Ahmet Akgündüz - Bilinmeyen Osmanlı

Ahmet Akgündüz _ Bilinmeyen Osmanlı Prof. Dr. Ahmed Akgündüz Doç. Dr. Said Öztürk 700. YILINDA BİLİNMEYEN OSMANLI İSTANBUL - 1999 OSMANLI ARAŞTIRMALARI VAKFI Zeynep Sultan Camii Sok. No: 29 34410 - Eminönü/İstanbul Tel: (0212) 513 40 33 (Pbx) & Faks: 511 34 78 E-mail: osavKaihlas.net.tr Ön Kapak Sultan II. Ahmed'in Tuğrası Ahmed bin İbrahim Hân el-muzaffer dâima Ön Kapağın Üstündeki Logo: Sağda Osmanlı Arması ve solda Osmanlı Bayrağı. Arka Kapak Osmanlı Arması Tuğra: El-Gâzî Abdülhamid bin Abdülmecid Hân el-muzaffer dâima; Tuğra Altı Yazısı: El-Müstenidü bi tevfîkat'ir-Rabbâniyye Melik'üd-Devlet'il-Osmâniyye; Sağdaki Kırmızı Bayrak: Osmanlı Bayrağı; Soldaki Yeşil Üç Hilalli Bayrak: Hilâfet Sancağı; Terazideki Kitaplar: Üstte Kur'an-ı Kerim; altta Kanunnâmeler. © 1999, Osmanlı Araştırmaları Vakfı Bütün hakları mahfuzdur. AĞUSTOS 1999 - İSTANBUL ISBN 975-7268-28-3 NEDEN "BİLİNMEYEN OSMANLI"? Bilindiği gibi, 1999 yılı, 600 küsur sene Müslüman Türk Devleti olarak üç kıtada hâkimiyetini sürdüren Osmanlı Devleti'nin 700. kuruluş yıldönümüdür. Osmanlı Devleti'nin kuruluş yıldönümü münasebetiyle, şu anda 35 küsur devletin eski mirası olan Osmanlı Devleti ile alakalı lehte ve aleyhte çeşitli etkinliklerin düzenlenmesi kaçınılmazdır. Amerika Birleşik Devletlerinde misafir Profesör olarak bulunduğum 1997-1998 ders yılında, başta Princeton Üniversitesi olmak üzere, Amerikan bilim kuruluşlarının da bu kutlamalara etkin olarak katılmayı düşündüklerini müşahede ettim. Paris'teki meşhur mağazaların Osmanlı Katı döşediklerini ise basından öğreniyoruz. Bu arada 700. yıldönümü münasebetiyle, ülkemizin iç ve dış düşmanlarının da, başta Ermeniler olmak üzere, bu vesileyle tarihî iftiralarını tekrarlamak üzere çeşitli platformlar oluşturacağı da, kulağımıza gelen duyumlar arasındadır. Bir çeşit Osmanlı ile Cumhuriyetin buluşması yani milli buluşma olması gereken bu yıldönümünde, vatanını, milletini, devletini ve milli tarihini seven herkesin, bu kutlamaların milli buluşma haline gelmesi için elinden gelen gayreti göstermesi gerektiği kanaatindeyiz. Sağı ile solu ile her kesim kabul etmektedir ki, millet olarak bizim üç büyük düşmanımız vardır: cehalet, ihtilaf ve fakirlik. İşte Osmanlı ile Cumhuriyet'in buluşmasını engelleyen en büyük maniin milli düşmanımız olan cehalet yani doğru tarihi bilmemek olduğu kanaatindeyiz. Her gittiğimiz toplantı ve uğradığımız mecliste, bakkalından da ilim adamından da bize yöneltilen sorulardan ve bizim de verdiğimiz cevaplar faslından sonra, mutlaka ortaya çıkan bir rica ve istek var: Acaba Osmanlı Devleti ile alakalı çokça sorulan ve Türk vatandaşıyım diyen herkesin mutlaka bilmesi gereken soruların cevaplarını ihtiva eden bir el kitabı hazırlayamaz mısınız? Maalesef toplumumuz az okuyan bir toplum. Mevcut eserler, ya toplumun çoğu kesimlerinin anlayamayacağı kadar bilimsel ve ağır ya da sorulara cevap veremeyecek kadar doğrulardan mahrum. Bu, milli bir görevdir. İşte bu arzuyu dile getirenlerden biri de, haseneleri ve seyyieleri ile ahirete intikal eden rahmetli Adnan Kahvecidir. Maliye Bakanı olduğu ilk günlerde beni Ankara'ya çağırmış ve şu tesbitleri bir istirham mahiyetinde yapmıştı: "Muhterem Hocam! Eğitim hayatımda Osmanlı Devleti ile ilgili doğru bilgileri öğrenememiş ve aleyhte öğrendiğim bilgilerin yanlışlığını ve tarihimizi toptan inkârın zararlarını ancak Ameri-ka'daki tahsil hayatımda anlamıştım. Bizim Osmanlı'yı batıran kurum diye gördüğümüz 'iltizam' usulünü Amerika'nın vergi

toplamada kullanmak istediği modern bir iktisat teorisi olarak mastır derslerimde görünce şaşırdım ve tekrar Osmanlı'yı incelemeye başladım. İlk işim sizin Osmanlı Kanunnâmeleri adlı eserin 1. Cildini okumak oldu. Ancak bu tür eserleri herkesin okuması mümkün değil. Keşke Osmanlı devleti ile ilgili önemli soruları, bu eserlerinizin özeti olmak üzere 500 sayfa halinde özetleseniz ve adını da "BİLİNMEYEN OSMANLI" koysanız, ben de en az 500.000 adet bastırıp bütün meraklı insanlara dağıtsam.". SORULAR NASIL TESBİT EDİLDİ? Böyle bir eserin telif edilmesine vesile olan sorular, 1983 yılından beri yürüttüğüwe müz ilmî araştırmalar ve Anadolu'nun muhtelif bölgelerinde verdiğimiz yüzlerce konfekor ranslar neticesinde ortaya çıktı. Soru bankamızda yaklaşık, okuyuculardan ve dinleyiciesraml lerden yazılı olarak bize tevcih edilen 5000 soru birikti. Bunları tasnife tabi tuttuk. Me-sela 503 soruyla harem konusu sorulan konuların başında geliyordu. Başta Yıldırım Bayezid olmak üzere, Osmanlı Padişahlarının içki içip içmemeleri, 276 soruyla ikinci sıradaydı. Bunları, kardeş katli, Osmanlı Oevleti'nde hak ve hürriyetler, Padişahların hac meselesi, Sultân Vahidüddin'in vatan hâini olup olmadığı gibi sorular takip ediyordu. Tabii ki, bu alanda yapılmış benzeri araştırmalar da bizim için ilham kaynağı oldu. Sonradan karşılaştığımız insanlar da bu isteği tekrarlayınca, 700. YIL MÜNASEBETİYLE 700 SORUDA BİLİNMEYEN OSMANLI kitabını hazırlamanın ve çok sayıda basarak bütün muhtaç ellere ulaştırmanın milli bir görev olduğunu düşündük. Ancak dostların ikazıyla bunun da fazla kabarık olacağı, ayrıca bu da yayınlansa dahi, bunlardan 300 sorunun hassasiyetle seçilerek "Bilinmeyen Osmanlı" el kitabının mutlaka neşredilmesi gerektiği kanaatine vardık. Yıllar önce böyle bir eseri telife Ahmed Akgündüz olarak başladım. Ancak bu projenin çok yönlü olduğunu görünce, değerli meslektaşım İktisat Tarihçisi Doç. Dr. Said Öztürk'ün de, birikimiyle birlikte, özellikle Dördüncü Bölümdeki Osmanlı İktisadı konularını kaleme alarak bu projeye katılmasını arzu ettim. Meslektaşımın Osmanlı iktisad tarihi ile ilgili katkıları; eserin 3.1,0 daha mükemmel olması için kaynaklara müracaat etme ve yazılanları gözden geçirme gibi yardımları, böyle bir eserin iki imza tarafından yayınlanması imkânını doğurdu. ••.:.. it ÜuıciM* ESERDE TAKIP EDİLEN GENEL PRENSİPLER Önemle ifade edelim ki, bu eser kronolojik anlamda bir tarih eseri değildir. Mutlak manada bir tarih felsefesi kitabı da değildir. Doğrudan doğruya bir fikir tarihi eseri de değildir. Hukukî değerlendirmeler her satırında bulunsa bile, bu kitap bir Osmanlı Hukuk Tarihi de değildir. Bu eser, tarih, hukuk, kültür, medeniyet ve iktisat tarihi gibi çeşitli alanlarda, Osmanlı Tarihi ve Devleti ile alakalı olarak sorulan veya bazı kesimler tarafından kasden ortaya atılan soruların cevapları olan bir el kitabıdır. Bu eser; bir Osmanlı tarihçisinin müstağni kalamayacağı kadar ele aldığı bazı konuları derinlemesine irdelemekten geri kalmamıştır; bir İslâm Hukukçusunun merak edebileceği kadar hukukun bazı uygulamalarına ayrıntılı olarak girmiştir; bir esnafın ilgi duyacağı kadar ilginç sorulara cevaplar aramıştır; bir öğrencinin okuyacağı kadar anlaşılabilecek bir dille kaleme alınmıştır; bir tarih hocasının el kitabı olarak kullanabileceği kadar öğrencilerinin merak ettiği ve kendisine sorduğu konulan tartışmaktadır; kısaca, her Müslüman Osmanlı torununun okumaktan uzak kalamayacağı kadar doğru tarihi anlatmaya çalışmıştır ve nihayet Osmanlı tarihine ilgi duyan yerli ve yabancıları celb edecek kadar bakir mevzuları konu edinmiştir. Eserde, bazılarının belki de fazlalık kabul edebileceği Osmanlı Padişahlarının hayat hikâyelerine de girdik; ancak bu, hem diğer soruların anlaşılabilmesi için zaruri idi ve hem de anlatış tarzı konuyu bilenleri dahi cezb dBİLİNMEYEN OSMANLI

edecek kadar farklı oldu. Niyetimiz, tarihin tashih edilmesidir. Bu tashihi toplumun kahir ekseriyeti arzulamaktadır. İşte bu eser, mezkûr arzunun meyvesi olmuştur. Her eserin yazarı, kaleme aldığı kitapta vazgeçemeyeceği bazı prensipleri ortaya kor; üslubunu ve muhtevayı o prensiplere göre tanzim eder. Elbette ki, bizim de bu eseri kaleme alırken devamlı müracaat ettiğimiz vaz geçilmez düsturlarımız ve prensiplerimiz vardır. Okuyucuları hazırlamak açısından, bu prensiplerden bazılarını zikretmek istiyoruz: 1) Günümüzde, Osmanlı Devleti'ne cephe alan belli mihraklar ve karanlık güçler, üç kol halinde, en uzun ömürlü İslâm Devleti olan Osmanlı Devleti'ne hücum etmektedirler: Birinci kol, İslâm'a düşmanlıklarını açıktan ortaya koyamayan ve bunu Osmanlı düşmanlığı adı altında yürüten din ve tarih düşmanlarıdır. Bunlar, kusurlarıyla birlikte, İslâm'ı hayatın bütün safhalarında yaşayan ve yaşatmaya çalışan Osmanlı Devleti'ni tenkid etmekle, açıktan yapamadıkları İslâm düşmanlığını böylece yapmış oluyorlar. İkinci kol ise, altı yüz sene, İslâm'ı neşretme hizmetindeki Osmanlı Devleti'ne ayak bağı olmuş, İslâm'ı kendi safiyetinden çıkarmaya çalışmış bir devletin fikir propagandalarına kanan ve tarihimizi tam bilmeyen bazı saf Müslümanlardır. Üçüncü kol ise, Osmanlı Devleti'nin bütün Müslümanları kucaklayan ümmet ve Osmanlı Milleti anlayışına karşı çıkan ve yanlış olarak Osmanlı Devleti'ni Türk düşmanı gibi göstermeye çalışan belli bir ekiptir. Özellikle Fâtih'in kapıkulu sistemini ve Sokullu gibi başka ırklara mensup Osmanlı devlet adamlarını acımasızca tenkit edenler bu grup içinde yer almaktadırlar. Her üç kolun da ellerinde koz olarak kullandıkları en önemli mevzulardan biri, Osmanlı padişahlarının ve Osmanlı Devleti'nin, İslâm dininin, içki yasağı ile alâkalı hükümlerini hiçe saymaları ve aşırı bir içki mübtelâsı olmaları şeklindeki iddiadır. Harem mevzuu da bu tür iddialarla bezenerek ve süslenerek vatandaşın önüne çıkarılmak istenmektedir. İşte bu Kitapta, zikredilen ekiplerin kasden ortaya attıkları iddialar teker teker aydınlığa kavuşturulacaktır. 2) Osmanlı Devleti, büyük bir devlettir. Osmanlı Tarihi konusunda kalem oynatmak da büyük bir iştir. Büyük işlerde sadece kusurları gören cerbeze ile hareket edenler, hem aldanır ve hem de aldatırlar. Cerbezenin şanı, bir kötülüğü sümbüllendirerek bütün güzelliklere galip getirmektir. Bir adamdan bir sene içinde meydana gelen pis kokuları bir anda meydana gelmiş gibi hayal ederek o adama bakarsanız, o adam nazarınızda çok çirkin hale düşer. İşte eğer cerbeze ile 600 yıllık zamanda 20 milyon km2'lik mekânda Osmanlı Tarihi içinde dağınık halde meydana gelen bütün kötülükleri toplar ve o siyah perde ile Osmanlıya bakarsanız, o zaman kapkaranlık bir tarihle karşılaşırsınız. Cerbeze, bütün çeşitleriyle garip şeylerin makinasıdır. Gerçekten de cerbezeli bir âşıkın nazarında bütün kâinat sevgiyle oynaşmakta ve gülüşmektedir; ama çocuğunun vefatıyla matem tutan bir ananın nazarında umum kâinat hüzün içinde ağlaşmaktadır. Halbuki ikisi de doğru değildir. Tarih, bir olaylar ve insanlar bahçesidir. Sizden biriniz, bir saatliğine gezinmek için bir bahçeye girseniz, noksanlardan beri olmak ancak cennet bahçelerinin özelliklerinden olduğundan ve her kemale bir noksan karıştırmak da bu dünyanın gereklerinden bulunduğundan, o bahçenin bazı köşelerinde pis ve murdar şeylere de rastlayabilirsiniz. Tabi'atı bozuk olanların, sadece o bahçedeki çürümüş ve kokuşmuş şeylere gözü takılır. Sanki o bahçede başka bir şey yok gibi, hayal ve vehminin de tahrikiyle bahçeyi kendi gözünde mezbeleye çevirir; midesi bulanı ve kusar. Halbuki akıl böyle bir bakışı tasvip BİLİNMEYEN OSMANLI edebilir mi? Güzel gören güzel düşünür; güzel düşünen güzel görür; güzel gören hayatından lezzet alır. İşte biz, girdiğimiz Osmanlı tarih bahçesinde sadece kirli ve murdar şeylere değil; açmış çiçeklere ve kokan güllere de bakacağız. Makam için fetva veren Turşucu-zâdelerin yanında Kanuni'ye karşı çekinmeden 'Padişah emriyle nâ-meşrû' olan nesne meşru' olmaz' diyerek haykıran Ebüssuud'dan; Torlak Kemal ve Mithat Paşaların yanında Molla Fenari'den ve Ahmed Cevdet Paşa'dan; devleti perişan eden Tal'at-Enver-Cemal üçlüsünün yanında Pîrî Mehmed Paşa ve Köprülü Mehmed Paşa'dan; körü körüne ilmî gelişmelere karşı gelen Kâdîzâde'lerin yanında Lagari Hasan Çelebi ve İsmail Gelenbevî'den de bahsedeceğiz. Biz tokadımızı Antranik

ile beraber Enver Paşa'ya ve Venizeios ile beraber Said Hâlim Paşa'ya vurmayacağız. Nazarımızda vuran da sefildir diyeceğiz. Kısaca tarihimizde görülen menfilikleri bir testi pis su olarak görüyoruz. Bir testi pis su bir denize dökülürse, denizi kirletmeyeceğine ve hatta kendisinin de temizleneceğine inanıyoruz. 3) Tarihe bakış açımız, 600 yıllık Osmanlı tarihinin iyiliklerini de kötülüklerini de görebilecek bir gözlükle olacaktır. Yoksa kötülük bulunmayan hiç bir tarih devri mevcut değildir. İyilik tarafı bulunmayan tarih devri de yoktur. Tarihe böyle bakanlar, kendileri yanıldıkları gibi, başkalarını da yanıltırlar. Allah etmesin, böyle bakış açısı olanlardan biri bin sene yaşayacak olsa, hayalindekine uymadığından Hz. Ömer'in idaresini bile tenkit edecektir. Bu hayalin neticesi olarak, yapıcı değil, yıkıcı bir nazarla tarihe bakacaktır. Unutmayacağız ki, tarih boyunca, iyilikleri kötülüklerine ve sevapları hatalarına ağır basanlar, her zaman mağfiret ve affa müstahaktırlar. Allah'ın haşirdeki adaleti de böyle hükmedecektir. Osmanlı Devletini teşkil eden fertler ma'sûm ve günahsız değillerdir. İçlerinde I. Murad, II. Murad, Fâtih, Yavuz ve II. Abdülhamid gibi "veliyyullah" mertebesinde fertler bulunduğu gibi, içki ve benzeri günahları irtikâb eden şahıslar da bulunabilir. Osmanlı Tarihi boyunca nazarî plânda İslâm'ın bütün düsturlarının kabul edilerek tatbik edildiği bir vâkı'adır. Ancak tatbikatta bu esaslara muhalefet edenlerin bulunduğu da bir vâkı'adır. Her ikisini de inkâr etmek mümkün değildir. Her şeyde olduğu gibi, Osmanlı Devleti'nin iyilikleri de vardır, hataları da vardır. Ancak 600 sene boyunca hasenatının seyyiâtına ağır bastığı içindir ki, kader-i İlâhi bu uzun süre içinde İslâm'ın bayraktarlığı unvanını onlara ihsan etmiştir. Seyyiâtı hasenatına ağır basınca da, bu şerefli unvan yine kaderin hükmiyle ellerinden alınmıştır. En kötü zamanlarında bile, değil içki gibi İslâm'ın açık bir hükmüne muhalefet, içtihadî meselelerde dahi şer'î hükümlere ri'âyet etmek için elden gelen gayreti gösterdiklerini, sayıları milyonları bulan arşiv belgeleri isbat etmektedir. Nitekim bir hatt-ı hümâyûnda Osmanlı sultanı şer'-i şerife bağlılığını şöyle açıklıyor: "cümlemizin başı şeri'at-ı mutahharaya bağlu oldığından kâffe-i eral ve harekâtımızı ana tatbik etmeğe sa'y eder isek, ol vakit ruhaniyât-ı peygamberi dahi hoşnud ve razı olarak Cenab-ı Hayr'un-nâsırîn Devlet-i Aliyyemiz'de fevz ü nusret ü tevfikât-ı samedaniyesine mazhar edeceğine kafa şüphe yokdur". 4) Elbette ki tarihe tenkit gözüyle de bakacağız. Ancak insanı tenkide sevk eden sebep ya tenkit ettiği şeye duyduğu nefret hissinin tatminidir; düşmanın ayıbını görerek tenkit etmek gibi. Yahut da tenkit ettiği kişiye karşı beslediği şefkatin tatminidir; dostun aybını görüp tenkit etmek gibi. İşte özellikle tarih alanında, doğru veya yanlış olması muhtemel olan aleyhteki bir konuda (Yıldırım'm intihar etmesi ve içki içmesi iddiBİLİNMEYEN OSMANLI alan gibi), iddiayı kabule meyletmek nefretten ve reddetmek ise şefkattendir; ancak lehte olan bir konuda (Yıldırım'ın intihar ettiğini ve içki içtiğini reddetmek gibi) kabule meyletmek şefkatten ve reddetmek ise nefrettendir. Önemle ifade edelim ki, tenkide insanı sevk eden şey, sadece ve sadece hakka taraftarlık ve gerçeği ortaya çıkarmak arzusu olmalıdır. Asrımızda özellikle de Osmanlı Tarihi konusunda, en büyük hastalığımız, cerbeze ve gurura dayanan tenkittir. Gerçekten de tenkidi, insaf düsturu işletirse, gerçeği ortaya çıkarır, berraklaştırır; ama gurur ve cerbeze kullanırsa, tarihi tahrip eder ve parçalar. Mesela son zamanlarda piyasaya çıkan Osmanlı Tarihi ile ilgili bazı eserler, bu manada tarihi tahrip vazifesini yapmaktadır. Biz ise, tarihi tahrip etmeyi değil, tashih ve tamir etmeyi amaçlıyoruz. Biz, ecdadımıza dostuz; onun için nefret duygusuyla değil; şefkat duygusuyla, ama hakkın ortaya çıkması için tenkit edeceğiz. 5) Son 100 yıldır Türkiye'deki yayın organlarının çoğunluğu, her devirde farklı kelimeler üreterek, Avrupa'nın güzelliklerini bizim kötülüklerimizle ve asırların birikimi olan medeniyetin güzel meyvelerini tarihimizdeki bazı şahısların kötü halleriyle mukayese ederek, cerbeze ile tarihimizi çirkin göstermektedir. Hıristiyanlığın malı olmayan medeniyeti tamamen ona mal ederek ve İslâmiyetin düşmanı olan geri kalmayı İslâm'a dost göstererek feleği ters

çevirmeye çalışmaktadır. İşte biz bu eserle, bu yanlış kıyasları düzeltmeye çalışacağız. Halbuki tarihle günümüzü mukayese ederken, birbirine benzeyen şeyleri kıyaslayıp kıyaslamadığımıza dikkat edeceğiz. Çünkü ancak birbirine benzeyenler mukayeseye girerler. Mesela Osmanlı'daki saltanatı, ancak Ortaçağ Avru-pa'sındaki Krallık ile mukayese edebilirsiniz; Osmanlı hukuk sistemini, ancak siyahlara ayrı ve beyazlara ayrı kanunları tatbik eden Avrupa kanunları ile kıyaslayabilirsiniz; Osmanlı Haremini ancak beraber olduğu yüzlerce kadınların heykellerini saraylarının duvarlarına diktiren Avusturya krallarının hayatıyla kıyaslarsanız, o zaman doğru sonuçlara varabilirsiniz. Eğer Avrupa'ya çok şiddetli bir bağlılık ve kendi milletinin tarihine ise derin bir nefret duygusuyla, Avrupa'nın nâ-meşru veledi gibi davranırsanız, o zaman, tahrip fikri ve aldatıcı cerbeze ile, geçmişine isyan eden bir hicivci; ecdadına iftira eden bir müfteri ve kendi milletinin haysiyetini yerle bir eden hayırsız bir evlat olursunuz. Artık böyle davranan kalemlerde, gurur ve benliğin de etkisiyle, milletine karşı dinen ve aklen mükellef olduğu şefkat hissi yerine tahkir duygusu; sevgi yerine nefret; benimsemek yerine hafife almak; saygı yerine geçmişini cahil göstermek; merhamet yerine böbürlenmek ve nihayet hamiyet yerine asılsızlık ve soysuzluk alâmetleri görülmeye başlar. Maalesef her gün misâllerini basında görmek mümkün olan bu tip kalemler, Paris'te gayr-ı meşru eğlence aleminde çıplak bir kadının giydiği elbiseyi överler; tarihe altın sayfalar yazdırmış olan muhterem bir hocanın veya kâdî'nin elbisesini yererler. Önemle ifade edelim ki, tarihine ve dinine taraftarlık içinde olanlara mutaassıp tabiriyle hücum eden bu çeşit Avrupa kâselisleri, kendi mesleklerinde, en az tenkit ettikleri dindar ve vatanperver kalemlerin yüz katı kadar mutaassıptırlar. Bunların Shakespeare'i överken yaptıkları aşırılıkları, tarihini ve dinini seven insanlar Abdülkadir-i Geylani veya Fâtih Sultân Mehmed hakkında yapsalar, herhalde bu çeşit kalemler tarafından tekfir bile edilirler. İşte bu kitabı kaleme alırken, son zamanlarda aşırı derecede artan bu tarih yobazlığını da nazara alacağız ve onlar gibi davranmamaya çalışacağız. 8 BİLİNMEYEN OSMANLI Kitabımız Dört Bölümden teşekkül edecektir. Birinci Bölümde, Osmanlı Devleti'nin Siyasi Tarihi ile ilgili önemli sorulara ve cevaplarına yer vereceğiz. Ancak her Padişah ile ilgili, çokça sorulan soruları, hukuk veya iktisadı ilgilendirse dahi, bu kısımda cevaplandıracağız. Mesela, Fâtih'i anlatırken Kanunnâmesinde yer alan kardeş katlini ve Yavuz'u anlatırken ona isnad edilen Kürt Katliamı iddiasını cevaplandırmadan geçmeyeceğiz. İkinci Bölümde, Osmanlı Devleti'nde Sosyal Hayat ve Haremle ilgili soruları cevaplandıracağız. Üçüncü Bölümde, Osmanlı Hukuk Sistemi ve Devlet Teşkilâtı ile alakalı meseleleri inceleyeceğiz. Son ve Dördüncü Bölümde ise, Osmanlı İktisadı ve Mali Hukuku ile ilgili bazı soruların cevaplarını zikr edeceğiz. Maalesef, bu dört alanda da, bize ulaşan sorulara, yerimizin darlığı sebebiyle, istediğimiz gibi yer veremedik. Ancak bir şey tamamen elde edilemezse, tamamen de terk edilmemeli dedik ve bu kadarla yetinmek mecburiyetinde kaldık. Allah ömür verirse, bütün sorulan kapsayacak bir eseri, 700 Soruda Bilinmeyen Osmanlı adı altında ve iki cilt halinde resimler ve belgelerle birlikte yayınlamak istiyoruz. Yeniden gözden geçirdiğimiz bu yeni baskıda, birinci baskının bazı maddi hatalarını ve imlâ hatalarını tesbit ettik ve tashih eyledik. Bütün titizliğimize rağmen, hatalardan kurtulamadığımızı gördük. Ancak okuyuculardan gelen yapıcı tenkitler de, bizim için şevk ve aşk kaynağı oldu. Bunlardan özellikle şu tenkitleri zikretmekte yarar vardır: 1) Padişahların kendi cariyeleriyle evlilikleri, nikâh akdinin sonuçlarını doğurmadığından, dört kadınla evlenme sınırına da mani teşkil etmeyeceğine dair olan tavzîhî tenkit bizim için birinci derecede önem arz etmektedir. Ancak hür kadın üzerine cariye evlenilmesini. Maliki hukukçular caiz görmektedirler. 2) Yavuz'un küpesinin Şii mezhebindeki insanlarla ülfet olsun diye takılmış olması görüşü biraz zorlamalı bir yorum gibi geliyor bizlere. 3) Maalesef Gazi Osman Paşa'yı esir yerine şehid diye zikretmemiz mutlaka tashih edilmesi gereken bir maddi hata. Binbaşı Çerkez Hasan ile alakalı hata da buna benzemektedir. 4) II. Süleyman'ın babası olarak I. İbrahim yerine I. Ahmed'in zikredilmesi de önemli bir maddi hatadır. Bunun dışındaki hatalar, imlâ hataları olmaktan öteye

gitmiyorlar. Bunları da mümkün mertebe tashih eyledik. Böylesine konu yoğunluğu bulunan 528 sayfalık bir eserde, bu tür hatalar ister istemez oluyor. Okuyuculardan gelecek yeni tenkitleri nazara alarak bu tür hataları tashih etmeye hazır olduğumuzu hemen ilan edelim. Eserin sağcısıyla solcusuyla, dindarı ile dindar olmayanı ile, siyasetçisi ile memuru ile, öğrencisi ile öğretim üyesi ile, Cumhuriyet ile Osmanlı'nın aynı milletin eserleri olmaları noktasında bir köprü vazifesi gördüğü yolunda, herkesim tarafından tasvip edilmesi, bu gayeyi birinci hedef kabul eden müellifleri memnun etmiştir. Ayrıca Osmanlı Devletinde insanlar yakıldı mı? Osmanlı sadrazamları hep öldürüldü mü? gibi güncel konuların da mutlaka bu eserde yer alması gerektiği konusunda ittifak hasıl olmuştur. İnşâallah gelecek baskılarda bunu da yapacağız. Bu eseri okuyuculara sunarken, eserin bu hale gelmesine vesile olan insanlara teşekkür etmeyi vazife addediyoruz. Bunların başında eseri okuyarak kıymetli fikirlerini beyan eden Eşim Saime Belkıs Akgündüz Hanımefendiye; oğlum Emrullah Akgündüz'e; değerli büyüğüm Vahdet Yılmaz Ağabeye; değerli kardeşim Mustafa Karaman Bey'e; teknik meselelerde bize yardım eden Osmanlı Araştırmaları Vakfı Müdürü Mehmed Emin Şahin Bey'e; maddi desteklerini esirgemeyen herkese ve Vakfımızın Mütevelli Heyetine teşekkür ediyor; muvaffakiyet Allah'dan olduğuna gönülden inanıyoruz. 15.08.1999 Prof. Dr. Ahmed AKGÜNDÜZ NEDEN" SORULARI ESERDE Tl İÇİNDEK I I- OSMANÜ B-SULTAN M İÇİNDEKİLER NEDEN "BİLİNMEYEN OSMANLI"?................................................................3 SORULAR NASIL TESBİT EDİLDİ?.................................................................4 ESERDE TAKİP EDİLEN GENEL PRENSİPLER..................................................4 İÇİNDEKİLER..................................................................... ...........................9 BİRİNCİ BÖLÜM OSMANLI DEVLETİ'NİN SİYASİ TARİHİ I- OSMANLI DEVLETİ'NİN KURULUŞU VE OSMAN BEY DEVRİ......................23 1. Osmanlı Devleti, Bizans'ın bir kopyası mıdır? Bizans devlet müesseselerinin Osmanlı devlet müesseselerine etkisi var mıdır?.......................................................................... .............23 2. Osmanlı Devleti'nde savaş esas mıdır? Bu devlet harp ile mi gelişmiştir? Böyle bir anlayış İslâm'ın manasına uygun mudur? Osmanlı fetih politikasının hukukî esasları nelerdir?.............26 3. 1999 yılı neden Osmanlı Devleti'nin 700. Yıldönümüdür? Osmanlı Devleti'nin 1299 yılında kurulduğu kesin midir?.......................................................................... ..........................28 4. Osmanlıların şeceresi (soy ağacı) ile ilgili kısaca bilgi verebilir misiniz? Osmanlı'ların Türk olmadıkları söylentileri ve Ertuğrul Gâzî'nin babasının Süleyman Şah mı yoksa Gündüz Alp mi olduğuna dair görüş ayrılıkları konusunda neler biliyoruz?....................................................29 5. Osmanlılar, 400 atlı diye ifade edilen küçük bir aşiret olmalarına rağmen, Koca Bizans'a karşı, Karamanoğulları ve Germiyanoğullan gibi büyük Anadolu beylikleri varken nasıl karşı koyup cihan devleti haline geldiler? Aşiretten cihan devletinin çıkmasını ne ile izah edebiliriz?............31

6. Osmanlıların kuruluş ve gelişmesinde, özellikle VVittek'in üzerinde durduğu maneviyât erenlerinin yani Gâziyân-ı Rum, Âhiyân-ı Rum, Bâcıyân-ı Rum ve Abdalân-ı Rum'un etkilen hakkında neler biliyoruz?...................................................................... ...........................34 7. Osman Bey hakkında özet bilgi verir misiniz? Kaç hanımı, kaç çocuğu vardı ve zamanında mevcut olan büyük âlimler kimlerdi? Osmanlı topraklan onun zamanında ne kadar büyüdü?.....36 8. Osmanlı Devleti'nde ilk kardeş katli olayının Osman Bey'in amcası Dündar'ı öldürmesiyle başladığı söylenmektedir. Özellikle bu olayı açıklar mısınız?..................................................37 9. Osmanlı Devleti'nin manevî kurucularından olan ve kızını Osman Bey ile evlendiren Şeyh Edebalı kimdir?......................................................................... .................................................38 II-ORHAN BEY ZAMANI.......................................................................... ....39 ;¦¦. 10. Sultân Orhan'ı kısaca anlatır mısınız? Çocukları, hanımları ve onun zamanında Osmanlı Devleti'nin genişleme boyutları, hem toprak ve hem de devlet teşkilâtı açısından durumu .». hakkında kısa bilgiler verir misiniz?........................................................................ ...........39 11. Sultân Orhan, neden Osmanlı Devleti'nin gerçek kurucusu olarak kabul edilmektedir? Başta ilk Osmanlı akçesinin bastırılması olmak üzere, imza attığı ilklerden bazıları nelerdir?..................41 III- SULTÂN MURÂD HÜDÂVENDİGÂR DEVRİ..............................................42 ¦'•'¦¦' 12. Sultân I. Murâd'ı, çocuklarını, hanımlarını ve zamanında Osmanlı Devleti'nin genişleme alanlarını kısaca açıklar mısınız?........................................................................ ................42 "'"• 13. Devşirme sistemi nedir? Hıristiyan ailelerin çocukları zorla ve zulümle mi alınmıştır?................44 10 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 14. Pençik Oğlanları ne demektir? Osmanlı Devleti, Acemi Ocaklarında kimleri ne hakla toplamıştır? Kanunla mı yoksa keyfî mi yapmıştır?..............................................................44 15. Devşirme Usûlü nereden ve neden çıkmıştır? Çocuklar zorla mı annelerinden alınmıştır?...........45 16. Devşirme usulü nasıldı? Acemi Oğlanları nasıl yetiştiriliyordu ve bu düzen nasıl bozuldu?..........46 17. Yeniçerileri, bunların Ağalarını Ve Merkezdeki Askerî Teşkilâtı yani Kapı Kulu Ocaklarını kısaca özetler misiniz? İslâm Hukuku açısından bunların izahını nasıl yaparsınız?..............................48 18. Hacı Bektaş-ı Veli kimdir ve Bektaşilik nedir?......................................................................50 19. Yeniçeri teşkilâtına neden Tâife-i Bektaşiye ve ağalarına da neden Ağayân-ı Bektaşiyân denilmiştir? Osmanlı yeniçeri teşkilâtı Bektaşi midir?...........................................................51 20. Osmanlı Devleti'nin Yavuz'a kadarki kuruluş yıllarında Bektaşi ve Alevî geleneğine bağlı olduğu, Abdalân-ı Rum'un Bektaşi Babaları ve Alevî Dedelerinden ibaret bulunduğu iddia edilmektedir. Bu iddianın aslı var

mıdır?.......................................................................... ......................53 IV-YILDIRIM BÂYEZİD DEVRİ....................................................................55 21. Osmanlı Padişahları arasında hakkında en çok dedikodu bulunan Yıldırım Bâyezid'in şahsiyeti, çocukları, döneminde Osmanlı Devleti'nin durumu ile ilgili kısa bilgiler verir misiniz?................55 22. Osmanlı Padişahlarından içkiye mübtelâ olanlar bulunduğu ve hatta Saray'da gayr-i meşru eğlence sofraları düzenledikleri söylenmektedir. Bunlar hakkında ne dersiniz?........................57 23. Yıldırım Bâyezid'in içki içtiği ve bu yüzden Molla Fenari tarafından şahitliğinin reddedildiği söylenmektedir. Bütün bu iddialar doğru mudur?................................................................59 24. Yıldırım Bâyezid'in intihar ettiği söylenmektedir. Halbuki intihar dinimizde haram değil midir? ...60 V-FETRET DEVRİ........................................................................... .............62 25. Fetret Devri ne demektir?....................................................................... ..........................62 26. Süleyman Çelebi kimdir (Emir Süleyman = I. Süleyman)?....................................................62 27. Sultân Musa Çelebi kimdir?......................................................................... ......................63 28. I. Mehmed Çelebi kimdir ve neden Osmanlı Devleti'nin ikinci kurucusu kabul edilmektedir?.......63 29. Şeyh Bedreddin kimdir? Bir alevî şeyhi mi yoksa ilk komünist midir? İslâm'a aykırı görüşleri bulunan Varidat adlı eserin müellifi olduğu doğru mudur?....................................................65 VI- SULTÂN II. MURÂD DEVRİ....................................................................68 30. Fâtih'in babası Sultân II. Murâd kimdir? Çocukları ve meşhur devlet adamları kimlerdir?..........68 31. Sultân Murâd'ın kendisi sağ iken iki defa oğlunu tahta geçirmesinin sebebi nedir? Bir kısım çevrelerin iddia ettiği gibi Manisa'ya eğlenceye mi çekilmiştir? Hacı Bayram-ı Veli'yi sorgulamak için huzuruna çağırdığı ve sorguladığı iddiası doğru mudur?................................69 32. II. Murâd'ın Türkçe'ye ve Türk kültürüne de büyük hizmetleri olduğu söylenmektedir. Bu doğru mudur?.......................................................................... ................................................70 VII- OSMANLI DEVLETİ'NİN YÜKSELİŞİ VE FÂTİH SULTÂN MEHMED DEVRİ71 33. Osmanlı Devleti'nin yükseliş sebeplen nelerdir?...................................................................71 34. Fâtih Sultân Mehmed'i bize kısaca tanıtır mısınız? Çocuklarını ve onun zamanında Osmanlı Devleti'nin ulaştığı sınırları özetler misiniz?........................................................................ .75 35. Fâtih Kanunnâmesi'nin sahte olduğu ve düşmanları tarafından ona isnad edildiği söylenmektedir. Bu iddia doğru mudur?.......................................................................... ...76 36. Osmanlı Devleti'nde kardeş katli, bazı tarihçiler tarafından vahşet ve saltanat uğruna insan katliamı olarak anlatılmaktadır. Kardeş Katli meselesinin Kanunnâmedeki dayanağı olan madde nasıldır?....................................................................... .......................................80 37. Kardeş katli meselesinin şerl dayanağı var mıdır?...............................................................80

38. Bir kısım tarihçiler, bu uygulamaların devlet siyâseti açısından haklı yönleri bulunduğunu iddia etmektedirler. Bu ne demektir?....................................................................... .................84 39. Kardeş katli ile ilgili kanun hükmü şer'-i şerife uygun olsa bile tatbikat, nazariyata uygun ;,-, yürümüş müdür?.......................................................................... ..................................85 40. Fâtih Sultân Mehmed'in kardeşi Ahmed'i katlettiği ı 41. Sultân Fâtih'in kendi kanı kaldırdığı ve İslâm'a aykırı 42. Fâtih Sultân Mehmed'in Hı iddialar doğru mudur?..,. 43. Fâtih Sultân Mehmed'in aı yazarlarca söylenmektedir, 44. Fâtih Sultân Mehmed zehir, Bu doğru mu?................... 45. Fâtih başta olmak üzere resimlerini yaptırdıklar, astırdığını duyuyoru ilgili serî hükümlerle 46. Fâtih Sultân Mert Türk asıllı bir aile 47. Ulubatlı Hasan olayı | 48. İstanbul'un fethi ! var. Bu iddialar ti 49. Fâtih'in içki içtiği v«J neler söylenebilir?..., 50. İç oğlan kavramı kul edilmektedir. Hattsj sürülmektedir. Bazı I meselenin aslı ve e 51. O zaman, Osmanlı C 52. Fâtih Sultân Mehrr üzere, Hıristiyanlara j İstanbul'u yakıp yıkl 53. Fâtih Sultân Mehmed* 54. Bazı yazarların i Kanunnâmelerde vj tabirleri nasıl a 55. Osmanlı Padlj! mudur?................i 56. Hür kadınlar yaşamalarının Jtrt 1 57. İstifrâş Hakkı veylj 58. Fâtih döneminde» İ Cariyelerle ali» ( Osmanlı Sarayın») 59. Fâtih devrinden I aristokrat t aleyhinde temizlediği 60. Fâtih : babasının bu« 61. Dünyanın i söylenmek! yürütülmujtur?"» vni- n. 62. Sultân II. I Devleti* u 63. II. I iddianın «ti BİLİNMEYEN OSMANLI 11 40. Fâtih Sultân Mehmed'in kendi Kanunnâmesinin ilgili maddesini uygulayarak küçük yaştaki kardeşi Ahmed'i katlettiği söylenmektedir. Bunu nasıl izah ediyorsunuz?................................88 41. Sultân Fâtih'in kendi kanunnamelerini hazırlatarak, özellikle İslâm ceza hukuku hükümlerini kaldırdığı ve İslâm'a aykırı kanunlar yaptığı söylenmektedir. Bu doğru mudur?.......................89 42. Fâtih Sultân Mehmed'in Hıristiyanlığa meylettiği ve Papa ile mektuplaştığı söylenmektedir. Bu iddialar doğru mudur?.......................................................................... ...........................90 43. Fâtih Sultân Mehmed'in annesi kimdir? Hıristiyan mıdır? Fâtih'e de Hıristiyanlığı aşıladığı bazı yazarlarca söylenmektedir. Meselenin esası nedir?..............................................................93 44. Fâtih Sultân Mehmed zehirlendi mi? Onu zehirleyen Yakub Paşa'nın Yahudi olduğu söyleniyor. Bu doğru mu?............................................................................. ....................................94 45. Fâtih başta olmak üzere bazı Osmanlı Padişahlarının yurt dışından ressamlar getirterek resimlerini yaptırdıklarını ve hatta II. Mahmûd'un kendi resimlerini devlet dairelerine .; astırdığını duyuyoruz. Bunlar doğru mudur? Eğer doğru ise, İslâm Hukukunda resim yasağı ile

ilgili şer'î hükümlerle nasıl bağdaştırırsınız?............................................................... .........95 46. Fâtih Sultân Mehmed'in Çandarlı Halil Paşa'yı idam ettirmesi doğru mudur ve sebebi nedir? Türk asıllı bir aileden gelmesi katlinde bir sebep olabilir mi?.................................................97 47. Ulubatlı Hasan olayı bir efsane midir?.......................................................................... .......98 48. İstanbul'un fethi sırasında gemilerin karadan yürütüldüğünün doğru olmadığını söyleyenler var. Bu iddialar hakkında kaynaklar ne söylemektedir?........................................................99 49. Fâtih'in içki içtiği ve bunu teşvik eder mahiyette şiirler yazdığı iddia edilmektedir. Bu konuda neler söylenebilir?................................................................... ......................................100 50. İç oğlan kavramı kullanılarak bazı Osmanlı Padişahlarının cinsî sapık ve oğlancı oldukları iddia edilmektedir. Hatta Fâtih Sultân Mehmed'in bile bu konuda namuslu davranmadığı ileri sürülmektedir. Bazı Rum tarihçilerinin de bu manada bir kısım isnadları bulunmaktadır. Bu meselenin aslı ve esası nedir?.......................................................................... ...............101 51. O zaman, Osmanlı Devlet teşkilatındaki iç oğlan müessesesini kısaca anlatır mısınız?.............104 52. Fâtih Sultân Mehmed'in İstanbul'u kılıç gücüyle aldığı, başta Ayasofya'yı camiye çevirme olmak üzere, Hıristiyanlara ait mabedleri yok ettiği, şehirde katliam yaptığı ve en önemlisi de İstanbul'u yakıp yıktığı söylenmektedir. Bunlar doğru mudur?............................................106 53. Fâtih Sultân Mehmed'in Hurûfîleri koruduğuna dair iddialar var. Bu iddiaların aslı nedir?.........108 54. Bazı yazarların iddia ettikleri gibi, Osmanlı Padişahları gerçekten Türk'e sövmüşler midir? Kanunnâmelerde veya bazı tarih kitaplarında yer alan "Etrâk-ı bî idrâk = İdraksiz Türkler" tabirleri nasıl açıklanabilir?.................................................................. ...........................109 55. Osmanlı Padişahları, Fâtih'den itibaren hep cariyelerle mi evlenmişlerdir? İstisnaları yok mudur?.......................................................................... ..............................................111 56. Hür kadınlar varken cariyelerle evlenmek dinen caiz midir? Ayrıca Cariyelerle nikâhsız yaşamalarının şer'î dayanağı nedir?.......................................................................... .......112 57. İstifrâş Hakkı veya teserrî denilen câriye ile yaşamanın hukukî statüsü ve sınırları nelerdir?.... 114 58. Fâtih döneminden itibaren Osmanlı Padişahları hür kadınlarla evlenmeyi neden terk etmiş ve Cariyelerle aile hayatı yaşamayı neden tercih etmişlerdir? Böylece Türk olmayan unsurlar Osmanlı Sarayına girme fırsatı elde ederek Türkler dışlanmamış mıdır?................................115 59. Fâtih devrinden itibaren Osmanlı devlet teşkilâtında "devşirme ve mühtediler partisi" ile "Türk aristokrat partisi" arasında tam bir mücadele yaşandığını; Fâtih'in daima Türk aristokrasisinin aleyhinde yetkilerini kullandığını ve dönme asıllı paşaların devletteki Türk unsurları temizlediğini ileri süren yazarlar var. Bu iddialar doğru mudur?..........................................116 60. Fâtih Sultân Mehmed'in bazı vakıfları iptal ettiği ve ancak oğlu II. Bâyezid Sultân olunca babasının bu tasarruflarını iptal yoluna gittiği söylenmektedir. Bunun aslı nedir?...................117 61. Dünyanın ilk tapu kanununun Osmanlı Devleti tarafından Fâtih zamanında hazırlandığı söylenmektedir. Bu iddia doğru mudur? Osmanlı Devleti'nde tapu-kadastro işlemleri nasıl

........122 12 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN 0 64........................... en önemli devlet adamları ve Osmanlı Devleti'nin onun zamanında ulaştığı sınırlar hakkında kısa bilgiler verebilir misiniz?.........................1 20 62.................................................................... 1492'de yıkılan Endülüs Emevi Devleti'ne Osmanlı Devleti neden sahip çıkmamıştır? Çıkmışsa neler yapmıştır?........................130 .. Bâyezid'in gençliğinde esrar ve benzeri keyif verici maddeleri kullandığı ve içki içtiği doğru mudur?.. İspanya ve Portekiz'deki Katolik devletler tarafından katliama ve sürgüne maruz bırakılan Yahudilerin Osmanlı topraklarına yerleşmeleri nasıl olmuştur?........................119 VIII.................... Bâyezid'in..... 137 75........................ Molla Lütfi kimdir? Osmanlı âlimlerinin akla önem verdiği için bu âlimi zındıklıkla suçlayarak idama mahkûm ettirdikleri doğru mudur?....... II.......II... oğlu Şeyh Haydar ve bunların halifelerinden olan Şah Kulu isyanlarını nasıl açıklarsınız? Bunların evlâd-ı Resul oldukları da iddia edilmektedir..129 70... ..... ............................................................ Sultân Cem olayının esası nedir?. Şah İsmail fitnesi nasıl başlamıştır?......................135 ..... .... Erdebil Şeyhleri'nin torunu bulunan Şeyh Cüneyd...... Yavuz'un müceddid olduğu söylenmektedir................................. II...... Halbuki ilk Alevî isyanını çıkartan ve Anadolu'yu Şiileştirmeye çalışanların bunlar oldukları söylenmektedir....................... BÂYEZİD DEVRİ................... II.................... 133 73................ Bâyezid döneminde......1 32 IX........128 69............ 71....................... ... Yavuz Sultân Selim'i kısaca bize tanıtabilir misiniz? Ailesi.............................. Osmanlı Hukukunda afyon.............................................120 63............. Yavuz Sultân Selim'in Alevî katliamı yaptığı söylenmektedir............125 67... Müceddid ne demektir ve bu iddia doğru mudur?.......123 65................ Bâyezid'in hâlim ve selim bir adam olduğu ve devleti idare edemediği söylenmektedir................................................138 ..............127 68............ ......................... meşhur devlet adamlarını ve onun zamanında Osmanlı Devleti'nin ulaştığı sınırları kısaca özetler misiniz?.........yürütülmüştür?...........................................................................................................133 72....................................... 74.... ilk Belediye Kanunları.... Yavuz'un Kürtleri katliama tabi tuttuğu ve hatta onlar hakkında ağza alınmayacak ifadelerle dolu olan bir dörtlüğü olduğu doğru mudur?................ Bâyezid kimdir? Çocuklarını................................ Bu kanunlardan bazı örnek maddeler zikrederek anlatabilir misiniz?... II....... Bu doğru mudur?.....125 66...... Gerçekten öyle midir?...................... oğlu Yavuz tarafından zehirlenerek öldürüldüğü iddia edilmektedir.........YAVUZ SULTÂN SELİM DEVRİ.......... Böyle bir iddianın aslı var mıdır?....... esrar ve kokain yasak mıdır? II.. Bâyezid döneminde dünyanın ilk Standartlar Kanunu...................... ilk Tüketiciyi Koruma Kanunları ve ilk Gıda Nizâmnâmeleri hazırlandığı söylenmektedir..... Sultân II.......

.............. .............................................144 79..............» XN-5 . Acaba içki caiz mi görülmektedir ki...148 X................... Kanuni döneminde düzenlenen Çingene Sancağı Kanunnâmesinde "gayr-i meşru iş yapan çingene kadınlarından kesim adı altında vergi alındığı" ifade edilmektedir....................................... i........ Kanunî Sultân Süleyman'a Kanunî denmesinin sebebi nedir? Bazı kimseler............................................ Bu iddianın aslı nedir?....... Kanuni Sultân Süleyman ve devrini kısaca anlatır mısınız?............................................................... * mi 95 II! I ( 96................... ........152 84............................ Bunlar doğru mudur?..148 82..... S İl 94.............................................................. Bu iddiaların aslı ve esası var mıdır?.........153 85.... Osmanlı Devleti'nin Doğuda kurduğu idare tarzı nasıldı ve bu iddialar doğru muydu?.... ........... Yavuz Sultân Selim'in sol kulağında küpe bulunan bir resmi mevcuttur............76................. S XIII......................... oğlu Şehzade Mustafa'yı.................... Yavuz'un Mısır'ı fethetmesinden itibaren halife unvanını kazanmışlar mıdır? Dinen bu mümkün müdür? Şayet mümkünse. .141 77.........................154 86....................................142 78.... Kanuni Sultân Süleyman'ın........... Bu doğru mudur?............... şer'-i şerifi terk ederek Avrupa'dan kanunlar almasından dolayı bu isimle yâd edildiğini söylemektedirler..146 80.... Osmanlı Padişahları.......155 •SULTANI İ90............. Kanuni zamanında ve diğer dönemlerde Osmanlı Devleti'nin resm-i hamr adıyla şaraptan vergi aldığını ve hatta bazan meyhane resminin de alındığını görüyoruz................... Hürrem Sultân'ın tahrikiyle haksız olarak öldürdüğü ve bunun Osmanlı Devleti'nin tarihinde kötü bir dönüm noktası olduğu söylenmektedir........ Yavuz'un pala bıyıklarının Hz......... Yavuz'un Şam ve Mısır'ı fethedeceğine dair bazı kitabelerden ve hatta Muhyiddin-i Arabî'ye ait bir Risaleden bahsedilmektedir............... Osmanlı Devleti'nin Arapları zorla hâkimiyeti altına aldığı ve onları sömürdüğü iddia edilmektedir................................... Yavuz Sultân Selim'in Doğuda bağımsız bazı küçük Kürt Devletlerine müsaade ettiği ve asırlarca bu devletlerin varlığını sürdürdüğü iddia edilmektedir.KANUNİ SULTÂN SÜLEYMAN DEVRİ...SMS ma i92.....................147 81.................................. Bu doğru mudur ve İslama göre nasıl izah olunabilir?.......... ............. El v 93.................... Bu meseleyi özetler misiniz?.................................. Peygamber'in sünnetine uymadığı söylenmektedir? Doğrusu nedir?.......148 83......................SUtfi tsnf »o............................. bu çeşit resimler alınmaktadır? Bazı kimselerin Kanuni'ye isnad ettiği içki 1 içtiği iddiası doğru mudur?... Osmanlı Padişahları halife unvanını kullanmışlar mıdır?...

......................................... ................................................................................. ..................178 ....... İslâm Hukuku açısından izah edilebilir mi?..SULTÂN I................. III...178 102....... Mehmed devrindeki belli başlı Celâli isyanlarını anlatır mısınız?................ MEHMED DEVRİ... Sarı Selim'in hayatının diğer Osmanlı Padişahları gibi istikametli olmadığı ve bu yüzden de Osmanlı Devleti'nin duraklama yıllarının bunun zamanında başladığı iddia edilmektedir... Murâd'ın aile hayatı aleyhinde çok şeyler duyuyor ve zamanında devleti kadınların " :idare ettiğini bazı eserlerden okuyoruz..167 94.SULTÂN III........................ Mimar Sinan'ın Ermeni olduğu söylenmektedir.................... şahsiyeti................. devrindeki olaylar ve önemli devlet ve ilim adamları hakkında kısaca bilgi verir misiniz?...................... SELİM DEVRİ (DURAKLAMA İŞARETLERİ BAŞLIYOR)........ Ahmed........... Bunlar doğru mudur?............ Sarı Selim diye de bilinen II................ Celâli isyanları hakkında özetle bilgi verebilir misiniz? Sizce bunların sebepleri nelerdir?...... ............ III.................. Piri Reis Neden Katledildi?.............................................. Dünyanın ilk Çevre Nizâmnâmesinin Kanuni zamanında hazırlandığı doğru mudur?.......... III............SULTÂN III......................SULTÂN II.....................161 90.......157 88............. Sultân III................................... aile hayatı ve zamanında Osmanlı Devleti'nin ulaştığı sınırlar hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz?..... Murâd'ın ve oğlu III................. ............... MURÂD DEVRİ................. Kuyucu Murâd Paşa kimdir? Neden Osmanlı tarihinde zulmün kötü misâli olarak gösterilmektedir?..............172 98... Cağaloğlu (Cigala-zâde) Sinan Paşa'nın dönme ve hâin olduğu ve Celâli isyanlarına onun sebep olduğu şeklinde iddialar var........ Mimar Sinan kimdir?................. III..........174 99..............................161 91...............176 101.........................172 97.................................... ..........171 XIII...... I........... Sokullu Mehmed Paşa kimdir? Devşirme olduğu ve Türk düşmanlığı yaptığı doğru mudur?...............175 100....................................164 92.159 89................169 ....... Mehmed............................................. AHMED DEVRİ....................... Bunlarda hakikat payı var mıdır?.............................. Murâd......................160 XI............164 93..... ..... ailesi ve zamanındaki önemli hadiseler hakkında kısaca bilgi verir misiniz?........xv................... Selim'le alakalı kısaca bilgi verir misiniz? Hanımları ve çocukları kimlerdir? Zamanındaki devlet büyükleri ve devletin ulaştığı sınırlar hakkında kısaca açıklama yapar mısınız?... 95............. Murad zamanında Astronom Takıyyuddin tarafından yapılan İstanbul Rasad-hânesi'nin Osmanlı Şeyhülislâmı Kâdî-zâde Şemseddin Ahmed Efendi tarafından yıktırıldıgı doğru mudur?169 ¦ 96................177 XIV...163 XII....................................... Sultân III..........san BİLİNMEYEN OSMANLI 13 87................... Mehmed'in ma'sum kardeşlerini öldürmeleri........ ... Bu doğru mudur?...................................

.... Hâile-i Osmaniye adı verilen Genç Osman olayını kısaca özetler misiniz?............................ IV... Mehmed.......................181 104... şahsiyeti..........180 XVI.................. Mehmed'in 7 yaşında halife unvanı ile bulunan padişahlığa getirilmesi İslâm Hukukuna göre caiz midir?................................184 14 BİLİNMEYEN OSMANLI 8İUNI 107.. Gerçekten deli midir?...........197 117.......... Murâd kimdir? Hakkında çok dedikodu yapılan bu Padişahla ilgili biraz ayrıntılı bilgi verebilir misiniz?........................ ailesi ve dönemindeki mühim olaylar hakkında bilgi verir misiniz?.SULTÂN IV.............187 108....................... MUSTAFA DEVRİ.....196 XIX....190 110..200 ....................................... İbrahim'e Deli İbrahim denmektedir......................... Sultân I...192 XVIII.................. Sultân IV. IV..... Mustafa'nın zamanını kısaca özetler misiniz? Tamamen akıl hastası olduğu doğru mudur?................................................................................... Konuyu özetler misiniz?... ...............XV.............193 113...................197 116.................................................195 115.............. Murad'ın şahsiyeti hakkında farklı dedikodular yayılmaktadır..........191 111........................ ............................ Murad devri Şeyhülislâmlarına da dil uzatılmaktadır............................ .........................182 XVII.......... Osmanlı Padişahları neden hacca gitmemişlerdir? Genç Osman'ın öldürülmesinde hacca gitmek istemesinin rolü var mıdır?...... .................. Füzenin kâşifi kabul edilen Lagarı veya Lagrî Hasan Çelebi'nin de idam edildiği veya Şeyhülislâm Yahya Efendi tarafından engellendiği söylenmektedir............ OSMAN (GENÇ OSMAN) DEVRİ... Murad'ın sefîh ve içkici olduğuna dair iddialar hakkında ne dersiniz?........180 103............SULTÂN I...... Murad'ın kendi döneminde uçma denemeleri yapan Hezarfen Ahmed Çelebi'yi idam ettirdiği söylenmektedir............................ Acaba ileri sürülen iddialar doğru ............................ şahsiyeti ve zamanındaki önemli olayları özetler misiniz?......SULTÂN II. Acaba doğru mudur?... mudur?........... Sultân I.............................................193 114..................................................192 112...................184 ¦c 106....... Sultân İbrahim devrinin tam zevk ü safa devri olduğu ve bunda da Telli Haseki başta olmak üzere Saray Kadınlarının rolü olduğu söylenmektedir................ IV..................... IV......189 109... İBRAHİM DEVRİ.............................................................. Bu da doğru mudur?............. IV....... ......181 ' 105..... İbrahim............... MEHMED DEVRİ...... ... IV...................OSMANLI DEVLETİNİN DURAKLAMAYA BAŞLAMASI VE SULTÂN IV............... Bunlar doğru mudur?..................... I....... Murad'ın cinsî sapık olduğuna dair iddialar hakkında ne dersiniz?.. IV....................... MURAD DEVRİ.....SULTÂN I...............

'• 118. II. Osman'dan itibaren Osmanlı idaresinde kadınlar saltanatının başladığı ve bunun başını da Kösem Sultân'ın çektiği söylenmektedir. Bu iddiaların aslı nedir?.........................................201 119. IV. Mehmed'in annesi Turhan Sultân'ın devleti tek başına idare ettiği söylenmektedir. Bu da doğru mudur?.......................................................................... ....................................202 120. 1683 Eylülünde meydana gelen Viyana Bozgununun sebepleri neler olabilir? Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın kabahati var mıdır?.......................................................................... .....203 XX- SULTÂN II. SÜLEYMAN DEVRİ............................................................204 121. II. Süleyman'ın şahsiyeti, ailesi ve zamanında Osmanlı Devleti'nin siyasi ve coğrafî durumu hakkında kısaca bilgi verir misiniz?........................................................................ ..........204 XXI- SULTÂN II. AHMED DEVRİ................................................................205 122. II. Ahmed, şahsiyeti, ailesi ve zamanında Osmanlı Devleti'nin maruz kaldığı önemli hadiseler hakkında kısaca bilgi verir misiniz?........................................................................ ..........205 XXII- SULTÂN II. MUSTAFA DEVRİ...........................................................206 123. Sultân II. Mustafa, ailesi ve zamanında Osmanlı Devleti'nin durumu hakkında özet bilgi verir misiniz?........................................................................ ...............................................206 XXIII- SULTÂN III. AHMED DEVRİ (LALE DEVRİ).....................................208 124. III. Ahmed, şahsiyeti, aile hayatı ve zamanındaki önemli olaylar hakkında kısa bilgiler verebilir misiniz?........................................................................ ...................................208 s 125. Baltacı Mehmed Paşa'nın Rus Çarının karısı Katerina ile gayr-i meşru hayat yaşayarak Osmanlı ordusunu sattığı ve böylece Prut Zaferi'nin Osmanlı Devleti'nin aleyhine geliştiği söylenmektedir. Bu olayın aslı nedir?.......................................................................... .....210 126. Matbaa neden Osmanlı Devleti'ne 1727 yılında yani Avrupa'dan 272 yıl sonra gelebilmiştir? Bu durum, Osmanlı Devleti'nin teknolojiye karşı gelmesi demek değil midir?........................212 127. Lale Devrinde yapılan eğlenceler nelerdir ve gayr-i meşru eğlenceler var mıdır?..................214 !28l*i XXIV- SütT/ 1» 1,1 inak XXV- SULTA 131.1 XXIX-SIS Ki »I m-1 TN ÎtİDüJ^ÜÜ OSMANU 15 128. Lale devrinde sadece keyif ve eğlence mi yapılmıştır? Fikir ve kültür hayatına yönelik bir şey yapılmamış mıdır?.......................................................................... ...............................216

129. Patrona Halil isyanının mahiyeti nedir ve neden çıkmıştır? Lale devri ile ilgisi var mıdır?........217 XXIV- SULTÂN I. MAHMUD DEVRİ.............................................................218 130. I. Mahmûd, şahsiyeti, ailesi ve zamanındaki mühim olaylar hakkında kısaca bilgi verir misiniz?........................................................................ ...............................................218 XXV- SULTÂN III. OSMAN DEVRİ..............................................................220 131. III. Sultân Osman kimdir? Ailesi ve devrindeki önemli olaylar hakkında kısaca bilgi verir misiniz?........................................................................ ...............................................220 XXVIOSMANLI DEVLETİNİN GERİLEMEYE BAŞLAMASI; SULTÂN III. MUSTAFA DEVRİ........................................................................... ......220 132. III. Mustafa, ailesi ve döneminde meydana gelen önemli olaylar hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz?........................................................................ ...................................220 XXVII- SULTÂN I. ABDÜLHAMİD DEVRİ....................................................222 133. I. Abdülhamid Hân, ailesi ve devrindeki olayları kısaca özetler misiniz?...............................222 134. Kaynarca Mu'âhedesi, neden Osmanlı Devleti açısından bu kadar aleyhte yorumlanmaktadır?224 XXVIII- SULTÂN III. SELİM DEVRİ...........................................................224 135. III. Selim, ailesi ve zamanında meydana gelen olaylar hakkında kısaca bilgi verir misiniz? ....224 136. III. Selim'le Başlayan yenilik hareketlerinin esası nedir?...................................................227 137. Osmanlı Devleti'nde III. Ahmed devrinden II. Mahmûd döneminde imzalanan Sened-i İttifak'a kadar (1703-1808) yaklaşık yüz yıl derebeyler ve a'yânların hâkim olduğu ve halka zulm ettikleri söylenmektedir. Bu doğru mudur?.......................................................................227 138. Nizâm-ı Cedid ne demektir? III. Selim bu yeni düzenle neyi gaye edinmiştir?......................229 139. Kabakçı İsyanı, bir irtica hareketi midir? III. Selim'in hal' edildiği İkinci Edirne Vak'asının asıl sebebi nedir?.......................................................................... ......................................231 140. Osmanlı Devleti'nde ortaya çıkan ve hâlâ devam eden Vehhâbî hareketinin aslı ve esası nedir? Nasıl siyasî bir harekete dönüşmüştür?..................................................................23 4 XXIX- SULTÂN IV. MUSTAFA DEVRİ..........................................................236 141. IV. Mustafa, şahsiyeti, ailesi ve zamanındaki önemli olaylar hakkında özet bilgi verir misiniz?236 XXX- SULTÂN II. MAHMUD DEVRİ (YENİLEŞME=TECEDDÜD VE AVRUPAYI TAKLİT DEVRİ).......................................................................... .........237 142. II. Mahmûd'un şahsiyeti, ailesi ve zamanındaki mühim olaylar hakkında kısa bilgiler verir misiniz?........................................................................ ...............................................237 143. II. Mahmûd zamanında a'yân ile devlet erkânı arasında imzalanan Sened-i İttifak ne demektir? Anayasa hukuku açısından değeri nedir?...........................................................240

144. II. Mahmûd devrinde yapılan köklü değişiklikler (1808-1839) nelerdir? Bakanlar Kurulu sistemi bu dönemde Avrupa'dan nasıl adapte edilmiştir?....................................................241 145. Fener Patriği Grigorios'un idam edilmesi ve cesedinin Patrikhanenin Orta Kapısına asılması olayının aslı nedir?.......................................................................... ..............................243 146. Yeniçeri ocağının lağvedilmesi olayına neden Vak'a-i Hayriye denmiştir?.............................244 16 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI XXXI- TANZİMÂT-I HAYRİYE VE SULTÂN I. ABDÜLMECİD DEVRİ..............245 147. I. Abdülmecid'in şahsiyeti, aile efradı ve zamanındaki mühim olaylar hakkında kısaca bilgi verir misiniz?........................................................................ ........................................245 148. Tanzimat devri ne demektir? Tanzimat'tan sonra yapılan idarî değişiklikler (1839-1920) nelerdir?....................................................................... ...............................................248 149. Tanzimat sonrası taşra teşkilatındaki değişiklikler kısaca nasıl gelişmiştir?...........................249 150. 1839 tarihli Tanzimat Fermanının mahiyeti nedir? Osmanlı Devleti'nde hak ve hürriyetler hareketi ilk defa bu fermanla mı başlamıştır?.................................................................... 250 151. 1856 (1272) tarihli Islâhat Fermanının getirdiği yenilikler nelerdir? Neden hem Müslümanlar ve hem de gayr-i müslimler bu fermandan memnun olmamışlardır?....................................253 152. Mustafa Reşid Paşa kimdir? Sadece Tanzimatçı mı yoksa mason bir din düşmanı mıdır?........256 XXXII- SULTÂN I. ABDÜLAZİZ DEVRİ.......................................................257 153. Sultân Abdülaziz'in şahsiyeti, ailesi ve zamanındaki önemli hadiseler hakkında kısaca bilgi verir misiniz?........................................................................ ........................................257 154. Sultân Abdülaziz intihar mı etmiştir yoksa şehid mi edilmiştir?...........................................259 155. Mithat Paşa hakkında çeşitli dedikodular bulunmaktadır? Mason olduğu ve İngilizlerin adamı olarak çalıştığı bu iddialar arasındadır. Bunların aslı esası var mıdr?....................................261 XXXIII- SULTÂN V. MURAD DEVRİ............................................................262 156. V. Murad, şahsiyeti, ailesi ve zamanındaki olaylar hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz?......262 157. Genç Osmanlılar Osmanlı Cemiyeti'ni kimler ve hangi gayelerle kurmuşlardır? Namık Kemal ve Ziya Paşa bu derneğe neden girmişlerdir?................................................................... .263 XXXIVKANUN-I ESASİ, I. MEŞRÛTİYETİN İLANI VE SULTÂN II. ABDÜLHAMİD DEVRİ..........................................................................2 65 158. Sultân Abdülhamid'in şahsiyeti, ailesi ve zamanındaki mühim olaylar hakkında kısaca bilgi verir misiniz?........................................................................ ........................................265 159. Sultân Abdülhamid'e neden Kızıl Sultân denmektedir? Bu çirkin lakabı Abdülhamid için kullanan

kimdir?......................................................................... ..................................269 160. 1293/1876 Tarihli Kanun-ı Esâsî'yi Hazırlayan Sebepler nelerdir? İslâm Hukukuna göre böyle bir Anayasayı ilan etmek meşru mudur?.......................................................................... 270 161. 93 Harbi nedir ve sebep olanlar kimlerdir? Berlin Muahedesi bu sebeple mi imzalanmıştır?.... 273 162. 1877 Martında açılabilen Meclis-i Meb'ûsân neden Şubat 1878'de kapatıldı? II. Abdülhamid demokrasi düşmanı mıydı?.......................................................................... ...................274 ' 163. II. Abdülhamid devrinin "Devr-i İstibdâd" olduğu söylenmektedir. Bu iddia doğru mudur ve gerçekten II. Abdülhamid'in şahsî idare devrinin temel özellikleri nelerdir? Özellikle ittihâd-ı İslâm siyâsetinin bu idarede rolü var mıdır?.....................................................................275 164. II. Abdülhamid'in muhalifleri tarafından kullanılan Yıldız Mahkemesi olayının aslı ve kararları hakkında hukukçu olarak neler diyebilirsiniz?................................................................. ...277 5 165. İkinci Abdülhamid neden Hamidiye Alaylarını kurmuştur?..................................................278 166. Ermenilerin Sultân Abdülhamid'i öldürmek üzere planladıkları Bomba Olayının aslı ve esası nedir?.......................................................................... ................................................278 167. II. Abdülhamid, Filistin'de bir Yahudi Devleti'nin kurulmaması için ne gibi tedbirler almıştır? İsrail Devleti'ni kendi zamanında engellediği doğru mudur?................................................279 168. İttihâd ve Terakki adı verilen siyâsî cemiyet nasıl teşekkül etti ve nasıl iktidara geldi? Bunların fikrî yapıları nedir?.......................................................................... ..............................281 169. İttihâd ve Terakki mensuplarının hepsini, bu anlattığınız çerçevede kabul etmek doğru olur mu?............................................................................. ...............................................284 170. Bir asra yakındır irtica olayı denilerek hep dindar insanların üzerine yıkılan 31 Mart Hadisesi'nin iç yüzü nedir? Ne değildir?....................................................................... .....285 171. Bediüzzaman Sald hatta hal' fetvasını Abdülhamid'in hal' fet XXXVOSMANLI MEŞRÛTİYETİN (İTTİHÂD VE TERİ 172. Sultân V. Mehmed Ki neler söyleyebilirsiniz?, 173. Osmanlı Devleti'ni 1.1 midirler?..................... 174. 1915 tarihli Ermeni Ti Ermenilerin ve Batılı baz 175. Her ikisi de Mü*:------sebep olan olayla 176. Şerif Hüseyin I' neden dillere dest 177. Suriyelilerin Fransızlara Âliye Divan-ı Harbi »¦¦ XXXVI- SULTÂN VI. MEH» 178. Sultân Vahîdüddin'ınj 179. Sultân Vahidüddln I Samsun'a çıkmıştır?, XXXVII- OSMANLI | DEVRİ., 180. Halife Abdulmeddj bilgiler verir mis 181. Osmanlı Hâl şu 182. Osmanlı Kapitülasyonlara 183. Osmanlı Devi 184. Osmanlı 1 sebeple de dıj ( kimler ma» GSMA/Uf

I-OSMANLI W 185. Kölelik W fl 186. Kölelik Ufl koyı 187. I 186. nelen(W,« BİLİNMEYEN OSMANLI 17 171. Bediüzzaman Said Nursi gibi İslâm âlimlerinin de Sultân Abdülhamid'e muhalif olduğu ve hatta hal' fetvasını hazırladıkları iddia edilmektedir. Bu konuda neler söyleyebilirsiniz? Abdülhamid'in hal' fetvasını kim vermiştir?...................................................................... .287 XXXVOSMANLI DEVLETİ'NİN YIKILMAYA BAŞLAMASI, II. MEŞRÛTİYET'İN İLANI VE SULTÂN V. MEHMED REŞÂD DEVRİ (İTTİHAD VE TERAKKİ İKTİDARLARI)................................................289 172. Sultân V. Mehmed Reşâd Hân'ın şahsiyeti, ailesi ve zamanındaki mühim olaylar hakkında neler söyleyebilirsiniz?.............................................................. .....................................289 173. Osmanlı Devleti'ni I. Cihan Harbine sokan Enver-Tal'at ve Cemal Paşa üçlüsü vatan hâini midirler?....................................................................... ...............................................292 174. 1915 tarihli Ermeni Tehcir'ini Ermeni soykırımı olarak görmek mümkün müdür? Bu konuda Ermenilerin ve Batılı bazı yazarların iddialarına nasıl cevap verebiliriz?.................................294 175. Her ikisi de Müslüman olan Araplarla Türkler arasında karşılıklı nefret tohumlarının atılmasına sebep olan olaylar nelerdir?....................................................................... .....................296 176. Şerif Hüseyin Paşa'nın çıkardığı Arab İhtilâli nedir? Fahreddin Paşa'nın Medine Müdafaası neden dillere destan olmuştur?....................................................................... ................296 177. Suriyelilerin Fransızlar tarafından kandırılmasını ve Cemal Paşa'nın hatalı kararı ile kurulan Âliye Divan-ı Harbî Meselesinin Araplarla Türklerin arasını açmasını kısaca izah eder misiniz? .297 XXXVI- SULTÂN VI. MEHMED VAHİDÜDDİN DEVRİ...................................299 178. Sultân Vahîdüddin'in şahsiyeti, ailesi ve zamanındaki mühim olayları özetler misiniz?...........299 179. Sultân Vahidüddin vatan hâini midir? Mustafa Kemal kendi başına mı 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkmıştır?...................................................................... ................................300 XXXVII- OSMANLI DEVLETİ'NİN YIKILMASI VE SULTÂN II. ABDÜLMECİD DEVRİ........................................................................... ......................303 180. Halife Abdülmecid Efendi'nin şahsiyeti, çocukları ve zamanındaki mühim olaylar hakkında kısa bilgiler verir misiniz? Osmanoğullarının Türkiye dışına ihracı nasıl olmuştur?.........................303 181. Osmanlı Hanedanı, daha sonra ne zaman anayurtlarına dönme imkânlarını elde etmişlerdir ve şu anda yaşayan Osmanlı Şehzadeleri var mıdır?..............................................................304 182. Osmanlı Devleti'nin yıkan sebeplerden birinin de kapitülasyonlar olduğu söylenmektedir. Kapitülasyonlar ne demektir ve İslama uygun mudur?.......................................................305 183. Osmanlı Devleti'nin duraklama, gerileme ve yıkılış sebeplerini kısaca özetler misiniz?...........306

184. Osmanlı Devleti'nin yıkılışını hazırlayan İttihada kadronun çoğunlukla mason oldukları ve bu sebeple de dış güçlerin kuklası haline geldikleri söylenmektedir. Bu iddia doğru mudur ve kimler masondur?....................................................................... ..................................310 İKİNCİ BÖLÜM OSMANLI DEVLFITNDE SOSYAL HAYAT VE HAREM I- OSMANLI HUKUKUNDA KÖLELİK VE CARİYELİK....................................312 185. Kölelik ve cariyelik kavramlarını açıklar mısınız?..............................................................312 186. Kölelik ve cariyeliği ilk defa İslâm Hukuku mu vaz' etmiş ve daha önce yokken yeni mi ortaya koymuştur?...................................................................... ............................................313 187. İslâmiyet neden köleliği birden bire ortadan kaldırmadı?...................................................314 ,, 188. İslâmiyet Kölelikle ilgili yeni olarak ne getirmiştir? Diğer sistemlerden farklı olan yönleri nelerdir?....................................................................... ...............................................314 B&&5 18 ŞİLİNMEYEN OSMANLI 189. İslâm Hukukunda cariyelerin hukukî statüleri nelerdir? Efendiler cariyeleri ile karı koca hayatı yaşayabilirler mi? Bunun kaynağı nedir?.......................................................................... 315 :i 190. Hizmetçi Statüsündeki Cariyeler ne demektir? Bunlarla karı-koca ilişkisi mümkün değil midir?316 191. Hizmetçi statüsündeki cariyeler, kiminle karı-koca hayatı ya'şârlar?...................................317 II-OSMANLI'DA HAREM........................................................................... 319 192. Harem ne demektir?....................................................................... .............................319 : 193. Batılı bir kısım yazarların Harem'le ilgili kitapları hakkında neler söylenebilir? Bunlar gerçekleri ¦".•'-'. yansıtıyor mu?............................................................................. .................................320 194. Harem'e aitmiş gibi gösterilen çıplak resimlerin Osmanlı kadınlarına ait olduğu doğru mudur? Yoksa bunlar da Batılı ressamların hayalî ürünleri midir?....................................................321 195. Saray'daki câriyeler'in hepsi Padişahların hanımları mıydı? Yoksa görevleri nelerdi?..............322 196. Harem'deki cariyeler evlenebilirler miydi?.......................................................................323 197. Osmanlı Padişahlarının eşleri sayılan cariyelerden kadınefendiler kimlerdir?.........................324 ¦ 198. Osmanlı Padişahlarının karı-koca hayatı yaşadıkları cariyelerden ikballer kimlerdir?..............325 199. Gözdeler, peykler ve has odalıklar ne demektir?..............................................................326 200. Harem'deki kadınlardan Padişahlara veya Devlet Adamlarına; Padişah ve devlet adamlarından da Harem'deki bazı kadınlara veya sultânlara aşk mektupları yazıldığı söyleniyor. Doğru mu?. 327

201. Padişahların Harem'in bahçesinde bulunan havuzlarda cariyeleri çırılçıplak soyduğu ve bunlara süt banyosu yaptırarak bununla eğlendiği iddia edilmektedir? Bunun hakkında ne C dersiniz?....................................................................... ...............................................329 202. Efendilerin cariyelerin avret yerlerini görmeleri caiz midir? Caiz olduğunu iddia edenler, havuz safalarını da buna bağlamaktadırlar. Durumu fıkıh kitapları açısından izah eder misiniz?........329 203. Harem'de ve Topkapı Sarayı 'nın sofralarında altın ve gümüş kapların kullanıldığını duyuyoruz. Halbuki altın ve gümüş kap-kacak kullanmak dinen yasaktır. Bunu nasıl izah ediyorsunuz?.................................................................... ............................................331 204. Hadımlık dinen caiz midir? Osmanlı Padişahları zorla insanları hadım ettirmiş midir? Hadımlar, Osmanlı haremindeki kadınlarla içli dışlı mıydılar?.............................................................331 205. Osmanlı Haremindeki erkek personeli kısaca anlatır mısınız ve görevlerini açıklar mısınız? .... 334 III. OSMANLI'DA MÜZİK VE EĞLENCE.......................................................335 -.:. 206. Osmanlı Devleti'nde musiki ziyafetlerinin yapıldığını biliyoruz. Halbuki İslâm'da musikinin hükmü buna mani değil midir?.......................................................................... ..............335 207. Hünkâr Sofası denilen Harem'in salonunda gayr-i meşru eğlencelerin yapıldığı söylenmekte ve çirkin iftiralar yapılmaktadır? Bunlar doğru mudur?.......................................................336 208. Osmanlı Devleti'nde çeşitli oyunlara ve eğlencelere müsaade edilmiş midir?........................338 209. Harem'de tam bir eğlence ve oyun havasının hâkim olduğu ve her çeşit eğlencenin meşru'-gayr-i meşru denmeden yapıldığı iddia edilmektedir. Bu doğru mudur?................................338 210. Harem'de hayat nasıl yürüyordu? Osmanlı Padişahlarının aileleri ile düzenledikleri halvet denilen eğlenceleri nasıl açıklayabilirsiniz?............................................................. ...........339 211. Osmanlı döneminde bazı geziler düzenlendiği ve Kağıthane safalarının yaşandığı bilinmektedir. Bunlar hakkında neler diyebilirsiniz?............................................................340 212. "Osmanlının Muzırlan" diyebileceğimiz bazı kitaplar olduğu iddia edilmektedir. Gerçekten Enderûnlu Fâzıl'ın eserleri, yani Defter-i Aşk'ı, Hûbânnâme'si; Tûsî'nin Behnâme'si hakkında neler diyeceksiniz?................................................................... .....................................341 IV- OSMANLI DEVLETİNDE RE'ÂYÂ VE SOSYAL SINIFLAR.........................343 213. Osmanlı Devleti'nde Batılı anlamda sosyal tabakalaşmadan ve sosyal sınıflardan söz edilebilir mi?............................................................................. ................................................343 214. Osmanlı yönetim anlayışında soy asaleti'nin bir önemi var mıydı? Kişinin ehliyeti ne derece önem arz ediyordu?....................................................................... ...............................346 215. Osmanlı Devleti'nde vatandaşlara sürü nazarıyla bakıldığı için mi re'âyâ tabiri kullanılmıştır?.348 BİLİNMEYEN OSMAN 216. Osmanlı 1 bll9i verir r 217. Ov Ahi 218. Osmanlı r>

W OSMAltîHfif? I- OSMANLI HÜK. 219 . Osm-220 . Batıl 221 . Osm islim <¦ 222 . 0 zar meyve 223 , Osma' sistem; 224 . Bu kt: 225 . İslim • mıdır? 226 . Devlet. 227 . Osnuni hic M ! ¦ 22« 229 BİLİNMEYEN OSMANLI 19 216. Osmanlı Devleti'nde şehir hayatını düzenleyen Belediye (ihtisâb) Teşkilâtı hakkında kısaca bilgi verir misiniz?........................................................................ .................................348 217. Osmanlı Devleti'nin kuruluş yıllarında toplumu ve özellikle esnafı harekete getiren fütüvvet ve Ahi Teşkilatı ne demektir?....................................................................... .......................350 218. Osmanlı Devleti'nde Esnafın kümeleştiği teşkilâtlar var mıydı? Esnaf hakkını nasıl arıyordu?..352 ÜÇÜNCÜ BÖLÜM OSMANLI HUKUK SİSTEMİ VE DEVLET TEŞKİLÂTI I- OSMANLI HUKUK SİSTEMİ; ŞER'İ VE ÖRFİ HUKUK TARTIŞMALARI.......354 219. Osmanlı hukuk sistemi çok hukuklu bir hukuk sistemi midir yoksa hukuk birliği mi hâkimdir? 354 220. Batılıların Pax Ottoman dediği Osmanlı Barışı ve hoşgörüsü ne anlama geliyor?...................357 221. Osmanlı Devleti laik bir devlet midir? Osmanlı Hukuk sistemi deyince ne akla gelmelidir? İslâm Hukukundan ayrı bir hukuk sistemi var mıdır? Din ve devlet münâsebeti nedir?...........361 222. O zaman Kanunnâmelerin tanzim ettiği hukuk dalları nelerdir? Kanunnâmeler, laik hukukun meyveleri değil midir?.......................................................................... .........................364 223. Osmanlı dönemindeki mahkeme kararları demek olan Şer'iye Sicillerine göre Osmanlı Hukuk sistemi nedir?.......................................................................... .....................................365 224. Bu izahlar neticesinde Osmanlı Hukuk Mevzuatı deyince ne anlamamız gerekmektedir?........367 225. İslâm Hukukunda ve dolayısıyla Osmanlı Hukukunda Devletin sınırlı yasama yetkileri var mıdır?.......................................................................... ................................................368 226. Devlet, mevcut şerl hükümleri kanun haline getirebilir mi? Bunun tarihte misâlleri var mıdır?368 227. Osmanlı Devleti'nde resmî mezhebin Hanefi mezhebi olduğu ve diğer mezhep mensuplarına hiç hak tanınmadığı iddia edilmektedir. Bu iddialar doğru mudur?.......................................369

228. Devletin yasama organı, içtihâdî mevzularda ictihâdlardan birini tercih ederek nasıl kanunlaştırabilir? Bu konuda Şeyhülislâmların yetkileri nelerdir?.........................................370 229. Osmanlı Devleti'nde Şeyhülislâmlar'ın Divan-ı Hümâyûn üyesi olmadığı ve kendilerine etkili bir görev verilmediği iddia edilmektedir. Bu iddialar doğru mudur ve Şeyhülislâm'ın Osmanlı Devleti'ndeki statüsü nedir?.......................................................................... .................371 230. Osmanlı Hukukunda doğrudan Devlete yani Ülül-emr'e tanınan yasama yetkileri yok muydu?373 231. Devletin yasama yetkilerinden olan "Caiz olan konularda Nizâm-ı Âlem için kural koyabilir" ne demektir?....................................................................... .............................................374 232. Osmanlı Hukukunda Devletin yasama yetkilerinden olan "Devlete karşı işlenen suçlarla ta'zir suçlarının cezalarını tesbit eder" kuralını açıklar mısınız? Fâtih'in bazı ceza kanunları yapması bu esasa mı dayanmaktadır?.................................................................. ........................374 233. Osmanlı Devleti, kamu hizmetlerinin ifası için her çeşit adlî, idarî, malî ve askerî düzenlemeleri yapabilir' mi? Kanunnâmeler bu kuralın sonuçları mıdır?................................375 234. Osmanlı Devleti'nin "Ülül-emr, Mîrî Arazî ve Tımar sistemi ile İlgili kuralları kor" şeklindeki yetkisini açıklar mısınız? O zaman tımar sistemi ile alakalı bütün kanunlar, bu şerl yetkiye dayanılarak mı hazırlanmıştır diyeceğiz?...................................................................... ....375 IIOSMANLI KANUNNAMELERİ VE YASAMA ORGANI İLE İLGİLİ TARTIŞMALAR..................................................................... ...............376 235. Osmanlı Kanunnâmelerini kısaca nasıl anlatabilirsiniz?......................................................376 236. Osmanlı Hukukunda Kanunnâmeler nasıl ve kimler tarafından hazırlanırdı?.........................378 237. Osmanlı Kanunnâmeleri Şerî'at ve Fetva süzgecinden geçirilmiş midir?...............................379 238. Bazı araştırmacılar, Osmanlı Devleti'nin Rumeli'deki bir kısım kanunları hazırlarken eski gayr-i müslim devletlerin kanunlarından iktibâsda bulunduklarını ve dolayısıyla şeriata aykırı kanunları yürürlüğe soktuklarını iddia etmektedirler?.........................................................381 239. Osmanlı Padişahlarının Hak ve Yetkileri nelerdir? Sınırsız yasama, yürütme ve yargı yetkileri var mıdır?.......................................................................... ..........................................382 20 MyM.9.ş.y.yı 240. Osmanlı Padişahları herhangi bir makama karşı sorumlu mudurlar? Yoksa bazılarının dedikleri gibi astıkları astık ve kestikleri kestik midir?.....................................................................383 III- OSMANLI DEVLET TEŞKİLÂTI VE SALTANAT USULÜ...........................384 241. Osmanlı Devlet sisteminin temel özelliklerini özetleyebilir misiniz?.....................................384 ¦ 242. Osmanlı devlet şeklini Batıdaki anlamıyla mutlakıyet olarak vasıflandırmak mümkün müdür? Şayet doğru değilse, İslâm'ın tavsiye ettiği şûra esasına ri'âyet edilmiş midir?......................385 243. Bu izahlar karşısında Osmanlı Devleti'nin Despotik olduğu iddiaları konusunda neler söyleyebilirsiniz?.............................................................. .............................................387

244. Osmanlı Hukukuna göre devletin unsurları nelerdir?.........................................................392 245. Osmanlı Devleti'nde ulül-emr veya şûra meclisinin yerini alan ve günümüzdeki Bakanlar Kurulu görevini de ifa eden Divan-ı Hümâyûnu kısaca anlatır mısınız?..................................393 246. Osmanlı hukukunda sınırlı yasama yetkisini Divan-ı Hümâyundan başka kimler kullanmıştır? Divan-ı Hümâyûn önemini kaybedince, 1876 yılına kadar ve özellikle de Tanzimat'tan sonra yasama faaliyeti nasıl devam etmiştir?....................................................................... .....395 247. Yürütmenin başı olan Padişahların tayin usulleri ve saltanatın verasetle intikali meselesi İslama göre izah edilebilir mi?............................................................................. ...........397 248. Osmanlı Devleti'nde başbakan demek olan Vezir'-i A'zam (Sadrazam)ın hak ve yetkileri nelerdir?....................................................................... ...............................................399 249. Osmanlı Devleti'ndeki taşra teşkilâtı yani eyâlet ve sancak sistemi nasıl çalışıyordu?............400 IV- OSMANLI DEVLETİ'NDE TEMEL HAK VE HÜRRİYETLER........................401 ¦ 250. Osmanlı Hukukunda vatandaşların temel hak ve hürriyetleri kabul edilmiş midir? Yoksa 1839 tarihli Tanzimat Fermanıyla mı kabul edilmeye başlanmıştır?..............................................401 251. Osmanlı Devleti'nde insanı insan yapan Şahsî Hak ve Hürriyetlerin korunması ve Güvenlik İlkesi ile ilgili neler söyleyebilirsiniz?.............................................................. ..................404 V- OSMANLI DEVLETİNDE EĞİTİM VE YARGI............................................405 252. Osmanlı Medreselerini ve ilmiye sınıfını kısaca anlatır mısınız?...........................................405 253. Osmanlı Devleti'nde Tanzimat'tan önce yargı görevini yerine getiren mahkemeler yani Şer'iye Mahkemeleri nasıldı?........................................................................ .............................406 254. Osmanlı Devleti'nde hâkimlerin dereceleri ve tayin usulleri nasıldır? Günümüzdeki gibi hâkimlerin sınıflandırılmaları mevcut mudur?....................................................................408 255. Osmanlı Devleti'nde temyiz makamları var mıdır? Şer'iye Mahkemeleri dışında yargı organları bulunmakta mıdır?.......................................................................... ..............................409 256. Tanzimat sonrası Şer'iye Mahkemeleri kaldırılmış mıdır veya Bunların Yetkilerinin Sınırlandırılması söz konusu mudur?.......................................................................... ......410 257. Nizamiye Mahkemeleri Avrupa kanunlarını mı uygulamıştır? Teşkilatlanması ve temyiz usulleri nasıldır?....................................................................... ................................................412 258. Devletin gelir-giderlerini kontrol eden Sayıştay, 1862'de kurulan Divan-ı Muhasebat ile mi başlamaktadır? Yoksa daha evvel de böyle bir müessese var mıdır?....................................414 259. Osmanlı Devleti'nde idarî yargı, 1868 yılında kurulan ve Danıştay'a benzeyen Şûrây-ı Devlet ile mi başlamıştır? Yoksa daha evvel buna benzer yargı organları var mıdır?.........................415 VI- OSMANLI AİLE, MİRAS, CEZA, EŞYA VE BORÇLAR HUKUKUYLA İLGİLİ ÖNEMLİ SORULAR......................................................................... .....416

........ Bu doğru mudur?................. t BİLİNMEYEN OSMANLI 264....................................... ..............426 266......... ( II-05 278.............. Osmanlı Miras Hukukunda şer'i ve âdi intikal diye bir düalizmin yer aldığını biliyoruz.... hırsızlık suçunun cezası olan kat'-ı yed yani el kesme gibi had cezalarını uygulamış mıdır?................... Kanunnâmelerde çokça geçen Çift Akçesi ne demektir? Şerl bir vergi midir?.................................................................... Osmanlı Devleti'nde azınlıklara tanınan hakları kısaca özetler misiniz? Neden azınlıklara bazı elbiselerin giyilmesi ve evlerinin yüksek binası müsaadesi verilmiyordu?....... Haraç vergisi ne demektir? Kimlerden alınmıştır?.....434 DÖRDÜNCÜ BOLUM OSMANLI DEVLEIÎNDE MALİ HUKUK.... Osmanlı Hukukunda vergi ne demektir? Çeşitleri nelerdir? Şerî'atın dışında vergi var mıdır?.. İKTİSADİ VE TİCARİ HAYAT I.............. Osmanlı Hukukunda gayr-i menkul mülkiyeti var mıdır? Arazî Hukukunun şerl dayanağı nedir? Bütün Osmanlı toprakları sadece mir! arazi midir?.........OSMANLI VERGİ SİSTEMİ VE ŞER'İ DAYANAKLARI.......................OSMANLI DEVLETİ'NDE AZINLIKLARA TANINAN HAKLAR..... Mîrî arazi ne demektir? Osmanlı ülkesinde bütün arazinin mâlikinin Padişah olduğu iddiası doru mudur?.......................... Osmanlı Hukukunda Kadının boşama hakkı var mıdır?..... Fâtih'in azınlık hak ve hürriyetleri ile ilgili fermanını kısaca anlatır mısınız?.....260....437 274.......................... S 282..............................................440 ..................436 273......0 277.....429 VII.........425 265. ... K 276.................. Tanzimat'tan sonra azınlık hakları ile ilgili ne gibi gelişmeler olmuştur?........ Osmanlı Devleti'nin miras hukuku konusunda şerl hükümleri terk ettiğini göstermekte midir?............. Osmanlı Devleti'nde evlenme akdi nasıl bir sözleşmedir? İmam Nikâhı ne demektir?..433 270..........422 RIH' el k«a|| VIl-OSMMUS OSMAfUS I-OSMANLİ» 272 ( 273 0*mt*8 274 275............... Bu durum........................ Osmanlı Devleti'nde azınlıkların görev ve yükümlülükleri nelerdi?.......................................421 263............427 267........................ Osmanlı Devleti'nin 1876 tarihinden itibaren Medeni Kanunu olan Mecelle hakkında ne diyorsunuz? Mecelle ile İslâm Hukuku terk edilerek yeni bir Avrupaî kanun mu yapılmıştır?...............433 271..................430 268................. Ta'addüd-i zevcât yani birden fazla kadınla evlenme meselesinin Osmanlı Devleti'ndeki uygulanışı nasıldı?........................................................ .................. zina suçunun cezası olan recm...419 262......................439 275... Osmanlı Devleti............................. Osmanlı Devleti'ndeki öşür vergisinin manası nedir? Osmanlı Devleti'nin öşür diyerek zulmen altıda bir yedide bir vergi aldığı söylenmektedir..........416 261.....436 272..........................................................................430 269.....

................. Şer'î Bütçe ne demektir? Osmanlı Devleti bu bütçenin esaslarına uymuş mudur?.......... Osmanlı para ve finansman sisteminin esasları Nedir?.......... ..443 279............................................. Osmanlı Devleti'nde sanayiden söz edilebilir mi? Sanayiin gelişimi hakkında bilgi verir misiniz?......444 280...479 294.. Osmanlı Devleti'ndeki örfî vergilerin şerl dayanağı (Tekâlif-i Örfiyye) nedir? Bunları kısaca anlatır mısınız?..... 16..................... Osmanlı Devleti'nde tüketicinin korunmasına ilişkin düzenlemeler nelerdir?.....................464 22 ?M^lEf....................................... Müsadere ne demektir? Osmanlı Devleti'nde mülkiyet hakkına saygı yok mudur?...........................................M Ş^My.................................................................448 284.................................................448 283.......................................... müsbet katkısından Söz edilebilir mi?............ Kendine has bir Osmanlı üretim tarzından söz edilebilir mi?........... .........................................445 281........................452 285................... Osmanlılar ticârete önem vermiyorlar mıydı? Bir diğer ifadeyle Osmanlılar ticâretten anlamıyorlar mıydı?............ ..... Yüzyılda Avrupa'da fiyat devrimi olarak nitelenen gelişmenin Osmanlı Devleti'nde ne tür etkileri görüldü açıklar mısınız?............. İltizam sistemi nedir?. Osmanlı Bütçelerinin tarihî gelişimi nasıldır? Bütçe Tarhuncu Lâyihası ile mi başlamıştır?..... ........471 291...447 282................................. Osmanlı Devleti'nde servet birikiminden söz edilebir mi?... Osmanlı Hukukunda Cizye ne demektir? Gayr-i müslimlere ilave bir yük değil midir?..470 290............ Osmanlı Devleti'nde dış ticâret politikasının esasları nelerdir?... Osmanlı yöneticileri ticâret yollarının değişiminin ne derece farkındaydı? Osmanlı Devleti'nin Hind Deniz Yollarına ilişkin politikası ne İdi?........443 278..................................467 289..................276............................................ Osmanlı Devleti neden son yüzyılda sınai gelişmelere ayak uyduramadı? Osmanlı yöneticileri bu konuda hiç gayret göstermedi mi?...................... Cumhuriyet'in Osmanlıdan devraldığı sınai mirasdan söz edilebilir mi?.457 286...... Osmanlı muhasebe kültüründen söz edilebilir mi?.... ...........................476 ........473 292.... vsonuçları ne oldu...................... 293......OSMANLI DEVLETİ'NDE İKTİSADİ VE TİCARİ HAYAT......................................................................................................461 287.................... 1838'de İngiltere ile Balta Limanı'nda imzalanan Ticâret Anlaşması hangi şartlarda yapıldı... ......................OSMANLI BÜTÇELERİ VE KAYNAKLARI....489 .........................................................486 296..... Tanzîmât sonrası Osmanlı Mali Hukukunda meydana gelen temel değişiklikleri özetler misiniz?447 III.........483 * 295.........................................441 277..................................................442 II............. 288....... Osmanlı Bütçe Hukukunun temeli sayılan kamu hizmetlerinin finansman şekilleri nelerdir?................................................................

.. fü'nün Blıar Ahr.............. ilgili daha a > setle!:-..................495 ........... Tîmâr Nizâmı ne demektir?...502 BİBLİYOGRAFYA.. ...... Bu sebeple........ Bizans'ın bir kopyası mıdır? Bizans devlet müesseselerinin Osmanlı devlet müesseselerine etkisi var mıdır? Bu iddia............................ve * teşk: man BİRİNCİ BOLUM OSMANLI DEVLETİNİN SİYASÎ TARİHİ I..... meseleyi özetlemekte yarar vardır...OSMANLI DEVLETİ'NİN KURULUŞU VE OSMAN BEY DEVRİ 1.................. 300... iddki................................ Batılı olan Busbecq gibi seyyahların....................................501 303... Kaas< lere............. Osmanlı Devleti............ bui.................. sinin............ ileri sürülen bütün iddiaları............... Bizans müesseselerinin bir taklidi olmayıp........... ................ • kilâta» hiık ..498 301............... III.... bu iddiaların tamamen hayalî ve esassız olduklarını ispat ettikleri ve Fuad Köprülü gibi araştırmacılar da. Rambaud ve Gibbons gibi tarihçilerin..... Buna ne dersiniz?...... .. satır satır delillerle çürüttükleri halde............................ tıpkı İslâm Hukukunun Roma Hukukunun aynen devamı olduğuna dair iddialarda bulunan Müsteşrikler gibi...... sağlam bir tarih metoduyla ve ilmî delillerle bunu ispat eden Fuad Köprü-lü'nün Bizans Müesseselerinin Osmanlı Müesseselerine Te'siri adlı eserine....... ......... ileri sürdükleri......... tamamen................... delilden mahrum bir iddiadır. Düyun-ı Umumiye İdaresi niçin kuruldu? Osmanlı Devleti'nin yıkılışında nasıl bir etki yaptı? ...............505 KAVRAM FİHRİSTİ......... ...............497 IV...... Feodalite sistemi ile tîmâr sistemi arasındaki farklar nelerdir?.. Osmanlı j leriainC 8u ¦¦ gibi tdnr tırmacıltfo pa!:............ Avrupalı bazı tarihçilerin iddialarını sürdüren bazı tarihçilerimiz ve bilim adamlarımız hâlâ bulunmaktadır. Osmanlı Devleti'nde para vakıflarıyla İslâm'ın faiz yasağının delindiği söylenmektedir........... ....................................517 OSMAJYLJI I-OSMAN! m? 1........ Osmanlı müesseselerinin.........................492 ı 298................... Konu ile ilgili daha ayrıntılı bilgi edinmek isteyenleri...... Ahmed'in fermanıyla kaleme alınan...... ........ kendi geleneği içinde geliştiğini gösteren ve peşin hükümlerle değil...........498 302.......OSMANLI TIMAR SİSTEMİ VE FEOADALITE...... Osmanlı demiryollarını finanse eden Batılı Ülkeler ile Osmanlı Devleti'nin beklentileri nelerdi? -........................... Maalesef........................... Osmanlı Devleti'ni dış borçlanmaya iten sebepler nelerdir? Dış borçlanmanın sonuçları nelerdir?..................................................... kısa da olsa.493 299..................... sadece bu soruya cevap veren ve Osmanlı Kanunnâmeleri adlı eserimizin 11................. .....................297...... bütün Osmanlı hukuk sistemi ve devlet teşkilâtı ile ilgili arşiv belgeleri...... Sonuçları ne oldu?........... Feodalitenin siyasî ve sosyal mahiyeti nasıldır?...

Sasânî devletinde bulunan divan sisteminin benimsenmesi. vergi tahsili için âmillerin (vergi memurlarının) çevreye gönderilmesi. daima bulunmuştur. Anadolu-Rumeli Beylikleri ikilisinin. Bilindiği üzere. bütün Müslüman Türk Devletlerinde devlet merkezinde bulunan ve devletin işlerini birinci derecede görmeye yetkili kılınan bir divan. Hz. İslâm'ın esaslarına aykırı olmayan hususlar. diğer devletlerin idarî teşkilâtlarının ve askerî-malî kanunlarının Müslüman devletler tarafından alınmasında beis görmemiştir. Kur'ân'ı ve önemli belgeleri kaleme alan vahiy kâtiplerinin tesbiti. Bu manada. yürütme ve yargının başıdır. Türk Devletlerinde aynen korunmuştur. Selmân-ı Fârisi'nin tavsiyesi üzerine Divan sisteminin Sasanîlerden alınması ve Hz. İlk yazılı anayasayı kendisi hazırladığı gibi. Kaldı ki. hukukî ve askerî bir teşkilât olan devletin gelişmesinde de tedrîcilik esastır. İslâm Dininin esasları ve Müslüman devletlerin tesiri. İslâm devlet teşkilâtında önemli bir gelişme olmuştur. eski Sırp Kanunlarının tadil edilerek kabul edilmesi. Kur'ân ve Sünnet'in esaslarına aykırı olmamak şartıyla. Abbasî Devletinin idarî teşkilâtı. Ömer zamanında devletin malî ve askerî meselelerinin yürütülmesi için. Her şey gibi İslâm devleti de basitten daha mükemmele doğru gelişmiştir. Buna misâl olarak Abbasî Devletini zikredebiliriz. Kazaskerlik müessesesinin de. bu iktibas iddiaları da doğru değildir. eyâlet sisteminin de. Nitekim İslâm Hukukunun kaynaklarından biri de. sorguçlar. Defterdarlığın ve hatta Padişahların her hafta İstanbul'daki camilerden birine gitmesinin bile Bizans'tan taklid edildiği şeklindeki hayali sözlerdir. Hele hele öşür vergisinin Bizans'tan alındığını iddia etmek. Kazaskerliğin. belli merkezlere kadı tayini yapılması ve benzeri hususlar. çeşitli milletlerin elinde gelişip büyüyen İslâm Devletidir. hep bu esasların bir meyvesidir. Osmanlı Devleti'nin Bizans'a ait muhâberât sisteminden yararlanmış olması. Sırbistan'ı fethettiklerinde.Cildinde neşredilecek olan Kanun-ı Teşrifat ve Teşkilât adlı Kanunnâmeye havale ediyoruz. Şerâ'iu Men Kablenâ yani eski hukuk sistemleridir. Osmanlı Devleti'nin hukuk ve devlet teşkilâtını Bizans'tan aynen aldığı manasına da gelmemektedir. Osmanlı Devleti'nin örnek aldığı devlet. Bu iddialara karşı özetle şunları söylemek icab etmektedir: A) Osmanlı Devleti. Bazı ifade değişiklikleri dışında. İslâm'a aykırı olmamak şartıyla eski Türk . Birincisi. İslâm'ın esaslarına uymak şartıyla. Osmanlı Devleti'nin teşkilâtında iki önemli etki söz konusudur. ihtiyaçlara göre devlet teşkilâtını da kurabilmiştir. Böyle bir iddiayı ileri atanların en büyük delilleri. Müslüman bir devlettir. Ömer'in İran'daki bazı vergilerin. idare ve kısaca bütün müesseselerinde İslâm'ın esasları etkili olmuştur. Dolayısıyla bu devletin hukuk. C) Tamamen faraziyeler halinde kalan ve ama ispat edilmiş mesele olarak takdim edilen bu görüşlerin aksine. Peygamber kendi devrinde yasama. Özellikle bazı örfî vergilerin Bizans yahut bir başka devletten alınması ise. eski 24 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI Türk Devlet teşkilâtı. Bizans'tan değil. İslâm Hukukundan haberdar olmamak demektir. Hz. "mirî arazi üzerindeki madenlerin işletme esasları ülü'l-emr tarafından tanzim olunur" şer'î hükmüne uyularak. Divan-ı Hümâyûn'un da. Osmanlı Devleti'nin müesseseleri. B) İslâm Hukuku. kendisine danışmanlık yapan kimselerin tayin edilmesi. eski İslâm Devletlerinden. mahiyetleri şerl hükümlere aykırı olmamak şartıyla aynen bırakılmasını emretmesi bunun en müşahhas misâlidir. İdarî teşkilâtın oturması Abbasîlerde mümkün olmuştur. Bu uygulamalar. Fâtih'in Kanunnâmesindeki bazı hükümlerin Bizans Hukukundan adapte edilmiş olması. başta Abbasî Devleti olmak üzere Müslüman devletlerden alındığı kesindir. İkincisi. Asr-ı Sa'âdette de önemli bir devlet teşkilâtının bulunduğunu göstermektedir. kendisinden sonraki bütün İslâm devletlerini ve özellikle de Osmanlı Devleti'ni ciddi manada etkilemiştir. her şeyde olduğu gibi siyasî. solaklar ve peykler gibi bazı giyim ve protokol kurallarının Bizans'tan ilham alınarak düzenlenmiş bulunması. Eski Türk kurultay ananesinin de tesiriyle. İslâm Hukuku tarafından caiz görülmektedir.

vezâret-i tefvîz makamının sadece isim değişikliğiyle Osmanlı Devleti'ndeki sadrazamlık makamı olduğu hemen anlaşılacaktır. XV.. Bizans müesseselerinin Osmanlı müesseselerine etki etmediğini göstermektedir. Fâtih devrinde Osmanlı Devleti'nin hukuk sistemi veya müesseseleri köklü bir değişikliğe tabi olmamıştır. İslâm hukıi farklı bir yol izlememiştir. Kah» I Ömer Lütfü. Nihayet hukuk sistemi ile ilgili olarak da şunları söylemek yerinde olacaktır: Osmanlı Devleti. Merak edenleri. MI. t Giriş. 1 mi. Abbasîler'den itibaren Anadolu Selçuklularına kadar bütün Müslüman devletlerinde bulunan Divan'ların devamıdır. eğer İslâm hukuku eserleri incelenirse. Memlüklüler'de ve Altınordu Devle-ti'nde de olduğunu söylemek yeterlidir. İslâm Hukukunun açıkça hüküm vaz' ettiği alanlarda fıkıh kitaplarındaki Hanefi görüşleri esas alınarak uygulamaya gidilmiştir. .Devletlerinden ve özellikle de Anadolu Selçuklu Devleti ila Anadolu Beylikleri'nin siyasî ve idarî teşkilâtından ve ayrıca Moğol asıllı Müslüman devletlerin. bu söyleı lirsiniz. Alay ve efendi gibi bazı tabirlerin yahut bazı giyim tarzlarının Bizans'tan gelmesi ise. Ancak İslâm Hukukunun yüksek otoriteye (ülü'l-emre) içi boş yasama yetkisi tanıdığı sahalarda.f Nihayet hukuk ılı manii Devleti. belli bir yasama formalitesini takip ederek örfî hukuk diye bilinen kanunnâmeleri de tanzim etmişlerdir. Zaten Mültek'al-Ebhur 1648 ve 1687 tarihli fermanlarla Osmanlı Devleti'nin resmî hukuk kodu olarak kabul edilmiştir. II sh.. Osmanlı Devleti'ni Bizans'ın İs-lâmlaşmış hali diye takdim etmek. mesela İlhanlı Devleti'nin müesseselerinden ciddi manada etkilenmiştir. Osmanlı Devleti müesseselerinin. Öyleyse. 1 İstanbul. V 1943. Abbasîler'den I rinde bulunan Dlvan'ların devan tefviz makamının sadece olduğu hemen anlaşılacaktı beylerbeyillk usulünü I ti'nde de olduğunu A'şâ'sına havale ediyoruz. tarihî vakıalara terstir.] kitaplarındaki Hanefi muhalif bir görüşü ı mayı bile çok ciddi şekil j ye (ülü'l-emre) içi boş) takip ederek örfi hukuk < kullarının maslahatlarını i lıkları "şer'-l şerif ve I Mültek'al-Ebhur 1648 ve j kodu olarak kabul edilir Kısaca. Osmanlı Devleti'nin asırlarca en mühim devlet organı olan Divan-ı Hümâyûn. Bizans veya başka bir devlette gördüğü yeni bir müesseseyi tadil ederek kabul ettiği de bir gerçektir. İslâm Hukukuna muhalif bir görüşü uygulamak şöyle dursun. tarihi bilmemek demektir1. Yapılan incelemek!"»} ğini göstermektedir. ( ve zaten daha ı lâmlaşmış hail diyet ' Başbakanlı Osm*»* nln Osmanlı ^ Nebevlyye. En çok itiraz edilen ve Bizans'tan alındığı iddia edilen iki beylerbeyilik usulünü ise. Osmanlı mâyûn. daha önce aktardığımız İslâm Hukuku kuralına dayanmaktadır ve zaten daha önceki dönemlerde geçmiştir. Kısaca. İslâm hukukunu tatbik hususunda diğer Müslüman Türk Devletlerinden farklı bir yol izlememiştir. Yapılan incelemeler. Bizans'tan gelmesi İse. Mesela. İstanbul'un fethinden sonra yeni baştan tertip ve tanzim edildiğini söylemek. bu söylenenlerin ne derece doğru olduğunu daha rahat anlayabilirsiniz. "Allah'ın kullarının maslahatlarını şer' ve kanun üzere" görmüşler. Fâtih Kanunnâmesi de. Eğer Nizâm'ül-Mülk'ün Siyâsetnâmesi ile Uzunçarşılı'nın Osmanlı Devlet Teşkilâtı ile alakalı eserlerini mukayese ederseniz. Bizans'tan etkilenerek hazırlanmış bir Kanunnâme değil. 1337. Hanefi mezhebine aykırı görüşleri uygulamayı bile çok ciddi şekil şartlarına bağlamıştır. I Sultânlyye. Ancak kendini yenilediği. sh. Osmanlı I tertip ve tanzim ed Bizans'tan etkilenerek I na-gelen kanun hfikı Osmanlı Devleti'nin I mıştır. Anadolu Selçuklularında.. Kalkaşandî'nin Subh'ül-A'şâ'sına havale ediyoruz. IX »d. t* BİLİNMEYEN OSMANLI 25 ciddi manada etkilenmiştir. İstanbul. bütün hukukî anlaşmazlıkları "şer'-i şerif ve kanun üzere ahkâm-ı şerife" vererek halletmişlerdir. belki o zamana kadar uygula-na-gelen kanun hükümlerinin resmi bir şekilde tedvîn edilmiş bir halidir. Mesela. A gördüğü yeni bir müesseseyi I Mülk'ün Siyâsetnâmesi ile 112 mukayese ederseniz.

düşman İslâm ülkesine hücum ettiği zamanlarda ise savaşa ehil her Müslümanın zaruri görevi haline (farz-ı ayn) gelir. 498-500. Allah'tan afiyet ve huzur dileyin. 3-199. Kahire 1938. İstanbul. 316 vd. c I. . Amaç. din veya vatan için olabilir. istemeyenlerin ise İslâm'ın hâkimiyeti altında huzur ve refah içinde yaşamalarını temindir. Osmanlı Padişahlarının fethettikleri toprakları. vatan ve ırk gibi maddî değerler üzerine değil. 1 vd. müdafaa harbi yapmak gerekir. Bunu kısaca nefsi müdafaa diye özetlemek mümkündür. 1981. 1984. cennet. normal zamanlarda Müslüman toplumun dinî görevidir (farz-ı kifâye). sabır ve sebat gösterin ve bilin ki. Allah'ın kelâmını ve dinini yüceltmek için Allah yolunda yapılan savaştır. isteyenlerin İslâm'a girmelerini. Osman Nuri. saf İslâm inancının sapık inançlardan ve mezheplerden korunması da girmektedir. 1346/1296. Düşmanla karşılaşınca da. bilin ki. Zeki Velidi. Fuad. İstanbul. Osmanlı Hukukunda gaza.. Umumî Türk Tarihine Giriş. netice itibariyle sulhdur ve tevhid inancının düsturları ile insanlığı daimi bir barışa davettir. 346 vd.. İslâm'ın bütün insanlara anlatılması ve davetin dünyadaki herkese yapılması gayesi girdiği gibi.. Krş. aşağıda belirtilen usule riayet etmek şartıyla. İslâm'ın davetini yaymak için yapıldığını ifade etmek gerekmektedir. bütün insanları zorla Müslüman etmek değildir. kılıçların gölgesi altındadır". 14. Hukukî yönünü ortaya koyduktan sonra. El-Ahkâm'üs-Sultâniyye.. Peygamber'in şu hadisi bunu gayet güzel açıklamaktadır: "Ey insanlar! Düşmanla karşılaşıp savaşmayı arzu etmeyin.1 Başbakanlı Osmanlı Arşivi. İstanbul. son sebebe dayanmaktadır. düşmanlık ancak zâlimlere karşıdır". YEE. Osmanlı Hukukunda meşru addedilen harplerin gerekçelerini şu haller teşkil eder: 1) İ'lây-ı kelimetullâh veya fî sebilillâh cihâd dedikleri. sh. Bu gibi durumlarda nefîr-i âmm (umumî seferberlik) dinî ve zarurî bir görevdir. 14-1540 sn. Müdafaa. Allah yolunda can.. İstanbul. İslâm'a davet ve bu daveti kabul etmeyenlerle savaş diye tanımlanmıştır. Osmanlı Devleti'nde savaş esas mıdır? Bu devlet harp ile mi gelişmiştir? Böyle bir anlayış İslâm'ın manasına uygun mudur? Osmanlı fetih politikasının hukukî esasları nelerdir? Bu sorunun cevabını verebilmek için. Bizans Müesseselerinin Osmanlı Müesseselerine Tesiri. 26 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLİ 2. Bu manâda Osmanlı Devleti'nin cihaddan gayesi. İlmiye Salnamesi. Bunun içine. Bu manada harp. EI-Ferrâ. Ankara. 1943. Bu yüce gayeye ulaşmak için. Bu konuda Halil İnalcık Hocamızın Balkanlardaki fetih politikası ile ilgili makalelerine bakılabilir. Özellikle yükselme döneminde bazı harplerin. 338 vd. Hz. 1/225 vd. Uzunçarşılı. Mecelle-i Umûr-i Belediye. İbrahim. Rabat. 1983. Asırlarda Osmanlı İmparatorluğunda Ziraî Ekonominin Hukukî ve Malî Esasları. sh. İsmail Hakkı. İnsanları zorla Müslüman yapmak için savaş yapılmadığı ortadadır. Eğer vazgeçerler ise. sh. Nitekim Yavuz'un İran'a karşı ilan ettiği savaş. İstanbul. nr. Harbin karşılığı olan cihâd ise. Harbin gayesi ile ilgili olarak şunlar söylenebilir: Bilindiği gibi Osmanlı devleti (umumî manâda). sh. cizye ve haraç vermek şartıyla tekrar eski Hıristiyan idarecilere teslim etmesi. sh. cihad ve kıtal gibi kelimelerle ifade edilen harb. El-Kettâni. 2) Düşmanın İslâm toprağını istila etmesi veya tahammül edilemez bir şekilde hareket etmesi halinde. can. Osmanlı Devleti'nin Merkez ve Bahriye Teşkilâtı. bu dediklerimizin en büyük delilidir. manevî değerler ve bütün insanlığın iki dünya mutluluğunu temin etme mefkuresi üzerine kurulmuş bir devlettir. İstanbul 1986. Ömer Lütfü. mal.. Türk Millî Kültürü. Barkan. ve XVI. Kısaca cihadın gayesi. MI. (bundan sonra BA). Köprülü. tarihî olaylarla meseleyi izah etmek daha kolay olacaktır.. Osmanlı Hukukunda harbin yani cihadın tarifini ve sebeplerini özetlemek gerekir. 1337. Ebû Ya'lâ Muhammed bin El-Hüseyin. XV. IX vd. değişik şekillerde tarif edilmiştir. Togan. dil ve diğer vasıtalarla savaşmak ve bu uğurda elinden geleni yapmak şeklindeki tarif cihadın umumî tarifidir. 1/273 vd. 220 vd. "Dinde ikrah ve icbar yoktur". Et Terâtib'ül-İdâriyye Nizâm-u Hükûmetln-Nebeviyye. son başvurulacak çare cihaddır. aile. 1334. İbn-i Kemal'in yerinde ifadesiyle. Kafesoğlu. Tevkiî Abdurrahman Paşa Kanunnâmesi MTM. Ergin. Ölçü şu âyetlerdir: "Fitne ortadan kalkıp din yalnız Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın.

isyancıları ve andlaşmayı bozanları cezalandırma gayesi de meşru' bir harbin gerekçeleridir. Osmanlı orduları Bizans'ı veya bir başka gayr-i müslim devleti mağlup edeceği çok kritik zamanlarda. Mohaç seferlerin olarak iptal yolı 3) Gayr-I meleri de meşru I yet altına almak destek olmak Rodos'un fethi on ahaliye bile zuln adada esir tutmu bir hayata mecb Macar Valilerinin i çiler dahi. İslâm Dinini terk edenlere mürted veya ehl-i ridde denilir. 3) Gayr-i müslim bir ülkede azınlık halinde bulunan Müslümanların yardım istemeleri de meşru bir harbin gerekçesini teşkil eder. Kosova Meydan Muharebesi takip etmiştir. İslâm'ın kesin emirlerini (zekât gibi) inkâr edenleri. Buna biz. Hıristiyan idareciler. isyancıları' rekçeleridir. Osmanlı Devleti'nin Anadolu Beylikleri ve Celâlî isyanları ile ilgili bütün askerî hareketleri bu manada harbe girmektedir. Mohaç Seferinin sebeplerinden biri olarak Macar Valilerinin ahaliye yaptıkları zulmü göstermektedir. Papa'nın tahrikiyle II. mesela Karamanoğullarının. Bursa i çaktır. askerî hareketleri I ler. ordunun Avrupa'da bulunmasından yararlanarak. Buna en güzel misâl şu olaydır: II. den yardım ist 4) Münafıkla leri. Bu işleme istitâbe denir. Osmanlı Hukukçuları düşman şahıslara göre harbi dörde ayırmışlardır: A) Gayr i müslimlerle yapılan savaş. Bunu bilinen II. Bunlara karşı silaha müracaat etmeden önce. Vazgeçmezlerse savaş ilân edilir. Mesela Rodos'un fethi orada bulunan 5-6 bin kadar Müslümana zulüm yapılması ve hatta yerli ahaliye bile zulmedilmesidir. 4) Münafıkları. Kosova Meydan M önemli bir kısmı. Gerçekten buradaki Müslümanları.Zaten cihada müsaade eden Kur'ân âyeti de buna dikkat çekmektedir: "Artık saldırıya uğrayan mü'mlnlere zulmedlldljj! I tamamen sulha tarafta Segedin'e göndermiş id mez. Murad'dan kendileri barış isteyen Macarlar ve Sırplar yeniden haçlı orduları teşkil ederek Osmanlı Devleti'ne hücum etmişlerdir. Gerçekten Osmanlı tarihini inceleyenler. Kısaca insanî sebepler de demek mümkündür. müdafaa harbi niteliğindedir. Mesela Yıldırım Bâyezid. adada esir tutmuşlar. dinden dönenleri. gündüz boyunları bukağıda ve gece ise ayakları zincirde işkenceli bir hayata mecbur etmişlerdir. Kanuni zamanında yapılan Belgrad ve Mohaç seferlerinin sebepleri ise. Bursa gibi Müslüman bir şehri defalarca yakıp yıktıklarını çok iyi hatırlayacaktır. murahhaslarını barış antlaşmasını imzalamak üzere Segedin'e göndermiş idi. Mesela Karamanoğlunun I lu'ya geçmek r Osmanlı Hut müslimlerle ya lere mürted veya ı neleri izale edıif Vazgeçmezler»^ Mevcut bir nizJır Osmanlı hanedanı | lan) bu gruba j lara karşı' ceğini Kur'ân i Bizi bazı hükümleri v İslâm I kanunu ne i BİLİNMEYEN OSMANLI 27 mü'miniere zulmediidiği için cihada izin verildi". C) Bâğilere . Murad. tamamen sulha taraftar olarak. düşmanın yapılan andlaşmanın şartlarını tek taraflı olarak iptal yoluna gitmeleridir. şüpheleri izale edilerek İslâm'a dönmeleri için gayret gösterilir. mesela Karan devleti mağlup ı rarlanarak. Bizans'ın zulmünden dolayı çok sayıda Hıristiyan re'âyânın Osmanlı askerinden yardım istediğini açıkça ifade etmektedirler. Nitekim gayr-i müslim tarihçiler dahi. Papa'nın tahrikiyle den haçlı ordular. Kısaca Osmanlı Devleti'nin yaptığı harplerin önemli bir kısmı. İslâm'ın davetini emniyet altına almak ve bu davete icabet etmek isteyen güçsüz ve zayıf kimselere destek olmak da diyebiliriz. Kendisi oğlu Mehmed'i tahta oturtarak Manisa'ya çekilir çekilmez. B) Mürtedlerle yapılan savaş. tam İstanbul'u muhasara altına almışken. Karamanoglunun Osmanlı topraklarına girmesi üzerine muhasarayı terk ederek Anadolu'ya geçmek mecburiyetinde kalmıştır. İbn-i Kemal.

9/b.(isyancılara) karşı yapılan savaş. Batılı tarihçiler de kabul etmektedirler. yüzlerce misâllerden biridir. Yol kesme suçlarını işleyenlere karşı savaş ilân edilebileceğini Kur'ân açıklamaktadır. Studia Islamica. Tevârîh-i Âl-i Osman X. 3318. İbn-i Kemal. İslâm hukukunun emrettiği muamelelerin ifası demektir. konuyu 28 Kânun-ı Sâni 1329 tarihli tezkire ile Tarih-i Osmanî Encümeni Başkanlığına havale eylemiştir. aksi takdirde savaş yapılacağı ihtar edilmelidir. 14/b. 4 Cemâzîyelûlâ 699 tarihini vermektedirler ki. Kemal Paşa-zâde (İbn-i Kemal).. . İslâm ile kılıç arasında değil. Heyet. 1317. 1-Cihâd. İA. İslâm ile cizye arasında serbest bırakmışlardır. yukarıda zikredilen sebeplerle meydana geldiğini görüyoruz. "Kötülüğü en güzel bir şekilde bertaraf ediniz" hadisi ve "Rabb'inin yoluna hikmet ve güzel öğütle davet et" âyetinin emirlerine uyulduğunu açıkça beyan etmektedirler. Doğuştan Günümüze Büyük İslâm Tarihi. (neşr. Mevcut bir nizâma isyan eden âsiler. 153 vd. meşru olan harp kanunlarını çok ciddi bir şekilde uygulaya gelmişlerdir. Tevârîh-i Âl-i Osman. 21/b-24/b. savaş ilân edilir. Bizi burada asıl ilgilendiren birinci harp çeşididir. c. 190. İnalcık. Defter. Müslim. "Rumeli". Mecma ül-Enhür Şerhu Mültek'al-Ebhur I-II. Bu muameleler şunlardır: Savaşa başlamadan önce gayr-i müslimler mutlaka İslâm'a davet edilmeli. sulh yolu ile itaat etmezlerse. 425-438. Dürer ve Gurer. nr. Ancak 699 yılının hangi ayıdır? Elimizdeki bazı kaynaklar. 707. I. Bu husus methe layıktır". Nitekim Petervaradin'in fethinden evvel. Diğerlerinin kendilerine mahsus bazı hükümleri vardır. 10/a. 6. İbrahim'in sadrazamı Mustafa Paşa'nın talimatıyla bu tercüme yapılmıştır). Hususî hükümlerin dışında genel harp hükümleri tatbik edilir. Mevkufatî. Muhammed. Ayasofya Bölümü. ti. Başkasının malına müdahale etmeme yasağını çiğneyen bazı Sırp asıllı askerleri hemen idam ettiren I. sh. Ankara 1996. Süleymaniye Kütp.. İstanbul. İstanbul 1972. İstiklâl-i Osmânînin tam gününü tesbit etmek üzere. Bu iki teklife müsbet cevap alınamadığı takdirde fiilen harp başlar. Hac. Bu dediğimiz hususu. Mesela Alman Tarihçi Lies aynen şunu söylemektedir: "Rum ve Acem ülkeleri feth edilince. Halil. Ahmed Reşit. 1999 yılı neden Osmanlı Devleti'nin 700. Damad. Turnagil. sh. insanî esaslarla bağdaşan bir harp kanunu ne Sâsanilerde. 2 Kur'ân. 12/a. 256. 8/b. 688. Müslüman ordular bu ülkelerin insanlarını. İslâm'ı kabul etmemeleri halinde cizye vererek. Ayrıca düşman gayr-i müslimler. eğer zimmî olabilecek grupdan iseler. IX. Gâşiye. Murad Hüdâvendigâr'ın bu hali. Bakara. İnsanî 28 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANU esasları temel kabul eden İslâm orduları ve özellikle de Osmanlı orduları. Osmanlı Maârif Nezâreti. İslâm hukukunun ortaya çıktığı dönemlerde. İstanbul 1331. İl/b. D) Muhariplere yani milletlerarası haydut ve korsanlara karşı yapılan harpler. vrk. Osmanlı hanedanı arasındaki savaşlar ile isyancıları bastırma hareketleri (Celâlî isyanları) bu gruba girmektedir. "Ottoman Methods of Conquest". her Savaş Öncesi. 39-40. 1/282. İnalcık. Osmanlı tarihleri. sh. Şefaettin Severcan). Kısaca Osmanlı Devleti'nin kuvvetle değil davetle yayıldığını ve diğer milletlerle o-lan savaşlarının. 1/642. 3. Molla Hüsrev. İslâm devletinin hâkimiyeti altına girmeleri teklif edilir. Encümenin görevlendirdiği tarihçi Efdalüddin konuyu bütün kaynaklardan araştırmış ve bazı sonuçlara ulaştıktan sonra bu tarih yani 4 Cemâziyelûlâ 699/27 Ocak 1300 tarihi istiklâl kazanılan gün olarak kutlanmaya başlanmıştır. LV vd. Yıldönümüdür? Osmanlı Devleti'nin 1299 yılında kurulduğu kesin midir? Osmanlı tarih kaynaklarının bu konuda iki ayrı nakilleri bulunmaktadır: 1) Hicrî 699 yılını esas alan görüştür. Miladi karşılığı 27 Ocak 1300 etmektedir ve Sultân Abdülhamid Hân'ın tesbit ettirdiği tarih de budur. İstanbul 1302. ne Romalılarda ve ne de başka bir millette mevcuttu. Osmanlı Devleti'nin 400 atlı ile birden bire cihan devleti oluşunun izahı da sorumuzun cevabını teşkil etmektedir2.1/340 vd. Kur'ân ve Sünnetin emrine uyularak sulh içinde itaatleri istenmiş ve İbn-i Kemal'in kaydına göre isyan ve zulümde inad edince cihad ilan edilmiştir. 21-22.. İslâmiyet ve Milletler Hukuku. c. Mültekâ Tercümesi. Cihadın ilânı.

. (neşr. Efdaleddin. Bu izahlara göre. İstanbul 1990. I. Buna dair bir kaynak veya belge yoktur. «„ . Ankara 1991. Burada ay yoktur ve hatta Tarihçi Âli. Her ne kadar( önce meyda. 103-129. 111-113. Lütfi Paşa. sayı 48. Ancak kutlamalar. Ahmed Uğur vd. alem ve III. { Safer ve flebi veya bel ayrıntıda ¦ 2) Hicri 700 mi I hatta Tanmanasına c ifade etme*/ mkeitiıMlt 4. Kantemir. sh. Nicara. 104 vd. "Türklerde Cihad ve Fütuhat Anlayışı". Münşe'ât-ı Salâtin. Hicrî yüzyılın müceddididir3. Gelibolulu Mustafa Âlî Efendi. Tevârih-i Âli Osman. 2) Hicrî 700 yani 1300 yılını esas kabul eden görüştür. Köprü.Gâzî'yi saltanat! imanlı De Bu gün imi belge. Gerçekten Lütfi Paşa'ya göre. bu ince ayrıntıda boğulmaya gerek yoktur. doğru olanın 4 Cemâziyelûlâ 699/27 Ocak 1300 tarihi olduğudur ve netice olarak Osmanlı Devleti'nin 700. sadece 1263/1847 tarihli Sâlnâme'dir.. Birinci ko ti'ni kuran Osr vi. İbn-i Kemal. 17-27. 41. Beldiceanu. Şerafettin Turan). başta Gibbons olmak üzere bazı batılı yazarlar. Sonbahar 1994. Kitâbu't-Târîh-i Künhü'l-Ahbâr. c. Fermanları nereden temin ettiği şüpheli olmakla beraber.. Âşıkpaşa-zâde. Yılı. Ancak bu gün hangi gündür? Bu günün Cemâziyelûlâ 699/27 Ocak 1300 olduğuna dair elimizde bulunan tek resmi belge. 64. İstanbul 1998. Nazmi. OınuaMâra OimittlıltfU ıınıo nlıkltn araştır bulunr. Alâ'addin Devleti fiilen iv.. 56. "Osmanlı İmparatorluğunda Şeneltme. Selçuklu Devleti fiilen sona ermiş ve uç gazileri (Serhad Ümerâsı) de bir araya gelerek Osman Gâzî'yi saltanat tahtına oturtmuşlardır. İstanbul 1265. Kayseri 1997. I. Ankara 1987.Faik Reşit Unat). Şöyle ki: Birinci konuda. sh. Osmanlı Devleti'nin istiklâl günü olarak kabul edilmelidir. (neşr. Çetin. Salnamenin bu bilgiyi nereden aldığı bütün araştırmalara rağmen elde edilememiştir.1954. 8. 48. sh.. El öpülerek bî'atın yapıldığı bu merasimin günü. Cumhuriyet dönemi tarihçilerinin bu zamana kadar nakl ede geldikleri 1299 yılı. Safer ve Rebiülevvel aylarında olması halinde doğru olabilecektir. 1999 değil 2000 yılıdır. I. sembolik şeyler olması hasebiyle. Dimitri. Alâ'addin Keykubad'ın Gazan Han tarafından azl ve hapsedilmesi üzerine. Osman Bey. c. sh. 4. Ekim 1992. Osmanlı Devleti'ni kuran Osmanlı Hanedanının aslen Türk olmadıklarını. İstanbul 1932. ancak tarihçilerin çoğunluğu 699 yılı üzerinde ittifak halindedirler. Bu resmi kaynaktan başka günü belirten vesika bulunmadığına göre. Anadolu'da İslâmiyetin Yayılışı. ı aldığı bütün ı belirten vesika I 1300 tarihi ( 2000 yılıdır. Bu izahlara ( dikleri 1299 yılı. (neşr. I. belki Moğol neslinden olabile3 Neşri. Osman. Osmanlıların şeceresi (soy ağacı) ile ilgili kısaca bilgi verebilir misiniz? Osmanlı'ların Türk olmadıkları söylentileri ve Ertuğrul Gâzî'nin babasının Süleyman Şah mı yoksa Gündüz Alp mi olduğuna dair görüş ayrılıkları konusunda neler biliyoruz? Her iki konu da bazı batılı tarihçiler tarafından tartışılmış ise de. Bu yıl içinde Osman Bey'e tabi. problemi hemen hemen çözmüş bulunmaktadır. II. c. Mehmed. 66-75. tarihçilerin çı tabi. Osmanlı İmparatorluğunun Yükseliş ve Çöküş Tarihi. bu tarihin. Defter. son yapılan ilmî araştırmalar ve de ortaya çıkan bazı Osmanlı sikkeleri. sh. Tevârih-1 Âl-i Osman. sayı 106. alem ve tuğ gibi saltanat alametlerini gönderen Anadolu Selçuklu Sultânı Sultân III. sh.ı BİLİNMEYEN OSMANLI 29 Her ne kadar Osmanlı Beyliğinin bağımsızlığına alâmet olacak bazı olaylar daha önce meydana gelmişse de -688/1288-1289'de tabi ve alemin gelmesi gibi-. Tevârîh-i Âl-i Osman. Türkleştirme ve İslâmlaştırma". sh. Eroğlu. Kitâb-ı Cihân-nümâ I-II. İstanbul 1341. Mehmed A. Köymen. her yüzyılda bir müceddid geleceğini ifade eden hadisin manasına Osman Gâzi'nin mâsadak olması için böyle bir yola başvurulduğunu açıkça ifade etmektedir.). sadece merasim gününün 699 yılının ilk üç ayında yani Muharrem. 7 vd. 61. Feridun Bey. İstanbul 1998 I-II. 67. Tarih ve Toplum.

I. çok eski zamanlardan beri Türkistan'da dahi han ve sultan olarak el-hakk asîl ve soylu bir Türk hanedanıdır". I. Dolayısıyla Osmanlılar Türk'türler. başlangıçta. Ay ve Yıldız Hanlarından meydana gelen kollarına Bozoklar denmektedir. TTEM. Bunun dışında. İkinci konuya yani Ertuğrul Gâzî'nin babası meselesine gelince. Ahmed Cevdet Paşa ve benzeri bir çok son dönem tarihçileri de bunu ifade etmişlerdir. c. Mehmed Ali Şevki. sadece kendi kavimlerinden verasetle aldıkları kuvvet ve kudrete değil. Oğuz boyunun Gün. ilk dönem tarih kaynaklarının çoğunun ve hatta elimizdeki şecerelerin ifadesine göre Süleyman Şah'dır. sh. 16-21. ilim adamları tarafından son zamanlarda bulunan "Osman bin Ertuğrul bin Gündüz Alp" şeklindeki bir sikke de açıkça bu görüşü teyit etmektedir. çok zorlamalarla yorumundan ibaret olduğunu. kendisinde İslâm milletinin birliğine vesile olmak gibi bir kabiliyet vardı. Ancak bu manada söylenenler. sh. Şurası açıktır ki. aynı yazarın Osmanlı Devleti'nin kuruluşunda söz ettiği İslâm Milleti veya tarihî ifadesiyle Osmanlı Milleti izahını yabana atmak da mümkün değildir. Gün Han'ın Kayı. İstanbul 1983. belki yeni topraklar feth ederek. Sağlam ve kudret sahibi demek olan Kayı Boyunun sembolü (ongun) şahindir ve Osmanlılar da Kayı Boyundandırlar. Müslümanlıklarının dahi Anadolu'ya geldikten sonra gerçekleştiğini söyleyecek kadar ileri gitmişlerdir. Kayıların Hz."İstiklâl-i Osmanî Tarih ve Günü Hakkında Tedkikât". Aksun. sh. Hatta bazı kaynaklarda. aynı zamanda İslâm'dan aldıkları ve Osmanlı adı altında aynı pota altında eritmeye muvaffak oldukları din ve dünya görüşüne borçludurlar. 106-108. Bunların ilmî değerleri yoktur. Adem'e kadar giden şecereleri ile ilgili izahlar. Yazıcıoğlu'nun Selçuknâmesi. 36-48. sh. Ancak doğru olan. imtiyazlı bir toplum içinden ortaya çıkıp da hazır millet ve memleket bulmuş bir devlet değildi. Ertuğrul Gâzî'nin annesinin ise. Zira Enverî'nin Düstûr-nâme'si ve Tevkil Mehmed Paşa'nın Tarihi gibi önemli Osmanlı kaynakları bunu ifade ettiği gibi. Sözün özünü Ahmed Cevdet Paşa söylemiştir: "Devlet-i Aliyye. 5. sadece menkıbe kabilinden bazı olayların. Elkaevli ve Karaevli ismiyle dört boyu bulunmaktadır. Ertuğrul'un babasının Gündüz Alp olduğu şeklindeki ikinci görüştür. lakin Türklüğe mahsus olan üstün sıfatlar ile İslâmî şecâ'at ve dindarlığı kendisinde toplamış bir kabile olduğundan. Ziya Nur. 30 BİLİNMEYEN OSMANLI çeklerini ileri sürmüşler ve hatta bazı tarihçiler. Uzunçarşılı. her ne kadar bir küçük hükümet şeklinde idi. Bilindiği gibi Süleyman Şah. Osmanlı Tarihi. İdris-i Bitlisî'nin Heşt Behişt'i ve Şükrullah'ın Behcet'ütTevârîh'i gibi ilk dönem kaynakları da ifade etmektedir. Osmanlı Devleti'ni kuran ve ona adını veren Osman Bey'in ve babası Ertuğrul Gâzî'nin. Osmanlıların soyu. Tarihen sabit olmadığı gibi. Ankara 1994. Ancak Ertuğrul Gâzî'nin babası konusunda farklı görüşler bulunmaktadır. Fuad Köprülü'nün Gibbons'a ait görüşün tenkidine yüzde yüz katılırken. Hz. Meşhur olan birinci rivayet. ne kadar küçük olursa olsun. Yılmaz. onun isminden kalan bir hatıra olarak zikredilmesi kuvvetle muhtemeldir. Selçuklular zamanında doğudan batıya ve nihayet Anadolu'ya göç etmeye başlamışlardır. Bayat. diğer devletler gibi. şu anda Domaniç'de medfûn bulu- . Peygamber'e bile isnâd olunmaktadır. ancak büyük devlet olmalarını. 25. sh. "Osmanlı İmparatorluğu'nun Kuruluşu Bahsi". Eskiden beri Oğuzların bir şubesi olan Kayılar. Büyük Türkiye Tarihi. nr. Kayılara mensup bir aşiretin başında bulunduklarını rahatlıkla söyleyebiliriz. c. dilleri farklı. İstanbul. diğer Oğuz boylarının göç hareketlerine benzer şekilde. Osmanlı Tarihi. Bunların dedeleri de. bütün şecerelerin de birbirini tutmadığı açıkça görülür. c. TOEM. nr. Bu dediklerimizi. Osman Bey'in babasının Ertuğrul Gâzî olduğu. Öztuna. Yeni Seri. ortaya çıkan Osman Bey'e ait bir sikkeyle ve kaynakların ittifakı ile kesinlik kazanmıştır. sadece menkıbevî kıymete haizdirler. Anadolu Fâtihi ve Türkiye Selçuklu Devletinin kurucusu ve ilk sultânı olması hasebiyle. tavır ve ahlakları ayrı ayrı çeşitli milletlerin en güzel edeb ve tavırlarından seçilmiş üstün ve güzel bir topluluktur. Bu Devlet-i Aliyye. I. kendine yer edinmiş ve teşkil ettiği Osmanlı Milleti dahi. İsmail Hakkı. 1994. 3051. Bu sebeple. 250 vd. yerli ve yabancı bilim adamları ortaya koymuşlardır.

BİLİNMEYEN OSMANLI 31 nan Hayme Ana olduğu ifade edilmektedir. II. Abdülhamid'in emriyle türbe yapılmıştır. Klasik nakillere göre, daha evvel İran'da Manan denilen yerde Süleyman Şah idaresinde yaşayan Kayılar, Moğol istilasının etkisiyle Anadolu'ya ve Ahlat'a gelmişler; oradan da Mardin'e 250 km kadar güney-batıda yer alan Caber Kalesi yakınında Fırat nehrini geçmeye çalışırken, Süleyman Şah'ın boğulması üzerine kollara ayrılarak Anadolu'ya yayılmışlardır. Caber Kalesi yanındaki bu menkıbevî mezar, hâlâ Türk Mezarı diye bilinmektedir ve toprağı Türkiye Cumhuriyetine aittir. Gündüz Alp'in kabrinin Ankara yakınlarında olduğu ve gerçekten Süleyman Şah'ın oğlu Selçuklu Sultânı I. Kılıçarslan'ın da tarihî Türk Mezarına yakın bir yerde Dicle'nin Habur koluna düşerek vefat ettiği nakilleri nazara alındığında, bu önemli hatıraların tesiriyle Süleyman Şah adının Seiçukoğuiiarmdan Osmanoğullarına geçişin bir sembolü olduğu düşünülebilir4. 5. Osmanlılar, 400 atlı diye ifade edilen küçük bir aşiret olmalarına rağmen, Koca Bizans'a karşı, Karamanoğulları ve Germiyanoğulları gibi büyük Anadolu beylikleri varken nasıl karşı koyup cihan devleti haline geldiler? Aşiretten cihan devletinin çıkmasını ne ile izah edebiliriz? Osmanlı Devleti'nin kuruluşu üzerinde, özellikle 20. Yüzyılın başında yerli ve yabancı araştırmacılar çokça durmuşlar ve 400 atlıdan cihan devletine geçişin sırlarını araştırmışlardır. Fuad Köprülü'nün ve H. A. Gibbons'un aynı adı taşıyan Osmanlı Devleti'nin Kuruluşu adlı eserleri, bunlara misâl olarak zikredilebilir. Bu görüşleri bir iki cümle ile özetledikten sonra kendi kanaatimizi zikredeceğiz. A) Bu konuda Gibbons'un başını çektiği bir nazariyeye göre, Osmanlılar, ancak Balkanlardaki fetihlerden sonra Anadolu'daki topraklarını genişletebilmişlerdir. Balkanlardaki fetihleri, tahrip ve yağma maksadıyla yapılmış bir akın değildir, belki planlı bir yerleşmedir. Buraya kadar doğrulara tercüman olan Gibbons, daha sonra Osmanlı aşiretinin küçük bir aşiret olduğunu; hatta Moğolların elinden kaçtıktan sonra Anadolu'ya gelişlerinde Müslüman olmuş olabileceklerini; yeni Müslüman olmanın heyecanıyla gayr-i müslimleri de zorla İslâmlaştırdıklarını; aslında kendi nüfuslarının az olduğunu, ancak dine dayanan yeni bir Osmanlı ırkı meydana getirerek yerli Rumları da yanlarına aldıklarını; harb esirlerinin İslâm'ı kabul etmesinin onlar için imtiyaz olduğunu ve kısaca Osmanlı Devleti'nin kuruluşunu yeni bir dinle yeni bir ırk ortaya çıkarmaya borçlu bulunduğunu açıklamaktadır. Bu görüş daha sonra gelen tarihçiler tarafından, özellikle Fuad Köprülü tarafından şiddetle tenkit edilmiştir. B) P. VVittek, Osmanlı Devleti'nin tam bir gazi devlet özelliğini taşıdığını, teşkil ettiği uc kültürü ile Osmanlıların fethedilen yerler halkına tam bir müsamaha içinde yaklaştıklarını ve bunun da kaynaşmayı kolaylaştırdığını ifade etmektedir. 4 İbn-i Kemal, Tevârih-i Âl-i Osman, I. Defter, sn. 201-204; Lütfi Paşa, Tevârîh-i Âl-i Osman, sn. 17-27; Âlî, Künhü'l-Ahbâr, Ahmed Uğur neşri, sh. 2941, Köprülü, Fuad, Osmanlı Devleti'nin Kuruluşu, Ankara 1994, sn. 3-5, 68-73; Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, c. I, sh. 93-103; Gibbons, H. A., The Foundation of the Ottoman Empire, chapter I; Tevkil Mehmed Paşa Tarihi, TOEM, nr. 79, sh. 87 vd.; Kantemlr, c. I, sh. 57-58; Köprülü, M. Fuad, "Osmanlı İmparatorluğu'nun Etnik Menşei Mes'elesi", Belleten, c. VII, sayı 28(1943), sh. 219-313; Köprülü, M. Fuad, "Kavı Kabilesi Hakkında Yeni Notlar", Belleten, c. VIII, sayı 31(1944), sh. 421-452. -¦¦'. /¦ = ¦ ¦-..-. -., .. ,32 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI C) F. Giese ise, Gibbons'u şiddetle tenkit ettikten sonra, Osmanlının kuruluşunun maneviyat erenlerinin gayretiyle mümkün olduğunu ve ahilerin rolünün asla inkâr edilemeyeceğini açıklamaktadır. D) Balkan tarihçileri, başta Iorga olmak üzere, Osmanlı Devleti'nin vahdetçi ve muhafazakâr tavrı sebebiyle, Bizans'ın anarşi ve terör havasından bıkmış köylü ve askerlerinin (akritoi), kültür, din ve medeniyet konusundaki devamlılığı da

müşahede edince, düşünmeden ve kitleler halinde Osmanlı'ya teslim olduklarını açıkça beyan etmişlerdir. E) Bütün bu görüşleri yazdığı önemli eseriyle tahkik ve tenkit eden Fuad Köprülü, Gibbons'un Osmanlı Aşiretinin önemsiz bir aşiret olduğu görüşü ile yeni ihtida iddiasını haklı sebeplerle reddederken, Osmanlı Devleti'nin tamamen dinî sebeplerle olan yükseliş tarzına, bazen aşırıya varan tarzda itiraz etmektedir. Fuad Köprülü, bütün meseleyi, Ahlat'tan Domaniç'e gelen Ertuğrul Bey ve neslinin insan yapısına bağlamaya çalışmaktadır. Bu arada Ahilerin Giese tarafından ifade edilen kuruluştaki rollerini mübalağalı bulmaktadır. Köprülü, kuruluşda, Moğolların baskısı sonucu Anadolu'ya göç eden Türkmenlerin gaza ruhu ile Bizans topraklarını Dâr'ül-İslâm yapmak üzere gayretlerinin; Selçuklu Devletinin zaafa düşmesi ve Anadolu Beyliklerinin kurulması gibi bu dönemde meydana gelen büyük siyasi olayların; Türklerin sahip olduğu etnik özelliklerin; Osmanlı kabilesinin asil oluşunun; Anadolu'da oluşan Gâziyân-ı Rum, Âhiyân-ı Rum, Bâciyân-ı Rum ve Abdalân-ı Rum gibi askerî, sosyal ve iktisadî grupların; nihayet Osmanlı Beyliğinin bulunduğu yerin jeopolitik durumunun; diğer beyliklerin Osmanlı Beyliğine karşı hasmâne tutum içine girmemelerinin ve benzeri sebeplerin, Osmanlı Devleti'nin kuruluşunda ve inkişâfında önemli rolleri olduğunu uzun uzadıya açıklamaktadır. Fuad Köprülü'nün gaza ruhunun ve i'lây-ı kelimetullah gayesinin bu konudaki rolünü küçümsediği kanaatindeyiz. F) Bu arada son zamanlardaki görüşleri de özetleyen Halil İnalcık, Balkanlarda Osmanlı'nın yayılışının tamamıyla muhafazakâr bir karakter taşıdığını, ânî bir fetih ve yerleşme mevzubahis olamayacağını, eski Rum, Sırp ve Arnavut asil sınıfları ve askerî zümrelerinin (voynuklar ve lagatorlar gibi) yerlerinde bırakılarak mühim bir kısmının Hıristiyan tımar erleri olarak Osmanlı tımar kadrosuna sokulduğunu, delilleriyle anlatmaktadır. Osmanlı Devleti'nin hiçbir zaman İslâmlaştırma politikası gütmediği şeklindeki görüşün ise, kısmen yanlış anlaşıldığı kanaatindeyiz. Bütün bu görüşleri değerlendirdiğimizde, problemin İslâm'ın fetih ve harble ilgili hükümlerinin incelemeden meseleye yaklaşmak olduğunu rahatlıkla ifade edebiliriz. Zikredilen sebeplerin elbette ki Osmanlı Devleti'nin kuruluşunda büyük etkileri olduğunu, ancak asıl mesele Osmanlıların devlet kurma ve idare etmedeki ilahi kabiliyetlerinin yanında, doğru İslâmiyet'i ve İslâmiyet'e layık doğruluğu yaşamaları ve ilk fetih yıllarında İslâm'a olan bağlılıklarının tam olarak devam etmesidir. Çünkü şu Müslüman Türk Devletinin bir zamanlar, bütün Avrupa'nın büyük devletlerine karşı hayatını ve varlığını devam ettiren, devletin ordusundaki Kur'ân'dan alınan şu fikirdir: "Ben ölsem şehidim, öldürsem gaziyim" Gerçekten Kosova muharebesine çıkan Murad Hüdavendigar, "Yârab! beni din yolunda şehid, ah ir ette said et" demiş ve istediği olmuştur. Bu ruh ile şahlanan şanlı ecdadımız, şevk ile ve aşk ile ölümün yüzüne gülerek bakmış; daima Avrupa'yı titretmiştir. Merak edenlere sormak istiyorum; şu dünyada basit fikirli ve saf kalpli olan genç askerlerin ruhunda öyle manevi ve yüksek fedakarlığa sebebiyet verecek ham, edilebilir? Bu iman ve ide kıt'aya hükmetmiştir ğını ise, 107l'de M-1 ¦••; Alparslan'dan dinleye1 -düşersem vurulduğum yre• gibi din ve devlet İçin dovu Osman Bey de olum ı mesleğimiz Allah \ Tarih bize gö bağlanmış isek sizdir ve düşnv zaman açık savaşta yf. bizi içimizden h-mücehhez o/urs, bataryaları boş oldu§u mw Hamaset gı? sedip de ifade c sonra bazı hususi, a) Osmanlıla bulundukları •"'-.mühlmrofe, b; Su arada t iktisadî açıcfa zulmetmesi, i pa'dan deste-destekleyeni.c) Anca? etkileyen hai1 şekild! olsa gr ¦Osman: din hürriyeti : edilen zimrtv mümkün dec (mesela vali, Osmanlıların Mihaller ve b> lar, zorla İs! ; yayma gayes ğı yok etme girdikleri olmı - Bilindm ¦•fi BİLİNMEYEN OSMANLI 33 le I e

verecek hangi şey gösterilebilir? Hangi duygu bu manevî değerlerin yerlerine ikame edilebilir? Bu iman ve idealin istikametinde yürüyen "devlet-i ebed-müddet" asırlarca dört kıt'aya hükmetmiştir ve medeniyet götürmüştür. Bu şanlı tarihin temelinin nasıl atıldığını ise, 1071'de Malazgirt'te konuşan ve sesi tarihin derinliklerinden bize akseden Alparslan'dan dinleyelim: "Din ve devlet yolunda sırf Allah rızası için savaşacağız. Eğer şehid düşersem vurulduğum yere gömünüz, bir adım geriye bile değil... hükümdar olarak değil, bir er gibi din ve devlet için dövüşeceğim". Bu sesi duyan ve bu ruhla Osmanlı Devletini kuran Osman Bey de ölüm döşeğinde aynı ruhu oğlu Orhan'a da aşılamaktadır. "Oğlum, mesleğimiz Allah yoludur. Kuru kavga değildir". Tarih bize gösteriyor ki, biz Müslüman Türkler, ne derece mânevi değerlerimize bağlanmış isek ilerlemişiz. Ne vakit manevî değerlerimizden uzak kalmışsak, gerilemi-şizdir ve düşmanlar bizi can damarımızdan vurmuşlardır. Bilesiniz ki, düşman bizi hiçbir zaman açık savaşta yenememiştir. Daima tehlikeyi, kurtuluş reçetesi olarak göstererek bizi içimizden hançerlemiştir. Bir milletin maddî bataryaları ne kadar modern silahlarla mücehhez olursa olsun ve o millet isterse imparatorluk seviyesine yükselsin, manevî bataryaları boş olduğu müddetçe yıkılmaya mahkumdur. Hamaset gibi görülen bu cümleler, aslında Gibbons'un, VVittek'in ve Giese'nin hissedip de ifade edemedikleri duygular olduğu kanaatini taşıyoruz. Bu genel girişten sonra bazı hususları ifade edeceğiz. a) Osmanlıların hem Allah'ın kendilerine ihsan ettiği etnik özellikleri ve hem de bulundukları mevkiin her açıdan fetih ruhuna uygun olması, kuruluş ve gelişmelerinde mühim rol oynamıştır. b) Bu arada kendilerine düşman olan Bizans'ın yıkılma noktasına gelmesi, kendini iktisadî açıdan devam ettirebilmesi için vergi ve idare açısından kendi vatandaşlarına zulmetmesi, Bizanslılar, Sırplar ve Bulgarların Ortodoks olmaları hasebiyle, bazen Avrupa'dan destek yerine köstekle karşılaşmaları, elbette ki yukarıda zikredilen sebepleri destekleyen etkenler olmuştur. c) Ancak yerli ve yabancı tarihçilerin Osmanlı Devleti'nin kuruluş ve gelişmesini etkileyen haller olarak açıkladıkları sebeplerin, aslında Osmanlı Devleti'nin doğru bir şekilde İslâm Hukukunun hükümlerini uygulamalarıdır şeklinde özetlemek daha doğru olsa gerektir kanaatindeyiz. -Osmanlı Devleti'nin din hürriyeti konusundaki müsamahası, İslâm Hukukundaki din hürriyeti prensibinin aynıyla uygulanmasıdır. Bir İslâm ülkesinde vatandaşlığa kabul edilen zimmîlerin, dinlerine müdahale edilmesi ve hele İslâm'a girmeye zorlanması mümkün değildir. Ancak Müslüman olması ile, Müslümanlara ait bazı imtiyazlı haklar (mesela vali, sancak beyi ve hatta sadrazam olabilme hakları) elde etmesi, elbette ki, Osmanlıların bu tutumunu gören gayr-i müslimlerde olumlu etkiler yapmıştır. Gâzî Mihaller ve benzeri Hıristiyan asıllı kahramanlar bunun neticesidir. Dolayısıyla Osmanlılar, zorla İslâmlaştırmamışlardır; ancak i'lây-ı kelimetullah diye ifade edilen İslâm'ı yayma gayesinden asla taviz vermemişlerdir. Yerli halk, bu müsamahayı ve Hıristiyanlığı yok etme gibi planlarının olmadığını görünce, Osmanlıya ve İslâm'a kitleler halinde girdikleri olmuştur. - Bilindiği gibi, İslâmiyet, gayr-i müslimlere sadrazamlık, valilik, sancakbeylik, belli 34 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN' yerlerde kadılık ve devlet başkanlığı gibi görevlerin dışında (vezâret-i tefvîz manasını taşıyan görevler), diğer vazifelerin verilmesinde (vezâret-i tenfîz manasını taşıyan görevler, tımar eri, subaşı, gayr-i müslimlere kadılık) sakınca görmemiştir. Osmanlılar kuruluş döneminde bu prensibi eksiksiz uygulamışlardır. Bu sebeple Sırplar, Bulgarlar ve diğer Balkan milletleri, voynuk, lagator ve martoloslar adı altında askerî ve idarî görevlerde istihdam edildikleri gibi, kendilerine tımar ve ze'âmet de verilmesi ihmal edilmemiştir. - Osmanlı Devleti, İslâm'a aykırı olmayan ve ama insanlığa yararlı olan müesseselerin ve kanunların, başka dinlere ve milletlere ait olsa da, iktibas edilmesinde veya vatandaş olan gayr-i müslim tebaanın kendi inanç ve âdetleriyle

başbaşa bırakılmasında hiçbir mahzur görmemiştir. Bu sebeple, bazı tarihçilerin ifade ettiği uc kültürü, zaten Müslüman Türk kültürünün bir parçasıdır. Sonradan buna riayet edilmediyse, bu, sonrakilerin hatasıdır. - Bütün bunlara maneviyât erenlerinin gayretleri de ilave edilince, yedi düvele karşı cihad yürüten Osmanlı Devleti'ni durdurmak mümkün olmamıştır. Meseleye böyle bakmak gerekir kanaatindeyiz5. 6. Osmanlıların kuruluş ve gelişmesinde, özellikle Wittek'in üzerinde durduğu maneviyât erenlerinin yani Gâziyân-ı Rum, Âhiyân-ı Rum, Bâcıyân-ı Rum ve Abdalân-ı Rum'un etkileri hakkında neler biliyoruz? Osmanlı Devleti'nin ulu çınarı, medrese, cami ve tekke üçlüsünden aldığı iman suyu ile büyümüş ve 600 sene hayatiyetini devam ettirmiştir. Bu üçlü, liyakatli âmirler ve ilmiyle amel eden âlim ve meşâyıhların da desteğiyle, tasavvuf vasıtasıyla, İslâm âleminin içinde kudsî bir rabıta olan kardeşliğin inkişâfına ve gelişmesine en önemli sebep olmuşlardır. Gerçekten küfür âleminin ve Hıristiyan dünyasının sinsî siyâsetleri ile İslâmiyet'in güneşini söndürmek için vâki olan müthiş hücumlarını, üç mühim ve sarsılmaz kale olan medrese, cami ve tekke üçlüsü koruyabilmiştir. Bu sebepledir ki, Osmanlı ulu çınarı kendi zamanında Osman Bey'in koskoca Bizans İmparatorluğu karşısındaki fetih ve zaferlerinin arkasında, Alp Gündüz, Gazi Rahman, Akça Koca ve Köse Mihal gibi büyük gaziler kadar, İslâm âleminin değişik bölgelerinden ve özellikle Horasan'dan gelen erenlerin yani Sadreddin Konevî'ler, Mevlânâ Celâleddin Rûmîler, Dursun Fakih'ler, Şeyh Edebali'ler, Ahi Evran'lar ve Şeyh Baba İlyas'ların bulunduğunu başta Osman Bey olmak üzere bütün Osmanlı Padişahları görmüş ve hissetmiştir. Sultân Orhan Gâzî'nin Bursa'yı fethedip Rumeli'ye yönelişinde, elbette ki Lala Şahin ve Hayreddin Paşa'lar kadar Molla Davud-ı Kayserî'lerin, Çandarlı Kara Halil'lerin, Karaca Ahmed'lerin ve Geyikli Baba'ların da payları vardır. Sultân Murâd Hüdâvendigâr Kosova'da şehâmet destanları yazarken, yanında cihâd eden Gâzî Evrenos'lara, Kutlu Beğlere, Kara Timurtaş ve Hacı İl Begi'ne dayandığı kadar, Molla Muhammed Cemâlüddin Aksarayî'lere, Molla Fenarî'lere, Koca Efendi'lere ve Şeyh Hacı 5 Köprülü, Osmanlı Devleti'nin Kuruluşu; Gibbons, H. A., The Foundation of the Ottoman Empire, chapter I; İ-nalcık, Halil, The Ottoman Empire, The Classical Age 1300-1600, Phoenix 1994, sh. 5-8; "Stefan Duşan'dan Osmanlı İmparatorluğuna, Osmanlı İmparatorluğu", Toplum ve Ekonomi, İstanbul 1993, 67-108; Ahmed Tevhid, "Ankara'da Ahiler Hükümeti", TOEM, nr. 19, sh. 1200-1204; Okyay, Rıfat, Osmanlı Devleti'nin Kuruluşu, İstanbul, sh. 20-44. Bektaş Velilere dt Hıristiyan â:< Ali Paşalar,,..... denen Şeyh Tapduk Emf Molla Şemse: İşte Âşr müstakil teşt A) 6izl> diye bilinen c unvanıyla anıl. devam rını ve ; re'îs'ül-fityJn, B)* ırafıno; ,,- , bazıiçisyae lirgin '¦ Iriiği ku bunların ¦¦ ¦ ne.1 reis tayir fütik kurmuş ve; esnaf . olup, gayret mıştır", yeletopla kank_ nizâmlanra Kısa; tutun nışma sat Fûtu teşk, C)Mcı, hanımları ks fil iLj L' lariîi.,

BİLİNMEYEN OSMANLI 35 Bektaş Velilere de dayanmış ve onlardan manevî imdâd taleb eylemiştir. Ve nihayet Hıristiyan âleminin korkulu rüyası Sultân Yıldırım Bâyezid Niğbolu Zaferini kazanırken, Ali Paşalar ve Timurtaş Paşalar kadar, Şeyh Hâmid bin Musa Kayserî'ler, Emir Sultân denen Şeyh Şemseddin Muhammed Buhârî'ler, Şeyh Abdurrahman-ı Erzincânî'ler, Tapduk Emre'ler, Yunus Emre'ler, Şeyh Kutbuddin İznikî'ler, Hacı Bayram Veli'ler ve Molla Şemseddin Fenarî'lerden manevi yardımlar almıştır. İşte Âşıkpaşa-zâde, bu maneviyât erenlerinden Anadolu'da bulunan büyük ve müstakil teşkilâtlar tarzında bahsetmektedir ki, bunlar sırasıyla şunlardır: A) Gâziyân-ı Rum = Gâzîler ve Alpler: Daha evvel Türk toplumlarında Alpler diye bilinen bu mana ve madde kahramanları, Türkler Müslüman oldukdan sonra Gazi unvanıyla anılır olmuşlardır. Anadolu Selçuklularının yer yer Alp unvanını kullanmaya devam ettikleri anlaşılmaktadır. Bunlarla kastedilen, vatan, millet ve din uğruna canlarını ve mallarını feda eden erler, ordu ve şehirlerdeki belli sınıf kahramanlardır. Bunlara re'îs'ül-fityân, ayyârların başı veya sipâhsâlâr-ı gâziyân da denmektedir. B) Âhiyân-ı Rum: Anadolu Ahileri: Ahî teşkilâtı, fütüvvet teşkilâtının Türkler tarafından geliştirilen ve özellikle Anadolu'da yayılmış bulunan bir şeklidir. Moğol istilası ve bazı iç isyanlar sebebiyle Müslüman Türklerin birliği bozulmuş ve halk önemli ölçüde tedirgin olmuştu. İşte böyle bir buhran döneminde halkı birbirine sevdiren ve yeniden birliği kuran manevî liderler ortaya çıkmıştır. Mevlâna, Yunus Emre ve Ahî Evran da bunların ileri gelenleridir. Ahi Evran esnafın birlik ve beraberliğini, zaviye ve tekkeleri birer meslek kuruluşları haline getirerek bu görevi ifa etmiştir. Müslüman Türkler, genellikle bekâr gençlerden san'at ve meslek sahibi olanların bir araya gelerek kendilerine reis tayin ettikleri şahsa ahi adını vermişler ve bu cemiyete de eskiden olduğu gibi fütüvvet demişlerdir. Şu anda Kırşehir'de medfûn olan Ahi Evran (1306 yılına kadar hayatta olduğu sanılmaktadır), ahlakla san'atın ahenkli bir birleşimi olan ahi teşkilâtını kurmuş ve o denli itibarlı bir hale getirmiştir ki, bu durum yüz yıllar süresince bütün esnaf ve san'atkârlara yön vermiştir. Osman Gâzî, kılıcını ahi usulüne göre kuşanmış ve Orhan Gâzî ise ahiliğin önemli bir savunucusu olmuştur. Kısaca "ahilik millî bir birlik olup, gayretleri neticesinde Osmanlı Devleti gibi büyük bir devlet ortaya çıkmıştır". Fütüvetnâmelerden öğrendiğimize göre, bunların da toplantı yerleri tekke ve zaviyelerdir. 740 maddeyi bulan fütüvvet nizâmnâmeleri vardır. Zaviyeler bir merkezde toplanmıştır. Her meslek erbabının bir ahi baba denen reisi mevcuttur. Bu reisin başkanlığında bütün üyeler, çalışma esaslarını, giyimlerini ve hareket tarzlarını teşkilâtın nizâmlarına uydurmak mecburiyetindedirler. Reislerine şeyh veya ihtiyar da derler. Kısaca Asya'dan gelen san'atkâr ve tüccar Türkler'in, Ön Asya'daki yerliler karşısında tutunabilmeleri ve beraber yaşayabilmeleri, ancak aralarında bir teşkilât kurarak dayanışma sağlamalarıyla mümkündü. İşte bu zaruret, dinî ahlâkî kaideleri Fütüvvetnâmelerde zaten mevcut olan bir esnaf ve san'atkârlar kaynaşma ve kontrol teşkilâtının yani ahiliğin kurulması sonucunu doğurdu. C) Bâcıyân-ı Rum: Bu tabir ile uc beyliklerindeki Türkmen kabilelerinin cengâver hanımları kasdedilebileceği gibi, hanımlara ait tekke mensupları da kasdedilmiş olabilir. D) Abdalân-ı Rum: Bunlara biz Horasan Erenleri de diyoruz. Osmanlı kaynaklarında zikredilen abdal ve baba lakabını taşıyan ve ilk Osmanlı sultanlarıyla beraber 36 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI harblere katılan tahta kılıçlı ve cezbeli dervişler bu gruba girdiği gibi, cevabın başında zikredilen maneviyât erenleri de bu gruba girmektedir. Bu tabiri, Bektaşi Babaları veya Alevî Dedeleri diye açıklamak, Osmanlı tarihini bilmemek olur. Zira, mesela Şakâık'da, Osmanlı Devleti'nin kuruluş safhasında, kimlerin etkili oldukları, bunların İslâmi eserleri ve şahsiyetleri hakkında ayrıntılı bilgiler bulunmaktadır.

Kısaca bu dört teşkilât Osmanlı Devleti'nin kısa zamanda kurulmasında ve maddimanevî açılardan fethedilen toprakların ihya olunmasında çok etkili rol oynamışlardır6. 7. Osman Bey hakkında özet bilgi verir misiniz? Kaç hanımı, kaç çocuğu vardı ve zamanında mevcut olan büyük âlimler kimlerdi? Osmanlı toprakları onun zamanında ne kadar büyüdü? Osman Bey, Osmanlı Devleti'ni ve Osmanoğullarını kuran ve adını devletine ve soyuna vermiş bulunan ilk Osmanlı Sultânıdır. Kendisine Kara Osman, Fahruddin ve Mu'înüddin de denmiştir. Osman Gâzî, hayatının sonuna kadar emîr yani bey olarak anılmıştır; vefatından sonra Hân ve Sultân denmiştir. Çünkü hayatının sonlarına doğru uc beyi olmuştur. Osman Bey, 1258 tarihinde Söğüd'de veya Osmancık'da dünyaya geldi. Babası Ertuğrul Gâzî ve annesi Halîme Hâtun'dur. 24 yaşındayken babasının yerine geçti. Osman Gâzî, önce Kastamonu'daki Çobanoğullarına, sonra da Kütahya'daki Germiyanoğullarına bağlı idi. Onlar da Selçuklu Sultânına bağlıydılar. İlk evliliği, 1280 civarında, Sultân Orhan'ın annesi ve Selçuklu vezirlerinden Ömer Abdülaziz Beyin kızı olan Mâl Hâtûn iledir. 1289 yılına doğru Şeyh Edebali'nin kızı Rabî'a Bâlâ Hâtûn ile evlenince, nüfuzu ve kudreti arttı. Bu hanımından da Şehzade Alâ'addin dünyaya geldi. 1281 yılında babasının yerine aşiret beyi olan Osman Bey, bir görüşe göre, Selçuklu Sultânı II. Gıyâseddin Mes'ûd'un 1284'de Söğüd ve çevresinin kendisine tahsis edildiğine dair olan fermanı ve yanında hediye ettiği ak sancak, tuğ ve mehterhane ile uc beyi olmuştur. 1288 veya 1291 tarihinde Karacahisâr'ı fethetmesi ve Dursun Fakih'e kendi adına hutbe okutması, Osman Bey'in yarı istiklâlini kazanması demektir. Osman Gâzi'nin Bizans sınır şehirlerini birer birer fethetmesi üzerine telâşa düşen Bizanslılar onu ortadan kaldırmak için bir düğün vesilesiyle bir baskın hazırlarlar. Baskına baskınla cevap veren Osman Bey, 1299 yılında Yarhisâr ve Bilecik'i fethetti ve beylik merkezini Bilecik'e nakletti ve fitneye sebep olan Yarhisâr Tekfurunun kızı Nilüfer'i (Holofura'yı) oğlu Orhan ile evlendirdi. Bu tarih, daha önce açıklanan sebeplerle Osmanlı Devleti'nin kuruluş yılı kabul edildi. 27 Ocak 1300'de Selçuklu Sultânı III. A-lâ'addin Keykubad'ın saltanat alâmeti olan tabi, alem ve tuğu Osman Beye bir ferman 6 Köprülü, Osmanlı Devleti'nin Kuruluşu, sh. 83-102; Âşıkpaşa-zâde, Tarih, sh. 204-206; Mehmed Ali Şevki, "Osmanlı İmparatorluğu'nun Kuruluşu Bahsi", sh. 3051; Ergin, Mecelle-I Umûr-i Belediye, 1/537-551; Ahmed Tevhid, "Ankara'da Ahiler Hükümeti", sh. 1200-1204; Çağatay, Neşet, Bir Türk Kurumu Olan Ahilik, Ankara 1974, sh. 56-90; Wittek, Paul, The Rise of the Ottoman Empire, London 1938; Bayram, Mikail, "Anadolu Selçukluları Devrinde Anadolu Bacıları (Baciyan-ı Rum) Örgütünün Kurucusu Fatma Bacı Kimdir? ", Belleten c. XLV-2, sayı 180(1981), sh. 457-472; Taeschner, Franz, "İslâmda Fütüvvet Teşkilâtının Doğuşu Meselesi ve Tarihî Ana Çizgileri", Çev. Semahat Yüksel, Belleten, c. XXVII, sayı 142(1972), sh. 203-236; Çağatay, Neşet, "Anadolu Türklerinin Ekonomik Yaşamları Üzerine Gözlemler (Bu alanda ahiliğin etkileri)", Belleten, c. LII, sayı 203(1988), sh. 485-500. Bu dönemdeki maneviyât erenleri için bkz. Süleymaniye Kütp. Esad Efendi, nr. 2362, vrk.86/b-91/b. ,.. ile göndermesi ile artık yakın bir yerde Yenişehi bu fetihlerde kendisine ' hir'i; oğlu Orhan Bey'e ve Turgut Alp'e İnegöl'ü yılında İlhanlı Hükümdaı Osmanlı Devleti tamamen Bey'in Müslüman olması/ yılından itibaren çevrede / Bey'e devretti. 1324 yılı eden Osman Bey, vasiyeti 2.5 yıl sonra 1326 yılında £ Babasından 4800 km Bey'in Orhan ve Alâ'addin c Bey, Hamîd Bey, Pazarlı Be]

zamanında Osmanoğullarınıı Akyazı ve Hendek, Kütahy ilçelerini kapsıyordu, Osman Bey zamanında^ yarar vardır: Âlimlerden en I bin Ebî Kasım Karahisâ'-'Paşa, Şeyh Ulvân Çelet 8. Osmanlı Devleti1 Dündar'ı öldürme çıklar mısınız? Evvela bu olayın, ı bul edilmeyen bir göri geldiğinde, Amca Dün. Ayrıca Dimitri Kanteır vefat ettiğini belirtme Kemal gibi olayı nakle râviler eder ki...' # Şayet çok zayıf i halinde, t; Osman Bey ( tesirler gösterî dan ve nihayet İbft-ll ' İbn-l Kemal, Tev Âlî, Künhü'l-Ahbâr, d 24; Mehmed Zeki,' Tarihi, c. 1, sh. 1 "Osman I", İA; E "4 BİLİNMEYEN OSMANLI 37 ile göndermesi ile artık Osman Bey müstakil bir uc beyi olmuştu. 1301 yılında Bursa'ya yakın bir yerde Yenişehir'i kurdu ve saltanat merkezini buraya nakletti. Bu arada bütün bu fetihlerde kendisine yardım edenleri de unutmadı ve kardeşi Gündüz Bey'e Eskişehir'i; oğlu Orhan Bey'e Sultânönü'nü; Hasan Alp'a Yarhisâr'ı; Şeyh Edebalı'ya Bilecik'i ve Turgut Alp'e İnegöl'ü verdi ve Edebalı'nın torunu Alâ'addin'i yanında götürdü. 1308 yılında İlhanlı Hükümdarı Ahmed Gazan tarafından Selçuklu Devletine son verilince Osmanlı Devleti tamamen müstakil hale geldi. 1313'de Harmankaya Hâkimi Köse Mihal Bey'in Müslüman olmasıyla Mekece, Akhisar ve Gölpazarı Osmanlının eline geçti. 1320 yılından itibaren çevrede fazla görünmeyen Osman Bey, 1324 yılında beyliği oğlu Orhan Bey'e devretti. 1324 yılı Şubat ayında Bursa'nın fethini görmeden 67 yaşında vefat eden Osman Bey, vasiyeti üzerine, geçici olarak gömülü bulunduğu Söğüd'den alınarak 2.5 yıl sonra 1326 yılında Bursa'daki Gümüş Künbed'e defn olunmuştur. Babasından 4800 km2 olarak aldığı toprakları 16.000 km2'ye çıkaran Osman Bey'in Orhan ve Alâ'addin dışındaki çocukları şunlardır: Fatma Hâtûn, Savcı Bey, Melik Bey, Hamîd Bey, Pazarlı Bey ve Çoban Bey. Bugünkü mülkî taksimata göre, Osman Bey zamanında Osmanoğullarının ülkesi, Bilecik, Eskişehir merkez, Sakarya'ya bağlı Geyve, Akyazı ve Hendek, Kütahya-Domaniç ve Bursa ilinin Mudanya, Yenişehir ve İnegöl ilçelerini kapsıyordu. Osman Bey zamanındaki büyük âlimler ve şeyhlerden bazılarını da hatırlatmakta yarar vardır: Âlimlerden en önemlileri Mevlânâ Şeyh Edebalı, Dursun Fakîh ve Hattâb bin Ebî Kasım Karahisârî'dir. Maneviyât reislerinden ise, Şeyh Muhlis Baba, Şeyh Âşık Paşa, Şeyh Ulvân Çelebi, Şeyh Hasan Çelebi ve Baba İlyas mutlaka zikredilmelidir7. 8. Osmanlı Devleti'nde ilk kardeş katli olayının Osman Bey'in amcası Dündar'ı öldürmesiyle başladığı söylenmektedir. Özellikle bu olayı a-çıklar mısınız? Evvela bu olayın, Osmanlı tarihçileri tarafından meydana geldiği dahi ittifakla kabul, edilmeyen bir görüş olduğunu ifade etmek istiyoruz. Zira idam hadisesi meydana geldiğinde, Amca Dündar Bey, 100 yaşına yaklaşmak üzereydi diyen tarihçiler vardır. Ayrıca Dimitri Kantemir gibi bazı tarihçiler, Amca Dündar Bey'in Söğüd'e gelmeden vefat ettiğini belirtmektedirler. Demek ki, böyle bir olayın vukuu dahi şüphelidir. İbn-i Kemal gibi olayı nakleden tarihçiler, bu olaya olmuş gibi bakmamışlar ve sadece 'bazı râviler eder ki...' diyerek bir dedikoduya dikkat çekmişlerdir. Şayet çok zayıf bir ihtimal ile de olsa, bu olayın meydana geldiğini kabul etmemiz halinde, tarihçilerin nakline göre bu zayıf rivayet şöyledir: Osman Bey devrinde, amcası Dündar Bey, aralarındaki saltanat kavgasının menfî tesirler göstermesinden, Dündar Bey'in Osman Bey aleyhinde faaliyetlerde bulunmasından ve nihayet İbn-i Kemal'in zayıf bir rivayeti naklederken verdiği bilgilere göre, Bile7 İbn-i Kemal, Tevârih-i Âl-i Osman, I. Defter, sh. 70 vd.; 196-201; Lütfi Paşa, Tevârîh-i Âl-i Osman, sh. 17 vd.; Âlî, Künhü'l-Ahbâr, Ahmed Uğur neşri, sh. 4167; Mecdî Mehmed Efendi, Hadâik'uş-Şakâık, İstanbul 1989, sh. 20-24; Mehmed Zeki, "Köse Mlhal ve Mihal Gâzî aynı adam mıdır", TTEM, nr. 11(88), sh. 327-335; Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, c. 1, sh. 102-116; Öztuna, Devletler ve Hanedanlar

I-V, Ankara 1996, c. II, 101-102; Gökbilgin, M. Tayyib, "Osman I", İA; Elizabeth A. Zachariadou, Osmanlı Beyliği, 1300-1389, İstanbul 1997. 38 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI cik tekfurunun yakalanmasına fiilen engel olduğundan dolayı, bâği add edilerek idam edilmiştir. Burada had suçu söz konusudur. Zira devlete isyan mevzubahistir. 1289 veya 1302 yılında meydana geldiği bazı tarihçiler tarafından zayıf bir rivayet olarak nakledilen bu olayda, Dündar Bey'in Bilecik ve Yarhisar Tekfurlarının, Osman Beyi öldürmek üzere tertip ettikleri plandan ve hileden haberdar olduğu ve Osman Bey'in karşı planla olayı bastırdıkdan sonra amcasını öldürdüğü nakl olunmaktadır. Düzmece Mustafa olayı sebebiyle bir Yunan tarihçisinin kaleme aldığı şu satırlar, Osmanlı Hânedânındaki erkek evlâtların ne kadar merhametsiz bir şekilde, Bizans ve benzeri düşmanlar tarafından Osmanlı Devleti'ne karşı kullanıldıklarını açıkça göstermektedir: "Akıllı Romalıların, giriştikleri bu işleri daha evvel Timur'un Bâyezid'le harb ettiği, onu yakaladığı ve ordusunu imha ederek onu mağlup ettiği zaman yapmaları zarureti vardı. Şimdi değil; zira Türkler toparlandılar. Orada o kadar akıllı ve cesur Roma İmparatorları gelip geçtiler ki, ne diyeyim?". Yani Yunanlı tarihçi, neden Roma İmparatorlarının Düzmece Mustafa olayı gibi diğer Osmanlı çocuklarını da Osmanlı Devleti'nin aleyhine kullanamadılar diyerek, geçmiş İmparatorlar adına bir nevi hayıflanmaktadır. Konunun asıl ayrıntılı izahını ise, Fâtih devri soruları içinde bulunan Kardeş Katli ile alakalı soruların cevabında yapacağız. Netice olarak, Dündar Bey olayının meydana gelmediği kanaatindeyiz. Şayet gelmiş olsa dahi, eğer anlatılan olaylar doğru ise, zaten had cezası olarak idam cezasının verildiğini söylemek mümkündür8. 9. Osmanlı Devleti'nin manevî kurucularından olan ve kızını Osman Bey ile evlendiren Şeyh Edebalı kimdir? Kaynaklarda Ede Şeyh diye de geçen bu maneviyât eri, Karaman'da dünyaya gelmiştir. Asıl adının İmâdüddin Mustafa bin İbrahim bin İnac el-Kırşehrî olduğu bazı kaynaklarda yer almaktadır. Hanefi hukukçusu Necmeddin Ez-Zâhidî'den fıkıh ilmini öğrenen Edebalı, sonradan Şam'a giderek oradaki âlimlerden İslâmî ilimler dersini tamamladı. Şam'dan döndükten sonra kendisini tasavvufa veren Şeyh Edebalı, Bilecik'te bir zaviye kurdu ve halkı irşada başladı. İşte bu sırada âlimleri ve maneviyât erlerini çok seven Osman Bey ile tanıştı ve o-na dinî ve idarî konularda danışmanlık yaptı. Bir seferinde Osman Bey, Şeyh Edebalı'nın zaviyesinde misafir kaldığında, herkesin dilden dile naklettiği ve bazı tarihçilerin de Ertuğrul Gâzî'ye isnad ettiği meşhur rüyasını görmüştür. Bu rüyaya göre, Şeyhin koynundan çıkan bir ay Osman Gâzî'nin koynuna girer; aynı anda göbeğinde bir ağaç biter ve gölgesi bütün dünyaya yayılır; ağacın altından dağlar yükselir ve dağlardan da ırmaklar akmaya başlar. Bu rüyasını Şeyh Edebalı'ya anlatan Osman Gâzî'ye Şeyh'in cevabı aynen şöyledir: "Hak Te'âlâ sana ve nesline padişahlık verecek. Mübarek olsun. Kızım da senin helâlin olacak". Daha önce belirttiğimiz gibi, bazı kaynaklara göre, Şeyh Edebalı'nın Osman Gâzî ile evlendirdiği kızının a öğrendiğimize göre, Şey Sultân Orhan'ın annesi, kızı Bâlâ Hâtun'un oğlu is Şeyh Edebalı, Vefa) reislerindendir. Vefâilik is ile hiç bir ilgisi yoktur. B« (ıştır. Osmanlı Devleti'nin Fakih, Şeyh'in taleb<- J:-de bu zatın talebEdebalı'nın Bektaşilif Şeyh Edebalı. diğimize göre, son i Edebalı'ya Kozağa burayı vakfetmiştir^ Gâzî'nin hanımı ile I büyüklerinden MollJ yakınları defn olunmff 10. Sultân Orh zamanında hem de ¦ misiniz? Orhan Bey,: ğimiz gibi, annesi I Abdülaziz Bey'in Şücâ'uddin gibi E 36 veya 43 yafl olan Orhan Bey, 1 Hacı Kemâlüddlnı gelen Molla Tâceddfnf Bilecik sonra da I meşveret etme Devleti, Orhan i Orhan Bey, gibi kahramanlar»! 8 Neşri, Kitâb-ı Cihânnümâ, c. I, sh. 95, İbn-i Kemal, Tevârih-i Âl-i Osman, I. Defter, sh. 130-131; Hayrullah E-fendi, Devlet-i Aliyye-i Osmaniyye Efendi, İstanbul 1864, c. II, sh. 33 vd.; Akman, Mehmed, Osmanlı Devleti'nde Kardeş

Katli, İstanbul 1998, sh. 43-46. ....... ...... .... : * BA, MüMmmtt Âşıkpaşa-zMe, T Defter, (neşr. ! Tevârih-i Âl-l Osm», 4 sh 107108. BİLİNMEYEN OSMANLI 39 ile evlendirdiği kızının adı, Mal Hâtun'dur. Ancak Sultân Orhan'a ait bir vakfiyeden öğrendiğimize göre, Şeyh Edebalı'nın kızının adı Rabî'a Bâlâ Hâtun'dur. Dolayısıyla Sultân Orhan'ın annesi, bir Selçuklu veziri olan Ömer Bey'in kızıdır. Şeyh Edebalı'nın kızı Bâlâ Hâtun'un oğlu ise Şehzade Alâ'addin'dir. Şeyh Edebalı, Vefâiyye tarikatına mensuptur ve aynı zamanda Anadolu Ahilerinin reislerindendir. Vefâilik ise, Şâzelî Tarikatının bir koludur. Bektaşi veya Haydarî tarikatı ile hiç bir ilgisi yoktur. Bektaşi menkıbelerine dayanarak böyle bir irtibat kurmak yanlıştır. Osmanlı Devleti'nin ilk kadı ve müftüsüdür demek daha doğrudur. Zira Dursun Fakih, Şeyh'in talebesidir ve Osmanlı Devleti'nin ikinci kadısıdır. Çandarlı Kara Halil'in de bu zatın talebeleri arasında bulunduğu söylenmektedir. Netice olarak, Şeyh Edebalı'nın Bektaşilik veya Alevîlikle ilgisi yoktur. Şeyh Edebalı 1326 veya 1327 yılında Bilecik'te vefat etmiştir. Belgelerden öğrendiğimize göre, son zamanlarında kızı ve torunu Alâ'addin Bey ile Bilecik'te oturan Şeyh Edebalı'ya Kozağaç Köyünün vergi gelirleri tahsis edilmiş ve kızı Rabî'a Bâlâ Hâtûn da burayı vakfetmiştir. Bilecik'te Şeyh Edebalı Zaviyesinde türbesi olup burada Osman Gâzî'nin hanımı ile birlikte Edebalı'nın hanımı, Şeyh Edebalı, Dursun Fakih, zamanının büyüklerinden Molla Hattab-ı Karahisarî, Şeyh Muhlis Baba ve Şeyh Edebalı'nın bazı yakınları defn olunmuşlardır9. II-ORHAN BEY ZAMANI 10. Sultân Orhan'ı kısaca anlatır mısınız? Çocukları, hanımları ve onun zamanında Osmanlı Devleti'nin genişleme boyutları, hem toprak ve hem de devlet teşkilâtı açısından durumu hakkında kısa bilgiler verir misiniz? Orhan Bey, 1281 (veya 1288) de Söğüt'te dünyaya geldi. Daha önce de ifade ettiğimiz gibi, annesi Mal Hâtûn Osman Bey'in ilk hanımı ve Selçuklu Vezirlerinden Ömer Abdülaziz Bey'in kızıdır. Osmanlı padişahlarından Sultân, Hân, Seyfüddin ve Şücâ'uddin gibi unvanları ilk olarak hakkıyla elde eden ve kullanan zattır. 1324 yılında 36 veya 43 yaşında babasının yerine Osmanlı Beyliğinin uc beyi oldu. Askerî bir deha olan Orhan Bey, kısa zamanda şöhretini dünyaya duyurmasını, ilmiyeden gelen vezir Hacı Kemâlüddin oğlu Alâ'addin Paşa, kardeşi ve veziri Alâ'addin Paşa, yine ilmiyeden gelen Molla Tâceddin Kürdî ve Vezir Hayreddin Paşa, vezir Lala Şahin Paşa ve de önce Bilecik sonra da Bursa Kadılığına getirilen Çandarlı Kara Halil gibi devlet adamları ile meşveret etmesine ve onların tecrübelerinden yararlanmasına borçludur. Osmanlı Devleti, Orhan Bey zamanında kurulmuştur. Orhan Bey, Köse Mihal, Turgut Alp, Şeyh Mahmûd, Gâzî Mihal Bey ve Ahi Hasan gibi kahramanların gayretiyle, senelerdir çevreden kuşattığı Bursa'yı 6 Nisan 1326 9 BA, Mühimme Defteri, nr. XXXI, sh. 217; TK, Defter-i Evkaf-ı Hüdâvendlgâr, nr. 585, vrk. 282/b-283/a; Âşıkpaşa-zâde, Tarih, sh. 6, 18, 20, 42, 99; Taşköprüzâde, Eş-Şekâık, sh. 4-5; İbn-i Kemal, Tevârih-i Âl-i Osman, I. Defter, (neşr. Şerafettin Turan), sh. 68-75, 92-95; Hüseyin Hüsâmeddin, Amasya Tarihi, II, 428; Lütfi Paşa, Tevârih-i Âl-i Osman, sh. 20-21, Şahin, Kâmil, "Edebalı", TDVİA, c. X, sh. 393-394; Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, c. I, sh 107-108. ¦ ¦¦ ¦ * 40 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI tarihinde fethetmiş ve Bey Sancağı adıyla oğlu Murad'a vermiştir. Artık Osmanlının merkezi Yenişehir değil Bursa'dır. Bu hadiseden sonra, 1327 senesinde Bursa Kadısı Cendereli (Çandarlı) Kara Halil ve vezir Alâ'addin'in tavsiyeleri ile saltanatın en önemli alâmeti olan ilk Osmanlı akçesini (son zamanlarda Osman

Bey'e ait bir sikke de bulunduğundan bu görüş nakz olunmuştur) yani sikkesini bastırmıştır. İlk darbhane de Bursa'da kurulmuştur. Osmanlı sınırlarının Karadeniz ve İstanbul Boğazına doğru ilerlediğini gören Bizanslılar, Darıca ile Eskihisar arasında bir yer olan Pelekanon'da Osmanlı ordularıyla karşılaşmışlar ve Osmanlılar İmparatoru yaraladıkları gibi, 1329 veya nihâî olarak 1331'de İznik'i fethetmişlerdir. İznik, Bizans açısından kudsî bir değere haizdi ve bunun farkında olan Orhan Bey, buradaki Ayasofya isimli Kiliseyi camiye çevirdi ve burada Osmanlı Devleti'nin ilk Üniversitesini kurarak başına da büyük âlim Kayserili Molla Davud'u tayin etti. İznik'i kurtarmak için hücuma geçen Bizans İmparatorunu, kaçmaya mahkum eden Orhan Bey, böylece 1335'e doğru bütün İslâm âleminde ve Avrupa'da Sultân unvanıyla anılmaya başlandı; sonra da sulh yolunu tercih etti. Bu arada Bizans İmparatorunun kızı Prenses Theodora ile evlendi. Bizans ile sulh yapan Sultân Orhan, bu sefer Anadolu fetihlerine yöneldi ve 1345'e doğru ilk olarak bir Anadolu Beyliğini yani Balıkesir merkezli Karesi Beyliğini Osmanlı Devleti'ne ilhak etti ve Anadolu'da 1354 yılında Ankara'ya kadar ilerledi ve orayı fethetti. Güneyde Çandarlı Körfezine dayanan Osmanlılar, Marmara Denizinin güneyindeki son toprakları da Bizans'ın elinden aldı; Üsküdar Osmanlı Devleti'nin eline geçti. Candaroğullarma bağlı Uluğ Beyoğulları Beyliği de Osmanlı Devleti'ne katıldı. Kayınpederi olan Bizans İmparatoru'nun kendisine saldıran Slavlar ve Bulgarlara karşı Orhan Bey'den yardım istemesi üzerine Osmanlı ordusu, evvela 3 Şubat 1347 yılında İstanbul'a girdi. Sonra döndü. Paşa'nın yardım ordusunun öncüsü Gâzî Umur Bey'dir. 1347'de Süleyman Paşa, İmroz'a çıkartma yapmak istedi, ancak püskürtüldü. 1349 yılında yardım için Rumeli'ye geçti, Selanik'e kadar geldi ve şehri Slavlardan kurtararak geri döndü. 1353 tarihinde, bu yardıma minnettar olan İmparator, Gelibolu yarım adasında, Çanakkale Boğazının Avrupa kıyısı üzerinde küçük Çimpe kalesini Avrupa'ya geçerken kolaylık olsun diye Süleyman Paşa'ya hediye etti. Daha önceki geçişlerden farklı olarak, artık Osmanlı Beyliği, Rumeli'nde hukuken ve fiilen var olmuşlardı. Türk tarihinin önemli olaylarından olan Rumeli'ye geçişin kahramanı Süleyman Paşa, Lüleburgaz ve Çorlu'yu da fethettikten sonra, 1357 yılında atının ayağının sürçmesi sonucunda düşerek vefat etti. Rumeli fetihlerini onun yerine Şehzade Murâd devam ettirdiyse de, bu acıya dayanamayan 81 yaşındaki Sultân Orhan, 1362 yılında Nisan ayının sonlarına doğru vefat etti. Orhan Bey, kaynaklardan öğrendiğimize göre hayatı boyunca 4 hanımla evlendi. Bunların aynı zamanda hanımları olduğu düşünülmemelidir. Bu hanımları ve bunlardan doğan çocukları sırasıyla şunlardır: 1) Nilüfer Hâtûn (Holofira): Yarhisar Tekfu'runun kızıdır; Müslüman olup Nilüfer adını almıştır. Süleyman Paşa, I. Murad ve Şehzade Kasım'ın annesidir. 2) Asporça Hâtûn: Bizans İmparatoru'nun kızıdır; Şehzade İbrahim ve Fatma Sultân'ın annesidir. Müslüman olmuştur. 3) Theodora Hâtûn: Müslüman olmadığı ve evliliğin kısa sürdüğü anlaşılıyor. Şehzade Halil'in annesidir. 4) Eftandise Hâtûn: Mahmûd Alp'in kızıdır. Sultân Orhan zama nik'deki ilk yüksek tahs halefi olan ve yaya ile Hoca, Osmanlı Devleti'n Kayseri ve maneviyât re Ahi Evran ve Musa Abdal 11. Sultân Orhan, m bul edilmektedir; re, imza attığı ilk Sultân Orhan'ın Devleti'nin bir > dan dolayıdır. Sult 1) Orhan Bey, lerinden olan akçe)* Kara Halil'in tavsly halifenin adı; tarafından bastırıldı} sikkenin bulunması,! 2) Osmanlı I Bey'in zamanında 1 Alâ'addin Paşa leyman Paşa da Alp, Kara Mürsel, \ 3) Sultân Ort dına yaya adını \ da müsellem ad tayinine girişti' Kara Halil'i tay 4) Osmanlı t se de, Osmanlı I Bey tesis etmlj ve itaatsizlik < teşkili, Çandarlı J eden Türkmenler* ğından, ra'iyyetlljl J tayinatlan ve t '" Neşri, KÖtH(] mal, Tevârlh-IÂI-lfl sh. 40-65; / Uzunçarşılı, C Tarihi, sh. 3 Tarih ve tik S III. AndronikosA BİLİNMEYEN OSMANLI 41

Aksun. 195-196. Önemli beyler arasında ise.. 4065. Dünya askerî tarihinde bunu. V. c. 73-86. Osmanlı Tarihi. bin kadar da süvari yani atlı asker tertip ederek adlarına da müsellem adını verdi. sonradan onun halefi olan ve yaya ile müsellemin teşkilinde fikir veren Alâ'addin Esved veya Kara Hoca. 198-208. I. Böylece askerî tarih açısından dünyada ilk muvazzaf orduyu kuran. Ahmed Uğur neşri. 309-321. Hıristiyan esirlerden devşirilmiş muvazzaf bir ordu teşkili. yaya ve müsellemlerin suiistimale başlamaları ve itaatsizlik göstermeleri üzerine. sayı 34(1945). sh. Sultân Orhan'ın imza attığı ilkleri şöylece özetlememiz mümkündür: 1) Orhan Bey. Hasan-ı Kayserî ve maneviyât reislerinden ise. Kara Mürsel. Öztuna. Murad devrinde esas teşkilât10 Neşri. . 27-31. 1327 yılında Bursa'da Bursa Kadısı Çandarlı Kara Halil'in tavsiyeleriyle bastırdı. Kitâb-ı Cihânnümâ. Lütfi Paşa. "Gâzî Orhan Bey'in Hükümdar Olduğu Tarih ve İlk Sikkesi". sh. Evrenos Gâzî ve Akça Koca bulunmaktadır. M. sh. İznik'deki ilk yüksek tahsil müessesesinin müderrisi Davud-ı Kayserî. Mırmıroğlu. Ahi Evran ve Musa Abdal başta gelen simalardandır10. 2) Osmanlı Devleti'nin en yüksek idarî. Tevârih-i Âl-i Osman. Defter. c. Osmanlı Devleti'nin bir devlet olarak bütün müesseseleriyle onun zamanında ortaya çıkmasından dolayıdır. c. Defter. sh. Kantemir. 147-191. Devletler ve Hanedanlar. sh. 103-105. 42 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI landırılmasına ve hatta bazı tarihçilere göre.çünki Rumeiierinde akmcıiık eden Türkmenler ve daha önce ihdas olunan yaya ve müsellemlerle Âl-i Osman'ın ayakta durması zorlaştığından. sh. Son zamanlarda Osman Bey'e ait bir sikkenin bulunması. sayı 50(1949). c. . Ankara 1991. Osmanlı Tarihi. adlî ve siyasî makamı olan Divan da Orhan Bey'in zamanında temellendirilmeye başlanmıştır. VL. Bursa ve İznik'i fethettikten sonra bağımsızlığın en önemli alâmetlerinden olan akçeyi yani gümüş sikkeyi. 11. Şerafettin Turan). ". Seyyid Ahmed-i Kebîr-i Rufâ'î.Sultân Orhan zamanındaki büyük ilim adamları ve maneviyât reisleri arasında. Hacı İl Bey. İbn-i Kemal. Neticede. I. sh. yeniçeri adıyla adlandırılması yoluna gidildi. neden Osmanlı Devleti'nin gerçek kurucusu olarak kabul edilmektedir? Başta ilk Osmanlı akçesinin bastırılması olmak üzere. 207-211. Uzunçarşılı. Sultân Orhan. Hammer gibi bazı batılı tarihçiler itiraz etse de. 120 sene sonra 1447 tarihinde VII.. I. İlk vezîr olarak Hacı Kemâlüddin oğlu Alâ'addin Paşa tayin edilmiştir. c. ra'iyyetliği kabul eden Hıristiyanların dinç ve gençlerinden birkaç yılda bir bin nefer kadar alınıp tayinatian ve ulufeleri verilmesi kararlaştırıldı". Ayrıca Sultân Orhan'ın oğulları Alâ'addin Paşa ile Süleyman Paşa da vezirler arasında yer almaktadır. . Âlî. . Osmanlı Devleti'nin ilk Bursa Kadısı ve Kazaskeri Çandarlı Kara Halil. IX. Şarl'ın FrankArşır adıyla adlandırdığı muvazzaf asker takip etmektedir. diğer tarafında ise 727 hicrî tarihi ve Kayı Boyu işareti ile Bursa'da kimin tarafından bastırıldığına dair bilgi bulunmaktadır. bu ilki ortadan kaldırmaktadır. Bu arada Alâ'addin Esved adlı âlime danışarak bir ordu kadısı tayinine girişti ve Osmanlı Devleti'nin ilk kazaskeri olarak da Bursa Kadısı Çandarlı Kara Halil'i tayin etti. Tayyib. Gökbilgin. Andronikos Arasındaki Pelekano Muharebesi". sh. Belleten. Konur Alp. II. (neşr. 4) Osmanlı tarihçilerinin beyanına göre. Osmanlı Devleti'ndeki ilk muvazzaf asker olan yeniçeri teşkilâtını da Orhan Bey tesis etmiştir. c. 36-50. imza attığı ilklerden bazıları nelerdir? Sultân Orhan'ın Osmanlı Devleti'nin gerçek kurucusu kabul edilmesi. Karaca Ahmed. XIII. "Orhan". sh. Künh'ül-Ahbâr.. I. Tevârih-i Âl-i Osman. İbn-i Kemal. Çandarlı Kara Halil tarafından tavsiye edildi. Tevârîh-i Âl-i Osman. Daha sonra da I. 3) Sultân Orhan ilk defa bin kadar Türk gencinden daimî bir ordu teşkil ederek a-dına yaya adını verdiği gibi. II. İsmail Hakkı. sh. 1326 yılında yeniçeri teşkilâtını tesis eden Osmanlı Devleti olmuştur. İA. 67-108. "Orhan Bey ile Bizans İmparatoru III. c. Belleten. 117-162. Bu sikkenin bir tarafında kelime-i şahadet ve dört halifenin adı. sh. Uzunçarşılı. Zira kaynaklara göre.

İki büyük Hıristiyan Konsül'ünün toplandığı İznik fethedilince. 1383'de Candaroğulları Hamidoğullarının arkasından Osmanlı'yı metbû' tanıyınca. sh. çocuklarını. İsmail Hakkı. . Bunu Sırbistan'ın bir kısmı ile Bulgaristan'ın Osmanlı'ya ilhakı takip etti ve 1365 yılında da Dubrovnik (Raguza) ile ilk milletlerarası andlaşma imzalandı. 6) Bazı kaynaklara göre. 11 Âlî. Karaman oğulları rahatsız olmaya başladı ve 1386'da Osmanlı Karamanoğulları ihtilafı başladı.„. V. 277-288. Lütfi Paşa. Ayasofya Kilisesi Camiye çevrilmiş. Osmanlı Devleti'nin Avrupa topraklarında bu ilerleyişi Hıristiyanları korkuttu ve Papa V. Murâd Hüdâvendigâr ve Gazi Murâd Hüdâvendigâr adlarıyla anılan Sultân Murâd. 724 Rebîülevvel-1324 Mart.. Osmanlı açısından farklı bir yöne çekilmektedir". Her ne kadar. 207-211. 1375'de Hamidoğulları sembolik bir bedelle topraklarının yarısını Osmanlıya terk etti ve böylece Germiyanoğlu ile Karamanoğlu arasına Osmanlı girmiş oldu. hükümdar demektir ve sonradan o zaman Osmanlı Devleti'nin başşehri olan ve kendisinin de valilik yaptığı Bursa'ya da Hüdâvendigâr Sancağı adı verildi.. . sayı 17-18 (1941). 7-8.. Tarih-i Askerî-i Osmanî. sh. bir Manastır da medreseye çevrilerek müderrisliğine de Fakîh Davud-ı Kayseri tayin olunmuştur. Belleten. (ki tarihî belgeler bunu doğrulamaktadır. "Gâzî Orhan Bey vakfiyesi. c.000 kişilik Hacı İlbeğ komutasındaki Osmanlı ordusunun yaptığı bir baskın sonucunda sındı ve tarihe Sırpsındığı zaferi olarak geçti (1363).. V.. Künh'ül-Ahbâr. Dolayısıyla bu görüş doğru kabul edildiği takdirde..000 km!'lfk t Batılı tarih ğer din mensuı hasebiyle dost < zirvedeydi. I. Kitab-ı Evvel. Uzunçarşılı. 1326 (726 H) yılında dünyaya geldi ve 1362 Mart ayında 35-36 yaşlarında iken Osmanlı Padişahı olarak tahta geçti... sh. III.. elimizde Sultân Orhan devrine ait Türkçe i'lâm. Seferlerine Ankara'nın yeniden fethiyle başlayan Sultân Murâd. Osmanlı Tarihi. "Gâzî Orhan Bey'in Hükümdar Olduğu Tarih ve İlk Sikkesi".. c. vakfiye. Ancak 60. Murâd... 27-31. Hüdâvendigâr.. .. 1362 Temmuz'unda Edirne'yi zabtetti ve kendisine yeni başşehir yaptı. Ahmed Cevâd. 1.. sh. hüccet.. Orhan Bey zamanında İznik'te açılmıştır.. Uzunçarşılı. Zira Orhan Bey zamanından itibaren ilk defa. İstanbul 1297.! oğullarını dağıtıp) Osmanlı'nın bozguna uğrattı Bulgari İle Ulahı Kosova'da 20 H« ordusu. Uzunçarşılı.000 kişilik haçlı ordusu 10. I.. sh.". sh.. -. Tevârîh-i Âl-i Osman. İsmail Hakkı.. Murâd'ı. 36-50. ...1 kadar sürecek < Miloş Oblllç adlı) larak şehid edildi j haz/resine gömü Osmanlı'nın eline i bede bizzat bulu 500. bir devletin yürütmeye ve yargıya ait yazılı belgeleri Türkçe yazılmaya başlanmıştır.. . t tında büyükf hur SaruaJ zikn Asrındakfî kadılarınd . sh. Her ı asıl yeniçeri ve i ilk kuşatan Osı Murâd Hû ehliyetli devleti tân Murâd zarr zikretmek gen Maliye te. hanımlarını ve zamanında Osmanlı Devleti'nin genişleme alanlarını kısaca açıklar mısınız? Osmanlı tarihinde I.SULTÂN MURÂD HÜDÂVENDİGÂR DEVRİ 12.. 40-44.. c.5) Osmanlı eğitim tarihinde ilk yüksek eğitim müessesesi de. c. Bunu Balkanların önemli bir merkezi olan Filibe'nin fethi takip etti (1363). Osmanlı Tarihi. 124-128... Acemioğlanlan 1 Vezir o!du ve i arasında ise. Türkçe'nin ilk resmî dil olarak kabulü de Orhan Bey zamanında olmuştur. Aksun. „.. tapu kayıtları ve benzeri Türkçe yazılı belgeler az da olsa mevcuttur) Karamanoğlu Mehmed Bey'in ilk resmî olarak Türkçe'yi kullandığına dair izah tarzı. . Urbanus'un tahrikiyle Osmanlı Devleti ilk haçlı seferine maruz kaldı. Sultân I.

Sultân Hâtûn. 4. yeniçeri ve acemi oğlan teşkilâtında büyük payı bulunan Timurtaş Paşa ve Lala Şahin Paşa'yı.tl iffetti BİLİNMEYEN OSMANLI 43 Her ne kadar. Asrındaki âlimlerden ise Aksaray'lı Cemâlüddin Muhammed bin Muhammed. sh.Özer Hâtûn.Nefise Melek Sultân Hâtûn'2. 4. ZEVCELERİ: 1. Osmanlı ordusu. Bundan cesaret alan haçlı orduları. Verdiği sözde durması hasebiyle dost düşman herkes tarafından sevilir hale geldi. sh. bir görüşe göre Sultân Murâd zamanında ihdas edilen kazaskerliğe ilk defa getirilen Çandarlı Halil Efendi'yi zikretmek gerekiyor.000 km2'lik bir büyük devleti Osmanlı milletine miras bırakıyordu. sh. Sultân Murad'ın oğlu Şehzade Bâyezid kahramanca savaşarak Karaman oğullarını dağıtıp Yıldırım unvanını aldıysa da. 9. 3. sh. hep birlikte Osmanlı Devleti'nin aleyhinde ittifak ettiler ve Kosova'da 20 Haziran 1389 günü Osmanlı ordusu ile karşı karşıya geldiler. asıl yeniçeri ve acemi oğlanları teşkilâtlarını kuran ve geliştiren kendisi oldu. 12 Lütfi Paşa. Alî. Aksun. "Osmanlı tarihinin İlk Devirlerine Ait Bazı Yanlışlıkların Tashihi". İstanbul'u ilk kuşatan Osmanlı Padişahı da kendisiydi. . 5. c. I. I. Halil Hayreddin Paşa'nın oğlu Ali Paşa'yı. 2-Ya'kub Çelebi. Kosova Zaferi diye tarihe geçen zaferle haçlı ordularını yendi ve 500 yıl kadar sürecek olan Balkan Hakimiyetini başlatmış oldu.sı unvanı ZE Marya' kızı. Uzunçarşılı. 3. Ahmed Uğur neşri. Bu vazifeye gelir gelmez.87-93. c. Diğer devlet adamları arasında ise. 51-70. 8. 162-186. Sırpı ile Bulgari ile Ulahı ile. sh. Uluçay. 173-188. Batılı tarihçilerin de itirafıyla.1389) ve Bursa'ya nakledilerek kendi adına yaptırılan Cami haziresine gömüldü. Miloş Obiliç adlı yaralı bir Sırp askeri tarafından Murâd Hüdâvendigâr hançerle vurularak şehid edildi (20. Çağatay.Halil Bey.İbrahim Bey. c. 6.Candar Oğullarından bir beyin kızı. 7"IMIft [»i. 6577. c.Paşa Melek Hâtûn.6. Kızıl Murad bey'in kızı.Gülçiçek Hâtûn. bunu fırsat bilen Sırp Kralı Balkanlarda Osmanlı'nın üzerine yürüdü ve hatta Timurtaş Paşa komutasındaki Osmanlı ordusunu bozguna uğrattı (Ploşnik Olayı. Karamanlı Kara Rüstem'in de yardımıyla Maliye teşkilâtı tanzim edildi ve Sultân Orhan zamanında başlatılan Yeniçeri ve Acemioğlanları Teşkilatını bütün ayrıntılarıyla kurmaya muvaffak oldu. İne Beğ. 37 muharebede bizzat bulunan Sultân Murâd. Belleten. Tevârîh-i Âl-i Osman. Müstecap Subaşı ve Hacı İlbeğ'i zikretmek gerekmektedir. 5Yahşi Bey. 108-131. Osmanlı Tarih!.Savcı Bey. 7. Bunların başında. Murâd Hüdâvendigâr'ı muvaffak eden sebeplerin başında onunla birlikte çalışan ehliyetli devlet adamlarını zikretmek gerekiyor. 31 vd. I. 2Marya Thamara Hâtûn. Bursa kadılarından ve Kâdîzade-i Rumî'nin babası Mahmûd Bedreddin ve de Azerbaycan Kadısı unvanıyla meşhur Mevlânâ Burhânüddin'i zikretmek gerekmektedir. Bulgar Kralının kızı. sh. ÇOCUKLARI: 1-Yıldırım Bâyezid. XXI. Ancak bu güzellikler arasında. Her ne kadar yeniçeri teşkilâtı babası zamanında kurulmaya başlansa da. fethettiği topraklarda Ortodokslara. kahramanlıkları ile meşhur Saruca Paşa.. 1372 yılında da Vezir oldu ve artık Halil Hayreddin Paşa diye anılmaya başlandı. I. V. 1387). 4-1 Yıldırım f Bey. Devlet teşkilâtçılığında da zirvedeydi. Yıldırım Bâyezid'in ve Yahşi Bey'in Annesi. Osmanlı Tarihi.Bulgar Beyinin kızı. Katoliklere ve diğer din mensuplarına kendi dindaşlarından daha iyi davrandı. Künh'ül-Ahbâr. Uzunçarşılı. Bulgaristan tamamen Osmanlı'nın eline geçerken Sırbistan'ın da önemli bir kısmı feth edilmişti. Paşa Yiğit. Osmanlı Devleti Balkanlara hâkim olmuş. sayı 81-84 (1957). Evrenos Beğ. Alî. Kantemlr. t llfcıınçuıO |l73-188. 27 yıl içinde babasından aldığı mirası 5 kat artırarak 500.

Osmanlı Devleti'nde Yeniçeri Ocaklarına asker temin eden iki önemli kaynak vardır: A) Pençik Oğlanları ve Acemi Ocakları. Zira devletin askerî ve mülkî erkânının çoğu da bu ocaktan yetişmedir. 3. dünya . 284-305. I. Acemi Ocaklarında kimleri ne hakla toplamıştır? Kanunla mı yoksa keyfî mi yapmıştır? I. II. sosyal ve idarî imtiyazlardan dolayı. devletin yükselme devirlerinde. acemi oğlanı veya devşirme oğlanı ifadeleriyle anlatılan ve halk ile Batılılar arasında Hıristiyan ailelerin çocuklarının zorla alınarak önce köle yapılması. en azından şu seçimlik haklara sahiptir: 1) Savaş hukukunun gereği ve İslâmiyeti yaymak gayesiyle gerekiyorsa devlet reisi onları öldürtebilir. Devlet. bu meselenin izahını zaruri hale getirmektedirler. da Acemi 0' sıyla yan İv nü ît?-"'' onlara bir n. B) Devşirme Usûlü ve Acemi Oğlanları. Devşirme sistemi nedir? Hıristiyan ailelerin çocukları zorla ve zulümle mi alınmıştır? Bugün Avrupalılar kadar memleketimizde de en çok merak edilen ve meselenin esası bilinmeden değişik yorumlar yapılan ve çarpıtılan konulardan biri de kapu kulları ve bunun kaynağını teşkil eden devşirme usulüdür. Pençik Oğlanları ne demektir? Osmanlı Devleti. Öztuna. 4) Hanefi mezhebinde tartışmalı olmakla birlikte. Pen. mala1 alaka:. Yeniçerilerin sahip oldukları iktisadî. Bu sebeple de Kapıkulu Ocakları denilen askerî teşkilâtın çekirdek kısmıdır. 14. Ankara 1992. Büyük Türkiye Tarihi. sh. Murad Hüdâvendigâr. Önemle ifade edelim ki. alınanlara: Toyca memur tarr yordu.. bütün devlet memurlarının Padişahın köleleri olduklarını ileri sürenler ise. gerileme <fc okuy bir on. 13. Bilindiği gibi. bolu'da ve: lüman ve T. Şimdi bunları aşağıdaki soruların cevaplarından daha iyi öğrenelim. Devletler ve Hanedanlar.. kamu yararına uygun olarak istediği gibi tasarrufda bulunur. Kapı kulları tabirini bahane ederek. î)şı cizye PNLI uuBİLİNMEYEN OSMANLI . Kur'ân'ın emriyle devlete aittir. Osmanlı Devletinde pençik oğlanı.. Herkesin bildiği gibi. bu beşte birlik hakkında.•. statüsüne . De. Baskı. Pençik oğlanları ne demektir ve nasıl devşirilir? Bunu biraz izah etmeliyiz. Osmanlı Devletinin Yeniçeri Teşkilâtında görev almak. bedel (fidye) karşılığı onları salıverebilir. biraz sonraki izahlardan daha iyi anlaşılacaktır. Müslüman ve gayr-i müslim herkes için bir şereftir. Kapı Kulu Ocakları ve bunların başında gelen Yeniçeri Teşkilâtı. 2) Müslümanlara hizmet etmeleri için onları köle olarak kullandırabilir. Bu tür anlayışın nasıl hatalı olduğu. 6-7. 44 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEY?:. c. Murad'dan Fâtih Sultân Mehmed zamanına kadar Yeniçeri Teşkilâtının ihtiyâcı olan gençleri temine yarayan pençik oğlanlarıdır. İşte genel olarak Osmanlı hukukunda devletin bu beşte birlik Kur'ân'la sabit olan hakkına Farsça olarak penç-yek (1/5) ve halk dilindeki ifadesiyle pençik adı verilmiştir. İşte I..Padişahların Kadınları Ve Kızları. . İslâm'a göre savaş esirleri ganimetlerden sayılmaktadır. Devi1 D muvak' arttıır. c. Osmanlı Devleti'nin merkezî ordusundaki vurucu güçtür. Ganimetin beşte biri ise. Ki serimizde ııçıt. büyük hukukçu Karamanlı Rüstem'in teklifi ve Çandariı r erkeklerdi kanun hai ¦ mistir. İslâm Hukukuna göre. sonra da Osmanlı ordusunda görev verilmesi ve çocukların eliyle ana ve babalarının öldürülmesi şeklinde takdim edilen askerî müessese. süper ç almak ¦:. savaşlarda elde edilen esirler hakkında yapılacak muamele hususunda Müslüman devlet idaresi. 3) Onlarla zimmîlik anlaşması yapabilir. Yeniçeri Teşkilâtıdır. 15. 107-108. Bu sebeple özellikle devşirme usulünün hukukî ve tarihî gerekçelerini bilmek icab eder.

c. Kanunla düzenlenen bu mevzuyu merak edenler. 3) Bir diğer önemli sebeb de gayr-i müslimlerin askerlik edemeyişleri ve buna karşı cizye vergisi ödemeleri söz konusu olduğundan. pençikçiler. belli bir müddet sonra önemli mülkî ve askerî makamlara geldiklerinden dolayı. bir nevi devletin köleleri statüsüne sahip oluyor. hem rızâları dahilinde olmak ve hem de belli bir kaide dâhilinde yapılmak şartıyla. sh. Osmanlı Kanunnâmeleri ve Hukukî Tahlilleri I-IX. ailelerden zulmen oğlan aldıkları çokça meydana gelen bir olay olmuştur. nr. askerliğe elverişli olmayanlardan da pençik resmi almış. çok büyük zulümler yapıldığını Osmanlı Siyâsetnâmeleri'nden okuyoruz. Burada askerî eğitim gören ve dolayısıyla yarı hürriyetine de kavuşan bu gençler. gayr-i müslim gençler ve ailelerin bunu arzuladıklarını açıkça görüyoruz. esirleri köle yapmak veya Avrupalılar gibi satmak yerine.Çandarlı Kara Halil Efendi'nin meşruiyetini izah etmesi üzerine. 34. Arnavut. belli bir kanun ve kaide çerçe13 Lütfi Paşa. pençikçi denilen bir memur tarafından toplanıyordu. Usûl hakkında bilgi vermeden evvel şu bir kaç hususun bilinmesinin zaruret olduğu kanaatindeyiz: A) Yeniçeri teşkilâtına girmek veya Saraya girmek önemli bir şeref olmasından ve hatta bu yolla Yeniçeri olan yahut Saray'a girenler. Osmanlı Kanunnâmeleri adlı eserimizde neşrettiğimiz Devşirme ve Pençik Kanunnâmelerini tetkik edebilirler13. Ahmed. Diyârbekir Beylerbeyi ve sonradan da Mısır Beylerbeyi olan Hüsrev Paşa bu yükselenlere verilecek en bariz misâldir. Toyca denilen akıncı subaylarının ve akıncıların aldığı esirler. Hatta . hem de kendi rızalarıyla Müslüman olmalarını sağlamıştır. Devşirme Usûlü nereden ve neden çıkmıştır? Çocuklar zorla mı annelerinden alınmıştır? Devşirmenin başlama sebeplerini şöylece özetlemek mümkündür: 1) Yıldırım Bâyezid'in Ankara mağlûbiyetinden sonra fetihlerin duraklaması. 46 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLlNMflîII • vesinde. ancak kendilerine köle muamelesi yapılmıyordu. Devlet. her kırk haneden bir tane 14 ila 18 yaş arasında genci. zulümle veya haksızlıkla alakası yoktur. Tevârîh-i Âl-i Osman. Pençik oğlanları adıyla toplanan bu savaş esiri gençler. sh. Bu usule devşirme adının verildiğini ve bunun Kanunnâmesinin hazırlandığını görüyoruz. 92/a-93/a. Arnavut. Bunun Kanunnâmesini neşretmiş bulunuyoruz. Pençik Kanunnâmesi. Bosna yerlileri ve Ermenilerden. İS. Evvela Gelibolu'da ve sonra da İstanbul'da teşkil olunan Acemi Ocaklarına verilmeden evvel Müslüman ve Türk ailelerin yanına veriliyordu. asırlarca Osmanlı Devletinin vurucu gücünü teşkil eden Yeniçeri Ocağının çekirdeğini oluşturmuşlardır. Ancak duraklama ve gerileme dönemlerinde. o günün tek süper gücü olan Osmanlı Devletinin en önemli ordusu olan Yeniçeri Teşkilâtında görev almak için Müslüman ve Hıristiyan her çevreden talepler gelmeye başlamıştır. 128-134. asker olarak alınanlara pençik oğlanı denmiştir. Nasihat'üs-Selâtîn. Âli. hem onlara bir nevi yarı hürriyetlerini kazandırmış. Maalesef. 2) Ayrıca bugün Amerikan ordusunda asker olmak için can atan çok sayıda üçüncü dünya ülkesi vatandaşı insanların mevcut olduğu inkâr edilemediği gibi. Osmanlı Ordusunun temelini teşkil eden Yeniçeri Teşkilâtına girmek veya Saray'da önemli vazifeler yapmak üzere devşirmeye başlamıştır. Devşirme Kanunnâmesi. 311. Akgündüz. İstanbul 1990-1996. Osmanlı Devleti. Bosnalı ve Ermenilerin Osmanlı Ordusunda görev alma arzuları gittikçe artış göstermiştir. 123-127. Bu şekilde devşirilen pençik oğlanlarının. vrk. bu usule yanlış telâffuzla pençik adı verilmiştir. Hüsrev Paşa Kütüphanesi. hattâ muvakkaten gerilemesi sebebiyle yeniden esir elde edilememesi Acemi oğlan ihtiyacını arttırmıştır. gayr-i müslimler ve özellikle Osmanlı hayranı Bulgar. II. Müslüman olup Türk terbiyesi aldıktan sonra da Acemi Ocaklarında askerî eğitim görüyorlardı. sadece gayr-i müslim Bulgar. harpte esir alınan erkeklerden beşte birini devlet hesabına ve asker ihtiyacını karşılamak üzere almayı kanun haline getirmiş ve bu tarihten sonra. Mimar Sinan devşirme yoluyla Mimarbaşlılığa kadar yükselmiştir. Acemi ocağının temelini bu pençik oğlanları teşkil ediyordu. İşte bütün bu sebeblere dayanan Osmanlı Devleti.

14-18 yaş arasında olanlar tercih olunur ve evliler alınmazdı. bu konuda da bazı suiistimaller olmuş olabilir14. Müslüman olduklarından dolayı kendi çocukları devşirilmeye tâbi tutulmadığından. maalesef doğrudur. Ailenin tek çocuğu alınmazdı. B) Bu devşirmeden kasıt. iki çocuğu olanın biri. Rus ve Rumlardan neden bizden de almıyorsunuz? şeklinde sitemli arzuları vardır. Israrlı arzuları üzerine. Yüzyılın sonlarından itibaren yavaş yavaş Anadolu'daki Hıristiyan tebaadan. baba ve anasının ve sipahinin isimleri. yaşı. ısrarla bu kanun gereği çocuklarının toplanmasını kendileri arzu etmişlerdir. biri Devşirme memurunda. Devşirilen oğlanın köyü. daha sonraları Sırbistan ve Bosna-Hersek'ten ve Macaristan'dan XV. Arnavutluk. Rus. sancağı. 16. gerileme döneminde devşirmecile-rin türlü türlü zulümler yaptıkları. Bunlara Poturoğulları denmektedir. Devşirmenin kadıların kontrolünde yapıldığı kesindir. Yunanistan. Bulgaristan'dan. Kanun mucibince çocukların en asilleri. yükselme dönemi içindir. Sâmiha. biri Sürücü denilen görevlide bulunurdu. rızâsı dairesinde kalmak şartıyla önce Müslüman Türk a-ilelerin yanına verilerek Müslümanlaştırmak ve Türkleştirmektir. Uzun boylulardan ise vücudu mütenasip olanlar saray için devşirilirdi. Devşirmeye lüzum hâsıl olunca Yeniçeri Ağası Divana baş vurarak ihtiyaç miktarını bildirir ve devşirmeye gidecek olan Ocak Ağalarını seçerdi. 134-136. kendi elleriyle ve hile yaparak ve hatta devşirme memuruna rüşvet vererek çocuğunu Acemi Oğlanı yapmaya çalışmışlardır. Fermanda. SOK da T: BİLİNMEYEN OSMANLI V7 memleketlerindeki Hıristiyan tebaadan devşirme alındı. mı-. D) En önemlisi de devşirme yoluyla Acemi Ocağına çocuğunu veren gayr-i müslimler belli vergilerden mu'âf tutulduklarından. E) Bütün bunların yanında insan unsurunun girdiği hiç bir işte suiistimal olmaması mümkün görülmediğinden. bu defter iki nüsha olur. Çocukların devşirildiği yerden sevk masrafı ve Kızıl aba ile Sivri külah'dan ibaret elbise paraları için . XVII. küçük çocuklar ana ve babalarından zorla alınıyor değildir. Alınacak olanların orta boylu olmasına dikkat edilirdi.' yar:: tayıden: Ağatest dan • ve e.Müslüman Boşnaklar. Avrupalıların anlattığı tarzda. Ancak bunun zorla ve cebirle yapıldığına dair bir şikâyet söz konusu değildir. ayrıca Ocaktan bir Devşirme emini ile bir Devşirme memuru tâyin edilirdi. İstanbul 1999. Belki devşirmeye tâbi olmayan Yahudi. Devşirme Ağası da denilen Devşirme memurunun eline ferman ile birlikte aynı şeyleri bildiren bir Yeniçeri Ağası mektubu verilirdi. hükümet merkezine sevk olunurdu. sh. her mıntıkadan alınacak oğlan adedi kazalara göre tesbit edilmişti. Bunun üzerine devşirilecek mıntıkalara emirler gönderilerek Sancakbeyi. Devşirme usulü nasıldı? Acemi Oğlanları nasıl yetiştiriliyordu ve bu düzen nasıl bozuldu? İhtiyaca göre üç beş senede bir ve bazen daha uzun fasılalarla Hıristiyanlardan (Yahudilerden alınmazdı) 14-18 yaş arasındaki çocukların gürbüz ve sağlam olanları alınırdı. papaz çocukları. Devşirilen çocuklar. birkaç çocuğu olanın en güzeli ve sıhhatlisi seçilirdi. Devşirme memuru bu mıntıkaları bizzat gezerek evsafı haiz çocuklardan kırk evden bir oğlan hesabıyla devşirirdi. Kadılar ve Topraklı süvarilerin yardımı temin olunur. Müslümanlardan sadece Boşnaklar devşirme kanununa tabi olmuşlardır. Bu söylediklerimiz. Çingene ve Acemlerden oğlan devşirmek katiyen yasak idi. Evvelâ. C) Biraz sonra zikr edeceğimiz gibi. Belki 14-18 yaşları arasındaki delikanlılar alınmaktadır. Türk Târihinde Osmanlı Asırları. Yahudiler hiç alınmazdı. Yüzyılda ise umumi olarak bütün Osmanlı 4 Ayverdi. kazası. bütün eşkâli ve Sürücü denilen sevk memurunun adı bir deftere yazılır.

Acemi Ocağında askerî ve meslekî eğitim görenler. Yaya ve Müsellem denilen piyade ve süvari teşkilâtını kurmuştu. Sonra Yeniçeri Ağası tarafından teftiş olunur. XVI. Tek oğul. gürbüzceleri Bostancı Ocağı için ayrılır. Bu para ilk zamanlar yüz akçe kadarken XVII. oğlanlara şahadet getirtilip Müslüman edilirdi. bunların ağalarını ve merkezdeki askerî teşkilâtı yani Kapı Kulu Ocaklarını kısaca özetler misiniz? İslâm Hukuku açısından bunların izahını nasıl yaparsınız? Türk milleti asker bir millettir. devşirme kanunlarının uygulamasında da ciddi manada aksaklıklar ve hatta zulümler yaşandığını maalesef 48 BİLİNMEYEN OSMANLI Siyâsetnâmelerden okuyoruz. Yüzyılın sonlarında gene konmuştu. Osmanlı Devleti'ni zaferden zafere koşturan ve ancak bir buçuk asırda teşkilâtı tamamlanabilen bu yeni düzenlemeye göre Osmanlı ordusu iki kısımdı. Yüzyılda 600 akçeye kadar çıkmıştı. içlerinde sünnetli bulunup bulunmadığına bakılır. benzeri özelliklere sahip muvazzaf süvarilere denmekteydi. Osmanlı Devleti'nin duraklama ve gerileme dönemlerinde. Buna Türk'e vermek denirdi. Enderun Mektebine veya başka yerlere alınırdı. 17. Başta Gelibolu ve İstanbul Acemi Ocağı olmak üzere Acemi Ocaklarında yetiştirildikten sonra. çok uzun veya çok kısa boylu olanlar da devşirilmezdi. babasının bu çeşit askerlerini aynen korumakla birlikte. Devşirilen oğlanlar devlet merkezine gelince iki üç gün istirahat eder. Murad. muhafaza ettikleri. paşa. sanat sahibi. Bu iki kaynak suiistimal ile bozulunca Yeniçeri Teşkilâtı ve Devlet Teşkilâtı da bozulmuştu15. itiraz eden erkekleri ayaklarından ve kadınları da saçlarından astıklarını ve buna benzer ciddi hatalar yapıldığını Tarihçi Âli anlatmaktadır. Bu yazılmaya Torba yazısı. Müsellem ise. öbürleri Anadolu ve Rumeli ağaları vasıtasıyla Türk köylülerine dağıtılırdı. Bunlardan sadrazam. b) Müslümanlara yararlı olması için onları köle olarak kullandırabilir. bedel karşılığı onları salıverebilir. uygun çıkanlar eşkâl defterine kaydolu-nup Acemi Ocağı cerrahı tarafından sünnet edilirlerdi. Yeniçerileri. sefer zamanlarında günde iki akçe yevmiye ile hizmet eden. I. Osmanlı Devleti'nin ikinci padişahı olan Orhan Gâzî. Bunu müteakip becerikli ve seviyeli olanlar saray için. Trabzon Hıristiyanlarından da oğlan devşirilmezdi. Bu sebeple malî hukukunu.beher oğlan başına Hil'at-baha veya Kul akçesi adıyla bir miktar para alınırdı. Türkçe bilen. d) Hanefi mezhebinde tartışmalı olmakla birlikte. kanunen bir oğlu olan zimmîden devşirme yapılamamasına rağmen. kabiliyetlerine göre Yeniçeri Teşkilâtına. Çandarlı Kara Halil'in gayretleriyle Yeniçeri adıyla . Yavuz Selim devşirme usulünü kaldırmışsa da. doğuştan sünnetli. toprak rejimini ve devlet teşkilâtını askerî gayelere uygun olarak tanzim etmiştir. Oğlan devşirmeye memur olan zağarcı veya sekbanların kendi keyifleriyle işler yaptıklarını. Yalnız Bosnalı olan ve Poturoğulları denilen Müslüman çocuklarının saray ve Bostancı Ocağı için devşirilmelerine müsaade edilmişti. seferden sonra ise ziraat işine dönen ve vergiden muaf olan daimî ve ücretli bir piyade ordusuydu. yazılanlara da Torba oğlanı denirdi. Orada muayyen bir müddet hizmet ettikten ve hem İslâm'ı ve hem de Türkçe'yi öğrendikten sonra eşkali yoklanıp Acemi Oğlanı yazılırlardı. atlara bakıp daha bazı hizmetler gördükleri için İstanbul civarında Kartal ve Kadıköy Hıristiyanları da devşirme vermekten muaf tutulmuşlardı. Sancakbeyi ve benzeri mülkî ve askerî makamlara yükselenler çoğunluktaydı. A) Kapı Kulu Askerleri ve Yeniçeri Ağası: Bizzat devlet reisi demek olan padişaha bağlı olmak üzere daimî ve maaşlı (ulûfeli) bir yaya ve atlı ordusu demek olan kapı kulu askerleridir. rüşvet alarak ve zulmen bu yola başvurduklarını. Yayalar. c) Onlarla zimmîlik andlaşması yapabilir. İstanbul'a gelip gitmiş. çoban ve sığırtmaç. Istabl-ı âmireye ait çayırları biçtikleri. Bunlara kapı kulu denmesinin sebebi şudur: İslâm hukukuna göre savaşlarda elde edilen esirler hakkında yapılacak muamele hususunda devlet başkanı şu seçimlik haklara sahiptir: a) Savaş hukukunun gereği ve İslâmiyeti yaymak amacıyla gerekiyorsa devlet reisi onları öldürtebilir. Yahudi ve evlilerden başka köy kethüdası oğlu. köse. Osmanlı ordusunu yeniden tanzim etmişti. Osmanlı Devleti de selefi olan diğer Türk Devletleri gibi asker bir devlet olmuştur. İşte Yeniçeri Teşkilâtının iki önemli kaynağı bunlardı. kel.

Yeniçeriler: Bunlar Osmanlı ordusunun temelini teşkil ediyordu. yeniçerilerin maaş ve terfilerine. sh. Ocaktan ise sadrazamdan izin almak şartıyla ölüm cezasını da kendisi verir. ocağın bütün idarî işlerini yürütmeye ve tayinleri yapmaya da yetkilidir. Belleten c. (Ağay-ı Yeniçeriyân-ı Dergâh-ı Ali). eğer bağlı bulunduğu bir daire varsa yetkililere teslim eder. ikincisi. daha sonraki dönemlerde bunlara köle muamelesi yapılmadığı gibi. Yavuz. Ayverdi. 464 yıllık uzun bir ömürden sonra. şer'î bir meseleye taalluk ediyorsa kadıya havale olunurdu. Osmanlı ordusunun ilk kısmını teşkil eden ulûfeli yani millî ve profesyonel askerler üç kısımdı. En önemli yetki ve vazifeleri şunlardır: İstanbul'da ve çevresinde şer'e ve kanuna aykırı gördüğü şeyleri yasaklar.1241/1826 yılında ilga edilmiştir. IX. 679-725.. Üçüncüsü de. 127-415 (Yeniçeri Kanunnâmesi). aynı zamanda fethedilen ülkelerin Müslümanlaştırılması ve Türkleştirilmesine hizmet eden devşirme usulüyle. vrk. Yeniçeri ocağı ve Acemi ocaklarından sorumlu tek yetkilidir. sayı 198(1986). devlet erkânının hizmetine ve acemi ocaklarına tevzi edilirdi. Osmanlı Devleti'nin önce genişlemesine ve sonra da gerilemesine vesile olan Yeniçeri Ocağı. sh. Bu açıdan Yeniçeri ağasının askerî yargı yetkisinin de olduğu görülmektedir. Bu hususlarda padişahın vekilidir. Yeniçeri ağası. 311. Zamanla devletin en önemli vurucu gücü haline gelen bu askerî grubun ilk çekirdeği "esirlerin Müslümanlar yararına kul (köle) olarak istihdamı" şeklindeki şer'î hükümden kaynaklandığı için kapıkulu askerleri adını almışsa da. Ancak önemli meseleleri sadrazama arz etmekle memurdur. Ulûfeli askerler de denen kapı kulu askerleri yayalar ve süvariler " Âli. yoksa bizzat şer'î cezalarını verir. -. Cebeciler: Orduya harp malzemelerini temin eden bir askerî sınıftı. Tutukladığı suçlular Yeniçeri ocağından değilse ve cezaları idam ise sadrazama gönderir. Divan Ağa Kapusu denen yerde toplanır ve dava. suçluları. . Akgündüz. Ercan.padişahın daimî hassa ordusu haline getirilmişlerdir. Divanın üyeleri arasında Sekbanbaşı. L. 54-55. Osmanlı Kanunnâmeleri. 92/a-93/a. Sertoğlu. c. Devşirmenin Anadolu ve Balkanlardaki Türkleşme ve İslâmlaşmaya Etkisi". Acemi Oğlanları: Rumeli ve Anadolu eyâletlerinden devşirilen yarar oğlanlar. ler ayrıten. b) Süvariler: Bunlar da Sipah (kırmızı bayrak bölüğü).. Kul Kethüdası ve İstanbul Ağası gibi zabitler bulunmaktadır. 84-85. Osmanlı Tarih Lügati. ağa bölükleri ve sekbanlar diye üçe ayrılmışlardı. Divan-ı Hümâyûn'un üyesidirler. sh. Mithat. 134-136. "Devşirme Sorunu. Özetlemek gerekirse. Şehrin asayişini temin için daima kol dolaşıp gezer. Hüsrev Paşa Kütüphanesi. Kapıkulu askerlerinin temelini teşkil eden Yeniçerilerin âmiri Yeniçeri Ağasıdır. Silâhtar (sarı bayrak bölüğü). Kendi aralarında cemaat ortaları (ser piyâdegân). Azep (hafif piyade) ve Akıncılar gibi kısımlara ayrılmışlardı. Türk Târihinde Osmanlı Asırları. Vezirlik rütbesine sahip olan Yeniçeri Ağaları. a) Yayalar: Bunların en önemlileri. Bu bir çeşit askerî mahkemeydi. Yaya. kaptan-ı deryanın emrindeki tersane halkıydı. Bunun için her Çarşamba sadrazama gelir.. ocağın işlerine. Yeniçeri ağası. Yeniçeri ağası. (*S nn< hV Öze. Ent nuMJ BİLİNMEYEN OSMANLI diye ikiye ayrılmıştır. esir olan ve olmayan Hıristiyan çocukları da Yeniçeri Ocağı'nın önemli kaynağı haline gelmişlerdir. nr. Birincisi. Ayrıca divanda görevli olan ve Rikâb-ı Hümâyûn veya Özengi Ağaları denen ağaların reisidir. Devşirme ve Boşnak Maddeleri.. İstanbul 1986. Nasihat'üs-Selâtîn. Kapıkulu askerleriydi. saray halkı ve iç halkı da denen saray askerleriydi. sh. yörük ve müsellem gibi gruplar artık üçüncü plândaydı. Belli bir hizmet müddetinden sonra acemi oğlanı olur ve yeniçeriliğe geçmeye hak kazanırlardı. Ocağın ilga edilişine vak'a-i hayriye adı verilmiştir. ocak güvenliğine ve yeniçeriler arasındaki davalara bakan ve şikâyetleri dinleyen Ağa Divanının da reisidir.

Kutlu Ana ve Kadıncık Ana diye meşhur olan Fatma Nuriye Hanımla evlendiğini ve çocuklarının dahi olduğunu kaydetmektedirler. Aslen Şi'îlerin 12 İmam kabul ettikleri şahsiyetlerden bulunan İmam Musa Kâzım yoluyla Peygamber'in nesline dayanmaktadır.. Hatta Âşıkpaşa-zâde.. Osmanlı tarihini ve bazı müesseseleri de yakından ilgilendirdiği için. sh. 79/A vd. Rum erenlerinin namdan olan ve Sivrihisar'da oturan Karaca Ahmed Sultân ile karşılaşmış ve onun iltifatına mazhar olmuştur. 34. 1/548 vd.. İkinci olarak. I. 1984. Hacı Bektaş-ı Veli ile ilgili. Daha sonra Kırşehri Kazasının Hacım veya Suluca Karahöyük (Hacıbektaş) yöresine gelerek kendi adına bir dergah bina etmiş ve müridlerini irşada başlamıştır. Ancak bazı kaynaklar.. 50 BİLİNMEYEN OSMANLI 18. Bu bilgilerden anlaşılmaktadır ki. vrk. I-II. Bektaşi Babalarından Şeyh Baba M. Evvela. Süreyya. Osmanlı Devleti Teşkilatında Kapukulu Ocakları. konuyu daha farklı bir şekilde anlatmakta ve Hacı Bektaş Veli ile Osmanlı Devleti arasında bağ kurmanın yanlışlığını vurgulamaktadır. Ayrıca Hacı Bektaş-ı Veli'ye ait menkıbeleri anlatan Hacı Bektaş Vilâyetnâmesinin mensur. 1/524-527. Bu arada Âşıkpaşa-zâde'nin Tevârih-i Âl-i Osman'ında ve daha sonraki kaynaklardan ise. Âli'nin Künh'ül-Ahbâr'ında. Yayalar. manzum ve karışık nüshaları elimizde mevcuttur. Ayverdi. 16 Molla Hüsrev. Buradaki irşad faaliyetlerine devam eden Hacı Bektaş-ı Veli. Osmanlı kaynaklarının kabul ve naklettiklerine göre. Çoğu kaynaklar doğum tarihini zikretmez-ken. Babasının adı Seyyid Muhammed bin Seyyid İbrahim esSânî veya Seyyid Musa olarak geçmektedir. Akıncılar. Tevkiî Kanunnâmesi. Anadolu'ya gelmeden hacca gittiği ve hacı unvanını aldığı söylenmektedir. c. sh. Lütfi Paşa. Hacı Bektaş-ı Veli kimdir ve Bektaşilik nedir? Bu konu Osmanlı tarihinde ve İslâm düşünce tarihinde hâlâ tartışılan ve ideolojik sebeplerle istismar edilen bir konudur. Hacı Bektaş-ı Veli'nin evlenip evlenmediği de tartışmalıdır. hicrî VIII. kısaca mevcut görüşleri özetlemekte yarar vardır. MTM. Paris Bibllotique National nüshası. Annesi de Nisabur âlimlerinden Şeyh Ahmed'in kızı Hâtem veya Hatme Hâtun'dur. sh. Elimizde kendisine ait olduğu söylenen ve ancak kendi döneminde yazılı nüshaları bulunmayan Makamât. Hezarfen. Sicill-i Osmânî'de ve de Osmanlı'nın son zamanlarında Bektaşi Babalarından biri tarafından kaleme alınan Bektaşilik ve Bektaşiler adlı eserde ve benzeri kaynaklarda bazı ipuçları bulmak mümkündür. 645/1247 tarihini zikretmektedir. 1/177 vd. Bu bilgiler kesin değildir. Ankara. Tevârih-i Âl-i Osman. 88. Osmanlı Devleti'nin ilk dönem olaylarını bizzat yaşayan ve en önemlisi de Ebül-Vefâ'nın Halifesi Baba İlyas'ın torunu olan ÂşıkpaşaBİÜNMEYENOSMANI! . 1/285-286. 1 vd. Uzunçarşılı. Hacı Bektaş isimli zat. Kantemir. 134-136. Telhls'ül Beyan Fî Kavanin-i Al-i Osman. Horasan'da Hoca Ahmed Yesevî'nin halifesi olduğu söylenen Şeyh Lokman'dan zahirî ve batınî ilimleri tahsil eden ve halifelik makamına kadar gelen Hacı Bektaş-ı Veli. Yörükler ve Müsellemler de bu gruba dahildir16. Hüseyin Efendi. 1/379 vd. şahsiyetine ve şöhretine uygun sağlam kaynaklara sahip değiliz. Sicill-i Osmânî'nin de katıldığı bir görüşe göre. Asrın başlarında (veya bir kayda göre 680/1281'de yani Osmanlı Devleti'nin ilk nüvelerinin atıldığı günlerde) Anadolu'ya gelmiş ve Kayseri'ye yerleşmiştir. Türk Târihinde Osmanlı Asırları. Hacı Bektaş-ı Veli Hazretlerinin Ahmed Yesevî ile buluştuğu ve hatta Sultân Murâd ile yeniçeri meşvereti için bir araya geldiği şeklindeki rivayetler tamamen yanlıştır ve asılsız iddialardır.. Horasan'daki Nisabur şehrinde dünyaya gelmiştir. İsmail Hakkı. 738/1337 tarihinde ve bazı araştırmacıların tesbitine göre ise 669/1271 tarihinde vefat eylemiştir. Hafif piyade demek olan Azepler. sh.B) Eyâlet Askerleri: Bunların başında tımarlı veya topraklı süvariler de denilen sipahiler gelmektedir. Dürer ve Gurer. Nasâyih ve Fatiha Tefsiri gibi eserleri bulunmaktadır (Bu eserlerin Hacı Bektaş'tan 200 yıl sonra yazılmış nüshaları vardır). Hacı Bektaş-ı Veli diye meşhur olan büyük velilerden biridir.

mezhepleri ne olduğu belli olmayan bir bölük ortada gezenlerdir. sonradan Baba İlyas-ı Horasan? çevresine girerek Vefâilik tarikatına intisap etmiştir. Bektaşi ismine akla ve hayale gelmeyecek manaları yüklemeye başlamıştır. tadır. Üçüncü olarak. Eserleri.. onu Kur'ân ve Sünnetten uzak ve tamamen amelden mahrum bir tarikat şeyhi haline getirmişlerdir. Bektaşilik adlı bir tarikatın piri kabul edilmekte ve bu anlayış XIV. 3) Özetle. Hacı Bektaş Veli'yi gerçek manada tanıyan Bektaşilerin namaz ve oruç gibi dinin emirlerini reddet-meyenleri de vardır. amel ve inanç itibariyle onunla alakaları yoktur. Bâyezid'in de desteğiyle Hacıbektaş'taki meşihat postuna oturmuş ve II. Onun için de bu müridlerini nazara alan halk.zâde'nin söylec Üçüncü o Bektaş-ı Vell'n. herhangi bir tarikatın piri ve kurucusu değildir. bu tarihî zat. ¦'M VI. Ancak müntesipleri zamanla. I! M SDRM'I BİLİNMEYEN OSMANLI SI zâde'nin söyledikleri. Baba'î isyanını benimsememiş ve onun ölümünden sonra da yerine geçmiştir.. B» • ilk çeyreğinden muyla meşhur ¦ Veli'yi gerçek r meyenleri de vj 2) Bir oru: tarikatın : Yesevilik sonradan ¦ Babal isyanım ı Anadolu'n tur. gelmeyeci mek en ıyv "Zamar olmayan t>. Bektaşilik diye bir tarikat kurmamıştır. sn. ğiyle Hacıbektaş Bektaşi D' teşkilâtla'1 zamanla var old. Mahmûd tarafından 1826 yılında Bektaşi Dergahları lağvedilinceye kadar bu anane devam ettirilmiştir. Hacı Bektaş-ı Veli'ye intisapları sadece sözleriyledir. Yüzyılın ilk çeyreğinden sonra Hacı Bektaş-ı Veli Tekkesinin şeyhi olan Abdal Musa'nın yorumuyla meşhur olmaya başlamış bulunmaktadır.u. Şöyle ki: 1) Özellikle Alevî ve Şi'î gruplar. Balım Sultân II. XVI. Hacı Bektaş-ı Veli'nin tamamen Bektaşilik adı verilen bir inanç ekolünün kurucusu olduğunu ifade etmektedirler. . O velinin evladı denilen azizler de onun gibi olamamışlardır"". 3)G şekliyle bu. Yüzyılın başına (907/1501) gelindiğinde. baştan başa namazdan ve oruçdan uzak. Hacı Bektaş. 1) Özellik: 'erilen bir inan taş'ta her sene Hacı Bektaş. o: teşkilâtın ¦¦¦ Kur'ân ve mislerdir. Balım Sultân'ın teşkilâtlandırdığı Bektaşilik anlayışına aykırı ve tamamen amelden uzak bir anlayışın da zamanla var olduğunu burada belirtmemiz gerekmektedir. Ancak Anadolu'da Suluca Karahöyük merkezli mitolojik bir Hacı Bektaş-ı Veli kültü oluşmuştur. Sadece Yesevilik ile Kalenderiliğin karışımından oluşan Haydarîlik tarikatının bir mensubudur. kısaca doğruya en yakın bilgileri vermeye çalıştığımız Hacı Bektaş-ı Veli'nin meslek ve meşrebi hakkındaki farklı görüşleri de aktaralım. fiil. Eserleri.< İnanç itibar1.. 2) Bir grup araştırmacıya göre (Ahmed Yaşar Ocak gibi). Hacı Bektaş-ı Veli'nin kısa hayat hikayesinde anlattığımız şekliyle büyük bir velidir. !. !s AMıilkıftİ 1986. 19. Bu konuda son sözü tarihçi Âli'ye söyletmek en iyisidir: "Zamanımızda Bektaşi dervişleri. Şu anda Hacıbektaş'ta her sene kutlandığı ve maalesef amelsiz bir İslâmiyet anlayışını yansıtan şekliyle Hacı Bektaş. Bu yönüyle yeniçeri teşkilâtının manevi ilham kaynağı olmuş olabilir. onun ehl-i sünnete aykırı olmadığını göstermektedir. Anlatılan çoğu menkıbeler. Ye.. XVI. şüphesiz Bektaşi Menkıbelerinden daha doğrudur. Önemle ifade edelim ki. sağlam kaynaklara dayanmamaktadır.

Künh'ül-Ahbâr. Abdal Musa Orhan zamanında gazaya geldi ve bu yeniçerinin arasında bile yürüdü ve bir yeniçeriden bir eski börk diledi. Sultân Orhan veya Sultân 17 Âli. Hıristiyan asıllı gençlerden yeni teşkil olunan askere onun eliyle börk giydirildiği. Murad'ın Hacı Bektaş-ı Veli ile bir araya geldiği. İstanbul 1958: Şeyh Baba M. Menakıb-ı Hacı Bektaş-ı Veli. Daha sonra Kara Halil (Çandarlı Halil Hayreddin Paşa)'in ilgili devlet erkânı ile görüşüp yeniçeri teşkilâtını düzene soktuğu bilinmektedir. Süreyya. sh. Abdülbaki Gölpınarlı). L. Elimizde Hacı Bektaş-ı Veli ile yeniçeri teşkilâtının münasebetlerini aydınlatan gayet açık kaynaklar yani Yeniçeri Kanunnâmesi vardır. Sicill-i Osmanî I-IV. Hedef bu suiistimalleri önlemektir. Hacı Bektaş-ı Veli. yeniçerilere tâife-i Bektaşiyân ve ağalarına da Ağayân-ı Bektaşiyân denmiştir. kul olduğundan dolayı yeniçeri adı verilmiştir. o zamanda keşif ve kerametleri bilinen Hacı Bektaş-ı Veli evladından Timurtaş Dede ve Mevlana evladından Emir Şah Efendi'ye danışılarak dualar ile giydirilmiştir. Mahmûd Yeniçeri Teşkilatı ile beraber. 204-205. sh. 'Bu başındaki nedir?' Ol etdi: 'Buna elf derler' dedi. sh. (nşr. O halde yeniçerilerin giydiği kisveyi Hacı Bektaş-ı Veli giymiş olabilir. İstanbul 1308. Öztürk. sh. Kamus'ül-A'lâm I-VI. İşte bu olumsuz yansımalarından dolayı. Bu erkan arasında Hacı Bektaş Paşa isimli bir devlet adamı da vardır. 22. Mehmed Süreyya. Tarih. . ilk dönem Osmanlı kaynaklan da. Mevlana'nın torunlarından olan zat Mevlana elbisesini giydirmeyince. Abdal Musa Vilâyetine geldi. c. 1826 yılında II. Âşıkpaşa-zâde. Makâlât. sh. c.19. 17-61. İstanbul 1332. yukaru bâbda beyân edüb dururun ve illa Bektaşiler giymeğe sebep. ol börk bile başında. Vilâyet-nâme (Haz. Celâlî isyanlarında bu anlayışın büyük etkisi vardır. 52 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMAN. 885-894. Sezgin. ancak Hacı Bektaş-ı Veli yeniçeri kurulmadan vefat ettiğinden o giydirmemiştir. 1332. Hacı Bektaş-ı Veli ve Bektaşilik. Esad Coşan) İstanbul 1986. hayır dua edildiği ve hatta yeniçeri adının da Hacı Bektaş tarafından verildiği tarzındaki açıklamalar tamamen asılsızdır. Bolayır Fâtihi Süleyman Paşa'nın fermanıyla başlamış ve Bilecik Kadısı olan Kara Halil ile meşveret neticesi buna karar verilmiştir. Osmanlı yeniçeri teşkilâtı. bunun başına giydirdi. Zaten başta Âşıkpaşa-zâde olmak üzere. Bu tercihte onun evladından birinin duası bulununca ve yeniçeriler de ocaklarını onun manevi himayesinde görünce. Bu olumsuz etkilerin izlerini Yeniçeri Kanunnâmesinde görmek mümkündür. yoksa Hacı Bektaş-ı Veli'nin isimlendirmesi değildir. sordular kim. Abdülkadir. Kanunnâmedeki hükümlerden anladığımıza göre. kepenek denilen Hacı Bektaş-ı Veli elbisesi giydirildi. Belleten. Şemseddin Sami. Cevab: Yalandır ve bu börk hod Bilecik'de Orhan zamanında zahir oldu. "Hacı Bektaş-ı Veli". Bektaşilik ve Bektaşiler. İstanbul 1990. Sonuç olarak. V. Kisve olarak da onun elbisesi tercih olunmuş bulunabilir. Yeniçerilerin elbisesi ise. hele hele halkın anladığı olumsuz anlamda amelsiz bir . c. Vallahi bunların taçlarının hakikati budur". Hacı Bektaş-ı Veli. Yeniçeri ana verdi. Sonradan bu Horasan erenlerinden olması halini kötüye kullananlar ve meseleyi saptırılan Bektaşilik mecrasına çevirmek isteyenler elbette olmuştur. bu konuda dillerde dolaşan. Zaman zaman aldatılan yeniçeri bölükleri de ortaya çıkmıştır. Nitekim Âşıkpaşa-zâde meseleyi şöyle açıklamaktadır: "Bu Bektaşiler ederler kim. 52-62. Osmanlı Devleti'nin kuruluşunda emeği geçen maneviyat erlerinden ve Horasan erenlerinden biridir. sayı 198(1986). 'Yeniçerilerin başındaki tac Hacı Bektaş'ındır' derler. sh. Mürsel. Yeniçeri üsküfini çıkardı. II. İstanbul 1308-1315. c. Kanunnâmedeki bilgileri doğrular mahiyettedir. II. Bu muvazzaf yeni ordu. Yeniçeri teşkilâtına neden Tâife-i Bektaşiye ve ağalarına da neden Ağayân-ı Bektaşiyân denilmiştir? Osmanlı yeniçeri teşkilâtı Bektaşi midir? Önce şunu belirtelim ki. Hatta sonradan Yeniçerilerin ahlaken bozulmalarında da bu anlayışın etkisi vardır. Hıristiyan gençlerinin genç ve dinç olanlarından yeni ve muvazzaf bir ordu teşkili fikri. Bunun isim benzerliği dışında Hacı Bektaş ile alakası yoktur. mesele yukarıda özetlendiği gibidir. Bektaşi Dergahlarını da kapatmıştır.

8-9. Osmanlı Kanunnâmeleri. Alevîliğin ne zaman tarih sahnesine çıktığını. eserlerini bu ruhla kaleme alan ve en önemlisi de Bektaşilik adı altında Hacı Bektaş-ı Veli'nin ruhunu incitenler aleyhinde fetvalar veren âlimlerden meydana gelmektedir. İslâm'dan başka bir şey değildir18. şeyhliğe şahlığı . Kavânîn-1 Yeniçeriyân. Abdalân-ı Rum'un Bektaşi Babaları ve A-levî Dedelerinden ibaret bulunduğu iddia edilmektedir. 191-197. sh. Tarih-i Askerî-i Osmanî. sh. Şöyle ki: a) Osmanlı Devleti'nin Osman Gâzî'den Yavuz zamanına kadar dinî ve ilmî meselelerini göğüsleyen kadrosu. Osmanlı hukuk kaynaklarını. Osmanlı Devleti'nin kuruluş devrinin tamamen ehl-i sünnet dairesinde geçtiğinin delilleridir. 169-170. Hz. Bektaşi veya Alevî olan bir âlimin. md. II. Yıldırım Bâyezid devrinden ilk Şeyhülislâm Molla Fenâri ve elimizde bulunan fıkha ve itikada dair eserleri. sh. Hadis'de zirveye yükselen İbn-i Melek ve eserleri. 20. Gerçek manada Hacı Bektaş'ın eserleri ve asıl tuttuğu yol ise. Fâtih devrinin fıkıh ve hadis yıldızları olan Molla Hüsrev. Âşıkpaşa-zâde. en az Bektaşi ve Alevîler kadar. Ahmed Cevad. Ali'yi ve onların hürmet ettikleri 12 İmamı severler ve hürmet gösterirler. Akşemseddin. c. 205-206. ehl-i sünnet de. Çelebi Mehmed zamanında Osmanlı Devleti'ne girmeye çalışan dalâlet fırkalarını temizleyen Mevlânâ Fahreddin Acemi ve Burhâneddin Herevî. Aksi görüşleri ileri sürenler. ilk fetva makamına gelen Şeyh Edebalı'dan ta Şeyhülislâm İbn-i Kemal'e kadar. I. Osmanlı Devleti'ne ilham kaynağı olan maneviyât erlerini tanımamak. Sultân Orhan devrinden İznik Müderrisi Davud-ı Kayseri ve kaleme aldığı eserler (Kara Davud incelenebilir). 147-150. Osmanlı Devleti'nin Yavuz'a kadarki kuruluş yıllarında Bektaşi ve A-levî geleneğine bağlı olduğu. Murad < \ Fâtih ı elimizdeki jZenbilllAIII j net dairi Alevî olan 1 I ni göstermek jj b) Bilin Ifların hürmeti i babası Şeyh t İ özellikle I I sevgisi. bil (dır: Şf'a-il Ibiyle Yezkh I Daha sonra d İPeyganibazı fikin lg Akgündüz. Hatta Şah İsmail'in babası Şeyh Haydar ve onun babası Şeyh Cüneyd. Hadis'de : Fusûleyn f çalışan ı • II. hatta Şeyh Bedreddin'in Câmi'ul-Fusûleyn ve benzeri eserleri.Bektaşi grubu asla olmamıştır. I. BİLİNMEYEN OSMANLI 53 20. Murad devrinin ilim güneşlerinden Hıdır Beğ ve Alâ'addin Tûsî ve bunların eserleri. Seyyid Şerif Cürcani ve Mevlânâ Kâdi Mahmûd. Medresesinden I memekten kay a) Osmanlı I (elerini göğüsley«t| İbn-i Kemal'e kaleme alan ve 81 i tenler aleyhinde I den İznik Müdenrii lir). b) Bilindiği gibi. c. Molla Gürani ve elimizdeki eserleri ve nihayet Şî'a ve Bektaşilerle alakalı aleyhte fetvaları bulunan Zenbilli Ali Efendi ve eserleri. ilk İznik Medresesinden beri Osmanlı medreselerinde okutulan itikâdî ve amelî kaynakları bilmemekten kaynaklanmaktadır.! ¦ rinden i . Alevîliğin ne . Tarih. Bu iddianın aslı var mıdır? Bu iddia. Osmanlı 1 levî gelen levî aslı var ı Bu iddia. kuruluş döneminde dinî veya kazâi bir göreve getirildiğini göstermek mecburiyetindedirler. Uzunçarşılı. Kapukulu Ocakları. tamamen ehl-i sünnet dairesinde yaşayan. Murad devrinin resmi otoritesi olan Kâdizâde-i Rumi. IX. ilk Osmanlı ( j Kâdizâde-i Rumi. ilk Osmanlı Kazaskeri Çandarlı Kara Halil.

Bektaşilerin veya Alevîlerin kanaatleriyle aynı olması. Hacı Bektaş-ı Veli ile Osmanlı Hanedanının ciddi bir alakasının dahi olmadığını iddia etmektedirler. zaten Ehl-i Beyti seven Osmanlı Hanedanının bunlarla olan münasebetlerini ve hatta bu Horasan Erenlerinin Osmanlı Devleti'nin kuruluşuna olan katkılarını başka türlü değerlendirmek yanlış olur. zira Hacı Bektaş bir görüşe göre 1271 ve diğer bir görüşe göre de 1337'de vefat etmiştir. Âl-i Beyt muhabbetiyle yanıp tutuşan ve Şî'a'nın ma'sum kabul ettiği 12 İmamı medheden davranışları ve şiirleri de olabilir. Şeyh Cüneyd ve Şeyh Haydar ile ortaya çıkan tabirlerdir. Muhlis Baba. Şeyh olan Şah İsmail'in dedesi Şeyh Cüneyd (1447-1460). "Bu Hacı Bektaş. Yeniçerilerin başındaki Hacı Bektaş'ındır derler. Aynı şey Bektaşilik için de geçerlidir. oradan da kaçar gibi ayrılmıştır. Osman Bey zamanında yaşayan ve hatta onunla ve oğlu Orhan Bey ile birlikte gazalara katılan Baba İlyas. Tıpkı 12 İmamı medheden Yunus Emre'nin asla Alevî ve Bektaşi olmaması gibi. Alakası olsa bile. âı-i Osman neslinden hiç kimse ile musâhabet etmedi ve andan ötürü anmadım. d) Âşıkpaşa-zâde gibi bazı tarihçiler. aslında XV. bunların da Bektaşi veya Alevî olduğunu göstermez. Abdal Musa Orhan zamanında gazaya geldi ve bu yeniçerinin arasında bile yürüdü". Murad'a kadar geldi ve ondan bazı siyasi 54 BİLİNMEYEN OSMANLI taleplerde bulundu. Bugün Alevîlik diye bilinen itikadî mezhep. Şi'î mezhebine geçerek bu mübarek neslin itibarını siyâsete alet etmeye başlamıştır. 1448 yılında Erdebil'de isyan eden Şeyh Cüneyd. Bu tabirler ortaya çıkmadan evvel. Burada Şeyh Abdüllatif ile sahabelerle ilgili tartışma yapmışlar. sadece Âl-i Beyte muhabbet sebebiyle Yezid ve taraftarlarına karşı çıktıkları için Şî'a diye bilinen bazı tasavvuf ehlidir. Şeyh Edebalı. yüzyıla kadar Şî'a'nın ta kendisidir. Hatta Şî'a'yı bazı âlimler ikiye ayırmaktadır: Şî'a-i Velayet ve Şî'a-i Siyâset. bütün bu iddialar. Kur'ân ve Sünnete aykırı olmamak üzere. Geyikli Baba. Osmanlı kaynaklarında bu konuda yeteri kadar bilgi bulunmamaktadır. bizzat olaylara şahit olan Âşıkpaşazâde anlatmaktadır. bu manada Erdebil'de toplanan tasavvuf ehli. Abdalân-ı Rum denilen yukarıdaki şahsiyetlerin. Hz. Padişah'ın çevresindeki âlimler bu manadaki dalâlet fırkalarına geçit vermemişlerdir. Ancak Alevîlik ve Kızılbaşlık tabirleri. Alevîlik ve Bektaşiliğin asıl mahiyetinin bilinmemesinden kaynaklanan iddialardır. gerçek ismi gibi çok açık konularda dahi yeterli bilgiye sahip . Abdal Musa ve Abdal Murad'ın bunların başında geldiği. Bunların bazı fikirlerinin. Ahi Evran. Sultân II. Bütün bunları. bir nevi Şî'a-i Velayet durumundadır. özellikle tasavvuf ehlinin manevi reisleri Âl-i Beyt'ten çıktığı içindir ki. Yani Şeyh Cüneyd. On İki İmam sevgisi. Ehl-i tasavvufun bir kısmı ise. yalandır. bütün ehl-i iman arasında yaygındır. Hacı Bektaş'ın kendisi ile Bektaşi diye bilinen bazı kimselerin onunla ne derece ilgili olduklarını biraz evvel anlatmaya çalıştık. bazı bozuk fikirleriyle Osmanlı Devleti'ne hulul etmek istemişse de. bu zikredilenlerin Osmanlı Devleti'ne Bektaşi ve Alevî geleneğini aşıladığı ve en azından Osmanlı Sünnî anlayışının daha sonrakinden daha müsamahalı olduğu iddiasına gelince. Peygamber'in torunları olan kutubların çevresinde bir daire teşkil etmişlerdir. Daha sonra da açıklayacağımız üzere. yine siyasi ümitlerle Karaman'a sığındı. Şeyh Safiyyüddin'in torununun torunu ve kendinden sonra 5. ehl-i sünnet ile Şî'a'nın arasındaki ihtilâflar zaten bilinmektedir. e) Hacı Bektaş Zaviyesinden olduğu ifade edilen Geyikli Baba'nm Sultân Orhan ile kısa bir müddet için de olsa bir araya geldiği doğrudur. Börk Orhan zamanında zahir oldu. Anadolu'ya sürüldü. Şeyh Cüneyd'in sapık fikirleri ortaya çıkıp müridlerinin de namaz ve oruç bilmez tavırları anlaşılınca. Zaten Osman Bey ve Orhan Bey zamanının maneviyât erleri olarak zikrettiğimiz şeyhlerden çoğu hakkında. Şî'a-i Velayet. Vezir Halil Paşa'nın "Bir tahtta iki padişah sığmaz" cevabı üzerine kendisine ve dervişlerine hediyeler verildikten sonra. Sırf bu yüzden. c) Abdalân-ı Rum'un Bektaşi babaları ve Alevî dedeleri olduğu.karıştırana kadar.

sh. döneminde Osmanlı Devleti'nin durumu ile ilgili kısa bilgiler verir misiniz? Osmanlı Padişahları arasında hakkında en çok konuşulan Padişahın Yıldırım Bâyezid olduğu doğrudur. Osmanlı Pıd dirim Bây durumu ile 1 Osmanlı Pa Bâyezid olduğu ı birliğini kurup devietf| tekrar başa dönü kayınpeder olması Vll Bâyezid'i tanıyalım. Defter. Çorum yakınlarında yenik düştü. Âl-i Beyt BİLİNMEYEN OSMANLİ âşıkıdırlar. Rumeli'n* j Karamanoğlü-1392'de BurhâneddlJ mandasır kendisi I Osmanlıya t Bütün! 88-95. Şerafettin Turan). Bu arada Yıldırım'ın kendisi Rumeli seferine devam ediyor ve 1392'de filozoflar diyarı olarak bilinen Atina Osmanlıya teslim oluyordu. 22380. Kadı Burhâneddin ile olan savaş daha dehşetli idi. Ocak. Ege/ yen Yıldırım'm i olan İstanbul I olmadı. Menteşe ve Saruhan Beylikleri Osmanlı Devleti'ne bağlılıklarını bildirince. Ege Adalarını vurarak Venedik Cumhuriyet'ine gözdağı vermeyi de ihmal etmeyen Yıldırım'ın bütün hayali İstanbul'u fethetmek idi. 1387 tarihinde katıldığı Karaman Seferinde gösterdiği kahramanlıklardan beri Yıldırım lakabıyla anılan I. Bizans'ın sulh ile itaat edeceğini umuyordu. Bu sebeple 1391'de 7 ay sürecek olan İstanbul kuşatmasına başladı. Dolayısıyla. Bütün bu gelişmelerden rahatsız olan Macar Kralı Sigismund. İbn-i Kemal. Orhan Bey'in Geyikli Baba'ya rakı ve şarap gönderdiği yolundaki bir ifadeyi kaynak kabul ederek. Bunun iki sebebi vardır: Birincisi. 204-206. Yıldırım'ın oğlu Şehzade Ertuğrul'un kumandasındaki Osmanlı ordusu. Sonradan yanına Bizans İmparatoru II. II. I. kuruluş gününden beri. Germiyan. Ahmed Ya'şâr. sh. 88-95. hem Emir Sultân Buharî'ye kayınpeder olması ve hem de içki içtiğine dair iddiaların bulunmasıdır. MwJ8 AMgl&HMf yatı'nda IStM BİLİNMEYEN OSMANLI âşıkıdırlar. Padişah olmadan evvel sırasıyla Kütahya. Osmanlı Devleti'nin Kosova'da haçlı ordularıyla meşgul olmasını fırsat bilen Karamanoğulları. Bursa'da babasının tahta çıktığı sene yani 761/1360 yılında Gülçiçek Hatun'dan dünyaya gelmiş ve 791/1389 yılının Ramazan ayının beşinde de babasının şahadeti üzerine tahta çıkmıştır. c. ancak t IV-1 21. Kısa zamanda Anadolu birliğini kurup devleti genişletmesine rağmen. Osmanlı Devleti ve onun Hanedanı. Bâyezid. i bölgesine geçti j etmişti. üçüncü bir haçlı " Âşıkpaşa-zâde. Padişahı ği gibi tecri Osmanlı Karaman gören Yıldırım. Aydın. ancak Alevî veya Bektaşi değildirler". Manuel'i de alarak Karaman bölgesine geçti ve onları ikaz etti. çocukları. Netice olarak. Hamid İli ve ilk Amasya Sancak Beyliği gibi tecrübeleri bulunmaktadır. Mecdî Efendi. uydurma Bektaşi menkıbelerini arşiv vesikaları gibi kabul etmek demektir. 1402'de Ankara'da Timur'a yenilerek tekrar başa dönülmesine sebep olmasıdır. Osmanlı Padişahları arasında hakkında en çok dedikodu bulunan Yıldırım Bâyezid'in şahsiyeti. Tarih. hemen bu WSI{ Devleti'ne kışlasını kurdu. İkincisi de. Rumeli'nde gayr-i müslimlerle uğraşan Osmanlının aleyhine. Zaten Karamanoğlu Damad Alâ'addin Bey de firar etmişti.YILDIRIM BÂYEZİD DEVRİ 21. ama olmadı.değiliz. Tevârih-i Âl-i Osman. IV. ilk Osmanlı Padişahlarının sonrakiler gibi katı Sünnî olmadıklarını ve rakı hediye gönderecek kadar müsamahalı olduklarını söylemek. "Osmanlı Beyliği Topraklarında Sufı Çevreler ve . Bunu gören Yıldırım. (neşr. İsfendiyaroğulları da Osmanlı'ya itaat etti. sh. durumu fırsat bilen Karamanoğlu-Candaroğlu ve Sivas'daki Kadı Burhâneddin'in ittifak yaptığı duyuldu. 1390 yılının ilk günlerinde Anadolu birliğini tehlikeye sokmamak için hemen bu bölgeye intikal etti. Sultân Murad'ın büyük oğlu ve veliahdıdır. 1387 tarihin* İ dirim lakabıyla anMf babasının tahta | ve 791/1389 ' mıştır. Hadâık. sonradan uydurulan Bektaşi menkıbelerinden birini yansıtan bir kaynağın. Osmanlı Devleti'ne ait sancak ve kazalara hücum başlattı. 1392'de Candaroğlu halledildi. Önce Yıldırım Bâyezid'i tanıyalım. hemen 1390-91 kışında Ankara'ya gelerek orada kışlasını kurdu.

Üçüncü haçlı seferini fırsat bilerek yine Osmanlı topraklarına saldıran Karamanoğulları ise. 5. Süleyman Paşa. Artık Anadolu birliği sağlanmış ve bütün Anadolu neredeyse Osmanlı Devleti'nin olmuştu.Hafsa Hâtûn. nihâî dersi hak etmişlerdi ve gerçekten 1397'de Konya'ya giren Yıldırım eniştesi olan Karamanoğlu Beyini idam ettirdi ve Konya'yı Osmanlı Devleti'nin Karaman Eyâleti olarak ilan etti. 3. Ancak 25 Eylül 1396 tarihinde Avrupalıların asırlarca unutamayacakları Niğbolu Zaferi kazanıldı ve Yıldırım. 2Devlet Hâtûn. 6Kasım Çelebi. Buna karşı Yıldırım'ın cevabı çok sert ve hatta hakaret-âmiz oldu (Mektup. Hacı Bayram ve Şeyh Abdurrahman-ı Erzincan! gelmektedir.İsa Çelebi. Türk Edebl-yatı'nda İlk Mutasavvıflar. İshak Bey ve Mihal oğlu Muhammed Bey zikredilebilir. Es'ad Efendi.000'e ulaştı. Yıldırım Bâyezıd devrinin ileri gelen devlet adamları arasında. 7. ÇOCUKLARI: 1. Dulkadiroğlu Süleyman Şah kızı. sh.000 kişilik orduyla Tuna'yı geçerek Niğbolu'yu kuşattı ve düşman kuvvetler 130. Osmaniı ı Saray'dı] Bunlai \ Burada şuj AJOsı ..Abdalân-ı Rum Sorunu". Yine Germiyanoğlu olduğu söylenen ve Sultân Mehmed Çelebi'nin annesi ve ilk Valide Sultân. Köprülü. fırtına gibi eserek Doğu Anadolu'yu tehdit ediyor ve memleketleri ellerinden alınan ve Osmanlıdan memnun olmayan Anadolu beyleri Timur'u tahrik ettikleri gibi.Büyük Musa Çelebi. Gerçekten her çeşit düşman milletin yer aldığı 70. Mustafa ve Musa'nın annesi. Şeyh Kutbuddin İznikî ve Şihâbüddin Sivasî unutulmamalıdır. 3 Mart 1403'de. cihan devleti olmaktan çıkmış ve yeniden başa dönmüştü. 204/a vd. Osman Gâzî ve Dönemi Sempozyumu. Timur nazik sayılabilecek bir üslupla Yıldırım'dan bu beyleri salıvermesini ve kendisine tabi olmasını. 2.Oruz . 11. Onun devrindeki âlimlerden ise. Aydınoğlu İsa Bey'in kızı. Emir Sultân denen Bâyezid'in damadı Şemseddin Muhammed Hüseynî. "Rum Meliki Yıldırm Bayezid' diye başlamaktadır). Timur'un düşmanları olan bazı beyler de Yıldırım'a sığınmış bulunuyorlardı. şartlarının kabulü halinde.İbrahim Çelebi. iyi bir devlet adamı olmakla beraber takva cihetinden zayıf olduğu ittifakla açıklanan Çandarlı Ali Paşa. gayr-i müslimlerle olan cihadını takdir ettiği Osmanlı ordusuna yardım edeceğini ifade eden bir mektup gönderdi (Mektup. 8 yıl kadar Anadolu'da kalan Timur buralarda terör estirdi ve eski beylere beyliklerini tamamen iade etti. 8.«?Vj56 BİLİNMEYEN OSMANLI seferi hazırlığında idi.Hasan Çelebi. Ankara 1981. ZEVCELERİ: 1. .Yusuf Çelebi. Fuad. nr. Şemseddin Fenari. bazı tarihçilerin ileri sürdüğü gibi intihar ederek değil. 2162. 5. Mütevekkil tarafından Sultân-ı İklim-i Rum ve Sultân diye anılmaya başlandı. 4. : : . 12. sh.Paşa Melek Hâtûn. Timurtaş Paşa. Âli. oğlu Muhammed Şah Fenari.Fatma Hâtûn. 22.Germiyanoğlu Devlet Şah Hâtûn. . sıkıntıdan doğan bir kaç çeşit hastalığa dayanamayan Yıldırım vefat etti ve Osmanlı Devleti için Fetret Devri denen ara dönem başladı. İşte böyle bir dönemde Doğudan büyük bir tehlike geliyordu.Erhondu Hâtûn. 4Sultân Hâtûn. Rumeli'de Balkanlar Osmanlının hâkimiyetine girmişti. Bu hadiseyle Osmanlı Devleti.Ettuğrul Çelebi. İsa.Marya (Olivera Despina) Hâtûn. Bursa 1996. Mevlid yazarı Süleyman Çelebi de onun zamanındaki en büyük şairlerdendir. Zira bu savaşı takip eden yıllarda. Hâfızuddin Muhammed Kürdî. Devrinin Horasan erenlerinin başında. Sirbistan Kralı Lazar'ın kızı. 291 vd. Neticede kaderin cilvesiyle Yıldırım'ın strateji açısından üstün görüldüğü uğursuz Ankara Meydan Muharebesi meydana geldi ve 28 Temmuz 1402 tarihinde Osmanlı ordusu yenik düştü ve Padişah esir alındı. %Ey Timur denen parçalayıcı köpek ve Tekfurlardan daha kâfir olan adam' diye başlamaktadır). Süleymaniye Kütp.BİÜNMEVENO™ Hâtûn. vrk. 10. Künh'ül-Ahbâr. 9. 3Mustafa Çelebi (Tartışmalıdır). artık Halife I. Doğu Türkistan Hakanı Aksak Timur veya Timurlenk. 53-72.

îş ü işreti severdi " tarzında geçen ifadeler. Seyyiâtı hasenatına ağır basınca da. I f etmiştir. Kelime manası. sh. Aksun. Tarih. Ancak tatbikatta bu esaslara muhalefet edenlerin bulunduğu da bir vâkı'adır. sh. içtihadî meselelerde dahi şer'î hükümlere ri'âyet etmek için elden gelen gayreti gösterdiklerini. 306-352.Şehzade Mehmed21 22. sh. İstanbul 1297. I | ma ve I (halde. bunu başka türlü yorumlamak da doğru olmaz. içki ve I |. peşin fikirlilik olur. Bunlar hakkında ne dersiniz? Burada şu gerçeklerin bilinmesinde fayda mülahaza ediyoruz: A) Osmanlı Devletini teşkil eden fertler ıma'sûm ve günahsız değillerdir. bu şerefli unvan yine kaderin hükmüyle ellerinden alınmıştır. içki kadehlerini dağıtan ve dolduran kişiler olduklarını. Ahmed Uğur neşri. c. Aslında her çeşit içecek demek olan bu kelime. 65 vd. Osmanlı Sarayında sâkîler elbette vardır. "Şarap" kelimesi de öyledir.mânâsı. sh. Osmanlı Devleti'nde içkinin tamamen serbest olduğu mâ'nâsına gelecek şekilde te'vil ve izah edilmek istenmektedir. serbestçe içki dağıttıklarını ve bunun açık bir şekilde yapıldığını söylemek insafsızlık olur. Âli. İçlerinde I. 71-90. içki kadehini dağıtan diye açıklamak. meşru dairede olduğu gibi. Osmanlı Devleti'nin iyilikleri de vardır. "Sâkî" kelimesi de manası çarpıtılan kelimelerdendir. 131.. sh. Osmanlı Tarihi. hataları da vardır. Murad. sh. I. V. sh. şerbet ve su da dahil olmak üzere bütün 20 Neşrî. Uzunçarşılı. Murad. 7-10. 14.[ I. Murad. I. Osmanlı tarihi ve edebiyatında geçen bazı tabirler. başka karîne olmadan gayr-i meşru hayat diye izah etmek. Abdülhamid gibi "veliyyullah" denilen fertler bulunduğu gibi. 260-323. Tarih-i Solakzâde. Ancak Yıldırım Bâyezid gibi bazı devlet adamlarının içki içtiğine dair açık deliller varsa. En kötü zamanlarında bile. I. Türkiye Tarihi. Devletler ve . sh. II. her yerde. Sâkî kelimesini. II. c. I [içindir ki. günümüzde haram olan ve Arapça'da "hamr" kelimesiyle ifade edilen içki karşılığında kullanılmaktadır. c. I. ı ellerinden i | ne muhalefeti I gayreti gft B) Jtl'nde içkin I İstenmekteki i başında s iler. O halde. c. 51-91. Kantemir. Tevârih-i Âl-i Osman. Lütfi Paşa.195. 95-105. işret=keyifli hayat ve eğlence demektir. Uluçay. 44 vd. Fâtih. Âşıkpaşa-zâde. c. îş=yaşama. I i bulunduğu \ [plânda tslâff (tatbikatta I î İnkâr etmek! [ vardır. 78-116. gayr-i meşru dairede de olabilir.Hundî Hâtûn. Halbuki bu ifadenin asıl mânâsı. Padişahların Kadınları ve Kızları. Ancak bunların. II. kader-i İlâhi bu uzun süre içinde İslâm'ın bayraktarlığı unvanını onlara ihsan etmiştir. Künh'ül-Ahbâr. Her ikisini de inkâr etmek mümkün değildir. keyif meclislerinde kadehle içilecek şeyleri takdim eden şahıs manasını ifade eder. Öztuna. Osmanlı Tarihi. bu tâbirleri. sh. Nazarî plânda İslâm'ın bütün düsturlarının kabul edilerek tatbik edildiği bir vâkı'adır. meyhanede şarap dağıtana da aynı ad verilir. sh. "îş ü işret". Bu tâbirlerden bazılarına dikkat çekmek istiyoruz. Ancak 600 sene boyunca hasenatının seyyiâtına ağır bastığı içindir ki. içki ve benzeri günahları irtikâb eden şahıslar da bulunabilir. Her şeyde olduğu gibi. Yavuz ve II. sayıları milyonları bulan arşiv belgeleri isbat etmektedir. Yaşamanın tadını çıkarma ve keyifli hayat. değil içki gibi İslâm'ın açık bir hükmüne muhalefet. 13. elbette ki kasıtlı bir peşin fikirliliktir. 311-355. B) Maalesef. bu 1 ' fikirlilik ı | deliller vars "Siki" i i üslerinde i mevlidde s [lir. bunların başında gelmekte ve tarihlerdeki "padişah. Osmanlı Padişahlarından içkiye mübtelâ olanlar bulunduğu ve hatta Saray'da gayr-i meşru eğlence sofraları düzenledikleri söylenmektedir. Halbuki Osmanlı döneminde. içki ve sefâhet hayatı yaşardı şeklinde yorumlanmaktadır. SâKİ* nümüzde I kullandı 131 155 1 İANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 57 Hâtûn. Kitâb-ı Cihân-nümâ. c. Ancak mevlidde şerbet dağıtana sâkî dendiği gibi.

irtikâb edildiği ' fiillerinden. Bu arada. ani» . Emrim size ulaji' zat bu İşin üzerinde dur. Avrupalı bir hukukçunun diliyle "1810 tarihine gelinceye kadar. bütün:. had cezasını gerektiren bir suçtur. yani kesin olarak dinen yasak olduğunu kabul etmişlerdir. II. kendilerine resmî kod olarak kabul ettikleri fıkıh kitaplarında ifadesini bulan şer'î hükümler ortaya koymaktadır. Nitekim Dimitri Kantemir'in II. sh. Ancak Osmanlı Devleti'nin son yıllarında kabul edilen Men'-i Müskirat Kanunu. Gerçi bu hükümler. tatbikatta tam icra olunmadığı da söylenebilirse de. memleket işini düşünmeğe ne zaman fırsat kalır?". "1. asır) kaleme alınan Kutadgu Bilig'deki şu cümleler. İslâm hukukunun yasakladığı sarhoşluk verici içkileri içenlere. haddi şirb denilen şer1? cezayı uygulayan devlet adamlarının kendilerinin. had cezasını gerektirmez. Bütün İslâm hukukçuları ise. Bunu şer'îye sicillerinde görmek mümkün olduğu gibi Osmanlı Kanunnâmelerinde de görmek mümkündür. Had cezası ise. bunun açıktan işlenen bir günah olmadığı kesindir. gibi ri'âyet edeler. alternatifli olarak düzenlemiş ve bunlardan birini de hadd-i şer'î olarak zikretmiştir. cezaî kasıd ve irâdedir. Zorla içirilen içkiler. sarhoşluk verici içkilerin azının ve çoğunun haram. Yani bütün içkilerin haram olduğunda ittifak etmekle beraber. eksik ve fazla olmadan içki içene sopa ile seksen kırbaç vurmaktır. bunun en bariz misâlidir: "Bey içki içmemeli ve fesatlık yapmamalıdır. c. Dergâhıma jrj ¦ benzeri yerlerde. Bundan sonra h'. içki hakkındaki hükümlerde İslâm hukukçularının kabul ettikleri esasları aynen benimsemişlerdir. Daha sonraki Müslüman Türk Devletlerinin içki hakkındaki tutumlarını ise.. her çeşit içkiyi. İslâm'ın içki için tesbit ettiği ceza aynen tatbik edilmiştir. İslâm'a muhalif olan bütün âdetlerini de kâideten ve nazarî olarak tamamen terk etmişlerdir. İslâm'ın te'siri altında ve ilk Müslüman Türk Devleti olan Karahanlılar devrinde (X.. Osmanlı Devleti'nin son on yılına kadar. 4. mer'î olmuştur. Bey içki içer ve oyunla vakit geçirirse. C) Türkler Müslüman olduktan hemen sonra. Böyle bir fiili işleseler bile.Hanedanlar. ancak kanunlarla tatbikat arasında fark bulunabilir. memleketin ve halkın bundan çekeceği zahmet çok acı olur. 22-25. c. had cezası tatbik edilmez. 110-112. mezkûr kelimelerin tasavvufdaki manaları ile bir kısım metinlerde kullanıldığını da unutmamak icab etmektedir. İmam-ı A'zam Ebu Hanife'ye göre. Bu unsurlardan biri eksik olduğunda. İkincisi. İstanbul 1332/1923. başta şarap (hamr) olmak üzere.. sonunda ikbâl elden gider. nazariyatta kuvvetine riâyet olunmuştur". az da olsa şarap içmek veya diğer içkileri içerek sarhoş olmaktır. Dünya beyleri şarabın tadına ulaşırlarsa. Osmanlı Devleti'nde konuyla ilgili şer'î hükümler. Osmanlı Devlet'inde tercih edilen birinci görüşe göre had cezasını gerektiren içki içme suçunun (ki buna şirb denmektedir) iki unsuru vardır: Birincisi. bütün Müslüman Türk Devletlerinde. Se-lim'le ilgili beyânları da bunu teyid etmektedir. yasak edesiniz. had cezasını gerektirecek suçun teşekkülünde küçük bir görüş ayrılığı vardır. Osmanlı Devleti'nin son on yılına kadar bu tatbikatın devam ettiğini göstermektedir. Diğer İslâm hukukçuları ise. Kadınlar Saltanatı I-IV. içki içenlere verilen cezaları. Ebu Hanife şarap demek olan hamr ile diğer içkileri ayırt ederken. Osmanlı hukukçuları. Araştırmalar. Bu kanun. Ancak İslâm'ın tesbit ettiği ve had denilen cezayı gerektirecek içki içme suçunun tarifinde farklı görüşler ortaya çıkmıştır.. açıkça bu fiili işlemeleri mümkün değildir. B II. diğer İslâm Hukukçuları hepsini aynı hükme tâbi kılmaktadırlar. 3. az veya çok şarap (hamr) içmek yahut sarhoş edecek kadar diğer içkileri kullanmak. bu iki hareket yüzünden. ancak devletin tesbit ettiği ta'zir cezaları uygulanır. sh.. 58 içilecek şeylere yani bugünkü karşılığıyla meşrubata "şarap" dendiği bir vâkı'adır. Ahmed Refik. az veya çok içmenin had cezasını gerektiren bir suç olacağını açıklamışlardır. . devletin OSMANLI BİLİNMFVfM t içinde ve dışında ço-Osmanlı padiş • lâm'ın getirdiği içki birleri almışlardır. I. Bayezid'e seleyi bütün y..

nr. açıkça şarap içildiği.5. II. Neşreden: Reşit Rahmeti Arat. Bâyezid Han. Yıldırım Bi< şahitliğinin dur? Bursa'da Ulu aykırı işlere mani Bâyezid'in. şer'î hükümleri ve emirlerimi icra edesin.:1 kından gelip. İstanbul 1995. 53-54. Yusuf Has Hâcib. Her musibet. sadeleştirilmiş metnini. 21 Fermanın Orijinali. bu konuda tam ihtimam gösteresiniz. Dürer ve Gurer. Şunu da önemle belirtelim ki. Emir Sultân Buhari'nin kayınpederi olan ve İslâm'a aykırı işlere mani olmadıklarından dolayı bazı kadıları cezalandırmaya kalkışan Yıldırım Bâyezid'in. sh. bir içki mübtelâsı olduğu asla iddia edilemez. 1. s. her türlü rezalet ve sefâhetin irtikâb edildiği görülmüştür. şehirlerde. açıkça şer'i hı. sancağınıza bağlı şehir. Murad'ın gençliklerinde bazen içki kullandıkları. maktadır ki. Ahmed. çeşitli sarhoş edici içkiler kullanıldığı. O da bunun üzerine sarayının yanına cemaatle namazı terk etmemek için yeni bir cami inşa ettirmiştir.. toplantılarda ve benzeri yerlerde. İstanbul 1997. L . c. Osmanlı Padişahları. Kur'ân. i mükâfatın da mu. bir içki Sultân'ın. fâsıklar toplanıp açıkça günâh işlemeyeler ve İslâm'ın şe'âirine gereği gibi ri'âyet edeler. Molla Hüsrev. vrk. Bütün bu iddialar doğru mudur? Bursa'da Ulu Cami'yi yapan. nr. kadılarsınız. Osman? gibi ithamlar. t. Osmanlı Padişahlarının bu yasaklarına ve şerî'ate karşı bu hassasiyetlerine rağmen. I. Peygamberlerin masum olduğu gibi. bir konuda şahitliği arzu edilen Yıldırım'ın cemaatle namazı terk etmesinden dolayı şahitliğini kabul etmediği doğrudur. köylerde ve kasabalarda tekrar te'yîd ve tehdit ile yasak edesiniz.-. BA. Sen ki. düğünlerde. kasaba ve köylerde. terk etmesinden nın yanına ceı Acaba içki manii Padi"1"'" gülerdir. c. içki içtljjf değildir. Bizzat bu işin üzerinde durub kazanızdaki halka. bütün bu izahların yanında I. BİLİNMEYEN OSMANLI 59 içinde ve dışında çok büyük tartışmalara yol açmıştır. Bütün Osmanlı Padişahları bu konuda hassastırlar.Akgündüz. Kutadgu Bilig. bir cinayetin neticesi ve bir mükâfatın da mukaddimesidir. sh. Ankara 1959. Emrim size ulaşınca. Acaba içki iddiası nereden çıkmıştır? Bir önceki soruda da ifade ettiğimiz gibi. açıkça şer'î hükümleri çiğnemeleri nasıl düşünülebilir? Bu misâlden de anlaşılmaktadır ki. içki içtiği için Yıldırım Bâyezid'in şahitliğini kabul etmediği iddiası da doğru değildir. Şöyle bilesiniz ve alâmet-i şerife itimat edesiniz". -•--. Belki Moll». Bursa Şer'iyye Sicilleri. sh. sh. bütün Müslümanların ve özellikle de âlimler ve sâlihlerin rahatsız olduğu bildirilmiştir. 3. bu hususu görüp gözetip emrime aykırı hareket edenleri kâdî kararıyla hakkından gelip. hem fiilen ve hem de kavlen İslâm'ın getirdiği içki yasağına uymuşlar ve bu yasağa uyulması için gerekli hukukî tedbirleri almışlardır. Mâide. ancak bunlardan II. Türk Hukuk Tarihi I-II. Halil. 4. YEE. Belki Molla Fenari. Ahmed. tamamen iftiradır ve belli bir vesikaya dayanmamaktadır. Selim ve IV. . Dolayısıyla Ankara mağlubiyeti elbette ki bir musibettir. 5. Onların da günahları bulunabilir. sancak beğisin. 157-158. . 34-38. II. 23. çok az istisnalar dışında. Yıldırım Bâyezid'in içki içtiği ve bu yüzden Molla Fenari tarafından şahitliğinin reddedildiği söylenmektedir. 14-1540. . Murad'n açıklanmaktad termek değildir 23. bir kısım Osmanlı kaynaklarında açıklanmaktadır. Cin. 338/B. 69-70. İslâm Hukukunda Kölelik-Câriyelik Müessesesi ve Osmanlı'da Harem. 267268. şer Osmanlı Padişa men. Osmanlı padişahları. . meseleyi bütün yönleriyle vuzuha kavuşturmak istiyoruz: "1. Dergâhıma arz olundu ki. Ayrıca İslâm'ın şe'âirine ri'âyet edilmeyerek fâsıkların bu gibi gayr-i meşru fiillerinden. Bundan sonra hiç bir yerde. Baskı. 90.. Ayrıca Molla Fenari veya Emir Sultân'ın. Sen ki. Zaten bizim meselemiz de bütün Osmanlı Padişahlarını ma'sum göstermek değildir21. A 33/21. sizlere takdim ederek. sancak beğisin. Sen ki. Osmanlı Padişahları hakkında söylenen "sarhoş" ve "aile hayatı berbat" gibi ithamlar. tamamen masum insanlar değillerdir. Şunu da <• ve IV. Bayezid'e ait olan bir fermanın. Akgündüz.

Ancak esir alınan Emir Sultân ve Molla Fenari. Şayet geçici bir süre içki içmiş olsa bile. nr. 1391'de bu kadınla evlenmiştir. Çev. veziri Çandarlı Ali Paşa'nın bu konudaki ikaz görevini yapamadığını ifade etmektedirler. Kitâb-ı Cihân-nümâ. teklifi kabul etmediklerini Osmanlı kaynakları önemle kaydetmektedirler. Maalesef geçici bir süre de olsa. sh. meydana . siyasî veya malî konulardaki gevşekliğidir şeklinde de izah edilmiş olunabilir22.60 BİLİNMEYEN OSMANLI Bunda kader-i ilahiye fetva verdirten hatalar mutlaka vardır. kânüvlslen. kızı Marya'yı Bâyezid'e göndererek Osmanlı Padişahını evvela manen yıkmayı ve sonra da cephede mağlup etmeyi planlamıştır. 10 sene kadar Bursa ve Edirne'de oturup Çelebi Sultân Mehmed'in çocuklarına hocalık eden. Ancak Yıldırım Bâyezid devrinde bu işin biraz gevşediğini kaynaklar yazmışlardır. ancak hemen tevbe ederek Bursa Ulucami'yi inşaya başladığı ise. Osmanlı sultanlarının Osman Bey'den ta Sultân Murad zamanına kadar. TTEM. "Ankara Bozgunundan İstanbul'un Zaptına (1402-1455)". bu günahı açıktan yaptığını ve içkili sofralar düzenlendiğini söylemek mümkün değildir. Hammer ve Gibbons gibi Garb Tarihçilerinin tamamına yakını. Paul. Tarih-i Bursa (Güldeste-i Beliğ). içki kullandığını. VII. c. 332-333. 18(95). 51-91. 109. Padişah ve diğer Osmanlı devlet erkânı ile yakın temas halinde bulunan ve memleketine döndükten sonra Timur Tarihini yazan İbn-i Arabşah başta olmak üzere Timur devrinin bütün Van Neşri. sh. 25. Osmanlı Devleti'nin 30-40 sene sonra yeniden şahlanacağını müşahede ettiklerinden. Bu. 'Eğer ma'rûfu emr ve münkerden nehy etmezsen. yine Osmanlı kaynakları tarafından açıklanmaktadır. Tlmuı r'ml kuft! di" şekltı nakleden İft SUSİİCİİ64 zarı belli O ve i na tuW 24. Hatta zamanın âlimleri. kendi zamanlarında içki içilmesine de şiddetle karşı çıktıklarını ve bu dinî yasağı takip ettiklerini yazmaktadırlar. Tevârih-i Âl-i Osman. Solakzâde. sh. sh. Halbuki intihar dinimizde haram değil midir? mueılı Yıldırım Bâyezid'in vefatı ile ilgili üç rivayet bulunmaktadır: Birincisi. Künh'ül-Ahbâr. 19(96). Lütfi Paşa. bu sebep de dinî. c. Asıl meseleye gelince. göre bu konu "Her ne i söyleseler ( vefat« mak niyetini Semerkand'a ( ümitsizliğe etmektedir! Âşıkpaşa-i etdi. 103-105. 148-158. 45. az bir süre için de olsa. V. Bütün bunlar. Mağlubiyetin bir hatadan doğduğu noktasından hareket edilerek. I. Âli. Timur'un Semerkand'a gidelim teklifine. bir değerli tarihçinin de ifade ettiği gibi. etmektedir Yıldırım gibi dit sinin tamw isimlerinden &A] dikten sonra. İstanbul 1286. Şükrullah. Yıldırım Bâyezid'in intihar ettiği söylenmektedir. Yıldırım'ın içki içtiğini göstermez. bu konularda gevşeklik gördükleri zaman. c. Osmanlı tarihleri ittifaka yakın bir şekilde. sh. manevi alemde. sh. "Molla Fenan". Halil. ne zaman içki içmeye başladığı belli değildir. İsmail Belîğ-i Bursevî. VVİttek. Hüseyin Hüsameddin. Sırp Kralı. bu kadının Müslüman olmaması veya başka sebeplerle. bu planında muvaffak olduğunu kaydeden tarihçiler de bulunmaktadır. memleketinde durmayız' derlerdi. Belleten. Enverî. Sultân'ın kapısına gelerek. Acem Hamidî. Yıldırım Bâyezid'in Sırbistan Kralı Lazar'ın kızı Marya (Despina) Hanım ile evlendikten sonra. nr.. Bu yüzden şer'an içtiğinin isbâtı da hemen hemen mümkün değildir. sayı 27 (1943). . Kısaca. sh. Karamanî Mehmed Paşa. Hatta bazı kaynaklar. Çubuk Ovasındaki Ankara mağlubiyeti sebebiyle ileri sürülen tenkidler kabilinden de olabilir. Konyalı Mehmed bin Hacı Halil ve İdris-i Bitlisî gibi ilk dönem Osmanlı tarihçilerinin kahir ekseriyeti. kendileri içki içmedikleri gibi. 99-100. sh. 565. İnalcık. 368-384.

zehirletildiğini söylemektedirler. II. Osmanlı Tarihi. I. 260323. bundan vaz geçip. Doğru olan Yıldırım'ın yukarıda zikredilen hastalıklar sebebiyle vefat ettiğidir. sh. Türkiye Tarihi. bu söz üzerine ümitsizliğe düşen Osmanlı Padişahının yüzük kaşındaki zehirle intihar ettiğini iddia etmektedirler. "düşman elinde zebûn olub memleketi eller elinde görmeden ölem yeğdür" deyüb kendü nefsini helak eyledi demektedir. Neşrî. Yüzüğünün kaşında bulunan zehirle intihar ettiğini nakleden ilk döneme ait tek kaynak. sh.Aksun.. 358-363.„ başta < BİLİNMEYEN OSMANLI 61 kânüvisleri. Timur'un Bâyezid'i serbest bırakmak niyetinde iken. Yıldırım Bâyezid'in şiddetli sıtma. Kuvvetli kaynakların izahları karşısında bu ifadeler. hastalığının tedavisi için Timur'un saray tabiplerinden Celaleddin Arabî ve İzzeddin Mes'ûd eş-Şirazî'yi tayin ettiğini belirtmektedirler. sh. ölümünü istedi" şeklinde de yorumlanabilir.. sh. ayrılırken de muhabbetle ayrılmışlardır". Âşıkpaşa-zâde. Osmanlı tarihi ile ilgili bazı kaynaklar. onunla yaptığı bir mülakat neticesinde. I. 23 Neşrî. haram olan böyle bir günahın isnad edilmesinin tamamen iftira olduğunu açıkça beyan eylemişlerdir. Mükrimin Halil Yinanç ve Uzunçarşılı gibi tarihçiler. Lütfi Paşa. Devletler ve Hanedanlar. Bu iddiayı naklettiği söylenen ilk dönem tarihçilerinden. II. mevcut rivayetleri değerlendirdikten sonra. Uzunçarşılı. İstanbul 1279-80. c. 87-89. Âli ve Hoca Sa'deddin gibi kaynaklar tarafından şiddetle tenkit edilmiştir. Sadece Fuad Köprülü'nün bazı zayıf rivayetleri zorlama yorumlara tabi tutarak Cumhuriyet'in ilk yıllarında bu iddiayı gündeme getirmesinden sonra mesele tekrar alevlenmiştir. Kanaatimize göre doğru olan da budur. Yıldırım'ın intiharı iddiası. Kaldı ki. Aynî gibi bazı müellifler de. nefes darlığı ve keder dolu hayattan meydana gelen çeşitli hastalıkların bir araya gelmesinden vefat ettiğini açıkça ifade etmektedirler. Anonim Tevârih-i Âl-i Osman gibi müellifler ittifakla "Bâyezid Hân işitti kim. Bunlardan açıkça kendini zehirleyerek intihar ettiğini anlamak mümkün olmadığı gibi. Solakzâde. sh. Semerkand'a gideceğin. Ahmed Refik. . I. Kadınlar Saltanatı. sadece Hadîdî Vekâyinâmesi'dir. c. 110-112. 172-173. İkincisi. c. sh. sh. c. Osmanlı Tarihi. c. Ahmed Uğur neşri. Tâc'üt-Tevârih III. Padişahların Kadınları ve Kızları." kaydını düşerek. Hoca Sa'deddin Efendi. Netice olarak. Kitâb-ı Cihân-nümâ. Bütün bu rivayetler. Öztuna. Timur'un iline varmasına hemandem kendü kaydın görüb Allah Te'âlâ rahmetine vâsıl oldu" ifadelerini kullanmışlardır ki. Lütfi 62 . I. Bâyezid Hân'ın "tez canlu ve gayretlü kişi" olmasından dolayı Timur'un mu'âmeleleri karşısında sıtma hastalığına tutulduğunu ve günden güne zayıfladığını belirttikten iki sayfa sonra. Bunun tam aksine Müneccimbaşı başta olmak üzere çoğu müellifler. aksi iddiaların iftira ve yalan olduğunu açıklamaktadırlar. tarihçilerin çoğu. 306-352. bu ifadeleri intihar etti diye açıklamak da doğru değildir. bu iddianın tamamen yanlış olduğunu delilleriyle ortaya koymuşlardır23. Kanaatimize göre bu konuda son sözü Âli söylemektedir: "Her ne kadar bazı tarihçiler Timur'un hekimlerinin zehir içirdiğini veya kendi kendisine zehir içtiğini söyleseler de. I. neman maslahatın gördü" veya "bu cevâbı işitti. "bazılar eder ki. Bir de kendi hususi kütüphanesinde bulunduğunu iddia ettiği Fuad Köprülü'ye ait bir anonim yani yazarı belli olmayan bir Tevârih-i Âl-i Osman nüshasıdır. V. Timur'un zehirlettiği şeklindeki bir iddiadır ki. 101-103. sh. 217. Künh'ül-Ahbâr. c. onu Semerkand'a götürdükten sonra oradan geri göndereceğini söylediğini. bu tür iddiaların bir rivayetten öteye gitmediği de malumdur. 7-10. "âhiret hazırlığını gördü. Üçüncüsü. 89-90. tamamen hata üzerinedirler. gayet melûl oldu ve hem gayret etdi. Osmanlı tarihinin dev isimlerinden Âli ve Hoca Sa'deddin Efendi gibi tarihçiler. Zira Yıldırım'a Timur her türlü iltifatı yaptığı gibi. bunun tarihçiler tarafından kale bile alınmadığını ifade etmekle yetiniyoruz. Uluçay. c. 22-25. sh. muteber yerli veya yabancı kaynaklarda yer almamaktadır. c. Yıldırım gibi dindar bir Padişaha. Âli. sh.

Mehmed Çelebi adına Rumeli'ye geçmesine rağmen. c. Yinanç. Musa Çelebi. sh. 59-60. Anonim. 591-603. I İskendernâme rttö Mevlânâ Hamza'yı i lan olduğu. 11 yıl sürmüştür. su kabul» . Sultân. kendi sultanlığını ilana hazırlanıyordu ve Sultân Süleyman'ı Edirne'de kıstırarak hayatına son verdi (1410). sh.' 27. 86-90. 109-120. 24 Âli. . 132. sh. c. c. I.-. 260-323. Osmanlı Tarihi. arkasından hemen Bursa'ya geldi. Öztuna. İzmir ve Ankara'yı aldı. II. I.. Giese neşrinden Nihad Azamat). Musa Çelebi (1388-1413) ve Şehzade Kasım (1397-1417).. sh. Sultân Süleyman'ın 8 yıl kadar süren saltanatı 35 yaşındayken sona erdi. İstanbul 1279. Fuad. Fetret Devri ne demektir? Osmanlı Devleti'nin 1402'deki Ankara mağlubiyetinden sonra dağılması ile başlayan. ele geçirmiş. 117-144. Fuad. M. Hatta fırsatı ganimet bilerek Osmanlıya harp ilan eden Macarları dahi yendi. manevî yönünün o kadar mükemmel olmadığı bazı Paşa. I.FETRET DEVRİ 25. Mlhll| zaskeri olan i man'ın! olmasına k i 28. Devletler ve Hanedanlar. (F.BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANÜ_ V. Uzunçarşılı. Musa Çelebi mütereddit idi ve hatta ağabeyinin padişahlığını tanıyordu. Belleten._. Diğer tarafdan İsa Çelebi bir ara Bursa'yı kuşatmış. İstanbul 1992. Mehmed Çelebi (1382-1421). sh. kendisinin diğer Osmanlı Sultânlarına kıyasla. Tarih-i Bursa. Köprülü. Tevârih-i Âl-i Osman. 591-599. çok önemli gördüğü eşyalarını aldıktan sonra hemen Edirne'ye canını attı ve orada padişahlığını ilan etti. 28-29. Süleyman Çelebi kimdir (Emir Süleyman = I.< kaynaklarda ifade < Sultân Süleyman ı meyen ve mağlub Melek diye meşM Necmüddin Hanefî'yi. 91-98.. I. Sahâifu'l-Ahbar I-III. Fetreti Sultân Mus Melikşah. Solakzâde. Ancak Osmanlının en büyük toprakları Amasya'da bulunan Mehmed Çelebi'nin elindeydi. Kantemir. 49. Hadidî. Bu arada Anadolu beylikleri Süleyman'a karşı Mehmed Çelebi'yi desteklemeye başlayınca Musa Çelebi de ona itaat etti ve Süleyman'ı takip için Rumeli'ye geçti. sh. Süleyman)? 1402 mağlubiyetinden sonra Vezir Çandarlı Ali Paşa ile kaçarak canını kurtaran Şehzade Süleyman. Maalesef. c. sh. Demir Kafes Rivayeti. Anadolu'ya geçti ve Bizans İmparatoru ile kurduğu dostlukların da yardımıyla. I. Bazı komutanlar ve fitne için hazır bekleyen Romanya Prensi'nin de desteğiyle. sh. Nişancı Tarihi. Tevârih-i Âl-i Osman. . c. 313. Aksun. Aksun. I Üzerine gelen Men Mehmed Çelebi I ğutunca bunu fırsat! Sırbistan PrensI'nM geldi ve Sultân I süren saltanatı da! (1413). VII.. Müneccimbaşı.. Yıldırım Bayezid'in vefatından sonra hayatta olan çocukları yaş sırasıyla şunlardır: Süleyman Şah (1375-1410). Belleten. Osmanlı Tarihi. 91-124. 113-116.1. Köprülü. Mustafa Çelebi (Düzmece Mustafa diye bilinir. Tevârih-i Âl-i Osman. İstanbul 1285. sh. I. . c. 1380-1422). sh. c. Sultân Mun< 1410 yılında! bir diplomat değildi. c. Saltanat mücadeleleri nasıl yürüdü? Yani Emir Süleyman ve Mûsâ Çelebi'nin sultanlığı var mıdır?24 26. sh. II. sayı 2 (1937). sh. sh. takva cihetiyle pek kuvvetli olmayan Vezir Ali Paşa'nın da etkisiyle. Osmanlı Tarihi. Mehmed Çelebi'nin tartışmasız tek sultan olarak kabul edilmesiyle sona eren verimsiz ve uğursuz ara döneme denmektedir.. sh. Mehmed (. Sultân Süleyman'ın Edirne'yi taht şehri ilan etmesi. c. İsmail Belîğ-i Bursevî. sh. I. V.. sh. İstanbul 1991 (Necdet Öztürk neşri). Bursa. Mükrimin Halil. Bursa'nın bu özelliğini ortadan kaldırdı ve 51 yıl devam edecek olan Edirne devri başladı. Yıldırım'ın çocukları arasındaki saltanat mücadelesi ile devam eden ve 1413 yılında I. 325-345. 3. Uzunçarşılı. . Osmanlı Tarihi.. "Yıldırım Bayezid'in Esareti ve İntihan Hakkında. . c. İA.. Sultân Süleyman. ancak Mehmed Çelebi tarafından tasfiye olunmuştu. İntihar Meselesi". İsa Çelebi (1378-1405). Künh'ül-Ahbâr. I. 131. M. "Yıldırım Bayezid'in İntiharı Meselesi". "Bâyezid II". sayı 27(1943).

Osmanlı Tarihi. Kantemir. 64 BİLİNMEYEN OSMAİ sinden sonra. Öztuna. II.109-114. 61-68. I. Böylece 25 yaşında 3 yıl kadar süren saltanatı da sona erdi ve Osmanlı tahtı sadece Mehmed Çelebi'ye kalmış oldu (1413). sh. I. c. Tevârih-i Âl-i Osman. Künh'ül-Ahbâr. sh. II. Solakzâde. Sultân Musa Çelebi kimdir? 1410 yılında Edirne'de padişahlığını ilan eden Musa Çelebi. c. sh. âlimler arasında Kazaskeri olan Şeyh Bedreddin-i Simâvî'yi zikretmemiz gerekmektedir. Osmanlı tahtının tek vârisi olarak kaldı. Solakzâde. Sultân Süleyman'ın Şehzade Orhan. asrın müceddidi kabul edilmektedir. Musa Çelebi. Çelebi Mehmed Rumeli'ndeki olaylarla uğraşırken. c. Osmanlı Tarihi. c. 91-124. I. sh. Germiyanoğlu Yakub Bey'in Mehmed Çelebi'ye itaatini bildirmesi üzerine Bursa'j kuşattı. ikinci defa. 1413 yılında kardeşi Musa Çelebi'nin öldürülme25 Âli. ' Sultân Süleyman devrinin en önemli devlet adamı. 117-144. 28. Devletler ve Hanedanlar. Ahmed Uğur neşri. 61-68. c. Üzerine gelen Mehmed Çelebi'yi mağlup etti ve bu olaydan sonra iyi bir diplomat olan Mehmed Çelebi İmparator'a sığındı. sert bir asker ama iyi bir diplomat değildi. şâirler arasında. sh. c. 117-144.115-120. Künh'ül-Ahbâr. Hacı İvaz Paşa'nın kahramanca müdafaası üzerine Yıldırım Bâyezid'in sur . Mehmed Çelebi kimdir ve neden Osmanlı Devleti'nin ikinci kurucusu kabul edilmektedir? 1413-1421 tarihleri arasında Osmanlı tahtına oturan Sultân Mehmed Çelebi. 198. Devletler ve Hanedanlar. c. Aksun. hem Rumeli beylerinin ve hem de Sırbistan Prensi'nin desteğini alarak kardeşi Musa ile Çamurlu Derbend'de karşı karşıya geldi ve Sultân Musa ağabeyine yenilerek öldürüldü. sh. sh. Babasının esareti sırasında vezir Bâyezid Paşa'nın tavsiyelerine uyarak Amasya'ya gitti ve padişahlığını ilan etti. 26 Âli. Karamanoğlu yine hareke! geçti. Amasya-Tokat-Sivas bölgesiyle yetindi. maneviyât erenleri arasında ise Yunus Emre'yi. Rumeli beylerini de kendisinden soğutunca bunu fırsat bilen Mehmed Çelebi. sh.ûlM*« 345. Osmanlı Tarihi. 91-124. Ancak 1410 yılında Rumeli'de saltanatını ilan edince durum değişti. Fetret Devri de böyle sona erdi. Uzunçarşılı. Osmanlı tarihçileri tarafından ye| asrın yani Hicrî 9. defa muhasara altına alarak Bizans'ı karşısına aldı. c. 204-241. Öztuna. sh. asrın siyâset alanında müceddidi olarak kabul edilmektedir. sh. 781/1380 yılında Germiyanoğullarından Süleyman Şah'ın kızı Devlet Hâtun'dan dünyaya gelmiştir. Lütfi Paşa. müftilik yapan Necmüddin Hanefî'yi. oğlu Muhammed. Uzunçarşılı. sh. İskendernâme müellifi Ahmedî ile tarihçilerin mazbut bir şair olarak anmadıkları Mevlânâ Hamza'yı zikr edebiliriz. İstanbul'u 5. sh. Aksun. âlimler arasında İbn-i Melek diye meşhur olan İzzüddin Abdüllatif. bunun kardeşi Bahsi Beğ'i. I. Ancak Süleyman Bey'in Ankara'ya kadar gelmesi üzerine. c. Mihal oğlu Muhammed Beğ. Sultân Musa'nın evladı yok idi26. c. 325-345. Musa Çelebi önce Mehmed Çelebi'ye itaat etti. Ilış-İ13) 27. sh. İyi bir diplomattı. Lütfi Paşa. 91-98. bazı tarihçiler tarafından Osmanlı Devleti'nin ikinci kurucusu ve 9. Kardeşi İsa Çelebi'yi tasfiye etti. I. V. V. Sultân Süleyman'ın halinden de anlaşılabilir25. Mu» | saltanatını 1 »vlriH/İHfl |45. Tevârih-i Âl-i Osman. Kantemir. I. 113-116. Osmanlı Tarihi. sh. sh. sh. I. OfflM BİLİNMEYEN OSMANLI 63 kaynaklarda ifade edilmektedir. tarihçiler tarafından beğenilmeyen ve mağlubiyetine sebep gösterilen Çandarlı Ali Paşa. 113-116. Ahmed Uğur neşri. İnsanları galip veya mağlup edenlerin mesaî arkadaşları olduğu.781/1380 yıl» yava< fından 0» Babasının ı gitti ve | Ankara'ya i mattı. 91-98. Asil ve dindar bir devlet adamı olan Mehmed Çelebi. 325-345. Şehzade Mehmed Şah ve Paşa Melek Hâtûn adında üç çocuğu olmasına karşılık. Sultân Musa zamanında ona destek olan devlet adamları arasında veziri Kör Melikşah.

1420'de İstanbul'da İmparator II. Kastamonu-Sinop-Kefe üçgenini takipten sonra Eflak Voyvodasına sığındı. Mehmed Çelebi'nin bir paşası olan Gâzî İsha| Bey tarafından püskürtülünce Osmanlı prestij kazandı. Bunlardan birincisi. Şeyh Bedreddin'in de Rumeli'de bu tür hareketlere girişme teşebbüsleri bardağı taşıran son damla oldu. İzmir'de. olayı duyunca hemen Serez'e geldi ve Bâyezid Paşa'nın gayretiyle Şeyh Bedreddin ele geçirildi ve Serez çarşısında idam edildi. iki büyük gaileyi Osmanlı Devleti'nin başına açmakta gecikmediler. Osmanlı Devleti.000 akçe ödenmek şartıyla anlaşma yapıldı ve hatta bu anlaşmanın da etkisiyle Sultân Mehmed. belli çevrelerce kullanıldı.000 ve 10. 24 . iç ve dış düşmanlar. Vefatında Osmanlı devleti eski genişliğine ve kuvvetine ulaşmıştı.j Sultân Mehmed de boş durmuyor ve Sinop'daki Candar Beğliğinin bir kısım topraklarını} Osmanlı Devleti'ne ilhak ediyordu. İdamına fetva veren ise. Musa Çelebi'nin tasfiyesinden sonra Sultân Mehmed tarafından yüksek bir maaş verilerek İznik'te mecburi 1 ikamete zorlanan Şeyh Bedreddin. ancak mağlup oldu. İshak Bey'in 1415 muharebesin den sonra Türklerin Bosna Sarayı dedikleri Sarajevo Osmanlı'nın eline geçti. Buna karşılık Mac Kralı Sigismund'un haçlı seferi teşebbüsü. Ordularının sayısı 5. yeniden eski ihtişamına kavuşmak üzere iken. Normalde Sultân Mehmed'in ağabeyidir.dışııf da kalan kabrine hakaret bile etti. Ancak Sultânf Mehmed'in fevkalade basiretli idaresi ve Allah'ın yardımıyla bu iki büyük bela da aşıldı. Daha önce Şeyh Bedreddin'in kazaskerliği sırasında onun kethüdalığını yapan Börklüce Mustafa. Manuel'i ziyaret bile etti. Mehmed Çelebi'nin oğlu Şehzade Murâd. 1420 yılında bu olay da kapatılmıştır. Sultân Mehmed'in ikinci belası ise. Bizans bunları şiddetle destekliyordu. Bâyezid Paşa'nın da yardımıyla Börklüce Mustafa ve asi kuvvetlerin üzerine yürüdü ve ele geçirilen Dede Sultân idam edildi. Urla yarımadasının kuzey tarafındaki Karaburun'da.000'lerle ifade edilen ve Dede Sultân diye de anılan Börklüce Mustafa'nın isyanı. Bu arada Venedik donanmasına karşı 1416 yılında Çalı Bey ko) mutasındaki Osmanlı donanması hücuma geçti. Niğbolu Sancakbeyi Aydınoğlu Cüneyd'in de desteğini alarak kıyam eden Düzmece Mustafa. Sultân Mehmed'e yenildi ve Bizans İmparatoruna sığındı. Şeyh Bedreddin isyanı idi. Selanik taraflarında Düzmece Mustafa ile meşgul olan Sultân Mehmed. Aydın ve İzmir taraflarında fesada başlayan Börklü-ce Mustafa ve Manisa civarında ortaya çıkan ve aslında bir Yahudi dönmesi olan Torlak Kemal ile olan eski ilişkilerinden korkarak. Sa'deddin Teftezâni'nin talebelerinden olan Herat'lı Mevlânâ Haydar'dır. İMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 65 »yeni pırını İTorya çıkan Yıldırım'ın gerçekten oğlu Düzmece Mustafa'dır. Sultân Mehmed Çelebi 39 yaşında vefat etti ve Bursa'daki Yeşil Türbeye defn olundu. Timur tarafından esir alınarak 16 yıl ortadan kaybolan ve ancak Bizans ve benzeri dış düşmanların tahriki ile saltanat iddiasıyla orta29. İshakl Bey'in Rumeli'deki bu fetihleri Romanya ve diğer Balkan bölgelerinde de devam etti. Timurtaş Paşa-zade Ali Bey'in de mağlup olmasıyla ciddileşti. Bunu Torlak Kemal'in tepelenmesi izledi ve böylece Osmanlı Devleti'nde ilk ciddi alevi isyanı bastırılmış oldu. Musa Çelebi'nin Kazaskeri ve birj nevi Şeyhülislâmı olan bu ilim adamı. Sultân Mehmed hayatta olduğu müddetçe salıverilmemek ve buna karşılık İmparatora yılda 300. Mehmed esir aldı. Sonra affetti. Manisa'nın Kızılbaşlarla meskûn bölgelerinde Osmanlı Devleti'nin aleyhinde bir isyan hareketine hazırlık yapıyorlardı. İşte bu kargaşa içinde Sultanlık koltuğuna oturaf Mehmed Çelebi. Yahudi dönmesi Torlak Kemal ise. Aydın'daki Candaroğullarımn da tabiiyetini kabul ettikten sonıj Karamanoğlu'nun üzerine yürüdü ve halasının oğlu olan Karamanoğlu II. Bunun üzerine Rumeli'deki Deliorman'da yerleşen Şeyh Bedreddin isyanı genişletme çabalarını sürdürdü.

"kadın hariç her şey ortaktır" dediğini iddia ederek.Emine Hâtûn. 5-Şehzâde Ahmed. sh. Osmanlı Tarihi. Tevârîh-i Âl-i Osman. bir gazi ve de 1361'de Edirne fethedildikten sonra ele geçirilen Dimetoka'ya bağlı Simavna veya Samavna denilen beldenin de ilk kadısıdır. Bunun Kütahya Simav ile ilgisi yoktur. Şeyh Bedreddin kimdir? Bir alevî şeyhi mi yoksa ilk komünist midir? İslâm'a aykırı görüşleri bulunan Varidat adlı eserin müellifi olduğu doğru mudur? Şeyh Bedreddin meselesi.Şeh-zâde Kumru Hâtûn. . TOEM. 244-326. 144-194. 347-375. 187-189. zamanındaki maneviyât erenlerinden özellikle Şeyh Abdüllatif'i.115-127. Mevlânâ Sarı Ya'kub'u. Alevî grup ise. Lütfl Paşa. ZEVCELERİ: 1. 85-94. Bu sebeple Şeyh Bedreddin'i yakından tanımak en doğrusudur. Tahsilini Kadi-zâde-i Rumî ile birlikte onun babasının yanında yapan ve sonra da Kahire'ye giderek başta Seyyid Şerif Cürcânî olmak üzere büyük âlimlerden ders okuyan Mahmûd. Sultân Mehmed Çelebi zamanındaki ileri gelen devlet adamları arasında. Kâfiyeci lakabıyla meşhur Mevlânâ Muhyiddin'i ve Bâyezid-i Sofî'yi. daha sonra Anadolu'ya gelmiş ve nihayet özellikle İslâm Hukuku konusundaki uzmanlığından dolayı Sultân Musa'nın Kazaskerliğine tayin edilmiştir. sh.Şehzade Mahmûd. hatta kendilerine rehber edinenleri bile çıkmıştır. c. dürüst. "Bursa'da Çelebi Sultân Mehmed Han. Kahire'de inzivada olan Hüseyin-i Ahlâtî'den tasavvuf dersi almış ve Timur'un huzurunda yapılan ilmî tartışmada İslâmî ilimlere olan vukufunu ispatlamıştır. Ahmed Tevhld. sh. Şeyh Bedreddin hakkında şunları biliyoruz: Asıl adı Mahmûd olan bu zatın babası İsrail. Kitâb-ı Cihânnümâ. sh. Ahmed Uğur neşri. Künh'ül-Ahbâr. Âli. Tarih. Bu arada Tebriz ve ilim merkezi Kazvin'e uğrayan Şeyh. sh. Amasyalı Pir İlyas'ı ve Şeyh Muslihuddin Halife'yi. Murad'ın annesi. sh. c. 2. Osmanlı tarihçilerinin mühim bir kısmı. 3. Hayatı hakkında en geniş bilgiyi torunu Halil tarafından Menâkıb-ı Şeyh Bedreddin adıyla kaleme alınan eserden öğreniyoruz. 29. Aksun. Murâd. baştan beri onun sadık bir veziri olan Bâyezid Paşa'yı. Amasyalı bir Paşa'nın torunu. bir Osmanlı emiri. 124-138. 39. Osmanlı döneminin Cumhuriyetçisi ve ihtilalcisi diye başlarına tac etmişlerdir. Üzerinde çok söz söylenmiştir. 99-106. ancak sonradan Şeyh'likden şahlığa heveslendiğini ve devlete isyan ettiği için idam edildiğini ifade etmişlerdir. sh. 68-76. Uzunçarşılı. 17-120. Acaba hangisi doğrudur? 27 Âşıkpaşa-zâde. 517555. Osmanlı tarihi açısından tam bir bilmecedir. c.kere savaşa giren Mehmed Çelebi 40 yerinden yara almıştı. Komünizm'in revaçta olduğu günlerde. Meseleyi olduğu gibi yansıtmaya çalışmak en güzelidir. m BİLİNMEYEN OSMANLI UlLlNMfcYEN Kanaatimize göre ifrat da tefrit de doğru değildir. Devletler ve Hanedanlar. Solakzâde. I. başlangıçta Şeyh Bedreddin'in büyük bir İslâm âlimi ve hukukçusu olduğunu. sh. sh. dindar ve diplomat bir devlet adamıydı.Evvel Hazretlerinin Kerimelerinden Hafsa Sultân Namına bir Kitabe". Osmanlı Tarihi. Dulkadır oğlu Mehmed Bey'in kızı ve II. ilmiyeden gelen İbrahim Paşa'yı ve Bursa kahramanı Hacı İvaz Paşa'yı. II. I. I. Şeyh Bedreddin'in başından beri Bâtınî fikirlere sahip bir ehl-i dalâlet olduğunu hükme bağlamışlardır. 2. Bir kısım peşin hükümlü tarihçiler Şeyh Bedreddin'i.Şehzade II. V. nr. Osmanlı Devleti'ne isyan eden Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal'in haline bakarak onu bir Alevî Dedesi olarak görmüşlerdir. şâirlerden ise sadece Hüsrev ü Şirin müellifi Şeyhi ile Molla Ezherî ve Şair Zihni'yi sayabiliriz27. Kantemir. c. Öztuna.Şehzade Yusuf. Kara Ya'kub lakabıyla meşhur olan Ya'kub bin İdris'i. Samimi. Burada kadılık yaparken oğlu Mahmûd dünyaya gelmiş ve adına İbn-i Kâdî Simavna veya Simavna Kadısı oğlu denmiştir. 1397 yılında şeyhi Hüseyin Ahlâtî'nin vefatı üzerine onun yerine geçen Şeyh Bedreddin. asrındaki büyük âlimler arasında Sa'deddin Teftezânî'nin talebelerinden Mevlânâ Burhânüddin Haydar'ı. c. Bazı samimi araştırmacılar ise. Bunun yanında. tarihin ilk Türk komünisti diye Nazım Hikmet'e manzum medhiye bile yazdırmışlardır. II. orada bazı nakillere göre Bâtınîlik fikirlerinin etkisinde az da olsa kalmıştır. Neşrî. ÇOCUKLARI: 1Şeh-zâde Küçük Mustafa. sh. 4.

. Daha evvel anlattığımız gibi. kıyamet inkâr edilmekte ve buna bağlı olarak haşr-i cismânî denilen haşir redd olunmaktadır. esasian t* İslatat. Alemin ezeli ve ebedi olduğu ileri sürülen aynı eserde. Bunun tek istisnası Varidat adlı eseridir ki. İslâm'ın temel esaslarına ters düşen ve insanı tamamen dinden çıkarabilecek hususlar bulunmaktadır.. İznik'te göz hapsinde iken kaleme aldığı bu eser... Bu kitabın ona ait olmadığı ve hatta onu isyan için kullanan bazı bozuk fikirli insanlar tarafından uydurulduğu. Şeyh Bedreddin'in eserlerine baktığımızda. Şeyh Bedreddin'in öteki eserlerinin tam tersine. Hanefi mezhebi ile alakalı mükemmel bir mukayeseli hukuk kitabıdır. Geriye Varidat adlı ona isnad edilen tasavvufa dair bir eser kalmaktadır. cin ve .. ¦onun ttânî m tiye inin ettiği görülmektedir.. Bu eserin bazı yerlerinde Allah'dan ve O'nun peygamberlerinden bahsederken. mezhebin!1 kik zort. Gerçek olan Şeyh'in şahlığa heveslenmesi. Börklüce Mustafa denilen ve Dede Sultân diye de bilinen alevi dedesinin isyanı. Bunun en büyük delili. İslâm Hukukuna dair Letâif ül-İşârât başta gelir. 1000 akçe maaşla İznik'e getirilmiş ve gereken saygı gösterilmekle beraber.. hem neslinin ortada oluşu ve hem de telif ettiği eserleridir.:. göz hapsinde tutulmuştur.. bunu Torlak Kemal denilen bir Yahudi dönmesinin takip etmesi ve Şeyh Bedreddin'in de bunlarla olan irtibatı. fesad grubunun içinde yer alması ve de Sultân Mehmed'e isyan edenlerin manevi reisi durumuna düşmesidir. Alevîlik veya materyalist bir vahdet'ül-mevcudculukla alakalı tek bir cümle yoktur. tamamen Sünnî ve Hanefî esaslarına göre kaleme alınmış eserlerdir.Sultân Musa tasfiye edilince Şeyh Bedreddin çoluk çocuğuyla birlikte. Bu zikredilenler ve edilmeyenler. bunun gerçekten onun tarafından yazılıp yazılmadığı da tartışmalıdır. Cennet ve cehennemin de inkâr edildiği eserde. Bunu Câmi'ul-Fusûleyn adlı Üstrûşenî ve İmâdî isimli büyük Hanefi hukukçularının kaleme aldığı Fusûl isimli hukuk eserlerini birleştirerek ve asrın meselelerini de ilave ederek telif ettiği mükemmel bir hukuk kitabı takip eder. Önemle ifade edelim ki. Şeyh'in gizli bir şekilde Rumeli'ye geçmesine." 'esc de' Oİâiı ricvni sünnet w keı deıv islâm Hıfc-Çe»" de: be-""1)' h BİLİNMEYEN OSMANLI 67 »aya İSeyh pnI2i ve reya ımûd iîtlr.. bazı yerlerde vahdet'ül-vücud'dan ziyâde vahdet'ül-mevcud nazariyesiyle tam bir materyalist gibi hareket Cer. ileri sürülen iddialar arasındadır. melek. Ancak bu kitaba baktığımızda. Eflak Beyine sığınmasına ve neticede ortaya çıkan bu Alevî isyanının reisi gibi görünmesine yol açmıştır. Şeyh Bedreddin aslında alevi falan değildir. Bunlarda Bâtınîlik.

sayı 212-214(1991). Aksun. MURÂD DEVRİ 30. Ebüssuud'un sorulan bir soruya verdiği cevapta "Anın müridlerinden olan kâfirlerdir' demek lâzımdır. sünnet ve diğer kaynaklara dayanarak Şeyh'i ilzam etmiş ve bizzat Şeyh Bedreddin'in kendi suçunun cezasını ikrar ettikten sonra ıslâh-ı âlem ve hıfz-ı nizâm-ı Beni Â-dem için idamına fetva vermiştir. LV. 1421 yılında babasının vefatından 41 gün sonra gelip Edirne'de tahta oturur oturmaz. Acaba Şeyh Bedreddin bu mudur? Bu soruya hemen evet diye cevap vermek çok zordur. 185-188. 104-106. Yılmaz. Bedreddin'in büyük bir âlim olduğunu. Şerafettin. I. İkincisi. sh. 68 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİN'VI. alevî değildir. 566. 136-202. Eğer bu eser. Belleten. c. II. Herevî'nin idam fetvasında. Sünnî-Hanefi İslâm Hukukçusu ve eserleri âlimlerce asırlarca ders kitabı olarak okutulan ve Musa Çelebi'nin Kazaskeri olan Şeyh Bedreddin'dir. 341-349. Uyanık. V. c. sh. sh. Hadâık. sh. Tevârîh-i Âl-i Osman. Belgelerle Osmanlı Tarihi MI. sh. sh. c. eskilerin tabiriyle kadınlar dışında her şeyin insanlar arasında ortak olduğuna inanan İbâhiyye mezhebinin mensubu bulunan bir zındık ve mülhid karşımızda demektir. 1551. "Osmanlı Düşünce Tarihinde Toplumsal Bir Muhalefet Olarak Şeyh Bedreddin ve Haraketinin Tahlili". 360-367. bu vesileyle aslında Alevî olmadığı halde Anadolu'da isyan eden Alevî grupların mercii haline gelen ve şeyhliği Şahlığa değiştirmek isteyen ihtilâlci Şeyh Bedreddin'dir. İslâmiyetin telkin ettiği şekliyle Allah. Fâtih'in babası Sultân II. Ahmed Ya'şâr. Mevlüt. Inkılâb Tarihi. Dördüncüsü ise. Murâd. İstanbul 1997. İstanbul 1998. Osmanlı Toplumunda Zındıklar ve Mülhidler (15. I. c. -17. O halde karşımızda bir kaç tane Şeyh Bedreddin vardır: Birincisi. Osmanlının kargaşa döneminde tahriklere aldanmış ve isyancı Alevîlerin ve hatta Alevîlerin de kabul edemeyeceği vahdet'ül-mevcudcu bir dalalet grubunun dairesine girmiş ve neticede kamu düzeni gereği isyanı sebebiyle idama mahkum edilmiştir. sh. Şâir kefere gibi adın anmayub la'net etmeyüb kendi halinde olan Müslüman kâfir olmaz" demesi çok manidardır.Bilge. Üçüncüsü. c. c. Ömer Faruk. Bozkurt. Kazvin'de Bâtınîlikden etkilenmiş olması kuvvetle muhtemeldir. Şeyh Bedreddin'e ait gibi görünen bu şahsiyetlerden birincisi ve dördüncüsünün birleştirilerek kabul edilmesi şeklindedir. Yaltkaya. devlete isyanının çevresinin planlarına ve yapılan isnadlara dayandığını açıkça ifade etmekte ve Şeyh Bedreddin'i övmektedirler28. 28 Âli. ilim meclisinde Şeyh Bedreddin ile tartışmış. Peygamber ve ahiret inancı olmayan.şeytanla alakalı İslâm'ın esasları da tamamen saptırılmaktadır. 71-73. 142-144. Simavîler diye bilinen müritleri namaz ve oruç gibi İslâm'ın hükümlerinden habersiz bulunan ve en önemlisi de vahdet'ül-mevcudcu yani neredeyse panteist ve inkarcı bir Şeyh Bedreddin'dir. Mahmûd Esat. I. c. Künh'ül-Ahbâr. sh. 1404 yılında Dulkadiroğlu Emine Hâtun'dan Amasya'da dünyaya geldi. Osmanlı kaynaklarından ve Ebüssuud'un fetvasından anladığımız. Fakat. 134-136. İstanbul 1971. Yüzyıllar). Uzunçarşılı. (neşr. Nitekim Sa'deddin Teftezânî'nin talebesi olan Mevlânâ Haydar Herevî. İstanbul 1998. Kilisli Rıfat). Çoğu Osmanlı tarihçilerinin kanaati de bu yöndedir. Mecdî Efendi. I. Osmanlı Tarihi. Yani Şeyh Bedreddin. sh. Lütfl Paşa. Limni'de . 99-106. Kur'ân. Solakzâde. Kâtip Çelebi. Şeyh Bedreddin'e ait ise. 73-74. I. Vâridât'ın böyle bir âlimin eseri olmasını akıl kabul etmemektedir. Keşf'üz-Zunûn. toplumda karışıklık çıkaranların rehberi olan. İslâm'ın temel esaslarını reddeden. sh. Zira hapisteyken yani idamından bir kaç sene önce kaleme aldığı İslâm Hukuku eserinde tam bir ehl-i sünnet gibi İslâm'ın esaslarını anlatan bir âlimin bir iki sene içinde bu hale gelmiş olması akla zor gelmektedir.SULTÂN II. ısrarla "insanları bilerek dalâlete sevk edenlerden olduğunu isbat etmesi" de önemlidir. büyük bir İslâm âlimidir. Âli ve benzeri tarihçiler. Murâd kimdir? Çocukları ve meşhur devlet adamları kimlerdir? Bazı tarihçilerin Osman Bey'den sonra ikinci kurucu dedikleri Sultân II. kerametleri olan veli ve mutasavvıf bir Şeyh Bedreddin'dir. Ayrıntılı bilgi için bkz. c. Ocak. Osmanlı Tarihi.

Varna zaferinden sonra Arnavutluk'da İskender denilen bir mürtedle başı belaya giren II. Sultân Murad'ın Anadolu'daki sıkıntıları devam ederken Macarlar ve Sırplar Osmanlı Devleti'ni rahatsız ediyorlardı. Ortodoks oi a Bror 3-i. 1422'de Sultân Murad'a mağlup olan amca Mustafa. mut'. Osmanlı ordusu Hıristiyan kuvvetler karşısında bir kaç defa mağlup duruma düştü. annesinin s-OrtRf Hatn. Murâd. Bunun üzerine Sultân Murâd.. düzmece olduğu iddiasıyla idam edildi. Teke. Bizans İmparatoru tarafından serbest bırakılınca büyük bir sıkıntıyla karşı karşıya geldi. Bizans'ın ihanetini gören Sultân Murad. Bu arada fırsatı ganimet bilerek Osmanlıya problem çıkaran Anadolu beyliklerinin de üzerine gitti ve sırasıyla Aydın. Orhan. 1426'da Macar ordusunu bozdu ve fetihlere devam etti. Edirne'ye gelerek padişahlığını ilan etti ve bununla da kalmayarak ordusuyla Bursa'daki II.. yeni bir haçlı seferi için kollan sıvadı ve haçlı orduları Osmanlı Devleti aleyhinde Ak Şövalye diye bilinen Erdel Voyvodası Hunyadi Yanoş kumandanlığında bir araya geldiler. Murad'ı yani babasını tahta davet etti. 40 yaşına gelen ve gerçekten de yıpranan II. oğlu Fâtih'i de alarak Arnavutluk seferine çıktı. İbrahim Bey ile de sulh andlaşması imzalandı. Kosova Zaferini kazandı ve böylece Avrupalıların Türkleri Balkanlardan atmak için giriştikleri son seferi de zaferle tamamlamış oldu.göz hapsinde bulunan amcası Düzmece Mustafa. Mısır'daki İslâm âlimlerinin de manevi desteği alınarak Karamanoğlu II. . en önemlisi İzladi mevkiindeki 1443 yılındaki yenilgi olmak üzere. da <!• Koso. yapılan meşveretler ve özellikle Vezir-i Azam Çandarlı-zade Halil Paşa'nın ısrarlarıyla. Aslında düzmece olmadığını daha evvel ifade etmiştik. lüle 1İfİ'. Murad yeniden yani ikinci defa oğlunu tahta çıkardı (1445). kendisi ibadet ve taatle meşgul olmak üzere Manisa'ya çekildi ve Fâtih Sultân Mehmed birinci defa Osmanlı Sultânı oldu. 11-Sultân Çar nos. Bu ısrar karşısında üçüncü defa II. Murad. Bütün İslâm âleminde ve özellikle Kahire'de dualarla yâd edilen bu zafer. Edirne'ye dönen II. 1444 yılında ikinci defa sultan olan II. !¦')¦ Sultân. Osmanlı Devleti'nin Balkanların sahibi olduğunu tescil etmişti. Bu zaferler devam ederken. Devlet adamları ve yeniçeri bu duruma razı olmadı ve Sultân Murad'ın yeniden tahta geçim-çıktı SOP: Fâtır. böylece Av tam.. Murad tahta çıktı ve oğlu da böylece iki defa tahta çıkıp inmiş oldu (1446). Hem Osmanlı ordusunun yenilgisinden ve hem de Fâtih'in 14 yaşında bir genç Padişah olmasından heveslenen Papa. Murad'ın üzerine yürüdü. 1444 Ağustos'unda oğlu Mehmed'i tahta geçirerek.000 askeriyle Varna önlerine ilerledi ve sadece 150 şehidle haçlı ordusunu darmadağın etti. Papanın da desteğini alarak bir diğer haçlı seferi daha düzenledi ve Osmanlı sınırlarını geçerek Kosova Ovasına kadar geldi. Maddi sebepler açısından teslim almayı ümit ederken. Menteşe ve Germiyan Oğulları beyliklerini tarihten silerek tamamen Osmanlı Devleti'ne ilhak etti. II... hemen Edirne'ye geldi ve 40. Bu durumu fırsat bilen Ak Şövalye. Oğlunu Manisa . Aynı yıl. Tuna'yı geçerek Varna'yı kuşattılar. 13 yaşındaki Küçük Mustafa'nın İznik'de Bizansın tahrikiyle saltanat ilan ettiğini duydu ve hemen ona yöneldi. 1425'de Venedik ile sulh yapan Sultân Murad.mez. Ziraî yurt: ta* i BİLİNMEYEN OSMANLI 69 tahta geçmesini ısrarla arzu ettiler. Murad 1449 yılında oğlunu evlendirdi. Mustafa Çelebi.000 askerle İstanbul'u kuşattı. Mehmed. hemen 30. 17 Ekim 1448 tarihinde II.-Oğlu yı'nda vefa: ZEVCE! bey'in kızı. Macaristan'la Segedin Andlaşmasını imzalamak durumunda kaldı (1444). Buradan Edirne'ye dönen II. Tahtta oturan II. Murad.

sh. Uluçay. Asrındaki büyük devlet adamları arasında. 70 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMAN!' Paşa gibi bir vezir-i a'zam.. 194-246. 10. 2.Dulkadiroğlu Alîme Hâtûn. Ancak Müslüman olduğu kesindir ve hele Ortodoks olan Mara Hâtûn ile Fâtih'in üvey annelik dışında alakası yoktur. bazı araştırmacıların.Şehzade Orhan. 121-124. Murâd. sh. Yılmaz. Künh'ül-Ahbâr. 326-417. Neşri. maneviyât erenlerinden Hacı Bayram'ın halifelerinden Ak Bıyık. 12.Şehzade Hüseyin. 2312. 95-139.Şehzade Küçük Ahmed. c. köşesine çekilip ibâdet ve ta'at ile meşgul olma arzusudur ki.Şehzade İsfendiyar. c. Damad Karaca Paşa. Oğlu Mehmed'i. "Fâtih'in Anası".Şehzade Büyük Ahmed. Tevârîh-i Âl-i Osman. Sırbistan Despotu George Bronkoviç'in kızı. 138-188. II. c. Bir diğer önemli sebep de manevidir.Ulu Şehzade Alaaddin Bey. Çekilmesinin sebebi. devşirmelerden Şihâbüddin Paşa. 195-268. sh. Resimli Tarih Mecmuası IV. sh. Sağman. Murâd ile bir araya gelince. I. Bize göre bir diğer önemli ve manevî sebep de. Öztuna. 4-Tâcünnisâ Hatice Halîme Hâtûn. 366-451. V. c. 8. 129-147. sh. 3. ZEVCELERİ: 1. Padişahların Kadınları ve Kızları. 11. Murâd. Envâr'ül-Âşıkîn adlı eserin müellifi Ahmed-i Bîcan ve Şeyh Muslıhuddin'i.Hatice Sultân. 3 Şubat 1451 sabahı Edirne Sara-yı'nda vefat eyledi. 148-150. c. 14. sh.. Zağanos Paşa ve Kasım Paşa'yı. 9. 5. onun nasıl büyük bir veli olduğunu anlamış. Seyyid Alâ'addin Semerkandî.Hafsa Sultân. Belgelerle Osmanlı Tarihi. Edirne'ye giderken Muhammediyye müellifi Yazıcızâde'nin de kendisine intisab ettiği Hacı Bayram. sh. Lütfi Paşa. Çandarlı-zâde Halil Paşa. istikametle ve dürüstlükle yürütmüştür. Amasyalı Mahmûd bey'in kızı. sh.¦¦¦¦ ^ ¦¦¦¦-. Âli. Kantemir. Uzunçarşılı. 13-18. Ali Rıza. Yıldırım Bâyezid ve Çelebi Mehmed devirlerine yetişen ve kurduğu Bayrâmîlik tarikatıyla Anadolu'nun manevî yapısına damgasını vuran Hacı Bayram-ı Veli'nin müridlerinin Anadolu'da alabildiğine çoğalması üzerine.¦¦ i. Osmanlı Tarihi. sh. I. sh. sh. ¦. Şihâbüddin Paşa ve Saruca Paşa gibi komutanlar ve Molla Hüsrev gibi bir Kazaskerle birlikte tahta geçirmiş ve kendisi de Hamza Beğ ve İshak Paşa gibi dostlarıyla birlikte Manisa'ya çekilmişlerdir. 3. Bayramiyye . I.¦¦¦-. Aksun. 6. Orhan Gâzî. Zira 30 yıl boyunca saltanatını büyük bir ciddiyetle. Bunda dost düşman ittifak halindedir. İstanbul'un fethi olayıdır. Hızır Beğ ve Alâ'addin Tûsî'yi. bir kısım tarihçilerin kullandığı îş ü nûş tabirlerini içki ve eğlence diye yorumladıkları gibi asla nefsî arzular ve eğlenceler değildir. c. 7-Şehzâde Hasan. Çocuksuz ve Ortodoks olarak ölen ve Fâtih'in üvey annesi olan bu kadın. Muhammediyye müellifi Yazıcızâde. ÇOCUKLARI: 1.. hem vâki şikâyetleri tahkik ve hem de devletin emniyeti açısından yeni bir Şeyh Bedreddin olayının yaşanmaması için tedbir olarak. Belki çekilmesinin sebeplerinden biri maddidir. Ahmed Uğur neşri. I.Fâtih Sultân Mehmed.Hüma Hâtûn: Abdullah isimli bir şahsın kızı ve Fâtih'in annesi.Fatma Sultân. Kitâb-ı Cihânnümâ. bu soruya olumlu cevap veremez. Çandarlı-zâde Halil 29 Âşıkpaşa-zâde. Osmanlı Tarihi. Fâtih'in annesinin devşirme olduğu nakledilmektedir. tarihçiler bunu açıkça ifade etmişlerdir. sh. Murâd.Sancakbeyliğine gönderen II. Solakzâde. Tarih. Hacı Bayram-ı Veli Hazretlerini Edirne'ye davet etmiştir. Timur Paşa'nın oğlu Gazi Umur Paşa.Erhondu Sultân. Devletler ve Hanedanlar. İstanbul 1953. 4. Molla Şemseddin Gürânî. Candaroğlu İsfendiyar Bey'in kızı. 107-126. II. 555681.Şehzade Selçuk Sultân. II. 2.Yeni Hâtûn. harp meydanlarında aşırı yorulmuştur. Zira Sultân Murâd. 31. I. hatta daha sonraki kayıtlardan anlaşıldığına göre. asrının meşhur âlimlerinden Molla Fenari'den sonra müftülük makamına gelen Molla Yegân lakabıyla meşhur Mevlânâ Muhammed. şâirlerden Hacı İvaz Paşa'nın oğlu Atâyî ve şiirlerinden dolayı idam edilen Nesîmî'yi mutlaka zikretmeliyiz29. 13. II. Sultân Murâd'm kendisi sağ iken iki defa oğlunu tahta geçirmesinin sebebi nedir? Bir kısım çevrelerin iddia ettiği gibi Manisa'ya eğlenceye mi çekilmiştir? Hacı Bayram-ı Veli'yi sorgulamak için huzuruna çağırdığı ve sorguladığı iddiası doğru mudur? Sultân Murâd'm hayatını az da olsa bilen bir insan.Yusuf Âdil Şah. 5-Mara Hâtûn.

Bu arada Yazıcızâde Ali Efendi'nin Tevârih-i Âl-i Selçuk adlı tarihi. bu eserin kaleme alınmasının lüzumunu da teyid etmektedir31.140. Osmanlı Devleti Osmanlı Devle şekilde cihan devletfj Devleti'nin fetih pollt bepler. 211-212. Murad'ın Türkçe'ye ve Türk kültürüne de büyük hizmetleri olduğu söylenmektedir. vrk. ancak açık değil. Süleymaniye Kütp. Hazine. Hüseyin Enîsî. de ciddi olarak baş "Osmanlı Devleti zamanını şeklinde bir cümle inektedir31. Bu / Devleti'nin bir 2 devam ettiren. 252-256. II. I. Menâkıb-ı Akşemseddin. Osmanlı Devleti'nin yükseliş sebepleri nelerdir? pa Ü3İ3Osmanlı Devleti'nin yükseliş sebeplerini aynı zamanda fetih politikası ve hızlı bir şekilde cihan devleti olmasının sebeplerinde aramak gerektir. sh. c. Bu doğru mudur? Bütün Osmanlı Padişahları gibi. 141. Soyu-Yaşamı-Vakfı MI.OSMANLI DEVLETİ'NİN YÜKSELİŞİ VE FÂTİH SULTÂN MEHMED DEVRİ 33. Murad'ın "Bir kişi Türkçeye tercüme etmiş. 0 zam bizi hiç bir 2 göstererek I 31 Aksun. Osmanlı Devleti'nin fetih politikası ve küçük bir beyliği kısa zamanda cihan devleti yapan sebepler. Fuat. Kur'ân'ın ilk Türkçe tercümeleri de bu dönem30 Âli. r sunu teçhiz etme. Topkapı Sarayı Müzesi Kütp. sh. Bu ziyaret sırasında (bazı araştırmacılar bu ziyaretin saltanatın ilk yıllarında yani 1421-1424 tarihleri arasında gerçekleştiğini zikretmektedirler) veya daha sonra yapılan. Osmanlı Devleti'nin 700. £ Şûrası Miinı Tercümesi. Yazıcızâde Mehmed Efendi'nin Muhammediyye'si ve Ahmed-i Bîcan'ın Envâr'ül-Âşıkîn adlı eserleri II. VII. Semerât'ül-Fuâd. Kimin I himmeti milleti olal tını milletin hayatın»! kuvvetli bağlar. nr. r.tarikatı mensuplarına vergi muafiyeti getirmiş ve hakkındaki iddiaların iftira olduğunu anlayarak fazlasıyla hürmet etmiştir. 32. İstanbul 1288. Türkçenin gelişmesi için gayret sarfetmiş bir devlet adamıdır. vrk. H Ahmed. Ahmed Uğur neşri. II. sürdüremez. Risâle-i Beşlr Çelebi. dalma \ saf kalpli olan ı şey gösterilebilir? H ahiret İnancından 1 rebilir? Tarih bize j bağlanmış İsek j sizdir. özellikle II. Mercümek Ahmed'in Kabusnâme tercümesi. Hacı Bayram-ı Veli. c. sh. Ancak yine de konuyu.. Murad'ın İstanbul'un fethi ile alakalı şiddetli arzularını görünce. 1783.OSMAf 33. 3/b-5/b. aynı zaman ayrı olarak ele aln özetlemek mümkfl 1) En önemli < kelimetüllah ruhu* nisbetindedir. c. Kantemir. bu mutlu haberin gerçekleştiğini görmek ümidiyle. ' VII. 16/a-b. Hacı Bayram Veli'nin. Murad da. Bir kişi olsa da bu kitabı açık tercüme etse" sözü üzerine yapılmıştır ve dili bugünkü Türkçeden daha arıdır. nr. I lANLI Ifi Molla lishak tır-lije yoBİLİNMEYEN OSMANLI 71 de ciddi olarak başlamıştır. şu C dim. 174. Bu ruh lif j rek bakmış. kaynakların naklettiği olaylardandır. Murad'ın teşvikleriyle ortaya çıkmış eserlerdendir. I. II. . Kur'ân'ın dağıtılması da yasaktı" şeklinde bir cümle sarfetmesi. II. 4666. 215-216. Hacıbayramoğlu. Murad'ın. ayrı olarak ele almakta yarar vardır. İşte Hacı Bayram gibi maneviyât erenlerinden böyle bir manevî işareti alan II. Künh'ül-Ahbâr. sh. Sarı Abdullah Efendi. 360-362. Hacı Mahmûd Bölümü. Yılmaz. II. Belgelerle Osmanlı Tarihi. oğlu Mehmed'e saltanatı terketmiş olması kuvvetle muhtemeldir.ıv . 143-144. Kaynaklar bu menkıbeyi ayrıntılarıyla anlatmaktadırlar30. 217. Osmanlı Devleti'nin yükseliş sebeplerini şöylece özetlemek mümkündür: . 143. Bu sebeple. Yılında bazı devlet adamlarımızın "Osmanlı Devleti zamanında Kur'ân Türkçeye tercüme edilmediği gibi. Murad'ın vefatından kısa bir süre öncesine rastlayan ikinci ziyaretinde. aynı zamanda yükseliş sebepleri olarak zikredilebilir. Solakzâde. sh. öldürsem Hüdavendigar "Yi olmuştur. bu şerefin Ak Şemseddin ile oğlu Mehmed'e nasip olacağını müjdelediği. V. sh.

I. O zaman düşmanlar bizi can damarımızdan vurmuşlardır. şu dünyada basit fikirli ve saf kalpli olan genç askerlerin ruhunda öyle ulvi fedakarlığa sebebiyet verecek hangi şey gösterilebilir? Hangi duygu bu manevî değerlerin yerlerine ikame edilebilir? Allah ve ahiret inancından başka hangi şey. Bunu i'lây-ı kelimetüllah ruhu diye de ifade edebilirsiniz. manevî değerlerine ve İslama olan bağlılıklarıdır. Yılmaz. Rus elçisinin dediği gibi. Murad'ın emriyle).1) En önemli sebep. Osmanlı Devletin'i tasfiye için mücerret olarak harp meydanlarındaki zaferler kâfi değildir. Yapılacak olan. daima Avrupa'yı titretmiştir. manevi değerlerden başkası olamaz. Ocak 1999. Bu ruh ile şahlanan şanlı ecdadımız. Türkleri zaferlere götüren asıl kudretlerinden sıyıracak ve onları maddi kuvvetlerle yenmek mümkün olacaktır. bütün Avrupa'nın büyük devletlerine karşı hayatını ve varlığını devam ettiren. neşr. O halde manevî değerleri ile ordusunu teçhiz etmeyen bir millet. Bu sebeple. Çünkü Türkler. 2) Osmanlı Devleti'ni yükselten sebeplerin ikincisi. 1287/1. ahirette said et" demiş ve istediği olmuştur.. dinî metanetlerini zaafa uğratmak gerekir. o ferdi milletine bağlayan kuvvetli bağlar ve şahsî hayatını milletin hayatına tercih ettiren önemli sebepler bulunmalıdır. sabırlı. şu devletin ordusundaki Kur'ândan alınan şu fikirdir: "Ben ölsem şehidim. 262-263. Bir milletin maddî bataryaları ne kadar mo31 Aksun. mukavemetli. içinde 763 Kanunnâmeyi . Orhan Saik Gökyay. Belgelerle Osmanlı Tarihi. dinlerine bağlılıklarından ve kadere rıza göstermelerinden. "millî ananelerin düşmanı ve atalarının papuçları olamayacak bir hale gelmişlerdi'. 125-26. hayatını ve bütün dünyasını severek ona feda ettirebilir? Tarih bize gösteriyor ki. c. Mesela bkz. Bir adamın kıymeti himmeti nisbetindedir. İbn-i Kemal de. Bu hasletleri. anânelerinin kuvvetinden ve âmirlerine itaat duygusundan ileri gelmektedir. Kâbûsnâme (Tere. manevî bataryaları boş olduğu müddetçe yıkılmaya mahkumdur. Daima tehlikeyi. Ankara 1974. gerilemi-şizdir. Gerçekten de. sh. I. Osmanlı Devleti'nin özellikle yükselme dönemlerinde tam bir hukuk devleti olması yani şer'-i şerif ve kanun-ı münifin esas kabul edilmesidir. Başbakan'ın Din Şûrası Münasebetiyle Yaptığı Konuşma. Vatana ihanet suçuyla 1821 yılında Patrikhanenin orta kapısı önünde asılmış bulunan İstanbul'daki Fener Patnki Gregorios tarafından Rus Çarı Aleksandr'a yazılan mektupta aynen şu ifadeler yer almaktadır: "Türkleri maddeten ezmek ve yıkmak mümkün değildir. Emir Keykavus. belki tamamen yukarıda anlatılan gaza ruhuyla ve yüksek bir himmetle yükseldiğini misâller vererek açıklamaktadır. düşman bizi hiç bir zaman açık savaşta yenememiştir. biz Müslüman Türkler. 72 BİLİNMEYEN OSMANLI dem silahlarla mücehhez olursa olsun ve o millet isterse imparatorluk seviyesine yükselsin. Selçuklular ve Harzemîler gibi. Bu önemli sebepler ve kuvvetli bağlar. öldürsem gaziyim" Gerçekten Kosova meydan muharebesine çıkan Murad Hüdavendigar "Yarab beni din yolunda şehid." Sultân Aziz devrinde. Mustafa Darir bin Yusuf. Millet Kütüphanesi. gelecekte her an tehlikelere maruz kalır ve varlığını sürdüremez. Osmanlı Tarihlerinin mukaddimelerinde zikrettikleri bazı menkıbeler de. Şer'iye Bölümü. Türklerde evvela itaat duygusunu kırmak ve manevî bağları koparmak. nr. Size de soruyorum. daha da müşahhas hale getirebiliriz. Diyanet Dergisi. bu ruhu açıklamak için zikredilmişlerdir. Maneviyatları sarsıldığı gün. mağrur ve izzet-i nefisli insanlardır. Osmanlı Tarihi. Bilesiniz ki. Bu mânâyı târihe bakarak. ne derece mânevi değerlerimize bağlanmış isek ilerlemişiz. Osmanlı Devleti'nin bir zamanlar. ••¦¦. Kimin himmeti milleti ise. c. Mercimek Ahmed. Ali Emirî. Ne vakit manevî değerlerimizden uzak kalmışsak. o kimse tek başına bir millettir. Bir ferdin himmeti milleti olabilmesi için. Türkler'e bir şey hissettirmeden bu tahribi tamamlamaktır. İstanbul Rus Elçisi olan General İgnatyef. bu mektubu zikrettikten sonra şunu ilave eder: "Ben vazifedeyken bu teşhisler isabetle tecelli etti". şevk ile ve aşk ile ölümün yüzüne gülerek bakmış. II. Yüz Hadis Tercümesi. Müslüman devletlerle mücadele ederek ve kendi mevlâlarına isyan ederek yükselmediğini. kurtuluş reçetesi olarak göstererek bizi içimizden hançerlemişdir. Evet maalesef bu oyunlara gelen Tanzimat gençliği. Osmanlı Devleti'nin Gazneliler.

sonra da Adâletnâmeler'le örtülemeyecek kadar gedikler açılmıştır. Abbasî Devleti kendi elleriyle büyüttükleri aristokrat aileler eliyle. bu muvâzeneyi temin eden en müşahhas misâllerdir. devletin yükseliş sebeplerinin başında gelmektedir. Ancak mal toplamaktan başka kayguları yoktur. gerileme ve yıkılışını. cesedi ve bedeni de siyâset ve idaredir. bu sıkıntılardan kurtulmak için. haram olan nesne helâl olmak yokdur. memleketin mamur olmasından ortaya çıkan paradır. Osmanlı Devleti'nin yükselmesine sebep olan para. Fâtih'den itibaren zirvededir. Endülüs Emevilerinin başlangıçtaki idarecileri ve ilk Osmanlı Padişahları.olan Harzemiler eliyle yıkılmışlardır. Selim'den itibaren durgunluk başlamıştır. III. tekâlîf-i örfiyye neredeyse yok gibidir. Kanuni devrine kadar. Bu dediklerimize Yeniçeri Kanunnâmesi en canlı şahittir. onlar ra'iyyetliği kabul etmişler.¦ -. yeniçerinin adedi en fazla 10-12 bin kadardır. halktan zorla toplanan para değil. I De*W i mevSfl. ehliyetli ve vasıflıdır. okuyalar âyinlerince. Yıldırım Bâyezid. kanun yapma ve kanunu uygulama görevleri ehil ellerdedir. İşte vatandaşı böyle bir inanca sahip devletin yükselmesi mukadderdir. hem gayr-ı müslimlerin şahsî hak ve hürriyetlerine gösterdiğimiz hürmeti ve hem de meşru1 sınırlar içinde kalmak şartıyla din ve vicdan hürriyetine gösterdiğimiz saygıyı anlatan Zenbilli Ali Efendiler.neşrettiğimiz Osmanlı Kanunnâmeleri adlı eserimizi inceleyenler göreceklerdir ki.!/ :-'t nete' t* BİLİNMEYEN OSMANLI 73 İÛlEvet İlle 3) Devletin devam ve bekasına sebep olan para ve askerin mükemmel oluşudur. Memleket ve vatan bir vücuda benzer. bu izaha çalıştığımız hukuk ve adalet devletinin sacayakları olmuşlardır. 4) Günümüzde bazı araştırmacıların tenkit ettiği gılmân sistemi yani kapıkulu sistemi de. Bu dönemde. Padişah fermanıyla kira bedellerinin olduğu gibi bırakılması olmaz. "Ve kiliseleri ellerinde ola. Şer'i hükümlere vâkıf iken onları ketmetmek. Kanuni devrine kadar. Bu iki unsur arasında muvâzenenin te'min edildiği dönemlerde. Zira Padişahın emriyle nâ-meşrû' olan şey meşru' olmaz. sistemi t aeMa. dînimize muhâiifdir" diyerek. Bu hususlarda emr-i şer'-i şerif budur. Fâtih Sultân Mehmed'in vezirlik . En önemlisi de. II. Çünkü tam bir gaza aşkıyla eğitimli askerler yetişmektedir. Dinimiz gereği. Osmanlı Kanunnâmeleri. Murad zamanında durmuştur. Bu yolda onlara cebretmek. kadıların davacı ve davalılardan aldıkları harçları rüşvet sayarak buna vesile olan kadıları idam etmeye kalkışacak kadar hassastır. İşte Osmanlı Devleti. Kur'ân'daki bir âyetin tehdidine maruz kalmaktır" diyen EbÜSSUud'lar. mal ve ırzlarımız gibi korumakla mükellefiz. kanunnamelere bakarak grafikle göstermek mümkündür. 1700-1800 yılları arası Osmanlı Devleti'nin hukuk devleti olmaktan çıkma tehlikeleri yaşadığı dönemdir. mal ve ırzlarını kendi can. Abbasî Devleti'nin ilk halifeleri. ailesi ve yakın çevresi bulunmayan devşirme ve köle asıllı insanları Enderun denilen özel mektepte bir devlet adamı gibi yetiştirerek onları devletin yükselmesinde istihdam etmiş ve başlangıçta muvaffak da olmuştur. yükselme döneminde asker siyâsetin ve idarenin içinde değildir. Osmanlı parasının kaynakları tamamen şerT vergiler ve meşru gelir kaynaklarıdır. Ve kiliselerin alub mescid etmeyem" diyen Fâtihler ve nihayet "Madem ki. Büyük Selçuklu Devleti mevâlî. kendilerine tabi olan aristokrat beylerin isyanlarıyla yıkılmışlardır. Günümüzde de devletin hanedanlarla sıkıntıda olduğu ortadadır. Osmanlı vatandaşı. Daha sonra ise. önce gerilemiş.( kırtıdao yakın ç Fâtih" •¦. Osmanlı Devleti'nin yükseliş. Amma çan ve nâkus çalmayalar. aklı ve ruhu ilim ve ma'rifettir. 5) Osmanlı Devleti'nin yükselme dönemlerinde tam manasıyla hür bir ilmin de önemli etkisi olduğunu ifade etmekte yarar vardır. duraklama. Zira tarihde çoğu büyük devletler. Asker ise. onların can. tam bir hukuk devleti olduğuna ve ayırım yapılmaksızın adaletin icra edildiğine inanmaktadır. Viyana bozgununda bu sayı 50 binlere ulaşmıştır. terakki ve refah görülmüştür. vemfi-r-1-ir. Ama her yerden zafer haberleri gelmektedir. dâima medeniyet. Bir türlü dahi değildir. yükselme döneminde Müslüman olsun gayr-i müslim olsun.

Ancak. ilmin rütbesi ve şerefidir. Macar ve muhtelif kavimlerin kendi arzuları ile neden Osmanlı hâkimiyetini tercih ettiklerinin sebebini. dünyada en yüksek rütbe ve şeref. Rasûlullah'in (S. Devleti haricî münâsebetlerde temsil eden nişancıların. eskiler. kalbi ve fikri münevver olanlar tercih edilecektir. kabiliyet ve benzeri hususlar ise. Medeniyetlerin kurulmasında ve yıkılmasında maharet ile salâhatın önemi inkâr edilemez. Kalb ve vicdanı manevî duygularla bezenmeyen bir insandan hakikî mânâda hamiyet. ayyaş bir adam ayık olduğu zamanlarda iyi saat tamir edebilir. Bir kısım İslâm hukukçuları ve tefsirciler tarafından. Hakk'a ve hakikata âşık bir ilim adamı. hiçbir hatıra feda edilmemek icabeder. Allah sizlere muhakkak şunları emrediyor: Biri emânetleri ehline vermeniz. maharet bahçesinden derlenebilen meyvelerdir. devlet adamlarına erbâb-ı seyf. Fâtih sarayında ve kendisi de tekye ve medresesinde kaldığı müddetçe. Salâhat ise. san'at. Haram olan nesne helâl olmak yoktur'*! 6) Osmanlı Devleti'ni yükselten sebeplerden birisi de vazifelerin. (Her halde bu emirleri tutmalısınız). vatanperverlik. iş. ilim adamlarına ise erbâb-ı kalem demişlerdir. hem sâlih. Allah verdiğiniz kararları işitir ve emânetler hakkında yaptıklarınızı görür". Zira şüphesiz ki. İlim adamları bilmelidirler ki. maharet ayrı. salâhat ve maharet birbirinden ayrıdır. ister seyfiyede ve isterse de kalemiyede olsun. Yani bu noktada salâhat ayrıdır. bu dengenin korunabileceğinin çok iyi idrâki içindedir.) "Emaneti ehline ver ve sana hainlik edene hıyanetle mukabele etme" hadisi de.A. Tarihe bakıldığında görülecektir ki. Bir Osmanlı Kanunnâmesinde bu önemli muvazene düsturu şu şekilde ifade edilmektedir: "Kadılar. Yıkılan bütün medeniyet ve devletlerin altında ise. ister ilmiyede. Osmanlı Devleti'nin yükselme devrini tetkik edenler. sadakat ve adalet beklenilemez. kişinin din ve ahlâkça yüksek bir seviyeye ulaşmasıdır. Şunu önemle belirtelim ki. diplomatik ve diplomasi ilminin mütehassısları ve kazaskerlerden titizlikle seçildiğini müşahede edince. İş. yânı hamiyetle fazileti birleştiren. Ebüssuud'un biraz önce zikrettiğimiz ŞU cümleleri bunu aksettirmektedir: "El-Cevab..ve kazaskerlik teklifini reddeden. Ancak memleketin nizâmı. Zira hakk'ı tanıyan. hakk'ın hatırını hiçbir hatıra feda etmez. özellikle idarî yetkiye sahip devlet ricaline hitaben nazil olduğu söylenen Kur'ân'ın şu âyeti. diğer taraftan Fâtih'i tekyesine de kabul etmeyen Molla Güranî. bu iki vasfı kendinde birleştiren milletler nice medeniyetler 74 BİLİNMEYEN OSMANLI BIUNMEYf K C kurmuşlar ve daima payidar olmuşlardır. biri de insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hareket etmenizdir. korunması ve vatandaşın idaresi ile alâkalı hususları hükkâm-ı seyf ve siyâset olan vükelâ-yı devlete havale edeceklerdir". Bu sebebledir ki. bu konuda çok manidardır: "Haberiniz olsun ki. ilim adamlarına düşmektedir. İslâm'a göre ikisini birleştiren bir eleman yoksa.V. salâhatın meyvesidir ve o bahçede yetişir. Bu vasıfları beraberce bulunduran insanlar yeterli sayıda değilse. hakperest ve cesur padişah Yavuz kadar Zenbilli Ali Efendi'de ve Muhteşem Süleyman kadar Osmanlı hukuk âbidesi Ebûssuud'da da aramak icab eder. aranırsa mutlaka bu iki vasıftan birinin veya ikisinin yokluğunun yattığı esefle müşahede olunur. Zikredilen bu muvâzeneyi sağlamada en önemli vazife. Maharet. san'at ve kabiliyet başka şeyler olduğu için. vazifelere yapılan tayinlerde. sadâkat ve adalet gibi ulvî duygular. Hakk'ın hatırı âlidir. Allah size ne güzel öğüt veriyor. hem de mahir olanlar. Hz. Kanuni'nin sadrazamının dilinden bir sadrazamın nasıl olması gerektiğini yine onun kaleme aldığı "Asâfnâme"den ibretle okuyunca ve bakanlar kurulu demek olan . kişinin kendi mesleğinde ehil. şer'î hükümleri icra edeceklerdir. Hamiyet. ehil olanlara verilmesidir. uzman ve kabiliyetli olmasıdır. Elbette ki. san'at'ta ve işde maharet tercih sebebidir. bu mânâyı teyid etmektedir. Padişah'ın emri ile nâmeşru1 olan şey meşru' olmaz. neden kısa bir zamanda dünya devleti haline geldiğini ve salâhat ile maharete ne derece riâyet ettiklerini çok iyi bilirler. Rumeli'deki Sırp. bu takdirde ya maharet ya da salâhat esas alınacaktır. sâlih olmayan bir adam güzel çobanlık yapabilir. hakk'dan başkasına tâbi olmaz. Olmaz..

her birinde türlü türlü uygunsuz tavırlar varken." 7) Bütün bu sebeplerin etkisiyle. vezir-i a'zamına bu hakikati. Deneyler yapıldı ve dünyanın harp aletleri alanında harikaları vücuda getirildi. Annesi onun gerçek saltanatını görmeden 1449 yılında vefat eyledi.Divan-ı Hümâyun'un "hâcegân-ı divan" olmadan toplanmadığını kanunnâmelerden öğrenince. İsfendiy Trabzon! Kornul TevkSS BİLİNMEYEN OSMANLI 75 suiistimal. sefâhet. Gerek bu çeşit fiillere ve gerek tamah ve rüşvete cesaret edenleri. Bizanslılar parlayan ateşlerine ve Hz. zira Bizans ikiye ayrılmıştı. bana arzet. 1 Eylül 1452'de Edirne'ye dönen Sultân Mehmed. suiistimal. Meryem'e güveniyorlardı. Bundan sonra vâkıf olduğun kötü hareket her kimden zuhur ederse. ehil olmayan insanların göreve getirilişinin yattığını çok iyi idrâk eden Osmanlı Padişahı. Osmanlı Devleti'ni kısa zamanda yükseltmiştir32. i karadan) gambertıH sesleriyle! ierce im uygulandı t Fât Bu işi I eyledi. Ben senin kimseye iltimas yapmayacağını biliyorum. Karşısında Yıldırım'ın inşa ettirdiği Anadoluhisârı yükseliyordu ve artık Osmanlının izni olmadan boğazı geçmek mümkün değildi. Osmanlı Padişahlarının neden ve nasıl zaferden zafere at koşturduğunu daha iyi anlıyoruz. Avrupa. İşte sana tenbih ediyorum. bir tayin fermanı münâsebetiyle şöyle ifade ediyor: "Benim Vezirim. Fâtih Sultân Mehmed'i bize kısaca tanıtır mısınız? Çocuklarını ve o-nun zamanında Osmanlı Devleti'nin ulaştığı sınırlan özetler misiniz? r. hemen kendisinin planlarını çizdiği topların dökümüne başladı. Bir görüşe göre 19 ve bir diğerine göre 21 yaşında babasının vefatı üzerine üçüncü defa saltanat koltuğuna oturdu ve sınırları Tuna'dan Kızılırmak'a kadar genişleyen Devletinin başşehri olarak İstanbul'u almak ve Hz. "Bizans'ta Latin şapkası görmektense. tarafıma bildiresin. Osmanlı Devleti'nin duraklamasında ve gerilemesinde. vatandaşa zulüm ve benzeri kötülüklerin olmayışı. Türk sarığı görmeyi tercih ederim" diyordu. Tezkireciiik görevi için. Peygamber'in övgüsüne mazhar olmak en büyük ideali idi. 30 Mart 1432 tarihinde Edirne Sarayında Hüma Hâtun'dan dünyaya geldi. Planı sezen İmparator zor durumdaydı. yükseliş dönemindeki Osmanlı idaresinde rüşvet. niçin tarafıma ifade etmezsin? Hep "benden olmasın" diye diye devletimiz bu hale geldi. Edirne'den J başladı. İstanbul'u almak için Boğaz'a hâkim olmanın şart olduğunu bilen Sultân Mehmed. Ancak 1453 Şubatında Edirne'den yola . Sultân'ın işlerini kolaylaştırıyor ve Bizans Başbakanı Notaras. Önce kendi devlet adamlarımızı terbiye etmeyip. 1 Bizanslılar. israf ve gayr-i meşru masraflar. 34. ı lüklerin c 34. 1452'de Boğazkesen Hisarı dediği Rumelihisârını inşa ettirdi. Fâtih) BU I Fâtih! dünyaya s görü saltd başşehri olarak! buy1 1452'de I inşa geçmek ı kendlslnt) 1 harp aletleri I Planı! için Ayasofya'dSİ m Notam. yanı ı sahip ¦i-Mı Fâtih Sultân Mehmed. 12 Aralık 1452'de Ayasofya'da Katolik ayini yapılması. yardım için Katolik olmalarını istiyor ve Ortodokslar ise hayır diyordu. 53 J yazdı. başkalarını terbiye etmeye yüzümüz kalmıyor. ehliyetli bir kaç adayı düşünerek seçip.

Türkmen Beyi kızıdır.Alexias Hâtûn.. 48/a-49/a. Hocazâde Efendi.Anna Hâtûn. onu Osmanlı tarihinin en büyük askeri.Sitti Mükrime Hâtûn. sh. 104-105. Nisa. devlet adamı ve âlimi olduğunu.214. 3. Fethi. 23581. Rum Mehmed Paşa. Âyet: 58. Mahmûd Paşa. 6. 6 Nisan'da muhasara başladı. Kırım'ı aldı. Akgündüz. II. kendisine pürüz çıkaran Karamanoğulları ve İsfendiyaroğulları Beyliklerini tamamen ortadan kaldırdı. 28 yıllık padişahlığı süresince 2 İmparatorluk. Matematik ilmindeki dehası. Balistikteki keşifleri.Şehzade Sultân Mustafa Hân. Ankara 1991. Bediüzzaman Sald Nursi. Hatt-ı Hümâyûn. Batıyı emniyete aldıktan sonra. Fâtih'i iki sayfada değil. Zağanos Mehmed Paşa. Osmanlı Devleti ve Osmanlı Kanunnâmelerinden bahis açılan her mecliste. Fâtih'in fetihten sonra yaptığı ilk iş. 2-Gülşah Hâtûn. 5. Belgeler Gerçekleri Konuşuyor I-V. > 76 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI lirken. İdeal Türk Gençliği. İstanbul 1982. III. LI vd.1036. Sırpça. 5Helene Hâtûn. Bütün bu fetihler. sh. İshak Paşa. c. Gözler. Ahmed. Karaman Oğullarından İbrahim Beğ'in kızıdır. Molla Vildân ve Molla Şeyh Vefa ve benzeri zatları zikretmek icabeder. Bizans Prenseslerindendir. . akla gelen ve dermeyan edilen en büyük meseledir. Molla Gürânî. Dülkadiroğlu Süleyman Bey'in kızıdır. 541. İtalyanca ve benzeri önemli dünya dillerinden dokuzuna vâkıf olması. Muhasaranın 53. Bunun . H. Reşid Efendi. I. Mayıs 1985. 4. 4. Kutay. Süleymaniye Kütp. vrk. bu 3 Türkiye Cumhuriyeti eder demektir. Arapça. VII. 69-70. sh. MTM. c. nr. Komutanlarından Gedik Ahmed Paşa. yeni bir harbin hazırlığında iken. Peygam-ber'den alan Sultân Mehmed. Çandarlı Halil Paşa.İsmi bilinmeyen iki kızı. 7. Trabzon İmparatorunun kızıdır. Bu işi tamamladıktan sonra Belgrad hariç bütün Balkanları Osmanlı Devleti'ne ilhak eyledi. ZEVCELERİ: 1. Bu arada Bizans'ın artığı olan Trabzon'daki Pontus İmparatorluğu da 1461 yılında tamamen tasfiye edilmiş oldu. II. 53 gün süren muhasara sırasında Fâtih'in ordusu. ÇOCUKLARI: 1. Osmanlı donanmasının karadan yürütülerek Halic'e girmesiyle parçalanmıştı. Cemal. sayı I. Tevkiî Kanunnâmesi. Turan. Gedik Ahmed Paşa. Bali Bey ve benzeri çok sayıda devlet adamı ve komutanları saymak mümkün olduğu gibi. V/255 vd.Gevher Sultân. Molla Hüsrev. 27 vd. 1481 yılında 51 yaşında Gebze'de vefat etti. 180-183. onu anlatmaktan ziyade onunla alakalı iddiaları cevaplamayı tercih ediyoruz33. evlilikleri kısa sürmüştür. Fâtih Sultân Mehmed.000 krm2'ye genişletmişti ki. Ayasofya'ya sığınan on binlerce insanın burnu bile kanamadı ve İslâm Hukukunun bu konudaki hükümleri aynen uygulandı ve herkese temel hak ve hürriyetleri tanındı. devletin sınırlarını 2.çıkan toplar 5 Nisanda İstanbul önlerine geldi. İstanbul . Canan. 3. İbrahim. Milli Kültür. asrının büyük âlimlerinden ve maneviyât erenlerinden.Şehzade Bâyezid Hân. Bâyezid ile Gevher Sultân'ın annesi. Kurtubi. sh. Münâzarat.Şehzade Cem Hân. Bizans'ın Galata ile Saraybumu arasına gerdiği zincirler. sh. Ahirzaman Fitnesi ve Anarşi. ancak 2000 sayfada anlatmak mümkün olduğundan. BA. manevi komutanlar arasında ise. nr. Farsça. Tarih Konuşuyor Dergisi. Şerâfettln).. Hızır Bey. Fâtih Kanunnâmesi'nin sahte olduğu ve düşmanları tarafından ona isnad edildiği söylenmektedir. Molla Zeyrek. başta Abbasî Halifesi olmak üzere herkes tarafından takdir edi32 Kur'ân. Defter. c. İbn-i Kemal. Günü Hz.Gülbahar Hâtûn. 14 devlet ve 200 şehir fethederek Fâtih unvanını Hz. düşmana ve dosta söyletmiştir. Bu iddia doğru mudur? Osmanlı Devleti'nde kardeş katli meselesi ve bu meseleyi gündeme getiren Fâtih'e ait bir kanunnâmenin sıhhat durumu.. Peygamber'in müjdelediği fetih 29 Mayıs 1453 günü gerçekleşti ve Osmanlı ordusu tekbir sesleriyle Topkapı ve Eğrikapı yönlerinden İstanbul'a girdi. sh.Çiçek Hâtûn. (neşr. 2. Mora Despotu Demetrus'un kızıdır. dinî ilimlerde büyük bir âlim olması. Akşemseddin. Balaban Bey. 35. Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan Fâtih'e kafa tutuyordu. Tevârih-i Âl-i Osman. sh. Ona bu büyük fetihte yardımcı olan devlet adamları arasında. 10. Yunanca. İstanbul'un maddi ve manevi imar edilmesidir. Bunun üzerine Erzincan civarındaki Otlukbeli denilen yerde 1473 tarihinde bu sıkıntı da bertaraf edildi ve artık Osmanlı devleti Toroslara kadar genişledi. El-Câml' Li Ahkâm-il-Kur'ân. İzmir 1989-92. tarihe geçen kahramanlıklar yazdı.

. aynı Kütüph hükmün tatbik edilı bilgiler yer alması. hukukî tahlilini yapmanın daha makul ve ilmî olacağını ortaya koymaktadır. Neşrî. Solakzâde. Süleymaniye Kütp. 683-843. Devletler ve Hanedanlar. Lütfi Paşa. 79-86. nr. sh. c. bütün Fâtih Kanunnâmelerinin sıhhatinde şüphe bulunduğu şeklindeki izah ve beyanları. Padişahların Kadınları ve Kızları. bu kanun hükmünü i muşlardır ve çoğu da I yana Kraliyet Kütüph olsa da. XVII. N. Kantemir. sh.. 125-135. Tevârîh-i Âl-i Osman. Baştav. sh. c. meselenin hususan Cumhuriyet döneminde hep keyfî yorumlara tabi tutulması ve İslâm hukukunun hükümlerine göre meselenin değerlendirilemeyişidir. sh. Bu 75 kanunnameden 74'ünün Fâtih'e ait olduğunda. ne bir şüphe ve ne de bir tartışma söz konusu değildir. Adnan Sadık Erzi. Viyana Kraliyet Kütüphanesinde bulunsa ve bu nüshayı ilk neşreden yabancı bir tarihçi olsa da. II. Osmanlı Tarihi. 18-20. sh. Kanunnâmenin ı bir çok ilim adamları. vrk. 452-493. 149-166. 140-219. kardeşi müdafaa edilen. sh. Iorga. Tarih Dergisi. sayı 82(1957). Yoksa inkâr etmekle mesele çözülmüş olmamaktadır. Şerif. Bekir Sıtkı Baykal. Uzunçarşılı.Akkoyunlu Harbinin Başlaması". sh.. / gelen bir aşk I üslubunu nazara a Bu iddia. de bir şekilde. sayı 49(1949). böyle bir kanun hükmünü inkâr etmek yerine. II. Biz de bu yolu tercih etmek istiyoruz. sade dir. Belgelerle Osmanlı Tarihi. II. X. ne ilmî ve ne de mantıkî hiç bir müstenedâta dayanmamaktadır.33 Âşıkpaşa-zâde. ancak uygulamada İslâm Hukukuna da kanun hükmüne de aykırı olaylar bulunabilir demek istiyoruz. 261-284. 417 vd. Baykal. I. Fâtih Sultân Mehmed'e böyle bir zulmü yakıştıramadıklarından ve bu kanun hükmünü İslâm Hukukuna göre yorumlayamadıklarından böyle bir yolu tutmuşlardır ve çoğu da iyi niyetli insanlardır. "Reformcu Bir Hükümdar Fâtih Sultân Mehmed" . sh. XXI. Fâtih devrinde hazırlanmış 75 kanunnâmeyi neşretmiş bulunuyoruz. "Fâtih Sultân Mehmed ve İtalya". 41-82. Aksun. en önemli sebebi.Fazıl Işıközlü. Belleten. sh. aynı Kütüphanede ikinci bir nüshanın daha bulunması ve en önemlisi de bu hükmün tatbik edildiğine dair Osmanlı Tarihçilerinin muteber kaynaklarında açıkça bilgiler yer alması. sh. c. 107-147. Osmanlı Tarihi. Bunlara j uydurulmuştur. Yaşar. LV. bir çok ilim adamları. c. c. İbn-i Kemal. Ciltte 1 numara olarak neşrettiğimiz teşkilât kanunnâmesi-dir. . c. 1-157. 170-190. . sadece I. "İstanbul'un Zabtı Hakkında İhmal Edilmiş Bir Kaynak". Tevârih-i Âl-i Osman.. . . İstanbul 1956. 189-269. "Uzun Hasan'ın Osmanlılara Karşı Kafi Mücadeleye Hazırlıkları ve Osmanlı. Çev. Belleten. 127-173. Asırda Yazılmış Grekçe Anonim Osmanlı Tarihine Göre İstanbul'un Muhasarası ve Zabtı". Cildinde. sayı 69(1954). sh. Hakkında farklı fikirler ileri sürülen ve tartışmalı olan kanunnâme. c. c. 105. Kltâb-ı Cihânnümâ. Uluçay. sayı 212-214(1991). Belleten. Künh'ül-Ahbâr. Yani kanun hükmü İslâm Hukukuna aykırı olmayabilir. Babinger. sayı 14. XIII. sh. V. 51-82. Tarih. ZlriJ sadece ı ğimiz kanun zans'tan alıı dışında Kanı Kanunnârr SHANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 77 ¦Cem en önemli sebebi. Bu 75 kanuni bir tartışma söz konusuj rinin sıhhatinde şüphe I hiç bir müstenedâta daj olan kanunnâme. sh. 1/b-163/a. Ahmed Uğur neşri. 269-378. I. VII. Ancak bu maddenin bulunduğu nüsha. manın daha makul \ istiyoruz. Franz. sh. sh. Harem'den Mektuplar. . Yılmaz. Belleten. Bazı muhterem insanların. Âli. . Yücel. sh. İstanbul 1959. Öztuna. sayı 65 (1953). 2162. c. Es'ad Efendi. i sahipleri gayet iyi ı kuna aykırı olc yoluna gitmekti tek nüsha olan l helerdir. Yani İslâm Hukukuna da I inkâr etmekle me Söz konusu I tını tanzim etmek i nusundaki fikirl Birincisi. . "XIV. I. I.. 18-21. XVIII. Defter. c. Belleten. sh. Burada önemle şu hususu belirtmekte yarar görüyoruz: "Osmanlı Kanunnâmeleri" adlı kitabımızın I. 539 vd.1 nuyoruz. "Bâyezid H'nin Ailesi". 246-280. Bekir Sıtkı. me tutulması ve İslâm Burada önemle şu hu adlı kitabımızın 1. Fil nüsha olan ı nüshası daha J yersizdir. Kanunnâmenin sahte olduğunu ileri süren başta Ali Himmet Berki olmak üzere. Çev. c.

sadece ve sadece suretidir. cildinin idare hukuku ile alakalı hükümlerinin şer'i tahlilinde izah edilmiştir. Bunların en büyük delili. henüz Fâtih devrinde bulunmayışı iddiası. Burada şunu da ifade edelim ki. birden fazla nüshası bulunduğu takdirde. tamamen Selçuklu ve Abbasî devletleri vasıtasıyla. bu görüşün esasını. bu nüsha uydurmadır ve Osmanlı düşmanı batılılar tarafından uydurulmuştur. hiç bir ilmî değere hâiz değildir. Zira Allah'ın Kitabından başka her kitabın. sonradan üç nüshası daha bulunmuştur. her zaman kesin konuşmak da doğru değildir. hükümlerin izahında ve kelimelerin tanziminde.deki nüshada görülen şüphelerdir. üç gruba ayırmak mümkündür: Birincisi. bu görüşün en nirengi noktasını teşkil etmektedir. Yani istinsah edilmiş şeklidir. kardeş katli dışında Kanunnâmenin diğer bütün hükümleri. Kur'ân'dan sonra en sahih kitap olan Buhari'de dahi nüsha farkları bulunması. Bunlara göre. hem sadece bir nüshasının bulunmasını ve hem de kanunnâmenin üslubunu nazara alarak. Bu arada muhtevasının tamamen Bizans'tan alındığı şeklindeki itiraz da. Müsteşrik Konrad Dilger'e ait bulunan ve Kanunnâmenin bir kısmının sonradan yazılıp Fâtih'e izafe edildiği şeklinde özetlenebilecek olan görüştür. Kanunnâmenin tamamını reddetmektedir. tek nüsha olan kanunnâmenin üçüncü görüşün izahında görüleceği üzere. Ancak şunu ifade edelim ki. Her müessesenin. Bu iddia. hangi şer'î hükme dayandığını. Zira. mezkûr eserin I. Ali Himmet Berki hoca. Üçüncüsü ise. Kâtibin hatalarını. Bütün bunları biraz sonra tafsilatıyla izah edeceğiz. İkincisi. Bu iddia sahipleri gayet iyi niyet sahibidirler ve kardeş katli maddesinin tamamen İslâm hukukuna aykırı olduğu varsayımından hareket ederek. daha sonraki bütün Osmanlı Teşkilat Kanunnâmelerinde tekrar edilegelmiştir. değerli hukukçu Ali Himmet Berki tarafından ortaya atılan ve hamiyetli bir şekilde. kardeş katli meselesini kötüye yorumlayanlara kesin cevap verebilmek için müdafaa edilen. tenkidli basım işini bilenler çok iyi takdir edeceklerdir. Fakat metni inkâr ederek bir yere varılacağı da şüphelidir. aralarında yüzlerce ve belki binlerce. Ayrıca bu Kanunnâmedeki teşkilât hükümleri78 BİLİNMEYEN OSMANLI nin esasları.F. kanunnâmenin nüshaları arasında 242 nüsha farkının bulunması. kardeş katli ile alâkalı madde de yoktur. meselenin üzerinde ayrıntılı olarak durmuyoruz. onun sıhhatine en küçük bir şüphe irad etmez. İslâm hukukundaki ' Siyâset-i Şer'iye kitaplarından alınmıştır. Fâtih'i ve Osmanlı Devleti'ni müdafaada yeterli olamayacaktır. Bu durum hem konuyla . Çoğu araştırmacılar bu kanaattedirler ve bazılarının ileri sürdüğü hilâf-ı hakikat beyanların aksine. ancak kelime yahut harf seviyesinde nüsha farkları bulunacağını. bir kısım iddialarına hak vererek ve bir kısım iddialarını da reddederek bu görüşü cevaplandırdıklarından ve bu ilim adamı Kanunnâmenin aslını inkâr etmediğinden. Kanunnâmenin aslı ve orijinali değil. Zira bu nüshaların hepsi de. haşa. orijinalini göremediğimiz kanunnâmeye hamletmek doğru değildir. sıhhatine engel teşkil etmez. Üslûbuna ve Türkçesine yapılan itirazlar ise. Zaten Konrad'ın inkâr ettiği maddeler arasında. kardeş katli meselesinin şer'î izahını yapamama teşkil etmektedir.Söz konusu ihtilaflı maddenin bulunduğu ve Fâtih tarafından Osmanlı idarî teşkilâtını tanzim etmek üzere hazırlanan bu kanunnâmenin sıhhati tartışmalıdır. Aydın Taneri ve Ahmed Mumcu gibi ilim adamları. Fâtih'e isnad edilen Kanunâme'nin sıhhatini kabul eden ve metnin inkârı yerine maddedeki meselelerin şer'i tahlilinin yapılmasına taraf olan görüştür. Zira. Kanaatimize göre. Konuyla alâkalı araştırma yapan Abdülkadir Özcan. konuyla alâkalı çok ciddî bir araştırma yapan değerli tarihçi Abdülkadir Özcan da bunların içindedir. bu kanunnamenin tamamının uydurma olduğu görüşüdür. Kanunnâmenin tamamının inkârı yoluna gitmektedirler. tamamen yersizdir. kendi zamanlarında kanunnâmeye ait tek nüsha olan Viyana Kütüphâne-i Kralîsi No 554 A. Sıhhati konusundaki fikirleri. imanından ve Osmanlıya olan muhabbetinden gelen bir aşk ile. Kanunnâmenin elimizde orijinal ve Hizâne-i Âmire'de muhafaza edilen aslı bulunmadığından. Hem bazı üslûb ve ifadelerin Fâtih devrine izafe edilemeyecek şekilde olması ve hem de bazı müesseselerin.

Fâtih Kanunnâmesinin bir nevi tekrarı ve genişletilmiş şeklidir. Cildde esas aldığımız nüsha da budur. B) Kanunnâmeyi inkâr eden Ali Himmet Berki zamanında Kanunnâmenin tek nüshası biliniyordu. Şimdi ise üç nüshası elimizde mevcuttur: Birincisi. kardeş katli meselesi üzerinde durmak istiyoruz. hülasa olarak yahut tamamına yakın şekilde. Burada muhtevası ile alâkalı düşülen büyük bir hatayı da belirttikten sonra. Hezarfen Hüseyin Efendi'nin bazılarının iddia ettiği gibi tarih kitabına değil. Fâtih'e ait bu kanunnâmenin sıhhati lehindeki görüşleri teyid etmektedir. ya Siyâset-i Şer'iye kitaplarındaki şer'î hükümlere dayanan Abbasî Devleti başta . 1083/1672 tarihli nüshanın diğerlerinden farkı. Bizans müesseselerinin gerçek bir restorasyonu olarak değerlendirmek büyük bir hatadır. İtiraz edenler sadece kardeş katli meselesine değil. Osmanlı Kanunlarını derlediği Telhîs'ül Beyân Fî Kavanin-i Al-i Osman adlı eserine dere ettiği nüshadır.F. Osmanlı Kanunnâmeleri I. Kanunnâmedeki metin. Bu görüşün gerekçeleri şunlardır: A) Kanunnâmeyi inkâr etmekle mesele halledilmemektedir. 1022 yani birinci nüshadan 5 sene önce. ilmî olmaktan da öte gülünçtür. kısmen. ileride yapılacak şer'î tahlillerden anlaşılacağı üzere. bütün kanunnâmeye itiraz ettiklerine göre. O halde. bazı Osmanlı düşmanlarının iddia ettiği gibi. c) Kanunnâme. bizlere düşen en büyük vazife olacaktır. bizim de memnun ve mütehassis olacağımızı şimdiden ifade ediyoruz. İkincisi ise.'de bulunan ve hem Mehmed Arif Bey tarafından neşir ve istinsah edilen nüshadır. neredeyse tam olarak geniş bir özetlemeyle vermiş ve Fâtih'e isnad etmiştir. istinsah edilmiş suretleridirler. Mühim olan meselenin şer'î izahını yapmaktır. Ayrıca. Müellif bu nüshayı. kanunnâmenin aslı değillerdir. Viyana Kütüphanesi. sahteliğe delil göstermek ise. bu üç nüshanın da aynı zamanda ve aynı şekillerde. bizim kütüphanelerimizdeki kaynaklarda. Elbette ki bozuk ifadeler ve nüsha farklılıkları bulunacaktır. Netice olarak. Üçüncüsü ise. Bütün bu zikredilenler gösteriyor ki. tamamen olmasa da. bu üç nüsha. çok meşhur kitapların dahi inkâr edilmesi sonucunu doğurur ve tenkidli basımın ne demek olduğunu bilmemenin alameti olarak kabul edilir. yine aynı müellifin Kanun-ı Şehinşahî adlı eseri de. kanunnâmedeki her müessesenin. Ebül-Feth Kanunu adıyla Kanunnâmeyi Künh'ülAhbâr adlı eserinde aynen nakletmesi de bu meselenin mühim delillerindendir. 1029/1620'dir. Ayrıca yukarda da belirttiğimiz gibi. eldeki belgeler. Bu nüshanın istinsah tarihi. Biz. Padişaha has divandaki özel ve asıl nüshaki bozuk i BİLİNMEYEN OSMANLI 79 sıın-tet-ikdirlere licZI İz dan çıkararak istinsah ettiğini bizzat ifade etmektedir. Tatbikatla madde metnini karıştırmamak icabeder. Heşt Bihişt adlı tarih kitabında kanunnâmeyi. kimin tarafından ve nasıl aynı yazılarla uydurulduğunu isbat etmeleri gerekmez mi? Eğer isbat ederlerse. -Gelibolulu Ali Mustafa Efendi'nin. kanunnâmenin varlığını inkâr etmek yerine. Ayrıca kardeş katli ile alakalı her yerde Kanun-ı Osmânî üzere diyerek meseleyi izah ve teyid etmektedir. şer'î hükümlere ve hukukun yüce düsturlarına aykırı değildir. Nüshalar arasındaki farkların çokluğunu. Bunlardan bazılarını zikretmek faydalı olacaktır: -Yavuz devrinin büyük tarihçisi İdris-i Bitlisî. kardeş katli meselesinin burada bulunmayışıdır. Osmanlı Reisülküttâblarından Bosnalı Koca Müverrih Hüseyin Efendi tarafından Bedâyi'ül-Vakâyi' adlı tarih kitabında dere edilen nüshadır. onun dayandığı şer'î esas ve hükümleri izah etmek.alâkalı ilmî makalesinden ve hem de bir günlük gazetede aksi iddiaları yalanlayan beyanlarından anlaşılmaktadır. kaynakları görmeden veya görenlerin araştırmalarını incelemeden. bu kanunnâmeden bahsedilmiyor demek. diğer Osmanlı tarihlerinde ve kütüphanelerimizdeki kitaplarda da mevcuttur. Fâtih Kanunnâmesinin muhtevasını. Bizim. No: 554 A.

und 16. The Structure of the Ottoman Dynasty.olmak üzere Müslüman devletlerden veyahut İslâm'a muhalif olmamak şartıyla eski Türk Devlet geleneklerinden etkilendiğini. Untersuchungen zur Geschichte des Osmanischen Hofzeremüniells im 15. 10 vd. bu kanuna ne derece uygundur? Şer'î hükümlere ters düşen. Akgündüz.. c. II. bazı tarihçiler tarafından vahşet ve saltanat uğruna insan katliamı olarak anlatılmaktadır. Osmanlı devlet teşkilâtının temelinde. sh.. bütün bütün cezasız da bırakılmayacaktır. âlemin nizâmı. Connecticut 1982.. kardeş katli ve bunu emreden kanun maddesinin tahlilini. cezaları kısas veya diyettir. 12-13. Alderson. 36. kuru iddialardır. sh. biraz önce zikredilen had veya cinayet gruplarına girmeyen (esrar içmek gibi) yahut girdiği halde o cezaların tatbiki için gerekli unsurlara sahip olmayan (üç şahitle isbat edilen zina suçu gibi) suç ve cezalardır. içki içmek (hadd-i şirb). Ancak şu soruları sormak istiyoruz: Abbasîlerdeki Divan'üs-Saltanat ve Divan-ı Mezâlim'in daha da geliştirilmiş şekli olan Divan-ı Hümâyûn mu Bizans'tan alınmıştır? Yoksa tamamen İslâmî bir gelenek olan elkâb bölümü veya kadıların dereceleri mi Bizans'tan alınmıştır? Bütün bunlar. 1/114-117. kardeş katli meselesi ile alâkalı şu maddedir: "ve her kimesneye evlâdımdan saltanat müyesser ola. Osmanlı tatbikatındaki örnekler. Abdülkadir. Ekseri ulemâ dahi tecviz etmiştir. Bu sebeple ayrıntıya tekrar girmiyoruz. Kardeş katli meselesinin şer'î dayanağı var mıdır? Bu sorunun cevabı. 142-148. Ancak üç şahitle zina yaptığı isbat edilen suçlu. başka yerde uzun uzadıya izah ettik. I 163. Konrad. Unsurlardan birisi eksik olursa had cezası tatbik edilmez. Hırsızlık (hadd-i sirkat). tatbik edilecek cezaları Allah ve Resulü tarafından tesbit edilmiştir. "Fâtih'in Teşkilat Kanunnâmesi ve Nlzâm-ı Alem İçin Kardeş Katli Meselesi". Acaba bu maddenin mânâ ve mefhumunun İslâm hukukundaki izahı nasıldır? Şayet bu madde sahih ve İslâm Hukukuna uygun ise. Dllger. İÜEFTD. Osmanlı Kanunnâmeleri. ilgili maddenin de izahı demektir.. 287. b) Şahsa karşı işlenen cinayet suçlarıdır ki. Osmanlı Devleti'nde kardeş katli. 34 vd. ancak ülü'l-emr tarafından tesbit edilecek ta'zîr cezaları uygulanır. yapabiliriz: Her hukuk sisteminde. sh. Allah ve Resulü tarafından tesbit edilmiştir. yol kesmek (kat'-ı tarik). gun idam cezalan vardır. zina haddi tatbik edilmeyecektir. İstanbul'un 500. maddeleri arı suçları tanzim dağıtmaya ve Mlır Dünyadaki bütün < lerle önlenmeye ( Şimdi bu tür r tih'in kanunnârr . A. Özcan. unsurların teşekkülüdür. Himmet. İstanbul 1953. sayı 33(1980-81). 328. İşte bu bölümde ülü'l-emrin tesbit ettiği veya kadı tarafından takdir edilen cezalar tatbik edilecektir. dinden dönmek (irtidâd) ve devlete isyan (bağy) suçlarından ibaret olan bu suçların. A. 2. 37. München 1967. Md.. I. unsurları teşekkül ettiği takdirde. önemine binâen. Yıldönümü Münasebetiyle Büyük Türk Hükümdarı İstanbul Fâtihi Sultân Mehmed ve Adalet Hayatı. c. Bunların da çoğu cezaları. Jahrhundert. kitaplarının izi vardır34. ayrı ayrı sorularım cevaplarında tartışalım. 5 vd. Bunlarda mühim olan. dört şahidle zina yaptığı isbat edilemeyen suçluya. Önce İslâm hukukundaki suç ve cezaları görelim: Bilindiği gibi İslâm Hukukunda. 311 vd. 30-31. c) Tazir suç ve cezalarıdır ki.D. İşte unsurları teşekkül etmeyen bu suçlara tatbik edilecek cezalara ta'zîr cezaları denir. Meselâ. Abbasî Devleti gibi sadece Müslüman ve Selçuklu Devleti gibi hem Türk ve hem de Müslüman olan devletlerin devlet anlayışı ve siyâset-i şer'iye 80 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSHKk. Baskı. sh. karındaşların nizâm-ı âlem içiin katletmek münâsibdir. Osmanlı Hukukunda nizâm-ı âlem yani 34 Berki. üç çeşit suç ve ceza vardır: a) Had suç ve cezalarıdır. Kardeş katli meselesinin Kanunnâmedeki dayanağı olan madde nasıldır? Kanunnâmenin ihtilâfa yol açan ve farklı fikirlerin doğmasına sebep olan asıl maddesi. Osmanlı tatbikatı mıdır yoksa bu kanun maddesi midir? Bütün bu ve benzeri suallerin doğru cevabı nedir? Bütün bu konuları. Bu kısa mukaddimeden sonra. 37. sh. Anınla âmil olalar". sh. zina (hadd-i zina).

İşte C i umumi ı • çıkarma I . Beşikteki bir bebeğin öldürülmesini. araya giren jurnalcilerin ve yalancı şahitlerin beyanıyla. bağy suçu kabul etmiş ve buna sebep olanları da bâği olarak vasıflandırmışlardır. padişahın meşru emirlerine yapılan her çeşit itaatsizliği. bu tip hâdiseler teşkil etmektedir. her zaman nazariyatı takip etmemiş. Ancak nazariyat bu olmakla beraber ve söz konusu madde bu şekilde tefsir edilebilmekle birlikte. Bağy suçunun cezaları. Bunlara verilen ölüm cezası bir had cezasıdır ve hikmeti de devleti yani nizâm-ı âlemi korumaktır. kanunnâmesinde böyle bir durumu da emretmemektedir. birisi Şi'îlerle ve bir diğeri de eşkiya ile ittifak ederek Devlete isyan eden ve bağy suçunda aranan şartlara uygun bir şekilde bu suçu işleyen kardeşlerine karşı olan tutumu. şer'î hüküm değişmeyecektir. umumi rahatı ve nizâm-ı âlemi ihlal edecek olan her türlü isyanı ve memlekette anarşi çıkarma hareketlerini (fesâd bis-sa'y). bir had cezası olan bağy suçuna sokulduğunu verilen fetvalardan anlıyoruz. sultana) karşı ayaklanmak. devlete (imama. devlete yani âlemin nizâmına karşı işlenen suçları tanzim etmekte ve daha birinci maddesinde devletin toprağı ve bağımsızlığını dağıtmaya ve bölmeye ma'tuf bütün hareketleri.A) Bağy (Devlet* I Meselesi: Kardeş • devlete isyan suç-' kunda. kanuna rağmen. unsurlarının tahakkukuna göre değişir: Sultândan farklı düşündüğü halde bir isyan grubu teşkil etmeyen ve bir yerde toplanarak baş kaldırmayanlara dokunulma-malıdır. bazen bağy denilen had suçunun şartları teşekkül etmediği halde. Devlete isyan ettikleri an. Fâtih'in kanun maddesindeki kardeş katlinin birinci grubunu. Şeyhülislâmlardan bağy suçu imiş gibi fetva alındığı da görülmüştür. Meselâ Yavuz Sultân Selim'in. Bunlara \ İ âlemi korunaktır. savaşla yola getirilirler ve cezaları idamdır. İşte Osmanlı hukukçuları. Şimdi bu tür hükümlerin. İslâm hukukunda. tatbikat. her hukuk nizâmında bulunan devlete isyan suçudur. Bağy suçunun unsurları. ileri giderlerse ta'zîr cezaları ile cezalandırılırlar. Türk Ceza kanunun 125 ile 163. ı t amaçlamak: (n [cezalan. unsurlanmnj Ilsyan grubu teşkili İmalıdır. Bu isyan suçunun cezasının da idam cezası olduğunu. benzeri hükümlerle önlenmeye çalışılmıştır. Prop. Kanunî'nin . trılırlar. idam cezası ile cezalandırmaktadır. devlete isyan suçları. günümüzdeki ifadesiyle kamu düzeni ve kamu yararı için vaz'edilen idam cezaları vardır. tamamen şer'îdir. had suç ve cezaları arasında yer alan bağy adı altında düzenlenmiş ve unsurları tahakkuk ettiği takdirde idam cezası ile cezalandırılmıştır. Dünyadaki bütün ceza hukuku sistemlerinde de. devlete isyan suçu. maddeleri arasındaki bütün hükümleri. had suç ve c tahakkuk ettiği' devlete (imama. fetvalarında açıklamışlardır. Biraz önce açıkladığımız gibi. Osmanlı tarihindeki kardeş katilleri ve idamların yarıya yakınının. A) Bağy (Devlete İsyan) Suçunun Tatbiki Sonucu Kardeşlerin Katledilme Meselesi: Kardeş katli meselesinin birinci şer'î dayanağı. Propaganda yaparlarsa ikaz edilirler. Yalnız bunlar Müslüman oldukları için. değişme : ittifak ed \ suçu I sindeki kart yat bu olu '• tatbikat. şartlar teşekkül etmeden idamlar verilmiştir. elbette ki müdafaa etmek yahut buna uyuyor demek de mümkün değildir. Ancak şunu da hatırlatmak istiyoruz ki. Devlete İS) I bunlar Müslüman) ! maz. da bâği ( inu. Ancak Fâtih. herj den idamlar* yahut buna j durumu d Osmanlı S olan bağy ı mak i ar lir BİLİNMEYEN OSMANLI âlemin nizâmı. İsyan eden Padişahın kardeşi de olsa. kuvvet kullanarak iktidarı ele geçirmeyi amaçlamak (muğâlebe) ve açık bir isyan kasdı içinde bulunmaktır. çoluk-çocukları esir edilmez ve malları ganimet sayılmaz. İslâm hukukunda nasıl yer aldığını ve bu hükümlerin Fâtih'in kanunnâmesindeki hükümle nasıl bağdaştırılabildiğini açıklamaya çalışalım. Biraz sonra açıklayacağımız veçhile.

Murad'ın kardeşleri Halil Ve İbrahim. Aksini kim iddia edebilir ki? Osmanlı Devletinde devlete isyan suçunun cezası olarak ortaya çıkan öldürme vak'alarından bazıları şunlardır: Osman Bey'in Amcası Dündar Bey (Hâdise kesin değildir). Meselâ Padişah'ın meşru emirlerine karşı her nevi itaatsizliği ve umumi rahatı (nizâm-ı âlemi) ihlal edecek her çeşit kıyam. Netice olarak bağy suçunu işleyen Padişahın kardeşi de olsa. kamu düzenini (maslahat-ı âmme ve nizâm-ı âlem) bozan bazı hareket ve fiiller. Hanefi hukukçuların çoğunluğu kabul etmektedir. I. malları gasp ve devlet işlerini engelleme gibi halleri. fesad. Yani had cezası olarak idam cezası tatbik edilmez. ulûl-emr tarafından tesbit edilir. Aynı şekilde fiilen isyan etmese bile isyana hazırlandığı her halinden belli olan bir insanın. Murad'ın amcası Düzme Mustafa. bugün devletin birlik ve beraberliği olarak ifade olunmakta ve bunun aleyhinde harekette bulunanlar. Osmanlı Hukukunda nizâm-ı âlem. Yavuz Sultân Selim'in kardeşleri Korkut ve Ahmed. II. fıkıh kitaplarında aranan şartlar gerçekleşmeden infaz edilen idam kararları maalesef olmuştur. Türk Ceza kanununda bulununca adalet oluyor da. Şurası dikkat çekicidir ki. şunun-bunun tahrikiyle unsurları tam teşekkül etmeden insanları dünyevî saltanat uğruna idam etmek.).oğlu Şehzade Mustafa hakkındaki fetvalar buna misâl teşkil etmektedir. bağilerin cinayetleri hakkında. Ancak fitneyi teskin için idamdan hafif cezalar yeterli ise. Ancak bu. Ancak bunun için de. Bu suiistirr Kanunnâmesindeki h. elbette ki şer'îdir. hiç suç değildir anlamına alınmamalıdır. Osmanlı Kanunnâmelerinde bulununca. Padişahın keyfî adam öldürmesi mi oluyor? Böyle bir iddia çifte standartlılık olur. maslahat-ı âmme ve nizâm-ı âlem gerektirdiği takdirde. Murad'ın oğlu Savcı Bey. ulûl-emr tarafından ta'zîr yoluyla ve idam cezasıyla cezalandırılamaz mı? Hanefi ve Hanbelî hukukçularının çoğunluğu. bağy saymışlardır". bağy suçunun unsurları tahakkuk etmediği takdirde. bâği olarak kabul edip idam ettirmek mümkün değildir. ta'zîr yoluyla idam edilebileceğini. Mülteka ve benzen fıkıh kitaplarına göre. had cezasını gerektiren bir zina suçu değildir. Bu konuda Başbakanlık Osmanlı Arşivinde bulunan şu belgenin izahları enteresandır: 82 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLİ "Buğat yani âsiler ise. kanunun ve fıkıhçıların vaz'ettiği siyâseten kati prensibinin hatası değil.. belki şer'i bir hükmün suiistimalidir ve işlenen bir günahdır. ta'zîr yoluyla idam cezasının verilebileceğini kabul etmişlerdir ki. Ancak unsurları tam teşekkül etmese de. B) Siyâseten Katl=Ta'zîr Bil-Katl: Bu konunun girişinde açıkladığımız gibi. Ancak bugün aynı madde suiistimal edilerek bazen masumların canları yakıldığı gibi. Hanefi hukukçulara göre. Osmanlı tarihi boyunca da. bunlar tatbik olunmalıdır. Üzülerek ifade edeyim • Siyâsetname'sindr . eğer suçun unsurları tahakkuk etmişse. Mülteka'yı şerheden âlimler. Murad'ın kardeşi Mustafa. hareket. livâta suçu. Müslümanlar. idam olunurlar. bu. sırf keyfî ve menfaati için böyle bir yola baş vuruyorsa. I. çok geniş mânâlar vermişlerdir. II. md. Meselâ. gereken cezayı vermek. 125 vd. Eğer bir fâsık. fesadın tahakkuku hususunda kesin delillerin bulunması icabeder. idam cezası ile mahkûm edilmektedir (TCK. Şimdi bu hüküm. fesada sa'y edenleri men' ve maslahat-i âmme tabirleriyle ifade edilen durum. Ancak İslâm hukukunun hükümlerine aykırı olarak. Kanunî Sultân Süleyman'ın oğlu Bâyezid ve bunun beş oğlu. fitne. İşte Fâtih Sultân Mehmed'in "ekseri ulema tecviz etmişlerdir" diyerek ifade ettiği durum budur. mevcut hükümete ve Padişaha karşı Müslümanlardan bir veya bir kaç kişi isyan etmeleri ve hükümetin emirlerine itaat etmemelerinden ibarettir. genel ahlâk. insanları kati. bağy ve isyanda ısrar ederlerse. buna siyâseten kati denmektedir. saltanat aleyhinde olanları. âmme maslahatı ve âlemin nizâmı düşünülerek. âdâb ve kamu düzeni icabı ta'zir yoluyla idam edilebileceğini İslâm hukukçuları kabul etmişlerdir. elbette ki şer'î değildir. Böylesine bir çirkef işi âdet haline getiren insanın. fıkıh kitaplarında aranan fesadın kuvvetle muhtemel olması yani nizâm-ı âlem şartına uymadan. Bu suçun cezası.

kararı ve yargı. s İbn-i Abidin'in şu fetvası da bu meseleyi gayet açık bir şekilde vuzuha kavuşturmaktadır: "Soruldu: Fesad çıkaran. Delilsiz ve. fitne ve fesada teşvik edenler. Fâtih'in Kanunnâmesindeki hüküm ise. Halbuki Dede Efendi. ancak mahkeme kararı ve yargılamadan sonra mümkün olduğunu da. kısaca idam edilmesinde âmme maslahatı bulunanlar için de aynı hükümler geçerlidir". Önce Hanefi fıkıhçılarının son zamandaki en meşhurlarından olan İbn-i Abidin'in izahlarını özetleyerek zikredelim. k İşte bu vt| teker teker ı şöyledir: "Nizâm-ı n lemedikleri vaki hakkının tatbMlj da şart o [emdir Bir i âlem İçin. Soyguncular. Âmme maslahatı gerektirdiği takdirde. Ayrıca ülü'l-emre tanınan bu siyâset hakkının tatbiki için bil-fiil fesadın tahakkuku ve sebeb-i âdî olan şahsın fil-hakika şerîr ve müttehem olması da şart değildir. Önce Hanefi fıkı' izahlarını özetleyerek bir özetleme yapıyor "Ta'zir. "Ta'zir Yoluyla Kati" başlığı altında bakınız ne güzel bir özetleme yapıyor: "Ta'zir. hem bütün fıkıh kitapları ve hem de Osmanlı kanunnameleri kaydetmektedirler. konuyla alakalı fıkhî malumatı... yeryüzünde fesad için koşuşturan. zâlimler ve fesad çıkaranlara yardımcı olanlar. cemiyetin nizâmını bozarak fesad çıkaranlar. . âlet-i câriha dışında adam öldürme ve benzeri suçlar tekerrür ettiğinde. imâm yani ülü'l-emr suçluyu katledebilir.| lâmlarınınft BİLİNMEYEN OSMANLI 63 talarşı Sırlan unun isen ia l»cı olmuştur. İbn-i Teymiyye'nin Es-Sârim'ül-Meslûl adlı eserinde gördüm ki. kati ıi> nefi hukukçularını: imâm yani ülü'l-c! verme esasını. Hz. yol kesenler.•¦¦ bulunanlar için de aynının. bâtıl yollarla insanların mallarını zabtetmeye gayret eden insanların canlarına kıyan ve hülasa eliyle ve diliyle Müslümanları her zaman rahatsız edip de bu huyundan da idam dışında hiç bir ceza ile vazgeçmeyen bir adamın hükmü nedir? Cevap: Böyle olduğu kesin ise ve yalan söylemeleri mümkün olmayacak kadar çok Müslüman da bunu tasdik ediyorsa.. ta'zir yoluyla idam cezası verme esasını. Peygamber ve ashabının tatbikatına hamleden Hanefî hukukçular.. de Osmanlı kanunnıtr İbn-i Abldif' maktadır: "Soruldu: Fewt{ fitne uyandıran. katledilir ve şerrini Allah'ın kullarından def ettiği için vesile olana sevap ve mükâfat verilir". bu görüşün Dede Efendi'ye ait olduğu ve onun da böyle bir fetvaya yetkili olmadığı. kati edilebileceklerine fetva verilmiştir.. OD "NIzâriHİ kati ve lı yola girm*. vukuundan . elbette ki kötüdür ve yapanlar da manen mes'uldürler. Delilsiz ve mesnedsiz bazı iddiaların aksine. İşte bu ve benzeri fıkıh kitaplarındaki şer'î hükümleri nakleden ve kaynaklarını da teker teker gösteren Dede Efendi'nin Siyâsetnâme tercümesinden bazı parçalar şöyledir: "Nizâm-ı memleketin bozulmasına sebep olan. siyâseten kati fesad çıkaranlar. bu uygulamaya siyâseten kati demektedirler. hülasa eliyle ve dMjA| ile vazgeçmeyen bir* Cevap: tasdik ediyorsa. o meselede sadece fukahanın görüşlerini nakletmektedir.. bu şenî' fiilleri bizzat işlemedikleri vakitlerde dahi. Bu sebeple konuyu biraz daha derinlemesine tahkik etmek ve uygulama örneklerinden bazılarını takdim etmek istiyoruz. fıkıh kitaplarındaki ifadelere uygundur. bütün bu cezalar.. kati ile de olabilir.olduğu ve onun da U.. Zira vukuundan evvel def'-i fesâd. bazı safdillerin. jurnalcilik yapan. olsa bile onun fetvasının ne değer ifade edeceği şeklindeki yorumlarına şahit olduk ve üzüldük.. Üzülerek ifade edeyim ki. H.. insanlar arasında şer ve fitne uyandıran. . diyor: Hanefi hukukçularına göre. dükkân soyanlar. Bu suiistimal. ifade edeceği şeklindeki< meselede sadece fut derinlemesine tahkik ruz. livâta. Dede Efendi'nin Siyâsetname'sînden naklettiğimizden.

hapis ve hatta kati ve idam tarzında ta'zir yoluyla cezalandırmak meşru ise de. bir çok idam hadiselerinde bu esaslara ri'âyet edilmemiş ve jurnalcilerin tahriki ile nice zulümlere sebep olunmuştur. kardeş katlinin sınırlarını genişlettiğinin biz de farkındayız. ilây-ı . emr-i veliyyül-emr munzam ise. bunun kimlere yarayacağının ve i'lây-ı kelimetullâh hizmetinin nasıl sekteye uğrayacağının çok iyi farkında idiler. El-Cevâb: Meşrû'dur. "validem" diye hitâb ettiği bu Akkoyunlu hükümdarının anası Sara Hâtun'a verdiği cevap çok manidardır. siyaseten katlin de belli şartları ve şer'î hükümleri mevcuttur. Dede Efendi'nin çok zayıf fetvaları da esas alarak. isterse de sadrazamlarını katletmede. Osmanlı tatbikatının hep şer'î hükümlere uygun cereyan ettiğini söylemek safdillik olur. Zaten bazı kardeş katli olaylarının şartları gerçekleşmeden yapıldığını biz de kabul ediyoruz. ülkenin parçalanıp. Zeyd-i müfsid-i merkumun vech-i arzdan izâlesiyçün katli meşru' mudur? Beyân buyurula. Fâtih'in Anadolu birliğini sağlamak gayesiyle Uzun Hasan üzerine giderken. nefy. Bunlara benzer arşivlerimizde çok sayıda fetva vardır. Osmanlı Şeyhülislâmlarına ait fetvalardan sadece birini kaydededlim: "Bu mes'ele beyânında Eimme-i Hanefiyeden cevâb ne veçhiledir ki. İstanbul Fâtih'i: "valide. Bu ne demektir? Konuyu tarih ilmi ve devlet siyâseti açısından değerlendiren bir araştırmacının görüşlerini özetleyerek bitirelim: Osmanlı Devleti'ni tehdid eden en büyük tehlike. düşman ülkelerin de bu fırsattan yararlanmak arzusudur. araya giren jurnalcilerin te'siriyle hata etmiş olabilirler. o mübtedi'i kati ve idam etmesi caizdir". Trabzon üzerine giderken yollarda her türlü zahmete göğüs geren ve bazan atından inip yaya yürümek zorunda kalan Fâtih'e Sara Hâtun'un "Oğul. Ancak meselenin hukukî yönünü ortaya koymak için bunları da nakletmek durumundayız. Vecîhüddin'in Meşârık'ulEnvâr şerhinden". "Bu hanedanın maksad-ı a'lâsı. keyfe mâyeşâ hareket edemediklerini. tahtın mirasçısı olduklarını iddia etmeleri ve başta Bizans ve İran olmak üzere. seyf-i islâm bizim elimizde. Kaynak teşkil eden ibarelerin tercümesi: "Kim bunu âdet haline getirirse. Osmanlı Şeyhülislâmlarının fetvalarından anlaşılan da budur". Ancak ister Padişahların kardeşlerini. Şimdi de aynı mes'eleyi fıkıh kitaplarındaki şartlara göre tanzim eden. böyle bir duruma fırsat vermemek için. Şeyhülislâmdan aldıkları fetvalarla. Zira o yeryüzünde fesad için sa'y etmektedir. Zeyd'in âdet-i müstemirresi sâ'î bil-fesâd olduğu şer'an sabit olub ve ibadullaha mazarratı icabeder mevâdd-ı münkerâtın dahi kendüden sudun tevâtüren isbât olundukda. ehl-i fesadı darb. Allah'ın rızâsını tahsilden başka gayemiz yoktur. Harrereh'ul-Fakîr Hacı Muhammed El-Müfti Bi Harpud-Ufiye Anhu. Dürer ve Gurer". Bir kısım tarihçiler. 84 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYE!. idam edilir. cihâd sevabına nail olub. Osmanlı sultanları ve bilhassa Hz. Bütün yazılanlara ve nakledilenlere rağmen. bizim davamız kuru kavga değildir" şeklinde cevablandirmiştir. imam (sultan) ve hulefâsı daha evlâdır. "Nizâm-ı âlem için şer ve fesadını defetmek üzere. ufacık Trabzon için tatlı canına bu kadar eziyet değer mi?" şeklindeki sözünü. yabancılara sığınan şehzade veya diğer hanedan mensuplarının. Bazan şer'î esasın tatbikinde. Osmanlı Devleti'nde mahkemeden ilâm ve Şeyhülislâmdan fetva alınmadan idam cezasının uygulanmadığını arşivlerden öğreniyoruz35. te'dîb. İşte onlar. Kati ile şerri def edilir. Bütün bunlardan anlaşılmaktadır ki.sonra ref'inden daha kolay olduğu müsellemdir. "Gayr-i meşru İşlerin kati ve idam cezası ile define. kardeşlerini bile feda etmişlerdir. ilây-ı kelimetullâhın en büyük temsilcisi kabul etmişlerdir. Ancak kendilerini. İslâm dinini dünyanın her tarafına yaymayı gaye edinen. tağrîb. tek kişinin veya yalancıların jurnali ile bu yola girmek caiz değildir. bu uygulamaların devlet siyâseti açısından haklı yönleri bulunduğunu iddia etmektedirler. 38. Ne acıdır ki. Fesada gayret ettiği ve sebep olduğu şer'an sabit olmalıdır. Zira onlar siyâseti daha iyi bilirler. Bir bld'atçının bid'atının yayılacağından korkan dindar Padişahın kulları ondan korumak ve nizâm-ı âlem için. Peygamber'in senasına mazhar olan Fâtih.

vatanın ve devletin birliğini tehlikeye sokacak ve emniyet ve asayişi altüst edecek kimselerin fesada sa'y etmelerinden dolayı verilecek bir idam cezası olduğu. 50-51. Yapılan suiistimaller dahi. neyin verdiği cesarettir. bir kısım muhterem insanların "1400 yıllık tarihimizde yazılan fıkıh kitaplarının hiç birinde böyle fetva verilmemiştir" diyebilmeleri. nr. 6. as "Mücrim oKlti madan. 3209. Osmanlı devleti. Esad Efendi. hem fıkıh kitaplarında ve hem de fetvalarda uygulanması için "şer'an sabit" olması yani İslâm muhakeme usulü kaidelerine göre yargılanıp suçun sabit görülmesi şartının tahakkuku aranmaktadır. Nuruosmanlye kütp. BA. sancakbeği ve subaşı ve adamları nesne alub salıvermek memnû'dur. 14-1540. onun kadıları ve Şeyhülislâmları. vrk. önemli bir I pa'nın 20. 25-35 . Eğer bundan. 1/707. 337-338 BİLİNMEYEN OSMANLI 85 »Şerri I ıslar tatbiki tarzında değerlendirmek icabeder. sh. Şunu unutmayalım ki. Mısır 1967. nizâm-ı âlemi devam ettirmek için şer'î hükümlerin tatbiki tarzında idamla cezaland Netice otodan sırf saltan» ( yanlar. Ayrıca "emr-i veliyy'ülemr ile katl"den kasıt. Mecma'ül-Enhür. I nunnamelerdtl "ehven-lşarl mânâyı ve Osmanlı it hukuk niz araştırmacı/ fetvası. asırda ulaştığı seviyeyi göstermektedir: "Mücrim olan kimesne teftiş olunmadan veyahud üzerine zahir olan şenâyi1 şer'le ve örfle yerine varmadan. yetkililer para cezası alarak salıveremezler. Lem'alar. "siyâseten kati"i. Siyâsetname. Süleymaniye kütp. Sözler Yayınevi. bu manayı nerden çıkardıklarını isbat etmek zorundadırlar. İstanbul 1995.1 35 Konuyla ilgili bazı fetvalar. sh. uygulamada suiistimal yapılsa bile. Şeyh Mehmed Arif. Bostan- . Fıkıh kitaplarında yapılan bu açık izahlara ve şer'î hükümlere rağmen. Damad. sadece mahkeme kararının yeterli görülmemesi ve bu tip cezaların infazında veliyy'ülemrin yani Sultânın tasdikinin de şart koşulmasıdır. Kanunnâmelerde yer alan şu ifade. Zira nizâm-ı âlem içün siyâseten katlin. İbn-i Âbldin. fetvasını v yen Hoca! veyahut > kimselere 39. kardeş katli meselesini. Bu da önemli bir husustur. Hem kasdedilen bu menfi mânâyı ve hem de suiistimalleri tasvip etmek mümkün değildir. Padişahın keyfî adam asması kasdediliyorsa. Netice olarak. Bediüzzaman Said Nursi.kelimetullâh'dır" ifâdesi de Fâtih'e aittir. Netice olarak. nr. yargılama konusunda Avrupa'nın 20. "ehven-i şer ihtiyar olunur" kaidesine uyularak yapılmıştır. Şeyhülislâm veya diğer kadıların fetvası. doğrusu biz de tesbit edemedik. sancaktujl j adamları mücrim H veya müfettiş t örf te'addidir ¦ para cezası 1 Fıkıh! muhterem I verilmemiştir" ( Eğer bundan. nr. 358/a vd.709. kararını yazan yahut en azından "nizâm-ı âlem içün öldürüldü" diyen Hoca Sa'deddin Efendiler. bu manayı j içün siyaseten I tehlikeye rinden dolayı ı larda uygulan göre yargılanıl veliyy'ülemrilei cezaların infaz. Ve her mücrim-i müttehemin cerimesi kâdî-i vilâyet katında veya müfettiş huzurunda sabit ve zahir olub ehl-i örfe teslim etmedin dutub siyâset eylemek hılâf-ı şer1 ve örf te'addîdir = Suçlu yargılanmadan veya kendisine isnâd edilen suçlar hukuken sabit olmadan. en az bizim kadar İslâm'a ve onun hukuk nizâmının kaynakları olan fıkıh kitaplarına hürmet duyan insanlardır. sh. keyfî iradeyi hâkim kılmak şeklinde değil. sh. 62-65. Vatana ihanet suçunun her hukuk nizâmında idamla cezalandırıldığını da unutmamak gerekir. IV. c. ceza uygulayamazlar". Tere. böyle bir şeyden ne kanunnamelerde ve ne de fıkıh kitaplarında bahsedilmemiştir. Kendüler mahall-i töhmet ve adamları mücrim ve müstahakk-ı ikâb olur. Reddu'l-Muhtâr Ale'd-Dürri'l-Muhtâr I-VI. kadıların kararı ve Padişahın tasdikiyle icra edilen siyâseten kati cezalarının fetvasını veren. YEE. 1888. Değerli araştırmacı Abdülkadir Özcan'ın yerinde tesbitleri gibi.. mahkeme kararı olmadan ve yargılama yapılmadan sırf saltanat ve dünyevi menfaat uğruna Padişahın adam öldürmesi olarak anlayanlar.

İsterseniz Bediüzzaman'ın tesbitlerini tekrar ettikten sonra bazılarına beraberce bir göz atalım: "Hâkimiyetin en esaslı hâssası istiklâldir. İslâm hukukunda idam cezasıdır. Aynı şey. infirâddır. İsyan sonucunda katledilmişlerdir ve siyâseten kati ile hiç bir münasebeti yoktur. hakiki hâkimiyetin en esaslı hâssası ve infikâk kabul etmez bir lâzımı ve daimî bir muktezâsı. Bir şehzadenin. bizzat kendisine isyan ettiği ve ordu toplayarak babası ile savaşmaya bile cesaret ettiği için idam ettirmiştir. Şehzade isyanlarının ve şehzadeler arasındaki saltanat mücadelelerinin Osmanlı tarihinde önemli bir yer işgal ettiğini bilmeyen yoktur. Murad'ın amcası Mustafa Çelebi (II. ayrıca kendi oğlu Savcı Beyi de. Murad'ın küçük kardeşi Mustafa Çelebi . Bunların her üçü de had cezası mahiyetinde yani bağy devlete isyan suçunun cezası olarak tatbik edilmişlerdir. nazariyata uygun yürümüş müdür? Bu soruya cevap verebilmek için bazı önemli tatbikat örneklerini incelemek icab etmektedir. gayrın müdâhelesini şiddetle reddeder ve 86 BİLİNMEYEN OSMANLI Bİl İNMFYEN Cf ¦ kendi vazifesine başkasının karışmasına müsaade etmez. sultanlığını ilân etmiş bir diğer şehzadeye karşı gelmesi ve saltanat iddia etmesi. Osmanlı tarihçilerinin saltanat uğruna öldürülen ilk insan olarak tesbitleri doğrudur. gayrın müdâhelesini reddir". henüz herhangi bir isyana yahut saltanat kavgasına girişmeyen kardeşi Ya'kub'u. Çok Padişahlar. Orhan Bey istemese dahi. Bu ise. d) Fâtih'in babası II. bu sözlerini Şeyhülislâmlık veyahut kazaskerlik gibi fetva ve kaza makamının en yüksek makamlarında bulunmuş kimseler olarak söylemektedirler. Uzun mücadelelerden sonra yakalanarak bâği muamelesi görmüş ve idam edilmiştir. Hatta hâkimiyetin zayıf bir gölgesi. kardeşleri İsa Çelebi ile Musa Çelebi'yi kendisine isyan ettikleri ve hatta saltanat için orduları karşı karşıya geldiği için bağy suçunun had cezası olan idam cezası ile cezalandırmıştır. 39. tamamen bir bağy suçu mahiyetindedir. Şimdi bu gözlükle hâdiselere bakalım: a) Orhan Bey zamanında üç idam hâdisesi yaşanmıştır. tarih bize göstermektedir. c) Osmanlı Devleti'nin en karışık devresi olan Fetret Devrinde. II. bu redd-i müdâhele haysiyetiyle ma'sum evlâtlarını ve sevdiği kardeşlerini merhametsizce kesmişler. Osmanlı tarihçilerinin tesbiti doğrudur. Mehmed Çelebi. Zira daha önceki idamlar had cezasıdır ve bağy suçunun cezası olarak tatbik edilmiştir. ya siyâseten kati yani fesadın kuvvetle muhtemel olmasından dolayı nizâm-ı âlem içün yahut zulmen idam edilmiştir. Orhan Bey. Bu bir had cezasıdır. Her şeyden önce şunu tebellür ettirmekte yarar vardır. infirâddır. Düzmece Mustafa). b) Yıldırım Bâyezid devrinde ilk defa siyâseten kati veya şayet siyâseten katlin şartları gerçekleşmemişse ki bunu tam olarak bilmiyoruz. Ancak saltanat iddiasına kalkışmadan evvel idam edilmişse. Demek. hukukî cihetini bilmediklerinden bunu tenkid etmişlerdir. çevresinin tahriki ile. ileride saltanat iddiasına kalkışmasın diye kati ettirmiştir. ilerde fesada sebep olur korkusuyla siyâseten kati yoluyla idam ettirilmiştir. Bunun cezası. siyâseten çok idamların icra edildiğini ve bu fiillerin ehliyetsiz bir kısım fakih ve kadılar tarafından meşruiyet kalıbına sokulduğunu. Bunların idamlarında siyâseten kati söz konusu değildir. istiklâldir.Zâde Yahya Efendiler. Bazı araştırmacılar.o takdirde bir nevi zulüm yaşanmıştır. Kardeş katli ile ilgili kanun hükmü şer'-i şerife uygun olsa bile tatbikat. Ve cezası idamdır. Hatta Bizans veliahdı Andronikos ile dahi babası aleyhine ittifak kurduğunu tarih kitapları kaydetmektedir. Zira Yıldırım Bâyezid. uzun süren saltanat mücadelesine girişmiş ve hatta Osmanlı ülkesinin Bizans ile paylaşılmasını da göze alarak imparator Manuel ile gizli ittifak dahi kurmuştur. sonradan ortaya çıkan kardeşi Mustafa Çelebi için de geçerlidir. Ancak tatbikatta suiistimallerin yapıldığını. Zira Orhan Bey'in kardeşleri Halil ve İbrahim'in Padişaha isyan ettikleri ve saltanat mücadelesine giriştikleri bir vâkı'adır. âciz insanlarda dahi istiklâliyetini muhafaza etmek için.

Bu idam kararı. had cezası olan idam cezasıyla cezalandırmıştır.-de Mustafa cezası olara? kararı veren ¦ yanıldıkları \ Diğer trtrî oğlu olani saltanat hu ordu l iltica eden I nun had ctıui yukarıda z III. Devlete isyan edenin . iki kardeşini. Gerçekten Sultân Korkut. Bu hâdiseyle alakalı örnek fetvaları yukarıda zikretmiştik. had cezası olan idam cezasına çarptırılmıştır. Ahmed vefat edince. Neticede yakalanarak. Kanunî'nin iki oğlu olan Selim ve Bâyezid. 1558 yılına kadar iyi geçindikleri halde. III. Zira Padişah istemese de bu ceza mukadderdir. kendi çocuklarının idamına karar veren bahtsız Padişahlardandır. şehzadeleri bulunmasına rağmen.! BİLİNMEYEN OSMANLI 87 pilim İn Km fena tayrıca bu mevzuda Osmanlı'nın can düşmanı olan Safevî devleti ile de ittifak kurmuştur. Gerçekten I. görünürde bağy suçunun cezası olarak had cezasıdır. bâğî vasfıyla Şehzade Mustafa'yı idama mahkûm eylemiştir. Diğer kardeşi Ahmed ise. e) Yavuz Sultân Selim. sızca ya h)I. Karış mettiği ve P. Netoiv p olmamıştır. yanıldıkları veya yanıltıldıkları bir vâkı'adır. kendisini tahttan indirmeye azmettiği ve Padişah olmak isteği ile isyan ettiği şayiasına inanarak. Yani bu dönemde de. Ancak I darıdır. f) Kanunî Sultân Süleyman. ailenin en büyük ferdi olan amcaları Şehzade Mustafa tahta geçirilmiştir. kardeş katli hadisesini tamamen ortadan kaldıramamışsa da. siyâseten kati cezası mevcut değildir. ayrıca bu w:-tur. Ebüssuud'un fetvasıyla bağy suçunun had cezası olan idam cezasına mahkûm edildi. kendisine isyan ettikleri ve bâğî oldukları için. sadece saltanat mücadelesine kalkışmamış. Aradaki jurnalcilerin tahriki ile Şehzade Bâyezid.de.^ I j lere ı siyâseten 1 istemese i kısım uyı ri ulemj yulmak k Kanuı tadır. Ancak Kanunî. gevşetmiş ve son derece azaltmıştır. Bu kaide. kardeşi Selim'e teslim edilince. Artık amûd-ı nesebî yani Osmanlı sülalesinden en büyük olanının padişah yapılması usulü kabul edilmiştir. Bu hareketi isyan kabul edildi. İran'a iltica eden Bâyezid. Diğer bir hazin tablo da Şehzade Bayezid'in idamında yaşanmıştır. Ahmed devrinde saltanat usûlünde ciddî bir değişiklik mevzubahistir. hem kararı veren kadının ve hem de bunları tasdik edip icrası için emir veren Kanunî'nin. Karamanoğulları ve Germiyanoğullarının tahrikiyle Bursa'ya yürümüş ve had cezası olarak idam edilmiştir. bu tarihten sonra saltanat hırsıyla araları bozulmuştur. Bir kısmı. tamamen şer'î hükümlere uygun olarak bağy suçunun had cezasını tatbik etmekten ibarettir ve bunlara siyaseten kati demek hatalıdır ve meseleyi bilmemekten ileri gelmektedir. h) I. Murad devrindeki olayları yerinde inceleyeceğiz. Ancak bu meselede hem fetvayı veren müftünün. ordu toplayarak kardeşi Selim'in üzerine yürüdü. topladığı ordu ile Padişah'a isyan etmiş ve sonunda yakalanarak cezası olan idama şer'an mahkum edilmiştir. kardeş katli mevzu bahis olmamıştır. Mehmed ve III.ı amûd-ı ı kabul edlln ailenin kardeş I azaltmıştır. Zira asıl haksızca yapılanlar bunlardır. Karısı Hürrem Sultân ve çevresinin tahriki ile. İşte görüldüğü gibi tatbikattaki durum farklıdır. rakipsiz sultan olduğu için.

bunu savunmanın manası yoktur. Jahrhundert. II. A.328. sh. Ancak diğer şehzade katilleri gibi. Murad vefat ettiğinde Şehzade Mehmed dışındaki bütün evlâdının vefat ettiğini ve bu arada Şehzade Ahmed'in de Amasya'da vali bulunduğu sırada öldüğünü yazmaktadır ki. Defter. fıkıh kitaplarında da tecvîz edilen siyaseten katle uymaktadır. bu ihtimalin doğru olması halinde. Bizans İmparatorunun elinde tutsak olarak tuttuğu Süleyman Çelebi'nin oğlu olması kuvvetle muhtemel bulunan Şehzade Orhan'a aynen şöyle söylediği kaynaklarca ifade edilmektedir: "Haydi göreyim seni.. Aktan. babası II.. bu taht benimdür deyü dava eyle. Aydın. kulağın bende olsun. Untersuchungen zur Geschichte des Osmanischen Hofzeremüniells im 15. I. 184 vd. II. 34 vd. şehzade Ahmed'in kati edildiği iddiasını sadece bir iftiradan ibaret görmektedir. ne şer'î hükümlere ve ne de Fâtih'in Kanunnâmesinde ifade ettiği. yaşının ne kadar olduğu da kesin değildir. sh. Ayrıca Babinger'in altı ya da sekiz aylık olduğu konusundaki beyanı dışında. kaynaklarda mevcut değildir. İÜEFTD. Himmet.cezası elbette ki idamdır. Osmanlı kaynaklarının bir kısmında Sultân Murâd'ın İsfendiyar Bey torunu Hatice Hâlime Hatun'dan doğma Ahmed isimli bir şehzadesi olduğu ve yaşı küçük olan bu şehzadenin II. Md. Fâtih Sultân Mehmed'in razı olamayacağını ısrarla savunmaktadır. 36 İbn-i Kemal. henüz bebek iken öldürülme iddiaları da ortadan kalkar. Şayet vâki ise. Eğer bir kusur işlenmiş ise. II. Ben sana ne talimat verirsem. 37. sh.. Ankara 1978. Böyle bir zulme. Bu tamamen üçüncü guruba girmektedir. 2. İşte böylesine bir dönemde. 5 vd. Alderson. ayrıntılı bilgiler. Mehmed'in tahta çıkmasından kısa bir zaman sonra kati olunduğu kaydedilmektedir. I. nice padişah olursun. Türk Dünyası Tarih Dergisi. gayr-ı meşrû'dur. Nitekim Fâtih'in Padişah olması üzerine. Akman.D. öyle hareket eyle.. 311 vd. Mehmed. A. Yıldönümü Münasebetiyle Büyük Türk Hükümdarı İstanbul Fâtihi Sultân Mehmed ve Adalet Hayatı. yukarıda anlatılan hükümler.. yaşının ne kadar olduğu belli olmayan ve ama küçük yaşta bulunduğu kesin olan Şehzade Ahmed'i. 30-31. Bu hadisenin meydana geldiği şüphelidir. Namık Kemal de. Taneri. 10 vd. Ben Âl-i Osman nesliyim. Üçüncü olarak. Bunu nasıl izah ediyorsunuz? Burada meseleye değişik yönlerden bakmak gerekir: Evvela. Osmanlı Devleti'nde Kardeş Katli. Bir diğer grup ise. Fâtih Sultân Mehmed'in kendi Kanunnâmesinin ilgili maddesini uygulayarak küçük yaştaki kardeşi Ahmed'i katlettiği söylenmektedir. Tahta çıktığında. "Osmanlı Hanedanı İçinde Saltanat Mücadelesi ve Kardeş Katli". Osmanlı Devletinin Kuruluş Döneminde Hükümranlık Kurumunun Gelişmesi ve Saray Hayatı-Teşkilatı. Akgündüz. 12-13. Zira Kantemir gibi yabancı tarihçiler dahi. sayı 10 (Ekim 1987). sayı 33 (1980-81). Bir kısım uygulama ise. Murâd'ın vefatından sonra. 8. cümle beğler ve paşalar sana dönüb ve tahtı sana teslim ederler. İstanbul'un 500. Connecticut 1982. ben var i-ken bu taht sana neden müstehakdır deyü dava edince. 36 Berki. Osmanlı Kanunnâmeleri. çok büyük sıkıntılar içinde tahta geçmiştir. Şehzade Ahmed'i haksız olarak katleden Evrenos-zâde Ali Bey olduğunu ve bu sebeple Fâtih tarafından idam ettirildiğini kaydetmektedirler. "Fâtih'in Teşkilat Kanunnâmesi ve Nizâm-ı Alem İçin Kardeş Katli Meselesi". Ancak hangi gruba girmektedir? Bunun tesbit edilmesi gerekir. c. 287. Dilger. olayı doğrulamakla beraber. bu zamana kadar yapılan en kapsamlı çalışmadır. 142-148. sh. The Structure of the Ottoman Dynasty. Elbette ki bu uygulamalar. München 1967. Baskı. İstanbul 1953. Göreyim seni. Bazı kaynaklar da. sh. Konrad. İkinci olarak. Mehmed. 1/114-117. sn. Özcan. sh. sh. Ali. und 16. Fâtih'in Kanunnâmesi de bunu emretmemektedir36. Bu son eser. siyaseten kati müessesesine yani Fâtih'in Kanunnâmesinde "ekseri ulemâ tecviz etmişdür" dediği usule uygundur ve fıkıh kitaplarında şartlarına u-yulmak kaydıyla açıklanmıştır. devlete isyan suçuna teşebbüs etmeden. Fâtih için de geçerlidir. Tevârih-i Al-i Osman. nizâm-ı âlem için diyerek katletmiş olabilir. c. sh. Ancak . Abdülkadir. 88 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 40. 129. Bizans'ın şehzadeleri kullanarak Osmanlı Devleti'ni yıkma planları herkesçe bilinmektedir ve fetret devri de canlı şahitlerle doludur.".

şartlan tahakkuk etmeyen bir cezayı tatbik edeceğine de ihtimal vermiyoruz. Ancak tekrar ediyoruz ki. Fâtih gibi Hz. 11 aylık bir bebenin öldürülmesini Fâtih'in idam ettirdiğine inanmak istemiyoruz. ceza hukukuna aittir ve daha ziyade ta'zîr cezalarını tanzim etmektedir. bir had cezası değildir. özellikle İslâm ceza hukuku hükümlerini kaldırdığı ve İslâm'a aykırı kanunlar yaptığı söylenmektedir. Fâtih Sultân Mehmed'e ait 75 Kanunnâme neşredilmiş bulunmaktadır. 407. aynı zamanda II. Konuyu daha ayrıntılı olarak görelim ve 1.^ olmadan böyle bire 41. i şeklini. Bu. I Bizim Osmanlı! nunnâme neşredilm^J ve itiraz edilen nunnâmeden nak Kanunnâmelerin de: Bizans Ceza Kanun ve Berkes gibi. Belki nizâm-ı âlem için siyâseten kati müessesesine girmektedir.-ni bilmiyoruz. Sultân Ffitilll ceza hukuku I söylenmektedir. Zaten Evrenos-zâde Ali Bey isimli bir zatın Padişah'ın haberi olmadan böyle bir cinayeti işlediğini bazı kaynaklar haber vermektedirler37. bunu vesile ederek Fâtih Sultân Mehmed'e hücum etmişlerdir. Fâtih'e ait 2 numaralı kanunnâmeden nakledilen. bin akçeye d akçeye mâlik ola. C aşağa hallü olursa. Bunlardan ilk ikisi umumi kanun mahiyetindedir ve itiraz edilen hükümler de burada yer almaktadır. Mel» c. Hammer ve benzeri tarihçiler. I.. ilmî olmaktan da öte . Bu üç fasılda had ve kısas cezalarının kaldırılmadığını. ceza hukukuna aittir ve daha ziyâde ta'zir cezalarını tanzim etmektedir. 5 vd. '" Osmanl zalarının altemıtlffld Pil?" BİLİNMEYEN OSMANLI 89 girmektedir. Önemle ifade edelim ki. Burada aranan fesadın şer' ile tahakkuku şartının. I 41. lbn-1 K II. Önemle ifade <-inanmak istemiyoruz. Bu doğru mudur? Bizim Osmanlı Kanunnâmeleri adlı eserimizde. şartları ruz. yeterince ı faslı.1-27). kendi koyduğu kanunun nizâm-ı âlem için fesada sa'y ihtimalinin bulunması sebebiyle siyâseten kati müessesesini ilk defa kendisi tatbik etmiş ve küçük kardeşi Ahmed'i kati ettirmişti. Maddeyi okuyalım: Kanunnâmenin ilk üç faslı (md. Bâyezid. tıpkı diğer umumî kanunnameler gibi. Hz. 147.bu ayrıntıları tam bilinmeyen olaydan dolayı. Sultân Fâtih'in kendi kanunnamelerini hazırlatarak. 140. maddesini teşkil eden ilk maddeyi. Anw> : Padişah'ın. yeterince değerlendirememek demektir. sh. 37 Pala. Özetleyecek olursak. İslâm hukukuna aykırı ve Bizans Ceza Kanununun restorasyonu olarak takdim etmek ise. Namık K c. sh. İslâm ceza hukukunu ve bu ilahî nizâmın Osmanlı Devleti'ndeki tatbikat şeklini. HammerJ Murâd Han b. sanki şehzadelerin Osmanlı Devleti'nin yıkılması için kullanıldığını bilmiyormuş gibi. had ve kısas cezalarını uygulamak için gerekli unsurlar bulunmadığı zaman. tıpkı diğer un cezalarını tanzim ı kısas cezalarını uy edilecek ta'zîr cezi olarak görelim ve I Kanunnâmenin! cezalarını tanzim ı bilakis bu cezalan rak uygulanacak | mal denmektedir)) Kanunnâmesinin'. ne derece gerçekleştiğini bilmiyoruz. \ ifâdeler de kan. Peygamber'in senasına mazhar olmuş bir Padişah'ın. isyan tahakkuk etmediğinden. Bu sebeple Fâtih Kanunnâmesi'nin İslâm hukukundaki had ve kısas cezalarını değiştirdiği şeklindeki değerlendirme. İslâm Hukukunda üç grup ceza bulunduğunu. değerlendirme. Fâtih Sultân Mehmed. sh. ikincisi hadd-isirlü "1. Fâtih'e ait 2 nolu Kanunnâmenin ilk üç faslı. I adam öldürse. bilakis bu cezaların tatbiki için gereken unsurlar bulunmadığı takdirde ta'zir cezası olarak uygulanacak para cezalarının yani cürm ü cinayet cezalarının (ki buna ta'zir bil-mal denmektedir) tesbit edildiğini madde hükümlerinden anlıyoruz. ülü'l-emrce tanzim edilecek ta'zîr cezalarının devreye gireceğini hemen hatırlatalım. Peygamber'in medhine layık olmuş bir padişahı hunharlıkla suçlamak ve hele bu konuda Bizans İmparatorları ile birlikte hareket eden Bizans tarihçilerini onaylamak mümkün değildir. I. t Tarih. Köprülü ve Berkes gibi. tıpkı Barkan. Madde: EJtf| ursa ki. Yavuz ve Kanunî'ye ait Umumî Kanunnâmelerin de 1. Burada aran.

sh. Tâc'üt-Tevârîh. Osmanlı Devleti'nin bir İslâm devleti olduğunu. elin keseler. Tazir cezalarının alternatifli olması ve hâkime takdir hakkı tanınması şeklindeki esaslar aynen tatbik edilmiştir. Mevlûd. uygulanacak ta'zîr cezalarını tesbit etmektedir. 147. Fâtih Devri Üzerinde Tedkikler ve Vesikalar I." denilmektedir. ta'zîr cezası olarak 400 ila 50 akçe arasında para cezasına çarptırılmasını emretmektedir. sh. Solakzâde. Mümin Çevik neşri. II. Akman. 187. Zina suçunun unsurları tam olmadığı ve had cezaları tatbik edilemediği takdirde bu cezaların gündeme geleceği. bu durumda ta'zîr cezası olarak 200 akçe para cezası alalar.. elli akçe. 407. cürm iki yüz akçe alına.gülünçtür. A. her zaman İslâm'ın hükümlerini uygulamak için emirler veren ve en önemlisi de Uzun Hasan'ın annesi Sara Hâtun'a söylediği . kan cürmi. Önemle ifade edelim ki. Gazavât-ı Sultân Murâd Han b. kırk akçe cürm alına38". "1. Hoca Sa'deddin. sh. İnsanlar 90 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANU Bu üç fasıldaki kanun maddeleri de. andan dahi aşağa ki. Eğer kesmezlerse yani uygulanmazsa. 13. belki bu cezaların tatbiki için gereken unsurlar bulunmadığı takdirde. İstanbul 1998. 110. Osmanlı Kanunnâmeleri adlı eser. sh. Tarih. bu hak ortadan kalkacaktı. Peygamber'in övgüsüne mazhar olan. Diyelim ki. Ancak bazı tarihden ve bilimden habersiz kimseler. Akgündüz. Halil-Oğuz. Ancak maktulün velileri afv ettiklerinden kısas etmediler. 14-15. Bu ve benzeri konularda itirazlarını devam ettirenleri. Âşıkpaşa-zâde. 8-9. 37 Pala. sh. c. elin keseler. adam öldürdü." gibi ifâdeler de kanaatimizi teyîd etmektedir. Eğer kısas yapılsaydı. I. aynı maddeyi tekrarlayan diğer kanunname maddelerinde. Çünkü birincisi kısas cezasını tanzim ederken. had ve kısas cezalarını kaldırmamaktadır. Ankara 1954. Haz. sh. Aktan. maddesinde zina suçunun ta'zîr cezaları yani fıkıh kitaplarında ta'zir bil-mal denilen cürm ü cinayet yani para cezaları tayin olunmaktadır. Mehemmed Hân. Madde: Eğer bir kişi zina kılsa. sh. I-X. Hammer. bin akçeye dahi ziyâdeye gücü yeterse. Büyük Osmanlı Tarihi. Meselâ Kanunnâmenin 1. Zaten Kanunnâmede bulunan "eğer adam öldürse. Fâtih devrindeki şer'iye sicillerinde görülen ve Osmanlı Kanunnâmeleri adlı eserimizin 1. İbn-I Kemal. c. Kantemir. şerî'at huzurunda sabit olsa. Halil. Bu iddialar doğru mudur? Böyle bir iddianın gülünç olduğu ortadadır. yerine kısas etmeseler. İnalcık. 258. ikincisi hadd-i sirkatin cezası olan el kesme cezasını düzenlemektedir. cürm yüz akçe alına. ilâh. Ankara 1978. altı yüz akçeye mâlik ola. 105-106. c. maddede de "Eğer adam öldürse. sh. Kardeş Katli. ol zina kılan evlü olsa ve dahi bay o-lursa ki. sh. İşte Kanunnâme. 5 vd. cezası da kısasdır. yukarıda isimleri sayılan bazı ilim adamlarının iddialarının tersine İslâm Hukukunu hayatın her safhasında uyguladıklarını ve aksi görüşlerin belgelere dayanmadığını isbat için kaleme alınmıştır. Hz.. II. kesmezlerse 200 akçe cürm alına" denilmektedir... Zaten Fâtih'in kendi kanunnamesinde de benzeri ifadeler vardır. 42. Yani hırsızlık suçunun unsurları tam olursa. Fâtih'in Kazaskerliğini yapmış olan Molla Hüsrev'in Dürer ve Gurer adlı iki ciltlik hukuk eserine ve de bu hükümlerin uygulama örnekleri demek olan Bursa'daki Fâtih dönemine ait binlerce mahkeme kararlarına havale ediyoruz39. I. Cildinin mukaddimesine koyduğumuz zina suçu ile alakalı şer'iye sicil örneğinden de bunu anlıyoruz. 64-69. sh. maddede "Eğer at uğurlasa. Defter. Andan dahi aşağa hallü olursa. Fâtih Sultân Mehmed'in Hıristiyanlığa meylettiği ve Papa ile mektuplaştığı söylenmektedir. 140. cürm üç yüz akçe alına. elin keseler yani had cezasını uygulayalar. 16. 38 Osmanlı kanunnâmelerindeki ceza hükümleriyle alâkalı genel esaslara bu maddede de uyulmuştur. kasden bu iddiaları ellerindeki medya imkânları ile kamuoyuna yaydıkları için. Namık Kemal'in Tarihî Biyografileri. Bu durumda mirasçı diyetini alacak ve suçlu salı mı verilecektir? Hayır. Osmanlı Kanunnâmeleri. gayette fakır'ül-hal olursa.. Evsat'ül-hâl olursa kim. Devletin de kamu davası açarak yargılayıp ta'zîr cezası verme hakkı vardır. "eğer had urulmazsa" denilerek açıklandığı gibi. İnalcık.:. yerine kısas etmeseler. 37-38. Andan aşağa gücü yeterse. c." "eğer at uğurlarsa. mutlaka cevaplandırılması gerekir. VII.

. Fâtih Devri Kanunnâmeleri. Krş. Belgeler Gerçekleri Konuşuyor. c. 18.•„-¦¦:¦¦¦¦•.. Bu şiirlerde şahane bir tevazu'. Fâtih'in şiirlerinde tasavvuf? aşklar da yer almaktadır. md.•. j Galata'pf Oselvlb Orada tüg Dudakl Avnl. . Bir Firengi şivelü İsa'yı gördüm anda kim . sh. Fâtih Sultân Mehmed'in tamamen divan şiirinin kuralları içinde kalarak yazdığı bir şiirdir. 69. ] edici ve övücü i Veren havasıylaj ebebiyle İM i Bunları ku yapmak. sevgilinin saçına zünnar ve zülfüne de çelipa yani haç denilir. 279-281). Kâfir. Fâtih'in aşk şiirleri. • . 13. Fâtih bir şiirini şöyle kaleme almıştır: Bağlamaz Firdevs'e gönlüni Galata'yı gören Servi anmaz anda ol serv-i dil-ârâyı gören. Bütün bunlar. I.•. Bunları kullanan ve sevgili hayaliyle İsayı öven bir divan şairine Hıristiyan suçlamasını yapmak. ayrı bir i 2) İkinci I larak yazdığı bir j zeller ve kasideler) aşk şiirleri. buna cerime de denir. sh.. 346 vd. ¦„-.-. sevgili için kullanıldığında.. Fâtih.. Avnî mahlasıyla gazeller ve kasideler yazan ve hatta bir divanı bulunan büyük bir divan şâiridir. 39 Kantar. 2) Orta Halli veya Evsatiil-Hâl. ayrı bir sorunun cevabında açıkladık.. .:-••. Fâtih'in j Divan şiiri t Bu manada kuı [denilir. Baha. Divan şiirinde bazan kâfir.. ayrıca iktisadî şartlar açısından farklı tarifler verilmiştir. kelimenin takdir edici ve övücü anlamı ile tevriye sanatı yapılır. Divan şairleri. sevgilinin dudağını can veren havasıyla İsa'ya benzetirler ve sevgiliden gelen sabâ yeline de diriltici özelliği sebebiyle İsa adı verirler.. . c. . sh. Ankara 1937. Maddede zina suçuna ait ta'zir cezası olan cürm yani cürm ü cinayet de denen para cezası tesbit olunmaktadır ki. Daha önce de ifade ettiğimiz gibi. III. bu tarz bir isnadda bulunmak gerçekten üzücüdür ve tamamen delilden mahrum bir kuru iddiadır. I. bu tarz bir I mahrum bir kuru I kısaca şunlardır: 1) Fâtihin! tiyanlığa meyle olduğunu. İşte bu kurallar çerçevesinde. Cin-Akgündüz. olsa olsa divan şiirini bilmeyen cahillere mahsustur. 2) İkinci iddia.*.„:>¦. Zengin demektir. İsevî veya benzeri kelimeler.' BİLİNMEYEN OSMANLI (kla'zîr ıta'zîr »cezainin | madamına. adamına. Kâfir. aşkı ve sevgiliyi her saltanatın üstünde tutan bir incelik vardır. 3) Yoksul. Fâtih bir» Bağlamaz t Servi animi BirFIrenjlf Lebleri d BirFIrutjU Belünüb Sevgiliyi I |zeten Fâtih. 73vd. c... annesi tarafından Hıristiyanlığa meylettirilmiş olabileceğine dair iddiadır.--. Bunun ne kadar esassız ve yalan olduğunu. MflbH Belindik! K 3) BU* nen İslim M em del gösterdiği i gerektin Patrikli) bul paganda i tih'e y derilmemifH zaman.¦. Bu manada kullanıldığı şiirlerde. divan şiirinde yerleşmiş olan mazmunlardır.. Akgündüz. genç ı ^sevgileri gönü şiirlerde şahane I Vardır. genç ve güzel bir padişahın her emrine âmâde kolay sevgiler için değil. sh. âşıkına yaptığı zulümlerden dolayı sevgiliye de denilir.gibi i'lây-ı kelimetullahı yani Lâ ilahe illallah davasını yaymak için didinen bir devlet dört guruba ayrılmıştır: 1) Bay veya Ganî: Müslüman ve gayr-ı müslime göre. c. Osmanlı Kanunnâmeleri. sh. Ceza Hukuku. olsa ( İsinde. -. 16. sevgileri gönüllerde sıcak ürperişler uyandıran manevî güzeller için söylenmiştir. Türk Hukuk Tarihi. Giriş. 122 vd. I. Kanunnâme. Bu esassız iddiaların dayandığı çürük deliller ve cevapları kısaca şunlardır: 1) Fâtih'in annesinin Mara Despina olduğunu ileri sürerek. 4) Fakir'til-Hâl veya Gayet Fakir.

Böylesine büyük bir devlet adamına. kendülerin âyinleri ve erkânları ne veçhile câri ola-gelirse. O selvi boylu sevgiliyi gören artık başka bir selvinin adını anmaz. Önemle ifade edelim ki. Papa'nın mektubunun da edebî bir çalışma veya Hıristiyanlığı tehdit eden bir felâketi uzaklaştırma dışında bir gaye taşımadığını açıkça ifade etmektedirler. böyle davranmasını gerektirmektedir. Belindeki saçların ve boynundaki zülfünü gören bunu red edemezdi. Avni. Orada İsa gibi insana hayat veren. senin âşıkına zulmeden bir sevgili (Kâfir) olduğunu bilirdi. ancak gönderilmemiştir. her zaman. yine ol üslûb üzere âdetlerin ve erkânların yerine getüreler. Papa'nın böyle bir teklifde bulunması normaldir. Ben dahi üzerlerine varub karalarını yıkub harâb etmeyem". Yemin ederim ki. Böyle bir hadiseye dayanarak. Dudaklarının insana verdiği canlılık ve dirilik İsa'nınkine benzemektedir. yeri göğü yaradan Perverdiğar hakkı içün ve Hazret-i Resulün -Aleyh'is Salâtü Ve's-Selâm-pâk. bu iddiaları ileri sürenleri tokatlar-casına. Mektubunda "Hıristiyan olmakla bütün Avrupa senin olacak. ama Firengî şiveli olan bir sevgili gördüm. Hatta Roma'daki Katolik Papa'nın Fâtih'e yazdığı mektuptan da bahsedilmektedir. ancak Fâtih'e bu mektubun gelip gelmediği belli olmadığı gibi. Seni Yunanlıların ve Doğu'nun İmparatoru yapacağız" şeklinde teklif ve tahriklerde de bulunmuştur. Osmanlı Hanedan üyelerini her açıdan kendilerine 92 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLİ çekmek ve kandırmak istemişlerdir. Fâtih'in İslâmiyetle alakalı yaptıkları ve kendisinin büyük bir İslâm âlimi olduğu ise gün gibi ortadadır. kabul etmek tamamen ayrıdır. aynen şöyle demektedir: "Ben Ulu Pâdişâh ve ulu şehinşâh Sultân Muhammed Hân bin Sultân Murâd'ım. şöyle demektedir: Galata'yı gören gönlünü Firdevs denilen cennete bile bağlamaz. hem İstanbul'da yeni tayin ettiği Patrik'e ve hem de bütün Hıristiyan ve Yahudiler gibi azınlıklara tanıdığı hak ve hürriyetlerdir. Ancak hiç bir ferdini ve hatta kendilerinden Hanedana gelin gelen kızlarını dahi aldatamamışlardır. dedem ruhîçün ve babam ruhîçün. o tarihlerde Türklere yazılan mektupların bir moda haline geldiğini. Maalesef. Halbuki propaganda ayrıdır. Gönderilse bile. Trabzon Rum İmparatorluğunun da Fâtih eliyle yıkıldığını gören ve silahla karşı duramayan Avrupa ve onun ruhani reisi olan Papa II. Fâtih'in ağzından cevaplar bile yazılmış olabileceğini ilâve etmektedirler. Cem olayında olduğu gibi. böyle bir etki söz konusu değildir. Sevgiliyi âşıkına yaptığı eziyetlerden dolayı divan şiirindeki ifadeleriyle kâfire benzeten Fâtih. Bizans cephesi. şimdiki hâlde Galata'nın halkı ve merdüm-zâdeleri atebe-i ulyâma dostluk içün Papaları Pravizin ve Markizoh Frenku ve tercümanları Nikoroz Baluğu ile Kalâ-i mezûrenin miftâhın gönderüb bana kul olmağa itaat ve inkıyâd göstermişler. Pierre ne yapacağını şaşırmış ve belki Hıristiyanlığa meylettiririm ümidiyle Fâtih'e bir mektup yazmıştır. İslâm Hukukunun emirleri. Mesela Jaspart'ın "Büyük Türk tarafından Aziz Peder Papa'ya gönderilen mektuplar" adlı kitabının bu çeşit hayali eserlere örnek olarak verilebileceğini kaydetmektedirler. Hatta Osmanlıların ağzından ve tabii ki. gösterdiği anlayış ve müsamahadır. benim başım içün ve oğlanların başîçün. tarihi bilmemek olur. 3) Bu iddiayı isbat için getirilen bir çürük delil de. bazı Bizans tarihçileri ve bu arada Hammer. Fâtih'e Hıristiyanlık ithamını yapmak. tayin edilen Patrik'in bu konuda propaganda yapmış olabileceğini ifade etmektedirler. . Ben dahi. münevver. Kabul eyledim ki. Bu mektup yazılmış olabilir. Fâtih Sultân Mehmed'in tamamen İslâm Hukukunun kurallarına uyarak. mutahhar ruhu içün ve yedi Mushaf hakkı içün ve yüz yirmi dörtbin peygamberler hakkı içün. Fâtih hak ve hürriyetler verdiği fermanda dahi. kılıç hakkîçün.Lebleri dirisidür der idi tsa'yı gören Bir Firengi kâfir olduğun bilürdi Avniyâ Belün ü boynunda zünnar ü çelipayı gören. Batılı kaynaklar bile (Başta Clot olmak üzere). Papa'nın mektubunun Fâtih'e ulaştığının ve hatta gönderildiğinin dahi şüpheli olduğunu. ancak ajanları vasıtasıyla Fâtih'in bu tür mektuplardan haberdar olmuş olabileceğini delilleriyle anlatmaktadırlar.

II. Fâtih Sultân Mehmed'in annesi kimdir? Hıristiyan mıdır? Fâtih'e de Hıristiyanlığı aşıladığı bazı yazarlarca söylenmektedir. tamamen gülünçtür. kendisi büyük bir İslâm âlimi olması ve hem de Ortodoks mezhebi ile Katolik Mezhebi arasındaki dengeyi siyâset açısından istemesi sebebiyle. bazı batılı kaynaklarda kaydedilmektedir. Ancak Fâtih'in durumunda böyle bir şey de söz konusu değildir.j Zünnar. Me A) Fâtih'in ( bazılarınca da ¦ annesidir ve Sırp I kadar Ortodoks] etmeyip Sırl annesine heri edeb gereği ı 1487 yılında 1 nik'teki Manastırl ğuna delil gösteri bep olarak z-kretrn Fâtih'in öz J rın farklı yon yapılan araştır™»'. 5) Fâtih Sultân Mehmed. Meselenin esası nedir? Önce şunu belirtmek gerekir ki. Patrik Maksimos ile Patrik Manuel'in Hıristiyanlık ile ilgili ilmî tartışma yapmalarını da istediği. yani Hıristiyan veya Yahudi asıllı olabilir. Latin Kilisesinin aleyhinde olan Patrikden. Bâyezid devrinde vefat edince Kornea Manastırına gömülmüştür. Fâtih'in Hıristiyan olduğuna delil . Bunlardan birincisi. Ayrıca Hıristiyanlığın ikinci merkezi sayılan İstanbul'u fetheden bir devlet adamının Hıristiyanlığa dair nadide şeyleri toplaması ve hatta bu konuda bir koleksiyon oluşturması çok normal bir şeydir. B BİLİNMEYEN OSMANLI 93 ise. Çocuksuzdur ve ömrünün sonuna kadar Ortodoks olarak yaşamıştır. İsa ile Hz.1 Hammer. t Edebiyatı Tarihi. Hıristiyanlık konusunda uzman olan âlimlerden istifade etmesini bilmiştir. Hele bu devlet adamı Fâtih gibi âlim ve Hz. Nitekim temliknâmeleri vardır ve bu belgelerde edeb gereği validem de demiş olabilir. Çandarlı Halil Paşa'yı. Murad vefat edince. kendisinin iyi bir Müslüman ve hatta veli bir insan olmasına mani değildir.] Hâtuniye Türl lunduğu malı tarihçiler. Meryem'e inanan bir Müslüman ise. I d ir. Bunun için yeni tayin ettiği ve Ortodoksları temsil eden Patrik Gennadios'dan yazılı bilgi istemiş.4) Bazı ilimden mahrum insanların. Sonra da Serez'deki bir Manastır'a çekilmiş ve 1487 yılında II. İstanbul'un fethinden sonra. Selanik'teki Manastır'ın üvey annesine tahsisini ifade eden fermanı. bir Müslümanın annesi aslen ehl-i kitabtan olabilir. böyle şeyleri farklı r Fâtih'in niyetli keı İmtisâl-i 'Câhldü filltk'l Din-I İslâmın mücerredi Fazl-ı Hakk u hlm Ehl-I küfri ser-te-Mr| Enbiyâ vü evliyayı t Lütf-i Hak'dandurh Nefsü malllen'oll» Hamdü li'llah varg Ey Muhammed i Umarım gâlib ola t'S 43. aşırı Hıristiyanlık düşmanı olduğundan idam ettirdiğine dair iddialar ise. Mesele tamamen çarpıtılmaktadır. 43. Sonra 1457'de İstanbul'a kaçmış ve Fâtih de üvey annesine her türlü yardımı yapmıştır. Fâtih'i ve İslamiyeti bilmemek demek olur Fâtih'in niyetini kendi dilinden öğrenmek daha doğru olsa gerektir: İmtisâl-i 'Câhidû fillah' olubdur niyyetüm Din-i İslâmın mücerred gayretidür gayretlim Fazl-ı Hakk u himmet-i cünd-i Ricâlullah ile Ehl-i küfri ser-te-ser kahr eylemekdür niyyetüm Enbiyâ vü evliyaya istinadım var benüm Lütf-i Hak'dandur hemân ümmid-i feth ü nusretüm Nefs ü mal ile n'ola kılsam cihanda ictihâd Hamdü li'llah var gazaya sad-hezârân rağbetlim Ey Muhammed mu'cizât-ı Ahmed-i Muhtar ile Umarım gâlib ola a'dây-ı dine devletlim40. Fâtih'in üvey annesidir ve Sırp Kralı George Bronkoviç'in kızıdır. Ebu Cehlimi su değildir. hatta dininde devam da edebilir. Bu evi 40 Clot. Fâtih Sultân I Hıristiyanlığı a sı nedir? Önce şunu I yani Hıristiyan' babasının hail. Patrik de "Hıristiyanlığa Dair" isimli bir Risale ile dini hakkında bilgiler ihtiva eden bir eser kaleme almış ve bu eser Karaferye Kadısı Molla Ahmed tarafından Türkçe'ye tercüme edilmiştir. Ebu Cehil'in oğlu İkrime gibi. A) Fâtih'in üvey annesi Mara ile öz annesi Hiima Hâtûn bazılarınca yanlışlıkla ve bazılarınca da kasden birbirine karıştırılmaktadır. zira tam tersi sebeplerle Halil Paşa'nın Hıristiyan âlemini küstürmemeye gayret gösterdiği için idam ettirdiği bazı kaynaklarda açıklanmaktadır. Çdlpl İ Ankara 1946. böyle şeyleri farklı noktalara çekmek. Şöyle ki. başkasıyla evlenmeyi kabul etmeyip Sırbistan'a dönmüştür. Anne veya babasının hali. olduğunu ifade < evlenir.

Fâtih Divanı. Fâtih Sultân Mehmed. . bu hanım. Ancak sefere çıktığında hasta idi. Lütfi Paşa. Ünsel. 4. Ancak sonradan Müslüman olmuş ve vezirlikle taltif olunmuştur. Ayağından rahatsızlığı vardı. Osmanlı Tarihi. Büyük Osmanlı Tarihi. Saffet Sıdkı. II. İstanbul 1971. Gebze yakınlarındaki Tekirçayırı veya Hünkârçayırı denilen yere geldiğinde. 126-130. sh. Çelipa ve İsa maddeleri. Altan. Hammer. i Mehmed vefat evte*. Babinger gibi bazı yabancı araştırmacıların farklı yorumlarına rağmen. Fâtih'in annesinin Hıristiyan olduğu iddiası doğru değildir ve üvey annesine validem demesi de onun annesi olduğunu göstermez41. 154-156. Peçevî'nin ifade ettiği gibi. Bazıları nıkris illeti demektedirler. Zünnar. İskender. Zira Fâtih'in tuğrasını taşıyan ve kazaskerlerinin kaleme aldığı vakfiye. V Fâtih Sultân Mehmed'in vefatı ile alakalı iki rivayet vardır: Birincisi. Fâtih tarafından İshak Paşa ile evlendirilen bu hanımın Fâtih'in öz annesi değil. başlangıçta Sultânın hekimi olarak göreve başlayınca. Fâtih'in Şiirleri. Netice olarak. Hüma Hâtun'un İsfendiyaroğlu İbrahim Bey'in kızı Hatice Hâlime Hâtûn Olduğunu ifade etmişlerdir. Uzunçarşılı. Bursa Şer'iye Sicillerindeki kayıtlar ve arşiv kaynakları. aslı nereden gelirse gelsin. 442-447. Bir kaç gün Üsküdar karargâhında oturdu. İstanbul 1944. Âşıkpaşa-zâde gibi Osmanlı tarihçileri. Müslüman bir kadındır ve son yapılan araştırmalar. İstanbul 1998. İlacın dozunu arttırdılar. Fransız asıllı bir mühtedi de olabilir. Neşrî. 151152. Bizans Tarihi ve Hıristiyanlığın belası kesilen Büyük Mehmed dünyaya 40 Clot. böyle bir sonuca ulaşman ş-: mizde de kesin bir I beytini aktararak bu I Yahudi'nin açı ve ı rekabetten de söylenmiş Tabibler şerbeti kim. Müslüman olmuş olan Hüma Hâtûn olmasıdır. Fâtih Sultân Mehmed zehirlendi mi? Onu zehirleyen Yakub Paşa'nın Yahudi olduğu söyleniyor. 27 Nisan 1481 tarihinde Kapıkulu askerleriyle sefere gitmek üzere Üsküdar'a çıktı. hastalığı şiddetlendi. Türbenin bulunduğu mahalle de. Bu doğru mu? Venedik'e satılmış bir. Fâtih Sultân Mehmed. Banarlı. sh. Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğü. Hürriyet Gazetesi. İstanbul 1994. Resimli Türk Edebiyatı Tarihi. II. 81. Hekim Yakub Paşa'nın Fâtih'i tedaviye devam ederken. Nihad Sami. Fâtih'in annesinin Abdullah isminde birinin kızı olduğunu ifade etmektedir. sh. Andre. Yani devşirmeden birinin kızı olması da muhtemeldir. tarihi çarpıtmaktan başka bir şey değildir. 178-179. sh. Bazı tarihçiler. Tam aksine diğer ikilinin tam bir planı vardır. İkincisi ise. verilen ilaçlar neticesinde fenalaşıp kurtulma ihtimali olmayınca Hekim Yakub Paşa'nın da müdahale etmediğini ve Karamanî Mehmed Paşa ile Hekim Lari Acemî'nin kasden Fâtih'in vefatına sebep olduklarını ifade etmektedirler. Pala. Fâtih'in zehirlendiğine dair rivayetdir. Bu evlilikten 6 yıl sonra. üvey annesi olması daha doğrudur. I. Hekim Yakub Paşa. Kemal Edip. Solakzâde. Bunlara göre Hekim Yakub Paşa'nın öldürme kasdı mevcut değildir. Ankara 1946. Fâtih'in Hıristiyanlığı Öven Gazeli. "Karaman! Mehmet/Plft£ mansız bir derde tutuldu» O da tedaviye başladı. c. 8 Mart 1996. "832/1428'de II. Yahudidir ve bir süre Müslüman olmamıştır. Hatta Kantemir. Âli. Bazı tarihçiler. Mühim olan annesinin Mara değil. Murad İsfendiyar Bey'in kızıyla evlenir. Acı artınca şarâb-ı fariğ (acıyı gideren şerbet) verdiler ve Fâtih Sultân Mehmed bunun üzerine rahmete gitti. belgelerin ışığında türbesinin Muradiye Camisinin doğusunda Hâtuniye Türbesi diye adıyla anılan yerde olduğunu ortaya koymaktadır. sh. Fâtih'in zehirlendiğine dair herhangi bir kayıt düşmezler. bugüne kadar Hüma Hâtûn Mahallesi diye bilinmektedir. onun vezir olmasından rahatsız olan Karamanî Mehmed Paşa'nın kasıtlı olarak Hekim Larî Acemî'yi devreye soktuğunu. 94 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI gelir" demektedir.göstermek (bazıları da fetihden sonra gayr-i müslimlere tanıdığı hakları sebep olarak zikretmektedir). v Ciğerin doğradı şerbet 0§ Dedi niçün bana kıydı t Âli'nin şu tesb\tt«\. Çetin. 44. Hekimler konsültasyon yaptılar. Fâtih'in öz annesi olan Hüma Hâtûn ise. Kâfir. c.

İslâm Hukukunda resim (gölgeli gölgesiz) yapmanın hükümlerini özetleyelim. Şüphesiz iki ilaç birbirine karşı menfi etki yaptı. Hekim Ya'kub asrının Sokrat ve Bokrat'ı idi. zehirlenmiş olmaktadır. kaynaklardan hareket ederek böyle bir sonuca ulaşmak zor görünüyor. islâm I yelim. 155. Bu söz. Mitler ve Gerçekler. O da tedaviye başladı.. sh. Ciğerin doğradı şerbet o Hân'ın — Hemîn dem zârî etdi yana yana. Hekim Yakub Paşa'nın bir Yahudi dönmesi olduğunu ve Fâtih'in İtalya'ya kadar uzanmasından ve İtalyanların veya Venediklilerin ajanı olmasından dolayı. levşir-JKİİiman I:üvey Venedik'e satılmış bir casus olduğunu iddia ediyorsa da. bu da Cİİ2İ kukçularının W#| lar yani kılacak bütün i üzere.Buna karşılık. 8380. 427. Gaybı kesin olarak Allah bileceğinden ve elimizde de kesin bir belge olmadığından. ne kadar Yahudi'nin açı ve devletsizi varsa. Erdoğan. 31. K Es'ad Solakzâde. 345-346. nr. Bazı iftiralar için bkz. 122-123. 811. vrk. 6254. Bu iki ihtimalde de Fâtih. ceza olarak. II. Tam bu sırada Padişah dermansız bir derde tutuldu ve Hekim Ya'kub tedavisini yaparken. İsmail Hami. İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi I-V. Âli'nin şu tesbitleri. . sh. sh. Fâtih başta olmak üzere bazı Osmanlı Padişahlarının yurt dışından ressamlar getirterek resimlerini yaptırdıklarını ve hatta II. vrk. Ankara 1997. şahsî bir rekabetten de söylenmiş olabilir.O Hân içdi şarâbı kana kana. Bursa Şer'iye Sicilleri. Fâtih ve Fetih. vezir oldu. Uluçay. 194 vd. 45. 13-16. sadece Âşıkpaşazâde'nin şu tesbitlerini ve iki beytini aktararak bu bahsi kapatıyoruz: 'Hekim Ya'kub kim. sh. I. Mehmed Paşa Hekîm Lârî'yi tavsiye eyledi. c. Ali Rıza. Peçevi. Mahmûd'un kendi i Bunlar doğru ı ile ilgili şer'i I Konuyu değişik a Evvela. 378. Fâtih Devri Üzerine Tetkikler ve Vesikalar I. İslâm Hukukunda resim yasağı ile ilgili şer'î hükümlerle nasıl bağdaştırırsınız? K olan ive-La Uji'ran Kim ¦sûre Konuyu değişik açılardan ele almakta yarar vardır: Evvela. Öztuna. c. 1. Kantemir. Padişahın işine karıştılar". Bâyezid'in zamanında da aynı görevi devam ettirmesi. Belgelerle Osmanlı Tarihi. Yılmaz. Resimli Tarih Mecmuası. 64. İnalcık. Konu ile ilgili hayat vermesini I içinde resim. verdi Han'a -. I. Aydın. Bunlar doğru mudur? Eğer doğru ise. c Fâtih. 2312. ait olan canlıların! de kullanılmaları e dır ki. c. Sağman. nr. . 202. 3 İMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 95 ivin öz kafclv kaymedir. sh. I hadisler bulun Bu hadis yen müçtehld r da ittifak hato mübâhdır. c. sh. Çok zaman geçmeden Sultân Mehmed vefat eyledi. Padişahların Kadınları ve Kızları. hakkındaki ithamların doğruluğunu şüpheye düşürmektedir. nr. Tarih. bizi belli bir sonuca götürecek mahiyettedir: "Karamam Mehmed Paşa vezir-i a'zam olunca Ya'kub ona hased eyledi. 8361. Fâtih başta olmak ressamlar gt. nr. 201. bir kısnB| başını çektiği I şartıyla mekı n Neşri. Dedi niçün bana kıydı tabibler — Boyadılar ciğeri canı kana. Hekim Yakub Paşa'nın II. I.. İstanbul 1997. 34. vrk. Danişmend. Mahmûd'un kendi resimlerini devlet dairelerine astırdığını duyuyoruz. 271-272. 134'de böyle bir iftira yer almaktadır. İstanbul 1971-1972. Hekim Ya'kub'un 41 Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi. Ali Kemal."42. periyle nüs-nde45. Devletler ve Hanedanlar. I Tarihi. Konu ile ilgili "Allah kıyamette resim yapanlardan. Tabibler şerbeti kim. Halil. bazı tarihçiler de. sh. Avrupa'nın böyle bir plan hazırladığını ifade etmektedirler. Padişah Anaları ve 600 Yıl Bizi Yöneten Devşirmeler. Babinger. 136. "Fâtih'in Anası". Meram. 28.

Lütfi Paşa. 425. sh. sh. Aksun. Tarih. Yasağın tek sebebi. 473-482. zaman iyi bir müfessirdir. c. Bu esas fikirlere dayanan Ebüssuud Efendi şu fetvasını kaleme almıştır: "Bazı zî ruh şekli filoride tasvir olunduğu gibi. 219. Osmanlı Devleti'nin son zamanlarındaki şu fetva ise. suretin görülemeyecek kadar küçük olmasıdır ki. eski fetvaları aşacak şekilde şu görüşleri beyân etmişlerdir: Yasak olan sadece gölgeli resimlerdir. II. Belgelerle Osmanlı Tarihi. XXXIV. I.. 2162.¦. Bir diğer konu da. manzara ve benzeri şeylerin resimleri kesinlikle mübâhdır. sh. Fâtih. 231-234. Kltâb-ı Cihânnümâ. 340. fakat o buna asla muvaffak olamayacaktır". Solakzâde. suretlere ve heykellere tapmak yahut tapar derecede saygı göstermek endişesidir. 165. yani heykellerdir. insan olsun) resimlerinin de hem yapılmaları ve hem de kullanılmaları caizdir. hürmet ve ta'zim manasını ifade etmemek şartıyla mekruh görmekle beraber caizdir demişlerdir. Bir de gayet küçük olup uzaktan bakıldığında azaları belli olmazsa yahut azalan tam olarak tasvir edilmiş değilse. İslamın ilk yıllarında şirke sebep olabileceğinden dolayı kabir ziyaretini yasak etmesi ve sonra serbest kılması buna misal olabilir. dağ. resimlere. 96 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANU4 cak yerlerle alakalı yasak ile karıştırılmaması gerekmektedir. Burada şunu nazara vermek gerekir ki. ayakla basılan yerde nakış olarak yer alması caizdir. Şafii hukukçuların çoğunluğu başta olmak üzere. c. taş. Tevârîh-i Âl-i Osman. İslâm Hukukunun resim yasağının altında yatan en önemli sebep. 301-302. ¦ ¦ . sh. "Fâtih Sultân Mehmed'in Ölümü". 169-170. sh. resim ve ressamlara karşı muamele yürütülmüştür. sh. namaz kılına42 Neşri. Yılmaz. namaz kılınacak yerde sureti açık olarak bir tarafa asmaktır.. Âli. Hanefi hukukçuların başını çektiği bazı İslâm hukukçuları ise. XXXIX. Uzunçarşılı. c. sh. köpek ve cünüp insan bulunan evlere girmezler" ve benzeri manalarda hadisler bulunmaktadır. caizdir. vrk. bütün Osmanlı tarihi boyunca. sayı 134(1970). İsmail Hakkı. II. Mecdi Efendi. Fâtih Sultân Mehmed'den itibaren Osmanlı Sarayı'na nakkaş denen . bazı Efrencî saatlerde tasvir olunmuş olsa. o zaman alel-ıtlak mekruh kabul edilmez. 155/b. sh. Belleten. Ama kapalı olarak evlerde bulunması. neticede şu kararı vermişlerdir: Bütün müctehidler şu noktada ittifak halindedirler: Ağaç. 190. 266. Bu hadisleri değerlendiren ve İslâm Hukukunun resmi neden yasakladığını inceleyen müçtehid hukukçular. Künh'ül-Ahbâr. hilkati tam olmayarak bedenin bir kısmına ait olan canlıların (hayvan olsun. rahmet melekleri girmez". içinde resim. nr. putperestliği andıracak şekilde saygı için resim yapılması ve aşılmasıdır.-. II. İslâm hukukçularının fikir ayrılığına düştükleri konu ise şudur: Canlı varlıkların hilkati tam olanlar yani bedeni tam yansıtan resimler (fıkıh kitaplarındaki ifadesiyle hayatı mümkün kılacak bütün azaları ihtiva eden resimler). I. kalemle çizilen veya makinayla çekilen fotoğraflar gibi gölgesiz resimler. biraz evvel zikrettiğimiz İslâm Hukukunun kaideleri açıktan ihlal edilmeyecek şekilde. bu da caiz görülmektedir. c. Fıkha ait bazı hükümlerde zamanın tesiri önemlidir. zikr olunan saat musallada olmakla Salâtına kerahet terettüb eder mi? El-Cevâb: Suret büyük olmayıcak olmaz". Âşıkpaşa-zâde. I. c. Bazı mühürler ve paralardaki resimler gibi. I. Osmanlı Tarihi. Clot. 191192. Osmanlı Tarihi. c. 752.yaptığı şeye hayat vermesini isteyecektir. sayı 155 (1975). c. c. İkinci olarak. 143-144. "Melekler. Kitap içinde kapalı bulunan bu gibi canlı resimlerin evlerde bulunmasının dine karşı bir zararı var mıdır? Cevâb: Caiz olmayan. Hadâık. Ahmed Uğur neşri. 840-843. sh. Mahmûd'dan itibaren yapılan bazı icraatlar dışında. Ayrıca vesikalık fotoğraflar gibi. Kantemir. 236-239. kaydını izhâr etse itiraz edilmez. Hürmet ve tazim maksadıyla suret bulunan odaya ise. meseleyi bütün yönleriyle halletmiş bulunmaktadır. sh.. daha ayrıntılı olarak konuyu izah etmektedir: "Edebi ve ilmî makalelerden istifade maksadıyla Resimli Kitap gibi resimli mecmuaları evlerimizde bulunduruyoruz. Aslında son naklettiğimiz fetva. Ancak bu hususun. Es'ad Efendi. Asrımızdaki bazı Mısır âlimleri ise. bir kısım İslâm Hukukçuları tarafından caiz görülmemiştir. Uzunçarşılı. sh.

II. Sultân II. Mühim olan tabloların tam resim olmamasıdır. resimle aynı tutulmamış ve İslâm hukukçularının caizdir dediği azaları tam belli olmayan gruba sokulmak istenmiştir. Bunun en acı misâli. Tarihçi Ahmed Lütfi. Padişah'ın hazırlanan portrelerinin resmî dairelere asılması olayıdır. Daha sonraları ise. kumaş gibi bir şeye nakşedilmiş ola. Abdülgani ve Derviş Bey. halkın tabiriyle alafrangaya ait herşeyi almak şeklindeki aşırılık neticesinde. "Sur Avrupa f Sultân S: Cemin k • »OSMANLI ¦ir olunan S konuyu I hale buta zararı jlm kapalı I olup ıılel-ıöak BİLİNMEYEN OSMANLI 97 bulunmayarak ve maalesef zamanın Şeyhülislâmı ve bazı âlimlerinden de fetva alınarak yapıldığı söylense de. tablo şeklinde tam resim bulunmamaktadır. Zira yukarıdaki fetvada bunu anlatan cümleler. Mahmûd vefat ettiğinde. eğer resim şeklinde ise. ta'abbüd manasını taşıyacak saygı ve tazim kasdı bulunmayarak ver yapıldığı söylense ( hükümlerin yorum ı mıştır. asılan resimleri indirilerek gizlenmiştir. halk nezdindeki itibarının gün geçtikçe azalmasında da. bütün azalan gösterecek şekilde yapılmamış ve böylece şerT sınırlar içinde kalınmaya çalışılmıştır. meseleyi yumuşatmak için. bu surette glrtr^ II. devleti tecdid eden bir insanın nam ve şanını gelecek nesillere anlatmak için sadece eski eserlerin korunması hikmeti esas alınarak. Selim-nâme'deki minyatürleriyle bilinen Nakkaş Şükrü. A Bediüzzsman I VVensInk. Feild ' (27 Muh Ünver. Mahmûd'un devrinde Avrupalılaşmak adı altında. Mahmûd'un Avrupalılaşma uğruna. hem şiddetle tenkit < bulunan eve ı ola. Bütün bu saydığımız san'atkârların eserleri. Nitekim Sultân II. En azından. Turşucu-zâde bu fetvasını şu hadise dayandırmıştır: "Resim bulunan eve melekler girmez. Fâtih'in Sinan Bey isminde bir nakkaşı. Mahmûd'un i nezdindeki itibarım». bu manada canlı resimlerin. Şemâil-i Osmaniye'yi kaleme alan Nakkaş Osman ve Surnâme'deki minyatürleri çizen Nakkaş Levnî. 46. kapalı kalmak ve asılmamak şartıyla. Osmanlı tarihi boyunca resim ve minyatürle meşgul olan çok sayıdaki san'atkârlardan bazılarıdır.| Efendi. V. Üçüncü olarak. Sultân Abdülaziz devrinde. Bunun en acıf bu şekilde tablo di'nin. konumuz açısından önemlidir. Yavuz'un İran Seferinden dönerken getirdiği Şah Mehmed. Son zarr gibi. yaptığı bütün güzel hizmetlere rağmen. hem Anadolu'daki ve hem de Arap alemindeki İslâm hukukçuları tarafından şiddetle tenkit edilmesidir. Minyatür ise. Her ne kadar. verilen fetvadaki ve yapılan resmî yorumlardaki izahlar. bu surette girer". bu ve benzeri zayıf fetvalarla amel etmesinin büyük etkisi bulunmaktadır. Fâtih I mudur vt ı bep olabülf s Çandarlı ı hizmetinde W müstakim kim şüphe yok ise dul " Elmalılı H Sıtkı Gülle. Meğer ki. saygı amaçlı olmamak kaydıyla bu şekilde tablolara fetva veren Şeyhülislâm Turşucu-zâde Ahmed Muhtar Efen-di'nin. Fâtih'in yaptığının İslama göre yasak olmadığı herkesçe bilinmektedir.ressâmiar vazifeli olarak girmişlerdir. eski san'at eserlerinin korunması ve hatıraların yâd edilmesi hikmetine dayanarak. Fâtih Sultân Mehmed'in de. zaten fetva verilmiştir. resim yaptırmak ve fotoğraf çekmek . Kitapta kalmak şartıyla. J ki gölgeli gölgeslzf cesed elbisesini ( deki fotoğraflar J der43. Bildiğimiz kadarıyla. İtalya'dan getirttiği Matteo Pasti ve Konstaniço ve 1479 yılında talep üzerine Venedik'ten gelen Jantil Bellini. İslâmî hükümlerin yorum sınırlarını aşmış ve zaten dindar halk tarafından da çirkin karşılanmıştır. zannediyoruz ki. resim ve suret elbise. c. putperf medeniyeti İse. azaları tam olsa da yapılması caizdir diyen âlimlerin fetvaları esas alınmıştır. Ayasofya içindeki melek suretlerini muhafaza ettiğini ve sadece üstünü sıva ile kapladığını söylese de.! etmesinin büyük ı Fâtih Sultân Mel» si hikmetine da1 ce üstünü sıva İleli herkesçe indirilerek gizle haline gelmiş ise( dığından fazla s Kanaatimize t lerdir.

Şehid Ali Paşa 1028. sh. sayı 145(1973).¦-. beşeri. putperestliği yasakladığı gibi. sn. putperestliğin bir nevi taklidi olan sûretperestliği de yasaklamaktadır.. Belleten. ya taş haline gelmiş bir zulüm (Lenin'in heykelleri gibi). Ali Paşa'nın devlet adamlığında şüphe yok ise de.. sh. II. Bu yüzden Fâtih Sultân Mehmed'in haklı olarak ona gücenmiş olması kuvvetle muhtemeldir. vrk. c. Son zamanlardaki sapmalar istisnalardır. Bediüzzaman Said Nursi. Süleymaniye kütp. c. idamından sonra. V.. 616-621.. Halil Paşa'nın teşvikiyle II.-¦. sh. Semavi. İstanbul 1997. Tarih-i Lütfi. 1-49. I-VIII. c. Yüzyıllarda Saray Sanatı ve Sanatçılarıyla Osmanlıların Avrupa Sanatları Bakımından Önemi.. Sıtkı Gülle. Ressam Nakşî. sayı: 26 (27 Muharrem 1327). Ünver. 32-38. sh. Haz. Halil Paşa'nın Rumlara taraftar olduğu ve rüşvet aldığı şeklindeki iddialar da. Ebüssuud Efendi. "Tasvir". Murad. İstanbul 1290-1328. muhasaranın kalkması yolunda Bizans devlet adamlarıyla işbirliğine dahi gitmiştir ve hatta Âşıkpaşa-zâde gibi bazı tarihçilere göre rüşvet bile almıştır. Ancak Zağanos Paşa gibi Halil Paşa'nın muhalifi olan devlet adamlarının devşirme olması ve Fâtih devrinden sonra devşirme devlet adamlarının Osmanlı Devleti'ne hâkim olması böyle bir dedikodunun ortaya çıkmasına sebep olmuştur. "Sultân Cem'in Portreleri Hakkında". İstanbul 1241. Semavi. sh. Molla Güranî ve vezir Zağanos Paşa ısrarla feth-i mübinin nasib olacağı ümidiyle İstanbul'un muhasara ve fethini teşvik ederken. XXXVII.. istikameti konusunda bazı dedikodular mevcuttur. defa Edirne'ye gelerek tekrar tahta geçmiştir. II. BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANU biri de Fâtih zamanında Vezir-i A'zam olan torun Halil Paşa'dır. XXXV. Halbuki gölgeli gölgesiz suretler. 93-95. İşte bütün bu sebepler bir araya gelince. İA. İstanbul 1949. Osmanlı âlimleri. 2) İstanbul'un fethi meşveretinde Akşemseddin. Alfabetik İslâm Hukuku ve Fıkıh Istılahları Kâmûsu I-V. Eyice. geçmişteki üç haçlı seferini bilen bir devlet adamı olarak ısrarla fethe karşı çıkmış ve muhasaranın kaldırılmaması halinde bütün Avrupa'nın asırlar boyunca Osmanlı düşmanı olacağını iddia etmiştir. Mehmed'i tahta geçirmesinden sonra tekrar Padişah olmasında rol oynayan devlet adamlarının başında Çandarlı Halil Paşa gelmektedir. Heinrich. "Kanunî Sultân Süleyman'ın Yeni Bir Portresi". 48-51. . sayı 127(1968). ya cesed elbisesini giymiş riya veyahut tecessüm etmiş bir hevesdir (müstehcen dergilerdeki fotoğraflar gibi) ki. Sebeplerini şöylece sıralamak mümkündür: 1) Bilindiği gibi. Uzunçarşılı. Halil Paşa. Murad'ın iki defa saltanattan çekilip oğlu II. A. Kanaatimize göre. Mahmûd zamanında olduğu gibi. V. İA. sevmeyenleri tarafından abartılmış ve Fâtih Sultân tarafından 1453'de idam edilmesine yol açmıştır. 398-399. Belleten. sh. Sırât-ı Müstakim. hevesi kamçılayıp teşvik e-der43. 213-215. VVensink. Osmanlı Tarihi. I. Avrupa medeniyeti ise. 46. 252-262. 50-52. Ayntâbî Münîb Efendi. Fâtih Sultân Mehmed'in Çandark Halil Paşa'yı idam ettirmesi doğru mudur ve sebebi nedir? Türk asıllı bir aileden gelmesi katlinde bir sebep olabilir mi? Çandarlı ailesi. Atasoy. zulme. Siyer-i Kebir Tercümesi. 355380. Süheyl. sayı 138(1971). riyaya ve hevâya. Sözler Yayınevi. Çandarlı Ali Paşa dışında. A. J. Hatta bizim bir türlü inana-madığımız. hepsinin de mazbut ve müstakim kimseler olduğunda tarihçiler müttefiktirler. Nurhan. Hayatı ve Eserleri... İstanbul 1327. "Suret". "16-18. c. sh. 416. sh. sh. Sözler. sh. e XXXII. Halil Paşa'nın Türk bir aileden gelmesinin veya benzeri iftiraların idamında rolü yoktur. resimleri kendi güzelliklerinden sayıp Kur'ân'a karşı çıkmaktadır.moda haline gelmiş ise de. . Zira Kur'ân. II. Eyice. İstanbul'un fethinden sonra. -. c. II. Çandarlı ailesinden 43 Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır. dua ve resmi törenle aşılmadığından fazla sıkıntı meydana getirmemiştir. II. Önemle ifade edelim ki. sert sınırları geçen resimleri kabul etmemişlerdir. 1453'de İstanbul feth edildikten sonra önce zindana konulmuş ve 40 gün kadar sonra da idam edilmiştir. 274/b. ama yerli ve yabancı tarihçilerden bazısının ifade ettikleri gibi. Belleten. Glück. Ahmed Lütfi.¦-. Böyle olsaydı. c. ilk Çandarlı olan Halil Hayreddin Paşa'dan beri Osmanlı Devleti'nin hizmetinde bulunan şerefli bir ailedir. Fetâvâ. c.

Aydın. Akşemseddin ve Molla Gürani gibi maneviyat erlerinin fethi müjdelemeleri ve Fâtih'i teşvik etmeleri üzerine. İstanbul'un fetil | olmadığını ı inektedir? İstanbul'un fethi s yerli ve yabancı kaynı yin Osmanlı kontrol etmişler ve j karşı yapılan blrr lerde ormanlık < farklı görüşler buluı İstanbul'un I görüldü.. sh. İstanbul 1333. Osmanlı ordusu 29 Mayıs Salı günü sabaha karşı Edirnekapı ile Topkapı arasında umumi bir hücum başlatmışlardır. Ankara 1988. Es'ad Efendi. Nitekim beraberindeki 30 kişiden. Osmanlı Tarihi.. Hazırlık 21-22 Nisan i vaşta hazır olan i dırlar46. Âli. Çandarlı Vezir Ailesi. Bazı iftiralar için bkz. sh. vrk... II. maiyyetindeki 30 askerle beraber.Kazaskerliği Vezirliği ve Kumandanlığı". Önemli olan böyle bir olayın yaşanmasıdır. 47. Paul. 48. I. İstanbul'un fethi sırasında gemilerin karadan yürütüldüğünün doğru olmadığını söyleyenler var.. Mitler ve Gerçekler. f tahta ında me'ye «ona lîağaGiustiniani'nin yaralanıp cepheyi terketmesi.. n Kemalpasad* Ş Clot. XXIII. 18'inin şehid olduğu gelen nakiller arasındadır45. Bunun efsane olduğunu söyleyenler. Cemil.. İbn-i Kemal.Tahsili-Kadılığı.. 48. c. İsmail Hakkı. bizzat Bizans ve batı tarihçileri Dukas. İsmail Hakkı. 568. bu idamı Fâtih'in bir hatası olarak kabul ederler44..-. I: Conqueror. Fâtih ve Fetih. Osmanlı bayrağını surlara dikmişlerdir. Hatta Bizans . Buarada önemli olan. c. ..Süleyman Çelebi adındaki oğlu Kazaskerliğe ve bir diğer oğlu İbrahim Çelebi de Fâtih zamanında Edirne kadılığına ve II.: c. sh. . 558-560. M. Belleten. Tarihçinin yakın tanıdığı Halil Paşa'ya özel bir husumeti olduğunu düşünmek mümkündür. c. İsmini tam vermemeleri veya yanlış vermeleri önemli değildir.. "Çandarlı (Cendereli) Kara Halil Hayreddin Paşa. Clot. gerçekten de kendilerinden sonra gelenlerin ulaşamayacağı önemli özelliklerdi. VII. Uzunçarşılı. Bazı tarihçiler. Ahbâr. c.. . 156/a. . sh.. Fâtih. Wittek. Dukas da olayı doğrulamaktadır. P 46 Kem Kritovulos. sh. 145.. Çandarlı ailesinin hem ilmiyeden gelmeleri ve hem de öz be öz Türk olmaları. Defter. Françis ve Got'un beyanlarını da inkâr edememektedirler..-.„¦ Giustiniani'nin yaralanıp ( Fâtih'den dördüncü saf C sıyla birlikte Ulubatlı maiyyetindeki 30 askerle| Buarada önemli olan. 141-142. Ulubatlı Hasan olayı bir efsane midir? Hayır değildir. 193. . Aksun... Erdoğan. atılan ok ve ateşlerle. V. Mitler»! uzatmamak 0tf HANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 99 tu! feth mistir. Uzunçarşılı. Künh'ül-Ahbâr.. * Ducas. Savunmanın temel direği olan Venedikli General 44 Âşıkpaşa-zâde. nakiller arasındadır45. Zira Hal luşmasına mani tefi I Burası Tophane ı güney batıya dönüpJ Perapalas yanındtıtj Tophane'den dört y şa'ya kadar da i maktadır.. Solakzâde. Müslüman askerleri heyecana getirmesi ve Fatih'den dördüncü saf Osmanlı askerinin de Topkapı surlarına tırmanması emrini almasıyla birlikte Ulubatlı Hasan isimli küçük rütbeli ve genç bir asker veya subay. Tarihçi Françes bu konuda ayrıntılı bilgi verdiği gibi. 457-477. 58-60. Mehmed. 47! Fetih. 58-59 ve diğer yerler. Menşe'i. sh. Tarih. 63-65. I. "Ankara Bozgunundan İstanbul'un Zaptına (1402-1455)". olayın yani bir Müslüman askerin sancağı surlara dikmesidir ve bu konuda dost düşman bütün tarihçiler ittifak halindedirler. nr. 9-11.! ve bu konuda dost dit konuda ayrıntılı bilgi ı meleri veya yanlış ve Nitekim beraberindeki.. Osmanlı Tarihi. Çandarlı Halil Paşa Niçin Öldürüldü?. sh. I.. Uzunçarşılı.. 90. sayı 91(1959). Bu iddialar hakkında kaynaklar ne söylemektedir? IPaİstanbul'un fethi sırasında gemilerin karadan yürütülmesi hadisesi. sh. Fâtih. 1 Fetihname. Bâyezid zamanında da Vezir-i A'zamlığa kadar yükselemezlerdi. 2162. hemen hemen yerli ve yabancı kaynakların ittifakı ile sabit bir olaydır. Tevârih-i Âl-i Osman.

217/a. sh. Yapılan ölçümlerde. 63-65. sh. 66. sh. İstanbul'un fethedilmesi için bazı gemilerin Halic'e indirilmesinin zaruret olduğu görüldü. Yani. 253-254. Mahrûse-i İstanbul Fetihnamesi. 138-139. Peygamber'in övdüğü bir devlet adamına. belli çevrelerin kasıtlı yayınları olarak değerlendirilmelidir. Erdoğan. Yıldırım Bâyezid ile ilgili iddialara cevap verirken ö-zetledik. içki içenlere uygulanacak ta'zîr cezalarını düzenleyen Fâtih'e ait bir kanun hükmü aynen şöyledir: "ıs. I. Türk-Bizans Tarihi. Süleymaniye Kütp. Clot. Şerafettin Turan neşri. Tâcîzâde Ca'fer Çelebi. Kritobulos d'Imbros. c. hadd cezası uygulanması için gerekli-şartları oluşmadığı zamanlarda. Şehit Ali Paşa. II. Tophane'den dört yol ağzına 980 adım ve buradan Tepebaşı'na kadar 240 ve Kasımpaşa'ya kadar da 906 adım ki. c.. nr. nr. Yılmaz. Clot. Bucarest. History of Mehmed the Conqueror.-*¦¦¦ >¦¦¦ 100 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 49. Mesela. Aksun. herhalde zincirleri kırıp geçtiler diye zincirleri kontrol etmişler ve gördükleri manzara karşısında hayrete düşmüşlerdir. c. sh. 52-55. 2) Elimizdeki Fâtih dönemine dair İslâm Hukuku kaynakları. sh. Tarih-i Feth-i Kostantınıyye. güzergâhı ve karadan yürütülen gemilerin sayılarında farklı görüşler bulunmaktadır. Fâtih ve Fetih. Karşı görüş için bkz. Türk veya şehirlü olsa. Ancak uzatmamak için bu kadarla yetiniyoruz. c. . 86 vd. bunların uygulama örnekleri olan şer'iye sicilleri ve en önemlisi de Fâtih'in tasdikinden geçerek yürürlüğe giren Fâtih Kanunnâmesindeki hükümler. 52 vd.. 299-303. Osmanlı Tarihi. Sadece ve sadece.askerleri. 6. sh. bu manada iftira ve isnâdları hiç bir delile dayanmadan yapmak ise. c. Dukas. Mitler ve Gerçekler. Zira Halic'e gerilen zincir Hasköy ile Ayvansaray'da bulunan iki ordunun buluşmasına mani teşkil ediyordu. Osmanlı Tarihi. Hemen hemen bütün kaynaklar burada zikredilebilir. Bu konuda neler söylenebilir? Bu konudaki ayrıntılı bilgiyi. I. Princeton 1964. 15. biraz sonra değerli bir divan edebiyatçımızın değerlendirmelerinden iktibasda bulunacağımız satırlarda görüleceği gibi. Hazırlıklar tamamlandı. 271. Künh'ül-Ahbâr. 2720/14. I. İstanbul'un fethinden dolayı gururları incinen bazı Batılı tarihçilerin. kadı ta'zir ura. Tarih VII. Aksun. Kritovulos. Osmanlı Tarihi. Uzunçarşılı. Fâtih ve Fetih. Tarlh-i Sultân Mehmed Hân-ı Sânî. özellikle Fâtih'in Kazaskeri olan Molla Hüsrev'in Dürer ve Gurer adlı Osmanlı Devleti'nin yarı resmî kanun kitabı. V. M. c. 9-11. Fâtih'in içki içtiğine dair yazılı belge sayılabilecek bir bilgi bulunmamaktadır. vrk. toplam 2156 adımdır ve bu da yaklaşık 3 mil kadar tutmaktadır. Tophane'den ayrılan 50 ila 70 adet arasındaki gemi. bir . hiç bir güvenilir kaynakta yeri yoktur ve Hz. Âli. Erdoğan. 141-142. sh. kendilerine göre yorumlan vardır. 45 Kemalpaşazâde. Osmanlı Tarihi. 21-22 Nisan gecesinde Kasımpaşa'ya kadar indirildi. 64/a. Bu olayın doğruluğunu. sh. Belgelerle Osmanlı Tarihi. Süleymaniye Kütp. 46 Kemalpaşazâde. 479482. Solakzâde. 487-488. hem savaşta hazır olan Bizans tarihçileri ve hem de Osmanlı tarihçileri ittifakla açıklamaktadırlar46. I. Bölüm'dekl basit İddialar. Aydın. Önce gemilerin karadan çekileceği yer tesbit edildi. İki ağaca bir akçe cürm alına". sh. 4205. Ducas. Fâtih'le alakalı iddiaların ise. TOEM İlavesi. sabahleyin Osmanlı gemilerini Haliç'te görünce. Ancak sabaha karşı yapılan bir harp planı olması hasebiyle ve de gemilerin geçirildiği bölgenin o günlerde ormanlık olması sebebiyle. vrk. 1958. İstanbul 1328. Mitler ve Gerçekler. sh. Karşı görüş için bkz. Fâtih. sh. İstoria Turca-bizantina (Türk-Bizans Tarihi). açıkça içkiyi yasaklamakta ve bu suçu işleyene uygulanacak cezaları düzenlemektedir. sh. Fâtih. 196. Fâtih. Eğer biregû hamr içse. Uzunçarşılı. Burası Tophane önündeki sahilden başlayarak Boğazkesen'den geçiyor ve buradan güney batıya dönüp sırtları aşarak Löbon Pastahanesi tarafına çıkıyor ve tepeyi aşarak Perapalas yanından Kasımpaşa'ya yani Haliç sahiline çekiliyordu. Fâtih'in içki içtiği ve bunu teşvik eder mahiyette şiirler yazdığı iddia edilmektedir. Aydın. Fâtih'in şiirlerinde geçen bazı tabirleri. 1331. Bu yayınlara karşı söylenmesi gerekenler şunlardır: 1) Elimizde mevcut olan Osmanlı tarihlerinin hiç birinde ve buna ilaveten Bizans tarihçilerinin hiç bir eserinde. I.

Fâtih'in içki içtiğini değil. bu şiirlere bakarak Fâtih'e böyle bir iftirada bulunmamıştır. #i diyecektir. Hatta Fâtih Sultân Mehmed'in bile bu konuda namuslu davranmadığı ileri sürülmektedir. 50. Fâtih yazdığı gazellerde kullandığı şarab ve benzeri kelimelere. gazelinde bu tabirleri kullanacaktır. içki içenleri cezalandırdığını anlatmaktadır. Topkapı ray'da çalışan it başkanlığı personelin* kullanılır. Ancak bunların divan edebiyatında kendine mahsus manaları vardır. Divan şiirinin manzumeleri içinde özellikle gazel tarzının konulan daima bellidir: tabî'at. Bu İSİzans |: bilgi mızın |Siirle-itarihm KaItaıun ana^ Eğer Isça Hım BİLİNMEYEN OSMANLI 101 diyecektir. Kısaca elimizdeki bütün arşiv vesikaları. Onun şarabı Mevlânâ'nın. hadd-i şirb olarak vurulacak olan 80 sopanın yanında para cezası alınması emr olunmaktadır veya sopa cezası uygulanmadığı takdirde para cezası uygulanacaktır. İddia sampie-şahların v> olan erkek ¦ zihinleri iyice M iddiasına ce. kadın ve benzeri tabirler. bir gün lâle-zâr elden gider Çü erer fasl-ı hazân bâğ u bahar elden gider. Allah. Bazı Rum tarihçilerinin de bu manada bir kısım isnadları bulunmaktadır. Ancak bu tabirler. Şimdi iddia al lim'in kızı Fatma ledilen cimrin da bun. Bir divan şairinin. Aşk ve sevgiliden kasıt. Müslüman (Türk Müslüman manasına kullanılmaktadır) ve şehirlü olsa. Onun şarafc sinde demlenmekted> 50. 500 yıl boyunca.kişi içki içse. Divan edebiyatını bilenlerin hiçbiri. Mesela. şiirinde şarabdan bahsetmesi san'atın ve zarafetin gereğidir ve manası da bizim bildiğimiz içki değildir. İç oğlan kavramı kullanılarak bazı Osmanlı Padişahlarının cinsî sapık ve oğlancı oldukları iddia edilmektedir. aşk. Bu meselenin aslı ve esası nedir? . bir gün gelip de bir takım araştırma ve ilim özürlü insanların bu kelimelere gayr-i meşru manaları yükleyeceklerini tahmin dahi edemezdi. İç oğlan ki çarpıtmalara öı Bir kısım meşru mün. Fâtih yazdığı gaz< mecazî mana ve ma/' özürlü insanların bu * edemezdi. tç oğlan kavramı! ve oğlancı olı bile bu konuda ı tarihçilerinin meselenin aılı WI Batılı bir kısım I Padişahlarının gayr-ı leri tarafından uzun İçoğlan. Merak inceleyebilirler. ince remizler ve mecazî mana ve mazmunlar yüklerken. divan edebiyatımızdaki mecaz ve istiare gibi kurallar çerçevesinde söylenmiştir ve bunların özel manaları mevcuttur. ir delile İr. onu ayyaş gösterme gayretinde olanlar vardır.r -ı Ziyar ' lOSMANLI h iddia ren o-İve Hz. Peygamberi ve onun dostlarıdır. şarab. Fâtih'in şiirlerinden yola çıkarak. 3) Fâtih'in şiirlerindeki bazı ifadelere gelince. Sâkıyâ mey sun ki. elbette ki şiirini bu mazmunlar üzerinde kuracaktır. Bir Şeyhülislâm mesela Şeyhülislâm Yahya Efendi de gazel yazacaksa. Hacı Bektaş Veli'nin ve Hacı Bayram Veli'nin kâsesinde demlenmektedir ve ilahî aşkın mest eden şarâbıdır47.. şöylece özetlemek mümkündür: Fetih kutlamalarına rastlayan günlerde. durduklarını ve dahi örttürdükl nı utanmadan Meme: saçmadır. bu konuyu. Ancak Fâtih'in Avnî mahlasıyla şiirler yazdığı doğrudur ve o şiirlerde kadından ve şaraptan da bahsetmiştir. İşte gazel yazacak kadar divan şiirine vâkıf olan Fâtih.

bir kısım Osmanlı Padişahlarının gayr-ı meşru' ilişkiler içine girdiklerini iddia etmişler ve Osmanlı Tarihçileri tarafından uzun uzadıya incelenen iç oğlan meselesini dillerine dolamışlardır. 193 vd. Aydın. İsen. Ankara 1946: Saffet Sıdkı. Elin oğlanların zulüm ile atasından ve anasından alur. Ancak bu mektubun XV. Evrâk-ı Perişan (Namık Kemal'in Tarihi Biyografileri). Osmanlı Padişahları tarafından da benimsenen bu Kitap'taki öğütlerden kadınlarla cinsî münâsebetle ilgili olanlarından birisi şudur: "ve yaz olunca avretlere meylet. Bir kişiye düştüm ki. bazı Osmanlı Padişahlarının ise tamamen erkek düşkünü olduklarını utanmadan kaleme almaktadırlar. Bu konudaki çarpıtmalar için bkz. burada kısaca cevap vermek ve çarpıtmalara örnek olarak okuyucuların da nazarlarına takdim etmek icabedecektir. Osmanlı Hareminde bütün çarpık ilişkilerin yanında Padişahların ve Enderûn halkının erkeklerle ve hem de iç oğlan denilen Saray Hizmetlisi olan erkeklerle çarpık ilişkileri vardı. kışın iki soğuk bir araya gelirse teni kurutur". İddiacılara göre. İstanbul 1944. Mitler ve Gerçekler. IV. Cinsel. neşreden: İskender Pala.Batılı bir kısım tarihçiler ve günümüzdeki bazı kitap yazarları. İddialarını isbat için getirdikleri önemli bir delil şu: Ziyar Oğullarından Emîr Keykavus tarafından 475/1082 tarihinde oğlu için Nasi47 Namık Kemal. Padişahların Enderun denilen İç Saray'da kendileriyle gayr-i meşru münâsebette bulundukları iç oğlanları denilen genç ve güzel delikanlıları bulundurduklarını ve hatta bunları başkalarından kıskandıklarından dolayı bazılarının yüzlerini dahi örttürdüklerini. Ayrıca Yeniçeri Ocağında da bir gurup için bu tabir kullanılır. . yüzyıl yani Fâtih'in babası II. Dirliğim yoktur. Ankara 1989. Osmanlı beylerinin erkekler ile ilişki kurduklarını isbat etmektedir. Şimdi iddia sahiplerinin delil olmak üzere Kâbusnâme'den ve Yavuz Sultân Selim'in kızı Fatma Sultân'a ait kocası Mustafa Paşa'd an yakındığı bir mektuptan nakledilen cümleleri ve bunları nasıl çarpıttıklarını gözler önüne sererek. hemen işi gücü oğlanlar derdinedir". Kemal Edip. âyetleri vermesi çok manidardır. lügatlerden anlıyoruz. Tarih ve Medeniyet Dergisi. enderûn personeline veya diğer bir ifadeyle Devlet başkanlığı personeline denmektedir. Erdoğan. "Osmanlı Hanedanının Şairliği ve Fâtih". Çünkü oğlan teni sıcaktır. Fatma Sultân'ın bir mektubundan aldıkları şu cümleyle iddialarını isbât etmeye kalkışırlar. "Bâtılı tasvir. Mustafa. sh. İçoğlan. Cümle şudur: "Benim Devietlü Sultân Babam. Kâbûsnâme'nin XIV. yüzyıla ait olduğunu kendileri de kabul etmektedirler. Fâtih Divanı. Murad zamanında Mercimek Ahmed tarafından yapılan tercüme olduğunu ve o zamanki ifadeler kullanıldığını kendileri de kabul etmektedirler. İddiaya göre. Daha da ileri giderek. 8-10. Murad bunlardan biriydi. bu işin Osmanlı damadlarına kadar uzandığını ve hatta Yavuz'un kızı Fatma Sultân'ın bu yüzden ilk kocası Antalya Sancak Beği Mustafa Paşa'dan şikâyet ettiğini iddia etmektedirler. yazın iki sıcak bir araya gelirse sağlığa zarar verir. konuyla ilgili çarpıtmaların başına bir yazarın "Çünkü siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşmaktasınız" mealindeki ayeti koyması ve dipnotta da 80-84. Merak edenler. sayı 40 (1997). kışın oğlanlara ki. safi zihinleri iyice tadlîl edeceğinden yani sapıtacağından". O asırda oğlan kelimenin manasının genç kız ve erkek demek olduğunu ise. Fâtih'in Şiirleri. İddiacılara göre. Bir kısım yazarlar. başta IV. 102 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANU hat-nâme tarzında telif edilen Kâbûs-nâme adlı bir kitabdan alınan bir iftiradır. Fâtih ve Fetih. Ve avret teni soğuktur. beni bir kelb (köpek) hesabına saymaz. sh. bu Cümleler. sağlık ve esenlik içinde olasın. İsmail Hakkı Uzunçarşılı'nın Kapu Kulu Ocakları Kitabını inceleyebilirler.İddia sahiplerine göre. 99-114. İç oğlan kelimesini rezil hallere yorumlayanlara. diğer çarpıtmaların da bunlar gibi olduğunu okuyucuya anlatmak istiyoruz: . Bu arada şunu da ifade edelim ki. bazı Osmanlı Padişahlarının yazları kadınlarla ve kışları da erkeklerle beraber oldukları nakledilmektedir. biz tasvir yerine bunların iddiasına cevap vermek istiyoruz. Murad olmak üzere. Topkapı sarayını teşkil eden üç kısımdan birisi olan Enderun'da yani İç Saray'da çalışan devşirme görevlilere. Ayrıca Kâbûsnâme ile ilgili iddialar da bunun gibi saçmadır.

Buna delil çok ise de. "Evienün şunun bigi avretler ile kim. Tesbitlerimizi teyid eden bir husus da. misafiri kaldırıp yola çarpmak değil. «Sil. Erzurumlular. V Yani I da genç kadın sıcaktır. Gerçekten de siz aşırılıklar ve günahlar içine giren bir milletsiniz". oğlan doğurgan ola. erkeklerle i olmamak t Fatma i ğini yazı beni biri dan alur. asırlarda ı için kullanılmaktadır^ karşılığı bulunan < genç demektir. Kâbus-nâme'yi tercüme eden mütercim ile Yüz Hadis Tercümesini yapan mütercimin aynı asırda yani Fâtih Sultân Mehmed'in babası II. Ancak kelime oyunlarıyla tarihi ve İslâmiyeti kötülemek istiyenlere. erden kaçmu t çokluğu İle fahrlanurun kaçmayan hanımlar Tesbitlerimizi tey Yüz Hadis Tercümesini) bası II.Iddia-ıtaı katet. ikinci manası ise. yine erkek olsun kız olsun "genç" demektir. Bu kelimenin sırf erkek cinsini karşılamaya başlaması. taklar ini Buna delil çok ise de. bile koyrc olduğunu İl ¦OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 103 r. Hz. Bilindiği gibi. Hz. bunun manası da senin kölen olayım değil. Temel kaynaklardan anladığımıza göre. Azeriler. sana nasıl yardımcı olabilirim manasına olduğu açıktır. erden kaçmaz ola. Nakledilen âyet meali ile konunun hiç bir münâsebet ve alakası olmadığı açıkça görülmektedir. Yani "çocuk doğuran ve erkeğinden kaçmayan hanımlarla evlenin". uğurlamak manası anlaşılmalıdır.! rak. yüzyılda yani Kâbusnâme'nin Türkçe'ye tercüme edildiği asırda kaleme alınan Yüz Hadis Tercüme-sindeki şu ifadedir: "Bu kez Resul Hazreti cevâb verdi. Do. filolojik I tarihi ve İslâmiyet! I de bulunmamaktadır. her zamanın bir lehçesi ve konuşma ağzı vardır. kışın ssağlı-3 göre. ben ümmetimin çokluğu ile fahrlanurum yarın kıyamet gününde". en güzel delil.vâta > "Siz. Zaten Tarama Sözlüğü başta olmak üzere.Şimdi gelelim meselenin izahına: Önce bir konunun izahı gerekiyor: Kur'ân'dan nakledilen âyet. cins ayırt etmeksizin "çocuk". Erzurum'lu Mustafa Darir'in XIV. buyurdı kim. herhalde bundan. Lut'un livâta günahını işleyen kendi milletine söylediği bir sözün parçasıdır. sizden evvelki insanların işlemediği bir fuhşu ve büyük günahı mı işliyeceksiniz? Çünkü siz. elbette ki . asır Türkçe metinlerde oğlan kelimesinin manası. ejjeri ve XV. bugün kullanılan manadan önemli derecede farklıdır. Murad zamanında yaşamış olmalarıdır. ! kışları İFâloMyğupzann fc. yazılij teni soğuktur. kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşmaktasınız. "Kulluğun edeyim" demektedirler. en| Kâbûsnâme'nin Türkçü sindeki şu ifadedir: "I avretler ile kim. "Misafiri yola vurmak" tabirini kullanırlar. bundan sonraki devirlerde söz konusudur. Yani kelimeler farklı zamanlarda farklı manalarda kullanılmaktadır. Kur'ân. Lut'un bu sözlerinden sonra kavminin kendisini memleketten çıkarmak üzere harekete geçtiklerini ve ancak Yüce Allah'ın böylesine aşırılığa giderek livâta suçunu işleyen Lut Kavmini şiddetli bir azapla azaplandırdığını beyân buyurmaktadır. dedikodulara önemi yatının İç Yüzü adlıl dir. Tamamı şöyledir: "siz. ve XV. filolojik kaynaklar da bu dediklerimizi doğrulamaktadır. Bu girişten s anlaşılmaktadır: Kâbus-nâme. Zira XIV. İşte hem Kâbusname'de ve hem de Fatma Sultân'ın Mektubunda geçen oğlan kelimesinin de manası çarpıtılmaktadır. bu asırlarda "oğlan" kelimesinin iki temel manası vardır: "oğlan" kelimesinin birinci manası. Gelelim ikinci hususa. t Her konuda âyet ve* rek evladına Kâbûsnâme'nin i Kötüsü) hakkın birden fazla I yaz olıcak avn yazın iki ısı kurudur. ümmetim çok ola kim. Murad zaır üzere. Ayrıca şu cümle <St 1 südün emzireler.

Buradaki tavsiyelerden biri de. bunları Saraydakilerden ayırmak için Sadi adı verilmektedir. aslında bunlara iç oğlanı dense de. birden fazla hanımı bulunan ve cariyeleri de var olan oğluna yaptığı şu tavsiyedir: "ve yaz olıcak avretlere meylet ve kışın oğlanlara. hemen işi gücü oğlanlar derdinedir". yazın iki sıcak bir araya gelirse sağlığa zarar verir. Ancak söz konusu mektubun manasını anlamıyanlar. Doğuştan gençlik dönemine kadarki safha". bir kısım ifadeleri kendilerine göre yorumlamaya kalkışmışlardır48. iç oğlan kelimesini tarif etmek gerekmektedir. Bu cümlelerle kendisini bir köpek yerine bile koymadığını. Sultânlar ile evli iken başka kadınlar ile evlenmeleri dahi fiilen yasaklanmıştır. 51. asırlarda oğlan tabiri genç kız ve erkekler için ve avrat tabiri ise yaşlı kadınlar için kullanılmaktadır. Vesselam". yazın iki ıssı bir yere gelse teni azıdur ve avret teni sovuktur. O halde iç oğlanı. kışın iki sovuk bir yere gelse teni kurudur.diyebileceğimiz fazla bir şey yine de bulunmamaktadır. ahlakî bir konu olan Karı-Koca Münâsebeti (Cimâ'ın İyisi ve Kötüsü) hakkındaki tavsiyeleri ihtiva eylemektedir. Bir kişiye düştüm ki. Bunlara Saray Acemi Oğlanları veya Celeb de denmektedir. Fatma Sultân da. Nitekim Kâbusnâme'nin asıl dili olan Farsça'daki oğlan kelimesinin karşılığı bulunan gulam kelimesinin de manası böyle zikredilmiştir: "Gulâm. ten-dürüst olasın. Bu iddiaları ileri süren yazarlar da biliyor ki. O halde XIV. Elin oğlanların zulüm ile atasından ve anasından alur. kız doğurmuş avrat südün emzireler. biraz evvel de belirttiğimiz gibi. sağlık ve esenlik içinde olasın. Şimdi bu manayı çarpıtarak. Topkapı. Enderun Mektebinde yetişmektedirler. ilimden ve dilden haberdar olmamak demektir. Belki Enderun denilen İç Saray'da istihdam edilmek üzere seçilen devşirmelere de denmektedir. Ve genç olmayan kadının teni soğuktur. kocasının. Osmanlı tarihinde. eğer er ise er oğlan doğurmuş avrat südün emzireler". Bu girişten sonra Kâbûsnâme'deki ve Fatma Sultân mektubundaki ifadeler daha iyi anlaşılmaktadır: Kâbus-nâme. bir Nasihat-nâme mahiyetindedir. Yani Enderun aynı zamanda . Her konuda âyet ve hadislerle veya eski devlet büyüklerinin ahlakî esaslarıyla süsleyerek evladına nasihatta bulunan bir devlet adamının nasihatları durumundadır. genç cariyelerle beraber olup kendisine iltifat etmediğini yazmaktadır. bırakınız bir Osmanlı damadının çarpık ilişki kurmasını. Enderun denilen İç Saray'da çalışan özenle ve dikkatle seçilmiş saray görevlilerine denmektedir. İçoğlanı. İşte Kâbusnâme'nin 15. Kitabı. İç oğlan denmesi. Zira ki. oğlan teni ıssıdur. Çocuk ve genç demektir. erkeklerle beraber olmayı tavsiye manasını çıkarmak. Dirliğim yoktur. yazın kısmen yaşlı kadınlarla ve kışın da genç kadınlarla beraber ol ki. anasından babasından zorla câriye diye aldığı genç kadınlarla beraber olduğunu babası olan Osmanlı Padişahına şikâyet etmektedir. Genç cariyeler ile beraber 104 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI olmak demek olan "işi gücü oğlanlar derdinde olmak" manası nerede? Erkeklerle beraber olmak manası nerede?. Bizi asıl üzen husus ise. Osmanlı Devlet teşkilatındaki iç oğlan müessesesini kısaca anlatır mısınız? Evvelâ. illa da kötü niyetle seçilmiş genç çocuk manasına gelmez. beni bir kelb (Köpek) hesabına saymaz. ve XV. Çünkü genç kadının teni sıcaktır. Oğlan kelimesi. bir terimdir. kışın iki soğuk bir araya gelirse teni kurutur. İç Saray'da istihdam edilmelerinden kaynaklanmaktadır. Ayrıca burada istihdam edilecek devşirmeler. Uluçay gibi bir araştırmacının da aynı dedikodulara önem vermesidir ve hatta Harem II Kitabında yalanladığını Harem Hayatının İç Yüzü adlı eserde doğrulama veya sadece nakilde bulunma yoluna girmesidir. Yani birden fazla kadınların olması halinde. ta ki. Ayrıca şu cümle de bu konuda açıktır: "Eğer oğlan kızsa. "Benim Devletlü Sultân Babam. Bir de Yeniçeri Ocağının acemileri vardır. O zaman. Galata. Konuyu Sultânların evlenmeleri bahsinde ele alacağız. İbrahim Paşa ve Edirne Saraylarında yetiştirilen ve zamanla muhtelif devlet hizmetlerine çıkan devşirmeler olarak tarif edilmektedir.

pıdı ve15 genç t üzere ¦ûn o bir k çok denilen İç Saray'da çalışacak iç oğlan denilen personel. Oğlan kelimesi İle ilgili ayrıntılı bilgi için bkz. 167 vd. Topkapı Sarayı Müzesi kütp. Hazâin'üs-Sa'âdât. 2923-2926. genç ve bıyığı bitmemiş çocuklarla. Âyet. Padişahların gayr-i meşru arzularını tatmin için değildir. Ferheng-i Nizâm. nr. c. yalancı ve hâin insanlar olmamalıydı. bu konuda uzman olan kişilerce seçilmekteydi.devlet adamı yetiştiren bir fakülte durumundadır. sn. 2923-2926. III. 345. ayağının. Belki İç Saray yani Osmanlı Devleti'nin en geniş sınırlara ulaştığı dönemlerde toprak alanı 24 milyon km2yi bulan bu muhteşem devletin Devlet Başkanlığı sarayı demek olan bu mahalde çalışacak personel dikkatle seçilmeliydi. sh. İşte bütün bu özelliklere sahip devşirmeleri iç oğlanı adıyla tesbit edebilmek için bugün Kriminoloji veya benzeri ilimlerin yerine Osmanlı döneminde de İlm-i Sîmâ veya İlm-i Kıyafet denilen bir ilim dalı vardı. 336 vd. V. Padlf mekân değildir. Duman. Enderun yani İç Saray'da çalışmak üzere yetiştirilen İç Oğlanlarının yakışıklı olması. 80-84. A'râf. Musa. toplumdaki ı toplumu1 rın Padiş lere ayın ğunu. Gerçekten İslâm hukukunda bir hüküm vardır: "Genç bir hoca veya terbiyeci. Ancak bu Padl} serî bir hükmün I vardır: "Gençbirli zira nefis İnsanı I Bu tür gençler* ı Osmanlı Padişahİ! ile örtmelerini < bu hassasiyet ı mamen ı Dördüncü ı hizmetleri görnr Has Oda. eli ayağı düzgün olmalı. bu konudaki şer'î bir hükmün tatbikinden ileri gelmektedir. aslında bu iftiraları kitaplarına alanlar da bilirler. Padişah açısından değil. Gılmân veya İç oğlan denilmesinin bir sebebi de. Bunu. 24/B-25/A. fazla yalnız kalmasın. Nitekim buradan yetişen devlet adamları arasından pek çok beylerbeyiler ve sancakbeğleri çıkmıştır. Aga Seyyld Muhammed Ali. Ancak bu Padişahın onları başkalarından kıskanmalarından dolayı değil. Türk Dil Kurumu Yay. 557. bir insanın ahlaki yapısı az çok tesbit edilmekteydi. burada bugünkü gibi kadın personel çalıştırılmamasındandır.. gözünün ve kulağının özelliklerine göre. Oğlan Kelimesi ve Gençlik Kavramı Üzerine. Türkiyat Mecmuası. Kâbûs-nâme. 112-113.. Osmanlı'da Harem isimli eserimizde ayrıntılı olarak anlattık. Mevâld'ün-Nefâls Fî Kavâ'id'il-Mecâlis. Tarama Bözlüğü I-VIII. zira nefis . Gerçekten İç Saray'da çalışacak personel. (neşr. Ahmed. III. Âlî. sır tutmalı. V. sh. sayı XX. kendi aralarında muhtemel bir gayr-i meşru durumdan sakınmak için çok dikkat çekenlerin yüzlerine peçe örtmesinin emredilmesi doğru olabilir. ı kadın personel ayrıntılı olarak an Üçüncü Ola bebiyle. Şer'iye Bölümü. 10/B. vrk. İç Saray'da çalışan iç oğlanları yakışıklı gençlerden oluşması sebebiyle. Elinin. Ali Emirî. Padişah e sakınmak için çok < lir. Yüz Hadis Tercümesi. vrk. ı kızı İle] BİLİNMEYEN OSMANLI îtis trle beraın çarpık syasak-ı konusu ulamaya H kısaca i denilen I Osmanlı Ismanla n Saray Kvardır. bazı yabancı seyyahların ve bir kısım İslâm düşmanı tarihçilerin anlattıkları gibi. Ankara 1997. Bugün bile başbakanlık ile cumhurbaşkanlığı Köşkünde çalışan personel ile normal bir devlet dairesinde çalışan personelin aynı özelliklere sahip olmadığını. İkinci olarak. İşte Enderun 48 Kur'ân. Üçüncü Olarak. I memek mümkün ( 4 Gerçek Has| personel me tarafından genlf ka-ı Sa'âdetvet de Hırka-ı Sa'ft larla donatr görmek yani i Özellikle I Erico'nun meşinden dolayı i dir ve hiç biri Bütün bu t ların durumunu I Mustafa / lerle ilgili ve bunun ı ve hatta! yazar. Mehmed Şeker). 1287/1.. 737. Tarama Sözlüğü. Millet Kütüphanesi. denilen İç Saray'd«| seçilmekteydi. Eşref bin Mehmed. nr. c. Haydarabad 1934. sh. c. sh. 365. Mustafa Darir bin Yusuf. Emir Keykavus.

Osmanlı devlet adamlarını ve hatta Şeyhülislâm ve kazaskerlerini bile. toplumdaki grupları sayarken gayet açık beyan eylemektedir. İslâm Hukukuna göre. Has Oda'da Hır-ka-ı Sa'âdet ve diğer mukaddes emânetler bulunmaktadır. Gelibolulu Mustafa Âlî'nin tıpkı Kâbusnâme'de olduğu gibi.insanı kötülüklere sevkedebilir. haram helal demeden kadınlarla beraber olanların ise. tamamen İslâm Hukukunun hükümleri çerçevesinde yapmıştır. Zira Fâtih Sultân Mehmed. Bütün bu bilimsel açıklamalara rağmen. Aynı eserde. bu ahlaksızlıkların Padişahlara ve âlimlere de isnad edilmesidir. hâlâ İslamcı Gay'ler diye haber yapanların durumunu ilimden anlayanlar daha iyi takdir edebileceklerdir. bizzat fethe katılan Bizans tarihçileri bile söylemeye cesaret edememiştir. Enderun odalarının birincisi ve en itibarlısı olup Fâtih tarafından personel mevcudu otuz kişi olmak üzere kurulmuştur. Bizans tarihçilerinden bazılarının. Gerçek Has Oda. bil-fiil harp halinde bile. değişik hizmetleri görmektedirler. . Zaten zaferler.1 52. Has Oda. İstanbul'un fethini de ve diğer fetihlerini de. nefislerine mağlup olan 106 BİLİNMEYEN OSMANLI BtÜWF-'" 'i* reziller grubunu teşkil ettiğini. lezbiyenlerin ve homoseksüellerin de bunlar gibi reziller grubunda yer aldığını. bu esaslara uymaları ile doğru orantılıdır. gay'likle itham etmektedirler. bu esaslara harfiyyen uymalarıdır. Osmanlı Devleti'nde herkes meyhaneye giderdi mi diyeceğiz?49. Padişahın iç oğlanlar ile beraber olduğu ve gayr-i meşru hayat yaşadığı bir mekân değildir. Bunlar. Bunlar doğru mudur? Hemen şunu ifade edelim ki. Ecdadımızı zaferden zafere koşturan en önemli sebeplerden biri. Şimdi soruyoruz. Fevkalade bir edeb kaidesi olan bu hükme. İstanbul'u fethetmesinden dolayı duydukları kızgınlığın yalancı bir sonucu olmaktan öteye gitmemektedir ve hiç bir delile dayanmamaktadır. Daha sonra diğer Padişahlar tarafından genişletilmiştir. Hıristiyanlara ait mabedleri yok ettiği. İslâm ordularına düşmanın şahıs ve mallarına karşı bazı fiillerin icrası. tıpkı Kabusnâmenin yaptığı gibi. başta Ayasofya'yı camiye çevirme olmak üzere. mübarek gecelerde güzel kokularla donatmak ve gül suyu serpmek. Karşı çıkılan. Kur'ân-ı Kerim okumak. Padişaha ait hizmetleri görmek yani Saray içinde Padişahın hususî personeli olmaktır. Hatta bu tür gençler. bu rezillere ayırdığı kısa bahiste. Has Odalıların asıl vazifeleri de Hırka-ı Sa'âdet Dâiresini süpürmek. Harem'de değil Enderun'da yer almaktadır. yüzlerine peçe bile örtebilirler. bazı Osmanlı Padişahları uymuşlar ve bir kısım İç saray görevlisi iç oğlanlarına yüzlerini peçe ile örtmelerini emretmişlerdir. erkek ve kadın hizmetkârlar ve cariyelerle ilgili verdiği bilgileri ve özellikle de genç kız ve erkek manasında kullanılan gulâm ve bunun çoğulu olan gılmân kelimesini dillerine dolayarak. Kur'ân'ın emrine uymak için gösterilen bu hassasiyet nerede? Bunu Hammer gibi bir Hıristiyan tarihçinin iftirasına uyarak tamamen edeb dışı yorumlara gitmek nerede? Dördüncü olarak bir hususa daha dikkat çekmek istiyoruz: iç oğlanlar. şehirde katliam yaptığı ve en önemlisi de İstanbul'u yakıp yıktığı söylenmektedir. Acaba böyle bir bölümde gayr-i müslimlerin meyhaneleri anlatıldığı ortada olduğu halde. gay tabir edilen cinsî sapıkların dinimize göre suçlular olduğunu. Fâtih Sultân Mehmed'in İstanbul'u küıç gücüyle aldığı. tozunu almak. Biraz sonra Has Oda'nın mahiyetini öğrenince böyle bir iddiadan titrememek mümkün değildir. Osmanlı toplumunda tümüyle bu ahlaksızlıklar yok idi denilemez. mevt. bu başlığı okudukdan sonra. meyhanelere ayrılan bir bölüm de vardır. Büyük Osmanlı Tarihçisi Âlî. Bu hizmetlerden biri de Has Oda'nın hizmetlerini görmektir. Zaten. bu tür iddiaları. hizmetkârlar hakkında bilgi verdikten sonra. Bu tür gençlere şâbb-ı emred denilir". yasaklanmıştır. Halbuki aynı yazar. Özellikle Fâtih Sultân Mehmed ile alakalı olarak Notaras'ın ve Franzes'in oğlu ve Erico'nun kızı ile ilgili isnatlar ise. toplumdaki ahlaksızlar hakkında da bazı açıklamalarda bulunmaktadır.

Uluçay. Ancak bunlardan biri bedeni. Bu konudaki çarpıtmaların en çirkin olanları İçin bkz. Mercimek Ahmed (II. Ankara 1997. V. Zina ve gayr-i meşru münasebetler yasaktır. Fâtih'in din ve vicdan hürriyeti anlayışı oluğunu. 159. sahiplerine hizmet için gelmiş köleleri. Verilen söze veya muahedeye aykırı hareket yasaktır. Papaz ve hahamlar heyeti. Fâtih ve Fetih. sh. Duman. sh. Mitler ve Gerçekler. Meral. Aga Seyyid Muhammed Ali. c.. Mevâld'ün-Nefâis Fi Kavâ'id'il-Mecâlis. nr. Murad'ın emriyle). 167 vd. Ayasofya'yı cami haline getirdikten sonra. sulh yolu ile fethedilen ülkelerde mevcut olan ehl-i kitaba ait ma'bedlere asla dokunulmaz. İstanbul'u Allah'ın yardımı ve kılıcının kuvvetiyle fetheden Fâtih Sultân Mehmed. İstanbul çapında tatbik edilseydi. 37-40. Şubat 1999. bu isteklerini geri çevirmemiş ve camiye çevrilenlerin dışında kalan kilise ve havralara. Hazâin'üs-Sa'âdât. Ayasofya'nın ve benzeri bazı kiliselerin camiye çevrilişinin meşruiyet sebebi zikredilen hükümdür. Tarama Bözlüğü I-VIII. 382. Musa. ı sonra. Daha başka yasaklar da bulunmakla beraber. ancak kendisine. Eşref bin Mehmed. Bu fetvanın aslı aynen şöyledir: . vrk. İslamcı Gay'ler başlıklı haber. İstanbul 1959. c. Emir Keykavus. Günümüze kadar yaşayan kilise ve havraların gerçek sırrının. savaşla ilgisi olmayan esnaf ve tüccarlar öldürülmez. tere. Uzunçarşılı. Tarama Sözlüğü. 557. ancak yenilerinin inşasına da müsaade edilmez. sayı XX. sh. Ahmed. hastaları. Ankara 1974. Âyet. orman ve ağaçlar yakılmaz. Savaş zarureti bulunmadan ziraî mahsuller.. İbn-i Âbidin. İstanbul'u savaşla fethettiğini. öldü-rülebilirler. ölülerin başı ve uzuvları kesilemez ve katliam yapılamaz. Ferheng-i Nizâm. fikri ve malı ile savaşa katılırsa. sh. Haydarabad 1934. hakkı olduğu halde müdahale etmemiştir. Osmanlı Saraylarında Harem Hayatının İç Yüzü. kendilerine ve ma'bedlerine karşı İstanbul'un sulh yolu ile fethetmiş gibi kabul etmesini ve geç de olsa toplu halde huzuruna gelişlerini bu mânâya vesile saymasını ısrarla talep etmişlerdir. Bu hüküm. 80-84. Padişah Anaları. Ali Emirî. 24/B-25/A. Erdoğan. Topkapı Sarayı Müzesi kütp. Kerâhiyye ve İstihsân Bahsi. yaşlıları. Oğlan kelimesi ile ilgili ayrıntılı bilgi için bkz. Osmanlı Devleti'nin şanlı Şeyhülislâmı Ebüssuud Efendi. (neşr. III. 345. sh. Altındal.Yasak fiilleri kısaca sayalım: Zulüm ve işkence ile öldürmek. dilerse İstanbul'da hiçbir kilise ve havra bırakmayacağını bu durumun devletler hukukundan doğan bir hakkı olduğunu Fâtih'e ifade ederler. Çevresindeki din âlimlerine danışan Fâtih Sultân Mehmed. 2923-2926. Rehineler öldürülemez. Oğlan Kelimesi ve Gençlik Kavramı Üzerine. küçükleri. VI. 10/B. Osmanlı Tarih Lügati. Türkiyat Mecmuası. 49 Kur'ân. Reddu'l-Muhtâr. Osmanlıda Harem. Krş. V. Aydın. sh. sakat ve müzminleri. 1287/1. İnsan ve hayvanların uzuvlarının kesilmesi (müsle) de yasaktır. 365. nr. vrk. c. İstanbul 1993. sadece delilsiz konuşmanın kötü örneklerini teşkil eder. c. Başta baba olmak üzere yakın akraba. Padişahların Kadınları ve Kızları. sh. durum tam tersinedir. Savaş yoluyla fethedilen topraklarda ise. 128-129. Mustafa Darir bin Yusuf. verdiği bir fetvada vuzuha kavuşturmaktadır. A'râf. Sertoğlu. muhtelif yerler. sh. Yani İslâm hükümdarı. sh. c. başka dinlere ait bütün ma'bedleri yok eder ve gayr-i müslimleri de sürgün edebilir. Ali Kemal Meram. İstanbul'u ve içindekileri yaktı yıktı gibi isnâdlarda bulunmak. İstanbul'daki bütün kilise ve havraların yıkılması gerekirdi. Bu hükümleri resmi kanun hükümleri olarak kabul ve tatbik eden bir devlet adamına. 336 vd. 49 vd. papaz ve hahamlardan oluşan bir heyeti huzurunda kabul eder. Gelelim İstanbul'un fethinin hangi yolla olduğuna ve Ayasofya meselesine. Fâtih'in Kazaskeri olan Molla Hüsrev'in kitabından naklediyoruz. Kâbûs-nâme. akıl hastalarını ve dünyadan el etek çekmiş din adamlarını öldürmek yasaktır. Türk Dil Kurumu Yay. Aktüel. Millet Kütüphanesi. Neşre hazırlayan: Orhan Saik Gökyay. Kapukulu Ocakları. Şer'iye Bölümü. sh. Bu hükümleri. isterse. Âlî. muharip sınıfına girmeyen kadınları. 2923-2926. Yüz Hadis Tercümesi. 737. tamamen savaş yoluyla feth olunmuştur. 31. r rakip BİLİNMEYEN OSMANLI 107 İslâm devletler hukukunun hükümlerine göre. 163-165. I-II. III. Eskiden beri var olanlar tamir edilebilir. biz bu kadarıyla iktifa ediyoruz. İşte İstanbul. Mehmed Şeker). 112-113..

"Merhum Sultân Muhammed Hân hazretleri. 15. Maalesef. Edirne'de iken genç Sultân Fâtih'i etkilemek için Saraya yerleşecek kadar ileri gitmiştir. Bu gerçeği tam bir asker olan İmparator da kabul etmelidir. 14. Amma kenais-i kadime (eski kiliseler) sulhen fethe delâlet eder. asırlarda Anadolu ve Rumeli'de ciddi etkiler yapmış ve hatta Fâtih zamanında Saray'a kadar girmeye çalışmıştır. Anadolu ve Rumelideki Bayrâmî Melâmîlerini. tam bir harabe ve ölü şehir idi. Bunların en önemli bâtıl inançları. . Osmanlı Devleti'nin gerçek mânâda din ve vicdan hürriyetini göstermiyor mu? Edirnekapı Caddesinin son kısmında yer alan Mihrimah Sultân Camii'-nin hemen karşısında bir Rum kilisesinin inşasına müsaade etmek. 130 yaşında bir kimesne ve 110 yaşında bir kimesne bulunup Yehud ve Nasara taifesi el altından Sultân Muhammed Hân ile ittifak edüb Tekfur'a nusret etmeyecek olub Sultân Muhammed dahi anları seby etmeyüb (esir almayub) halleri üzere mukarrer edecek olub bu veçhile feth olundu deyu şahadet edüb bu şahadet ile kenâis-i kadîme hali üzere kalmıştır. Mahmiye-i İstanbul'u ve etrafındaki karyeleri unveten feth eylemiş midir? El-Cevab: Ma'ruf olan unveten (cebr ile) fetihdir. Hıristiyanları ve Yahudileri kurtaracak Mehdi olduğuna inanılmaktadır. İstanbul'un fethini geçen bin yılın en önemli yüz olayı arasında zikreden CNN. Ketebehu Ebüssuud". Müslümanları. Fetihden sonra. Fâtih'in bu konudaki tavrını ortaya koymaktadır. Görülüyor ki. yüzyıl boyunca Anadolu ve Rumeli'de Hurûfîlerin takibatı devam etmiştir. Hurûfîlerin gerçekten hulul inancına sahip oldukları anlaşılınca. İstanbul'da da tatbik olunmuştur. Anadolu'da çok sayıda halife yetiştirdiği gibi. kendisi de Hacı Bayram Veli ile dahi görüşmeye çalışmıştır. Bunlara göre. Bundan sonra 16. Buna ayrıntılı cevap vermek 108 BİLİNMEYEN OSMANLI yerine. ve 16. 53. Kalenderîleri. Fazlullah-ı Esterâbâdî'nin halifelerinden biri. Fazlullah Allah'ın mazharıdır. Fâtih Sultân Mehmed'in Hurûfîleri koruduğuna dair iddialar var. Nesîmî. Haçlıların 1204'te yaptıklarından çok daha insanca ve hoşgörüyle davrandılar" diyebilmektedir50. 1408)'dir. yani hâşâ Allah Fazlullah'ın bedeninde görüntülenmektedir ve kıyamet gününe yakın. hemen büyük âlim Müftü Molla Fahreddin-i Acemî'yi devreye sokmuş ve bu büyük âlim de bunların hulul inancına sahip olduklarını bildiğinden dolayı. Bundan rahatsız olan ve Fâtih'in bunları tanımamasından korkan Veziriazam Mahmûd Paşa. 945 tarihinde bu husus teftiş olunmuştur. Padişah huzurunda bu meseleyi tartışmak üzere bir zemin hazırlamıştır. Bektaşîleri ve Kızılbaşlığı derinden etkilemiştir. can ve mala asla zarar verilmeyeceğini. cebr ile fethedilirse. Bu iddiaların aslı nedir? Hurufîlik. Bu anlattıklarımızı. Nitekim Rus tarihçi Ouspensky bile "Türkler 1453'te. hulul inancı ve buna bağlı olarak mehdîlik anlayışıdır. Fâtih Sultân Mehmed'in Sırbistan'da tatbik edeceğini va'd ettiği "Her caminin yanında birer kilise inşasına müsaade" durumu. Maalesef bu habere rağmen sulhu kabul etmeyince cebr ile feth olunmuş ve buna rağmen yine de anlattığımız gibi muamele yapılmıştır. Fâtih Sultân Mehmed. Fâtih tarafından fethedilmeden evvel. Hurufîliğin Anadolu'da yayılmasına sebep Azerî şâiri İmâdüddin Nesîmî (ö. Eğer sulh yolu ile teslim olurlarsa. 1394'de idam edilen Fazlullah Esterâbâdî tarafından kurulan ve Bâtınîliğin kolu olan bir bâtıl mezhepdir. Fener'de Abdi Subaşı Mahallesindeki Caminin bitişiğinde Rum Patrikhanesi ile kilisenin mevcudiyeti. hemen tutuklanmışlar ve haklarında verilen idam edilerek yakılmaları fetvası hemen tatbik edilmiştir. tarihçilerin verdiği bilgi de doğrulamaktadır. bu hürriyetin maddî delillerinden değil midir? İstanbul'un harap edilmesi iddiası da doğru değildir. İslâm Hukukunun kuralları gereği. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkmış. hem Avrupa'nın ve hem de Müslüman memleketlerin ticâret merkezi ve mamur bir dünya şehri haline geldi. Ayasofya'daki mozaikleri tamamen tahrip etmemesi ve İstanbul surlarını yıkmaması. Time ve benzeri kuruluşların yaptıkları tesbitden bir cümle nakledelim: İstanbul. harflere bazı manalar yüklemenin yanında. bu görüşleriyle. 23 Mayıs'da İsfendiyar oğlu Damad Kasım Bey'i elçi olarak Bizans'a göndermiş ve kendisine şu haberleri yollamıştır: İlk umumi hücumda şehir düşecektir. hem kan döküleceğini ve hem de sorumluluk kabul etmeyeceğini bilmelidir.

sh. Kütp. Yani evliyalar. Hz. Birinciyi ilim. Damad. Evvela. İbn-i Kemâl bu ilmin ehemmiyetini "Er-Risâlet'ülMünîre" adlı eserinde şöyle belirtmektedir: "Büyük evliyaların kerametleri de böyledir. Şerif. İst. c. Mu'avvizeteyn süresiyle de 1971 hâdiselerine işaret etmiştir. Ali'nin. ( Türk tabiri. Dürer ve Gurer. bâtıl bir mezhep olan Hurufîlik ile ilm-i cifiri birbirine karıştırmaktadırlar. İbnI I rinde şöyle belirtmek "Büyük evliyaların keı Kur'ân âyetlerinden. Mecma'ul-Enhür Şerhu Mülteka'l-Ebhur. "XIV. Âşıkpaşa-zâde. 1. c. Tevârih-i ÂH Osman. Karşı görüş için bkz. Clot. Bütün ilim tarihçilerinin -özellikle Müslüman âlimlerin. sh S'î Akgündüz. Aydın. bu ilmi Resûlullah'dan öğrendiği nakledilmektedir. iki ağaca t nasına kullanılmak yanında para cezas| de para cezası u "Âlî. 1/343. Hatta fetvayı veren Molla Fahreddin-i Acemî'nin Ali Tûsî'ye olan şu vasiyyeti her zaman için bir ibret dersi olarak kalmıştır: "Avamın sırtından şerî'at asasını eksik etme". Kısaca Allah'ın kader ve kaza levhlerinde olmuş yahut olacak bazı şeyleri. nr. Solakzâde. camia ise ka olmuş yahut olacak bazl| ya çıkarma ilmine clfir I yoktur. Mülteka Tercümesi.l. 1798. Moskova 19K.ilimlerin tasnifinde kendisinden bahsettikleri "cifir ve camia ilmi" diye bir ilim vardır. nüshacılık ve üfürükçülükle ilgisi yoktur. BİLİNMEYEN OSMANLI Risalesinde bu farkı açk Bütün ilim tarihçild sinden bahsettikleri' fından suiistimal edlln levhası. camia ise kader levhası demektir. Fâtih'in onları koruması diye bir şeyin olmadığı yapılan izahlarla ortaya çıkmış bulunmaktadır. Ma'ruzat. bazı câhiller tarafından suiistimal edilmiş olsa bile. ikinciyi ilmin dışında kabul etmek. Künh'ül-tt»:* Vakayl'. Mitler ve Gerçekler. Kur'ân. Müşkil ve zor meselelerin istihracı gibi. Halbuki ikincisi bir ilimdir ve İbn-i Kemal çok açık bir şekilde bir 50 Molla Hüsrev. sh. Mevkufati.. asırda bu ilmi hakkıylaj Tayyibetün ifadesiyle | 1971 hâdiselerine işan başka cahilliktir. bir başka cahilliktir. Defter.! Zunûn. ve ¦SaRisâlesinde bu farkı açıklamaktadır. Erdoğan. Cifir. Bazı Türk'e sövmtt yer alan ' bilir? Önemle ifade < anlamlı olarak kullanın tih'den veya Osmanlı I maktadırlar. 94-95. "Beldetün Tayyibetün" ifadesiyle İstanbul'un fethine işaret ettiği gibi. en küçük bir zarar vermeden Saray'dan ve Osmanlı akîde dairesinden silinmiştir. Bu ilim.. 448 vd.. yine Allah'ın koyduğu işaret ve gösterdiği yollarla ortaya çıkarma ilmine cifir ilmi denir. Asırda yazılmış Grekçe Anonim Osmanlı tarihine göre İstanbul'un muhasarası ve zabtı". Türk Hukuk Tarihi. ısrarla ve kasıtlı olarak. Son asırda bu ilmi hakkıyla kullananlardan biri de. 141-143. sh. 62 vd. Âli. Şunu da ifade edelim ki. 60 vd. Cin-Akgündüz. tamamen inkârı da mümkün değildir. 127-128. Baştav. 1/282 vd. 251-260. 191-201. vrk. Bu ilmin Hurufîlik. 130/a-b. sh. Çünkü İmam-ı Gazâlî ve İbn-i Kemâl gibi bu ilmi hakkıyla bilen zatlar tarafından da kullanılmıştır. kaza levhası. Allah'ın da yardımıyla. hattı I ve müşkil hakikatları İst 54. Ty. Ünlv. tarr Fâtih'in Ceza Kanu ura. Çünkü tmam-ı( da kullanılmıştır. 51-82.Netice itibariyle tamamen kötü niyetlerle genç Padişah'a sokulmak isteyen bu fitne ve dalâlet grubu. Ebüssuud. 1/643 vd. Fâtih. Hz. 66-67. Türkiye'de belli çevreler.. Belgele' Terimleri Sözlüğü I-ÎJi j(ANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 109 FStih I tem toya t Bu E. Bediüzzaman'dır. VII. V. Künh'ül-Ahbâr. Kur'ân âyetlerinden. c. İbn-i Kemal. Fâtih ve Fetih. Zamanla! olarak kullanılmaya)! "Hangi dindensin?*! Pakistandaki sflzlûl meleriyle açıklanmak! Bu kısa izahdan i geçebiliriz. hatta her kelimesinden ve harfinden ..

İşte bu konuyu dile getiren Koçi Bey.. c. sh. Yeniçeri Kanunnâmesinde bulunmakta51 Âlî. Bu kısa izahdan sonra Osmanlı kaynaklarındaki ve Kanunnâmelerindeki izahlara geçebiliriz. Bu takdirce ol makûle oğlanlar taşraya çıkub Kul tâ'ifesine zabit olub ağa oldukda veyâhûd bir memlekete vâlî olduklarında ahvâlleri ma'lûm ve ehl-i basîret katında hafî değildir. Evvela. sh. Sikke-i Tasdik-i Gaybî. Müslüman (Türk Müslüman manasına kullanılmaktadır) ve şehirlü olsa. Fâtih'in Ceza Kanunnâmesinde.. Keşf-üz-Zunûn. . Şimdiki hâl ise ekseri İstanbul'un şehir oğlanları ve Türk ve dahi Kürd ve Ermeni ve Arab ve Çingâne ve Yehûd oğlanları olub on oğlandan bir sahîhce devşirme veyâhûd kul cinsi yokdur. Belgeler Gerçekleri Konuşuyor. 182-183. buradaki Türk'den kasdın Müslüman olduğunu biliyoruz. Künh'ül-Ahbâr. Bedâyi'ul-Vakayi'. Gerçekten bu kural çiğnenmeye başlanınca. Pakalın. "mahbûb ve müslim" kelimeleriyle açıklanmaktadır. Numuneleri dahi görülmüş ve görülür. 110 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN (KMAK.kâfir evlâdın cem' eylemekte fâide odur kim. Akgündüz. selefde olan sâhib-i ukalâ-i devlet devşirme ve kul cinsini kânun etmezlerdi. 856-858. yabancı tarihçiler Türk kelimesini Müslüman tabiri ile eş anlamlı olarak kullanmışlardır. "Elhamdülillah Türk'üm" cevabını vermektedirler. Zındıklar ve Mülhidler. Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü I-III. Kapıkulu ocaklarındaki sistemi bozan sebepleri anlatırken Kapıkuluna yasak olduğu halde son zamanlarda alınan grupların arasında yer alan Türk. Türk'ü Müslüman anlamında kullanarak ve hür insanların bu teşkilâta alınmalarını tenkit ederek şöyle demektedir: "80. Türk tabiri. vrk. sistem bozulmuş ve bazan paşaların çocukları dahi torpille kapı kulu ocaklarına alınır olmuştur. bir kişi içki içse. Bir diğer misâl. sh. Zamanla Türk ve Müslüman kelimeleri Müslüman dünyada da eş anlamlı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Maddede ". Müslüman gençler bu teşkilâta alınmamaktadırlar. Böylesi bir yorum.. 82. Bu onlara ilham nuruyla müyesser olur (sh. Türk kelimesi açıklanırken. 153/b-154/a. Bazı yazarların iddia ettikleri gibi. Eğer biregû hamr içse. kapı kulu ocaklarına Müslümanların a-lınması baştan beri yasaktır. sh. Koca Müverrih Hüseyin. 40-53. meselenin üzerinde durmak istemiyoruz. I. özellikle hakkında en çok dedikodu edilen Fâtih devri Kanunnâmelerinde. Maddede Türk evlâdının acemi oğlanları arasına ve dolayısıyla yeniçeri teşkilâtına alınmasına karşı çıkılırken. II. I. Fâ-tih'den veya Osmanlı Padişahlarından bahsederken de Büyük Türk tabirini kullanmaktadırlar. Kâtip Çelebi. 54. Moskova 1961. kapıkulu sistemini bilmemek demektir. c. İstanbul 1983.8)"51. Pakistandaki sözlüklerde de. tamamen Müslüman kelimesine eş anlamlı olarak kullanılmaktadır.ve hatta Resûlullah'ın hadislerinden bazı mühim ve müşkil hakikatları istihraç etmişlerdir. Yukarıdaki ifadeler çok açık bir şekilde bunu anlattığından dolayı. Osmanlılardan bahsederken Türkler dedikleri gibi. Nitekim şu anda Arnavutluk gibi Balkan Müslümanları. Ocak. Türk veya şehirlü olsa. Kürd. İstanbul 1960. Mehmed Zeki. iki ağaca bir akçe cürm alına". hadd-i şirb olarak vurulacak olan 80 sopanın yanında para cezası alınması emr olunmaktadır veya sopa cezası uygulanmadığı takdirde para cezası uygulanacaktır. V. Mesela. 131-135. Hemân İstanbul'dan ve sâ'ir kasabalardan buldukları eşhası alub pîşkeş deyû Saray'a koyarlardı. Bediüzzaman Said Nursi. 1. muhtelif yerler. c. Yahudi ve Çingene'yi yan yana zikretmesi. Yani." Koçibey'in. c. "15. Osmanlı Padişahları gerçekten Türk'e sövmüşler midir? Kanunnâmelerde veya bazı tarih kitaplarında yer alan "Etrâk-ı bî idrâk = İdraksiz Türkler" tabirleri nasıl açıklanabilir? Önemle ifade edelim ki. Arab. kadı ta'zir ura. Mecdî Efendi. 591-592.. dır: 37. sh. I. Zira başlangıçta. Nitekim 38. Burada şunu da belirtmekte fayda vardır ki. Hadâık. "Hangi dindensin?" sorusuna. Türk'ü Çingene ve Yahudi ile eş tutması manasına alınamaz. sh. İmdi eğer bu makûle eşhâs-ı muhtelife Saray'a kullanmak câ'iz olsa idi. c. Kânun ve zabt ve edeb ahvâllerinden evvelâ iç oğlanları kadîmü'l-eyyâmdan devşirme veyâhûd sahîh kul cinsi pîşkeş ola-gelmişdir." diye izah getirilmektedir.

53 Beşe: Paşa kelimesinin muhaffef şeklidir ve daha ziyâde yeniçeriler arasında kullanılır.] birleri kulların ntn bulunacağ dür. yeniçeri olmak üzere toplanan gençlerin acemi ocağında eğitilmesinden evvel. Türk üzerine verilmesini kanun haline getirmiştir. ol zaman kim. t Akgiindöı 0 J997. bütün muteber Osmanlı . #| muhtelif teVM Î5HANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 111 ir ınpna çe'yi öğrense ve belâya mu'tâd olub ba'dehû ulufeye yazdırub ve ba'dehû kapuya çıkarsalar. Pâdişâh dahi Saray'a gelicek ol zamanda Düstur-i a'zamları olan Mahmûd Paşa'yı da'vet edüb "Lala! Bu oğlan benim selâmımı aleyküm selâm Muhammed Beşe deyü almakdan murâd nedir? Ve bu nasıl selâm almakdır?" deyicek. s». bu tabirin. Bu kanun. ı 4-C nikâh akı "TM* s« mesl. Acemilerin ocağa alınmalarından evvel Anadolu'da Türk çiftçisinin yanına verilerek zirâ'at işlerinde kullanılmaları ve bu arada Türkçe'yi ve İslâm ahlakını öğrenip benimsemeleri gayesiyle Türk ailelere muvakkaten verilmelerine Türk'e vermek denirdi. Türk üzerine verilmeğe Türk'e vermek de denir. Ve acemi oğlanının cem' olunub bir uğurdan ikişer akçe ile yeniçeri olmak Sultân Murâd Hân zamanında ref olunub birer akçe ulufe ile acemi oğlanı eyledikleri gibi birer akçe ile bir uğurdan acemi oğlanı olmak dahi ref olunub Türk üzerine verilmek dahi Fâtih-i İslâmbol Sultân Muhammed Hân zamanında olmuşdur". Nitekim benzeri bir tabir de Ekrâd-ı bî idrâk şeklindedir. m). Bu sıfatı I Burada ! Türkçe ey ailelere ve ayrıca kanunu 55. dahi sefer-i zafer-âsâra gönderseler olmaz mı? idi"54. Şu madde daha da enteresandır ve aslından okumak zaruridir: "25. 52 Eğri Kapı: Edirne Kapı yakınlarında bir sur kapısıdır. bu tabir daha ziyade göçebe halinde yaşayan ve genellikle avamdan olan bazı Türkmenler ile Anadolu'da Şi'anın tahrikiyle isyan eden Celaliler için kullanılmıştır. Kanun maddesi şöyledir: "24. dediğin gerçekdir. I bağı bulunan] lerinden anfe tarihçileri. Ierdlr? I Fâtih ( ile evle denilen < zamanına I tih'den evlenmeleri! 1-FJl ile evlen 2-C kâh akdi) 3. sa'âdetle İslâmbol'u feth eyledikleri zamanda Eğri Kapu" kurbünde Tekfur-ı makhûrun sarayına konub Ayasofya Câmi"inin çanların yıkub minarelerin bina edüb cum'a namazına azîmet buyurub geri saraylarına döndüklerinde yeniçeri ocağı yoldaşları Padişah-ı cihân-penâh Hazretlerini selâma durduklarında Padişah-ı âlem-penâh Hazretleri sağına ve soluna selâm vericek içlerinden birisi "Aleyküm'üs-selâm Muhammed Beşe53" dedi. Türk düşmanı diye ifade edilen Fâtih zamanında kanun hükmü haline getirilmiştir. İbn-i Kemal başta olmak üzere. Osmanlı Devleti.İkinci olarak.* kavuştun evlenmesi. Şii gruplan I bî akl u din. Anadoluda Celâlî isyanlarını çıkartan ve Osmanlı Devleti'nin ayak bağı bulunan Şii Türkmenler için kullanıldığını gayet açık bir şekilde kanunname metinlerinden anlayabilmemizdir. Amma kaçan bu denlü Türkçe bilmemek ne âlemi vardır? Bunları bari cem' eyledikden sonra Türk üzerine verüb Türkçe'yi öğrense ve !*gj| dahi sefer-l zater-MMİ Üçüncü¦ siz Türkler ifa avamdan ola kullanılmıştırj nemli olan. Mahmûd Paşa bunların kâfirden müselmân olub ümmî olduklarını ve bunların yanında "Beşe" demekden azîm ta'zîm olmaduğunı bir bir beyân edicek Padişah Hazretleri dahi etti: "Lala. Müslümanlaştırmak ve Türkçe öğretmek üzere. Ve olmağa bâ'is oldur kim. bazı tarih ve fıkıh kitaplarında geçen Etrâk-i bî idrâk yani idraksiz Türkler ifadesine gelince. Üçüncü olarak. Bizce asıl ö-nemli olan.

Sultân İbrahim'in Telli Haseki de denen Hümaşah'ı debdebeli bir düğün ile ve nikâh akdi ile eşliğine kabul etmesi de önemli bir istisnadır. IX. âzâd ederek hür olarak mı evlendiği yoksa yukarıda izah ettiğimiz gibi câriye olarak mı onunla nikâh kıydığı tam belli değildir. Müslüman hür kadınlarla ile evlenebilme gücü ve imkânı bulunmama şartına bağlamaktadır. 112 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 5. Ankara 1988. sh. Bu sıfatı bütün bir millet için kullandıklarını söylemek mümkün değildir. IV. müfsid-i fâsidi'tikâd ve benzeri tabirleri kullanmaktadırlar. önemli bir olaydır. sh. 55. Bununla Türklerin veya Kürtlerin idrâkli veya idraksiz olanlarının bulunacağını ve isyan eden gruplara bu sıfatın verildiğini hemen anlamak mümkündür. nikâh ile ve özellikle de hür kadınlar ile evlenmeyi terketmişler. resmî dilini Türkçe eylemez.Oğlu II. Akgündüz. İbn-i Kemal ve Düşünce Tarihimiz. Hür kadınlar varken cariyelerle evlenmek dinen caiz midir? Ayrıca Cariyelerle nikâhsız yaşamalarının şer'î dayanağı nedir? Kur'ân-ı Kerim. md. Yılmaz. Osmanlı Devleti'nin yıkımına sebep olan isyancı gruplar için ve özellikle de Şi'î grupları kasdederek. Hanefi hukukçular. Siyâsetnâme. Dalkıran. 57. Kızılbaş-ı Evbaş. sh.Fâtih'in henüz tahta geçmeden Dulkadiroğlu Süleyman Beğ'in kızı Sitti Hâtûn ile evlenmesi. 2. Bâyezid'in Karaman Oğlu Nasuh Bey'in kızı Hüsnüşah Hâtûn ile ve nikâh akdi yaptırarak evlenmesi ilk istisnadır denilebilir. Etrâk-i Nâ-pâk. Bazı farklı yorumlar için bkz. I. Ancak câriye olan bu kadını. Mısırlı Bezmiârâ Hanım'ı nikâh akdiyle zevceleri arasına sokmuştur ve muhtemelen hür olarak nikâh akdini icra eylemiştir. Gözde veya Peyk denilen cariyeler ile yaşamayı tercih etmişlerdir. Bkz. İkbal. 3. bir görüşe göre âzâd edip hürriyetine kavuşturdukdan sonra ve bir görüşe göre de câriye kalmakla beraber nikâh akdiyle evlenmesi. ayrıca cariyelerin Müslüman veya ehl-i kitap olmaları şartı aranmaktadır. md. Bkz. Osmanlı Kanunnâmeleri. şeytan kulu. Bu istisnalar şunlardır: 1. c. Bu şart gerçekleşmesi halinde de. Etrâk-i bî idrâk. Meram. bu durumun hür erkeğin birinci Hanım'ının hür bir kadın olması halinde söz konusu olduğunu.. Sayın. 349. 163. aksi takdirde evlenmenin gayr-ı sahih ve bazılarına göre de mekruh görüldüğünü beyân etmektedirler. md. c.Sultân Abdülmecid. Akgündüz. 56. 55 Fâtih Ceza Kanunnâmesi. Türk milletine düşman olan bir devlet. 4. Bkz. Akgündüz.tarihçileri. Muhtelif yerler. 37. söz konusu kaidenin ilk cariyeden olan istisnasıdır. Sultân Abdülaziz'in Mehmed Ali Paşa ailesinden gelen Tevhîde Hanım ile evlenme arzusunu ise Keçeci-zâde Fuad Paşa engellemiştir. topladığı Hıristiyan gençleri. Fâtih'den itibaren hep cariyelerle mi evlenmişlerdir? İstisnaları yok mudur? Fâtih devrinden itibaren Osmanlı Padişahları. Bu teamülün Osmanlı Devletinin yıkılış zamanına kadar devam ettiğini ve pek az istisnalarının bulunduğunu görüyoruz. ayrıca kanunnamelerinde Türk kelimesini Müslüman ile eş anlamlı olarak kullanmaz55. Yeniçeri Kanunnâmesi. 99. Osmanlı'nın Arka Bahçesi. c. hür bir kadınla evlenmeye imkânının bulunmamasını.Kanunî'nin câriye olan Hürrem Sultânı. 54 Türk üzerine vermenin ne demek olduğunu. İstanbul 1997. Padişah Anaları. Burada şunu ifade edelim ki. sh. saltanattan önce olması hasebiyle pek istisna da sayılmayabilir. Sultânu Selâtîn'il-Arab ve'l-Acem ve't-Türk unvanını sahiplenmez. muhtelif yerler. Osmanlı Kanunnâmeleri. Bir kısım hukukçular. bunun yerine Kadın Efendi. 38.Genç Osman'ın Şeyhül-İslâm Esad Efendi'nin kızı Âkile Hanım'ı hür bir kadını nikâh akdiyle alması şeklinde değerlendirirsek. Osmanlı Kanunnâmeleri. hür bir erkeğin câriye ile evlenebilmesi için. Ekrâd-ı bî akl u din. ahlakını ve lisanını öğrenmek üzere Türk ailelere vermez. Fâtih'den itibaren hür kadınlar ile veya cariyeler ile nikâh akdi icra ederek Padişahların evlenmeleri tamamen istisnai bir durum haline gelmiştir. cemâ'at-ı kallaş. 24-30. Osmanlı Padişahları. Mevlüt Uluğtekin. halbuki hür bir kadınla evlenme imkânı varken câriye ile evlenmesinin sahih ve caiz olduğunu ifade . 15. hür erkeklerin cariyelerle nikâh yaparak evlenmelerini. 6. bu madde en güzel şekilde anlatmaktadır. 135 vd.

cariyelerle nikâh akdi ile evlenmek caiz ise de. iki şekilde Padişahlar ile karı-koca hayatı yaşayabilirler: Birincisi. I hükmü gereği r nı ifade etrr Müslüman olu evlilik akdi I ğan çocukları i kurtulamadığı! lklnciıi)t yesi ile heı olan bu hakka İ Kur'ân. Bir kısım araştırmacılara göre. Böyle bir evlilik halinde. kahir ekseriyetle Osmanlı Padişahları. ehl-i kitap veya Müslüman olan bir câriye ile evlenmesi. âzâd ederek evlendiği câriye ile hür olarak evlendiği diğer hanımları arasında hiçbir hüküm ve statü farkı mevcut değildir. Bu durı kadınla evli ise. Çünkü i yanağını açıkl ifadesiyle ı delere bağlat istifrâş hakkmı| cariyenin ı bazı cüz'i f ma poligam leme sürt me konu» etkileme ÖnemJj'J yaptığı takı ile kan-kı istifra. nikâh akdiyle ve hür kadınlarla evlenmeyi terk etmişler ve bunun yerini cariyelerle ve nikâh akdi yapmadan karı-koca hayatı yaşama usulü almıştır. bir akın sırasında esir edilerek Padişah'a takdim edilen Hürrem Sultan'ı önce âzâd etmiş ve sonra da nikâh akdi ile eşliğine almış ve Fâtih zamanından beri devam eden cariyelerin nikâhsız istifraş edilmesi kaidesini bozmuştur. Bu da iki şekilde olur. a) Padiş. İslâm Hukukuna göre. Osmanlı Padişahları. Harem'deki kadınlar saltanatı da devşirmeler ve dışarıdan satın alınan değişik milletlere mensup cariyelere terk edilmiştir. Padişahın eli altındaki cariyesi ile nikâh akdi yaparak evlenmesidir. cariyelerle evlenmeyi âdet haline getirmişlerdir. Bu hususda İmâm Mâlik. AncaK âzâd edip som b) Câriylenir. Peygamber. devşirme erkeklere bırakılmışsa. cariyesini âzâd ederek evlenmesine mâni teşkil etmez. daha evvel evlendiği hür bir kadın yoksa. hür bir kadınla evlenme imkânları bulunmasına rağmen. hür kadının rızasıyla böyle bir evliliğin caiz olacağını ifade ederken. Osmanlı Devletinin resmî Kanun-ı Umûmîsi sayılan Mültekâ'daki ifade aynen şöyledir: "Hür bir erkeğin. eş statüsündeki veya istifrâş hakkı bulunan cariyeliktir. dört sınırını aşmamış olmak şartıyla. İslâm Hukukunun câriye kabul ettiği kadın kölelerin bir statüsü de. hür bir kadınla evlenme imkânı bulunsa dahi. t takdim edilenı ve Fâtih zam. hal tedir. nasıl devlet ve kapıkulu kadroları.etmektedirler. İmâm Şâfi'î de kocanın köle olması halinde böyle bir evliliğin caiz olduğunu söylemektedir". köle veya hür başka erkekler ile evli olmayan cariyeler. nikâh akdi yapmadan istifrâş hakkını kullanarak yine karı-koca hayatı yaşamak mümkündür. Bu tesbitten de anlaşılacağı üzere. ( hakkı I ya İMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 113 (i ile ve İhı ka10laI. daha evvel hür bir kadınla evli olması. Ancak . Ostlerle Mya) Padişah evlenmeden önce cariyesini âzâd eder yani hürriyetine kavuşturur ve bu durumda hür bir kadınla evlenmiş olur. sahih ve caizdir. d&ti meşine mânı! evlendiği diğer araştırmacılara göre. Hür bir kadınla evli olan hür erkeğin bir câriye ile evlenmesi ise sahih değildir.' bozmuştur. Zira Hz. Fâtih devrinden Osmanlı Devletinin yıkılışına kadar. "Onlırİ lar. "Hür bir kadın üzerine câriye ile evlenmek sahih olmaz" buyurmuşlardır. Fetvaya esas olan da bu olduğundan dolayı. Fâtih Sultân Mehmed'den sonra.r bu durumda >>¦ kadınla evli olmasp. Bu durumda. Kanunî Sultân Süleyman.

Padişahın zevceleri gibi dememizin sebebi. hür ve evli bir kadın ile istifraş hakkına dayanılarak karı-koca hayatı yaşanan câriye arasındaki en önemli fark. câriye de ümm-i veled statüsüne geçer.çoğu tarihçiler. Osmanlı Padişahları bir kısım cariyeleri ile nikâh akdi yapmasına karşılık. Hanefi hukukçulara göre. cariyenin efendisinin mirasından istifâde edememesidir. Asıl câriye hukuku burada söz konusudur. Efendisi dışında kimse ile karı-koca hayatı yaşayamaz. Bu sebeple birden fazla evlenme konusundaki sınıra riâyet edilmeye ihtiyaç kalmamıştır. Ancak istifraş hakkı ile karı-koca hayatı yaşaması halinde. İslâm hukukuna göre. Hatta öylesine kaideler konulmuştur ki. Efendi'nin cariyeden doğan çocuğu hür olarak dünyaya gelir. daha önceden olmasa bile. İslâm hukuku. Kur'-an'ın ifadesiyle zinaya yol açmaması ve gizli metres hayatına dönüşmemesi için önemli kaidelere bağlanmıştır. Eğer Padişah hür bir kadınla evli değilse. bazı hukukçular câriye ile olan nikâh akdinin. Nisa Süresindeki âyetin hükmü gereği mekruh olacağını ve bir kısım hukukçular ise bu akdin sahih olmayacağını ifade etmişlerdir. Her iki halde de evlilik akdi ihtiyatî bir akittir ve hukukî sonuçlarını tam doğurmaz. Böyle bir cariyenin Padişah ile yaşadığı karı-koca hayatının akıbetini de ikili bir ayırıma giderek izah edelim: a) İstifrâş hakkına dayanarak karı-koca hayatı yaşadığı cariyesinden efendi çocuk sahibi olunca. Zira tam zevce kabul . Hürrem Sultân'ınkinin bu gruba girdiği ve cariyelikten kurtulamadığı daha evvel ifade olunmuştu. Miras münâsebetinin dışında bazı cüz'i farklar da vardır. Önemle ifade edelim ki. aile içerisindeki statüyü fazla etkilemeyen hallerdir. bu istifraş hakkı da. istifraş hakkı bulunan bir kısım cariyeleri ile de teserrî yani nikâh olmadan karı-koca hayatı yaşamıştır. tam zevce olarak kabul edilmemeleridir. Ancak önemle belirtelim ki. Padişah. Mesela istifraş hakkı ile bir câriye ile karı-koca hayatı yaşama poligami = birden fazla kadınla evlilik sınırına tâbi olmama. Bu kaideye uygun olarak Osmanlı tarihinde Padişah'dan hâmile kalan bir câriye. hemen Kadın statüsüne geçer. Padişah nikâh akdiyle onunla evlenir. Osmanlı Padişahlarının aile hayatlarında ri'âyet ettikleri hukukî statü çoğunlukla budur. efendi. Padişah. Padişahların zevceleri yani eşleri olarak takdim edilmiştir ve doğru olan da budur. "Onlar namuslarını korurlar. iddet ve boşamada bekleme sürelerinin yarıya indirilmesi ve daha önce de ifade ettiğimiz gibi cariyenin örtünme konusunda hür kadınlar gibi olmaması gibi farklar. Efendi için sabit olan bu hakka istifraş hakkı denmektedir. Her ikisinde de doğan çocukları hür olarak doğar. tstifrâş Hakkı veya teserrî denilen câriye ile yaşamanın hukukî statüsü ve sınırları nelerdir? îstifraş hakkının ve buna dayanılarak teserrî yani câriye ile karı-koca hayatı yaşamanın hukukî statüsü ve sınırları şu şekilde özetlenebilir: Padişah ile karı-koca hayatı yaşayan câriye. b) Cariyesi câriye statüsünde kalmakla beraber. Müslüman veya ehl-i kitap olan câriye ile istifrâş hakkına dayanarak karı-koca hayatı yaşayabilir. o zaman ehl-i kitap veya Müslüman olmaları şartıyla câriyesiyle nikâh akdiyle evlenebilecektir. Kısaca ifade etmek gerekirse. câriye statüsünü bile köle kadınların hürriyetlerine kavuşmaları için vesile kılmıştır. Efendi'nin istifraş hakkına dayanarak cariyesi ile karı-koca hayatı yaşamasına teserrî de denmektedir. kendi cariyesi dışında bir câriye ile nikâh akdi yaptığı takdirde birden fazla evlenmenin sınırına riâyet edecektir. İkincisi. sadece eşleri ve cariyeleri ile ilişki kurarlar. Ayrıca efendi daha evvel hür bir kadınla evli ise. Kur'ân. bu kaidenin Sultân İbrahim'in Telli Haseki'yi önce âzâd edip sonra da nikâh akdi ile onunla evlenmesi ile bozulduğunu ifade etmektedirler. Padişahların zevceleri gibi sayılırdı. Bu durumda. Bu durumda nikâh ihtiyatî bir nikâh olacaktır. böyle bir sınır mevzubahis değildir. Bu sebeple özellikle Kadın Efendiler. Ayrıca Efendi'nin ölümüne bağlı olarak annesini de hürriyetine kavuşturur. başka bir erkek ile evli olmayan bir cariyesi ile herhangi bir nikâh akdi olmadan karı-koca hayatı yaşayabilir. istifraş hakkının şer'î dayanağını açıklamaktadır. Padişahın karısı gibi olur. 114 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 57. Çünkü bunu yapanlar ayıplanmazlar" buyurarak.

başlamıştır.Birden I devletin kaçınma sel» düğünlerde hedlptl 56 Kur'ân. 3. Halbuki bir anda dörtten fazla câriye ile Kadın Efendiler olarak hayat yaşayan Padişahlar vardır.Bugün Türkiye'de» hadise devleti yönetenleri»! nn eşlerinin adlan. Kadın Efendi demek. İkballer ço< bazan da nikâh akdi ile / Dördüncü Grup: i ikbal adayları demek olan ^ dörttür. Ancak bunun da bazı kaideleri vardır. Fâtih döneminden itibaren Osmanlı Padişahları hür kadınlarla evlenmeyi neden terk etmiş ve Cariyelerle aile hayatı yaşamayı neden tercih etmişlerdir? Böylece Türk olmayan unsurlar Osmanlı Sarayına girme fırsatı elde ederek Türkler dışlanmamış mıdır? . Nikâh akdi yaparak evlendikleri hemen kadın efendi unvanını alırlar. Yani Padişahların Kadın Efendi ve İkballer dışında karı-koca hayatı yaşadıkları cariyelerin sayıları sınırlıdır. Halbuki bu statüde olunca. bu dediğimiz daha iyi anlaşılacaktır56. evlenilen kadın câriye de olsa. b) Padişah. bekleme süresi bitince yeni efendi ile karı-koca hayatı yaşamaya başlayabilir. O halde Osmanlı Padişahlarının Fâtihden itibaren beraber oldukları kadınları. olmasa bile. Üçüncü Grup: Beraber karı-koca hayatı yaşadıkları ve ancak genellikle çocuk saf hibi olmadıkları cariyelerdir ki. Dördüncü Grup: Her Padişahın olmamakla birlikte. Padişahların kendileriyle cinsi münâsebette bulundukları ikballer ve son zamanlarda ortaya çıkan gözdeler ve peykler bu statüdedirler. dört kadın sınırı söz konusudur. 58. dört gruba ayırmak mümkündür: Birinci Grup: Nikâh akdi yaparak eş kabul ettikleri kadınlardır ki. İkinci Grup: Nikâh akdi yapmadan beraber oldukları ve ancak ümm-i veled statüsündeki yani çocuk sahibi oldukları Kadın Efendilerdir. iki kız kardeşi câriye olarak eli altında ve bu statüde bulundaramaz. Bunların sayıları. Şayet câriye hamile ise. Kadın Efendilerin sayısı yediye kadar çıkmıştır. mutlaka nikâh ile evlendiği câriye demek değildir. Her birinin ayrı ayrı hanımlarını ve çocuklarını liste halinde inceleyince. Bu duruma göre. İM vd. karı-koca hayatı yaşadığı cariyesinden çocuk sahibi olmayabilir. Osmanlı! ve amcalardan I tinin yıkılış sebepleı mektedir. Her birinin ayn I dediğimiz daha İyi anlaşıl) 58. Fâtih döneminden i meyi neden terk < cih etmişlerdir? girme fırsatı eldd i Bu soru. farklı < 1. aynı anda dört kadından fazla olanı haram haline getirir. en fazla sekize çıkmıştır. peykler ve has odalıklardır. 2. Bugün böyle oldujjuj nan Hürrem Sultân'uij mektedir. Mustafa'dan itibaren başlamıştır. En önemlisi de. Harem j) Akgündüz. Bazı O™ lardır.Osmanlı l geniş bir ülkeyi we Bunun için de Paı da yolu Harem'd mektir. son zamanlarda görülen ve ikbal adayları demek olan gözdeler. Aynı şey. ayrılığın üzerinden iki hayız müddetinin geçmesi gerekir. Osmanlı Padişahlarının aynı anda dört beş kadın ile beraber olanları ve yaşayanları çok azdır. Çocuk sahibi olmadan karı-koca ilişkisini devam ettirebilir. Osman» S (ANLI İRltüBİLİNMEYEN OSMANLI 115 hibi olmadıkları cariyelerdir ki. İkballer çocuk doğurdukları zaman çoğunlukla Kadın Efendi olmuşlar ve bazan da nikâh akdi ile zevce haline getirilmişlerdir. böyle bir cariyeyi başka bir efendiye satabilmesi ve Efendi'nin istifrâş hakkını elde edebilmesi için. birinci şıkta belirttiğimiz ümm-i veled hükümleri devreye girer.' konusudur. Bunların azami sınırı da dörttür. Bunun yolu azldir. bunların sayısı mahduttur. Yani Padişahların | cariyelerin sayılan siniri Osmanlı Padişahlarının! çok azdır. Padişah.edilince. Nikâh ile alınması. yakınlarınııt(| dır. böyle bir iddia bütün kadın efendiler için doğru değildir. Ayşe Osmanoğlu'na göre bunların çoğu nikâh ile alınmaktadır. bunlara ikbal adı verilmiştir ve II. OsmanoJM Çağatay. Hamile değilse. Böyle bir cariyenin başka biriyle karı-koca münasebetine girişmesi zina sayılır.. Ancak birisinden boşandıktan sonra diğerini nikahlayabilir. Ancak dört kadın sınırını zorlamadıkça kadın efendiler ile nikâh akdi yaptığı da doğrudur.

5-6. Düğün törenlerine yapılacak masraflar ve bu düğünlerde hediye adı altında dönecek dolapları da bir hesaba katarsanız. I. Mü'minûn. Böyle olmasa bile. Bunun en acı misâli. bazı mücadelelerin bulunması reddedilemez bir gerçektir. Lale devrinde yapılan düğünlerin çoğu bu dediklerimizi teyit edecek mahiyettedir. Osmanlı Devletinin yıkılış sebeplerinin başında. çevrede beylik ve fethedilecek memleketin kalmaması. sh. devlet idare etmenin ve özetle menfaat ve yetkinin paylaşılmasının bulunduğu her yerde. Osmanoğlu.Bu arada. Zira böyle davranmaları Allah'ın ve dinin emri değil. Akgündüz. II. 121. 25. sh. sh. c. İstanbul 1994.. Türk unsurunun Saray'dan uzaklaştırılması değildir. Bizce bazı sebepleri şunlardır: 1. II. Padişahların Kadınları ve Kızları. devleti. Padişah kızları ile evlenen damadların suiistimali gelmektedir. yakınlarının işe karıştığı ve devlet pastasından pay talep ettikleri bir vakıadır. Pakalın. bu tür hanedan görüntülerinden açıkça yakınmış-lardır. Osmanlı Padişahları. devletin bütçesini sarsacak düğün ve nikâh masraflarından ve yapılacak israflardan kaçınma sebebini de ihtiva etmektedir.Osmanlı Devleti'nin sınırları bir zamanlar 24 milyon km2yi bulmuştur. Ancak böyle bir siyâset. I. yakın devlet olarak İran ve benzeri Osmanlıların sevmediği sülalelerin bulunması da. sh. sh. c. 311 vd. tenkit edilebilir. Ayşe. Mafya liderlerinin isimleriyle birlikte telaffuz edilmektedir. Osmanlı Kanunnâmeleri. Çağatay. Bugün böyle olduğu gibi. devletin başını en çok ağrıtan hadise devleti yönetenlerin ailesi ve hanedan söylentileridir. Mecma'ül-Enhür.Bugün Türkiye'de ve başka dünya devletlerinde. Buhari. Ankara 1992.. kapıkulu sisteminin devletin istikrar ve devamını sağlayan bir müessese olduğunu. 364 vd. Harem II. İbrahim'in Telli Haseki ile yaptığı evliliktir ve maalesef devlet para darlığı içinde olmasına rağmen. en az bir sefer masrafı kadar düğün için masraf yapılmıştır. Fâtih devrinden itibaren Osmanlı devlet teşkilâtında "devşirme ve mühtediler partisi" ile "Türk aristokrat partisi" arasında tam bir mücadele yaşandığını. 2. eski bey ve kral kızları ile evlenme âdetini ortadan kaldıran sebepler arasında sayılabilir Dolayısıyla Osmanlı Padişahlarının özellikle câriye asıllı hanımlarla evlenmesinin sebebi. farklı şekillerde cevaplandırılmıştır. Osmanlı tarihinde de böyle olmuştur.Birden fazla evli olan Osmanlı Padişahlarının nikâh ve düğün yapmamaları. Bazı Osmanlı Padişahları. 116 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNE şirme yani câriye usulüne dönüldüğünün sebebini kolay anlarsınız. tarihde bir çok devletlerin kendilerine tabi olan aristokrat beylerin isyanlarıyla yıkıldıklarını verdiği misâllerle . neden dev56 Kur'ân. kayınbiraderlerden. c. Tarih Deyimleri. Damad. yeğenlerden. Sertoğlu. 3. Bu iddialar doğru mudur? Saltanatın. İbn-i Kemal konuyu açıklarken. 542 vd. Böylesine geniş bir ülkeyi idare etmek devlet sırlarının dışarıya sızmamasını gerektirmektedir. Itk. dayılardan ve amcalardan korumak için böyle bir riske girmemeyi tercih etmiştir. Ancak sadece Osmanlı Devleti'ni tenkit uğruna. 126-127. 34-35. Nikâh akdiyle alınan Hürrem Sultân'ın devletin başına açılan ilk ve en büyük gaile olduğu çok iyi bilinmektedir. Babam Sultân Abdülhamid. Fâtih'in daima Türk aristokrasisinin aleyhinde yetkilerini kullandığını ve dönme asıllı paşaların devletteki Türk unsurları temizlediğini ileri süren yazarlar var. Fâtih'den itibaren Osmanlı Devleti'nin bir kanun ve anane haline getirdiği devşirme sisteminin (gılmân sistemi ve kapıkulu sistemi de denmektedir) veyahut bir diğer ifadeyle haremden ve kapıkulundan çıkanların devlet idaresinde Türk ve şehirlü olanlara tercih edilmesinin yanlış yönlere çekilmesini doğru bulmuyoruz. 40-41.. 49. Aynı şey Sultân İbrahim'in nikâh akdi ile aldığı Hümaşah Hanım için de söz konusudur. 4. Dünyada bazı başbakanların eşlerinin adları. 59. 38-42. Bunun için de Padişah'ın ailesinin taşra ile alakasının olmaması gerekmektedir.Bu soru. Nisa.. 328 vd. devlet siyâsetinin gereğidir57. Uluçay. sh. Bunun da yolu Harem'den başka varacağı yer olmayan cariyelerle aile hayatını devam ettirmektir. Harem II. Osmanlı Tarih Lügati.

peygamberleri bir. Abbasîler. Bu açıdan bakıldığında. halk ve asker tarafından sevilmemektedir. 141. 131. devletin devam ve bekasının böyle bir sistemde görülmesinden kaynaklanmaktadır. Yoksa. kendi zamanında. muhabbeti ve birliği iktiza etmektedir. Bâyezid arasındaki mücadeleyi. Padişahın Kadınları ve Kızları. İçlerinde ve kalblerinde hâkim olan din duygusudur. 61-62. bizzat müttehiddir. iç oğlanlarının ve Enderun'a alınan insanların eskiden beri devşirme veyahut gerçekten köle asıllı olanlardan seçildiğini. eğer bu grupları kapıkulu sınıfına dahil etmek caiz olsaydı. İstanbul 1997. taife taife. Bu kadar bir birler. biri be!! etrayn bağı. III. Bu sevilmeyişi. garplılar gibi değildir. bazı irsâdî vakıfları neshederek tîmara çevirmesi ve yeni vergiler koyarak hazineyi güçlendirmeye çaılşması sebebiyle. 315 vd. Zad tay»rrc in1 I-2-m. Rezzâkları bir. Koçibey de. husumet edesiniz diye değildir" Müslümanlar indinde ve yanında din ve milliyet. Belki din. Kul sistemiyle aristokrat bir sınıf kabul etmeyen Osmanlı Devlet sisteminde. Ancak aralarında binbirler adedince birlik bağları vardır. Koçi Bey'e göre. 16-17. kıbleleri bir. Sh. Kadınlar Saltanatı. Karamanî Mehmed Paşa'yı sevmediğini her ifadesiyle belli etmesine rağmen. Veziriazam Karamanı Mehmed Paşa ile İshak Paşa veya Cem Sultân ile II. İMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 117 itelet ley ve e ve ItnüO halde bu sistem. Karaman? Mehmed Paşa'nın yeniçeriler tarafından katledilmesini. Bu isnadlar sonucunda Yeniçerilerin ellerinden kurtulamamıştır. Türk aristokrasi partisi ile devşirmeler arasındaki mücadele gibi göstermek doğru değildir. kitapları bir. Şarklılar. sizi. vatanları bir.. Osmanlı şöyle düşünmüştür: devletin belkemiğini teşkil eden Müslümanlar ayrı ayrı milletlerden ve kabilelerden olabilirler. Karamanî Mehmed Paşa. bu manadaki aristokratların isyanıyla. nr. daha evvel kapıkulu arasına alınması caiz olmayan Türkler. kapıkulu sistemi ile. söz konusu partilerin mücadelesi gibi göstermek de mümkün değildir. kardeşliği. Ve birbirinizdeki sosyal hayata ait münasebetlerinizi bilesiniz ve birbirinize yardım edesiniz. Ta birbirinizi tanımalısınız. Baskı. selefdeki devlet adamları zikredilen kanunu koymazlardı. Harem II.. Zaten Kur'ân da aynı hakikati beliğine şöyle ifade etmektedir: "Sizi. gayr-i müslimlerden de alınmaları yasak olan Yahudi ve Çingenelerin alınmaya başlandığını. İslâm Hukukunda Kölelik-Câriyelik Müessesesi ve Osmanlı'da Harem.anlatmaktadır. 4. Aralarında itibarî ve arızî bir ayrılık var. Kaderin çoğu peygamberleri şarkta göndermesi işaret ediyor ki. milliyetin hayatı ve ruhudur. Sîman-oğulları Devleti bir asilzade olan Mahmûd Sebüktekin'in isyanıyla ve Büyük Selçuklu Devleti de Harizm-şah'ların isyanlarıyla yıkılmışlardır. bir. yek diğerinize karşı inkâr ile yabanî bakasınız. bunları birbirinden ayırmak mümkün değildir... bunlardan birisinin vali veya benzeri memuriyete geldiklerinde nasıl isyan ettiklerinin gayet iyi bilindiğini açıkça beyan etmektedir. her şerefi devlette bulmuş olan köle asıllı kişilerin devlete isyan edemedikleri ilave olunmaktadır. Âşıkpaşa-zâde. 37-39. İbnül-Emin Saray. sh. Muteber tarihçilerin ittifakla beyanına göre. sh. Türk düşmanlığından değil. İbn-i Kemal'e göre. Sultân Cem'i tahta çıkarma ve hatta Fâtih'i zehirletme isnadlarının yapılmasına sebep olmuştur. 57 Akgündüz. Uluçay. c. Devlet adamları arasında her zaman görüş ayrılığı bulunabilir. 40-41. millet millet. kabile kabile yaptım ki. Ahmed. Yaratanları bir. Kürdler ve Araplar gibi Müslüman unsurlar yanında. İbn-i Kemal'e göre. Ahmed Refik. kabile kabile yarattık. şarkı uyandıracak ve terakki . 939. BA. onun son derece namuslu olduğunu ve rüşvet yemediğini kabul etmektedir.

Burada sadece özetleyeceğiz. bunlar aslı mülk mal olduğundan sahih vakıflardır. iptaline cesaret edememişlerdir. Hâdiseler doğrudur. İşte Fâtih Sultân Mehmed'in de iptal etmek istediği ve ettiği. söz konusu sorunun gündeme gelmesine sebep olmuştur. I. Muhtelif yerler. onun ittihâd-ı İslâm'daki fikrini kabul ettim. Bu dediklerimizi teyid eden bir kayıt da. Şimdiki şarklılar. tahsis edilen cihetin beytülmaldan istihkakı bulunan bir hayır ciheti olmasıdır. Şerâfettin Turan neşri. İslâm hukukçuları da. Safa. Zira I. 285. bu tür tahsisatın iptal edilebileceğini kabul etmişlerse de. 2. sahih vakıflar değil. İstanbul 1985. Koçi Bey Risalesi. Osmanlı Kanunnâmeleri. Osman Gâzî zamanından beri tahsis edilen yerlerin bunun yaptığı düzenlemeler ile geri alındığını. değirmen ve kısaca müsakkafât yani çatılı mal türünden vakıflara müdâhale edilemeyeceğini hükme bağlamaktadır ki. 118 BİLİNMEYEN OSMANLI BU: Maalesef bu fermanın hukukî tahlili. irsadî vakıf veya tahsisat kabilinden vakıf dedikleri bu çeşit vakfın. oğlu Bâyezid Veli devrinde tekrar vakfa verildiği" ısrarla belirtilmektedir. İslâm hukukunda vakfın bir şartı da. ancak te'vil ve fermandaki açık izaha rağmen vakıf kelimesinin bütün vakıflara teşmîl edilmesi yanlıştır. belki gayr-ı sahih yani tahsisat kabilinden vakıfların da sahih olmayan tahsis kısmıdır. 5/b.ettirecek sadece ve sadece din duygusudur. başlangıçta hatalı yapıldığı için bütün efkâr-ı âmmede de aynı yanlış kanâat devam etmekte ve "Fütuhat için çok askere ihtiyâcı olan Fâtih'in bir çok vakıfları "mensûh" sayarak tımara çevirdiği ve bunların. Defter. ancak mîrî arazinin tımara çevrilebileceği de unutulmamalıdır. 303/b'de bulunan ve 885/1480 tarihinde yazılan Fâtih'e ait bir ferman. sorulan bir suâl üzerine İbn-i Ebî Asrûn isimli bir âlim. sh. Osmanlı Kanunnâmeleri adlı eserde neşrettiğimiz Kanun metni de bunu isbat etmektedir. yapılan tahsisin gayr-ı sahih tahsis olacağı ve bunun iptal edilmesi gerektiği ifâde edilmiştir. vakfedilen malın mülk olmasıdır. vrk. buralardan elde edilen vergi gelirlerinin vakfı yani gayr-ı sahih yahut tahsisat kabilinden vakıfdır. A 3/3. şark vilâyetlerini ikaz etti. Ancak bu çeşit vakıfların da en önemli şartı. c. 80. 27-29. Padişah Anaları. Asr-ı saadet ve Osmanlı dönemi bunun en bariz misâlidir. Bunun aslı nedir? Tek nüshası Bursa Şer'iye Sicilleri. Bâyezid Sultân olunca babasının bu tasarruflarını iptal yoluna gittiği söylenmektedir. Bediüzzaman Said Nursi ve Devlet Felsefesi. Osmanlı Kanunnâmeleri adlı eserimizin 1. Mürsel. meseleyi çok açık bir şekilde takdim etmektedir: "Sultân Selim'e bî'at etmişim. tbn-i Kemal. gerçek anlamda bir vakıf olmadığını ve bir kamu tahsisinin adı olarak devamında da sakınca bulunmadığını kabul etmişlerdir. Bazı farklı yorumları için bkz. Bu hakikati bir asır önce gören büyük âlim Bediüzzaman. Tevârîh-i Âl-i Osman. Yücel. 58 Kur'ân. gayr-ı sahih vakıf. onlar da ona bî'at ettiler. Bu şarta riâyet edilmediği takdirde. Konunun ayrıntılı izahını. beytülmaldan istihkakı bulunan hayır cihetlerine vakıf adıyla tahsis edilebileceğine fetva vermiştir. Karamam Nişancı Mehmed Paşa'yı anlatırken. tekrar mirî . Nitekim 1382 yılında Sultân Berkuk'un huzurunda toplanan İslâm hukukçuları da. maddede bağ. 79-86. Yılmaz. sh. maddede ise. Meram. Bilindiği gibi Anadolu Arazîsi tamamen mîrî arazidir. Muhtelif yerler. Ya'şâr. Osmanlı'nın Arka Bahçesi. md. sh. diğer mezheplerin görüşlerini esas alarak. X. Âyet 13. Âşıkpaşa-zâde'nin tesbitleridir. Bilindiği gibi. Mevlüt Uluğtekin. devlete ait vergi gelirlerinin. sh. Vakıf köy ve yerlerin vakfından kasıt. o zamandaki şarklılardır"58. Akgündüz. Fâtih Sultân Mehmed'in bazı vakıfları iptal ettiği ve ancak oğlu II. köy ve yer yani arazi ve akar (burada arsa kasdedilmektedir) nev'inden olan tahsisat kabilinden vakıfların mensûh sayılmasını emretmektedir. Zira o. Ancak Eyyubî Devleti zamanında. cildinde "Osmanlı Kanunnâmelerinde Şer'îliği Tartışmalı Olan Mes'eleler" başlığı altında yaptık. "Reformcu Bir Hükümdar Fâtih Sultân Mehmed". 60. Hucurât Suresi. bahçe. Devlete ait bir mal veya menfaatin vakfedilmesi sahih değildir. Zaten mülk bir arazinin değil.

ormanları. 583-585. t kanunudu' 22» tapu islerr-CTüİ nunnimt-i II liriz. Halil. Müslümanların ve bilhassa da Müslüman Türklerin rehberlik etmiş olduklarını ve dünyada ilk tapu kanununun Fâtih Sultân Mehmed tarafından hazırlandığını. I. Fethe: «I yesi ile resnij defterlere lı resmi ı 59 İslâm Hukukunda ve Osmanlı Tatbikatında Vakıf Müessesesi. İslâm devletini bir dünya devleti hâline getiren Hz. sh. Osmanlı Tarihi. Her güzel şeyde olduğu gibi. Meseleyi biraz daha açarsak. 192. Dünyanın ilk tapu kanununun Osmanlı Devleti tarafından Fâtih zamanında hazırlandığı söylenmektedir. Fakat önemli olan. Zaten bazı İslâm hukukçularının. bizi şaşırtacak hakikatlarla karşı karşıya geleceğiz. II. ilk gelir-gider defterleri ve tapu kayıtları demek olan Divan usulünü geliştirmiştir. zirâat edilen veya edilebilecek olan araziyi tesbit ediniz. Şöyle ki. Hatta Osman bin Hanif'i Irak arazisinin tapu kadastrosunu yapmak için görevlendirdiğinde şu talimatı vermiştir: "şen ve ma'mûr olan yerlerin alanlarını ölçünüz. Uzunçarşılı. Hz. "Bursa Şer'iyye Sicillerinde Fâtih Sultân Mehmed'in Fermanları". 61. Tarih. kısaca S olduğunu t tapu-kadastro \ olduğunu da!ı Müslümanlm «ti da ilk tapu t âlemi çok iyi 6 karşıya gelra&J İslâm d t. Ayrıca 60 senedir. bütün dünya hukuk tarihinin ilk tapu kanunudur. Bu iddia doğru mudur? Osmanlı Devleti'nde tapukadastro işlemleri nasıl yürütülmüştür? ¦olacağı İMân rtileardeTapu ve kadastro işlemlerinin. XI/44. güzel yurdumuzun tapu-kadastro işlemlerini bitiremediğimizi ve bu yüzden çok kimselerin haklarının zayi olduğunu da belirtmeden geçemeyeceğiz. çift %"J I vergide «is * Hz. sh. ancak bu uygulamanın yanlış olduğunu ifade etmektedir. Dede Halife. Dü&yuual manındı I Devleti'sAi Tapu ve I kontrolü. bu mevzuda da. Esad Efendi. İnalcık. İstanbul 1997. Ömer'in bu tatbikat ve talimatı. c. zeri kart ¦OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 119 61. çift sürülmesi kabil olmayan öyükleri. sh. gelir ve giderlerinin kontrolü. Süleymaniye kütp. defterlerde testti nemli yani ı Köşkü tapu kanunu. Fâtih'in nesh yani iptal ettiği vakıfların. Belleten. sh. irsâdî vakıflar olmasıdır. Müslümanların feth ettikleri memleketin gelir ve giderini. Ömer. sh. 3560. Fâtih zamanında hazırlanmıştır. sadece Osmanlı Devleti'nin değil. tikleri mttnltMftj (Jevletin zaruri { Imek olanDIvMi ¦kadastrosunu y iyerıerin aljnlın» t i-yerleri. kısaca hukuk ve iktisât sistemi açısından ne kadar büyük bir ehemmiyete haiz olduğunu belirtmekte fayda vardır kanaatindeyiz. Osmanlı Kanunnâmeleri. 251-255. c. sahih vakıflar değil. 22 madde halinde yayına hazırladığımız bu kanun. vakıf adıyla yapılan tahsislerin asla bozulmaması gerektiğine yönelik fetvaları da Âşıkpaşa-zâde'yi desteklemektedir. (Wllİ i etmiş ve bıi!ust| . nr. Bu mevzuda ilk ve en ö-nemli yazılı hukukî düzenleme. tepeleri. Öteki mesele zaten tartışmalıdır59. 702-703. nüfusunu ve diğer coğrafi durumunu bilmenin. bir milletin devlet idaresi. dünya ilim âlemi çok iyi bilmektedir. Âşıkpaşa-zâde. Osmanlı Devleti'ndeki tapu işlemlerinin temel . 146.arazi olduğundan tapu ile isteyene verildiğini. 525-561. devletin zaruri görevi olduğunu anlamış. bataklıkları ve sazlıkları ve benzeri araziyi vergide esas alınacak arazi arasına katmayınız". diğer bütün Müslüman devletlere örnek teşkil etmiş ve bilhassa Osmanlı Devleti yeni fethedilen arazilerin taputahririni yazma ve defterlerde tesbit etme hususunda zirveye yükselmişlerdir. İbrahim bin Bahsi. Topkapı Sarayı Revan Köşkü kitapları arasında 1935 ve 1936 nolu kanun mecmualarında yer alan bu tapu kanunu. Risale Fî Emvâl-I Beytilmal ve Aksâmihâ ve Ahkâmihâ. Verimsiz ve çorak yerleri.

Tapu Kanunnâmesini Osmanlı Kanunnâmeleri Ve Hukukî Tahlilleri adlı eserimizin I. . Tapu mevzusu da bunlardan sadece birisidir. Bunlar görevli oldukları bölgelere giderler. Asrındaki maneviyât erleri ve âlimlere gösterdiği hürmet de bunun şahididir. tescil gayesi ile resmî görevliler tarafından muntazam bir şekilde resmî muhafaza altına alınan defterlere kaydedilir. Bazı tarihçilerin. kışlakları ve diğer araziler ile bunların kime ait olduğu. icmal defterleridir ki. 120 BİLİNMEYEN OSMANLI BlL. arazisi tahrir edilen yerlerin re'âyâsı. Müslüman Türkler'in dinlerine ve örf âdetlerine bağlı kaldıkları zamanda her sahada ileri gittiğini göstermektedir. Bu bin küsur defter. Cildinde neşretmiş bulunuyoruz. Defter eminine muharrir-i memâlik. Hazırlanan defterler. 1750'yi bulmuştur. onun gençliğinde eğlence ve içkiyi severdi şeklinde yorumlamaları asla doğru değildir. Tam aksine veli lakabını alan nadir Padişahlardan biridir. ormanları. Mufassal defterlerdir. Bütün bu araştırmalar. meşhur devlet adamlarını ve onun zamanında Osmanlı Devleti'nin ulaştığı sınırları kısaca özetler misiniz? ciddi t» S Sultân II. birinci derecede Cem Sultân ve Memlüklülerle meşgul oldu. Bâyezid kimdir? Çocuklarını. 1516 tarihinde fethedilen ve 1518 yılında tahririne başlanan doğu ve güneydoğu bölgesinin tapu kadastro işlemleri. şu anda üzerinde 30 küsur devletin bulunduğu eski Osmanlı topraklarının tapusu hükmündedir.II. mezraları. gelir çeşitleri ve ödeyecekleri vergiler kaydedilen defterlere mufassal defter adı verilir. Tahrir işlerini iki resmi görevli yürütür: Defter Emini ve Vilâyet Kâtibi. Babası Sultân Fâtih'in naşı 17 gün saklandı ve Amasya'da Sancak Beyi olan Şehzade Bâyezid İstanbul'a getirilerek tahta çıkarıldı. Sultân II. Müstakil bir sorunun cevabında da özetleyeceğimiz gibi. İşte Şehzade Cem olayı da bunun tuzu biberi oldu. nişancı denilen yüksek âmir tarafından kontrol edildikten sonra Padişah'a arz edilir. Topraklı topraksız. Arazînin bu şekilde yazım işlemine tahrir denilir. san'at sahibi vesaire benzeri kayıtlar deftere geçirilir. İtal-ya'daki Gedik Ahmed Paşa komutasındaki orduyu hemen geri çağırdı ve maalesef 1495 yılına kadar. Padişahın tasdikinden geçerse Hazine-i Âmire denen devlet arşivinde korumaya alınır. Kanunnâmenin orijinal adı "Ka-nunnâme-i Kitâbet-i Vilâyet" şeklindedir. tımar ve ze'âmet olduğu ve bunların sahipleri kaydedilir. Şu anda bunlardan 1100 tanesi Başbakanlık Osmanlı arşivinde. Günümüzün teknik imkânlarına rağmen böyle bir işe kalkılırsa en az kırk-elli sene süreceğini günümüzdeki örneklerinden anlıyoruz60. İkincisi. Sultân Bâyezid'in asıl saltanatı 1495 yılından başlatılabilir. meraları. Bâyezid. sakat. ihtiyar. Fethedilen bütün arazilerin nüfusu. 650 tanesi ise Tapu-Kadastro Genel Müdürlüğü arşivindedir. İlgili bulunduğu bölgenin köyleri.] erdi.esaslarını ihtiva etmektedir. kalmaıcuztft. muharrir veya il yazıcı da denir. BAYEZID DEVRİ 62. 149! sil salt! karşı t manlık I sıyla 1499f Venedik I Osmanlı 1 na'da y VIII. Osmanlı kaynaklarında geçen "îş ü nûşu severdi" şeklindeki ifadelerini. Kısaca umûmî esaslarıyla şöyle özetleyebiliriz. bunlarda sadece arazilerin has.'NMEYENfi Osmanlı ülkesinin tamamı bu usule göre tahrir edilmiş ve bin küsur defterde Osmanlı topraklarının tapusu çıkarılmıştır. Tahrir neticelerini iki ayrı defterde toplarlar: Birincisi. Gülbahar Hâtun'dan 1450 yılında Dimetoka Sarayı'nda dünyaya geldi. Araya başka defterler karıştığı için sayıları. Fâtih'in vefatıyla Hıristiyan alemi istediğine kavuşmuş ve Roma bir İslâm merkezi olmaktan kıl payı kurtulmuştu. Sultân Bâyezid. MemluMtt! lüs'de de ed. Böylesine teferruatlı tapu muamelelerinin nasıl yürüdüğüne bir misâl ile bakalım. evli ve bekar. Özellikle mufassal defterlerde ahalinin fertlerine ait bütün vasıflar da zikredilir. dört sene sonra yani 1522 yılında tamamlanmıştır. arazinin durumu ve benzeri hususlar.

vrk. Risale-i Araz!. ve 2. Maalesef düşmanlar. 1036. dünyanın 1. Araya başka defterler karıştığı için sayıları. Hazırlanan defterler. BÂYEZİD DEVRİ 62. Seferini Morava'ya ve 1484 yılında ikinci seferini de Boğdan'a yaptı. 75/b. Günümüzün teknik imkânlarına rağmen böyle bir işe kalkılırsa en az kırk-elli sene süreceğini günümüzdeki örneklerinden anlıyoruz60. Hezarfen. Sultân Bâyezid. Hüseyin Efendi. güçlü devletleri olan Memlüklülerle Osmanlıların arasını açmaya muvaffak oldular. İşte Şehzade Cem olayı da bunun tuzu biberi oldu. Şu anda bunlardan 1100 tanesi Başbakanlık Osmanlı arşivinde. 81/b-85/a. 1516 tarihinde fethedilen ve 1518 yılında tahririne başlanan doğu ve güneydoğu bölgesinin tapu kadastro işlemleri. 1483'de 1. 367 vd. 120 BİLİNMEYEN OSMANLI Osmanlı ülkesinin tamamı bu usule göre tahrir edilmiş ve bin küsur defterde Osmanlı topraklarının tapusu çıkarılmıştır. Bâyezid. Bazı tarihçilerin. Sultân Bâyezid. 1935 vrk.II. Osmanlı Kanunnâmeleri. . i il'ln c ciddi W S Anaı istemesi* deri v manltJ Sultân II. Topkapı Sarayı Müzesi kütp. Cildinde neşretmiş bulunuyoruz. Padişahın tasdikinden geçerse Hazine-i Âmire denen devlet arşivinde korumaya alınır. Bâyezid kimdir? Çocuklarını. dört sene sonra yani 1522 yılında tamamlanmıştır. 1 ) sil sa'tı sıyla v. Bütün bu araştırmalar. Tapu mevzusu da bunlardan sadece birisidir. Sultân II. onun gençliğinde eğlence ve içkiyi severdi şeklinde yorumlamaları asla doğru değildir.Bütün bu sıkıntılara rağmen. 1485 yılından itibaren. Osmanlı kaynaklarında geçen "îş ü nûşu severdi" şeklindeki ifadelerini. VIII.. Böylesine teferruatlı tapu muamelelerinin nasıl yürüdüğüne bir misâl ile bakalım. Sultân Bâyezid. 1483'de 1. meşhur devlet adamlarını ve onun zamanında Osmanlı Devleti'nin ulaştığı sınırları kısaca özetler misiniz? MemlükHI i lüs'de ) de eöiyı kalmak i erdi. 650 tanesi ise Tapu-Kadastro Genel Müdürlüğü arşivindedir. nr. Tapu Kanunnâmesini Osmanlı Kanunnâmeleri Ve Hukukî Tahlilleri adlı eserimizin I. ve 2. İtal-ya'daki Gedik Ahmed Paşa komutasındaki orduyu hemen geri çağırdı ve maalesef 1495 yılına kadar. şu anda üzerinde 30 küsur devletin bulunduğu eski Osmanlı topraklarının tapusu hükmündedir. Reşit Efendi. güçlü devletleri olan Memlüklülerle Osmanlıların arasını açmaya muvaffak oldular. Osmanlı hacılarının güvenliğini sağlamayan Memlüklülere karşı. Sultân Bâyezid'in asıl saltanatı 1495 yılından başlatılabilir. Gülbahar Hâtun'dan 1450 yılında Dimetoka Sarayı'nda dünyaya geldi. Tam aksine veli lakabını alan nadir Padişahlardan biridir. Fâtih'in vefatıyla Hıristiyan alemi istediğine kavuşmuş ve Roma bir İslâm merkezi olmaktan kıl payı kurtulmuştu. Asrındaki maneviyât erleri ve âlimlere gösterdiği hürmet de bunun şahididir. vrk. Babası Sultân Fâtih'in naşı 17 gün saklandı ve Amasya'da Sancak Beyi olan Şehzade Bâyezid İstanbul'a getirilerek tahta çıkarıldı. I. 41 vd. dünyanın 1.ereö Osmanlı I na'da) M şeyht nndeıut 1460'dJ S götürdü. nr. Seferini Morava'ya ve 1484 yılında ikinci seferini de Boğdan'a yaptı. 60 Ebüssuud. Müstakil bir sorunun cevabında da özetleyeceğimiz gibi. R. 1750'yi bulmuştur. 1485 yılından itibaren. c. Osmanlı hacılarının güvenliğini sağlamayan Memlüklülere karşı. Bütün bu sıkıntılara rağmen. Mayıs 1485'de Çukurova'ya asker gönderilerek resmen harp başlatılmış oldu. birinci derecede Cem Sultân ve Memlüklülerle meşgul oldu. Bu bin küsur defter. Akgündüz. Müslüman Türkler'in dinlerine ve örf âdetlerine bağlı kaldıkları zamanda her sahada ileri gittiğini göstermektedir. nişancı denilen yüksek âmir tarafından kontrol edildikten sonra Padişah'a arz edilir. Mayıs 1485'de Çukurova'ya asker gönderilerek resmen harp başlatılmış oldu. Telhis'ül. Maalesef düşmanlar.

Şah İsmail'in desteğiyle Anadolu'dan toplanan Türkmen gençleri. Risale-i Arazî. vrk. Maalesef. Şah İsmail'in oğlu İbrahim Mirza'nın komuta ettiği Safevî ordusunu Erzincan yakınlarında perişan etti. onun oğlu Şeyh Haydar ve nihayet asırlarca Osmanlı Devleti'ni fetihlerinden uzak tutan Şah İsmail ve onun Şi'i devleti olan Safevîler meselesi ortaya çıktı. I. üzerine yürüdü ve Sivas yakınlarındaki Gökçay mevkiinde 1511 yılında katledildi. başka çare olmadığını anlamıştı. Bâyezid 4. Osmanlı orduları. Şehzade Ahmed ve Korkut taraftarları engel olmak istiyorlardı. Yavuz adına "Yürü Sultân Selim. Tepki. nr. Halk. 367 vd. Venedik. 1036. c. 41 vd. 1460'da Şeyh Cüneyd katledildi. Veziriazam Ali Paşa. bu başarıların ardından. Aynı yıl Şehzade Ahmed bu kargaşadan yararlanarak Konya'da sultanlığını ilan etti. Osmanlı Devleti'ne teslim mecburiyetinde kaldı. Telhis'ül. Macaristan ve Bosna'da yaptıkları savaşlarda da önemli fetihler elde ettiler. Reşit Efendi. çünkü bundan Endülüs'de Müslümanlara zulmeden İspanya ve Portekiz ve ayrıca tüm Hıristiyan blok istifade ediyordu. Erdebil'e götürülüyor ve orada ciddi bir Şî'a eğitimi verildikten sonra. nr. Şah İsmail'in yakın adamı Nur-ı Ali isimli halifesinin Amasya ve Tokat'da kargaşa çıkarmasına rağmen. Venedik Balkanlardaki bütün müstemlekelerini. Selim'in işini kolaylaştırıyordu. Meşru veliahdlıktan düştü ve Şehzade Korkut veliahd oldu. başta Mora ve Yunanistan olmak üzere.60 Ebüssuud. Macaristan ve zaten arada düşmanlık bulunan İspanya ile fiilen savaş hali başladı. 1495'de Cem Sultân'ın vefatı ve de Memlüklü ile yapılan sulhden sonra yeniden asıl saltanat yıllarına başlayan II. Topkapı Sarayı Müzesi kütp. Hüseyin Efendi. 75/b. Karabulut isimli atıyla kaçtı (1511). Bununla da kalmadı. Bu sebeple Antalyalı bir Türkmen olan ve Erdebil'e giderek tam bir Şi'i mollası haline gelen Şah Kulu isimli halifesi. Nitekim Çorlu'da babasının ordusuyla Şehzade Se-lim'in ordusunu karşı karşıya getirdiler. Bâyezid. Babaya kılıç çekilmez diyerek. Uzun Hasan'ın da torunu olan Şah İsmail ile başladı. 81/b-85/a. 4 yıl süren savaşlar neticesinde. II. evvela Boğdan'a musallat olan Polonya'ya karşı haretekete girişti. Bâyezid'in kayınpederi ve Yavuz'un da dedesi olan Zülkadir Oğlu beğliğine saldırdı ve zulme başladı. vrk. yıllar süren ve genellikle Memlüklü lehine sonuçlanan savaş yılları sona erdi. karşı gelemeyerek Konya'ya gelmesi. I» eOsj) yüksek inden ulardan s kal-tlardan fe. 1487 yılından beri sancakbeğliğinde bulunduğu Trabzon'dan yani Yavuz'dan geldi ve Şehzade Yavuz hemen Gürcistan Seferine çıktı. Şehzade Ahmed'in. II. Zor olan nokta Şah İsmail'in şahlığı ve şeyhliği beraber götürmesiydi. çevresine topladığı bazı göçebelerle devletin başına yeniden gaile açmaya hazırlanıyordu. birer Şi'î mollası olarak Osmanlı Sofuları adıyla Anadolu'ya gönderiliyordu. Osmanlı Devleti'nden ve Memlüklülerden tepki görmeyince iyice şımardı. seferini. Bu arada önce Kırım'a geçen ve ardından da Edirne'ye gelerek babasıyla görüşmek isteyen Selim'e. Akgündüz. 24 Nisan 1512 tarihinde Şehzade Selim lehine tahttan feragat . ama yerine geçen Şeyh Haydar. Yeniçeri ve bazı devlet erkânının ısrarla Şehzade Selim'i istediğini bilen Sultân Bâyezid. işi daha da ileriye götürdü. Neticede Ramazan Oğulları Memlüklülerde ve Zülkadir Oğlu Osmanlı'da kalmak üzere. devrân senindir" türkülerini söylüyor ve babasının pasifliğini bir nevi protesto ediyordu. Erdebil'deki Safevî tarikatının şeyhlerinden Şeyh Cüneyd. Asıl problem.. 1507'de Şah İsmail'in Zülkadir Oğlu Alâüddevle Beyin kızını istemesi ve onun da bir Şi'îye kızını vermek istememesi üzerine. Bu hadiseler üzerine. Yavuz komutasındaki Osmanlı orduları. 1935 vrk. Osmanlı Kanunnâmeleri. Hezarfen.Gܦfaeı: ve itler BİLİNMEYEN OSMANLI 121 Memlüklü Sultânı Kayıtbay düşmanlığın devamını istemiyordu. sırasıyla 1499 ve 1500 yıllarında Venedik üzerine yaptı. Bu sefer sonucunda. R. Ve 5.

I. 105-107.Hundi Sultân. II. sh. 11 gün Eski Saray'da ikamet ettikten sonra. Hatta Kırım Hanı'nın Şehzade Ahmed'e karşı kendisine destek va'd etmesi karşısında. 185-236. Abdülhayy'ın kızı ve Alemşah ile Kamer Sultân'ın annesi. Âli. 63. şâir. c. Osmanlı Tarihi. 220-269. Vezir-i A'zamlardan İshak Paşa. 183/a-213/b. . ilim ve maneviyât erbabından ise.Ayn-i Şah Sultân. 1. Devletler ve Hanedanlar. 9-Şehzâde Sultân Alem Şah Hân. 191-203. 4. Niyâzî-i Mısrî. c. Molla Lütfi Efendi. 19. 75-77. babası Fâtih'in fetihlerini çok iyi hazmetmesine rağmen.Kamer Sultân. Selâhattin. işleri vezirlere havale etti. Ankara 1997. Tansel. Öztuna. "Bâyezid Il'nin Ailesi". 8Şehzâde Sultân Mehmed Hân. Ahmed Uğur). 13.İlaldı Sultân. 161-248. c.. kendilerine uzaktan taltiflerde bulunduğu Molla Cami ve Ubeydullah Ahrar Hazretleri ve şairlerden ise. ZEVCELERİ: 1. 5. 16. Osmanlı Devleti'nin içte ve dışta çok sıkıntılı günler yaşadığı ve hatta tedbir alınmazsa ikinci bir fetret devrinin Anadolu'nun Şiîleşmesiyle gerçekleşme ihtimalinin kuvvetli olduğu bir döneme rastladığını çok iyi biliyoruz. Dimetoka'ya gitmek üzere yola çıktı. 7. X. Abdullah kızı ve Şehzade Abdullah'ın annesi. Kendisine 122 BİLİNMEYEN OSNMU tahsis edilen ikametgâha ulaşmadan Çorlu yakınlarında yolda vefat etti. Bâyezid'in. II. Şeyhülislâmlardan Molla Abdülkerim Efendi ve Zenbilli Ali Efendi. 2. istirahata çekilmek üzere Dimetoka'ya gidecek olan babasını bizzat uğurlamış. 8-Ayşe Hâtûn. 17-Şah Sultân. c. Osmanlı Tarihi.Gevher Mülûk Sultân. II.Yavuz Sultân Selim Hân. hattat. sh. düşmanlarımız bunu fırsat bilerek halkı isyana teşvik ettiler ve ihtilâller çıkardılar. 6-Şehzâde Sultân Şehinşâh Hân. XXVII. VIII.Hüsnüşah Hâtûn. ÇOCUKLARI: 1-Şehzâde Sultân Abdullah Hân. II. İstanbul 1959. Tevârih-i Âl-i Osman. Solakzâde. c. Sarı Gürz. "Fâtih Sultân Mehmed'in Vefatı Üzerine Vezir İshak Paşa'nın İkinci Bayezid'l Saltanata Daveti Arizası". 21-29.. Tevârih-i Âl-i Osman. sh. sayı 14. "Yeni Vesikalar Karşısında Sultân İkinci Beyazıt Hakkında Bazı Mütalâalar". Gâzî. Es'ad Efendi. Bâyezid. Ahmed Uğur neşri.Ferâhşâd Hâtûn.000 km2/lik genişleme temin edebilmiştir. Bâyezid devrinin önemli devlet adamları arasında. sh. Belki babamız yaşlı ve hasta olduğundan. sh. (neşr. Kantemir.eden II. 3-Şehzade Sultân Korkut Hân. bunun başlıca sebeplerindendir61. Abdüssamed'in kızı ve bir görüşe göre Yavuz'un annesi. 15. c.Şirin Hâtûn. oğlu Yavuz tarafından zehirlenerek öldürüldüğü iddia edilmektedir. 3Gülruh Hâtûn. sh. Vasfı ve İznikli Celilî misâl olarak zikredilebilir. sh. elini öpmüş ve atının yanında yaya yürüyerek gereken saygıyı göstermiştir. 122 BİLİNMEYEN OSMANLI tahsis edilen ikametgâha ulaşmadan Çorlu yakınlarında yolda vefat etti. sayı 106(1963). nr. 18. Fetret devrinden sonra Osmanlı Devleti'nin en sıkıntılı dönemlerinden olması.Gülbahar Hâtûn. Böyle bir iddianın aslı var mıdır? Yavuz'un tahta geçmesinin. İsmail Hakkı. 7-Şehzâde Sultân Mahmûd Hân. Tarih Dergisi.Nigâr Hâtûn. 2162. Künh'ül-Ahbâr. . kendi zamanında sadece 160.Hüma Sultân.Selçuk Sultân. sh. I. 1512 yılının 24 Nisanında sultân olan Yavuz. sh.Ayşe Sultân. sh. Zülkadiroğiu Alaaüd-devle Bozkurd Bey'in kızı ve bir görüşe göre Yavuz'un annesi. 2.Bülbül Hâtûn. Yılmaz. Uzunçarşılı. Belgelerle Osmanlı Tarihi.167-188. İbn-i Kemal. sayı 97(1961). vrk. XXV. 14. âlim. I. Kefe sancak Beği Mehmed'in annesi. Belleten.. Muslihuddin bin Sinan Efendi.. Yavuz'un şu sözleri söylediği kaynaklarda ifade edilmektedir: "Biz saltanat sevdası için İstanbul'a varmadık. Hersek-zâde Ahmed Paşa. Defter. 10. Abdullah kızı ve Şehzade Ahmed ile Hundi Sultân'ın annesi. Karamanoğlu Nasuh Bey'in kızı. Belleten. 174-203.. Tarih. 11Hatice Sultân. Kardeşlerim 61 Âşıkpaşa-zâde.Fatma Sultân. Aksun. Çandarlı İbrahim Paşa ve Koca Mustafa Paşa.. sh. 12. 269-349. sh. sh. Uzunçarşılı. 5. Şehzade Korkut ile Fatma Sultân'ın annesi ve Abdullah Vehbi'nin kızı. Bâyezid. Lütfi Paşa. 379-421. c. 6. 955 vd. Uluçay. İdris-i Bitlisî. c. 4-Şehzâde Sultân Ahmed Hân. Padişahların Kadınları ve Kızları. veli ve müzehhib gibi çok sıfatları bulunan II. 136-148.

4-Şehzâde Sultân Ahmed Hân. sh.Ferâhşâd Hâtûn. 185-236. 2162. Abdullah kızı ve Şehzade Abdullah'ın annesi. Ahmed Uğur). sh. sh. ÇOCUKLARI: 1-Şehzâde Sultân Abdullah Hân. 4. Belleten. Osmanlı Tarihi. elini öpmüş ve atının yanında yaya yürüyerek gereken saygıyı göstermiştir. 191-203. sh. 161-248. Vezir-i A'zamlardan İshak Paşa. Vasfı ve İznikli Celilî misâl olarak zikredilebilir. Devletler ve Hanedanlar. kendi zamanında sadece 160. 17-Şah Sultân. 5.Bülbül Hâ tun. A' fimi!' ZOfl. 9-Şehzâde Sultân Alem Şah Hân.Hundi Sultân. . sh. Tevârih-i Âl-i Osman. c.Hüsnüşah Hâtûn. Aksun. Yılmaz.000 km2'lik genişleme temin edebilmiştir. Muslihuddin bin Sinan Efendi.Ayşe Sultân. veli ve müzehhib gibi çok sıfatları bulunan II. II. c.Nigâr Hâtûn. X. : . II. vrk. sayı 14. tır.İlaldı Sultân. Kefe sancak Beği Mehmed'in annesi. sh. İsmail Hakkı. oğlu Yavuz tarafından zehirlenerek öldürüldüğü iddia edilmektedir.167-188. Şehzade Korkut ile Fatma Sultân'ın annesi ve Abdullah Vehbi'nin kızı.Hüma Sultân. II. sayı 97(1961). 7-Şehzâde Sultân Mahmûd Hân. c. Belki babamız yaşlı ve hasta olduğundan. Lütfi Paşa. Osmanlı Devleti'nin içte ve dışta çok sıkıntılı günler yaşadığı ve hatta tedbir alınmazsa ikinci bir fetret devrinin Anadolu'nun Şiîleşmesiyle gerçekleşme ihtimalinin kuvvetli olduğu bir döneme rastladığını çok iyi biliyoruz.Fatma Sultân. sh. Abdülhayy'ın kızı ve Alemşah ile Kamer Sultân'ın annesi. ilim ve maneviyât erbabından ise. nr. 3Gülruh Hâtûn. Öztuna. "Yeni Vesikalar Karşısında Sultân İkinci Beyazıt Hakkında Bazı Mütalâalar". 2. âlim. Böyle bir iddianın aslı var mıdır? Yavuz'un tahta geçmesinin. 269-349. 13. 5. sh. Zülkadiroğlu Alaaüd-devle Bozkurd Bey'in kızı ve bir görüşe göre Yavuz'un annesi.. 11Hatice Sultân. Ahmed Uğur neşri. Künh'ül-Ahbâr. Şeyhülislâmlardan Molla Abdülkerim Efendi ve Zenbilli Ali Efendi. Uluçay. bunun başlıca sebeplerindendir61. VIII. Padişahların Kadınları ve Kızları. Uzunçarşılı. II. c. c. 16. *) I lan* nal manevi şa ettiğini bf D)F tahta çe Y. "Bâyezid H'nin Ailesi". Sarı Gürz. 3-Şehzâde Sultân Korkut Hân. Gâzî. sh. Uzunçarşılı. sh. 6-Şehzâde Sultân Şehinşâh Hân. 15. Karamanoğlu Nasuh Bey'in kızı. Âli. sayı 106(1963). c. Es'ad Efendi. "Fâtih Sultân Mehmed'in Vefatı Üzerine Vezir İshak Paşa'nın İkinci Bayezid'l Saltanata Daveti Arizası". 1. 18. Tansel. I. düşmanlarımız bunu fırsat bilerek halkı isyana teşvik ettiler ve ihtilâller çıkardılar. 75-77. Çandarlı İbrahim Paşa ve Koca Mustafa Paşa. 220-269. Belgelerle Osmanlı Tarihi. Tarih. 136-148. 7. İdris-i Bitlisî. sh. Molla Lütfi Efendi. Hersek-zâde Ahmed Paşa. Osmanlı Tarihi. I. Niyâzî-i Mısrî. Solakzâde. (neşr. XXVII. 174-203. 183/a-213/b. 10. 105-107. c. Belleten. Kantemir. kendilerine uzaktan taltiflerde bulunduğu Molla Cami ve Ubeydullah Ahrar Hazretleri ve şairlerden ise.Kamer Sultân.Gülbahar Hâtûn. Hatta Kırım Hanı'nın Şehzade Ahmed'e karşı kendisine destek va'd etmesi karşısında. işleri vezirlere havale etti. 1512 yılının 24 Nisanında sultân olan Yavuz. Abdullah kızı ve Şehzade Ahmed ile Hundi Sultân'ın annesi. 2.Ayn-i Şah Sultân. c. şâir. babası Fâtih'in fetihlerini çok iyi hazmetmesine rağmen. 19. 63. hattat.Yavuz Sultân Selim Hân. Tarih Dergisi. sh.Şirin Hâtûn. Bâyezid.Gevher Mülûk Sultân. I. Ankara 1997. Selâhattin. 8Şehzâde Sultân Mehmed Hân. XXV. 14. İstanbul 1959.Selçuk Sultân. Abdüssamed'in kızı ve bir görüşe göre Yavuz'un annesi. 955 vd. 21-29. 379-421. Bâyezid devrinin önemli devlet adamları arasında. Bâyezid'in. 12. Defter. Kardeşlerim I 61 Âşıkpaşa-zâde. sh. İbn-i Kemal. 8-Ayşe Hâtûn. Fetret devrinden sonra Osmanlı Devleti'nin en sıkıntılı dönemlerinden olması. Yavuz'un şu sözleri söylediği kaynaklarda ifade edilmektedir: "Biz saltanat sevdası için İstanbul'a varmadık. Tevârih-i Âl-i Osman. 6. istirahata çekilmek üzere Dimetoka'ya gidecek olan babasını bizzat uğurlamış.ZEVCELERİ: 1.

nr. Bizim kanaatimize göre. 2162. sh. Bu sözleri söyleyen bir devlet adamının babasını zehirlettiği iddiasına inanmak çok zordur. Ancak bazı devlet adamları babamla aramıza fitne soktular. en doğru kaynak. Osmanlı Tarihi. Uzunçarşılı. esrar ve kokain yasak mıdır? II. c. İFatma p en de hevâ ve heveslerinde olup. nr. Peygamber'in devrinden sonra ortaya çıktığından. yaşadığı kederler ve bu arada saltanatla ilgili dedikodu ve fitneler yüzünden alabildiğine zayıf düştüğü ve zaten 67'ye ulaşan yaşıyla bunlara tahammül edemeyerek vefat ettiği kayd edilmektedir. 3062. Büyük Osmanlı Tarihi. Kardeş Katli. sh. bu tür maddelerin.Bir rak vefa1 64. Peçevî İbrahim Efendi. yaşlılık. vrk. günümüzde modern usullerle tıp dünyasında kullanılması o zamanlar için söz konusu olmadığından. vefatına kardeşi Selim'in sebep olduğunun yayıldığını açıkça ifade etmektedir. D) Peçevî ve Şem'dânî-zâde gibi çok az kaynaklarda ise. I. bu şahadetin sebebini açıklamazlar. I-II. ancak halk arasında. Osmanlı Hukukunda afyon. nr. c. B) Hezarfen Hüseyin Efendi ve Kâtip Çelebi gibi bazı Osmanlı tarihçileri. Ne yapalım. bu dilekçesinde. Lütfi Paşa. Tarih. f afyon »OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 123 Ifve Abis. Yoksa askerimizi alıp babamız üzerine yürümek bize yakışmaz". C) Müneccimbaşı gibi bazı tarihçiler ise. Yavuz'un rakibi olan ağabeyi Şehzade Ahmed'in Memlüklü Sultânına sunduğu ve şu anda da Topkapı Sarayında bulunan arîzasıdır ki. Âli. II. ancak Yavuz'un zehirlediğine dair bir kayıt düşmezler. H. hastaların ilaç olarak kullanmaları ile keyif ehlinin 62 Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi. Bu şahadet. Künh'ül-Ahbâr. Yavuz'un tekrar dönüp de tahta geçme ihtimalinden korkarak. Yunan ve Bizans tarihçileri. diğer içkilere kıyasla ve içtihâd yoluyla sabit olmuştur. Fjörüşe tsi. Bâyezid'in gençliğinde esrar ve benzeri keyif verici maddeleri kullandığı ve içki içtiği doğru mudur? Önce şunu ifade etmeliyiz ki. Tevârîh-i Âl-i Osman. Bu tür uyuşturucular Hz. Şem'dâni-zâde Süleyman Efendi. 3-nHân. bu zayıf rivayete hemen sahip çıkmışlar ve Yavuz hakkında akla gelmedik isnadlarda bulunmuşlardır. 430. İstanbul 1281-83. kSultân (Sultân. Hemen şunu da ilave etmeliyiz ki. 72-76. 3-I Hâ-lâun. IV. Tenkîhu Tevârîh-i Mülûk. 8-Huz'un Ön. c. sh. Mürî'üt-Tevârîh. Süleymaniye Kütp. 213/b. Peygamber'in konuyla ilgili yasaklayıcı bir hadisi de bulunmaktadır. Gayemiz devleti ve dini korumaktır. İstanbul'dan çıkarılan babasının Karlıdere'de hastalanarak vefat ettiğini. Bâyezid'in Dimetoka'ya giderken yolda hastalanarak vefat ettiği. Akman. 245. uyuşturucu maddelerin haram olduğu. babasını zehirlettiği rivayeti kaydedilmektedir. Hammer. sh. Es'ad Efendi. düşmanı def etmeye muktedir değillerdir. Yavuz'un babasını zehirlettiği iddiasının doğru olmadığını beyan etmişlerdir62. Süleymaniye kütp. sh. afyon. İstanbul 1338. kokain ve esrar gibi uyuşturucu maddeler. İslâm Hukukunda ve dolayısıyla Osmanlı Hukukunda. Ancak Hz. sadece zehirlendiğini ve bu yüzden vefat ettiğini belirtirler. Ali Paşa. 507. Kader böyleymiş. 732. Elbette ki böyle siyasi bir ortamda bu tür dedikodular olacaktır ve bazı tarih kaynakları da bu dedikoduları kaynak alarak meseleyi farklı yönlere çekebileceklerdir. sh. Solakzâde. Uzunçarşılı ve Pakalın'ın da içinde yer aldığı muasır tarihçilerin çoğu. 203. haram kabul edilmiş ve böyle uyuşturucuları kullananlara ta'zir cezalarının en şiddetlileri verilmiştir. sadece şahadet şerbetini içtiğini ifade ederek. Ancak bu konudaki fikirler nelerdir? A) Bazı Osmanlı kaynaklarında. İANLI BİLİNMEYEN OSMANLI . Hezarfen Hüseyin Efendi. 140/b. 86. manevî şahadet olarak da düşünülebilir. vrk. 348-349. 64. II. sh. bazı kaynaklarda ise.

3062. vefatına kardeşi Selim'in sebep olduğunun yayıldığını açıkça ifade etmektedir. c. Hammer. C) Müneccimbaşı gibi bazı tarihçiler ise. Büyük Osmanlı Tarihi. ancak Yavuz'un zehirlediğine dair bir kayıt düşmezler. . Künh'ül-Ahbâr. sadece şahadet şerbetini içtiğini ifade ederek. Osmanlı Tarihi. 140/b. nr. Uzunçarşılı. bazı kaynaklarda ise. Bu sözleri söyleyen bir devlet adamının babasını zehirlettiği iddiasına inanmak çok zordur. Bâyezid'in gençliğinde esrar ve benzeri keyif verici maddeleri kullandığı ve içki içtiği doğru mudur? ir]. 430. Tevârîh-i Âl-i Osman. c. H. Lütfi Paşa. İstanbul 1281-83. Akman. kokain ve esrar gibi uyuşturucu maddeler. Gayemiz devleti ve dini korumaktır. Yavuz'un rakibi olan ağabeyi Şehzade Ahmed'in Memlüklü Sultânına sunduğu ve şu anda da Topkapı Sarayında bulunan arîzasıdır ki. Tarih. 72-76. en doğru kaynak. sh.123 İreAb-. Peçevî İbrahim Efendi. Osmanlı Hukukunda afyon. Süleymaniye Kütp. Bâyezid'in Dimetoka'ya giderken yolda hastalanarak vefat ettiği. İstanbul 1338. 348-349. Yavuz'un babasını zehirlettiği iddiasının doğru olmadığını beyan etmişlerdir62. IV. Ali Paşa. diğer içkilere kıyasla ve içtihâd yoluyla sabit olmuştur.3lil HâI Hatun. bu tür maddelerin. Ancak bazı devlet adamları babamla aramıza fitne soktular. esrar ve kokain yasak mıdır? II. sadece zehirlendiğini ve bu yüzden vefat ettiğini belirtirler.8-jz'un . sh. ancak halk arasında. haram kabul edilmiş ve böyle uyuşturucuları kullananlara ta'zir cezalarının en şiddetlileri verilmiştir. Bizim kanaatimize göre. nr. Solakzâde. II. sh. Hemen şunu da ilave etmeliyiz ki. nr. vrk. Bu şahadet. vrk. 245. Kardeş Katli. 213/b. B) Hezarfen Hüseyin Efendi ve Kâtip Çelebi gibi bazı Osmanlı tarihçileri. Hezarfen Hüseyin Efendi. İSultân IMtân. yaşadığı kederler ve bu arada saltanatla ilgili dedikodu ve fitneler yüzünden alabildiğine zayıf düştüğü ve zaten 67'ye ulaşan yaşıyla bunlara tahammül edemeyerek vefat ettiği kayd edilmektedir. 86. D) Peçevî ve Şem'dânî-zâde gibi çok az kaynaklarda ise. bu zayıf rivayete hemen sahip çıkmışlar ve Yavuz hakkında akla gelmedik isnadlarda bulunmuşlardır. Ancak bu konudaki fikirler nelerdir? A) Bazı Osmanlı kaynaklarında. MI. c. Mürî'üt-Tevârîh. 732. Uzunçarşılı ve Pakalın'ın da içinde yer aldığı muasır tarihçilerin çoğu. Bu tür uyuşturucular Hz.3im Hân. Yunan ve Bizans tarihçileri. Ne yapalım. Es'ad Efendi. günümüzde modern usullerle tıp dünyasında kullanılması o zamanlar için söz konusu olmadığından. Elbette ki böyle siyasi bir ortamda bu tür dedikodular olacaktır ve bazı tarih kaynakları da bu dedikoduları kaynak alarak meseleyi farklı yönlere çekebileceklerdir. Kader böyleymiş. Süleymaniye kütp. 2162. »Fatma ı en de hevâ ve heveslerinde olup. Yavuz'un tekrar dönüp de tahta geçme ihtimalinden korkarak. sh. afyon. sh. Âli. 64. sh. düşmanı def etmeye muktedir değillerdir. bu dilekçesinde. babasını zehirlettiği rivayeti kaydedilmektedir. 203. yaşlılık. II. Şem'dâni-zâde Süleyman Efendi. Anliotfi idi İPadiÖnce şunu ifade etmeliyiz ki. Peygamber'in konuyla ilgili yasaklayıcı bir hadisi de bulunmaktadır. İslâm Hukukunda ve dolayısıyla Osmanlı Hukukunda. 507. uyuşturucu maddelerin haram olduğu. Tenkîhu Tevârîh-i Mülûk. Yoksa askerimizi alıp babamız üzerine yürümek bize yakışmaz". Ijörüşe . hastaların ilaç olarak kullanmaları ile keyif ehlinin 62 Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi. Ancak Hz. I. İstanbul'dan çıkarılan babasının Karlıdere'de hastalanarak vefat ettiğini. Peygamber'in devrinden sonra ortaya çıktığından. sh. bu şahadetin sebebini açıklamazlar. manevî şahadet olarak da düşünülebilir.

afyon. Ancak bu iddianın doğruluğunda da şüphe bulunmaktadır. Bu kısa girişten sonra şunu ifade edelim ki. açıkça haram olduğuna dair fetvalar vermişlerdir. Bâyezid'in. ahlâkî zaaflar ve kadın gibi hilelerle. İçki içtiğine dair açık bir ifade yoktur. mertebe-i sekre varmayıcak haram olur mu? El-Cevap: Fâsıklar ve hevâ ehli yeyişi üzerine (hastaların ilaç olarak kullanmaları dışında) hiç bir şekilde helâl değildir". böyle bir şey doğruysa. Ahmed Bey'in cevabı daha önemlidir. İşte bu şerl hükmü bilen Osmanlı Padişahları. büyük bir âlim olan Mü'eyyed-zâde'nin. Hakkında kullanılan. "Devitti lerdir" diyerek. dış ve iç düşmanlar tarafından saltanat. II. Böylesine bir şehzadenin. Osmanlı şehrinin I donanmasını bir katli tesis . hemen Lalası olarak duruma müdahale etmesi gerektiğini ve o iki hâinin de. ( tirdiği gibi. Batı dilleri I olan Bâyezid. "Berş ve afyon ve ma'cun ki. Bâyezid'i j şeklindeki iddialar^ rihçileri. her çeşit uyuşturucu maddeyi yasakladıkları gibi. esrar ve benzeri keyif verici maddeleri kullanmak üzere teşvik edildiği bazı Osmanlı kaynaklarında rivayet edilmektedir. Sadece bu fermanı görüp de hüküm vermek doğru değildir. bir rivayete göre. Ayrıca böyle bir ferman padişahların çocukları hakkında ne kadar hassas olduklarını göstermektedir. Bâyezid l manii tarihinin ( nunları.124 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN 0SM/W. Bâyezid'in böyle bir rahatsızlığı varsa tedavi yoluna gidilmesini. Gerçekten de Zemahşerî'nin Mufassal adlı eserini Arap âleminde ders okutacak kadar i ne kadar yükselen bir ı mektedir. II. ancak gençlik döneminde ve sancak beği iken. tamamen bir iftiraya kurban gittiğini. Şehzade Bâyezid'in durumu bildiğinden dolayı. Netice dair olan söylentiler. adı zikredilen bedbahtlar hakkındaki ihbarın doğru olduğunu. < maktadır63. Fâtih'ten sonra en büyük âlimlerden biri olarak bilinen II. berş (afyonlu şurup). böyle ahlaksızların elinden kurtarmak için ellerinden geleni yapmışlardır. takva ve ibadetiyle adaşı olan Bâyezid-i Bistâmî Hazretleri gibi büyük bir veliyyullah olduğu da kaynaklarda ittifakla kaydedilmektedir. bu kötü âdetlerinden dolayı topluma zarar vereceklerinden hemen cezalandırılmalarını. yapılan ikazlar ve özellikle de Ebüssuud'un babası Şeyh Muhyiddin Yevsî'nin irşadı üzerine kendisini tamamen takva ve ibadete verdi" şeklindeki değerlendirmeyi. Zira Taşköprü-zâde. tamamen içki ve gayr-i meşru eğlence diye yorumlamanın hatalı olacağını daha evvel açıklamıştık. esrar içinde ola. Aslında özellikle Mü'eyyed-zâde Abdurrahman Efendi'nin ve arkadaşının böyle bir çirkinliği işledikleri de şüphelidir. onun. Padişahlar arasında. idam fermanı gelmeden onun Kastamonu'dan ayrılmasına yardımcı olduğunu anlatmaktadır. 1479 yılında Kastamonu'da sancak Beyi olan oğlunun Lalası Fenârî-zâde Ahmed Bey'e hemen ferman göndermiştir. Nitekim Âli. ma'cûn ve esrar adıyla bilinen bütün uyuşturucu maddelerin. Mü'eyyed Oğlu Abdurrahman ve Hasekisi Hacı Mahmûd Bey isimli arkadaşları tarafından uyuşturucu kullanmaya zorlandığını ve gayr-i meşru hayata girme tehlikesinin bulunduğunu haber alan Fâtih Sultân Mehmed. İL I ve yay imalatçısı t tır. çok sayıda fetvalarıyla. Ebiissuud Efendi ve benzeri Osmanlı Şeyhülislâmları. 65. her zaman oyuna getirilmek istenen Osmanlı Hanedan mensuplarını da. sadece Yıldırım Bâyezid ve II. bene (haşhaş). Fermanda oğlunun zikredilen iki kötü insanın teşvikiyle esrar ve benzeri uyuşturucu madde kullandığı ve böylece selim fıtratının bozulduğuna dair bazı dedikoduların kulağına geldiğini. sadece keyif için kullanmaları arasındaki sınırı her zaman korumak kolay olmamıştır. bütün şiddetiyle emretmektedir. ülkesi II. Nitekim Ahmed Bey. "gençliğinde îş ü nûşu severdi. Bâyezid'in 1 diği söylenmek II. cevabında. Osmanlı padişahları ile alakalı yaptığı genel bir değerlendirmede. Selim hakkındaki bazı isnadları nakletmektedir. Mü'eyyed Oğlu Abdurrahman ve Hasekisi Hacı Mahmûd Bey isimli iki arkadaşı tarafından. ancak şehzadenin onlarla Padişah'a arz edildiği kadar beraberlikleri bulunmadığını ve şehzadenin hikmetle terbiye olunması gerektiğini açıkça ifade etmektedir. Bâyezid'in padişahlığı döneminde değil.

Münşe'ât-ı Salâtin. Bâyezldd Kanunları. II. Osmanlı tahtında 31 yıl oturduğu ve asla toprak kaybı olmadığı unutulmamalıdır64. lyla. dünya hukuk tarihinin ilk belediye kanunları ve ilk standart kanunları. Kendisi. I ücreti takdim eden I mektedir. İstanbul. II. Bâyezid döneminde dünyanın ilk Standartlar Kanunu. II. babasının fetihlerini hazmettirdiği gibi. doğuda ve batıdaki menfi şartlara rağmen. Âlim. delilsiz isnâdlar şeklinde kalmaktadır63. İstanbul ve Edirne İhtisâb Kanunnâmeleridir. ilk Tüketiciyi Koruma Kanunları ve ilk Gıda Nizâmnâmeleri hazırlandığı söylenmektedir. devrinin yabancı tarihçileri tarafından da medh edilmektedir. I. vrk. müzehhib ve yay imalatçısı olan Bâyezid.^ sebebiyle. bestekâr. hattat. Bu kanunnâme. S EN OSMANLI (olmamıştır. K sn. 18i M ÂN. o zamanın güçlü devletleri olan İtalya ve Venedik'te nüfuz sahibi olan bir diplomattı. doğu dillerine ve mesela Arapça. olaylar tahkik edildiğinde. Bâyezid'in uyuşturucu kullandığı ve içki içtiğine dair olan söylentiler. kendinden bekleneni veremediğine dair Yavuz'un tesbitleri. 66. Fetâvâ. Bâyezid'i tavsif etmişlerdir. Künh'ül- . Bu kanunlardan bazı örnek maddeler zikrederek anlatabilir misiniz? Evet doğrudur. kocu BİLİNMEYEN OSMANLI 125 okutacak kadar ilim adamı olan ve sonra da İstanbul kadılığına ve Rumeli Kazaskerliğine kadar yükselen bir zatın. Osmanlı tarihçileri. İsmihan Sultân. ülkesinin sınırlarını az da olsa genişletmiştir. onun zamanında tanzim olunmuştur. Bâyezid'in hâlim ve selim bir adam olduğu ve devleti idare edemediği söylenmektedir. ilk Belediye Kanunları. Ancak hâlim ve selim olduğu doğrudur. bene »uyuşturucu «vema'cun Ifiehevâ ehli I maddeyi yap kadın gibi m da. sh. {. 260/a-261/b. Bâyezid devrine ait en mühim kanunlardan birisi şüphesiz ki. II. Feridun Bey. Bâyezid zamanında 85 adet Kanunnâme neşr olunmuş ve özellikle sadece Osmanlı tarihinin değil. Kendisi. vatandaşlarının kalblerinde sevilenlerdir" diyerek. c. 66. şâir. Edirne ve Bursa gibi üç büyük Osmanlı şehrinin belediye kanunları. kem yıllarına ait bire unutulmamalıda. Süleymaniye kütp. Netice olarak. yani devleti idare edemedi şeklindeki iddialar doğru değildir. ilk tüfekli piyadeyi de kendisi tesis etmiştir. 8j| olan bir diplomattı. "Devlet adamlarının en hayırlısı. dünyanın en mükemmel ve en geniş belediye kanunu olmakla kalmamakta. Gerçekten öyle midir? II. II. 263-264. Tansel. böyle Jıfaminde hman |t benzeri keyif i rivayet | içki içtiğine I genel bir lan nak-lıt özellikle s takva ve nce diye I Fâtih'ten jMyle adaşı darda ittiıan ve pıiiB Fâtih »Fenârî-t: ¦ <c:j |r—a: ı. İtti ri hazırlanıl zikrederek I Evet ( Bursa. Batı dilleri kadar. Osmanlı ordu ve donanmasını bir kat daha güçlendiren Sultân Bâyezid. aynı zamanda dünyada 63 Ebüssuud Efendi. onun zamanında hazırlanmıştır. tamamen son yıllarına ait bir olaydır. fermanda bahsi geçen rezaleti işlemesi akla uzak görünmektedir. Ömrünün sonuna doğru.. çok büyük âlim ve komutanlardan hususi dersler almıştır. II.etmiştir. Bâyezid'i gözden düşürmek için söylenen bu sözler. Âli. nr. Farsça ve Uygurca'ya da vakıf olan Bâyezid. 65. 1 mükemmel w < Münşe'ât-ı S 2162. yaşlılık ve hadiselerin verdiği yorgunluk sebebiyle. 223. Bursa. vrk. II. Kendisine takdim olunan bütün eserleri okuyan ve kıymetine göre telif ücreti takdim eden Sofi Bâyezid.

eksük olmaya. hile ve telbîs olub un alan ve satan kimesnelere zarar ve ziyan olmaya.Ahbâr. Ve ayağı yaramaz bârgiri işletmeyeler. Süleymaniye kütp. 64 Âli. 183/a-b. Bir akçelikden artuk alsalar ya eksük alsalar. hâmmâmları gözedeler. Şöyle ki. İ-29. Un kapanında olan kapan taşlarını. Osmanlı Tarihi. c. muhtesib (belediye başkanı) haklarından gele. minekâri işde dirhemine iki akçe ve altun sâde ise miskâline üç akçe. ilk gıda maddeleri nizâmnâmesi. Ve sirke ve yoğurda su koymayalar. ' 126 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMAN ilk tüketici haklarını koruyan kanun. c. hem Osmanlı örf âdetlerini ve hem de İslâm hukukunu çok iyi bilen Mevlânâ Yaraluca Muhyiddin tarafından hazırlanmıştır. B-74. Ve at ve katır ve eşek ayağını gözedeler ve semerin gö-reler. sahibine tamam etdüre. I. Hazırlanış tarihi 1502 ila 1507 tarihleri arasındadır. nr. mahkeme kararıyla muhtesib (belediye başkanı) dâim görüb gözede. gezdireler. I. tüketici haklan açısından arz ediyoruz (Maddenin başındaki rakamlar Kanun maddelerine ve harflerden B. eksük olursa tahta külah uralar veyahud para cezası alalar. II. Ve kile ve arşun ve dirhem gözlemle. nr. aniden bazara un gelmeyüb Müslümanlara darlık göstermeyeler. Es'ad Efendi. 662-664. . İ-46. Akgündüz. Kantemir. eksüği bulunanın hakkından geleler. Osmanlı Kanunnâmeleri. Ve hammâllar ağır yük urmayalar. 2162. tabanına let uralar. ilk çevre nizâmnâmesi ve kısaca asrına göre çok hârika bir hukuk kodudur. sn. Usturası keskin ola. ilk standartlar kanunu. İşleyenin muhtesib (belediye başkanı) gereği gibi haklarından gele. Bir akçelik aş alanın aşına bir pare koyalar. Osmanlı Tarihi. E-58. 308-311. II (Bâyezid Devri Kanunnâmeleri). vrk. Cem? Edirne'nin aşçıları ittifakiyle teftiş olundı. Ve ağır yük urmayalar. Müslümana verdüği fotayı kâfire vermeye. "Yeni Vesikalar Karşısında Sultân İkinci Beyazıt Hakkında Bazı Mütalâalar. yunmuş ola. Ve iplikçilerin ipliği tire ipliğine beraber ola. İ-38. Ve bir akçelik eti her ne narh üzerine alurlar ise beş pare olur. sekiz arşun ola. Ve iç yağiyle nesne bişürmeyeler. kalb boyamayalar. standart olarak alınan ekmeği narh üzere pâk işleyeler. İ-4. sh. ma'kul üzerine ola İ-40. Her kangısında eksük bulunursa. boyarlarsa gereği gibi hakkından geleler. Es'ad Efendi. 236. cezalandırıla. usturası altında kimesne zahmet çekmeye ve nazır olan fotaları pâk duta. Kuyumcular. Aşçılar bişürdükleri aşı pâk bişüreler ve çanakların pâk su ile yuyalar ve tezgâhlarında kâfir olmaya. gözedilüb her meslek sahibi teftiş oluna. Etmek içinde kara bulunursa ve çiğ olursa. V. çarşıda ve pazarda vardır. Bursa. her biri 100 küsur maddeyi bulan bu üç kanunnameden sadece bazı maddelerini. eksik ve çiğ olmaya. 2162. c. Eğer muhalefet edecek olurlarsa. 124-125. Künh'ül-Ahbâr. Süleymaniye kütp. vrk. Eslemeyeni gereği gibi hakkından gele. 245-246. Ve her etmekçinin elinde iki aylık. Etmekçiler. . ıssı ve sovuk su ile ârâste ve dellâkleri cest ve çâlâk ola. Su katılmış olub bulunursa. Tâ ki. E Edirne ve İ İstanbul Kanununa işaret etmektedir): "İ-45. Mecdi. bakır koyub işlemeyeler. Biz. Bu kanun. sâde işi dirhemine bir akçe. Eyle olıcak ekmek gayet eyü ve arı olmak gerekdir E-7. Ve mahkeme kararıyla yiyecek ve içecek ve giyecek ve hububat ki. Uzunçarşılı. sh. Ve boyacıları dahi gözedeler. zira dilsüz canavardır. c. c. İ-5. 245-248. Uzunçarşılı. teşhir edeler veyahud tahta külah uralar. sh. şehirde işlene. İ-21.187. sh. en az bir aylık un buluna. sh. II. Selâhattin. sh. Olursa hakkından geleler. İ-33. İki pulluk dahi etmek vereler. bu hisâb üzerine vereler. Ve hamallar na'lsuz at istihdam etmeyüb ve dağ yükünün iki yükünden ziyâde götürmeye. Tâ ki. 183/a-b. İ-42. müşebbek işde miskâline beş akçe ve gümüş düğmeler iriyi ve hurdayı gayet eyü hâlis işleyeler. Eğer terâzûda ve kilede ve arşunda eksük bulunursa. Tansel. c. Ve astar ki. Hadâık. Hammâmcılar.

Sultân Cem olayının esası nedir? öve pazarda mursa.-. Her kangısı kim ta'yin o-lunan narhdan eksük sata. ziyâdeye satmaya-lar.irdir. hükmi vardır. Etmek jM.. muhtesib (belediye başkanı) hakkından gelüb teşhîr ede. eksük Bin cest İt fotaları . Amma bu bâbda ve gayride mahkeme kararı bile ola. Sultân Cem < Fâtih Sultân Meh delere yazılacak elk Mehmed Paşanın an gelen Cem Sultân'a Bâyezid'in Ayaş adına para kestirip I Selçuk Sultân baş ikiye bölünmesini.. Şöyle bileler.-. İ-73.. Berber gözlene. muhtesib (belediye başkanıjin hükmi vardır..S'ud para ¦ bizara un iöfrolma-|)ittoiur Bir jeksük ¦ :s: ise Heyıi hâlis İ İlli. her kim muhalefet ve inâd ederse. değirmende tavuk beslemeyeler ki.1 Yılma:.. E-196. İ-24. görse ve gözetse gerekdir.. Cerrahlar dahi gözlene.. E-198.İ-66.. E-195.. (I İ-73. İ-70. halkın ununa ve buğdayına zarar etmeye. imtihan edeler. Ve dahi hekimlere ve attârlara ve cerrahlara. Ziyâdeye satarlarsa. Ve âdetlerinden artuk almayalar ve iri öğütmeyeler ve kesmüklü buğdayı değiştirmeyeler ve illâ muhkem ve müntehî hakkından geleler. itaba ve ikâba müstahak olur 67. Kâfir yüzin sildikleri fota ile Müslüman yüzin silmeyeler. bîmârhâne (hastahane) tabiblerine göstereler. kâfir başın tıraş etdükleri ustura ile Müslüman başın tıraş etmeyeler. 65 Hayvan haklarının 20. kabul etmedikleri kimesneleri men' edeler. herkimi 67..... E-194.-..... Bakkallar ve attârlar ve bezzazlar ve takyeciler.. Bu t Mevlânâ |»7 tarihleri îmaddele-IrKanun madBİLİNMEYEN OSMANLI 127 İ-70. Ve her san'atı aydan aya kadı ile teftiş ede ve dahi göre ve gözede. hepsini de muhtesib (belediye başkanı) görüb gözetse gerekdir... Fil-cümle bu zikr olunanlardan gayrı her ne kim Allah ü Te'âlâ yaratmışdır. Fll-ciimlebUZİkf» (belediye başkanı) görüb J Şöyle blleler..12.. Tabibler dahi gözlene. Usturaları keskün ola. muhtesib (belediye başkanı) dutub te'dîb ede. yüzyılın başında savunulmaya başlandığı düşünülürse. Ve her «an'atı ı lunan narhdan eksük sata. san'atlarında kâmil oialar. . Bunuı eyledi ve Cem de < sığındı. ı.. .. .. . Bâyezkiî pazarlık yaptılar»! pa'ya teslim edil*! aleyhine kullan Roma'ya ayakbas&ı landığı Roma'da 1* hem Papa VIII. 1 papa da kendisine il "Değil Osmanlı ı ğiştirmem".. . bu maddenin çok ileri bir hukuk anlayışının mahsulü olduğu daha iyi anlaşılır. onun on bire satalar. B pOSMANLI |t standartlar İiodudur. . Ve camilerde dilenci taifesin yürütmeyeler. Değirmenciler gözlene. 1495) yaptı ve zehirlemesi i vefatı üzerine J mak istediler ( olundu (M şâir bir İm "Akı 6? il 10.-. ı teklif eyledi... Kahire'de I gitti ve 1482 yılında | rini reddeden Süit sır'a dönmek i zünde durmadı \ leti'nin başını i II.

1495 yılında Fransa Kralı VIII. Sultân Cem. sh. Âli. 143. 66 Akgündüz. Defter. 10.. 286-304. hem Papa VIII. s-'J 128 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI I 68. Artık Sultân Cem. Bu tarihlerde.2. ancak gücü ve siyasi durumu. 12. edîb ve şâir bir insandı67. c. Tarih. İspanyollar. VIII. halası Selçuk Sultân başkanlığında ağabeyine gönderdiği heyetin diliyle Osmanlı Devleti'nin ikiye bölünmesini. Charles. Innocentius ve hem de VI. nr. 26-27. Şöyle ki: Maalesef. anlaştığı Üstâd-ı A'zam Fransız Pierre d'Aubusson sözünde durmadı ve Cem'i Nice'ye götürerek Şövalyelere teslim etti. Kendisine San Angelo Sarayı tahsis edildi. bunları koruması muhtemel olan Müslüman devletler saf dışı edilmiştir. Hedef Osmanlı Devleti'nin başını ağrıtmaktı ve Sultân Cem de bunu biliyordu. Osmanlı-Memlüklü harbi devam etmektedir. Osmanlı Devleti'nin aleyhine kullanılacak bir kozdu ve kendisi de asla bunu arzu etmiyordu. kuvvetli ordusuyla Cem'i Yenişehir'de mağlûp eyledi ve Cem de evvela Konya'ya ve sonra da Memlüklü Sultânı Sultân Kayıtbay'a sığındı. II. Gırnata başşehirleriydi ve gittikçe de sınırları dara-lıyordu. Endülüs'te tek Müslüman devlet kalmıştır: Nasrîler veya Benî Ahmer. sh. 2162. Tevârih-i Âl-i Osman. 163-177. sh. 67 Âşıkpaşa-zâde. buradan bir ilke imza basarak hacca gitti ve 1482 yılında yeniden Adana yoluyla Anadolu'ya döndü. Kahire'de büyük ilgi gören Sultân Cem. bütün dünyanın sultanlığını da verseniz. sh. Hıristiyan dünyasının elinde. Ahmed Uğur neşri. Bursa'ya gelen Cem Sultân'a buranın halkı büyük alaka göstermişti. Belgelerle Osmanlı Tarihi. Avrupa'daki diğer Hıristiyanların da yardımıyla başta Cebel-i Târik Boğazı olmak üzere. adı geçen üstâd-ı azamla Cem'i teslim etmesi için pazarlık yaptılarsa da. -. İbn-i Kemal. Endülüs'teki Müslümanların oralardan kovulmasıdır. 184/a vd. Zira Osmanlı Devleti'ne Cem olayı ile problem çıkarılmasının da Memlüklü Devleti ile Osmanlı Devleti'nin arasının açılmasının da tek sebebi. 17. Yılmaz. Bâyezid'in sulh tekliflerini reddeden Sultân Cem'i Anadolu'da Karamanoğlu Kasım Bey karşıladı. Osmanlı Kanunnâmeleri. 220-221.. I. sadece onları katliamdan kurtarmaya yetmiştir. Osmanlı Tarihi. 188-230. Daha da ileri giderek. Türkçe ve Farsça Divan telif edecek kadar âlim. c. Uzunçarşılı.. I. Es'ad Efendi. c. 364384. Buna verdiği cevap şu oldu: "Değil Osmanlı saltanatı. Ancak Papa'nın zehirlemesi sebebiyle Napoli'ye giderken yolda vefat etti (25. Bu paşanın vefatından sonra. Cem'i kendilerine teslimi için Papa'ya baskı yaptı ve Sultân Cem maalesef Krala teslim edilmek üzere yola çıkarıldı. Anadolu'da kendisinin ve Rumeli'de ise Bâyezid'in sultân olmasını teklif eyledi. Osmanlı devleti. II. 1492 yılında Endülüs'teki son Müslüman devletine son verilmeden evvel. 37-39. 1492'de yıkılan Endülüs Emevi Devleti'ne Osmanlı Devleti neden sahip çıkmamıştır? Çıkmışsa neler yapmıştır? Sultân Cem olayından sonra bu soruyu cevaplandırmak daha kolaydır. vrk. Solakzâde. Künh'ül-Ahbâr. Bâyezid ve Sultân Kayıtbay. sh.<: = . c. Tabutunu bile Osmanlı Devleti'nin aleyhine kullanmak istediler ve ancak 4 yıl bekletildikten sonra Napoli'den Bursa'ya getirilerek defn olundu (1499). Endülüs Müslümanlarına sahip çıkmıştır. muvaffak olamadılar ve maalesef Sultân Cem 1488 yılında Pa-pa'ya teslim edildi.. Kantemir. 1485-1491 yılları arasında. Hatta ağabeyi Sultân Bâyezid'in Ayaş Paşa komutasında gönderdiği kuvvetleri yendi ve 1481'de Bursa'da adına para kestirip hutbe okuttu ve saltanatını ilan etti. şehzadelere yazılacak elkâbla ilgili bölümde Sultân Cem'in ismi zikredilmiş ve Karamanî Mehmed Paşa'nın arzusu da hep bu olmuştur. Yeniden Mısır'a dönmek istediyse de.1495). 1489 yılında Roma'ya ayak bastı ve ikinci sürgün hayatı başlamış oldu. 387-402. bunların Akdeniz ile ve . Alessandro Borgia ile görüştü. 382-386. Osmanlı Sultânı vefatı üzerine üç gün yas ilan etti. yani tam Müslümanlar yok edilmeye çalışıldığı günlerde. dinimi değiştirmem". Her iki papa da kendisine dinini değiştirmesi için baskılar yaptılar.-. II. Bunu duyan Sultân Bâyezid.Fâtih Sultân Mehmed hayatta iken tanzim edilen meşhur Kanunnâmesinde. Büyük bir merasimle karşılandığı Roma'da 1495 yılına kadar 6 yıl kaldı. sh.

bunların neticesi olarak ı Avrupalılar... sh. Yılmaz. Kastilya.¦¦¦¦¦-? ¦¦. . 539-551.:••¦«•-. Zira Osli Osmanlı (oralardan i gücü ve to evvel. . Turan. XXIV. 170-175. Bel}*»| Rıza Seyfl. XV. c.Trt... sh. Tansel. halkı dinlerini değiştirmeleri için ateşle yaktılar. 1487'de 776 yıllık Müslüman bir şehir olan Malağa düştü. nr. Kemal Reis Güney İtalya'yı vurarak İspanya sularına kadar geldi ve Malaga'yı tekrar aldı.¦-¦¦¦... vrt. Hatta Gırnata Meliki XI. sayı 95(1960). II. Buran Kemal Reis I Müslümanları. ISırnata i Sultân tağini ferinden . Bu hücumlar. Selâhattin.. Gırnata'ya hücum etmeleri halinde. netice vermedi ve 1492 yılında Gırnata teslim oldu ve Endülüs'teki İslâm Hâkimiyeti sona erdi. sh. Belleten.. Biz İstanbul'u aldığımız vakit.|| fendi.w---> Katolik olmakla ölmek ara Devleti'nin bunlara da I larına rağmen. Memlüklüler ve Osmanlılar ise.„¦ _ ..... sayı 103(1962). Sayıları 300. Divan-ı Hümâyûn'u toplayarak durumu müzâkere etti ve Batı Akdeniz'e donanma gönderilmesi kararlaştırıldı. Ebu Abdillah Muhammed. sonra ermek üzereydi.! Osmanlı Devleti.000 Müslümanı katlettiler.¦.000'i bulan Musevilere ise sn. Tunus Hafsî Sultanlığı ve Merînîler yardım edebilirlerdi. 185236.... Aragon.. Bunlara en yakınları olan Fas Sultanlığı.--... Osmanlı donanması. dil ve ırk farkı gö.000. Müslümanların kendileri gibi katliam yapmayacaklarını bildiklerinden aldırmadılar. 1510 yılın Reis Komutasındaki dona cak. Napoli ve Sicilya Krallıklarına karşı harp ilan etmiş oluyordu. "Barak Reis'in Şehzade Cem Mes'elesiyle İlgili Olarak Savoie'ya Gönderilmesi".-. . Bilindiği gibi.... Kemal ve Ba*)l S OSMANLI lıeden sat.. kendi arala lere karşı da tam bir s Katoliklere hayat hakkı I hakkı tanımayacaklarIdU İslâm tarihçilerinin I Endülüs Emevilerinin ( emân altında ya zimmî sayılıyor ve İsi Endülüs'te bulunan MS zihniyetine hâkim I mensupları büyük biri larını aldılar ve hatta > lumlar içinde itlin men bulamıyorlardı i dönemde mazlum i leti kucak açtı. yollara düşen 300. Memlüklülerle de uğraşan Osmanlı Devleti'nin iki ateş arasında kalmasından dolayı. kıyardım |?(düşü-«Kral-|ı düştü. Sultân Kayıtbay. . öyle muamele yapılır. XXVI. 1. Böylece Osmanlı Devleti. Osmanlı Donanması Fransızlara kolaylık gösteren Tunus Hafsî Sultanlığı ile de uğraşıyordu. Bâyezid. Uzunçarşılı. c.». her din sahibine dinini yaşayabilmesi için tam bir din hürriyeti tanıdık". Kudüs'teki Hıristiyanları sürgün edeceğini söyledi ise de. . II. Av-di.Müslüman devletlerle olan bağlarını kestiler.. Aynı yıl Amerika'ya da Colombus ile çıkan İspanyollar.. 1469 yılında İspanya'daki iki Katolik devlet olan Kastilya ve Argon Krallıkları resmen birleştiler. Şerafettin.-> ¦. 457-483. İsmail Hakkı. Ne acıdır ki. hem uzak idiler ve hem de birbirine düşürülmüşlerdi. Belleten. 2162.000 kadar Müslümanı Fâs ve Cezayir'e nakletti. Avrupa'yı Rönesans'a taşıyan Endülüs'teki Müslüman devleti. gemiMsI manii ülkesine getiri ve hem de Yahudiler. Endülüs'ün bu düşüşünü Namık Kemal şu cümlelerle özetliyordu: "İspanyollar Gırnata'yı aldıkları zaman.. 5-1491 k Osmanhtkal-n cfara-:TAnk t kesti-er.. Gırnata'ya hücumda tek çekindikleri Osmanlı Devleti ve Memlüklüler idi. "Cem Sultân'a Dair Beş Orijinal Vesika". Kemal Reis'in komutasındaki Osmanlı Donanması 1487'de İspanya seferine çıktı. i tır? Bu sorunun < bulabiliriz. resmen her ikisinden de yardım istedi. hem yerli Müslürt Memlüklülerle olan savaş s 69.-. Bâyezid dön rafından katliam»' topraklarına yerli Ecdadımızın "şer'-l < ve İslâm Devleti'nin hâle Renk.. Endülüs'teki başarılarında şımararak. 1 201-210. "Yeni Vesikalar Karşısında Sultân İkinci Beyazıt Hakkında Bazı Mütalâalar". Zimmeti MÂşıkpaşa-z8de. 711 yıldır devam eden İslâm hâkimiyetini sona erdirmek için fırsat beklediler.

c. 201-210. İşte bu şer'î hükme dayanan Osmanlı Padişahlarından II. nr. IİS5-b. belli şartlar ve mükellefiyetler karşılığında kabul edebilmesi demektir. o zaman Hıristiyanlık dışındaki din mensupları büyük bir zulme maruz kalmaya başladılar. XV. kendilerine yeni bir yurt aramalarına rağmen bulamıyorlardı. Yılmaz. hem Müslümanlar ve hem de Yahudiler. Uzunçarşılı. Yahudiler de bu hükümlere tabi idi. Maalesef toplumlar içinde itibarları zayıf olan Yahudiler. Bâyezid.¦¦¦-• ¦ ¦¦¦ 130 BİLİNMEYEN OSMANLI BIUNMİ Hıristiyanlar!. Kemal ve Baba Oruç. Bâyezid idi. Ali Rıza Seyfi. Künh'ülAhbâr. sh. Solakzâde. 197-206. Ne zaman ki. Kantemir. Yahudi olsalar da aslında o dönemde mazlum durumuna düşen Yahudilere bir Müslüman devlet olan Osmanlı Devleti kucak açtı. Herkes bunlara sırtlarını dönüyordu. Avrupalılar. Renk. Âli. sh. Süleymaniye kütp. Yahudiler de bu zulümden paylarını aldılar ve hatta vatanları olan İspanya'dan sürülmeye başlandılar. 199/a vd. Yahudiler de zimmî sayılıyor ve İslâm Ülkesi olan Endülüs'te huzur içinde yaşıyorlardı. 1492 senesi ilk baharında İspanya'dan tardedilen Yahudileri. 250-251. Osmanlı Devleti. Endülüs'te bulunan Müslüman devlet 1492 tarihinde yıkıldı ve yerine tamamen Roma zihniyetine hâkim Hıristiyan kuvvetler hâkim oldu. Bunu yapan da II. İslâm ülkesi vatandaşı olmalarını. Nitekim tanımadılar da. hem yerli Müslüman devletlerin destek yerine köstek olmaları ve hem de Memlüklülerle olan savaş sebebiyle tam netice alamadılar68. bütün sıkıntılarına rağmen.BİLİNMEYEN OSMANLI 129 11 siı. Zimmet akdi. sh. 364-384. I. 1510 yılındaki son seferlerine kadar. 4. c. insanlar arasında ayırım ve nihayet bunların neticesi olarak engizisyon mahkemelerinin zâlim kararları kınla gidiyordu. İslâm tarihçilerinin Endülüs ve Avrupalıların da İspanya dedikleri yarım adada Endülüs Emevilerinin kurdukları İslâm Medeniyeti sayesinde tam bir hürriyet içinde ve emân altında yaşayan diğer din mensupları arasında Yahudiler de vardı. kendi aralarında kanlı çatışmalara girdikleri gibi. Osmanlı Devleti'nin bunlara da kucak açtıklarını çok iyi biliyoruz. Endülüs hadisesi sebebiyle. vrk. Yahudilere neden ve hangi şer'î hükme dayanarak kucak açmıştır? Bu sorunun cevabını. Bâyezid döneminde. gemilerle taşıyarak daha emin bölgelere ve özellikle de Yahudileri Osmanlı ülkesine getiriyorlardı. Bunun ayrıntılarına girmiyoruz.. büyük zulümlere maruz kalmışlardı. >. Belgelerle Osmanlı Tarihi. sh. 69. Katoliklerin Protestanlara ve Protestanların Katoliklere hayat hakkı tanımadığı Hıristiyan Avrupa'da elbette ki Yahudilere de hayat hakkı tanımayacaklar idi. TOEM . sh. 2162. Efdaleddin. c. Kemal Reis Komutasındaki donanmasıyla İspanyollara karşı 23 defa saldırı düzenlediler. "Bir Veslka-ı Müellim". sh. 178-179. Tarih. ehl-i kitâb kabul edilen Yahudi veya 68 Âşıkpaşa-zâde. Ancak. Çünkü Gırnata 1492 yılında düşünce. II. c. asırda Avrupa'da kölelik. Bilindiği gibi. İspanya ve Portekiz'deki Katolik devletler tarafından katliama ve sürgüne maruz bırakılan Yahudilerin Osmanlı topraklarına yerleşmeleri nasıl olmuştur? Ecdadımızın "şer'-i şerif dediği İslâm hukukuna göre. II. I. İstanbul 1325. Es'ad E-fendi. zimmet akdinin hükümlerine uymak şartıyla Osmanlı Ülkesinin belirli yerlerine ve özellikle de şu anda . katliama maruz kalan Yahudi ve Müslümanları. nr. Osmanlı Devleti. İslâm hukukundaki zimmet andlaşması ile ilgili hükümlerde bulabiliriz. Hıristiyan olmayan milletlere karşı da tam bir savaş ilan etmişlerdi. İslâm halifesi veya naibi. Müslümanlarla sulh yapan ve İslâm Devleti'nin hâkimiyetini kabul eden gayr-i müslimlere "zimmr adı verilir. Kemal Reis komutasındaki Osmanlı donanması. Katolik olmakla ölmek arasında tercihde bulunmaları için emirler çıkardılar. Osmanlı Tarihi. 390-392. dil ve ırk farkı gözetilmeksizin hepsine aynı şekilde ve "şer'-i şerif" ne diyorsa öyle muamele yapılır.

. Bu defterin 40. sh. Yahudiler de diğer gayr-i müslimler gibi." Mağrib'den kasıt Endülüs yani İspanya'dır.. İşte Şeyh Safiyyüddin'in torununun torunu ve 5. . I. Efdaleddin. Bu belgede yer alan aile reisi Yahudilerin sayısı 40 küsurdur. harâc ve yirmi beşer akçe ispençe verürler. Bağdat 1963. Avrupa Konseyi 1993'de yeni bir İnsan Haklan Binası inşa ettirmiştir. en çok tenkit ettiği Osmanlı Dönemine ait ve XV. Şeyhi olan Şeyh Cüneyd (14471460). sh. bir zamanlar bütün İran'a hâkim olan ŞPî Safevî sülâlesinin de taht merkezidir. Bilindiği gibi. sayfasında "CenuTat-i İspanya" başlığı altında İspanya'dan sürgün edildikten sonra Edirne'ye yerleştirilen Yahudi aile reislerinin adları yazılmaktadır. gelirlerine göre oranı tesbit edilen harâc-ı mukâseme ve maktu' olarak verilen harâc-ı muvazzaf yani maddedeki tabiriyle ispençe vermekle mükellef tutulmuşlardır69. Murad'a kadar geldiği ve ondan bazı siyasi taleplerde bulunduğunu. sh. Tabular Yıkılıyor I-II. Bu Kanunnâmede yer alan şu hüküm. . oğlu Şeyh Haydar ve bunların halifelerinden olan Şah Kulu isyanlarını nasıl açıklarsınız? Bunların evlâdı Resul oldukları da iddia edilmektedir. 70. sh. Şah İsmail fitnesi nasıl başlamıştır? Erdebil.Yunanistan'da bulunan Selanik. III. Her ülkeden insan hakları konusunda âbide vesika sayılacak dokümanlar istenmiştir. Baku ve Şiraz arasında mühim bir ticâret merkezi olduğu gibi. Zeydan. VI.. c. Anadolu'ya sürüldü.. Türkiye Cumhuriyeti Devleti de. Ahkâmü'z.. Erdebil Şeyhleri'nin torunu bulunan Şeyh Cüneyd. Şfa'nın siyâsî âleti olana kadar. c.. Cumhuriyet Döneminde ve özellikle resmî mahfillerde. İstanbul 1996-97. 925/1519 tarihinde ve Yavuz Sultân Selim'in emirleriyle tahrir olunan Edirne Tapu Tahrir Defteri bunu açıkça göstermektedir. 22 vd. Safiyyüddin'in yerine oğlu Şeyh Sadreddin Musa Erdebîlî.133. 178-179. 637 vd. onun yerine de oğlu Hâce Alâ'addin Ali Erdebîlî (833/1429). Abdulkerim. Osmanlı Kanunnâmeleri.. 1448 yılında Erdebil'de isyan eden Şeyh Cüneyd.Zimmiyyîn Ve'l-Müste'menin. Şii mezhebine geçerek bu mübarek neslin itibarını siyâsete alet etmeye başlamıştır. onun yerine 69 Kantemir. unvanlar* ve Tur S OSMANLI ikarşılıIsmesi ilk rak şar-tataan ğ ı ItoprakIjflmek İre BİLİNMEYEN OSMANLI 131 de Şeyh Şah diye bilinen oğlu İbrahim Erdebîlî (851/1447) mürşidlik makamına geçmiştir. bu aile. Türkiye Avrupa Konseyi Üyesidir. . Halbuki 18 Mayıs 1993 tarihinde Dışişleri Bakanlığımızın aldığı bir karar yetmiş seksen yıldır anlatılanları yalanlar mahiyettedir. Ağriboz'a bağlı Livâdiye ve Tırhala çevresine yerleştirmişti. Vezir Halil Paşa'nın "Bir tahtta iki padişah sığmaz" cevabı üzerine kendisine ve . Erdebil'de ehl-i ma'rifetin mercii ve melcei olmuştur. . c. Osmanlı Dev-leti'nin insan haklarına ri'âyet etmediği ve insanların canlarının Padişahın iki dudağı arasında olduğu anlatıla ve yazıla gelmiştir. 118. 393. Yavuz Döneminde ve 927/1520 tarihinde şu anda Yunanistan sınırları içerisinde bulunan Ağriboz Sancağına bağlı Livâdiye Kazasının Kanunnâmesi hazırlanmıştır.. eskiden Azerbaycan beldelerinden olan Tiflis. sh.Ve Mağrib'den gelen Yahudiler. 201-210. c.. yüzyılda İspanya'dan atılan Yahudilerin Osmanlı topraklarına zimmî olarak kabulüne dair belgeyi. Akgündüz. Yahudilerin zimmet akdiyle nasıl Osmanlı ülkesine alındıklarını açıkça ortaya koymaktadır: "Madde 57. II. "Bir vesika-ı müellim". Halbuki ilk A-levî isyanını çıkartan ve Anadolu'yu Şiileştirmeye çalışanların bunlar oldukları söylenmektedir. işte bu insan hakları binasında teşhir edilmek üzere hazırlatıp göndermiştir. Yani 40 küsur aile bu bölgeye yerleştirilmiştir. Edirne. Hepimiz biliyoruz ki. Bilindiği gibi. sh. Sultân II.

1477 yılında Uzun Hasan'ın kızı Hâlime Alemşah Beğim ile evlendi ve oğlu İsmail dünyaya geldi. Deli Lütfi ve Sarı Lütfi diye de bilinen. ancak Fâtih Sultân Mehmed'e "Sahn medreselerinde her ilmi okutabilirim" diyecek kadar da meslektaşlarını küçümseyen ve gururlu olan bir yapıya sahiptir. askerî ve siyasi açıdan Osmanlı Devleti'nden sonra ikinci güç haline geldi. Önce Anadolu'dan topladığı ve Erdebil'e göndererek Şii-leştirdiği Türkmen gençlerini. bir kısmını Erdebil'e göndererek Şiileştiriyor ve sonra da bunları siyasi emellerine hizmet ettirmeye çalışıyordu. çevresine çok sayıda göçebe Türkmenleri toplayarak fesada başladı. oradan da kaçar gibi ayrıldı. Vezir-i A'zam Ali Paşa. Şeyh Cüneyd'in sapık fikirleri ortaya çıkıp müridlerinin de namaz ve oruç bilmez tavırları anlaşılınca. II. Herkesin . 1488 yılında çıkardığı kargaşalar sebebiyle. Kızılbaş denmesinin sebebi. Annesi Hâlime Beğim Sünnîlikte diretince annesini katlettirdiği nakledilmektedir.dervişlerine hediyeler verildikten sonra. hem Şi'î Türkmenler ve hem de Sünnî Türkler görüyordu. Erdebil'deki Şeyh Safiyyüddin neslinin Şeyhlik'den Şahlığa geçişi ve de Anadolu'da Alevî veya Kızılbaş adıyla yeni bir Şii Kolunun ortaya çıkışının hikâyesi kısaca budur70. Şah İsmail'in daveti üzerine Erdebil'e çağrıldı ve yüksek seviyede bir Şii Molla yani halife olarak yetiştirildi. burada bulunan nadir eserleri inceleme fırsatını yakalamıştır. Anadolu'nun Şiileşmesi tehlikesini bir türlü durduramıyordu. olaylara şahit olan Âşıkpaşa-zâde anlatmaktadır. Molla Lütfi kimdir? Osmanlı âlimlerinin akla önem verdiği için bu â-limi zındıklıkla suçlayarak idama mahkûm ettirdikleri doğru mudur? Molla Lütfi. Erdebil Sofileri ve halifeler adı altında Anadolu'ya fikrî propaganda için gönderdi. yine siyasi ümitlerle Karaman'a sığındığını. Fâtih Sultân Mehmed'in özel kütüphanesinde hâfız-ı kütüb olarak görev yapan Molla Lütfi. sırf Şii olan Karakoyunlulara karşı siyasi rekabet yüzünden ona destek veriyordu. o da öldürülünce. Molla Hüsrev ve Sinan Paşa (Sinânüddin Yusuf. Tamamen Sünnî olan Uzun Hasan'ın kız kardeşi Hatice Beğim ile evlenmişti. Tokat'tan İstanbul'a gelerek. İdarecilerin yaptıkları hataların 132 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI cezasını. Ancak kendisi de şehid oldu. Akkoyunlulara isyan eden Şeyh İsmail. Şii olduğunu bile bile. İşte Yavuz Sultân Selim bu tehlikeyi gördü ve saltanata bir an önce gelerek bu meseleyi hal etmeyi birinci hedef olarak seçti. Anadolu Türkmenlerini çevresinde topluyor. Kayseri ve Sivas arasında yer alan Gökçay mevkiinde üzerine yürüdü ve Temmuz 1511'de Şah Kulu ve müritlerini imha etti. Dayısı Uzun Hasan. Kabiliyeti ve dönemin ilimlerine vâkıf oluşu noktasında ittifak vardır. oğlu İsmail hem Şeyh ve hem de Şah olma sevdasına düştü. Akkoyunlular bu yüzden onları takibe başladı. Gizlice Anadolu'ya gelen Şah Kulu. Bu şahsa. Erdebil'e uğramadan vekâletle hem tarikatı yürütüyor ve hem de siyâsetten bir türlü uzak durmuyordu. baştan beri beyaz renkli başlık giymekteydiler. oğlu Haydar onun yerine şeyhlik makamına geçti. 1502 tarihinde onları Tebriz'den kovarak Şah oldu. Burada Şeyh Abdüllatif ile sahabelerle ilgili tartışma yapmışlar. Ancak Osmanlı tarihinde mülhidlik ve zındıklık ile suçlanarak idam edilen ilk âlim olarak da tarihe geçmiştir. Artık İran Safevî Devleti diye anılan Şii bir devlet haline gelmişti. İşte Şah İsmail fitnesinin başlangıç şekli. Bâyezid'in za'fından da istifade etti. Hedefini iyi tesbit etmişti. Bu hanımdan oğlu Şeyh Haydar dünyaya geldi. 1460 yılında katledildiğinde. Osmanlı Türkleri ise. Maalesef olan bitenlere karşı beklenen tepkiyi gösteremeyen Sultân Bâyezid. Hoca Paşa diye bilinir) gibi meşhur Osmanlı âlimlerinden ders alan bir âlimdir. Hoca Paşa ile birlikte Seferihisar'a giden Molla Lütfi'nin dönüşünde ilmiye mertebelerinin en yükseklerinden olan sahn müderrisliğine kadar yükseldiğini görüyoruz. Şah İsmail'in müritleri olan Yörük ve Türkmenlerin başlarına kırmızı serpuş takmalarındandır. Şeyhlik adı altında ve neslinin itibarını kullanarak. 71. Hedefi Osmanlı devleti idi. Türkistan Hâkânı Şaybak Hân'ı da mağlûp edince. Osmanlı kaynaklarında Şeytan Kulu veya Kızılbaş Reisi gibi unvanlar verilmektedir. Bunlardan Antalyalı bir Türkmen olan ve Osmanlı ordusunda sipahi olarak görev ifa eden Şah Kulu isimli şahıs.

Molla Lütfi'nin fazilet ve maharetleri kabul edilmekle beraber. sonradan ikna edilmişler ve idamı konusunda ulemanın icma'ı meydana gelince.: devrinin âlimleri ve' suçlamalarını çürutt ki. dürüst bir âlim olan ve Molla Ahaveyn diye bilinen Molla Muhyiddin bin Mehmed'in konuyla alakalı eserinde. 253-254. c. Belgelerle Osmanlı Tarihi. Osmanlı Tarihi. Molla Ahaveyn ve Efdal-zâde başlangıçta verilen bu hükmü kabul etmemelerine rağmen. 264-269. Süleymaniye kütp. konuyla alakalı eser. nr.. 2162. Kesinleşen hüküm. Yavuz Sultân! devlet nırlar hakkuıâ) Karakterinin! nen Sultân! bu tahtta otu Alâüddevle'nln I parlak olduğunu| Anadolu'm manda dedesi ( Sancakbeyi olan! yaptığı mu kezin ika. Bahsedilen suçlamalarla mezkûr âlimlerin huzurunda yargılanan Molla Lütfi. Silsile-i Tarîki Celvetî. en az Molla Lütfi'yi idam etmek kadar yanlış bir harekettir. 315-342. kamu oyunda tepkiler doğurmuştur. vrk. sh. Sefine-i Evliya. Kısaca. Peygamberliği inkâr edici söz ve fiillerinden bahsedilmekte. İsmail Hakkı. II. c. Molla Lütfi'nin namaz için "bir kuru kıyam ve eğilmedir. H Sarayı Muml* Osmanlı T Bir Not. "katlini gerektiren söz ve fiilleri müşahede ettiklerini" şikâyet edecek kadar ileri gitmelerine sebep oldu. Bâyezid'e kadar çıkarak. hidâyet yolundan çıktığı hususundaki bütün iddiaları reddetmesine rağmen. Hacı Bayram-ı Veli. yaptığı yolsuzluklarla daha evvel de darb ve hapis cezasına çarptırıldığı gündeme getirilmekte ve neticede "filozofların sözlerine itibar ederek hem dalalete gittiği ve hem de insanları dalalete götürdüğü" anlatılmaktadır. bu büyük âlimin zulme maruz kaldığına inanmıştır. Bâyezid'e gönderilen şikâyet mektuplarında. Sahn Müderrislerinden Molla Arap ve Molla İzârî diye bilinen Kâsım-ı Germiyânî ile Hatip-zâde Molla Muhyiddin Mehmed aleyhine geçtiler. 2 siye olunur). ulemâdan bir grubun II. sh. sh. Molla Lütfi gibi bir âlimden bunları beklemeyen Padişah. Es'ad E-fendi. meseleyi Divan-ı Hümâyûn'a sevk etti. Ancak bu kararı. 204/a vd. 25 Rebî'ülâhir 899/2 Şubat 1494 Pazar günü At Meydanında infaz olunmuştur. Halkın bir kesimi. 72. K ANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 133 i Sultân (I birinci | «eslinin iKoluulemâsının akla karşı çıkması ve açık bir zulüm olarak değerlendirmek de. Molla Lütfi gibi bir âlimi idama mahkûm etmek ne kadar doğru değilse. dürüst bir âlim c. ahlâkî zaafları bs yapan bir şahıs olar. Osmanlı ulemâsının akla karş» Lütfi'yi idam etmek k Paşa'nın kardeşi Atını da. isnâd edilen zındıklık ve mülhidlik suçlamalarını çürütecek bilgileri ortaya koymuşlardır. 408 vd. En büyük iddi-a. Laubali ve kibirli olduğu da kesindir. "hocalar arasında Deli Lütfi demekle ma'rüf" bir laubali olarak kötü bir şöhrete kavuşmuştu. ahlâkî zaafları bulunan ve Fâtih'in Kütüphanesinde hâfız-ı kütüb iken yolsuzluklar yapan bir şahıs olarak tavsif edilmektedir. Hem devrinin âlimleri ve hem de asrımızdaki araştırmalar. Âli. 51/a-54/b. Bâyezid de kararı tasdik etmiştir. şahitlerin aleyhteki beyânları üzerine idama mahkûm edildi. Bunlara fevkalade tarafsız ve insaflı âlimler olarak bilinen Molla Ahaveyn ve Şeyhülislâm Efdal-zâde de katıldı. davranan i sona ermemljftî deAhmedilM Yavuz'a I Şehzade / "Ocak. Tarih.ortasında yaptığı kaba şakalardan dolayı. Zira Molla Lütfi.. II. I. sh. 63-64. Bununla birlikte unutulmamalıdır ki. Künh'ülAhbâr. Hüseyin Vassâf. Molla Lütfi'nin tacizleri neticesinde. Aynî. TD. kısmen de olsa. vrk. c. sh. II. Peygamberliği inkâr edK^fe evvel de darb ve haplsflp*-zofların sözlerine ttNMfJ lete götürdüğü" anla Kısaca. Solakzâde. andan fayda yoktur" tarzında bir ifade kullanmış olmasıydı. Uzunçarşılı. onu bu cezaya mahkûm eden Efdal-zâde ve Molla Ahaveyn gibi âlimleri de akıl ve . 225-231. bizzat Hocası olan Sinan Paşa'nın kardeşi Ahmed Paşa tarafından II. Yılmaz. Verilen bu idam kararı. Molla Lütflj nu bu cezaya mahkûmj düşmanı olarak ı açıdan da zayıf birisi 0 70 Âşıkpaşa-zâde. Molla Lütfi'nin ölçüsüz hareketleri.

IX. Zındıklar ve Mülhldler. İstanbul 1970. 53. erkân-ı devleti ve ulemâsı ile Yavuz'a itaat ve teslimiyet mektubu gönderdiler. 296-298. suçunun had cezası olarak idam olundu. Böylece Doğu Anadolu top yekûn Osmanlı Devleti'nin sınırları içinde kaldı. en önemli devlet adamları ve Osmanlı Devleti'nin onun zamanında ulaştığı sınırlar hakkında kısa bilgiler verebilir misiniz? Karakterinin sertliğinden dolayı "Yavuz" ve şehzadeliğinden beri "Selim Şah" denen Sultân Selim. İbn-i Kemal gibi allâmelerden bu fitnenin defi için fetva alan Yavuz. Hama ve Humus kaleleri de Osmanlı Devleti'ne ilhak olundu ve eyâlet haline getirildikten sonra Haleb Beylerbeyliğine Karaca Ahmed Paşa getirildi. meraklılara şiddetle tavsiye olunur). Bayburt. Yavuz Sultân Selim'i kısaca bize tanıtabilir misiniz? Ailesi. A. istimâlet ile yani kendi arzu ve istekleri ile Osmanlı Devleti'ne iltihâk eylediler. babasının ihmali ve aynı zamanda dedesi olan Alâüddevle'nin aczi karşısında şahlanan ve o dönemde Trabzon Sancakbeyi olan Yavuz. Antakya. Bunu. Aynı yıl (922). 33 (1982). Adnan. ittihâd-ı İslâm'ın mühim mani'i olan Safevî Devleti'ni ve onun sinsî reisi Şah İsmail'i halletmek üzere maddî ve manevî hazırlıklara başladı. sh. E. 205-227 (Bu konuda doyurucu bilgi verilmektedir. 20/a-25/a. Süleymaniye Kütüphanesi. Hamîd = İsparta ve Midilli sancakları verildiği halde sonradan isyan eden diğer ağabeyi Korkut da aynı akıbete uğramıştı. Risale. Haleb ileri gelenleri. Birecik ve Anteb'in de yeniden ve sağlam bir şekilde fethine yol açtı. Gürcülerle yaptığı muharebeler sonucunda halkın nazarında manevi destek kazanan Yavuz. sh. Molla Lütfi'nin sıra dışı ve ahlakî açıdan da zayıf birisi olduğu çoğu kaynaklarca kabul edilmektedir71. Molla Ahaveyn. İşte bu işi. Bu durumu hisseden ve Memlüklülere İslâm birliğini bozdurmak istemeyen Yavuz. sh. Bütün bu gayretlere rağmen. İbrahim Efendi Böl. Bu zafer.YAVUZ SULTÂN SELİM DEVRİ İ 72. sh. 859. Kâhta. istikbalinin parlak olduğunu gösteren bir hayat çizgisi takip etmişti. 7 Safer 918/Nisan 1512'de Osmanlı padişahı olmuş ve 8 sene. şehzadeliğinden beri. 10160/80. vrk. Darende. . E. doğu ve güneydoğu bölgeleri Şi'a tehlikesinden kurtulamamıştı. Memlüklülerin üzerine yürüdü ve 922/1516 yılında Mercidabık'da Kansu Gavri karşısında büyük bir zafer kazandı. Mevcut manileri bertaraf eden Yavuz. büyük âlim İdris-i Bitlisi ve Bıyıklı Mehmed Paşa üstlendi. aynı yıl Çaldıran zaferinden dönerken üzerine gidilen Zulkadiroğullarının Osmanlı Devleti'ne ilhakı ta'kip etti. Bayezid'i tahttan indirerek yerine kendisi oturdu. Erünsal. Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi. : 134 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSM*'. Taşköprülü-zâde. Besni. 8101. İsmail. Osmanlı Türklerinde İlim. Adıvar. merkezin ikazlarına rağmen Şî'a ile olan mücadelesine devam etti ve bu mevzuda ihmalkâr davranan babası II. Erzincan ve Kiğı Osmanlı Devleti'ne 921/1515'de ilhak edildi.ilim düşmanı olarak görmek de o kadar doğru değildir. 1516 ve ta'kip eden yıllarda. Şia'ya karşı Anadolu'yu müdâfaa hareketine girişti. Böylece Haleb. mühim Kürt ve Türkmen beylikleri. 9 ay bu tahtta oturduktan sonra 8 Şevval 926/ 21 Eylül 1520'de vefat etmiştir: Zulkadiroğlu Alâüddevle'nin kızı Ayşe Hâtun'un oğlu olan Yavuz. İran meselesini halletmek için Amasya Sancakbeyi ve ağabeyi Şehzade Ahmed ile Manisa Sancakbeyi olan Şehzade Korkut ile anlaşması icab ediyordu. nr. başta 26 aşiret olmak üzere. Anadolu'nun Safevî devletinin işgali tehlikesine karşı. E. Bu hadiseden 38 gün önce de. Yavuz'a karşı Şah İsmail'den yardım isteyen ve kuvvetli bir ordu ile isyana kalkışan Şehzade Ahmed. TD. Herhangi bir harb olmadan Doğu Anadolu'nun Osmanlı Devleti'ne iltihâkı ve Şah İsmail'in mağlûbiyeti Memlüklüleri ve Sultânları Kansu Gavri'yi rahatsız etmişti. Fâtih Devri Kütüphaneleri ve Molla Lütfi Hakkında Bir Not. önceleri Yavuz'la anlaştığı ve kendisine Teke=Antalya. Ancak mücâdele sona ermemişti. Gerger. 1513'de Bursa Yenişehir'de maslub edildi ve bağy= devlete isyan 71 Ocak. 920/1514'de Çaldıran zaferini kazandı ve şarkın kapılarını Osmanlı Devleti'ne açtı. 57-78. Kemah. Bunların samimi gayretleri sonucu. Malatya. nr. Divriği. Şakayık. 6345.

Pîrî Mehmed Paşa ve nişancı Tâcî-zâde Ca'fer Çelebi. Bu doğru mudur? Osmanlı Padişahları Müslümandırlar ve kendi idare ettikleri devlette de İslâm Hukukunu tatbik etmişlerdir. Netice olarak eyâlet sayısı dört olan Osmanlı Devleti'ni.Ayşe ÇOCUKLARI: I Korkut. Şam ve Zülkadriye Eyâletini de ilâve etmiş oldu.Ayşe Hafsa Hâtûn. ( bütün korr maneviyâtı ] diyen bir g öğrenmek ş Daha I şahlık I ne geçen Şî'alaştırt düğü ı öldüri lu'ya ( miyeti "lütJ» ter. ancak 8 Şevval 926'da yakalandığı bir hastalıkla manevi şehid oldu. kazaskerliğe me-sidir. Hatice. H "Yavuz S ¦OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 135 fi Yanakları rSafevî ifara fi Yavuz. Safed. Doğuda ittihâd-ı İslâmı tahakkuk ettiren Sultân Selim. S 34. Suriye ve Mısır da Osmanlı Devleti'ne tamamen ilhak edilince. Hatice. Rûm ve Rumeli eyâletlerine ilâveten Osmanlı Devleti'ne Diyarbekir. 8 sene gibi kısa bir zamanda iki katına çıkardı. Haleb. Mısır.29i. Şehzade Musa. kadınlar. Nablus. Safevilerden de Erbil. kâfirlerle yapılan savaşlarda . ^l. Mü'eyyed-zâde Abdurrahman Efendi ve Kara Muhyiddin Efendi zikredilebilir. 2. Mengli Giray I'in kızı ve Beyhan ile Şah Sultân'ın annesi. Şehzade Korkut. kerliği ünvamy. Fatma ve Hafsa Sultânların annesi. Beyhan. Hafsa.Daha sonra ise. Karaman. Aclûn. 922/1516'da Kansu'nun yerine geçen Tomanbay'a bir nâme gönderen ve Mısır'a yürüyeceğini belirten Yavuz Sultân Selim. 73. Osmanlı Devleti'ne. ÇOCUKLARI: Kanunî Sultân Süleyman Hân. Batıdaki İslâm düşmanlarına da dersini vermek üzere 2 Şa'ban 926/1520'de sefere çıktı. Şeyhülislâm Kemal Paşa-zâde. Son Abbasî halifesi III. ilim adamları arasında Şeyhülislâm Zenbilli Ali Efendi. Daha sonra Pîrî Paşa zamanında bu makam kaldırılmış ve muamelâtı Anadolu Kazaskerliği'ne devredilmiştir. Mekke Şerifi Ebul-Berekât'ın oğlu Şerif Ebu Nümey vasıtasıyla Mekke'nin anahtarlarını kendisine göndermesiyle de hâdim'ül-Haremeyn vasfını elde etmişti. Gazze ve kısaca Suriye ve Filistin'i de yol üzerinde feth eyledi. bu dönemde beş eyâlet daha ilave edilmiş oldu. ıKejftau. Her-sekzâde Ahmed Paşa. Yavuz Sultân Selim'in Şarkî Anadolu ile Maraş. İslâm Hukukunda ise. bu üçüncü kazasker de divan-ı hümâyûn hey'etine dâhil edilmiş ve bu hizmete Fenarî-zâde Mehmed Şah Efendi getirilmiştir. Kerkük ve Musul alınmış ve Bağdat Eyâleti'nin temelleri atılmıştır. Kanunî. Gevher Hân. Yavuz dönemindeki devlet adamları arasında Sadrazam Koca Mustafa Paşa. m Merkez teş-Maraş. 2. Dâr-üs-Selâm Şam'a girildi ve birçok Arab Şeyhi kendi arzuları ile Osmanlı Devleti'ne iltihâk eyledi. Malatya . böylece şarkta tam bir ittihâd-ı İslâm kahramanı oldu. Gevher h 73. sh. Malatya ve havalisini fethetmesi üzerine. Mütevekkil Alellâh'dan Ayasofya'da yapılan bir dinî merasimle halifelik unvanını da kazanan Yavuz. Böylece Anadolu. Ridâniye harbini zaferle kazanarak Osmanlı topraklarına ilhak eden Yavuz. Yavu* I ru mudur? Osmanlı f kukunu tatbike Ham yani so1 lar.Ayşe Hâtûn. 922/1516'da Arap ve Acem Kazaskerliği unvanıyla Divan'a dâhil olmayan bir kazaskerliğin ihdas edilip Diyarbakır'ın bu kazaskerliğe merkez olması ve bu hizmete de meşhur tarihçi İdris-i Bitlisî'nin getirilmesidir. Suriye ve' ker de divan-ı i" Şah Efendi ge1 muamelâtı Anaç Yavuz döne-sek-zâde Ahmed I damları arasında Mü'eyyed-zâdeJ ZEVCELERİ: 1 nesi. Yavuz Sultân Selim'in Alevî katliamı yaptığı söylenmektedir. Devin Şi'a klıyıklı •yılarMerkez teşkilatındaki en önemli değişiklik. ZEVCELERİ: 1. 94J Ahmed U Uzur Tarih. Fatma ve Devlet-Şahî Sultân72. Şehzade Orhan. 923'de Kahire ve Mısır'ı. Son zamanlarına doğru te'sis edilen Cezayir Eyâleti de hesaba katılırsa. Kudüs. S 434.

Harput ve Diyarbekir'i yakmış ve yıkmıştır. Amasya'da bir araya gelen 20 bin Erdebil Sofuları çevreye dehşet saçmaya başlamışlardır.'. Nitekim temkinli davranmayan 72 Lütfi Paşa. Zira Hz. Elmalı. Şah İsmail'in taraftarları olan askerler. nr. Şu cümleler bunlardan sadece biridir: "Bu muhlis ve size itaat eden bendelere yardım edesiniz. savaş halinde dahi. Erdebil Sofuları veya Halifelerini Anadolu'ya göndererek. 350-431. Mü'ey yed min indillah denecek kadar maneviyâtı yüksek olan Yavuz'un dinin yasakladığı katliamı ve hem de Müslümanım diyen bir gruba karşı yapmış olması mümkün değildir. 1-86. 1507 yılında üzerine yürüdüğü Alâüddevle Bey'in mağlubiyeti üzerine Elbistan. torunları olan Şah İsmail tarafından ortadan kaldırılmıştır. E. Kucaklarında büyüdüğü Akkoyunlu Devletine de hıyanet edince. Akkoyunlu Devleti. Ahmed Uğur neşri. Bizim beldelerimiz Kızılbaş diyarına yakındır. nr. Es'ad Efendi. . Bunların yaptığı katliamla Erzurum ve Erzincan 20-30 yıl harabe olarak kalmıştır. 232/a-293/a. sh. sh. Altundağ. II. Daha önce de açıkladığımız gibi. bu inancı saf insanları o zâlimlerin . c. c. Tevârîh-i Âl-I Osman. Es'ad Efendi. 2629. . din adamları ve yaşlılar gibi yedi grup insanı katletmenin caiz olmadığını bütün komutanlarına talimat olarak vermiştir. Kemal Paşa-zâde (İbn-i Kemal). halifeleri vasıtasıyla Anadolu'yu tam bir anarşiye sürüklemekte maalesef muvaffak olmuştur. 37-44. 44-47. Padişahların Kadınları ve Kızları.115/b-119/a.. II. X. Tevârlh-i Âl-i Osman. 97-99. sayı 21-22(1942). Kantemir. İstanos. c. Uluçay. 423-434. VI. 2362.•.dahi katliam yani soykırım yapmak haramdır. Belgelerle Osmanlı Tarihi. sh. Nice yıllar bu mülhidler. Şinasi. Anadolu beylerbeyisi Karagöz Ahmed Paşa da öldürülenler arasındadır. Yerine geçen Şah İsmail ise. sh. Bu arada Antalyalı Hasan Halife ve oğlu Şahkulu veya Osmanlı tarihçilerinin ifadesiyle Şeytan Kulu (Şahkulu Baba Tekeli veya Karabıyıkoğlu da denmektedir) eliyle Anadolu'daki Alevileri Osmanlı Devleti aleyhinde teşkilâtlandırmaya başlamıştır. Yakub Bey tarafından 1488 yılında o da öldürülmüştür. hem Anadolu'yu Şî'alaştırmayı ve hem de böylece Anadolu'yu hâkimiyeti altına almayı hayatının gayesi edinmiştir. Yılmaz. vrk. 29-34. 1049 vd. . Künh'ülAhbâr. X. 204 vd. sh. 2162. "Yavuz Sultân Selim'in oğlu Şehzade Süleyman'a Manisa Sancağını İdare Etmesi İçin Gönderdiği Siyâsetnâme". Belleten. . Karal. . sh. "Selim I". Anonim Tarih. Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi. Bu arada Erdebil Sofuları da Anadolu'da anarşi çıkarmaya başlamışlardır. Solakzâde. 7351. Yerine geçen oğlu Şeyh Haydar da aynı gayeyi devam ettirmiş ve Anadolu'yu Şî'alaştırmak metodunu kullanarak şahlığını pekiştirmek istemiştir. Peygamber. kırmızı çuhadan taçlar giydiklerinden dolayı onun taraftarı olan herkese Sürhser yani Kızılbaş denmiştir.-. Süleymaniye kütp. Öztuna. sh. ¦-. Bunların Müslümanları nasıl kırıp geçirdiklerini. 244-306. Akkoyunlu Devletini ortadan kaldıran ve hem şeyhliği ve hem de şahlığıyla Anadolu üzerine yürüyen Şah İsmail. sh. 3079. c. Şöyle ki. 229. Şah İsmail'in halifelerinden olan Rumiyeli Nur Ali Halife başkanlığındaki Erdebil sofu ve müritleri. Harem'den Mektuplar.. Çubukova'da 1511 yılında Şahkulu'nun bir okla öldürülmesinden sonra da Şiî'lerin Anadolu'daki tahribatları devam etmiştir. sh. Diyarbekir ve çevresindeki Kürt beylerinin mektuplarından da anlıyoruz. sh.. c. Süleymaniye kütp. Sadece İslâm Sultânı'na muhabbet üzere olduğumuz için. Bundan sonra sırasıyla Kızılcakaya. baş kâdî ile birlikte çok sayıda insanı katletmiştir. Osmanlı Devletl'nin Merkez ve Bahriye Teşkilâtı. komşudur ve hatta karışıktır. 189-211. çocuklar. Enver Ziya. kadınlar. Ancak tarihî olayları doğru olarak öğrenmek şarttır. sh. İA. c. Defter. bizim evlerimizi yıkmışlar ve bizimle savaşmışlardır. 149-154. Maalesef Şehzade Ahmed üzerlerine ordu göndermişse de muvaffak olamamıştır. Antalya'dan Manisa'ya dönen Şehzade Korkut'un hazinesini vuran Şahkulu. 295. 9-13. Osmanlı Tarihi. vrk. Devletler ve Hanedanlar. Uzunçarşılı. II. sh. nr. Erdebil Şeyhlerinden Şeyh Cüneyd şeyhliğine şahlık katmak istemiş ve ancak muvaffak olamayarak 1460 yılında kati edilmiştir. Tokat'a saldırmışlar ve yüzlerce insanı kılıçtan geçirmişlerdir. Âli. Burdur ve Keçiborlu kasabalarını yakıp yıkan Şahkulu Kütahya'ya kadar gelmiştir. bununla da yetinmeyerek Antalya'yı basmış. 136 BİLİNMEYEN OSMANLI Rll İNMFYFt.. I.

zulümlerinden kurtarmayı merhametinizden bekliyoruz. yüzyılın başında Selçuklu Sultânı Sultân Muhammed bin Melikşah. Yüzyılın başında Ömer bin Abdülaziz. Müceddid ne demektir ve bu iddia doğru mudur? Bilindiği gibi. Kızılbaşların ne kadar insan öldürdüğüne dair binleri bulan rakamlar verdikten sonra. Hem Şiiler ve hem de Sünnîler için. İbn-i Kemal gibi bir âlimden de gerekli fetvayı aldıktan sonra. Ali tarafından müj-delendiğini dahi ifade etmektedirler. Yüzyılın başında Abbasî Halifesi Mu'tasım. Yüzyılın başında İlhanlı Sultânı Gazan Hân. Yüzyılın başında Abbasî Halifesi Kadir billah Ahmed bin Emir İshak. Sizin inayetleriniz olmazsa. polis74. Peygamber'in övgüsüne mazhar olan Fâtih'tir. Osmanlı tarihçileri. idarecilerinin yaptıkları hata ve zulümleri tamim etmek çok yanlıştır73. herkesi zorla Sünnî yapmak için zorla-mamıştır. Bunlardan birincisi. Hz. Yivi bul Blllı dinini tecdidi met e siyâset ı sadrazamı ı müceddidlerfj Hicri t) lın başındı d Ahmed l Melik^J Devle»1*! başındık! I Osun yari Allah k birincisi. meseleyi müzâkere etmek gayesiyle bir Divan toplantısı yapmış ve başta İbn-i Kemal olmak üzere büyük âlimlerin de katıldığı bu toplantıda Kızılbaşlarla ilgili neler yapılmasını kararlaştırmıştır. VII. İslama hizmet edecek olan bu müceddidlerin maneviyât alanında ve ilim sahasında olduğu kadar. Yüzyılın başında Çelebi Mehmed ve IX. "Şüphesiz ki. Yavuz'un Hz. Peygamber. Bazı mana adamları. İkincisi ise. Şah İsmail'in üzerine gitmenin tamamen yararsız olduğu da gün gibi ortadadır. Bu yaraya parmak basmak için. Yüzyılın başında Osmanlı Devleti'ni kuran Osman Gazi. Ancak dinî inançlar kullanılarak devletin arkadan vurulması tehlikesi karşısında t. Bunların sayıları bazı tarihçilere göre yaklaşık 40. İstanbul'u fethederek Hz. her yüz yılın başında kendi dinini tecdid edecek birisini gönderir" buyurmaktadır. Rum. Osmanlı Devleti. Yavuz'un müceddid olduğu söylenmektedir. ve zt 74. Hz. Acem ve Arab memleketlerine hâkim olacaktır" ifadesinin geçtiği nakl olunmaktadır. Ancak bu isyancı grupların bastırılmaması halinde. İslâm âlimleri. Hatta İbni Kemal dahi. IV. V. Şah İsmail'in üzerine gitmeden evvel. II. VIII. Yavuz Sultân Selim'dir. III. Allah. Olayı inceleyen Uzunçarşılı. . Mısır'ın Yavuz tarafından fethedileceğini. Ali'ye ait bir kasidede "Mutlaka Âı-î Osman'dan Selim isimli birisi. biz kendi başımıza müstakil olarak bunlara karşı çıkamayız" İşte 918/1512 yılında Anadolu'yu Şi'a tehlikesinden kurtarmak üzere Padişah olan Yavuz. Yavuz'un başka çaresi yoktu demektedir. I iyi devleti IAıNLI BİLİNMEYEN OSMANLI 137 da tedbirler almıştır. bazı âyetlere dayanarak çıkarmıştır ve bu konuda hususi bir Risalesi vardır. Anadolu'yu kasıp kavuran ve Kızılbaş adı altında her yerde Osmanlı Devleti'ne karşı kıyam eden bu insanların teftiş ve tahkik olunarak. Yüzyılın başındaki müceddid ise Yavuz Sultân Selimdir. İslâm âlimleri siyâset alanındaki müceddidleri şöyle sıralamaktadırlar: Hicrî tarih esas alınmak üzere. uslanmayanlarının kati edilmelerini ve uslanması muhtemel olanlarının ise haps edilmelerini emr etmiştir. Şunu da belirtmeliyiz ki.000 kişidir ve bunlardan ne kadarının öldürüldüğü de kesin belli değildir. Âsafnâme müellifi ve Kanuni'nin sadrazamı olan Lütfi Paşa'nın naklettiğine göre. Osmanlı padişahlarından iki kişinin mü'eyyed min indillah yani Allah katından teyid edilmiş Padişahlar olduklarını ifade etmektedirler. siyâset alanında da olabileceğini ifade etmektedirler. yukarıdan beri vesikalar ışığında anlattığımız olayları biliyordu ve Anadolu'daki Şii Türkmenlerin binlerce insanı katlettiklerinin de farkındaydı. VI.

Hoca Sa'deddin Efendi.Yavuz'a müceddidlik vasfını kazandıran. Tâc'üt-Tevârîh. Büyük âlim İdris-i Bitlisi tarafından Padişah'a yapılan telkinler neticesinde. Es'ad Efendi. Uzunçarşılı. 6636. 138 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMAN* yaptığı hizmetleri ve ilgili hadisi zikrederek kaydetmektedir74. 5321. 2162. ciddi bir ehl-i sünnet bendini teşkil etmesidir. 225-231. Şah İsmail. Osmanlı Devleti'nin Doğu Anadolu ile alakası. II. Anadolu'yu Şiîleştirme hedefini güden ve her geçen gün bu hedefine daha da yaklaşan Şah İsmail. 5812. yüzyıla kadar uzanır. "İhtilâf u tefrika endişesi. Nihayet Yavuz Sultân Selim Padişah olunca. Bu mühim zaferin kazanılmasında tamamen Sünnî olan ve gazada Yavuz Selim'in yanında yer alan Sünnî Kürt ve Türkmen aşiret beylerinin de büyük rolü vardı. İşte bu hakikati idrâk eden Kürt ve Türkmen Beyleri. Şah İsmail üzerine giderken de. Fakat. Ancak bölgenin Osmanlı Devleti'ne ilhakı veya daha doğru bir tabirle iltihakı. nr. Yavuz'un müceddid olduğunu I 73 Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi. Bedâyi'. İbn-i Kemal ve Zenbilli Ali Efendi gibi büyük İslâm hukukçularından fetva alarak hareket etmiştir. İttihâdken savlet-i a'dâyı defa çaremiz. 233/a vd. 3062. Kûşe-i kabrimde dahi bî-karar eyler beni. tedbir alamamanın yanında. c. Osmanlı Devleti'ne itaat etmenin zaruretini anlamışlardır. babaları Bâyezid-i Veli'nin yaratılışındaki tevazudan yararlanarak Anadolu'yu hâkimiyeti altına almak isteyen Şah İsmail liderliğindeki Şi'a seline karşı. İkincisi. onun müslümanlara yaptığı iki hizmettir: Birincisi. Çaldıran zaferi bu fitneyi önlemiştir. Bununla beraber. Âli. şuurlu âlim İbn-i Kemal'in de yerinde ikazlarıyla. 245 vd. Anadolu'nun ve hatta Musul ve Kerkük civarının da Osmanlı Devleti'ne katılması gerekiyordu. Zira bunlar da hem Müslüman ve hem de ehl-i sünnet vel-cemaat idiler. vrk.. Künh'ül-Ahbâr. 5035. Memlüklüler üzerine giderken de. Şî'a'nın tasallutu altında olurlardı. Solakzâde. Şah İsmail'in Anadolu üzerindeki siyasî ve dinî emellerine son verildi.. 452/a-b." şuuruyla hareket eden Yavuz. Tarihçi Âli ve Lütfü Paşa. 253-270. Osmanlı Tarihi. bugün Doğu Anadolu'daki ehl-i sünnet olan Kürtler. hem siyasî ve hem de dinî açıdan tehlike arz eder hale gelmiştir. hem İslâm birliğini bozan ve hem de Doğudaki Sünnî Kürt ve Türkmen aşiretlerini rahatsız eden Safevî tehlikesini bertaraf etmeye azmetti. 75. Bu iş nasıl yapılmalıydı? Kılıçla ve savaş yoluyla bu mümkün değildi. Yani Yavuz olmasaydı. Doğu ve Güneydoğu bölgesinin tamamı. II. II.. c. İslâm tarihinde ittihâd-ı İslama önem veren nadir devlet adamlarından biridir. hem mahallî halkın güvenliği açısından tehlikeli ve hem de Osmanlı Devleti'nin de Müslüman bir ülke olması. İttihâd etmezse millet. II. İslâm'ın kahramanca müdafaasını yapan böyle bir devlete itaat etmenin siyasî ve hukukî açıdan bir farklılık meydana getirmeyeceği ve hem de İslâm birliğinin teşekkülü gibi gayelerle münferiden hareket edilemeyeceği ortadadır. Allah'ın yardımıyla 1514 tarihinde kazanılan Çaldıran Zaferi ile. bir türlü durdurulamıyordu. bir iki ay içinde Osmanlı Devleti'ne iltihâk etmişti. XV.. nr. 1514'de kazanılan Çaldıran Zaferi'nden sonradır. Yavuz'un Kürtleri katliama tabi tuttuğu ve hatta onlar hakkında ağza alınmayacak ifadelerle dolu olan bir dörtlüğü olduğu doğru mudur? Bu iddianın tam tersi doğrudur. . 6522. Şah İsmail'in hem mürşidlik ve hem de Şahlık unvanları ile tahrik ettiği Anadolu'daki isyanları bastırarak Anadolu birliğini ve Memlüklüleri ortadan kaldırarak İslâm birliğini temin etmesidir. istimâlet ile yani kendi meyil ve arzuları ile. sh. Koca Müverrih. İran'da kısa bir zamanda Safevî Devletini kurmuş ve Doğuda hem Osmanlı Devleti için ve hem de âlem-i İslâm'ın birlik ve beraberliği için. vrk. bu iki yönlü tehlikeyi henüz Trabzon Sancakbeyi iken fark etmiş ve babasını İstanbul'da ikaz dahi eylemişti. Şiilerin tahrikiyle çıkarılan Şah Kulı isyanını da önleyememişti. Bâyezid. 359 vd. dağıdâr eyler beni. sh. Şehzade Selim. c. Bilindiği gibi. bu bölgenin kendi başına kalması.

I İmâdiye Hâkimi! Osmanlı Devletl'n sarası için ı lerle hezimete uj)ı altına almaları i dım talep etmek 1 etmek gayesiyle j "Can u gonuMmJ başların r İslâm Sultânı'» gösterdik ve ti Bu muhlis v komşudur ve lı Sadece tslâm S kurtarmayı r bunlara karşı ( Allah'ı bir bilip D uymamız mûmW*ı| Bu mel Bltlisî'nin ı Diyarbı olan I reislerine! "Altıyı yarlanan İl ma'rlfetlnı kuvveti. bölge halkı arasında müessir olması çok zordu. Mesela. vrk. Rengi ve şekli farklı olsa da. Solakzâde. Daha önce de izah ettiğimiz gibi. ahlakî. bazı örf âdetlere münhasırdı.'İ| sebeple de. Künh'ül-Ahbâr. İşte Osmanlıya bağlılığın sırrı burada yatıyordu. . Zira topraklarının dahilinde bulunan her yer dâr'ül-İslâm sayılıyor ve bütün Müslüman ahali de bu ülkenin aslî vatandaşı kabul ediliyordu. dâhilde ve hâriçte. bazı I Osmanlı ahalisi. içmede ve hatta giymede dahi aynı dinin esaslarına tabi' oldukları için. kültürel ve coğrafî çok büyük azamî müşterekler vardı. İslâmiyetin getirdiği hükümlerdi. yemede. sh. Süleymaniye kütp. Matbu nüsha. c. sh. 4053. aralarında dlnt. 7-16. Münâvî. oldukları için. Daha önce de ıım t ırka ve maddî sömürû|je bulunan her yer <rfr8&|s. Doğu Anadolu'nun siyasî. 259/a-260/a. 263/a-b. Es'ad Efendi. dinî. Zaten Osmanlıyı Avrupa'dan ayıran en önemli hususiyet de buydu.Osmanlı Devleti'nin değişmeyen siyâsetinin kaynağı ve dayandığı hukukî temeli. Bu sebeple de. sh. kaybetmemişlerdi. Osmanlı Devleti'ne tâbi' olan bir Müslüman beylik. farklı bir sistemle karşılaşmıyordu. kültürel ve idarî bütünlüğünü bozmak ve parçalamak maksadıyla içerde ve dışarıda yapılan faaliyetlerin. 25. sh. Osmanlı topraklarında yaşayan insanların arasında düşünülebilecek en önemli farklılıklar. Akgündüz. tandaşı kabul edillyortğ buydu. Mısır 1938. Osmanlı ı farklılıklar. V. sünnet. Bu sebeple.ı İMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 139 % ilhakı ¦erinde saşi-»yla ii ve «re I Bilal'ın dan kaybetmemişlerdi. aralarında ihtilafa vesile olacak ciddî bir şey mevcut değildi. bütün Müslüman Osmanlı ahalisi. Doğudaki Kürt ve Türkmen Aşiretleri. Mesela. İslâm hukukunun müsaade ettiği ölçüde her mahallin örf ve âdetlerine de hürmet gösteriyordu. II. nr. belki kazanmışlardı. II. Âl!. Belgeler Gerçekleri Konuşuyor. 232/b-233/a. sh. 234/a (Müceddidlik meselesi burada İşlenmektedir). Feyz'ül-Kadîr Şarh'ul-Câmi'-is-Sağîr. Kur'ân. arata Müslüman Türklerle I şında. 350-431. Osmanlı Devleti. Tevârîh-i Âl-i Osman. Osmanlı Devleti'ne iltihak etmekle bir şey 74 Lütfi Paşa. ırka ve maddî sömürüye dayanan bir ayırıma gitmiyordu. c. t Bu azmim hayat din: s. Muhammed Abdürraûf. 281-282. c. Müslüman Türklerle Kürtler arasında mevcut olan bazı ufak ve önemsiz farklılıklar dışında. 2162. Osmanlı Devleti sahip olduğu topraklar üzerinde. icmâ' ve kıyas yoluyla vaz' edilen hukukî hükümler yanında. aralarında dinî. Doğu ı parçalamak müessir olması çokj Çaldıran Zaf< nadolu'nun fethe Güneydoğu bölgel hemmiyetli bir Şerefüddin Bey.

Elhâsıl. Bizim beldelerimiz Kızılbaş diyarına yakındır. İttihadın sağlam ipine ve muhabbet şeridine sarılmak zaruridir. hep beraber bir iyi insan oluruz. Sadece İslâm Sultânı'na muhabbet üzere olduğumuz için. Ona bedel. İmâdiye Hâkimi Sultân Hüseyin olmak üzere 25-30 tane Kürt beyi (ümerây-ı ekrâd). asrın İdris-i Bitlisî'si olan Bediuzzaman 1910'larda Osmanlı Devleti'ne karşı isyan etmek isteyen Kürt aşiret reislerine hitaben diyor: "Altı yüz seneden beri tevhid bayrağını umum âleme karşı yücelten ve millî âdetlerini terk ederek ihtiyarlanan bizim şanlı Türk pederlerimize. Diyarbekir Beylerbeyi Bıyıklı Mehmed Paşa'ya beyaz hükm-i şerifler gönderdiğini ve Osmanlı Devleti'ne bundan sonra da tâbi olacak olan bey olursa. ayrı ayrı kabile ve aşiret tarzında yaşamaktadırlar. kendisine Doğu Anadolu'nun fethedilmesini tavsiye eden meşhur âlim ve tarihçi İdris-i Bitlisî'ye." 140 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMM Diyarbekir'in Safevî Devleti'nden alınmasından sonra Kürt Beyleri arasındaki gayretlerini sürdüren büyük âlim İdris-i Bitlisî. Hısn-ı Keyfâ Emiri Eyyubîlerden II. Yani bugünün vilâyetleri ve hatta devletleri. "Can ü gönülden İslâm Sultânı'na bî'at eyledik. Zira Kürtler. Dik başlılık etmeyeceğiz ve kendi başına hareket yapmayacağız. bizim evlerimizi yıkmışlar ve bizimle savaşmışlardır. Sonra da manevi takdirleri yanında ona gönderdiği bazı maddî hediyeleri zikreder. Sadece Allah'ı bir bilip Muhammed ümmeti olduğumuzda ittifak halindeyiz. Böylesine e-hemmiyetli bir zamanda İslâm birliğinin zaruretine inanan başta Bitlis Hâkimi Şerefüddin Bey. Nice yıllar bu mülhidler. Sizin inayetleriniz olmazsa. Doğu ve Güneydoğu bölgelerinin Osmanlı Devleti'ne ilhakı için vazife veriyordu.. Halil. Cihada gayret gösterdik ve İslâm Padişahı'nın yollarını bekledik. onların akıl ve ma'rifetinden istifade edeceğiz ve asaletimizi de göstereceğiz. hükümete itaatte selâmet var. Sünnetullah bizde böyle câri olmuşdur". Diğer hususlarda birbirimize uymamız mümkün değildir. ittihâdda hayat var. bu büyük âlimi taltif etmek üzere kendisine bir ferman gönderir. İlhâdları zahir olan Kızılbaşlar'dan teberri eyledik. Şah İsmail'in Diyarbekir'i muhasara altına alan ordularını tarumar eylemiştir. Hizan Meliki Emir Davud.. Türkler bizim aklımız. Bu mektûb üzerine Konya Beylerbeyisi Hüsrev Paşa kumandasında ve İdris-i Bitlisî'nin manevî yardımlarıyla toplanan on bin kişilik gönüllüler ordusu. kuvvet ve cesaretimizi hediye edelim. Kızıl-başların neşrettiği dalalet ve bid'atleri kaldırdık ve ehl-i sünnet mezhebi ve Şafii mezhebini icra eyledik. kendi arzu ve istekleriyle ve hem de birer mektup ile Osmanlı Devleti'ne bağlanmaktadır. Yavuz Sultân Selim. bu inancı saf insanları o zâlimlerin zulümlerinden kurtarmayı merhametinizden bekliyoruz. bu faaliyetlerinin neticesinde kısa zamanda Doğu ve Güneydoğudaki Kürt ve Türkmen Beylerinin Osmanlı Devleti'ne itaatlerini temin eylemiştir. bu hâdiseden önce Şiflerin Diyarbekir'i muhasara altına almaları üzerine. XX. Bu azmimizle başka milletlere ibret dersi vereceğiz. gönderilen tuğralı beyaz kâğıtlar kullanılarak onlara berâtlarının yazılmasını emreder. Mektubunun başında Diyarbekir Vilâyeti'nin sulh ile ve istimâlet yolu ile fethine vesile olduğu için İdris-i Bitlisî'ye teşekkür eder. İslâm Sultânı'nın namı ile şeref bulduk ve hutbelerde dört halifenin ismini yâda başladık.Çaldıran Zaferini takip eden 1516 yılında. Şah İsmail'in Diyarbakır muhasarası için gönderdiği orduyu on bin kişilik İdris-i Bitlisî kumandasındaki gönüllü birliklerle hezimete uğratan aynı beyler. biz onların kuvveti. Yavuz Sultân Selim'e tarihçe müsellem olan tarihî arîzayı. Osmanlı Devleti'ne kendi arzularıyla tâbi olan beylerin ve bunlara bağlı olan sancakların mikdarlarını ve tahrîrî bilgileri hazırlamasını emreder. Bu muhlis ve size itaat eden bendelere yardım edesiniz. . İttifakta kuvvet var. biz kendi başımıza müstakil olarak bunlara karşı çıkamayız. komşudur ve hatta karışıktır. yardım talep etmek ve Osmanlı Devleti'ne itaat etmeden huzur bulamayacaklarını ifade etmek gayesiyle göndermişlerdir. İdris-i Bitlisî vasıtasıyla Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin kısa bir zaman i-çinde ve hem de yerli beğierin istek ve arzularıyla Osmanlı Devleti'ne ilhak edildiğinin haberini alan Yavuz Sultân Selim. Osmanlı Devleti'ne itaat arzularını padişaha iletmişlerdi. uhuvvette saadet var. İyi evlâd böyle olur.

Ankara 1987. 76. Cizre. Atak. Siirt. 378-383. sancak ve eyâletler teşkil ediyordu.Devlete bağlanan beyler arasında ihtilaf ve ihtilal vuku bulmaması için gereken tedbirlerin alınmasını ve in'âm ve ihsanların da ona göre yapılmasını ister. Şark diye adlandırabileceğimiz ve bugün Doğu Anadolu.). iyâlimiz ve dinimizin emniyeti için size itaati arzuluyoruz. Kodaman. Sincar. Osmanlı Tarihi. Ayrıca Şuran. yanlış yon sının teır nün Ait ve idaresi a na tabi t ler söz I Diyarbekir Ij bütün Dojıijj devrinde J Doj guruba! Biri diğer t merkezden t tımar sis aşiret \ Amid. c. mallarımız. Bedâyi'. 452/a-b. Cezire Hâkimi Şah Ali Bey. Harput. Künh'ül-Ahbâr. I genellikle i darılara ti rineo 75 Koca Müverrih. Osmanlı Devleti'nin Doğuda kurduğu idare tarzı nasıldı ve bu iddialar doğru muydu? Bu iddia. Çemişgezek Hâkimi Melik Halil. Mektubun sonuna doğru. Eğil." nâsındı i BİLİNMEYEN OSMANLI 141 Ijınm 76. Bediüzzaman Said Nursi. sh. sh. 8 memlekr sancaklar âl Ey. İbn-i Said. Yani eyalet ve sancakların İstanbul'a olan bağlarında ayrı ayrı statüler söz konusuydu. Palu. 2362. mutlak bir merkeziyetçilikten tamamıyla uzak bir anlayışa sahipti ve idaresi altına aldığı bölge ve cemiyetleri. Sason. Urmiye. Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi.. 20. ancak onun sözlerine ve ıslah olduğuna inanılmaması icab ettiğini belirterek gerekli tedbirlerin ihmal edilmemesini emretmektedir. 1019. I Van Eyı teşkil i İkindi beylere t edilmiştir. Esad Efendi.. nr. Türkmen ve Kürt aşiretleri Osmanlı Devleti'ne iltihâk eylemiştir. nr. Es'ad Efendi. Uzunçarşılı. nr. Yavuz Sultân Selim'in Doğuda bağımsız bazı küçük Kürt Devletlerine müsaade ettiği ve asırlarca bu devletlerin varlığını sürdürdüğü iddia edilmektedir. Osmanlı Devleti'nin idarî yapısının temelini kaza. Benî Atâ aşiretleri.. Mardin ve Harput da dahil olmak . Malatya. Bu gayretlerin neticesinde. mütudtl edilme. İmadiye Hâkimi Sultân Hüseyin. yıllar sürecek harplerle elde edilemeyecek zaferlere u-laşıldı. bin bir türlü yağcılıklar yapıp sulh istediğini. Hısn-ı Keyfâ Emîri Melik Halid. 112/a-113/a. Anadolu'yu şnieştirmek isteyen Şah İsmail'in kendisine elçiler gönderdiğini. II. sh. 2) Kürt ve Türkmen aşiretleri gibi. Urfa. Abdülhamid Devri Doğu Anadolu Politikası. vrk. Solakzâde. canlarımız. Benî İbrahim. 249/a-251/a. 2162. sh. Benî Sâyim. Âli. ve bu I Bu iddia. Bayram. Güneydoğu Anadolu. Mardin ve benzeri yerlerdeki aşiretler de arka arkaya Osmanlı Devleti'ne iltihâk etmişlerdir. Süleymaniye Kütp. Meyyafarakin. Bu iltihâklardan bazılarını beraber görelim: 1) Kürt ve Türkmen beylerinden istimâlet ile kendi meyil ve arzuları ile itaat eden 25'den fazla aşiretten ve reislerinden bazıları şunlardır: Bitlis Hâkimi Emir Şerefüddin. Hizan Meliki Emir Davud. Aralarında İbn-i Harkuş. vrk. güneyde yer alan Arap aşiretleri de yine kendi iradeleriyle Osmanlı Devleti'ne iltihâk etmişlerdir. Ancak Osmanlı Devleti. Çermik. Safed ve Gazze şeyhleri ile Haleb ileri gelenlerinin bulunduğu seçkin bir temsilciler heyetinin Yavuz'a takdim ettikleri ve aslı Topkapı Sarayı'nda bulunan şu itâ'at mektubu çok manidardır: "Bizler. Nutuk (Osm. bugünün Amerika'sı gibi. Çaldıran Zaferi'nden sonra Doğu Anadolu'da Diyarbekir merkez kabul edilerek Musul. I denmekte*. Anonim Tarih. II. İslâmı tatbik ve adaleti te'sis için sizin hâkimiyetinizi zaruri görüyoruz75". c. vrk. E. 273 vd. Garzan. çeşitli özelliklerine göre farklı idare tarzlarına tabi tutuyordu. Bilindiği gibi. Pertek Hâkimi Kasım Bey. Bitlis. Osmanlı Devlet teşkilâtını bilmemekten ve konu ile ilgili bazı belgeleri yanlış yorumlamaktan kaynaklanmaktadır. 11634/26. Sultân II. Besni. Yavuz. Musul ve Kerkük'den itibaren Kuzey Irak ve Haleb'i de içine alan Kuzey Suriye bölgelerinde yaşayan çok sayıda Arap. İşte Osmanlı Devleti.

Ergani ve Çemişkezek sancakları ile Van Eyaleti'ndeki Erciş ve Adilcevaz sancakları. Yavuz'un Mısır'ı fethetmesinden itibaren halife unvanını kazanmışlar mıdır? Dinen bu mümkün müdür? Şayet mümkünse. yerlerine oğullan veya diğer yakınlarından biri geçmektedir. Güneydoğu Meselesi ve Çözüm Yollan. her iki eyâlette de. Üçüncü gurup ise. Palu ve Genç sancakları. eski mahallî beyler ve hanedanlara terk edilmiştir. Diyarbekir Eyâleti'nde merkez Amid. Zira sancakların idaresi genellikle bölgeye eskiden beri hâkim ola-gelen nüfuzlu. Mihrani. Diyarbekir eyâletinde Hazzo. Bu unvanı taşıyan . Zaho. Pey-gamber'e halef olduğu için kendisine halife denmiştir. emîr'ül-mü'minin ve imam. bunlar azl ve nasb edilemezler. Eğil. Kulp. sadece icranın başı olan beyin tayini ile arazinin statüsünün tesbitinde müstakil yetkilerle donatılmışlardır. Kısaca özetlediğimiz bu sistem. bağımsız birer devlet tarzında değil. Sancakbeyleri doğrudan merkezden tayin olunurlardı ve herhangi bir imtiyaza sahip değillerdi. Bitlis. Arazîleri tımar nizâmına tabidir. Başlangıçta hizmet ve sadakat karşılığı verilen bu sancakların durumu. hariçte yani askeri ve siyasi alanda bölgedeki Osmanlı beylerbeyine tabidirler. bu tür sancakların başlıca örneklerini teşkil ederdi. 30 vd. Zaten toprak itibariyle de. İkinci gurup. Osmanlı Devleti ile aralarında herhangi bir farkın bulunmamasıdır.üzere bütün Doğu Anadolu'da gayet geniş bir eyâlet meydana getirmişti. 77. Birinci gurup. Van Eyaletinde ise. onu temsil etmek demektir. idare tarzı açısından. Yani Osmanlı Devleti'nin diğer bölgelerinde tatbik edilen idare usulü burada da cari idi. fetih esnasında gösterdikleri hizmetlerden dolayı tamamen yerli beylere terkedilmiştir. Sincar. Akçakale. c. Dahilde tamamen müstakil olan bu bölgeler. Cizre. III (Diyarbekir Eyâleti Kanunnâmeleri). Bunları kısaca özetlemekte yarar görüyoruz. devamlı olarak sancak ve has şeklinde tevcih edilmiştir. Halife. Hakkari ve Mahmûdi sancakları bu mahiyette Osmanlı Sancaklarıdır. Siirt ve Atak Diyarbekir'e bağlı bu tür sancaklardandırlar. Osmanlı Padişahları. Bunlara Ekrâd Sancakları da denir. SanI •ı vd: Akgündüz. Osmanlı Kanunnâmeleri. sh. aslında bir kimseye halef olmak. Seferde Beylerbeyi'nin hizmetine girmekle mükelleftirler ve bu memleketlere merkezden kadı tayin edilir. Osmanlı Padişahları halife unvanını kullanmışlar mıdır? İslâm hukukunda icranın başı olan şahıs için üç unvan zikredilmektedir. Pertek. Hayat boyu sancakbeyi olan bu idareciler vefat ettiğinde. İstanbul 1996. Harput. Fetih esnasında bazı beylere hizmet ve itaatleri karşılığında. 197-213. daha sonra ailelerin tasarrufuna bırakılmış ve Tanzîmât dönemine yani 1840'lara kadar bu hal aynen devam etmiştir76. Hizan. Devlete ihanet ettikleri takdirde değiştirilebilmektedirler. sh. Hatta Kürdistan Eyâleti sancakları da denmektedir. Hükümet adı verilen sancaklardır. Bunların idaresi. Yani bunlar. 142 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANU{ cakbeylerinin tayinine merkezî idare asla karışmaz ve ellerine verilen ahidnâmeler gereğince. Sebebi bu bölgede daha önce müstakil veya İran'a bağlı beylerin fetih esnasında Osmanlı Devleti'ne sadakat göstermeleri ve en önemlisi de. Çermik. hem itikadî açıdan ve hem de amelî açıdan. Diyarbekir ve Van eyaletlerindeki bu tür sancaklar. Doğu Anadolu'daki sancakları. Yurtluk ve Ocaklık tarzındaki sancaklardır. Diyarbekir veya Van Eyâletinin içine serpiştirilmişlerdir. Bunlar klasik Osmanlı sancaklarından farklıdırlar. umumiyetle aşiret yapısı kuvvetli olmayan yerlerde teşkil edilmiştir. Müküs ve Bargiri de Van'a bağlı bu tür sancaklardandırlar. daha ziyade Doğu Anadolu'da uygulana gelmiştir. üç ana guruba ayırmak mümkündü. Arazîsinde tımar nizâmı cari değildir. Bu sancaklar tımar sistemine dahildi. İmtiyazlı sancaklar da diyebileceğimiz bu sancaklardan Diyarbekir Eyaleti'ne bağlı 13 ve Van Eyaletine bağlı olarak da 9 adet mevcut idi. klasik Osmanlı Sancakları şeklindeydi. Tercil. Kanunî Süleyman devrinde yeni bir düzenleme yapılarak Van'da ayrı bir eyâlet daha teşkil olundu. Hilâfet. Hasankeyf. Müslümanların lideri olan şahıs da şerl hükümlerin icrasında Hz.

Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi. 273 vd. Çoğunluk "imamlar Kureyş'tendir" f kukçusu Buharaltî rarak Osmanlı P« ortadan kalkan ı sebepledr ki < son Abbasi I rettirdiği ! Şunu ( ve onu t yonunu her | kısma i kikiy«)'dlrl çim ve I hilâfet-l ı gerekil \ suretiyle ( dır. Osmanlı tatbikatında kendisine uyulmayan ve en çok tartışmalı olan bir şartı da. vrk. Peygamber'in izinden yürüyecek ve onu temsil edecek makam demek olan hilâfet makamı. Türkistan'ın yetiştirdiği büyük Hanefi hukukçusu Buhara'lı Sadr'üş-Şerî'a (öl. buna hilâfet-i nübüvvet de demektedir. II. nr. Bu sebeple bazı araştırmacılar hilâfeti iki kısma ayırmaktadırlar: Birincisi. Emevi ve Abbasî halifeleri hep ikinci grupta kalmışlar. Hz. Halifeye "imam" veya "imam'ül-müslimin" denmesi de bundan kaynaklanmaktadır. sh. çoğunluğun bu şartı kabul etmesi uygulamada zorluk çıkarmıştır. Süleymaniye Kütp.âmme müessesesi yani hilâfet ise. şeklî hilâfet (hilâfet-i sûriye)'dir ki. Büyük Türk Hukukçusu Sadrüşşeria.'sS da 1519 ti ünvanlanl aldığı I ümem. 378-383. 112/a-113/a. Âli. Abdülhamid Devri Doğu Anadolu Politikası. Hz. vrk. c. 452/a-b. 40 vd. sh. 249/a-251/a. Şunu da bilmekte fayda vardır: Her konuda Hz. bu meseleyi şöylece vuzuha kavuşturarak Osmanlı Padişahlarına hilâfet yolunu açmıştır: "Zikredilen şartlardan zaruret gereği ortadan kalkan şartlar aranmayacaktır. aslında öne geçmek ve lider olmak demektir. Esad Efendi. nr. Peygamberin halefi olarak dinî ve dünyevî meselelerde bütün Müslümanları temsil etmek". Sultân II. sh. bir başka ifadeyle . nr. Osmanlı Kanunnâmeleri. sh. Solakzâde. Bunlardan ikisini zikredelim: "Hz. c. E. Peygamber'in "Benden sonra hilâfet otuz senedir. Yani kısaca Müslümanların devlet reisliği demektir. İmamet. Hilâfete imamet de denir ve namazdaki imamlık görevinden ayırmak için buna "imâmet-i kübrâ" adı verilir. 11634/26. Emir'ül-mü'minin unvanını ise ilk kullanan Hz. Bir kısım İslâm hukukçuları halifenin Kureyş'den olmasının şart olmadığını ve hilâfet gibi âmmeye ait bir meselede nesebin tesiri olamayacağını ileri sürerken. Künh'ül-Ahbâr. Halife Ömer bin Abdülaziz bir tarafa bırakılırsa. "Müslümanlar üzerinde umumî tasarruf hakkına sahip olmak yetkisi". Bu sebepledir ki 923/1517 tarihinde Yavuz Sultân Selim. I Kavinin* Haremeyn^ SultSnS I» yacak fa 76 Koca Müverrih. 12 vd: Akgündüz. mevcut âlimler bunu caiz görmüştü. 2362. 1019. cebir ve istilâ suretiyle elde edilen imamettir. Bunda saltanat ve hükümdarlık manası ağır basmaktadır. Bediüzzaman Said Nursi. 747/1346). değişik şekillerde tarif edilmiştir. Mısır'dan beraberinde getirdiği son Abbasî Halifesi Mütevekkil Alellah'a Ayasofya Camiinde hilâfeti kendisine devrettirdiği zaman.II. III (Diyarbekir Eyâleti Kanunnâmeleri). Osmanlı Tarihi. İkincisi. 20. Güneydoğu Meselesi ve Çözüm Yolları. Anonim Tarih. Zamanımızda Kureyşilik şartı da ortadan kalkmıştır". Ömer olmuş ve daha sonraki devlet reisleri bu unvanı "mü'minlerin emiri" manasında halifenin eş anlamlısı olarak kullanmışlardır. 2162. Nutuk (Osm. ondan sonra saltanata inkılab eder" hadisinin işareti ve bütün İslâm hukukçularının ittifakıyla gerçek manada halife hülefâ-i râşidin'dir. sh. vrk. Uzunçarşılı. BİLİNMEYEN OSMANLI 143 Kureyş'tendir" hadisine dayanmaktadırlar. gerekli şartları hâiz olmayan veya milletin seçim ve bî'atıyla değil de. I inkılabı halife I Abbasi lı olarak I baren Hz. yukarıda zikredilen şartlara haiz ve Müslümanların rızası ile yapılan seçim ve bî'at sonucu elde edilen hilâfettir. maalesef bu mana ve fonksiyonunu her zaman devam ettirememiştir. Es'ad Efendi. Kodaman. Halife olmanın bazı şartları vardır. \: Padişah! yetkileri I nasında İl Osı Müslimiı o da hilâfet" bütün CsımiII Haleb'in h Semend. halifenin Kureyş kabilesinden olması şartıdır. 213 vd. sh.). c. gerçek hilâfet (hilâfet-i kâmile veya hilâfet-i ha-kikiye)'dir ki. Bedâyi'.

Belki. Risâletü Halâs'il-Ümme Fî Ma'rifet'il-E'imme adlı eseriyle mukni cevaplar vermeye çalışmıştır. Sultân'ül-Arabi ve'l-Acem ve'r-Rûm. Yavuz Sultân Selim'den itibaren. Ona göre üç çeşit hükümet vardır: Birincisi. Hz. Yavuz'un muasırı olan Mısır'lı tarihçi İbn-i Iyâz da. İkincisi. kendi yaptıkları kanunlar ile idareyi yürüten siyâset hükümetidir. Altı yüz sene yaşayan bir devletin elbette haseneleri de seyyieleri de olacaktır. Kanuni Sultân Süleyman'ın Sadrazamı olan Lütfi Paşa. en az on defa halife ve hilafet unvanları kullanılmıştır. hasenatı herhalde seyyiâtına gâlibdir. ilk dönem Osmanlı tarihini yazan muteber ve Yavuz'a muasır bir tarihçi ve devlet adamıdır. birinci gruba girmektedir . Üçüncüsü ise. 1516 yılında tahrir edilen Semendire Sancağı Kanunnâmesinin başında yer alan Halifetüllah tabiridir. Osmanlı Padişahlarının halifeliği konusunda şüphesi 144 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSP*N'. Peygamber'in bahsettiği 30 sene. Bu konuda önemli bir izah da Eyüp Sabri Paşa'ya aittir. halife unvanını kullanmışlardır. zorla ve zulümle hâkimiyetini mazlum milletlere kabul ettiren bir imparatorluk değildir. Bu iddiaların aslı ve esası var mıdır? Maalesef bu tür iddialar. Kaldı ki. bütün hak ve yetkilere hâiz olan halifelik manasında halifedirler. 1924 yılında hilâfetin kaldırılmasıyla ilgili kanun bunun en son delilidir. Zaten Yavuz'un Kahire ve Mekke'de bulunan Mukaddes Emânetleri İstanbul'daki Topkapı Sarayı'na taşıması ve bunlar için Hırka-i Şerif Dairesinin yapılması ve nihayet Kudüs. Daha sonra da 1519 tarihli Trablusşam Kanunnâmesinin başında ise. Ayrıca. bu konuda fazla bir şey söylemeye ihtiyaç bırakmayacak kadar açıktır. Hz. Medine ve Mekke'nin Osmanlı Devleti'nin eline geçerek padişahların Hâdim'ül-Haremeyn olarak ilan edilmesi ile halife sıfatı perçinlenmiştir.I bulunanlara. Mesela. hak ve yetkileri bulunmayan şeklî halifelik değil. Hz. Osmanlı Devleti. Hâiz'ül-İmâmet'il-Uzmâ ve's-Sultân'ülBâhir. Ancak kader-i ilâhinin bu kadar uzun seneler yaşamasını takdir ettiği bu devletin. âşir'ül-Havâkîn'il-Osmaniyye. Lütfi Paşa. Nâşir'ül-Kavânîn'isSultâniye. adaletinden ve huzurundan istifade etmek gayesiyle hâkimiyeti altına girmeyi arzuladıkları ve vardıkları her yere i'lây-ı kelimetullah gayesiyle ayak basan bir İslâm devletidir. Osmanlı Padişahlarının en az ikinci manada halife olduklarında şüphe yoktur. "Halîfe-i Resûl-i Rabb'il-Âlemîn. Ebubekir'den itibaren Hz. Ebüssuud gibi bir İslâm Hukukçusunun kaleme aldığı Budin Kanunnâmesinin başında. hilâfetin Yavuz'a devrini. mümehhidü kavâ'id'iş-şer'il-mübîn ve Zıllulâh'iz-zalîli alâ kâffet'il-ümem. Osmanlı Padişahları. Bu taksime göre Osmanlı idaresi. Peygamber'in vekili olarak Şer'-i şerifi uygulayan her hükümet bu gruba girer. muasır kaynaklardan hiç birinde hilâfetle ilgili kayıt olmadığını söylemek ciddi bir hatadır. Osmanlı Devleti'nin idaresi altında asırlarca yaşayan topraklar üzerinde iktidarı elinde bulunduran siyasî güçler kendi suiistimallerini örtmek için böyle bir propagandaya baş vurmaktadırlar. Müslümanların ve gayrimüslimlerin. Hami hıme'l-Haremeyn'il-Muhteremeyni ve'l-makâmeyn'il-mu'azzameyn'il-mufahhameyn es-Sultân ibn'üs-Sultân Es-Sultân Süleyman Hân ibn'üs-Sultân Selim Hân" unvanlarını kullanmaktadır ki. ilmî olmaktan ziyade siyasîdir. akıl ve şer'i nazara almadan cebirle ve zulümle idareyi yürütenlerin hükümetidir ki. Oğlu Kanuni ise. Bu kaynaklardan sonra. o günlerde kaleme aldığı eserinde açıklamaktadır. Ayrıca Yavuz'dan itibaren bütün Osmanlı Padişahları. eski tâbirle istimâlet ile yani kendi meyil ve arzularıyla. buna da tabiT hükümet denmektedir. hilâfet veya imamet hükümetidir ki. Bilindiği gibi. Vâris'ül-Hilâfet'il-Kübrâ kâbiren an kabir. kiliselerde yaptıkları âyinlerde papazlar tarafından . Balkanlardaki bazı Hıristiyan gruplara.şeklen ve hükmî halifeler olarak kabul edilmişlerdir. Haleb'in fethinden itibaren halife unvanını kullandığına delil. Hasan'ın altı aydan ibaret bulunan hilâfet süresiyle sona ermektedir. halife ve İmâm'ül-Müslimîn unvanlarını son halife Abdülmecid Efendi'ye kadar kullanmışlardır. Osmanlı Devleti'nin Arapları zorla hâkimiyeti altına aldığı ve onları sömürdüğü iddia edilmektedir. 78. Yavuz Sultân Selim.

sh. sh. III. asrın ilk çeyreğinde Mağrib ülkeleri Hıristiyan istilasına maruz kalmış ve kendi devletleri zayıf düşmüştür. I. Kahire. Kuzey Afrika veya bir diğer adıyla Mağrib yani Batı Arap Aleminin Yavuz'a ve Kanunî'ye mektuplar göndererek. eşine tarihte ender rastlanacak olan bir İslâm devletidir. Muhammed. Mehmed Said. dinimizi huzur içinde yaşayalım". Ahmed Cevdet Paşa. SulİÎ geldiniz d nunla dayı dermesi ffl hukukçutal BİLİNMEYEN OSMANLI İ45 hk ¦•ildi t \ "İtikad ediyorum ki. k gayret gösten inanlarını bunları bıriıjjet Selim'e mümkündür. sh. 208-228. c. Cin-Akgündüz. 6 vd. "Hilâfetin Kureyşliliği". Bedâyi'uz-Zuhûr. 299. Avrupalılar'ın Mağrib Müslü-manlarını canavar gibi parçalamayı beklediğini çok iyi bilen Cezayirli Müslümanlar ve bunları birliğe davet eden Oruç ve Hızır kardeşler çareyi Osmanlı Sultânı Yavuz Sultân Selim'e mektup yazmakta bulmuşlardır. 19. c. Akgündüz. Türk Hukuk Tarihi. c. İbn-i Haldun. Osmanlı Devleti'nin bekasına imandır. I. Bahadır kardeşler. Bir tımarlı sipahinin çocukları olan Oruç Reis ve Hızır Reis de. 98-99. Dr. Konu ile İlgili olarak bkz. "îtlkad edi. Ahmed Cevdet Paşa. 278-279.. Prof. Abu'l-Hasan Ali b. Hilâfet ve Hâki-miyet-i Milliye. III. 24 vd. Mukaddime. Yılmaz. Şam 1986.". A-merika'da araştırma yapan bir arkadaşım. kısa zamanda Hıristiyanları durdurma ve iç ihtilafları önlemek üzere gayret göstermişler ve bunda da muvaffak olmuşlardır. XVI. 19 vd. AÜ İlahiyat Fakültesi Dergisi. ( maktadır: Evet1 misler ve cesinden ı İslâm'ı t ğu'dakl I nin zulmü Abdu'ud 1 Osmanlı ı muhalif I fethetmesini İl dan farklı ( Kansu Sultân! BuradaH Yavuz Sulta»! Muhamır Saraydılar. İkincisi Peygamber'e imandır. Bkz. c. c tartışn halka \ dikle. Alem-i İslâm perişan olacak ve sahipsiz kalacaktır. Mir'ât'ülHaremeyn. Ahmed Râsim. Zira bu devlet yıkılırsa. Osmanlı İmparatorluğunda İslâm. Muhammed bin Mahmûd. İstanbul 1301. sh. sh. sh. nr. "BİZ 0117111* İ künse Hızır Rıtfld Kuzey/ nunî'ye ı nülden İsi araştırmaları. c. Eyüp Sabri Paşa. c. II. İbn-i Ece. sh. İbn-i Iyâz. c. 148-149. Cavid Baysun). Burada Muhammed Abduh'un şu sözlerini zikr etmeden geçemeyeceğiz (Padişah Abdulhamid'e yazdığı bir layihada diyor): 77 BA. bu zamanda imanın şartlarının birincisi Allah'a imandır. I. 212213. 2. IV. sh. Hatipoğlu.şöyle duâ ettirildiğini. Mehmed Hatiboğlu Hilâfetin kureyşliliği İle ilgili olarak yazdığı uzun bir monografisinde konuyu ayrıntılı olarak incelemiştir. Mısır. Belgelerle Osmanlı Tarihi. El-Ferrâ. sh. Peygambere ir sa. O halde Osmanlı Devleti. Osmanlı Kanunnâmeleri. sh. sh. c. sh. 61-66. kilise kayıt defterinin orijinalinden bir müzede bizzat okumuş ve bize nakletmişti. 1357. İstanbul 1995. "Biz Osmanlı Devleti'ne tâbi olmayı ve o devletin bir vilayeti olarak kalmayı istiyoruz. Ahkâm'üs-Sultâniyye. Mesela Kuzey Afrika'da. Târih-i Ahmed Cevdet (Vekâyi'-i Devlet-i Aliyye) I-XII. c.. I. bu bölgeye Fâtih zamanında gelmişler ve yerleşmişlerdir. 11. I. (Tarih Risaleleri. 1298. Resimli ve Haritalı Osmanlı Tarihi I-IV. ler. 4. Ebu Ya'lâ. 14-15. Mustafa Özel). Seyyid Bey. Alem-! İslim pe'ijMfl Mesela Kuzey* na maruz kalmış» Oruç Reis ve Htarl Bahadır kardeşler. XXIII (Ankara 1978) . Muhammed Harb ve Abdülcelil Et-Temîmî'nin konuyla . Ankara 1986). kılıca dayalı ve sömürgeci bir imparatorluk değil. sh. 497-498. 1167-1175. İstanbul 1328-30. Üçüncüsü de. "Ya Rab! Bize de Osmanlı hâkimiyetinin altına girmeyi nasib et ki. Der. Tezâkir I-IV. c. 451. 1007. El-Ahkâmu's-Sultânlyye ve'l-Velâyâtu'dDiniyye. 78-85. Mümkünse Hızır Reis'i de bize Beylerbeyi (vali) olarak tayin ediniz". Muhammed. İnalcık. (neşr. İstanbul 1306. IH. EIMâverdî. 502-503. Osmanlı Devleti'nin şemsiyesi altına girmeyi can ü gönülden istedikleri gibi. İstanbul 1271-1301. sh. nr. sh. 1-2. Ayrıca aynı ciltteki Dede Efendi'nin Risale'sinde de halife tabiri Osmanlı Padişahları için çokça kullanılmıştır. Mektubun gayesini tek cümleyle özetlemek mümkündür. 449. El-Irâk Beyn'el-Memâlîki ve'l-Osmâniyyîn'il-Etrâk. 20-24. Tapu-Tahrir Defteri.

79. bütün halka vekâleten bir arîza yazmalarını ve arızada Osmanlı Sultânı Selim'e hitaben istediklerini dile getirmelerini kararlaştırmışlardır. Bununla da yetinilmeyerek Yavuz'dan güvenilir bir vezirini kendilerine idareci olarak göndermesi istenecektir. Ancak tartışılması gereken bu Kitabenin sahih olup olmadığıdır. Memlûklu saltanatına son vermek isterse. kadılar. Suriye halkı Memlûklu zulmünden bıkmıştır. Osmanlı hukukçuları. Burada Halep âlimleri. Bu kitabenin Mısır'dan mukaddes emânetlerle birlikte getirildiği ifade olunmaktadır. Kur'ân'ın bayrağını dünyanın her tarafında ilan edeceklerdir"78. Bu Risalede Yavuz'un Mısır'ı fethedeceği ve hatta Şam'a gelerek kendi kabrini keşfedeceği âyetlere ve manevî işaretlere dayanılarak anlatılmaktadır. Osmanlı Devleti'ni. "İnşâallah yine. Abdullah bin Rıdvan "Tarih-i Mısır" adlı eserinde. Mısır fethinden kısa zaman öncesinden değil. Memlûklu idarecileri şerv-i şerife muhalefet etmektedirler. Kur'ân'ın sadâsını aktâr-ı âlemde en yüksek gür sadalanyla herkese duyurmaya çalışmışlardır. Nitekim Şah İsmail'e açıkça destek verdiğinden dolayı. Ortadoğu'daki Araplar açısından da durumun aynı olduğunu ortaya koymaktadır: Evet! Doğudaki Araplar da tıpkı Mağrib'dekiler gibi. tıpkı Mağribliler gibi. Bu fetva146 BİLİNMEYEN OSMANLI lan Ali'nin Tarihinde görmek mümkündür. Mısır âlimlerinin. Muhammed Harb tarafından özeti Arapça'ya tercüme edilen bu belgenin aslı. Bu kitabenin bulunduğu bir gerçektir. Neticede dört mezhebin kadısının ve şehrin ileri gelenlerinin. Mısır'a gelen Osmanlı sefiriyle gizliden gizliye görüştüklerini ve ona Sultân Gavri'nin şerv-i şerife muhalif hareket ettiğini şikâyet ettiklerini ve kendilerinin Osmanlı sultanının Mısır'ı fethetmesini beklediklerini ifâde eylediklerini kaydetmektedir. 2) 638 Hicrî yılında yani Yavuz'dan yaklaşık 250 sene önce vefat eden Muhyiddin-i Arabî'ye ait Eş-Şeceret'ün-Nu'mâniyye fî'd-Devlet'il-Osmâniyye isimli bir Risale. Halk arasında bu mesele. belki çok daha evvel başlamıştır. ümitsizliği bırakıp. Ancak İbn-i Kemal'in ve hatta Şam'da bir maneviyât erinin de aynı işaretleri . kadıları ve halkın ileri gelenleri tarafından kaleme alınan ve Yavuz Sultân Selim'e takdim edilen bir arîza yani dilekçeyi de değerlendirmek istiyoruz. Memlüklülere harp açılabileceğine dair fetvalar neşretmişlerdir. Bu durumu nazara alırsak. meseleyi şöyle özetleyebiliriz: 1) Topkapı Sarayında Hz. Alınan kararlara göre. Bu Risalenin gerçekten Muhyiddin-i Arabî'ye ait olup olmadığını bilmiyoruz. Şın'a girdiğinde kabrim ortaya çıkacaktır" şeklinde yayılmıştır. Mısır'dan yola çıkarak Şam'a gelen ve oradan da Haleb'e varan Kansu Gavri'nin Haleb girişinde. Araplar. Yavuz'dan 40 küsur sene önce hazırlanan 880/1475 tarihli bu kitabede Yavuz'un Mısır'a geleceği haber verilmektedir. İslâm'ı tatbik eden kuvvetli bir devlete tabi' olmayı başından beri istemektedir. Sultân Selim. çocukların "Yüce Allah sana yardım eylesin ey Sultân Selim" sesleriyle şaşkına döndüğünü tarihçiler kaydetmektedir. Halep'te âlimler. "Sin. muteber kaynaklardan nakillerde bulunarak anlatmıştık. Mazide İslâm'ın iki bahadır kahramanı Araplar ve Türkler. Ortadoğu'daki Araplar. Yavuz'un Şam ve Mısır'ı fethedeceğine dair bazı kitabelerden ve hatta Muhyiddin-i Arabi'ye ait bir Risaleden bahsedilmektedir. Özellikle Mısır'daki Müslüman ahali.ilgili araştırmaları. a'yânlar. Kendisini karşılamak üzere Anteb'e kadar geleceklerdir. İslâmiyetin kahraman ordusu olan Türklerle hakiki bir tesânüd ve ittifak ile elele verip. Araştırmacıların bir çoğu kitabeyi okumuş ve değerlendirmişlerdir. Bunlar doğru mudur? Yavuz'un müceddid olduğu hususunda bilgi verirken. Gerçekten Yavuz'un seferi öncesinde. Osmanlı Devleti'ni davet etmişler ve onlara merhaba demişlerdir. Topkapı Sarayı'nda bulunmaktadır. eşraf ve ileri gelenler bir araya gelmişler ve kendi durumlarını aralarında tartışmışlardır. İstanbul'daki yazma kütüphanelerde bulunmaktadır. Suriye halkı kendisine hoş geldiniz demeye hazırdır. elele vererek. kendilerini Memlüklü devletinin zulmünden kurtaran bir kurtarıcı olarak görmüşlerdir. Suriye bölgesi de Mısır'dan farklı değildir. müceddid olmasa bile mü'eyyed min indillah olduğu konusunda ciddi bilgiler bulunduğunu. Bu durum. Davud'a ait kılıcın sergilendiği yerde sergilenen bir kitabe bulunmaktadır.

süs ve ihtişamdan hoşlanmayan bir Padişahtır. 'Bre Süleyman. IV. Her hal ü kârda ergen erkeklerin kulaklarını deldirmeleri ve küpe takmaları. sh. Yavuz. Burada "her şeyi maddede arayanların akılları gözlerindedir. Bu doğru mudur? Konuyu bir kaç açıdan ele almakta yarar vardır: 1) İslâm Hukukuna göre kulakların küpe takılmak üzere delinmesi ve küpe takılması.II. Yavuz'un mü'eyyed min indillah olduğunu reddetmek mümkün değildir. Zira Yavuz. Yavuz Sultân Selim'in sol kulağında küpe bulunan bir resmi mevcuttur.Kur'ân âyetlerinden istihraç eylediklerini kaynaklardan öğreniyoruz. c. Şunu da ilave etmekte yarar bulunmaktadır ki. bu eserden bir sayfayı Mir'ât'ül-Haremeyn adlı eserine almıştır. Muhammed Harb. Bediüzzaman Said Nursi.162 vd. Hicrî 671 tarihinde vefat eden ve Muhyiddin-i Arabi'nin talebesi olan Sadreddin Konevî de. ancak küpe yoktur. pala bıyıklar vardır. etmektadlf. sen böyle giyinirsen. Abdullah bin Rıdvan. c. süs \ pala bıyıklar vaı 2) Şu anda 1 ebadında bulunan lı peli resme < bunun gib= küpeli 0 da resmi nakkaşjarj tamamen hayati v Ilınmaktadır. 2162. yani kısaca caiz değildir. sh. 5. sh. Tarih-i Mısır. vrfc* »OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 147 İKurân'ın pırlardır. nr. nr. Baskı. 258/a-b. Netice olarak. c. BA. 80. 38-93553/510. Bazı hukukçular. M 7482. Es'ad Efendi. I. çoğu hukukçulara göre haram ve bazılarına göre ise mekrûhdur. 4971. İşte bu şerl hükmü bilen Yavuz Sultân Selim'in kulağını deldirip küpe taktığına ihtimal dahi vermiyoruz. lı hakiki Iıtaklerbhatta ı bile ierkayKtır. YEE. Yavuz Sult. sh. vrk. Uzunçarşılı. vrk. tur. Nitekim Eyüp Sabri Paşa. Künh'ül-Ahbâr. bu tür eserlerin sıhhatini hemen kabul etmek de doğru değildir. Yazma nr. 6456. 364 vd.. Bâyezid Kütp. Doğru olan resimlerinde. Peygamber zamanında yapıldığı halde yasaklanmadığını ileri sürmektedirler. Tarihçe-i Hayat. 30-39. Osmanlı Tarihi. Akgündüz Belgeler Gerçekleri Konuşuyor I-V. Bu doğ: Konuyu birkaça 1) islâm Hul ması. kadınlar İçin ( lar. erkek çocukların i zamanında yapıldıjıj erkeklerin kulakl bazılarına göre İse 0 İşte bu şerif timal dahi vermiy selerini görünce. göz ise maBİLİNMEYEN OSMANLI neviyâtta kördür 80.. 97/a-100/a. nr. kadınlar için caiz görülmüş. E-11634. 93-94 (Hutbe-i Şâmiye'den). ama erkekler için caiz görülmemiştir. bu eseri şerh etmiş ve Risalede yer alan işaretleri daha ayrıntılı olarak anlatmaya çalışmıştır. El-Osmâniyyûn. Yavuz. erkek çocukların da kulaklarının delinebileceğini ve bu tür bir olayın Hz. Beyrut 1989. ¦¦ biliyor ve onun j ruz. II. anan ne giysin?' dediğini biliyor ve onun şahsî hayatında sade ve süsten uzak olduğunu kaynaklardan öğreniyoruz. 2) Şu anda Topkapı Sarayı'nın Portreler Bölümünde 17/66 numara ile 70 x 65 cm ebadında bulunan küpeli Yavuz Portresi ile Macar bir ressama ait olduğu söylenen . 3) t ahlaksız I edilmesi lı nı mesel alâmeti c 78 Âli. c. i bir tap neviyâtta kördür" hakikatini unutmamak gerekir79. 81-87. İstanbul 1997. Bu tür meselelerde hemen inkâr etmek de doğru değildir. 168-171. 1 uydurmaı boynunda I fetleri İle t Zaten 1926 ] zaman I resim Şah! üzerinde I mektedir. Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi. Mısır Seferi dönüşünde oğlu Süleyman'ın süslü elbiselerini görünce.

. Yavuz'a isnad olunan. uydurma resimlerden biri olması kuvvetle muhtemeldir. Ol dahi gazilerden gayrıyadır.. İsmail Hakkı. Tek kulağında olduğu hiç mevVl 79 Âli. I. Bâyezid kütp. Hz. . 262/a-264/a.. Mesnûn olan kaş mikdârı kalınca almaktır. bu resimler arasında resmî nakkaşlar tarafından yapılanları vardır. meseleyi bütün yönleriyle tahlil etmektedir. Kaldı ki. Evvela. vrk.. 1167-1175. sh. 3) Küpeli resmin Yavuz'a ait olmadığı ortadadır. boynunda incili madalyon. Üçüncüsü. şer'an mezbûrlara nesne lâzım olur mı? El-Cevâb: İftiradan ictinâb etmek lâzımdır. Peygamber'in sünnetine uymadığı söylenmektedir? Doğrusu nedir? İslâm Hukukunda. gazilerin bıyıklarını uzatmasının caiz görülmesidir. Yavuz'un minyatürlerde ve elimizde bulunan resimlerinde. dünyada görülen hükümdarların en muhteşemlerinden biri . Doğru olsa bile böyle yorumlanmasının mantıksızlığını. kölelik alâmeti olarak kulaklarına küpe taktıkları bilinmektedir. sakalları da bırakınız" manasını ifade eden hadisi sebebiyle. Âli. X. Bu son eserde. Dolma Bahçe Sarayına ne zaman konulduğu da bilinmemektedir. Envanter nr. Tarih kaynakları bu noktanın altını çizmektedirler. nr.KANUNİ SULTÂN SÜLEYMAN DEVRİ 82.. 2294/7. Bu küpeli resmin de. 21/578. c. adüvve (düşmana) heybetli görünmek içün". bıyıkların kısaltılması sünnettir. 2292/1. Es'ad Efendi. bazı kölelerin. Mir'ât'ül-Haremeyn. düşmana heybetli görünmek için. Zira Sultânın kulağında küpe. Yavuz'un Şah İsmail'in askerlerine şirin gözükmek için taktığını iddia edenler de bulunmaktadır80. Zaten 1926 yılında Dolmabahçe Sarayından getirilmiştir. gay'liğe yorumlamaları. sadece Osmanlı Padişahlarının değil.. Osmanlı Tarihi. Muhylddin-i Arabî. Ait olsa bile. Bu arada.. 295. I zubahis dahi edilmemiştir. Uzunçarşılı. Künh'ül-Ahbâr. Eş-Şeceret'ünNu'mânlyye fî'd-Devlet'il-Osmâniyye. bu küpeli resim Şah İsmail'e aittir. Ayrıca küpe de Şi'a mezhebinde caiz görülmektedir. nr. . Kanuni Sultân Süleyman ve devrini kısaca anlatır mısınız? Kanunî Sultân Süleyman devrine şarkiyatçı Ortalon'un söylediği şu sözlerle başlamak İstiyoruz: "Sultân Süleyman'ın eserleri bir sıraya konulsa. tablonun yakın tarihlerde yapıldığını göstermektedir. Bu eserde. 202-203. Fakat kölelerin küpe taktıkları doğrudur. Topkapı Sarayı Müzesi kütp..küpeli resme gelince. bunun gibi küpeli olan üçüncü bir resmi bulunmamaktadır. Kantemir. İkincisi. 80/b-140/b. 1-39. Kaldı ki. küpenin bir Türk töresi olduğunu ifade eden yazarlar olduğu gibi. c. vrk.. Topkapı Sarayı Müzesi kütp. ama tamamen hayalî ve uydurma olan Avrupalı ve İranlı ressamlara ait resimler çokça bulunmaktadır. 7482. 148 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNME1*'. onun üstünde bıraktığı âbideler ve en üstte ise. Yavuz'un bu küpesini Allah'a kul olma özelliği olarak taktığını ve bununla Cihan hâkimi olmasına rağmen âciz bir kul olduğunu göstermek istediğini anlatmaya çalışmışlardır. nr. bazı araştırmacılara göre. I. Nitekim Ebüssuud Efendi de bir fetvasında bu hakikati dile getirmiştir: "Sûfiler bıyıkları dibinden kırkmak sünnetdir deyü i'tikad eyleseler. 2162. II. Sadreddin Konevî'nln mezkûr şerhinden bir sayfa alınmıştır.. 81. Bazı yazarlar. Osmanlı Padişahlarının kıyafetleri ile bağdaşmayan bu süsler. Peygamber'in "Bıyıkları kısaltınız. en alt katta muharebeleri. iç oğlanı meselesinde uzun uzadıya açıklamış bulunuyoruz.. sh. Ancak bunun tek istisnası. en az bu resmin Yavuz'a isnad edilmesi kadar yanlıştır. Gâzîler uzatmak mendûbdur. . Eyüp Sabri Paşa. sh. Zira başında Şii Mezhebinin alâmeti olan kızıl börk ve bunun üzerinde İran Şahlarına mahsus taç vardır. Bize göre bu yorumlar kısmen zayıf yorumlardır. İstanbul 1301. c. son zamanların bazı ahlaksız insanlarının bunu. İşte gerçek bir Gazi olan Yavuz'un pala bıyıklarının hikmeti ve şer'î dayanağı budur61. kurmuş olduğu ilmî ve hukukî müesseseler gelir".. Yavuz'un pala bıyıklarının Uz. .. Zira küpeli resim hadisesi doğru görünmemektedir. Veliyyüddin Efendi. vrk. < Yukarıda zikredilen özelliğinden dolayı Osmanlı tarihinde Kanunî. sarığında tac bulunmaktadır..

sh. Hıristiyanlığın İslâm âlemine karşı bir kalesi sayılan Rodos'un zabtı. Ferhad Paşa kumandasında gönderilen ordu ile 929/1522'de bertaraf olunmuştur. bir rivayete göre. 13 tane büyük gazaya fiilen iştirak etmiş olması hasebiyle Gâzî ve diğer Osmanlı Padişahlarına dendiği gibi bazan da Süleyman Şah denen Kanunî Sultân Süleyman.1 ' Hıristi) bir hayret ve dolu'rl. Air 5. daha sonra meşhur seferlerinden 1. Kuşoğlu. 739. Kanuni Sultân Süleyman. Zafer Dergisi. Zeki.! F»'Vı Sefer SI. 927/1521 tarihinden itibaren bu beldelerde de Osmanlı Sultânı adına hutbe okunmaya başlanmıştır. 731. "Yavuz Selim Küpeli miydi?". Günümüz Meselelerine Fetvalar. Avrupa'da büyük bir hayret ve teessür uyandırmıştır. 926/1520 yılında ve 26 yaşında Osmanlı tahtına geçen Kanunî. 788. Bu gaileyi bertaraf eden Kanunî. 28-29. 900/1494 yılında Hafsa Sultân'dan Trabzon'da dünyaya gelmiştir. Redd'ül-Muhtâr. şairlik mahlası olarak Muhibbi. ünvâdi. Haziran 1995. 719.! nir. 164. sh. İstanbul 1998. İstanbul 1983. Heyet. getir). Halil. c. Tahtalı ve Aydos kaleleriyle birlikte İstanköy. İbn-i Âbidin. İstanbul 1958.. 1. Sefer-i hümâyûnunu asırlarca haçlı ordularına karakolluk yapan Rodos ve adalar üzerine düzenlemiş ve 929/1522 yılının sonlarına doğru Bodrum. lar üzerine du. Resimli-Haritalı Mufassal Osmanlı Tarihi. kendi adamları tarafından öldürülerek. 717. sh. 974/1566 tarihine kadar yani 46 sene Padişahlık yapmıştır.olması haysiyetiyle Batı âleminde Le Manifigue (Muhteşem) ve Grand (Büyük). 739. Zemun ve Salankamin kaleleri fethedilmiş ve nihayet daha sonraları Dâr'ül-Cihâd adını alan Belgrâd. II. c. vrk. Sömbeki ve Rodos adaları Osmanlı ülkesine katılmıştır. babası zamanında Şam Beylerbeyisi olan ve iktidar değişikliğinden istifâde ederek Melik Eşref 80 İbn-i Âbidin. 420. sırasıyla Böğürdelen (Şabaç). Macar seferi veya Engürüs seferi de denen bu sefer neticesinde. nihâyr-tur. 725. evvela başına gaile çıkarmak isteyen. bertar. sh. Redd'ül-Muhtâr. vefat eden Hayır . c. Resimli-Haritalı Mufassal Osmanlı Tarihi. 52 vd. Bu arada Yemen'de fitnelere yol açan İskender adlı şahıs. sh. i tindeki k rındaki 932/15261 Segedin.r Belgrat sinde. c. Osmanlı orduları adaları fetihle meşgul iken Anadolu'da problemler çıkaran ve Yavuz tarafından Zülkadriye Eyâleti beylerbeyliğine getirilen Şehsuvaroğlu Ali Bey fitnesi de. Tarihten Bugüne 1982. 717. 725. ordu ile 929/ yılta' vezir« . 2. Süleymaniye kütp. kaleler. Tılsımdan Takıya. Gönenç. 731. Dirier. Halil. sh. c. 927/1521'de feth olunmuştur. 407. Bu arada Mısır'da çıkan cüzi isyanlar da aynı yıl bastırılmış. c. B. sh. VI. S üzerine t Siklos(i kaleleri S kaçan J BİLİNMEYEN OSMANLI Î49 güzelliği u gös-iıjmktaktıkğu enler de ite olur Kinde r-3-¦sunvanıyla hükümdarlığını ilan eden Canberdi Gazâli'yi 1521'de idam ettirdi. Gönenç. Günümüz Meselelerine Fetvalar. Ayten. 276/b. Şehid Ali Paşa 1028. Sefer-i Hümâyûn'unu Belgrâd üzerine yaptı. VI. 81 Ebüssuud. 719. dan öi: hutbe 2. II. sayı 222. 121-122. İlhan. sh. takip e Avkoslovak. Heyet. 176-177. Fetâvâ. Bardakçı. II. M. II. sh. İstanbul 1983. 788. ¦ yılında Ş üzerine ( 3.

941/1534 Aralık ayında Bağdad direnmeden teslim oldu. Transilvanya ve Dalmaçya. Bu arada Doğu Hırvatistan'da Osiyek yakınlarındaki Vertizo'ya sokulan düşman askerleri yok edildi. 3. Vezir-i A'zam İbrahim Paşa komutasında başladı ve yol esnasında Adilcevaz. 150 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSM*1. Batılı donanmalara karşı kazandığı Preveze deniz zaferi ile Akdeniz'i bir Osmanlı Gölü haline getirmişti. İyluk ve beraberindeki on küsur kaleyi ve nihayet Drava nehri kenarındaki Ösek (Eszek) kalesini zaptetmişlerdir. Katar ve Bahreyn bölgeleri de Osmanlı Devleti'ne itaat edince bütün bunlar. Daha sonra aynı yılın Eylül'ünde Padişah da sefere katıldı ve Karahan Derbendi geçildikten sonra Hemedan ve Kasr-ı Şirin yoluyla Bağdat'a ulaşıldı. bu seferiyle Orta Avrupa'da dengeyi değiştirmiş ve artık Osmanlı Devleti'nin sınırları Avusturya ve Çekoslovakya'ya dayanmıştır. Budin'in tam karşısında yer alan Peşte ve benzeri çevre şehirlerin fetihleri takip eylemiştir. Kazanılan Mohaç zaferinden sonra. evvela Siklos (Şikloş). Lahsâ. Yine aynı yıl. Belgrat'ın alınmasından sonra Müslüman Türk akınlarına ma'rûz kalan Macaristan. Meydandan kaçan Şarlken ve kardeşi Ferdinand'a ağır nâmeier gönderen Kanunî. Sefer-i hümâyûn Kara Boğdan yani Moldavya üzerine yapıldı. Alman ve Macarları tekrar ümitlendirdi. i 6. 940/1533 yılında sefer. 2. Şarlken'den sonra Kanunî'nin ikinci büyük rakibi olan Şah Tahmasb. Budin'i geri aldığı gibi. Bu arada Barbaros Hayreddin Paşa. 932/1526 yılının Eylül'ünde Macaristan'ın başşehri olan Budin fethedilmiş ve bunu Segedin. Bitlis hâkimini kendisine tâbi olması için zorluyor ve Osmanlı Devleti'nin başına doğuda gaileler açıyordu. aynı yıl Tunus'u fethederek Osmanlı Devleti'ne bağlamıştı.7. Sefer-i hümâyûnda Venediklilerin üzerine gidilmiş. Necd. Pojega. 4. Hırvatistan. Korfu ve Otranto hücuma ma'rûz kalmışsa da. Kanije ve nihayet Viyana yolunu Osmanlı ordularına açan Güns kaleleri başta olmak üzere on beşten fazla kaleyi fethetmeyi başarmıştır. bu seferle önemli ölçüde Osmanlı topraklarına katılmıştır. Güney Irak. her ne kadar sulh ile neticelendi ise de. 932/1526 tarihinde Tuna nehri üzerinde bulunan Petro Varadin (Petervardin) kalesini fetheden Osmanlı orduları. Kara Boğdan seferi de. Basra Eyâleti adı altında Osmanlı'ya bağlandı (24. 7. 939/1532 senesi Kasımında Almanlarla sulh yaparak İstanbul'a dönmüştür. 936/1529 tarihinde Budin'i yeniden Osmanlı hâkimiyetine aldı ve yol üzerindeki Estergon'u ele geçirdikten sonra Ferdinand'ın gizlendiği Viyana'ya doğru yürüdü. Katîf. Viyana Muhasarası. Engürüs (Macaristan) veya Mohaç seferi olarak da bilinir. Irakeyn seferi veya İran seferi diye de meşhurdur. Sefer-i hümâyûn. 938/1532 tarihinde başladığı bu seferinde. daha sonra da sırasıyla Sirem muhi-tindeki kaleleri.Bey'in yerine evvela Mustafa Paşa ve sonra da ikinci vezir Ahmed Paşa getirilmiş ve memlekette huzur ve âsâyiş sağlanmıştır. Sefer-i hümâyûnunu yeniden ümitlenen Alman Şarlken ve Macar Ferdinand üzerine yapmayı planlayan Kanunî. Kuveyt. Netice alınamayan I. hem Moldavya bölgesinde ve hem Tuna boyunda Osmanlı sınırları durmadan genişliyordu. eski başkentlerden Gradcaş. 5. Van ve Ahlat alındıktan sonra 941/1534 yılında Tebriz'e girildi. Zacisne. Nemçe ve Podgrad kalelerini aldıktan sonra. Papoçe.1538). Süveyş'ten hareket ederek Yemen ve Aden'i almış ve Hindistan'daki Diu Kalesini kuşatmıştı. 1538 yılında Kanuni Moldavya üzerine yürürken. Osmanlı Devleti'ne Batı Cezayir'i kazandıran Barbaros Hayreddin Paşa. Venediklilerin sulh talebi ve Fransa Kralının da arzusu üzerine 1537 yılında İstanbul'a dönüldü. Sefer-i hümâyûn. İstanbul'a Macaristan fâtihi unvanıyla dönen Kanuni. 930/1523 yılında Şah İsmail'in Sultânı tebrik için elçi gönderdiğini ve aynı yıl kendisinin vefatı üzerine oğlu Tahmasb'ın yerine şah olduğunu da kaydetmek isteriz. Sefer-i Hümâyûn'unu da Macaristan'a düzenleyen Kanuni. Ferdinand'ın tekrar Almanlardan destek alarak Budin'e yürümesi üzerine. 8. denizlerde Hadım Süleyman Paşa. Kerkük ve Hille gibi Irak beldeleri Osmanlı ülkesine katıldığı gibi. Erciş. Şopron. . Bitlis Hâkimi Şeref Hân tutuyordu. Osmanlı Devleti'ni Olama Hân ve Safevi devletini ise.

Eszak hariç Macaristan. Bu sefer neticesinde Macaristan'ın dinî merkezi olan Estergon. Çad ve Büyük Sahra'nın bazı kısımları dâhil olmuştu.9. 4-tân MahmûdHkl Mehmed I II. Yavuz döneminde 6. 1555 yılında Amasya'da imzalanan andlaşma ile Gürcistan paylaşıldı ve Irak'da eski sınırlar muhafaza edildi. Peç ve Şikloş. Osmanlı Devleti'ni arkadan vurmayı âdet haline getiren İran'a yaptı. Kanunî'yi tekrar bu bölgelere getirdi. Cibuti. oradan Nahcivan'a giderek burayı feth eyledi. Netice olarak Kanunî Sultân Süleyman devri. Sefer-i hümâyûnunu yaptı. Tunus. Avusturyalı Ferdinand'ın buraları işgal etmek istemesi ve hatta Budin ve Peşte'yi kuşatması. «. kültür. Batı I olarak. sefer-i hümâyûnu ile hem Ferdinand'ı ve hem de kendisini destekleyen Almanları. Kanunî. Kema| adamları ar: Bey ve Ca'feri reislerinden I Molla AbdüllatlfB bunlardan ibareti ZEVCELR! bir Ortodoks ıimm câriyedir. Doğu Anadolu'nun geriye kalan kısmı. sadece Muhteşem Süleyman için kullanılabilecekti. 1543 tarihinde geri çekilmeye ve Osmanlı Devle-ti'nden sulh andlaşması istemeye mecbur etti. Yemen. Osmanlı Devleti'nin sınırları içine. son büyük seferini. İstolni-Belgrad ile beraber iki mühim sancak merkezi olarak Budin'e bağlandı. Avrupa'da -bugünkü siyasi sınırlarla. 1554 Temmuz'unda Revan'a gelen Padişah. 15 milyon km2ye yükseldi. Tebriz geri alındı. I. Kısaca "Bir sultân-ı azîm'üş-şan idi ki. hukuk ve maliye gibi konular açısından. Batı Gürcistan.". c. Osmanlı £ Kanun!! de eşine enderi nan teşkilât kaı Osmanlı Devleti! sı. Bahreyn. hem devletin sınırlarının genişlemesi yani siyâsi ve coğrafi açıdan ve hem de ilim.5 milyon km^ olan Osmanlı Devleti'nin toprakları. Kısa bir süre sonra Ferdinand. Banat (Romanya ve Yugoslavya'da). Kanunî < dönemde zirve)İ| Kanuni ( Mehmed Paşa. Somali. Kuveyt. Kanunî Sultân Süleyman 10. Hırvatistan ve Slovenya ve daha nice yerler. Katar ve daha nice yerler. Arabistan. sini i? Hân sulh istedi ve ortalarda görünmeyince de Amasya'ya çekildi. Hırvatistan Ş Arabistan.ES BİLİNMEYEN OSMANLI 151 7öur. geri alındı. Afrika'dan Eritre. Osmanlı Devleti'nin zirvelere yükseldiği bir dönemin kısa adıdır. Macaristan'da Osmanlıların himayesindeki Kral Yanoş Zapolya'nın ölümüyle (1540). I Eritre. 12. Libya. 1553-1555 yılları arasında da 3. Almanların desteği ile yine Budin ve Peşte'yi kuşat-tıysa da. I Ali Efendi. her hıttada hutbesi yürür ve bin bir kal'ada nevbeti vurulurdu. . Şah sulh istedi ve ort imzalanan andlaşmaü Şehzade I son büyük! yaşında iken ( Yavuz döneır devrinin sonunda i Devleti'nin sınırlan | tan. Hadramut. Belgrad ve Voyvodana. İran Seferi de denir. Şehzade Mustafa ve Şehzade Bâyezid meseleleriyle yıpranan haşmetli Padişah. Erdel (Ro dana. fl Kantemlr. 11. 8-Şehzâde S Sultân Cihangir. Yapılan andlaşmayı bütün Avrupa devletleri kabul etmek durumunda kalırken. Erdel (Romanya'da). Sefer-i hümâyûn. 1541'de yapılan Budin Seferi'dir. Kanunî devrinin sonunda en yüksek seviyesine olmasa da. tartışmasız "Cihan Padişahı" unvanını bu gaza ile kazandı. Buna Nahcivan Seferi de denmektedir. Asya'da Rodos ve on iki ada. 1566 yılında Zigetvar'a düzenledi ve burada kuşatma sırasında 72 yaşında iken çadırında vefat etti.! Sahra'nın bazı \ hıttada hutbeıly Netice olarak K yani siyâsi ve c sından. \ ve Şehzade) annesi. U 82 UM fa»» 201. Buna 2. Kuzey Azerbaycan üzerinden Güney Azerbaycan'a geçince. sefer-i hümâyûnunu. İmparator sıfatı. Muhteşem Süleyman. 1541 tarihli bu seferle artık Macaristan'ı Budin Eyâleti'nin bir parçası haline getirdi. Solak*. himaye bölgeleri olarak. Yemen. Cibuti. İran seferini ve genelde ise. Habeşistan'ın önemli bölgeleri. 1548-1549 yıllarında gerçekleştirilen bu sefer ile.

Nakşibendi Tarikatının reislerinden Hâce Mahmûd Bedahşî. Yılmaz. Koca Nişancı Celâl-zâde Mustafa. Uzunçarşılı. ilim ve maneviyât erbabı arasında ise. sh. o getirdiğin suların cümlesi üzerinden akıp geçse. en çok ve en derli toplu kanunlar. 10Râziye Sultân. 87-178. 431-575. Cildinde naklettiğimiz ve uzun uzadıya izahını yaptığımız. 2-Şehzâde Sultân Mustafa Hân. Kanunî'nin nikâhına aldığı ve aslen Ukran bir Ortodoks rahibin kızı yahut Fransız veya İtalyan olduğu hususunda iddialar bulunan câriyedir. II. Defter. Şeyhülislâm Zenbilli Ali Efendi ona demiş: Hilâf-ı şerîat kanunları Avrupa'dan getirdiğin cihetle. Kanunî'ye diğer Padişahlar gibi sıcak bakmadıklarını ifade ederek Osmanlı Kanunnâmelerinin I. 9. Kanunî devrinde zirvesine yükseldiği gibi. I. Tevârih-i Âl-i Osman. Hâce Derviş Mehmed Efendi. nr. Kemal Paşa-zâde. ZEVCELERİ: 1. Solakzâde. diğer devlet adamları arasında Barbaros Hayreddin Paşa. Bâyezid ve Yavuz zamanında. 211-252. Molla Abdüllatif Efendi ve Kadi-zâde Acem Efendi'yi zikredebiliriz. Şeyh Bâli Efendi. iktisadî. yüz senede temizleyemez". şunu belirtelim ki. 7Şehzâde Sultân Selim Hân II. Sultân Süleyman'a "Kanunî" unvanının verilmesinin asıl ve birinci sebebi. Zenbilli Ali Efendi'ye ait şu hakikatli fıkrayı dile getirmektedirler: "Sultân Süleyman Kanunî. Osmanlı Devleti'nin siyâsî. hem büyük bir asker. Çivi-zâde ve özellikle de Ebüssuud Efendi'yi. 2. II. Kanunî Sultân Süleyman'a Kanunî denmesinin sebebi nedir? Bazı kimseler. II. kültürel. 293. Abdullah kızı ve Şehzade Mustafa'nın annesi. Süleymaniye kütp. 11-Şehzâde Sultân Cihangir. Kantemir. Sultân Süleyman zamanında hazırlanmıştır. Belgelerle Osmanlı Tarihi. X. devletin merkezî ve taşra teşkilâtı da bu dönemde zirveye yükselmiştir. kesretli Kırkçeşme sularını İstanbul'a getirdiği vakit. Ancak büyük zatlar bunlardan ibaret değildir. Lütfi Paşa ve Sokullu Mehmed Paşa'yı. Hatta bir kısım okuyucularımız. 3-Şehzâde Murad. 5-Şehzâde Abdullah. vrk. sınırlı yasama yetkisini kullanarak en çok ve en muntazam kanunların.Gülfem Hâtûn. Künh'ül-Ahbâr. üç ciltte toplam 200'e yakın kendi devrinde hazırlanan Kanunnâme neşrettiğimiz Sultân Süleyman'ın "Kanunî" unvanıyla alakalıdır. İstanbul'a öyle bir pisledin ki. Sultân Süleyman zamanında tedvîn olunmasıdır. Tevârîh-i Âl-i Osman. 6. Fâtih. hem kudretli bir idareci ve hem de eşine ender rastlanır bir devlet teşkilâtçısı idi. Es'ad Efendi. Cariyelerden ve Şehzade Murad'ın annesi.Kanunî Sultân Süleyman. "islâm hukuku yani şer'î hukukun hükümlerini bir tarafa bırakıp kendi iradesiyle kanun yaptığından dolayı mı bu unvanı almıştır?" diye soruyorlar. gelmiş geçmiş Padişahlar içinde.Mihrimah Sultân. 4. doğrudan bu unvanın verilişinin sebebini sorarken. 4-Şehzâde Sultân Mehmed Hân. I 82 Lütfi Paşa. 293/a-455/b. Osmanlı Tarihi. Bu dehâsını. Evvelâ.Mahidevran Kadın. Bir kısım okuyucular. 9-36. 12 ciltlik Osmanlı Kanunnâmeleri adlı eserimizin üç cildini teşkil etmesi ve . 2162. Denilebilir ki. c. adlî ve kısaca her çeşit yapılanması. 8-Şehzâde Sultân Bâyezid Hân. ÇOCUKLARI: 1-Şehzâde Sultân Mahmûd Hân. İslâm ve dolayısıyla Osmanlı Hukuk tarihinde. sh. sosyal. İbn-i Kemal. Gerçekten de. Fâtih zamanında hazırlanan teşkilât kanunlarını geliştirerek ve kısmen de değiştirerek gösterdi. Şeyhülislâmlar arasında Zenbilli Ali Efendi. 152 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN n™ı 83. sh. 197-201. c. sh. Bu iddianın aslı nedir? Hem ilim adamlarımızdan ve hem de diğer okuyucularımızdan aldığımız bir önemli soru. 12-Şehzâde Orhan82.456. Âli. Şehzade Mehmed ve Selim H'nin annesi. büyük İslâm âlimlerinin bu meseleden dolayı. bir kısmı da. Kanuni devrinin zirveye yükselmesinde katkısı bulunan Sadrazamlar arasında Pîrî Mehmed Paşa. Şeydi Bey ve Ca'fer Ağa'yı. şer'-i şerifi terk ederek Avrupa'dan kanunlar almasından dolayı bu isimle yâd edildiğini söylemektedirler.Fatma Sultân. hazırlattığı kanunnâmelerde görmek mümkündür. c. Nitekim onun devrinde hazırlanan kanunnâmelerin. 3. İslâm Hukukunun ülü'l-emre tanıdığı sınırlı yasama yetkisi kullanılarak hazırlanan ve daha evvel neşrettiğimiz Kanunnâmeler tedvîn edilmiş olsa da.Hürrem Haseki Sultân.Abdullah kızı ve Şehzade Mahmûd'un annesi. Bu suallere kısa da olsa cevap vermek. Bunu. yerinde olsa gerektir.

L . "Kanuni Sultân Süleyman'ın Boğdan Seferi ve Zaferi (1538M. 3362. ancak şer'îliği tartışmalı olan bazı meselelerde. XX. bazı ehl-i imânda doğurmuş bulunmaktadır. nr. zira Kanunî ma'sûm değildir. II. mîrî arazinin ve icâreteynli vakıfların sınırsız süreli kira akdiyle işletmeye verilmesi. Padişahların Kadınları ve Kızları. N. bazı konularda. sayı 78(1956).l20/b-143/a Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi. Penzer. bir lâtifedir. Ebüssuud gibi. Nişancı Tarihi. %90'ı. büyük İslâm hukukçularının fetvalarına dayanarak ve İslâm Hukukunun kendisine tanıdığı sınırlı yasama yetkisini kullanarak. İslâm Hukukunda râcih kavil vardır. sn. Guboğlu. Uluçay. Ahmed Refik. Ebüssuud gibi âlimlerin kanaatiyle. fıkıh lı de durum I Üçüncü e zetilmeksızın I Kanunnârr "Clnayı denî ve n olunan ceza ileeı 84. 247-294. . . Ancak zayıf görüşlerin kabulü.)". kalpazanlar. tamamen müftülerin fetvalarına dayanan Sultân Süleyman'ın açıkça şerîata muhalif bir hükmü kanun haline getirttiği söylenemez. L. sh. 174-175. Kadınlar Saltanatı. sh.. M. H iV. Sultân Süleyman. meselenin aslını bilmeden "Osmanlı Devleti'nde de faiz vardı" demelerine sebep teşkil eden "mıTâmele-i şer'îyye" mevzuu. Zenbilli'nin biraz evvel naklettiğimiz sözü. Belleten. sayı 198(1986). açıktan şerîata aykırı kanunlar hazırlatmamıştır.i olan bir go* asrımızda bir k»-faiz vardı" demi nin ve icâreteyn. 89-90. Tayyib. bir kısım büyük İslâm âlimlerinin fevkalâde bir latife üslûbu içinde de olsa.. The Harem. Gökbilgin.. 5290. D. Belleten. bu dediklerimizi te'yîd eylemektedir. . . Es'ad Efendi. asrımızda bir kısım insanlarımızın. sh. nr. Bütün bunlarda. 2497. Hemen şunu ifade edelim ki. "Kanun! Sultân Süleyman Devri Başlarında Rumeli Eyaleti. Sultân Sulev Ebüssuud n. E. Öztuna. mercûh yani zayıf olan görüşü. onun bu unvanının. Şehir ve Kasabaları". 50. M.. Mes» Şule PLI I Bazı 1 nemiz i bu «MiBİLİNMEYEN OSMANLI 153 ri Ali Idır.-945H. mercûh kavil vardır. Avrupa'dan bazı kanunları getirdiği için Sultân Süleyman'ı tenkit etmeleri. Şerlliği tartışılan bu meseleler arasında. cinsî sapıklar ve benzeri cemiyet hayatını bozan suçları işlemeye devam edenlerin ta'zir bil-katl yetkisine dayanılarak idam edilmesi ve irsâdî vakıflar da denilen tahsisat kabilinden vakıflar bulunmaktadır. asrın maslahatlarını da göz önüne alarak. nın şerîata açıkçı) mümkün olan gedil bozan suçlan i mesi ve IrtM \ bunlarda. 158-163. _ . 2362. 34-40. kanun hükümleri ortaya koydurtmuştur. zaruret veya âmme maslahatı gibi esâsları bazan bilmeyerek veya ilim adamlarının vasıtasıyla suiistimal ettiği ve dolayısıyla zımnen şer'î hükümlere aykırı davrandığı da muhtemel ve mümkündür. râcih yani kuvvetli olan bir görüşe tercih yolunu ihtiyar eylemiştir. c. Kanuni | hamt t de ı resi sh. O hakikat da şu olsa gerektir: Kanunî Sultân Süleyman. I.200'den fazla muntazam Kanunnâmenin bulunması da. ancak bir hakikati da tazammun etmektedir. manevî r ların kendisiyle! rindeki kanunimi m da burada h Şunu da I sisteminin'. Saniyen. vrk. c. London 1936. D. 727-805. 306-527. Mihail. şer'î kanunlara aykırı ve kendi iradesiyle bazı Avrûpâî kanun vazr etmesinden kaynaklandığı kanaatini. c. bazı esaslarının şerîata açıkça aykırı olmayacak şekilde Avrupa esnaf kaidelerinden alınmış olması mümkün olan gedik müessesesi. c. Livaları.. Devletler ve Hanedanlar. tan muhalif bir hükmü) zaruret veya vasıtasıyla sulh muhtemel ve ı Şunu ı mal etmek mün Bütün bunUnj nı.

Mecma'ul-Enhür. Bu konu. Bedlüzzaman Said Nursi. Nitekim Osmanlı Devleti domuzlardan da resm-i hınzır veya canavar adıyla vergi almıştır. 238 vd. şerif. Müslümanlara göre mal kabul edilmemektedir). ra'iyyet. denî ve mücrim arasında müşterektir ki. Mesela ancak nüfusunun kahir ekseriyeti gayr-i müslim olan mahallelerde satılabilmekte ve meyhane açılabilmektedir. c. 223. I. 16 vd. bu çeşit resimler alınmaktadır? Bazı kimselerin Kanuni'ye isnad ettiği içki içtiği iddiası doğru mudur? Kanuni. I. Bu sebeple. Osmanlı Kanunnâmeleri. vefatı anında Ebüssuud'dan aldığı fetvaların kendisiyle beraber defnedilmesini vasiyet eylediğini ve en önemlisi de kendi devrindeki kanunları kendisi değil. gayr-i müslimlerce açılan meyhanelere Müslümanların da gitmesinden ve de bazı . sh.Şunu da hatırlatalım ki. Zenbilli Ali Efendi'nin bir fetvası için bkz. Özellikle Hanefi hukukçuların içtihadı bu şekildedir. V (1-774). C) İçkiden alınan bu vergiler Hamr Emâneti Mukata'atı denilen bir maliye dairesi tarafından tahsil edilmiştir. Kanuni unvanının verilmesine sebep. şerîata karşı muhalefet olmaması için titiz davrandığını. Osmanlı Kanunnâmeleri. gayr-i müslimler için belli şartlarla serbest bırakılan içki ve domuz gibi mallardan (gayr-i müslimlere göre maldır. gayr-i müslimlerin eğlenebilecekleri ve içki içebilecekleri meyhaneler de açılabilecektir. vrk. Kantemir. Ayrıca bkz. Hatta Kanuni Sultân Süleyman. c. V. nr.. her kim ki bu suçlardan birisi ile mücrim ola. Bütün bunları yaparken de. VII (1-214 arası). bu sayıları 200'ü geçen Kanunnâmeler. 130. sh. Sikke-i Tasdîk-ı Gaybî. mukabelesinde ta'yin olunan ceza ile cezalandırılır"83. manevî mes'ûliyetten kurtulmak gayesiyle. Kanuni döneminde de durum böyledir. tatbikattaki gayr-ı meşru1 tasarrufları. Hatta devletin sınırları içinde. zamanındaki Ebüssuud gibi İslâm âlimlerinin hazırladığını da burada hatırlatmak istiyoruz. 672-673. sh. Mesela mîrî arazi için bkz.. Nitekim Kanunnâmesinde yer alan şu madde bu konuda iyi bir delil teşkil eder: "Cinayetler karşılığında vaz' olunan cezalar konusunda kaide sabit oldu ki. I 84. gayr-ı müslimlerin ürettikleri şaraplık şireden ve hamr ve benzeri içkilerden şire resmi veya hamr resmi denilen bir vergi almıştır. 1591 yılından itibaren içkiden alınan vergiye zecriye resmi denmiştir. İslâm Hukukunun getirdiği şartlar dahilinde Osmanlı ülkesinde de hamr ve benzeri içkiler satılabilecek ve gayr-i müslimler tarafından kullanılabilecektir. İşte Osmanlı Devleti de özellikle İmam Züfer'in içtihadını esas alarak. Acaba içki caiz mi görülmektedir ki. c.. sipahi. İsmihan Sultân. 5 vd. VI (1-812) ve c. Osmanlı Hukukuna mal etmek mümkün olamaz. Süleymaniye kütp. Osmanlı Hukuk sisteminin tamamı değildir. B) Müslümanlar için caiz olmasa da.. Osmanlı Devleti'nde Müslümanların ve gayr-i müslimlerin mahallelerinin ayrı ayrı olmasının bir sırrı da budur. vazî'. Belki %10'u bile değildir.¦¦•¦• " — • •= -. c. içki içmeyen ve bilakis takva ile hayatını devam ettiren bir devlet adamı83 Akgündüz. Şunu da hatırlatalım ki. Kanuni zamanında ve diğer dönemlerde Osmanlı Devleti'nin resm-i hamr adıyla şaraptan vergi aldığını ve hatta bazan meyhane resminin de alındığını görüyoruz. Bütün bunların tek şartı. c. Müslümanlara zarar verir hale gelmemesidir. . I. IV (1-780).248-249. İslâm hukukundaki hükümler bilinmeden istismar edilen bir konudur. Damad. Üçüncü olarak. Meselenin esası da şudur: A) İslâm Hukukuna göre sarhoşluk veren bütün içkiler haramdır ve Osmanlı Devleti de bu yasağı şiddetle uygulamıştır.. c.. kanunların hiç bir fark gözetilmeksizin herkese âdil bir şekilde onun zamanında tatbik edilmesindendir. Zira Osmanlı Hukuk sisteminin %90'ı.. Ancak gayr-i müslim vatandaşların belli kayıt ve şartlar altında kullanmalarına müsaade edilmiştir.. sh. c.154 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANl dır. ¦. fıkıh kitaplarında ifadesini bulan şervî hükümler yani şerfattır. İslâm devleti vergi alabilecektir.

Ferecik. Hiçbiri teslim olunurdu. Hayraimu. sh. Prevedl. İncügöz. tahmînen 937/1531 tarihinde yapılmıştır. Çingenelerden bir kısmı müsellem idi ve bazı örfî rüsumdan mu'âflardı. Gümülcine. II. Künh'ül-Ahbâr. 34. yüzyıldan itibaren. III. I. Selim zamanında kaldırılmış ve gayr-i müslimlere müsaade edilmiştir. sh. sh. Malkara.. as84 Kâsânî. Müslümanların ve hele hele içkiyi gayr-i müslimlere bile yasaklayan Kanuni gibi bir devlet adamının içki içmesi manasına gelmez ve böyle bir iddia kesinlikle doğru değildir84. c. vrk. Hiçbiri cemâ'atini terk edip gidemezdi. Çingene kabilelerine katuna ve reislerine de katuna başı denirdi. Osmanlı sınırlarına sokulan içkilere ve bunların üretimine ciddi yasaklar getirmiştir. Kanuni I tân'ınl ti'nin I men "Kader Midesi bura'" '¦ olayın tas. BİLİNMEYEN OSMANLI 155 ırbest »zeri i dökeri maksatlarla bir teşkilâtlandırmaya teşvik etmiştir. Döğenci Eli. Yanbolu. Örfî rüsûmde diğer re'âyâ gibi idiler. Kanunî devrinde Cingâne Livasını ve bütün çingeneleri ilgilendiren ilk hukukî düzenleme. c. Es'ad Efendi. İstanbul 1328. müslimler ise 25'er al idiler. 2162. Çingenelerden olunmuştu. Rumeli'deki çingeneleri. nr. Kanuni döneminde düzenlenen Çingene Sancağı Kanunnâmesinde "gayr-i meşru iş yapan çingene kadınlarından kesim adı altında vergi alındığı" ifade edilmektedir. Müslüman çingeneler ile gayr-i müslim çingeneler arasında kız alıp verme yasaktı. 361/b-363/a. 403-405. Çingenelerden göçebe olanların hangi kazalar içinde göç edebilecekleri tesbit olunmuştu. Bu arada içki içildiği ve gayr-i meşru fiiller yapıldığı gerekçesiyle bütün meyhaneler ve kahvehaneler kapatılmıştır. de Musi zade Bayı 85 AkgüraJûtÛi «SANLI nudur. El-Fetâva'l-Hindiyye I. Terk ederse yakalanır ve kabilesine teslim olunurdu.Müslümanların yasak olarak içki kullanmaya başlamasından dolayı. 38. Âli. Prevedi. 187-188. Hayrabolu. Bu doğru mudur ve İslama göre nasıl izah olunabilir? Bilindiği gibi Osmanlı Devleti. XVI. Selim zamanında yeniden tanzim olunan zecriye resminin tahsili de yeni esaslara bağlanmıştır. Tekâlif Kavâ'idi. tahminen ?. II. sh. İpsala. Çingene Sancağı Beğine Çingene Beği. Ancak daha sonra bu yasaklar II. Bedâyi'us-Sanâyl'. 85. Hamr Emâneti Mukata'asını kaldırmış. Dimetoka. 183. Solak-zâde. yet-i Rumeli" yani"! Kanunnâmede bu esasa göre tanzim da gayr-ı müslimlenlM Asıl bizi ilgili ve Filibe ve Sofya'ı ayda yüzer akçe İslâm Hı şartları ve hüküm zahirde" gayr-ı meşru' gayr-ı meşru futaijj lek haline getirdikle! edilecek ta'zir işleyen ki olarak tesblt 86.VI. Çingene Sancağı Beği veya mîr-i kıptiyân denirdi. 584-585. Abdurrahman Vefik Bey. Beyrut 1400/1980. sh. Pınarhisâr. Müslüman çingeneler' Çingenelerden bir kıs» Kanunî di zenleme. Çingenelerin Müslümanları her hâne başına 22 akçe ve gayr-i müslimler ise 25'er akçe harâc-ı muvazzaf verirlerdi. Merkezi Kırk Kilise olan ve Eski Hisâr-ı Zağra. Keşan ve Çorlu mıntıkalarını özellikle ihtiva eden bir Cingâne Sancağı ihdas edilmiştir. kerî maksatlarla bir t Hisâr-ı Zağra. D) O halde Osmanlı Devleti'nde hamr ve benzeri içkilerden vergi alınması veya bu vergilerin tahsili için maliye daireleri teşkil olunması yahut da gayr-i müslimlere meyhane açmaya ve içki ticâreti yapmaya müsaade edilmesi. "Kanunnâme-i Kıbtıyân-ı Vilâ-yet-i Rumeli" yani "Rumeli Eyâleti Çingeneleri Kanunnâmesi" adını taşımaktadır. Zeydan Ahkâm'üz-Zimmiyyîn. ihtiva eden birCingâr Çingene Sancağı kıptiyân denirdi. Heyet. sh. . Pınarhisâr. I.

ancak Rüstem Paşa engel imiş'. Bu gayeye ulaşmak üzere Damad. 75. Ve İstanbul ve Edirne ve Filibe ve Sofya'da olan cingânelerin nâ meşru' fPle mübaşeret eden avretlerinden her ayda yüzer akçe kesim deyü resm verirler". hadd-i zina tatbik edilir. 511-514. ilim ve kahramanlık itibariyle şehzadeler arasından biricik idi. fesad şebekeleri.-. "Bakalım Mevlâ neyler?" diye lakayt kalıyordu. İnsaf o ki. Asıl arzusu Şehzade Bâyezid'in tahta çıkmasıydı. 156 BİLİNMEYEN OSMANLI BIUNMF' Hürrem Sultânın ve hatta bazı tarihçilere göre Kanuni'nin meyli Şehzade Bâyezid'e. âlimler ve meşâyıhın meyli Şehzade Mustafa'ya. Sertoğlu.. VI. Şehzade Mustafa yerlerine tahta geçmek istiyormuş. bu tür gayr-ı meşru' fiilleri işleyen kadınlardan her ay belli bir para cezası kesim adı altında yüz akçe alınması ceza olarak tesbit ve ta'yîn olunmuştur85. oyun ve eğlence tarzındaki gayr-ı meşru fiillerdir... Şehzade Mustafa'nın İran Şah'ı Tahmasb ile gizlice ittifak yaptığına ve onun damadı olup babasını devireceğine . Gayr-ı meşru iş yani oyun eğlence ile meşgul olanlar da gayr-ı müslimlerdir. Bu günden sonra sefere çıkamaz. Aslında muhalif değildir. şartları ve unsurları tamam olduğu takdirde. fitne ateşini körüklemeye başladı. 307 vd. İslâm Hukukunda İslâm Ülkesinde yaşayan gayr-ı müslimler de zina fiilini işleseler. Onun için yerine Rüstem Paşa'yı Anadolu'ya serdar tayin etti.Zimmiyyîn.. Şehzade Cihangir ve Şehzade Selim. sh. . Osmanlı Kanunnâmeleri. Zeydan. İşte bu dedikodular üzerine. Şehzade Mustafa'nın ise Mah-i Devrân Haseki'nin oğlu olması fitneyi ateşlemeye yeterli bir sebepti. 384 vd.. Kayınvalide ve kız bir plan hazırladılar. c. 'Padişah gayet kocaldı. zina dışındaki fal bakma. Şehzade Selim ve Şehzade Cihangir'in annesi olması. Hürrem Haseki'nin ve Kanuni'nin biricik kızı Mihrimah Sultân ile evlenen ve 1544 yılında Sadrazamlık makamına gelen Rüstem Paşa. Bu meseleyi özetler misiniz? "Kader hükmünü icra edince.. c. II. harem halkının meyli ise babasıyla Saray'da beraber oturan ve sancağa çıkmayan Şehzade Cihangir'e idi.. sh. Osmanlı Tarih Lügati.-¦. Kanuni Sultân Süleyman'ın. sh. insanların basar ve basireti bağlanıyor" kaidesi burada da geçerlidir. Bunların cezası. Hürrem Sul-tân'ın tahrikiyle haksız olarak öldürdüğü ve bunun Osmanlı Devle-ti'nin tarihinde kötü bir dönüm noktası olduğu söylenmektedir. askerin dilinde hiç hoş olmayan sözler dolaşıyordu. Zira kendi sancağında. Ancak buradaki hüküm zahirde buna muhalif gibi görünmektedir. çevresine toplanan musahiplerle eğlenceli bir hayat yaşıyordu. Özellikle gayr-i müslim çingenelerin bu gayr-i meşru fiilleri meslek haline getirdikleri herkesin malumudur. Bu olaydan sonrasını Solak-zâde'den özetleyelim: "Şaşılacak iştir ki. Zira buradaki gayr-ı meşru1 fiillerden kasıt. aslında Şehzade Mustafa yaşı kırkı geçmiş. dans. Kanuni Sadrazam Rüstem Paşa'nın komutasında İran Seferine çıkmak üzere bir ordu çıkarmıştı.. ülü'l-emr tarafından tesbit edilecek ta'zir ve daha doğrusu ta'zir bil-mal olduğundan. Ancak Kanuni'nin hanımı Hürrem Haseki'nin Şehzade Bâyezid. Ancak bu olayın tasvip edilecek bir yönü de yoktur. Şehzade Mustafa hayatta iken onunla beraber hayatta olan üç şehzade daha vardır: Şehzade Bâyezid. Osmanlı tarihçilerinin beyanına göre. sh. Bazı gayr-ı makul sözler ile çadırlar dolup gizli ve aşikâr söyleniyordu ki. yaşlılık vücudunu yıprattı. Taht işleri gündeme gelince de. askerler.Kanunnâmede çingeneler Müslüman ve kâfir diye ikiye ayrılmış ve bazı hükümler bu esasa göre tanzim olunmuştur. Asıl bizi ilgilendiren de bu Kanunnâmenin bir maddesidir: "2.. Padişah. Osmanlı Devleti'ni en çok ürküten politik bir mevzu olan Anadolu'nun Şî'alaşmasını vesile ettiler. Ayrıca asker ve halk onu seviyor ve istiyordu. Şehzade Selim hiç kimsenin aklından bile geçmiyordu. 'Söz yalan olmaz. Maalesef bazı ahmaklar iyi niyetle ve bazıları ise kötü niyetle Şehzade Mustafa'ya bu sözleri ulaştırdılar ve onu isyan edecek merhaleye getirmeye çalıştılar". Meseleyi hemen hükme bağlamak doğru değildir. Bunun için Şehzade Mustafa'nın tasfiyesi gerekiyordu. yanlış olur' dedikleri gibi.. Ahkâmü'z. Bu tür dedikodular tevatür derecesine geldi. 86. oğlu Şehzade Mustafa'yı. . . Sadrazam Rüstem Paşa ve 85 Akgündüz.

Bu arasını açmay» rını sokmaya Şehzade Şehzade emriyle Kazvin'e oğlunu babası idam edil fetvada bir isyan s Şehzade nin künhünö Şehzadı 87. Her ne kadar Kanuni. Şeyhülislâm Ebüssuud Efendi'dir ve bu fetvada bir aykırılık . her ne kadar kanununa uydurulmuş ve sahte delillerle insanlar kandırılmış dahi olsa. M SMANLI • halkının •>angir'e ¦sa. Katli. Hatta Düzmece Mustafa adıyla ortaya çıkan birisi. Sonunda Şah. memleket içinde büyük sıkıntılar meydana getirmiştir. 1558 yılında Şehzade Bâyezid Kütahya'dan Amasya'ya ve Şehzade Selim ise Manisa'dan Konya'ya sancakbeyi olarak tayin edilmişlerdir. ona isyan için geliyor zannetti. devlete isyan suçundan dolayıdır. Asker çok ciddi manada rahatsız olmuş ve ısrarla Sadrazam Rüstem Paşa'nın azli istenmiş ve mecburen azledilmiştir. "Hâşâ Mustafa Hânım bu küstahlığa cür'et ede. Osmanlı tarihinin en acı ve haksız bir idamı gerçekleştirilmiş ve 960/1553 yılının Şevval ayında Sultân Mustafa babası ile görüşmek üzere geldiği çadırda boğdurulmuştur. Şehzade Mustafa'nın idam edilmesi. isen. MeşV hizmetine gmlj deni/ nndd gına getotajir. "Hâşâ il ona kSeferi . bazı şahsî menfaatleri yüzünden iki öz kardeşin arasını açmaya başlamış ve Şehzade Bâyezid ile Şehzade Selim'in aralarına buz dağlarını sokmaya çalışmıştır. bazı dedikoduların da etkisiyle âsi oğlunu babası Kanuni'ye teslim edince. Bazı müfsidler kendi arzularını mülk ve saltanat ona kaimasun deyü iftira ederler" diye sert cevap vermesine rağmen. î. 4 oğlu ile birlikte Şehzade Bâyezid 1562 yılında idam edilmişlerdir. II Sent 1. Bu fetva bile usulüne uygun alınmamıştır.lj "Kon. Halk arasında Şehzade Mustafa destanlaşmış ve adına çok önemli mersiyeler yazılmıştır. En acısı da İran Seferinden vazgeçilmiştir. Padişah'ın emriyle üzerine gelen orduya Konya'da mağlup düşen Bâyezid. İran Seferi için yaptığı hazırlığa. Ghıii' Uzu:. İdam fetvasını veren ise. Hatta 3. At 600. ancak deliller yanlış ve şahitler yalancıdır. çevri gelince I -e m ve seki'nin tai'nin fs gelen Kf tahta (ulaşmak :< irkilten kitre bir h makul («dunu ¦i serdar i! Şah'ı İîKanui.000 kişilik bir orduyla katılmasını.-an [''¦>'•BİLİNMEYEN OSMANLI 157 Bu sefer de Lala Mustafa Paşa. giderere< s. Böylece araya giren müfsidlerin tahriki ile. sahte mektuplar ve benzeri desiselerle onun isyan edeceğine ve hıyanet ettiğine inandı. bazı tahriklere aldanarak gelen bu fermanı dinlememiştir. Hadiseye üzülen Şehzade Cihangir. kendisine ilk olarak bu mevzu açıldığında. İran'ın başşehri Kazvin'e sığınmış ve âsi hale gelmiştir. Rüstem Paşa'nın tahrikleri kötü amacına ulaşmış ve maalesef Şeyhülislâm Ebüssuud Efendi'den de devlete isyan ettiğinden dolayı idam fetvası kamufleli bir şekilde alınmıştı. zira askerin ö-nemli bir kısmı karşı tarafa meyletmeye başlamıştır. Piri I durulurken I için kimisi del muhasarac.Kanu-ni'yi ikna ettiler. aynı yıl üzüntüsünden vefat etmiştir. Maalesef Şehzade Bâyezid. binlerce insanı çevresine onun adıyla toplayabilmiştir. Şehzade Mustafa'nın Konya Ereğlisi yakınlarında 30.

Bâyezid devrinde (1494) devlet hizmetine giren Kemal Reis'in yeğenidir. 545-566. Sonra Umman sahilini geçerek Arabistan yarımadasının güney doğusundaki Maskat'ı zaptedip Portekizlilerin yetmiş kadırgasıyla savaş ederek galebe çaldıktan sonra Hürmüz adasındaki Hürmüz kalesine kaçan düşmanı orada muhasaraya başladı. vrk. Ahmed Refik. sayı 2. sh. Künh'ül-Ahbâr. Piri Reis'in görevde bulunduğu dönem Portekizlilerin Hint sularında cirit attığı bir 86 Solakzâde. sh. Kanuni (Muhibbî): Ey demâdem mazhar-ı tuğyân-ı isyanım oğul Takmayayım boynuna herkiz tavk-ı fermanım oğul Ben kıyar mıydım sana ey Bâyezid Hânım oğul Bî günahım deme bârî tevbe kıl canım oğul86. İsen. Busbecq. Bu hareket esnasında Portekizliler Aden'i kısa bir süre zabtettilerse de Süveyş kaptanı Piri Reis'in bizzat donanması ile tazyiki neticesinde Aden kale ve limanı 1548'de Portekizlilerden geri alınmıştır. sh.37-40. Uzunçarşılı. c. Türkiyeyi Böyle Gördüm. kimisi onun Hürmüz'de muhasarayı kaldırmak için Portekizlilerden rüşvet aldığını. İsmail Hakkı. 1543 yılında Süveyş tersanesini işgal ile Türk donanmasını yakmak isteyen Portekizlilerin teşebbüsleri akim kalacaktır. Âli. sh. Hammer. 521-533. ÖTEM. sayı 96(1960). Katip Çelebi ise Hürmüz'e Portekiz yardım kuvvetinin gelmekte olduğu söylentisi üzerine Piri Paşa'nın muhasarayı kaldırmak mecburiyetinde olduğunu söyler. 158 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMAN!' döneme rastlar. sh. Kardeş Katli. "Babasından Sonra Saltanatı Elde Etmek İçin Kardeşi Selim'le Çatışan Şehzade Bâyezid'in Amasya'dan Babası Kanunî Sultân Süleyman'a Göndermiş Olduğu Ariza". Uzunçarşılı. Piri Reis 1551'de otuz kadar gemiden oluşan Süveyş donanması ile Hint denizine çıkarak Cidde'de üç gün kalır. Haz. Belleten. sh. XXIV. Bâyezid'ine kıyar mısın benim canım baba Bî günahım Hak bilir devletlü Sultânım baba. Belgelerle Osmanlı Tarihi. 705-727. 19-21. nr. Ogier Ghiselin De. Peçevî. TOEM. Hammer. 84-98. II. Sadece birer dörtlüklerini alıyoruz: Şehzade Bâyezid (Şâhî): Ey serâser âleme Sultân Süleyman'ım baba Tende canım canımın içinde canım baba . Bu tayinin sebebi Aden'in Portekizlilerin eline geçmesi idi. Akman. Meşhur Osmanlı denizcilerinden olan Piri Reis. Aysel Kurutluoğlu. c. Büyük Türk denizcisi üzerindeki spekülasyonları gidererek sağlıklı düşünmek gerekiyor. Türk Edebiyatında Mersiye. Osmanlı Tarihi. Mustafa. Sene 1. Yani Şehzade Bâyezid'in katli tamamen devlete isyan suçundan dolayıdır ve bağy suçunun cezasıdır. 30 Nisan 1334. "Konya Muharebesinden Sonra Şehzade Sultân Bâyezid'in İran'a Firarı". Şehzade Bâyezid ile babasının karşılıklı olarak birbirine yazdıkları şu şiir.. II. sh. sh. 597600. Es'ad Efendi. ancak bu muhasarayı geri çekti. Ankara 1993. sh. aldığı hediyelere meftun olarak muhasarayı kaldırdığını. 87. 363/a vd. Yılmaz. Çünkü Hint sularında bulunan bütün Portekiz filolarının birleşerek üzerine geldiği haberini almıştı. meselenin künhünü anlatması açısından çok manidardır. II. Peçevi'ye göre kalenin fethi yakın iken Piri Reis Portekizliler ile muhasaranın kaldırılması üzerinde anlaşma yaparak onlardan devlet adına hediye ve haraç almıştır. İstanbul ts.bulunmamaktadır. kimisi devleti adına haraç ve hediye aldığını ve kimisi de bu para işinin imkansız olacağını belirterek stratejik sebeplere bağlı olarak muhasaradan vazgeçtiğini belirtiyorlar. nr. 142-146. Piri Reis Neden Katledildi? Büyük Türk denizcisi ve coğrafyacısı Piri Reis'i idama götüren sebepler üzerinde durulurken farklı yorumlar yapılmakta. Tarih. muhasarayı kaldırdıktan sonra Basra'ya geldiğinde Portekiz donanmasının Acem körfezini kapatmak için kendisine doğru . 125-165. c.36. 2162. 401-408. Acıyı Bal Eylemek. en son görev olarak 1547 yılında Kızıldeniz ve Hint sularında faaliyette bulunacak donanmanın amiralliği anlamına gelen Süveyş/Hint kaptanlığına getirilmiştir. Tercüman 1001 Temel Eser. Piri Reis amcası Kemal Reis ile birlikte bir çok deniz seferlerinde bulunmuş. 300-305. 341-342.

Piri Reis'in muhalifi olan Basra valisi Kubad Paşa Mısır valisine bir mektup yazarak kaptanı gammazlayacaktır. Piri Reis'in Basra'da bulunan donanması amiralsiz kalmış idi.* ten. Hürmüz muhasarasını kaldırması ve diğer gemiler ile askeri Basra'da bırakarak gelmesi vazifede ciddiyetsizlik ve donanmanın felaketine sebep olduğu şeklinde yorumlandı ve suçlu görülerek 1554 yılında Mısır divanında başı kesildi ve mallan müsadere edildi. 311. Mimar Sinan'a Mimar Sinan vey| 1490 yılında Kayseri'nl göre. Gerek asker gerekse diğer gemiler Basra'dan çıkmamışlardı. Belleten. Piri Reis bu sıralarda 80 yaşına gelmiş bir ihtiyar ve hayli zengin bir kimse idi. Bu gemiler sefer esnasında topladığı ganimet mallarıyla ağızlarına kadar doluydu ve Portekiz donanmasının ani hücumuna maruz kalıp mağlup olduğu takdirde bu servetin ellerine geçmesini istemiyordu. vrU sh.»»" BİLİNMEYEN OSMANLI 159 Mısır valisi Piri Reis'i orada alıkoyarak veya hapsederek seferin olumsuz neticesini bir ariza ile sadarete bildirdi. 1 Cihannuma. i elinde bir I ailesinden 87 Ahmeû Asrjr. Ham». Mimar Sinan'ın Ermeni olduğu söylenmektedir. sjh 2 134(1970). M Künh'ül-Ahtör. Kaptan ile vali arasındaki husûmetin öncesi vardır. Mısır valisi Piri I bir ariza İle sadarete I sarasını kaldırması ve ( diyetsizlik ve donanmanı^ lerek 1554 yılında MısırJ Hatayı kabul ı gibi dünya çapında blr| şu var ki Kubad Paşa'rt rol oynadığını da belirt 88. 35 i az farklarla nakle Mimar Sinan'ml meni olduğu idi şirme Kanunu ı nında devsin manii döneminde) Bazı Yahudi asıllı | Yahudi olduğunu II Babinger ise. Ülkenin menfaatlerini ayaklar altına almak ve Osmanlı donanmasını kaderine bırakıp kaçmakla suçlandı. Osmanlı devleti adına haraç aldığı muhtemeldir. Belgelerle 0 (neşr. gereken ceza uygulanıyordu. İbrahim Paşa'n kısa hayat hikâyesi. 8 Köprü. 1538İ edince Padişah'ın I bu vazifede kalan! sayısız eserler meyi sur Mescid. Ancak Piri Reis'in muhalifleri seferin başarısızlıkla geçtiği konusunda Padişahı ikna edeceklerdir. Bu şekilde yola çıkan Piri Reis bir gemisini de yolda Bahreyn adaları yakınında kaybettikten sonra 960/1553 yılında Süveyş'e ve oradan da Mısır'a geldi. Fevzi Kun 561-565. Bu bakımdan onun rüşvet aldığı iddiası söz konusu olamaz. Ama onun. 88. Abdülmennânc Kanuni zamanında) ne katılmıştır. Zira. Bu durum Piri Reis'in muhaliflerinin eline fırsat verdi. Zira Piri Reis Hürmüz kuşatmasını kaldırdıktan sonra buradan Basra'ya geçerek vali Kubad Paşa'dan yardım istediyse de vali Müslümanlara zulmettiği ve mallarını yağmalattığı iddiasıyla Piri Reis'e yardım etmediği gibi mallarını da almak istemiştir. Ancak şu var ki Kubad Paşa'nın Piri Reis'e şahsi düşmanlığının bu kararın verilmesinde önemli rol oynadığını da belirtmek gerekir87. 57 Meı kemeri. Piri Reis burada bulunduğu sırada Portekizlilerin Basra körfezini kapamak istediklerini duyunca içerde mahsur kalmak istemeyerek donanma gemilerinin hepsini çağırmağa imkan olmadığından acele olarak kendisine tabi üç kadırga ile düşman gemileri gelmeden önce denize açılmıştır. Piri Reis kendisine emanet edilen filonun hesabını padişaha vermek zorunda olduğunun idraki içindeydi. sh. Muhasarayı niçin kaldırdığı sorusuna daha gerçekçi cevap Piri Paşa'nın askeri strateji gereği kaldırdığı söylenebilir. Piri Reis Frenklere yardım ettiklerinden dolayı Hürmüz şehrini yağmalatmış idi. mesela Kubad Paşa ve diğerleri tarafından yapılan asılsız bir itham olarak değerlendirilmektedir. I. 8 Yılmaz. c. Halbuki Piri Reis seviyesinde tecrübeli bir kaptanın yeterli sebebler olmadan Osmanlı filosunu başka bir limanda bırakması mümkün değildir. Kuvvetli ihtimale göre Piri Reis kadırgalarını Portekizlilerin elinde bırakmadı. Uzun Reis". Kanuni'nin cevabı Piri Reis'in idamı oldu. 11.*. Muhasarayı kaldırmak için rüşvet aldığı yolundaki rivayete gelince düşmanları. Mimar Sinan kimdir? .ilerlediğini haber aldığını ve bunun üzerine sadece hazineleri yüklü üç kadırgayı yanına alarak ayrıldığını belirtir. Hatayı kabul etmeyen bir yönetim anlayışına sahip Osmanlı Devleti'nde Piri Reis gibi dünya çapında bir denizci de olsa affedilmiyor.

Katip Çelebi. sh. ancak bu iddia tamamen yanlıştır. Bize göre doğru olan.. 1538 Kara Boğdan seferinde Prut Nehri üzerinde 13 günde bir köprü inşâ edince Padişah'ın takdirini kazanmış ve 1539 yılında da mimarbaşı seçilmiştir. 61. c. İstanbul 1972. Dünyanın ilk Çevre Nizâmnâmesinin Kanuni zamanında hazırlandığı doğru mudur? * Çevre temizliği ve korumasının hukukî mevzuata konu teşkil edecek kadar önemli olduğunun farkına varılması. Selim'in Karaman ve Kayseri'deki gayr-i müslimleri Kıbrıs'a nefyetmesi ile alakalı bir fermanı üzerine. Kanuni zamanında yeniçeri olan Sinan. Âli. 311.Kibar. Belleten. sh. sh.'. 1585 tarihli Sinan'a ait bir vakfiyede ise. IX. 3. Kltab-ı Cihannuma. 5. c. Telif 1528". Fuad Ezgü. Osmanlı döneminde yaşamış meşhur simaları Ermeni diye vasıflandırmaları ideolojiktir. Osmanlı Tarihi. Tarihi. Zira Ermeniler. yine elinde bir belgesi bulunmamaktadır. I. 895/1489-1490 yılında Kayseri'nin Ağırnas köyünde dünyaya gelmiştir. Belleten. XXIV. Sinan'ın Hıristiyan bir Türk ailesinden geldiği yönündedir. Orhonlu. Yavuz zamanında devşirme olarak İstanbul'a gelmiştir. babasının adı Abdülmennân ve dedesi87 Ahmed Asrar. Kanuni Devrinde Osmanlıların Dinî Siyâseti ve İslâm Âlemi. Afet. bunu teyit edecek bir delil ve belge de yoktur. 22 Türbe. Yılmaz. Er-Risâlet'ül-Mi'mâriyye'de Sinan-ı Kayserî diye anılmaktadır. XVI. 160 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN nin adı da Doğan Yusuf'tur. "Bir Türk Amirali. Peçevi. 295b.. sh. Belgelerle Osmanlı Tarihi. Piri Reis.XVI. 44. Mehmed Ata. Mimar Sinan'ın 80 küsur Cami. 2. c. İstanbul 1330. . tesbitlerimize göre 20. 1521'deki Belgrad ve 1522'deki Rodos seferlerine katılmıştır. c. Katip Çelebi. İnan. Bu görüşe göre.--. şaşılacak bir sür'at ile sayısız eserler meydana getirmiştir. mukaddime.•. vrk. Ancak bu görüş kabul görmemiştir. Selen. (neşr. 561-565. 2..İA. c. Uzunçarşılı. 6 Mahzen ve 48 hamam inşâ ettiğini. Devşirme Kanunu gereği. Yani fertlerin ve devletlerin bu mes'ele üzerinde önemle durmalarının tarihi yenidir. 2. muteber kaynakların anlattığına göre. 35 yıl bu vazifede kalan Sinan. H. Asra kadar Yeniçeri Ocağına alınmaktadırlar. c. sh. 8 Köprü. Hint Kaptanlığı ve Piri Reis". 350-352. sh. 397-398. 20 Kervansaray. İbrahim Hakkı Konyalı'ya göre. 11.. sayı 2(1937). 7 Su yolu kemeri. sayı 2(1937). 296-338. Bursalı Mehmed Tahir.. trc. sonradan hem Türkleşip ve hem de samimi bir Müslüman haline geldiğidir. "Piri Rels". Fevzi Kurdoğlu-Haydar Alpagot). Çevre ile ilgili hukukî düzenlemenin Türkiye'deki . sh. 163-164. 317-356.Mimar Sinan veya Koca Sinan. II. Devlet-i Osmaniye Tarihi. Kaynaklar. 3 Dâr'üş-Şifâ. Mehmed Süreyya Sicill-i Osmani. İst 1329. 57 Medrese. 17 İmaret. sh. Künh'ül-Ahbâr. sh. Bazı Yahudi asıllı yazarlar. > • . Mimar Sinan'ın Kayseri'ye bağlı Ağırnas Köyü'nden olması hasebiyle de aslen Ermeni olduğu iddia edilmiştir. 7 Dâr'ül-Kurrâ. Doğru olan kısa hayat hikâyesi şöyledir: Abdülmennân oğlu Sinan. c. o kabiliyete sahip çıkarak onu Koca Sinan yapan Osmanlı Devleti'nin ilme ve teknolojiye saygı duyan zihniyetidir88.I. I. Hammer. çok az farklarla nakletmektedirler.-• -•. Osmanlı Devleti'nin her bölgesinde. sayı 134(1970). 80 küsur Mescid. . sh. XVI. Sadi. İsmail Özen). Yavuz zamanında devşirmeden istisna edilmişlerdir. 89. 35 Saray. c. İstanbul 1975. "Piri Reis'in Şimalî Amerika Haritası. bir devşirme olduğu ve aslen Hıristiyan bir aileden gelse bile. Sinan'ın nesli nereden gelirse gelsin. Babinger ise. Mimar Sinan'ın Yusuf Sinan olduğunu iddia ederek aslen Yahudi olduğunu ileri sürmüşlerse de. Asrın Büyük Geografı Piri Reis". c. Osmanlı Müellifleri I-III. Bir diğer görüş ise. kardeşlerinden birini Kayseri'den getirdiği ve Müslüman yaptığı kayd olunmuştur. Belleten.-.. (neşr. İstanbul 1943. "Cengiz.l. c. Ağırnas Köyü mensuplarının bu karardan istisna edilmeleri için Mimar Sinan Padişah'a müracaat etmiş ve bu dilekçesi kabul edilmiştir. Sinan'ın. asırdan öteye gitmemektedir. 515-523. sh. sh. Tuhfetü'l. . Kitab-ı Bahriye. 235-254. Sinan'ın Hristo isminde bir Rum genci olduğunu iddia etmektedir. s 119. İbrahim Paşa'nın âzâdlı kölesidir. Son zamanlarda bazı Ermeni yazarların.

Nejat. L. Menage. Oktay. Biraz sonra metnini zikredeceğimiz ve üslûbunun sade olması sebebiyle aynen aktaracağımız Nizâmnâme'nin hükümlerini. her konuda olduğu gibi. İbrahim Hakkı. Göyünç. "Dewshirme". bundan yaklaşık 460 sene önce yani 1539 yılında hazırlanmıştır. evlerin . sh. 1927). Çevre temizliği ile alâkalı tedbirlerin tarihini de. El. Mimar Koca Sinan. The Grand Old Master of Ottoman Architecture. henüz iki veya üç senedir dersek. şehir. İstanbul 1948. 38-40. Hayatı.SU 90 sonra i '•NLI BİLİNMEYEN OSMANLI 161 ! Sinan Andığı C önemli İr. şehrin emniyet ve asayişini temin. çevre temizliği ve koruması hususunda da. IV (Leiden. bir asırdan öncesine götüremezsiniz. Kuran. Bunlara subaşı denmektedir. El. sh. Eseri. İA. Biraz sonra zikredeceğimiz Nizâm-nâme bunun müşahhas bir delilidir. 655-661. Bu memurlar. sh. İslâmiyet'e tam ma'nâsıyla sarıldıkları ve kudretli oldukları devirlerde. II. Osmanlıların yerleşim merkezlerinin emniyet. Aptullah. 1985. TTK. Elimizdeki iki çevre Temizliği Nizâmnâmesinden sadece birisini bu yazımızda iktibas edeceğiz. sh. "Sinan" maddesi. maddî ve manevî temizlik ve huzuruna ne kadar önem verdiklerini daha iyi anlarız. 428-432. Franz. Babinger. Köy ve kasabalardakine il subaşıları. Mimar Sinan'ın Hayatına. çöplük subaşısıdır ve çevre temizliği ile alâkalı Nizâmnâme'nin ilki 88 Meriç. sh. maddî ve manevî temizliğini muhafaza görevlerini üstlenen hususî memurlar vardır. X. Bu özel çevre temizliği görevlisinin adı. diğer büyük merkezdekilerine ise şehir subaşıları denirdi. 23-37.2j (Md. 78. Osman Bey'in ilk tayin ettiği iki memurdan birinin subaşı olduğunu kaydedersek. "Sinan" Article. 'Edl kini XI. I. Osmanlı Devletinde. Yine de 450 sene önceki bu Nizâmnâme'de günümüzde dahi tatbik edilebilecek hükümlerin bulunması. Mimar Sinan. Tarih ve Toplum.emri ise. Bu konuda tarihimizin nelere sahip olduğunun bilinmediği de bir hakikattir. diğer milletlere örnek olmuşlardır. görevli memurun eline de. günümüzdeki zabıta.tarihi. Yani PÇevre ile -eşele ircesine r büyük i-ıni. "Temizlik dinin yarısıdır" düstûrunu hayâtlarının en önemli esası olarak kabul eden ecdadımız. Zira zemin ve zaman farklıdır. Eserlerine Dair Metinler.3-4). âsâyiş. Bizi asıl şaşırtan husus ise. bundan ı çevre Ta Biran aktara konusuyla I man farklıd bilecek t nn çe mes! (Md. elbette ki günümüzdeki çevre temizliği konusuyla alâkalı hukukî düzenlemelerle kıyaslamak doğru değildir. Mimar Sinan'ın Aslı Hakkında. Aslanapa. çevre temizliğini te'min için uygulaması gereken hukukî esasları belirleyen bir Nizâmnâmeyi vermiş olmasıdır. gerçekten dikkat çekicidir. Washington 1987. sh. mesele daha iyi anlaşılır. kaza ve köylerde. Konyalı. Sinan. 211. ise. Ankara 1965 (Bu eserde Er-Risâlet'ül-Mimâriyye ile Sâl Mustafa Çelebi'nin Tezkirat'ül-Ebniye adlı eseri de yer almaktadır). Meselâ. V. emniyet görevlileri ve kısmen de belediyecilerin vazifelerini ifa ederler ve kadıların emri altında çalışırlardı. Rıfkı Melul. Osmanlı Devleti'nin sadece yerleşim merkezlerinin çevre temizliği ve korumasıyla ilgilenmek üzere hususî bir memur tayin etmekle yetin-memesi. nr.< ve şehir d de oto! özel parky yürürlükte t Şimdi i zere hazırt ceğiz. 19.

Selim devrinde patlak veren hadiselerden birincisi Yemen Meselesi idi. anun yasağı ana ola. Cin. Selim 1566'da babasının vefatından 23 gün sonra İstanbul'a gelerek Osmanlı tahtına oturmuştur. II. "Biz etmedük" derler ise.6-7). 'Edirne'nin Mahalleleri Ve Sokakları Ve Çarşılarının Temiz Etmesi İçün Nişan-ı Hümayun 1. sn. 234. en önemlisi de. hamam ve hanlar gibi umuma ait yerlerin temizliğine dikkat edilmesi (Md. arabacıların yani bugün de oto sahiplerinin arabalarını ev ve dükkanların önüne park etmemeleri ve mutlaka özel park yerlerinde durdurma mecburiyetleri (Md. edeni bulıvereler. 2. ana pâk etdüre. Ancak Kanuni Sultân Süleyman'ın dirayetli Vezir-i A'zamı Sokullu Mehmed Paşa. Sarı Selim diye de bilinen II. Ordunun başında hiç bir sefere çıkmamıştır. devleti bu sekiz sene içerisinde belki aynı huzurla idare edemezdi. diğer Osmanlı Sultânlarına benzemeyen ve hem dirayette ve hem ilim irfanda onların seviyesine çıkamayan bir şahsiyete sahiptir. 540-543. görülen pisliklerin o çevre halkına temizlettiril-mesi (Md. I. Ve hamamların çirgâbı yolları mezbeleler ile tutulmuş ola. Kanunî devrinde iki beylerbeyilik haline getirilen Yemen'de zayıflayan Osmanlı idaresine karşı. Eğer zaruret olursa. VI. arabacılar sığırların na'l-band dükkanında aleflemeyüb evvelden kanda alefler ise. Çağırdub ve yasak ede. bu bâbda kemâl-i ihtimam üzere olub çarşularda ve mahallelerde dökülen mezbeleleri.l).. Ve yasak ede ki. c. min ba'd hiç ehad evi yörelerin ve dükkânların nâ-pâk tutmayub mezbele ve anın emsalinden nesne vâki olmaya. kimin evine ve havlusuna yakın olursa anın döktüğü ma'lûm olıcak pâk etdüre. Selim yerine devleti idare ediyordu.SULTAN II. nr. Manisa'da ve Kütahya'da sancakbeyliği yapmış ve 42 yaşındayken Padişah olmuştu. edeni bulı-vereler. c. Veliyyüddin Ef. "Biz etmedük" derlerse. 8. Mezkûr subaşı.Akgündüz. III. Türk Hukuk Tarihi. Şimdi de Kanunî Sultân Süleyman devrinde Edirne çöplük subaşısına verilmek üzere hazırlanan Çevre Temizliği Yasaknâmesinin metninden bazı hükümler nakledeceğiz. çevreyi kirleten esnafın artık maddeleri ve pis sularını. Zeyd bin Ali neslinden gelen Topal Mutahhar isyan etti ve San'a ile Te'az taraflarına hâkim olan Murâd Paşa'yı mağlûb ederek kati eyledi. Osmanlı Kanunnâmeleri. hâricden ve hâli yerlere iletdüre. Sokullu Mehmed Paşa da olmasaydı. 101/a-102/b. tamamen boş yerlere ve şehir dışına taşımaları mecburiyeti (Md. 7. II.ve dükkanların çevrelerinin temiz tutulması (Md. Selim'le alakalı kısaca bilgi verir misiniz? Hanımları ve çocukları kimlerdir? Zamanındaki devlet büyükleri ve devletin ulaştığı sınırlar hakkında kısaca açıklama yapar mısınız? Sarı Sultân Selim diye de bilinen II. Selim. Tarih Deyimleri. anlara pâk etdüre. Ve mezbeleden ve sığırları tersinden ne olursa. gerü anda alet ede. II. 259-2261. kimin evine ve havlusuna ve haremine yakın olursa. sh. 125/b-127/a. 162 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNE gelerek ordunun huzurunda da cülus merasimini tekrarlamıştır. Ve boyacıların ve aşçıların ve başçıların ve semercilerin otların ve gübrelerin yol üstünde dökmekden tamam men' ve yasak edüb hâli ve halvet yerlere iletdüre. Ve câme-şûyların ve kan alıcıların kanların ve çirgâbların tarîk-i amma dökmekden men' edüb hâli ve halvet yerlere iletdüre. na'l-band dükkânlarında aleflemelü olursa. ayırtlatduralar. Daha evvel Karaman Eyâletinin Paşa Sancağı olan Konya'da. Pakalın. Bunun .10). Fî Safer sene 946 (1539)" I» XI.3-4). sn. SELİM DEVRİ (DURAKLAMA İŞARETLERİ BAŞLIYOR) 90. 6. bugün de muhtaç olduğumuz ve yürürlükte bulunan esaslardır. 1970. 4. vrk. c. Daha sonra da bizzat Belgrad'a 89 Bâyezid kütp.2). olursa gidereler. Akgündüz. Yeniçeri teşkilâtı cülus bahşişinden dolayı ilk defa bu Padişah'a baş kaldırma belirtileri göstermiştir.

Nurbânû Sultân.Sultân Murad III. 6-Şehzâde Mustafa. Sokullu tarafından Yemen Serdârı olarak gönderilen Sinan Paşa'nın gayretleri de eklenince. lah. Bu arada 1569 yılında Astırhan'a ve Ruslara karşı sefer düzenlendiyse de. Kanu-nî'nin oğlu Şehzade Mustafa'yı bir kısım müzevvirlerin iftirasıyla idama mahkûm ettirmesiyle başlar ve II. Aynı yıl Kurdoğlu Hızır Reis de Endenozya'ya sefer düzenlemişti. Kale Ruslardan alınamadı. Kınalı-zâde Ali Efendi ve İmam Muhammed Birgivî'yi zikredebiliriz. Selim devrinin parlak fetihlerinden biri de 1574 tarihinde Tunus'un kesin olarak Osmanlı topraklarına katılmasıdır.5. uzun süre Osmanlı hâkimiyeti altına girdi. Seltm'm oturan en tamamının A) Şehzade S ve çevresinin ı yaşayamamıştır. Sarı Selim'lal madıgı ve t nunztn II. Bunun dışında II. diğer devlet adamları meyânında Piyale Paşa.üzerine Yemen Eyâleti tek eyâlet haline getirilerek 975 Zilhicce/1568 Haziran tarihinde Haleb Beylerbeyi Özdemiroğlu Osman Paşa Beylerbeyiliğe getirildi ve buradaki isyanı bastırdı.1571 tarihinde meydana gelen İnebahtı bozgunu. Onun zamanında hizmet ifa eden Sadrazamlar arasında. Osmanlı Devleti'nin duraklama devresi. Sarı Selim'in hayatının diğer Osmanlı Padişahları gibi istikametli olmadığı ve bu yüzden de Osmanlı Devleti'nin duraklama yıllarının bunun zamanında başladığı iddia edilmektedir. fetihler ve zaferler devresi olmaktan ziyâde sulh ve mu'âhedeler devresi olmuştur. 11-Şah Sultân. Dede Cöngi ZEVCV ÇOCUKU» Ali.10. II. maalesef Avrupalıların gözünde yenilmez ordu diye bilinen Osmanlı Ordusunun bu vasfını bozdu. 8Şehzâde Abdullah.' rının kâbına ula ancak arada sırada I ölen ilk pa şâir ve rts müzisyenler ve f deler ile > teşebbüs Padişahı /:. Nitekim çok sevdiği Edirne'de Selimiye Camiini inşâ ettirmiştir. ZEVCELERİ: 1. 91. Bu arada 978/1570 tarihinde Kıbrıs Adası Venediklilerin elinden alındı ve bir Hıristiyan Krallığa da son verilmiş oldu.* lerte C Arşivi. II. Murad'ın annesi ve İtalyan asıllı bir câriyedir. ÇOCUKLARI: 1. 2. Ancak înebahtı'da kaybedilen Osmanlı Donanması kısa bir zaman içerisinde yeniden inşâ olundu. Şunu önemli ifâde edelim ki. 5-Şehzâde Süleyman. Zira bizzat ordusunun başında mücâhid fî sebîlillah bir Padişah yerine. Kıbrıs Müslüman Türklerin eline geçti. Lala Mustafa Paşa ve Özdemiroğlu Osman Paşa'yı. nr. Bu arada Osmanlı ordularının desteğini alan Kırım Hânı Giray Hân'ın 24. 3-Şehzâde Mehmed. I KadınlanVı İSANLI |ı cülus BİLİNMEYEN OSMANLI 163 Dede Cöngî Efendi. Bu doğru mudur? . ( lere devri rçj razam I 575-597. 7-Şehzâde Cihangir.9-ŞehzâdeC 91. 5-Şeh.İsmihân Sultân. 9-Şehzâde Osman. 12Fatma Sultân90. Selim devrinde Osmanlı ordusu ilk defa İnebahtı'da Hıristiyan deniz donanması karşısında mağlûbiyete uğradı. Yemen.1571 tarihinde Moskova'yı alacak kadar Rusları perişan ettiklerini burada kaydetmemiz gerekmektedir. Selim devri. 10. Selim devrini aslında bir duraklama devri saymak mümkündür.Gevherhân Sultân. II. Koca Nişancı Celal-zâde Mustafa Çelebi ve Feridun Ahmed Bey'i ve ilim adamları arasında ise Şeyhülislâm Ebüssuud Efendi. III. manında: gayr-i mu önemle bı-man gençle™ bir yasağaj •)" girdiği c cehalet gW| nuni devlet ı istibdada i Koçi Bey v dır ki. Sarayından dışarıya çıkmayan ve sadece tenezzüh için Edirne ve benzeri yerlere giden bir Padişah anlayışı hâkim olmaya başlamıştır. sekiz senelik saltanatından sonra 50 küsur yaşında Saray'da 18 Şaban 982/1574 tarihinde vefat etmiştir. Selim. 4-Şehzâde Ali. devleti asıl yürüten insan diye bilinen Sokullu Mehmed Paşa. 7.

c. 7859. 438-504. Osmanlı Devleti'nin düşmanı ve devlet adamı bir tarihçi olan Dimitri] Kantemir. Solakzâde. c. 40-42. bunların acı neticeleri fazlaca görülmemiştir. sh. yükselme hızının bütün bütün durmadığını i göstermektedir. Kâsımî ve Nigâr gibi şâir ve ressamlar. Ebüssuud gibi kazayı elinde tutan büyük hukukçular istibdada kısmen sed teşkil ettiklerinden. Atalarının kâbına ulaşamayan ilk Osmanlı padişahıdır. sefahet ve cehalet gibi ana sebepler. Sarı Râmî. B) İşte onun bu özellikleri sebebiyle. sh. Ahmed Refik. bütün bunlar gayr-i müslimler içindir. I. c. Manisa'da sancakbeyi olarak görev yaptığı günlerde. Maalesef. 250-263. Nitekim Koçi Bey şöyle demektedir: "Ma'lûm-ı hümâyûnları olduğu üzere. zahir oldu". Bütün bunlara rağmen. Öztuna. Celâl Bey gibi musâhibler.ince. Ancak hiç bir Osmanlı Padişahı zina fiilini işlememiştir. Bu konudaki iddialar yanlış ve iftiradır. c. Uluçay. İstanbul'da doğan ve İstanbul'da ölen ilk padişahtır. elhak doğrudur. Zira bütün devletleri yıkan istibdat (baskı idaresi). sh. Zatenj devrinde düzenlenen Kanunnâmeler de. 142.. silsile-i âliye-i Âl-i Osman Pâdişâhlarından evvelâ vüs'at-i memleket ve kesret-i hazîne ve şevket cihetinden kemâl bulan merhum ve mağfur Sultân Süleyman Hân olub ve yine ihtilâl—i âleme bâ'is olan ahvâl dahi anların zamanında zuhur edüb. Kantemir. Nihâî. Kanuni devrinin sonlarına doğru başlar. Selim ile ilgili şunları söylemektedir: . Moskova teslim alınmış ve Yemen Osmanlı ülkesine ilhak edilmiştir. Âli. c. II. Osmanlı Devleti'nin bir duraklama devrine girdiği doğrudur. sh. Dahiler halkası onunla kesilmiş ve ancak arada sırada filizler verme dönemi başlamıştır. mütevekkil bir yapısı vardı. duraklamayı Kanuni devrinin sonlarına doğru başlatmışlardır ki. Yılmaz. E. maalesef diğer Osmanlı Padişahları gibi müstakim bir hayat yaşayamamıştır. 575-597. 6877. D. vrk. Uzunçarşılı. bir kaç senedir ki. Künh'ül-Ahbâr. gençliğin ve çevresinin tesiriyle. Osmanlı Tarihi. Belgelerle Osmanlı Tarihi. sh. ancak Kanuni devrinin ilim adamları cehalet düşmanına. 61569 ıması ıferler I ettiril. 34. sh. Tevârih-i Âl-i Osman. I. rüşvet. nr. 179-206. Kadınlar Saltanatı. Tekrar önemle beyan ediyoruz ki. kendisine kadar gelen Osmanlı Padişahları arasında. hakkında söylenenlerin tamamının da doğru olduğu manasına alınmamalıdır. 1993. 165-168. Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi. Padişahların Kadınları Ve Kızları. şehzadeler kavgasındaki rollerinden İnsan 90 İbn-i Kemal. Gülabi Bey ve Durak Çelebi gibi müzisyenler ve Mîrek çelebi ve Adanalı Tanburî Şehzade Mustafa Çelebiler gibi hanendeler ile eğlenceli ve şen şakrak bir hayatı tercih etmiştir. nr. 95. Sokullu Mehmed Paşa gibi dirayetli devlet adamları rüşvet düşmanına. onun zamanında Kıbrıs fethedilmiş. X. 2162. eski gayretlerin devamı olarak. D. Sadrazam Rüstem Paşa'nın bunların başını çektiği. 455/b-504/a. Yaratılışı itibariyle hâlim ve selimdi. Osmanlı tahtına oturan en ehliyetsiz insan olduğunda şüphe yoktur. Meselenin özeti şudur: A) Şehzade Selim. Selim'in. sh. II. hakkında en çok dedikodu bulunan II. Devletteki kadro yığılmaları ve bazı makamların ehliyetsiz kişilere devri ve benzeri hoş olmayan haller. Ancak bu. II. Ancak babası Müslüman gençlerin de kaçamak olarak bu yerlere gittiğini bildiğinden ve duyduğundan böyle bir yasağa gerek duymuştur. Bazı gayr-ı meşru fiillere teşebbüs ettiği mu'teber tarihçiler tarafından ifade olunmaktadır. Es'ad Efendi. Koçi Bey ve benzeri âlimler. Selim devrinde kendini göstermeye başlamış. E. I. Defter. Babasının zamanında getirilen ve gayr-i müslimlerce kullanılan hamr ithalat yasağını kaldırmış ve gayr-i müslimler için de olsa meyhanelerin açılmasına tekrar ruhsat vermiştir. sh. sh. Kısım I. Peçevî. III. 164 BİLİNMEYEN OSMANLI gayet güzel anlaşılmaktadır. devlet kemâl-i kuvvette olmağla eseri ol zamanda duyulamayub. Tarih. çevresine topladığı Sâmî. 163-167. c. Devletler ve Hanedanlar.

Akgündüz.. Fas Sultânı Mevlây Muhammed.. Selim görünüşte son derece dindar gözükürdü"91. 205.. 585. I. Kısım I. Manisa Sancakbeyi bulunan oğlu Murad. sarayında münzevî bir hayat yaşamış. Meşru dairede kalmakla birlikte kadına düşkün bir tabî'atı vardır. Tarih. beş vakit namazını da muntazaman yerine getirirdi. 5. Uzunçarşılı. Gerçek olan şudur ki. 134.-. Fas ordusu mağlûp edilerek Abdülmelik. Âli. onun vefatından sonra devlet idaresi Valide Sultânların ve bazı menfaatperestlerin tesiriyle daima kötüye gitmiş ve Osmanlı Devleti'nin duraklaması tam manasıyla III. Künh'ül-Ahbâr. III. 21 sene kapalı bir hayat yaşayan III. Rüstem Paşa'nın aldıklarının rüşvet değil..-. Koçi Bey Risalesi. sh. sh. Murâd.. c. Osmanlı Tarihi.. III. 125-126. hadiseler şunlardır: Fas Sultanlığının O: kısımları Osmanlı hâkimiye devlet halinde bulunuyord XII. Yeni bir şey söylemiş olmak için okurlarına yaranmak isteyen bazı tarihçiler. Süleymaniye Kütp. Murad bir cihetten de mutasavvıftır ve Fütûhât-ı Sıyâm ve Esrârnâme adlı iki tane tasavvufa dair eserleri de vardır. Buna karşılık Fas tahtını ele geçiremeyen Abdülmelik. İsteği kabul edilerek Cezayir Beylerbeyi Ramazan Paşa'ya emir verildi. Ancak son yıllarda Fas'ta taç ve taht kavgaları baş göstermişti. M URA D DEVRİ 92. Murad devri ile başlamıştır. 40-41.. Murad zayıf iradeli ve muhtelif tesirler altında kalabilen bir şahsiyete sahipti. III. VII. nr.. son zamanlarına doğru Cuma namazlarını dahi Saray Camiinde edâ etmeye başlamıştır. 215-896. Portekizlilerle işbirliğine başlamış bulunuyordu. sh.SULTAN III. X..wı laıır. Yılmaz. Zira aynı zamanda şair olan III. soytarılarla da eğlenmesini bilirdi. II.. lan l« Sili* hadiseler şunlardır: Fas Sultanlığının Osmanlı Hâkimiyetine Girmesi: Afrika kıtasının bütün kuzey kısımları Osmanlı hâkimiyetinde bulunmasına rağmen sadece Fas Sultanlığı müstakil bir devlet halinde bulunuyordu. 455/b-456/a. BİLİNMEYEN OSMANLI. c.. sh. vrk.. Osmanlılara sığınıp. -. 2162. Selim'in ölüm haberi üzerine. Bu yüzden Sokullu Mehmed Paşa'nın sadrazamlığı süresince işler iyi gitmişse de. 1562 tarihinde Manisa Sancak Beğliğine tayin edilmiş ve padişah oluncaya kadar bu vazifede kalmıştır... c. ¦-PLI BİLİNMEYEN OSMANLI 165 luvk-l li ve l. Babası II. Kantemir."Âlimlerle konuşup hoş vakit geçirmeyi çok sevdiği gibi. babasının Saruhan Sancak Beğliği sırasında 5 Cemâziyel-evvel 953/4 Temmuz 1546 tarihinde Manisa'nın Bozdağ Yaylağında dünyaya gelmiştir. V.. 438-439. şahsiyeti. 966/1558 tarihinde Şehzade Murad Akşehir Sancak Beğliğine getirilmiş ve babasıyla amcasının taht mücadelesinde Konya Muhafızlığı görevini yürütmüştür. c. sırf şarap içmek ve başka dünya zevklerinden yararlanmak için.. Es'ad Efendi....-. Yazma Nüsha.. c. c. Selim'in sofuluk bahanesiyle. kendisinin Fas Sultanlığına getirilmesini istemişti.. Osmanlı Kanunnâmeleri. 263-264. I. sh.. ¦¦'¦. Fakat bütün bunlara karşın. Saray'ın gizli dairelerine çekildiğini söylerler. İstanbul'a gelerek 28 yaşında 1574 yılında tahta geçti. Murad devrinde vuku' bulan 91 Peçevî.. devrindeki olaylar ve önemli devlet ve ilim a-damları hakkında kısaca bilgi verir misiniz? Selim II ile Hasekisi Nur-Bânû Sultânın oğulları olub. Osmanlı tarihinde en fazla kadınla meşru dairede yaşayan padişah unvanını alabilir.. sh... Hemen belirtelim ki.. bu kadına düşkünlüğü gayr-i meşru hayat yaşıyor manasına alınmamalıdır. ihsan olduğu şeklindeki i-zahlar enteresandır. sh.. c. Belgelerle Osmanlı Tarihi. Matbu Nüsha... Fas Sultanlığına getirildi .. Solakzâde..-15.-¦ --¦ ¦¦'.. md.. Murad.

fetihlere başlayan Lala Mustafa Paşa. Bu tarihten sonra Fas'ta Osmanlı hâkimiyeti başladı. İran kuvvetleriyle Çıldır'da karşılaştı ve Tokmak Han'ı mağlûp etti (1578). Lala Mustafa Paşa'nın asıl hedefi. Fakat bir müddet sonra Şah Tahmasb'ın ölmesiyle İran'da taht kavgaları başladı. Osmanlı Devleti için Lehistan çok ehemmiyetliydi. Murad devrinde. şahlığı elde etti. Nitekim 1583 yılında Meş'ale Savaşı denen savaşta bir kere daha İranlıları yendi. İran Hükümdarı Şah Tahmasb. Özdemiroğlu Osman Paşa'yı serdar tayin ederek kendisi Erzurum'a döndü. Murad 1578 yılında İran'a harb açtı. galip gelinse bile Şit olan halkının itaat altına alınamayacağını söylüyordu ki. nüfuzunu kullanarak kendisine tâbi Erdel Beyi Bathory'yi Leh Krallığına seçtirdi (1575). Osmanlı kuvvetlerini karşısında bulunca geri çekilmeye mecbur kaldı. Aslen Bosna'nın Sokkuloviçi köyünden alınmış bir devşirmedir. Çünkü Şah. Bu sırada saltanat iddiasından vazgeçmeyen Mevlây Muhammed Portekizlilerden yardım istedi. Meş'ale Savaşı'ndan sonra İranlılar. Topladığı kuvvetlerle Gürcistan'a girip. Bir savaş adamı olmaktan ziyâde.(1576). Sokullu'nun eski nüfuzunun kalmadığı anlaşılıyor. padişah olduğu zaman. Gürcistan içinde ilerleyerek Tiflis'i ele geçirdi ve Şirvan'a doğru ilerledi. Kuvvetleri çok azalan Osman Pasa. Yeni serdar Ferhad Paşa. Muharebelerin İran lehine dönmeye başlaması üzerine Lala Mustafa Paşa. Elçilik heyeti İstanbul'da gayet iyi karşılanmıştı. Şirvan bölgesini boşaltmak zorunda kaldılar. Sultân III. kendisi sefere gidecek karakterde bulunmadığından. ordunun başına Lala Mus166 BİLİNMEYEN OSMANLI tafa Paşa'yı serdar tayin etti. O zaman Sokullu Mehmed Pasa daha sağdı ve İran savaşına engel olmak istedi. geri çekilmek zorunda kaldı. Lala Mustafa Paşa. Osmanlılarla süren barışı terk ederek. onun siyasi tarafının daha büyük olduğu görülür. muharebe meydanında öldü. Üç padişah devrinde aralıksız sadrazamlık yapan Sokullu Mehmed Paşa. Osmanlı tarihinde ehemmiyetli yeri olan bir devlet adamıdır. Ramazan Paşa idaresinde Osmanlı ve Fas kuvvetleri 1578 yazında Portekizlileri Vadi's-sebil Savaşı'nda fena halde bozguna uğrattılar. Bunun zamanında Osmanlı-İran dostluğu bozuldu. Hattâ bu maksatla. Lehistan bundan sonra vergiye bağlandı ve 1578 yılına kadar Osmanlı himayesinde bir devlet olarak kaldı. Bu yüzden diğer devletlerden daha atik davranıp. Tokmak Han idaresinde bir İran ordusunun üzerine geldiğini duyunca buna karşı maiyetindeki kumandanlardan Özdemiroğlu Osman Paşa'yı yolladı. Murad. Bir ara Tahmasb'ın oğlu İsmail. Şirvan'ın bir kısmını zapteden Lala Mustafa Paşa. Şah İsmail de ölünce İran'da taht kavgalarının sürüp gitmesinden Osmanlılar istifade etmek istediler. Doğudaki valilerin de durumunu müsait görüp. yerine Koca Sinan Paşa serdar tayin edildiyse de kayda değer hiç bir muvaffakiyet elde edilemedi. Rusya kuvvet bile sokmaya kalkıştıysa da. Portekiz Kralı Sebastian 80 bin kişilik büyük bir kuvvetle Fas'a geldi. devletin çeşitli hizmetlerinde bulunmuştur. İran kuvvetleri Osman Paşa üzerine taarruza geçtiierse de mağlûp olup çekildiler. Ancak son zamanlarda saraydaki bazı şahısların tesiriyle Sokullu'ya olan itimad ve muhabbet azaldı ve hatta Sokullu'nun zevcesi İsmihan Sultân ve Valide Nurbânû Sultân olmasaydı belki de görevden azledilecekti. kaptan-ı deryalık dâhil. Sultân III. büyük kuvvetlerle İran . Zekâ ve kabiliyetiyle yükselmiş. Özdemiroğlu büyük bir gayretle İran savaşlarına devam ediyordu. İran'ın geniş bir ülke olduğunu. Avusturya ve Rusya kendilerinin gösterdikleri namzetlerin Leh Kralı olması için faaliyet gösteriyorlardı. bunda ne kadar haklı olduğu sonradan anlaşıldı: Padişah. azledilerek. Osman Paşa. Kral Sebastian. Gürcistan'ı istilâ etmek olacaktı. İran Harpleri ( 1578 = 1590): III. II. Lehistan'daki Osmanlı Hâkimiyeti (1575): Lehistan Kralı Sigismund Ogüst ö-lünce. Sokullu Mehmed Paşa. Osmanlı Devleti Avrupa ile sulhlar yaparak İran ile meşgul olmaya başladı. Doğudaki Kürtleri aleyhimize kışkırtıyordu. İran'a saldırmanın vaktidir yollu haberler üzerine. Sokullu Mehmed Paşa'nın Ölümü (1579): III. Fakat İranlıların tecavüzü bitmiyordu. Murad'ın cülusundan sonra hükümet idaresinin başında yine Sokullu Mehmed Paşa vardı. Tokmak Han idaresinde bir elçilik heyeti yollayarak tebriklerini ve hediyelerini sunmuştu. memleket taht kavgasına düşmüştü.

tekrar İranlılara geçecektir. III. 1594 yılı baharında da Estergon Kalesini muhasara altına aldılar. Tam bu sırada yani 1595 yılında Padişah III. meşru bir hakkın suiistimali veya ifrat sayılabilir. Yeniçeri ve Sipahi İsyanları: İran'la anlaşma yapıldıktan sonra İstanbul'da Yeniçeri ve Sipahi isyanları vuku' buldu. ancak muvaffak olamadılar. bâzı muharebeler yaptı: Daha sonra sadrazam ve serdar tayin edilen Özdemiroğlu Osman Paşa ile beraber Tebriz'i almayı başardılar. Şeyhülislâmlar arasında Hâmid Efendi. 1590 yılında yapılan Ferhad Paşa Antlaşmasına göre: Tebriz. Şirvan. Bunlarda hakikat payı var mıdır? Osmanlı Padişahları içinde en çok cariyelerle münasebette bulunan (teserrî hakkını kullanan) ve en fazla çocuğu olan Padişah'dır. Ma'lûl-zâde Mehmed Efendi. yılların sadrazamı Sokullu Mehmed Paşa. Avusturya topraklarına 1593 yılında büyük bir akın harekâtına girişmişti. Özdemiroğlu Osman Paşa ve Mesîh Paşa'yı. Koca Sinan Paşa. Kendilerine nasihat etmek için gelenleri kovdular. Murad devrinde 1593 yılında da sipahilerin isyanını görüyoruz. İran'a saldırınca Şah Abbas. Osman Paşa'nın vefatından sonra Ferhad Paşa.sınırına gelip. Murad'ın aile hayatı aleyhinde çok şeyler duyuyor ve zamanında devleti kadınların idare ettiğini bazı eserlerden okuyoruz. asıl sebebini devlet teşkilâtının bozulmaya yüz tutmasında aramak daha doğru olacaktır. İstanbul halkı da seyretmek için saraya dolmuştu. 1589 yılında meydana gelen bu olaya Beylerbeyi Vak'ası denmektedir. Halk dışarı çıkarılırken "Urun hâl. Önemle ifade edelim ki. III. ikinci defa olarak serdarlığa getirildi. III. Âsiler defterdarın başını istediler. Büyük kayıplar karşılığında alınan bu yerler. Gürcistan. Askere ayarı düşük akçeler verilmek istenince Yeniçeriler. Murad'ın saltanatının sonuna doğru Osmanlı topraklan yaklaşık 19.. Çocuklarının sayısı 100'ü geçmektedir. Biraz sonra sayacağımız tahmînen dört kadını dışında 40'a yakın haseki denilen gözdesi bulunduğu söylenmektedir. Afrika'da Fas dâhildir. Budin Beylerbeyi imdada giderek Nemçe ordusuyla harbe girdi ve mağlub oldu.. Nemçe savaşına Sadrazam Dara" Kınm nal BİLİNMEYEN OSMANLI 167 Sinan Paşa gönderilmişti. Yeni Bir Haçlı İttifakı Ve Nemçe (Avusturya) Harbleri (1593-1606): Bosna Beylerbeyi Telli Hasan Paşa. Sultân III. III. Eflak ve Boğdan Beyleri Papa'nın teşvikiyle isyan edip Avusturya tarafına geçtiler. Bostan-zâde Mehmed Efendi ve Bayram-zâde Hacı Zekeriya Efendi'yi zikredebiliriz92. Osmanlılardan barış istedi. Okçu-zâde Mehmed Paşa ve Muallim-zâde Nişanı Mahmûd Çelebi'yi. Kırım kuvvetlerinin yardıma gelmesine rağmen tam bu sırada Osmanlı Devleti'nin başına bir gaile daha çıktı: Osmanlı Devleti'ne tâbi olan Erdel.902. Ayrıca Doğuda Türkistan Hükümdarı Özbek Han. Müeyyed-zâde Abdülkadir Efendi. saraya yürüyüp defterdarın kafasını istediler. Avusturya valilerinin Osmanlı sınırlarına tecâvüzlerine karşılık yapılan bu harekât. İlk defa III. Yine ilk defa rüşvetle iş görülmeye başlandı. Ancak bunlar bebekken veya küçük yaşlarda öldüklerinden dolayı. Ancak meşru . Murad zamanındaki sadrazamlar arasında. Osmanlıların elinde fazla kalmayacak. İstekleri yerine getirilince büsbütün şımardılar. komutanla birlikte çok şehid verilmiştir. Damad İbrahim Paşa. Ferhad Paşa'nın bu ikinci serdarlığında Osmanlı orduları bazı muvaffakiyetler daha kazandılar. Buna Avrupa'da Polonya.191 km2 idi. ölümünde hayatta 19'u erkek ve 30'u kız olmak üzere 49 çocuğunun bulunduğu iddia edilmektedir. mağlûbiyetle neticelenmiş. Bu hadise Osmanlı-Nemçe harblerinin başlamasına sebep olmuştur. Bu isyanlar her ne kadar ulufe (Yeniçerilere üç ayda bir verilen maaş) yüzünden çıkmışsa da. Ulufelerinin geri bırakılmasına kızan Sipahiler." diye bir ses duyuldu. Mehmed III Padişah olunca zayıf fetvalarla fitnenin defi için öldürüldü ve şehid sayıldıklarından cenaze namazlarını Şeyhülislâm Bostan-zâde Efendi kıldırdı. Nemçeliler çok sayıda Macaristan kalesini ele geçirdiler. Diğerleri kaçarak kurtuldu. Saray muhafızları bunu Padişahın emri sanarak âsilerin üzerine saldırdılar ve dört yüze yakın âsiyi öldürdüler. Maalesef 19 şehzadesi. Murad vefat eyledi. 93. isyan ederek saraya yürüdüler. Murad devrinde Yeniçeri Ocağına rast gele kimseler alınarak kanun bozuldu. Dağıstan bölgeleri Osmanlılara verilecekti. diğer komutan ve devlet adamlarından Kaptanıderya Kılıç Ali Paşa. Murad'ın 40'a yakın câriye ile yaşaması.

Belgelerle Osmanlı Tarihi.„. 207-240. ¦ . Sancaktan Eyâlete. BA. Murad'ın baş kadını Safiye Sultan'ın ve bunu takip eden Kösem Sultan'ın hem baş Kadın Efendi ve hem de Valide Sultân sıfatlarıyla nasıl devleti idare etmeye kalkıştıkları. Maliyeden Müdevver. c. 10. 492/a-596/a. III. Murad.Fahri Sultân. İA. Kanunî Sultân Süleyman zamanından beri Harem'in dışişleriyle meşgul olan ve Yahudi asıllı olduğu söylenen Esther Kira isimli Kalfa'nın da Sipahilerin isyanına sebep olduğu ve neticede çıkardığı fitne sebebiyle Sultân Ahmed Meydanında idam edildiği nakledilen acı olaylar arasında yer almaktadır.Mihriban Sultân. Es'ad Efendi.Fatma Sultân. Kanunî Sultân Süleyman'ın vefatından sonra Padişahların ordularının başına geçerek sefere gitmeyişlerinde ve Saraya kapanıp kalmalarında maalesef bu şekildeki Kadın Efendilerin mühim rolü olmuştur. vrk. 7-Şehzâde Mustafa. 8-Şehzâde Abdullah. Şöyle ki: Maalesef Osmanlı Devleti'nin duraklamasında ve hatta gerilemesinde en büyük rolü oynayan sebeplerden biri de. bir zamanların Valide Sultânları gibi. 1550-1650 Arasında Osmanlı Ümerâsı ve İl İdaresi. c. sh. 2. sh. 4-Şehzâde Mahmûd. Bu hayatı yaşamasında. Kadın Efendilerin devlet işlerine karışmaları olmuştur. Metin. bir yüzyıla yakın. Murad ise. ZEVCELERİ: 1. ÇOCUKLARI: 1-Şehzâde Osman. Murad'ın babasından farkı. Âli.¦ ¦:. devlet idaresine karışır hale gelmişlerdir. Kim. 563. 262. 3-Şehzâde Cihangir. 13. Kunt. 2162. sh. c. III. 2-163.Şâh-i Hûbân Haseki. Bekir Kütükoğlu. (Meşru dairede beraber olduğu cariyelerin 4O'ı ve çocuklarının 100'ü aştığı söylenmektedir. sh. Medine'de vakfı var. Künh'ül-Ahbâr. Mahidevran'ı Manisa'ya sürdürüp baş kadınlığı ele geçirdikten sonra. Osmanlı Padişahları arasında her konuda en çok suiistimal yapan Padişah III. Mehmed'i idare eden Turhan Sultân'dan sonra bu işin ortadan kalktığını söyleyebiliriz. bu düzensiz hayatın etkisiyle vefat ettiği tarihçiler tarafından açıklanmaktadır.Sultân Mehmed III. 2-Şehzâde Süleyman.¦. 3. III. İstanbul 1978. sh. 1 vd. Kepeci. 12. sh. III. nr. Murad'ın bu düzensiz hayatından istifade eden Valide Sultânlar ve hatta Kal92 Peçevî. sh. 5. Mehmed olmuştur. Farsça ve Arapça bir divan yazacak kadar âlim ve şair olan III. Uzunçarşılı. 133 vd. Osmanlı hareminde devlet işlerine en çok müdahale eden Kadın Efendi. II.). 114-115.Şems-i Ruhsâr Haseki. 597-620. III. Murad ve oğlu III. I. 4-IMâz-perver Haseki. nr.Rukıyye Sultân. Şehzade Mustafa'nın öldürülmesinde mühim rol oynamıştır denilirse. nr. Nurbânû Sultan'ın yanında yer alarak III. IV. Özellikle Kanuni'nin karısı Hürrem Sultân. haremin reisi haline gelmiş ve daha da ileri giderek devletin işlerine karışmıştır. hem Saray'da kendi . mesele daha iyi anlaşılacaktır.¦¦•¦ . meşru daire dışına çıkmamıştır. III. 14-Şehzâde Abdurrahman.¦¦'•¦!•¦-¦. III.. Solakzâde. Murad'ın annesi Nurbânû Sultân ile Safiye Sultân arasındaki çekişmeden istifâde eden Canfedâ Kalfa'nın bile. Buna rağmen. c.. Kantemir. Yılmaz.Safiye Valide Sultân (Venedikli Baffo). 615 vd. 265-273. Biz sadece bazılarını kaydetmekle yetindik. ¦.. ^^Hfti^^^^^^^ 168 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMA falar bile. III. Bunlardan aynı anda devamlı olarak hayat yaşadığı 4 kadının olduğu ifade edilmektedir.„. devlet işlerini tamamen Sokullu Mehmed Paşa gibi liyakatli devlet adamlarına bırakmıştı. Murad'ın bu hayatı yaşamasında devlet işlerine karışan Safiye Sultân ile Valide Sultân Nurbânû'nun mühim rolü vardır. 9. 11. cinsî hayatının da önceleri problemli olmasının tesiri bulunduğu ve neticede genç yaşta. II. Tarih. 6-Şehzâde Bâyezid.dairede kaldığı ve başkasının namusuna değil. "Murad III". has odalık olarak aldığı cariyelerle beraber olduğu kesindir. iki yönde kendini göstermektedir: Birincisi. babası kendi hayatını yaşarken..¦.Ayşe Sultân. Mehmed ile Ayşe Sultan'ın annesi ve câriye.. I. Osmanlı Tarihi. Murad'a tesir ettiği ve hatta kardeşi İbrahim'i liyâkati olmadığı halde Diyarbekir Beylerbeyliğine tayin ettirdiği nakledilmektedir. 42-71..¦• -. ne derse desin. sh. Rukıyye Sultan'ın annesi. maalesef tarihin acı sayfalarında kötü örnekler olarak doludur.

145-147. c. III. Kısım I. Kadınlar Saltanatı. şu soruyu cevaplandırmak gerekmektedir: Acaba bunlar hiç bir şeye dayanmadan mı bu fiili işlemişlerdir? Hayır. 492/a-500/a. Mehmed. I. Zira elimizde kuvvetle muhtemel bir zararın olduğuna dair kesin bilgi bulunmamakla beraber. Ancak III. Solakzâde. 13-16. siyâseten kati müessesesinin suiistimal edildiği de bir vâkı'adır. Padişahların Kadınları ve Kızları. 93 Peçevî. fitne ve fesadın vukuu da tahakkuk safhasında değildir. bilir. fitne ve fesada teşvik edenler. Meselenin çarpıtılarak anlatılmasına misâl için bkz. Zira < makla ben tane erkekl günahsız biri Zira herhangi! safhasında de Bu kısa izi bir şeye da Bunlardan] "Nizâm-ı ı lemedikleri vakitli Ayrıca ülû'H şahsın fil-haklka f sonra refinden ( Padişahın kullana Dede Efeni (ettiğinin biz de f yapıldığını biz j diyoruz. c. Murâd'ın ve oğlu III. günahsız bir şekilde idam ettirmiştir. çevresinin de etkisiyle ve siyâseten kati esasına dayandırarak beş kardeşini idama mahkûm ettirmiştir. Âli. Kadın efendi Safiye Sultân ve kalfa Canfedâ devlet işlerine de karışmaya başlamışlardı. Girse de. kati edilebileceklerine fetva verilmiştir. İSefeâHayır edilemez. Es'ad Efendi. Osmanlı Tarihi. 47-50. Devletler ve Hanedanlar. 94. Harem II. kadınlar konusundaki suiistimalidir93. Tarih. vukuundan sonra ref'inden daha kolay olduğu müsellemdir. Altında). İşte bu boşluktan istifade eden Valide Sultân Nurbanu. Bir bid'atçının bid'atının yayılacağından korkan . Dayandıkları bazı esaslar vardır.< Mısır'a döra dü ve 979/l| larınahızv 94 Sol*İ Efendi. zayıf da olsa. had cezası mahiyetinde değillerdir. Bunun şer'î bir izahını yapmak mümkün değildir. sh. III. II. bazı İslâm Hukukçularının şu fetvalarıdır: "Nizâm-ı memleketin bozulmasına sebep olan. Zira herhangi bir isyan söz konusu olmadığı gibi. Zira 19 tane erkek kardeşini ve basit jurnaller yüzünden kendi oğlunu (Şehzade Mahmûd). III. Osmanlı'da Harem. III. III. Onun en büyük kusuru. . Ayrıca ülü'l-emre tanınan bu siyâset hakkının tatbiki için bil-fiil fesadın tahakkuku ve sebeb-i âdî olan şahsın fil-hakika şerir ve müttehem olması da şart değildir. Öztuna. bu konuda en pervasız ve şer'î hükümlere aykırı davranandır denilebilir. İslâm Hukuku açısından izah edilebilir mi? ibi. babası II. bu şenî' fiilleri bizzat işlemedikleri vakitlerde dahi. c. Bunlardan birisi. . babasından farklı olarak hem Arapça ve Farsça şiir yazacak kadar âlim ve hem de hayatında gayr-i meşru hiç bir iş yapmayacak kadar da takva sahibi idi. Mehmed. SiyS PASLI BİLİNMEYEN OSMANLI T69 irine 94. Bu idam hadiseleri. 170-173. Uzunçarşılı. Bu kısa izahtan sonra. 99-134. meşru daire içinde de kalsa. Uluçay. mevhum mazarratı nazara alan çok zayıf bir görüşe dayanmaktadır. 40-44. sh. III. nr. istemly 95.hayatını yaşıyor ve hem de devlet işlerini vasıflı devlet adamlarına bırakamıyordu. . 43-46. 2162. Ahmed Refik. Murad. Zira vukuundan evvel def'-i fesâd.) Buc Ma'rûf v dünyaya t Şam'dan . 597-600. sh. sh. III. sh. 2-10. sh. İkincisi. vrk. Mehmed'in ma'sum kardeşlerini öldürmeleri. II. c. Murad. Selim'in en azından gençliğinde de olsa gayr-i meşru denebilecek bazı fiilleri işlediği söylenmektedir. Künh'ül-Ahbâr. Fıkıh kitaplarında tasvir edilen siyâseten kati kategorisine girdiği de şüphelidir. Murâı İslâm Hul Hayır edilen yandırarak beş I mahiyetinde değ diği de şüphelidiı yanmaktadır.

II. 621. Müneccimbaşı Takıyyuddin Efendi bu konuda bir ilke imza basıyordu. i tamamen eskidiğini ve mutlaka yenilenmesi gerektiğini devlet ricaline anlatmaya çalıştı. Kardeş Katli. Osmanlı tarihinde soğuk bir taassup rüzgarının esmesine yol açtıklarını biliyoruz. aşırı fikir ve tutumları sebebiyle. Siyâsetnâme. Yargı mensuplarını protokolde Beylerbeyilerin önüne geçirmek için elinden geleni yaptı. 95. başka meselelerde. 2528. Tekrar Mısır'a döndü ve astronomi dersleri de aldı. Takıyyuddin. o mübtedi'i kati ve idam etmesi caizdir". Ancak Şeyhülislâmın karşı çıktığı husus. sh. Asıl adı Takıyyuddin Mehmed bin Ma'rûf ve unvanı da er-Râsıd yani astronom olan Takıyyuddin. Zaten bazı kardeş katli olaylarının şartları gerçekleşmeden yapıldığını biz de kabul ediyoruz. Şeyhülislâm Hoca Sa'deddin'in ciddi tavsiyeleri ile III. Akman. Kaptan-ı Derya Kılıç Ali Paşa'ya. sh. Babası da Mısır'ın ileri gelen âlimlerinden olan Takıyyuddin. Kendisine de 3. Bu konuyu Osmanlı Dev-leti'nin aleyhine kullanmaya çalışan yazarlar. müneccimlik yaparak geleceğe ait haberler vermektir. Kuruluş tarihi 987/1579'dır. Şeyhülislâm ile diğer makamlar arasında bir çekememezlik konusu da olabilir. III. doğru ve tok sözlü bir insandı.000 altınlık bir ze'âmet verildi. 504. 6. III. Böyle bir kararı tasvip etmek mümkün değildir. Padişahın bir çok fermanlarını şer'-i şerife aykırıdır diyerek reddetti. c. Osmanlı Devleti 10 yıla yakın bir zaman önde gidiyordu. Bu meseleyi bütün yönleriyle daha evvel izah ettiğimizden tekrara girmek istemiyoruz. 1577-1580 yılları arasında Hoca Sa'deddin'den sonra Şeyhülislâmlık makamına oturan Kâdî-zâde Ahmed Şemseddin Efendi. Şeyhülislâm Kâdî-zâde'yi aynı kefeye koymak mümkün olmasa dahi. "astronomi ilminin sırlarına vâkıf olarak istikbali öğrenmeye çalışmanın devlete uğursuzluk getireceği" gerekçesiyle. Rasadhânenin yıkılması için kati talimat verdi ve İstanbul Rasadhânesi maalesef yıkıldı. Frederick'in teşvikleriyle Tycho-Brahe'nin kurduğu rasadhâne ancak 1585 tarihinde tamamlanmıştı. Şeyhülislâmın ilamına uyan Padişah. Kısaca bu hareketi tasvip etmek mümkün değildir diyoruz. III. Ancak bazı meselelerde. I. burada farklı bir yaklaşım sergilemektedirler. II. Ancak o sorunun cevabını mutlaka okumanızı tavsiye ediyoruz94. müneccimliğe şiddetle karşı çıkarlarken. Selim zamanında tekrar İstanbul'a döndü ve 979/1571 yılında Müneccimbaşılığa yükseltilerek İstanbul'da astronomi çalışmalarına hız verdi..dindar Padişahın kullan ondan korumak ve nizâm-ı âlem için. kardeş katlinin sınırlarını genişlettiğinin biz de farkındayız. astronomik hesaplarda esas alınan eski Uluğ Bey Zîc'inin 94 Solak-zâde. Osmanlı Kanunnâmeleri. bu sahada 20'ye yakın eser verdi ve çalışmaları engellenmek istese de. Dede Efendi. Sonradan Kâdî-zâdelerin. c. Takıyyuddin. sh. Murad'ın dikkatini çekti ve İstanbul'da Tophane Bayırı üzerinde yani şu anda Fransız Sefarethanesinin bulunduğu yerin yakınlarında İstanbul Rasadhânesini kurdu. 1521 yılında Şam'da dünyaya gelmiştir. Dede Efendi'nin çok zayıf fetvaları da esas alarak. Kâdî-zâdeler ve benzeri soğuk taassup sahipleri için Kâtip Çelebi son noktayı koymaktadır ve biz de sonuna kadar bu görüşün yanındayız: . Murad'ın talimatıyla bu Rasadhânenin bütün masrafları devlet hazinesinden karşılandı ve bunun için 10. Tercüme. şahsî anlaşmazlıkların da etkisiyle. 439. Çifte standartlı davranmamak gerektir. Murad zamanında Astronom Takıyyuddin tarafından yapılan İstanbul Rasadhânesi'nin Osmanlı Şeyhülislâmı Kâdî-zâde Şemseddin Ahmed Efendi tarafından yıktırıldığı doğru mudur? Bu olayı ayrıntılarıyla anlatmakta yarar vardır. Akgündüz. Burası kuruluncaya kadar.000 altın harcandı. sh. sh. Mısır ve Şam'dan sonra İstanbul'a gelerek meşhur hocaların yanında ilmini tamamladı. Zira Avrupa'da Danimarka Kralı II. 14 vd. Galata Kulesinde çalışmalarına devam etti. 1585 yılında vefat edinceye kadar araştırmalarını aralıksız sürdürdü. Murad'a. 170 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMAN1. Ayrıca bu mesele. Takıyyüddin'in inşa ettirdiği Rasadhânenin yıkılması için ilamda bulundu. Peçevî. 98-105.

İki sene Kanuni devrinde. Şakâik Zeyli.II. tedip etmesi dinî görevleri arasındadır. sh. Vezir ve Semiz Ali Paşa'nın vefatından sonra da vezir-i azam olmuştur. İstanbul 1992.!iz de t. Gerek Halvetî ve gerek Kâdî-zâdeli bazı ahmakların görünürdeki salâhlarına bakılmayıp bunlara fırsat verilmeye. İran s II. İstanbul Rasathanesi kütp. Süheyl.000 Bit kadar. kistik-ş#. i. Ty. Şaban. sh. Gerek 96. Sokullu Beğ neslinden yani Şahin Oğullarından gelmektedir. Meselenin çarpıtılması örneği için bkz. 633-643. 96. Nizâm-ı âlem ancak ve ancak halk haddinden tecâvüz etmemekle mümkündür". Hadâık. . I nak taraflı Peçevf. kim olursa olsun. c. Osmanlı'nın Arka Bahçesi. 1564 yılında II. sh. Mizan'-ül-Hakk. Sırasıyla Hazine Odası ve Hasoda'ya alınan ve de rikâbdârlık. Oğullarından j devşirilerek Edlr hizmetiyle En rikâbdârlık. Şey1i çıktığı iı DevBİLİNMEYEN OSMANLI 171 |'. Kanuni Sultân Süleyman'ın vefatı sırasında 40 gün kadar ölüm haberini gizleyerek tam bir basiret örneği haline gelen Sokullu. Nevl-zâde Atâî. Çünkü seiefde bu çeşit muta'aassıplar yüzünden çok fesadlar meydana gelmiştir. Yeşilce Bey tarafından devşirilerek Edirne Sarayı'na getirilmiştir. İstanbul 1286. II vermesi} hissesi 1 sonra 9 Sadâretti Mekke'de takva lı idare e »OSMANLI "alışı çekti ıduMi. Selim'in kızı İsmihan Sultân ile evlenen Sokullu. çuhadarlık ve silâhdarlık gibi Saray içi görevlere getirilen Sokullu Mehmed. sh. Âlât'ürRasadiyye li Zîc-i Şehinşâhiyye. 95 Takıyyuddin. Selimin kızıl Paşa'nın \ yıl II. Oradan İstanbul'a nakledilmiş ve Küçük Oda hizmetiyle Enderun'a alınmıştır. II. Müslüman İlim Öncüleri Ansiklopedisi I-II. Bu olayın Osmanlı'da ilmi geri bıraktığı doğrudur. 1550'de Rumeli Beylerbeyliği. Ankara 1969. 1512 yılında dünyaya gelen Sokullu. ı daha sonra < beyliği. 1561 yılında II. Selim zamanında manen Padişah ma-kamındadır. Yılmaz. daha sonra dışarı çıkarak Çaşnigirbaşılık. İl Murad bütün-S Sokullu. Sırp olması kuvvetle muhtemeldir."Müslümanların sultânı bu makule soğuk taassup sahiplerini. Ünver. Kanuni i tam bir basiret J kamındadır. Çünkü ta Fâtih devrinden beri konu ile ilgili çalışmalar tarihçiler tarafından çok iyi bilinmektedir95.ıyıd bu ı10. 286-287. musahibi Şemsi Ahmed Paşa ve kethüdası Canfedâ Kadın ve benzeri kişilerin aleyhteki gayretleri neticesinde. Kapıcılar Kethüdalığı. 1993. Cedâvil-i Rasadiye. Döğen. | Zira Avru-^tasadhâne ı önde gellenmek mına o-LPadişa-ıı proto-erde. Sokullu Mehmed Paşa kimdir? Devşirme olduğu ve Türk düşmanlığı yaptığı doğru mudur? Bosna'nın Vişegard Kazasına bağlı Rudo Nahiyesinin Sokkuloviçi köyünden bir devşirmedir. 122-123. 378. Kâtip Çelebi. c. İstanbul Rasadhânesi. Murad'ın i kullanamaz İl ve yakınları. i çıktığı güm olmadığım i sahibi olan j diği nakl doğru olu Tl yönleri nacaktır. Paşa ve I III. İÜ. ancak bunun Osmanlı Devleti'nde genel bir zihniyet olduğu doğru değildir. Selimi müştür. Murad zamanında bu görevi sürdürmüştür. Selim zamanında ve 6 yıl da III. II. Mahallî ve belli şahısların zihniyetine ait olan hatalar tamim edilmemelidir. nr. 82-90. sekiz yıl II. III. Sokullu Mek yaptığı ( Bosna'nın] devşirmedir. nr. İran seferindeki başarısı sebebiyle vezirlik makamına yükselmiştir. Sultân Murad'ın hocası Hoca Sa'deddin Efendi.

Murad'ın tahta çıktığı günden beri Sokullu'yu sevmediğini ifade etmekteyse de. Mehmed. Murad'ın Safiye Sultân'dan 1566'da dünyaya gelen oğludur. Osmanlı Devleti'nin duraklama ve hatta gerileme devrini. Kabasakal tarafındaki Sarayında İkindi Divanı halindeyken.III. Selim'in tahta çıkışında yeniçerilerin isyanına sebep olan tavırları ve III. Sokullu'nun müsbet yönleri arasında II. II. bu tür iddiaların kasıtlı olduğunu ortaya koymaktadır. Sokullu'nun vefatı ile başlat-salar da. Nişancı Feridun Bey başta olmak üzere en yakın arkadaşları ve yakınları. II. Babasının vefatı üzerine sancak beyliğinden Osmanlı Padişahlığı tahtına oturan son şehzade olarak 1595'de Manisa'dan gelerek İstanbul'da cülus etti. Ancak Avusturya seferi uzayıp gidiyordu. inşâ ettirdiği cami ve medreseler ve Mekke'de tesis ettiği hayır vakıfları ve en önemlisi de ömrünün sonuna kadar tam bir takva hayatı yaşaması. devleti dirayetle ve büyük bir tecrübe ile idare etmesi başta gelmektedir. Mehmed.SULTÂN III. 14 yıllık sadrazamlığı döneminde asla serdâr olarak ordunun başında sefere gitmemesi ve Padişahları da bu noktada teşvik etmemesidir. Eflak üzerine yürüdü. Ancak Sokullu. bazı araştırmacıların onun hakkında söyledikleri şeyler kanaatimize göre doğru değildir96. Daha sonra Macarların Kereşteş dedikleri Haçova'da zor da olsa . Bükreş'i aldı. hatta müstebid ve makamını korumakta hırslı bir devlet adamı olarak vasıflandıranlar olmuştur. Ayrıca İnebahtı felâketinde önemli derecede hissesi bulunmaktadır. Bu yüzden statükocu. Nihayet Yeniçerilerin de teşvikiyle 21 Haziran 1596/24 Şevval 1004'de Padişah sefere çıkmak üzere hareket etti. vefatından kısa bir zaman evvel. Bu özellikleri sebebiyle Hammer ve onu takip eden bazı tarihçiler. Eğri Kalesi kuşatılıp feth olundu ve bu sebeple III. ancak Yergöğü'nde dehşetli bir mağlûbiyet tattı. bizzat Tiryaki Hasan Paşa'dan dinlediğini söyleyerek. Onun babasının bir papaz olması ise. bunu aynıyla kabul etmek çok zordur. Bu arada vefat eden Sinan Paşa'nın yerine Damad İbrahim Paşa veziriazam olmuştu. Tavîl yani Uzun Mehmed Paşa diye de bilinen Sokullu'nun elbette ki iyi ve kötü yönleri olacak ve 14 yıllık sadrazamlığı döneminde tenkit edilebilecek tasarrufları bulunacaktır. aile hayatı ve zamanında Osmanlı Devleti'nin tıkıştığı sınırlar hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz? III. Her ne kadar azledilmese de. Murad'ın tahta çıkışında gösterdiği temellük yani yapmacık tavırlar. Murad bütün tahriklere rağmen. XIII. Sinan Paşa'nın fikrine katılarak Padişahın bizzat sefere katılmasını arzu ediyordu. Ayrıca Don ve Volga nehirlerinin birleştirilmesi ile so172 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN i nuçsuz kalan Süveyş Kanalı projesi de Sokullu'ya ait önemli ve ileriyi gördüğünün delili olan fikirlerindendir. onun değerini kısmen düşürmüş olsa bile. Mehmed Eğri Fâtihi olarak anıldı. Sokullu'nun tenkit edilebilecek olan yönlerinin başında. Nitekim yakınlarını ve dostlarını fazlaca tutması ve makamları öncelikle onlara vermesi şeklindeki tenkit bunlardan biridir. Her padişah döneminde olduğu gibi. şahadetini istediği nakledilmektedir. Sokullu'ya zarar vermemekte direnmiştir. meczup bir Boşnak tarafından hançerle yaralanmış ve 1579 yılında vefat etmiştir. Ferhad Paşa'nın gayretleriyle zorbalar bastırıldı. Selim ve III. Müslüman olduktan sonra ifa ettiği hizmetler karşısında İslâmiyet açısından hiç bir önem arz etmemektedir. Peçevî. Sadrazam Sinan Paşa. Bu görüşü destekleyecek ciddi bir kaynak mevcut değildir. Sultân III. Murad gibi atalarına asla benzemeyen iki zayıf Padişah zamanında. Padişah Hocası Hoca Sa'deddin Efendi. Âdil bir Padişah olan III. Her gece teheccüd namazını kaçırmayacak kadar takva sahibi olan Sokullu Mehmed Paşa'nın. son zamanlarda âdet haline gelen yeniçerilerin baş kaldırmaları ve bahşiş talebi kavgaları bunda da meydana geldi. Murad'ın nazarından düşmüştür. onun ölümünde dahli olmadığını da ilave etmektedir. Sadâreti zamanında himaye ettiği İslâm âlimleri. III. fiilen yetkilerini kullanamaz hale gelmiştir. MEHMED DEVRİ 97. Murad'ın bu katil olayında dahli bulunduğu şeklindeki iddialar doğru olmasa gerektir. kendisine sorulmadan görevden uzaklaştırılmıştır. III.

24-28. bu Cumhuriyet döneminde ortaya çıkan farklı bir bakış tarzının örneğidir. 19 kardeşini. Nemçe Harbi I pa'da mühim] Bütün t harb İlan ettM şıklıklar ve I Mahmûd'un I başarılı s III. jco-vî bu L'is İve Nemçe Harbi sürüp giderken Tiryaki Hasan Paşa ve Kuyucu Murad Paşa. sh. I padişahları arada. başkalarıyla ittifak ettiği ve yazışmalarda bulunduğu jurnallenen oğlu Şehzade Mahmûd'u da idam ettirdi. XII. sh. Vehhâmdı. 572 vd. Mehmed 1603'de dünyaya gözlerini yumdu. Türk ve Osmanlı düşmanı bir ajan gibi gösterilmiştir ki. TOEM. c. c.Karadeniz Kanalı ve Ejderhan Seferi". 29. Mehmed'in ölümüne sebep olan en önemli olaylardı. c. Yılmaz. devamlı bir duraklama ve hatta gerileme alâmetleri kendini göstermektedir. 53-75. sh. 349-402. c. sh. Mahmûd'udaK hatta gerilen» ı tin merkez t de görülen j lerdir. Mevlüt Uluğtekin. 49-54. Anası Safiye Sultân'm müthiş tesiri altında kalıyordu. kardeş katli meselesini en çok suiistimal eden padişahlardan biriydi. Murad devrinde de babasının zamanında olduğu gibi.büyük bir zafer kazanıldı. Taşra \ merkeze I memurlarına ı yanların teyll emrin I Osmanlı [ Osmanlı 0 nunnameiervel da mazıiımlmj Adalet Köşküd önlemek ü III. Düzenli kanunnameler yerine. Uyvar üzerine gidilmesi de bu tarihlerde oldu. I. Abdurrahman Şeref. nr. nr. sh. Avrupa'da mühim zaferlere imza basıyorlardı. sayı 46(1948). 388389. tarihçilerin verdiği bilgilerin kırınıtıları değerlenidlrlerek ve de abartılarak Sokullu. Fıtraten zayıf iradeli ve saf idi. "Sokullu Mehmed Paşa'nın Evâil-i Ahvali ve Ailesi Hakkında Bazı Malumat". Uzunçarşılı. Gerçekten Cağaloğlu Sinan Paşa'nın bu hareketleri neticesinde Anadolu'da Celâlî denilen eşkıya isyanları memleketi kasıp kavurmaya başladı. Bu arada. Belleten. II. sh. 257-265. sh. Bu eserde Sokullu'nun Türk olmaması esas alınarak. 1-14. "Bahr-ı Hazar. Harpten dönen Padişah. Kısım I. İnalcık. Osmanlı Tarihi. TOEM. Celâlî isyanları ve bunları tahrik eden Safeviler karşısında ordunun başarılı sonuçlar alamaması. I. Oğlu Mahmûd'un katli. Hoca Sa'deddin ve çevresindeki insanların tesiriyle Cığalazâde'yi sadrazamlığa getirdi. Bütün bu zorluklar içinde bir de İran Şahı andlaşmayı bozdu ve Osmanlı Devleti'ne harb ilan etti. Solakzâde. Mehmed. Bunda Hoca Sa'deddin'in büyük bir rolü vardı. aldığı zayıf fetvalara dayanarak idam ettirdi. III. Osmanlı Devleti bu karışıklıklar ve ihtilâller içinde iken III. 96 Peçevî. III. Aksun. c. Halil. III. Anadolu'yu Celâlî isyanları kasıp kavuruyordu. Fıtraten zayıf j kalıyordu. devletin merkez teşkilâtında ve özellikle ülü'l-emrin temelini teşkil eden . sancağa çıkan ve oradan padişahlığa gelen son Osmanoğludur. 552. Osmanlı'nın Arka Bahçesi. Ahmed Refik.» ancak I sac be-Ha-zade ^ zikri ZEV( zaasıilıtı Selim a dugus BİLİNMEYEN OSMANLI ıçiler. Babası gibi III. 1008/1599 yılında Damad İbrahim Paşa yeniden Sadrazamlığa getirildi. sonra da jurnalleyen insanların hayatına son verdi. Osmanlı Tarihi. III. Mehmed de. Ancak hem Kırım Han'ı Gâzî Giray'ı azledip Kırım'da fitne çıkarmasıyla ve hem de muharebe gününün ertesi günü askeri yoklatarak dâhilde ihtilâfların ve isyanların baş göstermesine vesile olmasıyla fayda yerine zarar getirdi. 43. "Osmanlı-Rus Rekabetinin Menşei ve Don-Volga Kanalı Teşebbüsü (1569)".

Şehzade Bâyezid'in durumu ise. 1-Şehzâde Sultân Selim Hân. Celâlî isyanlarını iki ayrı safhada incelemek mümkündür: Birinci safhada. III. Divan görüşmelerini Kasrı Adalet veya Adalet Köşkü denilen yerde dinleyen Padişah tarafından. Baba Zünnun. devlete isyan yani bağy veya hurûc ales-sultân diye de isimlendirebiliriz. artık memnun olmayan kitlelerin hareketine adını veren olay meydana gelmiş oldu. Yani Divan-ı Hümâyûnda mazlumların şikâyeti bizzat dinlendiği gibi. mahallî idarecilere şikâyetleri önlemek üzere adâletnâmeler de gönderilmiştir. re%ayaya karşı bu otoriteyi kötüye kullanmaları ve kanun. devlet otoritesini temsil eden görevlilerin. İkinci safha ise.Haseki. 4-Şehzâde Ahmed.Hândan Valide Sultân. Ferhad Paşa.Haseki. Bâyezid devrinde Antalya taraflarında başlayan Şahkulu isyanı idi. Osmanlı Devleti'nde. 6. Mustafa validesi. Adlî mahlasıyla şiirler yazan. ancak Osmanlı padişahları arasında en çok takva sahibi olanlardandır. Kanuni'nin zamanında da Şehzade Mustafa'nın idamıyla fırsat bulan Celâlîler. ÇOCUKLARI: (İsimleri bilinmeyen beş altı tane daha çocuğunun bulunduğu söylenmektedir). Mehmed. Adâletnâme. 2.Valide Sultân. nazik ruhlu ve zayıf iradeli bir padişah. bu sebeplerden biriyle devlete kırgın olanlarla daha evvel Celâlî isyanlarının temelini teşkil eden mezhep mücadelesinin birleşmesi safhasıdır. hiç kimsenin beğenmediği Cığala-zâde (Cağaloğlu) Sinan Paşa ve İbrahim Paşa'yı. 7174 BİLİNMEYEN OSMANLI Ayşe Sultân97. Osmanlı Devleti'nde padişahın hükmü tarzında kendisini göstermiştir. Bu kontrolün kaybı. Karaisalı Cemâatinden Veli Halife ve nihayet Hacı Bektaş-ı Veli'nin neslinden olduğunu iddia eden Âsi Kalender bulunmaktadır. 3. ya yerli âlimler merkeze bildirmişler veya halkın tazallüm ve şikâyeti üzerine merkez teşkilâtı taşra memurlarına adalete rPâyet etmeleri için emirnameler göndermişlerdir. Osmanlı Devleti'nin hukukî. 5-Şehzâde Mustafa. İran Şahının da tahrikiyle tam bir isyana dönüştü. 98. âlimler arasında Hasan Çan'ın oğlu Hoca Sa'deddin. Hadım Hüseyin Paşa.Hatice Sultân.Padişah ve vezirlerde görülen şerv-i şerife muhalif halleri siyâsetnâmeler ile âlimler ikaz ve irşâd eylemişlerdir. Hoca-zâde Mehmed Efendi ve şeyhlerden Şeyh Muhyiddin Efendi ile Şeyh Şemseddin Sivâsî'yi zikretmeliyiz. daha sonra meydana gelen isyanlara hep Celâlî isyanları ve âsilere de Celâlîler denmiştir. Çaldıran Zaferi bu tip isyanları ortadan kaldırmaya yetmedi ve 1519'da Yavuz tarafından bastırılan Şeyh Celâl isyanı ile. 3-Şehzâde Mahmûd Hân. sosyal ve iktisadî hayatının bozulması ve bunun neticesinde devlet teşkilâtında kayırmaların. Şehzade Selim annesi. Düzmece Mustafa diye birinin etrafında toplanarak devlete isyan ettiler. celâliği. Zamanındaki sadrazamlar arasında Koca Sinan Paşa. bir mezhep mücadelesi tarzında başlayan ve daha ziyade İran'ın tahrikleri sonucu Osmanlı Devleti'ne fırsat buldukça isyan eden Şi'î Türkmenlerin hareketleridir. Bu ikisi başlayınca. 4. İşte Celâlî isyanlarının ortaya çıkış sebebi de budur. Celâl'e mensup demektir. Bunlara Alevî veya Kızılbaş isyanları da denmektedir. Abaza asıllı ve I. zulümlerin ve rüşvetin artması üzerine. Şeyhülislâm Bostanzâde Mehmed Efendi. ülü'l-emrin hakkı ve kanunu hatırlatıcı mâhiyette düzenlediği hukukî düzenlemelerine denir. Şehzade Mahmûd annesi. Alevîlik davasıyla isyan eden Celâliler arasında Sülün. Ahmed'in annesi. kanunnameler ve tezkire'lerin yerini de adâletnâmeler almıştır. 2-Şehzâde Sultân Cihangir Hân. mezâlim divanının yerini Divan-ı Hümâyûn aldığı gibi. I. Bu manada en önemli isyan II. Celâlî isyanları hakkında özetle bilgi verebilir misiniz? Sizce bunların sebepleri nelerdir? 9Celâlî. Osmanlı devleti kontrolü çok ciddi manada kaybetmiştir. Domuzoğlan. geniş anlamda. . Yavuz Sultân Selim zamanında Bozok'da 1519 yılında isyan eden Kızılbaş Şeyh Celâlin isyanı üzerine. O halde. hak ve adalete aykırı davranmaları halinde. baskıların. hem hukukî alanda ve hem de malî alanda yanlışlıkların ve zulümlerin yaşanmasına sebep olmuştur. Safevi Devleti'nin himayesinde. ZEVCELERİ: 1. Taşra teşkilâtında meydana gelen zulümleri ve haksızlıkları ise.

Mehmed devrinde devam eden Osmanlı-Avusturya savaşları sırasında ilk büyük Celâl? isyanını başlatan Karayazıcı Abdülhâlim. Gökbilgin. Avusturya ve İran . Bunlara Safevi devletinin tahriklerini ve de seferlerde alınan kötü neticeleri de ekleyince. Karayazıcı. Hâlim Şah adıyla fermanlar bile göndermiştir. eskisine nazaran daha güçlü reisler çevresinde toplanmaya başlamışlardır. III. halkı bıktırmış ve psikolojik açıdan insanları devletten soğutmuştur. sh. Kantemir. 1-2. 2) Osmanlı iktisadî hayatındaki bozulma önemli bir isyan sebebiydi. Devletler ve Hanedanlar. bu öfkelerini ortaya koymak üzere bir çıkış yolu aramışlar ve devlete baş kaldıran her reisin maalesef arkasında yer almaya başlamışlardır. teşkilâtın başına oğlu Deli Hasan geçmiştir. 254-255. I. c. 620-682. Bir tarafdan refah ve lüks ve diğer tarafdan da buna ulaşmak için başvurulan rüşvet yolu. artık düzenli bir hukuk sisteminin devamı olmak üzere yeni çıkarılan kanunlar ve bunlara göre verilen tezkireler değil. 275-277. sh. 176-177. Mesela uzun süren Osmanlı Avusturya savaşları.. c. 99.:. 47. İnalcık. Urfa civarını yağmalamış (1596). Murad devri Osmanlı Devleti'nde enflasyonun yaşandığı ilk dönemdir. 163-280. Halil. Bir taraftan idarecilerin zulmüne ve diğer taraftan Celâlilerin baskısına dayanamayan halk. bunların yanında vatandaşın vergi ve fakirlik kıskaçları arasında kalması. Mehmed devrindeki belli başlı Celâli isyanlarını anlatır mısınız? III. nr. Bu sebeplerden bazılarını şöylece özetlemek mümkündür: 1) Osmanlı Devleti'ni yücelten hukuk ve adalet sistemindeki bozulma bu isyanların 97 Peçevî. Zira devlet görevlileri. III. sh. Cığala-zâde Sinan Paşa'nın yanlış siyâsetinden rahatsız olan 30. Mehmed devrinde Osmanlı Devleti'ni perişan eden bazı Celâlileri kısaca anlatalım: •¦ ' '. Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi. Urfa'yı zapteden Karayazıcı. devlete isyan edenlerin maalesef kalitesini yükseltmiştir. II. 3) Osmanlı Devleti'nin savaşlarda zafer yerine mağlubiyetler alması da isyanların önemli sebepleri arasındadır. M. 73-115. Osmanlı Devleti'nin en az 200 yılına damgasını vuran Celâlî isyanları ortaya çıkmıştır.'¦ = ¦ Karayazıcı İsyanı: III. Sokullu-zâde Hasan Paşa'nın takipleri sonucunda Samsun taraflarına çekilen Karayazıcı vefat ettikten sonra. aslında Osmanlı Devleti'nde sekbanbaşılık ve subaşlık gibi görevlerde bulunan ve eşkıyayı sindirmek üzere Malatya tarafında il erlerine yiğitbaşı olarak tayin edilen bir şahıstır. insanları isyana teşvik ediyordu. Öztuna. İA. c. savaşlar kadar isyanlara sebep olarak gösterilmektedir. 1830. İsyan ettikten sonra çevresine topladığı levent ve sekbanlarla. Devlet hayatında yanlış uygulamalardan rahatsız olan bazı vasıflı devlet adamları da. Tayyib.:. -. Tavil Ahmed ve Canboladoğlu isyanları bunlara misâl olarak verilebilir. "Mehmed III". Padişahların Kadınları ve Kızları. Sadrazam Yemişçi Hasan Paşa'nın kendisini Bosna Beylerbeyisi ve çevresindeki ileri gelenleri de belli görevlere getirip Avusturya Seferine göndermesiyle bu büyük gaile ortadan kalkabilmiştir (1603). D.000 kapıkulu da kendisine katılınca iyice azıtmıştır. maalesef patlamaya hazır bomba gibi duran isyancı grupların başlarına geçebiliyorlardı.¦. Solak-zâde. tarihçiler tarafından. sh. Sil BİLİNMEYEN OSMANLI 175 birinci sebebidir. meydana gelen haksızlıkları önlemek ve kanunların tatbik edilmeziiklerini ortadan kaldırmak için çıkarılan adâletnâmeler gündemdedir. Uluçay. laraı 99. Osmanlı Tarihi. 2768. vatandaş devletinden her geçen gün soğumuştur. Adâletnâmeler. celây-ı vatan ederek yani evini yurdunu terk ederek çoğunlukla bir başka Celâli grubuna karışıyordu. Bu yüzden yeniçeri isyanları da başlamıştır. sh. adaleti arka plana itince ve re'âyâya ağır vergiler salmaya başlayınca. sh. Yani Celâlîler. İşte bu noktada devletin idaresinden hoşlanmayan gruplar.Biraz evvel gördüğümüz gibi. Deli Hasan. Uzunçarşılı. Belgeler. Bu arada bir ateşli silah olarak tüfeğin Anadolu'da bol miktarda bulunması da. II. Kısım I. c. 4) İlmiye sınıfının bozulması ve devlet işlerinde ehliyet yerine yakınlara ve dostlara görev verilmesi. sh. Osmanlı Tarih Lügati. E. 49 vd. Sertoğlu. III. c.

Müctebâ. 236-238. Ancak oğlu Mustafa. idarî. bu büyük devlet adamını. sırasıyla kethüda. c. Tavîl Ahmed İsyanı: Sekbanlıktan yetişme olan Tavîl Ahmed de. sh. Canboladoğlu Ali Paşa İsyanı: Maalesef Celâlîlerin en güçlüsü bu idi. II. Anadolu yakılıp kavrulmaya başlamıştır. Osmanlı Tarihi. 1605 yılında çevresine topladığı eşkıya ile Gezdehan Ali Paşa ve Nasuh Paşa komutasındaki Osmanlı 176 BİLİNMEYEN OSMANLI ordusunu mağlup edecek kadar güçlenmiştir. sh. sh. Ahvâl-i Celâliyân. 100. "Bu ol vezir-i azamdır ki. 26-39. nr. Kuyucu Murâd Paşa kimdir? Neden Osmanlı tarihinde zulmün kötü misâli olarak gösterilmektedir? Peçevî. hukukî ve iktisadî sebeplerden dolayı Celâlî üreten bir bataklık haline gelmişti98. sosyal.000 kişi toplayacağını söyleyen bu eşkıya hemen idam edilmiştir. Dedesi Canbolad Bey. Konya'daki Saraçoğlu Ahmed'dir ve çevresine 30.seferleri yüzünden devlet Celâlilere karşı tam bir varlık gösteremiyor ve vatandaşını bu asilere karşı koru-yamıyordu. sh. 252-257. Bağımsızlığını ilan etti ve ordu tertip ettirdi. Ravzatu'l-Hüseyn fi Hulâsatı Ahbârı'l-Hâfikeyn (Tarih-i Naima) I-VI. 83-87. Osmanlı Devleti'nin beyni olan Anadolu. Cığala-zâde Sinan Paşa'nın kardeşi (bazı kaynaklarda yeğeni) Hüseyin Paşa'yı idam etmesiyle birlikte. başa çıkamadığı Tavil Ahmed'i Şehrizor Beylerbeyliğine tayin ederek bu sıkıntıdan kurtulmuştur. İşte Anadolu'nun isyanlarla kıvrandığı ve bu sebeple de Osmanlı Devleti'nin tarihinde bir ilke imza atarak 1606 yılında Zitvatorok Andlaşmasını imzalamaya mecbur kalması üzerine. Bunu Silifke ve Adana'yı işgal eden Cemşid ve Mush Çavuş eşkıyalarını temizlemek takip etmiştir. İ İ MANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 177 . c. 90 yaşına kadar istikametli bir hayat yaşamış ve Padişah'ın Baba iltifatına mazhar olmuşlardır. bir türlü durdurulamayan Canbolad Oğlu ve de Lübnan ile Suriye taraflarında baş kaldıran Dürzi eşkıyalardır. Anadolu ve Rumeli Beylerbeyiliği ve nihayet 1015/1606 yılında veziri azam olmuştur. Ahmed. babasının isyanını devam ettirerek Bağdad'ı teslim almıştır (1607). c. III. II. c. III. Kısım I. sh. Esad Efendi. 335: Nâimâ Mustafa Efendi. Kuyucu Murad Paşa. Çok tehlikeli hale gelen bu isyan da 1607 yılında yine Kuyucu Murad Paşa tarafından bastırıldı. sancak beği ve ardından Diyarbekir. Daha sonra Kuyucu Murad Paşa bunu sindirmekte muvaffak olmuştur. 99-113. Canbolad Oğlu ile 1607 yılında 93 Peçevî. İlgürel. 213-220. 1608 yılına kadar Anadolu'da büyük kaçgunluk denilen bıkkınlık dönemi yaşandı ve halk perişan oldu. c. Buna çok üzülen I. Uzunçarşılı. sh. İstanbul 1280. 2) İkinci önemli işi. III. O halde neden bu devlet adamının aleyhinde fazlaca konuşulmaktadır? Bilindiği gibi. 1) Murad Paşa'nın ilk üzerine yürüdüğü Celâlî. I. 252. Mehmed devrinde artarak devam etmiş ve özellikle mezhep mücadelesini esas alan Kalenderoğlu'nun isyanı ile. c. V. "Celâlî İsyanları". Kısaca Celâlî isyanları. Osmanlı padişahının fermanıyla aşağıdaki başarılara imza atmıştır. Anadolu'daki eşkıyayı katletmiş ve katlettiği eşkıyayı kuyuya attırdığı için de Kuyucu lakabını almıştır. 204-205. bataklıkta üreyen sivrisineklerdi ve maalesef zikredilen sebeplerle. 1-22. III. c. 223-225. Murad devrinde Anadolu'da başlayan Celâlî isyanları. Yavuz zamanında kendisine yurtluk verilen Kürt Beylerindendi. Aslen Hırvat olan bu devlet adamı. VIII. Kilis ve çevresinde isyan bayrağını çekti. TDVİA. Adına hutbe okutup para bastırdı. Memâlik-i Âl-i Osman'ı eşkıyadan temizlemişdir ve 500 yıl önce Şeyh-i Ekber Hazretleri (Muhyiddin-i Arabî) Kuyucu Koca diye ona işaret ile kitabına yazmıştır" şeklinde kısaca anlatmakta ve daha fazla izahın gerekli olmadığını ilave etmektedir. 303-316. 281-284. Süleymaniye kütp. 2236.

1608 yılında Göksün taraflarında Kalenderoğlu ile karşı karşıya gelmiş ve kuvvetlerini dağıtınca Kalenderoğlu destek aldığı İran'a sığınmıştır.? 178 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİN'' dürmesi. .pçtomaluştur. Zaferden sonra kaçanları tesbit etmek üzere yoklama yaptırması ve 30. c. t Dedesi İûijala. Lala Mustafa Paşa zamanında vezirlik makamına getirilmiş ve özellikle İran ile yapılan savaşlarda büyük bahadırlıklar göstermiştir. Nitekim ona destek veren Tavil'in kardeşi Meymun ve benzeri eşkıyalar da neticede İran Şah'ına iltica etmişlerdir. tekrar İbrahim Paşa'ya iade edilir. Bu bozgun Ege'deki bir çok şehrin de yakılıp yıkılmasına sebep olmuştur. kethüda ve hatta mütesellim olarak görev yapan bu şahıs. 1604'de isyan etmiş ve Anadolu Beylerbeyini mağlup ederek Manisa ve çevresini hâkimiyeti altına almıştı. p(1607). Haçova zaferinden kısa bir süre önce ordu bozgunla karşı karşıya gelme ihtimali üzerine önemli sayıda askerler kaçmıştı. Cağaloğhı (Cigala-zâde) Sinan Paşa'nın dönme ve hâin olduğu ve Celâlî isyanlarına onun sebep olduğu şeklinde iddialar var. beylerbeyilik ve kaptan-ı deryalık gibi görevlere gelen ve adı da Müslüman olması hasebiyle Cigala-zâde Sinan Paşa olan bu zat. Elbette ki bunlar arasında masum olanlar da vardır ve bulunabilir. Bu olay İstanbul'da duyulunca büyük heyecan uyandırmıştır. 50. aslında eski bir çavuş. Uzunçarşılı. Murad zamanında 1596 yılında kazanılan Haçova Zaferinde gösterdiği kahramanlıklar sebebiyle. 101. Daha sonra Yeniçeri ağalığı. Kovalamacalar sonunda Murad Paşa. Ancak aleyhteki ithamlar tamamen. 354. Ancak 45 gün süren bu görev. III. Bunlar doğru mudur? Cigala. İtalyan asıllı büyük bir komutan olan Visconte di Cicala'dır. İstanbul'a gelmesinden korkulan Kalenderoğlu'nun üzerine gönderilen Osmanlı kuvvetleri bozguna uğramış ve komutanları öldürülmüştür. Tarihlerin kaydettiğine göre. Bayburt'ta Murad Haniler ve Beyşehir'de ise Emîr Şâhî denilen eşkıyayı tamamen ortadan kaldırmıştır. Osmanlı Tarihi. Hoca Sa'deddin Efendi ve Kızlarağası Gazanfer Ağa'nın etkisi ile vezir-i azam olur. Kuyucu Murad Paşa'nın üç sene süren bu eşkıya temizleme hareketi sırasında. ancak halk kabul etmeyince yeniden isyan ederek ve de Canboladoğlu kuvvetlerinden kaçanları da çevresine toplayarak 30. III. Kısaca bir asra yakın Osmanlı Devleti'ni alt üst eden Celâlî isyanlarını Murad Paşa sona erdirmiştir.000 küsur eşkıya öldürülmüştür. mezhep taassubundan kaynaklanan ve tek taraflı olan abartmalardır". Cigala-zâde Sinan Paşa'nın tenkit edilen üç ö-nemli kusuru bulunmaktadır: Birincisi. asker içinde büyük kargaşalara sebep oldu. Oğlu Scipione Cicala 1560 yılındaki Cerbe zaferi sırasında İslâm gazileri tarafından esir edilmiş ve Kanuni'nin döneminde Enderun'a verilmiştir. Üzerine yürüyen Murad Paşa'dan çekinen Kalenderoğlu önce Ankara sancak beyliğini kabul etmiş. 4) Murad Paşa'nın görevi bununla da bitmemektedir.000 askerin dirliğini kesmesi ve hatta bir kısmını öl^ Cı n. sh.siyle lı tertip |iı 1607 ta seli seHl I »tabî) İskenderun yakınlarında yaptığı muharebeyi kazanan Murad Paşa.000 kişilik bir kuvvetle Bursa ve çevresini yakıp yıkmıştır (1607). 330-343. Tarihçilerin kaydettiklerine göre. Canbolad Oğlu'nun İstanbul'a teslim olmaya ve Dürzi liderlerini de kaçmaya mecbur etmiştir. 3) Asıl problem olan Kalenderoğlu Pîrî veya Mehmed'e gelince. Kısım I.

Osmanlı Tarihi Kronolojisi. Roma 1898. imparator sulha yanaşmak zorunda kaldı. Padişah olduğunda on dört yaşında idi. Mehmed'in. İran şahı Büyük lakabıyla anılan Şah Abbas ile yapılan muharebelerde hiç de iyi neticeler alınmadı. Hândan Sultân'dan Manisa'da 18 Nisan 1590/22 Cemâziyelâhir 998 tarihinde dünyaya gelen oğludur. onun ahlakı ile alakalı güzel şeyler söylenmese de. VII. Ancak kullandığına ve bu zatın da Hıristiyanlıkta devam ettiğine dair Osmanlı kaynaklarında bilgi bulunmamaktadır. sh. Tuna üzerindeki Zitvatorok denen yerde Osmanlılarla andlaşma yapıldı (1606). Celâlî denilen eşkıya yer yer Anadolu'yu kaplamıştı. Mevlüt Uluğtekin. İOSHANLI ı/ı azleIrası ve rseîve '"in. 22 Kânun-ı sânî 1603/18 Receb 1012 tarihinde babası yerine tahta çıktı. Fakat üç sene sonra iki devlet arasında savaş yeniden başladı (1615). 111-112. Nihayet 1612'de İranlılarla da sulh yapıldı. Ahmed. Haçova Savaşına gelmediğini ileri sürerek Kırım Hanı Gâzî Giray'ı azlederek yerine acemi olan kardeşi Fetih Giray'ı getirmesi ve bunun da Kırım'da büyük kargaşalara vesile olmasıdır. "Mahmûd H. Yılmaz. c. 284. 525-526. sh. Bu andlaşma Osmanlı Devletinin Avrupa'daki ilerleyişinin durduğunun bir vesikası olarak kabul edilir. uzak durdun" gibi sudan sebeplerle insanları çokça tenkit etmesidir.SULTÂN I. Cigalazâde'nin. Bazı ithamlar için bkz. Suitni bette ki i U devlet vfl) Sadra i Me üzer» 14 yaşında hükümdar olub 14 sene Padişahlık etmiş bulunan I. yıllarca uğraşarak ve yakaladığı . Osmanlı Tarihi. c. Böylelikle 15 yıldır sürüp giden Avusturya (Nemçe) harbleri sona ermiş oldu. III. Clement'in ajanı olduğunu. Clement ve Cağaloğlu Sinan Paşa adlı eser yazarak bunu belgelerle ispatladığını ileri sürmektedirler. ir. Üçüncüsü ve bizce en önemlisi. Yani Papa. lislâmSs Ha--E'. AHMED DEVRİ 102. 204-206. XIV. Cigala-zâde Sinan Paşa". TOVtA. 354. Danişmend. "Yakın geldin. Osmanlı'nın Arka Bahçesi. sh. 235. Kırım Hânı süvarilerinin Boğdan ve Eflak'ı tahrip ve Erdel memleketini de sıkıştırmaları üzerine. sh. bu üç beğ Avusturya tarafını bırakıp tekrar Türklerle birlik olunca. ailesi ve zamanındaki önemli hadiseler hakkında kısaca bilgi verir misiniz? mt rai (iş yaniı gibi o-di. sert mizaçlı ve fazla tenkitçi birisi olması ve makamına uygun düşmeyecek şekilde. 357. Bir aralık anlaş100 Peçevî. Kuyucu Murâd Paşa. Özellikle Osmanlı Devleti'ni Türk düşmanı dönmelerin istila ettiğini iddia eden ve Osmanlı Devleti'nin ümmet anlayışını tenkit eden bazı araştırmacılar. II. elemente VIII Sinan Bassa Cicala. böyle bir Osmanlı devlet adamını kullanmak istemiş olabilir. III. Rinieri. Uzunçarşılı. III. Bu tür iddiaların ve hatta adı geçen kitabın. Türk düşmanı Papa VII. Papa'nın Fâtih'e gönderdiği mektuplar gibi olması da mümkündür. c. Osmanlı tarih kaynaklarında. İ. 261-266. 178-179. I.İkincisi. ajanlığı ve Hıristiyanlığı ile ilgili tek kelime zikredilmemektedir. Kısım I. Ahmed. 22 «ve İtaBİLİNMEYEN OSMANLI 179 ma yapılır gibi olduysa da savaş gene devam etti. 1026/1617 yılında 28 yaşında vefat eylemiştir.. İran savaşlarına gelince. 94-101. bu konuda Rinieri adlı bir müellifin 1898 yılında VIII. Tahta çıktığı zaman memleketin iç düzensizliklerinden başka Avusturya ve İran harbleri devam ediyordu. sh. Şâkiroğlu. Ancak 1593'de kardeşi Carlo'nun İstanbul'a gelmesi ve ertesi yıl da kendisinin doğum yeri olan Messina'ya gitmesi bu çeşit dedikoduların çıkmasına sebep olmuştur100.

8661. 3. III. Bunun üzerine II. Şeyh Abdülmecid Sivâsî ve Cerrah Paşa Şeyhi diye bilinen Şeyh İbrahim Efendi'yi zikredebiliriz. 161-164. "Ahmed I". iki defa Osmanlı tahtına oturmuştur: Birincisi: Kasım 1617-Şubat 1618 tarihleri arasındaki 3 aylık saltanattır. 30-33.SULTÂN I. Nâimâ. 116-126. 47-53. saltanatın sülaleden en büyüğe geçmesi yani ekberiyyet ve erşediyyet nizâmını koyması ve kardeşi Mustafa'yı öldürmemesi gibi önemli icraatları vardır. Kantemir. IV. Padişah. 7-Şehzâde Kasım. savaşlardan ve gailelerden ancak başını kurtarmıştı ki. M. sh. 6-Şehzâde Bâyezid. onun hukukî düzenlemeler üzerindeki fonksiyonunu da ortaya koymaktadır. 279-283. 3831. genç yaşında öldü. 373-461. 37. Sokullu ailesinden Mehmed Paşa. icraatında azimli idi. Cariyelerdendir. koyduğu ekberiyyet ve erşediyyet kaidesine göre. 2-Şehzâde Sultân Mehmed Hân. Sultân Ahmed Câmi'ini o yaptırmıştır. 15-Şehzâde Hüseyin101. Kendisi saltanattan uzak kalmak istiyordu ve Osmanlı kaynaklarının ifadesine göre. 3-Şehzâde Murad IV. kardeşi Sultân Mustafa tahta oturtuldu. II. Kısım I. devrinde yaşayan kanun-şinâs âlimlere borçludur. MUSTAFA DEVRİ 103. I. E.Hatice Mahfirûze Sultân. Ahmed zamanında Murâd Reis ve Halil Paşa gibi deniz kahramanları Türk donanmasına zaferler kazandırmışlardır. itimat ettiği değerli kimseleri devlet hizmetinde kullanmıştır. sh. 10Ayşe Sultân. c. İlgürel. Derviş Paşa ve Nasuh Paşa'yı. Uzunçarşılı. 13. 8-Şehzâde Süleyman. sh. devlet ve ilim adamları iç huzuruyla bi'atı . sh. Ayn Ali'nin her iki Kanunnâme Mecmuasını da Kuyucu Murâd Paşa'ya takdim etmiş olması. o zamana kadar icra olunan Osmanlı Kanunlarını yeniden tertip ve tedvîn yoluna gitmiş olmasıdır. Mücteba. Gençliğine rağmen. 9. İstanbul'da At meydanında yaptırdığı ismi ile anılan (Sultanahmet CâmiM) yanındaki türbesine defnedildi (1616). sh. Ayrıca Yıldırım Bayezid'den beri sürüp gelen nizâm-ı âlem için kardeş katli meselesini düştüğü suiistimal çukurundan çıkarması ve bu usul yerine. c. 4-Şehzâde Cihangir Hân. I. 180 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN C XV. İA. 101 Peçevî. Murad'ın annesi ve Osmanlı Hareminin en namdâr kadını. Öztuna. E. nr. aklında hafiflik. Hoca-zâde Mehmed Efendi. c. Ahmed devri denilince akla gelen isimlerin başında. Elbette ki bunu. Kadınlar Saltanatı. c. Osman'ın şahsiyetinden çekinen ve Kösem Sultân diye de bilinen Mâhpeyker Haseki'nin de etkisiyle. Bir diğer önemli hizmeti de. muhitinin tesirine kapılan I.Kösem Sultân (Mahpeyker Sultân). I. ÇOCUKLARI: 1-Şehzâde Osman II. II. Özellikle Venedikli Baffo veya Safiye Sultân diye bilinen siyâsî kadını Eski Saray'a göndermekle kadınların devlet işlerine fazla karışmalarını önlemiştir.zorbaları kuyulara doldurarak Anadolu'yu temizledi ve halka geniş bir nefes aldırdı. I. I. ömrü vefa etmedi. re'yinde ve işlerinde isabetsizlik bulunması hasebiyle. 178-183. Celâlî İsyanlarını durduran. c. 8365.Fatma Haseki. Ahmed. Şiire meraklı idi. D. Yazdığı şiirlerde Bahtî mahlasını kullanırdı. meşhur âlimlerden Şeyhülislâm Sun'ullah Efendi. Uluçay. III. 12. Saraydaki kadın nüfuzunu önlemiş. Ahmed Refik. 11. Ahmed vefat ettiği zaman. Ahmed devrinin sadrazamları arasında Kasım Paşa. c. Devletler ve Hanedanlar. Sultân I. sh. Başta Muallim-i Sultanî Mustafa Efendi olmak üzere. ZEVCELERİ: 1.Hân-zâde Sultân. sh. Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi. 14Şehzâde Orhan. Baysun.Sultân İbrahim. II. I.Burnaz Atike Sultân. Genç Osman'ın annesi. diğer devlet adamlarından Cigala-zâde Mahmûd Paşa. Etmekçi-zâde Ahmed Paşa ve Sarıkçı Mustafa Paşa'yı. I. kadınlara âlet olmamıştır. TDVİA. Mu'allim-i Sultân Mustafa Efendi ve Ahi-zâde Hüseyin Efendi'yi ve maneviyat erenleri arasında Aziz Mahmûd Hüdâyî Hazretleri. Osmanlı Tarihi. 2.Fatma Sultân. Padişahların Kadınları ve Kızları. devlet ve kanun nizâmının tesisi için yazılı ve fiilî tedbirler alan Vezir ve sonradan da Sadrazam olan Kuyucu Murâd Paşa gelmektedir. Cavld. kendi şehzadeleri henüz küçük idiler. 290-346. "Ahmed I". Mustafa'nın zamanını kısaca özetler misiniz? Tamamen a-kıl hastası olduğu doğru mudur? cut değı-dır Ut XVISultân Mustafa. 5-Şehzâde Hasan.

Sadrazam Halil Paşa'yı yerinde bırakan Padişah. II. 14 yaşında yani Şubat 1618'de tahta geçen ve Genç Osman diye de bilinen II. İç karışıklıktan istifade etmek isteyen iç ve dış mihraklar Osmanlı Devleti'ni sarsıyordu. Seferden önce Rumeli Kazaskeri Taşköprülü-zâde Kemâlüddin Efendi'den fetva alarak kardeşi Şehzade Mehmed'i kati ettirdi ve ahım aldı. II. Kaimmakam Sofi Mehmed Pa-şa'nın yerine Kara Mehmed Paşa'yı getirdi. I. Hâile-i Osmaniye adı verilen Genç Osman olayını kısaca özetler misiniz? Hâile-i Osmaniye. İstanbul'a gelmek üzere hazırlık yapıyordu. Ahmed devrinde devleti tek başına yürüten Dârüssa'âde Ağası Mustafa Ağa. Tahttan sevinçle Eylül 1623 tarihinde ayrılan Sultân Mustafa. Ahmed'in oğlu II. giderek aklı başına gelir deyü doktorların tedaviye devam etmeleri kaydıyla Şeyhülislâm Es'ad Efendi kavliyle amel olunmuştur". I. Osman'ın katillerinin bulunması için baş kaldırdılar ve bunun üzerine Kasım 1622'de toplanan divan Davud Paşa'nın idamına karar verdi. Ancak II.yapamadılar. Bu arada Saray'da bulunan şehzadelerin de öldürüleceği haberi alınınca. Ahmed'in oğlu olup Hatice Mahfirûze Sultân'dan Kasım 1604 yılında dünyaya gelmişti. yeniçerilere kin kusarak isyan etmişler ve çok sayıda yeniçeriyi de katletmişlerdi. Aklının hafif. Osmanlı kaynakları açıkça akıl hastası demek olan mecnun tabirini kullanmamaktadırlar. Yalnız bir mikdar aklı hafif olup buna hapiste uzun süre kalması sebep olmuştur. Vezir-i azam İstanköylü Ali Paşa harp açılmasına taraftardı. Bilindiği gibi. Kâim-makam Sofi Mehmed Paşa ve diğer yetkilileri ikna ederek hal'i için fetva aldılar ve I. Yunanca ve İtalyanca bilecek kadar âlim ve Fâris yahut Fârisî mahlaslarıyla şiir yazacak kadar da edibdi. .SULTÂN II. III. Osman'ı tahta çıkardılar. Osman. Sipahiler. OSMAN (GENÇ OSMAN) DEVRİ 104.5 yıllık saltanattır. Sıra 1617 yılından beri devam eden Lehistan problemine gelmişti. basiretiyle devlet adamlarını topladı ve Sultân Mustafa'nın saltanat koltuğunda kalmaması gerektiğine karar verildi.1 cı musibeti Sultân'danl gizliye İn m etmeye s Efendi <8 Mitimi Ihıed BİLİNMEYEN OSMANLI İSİ cut değildir. Mehmed'in oğlu olan Sultân Mustafa'nın tesbit edilen kadını ve çocukları mev104. İlk işi 1612 Nasuh Paşa anlaşması ile sona ermiş gibi görünen ve ancak devam eden İran'la olan ihtilafı sona erdirmek oldu ve Eylül 1618'de anlaşma imzalandı. Sultân Mustafa'nın dünyevî saltanatı istemeyen bir hali olduğu kesindi. Mayıs 1622-Eylül 1623 yani 1. diğer erkân-ı devlet ise istemiyorlardı. tedbirinin zayıf ve saltanat koltuğunda dahi çocukça hareketlerde bulunan biri olduğu da doğruydu. Arapça. Şeyhülislâm Es'ad Efendi. İkballeri vardır. II. Osman'ın canına kıydıkları a-cı musibet demektir. yeniçerilerin kazan kaldırarak II. Latince. Ocak 1639 tarihinde vefat etti. Veziriazam Davud Paşa kullanılarak Sultân Mustafa yeniden tahta çıkarılmıştır. İkincisi. XVI. Farsça. Osman'ın büyük bir zulümle Mayıs 1622'de yani 4 yıl sonra tahttan indirilmesinden sonra. Konuyu Solak-zâde'nin ifadeleriyle noktalamakta yarar görüyoruz: "26 yaşında idiler. halk ayaklanmaya başlamış ve Şeyhülislâm Yahya Efendi'nin tavsiyesiyle Kara Davud Paşa azledilerek yerine Mere Hüseyin Paşa getirilmiştir. Üzerinde müessir olan üç şahsiyetten birisi Hocası Ömer Efendi ve diğeri de Kızlar Ağası Mustafa Ağa ile Süleyman Ağa idi. Trablusşam Beylerbeyi Yusuf Paşa ve Erzurum Beylerbeyi Abaza Mehmed Paşa. Ağustos 1623 yılında Sadrazamlığa getirilen Kemankeş Ali Paşa. Karışıklık devam edince sırasıyla Lefkeli Mustafa Paşa ve Gürcü Mehmed Paşa sadrazamlığa tayin olundu. Osman'ın ölümüne sebep olan yeniçerilerden ve Davud Paşa'dan halk rahatsızdır. Kadın efendileri bilinmemektedir102. Osman.

sh. akıllı olmak. mek evlâdır. II. cihâd. Evvela haccın farz olmasının şartlarını özetleyelim: Müslüman olmak. Sultân Mustafa'ya zorla bî'at gerçekleştikten sonra. Kayınpederi ve Şeyhülislâm Es'ad Efendi ile Aziz Mahmûd Hüdâyî Hazretleri şiddetle karşı çıkıyordu. Osman. < kutbu Aziz t eylemiştir. 720-736. Cihâd.Eylül 1620 tarihinde başlayan Lehistan seferi. \ hedef olan ve 1 tamamen fıktımj istemezdik.Ayşe Hanım. Osman bazı ıslâhatları yapmak niyetindeydi ve bu ıslahata tamamen bozulmaya başlayan kapı kulu ocaklarından başlamak niyetindeydi. Osmanlı Padişahları neden hacca gitmemişlerdir? Genç Osman'ın öldürülmesinde hacca gitmek istemesinin rolü var mıdır? hacca tercih < iken hacca s rilen ı idare etme l. II. Ekim 1621 tarihinde barış antlaşması ile sona erdi. 2. II. hac yolu için hem gıda ve hem de yol masraflarını karşılayabilecek kadar zengin olmak. II. c. 360-362. 698-699. açık bir düşman tehlikesi bulunmadığı müddetçe. haccın farz olduğunu bilmek.". II. ergen olmak. Hatta Halep. Uzunçarşılı. Şam ve Mısır beylerbeylerine emirler göndererek Padişah'a sadık yeni bir ordu teşkili için gizliden gizliye hazırlıklara başlamıştı. c. (Mayıs 1622). Bu kısa izahlardan sonra. ÇOCUKLARI: 1-Şehzâde Ömer. II. Bu soru çokça sorulmaktadır. Müslümanlar için farz-ı kifâyedir.Âkile (Rukıyye) Hânım. ZEVCELERİ: 1. Süleyman Ağa ve Veziriazam Dilâver Paşa'nın başını isteyerek başta Rumeli Kazaskeri Yahya Efendi olmak üzere ulemayı araya soktular. İşte bu noktada halife ve sultânların hükmü. Osmanlı tarihinin en acı olaylarından biridir ve maalesef Kanuni'nin oğlu Şehzade Mustafa olayı gibi tarihin akışını değiştirmiştir. Nişancı Okçu-zâde Mehmed Efendiyi ve ilim erbabından ise. Bunun tek istisnası.Zeynep Sultân103. Budin Beylerbeyi Karakaş Mehmed Paşa şehid olmuş ve ordu moralsiz kaldığından istenen zafer elde edilememişti. Şeyhülislâm Es'ad Efendi'nin kızıdır ve hür kadınlardan nikâh ile evlenen nâdir kadınlardandır. Zira II. Osmanlı Tarihi. Bu sebeple fert olarak bir Müslüman. 3. Fayda vermedi ve sonunda askerler isyan ederek Bâb-ı Hümâyun'dan içeri girdiler. c. Pertev Paşa'nın torunu. 142-148. Yedikule'ye götürüldü ve maalesef Davud Paşa'nın nezâretinde orada şehid edildi. Osman askerlere ve asker de kara hadımların sözlerine inandığı için II. Osman'a fıkıhtaki bu f. Ne yazık ki. I kadaradır. Muvaffak olunamayınca. 105. Şeyhülislâm ve kayın pederi Es'ad Efendi'yi. Osman'ın katli olayında bu sorunun cevabı da verilmiştir. Kızlar ağası Süleyman Ağa ile Hocası Ömer Efendi padişahı hacca gitmesi için ikna etmeye başladılar. II. sh. Ancak bu sorunun cevaplandırılacağı en güzel yer. düşmanın bertaraf edilebilmesi için hacca gidecek Müslümanlara da ihtiyaç olmasıdır. Burada yeni Sadrazam olan Kara Davud Paşa'nın talimatıyla kemend ile boğulmak istendi. Hacca gitmesine. Hoca Ömer Efendi ve Müezzin-zâde Mahmûd Efendi'yi özellikle zikretmeliyiz. sh. farz-ı ayn olan haccı farz-ı kifâye olan cihâda tercih edebilecektir. sh. 182 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN fitnenin başında Sultân Mustafa'nın Valide Sultân'ı bulunmaktaydı. Osmanlı Padişahlarının neden hacca gitmediklerinin cevabını arayalım: 1) İslâm Hukukuna göre. Devreye kapıkulu askerleri girdi ve Padişah'ı hacca göndermek isteyen Ömer Efendi. Osman'ın öldürülmesi. 285-287. Osman'a kırılmışlardı. fert olarak Müslümanların hac ibadetine engel olmayacaktır. Devrinin sadrazamları arasında Halil Paşa. II. bu 102 Peçevî. III. 2-Şehzâde Mustafa. Osman Orta Camiye getirildi. askerler. Osman meselesidir. Kısım I. Müslüman fertlerden farklıdır ve onlar için cihâd yani düşmanların hücumunu bertaraf ederek Müslümanların emniyetini sağlamak ve bunun için gerekirse savaşmak. Solak-zâde. Kantemir. 127.l{j manın ceı Aynı. 388-398. bir zamanlar Osmanlı Devieti'nin yükselmesine sebep olan yeniçeri teşkilâtının artık çürüdüğünün farkına varmıştı ve bu gerileme sebebini ortadan kaldıramadan vefat etti. farz-ı . I. yol emniyeti bulunmak. Kara Mehmed Paşa ve Dilâver Paşa'yı.

Solak-zâde. Müslümanların canını. Sertoğlu.! BedlüaaıMJj 1991. Aynı şekilde ısrarla hacca gitmek isteyen ve bu niyetinin bedelini canıyla ödeyen II. 127-148. c. 699-720. ömürlerinin yarısını cephede geçiren Padişahların. Ancak içten gelerek bu niyetinizi istemezdik.». Osmanlı Tarihi. aksi takdirde düşmanın cesaretlenerek Müslümanlara saldırmasına sebep olacağını ikaz eylemişlerdir. Bâyezid Amasya'da vali iken hacca gitmeye niyetlenirken. sultân ve o manadaki devlet yetkililerinin de mahbus yani tutuklu gibi kabul edileceğini. bedeni sıhhatli olma şartını açarak. Şeyhülislâmlar fetva vermişlerdir. sadece beytülmal dışında kendine ait malından haccın farz olacağını ve bu özür devam ettiği müddetçe ölünceye kadar hacca gidemeyebileceğini hükme bağlamışlardır. 489-514. sıhhatli olsa bile tutuklu olma veya kendisini hacdan alıkoyan zâlim idareciden korkmanın da haccın edasını engelleyeceğini ifade ederken. hacca gitmeyi halka ve devleti idare etme işi olmayanlara bırakması icab ettiğini tavsiye etmişler. Kantemir. ömürlerinin yarısını Allah yolunda cihâd için seferlerde geçirmişlerdir. Hatta bu meseleden dolayı Padişah'ın askeri tahrik ettiniz tarzında tahkirine hedef olan ve sonradan Şeyhülislâmlık makamına gelen Yahya Efendi'nin ifadeleri de tamamen fıkhın ölçülerine uygundur: "Padişahım! Hâşâ ki. günahımız varsa ol kadarcadır. Allah'a ve Peygamberine iman. Üzerlerine farz-ı ayn olan ve hukukullah mahiyetinde bulunan cihâdı ve nizâm-ı âlemin devamını. Nitekim halk ve asker arasında yayılan dedikoduyu özetleyen şu cümleler de meseleyi açıklamaktadır: "Nizâm-ı âlem içün padişahlar haccı terk ede-gelmiştir. Uluçay. sayı 43(1947). hemen gelip tahta geçmesi gerektiğini. bu tarike gitmemişler. sh.". Allah yolunda cihad ve hacc-ı mebrûr cevabını vermiştir. XI. Osmanlı Padişahlarının II. sh. Memâlik-i Mahrûse'yi koyup gitmek hatadır. Verilen bu fetvayı tasdik eden asrının kutbu Aziz Mahmûd HUdâyî Hazretleri de. İslâm Hukukunu bilmemek olur. Hz. Sebebi budur ki. İkinci Sultân Osman'ın Şehadeti Vak'asından Bahseder". ecdadınız etmemişler. sh. I. *. 285-287. malını ve namusunu korumak hukukullah da denilen kamu haklarındandır. şahsî farzlardan daha ehemmiyetli hale gelmektedir.". Kısım I. n# Sh. III. c. bir fitne zuhur eyleye". zira ordunun başında mücahid bir komutan olarak sefere giden . ulema duacılarınız eşkıyayı tahrik ede. 362-388. sadrazam ve diğer devlet erkânının imzası ile gönderilen mektupta. Osmanlı Padişahlarının hacca gitmeleri gerektiğini düşünmek. Osman'a. Kaldı ki. sh. Osman'ı fetvaya uyması için ciddi ikaz eylemiştir. c. Uzunçarşılı. Öztuna. sırasıyla. Günümüzdeki gibi ulaşım imkânlarının gelişmediği ve bir hac görevinin en az üç ay süreceği bir asırda.ayndır. şahsî farz olan seleyi ı "Nlı manlarınn 2)B tutuklu olm edasını ı mahbuı y lından I gideme lişmedığı ve JıirTj hacca g. "Tuğî Tarihi=İbretnümâ. Kayınpederi ve Şeyhülislâm olan Es'ad Efendi aynen şu fetvayı vermiş ve fıkıhtaki bu hükmü özetlemiştir: "Padişahlara hac lâzım değildir. c. Sebebi bellidir. 2) Bazı İslâm hukukçuları. neden Mısır'a kadar cihâda gidip de hacca varmadıkları da ileri sürülemez.-tm lerinin yanı varmadıkta jj sefere gideni şah bir tutMBj duyduğu t Karamita g farz olm Ö! kendi Abdülai bunu d v^ c. Bazan kamu haklarından olan bir mesele. sh. oturup adi eylemek evlâdır. Belleten. Caiz ki. İşte burada da durum budur. Peygamber'e hangi amelin daha faziletli olduğu sorulduğunda. Selim'e kadar gelenlerinin tamamı. yani cemiyete ait bir ibadettir. E İi BİLİNMEYEN OSMANLI 183 (se! hır hacca tercih etmeleri için. 53-54. Devletler ve Hanedanlar. 185. II. II. II. Mithat. Düşmanın ortaya çıkması ve düşmanların memleketi karıştırma ihtimali var iken. Padişahların Kadınları ve Kızları. MatıımS.

sh. Erzurum Valisi Abaza Mehmed Paşa isyan etmiş ve eline geçirdiği yeniçerileri katletmeye başlamıştı. 1093. . Redd'ül-Muhtâr. ancak devleti annesi Kösem Sultân ile Sadrazamlarının ve Şeyhülislâm ve benzeri devlet adamlarının yönettiği devredir (1032/1623-1041/1632). Sözler Yayınevi. Bu da devlet için büyük bir problemdir. Diğer tarafdan fırsatı ganimet bilen İran da Bağdad'da isyan çıkartmış ve hatta Bağdad'ı ele geçirmişti. Murâd kimdir? Hakkında çok dedikodu yapılan bu Padişahla ilgili biraz ayrıntılı bilgi verebilir misiniz? I. 167-169. Süleymaniye kütp. c. nr. II. c. Sultân Mustafa'nın şuurdan mahrum bulunması ve Devletin de Erzurum Valisi Abaza Mehmed Paşa'nın isyanı ve benzeri olaylar sebebiyle müthiş bir zaafa maruz kalmış olmasıydı. Tarihçe-i Hayat. sh. 383 vd. haccın şartlarından olan yol emniyetini ihlal eden Karamita grubunun isyanı sebebiyle. Sertoğlu. I. 453-465. 1032/1623 Ramazan Bayramında vâki olan ziyaretinde Sadrazamın rüşvet ve zorbalıklara göz yumduğunu Padi-şah'a iş'âr edince. sh. Devletin itibarı ve siyasi durumu da iyi değildi.. Sultân Osman'ın kanını isterim diyerek Genç Osman olayını bahane edip Devlete kan kusturmaktaydı. Hacı Mahmûd. Mecnûnun yani akıl hastasının imameti yani Halife olması caiz görülmediğinden Padişah'ın hal'i gerektiğini ve oğluna dokunul-mayıp Saray'daki odasında göz hapsine alınacağını Validesine ilettiler ve 9 Eylül 1623 sabahı Sultân Murad'ı halife ve hükümdar ilan ettiler. Özetle Osmanlı Padişahlarına dinen bizzat hacca gitmeleri farz olmamıştır.padişahla. İstanbul 1991. Dış ve iç hazineler bomboş olduğundan ocaklara cülus bahşişi bile verilememekteydi. sh. Kantemir. Mithat. kendi şahsî ibadeti için üç ay memleketini yalnız bırakan padişah bir tutulamaz. Padişahın adamlarını katletmeye kadar işi vardırmışlardı. Osman'a karşı askerin ve hatta halkın duyduğu tepkidir. Ebâ Eyyub'ül-Ensârî türbesinde. 2/a-b. Murad'ın tahta geçmesine vesile olan Sadrazam Kemankeş Ali Paşa da gururlanmış ve suiistimallere başlamıştır. c. sh. 184 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANÜ XVII. Tarih. Murad'ın saltanat devresini iki ana bölüme ayırmak icab etmektedir: ¦"•' Birinci Safha: IV.SULTAN IV. 8 küsur sene devam etti. Sultân IV. 326/937 tarihinden itibaren 20 yıl kadar haccın farz olmadığını. Bu devre. Bunun en müşahhas misâli II. 55. 1032/1623 tarihinde Veliahd Şehzade Murad. MURAD DEVRİ 106.. Kısaca içeride celâlî denilen zorbalar ve dışarıda da İranlılar Osmanlı Devleti'ni sarsmaktaydı. 167. İstanbul 1995. Sultân Murad işbaşına geldiğinde. Şeyhülislâm Yahya Efendi ve Kazaskerlerle de meşveret ederek. Hatta Enderun'daki altın ve gümüş eşya Darphâneye gönderilerek cülus bahşişi verilmeye çalışılmıştı. 119 vd. 212-213. sh. asrın maneviyat reislerinden Aziz Mahmûd Hüdâyî'nin eliyle kılıç kuşanmıştır. Sözler Yayınevi. 493-514. Hac Risalesi. Ancak elimizde bunu doğrulayacak bir vesika bulunmamaktadır104. Ahmed'in Mah-peyker (Kösem) Sultân adlı hanımından 28 Cemaziyülevvel 1021 (27 Temmuz 1612) tarihinde İstanbul'da dünyaya gelmiş oğludur. Padişahın huzuruna kadar giren yeniçeri ağaları ve ocak çorbacıları. İslâm âlimleri. "Tûğî Tarihi". Peçevî. Kantemir. IV. Sultân Murad. Bunun en önemli sebebi. vrk. sh. durumu öğrenen Sadrazam hemen onun da aleyhine geçmiş ve dürüst Şeyhülislâm'ı bir kısım yalan ve iftiralarla görevinden aldırarak yerine biraz da sakin tabî'atlı olan Es'ad Efendi'yi tayin ettirmiştir. sh. sh. Nâimâ. c. Bediüzzaman Said Nursi. II. Böyle bir durumda IV. Memlekette rüşvet ve yolsuzluk aşırı derecelere ulaşmıştı. 104 İbn-i Âbidin. IV. 127. Murad'ın ismen Padişah olduğu. II. Lem'alar. Yeniçeriler çok fazla şımarmışlardı. I. çocuk yaşta olmasına rağmen Sultân Ahmed'in en büyük ve erşed şehzadesi Murad'ın Padişah olmasını zaruri görmüşlerdi. Dördüncü Murad unvanıyla 11 yaşını 1 ay 15 gün geçe tahta çıkmıştır. Bunu fark eden ve hakkı söylemekten çekinmeyen Şeyhülislâm Yahya Efendi. Ancak kendi yerlerine bedel olarak başkalarını mutlaka göndermişlerdir. çünkü yollarda anarşi yaşanabileceğini ifade etmişlerdir. Tecrübeli devlet adamı Sadrazam Kemankeş Ali Paşa. Ayrıca Sultân Abdülaziz'in gizlice tebdil-i kıyafet ederek hacca gittiği söylenmektedir.

1628 yılının 9. Sultân Murad. Yerine ( isyanını basMMj yılında gorevdaıl Dâmâd Hüsrevf vardı. Zira IV. Murad. İyi bir komutan olmadığından muvaffak olamadı ve 1626 yılında azledildi. ancak yolda vefat etti ve yerine Diyarbekir Beylerbeyisi Hafız Ahmed Paşa tayin edildi. Büyük bir maharetle bu problemi. Ancak bu da başarılı olamadı ve 1628 yılında görevden alındı. Yeniçeriye dayanan ve emniyet ve asayişi temin ediyorum diyerek epeyce zulümler icra eden Hüsrev Paşa. Abaza Mehmed Paşa'yı takip için Doğu Anadolu'ya kadar gelmişti. Verilen idam kararıyla hayatına son verilen Sadrazamın yerine tecrübeli devlet adamı ve Kubbealtı veziri Çerkeş Mehmed Paşa getirildi. Hafız Ahmed Paşa'nın işi zordu. Hâkim devlet ricali ve annesi idi. Gerçekten ikincisine sıra gelmeden hayatı sona erdi. Mesele de halledilmiş oldu. otoriter ve becerikli bir komutan olan Dâmâd Hüsrev Paşa Sadrazamlığa getirdi. ağabeyi Osman'ın kanı için mücadele eden bu komutanı Bosna Beylerbeyi yaparak taltif etti.'iel1* emniyet ve ismi bizzat Bağdanı bu görevder. Yerine de yine Dâmâd Hafız Ahmed Paşa getirildi. Bu İran'la savaş yapılacak demekti. bizzat Bağdad üzerine yürüdü. Ancak bu sırada İran Şahı Bağdad'da ikinci isyanı çıkarmış ve Bağdad üzerine yürüyerek burayı işgal etmişti. Sultân Murad evvela. Maalesef bütün bu isyan tahriklerinde Nâibe-i Saltanat Kösem Sultân'ın da müdahalesi vardı ve isyancıları destekliyordu.Böylesine sıkı devlet ricali • lere adı kari' yerek saklarr verilen Sadra.:" Hafız i. İsteklerinin sonu gelmiyordu. ayında çözdü ve Abaza'nın askerleri terhis olundu ve kendisi de İstanbul'a getirildi. sadece Ahmed Paşa'nın öldürülmesiyle yetinmiyorlardı. Sultân Murad. Zira hem Tokat'taki ma'zul sadrazam ve onun işbirlikçisi olan Damad Receb Paşa ile uğraşmak zorundaydı ve hem de İran Devletine karşı olan savaşı yönetecekti. Bağdad Valiliği Bekir Subaşı'ya verilerek mesele halledilmek istendi. Es'ad Efendi'den sonra yeniden Şeyhülislâm olan Yahya Efendi'nin de bu görevden alınmasını istiyorlardı. teslim olmadı ve sonra da . Şeyhülislâm Yahya Efendi'yi görevden aldıran ve suiistimallere adı karışan Kemankeş Ali Paşa'nın Padişah'tan Bağdad'ın düşmesini yalan söyleyerek saklaması. Bağdad'da Bekir Subaşı'nın çıkardığı isyanı bastırmak üzere Bağdad tarafına serdar-ı ekrem ve sadrazam olarak hareket etti. 19 Receb isyanı diye bilinen bu isyan neticesinde Hafız Ahmed Paşa. Padişah'ın gözü önünde isyancılar tarafından öldürüldü ve Zorbacı başı Receb Paşa 1632 yılının bu zorlu günlerinde Sadrazamlığa getirildi. Kösem Sultân'ın büyük kızı Ayşe Sultân ile evlenip Damad sıfatını da alan Hafız Ahmed Paşa. Abaza Mehmed Paşa'nın affedilip Erzurum Valiliğinde ibkası üzerine. bardağı taşıran son damla oldu.*:» karşı ok' IV.. Murs isyana !¦¦ Sultân'ın Ga ı padişahla t Hafız / başı Receb fS Suî Hüsrev I Paşa'nın 5 olan YalifJİ Ahi-zâdtl Sultân H rilmesinll üzerine IS bilinen iift BİLİNMEYEN OSMANLI 185 I: Böylesine sıkıntılarla Padişah olan IV. Yerine Damad Halil Paşa ikinci defa sadrazam oldu ve yeniden patlak veren Abaza isyanını bastırmak üzere Erzurum'a gönderildi. bizzat hükmedemiyordu. Ayrıca isyan eden zorbalar. Murtaza Paşa'yı tavzif ederek Tokat'taki Hüsrev Paşa'nın ele geçirilmesini istedi. Bunun yerine muhteris. Iran S kerterle onla1 mek İstendi.» yolda vefat e' Sultân'ın büyük i Abaza MehmedJ Subaşı'nın ( zam olarak hart da azledildi. Paşa getirildi. Önünde Abaza isyanını bastırmak meselesi vardı. Murad'ın zorba başı dediği Damad Receb Paşa yeniçeriyi ve kapıkulu sipahilerini isyana teşvik etti. Bütün arzuları kukla bir padişahla devleti idare etmekti. Nitekim alındı ve yerine Ahi-zâde Hüseyin Efendi Şeyhülislâmlığa getirildi. Büyük biti askerleri Mis t man'ın kanı ıçm ¦ seledeha. Ancak Bağdad'ı alamadı ve 1631 yılının onuncu ayında bu görevden azledildi. zorbacı başı Receb Paşa'nın entrikalarının ardında mâzul Sadrazam Hüsrev Paşa'nın bulunduğunu biliyordu." birlikçisi o. İran Şahı Şah Abbas Bağdad isyanını körüklüyor ve hatta gönderdiği askerlerle onları destekliyordu.

Solak-zâde. kendisi hakkında "Cezây-ı sezasını buldu" ifadesini kullanmıştır. Yine Lübnan ve Suriye taraflarında zulüm rüzgarları estiren Dürzi lider Maanoğlu Fahreddin ve oğlu Mes'ud da İstanbul'a celb olunduktan sonra 1635 yılında idam edildiler. ancak 186 BİLİNMEYEN OSMANLI BIUNtmuvaffak olunamadı. Bu fevkalade ikna edici konuşmayı dinleyen halk ve devlet ricali. "Allah'a. IV. aranızda tefrikaya mahal vermeyesiniz. İkinci Safha: IV. bana itaat etmeyip celâliler ve haricîler mesabesindeki eşkıyaları desteklerseniz. Evvela devlet toprakları üzerindeki emniyet ve asayişi temin etmeye başladı. Devletin idaresini ele alır almaz. Şimdi bunları da çok kısa olarak özetleyelim: 1) IV. şerî'ata. Padişah. 2) İstanbul'da 1043/1633 yılında çıkan ve İstanbul'un yaklaşık beşte birini yakıp yıkan büyük yangın üzerine. Allah'ın emrine ve Resûlüllah'ın hadisine aykırı hareket edenleri des-teklemeyesiniz. Arkasından "Habeşli bir köle dahi olsa başınızdaki âmirlere itaat ediniz" manasını taşıyan hadisi zikredip şerh etti. Ben ki. Ancak Şeyhülislâmdan aldığı fetvayla bununla kalmamış ve çıkarılan yasağa uymayanları. Gerçekten Saka Mehmed. tütün yüzünden katle şer'î cevaz veren Şeyhülislâm sonradan idam edilince. IV. Murad'ın ilk yaptığı icraat. Gürcü Rıdvan. devlet ricali ve askerlerin huzurunda. memlekette kaybolan huzuru yeniden tesis etmek gayesiyle ve de eşkıyanın gözünü korkutmak için yaptığı ifade edilen 19 de. Murad. Tabanı Yassı Mehmed Paşa'yı sadrazamlığa getirdi. Aranızdaki müfsidleri barındırmayasınız. tütün ekmeyi ve tütün içmeyi yasaklamıştır.öldürülüp halka cesedi teşhir edildi. Küçük Ahmed Paşa'nın gayretleriyle ele geçirildi ve ortadan kaldırıldı. Son sekiz yıl Sultân Murad'ın asıl saltanat yıllarıdır. Balıkesir çevresinde Solakoğlu diye bilinen İlyas Paşa. sonra da Devleti tehdit eden başta İran olmak üzere dış tehlikelere yöneldi. Anarşinin devletin temellerine girdiğini. Receb Paşa'nın katledilip zorbaların tasfiye edildiği 1041/1632 yılından başlar ve vefatına yani 1640 yılına kadar devam eder. ordunun savaşamaz hale geldiğini. memleketin hali ne olur?". kendisine ve kanuna itaat etmeyen kim olursa olsun hakkından geleceğini bildirdi. ipleri ele almaya başlamıştı ve hemen devleti tehlikeye sokan Recep Paşa'yı 18 Mayıs 1632 tarihinde idam ettirdi. tütün yasağı ile yetinmemiş ve o devirde zorbaların. O'nun Peygamberine ve sizden olan ülü'l-emre itaat ediniz" mealindeki âyeti okudu ve tefsir etti. işsizlerin ve de eşkıyanın toplantı yerleri haline gelen kahvehaneleri de hem kapatmış ve hem de yasağa rağmen içki içip sarhoş olanları gerekli cezalarla cezalandırmıştır. askerin siyâset ile uğraşmaktan işini yapamadığını. halkın da duyabileceği şekilde tarihî bir nutkunu îrâd eyledi. Bunun üzerine Receb Paşa yeniden kapıkulu askerlerini tahrik ederek 20 Şaban ihtilali diye bilinen ikinci isyanı çıkarttı. Murad. Murad'ın ikinci ve asıl saltanat safhasıdır ki. bunu da bahane eden IV. İstanbul'a getirilerek kati olundu. Bunlardan Beyşehri. Ancak Sultân Murad zeki davrandı ve açık bir divan yaparak âlimler. Veliahd Şehzade Bâyezid Padişah yapılmak istendi. zamanın Şeyhülislâmı Ahi-zâde Hüseyin Efendi'den de fetva alarak. devleti bir avuç zorba ve hırsıza yedirmeye-ceğini. Murad 21 yaşına gelmiş ve çocukluk devresini bitirerek devleti idare edecek tecrübeye sahip olmuştu. Padişah lehine çok büyük tezahürat yaptılar ve IV. devlete isyan etmiş kabul edip kati etmeye başlamıştır. Sultân Murad. Bunun üzerine Sultânahmed Meydanına toplanan isyancı askerler yeniden anarşi çıkarmak istediler. halifeyim. Her iki hadiseyi de. Cadı Osman ve benzeri eşkıya reisleri hemen idam edildi. IV. Ağabeyi Genç Osman'ın ölümüne yol açan ve memlekette huzuru bozan zorbacıların elebaşılarını teker teker temizlemek oldu. Seydişehri ve çevresini kasıp kavuran Deli İlâhî. Murad'ın asıl saltanat yılları başlamış oldu. Ve sununla bağladı: "Sizin sadakatiniz şu vakit doğrudur ki. rüşvrtl durumu beddu ecdadının r> .

Bu Şeyhülislâm. Valide Sulan tarafından hemen menfi ithamlarla Padişah'a ihbar edilmiştir. ulemâ sınıfından bazı insanları da idam ettirmesidir. İslâmiyet'te yok ise de. Umulur ki. sadrazamları tarafından yapılan harekâtlar netice vermeyince. Bağdad Seferi diye bilinmektedir. 107. Uzun süren bir muhasaradan sonra 1639 yılında Bağdad yeniden Osmanlı Ülkesine katılmıştır. Sultân Murad. 1635 yılında yapılan bu sefer neticesinde. Fâtih-i Bağdad unvanını kazanmıştır. 8. Solak-zâde. Revan (Erivan) alınarak Tebriz taraflarına da akın yapılmıştır. Ancak nikris hastalığına müptelâ idi. Bunun 9 yılını ^ c u( sn. teessüfle Valide Sultân'a bir tezkire ile duyuran ve tezkiresinde "Kendülerini bedduadan sakınırız. Cenaze merasiminde gazalarda bindiği üç atının eğerleri ters takılarak cenazenin önünde yürütülmesi. 398-487. siz kendilere nasihat buyurub âlimler zümresinin hayır duasını aldırasınız. Revan Seferi diye meşhurdur. Murad. On ay sürmüştür. Nihayet tedaviler netice vermeyince. yeniden Bağdad'a saldırmış ve Bağdad'ı ele geçirmiştir.1640 tarihinde vefat eyledi. Konuyu özetler misiniz? I in l'ia Bağdad Fâtihi. Artık. Murad'ın dönemini incelerken temel kaynaklarımızın başında Naima'nın Tarihi gelmektedir. Padişah.lâmP ihbarı idame Murad'aii 4)C niden6 yapılan lı lemistir I sefer n sürmüştür. III. ecdadının hürmet gösterdiği bu zümreye Padişah da hürmet göstere" ifadelerini kullanan Şeyhülislâm Ahi-zâde Hüseyin Efendi. 4 ay ve 28 gün Osmanlı tahtında kaldı. ciltler). sh. c. IV.2. sh. 1043/1633 yılında İzmit. II. Gâzî. Ramazan Bayramının 2. günü yatağa düşen Sultân. IV. Uzunçarşılı. Naima. Murad. Murad'ın şahsiyeti hakkında farklı dedikodular yayılmaktadır.000 eşkıyayı ortadan kaldırmıştır. Sâhib-kırân ve benzeri unvanlarla anılan ve ancak 28 yıllık bir ömür süren IV. İkinci İran seferi ise. bütün Osmanlı arazilerinde yaklaşık 20. Maalesef Sultân Murad. bazı tarihçilere göre. IV. 4) Osmanlı Devleti'nin iç ahvâlindeki bu karışıklıktan istifade eden İran Şah'ı. Zira 6 ciltlik bu tarihin iki cilde yakın bir kısmı IV. Şeyhülislâmı Padişaha isyan hazırlığı suçundan idam ettirmiştir. 737-766. 263-451. ancak kati olunmaz" diye bilinen kuralı çiğneyerek. büyük bir karşılama ile İstanbul'a döndü. İslama kesin aykırı bir âdet de değildir105. Bu durumu. o zamana kadar "Görevden azl olunur ve nefy olunabilir. İranlıların Revan'ı yeniden ele geçirmeleri üzerine 1638 yılında Padişah Bağdad'a yürümüştür. Daha sonra Kemankeş Kara Mustafa Paşa'nın başkanlığında yürütülen sulh müzâkereleri neticesinde İranlılarla Kasr-ı Şirin Andlaşması yapılmış ve savaşlara son verilmiştir. Murad'a ayrılmıştır (II. Birinci İran Seferi. 289-299. İznik ve Bursa taraflarına doğru düzenlediği teftiş seyahatinde. rüşvet iddiaları ve yolsuzluk ithamları yüzünden İznik Kadısını idam ettirmiştir. . 1-452. bizzat kendisi İran üzerine iki ayrı sefer düzenlemiştir. sh. 3) Sultân Murad'ın eski Osmanlı Padişahlarından farklı olarak yaptığı bir icraat da.§ Revan'ı y Uzun s katılmış! sonra H netice Bu i ti'nde ta mû| düşen S üç atnf İslam:'1 10? Ji bir ini BİLİNMEYEN OSMANLI 187 kVe İki-\Sultân Murad. Bu antlaşma ile Erivan ve Azerbaycan İran'da. kardeş katline de karşı çıkan ve bunu bizzat Sultân Murad'a hatırlatan cesur bir ilim adamıdır. Elbette ki bütün tasfiyeler sırasında bazı mazlumlar da zulme maruz kalmış olabilir. I. 16 yıl. Bu savaşta Osmanlı Sadrazamı Tayyar Mehmed Paşa şehid olmuştur. c. ve III. Kantemir. c. Bağdad ve havalisi ise Osmanlı Devleti'nde kalmıştır.

Bazı zulümlerine rağmen. kalın kemikli. c. saltanatı devraldığında. IV. Cavid. "Murad IV". Uzun boylu. En önemlisi de "çocukluğunda örnek bir hâkân hayatı yaşayan IV. Sohbetlerinde Yavuz gibi. hep ehl-i kemal olsaydı. çok ağır şartlarda çocuk yaşında tahta geçti. En güzel tarafı. VIII. Tütün Yasağı için bkz. Kısım. I. 127 vd. dışarıya karşı korkutucu şevkette bir devlet. Siyâset kılıcıyla serkeşleri korkuttu. en büyük Padişahlardan biri olurdu denilen tarafı. Ayrıca şahsiyetaftitibariyle dedesi Yavuz Sultân Selim'e benzetilmektedir. Murad'in en çok tenkid edilen bu kusuru olmasaydı. sh.] sertliğinden \ larında Avı ps'dâ rpııhiffl . II. Yavuz gibi cihangir olamadı. derin zekâsı. ömrünün kısalığına sebep oldu denilmektedir. Zaten IV. Ancak her konuda şerî'atın emirlerine uygun hareket ettiği ve kanun hükümlerini aynen tatbik eylediği de söylenemezdi. bazan ona şerî'ata uymayan işleri yaptırdıkları da nakledilmektedir. bir çok konuda yeni kanun ve usuller ihdas eyledi.. Silahdar Mustafa Paşa ve Bekri Mustafa gibilerin. Yavuz gibi 42 yaşında değil. İA.000 hicrî yılından sonra gelen Padişahların en büyüğü idi. Ancak Yavuz'dan ayrıldığı iki önemli noktası mevcut idi: Birincisi. 134."Vj "kurşun ve I elçinin gözü! olarak müH binasından 1 etmiştir. 85. şişmanca vefl sinden uzağa i Naima. Hatta 1043/1633 tarihinde Sultân Ahmed'teki mevlidde karşılıklı tartışmalar vâki olmuş ve Padişah her ikisine de hürmeti devam ettirmiştir. sh. Baysun. Bu hususta çok misâller gösterilebilir. korku hissine tamamen yabancı olması. Eşkıyayı bertaraf edeceğim derken. Avrupa'daki haber alma teşkilâtını düzenleyerek Kanunî devrindeki duruma yükseltti. sh. Fakat haklı söze gücenmez ve ilim adamlarının haklı mütalaalarından memnun olurdu. r Ölümliı kıyla kabul} yarım asır t başlayacaktı. maliye perişan ve hazine bomboştu. bazılarının da zulmen kanına girmiş olması ihtimali. Zira sadrazamlar liyakatsizdi. rakipleri durumunda bulunan Sultân Ahmed Camii Vaizi Sivâsî Abdülmecid Efendi ve Galata Mevlevîhânesi postnişini İsmail Dede'yi hürmetle dinlerdi. nerdeyse hiç bir işe karışmadı. âsâyiş bozuktu. gençliğinin ilk yıllarından itibaren hevâ ve heveslerini tahrik eden kötü arkadaşlarının yardımıyla (Silahdar ve Emir Güne oğlu gibi). etrafına bir takım sefil insanları yaklaştırmasıydı. Bazan zulme varacak kadar sertti. İkincisi. M. Ancak 1632 yılından 1640 yılına kadar müdebbir bir devlet adamı gibi devleti idare etti. her türlü meşakkate tahammül etmesi. 1041/1632 yılına kadar selefleri gibi. Osmanlı Devleti içerisinde huzur ve asayişi sağladı. ıslâh edilmiş bir maliye bıraktı. Hilelerin peşinde koşan Ali Paşa ile Yavuz'un veziri Pîrî Mehmed Paşa'yı kıyaslamak mümkün değildi. Ancak hem askerlik ve hem de devlet idaresi sahasında büyük başarı kazandı. Emir güne Oğlu Yusuf. İki büyük sefere çıkan Sultân Murad. BA. ordu disiplinini kaybetmişti. Osmanlı Tarihi. rütbesine lâyık olmayan bazı işlere teşebbüs eyledi. III. 185. Murad. yaygınlaşan zulüm ve suiistimalleri önlemiş olmasıydı. zulmedenleri. orduyu büyülemiştir. bizzat sürdürdü. büyük devlet adamı ve büyük diplomat demek mümkündür. cihanın en büyük vurucu kuvveti halinde düzenlediği ordu. Devletin yularını eline aldı ve yedi sene kadar istediği gibi devleti idare etti. onun d ancak bazan om» gürzleri h •¦ öğrenmiş' '. 188 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYdu validesinin niyabeti ile yürüttü ve Osmanlı Devleti için anarşi yılları oldu.. Geriye kalan 8 yılını ise. Ona büyük kumandan. sh. c. Vefat ettiği zaman hazinede 15 milyon altın ve bir o kadar da diğer servet vasıtaları bulunuyordu. Naima'nın tesbiti ile 1. 630 vd. Aksun. Mesela ehl-i tarikatın kısmen aleyhinde olan Kâdî-zâde Mehmed Efen-di'nin tesiri altında kalmasına rağmen. Murad'in dehâsı.Osmanlı Tarihi. nr. 148-206. selefleri olan Padişahları unuttururdu ve bu zamana kadar onun gibi bir Padişah görülmezdi". Yavuz'u Yavuz yapan yakın devlet ve ilim adamları onun için vardı denilemez. fesâd şebekelerini ve zorbaları ortadan kaldırması. Maalesef Musa Çelebi. Çoğu meselelerde ecdadının koyduğu kanunlara fazla itibar etmedi. Mühimme Defteri.

Naima.297-299. o gelmeseydi devlet 1683'de değil.. zekâsından ve sertliğinden korkarak durumu Cumhuriyet Senatosuna bildirmişti. . Murad'ın cinsî sapık olduğuna dair iddialar hakkında ne dersiniz? Kaynakları yorumlamakta kasıtlı davranan bazı tarihçiler. Cavid. İç oğlan. c. Konuyu daha önce bütün ayrıntılarıyla açıkladığımızdan burada tekrar etmeyeceğiz107. 164. camileri ve diğer müştemilâtı ile birlikte Kazak taarruzlarına karşı yapmıştı. Murad'ın Mûsâ Çelebi ile böyle bir ilişkisi olduğunu iddia edecek kadar ileri gitmişlerdir. elçinin gözü önünde. c. Muı yalanlardan! 108. o zaman 200 kilo olur ve makul hale gelir) gürzleri kaldırabilirdi" demektedir ki. Daha 17 yaşındayken kendisini gören Venedik Büyükelçisi. aslı astarı olmayan yalanlardan ibarettir106. Kİ mi lebi ten sarayının meo daha öl BİLİNMEYEN OSMANLI 189 şişmanca ve fakat çevikti. Güneydoğu ve Doğu Anadolu'yu hanlar. ancak bazan okka bir kilo karşılığında da kullanılmaktadır ki. IV."¦ . bütün kaynakların ittifakıyla kabul edilmektedir. Bağdad ve Revan Köşklerini o yaptırmıştı. Öztuna.¦¦¦•¦ 190 BİLİNMEYEN OSMANLI ... sn. İstanbul 1314-1938. I. tüfek mermisinden uzağa düşerdi ve Hammer'in ifadesiyle attığı ciridin delmeyeceği madde yoktu. I-II. Hastalık derecesinde ata düşkündü.-•. Bilhassa son zamanlarında Avrupa'ya yönelik akınlar yaparak. sh. M. c. 108.. onun kuvvetini İfade edebilmek için "200 okkalık (yani yaklaşık 600 kiloluk ağırlık eder. Sel suları ile harabe olan Kavbeyi o tamir ettirmişti. -. yayını çektiği ok. kervansaraylar. önce mızrak ve sonra da ok atarak. I. Ok Meydanı namazgahına minberi o koymuştu. Murad'ın saçlarını at kuyruğu gibi yaptığı ve benzen iddialar. Rumeli ve Anadolu Kavağını. 642 vd. c. 338. Evliya Çelebi. 248 vd. c. Peçevî. iki yerden deldi. 346-350. Bayezid Camiinin minarelerinden birinin altındaki hedefe isabet etmiştir. Timur neslinden Şâh-ı Cihan'ın elçisi Zarif Bey'in Hindistan Padişahından "kurşun ve kılıç kâr eylemez" diye hediye getirdiği gergedan derisi kaplı kalkanı. Zira Hammer'in ifadesiyle. Tarihçilerin naklettiğine göre. 106 Naima. Eski Saray denilen İstanbul Üniversitesi merkez binasından attığı cirit. Aynı zamanda şair.Ki): ve I adıyla yad e Hamm IV. kalkan hatıra olarak müzelik eşya arasına koyuldu. ta'lik yazısı üstadı ve büyük bestekâr idi. Kapukulu Ocakları. yarım asır önce yıkılmaya başlayacaktı. Ayrıca Yeniçeri Ocağında da bir gurup için bu tabir kullanılır. c. II. Kantemir. Akgündüz. Ölümünün Batı devletlerinde memnuniyetle karşılandığı. Bu işi. c. Hammer'in ifadesiyle "paslanmış İslâm Kılınana kan ile su veren bir halife idi". 107 Uzunçarşılı.. Ankaravî Mehmed Efendi eliyle yapmıştı. . Merak edenler. Enderun personeline veya diğer bir ifadeyle Devlet başkanlığı personeline denmektedir. Aksun. VIII. II. Fırat'ın büyük kollarından biri hâlâ bu sebeble onun adıyla yad edilmektedir. 159162. Devrinin büyük okçularından okçuluk öğrenmişti. Eserleri ve hayratı ile de Anadolu hâlâ hatıraları ile doludur. IV. tesiri büyük oldu. III. İA. "Murad IV". . Ayrıntılı bilgi Fâtih dönemi soruları a-rasında verilmiştir. sh. Baysun. Topkapı sarayını teşkil eden üç kısımdan birisi olan Enderun'da yani İç Saray'da çalışan devşirme görevlilere. buradan gelecek tehlikeleri önledi ve Avrupa'da mühim bir savaş yapmadığı halde. sh. devletin hayatını ve büyüklüğünü yarım asır uzatmıştır. yollar ve büyük köprülerle ihya etmişti. Seyahatname I-X. I. IV. bu bir teşbihtir. Osmanlı'da Harem. sh. ¦ •¦.. 399 vd. İsmail Hakkı Uzunçarşılı'nın Kapı Kulu Ocakları Kitabını inceleyebilirler.

Murad'ın içkici ve sarhoş olduğuna dair iddialardır. eğlenceye ve maalesef sefâhete düşkündü" demeleri. Murad'ın alkolik ve sefih olduğuna dair iddiaları daha yakından inceleyebiliriz. i günden-günefi Değeri! t Onun için akta saptırıldığını d "Ramazan t küne inip (okçuluk» 01 sâhib-kırSngOlj Silahdar Paşa î tertip olundu. Gizlice içse dahi. "şakaya. Murad'ın sefîh ve içkici olduğuna dair iddialar hakkında ne dersiniz? Yıldırım Bâyezid ile ilgili sorularda uzun uzadıya konuyu incelediğimizden dolayı. 8u I gönlünü açmak k mak ve arzu'an h orada Fad-şahlara ft şiddetli hastalıktan^ Şimdi İki fazlaca içki I. Bu konuda en doğru ifade Naima'nın şu tesbitleridir: "Çocukluğunda örnek bir hâkân hayatı yaşayan IV. Murad'ın sefâhet içinde olduğunu söylemek tamamen yanlıştır ve hiç bir temel tarih kitabında. M makamım| . Bunlardan Kaya Sultân. onun içkici birisi olduğu konusundaki izahlar gibidir. Ancak bunların açıktan içki kullandıklarına dair olan rivayetler de kesin doğru değildir. vBile' diyoruz: çünkü IV. Murad'ın içki içtiğini kesin bir şekilde bilmiyoruz. İkincisi. Hatta birini bizzat ok ile vurub deryaya düşdükde helak oldu deyü geçdiler. Murad'ın ve bütün Osmanlı Padişahlarının gayr-ı meşru kadınlarla beraber olmalarına ihtiyaç yoktur.BİLİNMEYEN OSM/' 109. zevk ve eğlenceye dalma manasına gelmektedir. Bu zikredilen manada IV. küçük yaşta vefat etmişlerdir. tamamen yanlıştır. Murad. Nitekim IV. Ba'dehû ol biçare çıkub halâs buldı". hep ehl-i kemal bulunsaydı. bundan pişmanlık duyduğunu anlıyoruz. melerden anta alemi yapıp e gizliye içki i etmek ile. Böylesine içki düşmanı olan bir Padişahın. hep gayr-i meşru oyun. ılamrafe IV. Zira teserrî dediğimiz cariyelerle. IV. Gizlice ve buhran dönemlerinde içki kullansa bile. özellikle gayr-i meşru kadınlarla düşüp kalkmaya ve içkili alemlere katılmaya denir. hamre yasağ olub cümle meyhaneleri yıkdırub bu bâbda mübalağa olundu. 11 oğlu ve 4 kızı olduğu nakledilmektedir. Murad ile alakalı bazı kelimeleri ve tesbitleri yanlış yorumladıkları da bir gerçektir. şer'an yasak olan şeylere. gayr-i meşru yollarla bir kadınla beraber olması mümkün değildir. böyle bir şey kayd edilmemiştir. Murad. gençliğinin ilk yıllarından itibaren hevâ ve heveslerini tahrik eden kötü arkadaşlarının teşvikiyle (Silahdar ve Emir Güne oğlu gibi). meşru dairede hayat yaşamaları her zaman mümkündür. içkici ve sarhoş biri olduğunu söylemek çok zordur. Murad'ın sefîh olduğu iddiasıdır. Osmanlı tarihçileri tarafından içki kullandıklarına dair nakiller bulunan iki Padişahtırlar. Bunlara bir örnek verip konuyu kapatalım: "Murad IV. Bir kısım yazarların IV. sefâhet. Ve bizzat kendüleri gece ve gündüzlerde gezüb buldukları sarhoşu kati ederlerdi. Sohbetlerinde. Mty giderek. istirahat «I fazlaca içki içti. Safiye Sultân ve Rukıyye Sultân dışındakiler. selefleri olan Padişahları unuttururdu ve bu zamana kadar onun gibi bir Padişah görülmezdi". Zira. "MelâMb ve melâhîye" yani oyun ve eğlencelere düşkün olduğunu ifade eden Osmanlı tarihçilerinin bu beyânları. Murad'ın Ayşe Sultân isimli bir hanımı ve karı-koca hayatı yaşadığı yedi sekiz de cariyesi olduğu nakledilmektedir. Meşru dairede istediği ve başkasıyla evli olmayan her câriye ile beraber olması mümkün olan bir insanın. Bilindiği gibi. IV. IV. ancak bu kısım okunduktan sonra. IV. Fakat yine de gençliğinde böyle bir günaha girdiğini de ihtimal dahilinde görüyoruz. I fark olsa g 110. nükteye. Sefih olması hususundaki yanlış izahlar. rütbesine lâyık olmayan bazı işlere teşebbüs eyledi. IV. Konuyu iki açıdan incelemek yerinde olacaktır: Birincisi. Maalesef Cumhuriyet döneminde yazılan tarih kitaplarının. Osmanlı Padişahlarından I. açıktan içki içtiği ve bir sarhoş olduğu söylenemez. "(Bir seferden) İstanbul'a dâhil olduklarında. 15 lerini seyredil!. Bâyezid ve IV. Bugün ifade ettiği manayla. eğlence ve sefâhet olarak anlatılmıştır ki.

gül renkli kâseye bakmalarını rica ve niyaz ettiler. istirahat etti ve akşam yemekte yakınlarının (Silâhtar ve Emirgûne-oğlu) teklifi ile. bu sefahat gecesinin ertesi günü hastalandı. bu satırlardan sonra nasıl iddia edebilirsiniz? O halde gizliden gizliye içki içtiğini ve ancak bu halinden pişmanlık duyarak tevbeyi arzuladığını ifade etmek ile. IV. Kendileri mu'tâd üzere deryada Sinan Paşa Köşküne inip (okçuluk ve atıcılıkta) hünerli olan şahısların çeşitli (harp) oyunlarını ve eğlencelerini seyrettiler. şevkini ve neşesini arttırmak ve gönlünü açmak kasdıyla. Acaba ileri sürülen iddialar doğru mudur? IV. Yahya Efendi. Rüşvet ve suiistimallere karşı dürüst bir ilim erbabı olması hasebiyle bazı müfsidlerin telkini ile iki defa bu görevden alınmış ve dürüstlüğü anlaşılınca yeniden aynı göreve iade olunmuştur. günden-güne fenalaştı". Bu zat. Değerli tarihçi hocamız Cavit Baysun'un bu bilgileri Naima'dan aktardığı çok açık. Elimizde Fetâvâsı da bulunan bu Şey-hülislâm'a edepsizlik itham edenlerin tarihten bi haber oldukları ortadadır. aynı zamanda büyük bir Divan Edebiyatçısıdır. Şimdi ikisini mukayese edelim ve kendi kendimize soralım: Acaba tövbeyi bozup fazlaca içki içtiğini hangi ifadeden çıkarabilirsiniz? Sefâhet gecesi manasını hangi kelimelerden anlayabilirsiniz? Hele hele Ramazan Bayramında bir Osmanlı Padişahının içki alemi yapıp eğlendiğini. |tt iddiaları ifan yasak i malî katılmaya »tamamen 'sef ve eğ-ppgayr-i îsraber ol-yat yaşananımı ve u ve 4 ı Sultân srçla evli fu yollarla BlhUSUılarına Hım şu |nâve i layık Mit »Hatta BİLİNMEYEN OSMANLI 191 "Murad IV. tövbeyi bozarak fazlaca içki içti. Daha sonra At Meydanı'na nazır Silahdar Paşa Sarayına varub meydana ve etrâf-ı âleme nazır Köşk'de oturup hava aldılar. biraz at koşturduktan sonra Atmeydanı'nda Silâhtar Mustafa Paşa'ya tahsis edilen saraya giderek. Büyük ziyafet tertip olundu. Murad'ın zamanında üç defa aynı makama getirilen Şeyhülislâm Yahya Efendi'dir. .* özellikle <{r«j| virleri neten Üçiıım-îj zatrr N OSMANLI ı ne derı dolayı.". 1 Şevvalde bayram tebriklerini kabulden ve Sinan Paşa köşkünde İç ağalarının türlü hünerlerini seyredip. Onun için aktarma yaptığı yeri. biz de sadeleştirerek nakledeceğiz ve meselenin nasıl saptırıldığını daha rahat anlayacağız: "Ramazan Bayramında erkân ve a'yân el öpüp gittiler. bütün tedavilere ve kan alınmasına rağmen. Nefsin kuvvelerini ferahlandırmak ve arzulan harekete getirmek iddiasıyla hafif-meşrep arkadaş sohbetlerine onu teşvik ettiler. Ol sâhib-kırân gül gibi açılıp handan oldular ve bir mikdar at koşturdular. IV. O gün orada Padişahlara yakışır şekilde zevk ve sohbet edüp Saray'a geldiler. içki meclisleri düzenleyip sefâhet alemlerinde yaşadığını söylemek arasında fark olsa gerektir108.Bunlard hülislâmYahyıfe lislâm Zekenyıls-olması i anlaşılınca! hülislâm'a e zamanda Wf İkincisi. 110. Bunlardan birincisi. Bu sırada Silahdar Paşa ve bazı özel sohbet arkadaşları. Ertesi günü durumları değişti ve şiddetli hastalıktan vücutları etkilenip zayıfladı. Murad devri Şeyhülislâmlarına da dil uzatılmaktadır. Murad devrinde yani 17 sene içerisinde üç önemli ilim adamı Şeyhülislâmlık makamını ihraz etmişlerdir. daha evvel de Şeyhülislâmlık yapan Şeyhülislâm Zekeriya Efendi'nin oğludur.

Galata Kulesi'nin üstüne çıktı. 755-757. Şöyle ki. Murad'ın kendi döneminde uçma denemeleri yapan Hezarfen Ahmed Çelebi'yi idam ettirdiği söylenmektedir. "Bismillah" deyip kendini boşluğa bıraktı. Hezarfen Ahmed Çelebi uçma tasarısını ilk gerçekleştiren bir bilgin olarak havacılık tarihinde yerini alırken. Bu da doğru mudur? Lagari Hasan Çelebi. 164 vd. Herkesi alabildiğine bir heyecan kaplamış. kendini boşluğa atacak kahramanı bekliyorlardı. Kendini rüzgara bırakıp Üsküdar'a uçacaktı. Çağatay. sh. Padişahların Kadınları Ve Kızları. 112. sh. Füzenin kâşifi kabul edilen Lagarı veya Lagrî Hasan Çelebi'nin de i-dam edildiği veya Şeyhülislâm Yahya Efendi tarafından engellendiği söylenmektedir. Herkes hayretteydi. O gün İstanbul halkı deniz kıyısını doldurmuştu. sh. İstanbul 1986. tarihi tahrif olur109. Hadâlk'ul-Hakaık. c. 108 Naima. Uzunçarşılı. Öztuna. Ahi-zâde Hüseyin Efendi'dir. Murad'ın hükümdarlık yaptığı yıllarda Hezarfen Ahmed Çelebi adında bir Türk bilgini uçma teşebbüslerine girişti. Çünkü. İA. Fişengi önünde c söyledi" d Bu Hezarfen'ln j diklerine c ne dair izahl dolayı ola iddia ettiği g ve teknolo tarihimize y Netice ( doğru taril Ancak I tâbi'ı Norveçli i kabul e 109 Naima. BA. III. sh. 429-430. Hezarfen Ahmed Çelebi. I. kendisine bir kese altın verdi. sh. I-II. 248 vd. III. I. ona göre uçmasını gerçekleştirmişti. Evliya ( "Murad i elli okka baruU ve şâklrtlerlf mağa. M. Üçüncüsü de Es'ad Efendi'dir. Üsküdar'daki Doğancılar'a inmişti. nr. Nev'î-zâde Atâî. Murad. Şeyhî Mehmed Efendi. ¦ 192 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMAİJj hayali olarak bunlara hilâf-ı hakikat şeyler isnâd etmek. sh. sh. Bütün bu şeyhülislâm olan şahsiyetlerin eserleri ve ne yaptıkları ortada iken. Peçevî. Maalesef bu ihsanına rağmen "Böyle kimselerin bekası caiz değil" diye Cezâir'e sürgün ettiği ve orada vefat ettiği Evliya Çelebi'nin kayıtları arasındadır. sh. bütün gözler Galata Kulesinin tepesine dikilmiş. 939. sadrazam ve vezirleriyle birlikte Sarayburnu'ndaki Sinan Paşa Köşkünden olup bitenleri seyrediyordu. Evliya Çelebi. 420-421. Aksun. Yılmaz. c. c. Baysun. 430. planörcülüğün de öncülüğünü yapmış oluyordu. Kapukulu Ocakları. Vücuduna taktığı kanatlarıyla Boğaza doğru süzüldü.. 914. sh. 642 vd. 691-692. c. Hoca Sa'deddin Efendi'nin oğludur. . Osmanlı Devleti Tarihi. İlk önce Ok Meydanından kısa mesafeli dokuz deneme yaptı. Vakâyi'ül-Fuzalâ. Hezarfen Ahmed Çelebi bu uçma denemelerinde Türkistan'ın Fârâb şehrinde olan İsmail Cevheri'yi örnek almıştı110. IV. 338.. 1633 yılında IV. 54-56. 346-350. 159162. c. IV. Hasan Çelebi 50 okkalık barut macunuyla dolu 7 kollu. Onun bu başarısını gören halk ona "bin fenli" mânâsında "Hezarfen" lâkabını taktı. IV. kendi îcadı olan bir fişeğe binerek yardımcılar» l önce hazırlamış c gösteri üzerine I Daha sonra I ölmüştür. 297. 399 vd. 111. Füze ile uçan ilk Türk'tür. Murad'ın kızı Kaya Sultân'ın doğduğu gece yapılan şenlikler sırasında füzeyle uçma hünerini gösterdi. füzeciliğin atası sayılmaktadır. I. 110-114. Uluçay. ancak sürgün edildiği doğrudur. "Murad IV". II. II. c. VIII. c.. 449. Hezarfen Ahmed Çelebi büyük uçuşunu yapmaya hazırlanmaya başladı. Acaba doğru mudur? İdam iddiası doğru değildir. Murad. 213. Nihayet beklenen an geldi. Hepsinde de başarılı oldu. Kantemir.İkincisi. İdam edildiği ve deryaya atıldığı iddiası asla doğru değildir. c. I.. İbnül-EminSaray. Kadı ve müftülerin idamına karşı çıktığı ve özellikle kardeş katli meselesinde asla fetvaya yaklaşmadığı için bazı müfsidlerin tezvirleri neticesinde idam edilmiştir. Onun bu başarısından hoşlanan Sultân IV. Cavid. c. sh. Şair ve edib bir zattır. Milâdî takvim 1636 yılını gösteriyordu. o uçuşunda bir planörcü gibi rüzgarın esişini dikkate almış. Hezarfen Ahmed Çelebi Lodos rüzgarının da yardımıyla bir kuş gibi uçup İstanbul Boğazını geçmiş. c. Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesinde anlattığına göre. Kısa bir zamanda mahşerî bir kalabalık toplandı. Seyahatname.

II. Bu gösteri üzerine IV. Nisan 1981. orada Selâmet Giray Hanın yanında ölmüştür. . Bütün bunlar. Bu konudaki en önemli kaynağımız olan Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesinde ne Hezarfen'in ve ne de Lagarî Hasan Çelebi'nin. II. Lagarî. c. Ahmed'in Mahpeyker Kösem Sultân'dan 1615 yılında dünyaya gelen çocuğu olan I. I. Müslüman İlim Öncüleri Ansiklopedisi. "Padişahım seni Huda'ya ısmarladım. Bkz. İsâ Nebî sana selam söyledi" diyerek şakaya başladı. 670. sh. Sultiıl. ilim âşıkı Şeyhülislâm Yahya Efendi'nin böyle bir hadise ile alakalı ilmin ve teknolojinin aleyhinde bir fetvası da mevcut değildir. Sarayburnu'nda Hünkâr huzurunda fişenge bindi ve şakirtleri (yardımcıları) fitili ateşlediler. kendisi diğer Osmanlı Padişahları derecesinde tahsil ve terbiyesini tamamlamamıştı. ilk uzay roketinin Türkler tarafından icad olunduğunu batıya kabul ettiren bir araştırma yapmıştır111. VVeekly Word News Dergisinin neşrettiğine göre. Murad zamanlarında olan acı olayları da bizzat yaşamıştı. Kendisinden başka Osmanoğlu mevcud değil idi. 14 Aralık 1998 tarihli Hürriyet Gazetesi. İbrahim. c. İBRAHİM DEVRİ 113. "Türklerin İlk Uçan Adamları". Hatta tam tersine.. şahsiyeti ve zamanındaki önemli olayları özetler misiniz? Sultân I. 548-549. Zemini bûs ederek. Ancak Bediüzzaman'ın yerinde tesbiti ile "herkes kendi âyinesinin müşâhedâtına tâbi'dir". Daha sonra Lagarî Hasan Çelebi Kırım'a gitmiş. Füzenin barutu bitince de daha önce hazırlamış olduğu kanatları açmış.. ¦•¦. 548-549. Murad tarafından mükâfatlandırılmış. I. Döğen.-. . Ersoylu. 337-338. Seyahatnamesinde Roketle uçma olayını şu şekilde anlatmaktadır: "Murad Hân'ın Kaya Sultân isimli kızı dünyaya geldiği gece akika kurbanı şenliği oldu. Müslüman İlim Öncüleri Ansiklopedisi. Bu Lagarî Hasan elli okka barut macunundan yedi kollu bir fişek îcad eyledi.". Maalesef. II. c. Murad'ın vefatından sonra tek Osmanoğlu olarak tahta oturdu. dört ağabeyinin idamını bizzat yaşadığı gibi. Kendisini tahta davet eden ulemâ. Sultân I. Tarih ve Edebiyat Mecmuası. sipahi sınıfına yazdırılmıştır. Halil. 337-338. . 44-46.¦¦. Osman ve IV. 194 . Önemle ifade edelim ki. şayet bunlardan biri idam edilmişse. Fişengi kebirinin barutu kalmayınca zemine doğru inerken kartal kanatlarını açarak Sinan Paşa Köşkü önünde deryaya indi ve padişahın huzuruna geldi. sh. I. Ayrıca bir takım müfterilerin iddia ettiği gibi.SULTAN I.-¦•. O halde.. tarihimize ve medeniyetimize düşman kesilmektedirler. ecdada ve tarihimize yapılan iftiralardan ibarettir. başka bir sebepten dolayı olabilir. İbrahim. Bir kese akçe İhsan olunup 70 akçe ile sipahi yazıldı. sh.¦-¦ . ¦ . Netice olarak şunu ifade edelim ki. Döğen. sh.: . sh. "Kişi bilmediğinin düşmanıdır" kaidesince.y 113. sh. 44-46. Norveçli âlim Roffavik. Yanında olan diğer fişekleri ateşleyip rûy-u deryayı çırağan eyledi. Ancak o sebebi de kesin belirlemek zordur. bu ilmî buluşlarından dolayı idam edildiklerine dair bir kayda rastlanmamaktadır. Ersoylu. Seyahatname.: •• ¦-'¦¦> '. I. Zira hayatını zindan gibi olan kendi dairesinde geçirmiş. 670-671. devlet ricali ve Valide Sultân'a mütereddit bir sima ile bakan ve saltanatta asla niyeti olmadığını ifade 111 Evliya Çelebi. XVIII. vücudunda bazı arızalara ve hatta tarihçilerin nakline göre şiddetli bir migrene yol açmıştı. "Türklerin İlk Uçan Adamları". 24 yaşında 1640 yılında ağabeyi IV. doğru tarihimizi bilmeyenler. Halil. "Padişahım. İsa Nebi ile konuşmağa gidiyorum" diyerek semaya fırladı... Seyahatname. misi Sulta::» cuğu ( tek Osmaıojıg Maalesef t ms rr b: gc 338. Evliya Çelebi.110 Evliya Çelebi. Sinan Paşa Sarayı önünde denize inmiştir.-:¦¦. c. Gazev BİLİNMEYEN OSMANLI 193 rek yardımcılarının ateşlemesiyle uçmayı başarmıştır..":-. bunların taltif edildiklerine dair izahlar vardır. . Bu tür iddialar. ¦ . c. c. sh.

1646 yılında Deli Hüseyin Paşa serdârlığında 2. Lehinde olan durum. sh. annesinin ihtirasını bildiği için. Kemankeş Kara Mustafa Paşa'yı 1644 yılında idam ettirmiştir. Zamanın Paşa ve He. lehinde ve aleyhinde olmak üzere iki durumla karşı karşıyaydı. Hakkındaki sefihlik iddiaları doğru değildir. veya 7. işi çığırından çıkarmıştır. Cinci Hoca da denmektedir. bu aleyhteki durumu daha da kötüleştiriyordu. Bunların tahriki ile Sultân İbrahim'de başlayan lüzumsuz samur merakı. Saltanat günlerimde milletimi hoş hal eyle ve birbirimizden hoşnûd eyle" diye dua etmiştir. İbrahim'in ilk yıllarında devlet idaresini epeyce rayına koymuştur. Gençliğinde buhranlı bir hayat yaşaması. İbra? I. s' <** Sarayı Ml:o( Devletler .e -IV. İhtilâlin ı hülislâm Abdurı tarihinde hal' e Mehmed'e. fe"j müttefiktirtolM kullanıldı ki Hasekisi j Kısım I.| riz. Sefer yapıldı. İbrahim'in cidden eksik olan yönleridir.Ayşe! Atîka Sultân18!" 114. Bütün bunlara rağmen. Buna rikâbdarlıktan II. ZEVCELi ve uzun yıllar1^ Valide Sulta ce Muazzez Sui Sultân (Telli \ alındı. 1645'de Malta üzerine sefere karar verildi. Valide Sultân kısmen devre dışı bırakılmış ise de. Ibralftı*" gururdan uzak. Vezirliğe yükselen Yusuf Ağa ve sonradan Paşa'yı da ekleyebilirsiniz. Aleyhinde olan durum. BİLİNMEYEN OSMANLI . kadınların bu yakınlıklarını devletin imkânlarını çarçur etmekte kullanmaları. annesi ve Valide Sultân olan Kösem Sultân'ın varlığıdır. Şeyhülislâm Yahya Efendi'nin de yardımlarıyla. aleyhle-rindeki bütün tahriklere rağmen. Mustafa gibi biçare ve III. Önceleri. kendi hanımlarına aile fertlerinden daha fazla önem verir hale gelmesi. maalesef bu kadın bulunmaktadır.BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMA'. zaten yetişmemiş olan Padişah'a kanunları çiğneyerek bedava makamlar elde eden Safranbolu'lu Hüseyin Efendi'nin Hace-i Sultanî olarak tayin edilmesidir. Önemle ifade edelim ki. 7-Şehzâdej 11. lislâmın. Sultân İbrahim zamanında. ' eden Sultân İbrahim. Ey Rabbım! Benim gibi zayıf bir kulunu bu makama layık gördün. Ada ikiye bölünmüştü (1648). Bunun en acı misâllerinden birisi. Şeker-pare denilen musâhibeler gibi onu eğlenceye teşvik eden cariyelerinin fazla oluşu. Kara Mustafa Paşa'dan sonra vezir-i azam olan Semin Mehmed Paşa da. dürüst ve ciddi bir devlet adamı olan Kemankeş Kara Mustafa Paşa'nın veziriazam olmasıydı. diğer sultânlar gibi kendini fazla yetiştirememesi. W. Yusuf Paşa'nın rüşvet ve hediye düşkünü bir devlet adamı olduğu yönünde ithamlar vardır. ancak Kandiye fethedilemedi. I. Sultân İbrahim. "Elhamdülillah. fendi ve Abam Hüseyin Paşa. Bir ay sonra Şeyhülislâm Yahya Efendi'nin de ölümü. 1644 yılında Anadolu Kazaskerliğine kadar yükselmiştir. 5Ayfe 1 Sultân. Zira IV. Hazinenin gelir-gider muvâzenesini muhafazaya çalışmış. Katoliklerin zulmünden bıkan yerli Ortodoks Rumların Venediklilerden rahatsızlığından da istifade edilerek. I. başta Valide Sultân olmak üzere. Ancak acele davranıldı ve Osmanlı ordusu Girit'ten çekildi. Ancak muvaffak olduğunu söylemek mümkün değildir. 1645 Ağustosunda 45 gün süren Hanya muhasarası zaferle sonuçlandı. Biraz önce saydığımız olumsuzlukların başında da. ağaların ve ehliyetsiz kişilerin eline geçmesine sebep olmuştur. 3-ŞehzâdeJ. devletin kadınların. hem. Murad gibi fazla kadına düşkün değildir. Murad gibi otoriter. Maalesef. Osmanlı neslinin devamı için devamlı kadınlar tarafından özel hayata teşvik edilmesi. onu kadınların avucuna ister istemez itmiştir. sikke yani paranın değer ayarlamasını düzene sokmuş ve devlete ciddiyet getirmeye çalışmıştır. Topkapı'dan Eski Saray'a göndererek bu dertten kurtulmak istemiştir.| II. "İki haille j şeklindeki edildi. Maalesef. bir kısım ehliyetsiz devlet adamlarının tahriklerine kapılan Sultân. bütün bu anlatılanlardan Sultân İbrahim'in gayr-i meşru bir hayat yaşi tamamen farklı j Bütün bu olayl da gelirlerin az< Paşa'nın isyanıdır! Padişah bunların I Ağustosunda asilerini sonra asilerce i getirildi. Hele Telli Haseki başta olmak üzere.1. bu olumsuzluklardan sadece biridir. Padişahın aile hayatına düşkünlüğü. I. devlet işlerine kadınların müdahalesi önlenememiştir. Serdârlık Kaptan-ı Derya Yusuf Paşa'ya verildi. 6. tahta oturduktan sonra da.

II. c. 56-65. Ahmed Refik. 452-460. Sonra Şeyhülislâmın. Uluçay. Sultân İbrahim'in en çok sevdiği Haseki'si.Beyhan Sultân. İhtilâlin arkasında nâibe-i saltanat olmak isteyen Kösem Sultân vardır. ÇOCUKLARI: 1-Şehzâde Mehmed IV. n fahiştir. İbrahim hal'inden 11 gün sonra boğularak şehid edildi. Ağaların adamı olan Sofu Koca Mehmed Paşa. zayıf şahsiyetinden istifade etmişler ve tabir yerindeyse kanına girmişlerdir. IV. III. 7 Ağustos 1648'de henüz 7 yaşındaki IV. İbrahim'in buhranlı bir hayatı bulunduğu. olay duyuldu ve ihtilal çıktı. 4-Şehzâde Selim Hân. sh. 257-258. atın ve I. 3. elmas gibi yüreği olan ve hassas yapıda bir insan olduğunda tarihçiler müttefiktirler. 5Şehzâde Osman. Her zaman hatalarını kabul eden bir şahıstır. III. sh.195 Mm gibi irtbirbirij yanı niştir. 12. ZEVCELERİ: 1. Öztuna. Penzer. c. 196 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMAN. Mehmed'e. Kadınlar Saltanatı. 124. 5. 192-197. IV. Burada iki durumu vuzuha kavuşturmak gerekmektedir: .. 6. sh. Mehmed'in annesi. I. sh. Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi. Süleyman'ın annesi ve câriye. Solak-zâde. İbrahim'e Deli İbrahim denmektedir.Sâliha Dilaşûb Valide Sultân. II. Yılmaz. 6. 2-Şehzâde Süleyman II. 10. Haseki. 131-140.Kaya Sultân. veya 7. 4. Bunlardan biri de. 15-Atîka Sultân112. 13-18. 11. c. III. onun bu 112 Nalmâ. Nikâh ile kadınlığa alındı. hırs. Uzunçarşılı. Ağustos 1648 tarihinde hal' edildi ve bir odaya haps olundu. 7-Şehzâde Süleyman. II. Kısım I. 2. 114. 2457. Bütün bu olaylar. Padişah olmadan evvelki stresli hayatın da tesiriyle. 5. Haseki'dir ve II. 7001-7002. Haseki. bu sultân için kullanılmamıştır. Sivas Valisi Varvar Paşa'nın isyanıdır (1647).Hatice Turhan (Tarhân) Valide Sultân. 3-Şehzâde Murad. Kaptan-ı Derya Damad Fâzıl Paşa ve Nişancı Ahmed Paşa'yı zikr edebiliriz. The Harem.Hüma Şah Haseki Sultân (Telli Haseki). israf ve bunun karşılığında gelirlerin azalması devleti sarsmaya başladı. 766-773. sh. Rus asıllı bir câriyedir ve uzun yıllar nâibe-i saltanatlık yapmıştır. Padişah bunların haklarından gelmek istedi ise de. devlet idaresinde sıkıntılara yol açmış.Ayşe Sultân. 327-344. gururdan uzak. Ancak başta Telli Haseki Hasekisi ve bazı musâhibeleri olmak üzere. 35-37. Haseki olduğu sanılıyor. E. E. sadrazamlığa getirildi. mücevherli kayıklar yaptırması ve doğruluğu şüpheli olmakla birlikte sakalının tellerine inciler dizdirmesi gibi garip davranışları bulunduğu söylenmektedir. Padişahların Kadınları ve Kızları. I. I. Ahmed'in annesidir. Devletler ve Hanedanlar. 9Fatma Sultân. II. "İki halife bulunduğu zaman. Mustafa ile ilgili söylenen hafif akıllılık gibi tabirler dahi. Gerçekten deli midir? I. c. 13. sh. III. nr. IV. 301-303. Şeyhülislâm Abdurrahim Efendi'yi de yanına alan sadrazam tarafından. 206-239. Ocak ağaları yeniden cuntalaşıp devleti soymaya başlayınca. Kaynaklar onun kindar. gayr-i meşru hayat tamamen farklı şeylerdir. Osmanlı Tarihi. 8-Şehzâde Bâyezid. Zira özel hayata düşkünlük ile.Ümmü Gülsüm Sultân. 6-Şehzâde Ahmed II. sh. Belgelerle Osmanlı Tarihi. hem şer'-i şerife ve hem de kanuna aykırı olarak bî'at edildi. fitneyi önlemek için birini katlediniz" şeklindeki fetvasına dayanılarak I.Mâh-i Enver Sultân. Zamanındaki sadrazamlar arasında Kemankeş Kara Mustafa Paşa. 189. sh. 7-Şivekâr Sultân. sh. çevresindeki bazı insanlar. 3-333. mal düşkünü ve kıskanç olduğunu kabul etmektedirler. Kantemir.Gevher Hân Sultân. Semin Mehmed Paşa ve Hezâr-pâre Ahmed Paşa'yı. sh. kendisinin mütevazı. 14. 4. sh. c.Hatice Muazzez Sultân. c. 1648 Ağustosunda asilerin isteği üzerine Sadrazam Hezar-pâre Ahmed Paşa azl edildi ve sonra asilerce öldürüldü. sade-dil. (seden bici ıhta bir hayat yaşadığı anlaşılmamalıdır.Ayşe Sultân. c. 5948. Şeyhülislâmlar arasında Zekeriya-zâde Yahya E-fendi ve Abdurrahim Efendi'yi ve diğer devlet adamları arasında Kaptan-ı Derya Deli Hüseyin Paşa. onda samur merakının aşırılığı ve bu yüzden samur vergisini koyması. c. 235-245. Haseki.

lüksler o sini batırma noktasına} da vatandaşı bezdirmişti alınca. uzmanlar belirtmektedirler. İbrahim'in sanıtff Bütün bu israflar. 15 Temmuz-1 Ağustos. Uluçay. Zaten hekimler de elem-i asabî teşhisini koymuşlardır ki. IV./ yıllarını dört saüujiiif Birinci safln| i saltanat yani İti Ahmed Refs Kısım I. i 7 yaşına basmadan^ devlet işlerinden it yaşındaki ta Gâzî ve Kanuni'*" 3 tahtta kalmıştır. I. Hasekileri ve Saray'daki musâhibeleri. "Sultân İbrahim Deli. ona istediklerini yaptırır hale gelmişler ve bu da devlet içinde karmaşaya.OSMANÎİJ3 116. XIX. aklı bozan cinnet türünde bir hastalık sayılmamaktadır.iıldl|-Kte-l'«at¦p BİLİNMEYEN OSMANLI . 115. şahsiyetinin oturmayışı ve bunlarla birlikte sorumluluk duygusunun fazlalığı. Hasta mıydı?". Zira kendisinden başka Osmanlı Hanedanına mensup erkek çocuk mevcut değildir. Şubat 1999. Bütün bunlara rağmen. O zaman Deli İbrahim isnadı yanlıştır113. c. 15 Ağustos-1 Eylül 1950.%ı| batılı yazarların fırsat:» değildir114. Psikotik ve deli değildir. Uzmanların tesbitine göre. Tarih Dünyası. bu da yaygın anksieteden başkası değildir. isnad edilen bu sıfatın doğru olmadığına yeterli bir delildir. onu bu hale sokan sebeplerdir. sh. Sefa. Sultân İbrahim devrinin tam zevk ü safa devri olduğu ve bunda da Telli Haseki başta olmak üzere Saray Kadınlarının rolü olduğu söylenmektedir. suiistimale. devlet de sallar Buna acı bir mislin! rak Mısır Hazinesi \ şenmesini zikredebilip» hem de kendisinin 0* mak için şarttır. Eğitim-Bilim Dergisi. Sultân İbrahim'in muhakemesinde ve idrâk melekelerinde bir bozukluk olmadığını.i etI» plana bÇele-h-dan batı Una pjğu r. I.-duğu |. III. asker ve özellikle de saray. Bu hastalık. Murad zamanında şehzadeler idam olunmuş ve Osmanlı tahtı. Sadece son zamanlarda kaleme alınan bazı kaynaklar. adi? ve idarî ıslahatı için yaptıkları ve yapılanlara olan teşvikleri. Çağatay. g den alınan bazan görevy Buna I. sh. Bu zevk ü salayı. "Sultân İbrahim Deli miydi?". M. bazan da zulme serEyâletler ve sana yediye varan Hasekllf bilen hâinler de i: hale gelmiş. kadınların dümen suyuna ister istemez girmiştir. ( tılmasına kadar varmış. onun zaman zaman hafakanlar içinde kaldığını ve yüreğinin sıkıldığını ifade etmektedirler. Şahsiyeti tam teşekkül etmeyen ve diğer Osmanlı Padişahları gibi eğitimi de mükemmel olmayan Sultân İbrahim. Bunlar doğru mudur? Maalesef kısmen de olsa doğrudur. 26-27. İkincisi. Kaynaklar. çok sayıda câriye ile beraber olmasını teşvik etmişlerdir. 1 Şubat ve 15 Nisan 1951 tarihli sayıları. İbrahim'in erkek çocuğu olmasını şiddetle arzu etmektedirler. Bu lakabı ilk kullanan ve çevreye yayan katlini arzuladığı Kara Çele-bi-zâde Abdülaziz Efendi ile Anadolu'nun huzuru için idam ettirdiği Şi'î isyancılardan Kesikbaş Emirgûneoğlu'dur. Acılı geçmişi.. «s1 lamak doğru değildir. malî. mu'teber Osmanlı kaynaklarında onun için Deli lakabı kullanılmamaktadır. çevresi. ısrarla bu lakabını ön plana çıkarmaktadırlar. iyi bir eğitim görmemiş olması. Mehı kında bilgi» Osmanlı tali» i IV. Saygılı. Başta Telli Haseki olmak üzere. mecburen gerçekten sıkıntılı bir hayatı bulunan I. Halk. onun rahatsızlığı. Valide Sultân başta olmak üzere. Bu sebeple. 298-334. . anksite bozukluğu denilen nevroz türünde bir hastalıktır.\ ::iışah tayüz-l:. I. Devrinin şartları göz önüne alındığında. Halbuki onun devletin asker?. Mehmed.:ne!ı : . böyle bir hayatın neticesi olarak. İbrahim'in tahta çıktığı zaman hasta olduğu kesindir. Bilindiği gibi. zaten hayatı sıkıntılı olan Sultân İbrahim'in. 243-244. İbrahim'e kalmıştır. rüşvet alıp vermeye ve hatta 113 Naimâ. IV. meşru dairede de olsa.Birincisi. devlet gor iltiması ortaya çıkmış. sh.:. Sadrazama yazdığı hatt-ı hümâyûnları da bunu göstermektedir.

243-244. servetlerini arttırmak ve maalesef sefih sayılabilecek derecede hayatlarını yaşamaktı. Bunları kullanan Kösem Sultân ise. İbrahim'in Turhan Hatice Sultân'dan 1642 yılında dünyaya gelmiş ve 7 yaşına basmadan Ağustos 1648'de Padişah olmuş müstesna bir şahsiyettir.OSMANLI DEVLETİ'NİN DURAKLAMAYA BAŞLAMASI VE SULTÂN IV. Başlarını Kara Murad A-ğa'nın çektiği ağaların hedefi. 198 BİLİNMEYEN OSMANLI BtLİNMEYFNi» ti'nin en acı günlerinden bir parçadır denilebilir. Uzunçarşılı. Bu zevk ü safayı. Bunları bilmek. şahsiyeti. lüksler ve bunu takip eden haksızlık ve suiistimaller. Uluçay. istediğine kavuşmuştur. Mehmed. asker ve vatandaş üçlüsü yara alınca. Bunun üzerine. Telli Haseki'yi nikahlayan I.303-304. işlerini ağalar eliyle yürütmüştür. Sofu Mehmed Paşa da. 7 yaşındaki torununu tahta geçirmekle. sh. sh. Samur Devri. Kadınlar Saltanatı. I. devleti tek başına idare etme emeline ulaşmış görünüyordu. c. vatandaşa yeni yeni vergiler konmaya başlanmıştır. sırasıyla Melek Ahmed Paşa ve Abaza Siyavuş Paşa'nın sadrazam olması da işi . XIX. c. ehliyetsizlerin iş başına gelmesi vazifelerin açık arttırmayla satılmasına kadar varmış. Osmanlı Hazinesini batırma noktasına getirince. görevliler sık sık değiştirildiğinden dolayı tayin edilen ile görevden alınan bazan görev yerlerine ulaşmadan bir başka durumla karşılaşır olmuşlardır. c. Ahmed Refik. Ağustos 1648-Eylül 1651 yılları arasında. IV. III. Zira bu döneme Ağalar Saltanatı da denmiştir. Mehmed.197 bazan da zulme sebep olmuştur. Ertuğrul Gâzî. İbrahim'in mehir olarak Mısır Hazinesi vermesini. sh. Eyâletler ve sancaklar. Mehmed'in saltanat yıllarını dört safhaya ayırmak icab etmektedir: Birinci safha. kukla bir sadrazam durumundadır. Buna I. 16 vd. III. Kendisini devlet işlerinden uzaklaştırdığı için oğlunun idamına dahi göz yuman Kösem Sultân. Osmanlı Devle114 Na'imâ. İslâm hukukunun aradığı şartların çoğunluğu bulunmadan gelen IV. Kantemir. Hasekilere paşmaklık olarak verilmeye başlanınca. kendisini Eski Saray'a süren ve hatta idamla tehdit eden I. Nitekim bu hal. c. Bütün bu israflar. 231-234. I. tarihten ibret almak için şarttır. Sipahiler ile Yeniçerilerin Sultânahmed Meydanında karşı karşıya gelecek kadar isyan etmeleri ile sarsıldı ve 1649 yılında azledilerek kati olundu. MEHMED DEVRİ 116. İstanbul 1927. Artık askerin maaşı verilemez hale gelmiş. devlet de sallanmaya ve cephelerde mağlubiyete alışmaya mecbur kalmıştır.000 kuruşu aşmış ve bunu fırsat bilen hâinler de devletin hazinesini alt üst etmişlerdir. altı yediye varan Hasekilerinin mal varlıkları senelik 100. Çünkü Nâibe-i Saltanat olan Kösem Sultân. kesinlikle bugünkü anlamda gayr-i meşru eğlenceler olarak anlamak doğru değildir. Sofu Mehmed Paşa ise. tamamen usullere aykırı olarak Yeniçeri Ağası Kara Murad Paşa sadrazamlığa getirildi. Ava merakı sebebiyle Avcı Mehmed de denen IV. Atabekler ve Veliahdler gibi devleti idare etmek istedi ise de bu saltanatı. hem ulemanın ve ocak ağalarının isyanına ve hem de kendisinin şehid edilmesine sebep olmuştur. Daha sonra. Kösem Sultân'ın nâibe-i saltanat yani bir nevi padişah yerine padişahlık yaptığı dönemdir ki. İbrahim'i tasfiye etmekle. sh. 56-62. Bu da vatandaşı bezdirmiştir. Osmanlı Tarihi. 227-228.. Meşru dairedeki keyfin suiistimali söz konusudur. Buna acı bir misâl olmak üzere. Bu sebeple bazı batılı yazarların fırsatı ganimet bilerek anlattıkları gayr-i meşru eğlence tarzları doğru değildir114. devlet görevlerine gelmenin yolu olarak ehliyet yerine harem kadınlarının iltiması ortaya çıkmış. onun isteği üzerine dairesinin kürkler ve samurlarla döşenmesini zikr edebiliriz. Kısım I. Padişahların Kadınları ve Kızları. sh. ailesi ve dönemindeki mühim olaylar hakkında bilgi verir misiniz? Osmanlı tahtına. Devleti ayakta tutan hazine. Osman Gâzî ve Kanuni'den sonra en uzun süre tahtta kalan Osmanlı Padişahıdır ve 39 yıl tahtta kalmıştır. IV. artık bu devre Samur Devri bile denmiştir. Ancak arkasında asıl Valide Sultân Turhan Sultan'ın bulunduğu ve bir nevi halk isyanına dönüşen kargaşa bastı-rılamıyor ve Osmanlı Devleti kan kaybediyordu. İbrahim'in samur aşkı da katılınca.

-. 1656 yılına kadar 10'a yakın sadrazam değiştirildi. (1658). Arkasından Anadolu'da Beylerbeyilerin de desteklediği ve tamamen sadrazamı hedef alan yeni bir Celâlî İsyanı başlamıştı. Ancak devlet. Girit'te devam eden savaşa yardımı da engelliyordu. Mehmed'in annesi olan Turhan Hatice Sultan'ın Nâibe-i Saltanat olduğu dönemdir. IV. Tecrübeli müşavirlerinin şiddetli tavsiyeleri ile. malî konularda tam yetkili olmak şartıyla. Solak-zâde. .değiştiremedi. Kösem Sultan'ın IV. p. 1652 yılının Haziran ayında Tarhuncu Ahmed Paşa sadarete getirildi.•alLir fer. İçeride bu ihtilâllerin yaşanması. devleti Köprülü ailesi gibi asil bir aileye teslim etmekle.. Tarhuncu Lâyihası diye meşhur olan bütçesini hazırladı. Üçüncü safha. evvela isyan eden Erdel Prensinin üzerine yürüdü ve Balkanlarda önemli başarılara imza attı. Uyvar fethedildi ve Erdel Osmanlı Devleti'ne bağlandı. Makam korkusuyla Girit Serdârı Gâzî Hüseyin Paşa'yı idam ettirmesi hatalı bir hareket olarak kabul edilmektedir. Eylül 1656'da sadrazamlık makamına getirildi. Dertlere çare olamayınca. Murad'ı kendine model alan Köprülü Mehmed Paşa. devleti tek başına idare etmek ve Valide Sultân işe karışmamak şartıyla. kendisiyle birlikte Osmanlı tarihindeki kadınlar saltanatına son vermiştir. IV. Ancak Turhan Sultân. Vec idare:"? :îıanlı BİLİNMEYEN OSMANLI 199 ¦ ve ilerin ı ve (•olarak kilde h isyan ı falliI 15 olan »ayan I*-Isak . Mehmed'i öldürüp yerine Şehzade Süleyman'ı getirmek istemesi. Devleti. Onun döneminde 1661 Temmuz'unda İstanbul'un üçte birini yakan büyük yangın yaşandı ve beş yıllık sadaretten sonra Ekim 1661'de Edirne'de vefat etti. 1659'da Kırım Tatarları ile mi olmayışrafc mış old-. Bu dönemde aynı aileden iki sadrazam iktidara gelmiştir. Koçi Bey. Köprülü Mehmed Paşa (1656-1661) ve oğlu Fâzıl Ahmed Paşa (1661-1676). Ancak sonradan yaptıkları bunu telafi etmiştir. Şâmî-zâde Mehmed Efendi ve lalası İbrahim Ağa müşavirliğinde Turhan Sultân idare ediyordu. Baş Mimar Kasım Ağa. Kanuni devrini yeniden yaşatmıştır denilebilir. Devletin hazinesini soyan ağalar saltanatına son verildi ve 39 ağa yakalanarak idam edildi. Artık Köprülü'ler devri başlıyordu. Böylece birinci dönem atlatıldı. '¦ eriyor. Eylül 1651-Eylül 1656 tarihleri arasındaki IV. Bu ikinci safhada tek müessir olan Valide Sultân'dır. sonunu getirdi ve 1651 yılının bir Eylül gecesi Kösem Sultân öldürüldü. şirazeden çıkmıştı ve dış baskılar da artıyordu. Mehmed sadece olan bitenleri seyrediyordu. İkinci safha. Tamamen iflas noktasına gelen devlet hazinesine bir ayar verilmek üzere. Osmanlı Devleti'ne rahat bir nefes aldırtan Köprülü'ler devridir (Eylül 1656-Ekim 1676). tecrübeli ve yaşlı vezir Köprülü Mehmed Paşa. L Alı ». birlikte Rus ordusunu dağıttı. Ağalar isyanı devam ediyordu. Yani bir nevi Osmanlı Padişahlığı makamında Padişah'ın annesi oturmaktadır. Köprülü Mehmed Paşa. 31 paşanın idamıyla sonuçlanan bu isyanı bastırdı ve Anadolu'da Celâli isyanlarının sonunu getirdi.

Artık Osmanlı tarihinde kaht-ı rical devri başlıyordu. İçkiyi Osmanlı ülkesinde şiddetle yasaklamıştı. bu da 1681 yılında imzalanan Edirne Andlaşması ile tamamlanmış oldu. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa. Osmanlı Devleti için büyük bir itibar kazanılmasına vesile oldu. ancak Budin'de büyük kayıplar vermelerine rağmen yeniden toparlanan haçlı orduları. Venediklilerin ve Almanların başını çektiği haçlı kuvvetleri fırsatı ganimet bilerek. Yerine II. Bu mağlubiyette. Osmanlı kuvvetleri Budin'i çok iyi müdafaa ediyordu. ilk problem olarak Ukrayna yüzünden patlak veren Rusya Savaşı ile meşgul oldu. askerin sefih hayatının ve eski Osmanlı ordusunun olmayışının da büyük etkisi vardı. Kanuni'den beri gelip giden duraklama devrini resmen başlatmış oldu. hiç bir kötü alışkanlığı yoktu. Kahvehaneleri . şahsî sebeplerle ve neticeyi düşünmeyerek ihanet etti ve Türklerin elindeki Tuna Köprüsünden düşman askerlerinin geçişini uzaktan seyretti. zaten ayağa kalkmış olan Avrupa'nın Almanya'nın yanında yer alacağını belirterek. Zitvatorok Andlaşmasının tekrarı mahiyetindeydi. Viyana bozgunu ile Karlofça Andlaşması (1699) arasında geçen 15 yıl Osmanlı Devleti için felâket seneleri oldu. Bu gelişmeler. Almanya'nın taht şehri olan Viyana'nın alınmasını teklif ederken. Artık 1071'den beri devam eden Müslüman Türk Milletinin cihad zaferleri sona eriyor ve Avrupa galebe çalmaya başlıyordu. başını Kırım Hanı Murad Giray'ın çektiği diğer devlet ricali. 1684 yılında Osmanlı Devleti'ne harp ilan ettiler. Dördüncü safha. Rusya Seferi takip ettiyse de. 1680 yılında Çehrin'in alınması ile zaferle sona erdi ve bunu aynı yıl başlayan 2. Osmanlı Devlet ricalinin ikiye ayrılmasıyla sonuçlandı. Kırım Hanı Murad Giray. Sadrazam Kara İbrahim Paşa'nın beceriksiz idaresjndeki Osmanlı orduları. Bundan rahatsız olan ve tecavüzlere başlayan Almanlara da 1683 yılında harp ilan edildi ve IV. sadece Yanıkkale'nın alınmasıyla yetinilmesini savunuyordu. Kara Mustafa Paşa'nın fikri ağır bastı ve onun serdârlığındaki Osmanlı ordusu 12 Eylül 1683 tarihinde Viyana önlerinde müttefik haçlı seferleriyle karşı karşıya geldiler. Fâzıl Ahmed Paşa döneminde başarılan işlerden biri de yıllardır devam eden Girit seferinin sona ermesi ve Girit'in fethedilmesiydi (1670). Ukrayna meselesi yüzünden çıkan Polonya Harbi takip etti (1670). Süleyman tahta geçirildi. 160 yıl önce perişan oldukları Mohaç Meydanında Osmanlı ordusunu geriye çekilmeye mecbur ediyorlardı. Kendisine Avcı Mehmed lakabını verdirten av ibtilâsı dışında. Viyana bozgunu. 1663'de Almanlara karşı açılan harp 1664 yılının Ağustos Ayında Vasvar Andlaşması ile sona erdi. Köprülülerden sonra sadrazamlığa getirilen bu büyük devlet adamı. Bu arada devletin rükn-i azamı denilen Turhan Sultân Temmuz 1683'de vefat etmişti. I. Rusya seferi için 1678 yılında yola çıktılar. babasının başarılarını sürdürdü. 1672 yılında Kamaniçe Kalesi feth edilince. Mehmed'i hasta etmişti. IV. Hal'inden 5 yıl sonra Edirne Sarayı'nda Ocak 1693 tarihinde vefat etti. 1677 yılında Çehrin'deki zor kuşatmada netice elde edilemeyince. Varşova'da panik başladı ve aynı yıl barış andlaşması imzalandı. zafere koşamıyor ve maalesef Eylül 1686'da Budin düşü200 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİN1' yordu. Mehmed'in de katıldığı bu Lehistan seferinde. Mehmed aleyhteki tahriklere dayanamayarak istika-metli sadrazamı azletti ve 50 yaşını doldurmadan idam sehpasına yollandı. Bu. Bunu. Aynı yıl Fâzıl Ahmed Paşa vefat etti.Yerine geçerek 26 yaşında sadrazam olan oğlu Fâzıl Ahmed Paşa da. Osmanlı tarihinin en ağır mağlubiyeti idi. 1676-1683 yılları arasında devam eden Merzifonlu Kara Mustafa Paşa devridir. Bu barış tekrar bozuldu ve 16767 yılında imzalanan nihâî andlaşma ile sulh uzun yıllar devam etti. Liyakatsiz devlet adamlarının elinde perişan olan devletin hali IV. Neticede 11 Eylül 1683 tarihinde beklenen hezimet geldi ve Osmanlı ordusu binlerce şehid vererek ve çok kıymetli hazinelerini kaybederek geri çekilmeye mecbur oldu. IV. Mehmed ve sadrazamı 1. Aralık 1683 tarihinde IV. Mehmed'in de katıldığı bu sefer. Rusya seferi. Maalesef. Köprülü ailesini iktidardan düşürdüğü için Padişah'dan rahatsız olan Köprülü-zâde Fâzıl Mustafa Paşa ve benzeri devlet adamlarının gayretleriyle Kasım 1687 yılında hal' edildi ve ancak idam olunmadı.

. Köprülü Mehmed Paşa ve benzeri sadrazamlar da icranın başı olarak devleti idare etmeye başlamışlardır116. veziri işleri yürütür. Buna Hanefi Efendi'nin verdiği cevap enteresandır: "Mezhebimiz hukukçuları olan Hanefi âlimleri. TTK. Uzunçarşılı. Tamamı. V. cana ve ırza zarar verir.Fatma Sultân. 5-Şehzâde Süleyman. 10. Kendisi beş vakit namazını cemaatle kılıyordu.Gülnar Kadın. II. İslâm hukukçuları bu ve benzeri şartları. Ahmed Refik.Fatma Sultân. Mehmed'in 7 yaşında halife unvanı ile padişahlığa getirilmesi İslâm Hukukuna göre caiz midir? devaşerifü son1 etmeye t 118. 5154. 2-Şehzâde Sultân Ahmed III. IV. ÇOCUKLARI: 1Şehzâde Sultân Mustafa II. Mustafa ve III. 65-70. Târlh-I Sultân Mehmed Hân-ı Râbi'. 3-Şehzâde Bâyezid.5 cildlik yer tutmuştur. nr. 60 -¦ ¦ . Mehmed'in yerine önceleri Kösem Sultân. U. . sh. aklı bozulan baliğ insanların saltanatı caiz değildir. I. Umumi Kısım. c. 4Şehzâde İbrahim.Ümmî Sultân115. şer'-i şerifin hükümleri külliyen iptal edilmiş olur". 6. Ankara 1943. Bu sert hükümlere göre. sh. c. IV. Valide Sultân sormuştur: "Ama şimdi yedi yaşında ma'sumun saltanatı nice mümkündür?". nr. Tarih. c. İbrahim'in hal' olunarak yerine 7 yaşındaki oğlu IV. c. Mehmed'in buluğa erinceye kadar sultân kabul edilmesi mümkündür. II. baliğ ve mümeyyiz (âkil) olması yani tam ehliyetli olmasıdır. 39 yıllık IV. Aklı başında olan küçüğün caizdir buyurdukları kitaplarımızda yazılıdır. Mehmed'in geçirilmesi teklifi ile gelen âlimlerden eski Anadolu Kazaskeri olan Hanefi Efendi'ye. aklı sıkıntıda olan I.Hatice Sultân. sh. c. Tertip eden Faik Reşit Unat.! m iıl Mm Kanuni < geçmesi! Murâd w{ olan bu İt şah'tn * temek n Caiz değildir. 334-465.Kâniye Haseki. sh. sh. 145. 8Emetüllah Küçük Sultân. I. c. Kısım I. 9. Ma'sum küçük de olsa tahta çıkar.Meh-pâre Emetüllah RâbPa Gülnûş Valide Sultân. 5. Nitekim bu manayı IV. nâibe-i saltanat sıfatıyla işleri yürüttüğü gibi. Ravzat'ül-Ebrâr.kapatmıştı. Valide Sultân'a. IV. Mehmed'in cülusundan evvel Valide Sultân ile ilim adamları arasında geçen şu konuşma da teyid etmektedir. Silâhdâr Tarihi. Kısaca formalite icabı tahta geçen IV. E. Mısır 1248. II. 1-295. akıl hastasının veya kölenin halife olması caiz değildir. Mehmed Süreyya. c. bu durum kana. c.305 vd. 2Afife Kadın. Kısa bir süre tahsil görebildiği için diğer Osmanlı Padişahları gibi âlim değildi. Devletler ve Hanedanlar. Tamamı. Çocuğun. halifenin kadı olabilecek sıfatlara sahip olması gerekir şeklinde özetlemişlerdir. 1188. Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi. VI Tamamı. ZEVCELERİ: 1. Uluçay.Siyavuş Haseki. Zira halifenin şartlarından biri de. sh. c. III. İstanbul 1928. Abdurrahman Abdi Paşa. Padişahların Kadınları ve Kızları. Öztuna. İF de riilirokü I1 BİLİNMEYEN OSMANLI 201 devam ederse. Bâyezid kütp. Bu konuda en ayrınıtılı kaynak durumundadır. Osmanlı Tarihi. I. E. Ama aklı olmayan tahtta oturmaya 115 Na'imâ. sonra da Turhan Sultân. 200-204. c. Mehed'in saltanatı yaklaşık 2. . ona bir şey öğretmek de mümkün olmaz. 117. Karaçelebi-zâde Abdülaziz Efendi. Silâhdâr Fındıklılı Mehmed Ağa. Bu şekilde fetvalar verilüp maslahat tamam olmuştur. 239-242. 4. Kadınlar Saltanatı. Siclll-i Osmânî. Ahmed'in annesidir. 237-494. 7. sh. IV. Sofu Mehmed Paşa. Giritli bir ailenin kızıdır. Kantemir. ancak halife kabul edilmesi mümkün değildir. Gülnûş Sultân diye bilinir. 3.

EI-Mâverdi. tamamen hazineye devredilmiştir117. El-Ahkâm'üs-Sultâniyye.. sadece şeklen padişah idi. 3) Kösem Sultân'ın devlet işlerini Padişah gibi yürüttüğü asıl dönem. Bu devre. Ancak plan duyuldu ve Kösem Sultân 3 Eylül 1651 gecesi Padişah ve Turhan Valide Sultân'ın adamları tarafından boğularak öldürüldü. Saray'daki hanımlar daha etkili olmaya başlayınca. Buna karşı. Mehmed devridir. Murad'ın gerçekten padişahlık yaptığı ikinci devrede de. Sadrazamları bile tayin edip istifalarını kabul edecek kadar devlet işleriyle iç içeydi. Maalesef bu hadiseler sebebiyle oğlu olan I. Padişah İstanbul'da olmadığı zaman Nâibe-i Saltanat olarak işleri yürüttüğü gibi. IV. Süleyman'ı tahta geçirme planlarına başladı. 11 yıldan fazla Naibe sıfatıyla bir cihan devletini idare etti. Fakirlere her zaman yardım ederdi. 4. onun tahttan indirilmesinde ve hatta 10 gün sonra idam edilmesinde birinci derecede rol oynadı. Murad'ın ismen Padişah olduğu. Arkasındaki ağalarla birlikte devam ettirdiği idareye karşı halk ayaklandı. hatta Saray'dan uzaklaştırıldı ve Rodos'a sürülmek istendi. Bunun yanında Kösem Sultân. Osmanlı sarayına câriye olarak girmiş ve Müslüman olduktan sonra Padi-şah'ın kadın efendiliğine kadar yükselmiştir. 119. çok zayıf da olsa Kanuni devrinde Hürrem Sultân ile başlamış ve IV. 8 küsur sene devam etti. Dâr'ül-Hadisleri ve sebilleri bulunmaktadır. Valide Sultân sıfatıyla devleti idare etmeye devam etti. Bunun da sebebi. "elli yıl devlet ve saltanat sürüp bütün işlerde tasarruf sahibesi idi". 202 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMA siyle. Bundan sonraki gelişmeleri şöylece özetlemek mümkündür: 1) IV. Kösem Sultân'ın eski dinine geri döndüğü veya iyi bir Müslüman olmadığı gibi yanlış manalar çıkarılmamalıdır. Murâd ve I. Saltanatı müddetince biriktirdiği servet ise. sh. Osman'dan itibaren Osmanlı idaresinde kadınlar saltanatının başladığı ve bunun başını da Kösem Sultân'ın çektiği söylenmektedir. İbrahim'in hal'i ile alakalı âlimlerle yaptığı konuşma bu iddiaları reddeder mahiyettedir. Bilindiği gibi. Mehmed'in Köprülü'leri iş başına getirmesine kadar devam etmiştir. IV. Ahmed'in kadın efendisi. torunu IV. IV. 7 yaşında Padişah olan IV. kadınların da saltanata karşı ne kadar alakalı olduklarının delilleridirler ve aynı zamanda Osmanlı Devleti'nde kadın dört duvar arasındaydı şeklindeki itirazlara karşı da müşahhas bir cevaptır. dışarıdaki ağalarla ittifak ederek. Asıl adı Anastasia ve babası da bir Rum papazı olan bu kadın. Meh-peyker Sultân veya tüysüzlüğü yahut diğer hasekilerin önüne geçmesi sebebiyle Kösem Sultân diye adlandırılan I. Artık Vâlide-i Şehîde veya Vâlide-i Maktule diye anılacaktı. Fakat Sultân İbrahim'e başta en çok sevdiği Hasekisi Telli Haseki Hümaşah ve musâhibesi Şekerpare olmak üzere. iyi bir Müslüman idi. 325 vd. Padişah tahtta olduğu vakitlerde de işlere karışmaya devam etti.118. Oğlu Padişah olunca Topkapı Sarayı'na getirilmiş ve bir daha Eski Saray'a dönmemiştir. Valide Sultân ve hatta Nâibe-i Saltanat yani saltanatın vekili sıfatlarıyla devleti 8 yıl idare etti denilebilir. Murad'ın birinci saltanat devresi yani IV. Hayır eserleri arasında medreseleri. c. Seyyid Bey. tahta geçen padişahların. IV. Mehmed'in asıl validesi olan Turhan Sultân başta olmak üzere. Bütün bu anlatılanlar. Mehmed'i aradan kaldırıp yerine kardeşi II. Kadınlar Saltanatı. Ancak I. Mehmed. IV. İbrahim sultân olunca. 2) Diğer oğlu I. El-Ahkâm'üs-Sultâniyye. sh. Naima'nın ifade116 Naimâ. Her sene hapishaneleri dolaşır ve borçtan tutuklu olanları kurtarırdı. IV. II. ancak devleti annesi Kösem Sultân ile Sadrazamlarının ve Şeyhülislâm ve benzeri devlet adamlarının yönettiği devredir (1032/1623-1041/1632). 3 vd. eski Osmanlı Padişahları gibi ehliyetli ve dirayetli olmamasıdır. mektepleri. İbrahim'in de annesidir. Bu iddiaların aslı nedir? Maalesef bu iddiaların bir kısmı doğrudur. İbrahim'e karşı tavır aldı ve bazı tarihçilerin yorumlarına göre. Asıl işleri yürüten ise Valide Sultân sıfatıyla Kösem Sultândı. 4) Bütün bu anlatılanlardan. sh. ElFerrâ. 5. annesini dinlemedi. herkes bu durumdan şikâyetçiydi. Mehmed'in annesi Turhan Sultân'ın devleti tek başına idare ettiği söylenmektedir. sh. Bu da doğru mudur? .

5948. c. dua ve hayra tahsis etmiştir. 120. İbrahim'e câriye verilmiştir. Sonradan kadın efendiliğe yükselen Hatice Turhan Sultân. ibadet. BİLİNMEYEN OSMANLI 203 cidi ile beraber onun eseridir. Kara Mustafa Paşa'nın bazı taktik ve şahsiyet kusurlarına yüklemek doğru değildir. Kızlar ağası Uzun Süleyman Ağa ve Meleki Kalfa gibi çevresinin tesiriyle yanlışlıklar yaptığı da olmuştur. Oğlu IV. c. 1683 Eylülünde meydana gelen Viyana Bozgununun sebepleri neler olabilir? Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın kabahati var mıdır? Her musibet bir cinayetin neticesidir ve bir mükâfatın da mukaddimesidir. Bu sebebi. 14. Ahmed Refik. III. Hadisenin olduğu günlerde Osmanlı Vak'anüvis'i olan Silahdâr Mehmed Efendi bu noktayı çok güzel özetlemiştir. Kendisi de bütün vaktini. ancak Hatice Turhan Sultân. Kösem ve Hürrem Sultân ile kıyaslanmayacak kadar iyi kalpli ve devletin selâmetini düşünen bir hanım efendidir. ' müşlervej gazi ruhu 4) t sinde I seferde ı tam ria 5)1 iki ayı t edem Hanı'nın r etmesi bu 117 Naimâ. j hemen belirtelir "bu mertebe ı tedbirimizle elde I hezimete maruz k 2) Maalf pılmış ve henvj riayet ediln sini ısrarla| 3)1 acı meyv binince. Neticede Mimar Kasım Ağa ve benzeri basiret sahibi insanların tavsiyesi ile. sadece. sh. Osmanlı Devleti'nin o zamanlar ikinci protokolü olan makama geçmiştir. Allah"n bu . 5659. C. 1683 Ey] olabilir? M eumeı 1 'aıH Her musibeti bu bozgun felakel bazı taktik ve j Osmanlı Va k'arl Bu görüşler1 1) Bu sefa Topuyla tüfeğlyl tünlüğü mevaı lerine şükretn ve Ramazan şımardıkları ve j ifade edilmiştir. 107-123. IV. Zaten oğlu IV. 1627 yılında Rus bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen bu güzel kız. Padişahların Kadınları ve Kızları. Kösem Sultân zamanındaki suiistimaller. aynı yıl reşîd ilan edilmiştir. Mehmed'in de annesidir. Mehmed de. Vâlide-i Muazzama unvanı ona aittir. 235 vd. 1) Bu sefere katılan Osmanlı ordusunun maddi hazırlığı son derece mükemmel idi. Bu görüşlerini de esas alarak bir iki noktayı açıklamakta yarar vardır. sh. nr. Mührün üzerinde "Mazhar-ı Lütf-i Samed Vâlide-i Sultân Mehmed" yazılacak kadar iktidarı artmıştır. Turhan Sultân'ın himmetiyle 1663 yılında tamamlanmıştır. O halde bu bozgun felaketinin de bir sebebi vardır. 1683 yılında huzur içinde vefat etmiş ve Yeni Cami'deki türbesine defn olunmuştur118. Mehmed 7 yaşında Padişah olunca. Uluçay. Ancak asıl can damarını teşkil eden asker grubu. IV. dışarıların K Refik. E 2457.Kısmen doğrudur. Murad'ın Hasekisi Safiye Sultân tarafından başlatılan ve ancak inşası tamamlanamayan Yeni Cami. sh. III. Çanakkale'deki kaleler de mescidi ile beraber o türbesine defn olı 120. Aziller ve tayinler artık onun hatt-ı hümâyûnu ile yapılmaktadır. tam manasıyla bir Padişah gibidir. Kadınlar Saltanatı. V. Kör Süleyman Paşa tarafından Kösem Sultân'a hediye edilmiş ve daha sonra da Saray'da terbiye edilerek ve Müslüman olarak. Topuyla tüfeğiyle ve de ordunun diğer donanımı ile düşman kuvvetlerine ezici bir üstünlüğü mevcuttur. devlet işlerini 1656 yılında Köprülü Mehmed Paşa'ya devrederek devletin gerilemesini en az 30-40 sene geciktirmiştir. Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi. sh. Zira 1656 yılında devleti Köprülü'lere devredinceye kadar. Kösem Sultân ile olan Nâibelik mücadeleleri başlamış ve ancak 1651 yılında Kösem Sultân boğdurulunca. I. 2477. Kadınlar WNLI 11651 tödü. tam 34 yıl Valide Sultanlık makamında kalmak üzere. kısmen de olsa onun zamanında da devam etmiştir.

2) Maalesef. c. Her sene bir sadrazam ve serdâr değişikliğine gidiyordu. asıl sebebin manevi sebepler olduğu kanaatin118 TSA. 3831. insanların mal ve ırzlarına göz dikmemek olan Osmanlı askerleri. Taht Uğrunda Baş Veren Sultânlar. Sultân I. Osmanlı tarihçileri II. 116-117. Padişahların Kadınları ve Kızları. sh.' deyiz. Şaban ve Ramazan ayına rastlayan mübarek günlerde. nimetin şükrünü eda edecek yerde şımardıkları ve gayr-i meşru fiilleri işledikleri bizzat Osmanlı tarihçileri tarafından açıkça ifade edilmiştir.nimetlerine şükretmesini bilmemiştir. "bu mertebe ihsan olunan büyük nimetlerin kadrin bilmeyüp bu kuvvet-i kahireyi kendü hareket ve tedbirimizle elde ettiğimizi zannettik ve Allah'ın lütfü olduğunu unuttuk. Naimâ. Kadınlar Saltanatı. nr. ilk acı meyvesini Viyana bozgununda vermiştir. Onlar Yanıkkale'nin fethedilerek Viyana'nın gelecek yıla bırakılmasını ısrarla tavsiye etmişlerdir. XX. sh. Süleyman derler. II. ailesi ve zamanında Osmanlı Devleti'nin siyasi ve coğrafî durumu hakkında kısaca bilgi verir misiniz? II. Bunların başında iki ayı bulan muhasara sırasında askerin yorgun ve bitkin düşmesi. Almanlar. c. sh. İslâm'ın tesbit ettiği usuller çerçevesinde harp etmek. eski Osmanlı Padişahlarını andıran bir şahsiyeti yoktu. askerin çokluğuna ve intizamına bakarak gurura kapılmış ve hem Kırım Hanı Murad Giray ve hem de Erdel Kralı Mihal'in ikazlarına riayet edilmemiştir. Çünkü askerin önemli bir kısmı. yaşadığı kafes hayatının etkisiyle. sh. V. 124-149. İçerideki bu kargaşayı fırsat bilen düşman da dört cepheden Osmanlı Devleti'ne saldırıyordu. Venedik ve Ruslar dörtlü müttefikler halinde Osmanlı topraklarına saldırıyorlardı. Uluçay.. harbin esasını teşkil eden atların kısmen bakımsız kalmaları ve komutanların taktik hataları ve nihayet Kırım Hanı'nın neticenin bu kadar vahim olacağını hesap edemeyerek Mustafa Paşa'ya ihanet etmesi bunlardan bazılarıdır. Zira her musibet bir cinayetin neticesidir119. 3) Osmanlı ordusu ve özellikle de vasıfsız insanların yeniçeri ocağına alınışları. Ancak biz. maddi sebepler de vardır. Mehmed'i tahttan indirmesiyle Padişah olmuştur. 4849. c. içte ve dışta buhranlı günler yaşamaktaydı. III. Süleyman'ın şahsiyeti. Müslüman . Maalesef cezasını da ağır bir şekilde ödemişlerdir. Avusturya. Çünkü I. Osmanlı tarihçilerinin Emir Süleyman dediği Yıldırım'ın oğludur. 1687 yılında isyancıların IV. 5) Elbette ki bütün bunların yanında. Silahdar'ın ifadesiyle. Süleyman. İbrahim'in Hasekisi Sâliha Dil-âşûb Valide Sultân'dan 1642 yılında dünyaya gelen ikinci oğludur. Kasım 1687'den Mart 1688'e kadar 4 ay süren zorbaların isyan hareketleri neticesinde. Hatta sefer sırasında askerin ve hem de Recep. ölürsem şehid kalırsam gazi ruhuna sahip olmanın önemi burada anlaşılmaktadır. İçerde devletin yaya kuvvetleri olan yeniçeriler ve süvari kuvvetleri olan sipahiler. 4) Daha önceki gazalarda en büyük vasıfları. sh. 322-334. Padişah olduğunda Osmanlı Devleti. Tekeli Ahmed ve Deli Pîrî gibi bazı zorba başları da istedikleri makamlara tayin edildiler. II. sh. İstanbul 1961. kurmay heyeti. Almanya. Hocaları Arabzâde Abdülvehhâb Efendi ve Celvetî Şeyhi Atpazarî Osman Fâzıl Efendi'den ciddi bir eğitim görmesine rağmen. zorbacı başı Hacı Ali Yeniçeri Ağalığına. 107-116.SULTÂN II. ¦¦•<. neticesinde hilâf-ı me'mul olarak bu hezimete maruz kaldık". c. Silahdâr Tarihi. Macaristan'da kan gövdeyi götürüyor ve General Caraffa eyâlet merkezi Eğri'yi 1687'nin son ayında teslim alıyordu. 239-242. 204 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNME. SÜLEYMAN DEVRİ 121. bir kısım devlet adamlarının görevden alınması bahanesiyle isyan halindeydiler. Viyana'ya gelinceye kadar elde ettikleri ganimetin ve servetin derdine düşmüşler ve asıl gazayı unutmuşlardır. Sadrazam Siyavuş Paşa katledildiği gibi. bu seferde geçtikleri yerlerde ciddi tahribatlar yapmışlar ve İslâm'ın bu ulvi düsturlarına tam riayet edememişlerdir. Ahmed Refik. Süleyman ve Avrupalı tarihçiler ise. Askerin çokluğunun değil. IV. IV. iş ciddiye binince. Burada Kara Mustafa Paşa'nın fevkalade istikametli bir hayatı olduğunu hemen belirtelim. Süleyman.

Süleyman burada vefat etti. Mehmed ve II. II. i II t dünyayaJ padişaiıS Ti laşmakl beklemrtl şa'nın j Saadetü elden i ç-kas* I 119 Silahdar Fındıklı Mehmed Ağa. Uzunçarşılı. Tarih-i Raşid. Çocukları yoktur. Zevceleri şunlardır: 1. III. I.Sülün Haseki. I. aynı zamanda meşhur bir hattat idi. Şer'-i şerife aykırı tek bir hali görülmemiş ve kimseye de kızmamış-tır120. Padişah'ın hastalığından ve sadrazamın yaptıklarından rahatsız olan bazı çevreler. bütün bu sıkıntılar karşısında. İstanbul 1282. "İkinci Viyana Seferi Hakkında". Eylül 1690'da Semendire'yi ve Kasım 1690'da ise Belgrad'ı geri aldı. II. Arkasından kendisi cepheye gitmek istediğinden. II. II. Süleyman. D. Yerine sadrazamın da tesiriyle küçük kardeşi II. serdâr Recep Paşa'nın mağlubiyeti. yersiz bazı vergileri kaldırarak re'âyâyı memnun etmek oldu. 5-Şeh-süvâr Haseki. Kantemir. 3. nr. Avusturya cephesi kumandanı Yeğen Osman Paşa ile sadrazam İsmail Paşa arasındaki kavgalardan istifade eden Avusturya (Nemçe) kuvvetleri 1688 Eylül'ünde Belgrad'ı zapt ettiler. sh. kara gün dostu Kırım Hanı Selim Giray'ın kahramanlıklarıyla zafer Osmanlı Devleti'nin elindeydi. sh. II. şahsiyeti.İvaz Haseki. Aynı yıl Venediklilerin güçlü kumandanı Morosini de. Oğludur ve Hatice Mu'azzez Hasekiden 1643 yılında dünyaya gelmiş olup. ailesi ve zamanında Osmanlı Devleti'nin maruz kaldığı önemli hadiseler hakkında kısaca bilgi verir misiniz? II. Bu arada fitne ateşi sönmüyordu. Avusturya'nın sulha yanaşmaması ve diğer haçlı kuvvetlerinin de onlara destek çıkması üzerine Padişah sefere çıktı. 6. Mehmed Raşid. BİLİNMEYEN OSMANLI 205 im 1:542 i* mak oldu. kendisi cephede iken Sultân'a etki edecek bütün ağaları devreden çıkarmak oldu. Ahmed. 8994. sancağı alarak Avusturya cephesine koşan Fâzıl Mustafa Paşa. Nisan 1690'da Kanije'nin düşmesi haberi gelmesine rağmen. Zira şehzadeliğinde çocuk sahibi olmasına müsaade edilmemiş ve padişahlığında da çocuğu olmamıştır. sh. Almanya seferi için Sofya'ya u-laşmak üzereydi. Süleyman'ın küçüğüdür. 4. c. 441-459. Ahmed. Şeyhülislâm Debbağ-zâde Mehmed Efendi'nin tavsiyeleriyle Köprülü-zâde Fâzıl Mustafa Paşa'yı. Süleyman. Süleyman. Burada Padişah'ın mührü ile samur kürkü aldı ve sefere devam . 621 vd. Tahta çıktığında sadrazam Fâzıl Mustafa Paşa.Zeyneb Haseki. Aslında gençliğinde iyi bir eğitim alan II. Almanya seferine çıkmak üzere Edirne'ye gelen II. sh. I-VI. XXI-SULTÂN II. II.^ bir hattatt terk eti tır121 122. 1071-1075. Osmanlı Tarihi. ağalar işlere karışmamak şartıyla sadrazamlığa getirdi (Ekim 1689). c. Silahdar Tarihi.Hatice Haseki.bir şehir olan Eğri'yi her şeyiyle Hıristiyan bir şehir haline getirdi ve yüzlerce cami harap edildi. sh. Mora'yı Osmanlı kuvvetlerinin elinden alıyordu. c. BtM yaptı Almanya s sadrazamın i ki. 391-433. AHMED DEVRİ 122. İstanbul 1928. İstanbul'a geldiğinde Padişah bizzat karşıladı ve sevincini belirtti. ısrarla saltanatta değişiklik istiyorlardı. geri döndü. 17. nr. Köprülü'nün etkisiyle padişah olduğu ve Haziran 1691'de tahta oturduğu bilinmektedir. Mehmed Arif. Baş Kadın 2. Polonya (Lehistan) ve Rusya cephelerinde ise. ömründe bir tek vakit namazını terk etmemiştir.994-1016. 16. I Avusturya ( 1690'daM ni belirtti. 4-SÜI8M şehzadem/n olmamıştır. orduda isyan belirtilerinin başlaması ve de Niş'in düşmesi üzerine. Müstakim bir padişah olan II. 100'ün üzerinde cami kiliseye çevrildi.Behzâd Haseki. sh. İbrahim'in 3. Sadrazam'ın ilk icraatı. Ancak Sofya'ya kadar gelen Padişah. Kısım I. Ahmed getirildi. IV. TOEM.

III. 1691'e kadar devam eden savaşta Almanlar bazı yenilgilere maruz kalınca. c. Devlet meseleleri ile diğer iki ağabeyinden daha ilgiliydi. Uluçay. Türkçe'yi iyi bilen Kont Marsigli'yi sulh için gönderdiler ise de. 205-206. sh. c.Âsiye Sultân. Ancak düşman durmuyordu. karşısında Savoie prensi Mareşal Eugen vardı. c. II. Ahmed'in vefatının duyar duymaz. en âlimi ve en kültürlüsü idi. Devletler ve Hanedanlar. Lügoş ve Şebeş Kaleleri feth olunarak Temeşvar'a kadar gelindi (Aralık 1695). Seferde. Edirne'deki Veliahd Dâiresinden Hünkâr Dâiresine gelerek tahta oturmuş ve kendisine bî'at etmeleri için devlet adamlarını çağırmıştır (Şubat 1695). XXII. II. Bizzat kendisinin yazdığı Kur'ân'ı ve hatıra defteri ile meşhur olan II. Lipve. 1 yıl sonra tekrar hücum etti ve Azak. Mustafa 2. c. Papalık ve Floransa'nın desteğiyle Girid'e kadar gelip Hanya'yı kuşattılarsa da. 2. sh. IV. Saadet Giray Han'ın beceriksizliği ve Osmanlı kurmaylarının aceleciliği. sh. Öztuna. 206 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN 0S"MIW ümitlendirdi. Çocukları ise şunlardır: 1. Mustafa'nın ilk icraatı Elmas Mehmed Paşa'yı sadrazamlığa ve hocası eski Şeyhülislâm Feyzullah Efendi'yi de Şeyhülislâmlığa getirmek oldu. Belgrad'ı kuşatan Alman kuvvetlerinin Cafer Paşa tarafından perişan edilmesi ve Kırım Hanı Selim Giray'ın Erdel'e girmesi.Hatice Sultân. 52 yaşındaydı. Bazı devlet erkânının karşı çıkmasına rağmen Avusturya üzerine çıktığı 1. Bu zaferin ardından II. Bu sıkıntıya dayanamayan II. 70-71. Kara Mustafa Paşa ile Viyana önünde genç bir subay olarak . Nisan 1696 yılında II. Baden markisi Ludvvig'in kumandasındaki imparatorluk kuvvetleri ile Osmanlı kuvvetleri Salankamen'de bir araya geldi.Âtika Sultân. IV. Ahmed. Padişahların Kadınları ve Kızları. RâbPa Haseki Sultândır ve Haseki Sultân diye anılmaktadır. sh. 3. Venedikliler de boş durmuyordu. Osmanlı kuvvetlerini epeyce 120 Silahdar Tarihi. Osmanlı ordusunun kahramanca müdafaasına ve Çar Petro'yu geri çekilmeye mecbur bırakmalarına rağmen. Kısım I. Ancak haçlı kuvvetlerini arkasına alan Venediklilerin Eylül 1694'de Sakız Adasını teslim almaları İstanbul'u endişeye düşürdü. II. sayfada onun şahsiyeti anlatılmaktadır. Tek bir kadın efendisi bilinmektedir ki. Bu arada sadrazam Bozoklu Bıyıklı Mustafa Paşa'nın serdar-ı ekrem olarak sefere çıkması.etti. anlaşma sağlanamadı. 6-Şehzâde Sultân İbrahim Hân121. nr. Murad'dan sonra gelen Osmanlı Padişahları içinde en liyakatlisi. 295-576. Arapça ve Farsça'ya mükemmel denecek kadar vâkıftı. sh. Mustafa tekrar Edirne'ye döndü. Sakız'ın geri alınışını göremeden Edirne'de Şubat 1695 yılında vefat etti. Amcası II. 5-Şehzâde Abdullah. Sefer-i Hümâyuna çıktı ve Olaş Meydan Muharebesinde Avusturya Kralı Kral Elektör yenildi ve kaçtı. Ahmed. ailesi ve zamanında Osmanlı Devleti'nin durumu hakkında özet bilgi verir misiniz? Sultân II. 4-Şehzâde Selim. Sakız Adasının geriye alınışını göremeden vefat eden amcasının intikamını. Uzunçarşılı. MUSTAFA DEVRİ 123. Özellikle 575. Mehmed'in Emetüllah Gülnûş Sultân'dan 1664 yılında dünyaya gelen oğludur. 7004-7005. II. Mustafa. E. kalyonlar kaptanı Mezomorta Hüseyin Paşa eliyle tahta çıktığı ay aldı ve Sakız Adasından Venediklileri kovdu. Ruslar tarafından işgal edildi. 717-752. Osmanlı Tarihi. Ancak II. Avusturya seferinde. hem Fâzıl Mustafa Pa-şa'nın şehid olmasını ve hem de ordunun mağlubiyetini netice verdi (Ağustos 1691). Açık denizlere inmeyi hedef edinen Rus Çarı Büyük Petro. Köprülü-zâde'nin yerine vasıfsız bir devlet adamı olan Arabacı Hoca Kadı Ali Paşa sadrazam yapıldı ve Almanya cephesi serdarlığına da yaşlı vezirlerden Koca Halil Paşa getirildi. Mustafa. Bu işgal İstanbul'u hüzne gark etti. Kantemir. Valide Sultân'ın da devlet işlerine karışmayarak kendini hayır hizmetlerine vermesi onun için iyi bir imkândı. Ağustos 1692 yılında büyük kayıplarla çekilmek zorunda kaldılar. hazır bir zaferi elden kaçırmıştı.SULTÂN II. Sultân II. 494-531. Azak önüne kadar geldi. Ancak bazı Osmanlı kurmaylarının Kırım ordusunu beklemeden serdarı taarruza erken başlamaya ikna etmeleri. Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi. Çevresindekilerin ısrarıyla İstanbul'a dönüldü. Mustafa'nın katıldığı 3.

c.1 İstanbul'da] ve Ağu: III. Alım Fiilen s Şeyhü katlr sahibi o lamıştır. Ruslar ise. Hanya'yı muhasara altına almalarına ve Bosna-Hersek cephesinde Osmanlı Devleti'ni rahatsız etmelerine rağmen. Onun tezkiyesiyle sulh andlaşmasının murahhası Rami Efendi. sh. Osmanlı Sadrazamı Amca-zâde Hüseyin Paşa ve Reisül-Küttâb (Dışişleri Bakanı) Rami Mehmed Efendi'nin gayretleriyle.savaşan bu komutanın komutasındaki Avusturya kuvvetleri. Azak Kalesini almakla yetinmiyorlar ve açık denize inmek için daha da ileri gidiyorlardı. azli için uğraştı. . 207-208. Macaristan'ın güneyinde yer alan Zenta'da Osmanlı ordusu ile karşılaştı. Devletin müesseseleri yeniden tanzim olunmaya başlandı. Bunu İstanbul Andlaşması tamamlamıştır. İslâm âlemi. Avrupa'daki üstünlüğün Osmanlı Devleti'nden Avrupalı Devletlere geçtiğini ortaya koyan ve Osmanlı Devleti'nin gerileme devrini başlatan ilk andlaşma imzalandı (Karlofça Andlaşması. Devletler ve Hanedanlar. sh. I. Öztuna. Venedik ve Polonya ile devam eden 15 yıllık ve Rusya ile devam eden 9 yıllık savaşa son veriyordu. İran da dahil olmak üzere. Kamaniçe merkezli Podolya Eyâleti Lehlere ve 1700 yılında yapılan ilave İstanbul Andlaşması ile de Azak Ruslara teslim ediliyordu. tarihinde ilk defa. Uluçay. c. 753-781. Padişahların Kadınları ve Kızları. Uzunçarşılı. Yeni sınırlar kontrol altına alındı. Devlet idaresinde Şeyhülislâm Feyzullah Efendi'nin etkisi görülmeye başlandı. M da nıkâlıaUl BİLİNMEYEN OSMANLI 207 ile aynı prens bir ay sonra Bosnasaray'a hücum etti ve burayı harabeye çevirdi. Belgrad'ın 65 km kuzeybatısında yer alan Karlofça'da. sh.'! merkezli I de Azak I pa'dakl I n irken tamamlaı çekti. iç problemleri çözebilmek için bir dizi reforma girişti. 15. önce vezirliğe ve sonra da sadrazamlığa getirildi. II. Karadeniz Osmanlı Gölü olmaktan çıkmış ve Avrupa'daki hâkimiyet tamamen kaybedilmişti. Andlaşma Avusturya. Osmanlı Tarihi. ile aynı prens bira İslâm âlemlfl biyle kan ağlı muhasara altına I etmelerine yorlardı. Üç devletle 25 yıllık sulh andlaşması imzalanırken Rusya ile sadece üç yıllık mütâreke imzalanmıştı. 26. 576-804. sında yer alan i Devletlere ı andlaşma nedlk ve I veriyordu. Fakat onun da Feyzullah Efendi ile arası açıldı. Hatta bu zaferin şımarıklığı 121 Sllahdar Tarihi.i dizi reforma | tanzim olt görülmeye I önce i arası açı ve deı getirmesi w!»i nevi I Edirne'de! sebep 1. c. Venedikliler. Osmanlı Padişahı artık Avrupalı devlet başkanlarına sen değil. Savaş sıkıntılarından kurtulan Osmanlı idaresi. nr. Kantemir. Mora Venediklilere. III.1699). Maalesef Eylül 1697 yılında Padişahın baş komutan olduğu bir Osmanlı ordusu. 532-555. Lehistan bütün gayretiyle Kamaniçe'yi almak için uğraşıyordı. Bunar Sava. 7172. II. sh.E. ancak Macaristan tamamen Avusturya'ya. Kısım I. LehlS Azak Kalesini i İşte böyle bir I (Dışişleri Bakanı). D. sh.01. Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi. Mora'yı kaybedecekleri korkusuyla Viyana'yı sulh için teşvik ediyorlardı.000'e yakın şehid vererek ve Padişah'ın canını da zor kurtararak mağlubiyet acısını tattı. 691. c. Buna rağmen 15 yıldır devam eden felâket yılları da sona ermişti. Ancak düşman da kendinden emin değildi. İşte böyle bir havada. siz diyecekti. Osmanlı ordusunun bu mağlubiyeti sebebiyle kan ağlıyordu. 7004.

13. Padişah'ın yarım asırdır İstanbul yerine Edirne'de oturması da merkezde bazı rahatsızlıklar meydana getiriyordu. İkballer çocuk doğurdukları zaman çoğunlukla Kadın Efendi olmuşlar ve bazan da nikâh akdi ile zevce haline getirilmişlerdir. 11Emetüllah Sultân.Safiyye Sultân. Osmanlı Devleti.000'i buldular ve Ağustos 1703 tarihinde Padişah'ı tahttan indirdiler. 6-Şehzâde Hüseyin. önce iç huzuru sağlamaya çalışmış ve Edirne Vak'asmın failleri teker teker cezalandırılmıştır.Zeyneb Sultân. İkinci veya Üçüncü İkbaldir. bir nevi Feyzullah-zâdeler Divanı haline geldi. Aksi sesler duyulsa da kardeşi III. 8.Hafsa Sultân. Feyzullah Efendi ve Hoca-zâde Mehmed Efendi gibi âlimlerden ders alarak yetişen II. 4-Şehzâde Mehmed. Ahmed'i tahta geçirdiler. yakınlarını devlet idaresinde belli makamlara getirmesi ve bu noktadaki hırsı onu milletin gözünden düşürdü.Rukıyye Sultân122. Ağabeyi kadar olmasa dahi. hattat. yine de dünyada bir numaralı 208 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN güçlü devlet idi ve onu yine Müslüman bir devlet olan Timuroğullarının Hindistan'da devam ettirdikleri devlet takip ediyordu.SULTÂN III. Edirne Vak'ası diye bilinen ayaklanmanın meydana gelmesine sebep oldu. Divan-ı Hümâyun. ÇOCUKLARI: 1-Şehzâde Sultân Mahmûd I. İsveç Kralı ve Kırım Hanı Devlet Giray'ın farklı kanaatlerini dinlemeyen ve müşavirlerinin tesiri altında kalan Baltacı Mehmed Paşa. Ahmed. Mustafa ise.Ayşe Sultân. çok büyük hakaretlere maruz bırakıldıktan sonra kati olunmuş ve cesedi de Tunca Nehrine atılmıştır (Eylül 1703). 12-Şehzâde Hasan Hân. müstakim ve değerli bir insan olmasına rağmen. 7-Şehzâde Selim. Fiilen sefere çıkan son Osmanlı Padişahı oldu. 5-Şehzâde Süleyman. Prut Seferi diye tarihe geçen bu savaşta Osmanlı ordularının komutanı sadrazam Baltacı Mehmed Paşa Serdâr-ı Ekremliğe tayin edildi. hattat. 5.Afîfe Haseki. Mustafa.Hatice Haseki. 4. Çok sayıda sadrazam değişikliğinden sonra Silâhdâr Dâmâd Çorlulu Ali Paşa'da karar kıldı ve devlet işlerini önemli ölçüde 4 yıl kadar ona havale etti. Sokullu veya Köprülü gibi dirayetli bir sadrazam arayışındaydı ve kendisini tahta getirenlerin etkilerinin farkındaydı. Başbakan Baron Şafirov vasıtasıyla çok değerli mücevherlerini hediye gönderdi ve sulh andlaşması yapılmasını arzuladı. Çar. 2-Şehzâde Sultân Osman III. IV.ancak muvaffak olamadı. Hocaları Hafız Osman Efendi. Ahmed. Osmanlı hareminde beraber karı-koca hayatı yaşadıkları ve ancak genellikle çocuk sahibi olmadıkları cariyeler demek olan ikbal müessesesi. Osmanlı Devleti ile Rusya arasında Nisan 1711'de harp başlamasına sebep oldu. 4.Hanife Hâtûn. bütün bu menfiliklere rağmen. Hânedân-ı Âl-i Osman aleyhine sözlerin dahi söylendiği bir havada. Mehmed'in 1674 yılında yine Emetüllah Gülnûş Sultân'dan dünyaya gelen ikinci oğludur. çok cazip şartlarla sulh akdi yaptı ve muzaffer bir komutan ola- . XXIII. Haseki ve III. 6. 14. Mahmûd'un annesi. mağlup olacağını anlayınca. Ağabeyi ile ahenk içinde 9 yıla yakın veliahd olarak hayatını devam ettirmiştir. Üçüncü Haseki olduğu söyleniyorsa da Kadın Efendi olması kuvvetle muhtemeldir. şâir ve müziğe meyli bulunan kültürlü bir padişahtır. III. Cariyelerden ve I.Hümâ Şah Haseki. Ahmed dönemini ana hatlarıyla şöylece özetlemek mümkündür: Birinci Saltanat Devresi (1703-1718): 1703-1711 tarihleri arasındaki ilk yıllarında. Şeyhülislâmın ısrarıyla tahta geçirilmiştir. II. II.Âli-cenâb Baş Haseki. hal'ından 4 ay sonra kederinden vefat etti. 8-Şehzâde Ali.Sâliha Sebkatî Valide Sultân. şahsiyeti. AHMED DEVRİ (LALE DEVRİ) 124. Birinci Edirne Vak'ası'ından hemen sonra yani 1703'ün Ağustos ayında. İKBALLERİ: 7. III. İstanbul'da kıyam eden 200 kadar cebeci Edirne'ye gelinceye kadar 80. aile hayatı ve zamanındaki önemli olaylar hakkında kısa bilgiler verebilir misiniz? III. Bu iki temel sebep 1. âlim. 9. 2-Şeh-süvâr Valide Sultân. 10. Feyzullah Efendi. 3. 9Fatma Şahin Hâtûn. 3-Şehzâde Murad. ZEVCELERİ: KADIN EFENDİLERİ: 1. Bu arada Avrupa'da İsveç Kralı Carl'ın Deli Petro'ya yenilip sonra da Osmanlı topraklarına sığınması. Osman'ın annesi. Hal' edilmesinin baş sebeplerinden olan Şeyhülislâm Feyzullah Efendi ise. Mustafa'dan itibaren başlamıştır. şair ve büyük bir İslâm âlimi idi.

c. Rusya'nın İran'a girmesi ve Osmanlı Devleti'nin de bu duruma müdahale mecburiyetinin bulunması. aradan geçen 15 yıldan sonra 1714 yılında Venedik'e harp ilan edilmesine sebep oldu. nr. Sonn Ali Paşa'n«| ya'dan geril 5a nedlk ve ı dağh âsl!ertl ilan edilr Damad AH I sonra yanU savaşa soı»J saltanat e İkindi Nevşehirli t vam eden ı 1730'dat Matbaan eğlencenin! ettiği İran'a ı ması. Her çeşit kültür faaliyetlerinin arttığı. Osmanlı tarihi için ayrı bir sayfadır. 211-215.f Kaini BİLİNMEYEN OSMANLI 209 rak İstanbul'a gelmek üzere yola çıktı (Prut Muâhedenâmesi. Temmuz 1711). kendi yakınlarına devletin bazı makamlarını ve menfaatlerini peşkeş çekmesi de ilave edilince. hadise uzt Padişah'ı ı di. 71 Tebrlzl I 1727'deî kabul f Devleti'm 17231 maki durum j isyan har* deki 122 Silahdâr. Ahmed'i o gece biraderi II. Padişah ile sadrazamın İran Seferini 1723 baharına erteleme arzuları tepkiyle karşılandı. Neticede Kasım 1711'de Edirne'de iken azil haberi geldi. 7 sene sürecek olan İran Savaşlarını başlattı. 73-79. II. 315 vd. Ekim 1727'de yapılan Hemedân Andlaşması ile Sünnî olan Eşref Şah Üveysî tarafından kabul edildi. III. 10. 3362. D. 9988. sh. Avusturya'nın da Venedik'i desteklemesi üzerine. II. II. 1-421. 3-139.. Kısım I. Padişahların Kadınları ve Kızları. c. Uluçay. 23. Osmanlı Tarihi. 338.rak İstanb. c. Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi. Köprülü-zâde Abdullah Paşa'nın Tebriz'i fethetmesi ve İran'a ait beş eyâletin Osmanlı Devleti'ne ilhak edilmesi.. c. Karlofça'da verilenler Rusya'dan alındığı gibi. III. daha da arttı ve bu durum yeniçerileri azdırdı. Ancak Şi'î olan Nâdir Hân'ın bunları kabul etmeyerek bazı yerleri Osmanlı Devleti'nden geri alması. IV. Baltacı Mehmed Paşa aleyhinde her türlü iftirayı yapmaya ve Padişah'ı etkilemeye başladılar. D. E. Bir sene sonra yani 1717 yılında Belgrad düşünce. âsiler bununla da yetinmeyip Padişah'ın görevden ayrılmasını istediler ve gerçekten III. 20. 1723'de başlayan İran Savaşları bu dönemin 1730'da tamamen sona ermesine sebep olmuştur. c. ailesi ile birlikte Topkapı Sarayındaki dairelerinde 5 küsur yıl daha . 555-595. Sonradan Deli Petro sözünde durmayınca. sh. Kısım I. Öztuna. yeni bir savaş başlamadan bitti ve Şehid Ali Paşa'nın 1713'de imzaladığı Edirne Andlaşması ile Karlofça'da verilen yerler Rusya'dan geri alındı. IV. Ahmed'in 15 yıl süren birinci saltanat devresi sona eriyordu. Râşld Tarihi. sh. Ahmed. Damad İbrahim Paşa'nın aleyhindeki bu rüzgar. (Sadeleştiren: İsmet Parmaksızoğlu). tarihin en kötü isyanı olacak şekilde genişledi. sh. Yağmalar. c. Uzunçarşılı. 1 Ekim 1730 günü. II. 783 vd. hapishanelerdeki tutukluları serbest bırakarak silahlandırmalar ve ev baskınları artınca. c. Uzunçarşılı. Venedik ve Avusturya'dan da alınması gerekir şeklindeki düşüncesi ve Venedik'in Karadağlı âsileri himaye etmesi. sh. Artık yeni bir dönem başlıyordu ve III. sükûn ve de eğlencenin hâkim olduğu bu dönem. Nusretnâme. asilerin Padişah'dan kellelerini istedikleri Damad İbrahim Paşa ve yakınlarından olan bazı paşalar idam edildiler. 5"' |t 0' rıyetim küsur ji Islâmaİ ] lanıujj bildij. maalesef Damad Ali Paşa'nın şehid olmasıyla sonuçlanan bir mağlubiyet alındı (1716). savaşı yeniden başlattı. Bir bahriye neferi olan Patrona Halil'in başını çektiği bu isyan hareketi. I. İkinci Saltanat Devresi = Lale Devri: Mayıs 1718'de sadrazamlığa getirilen Nevşehirli Damad İbrahim Paşa'nın sadrazamlığı ile başlayan ve 1730 yılına kadar devam eden devreye Lale Devri diyoruz. Matbaanın tam olarak hizmet vermeğe başladığı ve harpten ziyade sulh. Mustafa'nın oğlu Sultân Mahmud'u tahta davet ederek kendisinin feragat ettiğini açıklamak mecburiyetinde bıraktılar. Maalesef ihtiva ettiği bazı gayr-i meşru sayfalar sebebiyle bu huzur devam edememiştir. Sadrazam Silâhdâr Ali Paşa'nın. 1-46. I. İstanbul 1962. Devletler ve Hanedanlar. Bu hadise üzerine muhalifleri. 28-29. Kısım. Osmanlı Tarihi. Kantemir. sh. 1718 tarihli Pasarofça Muâhedenâmesi ile savaşa son verildi.

17-Ayşe Hanım. Uluçay. açlık ve düzensizlik sebebiyle Petro'nun savaş meydanına gelmeyerek uzaktan idare ettiği ordusu mağlubiyetle karşı karşıya gelmiştir. Başbakan Baron Şafirov vasıtasıyla çok değerli mücevherlerini hediye gönderdi ve sulh andlaşması yapılmasını arzuladı. Sevmedikleri hakkında dili uzun olan ve yeterli tahsili olması hasebiyle konuşmasını da iyi beceren Mehmed Paşa. Rus ordusunun komutanı Şermetivef'di ve Deli Petro ile hanımı asla harp meydanına gelmemişti. Öztuna. c. 2-Şehzâde Abdülmelik. Baltacı'nın İsveç| Rus Çarını diri diıjjj . ÇOCUKLARI: (III.Rukıyye İkinci Kadın. soi 2) Baltacı Metim hülislâm Paşmakçı leyman Ağa. 2-390. 125. III. 5-Şehzâde Süleyman Hân. 849 vd. Az da olsa İslama aykırı olan fiiller. kendisini tezkiye eden Kalyakoz Ahmed Paşa'nın aleyhine çalışmış ve Şeyhülislâm Paşmakçızâde Ali Efendi'nin tavsiyesi ile 1704 yılında 1. II. sh. 13. III. İmrahor'luğa getirilen Mehmed Paşa.Fatma Sultân. henüz İstanbul'a gelmeden itibar kazanmaya başlamıştır. Mustafa'nın annesi. 2-450. 216-227. Râşid Tarihi. 3. Kadın Efendileri ile birlikte 18 Hanım'ını tesbit edebildik. 9. 18 -Hâtem Hâtûn.Ümmü Gülsüm Sultân. Osmanlı Tarihi. 16. sh. 22-Abdülhamid I. Küçük Çelebi-zâde İsmail Âsim Efendi. 4. 9210 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANL1 Gülsen Kadın. Nusretnâme..Hürrem Kadın. Bu olayın aslı nedir? Prut zaferini en ince ayrıntılarıyla anlatan tarih kaynakları elimizdedir ve bunların en ayrıntılı olanı da Râşid'in sadece III. Tarih. 2-454. Baltacı Mehmed Paşa'nın Rus Çarının karısı Katerina ile gayr-i meşru hayat yaşayarak Osmanlı ordusunu sattığı ve böylece Prut Zafe-ri'nin Osmanlı Devleti'nin aleyhine geliştiği söylenmektedir. IV. 17. sh.Hatice İkinci Kadın. 11. Râşid Zeyli. fazla becerikli bir kumandan olmamasına rağmen. c. 20-Şehzâde Sultân Nu'man Hân. 7. İKBALLERİ: 16-Şâyeste Sultân. 11. Ahmed. 4-Şehzâde Mehmed Hân. c.Meylî Kadın. 15. II.).Âtike Sultân. 2. kanaatlerini dinlerr cazip şartlarla sulh t yola çıktı (Prut Hu Burada bilin 1) İsveç Kraıı Şjj reddetmesini ve I masını müd rudur. sh. 19.Esma Sultân. Osmanlı Padişahları arasında en çok kadınla evlenen devlet adamlarındandır ve bir kısım tarihçilere göre çocuklarının sayısı 50'yi bulmaktadır. Ahmed'in hanımlarının sayısı bazı tarihçilere göre 13'ü ve bazılarına göre de 18'i bulmuştur. sh. bir huzur dönemini daha sona erdiriyordu. sh. İsveç Kralı'nın ve Kırım Hanı Devlet Giray'ın farklı 123 Silahdâr.Ayşe Sultân.Emîne Mihrişah İkinci Kadın. c. Bu kaynakların hiç birinde. 14. III. c. 15.Emine Sultân123. Bilindiği gibi 1710 yılında Ruslara karşı ilan edilen harpte. 1706 yılında azl olunmuştur. Kısım I. defa sadrazamlığa getirilmiştir. 5-RâbPa Şermi Kadın. 8. 2-395. 10. 13Fatma HümâŞah Kadın. 1710 Eylül'ünde tekrar sadrazamlık makamına gelen Baltacı. İkinci veya Üçüncü İkbaldir. c.Zeyneb Kadın. sh. Prut Zaferine imza basan komutan sıfatıyla. 24.Hatice Sultân. Kısım I.Zeyneb Sultân. Uzunçarşılı. 3-Şehzâde Murad. 45-209. 79-95. ZEVCELERİ: (III. musikiye meyli ve sesinin güzelliği sebebiyle Pâkçe Müezzin lakabı ile anılmıştır.Zübeyde Sultân. Olayın aslı şudur: Çorum'un Osmancık Kasabasından olan Mehmed Paşa. 23-Şehzâde Seyfeddin.Emîne Musalli Kadın. Ahmed'in padişah olmasıyla 1.).Hanife Kadın. Baş Haseki. 7-Şehzâde Selim. IV. 12-Şehzâde Bâyezid Hân. sert t hindeki faaliyet ve p sözünde durmaması #| lan.Nazîfe Kadın. c. dilinin cezasını çekerek. Biz sadece bilinen ve meşhur olanlarını zikrettik. 18. c. 14-Sâliha Sultân.Emetüllah Sultân. Kantemir. Ruslar. 1-Şehzâde Mehmed. 6. 10. 26. V. II. 25. 6-Şehzâde Mustafa III.yaşadı ve 62 yaşında iken Temmuz 1736 tarihinde vefat etti. Biz. 21Şehzâde İbrahim. 8-Şehzâde Ali. Baltacı Mehmed Paşa'nın Rus Katerina ile gayr-i meşru bir ilişkide bulunduğu veya en azından Rus Çarı ve hanımının bu savaşın yapıldığı mekâna geldikleri yazılı değildir.Ayşe Sultân (Küçük). c. sh. Devletler ve Hanedanlar. 140-420. VI.Nijad Kadın.Nazife Sultân. Çar. Padişahların Kadınları ve Kızları. mağlup olacağını anlayınca. KADIN EFENDİLERİ: 1. 12. Ahmed devrine 4 cilt ayırdığı meşhur tarihidir. VI.Emetüllah Baş Kadın.Ümmü Gülsüm Kadın. İstanbul 1287.

her şeyi ben bilirim havasına girmesi ve neticede bu fırsatı kaçırması. gizli anlaş da aleyhte I sında ikame'3) Dikkat a Osmanlı kaynaU lunmadığı gibi. Katerina'nın mücevher ve mektup gönderdiğini de kabul etmektedirler. Padişah da. Ancak Baltacı aleyhtarları. yaptığı hataları affettirmek için Kapıkulu ile gizli anlaşmalar içinde olduğunu arz ettiler. Taraftarları da. hemen aleyhte bir plan hazırladılar. Edirne'de vezir-i azamın kapıkulu maaşlarını vermeye başlaması üzerine yeniden harekete geçtiler. Rus Çarı'nın karısı Katerina'nın sulh andlaşması uğruna bütün kıymetli mücevherlerini Osmanlı komuta heyetine gönderdiğini ve Şermetivef vasıtasıyla sulhu sağlaması için Vezir-i A'zama mektup ilettiğini ifade etmektedir. Netice olarak..t/" Netice ola*. Baltacı Mehmed Paşa'nın İsveç Kralı ile Kırım Hanı'nı dinlememesi. kaynaklarda Çar ve hanımının asla harp yerine gelmediğini ve bu tür iddiaların tamamen yalan olduğunu ifade eden beyanlar yer almaktadır. Aleyhinde kampanya başlatanlar ve bazı Batılı tarihçiler. 3) Dikkat edilirse. Ruslar. ilk etapta gelen ithamları reddetti. Damad Ali Paşa ve Darüssa'ade Ağası Süleyman Ağa. 2) Baltacı Mehmed Paşa'nın zaten aleyhinde olan ve Padişahın çok sevdiği Şeyhülislâm Paşmakçı-zâde Ali Efendi. bunun da Darüssa'ade Ağası . Osmanlı tarihçileri. Temmuz 1711). tek kabahatin gece ile gelen altın arabaları olduğunu. Cari ve Kırım Hanı Devlet Giray. Baltacı'nın İsveç Kralı ve Kırım Hanı'nın sözlerine önem vermediğini. Paşa. Bazı çağdaş tarihçiler de. İşte bu noktada Hammer. sonradan sözlerinde durmamakla bu görüşü teyid etmişlerdir. Veziriazam meydana gelen büyük hizmetleri mukabelesinde çeşitli iltifat ve ikramlar beklerken. Burada bilinmesi gereken gerçekler şunlardır: 1) İsveç Kralı XII. müşavirlerinin sözleriyle hareket etmesi. Baltacı'nın aleyhindeki faaliyet ve planlarına hız verdiler. henüz İstanbul'a gelmeden Rus Çarı'nın sözünde durmamasını da bahane ederek. Rus Çarı tarafından gönderilen paralar sebebiyle sulh yolunu tercih ettiğini ısrarla Padişah'a anlatmak oldu. sert hareketlerinden ve patavatsız sözlerinden dolayı. Râşid meseleyi şu cümlelerle özetlemektedir: "Rikâb-ı hümâyûn tarafında olanlar dahi sadrazam hakkında gizlice nice kale gelmez nesneler yazdıklarından.. belki müşavirlerinden Ömer Efendi ve Osman Efendi'nin bu hediyeleri kabul ettiğini kaydetmektedirler. muteber Osmanlı kaynaklarında ve hatta çağdaş tarihçilerin eserlerinde en küçük bir bilgi bulunmadığı gibi. Baltacı'nın Katerina ile çadırda beraber olduğuna dair. Edirne'de ulufe vermesinin ne manaya geldiğini dostlarına sorması icab ettiğini. Padişahın gadabını tahrik ettiler. böylesine bir zafere imza atan Sadrazamın bu ithamlarla azledilmesinin doğru olmayacağını ifade ederek. İlk planları. Bunların görüşü haklıdır ve Baltacı'nın acele ettiği de doğrudur. çok cazip şartlarla sulh akdi yaptı ve muzaffer bir komutan olarak İstanbul'a gelmek üzere yola çıktı (Prut Muâhedenâmesi. Baltacı'nın sulh teklifini reddetmesini ve Rusların sıkıştığı böyle bir dönemde kolay şartlarla andlaşma yapılmamasını müdafaa ediyorlardı. tarihçiler tarafından eksiklik olarak kabul edilmektedir.lar sebebiyle s tek kabahatin j için bir sebep bul karısı Katerina'mn «l| Osmanlı komuta h ması için Vezir-i A'a çiler de. Baltacı'nın m ve Osman Efendi'iltlj Padişat. yoksa Çarı yakalamamak için bir sebep bulunmadığını ilave ettiler. Padişahıngı iltifat ve ikramlaril nâ-meşkûrota. I yeniden han geldiğini do.?^ cede bu fırsatı ti hinde kampanyıl gönderdiğini deww BİLİNMEYEN OSMANLI 211 kanaatlerini dinlemeyen ve müşavirlerinin tesiri altında kalan Baltacı Mehmed Paşa. Baltacı'nın asla rüşvet almadığını. vermiş olsaydı Rus Çarını diri diri yakalama fırsatı elde edildiğini. k iddiaların fe şu cümlelerle ¦. olmayan hıyanet suçlamasıyla karşı karşıya kalmış ve kıskançların hileleri ile nâ-meşkûr olmuştur". müşavirlerinin s. Bu sefer Padişah'a.¦ nin doğru <¦ aleyhtarları. Padişahın hakem kabul ettiği Şeyhülislâm da aleyhte beyan verince Baltacı Mehmed Paşa azledilerek (Kasım 1711) Midilli Adasında ikamete memur edildi.. "Rikâb-ı h_-m rından.

III. V. Yoksa matbaa Avrupa'da Gutenberg tarafından kurulan müesseseden 33 yıl sonra Osmanlı ülkesine girmiş ve çok sayıda kitap da basılmıştır. matbaayı 1455 yılında icad etmemiştir. IV. sh. O halde. Yavuz Selim zamanında 33 kitap basılmıştır. sh. Kışımı II. Nusretnâme. Ermeniler 1567 yılından itibaren ve Rumlar da 1627 yılından itibaren matbaalarını kurmuşlardır.'. Halep'te ve 1514'den itibaren de bazı Avrupa şehirlerinde kitaplar basılmıştır. susların özellikle I mürşidi olması ha Osmanlı Devleti. 20-22. Bâyezid zamanında 19. Gutenberg'in gayretleriyle İncil'in de basılabileceği bir matbaa haline ancak 1455 yılında yani 15. Kısım I. 238-256. C. Yüzyılda Çin'de ve bazı araştırmacılara göre özellikle Uygur Türklerinde ortaya çıkmıştır. Murad. 126. "Rus Menâbiine Göre Baltacı Mehmed Paşa'nın Prut Seferi". II. III. nr. 2) Osmanlı Devleti'ne matbaa 1727 yılında değil. ile yakınlarının ithamları olduğunu açıkça belirtmişlerdir. Yüzyılda gelebilmiştir. Netâic'ül-Vukû'ât. Bâyezid'in himayelerinde basılmıştır" ibaresi yer almaktadır. Bu manada baskı Avrupa'ya 14. IV. c. Mustafa Nur! Paşa. sh. Tarih. Blok baskının Avrupa'ya taşınmasında. c. sh. Maalesef. VIII. Uzunçarşılı. Hatta ı ayıramayan bini da yaşanmıştır. Osmanlı Devleti'ndeki matbaanın değil. Ancak Yahudiler 1488 yılından itibaren. Maa1""" loncaların ve Marsigli. matbaadan ı mektedir. Zira baskı sanatı 8. Silahdâr. c. Ahmed Muhtar.! yayınlanan I kitap basanları lı 5) Bütün Ihı i yani Müteferrika'» basılmıştır. artık ilim alemi tarafından kabul edilmektedir. yasak bir iş ( masının geclkı 4) Üzülerek! sâdî ve ilmî g hakikattir. Kısaca Arap harfleriyle olmak üzere XV. Osmanlı Devleti'nin teknolojiye ve yeni fenlere uzak kalması mazur gösterilemez. 83-95. "II. III. 1727 > bile doğru kabul( lemciler. 280-285. Hatta II. c. Arap harfleriyle basılan Geometriye dair Usul'ül-Oklidis kitabının serbestçe satılması için 996/1588 tarihli fermanla izin ve müsaade vermiştir. Bu bilgiler. Katerina'nın harp meydanına geldiğini yazmamıştır ve bu sadece kuru bir iftiradan ibarettir124. Zira bunu 14. a 6) Düzenli (i netice vermedf (¦ 1 muştur. Osmanlı Tarihi. Şöyle ki: 1) Önemle ifade edelim ki. Gutenberg. sh. Yüzyılda gelebilmiştir. TDVİA. IV. 46. Murad zamanında İstanbul'da bir matbaa kurulması için izin istendiğini ve bu iznin verildiğini Mustafa Nuri Paşa kaydederken. Osmanlı padişahlarının matbaa aleyhinde oldukları görüşünü reddetmektedir. sh. nr. Aktepe. Münir. belki resmî matbaanın kuruluşunun tarihi 1727'dir. gtfsrtğ gibi. 160-185.45 (1333). biraz ayrıntılı da olsa inceleme zarureti bulunmaktadır. yüzyılda gelen baskı teknikleri. "Baltacı Mehmed Paşa".212 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMP1. Matbaa neden Osmanlı Devleti'ne 1727 yılında yani Avrupa'dan 272 yıl sonra gelebilmiştir? Bu durum. Osmanlı Devleti'nin teknolojiye karşı gelmesi demek değil midir? Bu konu her zaman dillere dolandığından ve maalesef hep aleyhte kullanıldığından dolayı. Müslümanların eserlerini bastıkları ilk resmî matbaanın tarihi 1727'dir. Batılı tarihçiler tarafından da kabul edilmektedir. Bu kitapların üzerinde. Bunları özetlerken şu hu124 Râşid. daha erken tarihlerde gelmiştir. Bu sebeplerin bir kısmını biraz sonra zikr edeceğiz. 3) Müslümanların ve de resmen devletin bu teknolojiye sıcak bakmamasının sebepleri ise. Ancak bu sebepler ne olursa olsun. Asırdan itibaren İstanbul'da. TOEM. 14. mü'cı sinde önemli ı tedir: "Ger. Ancak hiç bir tarihçi ve hatta Rus Vekâyi'nâmeleri bile. sh. Çinlilerden ziyade Uygur Türklerinin payı olduğu. Enderun Tarihçisi Atâ da. Gutenberg hareketli harfleri de icad eden birisi değildir. Mehmed zamanında başladığını ve ancak neticeye 1727 yılında ulaşıldığını anlatmaktadır. meseleyi. ilk resmî matbaa teşebbüslerinin IV. 268-275. sh. Yüzyılda ilk kullanan Uygurlar ve Koreliler olmuştur. 35-36. 1720 yıtöjj görevlendirilen \ babasıyla berata celeme in kurma gayrdı . Kısım 2. 366-372 (Konu bütün ayrıntıları ile anlatılmaktadır). c.

6) Düzenli çalışır halde ilk resmî matbaa ise. ancak harfleri hakkıyla tanzim edilemediğinden devam ettirilememiştir. yarısı bile doğru kabul edilse. Henry de. Ancak Osmanlı Devleti'nin yıkılışına kadar. mesele Şeyhülislâmlık makamına sorulmuş ve Şeyhülislâm Yenişehirli Abdullah Efendi de şu tarihî cevabı vermiştir: "Basma san'atında mahareti olan kimesnenin. dünyadaki iktisadî ve ilmî gelişmelere lakayt kaldığı ve bunun cezasını da daha sonraları gördüğü bir hakikattir. matbaadan da yeterince yararlanamamıştır. bu hizmetler. Ancak aynı hadise. Mehmed devrindeki teşebbüs tam netice vermediği için. kaleme aldıkları matbaa ile ilgili Vesîlet'Ut-Tıbâ'a adlı layihalarını sadrazama 1726 yılında takdim etmişlerdir. Mehmed (1648-1687) devrinde yani Müteferrika'nm matbaasından yaklaşık bir asır evvel kurulmuş ve bazı kitaplar da basılmıştır. Osmanlı Devleti'nin Kanuni'den sonra. fıkıh ve kelâm kitaplarının basılmaması açıkça belirtilmiştir. Bunlara bağlı olarak sahaflar. Bu fetvadan sonra Zilka'de 1139/Temmuz 1727 tarihli Padişah Fermanı çıkmış ve kurulan matbaada ilk olarak 1729 tarihinde Vankulu Lügati basılmıştır. M kimselerin tasKİ Buf kurulan ı şimdilik tefe I fetvaya kar hizmetler. kitapların nüshalarının çoğalmasına. daha da modern şekillere girerek devam etmiştir. hadis. 214 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN ¦ . 5) Bütün bu gelişmelerden sonra ilk matbaa IV.rek Müslüman t samimi bir (i rek Sald I aldıkları ı takdim t açıklanan I Yenişehirli f "Basma a larak basması. Geri döndüğünde meseleyi devlet yetkililerine açınca. 1720 yılında Sadrazam İbrahim Paşa tarafından Paris'e Osmanlı sefiri olarak görevlendirilen Yirmisekiz Çelebi Mehmed Efendi'nin oğlu Said Mehmed Çelebi. matbaanın resmen kurulmasının gecikmesini.000 hattatın bulunduğunu söylemektedir ki. 1727 yılında İstanbul'da 90. dinî taassuba bağlamak doğru değildir. Ancak âlim kimselerin tashih etmesi gerekir". 4) Üzülerek ifade edelim ki. kendi kitaplarını bastırmazlar. Ahmed devrinde Damad İbrahim Paşa'nın teşvikleriyle kurulmuştur. herhangi bir bilimsel yeniliğe karşı çıkması mümkün değildir. 1501 yılında yayınladığı emirname ile ruhsatsız yayınlanan kitapların yakılmasını emr ettiği gibi. Bu dahi zannedildiği gibi. ini BİLİNMEYEN OSMANLI 213 susların özellikle belirtilmesinde yarar vardır. Fermanda şimdilik tefsir. III. resmî matbaanın gecikmesinde önemli rol oynamıştır. Kont Marsigli. Osmanlı Devleti. kalemciler. İkisi birlikte. babasıyla beraber Paris'e gitmiş ve orada bulundukları yıllarda matbaayı yakından inceleme imkânı bulmuştur. hemen kurma gayretleri başlamıştır. Bu hali İslâmiyet de tasvip etmemektedir. kısa zamanda ve zahmetsiz o-larak basması. ruhsatsız kitap basanları idamla tehdit etmiştir. gerileme ve duraklama devrine girince. O halde. mücellitler. yine de büyük bir rakamdır. ucuz fiyatlarla yayılmasına sebep olur. dünyadaki her yeni güzellik gibi. Avrupa'da da yaşanmıştır. Maalesef bu konuda Osmanlı Devleti'ndeki esnaf teşkilâtları demek olan loncaların ve bu loncalara bağlı hattatların menfi anlamda rolleri olmuştur. yazdığı Risâle-i İslâmiye adlı eseriyle samimi bir Müslüman olduğunu ispatlamış ve Damad İbrahim Paşa'nın dikkatini çekerek Said Mehmed Çelebi'ye yardım etmesi karar altına alınmıştır. matbaanın onlar için yasak bir iş olduğundan ileri geldiği kesinlikle doğru değildir". Kont Marsigli'nin şu cümleleri dediklerimizi teyit etmektedir: "Gerçekten Türkler. IV. Matbaanın kurulması için dinen ve aklen hiç bir engelin bulunmadığı açıklanan Layiha üzerine. Fransız Kralı II. Hatta matbaanın caiz olmadığını iddia eden ve maalesef sağını solundan ayıramayan bazı âlimlerin çıkmış olması da mümkündür. tashihli ve hatasız olarak. İslâmiyet. Bu fetvaya karşı çıkanlar elbette ki olmuştur. divitçiler ve benzeri esnafın baskısı da. Bu arada Macaristan'da doğan ve 1693 yılında esir edilerek Müslüman olan İbrahim Müteferrika. bütün ilimlerin efendisi ve mürşidi olması hasebiyle. Papa Alexandre VI.

I fet me birer t Tebriz* âlimdir. sh. Ankara 1982. Uzunçarşılı. Berkes. Buğra. nr. 157-158. c. zikredilen sebeplerle maalesef 200 yıl veya düzenli matbaa hesaba katılırsa 272 yıl gecikmiştir. sevimli ve mülayim insanlar idiler. Bu bakış açısından Lale Devri değerlendirildiğinde şu manzara ortaya çıkmaktadır: A) Lale Devri denilen bu devrede. elbette ki insanların da gayr-i meşru işlere girmesine zımnî bir sebep olarak algılanabilir. Mahmûd.ı get< tanbul'dali zulduğu« meşine manasa Tarihi (?«<> 259» (Sa'd» 162-Î71 N OSMANLI . c. "Matbaanın Tarihçesi ve İlk Kur'ân-ı Kerim Basmaları". elimizdeki tarih kitaplarının da ortaya koyduğu gibi. sh. Lale Devrinde yapılan eğlenceler nelerdir ve gayr-i meşru eğlenceler var mıdır? Hem III. sh. Tarih-i Atâ'da belirtilen hususa daha önceki araştırmacılar dikkat çekmemişlerdir. Vakıflar Dergisi. Mühimime Defteri. 49. 335-350. XII. Küçük Çelebi-zâde. sayı 104 (1962). Avrupa'da Kur'ân ve diğer dinî eserler 1514 yılında İ-talya'da basılmaya başlanmış ve III. İstanbul 1198. Hatta bu eğlencelerin bazılarına meşru dairede kalmak şartıyla. Marsigli. 156. 1718-1730 tarihleri arasında. Gündüz. Televizyonun Türkiye'de ve hem de 20. c. Murad dışarıda basılan bu Kur'ân ve diğer dinî eserlerin devlet sınırları içerisinde serbestçe yayılmasına izin vermiştir. matbaanın gecikmesi de öylece açıklanabilir. Padişahın buna özel önem verip ferman yayınladığı da doğrudur. 125 BA. "İlk Türk Matbaası Kurucusunun Dinî ve Fikrî Kimliği". New York 1955. Şuna da dikkat çekelim ki. Halil. M. Tayyâr-zâde Ahmed Atâ. Ankara 1934. sazendeler de davet edilmiştir. Nazmi). 470-473. Necatioğlu. Mukaddime'deki Matbaa ile alakalı Lâyiha. Ankara 1978. büyük masraflarla inşa edilen Kağıthane'deki Sa'dâbâd Köşkünde. sh. Yüzyılda elli sene geciktiği ve Intemet'in ancak 5-10 yıl gecikmeyle ülkemize girdiği. 127. sayı 197(1986). Ahmed ve hem de damadı ve sadrazamı olan İbrahim Paşa. "Dünyada Basılan İlk Türkçe Kitap". 724-736. 507-530. The Invention of Printing in China and ıts Spread Westward. sh. sh. Subhi Tarihi. Belleten. sh. gayr-i meşru eğlencelere dalacak kadar aşırıya gitmiş olmaları tamamen ayrı şeydir. VI. Bu yaratılışları gereği olarak. Üsküdar'daki Şeref-âbâd'da. Acaroğlu. sulha meyilli. matbaa. ancak biz bu kadarla iktifa ediyoruz. İbrahim Paşa'nın Beşiktaş Mevlevihanesine bitişik özel Yalısında ve benzeri çok sayıda saray ve bahçelerde. L. sakin ve eğlenceli hayatı seven. İstanbul'da bu dönemde insanların barış ve huzurun kıymetini bilmeyerek. 135. Osmanlı Tarihi.7) Önemle ifade edelim ki. sh. Osmanlı İmparatorluğunun Zuhur ve Terakkisinden İnhitatı Zamanına Kadar Askerî Vaziyeti (Çev. Çırağan Bahçesinde. İstanbul 1968.Türker. Ancak bu l lenceleri ve ( ilim. 158-162. Baysal. I esrar K Şe vâda. 303. Matbaacı İbrahim Müteferrika ve Risâle-i İslâmlyye (Tenkitli Metin). Netice olarak. XXVI. Tarih (Zeyl-i Tarih-i Râşid). Burada önemle vurgulanması gereken şudur: Padişah ve sadrazamının meşru dairede neşeli ve eğlenceli hayat yaşaması ayrı şeydir. Bu ikisini birbirine karıştırmak tarihe iftira olur. i: eğlen rin meşru t de İstan! maz. Tarih-i Atâ IV. sh. Kısım I. Niyazi. Padişah'ın da ara sıra katıldığı helva sohbetleri ve Lâle eğlencelerinin yapıldığı doğrudur. Thomas Francis. Ancak resmî matbaanın kurulması ve kitap basılması. Bu konuda kaynak fazladır. IV. Müteferrlka'dan Birinci Meşrutiyete Kadar Osmanlı Türklerinin Bastıkları Kitaplar. Comte. c. fikir ve e ziyafet ve I eğlence v«| tıların i 1 zurundal nin ve 1 hem de! edenler. Beylerbeyindeki Bağ-ı Ferah Bahçesinde. İstanbul 1293. belli sebeplerle nasıl açıklanıyorsa. Yoksa İslâmiyetin ilme ve teknolojiye karşı çıkma iddialarıyla bunun ilgisi yoktur125. Ancak Padişah ve Sadrazamın meşru dairede de olsa eğlence ve ziyafetlerde fazla vakit geçirmeleri. I. 134. ziyafetten ziyafete koşturdukları ve meşru dairede eğlenceli bir hayat yaşadıkları görülmektedir. Lale eğlenceleri sebebiyle laleye düşkünlük artmış ve hatta lalenin 234 çeşidi yetiştirilmiştir. Belleten c. 272 sene değil 33 sene sonra Osmanlı Devleti'ne girmiştir. nr.

o devrin ilim. bu konuyu ayrıntıları ile veren. lale eğlenceleri ve diğer tertip edilen ziyafetlere. Şeyhülislâmın da içinde yer aldığı ziyafet ve eğlencelerin. gayr-i meşru olduğu düşünülemez ve zaten tarih kitapları bu eğlence ve ziyafetlerde neler yapıldığını bütün ayrıntılarıyla anlatmaktadırlar. kullanılmasının helal olduğunu iddia ederek teşvikte bulunanların idam edilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Rumeli ve Anadolu Kazaskerlerinin ve İstanbul çevresinde meşhur olan âlimlerin de huzurunda. Ayrıca yapılan eğlence ve sohbetler sadece bunlardan ibaret değildir. ötıkları |lew York ti Berkes. Jsi. . 'edAtâ. başta Şeyhülislâm olmak üzere. Bu ayrıntıların içinde haram olan bir şey göze çarpmamaktadır. diğer dönemlere oranla arttığı asla inkâr olunamaz. halkın içinde ahlaksızlığı bir nevi teşvik etmesinden ve daha sonra da Damad İbrahim Paşa aleyhtarlarının (Eski İstanbul Kadısı Zülalî Hasan Efendi ve Ayasofya Vaizi İspiri-zâde gibi) onu yıpratma kampanyası başlatmasından dolayı. aynı zamanda birer İslâm âlimi olduklarını da eklememiz gerekmektedir. sadrazam huzurunda da. tefsir. O halde. Şeyhülislâmdan bu konuda fetva talebinde bulunulmuştur. eğlenceli ve ziyafetli hayatlar. fıkıh ve tarih dersleri yapılmıştır. Âsim Tarihi'ne bakabilirler. fikir ve edebiyat adamları da mutlaka katılmıştır. bu sebeple İslama aykırı giyimlerin yasaklanması ve bunun yol açtığı ahlaksızlıkların önlenmesi için her türlü tedbirin alınması gereği hükme bağlanmıştır. hakkında bazı gayr-i meşru işlere karıştığı iddiaları da bulunmaktadır. ^'esef Türki-ecik. İstanbul'da kadınların giyim ve kuşamlarının gayr-i meşru fiillere yol açacak şekilde bozulduğu ve bu yüzden İstanbul'da bazı gayr-i meşru fiillerin meydana geldiği. maalesef ahlaksızlığın yayılmasına ve eğlencelerin meşru daireden gayr-i meşru daireye kaymasına yol açmıştır. Merak edenler. Mesela Seyyid Vehbi. "arsigli. c. Tarihçi Râşid de. B) Padişah ve sadrazamın meşru dairede de olsa. kullananların ve satanların sürgün ve para cezası gibi çok şiddetli ta'zîr cezaları ile cezalandırılmalarını. Ancak bu ziyafet ve eğlenceler. hadis. Mesela. Buna şunu da ilave etmek gerekmektedir: 1144/1731 tarihli bir fermana göre.§314 yılında İ-p»t diğer dinî niştir. halk arasında.de nyla buıceler a meyilli. |724-736. lan ge-aya koydu-ıtyaşadık-t sadraza-bu ieğlencelere ¦e karıştır-peğlence ve regirmesi-P#ildiğinjjlıane'deki |ı Ferah s bitişik »çelerin İ! eğlenilir. I konuda a daha BİLİNMEYEN OSMANLI 215 Ancak bu ziyafetleri anlatan tarih kitapları tetkik edilirse. Padişah huzurunda da. halk arasında bazı gençlerin afyon ve esrar kullanmasına yol açmış ve meselenin çok ciddi bir noktaya ulaşmasından dolayı. jş. Lale Devrinde İstanbul'da gayr-i meşru hayatın. PadiIt-iRâşid). bir ara Tebriz Kadılığına tayin edilmiştir. Halep Kadılığına kadar yükselen bir âlimdir.Nazmi). helva sohbetleri. afyon ve esrar kullanmanın İslâm Hukukuna göre haram olduğunu. vaktinin çoğunu ziyafetler ve eğlencelerde geçirmesi. Şeyhülislâmın. hem Saray'larda ve hem de Sadrazam Köşklerinde. Şeyhülislâm da verdiği fetvada. XII. Bu arada bu ziyafet meclislerinin müdavimi olan Nedim ve Seyyid Vehbi gibi şairlerin. Bunların ne derece doğru olduğunu bilemiyoruz.

177. 19. II. 7737. sh. VI. 134.... Üçüncü olarak. sh. c. Kısım II. ilim ve san'at adamlarını sonuna kadar desteklemiştir... Bu dönem sadece eğlence ile geçmemiştir. 310-316. Damad İbrahim Paşa'nın bir küçük köy olan Muşkara'yı bir şehir haline getirerek imar etmesi. başta çinicilik olmak üzere kaybolmaya yüz tutan bazı Türk sanatlarını ihyaya çalışması ve nihayet Matbaa gibi önemli bir müesseseyi yerleştirmesi. Küçük Çelebi-zâde. VI. IV. tır. halk arasında bazı gayr-i meşru alışkanlıkların yerleşmesine yol açtığını açıkça göstermektedir.. 527-528. Uzunçarşılı. 377. Küçük Çelebi-zâde. İkinci olarak. nr.. Râşid Tarihi. 45. 244 (1726 tarihli hüküm). 162-171. . 190... Ahmed'in 1718-1730 tarihleri arasında ve Nevşehirli İbrahim Paşa'nın sadâreti ile geçen devresine Lale Devri dendiğini daha evvel ifade etmiştik. İslâmi açıdan istikameti ve dindarlığı itibariyle onlar gibi olduğu tarihçilerin verdiği bilgiler arasındadır127. sh. 91 (1724 tarihli hüküm). Mevlevi Ahmed Dede'nin Câmi'ud-Düvel adlı muazzam eseri.. Mühimme Defteri. Osmanlı ve Türk Tarihi ile ilgili en önemli çalışmalar bu dönemde yapılmıştır. Tarihçi Râşid. sh. başta İstanbul'daki Dâr'ül-Hadis Medresesi olmak üzere çok sayıda vakıf eserler meydana getirmesi. c. Atâ Tarihi. sh.. 133. ... Aynî'nin Ikd'ülCümân isimli meşhur tarihi. . 216 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLİ 128. 237. 555. c. 132. 159160. sh.. Osmanlı Tarihi. Âsim Tarihi (Zeyl-i Tarih-i Râşid). sh. 126 BA. kendisi de tahsilli olan İbrahim Paşa. Lale devrinde sadece keyif ve eğlence mi yapılmıştır? Fikir ve kültür hayatına yönelik bir şey yapılmamış mıdır? 129.. Saraya girdiği manası asla çıkarılamaz126. c.. Ancak bu gayr-i meşru işlerin.. ilk defa bu dönemde Avrupa'yı takip eder hale gelmiştir. Hondmir'in Farsça çok geniş bir tarih olan Habîb'üsSiyer adlı eseri.Bu olaylar. 1689 yılında Saray'a intisap etmiş ve 1717 yılında III. IV. 100-101. 134-135. 453. sh.. 2-625. Nahîfî ve Ahmed Neylî gibi edip ve şairler. nr. sh. 370. Ahmed'in de şahsiyeti buna uyum sağlayınca. Lale Devrinde.. hep bu dönemde kurulan ilim heyetleri tarafından Türkçe'ye tercüme edilmiştir. c. Damad İbrahim Paşa'nın himayesiyle ölmez eserlerini vermişlerdir. IV.. 384.. 233-234. Kendisi tamamen sulh taraftarı ve sakin yaşamayı seven bir insandır.. 45.. Patrona Halil ri ile ilgisi var S I ' III. tanzim edilen ziyafetlerde Şeyhülislâm ve benzeri şahsiyetlerin daima hazır bulunduğunu görürsünüz. 363-364. nr. 129. III. Eski adı Muşkara olan ve İbrahim Paşa'nın gayretiyle köyden şehire dönüşen Nevşehir'de doğan İbrahim Paşa.. Acaba bu devir sadece eğlencelerle mi geçmiştir? Bu sorunun cevabı verilmelidir. Dördüncü olarak... c. 147-162. Tarih-i Subhî. Ahmed'in çok güvendiği İbrahim Paşa. onun sadece eğlence ve ziyafetlerle vakit geçirmediğini açıkça göstermektedir.. Gerileme Devrinden beri... 42-43.. Mühimme Defteri. Nedim. Ayrıca devleti idaresinde Sokullu ve Köp-rülü'ye ulaşması mümkün olmayan bu devlet adamının.. Mayıs 1718 tarihinde sadrazamlığa getirilmiştir.. hem Padişah'm ve hem de İbrahim Paşa'nın dinî ilimler ve diğer ilimlerde uzman olan âlimlerle hususi dersler düzenlediğini.. vrk. Ahmed'in kızı Fatma Sultân ile de evlenince iyice Padişah'm gözüne girmeye başlamıştır. 223-224. III. 265. bu dönem Lale devri olarak tarihe geçmiştir. 259-260 (Tefsir Dersi). . Eğer Osmanlı vekâyi'nüvislerinin İbrahim Paşa dönemini anlatan yüzlerce sayfalık tarih kitaplarını ve mesela Çelebi-zâde'nin Râşid Tarihi Zeylini incelerseniz. c. ilim ve teknoloji konusunda. V. . 366. Uzunçarşılı. Kısım I.. nr.. 464. 444 (Sa'dâbâd)._¦ . 34/a-b.. 185.. Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi.. Seyyid Vehbi.. 29. Osmanlı Tarihi... Tarih (Zeyl-i Tarih-i Râşid). 137 (Esrar ve Afyon Yasağı). Osmanlı Devleti. Kısım I. sh. 127 BA. 88. Evvela... İstanbul 1198. Osmanlı Devleti'nin fikir ve kültür hayatına dair çok önemli katkılar bu devirde sağlanmıştır. Zira Matbaanın açılması başta olmak üzere. Damad İbrahim Paşa tarihe çok meraklı olduğundan.

yakınlarını devlet kademelerine getirmesinden rahatsız olanlar. 2 Ekim 1730'da Osmanlı tahtını biraderi II. hal malar ve de son bı bilgilen feü BİLİNMEYEN OSMANLI 217 129. Bâyezid Câmiinin Kaşıkçılar Kapısı tarafında. "her musibet. Muslubeşe. At Meydanında toplanan asiler bununla da yetinmediler. İran cephesinden Osmanlı Devleti aleyhinde haberler gelmeye başlamıştır. İbrahim Paşa aleyhine kadına düşkünlüğünü ve başta Sa'dâbâd olmak üzere köşkler aleyhine de fitne ve fesada vesile olduklarını ileri sürerek bu köşklerin yakılmasını istediler. İstekleri üzerine. Neticede 13 gün süren isyan 11 Ekim 1730 tarihinde son buldu. halk ve devlet. Sadrazam da yetinmedi'-: Zülâlî Hasaı ¦: küstah tavırlarıyla istediler. geçmişteki bir cinayetin neticesi ve gelecekteki bir mükâfatın da mukaddimesidir" kaidesine göre açıklamak gerekmektedir. Kutucu Hacı Hüseyin. Iste. Kağıthane'deki yüzlerce köşkü yıktılar. bir nefer olan Patrona Halil ve arkadaşlarının. Hâriç Müderrislerinden Deli İbrahim ve Ayasofya Vaizi İspiri-zâde Ahmed E-fendi gibi insanlardır. Gerçekten Lale Devrinde. bir mükâfatın çekten Lale De kaynaklardaki bil halinde kalsa bile< meşru eğlen mağlubiyet ve söz konusu olan İran 1143/1730'da masını arzu Padişah. Padişah aleyhinde de "mahmûd'ül-hisâl bir Padişah isteriz" diye dedikodu yaptırmak şeklinde alevlenmeye başlamıştır. Bu isyanın başını çekenler. Padişah Saraylarında ve Sadrazam Köşklerinde. Sadrazamın. devlet işlerinden anlamadığı . Önce sadrazamlığa göz diken Patrona Halil. 1143/1730'da Sadrazam İbrahim Paşa. hemen mağlubiyet ve açlık gibi umumi felaketlerle cezalandırılmaktadır. Tam bunu fırsat bilen fitne ateşi. altı yedi aydır bu fitneyi ateşlemek için uğraşan bahriyeli. Sadrazam iki damadı ile birlikte boğuldu. Yakılmasına gönlü razı olmayan ve ancak yıkılmasına izin veren Padişah'ın fermanı ve İstanbul Kadısı İbrahim Efendi'nin fetvasıyla. başta damatları olmak üzere. o dönemin İstanbul'unda halk arasında bazı ahlaksızlıkların ve gayr-i meşru eğlencelerin yayıldığı kesindir. tarihe Patrona Halil İsyanı diye geçecek olan kargaşayı başlatmışlardır. âsilerin isteklerine uyularak sadrazam. Âsiler bununla da kalmadılar. Patrona Halil isyanının mahiyeti nedir ve neden çıkmıştır? Lale devri ile ilgisi var mıdır? Bu olayı da. bu dönemde yapılan eğlenceler ve ziyafetler yüzünden bunların gayr-i meşru olduğunu ileri sürenler. buna gönülsüzdür ve red cevabı vermekte gecikmemiştir. İsyan süresince yağmalamalar ve her türlü rezalet yaşandı. İşte Lale Devri için de söz konusu olan budur.e Mustafa'nın 05 Âsiler !K9] başta Sa'dâbâd sürerek yıkılmasıyla. Şeyhülislâm Abdullah Efendi'nin şerî'at adına araya girme teşebbüsleri de fayda vermeyince. İran Savaşı için Padişahın bizzat sefere katılmasını arzu etmektedir. gayr-i meşru bir fiil görülmese ve hatta sadece dedikodu halinde kalsa bile. Küçük Muslu. "Şer' ile davamız vardır. İslama sımsıkı sarılmayan devletler. Mustafa'nın oğlu Sultân Mahmûd'a terk etti. Ahmed. sadrazamın aleyhine bazı şeyler yaymaya başladığı gibi. bize ulaşan kaynaklardaki bilgilere göre. Çınar Ahmed ve Ali Usta gibi ayak takımları ile bunların fikir babası olan ve daha önce Damad İbrahim Paşa'dan zarar gören eski İstanbul Kadısı Zülâlî Hasan Efendi. Şeyhülislâm ve İbrahim Paşa'nın yakınları olan bütün damatları görevden alındı ve çoğu sürgün edildi. kendi adamları olan ve Rumeli Kazaskerliğine getirilmesini istedikleri Zülâlî Hasan Efendi ile İstanbul Kadılığına getirilmesini arzu ettikleri İbrahim Efendi'nin küstah tavırlarıyla Padişah'ın feragat ederek yerine Sultân Mahmûd'un padişah olmasını istediler. III. buna bilen fitne hinde de' alevlenmeye kademelerine fetler yüzünden ateşlemek için Câmiinin Kaş Muhammed'den tarihe Patrona Bu isyanın Çınar Ahmed ve önce Damad İbı Hâriç Müde fendi gibi I teşebbüsleri ii ve İbrahim edildi. Ümmet-i Muhammed'den olanlar dükkânlarını kapayıp bizimle gelsin" demeleriyle birlikte. Ancak şahsiyeti ve alıştığı hayat itibariyle buna hazır olmayan Padişah.Bu olayı da.

Hekimoğiu Ali Paşa'nın 1731'de Urmiye'yi feth edip Tebriz'i istirdâd etmesi üzerine Ocak 1732'de İran ile Sulh Andlaşması imzalanmış ise de. Mahmûd. 218. yıllardır devam eden İran Harbini ele almıştır. Eylu1 Avusturya. âlim. meşverete ehemmiyet veren ve kültürü yüksek olan bir padişahtır.. Biraz önce anlattığımız gibi. Sebkatî mahlasıyla şiirler yazmıştır. Kasım 1730'da Sofa Köşküne davet edilen zorbacıların başı Patrona Halil ile Muslubeşe hemen katledilmiş ve asi liderlerinden 18'inin cesedi III. Ahmed'in yerine tahta geçmiştir. Şeyhülislâmlık makamına Şeyhülislâm Feyzullah Efendi'nin iki oğlunu getiren I.! 1732 tarifti Vehhâbi" Mideiaı tarafından S KADIMI Verd-i t Râziye Kafel baldir. IV. Rumeli Kazaskeri Feyzullah-zâde İbrahim Efendi başta olmak üzere çeşitli hocalardan dersler alan I.'.sU-»J İFA'. 1639 tarihinde yapılan Kasr-ı Şirin Andlaşması esasları üzerine kurulan İstanbul Andlaşması Ekim 1736 yılında imzalandı. Uzunçarşılı. İslama hizmet gayesiyle değil. kendi şahsî kin ve menfaatlerini tatmin gayesiyle bu işe kalkıştıkları da gün gibi ortadadır. Nâdir Hân bununla yetinmedi ve 1733'deki taarruzuyla harbi devam ettirdi. Mustafa'nın Sâliha Sebkatî Sultan'dan 1696 yılında dünyaya gelen oğludur.. sh. dikkatli. bu avantajdan yararlanarak sulh istedi. Mahmûd'un. ihtiyatlı. vrk. Ahmed'in kendisine olan vasiyetinden ders alarak. I . Gence ve Tiflis'i Osmanlı Devleti'nin elinden geri alan Şah. Ahmed Çeşmesinin yanına atılmıştır. Subhî Tarihi. Ancak Kasım 1730'un sonuna doğru Patrona Halil başta olmak üzere bütün âsileri ortadan kaldırmış ve devleti huzura kavuşturmuştur. büyük kumandan Topal Osman Paşa tarafından Temmuz 1733'de büyük bir hezîmete mahkûm edildi ve bu sefer sebebiyle I. Iranın Osw-lerek 1". ayak takımından oluşan isyancıların isteklerini yerine getirmek ve İbrahim Paşa ile yakınlarını devletin önemli makamlarından bertaraf etmek olmuştur.. Kısım I. çok sayıda sadrazamları arasında en önemli yeri Hekimoğiu Ali Paşa ihraz etmiştir. Lale devrinde yaşanan İslama aykırı hallerin bir cezası olduğu açıktır. İki Osmanlı Paşa'sını şehid eden ve Revan. alınıyordu manii manii De imtiyazlar ( Osmanlı! Belgn yordu. tinde kaldı. Mahmûd. İçteki kargaşaya son veren I. -müttefıV ti'ne harp e c« ve BosnaVrr* yenildik 1739 y Müzâkc ri. l/a-34/a. Akıllı. 1731'deki ikinci bir isyan hareketi ise sonuçsuz kalmıştır. Hadisenin. MAHMUD DEVRİ 130. nr. şâir ve bestekârdır. c. İbret alınırsa önemli bir olaydır128. Erbil'i alarak Bağdad'ı kuşatma altına alan Nâdir Şah.I 218 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSP. 204-218. Osmanlı Tarihi. Ancak Patrona Halil ve arkadaşlarının da.¦ Devleti'.9-» U99. bu inancını hâkim kılmaya kalkıştıysa da. İran'da Safevi Hanedanına son vererek Avşar Hanedanını başlatan Nâdir Şah. Şeyhülislâmlık ve sadrazamlık makamında uzun süre kimseyi durdurmamıştır. Aslında Sünnî ve Hanefi olan Nâdir Şah. 128 BA. sh. Mahmûd. 136. Mahmûd'a gâzî unvanı verildi. Babasının ve amcasının akıbetlerinden ve özellikle de III. I." Ruslar.! da dev'o'f' mektec problem . şahsiyeti. İstanbul 1198. ileri sürülerek Revan Seraskerliğine tayin edilmiştir. XXIV. Ancak Kırım Hanı ve Şeyhülislâmın da yardımıyla. 2 Ekim 1730 tarihinde III. Mühimime Defteri.. Osrutl beyi. ilk işi Patrona Halil başta olmak üzere. Yenıde'£ sebep o'. iç kargaşadan korkarak geri durdu ve ancak i İran'ı mu'tedıl biri Osmanlı Devletı'm! Şeyhülislâmın ve j barış halin Irak cephesini Nâdir Şal" buyiıKl olamadı. tine inan™-:. ailesi ve zamanındaki mühim olaylar hakkında kısaca bilgi verir misiniz? II.SULTÂN I. yine durmadı ve Kerkük'e girdi.

İkinci İkbaldir. Kısım I. Mahmûd. Müzâkerelerini bizzat Sadrazam Hacı İvaz Mehmed Paşa'nm yürüttüğü sulh teşebbüsleri. Sultân Mahmûd'un meşgul olduğu problemlerdendi.Hâce Verdi Nâz Dördüncü Kadın. Osman. 2-40. devamlı savaş halinde bulunduğu için. Vâsıf Tarihi. 220 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSM/" XXV. Eflak. 1744'de Kars'ı muhasara etti. Uzunçarşılı. Osmanlı Devleti. III. i 129 BA. Belgrad Anlaşması ile Osmanlı Devleti 28 yıllık bir barış dönemine imza atmış oluyordu. I. Niş'i düşüren. Sultân Osman kimdir? Ailesi ve devrindeki önemli olaylar hakkında kısaca bilgi verir misiniz? III. Aydın taraflarındaki Sarı Beyoğlu bunların başında gelmektedir. Dünyanın 2. Neticede İran. l/a-238/b. Mahmüd'un kardeşi olup II. vrk. 210-336. 13 Aralık 1754 tarihinde Demirkapı tarafından Saray'a girdiğinde vefat etti. Baş hocası Feyzullah-zâde İbrahim Efendi olan III. 5. 1746 İstanbul Muahedesi ile sona erdi. fırsatı ganimet bilerek 1736 yılında Azak Kalesini ele geçirdi.Hâtem İkinci Kadın. Belgrad Muahedesi. Osmanlı Tarihi. 4.Sırrî Hanım. I.Hatice Rami Altıncı Haseki.Meyyâse Hanım.Hâce Âlî-cenâb Baş Kadın. içeride de halkın derebeyi adını verdiği a'yân denilen bazı mahallî mütegallibelerle de uğraşmak mecburiyetinde kaldı. Bunların bir kısmı devlete itaat adı altında halka zulm ediyordu ve bir kısmı da devlete baş kaldırıyordu. hepsinde de galip olarak sulh müzâkerelerine katılıyordu. ÇOCUKLARI: Hiç çocukları olmamıştır129. nr. 2-289. 2. Musul şehri kahramanca savunuldu ve Nâdir Şah büyük kayıplarla geri çekildi.Fehmî Hanım. Osmanlı Devleti'ne bu mezhebin hak bir mezheb olduğunu tasdik ettirmek istediyse de. IV. 9. Avusturya ve Rusya ile harp halindeydi. 7 yıl süren barış halinden sonra. Karadeniz Osmanlı Gölü olarak devam edecekti. Bu arada Osmanlı Devleti'ne yardımlarından dolayı. İran. Dış problemleri halleden Padişah. Baş İkbal. OSMAN DEVRİ 131. yeniden Irak cephesinden Osmanlıya saldırdı (1743). İKBALLERİ: 7. Mühlmme Defteri. KADIN EFENDİLERİ: 1. Kırım'a giren ve büyük tahribat yapan Ruslar. 8. 44-45. sh. sh. 6Râziye Kadın. Eylül 1739'da Belgrad Muahedesi ile neticelendi. 10. İstanbul 1198. 3. Polonya'yı paylaşmak ümidiyle 1737 yılında Osmanlı Devleti'ne harp ilan etti ve üç koldan Osmanlı ülkesine saldırdı. sh. İran'ın Osmanlı Devleti'ne saldırılarından memnun olan Rusya. Kırım Hanı Fetih Giray tarafından Kırım'dan kovuldular. İzzî Tarihi. Osmanlı Devleti'ne İsnâaşeriyyeyi yine hak mezhep olarak kabul ettiremedi. İstanbul 1199. Şeyhülislâmın ve âlimlerin muhalefet etmesi üzerine muvaffak olamadı. 126. Mustafa'nın 1699 yılında Şehsiivâr Valide Sultân'dan doğma oğludur. Subhî Tarihi. Yeniden sulh istedi ve 1723'den beri çok sayıda Müslümanın kanının akmasına sebep olan bu harp. Sırbistan ve Bosna'ya giren Avusturya orduları. Bu arada bozulan tımar ve ze'âmet usulünü ıslah etmek üzere Ocak 1732 tarihinde yeni bir tîmâr kanunu çıkarmayı ihmal etmedi. Bu arada Rusya'nın müttefiki olan Avusturya. ancak muvaffak olamadı. büyük gücü olan Fransa da bazı imtiyazlar yani kapitülasyonlar elde ediyordu.Habbâbe Hanım. Haziran 1740 tarihli Adâletnâmesiyle bu problemi de halletmeye çalışıyordu.Hâce Ayşe Kadın. Humbaracıbaşı Ahmed Paşa'nm gayretiyle 1734'de Maaşlı Humbaracı Ocağını teşkil etmiş ve yeni askerî düzenlemelerin zaruretine inanmıştır. 1739 yılında Belgrad'a yürüyen Osmanlı ordularından çekinen Avusturya sulh istedi. 1718 Pasarofça Andlaşması ile Avusturya'ya bırakılan yerlerin bir kısmı geri alınıyor ve Azak Kalesi de Ruslardan geri alınıyordu. Osmanlı Devleti aynı anda. Necid'de ortaya çıkan Vehhâbî meselesi de. Osman.SULTAN III.BİLİNMEYEN OSMANLI 219 İran'ı mu'tedil bir İmâmiyye-i İsnâaşeriyye ve Ca'ferî mezhebi çizgisine getirdi. Doğuda Timuroğullarına büyük zararlar veren Nâdir Şah. Osmanlı Devleti'nin hâlâ dünyanın birinci devleti olduğunu isbat ediyordu. 2 yıldan biraz fazla sürecek olan saltanat tahtına ağabeyinin vefatı . Mide kanamasından muzdarip olan I. Üç imparatorluk ile aynı anda savaşan Osmanlı Devleti. sh. c. Ağustos 1737'de Şehid Ali Paşa'ya Banyaluka'da yenildiler. İstanbul 1219. c.

Osman. 95-96. III. Devletler ve Hanedanlar. Ahmed'in 1717 yılında Emine Mihrîşah Sultân'dan dünyaya gelen oğludur. 3. I. Osman zamanının hatırlanacak olan en önemli olayları. KADIN EFENDİLERİ: 1. Şişman. Kapıkulu Ocaklarını rahatsız etmeden bazı reformlar yapmaya çalışmış. sh. hattat ve âlim bir padişah olan III.OSMANLI DEVLETİ'NİN GERİLEMEYE BAŞLAMASI. 1757'de son cülus Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi. 8075. Uzunçarşılı. sh. II. Şâir. malî konularda hassastır. Ekim 1756 yılında III. XXVI. nr. sh. Padişahların Kadınları ve Kızları. Avrupa'da iktidar depremleri olurken.Leyla Baş Kadın. ailesi ve döneminde meydana gelen önemli olaylar hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz? III. Padişahların Kadınları ve Kızları. II. 130 Vâsıf Tarihi. sh.MihrlıraH Kadınları ten BİLİNMEYEN OSMANLI 221 ¦:¦fcve İP MI İlabahşişini veren ve daha sonra bu âdeti ortadan kaldıran III. Devletler ve Hanedanlar. saltanatının ilk on yılını huzur içinde devam ettirmiştir. Mustafa. Laleli Camiinin banisi olan III. bahşişini veren ve da^g ki problemleri ı devlet adamla: çalışmış.'. Fransızların teşvik etmesi ve Padişah'ın savaşa meyilli olması. Osman'ın vefatı üzerine Osmanlı tahtına oturmuş ve 1769 tarihinden itibaren de Gazi unvanını kullanmıştır. 22 Mayıs 1766 yılında büyük İstanbul depremi onun zamanında olmuştur. Tebdil gezmek en önemli merakı idi. Kadınların sokaklarda serbestçe dolaşmalarını ve giyinip süslenmelerini ciddi manada sınırlamalara tabi tutmuştu. Osmanlı Devleti bu depremlerden etkilenmemiştir.:::< Hasan Pas İşte I per güç olal erdi. gerçekten değerli olan devlet adamlarındandır. III. sh. Çocukları olmamıştır130. SULTÂN III. Karasr-Î sürpriz bir seki* • <g şan edildiler. c. ı*rı-Koyun Adaıan i sonra da Çeşra:'fl verdirdiler. piyadeye fi Berrî-i Hümâyûn i 1766 yılında büyük 1 depremleri olurken. MUSTAFA DEVRİ 132. Kısaca III. Mustafa.Ferhunde Emîne Dördüncü Kadın. çok yönleriyle diğer padişahlara benzemeyen farklı bir insandır ve 30 Ekim 1756 tarihinde şirpençeden dolayı vefat etmiştir. Rusların andlaşmalara aykırı olarak Polonya'ya asker sokması. akıllı bir vezirdir ve Padişahın harp ilanı arzularını 6 yıl boyunca dirayetle reddetmiştir. Müneccimlik ve ilm-i nücûma aşırı bir ilgisi olduğu söylenmektedir. Ağabeyinin aksine müziği sevmez ve kadınlara iltifat etmezdi. padişahın bazı makul olmayan tekliflerini şiddetle reddedecek kadar dirayet sahibiydi ve arada sırada onunla tartışırdı. çok insanın ölümüne sebep olan veba salgını ve denizleri donduran müthiş kışlar gibi dahili hâdiselerdir. Uluçay.Ş Rusların i etmesi ve Pa dilmesine sebepe Han'ı Giray Han'ıni hazırlıksız olması fc almışlardır. D. asabî ve geçimsiz bir devlet adamı olduğu ve sadrazamlardan hiç biri ile geçinemediği söylenmektedir. c. Kısım I. Hekimoğlu Ali Paşa. 230.Zevkî Üçüncü Kadın. Mustafa. IV. 337-341. devlet hayatındaki problemleri ıslaha meyilli. piyadeye dokunmadan topçu ve bahriye subayları yetiştiren Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyûn ve Mühendishâne-i Bahrî-i Hümâyûn'u kurmuştur. Osmanlı Tarihi.97. Öztuna. Sadrazamları arasında yer alan Hekimoğlu Ali Paşa. Mustafa. 2. *. Öztuna. 45-92. sadrazamı Koca Râgıb Paşa olması hasebiyle. c. İstanbul'un büyük bir kısmını ve hatta Paşakapısını dahi yok eden Hocapaşa ve Cibali yangınları. Uluçay. Çün (Larga) t mağlup ı rım'ın kap devlet olarak! buren özelliğini! sından devletin tojıral soktu Devleti'™ j tından sonra ti ZEVı Kadın Efenin çüncü I ÇOCUKUM :jj hân Sulta». Râgıb Paşa.:¦< 9. sh. Yirmisekizçelebi-zâde Mehmed Said Paşa ve son sadrazamı olan Koca Mehmed Râgıb Paşa. c. 228-229.üzerine 13 Aralık 1754 yılında oturdu. Ekim 1768'de Rusya'ya karşı . Süveyş Kanalını açmayı düşünen devlet adamlarındandır.

Sh. Avrupa'da büyük akisler uyandıran Çeşme Baskınının intikamı Cezayirli Hasan Paşa tarafından alındı. 2-278. Uluçay. Rusyayı Prens Renin ve Mareşal Romanzov.Beyhan Sultân. Şumnu'daki Osmanlı ordugâhına kadar gelmişler. Devleti olma özelliğini kaybetmişti.Hatice Sultân. I. Arkasından Dobruca'dan Bulgaristan'a giren Rusların bu ilerlemeleri. Osmanlı Devleti'nin muhtâc olduğu ıslâhatı yapmaya uğraşmıştır. 28 madde ve 2 ilaveden meydana gelen ve Osmanlı Devleti'ni dünyada dördüncü devlet haline getiren muahede 17 Temmuz 1774 tarihinde imzalandı. 43-54. Çariçe. Çünkü Kont Romanzov komutasındaki Rus kara askerleri Boğdan'ın Kartal (Larga) denilen bir mevkiinde Sadrazam İvaz-zâde Halil Paşa'yı Ağustos 1770 yılında mağlup ediyor ve Bender Rusların eline geçiyordu. I.Ayşe Âdil-şah Ü-çüncü Kadın Efendi. Çariçe II. 8 . 3-Şah Sultân.Binnaz Üçüncü Kadın Efendi. günümüze kadar Osmanlı soyunu devam ettiren bir padişah olarak Ocak 1774'de Osmanlı tahtına oturdu. 9. ABDULHAMID DEVRİ 133.Mihr-i Şâh Valide Sultân. III.SULTAN I. Tahta çıktığında bütün cephelerde Osmanlı kuvvetleri büyük sıkıntılarla karşı karşıyaydılar. 7. c. yani en az 1453 yılından beri dünyada tek süper güç olarak hayatını devam ettirmesi. Osmanlı ordusunun tecrübesiz ve hazırlıksız olması hasebiyle. Katerina komutasındaki Rus orduları. Osmanlı Devleti'nin gerileme dönemini başlatan Kaynarca Andlaşması. 6. III. bundan sonra meydana gelecek olaylarla sona erdi. sh. Mustafa Nuri Paşa. Padişahların Kadınları ve Kızları. A-vusturyalılar da kendilerine pay çıkarmak için Boğdan'ın kuzeyindeki Bukovina'yı işgal ettiler ve 1775 yılında yapılan bir andlaşma ile . 10. ancak Baltık Filosu ile Ege'ye yönelen Rus kuvvetlen Temmuz 1770'de Koyun Adaları açıklarında Osmanlı gemilerine karşı büyük kayıplar vererek çekildi. 3. Öztuna. Abdülhamid Hân. İşte Osmanlı Devleti'nin asırlardır.Hatice Sultân. Özellikle hayatı için bkz. sadâret kethüdası Resmi Ahmed Efendi ile Reisülküttâb İbrahim Münîb Efendi temsil ediyordu. 231-236. 131 Vâsıf Tarihi. Osmanlı Devleti'nden ayrılırsa bağımsız bir devlet olarak kabul edeceğini söyleyerek Kırım'ı ikiye böldü ve Kırım Rus işgaline mecburen boyun eğdi (Temmuz 1771). sh. 92-327. Josef'i mağlup etmesi üzerine Gazi unvanını kullanmaya başlamıştır.Fatma Sultân.Fehîme Üçüncü Kadın Efendi. 1774 baharında Tuna yakınlarındaki Küçük Kaynarca Kasabasında sulh müzâkereleri başladı. önce Kırım Han'ı Giray Han'ın darbelerine maruz kalmışlar ise de. ÇOCUKLARI: 1-Şehzâde Mehmed. kerametleri halk arasında yayılacak kadar mütedeyyin ve devlet işleriyle de yakından ilgilenen bir padişahtır. 1771 yılı içinde Ruslar Eflak'i yani Romanya'yı işgal ettier. Karadeniz Osmanlı Gölü olması sebebiyle Fin Körfezinden Akdeniz yoluyla sürpriz bir şekilde Mora'ya Rumlarla birlikte asker çıkaran Ruslar. Ahmed'in Râbi'a Şermî Kadın'dan 1725 yılında dünyaya gelen I. Yaratılışı itibariyle saf. sh. Netâyic'ül-Vukû'ât. sh. ailesi ve devrindeki olayları kısaca özetler misiniz? III. 5. Uzunçarşılı. Rusya içindeki karışıklıkların da yardımıyla. Selim'in annesi. II. 1770 Nisan'ında perişan edildiler.Ayn'ül-Hayât Baş Kadın Efendi. Kısım I. Abdülhamid.Rifat İkinci Kadın Efendi. 6. Rusçuk ile Silistre'yi muhasara etmişlerdi. açtığı harp sebebiyle devletin başına büyük felâketlerin gelmesine sebep olduğunu düşünen Padişah'ı zora soktu ve sıkıntılar içinde nüzul hastalığına tutularak vefat etti (Ocak 1774). 341-420. c. Abdülhamid devrinde imzalanacaktı. Bu kritik günlerde. sonra da Çeşme Limanında Osmanlı gemilerine baskın düzenleyerek çok büyük kayıp verdirdiler.Hibetullüh Sultân. ZEVCELERİ: 1. 279-282. Mustafa'nın vefatından sonra I. Devletler ve Hanedanlar. halka karşı merhametli. 4. Baş Kadın Efendi ve III. c. 5. Rusya bununla da kalmadı ve Kırım'ın kapısı olan Orkapı'yı kuşattı.Mihrişah Sultân131. Osmanlı'yı ise. 98-105. IV. Ruslar. Osmanlı Tarihi. 4. Hayatı boyunca dirayetli sadrazamları ve devlet ricalini iş başına getirerek. c. II.Mihrimah Sultân.harp ilan e-dilmesine sebep olmuştur. Artık Osmanlı Devleti dünyanın 1. 1769 son baharında Polonya'nın kapısı olan Hotin'i teslim almışlardır. Sadrazam Koca Yusuf Paşa'nın 1788'de Avusturya İmparatoru II. sh. sh. 2-Şehzâde Sultân Selim III. 2. 222 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN 0^ XXVII.

202-364. bu da devam etmedi. mürteci diyecek kadar hakaret ettiği Osmanlılardan intikam alıyordu. Müslüman Türklerin karşı karşıya kaldıkları en büyük hezimetti. Öztun. tamamen Müslüman olan Kırım'ı Ruslaştıran ve burayı ikinci bir Endülüs yapan Ruslarla başbaşa kaldılar. Josf. Uzunç. ya'yı berta Müslüman olan Hotın'i de kederinden 1789). 8 Ocak 1784 tarihli Andlaşmayla Kırım'ın Rusya'ya ilhakını kabul etti.bu da kabul edildi. 1782'de kahraman Kırım halkı bu hâine karşı ayaklandı ve II. Fransa'nın araya girmesiyle. Çariçe'nin Temmuz 1783 tarihli fermanıyla Kırım Rusya'nın bir eyâleti oldu ve artık Kırım merkezi olar. dığı hatt-ı hû yeniden ke zun eyledi. Kırımlılar. Artık saltanat merkezi olan Bağçesaray. Kırımlılar Osmanlı Devleti'ne yaptıkları ihanetin cezasını çekiyorlardı. Cenı türbesine defn Sultân I. Devlet Giray'ın yerine Rus hayranı Şahin Giray Kırım tahtına oturmuştu (1775). Andlaşma Osmanlı Devleti'nin aleyhine işledi ve neticede Rus hayranı Şahin Giray Kırım tahtına oturdu. Ağustos 1774'de Kaynarca Muahedesinin üzüntüsüyle vefat eden Sadrazam Muhsin-zâde Mehmed Paşa'nın yerine gelen sadrazamlar bir türlü dikiş tutturamıyorlar-dı. Osmanlı taraftarı IV. 10. Rusya ile Aynalıkavak'ta yeni bir andlaşma imzalandı (Mart 1779).ı BİLİNMEYEN OSMANLI 223 artık Kırım Müslümanların değil Ortodoks Rusların hâkimiyetine girdi. Osmanlı Devleti. Şahin Giray'ın gafleti ile Rusya tekrar Kırım'a girdi. Bu arada iç karışıklıklar da devam ediyordu. Kırım'daki bu keşmekeşi kabul etmeyen Osmanlı Devleti harbe karar verince. lî Sultân. bundan rahatsız olan Osmanlı Devleti Ağustos 1787 tarihinde yeniden harp ilan etti. Hotin ve Özi'deki Müslüman katliamları.000 askeriyle Kırım'a geldi ve zaferini kutladı. Binlerce Müslüman öldürüldü. her türlü gayr-i meşru işlere dalarak ve Çariçe'nin imkânlarını kullanarak. uç men Müslur başbaşa kaim yeti 310 Rusya'ya Çariçe olan Osmanlı arasında d günden mil içindi ve h harb ilan c : 1788'de II.M Dördüncü fendi. Kırımlılar. . Baş ikbal tân Mustafa Mehmed. Joseph komutasındaki Alman ordusunu bozdu ve Osmanlı ordusu Avusturya'yı bertaraf ederek Ruslarla başbaşa kaldı. Tahta geçtikten 6 ay sonra Kaynarca Muahedesini imzalayan Padişah. Bu akılsız Hân. 1768-1774 tarihleri arasında devam eden Osmanlı-Rus Harbi. ancak üç yıl sonra geri alınabildi. Maalesef. Osmanlı Devleti'nin Kırım'daki hâkimiyeti 310 yıl devam etmişti. Şubat 1788'de Avusturya da Osmanlıya karşı harb ilan etti. 1683 Viyana Bozgunundan sonra. Rus vilayet merkezi olan Akmescid'e taşınıyordu. Ancak bu yeni harp Müslüman Kırım'ı kurtarmak içindi ve herkes Ruslara diş biliyordu. Çariçe 1787'de 60. Aralık 1788'de Özi Kalesini alarak burada Müslüman katliamı yapan Rus ordusu. bir kaç ay sonra da İran ile yüz yüze geldi. 1776'da İranlıların eline geçen Basra. Eylül 1788'de II. Kaçarlar'ın rakibi olan Kerim Han Zend. 5-Ş Şehzade Mel Esma Sultan. zira Ruslar söz vermelerine rağmen askerlerini Kırım'dan çekmemişlerdi. tân. Cenazesi. Sadrazam Koca Yusuf Paşa komutasındaki Osmanlı kuvvetleri. Mayıs 1776'da İran'a harb ilan edildi. bununla da yetinmeyerek Podolya'nın merkezi olan Hotin'i de teslim aldı. 1775'de Basra'yı muhasara altına alınca. Polonya'nın istiklâli için yapılmış göründüğünden millete mal edilememişti. üç asır boyunca hâkimiyetlerine karışmayan Osmanlı Devleti yerine. 16-f. Osmanlı Padişahının kederinden dolayı beyin kanaması geçirerek vefat etmesine sebep oldu (7 Nisan 1789). Yaran geçtiğini bana ZEVCELI tafa'nın annesi ve önce İkinci Şah Baş Kadın Dilpezîr Kadın di. Bahadır Giray'ı tahta oturttu ise de.

Kısım I.Ayşe Baş Kadın Efendi. 5) Andlaşma ile Kırım üzerinde Osmanlı Devleti'ne verilen haklar ve Kırım'ın bağımsızlığı gibi lehte hükümler.Ayşe Sine-perver Valide Sultân. neden Osmanlı Devleti açısından bu kadar a-leyhte yorumlanmaktadır? 17 Temmuz 1774 (8 Cemaziyülevvel 1188) tarihinde imzalanan ve Rusya ile Osmanlı Devleti arasında yapılan Kaynarca Andlaşması. kadın. IV. Kaynarca Andlaşmasının asıl önemli olan maddesi buydu ve daha sonraki bütün azınlık ayaklanmalarında Rusya bu maddeyi kullanarak Osmanlı Devlet'ini rahatsız etmişti (7. Öztuna. sh. 2. Mahmûd'un annesi ve önce İkinci İkbal sonra Kadın Efendi. 19. III. II. c.Hatice Ruh-şah Baş Kadın Efendi. 8. 2-364. Netâyic'ül-Vukû'ât.Nevres Üçüncü Kadın Efendi.Binnaz İkinci Kadın Efendi. ve 14. 12. özellikle Eflak ve Boğdan'la ilgili olarak ve ancak kapalı ifadelerle bütün Osmanlı topraklarını kapsayarak.Âlem-Şah Sultân. Mustafa Nuri Paşa. bütün Müslümanlar gibi Kırımlıların da halifesi kabul ediliyordu. 4) Karşılıklı toprak alıverişleri tanzim edilmişti. hami sıfatıyla şikâyetlerini Bâb-ı Âli'ye iletebilme hakkını elde ediyordu. Bu mu'âhede ile ne oldu? 1) Osmanlı Devleti.RâbPa Sultân. c. Osmanlı Devleti'nin toprak kaybından ziyade. c. 6.' . Vâsıf Tarihi. 2-Şehzâde Sultân Mahmûd II. 16. 4Hümâ Şah Baş Kadın Efendi. 3-Şehzâde Abdullah. 15. Kaynarca Mu'âhedesi. Bize göre Kaynarca Andlaşmasının en önemli maddeleri. bu zamana kadar işletilemedi. Abdülhamid'in Hotin ve Özi'nin düşmesi münasebetiyle bizzat kaleme aldığı hatt-ı hümâyûn insanı ağlatacak kadar manalıdır: "özi'nin düştüğü takriri alimallah beni yeniden kederlendirdi. I. sh. 3) Rusya Ortodoks olan Osmanlı tebaasına yani Rumlara ve Ermenilere. diğer hükümleri açısından Osmanlı Devleti için bir intihar andlaşması olmuştur. sh. 9. 9-Ahter-Melek Hanım. Ancak Osmanlı Halifesi. 12Fatma Şeb-safâ Dördüncü Kadın Efendi. . Mustafa'nın annesi ve IV. 237-241. 15. nr. 11-Esmâ Sultân. 126. 5. Uluçay.Misl-i Nâyâb Kadın Efendi.Bahçekapıdaki İmaretinin yani şimdiki 4. c.. Kaynarca Andlaşmasındaki Ortodoks ifadelerine ve ilgili hükümlere dayanarak. 8-Şehzâde Mehmed Nusret. 4-Şehzâde Mehmed. Devleti olmaktan çıkıp İngiltere. dünyanın 1. Senden niyazım. Cevdet Paşa. İkinci İkbaldir.RâbPa Sultân132. sh. Kaynarca Andlaşmasının temelini 7. 2-334. 4-21. c. 3. 7-Şehzâde Abdurrahman. Sultân I. c. sh. Devletler ve Hanedanlar. Osmanlı Devleti'ne istediği zaman müdahale imkânını elde etti. sh. 54-72. 18Sâliha Sultân. Devlet haline geldi. 420-546. Fransa ve Rusya'dan sonra 4. 2) Karadeniz Osmanlı Gölü olmaktan çıktı ve Rusya burada sahil edindi. II.Mihribân Üçüncü Kadın Efendi. 14Ermîne Sultân. 282-315. Osmanlı Devleti'nin şefkatli davranmasını istiyor ve bu konuda makul bir isteği olursa. 105-115. Uzunçarşılı. 6-Şehzâde Abdülaziz. sh. sh. Târih. II. Maddeler). bu kadar Müslüman erkek. 5-Şehzâde Ahmed. İngiltere ve Fransa gibi Osmanlı Devleti'ndeki adlî ve iktisadî kapitülâsyonlardan faydalanacaktı. bunu özetle zikretmek istiyoruz: "Deviet-i AMyyemiz taahhüd eder ki. 13. Osmanlı Tarihi. 5) Rusya da. ÇOCUKLARI: 1-Şehzâde Sultân Mustafa IV. 11.Ayşe Hanımefendi. 13. II. Hıristiyan . ölmeden bu beldeleri tekrar Müslümanların eline geçtiğini bana göster". 8. Hatt-ı Hümâyûn. IV. 20. 2) Eflak ve Boğdan'ın muhtariyeti genişliyordu (Romanya). Vakıf Han'ın karşısındaki türbesine defn edildi.Ayşe Dürr-i Şehvar Sultân. 14Nükhet-sezâ Hanımefendi. Rusya ise 4. sh. III. ve 4.Hatice Sultân. 17. 2-242. 3) Rusya. IV. 3.Mu'teber Kadın Efendi. 132 BA. IV. c.Mehtâbe Dördüncü Kadın Efendi.Hibetullah Sultân. Madde teşkil ettiğinden. ¦¦224 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN C""' 134. şıktaki hükümleri düzenleyen maddeleri idi. c. Yârab! Sen Mâlik'ül-mülksün. ZEVCELERİ: KADIN EFENDİLERİ: 1. 10. 28 maddeden ibarettir.Fatma Sultân.lüğe yükseldi. 10. sh. Kadınefendi. 7-Dilpezîr Kadın Efendi. En önemli hükümleri arasında şunlar bulunmaktadır: 1) Kırım Hanlığı artık müstakil bir devlet haline geliyordu. ¦¦¦¦¦-'¦•-. küçük ve büyüğün kâfir elinde kalması beni mahzun eyledi.lükten 3. 4) Önlenemeyen dev bir Rusya dünya hakimiyetindeki yerini almış oldu. 2-439. Padişahların Kadınları ve Kızları.Nakş-ı Dil Valide Sultân.Ayn-i Şah Sultân. c. Baş ikbal.

bazı kayıplar ve mağlubiyetlerle birlikte ele geçirmiş oldu (İsmail. sosyal. İsveç'le yapılan ittifak Osmanlı Devleti'nin hiç işine yaramadı. gerek 14. Selim. 279294. Târih. merhametli ve ıslâhata taraftar olan bir Padişahtır. Ruslar Boğdan'ın başşehri Yaş'ı işgal ederken. Murad'dan sonra gelen Padişahlar içinde bir numaradır. Rusya bu maddeyi Demoklesin kılıcı gibi kullanmıştır. cephelerde durum çok kötüydü. Osmanlı li de. şiir.SULTÂN III. Tuna'nm güneyine çekilmek durumunda kaldılar. III. Ağustos 1791'de imzalanan Ziştovi Muahedesi ile AvusturyaOsmanlı Harbi sona erdi. Cephelerde kaybeden Osmanlı Devleti. Alman kuvvetler. Selim'e intikal ettiğinde. Rus t uğradılar (li mağlubiyet!! vusturyalılsrJ kaleme aldıfy *| di. Osmanlı Tarihi. Böylece tarihteki son Alman-Türk savaşı sona erdiği gibi. Kili. için büyük! düzenlenmesi}^.! Padişahtır. Netâyic'ül-Vukû'ât. c. Mustafa Nuri Paşa. 422-427. III. Rumeli'de a'yânlar ve cephelerde savaşan . Kısım I. denilebilir ki. Eflak'a bağlı Yerköyü'nde Avusturya kuvvetlerini mağlup etseler de. 302-315. Belgrad başta olmak üzere işgal ettikleri yerleri Osmanlılara iade ettiler. Rus ve Avusturya kuvvetlerinin iki taraflı saldırıları üzerine ağır bir hezimete uğradılar (1203/Ağustos 1789). III. Bunu Rusların galibiyeti ile sonuçlanan Boza (Buzaov) mağlubiyeti takip etti (Eylül 1789). yıkılmanın m[ Kura lerf/f duygular»" 1| manii Deve i nasıl yap1* esas alıMıtl edildi. sh. Maddede zikr olunan İstanbul'daki Kilise ve gerek hademesinin korunmasına yönelik girişimlerde bulunabile". Cevdet Paşa. c. Selim ile birlikte nizâm-ı cedîd mücadelesini veren sadrazamdır. Osmanlı kuvvetleri. Zira Rus ve Avusturya cephelerinde savaş bütün hızıyla devam ediyordu. Damad Melek Ahmed Paşa ise. Geldiğinde sadrazamlık koltuğunda Koca Yusuf Paşa'nm bulunması ve sonra da uzun müddet Kaptan-ı Deryalık görevinde bulunan Cezayirli Gâzî Hasan Paşa ile çalışması. Selim'in askerlere hitaben kaleme aldığı ve İslâm'daki gaza ruhunu hatırlatan hatt-ı hümâyûnu da müessir olamadı.dininin hakkına ve kiliselerine kuvvetli bir şekilde himaye göstere ve Rusya Devleti'nin elçilerine ruhsat vere ki. A-vusturyalılar da Bükreş'i teslim alıyorlardı (Ekim 1789). Osmanlı Devleti'ni rahatlattı ve Avusturya sulh andlaşması istedi. Kemankeş Mustafa Paşa kumandasındaki Osmanlı orduları. Uzunçarşılı. Mustafa'nın Mihrişah Sultân'dan Aralık 1761 yılında dünyaya gelen III. sn. XXVIII. şiir. Bu sırada 1789 Fransız İhtilalinin olması. i denilebilir ki. iktisadî ve özellikle de mağlubiyetlerin birinci sebebi sayıldığından askerî ıslâhatları düşünmeye başladı. 1595'de vefat eden III. III. Anadolu'da derebeyleri. Besarabya ile Dobruca arasındaki Osmanlı savunma merkezlerini. 72-80. Selim. IV. İslâmî ilimlere vukufu. hukukî. ( da uzun çalışması. Saltanat III. Selim. ] maradır. I. Zira devlet. Osmanlı devleti için sonun başlangıcı oldu133. III. Boğdan sınırlarındaki Fokşani Meydan Muharebesinde. c. III. Tuna'nı arasındaki ter i geçirmiş oldu (ip hiç işine yaram»! lattı ve A«ıstwsl desl ile Avu sona erdffic! H manlıla1 Ocak 1792 tam sahil şeiırti 133 Vâsıf Tarihi. Ruslar. sh. Osmanlı Devleti ile başbaşa kalan Rusya da sulha yanaştı ve Ocak 1792 tarihinde imzalanan Yaş Andlaşması ile Özü ve Hocapaşa (Odesa) gibi bazı sahil şehirleri Ruslara bırakılarak. sh. II. dış düşmanlara karşı vatanı müdafaa ederken. 1790). hat ve diğer güzel san'atlardaki mahareti ve kısaca kültürü açısından. onun için büyük bir fırsat olmuştur. Tulça gibi. ailesi ve zamanında meydana gelen olaylar hakkında kısaca bilgi verir misiniz? III. ta? I Nldfrü yıldır dost s Bonapar»:! şu halin! <f BİLİNMEYEN OSMANLI 225 üzerine Osmanlı tahtına Recep 1203/Nisan 1789 tarihinde oturdu. c. iç durum hiç de iyi değildi. aynı zamanda dirayetli. amcasının cephelerdeki duruma üzülerek beyin kanaması geçirmesi ve vefat etmesi üzerine Osmanlı t vukufu. Osmanlı-Rus savaşına da son verildi. ( ile birlikte ı Saltanat! Avusturya Fokşani Meydan fi orduları. 54-72. Kısaca Kaynarca Mu'âhedesi. SELİM DEVRİ 135.

Nizâm-ı Cedid ricalinin suiistimallerini ve ahlaksızlıklarını görünce. 25 Mayıs 1807'de Kastamonulu Kabakçı Mustafa denilen bir neferi kendilerine reis tayin eden yeniçeri yamakları. bütün şarkı ele geçirirdim" diyen General. Ruscuk'da Tirsiniklioğlu İsmail Ağa ve benzeri zorbalar büyük güç kazanmışlardı. Böylece III. Nizâm-ı Cedid de fayda vermedi. Bu yıkılış emarelerinin sebeplerinin Kur'ân'a aykırı olarak yaşanan sefâhet. Bunda yeniçerilerin Hıristiyan tebe'aya kötü muamelesinin de etkisi vardı. Düşman vatanı işgal ederken. Osmanlı Devleti. Şubat 1807'de İngiliz donanması İstanbul önlerine kadar geldiyse de. bu beylikleri bertaraf etmek ve Hicaz'daki problemi çözmek için kullanıldı. aleyhe geçmeye başladılar. İslama aykırı bazı fiilleri yapmakla (mesela ney üflemesi ve tanbur çalması. Bunu ayrıca inceleyeceğiz. Fransız ihtilâlinin milliyetçiliği tahrik etmesi sebebiyle 1806 yılında Sırplar ihtilâl çıkardılar. "Akka'da durdurulmasaydım. nizâm-ı cedîd tabir edilen yeni bir düzenlemeye muhtâc idi. 400 yıldır dost devlet olarak bilinen Fransa'nın başına geçen General Napolyon Bonaparte. 1797 yılında Venedik Cumhuriyet'ine son vererek Osmanlı Devleti'ne komşu haline gelmişti. İstanbul'dan bir ordunun Mısır'a doğru geldiğini duyunca Paris'e döndü. Mısır Beylerbeyisi Ebu Bekir Paşa ile yaptığı Ehramlar Muharebesini de kazandı. kız kardeşlerinin ve hanımlarının Avrupai bir hayat yaşamaya başlamaları gibi) suçlandı. Rusları iki defa yenince. devlet için büyük bir belâ haline gelmişti. Kaynar-ca'daki hakkını kullanarak Osmanlı Devleti'ne harp ilan etti. ancak buradan Kahire'ye hareket etti. Bender. Ordu. İngiltere Rusların yanında savaşa girdi. Resmen Osmanlı-Rus Savaşı başladı. âlimleri Nizâm-ı Cedid grubuna ve hatta Padişah'a karşı tahrik etti. Bunu gören Osmanlı Devleti. İngilizler de tabiî müttefik oldu. İş çığırından çıktı ve Padişah. Vehhâbileri bertaraf etmek ümidiyle kendisine Temmuz 1807 yılında Mısır Beylerbeyiliği verildi. Akka'da Cezzâr Ahmed Paşa tarafından durduruldu. Mısır'da Memluk Beyleri nasıl bertaraf edilir diye düşünülürken. Eylül 1798'de Fransa'ya harb ilan etti. Haziran 1801'de Mısır'ın Tahliyesi Mukavelesi imzalandı ve Osmanlı ordusu Mısır'a girdi. hem halk rahatsız oldu ve hem de Sırp İhtilâli azıttı. Selim'e de Gazi unvanı verildi.yeniçeri grubu. gerileme devrini tamamlayarak artık yıkılmanın sancılarını çekmeye başlamıştı. halkın vergi yükünün altında ezilmesi. Diğer taraftan Rus cephesine gönderilmek istenen Nizâm-ı Cedid askerlerini kapıkulu ocağı neferleri kabul etmiyordu. Bunların üzerine gönderilen ve kısa zamanda haklarından da gelen Kadı Abdurrahman Paşa geri çekilince. Akkerman ve Kili işgal edildi. Padişaha itaat etmeyen Memluk Beylerini cezalandırmak için gelmişti. Avusturya bu ihtilâli kışkırtıyordu. Bunu. devletin başına belâ olmuştu. Şubat 1799'da Filistin'e doğru ilerleyen ve Gazze ile Yafa'yı teslim alan Bonaparte. Hotin. Vidin'de Pazvandoğlu Osman Ağa. 1804'de Ruslara yanaştı. Nizâm-ı Cedidci Gâlib Paşa'nın Haziran 1802 tarihinde imzaladığı Paris Mu'âhedesi takip etti. Silistre valisi Alemdar Mustafa Paşa. Osmanlı Devleti devamlı kan kaybediyordu. 19 . Zaten Rumeli'de hâkim olan da devlet değil. Bunun üzerinde ayrıca duracağımızdan ayrıntıya girmiyoruz. Osmanlı Devleti. Bu arada Arabistan'da ortaya çıkan Vehhâbîlik hareketi de Osmanlı Devleti'ni ciddi manada rahatsız ediyordu. Mehmed Ali Paşa İngilizleri durdurdu. a'yân denilen zorbalar idi. Mısır'a gittiğinde (1799) asla Arapça bilmeyen ve Arnavud olan Mehmed Ali Ağa. Ancak bu nasıl yapılacaktı? Bu konuda tamamen mevcut düzeni değiştirmek isteyenlerin görüşü esas alındı ve 24 Şubat 1793'de Nizâm-ı Cedid resmen bir Hatt-ı Hümâyûn ile ilan edildi. Aralık 1806'da Belgrad'ı ele geçirdi ve Rusya da. Bu arada. müminlerin kalbinden devlete muhabbetin çıkması ve yardım duygulan yerine kin ve nefret duygularının fışkırmaya başlaması olduğunu. hemen geri döndü ve bu sefer Mısır'a yönelerek İskenderiye'yi işgal etti (Mart 1807). Ancak lider Kara Yorgi. ordu birbirine girmişti. Osmanlı ordusunun ve hatta bütün devletin yeniden düzenlenmesi gerekiyordu. Önceleri Nizâm-ı Cedid'e taraftar olan ve en azından ses çıkarmayan âlimler. Görünürde. aklı başında olan herkes biliyordu. Kasım 1806'da Şeyhülislâm olan İshak-zâde Mehmed Atâullah Efendi. Bununla da kalmadı ve harp ilan etmeden Mısır İskenderiye önlerine ii: 226 BİLİNMEYEN OSMANLI geldi (Temmuz 1798).

242-521. sh. Recai Galip.Gonca-nigâr Kadın Efendi. sh. 2.. sh. Tarih.. 137.Zîb-i Fer1 İkinci Kadın Efendi.Âfitâb Üçüncü Kadın Efendi. Osmanlı Devleti'nde III. 4. sh. Padişahların Kadınları ve Kızları. IV. sh. Belleten.. Kısım I. Selim hâlim ve selim birisi olduğu için. sh. III. İstanbul 1977. TTEM. 4-492. sh. 7. Serkiz. XVII.Meryem Hanımefendi. Netâyic'ül-Vukû'ât. 135 Karakoç. Çocukları olmadı134. Devletler ve Hanedanlar. Mustafa tahta çıkarıldı. Küliyât-ı Kavânin. sh. 395-401. kan dökmeğe değil taviz vermeğe taraftardı. c. Selim'in Hatt-ı Hümâyunları. c. sh. Cevdet Paşa. 8Dem-hoş Kadın Efendi. 116-118. Ahmed devrinden II.Re'fet DörI'İLI BİLİNMEYEN OSMANLI 227 tele pıca düncü Kadın Efendi. 2781. yeniçeri ocağını kaldırma teşebbüsleri. sh. 11. asırlarca Divan-ı Hümâyûn isimli yüksek kurul. Târih. 51-55. Karal. c. III.Hüsn-i Mâh Baş Kadın Efendi. sancak ve kaza üçlüsü teşkil etmektedir. sh. KADIN EFENDİLERİ: 1.Nef-i Zâr Baş Kadın Efendi. 6. III.Mahbûbe Kadın Efendi. Enver Ziya. IV. 14. c. VI. 546-634. "Kabakçı Mustafa İsyanına Dair Yazılmış Bir Tarihçe". "¦¦. Selim. sh. 1. III. yavaş yavaş terk ediliyor ve sözde kalıyordu. yüzyılın sonlarına doğru Divan-ı Hümâyûn'un önemi azalmaya ve icra yetkilerinin çoğu padişah veya sadrazamın şahsında toplanmaya başlamıştır. Sadece devletin siyasî. 9. 5. Yerine Padişahın amca-zâdesi olan IV. Cevdet Paşa. III. sh. Karal.Tab'-ı Safa Üçüncü Kadın Efendi. 12(89). 242-244. VI. 13Mihribân Hanımefendi. Bu doğru mudur? Osmanlı taşra teşkilâtının temelini eyâlet. İslâm hukukunun tavsiye ettiği şûra meclisinin fonksiyonlarını ifa etmiştir. 113 vd. nr. sh. Selim Devri Belgeleri. Mahmûd döneminde imzalanan Sened-i İttifak'a kadar (1703-1808) yaklaşık yüz yıl derebeyler ve a'yânların hâkim olduğu ve halka zulm ettikleri söylenmektedir.Ayn-ı Safa Kadın Efendi. 4-318. Bu kötü gidişe Nizâm-ı Cedid= Yeni Düzen devrini açarak dur demek isteyen III. Meclis-i meşveretin ilk gayesi askerî alanda bazı yenilikler yapmaktır. Selim (1789-1808)'in gayretleri de. Uzunçarşılı. Âmme Hukukumuzun Anahatları I-II. 10. Okandan. I. İsmail Hakkı. 2. VII.Nûr-i Şems Kadın Efendi. Osmanlı Devleti'ni bir zamanlar en yüksek devlet haline getiren esaslar. III. 21-46. "Üçüncü Selim Devrine Alt Vesikalar".•¦'¦¦ 228 BİLİNMEYEN OSMANLI . c. İKBALLERİ: 12. Uluçay. 6050. sadrazama. Saltanat erkânı ile devletin ileri gelenlerinden oluşacak bir meclis-i meşveret'in (danışma meclisi) kurulmasını ve kendi başkanlığı altında toplanmasını istemiştir. Selim'in de sonu olmuştur135. bu gayretlere verilecek en güzel misâllerdir. Bunları özetle şu şekilde toparlayabiliriz: Divan-ı Hümayun'un önemini kaybetmesinin tehlikesini sezen ve devletin sadece padişaha. c. 349 vd. sh. c. c. istenen neticeyi vermemiştir. sayı 23-24(1942). malî ve hukukî yapısında önemli değişiklikler yapılmaya çalışılmıştır. Osmanlı Tarihi. c. sh. sh. IV. 3.yıl sürecek olan bir iç isyanı başlattılar. IV. Selim'in Hatt-ı Hümâyunları. Selim'le başlayan yenilik hareketlerinin esası nedir? i ire Osmanlı Devleti'nin idarî teşkilâtında icranın ve sınırlı yasama yetkisine sahip organın başı padişah olmasına rağmen. VIII. c. Mustafa Nuri Paşa. V. Ankara 1942.Fatma Fer'-i cihan Hanım Efendi. Avrupa tarzında modern bir ordunun tanzimi için eğitime de büyük önem vermiştir. 238 vd. c. 112 vd. Bu sebeple 28 Mayıs 1807'de Nizâm-ı Cedid'i ilga etti ve bir gün sonra da kendisi tahttan indirildi. vezirlere (sudûr-ı kiram) ve ileri gelen devlet adamlarına ait olmadığını ve halkın da devlet idaresine en azından fikirleriyle katılması gerektiğini samimiyetle savunan III. 2381. nr. 4-455. 136. 253-261. 4-456. Öztuna. 134 Asım Tarihi. Necib Asım.. Kara mühendisliği (1210/1795 tarihli Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyûn) ve Topçu okulları ile Donanmay-ı Hümâyûn hakkındaki nizâmlar (1222/1808). II. c. Şeyhülislâma. 34 vd. Uzunçarşılı. Ancak.

merkezdeki sadrazamlar gibi devletin kanunlarını icra ile mükelleftirler. İşte devletin hukukî ve idarî açıdan zaafa uğramasından dolayı. A'yânlar bulundukları memleketin haysiyet ve nüfuz itibariyle en etkili şahısları olmaları hasebiyle.. İşte Osmanlı Devle-ti'nin cephelerde arka arkaya sıkıntılara maruz kalması. rumak için çere d 138. Beylerbeyiler ve sancak beyleri. Anadolu'nun Bozok tarafları Cabbâr-zâdelerin (Çapanoğulları). devlete ait gelirlerin tahsili ve icab eden yerlere harcanması için tevzii işleri vali ve mutasarrıflara muhatap olan a'yânlara havale edilmişti. Her şehir ve kasabada. Bağdad Memlüklü beyleri ve paşalarının idaresinde. hukukî meseleler ve narh işleri kadılara. kendilerini devlete kabul ettirip seferde ve hazarda bazı güzel hizmetler de ifa ederek günden güne müstakil hükümetler haline geldiler. NizâmıQ dinmiş?' Bir ı . hukuk devleti anlayışını devam ettirememesi. İçlerinden liyakat ve dirayeti bulunanlar. aileden birileri bu makamlara gelmeye başladılar. vilâyetlerdeki valilerini ve sancaklardaki mutasarrıflarını ihmâle ve gevşekliğe itmiştir. Mahmûd zamanında Arnavutluğun bir tarafı önce a'yân iken sonradan vali olan Tepedelenli Ali Paşa ve bir tarafı ise İşkodra Valiliğine kadar yükselen Kara Mahmûd Paşa hanedanının idaresi altında. müteselllimler ve voyvodalara. Bunların içinde iyiler bulunmakla beraber.BİLİNMEYEN Eyâletin başında beylerbeyi (sonradan eyâlete vilâyet ve beylerbeyine de vali denmiştir) ve sancakların başında ise sancak beyleri (sonradan sancak beyi yerine mutasarrıf tabiri kullanılmıştır) bulunmaktadır. Buna. Aydın tarafları Karaosmanzâdelerin (Karaosmanoğulları) ve diğer şehir ve beldeler de derebeyleri tabir edilen mütegallibe zorbaların istilası altındaydı. Valiler ve mutasarrıflar. umduklarından fazla menfaatler temin ederek mütesellimliği ve voyvodalığı haksız yere almağa başladılar. hazinenin malî krize girmesi ve devlet adamlarının ehil olmayanlardan seçilmesi ve benzeri sebeplerle. Kürdistân eyâletleri Kürt beyleri denilen asilerin ellerindeydi. bütün gayretlerini servetlerini arttırmaya. Kendileri vefat ettiğinde. Artık kendilerine karşı gelenleri kati etmeye. Haremeyn Vehhâbîlerin işgali altında. otoritelerini sağlamlaştırmaya sarfettiler ve neticede halka zulm etmeye başladılar. Cezâyir-i Garb Ocakları diye bilinen Tunus ve Cezayir bölgelerinde dayılar denilen derebeyleri artık Osmanlı valilerini dinlemez hale gelmişlerdi. mutasarrıflar. kötüler de yer aldılar. A'yânlar da bu işleri. ahali tarafından seçilen bir de a'yân (yani halkın ileri gelenleri) bulunmaktaydı. Rumeli'de a'yân ve Anadolu'da ise genellikle derebeyleri denmiştir. Siroz ve Selanik tarafları Sirozlu İsmail Bey uhdesinde ve Rumeli'nin diğer beldeleri de a'yân denilen mütegallibe (zorba) İerin emri altındaydı. s Adâletnâmelenr. vilâyetlerde ve sancaklarda idareyi ele geçiren. hakları olmadığı halde hür insanların mallarını ve hatta terekelerini müsadere etmeye ve kısaca tarihe geçen derebeyliği icra etmeye başladılar. Zamanla valileri ellerine alarak vilayet ve sancak idaresini bizzat yürütmeye başladılar. bulundukları vilâyet veya sancağın ileri gelenleri ile bir araya gelerek yürütmeye başladılar. devletin sahipsizliğinden dolayı. sadece eyâlet merkezi olan yerlerde oturuyor ve 0 Kısaca den ri dönemini i Bu dert zadeler ile Siro mirlerim icraya i fermanı ile ke. hem valileri ve hem de kadıları hoşnud etmekle. Osmanlı Devle-ti'nin merkezden tayin ettiği valiler ve mutasarrıflar. Memleketin idaresi ve emniyetin temini valiler.-< dan Süleyman i Ağa ve kardeşi! yüzden bunları İ Celâlüddln! dan Zaten sened-IB vükelây-ı devlet j Sened-i İttifıM mak açısından! Osmanlı sınırianl mektir. Böylece a'yânlar ahalinin vekili ve hâkim ile ahali arasında vâsıta haline geldiler. Mısır Mehmed Ali Paşa'nın hâkimiyetinde. valilere ve mutasarrıflara. hatta bazı yerlerde devletin kendilerini vali veya mutasarrıf olarak tayin ettiği bu yerli idarecilere. bazan tayin edildikleri yerlere gitmeden kendi adlarına yetkili kıldıkları mütesellimler ve yargı konusunda yetkili olan voyvodalarla işi yürütmeye başlamışlardır. Mesela I.

IV. Kısım I. 98-101. tesis ettiği güzel bir adetle Meclis-i Meşveret ile devleti yönettiğinden. Buna. Kısaca derebeyler ve a'yânlar. Mustafa Nuri Paşa. idarî ve iktisadî hayata ait köklü ıslâhatlar yapmak ve ikincisini yerine getirmenin şartı da. memleketin her tarafına yayılan derebeylik ve a'yânlar idaresiyle birinci vazifesini ve imzaladığı Küçük Kaynarca Andlaşması ile de ikincisini yapamaz hale gelmişti. c. IX. Birincisini yapabilmenin şartı hukukî. Kara Osmanzâdeler ile Sirozî İsmail Bey. bu tabirden birinci derecede bu ikinci mana anlaşılmaya başlandı. Sonradan sadrazamlığa kadar yükselen Alemdar Mustafa Paşa da. .' BİLİNMEYEN OSMANLI 229 de oturuyor ve bunlara yağcılık ederek çoğu menfaat celbi ile günlerini geçiriyorlardı. c. 178. Abdülhamid. S bu Paşa. Lale Devrinden beri devam edip gidiyordu. a'yânlar ve derebeylerinin Osmanlı tarihinde oynadıkları rolü anlatmak açısından önemli bir belgedir. Çapanoğulların-dan Süleyman Bey Rus-Avusturya seferinde ve Karaosmanoğullarından Hacı Mehmed Ağa ve kardeşi Ömer Ağa ise 1787 harbinde büyük yararlılıklar göstermişlerdir. ancak Tanzîmât ile kısmen muvaffak olunmuştur. Osmanlı sınırları içinde varlığı herkesçe kabul edilen a'yân ve devlet ikiliiiğine son vermektir. sh. Ali Emiri . Osmanlı devleti bazılarına. I. sh. bunların farkına varmalarına rağmen. Osmanlı Devleti. Mühlmme Defteri. Selim bu yeni düzenle neyi gaye e-dinmiştir? Bir devletin iki temel vazifesi vardır: Birincisi. pı Isı 138. TSİ. Sened-i İttifak. Uzunçarşılı. Selim tahta çıktığında yani 1789 yılında. mesela Cabbâr-zâde Ceialüddin Bey ve Kara Osman-zâde Ya'kub Ağa'ya vezirlik payesi de vermiştir. memleketin te| imzaladığı K bozukluklar. nr. İşte bu alanlarda yapılacak olan yeni düzenlemelere ve ıslâhata nizâm-ı cedîd adı verildi ve bu düzenlemelerden özellikle askerî alanda yeniden tertip edilen ve Avrupa usulü eğitilen düzenli orduya nizâm-ı cedîd askerleri denmesi hasebiyle. Mahmûd. Osmanlı Devleti'ndeki Adâletnâmelerin çoğunluğu bu derebeyler ve a'yânların zulümlerine karşı re'âyâyı korumak için çevre eyâletlere gönderilmiştir136. artık savaş yapamaz hale gelen Osmanlı askerini yani kapıkullarını yeniden düzenlemek idi. 603-618. III. 316-319. Abdülhamid. c| Tarihi. 997. Netâyic'ül-Vukû'ât. Bunun için henüz seferden 136 BA. vatanın sınırlarını düşmana karşı savunmaktır. Osmanlı Devleti'nin zaafa uğrayan askerî meselelerini ve buna ilâveten diğer problemlerini çözme tekliflerini ihtiva eden lâyihalar hazırlamalarını ve bu layihaların tartışılarak en iyi metodun tesbit olunarak hemen uygulamaya geçilmesini emreden hatt-ı hümâyûnlar gönderdi. IV. III. sh. Seferlerde Osmanlı Padişahının fermanı ile kendi askerleriyle bulunurlar ve çok hizmetler ifa ederlerdi. Bu yüzden bunları tasfiye yerine. Bütün bu bozukluklar. yeniçeri engelinden dolayı istenilenleri yapamadılar. hem a'yânın ileri gelenlerinden ve hem de Padişahın e-mirlerini icraya önem veren itaatkâr gruptan idiler. Nizâmı Cedid ne demektir? III. bu problemi de aynı yolla çözüme kavuşturmak istiyordu. Mustafa ve I.I. Osmanlı Tarihi. III. Târih. sh. Zaten sened-i ittifak ile devlete bir düzen vermek isteyen Osmanlı Devleti.tutarak vatani karşı savunma. 344. İl tenleri yaj Birincili yapmak ve I manii asken4 olan veni fc özellikte tieH nizâm-ı i mana ani III. bu senedi vükelây-ı devlet yanında a'yânlarla da bir araya gelerek imzalama yoluna gitmiştir. nr. Cevdet Paşa. memleket içinde adaleti ayakta tutarak vatandaşların haklarını korumak ve ikincisi de. Bu derebeyler ve a'yânlardan bazıları ve mesela Cabbâr-zâdeler. c. Rusçuk ayânındandır. 1808'de imzalanan Sened-i İttifak'dan maksat. Selim. eskilerin tavâif-i mülûk dediği Anadolu Beylikleri dönemini hatırlatıyorlardı. i. 332-338. 1264. 2-10. 4. Abdülhamid. 842. Belge: 810. 230 BİLİNMEYEN OSMANLI dönmek üzere olan Sadrazama ve yetkili zatlara.

. Bu görüş ayrılıkları. Ancak usullerde ayrılmaktadır. tamamen. Şubat 1793 yılında bütün lâyihaları özetleyerek bir Risâle'de toplatmış ve temel olarak şu kararları almıştır: a) Mevcut asker nizâmı yeniden düzenlenecek. Osmanlı Devleti'nin esas kabul ettiği Şer'-i şerifden taviz manasına almak ve muhalif olanları irtica ile suçlamak. Halbuki bu tamamen yanlıştır. askerin mutlaka tanzim edilmesini. 10) Asâkir-i Mu'alleme Kanunu çıkarılmıştır. 9) İrâd-ı Cedid Hazinesi kurulmuştur. 4) Yeniçeri ocağının ıslâhı için tedbirler alınmıştır. Bunların arasında. 3) Resmi elbiseler ve protokol kaideleri yeniden tanzim olunmuştur. 6) Bahriye Zabitleri Kanunu çıkarılmıştır. 5) Asker maaşları düzenlenmiştir. o zaman Defterdar olan Şerif Efendi. Sadrazam Yusuf Paşa. Dolayısıyla. III. ikinci şıkkı esas almış ve Osmanlı ordusunun tamamen şirazeden çıktığını bildiğinden dolayı. yeniçeri ocağının ıslâhının mümkün olmadığını. Bu nizâm-ı cedid rüzgarı bununla da kalmamıştır. İslâm Hukukunun ülü'lemre verdiği yetkiye dayanılarak tedvîn edilen ve Kanuni devrinde kemâlini bulan kanun hükümleridir. muhafazakâr diye bilinen Rumeli Kazaskeri pâyelisi Tatarcık Abdullah Efendi. Yoksa. Gerçekten 1206 ve 1207 hicrî (ya-. İşte nizâm-ı cedid deyince akla gelmesi gereken bunlardır. Yeniçeri ocağına Kanuni kanunlarındaki gibi itibar edilmesini ve ancak Avrupa'daki yeni harp teknolojisinin ve eğitim usullerinin bu kanunlara adapte edilerek alınmasını savunmuşlardır. Nizâm-ı Cedid Islâhatından kasıt. değişikliğe karşı çıkanları mürteci. Nitekim konuyu daha sonra tekrar ele alan Ahmed Cevdet Paşa.Burada önemle belirtmemiz gereken bir husus vardır. Selim'in tahtına ve canına mal olmuştur. Çavuşbaşı Râşid Efendi. 2) Gemicilik mesleği teşvik edilmesi için nizâmnâme yapılmıştır. Bu ıslâhat. bütün bir Osmanlı hukuk sistemine teşmil ederek. Selim'in fermanı üzerine ikisi yabancı olmak üzere 21 mütehassıs Osmanlı askerî kanunları ve diğer örfî kanunları üzerinde kanaatlerini açıklayan lâyihaları hazırladılar. 7) Yargı Islâhatı yapılmıştır. Bunların tamamının ittifak ettiği nokta. açılan bu teklifin bütün Osmanlı Kanunlarına şamil olduğunu zannetmişler ve netice olarak da. 3) Muhâsebe-i Evvel Hacı İbrahim Efendi ve Reisül-Küttâb Abdullah Berrî Efendilerin başını çektiği bir grup ise. Selim. Tartışılan İslâm Hukukunun hükümleri değil. Bu üç görüşten de anlaşılacağı gibi. Bunlardan bazıları şunlardır: 1) Taşradan İstanbul'a olan göç yeniden düzenlenerek teftişi sıkı kurallara bağlanmıştır. herkes bu düzenlemenin yapılmasında müttefiktir. aklı başında olan hiç kimse tarafından reddedilemezdi. ancak hakikat-ı halden . kanunnamelerdir. 2) Sadrazam Yusuf Paşa'nın başını çektiği bir grup ise. III. Ancak uygulanmasında problemler çıkmış ve III. yapılacak yeni düzenlemelere ordudan başlanmasıdır. BİLİNMEYEN OSMANLI 231 yıllarında yeni düzenlemeler olmak üzere gördüğümüz bir dizi ıslâhat yapılmıştır. Bazı tarihçiler (Yılmaz Öztuna ve Enver Ziya Karal gibi). Selim'i yüzünü batıya çeviren ve şerî'attan yüz çeviren bir padişah olarak vasıflandırmak mümkün değildir. tamamen yeni bir ordu tanzim edilerek ve Avrupa orduların-daki yeni eğitim metotları da esas alınarak mevcut sistemin değişmesini müdâfaa etmektedirler. III. 8) Topçu ve Arabacı Kanunları kabul edilmiştir. nizâm-ı cedid nizâmının şer'an ve aklen gerekli olduğunu. Sadr-ı Âli Kethüdası Mustafa Reşîd Efendi (Köse Kethüda) ve Muhâsebe-i Evvel Hacı İbrahim Efendi gibi şahsiyetler bulunmaktadır. Bunları üç grupta toplamak mümkündür: 1) Tatarcık Abdullah Efendi'nin başını çektiği bir grup. Bunu. düzeni değiştirmeyi. Ancak tekliflerin ayrıntılarında farklılık vardır. tarihi anlamamak demektir. rejim değişikliği demek değildir. b) Avrupa'daki eğitimli askerler benzeri yeni bir ordu kurulacak (nizâm-ı cedid askeri) ve c) Savaş teknikleri ve askerî eğitim yeniden tanzim olunacak. askerî hukuk ve teşkilât ile yani kanunnamelerdeki hükümlerle alakalıdır. taraftar olanları radikal ve devrimci ve ortada olanları da bazan muhafazakâr diye İsimlendirmişlerdir. ancak bunun için yeniçeri kanunlarının iptali yönüne gidilmesinin doğru olmadığını arzu etmişlerdir.

Selim'in hal' edildiği İkinci Edirne Vak'asının asıl sebebi nedir? Üzülerek ifade edelim ki. Avrupa usulüne göre eğitimli asker yetiştirecek Nizâm-ı Cedid kurulmuştur. Bu lâyihalardaki ma'kul ve gayr-ı makul bütün teklifler.Osmanlı Devleti'nin Durumuna Dair Rapor". "Moskof olurum. bu işi kendileri için menfaat kapısı görenler. aleyhteki telkinlerin tesiriyle. I. 113. yeni usul tâlim ve terbiyeye de yeniçerilerin rıza göstermek istemeyerek işi yokuşa sürdükleri. IV. Yılmaz. sadece bir irtica hareketi olarak ele alınmaktadır. Yeni vergilerle zenginleştirilen bu hazinede 1212 senesi itibariyle 60. 26-31. Enver Zıya. 107-109. İrâd-ı Cedid Hazinesi de bu maksatla tesis edilmiştir. Nizâm-ı . yeniçeriler gibi halkı rahatsız eden hallerinin görülmemesi ve asâkir-i şâhâne a-dıyla anılmaya başlanmaları. devletin hazinesini boşaltmaktan başka bir işe yaramayan yeniçeri güruhu. öyle anlatıldığı gibi değildir. sh. 187-253. V. Padişahın mahrem olan yakınları ve müşavirlerinin ve hatta saray personelinin eline ve diline düşmüştür. Selim'in de şefkatinden dolayı bu rezilleri cezalandırmayarak sonunda canından olduğunu gayet açık anlatmaktadır137. sh. Enver Ziya.Nizâm-ı Cedid Hakkında Vesikalar.000 kese toplanmış ve bu da hem Nizâm-ı Cedid Askerinin çoğalmasına ve hem de yeniçerilerin gözlerine batmasına sebep olmuştur. İstanbul'daki devlet adamları da ikiye ayrılmışlardır. devlet ve millet gayreti gözetmeyen bazı cahiller. meşveretle değerlendirilip neticeye gidilecek yerde. Bunun üzerine Nizâm-ı Cedidin âşıkı olan ulema ve devlet ricali kenara çekilirken. Yani Avrupa usulü eğitimli askere Osmanlı Devleti acilen muhtaç durumdadır. 464-467. Osmanlı Tarihi. 1. sayı 14-15(1940). III. Nizâm-ı Cedid taraftarları ve yeniçeri taraftarları. Kabakçı İsyanı. bir takım hayır ve şerri birbirinden ayıramayan. 171-183. sh. Cevdet Paşa. Günden güne başarılarının artması. Yeniçeri teşkilâtının tamamen çalışmaz hale geldiği. "Osmanlı Tarihine Dair Vesikalar. bu yeni sisteme şer'-i cedid ve kâfirleri taklid nazarıyla bakarak. 232 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEK' nefreti bu âlemin bir eski âdetidir" kuralınca. söz verdikleri halde buna yaklaşmamışlardır. Belleten c. 279-280. c. Karal. c. 438-453. c. nizâm-ı cedid olmam" diyerek işi istismar etme fırsatı bulmuşlardır. 268-269. bu askerle Osmanlı Devleti'nin bir adım müsbet adım atmasının mümkün olmadığı herkesin kabul ettiği gerçeklerdir. Cumhuriyet döneminde kaleme alınan tarihlerin önemli bir kısmında Kabakçı Mustafa isyanı. Halbuki ilim ve hakikat ehli olanlar. sh. VIII. ne kadar yerinde olursa olsun. Osmanlı Devleti Tarihi. Selim. Bu sebeple halka mal olamamıştır. 2. Peki işin bu raddeye gelmesinin asıl sebepleri nelerdir? Bunun bazı tarihçiler tarafından görülmek istenmeyen dört önemli sebebi vardır: Birincisi.habersiz bir takım rezillerin bu askerlere dil uzattıklarını ve maalesef III. Bu arada nizâm-ı cedid sebebiyle ikbal ve itibar sahibi olan insanları kıskananlar da boş durmamışlardır. hem nizâm-ı cedidin ve hem de yeni vergilerin aleyhinde konuşmaya başlamışlardır. itiraz edilen Avrupa usulü giyim ve hatta tranpet çalmanın dahi dinen caiz olduğunu açıklayarak bunları susturmuşlar. 125. sh. c. avâm-ı nâsın ondan I 137 Asım Tarihi. Öztuna. Nizâm-ı Cedid'in temelinde bir sakatlık bulunmaktadır. Bonneval'in Osmanlı Bahriyesine Dair Raporu. 349 vd. Ankara 1988. sh. 175-189. Târih. c. Başlangıçta çok güzel bir şekilde ulemâ ve devlet ricalinden bu konuda lâyihalar istenmiştir. V. 55-76. Bunlara Osmanlı tarihçileri saltanatın atabekleri demektedirler. Nizâm-ı Cedid askerleri belli bir meblağa ulaşınca. Meseleyi olduğu gibi aktaran muteber Osmanlı kaynaklarından özetleme yoluna gideceğiz. "Eski köyde yeni âdet. aradaki rekabeti iyice arttırmıştır. Halbuki olay. c. bunu Kaynarca Andlaşması ile sonuçlanan son seferde yeniçeriler de itiraf etmişlerdir. gayr-i müslimlere teşebbüh ile onlardaki ilim ve fennin alınmasını birbirinden ayırmışlardır. bir irtica hareketi midir? III. 20. 139.. Yeniçerilerin bütçesine dokunmamak üzere. Bunun üzerine Şubat 1793'de Levend Çiftliğindeki Bostancı Ocağına bağlı olarak. Karal. evvela yeniçeriyi eğitmeyi amaçlamış ise de. sh.

tam bir başıbozukluk içinde halkın içine karışmışlar. Nizâm-ı Cedidci yeni zenginler "İstanbul zengin beldesidir. Selim'e benzetir hale gelmiştir. Nizâm-ı Cedidi teşvik eden devlet adamları servet yığmaya devam ettikleri gibi. İhtişam ve sefâhet çoğalınca. Bu aşırılıklarından dolayı. dirayetli insanlar da bulunsa da. devlet ricalinin ve halkın itimadını kaybetmiştir. Kâğıthane gezileri ve helva sohbetleri gittikçe artar hale gelmiştir. " devlet na • Bu!/ ::i ssndan ve "t Selirr v zumsj başlacia' i. ikbalden dolayı ne yapacaklarını şaşırdılar. Böylece kamuoyunu III. bu hareketi servet yığma vesilesi olarak görmüşler. III. her türlü iftirayı yapar bir hale geldiler. Nizâm-ı Cedid'i yürütüyor görünenler. Mücâzât ve mükâfat gibi devlet terazisinin birini ihmal. alafranga adıyla çok lüzumsuz şeylere sarılır oldular. Nizâm-ı Cedidcileri tahkir ve tekfir ettikleri halde. III. devletin en yüksek tepesindeki insanlar da nasibini almıştır. servet yığmaya ve bu malları hesapsızca harcamaya devam edince. Her ikisi de yanlış bir yola girdiler. başta kendi sadrazamı olmak üzere. ötekiler de Avrupa'dan gelen her şeyi reddettiklerinden dolayı karşı tarafı taassupla suçlar oldular. III. İşte başlangıçta Nizâm-ı Cedid'in lehinde olanlar. ı gelen he'jtrî yanlış t" ai ne. hedefe Padişah da girmiştir. Selim kimseyi incitmek istemeyen ve yeri gelince azl ve ceza kurumlarını işletemeyen bir yaratılışta idi. II. saltanatın atabekleri denilen III. yeniçeri güruhu eğitimli askerlerin günden güne artmasından ve itibar kazanmasından dolayı. Üçüncüsü. âlimler. lect Paşa 5 larınj ı M cılarınl din azil Devlet'* Cedid a ve I1 ısyanc na»: Ces-: ı BİLİNMEYEN OSMANLI 233 ler ve müflisler buradan ayrılsın" demeye başlayınca. İstanbul'da görülmedik tarzda villalar ve yalılar yaptırmışlar. . halka ve devlete ait her bilgiyi bunların vasıtası olmadan alamamak gibi büyük hatası de eklenince. rüşvet kapıları sonuna kadar açılmış. yakınları da bu fırsatı değerlendirince. işi yürüten saltanat atabeklerinin aleyhine geçmişlerdir. artık nizâm-ı cedid. Lüzumlu lüzumsuz her konuda Avrupa mukallidi olmaya başladılar. devir dönmeye başlamıştır. diğerini de tehlikeye atacağının farkında değildi. fakirler ve r ve halk I atabeklerine j mamak gittin ŞahviM» Z'KT. İkincisi. Sefâhet ve ihtişamda haddi aştılar. Yeniçeriler. Nizâm-ı Cedidciler ise gündüz yârân sohbetine çevirdikleri Bâb-ı Âli'ye ve geceleri de kayıklarla mehtaba çıkar olmuşlar. Bunların içinde her ne kadar Sır Kâtibi Ahmed Efendi gibi. Bütün bunların etkisiyle. Buna Padişah'ın yakınındaki saltanat atabeklerine güvenerek. Şah vâkıf gerekdir ahvâle * Vükelâya kal ursa vay hâle Zikredilen sebeplerden dolayı. yeni vergilerle bunalan halk geçim derdine düşünce. Yakınları ne derse yapan ve fikrinde sebat etmeyen bir şahsiyete sahipti. Selim'in güvendiği yakınları ve müşavirleri.Cedidci olarak görünmeye başlamışlardır. fedâkârlık ve şahsî menfaatlerini ve rahatını terk ile mümkündür. Halk. akıllı devlet adamları ve halk Nizâm-ı Cedid'in aleyhine geçmişlerdir. Selim. Selim'in aleyhine çevirdiler. halktan haksız yere bol bol paralar toplayarak sefih bir hayat için harcama manasına alınır şekilde anlaşılmaya başlanmıştır. Halbuki yeni nizâmları uygulamak. Lale Devrindeki musiki sohbetleri. cezalandırılmayınca tam manasıyla şımardılar ve azıttılar. neticede Nizâm-ı Cedid adına toplanan paralarla. Dördüncüsü. III. Sultân Selim de yakınlarına fazla itimad ederek devletin ruhu mesabesinde olan devlet sırlarını bu yakınlarına sohbetlerde fâş etmeye başlamıştır. avam onları tekfir eder. Selim'i. Bunu fırsat bilen saray hizmetlileri. devleti istila edercesine. medeniyetin gereği olan şeyleri aşarak. Selim'in yakınları. III. Selim ve çevresi ise. Bu eğlenceden sadece gençler değil. Memleket içte ve dışta isyanlar ve harplerle kavrulurken.

Selim'in Nizâm-ı Cedid'i. 140. Nizâm-ı Cedid. Selim'in bizzat Nizâm-ı Cedid askerinin başına geçip de âsileri te'dip ile devleti esasından ıslah ve tanzim etmesi mümkün iken. bunca emekler sarf edilerek meydana getirilen Nizâm-ı Cedid bir anda mahv edildi. Şehzade Mustafa. Müslüman denilenlerin müşrik olduklarını. bu sebeple malları ve kanlarının helal olduğunu ve isyan edilmesi gerektiğini söylemeye başladı. Selim şehid edildi. Maalesef olanlar. güzel bir başlangıçtır. iyilik gördüğü III.Beşincisi. Avrupalılaşma adı altında. Vehhâbîller kendilerine Selefiye adını vermekte ve hedeflerinin İslâmı Hz. Kadı Abdurrahman Paşa komutasındaki Nizâm-ı Cedid ordusunun geri dönmesi ve bu isyancıların istediklerini elde etmeleri. Bu sırada nizâm-ı cedidin azılı düşmanı olan Topal Atâullah Efendi Şeyhülislâmlık makamına geldi. Bu mezhebin kurucusu. 234 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI Netice olarak. Sonra da IV.isyanı her tarafa yaymışlardı. Topal ve riyakâr olan Atâullah Efendi'yi meşihata getirmekle kalmamış ve müfsid birisi olan Köse Musa Paşa'yı da sadâret kaymakamlığına getirmiş. a'yânları ve İstanbul'daki yeniçerileri yanlarına alarak İkinci Edirne Vak'asının meydana gelmesine sebep oldular. Bu isyanı durdurmak isteyen III. Osmanlı Devleti'nin kuvvetli olmasını istemeyen Fransız Elçisi Sabastiyani. yeniçerileri Nizâm-ı Cedid aleyhine kışkırtmaya başladı. onları daha da azdırdı (1807). Boğaz Nâzın Mahmûd Râif (İngiliz Mahmûd diye meşhurdur) Paşa'yı parçalayan isyancılar. Bu sırada III. güzel projeleri kendilerine vesile ederek servetlerini arttıran ve bunu gayr-i meşru yollarla yemeyi âdet haline getiren bir grup. maalesef nezâket ve yumuşaklığı tercih etmesiyle ve karşılıklı hatalarla. Bütün bu sebeplerle muhalif grup iyice cesaretlenerek ve başta Sadrazam İsmail Paşa olmak üzere küskün devlet adamlarını. Temmuz 1808'de III. Emir'i kandırdı. Atâullah Efendi ve Köse Musa'nın tahrikleriyle ilga etmesi de. O halde Avrupalılaşmak diyerek Nizâm-ı Cedide körü körüne karşı çıkmak da. Selim de tahttan indirilmişti. Mezhebine uyduğu takdirde büyük bir saltanata kavuşacağını ifade ederek ve kızını da ona vererek. Selim. hiçbir zaman tasvip edilemeyecek olan bu çirkin olayları meydana getirmişlerdir. taassup diyerek Nizâm-ı Cedidcilerin yaptıkları gayr-i meşru işleri tasvip etmek ve bu hareketi sadece bir irtica hareketi olarak takdim etmek de yanlıştır138. hem meşru-gayr-i meşru demeden tam bir Frenk hayatı yaşamaya başlamışlar ve hem de hakir gördükleri halkı yeni yeni vergilerle perişan etmişlerdir. Necid Şeyhi diye bilinen Muhammed bin Abdülvehhâb. 600 seneden beri insanların dalalette kaldığını. saltanatın aleyhine her türlü dedikodu yapılıyordu. kendi içlerinden çıkmış ve Şam ile Kahire gibi ilim merkezlerinde tahsil görmüş olan bu âlime önce iyi bir nazarla bakmadılar. Osmanlı Devleti'nde ortaya çıkan ve hâlâ devam eden Vehhâbî hareketinin aslı ve esası nedir? Nasıl siyasî bir harekete dönüşmüştür? Bilindiği gibi. Köse Musa'nın Nizâm-ı Cedid birliklerini hileyle durdurmasından da yararla-narak. saltanata fazlaca haris olduğundan. Her konuda cahil ve bedevî olan Necid Arapları. . Peygamber zamanındaki safiyetine kavuşturmak olduğunu iddia etmektedirler. Bir gün sonra III. bazı menfaat gruplarının lehine ve ama devlet ile milletin aleyhine olmuştur. asıl itibariyle Necid ahalisinden ve Hanbeli mezhebinin âlimlerinden olan Muhammed bin Abdülvehhâb'dır. isyana başlamışlardı. Selim'e karşı tavır aldı ve yukarıdaki sebepleri çok iyi kullanmaya başladı. Mustafa'nın tahrikleriyle. Bunu fırsat bilen bazı geri kafalılar da. Artık hem Rumeli'ye doğru sefere çıkan ordu içinde ve hem de İstanbul'daki kahve köşelerinde. III. 1766'da 39 yıldır Osmanlı Devleti'nin tayin ettiği Necid Emîri ve Der'iyye Şeyhi Muhammed bin Suûd'a müracaat etti. Hatta tasvip edenlerin yanında. Müseylemet'ül-Kezzâb'ın memleketi olan Yemâme'ye bağlı olan Ayniyye'de 1143/1730 yılından itibaren kendi mezhebini yaymaya başladı. fayda sağlamamıştı. Müseylemet'ül-Kezzâb nazarıyla bakanlar da çıktı. Bu ikisinin fitne ateşini alevlendirmesiyle ayaklanan yeniçeri yamakları. Kastamonulu Kabakçı Mustafa adındaki bir neferi başlarına geçirerek.

tamamen küfrü gerektiren şeyler olarak takdim ve ilan etmeye başlamıştır. Enver Zıya. Arabistan de Basra veya I du. İbn-i Kayyım da. yerli em?*! Hâşimiler neslı«ta| Osmanlı Devlet! ve vicdan hı. Belleten. Karal. bazı meselelerde itidal yolundan uzaklaşan ve ifrata giden İbn-i Teymiyye ve onun talebesi İbn'ülKayyım'ın bazı fetvalarıdır. İşte Necid Şeyhi Muhammed bin Abdülvehhâb. peygamberler ve evliya kabirlerinde namaz kılmanın ve bunlardan manevi yardım talebinde bulunmanın asla caiz olmadığını müdâfaa etmiştir. vs derek halkı ¦ Suûd'un da Vehhâbf* ne gelmiştir. sh. kabirlerde kurban kesmenin ve ehl-i kuburdan manen yardım dilemenin asla caiz olmadığını ısrarla ve sert bir üslupla anlatmıştır. 473-475. Tarih. Tamamen tek taraflı olarak anlatılan şekli için bkz. çevreye tebliğ için mektuplar da göndermiştir. sh. sh. Buna karşı ehl-i sünnet âlimleri de cevap ve reddiye mahiyetinde eserler kaleme almışlardır. i da. "Kabakçı Mustafa İsyanına Dair Yazılmış Bir Tarihçe". c. ( ların başında yordu. IV. Hatta bu fiilleri şirk kabul edecek kadar ileri gitmişlerdir. "Kabakçı Vak'asına Dair Bir Mektup". inceleyerek ciddiyetinin Vehhâbi han diyor. sayı 116(1965). kabir ziyaretinin aleyhinde şiddetli fetvalar verdiği gibi. bu tasallut İl Kasım i Vehhâblle kümeti ile. sh. 7 yıl Mekke'mi BİLİNMEYEN OSMANLI 235 Vehhâbilerin kendilerine kaynak aldıkları görüşler. Osmanlı Tarihi. kabir ziyaretinin. 138 Cevdet Paşa. Öztuna. 186-230 (Meseleyi bütün yönleriyle anlatmaktadır. Hatta bu . bu görüşlerini müdâfaa için kitaplar kaleme aldığı gibi. XXIX. c. 77-85. Muhammed bin Abdülvehhâb. c. adak ve tasadduk ve benzeri yollarla türbelere hürmet edenler hep müşriktir. Vehhâbîlerin ketfk uzaklaşan ve ifrata p fetvalarıdır. VIII. kabir ziya dilemenin asla cJ/ZJ tazim konusun ifrat etmişlerdir. 253-261. Kısaca türbelere tazim konusunda halkın ifratına karşılık. 41-43. Mustafa Nuri Paşa. Uzunçarşılı. İbn-i TeymyyeJ peygamberler ve ev binde bulunmanın a olarak. İbn-i Teymiyye ve İbn'ül-Kayyım da ifrat etmişlerdir. İsmail Hakkı. Osmanlı Devleti Tarihi. sh. V. İbn-i Teymiyye. dolayısıyla bu konuda bir şeyi vesile kabul etmek caiz değildir (tevhid esası). Buna göre enbiya ve evliyanın birinden manen yardım talep edenler. sh. bu konularda iyice yolunu şaşırarak İbn-i Teymiyye ile İbn'ül-Kayyım'ın şer'an yasaktır dedikleri fiilleri. Bunlar. Netâlc'ül-Vukû'ât. ama teı çevreye akınlar il lenin ciddiyetini J deleleri için bir andlaşm^ düzenlediği Abdülazlz bin I hükümet tes/sâ ele geçirdiler. Uzunçarşıh. Bilindiği gibi. c. 599-604.Vehhâbîlerin temel inançları şöyledir: Allah'a doğrudan doğruya ibâdet etmek farzdır. I. c. üstadına tabi olarak. I İşte Necid ŞeyttJ İbn-i Teymiyye İle I gerektiren şeyler ı tekfir etmeyenleri de I geçen İslâm davranmakla suç! Müseylimet'ül-Kenfcf Necid Şeyhi.

kısa bir zaman sonra Mekke'yi geri aldıysa da. Osmanlı Devleti. Bilindiği gibi. 141. Arada sırada Vehhâbilerin çevreye akınlar düzenlemesi ve hatta Fas Hâkiminin onlarla akraba olması dahi meselenin ciddiyetini gösterememişti. Osmanlı Devleti. ama tedbir almak kimsenin aklından geçmiyordu. ancak Mekke âlimleri durumlarını inceleyerek bâtıl itikâdlarından dolayı bunlara izin vermedi. Önce hac için izin istediler. Osmanlı Devleti. sahabelerden nicelerini da hatalı davranmakla suçlamıştır. Maalesef gittikçe güçlenen hükümeti ile. 1803 yılında Hicaz'a girdiler. Vehhâbi hareketiII 236 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEY ni tasfiyeye söz veren Mehmed Ali Ağa'yı Mehmed Ali Paşa sıfatıyla Mısır'a beylerbeyi olarak tayin etti. IV.fiilleri işleyenleri tekfir etmeyenleri de kâfir ilan etmeye başlamışlardır. asırlardır gelip geçen İslâm âlimlerini dalâletle suçlamakla kalmamış. Göz göre göre tehlike geliyorum diyor. Tâif'i ve Mekke'yi ele geçirdiler. durumun ciddiyetinin farkında değildi. Arabistan'ın batı kesimini Cidde'de oturan Osmanlı beylerbeyisi ve doğu kesimini de Basra veya Bağdad beylerbeyisi ve bir zamanlar da Lahsâ beylerbeyisi idare ediyordu. Mustafa. 1. Dünya Savaşında. başlangıçta Vehhâbi hareketine tepki göstermedi. Selim'e karşı vefalı davranamadı. Nizâm-ı Cedid aleyhinde olanların yanında göründü ve 29 Mayıs 1807'de Osmanlı tahtına çıktı. yerli hanedanlar ve bunların başında bulunan şeyh veya emîr denilen mahalli idareciler tarafından idare ediliyordu. tamamen Hâşimîler neslinden gelen ve Şerîf denilen idareciler tarafından yönetiliyordu. saf. Bunlar. kültürü zayıf ve saltanata karşı haris bir insandı. Bu Necid Şeyhi. şahsiyeti. Nihayet Emir Muhammed'in yerine Abdülaziz bin Suud geçince. Vehhâbi hareketinin mahiyetini anlamakta âciz idiler. ailesi ve zamanındaki önemli olaylar hakkında özet bilgi verir misiniz? IV. Hicaz Beylerbeyi Şerif Paşa. XXIX. Şerif Gâlib'in 1790. yerli emir ve şeyhleri sadece koordine etmekteydiler. IV. Oğlu İbrahim Paşa'nın 1830'da Der'iyye'yi işgal etmesi ile Vehhâbi meselesini halleden Mehmed Ali Paşa. Temmuz 1805 tarihinde. I. 1831 yılında bu sefer kendisi isyan etti. Artık 1745 yılında Necid Emiri Muhammed bin Suûd'un da Vehhâbî olmasıyla. İlk olarak ihtilâlcilerin arzularını yerine getirdi ve Kabakçı Mustafa. bu tasallut İslâm âleminde onların tanınmasına sebep oldu. Mustafa. Vehhâbîlik hem dinî ve hem de siyasî bir hareket haline gelmiştir. durum değişti ve Vehhâbiler Arabistan'da müstakil bir hükümet tesis etmeye muvaffak oldular. Mekke Şeriflerinin mesela Şerif Gâlib'in karşı mücadeleleri muvakkat tedbirlerdi. Şeyhülislâm Atâullah Efendi ve Sadâret Kaymakamı Musa Paşa'nın isteklerine göre devleti yönetmeye başladı. Hatta kazaskerlik makamına gelmiş bazı âlimler dahi. 1795 ve 1798 yılında Vehhâbiler üzerine düzenlediği hareketler ciddi bir netice vermedi. Zira tam bir din ve vicdan hürriyeti vardı. Abdülhamid'in Ayşe Sîneperver Valide Sultân'dan doğan büyük oğludur. 1805-1812 yılları arasında 7 yıl Medine'ye ve 1806-1813 yılları arasında ise 7 yıl Mekke'ye hâkim oldu. Kısaca basit bir fikir hareketi olarak başlayan Vehhâbilik. Mekke ise. Bu arada Nizâm-ı Cedidcilerin bir kısmı öldürülmüş ve bir kısmı ise Rusçuk A'yânlarından vezir Alemdar Mustafa Paşa'ya sığınmışlardı . Mustafa. Osmanlı Devleti zamanında asıl Arabistan. Kasım 1803'de Abdülaziz vefat etti ve yerine 1787'den beri babasına vekâleten Vehhâbilerin reisi olan oğlu Su'ud bin Es-Su'ûd geçti. adı geçen Suu-dîlerin torunlarının ipleri ele almasıyla Suudi Arabistan Hükümetinin resmî mezhebi oldu139. MUSTAFA DEVRİ Sultân is (YENİL! 142. Kendisinin müctehid-i mutlak olduğunu iddia eden ve Müseylimet'ül-Kezzâb ile yapılan harpte şehid düşen sahabelerin kabirlerini yıktıran Necid Şeyhi. Hep iyilik gördüğü amca-zâdesi III. Hatta 1798 yılında Şerif Gâlib ile Abdülaziz arasında hac için bir andlaşma yapıldı. vatandaştan alınan zekât dışındaki vergilerin de caiz olmadığını iddia e-derek halkı yanına çekmeyi planlamıştır.SULTÂN IV.

Öztuna. Selim'i şehid ettiler. 2.Şevk-i Nûr Baş Kadın Efendi. musiki ve devlet adamlarıyla münasebetler konusunda epeyce ders almıştı. -i yenicenle 139 Cevdet Paşa.SULTÂN II. KADIN EFENDİLERİ: 1. Mahmûd. Mahmûd'un öldürülmesi için talimat verdi. İhtilâlciler.(Galip. 28. Harem hüddâmınm yardımı ile kurtarıldı ve Alemdâr'ın desteğiyle kendisine bî'at olundu. foğludur. ih. Padişahın Hatt-ı Hümâyûnu ile birlikte elde ettiler (Rebiülevvel 1222/1807). vergiler sadece devlet hazinesinde toplanacak. Kabakçı Mustafa başta olmak üzere. devlete itaat eder hale getirme meselesi ele alındı ve davet edilince askerleriyle İstanbul'a gelen a'yân ve derebeylerinin. Amcazâdesi III. Buna göre her yerde devletin kanunları ve emirleri geçerli olacak. dairesini basarak III. Mustafa.Seyyare Üçüncü Kadın Efendi. Mahmûd ise. vak'a-i hayriye adı verilen yeniçeri ocağının kaldırılışına göre iki safhaya ayırmak yerinde olur: Birinci Saltanat Safhası: Tahta çıktığında devletin halletmek mecburiyetinde bulunduğu iki mesele vardı: Birincisi. sh. Neticede Sened-i İttifak adıyla devletin vükelâsıyla a'yân ve derebeyler arasında bir sened imzalandı. ihtilâlcileri tasfiye gayesiyle Alemdar Mustafa Paşa'yı ordusuyla beraber İstanbul'a davet etti.Peyk-i Dil Dördüncü Kadın Efendi. Tarih. ailesi ve zamanındaki mühim olaylar hakkında kısa bilgiler verir misiniz? II. MBİLİNMEYEN OSMANLI 237 Sultân isminde bir tek kızı vardı ve o da hemen vefat etmiştir140. II. Padişah Alemdâr'a teşekkür ediyor ve Tuna Beylerini boş bırakmayarak dönmesini arzuluyordu. Selir-epeyce c unvanım 4 yüzünü I padişah ı büslerlnı hayrfyea Birinci i bulunduğu «| cezalandın1"!?! gerekli ısfcsj idareyi del alındı ve Wl Mustafa Pî)<*| de Sen«R& imzalandı. yaptığı ıslâhatlarla ve özellikle de Osmanlı Devleti'nin yüzünü batıya çevirmekle meşhurdur. 28 Temmuz 1808'de Bâb-ı Âli'yi basarak sadrazamdan mührü aldı. c. MAHMUD DEVRİ (YENİLEŞME=TECEDDÜD VE AVRUPAYI TAKLİT DEVRİ) 142. III. Nizâm-ı Cedidin gayr-i meşru olduğunu ve Padişahın asla yeniçerilere müdahale etmemesi gerektiğini ihtiva eden taahhüdnâme mahiyetinde bir hücceti. Ancak bunu dinlemeyen Alemdar. Mahmûd'un saltanat yıllarını. l\ III. İhtilâlcilerin baskısından bıkan IV. Selim'den devlet idaresi. devlet namına asker toplanacak ve ancak a'yân ve derebeylerin haklarına da müdahale edilmeyecekti. Kısaca Anadolu Beylikleri . Behîç ve Tahsin Beylerden oluşan bu ekibe Rusçuk Yârânı denmektedir). II. XXX. Adlî mahlası ile şiirler yazan ve Mayıs 1813'den itibaren Gazi unvanını kullanan II. Osmanlı Devleti Tarihi. Maalesef bu talimatı alan Enderûnlular. Hal' edileceğini ve III. Selim'in şahadetine sebep olan canilerin cezalandırılması ve ikincisi de devletin içine düştüğü sıkıntıdan kurtulabilmesi için gerekli ıslâhatın yapılması. yolda iken Kabakçı Mustafa'yı katletmişti ve bu sebeple de Davud Paşa Sarayı'nda Padişah tarafından karşılandı.7. Alemdar Mustafa Paşa'ya olan güvenleri sebebiyle umumi bir meşveret meclisi toplandı. 2 gün sonra vasıfsız bir Şeyhülislâm olan Atâullah Efendi azl edildi ve ekibi de tasfiye edildi. 282-325. Abdülhamid'in Nakş-ı Dil Valide Sultân'dan dünyaya gelen küçük oğludur. Bazı tarihçiler onu Kanuni'den sonra en büyük padişah olarak vasıflandırırken. Selim'in tekrar tahta çıkarılacağını anlayan IV. bazıları da batılılaşma yolundaki şekilde kalmış teşebbüslerinde dolayı tenkit etmektedirler. Mahmûd. Râmiz. manii I II. sh. Mustafa. 470-471. Refik. Rusçuk Yârânı-na burada Padişahı tevkif etmesini tavsiye ettilerse de. I. hemen karşı planını uyguladı ve III.4.! sadece o ve deı gelen C Alemdlrl Sekbân-ı Efendi İter j ntv Selim'ing Mahmûdl bite. VIII. Emîne II. c. Selim ile II.1808 tarihinde Osmanlı tahtına sıkıntılı bir şekilde oturdu. arkasından Topkapı Sarayına geldi. Önce devletin eyaletlerdeki elini gevşetmesinden dolayı idareyi ele alan derebeyler ve a'yânları. Mahmûd'un şahsiyeti. Alemdar buna yaklaşmadı. 3. I.Dil-pezîr İkinci Kadın Efendi. Temmuz 1808'de İstanbul'a gelen Alemdar. II.

Yunan İhtilâlinin de çıkmasına sebep oldu. asırlarca Müslümanlar gibi hak ve hürriyetlerine riâyet ettiği Rumların böyle bir isyan çıkarmalarına şaşırdı ve yüzlerce Müslümanın kanının akmasına yol açan bu hareketi tahrik eden Cihan Patriğini. Padişahların Kadınları ve Kızları. 245 238 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN 05MMJ sim 1808). Bükreş çevresinde bir Sırp Prensliği kurdurulmasını kabul ettirmekle asıl tavizini almıştı. Öztuna. başarılı olamayıp geri çekildiler. Mustafa zamanında (25. güvenilmeyen kişiliğinden dolayı menfi cevap veren Osmanlı Devleti. sh. Bunun üzerine 4000 kişilik sekbân-ı cedid askeri yanında donanmay-ı hümâyûna bağlı gemilerden Yeniçeri Ağasının bulunduğu yere toplar atılarak saltanat muhafaza edilmeye çalışıldı ve hatta Süleymaniye Camiinin bir minaresi yara aldı. İşin arkasında 1814'de gizli olarak Odesa'da kurulan Ethniki Hetaria ve Fener Patriği Gregorios ile Fener Beyleri vardı. kendini hapsetti ve cephanenin bulunduğu binayı tabancasıyla ateşe vererek şehid oldu. c.8.5. başlarına Prens Mavrokordato'yu geçirerek. 84-88. Cevdet Paşa. 2. II. ancak sonradan tecâvüzlerini sürdürerek Poti'ye kadar geldi. II. Alemdar Mustafa Paşa'nın arzusuyla Ekim 1808'de Nizâm-ı Cedid'i ihya manasına gelen Sekbân-ı Cedid askerinin kurulması takip etti ve başına da Rusçuk Yaranından Behîc Efendi Umûr-ı Cihâdiye Nâzın olarak tayin edildi. IX. c. Selim'in şahadetine engel olamadığı için çevresi tarafından tenkit ediliyor idiyse de. kendi adamları dışında savunmaya yardım gelmeyince. Bunu diğer ıslâhatlar takip etti. Rusçuk Yârânı denilen ekibin elemanlarını ö-nemli makamlara getirmişti. c. İsyan eden yeniçeriler. Neticede ulemânın tavassutu ile 18 Kasım 1808'de sekbân-ı cedid lağvedildi ve kısmî tavizlerle isyan bastırıldı. Fransa ile olan savaşına rağmen. VIII. Sırpların muhtariyet elde etmesi. Tohumları daha önceleri atılan bu ihtilâl neticesinde Yunanlılar.119.1812 tarihinde Ruslarla Bükreş Muahedesini imzaladı. işi azıttı ve Topkapı Sarayı'na hücum ettiler. bazı çiğ hareketleri sebebiyle aleyhine geçtiler. usul ve âdâb bilmediğinden dolayı. Ancak Rusya'nın desteğini arkasına alan Rumlar. Kavalalı Mehmed Ali Paşa'nın oğlu İbrahim Paşa'yı kuvvetleriyle yardıma göndermesi üzerine. Ekim 1827 tarihli Akkerman Muahedesini imzalayarak Sırbistan ve Romanya'nın muhtariyetlerini biraz daha arttırıp tehlikeyi önlemeye çalıştı. Patras Başpiskoposu Germanos'un liderliğinde 12 Şubat 1821'de Rum İsyanının yani Yunan İhtilâlinin başlamasına sebep oldu. Şeyhülislâmın fetvası alınarak IV. Devletler ve Hanedanlar. Osmanlı Devleti. yeniden büyük devlet olmaya söz veriyordu (Eylül 1808). Karal. Mustafa da boğduruldu (Ka140 Asım Tarihi. Haziran 1827'de Yunan İhtilâli bastırıldı. Mahmûd ona güveniyordu. 2-41. Temmuz 1809'da Sadrazam Yusuf Ziyâeddin Paşa komutasındaki Osmanlı ordusuna yenilen Rus ordusu. Romanya'yı elde etmek ümidiyle Osmanlı Devleti'ne karşı savaş ilan etti. c. aralarında Temmuz 1827 . Tarih. iç karışıklıkları fırsat bilerek. 34-42. İyi niyetli ama kültürü zayıf olan bu devlet adamı. Napolyon Bonapart'ın ısrarla Rusların işini bitirelim teklifine. Hadise karışınca. sh. Ağustos 1810'da Varna'yı almak istediler. Fransa ve Rusya. Romanya'yı iade eden Ruslar. İkinci Saltanat Safhası: Yeniçeri ocağı lağvedilip yerine Asâkir-i Mansûre-i Muhammediyye adıyla eğitimli ve düzenli bir askerî teşkilât kurulunca. Osmanlı Devleti'nin eyâlet askerleri dışında düzenli bir ordusu kalmadığını gören Rusya durumdan istifade etmek istedi. Osmanlı Tarihi. Yeniçeri ise ona karşı bileniyordu. sh. 28. Ulemâ sınıfı. devletin içerdeki problemlerinden biri ortadan kalkmış oldu. Mahmûd'un 17. Ocak 1822'de Yunanistan'ı kurduklarını ilan ettiler. Yeniçeri yine beceriksizliğini ortaya koymuştu. Bu arada düveli mu'azzama adı verilen İngiltere. V. sh. Saltanat yılında Vak'a-i Hayriye adıyla yeniçeri ocağı lağv edildi. Uluçay. Fener Patrikhanesinin Orta Kapısı önünde Nisan 1821 tarihinde idam etti. sh. sh. 191-208. IV. ancak Osmanlı Devleti. III. Kasım 1808'de yeniçeriler sarayını bastılar. Artık halk ve devlet nezdinde yeniçerinin sonu gelmişti.1807) Osmanlı ile mütâreke imzalayan Rusya. Mora'yı ele geçirdiler. 230456. Sadrazam Alemdar Mustafa Paşa. Bu olay. c. Bunu. önce geri çekildi. Haziran 1826'da yani II.haline gelen Osmanlı Devleti.

Çar'dan yardım istedi.* yen Sayda Va»r tin'e gönderdi >:aj alarak Konya'ya« halk. Sayda. Haleb ve Hatay'ı alarak Konya'ya kadar geldi (Kasım 1332). diğer devletler de bu fırsatı nasıl değerlendirebileceklerini düşünmeye başladılar. öl hedesi ile Un MehmedH Andlaşmasi i Büyükelçisi« istediği sonıfl| Osmanlı ord ğindeydiveljl KADIN 8 İkinci Kadı Beşinci Kadına Baş Kadın E Hâciye Hosii İkinci Kac Efendi. Şam. Bu arada Sisam adasına da Aralık 1832'de otonom verildi ve 1913'de Yunanistan'a katılıncaya kadar bu statü devam etti.i ve İzmir'e vsi'i'I misini boğaza f düşünmeye b dolu'dan çekilft Trablus. Osmanlı sadrazamı olarak devlete hâkim olmak istiyordu. Ağustos 1829'da Edirne'ye girdiler. İbrahim Paşa. Osmanlı Devleti'ni meşgul etmek için yeterliydi. Temmuz 1833'de imzalanan Hünkâr İskelesi Muahedesi ile Rusya da bazı tavizler kopardı. Fransa ve İngiltere'nin araya girmesiyle. İbrahim Paşa'yı sevinçle karşıladı. şımarmıştı. Fransa'm sa'nın sömürgs'İ Rus harljid da. Şam.tarihli Londra Protokolünü imzalayarak Yunan meselesini kaşımaya karar verdiler ve Osmanlı Devleti'ne otonom bir Yunan Prensliği için tazyik etmek üzere donanmalarıyla İyonya Denizine kadar geldiler. Londra Büyükelçisi olan Mustafa Reşid Paşa idi. Bunun üzerine duruma İngiltere. Padişah. Ancak Fransa Eylül 1829'da Mora'yı işgal etmiş % *î< manii Devleti J^. bu andlaşmadan istediği sonucu alamadı ve Mehmed Ali Paşa 6 yıl . Yunanistan Osmanlı Devleti'nden ayrılan ilk devlet oldu. sadrazam esir alınınca geri döndü ve Mısır meselesi milletlerarası bir problem olmaya başladı. Cidde. Şam. Tamamen Osmanlı Devleti'nin bir veziri gibi davranan ve halka zarar vermeyen İbrahim Paşa. 1838'de Osmanlı Devleti ile yaptığı Ticâret Andlaşması ile müthiş tavizler kopardı. şımarmıştı. Mehmed Ali Paşa Anadolu'dan çekildi ve kendisine yedi Osmanlı eyâleti birden verildi (Mısır. Fransa Cezayir'e Haziran 1830'da asker çıkardı ve Temmuz 1830'da şehri teslim aldı. Haleb ve Adana). Üç devlet de özür diledi. Mahmûd'un inkılâblarına kırgın olan halk. Bunun üzerine Osmanlı Devleti Ağustos 1829 tarihinde Londra Muahedesini imzalamak mecburiyetinde kaldı ve bu andlaşma ile bağımsız bir Yunanistan Prensliği kuruluyordu. Rus mağlubiyetinden yeni çıkan Osmanlı Devleti. sırasıyla Akka. Nitekim Osmanlı Devleti. o da 10 harb gemisini boğaza gönderdi.: kaldı ve bu «¦ lanan Eylül 1 Ruslara bırakı Osmanlı I lan ilk de 1913'de Yunanı* Maalesef 6y ı yılında bölgeyi ida Fransız Koni kardı ve Temmu! Devleti. Mehmed Ali isyanını kullanan İngiltere. İbrahim K Osmanlı ordua. Sırp ve Yunanistan prenslikleri. Artık müstakil olan Eflak ve Boğdan. 'M çekten imaret". Ruslarla imzalanan Eylül 1829 tarihli Edirne Muahedesi ile de Tuna Deltası ve Kafkasya tamamen Ruslara bırakıldı. Rus harbine asker göndermeyen Mısır Beylerbeyisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa da. Maalesef bu arada Fransa 1797'de Cezayir'den aldığı borcu ödemediği için 1827 yılında bölgeyi idare eden ve dayı denilen Osmanlı Beylerbeyi İzmirli Hüseyin Paşa'nm Fransız Konsolosunu tokatlaması üzerine. Batıda Silistre'yi ve doğuda ise Erzurum'u teslim alan Ruslar. Artık Cezayir Fransa'nın sömürgesi oluyordu. Şubat 1833'de Kütahya'ya girdi ve İzmir'e vali tayin etmeye kalkıştı. Sadrazam Reşîd Mehmed Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu üzerine geldiyse de. Mısır'ı gerçekten imar etmiş ve orada itibar kazanmıştı. doğuda Ahıska'ya ve batıda ise Varna'ya kadar gelince durum tehlike arz etmeye başladı. Trablus. Fakat Ruslar. II.i si milletlerarss :i| gibi davranan?. Sulh halinde oldukları bir devlete aniden yaptıkları Navarin Baskını ile Osmanlı Donanmasını hatırdılar (Ekim 1827). ancak ordusuz olmasına rağmen Osmanlı Devleti Rusya'ya harb ilan etti (Nisan 1828). Filistin'e kaçan fellâhları geri göndermeyen Sayda Valisi Abdullah Paşa'nm tavrını sebep göstererek oğlu İbrahim Paşa'yı Filistin'e gönderdi ve burayı işgal etti. Osmanlı sanayiini engelleyen ve Osmanlı topraklarını İngiliz mallarına açık bir Pazar haline getiren bu andlaşmanın mimarı. 12-2 14. Fransa'nın tehdidi üzerine donanmasını bile gönderemedi.Hüsn-Iİ BİLİNMEYEN OSMANLI 239 işgal etmiş ve Kavalalı'nın oğlu İbrahim Paşa Mora'dan ayrılmıştı. Fransa ve Prusya müdahale ettiler.

Bağımsızlık sevdasına düşmüş bu a'yânların davet ile gelmeleri zor görünse de.Âlî-cenâb Baş Kadın Efendi. Bu bozgun sırasında II. 10. uzun zamandır Osmanlı Devleti'nde eyâletlerle saltanat merkezi arasındaki idarî bağ tamamen zayıflamış. 2-268.Münîre Sultân.Şehzade Bâyezid. 5) İsyan eden ocaklara karşı. 6) A'yân 141 Asım Tarihi. başlıca a'yânların askerlerini alarak İstanbul'a gelmelerine vesile oldu. İstanbul 1293. 5. Abdülmecid'in annesi ve İkinci Kadınefendi. sh.Şehzade Sultân Abdülmecid I. X.Bezm-i Âlem Valide Sultân. sh. devlete itaatlerini temin etmek ve devletin emirlerinin her yerde geçerliliğini sağlamaktı. 2-382. c. II. Nizâm-ı Cedid'in ilgasından sonra dağılan eğitimli askerlerden beş altı bin kişinin başı olarak Kâdî Abdurrahman Paşa da davet edildi.Vuslat Üçüncü Kadın Efendi. V. te'dibi için bütün a'yân ve hanedanlar da'vacı olabilecek. 7-Hâciye Hoş-yâr İkinci Kadın Efendi. Cevdet Paşa. XI. 10. Ahmed Lütfi. gayet açık sözlü olarak ve biraz da patavatsızca bir açılış konuşması yaptı ve bu samimi konuşması herkesçe takdir edildi. Baş ikbal. 11. 22. birkaç defa Padişah fermanını dinlememiş ve getirenleri azarlamıştı. Mısır krizi devam ediyordu. I. Mesela Rumeli'de Sirozlu İsmail Bey. c. c.Zer-nigâr Üçüncü Kadın Efendi. Sultân Abdülaziz'in annesi ve Beşinci Kadın Efendi.sonra tekrar Nizip'e kadar geldi ve Osmanlı ordusunu yendi (Haziran 1839). 14. c. IV. 4. c. 2-214. Neticede şu esasları taşıyan bir sened-i ittifak hazırlanmasına karar verildi: 1) Her halükârda devletin emirlerine uyulacak. Alemdar Paşa'ya güvenmeleri ve merkeze geldiklerinde tutuklanmamalarına olan inançları bu harekette mühim rol oynadı. Buna karşılık a'yân ve derebeylerinin de emin olmaları gerekiyor ve devletten taahhüt istiyorlardı. 3-Şehzâde Abdülhamid. .Şehzade Mehmed. Dördüncü İkbâl. 18. 6.Hayriye Sultân. c. X. sh. 9. III. IX. 2-310. Mahmûd ölüm döşe-ğindeydi ve 7 gün sonra Temmuz 1839'da vefat eyledi. c. Mustafa Nuri . 2-200 (1255'ye kadar). 4) Bunlara muhalefet edilirse. İkinci İkbal240 BİLİNMEYEN OSMANLI dir. 2-382. 7. 17-Lebrîz-Felek Hanımefefendi. XII. Alemdar Mustafa Paşa. 2-374. sh. 12. 2-184 (1255'e kadar) Karal.Zeyneb Sultân.Hüsn-i Melek Hanımefendi. 2-420. kimi sancakta ve kimi de bir eyâlet çevresinde diledikleri gibi idareyi yürütür olmuşlardı. 2-332. Tek hedef. Tarih. 2. 15. sh. 21. 17. sh. 2) Her yerde kamu gelirleri Hazine adına toplanacak. 11. Anadolu'da Bozok Mutasarrıfı Cabbar-zâde Süleyman Bey ve Saruhan Mutasarrıfı Karaosmanoğlu Ö-mer Ağa gibi a'yânlar. II. 19. 3.Cemîle Sultân141. c. Hatta Bilecik Derebeyi Kalyoncu Mustafa. bütün a'yân ve hanedanlar devletin yanında yer alacak. 20. 6.Ayn-i Şah Sultân. sh.Mihrimah Sultân. 191-208.Misl-i Nâ-yâb İkinci Kadın Efendi. yer yer ortaya çıkan a'yân ve derebeylerin kimi bir kazada.Pervîz-felek Dördüncü Kadın Efendi.Şehzade Sultân Abdülaziz.Şehzade Ahmed. 16. 8.Pertev-niyâl (Nihâi) Valide Sultân. 15-RâbPa Sultân.Şehzade Nizâmeddin. 12. Üçüncü İkbal. c. İşte bu a'yân ve derebeylerin itaat altına alınmaları için İstanbul'da umumi bir meşveret yapılarak herkesin ittifakıyla gereken ıslâhatı yapmak ve devlete işlerlik kazandırmak üzere. Osmanlı Tarihi. ÇOCUKLARI: 1.Şehzade Mehmed. büyük bir eyâlette bağımsız bir hükümet gibi davranmakta ve bu bölgelerde Osmanlı Devleti'nin emirleri geçerli olmamaktaydı.Sâliha Sultân.Nurtâb Dördüncü Kadın Efendi. sh. Ebr-i Reftâr İkinci Kadın Efendi.Hâciye Pertev-Piyâle Nev-fidân Baş Kadın Efendi. 9. 3) Sadece ve sadece Devlet adına asker toplanabilecek. 143. 16-Tiryâl Hanımefendi. İstanbul 1302. V.Şâh Sultân.Âşûb-i Can İkinci Kadın Efendi.Hamide Sultân.Fatma Baş Kadın Efendi. 87-167. c. Tarih. İKBALLERİ: 14. KADIN EFENDİLERİ: 1. 13. 2. 23. 8.Atiyye Sultân. sh. sadrazamlık tarafından adı geçen a'yânlara ve benzerlerine da'vetnâmeler gönderildi. İstanbul 1292. 4.Ayşe Sultân. Sadrazam Alemdar Mustafa Paşa'nın kendisinin de a'yân olması ve bu konudaki samimiyeti.Şehzade Murad.Âdile Sultân. I. sh. Mahmûd zamanında a'yân ile devlet erkânı arasında imzalanan Sened-i İttifak ne demektir? Anayasa hukuku açısından değeri nedir? Bilindiği gibi. 5. Kalyoncu Mustafa dahil olmak üzere.Fatma Sultân. c.Zeyn-i Felek Hanımefendi. sh. sh. İstanbul 1291.

29. Lüzumlu görülen kanunları. Kara Osman-zâde Ömer. Uluçay.. Mahmûd devrinde yapılan köklü değişiklikler (1808-1839) nelerdir? Bakanlar Kurulu sistemi bu dönemde Avrupa'dan nasıl adapte e-dilmiştir? II. Cabbâr-zâde Süleyman. Devletler ve Hanedanlar. Öztuna. Reisül-Küttâb.. c. Umûrı Bahriye Nâzın. Mahmut. uzun zamandır meydana gelen suiistimaller ile devlet bünyesinde açılan yaraların başka türlü tedavisine imkân bulunmuyordu.120-138. Gerçi devlet ile kendi vatandaşlarından olan bir grup bey ve ağalar arasında bu şekilde bir ittifâknâme tanzim olunması ve yürütme gücünün belli şartlarla kayıt altına alınması. 400 senelik Osmanlı idarî teşkilâtını Tanzimat'tan sonra kemalini bulacak olan yeni şekle sokmayı başarmıştır.I . 11 Muharrem 1254/1837'de kurulan bu müesseseler. Sirozlu İsmail ve Çirmen Mutasarrıfı Mustafa gibi a'yân ve devlet ricalinin imzası bulunmaktaydı. 1241/1826 yılında Yeniçeri Ocağını kapattıktan sonra kendisini daha güçlü hisseden II. İL t la-olar. Yaptığı yeniliklerin çoğunluğu Osmanlı Devleti'nin merkez teşkilâtına aittir. Sadâret Kethüdası. hiçbir şekilde anayasal bir belge değildir. IV. 5-' c E. cu * manii t tıktan s değişil Hüm dır.9.' tır r ı. Devletin idarî fonksiyonunu icra görevi tamamen bu müesseseye devredilmiştir.• lerire ¦<"¦: BİLİNMEYEN OSMANLI 241 ve hanedanlara ittifakdaki bu şartlara aykırı davranmadıkları sürece taarruz ve müdâhele edilmeyecek. Netâyic'ül-Vukû'ât. merkezî teşkilâtta şu önemli değişiklikleri yapmıştır: Merkezî teşkilâtın çekirdeğini oluşturan Divan-ı Hümayun'un bir şûra meclisi olma özelliğini kaybetmesinden dolayı meşveret usulünü yeniden canlandırmak ve Divan-ı Hümayun'un daha önceleri ifa ettiği icra ve yargı görevini birbirinden ayırmak üzere iki önemli yüksek kurul teşkil edilmiştir: Birincisi. ka. Kazaskerler. Böyle bir sözleşme.Paşa. Ancak Avrupa'yı kuru kuruya taklitten ibaret olan bu rüzgar. yürütmenin yüksek bir kurulu mahiyetinde bulunan Dâr-ı Şûrây-ı Bâb-ı Ali'dir. Nakîb'ül-Eşrâf.s • Yi' s a. II.1808'de imzalanan bu Sened-i İttifak'ın altında başta Sadrazam. Mahmut. sh. II. Sened-i İttifak. Bu meclis. eski Divan-ı Hümayun'un görevlerini üstlenmiş ve başta yeni ihdas edilen nezâretlerin reisleri olmak üzere büyük devlet adamları bu kurulların üyesi olarak toplantılarına katılmışlardır. İstanbul Kadısı. belki zayıflayan icra gücünü yeniden kuvvetlendirmek ve işlerlik kazandırmak üzere. gerçi devletin bağımsızlığını zedeler. memleketin ihtiyaç duyduğu çeşitli idarî. 144. Divan-ı Hümâyûn fonksiyonunu kaybedince onu teşkil eden idarî birimler de önemlerini yitirmişler ve bu gün de devam eden nezâret usulü (bakanlar ve bakanlar kurulu i. sh. Şeyhülislâm. 144. ancak bağımsızlığın tamamen kaybedilmesine göre daha az zararlı olan bir düzenlemedir142. Padişahların Kadınları ve Kızları. Yani her iki kurul da yasama ve yürütme organı olarak görev yapmışlardır. şeklî olmaktan öteye geçememiştir. Divan-ı Hümayun'un adlî yönünü devam ettirmiştir. İkincisi ise. c. Yeniçeri Ağası. [. Anadolu Beylerbeyi. etkili bazı millet temsilcileri ile devletin temsilcileri arasında yapılmış bir kamu sözleşmesi mahiyetindedir. c. Divan-ı Hümayun'un yasama yetkisini ve kazaî görevini ifa etmek üzere kurulan Meclis-i Ahkâm-ı Adliye'dir. adlî ve malî konularda gerekli düzenlemeleri yapma görevi bu meclise verilmiştir. al. Defterdar. 53-93. 246-254. bağımsızlık anlayışına aykırı görünse de.

II. Avrupa'nın ilim. . Üzülerek ifade edelim ki. -Zahire Nezâreti ve Meclis-i Umûr-i Nâfia lağvedilerek yerine Ticâret Nezâreti ihdas edilmiştir (6. pantolon ve fes giyilmesinin mecburi hale getirilmesi.Sadâret Kethüdâlığı ilga edilerek Umûr-i Mülkiye Nazırlığı (içişleri Bakanı) ihdas edilmiştir (1251/1835). II. yargı görevini yerine getiren adliye ve ilmiye mensupları düzene sokulmak istenmiştir. II.'. . Mahmut. hem yapılanları halk destekleyecek idi ve hem de Kavalalı oğlu İbrahim Paşa Kütahya'ya kadar geldiğinde. 1254/1838 tarihinde sadrazam ve sadâret tabirlerinin yerine başvekil ve başvekâlet ifâdeleri ikâme edilmiştir. Mahmûd döneminde kendi yürüyüşünü terk etti. ama başkasının yürüyüşünü de öğrenemedi143. » münâsebetleriK Çarı Aleksanttj "Türkleri n ve izzet-i nefisi Ji nelerinin k duygusunu k sarsıldığı gün. Mahmûd dönemi başarılar ve zaferler devri değil. ¦ . Târih. Bu yüzden yapılan ıslâhat. Şeyhülislâmlığın da bir nezâret gibi kabul edilmesinden sonra. Mahmûd'un resimlerinin asılması. IX. Asya'ya çekilmeye mecburuz" sözü yanlış tatbik edilmiştir. bütün ıslâhat hareketlerine rağmen. Tanzîmât hareketinin de hazırlayıcısı olmuştur. c. Damad Halil Rif'at Paşa'nın "Avrupa'ya benzemezsek.Sarayın iç idaresine bakan idarî üniteler Enderûn-u Hümâyûn Nezâreti adı altında yeni bir yapıya kavuşturulmuştur (1249/1833). -Reis'ül-Küttabiık unvanı Hariciye Nezâreti unvanına çevrilmiştir (1251/1836). İlk resmî gazete olan Takvim-i Vakayi'i de çıkaran ve başta Kanunnâme-i Cezây-ı Askerî olmak üzere devletin askerî ve sivil memurları ile ilgili hukukî düzenlemeleri yaptıran II.Baruthaneler Nezâreti ve benzeri askeri idareler ilga edilerek Harbiye Nezâreti te'sis edilmiştir (1251/1835). 332-339. Osmanlı Tarihi. Yapılacak ol Sultân A rettikten sontıl Bu ih. setre. sh. şekle yönelik olarak yapılmıştır. R. V. c. Devlet dairelerinde II. Fener Pıtfi Orta Kapmst| Küçük Kayrası himaye hakkı s içinde oldukta i cemiyet bunun l$l| tanıdığı Feneri soyluları ellyl Prens İpsi! Şubat 18/ koposu G( Mora manii Devle türlü i ne ve han Gregorios. fen ve teknolojisi alınacak yerde. 1254/1838 tarihli Tarîk-i İlmîye Dair Ceza Kanunnâme-i Hümâyun'u ile de. Bu sebepledir ki. Karal.iıt| Osmanlı [ Yunan İ aynı kapınıııSj ve bugüne | FenerP . Bütün bu nazırlardan meydana gelen kurula da bakanlar kurulu anlamında meclis-i vükelâ ve heyet-i vekile denmiştir. halk onu alkışlamayacaktı. 3-9. edildi ve önai Patrikti diler taraftnö fazlasını da fi Rusların i.ahir 1255/1839). bu basit ve öze yönelik olmayan batılılaşma örneklerindendir. sh. Kısaca Osmanlı Devleti. tam manasıyla bir çöküş ve yıkılış devri olmuştur. . halk tarafından beğenilmemiştir. 90-94. . Ayrıca Dâr-ı Şûrây-ı Askerî oluşturulmuştur.Defterhane'nin yerine 1253/1838 yılında Maliye Nezâreti teşkil edilmiştir.Çeşitli vakıflara ait idarî teşkilâtlar birleştirilerek 1242/1826'da Evkaf-ı Hümâyûn Nezâreti kurulmuştur. Yani devletin yürütme fonksiyonu çeşitli bakanlıklar arasında paylaşılma yoluna gidilmiştir. giyim. 145. Mahmûd zamanındaki ıslâhat bir iki mesele dışında ö-ze değil.Cevdet Paşa. kuşam ve diğer pek de güzel olmayan âdetleri taklid edilir hale gelmiştir. -Bâb-ı Âli Çavuşbaşılık unvanı De'âvî Nazırlığına (Adliye Bakanlığı) dönüştürülmüştür (1252/1836). Halbuki akıllı ıslâhat yapılsaydı ve halkın inançlarına aykırı hareketlere gidilmeseydi. hatta sadece yeniçeriler kullandı diye mehterin ve mehterhanenin ilga olunması ve en önemlisi de sadâret ve sadrazam tabirleri yerine başvekâlet ve başvekil tabirlerinin kullanılmaya başlanması. 1 mümkün olacıtej dir. 242 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANÜ şekli) benimsenmeye başlanmıştır.

12 Şubat 1821 günü Yunan İhtilâlini başlatan da. İslâm Hukukunda ve Osmanlı Tatbikatında Vakıf Müessesesi. sabırlı. 106. Tarih. Külliyât-ı Kavânin. Merkez Teşkilâtı. 205-216. kapının açılmayacağına söz vermişler ve bugüne kadar kin kapısını kapalı tutmaya devam etmişlerdir. sh. V. Rumlar. 146. Ahmed. I. 277-278. hem Çar'ın yaveri ve hem de bu cemiyetin 1821'deki başkanıydı. sh. Hatta idam önlenebilseydi. Akgündüz. c.. bu mektubu zikrettikten sonra şunu ilave eder: "Ben vazifedeyken bu teşhisler isabetle tecelli etti". 193 vd. Türkler'e bir şey hissettirmeden bu tahribi tamamlamaktır". Yapılacak olan. 73. II. Ter. Bu sebeple. Mesela Fener Beylerinden Prens İpsilanti. 61 vd. c. Ter. dini metanetlerini zaafa uğratmak gerekir. Fener Patriği Gregorios'un idam edilmesi ve cesedinin Patrikhanenin Orta Kapısına asılması olayının aslı nedir? Küçük Kaynarca Muâhedenâmesi ile Rusya'ya Osmanlı Devleti'ndeki Ortodoksları himaye hakkı verileliden beri. sh. sh. Cihan Patriği sıfatıyla Fener Patriğine her türlü imtiyazlar verdiği gibi. Âmme Hukukumuzun Anahatlan. Uzunçarşılı.. Yeniçeri ocağının lağvedilmesi olayına neden Vak'a-i Hayriye denmiştir? . Osmanlı Devleti'ni tasfiye için mücerret olarak harp meydanlarındaki zaferler kâfi değildir. Türkleri zaferlere götüren asıl kudretlerinden sıyıracak ve onları maddi kuvvetlerle yenmek mümkün olacaktır. mukavemetli. önce Osmanlı Devleti şaşırdı. 253-259. Rumların müstakil bir Yunan Devleti kurma hayalleri içinde oldukları bilinmekteydi. 163. III. XII. I I. 140. 125. anânelerinin kuvvetinden ve âmirlerine itaat duygusundan ileri gelmektedir. 297-306. Maneviyatları sarsıldığı gün. 374-375. her zaman Müslüman Türk Milletinin aleyhine olan planların yapıldıKavânin. Rum isyancılar tarafından Ekim 1821'de tamamen işgal edilince. Ahmed Lütfi. sadrazam tarafından Bâb-ı Âli'ye davet edildi ve önce sorgulandı. Mora. III. Çünkü Osmanlı Devleti. Karakoç. Ahmed Cevdet Paşa gibi bazı tarihçiler. Yunan İhtilâli bu kadar büyümezdi diyenler de vardır. böyle kritik bir anda Patrik'in idam edilişinin Rusların işine yaradığını ve çünkü bütün Ortodoksların hamiyet-i diniye ile tamamen Osmanlı Devleti'nin aleyhine geçtiğini ifade etmektedirler. c. Karal. nr. 328 vd. defa Fener Patrikliğine getirilen Gregorios'un hem söz konusu gizli cemiyet ile ve hem de Rus yetkililerle olan gizli münâsebetleri tesbit edildi. Fener Patrikhânesi. İstanbul Rus Elçisi olan General İgnatyef. bu derneğin faaliyetlerini destekler hale geldi. 311-322. 142-167. n sesesi. Bu hasletleri. Ankara 1988. ezilmelerine ve hatta yok edilmelerine de mani olmuştu. Bu tarihten sonra. 180. c. 1814'de Odesa'da kurulan Ethniki Hetaria isimli gizli cemiyet bunun için kurulmuştu. sh. Bu ihanetleri tesbit edilen Patrik Gregorios. Tarih. bir Türk Devlet adamı aynı kapının önünde idam edilmediği müddetçe. c. Takvim-I Vakayi. Çünkü Türkler. bizzat Patriği ve Fener Beyleri denilen İstanbul'lu Rum soyluları eliyle. I. her ne kadar daha fazlasını da hak etmiş olmasına rağmen. Sultân Aziz devrinde. Türklerde evvela itaat duygusunu kırmak ve manevî bağları koparmak. mağrur ve izzet-i nefisli insanlardır. sh. Nitekim İstanbul'daki Fener Patriki Gregorios tarafından Rus Çarı Aleksandr'a yazılan mektupta aynen şu ifadeler yer almaktadır: "Türkleri maddeten ezmek ve yıkmak mümkün değildir. sh. 244 BİLİNMEYEN OSMANLI ğı bir mekân olmuştur144. I. 156-160. Okandan. yine bu Patriğe bağlı olan Patras başpiskoposu Germanos'du. 142-146. Osmanlı Tarihi.143 Cevdet Paşa. Vatana ihanet ettiğine dair olan yafta göğsüne yapıştırılarak Patrikhanenin Orta Kapısı önünde asıldı ve üç gün asılı kaldıktan sonra cesedi Yahudiler tarafından denize atıldı. Fâtih'in ihya ettiği ve her türlü hak ve hürriyetlerini tanıdığı Fener Patrikhânesi. Mahmut Dönemi Belgelen. onların Katolikler tarafından hor görülmelerine. dinlerine bağlılıklarından ve kadere rıza göstermelerinden. Aıteıİ BİLİNMEYEN OSMANLI 243 145. 177-179.

son Rus Harbinde patır patır dökülmüşlerdi. aile efradı ve zamanındaki mühim olaylar hakkında kısaca bilgi verir misiniz? Halk arasında Sultân Mecîd diye bilinen I. devlet ricali de ve hatta yeniçeri ağaları da. Kutay. yeniçeriler âdetleri üzere kazan kaldırıp isyan ettiler. İşte tarihte vak'a-i hayriye denilen hadisenin temeli budur145. devlet ricali ve yeniçeri dışındaki Kapıkulu Ocakları Padişahın yanında yer aldı. Ahmed Refik. İbrahim. Beğlikçi Pertev Efendi'nin kaleme aldığı ve Reisül-küttâb Seydâ Efendi'nin okuduğu ilâve kararı ittifakla kabul edildi. Halk ve asker yeniçeri ocağının bulunduğu Aksaray Meydanına geldiler ve binlerce yeniçeriyi katlederek ocağı tasfiye ettiler. BİLİNMEYEN OSMANLI 245 serasker oldu. Ağa Kapısı meşîhata devredildi ve seraskerlik makamı da Bâb-ı Seraskerî adıyla Eski Saray denilen şimdiki İstanbul Üniversitesi merkez binasına taşındı. sh. 8(85). Osmanlı Tarihi. halkı rahatsız etmeye başladı. tamamen çürümüştü. Padişah. Padişah da. Bu arada başta Yeniçeri ağası Celâleddin Ağa olmak üzere. kendi ağalarının çoğunluğu da Padişahın yakın adamları ve nizâm-ı cedidin taraftarları idiler. batı dillerinden ise Fransızca'yı çok iyi biliyordu. Diğer Osmanlı padişahlarından farklı olarak memleketi çeşitli yönlerine düzenlediği altı . Batı Musikisine âşinâydı. Mayıs 1825'de Eşkinci Ocağı denilen eğitimli ve düzenli bir ordunun çekirdeğini teşkil etti. TOEM. I. 112-116. mal ve ırzlarının korunmasında ve kısaca 24 milyon km2/lik Osmanlı diyarının fethedilmesin-de büyük payı olan Yeniçeri Ocağı.TANZİMÂT-I HAYRİYE VE SULTÂN I. 113. 15 Haziran 1826 günü İstanbul'un fetih gününü hatırlatan bir gün oldu. 104-105. sh. 14 Haziran 1826 günü akşamı ayaklanan yeniçerilerin elinden son yeniçeri ağası olan Celâleddin Ağa zor kurtulabildi. V. Osmanlı Devleti'nin zaferden zafere koşmasında. Yeniçerilerin manevi dayanağı gibi görülen Bektaşî dergâhları kapatıldı ve ileri gelen şeyhleri sürgün edildi. Ağa Hüseyin ve İzzet Paşalara askerleri ile birlikte şehre inmeleri için emir verildi. Karal. I. *£^ XXXI. iyi bir hattat idi. bütün propagandalarına rağmen. Tarih Konuşuyor Dergisi. Mahmûd'un Bezm-i Âlem Valide Sultân'dan doğma büyük oğludur ve babasının 1 Temmuz 1839 tarihinde vefat etmesi üzerine Osmanlı tahtına 16 yaşındayken oturdu. Gönüllü yeniçerilerden oluşan bu askerler eğitime başlayınca. c. Önce neferlerini ocağından seçerek ve Şeyhülislâm Tâhir Efendi'den ilga fetvasını alarak. Mahmûd Sancağ-ı Şerifi Sultân Ahmed Meydanına dikerek halkı itaate davet etti. 69-70. bütün vezirler. Kazaskerler. sh. servete ve sefâhete bulaştıklarından dolayı. yeniçeri teşekkülü diye muhteşem Osmanlı askeri muzıkası olan Mehterhanenin ilga olunması manasız hareketlerdi. Canan. Abdülmecîd. Tarih. artık bu teşkilâtın yürümeyeceğinde müttefik idiler. c. XI. Et Meydanında (Aksaray Meydanı) ayaklanan yeniçerilere karşı II. Hocalar ve büyük cami imamlarının da katıldığı bir meşveret meclisini topladı. sh. Sadrazam Benderli Selim Paşa. 363-365. Şeyhülislâm. sadrazam. Ancak bundan sonra yapılanlar. Yeniçeri ağalığı yerine seraskerlik makamı ihdas olundu ve Ağa Hüseyin Paşa ilk 144 Cevdet Paşa. Doğu dillerinden Arapça ve Farsça'yı. ulemâ da dahil bütün destekçilerini kaybetmişlerdi. sh. Ahirzaman Fitnesi ve Anarşi. Yeni bir Osmanlı ordusu kurularak adına Asâkir-i Mansûre-i Muhammediye adı verildi. sayı I. Mevleviyet Kadıları. Artık yeniçeriler. Bu karar herkesin kabul ettiği bir karardı ve ittifakla vak'a-i hayriye =hayırlı olay diye tarihe geçti. 232-236. ABDÜLMECİD DEVRİ 147. Müslümanların can. Abdülmecid'in şahsiyeti. "Fener Patrikhanesi ve Bulgar Kilisesi". nr. II.465 yıl. c. askerliği bırakıp siyâsete. Mahmûd zeki bir devlet adamıydı ve tarihden de ders almıştı. II. Başta Şeyhülislâm ve Kazaskerler olmak üzere bütün ulemâ. Yeniçeri ocağına yaklaşık 200 senedir vasıfsız insanlar alındığından. Hemen bu teşkilâtı kaldırmayı denemedi ve 17 yıl bekledi. bu ocağın kanunları ayaklar altına alındığından ve en önemlisi de yeniçeri ocağı askerleri. Cemal. Mesela kabristanlardaki âbidevî yeniçeri başlıklarının tahrip edilmesi. Mevlevî tarikatına mensuptu. 73-84.

144-151. Devleti kendisi değil. sh. Kudüs'teki Hıristiyan mukaddes makamlarında Katoliklerin bertaraf edilerek Ortodoksların hâkim olmasını teklif etti (Şubat 1853). İngiltere yan çizince Mısır'dan çıkarılamadı ve Sultân Abdülmecid Mayıs 1841 tarihli meşhur Mısır Fermanını neşretti. 297-309 (Eşkinciler Lâyihası). Fransa'nın Mısır yanlısı t