Ahmet Akgündüz - Bilinmeyen Osmanlı

Ahmet Akgündüz _ Bilinmeyen Osmanlı Prof. Dr. Ahmed Akgündüz Doç. Dr. Said Öztürk 700. YILINDA BİLİNMEYEN OSMANLI İSTANBUL - 1999 OSMANLI ARAŞTIRMALARI VAKFI Zeynep Sultan Camii Sok. No: 29 34410 - Eminönü/İstanbul Tel: (0212) 513 40 33 (Pbx) & Faks: 511 34 78 E-mail: osavKaihlas.net.tr Ön Kapak Sultan II. Ahmed'in Tuğrası Ahmed bin İbrahim Hân el-muzaffer dâima Ön Kapağın Üstündeki Logo: Sağda Osmanlı Arması ve solda Osmanlı Bayrağı. Arka Kapak Osmanlı Arması Tuğra: El-Gâzî Abdülhamid bin Abdülmecid Hân el-muzaffer dâima; Tuğra Altı Yazısı: El-Müstenidü bi tevfîkat'ir-Rabbâniyye Melik'üd-Devlet'il-Osmâniyye; Sağdaki Kırmızı Bayrak: Osmanlı Bayrağı; Soldaki Yeşil Üç Hilalli Bayrak: Hilâfet Sancağı; Terazideki Kitaplar: Üstte Kur'an-ı Kerim; altta Kanunnâmeler. © 1999, Osmanlı Araştırmaları Vakfı Bütün hakları mahfuzdur. AĞUSTOS 1999 - İSTANBUL ISBN 975-7268-28-3 NEDEN "BİLİNMEYEN OSMANLI"? Bilindiği gibi, 1999 yılı, 600 küsur sene Müslüman Türk Devleti olarak üç kıtada hâkimiyetini sürdüren Osmanlı Devleti'nin 700. kuruluş yıldönümüdür. Osmanlı Devleti'nin kuruluş yıldönümü münasebetiyle, şu anda 35 küsur devletin eski mirası olan Osmanlı Devleti ile alakalı lehte ve aleyhte çeşitli etkinliklerin düzenlenmesi kaçınılmazdır. Amerika Birleşik Devletlerinde misafir Profesör olarak bulunduğum 1997-1998 ders yılında, başta Princeton Üniversitesi olmak üzere, Amerikan bilim kuruluşlarının da bu kutlamalara etkin olarak katılmayı düşündüklerini müşahede ettim. Paris'teki meşhur mağazaların Osmanlı Katı döşediklerini ise basından öğreniyoruz. Bu arada 700. yıldönümü münasebetiyle, ülkemizin iç ve dış düşmanlarının da, başta Ermeniler olmak üzere, bu vesileyle tarihî iftiralarını tekrarlamak üzere çeşitli platformlar oluşturacağı da, kulağımıza gelen duyumlar arasındadır. Bir çeşit Osmanlı ile Cumhuriyetin buluşması yani milli buluşma olması gereken bu yıldönümünde, vatanını, milletini, devletini ve milli tarihini seven herkesin, bu kutlamaların milli buluşma haline gelmesi için elinden gelen gayreti göstermesi gerektiği kanaatindeyiz. Sağı ile solu ile her kesim kabul etmektedir ki, millet olarak bizim üç büyük düşmanımız vardır: cehalet, ihtilaf ve fakirlik. İşte Osmanlı ile Cumhuriyet'in buluşmasını engelleyen en büyük maniin milli düşmanımız olan cehalet yani doğru tarihi bilmemek olduğu kanaatindeyiz. Her gittiğimiz toplantı ve uğradığımız mecliste, bakkalından da ilim adamından da bize yöneltilen sorulardan ve bizim de verdiğimiz cevaplar faslından sonra, mutlaka ortaya çıkan bir rica ve istek var: Acaba Osmanlı Devleti ile alakalı çokça sorulan ve Türk vatandaşıyım diyen herkesin mutlaka bilmesi gereken soruların cevaplarını ihtiva eden bir el kitabı hazırlayamaz mısınız? Maalesef toplumumuz az okuyan bir toplum. Mevcut eserler, ya toplumun çoğu kesimlerinin anlayamayacağı kadar bilimsel ve ağır ya da sorulara cevap veremeyecek kadar doğrulardan mahrum. Bu, milli bir görevdir. İşte bu arzuyu dile getirenlerden biri de, haseneleri ve seyyieleri ile ahirete intikal eden rahmetli Adnan Kahvecidir. Maliye Bakanı olduğu ilk günlerde beni Ankara'ya çağırmış ve şu tesbitleri bir istirham mahiyetinde yapmıştı: "Muhterem Hocam! Eğitim hayatımda Osmanlı Devleti ile ilgili doğru bilgileri öğrenememiş ve aleyhte öğrendiğim bilgilerin yanlışlığını ve tarihimizi toptan inkârın zararlarını ancak Ameri-ka'daki tahsil hayatımda anlamıştım. Bizim Osmanlı'yı batıran kurum diye gördüğümüz 'iltizam' usulünü Amerika'nın vergi

toplamada kullanmak istediği modern bir iktisat teorisi olarak mastır derslerimde görünce şaşırdım ve tekrar Osmanlı'yı incelemeye başladım. İlk işim sizin Osmanlı Kanunnâmeleri adlı eserin 1. Cildini okumak oldu. Ancak bu tür eserleri herkesin okuması mümkün değil. Keşke Osmanlı devleti ile ilgili önemli soruları, bu eserlerinizin özeti olmak üzere 500 sayfa halinde özetleseniz ve adını da "BİLİNMEYEN OSMANLI" koysanız, ben de en az 500.000 adet bastırıp bütün meraklı insanlara dağıtsam.". SORULAR NASIL TESBİT EDİLDİ? Böyle bir eserin telif edilmesine vesile olan sorular, 1983 yılından beri yürüttüğüwe müz ilmî araştırmalar ve Anadolu'nun muhtelif bölgelerinde verdiğimiz yüzlerce konfekor ranslar neticesinde ortaya çıktı. Soru bankamızda yaklaşık, okuyuculardan ve dinleyiciesraml lerden yazılı olarak bize tevcih edilen 5000 soru birikti. Bunları tasnife tabi tuttuk. Me-sela 503 soruyla harem konusu sorulan konuların başında geliyordu. Başta Yıldırım Bayezid olmak üzere, Osmanlı Padişahlarının içki içip içmemeleri, 276 soruyla ikinci sıradaydı. Bunları, kardeş katli, Osmanlı Oevleti'nde hak ve hürriyetler, Padişahların hac meselesi, Sultân Vahidüddin'in vatan hâini olup olmadığı gibi sorular takip ediyordu. Tabii ki, bu alanda yapılmış benzeri araştırmalar da bizim için ilham kaynağı oldu. Sonradan karşılaştığımız insanlar da bu isteği tekrarlayınca, 700. YIL MÜNASEBETİYLE 700 SORUDA BİLİNMEYEN OSMANLI kitabını hazırlamanın ve çok sayıda basarak bütün muhtaç ellere ulaştırmanın milli bir görev olduğunu düşündük. Ancak dostların ikazıyla bunun da fazla kabarık olacağı, ayrıca bu da yayınlansa dahi, bunlardan 300 sorunun hassasiyetle seçilerek "Bilinmeyen Osmanlı" el kitabının mutlaka neşredilmesi gerektiği kanaatine vardık. Yıllar önce böyle bir eseri telife Ahmed Akgündüz olarak başladım. Ancak bu projenin çok yönlü olduğunu görünce, değerli meslektaşım İktisat Tarihçisi Doç. Dr. Said Öztürk'ün de, birikimiyle birlikte, özellikle Dördüncü Bölümdeki Osmanlı İktisadı konularını kaleme alarak bu projeye katılmasını arzu ettim. Meslektaşımın Osmanlı iktisad tarihi ile ilgili katkıları; eserin 3.1,0 daha mükemmel olması için kaynaklara müracaat etme ve yazılanları gözden geçirme gibi yardımları, böyle bir eserin iki imza tarafından yayınlanması imkânını doğurdu. ••.:.. it ÜuıciM* ESERDE TAKIP EDİLEN GENEL PRENSİPLER Önemle ifade edelim ki, bu eser kronolojik anlamda bir tarih eseri değildir. Mutlak manada bir tarih felsefesi kitabı da değildir. Doğrudan doğruya bir fikir tarihi eseri de değildir. Hukukî değerlendirmeler her satırında bulunsa bile, bu kitap bir Osmanlı Hukuk Tarihi de değildir. Bu eser, tarih, hukuk, kültür, medeniyet ve iktisat tarihi gibi çeşitli alanlarda, Osmanlı Tarihi ve Devleti ile alakalı olarak sorulan veya bazı kesimler tarafından kasden ortaya atılan soruların cevapları olan bir el kitabıdır. Bu eser; bir Osmanlı tarihçisinin müstağni kalamayacağı kadar ele aldığı bazı konuları derinlemesine irdelemekten geri kalmamıştır; bir İslâm Hukukçusunun merak edebileceği kadar hukukun bazı uygulamalarına ayrıntılı olarak girmiştir; bir esnafın ilgi duyacağı kadar ilginç sorulara cevaplar aramıştır; bir öğrencinin okuyacağı kadar anlaşılabilecek bir dille kaleme alınmıştır; bir tarih hocasının el kitabı olarak kullanabileceği kadar öğrencilerinin merak ettiği ve kendisine sorduğu konulan tartışmaktadır; kısaca, her Müslüman Osmanlı torununun okumaktan uzak kalamayacağı kadar doğru tarihi anlatmaya çalışmıştır ve nihayet Osmanlı tarihine ilgi duyan yerli ve yabancıları celb edecek kadar bakir mevzuları konu edinmiştir. Eserde, bazılarının belki de fazlalık kabul edebileceği Osmanlı Padişahlarının hayat hikâyelerine de girdik; ancak bu, hem diğer soruların anlaşılabilmesi için zaruri idi ve hem de anlatış tarzı konuyu bilenleri dahi cezb dBİLİNMEYEN OSMANLI

edecek kadar farklı oldu. Niyetimiz, tarihin tashih edilmesidir. Bu tashihi toplumun kahir ekseriyeti arzulamaktadır. İşte bu eser, mezkûr arzunun meyvesi olmuştur. Her eserin yazarı, kaleme aldığı kitapta vazgeçemeyeceği bazı prensipleri ortaya kor; üslubunu ve muhtevayı o prensiplere göre tanzim eder. Elbette ki, bizim de bu eseri kaleme alırken devamlı müracaat ettiğimiz vaz geçilmez düsturlarımız ve prensiplerimiz vardır. Okuyucuları hazırlamak açısından, bu prensiplerden bazılarını zikretmek istiyoruz: 1) Günümüzde, Osmanlı Devleti'ne cephe alan belli mihraklar ve karanlık güçler, üç kol halinde, en uzun ömürlü İslâm Devleti olan Osmanlı Devleti'ne hücum etmektedirler: Birinci kol, İslâm'a düşmanlıklarını açıktan ortaya koyamayan ve bunu Osmanlı düşmanlığı adı altında yürüten din ve tarih düşmanlarıdır. Bunlar, kusurlarıyla birlikte, İslâm'ı hayatın bütün safhalarında yaşayan ve yaşatmaya çalışan Osmanlı Devleti'ni tenkid etmekle, açıktan yapamadıkları İslâm düşmanlığını böylece yapmış oluyorlar. İkinci kol ise, altı yüz sene, İslâm'ı neşretme hizmetindeki Osmanlı Devleti'ne ayak bağı olmuş, İslâm'ı kendi safiyetinden çıkarmaya çalışmış bir devletin fikir propagandalarına kanan ve tarihimizi tam bilmeyen bazı saf Müslümanlardır. Üçüncü kol ise, Osmanlı Devleti'nin bütün Müslümanları kucaklayan ümmet ve Osmanlı Milleti anlayışına karşı çıkan ve yanlış olarak Osmanlı Devleti'ni Türk düşmanı gibi göstermeye çalışan belli bir ekiptir. Özellikle Fâtih'in kapıkulu sistemini ve Sokullu gibi başka ırklara mensup Osmanlı devlet adamlarını acımasızca tenkit edenler bu grup içinde yer almaktadırlar. Her üç kolun da ellerinde koz olarak kullandıkları en önemli mevzulardan biri, Osmanlı padişahlarının ve Osmanlı Devleti'nin, İslâm dininin, içki yasağı ile alâkalı hükümlerini hiçe saymaları ve aşırı bir içki mübtelâsı olmaları şeklindeki iddiadır. Harem mevzuu da bu tür iddialarla bezenerek ve süslenerek vatandaşın önüne çıkarılmak istenmektedir. İşte bu Kitapta, zikredilen ekiplerin kasden ortaya attıkları iddialar teker teker aydınlığa kavuşturulacaktır. 2) Osmanlı Devleti, büyük bir devlettir. Osmanlı Tarihi konusunda kalem oynatmak da büyük bir iştir. Büyük işlerde sadece kusurları gören cerbeze ile hareket edenler, hem aldanır ve hem de aldatırlar. Cerbezenin şanı, bir kötülüğü sümbüllendirerek bütün güzelliklere galip getirmektir. Bir adamdan bir sene içinde meydana gelen pis kokuları bir anda meydana gelmiş gibi hayal ederek o adama bakarsanız, o adam nazarınızda çok çirkin hale düşer. İşte eğer cerbeze ile 600 yıllık zamanda 20 milyon km2'lik mekânda Osmanlı Tarihi içinde dağınık halde meydana gelen bütün kötülükleri toplar ve o siyah perde ile Osmanlıya bakarsanız, o zaman kapkaranlık bir tarihle karşılaşırsınız. Cerbeze, bütün çeşitleriyle garip şeylerin makinasıdır. Gerçekten de cerbezeli bir âşıkın nazarında bütün kâinat sevgiyle oynaşmakta ve gülüşmektedir; ama çocuğunun vefatıyla matem tutan bir ananın nazarında umum kâinat hüzün içinde ağlaşmaktadır. Halbuki ikisi de doğru değildir. Tarih, bir olaylar ve insanlar bahçesidir. Sizden biriniz, bir saatliğine gezinmek için bir bahçeye girseniz, noksanlardan beri olmak ancak cennet bahçelerinin özelliklerinden olduğundan ve her kemale bir noksan karıştırmak da bu dünyanın gereklerinden bulunduğundan, o bahçenin bazı köşelerinde pis ve murdar şeylere de rastlayabilirsiniz. Tabi'atı bozuk olanların, sadece o bahçedeki çürümüş ve kokuşmuş şeylere gözü takılır. Sanki o bahçede başka bir şey yok gibi, hayal ve vehminin de tahrikiyle bahçeyi kendi gözünde mezbeleye çevirir; midesi bulanı ve kusar. Halbuki akıl böyle bir bakışı tasvip BİLİNMEYEN OSMANLI edebilir mi? Güzel gören güzel düşünür; güzel düşünen güzel görür; güzel gören hayatından lezzet alır. İşte biz, girdiğimiz Osmanlı tarih bahçesinde sadece kirli ve murdar şeylere değil; açmış çiçeklere ve kokan güllere de bakacağız. Makam için fetva veren Turşucu-zâdelerin yanında Kanuni'ye karşı çekinmeden 'Padişah emriyle nâ-meşrû' olan nesne meşru' olmaz' diyerek haykıran Ebüssuud'dan; Torlak Kemal ve Mithat Paşaların yanında Molla Fenari'den ve Ahmed Cevdet Paşa'dan; devleti perişan eden Tal'at-Enver-Cemal üçlüsünün yanında Pîrî Mehmed Paşa ve Köprülü Mehmed Paşa'dan; körü körüne ilmî gelişmelere karşı gelen Kâdîzâde'lerin yanında Lagari Hasan Çelebi ve İsmail Gelenbevî'den de bahsedeceğiz. Biz tokadımızı Antranik

ile beraber Enver Paşa'ya ve Venizeios ile beraber Said Hâlim Paşa'ya vurmayacağız. Nazarımızda vuran da sefildir diyeceğiz. Kısaca tarihimizde görülen menfilikleri bir testi pis su olarak görüyoruz. Bir testi pis su bir denize dökülürse, denizi kirletmeyeceğine ve hatta kendisinin de temizleneceğine inanıyoruz. 3) Tarihe bakış açımız, 600 yıllık Osmanlı tarihinin iyiliklerini de kötülüklerini de görebilecek bir gözlükle olacaktır. Yoksa kötülük bulunmayan hiç bir tarih devri mevcut değildir. İyilik tarafı bulunmayan tarih devri de yoktur. Tarihe böyle bakanlar, kendileri yanıldıkları gibi, başkalarını da yanıltırlar. Allah etmesin, böyle bakış açısı olanlardan biri bin sene yaşayacak olsa, hayalindekine uymadığından Hz. Ömer'in idaresini bile tenkit edecektir. Bu hayalin neticesi olarak, yapıcı değil, yıkıcı bir nazarla tarihe bakacaktır. Unutmayacağız ki, tarih boyunca, iyilikleri kötülüklerine ve sevapları hatalarına ağır basanlar, her zaman mağfiret ve affa müstahaktırlar. Allah'ın haşirdeki adaleti de böyle hükmedecektir. Osmanlı Devletini teşkil eden fertler ma'sûm ve günahsız değillerdir. İçlerinde I. Murad, II. Murad, Fâtih, Yavuz ve II. Abdülhamid gibi "veliyyullah" mertebesinde fertler bulunduğu gibi, içki ve benzeri günahları irtikâb eden şahıslar da bulunabilir. Osmanlı Tarihi boyunca nazarî plânda İslâm'ın bütün düsturlarının kabul edilerek tatbik edildiği bir vâkı'adır. Ancak tatbikatta bu esaslara muhalefet edenlerin bulunduğu da bir vâkı'adır. Her ikisini de inkâr etmek mümkün değildir. Her şeyde olduğu gibi, Osmanlı Devleti'nin iyilikleri de vardır, hataları da vardır. Ancak 600 sene boyunca hasenatının seyyiâtına ağır bastığı içindir ki, kader-i İlâhi bu uzun süre içinde İslâm'ın bayraktarlığı unvanını onlara ihsan etmiştir. Seyyiâtı hasenatına ağır basınca da, bu şerefli unvan yine kaderin hükmiyle ellerinden alınmıştır. En kötü zamanlarında bile, değil içki gibi İslâm'ın açık bir hükmüne muhalefet, içtihadî meselelerde dahi şer'î hükümlere ri'âyet etmek için elden gelen gayreti gösterdiklerini, sayıları milyonları bulan arşiv belgeleri isbat etmektedir. Nitekim bir hatt-ı hümâyûnda Osmanlı sultanı şer'-i şerife bağlılığını şöyle açıklıyor: "cümlemizin başı şeri'at-ı mutahharaya bağlu oldığından kâffe-i eral ve harekâtımızı ana tatbik etmeğe sa'y eder isek, ol vakit ruhaniyât-ı peygamberi dahi hoşnud ve razı olarak Cenab-ı Hayr'un-nâsırîn Devlet-i Aliyyemiz'de fevz ü nusret ü tevfikât-ı samedaniyesine mazhar edeceğine kafa şüphe yokdur". 4) Elbette ki tarihe tenkit gözüyle de bakacağız. Ancak insanı tenkide sevk eden sebep ya tenkit ettiği şeye duyduğu nefret hissinin tatminidir; düşmanın ayıbını görerek tenkit etmek gibi. Yahut da tenkit ettiği kişiye karşı beslediği şefkatin tatminidir; dostun aybını görüp tenkit etmek gibi. İşte özellikle tarih alanında, doğru veya yanlış olması muhtemel olan aleyhteki bir konuda (Yıldırım'm intihar etmesi ve içki içmesi iddiBİLİNMEYEN OSMANLI alan gibi), iddiayı kabule meyletmek nefretten ve reddetmek ise şefkattendir; ancak lehte olan bir konuda (Yıldırım'ın intihar ettiğini ve içki içtiğini reddetmek gibi) kabule meyletmek şefkatten ve reddetmek ise nefrettendir. Önemle ifade edelim ki, tenkide insanı sevk eden şey, sadece ve sadece hakka taraftarlık ve gerçeği ortaya çıkarmak arzusu olmalıdır. Asrımızda özellikle de Osmanlı Tarihi konusunda, en büyük hastalığımız, cerbeze ve gurura dayanan tenkittir. Gerçekten de tenkidi, insaf düsturu işletirse, gerçeği ortaya çıkarır, berraklaştırır; ama gurur ve cerbeze kullanırsa, tarihi tahrip eder ve parçalar. Mesela son zamanlarda piyasaya çıkan Osmanlı Tarihi ile ilgili bazı eserler, bu manada tarihi tahrip vazifesini yapmaktadır. Biz ise, tarihi tahrip etmeyi değil, tashih ve tamir etmeyi amaçlıyoruz. Biz, ecdadımıza dostuz; onun için nefret duygusuyla değil; şefkat duygusuyla, ama hakkın ortaya çıkması için tenkit edeceğiz. 5) Son 100 yıldır Türkiye'deki yayın organlarının çoğunluğu, her devirde farklı kelimeler üreterek, Avrupa'nın güzelliklerini bizim kötülüklerimizle ve asırların birikimi olan medeniyetin güzel meyvelerini tarihimizdeki bazı şahısların kötü halleriyle mukayese ederek, cerbeze ile tarihimizi çirkin göstermektedir. Hıristiyanlığın malı olmayan medeniyeti tamamen ona mal ederek ve İslâmiyetin düşmanı olan geri kalmayı İslâm'a dost göstererek feleği ters

çevirmeye çalışmaktadır. İşte biz bu eserle, bu yanlış kıyasları düzeltmeye çalışacağız. Halbuki tarihle günümüzü mukayese ederken, birbirine benzeyen şeyleri kıyaslayıp kıyaslamadığımıza dikkat edeceğiz. Çünkü ancak birbirine benzeyenler mukayeseye girerler. Mesela Osmanlı'daki saltanatı, ancak Ortaçağ Avru-pa'sındaki Krallık ile mukayese edebilirsiniz; Osmanlı hukuk sistemini, ancak siyahlara ayrı ve beyazlara ayrı kanunları tatbik eden Avrupa kanunları ile kıyaslayabilirsiniz; Osmanlı Haremini ancak beraber olduğu yüzlerce kadınların heykellerini saraylarının duvarlarına diktiren Avusturya krallarının hayatıyla kıyaslarsanız, o zaman doğru sonuçlara varabilirsiniz. Eğer Avrupa'ya çok şiddetli bir bağlılık ve kendi milletinin tarihine ise derin bir nefret duygusuyla, Avrupa'nın nâ-meşru veledi gibi davranırsanız, o zaman, tahrip fikri ve aldatıcı cerbeze ile, geçmişine isyan eden bir hicivci; ecdadına iftira eden bir müfteri ve kendi milletinin haysiyetini yerle bir eden hayırsız bir evlat olursunuz. Artık böyle davranan kalemlerde, gurur ve benliğin de etkisiyle, milletine karşı dinen ve aklen mükellef olduğu şefkat hissi yerine tahkir duygusu; sevgi yerine nefret; benimsemek yerine hafife almak; saygı yerine geçmişini cahil göstermek; merhamet yerine böbürlenmek ve nihayet hamiyet yerine asılsızlık ve soysuzluk alâmetleri görülmeye başlar. Maalesef her gün misâllerini basında görmek mümkün olan bu tip kalemler, Paris'te gayr-ı meşru eğlence aleminde çıplak bir kadının giydiği elbiseyi överler; tarihe altın sayfalar yazdırmış olan muhterem bir hocanın veya kâdî'nin elbisesini yererler. Önemle ifade edelim ki, tarihine ve dinine taraftarlık içinde olanlara mutaassıp tabiriyle hücum eden bu çeşit Avrupa kâselisleri, kendi mesleklerinde, en az tenkit ettikleri dindar ve vatanperver kalemlerin yüz katı kadar mutaassıptırlar. Bunların Shakespeare'i överken yaptıkları aşırılıkları, tarihini ve dinini seven insanlar Abdülkadir-i Geylani veya Fâtih Sultân Mehmed hakkında yapsalar, herhalde bu çeşit kalemler tarafından tekfir bile edilirler. İşte bu kitabı kaleme alırken, son zamanlarda aşırı derecede artan bu tarih yobazlığını da nazara alacağız ve onlar gibi davranmamaya çalışacağız. 8 BİLİNMEYEN OSMANLI Kitabımız Dört Bölümden teşekkül edecektir. Birinci Bölümde, Osmanlı Devleti'nin Siyasi Tarihi ile ilgili önemli sorulara ve cevaplarına yer vereceğiz. Ancak her Padişah ile ilgili, çokça sorulan soruları, hukuk veya iktisadı ilgilendirse dahi, bu kısımda cevaplandıracağız. Mesela, Fâtih'i anlatırken Kanunnâmesinde yer alan kardeş katlini ve Yavuz'u anlatırken ona isnad edilen Kürt Katliamı iddiasını cevaplandırmadan geçmeyeceğiz. İkinci Bölümde, Osmanlı Devleti'nde Sosyal Hayat ve Haremle ilgili soruları cevaplandıracağız. Üçüncü Bölümde, Osmanlı Hukuk Sistemi ve Devlet Teşkilâtı ile alakalı meseleleri inceleyeceğiz. Son ve Dördüncü Bölümde ise, Osmanlı İktisadı ve Mali Hukuku ile ilgili bazı soruların cevaplarını zikr edeceğiz. Maalesef, bu dört alanda da, bize ulaşan sorulara, yerimizin darlığı sebebiyle, istediğimiz gibi yer veremedik. Ancak bir şey tamamen elde edilemezse, tamamen de terk edilmemeli dedik ve bu kadarla yetinmek mecburiyetinde kaldık. Allah ömür verirse, bütün sorulan kapsayacak bir eseri, 700 Soruda Bilinmeyen Osmanlı adı altında ve iki cilt halinde resimler ve belgelerle birlikte yayınlamak istiyoruz. Yeniden gözden geçirdiğimiz bu yeni baskıda, birinci baskının bazı maddi hatalarını ve imlâ hatalarını tesbit ettik ve tashih eyledik. Bütün titizliğimize rağmen, hatalardan kurtulamadığımızı gördük. Ancak okuyuculardan gelen yapıcı tenkitler de, bizim için şevk ve aşk kaynağı oldu. Bunlardan özellikle şu tenkitleri zikretmekte yarar vardır: 1) Padişahların kendi cariyeleriyle evlilikleri, nikâh akdinin sonuçlarını doğurmadığından, dört kadınla evlenme sınırına da mani teşkil etmeyeceğine dair olan tavzîhî tenkit bizim için birinci derecede önem arz etmektedir. Ancak hür kadın üzerine cariye evlenilmesini. Maliki hukukçular caiz görmektedirler. 2) Yavuz'un küpesinin Şii mezhebindeki insanlarla ülfet olsun diye takılmış olması görüşü biraz zorlamalı bir yorum gibi geliyor bizlere. 3) Maalesef Gazi Osman Paşa'yı esir yerine şehid diye zikretmemiz mutlaka tashih edilmesi gereken bir maddi hata. Binbaşı Çerkez Hasan ile alakalı hata da buna benzemektedir. 4) II. Süleyman'ın babası olarak I. İbrahim yerine I. Ahmed'in zikredilmesi de önemli bir maddi hatadır. Bunun dışındaki hatalar, imlâ hataları olmaktan öteye

gitmiyorlar. Bunları da mümkün mertebe tashih eyledik. Böylesine konu yoğunluğu bulunan 528 sayfalık bir eserde, bu tür hatalar ister istemez oluyor. Okuyuculardan gelecek yeni tenkitleri nazara alarak bu tür hataları tashih etmeye hazır olduğumuzu hemen ilan edelim. Eserin sağcısıyla solcusuyla, dindarı ile dindar olmayanı ile, siyasetçisi ile memuru ile, öğrencisi ile öğretim üyesi ile, Cumhuriyet ile Osmanlı'nın aynı milletin eserleri olmaları noktasında bir köprü vazifesi gördüğü yolunda, herkesim tarafından tasvip edilmesi, bu gayeyi birinci hedef kabul eden müellifleri memnun etmiştir. Ayrıca Osmanlı Devletinde insanlar yakıldı mı? Osmanlı sadrazamları hep öldürüldü mü? gibi güncel konuların da mutlaka bu eserde yer alması gerektiği konusunda ittifak hasıl olmuştur. İnşâallah gelecek baskılarda bunu da yapacağız. Bu eseri okuyuculara sunarken, eserin bu hale gelmesine vesile olan insanlara teşekkür etmeyi vazife addediyoruz. Bunların başında eseri okuyarak kıymetli fikirlerini beyan eden Eşim Saime Belkıs Akgündüz Hanımefendiye; oğlum Emrullah Akgündüz'e; değerli büyüğüm Vahdet Yılmaz Ağabeye; değerli kardeşim Mustafa Karaman Bey'e; teknik meselelerde bize yardım eden Osmanlı Araştırmaları Vakfı Müdürü Mehmed Emin Şahin Bey'e; maddi desteklerini esirgemeyen herkese ve Vakfımızın Mütevelli Heyetine teşekkür ediyor; muvaffakiyet Allah'dan olduğuna gönülden inanıyoruz. 15.08.1999 Prof. Dr. Ahmed AKGÜNDÜZ NEDEN" SORULARI ESERDE Tl İÇİNDEK I I- OSMANÜ B-SULTAN M İÇİNDEKİLER NEDEN "BİLİNMEYEN OSMANLI"?................................................................3 SORULAR NASIL TESBİT EDİLDİ?.................................................................4 ESERDE TAKİP EDİLEN GENEL PRENSİPLER..................................................4 İÇİNDEKİLER..................................................................... ...........................9 BİRİNCİ BÖLÜM OSMANLI DEVLETİ'NİN SİYASİ TARİHİ I- OSMANLI DEVLETİ'NİN KURULUŞU VE OSMAN BEY DEVRİ......................23 1. Osmanlı Devleti, Bizans'ın bir kopyası mıdır? Bizans devlet müesseselerinin Osmanlı devlet müesseselerine etkisi var mıdır?.......................................................................... .............23 2. Osmanlı Devleti'nde savaş esas mıdır? Bu devlet harp ile mi gelişmiştir? Böyle bir anlayış İslâm'ın manasına uygun mudur? Osmanlı fetih politikasının hukukî esasları nelerdir?.............26 3. 1999 yılı neden Osmanlı Devleti'nin 700. Yıldönümüdür? Osmanlı Devleti'nin 1299 yılında kurulduğu kesin midir?.......................................................................... ..........................28 4. Osmanlıların şeceresi (soy ağacı) ile ilgili kısaca bilgi verebilir misiniz? Osmanlı'ların Türk olmadıkları söylentileri ve Ertuğrul Gâzî'nin babasının Süleyman Şah mı yoksa Gündüz Alp mi olduğuna dair görüş ayrılıkları konusunda neler biliyoruz?....................................................29 5. Osmanlılar, 400 atlı diye ifade edilen küçük bir aşiret olmalarına rağmen, Koca Bizans'a karşı, Karamanoğulları ve Germiyanoğullan gibi büyük Anadolu beylikleri varken nasıl karşı koyup cihan devleti haline geldiler? Aşiretten cihan devletinin çıkmasını ne ile izah edebiliriz?............31

6. Osmanlıların kuruluş ve gelişmesinde, özellikle VVittek'in üzerinde durduğu maneviyât erenlerinin yani Gâziyân-ı Rum, Âhiyân-ı Rum, Bâcıyân-ı Rum ve Abdalân-ı Rum'un etkilen hakkında neler biliyoruz?...................................................................... ...........................34 7. Osman Bey hakkında özet bilgi verir misiniz? Kaç hanımı, kaç çocuğu vardı ve zamanında mevcut olan büyük âlimler kimlerdi? Osmanlı topraklan onun zamanında ne kadar büyüdü?.....36 8. Osmanlı Devleti'nde ilk kardeş katli olayının Osman Bey'in amcası Dündar'ı öldürmesiyle başladığı söylenmektedir. Özellikle bu olayı açıklar mısınız?..................................................37 9. Osmanlı Devleti'nin manevî kurucularından olan ve kızını Osman Bey ile evlendiren Şeyh Edebalı kimdir?......................................................................... .................................................38 II-ORHAN BEY ZAMANI.......................................................................... ....39 ;¦¦. 10. Sultân Orhan'ı kısaca anlatır mısınız? Çocukları, hanımları ve onun zamanında Osmanlı Devleti'nin genişleme boyutları, hem toprak ve hem de devlet teşkilâtı açısından durumu .». hakkında kısa bilgiler verir misiniz?........................................................................ ...........39 11. Sultân Orhan, neden Osmanlı Devleti'nin gerçek kurucusu olarak kabul edilmektedir? Başta ilk Osmanlı akçesinin bastırılması olmak üzere, imza attığı ilklerden bazıları nelerdir?..................41 III- SULTÂN MURÂD HÜDÂVENDİGÂR DEVRİ..............................................42 ¦'•'¦¦' 12. Sultân I. Murâd'ı, çocuklarını, hanımlarını ve zamanında Osmanlı Devleti'nin genişleme alanlarını kısaca açıklar mısınız?........................................................................ ................42 "'"• 13. Devşirme sistemi nedir? Hıristiyan ailelerin çocukları zorla ve zulümle mi alınmıştır?................44 10 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 14. Pençik Oğlanları ne demektir? Osmanlı Devleti, Acemi Ocaklarında kimleri ne hakla toplamıştır? Kanunla mı yoksa keyfî mi yapmıştır?..............................................................44 15. Devşirme Usûlü nereden ve neden çıkmıştır? Çocuklar zorla mı annelerinden alınmıştır?...........45 16. Devşirme usulü nasıldı? Acemi Oğlanları nasıl yetiştiriliyordu ve bu düzen nasıl bozuldu?..........46 17. Yeniçerileri, bunların Ağalarını Ve Merkezdeki Askerî Teşkilâtı yani Kapı Kulu Ocaklarını kısaca özetler misiniz? İslâm Hukuku açısından bunların izahını nasıl yaparsınız?..............................48 18. Hacı Bektaş-ı Veli kimdir ve Bektaşilik nedir?......................................................................50 19. Yeniçeri teşkilâtına neden Tâife-i Bektaşiye ve ağalarına da neden Ağayân-ı Bektaşiyân denilmiştir? Osmanlı yeniçeri teşkilâtı Bektaşi midir?...........................................................51 20. Osmanlı Devleti'nin Yavuz'a kadarki kuruluş yıllarında Bektaşi ve Alevî geleneğine bağlı olduğu, Abdalân-ı Rum'un Bektaşi Babaları ve Alevî Dedelerinden ibaret bulunduğu iddia edilmektedir. Bu iddianın aslı var

mıdır?.......................................................................... ......................53 IV-YILDIRIM BÂYEZİD DEVRİ....................................................................55 21. Osmanlı Padişahları arasında hakkında en çok dedikodu bulunan Yıldırım Bâyezid'in şahsiyeti, çocukları, döneminde Osmanlı Devleti'nin durumu ile ilgili kısa bilgiler verir misiniz?................55 22. Osmanlı Padişahlarından içkiye mübtelâ olanlar bulunduğu ve hatta Saray'da gayr-i meşru eğlence sofraları düzenledikleri söylenmektedir. Bunlar hakkında ne dersiniz?........................57 23. Yıldırım Bâyezid'in içki içtiği ve bu yüzden Molla Fenari tarafından şahitliğinin reddedildiği söylenmektedir. Bütün bu iddialar doğru mudur?................................................................59 24. Yıldırım Bâyezid'in intihar ettiği söylenmektedir. Halbuki intihar dinimizde haram değil midir? ...60 V-FETRET DEVRİ........................................................................... .............62 25. Fetret Devri ne demektir?....................................................................... ..........................62 26. Süleyman Çelebi kimdir (Emir Süleyman = I. Süleyman)?....................................................62 27. Sultân Musa Çelebi kimdir?......................................................................... ......................63 28. I. Mehmed Çelebi kimdir ve neden Osmanlı Devleti'nin ikinci kurucusu kabul edilmektedir?.......63 29. Şeyh Bedreddin kimdir? Bir alevî şeyhi mi yoksa ilk komünist midir? İslâm'a aykırı görüşleri bulunan Varidat adlı eserin müellifi olduğu doğru mudur?....................................................65 VI- SULTÂN II. MURÂD DEVRİ....................................................................68 30. Fâtih'in babası Sultân II. Murâd kimdir? Çocukları ve meşhur devlet adamları kimlerdir?..........68 31. Sultân Murâd'ın kendisi sağ iken iki defa oğlunu tahta geçirmesinin sebebi nedir? Bir kısım çevrelerin iddia ettiği gibi Manisa'ya eğlenceye mi çekilmiştir? Hacı Bayram-ı Veli'yi sorgulamak için huzuruna çağırdığı ve sorguladığı iddiası doğru mudur?................................69 32. II. Murâd'ın Türkçe'ye ve Türk kültürüne de büyük hizmetleri olduğu söylenmektedir. Bu doğru mudur?.......................................................................... ................................................70 VII- OSMANLI DEVLETİ'NİN YÜKSELİŞİ VE FÂTİH SULTÂN MEHMED DEVRİ71 33. Osmanlı Devleti'nin yükseliş sebeplen nelerdir?...................................................................71 34. Fâtih Sultân Mehmed'i bize kısaca tanıtır mısınız? Çocuklarını ve onun zamanında Osmanlı Devleti'nin ulaştığı sınırları özetler misiniz?........................................................................ .75 35. Fâtih Kanunnâmesi'nin sahte olduğu ve düşmanları tarafından ona isnad edildiği söylenmektedir. Bu iddia doğru mudur?.......................................................................... ...76 36. Osmanlı Devleti'nde kardeş katli, bazı tarihçiler tarafından vahşet ve saltanat uğruna insan katliamı olarak anlatılmaktadır. Kardeş Katli meselesinin Kanunnâmedeki dayanağı olan madde nasıldır?....................................................................... .......................................80 37. Kardeş katli meselesinin şerl dayanağı var mıdır?...............................................................80

38. Bir kısım tarihçiler, bu uygulamaların devlet siyâseti açısından haklı yönleri bulunduğunu iddia etmektedirler. Bu ne demektir?....................................................................... .................84 39. Kardeş katli ile ilgili kanun hükmü şer'-i şerife uygun olsa bile tatbikat, nazariyata uygun ;,-, yürümüş müdür?.......................................................................... ..................................85 40. Fâtih Sultân Mehmed'in kardeşi Ahmed'i katlettiği ı 41. Sultân Fâtih'in kendi kanı kaldırdığı ve İslâm'a aykırı 42. Fâtih Sultân Mehmed'in Hı iddialar doğru mudur?..,. 43. Fâtih Sultân Mehmed'in aı yazarlarca söylenmektedir, 44. Fâtih Sultân Mehmed zehir, Bu doğru mu?................... 45. Fâtih başta olmak üzere resimlerini yaptırdıklar, astırdığını duyuyoru ilgili serî hükümlerle 46. Fâtih Sultân Mert Türk asıllı bir aile 47. Ulubatlı Hasan olayı | 48. İstanbul'un fethi ! var. Bu iddialar ti 49. Fâtih'in içki içtiği v«J neler söylenebilir?..., 50. İç oğlan kavramı kul edilmektedir. Hattsj sürülmektedir. Bazı I meselenin aslı ve e 51. O zaman, Osmanlı C 52. Fâtih Sultân Mehrr üzere, Hıristiyanlara j İstanbul'u yakıp yıkl 53. Fâtih Sultân Mehmed* 54. Bazı yazarların i Kanunnâmelerde vj tabirleri nasıl a 55. Osmanlı Padlj! mudur?................i 56. Hür kadınlar yaşamalarının Jtrt 1 57. İstifrâş Hakkı veylj 58. Fâtih döneminde» İ Cariyelerle ali» ( Osmanlı Sarayın») 59. Fâtih devrinden I aristokrat t aleyhinde temizlediği 60. Fâtih : babasının bu« 61. Dünyanın i söylenmek! yürütülmujtur?"» vni- n. 62. Sultân II. I Devleti* u 63. II. I iddianın «ti BİLİNMEYEN OSMANLI 11 40. Fâtih Sultân Mehmed'in kendi Kanunnâmesinin ilgili maddesini uygulayarak küçük yaştaki kardeşi Ahmed'i katlettiği söylenmektedir. Bunu nasıl izah ediyorsunuz?................................88 41. Sultân Fâtih'in kendi kanunnamelerini hazırlatarak, özellikle İslâm ceza hukuku hükümlerini kaldırdığı ve İslâm'a aykırı kanunlar yaptığı söylenmektedir. Bu doğru mudur?.......................89 42. Fâtih Sultân Mehmed'in Hıristiyanlığa meylettiği ve Papa ile mektuplaştığı söylenmektedir. Bu iddialar doğru mudur?.......................................................................... ...........................90 43. Fâtih Sultân Mehmed'in annesi kimdir? Hıristiyan mıdır? Fâtih'e de Hıristiyanlığı aşıladığı bazı yazarlarca söylenmektedir. Meselenin esası nedir?..............................................................93 44. Fâtih Sultân Mehmed zehirlendi mi? Onu zehirleyen Yakub Paşa'nın Yahudi olduğu söyleniyor. Bu doğru mu?............................................................................. ....................................94 45. Fâtih başta olmak üzere bazı Osmanlı Padişahlarının yurt dışından ressamlar getirterek resimlerini yaptırdıklarını ve hatta II. Mahmûd'un kendi resimlerini devlet dairelerine .; astırdığını duyuyoruz. Bunlar doğru mudur? Eğer doğru ise, İslâm Hukukunda resim yasağı ile

ilgili şer'î hükümlerle nasıl bağdaştırırsınız?............................................................... .........95 46. Fâtih Sultân Mehmed'in Çandarlı Halil Paşa'yı idam ettirmesi doğru mudur ve sebebi nedir? Türk asıllı bir aileden gelmesi katlinde bir sebep olabilir mi?.................................................97 47. Ulubatlı Hasan olayı bir efsane midir?.......................................................................... .......98 48. İstanbul'un fethi sırasında gemilerin karadan yürütüldüğünün doğru olmadığını söyleyenler var. Bu iddialar hakkında kaynaklar ne söylemektedir?........................................................99 49. Fâtih'in içki içtiği ve bunu teşvik eder mahiyette şiirler yazdığı iddia edilmektedir. Bu konuda neler söylenebilir?................................................................... ......................................100 50. İç oğlan kavramı kullanılarak bazı Osmanlı Padişahlarının cinsî sapık ve oğlancı oldukları iddia edilmektedir. Hatta Fâtih Sultân Mehmed'in bile bu konuda namuslu davranmadığı ileri sürülmektedir. Bazı Rum tarihçilerinin de bu manada bir kısım isnadları bulunmaktadır. Bu meselenin aslı ve esası nedir?.......................................................................... ...............101 51. O zaman, Osmanlı Devlet teşkilatındaki iç oğlan müessesesini kısaca anlatır mısınız?.............104 52. Fâtih Sultân Mehmed'in İstanbul'u kılıç gücüyle aldığı, başta Ayasofya'yı camiye çevirme olmak üzere, Hıristiyanlara ait mabedleri yok ettiği, şehirde katliam yaptığı ve en önemlisi de İstanbul'u yakıp yıktığı söylenmektedir. Bunlar doğru mudur?............................................106 53. Fâtih Sultân Mehmed'in Hurûfîleri koruduğuna dair iddialar var. Bu iddiaların aslı nedir?.........108 54. Bazı yazarların iddia ettikleri gibi, Osmanlı Padişahları gerçekten Türk'e sövmüşler midir? Kanunnâmelerde veya bazı tarih kitaplarında yer alan "Etrâk-ı bî idrâk = İdraksiz Türkler" tabirleri nasıl açıklanabilir?.................................................................. ...........................109 55. Osmanlı Padişahları, Fâtih'den itibaren hep cariyelerle mi evlenmişlerdir? İstisnaları yok mudur?.......................................................................... ..............................................111 56. Hür kadınlar varken cariyelerle evlenmek dinen caiz midir? Ayrıca Cariyelerle nikâhsız yaşamalarının şer'î dayanağı nedir?.......................................................................... .......112 57. İstifrâş Hakkı veya teserrî denilen câriye ile yaşamanın hukukî statüsü ve sınırları nelerdir?.... 114 58. Fâtih döneminden itibaren Osmanlı Padişahları hür kadınlarla evlenmeyi neden terk etmiş ve Cariyelerle aile hayatı yaşamayı neden tercih etmişlerdir? Böylece Türk olmayan unsurlar Osmanlı Sarayına girme fırsatı elde ederek Türkler dışlanmamış mıdır?................................115 59. Fâtih devrinden itibaren Osmanlı devlet teşkilâtında "devşirme ve mühtediler partisi" ile "Türk aristokrat partisi" arasında tam bir mücadele yaşandığını; Fâtih'in daima Türk aristokrasisinin aleyhinde yetkilerini kullandığını ve dönme asıllı paşaların devletteki Türk unsurları temizlediğini ileri süren yazarlar var. Bu iddialar doğru mudur?..........................................116 60. Fâtih Sultân Mehmed'in bazı vakıfları iptal ettiği ve ancak oğlu II. Bâyezid Sultân olunca babasının bu tasarruflarını iptal yoluna gittiği söylenmektedir. Bunun aslı nedir?...................117 61. Dünyanın ilk tapu kanununun Osmanlı Devleti tarafından Fâtih zamanında hazırlandığı söylenmektedir. Bu iddia doğru mudur? Osmanlı Devleti'nde tapu-kadastro işlemleri nasıl

................ Bâyezid'in gençliğinde esrar ve benzeri keyif verici maddeleri kullandığı ve içki içtiği doğru mudur?......... ......123 65...................1 32 IX..........133 72. Halbuki ilk Alevî isyanını çıkartan ve Anadolu'yu Şiileştirmeye çalışanların bunlar oldukları söylenmektedir............................... ........... Bâyezid kimdir? Çocuklarını....................yürütülmüştür?....................... BÂYEZİD DEVRİ.................... ilk Tüketiciyi Koruma Kanunları ve ilk Gıda Nizâmnâmeleri hazırlandığı söylenmektedir.............................................................. İspanya ve Portekiz'deki Katolik devletler tarafından katliama ve sürgüne maruz bırakılan Yahudilerin Osmanlı topraklarına yerleşmeleri nasıl olmuştur?...................................125 67......................................... II....................125 66..................... Erdebil Şeyhleri'nin torunu bulunan Şeyh Cüneyd. oğlu Şeyh Haydar ve bunların halifelerinden olan Şah Kulu isyanlarını nasıl açıklarsınız? Bunların evlâd-ı Resul oldukları da iddia edilmektedir.............................................................120 63... Müceddid ne demektir ve bu iddia doğru mudur?............ Bu doğru mudur?.......... Şah İsmail fitnesi nasıl başlamıştır?...1 20 62... 74....................................127 68............................ II...................... Sultân II...129 70...... 137 75. Bâyezid'in..138 .130 ....................................... Yavuz'un Kürtleri katliama tabi tuttuğu ve hatta onlar hakkında ağza alınmayacak ifadelerle dolu olan bir dörtlüğü olduğu doğru mudur?................. 133 73............ Yavuz Sultân Selim'in Alevî katliamı yaptığı söylenmektedir.................... Bâyezid döneminde... Bâyezid döneminde dünyanın ilk Standartlar Kanunu....... esrar ve kokain yasak mıdır? II.................... 1492'de yıkılan Endülüs Emevi Devleti'ne Osmanlı Devleti neden sahip çıkmamıştır? Çıkmışsa neler yapmıştır?.......................... ....II.. Sultân Cem olayının esası nedir?.............................. Yavuz'un müceddid olduğu söylenmektedir..... Böyle bir iddianın aslı var mıdır?.......................................... Yavuz Sultân Selim'i kısaca bize tanıtabilir misiniz? Ailesi.................. Bâyezid'in hâlim ve selim bir adam olduğu ve devleti idare edemediği söylenmektedir.......................... en önemli devlet adamları ve Osmanlı Devleti'nin onun zamanında ulaştığı sınırlar hakkında kısa bilgiler verebilir misiniz?... ..........135 ............ meşhur devlet adamlarını ve onun zamanında Osmanlı Devleti'nin ulaştığı sınırları kısaca özetler misiniz?............................................... Gerçekten öyle midir?.............. II........... Molla Lütfi kimdir? Osmanlı âlimlerinin akla önem verdiği için bu âlimi zındıklıkla suçlayarak idama mahkûm ettirdikleri doğru mudur?..... II..119 VIII...............................YAVUZ SULTÂN SELİM DEVRİ....................... 71....... oğlu Yavuz tarafından zehirlenerek öldürüldüğü iddia edilmektedir..... Bu kanunlardan bazı örnek maddeler zikrederek anlatabilir misiniz?.. Osmanlı Hukukunda afyon.128 69....................... ilk Belediye Kanunları.................................................... .....122 12 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN 0 64...

.... S XIII...... Kanunî Sultân Süleyman'a Kanunî denmesinin sebebi nedir? Bazı kimseler......... Yavuz'un pala bıyıklarının Hz... Osmanlı Padişahları............... Bu iddianın aslı nedir?..................152 84..............142 78......SMS ma i92......147 81........ Hürrem Sultân'ın tahrikiyle haksız olarak öldürdüğü ve bunun Osmanlı Devleti'nin tarihinde kötü bir dönüm noktası olduğu söylenmektedir....................................... ...................................................155 •SULTANI İ90................. Bu meseleyi özetler misiniz?.. Kanuni Sultân Süleyman ve devrini kısaca anlatır mısınız?....... bu çeşit resimler alınmaktadır? Bazı kimselerin Kanuni'ye isnad ettiği içki 1 içtiği iddiası doğru mudur?....... i.148 83.148 82.......... Kanuni Sultân Süleyman'ın..... Peygamber'in sünnetine uymadığı söylenmektedir? Doğrusu nedir?........ .......153 85................ Yavuz Sultân Selim'in Doğuda bağımsız bazı küçük Kürt Devletlerine müsaade ettiği ve asırlarca bu devletlerin varlığını sürdürdüğü iddia edilmektedir........ Kanuni döneminde düzenlenen Çingene Sancağı Kanunnâmesinde "gayr-i meşru iş yapan çingene kadınlarından kesim adı altında vergi alındığı" ifade edilmektedir.... Yavuz Sultân Selim'in sol kulağında küpe bulunan bir resmi mevcuttur.... S İl 94.............................................. Acaba içki caiz mi görülmektedir ki....144 79................................154 86..SUtfi tsnf »o........................... Osmanlı Devleti'nin Arapları zorla hâkimiyeti altına aldığı ve onları sömürdüğü iddia edilmektedir....................... * mi 95 II! I ( 96................................................................... şer'-i şerifi terk ederek Avrupa'dan kanunlar almasından dolayı bu isimle yâd edildiğini söylemektedirler...... Bunlar doğru mudur?...... Bu doğru mudur?.............................................. Bu doğru mudur ve İslama göre nasıl izah olunabilir?.................KANUNİ SULTÂN SÜLEYMAN DEVRİ......................................... Osmanlı Padişahları halife unvanını kullanmışlar mıdır?..... Yavuz'un Mısır'ı fethetmesinden itibaren halife unvanını kazanmışlar mıdır? Dinen bu mümkün müdür? Şayet mümkünse.....................................148 X........................... El v 93... Kanuni zamanında ve diğer dönemlerde Osmanlı Devleti'nin resm-i hamr adıyla şaraptan vergi aldığını ve hatta bazan meyhane resminin de alındığını görüyoruz...... .......................» XN-5 ...................................... .................146 80................. Osmanlı Devleti'nin Doğuda kurduğu idare tarzı nasıldı ve bu iddialar doğru muydu?........................................................... .... Yavuz'un Şam ve Mısır'ı fethedeceğine dair bazı kitabelerden ve hatta Muhyiddin-i Arabî'ye ait bir Risaleden bahsedilmektedir......... oğlu Şehzade Mustafa'yı........141 77................................76....... Bu iddiaların aslı ve esası var mıdır?...

.........................157 88.............. şahsiyeti................................. ..............SULTÂN III............178 ...169 . ........SULTÂN III..........................SULTÂN II................................SULTÂN I..........................................................172 98.. Murad zamanında Astronom Takıyyuddin tarafından yapılan İstanbul Rasad-hânesi'nin Osmanlı Şeyhülislâmı Kâdî-zâde Şemseddin Ahmed Efendi tarafından yıktırıldıgı doğru mudur?169 ¦ 96............................. MURÂD DEVRİ..................... AHMED DEVRİ...178 102..... Sarı Selim'in hayatının diğer Osmanlı Padişahları gibi istikametli olmadığı ve bu yüzden de Osmanlı Devleti'nin duraklama yıllarının bunun zamanında başladığı iddia edilmektedir......... Celâli isyanları hakkında özetle bilgi verebilir misiniz? Sizce bunların sebepleri nelerdir?.................... Bu doğru mudur?. I................161 90................................................... .......... ailesi ve zamanındaki önemli hadiseler hakkında kısaca bilgi verir misiniz?......... Selim'le alakalı kısaca bilgi verir misiniz? Hanımları ve çocukları kimlerdir? Zamanındaki devlet büyükleri ve devletin ulaştığı sınırlar hakkında kısaca açıklama yapar mısınız?... Sultân III. Murâd'ın ve oğlu III....... Mehmed'in ma'sum kardeşlerini öldürmeleri...................................... Sultân III... SELİM DEVRİ (DURAKLAMA İŞARETLERİ BAŞLIYOR)....................176 101.................... Bunlar doğru mudur?......... Mehmed devrindeki belli başlı Celâli isyanlarını anlatır mısınız?........................................ Sokullu Mehmed Paşa kimdir? Devşirme olduğu ve Türk düşmanlığı yaptığı doğru mudur?.......................................174 99..164 93. Cağaloğlu (Cigala-zâde) Sinan Paşa'nın dönme ve hâin olduğu ve Celâli isyanlarına onun sebep olduğu şeklinde iddialar var..... ..167 94.. III......163 XII..........175 100.......................... 95....... III..........................................172 97....................... aile hayatı ve zamanında Osmanlı Devleti'nin ulaştığı sınırlar hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz?............................161 91.......... Kuyucu Murâd Paşa kimdir? Neden Osmanlı tarihinde zulmün kötü misâli olarak gösterilmektedir?.................... İslâm Hukuku açısından izah edilebilir mi?................................................ devrindeki olaylar ve önemli devlet ve ilim adamları hakkında kısaca bilgi verir misiniz?............................... Piri Reis Neden Katledildi?.......... Murâd'ın aile hayatı aleyhinde çok şeyler duyuyor ve zamanında devleti kadınların " :idare ettiğini bazı eserlerden okuyoruz..... Mimar Sinan'ın Ermeni olduğu söylenmektedir......... Ahmed....san BİLİNMEYEN OSMANLI 13 87................ MEHMED DEVRİ.......................... Mimar Sinan kimdir?..... ........................................... .......164 92.......................................... Dünyanın ilk Çevre Nizâmnâmesinin Kanuni zamanında hazırlandığı doğru mudur?......159 89..... Murâd.....177 XIV..... Bunlarda hakikat payı var mıdır?.....xv.....160 XI................171 XIII............... Sarı Selim diye de bilinen II....... III........................................................................ III...... Mehmed.. ....

...193 113................... IV............... Füzenin kâşifi kabul edilen Lagarı veya Lagrî Hasan Çelebi'nin de idam edildiği veya Şeyhülislâm Yahya Efendi tarafından engellendiği söylenmektedir..196 XIX........................................ OSMAN (GENÇ OSMAN) DEVRİ......................... Sultân IV..................... MEHMED DEVRİ...187 108................. Murad'ın şahsiyeti hakkında farklı dedikodular yayılmaktadır............................. IV........197 117.................... Bunlar doğru mudur?.197 116........................189 109...SULTÂN I.. I.............................. Sultân İbrahim devrinin tam zevk ü safa devri olduğu ve bunda da Telli Haseki başta olmak üzere Saray Kadınlarının rolü olduğu söylenmektedir............... mudur?....... ............................................. .. Mehmed.......180 103................200 ..... Gerçekten deli midir?................................................... IV............................... MUSTAFA DEVRİ............................XV.........SULTÂN II...............192 XVIII................. Acaba doğru mudur?.195 115............... Hâile-i Osmaniye adı verilen Genç Osman olayını kısaca özetler misiniz?...........191 111.......... Murâd kimdir? Hakkında çok dedikodu yapılan bu Padişahla ilgili biraz ayrıntılı bilgi verebilir misiniz?......... Konuyu özetler misiniz?..... İbrahim.................. İBRAHİM DEVRİ.............................. IV................... IV.......... Murad'ın cinsî sapık olduğuna dair iddialar hakkında ne dersiniz?..................192 112.........181 ' 105........ Murad'ın kendi döneminde uçma denemeleri yapan Hezarfen Ahmed Çelebi'yi idam ettirdiği söylenmektedir........................180 XVI......... ........................................ ....SULTÂN IV..........SULTÂN I................193 114................190 110...... ... IV.. şahsiyeti.................. Mehmed'in 7 yaşında halife unvanı ile bulunan padişahlığa getirilmesi İslâm Hukukuna göre caiz midir?.. Mustafa'nın zamanını kısaca özetler misiniz? Tamamen akıl hastası olduğu doğru mudur?...... ....184 ¦c 106.... ailesi ve dönemindeki mühim olaylar hakkında bilgi verir misiniz?....181 104.........182 XVII...................................... MURAD DEVRİ.................. Acaba ileri sürülen iddialar doğru ................. Murad devri Şeyhülislâmlarına da dil uzatılmaktadır............................................................................. Bu da doğru mudur?.................. Sultân I.................. şahsiyeti ve zamanındaki önemli olayları özetler misiniz?..........................OSMANLI DEVLETİNİN DURAKLAMAYA BAŞLAMASI VE SULTÂN IV.......................................... Sultân I........ İbrahim'e Deli İbrahim denmektedir..................... IV..184 14 BİLİNMEYEN OSMANLI 8İUNI 107............ Osmanlı Padişahları neden hacca gitmemişlerdir? Genç Osman'ın öldürülmesinde hacca gitmek istemesinin rolü var mıdır?............. Murad'ın sefîh ve içkici olduğuna dair iddialar hakkında ne dersiniz?.

'• 118. II. Osman'dan itibaren Osmanlı idaresinde kadınlar saltanatının başladığı ve bunun başını da Kösem Sultân'ın çektiği söylenmektedir. Bu iddiaların aslı nedir?.........................................201 119. IV. Mehmed'in annesi Turhan Sultân'ın devleti tek başına idare ettiği söylenmektedir. Bu da doğru mudur?.......................................................................... ....................................202 120. 1683 Eylülünde meydana gelen Viyana Bozgununun sebepleri neler olabilir? Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın kabahati var mıdır?.......................................................................... .....203 XX- SULTÂN II. SÜLEYMAN DEVRİ............................................................204 121. II. Süleyman'ın şahsiyeti, ailesi ve zamanında Osmanlı Devleti'nin siyasi ve coğrafî durumu hakkında kısaca bilgi verir misiniz?........................................................................ ..........204 XXI- SULTÂN II. AHMED DEVRİ................................................................205 122. II. Ahmed, şahsiyeti, ailesi ve zamanında Osmanlı Devleti'nin maruz kaldığı önemli hadiseler hakkında kısaca bilgi verir misiniz?........................................................................ ..........205 XXII- SULTÂN II. MUSTAFA DEVRİ...........................................................206 123. Sultân II. Mustafa, ailesi ve zamanında Osmanlı Devleti'nin durumu hakkında özet bilgi verir misiniz?........................................................................ ...............................................206 XXIII- SULTÂN III. AHMED DEVRİ (LALE DEVRİ).....................................208 124. III. Ahmed, şahsiyeti, aile hayatı ve zamanındaki önemli olaylar hakkında kısa bilgiler verebilir misiniz?........................................................................ ...................................208 s 125. Baltacı Mehmed Paşa'nın Rus Çarının karısı Katerina ile gayr-i meşru hayat yaşayarak Osmanlı ordusunu sattığı ve böylece Prut Zaferi'nin Osmanlı Devleti'nin aleyhine geliştiği söylenmektedir. Bu olayın aslı nedir?.......................................................................... .....210 126. Matbaa neden Osmanlı Devleti'ne 1727 yılında yani Avrupa'dan 272 yıl sonra gelebilmiştir? Bu durum, Osmanlı Devleti'nin teknolojiye karşı gelmesi demek değil midir?........................212 127. Lale Devrinde yapılan eğlenceler nelerdir ve gayr-i meşru eğlenceler var mıdır?..................214 !28l*i XXIV- SütT/ 1» 1,1 inak XXV- SULTA 131.1 XXIX-SIS Ki »I m-1 TN ÎtİDüJ^ÜÜ OSMANU 15 128. Lale devrinde sadece keyif ve eğlence mi yapılmıştır? Fikir ve kültür hayatına yönelik bir şey yapılmamış mıdır?.......................................................................... ...............................216

129. Patrona Halil isyanının mahiyeti nedir ve neden çıkmıştır? Lale devri ile ilgisi var mıdır?........217 XXIV- SULTÂN I. MAHMUD DEVRİ.............................................................218 130. I. Mahmûd, şahsiyeti, ailesi ve zamanındaki mühim olaylar hakkında kısaca bilgi verir misiniz?........................................................................ ...............................................218 XXV- SULTÂN III. OSMAN DEVRİ..............................................................220 131. III. Sultân Osman kimdir? Ailesi ve devrindeki önemli olaylar hakkında kısaca bilgi verir misiniz?........................................................................ ...............................................220 XXVIOSMANLI DEVLETİNİN GERİLEMEYE BAŞLAMASI; SULTÂN III. MUSTAFA DEVRİ........................................................................... ......220 132. III. Mustafa, ailesi ve döneminde meydana gelen önemli olaylar hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz?........................................................................ ...................................220 XXVII- SULTÂN I. ABDÜLHAMİD DEVRİ....................................................222 133. I. Abdülhamid Hân, ailesi ve devrindeki olayları kısaca özetler misiniz?...............................222 134. Kaynarca Mu'âhedesi, neden Osmanlı Devleti açısından bu kadar aleyhte yorumlanmaktadır?224 XXVIII- SULTÂN III. SELİM DEVRİ...........................................................224 135. III. Selim, ailesi ve zamanında meydana gelen olaylar hakkında kısaca bilgi verir misiniz? ....224 136. III. Selim'le Başlayan yenilik hareketlerinin esası nedir?...................................................227 137. Osmanlı Devleti'nde III. Ahmed devrinden II. Mahmûd döneminde imzalanan Sened-i İttifak'a kadar (1703-1808) yaklaşık yüz yıl derebeyler ve a'yânların hâkim olduğu ve halka zulm ettikleri söylenmektedir. Bu doğru mudur?.......................................................................227 138. Nizâm-ı Cedid ne demektir? III. Selim bu yeni düzenle neyi gaye edinmiştir?......................229 139. Kabakçı İsyanı, bir irtica hareketi midir? III. Selim'in hal' edildiği İkinci Edirne Vak'asının asıl sebebi nedir?.......................................................................... ......................................231 140. Osmanlı Devleti'nde ortaya çıkan ve hâlâ devam eden Vehhâbî hareketinin aslı ve esası nedir? Nasıl siyasî bir harekete dönüşmüştür?..................................................................23 4 XXIX- SULTÂN IV. MUSTAFA DEVRİ..........................................................236 141. IV. Mustafa, şahsiyeti, ailesi ve zamanındaki önemli olaylar hakkında özet bilgi verir misiniz?236 XXX- SULTÂN II. MAHMUD DEVRİ (YENİLEŞME=TECEDDÜD VE AVRUPAYI TAKLİT DEVRİ).......................................................................... .........237 142. II. Mahmûd'un şahsiyeti, ailesi ve zamanındaki mühim olaylar hakkında kısa bilgiler verir misiniz?........................................................................ ...............................................237 143. II. Mahmûd zamanında a'yân ile devlet erkânı arasında imzalanan Sened-i İttifak ne demektir? Anayasa hukuku açısından değeri nedir?...........................................................240

144. II. Mahmûd devrinde yapılan köklü değişiklikler (1808-1839) nelerdir? Bakanlar Kurulu sistemi bu dönemde Avrupa'dan nasıl adapte edilmiştir?....................................................241 145. Fener Patriği Grigorios'un idam edilmesi ve cesedinin Patrikhanenin Orta Kapısına asılması olayının aslı nedir?.......................................................................... ..............................243 146. Yeniçeri ocağının lağvedilmesi olayına neden Vak'a-i Hayriye denmiştir?.............................244 16 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI XXXI- TANZİMÂT-I HAYRİYE VE SULTÂN I. ABDÜLMECİD DEVRİ..............245 147. I. Abdülmecid'in şahsiyeti, aile efradı ve zamanındaki mühim olaylar hakkında kısaca bilgi verir misiniz?........................................................................ ........................................245 148. Tanzimat devri ne demektir? Tanzimat'tan sonra yapılan idarî değişiklikler (1839-1920) nelerdir?....................................................................... ...............................................248 149. Tanzimat sonrası taşra teşkilatındaki değişiklikler kısaca nasıl gelişmiştir?...........................249 150. 1839 tarihli Tanzimat Fermanının mahiyeti nedir? Osmanlı Devleti'nde hak ve hürriyetler hareketi ilk defa bu fermanla mı başlamıştır?.................................................................... 250 151. 1856 (1272) tarihli Islâhat Fermanının getirdiği yenilikler nelerdir? Neden hem Müslümanlar ve hem de gayr-i müslimler bu fermandan memnun olmamışlardır?....................................253 152. Mustafa Reşid Paşa kimdir? Sadece Tanzimatçı mı yoksa mason bir din düşmanı mıdır?........256 XXXII- SULTÂN I. ABDÜLAZİZ DEVRİ.......................................................257 153. Sultân Abdülaziz'in şahsiyeti, ailesi ve zamanındaki önemli hadiseler hakkında kısaca bilgi verir misiniz?........................................................................ ........................................257 154. Sultân Abdülaziz intihar mı etmiştir yoksa şehid mi edilmiştir?...........................................259 155. Mithat Paşa hakkında çeşitli dedikodular bulunmaktadır? Mason olduğu ve İngilizlerin adamı olarak çalıştığı bu iddialar arasındadır. Bunların aslı esası var mıdr?....................................261 XXXIII- SULTÂN V. MURAD DEVRİ............................................................262 156. V. Murad, şahsiyeti, ailesi ve zamanındaki olaylar hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz?......262 157. Genç Osmanlılar Osmanlı Cemiyeti'ni kimler ve hangi gayelerle kurmuşlardır? Namık Kemal ve Ziya Paşa bu derneğe neden girmişlerdir?................................................................... .263 XXXIVKANUN-I ESASİ, I. MEŞRÛTİYETİN İLANI VE SULTÂN II. ABDÜLHAMİD DEVRİ..........................................................................2 65 158. Sultân Abdülhamid'in şahsiyeti, ailesi ve zamanındaki mühim olaylar hakkında kısaca bilgi verir misiniz?........................................................................ ........................................265 159. Sultân Abdülhamid'e neden Kızıl Sultân denmektedir? Bu çirkin lakabı Abdülhamid için kullanan

kimdir?......................................................................... ..................................269 160. 1293/1876 Tarihli Kanun-ı Esâsî'yi Hazırlayan Sebepler nelerdir? İslâm Hukukuna göre böyle bir Anayasayı ilan etmek meşru mudur?.......................................................................... 270 161. 93 Harbi nedir ve sebep olanlar kimlerdir? Berlin Muahedesi bu sebeple mi imzalanmıştır?.... 273 162. 1877 Martında açılabilen Meclis-i Meb'ûsân neden Şubat 1878'de kapatıldı? II. Abdülhamid demokrasi düşmanı mıydı?.......................................................................... ...................274 ' 163. II. Abdülhamid devrinin "Devr-i İstibdâd" olduğu söylenmektedir. Bu iddia doğru mudur ve gerçekten II. Abdülhamid'in şahsî idare devrinin temel özellikleri nelerdir? Özellikle ittihâd-ı İslâm siyâsetinin bu idarede rolü var mıdır?.....................................................................275 164. II. Abdülhamid'in muhalifleri tarafından kullanılan Yıldız Mahkemesi olayının aslı ve kararları hakkında hukukçu olarak neler diyebilirsiniz?................................................................. ...277 5 165. İkinci Abdülhamid neden Hamidiye Alaylarını kurmuştur?..................................................278 166. Ermenilerin Sultân Abdülhamid'i öldürmek üzere planladıkları Bomba Olayının aslı ve esası nedir?.......................................................................... ................................................278 167. II. Abdülhamid, Filistin'de bir Yahudi Devleti'nin kurulmaması için ne gibi tedbirler almıştır? İsrail Devleti'ni kendi zamanında engellediği doğru mudur?................................................279 168. İttihâd ve Terakki adı verilen siyâsî cemiyet nasıl teşekkül etti ve nasıl iktidara geldi? Bunların fikrî yapıları nedir?.......................................................................... ..............................281 169. İttihâd ve Terakki mensuplarının hepsini, bu anlattığınız çerçevede kabul etmek doğru olur mu?............................................................................. ...............................................284 170. Bir asra yakındır irtica olayı denilerek hep dindar insanların üzerine yıkılan 31 Mart Hadisesi'nin iç yüzü nedir? Ne değildir?....................................................................... .....285 171. Bediüzzaman Sald hatta hal' fetvasını Abdülhamid'in hal' fet XXXVOSMANLI MEŞRÛTİYETİN (İTTİHÂD VE TERİ 172. Sultân V. Mehmed Ki neler söyleyebilirsiniz?, 173. Osmanlı Devleti'ni 1.1 midirler?..................... 174. 1915 tarihli Ermeni Ti Ermenilerin ve Batılı baz 175. Her ikisi de Mü*:------sebep olan olayla 176. Şerif Hüseyin I' neden dillere dest 177. Suriyelilerin Fransızlara Âliye Divan-ı Harbi »¦¦ XXXVI- SULTÂN VI. MEH» 178. Sultân Vahîdüddin'ınj 179. Sultân Vahidüddln I Samsun'a çıkmıştır?, XXXVII- OSMANLI | DEVRİ., 180. Halife Abdulmeddj bilgiler verir mis 181. Osmanlı Hâl şu 182. Osmanlı Kapitülasyonlara 183. Osmanlı Devi 184. Osmanlı 1 sebeple de dıj ( kimler ma» GSMA/Uf

I-OSMANLI W 185. Kölelik W fl 186. Kölelik Ufl koyı 187. I 186. nelen(W,« BİLİNMEYEN OSMANLI 17 171. Bediüzzaman Said Nursi gibi İslâm âlimlerinin de Sultân Abdülhamid'e muhalif olduğu ve hatta hal' fetvasını hazırladıkları iddia edilmektedir. Bu konuda neler söyleyebilirsiniz? Abdülhamid'in hal' fetvasını kim vermiştir?...................................................................... .287 XXXVOSMANLI DEVLETİ'NİN YIKILMAYA BAŞLAMASI, II. MEŞRÛTİYET'İN İLANI VE SULTÂN V. MEHMED REŞÂD DEVRİ (İTTİHAD VE TERAKKİ İKTİDARLARI)................................................289 172. Sultân V. Mehmed Reşâd Hân'ın şahsiyeti, ailesi ve zamanındaki mühim olaylar hakkında neler söyleyebilirsiniz?.............................................................. .....................................289 173. Osmanlı Devleti'ni I. Cihan Harbine sokan Enver-Tal'at ve Cemal Paşa üçlüsü vatan hâini midirler?....................................................................... ...............................................292 174. 1915 tarihli Ermeni Tehcir'ini Ermeni soykırımı olarak görmek mümkün müdür? Bu konuda Ermenilerin ve Batılı bazı yazarların iddialarına nasıl cevap verebiliriz?.................................294 175. Her ikisi de Müslüman olan Araplarla Türkler arasında karşılıklı nefret tohumlarının atılmasına sebep olan olaylar nelerdir?....................................................................... .....................296 176. Şerif Hüseyin Paşa'nın çıkardığı Arab İhtilâli nedir? Fahreddin Paşa'nın Medine Müdafaası neden dillere destan olmuştur?....................................................................... ................296 177. Suriyelilerin Fransızlar tarafından kandırılmasını ve Cemal Paşa'nın hatalı kararı ile kurulan Âliye Divan-ı Harbî Meselesinin Araplarla Türklerin arasını açmasını kısaca izah eder misiniz? .297 XXXVI- SULTÂN VI. MEHMED VAHİDÜDDİN DEVRİ...................................299 178. Sultân Vahîdüddin'in şahsiyeti, ailesi ve zamanındaki mühim olayları özetler misiniz?...........299 179. Sultân Vahidüddin vatan hâini midir? Mustafa Kemal kendi başına mı 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkmıştır?...................................................................... ................................300 XXXVII- OSMANLI DEVLETİ'NİN YIKILMASI VE SULTÂN II. ABDÜLMECİD DEVRİ........................................................................... ......................303 180. Halife Abdülmecid Efendi'nin şahsiyeti, çocukları ve zamanındaki mühim olaylar hakkında kısa bilgiler verir misiniz? Osmanoğullarının Türkiye dışına ihracı nasıl olmuştur?.........................303 181. Osmanlı Hanedanı, daha sonra ne zaman anayurtlarına dönme imkânlarını elde etmişlerdir ve şu anda yaşayan Osmanlı Şehzadeleri var mıdır?..............................................................304 182. Osmanlı Devleti'nin yıkan sebeplerden birinin de kapitülasyonlar olduğu söylenmektedir. Kapitülasyonlar ne demektir ve İslama uygun mudur?.......................................................305 183. Osmanlı Devleti'nin duraklama, gerileme ve yıkılış sebeplerini kısaca özetler misiniz?...........306

184. Osmanlı Devleti'nin yıkılışını hazırlayan İttihada kadronun çoğunlukla mason oldukları ve bu sebeple de dış güçlerin kuklası haline geldikleri söylenmektedir. Bu iddia doğru mudur ve kimler masondur?....................................................................... ..................................310 İKİNCİ BÖLÜM OSMANLI DEVLFITNDE SOSYAL HAYAT VE HAREM I- OSMANLI HUKUKUNDA KÖLELİK VE CARİYELİK....................................312 185. Kölelik ve cariyelik kavramlarını açıklar mısınız?..............................................................312 186. Kölelik ve cariyeliği ilk defa İslâm Hukuku mu vaz' etmiş ve daha önce yokken yeni mi ortaya koymuştur?...................................................................... ............................................313 187. İslâmiyet neden köleliği birden bire ortadan kaldırmadı?...................................................314 ,, 188. İslâmiyet Kölelikle ilgili yeni olarak ne getirmiştir? Diğer sistemlerden farklı olan yönleri nelerdir?....................................................................... ...............................................314 B&&5 18 ŞİLİNMEYEN OSMANLI 189. İslâm Hukukunda cariyelerin hukukî statüleri nelerdir? Efendiler cariyeleri ile karı koca hayatı yaşayabilirler mi? Bunun kaynağı nedir?.......................................................................... 315 :i 190. Hizmetçi Statüsündeki Cariyeler ne demektir? Bunlarla karı-koca ilişkisi mümkün değil midir?316 191. Hizmetçi statüsündeki cariyeler, kiminle karı-koca hayatı ya'şârlar?...................................317 II-OSMANLI'DA HAREM........................................................................... 319 192. Harem ne demektir?....................................................................... .............................319 : 193. Batılı bir kısım yazarların Harem'le ilgili kitapları hakkında neler söylenebilir? Bunlar gerçekleri ¦".•'-'. yansıtıyor mu?............................................................................. .................................320 194. Harem'e aitmiş gibi gösterilen çıplak resimlerin Osmanlı kadınlarına ait olduğu doğru mudur? Yoksa bunlar da Batılı ressamların hayalî ürünleri midir?....................................................321 195. Saray'daki câriyeler'in hepsi Padişahların hanımları mıydı? Yoksa görevleri nelerdi?..............322 196. Harem'deki cariyeler evlenebilirler miydi?.......................................................................323 197. Osmanlı Padişahlarının eşleri sayılan cariyelerden kadınefendiler kimlerdir?.........................324 ¦ 198. Osmanlı Padişahlarının karı-koca hayatı yaşadıkları cariyelerden ikballer kimlerdir?..............325 199. Gözdeler, peykler ve has odalıklar ne demektir?..............................................................326 200. Harem'deki kadınlardan Padişahlara veya Devlet Adamlarına; Padişah ve devlet adamlarından da Harem'deki bazı kadınlara veya sultânlara aşk mektupları yazıldığı söyleniyor. Doğru mu?. 327

201. Padişahların Harem'in bahçesinde bulunan havuzlarda cariyeleri çırılçıplak soyduğu ve bunlara süt banyosu yaptırarak bununla eğlendiği iddia edilmektedir? Bunun hakkında ne C dersiniz?....................................................................... ...............................................329 202. Efendilerin cariyelerin avret yerlerini görmeleri caiz midir? Caiz olduğunu iddia edenler, havuz safalarını da buna bağlamaktadırlar. Durumu fıkıh kitapları açısından izah eder misiniz?........329 203. Harem'de ve Topkapı Sarayı 'nın sofralarında altın ve gümüş kapların kullanıldığını duyuyoruz. Halbuki altın ve gümüş kap-kacak kullanmak dinen yasaktır. Bunu nasıl izah ediyorsunuz?.................................................................... ............................................331 204. Hadımlık dinen caiz midir? Osmanlı Padişahları zorla insanları hadım ettirmiş midir? Hadımlar, Osmanlı haremindeki kadınlarla içli dışlı mıydılar?.............................................................331 205. Osmanlı Haremindeki erkek personeli kısaca anlatır mısınız ve görevlerini açıklar mısınız? .... 334 III. OSMANLI'DA MÜZİK VE EĞLENCE.......................................................335 -.:. 206. Osmanlı Devleti'nde musiki ziyafetlerinin yapıldığını biliyoruz. Halbuki İslâm'da musikinin hükmü buna mani değil midir?.......................................................................... ..............335 207. Hünkâr Sofası denilen Harem'in salonunda gayr-i meşru eğlencelerin yapıldığı söylenmekte ve çirkin iftiralar yapılmaktadır? Bunlar doğru mudur?.......................................................336 208. Osmanlı Devleti'nde çeşitli oyunlara ve eğlencelere müsaade edilmiş midir?........................338 209. Harem'de tam bir eğlence ve oyun havasının hâkim olduğu ve her çeşit eğlencenin meşru'-gayr-i meşru denmeden yapıldığı iddia edilmektedir. Bu doğru mudur?................................338 210. Harem'de hayat nasıl yürüyordu? Osmanlı Padişahlarının aileleri ile düzenledikleri halvet denilen eğlenceleri nasıl açıklayabilirsiniz?............................................................. ...........339 211. Osmanlı döneminde bazı geziler düzenlendiği ve Kağıthane safalarının yaşandığı bilinmektedir. Bunlar hakkında neler diyebilirsiniz?............................................................340 212. "Osmanlının Muzırlan" diyebileceğimiz bazı kitaplar olduğu iddia edilmektedir. Gerçekten Enderûnlu Fâzıl'ın eserleri, yani Defter-i Aşk'ı, Hûbânnâme'si; Tûsî'nin Behnâme'si hakkında neler diyeceksiniz?................................................................... .....................................341 IV- OSMANLI DEVLETİNDE RE'ÂYÂ VE SOSYAL SINIFLAR.........................343 213. Osmanlı Devleti'nde Batılı anlamda sosyal tabakalaşmadan ve sosyal sınıflardan söz edilebilir mi?............................................................................. ................................................343 214. Osmanlı yönetim anlayışında soy asaleti'nin bir önemi var mıydı? Kişinin ehliyeti ne derece önem arz ediyordu?....................................................................... ...............................346 215. Osmanlı Devleti'nde vatandaşlara sürü nazarıyla bakıldığı için mi re'âyâ tabiri kullanılmıştır?.348 BİLİNMEYEN OSMAN 216. Osmanlı 1 bll9i verir r 217. Ov Ahi 218. Osmanlı r>

W OSMAltîHfif? I- OSMANLI HÜK. 219 . Osm-220 . Batıl 221 . Osm islim <¦ 222 . 0 zar meyve 223 , Osma' sistem; 224 . Bu kt: 225 . İslim • mıdır? 226 . Devlet. 227 . Osnuni hic M ! ¦ 22« 229 BİLİNMEYEN OSMANLI 19 216. Osmanlı Devleti'nde şehir hayatını düzenleyen Belediye (ihtisâb) Teşkilâtı hakkında kısaca bilgi verir misiniz?........................................................................ .................................348 217. Osmanlı Devleti'nin kuruluş yıllarında toplumu ve özellikle esnafı harekete getiren fütüvvet ve Ahi Teşkilatı ne demektir?....................................................................... .......................350 218. Osmanlı Devleti'nde Esnafın kümeleştiği teşkilâtlar var mıydı? Esnaf hakkını nasıl arıyordu?..352 ÜÇÜNCÜ BÖLÜM OSMANLI HUKUK SİSTEMİ VE DEVLET TEŞKİLÂTI I- OSMANLI HUKUK SİSTEMİ; ŞER'İ VE ÖRFİ HUKUK TARTIŞMALARI.......354 219. Osmanlı hukuk sistemi çok hukuklu bir hukuk sistemi midir yoksa hukuk birliği mi hâkimdir? 354 220. Batılıların Pax Ottoman dediği Osmanlı Barışı ve hoşgörüsü ne anlama geliyor?...................357 221. Osmanlı Devleti laik bir devlet midir? Osmanlı Hukuk sistemi deyince ne akla gelmelidir? İslâm Hukukundan ayrı bir hukuk sistemi var mıdır? Din ve devlet münâsebeti nedir?...........361 222. O zaman Kanunnâmelerin tanzim ettiği hukuk dalları nelerdir? Kanunnâmeler, laik hukukun meyveleri değil midir?.......................................................................... .........................364 223. Osmanlı dönemindeki mahkeme kararları demek olan Şer'iye Sicillerine göre Osmanlı Hukuk sistemi nedir?.......................................................................... .....................................365 224. Bu izahlar neticesinde Osmanlı Hukuk Mevzuatı deyince ne anlamamız gerekmektedir?........367 225. İslâm Hukukunda ve dolayısıyla Osmanlı Hukukunda Devletin sınırlı yasama yetkileri var mıdır?.......................................................................... ................................................368 226. Devlet, mevcut şerl hükümleri kanun haline getirebilir mi? Bunun tarihte misâlleri var mıdır?368 227. Osmanlı Devleti'nde resmî mezhebin Hanefi mezhebi olduğu ve diğer mezhep mensuplarına hiç hak tanınmadığı iddia edilmektedir. Bu iddialar doğru mudur?.......................................369

228. Devletin yasama organı, içtihâdî mevzularda ictihâdlardan birini tercih ederek nasıl kanunlaştırabilir? Bu konuda Şeyhülislâmların yetkileri nelerdir?.........................................370 229. Osmanlı Devleti'nde Şeyhülislâmlar'ın Divan-ı Hümâyûn üyesi olmadığı ve kendilerine etkili bir görev verilmediği iddia edilmektedir. Bu iddialar doğru mudur ve Şeyhülislâm'ın Osmanlı Devleti'ndeki statüsü nedir?.......................................................................... .................371 230. Osmanlı Hukukunda doğrudan Devlete yani Ülül-emr'e tanınan yasama yetkileri yok muydu?373 231. Devletin yasama yetkilerinden olan "Caiz olan konularda Nizâm-ı Âlem için kural koyabilir" ne demektir?....................................................................... .............................................374 232. Osmanlı Hukukunda Devletin yasama yetkilerinden olan "Devlete karşı işlenen suçlarla ta'zir suçlarının cezalarını tesbit eder" kuralını açıklar mısınız? Fâtih'in bazı ceza kanunları yapması bu esasa mı dayanmaktadır?.................................................................. ........................374 233. Osmanlı Devleti, kamu hizmetlerinin ifası için her çeşit adlî, idarî, malî ve askerî düzenlemeleri yapabilir' mi? Kanunnâmeler bu kuralın sonuçları mıdır?................................375 234. Osmanlı Devleti'nin "Ülül-emr, Mîrî Arazî ve Tımar sistemi ile İlgili kuralları kor" şeklindeki yetkisini açıklar mısınız? O zaman tımar sistemi ile alakalı bütün kanunlar, bu şerl yetkiye dayanılarak mı hazırlanmıştır diyeceğiz?...................................................................... ....375 IIOSMANLI KANUNNAMELERİ VE YASAMA ORGANI İLE İLGİLİ TARTIŞMALAR..................................................................... ...............376 235. Osmanlı Kanunnâmelerini kısaca nasıl anlatabilirsiniz?......................................................376 236. Osmanlı Hukukunda Kanunnâmeler nasıl ve kimler tarafından hazırlanırdı?.........................378 237. Osmanlı Kanunnâmeleri Şerî'at ve Fetva süzgecinden geçirilmiş midir?...............................379 238. Bazı araştırmacılar, Osmanlı Devleti'nin Rumeli'deki bir kısım kanunları hazırlarken eski gayr-i müslim devletlerin kanunlarından iktibâsda bulunduklarını ve dolayısıyla şeriata aykırı kanunları yürürlüğe soktuklarını iddia etmektedirler?.........................................................381 239. Osmanlı Padişahlarının Hak ve Yetkileri nelerdir? Sınırsız yasama, yürütme ve yargı yetkileri var mıdır?.......................................................................... ..........................................382 20 MyM.9.ş.y.yı 240. Osmanlı Padişahları herhangi bir makama karşı sorumlu mudurlar? Yoksa bazılarının dedikleri gibi astıkları astık ve kestikleri kestik midir?.....................................................................383 III- OSMANLI DEVLET TEŞKİLÂTI VE SALTANAT USULÜ...........................384 241. Osmanlı Devlet sisteminin temel özelliklerini özetleyebilir misiniz?.....................................384 ¦ 242. Osmanlı devlet şeklini Batıdaki anlamıyla mutlakıyet olarak vasıflandırmak mümkün müdür? Şayet doğru değilse, İslâm'ın tavsiye ettiği şûra esasına ri'âyet edilmiş midir?......................385 243. Bu izahlar karşısında Osmanlı Devleti'nin Despotik olduğu iddiaları konusunda neler söyleyebilirsiniz?.............................................................. .............................................387

244. Osmanlı Hukukuna göre devletin unsurları nelerdir?.........................................................392 245. Osmanlı Devleti'nde ulül-emr veya şûra meclisinin yerini alan ve günümüzdeki Bakanlar Kurulu görevini de ifa eden Divan-ı Hümâyûnu kısaca anlatır mısınız?..................................393 246. Osmanlı hukukunda sınırlı yasama yetkisini Divan-ı Hümâyundan başka kimler kullanmıştır? Divan-ı Hümâyûn önemini kaybedince, 1876 yılına kadar ve özellikle de Tanzimat'tan sonra yasama faaliyeti nasıl devam etmiştir?....................................................................... .....395 247. Yürütmenin başı olan Padişahların tayin usulleri ve saltanatın verasetle intikali meselesi İslama göre izah edilebilir mi?............................................................................. ...........397 248. Osmanlı Devleti'nde başbakan demek olan Vezir'-i A'zam (Sadrazam)ın hak ve yetkileri nelerdir?....................................................................... ...............................................399 249. Osmanlı Devleti'ndeki taşra teşkilâtı yani eyâlet ve sancak sistemi nasıl çalışıyordu?............400 IV- OSMANLI DEVLETİ'NDE TEMEL HAK VE HÜRRİYETLER........................401 ¦ 250. Osmanlı Hukukunda vatandaşların temel hak ve hürriyetleri kabul edilmiş midir? Yoksa 1839 tarihli Tanzimat Fermanıyla mı kabul edilmeye başlanmıştır?..............................................401 251. Osmanlı Devleti'nde insanı insan yapan Şahsî Hak ve Hürriyetlerin korunması ve Güvenlik İlkesi ile ilgili neler söyleyebilirsiniz?.............................................................. ..................404 V- OSMANLI DEVLETİNDE EĞİTİM VE YARGI............................................405 252. Osmanlı Medreselerini ve ilmiye sınıfını kısaca anlatır mısınız?...........................................405 253. Osmanlı Devleti'nde Tanzimat'tan önce yargı görevini yerine getiren mahkemeler yani Şer'iye Mahkemeleri nasıldı?........................................................................ .............................406 254. Osmanlı Devleti'nde hâkimlerin dereceleri ve tayin usulleri nasıldır? Günümüzdeki gibi hâkimlerin sınıflandırılmaları mevcut mudur?....................................................................408 255. Osmanlı Devleti'nde temyiz makamları var mıdır? Şer'iye Mahkemeleri dışında yargı organları bulunmakta mıdır?.......................................................................... ..............................409 256. Tanzimat sonrası Şer'iye Mahkemeleri kaldırılmış mıdır veya Bunların Yetkilerinin Sınırlandırılması söz konusu mudur?.......................................................................... ......410 257. Nizamiye Mahkemeleri Avrupa kanunlarını mı uygulamıştır? Teşkilatlanması ve temyiz usulleri nasıldır?....................................................................... ................................................412 258. Devletin gelir-giderlerini kontrol eden Sayıştay, 1862'de kurulan Divan-ı Muhasebat ile mi başlamaktadır? Yoksa daha evvel de böyle bir müessese var mıdır?....................................414 259. Osmanlı Devleti'nde idarî yargı, 1868 yılında kurulan ve Danıştay'a benzeyen Şûrây-ı Devlet ile mi başlamıştır? Yoksa daha evvel buna benzer yargı organları var mıdır?.........................415 VI- OSMANLI AİLE, MİRAS, CEZA, EŞYA VE BORÇLAR HUKUKUYLA İLGİLİ ÖNEMLİ SORULAR......................................................................... .....416

......... zina suçunun cezası olan recm....... ....... ............... Fâtih'in azınlık hak ve hürriyetleri ile ilgili fermanını kısaca anlatır mısınız?........................ Bu durum..OSMANLI VERGİ SİSTEMİ VE ŞER'İ DAYANAKLARI... K 276....... Osmanlı Devleti'nde azınlıkların görev ve yükümlülükleri nelerdi?........................436 272........422 RIH' el k«a|| VIl-OSMMUS OSMAfUS I-OSMANLİ» 272 ( 273 0*mt*8 274 275...427 267.......260................... Osmanlı Miras Hukukunda şer'i ve âdi intikal diye bir düalizmin yer aldığını biliyoruz...430 269.........................OSMANLI DEVLETİ'NDE AZINLIKLARA TANINAN HAKLAR..439 275.................. İKTİSADİ VE TİCARİ HAYAT I............430 268........................................433 270............. .... S 282............ Osmanlı Devleti'nin miras hukuku konusunda şerl hükümleri terk ettiğini göstermekte midir?................ Osmanlı Hukukunda vergi ne demektir? Çeşitleri nelerdir? Şerî'atın dışında vergi var mıdır?.................. Bu doğru mudur?..............0 277.................................... ( II-05 278.................429 VII...................... Mîrî arazi ne demektir? Osmanlı ülkesinde bütün arazinin mâlikinin Padişah olduğu iddiası doru mudur?... Kanunnâmelerde çokça geçen Çift Akçesi ne demektir? Şerl bir vergi midir?.................416 261........ Osmanlı Devleti'nde azınlıklara tanınan hakları kısaca özetler misiniz? Neden azınlıklara bazı elbiselerin giyilmesi ve evlerinin yüksek binası müsaadesi verilmiyordu?......................437 274.................................419 262....................... t BİLİNMEYEN OSMANLI 264............................................................................ Osmanlı Hukukunda gayr-i menkul mülkiyeti var mıdır? Arazî Hukukunun şerl dayanağı nedir? Bütün Osmanlı toprakları sadece mir! arazi midir?...........................434 DÖRDÜNCÜ BOLUM OSMANLI DEVLEIÎNDE MALİ HUKUK...433 271..................... Osmanlı Hukukunda Kadının boşama hakkı var mıdır?...........436 273..... Osmanlı Devleti'nde evlenme akdi nasıl bir sözleşmedir? İmam Nikâhı ne demektir?..... hırsızlık suçunun cezası olan kat'-ı yed yani el kesme gibi had cezalarını uygulamış mıdır?...........................440 ..................................... Osmanlı Devleti'nin 1876 tarihinden itibaren Medeni Kanunu olan Mecelle hakkında ne diyorsunuz? Mecelle ile İslâm Hukuku terk edilerek yeni bir Avrupaî kanun mu yapılmıştır?........... Osmanlı Devleti........................... Ta'addüd-i zevcât yani birden fazla kadınla evlenme meselesinin Osmanlı Devleti'ndeki uygulanışı nasıldı?.........................426 266......................425 265....421 263.................................. Haraç vergisi ne demektir? Kimlerden alınmıştır?.. Osmanlı Devleti'ndeki öşür vergisinin manası nedir? Osmanlı Devleti'nin öşür diyerek zulmen altıda bir yedide bir vergi aldığı söylenmektedir............. Tanzimat'tan sonra azınlık hakları ile ilgili ne gibi gelişmeler olmuştur?............

........ Şer'î Bütçe ne demektir? Osmanlı Devleti bu bütçenin esaslarına uymuş mudur?........................ 288.....................470 290........................461 287..............................................441 277............. Osmanlılar ticârete önem vermiyorlar mıydı? Bir diğer ifadeyle Osmanlılar ticâretten anlamıyorlar mıydı?.... 1838'de İngiltere ile Balta Limanı'nda imzalanan Ticâret Anlaşması hangi şartlarda yapıldı... Osmanlı Devleti'nde sanayiden söz edilebilir mi? Sanayiin gelişimi hakkında bilgi verir misiniz?...................................................483 * 295.....................457 286..........................................................OSMANLI DEVLETİ'NDE İKTİSADİ VE TİCARİ HAYAT......................................... Osmanlı yöneticileri ticâret yollarının değişiminin ne derece farkındaydı? Osmanlı Devleti'nin Hind Deniz Yollarına ilişkin politikası ne İdi?................. 16... Osmanlı Devleti'ndeki örfî vergilerin şerl dayanağı (Tekâlif-i Örfiyye) nedir? Bunları kısaca anlatır mısınız?.................. ......471 291......................................................................... Kendine has bir Osmanlı üretim tarzından söz edilebilir mi?........ Osmanlı para ve finansman sisteminin esasları Nedir?.. ....... 293..444 280.......................... vsonuçları ne oldu...........................448 284...... Osmanlı Bütçelerinin tarihî gelişimi nasıldır? Bütçe Tarhuncu Lâyihası ile mi başlamıştır?........................................... ..........276........................464 22 ?M^lEf.................... Osmanlı Devleti neden son yüzyılda sınai gelişmelere ayak uyduramadı? Osmanlı yöneticileri bu konuda hiç gayret göstermedi mi?.......476 .... Osmanlı Bütçe Hukukunun temeli sayılan kamu hizmetlerinin finansman şekilleri nelerdir?......442 II......479 294............... Cumhuriyet'in Osmanlıdan devraldığı sınai mirasdan söz edilebilir mi?....................................................... Yüzyılda Avrupa'da fiyat devrimi olarak nitelenen gelişmenin Osmanlı Devleti'nde ne tür etkileri görüldü açıklar mısınız?... ........445 281... ..............................OSMANLI BÜTÇELERİ VE KAYNAKLARI..... Osmanlı Devleti'nde tüketicinin korunmasına ilişkin düzenlemeler nelerdir?.... Müsadere ne demektir? Osmanlı Devleti'nde mülkiyet hakkına saygı yok mudur?.......452 285................473 292...................... Osmanlı muhasebe kültüründen söz edilebilir mi?......443 278........................... .......................489 ............... Tanzîmât sonrası Osmanlı Mali Hukukunda meydana gelen temel değişiklikleri özetler misiniz?447 III...............................................................................443 279.............................. müsbet katkısından Söz edilebilir mi?.................................. Osmanlı Devleti'nde servet birikiminden söz edilebir mi?.M Ş^My........ Osmanlı Devleti'nde dış ticâret politikasının esasları nelerdir?........................... Osmanlı Hukukunda Cizye ne demektir? Gayr-i müslimlere ilave bir yük değil midir?.................. İltizam sistemi nedir?.486 296......................................................................................................467 289.....447 282.448 283..............

................................... Maalesef.......OSMANLI TIMAR SİSTEMİ VE FEOADALITE.... Osmanlı j leriainC 8u ¦¦ gibi tdnr tırmacıltfo pa!:.................................... Bu sebeple..............517 OSMAJYLJI I-OSMAN! m? 1....492 ı 298.. Ahmed'in fermanıyla kaleme alınan...................497 IV................ .................................. 300. sadece bu soruya cevap veren ve Osmanlı Kanunnâmeleri adlı eserimizin 11........... Bizans müesseselerinin bir taklidi olmayıp... Tîmâr Nizâmı ne demektir?..... Sonuçları ne oldu?........................................... sağlam bir tarih metoduyla ve ilmî delillerle bunu ispat eden Fuad Köprü-lü'nün Bizans Müesseselerinin Osmanlı Müesseselerine Te'siri adlı eserine..... ileri sürülen bütün iddiaları. ....... .................... sinin..................498 301.. bütün Osmanlı hukuk sistemi ve devlet teşkilâtı ile ilgili arşiv belgeleri......... Osmanlı Devleti................. fü'nün Blıar Ahr. Osmanlı müesseselerinin.................................................... ..... tamamen......... ............... tıpkı İslâm Hukukunun Roma Hukukunun aynen devamı olduğuna dair iddialarda bulunan Müsteşrikler gibi. Batılı olan Busbecq gibi seyyahların........... .... Osmanlı Devleti'nde para vakıflarıyla İslâm'ın faiz yasağının delindiği söylenmektedir......... Feodalitenin siyasî ve sosyal mahiyeti nasıldır?................................. ileri sürdükleri........... kısa da olsa.................495 ..............498 302... meseleyi özetlemekte yarar vardır. Osmanlı demiryollarını finanse eden Batılı Ülkeler ile Osmanlı Devleti'nin beklentileri nelerdi? -............................... satır satır delillerle çürüttükleri halde....... • kilâta» hiık ...............297... Osmanlı Devleti'ni dış borçlanmaya iten sebepler nelerdir? Dış borçlanmanın sonuçları nelerdir?......... ................. Avrupalı bazı tarihçilerin iddialarını sürdüren bazı tarihçilerimiz ve bilim adamlarımız hâlâ bulunmaktadır...........502 BİBLİYOGRAFYA. Feodalite sistemi ile tîmâr sistemi arasındaki farklar nelerdir?.......... Konu ile ilgili daha ayrıntılı bilgi edinmek isteyenleri. bui........ ilgili daha a > setle!:-..............501 303...................................493 299.................. Rambaud ve Gibbons gibi tarihçilerin............ Kaas< lere.... Bizans'ın bir kopyası mıdır? Bizans devlet müesseselerinin Osmanlı devlet müesseselerine etkisi var mıdır? Bu iddia.......... bu iddiaların tamamen hayalî ve esassız olduklarını ispat ettikleri ve Fuad Köprülü gibi araştırmacılar da............ III. iddki. Düyun-ı Umumiye İdaresi niçin kuruldu? Osmanlı Devleti'nin yıkılışında nasıl bir etki yaptı? ....... .............. kendi geleneği içinde geliştiğini gösteren ve peşin hükümlerle değil.......505 KAVRAM FİHRİSTİ............ delilden mahrum bir iddiadır............OSMANLI DEVLETİ'NİN KURULUŞU VE OSMAN BEY DEVRİ 1................. Buna ne dersiniz?.ve * teşk: man BİRİNCİ BOLUM OSMANLI DEVLETİNİN SİYASÎ TARİHİ I..........

bu iktibas iddiaları da doğru değildir. Peygamber kendi devrinde yasama. Türk Devletlerinde aynen korunmuştur. Sasânî devletinde bulunan divan sisteminin benimsenmesi. Kazaskerliğin. Anadolu-Rumeli Beylikleri ikilisinin. Hz. sorguçlar. İslâm devlet teşkilâtında önemli bir gelişme olmuştur. Müslüman bir devlettir. Bizans'tan değil. Buna misâl olarak Abbasî Devletini zikredebiliriz. Eski Türk kurultay ananesinin de tesiriyle. vergi tahsili için âmillerin (vergi memurlarının) çevreye gönderilmesi. Şerâ'iu Men Kablenâ yani eski hukuk sistemleridir. Bu uygulamalar. yürütme ve yargının başıdır. Her şey gibi İslâm devleti de basitten daha mükemmele doğru gelişmiştir. Kur'ân'ı ve önemli belgeleri kaleme alan vahiy kâtiplerinin tesbiti. hep bu esasların bir meyvesidir. Osmanlı Devleti'nin müesseseleri. Bu iddialara karşı özetle şunları söylemek icab etmektedir: A) Osmanlı Devleti. Bazı ifade değişiklikleri dışında. solaklar ve peykler gibi bazı giyim ve protokol kurallarının Bizans'tan ilham alınarak düzenlenmiş bulunması. Birincisi. daima bulunmuştur. B) İslâm Hukuku. kendisine danışmanlık yapan kimselerin tayin edilmesi. İslâm Hukukundan haberdar olmamak demektir. kendisinden sonraki bütün İslâm devletlerini ve özellikle de Osmanlı Devleti'ni ciddi manada etkilemiştir. mahiyetleri şerl hükümlere aykırı olmamak şartıyla aynen bırakılmasını emretmesi bunun en müşahhas misâlidir. Asr-ı Sa'âdette de önemli bir devlet teşkilâtının bulunduğunu göstermektedir. Osmanlı Devleti'nin teşkilâtında iki önemli etki söz konusudur. bütün Müslüman Türk Devletlerinde devlet merkezinde bulunan ve devletin işlerini birinci derecede görmeye yetkili kılınan bir divan. çeşitli milletlerin elinde gelişip büyüyen İslâm Devletidir. İslâm Dininin esasları ve Müslüman devletlerin tesiri. eski İslâm Devletlerinden. idare ve kısaca bütün müesseselerinde İslâm'ın esasları etkili olmuştur. Divan-ı Hümâyûn'un da. Osmanlı Devleti'nin örnek aldığı devlet. Hele hele öşür vergisinin Bizans'tan alındığını iddia etmek. İslâm'ın esaslarına aykırı olmayan hususlar. İlk yazılı anayasayı kendisi hazırladığı gibi. İslâm'a aykırı olmamak şartıyla eski Türk . Selmân-ı Fârisi'nin tavsiyesi üzerine Divan sisteminin Sasanîlerden alınması ve Hz. Böyle bir iddiayı ileri atanların en büyük delilleri. diğer devletlerin idarî teşkilâtlarının ve askerî-malî kanunlarının Müslüman devletler tarafından alınmasında beis görmemiştir. eyâlet sisteminin de. İkincisi. C) Tamamen faraziyeler halinde kalan ve ama ispat edilmiş mesele olarak takdim edilen bu görüşlerin aksine. eski 24 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI Türk Devlet teşkilâtı. "mirî arazi üzerindeki madenlerin işletme esasları ülü'l-emr tarafından tanzim olunur" şer'î hükmüne uyularak. İdarî teşkilâtın oturması Abbasîlerde mümkün olmuştur. hukukî ve askerî bir teşkilât olan devletin gelişmesinde de tedrîcilik esastır. Dolayısıyla bu devletin hukuk. Fâtih'in Kanunnâmesindeki bazı hükümlerin Bizans Hukukundan adapte edilmiş olması. İslâm Hukuku tarafından caiz görülmektedir. Osmanlı Devleti'nin hukuk ve devlet teşkilâtını Bizans'tan aynen aldığı manasına da gelmemektedir. başta Abbasî Devleti olmak üzere Müslüman devletlerden alındığı kesindir. Nitekim İslâm Hukukunun kaynaklarından biri de. Osmanlı Devleti'nin Bizans'a ait muhâberât sisteminden yararlanmış olması. Kaldı ki. Ömer zamanında devletin malî ve askerî meselelerinin yürütülmesi için. Defterdarlığın ve hatta Padişahların her hafta İstanbul'daki camilerden birine gitmesinin bile Bizans'tan taklid edildiği şeklindeki hayali sözlerdir. Hz. Sırbistan'ı fethettiklerinde. Ömer'in İran'daki bazı vergilerin. Kazaskerlik müessesesinin de. eski Sırp Kanunlarının tadil edilerek kabul edilmesi. ihtiyaçlara göre devlet teşkilâtını da kurabilmiştir. Bu manada. her şeyde olduğu gibi siyasî. İslâm'ın esaslarına uymak şartıyla.Cildinde neşredilecek olan Kanun-ı Teşrifat ve Teşkilât adlı Kanunnâmeye havale ediyoruz. Özellikle bazı örfî vergilerin Bizans yahut bir başka devletten alınması ise. Kur'ân ve Sünnet'in esaslarına aykırı olmamak şartıyla. Bilindiği üzere. Abbasî Devletinin idarî teşkilâtı. belli merkezlere kadı tayini yapılması ve benzeri hususlar.

vezâret-i tefvîz makamının sadece isim değişikliğiyle Osmanlı Devleti'ndeki sadrazamlık makamı olduğu hemen anlaşılacaktır. Zaten Mültek'al-Ebhur 1648 ve 1687 tarihli fermanlarla Osmanlı Devleti'nin resmî hukuk kodu olarak kabul edilmiştir. İslâm Hukukunun açıkça hüküm vaz' ettiği alanlarda fıkıh kitaplarındaki Hanefi görüşleri esas alınarak uygulamaya gidilmiştir. Ancak kendini yenilediği. bu söyleı lirsiniz. İslâm hukıi farklı bir yol izlememiştir. bütün hukukî anlaşmazlıkları "şer'-i şerif ve kanun üzere ahkâm-ı şerife" vererek halletmişlerdir. belli bir yasama formalitesini takip ederek örfî hukuk diye bilinen kanunnâmeleri de tanzim etmişlerdir. MI. Bizans müesseselerinin Osmanlı müesseselerine etki etmediğini göstermektedir. t Giriş. Osmanlı I tertip ve tanzim ed Bizans'tan etkilenerek I na-gelen kanun hfikı Osmanlı Devleti'nin I mıştır. Fâtih Kanunnâmesi de. II sh. belki o zamana kadar uygula-na-gelen kanun hükümlerinin resmi bir şekilde tedvîn edilmiş bir halidir. IX »d. Bizans veya başka bir devlette gördüğü yeni bir müesseseyi tadil ederek kabul ettiği de bir gerçektir. Kısaca. 1 mi. Osmanlı Devleti'nin asırlarca en mühim devlet organı olan Divan-ı Hümâyûn. Anadolu Selçuklularında.f Nihayet hukuk ılı manii Devleti. Mesela. "Allah'ın kullarının maslahatlarını şer' ve kanun üzere" görmüşler. 1337. Fâtih devrinde Osmanlı Devleti'nin hukuk sistemi veya müesseseleri köklü bir değişikliğe tabi olmamıştır. t* BİLİNMEYEN OSMANLI 25 ciddi manada etkilenmiştir. İstanbul. Osmanlı mâyûn.] kitaplarındaki Hanefi muhalif bir görüşü ı mayı bile çok ciddi şekil j ye (ülü'l-emre) içi boş) takip ederek örfi hukuk < kullarının maslahatlarını i lıkları "şer'-l şerif ve I Mültek'al-Ebhur 1648 ve j kodu olarak kabul edilir Kısaca. Hanefi mezhebine aykırı görüşleri uygulamayı bile çok ciddi şekil şartlarına bağlamıştır. İslâm Hukukuna muhalif bir görüşü uygulamak şöyle dursun. Yapılan incelemek!"»} ğini göstermektedir.. İstanbul'un fethinden sonra yeni baştan tertip ve tanzim edildiğini söylemek. Osmanlı Devleti'ni Bizans'ın İs-lâmlaşmış hali diye takdim etmek. daha önce aktardığımız İslâm Hukuku kuralına dayanmaktadır ve zaten daha önceki dönemlerde geçmiştir. eğer İslâm hukuku eserleri incelenirse. . Kalkaşandî'nin Subh'ül-A'şâ'sına havale ediyoruz. tarihî vakıalara terstir.. bu söylenenlerin ne derece doğru olduğunu daha rahat anlayabilirsiniz. Memlüklüler'de ve Altınordu Devle-ti'nde de olduğunu söylemek yeterlidir. XV. Bizans'tan etkilenerek hazırlanmış bir Kanunnâme değil. 1 İstanbul. V 1943. ( ve zaten daha ı lâmlaşmış hail diyet ' Başbakanlı Osm*»* nln Osmanlı ^ Nebevlyye. Abbasîler'den I rinde bulunan Dlvan'ların devan tefviz makamının sadece olduğu hemen anlaşılacaktı beylerbeyillk usulünü I ti'nde de olduğunu A'şâ'sına havale ediyoruz. A gördüğü yeni bir müesseseyi I Mülk'ün Siyâsetnâmesi ile 112 mukayese ederseniz.Devletlerinden ve özellikle de Anadolu Selçuklu Devleti ila Anadolu Beylikleri'nin siyasî ve idarî teşkilâtından ve ayrıca Moğol asıllı Müslüman devletlerin. Merak edenleri. tarihi bilmemek demektir1. En çok itiraz edilen ve Bizans'tan alındığı iddia edilen iki beylerbeyilik usulünü ise. Mesela. Yapılan incelemeler. Kah» I Ömer Lütfü. İslâm hukukunu tatbik hususunda diğer Müslüman Türk Devletlerinden farklı bir yol izlememiştir. mesela İlhanlı Devleti'nin müesseselerinden ciddi manada etkilenmiştir. sh. Eğer Nizâm'ül-Mülk'ün Siyâsetnâmesi ile Uzunçarşılı'nın Osmanlı Devlet Teşkilâtı ile alakalı eserlerini mukayese ederseniz. Nihayet hukuk sistemi ile ilgili olarak da şunları söylemek yerinde olacaktır: Osmanlı Devleti.. Abbasîler'den itibaren Anadolu Selçuklularına kadar bütün Müslüman devletlerinde bulunan Divan'ların devamıdır. Alay ve efendi gibi bazı tabirlerin yahut bazı giyim tarzlarının Bizans'tan gelmesi ise. Ancak İslâm Hukukunun yüksek otoriteye (ülü'l-emre) içi boş yasama yetkisi tanıdığı sahalarda. I Sultânlyye. Bizans'tan gelmesi İse. Osmanlı Devleti müesseselerinin. Öyleyse.

İbn-i Kemal'in yerinde ifadesiyle. (bundan sonra BA). aşağıda belirtilen usule riayet etmek şartıyla. Nitekim Yavuz'un İran'a karşı ilan ettiği savaş. 26 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLİ 2. Türk Millî Kültürü. Bizans Müesseselerinin Osmanlı Müesseselerine Tesiri. Amaç. Zeki Velidi. dil ve diğer vasıtalarla savaşmak ve bu uğurda elinden geleni yapmak şeklindeki tarif cihadın umumî tarifidir. Bu gibi durumlarda nefîr-i âmm (umumî seferberlik) dinî ve zarurî bir görevdir. Bunun içine. "Dinde ikrah ve icbar yoktur". sabır ve sebat gösterin ve bilin ki. İslâm'a davet ve bu daveti kabul etmeyenlerle savaş diye tanımlanmıştır. din veya vatan için olabilir. Bu konuda Halil İnalcık Hocamızın Balkanlardaki fetih politikası ile ilgili makalelerine bakılabilir. saf İslâm inancının sapık inançlardan ve mezheplerden korunması da girmektedir. isteyenlerin İslâm'a girmelerini. 1337. El-Kettâni. 1346/1296. netice itibariyle sulhdur ve tevhid inancının düsturları ile insanlığı daimi bir barışa davettir. İstanbul. nr. 1984. EI-Ferrâ. 1/225 vd. 1983. Bunu kısaca nefsi müdafaa diye özetlemek mümkündür. ve XVI. 14. Harbin karşılığı olan cihâd ise. İslâm'ın bütün insanlara anlatılması ve davetin dünyadaki herkese yapılması gayesi girdiği gibi. Köprülü. müdafaa harbi yapmak gerekir. İstanbul. Ergin. Bu yüce gayeye ulaşmak için. sh. YEE. Rabat. İlmiye Salnamesi. cizye ve haraç vermek şartıyla tekrar eski Hıristiyan idarecilere teslim etmesi. İslâm'ın davetini yaymak için yapıldığını ifade etmek gerekmektedir. Krş. düşman İslâm ülkesine hücum ettiği zamanlarda ise savaşa ehil her Müslümanın zaruri görevi haline (farz-ı ayn) gelir.1 Başbakanlı Osmanlı Arşivi. İstanbul. İstanbul. cennet. c I. vatan ve ırk gibi maddî değerler üzerine değil. Eğer vazgeçerler ise. kılıçların gölgesi altındadır". düşmanlık ancak zâlimlere karşıdır". 3-199. aile. Osmanlı Devleti'nde savaş esas mıdır? Bu devlet harp ile mi gelişmiştir? Böyle bir anlayış İslâm'ın manasına uygun mudur? Osmanlı fetih politikasının hukukî esasları nelerdir? Bu sorunun cevabını verebilmek için. Bu manâda Osmanlı Devleti'nin cihaddan gayesi. normal zamanlarda Müslüman toplumun dinî görevidir (farz-ı kifâye). 498-500. bilin ki.. Osman Nuri. Allah yolunda can. Allah'ın kelâmını ve dinini yüceltmek için Allah yolunda yapılan savaştır.. Tevkiî Abdurrahman Paşa Kanunnâmesi MTM. Barkan. 338 vd. Et Terâtib'ül-İdâriyye Nizâm-u Hükûmetln-Nebeviyye.. 346 vd. sh. Umumî Türk Tarihine Giriş. Hz. Düşmanla karşılaşınca da. değişik şekillerde tarif edilmiştir. El-Ahkâm'üs-Sultâniyye. sh. 1/273 vd. Mecelle-i Umûr-i Belediye. cihad ve kıtal gibi kelimelerle ifade edilen harb. bu dediklerimizin en büyük delilidir. İbrahim. Osmanlı Hukukunda meşru addedilen harplerin gerekçelerini şu haller teşkil eder: 1) İ'lây-ı kelimetullâh veya fî sebilillâh cihâd dedikleri.. Bu manada harp. Asırlarda Osmanlı İmparatorluğunda Ziraî Ekonominin Hukukî ve Malî Esasları. mal. 14-1540 sn. son sebebe dayanmaktadır. Kısaca cihadın gayesi. bütün insanları zorla Müslüman etmek değildir. Harbin gayesi ile ilgili olarak şunlar söylenebilir: Bilindiği gibi Osmanlı devleti (umumî manâda). Kafesoğlu. 316 vd. Peygamber'in şu hadisi bunu gayet güzel açıklamaktadır: "Ey insanlar! Düşmanla karşılaşıp savaşmayı arzu etmeyin. 220 vd. Özellikle yükselme döneminde bazı harplerin. Osmanlı Devleti'nin Merkez ve Bahriye Teşkilâtı. İstanbul 1986. Osmanlı Hukukunda harbin yani cihadın tarifini ve sebeplerini özetlemek gerekir. 1981. Togan. 1334. sh. Hukukî yönünü ortaya koyduktan sonra.. sh. Allah'tan afiyet ve huzur dileyin. 1943. Ebû Ya'lâ Muhammed bin El-Hüseyin. 1 vd. İstanbul. Osmanlı Hukukunda gaza. son başvurulacak çare cihaddır. Osmanlı Padişahlarının fethettikleri toprakları. IX vd. manevî değerler ve bütün insanlığın iki dünya mutluluğunu temin etme mefkuresi üzerine kurulmuş bir devlettir. Kahire 1938. İnsanları zorla Müslüman yapmak için savaş yapılmadığı ortadadır. MI.. .. Ömer Lütfü. 2) Düşmanın İslâm toprağını istila etmesi veya tahammül edilemez bir şekilde hareket etmesi halinde. Ölçü şu âyetlerdir: "Fitne ortadan kalkıp din yalnız Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın. XV. Fuad. Ankara. İsmail Hakkı. istemeyenlerin ise İslâm'ın hâkimiyeti altında huzur ve refah içinde yaşamalarını temindir. can. Müdafaa. tarihî olaylarla meseleyi izah etmek daha kolay olacaktır. Uzunçarşılı.

Bizans'ın zulmünden dolayı çok sayıda Hıristiyan re'âyânın Osmanlı askerinden yardım istediğini açıkça ifade etmektedirler. Buna en güzel misâl şu olaydır: II. Buna biz. tamamen sulha taraftar olarak. isyancıları ve andlaşmayı bozanları cezalandırma gayesi de meşru' bir harbin gerekçeleridir. gündüz boyunları bukağıda ve gece ise ayakları zincirde işkenceli bir hayata mecbur etmişlerdir. mesela Karan devleti mağlup ı rarlanarak. Murad. Mohaç Seferinin sebeplerinden biri olarak Macar Valilerinin ahaliye yaptıkları zulmü göstermektedir. den yardım ist 4) Münafıkla leri. Osmanlı orduları Bizans'ı veya bir başka gayr-i müslim devleti mağlup edeceği çok kritik zamanlarda. şüpheleri izale edilerek İslâm'a dönmeleri için gayret gösterilir. Papa'nın tahrikiyle den haçlı ordular. düşmanın yapılan andlaşmanın şartlarını tek taraflı olarak iptal yoluna gitmeleridir. İslâm'ın kesin emirlerini (zekât gibi) inkâr edenleri. 3) Gayr-i müslim bir ülkede azınlık halinde bulunan Müslümanların yardım istemeleri de meşru bir harbin gerekçesini teşkil eder. Nitekim gayr-i müslim tarihçiler dahi. Papa'nın tahrikiyle II. Gerçekten buradaki Müslümanları. Kendisi oğlu Mehmed'i tahta oturtarak Manisa'ya çekilir çekilmez. Kosova Meydan M önemli bir kısmı. murahhaslarını barış antlaşmasını imzalamak üzere Segedin'e göndermiş idi. Bunlara karşı silaha müracaat etmeden önce. Mesela Yıldırım Bâyezid. adada esir tutmuşlar. askerî hareketleri I ler. Kanuni zamanında yapılan Belgrad ve Mohaç seferlerinin sebepleri ise. Kısaca insanî sebepler de demek mümkündür. 4) Münafıkları. Kosova Meydan Muharebesi takip etmiştir. Bunu bilinen II. Bu işleme istitâbe denir. C) Bâğilere . Osmanlı Hukukçuları düşman şahıslara göre harbi dörde ayırmışlardır: A) Gayr i müslimlerle yapılan savaş. Hıristiyan idareciler. mesela Karamanoğullarının. ordunun Avrupa'da bulunmasından yararlanarak. Bursa i çaktır. isyancıları' rekçeleridir. İbn-i Kemal. Vazgeçmezlerse savaş ilân edilir. müdafaa harbi niteliğindedir.Zaten cihada müsaade eden Kur'ân âyeti de buna dikkat çekmektedir: "Artık saldırıya uğrayan mü'mlnlere zulmedlldljj! I tamamen sulha tarafta Segedin'e göndermiş id mez. tam İstanbul'u muhasara altına almışken. Osmanlı Devleti'nin Anadolu Beylikleri ve Celâlî isyanları ile ilgili bütün askerî hareketleri bu manada harbe girmektedir. Murad'dan kendileri barış isteyen Macarlar ve Sırplar yeniden haçlı orduları teşkil ederek Osmanlı Devleti'ne hücum etmişlerdir. dinden dönenleri. Gerçekten Osmanlı tarihini inceleyenler. Mohaç seferlerin olarak iptal yolı 3) Gayr-I meleri de meşru I yet altına almak destek olmak Rodos'un fethi on ahaliye bile zuln adada esir tutmu bir hayata mecb Macar Valilerinin i çiler dahi. B) Mürtedlerle yapılan savaş. Bursa gibi Müslüman bir şehri defalarca yakıp yıktıklarını çok iyi hatırlayacaktır. Kısaca Osmanlı Devleti'nin yaptığı harplerin önemli bir kısmı. Mesela Rodos'un fethi orada bulunan 5-6 bin kadar Müslümana zulüm yapılması ve hatta yerli ahaliye bile zulmedilmesidir. İslâm'ın davetini emniyet altına almak ve bu davete icabet etmek isteyen güçsüz ve zayıf kimselere destek olmak da diyebiliriz. Mesela Karamanoğlunun I lu'ya geçmek r Osmanlı Hut müslimlerle ya lere mürted veya ı neleri izale edıif Vazgeçmezler»^ Mevcut bir nizJır Osmanlı hanedanı | lan) bu gruba j lara karşı' ceğini Kur'ân i Bizi bazı hükümleri v İslâm I kanunu ne i BİLİNMEYEN OSMANLI 27 mü'miniere zulmediidiği için cihada izin verildi". İslâm Dinini terk edenlere mürted veya ehl-i ridde denilir. Karamanoglunun Osmanlı topraklarına girmesi üzerine muhasarayı terk ederek Anadolu'ya geçmek mecburiyetinde kalmıştır.

aksi takdirde savaş yapılacağı ihtar edilmelidir. Bu iki teklife müsbet cevap alınamadığı takdirde fiilen harp başlar. 14/b. Müslüman ordular bu ülkelerin insanlarını. Hususî hükümlerin dışında genel harp hükümleri tatbik edilir. İslâmiyet ve Milletler Hukuku. İnalcık. 8/b. ne Romalılarda ve ne de başka bir millette mevcuttu. 3. Tevârîh-i Âl-i Osman X. İslâm'ı kabul etmemeleri halinde cizye vererek. yukarıda zikredilen sebeplerle meydana geldiğini görüyoruz. İbrahim'in sadrazamı Mustafa Paşa'nın talimatıyla bu tercüme yapılmıştır). meşru olan harp kanunlarını çok ciddi bir şekilde uygulaya gelmişlerdir. İslâm hukukunun emrettiği muamelelerin ifası demektir. Halil. İslâm devletinin hâkimiyeti altına girmeleri teklif edilir. 256. 21/b-24/b. 1/642. IX. 39-40. Başkasının malına müdahale etmeme yasağını çiğneyen bazı Sırp asıllı askerleri hemen idam ettiren I. İslâm ile cizye arasında serbest bırakmışlardır. 1/282. Süleymaniye Kütp. 9/b. İstanbul. İslâm ile kılıç arasında değil. 12/a. ti. Kur'ân ve Sünnetin emrine uyularak sulh içinde itaatleri istenmiş ve İbn-i Kemal'in kaydına göre isyan ve zulümde inad edince cihad ilan edilmiştir. İstanbul 1972. İbn-i Kemal. "Kötülüğü en güzel bir şekilde bertaraf ediniz" hadisi ve "Rabb'inin yoluna hikmet ve güzel öğütle davet et" âyetinin emirlerine uyulduğunu açıkça beyan etmektedirler. Bu dediğimiz hususu. Ayasofya Bölümü. D) Muhariplere yani milletlerarası haydut ve korsanlara karşı yapılan harpler. Murad Hüdâvendigâr'ın bu hali. 10/a. Damad. Ayrıca düşman gayr-i müslimler. konuyu 28 Kânun-ı Sâni 1329 tarihli tezkire ile Tarih-i Osmanî Encümeni Başkanlığına havale eylemiştir. Kemal Paşa-zâde (İbn-i Kemal). 1999 yılı neden Osmanlı Devleti'nin 700. Muhammed. "Ottoman Methods of Conquest". 4 Cemâzîyelûlâ 699 tarihini vermektedirler ki. Defter. Gâşiye. İslâm hukukunun ortaya çıktığı dönemlerde. İA. İl/b. sulh yolu ile itaat etmezlerse. İstanbul 1331. Müslim. Bu husus methe layıktır". Doğuştan Günümüze Büyük İslâm Tarihi. 1-Cihâd. Tevârîh-i Âl-i Osman. yüzlerce misâllerden biridir. Heyet. İnalcık. Mevcut bir nizâma isyan eden âsiler. Molla Hüsrev. 153 vd. Osmanlı Maârif Nezâreti. Ahmed Reşit.. . Osmanlı hanedanı arasındaki savaşlar ile isyancıları bastırma hareketleri (Celâlî isyanları) bu gruba girmektedir. 190. "Rumeli". Encümenin görevlendirdiği tarihçi Efdalüddin konuyu bütün kaynaklardan araştırmış ve bazı sonuçlara ulaştıktan sonra bu tarih yani 4 Cemâziyelûlâ 699/27 Ocak 1300 tarihi istiklâl kazanılan gün olarak kutlanmaya başlanmıştır. nr. Bakara. 688. Miladi karşılığı 27 Ocak 1300 etmektedir ve Sultân Abdülhamid Hân'ın tesbit ettirdiği tarih de budur. Osmanlı tarihleri. Yol kesme suçlarını işleyenlere karşı savaş ilân edilebileceğini Kur'ân açıklamaktadır. sh. İnsanî 28 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANU esasları temel kabul eden İslâm orduları ve özellikle de Osmanlı orduları. Kısaca Osmanlı Devleti'nin kuvvetle değil davetle yayıldığını ve diğer milletlerle o-lan savaşlarının. (neşr. insanî esaslarla bağdaşan bir harp kanunu ne Sâsanilerde. vrk. sh. 707. sh. Hac. Turnagil. LV vd. Şefaettin Severcan). Mecma ül-Enhür Şerhu Mültek'al-Ebhur I-II. İstiklâl-i Osmânînin tam gününü tesbit etmek üzere. Studia Islamica. Batılı tarihçiler de kabul etmektedirler. Ancak 699 yılının hangi ayıdır? Elimizdeki bazı kaynaklar. Bizi burada asıl ilgilendiren birinci harp çeşididir. eğer zimmî olabilecek grupdan iseler. 425-438. Cihadın ilânı. 6. 21-22. savaş ilân edilir. Dürer ve Gurer. Mesela Alman Tarihçi Lies aynen şunu söylemektedir: "Rum ve Acem ülkeleri feth edilince. c. 2 Kur'ân. Bu muameleler şunlardır: Savaşa başlamadan önce gayr-i müslimler mutlaka İslâm'a davet edilmeli. Osmanlı Devleti'nin 400 atlı ile birden bire cihan devleti oluşunun izahı da sorumuzun cevabını teşkil etmektedir2. Nitekim Petervaradin'in fethinden evvel. Mültekâ Tercümesi. Diğerlerinin kendilerine mahsus bazı hükümleri vardır. I. Mevkufatî. c.1/340 vd. Ankara 1996.. her Savaş Öncesi. İstanbul 1302. Yıldönümüdür? Osmanlı Devleti'nin 1299 yılında kurulduğu kesin midir? Osmanlı tarih kaynaklarının bu konuda iki ayrı nakilleri bulunmaktadır: 1) Hicrî 699 yılını esas alan görüştür. 3318.(isyancılara) karşı yapılan savaş. 1317..

sh. Alâ'addin Keykubad'ın Gazan Han tarafından azl ve hapsedilmesi üzerine. "Türklerde Cihad ve Fütuhat Anlayışı". Mehmed. alem ve III. Nicara..). 1999 değil 2000 yılıdır. Türkleştirme ve İslâmlaştırma". Tevârih-i Âli Osman. Ankara 1991. c. Her ne kadar( önce meyda. 48. Safer ve Rebiülevvel aylarında olması halinde doğru olabilecektir. 7 vd.Gâzî'yi saltanat! imanlı De Bu gün imi belge. (neşr. 111-113. Kitâb-ı Cihân-nümâ I-II. Osmanlıların şeceresi (soy ağacı) ile ilgili kısaca bilgi verebilir misiniz? Osmanlı'ların Türk olmadıkları söylentileri ve Ertuğrul Gâzî'nin babasının Süleyman Şah mı yoksa Gündüz Alp mi olduğuna dair görüş ayrılıkları konusunda neler biliyoruz? Her iki konu da bazı batılı tarihçiler tarafından tartışılmış ise de. sayı 106. Buna dair bir kaynak veya belge yoktur. . Alâ'addin Devleti fiilen iv. { Safer ve flebi veya bel ayrıntıda ¦ 2) Hicri 700 mi I hatta Tanmanasına c ifade etme*/ mkeitiıMlt 4. Mehmed A. Nazmi. Selçuklu Devleti fiilen sona ermiş ve uç gazileri (Serhad Ümerâsı) de bir araya gelerek Osman Gâzî'yi saltanat tahtına oturtmuşlardır. 4. ı aldığı bütün ı belirten vesika I 1300 tarihi ( 2000 yılıdır. Birinci ko ti'ni kuran Osr vi. 104 vd. Köymen. Fermanları nereden temin ettiği şüpheli olmakla beraber. 66-75. Burada ay yoktur ve hatta Tarihçi Âli. sadece 1263/1847 tarihli Sâlnâme'dir. sadece merasim gününün 699 yılının ilk üç ayında yani Muharrem. Osman. I. İstanbul 1990. sh. Bu izahlara göre. Köprü. Kitâbu't-Târîh-i Künhü'l-Ahbâr.ı BİLİNMEYEN OSMANLI 29 Her ne kadar Osmanlı Beyliğinin bağımsızlığına alâmet olacak bazı olaylar daha önce meydana gelmişse de -688/1288-1289'de tabi ve alemin gelmesi gibi-. Bu resmi kaynaktan başka günü belirten vesika bulunmadığına göre. Feridun Bey. (neşr. belki Moğol neslinden olabile3 Neşri.. Şerafettin Turan). Tarih ve Toplum. 41. c. 2) Hicrî 700 yani 1300 yılını esas kabul eden görüştür. İstanbul 1932. her yüzyılda bir müceddid geleceğini ifade eden hadisin manasına Osman Gâzi'nin mâsadak olması için böyle bir yola başvurulduğunu açıkça ifade etmektedir. Cumhuriyet dönemi tarihçilerinin bu zamana kadar nakl ede geldikleri 1299 yılı.Faik Reşit Unat). Eroğlu. 8. başta Gibbons olmak üzere bazı batılı yazarlar. Salnamenin bu bilgiyi nereden aldığı bütün araştırmalara rağmen elde edilememiştir. İstanbul 1998 I-II. sembolik şeyler olması hasebiyle. İstanbul 1341. doğru olanın 4 Cemâziyelûlâ 699/27 Ocak 1300 tarihi olduğudur ve netice olarak Osmanlı Devleti'nin 700. II. Âşıkpaşa-zâde. Lütfi Paşa. Defter. problemi hemen hemen çözmüş bulunmaktadır. Sonbahar 1994. Osmanlı Devleti'ni kuran Osmanlı Hanedanının aslen Türk olmadıklarını. son yapılan ilmî araştırmalar ve de ortaya çıkan bazı Osmanlı sikkeleri. tarihçilerin çı tabi. İstanbul 1265.1954. Yılı. OınuaMâra OimittlıltfU ıınıo nlıkltn araştır bulunr. Tevârih-1 Âl-i Osman. sh. sh. Çetin. Ancak bu gün hangi gündür? Bu günün Cemâziyelûlâ 699/27 Ocak 1300 olduğuna dair elimizde bulunan tek resmi belge. 56. Efdaleddin. Şöyle ki: Birinci konuda. I. 64. Beldiceanu.. İstanbul 1998. alem ve tuğ gibi saltanat alametlerini gönderen Anadolu Selçuklu Sultânı Sultân III. Bu izahlara ( dikleri 1299 yılı. Hicrî yüzyılın müceddididir3. (neşr. Anadolu'da İslâmiyetin Yayılışı. 67. sh. I. 17-27. bu tarihin. Münşe'ât-ı Salâtin. I. sh. İbn-i Kemal. Ahmed Uğur vd. sh. Gerçekten Lütfi Paşa'ya göre. Ekim 1992. bu ince ayrıntıda boğulmaya gerek yoktur. Osman Bey. Ankara 1987. Tevârîh-i Âl-i Osman. Osmanlı İmparatorluğunun Yükseliş ve Çöküş Tarihi. ancak tarihçilerin çoğunluğu 699 yılı üzerinde ittifak halindedirler. Bu yıl içinde Osman Bey'e tabi. Osmanlı Devleti'nin istiklâl günü olarak kabul edilmelidir. sayı 48. 61.. Ancak kutlamalar. Kantemir. "Osmanlı İmparatorluğunda Şeneltme. Kayseri 1997. El öpülerek bî'atın yapıldığı bu merasimin günü. Dimitri. c. «„ . Gelibolulu Mustafa Âlî Efendi. 103-129.

ilim adamları tarafından son zamanlarda bulunan "Osman bin Ertuğrul bin Gündüz Alp" şeklindeki bir sikke de açıkça bu görüşü teyit etmektedir. Bu dediklerimizi. Ay ve Yıldız Hanlarından meydana gelen kollarına Bozoklar denmektedir. Gün Han'ın Kayı. sadece menkıbe kabilinden bazı olayların. c. I. Osmanlı Tarihi. ortaya çıkan Osman Bey'e ait bir sikkeyle ve kaynakların ittifakı ile kesinlik kazanmıştır. Meşhur olan birinci rivayet. sh. Bunların dedeleri de. nr. dilleri farklı. bütün şecerelerin de birbirini tutmadığı açıkça görülür. diğer devletler gibi. Adem'e kadar giden şecereleri ile ilgili izahlar. "Osmanlı İmparatorluğu'nun Kuruluşu Bahsi". Uzunçarşılı. I. Bilindiği gibi Süleyman Şah. 25. Öztuna. TOEM. kendisinde İslâm milletinin birliğine vesile olmak gibi bir kabiliyet vardı. 1994. çok zorlamalarla yorumundan ibaret olduğunu. aynı yazarın Osmanlı Devleti'nin kuruluşunda söz ettiği İslâm Milleti veya tarihî ifadesiyle Osmanlı Milleti izahını yabana atmak da mümkün değildir. Ziya Nur. yerli ve yabancı bilim adamları ortaya koymuşlardır. Ertuğrul'un babasının Gündüz Alp olduğu şeklindeki ikinci görüştür. Bunun dışında. Yeni Seri. Büyük Türkiye Tarihi. 16-21. İstanbul 1983. Osman Bey'in babasının Ertuğrul Gâzî olduğu. sadece kendi kavimlerinden verasetle aldıkları kuvvet ve kudrete değil. Bunların ilmî değerleri yoktur. şu anda Domaniç'de medfûn bulu- . sh. sh. c. başlangıçta. Bu Devlet-i Aliyye. Hatta bazı kaynaklarda. ilk dönem tarih kaynaklarının çoğunun ve hatta elimizdeki şecerelerin ifadesine göre Süleyman Şah'dır. 36-48. tavır ve ahlakları ayrı ayrı çeşitli milletlerin en güzel edeb ve tavırlarından seçilmiş üstün ve güzel bir topluluktur. Sağlam ve kudret sahibi demek olan Kayı Boyunun sembolü (ongun) şahindir ve Osmanlılar da Kayı Boyundandırlar. c. Peygamber'e bile isnâd olunmaktadır. Bayat. Yılmaz. 250 vd. 5. Ancak Ertuğrul Gâzî'nin babası konusunda farklı görüşler bulunmaktadır. Ankara 1994. İsmail Hakkı. Sözün özünü Ahmed Cevdet Paşa söylemiştir: "Devlet-i Aliyye. nr. Müslümanlıklarının dahi Anadolu'ya geldikten sonra gerçekleştiğini söyleyecek kadar ileri gitmişlerdir. Osmanlıların soyu. Ancak doğru olan. sadece menkıbevî kıymete haizdirler. Aksun. ancak büyük devlet olmalarını. I. Mehmed Ali Şevki. Hz. imtiyazlı bir toplum içinden ortaya çıkıp da hazır millet ve memleket bulmuş bir devlet değildi. Kayıların Hz. İstanbul. Şurası açıktır ki. Osmanlı Devleti'ni kuran ve ona adını veren Osman Bey'in ve babası Ertuğrul Gâzî'nin. belki yeni topraklar feth ederek. Kayılara mensup bir aşiretin başında bulunduklarını rahatlıkla söyleyebiliriz. Oğuz boyunun Gün. sh. Dolayısıyla Osmanlılar Türk'türler. Zira Enverî'nin Düstûr-nâme'si ve Tevkil Mehmed Paşa'nın Tarihi gibi önemli Osmanlı kaynakları bunu ifade ettiği gibi. aynı zamanda İslâm'dan aldıkları ve Osmanlı adı altında aynı pota altında eritmeye muvaffak oldukları din ve dünya görüşüne borçludurlar. 3051. Elkaevli ve Karaevli ismiyle dört boyu bulunmaktadır. her ne kadar bir küçük hükümet şeklinde idi. Osmanlı Tarihi. Ahmed Cevdet Paşa ve benzeri bir çok son dönem tarihçileri de bunu ifade etmişlerdir. Bu sebeple. İdris-i Bitlisî'nin Heşt Behişt'i ve Şükrullah'ın Behcet'ütTevârîh'i gibi ilk dönem kaynakları da ifade etmektedir. Tarihen sabit olmadığı gibi. kendine yer edinmiş ve teşkil ettiği Osmanlı Milleti dahi. TTEM. onun isminden kalan bir hatıra olarak zikredilmesi kuvvetle muhtemeldir. sh. Fuad Köprülü'nün Gibbons'a ait görüşün tenkidine yüzde yüz katılırken. diğer Oğuz boylarının göç hareketlerine benzer şekilde. Selçuklular zamanında doğudan batıya ve nihayet Anadolu'ya göç etmeye başlamışlardır. çok eski zamanlardan beri Türkistan'da dahi han ve sultan olarak el-hakk asîl ve soylu bir Türk hanedanıdır". İkinci konuya yani Ertuğrul Gâzî'nin babası meselesine gelince. Anadolu Fâtihi ve Türkiye Selçuklu Devletinin kurucusu ve ilk sultânı olması hasebiyle. ne kadar küçük olursa olsun. Ancak bu manada söylenenler. Eskiden beri Oğuzların bir şubesi olan Kayılar. lakin Türklüğe mahsus olan üstün sıfatlar ile İslâmî şecâ'at ve dindarlığı kendisinde toplamış bir kabile olduğundan."İstiklâl-i Osmanî Tarih ve Günü Hakkında Tedkikât". Ertuğrul Gâzî'nin annesinin ise. Yazıcıoğlu'nun Selçuknâmesi. 106-108. 30 BİLİNMEYEN OSMANLI çeklerini ileri sürmüşler ve hatta bazı tarihçiler.

BİLİNMEYEN OSMANLI 31 nan Hayme Ana olduğu ifade edilmektedir. II. Abdülhamid'in emriyle türbe yapılmıştır. Klasik nakillere göre, daha evvel İran'da Manan denilen yerde Süleyman Şah idaresinde yaşayan Kayılar, Moğol istilasının etkisiyle Anadolu'ya ve Ahlat'a gelmişler; oradan da Mardin'e 250 km kadar güney-batıda yer alan Caber Kalesi yakınında Fırat nehrini geçmeye çalışırken, Süleyman Şah'ın boğulması üzerine kollara ayrılarak Anadolu'ya yayılmışlardır. Caber Kalesi yanındaki bu menkıbevî mezar, hâlâ Türk Mezarı diye bilinmektedir ve toprağı Türkiye Cumhuriyetine aittir. Gündüz Alp'in kabrinin Ankara yakınlarında olduğu ve gerçekten Süleyman Şah'ın oğlu Selçuklu Sultânı I. Kılıçarslan'ın da tarihî Türk Mezarına yakın bir yerde Dicle'nin Habur koluna düşerek vefat ettiği nakilleri nazara alındığında, bu önemli hatıraların tesiriyle Süleyman Şah adının Seiçukoğuiiarmdan Osmanoğullarına geçişin bir sembolü olduğu düşünülebilir4. 5. Osmanlılar, 400 atlı diye ifade edilen küçük bir aşiret olmalarına rağmen, Koca Bizans'a karşı, Karamanoğulları ve Germiyanoğulları gibi büyük Anadolu beylikleri varken nasıl karşı koyup cihan devleti haline geldiler? Aşiretten cihan devletinin çıkmasını ne ile izah edebiliriz? Osmanlı Devleti'nin kuruluşu üzerinde, özellikle 20. Yüzyılın başında yerli ve yabancı araştırmacılar çokça durmuşlar ve 400 atlıdan cihan devletine geçişin sırlarını araştırmışlardır. Fuad Köprülü'nün ve H. A. Gibbons'un aynı adı taşıyan Osmanlı Devleti'nin Kuruluşu adlı eserleri, bunlara misâl olarak zikredilebilir. Bu görüşleri bir iki cümle ile özetledikten sonra kendi kanaatimizi zikredeceğiz. A) Bu konuda Gibbons'un başını çektiği bir nazariyeye göre, Osmanlılar, ancak Balkanlardaki fetihlerden sonra Anadolu'daki topraklarını genişletebilmişlerdir. Balkanlardaki fetihleri, tahrip ve yağma maksadıyla yapılmış bir akın değildir, belki planlı bir yerleşmedir. Buraya kadar doğrulara tercüman olan Gibbons, daha sonra Osmanlı aşiretinin küçük bir aşiret olduğunu; hatta Moğolların elinden kaçtıktan sonra Anadolu'ya gelişlerinde Müslüman olmuş olabileceklerini; yeni Müslüman olmanın heyecanıyla gayr-i müslimleri de zorla İslâmlaştırdıklarını; aslında kendi nüfuslarının az olduğunu, ancak dine dayanan yeni bir Osmanlı ırkı meydana getirerek yerli Rumları da yanlarına aldıklarını; harb esirlerinin İslâm'ı kabul etmesinin onlar için imtiyaz olduğunu ve kısaca Osmanlı Devleti'nin kuruluşunu yeni bir dinle yeni bir ırk ortaya çıkarmaya borçlu bulunduğunu açıklamaktadır. Bu görüş daha sonra gelen tarihçiler tarafından, özellikle Fuad Köprülü tarafından şiddetle tenkit edilmiştir. B) P. VVittek, Osmanlı Devleti'nin tam bir gazi devlet özelliğini taşıdığını, teşkil ettiği uc kültürü ile Osmanlıların fethedilen yerler halkına tam bir müsamaha içinde yaklaştıklarını ve bunun da kaynaşmayı kolaylaştırdığını ifade etmektedir. 4 İbn-i Kemal, Tevârih-i Âl-i Osman, I. Defter, sn. 201-204; Lütfi Paşa, Tevârîh-i Âl-i Osman, sn. 17-27; Âlî, Künhü'l-Ahbâr, Ahmed Uğur neşri, sh. 2941, Köprülü, Fuad, Osmanlı Devleti'nin Kuruluşu, Ankara 1994, sn. 3-5, 68-73; Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, c. I, sh. 93-103; Gibbons, H. A., The Foundation of the Ottoman Empire, chapter I; Tevkil Mehmed Paşa Tarihi, TOEM, nr. 79, sh. 87 vd.; Kantemlr, c. I, sh. 57-58; Köprülü, M. Fuad, "Osmanlı İmparatorluğu'nun Etnik Menşei Mes'elesi", Belleten, c. VII, sayı 28(1943), sh. 219-313; Köprülü, M. Fuad, "Kavı Kabilesi Hakkında Yeni Notlar", Belleten, c. VIII, sayı 31(1944), sh. 421-452. -¦¦'. /¦ = ¦ ¦-..-. -., .. ,32 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI C) F. Giese ise, Gibbons'u şiddetle tenkit ettikten sonra, Osmanlının kuruluşunun maneviyat erenlerinin gayretiyle mümkün olduğunu ve ahilerin rolünün asla inkâr edilemeyeceğini açıklamaktadır. D) Balkan tarihçileri, başta Iorga olmak üzere, Osmanlı Devleti'nin vahdetçi ve muhafazakâr tavrı sebebiyle, Bizans'ın anarşi ve terör havasından bıkmış köylü ve askerlerinin (akritoi), kültür, din ve medeniyet konusundaki devamlılığı da

müşahede edince, düşünmeden ve kitleler halinde Osmanlı'ya teslim olduklarını açıkça beyan etmişlerdir. E) Bütün bu görüşleri yazdığı önemli eseriyle tahkik ve tenkit eden Fuad Köprülü, Gibbons'un Osmanlı Aşiretinin önemsiz bir aşiret olduğu görüşü ile yeni ihtida iddiasını haklı sebeplerle reddederken, Osmanlı Devleti'nin tamamen dinî sebeplerle olan yükseliş tarzına, bazen aşırıya varan tarzda itiraz etmektedir. Fuad Köprülü, bütün meseleyi, Ahlat'tan Domaniç'e gelen Ertuğrul Bey ve neslinin insan yapısına bağlamaya çalışmaktadır. Bu arada Ahilerin Giese tarafından ifade edilen kuruluştaki rollerini mübalağalı bulmaktadır. Köprülü, kuruluşda, Moğolların baskısı sonucu Anadolu'ya göç eden Türkmenlerin gaza ruhu ile Bizans topraklarını Dâr'ül-İslâm yapmak üzere gayretlerinin; Selçuklu Devletinin zaafa düşmesi ve Anadolu Beyliklerinin kurulması gibi bu dönemde meydana gelen büyük siyasi olayların; Türklerin sahip olduğu etnik özelliklerin; Osmanlı kabilesinin asil oluşunun; Anadolu'da oluşan Gâziyân-ı Rum, Âhiyân-ı Rum, Bâciyân-ı Rum ve Abdalân-ı Rum gibi askerî, sosyal ve iktisadî grupların; nihayet Osmanlı Beyliğinin bulunduğu yerin jeopolitik durumunun; diğer beyliklerin Osmanlı Beyliğine karşı hasmâne tutum içine girmemelerinin ve benzeri sebeplerin, Osmanlı Devleti'nin kuruluşunda ve inkişâfında önemli rolleri olduğunu uzun uzadıya açıklamaktadır. Fuad Köprülü'nün gaza ruhunun ve i'lây-ı kelimetullah gayesinin bu konudaki rolünü küçümsediği kanaatindeyiz. F) Bu arada son zamanlardaki görüşleri de özetleyen Halil İnalcık, Balkanlarda Osmanlı'nın yayılışının tamamıyla muhafazakâr bir karakter taşıdığını, ânî bir fetih ve yerleşme mevzubahis olamayacağını, eski Rum, Sırp ve Arnavut asil sınıfları ve askerî zümrelerinin (voynuklar ve lagatorlar gibi) yerlerinde bırakılarak mühim bir kısmının Hıristiyan tımar erleri olarak Osmanlı tımar kadrosuna sokulduğunu, delilleriyle anlatmaktadır. Osmanlı Devleti'nin hiçbir zaman İslâmlaştırma politikası gütmediği şeklindeki görüşün ise, kısmen yanlış anlaşıldığı kanaatindeyiz. Bütün bu görüşleri değerlendirdiğimizde, problemin İslâm'ın fetih ve harble ilgili hükümlerinin incelemeden meseleye yaklaşmak olduğunu rahatlıkla ifade edebiliriz. Zikredilen sebeplerin elbette ki Osmanlı Devleti'nin kuruluşunda büyük etkileri olduğunu, ancak asıl mesele Osmanlıların devlet kurma ve idare etmedeki ilahi kabiliyetlerinin yanında, doğru İslâmiyet'i ve İslâmiyet'e layık doğruluğu yaşamaları ve ilk fetih yıllarında İslâm'a olan bağlılıklarının tam olarak devam etmesidir. Çünkü şu Müslüman Türk Devletinin bir zamanlar, bütün Avrupa'nın büyük devletlerine karşı hayatını ve varlığını devam ettiren, devletin ordusundaki Kur'ân'dan alınan şu fikirdir: "Ben ölsem şehidim, öldürsem gaziyim" Gerçekten Kosova muharebesine çıkan Murad Hüdavendigar, "Yârab! beni din yolunda şehid, ah ir ette said et" demiş ve istediği olmuştur. Bu ruh ile şahlanan şanlı ecdadımız, şevk ile ve aşk ile ölümün yüzüne gülerek bakmış; daima Avrupa'yı titretmiştir. Merak edenlere sormak istiyorum; şu dünyada basit fikirli ve saf kalpli olan genç askerlerin ruhunda öyle manevi ve yüksek fedakarlığa sebebiyet verecek ham, edilebilir? Bu iman ve ide kıt'aya hükmetmiştir ğını ise, 107l'de M-1 ¦••; Alparslan'dan dinleye1 -düşersem vurulduğum yre• gibi din ve devlet İçin dovu Osman Bey de olum ı mesleğimiz Allah \ Tarih bize gö bağlanmış isek sizdir ve düşnv zaman açık savaşta yf. bizi içimizden h-mücehhez o/urs, bataryaları boş oldu§u mw Hamaset gı? sedip de ifade c sonra bazı hususi, a) Osmanlıla bulundukları •"'-.mühlmrofe, b; Su arada t iktisadî açıcfa zulmetmesi, i pa'dan deste-destekleyeni.c) Anca? etkileyen hai1 şekild! olsa gr ¦Osman: din hürriyeti : edilen zimrtv mümkün dec (mesela vali, Osmanlıların Mihaller ve b> lar, zorla İs! ; yayma gayes ğı yok etme girdikleri olmı - Bilindm ¦•fi BİLİNMEYEN OSMANLI 33 le I e

verecek hangi şey gösterilebilir? Hangi duygu bu manevî değerlerin yerlerine ikame edilebilir? Bu iman ve idealin istikametinde yürüyen "devlet-i ebed-müddet" asırlarca dört kıt'aya hükmetmiştir ve medeniyet götürmüştür. Bu şanlı tarihin temelinin nasıl atıldığını ise, 1071'de Malazgirt'te konuşan ve sesi tarihin derinliklerinden bize akseden Alparslan'dan dinleyelim: "Din ve devlet yolunda sırf Allah rızası için savaşacağız. Eğer şehid düşersem vurulduğum yere gömünüz, bir adım geriye bile değil... hükümdar olarak değil, bir er gibi din ve devlet için dövüşeceğim". Bu sesi duyan ve bu ruhla Osmanlı Devletini kuran Osman Bey de ölüm döşeğinde aynı ruhu oğlu Orhan'a da aşılamaktadır. "Oğlum, mesleğimiz Allah yoludur. Kuru kavga değildir". Tarih bize gösteriyor ki, biz Müslüman Türkler, ne derece mânevi değerlerimize bağlanmış isek ilerlemişiz. Ne vakit manevî değerlerimizden uzak kalmışsak, gerilemi-şizdir ve düşmanlar bizi can damarımızdan vurmuşlardır. Bilesiniz ki, düşman bizi hiçbir zaman açık savaşta yenememiştir. Daima tehlikeyi, kurtuluş reçetesi olarak göstererek bizi içimizden hançerlemiştir. Bir milletin maddî bataryaları ne kadar modern silahlarla mücehhez olursa olsun ve o millet isterse imparatorluk seviyesine yükselsin, manevî bataryaları boş olduğu müddetçe yıkılmaya mahkumdur. Hamaset gibi görülen bu cümleler, aslında Gibbons'un, VVittek'in ve Giese'nin hissedip de ifade edemedikleri duygular olduğu kanaatini taşıyoruz. Bu genel girişten sonra bazı hususları ifade edeceğiz. a) Osmanlıların hem Allah'ın kendilerine ihsan ettiği etnik özellikleri ve hem de bulundukları mevkiin her açıdan fetih ruhuna uygun olması, kuruluş ve gelişmelerinde mühim rol oynamıştır. b) Bu arada kendilerine düşman olan Bizans'ın yıkılma noktasına gelmesi, kendini iktisadî açıdan devam ettirebilmesi için vergi ve idare açısından kendi vatandaşlarına zulmetmesi, Bizanslılar, Sırplar ve Bulgarların Ortodoks olmaları hasebiyle, bazen Avrupa'dan destek yerine köstekle karşılaşmaları, elbette ki yukarıda zikredilen sebepleri destekleyen etkenler olmuştur. c) Ancak yerli ve yabancı tarihçilerin Osmanlı Devleti'nin kuruluş ve gelişmesini etkileyen haller olarak açıkladıkları sebeplerin, aslında Osmanlı Devleti'nin doğru bir şekilde İslâm Hukukunun hükümlerini uygulamalarıdır şeklinde özetlemek daha doğru olsa gerektir kanaatindeyiz. -Osmanlı Devleti'nin din hürriyeti konusundaki müsamahası, İslâm Hukukundaki din hürriyeti prensibinin aynıyla uygulanmasıdır. Bir İslâm ülkesinde vatandaşlığa kabul edilen zimmîlerin, dinlerine müdahale edilmesi ve hele İslâm'a girmeye zorlanması mümkün değildir. Ancak Müslüman olması ile, Müslümanlara ait bazı imtiyazlı haklar (mesela vali, sancak beyi ve hatta sadrazam olabilme hakları) elde etmesi, elbette ki, Osmanlıların bu tutumunu gören gayr-i müslimlerde olumlu etkiler yapmıştır. Gâzî Mihaller ve benzeri Hıristiyan asıllı kahramanlar bunun neticesidir. Dolayısıyla Osmanlılar, zorla İslâmlaştırmamışlardır; ancak i'lây-ı kelimetullah diye ifade edilen İslâm'ı yayma gayesinden asla taviz vermemişlerdir. Yerli halk, bu müsamahayı ve Hıristiyanlığı yok etme gibi planlarının olmadığını görünce, Osmanlıya ve İslâm'a kitleler halinde girdikleri olmuştur. - Bilindiği gibi, İslâmiyet, gayr-i müslimlere sadrazamlık, valilik, sancakbeylik, belli 34 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN' yerlerde kadılık ve devlet başkanlığı gibi görevlerin dışında (vezâret-i tefvîz manasını taşıyan görevler), diğer vazifelerin verilmesinde (vezâret-i tenfîz manasını taşıyan görevler, tımar eri, subaşı, gayr-i müslimlere kadılık) sakınca görmemiştir. Osmanlılar kuruluş döneminde bu prensibi eksiksiz uygulamışlardır. Bu sebeple Sırplar, Bulgarlar ve diğer Balkan milletleri, voynuk, lagator ve martoloslar adı altında askerî ve idarî görevlerde istihdam edildikleri gibi, kendilerine tımar ve ze'âmet de verilmesi ihmal edilmemiştir. - Osmanlı Devleti, İslâm'a aykırı olmayan ve ama insanlığa yararlı olan müesseselerin ve kanunların, başka dinlere ve milletlere ait olsa da, iktibas edilmesinde veya vatandaş olan gayr-i müslim tebaanın kendi inanç ve âdetleriyle

başbaşa bırakılmasında hiçbir mahzur görmemiştir. Bu sebeple, bazı tarihçilerin ifade ettiği uc kültürü, zaten Müslüman Türk kültürünün bir parçasıdır. Sonradan buna riayet edilmediyse, bu, sonrakilerin hatasıdır. - Bütün bunlara maneviyât erenlerinin gayretleri de ilave edilince, yedi düvele karşı cihad yürüten Osmanlı Devleti'ni durdurmak mümkün olmamıştır. Meseleye böyle bakmak gerekir kanaatindeyiz5. 6. Osmanlıların kuruluş ve gelişmesinde, özellikle Wittek'in üzerinde durduğu maneviyât erenlerinin yani Gâziyân-ı Rum, Âhiyân-ı Rum, Bâcıyân-ı Rum ve Abdalân-ı Rum'un etkileri hakkında neler biliyoruz? Osmanlı Devleti'nin ulu çınarı, medrese, cami ve tekke üçlüsünden aldığı iman suyu ile büyümüş ve 600 sene hayatiyetini devam ettirmiştir. Bu üçlü, liyakatli âmirler ve ilmiyle amel eden âlim ve meşâyıhların da desteğiyle, tasavvuf vasıtasıyla, İslâm âleminin içinde kudsî bir rabıta olan kardeşliğin inkişâfına ve gelişmesine en önemli sebep olmuşlardır. Gerçekten küfür âleminin ve Hıristiyan dünyasının sinsî siyâsetleri ile İslâmiyet'in güneşini söndürmek için vâki olan müthiş hücumlarını, üç mühim ve sarsılmaz kale olan medrese, cami ve tekke üçlüsü koruyabilmiştir. Bu sebepledir ki, Osmanlı ulu çınarı kendi zamanında Osman Bey'in koskoca Bizans İmparatorluğu karşısındaki fetih ve zaferlerinin arkasında, Alp Gündüz, Gazi Rahman, Akça Koca ve Köse Mihal gibi büyük gaziler kadar, İslâm âleminin değişik bölgelerinden ve özellikle Horasan'dan gelen erenlerin yani Sadreddin Konevî'ler, Mevlânâ Celâleddin Rûmîler, Dursun Fakih'ler, Şeyh Edebali'ler, Ahi Evran'lar ve Şeyh Baba İlyas'ların bulunduğunu başta Osman Bey olmak üzere bütün Osmanlı Padişahları görmüş ve hissetmiştir. Sultân Orhan Gâzî'nin Bursa'yı fethedip Rumeli'ye yönelişinde, elbette ki Lala Şahin ve Hayreddin Paşa'lar kadar Molla Davud-ı Kayserî'lerin, Çandarlı Kara Halil'lerin, Karaca Ahmed'lerin ve Geyikli Baba'ların da payları vardır. Sultân Murâd Hüdâvendigâr Kosova'da şehâmet destanları yazarken, yanında cihâd eden Gâzî Evrenos'lara, Kutlu Beğlere, Kara Timurtaş ve Hacı İl Begi'ne dayandığı kadar, Molla Muhammed Cemâlüddin Aksarayî'lere, Molla Fenarî'lere, Koca Efendi'lere ve Şeyh Hacı 5 Köprülü, Osmanlı Devleti'nin Kuruluşu; Gibbons, H. A., The Foundation of the Ottoman Empire, chapter I; İ-nalcık, Halil, The Ottoman Empire, The Classical Age 1300-1600, Phoenix 1994, sh. 5-8; "Stefan Duşan'dan Osmanlı İmparatorluğuna, Osmanlı İmparatorluğu", Toplum ve Ekonomi, İstanbul 1993, 67-108; Ahmed Tevhid, "Ankara'da Ahiler Hükümeti", TOEM, nr. 19, sh. 1200-1204; Okyay, Rıfat, Osmanlı Devleti'nin Kuruluşu, İstanbul, sh. 20-44. Bektaş Velilere dt Hıristiyan â:< Ali Paşalar,,..... denen Şeyh Tapduk Emf Molla Şemse: İşte Âşr müstakil teşt A) 6izl> diye bilinen c unvanıyla anıl. devam rını ve ; re'îs'ül-fityJn, B)* ırafıno; ,,- , bazıiçisyae lirgin '¦ Iriiği ku bunların ¦¦ ¦ ne.1 reis tayir fütik kurmuş ve; esnaf . olup, gayret mıştır", yeletopla kank_ nizâmlanra Kısa; tutun nışma sat Fûtu teşk, C)Mcı, hanımları ks fil iLj L' lariîi.,

BİLİNMEYEN OSMANLI 35 Bektaş Velilere de dayanmış ve onlardan manevî imdâd taleb eylemiştir. Ve nihayet Hıristiyan âleminin korkulu rüyası Sultân Yıldırım Bâyezid Niğbolu Zaferini kazanırken, Ali Paşalar ve Timurtaş Paşalar kadar, Şeyh Hâmid bin Musa Kayserî'ler, Emir Sultân denen Şeyh Şemseddin Muhammed Buhârî'ler, Şeyh Abdurrahman-ı Erzincânî'ler, Tapduk Emre'ler, Yunus Emre'ler, Şeyh Kutbuddin İznikî'ler, Hacı Bayram Veli'ler ve Molla Şemseddin Fenarî'lerden manevi yardımlar almıştır. İşte Âşıkpaşa-zâde, bu maneviyât erenlerinden Anadolu'da bulunan büyük ve müstakil teşkilâtlar tarzında bahsetmektedir ki, bunlar sırasıyla şunlardır: A) Gâziyân-ı Rum = Gâzîler ve Alpler: Daha evvel Türk toplumlarında Alpler diye bilinen bu mana ve madde kahramanları, Türkler Müslüman oldukdan sonra Gazi unvanıyla anılır olmuşlardır. Anadolu Selçuklularının yer yer Alp unvanını kullanmaya devam ettikleri anlaşılmaktadır. Bunlarla kastedilen, vatan, millet ve din uğruna canlarını ve mallarını feda eden erler, ordu ve şehirlerdeki belli sınıf kahramanlardır. Bunlara re'îs'ül-fityân, ayyârların başı veya sipâhsâlâr-ı gâziyân da denmektedir. B) Âhiyân-ı Rum: Anadolu Ahileri: Ahî teşkilâtı, fütüvvet teşkilâtının Türkler tarafından geliştirilen ve özellikle Anadolu'da yayılmış bulunan bir şeklidir. Moğol istilası ve bazı iç isyanlar sebebiyle Müslüman Türklerin birliği bozulmuş ve halk önemli ölçüde tedirgin olmuştu. İşte böyle bir buhran döneminde halkı birbirine sevdiren ve yeniden birliği kuran manevî liderler ortaya çıkmıştır. Mevlâna, Yunus Emre ve Ahî Evran da bunların ileri gelenleridir. Ahi Evran esnafın birlik ve beraberliğini, zaviye ve tekkeleri birer meslek kuruluşları haline getirerek bu görevi ifa etmiştir. Müslüman Türkler, genellikle bekâr gençlerden san'at ve meslek sahibi olanların bir araya gelerek kendilerine reis tayin ettikleri şahsa ahi adını vermişler ve bu cemiyete de eskiden olduğu gibi fütüvvet demişlerdir. Şu anda Kırşehir'de medfûn olan Ahi Evran (1306 yılına kadar hayatta olduğu sanılmaktadır), ahlakla san'atın ahenkli bir birleşimi olan ahi teşkilâtını kurmuş ve o denli itibarlı bir hale getirmiştir ki, bu durum yüz yıllar süresince bütün esnaf ve san'atkârlara yön vermiştir. Osman Gâzî, kılıcını ahi usulüne göre kuşanmış ve Orhan Gâzî ise ahiliğin önemli bir savunucusu olmuştur. Kısaca "ahilik millî bir birlik olup, gayretleri neticesinde Osmanlı Devleti gibi büyük bir devlet ortaya çıkmıştır". Fütüvetnâmelerden öğrendiğimize göre, bunların da toplantı yerleri tekke ve zaviyelerdir. 740 maddeyi bulan fütüvvet nizâmnâmeleri vardır. Zaviyeler bir merkezde toplanmıştır. Her meslek erbabının bir ahi baba denen reisi mevcuttur. Bu reisin başkanlığında bütün üyeler, çalışma esaslarını, giyimlerini ve hareket tarzlarını teşkilâtın nizâmlarına uydurmak mecburiyetindedirler. Reislerine şeyh veya ihtiyar da derler. Kısaca Asya'dan gelen san'atkâr ve tüccar Türkler'in, Ön Asya'daki yerliler karşısında tutunabilmeleri ve beraber yaşayabilmeleri, ancak aralarında bir teşkilât kurarak dayanışma sağlamalarıyla mümkündü. İşte bu zaruret, dinî ahlâkî kaideleri Fütüvvetnâmelerde zaten mevcut olan bir esnaf ve san'atkârlar kaynaşma ve kontrol teşkilâtının yani ahiliğin kurulması sonucunu doğurdu. C) Bâcıyân-ı Rum: Bu tabir ile uc beyliklerindeki Türkmen kabilelerinin cengâver hanımları kasdedilebileceği gibi, hanımlara ait tekke mensupları da kasdedilmiş olabilir. D) Abdalân-ı Rum: Bunlara biz Horasan Erenleri de diyoruz. Osmanlı kaynaklarında zikredilen abdal ve baba lakabını taşıyan ve ilk Osmanlı sultanlarıyla beraber 36 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI harblere katılan tahta kılıçlı ve cezbeli dervişler bu gruba girdiği gibi, cevabın başında zikredilen maneviyât erenleri de bu gruba girmektedir. Bu tabiri, Bektaşi Babaları veya Alevî Dedeleri diye açıklamak, Osmanlı tarihini bilmemek olur. Zira, mesela Şakâık'da, Osmanlı Devleti'nin kuruluş safhasında, kimlerin etkili oldukları, bunların İslâmi eserleri ve şahsiyetleri hakkında ayrıntılı bilgiler bulunmaktadır.

Kısaca bu dört teşkilât Osmanlı Devleti'nin kısa zamanda kurulmasında ve maddimanevî açılardan fethedilen toprakların ihya olunmasında çok etkili rol oynamışlardır6. 7. Osman Bey hakkında özet bilgi verir misiniz? Kaç hanımı, kaç çocuğu vardı ve zamanında mevcut olan büyük âlimler kimlerdi? Osmanlı toprakları onun zamanında ne kadar büyüdü? Osman Bey, Osmanlı Devleti'ni ve Osmanoğullarını kuran ve adını devletine ve soyuna vermiş bulunan ilk Osmanlı Sultânıdır. Kendisine Kara Osman, Fahruddin ve Mu'înüddin de denmiştir. Osman Gâzî, hayatının sonuna kadar emîr yani bey olarak anılmıştır; vefatından sonra Hân ve Sultân denmiştir. Çünkü hayatının sonlarına doğru uc beyi olmuştur. Osman Bey, 1258 tarihinde Söğüd'de veya Osmancık'da dünyaya geldi. Babası Ertuğrul Gâzî ve annesi Halîme Hâtun'dur. 24 yaşındayken babasının yerine geçti. Osman Gâzî, önce Kastamonu'daki Çobanoğullarına, sonra da Kütahya'daki Germiyanoğullarına bağlı idi. Onlar da Selçuklu Sultânına bağlıydılar. İlk evliliği, 1280 civarında, Sultân Orhan'ın annesi ve Selçuklu vezirlerinden Ömer Abdülaziz Beyin kızı olan Mâl Hâtûn iledir. 1289 yılına doğru Şeyh Edebali'nin kızı Rabî'a Bâlâ Hâtûn ile evlenince, nüfuzu ve kudreti arttı. Bu hanımından da Şehzade Alâ'addin dünyaya geldi. 1281 yılında babasının yerine aşiret beyi olan Osman Bey, bir görüşe göre, Selçuklu Sultânı II. Gıyâseddin Mes'ûd'un 1284'de Söğüd ve çevresinin kendisine tahsis edildiğine dair olan fermanı ve yanında hediye ettiği ak sancak, tuğ ve mehterhane ile uc beyi olmuştur. 1288 veya 1291 tarihinde Karacahisâr'ı fethetmesi ve Dursun Fakih'e kendi adına hutbe okutması, Osman Bey'in yarı istiklâlini kazanması demektir. Osman Gâzi'nin Bizans sınır şehirlerini birer birer fethetmesi üzerine telâşa düşen Bizanslılar onu ortadan kaldırmak için bir düğün vesilesiyle bir baskın hazırlarlar. Baskına baskınla cevap veren Osman Bey, 1299 yılında Yarhisâr ve Bilecik'i fethetti ve beylik merkezini Bilecik'e nakletti ve fitneye sebep olan Yarhisâr Tekfurunun kızı Nilüfer'i (Holofura'yı) oğlu Orhan ile evlendirdi. Bu tarih, daha önce açıklanan sebeplerle Osmanlı Devleti'nin kuruluş yılı kabul edildi. 27 Ocak 1300'de Selçuklu Sultânı III. A-lâ'addin Keykubad'ın saltanat alâmeti olan tabi, alem ve tuğu Osman Beye bir ferman 6 Köprülü, Osmanlı Devleti'nin Kuruluşu, sh. 83-102; Âşıkpaşa-zâde, Tarih, sh. 204-206; Mehmed Ali Şevki, "Osmanlı İmparatorluğu'nun Kuruluşu Bahsi", sh. 3051; Ergin, Mecelle-I Umûr-i Belediye, 1/537-551; Ahmed Tevhid, "Ankara'da Ahiler Hükümeti", sh. 1200-1204; Çağatay, Neşet, Bir Türk Kurumu Olan Ahilik, Ankara 1974, sh. 56-90; Wittek, Paul, The Rise of the Ottoman Empire, London 1938; Bayram, Mikail, "Anadolu Selçukluları Devrinde Anadolu Bacıları (Baciyan-ı Rum) Örgütünün Kurucusu Fatma Bacı Kimdir? ", Belleten c. XLV-2, sayı 180(1981), sh. 457-472; Taeschner, Franz, "İslâmda Fütüvvet Teşkilâtının Doğuşu Meselesi ve Tarihî Ana Çizgileri", Çev. Semahat Yüksel, Belleten, c. XXVII, sayı 142(1972), sh. 203-236; Çağatay, Neşet, "Anadolu Türklerinin Ekonomik Yaşamları Üzerine Gözlemler (Bu alanda ahiliğin etkileri)", Belleten, c. LII, sayı 203(1988), sh. 485-500. Bu dönemdeki maneviyât erenleri için bkz. Süleymaniye Kütp. Esad Efendi, nr. 2362, vrk.86/b-91/b. ,.. ile göndermesi ile artık yakın bir yerde Yenişehi bu fetihlerde kendisine ' hir'i; oğlu Orhan Bey'e ve Turgut Alp'e İnegöl'ü yılında İlhanlı Hükümdaı Osmanlı Devleti tamamen Bey'in Müslüman olması/ yılından itibaren çevrede / Bey'e devretti. 1324 yılı eden Osman Bey, vasiyeti 2.5 yıl sonra 1326 yılında £ Babasından 4800 km Bey'in Orhan ve Alâ'addin c Bey, Hamîd Bey, Pazarlı Be]

zamanında Osmanoğullarınıı Akyazı ve Hendek, Kütahy ilçelerini kapsıyordu, Osman Bey zamanında^ yarar vardır: Âlimlerden en I bin Ebî Kasım Karahisâ'-'Paşa, Şeyh Ulvân Çelet 8. Osmanlı Devleti1 Dündar'ı öldürme çıklar mısınız? Evvela bu olayın, ı bul edilmeyen bir göri geldiğinde, Amca Dün. Ayrıca Dimitri Kanteır vefat ettiğini belirtme Kemal gibi olayı nakle râviler eder ki...' # Şayet çok zayıf i halinde, t; Osman Bey ( tesirler gösterî dan ve nihayet İbft-ll ' İbn-l Kemal, Tev Âlî, Künhü'l-Ahbâr, d 24; Mehmed Zeki,' Tarihi, c. 1, sh. 1 "Osman I", İA; E "4 BİLİNMEYEN OSMANLI 37 ile göndermesi ile artık Osman Bey müstakil bir uc beyi olmuştu. 1301 yılında Bursa'ya yakın bir yerde Yenişehir'i kurdu ve saltanat merkezini buraya nakletti. Bu arada bütün bu fetihlerde kendisine yardım edenleri de unutmadı ve kardeşi Gündüz Bey'e Eskişehir'i; oğlu Orhan Bey'e Sultânönü'nü; Hasan Alp'a Yarhisâr'ı; Şeyh Edebalı'ya Bilecik'i ve Turgut Alp'e İnegöl'ü verdi ve Edebalı'nın torunu Alâ'addin'i yanında götürdü. 1308 yılında İlhanlı Hükümdarı Ahmed Gazan tarafından Selçuklu Devletine son verilince Osmanlı Devleti tamamen müstakil hale geldi. 1313'de Harmankaya Hâkimi Köse Mihal Bey'in Müslüman olmasıyla Mekece, Akhisar ve Gölpazarı Osmanlının eline geçti. 1320 yılından itibaren çevrede fazla görünmeyen Osman Bey, 1324 yılında beyliği oğlu Orhan Bey'e devretti. 1324 yılı Şubat ayında Bursa'nın fethini görmeden 67 yaşında vefat eden Osman Bey, vasiyeti üzerine, geçici olarak gömülü bulunduğu Söğüd'den alınarak 2.5 yıl sonra 1326 yılında Bursa'daki Gümüş Künbed'e defn olunmuştur. Babasından 4800 km2 olarak aldığı toprakları 16.000 km2'ye çıkaran Osman Bey'in Orhan ve Alâ'addin dışındaki çocukları şunlardır: Fatma Hâtûn, Savcı Bey, Melik Bey, Hamîd Bey, Pazarlı Bey ve Çoban Bey. Bugünkü mülkî taksimata göre, Osman Bey zamanında Osmanoğullarının ülkesi, Bilecik, Eskişehir merkez, Sakarya'ya bağlı Geyve, Akyazı ve Hendek, Kütahya-Domaniç ve Bursa ilinin Mudanya, Yenişehir ve İnegöl ilçelerini kapsıyordu. Osman Bey zamanındaki büyük âlimler ve şeyhlerden bazılarını da hatırlatmakta yarar vardır: Âlimlerden en önemlileri Mevlânâ Şeyh Edebalı, Dursun Fakîh ve Hattâb bin Ebî Kasım Karahisârî'dir. Maneviyât reislerinden ise, Şeyh Muhlis Baba, Şeyh Âşık Paşa, Şeyh Ulvân Çelebi, Şeyh Hasan Çelebi ve Baba İlyas mutlaka zikredilmelidir7. 8. Osmanlı Devleti'nde ilk kardeş katli olayının Osman Bey'in amcası Dündar'ı öldürmesiyle başladığı söylenmektedir. Özellikle bu olayı a-çıklar mısınız? Evvela bu olayın, Osmanlı tarihçileri tarafından meydana geldiği dahi ittifakla kabul, edilmeyen bir görüş olduğunu ifade etmek istiyoruz. Zira idam hadisesi meydana geldiğinde, Amca Dündar Bey, 100 yaşına yaklaşmak üzereydi diyen tarihçiler vardır. Ayrıca Dimitri Kantemir gibi bazı tarihçiler, Amca Dündar Bey'in Söğüd'e gelmeden vefat ettiğini belirtmektedirler. Demek ki, böyle bir olayın vukuu dahi şüphelidir. İbn-i Kemal gibi olayı nakleden tarihçiler, bu olaya olmuş gibi bakmamışlar ve sadece 'bazı râviler eder ki...' diyerek bir dedikoduya dikkat çekmişlerdir. Şayet çok zayıf bir ihtimal ile de olsa, bu olayın meydana geldiğini kabul etmemiz halinde, tarihçilerin nakline göre bu zayıf rivayet şöyledir: Osman Bey devrinde, amcası Dündar Bey, aralarındaki saltanat kavgasının menfî tesirler göstermesinden, Dündar Bey'in Osman Bey aleyhinde faaliyetlerde bulunmasından ve nihayet İbn-i Kemal'in zayıf bir rivayeti naklederken verdiği bilgilere göre, Bile7 İbn-i Kemal, Tevârih-i Âl-i Osman, I. Defter, sh. 70 vd.; 196-201; Lütfi Paşa, Tevârîh-i Âl-i Osman, sh. 17 vd.; Âlî, Künhü'l-Ahbâr, Ahmed Uğur neşri, sh. 4167; Mecdî Mehmed Efendi, Hadâik'uş-Şakâık, İstanbul 1989, sh. 20-24; Mehmed Zeki, "Köse Mlhal ve Mihal Gâzî aynı adam mıdır", TTEM, nr. 11(88), sh. 327-335; Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, c. 1, sh. 102-116; Öztuna, Devletler ve Hanedanlar

I-V, Ankara 1996, c. II, 101-102; Gökbilgin, M. Tayyib, "Osman I", İA; Elizabeth A. Zachariadou, Osmanlı Beyliği, 1300-1389, İstanbul 1997. 38 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI cik tekfurunun yakalanmasına fiilen engel olduğundan dolayı, bâği add edilerek idam edilmiştir. Burada had suçu söz konusudur. Zira devlete isyan mevzubahistir. 1289 veya 1302 yılında meydana geldiği bazı tarihçiler tarafından zayıf bir rivayet olarak nakledilen bu olayda, Dündar Bey'in Bilecik ve Yarhisar Tekfurlarının, Osman Beyi öldürmek üzere tertip ettikleri plandan ve hileden haberdar olduğu ve Osman Bey'in karşı planla olayı bastırdıkdan sonra amcasını öldürdüğü nakl olunmaktadır. Düzmece Mustafa olayı sebebiyle bir Yunan tarihçisinin kaleme aldığı şu satırlar, Osmanlı Hânedânındaki erkek evlâtların ne kadar merhametsiz bir şekilde, Bizans ve benzeri düşmanlar tarafından Osmanlı Devleti'ne karşı kullanıldıklarını açıkça göstermektedir: "Akıllı Romalıların, giriştikleri bu işleri daha evvel Timur'un Bâyezid'le harb ettiği, onu yakaladığı ve ordusunu imha ederek onu mağlup ettiği zaman yapmaları zarureti vardı. Şimdi değil; zira Türkler toparlandılar. Orada o kadar akıllı ve cesur Roma İmparatorları gelip geçtiler ki, ne diyeyim?". Yani Yunanlı tarihçi, neden Roma İmparatorlarının Düzmece Mustafa olayı gibi diğer Osmanlı çocuklarını da Osmanlı Devleti'nin aleyhine kullanamadılar diyerek, geçmiş İmparatorlar adına bir nevi hayıflanmaktadır. Konunun asıl ayrıntılı izahını ise, Fâtih devri soruları içinde bulunan Kardeş Katli ile alakalı soruların cevabında yapacağız. Netice olarak, Dündar Bey olayının meydana gelmediği kanaatindeyiz. Şayet gelmiş olsa dahi, eğer anlatılan olaylar doğru ise, zaten had cezası olarak idam cezasının verildiğini söylemek mümkündür8. 9. Osmanlı Devleti'nin manevî kurucularından olan ve kızını Osman Bey ile evlendiren Şeyh Edebalı kimdir? Kaynaklarda Ede Şeyh diye de geçen bu maneviyât eri, Karaman'da dünyaya gelmiştir. Asıl adının İmâdüddin Mustafa bin İbrahim bin İnac el-Kırşehrî olduğu bazı kaynaklarda yer almaktadır. Hanefi hukukçusu Necmeddin Ez-Zâhidî'den fıkıh ilmini öğrenen Edebalı, sonradan Şam'a giderek oradaki âlimlerden İslâmî ilimler dersini tamamladı. Şam'dan döndükten sonra kendisini tasavvufa veren Şeyh Edebalı, Bilecik'te bir zaviye kurdu ve halkı irşada başladı. İşte bu sırada âlimleri ve maneviyât erlerini çok seven Osman Bey ile tanıştı ve o-na dinî ve idarî konularda danışmanlık yaptı. Bir seferinde Osman Bey, Şeyh Edebalı'nın zaviyesinde misafir kaldığında, herkesin dilden dile naklettiği ve bazı tarihçilerin de Ertuğrul Gâzî'ye isnad ettiği meşhur rüyasını görmüştür. Bu rüyaya göre, Şeyhin koynundan çıkan bir ay Osman Gâzî'nin koynuna girer; aynı anda göbeğinde bir ağaç biter ve gölgesi bütün dünyaya yayılır; ağacın altından dağlar yükselir ve dağlardan da ırmaklar akmaya başlar. Bu rüyasını Şeyh Edebalı'ya anlatan Osman Gâzî'ye Şeyh'in cevabı aynen şöyledir: "Hak Te'âlâ sana ve nesline padişahlık verecek. Mübarek olsun. Kızım da senin helâlin olacak". Daha önce belirttiğimiz gibi, bazı kaynaklara göre, Şeyh Edebalı'nın Osman Gâzî ile evlendirdiği kızının a öğrendiğimize göre, Şey Sultân Orhan'ın annesi, kızı Bâlâ Hâtun'un oğlu is Şeyh Edebalı, Vefa) reislerindendir. Vefâilik is ile hiç bir ilgisi yoktur. B« (ıştır. Osmanlı Devleti'nin Fakih, Şeyh'in taleb<- J:-de bu zatın talebEdebalı'nın Bektaşilif Şeyh Edebalı. diğimize göre, son i Edebalı'ya Kozağa burayı vakfetmiştir^ Gâzî'nin hanımı ile I büyüklerinden MollJ yakınları defn olunmff 10. Sultân Orh zamanında hem de ¦ misiniz? Orhan Bey,: ğimiz gibi, annesi I Abdülaziz Bey'in Şücâ'uddin gibi E 36 veya 43 yafl olan Orhan Bey, 1 Hacı Kemâlüddlnı gelen Molla Tâceddfnf Bilecik sonra da I meşveret etme Devleti, Orhan i Orhan Bey, gibi kahramanlar»! 8 Neşri, Kitâb-ı Cihânnümâ, c. I, sh. 95, İbn-i Kemal, Tevârih-i Âl-i Osman, I. Defter, sh. 130-131; Hayrullah E-fendi, Devlet-i Aliyye-i Osmaniyye Efendi, İstanbul 1864, c. II, sh. 33 vd.; Akman, Mehmed, Osmanlı Devleti'nde Kardeş

Katli, İstanbul 1998, sh. 43-46. ....... ...... .... : * BA, MüMmmtt Âşıkpaşa-zMe, T Defter, (neşr. ! Tevârih-i Âl-l Osm», 4 sh 107108. BİLİNMEYEN OSMANLI 39 ile evlendirdiği kızının adı, Mal Hâtun'dur. Ancak Sultân Orhan'a ait bir vakfiyeden öğrendiğimize göre, Şeyh Edebalı'nın kızının adı Rabî'a Bâlâ Hâtun'dur. Dolayısıyla Sultân Orhan'ın annesi, bir Selçuklu veziri olan Ömer Bey'in kızıdır. Şeyh Edebalı'nın kızı Bâlâ Hâtun'un oğlu ise Şehzade Alâ'addin'dir. Şeyh Edebalı, Vefâiyye tarikatına mensuptur ve aynı zamanda Anadolu Ahilerinin reislerindendir. Vefâilik ise, Şâzelî Tarikatının bir koludur. Bektaşi veya Haydarî tarikatı ile hiç bir ilgisi yoktur. Bektaşi menkıbelerine dayanarak böyle bir irtibat kurmak yanlıştır. Osmanlı Devleti'nin ilk kadı ve müftüsüdür demek daha doğrudur. Zira Dursun Fakih, Şeyh'in talebesidir ve Osmanlı Devleti'nin ikinci kadısıdır. Çandarlı Kara Halil'in de bu zatın talebeleri arasında bulunduğu söylenmektedir. Netice olarak, Şeyh Edebalı'nın Bektaşilik veya Alevîlikle ilgisi yoktur. Şeyh Edebalı 1326 veya 1327 yılında Bilecik'te vefat etmiştir. Belgelerden öğrendiğimize göre, son zamanlarında kızı ve torunu Alâ'addin Bey ile Bilecik'te oturan Şeyh Edebalı'ya Kozağaç Köyünün vergi gelirleri tahsis edilmiş ve kızı Rabî'a Bâlâ Hâtûn da burayı vakfetmiştir. Bilecik'te Şeyh Edebalı Zaviyesinde türbesi olup burada Osman Gâzî'nin hanımı ile birlikte Edebalı'nın hanımı, Şeyh Edebalı, Dursun Fakih, zamanının büyüklerinden Molla Hattab-ı Karahisarî, Şeyh Muhlis Baba ve Şeyh Edebalı'nın bazı yakınları defn olunmuşlardır9. II-ORHAN BEY ZAMANI 10. Sultân Orhan'ı kısaca anlatır mısınız? Çocukları, hanımları ve onun zamanında Osmanlı Devleti'nin genişleme boyutları, hem toprak ve hem de devlet teşkilâtı açısından durumu hakkında kısa bilgiler verir misiniz? Orhan Bey, 1281 (veya 1288) de Söğüt'te dünyaya geldi. Daha önce de ifade ettiğimiz gibi, annesi Mal Hâtûn Osman Bey'in ilk hanımı ve Selçuklu Vezirlerinden Ömer Abdülaziz Bey'in kızıdır. Osmanlı padişahlarından Sultân, Hân, Seyfüddin ve Şücâ'uddin gibi unvanları ilk olarak hakkıyla elde eden ve kullanan zattır. 1324 yılında 36 veya 43 yaşında babasının yerine Osmanlı Beyliğinin uc beyi oldu. Askerî bir deha olan Orhan Bey, kısa zamanda şöhretini dünyaya duyurmasını, ilmiyeden gelen vezir Hacı Kemâlüddin oğlu Alâ'addin Paşa, kardeşi ve veziri Alâ'addin Paşa, yine ilmiyeden gelen Molla Tâceddin Kürdî ve Vezir Hayreddin Paşa, vezir Lala Şahin Paşa ve de önce Bilecik sonra da Bursa Kadılığına getirilen Çandarlı Kara Halil gibi devlet adamları ile meşveret etmesine ve onların tecrübelerinden yararlanmasına borçludur. Osmanlı Devleti, Orhan Bey zamanında kurulmuştur. Orhan Bey, Köse Mihal, Turgut Alp, Şeyh Mahmûd, Gâzî Mihal Bey ve Ahi Hasan gibi kahramanların gayretiyle, senelerdir çevreden kuşattığı Bursa'yı 6 Nisan 1326 9 BA, Mühimme Defteri, nr. XXXI, sh. 217; TK, Defter-i Evkaf-ı Hüdâvendlgâr, nr. 585, vrk. 282/b-283/a; Âşıkpaşa-zâde, Tarih, sh. 6, 18, 20, 42, 99; Taşköprüzâde, Eş-Şekâık, sh. 4-5; İbn-i Kemal, Tevârih-i Âl-i Osman, I. Defter, (neşr. Şerafettin Turan), sh. 68-75, 92-95; Hüseyin Hüsâmeddin, Amasya Tarihi, II, 428; Lütfi Paşa, Tevârih-i Âl-i Osman, sh. 20-21, Şahin, Kâmil, "Edebalı", TDVİA, c. X, sh. 393-394; Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, c. I, sh 107-108. ¦ ¦¦ ¦ * 40 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI tarihinde fethetmiş ve Bey Sancağı adıyla oğlu Murad'a vermiştir. Artık Osmanlının merkezi Yenişehir değil Bursa'dır. Bu hadiseden sonra, 1327 senesinde Bursa Kadısı Cendereli (Çandarlı) Kara Halil ve vezir Alâ'addin'in tavsiyeleri ile saltanatın en önemli alâmeti olan ilk Osmanlı akçesini (son zamanlarda Osman

Bey'e ait bir sikke de bulunduğundan bu görüş nakz olunmuştur) yani sikkesini bastırmıştır. İlk darbhane de Bursa'da kurulmuştur. Osmanlı sınırlarının Karadeniz ve İstanbul Boğazına doğru ilerlediğini gören Bizanslılar, Darıca ile Eskihisar arasında bir yer olan Pelekanon'da Osmanlı ordularıyla karşılaşmışlar ve Osmanlılar İmparatoru yaraladıkları gibi, 1329 veya nihâî olarak 1331'de İznik'i fethetmişlerdir. İznik, Bizans açısından kudsî bir değere haizdi ve bunun farkında olan Orhan Bey, buradaki Ayasofya isimli Kiliseyi camiye çevirdi ve burada Osmanlı Devleti'nin ilk Üniversitesini kurarak başına da büyük âlim Kayserili Molla Davud'u tayin etti. İznik'i kurtarmak için hücuma geçen Bizans İmparatorunu, kaçmaya mahkum eden Orhan Bey, böylece 1335'e doğru bütün İslâm âleminde ve Avrupa'da Sultân unvanıyla anılmaya başlandı; sonra da sulh yolunu tercih etti. Bu arada Bizans İmparatorunun kızı Prenses Theodora ile evlendi. Bizans ile sulh yapan Sultân Orhan, bu sefer Anadolu fetihlerine yöneldi ve 1345'e doğru ilk olarak bir Anadolu Beyliğini yani Balıkesir merkezli Karesi Beyliğini Osmanlı Devleti'ne ilhak etti ve Anadolu'da 1354 yılında Ankara'ya kadar ilerledi ve orayı fethetti. Güneyde Çandarlı Körfezine dayanan Osmanlılar, Marmara Denizinin güneyindeki son toprakları da Bizans'ın elinden aldı; Üsküdar Osmanlı Devleti'nin eline geçti. Candaroğullarma bağlı Uluğ Beyoğulları Beyliği de Osmanlı Devleti'ne katıldı. Kayınpederi olan Bizans İmparatoru'nun kendisine saldıran Slavlar ve Bulgarlara karşı Orhan Bey'den yardım istemesi üzerine Osmanlı ordusu, evvela 3 Şubat 1347 yılında İstanbul'a girdi. Sonra döndü. Paşa'nın yardım ordusunun öncüsü Gâzî Umur Bey'dir. 1347'de Süleyman Paşa, İmroz'a çıkartma yapmak istedi, ancak püskürtüldü. 1349 yılında yardım için Rumeli'ye geçti, Selanik'e kadar geldi ve şehri Slavlardan kurtararak geri döndü. 1353 tarihinde, bu yardıma minnettar olan İmparator, Gelibolu yarım adasında, Çanakkale Boğazının Avrupa kıyısı üzerinde küçük Çimpe kalesini Avrupa'ya geçerken kolaylık olsun diye Süleyman Paşa'ya hediye etti. Daha önceki geçişlerden farklı olarak, artık Osmanlı Beyliği, Rumeli'nde hukuken ve fiilen var olmuşlardı. Türk tarihinin önemli olaylarından olan Rumeli'ye geçişin kahramanı Süleyman Paşa, Lüleburgaz ve Çorlu'yu da fethettikten sonra, 1357 yılında atının ayağının sürçmesi sonucunda düşerek vefat etti. Rumeli fetihlerini onun yerine Şehzade Murâd devam ettirdiyse de, bu acıya dayanamayan 81 yaşındaki Sultân Orhan, 1362 yılında Nisan ayının sonlarına doğru vefat etti. Orhan Bey, kaynaklardan öğrendiğimize göre hayatı boyunca 4 hanımla evlendi. Bunların aynı zamanda hanımları olduğu düşünülmemelidir. Bu hanımları ve bunlardan doğan çocukları sırasıyla şunlardır: 1) Nilüfer Hâtûn (Holofira): Yarhisar Tekfu'runun kızıdır; Müslüman olup Nilüfer adını almıştır. Süleyman Paşa, I. Murad ve Şehzade Kasım'ın annesidir. 2) Asporça Hâtûn: Bizans İmparatoru'nun kızıdır; Şehzade İbrahim ve Fatma Sultân'ın annesidir. Müslüman olmuştur. 3) Theodora Hâtûn: Müslüman olmadığı ve evliliğin kısa sürdüğü anlaşılıyor. Şehzade Halil'in annesidir. 4) Eftandise Hâtûn: Mahmûd Alp'in kızıdır. Sultân Orhan zama nik'deki ilk yüksek tahs halefi olan ve yaya ile Hoca, Osmanlı Devleti'n Kayseri ve maneviyât re Ahi Evran ve Musa Abdal 11. Sultân Orhan, m bul edilmektedir; re, imza attığı ilk Sultân Orhan'ın Devleti'nin bir > dan dolayıdır. Sult 1) Orhan Bey, lerinden olan akçe)* Kara Halil'in tavsly halifenin adı; tarafından bastırıldı} sikkenin bulunması,! 2) Osmanlı I Bey'in zamanında 1 Alâ'addin Paşa leyman Paşa da Alp, Kara Mürsel, \ 3) Sultân Ort dına yaya adını \ da müsellem ad tayinine girişti' Kara Halil'i tay 4) Osmanlı t se de, Osmanlı I Bey tesis etmlj ve itaatsizlik < teşkili, Çandarlı J eden Türkmenler* ğından, ra'iyyetlljl J tayinatlan ve t '" Neşri, KÖtH(] mal, Tevârlh-IÂI-lfl sh. 40-65; / Uzunçarşılı, C Tarihi, sh. 3 Tarih ve tik S III. AndronikosA BİLİNMEYEN OSMANLI 41

Bu arada Alâ'addin Esved adlı âlime danışarak bir ordu kadısı tayinine girişti ve Osmanlı Devleti'nin ilk kazaskeri olarak da Bursa Kadısı Çandarlı Kara Halil'i tayin etti.Sultân Orhan zamanındaki büyük ilim adamları ve maneviyât reisleri arasında. Devletler ve Hanedanlar. Defter. "Gâzî Orhan Bey'in Hükümdar Olduğu Tarih ve İlk Sikkesi". XIII. M. sh. Sultân Orhan. İsmail Hakkı. I. Tayyib. bu ilki ortadan kaldırmaktadır. Osmanlı Tarihi. Hammer gibi bazı batılı tarihçiler itiraz etse de. yeniçeri adıyla adlandırılması yoluna gidildi. Ahmed Uğur neşri. sh. 27-31. sh. c. (neşr. . ".. 36-50. I. 4065. Andronikos Arasındaki Pelekano Muharebesi". sh. İznik'deki ilk yüksek tahsil müessesesinin müderrisi Davud-ı Kayserî. Ahi Evran ve Musa Abdal başta gelen simalardandır10. Dünya askerî tarihinde bunu. Karaca Ahmed. II. 11. Defter. Ankara 1991. sh. yaya ve müsellemlerin suiistimale başlamaları ve itaatsizlik göstermeleri üzerine. c. Hasan-ı Kayserî ve maneviyât reislerinden ise. Osmanlı Tarihi. 1327 yılında Bursa'da Bursa Kadısı Çandarlı Kara Halil'in tavsiyeleriyle bastırdı. c. 67-108. Hıristiyan esirlerden devşirilmiş muvazzaf bir ordu teşkili. Uzunçarşılı. "Orhan". VL. Çandarlı Kara Halil tarafından tavsiye edildi. Konur Alp. 4) Osmanlı tarihçilerinin beyanına göre. İA. Ayrıca Sultân Orhan'ın oğulları Alâ'addin Paşa ile Süleyman Paşa da vezirler arasında yer almaktadır. I. c. Belleten. c. Tevârîh-i Âl-i Osman. . Osmanlı Devleti'ndeki ilk muvazzaf asker olan yeniçeri teşkilâtını da Orhan Bey tesis etmiştir. 103-105. Gökbilgin. Lütfi Paşa. sayı 34(1945). diğer tarafında ise 727 hicrî tarihi ve Kayı Boyu işareti ile Bursa'da kimin tarafından bastırıldığına dair bilgi bulunmaktadır. sonradan onun halefi olan ve yaya ile müsellemin teşkilinde fikir veren Alâ'addin Esved veya Kara Hoca. Mırmıroğlu. sh. Kantemir. Osmanlı Devleti'nin bir devlet olarak bütün müesseseleriyle onun zamanında ortaya çıkmasından dolayıdır. neden Osmanlı Devleti'nin gerçek kurucusu olarak kabul edilmektedir? Başta ilk Osmanlı akçesinin bastırılması olmak üzere. sh. Neticede.. İbn-i Kemal. Uzunçarşılı. Kitâb-ı Cihânnümâ. Şarl'ın FrankArşır adıyla adlandırdığı muvazzaf asker takip etmektedir. II. adlî ve siyasî makamı olan Divan da Orhan Bey'in zamanında temellendirilmeye başlanmıştır. bin kadar da süvari yani atlı asker tertip ederek adlarına da müsellem adını verdi. Tevârih-i Âl-i Osman. IX. Daha sonra da I. 73-86. Hacı İl Bey. Tevârih-i Âl-i Osman. 1326 yılında yeniçeri teşkilâtını tesis eden Osmanlı Devleti olmuştur. Bu sikkenin bir tarafında kelime-i şahadet ve dört halifenin adı. 3) Sultân Orhan ilk defa bin kadar Türk gencinden daimî bir ordu teşkil ederek a-dına yaya adını verdiği gibi. Murad devrinde esas teşkilât10 Neşri. Kara Mürsel. 207-211. Son zamanlarda Osman Bey'e ait bir sikkenin bulunması. . sh. 147-191. 309-321.. Böylece askerî tarih açısından dünyada ilk muvazzaf orduyu kuran. Künh'ül-Ahbâr. . imza attığı ilklerden bazıları nelerdir? Sultân Orhan'ın Osmanlı Devleti'nin gerçek kurucusu kabul edilmesi. 198-208. Osmanlı Devleti'nin ilk Bursa Kadısı ve Kazaskeri Çandarlı Kara Halil. 195-196. sayı 50(1949). I. sh. Zira kaynaklara göre. sh. Seyyid Ahmed-i Kebîr-i Rufâ'î. Öztuna. "Orhan Bey ile Bizans İmparatoru III.çünki Rumeiierinde akmcıiık eden Türkmenler ve daha önce ihdas olunan yaya ve müsellemlerle Âl-i Osman'ın ayakta durması zorlaştığından. İlk vezîr olarak Hacı Kemâlüddin oğlu Alâ'addin Paşa tayin edilmiştir. 2) Osmanlı Devleti'nin en yüksek idarî. 42 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI landırılmasına ve hatta bazı tarihçilere göre. sh. ra'iyyetliği kabul eden Hıristiyanların dinç ve gençlerinden birkaç yılda bir bin nefer kadar alınıp tayinatian ve ulufeleri verilmesi kararlaştırıldı". V. Evrenos Gâzî ve Akça Koca bulunmaktadır. c. Bursa ve İznik'i fethettikten sonra bağımsızlığın en önemli alâmetlerinden olan akçeyi yani gümüş sikkeyi. İbn-i Kemal. Aksun. 117-162. Önemli beyler arasında ise. Sultân Orhan'ın imza attığı ilkleri şöylece özetlememiz mümkündür: 1) Orhan Bey. Âlî. Belleten. c. 120 sene sonra 1447 tarihinde VII. Şerafettin Turan).

. sayı 17-18 (1941).. Uzunçarşılı. bir devletin yürütmeye ve yargıya ait yazılı belgeleri Türkçe yazılmaya başlanmıştır. Acemioğlanlan 1 Vezir o!du ve i arasında ise. 1.. . sh. hanımlarını ve zamanında Osmanlı Devleti'nin genişleme alanlarını kısaca açıklar mısınız? Osmanlı tarihinde I. -. sh. 1362 Temmuz'unda Edirne'yi zabtetti ve kendisine yeni başşehir yaptı. Bunu Sırbistan'ın bir kısmı ile Bulgaristan'ın Osmanlı'ya ilhakı takip etti ve 1365 yılında da Dubrovnik (Raguza) ile ilk milletlerarası andlaşma imzalandı. Aksun. Kitab-ı Evvel. Hüdâvendigâr. sh. sh.. Tarih-i Askerî-i Osmanî. c.. c. 27-31. 207-211. III.. Uzunçarşılı. 1383'de Candaroğulları Hamidoğullarının arkasından Osmanlı'yı metbû' tanıyınca... Her ı asıl yeniçeri ve i ilk kuşatan Osı Murâd Hû ehliyetli devleti tân Murâd zarr zikretmek gen Maliye te... 277-288. Urbanus'un tahrikiyle Osmanlı Devleti ilk haçlı seferine maruz kaldı. I.. c.000 kişilik haçlı ordusu 10. hüccet.1 kadar sürecek < Miloş Oblllç adlı) larak şehid edildi j haz/resine gömü Osmanlı'nın eline i bede bizzat bulu 500.. „. Her ne kadar. İsmail Hakkı. t tında büyükf hur SaruaJ zikn Asrındakfî kadılarınd . 1326 (726 H) yılında dünyaya geldi ve 1362 Mart ayında 35-36 yaşlarında iken Osmanlı Padişahı olarak tahta geçti. c. 7-8. 11 Âlî. Ancak 60. "Gâzî Orhan Bey vakfiyesi..„.5) Osmanlı eğitim tarihinde ilk yüksek eğitim müessesesi de.! oğullarını dağıtıp) Osmanlı'nın bozguna uğrattı Bulgari İle Ulahı Kosova'da 20 H« ordusu.. V. Tevârîh-i Âl-i Osman.".000 kişilik Hacı İlbeğ komutasındaki Osmanlı ordusunun yaptığı bir baskın sonucunda sındı ve tarihe Sırpsındığı zaferi olarak geçti (1363). Osmanlı Devleti'nin Avrupa topraklarında bu ilerleyişi Hıristiyanları korkuttu ve Papa V. Türkçe'nin ilk resmî dil olarak kabulü de Orhan Bey zamanında olmuştur. Murâd'ı.. İki büyük Hıristiyan Konsül'ünün toplandığı İznik fethedilince. vakfiye. 1375'de Hamidoğulları sembolik bir bedelle topraklarının yarısını Osmanlıya terk etti ve böylece Germiyanoğlu ile Karamanoğlu arasına Osmanlı girmiş oldu.. bir Manastır da medreseye çevrilerek müderrisliğine de Fakîh Davud-ı Kayseri tayin olunmuştur. Seferlerine Ankara'nın yeniden fethiyle başlayan Sultân Murâd. Murâd Hüdâvendigâr ve Gazi Murâd Hüdâvendigâr adlarıyla anılan Sultân Murâd. Zira Orhan Bey zamanından itibaren ilk defa. . hükümdar demektir ve sonradan o zaman Osmanlı Devleti'nin başşehri olan ve kendisinin de valilik yaptığı Bursa'ya da Hüdâvendigâr Sancağı adı verildi... Sultân I... V. Orhan Bey zamanında İznik'te açılmıştır. Osmanlı Tarihi. . Lütfi Paşa. sh.. .000 km!'lfk t Batılı tarih ğer din mensuı hasebiyle dost < zirvedeydi. Osmanlı açısından farklı bir yöne çekilmektedir".. I. çocuklarını. İsmail Hakkı.. Bunu Balkanların önemli bir merkezi olan Filibe'nin fethi takip etti (1363). Murâd. Karaman oğulları rahatsız olmaya başladı ve 1386'da Osmanlı Karamanoğulları ihtilafı başladı. sh. elimizde Sultân Orhan devrine ait Türkçe i'lâm. 724 Rebîülevvel-1324 Mart.. Dolayısıyla bu görüş doğru kabul edildiği takdirde. tapu kayıtları ve benzeri Türkçe yazılı belgeler az da olsa mevcuttur) Karamanoğlu Mehmed Bey'in ilk resmî olarak Türkçe'yi kullandığına dair izah tarzı. . Ayasofya Kilisesi Camiye çevrilmiş.. 40-44. . (ki tarihî belgeler bunu doğrulamaktadır. Künh'ül-Ahbâr.SULTÂN MURÂD HÜDÂVENDİGÂR DEVRİ 12. Uzunçarşılı. 124-128. Osmanlı Tarihi.. İstanbul 1297. "Gâzî Orhan Bey'in Hükümdar Olduğu Tarih ve İlk Sikkesi". Belleten. 6) Bazı kaynaklara göre.. sh. 36-50. Ahmed Cevâd..

. Sırpı ile Bulgari ile Ulahı ile. 37 muharebede bizzat bulunan Sultân Murâd. İstanbul'u ilk kuşatan Osmanlı Padişahı da kendisiydi. I. Bursa kadılarından ve Kâdîzade-i Rumî'nin babası Mahmûd Bedreddin ve de Azerbaycan Kadısı unvanıyla meşhur Mevlânâ Burhânüddin'i zikretmek gerekmektedir. 108-131. Kantemlr. fethettiği topraklarda Ortodokslara.Halil Bey.6. 8. Her ne kadar yeniçeri teşkilâtı babası zamanında kurulmaya başlansa da.Candar Oğullarından bir beyin kızı. Kosova Zaferi diye tarihe geçen zaferle haçlı ordularını yendi ve 500 yıl kadar sürecek olan Balkan Hakimiyetini başlatmış oldu. 6577. yeniçeri ve acemi oğlan teşkilâtında büyük payı bulunan Timurtaş Paşa ve Lala Şahin Paşa'yı. 9. Verdiği sözde durması hasebiyle dost düşman herkes tarafından sevilir hale geldi. Yıldırım Bâyezid'in ve Yahşi Bey'in Annesi. sh. Müstecap Subaşı ve Hacı İlbeğ'i zikretmek gerekmektedir. Çağatay. sh. c. I. 5Yahşi Bey.1389) ve Bursa'ya nakledilerek kendi adına yaptırılan Cami haziresine gömüldü. 162-186. Ahmed Uğur neşri. Sultân Murad'ın oğlu Şehzade Bâyezid kahramanca savaşarak Karaman oğullarını dağıtıp Yıldırım unvanını aldıysa da. bir görüşe göre Sultân Murâd zamanında ihdas edilen kazaskerliğe ilk defa getirilen Çandarlı Halil Efendi'yi zikretmek gerekiyor. ZEVCELERİ: 1. XXI. Murâd Hüdâvendigâr'ı muvaffak eden sebeplerin başında onunla birlikte çalışan ehliyetli devlet adamlarını zikretmek gerekiyor. t llfcıınçuıO |l73-188. c.Bulgar Beyinin kızı. 2-Ya'kub Çelebi.Savcı Bey. kahramanlıkları ile meşhur Saruca Paşa. 27 yıl içinde babasından aldığı mirası 5 kat artırarak 500. Asrındaki âlimlerden ise Aksaray'lı Cemâlüddin Muhammed bin Muhammed.Nefise Melek Sultân Hâtûn'2. hep birlikte Osmanlı Devleti'nin aleyhinde ittifak ettiler ve Kosova'da 20 Haziran 1389 günü Osmanlı ordusu ile karşı karşıya geldiler. Bundan cesaret alan haçlı orduları. Devlet teşkilâtçılığında da zirvedeydi. 12 Lütfi Paşa. 1372 yılında da Vezir oldu ve artık Halil Hayreddin Paşa diye anılmaya başlandı. 1387). Ancak bu güzellikler arasında. Osmanlı Tarih!. Halil Hayreddin Paşa'nın oğlu Ali Paşa'yı. Uzunçarşılı.87-93. Künh'ül-Ahbâr. c. Uzunçarşılı. İne Beğ.tl iffetti BİLİNMEYEN OSMANLI 43 Her ne kadar. Aksun. Paşa Yiğit.Paşa Melek Hâtûn. 3.Gülçiçek Hâtûn. 51-70. sayı 81-84 (1957). I. Bulgar Kralının kızı. V. 6. I. Belleten. 5. Kızıl Murad bey'in kızı. sh. ÇOCUKLARI: 1-Yıldırım Bâyezid. 3. Osmanlı ordusu. sh. Karamanlı Kara Rüstem'in de yardımıyla Maliye teşkilâtı tanzim edildi ve Sultân Orhan zamanında başlatılan Yeniçeri ve Acemioğlanları Teşkilatını bütün ayrıntılarıyla kurmaya muvaffak oldu. Batılı tarihçilerin de itirafıyla. 4. 2Marya Thamara Hâtûn. Katoliklere ve diğer din mensuplarına kendi dindaşlarından daha iyi davrandı.000 km2'lik bir büyük devleti Osmanlı milletine miras bırakıyordu. Tevârîh-i Âl-i Osman. bunu fırsat bilen Sırp Kralı Balkanlarda Osmanlı'nın üzerine yürüdü ve hatta Timurtaş Paşa komutasındaki Osmanlı ordusunu bozguna uğrattı (Ploşnik Olayı. 7"IMIft [»i. Evrenos Beğ. c.İbrahim Bey. sh. 4-1 Yıldırım f Bey. Bu vazifeye gelir gelmez. "Osmanlı tarihinin İlk Devirlerine Ait Bazı Yanlışlıkların Tashihi". 31 vd. Bulgaristan tamamen Osmanlı'nın eline geçerken Sırbistan'ın da önemli bir kısmı feth edilmişti. Uluçay.Özer Hâtûn. 4. Miloş Obiliç adlı yaralı bir Sırp askeri tarafından Murâd Hüdâvendigâr hançerle vurularak şehid edildi (20. sh. Bunların başında. 7.sı unvanı ZE Marya' kızı. Osmanlı Devleti Balkanlara hâkim olmuş. Osmanlı Tarihi. 173-188. .Sultân Hâtûn. asıl yeniçeri ve acemi oğlanları teşkilâtlarını kuran ve geliştiren kendisi oldu. Diğer devlet adamları arasında ise. Alî. Alî.

.. sonra da Osmanlı ordusunda görev verilmesi ve çocukların eliyle ana ve babalarının öldürülmesi şeklinde takdim edilen askerî müessese. Şimdi bunları aşağıdaki soruların cevaplarından daha iyi öğrenelim. Zira devletin askerî ve mülkî erkânının çoğu da bu ocaktan yetişmedir. Osmanlı Devleti'nde Yeniçeri Ocaklarına asker temin eden iki önemli kaynak vardır: A) Pençik Oğlanları ve Acemi Ocakları. kamu yararına uygun olarak istediği gibi tasarrufda bulunur. 44 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEY?:. II.•. c. Ki serimizde ııçıt. Kur'ân'ın emriyle devlete aittir. bu meselenin izahını zaruri hale getirmektedirler. De. B) Devşirme Usûlü ve Acemi Oğlanları. Önemle ifade edelim ki. . Osmanlı Devletinin Yeniçeri Teşkilâtında görev almak. acemi oğlanı veya devşirme oğlanı ifadeleriyle anlatılan ve halk ile Batılılar arasında Hıristiyan ailelerin çocuklarının zorla alınarak önce köle yapılması. Osmanlı Devleti'nin merkezî ordusundaki vurucu güçtür. 14. Devi1 D muvak' arttıır. Acemi Ocaklarında kimleri ne hakla toplamıştır? Kanunla mı yoksa keyfî mi yapmıştır? I. sh. Bu sebeple özellikle devşirme usulünün hukukî ve tarihî gerekçelerini bilmek icab eder. Yeniçeri Teşkilâtıdır. İslâm'a göre savaş esirleri ganimetlerden sayılmaktadır. Murad'dan Fâtih Sultân Mehmed zamanına kadar Yeniçeri Teşkilâtının ihtiyâcı olan gençleri temine yarayan pençik oğlanlarıdır. savaşlarda elde edilen esirler hakkında yapılacak muamele hususunda Müslüman devlet idaresi. devletin yükselme devirlerinde. statüsüne . Kapı kulları tabirini bahane ederek.. 4) Hanefi mezhebinde tartışmalı olmakla birlikte. bolu'da ve: lüman ve T. Devletler ve Hanedanlar. 2) Müslümanlara hizmet etmeleri için onları köle olarak kullandırabilir. büyük hukukçu Karamanlı Rüstem'in teklifi ve Çandariı r erkeklerdi kanun hai ¦ mistir. alınanlara: Toyca memur tarr yordu. Pençik oğlanları ne demektir ve nasıl devşirilir? Bunu biraz izah etmeliyiz. Öztuna. İslâm Hukukuna göre. İşte I. Devlet. Herkesin bildiği gibi. sosyal ve idarî imtiyazlardan dolayı. Ganimetin beşte biri ise. 15. biraz sonraki izahlardan daha iyi anlaşılacaktır. süper ç almak ¦:. Bu sebeple de Kapıkulu Ocakları denilen askerî teşkilâtın çekirdek kısmıdır. en azından şu seçimlik haklara sahiptir: 1) Savaş hukukunun gereği ve İslâmiyeti yaymak gayesiyle gerekiyorsa devlet reisi onları öldürtebilir. 3) Onlarla zimmîlik anlaşması yapabilir. 284-305. mala1 alaka:. dünya . Müslüman ve gayr-i müslim herkes için bir şereftir. î)şı cizye PNLI uuBİLİNMEYEN OSMANLI .Padişahların Kadınları Ve Kızları. Kapı Kulu Ocakları ve bunların başında gelen Yeniçeri Teşkilâtı. Yeniçerilerin sahip oldukları iktisadî. bedel (fidye) karşılığı onları salıverebilir. Osmanlı Devletinde pençik oğlanı. gerileme <fc okuy bir on. Bilindiği gibi. Murad Hüdâvendigâr. Ankara 1992. bütün devlet memurlarının Padişahın köleleri olduklarını ileri sürenler ise. Devşirme sistemi nedir? Hıristiyan ailelerin çocukları zorla ve zulümle mi alınmıştır? Bugün Avrupalılar kadar memleketimizde de en çok merak edilen ve meselenin esası bilinmeden değişik yorumlar yapılan ve çarpıtılan konulardan biri de kapu kulları ve bunun kaynağını teşkil eden devşirme usulüdür. Baskı. 6-7. Bu tür anlayışın nasıl hatalı olduğu. Pençik Oğlanları ne demektir? Osmanlı Devleti. c. 107-108.. İşte genel olarak Osmanlı hukukunda devletin bu beşte birlik Kur'ân'la sabit olan hakkına Farsça olarak penç-yek (1/5) ve halk dilindeki ifadesiyle pençik adı verilmiştir. 13. Büyük Türkiye Tarihi. da Acemi 0' sıyla yan İv nü ît?-"'' onlara bir n. bu beşte birlik hakkında. I. 3. Pen.

ailelerden zulmen oğlan aldıkları çokça meydana gelen bir olay olmuştur. Usûl hakkında bilgi vermeden evvel şu bir kaç hususun bilinmesinin zaruret olduğu kanaatindeyiz: A) Yeniçeri teşkilâtına girmek veya Saraya girmek önemli bir şeref olmasından ve hatta bu yolla Yeniçeri olan yahut Saray'a girenler. Kanunla düzenlenen bu mevzuyu merak edenler. Toyca denilen akıncı subaylarının ve akıncıların aldığı esirler. 123-127. Mimar Sinan devşirme yoluyla Mimarbaşlılığa kadar yükselmiştir. o günün tek süper gücü olan Osmanlı Devletinin en önemli ordusu olan Yeniçeri Teşkilâtında görev almak için Müslüman ve Hıristiyan her çevreden talepler gelmeye başlamıştır. hattâ muvakkaten gerilemesi sebebiyle yeniden esir elde edilememesi Acemi oğlan ihtiyacını arttırmıştır. Bosna yerlileri ve Ermenilerden. sh. Devlet. 311. Diyârbekir Beylerbeyi ve sonradan da Mısır Beylerbeyi olan Hüsrev Paşa bu yükselenlere verilecek en bariz misâldir. çok büyük zulümler yapıldığını Osmanlı Siyâsetnâmeleri'nden okuyoruz. Maalesef. Devşirme Usûlü nereden ve neden çıkmıştır? Çocuklar zorla mı annelerinden alınmıştır? Devşirmenin başlama sebeplerini şöylece özetlemek mümkündür: 1) Yıldırım Bâyezid'in Ankara mağlûbiyetinden sonra fetihlerin duraklaması. Pençik oğlanları adıyla toplanan bu savaş esiri gençler. İşte bütün bu sebeblere dayanan Osmanlı Devleti. belli bir müddet sonra önemli mülkî ve askerî makamlara geldiklerinden dolayı. Osmanlı Kanunnâmeleri ve Hukukî Tahlilleri I-IX. her kırk haneden bir tane 14 ila 18 yaş arasında genci. Osmanlı Kanunnâmeleri adlı eserimizde neşrettiğimiz Devşirme ve Pençik Kanunnâmelerini tetkik edebilirler13. gayr-i müslim gençler ve ailelerin bunu arzuladıklarını açıkça görüyoruz. İstanbul 1990-1996.Çandarlı Kara Halil Efendi'nin meşruiyetini izah etmesi üzerine. bu usule yanlış telâffuzla pençik adı verilmiştir. askerliğe elverişli olmayanlardan da pençik resmi almış. belli bir kanun ve kaide çerçe13 Lütfi Paşa. zulümle veya haksızlıkla alakası yoktur. Bu şekilde devşirilen pençik oğlanlarının. Osmanlı Ordusunun temelini teşkil eden Yeniçeri Teşkilâtına girmek veya Saray'da önemli vazifeler yapmak üzere devşirmeye başlamıştır. Arnavut. harpte esir alınan erkeklerden beşte birini devlet hesabına ve asker ihtiyacını karşılamak üzere almayı kanun haline getirmiş ve bu tarihten sonra. Bosnalı ve Ermenilerin Osmanlı Ordusunda görev alma arzuları gittikçe artış göstermiştir. Hüsrev Paşa Kütüphanesi. Tevârîh-i Âl-i Osman. Ahmed. gayr-i müslimler ve özellikle Osmanlı hayranı Bulgar. 92/a-93/a. hem de kendi rızalarıyla Müslüman olmalarını sağlamıştır. Hatta . asırlarca Osmanlı Devletinin vurucu gücünü teşkil eden Yeniçeri Ocağının çekirdeğini oluşturmuşlardır. sadece gayr-i müslim Bulgar. c. Akgündüz. Müslüman olup Türk terbiyesi aldıktan sonra da Acemi Ocaklarında askerî eğitim görüyorlardı. Osmanlı Devleti. 2) Ayrıca bugün Amerikan ordusunda asker olmak için can atan çok sayıda üçüncü dünya ülkesi vatandaşı insanların mevcut olduğu inkâr edilemediği gibi. nr. pençikçi denilen bir memur tarafından toplanıyordu. ancak kendilerine köle muamelesi yapılmıyordu. hem onlara bir nevi yarı hürriyetlerini kazandırmış. esirleri köle yapmak veya Avrupalılar gibi satmak yerine. Pençik Kanunnâmesi. pençikçiler. Âli. Acemi ocağının temelini bu pençik oğlanları teşkil ediyordu. Bunun Kanunnâmesini neşretmiş bulunuyoruz. hem rızâları dahilinde olmak ve hem de belli bir kaide dâhilinde yapılmak şartıyla. Burada askerî eğitim gören ve dolayısıyla yarı hürriyetine de kavuşan bu gençler. 46 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLlNMflîII • vesinde. Ancak duraklama ve gerileme dönemlerinde. bir nevi devletin köleleri statüsüne sahip oluyor. vrk. Bu usule devşirme adının verildiğini ve bunun Kanunnâmesinin hazırlandığını görüyoruz. asker olarak alınanlara pençik oğlanı denmiştir. Nasihat'üs-Selâtîn. II. İS. 128-134. Devşirme Kanunnâmesi. Evvela Gelibolu'da ve sonra da İstanbul'da teşkil olunan Acemi Ocaklarına verilmeden evvel Müslüman ve Türk ailelerin yanına veriliyordu. sh. Arnavut. 34. 3) Bir diğer önemli sebeb de gayr-i müslimlerin askerlik edemeyişleri ve buna karşı cizye vergisi ödemeleri söz konusu olduğundan.

biri Sürücü denilen görevlide bulunurdu. iki çocuğu olanın biri. Devşirme usulü nasıldı? Acemi Oğlanları nasıl yetiştiriliyordu ve bu düzen nasıl bozuldu? İhtiyaca göre üç beş senede bir ve bazen daha uzun fasılalarla Hıristiyanlardan (Yahudilerden alınmazdı) 14-18 yaş arasındaki çocukların gürbüz ve sağlam olanları alınırdı. Bulgaristan'dan. B) Bu devşirmeden kasıt. daha sonraları Sırbistan ve Bosna-Hersek'ten ve Macaristan'dan XV. Rus. her mıntıkadan alınacak oğlan adedi kazalara göre tesbit edilmişti. 16. 134-136. Devşirilen çocuklar. Yunanistan. Alınacak olanların orta boylu olmasına dikkat edilirdi. sh. SOK da T: BİLİNMEYEN OSMANLI V7 memleketlerindeki Hıristiyan tebaadan devşirme alındı. Evvelâ. Devşirmeye lüzum hâsıl olunca Yeniçeri Ağası Divana baş vurarak ihtiyaç miktarını bildirir ve devşirmeye gidecek olan Ocak Ağalarını seçerdi. birkaç çocuğu olanın en güzeli ve sıhhatlisi seçilirdi. E) Bütün bunların yanında insan unsurunun girdiği hiç bir işte suiistimal olmaması mümkün görülmediğinden. sancağı. Çingene ve Acemlerden oğlan devşirmek katiyen yasak idi. gerileme döneminde devşirmecile-rin türlü türlü zulümler yaptıkları. kendi elleriyle ve hile yaparak ve hatta devşirme memuruna rüşvet vererek çocuğunu Acemi Oğlanı yapmaya çalışmışlardır. ayrıca Ocaktan bir Devşirme emini ile bir Devşirme memuru tâyin edilirdi. Belki devşirmeye tâbi olmayan Yahudi. Ancak bunun zorla ve cebirle yapıldığına dair bir şikâyet söz konusu değildir. rızâsı dairesinde kalmak şartıyla önce Müslüman Türk a-ilelerin yanına verilerek Müslümanlaştırmak ve Türkleştirmektir. Türk Târihinde Osmanlı Asırları. Israrlı arzuları üzerine. Bunlara Poturoğulları denmektedir. Devşirme memuru bu mıntıkaları bizzat gezerek evsafı haiz çocuklardan kırk evden bir oğlan hesabıyla devşirirdi. Müslüman olduklarından dolayı kendi çocukları devşirilmeye tâbi tutulmadığından. Avrupalıların anlattığı tarzda.Müslüman Boşnaklar. Müslümanlardan sadece Boşnaklar devşirme kanununa tabi olmuşlardır. papaz çocukları. Fermanda. Arnavutluk. Devşirilen oğlanın köyü. Kadılar ve Topraklı süvarilerin yardımı temin olunur. C) Biraz sonra zikr edeceğimiz gibi. Bu söylediklerimiz. Kanun mucibince çocukların en asilleri. baba ve anasının ve sipahinin isimleri. ısrarla bu kanun gereği çocuklarının toplanmasını kendileri arzu etmişlerdir. Yahudiler hiç alınmazdı. Bunun üzerine devşirilecek mıntıkalara emirler gönderilerek Sancakbeyi. hükümet merkezine sevk olunurdu. D) En önemlisi de devşirme yoluyla Acemi Ocağına çocuğunu veren gayr-i müslimler belli vergilerden mu'âf tutulduklarından. Rus ve Rumlardan neden bizden de almıyorsunuz? şeklinde sitemli arzuları vardır. bu konuda da bazı suiistimaller olmuş olabilir14. bütün eşkâli ve Sürücü denilen sevk memurunun adı bir deftere yazılır. Sâmiha. XVII. Devşirmenin kadıların kontrolünde yapıldığı kesindir. kazası. biri Devşirme memurunda. Uzun boylulardan ise vücudu mütenasip olanlar saray için devşirilirdi. Ailenin tek çocuğu alınmazdı. Yüzyılda ise umumi olarak bütün Osmanlı 4 Ayverdi. Çocukların devşirildiği yerden sevk masrafı ve Kızıl aba ile Sivri külah'dan ibaret elbise paraları için . yükselme dönemi içindir. İstanbul 1999. Devşirme Ağası da denilen Devşirme memurunun eline ferman ile birlikte aynı şeyleri bildiren bir Yeniçeri Ağası mektubu verilirdi. mı-. maalesef doğrudur. Belki 14-18 yaşları arasındaki delikanlılar alınmaktadır. yaşı. küçük çocuklar ana ve babalarından zorla alınıyor değildir. 14-18 yaş arasında olanlar tercih olunur ve evliler alınmazdı.' yar:: tayıden: Ağatest dan • ve e. bu defter iki nüsha olur. Yüzyılın sonlarından itibaren yavaş yavaş Anadolu'daki Hıristiyan tebaadan.

Bunlardan sadrazam. benzeri özelliklere sahip muvazzaf süvarilere denmekteydi. Başta Gelibolu ve İstanbul Acemi Ocağı olmak üzere Acemi Ocaklarında yetiştirildikten sonra. c) Onlarla zimmîlik andlaşması yapabilir. Yüzyılda 600 akçeye kadar çıkmıştı. uygun çıkanlar eşkâl defterine kaydolu-nup Acemi Ocağı cerrahı tarafından sünnet edilirlerdi. Yalnız Bosnalı olan ve Poturoğulları denilen Müslüman çocuklarının saray ve Bostancı Ocağı için devşirilmelerine müsaade edilmişti. İşte Yeniçeri Teşkilâtının iki önemli kaynağı bunlardı. sanat sahibi. XVI. köse. Bu yazılmaya Torba yazısı. muhafaza ettikleri. Yaya ve Müsellem denilen piyade ve süvari teşkilâtını kurmuştu. Trabzon Hıristiyanlarından da oğlan devşirilmezdi. rüşvet alarak ve zulmen bu yola başvurduklarını. Sancakbeyi ve benzeri mülkî ve askerî makamlara yükselenler çoğunluktaydı. Bu para ilk zamanlar yüz akçe kadarken XVII. Yayalar. oğlanlara şahadet getirtilip Müslüman edilirdi. Sonra Yeniçeri Ağası tarafından teftiş olunur. Istabl-ı âmireye ait çayırları biçtikleri. Acemi Ocağında askerî ve meslekî eğitim görenler. Tek oğul. Türkçe bilen. Bunu müteakip becerikli ve seviyeli olanlar saray için. kanunen bir oğlu olan zimmîden devşirme yapılamamasına rağmen. Yüzyılın sonlarında gene konmuştu. bedel karşılığı onları salıverebilir.beher oğlan başına Hil'at-baha veya Kul akçesi adıyla bir miktar para alınırdı. Osmanlı Devleti'nin ikinci padişahı olan Orhan Gâzî. gürbüzceleri Bostancı Ocağı için ayrılır. Çandarlı Kara Halil'in gayretleriyle Yeniçeri adıyla . toprak rejimini ve devlet teşkilâtını askerî gayelere uygun olarak tanzim etmiştir. kabiliyetlerine göre Yeniçeri Teşkilâtına. öbürleri Anadolu ve Rumeli ağaları vasıtasıyla Türk köylülerine dağıtılırdı. seferden sonra ise ziraat işine dönen ve vergiden muaf olan daimî ve ücretli bir piyade ordusuydu. doğuştan sünnetli. Yahudi ve evlilerden başka köy kethüdası oğlu. atlara bakıp daha bazı hizmetler gördükleri için İstanbul civarında Kartal ve Kadıköy Hıristiyanları da devşirme vermekten muaf tutulmuşlardı. Osmanlı Devleti'nin duraklama ve gerileme dönemlerinde. kel. bunların ağalarını ve merkezdeki askerî teşkilâtı yani Kapı Kulu Ocaklarını kısaca özetler misiniz? İslâm Hukuku açısından bunların izahını nasıl yaparsınız? Türk milleti asker bir millettir. d) Hanefi mezhebinde tartışmalı olmakla birlikte. içlerinde sünnetli bulunup bulunmadığına bakılır. I. babasının bu çeşit askerlerini aynen korumakla birlikte. Osmanlı Devleti'ni zaferden zafere koşturan ve ancak bir buçuk asırda teşkilâtı tamamlanabilen bu yeni düzenlemeye göre Osmanlı ordusu iki kısımdı. Yeniçerileri. b) Müslümanlara yararlı olması için onları köle olarak kullandırabilir. çoban ve sığırtmaç. Bu sebeple malî hukukunu. devşirme kanunlarının uygulamasında da ciddi manada aksaklıklar ve hatta zulümler yaşandığını maalesef 48 BİLİNMEYEN OSMANLI Siyâsetnâmelerden okuyoruz. sefer zamanlarında günde iki akçe yevmiye ile hizmet eden. Osmanlı ordusunu yeniden tanzim etmişti. Devşirilen oğlanlar devlet merkezine gelince iki üç gün istirahat eder. İstanbul'a gelip gitmiş. Yavuz Selim devşirme usulünü kaldırmışsa da. Bunlara kapı kulu denmesinin sebebi şudur: İslâm hukukuna göre savaşlarda elde edilen esirler hakkında yapılacak muamele hususunda devlet başkanı şu seçimlik haklara sahiptir: a) Savaş hukukunun gereği ve İslâmiyeti yaymak amacıyla gerekiyorsa devlet reisi onları öldürtebilir. çok uzun veya çok kısa boylu olanlar da devşirilmezdi. Orada muayyen bir müddet hizmet ettikten ve hem İslâm'ı ve hem de Türkçe'yi öğrendikten sonra eşkali yoklanıp Acemi Oğlanı yazılırlardı. Müsellem ise. Oğlan devşirmeye memur olan zağarcı veya sekbanların kendi keyifleriyle işler yaptıklarını. Enderun Mektebine veya başka yerlere alınırdı. Buna Türk'e vermek denirdi. Murad. Bu iki kaynak suiistimal ile bozulunca Yeniçeri Teşkilâtı ve Devlet Teşkilâtı da bozulmuştu15. itiraz eden erkekleri ayaklarından ve kadınları da saçlarından astıklarını ve buna benzer ciddi hatalar yapıldığını Tarihçi Âli anlatmaktadır. 17. Osmanlı Devleti de selefi olan diğer Türk Devletleri gibi asker bir devlet olmuştur. yazılanlara da Torba oğlanı denirdi. paşa. A) Kapı Kulu Askerleri ve Yeniçeri Ağası: Bizzat devlet reisi demek olan padişaha bağlı olmak üzere daimî ve maaşlı (ulûfeli) bir yaya ve atlı ordusu demek olan kapı kulu askerleridir.

Ercan. vrk. 92/a-93/a. 679-725. Üçüncüsü de. Yeniçeriler: Bunlar Osmanlı ordusunun temelini teşkil ediyordu. . Bu açıdan Yeniçeri ağasının askerî yargı yetkisinin de olduğu görülmektedir. Yeniçeri ocağı ve Acemi ocaklarından sorumlu tek yetkilidir. Osmanlı ordusunun ilk kısmını teşkil eden ulûfeli yani millî ve profesyonel askerler üç kısımdı. Özetlemek gerekirse. b) Süvariler: Bunlar da Sipah (kırmızı bayrak bölüğü). Ent nuMJ BİLİNMEYEN OSMANLI diye ikiye ayrılmıştır. Kapıkulu askerleriydi. Nasihat'üs-Selâtîn. 311. aynı zamanda fethedilen ülkelerin Müslümanlaştırılması ve Türkleştirilmesine hizmet eden devşirme usulüyle. ocağın bütün idarî işlerini yürütmeye ve tayinleri yapmaya da yetkilidir. En önemli yetki ve vazifeleri şunlardır: İstanbul'da ve çevresinde şer'e ve kanuna aykırı gördüğü şeyleri yasaklar. Vezirlik rütbesine sahip olan Yeniçeri Ağaları. 84-85. Ulûfeli askerler de denen kapı kulu askerleri yayalar ve süvariler " Âli. Yeniçeri ağası. sh. Yaya. devlet erkânının hizmetine ve acemi ocaklarına tevzi edilirdi. 134-136. Belleten c. Osmanlı Devleti'nin önce genişlemesine ve sonra da gerilemesine vesile olan Yeniçeri Ocağı. a) Yayalar: Bunların en önemlileri. Devşirme ve Boşnak Maddeleri. saray halkı ve iç halkı da denen saray askerleriydi. Cebeciler: Orduya harp malzemelerini temin eden bir askerî sınıftı. Zamanla devletin en önemli vurucu gücü haline gelen bu askerî grubun ilk çekirdeği "esirlerin Müslümanlar yararına kul (köle) olarak istihdamı" şeklindeki şer'î hükümden kaynaklandığı için kapıkulu askerleri adını almışsa da. "Devşirme Sorunu. sh. ağa bölükleri ve sekbanlar diye üçe ayrılmışlardı. yeniçerilerin maaş ve terfilerine.. Divan Ağa Kapusu denen yerde toplanır ve dava. sh. yörük ve müsellem gibi gruplar artık üçüncü plândaydı. -. c. L. IX. Bu hususlarda padişahın vekilidir. Türk Târihinde Osmanlı Asırları. nr. Silâhtar (sarı bayrak bölüğü). Akgündüz. Yavuz.. Kapıkulu askerlerinin temelini teşkil eden Yeniçerilerin âmiri Yeniçeri Ağasıdır. ocağın işlerine. kaptan-ı deryanın emrindeki tersane halkıydı. sayı 198(1986). Hüsrev Paşa Kütüphanesi. ler ayrıten. daha sonraki dönemlerde bunlara köle muamelesi yapılmadığı gibi. Tutukladığı suçlular Yeniçeri ocağından değilse ve cezaları idam ise sadrazama gönderir. Sertoğlu. Devşirmenin Anadolu ve Balkanlardaki Türkleşme ve İslâmlaşmaya Etkisi". şer'î bir meseleye taalluk ediyorsa kadıya havale olunurdu.1241/1826 yılında ilga edilmiştir. Osmanlı Tarih Lügati. eğer bağlı bulunduğu bir daire varsa yetkililere teslim eder. Kul Kethüdası ve İstanbul Ağası gibi zabitler bulunmaktadır.padişahın daimî hassa ordusu haline getirilmişlerdir. Divanın üyeleri arasında Sekbanbaşı. 54-55. esir olan ve olmayan Hıristiyan çocukları da Yeniçeri Ocağı'nın önemli kaynağı haline gelmişlerdir. 464 yıllık uzun bir ömürden sonra. yoksa bizzat şer'î cezalarını verir. Azep (hafif piyade) ve Akıncılar gibi kısımlara ayrılmışlardı. (*S nn< hV Öze. Belli bir hizmet müddetinden sonra acemi oğlanı olur ve yeniçeriliğe geçmeye hak kazanırlardı. Yeniçeri ağası. Ayrıca divanda görevli olan ve Rikâb-ı Hümâyûn veya Özengi Ağaları denen ağaların reisidir.. Şehrin asayişini temin için daima kol dolaşıp gezer. Divan-ı Hümâyûn'un üyesidirler. Ocaktan ise sadrazamdan izin almak şartıyla ölüm cezasını da kendisi verir. Yeniçeri ağası. ocak güvenliğine ve yeniçeriler arasındaki davalara bakan ve şikâyetleri dinleyen Ağa Divanının da reisidir. Ayverdi. 127-415 (Yeniçeri Kanunnâmesi). Birincisi. Kendi aralarında cemaat ortaları (ser piyâdegân). sh. Mithat.. Bu bir çeşit askerî mahkemeydi. (Ağay-ı Yeniçeriyân-ı Dergâh-ı Ali). Osmanlı Kanunnâmeleri. Acemi Oğlanları: Rumeli ve Anadolu eyâletlerinden devşirilen yarar oğlanlar. Ocağın ilga edilişine vak'a-i hayriye adı verilmiştir. Bunun için her Çarşamba sadrazama gelir. suçluları. İstanbul 1986. ikincisi. Ancak önemli meseleleri sadrazama arz etmekle memurdur.

Lütfi Paşa. Tevkiî Kanunnâmesi. 1/177 vd. Kantemir. Uzunçarşılı. Hüseyin Efendi. Hatta Âşıkpaşa-zâde. Nasâyih ve Fatiha Tefsiri gibi eserleri bulunmaktadır (Bu eserlerin Hacı Bektaş'tan 200 yıl sonra yazılmış nüshaları vardır). 1/524-527.. Evvela. Bektaşi Babalarından Şeyh Baba M. Ancak bazı kaynaklar. Osmanlı Devleti Teşkilatında Kapukulu Ocakları.. sh.. 1/548 vd. Hafif piyade demek olan Azepler. Tevârih-i Âl-i Osman. Hacı Bektaş-ı Veli'nin evlenip evlenmediği de tartışmalıdır. 1/285-286. Âli'nin Künh'ül-Ahbâr'ında. I. Bu bilgilerden anlaşılmaktadır ki. Elimizde kendisine ait olduğu söylenen ve ancak kendi döneminde yazılı nüshaları bulunmayan Makamât. Hezarfen. I-II. İkinci olarak. Daha sonra Kırşehri Kazasının Hacım veya Suluca Karahöyük (Hacıbektaş) yöresine gelerek kendi adına bir dergah bina etmiş ve müridlerini irşada başlamıştır. Rum erenlerinin namdan olan ve Sivrihisar'da oturan Karaca Ahmed Sultân ile karşılaşmış ve onun iltifatına mazhar olmuştur. sh. Hacı Bektaş-ı Veli kimdir ve Bektaşilik nedir? Bu konu Osmanlı tarihinde ve İslâm düşünce tarihinde hâlâ tartışılan ve ideolojik sebeplerle istismar edilen bir konudur. MTM. Dürer ve Gurer. 88. Çoğu kaynaklar doğum tarihini zikretmez-ken. kısaca mevcut görüşleri özetlemekte yarar vardır. Hacı Bektaş-ı Veli ile ilgili. 645/1247 tarihini zikretmektedir. Bu bilgiler kesin değildir. Horasan'daki Nisabur şehrinde dünyaya gelmiştir. 1 vd. Paris Bibllotique National nüshası. 79/A vd. Telhls'ül Beyan Fî Kavanin-i Al-i Osman. 1984. Sicill-i Osmânî'de ve de Osmanlı'nın son zamanlarında Bektaşi Babalarından biri tarafından kaleme alınan Bektaşilik ve Bektaşiler adlı eserde ve benzeri kaynaklarda bazı ipuçları bulmak mümkündür. Ayverdi. konuyu daha farklı bir şekilde anlatmakta ve Hacı Bektaş Veli ile Osmanlı Devleti arasında bağ kurmanın yanlışlığını vurgulamaktadır. İsmail Hakkı. Ayrıca Hacı Bektaş-ı Veli'ye ait menkıbeleri anlatan Hacı Bektaş Vilâyetnâmesinin mensur. Osmanlı tarihini ve bazı müesseseleri de yakından ilgilendirdiği için. Hacı Bektaş-ı Veli Hazretlerinin Ahmed Yesevî ile buluştuğu ve hatta Sultân Murâd ile yeniçeri meşvereti için bir araya geldiği şeklindeki rivayetler tamamen yanlıştır ve asılsız iddialardır. Annesi de Nisabur âlimlerinden Şeyh Ahmed'in kızı Hâtem veya Hatme Hâtun'dur. Aslen Şi'îlerin 12 İmam kabul ettikleri şahsiyetlerden bulunan İmam Musa Kâzım yoluyla Peygamber'in nesline dayanmaktadır. Türk Târihinde Osmanlı Asırları. 738/1337 tarihinde ve bazı araştırmacıların tesbitine göre ise 669/1271 tarihinde vefat eylemiştir. 16 Molla Hüsrev.. hicrî VIII. sh.B) Eyâlet Askerleri: Bunların başında tımarlı veya topraklı süvariler de denilen sipahiler gelmektedir. 34. 50 BİLİNMEYEN OSMANLI 18. 1/379 vd. Süreyya. sh. Babasının adı Seyyid Muhammed bin Seyyid İbrahim esSânî veya Seyyid Musa olarak geçmektedir. Kutlu Ana ve Kadıncık Ana diye meşhur olan Fatma Nuriye Hanımla evlendiğini ve çocuklarının dahi olduğunu kaydetmektedirler.. Hacı Bektaş-ı Veli diye meşhur olan büyük velilerden biridir. c. Hacı Bektaş isimli zat. Yörükler ve Müsellemler de bu gruba dahildir16. Asrın başlarında (veya bir kayda göre 680/1281'de yani Osmanlı Devleti'nin ilk nüvelerinin atıldığı günlerde) Anadolu'ya gelmiş ve Kayseri'ye yerleşmiştir. Bu arada Âşıkpaşa-zâde'nin Tevârih-i Âl-i Osman'ında ve daha sonraki kaynaklardan ise. Horasan'da Hoca Ahmed Yesevî'nin halifesi olduğu söylenen Şeyh Lokman'dan zahirî ve batınî ilimleri tahsil eden ve halifelik makamına kadar gelen Hacı Bektaş-ı Veli. Sicill-i Osmânî'nin de katıldığı bir görüşe göre. Osmanlı kaynaklarının kabul ve naklettiklerine göre. Anadolu'ya gelmeden hacca gittiği ve hacı unvanını aldığı söylenmektedir. Osmanlı Devleti'nin ilk dönem olaylarını bizzat yaşayan ve en önemlisi de Ebül-Vefâ'nın Halifesi Baba İlyas'ın torunu olan ÂşıkpaşaBİÜNMEYENOSMANI! . şahsiyetine ve şöhretine uygun sağlam kaynaklara sahip değiliz. Buradaki irşad faaliyetlerine devam eden Hacı Bektaş-ı Veli. vrk. Ankara. 134-136. Yayalar. Akıncılar. manzum ve karışık nüshaları elimizde mevcuttur.

19. Yüzyılın başına (907/1501) gelindiğinde.. Hacı Bektaş.< İnanç itibar1. Hacı Bektaş-ı Veli'nin tamamen Bektaşilik adı verilen bir inanç ekolünün kurucusu olduğunu ifade etmektedirler. Anlatılan çoğu menkıbeler. mezhepleri ne olduğu belli olmayan bir bölük ortada gezenlerdir. ¦'M VI. bu tarihî zat. sonradan Baba İlyas-ı Horasan? çevresine girerek Vefâilik tarikatına intisap etmiştir. Sadece Yesevilik ile Kalenderiliğin karışımından oluşan Haydarîlik tarikatının bir mensubudur. herhangi bir tarikatın piri ve kurucusu değildir. 2) Bir grup araştırmacıya göre (Ahmed Yaşar Ocak gibi). I! M SDRM'I BİLİNMEYEN OSMANLI SI zâde'nin söyledikleri.zâde'nin söylec Üçüncü o Bektaş-ı Vell'n. o: teşkilâtın ¦¦¦ Kur'ân ve mislerdir. Hacı Bektaş-ı Veli'nin kısa hayat hikayesinde anlattığımız şekliyle büyük bir velidir. 3) Özetle. Üçüncü olarak. sağlam kaynaklara dayanmamaktadır. sn. onu Kur'ân ve Sünnetten uzak ve tamamen amelden mahrum bir tarikat şeyhi haline getirmişlerdir. 1) Özellik: 'erilen bir inan taş'ta her sene Hacı Bektaş. B» • ilk çeyreğinden muyla meşhur ¦ Veli'yi gerçek r meyenleri de vj 2) Bir oru: tarikatın : Yesevilik sonradan ¦ Babal isyanım ı Anadolu'n tur. kısaca doğruya en yakın bilgileri vermeye çalıştığımız Hacı Bektaş-ı Veli'nin meslek ve meşrebi hakkındaki farklı görüşleri de aktaralım. baştan başa namazdan ve oruçdan uzak. Bâyezid'in de desteğiyle Hacıbektaş'taki meşihat postuna oturmuş ve II. onun ehl-i sünnete aykırı olmadığını göstermektedir. Mahmûd tarafından 1826 yılında Bektaşi Dergahları lağvedilinceye kadar bu anane devam ettirilmiştir.u. Eserleri. Yüzyılın ilk çeyreğinden sonra Hacı Bektaş-ı Veli Tekkesinin şeyhi olan Abdal Musa'nın yorumuyla meşhur olmaya başlamış bulunmaktadır. fiil.. Bu konuda son sözü tarihçi Âli'ye söyletmek en iyisidir: "Zamanımızda Bektaşi dervişleri. Eserleri. Şöyle ki: 1) Özellikle Alevî ve Şi'î gruplar. şüphesiz Bektaşi Menkıbelerinden daha doğrudur. 3)G şekliyle bu. amel ve inanç itibariyle onunla alakaları yoktur. Balım Sultân II. Önemle ifade edelim ki. XVI. ğiyle Hacıbektaş Bektaşi D' teşkilâtla'1 zamanla var old. Şu anda Hacıbektaş'ta her sene kutlandığı ve maalesef amelsiz bir İslâmiyet anlayışını yansıtan şekliyle Hacı Bektaş. Onun için de bu müridlerini nazara alan halk. Bektaşilik diye bir tarikat kurmamıştır. Ancak müntesipleri zamanla.. Bektaşi ismine akla ve hayale gelmeyecek manaları yüklemeye başlamıştır. Ye. Hacı Bektaş-ı Veli'ye intisapları sadece sözleriyledir. Bektaşilik adlı bir tarikatın piri kabul edilmekte ve bu anlayış XIV. tadır. O velinin evladı denilen azizler de onun gibi olamamışlardır"". Baba'î isyanını benimsememiş ve onun ölümünden sonra da yerine geçmiştir. Balım Sultân'ın teşkilâtlandırdığı Bektaşilik anlayışına aykırı ve tamamen amelden uzak bir anlayışın da zamanla var olduğunu burada belirtmemiz gerekmektedir. XVI. !. Bu yönüyle yeniçeri teşkilâtının manevi ilham kaynağı olmuş olabilir. gelmeyeci mek en ıyv "Zamar olmayan t>. Hacı Bektaş Veli'yi gerçek manada tanıyan Bektaşilerin namaz ve oruç gibi dinin emirlerini reddet-meyenleri de vardır. . Ancak Anadolu'da Suluca Karahöyük merkezli mitolojik bir Hacı Bektaş-ı Veli kültü oluşmuştur. !s AMıilkıftİ 1986..

1332. İstanbul 1308-1315. Bektaşilik ve Bektaşiler. Osmanlı Devleti'nin kuruluşunda emeği geçen maneviyat erlerinden ve Horasan erenlerinden biridir. Şemseddin Sami. Hıristiyan asıllı gençlerden yeni teşkil olunan askere onun eliyle börk giydirildiği. yukaru bâbda beyân edüb dururun ve illa Bektaşiler giymeğe sebep. ilk dönem Osmanlı kaynaklan da. kepenek denilen Hacı Bektaş-ı Veli elbisesi giydirildi. İstanbul 1308. bunun başına giydirdi. Makâlât. c. O halde yeniçerilerin giydiği kisveyi Hacı Bektaş-ı Veli giymiş olabilir. Abdal Musa Vilâyetine geldi. Kanunnâmedeki hükümlerden anladığımıza göre. Vallahi bunların taçlarının hakikati budur". . Murad'ın Hacı Bektaş-ı Veli ile bir araya geldiği. ancak Hacı Bektaş-ı Veli yeniçeri kurulmadan vefat ettiğinden o giydirmemiştir. Nitekim Âşıkpaşa-zâde meseleyi şöyle açıklamaktadır: "Bu Bektaşiler ederler kim. 204-205. (nşr. "Hacı Bektaş-ı Veli". Hedef bu suiistimalleri önlemektir. Künh'ül-Ahbâr.19. Mevlana'nın torunlarından olan zat Mevlana elbisesini giydirmeyince. 1826 yılında II. Belleten. Kamus'ül-A'lâm I-VI. Hacı Bektaş-ı Veli ve Bektaşilik. Bolayır Fâtihi Süleyman Paşa'nın fermanıyla başlamış ve Bilecik Kadısı olan Kara Halil ile meşveret neticesi buna karar verilmiştir. Bu erkan arasında Hacı Bektaş Paşa isimli bir devlet adamı da vardır. Öztürk. II. Âşıkpaşa-zâde. Sezgin. V. İşte bu olumsuz yansımalarından dolayı. 'Bu başındaki nedir?' Ol etdi: 'Buna elf derler' dedi. yoksa Hacı Bektaş-ı Veli'nin isimlendirmesi değildir. sh. Zaten başta Âşıkpaşa-zâde olmak üzere. hele hele halkın anladığı olumsuz anlamda amelsiz bir . Sicill-i Osmanî I-IV. Mahmûd Yeniçeri Teşkilatı ile beraber. Kisve olarak da onun elbisesi tercih olunmuş bulunabilir. Bunun isim benzerliği dışında Hacı Bektaş ile alakası yoktur. sh. Abdal Musa Orhan zamanında gazaya geldi ve bu yeniçerinin arasında bile yürüdü ve bir yeniçeriden bir eski börk diledi. Cevab: Yalandır ve bu börk hod Bilecik'de Orhan zamanında zahir oldu. Sultân Orhan veya Sultân 17 Âli. bu konuda dillerde dolaşan. İstanbul 1990. Mürsel. sayı 198(1986). Yeniçeri ana verdi. 22. Bu muvazzaf yeni ordu. Bektaşi Dergahlarını da kapatmıştır. sh. ol börk bile başında. Zaman zaman aldatılan yeniçeri bölükleri de ortaya çıkmıştır. Sonradan bu Horasan erenlerinden olması halini kötüye kullananlar ve meseleyi saptırılan Bektaşilik mecrasına çevirmek isteyenler elbette olmuştur. 17-61. Osmanlı yeniçeri teşkilâtı. Hıristiyan gençlerinin genç ve dinç olanlarından yeni ve muvazzaf bir ordu teşkili fikri. Tarih. c. Bu olumsuz etkilerin izlerini Yeniçeri Kanunnâmesinde görmek mümkündür. c. Abdülkadir. 885-894. kul olduğundan dolayı yeniçeri adı verilmiştir. II. Hatta sonradan Yeniçerilerin ahlaken bozulmalarında da bu anlayışın etkisi vardır. Yeniçeri teşkilâtına neden Tâife-i Bektaşiye ve ağalarına da neden Ağayân-ı Bektaşiyân denilmiştir? Osmanlı yeniçeri teşkilâtı Bektaşi midir? Önce şunu belirtelim ki. L. hayır dua edildiği ve hatta yeniçeri adının da Hacı Bektaş tarafından verildiği tarzındaki açıklamalar tamamen asılsızdır. Yeniçerilerin elbisesi ise. Elimizde Hacı Bektaş-ı Veli ile yeniçeri teşkilâtının münasebetlerini aydınlatan gayet açık kaynaklar yani Yeniçeri Kanunnâmesi vardır. Bu tercihte onun evladından birinin duası bulununca ve yeniçeriler de ocaklarını onun manevi himayesinde görünce. Celâlî isyanlarında bu anlayışın büyük etkisi vardır. Menakıb-ı Hacı Bektaş-ı Veli. o zamanda keşif ve kerametleri bilinen Hacı Bektaş-ı Veli evladından Timurtaş Dede ve Mevlana evladından Emir Şah Efendi'ye danışılarak dualar ile giydirilmiştir. Mehmed Süreyya. Yeniçeri üsküfini çıkardı. sh. Sonuç olarak. Süreyya. İstanbul 1958: Şeyh Baba M. yeniçerilere tâife-i Bektaşiyân ve ağalarına da Ağayân-ı Bektaşiyân denmiştir. Daha sonra Kara Halil (Çandarlı Halil Hayreddin Paşa)'in ilgili devlet erkânı ile görüşüp yeniçeri teşkilâtını düzene soktuğu bilinmektedir. c. Abdülbaki Gölpınarlı). Hacı Bektaş-ı Veli. Hacı Bektaş-ı Veli. sh. Kanunnâmedeki bilgileri doğrular mahiyettedir. Esad Coşan) İstanbul 1986. mesele yukarıda özetlendiği gibidir. sordular kim. İstanbul 1332. Vilâyet-nâme (Haz. sh. 'Yeniçerilerin başındaki tac Hacı Bektaş'ındır' derler. 52-62. 52 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMAN.

147-150. ilk İznik Medresesinden beri Osmanlı medreselerinde okutulan itikâdî ve amelî kaynakları bilmemekten kaynaklanmaktadır. Molla Gürani ve elimizdeki eserleri ve nihayet Şî'a ve Bektaşilerle alakalı aleyhte fetvaları bulunan Zenbilli Ali Efendi ve eserleri. İslâm'dan başka bir şey değildir18. ilk fetva makamına gelen Şeyh Edebalı'dan ta Şeyhülislâm İbn-i Kemal'e kadar. Ahmed Cevad. I. Fâtih devrinin fıkıh ve hadis yıldızları olan Molla Hüsrev. Osmanlı Devleti'nin kuruluş devrinin tamamen ehl-i sünnet dairesinde geçtiğinin delilleridir. Kavânîn-1 Yeniçeriyân. Yıldırım Bâyezid devrinden ilk Şeyhülislâm Molla Fenâri ve elimizde bulunan fıkha ve itikada dair eserleri. Hz. b) Bilindiği gibi. Tarih-i Askerî-i Osmanî. sh. kuruluş döneminde dinî veya kazâi bir göreve getirildiğini göstermek mecburiyetindedirler. eserlerini bu ruhla kaleme alan ve en önemlisi de Bektaşilik adı altında Hacı Bektaş-ı Veli'nin ruhunu incitenler aleyhinde fetvalar veren âlimlerden meydana gelmektedir. Kapukulu Ocakları. Osmanlı Devleti'ne ilham kaynağı olan maneviyât erlerini tanımamak. bil (dır: Şf'a-il Ibiyle Yezkh I Daha sonra d İPeyganibazı fikin lg Akgündüz. md. Gerçek manada Hacı Bektaş'ın eserleri ve asıl tuttuğu yol ise. Sultân Orhan devrinden İznik Müderrisi Davud-ı Kayseri ve kaleme aldığı eserler (Kara Davud incelenebilir). ilk Osmanlı ( j Kâdizâde-i Rumi. Çelebi Mehmed zamanında Osmanlı Devleti'ne girmeye çalışan dalâlet fırkalarını temizleyen Mevlânâ Fahreddin Acemi ve Burhâneddin Herevî. II. Seyyid Şerif Cürcani ve Mevlânâ Kâdi Mahmûd.! ¦ rinden i . ilk Osmanlı Kazaskeri Çandarlı Kara Halil. Âşıkpaşa-zâde.Bektaşi grubu asla olmamıştır. Şöyle ki: a) Osmanlı Devleti'nin Osman Gâzî'den Yavuz zamanına kadar dinî ve ilmî meselelerini göğüsleyen kadrosu. Akşemseddin. Medresesinden I memekten kay a) Osmanlı I (elerini göğüsley«t| İbn-i Kemal'e kaleme alan ve 81 i tenler aleyhinde I den İznik Müdenrii lir). sh. şeyhliğe şahlığı . Murad devrinin ilim güneşlerinden Hıdır Beğ ve Alâ'addin Tûsî ve bunların eserleri. Tarih. 205-206. c. Murad devrinin resmi otoritesi olan Kâdizâde-i Rumi. Osmanlı Kanunnâmeleri. Bektaşi veya Alevî olan bir âlimin. Alevîliğin ne zaman tarih sahnesine çıktığını. Osmanlı hukuk kaynaklarını. Ali'yi ve onların hürmet ettikleri 12 İmamı severler ve hürmet gösterirler. tamamen ehl-i sünnet dairesinde yaşayan. Aksi görüşleri ileri sürenler. Abdalân-ı Rum'un Bektaşi Babaları ve A-levî Dedelerinden ibaret bulunduğu iddia edilmektedir. 191-197. Hadis'de zirveye yükselen İbn-i Melek ve eserleri. Uzunçarşılı. Osmanlı Devleti'nin Yavuz'a kadarki kuruluş yıllarında Bektaşi ve A-levî geleneğine bağlı olduğu. Hatta Şah İsmail'in babası Şeyh Haydar ve onun babası Şeyh Cüneyd. sh. 20. Alevîliğin ne . Murad < \ Fâtih ı elimizdeki jZenbilllAIII j net dairi Alevî olan 1 I ni göstermek jj b) Bilin Ifların hürmeti i babası Şeyh t İ özellikle I I sevgisi. 169-170. en az Bektaşi ve Alevîler kadar. BİLİNMEYEN OSMANLI 53 20. ehl-i sünnet de. Osmanlı 1 levî gelen levî aslı var ı Bu iddia. Hadis'de : Fusûleyn f çalışan ı • II. I. IX. 8-9. hatta Şeyh Bedreddin'in Câmi'ul-Fusûleyn ve benzeri eserleri. c. Bu iddianın aslı var mıdır? Bu iddia.

Bunların bazı fikirlerinin. Abdal Musa ve Abdal Murad'ın bunların başında geldiği. bizzat olaylara şahit olan Âşıkpaşazâde anlatmaktadır. Alakası olsa bile. Kur'ân ve Sünnete aykırı olmamak üzere. Şeyh Cüneyd ve Şeyh Haydar ile ortaya çıkan tabirlerdir. Abdal Musa Orhan zamanında gazaya geldi ve bu yeniçerinin arasında bile yürüdü". Abdalân-ı Rum denilen yukarıdaki şahsiyetlerin. zaten Ehl-i Beyti seven Osmanlı Hanedanının bunlarla olan münasebetlerini ve hatta bu Horasan Erenlerinin Osmanlı Devleti'nin kuruluşuna olan katkılarını başka türlü değerlendirmek yanlış olur. Peygamber'in torunları olan kutubların çevresinde bir daire teşkil etmişlerdir. aslında XV. Bu tabirler ortaya çıkmadan evvel. Muhlis Baba. Bugün Alevîlik diye bilinen itikadî mezhep. Aynı şey Bektaşilik için de geçerlidir. Anadolu'ya sürüldü. Hatta Şî'a'yı bazı âlimler ikiye ayırmaktadır: Şî'a-i Velayet ve Şî'a-i Siyâset. âı-i Osman neslinden hiç kimse ile musâhabet etmedi ve andan ötürü anmadım. Alevîlik ve Bektaşiliğin asıl mahiyetinin bilinmemesinden kaynaklanan iddialardır. Yani Şeyh Cüneyd. Şeyh Cüneyd'in sapık fikirleri ortaya çıkıp müridlerinin de namaz ve oruç bilmez tavırları anlaşılınca. Murad'a kadar geldi ve ondan bazı siyasi 54 BİLİNMEYEN OSMANLI taleplerde bulundu. oradan da kaçar gibi ayrılmıştır. yüzyıla kadar Şî'a'nın ta kendisidir. Şeyh Safiyyüddin'in torununun torunu ve kendinden sonra 5. Hacı Bektaş-ı Veli ile Osmanlı Hanedanının ciddi bir alakasının dahi olmadığını iddia etmektedirler. Sırf bu yüzden. bir nevi Şî'a-i Velayet durumundadır.karıştırana kadar. Padişah'ın çevresindeki âlimler bu manadaki dalâlet fırkalarına geçit vermemişlerdir. bunların da Bektaşi veya Alevî olduğunu göstermez. Hz. özellikle tasavvuf ehlinin manevi reisleri Âl-i Beyt'ten çıktığı içindir ki. Osman Bey zamanında yaşayan ve hatta onunla ve oğlu Orhan Bey ile birlikte gazalara katılan Baba İlyas. Osmanlı kaynaklarında bu konuda yeteri kadar bilgi bulunmamaktadır. Şeyh Edebalı. bu manada Erdebil'de toplanan tasavvuf ehli. Hacı Bektaş'ın kendisi ile Bektaşi diye bilinen bazı kimselerin onunla ne derece ilgili olduklarını biraz evvel anlatmaya çalıştık. Şi'î mezhebine geçerek bu mübarek neslin itibarını siyâsete alet etmeye başlamıştır. bazı bozuk fikirleriyle Osmanlı Devleti'ne hulul etmek istemişse de. Ancak Alevîlik ve Kızılbaşlık tabirleri. e) Hacı Bektaş Zaviyesinden olduğu ifade edilen Geyikli Baba'nm Sultân Orhan ile kısa bir müddet için de olsa bir araya geldiği doğrudur. yalandır. bu zikredilenlerin Osmanlı Devleti'ne Bektaşi ve Alevî geleneğini aşıladığı ve en azından Osmanlı Sünnî anlayışının daha sonrakinden daha müsamahalı olduğu iddiasına gelince. Sultân II. Ehl-i tasavvufun bir kısmı ise. Börk Orhan zamanında zahir oldu. zira Hacı Bektaş bir görüşe göre 1271 ve diğer bir görüşe göre de 1337'de vefat etmiştir. Bütün bunları. Zaten Osman Bey ve Orhan Bey zamanının maneviyât erleri olarak zikrettiğimiz şeyhlerden çoğu hakkında. Âl-i Beyt muhabbetiyle yanıp tutuşan ve Şî'a'nın ma'sum kabul ettiği 12 İmamı medheden davranışları ve şiirleri de olabilir. Geyikli Baba. d) Âşıkpaşa-zâde gibi bazı tarihçiler. c) Abdalân-ı Rum'un Bektaşi babaları ve Alevî dedeleri olduğu. Daha sonra da açıklayacağımız üzere. yine siyasi ümitlerle Karaman'a sığındı. gerçek ismi gibi çok açık konularda dahi yeterli bilgiye sahip . 1448 yılında Erdebil'de isyan eden Şeyh Cüneyd. bütün bu iddialar. Ahi Evran. bütün ehl-i iman arasında yaygındır. sadece Âl-i Beyte muhabbet sebebiyle Yezid ve taraftarlarına karşı çıktıkları için Şî'a diye bilinen bazı tasavvuf ehlidir. On İki İmam sevgisi. ehl-i sünnet ile Şî'a'nın arasındaki ihtilâflar zaten bilinmektedir. Tıpkı 12 İmamı medheden Yunus Emre'nin asla Alevî ve Bektaşi olmaması gibi. Şeyh olan Şah İsmail'in dedesi Şeyh Cüneyd (1447-1460). Burada Şeyh Abdüllatif ile sahabelerle ilgili tartışma yapmışlar. Bektaşilerin veya Alevîlerin kanaatleriyle aynı olması. Vezir Halil Paşa'nın "Bir tahtta iki padişah sığmaz" cevabı üzerine kendisine ve dervişlerine hediyeler verildikten sonra. "Bu Hacı Bektaş. Yeniçerilerin başındaki Hacı Bektaş'ındır derler. Şî'a-i Velayet.

Padişah olmadan evvel sırasıyla Kütahya. ancak Alevî veya Bektaşi değildirler". Kısa zamanda Anadolu birliğini kurup devleti genişletmesine rağmen. "Osmanlı Beyliği Topraklarında Sufı Çevreler ve . Rumeli'n* j Karamanoğlü-1392'de BurhâneddlJ mandasır kendisi I Osmanlıya t Bütün! 88-95. Bu arada Yıldırım'ın kendisi Rumeli seferine devam ediyor ve 1392'de filozoflar diyarı olarak bilinen Atina Osmanlıya teslim oluyordu. Aydın. Sultân Murad'ın büyük oğlu ve veliahdıdır. sh. Âl-i Beyt BİLİNMEYEN OSMANLİ âşıkıdırlar. ancak t IV-1 21. II. 1392'de Candaroğlu halledildi. c. Şerafettin Turan). Tarih. Germiyan. 1402'de Ankara'da Timur'a yenilerek tekrar başa dönülmesine sebep olmasıdır. Sonradan yanına Bizans İmparatoru II. hemen bu WSI{ Devleti'ne kışlasını kurdu. Netice olarak. Bunun iki sebebi vardır: Birincisi. Ege Adalarını vurarak Venedik Cumhuriyet'ine gözdağı vermeyi de ihmal etmeyen Yıldırım'ın bütün hayali İstanbul'u fethetmek idi. Rumeli'nde gayr-i müslimlerle uğraşan Osmanlının aleyhine. çocukları. Ahmed Ya'şâr. İbn-i Kemal. sh. Padişahı ği gibi tecri Osmanlı Karaman gören Yıldırım. Çorum yakınlarında yenik düştü. 1387 tarihinde katıldığı Karaman Seferinde gösterdiği kahramanlıklardan beri Yıldırım lakabıyla anılan I. Bursa'da babasının tahta çıktığı sene yani 761/1360 yılında Gülçiçek Hatun'dan dünyaya gelmiş ve 791/1389 yılının Ramazan ayının beşinde de babasının şahadeti üzerine tahta çıkmıştır. Yıldırım'ın oğlu Şehzade Ertuğrul'un kumandasındaki Osmanlı ordusu. Dolayısıyla. IV. hem Emir Sultân Buharî'ye kayınpeder olması ve hem de içki içtiğine dair iddiaların bulunmasıdır. Osmanlı Padişahları arasında hakkında en çok dedikodu bulunan Yıldırım Bâyezid'in şahsiyeti. üçüncü bir haçlı " Âşıkpaşa-zâde. ama olmadı. Bâyezid. 1387 tarihin* İ dirim lakabıyla anMf babasının tahta | ve 791/1389 ' mıştır. Ocak. İsfendiyaroğulları da Osmanlı'ya itaat etti. 204-206. kuruluş gününden beri. durumu fırsat bilen Karamanoğlu-Candaroğlu ve Sivas'daki Kadı Burhâneddin'in ittifak yaptığı duyuldu. Osmanlı Devleti'ne ait sancak ve kazalara hücum başlattı. Bu sebeple 1391'de 7 ay sürecek olan İstanbul kuşatmasına başladı. Zaten Karamanoğlu Damad Alâ'addin Bey de firar etmişti. Kadı Burhâneddin ile olan savaş daha dehşetli idi.YILDIRIM BÂYEZİD DEVRİ 21. Mecdî Efendi.değiliz. Ege/ yen Yıldırım'm i olan İstanbul I olmadı. Defter. Bütün bu gelişmelerden rahatsız olan Macar Kralı Sigismund. hemen 1390-91 kışında Ankara'ya gelerek orada kışlasını kurdu. Hadâık. sh. 1390 yılının ilk günlerinde Anadolu birliğini tehlikeye sokmamak için hemen bu bölgeye intikal etti. sonradan uydurulan Bektaşi menkıbelerinden birini yansıtan bir kaynağın. Bunu gören Yıldırım. (neşr. Manuel'i de alarak Karaman bölgesine geçti ve onları ikaz etti. 88-95. Osmanlı Devleti ve onun Hanedanı. uydurma Bektaşi menkıbelerini arşiv vesikaları gibi kabul etmek demektir. Önce Yıldırım Bâyezid'i tanıyalım. Osmanlı Devleti'nin Kosova'da haçlı ordularıyla meşgul olmasını fırsat bilen Karamanoğulları. Hamid İli ve ilk Amasya Sancak Beyliği gibi tecrübeleri bulunmaktadır. Bizans'ın sulh ile itaat edeceğini umuyordu. İkincisi de. i bölgesine geçti j etmişti. Orhan Bey'in Geyikli Baba'ya rakı ve şarap gönderdiği yolundaki bir ifadeyi kaynak kabul ederek. 22380. döneminde Osmanlı Devleti'nin durumu ile ilgili kısa bilgiler verir misiniz? Osmanlı Padişahları arasında hakkında en çok konuşulan Padişahın Yıldırım Bâyezid olduğu doğrudur. Tevârih-i Âl-i Osman. Osmanlı Pıd dirim Bây durumu ile 1 Osmanlı Pa Bâyezid olduğu ı birliğini kurup devietf| tekrar başa dönü kayınpeder olması Vll Bâyezid'i tanıyalım. ilk Osmanlı Padişahlarının sonrakiler gibi katı Sünnî olmadıklarını ve rakı hediye gönderecek kadar müsamahalı olduklarını söylemek. MwJ8 AMgl&HMf yatı'nda IStM BİLİNMEYEN OSMANLI âşıkıdırlar. I. Menteşe ve Saruhan Beylikleri Osmanlı Devleti'ne bağlılıklarını bildirince.

Neticede kaderin cilvesiyle Yıldırım'ın strateji açısından üstün görüldüğü uğursuz Ankara Meydan Muharebesi meydana geldi ve 28 Temmuz 1402 tarihinde Osmanlı ordusu yenik düştü ve Padişah esir alındı. Hâfızuddin Muhammed Kürdî.Ettuğrul Çelebi. Ancak 25 Eylül 1396 tarihinde Avrupalıların asırlarca unutamayacakları Niğbolu Zaferi kazanıldı ve Yıldırım. 11. 2. şartlarının kabulü halinde. Bursa 1996. 7. Doğu Türkistan Hakanı Aksak Timur veya Timurlenk. Mustafa ve Musa'nın annesi. : : . ÇOCUKLARI: 1. Buna karşı Yıldırım'ın cevabı çok sert ve hatta hakaret-âmiz oldu (Mektup.Marya (Olivera Despina) Hâtûn.Abdalân-ı Rum Sorunu". Şeyh Kutbuddin İznikî ve Şihâbüddin Sivasî unutulmamalıdır. gayr-i müslimlerle olan cihadını takdir ettiği Osmanlı ordusuna yardım edeceğini ifade eden bir mektup gönderdi (Mektup. nihâî dersi hak etmişlerdi ve gerçekten 1397'de Konya'ya giren Yıldırım eniştesi olan Karamanoğlu Beyini idam ettirdi ve Konya'yı Osmanlı Devleti'nin Karaman Eyâleti olarak ilan etti. Zira bu savaşı takip eden yıllarda. 4Sultân Hâtûn. sh. Gerçekten her çeşit düşman milletin yer aldığı 70. 2Devlet Hâtûn. 53-72. oğlu Muhammed Şah Fenari. 12. ZEVCELERİ: 1. 3. 5. Köprülü. . İsa. Üçüncü haçlı seferini fırsat bilerek yine Osmanlı topraklarına saldıran Karamanoğulları ise. Bu hadiseyle Osmanlı Devleti. Süleyman Paşa. nr. Timur nazik sayılabilecek bir üslupla Yıldırım'dan bu beyleri salıvermesini ve kendisine tabi olmasını. Aydınoğlu İsa Bey'in kızı. Dulkadiroğlu Süleyman Şah kızı. bazı tarihçilerin ileri sürdüğü gibi intihar ederek değil. Ankara 1981. 291 vd. 22.Fatma Hâtûn.İsa Çelebi.000'e ulaştı. Âli. Timurtaş Paşa. Yıldırım Bâyezıd devrinin ileri gelen devlet adamları arasında. artık Halife I. 8. Es'ad Efendi. 6Kasım Çelebi. 204/a vd. 3 Mart 1403'de.Germiyanoğlu Devlet Şah Hâtûn. 10. Künh'ül-Ahbâr.Erhondu Hâtûn. 3Mustafa Çelebi (Tartışmalıdır). 2162. "Rum Meliki Yıldırm Bayezid' diye başlamaktadır). 8 yıl kadar Anadolu'da kalan Timur buralarda terör estirdi ve eski beylere beyliklerini tamamen iade etti. . fırtına gibi eserek Doğu Anadolu'yu tehdit ediyor ve memleketleri ellerinden alınan ve Osmanlıdan memnun olmayan Anadolu beyleri Timur'u tahrik ettikleri gibi. Osman Gâzî ve Dönemi Sempozyumu. Türk Edebl-yatı'nda İlk Mutasavvıflar. Rumeli'de Balkanlar Osmanlının hâkimiyetine girmişti. iyi bir devlet adamı olmakla beraber takva cihetinden zayıf olduğu ittifakla açıklanan Çandarlı Ali Paşa. Fuad. Artık Anadolu birliği sağlanmış ve bütün Anadolu neredeyse Osmanlı Devleti'nin olmuştu.Büyük Musa Çelebi. cihan devleti olmaktan çıkmış ve yeniden başa dönmüştü.. 9. Devrinin Horasan erenlerinin başında.Yusuf Çelebi. Şemseddin Fenari.Paşa Melek Hâtûn. vrk. Yine Germiyanoğlu olduğu söylenen ve Sultân Mehmed Çelebi'nin annesi ve ilk Valide Sultân.Hasan Çelebi.Hafsa Hâtûn. Mütevekkil tarafından Sultân-ı İklim-i Rum ve Sultân diye anılmaya başlandı.«?Vj56 BİLİNMEYEN OSMANLI seferi hazırlığında idi. Onun devrindeki âlimlerden ise. Osmaniı ı Saray'dı] Bunlai \ Burada şuj AJOsı . 5. Timur'un düşmanları olan bazı beyler de Yıldırım'a sığınmış bulunuyorlardı. sh.000 kişilik orduyla Tuna'yı geçerek Niğbolu'yu kuşattı ve düşman kuvvetler 130. Mevlid yazarı Süleyman Çelebi de onun zamanındaki en büyük şairlerdendir. 4.Oruz .BİÜNMEVENO™ Hâtûn. sıkıntıdan doğan bir kaç çeşit hastalığa dayanamayan Yıldırım vefat etti ve Osmanlı Devleti için Fetret Devri denen ara dönem başladı. Emir Sultân denen Bâyezid'in damadı Şemseddin Muhammed Hüseynî. Sirbistan Kralı Lazar'ın kızı. İshak Bey ve Mihal oğlu Muhammed Bey zikredilebilir. %Ey Timur denen parçalayıcı köpek ve Tekfurlardan daha kâfir olan adam' diye başlamaktadır).İbrahim Çelebi. Hacı Bayram ve Şeyh Abdurrahman-ı Erzincan! gelmektedir. Süleymaniye Kütp. İşte böyle bir dönemde Doğudan büyük bir tehlike geliyordu.

Lütfi Paşa. sh. c. Her ikisini de inkâr etmek mümkün değildir. 306-352. başka karîne olmadan gayr-i meşru hayat diye izah etmek. Murad. I i bulunduğu \ [plânda tslâff (tatbikatta I î İnkâr etmek! [ vardır. Osmanlı tarihi ve edebiyatında geçen bazı tabirler. 44 vd. Aksun. sh. B) Maalesef. içki ve I |.Şehzade Mehmed21 22. sh. Osmanlı Tarihi. İstanbul 1297. bunların başında gelmekte ve tarihlerdeki "padişah. Abdülhamid gibi "veliyyullah" denilen fertler bulunduğu gibi. sh. 13. Uzunçarşılı. Bunlar hakkında ne dersiniz? Burada şu gerçeklerin bilinmesinde fayda mülahaza ediyoruz: A) Osmanlı Devletini teşkil eden fertler ıma'sûm ve günahsız değillerdir.. Osmanlı Sarayında sâkîler elbette vardır. I. İçlerinde I. Âşıkpaşa-zâde. Padişahların Kadınları ve Kızları. I. 7-10. II. 260-323. c. meşru dairede olduğu gibi. Osmanlı Devleti'nde içkinin tamamen serbest olduğu mâ'nâsına gelecek şekilde te'vil ve izah edilmek istenmektedir. Ancak bunların. O halde. En kötü zamanlarında bile. Devletler ve . "îş ü işret". işret=keyifli hayat ve eğlence demektir. kader-i İlâhi bu uzun süre içinde İslâm'ın bayraktarlığı unvanını onlara ihsan etmiştir. Uluçay. içki ve benzeri günahları irtikâb eden şahıslar da bulunabilir. Âli. Halbuki Osmanlı döneminde. Kelime manası. Osmanlı Padişahlarından içkiye mübtelâ olanlar bulunduğu ve hatta Saray'da gayr-i meşru eğlence sofraları düzenledikleri söylenmektedir.[ I. c. 95-105. içki ve sefâhet hayatı yaşardı şeklinde yorumlanmaktadır. c. 131. Murad. sh. Murad. 51-91. 65 vd. Kitâb-ı Cihân-nümâ. 71-90. îş ü işreti severdi " tarzında geçen ifadeler. I.195. içtihadî meselelerde dahi şer'î hükümlere ri'âyet etmek için elden gelen gayreti gösterdiklerini. içki kadehlerini dağıtan ve dolduran kişiler olduklarını. I f etmiştir. "Şarap" kelimesi de öyledir. Tevârih-i Âl-i Osman. Seyyiâtı hasenatına ağır basınca da. şerbet ve su da dahil olmak üzere bütün 20 Neşrî. bunu başka türlü yorumlamak da doğru olmaz. bu 1 ' fikirlilik ı | deliller vars "Siki" i i üslerinde i mevlidde s [lir.Hundî Hâtûn. sh. Künh'ül-Ahbâr. keyif meclislerinde kadehle içilecek şeyleri takdim eden şahıs manasını ifade eder. SâKİ* nümüzde I kullandı 131 155 1 İANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 57 Hâtûn. V. elbette ki kasıtlı bir peşin fikirliliktir. îş=yaşama. Aslında her çeşit içecek demek olan bu kelime. II. her yerde. Tarih. Bu tâbirlerden bazılarına dikkat çekmek istiyoruz. sayıları milyonları bulan arşiv belgeleri isbat etmektedir. serbestçe içki dağıttıklarını ve bunun açık bir şekilde yapıldığını söylemek insafsızlık olur. değil içki gibi İslâm'ın açık bir hükmüne muhalefet. Ancak mevlidde şerbet dağıtana sâkî dendiği gibi. 14. meyhanede şarap dağıtana da aynı ad verilir. sh. Ancak 600 sene boyunca hasenatının seyyiâtına ağır bastığı içindir ki. sh. Sâkî kelimesini. I [içindir ki. 311-355. Ancak Yıldırım Bâyezid gibi bazı devlet adamlarının içki içtiğine dair açık deliller varsa. Halbuki bu ifadenin asıl mânâsı. sh. Yaşamanın tadını çıkarma ve keyifli hayat. 78-116. ı ellerinden i | ne muhalefeti I gayreti gft B) Jtl'nde içkin I İstenmekteki i başında s iler. I | ma ve I (halde. içki kadehini dağıtan diye açıklamak. Osmanlı Devleti'nin iyilikleri de vardır. "Sâkî" kelimesi de manası çarpıtılan kelimelerdendir. peşin fikirlilik olur. Türkiye Tarihi. hataları da vardır. Her şeyde olduğu gibi. bu tâbirleri. Osmanlı Tarihi. sh. Nazarî plânda İslâm'ın bütün düsturlarının kabul edilerek tatbik edildiği bir vâkı'adır. gayr-i meşru dairede de olabilir. bu şerefli unvan yine kaderin hükmüyle ellerinden alınmıştır. Ancak tatbikatta bu esaslara muhalefet edenlerin bulunduğu da bir vâkı'adır. Kantemir. Fâtih. Ahmed Uğur neşri. c.mânâsı. Yavuz ve II. I. Öztuna. günümüzde haram olan ve Arapça'da "hamr" kelimesiyle ifade edilen içki karşılığında kullanılmaktadır. II. c. Tarih-i Solakzâde.

sh. ancak devletin tesbit ettiği ta'zir cezaları uygulanır. yasak edesiniz. Had cezası ise. az veya çok şarap (hamr) içmek yahut sarhoş edecek kadar diğer içkileri kullanmak. Se-lim'le ilgili beyânları da bunu teyid etmektedir. İslâm'ın içki için tesbit ettiği ceza aynen tatbik edilmiştir.. had cezasını gerektirmez. Diğer İslâm hukukçuları ise. Nitekim Dimitri Kantemir'in II. haddi şirb denilen şer1? cezayı uygulayan devlet adamlarının kendilerinin. Dünya beyleri şarabın tadına ulaşırlarsa. nazariyatta kuvvetine riâyet olunmuştur". az da olsa şarap içmek veya diğer içkileri içerek sarhoş olmaktır. başta şarap (hamr) olmak üzere. . 110-112. "1. II. eksik ve fazla olmadan içki içene sopa ile seksen kırbaç vurmaktır. B II. Bu arada. devletin OSMANLI BİLİNMFVfM t içinde ve dışında ço-Osmanlı padiş • lâm'ın getirdiği içki birleri almışlardır. İkincisi.. asır) kaleme alınan Kutadgu Bilig'deki şu cümleler. 58 içilecek şeylere yani bugünkü karşılığıyla meşrubata "şarap" dendiği bir vâkı'adır. Bayezid'e seleyi bütün y.. diğer İslâm Hukukçuları hepsini aynı hükme tâbi kılmaktadırlar. İslâm hukukunun yasakladığı sarhoşluk verici içkileri içenlere. mer'î olmuştur. ancak kanunlarla tatbikat arasında fark bulunabilir. Osmanlı Devleti'nin son on yılına kadar. az veya çok içmenin had cezasını gerektiren bir suç olacağını açıklamışlardır.Hanedanlar. sarhoşluk verici içkilerin azının ve çoğunun haram. Ancak İslâm'ın tesbit ettiği ve had denilen cezayı gerektirecek içki içme suçunun tarifinde farklı görüşler ortaya çıkmıştır. Osmanlı hukukçuları. içki hakkındaki hükümlerde İslâm hukukçularının kabul ettikleri esasları aynen benimsemişlerdir. mezkûr kelimelerin tasavvufdaki manaları ile bir kısım metinlerde kullanıldığını da unutmamak icab etmektedir. Bu unsurlardan biri eksik olduğunda. had cezasını gerektiren bir suçtur. ani» . Zorla içirilen içkiler. Yani bütün içkilerin haram olduğunda ittifak etmekle beraber. Emrim size ulaji' zat bu İşin üzerinde dur. sh. Bey içki içer ve oyunla vakit geçirirse. yani kesin olarak dinen yasak olduğunu kabul etmişlerdir. Osmanlı Devlet'inde tercih edilen birinci görüşe göre had cezasını gerektiren içki içme suçunun (ki buna şirb denmektedir) iki unsuru vardır: Birincisi. bütün:. Böyle bir fiili işleseler bile. içki içenlere verilen cezaları. Bunu şer'îye sicillerinde görmek mümkün olduğu gibi Osmanlı Kanunnâmelerinde de görmek mümkündür. Kadınlar Saltanatı I-IV. bütün Müslüman Türk Devletlerinde. memleket işini düşünmeğe ne zaman fırsat kalır?". Osmanlı Devleti'nin son on yılına kadar bu tatbikatın devam ettiğini göstermektedir.. İstanbul 1332/1923. Dergâhıma jrj ¦ benzeri yerlerde. gibi ri'âyet edeler.. 22-25. Osmanlı Devleti'nde konuyla ilgili şer'î hükümler. sonunda ikbâl elden gider. Araştırmalar.. c. Ebu Hanife şarap demek olan hamr ile diğer içkileri ayırt ederken. irtikâb edildiği ' fiillerinden. Ahmed Refik. Avrupalı bir hukukçunun diliyle "1810 tarihine gelinceye kadar. İslâm'a muhalif olan bütün âdetlerini de kâideten ve nazarî olarak tamamen terk etmişlerdir. had cezası tatbik edilmez. 4. bunun en bariz misâlidir: "Bey içki içmemeli ve fesatlık yapmamalıdır. açıkça bu fiili işlemeleri mümkün değildir. tatbikatta tam icra olunmadığı da söylenebilirse de. alternatifli olarak düzenlemiş ve bunlardan birini de hadd-i şer'î olarak zikretmiştir. C) Türkler Müslüman olduktan hemen sonra. her çeşit içkiyi. Daha sonraki Müslüman Türk Devletlerinin içki hakkındaki tutumlarını ise. cezaî kasıd ve irâdedir. memleketin ve halkın bundan çekeceği zahmet çok acı olur. bu iki hareket yüzünden. İslâm'ın te'siri altında ve ilk Müslüman Türk Devleti olan Karahanlılar devrinde (X. Bu kanun. Ancak Osmanlı Devleti'nin son yıllarında kabul edilen Men'-i Müskirat Kanunu. 3. c. İmam-ı A'zam Ebu Hanife'ye göre. Bundan sonra h'. had cezasını gerektirecek suçun teşekkülünde küçük bir görüş ayrılığı vardır. Gerçi bu hükümler. Bütün İslâm hukukçuları ise. kendilerine resmî kod olarak kabul ettikleri fıkıh kitaplarında ifadesini bulan şer'î hükümler ortaya koymaktadır. I. bunun açıktan işlenen bir günah olmadığı kesindir.

toplantılarda ve benzeri yerlerde. Sen ki. sh. Molla Hüsrev. . bir cinayetin neticesi ve bir mükâfatın da mukaddimesidir.Akgündüz. Bütün bu iddialar doğru mudur? Bursa'da Ulu Cami'yi yapan. I. A 33/21. Murad'ın gençliklerinde bazen içki kullandıkları. bütün Müslümanların ve özellikle de âlimler ve sâlihlerin rahatsız olduğu bildirilmiştir. Yıldırım Bi< şahitliğinin dur? Bursa'da Ulu aykırı işlere mani Bâyezid'in. Zaten bizim meselemiz de bütün Osmanlı Padişahlarını ma'sum göstermek değildir21. 14-1540. kadılarsınız. -•--. Osmanlı Padişahları hakkında söylenen "sarhoş" ve "aile hayatı berbat" gibi ithamlar. Şunu da önemle belirtelim ki.:1 kından gelip. t. Kutadgu Bilig.. sh. 4. Halil. Ankara 1959. fâsıklar toplanıp açıkça günâh işlemeyeler ve İslâm'ın şe'âirine gereği gibi ri'âyet edeler. i mükâfatın da mu. bir konuda şahitliği arzu edilen Yıldırım'ın cemaatle namazı terk etmesinden dolayı şahitliğini kabul etmediği doğrudur. 267268.-. Osmanlı padişahları. şer Osmanlı Padişa men. 53-54. II. 5. Emir Sultân Buhari'nin kayınpederi olan ve İslâm'a aykırı işlere mani olmadıklarından dolayı bazı kadıları cezalandırmaya kalkışan Yıldırım Bâyezid'in. açıkça şer'î hükümleri çiğnemeleri nasıl düşünülebilir? Bu misâlden de anlaşılmaktadır ki. II. Belki Molla Fenari. L . Cin. c. Sen ki. Ayrıca İslâm'ın şe'âirine ri'âyet edilmeyerek fâsıkların bu gibi gayr-i meşru fiillerinden. YEE. c. Murad'n açıklanmaktad termek değildir 23. Şöyle bilesiniz ve alâmet-i şerife itimat edesiniz". Bizzat bu işin üzerinde durub kazanızdaki halka. Neşreden: Reşit Rahmeti Arat.5. Bayezid'e ait olan bir fermanın. Emrim size ulaşınca. 90. Baskı. Dergâhıma arz olundu ki. içki içtljjf değildir. Bundan sonra hiç bir yerde. Bütün Osmanlı Padişahları bu konuda hassastırlar. BİLİNMEYEN OSMANLI 59 içinde ve dışında çok büyük tartışmalara yol açmıştır. Dürer ve Gurer. O da bunun üzerine sarayının yanına cemaatle namazı terk etmemek için yeni bir cami inşa ettirmiştir. Dolayısıyla Ankara mağlubiyeti elbette ki bir musibettir. çeşitli sarhoş edici içkiler kullanıldığı. Osman? gibi ithamlar. Onların da günahları bulunabilir. Peygamberlerin masum olduğu gibi. 69-70. 338/B. sh. . ancak bunlardan II. 34-38. bir içki Sultân'ın. vrk.. kasaba ve köylerde. sancak beğisin. çok az istisnalar dışında. Ayrıca Molla Fenari veya Emir Sultân'ın. sancak beğisin. nr. Osmanlı Padişahları. bu hususu görüp gözetip emrime aykırı hareket edenleri kâdî kararıyla hakkından gelip. bu konuda tam ihtimam gösteresiniz. bir kısım Osmanlı kaynaklarında açıklanmaktadır. terk etmesinden nın yanına ceı Acaba içki manii Padi"1"'" gülerdir. Yusuf Has Hâcib. Bursa Şer'iyye Sicilleri. Belki Moll». Şunu da <• ve IV. her türlü rezalet ve sefâhetin irtikâb edildiği görülmüştür. Türk Hukuk Tarihi I-II. Osmanlı Padişahlarının bu yasaklarına ve şerî'ate karşı bu hassasiyetlerine rağmen. Ahmed. hem fiilen ve hem de kavlen İslâm'ın getirdiği içki yasağına uymuşlar ve bu yasağa uyulması için gerekli hukukî tedbirleri almışlardır. Mâide. . tamamen iftiradır ve belli bir vesikaya dayanmamaktadır. meseleyi bütün yönleriyle vuzuha kavuşturmak istiyoruz: "1. sancağınıza bağlı şehir. bütün bu izahların yanında I. tamamen masum insanlar değillerdir. içki içtiği için Yıldırım Bâyezid'in şahitliğini kabul etmediği iddiası da doğru değildir. düğünlerde. İslâm Hukukunda Kölelik-Câriyelik Müessesesi ve Osmanlı'da Harem. Sen ki. şehirlerde. Bâyezid Han. bir içki mübtelâsı olduğu asla iddia edilemez. İstanbul 1995. nr. İstanbul 1997. sh. 3. . Akgündüz. açıkça şer'i hı. sadeleştirilmiş metnini. 21 Fermanın Orijinali. Yıldırım Bâyezid'in içki içtiği ve bu yüzden Molla Fenari tarafından şahitliğinin reddedildiği söylenmektedir. Ahmed. 23. Kur'ân. Acaba içki iddiası nereden çıkmıştır? Bir önceki soruda da ifade ettiğimiz gibi. şer'î hükümleri ve emirlerimi icra edesin. köylerde ve kasabalarda tekrar te'yîd ve tehdit ile yasak edesiniz. Her musibet. 1. Selim ve IV. 157-158. açıkça şarap içildiği. sizlere takdim ederek. maktadır ki. BA. s.

meydana . Künh'ül-Ahbâr. veziri Çandarlı Ali Paşa'nın bu konudaki ikaz görevini yapamadığını ifade etmektedirler. sayı 27 (1943). 10 sene kadar Bursa ve Edirne'de oturup Çelebi Sultân Mehmed'in çocuklarına hocalık eden. 19(96). Bütün bunlar. sh. Kısaca. Sultân'ın kapısına gelerek. bir değerli tarihçinin de ifade ettiği gibi. 148-158. Yıldırım'ın içki içtiğini göstermez. 332-333. sh. bu planında muvaffak olduğunu kaydeden tarihçiler de bulunmaktadır. Asıl meseleye gelince. Yıldırım Bâyezid'in Sırbistan Kralı Lazar'ın kızı Marya (Despina) Hanım ile evlendikten sonra. nr. sh. c. Şükrullah. İsmail Belîğ-i Bursevî. kendi zamanlarında içki içilmesine de şiddetle karşı çıktıklarını ve bu dinî yasağı takip ettiklerini yazmaktadırlar. ne zaman içki içmeye başladığı belli değildir. kızı Marya'yı Bâyezid'e göndererek Osmanlı Padişahını evvela manen yıkmayı ve sonra da cephede mağlup etmeyi planlamıştır. V. sh. VII. nr. VVİttek. 103-105. bu konularda gevşeklik gördükleri zaman. Hatta bazı kaynaklar. Paul.. Halbuki intihar dinimizde haram değil midir? mueılı Yıldırım Bâyezid'in vefatı ile ilgili üç rivayet bulunmaktadır: Birincisi. 368-384. Sırp Kralı. Hüseyin Hüsameddin. I.60 BİLİNMEYEN OSMANLI Bunda kader-i ilahiye fetva verdirten hatalar mutlaka vardır. Maalesef geçici bir süre de olsa. Şayet geçici bir süre içki içmiş olsa bile. İstanbul 1286. Tevârih-i Âl-i Osman. Mağlubiyetin bir hatadan doğduğu noktasından hareket edilerek. Tlmuı r'ml kuft! di" şekltı nakleden İft SUSİİCİİ64 zarı belli O ve i na tuW 24. TTEM. içki kullandığını. Karamanî Mehmed Paşa. Ancak esir alınan Emir Sultân ve Molla Fenari. 51-91. Osmanlı tarihleri ittifaka yakın bir şekilde. Halil. kendileri içki içmedikleri gibi. etmektedir Yıldırım gibi dit sinin tamw isimlerinden &A] dikten sonra. 45. "Molla Fenan". Lütfi Paşa. Belleten. sh. sh. "Ankara Bozgunundan İstanbul'un Zaptına (1402-1455)". Timur'un Semerkand'a gidelim teklifine. Enverî. Solakzâde. bu kadının Müslüman olmaması veya başka sebeplerle. 99-100. bu günahı açıktan yaptığını ve içkili sofralar düzenlendiğini söylemek mümkün değildir. göre bu konu "Her ne i söyleseler ( vefat« mak niyetini Semerkand'a ( ümitsizliğe etmektedir! Âşıkpaşa-i etdi. ancak hemen tevbe ederek Bursa Ulucami'yi inşaya başladığı ise. sh. Acem Hamidî. c. . manevi alemde. az bir süre için de olsa. Padişah ve diğer Osmanlı devlet erkânı ile yakın temas halinde bulunan ve memleketine döndükten sonra Timur Tarihini yazan İbn-i Arabşah başta olmak üzere Timur devrinin bütün Van Neşri. Âli. Ancak Yıldırım Bâyezid devrinde bu işin biraz gevşediğini kaynaklar yazmışlardır. 1391'de bu kadınla evlenmiştir. 18(95). Hammer ve Gibbons gibi Garb Tarihçilerinin tamamına yakını. Bu yüzden şer'an içtiğinin isbâtı da hemen hemen mümkün değildir. Çev. Hatta zamanın âlimleri. Kitâb-ı Cihân-nümâ. 25. 565. Yıldırım Bâyezid'in intihar ettiği söylenmektedir. Osmanlı sultanlarının Osman Bey'den ta Sultân Murad zamanına kadar. sh. Bu. kânüvlslen. 109. Tarih-i Bursa (Güldeste-i Beliğ). yine Osmanlı kaynakları tarafından açıklanmaktadır. bu sebep de dinî. Konyalı Mehmed bin Hacı Halil ve İdris-i Bitlisî gibi ilk dönem Osmanlı tarihçilerinin kahir ekseriyeti. memleketinde durmayız' derlerdi. Osmanlı Devleti'nin 30-40 sene sonra yeniden şahlanacağını müşahede ettiklerinden. İnalcık. c. teklifi kabul etmediklerini Osmanlı kaynakları önemle kaydetmektedirler. 'Eğer ma'rûfu emr ve münkerden nehy etmezsen. Çubuk Ovasındaki Ankara mağlubiyeti sebebiyle ileri sürülen tenkidler kabilinden de olabilir. siyasî veya malî konulardaki gevşekliğidir şeklinde de izah edilmiş olunabilir22.

. Bunlardan açıkça kendini zehirleyerek intihar ettiğini anlamak mümkün olmadığı gibi. Osmanlı tarihinin dev isimlerinden Âli ve Hoca Sa'deddin Efendi gibi tarihçiler. II. Sadece Fuad Köprülü'nün bazı zayıf rivayetleri zorlama yorumlara tabi tutarak Cumhuriyet'in ilk yıllarında bu iddiayı gündeme getirmesinden sonra mesele tekrar alevlenmiştir. Yıldırım gibi dindar bir Padişaha. sh. sh. Künh'ül-Ahbâr. Lütfi Paşa. c. Bütün bu rivayetler. sh. Neşrî. Kanaatimize göre bu konuda son sözü Âli söylemektedir: "Her ne kadar bazı tarihçiler Timur'un hekimlerinin zehir içirdiğini veya kendi kendisine zehir içtiğini söyleseler de. Bâyezid Hân'ın "tez canlu ve gayretlü kişi" olmasından dolayı Timur'un mu'âmeleleri karşısında sıtma hastalığına tutulduğunu ve günden güne zayıfladığını belirttikten iki sayfa sonra. Timur'un zehirlettiği şeklindeki bir iddiadır ki. Timur'un iline varmasına hemandem kendü kaydın görüb Allah Te'âlâ rahmetine vâsıl oldu" ifadelerini kullanmışlardır ki. bu söz üzerine ümitsizliğe düşen Osmanlı Padişahının yüzük kaşındaki zehirle intihar ettiğini iddia etmektedirler. 23 Neşrî. "bazılar eder ki. Kitâb-ı Cihân-nümâ. sh.. bundan vaz geçip. Kanaatimize göre doğru olan da budur. Osmanlı Tarihi. 358-363. Osmanlı tarihi ile ilgili bazı kaynaklar. c. gayet melûl oldu ve hem gayret etdi. Bunun tam aksine Müneccimbaşı başta olmak üzere çoğu müellifler. İkincisi. hastalığının tedavisi için Timur'un saray tabiplerinden Celaleddin Arabî ve İzzeddin Mes'ûd eş-Şirazî'yi tayin ettiğini belirtmektedirler. Türkiye Tarihi. Hoca Sa'deddin Efendi. onu Semerkand'a götürdükten sonra oradan geri göndereceğini söylediğini. c. Tâc'üt-Tevârih III. Uluçay. Osmanlı Tarihi. Netice olarak. neman maslahatın gördü" veya "bu cevâbı işitti. 260323. c." kaydını düşerek. Padişahların Kadınları ve Kızları. 87-89. sh. zehirletildiğini söylemektedirler. I. c. Ahmed Refik. Yıldırım Bâyezid'in şiddetli sıtma. Öztuna. Mükrimin Halil Yinanç ve Uzunçarşılı gibi tarihçiler. II. I. 101-103. Doğru olan Yıldırım'ın yukarıda zikredilen hastalıklar sebebiyle vefat ettiğidir. Lütfi 62 . nefes darlığı ve keder dolu hayattan meydana gelen çeşitli hastalıkların bir araya gelmesinden vefat ettiğini açıkça ifade etmektedirler. 89-90. muteber yerli veya yabancı kaynaklarda yer almamaktadır. Semerkand'a gideceğin. 22-25. Âli. I. 217. 7-10. Yıldırım'ın intiharı iddiası. sadece Hadîdî Vekâyinâmesi'dir. sh. "âhiret hazırlığını gördü. I. tarihçilerin çoğu. aksi iddiaların iftira ve yalan olduğunu açıklamaktadırlar. onunla yaptığı bir mülakat neticesinde. Yüzüğünün kaşında bulunan zehirle intihar ettiğini nakleden ilk döneme ait tek kaynak. sh. mevcut rivayetleri değerlendirdikten sonra. Ahmed Uğur neşri. ayrılırken de muhabbetle ayrılmışlardır". Kuvvetli kaynakların izahları karşısında bu ifadeler. Üçüncüsü. haram olan böyle bir günahın isnad edilmesinin tamamen iftira olduğunu açıkça beyan eylemişlerdir. ölümünü istedi" şeklinde de yorumlanabilir. sh.Aksun. 110-112. c. Zira Yıldırım'a Timur her türlü iltifatı yaptığı gibi. V. sh. bu tür iddiaların bir rivayetten öteye gitmediği de malumdur. Devletler ve Hanedanlar. Anonim Tevârih-i Âl-i Osman gibi müellifler ittifakla "Bâyezid Hân işitti kim.„ başta < BİLİNMEYEN OSMANLI 61 kânüvisleri. İstanbul 1279-80. Bu iddiayı naklettiği söylenen ilk dönem tarihçilerinden. 306-352. Kadınlar Saltanatı. c. Aynî gibi bazı müellifler de. Kaldı ki. Timur'un Bâyezid'i serbest bırakmak niyetinde iken. Uzunçarşılı. bu iddianın tamamen yanlış olduğunu delilleriyle ortaya koymuşlardır23. Solakzâde. bunun tarihçiler tarafından kale bile alınmadığını ifade etmekle yetiniyoruz. tamamen hata üzerinedirler. sh. "düşman elinde zebûn olub memleketi eller elinde görmeden ölem yeğdür" deyüb kendü nefsini helak eyledi demektedir. bu ifadeleri intihar etti diye açıklamak da doğru değildir. Bir de kendi hususi kütüphanesinde bulunduğunu iddia ettiği Fuad Köprülü'ye ait bir anonim yani yazarı belli olmayan bir Tevârih-i Âl-i Osman nüshasıdır. Âli ve Hoca Sa'deddin gibi kaynaklar tarafından şiddetle tenkit edilmiştir.. c. 172-173. Âşıkpaşa-zâde. I.

Aksun. I. Yıldırım'ın çocukları arasındaki saltanat mücadelesi ile devam eden ve 1413 yılında I. İntihar Meselesi". 260-323. Uzunçarşılı. sh.. Tevârih-i Âl-i Osman.. M. takva cihetiyle pek kuvvetli olmayan Vezir Ali Paşa'nın da etkisiyle. sh. VII. sh. I. 28-29. Fetreti Sultân Mus Melikşah. 325-345. Solakzâde. Sultân Mun< 1410 yılında! bir diplomat değildi. M. sh. Ancak Osmanlının en büyük toprakları Amasya'da bulunan Mehmed Çelebi'nin elindeydi. 91-124. 132. . Anadolu'ya geçti ve Bizans İmparatoru ile kurduğu dostlukların da yardımıyla. Uzunçarşılı. 117-144. Saltanat mücadeleleri nasıl yürüdü? Yani Emir Süleyman ve Mûsâ Çelebi'nin sultanlığı var mıdır?24 26. sh. Osmanlı Tarihi. Fuad. sayı 2 (1937).. sh. "Yıldırım Bayezid'in İntiharı Meselesi". sh. "Yıldırım Bayezid'in Esareti ve İntihan Hakkında. sh. . Devletler ve Hanedanlar. Sahâifu'l-Ahbar I-III.' 27.BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANÜ_ V. Hadidî. Hatta fırsatı ganimet bilerek Osmanlıya harp ilan eden Macarları dahi yendi. I İskendernâme rttö Mevlânâ Hamza'yı i lan olduğu. Müneccimbaşı. 3.< kaynaklarda ifade < Sultân Süleyman ı meyen ve mağlub Melek diye meşM Necmüddin Hanefî'yi. (F. Künh'ül-Ahbâr. İA... I Üzerine gelen Men Mehmed Çelebi I ğutunca bunu fırsat! Sırbistan PrensI'nM geldi ve Sultân I süren saltanatı da! (1413). 49. manevî yönünün o kadar mükemmel olmadığı bazı Paşa.FETRET DEVRİ 25. Yıldırım Bayezid'in vefatından sonra hayatta olan çocukları yaş sırasıyla şunlardır: Süleyman Şah (1375-1410). 59-60. c. Musa Çelebi mütereddit idi ve hatta ağabeyinin padişahlığını tanıyordu. c. İsa Çelebi (1378-1405). I. I. Musa Çelebi (1388-1413) ve Şehzade Kasım (1397-1417). Sultân. Belleten. II. kendisinin diğer Osmanlı Sultânlarına kıyasla. 86-90. sh. Osmanlı Tarihi. Mehmed Çelebi adına Rumeli'ye geçmesine rağmen. İstanbul 1992. sh. Bazı komutanlar ve fitne için hazır bekleyen Romanya Prensi'nin de desteğiyle. Mehmed Çelebi'nin tartışmasız tek sultan olarak kabul edilmesiyle sona eren verimsiz ve uğursuz ara döneme denmektedir. Süleyman)? 1402 mağlubiyetinden sonra Vezir Çandarlı Ali Paşa ile kaçarak canını kurtaran Şehzade Süleyman. 313. Aksun.1.. I. İstanbul 1991 (Necdet Öztürk neşri). İstanbul 1285. Bursa. c. sh. Fetret Devri ne demektir? Osmanlı Devleti'nin 1402'deki Ankara mağlubiyetinden sonra dağılması ile başlayan. II. 591-599. 591-603. ele geçirmiş. I._. Mehmed (. c. Mustafa Çelebi (Düzmece Mustafa diye bilinir. I. Süleyman Çelebi kimdir (Emir Süleyman = I. 109-120. "Bâyezid II". 91-98. Fuad. sh. Tarih-i Bursa. ancak Mehmed Çelebi tarafından tasfiye olunmuştu. çok önemli gördüğü eşyalarını aldıktan sonra hemen Edirne'ye canını attı ve orada padişahlığını ilan etti. Mükrimin Halil. Tevârih-i Âl-i Osman. sh. Bursa'nın bu özelliğini ortadan kaldırdı ve 51 yıl devam edecek olan Edirne devri başladı. kendi sultanlığını ilana hazırlanıyordu ve Sultân Süleyman'ı Edirne'de kıstırarak hayatına son verdi (1410). Köprülü. sh. V. . Maalesef. I. Mehmed Çelebi (1382-1421). Bu arada Anadolu beylikleri Süleyman'a karşı Mehmed Çelebi'yi desteklemeye başlayınca Musa Çelebi de ona itaat etti ve Süleyman'ı takip için Rumeli'ye geçti. c. 131. Osmanlı Tarihi. İzmir ve Ankara'yı aldı. Belleten. Sultân Süleyman'ın 8 yıl kadar süren saltanatı 35 yaşındayken sona erdi. 24 Âli. Sultân Süleyman. Kantemir.. c.. İstanbul 1279. Giese neşrinden Nihad Azamat). Osmanlı Tarihi. c. Demir Kafes Rivayeti. 1380-1422). sayı 27(1943). Köprülü. Tevârih-i Âl-i Osman. arkasından hemen Bursa'ya geldi. 11 yıl sürmüştür. c. Sultân Süleyman'ın Edirne'yi taht şehri ilan etmesi. sh. . c. 113-116. sh. . Diğer tarafdan İsa Çelebi bir ara Bursa'yı kuşatmış. Anonim. İsmail Belîğ-i Bursevî. su kabul» . c. Mlhll| zaskeri olan i man'ın! olmasına k i 28. Öztuna. Musa Çelebi.-. Nişancı Tarihi.. Yinanç.

c. Ancak Süleyman Bey'in Ankara'ya kadar gelmesi üzerine. Sultân Süleyman'ın halinden de anlaşılabilir25. Künh'ül-Ahbâr. asrın siyâset alanında müceddidi olarak kabul edilmektedir. I. 113-116. Sultân Musa zamanında ona destek olan devlet adamları arasında veziri Kör Melikşah. 117-144. bazı tarihçiler tarafından Osmanlı Devleti'nin ikinci kurucusu ve 9. c. 198. Sultân Süleyman'ın Şehzade Orhan. Uzunçarşılı. sh. sh. sert bir asker ama iyi bir diplomat değildi. İnsanları galip veya mağlup edenlerin mesaî arkadaşları olduğu. Çelebi Mehmed Rumeli'ndeki olaylarla uğraşırken. sh. I. I. 204-241. oğlu Muhammed. c. Fetret Devri de böyle sona erdi. sh. İyi bir diplomattı. Osmanlı Tarihi. c. c. Uzunçarşılı. V. sh. Kantemir. Böylece 25 yaşında 3 yıl kadar süren saltanatı da sona erdi ve Osmanlı tahtı sadece Mehmed Çelebi'ye kalmış oldu (1413). 26 Âli. Mihal oğlu Muhammed Beğ. 325-345. Kardeşi İsa Çelebi'yi tasfiye etti. Aksun. I. ikinci defa. ' Sultân Süleyman devrinin en önemli devlet adamı. Lütfi Paşa. sh. c. sh. 117-144. Lütfi Paşa. Tevârih-i Âl-i Osman. Osmanlı tahtının tek vârisi olarak kaldı. Germiyanoğlu Yakub Bey'in Mehmed Çelebi'ye itaatini bildirmesi üzerine Bursa'j kuşattı. asrın müceddidi kabul edilmektedir. sh. sh. hem Rumeli beylerinin ve hem de Sırbistan Prensi'nin desteğini alarak kardeşi Musa ile Çamurlu Derbend'de karşı karşıya geldi ve Sultân Musa ağabeyine yenilerek öldürüldü. II. I. Babasının esareti sırasında vezir Bâyezid Paşa'nın tavsiyelerine uyarak Amasya'ya gitti ve padişahlığını ilan etti. 61-68.ûlM*« 345.781/1380 yıl» yava< fından 0» Babasının ı gitti ve | Ankara'ya i mattı. Ahmed Uğur neşri. Ancak 1410 yılında Rumeli'de saltanatını ilan edince durum değişti. Şehzade Mehmed Şah ve Paşa Melek Hâtûn adında üç çocuğu olmasına karşılık. sh. sh. Musa Çelebi önce Mehmed Çelebi'ye itaat etti. Mu» | saltanatını 1 »vlriH/İHfl |45. c. 781/1380 yılında Germiyanoğullarından Süleyman Şah'ın kızı Devlet Hâtun'dan dünyaya gelmiştir. 91-98. Osmanlı Tarihi. 325-345.109-114.115-120. tarihçiler tarafından beğenilmeyen ve mağlubiyetine sebep gösterilen Çandarlı Ali Paşa. müftilik yapan Necmüddin Hanefî'yi. şâirler arasında. İstanbul'u 5. sh. Mehmed Çelebi kimdir ve neden Osmanlı Devleti'nin ikinci kurucusu kabul edilmektedir? 1413-1421 tarihleri arasında Osmanlı tahtına oturan Sultân Mehmed Çelebi. Künh'ül-Ahbâr. Amasya-Tokat-Sivas bölgesiyle yetindi. Devletler ve Hanedanlar. c. Musa Çelebi. bunun kardeşi Bahsi Beğ'i. sh. Üzerine gelen Mehmed Çelebi'yi mağlup etti ve bu olaydan sonra iyi bir diplomat olan Mehmed Çelebi İmparator'a sığındı. İskendernâme müellifi Ahmedî ile tarihçilerin mazbut bir şair olarak anmadıkları Mevlânâ Hamza'yı zikr edebiliriz. Ilış-İ13) 27. sh. 91-98. Hacı İvaz Paşa'nın kahramanca müdafaası üzerine Yıldırım Bâyezid'in sur . Sultân Musa Çelebi kimdir? 1410 yılında Edirne'de padişahlığını ilan eden Musa Çelebi. Öztuna. Osmanlı Tarihi. 91-124. Karamanoğlu yine hareke! geçti. 91-124. Asil ve dindar bir devlet adamı olan Mehmed Çelebi. 61-68. Solakzâde. I. V. I. 64 BİLİNMEYEN OSMAİ sinden sonra. 28. Solakzâde. Aksun. Tevârih-i Âl-i Osman. c. defa muhasara altına alarak Bizans'ı karşısına aldı. Osmanlı tarihçileri tarafından ye| asrın yani Hicrî 9. Öztuna. Sultân Musa'nın evladı yok idi26. âlimler arasında İbn-i Melek diye meşhur olan İzzüddin Abdüllatif. Kantemir. Devletler ve Hanedanlar. 1413 yılında kardeşi Musa Çelebi'nin öldürülme25 Âli. sh. OfflM BİLİNMEYEN OSMANLI 63 kaynaklarda ifade edilmektedir. sh. Rumeli beylerini de kendisinden soğutunca bunu fırsat bilen Mehmed Çelebi. 113-116. II. Ahmed Uğur neşri. c. Osmanlı Tarihi. âlimler arasında Kazaskeri olan Şeyh Bedreddin-i Simâvî'yi zikretmemiz gerekmektedir. maneviyât erenleri arasında ise Yunus Emre'yi.

Sultân Mehmed'in ikinci belası ise. Kastamonu-Sinop-Kefe üçgenini takipten sonra Eflak Voyvodasına sığındı. ancak mağlup oldu. İshakl Bey'in Rumeli'deki bu fetihleri Romanya ve diğer Balkan bölgelerinde de devam etti. İMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 65 »yeni pırını İTorya çıkan Yıldırım'ın gerçekten oğlu Düzmece Mustafa'dır. Osmanlı Devleti. Sultân Mehmed Çelebi 39 yaşında vefat etti ve Bursa'daki Yeşil Türbeye defn olundu. Buna karşılık Mac Kralı Sigismund'un haçlı seferi teşebbüsü.j Sultân Mehmed de boş durmuyor ve Sinop'daki Candar Beğliğinin bir kısım topraklarını} Osmanlı Devleti'ne ilhak ediyordu. 1420 yılında bu olay da kapatılmıştır. Manuel'i ziyaret bile etti. Timurtaş Paşa-zade Ali Bey'in de mağlup olmasıyla ciddileşti.000 ve 10. Aydın'daki Candaroğullarımn da tabiiyetini kabul ettikten sonıj Karamanoğlu'nun üzerine yürüdü ve halasının oğlu olan Karamanoğlu II. Selanik taraflarında Düzmece Mustafa ile meşgul olan Sultân Mehmed. Mehmed Çelebi'nin bir paşası olan Gâzî İsha| Bey tarafından püskürtülünce Osmanlı prestij kazandı. Şeyh Bedreddin'in de Rumeli'de bu tür hareketlere girişme teşebbüsleri bardağı taşıran son damla oldu. Daha önce Şeyh Bedreddin'in kazaskerliği sırasında onun kethüdalığını yapan Börklüce Mustafa. Sonra affetti.000 akçe ödenmek şartıyla anlaşma yapıldı ve hatta bu anlaşmanın da etkisiyle Sultân Mehmed. yeniden eski ihtişamına kavuşmak üzere iken. Mehmed Çelebi'nin oğlu Şehzade Murâd. Mehmed esir aldı. Musa Çelebi'nin Kazaskeri ve birj nevi Şeyhülislâmı olan bu ilim adamı. Şeyh Bedreddin isyanı idi. İşte bu kargaşa içinde Sultanlık koltuğuna oturaf Mehmed Çelebi.000'lerle ifade edilen ve Dede Sultân diye de anılan Börklüce Mustafa'nın isyanı. İdamına fetva veren ise. Bunlardan birincisi. Vefatında Osmanlı devleti eski genişliğine ve kuvvetine ulaşmıştı. Sultân Mehmed hayatta olduğu müddetçe salıverilmemek ve buna karşılık İmparatora yılda 300. Sa'deddin Teftezâni'nin talebelerinden olan Herat'lı Mevlânâ Haydar'dır. Bâyezid Paşa'nın da yardımıyla Börklüce Mustafa ve asi kuvvetlerin üzerine yürüdü ve ele geçirilen Dede Sultân idam edildi. Bunu Torlak Kemal'in tepelenmesi izledi ve böylece Osmanlı Devleti'nde ilk ciddi alevi isyanı bastırılmış oldu. Musa Çelebi'nin tasfiyesinden sonra Sultân Mehmed tarafından yüksek bir maaş verilerek İznik'te mecburi 1 ikamete zorlanan Şeyh Bedreddin. iç ve dış düşmanlar. Timur tarafından esir alınarak 16 yıl ortadan kaybolan ve ancak Bizans ve benzeri dış düşmanların tahriki ile saltanat iddiasıyla orta29. Urla yarımadasının kuzey tarafındaki Karaburun'da. İzmir'de. iki büyük gaileyi Osmanlı Devleti'nin başına açmakta gecikmediler. Aydın ve İzmir taraflarında fesada başlayan Börklü-ce Mustafa ve Manisa civarında ortaya çıkan ve aslında bir Yahudi dönmesi olan Torlak Kemal ile olan eski ilişkilerinden korkarak. Bizans bunları şiddetle destekliyordu. 1420'de İstanbul'da İmparator II. Ancak Sultânf Mehmed'in fevkalade basiretli idaresi ve Allah'ın yardımıyla bu iki büyük bela da aşıldı. olayı duyunca hemen Serez'e geldi ve Bâyezid Paşa'nın gayretiyle Şeyh Bedreddin ele geçirildi ve Serez çarşısında idam edildi. Normalde Sultân Mehmed'in ağabeyidir. Manisa'nın Kızılbaşlarla meskûn bölgelerinde Osmanlı Devleti'nin aleyhinde bir isyan hareketine hazırlık yapıyorlardı. Yahudi dönmesi Torlak Kemal ise. Bu arada Venedik donanmasına karşı 1416 yılında Çalı Bey ko) mutasındaki Osmanlı donanması hücuma geçti. belli çevrelerce kullanıldı. Niğbolu Sancakbeyi Aydınoğlu Cüneyd'in de desteğini alarak kıyam eden Düzmece Mustafa. İshak Bey'in 1415 muharebesin den sonra Türklerin Bosna Sarayı dedikleri Sarajevo Osmanlı'nın eline geçti. Sultân Mehmed'e yenildi ve Bizans İmparatoruna sığındı. 24 . Bunun üzerine Rumeli'deki Deliorman'da yerleşen Şeyh Bedreddin isyanı genişletme çabalarını sürdürdü.dışııf da kalan kabrine hakaret bile etti. Ordularının sayısı 5.

144-194. orada bazı nakillere göre Bâtınîlik fikirlerinin etkisinde az da olsa kalmıştır. 187-189. "kadın hariç her şey ortaktır" dediğini iddia ederek. dindar ve diplomat bir devlet adamıydı. Acaba hangisi doğrudur? 27 Âşıkpaşa-zâde.Evvel Hazretlerinin Kerimelerinden Hafsa Sultân Namına bir Kitabe". 29. Murad'ın annesi. Ahmed Tevhld. Bu arada Tebriz ve ilim merkezi Kazvin'e uğrayan Şeyh. ZEVCELERİ: 1. Uzunçarşılı. Künh'ül-Ahbâr. dürüst. bir gazi ve de 1361'de Edirne fethedildikten sonra ele geçirilen Dimetoka'ya bağlı Simavna veya Samavna denilen beldenin de ilk kadısıdır. 99-106. Burada kadılık yaparken oğlu Mahmûd dünyaya gelmiş ve adına İbn-i Kâdî Simavna veya Simavna Kadısı oğlu denmiştir. Mevlânâ Sarı Ya'kub'u. Âli. "Bursa'da Çelebi Sultân Mehmed Han. 68-76. 5-Şehzâde Ahmed. sh. Neşrî. daha sonra Anadolu'ya gelmiş ve nihayet özellikle İslâm Hukuku konusundaki uzmanlığından dolayı Sultân Musa'nın Kazaskerliğine tayin edilmiştir. c. Kantemir. Osmanlı Tarihi. şâirlerden ise sadece Hüsrev ü Şirin müellifi Şeyhi ile Molla Ezherî ve Şair Zihni'yi sayabiliriz27. Bir kısım peşin hükümlü tarihçiler Şeyh Bedreddin'i. ÇOCUKLARI: 1Şeh-zâde Küçük Mustafa. Sultân Mehmed Çelebi zamanındaki ileri gelen devlet adamları arasında. Öztuna.Şehzade Mahmûd. Lütfl Paşa. 4. c. 124-138. nr. Şeyh Bedreddin hakkında şunları biliyoruz: Asıl adı Mahmûd olan bu zatın babası İsrail. asrındaki büyük âlimler arasında Sa'deddin Teftezânî'nin talebelerinden Mevlânâ Burhânüddin Haydar'ı. 2.115-127. II. sh. sh. Meseleyi olduğu gibi yansıtmaya çalışmak en güzelidir. c. Osmanlı tarihçilerinin mühim bir kısmı. ilmiyeden gelen İbrahim Paşa'yı ve Bursa kahramanı Hacı İvaz Paşa'yı. 39. Komünizm'in revaçta olduğu günlerde. 3. 347-375. Kâfiyeci lakabıyla meşhur Mevlânâ Muhyiddin'i ve Bâyezid-i Sofî'yi. Şeyh Bedreddin'in başından beri Bâtınî fikirlere sahip bir ehl-i dalâlet olduğunu hükme bağlamışlardır. Samimi. Hayatı hakkında en geniş bilgiyi torunu Halil tarafından Menâkıb-ı Şeyh Bedreddin adıyla kaleme alınan eserden öğreniyoruz. sh. Alevî grup ise. 517555. Kahire'de inzivada olan Hüseyin-i Ahlâtî'den tasavvuf dersi almış ve Timur'un huzurunda yapılan ilmî tartışmada İslâmî ilimlere olan vukufunu ispatlamıştır. 2. Amasyalı Pir İlyas'ı ve Şeyh Muslihuddin Halife'yi. Devletler ve Hanedanlar. 17-120. Osmanlı Devleti'ne isyan eden Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal'in haline bakarak onu bir Alevî Dedesi olarak görmüşlerdir. 244-326.Şehzade II. Solakzâde.Şeh-zâde Kumru Hâtûn. I. I. Aksun. Tahsilini Kadi-zâde-i Rumî ile birlikte onun babasının yanında yapan ve sonra da Kahire'ye giderek başta Seyyid Şerif Cürcânî olmak üzere büyük âlimlerden ders okuyan Mahmûd. Bunun Kütahya Simav ile ilgisi yoktur. Osmanlı Tarihi. Kara Ya'kub lakabıyla meşhur olan Ya'kub bin İdris'i. Üzerinde çok söz söylenmiştir. Bunun yanında. V. Şeyh Bedreddin kimdir? Bir alevî şeyhi mi yoksa ilk komünist midir? İslâm'a aykırı görüşleri bulunan Varidat adlı eserin müellifi olduğu doğru mudur? Şeyh Bedreddin meselesi. c. sh. sh.kere savaşa giren Mehmed Çelebi 40 yerinden yara almıştı. . II. c. Kitâb-ı Cihânnümâ. 85-94. 1397 yılında şeyhi Hüseyin Ahlâtî'nin vefatı üzerine onun yerine geçen Şeyh Bedreddin. Osmanlı tarihi açısından tam bir bilmecedir. Tarih.Emine Hâtûn. hatta kendilerine rehber edinenleri bile çıkmıştır. Bazı samimi araştırmacılar ise. Ahmed Uğur neşri. Tevârîh-i Âl-i Osman. m BİLİNMEYEN OSMANLI UlLlNMfcYEN Kanaatimize göre ifrat da tefrit de doğru değildir.Şehzade Yusuf. TOEM. başlangıçta Şeyh Bedreddin'in büyük bir İslâm âlimi ve hukukçusu olduğunu. Amasyalı bir Paşa'nın torunu. sh. Murâd. sh. Bu sebeple Şeyh Bedreddin'i yakından tanımak en doğrusudur. Osmanlı döneminin Cumhuriyetçisi ve ihtilalcisi diye başlarına tac etmişlerdir. tarihin ilk Türk komünisti diye Nazım Hikmet'e manzum medhiye bile yazdırmışlardır. zamanındaki maneviyât erenlerinden özellikle Şeyh Abdüllatif'i. I. sh. sh. bir Osmanlı emiri. ancak sonradan Şeyh'likden şahlığa heveslendiğini ve devlete isyan ettiği için idam edildiğini ifade etmişlerdir. baştan beri onun sadık bir veziri olan Bâyezid Paşa'yı. Dulkadır oğlu Mehmed Bey'in kızı ve II.

tamamen Sünnî ve Hanefî esaslarına göre kaleme alınmış eserlerdir. esasian t* İslatat.... mezhebin!1 kik zort. İslâm'ın temel esaslarına ters düşen ve insanı tamamen dinden çıkarabilecek hususlar bulunmaktadır. cin ve . Geriye Varidat adlı ona isnad edilen tasavvufa dair bir eser kalmaktadır. Bunu Câmi'ul-Fusûleyn adlı Üstrûşenî ve İmâdî isimli büyük Hanefi hukukçularının kaleme aldığı Fusûl isimli hukuk eserlerini birleştirerek ve asrın meselelerini de ilave ederek telif ettiği mükemmel bir hukuk kitabı takip eder. Şeyh'in gizli bir şekilde Rumeli'ye geçmesine.." 'esc de' Oİâiı ricvni sünnet w keı deıv islâm Hıfc-Çe»" de: be-""1)' h BİLİNMEYEN OSMANLI 67 »aya İSeyh pnI2i ve reya ımûd iîtlr. Daha evvel anlattığımız gibi.. fesad grubunun içinde yer alması ve de Sultân Mehmed'e isyan edenlerin manevi reisi durumuna düşmesidir. bazı yerlerde vahdet'ül-vücud'dan ziyâde vahdet'ül-mevcud nazariyesiyle tam bir materyalist gibi hareket Cer. hem neslinin ortada oluşu ve hem de telif ettiği eserleridir. Eflak Beyine sığınmasına ve neticede ortaya çıkan bu Alevî isyanının reisi gibi görünmesine yol açmıştır. melek. Bunun en büyük delili.:. bunu Torlak Kemal denilen bir Yahudi dönmesinin takip etmesi ve Şeyh Bedreddin'in de bunlarla olan irtibatı. Bu eserin bazı yerlerinde Allah'dan ve O'nun peygamberlerinden bahsederken. Bu zikredilenler ve edilmeyenler.. kıyamet inkâr edilmekte ve buna bağlı olarak haşr-i cismânî denilen haşir redd olunmaktadır. Önemle ifade edelim ki. Gerçek olan Şeyh'in şahlığa heveslenmesi. Bu kitabın ona ait olmadığı ve hatta onu isyan için kullanan bazı bozuk fikirli insanlar tarafından uydurulduğu. göz hapsinde tutulmuştur. Şeyh Bedreddin aslında alevi falan değildir. ¦onun ttânî m tiye inin ettiği görülmektedir. bunun gerçekten onun tarafından yazılıp yazılmadığı da tartışmalıdır. ileri sürülen iddialar arasındadır. İznik'te göz hapsinde iken kaleme aldığı bu eser. Bunlarda Bâtınîlik. Cennet ve cehennemin de inkâr edildiği eserde. Alemin ezeli ve ebedi olduğu ileri sürülen aynı eserde. Alevîlik veya materyalist bir vahdet'ül-mevcudculukla alakalı tek bir cümle yoktur. Ancak bu kitaba baktığımızda. Şeyh Bedreddin'in öteki eserlerinin tam tersine. İslâm Hukukuna dair Letâif ül-İşârât başta gelir. Şeyh Bedreddin'in eserlerine baktığımızda.Sultân Musa tasfiye edilince Şeyh Bedreddin çoluk çocuğuyla birlikte. 1000 akçe maaşla İznik'e getirilmiş ve gereken saygı gösterilmekle beraber. Bunun tek istisnası Varidat adlı eseridir ki.. Börklüce Mustafa denilen ve Dede Sultân diye de bilinen alevi dedesinin isyanı. Hanefi mezhebi ile alakalı mükemmel bir mukayeseli hukuk kitabıdır...

Sünnî-Hanefi İslâm Hukukçusu ve eserleri âlimlerce asırlarca ders kitabı olarak okutulan ve Musa Çelebi'nin Kazaskeri olan Şeyh Bedreddin'dir. Belgelerle Osmanlı Tarihi MI. Osmanlı Tarihi. c. ısrarla "insanları bilerek dalâlete sevk edenlerden olduğunu isbat etmesi" de önemlidir. alevî değildir.şeytanla alakalı İslâm'ın esasları da tamamen saptırılmaktadır. Keşf'üz-Zunûn. toplumda karışıklık çıkaranların rehberi olan.Bilge. "Osmanlı Düşünce Tarihinde Toplumsal Bir Muhalefet Olarak Şeyh Bedreddin ve Haraketinin Tahlili". I. Aksun. c. O halde karşımızda bir kaç tane Şeyh Bedreddin vardır: Birincisi. c. Kur'ân. c. Solakzâde. 28 Âli. sünnet ve diğer kaynaklara dayanarak Şeyh'i ilzam etmiş ve bizzat Şeyh Bedreddin'in kendi suçunun cezasını ikrar ettikten sonra ıslâh-ı âlem ve hıfz-ı nizâm-ı Beni Â-dem için idamına fetva vermiştir. eskilerin tabiriyle kadınlar dışında her şeyin insanlar arasında ortak olduğuna inanan İbâhiyye mezhebinin mensubu bulunan bir zındık ve mülhid karşımızda demektir. Şerafettin. büyük bir İslâm âlimidir. Osmanlının kargaşa döneminde tahriklere aldanmış ve isyancı Alevîlerin ve hatta Alevîlerin de kabul edemeyeceği vahdet'ül-mevcudcu bir dalalet grubunun dairesine girmiş ve neticede kamu düzeni gereği isyanı sebebiyle idama mahkum edilmiştir. Şeyh Bedreddin'e ait ise. V. 134-136. sh. Zira hapisteyken yani idamından bir kaç sene önce kaleme aldığı İslâm Hukuku eserinde tam bir ehl-i sünnet gibi İslâm'ın esaslarını anlatan bir âlimin bir iki sene içinde bu hale gelmiş olması akla zor gelmektedir. Mevlüt. Kazvin'de Bâtınîlikden etkilenmiş olması kuvvetle muhtemeldir. İkincisi. 142-144. Şâir kefere gibi adın anmayub la'net etmeyüb kendi halinde olan Müslüman kâfir olmaz" demesi çok manidardır. c. Uyanık. Murâd kimdir? Çocukları ve meşhur devlet adamları kimlerdir? Bazı tarihçilerin Osman Bey'den sonra ikinci kurucu dedikleri Sultân II. sh. MURÂD DEVRİ 30. Belleten. ilim meclisinde Şeyh Bedreddin ile tartışmış. sh. Fakat. İslâmiyetin telkin ettiği şekliyle Allah. 136-202. İslâm'ın temel esaslarını reddeden. 1404 yılında Dulkadiroğlu Emine Hâtun'dan Amasya'da dünyaya geldi. sh. kerametleri olan veli ve mutasavvıf bir Şeyh Bedreddin'dir. Yüzyıllar). Inkılâb Tarihi. sh. Osmanlı Tarihi. sayı 212-214(1991). Osmanlı Toplumunda Zındıklar ve Mülhidler (15. (neşr. Bedreddin'in büyük bir âlim olduğunu. I. Murâd. sh. Peygamber ve ahiret inancı olmayan. İstanbul 1998. I. Üçüncüsü. Yılmaz. Fâtih'in babası Sultân II. Limni'de . Bozkurt. Herevî'nin idam fetvasında. 185-188. sh.SULTÂN II. Mahmûd Esat. 360-367. Hadâık. 99-106. İstanbul 1971. İstanbul 1997. c. 104-106. 341-349. Dördüncüsü ise. 1421 yılında babasının vefatından 41 gün sonra gelip Edirne'de tahta oturur oturmaz. Ömer Faruk. Ahmed Ya'şâr. Vâridât'ın böyle bir âlimin eseri olmasını akıl kabul etmemektedir. Ebüssuud'un sorulan bir soruya verdiği cevapta "Anın müridlerinden olan kâfirlerdir' demek lâzımdır. Künh'ül-Ahbâr. Lütfl Paşa. sh. devlete isyanının çevresinin planlarına ve yapılan isnadlara dayandığını açıkça ifade etmekte ve Şeyh Bedreddin'i övmektedirler28. Osmanlı kaynaklarından ve Ebüssuud'un fetvasından anladığımız. c. 68 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİN'VI. Kâtip Çelebi. Ocak. Ayrıntılı bilgi için bkz. İstanbul 1998. Âli ve benzeri tarihçiler. 566. LV. Simavîler diye bilinen müritleri namaz ve oruç gibi İslâm'ın hükümlerinden habersiz bulunan ve en önemlisi de vahdet'ül-mevcudcu yani neredeyse panteist ve inkarcı bir Şeyh Bedreddin'dir. 71-73. 1551. Yaltkaya. 73-74. bu vesileyle aslında Alevî olmadığı halde Anadolu'da isyan eden Alevî grupların mercii haline gelen ve şeyhliği Şahlığa değiştirmek isteyen ihtilâlci Şeyh Bedreddin'dir. Şeyh Bedreddin'e ait gibi görünen bu şahsiyetlerden birincisi ve dördüncüsünün birleştirilerek kabul edilmesi şeklindedir. Uzunçarşılı. I. Çoğu Osmanlı tarihçilerinin kanaati de bu yöndedir. Yani Şeyh Bedreddin. Mecdî Efendi. Tevârîh-i Âl-i Osman. sh. Eğer bu eser. -17. I. Acaba Şeyh Bedreddin bu mudur? Bu soruya hemen evet diye cevap vermek çok zordur. Kilisli Rıfat). Nitekim Sa'deddin Teftezânî'nin talebesi olan Mevlânâ Haydar Herevî. II. sh. c.

lüle 1İfİ'. 40 yaşına gelen ve gerçekten de yıpranan II. Kosova Zaferini kazandı ve böylece Avrupalıların Türkleri Balkanlardan atmak için giriştikleri son seferi de zaferle tamamlamış oldu. Oğlunu Manisa . Bu ısrar karşısında üçüncü defa II. Tuna'yı geçerek Varna'yı kuşattılar. Mısır'daki İslâm âlimlerinin de manevi desteği alınarak Karamanoğlu II.. Varna zaferinden sonra Arnavutluk'da İskender denilen bir mürtedle başı belaya giren II. !¦')¦ Sultân. İbrahim Bey ile de sulh andlaşması imzalandı. Bizans İmparatoru tarafından serbest bırakılınca büyük bir sıkıntıyla karşı karşıya geldi. Murad 1449 yılında oğlunu evlendirdi. Maddi sebepler açısından teslim almayı ümit ederken.-Oğlu yı'nda vefa: ZEVCE! bey'in kızı. Devlet adamları ve yeniçeri bu duruma razı olmadı ve Sultân Murad'ın yeniden tahta geçim-çıktı SOP: Fâtır. 11-Sultân Çar nos. 1444 yılında ikinci defa sultan olan II. 1425'de Venedik ile sulh yapan Sultân Murad. Mustafa Çelebi. Orhan. hemen Edirne'ye geldi ve 40. Osmanlı ordusu Hıristiyan kuvvetler karşısında bir kaç defa mağlup duruma düştü. Buradan Edirne'ye dönen II. Edirne'ye gelerek padişahlığını ilan etti ve bununla da kalmayarak ordusuyla Bursa'daki II.. Murâd. Edirne'ye dönen II. Bütün İslâm âleminde ve özellikle Kahire'de dualarla yâd edilen bu zafer. 13 yaşındaki Küçük Mustafa'nın İznik'de Bizansın tahrikiyle saltanat ilan ettiğini duydu ve hemen ona yöneldi.mez. mut'. böylece Av tam.. kendisi ibadet ve taatle meşgul olmak üzere Manisa'ya çekildi ve Fâtih Sultân Mehmed birinci defa Osmanlı Sultânı oldu. II.. Bu arada fırsatı ganimet bilerek Osmanlıya problem çıkaran Anadolu beyliklerinin de üzerine gitti ve sırasıyla Aydın. yeni bir haçlı seferi için kollan sıvadı ve haçlı orduları Osmanlı Devleti aleyhinde Ak Şövalye diye bilinen Erdel Voyvodası Hunyadi Yanoş kumandanlığında bir araya geldiler. Menteşe ve Germiyan Oğulları beyliklerini tarihten silerek tamamen Osmanlı Devleti'ne ilhak etti.göz hapsinde bulunan amcası Düzmece Mustafa. Bizans'ın ihanetini gören Sultân Murad. Bu zaferler devam ederken. Murad. Murad'ın üzerine yürüdü. . annesinin s-OrtRf Hatn. hemen 30. 1422'de Sultân Murad'a mağlup olan amca Mustafa.000 askeriyle Varna önlerine ilerledi ve sadece 150 şehidle haçlı ordusunu darmadağın etti. Sultân Murad'ın Anadolu'daki sıkıntıları devam ederken Macarlar ve Sırplar Osmanlı Devleti'ni rahatsız ediyorlardı. Bu durumu fırsat bilen Ak Şövalye. yapılan meşveretler ve özellikle Vezir-i Azam Çandarlı-zade Halil Paşa'nın ısrarlarıyla. Murad'ı yani babasını tahta davet etti. Aslında düzmece olmadığını daha evvel ifade etmiştik. 17 Ekim 1448 tarihinde II.. oğlu Fâtih'i de alarak Arnavutluk seferine çıktı. Ziraî yurt: ta* i BİLİNMEYEN OSMANLI 69 tahta geçmesini ısrarla arzu ettiler. da <!• Koso. Bunun üzerine Sultân Murâd. Papanın da desteğini alarak bir diğer haçlı seferi daha düzenledi ve Osmanlı sınırlarını geçerek Kosova Ovasına kadar geldi. Murad yeniden yani ikinci defa oğlunu tahta çıkardı (1445). Teke. 1444 Ağustos'unda oğlu Mehmed'i tahta geçirerek. Osmanlı Devleti'nin Balkanların sahibi olduğunu tescil etmişti. Ortodoks oi a Bror 3-i.000 askerle İstanbul'u kuşattı. Aynı yıl. Mehmed. Tahtta oturan II. düzmece olduğu iddiasıyla idam edildi. Murad. en önemlisi İzladi mevkiindeki 1443 yılındaki yenilgi olmak üzere. 1426'da Macar ordusunu bozdu ve fetihlere devam etti. Macaristan'la Segedin Andlaşmasını imzalamak durumunda kaldı (1444). Murad tahta çıktı ve oğlu da böylece iki defa tahta çıkıp inmiş oldu (1446). Hem Osmanlı ordusunun yenilgisinden ve hem de Fâtih'in 14 yaşında bir genç Padişah olmasından heveslenen Papa.

3. I. Orhan Gâzî. 2. sh. Padişahların Kadınları ve Kızları. sh. Sultân Murâd'm kendisi sağ iken iki defa oğlunu tahta geçirmesinin sebebi nedir? Bir kısım çevrelerin iddia ettiği gibi Manisa'ya eğlenceye mi çekilmiştir? Hacı Bayram-ı Veli'yi sorgulamak için huzuruna çağırdığı ve sorguladığı iddiası doğru mudur? Sultân Murâd'm hayatını az da olsa bilen bir insan. 70 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMAN!' Paşa gibi bir vezir-i a'zam. 138-188. Ancak Müslüman olduğu kesindir ve hele Ortodoks olan Mara Hâtûn ile Fâtih'in üvey annelik dışında alakası yoktur. Murâd.Yusuf Âdil Şah. 194-246. Zira 30 yıl boyunca saltanatını büyük bir ciddiyetle. ¦. Sırbistan Despotu George Bronkoviç'in kızı. 11. c. maneviyât erenlerinden Hacı Bayram'ın halifelerinden Ak Bıyık.Fatma Sultân.Yeni Hâtûn. Ahmed Uğur neşri.Hüma Hâtûn: Abdullah isimli bir şahsın kızı ve Fâtih'in annesi..Fâtih Sultân Mehmed. Öztuna. Molla Şemseddin Gürânî. 8.Şehzade İsfendiyar. Edirne'ye giderken Muhammediyye müellifi Yazıcızâde'nin de kendisine intisab ettiği Hacı Bayram. sh. Seyyid Alâ'addin Semerkandî. V. Devletler ve Hanedanlar. 13. İstanbul'un fethi olayıdır. Kantemir. Uzunçarşılı. c. Uluçay. Çocuksuz ve Ortodoks olarak ölen ve Fâtih'in üvey annesi olan bu kadın.Şehzade Selçuk Sultân. Envâr'ül-Âşıkîn adlı eserin müellifi Ahmed-i Bîcan ve Şeyh Muslıhuddin'i. istikametle ve dürüstlükle yürütmüştür. sh. 14. hem vâki şikâyetleri tahkik ve hem de devletin emniyeti açısından yeni bir Şeyh Bedreddin olayının yaşanmaması için tedbir olarak. Neşri. harp meydanlarında aşırı yorulmuştur. 148-150. Kitâb-ı Cihânnümâ. II. hatta daha sonraki kayıtlardan anlaşıldığına göre. sh. 13-18. Tevârîh-i Âl-i Osman. Amasyalı Mahmûd bey'in kızı. Şihâbüddin Paşa ve Saruca Paşa gibi komutanlar ve Molla Hüsrev gibi bir Kazaskerle birlikte tahta geçirmiş ve kendisi de Hamza Beğ ve İshak Paşa gibi dostlarıyla birlikte Manisa'ya çekilmişlerdir. c. II. İstanbul 1953. şâirlerden Hacı İvaz Paşa'nın oğlu Atâyî ve şiirlerinden dolayı idam edilen Nesîmî'yi mutlaka zikretmeliyiz29. Çandarlı-zâde Halil 29 Âşıkpaşa-zâde. Damad Karaca Paşa. Bir diğer önemli sebep de manevidir. ÇOCUKLARI: 1.Şehzade Küçük Ahmed. Zağanos Paşa ve Kasım Paşa'yı. I. Murâd. Aksun. Tarih. Hacı Bayram-ı Veli Hazretlerini Edirne'ye davet etmiştir. 12. tarihçiler bunu açıkça ifade etmişlerdir. Candaroğlu İsfendiyar Bey'in kızı. II. Resimli Tarih Mecmuası IV. Osmanlı Tarihi. 3 Şubat 1451 sabahı Edirne Sara-yı'nda vefat eyledi. 326-417. Murâd ile bir araya gelince. 195-268. c. Sağman. 9. Oğlu Mehmed'i. 2. 2312.¦¦¦¦ ^ ¦¦¦¦-. sh.¦¦ i. ZEVCELERİ: 1.¦¦¦-. Bunda dost düşman ittifak halindedir. Osmanlı Tarihi. 4-Tâcünnisâ Hatice Halîme Hâtûn. 107-126. 6. 7-Şehzâde Hasan..Ulu Şehzade Alaaddin Bey.Hafsa Sultân. bazı araştırmacıların. I. c.Şehzade Büyük Ahmed. 31. sh. sh. Zira Sultân Murâd. devşirmelerden Şihâbüddin Paşa. I. 121-124. Bayramiyye . 366-451. Ali Rıza. Âli. Bize göre bir diğer önemli ve manevî sebep de. onun nasıl büyük bir veli olduğunu anlamış. Yılmaz. 4. c. 5. I.Erhondu Sultân. 129-147. Murâd.. köşesine çekilip ibâdet ve ta'at ile meşgul olma arzusudur ki. bir kısım tarihçilerin kullandığı îş ü nûş tabirlerini içki ve eğlence diye yorumladıkları gibi asla nefsî arzular ve eğlenceler değildir. 95-139. Lütfi Paşa. Asrındaki büyük devlet adamları arasında. asrının meşhur âlimlerinden Molla Fenari'den sonra müftülük makamına gelen Molla Yegân lakabıyla meşhur Mevlânâ Muhammed. Muhammediyye müellifi Yazıcızâde. sh.Şehzade Orhan. sh. II.Şehzade Hüseyin. Timur Paşa'nın oğlu Gazi Umur Paşa. 555681. 3. "Fâtih'in Anası". Solakzâde. 5-Mara Hâtûn.Hatice Sultân. Belgelerle Osmanlı Tarihi. 10. Künh'ül-Ahbâr. Hızır Beğ ve Alâ'addin Tûsî'yi. Fâtih'in annesinin devşirme olduğu nakledilmektedir. Belki çekilmesinin sebeplerinden biri maddidir. sh. Çekilmesinin sebebi.Sancakbeyliğine gönderen II. bu soruya olumlu cevap veremez. Yıldırım Bâyezid ve Çelebi Mehmed devirlerine yetişen ve kurduğu Bayrâmîlik tarikatıyla Anadolu'nun manevî yapısına damgasını vuran Hacı Bayram-ı Veli'nin müridlerinin Anadolu'da alabildiğine çoğalması üzerine.Dulkadiroğlu Alîme Hâtûn. sh. Çandarlı-zâde Halil Paşa.

OSMANLI DEVLETİ'NİN YÜKSELİŞİ VE FÂTİH SULTÂN MEHMED DEVRİ 33. Bu ziyaret sırasında (bazı araştırmacılar bu ziyaretin saltanatın ilk yıllarında yani 1421-1424 tarihleri arasında gerçekleştiğini zikretmektedirler) veya daha sonra yapılan. . Fuat.tarikatı mensuplarına vergi muafiyeti getirmiş ve hakkındaki iddiaların iftira olduğunu anlayarak fazlasıyla hürmet etmiştir. r sunu teçhiz etme. bu eserin kaleme alınmasının lüzumunu da teyid etmektedir31. Bu doğru mudur? Bütün Osmanlı Padişahları gibi. Murad'ın vefatından kısa bir süre öncesine rastlayan ikinci ziyaretinde. 0 zam bizi hiç bir 2 göstererek I 31 Aksun. Bir kişi olsa da bu kitabı açık tercüme etse" sözü üzerine yapılmıştır ve dili bugünkü Türkçeden daha arıdır. Semerât'ül-Fuâd. Murad da. Hacı Bayram Veli'nin. c. II. Murad'ın teşvikleriyle ortaya çıkmış eserlerdendir. Hacı Mahmûd Bölümü.. de ciddi olarak baş "Osmanlı Devleti zamanını şeklinde bir cümle inektedir31. Murad'ın "Bir kişi Türkçeye tercüme etmiş. Kur'ân'ın dağıtılması da yasaktı" şeklinde bir cümle sarfetmesi. Bu arada Yazıcızâde Ali Efendi'nin Tevârih-i Âl-i Selçuk adlı tarihi. Murad'ın İstanbul'un fethi ile alakalı şiddetli arzularını görünce. 143. Mercümek Ahmed'in Kabusnâme tercümesi. II. 174. sh. Topkapı Sarayı Müzesi Kütp. Osmanlı Devleti'nin yükseliş sebepleri nelerdir? pa Ü3İ3Osmanlı Devleti'nin yükseliş sebeplerini aynı zamanda fetih politikası ve hızlı bir şekilde cihan devleti olmasının sebeplerinde aramak gerektir. 360-362. VII. V. Menâkıb-ı Akşemseddin. sh. kaynakların naklettiği olaylardandır. Sarı Abdullah Efendi. sh. Belgelerle Osmanlı Tarihi. 143-144. Bu sebeple. Hacıbayramoğlu. c. 1783. II. 217. ' VII. Risâle-i Beşlr Çelebi. Murad'ın Türkçe'ye ve Türk kültürüne de büyük hizmetleri olduğu söylenmektedir. sh. II. Yazıcızâde Mehmed Efendi'nin Muhammediyye'si ve Ahmed-i Bîcan'ın Envâr'ül-Âşıkîn adlı eserleri II. ancak açık değil. Hüseyin Enîsî. özellikle II. nr.OSMAf 33. nr. Yılında bazı devlet adamlarımızın "Osmanlı Devleti zamanında Kur'ân Türkçeye tercüme edilmediği gibi. Kur'ân'ın ilk Türkçe tercümeleri de bu dönem30 Âli. £ Şûrası Miinı Tercümesi. şu C dim. Bu ruh lif j rek bakmış. Hacı Bayram-ı Veli. Osmanlı Devleti'nin yükseliş sebeplerini şöylece özetlemek mümkündür: . H Ahmed. bu şerefin Ak Şemseddin ile oğlu Mehmed'e nasip olacağını müjdelediği. I lANLI Ifi Molla lishak tır-lije yoBİLİNMEYEN OSMANLI 71 de ciddi olarak başlamıştır. Süleymaniye Kütp. 252-256. sh. öldürsem Hüdavendigar "Yi olmuştur. 3/b-5/b. aynı zamanda yükseliş sebepleri olarak zikredilebilir. c. 215-216. Osmanlı Devleti Osmanlı Devle şekilde cihan devletfj Devleti'nin fetih pollt bepler. sürdüremez. İşte Hacı Bayram gibi maneviyât erenlerinden böyle bir manevî işareti alan II. sh. Soyu-Yaşamı-Vakfı MI.ıv . vrk. I. 16/a-b. 4666. vrk. dalma \ saf kalpli olan ı şey gösterilebilir? H ahiret İnancından 1 rebilir? Tarih bize j bağlanmış İsek j sizdir. Bu / Devleti'nin bir 2 devam ettiren. aynı zaman ayrı olarak ele aln özetlemek mümkfl 1) En önemli < kelimetüllah ruhu* nisbetindedir. Kantemir. II. Kimin I himmeti milleti olal tını milletin hayatın»! kuvvetli bağlar. Hazine. oğlu Mehmed'e saltanatı terketmiş olması kuvvetle muhtemeldir. Türkçenin gelişmesi için gayret sarfetmiş bir devlet adamıdır. Solakzâde. Ancak yine de konuyu. r. 141. Osmanlı Devleti'nin fetih politikası ve küçük bir beyliği kısa zamanda cihan devleti yapan sebepler. İstanbul 1288. Yılmaz. Osmanlı Devleti'nin 700. bu mutlu haberin gerçekleştiğini görmek ümidiyle. Ahmed Uğur neşri. Murad'ın. 32. Künh'ül-Ahbâr. I. Kaynaklar bu menkıbeyi ayrıntılarıyla anlatmaktadırlar30. 211-212.140. ayrı olarak ele almakta yarar vardır.

Murad'ın emriyle). Bunu i'lây-ı kelimetüllah ruhu diye de ifade edebilirsiniz. Bir adamın kıymeti himmeti nisbetindedir. şu devletin ordusundaki Kur'ândan alınan şu fikirdir: "Ben ölsem şehidim. 262-263. İstanbul Rus Elçisi olan General İgnatyef. düşman bizi hiç bir zaman açık savaşta yenememiştir. Diyanet Dergisi. Çünkü Türkler. öldürsem gaziyim" Gerçekten Kosova meydan muharebesine çıkan Murad Hüdavendigar "Yarab beni din yolunda şehid.. Ocak 1999. Osmanlı Devleti'nin Gazneliler. nr. Belgelerle Osmanlı Tarihi. Yılmaz. Mesela bkz. ahirette said et" demiş ve istediği olmuştur. II. o ferdi milletine bağlayan kuvvetli bağlar ve şahsî hayatını milletin hayatına tercih ettiren önemli sebepler bulunmalıdır." Sultân Aziz devrinde. 2) Osmanlı Devleti'ni yükselten sebeplerin ikincisi. Ne vakit manevî değerlerimizden uzak kalmışsak. Yapılacak olan. neşr. Maneviyatları sarsıldığı gün. ••¦¦. I. anânelerinin kuvvetinden ve âmirlerine itaat duygusundan ileri gelmektedir. "millî ananelerin düşmanı ve atalarının papuçları olamayacak bir hale gelmişlerdi'. ne derece mânevi değerlerimize bağlanmış isek ilerlemişiz. Vatana ihanet suçuyla 1821 yılında Patrikhanenin orta kapısı önünde asılmış bulunan İstanbul'daki Fener Patnki Gregorios tarafından Rus Çarı Aleksandr'a yazılan mektupta aynen şu ifadeler yer almaktadır: "Türkleri maddeten ezmek ve yıkmak mümkün değildir. Ankara 1974. Gerçekten de. Daima tehlikeyi. Kâbûsnâme (Tere. daima Avrupa'yı titretmiştir. mukavemetli. manevî bataryaları boş olduğu müddetçe yıkılmaya mahkumdur. Şer'iye Bölümü. bütün Avrupa'nın büyük devletlerine karşı hayatını ve varlığını devam ettiren. Bir milletin maddî bataryaları ne kadar mo31 Aksun. manevi değerlerden başkası olamaz. Osmanlı Devleti'nin özellikle yükselme dönemlerinde tam bir hukuk devleti olması yani şer'-i şerif ve kanun-ı münifin esas kabul edilmesidir. belki tamamen yukarıda anlatılan gaza ruhuyla ve yüksek bir himmetle yükseldiğini misâller vererek açıklamaktadır. Osmanlı Devleti'nin bir zamanlar. c. Evet maalesef bu oyunlara gelen Tanzimat gençliği. Türkleri zaferlere götüren asıl kudretlerinden sıyıracak ve onları maddi kuvvetlerle yenmek mümkün olacaktır. c. 72 BİLİNMEYEN OSMANLI dem silahlarla mücehhez olursa olsun ve o millet isterse imparatorluk seviyesine yükselsin. Osmanlı Tarihlerinin mukaddimelerinde zikrettikleri bazı menkıbeler de. Mercimek Ahmed. Bu hasletleri. İbn-i Kemal de. Türkler'e bir şey hissettirmeden bu tahribi tamamlamaktır. Size de soruyorum. Yüz Hadis Tercümesi. Bilesiniz ki. içinde 763 Kanunnâmeyi . 1287/1. sh. Başbakan'ın Din Şûrası Münasebetiyle Yaptığı Konuşma. Bir ferdin himmeti milleti olabilmesi için. sabırlı. O zaman düşmanlar bizi can damarımızdan vurmuşlardır. Türklerde evvela itaat duygusunu kırmak ve manevî bağları koparmak. o kimse tek başına bir millettir. bu mektubu zikrettikten sonra şunu ilave eder: "Ben vazifedeyken bu teşhisler isabetle tecelli etti". gerilemi-şizdir. biz Müslüman Türkler. 125-26. kurtuluş reçetesi olarak göstererek bizi içimizden hançerlemişdir. mağrur ve izzet-i nefisli insanlardır. şu dünyada basit fikirli ve saf kalpli olan genç askerlerin ruhunda öyle ulvi fedakarlığa sebebiyet verecek hangi şey gösterilebilir? Hangi duygu bu manevî değerlerin yerlerine ikame edilebilir? Allah ve ahiret inancından başka hangi şey. manevî değerlerine ve İslama olan bağlılıklarıdır. Mustafa Darir bin Yusuf. dinlerine bağlılıklarından ve kadere rıza göstermelerinden. Millet Kütüphanesi. hayatını ve bütün dünyasını severek ona feda ettirebilir? Tarih bize gösteriyor ki. O halde manevî değerleri ile ordusunu teçhiz etmeyen bir millet. dinî metanetlerini zaafa uğratmak gerekir. Müslüman devletlerle mücadele ederek ve kendi mevlâlarına isyan ederek yükselmediğini. gelecekte her an tehlikelere maruz kalır ve varlığını sürdüremez. Selçuklular ve Harzemîler gibi. Osmanlı Tarihi. daha da müşahhas hale getirebiliriz. Rus elçisinin dediği gibi. Kimin himmeti milleti ise. Bu ruh ile şahlanan şanlı ecdadımız. Osmanlı Devletin'i tasfiye için mücerret olarak harp meydanlarındaki zaferler kâfi değildir.1) En önemli sebep. Bu mânâyı târihe bakarak. Bu sebeple. I. Orhan Saik Gökyay. Bu önemli sebepler ve kuvvetli bağlar. Ali Emirî. şevk ile ve aşk ile ölümün yüzüne gülerek bakmış. Emir Keykavus. bu ruhu açıklamak için zikredilmişlerdir.

Bu dediklerimize Yeniçeri Kanunnâmesi en canlı şahittir. Bu yolda onlara cebretmek. Abbasî Devleti kendi elleriyle büyüttükleri aristokrat aileler eliyle. duraklama. gerileme ve yıkılışını. Memleket ve vatan bir vücuda benzer. kadıların davacı ve davalılardan aldıkları harçları rüşvet sayarak buna vesile olan kadıları idam etmeye kalkışacak kadar hassastır. cesedi ve bedeni de siyâset ve idaredir. sistemi t aeMa. Osmanlı Kanunnâmeleri. terakki ve refah görülmüştür.( kırtıdao yakın ç Fâtih" •¦. vemfi-r-1-ir. kendilerine tabi olan aristokrat beylerin isyanlarıyla yıkılmışlardır. Günümüzde de devletin hanedanlarla sıkıntıda olduğu ortadadır. Amma çan ve nâkus çalmayalar. kanun yapma ve kanunu uygulama görevleri ehil ellerdedir. Osmanlı vatandaşı. sonra da Adâletnâmeler'le örtülemeyecek kadar gedikler açılmıştır. Ancak mal toplamaktan başka kayguları yoktur. II. I De*W i mevSfl. Murad zamanında durmuştur. yükselme döneminde Müslüman olsun gayr-i müslim olsun. Padişah fermanıyla kira bedellerinin olduğu gibi bırakılması olmaz. 5) Osmanlı Devleti'nin yükselme dönemlerinde tam manasıyla hür bir ilmin de önemli etkisi olduğunu ifade etmekte yarar vardır. Osmanlı parasının kaynakları tamamen şerT vergiler ve meşru gelir kaynaklarıdır. mal ve ırzlarını kendi can. Osmanlı Devleti'nin yükseliş. III. Endülüs Emevilerinin başlangıçtaki idarecileri ve ilk Osmanlı Padişahları. Kur'ân'daki bir âyetin tehdidine maruz kalmaktır" diyen EbÜSSUud'lar. memleketin mamur olmasından ortaya çıkan paradır. onlar ra'iyyetliği kabul etmişler. Selim'den itibaren durgunluk başlamıştır. Asker ise. yükselme döneminde asker siyâsetin ve idarenin içinde değildir. kanunnamelere bakarak grafikle göstermek mümkündür. bu sıkıntılardan kurtulmak için. Bu dönemde. onların can. Zira tarihde çoğu büyük devletler. Bu iki unsur arasında muvâzenenin te'min edildiği dönemlerde. okuyalar âyinlerince. yeniçerinin adedi en fazla 10-12 bin kadardır. Osmanlı Devleti'nin yükselmesine sebep olan para. ehliyetli ve vasıflıdır. İşte vatandaşı böyle bir inanca sahip devletin yükselmesi mukadderdir.!/ :-'t nete' t* BİLİNMEYEN OSMANLI 73 İÛlEvet İlle 3) Devletin devam ve bekasına sebep olan para ve askerin mükemmel oluşudur. önce gerilemiş. haram olan nesne helâl olmak yokdur. Fâtih Sultân Mehmed'in vezirlik . "Ve kiliseleri ellerinde ola. Yıldırım Bâyezid. Kanuni devrine kadar. bu muvâzeneyi temin eden en müşahhas misâllerdir. Ama her yerden zafer haberleri gelmektedir. Bir türlü dahi değildir. Abbasî Devleti'nin ilk halifeleri. Zira Padişahın emriyle nâ-meşrû' olan şey meşru' olmaz. mal ve ırzlarımız gibi korumakla mükellefiz. Fâtih'den itibaren zirvededir. En önemlisi de. devletin yükseliş sebeplerinin başında gelmektedir. Ve kiliselerin alub mescid etmeyem" diyen Fâtihler ve nihayet "Madem ki. tekâlîf-i örfiyye neredeyse yok gibidir. Şer'i hükümlere vâkıf iken onları ketmetmek. Çünkü tam bir gaza aşkıyla eğitimli askerler yetişmektedir. dînimize muhâiifdir" diyerek. tam bir hukuk devleti olduğuna ve ayırım yapılmaksızın adaletin icra edildiğine inanmaktadır. Kanuni devrine kadar. 1700-1800 yılları arası Osmanlı Devleti'nin hukuk devleti olmaktan çıkma tehlikeleri yaşadığı dönemdir. Bu hususlarda emr-i şer'-i şerif budur. aklı ve ruhu ilim ve ma'rifettir.neşrettiğimiz Osmanlı Kanunnâmeleri adlı eserimizi inceleyenler göreceklerdir ki.¦ -. Dinimiz gereği. İşte Osmanlı Devleti. hem gayr-ı müslimlerin şahsî hak ve hürriyetlerine gösterdiğimiz hürmeti ve hem de meşru1 sınırlar içinde kalmak şartıyla din ve vicdan hürriyetine gösterdiğimiz saygıyı anlatan Zenbilli Ali Efendiler. bu izaha çalıştığımız hukuk ve adalet devletinin sacayakları olmuşlardır. Viyana bozgununda bu sayı 50 binlere ulaşmıştır. 4) Günümüzde bazı araştırmacıların tenkit ettiği gılmân sistemi yani kapıkulu sistemi de. halktan zorla toplanan para değil. ailesi ve yakın çevresi bulunmayan devşirme ve köle asıllı insanları Enderun denilen özel mektepte bir devlet adamı gibi yetiştirerek onları devletin yükselmesinde istihdam etmiş ve başlangıçta muvaffak da olmuştur. Büyük Selçuklu Devleti mevâlî. dâima medeniyet. Daha sonra ise.olan Harzemiler eliyle yıkılmışlardır.

Zira şüphesiz ki. biri de insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hareket etmenizdir. Medeniyetlerin kurulmasında ve yıkılmasında maharet ile salâhatın önemi inkâr edilemez. Ancak.) "Emaneti ehline ver ve sana hainlik edene hıyanetle mukabele etme" hadisi de. Salâhat ise. hakk'ın hatırını hiçbir hatıra feda etmez. maharet ayrı.ve kazaskerlik teklifini reddeden. sadâkat ve adalet gibi ulvî duygular. korunması ve vatandaşın idaresi ile alâkalı hususları hükkâm-ı seyf ve siyâset olan vükelâ-yı devlete havale edeceklerdir". Macar ve muhtelif kavimlerin kendi arzuları ile neden Osmanlı hâkimiyetini tercih ettiklerinin sebebini. Osmanlı Devleti'nin yükselme devrini tetkik edenler. diplomatik ve diplomasi ilminin mütehassısları ve kazaskerlerden titizlikle seçildiğini müşahede edince. kalbi ve fikri münevver olanlar tercih edilecektir. İş. devlet adamlarına erbâb-ı seyf. ilmin rütbesi ve şerefidir. san'at. şer'î hükümleri icra edeceklerdir. kişinin din ve ahlâkça yüksek bir seviyeye ulaşmasıdır. kabiliyet ve benzeri hususlar ise. hakk'dan başkasına tâbi olmaz. Kalb ve vicdanı manevî duygularla bezenmeyen bir insandan hakikî mânâda hamiyet. ayyaş bir adam ayık olduğu zamanlarda iyi saat tamir edebilir. uzman ve kabiliyetli olmasıdır. bu iki vasfı kendinde birleştiren milletler nice medeniyetler 74 BİLİNMEYEN OSMANLI BIUNMEYf K C kurmuşlar ve daima payidar olmuşlardır. ehil olanlara verilmesidir. bu dengenin korunabileceğinin çok iyi idrâki içindedir. neden kısa bir zamanda dünya devleti haline geldiğini ve salâhat ile maharete ne derece riâyet ettiklerini çok iyi bilirler. bu konuda çok manidardır: "Haberiniz olsun ki. sadakat ve adalet beklenilemez. Bir kısım İslâm hukukçuları ve tefsirciler tarafından.. bu takdirde ya maharet ya da salâhat esas alınacaktır. Fâtih sarayında ve kendisi de tekye ve medresesinde kaldığı müddetçe. Allah size ne güzel öğüt veriyor. sâlih olmayan bir adam güzel çobanlık yapabilir. İlim adamları bilmelidirler ki. Hakk'a ve hakikata âşık bir ilim adamı. Devleti haricî münâsebetlerde temsil eden nişancıların. hem de mahir olanlar. eskiler. yânı hamiyetle fazileti birleştiren.. Allah sizlere muhakkak şunları emrediyor: Biri emânetleri ehline vermeniz. iş. maharet bahçesinden derlenebilen meyvelerdir. dünyada en yüksek rütbe ve şeref. Zira hakk'ı tanıyan. ister ilmiyede. ilim adamlarına ise erbâb-ı kalem demişlerdir. Bir Osmanlı Kanunnâmesinde bu önemli muvazene düsturu şu şekilde ifade edilmektedir: "Kadılar. vazifelere yapılan tayinlerde. salâhatın meyvesidir ve o bahçede yetişir. Elbette ki. Haram olan nesne helâl olmak yoktur'*! 6) Osmanlı Devleti'ni yükselten sebeplerden birisi de vazifelerin. Yıkılan bütün medeniyet ve devletlerin altında ise. (Her halde bu emirleri tutmalısınız). diğer taraftan Fâtih'i tekyesine de kabul etmeyen Molla Güranî. Hamiyet. Yani bu noktada salâhat ayrıdır. Padişah'ın emri ile nâmeşru1 olan şey meşru' olmaz. Bu vasıfları beraberce bulunduran insanlar yeterli sayıda değilse. Bu sebebledir ki. Tarihe bakıldığında görülecektir ki. vatanperverlik.A. kişinin kendi mesleğinde ehil. Rumeli'deki Sırp. Zikredilen bu muvâzeneyi sağlamada en önemli vazife. san'at'ta ve işde maharet tercih sebebidir. Maharet. salâhat ve maharet birbirinden ayrıdır. İslâm'a göre ikisini birleştiren bir eleman yoksa. san'at ve kabiliyet başka şeyler olduğu için. Hakk'ın hatırı âlidir. hiçbir hatıra feda edilmemek icabeder. ilim adamlarına düşmektedir. aranırsa mutlaka bu iki vasıftan birinin veya ikisinin yokluğunun yattığı esefle müşahede olunur. Hz. Ebüssuud'un biraz önce zikrettiğimiz ŞU cümleleri bunu aksettirmektedir: "El-Cevab.V. hem sâlih. Rasûlullah'in (S. Ancak memleketin nizâmı. bu mânâyı teyid etmektedir. özellikle idarî yetkiye sahip devlet ricaline hitaben nazil olduğu söylenen Kur'ân'ın şu âyeti. Allah verdiğiniz kararları işitir ve emânetler hakkında yaptıklarınızı görür". Şunu önemle belirtelim ki. ister seyfiyede ve isterse de kalemiyede olsun. hakperest ve cesur padişah Yavuz kadar Zenbilli Ali Efendi'de ve Muhteşem Süleyman kadar Osmanlı hukuk âbidesi Ebûssuud'da da aramak icab eder. Olmaz. Kanuni'nin sadrazamının dilinden bir sadrazamın nasıl olması gerektiğini yine onun kaleme aldığı "Asâfnâme"den ibretle okuyunca ve bakanlar kurulu demek olan .

Osmanlı Devleti'nin duraklamasında ve gerilemesinde. yükseliş dönemindeki Osmanlı idaresinde rüşvet. İstanbul'u almak için Boğaz'a hâkim olmanın şart olduğunu bilen Sultân Mehmed." 7) Bütün bu sebeplerin etkisiyle. 34. "Bizans'ta Latin şapkası görmektense. her birinde türlü türlü uygunsuz tavırlar varken. zira Bizans ikiye ayrılmıştı. Türk sarığı görmeyi tercih ederim" diyordu. hemen kendisinin planlarını çizdiği topların dökümüne başladı. tarafıma bildiresin. niçin tarafıma ifade etmezsin? Hep "benden olmasın" diye diye devletimiz bu hale geldi. Tezkireciiik görevi için. vezir-i a'zamına bu hakikati.Divan-ı Hümâyun'un "hâcegân-ı divan" olmadan toplanmadığını kanunnâmelerden öğrenince. Annesi onun gerçek saltanatını görmeden 1449 yılında vefat eyledi. Osmanlı Devleti'ni kısa zamanda yükseltmiştir32. 1452'de Boğazkesen Hisarı dediği Rumelihisârını inşa ettirdi. başkalarını terbiye etmeye yüzümüz kalmıyor. ı lüklerin c 34. 1 Bizanslılar. Avrupa. bana arzet. Meryem'e güveniyorlardı. 30 Mart 1432 tarihinde Edirne Sarayında Hüma Hâtun'dan dünyaya geldi. Deneyler yapıldı ve dünyanın harp aletleri alanında harikaları vücuda getirildi. İşte sana tenbih ediyorum. yardım için Katolik olmalarını istiyor ve Ortodokslar ise hayır diyordu. 1 Eylül 1452'de Edirne'ye dönen Sultân Mehmed. Bizanslılar parlayan ateşlerine ve Hz. Gerek bu çeşit fiillere ve gerek tamah ve rüşvete cesaret edenleri. Ancak 1453 Şubatında Edirne'den yola . Planı sezen İmparator zor durumdaydı. 12 Aralık 1452'de Ayasofya'da Katolik ayini yapılması. Sultân'ın işlerini kolaylaştırıyor ve Bizans Başbakanı Notaras. yanı ı sahip ¦i-Mı Fâtih Sultân Mehmed. İsfendiy Trabzon! Kornul TevkSS BİLİNMEYEN OSMANLI 75 suiistimal. ehil olmayan insanların göreve getirilişinin yattığını çok iyi idrâk eden Osmanlı Padişahı. Bir görüşe göre 19 ve bir diğerine göre 21 yaşında babasının vefatı üzerine üçüncü defa saltanat koltuğuna oturdu ve sınırları Tuna'dan Kızılırmak'a kadar genişleyen Devletinin başşehri olarak İstanbul'u almak ve Hz. Peygamber'in övgüsüne mazhar olmak en büyük ideali idi. israf ve gayr-i meşru masraflar. Osmanlı Padişahlarının neden ve nasıl zaferden zafere at koşturduğunu daha iyi anlıyoruz. Önce kendi devlet adamlarımızı terbiye etmeyip. 53 J yazdı. bir tayin fermanı münâsebetiyle şöyle ifade ediyor: "Benim Vezirim. vatandaşa zulüm ve benzeri kötülüklerin olmayışı. Bundan sonra vâkıf olduğun kötü hareket her kimden zuhur ederse. Fâtih Sultân Mehmed'i bize kısaca tanıtır mısınız? Çocuklarını ve o-nun zamanında Osmanlı Devleti'nin ulaştığı sınırlan özetler misiniz? r. sefâhet. i karadan) gambertıH sesleriyle! ierce im uygulandı t Fât Bu işi I eyledi. Ben senin kimseye iltimas yapmayacağını biliyorum. ehliyetli bir kaç adayı düşünerek seçip. Fâtih) BU I Fâtih! dünyaya s görü saltd başşehri olarak! buy1 1452'de I inşa geçmek ı kendlslnt) 1 harp aletleri I Planı! için Ayasofya'dSİ m Notam. suiistimal. Edirne'den J başladı. Karşısında Yıldırım'ın inşa ettirdiği Anadoluhisârı yükseliyordu ve artık Osmanlının izni olmadan boğazı geçmek mümkün değildi.

6. sh. I. Bunun . Trabzon İmparatorunun kızıdır.. 3. El-Câml' Li Ahkâm-il-Kur'ân. 541. Yunanca. manevi komutanlar arasında ise. Ona bu büyük fetihte yardımcı olan devlet adamları arasında. Bizans'ın Galata ile Saraybumu arasına gerdiği zincirler. devletin sınırlarını 2. ÇOCUKLARI: 1. 69-70. asrının büyük âlimlerinden ve maneviyât erenlerinden. Osmanlı Devleti ve Osmanlı Kanunnâmelerinden bahis açılan her mecliste. onu Osmanlı tarihinin en büyük askeri. Tevkiî Kanunnâmesi. Bâyezid ile Gevher Sultân'ın annesi.Şehzade Bâyezid Hân. Turan. Çandarlı Halil Paşa. Zağanos Mehmed Paşa. Arapça. (neşr. Molla Zeyrek. 2. Kutay. nr. Kırım'ı aldı. 4. 4. Dülkadiroğlu Süleyman Bey'in kızıdır. Bizans Prenseslerindendir. devlet adamı ve âlimi olduğunu. Cemal. İdeal Türk Gençliği. Fâtih'in fetihten sonra yaptığı ilk iş.Anna Hâtûn. ancak 2000 sayfada anlatmak mümkün olduğundan. MTM.Şehzade Cem Hân. 7. V/255 vd. İtalyanca ve benzeri önemli dünya dillerinden dokuzuna vâkıf olması. Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan Fâtih'e kafa tutuyordu. Gözler. İstanbul . Peygamber'in müjdelediği fetih 29 Mayıs 1453 günü gerçekleşti ve Osmanlı ordusu tekbir sesleriyle Topkapı ve Eğrikapı yönlerinden İstanbul'a girdi. Mahmûd Paşa. Fâtih Kanunnâmesi'nin sahte olduğu ve düşmanları tarafından ona isnad edildiği söylenmektedir. İbn-i Kemal. 5. vrk. 48/a-49/a. Karaman Oğullarından İbrahim Beğ'in kızıdır. İzmir 1989-92. sh. Rum Mehmed Paşa. tarihe geçen kahramanlıklar yazdı. 14 devlet ve 200 şehir fethederek Fâtih unvanını Hz. nr. sh. 10. 1481 yılında 51 yaşında Gebze'de vefat etti. Türkmen Beyi kızıdır. Canan. Tarih Konuşuyor Dergisi. Bu işi tamamladıktan sonra Belgrad hariç bütün Balkanları Osmanlı Devleti'ne ilhak eyledi. dinî ilimlerde büyük bir âlim olması. Hocazâde Efendi. Ayasofya'ya sığınan on binlerce insanın burnu bile kanamadı ve İslâm Hukukunun bu konudaki hükümleri aynen uygulandı ve herkese temel hak ve hürriyetleri tanındı. Ankara 1991. c. Sırpça.Gülbahar Hâtûn. 27 vd. II. bu 3 Türkiye Cumhuriyeti eder demektir. 3. Âyet: 58. Akgündüz. 180-183. Balaban Bey.214. Şerâfettln). Molla Vildân ve Molla Şeyh Vefa ve benzeri zatları zikretmek icabeder.Çiçek Hâtûn. Süleymaniye Kütp. Peygam-ber'den alan Sultân Mehmed. Molla Hüsrev.Gevher Sultân. İbrahim.. Bunun üzerine Erzincan civarındaki Otlukbeli denilen yerde 1473 tarihinde bu sıkıntı da bertaraf edildi ve artık Osmanlı devleti Toroslara kadar genişledi. Akşemseddin.İsmi bilinmeyen iki kızı. Bali Bey ve benzeri çok sayıda devlet adamı ve komutanları saymak mümkün olduğu gibi. VII. 53 gün süren muhasara sırasında Fâtih'in ordusu. Bütün bu fetihler.. Mayıs 1985. akla gelen ve dermeyan edilen en büyük meseledir. Komutanlarından Gedik Ahmed Paşa. Bediüzzaman Sald Nursi. Tevârih-i Âl-i Osman. Reşid Efendi. Ahirzaman Fitnesi ve Anarşi. Kurtubi. Defter. yeni bir harbin hazırlığında iken. Bu arada Bizans'ın artığı olan Trabzon'daki Pontus İmparatorluğu da 1461 yılında tamamen tasfiye edilmiş oldu. Fethi. Belgeler Gerçekleri Konuşuyor I-V. 2-Gülşah Hâtûn. Molla Gürânî. Batıyı emniyete aldıktan sonra. İshak Paşa. Mora Despotu Demetrus'un kızıdır. Balistikteki keşifleri.1036. 104-105. Farsça. BA. II. Milli Kültür. Osmanlı donanmasının karadan yürütülerek Halic'e girmesiyle parçalanmıştı.Sitti Mükrime Hâtûn. sh. Münâzarat. Fâtih Sultân Mehmed. sh. onu anlatmaktan ziyade onunla alakalı iddiaları cevaplamayı tercih ediyoruz33. 23581. > 76 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI lirken. Gedik Ahmed Paşa. sh. kendisine pürüz çıkaran Karamanoğulları ve İsfendiyaroğulları Beyliklerini tamamen ortadan kaldırdı. Nisa. ZEVCELERİ: 1.Şehzade Sultân Mustafa Hân. sayı I. Hızır Bey. c. İstanbul 1982. Bu iddia doğru mudur? Osmanlı Devleti'nde kardeş katli meselesi ve bu meseleyi gündeme getiren Fâtih'e ait bir kanunnâmenin sıhhat durumu. H. düşmana ve dosta söyletmiştir. 6 Nisan'da muhasara başladı. başta Abbasî Halifesi olmak üzere herkes tarafından takdir edi32 Kur'ân. sh.Alexias Hâtûn. Matematik ilmindeki dehası. Muhasaranın 53. evlilikleri kısa sürmüştür. 35.000 krm2'ye genişletmişti ki. İstanbul'un maddi ve manevi imar edilmesidir. . LI vd. 5Helene Hâtûn. Fâtih'i iki sayfada değil.çıkan toplar 5 Nisanda İstanbul önlerine geldi. III. 28 yıllık padişahlığı süresince 2 İmparatorluk. c. Ahmed. Günü Hz. Hatt-ı Hümâyûn.

. manın daha makul \ istiyoruz.. Fâtih devrinde hazırlanmış 75 kanunnâmeyi neşretmiş bulunuyoruz. Solakzâde. sayı 69(1954). Asırda Yazılmış Grekçe Anonim Osmanlı Tarihine Göre İstanbul'un Muhasarası ve Zabtı". I. bütün Fâtih Kanunnâmelerinin sıhhatinde şüphe bulunduğu şeklindeki izah ve beyanları. sh. c. "XIV. Tevârih-i Âl-i Osman. Uzunçarşılı. c. XIII. c. Yılmaz. İstanbul 1959. "İstanbul'un Zabtı Hakkında İhmal Edilmiş Bir Kaynak". I. Belleten. 18-21. sh. "Bâyezid H'nin Ailesi". "Fâtih Sultân Mehmed ve İtalya". Bazı muhterem insanların. LV. İbn-i Kemal.Akkoyunlu Harbinin Başlaması". 41-82. sayı 49(1949). böyle bir kanun hükmünü inkâr etmek yerine. Yoksa inkâr etmekle mesele çözülmüş olmamaktadır. V. Ancak bu maddenin bulunduğu nüsha. Süleymaniye Kütp. Tarih Dergisi.. Kanunnâmenin sahte olduğunu ileri süren başta Ali Himmet Berki olmak üzere. c. Es'ad Efendi. c. sh. Babinger. Bu 75 kanuni bir tartışma söz konusuj rinin sıhhatinde şüphe I hiç bir müstenedâta daj olan kanunnâme.1 nuyoruz. .Fazıl Işıközlü. Yaşar. Neşrî. 539 vd. 683-843. sh. sadece I. Belleten. 269-378. Künh'ül-Ahbâr. Ahmed Uğur neşri. 105. Franz. de bir şekilde. 51-82. Yani İslâm Hukukuna da I inkâr etmekle me Söz konusu I tını tanzim etmek i nusundaki fikirl Birincisi. Burada önemle şu hususu belirtmekte yarar görüyoruz: "Osmanlı Kanunnâmeleri" adlı kitabımızın I. "Reformcu Bir Hükümdar Fâtih Sultân Mehmed" . bu kanun hükmünü i muşlardır ve çoğu da I yana Kraliyet Kütüph olsa da. Bunlara j uydurulmuştur. c. . Çev. ancak uygulamada İslâm Hukukuna da kanun hükmüne de aykırı olaylar bulunabilir demek istiyoruz. 417 vd. sh. II. sh. c. me tutulması ve İslâm Burada önemle şu hu adlı kitabımızın 1. Bu 75 kanunnameden 74'ünün Fâtih'e ait olduğunda. . c.. Yani kanun hükmü İslâm Hukukuna aykırı olmayabilir. Belleten. Belleten. ne ilmî ve ne de mantıkî hiç bir müstenedâta dayanmamaktadır. Âli. Baştav. Defter. sh. vrk. 2162. Adnan Sadık Erzi. sade dir. "Uzun Hasan'ın Osmanlılara Karşı Kafi Mücadeleye Hazırlıkları ve Osmanlı. İstanbul 1956. Hakkında farklı fikirler ileri sürülen ve tartışmalı olan kanunnâme. Bekir Sıtkı. X. Cildinde. Belleten. sh. i sahipleri gayet iyi ı kuna aykırı olc yoluna gitmekti tek nüsha olan l helerdir. Padişahların Kadınları ve Kızları. kardeşi müdafaa edilen. Tarih. 149-166. sh. sh. Fâtih Sultân Mehmed'e böyle bir zulmü yakıştıramadıklarından ve bu kanun hükmünü İslâm Hukukuna göre yorumlayamadıklarından böyle bir yolu tutmuşlardır ve çoğu da iyi niyetli insanlardır. bir çok ilim adamları. 452-493. . c.. Kanunnâmenin ı bir çok ilim adamları. I. sayı 212-214(1991). Fil nüsha olan ı nüshası daha J yersizdir. sh. sayı 65 (1953). 18-20. 246-280. Kltâb-ı Cihânnümâ. Bekir Sıtkı Baykal. Osmanlı Tarihi. Viyana Kraliyet Kütüphanesinde bulunsa ve bu nüshayı ilk neşreden yabancı bir tarihçi olsa da.. sayı 82(1957). II. Çev. 79-86. sh. c.33 Âşıkpaşa-zâde. Iorga. XVII. II. ZlriJ sadece ı ğimiz kanun zans'tan alıı dışında Kanı Kanunnârr SHANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 77 ¦Cem en önemli sebebi. aynı Kütüphanede ikinci bir nüshanın daha bulunması ve en önemlisi de bu hükmün tatbik edildiğine dair Osmanlı Tarihçilerinin muteber kaynaklarında açıkça bilgiler yer alması. / gelen bir aşk I üslubunu nazara a Bu iddia. Uluçay. Lütfi Paşa. Ciltte 1 numara olarak neşrettiğimiz teşkilât kanunnâmesi-dir. 140-219. XXI. aynı Kütüph hükmün tatbik edilı bilgiler yer alması. VII. I. 261-284. ne bir şüphe ve ne de bir tartışma söz konusu değildir. Şerif. Biz de bu yolu tercih etmek istiyoruz. Baykal. Harem'den Mektuplar. 127-173. Tevârîh-i Âl-i Osman. sh. 125-135. . Belgelerle Osmanlı Tarihi. nr. 1-157. sayı 14. 189-269. Osmanlı Tarihi. N. meselenin hususan Cumhuriyet döneminde hep keyfî yorumlara tabi tutulması ve İslâm hukukunun hükümlerine göre meselenin değerlendirilemeyişidir. Öztuna. sh. Aksun. c. Yücel. hukukî tahlilini yapmanın daha makul ve ilmî olacağını ortaya koymaktadır. 170-190. XVIII. en önemli sebebi. sh. Kantemir. sh. Devletler ve Hanedanlar. sh. 107-147. . 1/b-163/a.

Zira Allah'ın Kitabından başka her kitabın. Zira. kardeş katli ile alâkalı madde de yoktur. tamamen yersizdir. Kanunnâmenin tamamını reddetmektedir. Bu iddia sahipleri gayet iyi niyet sahibidirler ve kardeş katli maddesinin tamamen İslâm hukukuna aykırı olduğu varsayımından hareket ederek. Konuyla alâkalı araştırma yapan Abdülkadir Özcan. sadece ve sadece suretidir. Bunların en büyük delili. onun sıhhatine en küçük bir şüphe irad etmez. Kur'ân'dan sonra en sahih kitap olan Buhari'de dahi nüsha farkları bulunması. daha sonraki bütün Osmanlı Teşkilat Kanunnâmelerinde tekrar edilegelmiştir. Ali Himmet Berki hoca. kanunnâmenin nüshaları arasında 242 nüsha farkının bulunması. Kanunnâmenin tamamının inkârı yoluna gitmektedirler. Çoğu araştırmacılar bu kanaattedirler ve bazılarının ileri sürdüğü hilâf-ı hakikat beyanların aksine. Üçüncüsü ise. Kanunnâmenin aslı ve orijinali değil.F. hükümlerin izahında ve kelimelerin tanziminde. haşa. Ayrıca bu Kanunnâmedeki teşkilât hükümleri78 BİLİNMEYEN OSMANLI nin esasları. Bunlara göre. tamamen Selçuklu ve Abbasî devletleri vasıtasıyla. ancak kelime yahut harf seviyesinde nüsha farkları bulunacağını. Aydın Taneri ve Ahmed Mumcu gibi ilim adamları. Fakat metni inkâr ederek bir yere varılacağı da şüphelidir. tenkidli basım işini bilenler çok iyi takdir edeceklerdir. üç gruba ayırmak mümkündür: Birincisi. Yani istinsah edilmiş şeklidir. hiç bir ilmî değere hâiz değildir. hangi şer'î hükme dayandığını. değerli hukukçu Ali Himmet Berki tarafından ortaya atılan ve hamiyetli bir şekilde. sıhhatine engel teşkil etmez. imanından ve Osmanlıya olan muhabbetinden gelen bir aşk ile. henüz Fâtih devrinde bulunmayışı iddiası. Hem bazı üslûb ve ifadelerin Fâtih devrine izafe edilemeyecek şekilde olması ve hem de bazı müesseselerin. bu görüşün en nirengi noktasını teşkil etmektedir. Her müessesenin. İslâm hukukundaki ' Siyâset-i Şer'iye kitaplarından alınmıştır. kardeş katli dışında Kanunnâmenin diğer bütün hükümleri. sonradan üç nüshası daha bulunmuştur. kendi zamanlarında kanunnâmeye ait tek nüsha olan Viyana Kütüphâne-i Kralîsi No 554 A. Kanunnâmenin elimizde orijinal ve Hizâne-i Âmire'de muhafaza edilen aslı bulunmadığından. aralarında yüzlerce ve belki binlerce. Müsteşrik Konrad Dilger'e ait bulunan ve Kanunnâmenin bir kısmının sonradan yazılıp Fâtih'e izafe edildiği şeklinde özetlenebilecek olan görüştür. mezkûr eserin I. bu görüşün esasını. Bu arada muhtevasının tamamen Bizans'tan alındığı şeklindeki itiraz da. Fâtih'e isnad edilen Kanunâme'nin sıhhatini kabul eden ve metnin inkârı yerine maddedeki meselelerin şer'i tahlilinin yapılmasına taraf olan görüştür. Sıhhati konusundaki fikirleri. Kanaatimize göre. Kâtibin hatalarını.Söz konusu ihtilaflı maddenin bulunduğu ve Fâtih tarafından Osmanlı idarî teşkilâtını tanzim etmek üzere hazırlanan bu kanunnâmenin sıhhati tartışmalıdır. kardeş katli meselesinin şer'î izahını yapamama teşkil etmektedir. konuyla alâkalı çok ciddî bir araştırma yapan değerli tarihçi Abdülkadir Özcan da bunların içindedir. Bütün bunları biraz sonra tafsilatıyla izah edeceğiz. bu nüsha uydurmadır ve Osmanlı düşmanı batılılar tarafından uydurulmuştur. Bu durum hem konuyla . Fâtih'i ve Osmanlı Devleti'ni müdafaada yeterli olamayacaktır. Zaten Konrad'ın inkâr ettiği maddeler arasında. tek nüsha olan kanunnâmenin üçüncü görüşün izahında görüleceği üzere. Bu iddia. Zira bu nüshaların hepsi de. Burada şunu da ifade edelim ki. hem sadece bir nüshasının bulunmasını ve hem de kanunnâmenin üslubunu nazara alarak. bu kanunnamenin tamamının uydurma olduğu görüşüdür. Ancak şunu ifade edelim ki. kardeş katli meselesini kötüye yorumlayanlara kesin cevap verebilmek için müdafaa edilen. Zira.deki nüshada görülen şüphelerdir. Üslûbuna ve Türkçesine yapılan itirazlar ise. İkincisi. meselenin üzerinde ayrıntılı olarak durmuyoruz. her zaman kesin konuşmak da doğru değildir. cildinin idare hukuku ile alakalı hükümlerinin şer'i tahlilinde izah edilmiştir. birden fazla nüshası bulunduğu takdirde. orijinalini göremediğimiz kanunnâmeye hamletmek doğru değildir. bir kısım iddialarına hak vererek ve bir kısım iddialarını da reddederek bu görüşü cevaplandırdıklarından ve bu ilim adamı Kanunnâmenin aslını inkâr etmediğinden.

1022 yani birinci nüshadan 5 sene önce. c) Kanunnâme. kanunnâmenin aslı değillerdir. Osmanlı Reisülküttâblarından Bosnalı Koca Müverrih Hüseyin Efendi tarafından Bedâyi'ül-Vakâyi' adlı tarih kitabında dere edilen nüshadır. -Gelibolulu Ali Mustafa Efendi'nin. istinsah edilmiş suretleridirler. Bunlardan bazılarını zikretmek faydalı olacaktır: -Yavuz devrinin büyük tarihçisi İdris-i Bitlisî. hülasa olarak yahut tamamına yakın şekilde. tamamen olmasa da. kardeş katli meselesinin burada bulunmayışıdır. Bizim. B) Kanunnâmeyi inkâr eden Ali Himmet Berki zamanında Kanunnâmenin tek nüshası biliniyordu. İtiraz edenler sadece kardeş katli meselesine değil. Hezarfen Hüseyin Efendi'nin bazılarının iddia ettiği gibi tarih kitabına değil. kimin tarafından ve nasıl aynı yazılarla uydurulduğunu isbat etmeleri gerekmez mi? Eğer isbat ederlerse. onun dayandığı şer'î esas ve hükümleri izah etmek. Üçüncüsü ise. çok meşhur kitapların dahi inkâr edilmesi sonucunu doğurur ve tenkidli basımın ne demek olduğunu bilmemenin alameti olarak kabul edilir. ilmî olmaktan da öte gülünçtür. ileride yapılacak şer'î tahlillerden anlaşılacağı üzere. 1029/1620'dir. Müellif bu nüshayı. No: 554 A. Cildde esas aldığımız nüsha da budur. Ayrıca kardeş katli ile alakalı her yerde Kanun-ı Osmânî üzere diyerek meseleyi izah ve teyid etmektedir. Bizans müesseselerinin gerçek bir restorasyonu olarak değerlendirmek büyük bir hatadır. bütün kanunnâmeye itiraz ettiklerine göre.'de bulunan ve hem Mehmed Arif Bey tarafından neşir ve istinsah edilen nüshadır. sahteliğe delil göstermek ise. O halde. eldeki belgeler. Netice olarak. İkincisi ise. kanunnâmedeki her müessesenin. bu üç nüsha. Fâtih Kanunnâmesinin muhtevasını. ya Siyâset-i Şer'iye kitaplarındaki şer'î hükümlere dayanan Abbasî Devleti başta . Osmanlı Kanunlarını derlediği Telhîs'ül Beyân Fî Kavanin-i Al-i Osman adlı eserine dere ettiği nüshadır. Ayrıca. Bu görüşün gerekçeleri şunlardır: A) Kanunnâmeyi inkâr etmekle mesele halledilmemektedir. Ayrıca yukarda da belirttiğimiz gibi. Şimdi ise üç nüshası elimizde mevcuttur: Birincisi. şer'î hükümlere ve hukukun yüce düsturlarına aykırı değildir. bizlere düşen en büyük vazife olacaktır. Burada muhtevası ile alâkalı düşülen büyük bir hatayı da belirttikten sonra. Ebül-Feth Kanunu adıyla Kanunnâmeyi Künh'ülAhbâr adlı eserinde aynen nakletmesi de bu meselenin mühim delillerindendir. Padişaha has divandaki özel ve asıl nüshaki bozuk i BİLİNMEYEN OSMANLI 79 sıın-tet-ikdirlere licZI İz dan çıkararak istinsah ettiğini bizzat ifade etmektedir. bizim kütüphanelerimizdeki kaynaklarda. bizim de memnun ve mütehassis olacağımızı şimdiden ifade ediyoruz.alâkalı ilmî makalesinden ve hem de bir günlük gazetede aksi iddiaları yalanlayan beyanlarından anlaşılmaktadır. kaynakları görmeden veya görenlerin araştırmalarını incelemeden. Osmanlı Kanunnâmeleri I. neredeyse tam olarak geniş bir özetlemeyle vermiş ve Fâtih'e isnad etmiştir. Nüshalar arasındaki farkların çokluğunu. Mühim olan meselenin şer'î izahını yapmaktır.F. kanunnâmenin varlığını inkâr etmek yerine. Kanunnâmedeki metin. kardeş katli meselesi üzerinde durmak istiyoruz. Bütün bu zikredilenler gösteriyor ki. Bu nüshanın istinsah tarihi. Tatbikatla madde metnini karıştırmamak icabeder. Fâtih'e ait bu kanunnâmenin sıhhati lehindeki görüşleri teyid etmektedir. diğer Osmanlı tarihlerinde ve kütüphanelerimizdeki kitaplarda da mevcuttur. Fâtih Kanunnâmesinin bir nevi tekrarı ve genişletilmiş şeklidir. Heşt Bihişt adlı tarih kitabında kanunnâmeyi. bu kanunnâmeden bahsedilmiyor demek. 1083/1672 tarihli nüshanın diğerlerinden farkı. bazı Osmanlı düşmanlarının iddia ettiği gibi. kısmen. Elbette ki bozuk ifadeler ve nüsha farklılıkları bulunacaktır. Biz. yine aynı müellifin Kanun-ı Şehinşahî adlı eseri de. Viyana Kütüphanesi. bu üç nüshanın da aynı zamanda ve aynı şekillerde.

Akgündüz. İÜEFTD. Abdülkadir. 287. önemine binâen. bütün bütün cezasız da bırakılmayacaktır. c. unsurların teşekkülüdür. Özcan.. Ancak şu soruları sormak istiyoruz: Abbasîlerdeki Divan'üs-Saltanat ve Divan-ı Mezâlim'in daha da geliştirilmiş şekli olan Divan-ı Hümâyûn mu Bizans'tan alınmıştır? Yoksa tamamen İslâmî bir gelenek olan elkâb bölümü veya kadıların dereceleri mi Bizans'tan alınmıştır? Bütün bunlar. İstanbul 1953. Unsurlardan birisi eksik olursa had cezası tatbik edilmez.. 311 vd. Osmanlı tatbikatındaki örnekler. 37. zina haddi tatbik edilmeyecektir. I. Osmanlı Kanunnâmeleri. kuru iddialardır. Bu sebeple ayrıntıya tekrar girmiyoruz. sh. ayrı ayrı sorularım cevaplarında tartışalım. Himmet. yapabiliriz: Her hukuk sisteminde. München 1967. Anınla âmil olalar". 34 vd. biraz önce zikredilen had veya cinayet gruplarına girmeyen (esrar içmek gibi) yahut girdiği halde o cezaların tatbiki için gerekli unsurlara sahip olmayan (üç şahitle isbat edilen zina suçu gibi) suç ve cezalardır.. dinden dönmek (irtidâd) ve devlete isyan (bağy) suçlarından ibaret olan bu suçların. Dllger. Baskı. b) Şahsa karşı işlenen cinayet suçlarıdır ki. zina (hadd-i zina). içki içmek (hadd-i şirb). A. Kardeş katli meselesinin şer'î dayanağı var mıdır? Bu sorunun cevabı. Acaba bu maddenin mânâ ve mefhumunun İslâm hukukundaki izahı nasıldır? Şayet bu madde sahih ve İslâm Hukukuna uygun ise. gun idam cezalan vardır. sh. sh. unsurları teşekkül ettiği takdirde. âlemin nizâmı. yol kesmek (kat'-ı tarik). sayı 33(1980-81). sh. 36. bazı tarihçiler tarafından vahşet ve saltanat uğruna insan katliamı olarak anlatılmaktadır. 328. I 163. 30-31. kardeş katli ve bunu emreden kanun maddesinin tahlilini. Hırsızlık (hadd-i sirkat). Bunların da çoğu cezaları. sh. Ekseri ulemâ dahi tecviz etmiştir. tatbik edilecek cezaları Allah ve Resulü tarafından tesbit edilmiştir. maddeleri arı suçları tanzim dağıtmaya ve Mlır Dünyadaki bütün < lerle önlenmeye ( Şimdi bu tür r tih'in kanunnârr . 37. A. Önce İslâm hukukundaki suç ve cezaları görelim: Bilindiği gibi İslâm Hukukunda.. İstanbul'un 500. Jahrhundert. The Structure of the Ottoman Dynasty. und 16. Md. kitaplarının izi vardır34. Yıldönümü Münasebetiyle Büyük Türk Hükümdarı İstanbul Fâtihi Sultân Mehmed ve Adalet Hayatı.. Abbasî Devleti gibi sadece Müslüman ve Selçuklu Devleti gibi hem Türk ve hem de Müslüman olan devletlerin devlet anlayışı ve siyâset-i şer'iye 80 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSHKk. c) Tazir suç ve cezalarıdır ki. 142-148. Kardeş katli meselesinin Kanunnâmedeki dayanağı olan madde nasıldır? Kanunnâmenin ihtilâfa yol açan ve farklı fikirlerin doğmasına sebep olan asıl maddesi. Osmanlı devlet teşkilâtının temelinde. Alderson. dört şahidle zina yaptığı isbat edilemeyen suçluya. başka yerde uzun uzadıya izah ettik. II. İşte unsurları teşekkül etmeyen bu suçlara tatbik edilecek cezalara ta'zîr cezaları denir. Konrad. İşte bu bölümde ülü'l-emrin tesbit ettiği veya kadı tarafından takdir edilen cezalar tatbik edilecektir. 1/114-117. 12-13. ilgili maddenin de izahı demektir. 10 vd. Allah ve Resulü tarafından tesbit edilmiştir. üç çeşit suç ve ceza vardır: a) Had suç ve cezalarıdır. ancak ülü'l-emr tarafından tesbit edilecek ta'zîr cezaları uygulanır. Osmanlı Devleti'nde kardeş katli. cezaları kısas veya diyettir. bu kanuna ne derece uygundur? Şer'î hükümlere ters düşen. kardeş katli meselesi ile alâkalı şu maddedir: "ve her kimesneye evlâdımdan saltanat müyesser ola. "Fâtih'in Teşkilat Kanunnâmesi ve Nlzâm-ı Alem İçin Kardeş Katli Meselesi". c. Untersuchungen zur Geschichte des Osmanischen Hofzeremüniells im 15. sh. Bunlarda mühim olan. Connecticut 1982.olmak üzere Müslüman devletlerden veyahut İslâm'a muhalif olmamak şartıyla eski Türk Devlet geleneklerinden etkilendiğini. Osmanlı tatbikatı mıdır yoksa bu kanun maddesi midir? Bütün bu ve benzeri suallerin doğru cevabı nedir? Bütün bu konuları.D. karındaşların nizâm-ı âlem içiin katletmek münâsibdir. 5 vd. Bu kısa mukaddimeden sonra. Osmanlı Hukukunda nizâm-ı âlem yani 34 Berki. 2. Ancak üç şahitle zina yaptığı isbat edilen suçlu. Meselâ.

sultana) karşı ayaklanmak. trılırlar. Türk Ceza kanunun 125 ile 163. Prop. araya giren jurnalcilerin ve yalancı şahitlerin beyanıyla. Propaganda yaparlarsa ikaz edilirler. Meselâ Yavuz Sultân Selim'in. A) Bağy (Devlete İsyan) Suçunun Tatbiki Sonucu Kardeşlerin Katledilme Meselesi: Kardeş katli meselesinin birinci şer'î dayanağı. devlete isyan suçları. Dünyadaki bütün ceza hukuku sistemlerinde de. Devlete isyan ettikleri an. Ancak şunu da hatırlatmak istiyoruz ki.A) Bağy (Devlet* I Meselesi: Kardeş • devlete isyan suç-' kunda. değişme : ittifak ed \ suçu I sindeki kart yat bu olu '• tatbikat. padişahın meşru emirlerine yapılan her çeşit itaatsizliği. tamamen şer'îdir. birisi Şi'îlerle ve bir diğeri de eşkiya ile ittifak ederek Devlete isyan eden ve bağy suçunda aranan şartlara uygun bir şekilde bu suçu işleyen kardeşlerine karşı olan tutumu. Biraz sonra açıklayacağımız veçhile. İsyan eden Padişahın kardeşi de olsa. Devlete İS) I bunlar Müslüman) ! maz. unsurlanmnj Ilsyan grubu teşkili İmalıdır. kuvvet kullanarak iktidarı ele geçirmeyi amaçlamak (muğâlebe) ve açık bir isyan kasdı içinde bulunmaktır. Bunlara verilen ölüm cezası bir had cezasıdır ve hikmeti de devleti yani nizâm-ı âlemi korumaktır. Fâtih'in kanun maddesindeki kardeş katlinin birinci grubunu. devlete (imama. Osmanlı tarihindeki kardeş katilleri ve idamların yarıya yakınının. bir had cezası olan bağy suçuna sokulduğunu verilen fetvalardan anlıyoruz. herj den idamlar* yahut buna j durumu d Osmanlı S olan bağy ı mak i ar lir BİLİNMEYEN OSMANLI âlemin nizâmı. ı t amaçlamak: (n [cezalan. unsurlarının tahakkukuna göre değişir: Sultândan farklı düşündüğü halde bir isyan grubu teşkil etmeyen ve bir yerde toplanarak baş kaldırmayanlara dokunulma-malıdır. bu tip hâdiseler teşkil etmektedir. Şeyhülislâmlardan bağy suçu imiş gibi fetva alındığı da görülmüştür. tatbikat. elbette ki müdafaa etmek yahut buna uyuyor demek de mümkün değildir. Bağy suçunun cezaları. umumi rahatı ve nizâm-ı âlemi ihlal edecek olan her türlü isyanı ve memlekette anarşi çıkarma hareketlerini (fesâd bis-sa'y). savaşla yola getirilirler ve cezaları idamdır. Ancak nazariyat bu olmakla beraber ve söz konusu madde bu şekilde tefsir edilebilmekle birlikte. Kanunî'nin . kanunnâmesinde böyle bir durumu da emretmemektedir. da bâği ( inu. maddeleri arasındaki bütün hükümleri. devlete isyan suçu. şer'î hüküm değişmeyecektir. her zaman nazariyatı takip etmemiş. çoluk-çocukları esir edilmez ve malları ganimet sayılmaz. şartlar teşekkül etmeden idamlar verilmiştir. devlete yani âlemin nizâmına karşı işlenen suçları tanzim etmekte ve daha birinci maddesinde devletin toprağı ve bağımsızlığını dağıtmaya ve bölmeye ma'tuf bütün hareketleri. Ancak Fâtih. her hukuk nizâmında bulunan devlete isyan suçudur. Bu isyan suçunun cezasının da idam cezası olduğunu. kanuna rağmen. idam cezası ile cezalandırmaktadır. Beşikteki bir bebeğin öldürülmesini. günümüzdeki ifadesiyle kamu düzeni ve kamu yararı için vaz'edilen idam cezaları vardır. had suç ve cezaları arasında yer alan bağy adı altında düzenlenmiş ve unsurları tahakkuk ettiği takdirde idam cezası ile cezalandırılmıştır. had suç ve c tahakkuk ettiği' devlete (imama. ileri giderlerse ta'zîr cezaları ile cezalandırılırlar. Biraz önce açıkladığımız gibi. İslâm hukukunda. Yalnız bunlar Müslüman oldukları için. Şimdi bu tür hükümlerin. Bunlara \ İ âlemi korunaktır. fetvalarında açıklamışlardır. İşte Osmanlı hukukçuları. bağy suçu kabul etmiş ve buna sebep olanları da bâği olarak vasıflandırmışlardır. İşte C i umumi ı • çıkarma I . İslâm hukukunda nasıl yer aldığını ve bu hükümlerin Fâtih'in kanunnâmesindeki hükümle nasıl bağdaştırılabildiğini açıklamaya çalışalım. benzeri hükümlerle önlenmeye çalışılmıştır. Bağy suçunun unsurları. bazen bağy denilen had suçunun şartları teşekkül etmediği halde.

Mülteka ve benzen fıkıh kitaplarına göre. âmme maslahatı ve âlemin nizâmı düşünülerek. İşte Fâtih Sultân Mehmed'in "ekseri ulema tecviz etmişlerdir" diyerek ifade ettiği durum budur. malları gasp ve devlet işlerini engelleme gibi halleri. I. Eğer bir fâsık. Türk Ceza kanununda bulununca adalet oluyor da. şunun-bunun tahrikiyle unsurları tam teşekkül etmeden insanları dünyevî saltanat uğruna idam etmek. Ancak fitneyi teskin için idamdan hafif cezalar yeterli ise. Murad'ın amcası Düzme Mustafa. had cezasını gerektiren bir zina suçu değildir. fıkıh kitaplarında aranan şartlar gerçekleşmeden infaz edilen idam kararları maalesef olmuştur. idam olunurlar.. md. Üzülerek ifade edeyim • Siyâsetname'sindr . Aksini kim iddia edebilir ki? Osmanlı Devletinde devlete isyan suçunun cezası olarak ortaya çıkan öldürme vak'alarından bazıları şunlardır: Osman Bey'in Amcası Dündar Bey (Hâdise kesin değildir). Meselâ Padişah'ın meşru emirlerine karşı her nevi itaatsizliği ve umumi rahatı (nizâm-ı âlemi) ihlal edecek her çeşit kıyam. eğer suçun unsurları tahakkuk etmişse. fesad. Böylesine bir çirkef işi âdet haline getiren insanın. Müslümanlar. genel ahlâk. Şurası dikkat çekicidir ki. Osmanlı Hukukunda nizâm-ı âlem. çok geniş mânâlar vermişlerdir. Murad'ın kardeşleri Halil Ve İbrahim. fitne. insanları kati. hareket. Ancak bunun için de. livâta suçu. II. Ancak unsurları tam teşekkül etmese de. bu. Ancak bu. belki şer'i bir hükmün suiistimalidir ve işlenen bir günahdır. buna siyâseten kati denmektedir. Mülteka'yı şerheden âlimler. Osmanlı Kanunnâmelerinde bulununca. kanunun ve fıkıhçıların vaz'ettiği siyâseten kati prensibinin hatası değil. Aynı şekilde fiilen isyan etmese bile isyana hazırlandığı her halinden belli olan bir insanın. Hanefi hukukçuların çoğunluğu kabul etmektedir. B) Siyâseten Katl=Ta'zîr Bil-Katl: Bu konunun girişinde açıkladığımız gibi. ulûl-emr tarafından ta'zîr yoluyla ve idam cezasıyla cezalandırılamaz mı? Hanefi ve Hanbelî hukukçularının çoğunluğu. Murad'ın kardeşi Mustafa. gereken cezayı vermek. 125 vd. ta'zîr yoluyla idam cezasının verilebileceğini kabul etmişlerdir ki. Meselâ. bağy suçunun unsurları tahakkuk etmediği takdirde. maslahat-ı âmme ve nizâm-ı âlem gerektirdiği takdirde. elbette ki şer'î değildir. Yani had cezası olarak idam cezası tatbik edilmez. Bu suiistirr Kanunnâmesindeki h. ta'zîr yoluyla idam edilebileceğini. Bu suçun cezası. bağy ve isyanda ısrar ederlerse. Yavuz Sultân Selim'in kardeşleri Korkut ve Ahmed. idam cezası ile mahkûm edilmektedir (TCK. Ancak İslâm hukukunun hükümlerine aykırı olarak. bağilerin cinayetleri hakkında. saltanat aleyhinde olanları. Şimdi bu hüküm. Padişahın keyfî adam öldürmesi mi oluyor? Böyle bir iddia çifte standartlılık olur. âdâb ve kamu düzeni icabı ta'zir yoluyla idam edilebileceğini İslâm hukukçuları kabul etmişlerdir. Ancak bugün aynı madde suiistimal edilerek bazen masumların canları yakıldığı gibi. elbette ki şer'îdir. Bu konuda Başbakanlık Osmanlı Arşivinde bulunan şu belgenin izahları enteresandır: 82 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLİ "Buğat yani âsiler ise. II. fesada sa'y edenleri men' ve maslahat-i âmme tabirleriyle ifade edilen durum. Murad'ın oğlu Savcı Bey. fesadın tahakkuku hususunda kesin delillerin bulunması icabeder. Hanefi hukukçulara göre. bâği olarak kabul edip idam ettirmek mümkün değildir.oğlu Şehzade Mustafa hakkındaki fetvalar buna misâl teşkil etmektedir. bugün devletin birlik ve beraberliği olarak ifade olunmakta ve bunun aleyhinde harekette bulunanlar. bağy saymışlardır".). sırf keyfî ve menfaati için böyle bir yola baş vuruyorsa. mevcut hükümete ve Padişaha karşı Müslümanlardan bir veya bir kaç kişi isyan etmeleri ve hükümetin emirlerine itaat etmemelerinden ibarettir. ulûl-emr tarafından tesbit edilir. I. hiç suç değildir anlamına alınmamalıdır. Kanunî Sultân Süleyman'ın oğlu Bâyezid ve bunun beş oğlu. Netice olarak bağy suçunu işleyen Padişahın kardeşi de olsa. bunlar tatbik olunmalıdır. Osmanlı tarihi boyunca da. kamu düzenini (maslahat-ı âmme ve nizâm-ı âlem) bozan bazı hareket ve fiiller. fıkıh kitaplarında aranan fesadın kuvvetle muhtemel olması yani nizâm-ı âlem şartına uymadan.

OD "NIzâriHİ kati ve lı yola girm*. . diyor: Hanefi hukukçularına göre.. Zira vukuundan evvel def'-i fesâd. bu görüşün Dede Efendi'ye ait olduğu ve onun da böyle bir fetvaya yetkili olmadığı. Bu suiistimal. livâta. Peygamber ve ashabının tatbikatına hamleden Hanefî hukukçular. jurnalcilik yapan. bu şenî' fiilleri bizzat işlemedikleri vakitlerde dahi. kısaca idam edilmesinde âmme maslahatı bulunanlar için de aynı hükümler geçerlidir". hülasa eliyle ve dMjA| ile vazgeçmeyen bir* Cevap: tasdik ediyorsa.. yol kesenler. olsa bile onun fetvasının ne değer ifade edeceği şeklindeki yorumlarına şahit olduk ve üzüldük. fitne ve fesada teşvik edenler. Âmme maslahatı gerektirdiği takdirde. Önce Hanefi fıkıhçılarının son zamandaki en meşhurlarından olan İbn-i Abidin'in izahlarını özetleyerek zikredelim. de Osmanlı kanunnıtr İbn-i Abldif' maktadır: "Soruldu: Fewt{ fitne uyandıran. Dede Efendi'nin Siyâsetname'sînden naklettiğimizden. bâtıl yollarla insanların mallarını zabtetmeye gayret eden insanların canlarına kıyan ve hülasa eliyle ve diliyle Müslümanları her zaman rahatsız edip de bu huyundan da idam dışında hiç bir ceza ile vazgeçmeyen bir adamın hükmü nedir? Cevap: Böyle olduğu kesin ise ve yalan söylemeleri mümkün olmayacak kadar çok Müslüman da bunu tasdik ediyorsa. hem bütün fıkıh kitapları ve hem de Osmanlı kanunnameleri kaydetmektedirler.| lâmlarınınft BİLİNMEYEN OSMANLI 63 talarşı Sırlan unun isen ia l»cı olmuştur. İbn-i Teymiyye'nin Es-Sârim'ül-Meslûl adlı eserinde gördüm ki. elbette ki kötüdür ve yapanlar da manen mes'uldürler. cemiyetin nizâmını bozarak fesad çıkaranlar. konuyla alakalı fıkhî malumatı.olduğu ve onun da U. kararı ve yargı. Halbuki Dede Efendi. Bu sebeple konuyu biraz daha derinlemesine tahkik etmek ve uygulama örneklerinden bazılarını takdim etmek istiyoruz... zâlimler ve fesad çıkaranlara yardımcı olanlar. imâm yani ülü'l-emr suçluyu katledebilir. bu uygulamaya siyâseten kati demektedirler. ta'zir yoluyla idam cezası verme esasını. kati edilebileceklerine fetva verilmiştir.. o meselede sadece fukahanın görüşlerini nakletmektedir. ancak mahkeme kararı ve yargılamadan sonra mümkün olduğunu da.•¦¦ bulunanlar için de aynının. dükkân soyanlar. İşte bu ve benzeri fıkıh kitaplarındaki şer'î hükümleri nakleden ve kaynaklarını da teker teker gösteren Dede Efendi'nin Siyâsetnâme tercümesinden bazı parçalar şöyledir: "Nizâm-ı memleketin bozulmasına sebep olan. . Delilsiz ve mesnedsiz bazı iddiaların aksine.. katledilir ve şerrini Allah'ın kullarından def ettiği için vesile olana sevap ve mükâfat verilir". bütün bu cezalar. bazı safdillerin. s İbn-i Abidin'in şu fetvası da bu meseleyi gayet açık bir şekilde vuzuha kavuşturmaktadır: "Soruldu: Fesad çıkaran. kati ile de olabilir. yeryüzünde fesad için koşuşturan. vukuundan . Hz. Önce Hanefi fıkı' izahlarını özetleyerek bir özetleme yapıyor "Ta'zir.. Ayrıca ülü'l-emre tanınan bu siyâset hakkının tatbiki için bil-fiil fesadın tahakkuku ve sebeb-i âdî olan şahsın fil-hakika şerîr ve müttehem olması da şart değildir. siyâseten kati fesad çıkaranlar. Soyguncular.. ifade edeceği şeklindeki< meselede sadece fut derinlemesine tahkik ruz.. insanlar arasında şer ve fitne uyandıran. âlet-i câriha dışında adam öldürme ve benzeri suçlar tekerrür ettiğinde.. "Ta'zir Yoluyla Kati" başlığı altında bakınız ne güzel bir özetleme yapıyor: "Ta'zir. Fâtih'in Kanunnâmesindeki hüküm ise. Delilsiz ve. Üzülerek ifade edeyim ki. k İşte bu vt| teker teker ı şöyledir: "Nizâm-ı n lemedikleri vaki hakkının tatbMlj da şart o [emdir Bir i âlem İçin. kati ıi> nefi hukukçularını: imâm yani ülü'l-c! verme esasını. fıkıh kitaplarındaki ifadelere uygundur. H.

Osmanlı sultanları ve bilhassa Hz. bunun kimlere yarayacağının ve i'lây-ı kelimetullâh hizmetinin nasıl sekteye uğrayacağının çok iyi farkında idiler. "validem" diye hitâb ettiği bu Akkoyunlu hükümdarının anası Sara Hâtun'a verdiği cevap çok manidardır. Osmanlı Şeyhülislâmlarına ait fetvalardan sadece birini kaydededlim: "Bu mes'ele beyânında Eimme-i Hanefiyeden cevâb ne veçhiledir ki. hapis ve hatta kati ve idam tarzında ta'zir yoluyla cezalandırmak meşru ise de. "Bu hanedanın maksad-ı a'lâsı. Bunlara benzer arşivlerimizde çok sayıda fetva vardır. kardeş katlinin sınırlarını genişlettiğinin biz de farkındayız. yabancılara sığınan şehzade veya diğer hanedan mensuplarının. idam edilir. Zira onlar siyâseti daha iyi bilirler. Ancak kendilerini. "Gayr-i meşru İşlerin kati ve idam cezası ile define. böyle bir duruma fırsat vermemek için. Zeyd'in âdet-i müstemirresi sâ'î bil-fesâd olduğu şer'an sabit olub ve ibadullaha mazarratı icabeder mevâdd-ı münkerâtın dahi kendüden sudun tevâtüren isbât olundukda. Allah'ın rızâsını tahsilden başka gayemiz yoktur. Fesada gayret ettiği ve sebep olduğu şer'an sabit olmalıdır. Bu ne demektir? Konuyu tarih ilmi ve devlet siyâseti açısından değerlendiren bir araştırmacının görüşlerini özetleyerek bitirelim: Osmanlı Devleti'ni tehdid eden en büyük tehlike. ilây-ı kelimetullâhın en büyük temsilcisi kabul etmişlerdir. seyf-i islâm bizim elimizde. araya giren jurnalcilerin te'siriyle hata etmiş olabilirler.sonra ref'inden daha kolay olduğu müsellemdir. ilây-ı . 84 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYE!. Ne acıdır ki. Osmanlı tatbikatının hep şer'î hükümlere uygun cereyan ettiğini söylemek safdillik olur. kardeşlerini bile feda etmişlerdir. o mübtedi'i kati ve idam etmesi caizdir". Vecîhüddin'in Meşârık'ulEnvâr şerhinden". tek kişinin veya yalancıların jurnali ile bu yola girmek caiz değildir. Şimdi de aynı mes'eleyi fıkıh kitaplarındaki şartlara göre tanzim eden. düşman ülkelerin de bu fırsattan yararlanmak arzusudur. İstanbul Fâtih'i: "valide. Bütün yazılanlara ve nakledilenlere rağmen. Harrereh'ul-Fakîr Hacı Muhammed El-Müfti Bi Harpud-Ufiye Anhu. Kati ile şerri def edilir. bu uygulamaların devlet siyâseti açısından haklı yönleri bulunduğunu iddia etmektedirler. emr-i veliyyül-emr munzam ise. cihâd sevabına nail olub. keyfe mâyeşâ hareket edemediklerini. Bazan şer'î esasın tatbikinde. Osmanlı Devleti'nde mahkemeden ilâm ve Şeyhülislâmdan fetva alınmadan idam cezasının uygulanmadığını arşivlerden öğreniyoruz35. Bir bld'atçının bid'atının yayılacağından korkan dindar Padişahın kulları ondan korumak ve nizâm-ı âlem için. ehl-i fesadı darb. 38. tağrîb. te'dîb. Ancak ister Padişahların kardeşlerini. nefy. El-Cevâb: Meşrû'dur. Peygamber'in senasına mazhar olan Fâtih. "Nizâm-ı âlem için şer ve fesadını defetmek üzere. Zeyd-i müfsid-i merkumun vech-i arzdan izâlesiyçün katli meşru' mudur? Beyân buyurula. tahtın mirasçısı olduklarını iddia etmeleri ve başta Bizans ve İran olmak üzere. Bütün bunlardan anlaşılmaktadır ki. isterse de sadrazamlarını katletmede. Dede Efendi'nin çok zayıf fetvaları da esas alarak. Fâtih'in Anadolu birliğini sağlamak gayesiyle Uzun Hasan üzerine giderken. İslâm dinini dünyanın her tarafına yaymayı gaye edinen. Kaynak teşkil eden ibarelerin tercümesi: "Kim bunu âdet haline getirirse. Dürer ve Gurer". Ancak meselenin hukukî yönünü ortaya koymak için bunları da nakletmek durumundayız. Osmanlı Şeyhülislâmlarının fetvalarından anlaşılan da budur". ülkenin parçalanıp. Trabzon üzerine giderken yollarda her türlü zahmete göğüs geren ve bazan atından inip yaya yürümek zorunda kalan Fâtih'e Sara Hâtun'un "Oğul. Şeyhülislâmdan aldıkları fetvalarla. Zira o yeryüzünde fesad için sa'y etmektedir. imam (sultan) ve hulefâsı daha evlâdır. bizim davamız kuru kavga değildir" şeklinde cevablandirmiştir. ufacık Trabzon için tatlı canına bu kadar eziyet değer mi?" şeklindeki sözünü. Zaten bazı kardeş katli olaylarının şartları gerçekleşmeden yapıldığını biz de kabul ediyoruz. İşte onlar. Bir kısım tarihçiler. siyaseten katlin de belli şartları ve şer'î hükümleri mevcuttur. bir çok idam hadiselerinde bu esaslara ri'âyet edilmemiş ve jurnalcilerin tahriki ile nice zulümlere sebep olunmuştur.

I nunnamelerdtl "ehven-lşarl mânâyı ve Osmanlı it hukuk niz araştırmacı/ fetvası. c. sh. Tere. vrk. Esad Efendi.1 35 Konuyla ilgili bazı fetvalar. önemli bir I pa'nın 20. 50-51. Vatana ihanet suçunun her hukuk nizâmında idamla cezalandırıldığını da unutmamak gerekir. kardeş katli meselesini. sancaktujl j adamları mücrim H veya müfettiş t örf te'addidir ¦ para cezası 1 Fıkıh! muhterem I verilmemiştir" ( Eğer bundan. Lem'alar. onun kadıları ve Şeyhülislâmları. Kendüler mahall-i töhmet ve adamları mücrim ve müstahakk-ı ikâb olur. İbn-i Âbldin. BA. Bediüzzaman Said Nursi. 1/707. kadıların kararı ve Padişahın tasdikiyle icra edilen siyâseten kati cezalarının fetvasını veren. nr. Şeyh Mehmed Arif. Kanunnâmelerde yer alan şu ifade. Bostan- .kelimetullâh'dır" ifâdesi de Fâtih'e aittir. Reddu'l-Muhtâr Ale'd-Dürri'l-Muhtâr I-VI. Değerli araştırmacı Abdülkadir Özcan'ın yerinde tesbitleri gibi.709. sancakbeği ve subaşı ve adamları nesne alub salıvermek memnû'dur. kararını yazan yahut en azından "nizâm-ı âlem içün öldürüldü" diyen Hoca Sa'deddin Efendiler. as "Mücrim oKlti madan. 14-1540. Mısır 1967. sh. Netice olarak. "siyâseten kati"i. Eğer bundan. Hem kasdedilen bu menfi mânâyı ve hem de suiistimalleri tasvip etmek mümkün değildir. Padişahın keyfî adam asması kasdediliyorsa. Mecma'ül-Enhür. en az bizim kadar İslâm'a ve onun hukuk nizâmının kaynakları olan fıkıh kitaplarına hürmet duyan insanlardır. nr. Zira nizâm-ı âlem içün siyâseten katlin. keyfî iradeyi hâkim kılmak şeklinde değil. İstanbul 1995. asırda ulaştığı seviyeyi göstermektedir: "Mücrim olan kimesne teftiş olunmadan veyahud üzerine zahir olan şenâyi1 şer'le ve örfle yerine varmadan. Nuruosmanlye kütp. Damad. nizâm-ı âlemi devam ettirmek için şer'î hükümlerin tatbiki tarzında idamla cezaland Netice otodan sırf saltan» ( yanlar. sh. mahkeme kararı olmadan ve yargılama yapılmadan sırf saltanat ve dünyevi menfaat uğruna Padişahın adam öldürmesi olarak anlayanlar. neyin verdiği cesarettir. doğrusu biz de tesbit edemedik. böyle bir şeyden ne kanunnamelerde ve ne de fıkıh kitaplarında bahsedilmemiştir. 25-35 . fetvasını v yen Hoca! veyahut > kimselere 39. sh. 62-65. bu manayı j içün siyaseten I tehlikeye rinden dolayı ı larda uygulan göre yargılanıl veliyy'ülemrilei cezaların infaz. Sözler Yayınevi. yargılama konusunda Avrupa'nın 20. 3209. Şeyhülislâm veya diğer kadıların fetvası. Yapılan suiistimaller dahi. Ve her mücrim-i müttehemin cerimesi kâdî-i vilâyet katında veya müfettiş huzurunda sabit ve zahir olub ehl-i örfe teslim etmedin dutub siyâset eylemek hılâf-ı şer1 ve örf te'addîdir = Suçlu yargılanmadan veya kendisine isnâd edilen suçlar hukuken sabit olmadan. Süleymaniye kütp. vatanın ve devletin birliğini tehlikeye sokacak ve emniyet ve asayişi altüst edecek kimselerin fesada sa'y etmelerinden dolayı verilecek bir idam cezası olduğu. sadece mahkeme kararının yeterli görülmemesi ve bu tip cezaların infazında veliyy'ülemrin yani Sultânın tasdikinin de şart koşulmasıdır. hem fıkıh kitaplarında ve hem de fetvalarda uygulanması için "şer'an sabit" olması yani İslâm muhakeme usulü kaidelerine göre yargılanıp suçun sabit görülmesi şartının tahakkuku aranmaktadır. YEE. 1888. uygulamada suiistimal yapılsa bile. ceza uygulayamazlar". Şunu unutmayalım ki. "ehven-i şer ihtiyar olunur" kaidesine uyularak yapılmıştır. yetkililer para cezası alarak salıveremezler. 337-338 BİLİNMEYEN OSMANLI 85 »Şerri I ıslar tatbiki tarzında değerlendirmek icabeder. nr.. Netice olarak. Fıkıh kitaplarında yapılan bu açık izahlara ve şer'î hükümlere rağmen. IV. Ayrıca "emr-i veliyy'ülemr ile katl"den kasıt. 358/a vd. 6. Siyâsetname. bu manayı nerden çıkardıklarını isbat etmek zorundadırlar. Osmanlı devleti. Bu da önemli bir husustur. bir kısım muhterem insanların "1400 yıllık tarihimizde yazılan fıkıh kitaplarının hiç birinde böyle fetva verilmemiştir" diyebilmeleri.

kardeşleri İsa Çelebi ile Musa Çelebi'yi kendisine isyan ettikleri ve hatta saltanat için orduları karşı karşıya geldiği için bağy suçunun had cezası olan idam cezası ile cezalandırmıştır. ileride saltanat iddiasına kalkışmasın diye kati ettirmiştir. ayrıca kendi oğlu Savcı Beyi de. Murad'ın küçük kardeşi Mustafa Çelebi . Zira daha önceki idamlar had cezasıdır ve bağy suçunun cezası olarak tatbik edilmiştir. Şehzade isyanlarının ve şehzadeler arasındaki saltanat mücadelelerinin Osmanlı tarihinde önemli bir yer işgal ettiğini bilmeyen yoktur. Ancak saltanat iddiasına kalkışmadan evvel idam edilmişse. Osmanlı tarihçilerinin tesbiti doğrudur. Zira Orhan Bey'in kardeşleri Halil ve İbrahim'in Padişaha isyan ettikleri ve saltanat mücadelesine giriştikleri bir vâkı'adır. İslâm hukukunda idam cezasıdır. Aynı şey. sultanlığını ilân etmiş bir diğer şehzadeye karşı gelmesi ve saltanat iddia etmesi. Şimdi bu gözlükle hâdiselere bakalım: a) Orhan Bey zamanında üç idam hâdisesi yaşanmıştır. hakiki hâkimiyetin en esaslı hâssası ve infikâk kabul etmez bir lâzımı ve daimî bir muktezâsı. tarih bize göstermektedir. bizzat kendisine isyan ettiği ve ordu toplayarak babası ile savaşmaya bile cesaret ettiği için idam ettirmiştir. Murad'ın amcası Mustafa Çelebi (II. II. çevresinin tahriki ile. gayrın müdâhelesini reddir". Düzmece Mustafa). c) Osmanlı Devleti'nin en karışık devresi olan Fetret Devrinde. nazariyata uygun yürümüş müdür? Bu soruya cevap verebilmek için bazı önemli tatbikat örneklerini incelemek icab etmektedir. Bu ise. Hatta hâkimiyetin zayıf bir gölgesi. 39. ilerde fesada sebep olur korkusuyla siyâseten kati yoluyla idam ettirilmiştir. sonradan ortaya çıkan kardeşi Mustafa Çelebi için de geçerlidir. d) Fâtih'in babası II. bu redd-i müdâhele haysiyetiyle ma'sum evlâtlarını ve sevdiği kardeşlerini merhametsizce kesmişler. b) Yıldırım Bâyezid devrinde ilk defa siyâseten kati veya şayet siyâseten katlin şartları gerçekleşmemişse ki bunu tam olarak bilmiyoruz. Orhan Bey istemese dahi. İsterseniz Bediüzzaman'ın tesbitlerini tekrar ettikten sonra bazılarına beraberce bir göz atalım: "Hâkimiyetin en esaslı hâssası istiklâldir. infirâddır. Demek. Kardeş katli ile ilgili kanun hükmü şer'-i şerife uygun olsa bile tatbikat. Bir şehzadenin. uzun süren saltanat mücadelesine girişmiş ve hatta Osmanlı ülkesinin Bizans ile paylaşılmasını da göze alarak imparator Manuel ile gizli ittifak dahi kurmuştur. Uzun mücadelelerden sonra yakalanarak bâği muamelesi görmüş ve idam edilmiştir. İsyan sonucunda katledilmişlerdir ve siyâseten kati ile hiç bir münasebeti yoktur. Ve cezası idamdır. Bunların idamlarında siyâseten kati söz konusu değildir. Bu bir had cezasıdır. bu sözlerini Şeyhülislâmlık veyahut kazaskerlik gibi fetva ve kaza makamının en yüksek makamlarında bulunmuş kimseler olarak söylemektedirler. Orhan Bey. ya siyâseten kati yani fesadın kuvvetle muhtemel olmasından dolayı nizâm-ı âlem içün yahut zulmen idam edilmiştir. infirâddır. Ancak tatbikatta suiistimallerin yapıldığını. Çok Padişahlar. Bunların her üçü de had cezası mahiyetinde yani bağy devlete isyan suçunun cezası olarak tatbik edilmişlerdir. gayrın müdâhelesini şiddetle reddeder ve 86 BİLİNMEYEN OSMANLI Bİl İNMFYEN Cf ¦ kendi vazifesine başkasının karışmasına müsaade etmez. Mehmed Çelebi. hukukî cihetini bilmediklerinden bunu tenkid etmişlerdir. siyâseten çok idamların icra edildiğini ve bu fiillerin ehliyetsiz bir kısım fakih ve kadılar tarafından meşruiyet kalıbına sokulduğunu. henüz herhangi bir isyana yahut saltanat kavgasına girişmeyen kardeşi Ya'kub'u.Zâde Yahya Efendiler. Zira Yıldırım Bâyezid. Bunun cezası. âciz insanlarda dahi istiklâliyetini muhafaza etmek için. Her şeyden önce şunu tebellür ettirmekte yarar vardır. Hatta Bizans veliahdı Andronikos ile dahi babası aleyhine ittifak kurduğunu tarih kitapları kaydetmektedir. tamamen bir bağy suçu mahiyetindedir.o takdirde bir nevi zulüm yaşanmıştır. Osmanlı tarihçilerinin saltanat uğruna öldürülen ilk insan olarak tesbitleri doğrudur. Bazı araştırmacılar. istiklâldir.

Karış mettiği ve P. Mehmed ve III. gevşetmiş ve son derece azaltmıştır. Kanunî'nin iki oğlu olan Selim ve Bâyezid. Zira asıl haksızca yapılanlar bunlardır. e) Yavuz Sultân Selim. h) I. Bu idam kararı. 1558 yılına kadar iyi geçindikleri halde.ı amûd-ı ı kabul edlln ailenin kardeş I azaltmıştır. Devlete isyan edenin . ailenin en büyük ferdi olan amcaları Şehzade Mustafa tahta geçirilmiştir. Diğer kardeşi Ahmed ise. ayrıca bu w:-tur. Karamanoğulları ve Germiyanoğullarının tahrikiyle Bursa'ya yürümüş ve had cezası olarak idam edilmiştir. Artık amûd-ı nesebî yani Osmanlı sülalesinden en büyük olanının padişah yapılması usulü kabul edilmiştir. f) Kanunî Sultân Süleyman. Neticede yakalanarak. hem kararı veren kadının ve hem de bunları tasdik edip icrası için emir veren Kanunî'nin. kendisine isyan ettikleri ve bâğî oldukları için. Ancak Kanunî.-de Mustafa cezası olara? kararı veren ¦ yanıldıkları \ Diğer trtrî oğlu olani saltanat hu ordu l iltica eden I nun had ctıui yukarıda z III. Gerçekten Sultân Korkut. yanıldıkları veya yanıltıldıkları bir vâkı'adır. Ahmed devrinde saltanat usûlünde ciddî bir değişiklik mevzubahistir. ordu toplayarak kardeşi Selim'in üzerine yürüdü. bu tarihten sonra saltanat hırsıyla araları bozulmuştur. Diğer bir hazin tablo da Şehzade Bayezid'in idamında yaşanmıştır. Ahmed vefat edince. Yani bu dönemde de.^ I j lere ı siyâseten 1 istemese i kısım uyı ri ulemj yulmak k Kanuı tadır. kardeşi Selim'e teslim edilince. Ancak bu meselede hem fetvayı veren müftünün. kardeş katli hadisesini tamamen ortadan kaldıramamışsa da. bâğî vasfıyla Şehzade Mustafa'yı idama mahkûm eylemiştir. Bu kaide. sızca ya h)I.de. III.! BİLİNMEYEN OSMANLI 87 pilim İn Km fena tayrıca bu mevzuda Osmanlı'nın can düşmanı olan Safevî devleti ile de ittifak kurmuştur. İşte görüldüğü gibi tatbikattaki durum farklıdır. topladığı ordu ile Padişah'a isyan etmiş ve sonunda yakalanarak cezası olan idama şer'an mahkum edilmiştir. Zira Padişah istemese de bu ceza mukadderdir. görünürde bağy suçunun cezası olarak had cezasıdır. Bu hareketi isyan kabul edildi. şehzadeleri bulunmasına rağmen. Netoiv p olmamıştır. kendi çocuklarının idamına karar veren bahtsız Padişahlardandır. tamamen şer'î hükümlere uygun olarak bağy suçunun had cezasını tatbik etmekten ibarettir ve bunlara siyaseten kati demek hatalıdır ve meseleyi bilmemekten ileri gelmektedir. siyâseten kati cezası mevcut değildir. İran'a iltica eden Bâyezid. Karısı Hürrem Sultân ve çevresinin tahriki ile. kendisini tahttan indirmeye azmettiği ve Padişah olmak isteği ile isyan ettiği şayiasına inanarak. had cezası olan idam cezasıyla cezalandırmıştır. Ancak I darıdır. Bir kısmı. Gerçekten I. had cezası olan idam cezasına çarptırılmıştır. Murad devrindeki olayları yerinde inceleyeceğiz. Ebüssuud'un fetvasıyla bağy suçunun had cezası olan idam cezasına mahkûm edildi. kardeş katli mevzu bahis olmamıştır. Bu hâdiseyle alakalı örnek fetvaları yukarıda zikretmiştik. rakipsiz sultan olduğu için. sadece saltanat mücadelesine kalkışmamış. iki kardeşini. Aradaki jurnalcilerin tahriki ile Şehzade Bâyezid.

kulağın bende olsun.. II. 142-148. Aktan. Jahrhundert. Himmet. sn. Tahta çıktığında. "Fâtih'in Teşkilat Kanunnâmesi ve Nizâm-ı Alem İçin Kardeş Katli Meselesi". sh. Özcan. Dilger. "Osmanlı Hanedanı İçinde Saltanat Mücadelesi ve Kardeş Katli". Baskı. München 1967. İstanbul'un 500. Bu tamamen üçüncü guruba girmektedir. The Structure of the Ottoman Dynasty. fıkıh kitaplarında da tecvîz edilen siyaseten katle uymaktadır. und 16. Alderson. Fâtih Sultân Mehmed'in razı olamayacağını ısrarla savunmaktadır. 12-13. sh.D. 30-31. henüz bebek iken öldürülme iddiaları da ortadan kalkar. Abdülkadir. Bunu nasıl izah ediyorsunuz? Burada meseleye değişik yönlerden bakmak gerekir: Evvela. Mehmed'in tahta çıkmasından kısa bir zaman sonra kati olunduğu kaydedilmektedir. Akgündüz. kaynaklarda mevcut değildir. bu taht benimdür deyü dava eyle. Türk Dünyası Tarih Dergisi. Bir kısım uygulama ise. Murâd'ın vefatından sonra. Şehzade Ahmed'i haksız olarak katleden Evrenos-zâde Ali Bey olduğunu ve bu sebeple Fâtih tarafından idam ettirildiğini kaydetmektedirler. Mehmed. Tevârih-i Al-i Osman. sh. gayr-ı meşrû'dur. yaşının ne kadar olduğu da kesin değildir.. bunu savunmanın manası yoktur. İÜEFTD. sayı 10 (Ekim 1987). Untersuchungen zur Geschichte des Osmanischen Hofzeremüniells im 15. İkinci olarak. ne şer'î hükümlere ve ne de Fâtih'in Kanunnâmesinde ifade ettiği. Bizans İmparatorunun elinde tutsak olarak tuttuğu Süleyman Çelebi'nin oğlu olması kuvvetle muhtemel bulunan Şehzade Orhan'a aynen şöyle söylediği kaynaklarca ifade edilmektedir: "Haydi göreyim seni. 287. 34 vd. Murad vefat ettiğinde Şehzade Mehmed dışındaki bütün evlâdının vefat ettiğini ve bu arada Şehzade Ahmed'in de Amasya'da vali bulunduğu sırada öldüğünü yazmaktadır ki. ben var i-ken bu taht sana neden müstehakdır deyü dava edince. cümle beğler ve paşalar sana dönüb ve tahtı sana teslim ederler. Elbette ki bu uygulamalar. siyaseten kati müessesesine yani Fâtih'in Kanunnâmesinde "ekseri ulemâ tecviz etmişdür" dediği usule uygundur ve fıkıh kitaplarında şartlarına u-yulmak kaydıyla açıklanmıştır. Üçüncü olarak. A. 184 vd. sh. Ancak hangi gruba girmektedir? Bunun tesbit edilmesi gerekir. Taneri. şehzade Ahmed'in kati edildiği iddiasını sadece bir iftiradan ibaret görmektedir. Bir diğer grup ise. Zira Kantemir gibi yabancı tarihçiler dahi. Ankara 1978. Osmanlı Kanunnâmeleri.cezası elbette ki idamdır.. 2. Fâtih için de geçerlidir. 36 Berki. Fâtih Sultân Mehmed'in kendi Kanunnâmesinin ilgili maddesini uygulayarak küçük yaştaki kardeşi Ahmed'i katlettiği söylenmektedir. Connecticut 1982. Ancak . Akman.. Böyle bir zulme. bu ihtimalin doğru olması halinde. A. sh. 129. sh. Eğer bir kusur işlenmiş ise. yukarıda anlatılan hükümler. 36 İbn-i Kemal. 1/114-117.328. Fâtih'in Kanunnâmesi de bunu emretmemektedir36. babası II. Ancak diğer şehzade katilleri gibi. 37. Osmanlı kaynaklarının bir kısmında Sultân Murâd'ın İsfendiyar Bey torunu Hatice Hâlime Hatun'dan doğma Ahmed isimli bir şehzadesi olduğu ve yaşı küçük olan bu şehzadenin II. Bu hadisenin meydana geldiği şüphelidir. devlete isyan suçuna teşebbüs etmeden. sh. I. Defter. ayrıntılı bilgiler. Ali. Göreyim seni. olayı doğrulamakla beraber. Namık Kemal de. 5 vd. Nitekim Fâtih'in Padişah olması üzerine. İstanbul 1953. 311 vd. Bu son eser. Mehmed. Osmanlı Devletinin Kuruluş Döneminde Hükümranlık Kurumunun Gelişmesi ve Saray Hayatı-Teşkilatı. Bizans'ın şehzadeleri kullanarak Osmanlı Devleti'ni yıkma planları herkesçe bilinmektedir ve fetret devri de canlı şahitlerle doludur. nizâm-ı âlem için diyerek katletmiş olabilir. Ayrıca Babinger'in altı ya da sekiz aylık olduğu konusundaki beyanı dışında. Şayet vâki ise. Ben sana ne talimat verirsem. Md. İşte böylesine bir dönemde. 88 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 40. nice padişah olursun. çok büyük sıkıntılar içinde tahta geçmiştir. I. II. Osmanlı Devleti'nde Kardeş Katli. II. 10 vd. 8. öyle hareket eyle. Konrad. Yıldönümü Münasebetiyle Büyük Türk Hükümdarı İstanbul Fâtihi Sultân Mehmed ve Adalet Hayatı..". Aydın. Ben Âl-i Osman nesliyim. Bazı kaynaklar da. c. sh. bu zamana kadar yapılan en kapsamlı çalışmadır. sayı 33 (1980-81). yaşının ne kadar olduğu belli olmayan ve ama küçük yaşta bulunduğu kesin olan Şehzade Ahmed'i. c.

Mel» c. sanki şehzadelerin Osmanlı Devleti'nin yıkılması için kullanıldığını bilmiyormuş gibi. '" Osmanl zalarının altemıtlffld Pil?" BİLİNMEYEN OSMANLI 89 girmektedir. Burada aranan fesadın şer' ile tahakkuku şartının. I. 37 Pala. ne derece gerçekleştiğini bilmiyoruz. kendi koyduğu kanunun nizâm-ı âlem için fesada sa'y ihtimalinin bulunması sebebiyle siyâseten kati müessesesini ilk defa kendisi tatbik etmiş ve küçük kardeşi Ahmed'i kati ettirmişti. I adam öldürse. ceza hukukuna aittir ve daha ziyâde ta'zir cezalarını tanzim etmektedir. I 41. ilmî olmaktan da öte . 11 aylık bir bebenin öldürülmesini Fâtih'in idam ettirdiğine inanmak istemiyoruz. değerlendirme. Bunlardan ilk ikisi umumi kanun mahiyetindedir ve itiraz edilen hükümler de burada yer almaktadır. Fâtih Sultân Mehmed. Maddeyi okuyalım: Kanunnâmenin ilk üç faslı (md. Sultân Ffitilll ceza hukuku I söylenmektedir. Fâtih'e ait 2 nolu Kanunnâmenin ilk üç faslı. yeterince değerlendirememek demektir.bu ayrıntıları tam bilinmeyen olaydan dolayı. isyan tahakkuk etmediğinden. bilakis bu cezaların tatbiki için gereken unsurlar bulunmadığı takdirde ta'zir cezası olarak uygulanacak para cezalarının yani cürm ü cinayet cezalarının (ki buna ta'zir bil-mal denmektedir) tesbit edildiğini madde hükümlerinden anlıyoruz. sh. i şeklini. Köprülü ve Berkes gibi. Belki nizâm-ı âlem için siyâseten kati müessesesine girmektedir. had ve kısas cezalarını uygulamak için gerekli unsurlar bulunmadığı zaman. Namık K c. Hz. Fâtih'e ait 2 numaralı kanunnâmeden nakledilen. Konuyu daha ayrıntılı olarak görelim ve 1. Önemle ifade edelim ki. Zaten Evrenos-zâde Ali Bey isimli bir zatın Padişah'ın haberi olmadan böyle bir cinayeti işlediğini bazı kaynaklar haber vermektedirler37. maddesini teşkil eden ilk maddeyi. HammerJ Murâd Han b. bunu vesile ederek Fâtih Sultân Mehmed'e hücum etmişlerdir. Hammer ve benzeri tarihçiler. Ancak tekrar ediyoruz ki. Peygamber'in senasına mazhar olmuş bir Padişah'ın. I Bizim Osmanlı! nunnâme neşredilm^J ve itiraz edilen nunnâmeden nak Kanunnâmelerin de: Bizans Ceza Kanun ve Berkes gibi. tıpkı diğer umumî kanunnameler gibi. Bu doğru mudur? Bizim Osmanlı Kanunnâmeleri adlı eserimizde. Sultân Fâtih'in kendi kanunnamelerini hazırlatarak. ikincisi hadd-isirlü "1. Özetleyecek olursak. İslâm ceza hukukunu ve bu ilahî nizâmın Osmanlı Devleti'ndeki tatbikat şeklini. t Tarih.^ olmadan böyle bire 41.-ni bilmiyoruz. Bu. 140. Bâyezid. 5 vd. ülü'l-emrce tanzim edilecek ta'zîr cezalarının devreye gireceğini hemen hatırlatalım..1-27). şartları ruz. Fâtih gibi Hz. Burada aran. yeterince ı faslı. lbn-1 K II. Bu üç fasılda had ve kısas cezalarının kaldırılmadığını. tıpkı Barkan. bin akçeye d akçeye mâlik ola. Yavuz ve Kanunî'ye ait Umumî Kanunnâmelerin de 1. I. \ ifâdeler de kan. bir had cezası değildir. 147. ceza hukukuna aittir ve daha ziyade ta'zîr cezalarını tanzim etmektedir. sh. İslâm Hukukunda üç grup ceza bulunduğunu. Fâtih Sultân Mehmed'e ait 75 Kanunnâme neşredilmiş bulunmaktadır. C aşağa hallü olursa. Bu sebeple Fâtih Kanunnâmesi'nin İslâm hukukundaki had ve kısas cezalarını değiştirdiği şeklindeki değerlendirme. İslâm hukukuna aykırı ve Bizans Ceza Kanununun restorasyonu olarak takdim etmek ise. 407. Madde: EJtf| ursa ki. Anw> : Padişah'ın. şartlan tahakkuk etmeyen bir cezayı tatbik edeceğine de ihtimal vermiyoruz. özellikle İslâm ceza hukuku hükümlerini kaldırdığı ve İslâm'a aykırı kanunlar yaptığı söylenmektedir. Peygamber'in medhine layık olmuş bir padişahı hunharlıkla suçlamak ve hele bu konuda Bizans İmparatorları ile birlikte hareket eden Bizans tarihçilerini onaylamak mümkün değildir. sh. aynı zamanda II. tıpkı diğer un cezalarını tanzim ı kısas cezalarını uy edilecek ta'zîr cezi olarak görelim ve I Kanunnâmenin! cezalarını tanzim ı bilakis bu cezalan rak uygulanacak | mal denmektedir)) Kanunnâmesinin'. Önemle ifade <-inanmak istemiyoruz.

İbn-I Kemal. Cildinin mukaddimesine koyduğumuz zina suçu ile alakalı şer'iye sicil örneğinden de bunu anlıyoruz. c. cezası da kısasdır. Bu durumda mirasçı diyetini alacak ve suçlu salı mı verilecektir? Hayır. II.. 37-38. Hoca Sa'deddin. sh. bu durumda ta'zîr cezası olarak 200 akçe para cezası alalar. Zaten Kanunnâmede bulunan "eğer adam öldürse. 110. had ve kısas cezalarını kaldırmamaktadır. Mümin Çevik neşri. Önemle ifade edelim ki.:. 5 vd. sh. Tâc'üt-Tevârîh. ikincisi hadd-i sirkatin cezası olan el kesme cezasını düzenlemektedir. sh. c. 147. Bu iddialar doğru mudur? Böyle bir iddianın gülünç olduğu ortadadır. I-X. ta'zîr cezası olarak 400 ila 50 akçe arasında para cezasına çarptırılmasını emretmektedir. kan cürmi. Kantemir. c. maddede de "Eğer adam öldürse. yerine kısas etmeseler. Mehemmed Hân. sh. 105-106. 140. Osmanlı Devleti'nin bir İslâm devleti olduğunu. Çünkü birincisi kısas cezasını tanzim ederken." gibi ifâdeler de kanaatimizi teyîd etmektedir. Namık Kemal'in Tarihî Biyografileri. İşte Kanunnâme. 13.. altı yüz akçeye mâlik ola. Akgündüz. Tazir cezalarının alternatifli olması ve hâkime takdir hakkı tanınması şeklindeki esaslar aynen tatbik edilmiştir. 16. andan dahi aşağa ki. Ancak maktulün velileri afv ettiklerinden kısas etmediler. elin keseler. Aktan. kasden bu iddiaları ellerindeki medya imkânları ile kamuoyuna yaydıkları için. sh. aynı maddeyi tekrarlayan diğer kanunname maddelerinde. "eğer had urulmazsa" denilerek açıklandığı gibi. Zaten Fâtih'in kendi kanunnamesinde de benzeri ifadeler vardır. sh. 38 Osmanlı kanunnâmelerindeki ceza hükümleriyle alâkalı genel esaslara bu maddede de uyulmuştur. 187.. İstanbul 1998. kırk akçe cürm alına38". Gazavât-ı Sultân Murâd Han b." denilmektedir. Solakzâde. Osmanlı Kanunnâmeleri adlı eser. Defter. ol zina kılan evlü olsa ve dahi bay o-lursa ki. cürm üç yüz akçe alına. Madde: Eğer bir kişi zina kılsa. 42. şerî'at huzurunda sabit olsa. 64-69. sh. I. II. Fâtih devrindeki şer'iye sicillerinde görülen ve Osmanlı Kanunnâmeleri adlı eserimizin 1. Zina suçunun unsurları tam olmadığı ve had cezaları tatbik edilemediği takdirde bu cezaların gündeme geleceği. Ankara 1954. maddesinde zina suçunun ta'zîr cezaları yani fıkıh kitaplarında ta'zir bil-mal denilen cürm ü cinayet yani para cezaları tayin olunmaktadır. elin keseler yani had cezasını uygulayalar. Eğer kesmezlerse yani uygulanmazsa. Ankara 1978. adam öldürdü. bin akçeye dahi ziyâdeye gücü yeterse. Bu ve benzeri konularda itirazlarını devam ettirenleri. Akman. sh. elli akçe. Evsat'ül-hâl olursa kim.gülünçtür. Eğer kısas yapılsaydı. cürm iki yüz akçe alına. Andan dahi aşağa hallü olursa. yerine kısas etmeseler. belki bu cezaların tatbiki için gereken unsurlar bulunmadığı takdirde. 407. Ancak bazı tarihden ve bilimden habersiz kimseler. Osmanlı Kanunnâmeleri. gayette fakır'ül-hal olursa. Diyelim ki.. A. Hammer. Fâtih Sultân Mehmed'in Hıristiyanlığa meylettiği ve Papa ile mektuplaştığı söylenmektedir. Meselâ Kanunnâmenin 1. İnsanlar 90 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANU Bu üç fasıldaki kanun maddeleri de. Hz. bu hak ortadan kalkacaktı. 14-15. Haz. Mevlûd. Andan aşağa gücü yeterse. Tarih. maddede "Eğer at uğurlasa. İnalcık. Âşıkpaşa-zâde. Devletin de kamu davası açarak yargılayıp ta'zîr cezası verme hakkı vardır." "eğer at uğurlarsa. 258. uygulanacak ta'zîr cezalarını tesbit etmektedir. Kardeş Katli. Fâtih Devri Üzerinde Tedkikler ve Vesikalar I.. VII. İnalcık. I. yukarıda isimleri sayılan bazı ilim adamlarının iddialarının tersine İslâm Hukukunu hayatın her safhasında uyguladıklarını ve aksi görüşlerin belgelere dayanmadığını isbat için kaleme alınmıştır. kesmezlerse 200 akçe cürm alına" denilmektedir. Büyük Osmanlı Tarihi. her zaman İslâm'ın hükümlerini uygulamak için emirler veren ve en önemlisi de Uzun Hasan'ın annesi Sara Hâtun'a söylediği . 8-9. sh. 37 Pala. mutlaka cevaplandırılması gerekir. cürm yüz akçe alına. sh. Fâtih'in Kazaskerliğini yapmış olan Molla Hüsrev'in Dürer ve Gurer adlı iki ciltlik hukuk eserine ve de bu hükümlerin uygulama örnekleri demek olan Bursa'daki Fâtih dönemine ait binlerce mahkeme kararlarına havale ediyoruz39. ilâh. c. Yani hırsızlık suçunun unsurları tam olursa. "1. Halil. elin keseler. Halil-Oğuz. Peygamber'in övgüsüne mazhar olan.

c. Bir Firengi şivelü İsa'yı gördüm anda kim . 73vd.gibi i'lây-ı kelimetullahı yani Lâ ilahe illallah davasını yaymak için didinen bir devlet dört guruba ayrılmıştır: 1) Bay veya Ganî: Müslüman ve gayr-ı müslime göre. Bu şiirlerde şahane bir tevazu'. sevgili için kullanıldığında. Fâtih'in şiirlerinde tasavvuf? aşklar da yer almaktadır. kelimenin takdir edici ve övücü anlamı ile tevriye sanatı yapılır. 346 vd..:-••.•. Akgündüz. 3) Yoksul. I. 279-281). Bu manada kullanıldığı şiirlerde. -. • . olsa olsa divan şiirini bilmeyen cahillere mahsustur. sevgileri gönüllerde sıcak ürperişler uyandıran manevî güzeller için söylenmiştir. Fâtih.. ¦„-. 2) Orta Halli veya Evsatiil-Hâl. İsevî veya benzeri kelimeler.•. sh.¦. sevgilinin dudağını can veren havasıyla İsa'ya benzetirler ve sevgiliden gelen sabâ yeline de diriltici özelliği sebebiyle İsa adı verirler.. 122 vd. sh. Bu esassız iddiaların dayandığı çürük deliller ve cevapları kısaca şunlardır: 1) Fâtih'in annesinin Mara Despina olduğunu ileri sürerek. Avnî mahlasıyla gazeller ve kasideler yazan ve hatta bir divanı bulunan büyük bir divan şâiridir. Bunları kullanan ve sevgili hayaliyle İsayı öven bir divan şairine Hıristiyan suçlamasını yapmak. Maddede zina suçuna ait ta'zir cezası olan cürm yani cürm ü cinayet de denen para cezası tesbit olunmaktadır ki. adamına. sh. Fâtih'in j Divan şiiri t Bu manada kuı [denilir. c.„:>¦. Bütün bunlar. bu tarz bir I mahrum bir kuru I kısaca şunlardır: 1) Fâtihin! tiyanlığa meyle olduğunu. ayrı bir sorunun cevabında açıkladık. âşıkına yaptığı zulümlerden dolayı sevgiliye de denilir. İşte bu kurallar çerçevesinde.. c.*. sh. Fâtih Devri Kanunnâmeleri... Osmanlı Kanunnâmeleri. Fâtih bir» Bağlamaz t Servi animi BirFIrenjlf Lebleri d BirFIrutjU Belünüb Sevgiliyi I |zeten Fâtih.. I. Baha. III.. . Kâfir. Ankara 1937. 39 Kantar.. aşkı ve sevgiliyi her saltanatın üstünde tutan bir incelik vardır. Fâtih Sultân Mehmed'in tamamen divan şiirinin kuralları içinde kalarak yazdığı bir şiirdir. Divan şairleri. Kâfir. ayrıca iktisadî şartlar açısından farklı tarifler verilmiştir. Daha önce de ifade ettiğimiz gibi. 13. Bunun ne kadar esassız ve yalan olduğunu.. I. 16.' BİLİNMEYEN OSMANLI (kla'zîr ıta'zîr »cezainin | madamına. Türk Hukuk Tarihi. Divan şiirinde bazan kâfir. bu tarz bir isnadda bulunmak gerçekten üzücüdür ve tamamen delilden mahrum bir kuru iddiadır. divan şiirinde yerleşmiş olan mazmunlardır. Kanunnâme. 2) İkinci iddia. 4) Fakir'til-Hâl veya Gayet Fakir. ] edici ve övücü i Veren havasıylaj ebebiyle İM i Bunları ku yapmak. Fâtih bir şiirini şöyle kaleme almıştır: Bağlamaz Firdevs'e gönlüni Galata'yı gören Servi anmaz anda ol serv-i dil-ârâyı gören. Fâtih'in aşk şiirleri. . .•„-¦¦:¦¦¦¦•. ayrı bir i 2) İkinci I larak yazdığı bir j zeller ve kasideler) aşk şiirleri. 18. sevgilinin saçına zünnar ve zülfüne de çelipa yani haç denilir.-. genç ı ^sevgileri gönü şiirlerde şahane I Vardır. buna cerime de denir. Krş. j Galata'pf Oselvlb Orada tüg Dudakl Avnl. .--. genç ve güzel bir padişahın her emrine âmâde kolay sevgiler için değil. Cin-Akgündüz. sh. Ceza Hukuku. c. olsa ( İsinde. Giriş. Belgeler Gerçekleri Konuşuyor.. 69. annesi tarafından Hıristiyanlığa meylettirilmiş olabileceğine dair iddiadır. md. Zengin demektir. MflbH Belindik! K 3) BU* nen İslim M em del gösterdiği i gerektin Patrikli) bul paganda i tih'e y derilmemifH zaman.

Böylesine büyük bir devlet adamına. hem İstanbul'da yeni tayin ettiği Patrik'e ve hem de bütün Hıristiyan ve Yahudiler gibi azınlıklara tanıdığı hak ve hürriyetlerdir. Belindeki saçların ve boynundaki zülfünü gören bunu red edemezdi. Fâtih'in ağzından cevaplar bile yazılmış olabileceğini ilâve etmektedirler. aynen şöyle demektedir: "Ben Ulu Pâdişâh ve ulu şehinşâh Sultân Muhammed Hân bin Sultân Murâd'ım. tayin edilen Patrik'in bu konuda propaganda yapmış olabileceğini ifade etmektedirler. Mektubunda "Hıristiyan olmakla bütün Avrupa senin olacak. Papa'nın mektubunun da edebî bir çalışma veya Hıristiyanlığı tehdit eden bir felâketi uzaklaştırma dışında bir gaye taşımadığını açıkça ifade etmektedirler. Dudaklarının insana verdiği canlılık ve dirilik İsa'nınkine benzemektedir. Papa'nın böyle bir teklifde bulunması normaldir. Hatta Roma'daki Katolik Papa'nın Fâtih'e yazdığı mektuptan da bahsedilmektedir. 3) Bu iddiayı isbat için getirilen bir çürük delil de. Osmanlı Hanedan üyelerini her açıdan kendilerine 92 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLİ çekmek ve kandırmak istemişlerdir. Seni Yunanlıların ve Doğu'nun İmparatoru yapacağız" şeklinde teklif ve tahriklerde de bulunmuştur. ama Firengî şiveli olan bir sevgili gördüm. şöyle demektedir: Galata'yı gören gönlünü Firdevs denilen cennete bile bağlamaz. Orada İsa gibi insana hayat veren. Bu mektup yazılmış olabilir. münevver. Ben dahi. ancak ajanları vasıtasıyla Fâtih'in bu tür mektuplardan haberdar olmuş olabileceğini delilleriyle anlatmaktadırlar. Trabzon Rum İmparatorluğunun da Fâtih eliyle yıkıldığını gören ve silahla karşı duramayan Avrupa ve onun ruhani reisi olan Papa II. O selvi boylu sevgiliyi gören artık başka bir selvinin adını anmaz. Mesela Jaspart'ın "Büyük Türk tarafından Aziz Peder Papa'ya gönderilen mektuplar" adlı kitabının bu çeşit hayali eserlere örnek olarak verilebileceğini kaydetmektedirler. . Önemle ifade edelim ki. Halbuki propaganda ayrıdır. Ancak hiç bir ferdini ve hatta kendilerinden Hanedana gelin gelen kızlarını dahi aldatamamışlardır. Fâtih'e Hıristiyanlık ithamını yapmak. kendülerin âyinleri ve erkânları ne veçhile câri ola-gelirse. Sevgiliyi âşıkına yaptığı eziyetlerden dolayı divan şiirindeki ifadeleriyle kâfire benzeten Fâtih. dedem ruhîçün ve babam ruhîçün. yine ol üslûb üzere âdetlerin ve erkânların yerine getüreler. Hatta Osmanlıların ağzından ve tabii ki. kabul etmek tamamen ayrıdır. mutahhar ruhu içün ve yedi Mushaf hakkı içün ve yüz yirmi dörtbin peygamberler hakkı içün. o tarihlerde Türklere yazılan mektupların bir moda haline geldiğini. böyle bir etki söz konusu değildir. gösterdiği anlayış ve müsamahadır. kılıç hakkîçün. ancak gönderilmemiştir. Böyle bir hadiseye dayanarak. Fâtih hak ve hürriyetler verdiği fermanda dahi. Yemin ederim ki. Fâtih Sultân Mehmed'in tamamen İslâm Hukukunun kurallarına uyarak. Batılı kaynaklar bile (Başta Clot olmak üzere). Kabul eyledim ki. yeri göğü yaradan Perverdiğar hakkı içün ve Hazret-i Resulün -Aleyh'is Salâtü Ve's-Selâm-pâk. Ben dahi üzerlerine varub karalarını yıkub harâb etmeyem". her zaman. Pierre ne yapacağını şaşırmış ve belki Hıristiyanlığa meylettiririm ümidiyle Fâtih'e bir mektup yazmıştır. tarihi bilmemek olur. Papa'nın mektubunun Fâtih'e ulaştığının ve hatta gönderildiğinin dahi şüpheli olduğunu. ancak Fâtih'e bu mektubun gelip gelmediği belli olmadığı gibi. böyle davranmasını gerektirmektedir. şimdiki hâlde Galata'nın halkı ve merdüm-zâdeleri atebe-i ulyâma dostluk içün Papaları Pravizin ve Markizoh Frenku ve tercümanları Nikoroz Baluğu ile Kalâ-i mezûrenin miftâhın gönderüb bana kul olmağa itaat ve inkıyâd göstermişler. bu iddiaları ileri sürenleri tokatlar-casına. Maalesef. Cem olayında olduğu gibi. İslâm Hukukunun emirleri. benim başım içün ve oğlanların başîçün. Fâtih'in İslâmiyetle alakalı yaptıkları ve kendisinin büyük bir İslâm âlimi olduğu ise gün gibi ortadadır. bazı Bizans tarihçileri ve bu arada Hammer. Avni. Gönderilse bile. senin âşıkına zulmeden bir sevgili (Kâfir) olduğunu bilirdi. Bizans cephesi.Lebleri dirisidür der idi tsa'yı gören Bir Firengi kâfir olduğun bilürdi Avniyâ Belün ü boynunda zünnar ü çelipayı gören.

aşırı Hıristiyanlık düşmanı olduğundan idam ettirdiğine dair iddialar ise. Patrik Maksimos ile Patrik Manuel'in Hıristiyanlık ile ilgili ilmî tartışma yapmalarını da istediği. böyle şeyleri farklı noktalara çekmek. Fâtih Sultân Mehmed'in annesi kimdir? Hıristiyan mıdır? Fâtih'e de Hıristiyanlığı aşıladığı bazı yazarlarca söylenmektedir. Çdlpl İ Ankara 1946. tamamen gülünçtür. Ebu Cehil'in oğlu İkrime gibi. Bunlardan birincisi. Selanik'teki Manastır'ın üvey annesine tahsisini ifade eden fermanı. I d ir.1 Hammer. başkasıyla evlenmeyi kabul etmeyip Sırbistan'a dönmüştür. hatta dininde devam da edebilir. Nitekim temliknâmeleri vardır ve bu belgelerde edeb gereği validem de demiş olabilir. Ebu Cehlimi su değildir. 43. Me A) Fâtih'in ( bazılarınca da ¦ annesidir ve Sırp I kadar Ortodoks] etmeyip Sırl annesine heri edeb gereği ı 1487 yılında 1 nik'teki Manastırl ğuna delil gösteri bep olarak z-kretrn Fâtih'in öz J rın farklı yon yapılan araştır™»'. Şöyle ki. II. Çandarlı Halil Paşa'yı.4) Bazı ilimden mahrum insanların. Meselenin esası nedir? Önce şunu belirtmek gerekir ki. A) Fâtih'in üvey annesi Mara ile öz annesi Hiima Hâtûn bazılarınca yanlışlıkla ve bazılarınca da kasden birbirine karıştırılmaktadır. 5) Fâtih Sultân Mehmed. Patrik de "Hıristiyanlığa Dair" isimli bir Risale ile dini hakkında bilgiler ihtiva eden bir eser kaleme almış ve bu eser Karaferye Kadısı Molla Ahmed tarafından Türkçe'ye tercüme edilmiştir. Hıristiyanlık konusunda uzman olan âlimlerden istifade etmesini bilmiştir. t Edebiyatı Tarihi. Hele bu devlet adamı Fâtih gibi âlim ve Hz. Ancak Fâtih'in durumunda böyle bir şey de söz konusu değildir. kendisinin iyi bir Müslüman ve hatta veli bir insan olmasına mani değildir.j Zünnar. B BİLİNMEYEN OSMANLI 93 ise. bir Müslümanın annesi aslen ehl-i kitabtan olabilir. zira tam tersi sebeplerle Halil Paşa'nın Hıristiyan âlemini küstürmemeye gayret gösterdiği için idam ettirdiği bazı kaynaklarda açıklanmaktadır. Sonra 1457'de İstanbul'a kaçmış ve Fâtih de üvey annesine her türlü yardımı yapmıştır. kendisi büyük bir İslâm âlimi olması ve hem de Ortodoks mezhebi ile Katolik Mezhebi arasındaki dengeyi siyâset açısından istemesi sebebiyle. Fâtih'i ve İslamiyeti bilmemek demek olur Fâtih'in niyetini kendi dilinden öğrenmek daha doğru olsa gerektir: İmtisâl-i 'Câhidû fillah' olubdur niyyetüm Din-i İslâmın mücerred gayretidür gayretlim Fazl-ı Hakk u himmet-i cünd-i Ricâlullah ile Ehl-i küfri ser-te-ser kahr eylemekdür niyyetüm Enbiyâ vü evliyaya istinadım var benüm Lütf-i Hak'dandur hemân ümmid-i feth ü nusretüm Nefs ü mal ile n'ola kılsam cihanda ictihâd Hamdü li'llah var gazaya sad-hezârân rağbetlim Ey Muhammed mu'cizât-ı Ahmed-i Muhtar ile Umarım gâlib ola a'dây-ı dine devletlim40.] Hâtuniye Türl lunduğu malı tarihçiler. Ayrıca Hıristiyanlığın ikinci merkezi sayılan İstanbul'u fetheden bir devlet adamının Hıristiyanlığa dair nadide şeyleri toplaması ve hatta bu konuda bir koleksiyon oluşturması çok normal bir şeydir. Sonra da Serez'deki bir Manastır'a çekilmiş ve 1487 yılında II. Bu evi 40 Clot. yani Hıristiyan veya Yahudi asıllı olabilir. İstanbul'un fethinden sonra. İsa ile Hz. Murad vefat edince. bazı batılı kaynaklarda kaydedilmektedir. olduğunu ifade < evlenir. Bâyezid devrinde vefat edince Kornea Manastırına gömülmüştür. Mesele tamamen çarpıtılmaktadır. Fâtih Sultân I Hıristiyanlığı a sı nedir? Önce şunu I yani Hıristiyan' babasının hail. böyle şeyleri farklı r Fâtih'in niyetli keı İmtisâl-i 'Câhldü filltk'l Din-I İslâmın mücerredi Fazl-ı Hakk u hlm Ehl-I küfri ser-te-Mr| Enbiyâ vü evliyayı t Lütf-i Hak'dandurh Nefsü malllen'oll» Hamdü li'llah varg Ey Muhammed i Umarım gâlib ola t'S 43. Bunun için yeni tayin ettiği ve Ortodoksları temsil eden Patrik Gennadios'dan yazılı bilgi istemiş. Fâtih'in üvey annesidir ve Sırp Kralı George Bronkoviç'in kızıdır. Çocuksuzdur ve ömrünün sonuna kadar Ortodoks olarak yaşamıştır. Meryem'e inanan bir Müslüman ise. Fâtih'in Hıristiyan olduğuna delil . Latin Kilisesinin aleyhinde olan Patrikden. Anne veya babasının hali.

Hüma Hâtun'un İsfendiyaroğlu İbrahim Bey'in kızı Hatice Hâlime Hâtûn Olduğunu ifade etmişlerdir. Fâtih tarafından İshak Paşa ile evlendirilen bu hanımın Fâtih'in öz annesi değil. Fâtih'in zehirlendiğine dair rivayetdir. i Mehmed vefat evte*. Fâtih'in annesinin Hıristiyan olduğu iddiası doğru değildir ve üvey annesine validem demesi de onun annesi olduğunu göstermez41. Yani devşirmeden birinin kızı olması da muhtemeldir. Fâtih'in Şiirleri. belgelerin ışığında türbesinin Muradiye Camisinin doğusunda Hâtuniye Türbesi diye adıyla anılan yerde olduğunu ortaya koymaktadır. 126-130. "832/1428'de II. Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğü. Fâtih'in annesinin Abdullah isminde birinin kızı olduğunu ifade etmektedir. 94 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI gelir" demektedir. Bunlara göre Hekim Yakub Paşa'nın öldürme kasdı mevcut değildir. İstanbul 1998. "Karaman! Mehmet/Plft£ mansız bir derde tutuldu» O da tedaviye başladı. Banarlı. Fâtih Sultân Mehmed. 8 Mart 1996. 27 Nisan 1481 tarihinde Kapıkulu askerleriyle sefere gitmek üzere Üsküdar'a çıktı. Hürriyet Gazetesi. 81. Acı artınca şarâb-ı fariğ (acıyı gideren şerbet) verdiler ve Fâtih Sultân Mehmed bunun üzerine rahmete gitti. Fâtih Sultân Mehmed zehirlendi mi? Onu zehirleyen Yakub Paşa'nın Yahudi olduğu söyleniyor. İskender. sh. Fâtih Divanı. Uzunçarşılı. 44. Fransız asıllı bir mühtedi de olabilir. aslı nereden gelirse gelsin. Hekimler konsültasyon yaptılar. İkincisi ise. İstanbul 1944. Bizans Tarihi ve Hıristiyanlığın belası kesilen Büyük Mehmed dünyaya 40 Clot. 178-179. Peçevî'nin ifade ettiği gibi. I. İstanbul 1971. Bursa Şer'iye Sicillerindeki kayıtlar ve arşiv kaynakları. 4.göstermek (bazıları da fetihden sonra gayr-i müslimlere tanıdığı hakları sebep olarak zikretmektedir). Nihad Sami. Türbenin bulunduğu mahalle de. Büyük Osmanlı Tarihi. Hatta Kantemir. sh. Âşıkpaşa-zâde gibi Osmanlı tarihçileri. Müslüman olmuş olan Hüma Hâtûn olmasıdır. verilen ilaçlar neticesinde fenalaşıp kurtulma ihtimali olmayınca Hekim Yakub Paşa'nın da müdahale etmediğini ve Karamanî Mehmed Paşa ile Hekim Lari Acemî'nin kasden Fâtih'in vefatına sebep olduklarını ifade etmektedirler. İstanbul 1994. başlangıçta Sultânın hekimi olarak göreve başlayınca. Fâtih'in zehirlendiğine dair herhangi bir kayıt düşmezler. böyle bir sonuca ulaşman ş-: mizde de kesin bir I beytini aktararak bu I Yahudi'nin açı ve ı rekabetten de söylenmiş Tabibler şerbeti kim. Saffet Sıdkı. II. Netice olarak. Âli. Kemal Edip. Zira Fâtih'in tuğrasını taşıyan ve kazaskerlerinin kaleme aldığı vakfiye. Bazı tarihçiler. Bu evlilikten 6 yıl sonra. Lütfi Paşa. Andre. Osmanlı Tarihi. tarihi çarpıtmaktan başka bir şey değildir. üvey annesi olması daha doğrudur. Neşrî. sh. Bazıları nıkris illeti demektedirler. Ancak sefere çıktığında hasta idi. Bu doğru mu? Venedik'e satılmış bir. Solakzâde. Fâtih'in öz annesi olan Hüma Hâtûn ise. Yahudidir ve bir süre Müslüman olmamıştır. Fâtih'in Hıristiyanlığı Öven Gazeli. 442-447. Tam aksine diğer ikilinin tam bir planı vardır. onun vezir olmasından rahatsız olan Karamanî Mehmed Paşa'nın kasıtlı olarak Hekim Larî Acemî'yi devreye soktuğunu. sh. Babinger gibi bazı yabancı araştırmacıların farklı yorumlarına rağmen. Pala. Bir kaç gün Üsküdar karargâhında oturdu. c. v Ciğerin doğradı şerbet 0§ Dedi niçün bana kıydı t Âli'nin şu tesb\tt«\. Kâfir. Çelipa ve İsa maddeleri. Ancak sonradan Müslüman olmuş ve vezirlikle taltif olunmuştur. V Fâtih Sultân Mehmed'in vefatı ile alakalı iki rivayet vardır: Birincisi. . Ayağından rahatsızlığı vardı. hastalığı şiddetlendi. Mühim olan annesinin Mara değil. Hammer. Gebze yakınlarındaki Tekirçayırı veya Hünkârçayırı denilen yere geldiğinde. Hekim Yakub Paşa. Müslüman bir kadındır ve son yapılan araştırmalar. Ünsel. Çetin. İlacın dozunu arttırdılar. Resimli Türk Edebiyatı Tarihi. Ankara 1946. sh. Fâtih Sultân Mehmed. 151152. Hekim Yakub Paşa'nın Fâtih'i tedaviye devam ederken. Murad İsfendiyar Bey'in kızıyla evlenir. 154-156. Bazı tarihçiler. Altan. c. bu hanım. bugüne kadar Hüma Hâtûn Mahallesi diye bilinmektedir. II. Zünnar.

Tarih. Bunlar doğru mudur? Eğer doğru ise. İstanbul 1971-1972. Hekim Ya'kub asrının Sokrat ve Bokrat'ı idi. İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi I-V. Belgelerle Osmanlı Tarihi. nr. Yılmaz. I Tarihi. Fâtih ve Fetih. I hadisler bulun Bu hadis yen müçtehld r da ittifak hato mübâhdır. 1. Babinger. islâm I yelim. sadece Âşıkpaşazâde'nin şu tesbitlerini ve iki beytini aktararak bu bahsi kapatıyoruz: 'Hekim Ya'kub kim. 6254. Meram. sh. zehirlenmiş olmaktadır. Padişahların Kadınları ve Kızları. nr. Tabibler şerbeti kim. Bazı iftiralar için bkz. Resimli Tarih Mecmuası. 201.. 3 İMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 95 ivin öz kafclv kaymedir. Gaybı kesin olarak Allah bileceğinden ve elimizde de kesin bir belge olmadığından. sh. 34. Halil."42. 134'de böyle bir iftira yer almaktadır. Erdoğan. Mitler ve Gerçekler. Tam bu sırada Padişah dermansız bir derde tutuldu ve Hekim Ya'kub tedavisini yaparken. İnalcık. Ali Kemal. kaynaklardan hareket ederek böyle bir sonuca ulaşmak zor görünüyor. Hekim Yakub Paşa'nın II. sh. sh. Danişmend. 811. Konu ile ilgili hayat vermesini I içinde resim. 136. "Fâtih'in Anası". bazı tarihçiler de. I. c. ceza olarak. c Fâtih. c. 31. Dedi niçün bana kıydı tabibler — Boyadılar ciğeri canı kana. c. Bâyezid'in zamanında da aynı görevi devam ettirmesi. 194 vd. 378. 427. 8361. Peçevi. Öztuna. İstanbul 1997. sh. Devletler ve Hanedanlar. 122-123. nr. Mahmûd'un kendi i Bunlar doğru ı ile ilgili şer'i I Konuyu değişik a Evvela. 8380. Aydın. bir kısnB| başını çektiği I şartıyla mekı n Neşri. 45. Şüphesiz iki ilaç birbirine karşı menfi etki yaptı. Hekim Ya'kub'un 41 Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi. 155. Ciğerin doğradı şerbet o Hân'ın — Hemîn dem zârî etdi yana yana. vrk. vezir oldu. Çok zaman geçmeden Sultân Mehmed vefat eyledi. Fâtih Devri Üzerine Tetkikler ve Vesikalar I. Fâtih başta olmak üzere bazı Osmanlı Padişahlarının yurt dışından ressamlar getirterek resimlerini yaptırdıklarını ve hatta II. . Konu ile ilgili "Allah kıyamette resim yapanlardan. I. Kantemir. Padişahın işine karıştılar". levşir-JKİİiman I:üvey Venedik'e satılmış bir casus olduğunu iddia ediyorsa da.. Sağman. Avrupa'nın böyle bir plan hazırladığını ifade etmektedirler. hakkındaki ithamların doğruluğunu şüpheye düşürmektedir. verdi Han'a -. İslâm Hukukunda resim yasağı ile ilgili şer'î hükümlerle nasıl bağdaştırırsınız? K olan ive-La Uji'ran Kim ¦sûre Konuyu değişik açılardan ele almakta yarar vardır: Evvela. Bursa Şer'iye Sicilleri. Bu söz. vrk. I. Mehmed Paşa Hekîm Lârî'yi tavsiye eyledi.O Hân içdi şarâbı kana kana. 13-16. Bu iki ihtimalde de Fâtih. Ankara 1997. sh. 2312. sh. K Es'ad Solakzâde. Mahmûd'un kendi resimlerini devlet dairelerine astırdığını duyuyoruz. Ali Rıza. II. 271-272. İsmail Hami. Fâtih başta olmak ressamlar gt. periyle nüs-nde45. 202. ait olan canlıların! de kullanılmaları e dır ki. Hekim Yakub Paşa'nın bir Yahudi dönmesi olduğunu ve Fâtih'in İtalya'ya kadar uzanmasından ve İtalyanların veya Venediklilerin ajanı olmasından dolayı. nr. . Âli'nin şu tesbitleri. İslâm Hukukunda resim (gölgeli gölgesiz) yapmanın hükümlerini özetleyelim. 64. 28. Uluçay. O da tedaviye başladı. Padişah Anaları ve 600 Yıl Bizi Yöneten Devşirmeler. vrk. bizi belli bir sonuca götürecek mahiyettedir: "Karamam Mehmed Paşa vezir-i a'zam olunca Ya'kub ona hased eyledi.Buna karşılık. şahsî bir rekabetten de söylenmiş olabilir. 345-346. ne kadar Yahudi'nin açı ve devletsizi varsa. bu da Cİİ2İ kukçularının W#| lar yani kılacak bütün i üzere. c.

Aksun. Âli. bu da caiz görülmektedir. 231-234. c. neticede şu kararı vermişlerdir: Bütün müctehidler şu noktada ittifak halindedirler: Ağaç. Kltâb-ı Cihânnümâ. sayı 134(1970). Osmanlı Tarihi. dağ. Uzunçarşılı. Kantemir. 191192. sh. manzara ve benzeri şeylerin resimleri kesinlikle mübâhdır. II. İkinci olarak. 752. suretin görülemeyecek kadar küçük olmasıdır ki. Bu esas fikirlere dayanan Ebüssuud Efendi şu fetvasını kaleme almıştır: "Bazı zî ruh şekli filoride tasvir olunduğu gibi. 473-482.. 143-144. nr. c. sh. II. 340. sh. eski fetvaları aşacak şekilde şu görüşleri beyân etmişlerdir: Yasak olan sadece gölgeli resimlerdir. Bir diğer konu da. kalemle çizilen veya makinayla çekilen fotoğraflar gibi gölgesiz resimler. Şafii hukukçuların çoğunluğu başta olmak üzere. İslamın ilk yıllarında şirke sebep olabileceğinden dolayı kabir ziyaretini yasak etmesi ve sonra serbest kılması buna misal olabilir. Bu hadisleri değerlendiren ve İslâm Hukukunun resmi neden yasakladığını inceleyen müçtehid hukukçular. fakat o buna asla muvaffak olamayacaktır". c. ayakla basılan yerde nakış olarak yer alması caizdir. Fâtih. Osmanlı Devleti'nin son zamanlarındaki şu fetva ise. putperestliği andıracak şekilde saygı için resim yapılması ve aşılmasıdır. 266. Bazı mühürler ve paralardaki resimler gibi. resimlere. daha ayrıntılı olarak konuyu izah etmektedir: "Edebi ve ilmî makalelerden istifade maksadıyla Resimli Kitap gibi resimli mecmuaları evlerimizde bulunduruyoruz. Fıkha ait bazı hükümlerde zamanın tesiri önemlidir.. namaz kılına42 Neşri. İslâm Hukukunun resim yasağının altında yatan en önemli sebep. taş. Yılmaz. Âşıkpaşa-zâde. Tevârîh-i Âl-i Osman. 165. Ama kapalı olarak evlerde bulunması. Kitap içinde kapalı bulunan bu gibi canlı resimlerin evlerde bulunmasının dine karşı bir zararı var mıdır? Cevâb: Caiz olmayan. c. caizdir. meseleyi bütün yönleriyle halletmiş bulunmaktadır. sh.yaptığı şeye hayat vermesini isteyecektir. 425. Aslında son naklettiğimiz fetva. rahmet melekleri girmez". İsmail Hakkı. 840-843. c. bütün Osmanlı tarihi boyunca. II. sh. Burada şunu nazara vermek gerekir ki. Solakzâde. Fâtih Sultân Mehmed'den itibaren Osmanlı Sarayı'na nakkaş denen . Ancak bu hususun. o zaman alel-ıtlak mekruh kabul edilmez. c.-. vrk. zaman iyi bir müfessirdir. sh. "Melekler. hilkati tam olmayarak bedenin bir kısmına ait olan canlıların (hayvan olsun. Ahmed Uğur neşri. Belgelerle Osmanlı Tarihi. Belleten. 155/b. köpek ve cünüp insan bulunan evlere girmezler" ve benzeri manalarda hadisler bulunmaktadır. biraz evvel zikrettiğimiz İslâm Hukukunun kaideleri açıktan ihlal edilmeyecek şekilde. 301-302. XXXIV. bazı Efrencî saatlerde tasvir olunmuş olsa. 2162. yani heykellerdir.¦. Hürmet ve tazim maksadıyla suret bulunan odaya ise. XXXIX. bir kısım İslâm Hukukçuları tarafından caiz görülmemiştir. 96 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANU4 cak yerlerle alakalı yasak ile karıştırılmaması gerekmektedir. Hanefi hukukçuların başını çektiği bazı İslâm hukukçuları ise. I. Asrımızdaki bazı Mısır âlimleri ise. Clot. sh. insan olsun) resimlerinin de hem yapılmaları ve hem de kullanılmaları caizdir. Bir de gayet küçük olup uzaktan bakıldığında azaları belli olmazsa yahut azalan tam olarak tasvir edilmiş değilse. Künh'ül-Ahbâr. sh. resim ve ressamlara karşı muamele yürütülmüştür. Es'ad Efendi. 169-170. Tarih. Yasağın tek sebebi. sh. 219. İslâm hukukçularının fikir ayrılığına düştükleri konu ise şudur: Canlı varlıkların hilkati tam olanlar yani bedeni tam yansıtan resimler (fıkıh kitaplarındaki ifadesiyle hayatı mümkün kılacak bütün azaları ihtiva eden resimler). c. ¦ ¦ . I. c. sh. Osmanlı Tarihi. 236-239. Uzunçarşılı. hürmet ve ta'zim manasını ifade etmemek şartıyla mekruh görmekle beraber caizdir demişlerdir. zikr olunan saat musallada olmakla Salâtına kerahet terettüb eder mi? El-Cevâb: Suret büyük olmayıcak olmaz". namaz kılınacak yerde sureti açık olarak bir tarafa asmaktır. sh. "Fâtih Sultân Mehmed'in Ölümü". suretlere ve heykellere tapmak yahut tapar derecede saygı göstermek endişesidir. sayı 155 (1975). Ayrıca vesikalık fotoğraflar gibi.. kaydını izhâr etse itiraz edilmez. Mecdi Efendi. Lütfi Paşa. 190. içinde resim. Hadâık. I. Mahmûd'dan itibaren yapılan bazı icraatlar dışında. I.

Daha sonraları ise. Mahmûd'un devrinde Avrupalılaşmak adı altında. Kitapta kalmak şartıyla. bu surette girer". c. bu manada canlı resimlerin. Mühim olan tabloların tam resim olmamasıdır. kumaş gibi bir şeye nakşedilmiş ola. Abdülgani ve Derviş Bey. zaten fetva verilmiştir. J ki gölgeli gölgeslzf cesed elbisesini ( deki fotoğraflar J der43. hem şiddetle tenkit < bulunan eve ı ola. Sultân Abdülaziz devrinde. Nitekim Sultân II. Bütün bu saydığımız san'atkârların eserleri.ressâmiar vazifeli olarak girmişlerdir. Bunun en acıf bu şekilde tablo di'nin. Meğer ki. İslâmî hükümlerin yorum sınırlarını aşmış ve zaten dindar halk tarafından da çirkin karşılanmıştır. putperf medeniyeti İse. halkın tabiriyle alafrangaya ait herşeyi almak şeklindeki aşırılık neticesinde. Fâtih Sultân Mehmed'in de. meseleyi yumuşatmak için. Mahmûd vefat ettiğinde. konumuz açısından önemlidir. yaptığı bütün güzel hizmetlere rağmen. Osmanlı tarihi boyunca resim ve minyatürle meşgul olan çok sayıdaki san'atkârlardan bazılarıdır. Turşucu-zâde bu fetvasını şu hadise dayandırmıştır: "Resim bulunan eve melekler girmez. Padişah'ın hazırlanan portrelerinin resmî dairelere asılması olayıdır. kapalı kalmak ve asılmamak şartıyla. Ayasofya içindeki melek suretlerini muhafaza ettiğini ve sadece üstünü sıva ile kapladığını söylese de. 46. Bildiğimiz kadarıyla. Feild ' (27 Muh Ünver. Her ne kadar. Şemâil-i Osmaniye'yi kaleme alan Nakkaş Osman ve Surnâme'deki minyatürleri çizen Nakkaş Levnî. V. asılan resimleri indirilerek gizlenmiştir. devleti tecdid eden bir insanın nam ve şanını gelecek nesillere anlatmak için sadece eski eserlerin korunması hikmeti esas alınarak. azaları tam olsa da yapılması caizdir diyen âlimlerin fetvaları esas alınmıştır. hem Anadolu'daki ve hem de Arap alemindeki İslâm hukukçuları tarafından şiddetle tenkit edilmesidir. Mahmûd'un Avrupalılaşma uğruna. tablo şeklinde tam resim bulunmamaktadır. Mahmûd'un i nezdindeki itibarım». eski san'at eserlerinin korunması ve hatıraların yâd edilmesi hikmetine dayanarak. Fâtih'in yaptığının İslama göre yasak olmadığı herkesçe bilinmektedir. En azından. A Bediüzzsman I VVensInk. Tarihçi Ahmed Lütfi. eğer resim şeklinde ise. verilen fetvadaki ve yapılan resmî yorumlardaki izahlar. Üçüncü olarak.! etmesinin büyük ı Fâtih Sultân Mel» si hikmetine da1 ce üstünü sıva İleli herkesçe indirilerek gizle haline gelmiş ise( dığından fazla s Kanaatimize t lerdir. Fâtih I mudur vt ı bep olabülf s Çandarlı ı hizmetinde W müstakim kim şüphe yok ise dul " Elmalılı H Sıtkı Gülle. Fâtih'in Sinan Bey isminde bir nakkaşı. Minyatür ise. resim yaptırmak ve fotoğraf çekmek . Yavuz'un İran Seferinden dönerken getirdiği Şah Mehmed. bütün azalan gösterecek şekilde yapılmamış ve böylece şerT sınırlar içinde kalınmaya çalışılmıştır. II. saygı amaçlı olmamak kaydıyla bu şekilde tablolara fetva veren Şeyhülislâm Turşucu-zâde Ahmed Muhtar Efen-di'nin.| Efendi. bu ve benzeri zayıf fetvalarla amel etmesinin büyük etkisi bulunmaktadır. halk nezdindeki itibarının gün geçtikçe azalmasında da. Selim-nâme'deki minyatürleriyle bilinen Nakkaş Şükrü. Bunun en acı misâli. İtalya'dan getirttiği Matteo Pasti ve Konstaniço ve 1479 yılında talep üzerine Venedik'ten gelen Jantil Bellini. Son zarr gibi. Sultân II. "Sur Avrupa f Sultân S: Cemin k • »OSMANLI ¦ir olunan S konuyu I hale buta zararı jlm kapalı I olup ıılel-ıöak BİLİNMEYEN OSMANLI 97 bulunmayarak ve maalesef zamanın Şeyhülislâmı ve bazı âlimlerinden de fetva alınarak yapıldığı söylense de. Zira yukarıdaki fetvada bunu anlatan cümleler. resimle aynı tutulmamış ve İslâm hukukçularının caizdir dediği azaları tam belli olmayan gruba sokulmak istenmiştir. zannediyoruz ki. ta'abbüd manasını taşıyacak saygı ve tazim kasdı bulunmayarak ver yapıldığı söylense ( hükümlerin yorum ı mıştır. resim ve suret elbise. bu surette glrtr^ II.

Ali Paşa'nın devlet adamlığında şüphe yok ise de.. Çandarlı ailesinden 43 Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır. Sebeplerini şöylece sıralamak mümkündür: 1) Bilindiği gibi. Atasoy. sh. Çandarlı Ali Paşa dışında. V. Fâtih Sultân Mehmed'in Çandark Halil Paşa'yı idam ettirmesi doğru mudur ve sebebi nedir? Türk asıllı bir aileden gelmesi katlinde bir sebep olabilir mi? Çandarlı ailesi.moda haline gelmiş ise de. sh. Semavi.. İstanbul 1241. Ayntâbî Münîb Efendi. Sırât-ı Müstakim. c. I. 50-52. II. idamından sonra. sayı 138(1971). 252-262. e XXXII. Sözler Yayınevi. sh. putperestliğin bir nevi taklidi olan sûretperestliği de yasaklamaktadır. dua ve resmi törenle aşılmadığından fazla sıkıntı meydana getirmemiştir. riyaya ve hevâya. Murad. Ünver. İstanbul 1327.¦-. vrk. İstanbul'un fethinden sonra.. İşte bütün bu sebepler bir araya gelince. V. Haz. Önemle ifade edelim ki. c. resimleri kendi güzelliklerinden sayıp Kur'ân'a karşı çıkmaktadır. Halil Paşa'nın Rumlara taraftar olduğu ve rüşvet aldığı şeklindeki iddialar da. sh.. Tarih-i Lütfi. II. İstanbul 1949. c. Siyer-i Kebir Tercümesi. Ancak Zağanos Paşa gibi Halil Paşa'nın muhalifi olan devlet adamlarının devşirme olması ve Fâtih devrinden sonra devşirme devlet adamlarının Osmanlı Devleti'ne hâkim olması böyle bir dedikodunun ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Şehid Ali Paşa 1028. "Suret". Molla Güranî ve vezir Zağanos Paşa ısrarla feth-i mübinin nasib olacağı ümidiyle İstanbul'un muhasara ve fethini teşvik ederken. putperestliği yasakladığı gibi. 616-621. . 93-95. 213-215. Hayatı ve Eserleri. Böyle olsaydı. geçmişteki üç haçlı seferini bilen bir devlet adamı olarak ısrarla fethe karşı çıkmış ve muhasaranın kaldırılmaması halinde bütün Avrupa'nın asırlar boyunca Osmanlı düşmanı olacağını iddia etmiştir. Belleten. Halil Paşa'nın teşvikiyle II. sert sınırları geçen resimleri kabul etmemişlerdir. 274/b. Osmanlı Tarihi. zulme. Halil Paşa. sh. Mahmûd zamanında olduğu gibi.¦-. A. sn. II. defa Edirne'ye gelerek tekrar tahta geçmiştir. Heinrich.. Hatta bizim bir türlü inana-madığımız. BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANU biri de Fâtih zamanında Vezir-i A'zam olan torun Halil Paşa'dır. 416. c. İA. Eyice. Ahmed Lütfi. Avrupa medeniyeti ise. Bediüzzaman Said Nursi. 2) İstanbul'un fethi meşveretinde Akşemseddin. c. 1-49. beşeri. Belleten. 355380. "16-18. sayı: 26 (27 Muharrem 1327). Yüzyıllarda Saray Sanatı ve Sanatçılarıyla Osmanlıların Avrupa Sanatları Bakımından Önemi. ilk Çandarlı olan Halil Hayreddin Paşa'dan beri Osmanlı Devleti'nin hizmetinde bulunan şerefli bir ailedir. Semavi. Ebüssuud Efendi. 46. Nurhan. sh. İstanbul 1997. XXXVII.. ya taş haline gelmiş bir zulüm (Lenin'in heykelleri gibi). sh. Halil Paşa'nın Türk bir aileden gelmesinin veya benzeri iftiraların idamında rolü yoktur. muhasaranın kalkması yolunda Bizans devlet adamlarıyla işbirliğine dahi gitmiştir ve hatta Âşıkpaşa-zâde gibi bazı tarihçilere göre rüşvet bile almıştır. A. Alfabetik İslâm Hukuku ve Fıkıh Istılahları Kâmûsu I-V. "Sultân Cem'in Portreleri Hakkında". -. istikameti konusunda bazı dedikodular mevcuttur. 48-51. İA. Zira Kur'ân. sh. Sıtkı Gülle. "Tasvir". ama yerli ve yabancı tarihçilerden bazısının ifade ettikleri gibi. sh. 1453'de İstanbul feth edildikten sonra önce zindana konulmuş ve 40 gün kadar sonra da idam edilmiştir. XXXV. J... Süheyl. hevesi kamçılayıp teşvik e-der43. Süleymaniye kütp. Osmanlı âlimleri. VVensink. Fetâvâ. Bu yüzden Fâtih Sultân Mehmed'in haklı olarak ona gücenmiş olması kuvvetle muhtemeldir.-¦. 32-38. sevmeyenleri tarafından abartılmış ve Fâtih Sultân tarafından 1453'de idam edilmesine yol açmıştır. Sözler. I-VIII. "Kanunî Sultân Süleyman'ın Yeni Bir Portresi". Glück. sayı 127(1968). hepsinin de mazbut ve müstakim kimseler olduğunda tarihçiler müttefiktirler. ya cesed elbisesini giymiş riya veyahut tecessüm etmiş bir hevesdir (müstehcen dergilerdeki fotoğraflar gibi) ki. Murad'ın iki defa saltanattan çekilip oğlu II. c. Kanaatimize göre. Eyice. c. İstanbul 1290-1328. 398-399. Mehmed'i tahta geçirmesinden sonra tekrar Padişah olmasında rol oynayan devlet adamlarının başında Çandarlı Halil Paşa gelmektedir. Belleten. sh. sayı 145(1973). II. II. Halbuki gölgeli gölgesiz suretler. Son zamanlardaki sapmalar istisnalardır. . Ressam Nakşî. Uzunçarşılı.

VII. İstanbul 1333. 568.-.. sayı 91(1959).. İbn-i Kemal. I. Solakzâde. V. sh.. Önemli olan böyle bir olayın yaşanmasıdır. Mitler ve Gerçekler. Belleten. Ulubatlı Hasan olayı bir efsane midir? Hayır değildir. Ankara 1988. Wittek. Osmanlı Tarihi. . bizzat Bizans ve batı tarihçileri Dukas. Clot.-.. 156/a.Süleyman Çelebi adındaki oğlu Kazaskerliğe ve bir diğer oğlu İbrahim Çelebi de Fâtih zamanında Edirne kadılığına ve II. sh. Aydın. sh. M. Aksun... Tarihçi Françes bu konuda ayrıntılı bilgi verdiği gibi.: c.. 145. "Çandarlı (Cendereli) Kara Halil Hayreddin Paşa. sh. I: Conqueror. 457-477. Ahbâr.„¦ Giustiniani'nin yaralanıp ( Fâtih'den dördüncü saf C sıyla birlikte Ulubatlı maiyyetindeki 30 askerle| Buarada önemli olan. Tarihçinin yakın tanıdığı Halil Paşa'ya özel bir husumeti olduğunu düşünmek mümkündür. sh. Paul. Dukas da olayı doğrulamaktadır. Bazı tarihçiler. I. Françis ve Got'un beyanlarını da inkâr edememektedirler. Hazırlık 21-22 Nisan i vaşta hazır olan i dırlar46. Fâtih.. 48.. c. İsmini tam vermemeleri veya yanlış vermeleri önemli değildir. Buarada önemli olan. 9-11. f tahta ında me'ye «ona lîağaGiustiniani'nin yaralanıp cepheyi terketmesi. Tevârih-i Âl-i Osman.. . I. Osmanlı bayrağını surlara dikmişlerdir. c. Bâyezid zamanında da Vezir-i A'zamlığa kadar yükselemezlerdi.. Çandarlı Vezir Ailesi. Savunmanın temel direği olan Venedikli General 44 Âşıkpaşa-zâde. . Fâtih ve Fetih. İstanbul'un fetil | olmadığını ı inektedir? İstanbul'un fethi s yerli ve yabancı kaynı yin Osmanlı kontrol etmişler ve j karşı yapılan blrr lerde ormanlık < farklı görüşler buluı İstanbul'un I görüldü. sh. Fâtih. 48. 1 Fetihname. 58-60. sh... Akşemseddin ve Molla Gürani gibi maneviyat erlerinin fethi müjdelemeleri ve Fâtih'i teşvik etmeleri üzerine. 63-65. . nakiller arasındadır45. 193. Erdoğan. Künh'ül-Ahbâr.. Uzunçarşılı. * Ducas. Es'ad Efendi. c. Uzunçarşılı. n Kemalpasad* Ş Clot. Osmanlı ordusu 29 Mayıs Salı günü sabaha karşı Edirnekapı ile Topkapı arasında umumi bir hücum başlatmışlardır. Zira Hal luşmasına mani tefi I Burası Tophane ı güney batıya dönüpJ Perapalas yanındtıtj Tophane'den dört y şa'ya kadar da i maktadır.Tahsili-Kadılığı.. bu idamı Fâtih'in bir hatası olarak kabul ederler44. 47! Fetih. Uzunçarşılı.. II. Cemil.Kazaskerliği Vezirliği ve Kumandanlığı".. P 46 Kem Kritovulos. İsmail Hakkı. olayın yani bir Müslüman askerin sancağı surlara dikmesidir ve bu konuda dost düşman bütün tarihçiler ittifak halindedirler.. 90. Tarih. Osmanlı Tarihi. Çandarlı Halil Paşa Niçin Öldürüldü?. gerçekten de kendilerinden sonra gelenlerin ulaşamayacağı önemli özelliklerdi.. vrk. Bu iddialar hakkında kaynaklar ne söylemektedir? IPaİstanbul'un fethi sırasında gemilerin karadan yürütülmesi hadisesi. 2162. 18'inin şehid olduğu gelen nakiller arasındadır45. "Ankara Bozgunundan İstanbul'un Zaptına (1402-1455)". Hatta Bizans . 47.. atılan ok ve ateşlerle. Âli. 558-560. 58-59 ve diğer yerler. Bazı iftiralar için bkz. Mitler»! uzatmamak 0tf HANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 99 tu! feth mistir. maiyyetindeki 30 askerle beraber. Nitekim beraberindeki 30 kişiden. Menşe'i.. nr. hemen hemen yerli ve yabancı kaynakların ittifakı ile sabit bir olaydır. XXIII. İsmail Hakkı. sh. . Müslüman askerleri heyecana getirmesi ve Fatih'den dördüncü saf Osmanlı askerinin de Topkapı surlarına tırmanması emrini almasıyla birlikte Ulubatlı Hasan isimli küçük rütbeli ve genç bir asker veya subay. c.! ve bu konuda dost dit konuda ayrıntılı bilgi ı meleri veya yanlış ve Nitekim beraberindeki. Defter. İstanbul'un fethi sırasında gemilerin karadan yürütüldüğünün doğru olmadığını söyleyenler var. 141-142. Çandarlı ailesinin hem ilmiyeden gelmeleri ve hem de öz be öz Türk olmaları. Mehmed.. Bunun efsane olduğunu söyleyenler.

Ancak sabaha karşı yapılan bir harp planı olması hasebiyle ve de gemilerin geçirildiği bölgenin o günlerde ormanlık olması sebebiyle. c. İki ağaca bir akçe cürm alına". toplam 2156 adımdır ve bu da yaklaşık 3 mil kadar tutmaktadır. açıkça içkiyi yasaklamakta ve bu suçu işleyene uygulanacak cezaları düzenlemektedir. 4205. biraz sonra değerli bir divan edebiyatçımızın değerlendirmelerinden iktibasda bulunacağımız satırlarda görüleceği gibi. Karşı görüş için bkz.askerleri. 271. Yapılan ölçümlerde. Zira Halic'e gerilen zincir Hasköy ile Ayvansaray'da bulunan iki ordunun buluşmasına mani teşkil ediyordu. 479482. Erdoğan.-*¦¦¦ >¦¦¦ 100 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 49. Uzunçarşılı. 2720/14. içki içenlere uygulanacak ta'zîr cezalarını düzenleyen Fâtih'e ait bir kanun hükmü aynen şöyledir: "ıs. güzergâhı ve karadan yürütülen gemilerin sayılarında farklı görüşler bulunmaktadır. Clot. 299-303. c. Belgelerle Osmanlı Tarihi. 217/a. Kritobulos d'Imbros. sh. İstoria Turca-bizantina (Türk-Bizans Tarihi). Türk-Bizans Tarihi. Tarih VII. Önce gemilerin karadan çekileceği yer tesbit edildi. Bu olayın doğruluğunu. İstanbul 1328. Fâtih ve Fetih. Hemen hemen bütün kaynaklar burada zikredilebilir. 141-142. 63-65. 487-488. Fâtih'in içki içtiği ve bunu teşvik eder mahiyette şiirler yazdığı iddia edilmektedir. Burası Tophane önündeki sahilden başlayarak Boğazkesen'den geçiyor ve buradan güney batıya dönüp sırtları aşarak Löbon Pastahanesi tarafına çıkıyor ve tepeyi aşarak Perapalas yanından Kasımpaşa'ya yani Haliç sahiline çekiliyordu. sh. Mitler ve Gerçekler. Tophane'den ayrılan 50 ila 70 adet arasındaki gemi. Yılmaz. Künh'ül-Ahbâr. 1331. c. Dukas. sh. nr. Aydın. 138-139. 45 Kemalpaşazâde. 196. kendilerine göre yorumlan vardır. TOEM İlavesi. sabahleyin Osmanlı gemilerini Haliç'te görünce. 52 vd. Türk veya şehirlü olsa. sh. Tâcîzâde Ca'fer Çelebi. Kritovulos. Mitler ve Gerçekler. vrk. Bu konuda neler söylenebilir? Bu konudaki ayrıntılı bilgiyi. sh. Tarih-i Feth-i Kostantınıyye. M. Fâtih'le alakalı iddiaların ise. Aydın. Yıldırım Bâyezid ile ilgili iddialara cevap verirken ö-zetledik. İstanbul'un fethedilmesi için bazı gemilerin Halic'e indirilmesinin zaruret olduğu görüldü. bir . Tarlh-i Sultân Mehmed Hân-ı Sânî. hem savaşta hazır olan Bizans tarihçileri ve hem de Osmanlı tarihçileri ittifakla açıklamaktadırlar46.. I. Sadece ve sadece. Peygamber'in övdüğü bir devlet adamına. 46 Kemalpaşazâde. Fâtih'in içki içtiğine dair yazılı belge sayılabilecek bir bilgi bulunmamaktadır. c. bunların uygulama örnekleri olan şer'iye sicilleri ve en önemlisi de Fâtih'in tasdikinden geçerek yürürlüğe giren Fâtih Kanunnâmesindeki hükümler. Solakzâde. Süleymaniye Kütp. sh. sh. İstanbul'un fethinden dolayı gururları incinen bazı Batılı tarihçilerin. Aksun. Fâtih. 52-55. V. 66. Tophane'den dört yol ağzına 980 adım ve buradan Tepebaşı'na kadar 240 ve Kasımpaşa'ya kadar da 906 adım ki. I. Clot. Fâtih. Osmanlı Tarihi. hadd cezası uygulanması için gerekli-şartları oluşmadığı zamanlarda. I. Ancak uzatmamak için bu kadarla yetiniyoruz. Eğer biregû hamr içse. 253-254. Karşı görüş için bkz. özellikle Fâtih'in Kazaskeri olan Molla Hüsrev'in Dürer ve Gurer adlı Osmanlı Devleti'nin yarı resmî kanun kitabı. Fâtih ve Fetih. I. kadı ta'zir ura. Erdoğan. c. Aksun. Uzunçarşılı. nr. hiç bir güvenilir kaynakta yeri yoktur ve Hz. c. sh. Osmanlı Tarihi. Osmanlı Tarihi. 2) Elimizdeki Fâtih dönemine dair İslâm Hukuku kaynakları. 21-22 Nisan gecesinde Kasımpaşa'ya kadar indirildi. I. 9-11. sh. Osmanlı Tarihi. Fâtih. Princeton 1964. 64/a. 1958. bu manada iftira ve isnâdları hiç bir delile dayanmadan yapmak ise. Yani. 86 vd. Mesela. II. 6. sh. vrk. sh. Şerafettin Turan neşri. Bucarest. History of Mehmed the Conqueror. Âli. 15. Bu yayınlara karşı söylenmesi gerekenler şunlardır: 1) Elimizde mevcut olan Osmanlı tarihlerinin hiç birinde ve buna ilaveten Bizans tarihçilerinin hiç bir eserinde. Bölüm'dekl basit İddialar. belli çevrelerin kasıtlı yayınları olarak değerlendirilmelidir. . herhalde zincirleri kırıp geçtiler diye zincirleri kontrol etmişler ve gördükleri manzara karşısında hayrete düşmüşlerdir. Şehit Ali Paşa. Ducas. Fâtih'in şiirlerinde geçen bazı tabirleri. Hazırlıklar tamamlandı. Mahrûse-i İstanbul Fetihnamesi. Süleymaniye Kütp.. sh.

şarab. Şimdi iddia al lim'in kızı Fatma ledilen cimrin da bun. Divan şiirinin manzumeleri içinde özellikle gazel tarzının konulan daima bellidir: tabî'at. Onun şarabı Mevlânâ'nın. Bir divan şairinin. şöylece özetlemek mümkündür: Fetih kutlamalarına rastlayan günlerde. şiirinde şarabdan bahsetmesi san'atın ve zarafetin gereğidir ve manası da bizim bildiğimiz içki değildir. İddia sampie-şahların v> olan erkek ¦ zihinleri iyice M iddiasına ce. Hatta Fâtih Sultân Mehmed'in bile bu konuda namuslu davranmadığı ileri sürülmektedir.kişi içki içse. kadın ve benzeri tabirler. 500 yıl boyunca. Bazı Rum tarihçilerinin de bu manada bir kısım isnadları bulunmaktadır. 3) Fâtih'in şiirlerindeki bazı ifadelere gelince. aşk. Hacı Bektaş Veli'nin ve Hacı Bayram Veli'nin kâsesinde demlenmektedir ve ilahî aşkın mest eden şarâbıdır47. Merak inceleyebilirler.r -ı Ziyar ' lOSMANLI h iddia ren o-İve Hz. bir gün lâle-zâr elden gider Çü erer fasl-ı hazân bâğ u bahar elden gider. Bir Şeyhülislâm mesela Şeyhülislâm Yahya Efendi de gazel yazacaksa. Ancak Fâtih'in Avnî mahlasıyla şiirler yazdığı doğrudur ve o şiirlerde kadından ve şaraptan da bahsetmiştir. tç oğlan kavramı! ve oğlancı olı bile bu konuda ı tarihçilerinin meselenin aılı WI Batılı bir kısım I Padişahlarının gayr-ı leri tarafından uzun İçoğlan. Allah. Fâtih'in içki içtiğini değil. Peygamberi ve onun dostlarıdır. bir gün gelip de bir takım araştırma ve ilim özürlü insanların bu kelimelere gayr-i meşru manaları yükleyeceklerini tahmin dahi edemezdi. ir delile İr. 50. ince remizler ve mecazî mana ve mazmunlar yüklerken.. Fâtih yazdığı gazellerde kullandığı şarab ve benzeri kelimelere. Bu meselenin aslı ve esası nedir? . divan edebiyatımızdaki mecaz ve istiare gibi kurallar çerçevesinde söylenmiştir ve bunların özel manaları mevcuttur. Mesela. Sâkıyâ mey sun ki. Onun şarafc sinde demlenmekted> 50. Fâtih'in şiirlerinden yola çıkarak. Topkapı ray'da çalışan it başkanlığı personelin* kullanılır. Bu İSİzans |: bilgi mızın |Siirle-itarihm KaItaıun ana^ Eğer Isça Hım BİLİNMEYEN OSMANLI 101 diyecektir. İç oğlan ki çarpıtmalara öı Bir kısım meşru mün. İç oğlan kavramı kullanılarak bazı Osmanlı Padişahlarının cinsî sapık ve oğlancı oldukları iddia edilmektedir. Fâtih yazdığı gaz< mecazî mana ve ma/' özürlü insanların bu * edemezdi. durduklarını ve dahi örttürdükl nı utanmadan Meme: saçmadır. bu konuyu. gazelinde bu tabirleri kullanacaktır. Divan edebiyatını bilenlerin hiçbiri. onu ayyaş gösterme gayretinde olanlar vardır. #i diyecektir. Aşk ve sevgiliden kasıt. hadd-i şirb olarak vurulacak olan 80 sopanın yanında para cezası alınması emr olunmaktadır veya sopa cezası uygulanmadığı takdirde para cezası uygulanacaktır. Kısaca elimizdeki bütün arşiv vesikaları. elbette ki şiirini bu mazmunlar üzerinde kuracaktır. bu şiirlere bakarak Fâtih'e böyle bir iftirada bulunmamıştır. İşte gazel yazacak kadar divan şiirine vâkıf olan Fâtih. Müslüman (Türk Müslüman manasına kullanılmaktadır) ve şehirlü olsa. içki içenleri cezalandırdığını anlatmaktadır. Ancak bu tabirler. Ancak bunların divan edebiyatında kendine mahsus manaları vardır.

. Bir kişiye düştüm ki. sağlık ve esenlik içinde olasın. Cümle şudur: "Benim Devietlü Sultân Babam. safi zihinleri iyice tadlîl edeceğinden yani sapıtacağından". İstanbul 1944. Elin oğlanların zulüm ile atasından ve anasından alur. biz tasvir yerine bunların iddiasına cevap vermek istiyoruz. Topkapı sarayını teşkil eden üç kısımdan birisi olan Enderun'da yani İç Saray'da çalışan devşirme görevlilere.Batılı bir kısım tarihçiler ve günümüzdeki bazı kitap yazarları. Padişahların Enderun denilen İç Saray'da kendileriyle gayr-i meşru münâsebette bulundukları iç oğlanları denilen genç ve güzel delikanlıları bulundurduklarını ve hatta bunları başkalarından kıskandıklarından dolayı bazılarının yüzlerini dahi örttürdüklerini. Fâtih'in Şiirleri. "Osmanlı Hanedanının Şairliği ve Fâtih". Aydın. kışın iki soğuk bir araya gelirse teni kurutur". Ayrıca Yeniçeri Ocağında da bir gurup için bu tabir kullanılır. İsen. İddiaya göre. Murad bunlardan biriydi. Ve avret teni soğuktur. Bu konudaki çarpıtmalar için bkz. bazı Osmanlı Padişahlarının yazları kadınlarla ve kışları da erkeklerle beraber oldukları nakledilmektedir. bu işin Osmanlı damadlarına kadar uzandığını ve hatta Yavuz'un kızı Fatma Sultân'ın bu yüzden ilk kocası Antalya Sancak Beği Mustafa Paşa'dan şikâyet ettiğini iddia etmektedirler. diğer çarpıtmaların da bunlar gibi olduğunu okuyucuya anlatmak istiyoruz: . İç oğlan kelimesini rezil hallere yorumlayanlara. İddiacılara göre. "Bâtılı tasvir. Evrâk-ı Perişan (Namık Kemal'in Tarihi Biyografileri). yazın iki sıcak bir araya gelirse sağlığa zarar verir. kışın oğlanlara ki. Bu arada şunu da ifade edelim ki.İddia sahiplerine göre. İsmail Hakkı Uzunçarşılı'nın Kapu Kulu Ocakları Kitabını inceleyebilirler. 99-114. başta IV. Kemal Edip. Erdoğan. Daha da ileri giderek. Cinsel. burada kısaca cevap vermek ve çarpıtmalara örnek olarak okuyucuların da nazarlarına takdim etmek icabedecektir. konuyla ilgili çarpıtmaların başına bir yazarın "Çünkü siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşmaktasınız" mealindeki ayeti koyması ve dipnotta da 80-84. İddialarını isbat için getirdikleri önemli bir delil şu: Ziyar Oğullarından Emîr Keykavus tarafından 475/1082 tarihinde oğlu için Nasi47 Namık Kemal. Dirliğim yoktur. Çünkü oğlan teni sıcaktır. beni bir kelb (köpek) hesabına saymaz. Osmanlı Hareminde bütün çarpık ilişkilerin yanında Padişahların ve Enderûn halkının erkeklerle ve hem de iç oğlan denilen Saray Hizmetlisi olan erkeklerle çarpık ilişkileri vardı. Ankara 1946: Saffet Sıdkı. Ayrıca Kâbûsnâme ile ilgili iddialar da bunun gibi saçmadır. sayı 40 (1997). İçoğlan. neşreden: İskender Pala. enderûn personeline veya diğer bir ifadeyle Devlet başkanlığı personeline denmektedir. Şimdi iddia sahiplerinin delil olmak üzere Kâbusnâme'den ve Yavuz Sultân Selim'in kızı Fatma Sultân'a ait kocası Mustafa Paşa'd an yakındığı bir mektuptan nakledilen cümleleri ve bunları nasıl çarpıttıklarını gözler önüne sererek. 102 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANU hat-nâme tarzında telif edilen Kâbûs-nâme adlı bir kitabdan alınan bir iftiradır. Fâtih ve Fetih. O asırda oğlan kelimenin manasının genç kız ve erkek demek olduğunu ise. Ankara 1989. yüzyıl yani Fâtih'in babası II. IV. Fâtih Divanı. Tarih ve Medeniyet Dergisi. sh. bir kısım Osmanlı Padişahlarının gayr-ı meşru' ilişkiler içine girdiklerini iddia etmişler ve Osmanlı Tarihçileri tarafından uzun uzadıya incelenen iç oğlan meselesini dillerine dolamışlardır. lügatlerden anlıyoruz. 193 vd. Osmanlı beylerinin erkekler ile ilişki kurduklarını isbat etmektedir. İddiacılara göre. Ancak bu mektubun XV. Merak edenler. Mitler ve Gerçekler. Mustafa. bazı Osmanlı Padişahlarının ise tamamen erkek düşkünü olduklarını utanmadan kaleme almaktadırlar. âyetleri vermesi çok manidardır. Fatma Sultân'ın bir mektubundan aldıkları şu cümleyle iddialarını isbât etmeye kalkışırlar. Murad olmak üzere. Osmanlı Padişahları tarafından da benimsenen bu Kitap'taki öğütlerden kadınlarla cinsî münâsebetle ilgili olanlarından birisi şudur: "ve yaz olunca avretlere meylet. sh. Kâbûsnâme'nin XIV. yüzyıla ait olduğunu kendileri de kabul etmektedirler. 8-10. bu Cümleler. Bir kısım yazarlar. hemen işi gücü oğlanlar derdinedir". Murad zamanında Mercimek Ahmed tarafından yapılan tercüme olduğunu ve o zamanki ifadeler kullanıldığını kendileri de kabul etmektedirler.

erden kaçmaz ola. yine erkek olsun kız olsun "genç" demektir. asır Türkçe metinlerde oğlan kelimesinin manası. Bu kelimenin sırf erkek cinsini karşılamaya başlaması. filolojik I tarihi ve İslâmiyet! I de bulunmamaktadır. yazılij teni soğuktur. Murad zaır üzere.vâta > "Siz. Erzurum'lu Mustafa Darir'in XIV. en güzel delil. Yani kelimeler farklı zamanlarda farklı manalarda kullanılmaktadır. Lut'un livâta günahını işleyen kendi milletine söylediği bir sözün parçasıdır. Kâbus-nâme'yi tercüme eden mütercim ile Yüz Hadis Tercümesini yapan mütercimin aynı asırda yani Fâtih Sultân Mehmed'in babası II. ikinci manası ise. Tamamı şöyledir: "siz. erden kaçmu t çokluğu İle fahrlanurun kaçmayan hanımlar Tesbitlerimizi tey Yüz Hadis Tercümesini) bası II. t Her konuda âyet ve* rek evladına Kâbûsnâme'nin i Kötüsü) hakkın birden fazla I yaz olıcak avn yazın iki ısı kurudur. Ancak kelime oyunlarıyla tarihi ve İslâmiyeti kötülemek istiyenlere. Zira XIV. Yani "çocuk doğuran ve erkeğinden kaçmayan hanımlarla evlenin". oğlan doğurgan ola. Erzurumlular. Azeriler. Hz.Şimdi gelelim meselenin izahına: Önce bir konunun izahı gerekiyor: Kur'ân'dan nakledilen âyet. Lut'un bu sözlerinden sonra kavminin kendisini memleketten çıkarmak üzere harekete geçtiklerini ve ancak Yüce Allah'ın böylesine aşırılığa giderek livâta suçunu işleyen Lut Kavmini şiddetli bir azapla azaplandırdığını beyân buyurmaktadır. uğurlamak manası anlaşılmalıdır. yüzyılda yani Kâbusnâme'nin Türkçe'ye tercüme edildiği asırda kaleme alınan Yüz Hadis Tercüme-sindeki şu ifadedir: "Bu kez Resul Hazreti cevâb verdi. Murad zamanında yaşamış olmalarıdır. bundan sonraki devirlerde söz konusudur. ! kışları İFâloMyğupzann fc. Buna delil çok ise de. misafiri kaldırıp yola çarpmak değil. sizden evvelki insanların işlemediği bir fuhşu ve büyük günahı mı işliyeceksiniz? Çünkü siz. buyurdı kim. Temel kaynaklardan anladığımıza göre. Bu girişten s anlaşılmaktadır: Kâbus-nâme. "Evienün şunun bigi avretler ile kim. bunun manası da senin kölen olayım değil. her zamanın bir lehçesi ve konuşma ağzı vardır. ben ümmetimin çokluğu ile fahrlanurum yarın kıyamet gününde". dedikodulara önemi yatının İç Yüzü adlıl dir. "Misafiri yola vurmak" tabirini kullanırlar. erkeklerle i olmamak t Fatma i ğini yazı beni biri dan alur. ejjeri ve XV. bugün kullanılan manadan önemli derecede farklıdır. elbette ki . Tesbitlerimizi teyid eden bir husus da. Do. "Kulluğun edeyim" demektedirler. bu asırlarda "oğlan" kelimesinin iki temel manası vardır: "oğlan" kelimesinin birinci manası. Nakledilen âyet meali ile konunun hiç bir münâsebet ve alakası olmadığı açıkça görülmektedir. filolojik kaynaklar da bu dediklerimizi doğrulamaktadır. V Yani I da genç kadın sıcaktır. Gelelim ikinci hususa. sana nasıl yardımcı olabilirim manasına olduğu açıktır. Zaten Tarama Sözlüğü başta olmak üzere. Hz. ve XV.Iddia-ıtaı katet. Ayrıca şu cümle <St 1 südün emzireler. cins ayırt etmeksizin "çocuk". ümmetim çok ola kim. bile koyrc olduğunu İl ¦OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 103 r. «Sil.! rak. İşte hem Kâbusname'de ve hem de Fatma Sultân'ın Mektubunda geçen oğlan kelimesinin de manası çarpıtılmaktadır. herhalde bundan. kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşmaktasınız. kışın ssağlı-3 göre. en| Kâbûsnâme'nin Türkçü sindeki şu ifadedir: "I avretler ile kim. Kur'ân. Gerçekten de siz aşırılıklar ve günahlar içine giren bir milletsiniz". Bilindiği gibi. taklar ini Buna delil çok ise de. asırlarda ı için kullanılmaktadır^ karşılığı bulunan < genç demektir.

O zaman. O halde iç oğlanı. Dirliğim yoktur. kocasının. anasından babasından zorla câriye diye aldığı genç kadınlarla beraber olduğunu babası olan Osmanlı Padişahına şikâyet etmektedir. ve XV. kız doğurmuş avrat südün emzireler. Zira ki. Ayrıca burada istihdam edilecek devşirmeler. Uluçay gibi bir araştırmacının da aynı dedikodulara önem vermesidir ve hatta Harem II Kitabında yalanladığını Harem Hayatının İç Yüzü adlı eserde doğrulama veya sadece nakilde bulunma yoluna girmesidir. yazın iki ıssı bir yere gelse teni azıdur ve avret teni sovuktur. Vesselam". "Benim Devletlü Sultân Babam. Bir kişiye düştüm ki. ten-dürüst olasın. Osmanlı tarihinde. Bu iddiaları ileri süren yazarlar da biliyor ki. Genç cariyeler ile beraber 104 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI olmak demek olan "işi gücü oğlanlar derdinde olmak" manası nerede? Erkeklerle beraber olmak manası nerede?. ta ki. asırlarda oğlan tabiri genç kız ve erkekler için ve avrat tabiri ise yaşlı kadınlar için kullanılmaktadır.diyebileceğimiz fazla bir şey yine de bulunmamaktadır. Topkapı. Bir de Yeniçeri Ocağının acemileri vardır. Bu girişten sonra Kâbûsnâme'deki ve Fatma Sultân mektubundaki ifadeler daha iyi anlaşılmaktadır: Kâbus-nâme. İçoğlanı. Enderun Mektebinde yetişmektedirler. bırakınız bir Osmanlı damadının çarpık ilişki kurmasını. Osmanlı Devlet teşkilatındaki iç oğlan müessesesini kısaca anlatır mısınız? Evvelâ. Ancak söz konusu mektubun manasını anlamıyanlar. O halde XIV. İşte Kâbusnâme'nin 15. Yani Enderun aynı zamanda . İç oğlan denmesi. kışın iki sovuk bir yere gelse teni kurudur. Nitekim Kâbusnâme'nin asıl dili olan Farsça'daki oğlan kelimesinin karşılığı bulunan gulam kelimesinin de manası böyle zikredilmiştir: "Gulâm. Doğuştan gençlik dönemine kadarki safha". erkeklerle beraber olmayı tavsiye manasını çıkarmak. Elin oğlanların zulüm ile atasından ve anasından alur. hemen işi gücü oğlanlar derdinedir". Her konuda âyet ve hadislerle veya eski devlet büyüklerinin ahlakî esaslarıyla süsleyerek evladına nasihatta bulunan bir devlet adamının nasihatları durumundadır. Oğlan kelimesi. Enderun denilen İç Saray'da çalışan özenle ve dikkatle seçilmiş saray görevlilerine denmektedir. bir terimdir. aslında bunlara iç oğlanı dense de. Ve genç olmayan kadının teni soğuktur. biraz evvel de belirttiğimiz gibi. Şimdi bu manayı çarpıtarak. Fatma Sultân da. Konuyu Sultânların evlenmeleri bahsinde ele alacağız. Ayrıca şu cümle de bu konuda açıktır: "Eğer oğlan kızsa. beni bir kelb (Köpek) hesabına saymaz. İç Saray'da istihdam edilmelerinden kaynaklanmaktadır. Sultânlar ile evli iken başka kadınlar ile evlenmeleri dahi fiilen yasaklanmıştır. Bu cümlelerle kendisini bir köpek yerine bile koymadığını. Buradaki tavsiyelerden biri de. Belki Enderun denilen İç Saray'da istihdam edilmek üzere seçilen devşirmelere de denmektedir. birden fazla hanımı bulunan ve cariyeleri de var olan oğluna yaptığı şu tavsiyedir: "ve yaz olıcak avretlere meylet ve kışın oğlanlara. Çocuk ve genç demektir. yazın kısmen yaşlı kadınlarla ve kışın da genç kadınlarla beraber ol ki. Galata. bir Nasihat-nâme mahiyetindedir. eğer er ise er oğlan doğurmuş avrat südün emzireler". illa da kötü niyetle seçilmiş genç çocuk manasına gelmez. genç cariyelerle beraber olup kendisine iltifat etmediğini yazmaktadır. sağlık ve esenlik içinde olasın. İbrahim Paşa ve Edirne Saraylarında yetiştirilen ve zamanla muhtelif devlet hizmetlerine çıkan devşirmeler olarak tarif edilmektedir. oğlan teni ıssıdur. iç oğlan kelimesini tarif etmek gerekmektedir. Bunlara Saray Acemi Oğlanları veya Celeb de denmektedir. ahlakî bir konu olan Karı-Koca Münâsebeti (Cimâ'ın İyisi ve Kötüsü) hakkındaki tavsiyeleri ihtiva eylemektedir. 51. kışın iki soğuk bir araya gelirse teni kurutur. Bizi asıl üzen husus ise. bunları Saraydakilerden ayırmak için Sadi adı verilmektedir. Çünkü genç kadının teni sıcaktır. ilimden ve dilden haberdar olmamak demektir. yazın iki sıcak bir araya gelirse sağlığa zarar verir. Yani birden fazla kadınların olması halinde. Kitabı. bir kısım ifadeleri kendilerine göre yorumlamaya kalkışmışlardır48.

Nitekim buradan yetişen devlet adamları arasından pek çok beylerbeyiler ve sancakbeğleri çıkmıştır. Topkapı Sarayı Müzesi kütp. bu konuda uzman olan kişilerce seçilmekteydi. denilen İç Saray'd«| seçilmekteydi. sh. Ankara 1997. gözünün ve kulağının özelliklerine göre. Âlî. ı kadın personel ayrıntılı olarak an Üçüncü Ola bebiyle.. sh. İşte Enderun 48 Kur'ân. 336 vd. Türk Dil Kurumu Yay. İkinci olarak. Mehmed Şeker). toplumdaki ı toplumu1 rın Padiş lere ayın ğunu. Hazâin'üs-Sa'âdât. Gerçekten İç Saray'da çalışacak personel. İç Saray'da çalışan iç oğlanları yakışıklı gençlerden oluşması sebebiyle. Tarama Sözlüğü. Padişah açısından değil. 10/B. Tarama Bözlüğü I-VIII. 167 vd. (neşr. 2923-2926. 1287/1. 365. nr. Üçüncü Olarak. Padişahların gayr-i meşru arzularını tatmin için değildir. Mevâld'ün-Nefâls Fî Kavâ'id'il-Mecâlis. vrk. bazı yabancı seyyahların ve bir kısım İslâm düşmanı tarihçilerin anlattıkları gibi. eli ayağı düzgün olmalı. genç ve bıyığı bitmemiş çocuklarla. A'râf. sh. Türkiyat Mecmuası. zira nefis . sn. Ali Emirî.. Belki İç Saray yani Osmanlı Devleti'nin en geniş sınırlara ulaştığı dönemlerde toprak alanı 24 milyon km2yi bulan bu muhteşem devletin Devlet Başkanlığı sarayı demek olan bu mahalde çalışacak personel dikkatle seçilmeliydi. Oğlan kelimesi İle ilgili ayrıntılı bilgi için bkz. aslında bu iftiraları kitaplarına alanlar da bilirler. Duman. bir insanın ahlaki yapısı az çok tesbit edilmekteydi. ı kızı İle] BİLİNMEYEN OSMANLI îtis trle beraın çarpık syasak-ı konusu ulamaya H kısaca i denilen I Osmanlı Ismanla n Saray Kvardır. vrk. Mustafa Darir bin Yusuf. Emir Keykavus. Âyet. Ancak bu Padişahın onları başkalarından kıskanmalarından dolayı değil. Enderun yani İç Saray'da çalışmak üzere yetiştirilen İç Oğlanlarının yakışıklı olması. Musa. 345. fazla yalnız kalmasın. İşte bütün bu özelliklere sahip devşirmeleri iç oğlanı adıyla tesbit edebilmek için bugün Kriminoloji veya benzeri ilimlerin yerine Osmanlı döneminde de İlm-i Sîmâ veya İlm-i Kıyafet denilen bir ilim dalı vardı. Gılmân veya İç oğlan denilmesinin bir sebebi de.devlet adamı yetiştiren bir fakülte durumundadır. pıdı ve15 genç t üzere ¦ûn o bir k çok denilen İç Saray'da çalışacak iç oğlan denilen personel. Padlf mekân değildir. sh. sır tutmalı. c. Padişah e sakınmak için çok < lir. bu konudaki şer'î bir hükmün tatbikinden ileri gelmektedir. ayağının. V. Haydarabad 1934.. Yüz Hadis Tercümesi. nr. Millet Kütüphanesi. Bugün bile başbakanlık ile cumhurbaşkanlığı Köşkünde çalışan personel ile normal bir devlet dairesinde çalışan personelin aynı özelliklere sahip olmadığını. Bunu. 24/B-25/A. Ferheng-i Nizâm. Elinin. Aga Seyyld Muhammed Ali. Oğlan Kelimesi ve Gençlik Kavramı Üzerine. Gerçekten İslâm hukukunda bir hüküm vardır: "Genç bir hoca veya terbiyeci. sayı XX. c. 80-84. I memek mümkün ( 4 Gerçek Has| personel me tarafından genlf ka-ı Sa'âdetvet de Hırka-ı Sa'ft larla donatr görmek yani i Özellikle I Erico'nun meşinden dolayı i dir ve hiç biri Bütün bu t ların durumunu I Mustafa / lerle ilgili ve bunun ı ve hatta! yazar. III. Kâbûs-nâme. III. Eşref bin Mehmed. c. Şer'iye Bölümü. kendi aralarında muhtemel bir gayr-i meşru durumdan sakınmak için çok dikkat çekenlerin yüzlerine peçe örtmesinin emredilmesi doğru olabilir. burada bugünkü gibi kadın personel çalıştırılmamasındandır. Osmanlı'da Harem isimli eserimizde ayrıntılı olarak anlattık. 737. Ancak bu Padl} serî bir hükmün I vardır: "Gençbirli zira nefis İnsanı I Bu tür gençler* ı Osmanlı Padişahİ! ile örtmelerini < bu hassasiyet ı mamen ı Dördüncü ı hizmetleri görnr Has Oda. yalancı ve hâin insanlar olmamalıydı. 557. Ahmed. V. 2923-2926. 112-113.

Has Odalıların asıl vazifeleri de Hırka-ı Sa'âdet Dâiresini süpürmek. mübarek gecelerde güzel kokularla donatmak ve gül suyu serpmek.insanı kötülüklere sevkedebilir. Zaten zaferler. Bütün bu bilimsel açıklamalara rağmen. tozunu almak. Osmanlı toplumunda tümüyle bu ahlaksızlıklar yok idi denilemez. İstanbul'un fethini de ve diğer fetihlerini de. bu esaslara uymaları ile doğru orantılıdır. Osmanlı devlet adamlarını ve hatta Şeyhülislâm ve kazaskerlerini bile. Bu tür gençlere şâbb-ı emred denilir". yüzlerine peçe bile örtebilirler. gay tabir edilen cinsî sapıkların dinimize göre suçlular olduğunu. Kur'ân-ı Kerim okumak. Daha sonra diğer Padişahlar tarafından genişletilmiştir. tıpkı Kabusnâmenin yaptığı gibi. Zira Fâtih Sultân Mehmed. haram helal demeden kadınlarla beraber olanların ise. bizzat fethe katılan Bizans tarihçileri bile söylemeye cesaret edememiştir. Büyük Osmanlı Tarihçisi Âlî. erkek ve kadın hizmetkârlar ve cariyelerle ilgili verdiği bilgileri ve özellikle de genç kız ve erkek manasında kullanılan gulâm ve bunun çoğulu olan gılmân kelimesini dillerine dolayarak. Halbuki aynı yazar. Ecdadımızı zaferden zafere koşturan en önemli sebeplerden biri. Padişaha ait hizmetleri görmek yani Saray içinde Padişahın hususî personeli olmaktır. meyhanelere ayrılan bir bölüm de vardır. Gerçek Has Oda. lezbiyenlerin ve homoseksüellerin de bunlar gibi reziller grubunda yer aldığını. Karşı çıkılan. bu ahlaksızlıkların Padişahlara ve âlimlere de isnad edilmesidir. değişik hizmetleri görmektedirler. Harem'de değil Enderun'da yer almaktadır. bu başlığı okudukdan sonra. bazı Osmanlı Padişahları uymuşlar ve bir kısım İç saray görevlisi iç oğlanlarına yüzlerini peçe ile örtmelerini emretmişlerdir. gay'likle itham etmektedirler. İstanbul'u fethetmesinden dolayı duydukları kızgınlığın yalancı bir sonucu olmaktan öteye gitmemektedir ve hiç bir delile dayanmamaktadır. tamamen İslâm Hukukunun hükümleri çerçevesinde yapmıştır. Gelibolulu Mustafa Âlî'nin tıpkı Kâbusnâme'de olduğu gibi. Hıristiyanlara ait mabedleri yok ettiği. Osmanlı Devleti'nde herkes meyhaneye giderdi mi diyeceğiz?49. Özellikle Fâtih Sultân Mehmed ile alakalı olarak Notaras'ın ve Franzes'in oğlu ve Erico'nun kızı ile ilgili isnatlar ise. toplumdaki grupları sayarken gayet açık beyan eylemektedir.1 52. bu esaslara harfiyyen uymalarıdır. şehirde katliam yaptığı ve en önemlisi de İstanbul'u yakıp yıktığı söylenmektedir. Hatta bu tür gençler. Zaten. yasaklanmıştır. hâlâ İslamcı Gay'ler diye haber yapanların durumunu ilimden anlayanlar daha iyi takdir edebileceklerdir. Bunlar. Has Oda'da Hır-ka-ı Sa'âdet ve diğer mukaddes emânetler bulunmaktadır. Kur'ân'ın emrine uymak için gösterilen bu hassasiyet nerede? Bunu Hammer gibi bir Hıristiyan tarihçinin iftirasına uyarak tamamen edeb dışı yorumlara gitmek nerede? Dördüncü olarak bir hususa daha dikkat çekmek istiyoruz: iç oğlanlar. Biraz sonra Has Oda'nın mahiyetini öğrenince böyle bir iddiadan titrememek mümkün değildir. İslâm Hukukuna göre. Padişahın iç oğlanlar ile beraber olduğu ve gayr-i meşru hayat yaşadığı bir mekân değildir. Enderun odalarının birincisi ve en itibarlısı olup Fâtih tarafından personel mevcudu otuz kişi olmak üzere kurulmuştur. . toplumdaki ahlaksızlar hakkında da bazı açıklamalarda bulunmaktadır. nefislerine mağlup olan 106 BİLİNMEYEN OSMANLI BtÜWF-'" 'i* reziller grubunu teşkil ettiğini. başta Ayasofya'yı camiye çevirme olmak üzere. bil-fiil harp halinde bile. Fâtih Sultân Mehmed'in İstanbul'u küıç gücüyle aldığı. bu tür iddiaları. Aynı eserde. hizmetkârlar hakkında bilgi verdikten sonra. Şimdi soruyoruz. Has Oda. mevt. Bizans tarihçilerinden bazılarının. bu rezillere ayırdığı kısa bahiste. Bunlar doğru mudur? Hemen şunu ifade edelim ki. İslâm ordularına düşmanın şahıs ve mallarına karşı bazı fiillerin icrası. Acaba böyle bir bölümde gayr-i müslimlerin meyhaneleri anlatıldığı ortada olduğu halde. Fevkalade bir edeb kaidesi olan bu hükme. Bu hizmetlerden biri de Has Oda'nın hizmetlerini görmektir.

c. Mevâld'ün-Nefâis Fi Kavâ'id'il-Mecâlis. Ayasofya'yı cami haline getirdikten sonra. Ayasofya'nın ve benzeri bazı kiliselerin camiye çevrilişinin meşruiyet sebebi zikredilen hükümdür. 80-84. İbn-i Âbidin. sh. tamamen savaş yoluyla feth olunmuştur. 167 vd. dilerse İstanbul'da hiçbir kilise ve havra bırakmayacağını bu durumun devletler hukukundan doğan bir hakkı olduğunu Fâtih'e ifade ederler. muharip sınıfına girmeyen kadınları. Erdoğan. Oğlan kelimesi ile ilgili ayrıntılı bilgi için bkz. 345. sh. 737. vrk. Zina ve gayr-i meşru münasebetler yasaktır. tere. Uzunçarşılı. Ancak bunlardan biri bedeni. Verilen söze veya muahedeye aykırı hareket yasaktır. Ankara 1974. İstanbul'u savaşla fethettiğini. Şer'iye Bölümü. Krş. Fâtih'in Kazaskeri olan Molla Hüsrev'in kitabından naklediyoruz. Haydarabad 1934. Osmanlı Tarih Lügati. Tarama Bözlüğü I-VIII. ı sonra. İstanbul'u ve içindekileri yaktı yıktı gibi isnâdlarda bulunmak. c. muhtelif yerler. Bu konudaki çarpıtmaların en çirkin olanları İçin bkz.. Hazâin'üs-Sa'âdât. hastaları. öldü-rülebilirler. Çevresindeki din âlimlerine danışan Fâtih Sultân Mehmed. Padişahların Kadınları ve Kızları. Kâbûs-nâme. akıl hastalarını ve dünyadan el etek çekmiş din adamlarını öldürmek yasaktır. Günümüze kadar yaşayan kilise ve havraların gerçek sırrının. Aga Seyyid Muhammed Ali. orman ve ağaçlar yakılmaz. papaz ve hahamlardan oluşan bir heyeti huzurunda kabul eder. küçükleri. Fâtih'in din ve vicdan hürriyeti anlayışı oluğunu. bu isteklerini geri çevirmemiş ve camiye çevrilenlerin dışında kalan kilise ve havralara. sayı XX. Padişah Anaları. sh. Altındal. Bu hükümleri resmi kanun hükümleri olarak kabul ve tatbik eden bir devlet adamına. 112-113. Osmanlıda Harem. Papaz ve hahamlar heyeti. III. Topkapı Sarayı Müzesi kütp. fikri ve malı ile savaşa katılırsa. Savaş zarureti bulunmadan ziraî mahsuller. nr. verdiği bir fetvada vuzuha kavuşturmaktadır. 10/B. 365. Uluçay. Eskiden beri var olanlar tamir edilebilir. Ali Emirî. Türk Dil Kurumu Yay. Aktüel. İstanbul'daki bütün kilise ve havraların yıkılması gerekirdi. 2923-2926. sh. Musa. kendilerine ve ma'bedlerine karşı İstanbul'un sulh yolu ile fethetmiş gibi kabul etmesini ve geç de olsa toplu halde huzuruna gelişlerini bu mânâya vesile saymasını ısrarla talep etmişlerdir. Murad'ın emriyle). Ferheng-i Nizâm. 49 Kur'ân. nr. V. Mehmed Şeker). Âyet. Şubat 1999. Meral. Yani İslâm hükümdarı. ancak yenilerinin inşasına da müsaade edilmez. 163-165. Bu hükümleri. İstanbul'u Allah'ın yardımı ve kılıcının kuvvetiyle fetheden Fâtih Sultân Mehmed. sh. İstanbul çapında tatbik edilseydi. Emir Keykavus. 24/B-25/A. hakkı olduğu halde müdahale etmemiştir. Daha başka yasaklar da bulunmakla beraber. r rakip BİLİNMEYEN OSMANLI 107 İslâm devletler hukukunun hükümlerine göre. Yüz Hadis Tercümesi. 37-40.. Kapukulu Ocakları. Ali Kemal Meram. ölülerin başı ve uzuvları kesilemez ve katliam yapılamaz. sh. 128-129. sh. Savaş yoluyla fethedilen topraklarda ise. Mitler ve Gerçekler. c. İnsan ve hayvanların uzuvlarının kesilmesi (müsle) de yasaktır. durum tam tersinedir. sadece delilsiz konuşmanın kötü örneklerini teşkil eder. 382. sh. Kerâhiyye ve İstihsân Bahsi. Ankara 1997. isterse. İstanbul 1993. 31. Osmanlı Saraylarında Harem Hayatının İç Yüzü. Neşre hazırlayan: Orhan Saik Gökyay. Gelelim İstanbul'un fethinin hangi yolla olduğuna ve Ayasofya meselesine. Mercimek Ahmed (II. Türkiyat Mecmuası. Tarama Sözlüğü. I-II. Âlî. c. A'râf. Eşref bin Mehmed. III. 557. VI. c. Duman. Mustafa Darir bin Yusuf. savaşla ilgisi olmayan esnaf ve tüccarlar öldürülmez. 336 vd. biz bu kadarıyla iktifa ediyoruz. başka dinlere ait bütün ma'bedleri yok eder ve gayr-i müslimleri de sürgün edebilir. Fâtih ve Fetih. vrk. yaşlıları. (neşr. V. İstanbul 1959.Yasak fiilleri kısaca sayalım: Zulüm ve işkence ile öldürmek. Osmanlı Devleti'nin şanlı Şeyhülislâmı Ebüssuud Efendi. sulh yolu ile fethedilen ülkelerde mevcut olan ehl-i kitaba ait ma'bedlere asla dokunulmaz. 1287/1. Oğlan Kelimesi ve Gençlik Kavramı Üzerine. Sertoğlu. sahiplerine hizmet için gelmiş köleleri. sh. Ahmed. İşte İstanbul. Aydın. Başta baba olmak üzere yakın akraba. Bu fetvanın aslı aynen şöyledir: . 159. 2923-2926. Reddu'l-Muhtâr. Rehineler öldürülemez. Millet Kütüphanesi.. ancak kendisine. sh. sakat ve müzminleri. Bu hüküm. 49 vd. İslamcı Gay'ler başlıklı haber.

"Merhum Sultân Muhammed Hân hazretleri. Görülüyor ki. Nitekim Rus tarihçi Ouspensky bile "Türkler 1453'te. asırlarda Anadolu ve Rumeli'de ciddi etkiler yapmış ve hatta Fâtih zamanında Saray'a kadar girmeye çalışmıştır. hem kan döküleceğini ve hem de sorumluluk kabul etmeyeceğini bilmelidir. Fâtih Sultân Mehmed. Fazlullah Allah'ın mazharıdır. Time ve benzeri kuruluşların yaptıkları tesbitden bir cümle nakledelim: İstanbul. yani hâşâ Allah Fazlullah'ın bedeninde görüntülenmektedir ve kıyamet gününe yakın. Bu iddiaların aslı nedir? Hurufîlik. Buna ayrıntılı cevap vermek 108 BİLİNMEYEN OSMANLI yerine. İstanbul'un fethini geçen bin yılın en önemli yüz olayı arasında zikreden CNN. Haçlıların 1204'te yaptıklarından çok daha insanca ve hoşgörüyle davrandılar" diyebilmektedir50. Bu gerçeği tam bir asker olan İmparator da kabul etmelidir. 1408)'dir. Osmanlı Devleti'nin gerçek mânâda din ve vicdan hürriyetini göstermiyor mu? Edirnekapı Caddesinin son kısmında yer alan Mihrimah Sultân Camii'-nin hemen karşısında bir Rum kilisesinin inşasına müsaade etmek. tam bir harabe ve ölü şehir idi. Hurûfîlerin gerçekten hulul inancına sahip oldukları anlaşılınca. Ayasofya'daki mozaikleri tamamen tahrip etmemesi ve İstanbul surlarını yıkmaması. hulul inancı ve buna bağlı olarak mehdîlik anlayışıdır. Fâtih'in bu konudaki tavrını ortaya koymaktadır. Anadolu ve Rumelideki Bayrâmî Melâmîlerini. Maalesef. hemen tutuklanmışlar ve haklarında verilen idam edilerek yakılmaları fetvası hemen tatbik edilmiştir. kendisi de Hacı Bayram Veli ile dahi görüşmeye çalışmıştır. ve 16. Bu anlattıklarımızı. 14. Fâtih Sultân Mehmed'in Hurûfîleri koruduğuna dair iddialar var. 130 yaşında bir kimesne ve 110 yaşında bir kimesne bulunup Yehud ve Nasara taifesi el altından Sultân Muhammed Hân ile ittifak edüb Tekfur'a nusret etmeyecek olub Sultân Muhammed dahi anları seby etmeyüb (esir almayub) halleri üzere mukarrer edecek olub bu veçhile feth olundu deyu şahadet edüb bu şahadet ile kenâis-i kadîme hali üzere kalmıştır. Anadolu'da çok sayıda halife yetiştirdiği gibi. Ketebehu Ebüssuud". 945 tarihinde bu husus teftiş olunmuştur. Bundan rahatsız olan ve Fâtih'in bunları tanımamasından korkan Veziriazam Mahmûd Paşa. Fetihden sonra. Fâtih tarafından fethedilmeden evvel. Fâtih Sultân Mehmed'in Sırbistan'da tatbik edeceğini va'd ettiği "Her caminin yanında birer kilise inşasına müsaade" durumu. can ve mala asla zarar verilmeyeceğini. 53. Hıristiyanları ve Yahudileri kurtaracak Mehdi olduğuna inanılmaktadır. Mahmiye-i İstanbul'u ve etrafındaki karyeleri unveten feth eylemiş midir? El-Cevab: Ma'ruf olan unveten (cebr ile) fetihdir. Hurufîliğin Anadolu'da yayılmasına sebep Azerî şâiri İmâdüddin Nesîmî (ö. Fazlullah-ı Esterâbâdî'nin halifelerinden biri. Eğer sulh yolu ile teslim olurlarsa. İstanbul'da da tatbik olunmuştur. Padişah huzurunda bu meseleyi tartışmak üzere bir zemin hazırlamıştır. Maalesef bu habere rağmen sulhu kabul etmeyince cebr ile feth olunmuş ve buna rağmen yine de anlattığımız gibi muamele yapılmıştır. Fener'de Abdi Subaşı Mahallesindeki Caminin bitişiğinde Rum Patrikhanesi ile kilisenin mevcudiyeti. bu görüşleriyle. . Bektaşîleri ve Kızılbaşlığı derinden etkilemiştir. 1394'de idam edilen Fazlullah Esterâbâdî tarafından kurulan ve Bâtınîliğin kolu olan bir bâtıl mezhepdir. Bundan sonra 16. İslâm Hukukunun kuralları gereği. cebr ile fethedilirse. Bunlara göre. Müslümanları. harflere bazı manalar yüklemenin yanında. Bunların en önemli bâtıl inançları. hemen büyük âlim Müftü Molla Fahreddin-i Acemî'yi devreye sokmuş ve bu büyük âlim de bunların hulul inancına sahip olduklarını bildiğinden dolayı. 23 Mayıs'da İsfendiyar oğlu Damad Kasım Bey'i elçi olarak Bizans'a göndermiş ve kendisine şu haberleri yollamıştır: İlk umumi hücumda şehir düşecektir. tarihçilerin verdiği bilgi de doğrulamaktadır. Amma kenais-i kadime (eski kiliseler) sulhen fethe delâlet eder. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkmış. Kalenderîleri. 15. hem Avrupa'nın ve hem de Müslüman memleketlerin ticâret merkezi ve mamur bir dünya şehri haline geldi. Nesîmî. Edirne'de iken genç Sultân Fâtih'i etkilemek için Saraya yerleşecek kadar ileri gitmiştir. yüzyıl boyunca Anadolu ve Rumeli'de Hurûfîlerin takibatı devam etmiştir. bu hürriyetin maddî delillerinden değil midir? İstanbul'un harap edilmesi iddiası da doğru değildir.

Bazı Türk'e sövmtt yer alan ' bilir? Önemle ifade < anlamlı olarak kullanın tih'den veya Osmanlı I maktadırlar. sh. Zamanla! olarak kullanılmaya)! "Hangi dindensin?*! Pakistandaki sflzlûl meleriyle açıklanmak! Bu kısa izahdan i geçebiliriz. BİLİNMEYEN OSMANLI Risalesinde bu farkı açk Bütün ilim tarihçild sinden bahsettikleri' fından suiistimal edlln levhası. 191-201. Türkiye'de belli çevreler. Ali'nin. İbn-i Kemâl bu ilmin ehemmiyetini "Er-Risâlet'ülMünîre" adlı eserinde şöyle belirtmektedir: "Büyük evliyaların kerametleri de böyledir. ve ¦SaRisâlesinde bu farkı açıklamaktadır. Hatta fetvayı veren Molla Fahreddin-i Acemî'nin Ali Tûsî'ye olan şu vasiyyeti her zaman için bir ibret dersi olarak kalmıştır: "Avamın sırtından şerî'at asasını eksik etme". sh S'î Akgündüz. c. Kısaca Allah'ın kader ve kaza levhlerinde olmuş yahut olacak bazı şeyleri. Evvela. Dürer ve Gurer. Kur'ân âyetlerinden.l. Defter. Ty. Asırda yazılmış Grekçe Anonim Osmanlı tarihine göre İstanbul'un muhasarası ve zabtı". Bu ilmin Hurufîlik. Mülteka Tercümesi. Halbuki ikincisi bir ilimdir ve İbn-i Kemal çok açık bir şekilde bir 50 Molla Hüsrev. Mitler ve Gerçekler. Allah'ın da yardımıyla. ( Türk tabiri. Belgele' Terimleri Sözlüğü I-ÎJi j(ANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 109 FStih I tem toya t Bu E. Müşkil ve zor meselelerin istihracı gibi. 127-128.. Künh'ül-Ahbâr.. Kur'ân. Türk Hukuk Tarihi. Hz. 94-95. bazı câhiller tarafından suiistimal edilmiş olsa bile. Damad. "XIV. 1. Âli. Hz. Karşı görüş için bkz. Bediüzzaman'dır. 1798. Erdoğan. iki ağaca t nasına kullanılmak yanında para cezas| de para cezası u "Âlî. Mu'avvizeteyn süresiyle de 1971 hâdiselerine işaret etmiştir. asırda bu ilmi hakkıylaj Tayyibetün ifadesiyle | 1971 hâdiselerine işan başka cahilliktir. Fâtih. ikinciyi ilmin dışında kabul etmek. 60 vd. Ma'ruzat. Şunu da ifade edelim ki. c. yine Allah'ın koyduğu işaret ve gösterdiği yollarla ortaya çıkarma ilmine cifir ilmi denir. tamamen inkârı da mümkün değildir. Bütün ilim tarihçilerinin -özellikle Müslüman âlimlerin. bâtıl bir mezhep olan Hurufîlik ile ilm-i cifiri birbirine karıştırmaktadırlar. Baştav. hattı I ve müşkil hakikatları İst 54.. Cin-Akgündüz. Kütp. nüshacılık ve üfürükçülükle ilgisi yoktur. Cifir. hatta her kelimesinden ve harfinden . sh. VII. camia ise ka olmuş yahut olacak bazl| ya çıkarma ilmine clfir I yoktur. kaza levhası. 62 vd.ilimlerin tasnifinde kendisinden bahsettikleri "cifir ve camia ilmi" diye bir ilim vardır. sh. 1/643 vd. Mevkufati. Moskova 19K. 448 vd. Yani evliyalar. Şerif. Fâtih ve Fetih. Tevârih-i ÂH Osman. Fâtih'in onları koruması diye bir şeyin olmadığı yapılan izahlarla ortaya çıkmış bulunmaktadır. 130/a-b. İst. bu ilmi Resûlullah'dan öğrendiği nakledilmektedir.. c.Netice itibariyle tamamen kötü niyetlerle genç Padişah'a sokulmak isteyen bu fitne ve dalâlet grubu. Son asırda bu ilmi hakkıyla kullananlardan biri de. bir başka cahilliktir. 251-260. Künh'ül-tt»:* Vakayl'. 1/282 vd. Bu ilim.! Zunûn.. 51-82. Ebüssuud. 141-143. Ünlv. Çünkü İmam-ı Gazâlî ve İbn-i Kemâl gibi bu ilmi hakkıyla bilen zatlar tarafından da kullanılmıştır. sh. camia ise kader levhası demektir. V. Aydın. Clot. 66-67. Âşıkpaşa-zâde. İbn-i Kemal. Birinciyi ilim. Çünkü tmam-ı( da kullanılmıştır. Mecma'ul-Enhür Şerhu Mülteka'l-Ebhur. en küçük bir zarar vermeden Saray'dan ve Osmanlı akîde dairesinden silinmiştir. 1/343. "Beldetün Tayyibetün" ifadesiyle İstanbul'un fethine işaret ettiği gibi. İbnI I rinde şöyle belirtmek "Büyük evliyaların keı Kur'ân âyetlerinden. vrk. ısrarla ve kasıtlı olarak. Solakzâde. nr. tarr Fâtih'in Ceza Kanu ura.

"Hangi dindensin?" sorusuna. hadd-i şirb olarak vurulacak olan 80 sopanın yanında para cezası alınması emr olunmaktadır veya sopa cezası uygulanmadığı takdirde para cezası uygulanacaktır. Türk kelimesi açıklanırken. meselenin üzerinde durmak istemiyoruz. V. Maddede Türk evlâdının acemi oğlanları arasına ve dolayısıyla yeniçeri teşkilâtına alınmasına karşı çıkılırken. iki ağaca bir akçe cürm alına". Müslüman (Türk Müslüman manasına kullanılmaktadır) ve şehirlü olsa." diye izah getirilmektedir.. Kapıkulu ocaklarındaki sistemi bozan sebepleri anlatırken Kapıkuluna yasak olduğu halde son zamanlarda alınan grupların arasında yer alan Türk. buradaki Türk'den kasdın Müslüman olduğunu biliyoruz. Keşf-üz-Zunûn. Türk veya şehirlü olsa. Maddede ". Mesela. bir kişi içki içse." Koçibey'in. 82. muhtelif yerler. kadı ta'zir ura. Hemân İstanbul'dan ve sâ'ir kasabalardan buldukları eşhası alub pîşkeş deyû Saray'a koyarlardı. Müslüman gençler bu teşkilâta alınmamaktadırlar. Numuneleri dahi görülmüş ve görülür. sh. Sikke-i Tasdik-i Gaybî. Zamanla Türk ve Müslüman kelimeleri Müslüman dünyada da eş anlamlı olarak kullanılmaya başlanmıştır. I. sh. 54. vrk. Eğer biregû hamr içse. kapı kulu ocaklarına Müslümanların a-lınması baştan beri yasaktır. sistem bozulmuş ve bazan paşaların çocukları dahi torpille kapı kulu ocaklarına alınır olmuştur... Mecdî Efendi. tamamen Müslüman kelimesine eş anlamlı olarak kullanılmaktadır. "mahbûb ve müslim" kelimeleriyle açıklanmaktadır. "Elhamdülillah Türk'üm" cevabını vermektedirler. 856-858. I. sh. Burada şunu da belirtmekte fayda vardır ki. Moskova 1961. sh. dır: 37. Pakistandaki sözlüklerde de. Yeniçeri Kanunnâmesinde bulunmakta51 Âlî. Kânun ve zabt ve edeb ahvâllerinden evvelâ iç oğlanları kadîmü'l-eyyâmdan devşirme veyâhûd sahîh kul cinsi pîşkeş ola-gelmişdir. Pakalın. Bazı yazarların iddia ettikleri gibi. Akgündüz. c. Bediüzzaman Said Nursi. Kâtip Çelebi. İşte bu konuyu dile getiren Koçi Bey. Mehmed Zeki. Bu takdirce ol makûle oğlanlar taşraya çıkub Kul tâ'ifesine zabit olub ağa oldukda veyâhûd bir memlekete vâlî olduklarında ahvâlleri ma'lûm ve ehl-i basîret katında hafî değildir.kâfir evlâdın cem' eylemekte fâide odur kim. Nitekim şu anda Arnavutluk gibi Balkan Müslümanları. Bedâyi'ul-Vakayi'. Belgeler Gerçekleri Konuşuyor. Böylesi bir yorum.. . Zira başlangıçta. sh. Yani. Hadâık. Yahudi ve Çingene'yi yan yana zikretmesi. Fâ-tih'den veya Osmanlı Padişahlarından bahsederken de Büyük Türk tabirini kullanmaktadırlar. Osmanlı Padişahları gerçekten Türk'e sövmüşler midir? Kanunnâmelerde veya bazı tarih kitaplarında yer alan "Etrâk-ı bî idrâk = İdraksiz Türkler" tabirleri nasıl açıklanabilir? Önemle ifade edelim ki. Osmanlılardan bahsederken Türkler dedikleri gibi. 110 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN (KMAK. Yukarıdaki ifadeler çok açık bir şekilde bunu anlattığından dolayı. Nitekim 38. 40-53. Bu onlara ilham nuruyla müyesser olur (sh. İstanbul 1960. Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü I-III. c. Zındıklar ve Mülhidler. Bir diğer misâl. Evvela. Koca Müverrih Hüseyin. Kürd. Künh'ül-Ahbâr. kapıkulu sistemini bilmemek demektir. Şimdiki hâl ise ekseri İstanbul'un şehir oğlanları ve Türk ve dahi Kürd ve Ermeni ve Arab ve Çingâne ve Yehûd oğlanları olub on oğlandan bir sahîhce devşirme veyâhûd kul cinsi yokdur.ve hatta Resûlullah'ın hadislerinden bazı mühim ve müşkil hakikatları istihraç etmişlerdir. İstanbul 1983. Ocak. "15. c. II. 131-135.8)"51. 591-592. Arab. İmdi eğer bu makûle eşhâs-ı muhtelife Saray'a kullanmak câ'iz olsa idi. Fâtih'in Ceza Kanunnâmesinde. c. 182-183. 1. Türk'ü Çingene ve Yahudi ile eş tutması manasına alınamaz. I. yabancı tarihçiler Türk kelimesini Müslüman tabiri ile eş anlamlı olarak kullanmışlardır. selefde olan sâhib-i ukalâ-i devlet devşirme ve kul cinsini kânun etmezlerdi. Bu kısa izahdan sonra Osmanlı kaynaklarındaki ve Kanunnâmelerindeki izahlara geçebiliriz. sh. özellikle hakkında en çok dedikodu edilen Fâtih devri Kanunnâmelerinde. Türk'ü Müslüman anlamında kullanarak ve hür insanların bu teşkilâta alınmalarını tenkit ederek şöyle demektedir: "80. Gerçekten bu kural çiğnenmeye başlanınca. c. 153/b-154/a. Türk tabiri.

Amma kaçan bu denlü Türkçe bilmemek ne âlemi vardır? Bunları bari cem' eyledikden sonra Türk üzerine verüb Türkçe'yi öğrense ve !*gj| dahi sefer-l zater-MMİ Üçüncü¦ siz Türkler ifa avamdan ola kullanılmıştırj nemli olan.* kavuştun evlenmesi. yeniçeri olmak üzere toplanan gençlerin acemi ocağında eğitilmesinden evvel. Ve acemi oğlanının cem' olunub bir uğurdan ikişer akçe ile yeniçeri olmak Sultân Murâd Hân zamanında ref olunub birer akçe ulufe ile acemi oğlanı eyledikleri gibi birer akçe ile bir uğurdan acemi oğlanı olmak dahi ref olunub Türk üzerine verilmek dahi Fâtih-i İslâmbol Sultân Muhammed Hân zamanında olmuşdur". 53 Beşe: Paşa kelimesinin muhaffef şeklidir ve daha ziyâde yeniçeriler arasında kullanılır.İkinci olarak. s». ı 4-C nikâh akı "TM* s« mesl. 52 Eğri Kapı: Edirne Kapı yakınlarında bir sur kapısıdır. Nitekim benzeri bir tabir de Ekrâd-ı bî idrâk şeklindedir. Şii gruplan I bî akl u din. ol zaman kim. Osmanlı Devleti. Şu madde daha da enteresandır ve aslından okumak zaruridir: "25. Bizce asıl ö-nemli olan.] birleri kulların ntn bulunacağ dür. Ve olmağa bâ'is oldur kim. Bu kanun. dahi sefer-i zafer-âsâra gönderseler olmaz mı? idi"54. Ierdlr? I Fâtih ( ile evle denilen < zamanına I tih'den evlenmeleri! 1-FJl ile evlen 2-C kâh akdi) 3. bazı tarih ve fıkıh kitaplarında geçen Etrâk-i bî idrâk yani idraksiz Türkler ifadesine gelince. Anadoluda Celâlî isyanlarını çıkartan ve Osmanlı Devleti'nin ayak bağı bulunan Şii Türkmenler için kullanıldığını gayet açık bir şekilde kanunname metinlerinden anlayabilmemizdir. Türk düşmanı diye ifade edilen Fâtih zamanında kanun hükmü haline getirilmiştir. t Akgiindöı 0 J997. #| muhtelif teVM Î5HANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 111 ir ınpna çe'yi öğrense ve belâya mu'tâd olub ba'dehû ulufeye yazdırub ve ba'dehû kapuya çıkarsalar. bu tabirin. m). dediğin gerçekdir. sa'âdetle İslâmbol'u feth eyledikleri zamanda Eğri Kapu" kurbünde Tekfur-ı makhûrun sarayına konub Ayasofya Câmi"inin çanların yıkub minarelerin bina edüb cum'a namazına azîmet buyurub geri saraylarına döndüklerinde yeniçeri ocağı yoldaşları Padişah-ı cihân-penâh Hazretlerini selâma durduklarında Padişah-ı âlem-penâh Hazretleri sağına ve soluna selâm vericek içlerinden birisi "Aleyküm'üs-selâm Muhammed Beşe53" dedi. Türk üzerine verilmeğe Türk'e vermek de denir. Müslümanlaştırmak ve Türkçe öğretmek üzere. bu tabir daha ziyade göçebe halinde yaşayan ve genellikle avamdan olan bazı Türkmenler ile Anadolu'da Şi'anın tahrikiyle isyan eden Celaliler için kullanılmıştır. I bağı bulunan] lerinden anfe tarihçileri. İbn-i Kemal başta olmak üzere. bütün muteber Osmanlı . Pâdişâh dahi Saray'a gelicek ol zamanda Düstur-i a'zamları olan Mahmûd Paşa'yı da'vet edüb "Lala! Bu oğlan benim selâmımı aleyküm selâm Muhammed Beşe deyü almakdan murâd nedir? Ve bu nasıl selâm almakdır?" deyicek. Mahmûd Paşa bunların kâfirden müselmân olub ümmî olduklarını ve bunların yanında "Beşe" demekden azîm ta'zîm olmaduğunı bir bir beyân edicek Padişah Hazretleri dahi etti: "Lala. Acemilerin ocağa alınmalarından evvel Anadolu'da Türk çiftçisinin yanına verilerek zirâ'at işlerinde kullanılmaları ve bu arada Türkçe'yi ve İslâm ahlakını öğrenip benimsemeleri gayesiyle Türk ailelere muvakkaten verilmelerine Türk'e vermek denirdi. Bu sıfatı I Burada ! Türkçe ey ailelere ve ayrıca kanunu 55. Üçüncü olarak. Türk üzerine verilmesini kanun haline getirmiştir. Kanun maddesi şöyledir: "24.

c. Sultânu Selâtîn'il-Arab ve'l-Acem ve't-Türk unvanını sahiplenmez. Bir kısım hukukçular. Padişah Anaları. Siyâsetnâme. md. 55. Dalkıran. Osmanlı Devleti'nin yıkımına sebep olan isyancı gruplar için ve özellikle de Şi'î grupları kasdederek.Fâtih'in henüz tahta geçmeden Dulkadiroğlu Süleyman Beğ'in kızı Sitti Hâtûn ile evlenmesi. md. Bu istisnalar şunlardır: 1. Yılmaz. Akgündüz.Genç Osman'ın Şeyhül-İslâm Esad Efendi'nin kızı Âkile Hanım'ı hür bir kadını nikâh akdiyle alması şeklinde değerlendirirsek. IX. 2. Mısırlı Bezmiârâ Hanım'ı nikâh akdiyle zevceleri arasına sokmuştur ve muhtemelen hür olarak nikâh akdini icra eylemiştir. cemâ'at-ı kallaş. İkbal. 135 vd. hür bir kadınla evlenmeye imkânının bulunmamasını. 56. Osmanlı Padişahları. Bu şart gerçekleşmesi halinde de. Akgündüz. sh. 24-30. Osmanlı Kanunnâmeleri. Hür kadınlar varken cariyelerle evlenmek dinen caiz midir? Ayrıca Cariyelerle nikâhsız yaşamalarının şer'î dayanağı nedir? Kur'ân-ı Kerim. 3. md. aksi takdirde evlenmenin gayr-ı sahih ve bazılarına göre de mekruh görüldüğünü beyân etmektedirler. Sultân Abdülaziz'in Mehmed Ali Paşa ailesinden gelen Tevhîde Hanım ile evlenme arzusunu ise Keçeci-zâde Fuad Paşa engellemiştir. İstanbul 1997. Bkz.Sultân İbrahim'in Telli Haseki de denen Hümaşah'ı debdebeli bir düğün ile ve nikâh akdi ile eşliğine kabul etmesi de önemli bir istisnadır. hür erkeklerin cariyelerle nikâh yaparak evlenmelerini.. Bu sıfatı bütün bir millet için kullandıklarını söylemek mümkün değildir. halbuki hür bir kadınla evlenme imkânı varken câriye ile evlenmesinin sahih ve caiz olduğunu ifade . 99. muhtelif yerler. Ancak câriye olan bu kadını. Türk milletine düşman olan bir devlet. ayrıca cariyelerin Müslüman veya ehl-i kitap olmaları şartı aranmaktadır. bu durumun hür erkeğin birinci Hanım'ının hür bir kadın olması halinde söz konusu olduğunu. sh. bu madde en güzel şekilde anlatmaktadır. Bkz. hür bir erkeğin câriye ile evlenebilmesi için. Burada şunu ifade edelim ki. söz konusu kaidenin ilk cariyeden olan istisnasıdır. sh. 6. nikâh ile ve özellikle de hür kadınlar ile evlenmeyi terketmişler. bunun yerine Kadın Efendi. saltanattan önce olması hasebiyle pek istisna da sayılmayabilir. Yeniçeri Kanunnâmesi. İbn-i Kemal ve Düşünce Tarihimiz. Müslüman hür kadınlarla ile evlenebilme gücü ve imkânı bulunmama şartına bağlamaktadır. ayrıca kanunnamelerinde Türk kelimesini Müslüman ile eş anlamlı olarak kullanmaz55. Bununla Türklerin veya Kürtlerin idrâkli veya idraksiz olanlarının bulunacağını ve isyan eden gruplara bu sıfatın verildiğini hemen anlamak mümkündür. 163. Muhtelif yerler. Osmanlı Kanunnâmeleri. 15. Bazı farklı yorumlar için bkz. Osmanlı Kanunnâmeleri. şeytan kulu.Oğlu II. Mevlüt Uluğtekin. 112 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 5. Gözde veya Peyk denilen cariyeler ile yaşamayı tercih etmişlerdir. resmî dilini Türkçe eylemez. müfsid-i fâsidi'tikâd ve benzeri tabirleri kullanmaktadırlar. I. Etrâk-i bî idrâk. Bu teamülün Osmanlı Devletinin yıkılış zamanına kadar devam ettiğini ve pek az istisnalarının bulunduğunu görüyoruz. Ankara 1988. c. 57. sh. 54 Türk üzerine vermenin ne demek olduğunu. 4. Kızılbaş-ı Evbaş. IV. Etrâk-i Nâ-pâk. topladığı Hıristiyan gençleri. Meram. Hanefi hukukçular.tarihçileri. Fâtih'den itibaren hep cariyelerle mi evlenmişlerdir? İstisnaları yok mudur? Fâtih devrinden itibaren Osmanlı Padişahları. Osmanlı'nın Arka Bahçesi. bir görüşe göre âzâd edip hürriyetine kavuşturdukdan sonra ve bir görüşe göre de câriye kalmakla beraber nikâh akdiyle evlenmesi. Bkz. 37. Ekrâd-ı bî akl u din.Sultân Abdülmecid. Akgündüz. ahlakını ve lisanını öğrenmek üzere Türk ailelere vermez. Sayın.Kanunî'nin câriye olan Hürrem Sultânı. önemli bir olaydır. 349. c. 38. Bâyezid'in Karaman Oğlu Nasuh Bey'in kızı Hüsnüşah Hâtûn ile ve nikâh akdi yaptırarak evlenmesi ilk istisnadır denilebilir. 55 Fâtih Ceza Kanunnâmesi. Fâtih'den itibaren hür kadınlar ile veya cariyeler ile nikâh akdi icra ederek Padişahların evlenmeleri tamamen istisnai bir durum haline gelmiştir. âzâd ederek hür olarak mı evlendiği yoksa yukarıda izah ettiğimiz gibi câriye olarak mı onunla nikâh kıydığı tam belli değildir.

Hür bir kadınla evli olan hür erkeğin bir câriye ile evlenmesi ise sahih değildir.' bozmuştur. nikâh akdi yapmadan istifrâş hakkını kullanarak yine karı-koca hayatı yaşamak mümkündür.etmektedirler. "Onlırİ lar. cariyelerle nikâh akdi ile evlenmek caiz ise de. a) Padiş. âzâd ederek evlendiği câriye ile hür olarak evlendiği diğer hanımları arasında hiçbir hüküm ve statü farkı mevcut değildir. daha evvel evlendiği hür bir kadın yoksa. kahir ekseriyetle Osmanlı Padişahları. Peygamber. nasıl devlet ve kapıkulu kadroları. Fetvaya esas olan da bu olduğundan dolayı. Ancak . bir akın sırasında esir edilerek Padişah'a takdim edilen Hürrem Sultan'ı önce âzâd etmiş ve sonra da nikâh akdi ile eşliğine almış ve Fâtih zamanından beri devam eden cariyelerin nikâhsız istifraş edilmesi kaidesini bozmuştur. daha evvel hür bir kadınla evli olması. köle veya hür başka erkekler ile evli olmayan cariyeler. İslâm Hukukunun câriye kabul ettiği kadın kölelerin bir statüsü de. t takdim edilenı ve Fâtih zam. Osmanlı Padişahları. nikâh akdiyle ve hür kadınlarla evlenmeyi terk etmişler ve bunun yerini cariyelerle ve nikâh akdi yapmadan karı-koca hayatı yaşama usulü almıştır. hür kadının rızasıyla böyle bir evliliğin caiz olacağını ifade ederken. "Hür bir kadın üzerine câriye ile evlenmek sahih olmaz" buyurmuşlardır. Bu durı kadınla evli ise. İslâm Hukukuna göre. iki şekilde Padişahlar ile karı-koca hayatı yaşayabilirler: Birincisi. Böyle bir evlilik halinde. d&ti meşine mânı! evlendiği diğer araştırmacılara göre. ehl-i kitap veya Müslüman olan bir câriye ile evlenmesi. cariyelerle evlenmeyi âdet haline getirmişlerdir. Kanunî Sultân Süleyman. Fâtih devrinden Osmanlı Devletinin yıkılışına kadar. hür bir kadınla evlenme imkânları bulunmasına rağmen. hür bir kadınla evlenme imkânı bulunsa dahi. Osmanlı Devletinin resmî Kanun-ı Umûmîsi sayılan Mültekâ'daki ifade aynen şöyledir: "Hür bir erkeğin.r bu durumda >>¦ kadınla evli olmasp. Bu tesbitten de anlaşılacağı üzere. sahih ve caizdir. dört sınırını aşmamış olmak şartıyla. Ostlerle Mya) Padişah evlenmeden önce cariyesini âzâd eder yani hürriyetine kavuşturur ve bu durumda hür bir kadınla evlenmiş olur. I hükmü gereği r nı ifade etrr Müslüman olu evlilik akdi I ğan çocukları i kurtulamadığı! lklnciıi)t yesi ile heı olan bu hakka İ Kur'ân. Bir kısım araştırmacılara göre. Padişahın eli altındaki cariyesi ile nikâh akdi yaparak evlenmesidir. hal tedir. Harem'deki kadınlar saltanatı da devşirmeler ve dışarıdan satın alınan değişik milletlere mensup cariyelere terk edilmiştir. Çünkü i yanağını açıkl ifadesiyle ı delere bağlat istifrâş hakkmı| cariyenin ı bazı cüz'i f ma poligam leme sürt me konu» etkileme ÖnemJj'J yaptığı takı ile kan-kı istifra. Fâtih Sultân Mehmed'den sonra. devşirme erkeklere bırakılmışsa. AncaK âzâd edip som b) Câriylenir. eş statüsündeki veya istifrâş hakkı bulunan cariyeliktir. Zira Hz. Bu da iki şekilde olur. Bu hususda İmâm Mâlik. Bu durumda. cariyesini âzâd ederek evlenmesine mâni teşkil etmez. ( hakkı I ya İMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 113 (i ile ve İhı ka10laI. İmâm Şâfi'î de kocanın köle olması halinde böyle bir evliliğin caiz olduğunu söylemektedir".

Efendi'nin istifraş hakkına dayanarak cariyesi ile karı-koca hayatı yaşamasına teserrî de denmektedir. bu kaidenin Sultân İbrahim'in Telli Haseki'yi önce âzâd edip sonra da nikâh akdi ile onunla evlenmesi ile bozulduğunu ifade etmektedirler. Böyle bir cariyenin Padişah ile yaşadığı karı-koca hayatının akıbetini de ikili bir ayırıma giderek izah edelim: a) İstifrâş hakkına dayanarak karı-koca hayatı yaşadığı cariyesinden efendi çocuk sahibi olunca. o zaman ehl-i kitap veya Müslüman olmaları şartıyla câriyesiyle nikâh akdiyle evlenebilecektir. Bu durumda nikâh ihtiyatî bir nikâh olacaktır. Efendi için sabit olan bu hakka istifraş hakkı denmektedir. b) Cariyesi câriye statüsünde kalmakla beraber. Bu kaideye uygun olarak Osmanlı tarihinde Padişah'dan hâmile kalan bir câriye. Padişahların zevceleri gibi sayılırdı. Miras münâsebetinin dışında bazı cüz'i farklar da vardır. aile içerisindeki statüyü fazla etkilemeyen hallerdir. Bu sebeple birden fazla evlenme konusundaki sınıra riâyet edilmeye ihtiyaç kalmamıştır. cariyenin efendisinin mirasından istifâde edememesidir. Nisa Süresindeki âyetin hükmü gereği mekruh olacağını ve bir kısım hukukçular ise bu akdin sahih olmayacağını ifade etmişlerdir. Osmanlı Padişahları bir kısım cariyeleri ile nikâh akdi yapmasına karşılık. İkincisi. Bu sebeple özellikle Kadın Efendiler. Padişah nikâh akdiyle onunla evlenir. tstifrâş Hakkı veya teserrî denilen câriye ile yaşamanın hukukî statüsü ve sınırları nelerdir? îstifraş hakkının ve buna dayanılarak teserrî yani câriye ile karı-koca hayatı yaşamanın hukukî statüsü ve sınırları şu şekilde özetlenebilir: Padişah ile karı-koca hayatı yaşayan câriye. bazı hukukçular câriye ile olan nikâh akdinin. böyle bir sınır mevzubahis değildir. kendi cariyesi dışında bir câriye ile nikâh akdi yaptığı takdirde birden fazla evlenmenin sınırına riâyet edecektir. Müslüman veya ehl-i kitap olan câriye ile istifrâş hakkına dayanarak karı-koca hayatı yaşayabilir. Mesela istifraş hakkı ile bir câriye ile karı-koca hayatı yaşama poligami = birden fazla kadınla evlilik sınırına tâbi olmama. Eğer Padişah hür bir kadınla evli değilse. istifraş hakkı bulunan bir kısım cariyeleri ile de teserrî yani nikâh olmadan karı-koca hayatı yaşamıştır. Kısaca ifade etmek gerekirse. Padişah. câriye de ümm-i veled statüsüne geçer.çoğu tarihçiler. Padişahların zevceleri yani eşleri olarak takdim edilmiştir ve doğru olan da budur. Hatta öylesine kaideler konulmuştur ki. hemen Kadın statüsüne geçer. Her iki halde de evlilik akdi ihtiyatî bir akittir ve hukukî sonuçlarını tam doğurmaz. iddet ve boşamada bekleme sürelerinin yarıya indirilmesi ve daha önce de ifade ettiğimiz gibi cariyenin örtünme konusunda hür kadınlar gibi olmaması gibi farklar. Bu durumda. Her ikisinde de doğan çocukları hür olarak doğar. Hanefi hukukçulara göre. Kur'ân. Efendisi dışında kimse ile karı-koca hayatı yaşayamaz. Asıl câriye hukuku burada söz konusudur. Ayrıca efendi daha evvel hür bir kadınla evli ise. Ancak istifraş hakkı ile karı-koca hayatı yaşaması halinde. tam zevce olarak kabul edilmemeleridir. 114 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 57. Osmanlı Padişahlarının aile hayatlarında ri'âyet ettikleri hukukî statü çoğunlukla budur. Efendi'nin cariyeden doğan çocuğu hür olarak dünyaya gelir. İslâm hukuku. Ancak önemle belirtelim ki. daha önceden olmasa bile. başka bir erkek ile evli olmayan bir cariyesi ile herhangi bir nikâh akdi olmadan karı-koca hayatı yaşayabilir. İslâm hukukuna göre. Kur'-an'ın ifadesiyle zinaya yol açmaması ve gizli metres hayatına dönüşmemesi için önemli kaidelere bağlanmıştır. efendi. bu istifraş hakkı da. "Onlar namuslarını korurlar. Padişah. Çünkü bunu yapanlar ayıplanmazlar" buyurarak. câriye statüsünü bile köle kadınların hürriyetlerine kavuşmaları için vesile kılmıştır. Hürrem Sultân'ınkinin bu gruba girdiği ve cariyelikten kurtulamadığı daha evvel ifade olunmuştu. Padişahın karısı gibi olur. Padişahın zevceleri gibi dememizin sebebi. sadece eşleri ve cariyeleri ile ilişki kurarlar. Ayrıca Efendi'nin ölümüne bağlı olarak annesini de hürriyetine kavuşturur. istifraş hakkının şer'î dayanağını açıklamaktadır. Önemle ifade edelim ki. Zira tam zevce kabul . hür ve evli bir kadın ile istifraş hakkına dayanılarak karı-koca hayatı yaşanan câriye arasındaki en önemli fark.

' konusudur. Çocuk sahibi olmadan karı-koca ilişkisini devam ettirebilir. böyle bir iddia bütün kadın efendiler için doğru değildir. olmasa bile. Osman» S (ANLI İRltüBİLİNMEYEN OSMANLI 115 hibi olmadıkları cariyelerdir ki. Üçüncü Grup: Beraber karı-koca hayatı yaşadıkları ve ancak genellikle çocuk saf hibi olmadıkları cariyelerdir ki. Ancak bunun da bazı kaideleri vardır. Osmanlı Padişahlarının aynı anda dört beş kadın ile beraber olanları ve yaşayanları çok azdır.edilince. başlamıştır. mutlaka nikâh ile evlendiği câriye demek değildir. Padişahların kendileriyle cinsi münâsebette bulundukları ikballer ve son zamanlarda ortaya çıkan gözdeler ve peykler bu statüdedirler. O halde Osmanlı Padişahlarının Fâtihden itibaren beraber oldukları kadınları. Her birinin ayn I dediğimiz daha İyi anlaşıl) 58. 3. Ancak birisinden boşandıktan sonra diğerini nikahlayabilir. peykler ve has odalıklardır. 2. Dördüncü Grup: Her Padişahın olmamakla birlikte. bunların sayısı mahduttur. Kadın Efendi demek. bunlara ikbal adı verilmiştir ve II. Padişah. evlenilen kadın câriye de olsa.Bugün Türkiye'de» hadise devleti yönetenleri»! nn eşlerinin adlan. Bunların azami sınırı da dörttür. karı-koca hayatı yaşadığı cariyesinden çocuk sahibi olmayabilir. İkballer ço< bazan da nikâh akdi ile / Dördüncü Grup: i ikbal adayları demek olan ^ dörttür. Yani Padişahların Kadın Efendi ve İkballer dışında karı-koca hayatı yaşadıkları cariyelerin sayıları sınırlıdır. Yani Padişahların | cariyelerin sayılan siniri Osmanlı Padişahlarının! çok azdır. İkballer çocuk doğurdukları zaman çoğunlukla Kadın Efendi olmuşlar ve bazan da nikâh akdi ile zevce haline getirilmişlerdir. bu dediğimiz daha iyi anlaşılacaktır56. Böyle bir cariyenin başka biriyle karı-koca münasebetine girişmesi zina sayılır. böyle bir cariyeyi başka bir efendiye satabilmesi ve Efendi'nin istifrâş hakkını elde edebilmesi için. Fâtih döneminden i meyi neden terk < cih etmişlerdir? girme fırsatı eldd i Bu soru. Nikâh ile alınması. Ancak dört kadın sınırını zorlamadıkça kadın efendiler ile nikâh akdi yaptığı da doğrudur. Nikâh akdi yaparak evlendikleri hemen kadın efendi unvanını alırlar. 58.. yakınlarınııt(| dır. b) Padişah. Halbuki bu statüde olunca. Harem j) Akgündüz. Halbuki bir anda dörtten fazla câriye ile Kadın Efendiler olarak hayat yaşayan Padişahlar vardır. Her birinin ayrı ayrı hanımlarını ve çocuklarını liste halinde inceleyince. Bazı O™ lardır. bekleme süresi bitince yeni efendi ile karı-koca hayatı yaşamaya başlayabilir.Birden I devletin kaçınma sel» düğünlerde hedlptl 56 Kur'ân. OsmanoJM Çağatay. farklı < 1. en fazla sekize çıkmıştır. İM vd. birinci şıkta belirttiğimiz ümm-i veled hükümleri devreye girer. Fâtih döneminden itibaren Osmanlı Padişahları hür kadınlarla evlenmeyi neden terk etmiş ve Cariyelerle aile hayatı yaşamayı neden tercih etmişlerdir? Böylece Türk olmayan unsurlar Osmanlı Sarayına girme fırsatı elde ederek Türkler dışlanmamış mıdır? . son zamanlarda görülen ve ikbal adayları demek olan gözdeler. Ayşe Osmanoğlu'na göre bunların çoğu nikâh ile alınmaktadır. ayrılığın üzerinden iki hayız müddetinin geçmesi gerekir. Bugün böyle oldujjuj nan Hürrem Sultân'uij mektedir. Mustafa'dan itibaren başlamıştır. aynı anda dört kadından fazla olanı haram haline getirir. Bunun yolu azldir. Aynı şey. İkinci Grup: Nikâh akdi yapmadan beraber oldukları ve ancak ümm-i veled statüsündeki yani çocuk sahibi oldukları Kadın Efendilerdir. En önemlisi de. Osmanlı! ve amcalardan I tinin yıkılış sebepleı mektedir. Kadın Efendilerin sayısı yediye kadar çıkmıştır. Hamile değilse. dört kadın sınırı söz konusudur. Şayet câriye hamile ise.Osmanlı l geniş bir ülkeyi we Bunun için de Paı da yolu Harem'd mektir. Bunların sayıları. iki kız kardeşi câriye olarak eli altında ve bu statüde bulundaramaz. Bu duruma göre. dört gruba ayırmak mümkündür: Birinci Grup: Nikâh akdi yaparak eş kabul ettikleri kadınlardır ki.

126-127. devlet idare etmenin ve özetle menfaat ve yetkinin paylaşılmasının bulunduğu her yerde. Bunun da yolu Harem'den başka varacağı yer olmayan cariyelerle aile hayatını devam ettirmektir. Harem II. Lale devrinde yapılan düğünlerin çoğu bu dediklerimizi teyit edecek mahiyettedir. Ayşe. Bugün böyle olduğu gibi. Babam Sultân Abdülhamid. Padişahların Kadınları ve Kızları. Tarih Deyimleri. devleti. Bunun en acı misâli.. sh. 364 vd. Mü'minûn. İstanbul 1994. neden dev56 Kur'ân. 5-6. Osmanoğlu. Fâtih devrinden itibaren Osmanlı devlet teşkilâtında "devşirme ve mühtediler partisi" ile "Türk aristokrat partisi" arasında tam bir mücadele yaşandığını. 328 vd. 121. sh. Çağatay. Bunun için de Padişah'ın ailesinin taşra ile alakasının olmaması gerekmektedir. Osmanlı Padişahları. Nikâh akdiyle alınan Hürrem Sultân'ın devletin başına açılan ilk ve en büyük gaile olduğu çok iyi bilinmektedir. Osmanlı Tarih Lügati. bazı mücadelelerin bulunması reddedilemez bir gerçektir. sh.Bu soru. İbrahim'in Telli Haseki ile yaptığı evliliktir ve maalesef devlet para darlığı içinde olmasına rağmen. tarihde bir çok devletlerin kendilerine tabi olan aristokrat beylerin isyanlarıyla yıkıldıklarını verdiği misâllerle .Bu arada.Birden fazla evli olan Osmanlı Padişahlarının nikâh ve düğün yapmamaları. 311 vd. sh. Nisa. sh. Bizce bazı sebepleri şunlardır: 1. Itk. yeğenlerden. 542 vd. 25. Osmanlı Kanunnâmeleri. I. Düğün törenlerine yapılacak masraflar ve bu düğünlerde hediye adı altında dönecek dolapları da bir hesaba katarsanız. kayınbiraderlerden. Aynı şey Sultân İbrahim'in nikâh akdi ile aldığı Hümaşah Hanım için de söz konusudur. 59. Fâtih'in daima Türk aristokrasisinin aleyhinde yetkilerini kullandığını ve dönme asıllı paşaların devletteki Türk unsurları temizlediğini ileri süren yazarlar var. devletin bütçesini sarsacak düğün ve nikâh masraflarından ve yapılacak israflardan kaçınma sebebini de ihtiva etmektedir. bu tür hanedan görüntülerinden açıkça yakınmış-lardır. Akgündüz. Ancak böyle bir siyâset. Sertoğlu. Türk unsurunun Saray'dan uzaklaştırılması değildir. 38-42.Bugün Türkiye'de ve başka dünya devletlerinde. 3. devletin başını en çok ağrıtan hadise devleti yönetenlerin ailesi ve hanedan söylentileridir. 34-35. 40-41. Damad. Böylesine geniş bir ülkeyi idare etmek devlet sırlarının dışarıya sızmamasını gerektirmektedir. c. II. İbn-i Kemal konuyu açıklarken. Zira böyle davranmaları Allah'ın ve dinin emri değil. 116 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNE şirme yani câriye usulüne dönüldüğünün sebebini kolay anlarsınız. yakınlarının işe karıştığı ve devlet pastasından pay talep ettikleri bir vakıadır. c. Harem II. Osmanlı Devletinin yıkılış sebeplerinin başında.. c. Fâtih'den itibaren Osmanlı Devleti'nin bir kanun ve anane haline getirdiği devşirme sisteminin (gılmân sistemi ve kapıkulu sistemi de denmektedir) veyahut bir diğer ifadeyle haremden ve kapıkulundan çıkanların devlet idaresinde Türk ve şehirlü olanlara tercih edilmesinin yanlış yönlere çekilmesini doğru bulmuyoruz. 49. çevrede beylik ve fethedilecek memleketin kalmaması. Uluçay. 4. Pakalın. I. Ancak sadece Osmanlı Devleti'ni tenkit uğruna.Osmanlı Devleti'nin sınırları bir zamanlar 24 milyon km2yi bulmuştur. farklı şekillerde cevaplandırılmıştır. Osmanlı tarihinde de böyle olmuştur. Buhari. Böyle olmasa bile. devlet siyâsetinin gereğidir57. dayılardan ve amcalardan korumak için böyle bir riske girmemeyi tercih etmiştir. II. 2. Dünyada bazı başbakanların eşlerinin adları. Ankara 1992. eski bey ve kral kızları ile evlenme âdetini ortadan kaldıran sebepler arasında sayılabilir Dolayısıyla Osmanlı Padişahlarının özellikle câriye asıllı hanımlarla evlenmesinin sebebi.. tenkit edilebilir. en az bir sefer masrafı kadar düğün için masraf yapılmıştır. Mecma'ül-Enhür. Bazı Osmanlı Padişahları. Bu iddialar doğru mudur? Saltanatın. kapıkulu sisteminin devletin istikrar ve devamını sağlayan bir müessese olduğunu. Padişah kızları ile evlenen damadların suiistimali gelmektedir. yakın devlet olarak İran ve benzeri Osmanlıların sevmediği sülalelerin bulunması da. Mafya liderlerinin isimleriyle birlikte telaffuz edilmektedir.. sh.

Ta birbirinizi tanımalısınız. vatanları bir. Sultân Cem'i tahta çıkarma ve hatta Fâtih'i zehirletme isnadlarının yapılmasına sebep olmuştur. İbn-i Kemal'e göre. kabile kabile yarattık. muhabbeti ve birliği iktiza etmektedir. Kürdler ve Araplar gibi Müslüman unsurlar yanında. İbn-i Kemal'e göre. 40-41. İçlerinde ve kalblerinde hâkim olan din duygusudur. Âşıkpaşa-zâde. 315 vd. 939. Ahmed. kitapları bir. Sîman-oğulları Devleti bir asilzade olan Mahmûd Sebüktekin'in isyanıyla ve Büyük Selçuklu Devleti de Harizm-şah'ların isyanlarıyla yıkılmışlardır. 57 Akgündüz. Padişahın Kadınları ve Kızları. Kaderin çoğu peygamberleri şarkta göndermesi işaret ediyor ki. Ve birbirinizdeki sosyal hayata ait münasebetlerinizi bilesiniz ve birbirinize yardım edesiniz. bazı irsâdî vakıfları neshederek tîmara çevirmesi ve yeni vergiler koyarak hazineyi güçlendirmeye çaılşması sebebiyle. 141. garplılar gibi değildir. bir. Osmanlı şöyle düşünmüştür: devletin belkemiğini teşkil eden Müslümanlar ayrı ayrı milletlerden ve kabilelerden olabilirler. Türk düşmanlığından değil. Yoksa. c. selefdeki devlet adamları zikredilen kanunu koymazlardı.. Abbasîler. Devlet adamları arasında her zaman görüş ayrılığı bulunabilir. Harem II. Kadınlar Saltanatı. devletin devam ve bekasının böyle bir sistemde görülmesinden kaynaklanmaktadır. taife taife. Şarklılar. Zad tay»rrc in1 I-2-m. İstanbul 1997. 61-62. Zaten Kur'ân da aynı hakikati beliğine şöyle ifade etmektedir: "Sizi. onun son derece namuslu olduğunu ve rüşvet yemediğini kabul etmektedir. Veziriazam Karamanı Mehmed Paşa ile İshak Paşa veya Cem Sultân ile II. halk ve asker tarafından sevilmemektedir. bunlardan birisinin vali veya benzeri memuriyete geldiklerinde nasıl isyan ettiklerinin gayet iyi bilindiğini açıkça beyan etmektedir. Bu kadar bir birler. İbnül-Emin Saray. 4. gayr-i müslimlerden de alınmaları yasak olan Yahudi ve Çingenelerin alınmaya başlandığını. 131. milliyetin hayatı ve ruhudur. İslâm Hukukunda Kölelik-Câriyelik Müessesesi ve Osmanlı'da Harem. Sh. daha evvel kapıkulu arasına alınması caiz olmayan Türkler. Bu isnadlar sonucunda Yeniçerilerin ellerinden kurtulamamıştır. Bu sevilmeyişi. Karaman? Mehmed Paşa'nın yeniçeriler tarafından katledilmesini. Muteber tarihçilerin ittifakla beyanına göre. kardeşliği.. millet millet. Baskı. BA. eğer bu grupları kapıkulu sınıfına dahil etmek caiz olsaydı. husumet edesiniz diye değildir" Müslümanlar indinde ve yanında din ve milliyet. kendi zamanında. biri be!! etrayn bağı. kabile kabile yaptım ki. Bâyezid arasındaki mücadeleyi. Ancak aralarında binbirler adedince birlik bağları vardır. sizi. Karamanî Mehmed Paşa. Koçi Bey'e göre. Bu açıdan bakıldığında.anlatmaktadır. nr. bunları birbirinden ayırmak mümkün değildir. bizzat müttehiddir. Ahmed Refik. 37-39. Uluçay.. Belki din. söz konusu partilerin mücadelesi gibi göstermek de mümkün değildir. yek diğerinize karşı inkâr ile yabanî bakasınız. Koçibey de. şarkı uyandıracak ve terakki . III. Aralarında itibarî ve arızî bir ayrılık var. kıbleleri bir. sh.. iç oğlanlarının ve Enderun'a alınan insanların eskiden beri devşirme veyahut gerçekten köle asıllı olanlardan seçildiğini. Kul sistemiyle aristokrat bir sınıf kabul etmeyen Osmanlı Devlet sisteminde. her şerefi devlette bulmuş olan köle asıllı kişilerin devlete isyan edemedikleri ilave olunmaktadır. Türk aristokrasi partisi ile devşirmeler arasındaki mücadele gibi göstermek doğru değildir. Rezzâkları bir. İMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 117 itelet ley ve e ve ItnüO halde bu sistem. bu manadaki aristokratların isyanıyla. 16-17. Yaratanları bir. kapıkulu sistemi ile. peygamberleri bir. Karamanî Mehmed Paşa'yı sevmediğini her ifadesiyle belli etmesine rağmen. sh.

Yılmaz. 58 Kur'ân. Safa. Asr-ı saadet ve Osmanlı dönemi bunun en bariz misâlidir. Bu hakikati bir asır önce gören büyük âlim Bediüzzaman. 303/b'de bulunan ve 885/1480 tarihinde yazılan Fâtih'e ait bir ferman. Konunun ayrıntılı izahını. Bâyezid Sultân olunca babasının bu tasarruflarını iptal yoluna gittiği söylenmektedir. Koçi Bey Risalesi. Muhtelif yerler. Bu dediklerimizi teyid eden bir kayıt da. sahih vakıflar değil. Nitekim 1382 yılında Sultân Berkuk'un huzurunda toplanan İslâm hukukçuları da. Mürsel. "Reformcu Bir Hükümdar Fâtih Sultân Mehmed". Bunun aslı nedir? Tek nüshası Bursa Şer'iye Sicilleri. başlangıçta hatalı yapıldığı için bütün efkâr-ı âmmede de aynı yanlış kanâat devam etmekte ve "Fütuhat için çok askere ihtiyâcı olan Fâtih'in bir çok vakıfları "mensûh" sayarak tımara çevirdiği ve bunların. irsadî vakıf veya tahsisat kabilinden vakıf dedikleri bu çeşit vakfın. tekrar mirî . c. Şerâfettin Turan neşri. Hâdiseler doğrudur. Padişah Anaları. değirmen ve kısaca müsakkafât yani çatılı mal türünden vakıflara müdâhale edilemeyeceğini hükme bağlamaktadır ki. Şimdiki şarklılar. Zira o. Ancak Eyyubî Devleti zamanında. Osman Gâzî zamanından beri tahsis edilen yerlerin bunun yaptığı düzenlemeler ile geri alındığını. A 3/3. Hucurât Suresi. sorulan bir suâl üzerine İbn-i Ebî Asrûn isimli bir âlim. Fâtih Sultân Mehmed'in bazı vakıfları iptal ettiği ve ancak oğlu II. devlete ait vergi gelirlerinin. diğer mezheplerin görüşlerini esas alarak. İşte Fâtih Sultân Mehmed'in de iptal etmek istediği ve ettiği. Ancak bu çeşit vakıfların da en önemli şartı. bu tür tahsisatın iptal edilebileceğini kabul etmişlerse de. Defter. İslâm hukukunda vakfın bir şartı da. Karamam Nişancı Mehmed Paşa'yı anlatırken. I. iptaline cesaret edememişlerdir. sh. Osmanlı Kanunnâmeleri. onun ittihâd-ı İslâm'daki fikrini kabul ettim. gerçek anlamda bir vakıf olmadığını ve bir kamu tahsisinin adı olarak devamında da sakınca bulunmadığını kabul etmişlerdir. ancak te'vil ve fermandaki açık izaha rağmen vakıf kelimesinin bütün vakıflara teşmîl edilmesi yanlıştır. cildinde "Osmanlı Kanunnâmelerinde Şer'îliği Tartışmalı Olan Mes'eleler" başlığı altında yaptık. 80. Akgündüz. İstanbul 1985. Zira I. Âşıkpaşa-zâde'nin tesbitleridir. Bu şarta riâyet edilmediği takdirde. Osmanlı Kanunnâmeleri adlı eserde neşrettiğimiz Kanun metni de bunu isbat etmektedir. belki gayr-ı sahih yani tahsisat kabilinden vakıfların da sahih olmayan tahsis kısmıdır. İslâm hukukçuları da. maddede ise. Mevlüt Uluğtekin. o zamandaki şarklılardır"58. Meram. onlar da ona bî'at ettiler. oğlu Bâyezid Veli devrinde tekrar vakfa verildiği" ısrarla belirtilmektedir. Bediüzzaman Said Nursi ve Devlet Felsefesi. buralardan elde edilen vergi gelirlerinin vakfı yani gayr-ı sahih yahut tahsisat kabilinden vakıfdır. Devlete ait bir mal veya menfaatin vakfedilmesi sahih değildir. 79-86. md. Bazı farklı yorumları için bkz. Muhtelif yerler. sh. Ya'şâr. Osmanlı Kanunnâmeleri adlı eserimizin 1. Yücel. bunlar aslı mülk mal olduğundan sahih vakıflardır. köy ve yer yani arazi ve akar (burada arsa kasdedilmektedir) nev'inden olan tahsisat kabilinden vakıfların mensûh sayılmasını emretmektedir. Burada sadece özetleyeceğiz. 118 BİLİNMEYEN OSMANLI BU: Maalesef bu fermanın hukukî tahlili. gayr-ı sahih vakıf. Âyet 13. söz konusu sorunun gündeme gelmesine sebep olmuştur. vakfedilen malın mülk olmasıdır. sh. Tevârîh-i Âl-i Osman. vrk. beytülmaldan istihkakı bulunan hayır cihetlerine vakıf adıyla tahsis edilebileceğine fetva vermiştir.ettirecek sadece ve sadece din duygusudur. 60. yapılan tahsisin gayr-ı sahih tahsis olacağı ve bunun iptal edilmesi gerektiği ifâde edilmiştir. sh. Bilindiği gibi. X. 285. tbn-i Kemal. Vakıf köy ve yerlerin vakfından kasıt. 2. 5/b. 27-29. tahsis edilen cihetin beytülmaldan istihkakı bulunan bir hayır ciheti olmasıdır. şark vilâyetlerini ikaz etti. meseleyi çok açık bir şekilde takdim etmektedir: "Sultân Selim'e bî'at etmişim. maddede bağ. bahçe. Osmanlı'nın Arka Bahçesi. Zaten mülk bir arazinin değil. ancak mîrî arazinin tımara çevrilebileceği de unutulmamalıdır. Bilindiği gibi Anadolu Arazîsi tamamen mîrî arazidir.

defterlerde testti nemli yani ı Köşkü tapu kanunu. c. sahih vakıflar değil. güzel yurdumuzun tapu-kadastro işlemlerini bitiremediğimizi ve bu yüzden çok kimselerin haklarının zayi olduğunu da belirtmeden geçemeyeceğiz.arazi olduğundan tapu ile isteyene verildiğini. 22 madde halinde yayına hazırladığımız bu kanun. nr. bizi şaşırtacak hakikatlarla karşı karşıya geleceğiz. Âşıkpaşa-zâde. bataklıkları ve sazlıkları ve benzeri araziyi vergide esas alınacak arazi arasına katmayınız". 702-703. 61. "Bursa Şer'iyye Sicillerinde Fâtih Sultân Mehmed'in Fermanları". II. Bu iddia doğru mudur? Osmanlı Devleti'nde tapukadastro işlemleri nasıl yürütülmüştür? ¦olacağı İMân rtileardeTapu ve kadastro işlemlerinin. Öteki mesele zaten tartışmalıdır59. Fakat önemli olan. Uzunçarşılı. Osmanlı Devleti'ndeki tapu işlemlerinin temel . (Wllİ i etmiş ve bıi!ust| . Risale Fî Emvâl-I Beytilmal ve Aksâmihâ ve Ahkâmihâ. Tarih. 525-561. kısaca S olduğunu t tapu-kadastro \ olduğunu da!ı Müslümanlm «ti da ilk tapu t âlemi çok iyi 6 karşıya gelra&J İslâm d t. sh. kısaca hukuk ve iktisât sistemi açısından ne kadar büyük bir ehemmiyete haiz olduğunu belirtmekte fayda vardır kanaatindeyiz. Dünyanın ilk tapu kanununun Osmanlı Devleti tarafından Fâtih zamanında hazırlandığı söylenmektedir. c. Topkapı Sarayı Revan Köşkü kitapları arasında 1935 ve 1936 nolu kanun mecmualarında yer alan bu tapu kanunu. 146. Fethe: «I yesi ile resnij defterlere lı resmi ı 59 İslâm Hukukunda ve Osmanlı Tatbikatında Vakıf Müessesesi. bu mevzuda da. Meseleyi biraz daha açarsak. çift %"J I vergide «is * Hz. Verimsiz ve çorak yerleri. 251-255. nüfusunu ve diğer coğrafi durumunu bilmenin. Bu mevzuda ilk ve en ö-nemli yazılı hukukî düzenleme. İnalcık. Halil. vakıf adıyla yapılan tahsislerin asla bozulmaması gerektiğine yönelik fetvaları da Âşıkpaşa-zâde'yi desteklemektedir. Müslümanların feth ettikleri memleketin gelir ve giderini. ancak bu uygulamanın yanlış olduğunu ifade etmektedir. İbrahim bin Bahsi. sh. İstanbul 1997. Dede Halife. Esad Efendi. Belleten. Şöyle ki. devletin zaruri görevi olduğunu anlamış. Her güzel şeyde olduğu gibi. sh. sh. ilk gelir-gider defterleri ve tapu kayıtları demek olan Divan usulünü geliştirmiştir. Hatta Osman bin Hanif'i Irak arazisinin tapu kadastrosunu yapmak için görevlendirdiğinde şu talimatı vermiştir: "şen ve ma'mûr olan yerlerin alanlarını ölçünüz. Müslümanların ve bilhassa da Müslüman Türklerin rehberlik etmiş olduklarını ve dünyada ilk tapu kanununun Fâtih Sultân Mehmed tarafından hazırlandığını. XI/44. Osmanlı Kanunnâmeleri. dünya ilim âlemi çok iyi bilmektedir. tepeleri. Zaten bazı İslâm hukukçularının. İslâm devletini bir dünya devleti hâline getiren Hz. sadece Osmanlı Devleti'nin değil. t kanunudu' 22» tapu islerr-CTüİ nunnimt-i II liriz. çift sürülmesi kabil olmayan öyükleri. bir milletin devlet idaresi. 3560. I. Ömer. Fâtih'in nesh yani iptal ettiği vakıfların. zeri kart ¦OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 119 61. Süleymaniye kütp. gelir ve giderlerinin kontrolü. bütün dünya hukuk tarihinin ilk tapu kanunudur. diğer bütün Müslüman devletlere örnek teşkil etmiş ve bilhassa Osmanlı Devleti yeni fethedilen arazilerin taputahririni yazma ve defterlerde tesbit etme hususunda zirveye yükselmişlerdir. Hz. Fâtih zamanında hazırlanmıştır. sh. 583-585. irsâdî vakıflar olmasıdır. Dü&yuual manındı I Devleti'sAi Tapu ve I kontrolü. Ayrıca 60 senedir. 192. Ömer'in bu tatbikat ve talimatı. ormanları. tikleri mttnltMftj (Jevletin zaruri { Imek olanDIvMi ¦kadastrosunu y iyerıerin aljnlın» t i-yerleri. zirâat edilen veya edilebilecek olan araziyi tesbit ediniz. Osmanlı Tarihi.

Böylesine teferruatlı tapu muamelelerinin nasıl yürüdüğüne bir misâl ile bakalım. 650 tanesi ise Tapu-Kadastro Genel Müdürlüğü arşivindedir. İkincisi. Tahrir işlerini iki resmi görevli yürütür: Defter Emini ve Vilâyet Kâtibi. bunlarda sadece arazilerin has. Topraklı topraksız. icmal defterleridir ki. gelir çeşitleri ve ödeyecekleri vergiler kaydedilen defterlere mufassal defter adı verilir. mezraları. Sultân Bâyezid. birinci derecede Cem Sultân ve Memlüklülerle meşgul oldu. meşhur devlet adamlarını ve onun zamanında Osmanlı Devleti'nin ulaştığı sınırları kısaca özetler misiniz? ciddi t» S Sultân II. Bâyezid kimdir? Çocuklarını. İlgili bulunduğu bölgenin köyleri. Fethedilen bütün arazilerin nüfusu. ihtiyar. . İtal-ya'daki Gedik Ahmed Paşa komutasındaki orduyu hemen geri çağırdı ve maalesef 1495 yılına kadar. Bütün bu araştırmalar. san'at sahibi vesaire benzeri kayıtlar deftere geçirilir. 120 BİLİNMEYEN OSMANLI BlL. Cildinde neşretmiş bulunuyoruz. Sultân II. Araya başka defterler karıştığı için sayıları.] erdi. Babası Sultân Fâtih'in naşı 17 gün saklandı ve Amasya'da Sancak Beyi olan Şehzade Bâyezid İstanbul'a getirilerek tahta çıkarıldı. Bunlar görevli oldukları bölgelere giderler. Bazı tarihçilerin. 149! sil salt! karşı t manlık I sıyla 1499f Venedik I Osmanlı 1 na'da y VIII. tımar ve ze'âmet olduğu ve bunların sahipleri kaydedilir. Arazînin bu şekilde yazım işlemine tahrir denilir. Tapu mevzusu da bunlardan sadece birisidir. Tam aksine veli lakabını alan nadir Padişahlardan biridir. 1750'yi bulmuştur. MemluMtt! lüs'de de ed. Mufassal defterlerdir. Şu anda bunlardan 1100 tanesi Başbakanlık Osmanlı arşivinde. muharrir veya il yazıcı da denir. tescil gayesi ile resmî görevliler tarafından muntazam bir şekilde resmî muhafaza altına alınan defterlere kaydedilir. Hazırlanan defterler. Bâyezid. İşte Şehzade Cem olayı da bunun tuzu biberi oldu. meraları. şu anda üzerinde 30 küsur devletin bulunduğu eski Osmanlı topraklarının tapusu hükmündedir. Tapu Kanunnâmesini Osmanlı Kanunnâmeleri Ve Hukukî Tahlilleri adlı eserimizin I. Sultân Bâyezid'in asıl saltanatı 1495 yılından başlatılabilir. 1516 tarihinde fethedilen ve 1518 yılında tahririne başlanan doğu ve güneydoğu bölgesinin tapu kadastro işlemleri. kalmaıcuztft. Defter eminine muharrir-i memâlik. Günümüzün teknik imkânlarına rağmen böyle bir işe kalkılırsa en az kırk-elli sene süreceğini günümüzdeki örneklerinden anlıyoruz60. Kanunnâmenin orijinal adı "Ka-nunnâme-i Kitâbet-i Vilâyet" şeklindedir. Müstakil bir sorunun cevabında da özetleyeceğimiz gibi. Osmanlı kaynaklarında geçen "îş ü nûşu severdi" şeklindeki ifadelerini.'NMEYENfi Osmanlı ülkesinin tamamı bu usule göre tahrir edilmiş ve bin küsur defterde Osmanlı topraklarının tapusu çıkarılmıştır.II. arazinin durumu ve benzeri hususlar. evli ve bekar. nişancı denilen yüksek âmir tarafından kontrol edildikten sonra Padişah'a arz edilir.esaslarını ihtiva etmektedir. arazisi tahrir edilen yerlerin re'âyâsı. ormanları. Bu bin küsur defter. Özellikle mufassal defterlerde ahalinin fertlerine ait bütün vasıflar da zikredilir. Asrındaki maneviyât erleri ve âlimlere gösterdiği hürmet de bunun şahididir. dört sene sonra yani 1522 yılında tamamlanmıştır. sakat. Fâtih'in vefatıyla Hıristiyan alemi istediğine kavuşmuş ve Roma bir İslâm merkezi olmaktan kıl payı kurtulmuştu. Müslüman Türkler'in dinlerine ve örf âdetlerine bağlı kaldıkları zamanda her sahada ileri gittiğini göstermektedir. Padişahın tasdikinden geçerse Hazine-i Âmire denen devlet arşivinde korumaya alınır. Gülbahar Hâtun'dan 1450 yılında Dimetoka Sarayı'nda dünyaya geldi. Kısaca umûmî esaslarıyla şöyle özetleyebiliriz. kışlakları ve diğer araziler ile bunların kime ait olduğu. BAYEZID DEVRİ 62. onun gençliğinde eğlence ve içkiyi severdi şeklinde yorumlamaları asla doğru değildir. Tahrir neticelerini iki ayrı defterde toplarlar: Birincisi.

Bütün bu sıkıntılara rağmen. 1485 yılından itibaren. vrk. Padişahın tasdikinden geçerse Hazine-i Âmire denen devlet arşivinde korumaya alınır. 1483'de 1. Sultân Bâyezid'in asıl saltanatı 1495 yılından başlatılabilir. Asrındaki maneviyât erleri ve âlimlere gösterdiği hürmet de bunun şahididir. güçlü devletleri olan Memlüklülerle Osmanlıların arasını açmaya muvaffak oldular. ve 2. Seferini Morava'ya ve 1484 yılında ikinci seferini de Boğdan'a yaptı. Hazırlanan defterler. I. Mayıs 1485'de Çukurova'ya asker gönderilerek resmen harp başlatılmış oldu. Tapu mevzusu da bunlardan sadece birisidir. dört sene sonra yani 1522 yılında tamamlanmıştır. . 1935 vrk. Risale-i Araz!. 650 tanesi ise Tapu-Kadastro Genel Müdürlüğü arşivindedir. Babası Sultân Fâtih'in naşı 17 gün saklandı ve Amasya'da Sancak Beyi olan Şehzade Bâyezid İstanbul'a getirilerek tahta çıkarıldı. birinci derecede Cem Sultân ve Memlüklülerle meşgul oldu. Şu anda bunlardan 1100 tanesi Başbakanlık Osmanlı arşivinde. nr. 367 vd.II. 1483'de 1. Topkapı Sarayı Müzesi kütp. nişancı denilen yüksek âmir tarafından kontrol edildikten sonra Padişah'a arz edilir. Bütün bu araştırmalar. Sultân Bâyezid. 1 ) sil sa'tı sıyla v. Osmanlı Kanunnâmeleri. 1485 yılından itibaren. Telhis'ül. Akgündüz. güçlü devletleri olan Memlüklülerle Osmanlıların arasını açmaya muvaffak oldular. Gülbahar Hâtun'dan 1450 yılında Dimetoka Sarayı'nda dünyaya geldi. Osmanlı hacılarının güvenliğini sağlamayan Memlüklülere karşı. 81/b-85/a. Maalesef düşmanlar. Tam aksine veli lakabını alan nadir Padişahlardan biridir. Osmanlı kaynaklarında geçen "îş ü nûşu severdi" şeklindeki ifadelerini. Bu bin küsur defter. Osmanlı hacılarının güvenliğini sağlamayan Memlüklülere karşı. İtal-ya'daki Gedik Ahmed Paşa komutasındaki orduyu hemen geri çağırdı ve maalesef 1495 yılına kadar. c. Müstakil bir sorunun cevabında da özetleyeceğimiz gibi. şu anda üzerinde 30 küsur devletin bulunduğu eski Osmanlı topraklarının tapusu hükmündedir. i il'ln c ciddi W S Anaı istemesi* deri v manltJ Sultân II. Bazı tarihçilerin. Araya başka defterler karıştığı için sayıları. 60 Ebüssuud. BÂYEZİD DEVRİ 62. Hüseyin Efendi. Sultân Bâyezid. 120 BİLİNMEYEN OSMANLI Osmanlı ülkesinin tamamı bu usule göre tahrir edilmiş ve bin küsur defterde Osmanlı topraklarının tapusu çıkarılmıştır. Sultân II. Mayıs 1485'de Çukurova'ya asker gönderilerek resmen harp başlatılmış oldu.. dünyanın 1. onun gençliğinde eğlence ve içkiyi severdi şeklinde yorumlamaları asla doğru değildir.ereö Osmanlı I na'da) M şeyht nndeıut 1460'dJ S götürdü. dünyanın 1. Müslüman Türkler'in dinlerine ve örf âdetlerine bağlı kaldıkları zamanda her sahada ileri gittiğini göstermektedir. Cildinde neşretmiş bulunuyoruz. Seferini Morava'ya ve 1484 yılında ikinci seferini de Boğdan'a yaptı. R. Fâtih'in vefatıyla Hıristiyan alemi istediğine kavuşmuş ve Roma bir İslâm merkezi olmaktan kıl payı kurtulmuştu. meşhur devlet adamlarını ve onun zamanında Osmanlı Devleti'nin ulaştığı sınırları kısaca özetler misiniz? MemlükHI i lüs'de ) de eöiyı kalmak i erdi. 1750'yi bulmuştur. Sultân Bâyezid. 41 vd. Bütün bu sıkıntılara rağmen. VIII. İşte Şehzade Cem olayı da bunun tuzu biberi oldu. nr. Reşit Efendi. Bâyezid kimdir? Çocuklarını. Böylesine teferruatlı tapu muamelelerinin nasıl yürüdüğüne bir misâl ile bakalım. ve 2. 1516 tarihinde fethedilen ve 1518 yılında tahririne başlanan doğu ve güneydoğu bölgesinin tapu kadastro işlemleri. Günümüzün teknik imkânlarına rağmen böyle bir işe kalkılırsa en az kırk-elli sene süreceğini günümüzdeki örneklerinden anlıyoruz60. Maalesef düşmanlar. Hezarfen. 75/b. Bâyezid. 1036. vrk. Tapu Kanunnâmesini Osmanlı Kanunnâmeleri Ve Hukukî Tahlilleri adlı eserimizin I.

çünkü bundan Endülüs'de Müslümanlara zulmeden İspanya ve Portekiz ve ayrıca tüm Hıristiyan blok istifade ediyordu. Bâyezid 4. 1460'da Şeyh Cüneyd katledildi. Hüseyin Efendi. ama yerine geçen Şeyh Haydar. Aynı yıl Şehzade Ahmed bu kargaşadan yararlanarak Konya'da sultanlığını ilan etti. 75/b. Asıl problem. vrk. 1507'de Şah İsmail'in Zülkadir Oğlu Alâüddevle Beyin kızını istemesi ve onun da bir Şi'îye kızını vermek istememesi üzerine. Neticede Ramazan Oğulları Memlüklülerde ve Zülkadir Oğlu Osmanlı'da kalmak üzere. Yeniçeri ve bazı devlet erkânının ısrarla Şehzade Selim'i istediğini bilen Sultân Bâyezid.Gܦfaeı: ve itler BİLİNMEYEN OSMANLI 121 Memlüklü Sultânı Kayıtbay düşmanlığın devamını istemiyordu. I. Bu arada önce Kırım'a geçen ve ardından da Edirne'ye gelerek babasıyla görüşmek isteyen Selim'e. üzerine yürüdü ve Sivas yakınlarındaki Gökçay mevkiinde 1511 yılında katledildi. Zor olan nokta Şah İsmail'in şahlığı ve şeyhliği beraber götürmesiydi. seferini. nr. 1935 vrk. II. Osmanlı orduları. onun oğlu Şeyh Haydar ve nihayet asırlarca Osmanlı Devleti'ni fetihlerinden uzak tutan Şah İsmail ve onun Şi'i devleti olan Safevîler meselesi ortaya çıktı. Meşru veliahdlıktan düştü ve Şehzade Korkut veliahd oldu.. 1495'de Cem Sultân'ın vefatı ve de Memlüklü ile yapılan sulhden sonra yeniden asıl saltanat yıllarına başlayan II. karşı gelemeyerek Konya'ya gelmesi. Akgündüz. başka çare olmadığını anlamıştı. yıllar süren ve genellikle Memlüklü lehine sonuçlanan savaş yılları sona erdi. Şehzade Ahmed ve Korkut taraftarları engel olmak istiyorlardı. Karabulut isimli atıyla kaçtı (1511). Osmanlı Devleti'nden ve Memlüklülerden tepki görmeyince iyice şımardı. Şah İsmail'in yakın adamı Nur-ı Ali isimli halifesinin Amasya ve Tokat'da kargaşa çıkarmasına rağmen. Osmanlı Kanunnâmeleri. Halk. Maalesef. Ve 5. evvela Boğdan'a musallat olan Polonya'ya karşı haretekete girişti. Risale-i Arazî. I» eOsj) yüksek inden ulardan s kal-tlardan fe. Hezarfen. 367 vd. Şah İsmail'in oğlu İbrahim Mirza'nın komuta ettiği Safevî ordusunu Erzincan yakınlarında perişan etti. Venedik. Yavuz komutasındaki Osmanlı orduları. Nitekim Çorlu'da babasının ordusuyla Şehzade Se-lim'in ordusunu karşı karşıya getirdiler. Veziriazam Ali Paşa. Telhis'ül. 24 Nisan 1512 tarihinde Şehzade Selim lehine tahttan feragat . Macaristan ve zaten arada düşmanlık bulunan İspanya ile fiilen savaş hali başladı. işi daha da ileriye götürdü. R. Reşit Efendi. başta Mora ve Yunanistan olmak üzere. Bununla da kalmadı. birer Şi'î mollası olarak Osmanlı Sofuları adıyla Anadolu'ya gönderiliyordu. Şah İsmail'in desteğiyle Anadolu'dan toplanan Türkmen gençleri. Bu sebeple Antalyalı bir Türkmen olan ve Erdebil'e giderek tam bir Şi'i mollası haline gelen Şah Kulu isimli halifesi. Erdebil'deki Safevî tarikatının şeyhlerinden Şeyh Cüneyd. 1036. 1487 yılından beri sancakbeğliğinde bulunduğu Trabzon'dan yani Yavuz'dan geldi ve Şehzade Yavuz hemen Gürcistan Seferine çıktı. Bu hadiseler üzerine. Yavuz adına "Yürü Sultân Selim. Babaya kılıç çekilmez diyerek. Bu sefer sonucunda. II. Macaristan ve Bosna'da yaptıkları savaşlarda da önemli fetihler elde ettiler. 41 vd. Erdebil'e götürülüyor ve orada ciddi bir Şî'a eğitimi verildikten sonra. Şehzade Ahmed'in. c. 81/b-85/a. Bâyezid. çevresine topladığı bazı göçebelerle devletin başına yeniden gaile açmaya hazırlanıyordu. Topkapı Sarayı Müzesi kütp. sırasıyla 1499 ve 1500 yıllarında Venedik üzerine yaptı. Bâyezid'in kayınpederi ve Yavuz'un da dedesi olan Zülkadir Oğlu beğliğine saldırdı ve zulme başladı. bu başarıların ardından. Selim'in işini kolaylaştırıyordu. Venedik Balkanlardaki bütün müstemlekelerini. nr. 4 yıl süren savaşlar neticesinde. devrân senindir" türkülerini söylüyor ve babasının pasifliğini bir nevi protesto ediyordu. Osmanlı Devleti'ne teslim mecburiyetinde kaldı.60 Ebüssuud. Uzun Hasan'ın da torunu olan Şah İsmail ile başladı. Tepki. vrk.

Vasfı ve İznikli Celilî misâl olarak zikredilebilir. Yılmaz. 8Şehzâde Sultân Mehmed Hân. 8-Ayşe Hâtûn. sh. c. bunun başlıca sebeplerindendir61.Kamer Sultân. Yavuz'un şu sözleri söylediği kaynaklarda ifade edilmektedir: "Biz saltanat sevdası için İstanbul'a varmadık. (neşr. kendi zamanında sadece 160. Padişahların Kadınları ve Kızları. c. c. sh. Osmanlı Tarihi. Kendisine 122 BİLİNMEYEN OSNMU tahsis edilen ikametgâha ulaşmadan Çorlu yakınlarında yolda vefat etti. Âli. işleri vezirlere havale etti. XXVII. Ahmed Uğur neşri. Belleten. c. 2162. II. nr. sh. Es'ad Efendi. sayı 14. sh. istirahata çekilmek üzere Dimetoka'ya gidecek olan babasını bizzat uğurlamış. İstanbul 1959. 122 BİLİNMEYEN OSMANLI tahsis edilen ikametgâha ulaşmadan Çorlu yakınlarında yolda vefat etti. İsmail Hakkı. sh. Gâzî. sayı 97(1961). Fetret devrinden sonra Osmanlı Devleti'nin en sıkıntılı dönemlerinden olması. sh. Belleten. düşmanlarımız bunu fırsat bilerek halkı isyana teşvik ettiler ve ihtilâller çıkardılar. Kantemir.. 6-Şehzâde Sultân Şehinşâh Hân. ÇOCUKLARI: 1-Şehzâde Sultân Abdullah Hân. 10. I. Abdülhayy'ın kızı ve Alemşah ile Kamer Sultân'ın annesi. Vezir-i A'zamlardan İshak Paşa. Uzunçarşılı. Bâyezid. Selâhattin. 75-77. Kardeşlerim 61 Âşıkpaşa-zâde. şâir. Belgelerle Osmanlı Tarihi. Bâyezid devrinin önemli devlet adamları arasında. 3Gülruh Hâtûn.İlaldı Sultân. Ahmed Uğur). 220-269.Gülbahar Hâtûn. Tansel. 955 vd.Nigâr Hâtûn. 63. Osmanlı Tarihi. c. Solakzâde. Belki babamız yaşlı ve hasta olduğundan. "Yeni Vesikalar Karşısında Sultân İkinci Beyazıt Hakkında Bazı Mütalâalar". 183/a-213/b. Sarı Gürz. Şehzade Korkut ile Fatma Sultân'ın annesi ve Abdullah Vehbi'nin kızı. Tevârih-i Âl-i Osman. babası Fâtih'in fetihlerini çok iyi hazmetmesine rağmen. 5. İbn-i Kemal. Ankara 1997. Çandarlı İbrahim Paşa ve Koca Mustafa Paşa.eden II. II. c.. 269-349. sh. 18. 1512 yılının 24 Nisanında sultân olan Yavuz. Dimetoka'ya gitmek üzere yola çıktı.Ferâhşâd Hâtûn. Uzunçarşılı.. Lütfi Paşa.Hüsnüşah Hâtûn. sh. 19. 105-107. 9-Şehzâde Sultân Alem Şah Hân. Niyâzî-i Mısrî. I. Abdullah kızı ve Şehzade Ahmed ile Hundi Sultân'ın annesi. Hersek-zâde Ahmed Paşa. Muslihuddin bin Sinan Efendi. 3-Şehzade Sultân Korkut Hân.Selçuk Sultân. 21-29.Hundi Sultân. 5. 2. âlim. Abdüssamed'in kızı ve bir görüşe göre Yavuz'un annesi. XXV. 16. . 161-248. Tevârih-i Âl-i Osman. 2. 4. Tarih Dergisi. sayı 106(1963). sh. II. 185-236. VIII. 7. 12.Bülbül Hâtûn. Şeyhülislâmlardan Molla Abdülkerim Efendi ve Zenbilli Ali Efendi. vrk.Hüma Sultân. 4-Şehzâde Sultân Ahmed Hân. Uluçay. Künh'ül-Ahbâr. 13.. 15. ZEVCELERİ: 1. 14. Devletler ve Hanedanlar. 6. ilim ve maneviyât erbabından ise.Yavuz Sultân Selim Hân. Bâyezid. 191-203.Gevher Mülûk Sultân. Karamanoğlu Nasuh Bey'in kızı. Hatta Kırım Hanı'nın Şehzade Ahmed'e karşı kendisine destek va'd etmesi karşısında. Böyle bir iddianın aslı var mıdır? Yavuz'un tahta geçmesinin. c. 11 gün Eski Saray'da ikamet ettikten sonra. 7-Şehzâde Sultân Mahmûd Hân.Şirin Hâtûn.. veli ve müzehhib gibi çok sıfatları bulunan II. I. elini öpmüş ve atının yanında yaya yürüyerek gereken saygıyı göstermiştir. Tarih. Molla Lütfi Efendi.Ayşe Sultân. Öztuna.Ayn-i Şah Sultân. Osmanlı Devleti'nin içte ve dışta çok sıkıntılı günler yaşadığı ve hatta tedbir alınmazsa ikinci bir fetret devrinin Anadolu'nun Şiîleşmesiyle gerçekleşme ihtimalinin kuvvetli olduğu bir döneme rastladığını çok iyi biliyoruz. oğlu Yavuz tarafından zehirlenerek öldürüldüğü iddia edilmektedir. 379-421. c. sh.. 1. "Bâyezid Il'nin Ailesi". Aksun. sh. Kefe sancak Beği Mehmed'in annesi. .Fatma Sultân. sh. 11Hatice Sultân. Zülkadiroğiu Alaaüd-devle Bozkurd Bey'in kızı ve bir görüşe göre Yavuz'un annesi. Bâyezid'in. Defter. 17-Şah Sultân. hattat. İdris-i Bitlisî. "Fâtih Sultân Mehmed'in Vefatı Üzerine Vezir İshak Paşa'nın İkinci Bayezid'l Saltanata Daveti Arizası".167-188. 174-203. kendilerine uzaktan taltiflerde bulunduğu Molla Cami ve Ubeydullah Ahrar Hazretleri ve şairlerden ise. sh. 136-148. X. II.000 km2/lik genişleme temin edebilmiştir. Abdullah kızı ve Şehzade Abdullah'ın annesi.

nr. istirahata çekilmek üzere Dimetoka'ya gidecek olan babasını bizzat uğurlamış. ÇOCUKLARI: 1-Şehzâde Sultân Abdullah Hân. Defter.Ferâhşâd Hâtûn. . babası Fâtih'in fetihlerini çok iyi hazmetmesine rağmen. 185-236. sh. c. 13. 105-107. sayı 106(1963).Ayn-i Şah Sultân. Selâhattin.Şirin Hâtûn. I. 16. 1. Molla Lütfi Efendi. Böyle bir iddianın aslı var mıdır? Yavuz'un tahta geçmesinin. 75-77. bunun başlıca sebeplerindendir61. Aksun. Solakzâde. tır. Vezir-i A'zamlardan İshak Paşa. Abdullah kızı ve Şehzade Ahmed ile Hundi Sultân'ın annesi. VIII. "Fâtih Sultân Mehmed'in Vefatı Üzerine Vezir İshak Paşa'nın İkinci Bayezid'l Saltanata Daveti Arizası". hattat. Bâyezid. Tansel. 15. 5. Belleten.Bülbül Hâ tun. : . 1512 yılının 24 Nisanında sultân olan Yavuz. İbn-i Kemal. kendi zamanında sadece 160. I. Tarih Dergisi. Ahmed Uğur neşri.Fatma Sultân. Künh'ül-Ahbâr. Tevârih-i Âl-i Osman. Kardeşlerim I 61 Âşıkpaşa-zâde. sh. İdris-i Bitlisî. 14. c. Kantemir. 6. sh. c.Gülbahar Hâtûn. ilim ve maneviyât erbabından ise.Nigâr Hâtûn.Gevher Mülûk Sultân. c. 19. sh. Belgelerle Osmanlı Tarihi. 17-Şah Sultân.Ayşe Sultân. c. işleri vezirlere havale etti. A' fimi!' ZOfl. 136-148.167-188. 10. Padişahların Kadınları ve Kızları. II. Hersek-zâde Ahmed Paşa. Hatta Kırım Hanı'nın Şehzade Ahmed'e karşı kendisine destek va'd etmesi karşısında. "Bâyezid H'nin Ailesi". XXV. 7-Şehzâde Sultân Mahmûd Hân. c. Uluçay. Lütfi Paşa. 6-Şehzâde Sultân Şehinşâh Hân. Şeyhülislâmlardan Molla Abdülkerim Efendi ve Zenbilli Ali Efendi. 3-Şehzâde Sultân Korkut Hân. c. sh. vrk. kendilerine uzaktan taltiflerde bulunduğu Molla Cami ve Ubeydullah Ahrar Hazretleri ve şairlerden ise. 8Şehzâde Sultân Mehmed Hân. veli ve müzehhib gibi çok sıfatları bulunan II. 183/a-213/b.ZEVCELERİ: 1.Yavuz Sultân Selim Hân.İlaldı Sultân. Osmanlı Tarihi. Çandarlı İbrahim Paşa ve Koca Mustafa Paşa. c. İsmail Hakkı. *) I lan* nal manevi şa ettiğini bf D)F tahta çe Y. sh. 18. sh. 161-248. sayı 97(1961).Kamer Sultân. II.Hüsnüşah Hâtûn. II. Kefe sancak Beği Mehmed'in annesi. 2. Gâzî. Niyâzî-i Mısrî.Hundi Sultân. Uzunçarşılı. Zülkadiroğlu Alaaüd-devle Bozkurd Bey'in kızı ve bir görüşe göre Yavuz'un annesi. Osmanlı Devleti'nin içte ve dışta çok sıkıntılı günler yaşadığı ve hatta tedbir alınmazsa ikinci bir fetret devrinin Anadolu'nun Şiîleşmesiyle gerçekleşme ihtimalinin kuvvetli olduğu bir döneme rastladığını çok iyi biliyoruz. (neşr.000 km2'lik genişleme temin edebilmiştir. Ahmed Uğur). Yavuz'un şu sözleri söylediği kaynaklarda ifade edilmektedir: "Biz saltanat sevdası için İstanbul'a varmadık. 174-203. Bâyezid devrinin önemli devlet adamları arasında. şâir. Muslihuddin bin Sinan Efendi. 11Hatice Sultân. Öztuna. Abdüssamed'in kızı ve bir görüşe göre Yavuz'un annesi. Yılmaz. 220-269.. 4. âlim. sh. Vasfı ve İznikli Celilî misâl olarak zikredilebilir. 269-349. Tevârih-i Âl-i Osman. XXVII. düşmanlarımız bunu fırsat bilerek halkı isyana teşvik ettiler ve ihtilâller çıkardılar. 2162. 191-203. I. II. oğlu Yavuz tarafından zehirlenerek öldürüldüğü iddia edilmektedir. Ankara 1997. 2. 7. Bâyezid'in.Selçuk Sultân. Karamanoğlu Nasuh Bey'in kızı. 63. Belleten. Uzunçarşılı. Osmanlı Tarihi. 8-Ayşe Hâtûn. 4-Şehzâde Sultân Ahmed Hân. Şehzade Korkut ile Fatma Sultân'ın annesi ve Abdullah Vehbi'nin kızı. elini öpmüş ve atının yanında yaya yürüyerek gereken saygıyı göstermiştir. X.Hüma Sultân. Abdullah kızı ve Şehzade Abdullah'ın annesi. 955 vd. sayı 14. sh. 3Gülruh Hâtûn. 21-29. Belki babamız yaşlı ve hasta olduğundan. 379-421. Abdülhayy'ın kızı ve Alemşah ile Kamer Sultân'ın annesi. Âli. Sarı Gürz. sh. 12. Fetret devrinden sonra Osmanlı Devleti'nin en sıkıntılı dönemlerinden olması. İstanbul 1959. "Yeni Vesikalar Karşısında Sultân İkinci Beyazıt Hakkında Bazı Mütalâalar". Es'ad Efendi. sh. Tarih. 9-Şehzâde Sultân Alem Şah Hân. sh. Devletler ve Hanedanlar. sh. 5.

8-Huz'un Ön. İstanbul 1338. yaşlılık. yaşadığı kederler ve bu arada saltanatla ilgili dedikodu ve fitneler yüzünden alabildiğine zayıf düştüğü ve zaten 67'ye ulaşan yaşıyla bunlara tahammül edemeyerek vefat ettiği kayd edilmektedir. Mürî'üt-Tevârîh. Bizim kanaatimize göre. 203. İslâm Hukukunda ve dolayısıyla Osmanlı Hukukunda. sadece şahadet şerbetini içtiğini ifade ederek. Hemen şunu da ilave etmeliyiz ki. bu zayıf rivayete hemen sahip çıkmışlar ve Yavuz hakkında akla gelmedik isnadlarda bulunmuşlardır. İstanbul 1281-83. İFatma p en de hevâ ve heveslerinde olup. 245. düşmanı def etmeye muktedir değillerdir. sh. sh. 86. nr. kokain ve esrar gibi uyuşturucu maddeler. Kardeş Katli. sh. Solakzâde. günümüzde modern usullerle tıp dünyasında kullanılması o zamanlar için söz konusu olmadığından. B) Hezarfen Hüseyin Efendi ve Kâtip Çelebi gibi bazı Osmanlı tarihçileri. f afyon »OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 123 Ifve Abis. sh. Uzunçarşılı ve Pakalın'ın da içinde yer aldığı muasır tarihçilerin çoğu. Es'ad Efendi. İANLI BİLİNMEYEN OSMANLI . 3-nHân. Süleymaniye kütp. Kader böyleymiş. vefatına kardeşi Selim'in sebep olduğunun yayıldığını açıkça ifade etmektedir. Ne yapalım. C) Müneccimbaşı gibi bazı tarihçiler ise. Ancak Hz. Künh'ül-Ahbâr. c. Peygamber'in konuyla ilgili yasaklayıcı bir hadisi de bulunmaktadır. 732. Gayemiz devleti ve dini korumaktır. 72-76. 3062. 213/b. Fjörüşe tsi. Büyük Osmanlı Tarihi. 64. diğer içkilere kıyasla ve içtihâd yoluyla sabit olmuştur. sadece zehirlendiğini ve bu yüzden vefat ettiğini belirtirler. 2162. Ancak bu konudaki fikirler nelerdir? A) Bazı Osmanlı kaynaklarında. II. Süleymaniye Kütp. Yavuz'un tekrar dönüp de tahta geçme ihtimalinden korkarak. hastaların ilaç olarak kullanmaları ile keyif ehlinin 62 Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi. esrar ve kokain yasak mıdır? II. c. manevî şahadet olarak da düşünülebilir. 140/b. bu tür maddelerin. 348-349. vrk. Bu sözleri söyleyen bir devlet adamının babasını zehirlettiği iddiasına inanmak çok zordur. Peçevî İbrahim Efendi. Hezarfen Hüseyin Efendi. I. Osmanlı Hukukunda afyon. 3-I Hâ-lâun. Yavuz'un babasını zehirlettiği iddiasının doğru olmadığını beyan etmişlerdir62. ancak halk arasında. Bâyezid'in Dimetoka'ya giderken yolda hastalanarak vefat ettiği. afyon. en doğru kaynak. D) Peçevî ve Şem'dânî-zâde gibi çok az kaynaklarda ise. Ancak bazı devlet adamları babamla aramıza fitne soktular. IV. bu dilekçesinde. kSultân (Sultân.Bir rak vefa1 64. Peygamber'in devrinden sonra ortaya çıktığından. Osmanlı Tarihi. bazı kaynaklarda ise. II. Tarih. H. Tenkîhu Tevârîh-i Mülûk. nr. Bu tür uyuşturucular Hz. Yunan ve Bizans tarihçileri. Bâyezid'in gençliğinde esrar ve benzeri keyif verici maddeleri kullandığı ve içki içtiği doğru mudur? Önce şunu ifade etmeliyiz ki. Lütfi Paşa. c. Yavuz'un rakibi olan ağabeyi Şehzade Ahmed'in Memlüklü Sultânına sunduğu ve şu anda da Topkapı Sarayında bulunan arîzasıdır ki. sh. uyuşturucu maddelerin haram olduğu. Uzunçarşılı. İstanbul'dan çıkarılan babasının Karlıdere'de hastalanarak vefat ettiğini. Ali Paşa. Yoksa askerimizi alıp babamız üzerine yürümek bize yakışmaz". ancak Yavuz'un zehirlediğine dair bir kayıt düşmezler. Hammer. Tevârîh-i Âl-i Osman. 430. Akman. sh. vrk. bu şahadetin sebebini açıklamazlar. Âli. I-II. Elbette ki böyle siyasi bir ortamda bu tür dedikodular olacaktır ve bazı tarih kaynakları da bu dedikoduları kaynak alarak meseleyi farklı yönlere çekebileceklerdir. 507. nr. babasını zehirlettiği rivayeti kaydedilmektedir. Bu şahadet. haram kabul edilmiş ve böyle uyuşturucuları kullananlara ta'zir cezalarının en şiddetlileri verilmiştir. sh. Şem'dâni-zâde Süleyman Efendi.

bazı kaynaklarda ise. Mürî'üt-Tevârîh. 348-349. Bu sözleri söyleyen bir devlet adamının babasını zehirlettiği iddiasına inanmak çok zordur. Süleymaniye kütp. »Fatma ı en de hevâ ve heveslerinde olup. manevî şahadet olarak da düşünülebilir. II. Bâyezid'in gençliğinde esrar ve benzeri keyif verici maddeleri kullandığı ve içki içtiği doğru mudur? ir]. Peygamber'in konuyla ilgili yasaklayıcı bir hadisi de bulunmaktadır. II. nr. vrk. Hezarfen Hüseyin Efendi. C) Müneccimbaşı gibi bazı tarihçiler ise. sh. 245. İstanbul 1338. Ijörüşe . Yunan ve Bizans tarihçileri. Yavuz'un rakibi olan ağabeyi Şehzade Ahmed'in Memlüklü Sultânına sunduğu ve şu anda da Topkapı Sarayında bulunan arîzasıdır ki. Yoksa askerimizi alıp babamız üzerine yürümek bize yakışmaz". Bâyezid'in Dimetoka'ya giderken yolda hastalanarak vefat ettiği. sh. Peygamber'in devrinden sonra ortaya çıktığından. Kardeş Katli. Osmanlı Tarihi. yaşlılık. Lütfi Paşa. sadece zehirlendiğini ve bu yüzden vefat ettiğini belirtirler. bu zayıf rivayete hemen sahip çıkmışlar ve Yavuz hakkında akla gelmedik isnadlarda bulunmuşlardır. I. Elbette ki böyle siyasi bir ortamda bu tür dedikodular olacaktır ve bazı tarih kaynakları da bu dedikoduları kaynak alarak meseleyi farklı yönlere çekebileceklerdir. bu tür maddelerin. vrk. Âli. yaşadığı kederler ve bu arada saltanatla ilgili dedikodu ve fitneler yüzünden alabildiğine zayıf düştüğü ve zaten 67'ye ulaşan yaşıyla bunlara tahammül edemeyerek vefat ettiği kayd edilmektedir. Ne yapalım. Akman. H.123 İreAb-. 140/b. Tenkîhu Tevârîh-i Mülûk. Bizim kanaatimize göre. 507. nr. haram kabul edilmiş ve böyle uyuşturucuları kullananlara ta'zir cezalarının en şiddetlileri verilmiştir. Bu tür uyuşturucular Hz. İSultân IMtân. 64. İslâm Hukukunda ve dolayısıyla Osmanlı Hukukunda. Şem'dâni-zâde Süleyman Efendi. c. uyuşturucu maddelerin haram olduğu. D) Peçevî ve Şem'dânî-zâde gibi çok az kaynaklarda ise. İstanbul 1281-83. Kader böyleymiş. ancak Yavuz'un zehirlediğine dair bir kayıt düşmezler. sh. nr. Bu şahadet. Büyük Osmanlı Tarihi. Uzunçarşılı. Ancak Hz. Tevârîh-i Âl-i Osman. Osmanlı Hukukunda afyon. düşmanı def etmeye muktedir değillerdir. Peçevî İbrahim Efendi. Es'ad Efendi. 3062. sh. Süleymaniye Kütp.3lil HâI Hatun. MI. 86. en doğru kaynak. diğer içkilere kıyasla ve içtihâd yoluyla sabit olmuştur. hastaların ilaç olarak kullanmaları ile keyif ehlinin 62 Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi. Hammer. Anliotfi idi İPadiÖnce şunu ifade etmeliyiz ki. c. 203. . sh. c. 2162. günümüzde modern usullerle tıp dünyasında kullanılması o zamanlar için söz konusu olmadığından. bu şahadetin sebebini açıklamazlar. ancak halk arasında. Tarih. sh. afyon. Künh'ül-Ahbâr. Yavuz'un tekrar dönüp de tahta geçme ihtimalinden korkarak. 732. Ancak bazı devlet adamları babamla aramıza fitne soktular. Gayemiz devleti ve dini korumaktır.8-jz'un . Solakzâde. Ali Paşa. sh. IV. 430. sadece şahadet şerbetini içtiğini ifade ederek. kokain ve esrar gibi uyuşturucu maddeler. Hemen şunu da ilave etmeliyiz ki. Ancak bu konudaki fikirler nelerdir? A) Bazı Osmanlı kaynaklarında. 213/b. Yavuz'un babasını zehirlettiği iddiasının doğru olmadığını beyan etmişlerdir62. esrar ve kokain yasak mıdır? II. İstanbul'dan çıkarılan babasının Karlıdere'de hastalanarak vefat ettiğini. Uzunçarşılı ve Pakalın'ın da içinde yer aldığı muasır tarihçilerin çoğu. 72-76. B) Hezarfen Hüseyin Efendi ve Kâtip Çelebi gibi bazı Osmanlı tarihçileri.3im Hân. bu dilekçesinde. babasını zehirlettiği rivayeti kaydedilmektedir. vefatına kardeşi Selim'in sebep olduğunun yayıldığını açıkça ifade etmektedir.

afyon. Osmanlı şehrinin I donanmasını bir katli tesis . Bu kısa girişten sonra şunu ifade edelim ki. Bâyezid'i j şeklindeki iddialar^ rihçileri. adı zikredilen bedbahtlar hakkındaki ihbarın doğru olduğunu. Osmanlı padişahları ile alakalı yaptığı genel bir değerlendirmede. ancak şehzadenin onlarla Padişah'a arz edildiği kadar beraberlikleri bulunmadığını ve şehzadenin hikmetle terbiye olunması gerektiğini açıkça ifade etmektedir. Ahmed Bey'in cevabı daha önemlidir. İL I ve yay imalatçısı t tır. bu kötü âdetlerinden dolayı topluma zarar vereceklerinden hemen cezalandırılmalarını. Fermanda oğlunun zikredilen iki kötü insanın teşvikiyle esrar ve benzeri uyuşturucu madde kullandığı ve böylece selim fıtratının bozulduğuna dair bazı dedikoduların kulağına geldiğini. Bâyezid'in 1 diği söylenmek II. her zaman oyuna getirilmek istenen Osmanlı Hanedan mensuplarını da. Ebiissuud Efendi ve benzeri Osmanlı Şeyhülislâmları. Hakkında kullanılan. Padişahlar arasında. Netice dair olan söylentiler. "Berş ve afyon ve ma'cun ki. bütün şiddetiyle emretmektedir. tamamen içki ve gayr-i meşru eğlence diye yorumlamanın hatalı olacağını daha evvel açıklamıştık. tamamen bir iftiraya kurban gittiğini. Şehzade Bâyezid'in durumu bildiğinden dolayı. her çeşit uyuşturucu maddeyi yasakladıkları gibi. Bâyezid'in böyle bir rahatsızlığı varsa tedavi yoluna gidilmesini. yapılan ikazlar ve özellikle de Ebüssuud'un babası Şeyh Muhyiddin Yevsî'nin irşadı üzerine kendisini tamamen takva ve ibadete verdi" şeklindeki değerlendirmeyi. II. Gerçekten de Zemahşerî'nin Mufassal adlı eserini Arap âleminde ders okutacak kadar i ne kadar yükselen bir ı mektedir. Ancak bu iddianın doğruluğunda da şüphe bulunmaktadır. sadece keyif için kullanmaları arasındaki sınırı her zaman korumak kolay olmamıştır. idam fermanı gelmeden onun Kastamonu'dan ayrılmasına yardımcı olduğunu anlatmaktadır. takva ve ibadetiyle adaşı olan Bâyezid-i Bistâmî Hazretleri gibi büyük bir veliyyullah olduğu da kaynaklarda ittifakla kaydedilmektedir. mertebe-i sekre varmayıcak haram olur mu? El-Cevap: Fâsıklar ve hevâ ehli yeyişi üzerine (hastaların ilaç olarak kullanmaları dışında) hiç bir şekilde helâl değildir". ülkesi II. İçki içtiğine dair açık bir ifade yoktur. esrar ve benzeri keyif verici maddeleri kullanmak üzere teşvik edildiği bazı Osmanlı kaynaklarında rivayet edilmektedir. "gençliğinde îş ü nûşu severdi. cevabında. II. "Devitti lerdir" diyerek. Batı dilleri I olan Bâyezid. çok sayıda fetvalarıyla. berş (afyonlu şurup). sadece Yıldırım Bâyezid ve II. Zira Taşköprü-zâde. esrar içinde ola. ancak gençlik döneminde ve sancak beği iken. hemen Lalası olarak duruma müdahale etmesi gerektiğini ve o iki hâinin de. Bâyezid'in padişahlığı döneminde değil. Aslında özellikle Mü'eyyed-zâde Abdurrahman Efendi'nin ve arkadaşının böyle bir çirkinliği işledikleri de şüphelidir. Selim hakkındaki bazı isnadları nakletmektedir. Bâyezid'in. Bâyezid l manii tarihinin ( nunları. < maktadır63. bene (haşhaş). Sadece bu fermanı görüp de hüküm vermek doğru değildir. Nitekim Âli.124 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN 0SM/W. böyle ahlaksızların elinden kurtarmak için ellerinden geleni yapmışlardır. 65. bir rivayete göre. açıkça haram olduğuna dair fetvalar vermişlerdir. dış ve iç düşmanlar tarafından saltanat. ( tirdiği gibi. Mü'eyyed Oğlu Abdurrahman ve Hasekisi Hacı Mahmûd Bey isimli arkadaşları tarafından uyuşturucu kullanmaya zorlandığını ve gayr-i meşru hayata girme tehlikesinin bulunduğunu haber alan Fâtih Sultân Mehmed. Nitekim Ahmed Bey. onun. İşte bu şerl hükmü bilen Osmanlı Padişahları. 1479 yılında Kastamonu'da sancak Beyi olan oğlunun Lalası Fenârî-zâde Ahmed Bey'e hemen ferman göndermiştir. böyle bir şey doğruysa. Fâtih'ten sonra en büyük âlimlerden biri olarak bilinen II. büyük bir âlim olan Mü'eyyed-zâde'nin. Mü'eyyed Oğlu Abdurrahman ve Hasekisi Hacı Mahmûd Bey isimli iki arkadaşı tarafından. ahlâkî zaaflar ve kadın gibi hilelerle. Böylesine bir şehzadenin. Ayrıca böyle bir ferman padişahların çocukları hakkında ne kadar hassas olduklarını göstermektedir. ma'cûn ve esrar adıyla bilinen bütün uyuşturucu maddelerin.

İstanbul ve Edirne İhtisâb Kanunnâmeleridir. Bu kanunlardan bazı örnek maddeler zikrederek anlatabilir misiniz? Evet doğrudur. sh. onun zamanında tanzim olunmuştur. Kendisi.^ sebebiyle. ilk Tüketiciyi Koruma Kanunları ve ilk Gıda Nizâmnâmeleri hazırlandığı söylenmektedir. II. Batı dilleri kadar. Bursa. Osmanlı tahtında 31 yıl oturduğu ve asla toprak kaybı olmadığı unutulmamalıdır64. 223. Ömrünün sonuna doğru. I. II. bestekâr. 66. II. şâir. İsmihan Sultân. doğu dillerine ve mesela Arapça. hattat. o zamanın güçlü devletleri olan İtalya ve Venedik'te nüfuz sahibi olan bir diplomattı. dünya hukuk tarihinin ilk belediye kanunları ve ilk standart kanunları. Edirne ve Bursa gibi üç büyük Osmanlı şehrinin belediye kanunları. II. kocu BİLİNMEYEN OSMANLI 125 okutacak kadar ilim adamı olan ve sonra da İstanbul kadılığına ve Rumeli Kazaskerliğine kadar yükselen bir zatın. Bâyezid'in hâlim ve selim bir adam olduğu ve devleti idare edemediği söylenmektedir. bene »uyuşturucu «vema'cun Ifiehevâ ehli I maddeyi yap kadın gibi m da. II. Bâyezid döneminde dünyanın ilk Standartlar Kanunu. 8j| olan bir diplomattı. ilk tüfekli piyadeyi de kendisi tesis etmiştir. Feridun Bey. Süleymaniye kütp. nr. babasının fetihlerini hazmettirdiği gibi. Osmanlı ordu ve donanmasını bir kat daha güçlendiren Sultân Bâyezid. onun zamanında hazırlanmıştır.. İstanbul. Farsça ve Uygurca'ya da vakıf olan Bâyezid. Gerçekten öyle midir? II. Bu kanunnâme. 66.etmiştir. ilk Belediye Kanunları. ülkesinin sınırlarını az da olsa genişletmiştir. olaylar tahkik edildiğinde. İtti ri hazırlanıl zikrederek I Evet ( Bursa. c. Bâyezldd Kanunları. fermanda bahsi geçen rezaleti işlemesi akla uzak görünmektedir. 1 mükemmel w < Münşe'ât-ı S 2162. Ancak hâlim ve selim olduğu doğrudur. Künh'ül- . doğuda ve batıdaki menfi şartlara rağmen. Bâyezid zamanında 85 adet Kanunnâme neşr olunmuş ve özellikle sadece Osmanlı tarihinin değil. K sn. böyle Jıfaminde hman |t benzeri keyif i rivayet | içki içtiğine I genel bir lan nak-lıt özellikle s takva ve nce diye I Fâtih'ten jMyle adaşı darda ittiıan ve pıiiB Fâtih »Fenârî-t: ¦ <c:j |r—a: ı. Tansel. Bâyezid'in uyuşturucu kullandığı ve içki içtiğine dair olan söylentiler. Bâyezid'i gözden düşürmek için söylenen bu sözler. lyla. delilsiz isnâdlar şeklinde kalmaktadır63. Kendisine takdim olunan bütün eserleri okuyan ve kıymetine göre telif ücreti takdim eden Sofi Bâyezid. yani devleti idare edemedi şeklindeki iddialar doğru değildir. 263-264. Kendisi. "Devlet adamlarının en hayırlısı. I ücreti takdim eden I mektedir. vatandaşlarının kalblerinde sevilenlerdir" diyerek. 260/a-261/b. Netice olarak. Fetâvâ. Münşe'ât-ı Salâtin. Bâyezid'i tavsif etmişlerdir. II. vrk. 18i M ÂN. dünyanın en mükemmel ve en geniş belediye kanunu olmakla kalmamakta. S EN OSMANLI (olmamıştır. Bâyezid devrine ait en mühim kanunlardan birisi şüphesiz ki. çok büyük âlim ve komutanlardan hususi dersler almıştır. Osmanlı tarihçileri. {. II. kem yıllarına ait bire unutulmamalıda. müzehhib ve yay imalatçısı olan Bâyezid. Âli. yaşlılık ve hadiselerin verdiği yorgunluk sebebiyle. kendinden bekleneni veremediğine dair Yavuz'un tesbitleri. tamamen son yıllarına ait bir olaydır. 65. devrinin yabancı tarihçileri tarafından da medh edilmektedir. Âlim. aynı zamanda dünyada 63 Ebüssuud Efendi. vrk.

II. Eğer muhalefet edecek olurlarsa. Ve astar ki. V. sh. zira dilsüz canavardır. ilk çevre nizâmnâmesi ve kısaca asrına göre çok hârika bir hukuk kodudur. c. Şöyle ki. İ-5. Ve bir akçelik eti her ne narh üzerine alurlar ise beş pare olur. Her kangısında eksük bulunursa. Ve kile ve arşun ve dirhem gözlemle. 662-664. ilk standartlar kanunu. eksük olmaya. müşebbek işde miskâline beş akçe ve gümüş düğmeler iriyi ve hurdayı gayet eyü hâlis işleyeler. 183/a-b. . c. Un kapanında olan kapan taşlarını. İ-42. ma'kul üzerine ola İ-40. Uzunçarşılı. Cem? Edirne'nin aşçıları ittifakiyle teftiş olundı. Eslemeyeni gereği gibi hakkından gele. Aşçılar bişürdükleri aşı pâk bişüreler ve çanakların pâk su ile yuyalar ve tezgâhlarında kâfir olmaya. c. Ve mahkeme kararıyla yiyecek ve içecek ve giyecek ve hububat ki. İ-38. İşleyenin muhtesib (belediye başkanı) gereği gibi haklarından gele. Selâhattin. E-58. sh.187. vrk. ' 126 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMAN ilk tüketici haklarını koruyan kanun. İ-4. 245-246. 308-311. şehirde işlene. Tansel. Ve boyacıları dahi gözedeler. Künh'ül-Ahbâr. Hadâık. bakır koyub işlemeyeler. teşhir edeler veyahud tahta külah uralar. Ve iç yağiyle nesne bişürmeyeler. Ve hammâllar ağır yük urmayalar. I. hem Osmanlı örf âdetlerini ve hem de İslâm hukukunu çok iyi bilen Mevlânâ Yaraluca Muhyiddin tarafından hazırlanmıştır. vrk. Etmekçiler. İ-21. eksik ve çiğ olmaya. Süleymaniye kütp. Akgündüz. Biz. Bu kanun. usturası altında kimesne zahmet çekmeye ve nazır olan fotaları pâk duta. 245-248. c. cezalandırıla. bu hisâb üzerine vereler. Usturası keskin ola. sh. Ve hamallar na'lsuz at istihdam etmeyüb ve dağ yükünün iki yükünden ziyâde götürmeye. İ-33. Ve ağır yük urmayalar. sh. en az bir aylık un buluna. Uzunçarşılı. sn. c. ilk gıda maddeleri nizâmnâmesi. Bir akçelikden artuk alsalar ya eksük alsalar. nr. hile ve telbîs olub un alan ve satan kimesnelere zarar ve ziyan olmaya. Kantemir. Osmanlı Tarihi. sâde işi dirhemine bir akçe. 64 Âli. hâmmâmları gözedeler. Süleymaniye kütp. muhtesib (belediye başkanı) haklarından gele. gezdireler. B-74. Eyle olıcak ekmek gayet eyü ve arı olmak gerekdir E-7. İ-29. her biri 100 küsur maddeyi bulan bu üç kanunnameden sadece bazı maddelerini. boyarlarsa gereği gibi hakkından geleler. Ve iplikçilerin ipliği tire ipliğine beraber ola. İki pulluk dahi etmek vereler. aniden bazara un gelmeyüb Müslümanlara darlık göstermeyeler. gözedilüb her meslek sahibi teftiş oluna. Ve sirke ve yoğurda su koymayalar. "Yeni Vesikalar Karşısında Sultân İkinci Beyazıt Hakkında Bazı Mütalâalar. Mecdi. eksük olursa tahta külah uralar veyahud para cezası alalar. standart olarak alınan ekmeği narh üzere pâk işleyeler. tüketici haklan açısından arz ediyoruz (Maddenin başındaki rakamlar Kanun maddelerine ve harflerden B. 2162. Osmanlı Kanunnâmeleri.Ahbâr. sekiz arşun ola. II. Ve her etmekçinin elinde iki aylık. Tâ ki. Hammâmcılar. Eğer terâzûda ve kilede ve arşunda eksük bulunursa. Etmek içinde kara bulunursa ve çiğ olursa. Osmanlı Tarihi. ıssı ve sovuk su ile ârâste ve dellâkleri cest ve çâlâk ola. çarşıda ve pazarda vardır. Olursa hakkından geleler. E Edirne ve İ İstanbul Kanununa işaret etmektedir): "İ-45. Kuyumcular. sh. Su katılmış olub bulunursa. minekâri işde dirhemine iki akçe ve altun sâde ise miskâline üç akçe. . I. Müslümana verdüği fotayı kâfire vermeye. 236. 183/a-b. Es'ad Efendi. Bursa. sahibine tamam etdüre. 2162. c. mahkeme kararıyla muhtesib (belediye başkanı) dâim görüb gözede. Hazırlanış tarihi 1502 ila 1507 tarihleri arasındadır. eksüği bulunanın hakkından geleler. İ-46. Ve ayağı yaramaz bârgiri işletmeyeler. II (Bâyezid Devri Kanunnâmeleri). yunmuş ola. tabanına let uralar. Tâ ki. Es'ad Efendi. nr. Ve at ve katır ve eşek ayağını gözedeler ve semerin gö-reler. Bir akçelik aş alanın aşına bir pare koyalar. 124-125. kalb boyamayalar. sh.

ı teklif eyledi.. görse ve gözetse gerekdir. hükmi vardır. Ve dahi hekimlere ve attârlara ve cerrahlara. Ve camilerde dilenci taifesin yürütmeyeler.-... Cerrahlar dahi gözlene.. muhtesib (belediye başkanı) dutub te'dîb ede. imtihan edeler. İ-24..irdir. Ve âdetlerinden artuk almayalar ve iri öğütmeyeler ve kesmüklü buğdayı değiştirmeyeler ve illâ muhkem ve müntehî hakkından geleler. san'atlarında kâmil oialar.. itaba ve ikâba müstahak olur 67. muhtesib (belediye başkanı) hakkından gelüb teşhîr ede. 1 papa da kendisine il "Değil Osmanlı ı ğiştirmem".. kâfir başın tıraş etdükleri ustura ile Müslüman başın tıraş etmeyeler. 1495) yaptı ve zehirlemesi i vefatı üzerine J mak istediler ( olundu (M şâir bir İm "Akı 6? il 10. Etmek jM. Amma bu bâbda ve gayride mahkeme kararı bile ola. İ-73. .. her kim muhalefet ve inâd ederse.. ziyâdeye satmaya-lar. Fll-ciimlebUZİkf» (belediye başkanı) görüb J Şöyle blleler.... herkimi 67. ...12.. . E-196. .-. B pOSMANLI |t standartlar İiodudur.. Şöyle bileler. Tabibler dahi gözlene. Fil-cümle bu zikr olunanlardan gayrı her ne kim Allah ü Te'âlâ yaratmışdır. değirmende tavuk beslemeyeler ki.1 Yılma:. E-194...İ-66. Kahire'de I gitti ve 1482 yılında | rini reddeden Süit sır'a dönmek i zünde durmadı \ leti'nin başını i II. Ve her «an'atı ı lunan narhdan eksük sata. Bakkallar ve attârlar ve bezzazlar ve takyeciler. eksük Bin cest İt fotaları ... bîmârhâne (hastahane) tabiblerine göstereler... yüzyılın başında savunulmaya başlandığı düşünülürse.-.. .. İ-70... halkın ununa ve buğdayına zarar etmeye. (I İ-73. Sultân Cem olayının esası nedir? öve pazarda mursa.-. Bu t Mevlânâ |»7 tarihleri îmaddele-IrKanun madBİLİNMEYEN OSMANLI 127 İ-70. bu maddenin çok ileri bir hukuk anlayışının mahsulü olduğu daha iyi anlaşılır. onun on bire satalar. E-195. muhtesib (belediye başkanıjin hükmi vardır. Ve her san'atı aydan aya kadı ile teftiş ede ve dahi göre ve gözede. Berber gözlene. Usturaları keskün ola. E-198. Değirmenciler gözlene. hepsini de muhtesib (belediye başkanı) görüb gözetse gerekdir.. Bunuı eyledi ve Cem de < sığındı. 65 Hayvan haklarının 20. . ı. Sultân Cem < Fâtih Sultân Meh delere yazılacak elk Mehmed Paşanın an gelen Cem Sultân'a Bâyezid'in Ayaş adına para kestirip I Selçuk Sultân baş ikiye bölünmesini. Her kangısı kim ta'yin o-lunan narhdan eksük sata. Kâfir yüzin sildikleri fota ile Müslüman yüzin silmeyeler. Bâyezkiî pazarlık yaptılar»! pa'ya teslim edil*! aleyhine kullan Roma'ya ayakbas&ı landığı Roma'da 1* hem Papa VIII.. kabul etmedikleri kimesneleri men' edeler.S'ud para ¦ bizara un iöfrolma-|)ittoiur Bir jeksük ¦ :s: ise Heyıi hâlis İ İlli. Ziyâdeye satarlarsa.

Uzunçarşılı. Es'ad Efendi. muvaffak olamadılar ve maalesef Sultân Cem 1488 yılında Pa-pa'ya teslim edildi. Şöyle ki: Maalesef. Alessandro Borgia ile görüştü.Fâtih Sultân Mehmed hayatta iken tanzim edilen meşhur Kanunnâmesinde. Ahmed Uğur neşri. Yeniden Mısır'a dönmek istediyse de.. Tarih. Osmanlı-Memlüklü harbi devam etmektedir. 12.. Gırnata başşehirleriydi ve gittikçe de sınırları dara-lıyordu. -. adı geçen üstâd-ı azamla Cem'i teslim etmesi için pazarlık yaptılarsa da. II. Hatta ağabeyi Sultân Bâyezid'in Ayaş Paşa komutasında gönderdiği kuvvetleri yendi ve 1481'de Bursa'da adına para kestirip hutbe okuttu ve saltanatını ilan etti.2. yani tam Müslümanlar yok edilmeye çalışıldığı günlerde. 387-402. İbn-i Kemal. 66 Akgündüz. vrk. 1485-1491 yılları arasında. kuvvetli ordusuyla Cem'i Yenişehir'de mağlûp eyledi ve Cem de evvela Konya'ya ve sonra da Memlüklü Sultânı Sultân Kayıtbay'a sığındı. sh. Hedef Osmanlı Devleti'nin başını ağrıtmaktı ve Sultân Cem de bunu biliyordu. 286-304. Sultân Cem. Belgelerle Osmanlı Tarihi. 1489 yılında Roma'ya ayak bastı ve ikinci sürgün hayatı başlamış oldu. sh. Cem'i kendilerine teslimi için Papa'ya baskı yaptı ve Sultân Cem maalesef Krala teslim edilmek üzere yola çıkarıldı. Künh'ül-Ahbâr. 220-221. 143. edîb ve şâir bir insandı67. Büyük bir merasimle karşılandığı Roma'da 1495 yılına kadar 6 yıl kaldı. Ancak Papa'nın zehirlemesi sebebiyle Napoli'ye giderken yolda vefat etti (25. Tabutunu bile Osmanlı Devleti'nin aleyhine kullanmak istediler ve ancak 4 yıl bekletildikten sonra Napoli'den Bursa'ya getirilerek defn olundu (1499). sh. Osmanlı devleti. I. buradan bir ilke imza basarak hacca gitti ve 1482 yılında yeniden Adana yoluyla Anadolu'ya döndü. sh. c. s-'J 128 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI I 68. Bâyezid ve Sultân Kayıtbay. 67 Âşıkpaşa-zâde. Osmanlı Tarihi.. 382-386. c. hem Papa VIII. sh. Innocentius ve hem de VI. Kahire'de büyük ilgi gören Sultân Cem. Kantemir. 1492 yılında Endülüs'teki son Müslüman devletine son verilmeden evvel. sadece onları katliamdan kurtarmaya yetmiştir. c. şehzadelere yazılacak elkâbla ilgili bölümde Sultân Cem'in ismi zikredilmiş ve Karamanî Mehmed Paşa'nın arzusu da hep bu olmuştur. II. 188-230. 17. halası Selçuk Sultân başkanlığında ağabeyine gönderdiği heyetin diliyle Osmanlı Devleti'nin ikiye bölünmesini. Osmanlı Devleti'nin aleyhine kullanılacak bir kozdu ve kendisi de asla bunu arzu etmiyordu. Buna verdiği cevap şu oldu: "Değil Osmanlı saltanatı. Tevârih-i Âl-i Osman. bunların Akdeniz ile ve . VIII. Defter. Her iki papa da kendisine dinini değiştirmesi için baskılar yaptılar. Endülüs'teki Müslümanların oralardan kovulmasıdır. İspanyollar. Zira Osmanlı Devleti'ne Cem olayı ile problem çıkarılmasının da Memlüklü Devleti ile Osmanlı Devleti'nin arasının açılmasının da tek sebebi. Âli. Endülüs Müslümanlarına sahip çıkmıştır. Bâyezid'in sulh tekliflerini reddeden Sultân Cem'i Anadolu'da Karamanoğlu Kasım Bey karşıladı. bütün dünyanın sultanlığını da verseniz. Charles. Daha da ileri giderek. c. I. 37-39. 26-27.-. Bu paşanın vefatından sonra. sh. nr. Yılmaz. Türkçe ve Farsça Divan telif edecek kadar âlim. bunları koruması muhtemel olan Müslüman devletler saf dışı edilmiştir. Bunu duyan Sultân Bâyezid. 1492'de yıkılan Endülüs Emevi Devleti'ne Osmanlı Devleti neden sahip çıkmamıştır? Çıkmışsa neler yapmıştır? Sultân Cem olayından sonra bu soruyu cevaplandırmak daha kolaydır. 163-177. dinimi değiştirmem". Kendisine San Angelo Sarayı tahsis edildi. 2162. 184/a vd. Osmanlı Kanunnâmeleri. 1495 yılında Fransa Kralı VIII. Endülüs'te tek Müslüman devlet kalmıştır: Nasrîler veya Benî Ahmer. Hıristiyan dünyasının elinde. Artık Sultân Cem. Avrupa'daki diğer Hıristiyanların da yardımıyla başta Cebel-i Târik Boğazı olmak üzere. Anadolu'da kendisinin ve Rumeli'de ise Bâyezid'in sultân olmasını teklif eyledi. Solakzâde.1495). ancak gücü ve siyasi durumu. II. Bursa'ya gelen Cem Sultân'a buranın halkı büyük alaka göstermişti.<: = . Osmanlı Sultânı vefatı üzerine üç gün yas ilan etti. anlaştığı Üstâd-ı A'zam Fransız Pierre d'Aubusson sözünde durmadı ve Cem'i Nice'ye götürerek Şövalyelere teslim etti. 10.. Bu tarihlerde. 364384.

Belleten... Memlüklülerle de uğraşan Osmanlı Devleti'nin iki ateş arasında kalmasından dolayı. Divan-ı Hümâyûn'u toplayarak durumu müzâkere etti ve Batı Akdeniz'e donanma gönderilmesi kararlaştırıldı.. kendi arala lere karşı da tam bir s Katoliklere hayat hakkı I hakkı tanımayacaklarIdU İslâm tarihçilerinin I Endülüs Emevilerinin ( emân altında ya zimmî sayılıyor ve İsi Endülüs'te bulunan MS zihniyetine hâkim I mensupları büyük biri larını aldılar ve hatta > lumlar içinde itlin men bulamıyorlardı i dönemde mazlum i leti kucak açtı. netice vermedi ve 1492 yılında Gırnata teslim oldu ve Endülüs'teki İslâm Hâkimiyeti sona erdi.-.--. Sultân Kayıtbay. Avrupa'yı Rönesans'a taşıyan Endülüs'teki Müslüman devleti.. Uzunçarşılı. sayı 95(1960).. . Napoli ve Sicilya Krallıklarına karşı harp ilan etmiş oluyordu.000.. İsmail Hakkı.-. sh. Sayıları 300. yollara düşen 300. Endülüs'teki başarılarında şımararak.:••¦«•-. . Kemal Reis'in komutasındaki Osmanlı Donanması 1487'de İspanya seferine çıktı. Böylece Osmanlı Devleti. Gırnata'ya hücumda tek çekindikleri Osmanlı Devleti ve Memlüklüler idi. Av-di.¦-¦¦¦. halkı dinlerini değiştirmeleri için ateşle yaktılar. 711 yıldır devam eden İslâm hâkimiyetini sona erdirmek için fırsat beklediler. II.. Ebu Abdillah Muhammed. Endülüs'ün bu düşüşünü Namık Kemal şu cümlelerle özetliyordu: "İspanyollar Gırnata'yı aldıkları zaman. Tunus Hafsî Sultanlığı ve Merînîler yardım edebilirlerdi. Aragon. Kudüs'teki Hıristiyanları sürgün edeceğini söyledi ise de. Biz İstanbul'u aldığımız vakit. XXIV. . 1487'de 776 yıllık Müslüman bir şehir olan Malağa düştü.-> ¦. c. II. Memlüklüler ve Osmanlılar ise.w---> Katolik olmakla ölmek ara Devleti'nin bunlara da I larına rağmen...000'i bulan Musevilere ise sn.. Bunlara en yakınları olan Fas Sultanlığı. Aynı yıl Amerika'ya da Colombus ile çıkan İspanyollar. sonra ermek üzereydi.. XV. Bu hücumlar. 1510 yılın Reis Komutasındaki dona cak. dil ve ırk farkı gö. resmen her ikisinden de yardım istedi.Müslüman devletlerle olan bağlarını kestiler.¦. Kemal ve Ba*)l S OSMANLI lıeden sat.. . Zimmeti MÂşıkpaşa-z8de. nr.Trt. gemiMsI manii ülkesine getiri ve hem de Yahudiler. Yılmaz.. 1469 yılında İspanya'daki iki Katolik devlet olan Kastilya ve Argon Krallıkları resmen birleştiler. i tır? Bu sorunun < bulabiliriz. bunların neticesi olarak ı Avrupalılar. Kemal Reis Güney İtalya'yı vurarak İspanya sularına kadar geldi ve Malaga'yı tekrar aldı. ISırnata i Sultân tağini ferinden .„¦ _ . 2162. Şerafettin. Hatta Gırnata Meliki XI. Tansel. hem yerli Müslürt Memlüklülerle olan savaş s 69. sayı 103(1962).. her din sahibine dinini yaşayabilmesi için tam bir din hürriyeti tanıdık". 185236. Ne acıdır ki.».! Osmanlı Devleti... 539-551. vrt. Turan.. Gırnata'ya hücum etmeleri halinde. sh. "Cem Sultân'a Dair Beş Orijinal Vesika".. kıyardım |?(düşü-«Kral-|ı düştü.. Bâyezid dön rafından katliam»' topraklarına yerli Ecdadımızın "şer'-l < ve İslâm Devleti'nin hâle Renk. Bilindiği gibi.000 Müslümanı katlettiler. Zira Osli Osmanlı (oralardan i gücü ve to evvel.. "Yeni Vesikalar Karşısında Sultân İkinci Beyazıt Hakkında Bazı Mütalâalar".. 1. Bâyezid. "Barak Reis'in Şehzade Cem Mes'elesiyle İlgili Olarak Savoie'ya Gönderilmesi".. sh. Müslümanların kendileri gibi katliam yapmayacaklarını bildiklerinden aldırmadılar.000 kadar Müslümanı Fâs ve Cezayir'e nakletti. Osmanlı donanması.¦¦¦¦¦-? ¦¦... 5-1491 k Osmanhtkal-n cfara-:TAnk t kesti-er. hem uzak idiler ve hem de birbirine düşürülmüşlerdi. Belleten. Buran Kemal Reis I Müslümanları. Osmanlı Donanması Fransızlara kolaylık gösteren Tunus Hafsî Sultanlığı ile de uğraşıyordu. öyle muamele yapılır. Kastilya. Bel}*»| Rıza Seyfl..|| fendi. c. . 170-175.. 1 201-210. XXVI. 457-483. Selâhattin..

Ne zaman ki. Kantemir. Âli. hem yerli Müslüman devletlerin destek yerine köstek olmaları ve hem de Memlüklülerle olan savaş sebebiyle tam netice alamadılar68. 4. XV. Ali Rıza Seyfi. Bunun ayrıntılarına girmiyoruz. c. >. I. 199/a vd. Bunu yapan da II. nr. Hıristiyan olmayan milletlere karşı da tam bir savaş ilan etmişlerdi. Endülüs'te bulunan Müslüman devlet 1492 tarihinde yıkıldı ve yerine tamamen Roma zihniyetine hâkim Hıristiyan kuvvetler hâkim oldu. Kemal ve Baba Oruç. 1510 yılındaki son seferlerine kadar. sh. Bâyezid. 364-384. Zimmet akdi. vrk..¦¦¦-• ¦ ¦¦¦ 130 BİLİNMEYEN OSMANLI BIUNMİ Hıristiyanlar!. c. İslâm hukukundaki zimmet andlaşması ile ilgili hükümlerde bulabiliriz. Nitekim tanımadılar da. Avrupalılar. c. kendi aralarında kanlı çatışmalara girdikleri gibi. Katolik olmakla ölmek arasında tercihde bulunmaları için emirler çıkardılar. Künh'ülAhbâr. Katoliklerin Protestanlara ve Protestanların Katoliklere hayat hakkı tanımadığı Hıristiyan Avrupa'da elbette ki Yahudilere de hayat hakkı tanımayacaklar idi. Uzunçarşılı. nr. Çünkü Gırnata 1492 yılında düşünce. İslâm ülkesi vatandaşı olmalarını. sh. Maalesef toplumlar içinde itibarları zayıf olan Yahudiler. II. Endülüs hadisesi sebebiyle. Herkes bunlara sırtlarını dönüyordu. hem Müslümanlar ve hem de Yahudiler. Kemal Reis Komutasındaki donanmasıyla İspanyollara karşı 23 defa saldırı düzenlediler. Belgelerle Osmanlı Tarihi. 1492 senesi ilk baharında İspanya'dan tardedilen Yahudileri. sh. belli şartlar ve mükellefiyetler karşılığında kabul edebilmesi demektir. büyük zulümlere maruz kalmışlardı. o zaman Hıristiyanlık dışındaki din mensupları büyük bir zulme maruz kalmaya başladılar. 201-210. sh.c. Bilindiği gibi. insanlar arasında ayırım ve nihayet bunların neticesi olarak engizisyon mahkemelerinin zâlim kararları kınla gidiyordu. Yahudiler de bu hükümlere tabi idi. Bâyezid döneminde. kendilerine yeni bir yurt aramalarına rağmen bulamıyorlardı. dil ve ırk farkı gözetilmeksizin hepsine aynı şekilde ve "şer'-i şerif" ne diyorsa öyle muamele yapılır. TOEM . "Bir Veslka-ı Müellim". 390-392. Müslümanlarla sulh yapan ve İslâm Devleti'nin hâkimiyetini kabul eden gayr-i müslimlere "zimmr adı verilir. gemilerle taşıyarak daha emin bölgelere ve özellikle de Yahudileri Osmanlı ülkesine getiriyorlardı. İşte bu şer'î hükme dayanan Osmanlı Padişahlarından II. Tarih. Bâyezid idi. Renk. II. Osmanlı Devleti. Kemal Reis komutasındaki Osmanlı donanması. Efdaleddin. Ancak. Süleymaniye kütp. Yahudilere neden ve hangi şer'î hükme dayanarak kucak açmıştır? Bu sorunun cevabını. sh. katliama maruz kalan Yahudi ve Müslümanları. 197-206. İspanya ve Portekiz'deki Katolik devletler tarafından katliama ve sürgüne maruz bırakılan Yahudilerin Osmanlı topraklarına yerleşmeleri nasıl olmuştur? Ecdadımızın "şer'-i şerif dediği İslâm hukukuna göre. İslâm tarihçilerinin Endülüs ve Avrupalıların da İspanya dedikleri yarım adada Endülüs Emevilerinin kurdukları İslâm Medeniyeti sayesinde tam bir hürriyet içinde ve emân altında yaşayan diğer din mensupları arasında Yahudiler de vardı. Yahudiler de bu zulümden paylarını aldılar ve hatta vatanları olan İspanya'dan sürülmeye başlandılar. Yılmaz. Solakzâde. I. bütün sıkıntılarına rağmen. 2162. Osmanlı Tarihi. ehl-i kitâb kabul edilen Yahudi veya 68 Âşıkpaşa-zâde. İslâm halifesi veya naibi. IİS5-b. 178-179. Yahudiler de zimmî sayılıyor ve İslâm Ülkesi olan Endülüs'te huzur içinde yaşıyorlardı. sh. Osmanlı Devleti. zimmet akdinin hükümlerine uymak şartıyla Osmanlı Ülkesinin belirli yerlerine ve özellikle de şu anda . 69. İstanbul 1325. 250-251. Yahudi olsalar da aslında o dönemde mazlum durumuna düşen Yahudilere bir Müslüman devlet olan Osmanlı Devleti kucak açtı. Osmanlı Devleti'nin bunlara da kucak açtıklarını çok iyi biliyoruz.BİLİNMEYEN OSMANLI 129 11 siı. Es'ad E-fendi. asırda Avrupa'da kölelik.

Ahkâmü'z. Tabular Yıkılıyor I-II... Hepimiz biliyoruz ki. Bu defterin 40. Bilindiği gibi.Ve Mağrib'den gelen Yahudiler... .. Abdulkerim. Şah İsmail fitnesi nasıl başlamıştır? Erdebil. sh. sh. onun yerine 69 Kantemir. . bu aile. I. c. Türkiye Cumhuriyeti Devleti de. Yavuz Döneminde ve 927/1520 tarihinde şu anda Yunanistan sınırları içerisinde bulunan Ağriboz Sancağına bağlı Livâdiye Kazasının Kanunnâmesi hazırlanmıştır. 637 vd. 22 vd.Yunanistan'da bulunan Selanik. Türkiye Avrupa Konseyi Üyesidir. Erdebil'de ehl-i ma'rifetin mercii ve melcei olmuştur. Şfa'nın siyâsî âleti olana kadar.Zimmiyyîn Ve'l-Müste'menin. 70. III. İstanbul 1996-97.. 925/1519 tarihinde ve Yavuz Sultân Selim'in emirleriyle tahrir olunan Edirne Tapu Tahrir Defteri bunu açıkça göstermektedir. 1448 yılında Erdebil'de isyan eden Şeyh Cüneyd. Yahudilerin zimmet akdiyle nasıl Osmanlı ülkesine alındıklarını açıkça ortaya koymaktadır: "Madde 57.. Halbuki ilk A-levî isyanını çıkartan ve Anadolu'yu Şiileştirmeye çalışanların bunlar oldukları söylenmektedir. Edirne. sh. İşte Şeyh Safiyyüddin'in torununun torunu ve 5. Vezir Halil Paşa'nın "Bir tahtta iki padişah sığmaz" cevabı üzerine kendisine ve . yüzyılda İspanya'dan atılan Yahudilerin Osmanlı topraklarına zimmî olarak kabulüne dair belgeyi. Her ülkeden insan hakları konusunda âbide vesika sayılacak dokümanlar istenmiştir. Zeydan. Murad'a kadar geldiği ve ondan bazı siyasi taleplerde bulunduğunu. Şii mezhebine geçerek bu mübarek neslin itibarını siyâsete alet etmeye başlamıştır.. Bu Kanunnâmede yer alan şu hüküm. onun yerine de oğlu Hâce Alâ'addin Ali Erdebîlî (833/1429). en çok tenkit ettiği Osmanlı Dönemine ait ve XV. Sultân II. gelirlerine göre oranı tesbit edilen harâc-ı mukâseme ve maktu' olarak verilen harâc-ı muvazzaf yani maddedeki tabiriyle ispençe vermekle mükellef tutulmuşlardır69. c. "Bir vesika-ı müellim". unvanlar* ve Tur S OSMANLI ikarşılıIsmesi ilk rak şar-tataan ğ ı ItoprakIjflmek İre BİLİNMEYEN OSMANLI 131 de Şeyh Şah diye bilinen oğlu İbrahim Erdebîlî (851/1447) mürşidlik makamına geçmiştir. sh. II. bir zamanlar bütün İran'a hâkim olan ŞPî Safevî sülâlesinin de taht merkezidir. eskiden Azerbaycan beldelerinden olan Tiflis. Anadolu'ya sürüldü.. Şeyhi olan Şeyh Cüneyd (14471460). Efdaleddin. Bu belgede yer alan aile reisi Yahudilerin sayısı 40 küsurdur.133. Bilindiği gibi. Baku ve Şiraz arasında mühim bir ticâret merkezi olduğu gibi. Osmanlı Kanunnâmeleri. VI. . . c. 201-210. 178-179. sh. Cumhuriyet Döneminde ve özellikle resmî mahfillerde. 393. sh. Akgündüz. sayfasında "CenuTat-i İspanya" başlığı altında İspanya'dan sürgün edildikten sonra Edirne'ye yerleştirilen Yahudi aile reislerinin adları yazılmaktadır. harâc ve yirmi beşer akçe ispençe verürler. Safiyyüddin'in yerine oğlu Şeyh Sadreddin Musa Erdebîlî. Yani 40 küsur aile bu bölgeye yerleştirilmiştir. Bağdat 1963." Mağrib'den kasıt Endülüs yani İspanya'dır. Yahudiler de diğer gayr-i müslimler gibi. Erdebil Şeyhleri'nin torunu bulunan Şeyh Cüneyd. Osmanlı Dev-leti'nin insan haklarına ri'âyet etmediği ve insanların canlarının Padişahın iki dudağı arasında olduğu anlatıla ve yazıla gelmiştir. c. Halbuki 18 Mayıs 1993 tarihinde Dışişleri Bakanlığımızın aldığı bir karar yetmiş seksen yıldır anlatılanları yalanlar mahiyettedir. Ağriboz'a bağlı Livâdiye ve Tırhala çevresine yerleştirmişti. oğlu Şeyh Haydar ve bunların halifelerinden olan Şah Kulu isyanlarını nasıl açıklarsınız? Bunların evlâdı Resul oldukları da iddia edilmektedir. işte bu insan hakları binasında teşhir edilmek üzere hazırlatıp göndermiştir. 118. Avrupa Konseyi 1993'de yeni bir İnsan Haklan Binası inşa ettirmiştir.

o da öldürülünce. Şah İsmail'in müritleri olan Yörük ve Türkmenlerin başlarına kırmızı serpuş takmalarındandır. Kızılbaş denmesinin sebebi. baştan beri beyaz renkli başlık giymekteydiler. Anadolu'nun Şiileşmesi tehlikesini bir türlü durduramıyordu. Annesi Hâlime Beğim Sünnîlikte diretince annesini katlettirdiği nakledilmektedir. Tamamen Sünnî olan Uzun Hasan'ın kız kardeşi Hatice Beğim ile evlenmişti. Kabiliyeti ve dönemin ilimlerine vâkıf oluşu noktasında ittifak vardır. Akkoyunlulara isyan eden Şeyh İsmail. Şeyh Cüneyd'in sapık fikirleri ortaya çıkıp müridlerinin de namaz ve oruç bilmez tavırları anlaşılınca. Bu hanımdan oğlu Şeyh Haydar dünyaya geldi. Şeyhlik adı altında ve neslinin itibarını kullanarak. Fâtih Sultân Mehmed'in özel kütüphanesinde hâfız-ı kütüb olarak görev yapan Molla Lütfi. oğlu Haydar onun yerine şeyhlik makamına geçti. Önce Anadolu'dan topladığı ve Erdebil'e göndererek Şii-leştirdiği Türkmen gençlerini. Maalesef olan bitenlere karşı beklenen tepkiyi gösteremeyen Sultân Bâyezid. Hedefini iyi tesbit etmişti. Molla Hüsrev ve Sinan Paşa (Sinânüddin Yusuf. 1488 yılında çıkardığı kargaşalar sebebiyle. Artık İran Safevî Devleti diye anılan Şii bir devlet haline gelmişti. İşte Şah İsmail fitnesinin başlangıç şekli. Erdebil'deki Şeyh Safiyyüddin neslinin Şeyhlik'den Şahlığa geçişi ve de Anadolu'da Alevî veya Kızılbaş adıyla yeni bir Şii Kolunun ortaya çıkışının hikâyesi kısaca budur70. 1477 yılında Uzun Hasan'ın kızı Hâlime Alemşah Beğim ile evlendi ve oğlu İsmail dünyaya geldi. Ancak Osmanlı tarihinde mülhidlik ve zındıklık ile suçlanarak idam edilen ilk âlim olarak da tarihe geçmiştir. Herkesin . Şii olduğunu bile bile. 1502 tarihinde onları Tebriz'den kovarak Şah oldu. olaylara şahit olan Âşıkpaşa-zâde anlatmaktadır. II. Burada Şeyh Abdüllatif ile sahabelerle ilgili tartışma yapmışlar. Molla Lütfi kimdir? Osmanlı âlimlerinin akla önem verdiği için bu â-limi zındıklıkla suçlayarak idama mahkûm ettirdikleri doğru mudur? Molla Lütfi. Anadolu Türkmenlerini çevresinde topluyor. burada bulunan nadir eserleri inceleme fırsatını yakalamıştır. Kayseri ve Sivas arasında yer alan Gökçay mevkiinde üzerine yürüdü ve Temmuz 1511'de Şah Kulu ve müritlerini imha etti. çevresine çok sayıda göçebe Türkmenleri toplayarak fesada başladı. Bunlardan Antalyalı bir Türkmen olan ve Osmanlı ordusunda sipahi olarak görev ifa eden Şah Kulu isimli şahıs. Vezir-i A'zam Ali Paşa. Hoca Paşa ile birlikte Seferihisar'a giden Molla Lütfi'nin dönüşünde ilmiye mertebelerinin en yükseklerinden olan sahn müderrisliğine kadar yükseldiğini görüyoruz. yine siyasi ümitlerle Karaman'a sığındığını. sırf Şii olan Karakoyunlulara karşı siyasi rekabet yüzünden ona destek veriyordu. Gizlice Anadolu'ya gelen Şah Kulu. İşte Yavuz Sultân Selim bu tehlikeyi gördü ve saltanata bir an önce gelerek bu meseleyi hal etmeyi birinci hedef olarak seçti. Hedefi Osmanlı devleti idi. 71. Şah İsmail'in daveti üzerine Erdebil'e çağrıldı ve yüksek seviyede bir Şii Molla yani halife olarak yetiştirildi. oradan da kaçar gibi ayrıldı. askerî ve siyasi açıdan Osmanlı Devleti'nden sonra ikinci güç haline geldi. Erdebil'e uğramadan vekâletle hem tarikatı yürütüyor ve hem de siyâsetten bir türlü uzak durmuyordu. Dayısı Uzun Hasan. bir kısmını Erdebil'e göndererek Şiileştiriyor ve sonra da bunları siyasi emellerine hizmet ettirmeye çalışıyordu. Erdebil Sofileri ve halifeler adı altında Anadolu'ya fikrî propaganda için gönderdi. Deli Lütfi ve Sarı Lütfi diye de bilinen. 1460 yılında katledildiğinde. Bâyezid'in za'fından da istifade etti. Bu şahsa. oğlu İsmail hem Şeyh ve hem de Şah olma sevdasına düştü. Ancak kendisi de şehid oldu. hem Şi'î Türkmenler ve hem de Sünnî Türkler görüyordu. Türkistan Hâkânı Şaybak Hân'ı da mağlûp edince. Osmanlı Türkleri ise. Tokat'tan İstanbul'a gelerek. Hoca Paşa diye bilinir) gibi meşhur Osmanlı âlimlerinden ders alan bir âlimdir.dervişlerine hediyeler verildikten sonra. Akkoyunlular bu yüzden onları takibe başladı. ancak Fâtih Sultân Mehmed'e "Sahn medreselerinde her ilmi okutabilirim" diyecek kadar da meslektaşlarını küçümseyen ve gururlu olan bir yapıya sahiptir. Osmanlı kaynaklarında Şeytan Kulu veya Kızılbaş Reisi gibi unvanlar verilmektedir. İdarecilerin yaptıkları hataların 132 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI cezasını.

Uzunçarşılı. onu bu cezaya mahkûm eden Efdal-zâde ve Molla Ahaveyn gibi âlimleri de akıl ve . II. Halkın bir kesimi. 25 Rebî'ülâhir 899/2 Şubat 1494 Pazar günü At Meydanında infaz olunmuştur. Laubali ve kibirli olduğu da kesindir. vrk. 408 vd. bizzat Hocası olan Sinan Paşa'nın kardeşi Ahmed Paşa tarafından II. II. Bahsedilen suçlamalarla mezkûr âlimlerin huzurunda yargılanan Molla Lütfi. Yılmaz. İsmail Hakkı. Molla Lütfi'nin tacizleri neticesinde. Osmanlı Tarihi. I. 2162. davranan i sona ermemljftî deAhmedilM Yavuz'a I Şehzade / "Ocak. 63-64. 51/a-54/b. Molla Lütfi gibi bir âlimden bunları beklemeyen Padişah. 72. Molla Lütfi'nin namaz için "bir kuru kıyam ve eğilmedir. En büyük iddi-a. Künh'ülAhbâr. Süleymaniye kütp. Molla Lütfi gibi bir âlimi idama mahkûm etmek ne kadar doğru değilse. en az Molla Lütfi'yi idam etmek kadar yanlış bir harekettir. Hüseyin Vassâf. c. sh. Bunlara fevkalade tarafsız ve insaflı âlimler olarak bilinen Molla Ahaveyn ve Şeyhülislâm Efdal-zâde de katıldı. Molla Lütfi'nin fazilet ve maharetleri kabul edilmekle beraber. "hocalar arasında Deli Lütfi demekle ma'rüf" bir laubali olarak kötü bir şöhrete kavuşmuştu. TD. Belgelerle Osmanlı Tarihi. Bâyezid'e kadar çıkarak. Sefine-i Evliya. Es'ad E-fendi. 204/a vd.ortasında yaptığı kaba şakalardan dolayı. Sahn Müderrislerinden Molla Arap ve Molla İzârî diye bilinen Kâsım-ı Germiyânî ile Hatip-zâde Molla Muhyiddin Mehmed aleyhine geçtiler. Bâyezid'e gönderilen şikâyet mektuplarında. bu büyük âlimin zulme maruz kaldığına inanmıştır. nr. 225-231. Solakzâde. Yavuz Sultân! devlet nırlar hakkuıâ) Karakterinin! nen Sultân! bu tahtta otu Alâüddevle'nln I parlak olduğunu| Anadolu'm manda dedesi ( Sancakbeyi olan! yaptığı mu kezin ika. II. "katlini gerektiren söz ve fiilleri müşahede ettiklerini" şikâyet edecek kadar ileri gitmelerine sebep oldu. ahlâkî zaafları bs yapan bir şahıs olar. şahitlerin aleyhteki beyânları üzerine idama mahkûm edildi. sh. H Sarayı Muml* Osmanlı T Bir Not. Ancak bu kararı. meseleyi Divan-ı Hümâyûn'a sevk etti. 264-269. Silsile-i Tarîki Celvetî. kamu oyunda tepkiler doğurmuştur. Tarih. yaptığı yolsuzluklarla daha evvel de darb ve hapis cezasına çarptırıldığı gündeme getirilmekte ve neticede "filozofların sözlerine itibar ederek hem dalalete gittiği ve hem de insanları dalalete götürdüğü" anlatılmaktadır. andan fayda yoktur" tarzında bir ifade kullanmış olmasıydı. sh. K ANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 133 i Sultân (I birinci | «eslinin iKoluulemâsının akla karşı çıkması ve açık bir zulüm olarak değerlendirmek de. konuyla alakalı eser. Verilen bu idam kararı. c. Molla Ahaveyn ve Efdal-zâde başlangıçta verilen bu hükmü kabul etmemelerine rağmen. Molla Lütflj nu bu cezaya mahkûmj düşmanı olarak ı açıdan da zayıf birisi 0 70 Âşıkpaşa-zâde. Bununla birlikte unutulmamalıdır ki. isnâd edilen zındıklık ve mülhidlik suçlamalarını çürütecek bilgileri ortaya koymuşlardır. sonradan ikna edilmişler ve idamı konusunda ulemanın icma'ı meydana gelince. ulemâdan bir grubun II. dürüst bir âlim c. Zira Molla Lütfi.: devrinin âlimleri ve' suçlamalarını çürutt ki. Molla Lütfi'nin ölçüsüz hareketleri. Kısaca. 253-254. Peygamberliği inkâr edici söz ve fiillerinden bahsedilmekte. dürüst bir âlim olan ve Molla Ahaveyn diye bilinen Molla Muhyiddin bin Mehmed'in konuyla alakalı eserinde. Âli. hidâyet yolundan çıktığı hususundaki bütün iddiaları reddetmesine rağmen. Hacı Bayram-ı Veli.. Aynî. sh. kısmen de olsa. Kesinleşen hüküm. 2 siye olunur). Osmanlı ulemâsının akla karş» Lütfi'yi idam etmek k Paşa'nın kardeşi Atını da. Hem devrinin âlimleri ve hem de asrımızdaki araştırmalar. c. Peygamberliği inkâr edK^fe evvel de darb ve haplsflp*-zofların sözlerine ttNMfJ lete götürdüğü" anla Kısaca. sh. Bâyezid de kararı tasdik etmiştir. 315-342.. vrk. ahlâkî zaafları bulunan ve Fâtih'in Kütüphanesinde hâfız-ı kütüb iken yolsuzluklar yapan bir şahıs olarak tavsif edilmektedir.

Gürcülerle yaptığı muharebeler sonucunda halkın nazarında manevi destek kazanan Yavuz. 859. Haleb ileri gelenleri. Zındıklar ve Mülhldler. babasının ihmali ve aynı zamanda dedesi olan Alâüddevle'nin aczi karşısında şahlanan ve o dönemde Trabzon Sancakbeyi olan Yavuz. İbn-i Kemal gibi allâmelerden bu fitnenin defi için fetva alan Yavuz. E. Erzincan ve Kiğı Osmanlı Devleti'ne 921/1515'de ilhak edildi. Fâtih Devri Kütüphaneleri ve Molla Lütfi Hakkında Bir Not. 53. 9 ay bu tahtta oturduktan sonra 8 Şevval 926/ 21 Eylül 1520'de vefat etmiştir: Zulkadiroğlu Alâüddevle'nin kızı Ayşe Hâtun'un oğlu olan Yavuz. Hama ve Humus kaleleri de Osmanlı Devleti'ne ilhak olundu ve eyâlet haline getirildikten sonra Haleb Beylerbeyliğine Karaca Ahmed Paşa getirildi. Birecik ve Anteb'in de yeniden ve sağlam bir şekilde fethine yol açtı. 920/1514'de Çaldıran zaferini kazandı ve şarkın kapılarını Osmanlı Devleti'ne açtı. sh. Molla Lütfi'nin sıra dışı ve ahlakî açıdan da zayıf birisi olduğu çoğu kaynaklarca kabul edilmektedir71. en önemli devlet adamları ve Osmanlı Devleti'nin onun zamanında ulaştığı sınırlar hakkında kısa bilgiler verebilir misiniz? Karakterinin sertliğinden dolayı "Yavuz" ve şehzadeliğinden beri "Selim Şah" denen Sultân Selim. Besni. Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi. Böylece Haleb.YAVUZ SULTÂN SELİM DEVRİ İ 72. Mevcut manileri bertaraf eden Yavuz. Kâhta. Şia'ya karşı Anadolu'yu müdâfaa hareketine girişti. Divriği. suçunun had cezası olarak idam olundu.ilim düşmanı olarak görmek de o kadar doğru değildir. sh. Antakya. İbrahim Efendi Böl. nr. Molla Ahaveyn. Memlüklülerin üzerine yürüdü ve 922/1516 yılında Mercidabık'da Kansu Gavri karşısında büyük bir zafer kazandı. İsmail. Şakayık. Kemah. nr. Süleymaniye Kütüphanesi. Bu durumu hisseden ve Memlüklülere İslâm birliğini bozdurmak istemeyen Yavuz. vrk. Yavuz Sultân Selim'i kısaca bize tanıtabilir misiniz? Ailesi. E. istikbalinin parlak olduğunu gösteren bir hayat çizgisi takip etmişti. Erünsal. Bayezid'i tahttan indirerek yerine kendisi oturdu. Bunların samimi gayretleri sonucu. Adnan. Taşköprülü-zâde. İstanbul 1970. 7 Safer 918/Nisan 1512'de Osmanlı padişahı olmuş ve 8 sene. doğu ve güneydoğu bölgeleri Şi'a tehlikesinden kurtulamamıştı. erkân-ı devleti ve ulemâsı ile Yavuz'a itaat ve teslimiyet mektubu gönderdiler. ittihâd-ı İslâm'ın mühim mani'i olan Safevî Devleti'ni ve onun sinsî reisi Şah İsmail'i halletmek üzere maddî ve manevî hazırlıklara başladı. aynı yıl Çaldıran zaferinden dönerken üzerine gidilen Zulkadiroğullarının Osmanlı Devleti'ne ilhakı ta'kip etti. : 134 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSM*'. Adıvar. 205-227 (Bu konuda doyurucu bilgi verilmektedir. Böylece Doğu Anadolu top yekûn Osmanlı Devleti'nin sınırları içinde kaldı. başta 26 aşiret olmak üzere. 1516 ve ta'kip eden yıllarda. Anadolu'nun Safevî devletinin işgali tehlikesine karşı. Darende. sh. şehzadeliğinden beri. büyük âlim İdris-i Bitlisi ve Bıyıklı Mehmed Paşa üstlendi. Malatya. 6345. 20/a-25/a. Aynı yıl (922). 10160/80. Risale. TD. sh. Hamîd = İsparta ve Midilli sancakları verildiği halde sonradan isyan eden diğer ağabeyi Korkut da aynı akıbete uğramıştı. A. 1513'de Bursa Yenişehir'de maslub edildi ve bağy= devlete isyan 71 Ocak. Bunu. Herhangi bir harb olmadan Doğu Anadolu'nun Osmanlı Devleti'ne iltihâkı ve Şah İsmail'in mağlûbiyeti Memlüklüleri ve Sultânları Kansu Gavri'yi rahatsız etmişti. Bütün bu gayretlere rağmen. Bayburt. 33 (1982). Bu zafer. 296-298. istimâlet ile yani kendi arzu ve istekleri ile Osmanlı Devleti'ne iltihâk eylediler. . E. mühim Kürt ve Türkmen beylikleri. meraklılara şiddetle tavsiye olunur). İşte bu işi. IX. İran meselesini halletmek için Amasya Sancakbeyi ve ağabeyi Şehzade Ahmed ile Manisa Sancakbeyi olan Şehzade Korkut ile anlaşması icab ediyordu. Osmanlı Türklerinde İlim. Yavuz'a karşı Şah İsmail'den yardım isteyen ve kuvvetli bir ordu ile isyana kalkışan Şehzade Ahmed. önceleri Yavuz'la anlaştığı ve kendisine Teke=Antalya. 8101. 57-78. Bu hadiseden 38 gün önce de. Gerger. Ancak mücâdele sona ermemişti. merkezin ikazlarına rağmen Şî'a ile olan mücadelesine devam etti ve bu mevzuda ihmalkâr davranan babası II.

Ayşe Hâtûn. Gevher Hân. Hatice. Mengli Giray I'in kızı ve Beyhan ile Şah Sultân'ın annesi. Hafsa. Rûm ve Rumeli eyâletlerine ilâveten Osmanlı Devleti'ne Diyarbekir.Daha sonra ise. Dâr-üs-Selâm Şam'a girildi ve birçok Arab Şeyhi kendi arzuları ile Osmanlı Devleti'ne iltihâk eyledi. Devin Şi'a klıyıklı •yılarMerkez teşkilatındaki en önemli değişiklik. Yavu* I ru mudur? Osmanlı f kukunu tatbike Ham yani so1 lar. Şehzade Musa. m Merkez teş-Maraş. Mütevekkil Alellâh'dan Ayasofya'da yapılan bir dinî merasimle halifelik unvanını da kazanan Yavuz. Gazze ve kısaca Suriye ve Filistin'i de yol üzerinde feth eyledi. ( bütün korr maneviyâtı ] diyen bir g öğrenmek ş Daha I şahlık I ne geçen Şî'alaştırt düğü ı öldüri lu'ya ( miyeti "lütJ» ter. S 34. 922/1516'da Kansu'nun yerine geçen Tomanbay'a bir nâme gönderen ve Mısır'a yürüyeceğini belirten Yavuz Sultân Selim.29i. S 434.Ayşe Hafsa Hâtûn. İslâm Hukukunda ise. Pîrî Mehmed Paşa ve nişancı Tâcî-zâde Ca'fer Çelebi. Daha sonra Pîrî Paşa zamanında bu makam kaldırılmış ve muamelâtı Anadolu Kazaskerliği'ne devredilmiştir. Safevilerden de Erbil. Batıdaki İslâm düşmanlarına da dersini vermek üzere 2 Şa'ban 926/1520'de sefere çıktı. Aclûn. Yavuz dönemindeki devlet adamları arasında Sadrazam Koca Mustafa Paşa. 922/1516'da Arap ve Acem Kazaskerliği unvanıyla Divan'a dâhil olmayan bir kazaskerliğin ihdas edilip Diyarbakır'ın bu kazaskerliğe merkez olması ve bu hizmete de meşhur tarihçi İdris-i Bitlisî'nin getirilmesidir. Son zamanlarına doğru te'sis edilen Cezayir Eyâleti de hesaba katılırsa. Malatya . Karaman. bu dönemde beş eyâlet daha ilave edilmiş oldu. Şeyhülislâm Kemal Paşa-zâde. Son Abbasî halifesi III. böylece şarkta tam bir ittihâd-ı İslâm kahramanı oldu. 2. Nablus. Mekke Şerifi Ebul-Berekât'ın oğlu Şerif Ebu Nümey vasıtasıyla Mekke'nin anahtarlarını kendisine göndermesiyle de hâdim'ül-Haremeyn vasfını elde etmişti. 94J Ahmed U Uzur Tarih. kadınlar. Yavuz Sultân Selim'in Şarkî Anadolu ile Maraş. Malatya ve havalisini fethetmesi üzerine. Osmanlı Devleti'ne.Ayşe ÇOCUKLARI: I Korkut. Mısır. Haleb. Beyhan. Şehzade Orhan. ancak 8 Şevval 926'da yakalandığı bir hastalıkla manevi şehid oldu. 73. ÇOCUKLARI: Kanunî Sultân Süleyman Hân. Suriye ve' ker de divan-ı i" Şah Efendi ge1 muamelâtı Anaç Yavuz döne-sek-zâde Ahmed I damları arasında Mü'eyyed-zâdeJ ZEVCELERİ: 1 nesi. Böylece Anadolu. Doğuda ittihâd-ı İslâmı tahakkuk ettiren Sultân Selim. bu üçüncü kazasker de divan-ı hümâyûn hey'etine dâhil edilmiş ve bu hizmete Fenarî-zâde Mehmed Şah Efendi getirilmiştir. ıKejftau. kazaskerliğe me-sidir. Gevher h 73. Netice olarak eyâlet sayısı dört olan Osmanlı Devleti'ni. 2. Her-sekzâde Ahmed Paşa. Mü'eyyed-zâde Abdurrahman Efendi ve Kara Muhyiddin Efendi zikredilebilir. ZEVCELERİ: 1. Yavuz Sultân Selim'in Alevî katliamı yaptığı söylenmektedir. Şam ve Zülkadriye Eyâletini de ilâve etmiş oldu. 923'de Kahire ve Mısır'ı. Şehzade Korkut. Hatice. 8 sene gibi kısa bir zamanda iki katına çıkardı. Fatma ve Devlet-Şahî Sultân72. kâfirlerle yapılan savaşlarda . Kanunî. kerliği ünvamy. Kudüs. Ridâniye harbini zaferle kazanarak Osmanlı topraklarına ilhak eden Yavuz. Bu doğru mudur? Osmanlı Padişahları Müslümandırlar ve kendi idare ettikleri devlette de İslâm Hukukunu tatbik etmişlerdir. ^l. Safed. sh. Fatma ve Hafsa Sultânların annesi. Suriye ve Mısır da Osmanlı Devleti'ne tamamen ilhak edilince. H "Yavuz S ¦OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 135 fi Yanakları rSafevî ifara fi Yavuz. ilim adamları arasında Şeyhülislâm Zenbilli Ali Efendi. Kerkük ve Musul alınmış ve Bağdat Eyâleti'nin temelleri atılmıştır.

I.. Âli. Bunların yaptığı katliamla Erzurum ve Erzincan 20-30 yıl harabe olarak kalmıştır. sh. Nice yıllar bu mülhidler. . Bunların Müslümanları nasıl kırıp geçirdiklerini. c. II. Yılmaz. Amasya'da bir araya gelen 20 bin Erdebil Sofuları çevreye dehşet saçmaya başlamışlardır. Zira Hz. . c. hem Anadolu'yu Şî'alaştırmayı ve hem de böylece Anadolu'yu hâkimiyeti altına almayı hayatının gayesi edinmiştir. kırmızı çuhadan taçlar giydiklerinden dolayı onun taraftarı olan herkese Sürhser yani Kızılbaş denmiştir. c. bununla da yetinmeyerek Antalya'yı basmış. sh. Tevârîh-i Âl-I Osman. sh. Belgelerle Osmanlı Tarihi. 350-431. Uluçay. Bizim beldelerimiz Kızılbaş diyarına yakındır. Süleymaniye kütp. Karal. Belleten. Yakub Bey tarafından 1488 yılında o da öldürülmüştür. Bu arada Antalyalı Hasan Halife ve oğlu Şahkulu veya Osmanlı tarihçilerinin ifadesiyle Şeytan Kulu (Şahkulu Baba Tekeli veya Karabıyıkoğlu da denmektedir) eliyle Anadolu'daki Alevileri Osmanlı Devleti aleyhinde teşkilâtlandırmaya başlamıştır. 3079. Yerine geçen Şah İsmail ise. Devletler ve Hanedanlar. çocuklar. Sadece İslâm Sultânı'na muhabbet üzere olduğumuz için. 232/a-293/a. torunları olan Şah İsmail tarafından ortadan kaldırılmıştır. Osmanlı Tarihi. komşudur ve hatta karışıktır. Burdur ve Keçiborlu kasabalarını yakıp yıkan Şahkulu Kütahya'ya kadar gelmiştir. Solakzâde. Çubukova'da 1511 yılında Şahkulu'nun bir okla öldürülmesinden sonra da Şiî'lerin Anadolu'daki tahribatları devam etmiştir. sayı 21-22(1942). Diyarbekir ve çevresindeki Kürt beylerinin mektuplarından da anlıyoruz. . Padişahların Kadınları ve Kızları. sh. 9-13. Erdebil Sofuları veya Halifelerini Anadolu'ya göndererek. VI. sh. nr.dahi katliam yani soykırım yapmak haramdır. Şöyle ki. X. 2162. 244-306. II. Harem'den Mektuplar. Es'ad Efendi. 1507 yılında üzerine yürüdüğü Alâüddevle Bey'in mağlubiyeti üzerine Elbistan. 7351. 136 BİLİNMEYEN OSMANLI Rll İNMFYFt. 229. Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi. sh. Akkoyunlu Devleti.. sh. Bu arada Erdebil Sofuları da Anadolu'da anarşi çıkarmaya başlamışlardır. c. 37-44. din adamları ve yaşlılar gibi yedi grup insanı katletmenin caiz olmadığını bütün komutanlarına talimat olarak vermiştir. Es'ad Efendi. X. Kemal Paşa-zâde (İbn-i Kemal). Ahmed Uğur neşri. sh. Elmalı. Öztuna. nr. 204 vd. Osmanlı Devletl'nin Merkez ve Bahriye Teşkilâtı. Maalesef Şehzade Ahmed üzerlerine ordu göndermişse de muvaffak olamamıştır. Kucaklarında büyüdüğü Akkoyunlu Devletine de hıyanet edince. Peygamber. . vrk. . Tevârlh-i Âl-i Osman. Altundağ. 1-86. Tokat'a saldırmışlar ve yüzlerce insanı kılıçtan geçirmişlerdir. sh. Uzunçarşılı. Akkoyunlu Devletini ortadan kaldıran ve hem şeyhliği ve hem de şahlığıyla Anadolu üzerine yürüyen Şah İsmail. sh.. Şinasi. ¦-. Anadolu beylerbeyisi Karagöz Ahmed Paşa da öldürülenler arasındadır. vrk. Defter.115/b-119/a. savaş halinde dahi. nr. Mü'ey yed min indillah denecek kadar maneviyâtı yüksek olan Yavuz'un dinin yasakladığı katliamı ve hem de Müslümanım diyen bir gruba karşı yapmış olması mümkün değildir.'. Künh'ülAhbâr. İstanos. 1049 vd. Antalya'dan Manisa'ya dönen Şehzade Korkut'un hazinesini vuran Şahkulu. 149-154. Ancak tarihî olayları doğru olarak öğrenmek şarttır. bizim evlerimizi yıkmışlar ve bizimle savaşmışlardır.-. kadınlar. Nitekim temkinli davranmayan 72 Lütfi Paşa. İA. Anonim Tarih. 2629. sh. Harput ve Diyarbekir'i yakmış ve yıkmıştır. Yerine geçen oğlu Şeyh Haydar da aynı gayeyi devam ettirmiş ve Anadolu'yu Şî'alaştırmak metodunu kullanarak şahlığını pekiştirmek istemiştir. 97-99. c. 2362. Şu cümleler bunlardan sadece biridir: "Bu muhlis ve size itaat eden bendelere yardım edesiniz. "Yavuz Sultân Selim'in oğlu Şehzade Süleyman'a Manisa Sancağını İdare Etmesi İçin Gönderdiği Siyâsetnâme". c. 29-34. Süleymaniye kütp. E. Kantemir. "Selim I". 189-211. baş kâdî ile birlikte çok sayıda insanı katletmiştir. Erdebil Şeyhlerinden Şeyh Cüneyd şeyhliğine şahlık katmak istemiş ve ancak muvaffak olamayarak 1460 yılında kati edilmiştir. II. 44-47.. Bundan sonra sırasıyla Kızılcakaya. Enver Ziya. sh. Daha önce de açıkladığımız gibi. Şah İsmail'in taraftarları olan askerler. 295.•. Şah İsmail'in halifelerinden olan Rumiyeli Nur Ali Halife başkanlığındaki Erdebil sofu ve müritleri. halifeleri vasıtasıyla Anadolu'yu tam bir anarşiye sürüklemekte maalesef muvaffak olmuştur. 423-434. bu inancı saf insanları o zâlimlerin .

uslanmayanlarının kati edilmelerini ve uslanması muhtemel olanlarının ise haps edilmelerini emr etmiştir. Rum. Yüzyılın başında İlhanlı Sultânı Gazan Hân. Şah İsmail'in üzerine gitmeden evvel. "Şüphesiz ki. meseleyi müzâkere etmek gayesiyle bir Divan toplantısı yapmış ve başta İbn-i Kemal olmak üzere büyük âlimlerin de katıldığı bu toplantıda Kızılbaşlarla ilgili neler yapılmasını kararlaştırmıştır. İslama hizmet edecek olan bu müceddidlerin maneviyât alanında ve ilim sahasında olduğu kadar. Ancak bu isyancı grupların bastırılmaması halinde. Bunlardan birincisi. Yavuz Sultân Selim'dir. İbn-i Kemal gibi bir âlimden de gerekli fetvayı aldıktan sonra. Acem ve Arab memleketlerine hâkim olacaktır" ifadesinin geçtiği nakl olunmaktadır. Peygamber'in övgüsüne mazhar olan Fâtih'tir. Yüzyılın başında Abbasî Halifesi Kadir billah Ahmed bin Emir İshak. VI. Ali tarafından müj-delendiğini dahi ifade etmektedirler. Yivi bul Blllı dinini tecdidi met e siyâset ı sadrazamı ı müceddidlerfj Hicri t) lın başındı d Ahmed l Melik^J Devle»1*! başındık! I Osun yari Allah k birincisi. Osmanlı padişahlarından iki kişinin mü'eyyed min indillah yani Allah katından teyid edilmiş Padişahlar olduklarını ifade etmektedirler. yukarıdan beri vesikalar ışığında anlattığımız olayları biliyordu ve Anadolu'daki Şii Türkmenlerin binlerce insanı katlettiklerinin de farkındaydı. polis74. biz kendi başımıza müstakil olarak bunlara karşı çıkamayız" İşte 918/1512 yılında Anadolu'yu Şi'a tehlikesinden kurtarmak üzere Padişah olan Yavuz. herkesi zorla Sünnî yapmak için zorla-mamıştır. Yüzyılın başında Çelebi Mehmed ve IX. Hz. Bu yaraya parmak basmak için. idarecilerinin yaptıkları hata ve zulümleri tamim etmek çok yanlıştır73. Hz. İslâm âlimleri. Yüzyılın başında Osmanlı Devleti'ni kuran Osman Gazi. . Yüzyılın başında Abbasî Halifesi Mu'tasım. Bunların sayıları bazı tarihçilere göre yaklaşık 40. Allah. Bazı mana adamları. her yüz yılın başında kendi dinini tecdid edecek birisini gönderir" buyurmaktadır. yüzyılın başında Selçuklu Sultânı Sultân Muhammed bin Melikşah.zulümlerinden kurtarmayı merhametinizden bekliyoruz. I iyi devleti IAıNLI BİLİNMEYEN OSMANLI 137 da tedbirler almıştır. Şunu da belirtmeliyiz ki. Yavuz'un Hz. Kızılbaşların ne kadar insan öldürdüğüne dair binleri bulan rakamlar verdikten sonra. II. Peygamber.000 kişidir ve bunlardan ne kadarının öldürüldüğü de kesin belli değildir. IV. İkincisi ise. Müceddid ne demektir ve bu iddia doğru mudur? Bilindiği gibi. Mısır'ın Yavuz tarafından fethedileceğini. Osmanlı Devleti. Ali'ye ait bir kasidede "Mutlaka Âı-î Osman'dan Selim isimli birisi. Ancak dinî inançlar kullanılarak devletin arkadan vurulması tehlikesi karşısında t. Olayı inceleyen Uzunçarşılı. Âsafnâme müellifi ve Kanuni'nin sadrazamı olan Lütfi Paşa'nın naklettiğine göre. Yavuz'un başka çaresi yoktu demektedir. Yüzyılın başında Ömer bin Abdülaziz. Hem Şiiler ve hem de Sünnîler için. siyâset alanında da olabileceğini ifade etmektedirler. III. bazı âyetlere dayanarak çıkarmıştır ve bu konuda hususi bir Risalesi vardır. VII. Yavuz'un müceddid olduğu söylenmektedir. Yüzyılın başındaki müceddid ise Yavuz Sultân Selimdir. VIII. ve zt 74. Sizin inayetleriniz olmazsa. Anadolu'yu kasıp kavuran ve Kızılbaş adı altında her yerde Osmanlı Devleti'ne karşı kıyam eden bu insanların teftiş ve tahkik olunarak. İstanbul'u fethederek Hz. İslâm âlimleri siyâset alanındaki müceddidleri şöyle sıralamaktadırlar: Hicrî tarih esas alınmak üzere. Şah İsmail'in üzerine gitmenin tamamen yararsız olduğu da gün gibi ortadadır. V. Hatta İbni Kemal dahi. Osmanlı tarihçileri.

. Büyük âlim İdris-i Bitlisi tarafından Padişah'a yapılan telkinler neticesinde. İşte bu hakikati idrâk eden Kürt ve Türkmen Beyleri. Şah İsmail. Osmanlı Devleti'nin Doğu Anadolu ile alakası. İttihâdken savlet-i a'dâyı defa çaremiz. Osmanlı Tarihi. "İhtilâf u tefrika endişesi. 6636. bu iki yönlü tehlikeyi henüz Trabzon Sancakbeyi iken fark etmiş ve babasını İstanbul'da ikaz dahi eylemişti. İttihâd etmezse millet. Memlüklüler üzerine giderken de. ciddi bir ehl-i sünnet bendini teşkil etmesidir. 5321. Bununla beraber. Şiilerin tahrikiyle çıkarılan Şah Kulı isyanını da önleyememişti. bugün Doğu Anadolu'daki ehl-i sünnet olan Kürtler. Bu mühim zaferin kazanılmasında tamamen Sünnî olan ve gazada Yavuz Selim'in yanında yer alan Sünnî Kürt ve Türkmen aşiret beylerinin de büyük rolü vardı. Bilindiği gibi. İkincisi. istimâlet ile yani kendi meyil ve arzuları ile. şuurlu âlim İbn-i Kemal'in de yerinde ikazlarıyla. 138 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMAN* yaptığı hizmetleri ve ilgili hadisi zikrederek kaydetmektedir74. Şehzade Selim. hem siyasî ve hem de dinî açıdan tehlike arz eder hale gelmiştir. 5812. Anadolu'nun ve hatta Musul ve Kerkük civarının da Osmanlı Devleti'ne katılması gerekiyordu. vrk. babaları Bâyezid-i Veli'nin yaratılışındaki tevazudan yararlanarak Anadolu'yu hâkimiyeti altına almak isteyen Şah İsmail liderliğindeki Şi'a seline karşı. 75. II. hem mahallî halkın güvenliği açısından tehlikeli ve hem de Osmanlı Devleti'nin de Müslüman bir ülke olması. Bu iş nasıl yapılmalıydı? Kılıçla ve savaş yoluyla bu mümkün değildi. 233/a vd. bu bölgenin kendi başına kalması. Allah'ın yardımıyla 1514 tarihinde kazanılan Çaldıran Zaferi ile. 5035. Tâc'üt-Tevârîh. XV. Şî'a'nın tasallutu altında olurlardı. sh. Yavuz'un müceddid olduğunu I 73 Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi. yüzyıla kadar uzanır. II.Yavuz'a müceddidlik vasfını kazandıran. onun müslümanlara yaptığı iki hizmettir: Birincisi. Bâyezid. İbn-i Kemal ve Zenbilli Ali Efendi gibi büyük İslâm hukukçularından fetva alarak hareket etmiştir. Es'ad Efendi. 452/a-b. tedbir alamamanın yanında. Hoca Sa'deddin Efendi. 245 vd. İran'da kısa bir zamanda Safevî Devletini kurmuş ve Doğuda hem Osmanlı Devleti için ve hem de âlem-i İslâm'ın birlik ve beraberliği için." şuuruyla hareket eden Yavuz. Yavuz'un Kürtleri katliama tabi tuttuğu ve hatta onlar hakkında ağza alınmayacak ifadelerle dolu olan bir dörtlüğü olduğu doğru mudur? Bu iddianın tam tersi doğrudur.. 359 vd. bir iki ay içinde Osmanlı Devleti'ne iltihâk etmişti.. Anadolu'yu Şiîleştirme hedefini güden ve her geçen gün bu hedefine daha da yaklaşan Şah İsmail. c. nr. Âli. Çaldıran zaferi bu fitneyi önlemiştir. 2162. hem İslâm birliğini bozan ve hem de Doğudaki Sünnî Kürt ve Türkmen aşiretlerini rahatsız eden Safevî tehlikesini bertaraf etmeye azmetti. Zira bunlar da hem Müslüman ve hem de ehl-i sünnet vel-cemaat idiler. Uzunçarşılı. Tarihçi Âli ve Lütfü Paşa. Solakzâde. İslâm'ın kahramanca müdafaasını yapan böyle bir devlete itaat etmenin siyasî ve hukukî açıdan bir farklılık meydana getirmeyeceği ve hem de İslâm birliğinin teşekkülü gibi gayelerle münferiden hareket edilemeyeceği ortadadır. sh. nr. vrk. Fakat. 225-231. Doğu ve Güneydoğu bölgesinin tamamı. Ancak bölgenin Osmanlı Devleti'ne ilhakı veya daha doğru bir tabirle iltihakı. Yani Yavuz olmasaydı.. Şah İsmail'in hem mürşidlik ve hem de Şahlık unvanları ile tahrik ettiği Anadolu'daki isyanları bastırarak Anadolu birliğini ve Memlüklüleri ortadan kaldırarak İslâm birliğini temin etmesidir. II. 3062. Şah İsmail üzerine giderken de. bir türlü durdurulamıyordu. Osmanlı Devleti'ne itaat etmenin zaruretini anlamışlardır. Künh'ül-Ahbâr. 1514'de kazanılan Çaldıran Zaferi'nden sonradır. II. c. dağıdâr eyler beni. İslâm tarihinde ittihâd-ı İslama önem veren nadir devlet adamlarından biridir.. Şah İsmail'in Anadolu üzerindeki siyasî ve dinî emellerine son verildi. Kûşe-i kabrimde dahi bî-karar eyler beni. 253-270. Bedâyi'. Koca Müverrih. c. 6522. Nihayet Yavuz Sultân Selim Padişah olunca.

Akgündüz. bütün Müslüman Osmanlı ahalisi. sh. Daha önce de izah ettiğimiz gibi. c. 259/a-260/a. 232/b-233/a. Matbu nüsha. Osmanlı Devleti sahip olduğu topraklar üzerinde. Daha önce de ıım t ırka ve maddî sömürû|je bulunan her yer <rfr8&|s. arata Müslüman Türklerle I şında. Mesela. sh. Zira topraklarının dahilinde bulunan her yer dâr'ül-İslâm sayılıyor ve bütün Müslüman ahali de bu ülkenin aslî vatandaşı kabul ediliyordu. sh. t Bu azmim hayat din: s. İslâm hukukunun müsaade ettiği ölçüde her mahallin örf ve âdetlerine de hürmet gösteriyordu. 234/a (Müceddidlik meselesi burada İşlenmektedir). 7-16. İslâmiyetin getirdiği hükümlerdi. aralarında dlnt. V.ı İMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 139 % ilhakı ¦erinde saşi-»yla ii ve «re I Bilal'ın dan kaybetmemişlerdi. Osmanlı Devleti. Rengi ve şekli farklı olsa da. 25. Bu sebeple. I İmâdiye Hâkimi! Osmanlı Devletl'n sarası için ı lerle hezimete uj)ı altına almaları i dım talep etmek 1 etmek gayesiyle j "Can u gonuMmJ başların r İslâm Sultânı'» gösterdik ve ti Bu muhlis v komşudur ve lı Sadece tslâm S kurtarmayı r bunlara karşı ( Allah'ı bir bilip D uymamız mûmW*ı| Bu mel Bltlisî'nin ı Diyarbı olan I reislerine! "Altıyı yarlanan İl ma'rlfetlnı kuvveti.'İ| sebeple de. c. Solakzâde. sh. Belgeler Gerçekleri Konuşuyor. . aralarında ihtilafa vesile olacak ciddî bir şey mevcut değildi. tandaşı kabul edillyortğ buydu. 263/a-b. Zaten Osmanlıyı Avrupa'dan ayıran en önemli hususiyet de buydu. oldukları için.Osmanlı Devleti'nin değişmeyen siyâsetinin kaynağı ve dayandığı hukukî temeli. belki kazanmışlardı. yemede. II. Es'ad Efendi. Feyz'ül-Kadîr Şarh'ul-Câmi'-is-Sağîr. Kur'ân. Doğu ı parçalamak müessir olması çokj Çaldıran Zaf< nadolu'nun fethe Güneydoğu bölgel hemmiyetli bir Şerefüddin Bey. icmâ' ve kıyas yoluyla vaz' edilen hukukî hükümler yanında. Süleymaniye kütp. Osmanlı Devleti'ne iltihak etmekle bir şey 74 Lütfi Paşa. İşte Osmanlıya bağlılığın sırrı burada yatıyordu. nr. Müslüman Türklerle Kürtler arasında mevcut olan bazı ufak ve önemsiz farklılıklar dışında. 281-282. Münâvî. kültürel ve coğrafî çok büyük azamî müşterekler vardı. kaybetmemişlerdi. Künh'ül-Ahbâr. Osmanlı ı farklılıklar. Âl!. 2162. Osmanlı topraklarında yaşayan insanların arasında düşünülebilecek en önemli farklılıklar. içmede ve hatta giymede dahi aynı dinin esaslarına tabi' oldukları için. Tevârîh-i Âl-i Osman. Muhammed Abdürraûf. Doğudaki Kürt ve Türkmen Aşiretleri. ahlakî. sünnet. bölge halkı arasında müessir olması çok zordu. II. Osmanlı Devleti'ne tâbi' olan bir Müslüman beylik. Mısır 1938. dinî. 350-431. bazı örf âdetlere münhasırdı. dâhilde ve hâriçte. kültürel ve idarî bütünlüğünü bozmak ve parçalamak maksadıyla içerde ve dışarıda yapılan faaliyetlerin. bazı I Osmanlı ahalisi. vrk. aralarında dinî. ırka ve maddî sömürüye dayanan bir ayırıma gitmiyordu. sh. Doğu Anadolu'nun siyasî. Bu sebeple de. 4053. Mesela. farklı bir sistemle karşılaşmıyordu. c.

Hısn-ı Keyfâ Emiri Eyyubîlerden II. hükümete itaatte selâmet var. bu faaliyetlerinin neticesinde kısa zamanda Doğu ve Güneydoğudaki Kürt ve Türkmen Beylerinin Osmanlı Devleti'ne itaatlerini temin eylemiştir. Dik başlılık etmeyeceğiz ve kendi başına hareket yapmayacağız. Yavuz Sultân Selim'e tarihçe müsellem olan tarihî arîzayı. İslâm Sultânı'nın namı ile şeref bulduk ve hutbelerde dört halifenin ismini yâda başladık. gönderilen tuğralı beyaz kâğıtlar kullanılarak onlara berâtlarının yazılmasını emreder. bu büyük âlimi taltif etmek üzere kendisine bir ferman gönderir." 140 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMM Diyarbekir'in Safevî Devleti'nden alınmasından sonra Kürt Beyleri arasındaki gayretlerini sürdüren büyük âlim İdris-i Bitlisî. Sadece Allah'ı bir bilip Muhammed ümmeti olduğumuzda ittifak halindeyiz. Doğu ve Güneydoğu bölgelerinin Osmanlı Devleti'ne ilhakı için vazife veriyordu. "Can ü gönülden İslâm Sultânı'na bî'at eyledik. Osmanlı Devleti'ne kendi arzularıyla tâbi olan beylerin ve bunlara bağlı olan sancakların mikdarlarını ve tahrîrî bilgileri hazırlamasını emreder. Halil. Yavuz Sultân Selim. Yani bugünün vilâyetleri ve hatta devletleri. ayrı ayrı kabile ve aşiret tarzında yaşamaktadırlar. Diyarbekir Beylerbeyi Bıyıklı Mehmed Paşa'ya beyaz hükm-i şerifler gönderdiğini ve Osmanlı Devleti'ne bundan sonra da tâbi olacak olan bey olursa. kendisine Doğu Anadolu'nun fethedilmesini tavsiye eden meşhur âlim ve tarihçi İdris-i Bitlisî'ye. Türkler bizim aklımız. onların akıl ve ma'rifetinden istifade edeceğiz ve asaletimizi de göstereceğiz. biz kendi başımıza müstakil olarak bunlara karşı çıkamayız. Böylesine e-hemmiyetli bir zamanda İslâm birliğinin zaruretine inanan başta Bitlis Hâkimi Şerefüddin Bey. Şah İsmail'in Diyarbekir'i muhasara altına alan ordularını tarumar eylemiştir. Diğer hususlarda birbirimize uymamız mümkün değildir. kuvvet ve cesaretimizi hediye edelim. İttifakta kuvvet var. bu inancı saf insanları o zâlimlerin zulümlerinden kurtarmayı merhametinizden bekliyoruz. kendi arzu ve istekleriyle ve hem de birer mektup ile Osmanlı Devleti'ne bağlanmaktadır. Sizin inayetleriniz olmazsa. İdris-i Bitlisî vasıtasıyla Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin kısa bir zaman i-çinde ve hem de yerli beğierin istek ve arzularıyla Osmanlı Devleti'ne ilhak edildiğinin haberini alan Yavuz Sultân Selim. Sadece İslâm Sultânı'na muhabbet üzere olduğumuz için. yardım talep etmek ve Osmanlı Devleti'ne itaat etmeden huzur bulamayacaklarını ifade etmek gayesiyle göndermişlerdir. XX. asrın İdris-i Bitlisî'si olan Bediuzzaman 1910'larda Osmanlı Devleti'ne karşı isyan etmek isteyen Kürt aşiret reislerine hitaben diyor: "Altı yüz seneden beri tevhid bayrağını umum âleme karşı yücelten ve millî âdetlerini terk ederek ihtiyarlanan bizim şanlı Türk pederlerimize. Kızıl-başların neşrettiği dalalet ve bid'atleri kaldırdık ve ehl-i sünnet mezhebi ve Şafii mezhebini icra eyledik. İmâdiye Hâkimi Sultân Hüseyin olmak üzere 25-30 tane Kürt beyi (ümerây-ı ekrâd). Sünnetullah bizde böyle câri olmuşdur". Elhâsıl. İyi evlâd böyle olur. Bu azmimizle başka milletlere ibret dersi vereceğiz. ittihâdda hayat var. Osmanlı Devleti'ne itaat arzularını padişaha iletmişlerdi. Mektubunun başında Diyarbekir Vilâyeti'nin sulh ile ve istimâlet yolu ile fethine vesile olduğu için İdris-i Bitlisî'ye teşekkür eder. Zira Kürtler. İttihadın sağlam ipine ve muhabbet şeridine sarılmak zaruridir.. bizim evlerimizi yıkmışlar ve bizimle savaşmışlardır. Nice yıllar bu mülhidler. komşudur ve hatta karışıktır. Sonra da manevi takdirleri yanında ona gönderdiği bazı maddî hediyeleri zikreder. Bu mektûb üzerine Konya Beylerbeyisi Hüsrev Paşa kumandasında ve İdris-i Bitlisî'nin manevî yardımlarıyla toplanan on bin kişilik gönüllüler ordusu. uhuvvette saadet var. hep beraber bir iyi insan oluruz. bu hâdiseden önce Şiflerin Diyarbekir'i muhasara altına almaları üzerine. Ona bedel. Hizan Meliki Emir Davud. Cihada gayret gösterdik ve İslâm Padişahı'nın yollarını bekledik. biz onların kuvveti. .Çaldıran Zaferini takip eden 1516 yılında. İlhâdları zahir olan Kızılbaşlar'dan teberri eyledik.. Şah İsmail'in Diyarbakır muhasarası için gönderdiği orduyu on bin kişilik İdris-i Bitlisî kumandasındaki gönüllü birliklerle hezimete uğratan aynı beyler. Bizim beldelerimiz Kızılbaş diyarına yakındır. Bu muhlis ve size itaat eden bendelere yardım edesiniz.

Safed ve Gazze şeyhleri ile Haleb ileri gelenlerinin bulunduğu seçkin bir temsilciler heyetinin Yavuz'a takdim ettikleri ve aslı Topkapı Sarayı'nda bulunan şu itâ'at mektubu çok manidardır: "Bizler. Mardin ve benzeri yerlerdeki aşiretler de arka arkaya Osmanlı Devleti'ne iltihâk etmişlerdir. Osmanlı Devleti'nin Doğuda kurduğu idare tarzı nasıldı ve bu iddialar doğru muydu? Bu iddia. 452/a-b. 76. II. Benî Sâyim. Eğil. c. Meyyafarakin. Çaldıran Zaferi'nden sonra Doğu Anadolu'da Diyarbekir merkez kabul edilerek Musul. Besni. 273 vd. İslâmı tatbik ve adaleti te'sis için sizin hâkimiyetinizi zaruri görüyoruz75". Urfa. Es'ad Efendi. Türkmen ve Kürt aşiretleri Osmanlı Devleti'ne iltihâk eylemiştir. 2162. Uzunçarşılı. canlarımız. Ankara 1987. Musul ve Kerkük'den itibaren Kuzey Irak ve Haleb'i de içine alan Kuzey Suriye bölgelerinde yaşayan çok sayıda Arap. sh. Solakzâde. mutlak bir merkeziyetçilikten tamamıyla uzak bir anlayışa sahipti ve idaresi altına aldığı bölge ve cemiyetleri. 20. Bu gayretlerin neticesinde. Kodaman. Benî İbrahim. Bilindiği gibi. 249/a-251/a. Cezire Hâkimi Şah Ali Bey. Urmiye. Şark diye adlandırabileceğimiz ve bugün Doğu Anadolu. sh. bugünün Amerika'sı gibi. Yani eyalet ve sancakların İstanbul'a olan bağlarında ayrı ayrı statüler söz konusuydu. Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi. Sultân II. Cizre. Pertek Hâkimi Kasım Bey. Anonim Tarih. yıllar sürecek harplerle elde edilemeyecek zaferlere u-laşıldı. Hısn-ı Keyfâ Emîri Melik Halid. Osmanlı Devlet teşkilâtını bilmemekten ve konu ile ilgili bazı belgeleri yanlış yorumlamaktan kaynaklanmaktadır. 2362. Âli. ve bu I Bu iddia. mallarımız. Osmanlı Tarihi. I denmekte*. Bayram.. Mektubun sonuna doğru. Aralarında İbn-i Harkuş. E. nr. Siirt. Bitlis. Yavuz Sultân Selim'in Doğuda bağımsız bazı küçük Kürt Devletlerine müsaade ettiği ve asırlarca bu devletlerin varlığını sürdürdüğü iddia edilmektedir. c.). Süleymaniye Kütp. vrk. 1019.Devlete bağlanan beyler arasında ihtilaf ve ihtilal vuku bulmaması için gereken tedbirlerin alınmasını ve in'âm ve ihsanların da ona göre yapılmasını ister. Abdülhamid Devri Doğu Anadolu Politikası." nâsındı i BİLİNMEYEN OSMANLI 141 Ijınm 76.. mütudtl edilme. Bedâyi'. Sincar. Yavuz. Künh'ül-Ahbâr. sh. Sason. Çemişgezek Hâkimi Melik Halil. 2) Kürt ve Türkmen aşiretleri gibi. 378-383. sancak ve eyâletler teşkil ediyordu. Osmanlı Devleti'nin idarî yapısının temelini kaza. Atak. vrk. Esad Efendi. bin bir türlü yağcılıklar yapıp sulh istediğini. Hizan Meliki Emir Davud. Garzan. I Van Eyı teşkil i İkindi beylere t edilmiştir.. Anadolu'yu şnieştirmek isteyen Şah İsmail'in kendisine elçiler gönderdiğini. Güneydoğu Anadolu. iyâlimiz ve dinimizin emniyeti için size itaati arzuluyoruz. Nutuk (Osm. vrk. Palu. yanlış yon sının teır nün Ait ve idaresi a na tabi t ler söz I Diyarbekir Ij bütün Dojıijj devrinde J Doj guruba! Biri diğer t merkezden t tımar sis aşiret \ Amid. 8 memlekr sancaklar âl Ey. Malatya. Ayrıca Şuran. 112/a-113/a. II. İbn-i Said. sh. I genellikle i darılara ti rineo 75 Koca Müverrih. Bu iltihâklardan bazılarını beraber görelim: 1) Kürt ve Türkmen beylerinden istimâlet ile kendi meyil ve arzuları ile itaat eden 25'den fazla aşiretten ve reislerinden bazıları şunlardır: Bitlis Hâkimi Emir Şerefüddin. Çermik. çeşitli özelliklerine göre farklı idare tarzlarına tabi tutuyordu. Bediüzzaman Said Nursi. nr. nr. Mardin ve Harput da dahil olmak . İmadiye Hâkimi Sultân Hüseyin. İşte Osmanlı Devleti. Harput. Ancak Osmanlı Devleti. Benî Atâ aşiretleri. 11634/26. ancak onun sözlerine ve ıslah olduğuna inanılmaması icab ettiğini belirterek gerekli tedbirlerin ihmal edilmemesini emretmektedir. güneyde yer alan Arap aşiretleri de yine kendi iradeleriyle Osmanlı Devleti'ne iltihâk etmişlerdir.

idare tarzı açısından. Kanunî Süleyman devrinde yeni bir düzenleme yapılarak Van'da ayrı bir eyâlet daha teşkil olundu. hariçte yani askeri ve siyasi alanda bölgedeki Osmanlı beylerbeyine tabidirler. aslında bir kimseye halef olmak. Ergani ve Çemişkezek sancakları ile Van Eyaleti'ndeki Erciş ve Adilcevaz sancakları. Bunları kısaca özetlemekte yarar görüyoruz. Halife. Hizan. Bitlis. Çermik. İstanbul 1996. Dahilde tamamen müstakil olan bu bölgeler. Hilâfet. İkinci gurup. Sincar. Fetih esnasında bazı beylere hizmet ve itaatleri karşılığında. III (Diyarbekir Eyâleti Kanunnâmeleri). Osmanlı Kanunnâmeleri. Seferde Beylerbeyi'nin hizmetine girmekle mükelleftirler ve bu memleketlere merkezden kadı tayin edilir. Siirt ve Atak Diyarbekir'e bağlı bu tür sancaklardandırlar. Hayat boyu sancakbeyi olan bu idareciler vefat ettiğinde. Zira sancakların idaresi genellikle bölgeye eskiden beri hâkim ola-gelen nüfuzlu. daha sonra ailelerin tasarrufuna bırakılmış ve Tanzîmât dönemine yani 1840'lara kadar bu hal aynen devam etmiştir76. Harput. 197-213. Mihrani. her iki eyâlette de. Doğu Anadolu'daki sancakları. yerlerine oğullan veya diğer yakınlarından biri geçmektedir. bağımsız birer devlet tarzında değil. hem itikadî açıdan ve hem de amelî açıdan. Yavuz'un Mısır'ı fethetmesinden itibaren halife unvanını kazanmışlar mıdır? Dinen bu mümkün müdür? Şayet mümkünse. onu temsil etmek demektir. Pey-gamber'e halef olduğu için kendisine halife denmiştir. 142 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANU{ cakbeylerinin tayinine merkezî idare asla karışmaz ve ellerine verilen ahidnâmeler gereğince. 30 vd. Kısaca özetlediğimiz bu sistem. Müslümanların lideri olan şahıs da şerl hükümlerin icrasında Hz. 77. Hasankeyf. Van Eyaletinde ise. Sancakbeyleri doğrudan merkezden tayin olunurlardı ve herhangi bir imtiyaza sahip değillerdi. Diyarbekir eyâletinde Hazzo. klasik Osmanlı Sancakları şeklindeydi. sh. Üçüncü gurup ise. Kulp. Bunlar klasik Osmanlı sancaklarından farklıdırlar. Güneydoğu Meselesi ve Çözüm Yollan. Zaten toprak itibariyle de. sh. Başlangıçta hizmet ve sadakat karşılığı verilen bu sancakların durumu. Arazîleri tımar nizâmına tabidir. Diyarbekir veya Van Eyâletinin içine serpiştirilmişlerdir. üç ana guruba ayırmak mümkündü. eski mahallî beyler ve hanedanlara terk edilmiştir. bu tür sancakların başlıca örneklerini teşkil ederdi. Akçakale. Cizre. Diyarbekir ve Van eyaletlerindeki bu tür sancaklar. bunlar azl ve nasb edilemezler. Osmanlı Devleti ile aralarında herhangi bir farkın bulunmamasıdır. Hükümet adı verilen sancaklardır. Yani bunlar. Bunlara Ekrâd Sancakları da denir. fetih esnasında gösterdikleri hizmetlerden dolayı tamamen yerli beylere terkedilmiştir. Palu ve Genç sancakları. Sebebi bu bölgede daha önce müstakil veya İran'a bağlı beylerin fetih esnasında Osmanlı Devleti'ne sadakat göstermeleri ve en önemlisi de. Devlete ihanet ettikleri takdirde değiştirilebilmektedirler. Tercil. SanI •ı vd: Akgündüz. Yurtluk ve Ocaklık tarzındaki sancaklardır. Bunların idaresi. Arazîsinde tımar nizâmı cari değildir.üzere bütün Doğu Anadolu'da gayet geniş bir eyâlet meydana getirmişti. Birinci gurup. İmtiyazlı sancaklar da diyebileceğimiz bu sancaklardan Diyarbekir Eyaleti'ne bağlı 13 ve Van Eyaletine bağlı olarak da 9 adet mevcut idi. Eğil. umumiyetle aşiret yapısı kuvvetli olmayan yerlerde teşkil edilmiştir. Müküs ve Bargiri de Van'a bağlı bu tür sancaklardandırlar. Hakkari ve Mahmûdi sancakları bu mahiyette Osmanlı Sancaklarıdır. Yani Osmanlı Devleti'nin diğer bölgelerinde tatbik edilen idare usulü burada da cari idi. devamlı olarak sancak ve has şeklinde tevcih edilmiştir. Diyarbekir Eyâleti'nde merkez Amid. daha ziyade Doğu Anadolu'da uygulana gelmiştir. sadece icranın başı olan beyin tayini ile arazinin statüsünün tesbitinde müstakil yetkilerle donatılmışlardır. Osmanlı Padişahları. Pertek. c. Hatta Kürdistan Eyâleti sancakları da denmektedir. Zaho. Bu sancaklar tımar sistemine dahildi. Bu unvanı taşıyan . Osmanlı Padişahları halife unvanını kullanmışlar mıdır? İslâm hukukunda icranın başı olan şahıs için üç unvan zikredilmektedir. emîr'ül-mü'minin ve imam.

Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi. Peygamber'in "Benden sonra hilâfet otuz senedir. vrk. Solakzâde. İkincisi. bu meseleyi şöylece vuzuha kavuşturarak Osmanlı Padişahlarına hilâfet yolunu açmıştır: "Zikredilen şartlardan zaruret gereği ortadan kalkan şartlar aranmayacaktır. Halifeye "imam" veya "imam'ül-müslimin" denmesi de bundan kaynaklanmaktadır. vrk. 273 vd. BİLİNMEYEN OSMANLI 143 Kureyş'tendir" hadisine dayanmaktadırlar. sh. Peygamber'in izinden yürüyecek ve onu temsil edecek makam demek olan hilâfet makamı. gerçek hilâfet (hilâfet-i kâmile veya hilâfet-i ha-kikiye)'dir ki. III (Diyarbekir Eyâleti Kanunnâmeleri). yukarıda zikredilen şartlara haiz ve Müslümanların rızası ile yapılan seçim ve bî'at sonucu elde edilen hilâfettir. Esad Efendi. Halife Ömer bin Abdülaziz bir tarafa bırakılırsa. cebir ve istilâ suretiyle elde edilen imamettir. mevcut âlimler bunu caiz görmüştü. Osmanlı Kanunnâmeleri. Peygamberin halefi olarak dinî ve dünyevî meselelerde bütün Müslümanları temsil etmek". Güneydoğu Meselesi ve Çözüm Yolları. Anonim Tarih. Hz.âmme müessesesi yani hilâfet ise. sh. "Müslümanlar üzerinde umumî tasarruf hakkına sahip olmak yetkisi". sh. Nutuk (Osm. sh. nr. 112/a-113/a. nr. 452/a-b. Çoğunluk "imamlar Kureyş'tendir" f kukçusu Buharaltî rarak Osmanlı P« ortadan kalkan ı sebepledr ki < son Abbasi I rettirdiği ! Şunu ( ve onu t yonunu her | kısma i kikiy«)'dlrl çim ve I hilâfet-l ı gerekil \ suretiyle ( dır. sh. çoğunluğun bu şartı kabul etmesi uygulamada zorluk çıkarmıştır. 378-383. nr. Osmanlı Tarihi. c. Halife olmanın bazı şartları vardır. buna hilâfet-i nübüvvet de demektedir. Şunu da bilmekte fayda vardır: Her konuda Hz. aslında öne geçmek ve lider olmak demektir. Kodaman. I Kavinin* Haremeyn^ SultSnS I» yacak fa 76 Koca Müverrih. Bu sebepledir ki 923/1517 tarihinde Yavuz Sultân Selim. II.'sS da 1519 ti ünvanlanl aldığı I ümem. 2162. c. Künh'ül-Ahbâr. Emevi ve Abbasî halifeleri hep ikinci grupta kalmışlar. Süleymaniye Kütp. değişik şekillerde tarif edilmiştir. Mısır'dan beraberinde getirdiği son Abbasî Halifesi Mütevekkil Alellah'a Ayasofya Camiinde hilâfeti kendisine devrettirdiği zaman. Ömer olmuş ve daha sonraki devlet reisleri bu unvanı "mü'minlerin emiri" manasında halifenin eş anlamlısı olarak kullanmışlardır. Osmanlı tatbikatında kendisine uyulmayan ve en çok tartışmalı olan bir şartı da. Türkistan'ın yetiştirdiği büyük Hanefi hukukçusu Buhara'lı Sadr'üş-Şerî'a (öl. bir başka ifadeyle . Âli. I inkılabı halife I Abbasi lı olarak I baren Hz. İmamet. Bunlardan ikisini zikredelim: "Hz. Sultân II. maalesef bu mana ve fonksiyonunu her zaman devam ettirememiştir. Yani kısaca Müslümanların devlet reisliği demektir.). 20. ondan sonra saltanata inkılab eder" hadisinin işareti ve bütün İslâm hukukçularının ittifakıyla gerçek manada halife hülefâ-i râşidin'dir. Bir kısım İslâm hukukçuları halifenin Kureyş'den olmasının şart olmadığını ve hilâfet gibi âmmeye ait bir meselede nesebin tesiri olamayacağını ileri sürerken. 747/1346). 213 vd. Büyük Türk Hukukçusu Sadrüşşeria. c. Uzunçarşılı. 40 vd. Bunda saltanat ve hükümdarlık manası ağır basmaktadır. \: Padişah! yetkileri I nasında İl Osı Müslimiı o da hilâfet" bütün CsımiII Haleb'in h Semend. gerekli şartları hâiz olmayan veya milletin seçim ve bî'atıyla değil de. Hilâfete imamet de denir ve namazdaki imamlık görevinden ayırmak için buna "imâmet-i kübrâ" adı verilir. 249/a-251/a. 1019. Bediüzzaman Said Nursi. Hz. 2362. E. halifenin Kureyş kabilesinden olması şartıdır. 11634/26. Emir'ül-mü'minin unvanını ise ilk kullanan Hz. 12 vd: Akgündüz. Zamanımızda Kureyşilik şartı da ortadan kalkmıştır". Abdülhamid Devri Doğu Anadolu Politikası. vrk. Es'ad Efendi. sh. şeklî hilâfet (hilâfet-i sûriye)'dir ki.II. Bedâyi'. Bu sebeple bazı araştırmacılar hilâfeti iki kısma ayırmaktadırlar: Birincisi.

kiliselerde yaptıkları âyinlerde papazlar tarafından . Lütfi Paşa. Risâletü Halâs'il-Ümme Fî Ma'rifet'il-E'imme adlı eseriyle mukni cevaplar vermeye çalışmıştır. Hz. Haleb'in fethinden itibaren halife unvanını kullandığına delil. Osmanlı Padişahları. Belki. Bilindiği gibi. ilk dönem Osmanlı tarihini yazan muteber ve Yavuz'a muasır bir tarihçi ve devlet adamıdır. Ancak kader-i ilâhinin bu kadar uzun seneler yaşamasını takdir ettiği bu devletin. Altı yüz sene yaşayan bir devletin elbette haseneleri de seyyieleri de olacaktır. kendi yaptıkları kanunlar ile idareyi yürüten siyâset hükümetidir. bu konuda fazla bir şey söylemeye ihtiyaç bırakmayacak kadar açıktır. en az on defa halife ve hilafet unvanları kullanılmıştır. Hasan'ın altı aydan ibaret bulunan hilâfet süresiyle sona ermektedir. hilâfet veya imamet hükümetidir ki. Mesela. Yavuz Sultân Selim. Hz. Vâris'ül-Hilâfet'il-Kübrâ kâbiren an kabir.I bulunanlara. Nâşir'ül-Kavânîn'isSultâniye. akıl ve şer'i nazara almadan cebirle ve zulümle idareyi yürütenlerin hükümetidir ki. Yavuz Sultân Selim'den itibaren. buna da tabiT hükümet denmektedir. Hâiz'ül-İmâmet'il-Uzmâ ve's-Sultân'ülBâhir. 1516 yılında tahrir edilen Semendire Sancağı Kanunnâmesinin başında yer alan Halifetüllah tabiridir. Oğlu Kanuni ise. birinci gruba girmektedir . Bu iddiaların aslı ve esası var mıdır? Maalesef bu tür iddialar. o günlerde kaleme aldığı eserinde açıklamaktadır. hilâfetin Yavuz'a devrini. muasır kaynaklardan hiç birinde hilâfetle ilgili kayıt olmadığını söylemek ciddi bir hatadır. Ayrıca Yavuz'dan itibaren bütün Osmanlı Padişahları. Müslümanların ve gayrimüslimlerin. Osmanlı Devleti'nin Arapları zorla hâkimiyeti altına aldığı ve onları sömürdüğü iddia edilmektedir. hak ve yetkileri bulunmayan şeklî halifelik değil. bütün hak ve yetkilere hâiz olan halifelik manasında halifedirler. 78. zorla ve zulümle hâkimiyetini mazlum milletlere kabul ettiren bir imparatorluk değildir. Medine ve Mekke'nin Osmanlı Devleti'nin eline geçerek padişahların Hâdim'ül-Haremeyn olarak ilan edilmesi ile halife sıfatı perçinlenmiştir. halife ve İmâm'ül-Müslimîn unvanlarını son halife Abdülmecid Efendi'ye kadar kullanmışlardır. Ebubekir'den itibaren Hz. Osmanlı Padişahlarının en az ikinci manada halife olduklarında şüphe yoktur. hasenatı herhalde seyyiâtına gâlibdir. âşir'ül-Havâkîn'il-Osmaniyye. Ayrıca. halife unvanını kullanmışlardır. Kanuni Sultân Süleyman'ın Sadrazamı olan Lütfi Paşa. Sultân'ül-Arabi ve'l-Acem ve'r-Rûm. Kaldı ki. Osmanlı Padişahlarının halifeliği konusunda şüphesi 144 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSP*N'. Hz. Bu konuda önemli bir izah da Eyüp Sabri Paşa'ya aittir. Peygamber'in bahsettiği 30 sene. adaletinden ve huzurundan istifade etmek gayesiyle hâkimiyeti altına girmeyi arzuladıkları ve vardıkları her yere i'lây-ı kelimetullah gayesiyle ayak basan bir İslâm devletidir. Ona göre üç çeşit hükümet vardır: Birincisi. 1924 yılında hilâfetin kaldırılmasıyla ilgili kanun bunun en son delilidir. eski tâbirle istimâlet ile yani kendi meyil ve arzularıyla. İkincisi.şeklen ve hükmî halifeler olarak kabul edilmişlerdir. Bu taksime göre Osmanlı idaresi. Hami hıme'l-Haremeyn'il-Muhteremeyni ve'l-makâmeyn'il-mu'azzameyn'il-mufahhameyn es-Sultân ibn'üs-Sultân Es-Sultân Süleyman Hân ibn'üs-Sultân Selim Hân" unvanlarını kullanmaktadır ki. mümehhidü kavâ'id'iş-şer'il-mübîn ve Zıllulâh'iz-zalîli alâ kâffet'il-ümem. Ebüssuud gibi bir İslâm Hukukçusunun kaleme aldığı Budin Kanunnâmesinin başında. ilmî olmaktan ziyade siyasîdir. Bu kaynaklardan sonra. "Halîfe-i Resûl-i Rabb'il-Âlemîn. Peygamber'in vekili olarak Şer'-i şerifi uygulayan her hükümet bu gruba girer. Balkanlardaki bazı Hıristiyan gruplara. Yavuz'un muasırı olan Mısır'lı tarihçi İbn-i Iyâz da. Osmanlı Devleti. Zaten Yavuz'un Kahire ve Mekke'de bulunan Mukaddes Emânetleri İstanbul'daki Topkapı Sarayı'na taşıması ve bunlar için Hırka-i Şerif Dairesinin yapılması ve nihayet Kudüs. Daha sonra da 1519 tarihli Trablusşam Kanunnâmesinin başında ise. Üçüncüsü ise. Osmanlı Devleti'nin idaresi altında asırlarca yaşayan topraklar üzerinde iktidarı elinde bulunduran siyasî güçler kendi suiistimallerini örtmek için böyle bir propagandaya baş vurmaktadırlar.

Bedâyi'uz-Zuhûr. sh. 1357. asrın ilk çeyreğinde Mağrib ülkeleri Hıristiyan istilasına maruz kalmış ve kendi devletleri zayıf düşmüştür.şöyle duâ ettirildiğini. sh. "îtlkad edi. Alem-! İslim pe'ijMfl Mesela Kuzey* na maruz kalmış» Oruç Reis ve Htarl Bahadır kardeşler. 502-503. İstanbul 1301. sh. Bkz. c. 19. Cavid Baysun). Mesela Kuzey Afrika'da. 208-228. Ahmed Cevdet Paşa. 451. sh. 299. Muhammed. IH. I. İstanbul 1328-30. 78-85. I. sh. sh. bu bölgeye Fâtih zamanında gelmişler ve yerleşmişlerdir. XXIII (Ankara 1978) . Belgelerle Osmanlı Tarihi. Bir tımarlı sipahinin çocukları olan Oruç Reis ve Hızır Reis de. El-Ahkâmu's-Sultânlyye ve'l-Velâyâtu'dDiniyye. Osmanlı Kanunnâmeleri. c. A-merika'da araştırma yapan bir arkadaşım. Mustafa Özel). sh. El-Ferrâ. İstanbul 1995.". Konu ile İlgili olarak bkz. Zira bu devlet yıkılırsa. bu zamanda imanın şartlarının birincisi Allah'a imandır. 1007. "Ya Rab! Bize de Osmanlı hâkimiyetinin altına girmeyi nasib et ki. Der. sh. kısa zamanda Hıristiyanları durdurma ve iç ihtilafları önlemek üzere gayret göstermişler ve bunda da muvaffak olmuşlardır. I. Mektubun gayesini tek cümleyle özetlemek mümkündür. sh. 20-24. Avrupalılar'ın Mağrib Müslü-manlarını canavar gibi parçalamayı beklediğini çok iyi bilen Cezayirli Müslümanlar ve bunları birliğe davet eden Oruç ve Hızır kardeşler çareyi Osmanlı Sultânı Yavuz Sultân Selim'e mektup yazmakta bulmuşlardır. Târih-i Ahmed Cevdet (Vekâyi'-i Devlet-i Aliyye) I-XII. 148-149. Hatipoğlu. c. Peygambere ir sa. Osmanlı İmparatorluğunda İslâm. Mukaddime. Eyüp Sabri Paşa. AÜ İlahiyat Fakültesi Dergisi. sh. nr. Cin-Akgündüz. Alem-i İslâm perişan olacak ve sahipsiz kalacaktır. c. 1298. El-Irâk Beyn'el-Memâlîki ve'l-Osmâniyyîn'il-Etrâk. Tezâkir I-IV. ler. nr. ( maktadır: Evet1 misler ve cesinden ı İslâm'ı t ğu'dakl I nin zulmü Abdu'ud 1 Osmanlı ı muhalif I fethetmesini İl dan farklı ( Kansu Sultân! BuradaH Yavuz Sulta»! Muhamır Saraydılar.. eşine tarihte ender rastlanacak olan bir İslâm devletidir. Muhammed Harb ve Abdülcelil Et-Temîmî'nin konuyla . c. Türk Hukuk Tarihi. Ebu Ya'lâ. SulİÎ geldiniz d nunla dayı dermesi ffl hukukçutal BİLİNMEYEN OSMANLI İ45 hk ¦•ildi t \ "İtikad ediyorum ki. 14-15. 6 vd. c. İstanbul 1271-1301. II. Resimli ve Haritalı Osmanlı Tarihi I-IV. 1167-1175. c tartışn halka \ dikle. 2. 24 vd. 19 vd. İbn-i Haldun. I. sh. Ankara 1986). sh. Tapu-Tahrir Defteri. Osmanlı Devleti'nin şemsiyesi altına girmeyi can ü gönülden istedikleri gibi. Osmanlı Devleti'nin bekasına imandır. c. c. 449. İstanbul 1306. 1-2. Üçüncüsü de. (neşr. Akgündüz. Hilâfet ve Hâki-miyet-i Milliye. Mir'ât'ülHaremeyn. c. 11. "BİZ 0117111* İ künse Hızır Rıtfld Kuzey/ nunî'ye ı nülden İsi araştırmaları.. c. 61-66. sh. Mehmed Hatiboğlu Hilâfetin kureyşliliği İle ilgili olarak yazdığı uzun bir monografisinde konuyu ayrıntılı olarak incelemiştir. k gayret gösten inanlarını bunları bıriıjjet Selim'e mümkündür. kilise kayıt defterinin orijinalinden bir müzede bizzat okumuş ve bize nakletmişti. İbn-i Iyâz. Bahadır kardeşler. Kahire. 212213. (Tarih Risaleleri. Mümkünse Hızır Reis'i de bize Beylerbeyi (vali) olarak tayin ediniz". 98-99. XVI. sh. Ahmed Râsim. Dr. Abu'l-Hasan Ali b. 497-498. Şam 1986. III. EIMâverdî. I. Mehmed Said. Prof. Yılmaz. İbn-i Ece. Ahkâm'üs-Sultâniyye. Ayrıca aynı ciltteki Dede Efendi'nin Risale'sinde de halife tabiri Osmanlı Padişahları için çokça kullanılmıştır. Kuzey Afrika veya bir diğer adıyla Mağrib yani Batı Arap Aleminin Yavuz'a ve Kanunî'ye mektuplar göndererek. 278-279. İkincisi Peygamber'e imandır. sh. Seyyid Bey. Ahmed Cevdet Paşa. IV. 4. O halde Osmanlı Devleti. Muhammed. Mısır. "Biz Osmanlı Devleti'ne tâbi olmayı ve o devletin bir vilayeti olarak kalmayı istiyoruz. III. kılıca dayalı ve sömürgeci bir imparatorluk değil. "Hilâfetin Kureyşliliği". Muhammed bin Mahmûd. dinimizi huzur içinde yaşayalım". İnalcık. Burada Muhammed Abduh'un şu sözlerini zikr etmeden geçemeyeceğiz (Padişah Abdulhamid'e yazdığı bir layihada diyor): 77 BA.

Bunlar doğru mudur? Yavuz'un müceddid olduğu hususunda bilgi verirken. eşraf ve ileri gelenler bir araya gelmişler ve kendi durumlarını aralarında tartışmışlardır. kendilerini Memlüklü devletinin zulmünden kurtaran bir kurtarıcı olarak görmüşlerdir. Suriye halkı Memlûklu zulmünden bıkmıştır. Osmanlı Devleti'ni davet etmişler ve onlara merhaba demişlerdir. çocukların "Yüce Allah sana yardım eylesin ey Sultân Selim" sesleriyle şaşkına döndüğünü tarihçiler kaydetmektedir. Bu Risalenin gerçekten Muhyiddin-i Arabî'ye ait olup olmadığını bilmiyoruz. Mısır fethinden kısa zaman öncesinden değil. İslâmiyetin kahraman ordusu olan Türklerle hakiki bir tesânüd ve ittifak ile elele verip. Şın'a girdiğinde kabrim ortaya çıkacaktır" şeklinde yayılmıştır. Ortadoğu'daki Araplar açısından da durumun aynı olduğunu ortaya koymaktadır: Evet! Doğudaki Araplar da tıpkı Mağrib'dekiler gibi. Memlûklu saltanatına son vermek isterse. Mısır âlimlerinin. Mısır'dan yola çıkarak Şam'a gelen ve oradan da Haleb'e varan Kansu Gavri'nin Haleb girişinde. Ortadoğu'daki Araplar. Topkapı Sarayı'nda bulunmaktadır. Kur'ân'ın bayrağını dünyanın her tarafında ilan edeceklerdir"78. Bu fetva146 BİLİNMEYEN OSMANLI lan Ali'nin Tarihinde görmek mümkündür. 2) 638 Hicrî yılında yani Yavuz'dan yaklaşık 250 sene önce vefat eden Muhyiddin-i Arabî'ye ait Eş-Şeceret'ün-Nu'mâniyye fî'd-Devlet'il-Osmâniyye isimli bir Risale. Nitekim Şah İsmail'e açıkça destek verdiğinden dolayı. İstanbul'daki yazma kütüphanelerde bulunmaktadır. Memlûklu idarecileri şerv-i şerife muhalefet etmektedirler. Gerçekten Yavuz'un seferi öncesinde.ilgili araştırmaları. Neticede dört mezhebin kadısının ve şehrin ileri gelenlerinin. Kur'ân'ın sadâsını aktâr-ı âlemde en yüksek gür sadalanyla herkese duyurmaya çalışmışlardır. Ancak tartışılması gereken bu Kitabenin sahih olup olmadığıdır. Ancak İbn-i Kemal'in ve hatta Şam'da bir maneviyât erinin de aynı işaretleri . meseleyi şöyle özetleyebiliriz: 1) Topkapı Sarayında Hz. Abdullah bin Rıdvan "Tarih-i Mısır" adlı eserinde. Osmanlı Devleti'ni. Bu durum. belki çok daha evvel başlamıştır. Bu kitabenin bulunduğu bir gerçektir. Araplar. bütün halka vekâleten bir arîza yazmalarını ve arızada Osmanlı Sultânı Selim'e hitaben istediklerini dile getirmelerini kararlaştırmışlardır. Sultân Selim. Suriye bölgesi de Mısır'dan farklı değildir. kadıları ve halkın ileri gelenleri tarafından kaleme alınan ve Yavuz Sultân Selim'e takdim edilen bir arîza yani dilekçeyi de değerlendirmek istiyoruz. Burada Halep âlimleri. Bu kitabenin Mısır'dan mukaddes emânetlerle birlikte getirildiği ifade olunmaktadır. Halep'te âlimler. "İnşâallah yine. tıpkı Mağribliler gibi. Bu Risalede Yavuz'un Mısır'ı fethedeceği ve hatta Şam'a gelerek kendi kabrini keşfedeceği âyetlere ve manevî işaretlere dayanılarak anlatılmaktadır. elele vererek. 79. müceddid olmasa bile mü'eyyed min indillah olduğu konusunda ciddi bilgiler bulunduğunu. Kendisini karşılamak üzere Anteb'e kadar geleceklerdir. Alınan kararlara göre. Araştırmacıların bir çoğu kitabeyi okumuş ve değerlendirmişlerdir. Özellikle Mısır'daki Müslüman ahali. Bununla da yetinilmeyerek Yavuz'dan güvenilir bir vezirini kendilerine idareci olarak göndermesi istenecektir. Yavuz'dan 40 küsur sene önce hazırlanan 880/1475 tarihli bu kitabede Yavuz'un Mısır'a geleceği haber verilmektedir. Suriye halkı kendisine hoş geldiniz demeye hazırdır. Yavuz'un Şam ve Mısır'ı fethedeceğine dair bazı kitabelerden ve hatta Muhyiddin-i Arabi'ye ait bir Risaleden bahsedilmektedir. Mısır'a gelen Osmanlı sefiriyle gizliden gizliye görüştüklerini ve ona Sultân Gavri'nin şerv-i şerife muhalif hareket ettiğini şikâyet ettiklerini ve kendilerinin Osmanlı sultanının Mısır'ı fethetmesini beklediklerini ifâde eylediklerini kaydetmektedir. Mazide İslâm'ın iki bahadır kahramanı Araplar ve Türkler. Halk arasında bu mesele. Bu durumu nazara alırsak. Davud'a ait kılıcın sergilendiği yerde sergilenen bir kitabe bulunmaktadır. Memlüklülere harp açılabileceğine dair fetvalar neşretmişlerdir. a'yânlar. Osmanlı hukukçuları. kadılar. İslâm'ı tatbik eden kuvvetli bir devlete tabi' olmayı başından beri istemektedir. muteber kaynaklardan nakillerde bulunarak anlatmıştık. ümitsizliği bırakıp. "Sin. Muhammed Harb tarafından özeti Arapça'ya tercüme edilen bu belgenin aslı.

II. 3) t ahlaksız I edilmesi lı nı mesel alâmeti c 78 Âli. c. 168-171. Hicrî 671 tarihinde vefat eden ve Muhyiddin-i Arabi'nin talebesi olan Sadreddin Konevî de. pala bıyıklar vardır. Şunu da ilave etmekte yarar bulunmaktadır ki. i bir tap neviyâtta kördür" hakikatini unutmamak gerekir79. El-Osmâniyyûn. kadınlar için caiz görülmüş. IV. nr. Bu doğru mudur? Konuyu bir kaç açıdan ele almakta yarar vardır: 1) İslâm Hukukuna göre kulakların küpe takılmak üzere delinmesi ve küpe takılması. kadınlar İçin ( lar. Abdullah bin Rıdvan. 258/a-b. İşte bu şerl hükmü bilen Yavuz Sultân Selim'in kulağını deldirip küpe taktığına ihtimal dahi vermiyoruz. 4971. Doğru olan resimlerinde. süs ve ihtişamdan hoşlanmayan bir Padişahtır. vrk. Muhammed Harb. Bu tür meselelerde hemen inkâr etmek de doğru değildir. Bazı hukukçular. Peygamber zamanında yapıldığı halde yasaklanmadığını ileri sürmektedirler. Zira Yavuz. Beyrut 1989. Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi. erkek çocukların da kulaklarının delinebileceğini ve bu tür bir olayın Hz. tur.. vrfc* »OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 147 İKurân'ın pırlardır.Kur'ân âyetlerinden istihraç eylediklerini kaynaklardan öğreniyoruz. sh. 6456. Yazma nr. sh. BA. Bâyezid Kütp. Netice olarak. 2162. Mısır Seferi dönüşünde oğlu Süleyman'ın süslü elbiselerini görünce. sh. Künh'ül-Ahbâr. 2) Şu anda Topkapı Sarayı'nın Portreler Bölümünde 17/66 numara ile 70 x 65 cm ebadında bulunan küpeli Yavuz Portresi ile Macar bir ressama ait olduğu söylenen . sen böyle giyinirsen. ama erkekler için caiz görülmemiştir. Yavuz. anan ne giysin?' dediğini biliyor ve onun şahsî hayatında sade ve süsten uzak olduğunu kaynaklardan öğreniyoruz. Burada "her şeyi maddede arayanların akılları gözlerindedir. erkek çocukların i zamanında yapıldıjıj erkeklerin kulakl bazılarına göre İse 0 İşte bu şerif timal dahi vermiy selerini görünce. I. YEE. c.. c. Yavuz. süs \ pala bıyıklar vaı 2) Şu anda 1 ebadında bulunan lı peli resme < bunun gib= küpeli 0 da resmi nakkaşjarj tamamen hayati v Ilınmaktadır. İstanbul 1997. çoğu hukukçulara göre haram ve bazılarına göre ise mekrûhdur. 97/a-100/a. Yavuz Sultân Selim'in sol kulağında küpe bulunan bir resmi mevcuttur. 38-93553/510. nr. 81-87. 1 uydurmaı boynunda I fetleri İle t Zaten 1926 ] zaman I resim Şah! üzerinde I mektedir. Yavuz Sult. 80. 364 vd. 93-94 (Hutbe-i Şâmiye'den). Nitekim Eyüp Sabri Paşa. Baskı. etmektadlf. ancak küpe yoktur. Her hal ü kârda ergen erkeklerin kulaklarını deldirmeleri ve küpe takmaları. Yavuz'un mü'eyyed min indillah olduğunu reddetmek mümkün değildir.II. 30-39. E-11634. Akgündüz Belgeler Gerçekleri Konuşuyor I-V. Osmanlı Tarihi. vrk. c. bu tür eserlerin sıhhatini hemen kabul etmek de doğru değildir. sh. Es'ad Efendi. lı hakiki Iıtaklerbhatta ı bile ierkayKtır. yani kısaca caiz değildir. göz ise maBİLİNMEYEN OSMANLI neviyâtta kördür 80. 5. bu eserden bir sayfayı Mir'ât'ül-Haremeyn adlı eserine almıştır.162 vd. 'Bre Süleyman. Bu doğ: Konuyu birkaça 1) islâm Hul ması. Uzunçarşılı. M 7482. ¦¦ biliyor ve onun j ruz. Tarihçe-i Hayat. Bediüzzaman Said Nursi. bu eseri şerh etmiş ve Risalede yer alan işaretleri daha ayrıntılı olarak anlatmaya çalışmıştır. Tarih-i Mısır. nr.

II.. Muhylddin-i Arabî. Ancak bunun tek istisnası. Yavuz'un bu küpesini Allah'a kul olma özelliği olarak taktığını ve bununla Cihan hâkimi olmasına rağmen âciz bir kul olduğunu göstermek istediğini anlatmaya çalışmışlardır. Dolma Bahçe Sarayına ne zaman konulduğu da bilinmemektedir.. vrk. küpenin bir Türk töresi olduğunu ifade eden yazarlar olduğu gibi. Topkapı Sarayı Müzesi kütp. bıyıkların kısaltılması sünnettir. c. bazı araştırmacılara göre. Âli. Bu son eserde. sadece Osmanlı Padişahlarının değil.. şer'an mezbûrlara nesne lâzım olur mı? El-Cevâb: İftiradan ictinâb etmek lâzımdır. Uzunçarşılı. Yavuz'un Şah İsmail'in askerlerine şirin gözükmek için taktığını iddia edenler de bulunmaktadır80.. Yavuz'un pala bıyıklarının Uz. Envanter nr. Zaten 1926 yılında Dolmabahçe Sarayından getirilmiştir.. sarığında tac bulunmaktadır. .. 2292/1. Kaldı ki.. 7482. Osmanlı Tarihi. Ait olsa bile. tablonun yakın tarihlerde yapıldığını göstermektedir... Doğru olsa bile böyle yorumlanmasının mantıksızlığını. vrk. bunun gibi küpeli olan üçüncü bir resmi bulunmamaktadır. sh. Evvela. en alt katta muharebeleri. Bâyezid kütp. Nitekim Ebüssuud Efendi de bir fetvasında bu hakikati dile getirmiştir: "Sûfiler bıyıkları dibinden kırkmak sünnetdir deyü i'tikad eyleseler. Kantemir. bu resimler arasında resmî nakkaşlar tarafından yapılanları vardır.. Veliyyüddin Efendi. düşmana heybetli görünmek için. Peygamber'in sünnetine uymadığı söylenmektedir? Doğrusu nedir? İslâm Hukukunda. 2162. 1-39. Tarih kaynakları bu noktanın altını çizmektedirler. 295. Ayrıca küpe de Şi'a mezhebinde caiz görülmektedir. meseleyi bütün yönleriyle tahlil etmektedir. Yavuz'un minyatürlerde ve elimizde bulunan resimlerinde. 80/b-140/b. c. sakalları da bırakınız" manasını ifade eden hadisi sebebiyle. sh. kölelik alâmeti olarak kulaklarına küpe taktıkları bilinmektedir. dünyada görülen hükümdarların en muhteşemlerinden biri . gazilerin bıyıklarını uzatmasının caiz görülmesidir. X. 2294/7.. Mir'ât'ül-Haremeyn. Peygamber'in "Bıyıkları kısaltınız. gay'liğe yorumlamaları. Zira küpeli resim hadisesi doğru görünmemektedir. adüvve (düşmana) heybetli görünmek içün". nr. Bazı yazarlar. Üçüncüsü. . İkincisi. 81. Topkapı Sarayı Müzesi kütp. Kanuni Sultân Süleyman ve devrini kısaca anlatır mısınız? Kanunî Sultân Süleyman devrine şarkiyatçı Ortalon'un söylediği şu sözlerle başlamak İstiyoruz: "Sultân Süleyman'ın eserleri bir sıraya konulsa. 21/578. Bu eserde. I. İşte gerçek bir Gazi olan Yavuz'un pala bıyıklarının hikmeti ve şer'î dayanağı budur61. Es'ad Efendi. 1167-1175. . en az bu resmin Yavuz'a isnad edilmesi kadar yanlıştır. Mesnûn olan kaş mikdârı kalınca almaktır. Bize göre bu yorumlar kısmen zayıf yorumlardır.küpeli resme gelince. Osmanlı Padişahlarının kıyafetleri ile bağdaşmayan bu süsler. Yavuz'a isnad olunan. bazı kölelerin. boynunda incili madalyon. c. Bu küpeli resmin de. Bu arada. Kaldı ki. < Yukarıda zikredilen özelliğinden dolayı Osmanlı tarihinde Kanunî. Tek kulağında olduğu hiç mevVl 79 Âli.KANUNİ SULTÂN SÜLEYMAN DEVRİ 82. Ol dahi gazilerden gayrıyadır. onun üstünde bıraktığı âbideler ve en üstte ise. nr. uydurma resimlerden biri olması kuvvetle muhtemeldir. Künh'ül-Ahbâr. Sadreddin Konevî'nln mezkûr şerhinden bir sayfa alınmıştır. Fakat kölelerin küpe taktıkları doğrudur. Gâzîler uzatmak mendûbdur. . sh.. Eş-Şeceret'ünNu'mânlyye fî'd-Devlet'il-Osmâniyye. 202-203. vrk. 262/a-264/a. İstanbul 1301. nr. bu küpeli resim Şah İsmail'e aittir. Zira Sultânın kulağında küpe. İsmail Hakkı. ama tamamen hayalî ve uydurma olan Avrupalı ve İranlı ressamlara ait resimler çokça bulunmaktadır.. son zamanların bazı ahlaksız insanlarının bunu. 3) Küpeli resmin Yavuz'a ait olmadığı ortadadır. kurmuş olduğu ilmî ve hukukî müesseseler gelir". Hz. Zira başında Şii Mezhebinin alâmeti olan kızıl börk ve bunun üzerinde İran Şahlarına mahsus taç vardır. Eyüp Sabri Paşa. I zubahis dahi edilmemiştir. I. 148 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNME1*'.. iç oğlanı meselesinde uzun uzadıya açıklamış bulunuyoruz.

Günümüz Meselelerine Fetvalar. M. II. Kanuni Sultân Süleyman. Ferhad Paşa kumandasında gönderilen ordu ile 929/1522'de bertaraf olunmuştur. sh. Tahtalı ve Aydos kaleleriyle birlikte İstanköy. 719.olması haysiyetiyle Batı âleminde Le Manifigue (Muhteşem) ve Grand (Büyük). II. İstanbul 1998. Sefer-i hümâyûnunu asırlarca haçlı ordularına karakolluk yapan Rodos ve adalar üzerine düzenlemiş ve 929/1522 yılının sonlarına doğru Bodrum. ünvâdi. Hıristiyanlığın İslâm âlemine karşı bir kalesi sayılan Rodos'un zabtı. Bu arada Yemen'de fitnelere yol açan İskender adlı şahıs. 731. babası zamanında Şam Beylerbeyisi olan ve iktidar değişikliğinden istifâde ederek Melik Eşref 80 İbn-i Âbidin. Sömbeki ve Rodos adaları Osmanlı ülkesine katılmıştır. sh. c. evvela başına gaile çıkarmak isteyen. İlhan.. Resimli-Haritalı Mufassal Osmanlı Tarihi. VI. Bu gaileyi bertaraf eden Kanunî. Redd'ül-Muhtâr. c. İstanbul 1983. 731. Avrupa'da büyük bir hayret ve teessür uyandırmıştır. 420. c. dan öi: hutbe 2. vrk. Tarihten Bugüne 1982. Resimli-Haritalı Mufassal Osmanlı Tarihi. Günümüz Meselelerine Fetvalar. Süleymaniye kütp. 717. i tindeki k rındaki 932/15261 Segedin. 739. VI. Fetâvâ. 788.1 ' Hıristi) bir hayret ve dolu'rl. Macar seferi veya Engürüs seferi de denen bu sefer neticesinde. Redd'ül-Muhtâr. 28-29. Ayten. 1. İstanbul 1958. c. lar üzerine du. bir rivayete göre. Bardakçı. sırasıyla Böğürdelen (Şabaç). 717. II. sh. Halil. Şehid Ali Paşa 1028. Gönenç. 2. sayı 222. 276/b. sh. bertar. sh. 13 tane büyük gazaya fiilen iştirak etmiş olması hasebiyle Gâzî ve diğer Osmanlı Padişahlarına dendiği gibi bazan da Süleyman Şah denen Kanunî Sultân Süleyman. Sefer-i Hümâyûn'unu Belgrâd üzerine yaptı. İstanbul 1983. Heyet. 927/1521'de feth olunmuştur. Haziran 1995.r Belgrat sinde. Halil. İbn-i Âbidin. vefat eden Hayır . ordu ile 929/ yılta' vezir« . ¦ yılında Ş üzerine ( 3. 927/1521 tarihinden itibaren bu beldelerde de Osmanlı Sultânı adına hutbe okunmaya başlanmıştır. "Yavuz Selim Küpeli miydi?". 725. daha sonra meşhur seferlerinden 1. 900/1494 yılında Hafsa Sultân'dan Trabzon'da dünyaya gelmiştir. 121-122. Tılsımdan Takıya. 176-177. Zemun ve Salankamin kaleleri fethedilmiş ve nihayet daha sonraları Dâr'ül-Cihâd adını alan Belgrâd. kaleler. B. c. kendi adamları tarafından öldürülerek. Air 5. S üzerine t Siklos(i kaleleri S kaçan J BİLİNMEYEN OSMANLI Î49 güzelliği u gös-iıjmktaktıkğu enler de ite olur Kinde r-3-¦sunvanıyla hükümdarlığını ilan eden Canberdi Gazâli'yi 1521'de idam ettirdi. 52 vd. nihâyr-tur.! F»'Vı Sefer SI. 974/1566 tarihine kadar yani 46 sene Padişahlık yapmıştır. sh. Zeki. sh. Gönenç. 81 Ebüssuud. 719. c. sh. Osmanlı orduları adaları fetihle meşgul iken Anadolu'da problemler çıkaran ve Yavuz tarafından Zülkadriye Eyâleti beylerbeyliğine getirilen Şehsuvaroğlu Ali Bey fitnesi de. şairlik mahlası olarak Muhibbi. sh. Heyet. 788. Kuşoğlu. 739. 725. Dirier.! nir. 407. Bu arada Mısır'da çıkan cüzi isyanlar da aynı yıl bastırılmış. takip e Avkoslovak. Zafer Dergisi. 164. II. 926/1520 yılında ve 26 yaşında Osmanlı tahtına geçen Kanunî. getir).

Hırvatistan. Belgrat'ın alınmasından sonra Müslüman Türk akınlarına ma'rûz kalan Macaristan. İyluk ve beraberindeki on küsur kaleyi ve nihayet Drava nehri kenarındaki Ösek (Eszek) kalesini zaptetmişlerdir. Bitlis Hâkimi Şeref Hân tutuyordu. Basra Eyâleti adı altında Osmanlı'ya bağlandı (24. Zacisne. Osmanlı Devleti'ni Olama Hân ve Safevi devletini ise. Yine aynı yıl. Sefer-i hümâyûn. 7. bu seferiyle Orta Avrupa'da dengeyi değiştirmiş ve artık Osmanlı Devleti'nin sınırları Avusturya ve Çekoslovakya'ya dayanmıştır. Korfu ve Otranto hücuma ma'rûz kalmışsa da.7. Papoçe. Kerkük ve Hille gibi Irak beldeleri Osmanlı ülkesine katıldığı gibi. Meydandan kaçan Şarlken ve kardeşi Ferdinand'a ağır nâmeier gönderen Kanunî. 936/1529 tarihinde Budin'i yeniden Osmanlı hâkimiyetine aldı ve yol üzerindeki Estergon'u ele geçirdikten sonra Ferdinand'ın gizlendiği Viyana'ya doğru yürüdü. 938/1532 tarihinde başladığı bu seferinde. Engürüs (Macaristan) veya Mohaç seferi olarak da bilinir. Ferdinand'ın tekrar Almanlardan destek alarak Budin'e yürümesi üzerine. Sefer-i Hümâyûn'unu da Macaristan'a düzenleyen Kanuni. Pojega. Lahsâ. 2. daha sonra da sırasıyla Sirem muhi-tindeki kaleleri. Van ve Ahlat alındıktan sonra 941/1534 yılında Tebriz'e girildi. 1538 yılında Kanuni Moldavya üzerine yürürken. Süveyş'ten hareket ederek Yemen ve Aden'i almış ve Hindistan'daki Diu Kalesini kuşatmıştı. hem Moldavya bölgesinde ve hem Tuna boyunda Osmanlı sınırları durmadan genişliyordu. Irakeyn seferi veya İran seferi diye de meşhurdur. 150 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSM*1. Osmanlı Devleti'ne Batı Cezayir'i kazandıran Barbaros Hayreddin Paşa. Bu arada Barbaros Hayreddin Paşa.Bey'in yerine evvela Mustafa Paşa ve sonra da ikinci vezir Ahmed Paşa getirilmiş ve memlekette huzur ve âsâyiş sağlanmıştır. Budin'i geri aldığı gibi. 932/1526 yılının Eylül'ünde Macaristan'ın başşehri olan Budin fethedilmiş ve bunu Segedin. aynı yıl Tunus'u fethederek Osmanlı Devleti'ne bağlamıştı. 3. bu seferle önemli ölçüde Osmanlı topraklarına katılmıştır. Bu arada Doğu Hırvatistan'da Osiyek yakınlarındaki Vertizo'ya sokulan düşman askerleri yok edildi.1538). Sefer-i hümâyûnda Venediklilerin üzerine gidilmiş. Transilvanya ve Dalmaçya. Katar ve Bahreyn bölgeleri de Osmanlı Devleti'ne itaat edince bütün bunlar. 4. Budin'in tam karşısında yer alan Peşte ve benzeri çevre şehirlerin fetihleri takip eylemiştir. Güney Irak. Kuveyt. 941/1534 Aralık ayında Bağdad direnmeden teslim oldu. 932/1526 tarihinde Tuna nehri üzerinde bulunan Petro Varadin (Petervardin) kalesini fetheden Osmanlı orduları. Kanije ve nihayet Viyana yolunu Osmanlı ordularına açan Güns kaleleri başta olmak üzere on beşten fazla kaleyi fethetmeyi başarmıştır. denizlerde Hadım Süleyman Paşa. Necd. Kazanılan Mohaç zaferinden sonra. . 939/1532 senesi Kasımında Almanlarla sulh yaparak İstanbul'a dönmüştür. 940/1533 yılında sefer. her ne kadar sulh ile neticelendi ise de. eski başkentlerden Gradcaş. Bitlis hâkimini kendisine tâbi olması için zorluyor ve Osmanlı Devleti'nin başına doğuda gaileler açıyordu. Alman ve Macarları tekrar ümitlendirdi. Erciş. Sefer-i hümâyûn Kara Boğdan yani Moldavya üzerine yapıldı. Venediklilerin sulh talebi ve Fransa Kralının da arzusu üzerine 1537 yılında İstanbul'a dönüldü. Şarlken'den sonra Kanunî'nin ikinci büyük rakibi olan Şah Tahmasb. Nemçe ve Podgrad kalelerini aldıktan sonra. İstanbul'a Macaristan fâtihi unvanıyla dönen Kanuni. Sefer-i hümâyûn. 930/1523 yılında Şah İsmail'in Sultânı tebrik için elçi gönderdiğini ve aynı yıl kendisinin vefatı üzerine oğlu Tahmasb'ın yerine şah olduğunu da kaydetmek isteriz. Sefer-i hümâyûnunu yeniden ümitlenen Alman Şarlken ve Macar Ferdinand üzerine yapmayı planlayan Kanunî. Viyana Muhasarası. 8. Katîf. Vezir-i A'zam İbrahim Paşa komutasında başladı ve yol esnasında Adilcevaz. Kara Boğdan seferi de. 5. Daha sonra aynı yılın Eylül'ünde Padişah da sefere katıldı ve Karahan Derbendi geçildikten sonra Hemedan ve Kasr-ı Şirin yoluyla Bağdat'a ulaşıldı. evvela Siklos (Şikloş). i 6. Netice alınamayan I. Batılı donanmalara karşı kazandığı Preveze deniz zaferi ile Akdeniz'i bir Osmanlı Gölü haline getirmişti. Şopron.

Muhteşem Süleyman. Katar ve daha nice yerler. 1543 tarihinde geri çekilmeye ve Osmanlı Devle-ti'nden sulh andlaşması istemeye mecbur etti. Habeşistan'ın önemli bölgeleri. Osmanlı £ Kanun!! de eşine enderi nan teşkilât kaı Osmanlı Devleti! sı. 1554 Temmuz'unda Revan'a gelen Padişah. sini i? Hân sulh istedi ve ortalarda görünmeyince de Amasya'ya çekildi. kültür.! Sahra'nın bazı \ hıttada hutbeıly Netice olarak K yani siyâsi ve c sından. Belgrad ve Voyvodana. himaye bölgeleri olarak. Kısaca "Bir sultân-ı azîm'üş-şan idi ki. Hırvatistan ve Slovenya ve daha nice yerler. her hıttada hutbesi yürür ve bin bir kal'ada nevbeti vurulurdu. Hırvatistan Ş Arabistan. 15 milyon km2ye yükseldi. Buna 2. Sefer-i hümâyûn. tartışmasız "Cihan Padişahı" unvanını bu gaza ile kazandı. Netice olarak Kanunî Sultân Süleyman devri. Erdel (Ro dana. \ ve Şehzade) annesi. 12.". Cibuti. Kuveyt. 1541'de yapılan Budin Seferi'dir. Kanunî devrinin sonunda en yüksek seviyesine olmasa da. I Ali Efendi. İstolni-Belgrad ile beraber iki mühim sancak merkezi olarak Budin'e bağlandı. sefer-i hümâyûnunu. c. son büyük seferini. I Eritre. Bahreyn. İmparator sıfatı. «. Çad ve Büyük Sahra'nın bazı kısımları dâhil olmuştu. Yemen. Erdel (Romanya'da). Avusturyalı Ferdinand'ın buraları işgal etmek istemesi ve hatta Budin ve Peşte'yi kuşatması. Kema| adamları ar: Bey ve Ca'feri reislerinden I Molla AbdüllatlfB bunlardan ibareti ZEVCELR! bir Ortodoks ıimm câriyedir. Batı I olarak. Tunus. Asya'da Rodos ve on iki ada. 11. U 82 UM fa»» 201. Arabistan. Almanların desteği ile yine Budin ve Peşte'yi kuşat-tıysa da. 1548-1549 yıllarında gerçekleştirilen bu sefer ile. Yapılan andlaşmayı bütün Avrupa devletleri kabul etmek durumunda kalırken. Afrika'dan Eritre. Bu sefer neticesinde Macaristan'ın dinî merkezi olan Estergon. 1541 tarihli bu seferle artık Macaristan'ı Budin Eyâleti'nin bir parçası haline getirdi. Yavuz döneminde 6. Sefer-i hümâyûnunu yaptı. Osmanlı Devleti'nin sınırları içine. Yemen. Somali. İran Seferi de denir. Osmanlı Devleti'ni arkadan vurmayı âdet haline getiren İran'a yaptı. Tebriz geri alındı. Peç ve Şikloş. Kuzey Azerbaycan üzerinden Güney Azerbaycan'a geçince. hem devletin sınırlarının genişlemesi yani siyâsi ve coğrafi açıdan ve hem de ilim.9. Batı Gürcistan. Şah sulh istedi ve ort imzalanan andlaşmaü Şehzade I son büyük! yaşında iken ( Yavuz döneır devrinin sonunda i Devleti'nin sınırlan | tan. Şehzade Mustafa ve Şehzade Bâyezid meseleleriyle yıpranan haşmetli Padişah. Kısa bir süre sonra Ferdinand.Eszak hariç Macaristan. 1553-1555 yılları arasında da 3. 8-Şehzâde S Sultân Cihangir. fl Kantemlr. geri alındı. sadece Muhteşem Süleyman için kullanılabilecekti. Libya. Doğu Anadolu'nun geriye kalan kısmı. Solak*.5 milyon km^ olan Osmanlı Devleti'nin toprakları. Avrupa'da -bugünkü siyasi sınırlarla. İran seferini ve genelde ise. I. sefer-i hümâyûnu ile hem Ferdinand'ı ve hem de kendisini destekleyen Almanları. 1566 yılında Zigetvar'a düzenledi ve burada kuşatma sırasında 72 yaşında iken çadırında vefat etti. Hadramut. Banat (Romanya ve Yugoslavya'da). Kanunî < dönemde zirve)İ| Kanuni ( Mehmed Paşa. oradan Nahcivan'a giderek burayı feth eyledi. 4-tân MahmûdHkl Mehmed I II. Macaristan'da Osmanlıların himayesindeki Kral Yanoş Zapolya'nın ölümüyle (1540). 1555 yılında Amasya'da imzalanan andlaşma ile Gürcistan paylaşıldı ve Irak'da eski sınırlar muhafaza edildi. Buna Nahcivan Seferi de denmektedir. Kanunî'yi tekrar bu bölgelere getirdi. Kanunî.ES BİLİNMEYEN OSMANLI 151 7öur. Kanunî Sultân Süleyman 10. Osmanlı Devleti'nin zirvelere yükseldiği bir dönemin kısa adıdır. Cibuti. hukuk ve maliye gibi konular açısından. .

kültürel. yüz senede temizleyemez". 197-201. Bu iddianın aslı nedir? Hem ilim adamlarımızdan ve hem de diğer okuyucularımızdan aldığımız bir önemli soru. 4-Şehzâde Sultân Mehmed Hân. 2. nr.Mihrimah Sultân. Şeyhülislâm Zenbilli Ali Efendi ona demiş: Hilâf-ı şerîat kanunları Avrupa'dan getirdiğin cihetle. Gerçekten de. 5-Şehzâde Abdullah. hazırlattığı kanunnâmelerde görmek mümkündür. sınırlı yasama yetkisini kullanarak en çok ve en muntazam kanunların. Kanunî devrinde zirvesine yükseldiği gibi. Defter. I 82 Lütfi Paşa. Hâce Derviş Mehmed Efendi. Nakşibendi Tarikatının reislerinden Hâce Mahmûd Bedahşî. 293/a-455/b. Fâtih zamanında hazırlanan teşkilât kanunlarını geliştirerek ve kısmen de değiştirerek gösterdi. Bu suallere kısa da olsa cevap vermek. 11-Şehzâde Sultân Cihangir. Bir kısım okuyucular. Şehzade Mehmed ve Selim H'nin annesi. Kanunî Sultân Süleyman'a Kanunî denmesinin sebebi nedir? Bazı kimseler. Uzunçarşılı. Âli. Lütfi Paşa ve Sokullu Mehmed Paşa'yı. Çivi-zâde ve özellikle de Ebüssuud Efendi'yi. c. Bâyezid ve Yavuz zamanında. İslâm Hukukunun ülü'l-emre tanıdığı sınırlı yasama yetkisi kullanılarak hazırlanan ve daha evvel neşrettiğimiz Kanunnâmeler tedvîn edilmiş olsa da. Denilebilir ki. Cildinde naklettiğimiz ve uzun uzadıya izahını yaptığımız. Tevârih-i Âl-i Osman. Ancak büyük zatlar bunlardan ibaret değildir. Hatta bir kısım okuyucularımız. İbn-i Kemal. kesretli Kırkçeşme sularını İstanbul'a getirdiği vakit. 2-Şehzâde Sultân Mustafa Hân. adlî ve kısaca her çeşit yapılanması. gelmiş geçmiş Padişahlar içinde. İslâm ve dolayısıyla Osmanlı Hukuk tarihinde. X. 152 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN n™ı 83. Evvelâ. Molla Abdüllatif Efendi ve Kadi-zâde Acem Efendi'yi zikredebiliriz. Süleymaniye kütp. II. Şeydi Bey ve Ca'fer Ağa'yı. Abdullah kızı ve Şehzade Mustafa'nın annesi. Sultân Süleyman zamanında tedvîn olunmasıdır.Hürrem Haseki Sultân. Es'ad Efendi. bir kısmı da. doğrudan bu unvanın verilişinin sebebini sorarken. Bunu.Kanunî Sultân Süleyman. 8-Şehzâde Sultân Bâyezid Hân.Fatma Sultân. Sultân Süleyman zamanında hazırlanmıştır. iktisadî. 9-36. Fâtih. 2162. Kantemir. ZEVCELERİ: 1.456. ÇOCUKLARI: 1-Şehzâde Sultân Mahmûd Hân. sosyal. sh. sh. Tevârîh-i Âl-i Osman. 12-Şehzâde Orhan82. en çok ve en derli toplu kanunlar. Osmanlı Tarihi. Kanuni devrinin zirveye yükselmesinde katkısı bulunan Sadrazamlar arasında Pîrî Mehmed Paşa. Şeyhülislâmlar arasında Zenbilli Ali Efendi.Abdullah kızı ve Şehzade Mahmûd'un annesi.Mahidevran Kadın. üç ciltte toplam 200'e yakın kendi devrinde hazırlanan Kanunnâme neşrettiğimiz Sultân Süleyman'ın "Kanunî" unvanıyla alakalıdır. I. devletin merkezî ve taşra teşkilâtı da bu dönemde zirveye yükselmiştir. Solakzâde. 10Râziye Sultân. 7Şehzâde Sultân Selim Hân II. diğer devlet adamları arasında Barbaros Hayreddin Paşa. 4. Kanunî'nin nikâhına aldığı ve aslen Ukran bir Ortodoks rahibin kızı yahut Fransız veya İtalyan olduğu hususunda iddialar bulunan câriyedir. hem kudretli bir idareci ve hem de eşine ender rastlanır bir devlet teşkilâtçısı idi. sh. Belgelerle Osmanlı Tarihi. ilim ve maneviyât erbabı arasında ise. c. Kemal Paşa-zâde. "islâm hukuku yani şer'î hukukun hükümlerini bir tarafa bırakıp kendi iradesiyle kanun yaptığından dolayı mı bu unvanı almıştır?" diye soruyorlar. vrk. Osmanlı Devleti'nin siyâsî. II. Koca Nişancı Celâl-zâde Mustafa. sh. o getirdiğin suların cümlesi üzerinden akıp geçse. 431-575. 211-252. 293. Yılmaz. Nitekim onun devrinde hazırlanan kanunnâmelerin. Zenbilli Ali Efendi'ye ait şu hakikatli fıkrayı dile getirmektedirler: "Sultân Süleyman Kanunî. yerinde olsa gerektir. 3. Sultân Süleyman'a "Kanunî" unvanının verilmesinin asıl ve birinci sebebi. 87-178. büyük İslâm âlimlerinin bu meseleden dolayı. Künh'ül-Ahbâr. İstanbul'a öyle bir pisledin ki. şunu belirtelim ki. hem büyük bir asker. 6. 12 ciltlik Osmanlı Kanunnâmeleri adlı eserimizin üç cildini teşkil etmesi ve . Şeyh Bâli Efendi. c. Cariyelerden ve Şehzade Murad'ın annesi. Bu dehâsını. II. 3-Şehzâde Murad. Kanunî'ye diğer Padişahlar gibi sıcak bakmadıklarını ifade ederek Osmanlı Kanunnâmelerinin I.Gülfem Hâtûn. şer'-i şerifi terk ederek Avrupa'dan kanunlar almasından dolayı bu isimle yâd edildiğini söylemektedirler. 9.

zaruret veya âmme maslahatı gibi esâsları bazan bilmeyerek veya ilim adamlarının vasıtasıyla suiistimal ettiği ve dolayısıyla zımnen şer'î hükümlere aykırı davrandığı da muhtemel ve mümkündür. şer'î kanunlara aykırı ve kendi iradesiyle bazı Avrûpâî kanun vazr etmesinden kaynaklandığı kanaatini. 89-90. Mihail.i olan bir go* asrımızda bir k»-faiz vardı" demi nin ve icâreteyn. nr. râcih yani kuvvetli olan bir görüşe tercih yolunu ihtiyar eylemiştir. kanun hükümleri ortaya koydurtmuştur. . tamamen müftülerin fetvalarına dayanan Sultân Süleyman'ın açıkça şerîata muhalif bir hükmü kanun haline getirttiği söylenemez. Ebüssuud gibi. _ . Mes» Şule PLI I Bazı 1 nemiz i bu «MiBİLİNMEYEN OSMANLI 153 ri Ali Idır. 2362.-945H. sn. Şehir ve Kasabaları". 306-527. kalpazanlar. bir kısım büyük İslâm âlimlerinin fevkalâde bir latife üslûbu içinde de olsa. Guboğlu. O hakikat da şu olsa gerektir: Kanunî Sultân Süleyman.L . 158-163.l20/b-143/a Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi. bazı ehl-i imânda doğurmuş bulunmaktadır.. D. H iV. bir lâtifedir. asrın maslahatlarını da göz önüne alarak. . Es'ad Efendi. İslâm Hukukunda râcih kavil vardır.200'den fazla muntazam Kanunnâmenin bulunması da. London 1936. "Kanuni Sultân Süleyman'ın Boğdan Seferi ve Zaferi (1538M. Penzer. cinsî sapıklar ve benzeri cemiyet hayatını bozan suçları işlemeye devam edenlerin ta'zir bil-katl yetkisine dayanılarak idam edilmesi ve irsâdî vakıflar da denilen tahsisat kabilinden vakıflar bulunmaktadır. Padişahların Kadınları ve Kızları. D. Zenbilli'nin biraz evvel naklettiğimiz sözü. M. c. sh. tan muhalif bir hükmü) zaruret veya vasıtasıyla sulh muhtemel ve ı Şunu ı mal etmek mün Bütün bunUnj nı. 727-805. onun bu unvanının. 3362. 34-40... 2497. zira Kanunî ma'sûm değildir. L. ancak şer'îliği tartışmalı olan bazı meselelerde. Sultân Süleyman. II. nr. fıkıh lı de durum I Üçüncü e zetilmeksızın I Kanunnârr "Clnayı denî ve n olunan ceza ileeı 84.. büyük İslâm hukukçularının fetvalarına dayanarak ve İslâm Hukukunun kendisine tanıdığı sınırlı yasama yetkisini kullanarak. Tayyib. Kanuni | hamt t de ı resi sh. c. açıktan şerîata aykırı kanunlar hazırlatmamıştır. Ahmed Refik. sh. N. Devletler ve Hanedanlar. Hemen şunu ifade edelim ki. "Kanun! Sultân Süleyman Devri Başlarında Rumeli Eyaleti. Gökbilgin. c. mercûh kavil vardır. sh. The Harem. vrk.. bazı konularda. 174-175. XX. .)". sayı 198(1986). 50. 5290. Ebüssuud gibi âlimlerin kanaatiyle. E. c. 247-294. sayı 78(1956). Avrupa'dan bazı kanunları getirdiği için Sultân Süleyman'ı tenkit etmeleri. Nişancı Tarihi. bazı esaslarının şerîata açıkça aykırı olmayacak şekilde Avrupa esnaf kaidelerinden alınmış olması mümkün olan gedik müessesesi. Bütün bunlarda. mercûh yani zayıf olan görüşü. ancak bir hakikati da tazammun etmektedir. %90'ı. Sultân Sulev Ebüssuud n. Ancak zayıf görüşlerin kabulü. . manevî r ların kendisiyle! rindeki kanunimi m da burada h Şunu da I sisteminin'. nın şerîata açıkçı) mümkün olan gedil bozan suçlan i mesi ve IrtM \ bunlarda. Belleten. bu dediklerimizi te'yîd eylemektedir. meselenin aslını bilmeden "Osmanlı Devleti'nde de faiz vardı" demelerine sebep teşkil eden "mıTâmele-i şer'îyye" mevzuu. asrımızda bir kısım insanlarımızın. Saniyen. mîrî arazinin ve icâreteynli vakıfların sınırsız süreli kira akdiyle işletmeye verilmesi. M. Uluçay. Kadınlar Saltanatı. Şerlliği tartışılan bu meseleler arasında. Öztuna. I. Belleten. Livaları.

Özellikle Hanefi hukukçuların içtihadı bu şekildedir. . İslâm hukukundaki hükümler bilinmeden istismar edilen bir konudur. 223. Kanuni unvanının verilmesine sebep. Müslümanlara zarar verir hale gelmemesidir. 1591 yılından itibaren içkiden alınan vergiye zecriye resmi denmiştir. Osmanlı Devleti'nde Müslümanların ve gayr-i müslimlerin mahallelerinin ayrı ayrı olmasının bir sırrı da budur. Bütün bunların tek şartı. Şunu da hatırlatalım ki.¦¦•¦• " — • •= -. Sikke-i Tasdîk-ı Gaybî. 5 vd.248-249. Kanuni zamanında ve diğer dönemlerde Osmanlı Devleti'nin resm-i hamr adıyla şaraptan vergi aldığını ve hatta bazan meyhane resminin de alındığını görüyoruz. Osmanlı Kanunnâmeleri. c. I. I. içki içmeyen ve bilakis takva ile hayatını devam ettiren bir devlet adamı83 Akgündüz. şerîata karşı muhalefet olmaması için titiz davrandığını. gayr-ı müslimlerin ürettikleri şaraplık şireden ve hamr ve benzeri içkilerden şire resmi veya hamr resmi denilen bir vergi almıştır. ¦.. Üçüncü olarak. VII (1-214 arası)... Kantemir. I 84. sh. Hatta devletin sınırları içinde. nr. sh. V. Meselenin esası da şudur: A) İslâm Hukukuna göre sarhoşluk veren bütün içkiler haramdır ve Osmanlı Devleti de bu yasağı şiddetle uygulamıştır. C) İçkiden alınan bu vergiler Hamr Emâneti Mukata'atı denilen bir maliye dairesi tarafından tahsil edilmiştir. manevî mes'ûliyetten kurtulmak gayesiyle.. Nitekim Osmanlı Devleti domuzlardan da resm-i hınzır veya canavar adıyla vergi almıştır. 16 vd. gayr-i müslimlerce açılan meyhanelere Müslümanların da gitmesinden ve de bazı . bu çeşit resimler alınmaktadır? Bazı kimselerin Kanuni'ye isnad ettiği içki içtiği iddiası doğru mudur? Kanuni. Mesela mîrî arazi için bkz. ra'iyyet. Ayrıca bkz. c. c. mukabelesinde ta'yin olunan ceza ile cezalandırılır"83. 238 vd. Mecma'ul-Enhür. Zenbilli Ali Efendi'nin bir fetvası için bkz. Müslümanlara göre mal kabul edilmemektedir). c. denî ve mücrim arasında müşterektir ki. c. gayr-i müslimlerin eğlenebilecekleri ve içki içebilecekleri meyhaneler de açılabilecektir.154 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANl dır. 672-673. sipahi. her kim ki bu suçlardan birisi ile mücrim ola. Osmanlı Kanunnâmeleri. vrk. Osmanlı Hukukuna mal etmek mümkün olamaz.. fıkıh kitaplarında ifadesini bulan şervî hükümler yani şerfattır. bu sayıları 200'ü geçen Kanunnâmeler. Kanuni döneminde de durum böyledir. Acaba içki caiz mi görülmektedir ki. İslâm Hukukunun getirdiği şartlar dahilinde Osmanlı ülkesinde de hamr ve benzeri içkiler satılabilecek ve gayr-i müslimler tarafından kullanılabilecektir. Hatta Kanuni Sultân Süleyman. Bu sebeple. Mesela ancak nüfusunun kahir ekseriyeti gayr-i müslim olan mahallelerde satılabilmekte ve meyhane açılabilmektedir.. Bu konu. tatbikattaki gayr-ı meşru1 tasarrufları. Bütün bunları yaparken de. Ancak gayr-i müslim vatandaşların belli kayıt ve şartlar altında kullanmalarına müsaade edilmiştir. 130. İslâm devleti vergi alabilecektir. B) Müslümanlar için caiz olmasa da. I. Bedlüzzaman Said Nursi. Süleymaniye kütp. İsmihan Sultân. IV (1-780). Nitekim Kanunnâmesinde yer alan şu madde bu konuda iyi bir delil teşkil eder: "Cinayetler karşılığında vaz' olunan cezalar konusunda kaide sabit oldu ki. V (1-774).. sh. c. Osmanlı Hukuk sisteminin tamamı değildir. kanunların hiç bir fark gözetilmeksizin herkese âdil bir şekilde onun zamanında tatbik edilmesindendir. vazî'.. şerif. Zira Osmanlı Hukuk sisteminin %90'ı. sh. zamanındaki Ebüssuud gibi İslâm âlimlerinin hazırladığını da burada hatırlatmak istiyoruz. Damad. c. İşte Osmanlı Devleti de özellikle İmam Züfer'in içtihadını esas alarak. gayr-i müslimler için belli şartlarla serbest bırakılan içki ve domuz gibi mallardan (gayr-i müslimlere göre maldır. vefatı anında Ebüssuud'dan aldığı fetvaların kendisiyle beraber defnedilmesini vasiyet eylediğini ve en önemlisi de kendi devrindeki kanunları kendisi değil. VI (1-812) ve c. Belki %10'u bile değildir.Şunu da hatırlatalım ki.

sh. Zeydan Ahkâm'üz-Zimmiyyîn. Pınarhisâr. Bedâyi'us-Sanâyl'. Solak-zâde. Selim zamanında yeniden tanzim olunan zecriye resminin tahsili de yeni esaslara bağlanmıştır. c. Çingene kabilelerine katuna ve reislerine de katuna başı denirdi. Kanuni döneminde düzenlenen Çingene Sancağı Kanunnâmesinde "gayr-i meşru iş yapan çingene kadınlarından kesim adı altında vergi alındığı" ifade edilmektedir. kerî maksatlarla bir t Hisâr-ı Zağra. II. Âli. Çingenelerden bir kısmı müsellem idi ve bazı örfî rüsumdan mu'âflardı. Hiçbiri teslim olunurdu. III. Çingenelerden göçebe olanların hangi kazalar içinde göç edebilecekleri tesbit olunmuştu. Kanuni I tân'ınl ti'nin I men "Kader Midesi bura'" '¦ olayın tas. sh. 85. Ferecik. 183. Hiçbiri cemâ'atini terk edip gidemezdi. sh. nr. Keşan ve Çorlu mıntıkalarını özellikle ihtiva eden bir Cingâne Sancağı ihdas edilmiştir. Abdurrahman Vefik Bey. Prevedl. Yanbolu. Heyet. Rumeli'deki çingeneleri. Es'ad Efendi. XVI. 34. de Musi zade Bayı 85 AkgüraJûtÛi «SANLI nudur. Osmanlı sınırlarına sokulan içkilere ve bunların üretimine ciddi yasaklar getirmiştir. yüzyıldan itibaren. Hayraimu. müslimler ise 25'er al idiler. . El-Fetâva'l-Hindiyye I. D) O halde Osmanlı Devleti'nde hamr ve benzeri içkilerden vergi alınması veya bu vergilerin tahsili için maliye daireleri teşkil olunması yahut da gayr-i müslimlere meyhane açmaya ve içki ticâreti yapmaya müsaade edilmesi. Bu arada içki içildiği ve gayr-i meşru fiiller yapıldığı gerekçesiyle bütün meyhaneler ve kahvehaneler kapatılmıştır.VI. 584-585. Tekâlif Kavâ'idi. I. Çingene Sancağı Beğine Çingene Beği. Müslüman çingeneler ile gayr-i müslim çingeneler arasında kız alıp verme yasaktı. Merkezi Kırk Kilise olan ve Eski Hisâr-ı Zağra. Müslüman çingeneler' Çingenelerden bir kıs» Kanunî di zenleme. Prevedi. Çingene Sancağı Beği veya mîr-i kıptiyân denirdi. tahmînen 937/1531 tarihinde yapılmıştır. İncügöz. Selim zamanında kaldırılmış ve gayr-i müslimlere müsaade edilmiştir. İpsala. 38.. Dimetoka. 187-188. Ancak daha sonra bu yasaklar II. sh. yet-i Rumeli" yani"! Kanunnâmede bu esasa göre tanzim da gayr-ı müslimlenlM Asıl bizi ilgili ve Filibe ve Sofya'ı ayda yüzer akçe İslâm Hı şartları ve hüküm zahirde" gayr-ı meşru' gayr-ı meşru futaijj lek haline getirdikle! edilecek ta'zir işleyen ki olarak tesblt 86. Künh'ül-Ahbâr. vrk. sh. I. Beyrut 1400/1980. 2162. Müslümanların ve hele hele içkiyi gayr-i müslimlere bile yasaklayan Kanuni gibi bir devlet adamının içki içmesi manasına gelmez ve böyle bir iddia kesinlikle doğru değildir84. c. Çingenelerden olunmuştu.Müslümanların yasak olarak içki kullanmaya başlamasından dolayı. as84 Kâsânî. ihtiva eden birCingâr Çingene Sancağı kıptiyân denirdi. 403-405. "Kanunnâme-i Kıbtıyân-ı Vilâ-yet-i Rumeli" yani "Rumeli Eyâleti Çingeneleri Kanunnâmesi" adını taşımaktadır. Kanunî devrinde Cingâne Livasını ve bütün çingeneleri ilgilendiren ilk hukukî düzenleme. Malkara. Çingenelerin Müslümanları her hâne başına 22 akçe ve gayr-i müslimler ise 25'er akçe harâc-ı muvazzaf verirlerdi. Terk ederse yakalanır ve kabilesine teslim olunurdu. Gümülcine. İstanbul 1328. 361/b-363/a. tahminen ?. Örfî rüsûmde diğer re'âyâ gibi idiler. Hayrabolu. II. Döğenci Eli. Pınarhisâr. sh. Hamr Emâneti Mukata'asını kaldırmış. BİLİNMEYEN OSMANLI 155 ırbest »zeri i dökeri maksatlarla bir teşkilâtlandırmaya teşvik etmiştir. Bu doğru mudur ve İslama göre nasıl izah olunabilir? Bilindiği gibi Osmanlı Devleti.

şartları ve unsurları tamam olduğu takdirde. VI. Maalesef bazı ahmaklar iyi niyetle ve bazıları ise kötü niyetle Şehzade Mustafa'ya bu sözleri ulaştırdılar ve onu isyan edecek merhaleye getirmeye çalıştılar". Şehzade Cihangir ve Şehzade Selim. Ahkâmü'z. âlimler ve meşâyıhın meyli Şehzade Mustafa'ya. Zeydan. harem halkının meyli ise babasıyla Saray'da beraber oturan ve sancağa çıkmayan Şehzade Cihangir'e idi. Osmanlı tarihçilerinin beyanına göre. İşte bu dedikodular üzerine. II.. 'Padişah gayet kocaldı. bu tür gayr-ı meşru' fiilleri işleyen kadınlardan her ay belli bir para cezası kesim adı altında yüz akçe alınması ceza olarak tesbit ve ta'yîn olunmuştur85. fesad şebekeleri.Zimmiyyîn.. fitne ateşini körüklemeye başladı. "Bakalım Mevlâ neyler?" diye lakayt kalıyordu. sh. Şehzade Mustafa yerlerine tahta geçmek istiyormuş.. Osmanlı Kanunnâmeleri. Şehzade Mustafa hayatta iken onunla beraber hayatta olan üç şehzade daha vardır: Şehzade Bâyezid. Ancak Kanuni'nin hanımı Hürrem Haseki'nin Şehzade Bâyezid. sh. İslâm Hukukunda İslâm Ülkesinde yaşayan gayr-ı müslimler de zina fiilini işleseler. Taht işleri gündeme gelince de. Bunun için Şehzade Mustafa'nın tasfiyesi gerekiyordu. Bu günden sonra sefere çıkamaz. Padişah. Ancak bu olayın tasvip edilecek bir yönü de yoktur..-. 384 vd. Şehzade Selim hiç kimsenin aklından bile geçmiyordu. Şehzade Selim ve Şehzade Cihangir'in annesi olması. insanların basar ve basireti bağlanıyor" kaidesi burada da geçerlidir. Bu gayeye ulaşmak üzere Damad. ancak Rüstem Paşa engel imiş'. Bu meseleyi özetler misiniz? "Kader hükmünü icra edince. 511-514. Ancak buradaki hüküm zahirde buna muhalif gibi görünmektedir. hadd-i zina tatbik edilir. oğlu Şehzade Mustafa'yı. ilim ve kahramanlık itibariyle şehzadeler arasından biricik idi. yaşlılık vücudunu yıprattı.-¦. 86. Bunların cezası. Meseleyi hemen hükme bağlamak doğru değildir. Osmanlı Tarih Lügati. ülü'l-emr tarafından tesbit edilecek ta'zir ve daha doğrusu ta'zir bil-mal olduğundan. 307 vd. dans.. Zira buradaki gayr-ı meşru1 fiillerden kasıt. 156 BİLİNMEYEN OSMANLI BIUNMF' Hürrem Sultânın ve hatta bazı tarihçilere göre Kanuni'nin meyli Şehzade Bâyezid'e. Şehzade Mustafa'nın ise Mah-i Devrân Haseki'nin oğlu olması fitneyi ateşlemeye yeterli bir sebepti. .Kanunnâmede çingeneler Müslüman ve kâfir diye ikiye ayrılmış ve bazı hükümler bu esasa göre tanzim olunmuştur. Ve İstanbul ve Edirne ve Filibe ve Sofya'da olan cingânelerin nâ meşru' fPle mübaşeret eden avretlerinden her ayda yüzer akçe kesim deyü resm verirler". aslında Şehzade Mustafa yaşı kırkı geçmiş. c. 75. zina dışındaki fal bakma. Bu tür dedikodular tevatür derecesine geldi.. Kanuni Sadrazam Rüstem Paşa'nın komutasında İran Seferine çıkmak üzere bir ordu çıkarmıştı. . Özellikle gayr-i müslim çingenelerin bu gayr-i meşru fiilleri meslek haline getirdikleri herkesin malumudur. Bazı gayr-ı makul sözler ile çadırlar dolup gizli ve aşikâr söyleniyordu ki. Gayr-ı meşru iş yani oyun eğlence ile meşgul olanlar da gayr-ı müslimlerdir. çevresine toplanan musahiplerle eğlenceli bir hayat yaşıyordu. sh. İnsaf o ki. Sertoğlu. Bu olaydan sonrasını Solak-zâde'den özetleyelim: "Şaşılacak iştir ki. oyun ve eğlence tarzındaki gayr-ı meşru fiillerdir. Sadrazam Rüstem Paşa ve 85 Akgündüz.. . Hürrem Haseki'nin ve Kanuni'nin biricik kızı Mihrimah Sultân ile evlenen ve 1544 yılında Sadrazamlık makamına gelen Rüstem Paşa. Zira kendi sancağında.. Onun için yerine Rüstem Paşa'yı Anadolu'ya serdar tayin etti. Aslında muhalif değildir. yanlış olur' dedikleri gibi. Ayrıca asker ve halk onu seviyor ve istiyordu. Asıl bizi ilgilendiren de bu Kanunnâmenin bir maddesidir: "2. Kayınvalide ve kız bir plan hazırladılar. c.. askerler. askerin dilinde hiç hoş olmayan sözler dolaşıyordu. 'Söz yalan olmaz. sh. Kanuni Sultân Süleyman'ın. Şehzade Mustafa'nın İran Şah'ı Tahmasb ile gizlice ittifak yaptığına ve onun damadı olup babasını devireceğine . Asıl arzusu Şehzade Bâyezid'in tahta çıkmasıydı. Osmanlı Devleti'ni en çok ürküten politik bir mevzu olan Anadolu'nun Şî'alaşmasını vesile ettiler. Hürrem Sul-tân'ın tahrikiyle haksız olarak öldürdüğü ve bunun Osmanlı Devle-ti'nin tarihinde kötü bir dönüm noktası olduğu söylenmektedir..

-an [''¦>'•BİLİNMEYEN OSMANLI 157 Bu sefer de Lala Mustafa Paşa. Bu arasını açmay» rını sokmaya Şehzade Şehzade emriyle Kazvin'e oğlunu babası idam edil fetvada bir isyan s Şehzade nin künhünö Şehzadı 87. En acısı da İran Seferinden vazgeçilmiştir. Şehzade Mustafa'nın idam edilmesi. Bazı müfsidler kendi arzularını mülk ve saltanat ona kaimasun deyü iftira ederler" diye sert cevap vermesine rağmen. "Hâşâ il ona kSeferi . İran'ın başşehri Kazvin'e sığınmış ve âsi hale gelmiştir. 4 oğlu ile birlikte Şehzade Bâyezid 1562 yılında idam edilmişlerdir. her ne kadar kanununa uydurulmuş ve sahte delillerle insanlar kandırılmış dahi olsa. Padişah'ın emriyle üzerine gelen orduya Konya'da mağlup düşen Bâyezid. bazı tahriklere aldanarak gelen bu fermanı dinlememiştir. İran Seferi için yaptığı hazırlığa. Her ne kadar Kanuni. isen. Asker çok ciddi manada rahatsız olmuş ve ısrarla Sadrazam Rüstem Paşa'nın azli istenmiş ve mecburen azledilmiştir. Katli.000 kişilik bir orduyla katılmasını. Bu fetva bile usulüne uygun alınmamıştır. Hadiseye üzülen Şehzade Cihangir. Ghıii' Uzu:. Hatta Düzmece Mustafa adıyla ortaya çıkan birisi. MeşV hizmetine gmlj deni/ nndd gına getotajir. Rüstem Paşa'nın tahrikleri kötü amacına ulaşmış ve maalesef Şeyhülislâm Ebüssuud Efendi'den de devlete isyan ettiğinden dolayı idam fetvası kamufleli bir şekilde alınmıştı. aynı yıl üzüntüsünden vefat etmiştir. Sonunda Şah. Piri I durulurken I için kimisi del muhasarac. 1558 yılında Şehzade Bâyezid Kütahya'dan Amasya'ya ve Şehzade Selim ise Manisa'dan Konya'ya sancakbeyi olarak tayin edilmişlerdir. Şeyhülislâm Ebüssuud Efendi'dir ve bu fetvada bir aykırılık . Hatta 3. ona isyan için geliyor zannetti. M SMANLI • halkının •>angir'e ¦sa. ancak deliller yanlış ve şahitler yalancıdır. devlete isyan suçundan dolayıdır.lj "Kon. Maalesef Şehzade Bâyezid. İdam fetvasını veren ise. kendisine ilk olarak bu mevzu açıldığında. Osmanlı tarihinin en acı ve haksız bir idamı gerçekleştirilmiş ve 960/1553 yılının Şevval ayında Sultân Mustafa babası ile görüşmek üzere geldiği çadırda boğdurulmuştur.Kanu-ni'yi ikna ettiler. II Sent 1. binlerce insanı çevresine onun adıyla toplayabilmiştir. Böylece araya giren müfsidlerin tahriki ile. giderere< s. Şehzade Mustafa'nın Konya Ereğlisi yakınlarında 30. Halk arasında Şehzade Mustafa destanlaşmış ve adına çok önemli mersiyeler yazılmıştır. î. bazı dedikoduların da etkisiyle âsi oğlunu babası Kanuni'ye teslim edince. zira askerin ö-nemli bir kısmı karşı tarafa meyletmeye başlamıştır. bazı şahsî menfaatleri yüzünden iki öz kardeşin arasını açmaya başlamış ve Şehzade Bâyezid ile Şehzade Selim'in aralarına buz dağlarını sokmaya çalışmıştır. At 600. "Hâşâ Mustafa Hânım bu küstahlığa cür'et ede. memleket içinde büyük sıkıntılar meydana getirmiştir. sahte mektuplar ve benzeri desiselerle onun isyan edeceğine ve hıyanet ettiğine inandı. çevri gelince I -e m ve seki'nin tai'nin fs gelen Kf tahta (ulaşmak :< irkilten kitre bir h makul («dunu ¦i serdar i! Şah'ı İîKanui.

Âli. 545-566. sh. Büyük Türk denizcisi üzerindeki spekülasyonları gidererek sağlıklı düşünmek gerekiyor. Tarih. Belleten. Kardeş Katli. Ahmed Refik. 2162. İsmail Hakkı. Uzunçarşılı. 363/a vd. vrk. sh. Bâyezid'ine kıyar mısın benim canım baba Bî günahım Hak bilir devletlü Sultânım baba. Sonra Umman sahilini geçerek Arabistan yarımadasının güney doğusundaki Maskat'ı zaptedip Portekizlilerin yetmiş kadırgasıyla savaş ederek galebe çaldıktan sonra Hürmüz adasındaki Hürmüz kalesine kaçan düşmanı orada muhasaraya başladı. sh. muhasarayı kaldırdıktan sonra Basra'ya geldiğinde Portekiz donanmasının Acem körfezini kapatmak için kendisine doğru . Çünkü Hint sularında bulunan bütün Portekiz filolarının birleşerek üzerine geldiği haberini almıştı. Uzunçarşılı. Ankara 1993.37-40. Piri Reis 1551'de otuz kadar gemiden oluşan Süveyş donanması ile Hint denizine çıkarak Cidde'de üç gün kalır. sh. Piri Reis Neden Katledildi? Büyük Türk denizcisi ve coğrafyacısı Piri Reis'i idama götüren sebepler üzerinde durulurken farklı yorumlar yapılmakta. "Babasından Sonra Saltanatı Elde Etmek İçin Kardeşi Selim'le Çatışan Şehzade Bâyezid'in Amasya'dan Babası Kanunî Sultân Süleyman'a Göndermiş Olduğu Ariza". Hammer. İstanbul ts. c. sh. 1543 yılında Süveyş tersanesini işgal ile Türk donanmasını yakmak isteyen Portekizlilerin teşebbüsleri akim kalacaktır. Künh'ül-Ahbâr. c. Kanuni (Muhibbî): Ey demâdem mazhar-ı tuğyân-ı isyanım oğul Takmayayım boynuna herkiz tavk-ı fermanım oğul Ben kıyar mıydım sana ey Bâyezid Hânım oğul Bî günahım deme bârî tevbe kıl canım oğul86. TOEM.36. Meşhur Osmanlı denizcilerinden olan Piri Reis.bulunmamaktadır. Mustafa. Belgelerle Osmanlı Tarihi. Yılmaz. sayı 2.. Bu hareket esnasında Portekizliler Aden'i kısa bir süre zabtettilerse de Süveyş kaptanı Piri Reis'in bizzat donanması ile tazyiki neticesinde Aden kale ve limanı 1548'de Portekizlilerden geri alınmıştır. 300-305. en son görev olarak 1547 yılında Kızıldeniz ve Hint sularında faaliyette bulunacak donanmanın amiralliği anlamına gelen Süveyş/Hint kaptanlığına getirilmiştir. Busbecq. İsen. Piri Reis amcası Kemal Reis ile birlikte bir çok deniz seferlerinde bulunmuş. Sene 1. "Konya Muharebesinden Sonra Şehzade Sultân Bâyezid'in İran'a Firarı". sh. sh. II. Türkiyeyi Böyle Gördüm. 158 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMAN!' döneme rastlar. aldığı hediyelere meftun olarak muhasarayı kaldırdığını. Piri Reis'in görevde bulunduğu dönem Portekizlilerin Hint sularında cirit attığı bir 86 Solakzâde. sayı 96(1960). 84-98. c. 87. nr. 30 Nisan 1334. Bu tayinin sebebi Aden'in Portekizlilerin eline geçmesi idi. ancak bu muhasarayı geri çekti. kimisi devleti adına haraç ve hediye aldığını ve kimisi de bu para işinin imkansız olacağını belirterek stratejik sebeplere bağlı olarak muhasaradan vazgeçtiğini belirtiyorlar. Ogier Ghiselin De. Akman. meselenin künhünü anlatması açısından çok manidardır. nr. 341-342. XXIV. II. 142-146. Şehzade Bâyezid ile babasının karşılıklı olarak birbirine yazdıkları şu şiir. 401-408. Bâyezid devrinde (1494) devlet hizmetine giren Kemal Reis'in yeğenidir. Sadece birer dörtlüklerini alıyoruz: Şehzade Bâyezid (Şâhî): Ey serâser âleme Sultân Süleyman'ım baba Tende canım canımın içinde canım baba . Hammer. ÖTEM. Aysel Kurutluoğlu. Katip Çelebi ise Hürmüz'e Portekiz yardım kuvvetinin gelmekte olduğu söylentisi üzerine Piri Paşa'nın muhasarayı kaldırmak mecburiyetinde olduğunu söyler. II. Acıyı Bal Eylemek. Yani Şehzade Bâyezid'in katli tamamen devlete isyan suçundan dolayıdır ve bağy suçunun cezasıdır. Tercüman 1001 Temel Eser. 521-533. 125-165. Türk Edebiyatında Mersiye. Peçevi'ye göre kalenin fethi yakın iken Piri Reis Portekizliler ile muhasaranın kaldırılması üzerinde anlaşma yaparak onlardan devlet adına hediye ve haraç almıştır. 597600. 705-727. Osmanlı Tarihi. Peçevî. Haz. Es'ad Efendi. sh. sh. kimisi onun Hürmüz'de muhasarayı kaldırmak için Portekizlilerden rüşvet aldığını. 19-21.

c. Mimar Sinan'a Mimar Sinan vey| 1490 yılında Kayseri'nl göre.*. 8 Köprü. Piri Reis kendisine emanet edilen filonun hesabını padişaha vermek zorunda olduğunun idraki içindeydi. Gerek asker gerekse diğer gemiler Basra'dan çıkmamışlardı. İbrahim Paşa'n kısa hayat hikâyesi.ilerlediğini haber aldığını ve bunun üzerine sadece hazineleri yüklü üç kadırgayı yanına alarak ayrıldığını belirtir. Ham». Halbuki Piri Reis seviyesinde tecrübeli bir kaptanın yeterli sebebler olmadan Osmanlı filosunu başka bir limanda bırakması mümkün değildir. Belgelerle 0 (neşr. Kuvvetli ihtimale göre Piri Reis kadırgalarını Portekizlilerin elinde bırakmadı. Uzun Reis". Osmanlı devleti adına haraç aldığı muhtemeldir. 8 Yılmaz. Piri Reis Frenklere yardım ettiklerinden dolayı Hürmüz şehrini yağmalatmış idi. Piri Reis burada bulunduğu sırada Portekizlilerin Basra körfezini kapamak istediklerini duyunca içerde mahsur kalmak istemeyerek donanma gemilerinin hepsini çağırmağa imkan olmadığından acele olarak kendisine tabi üç kadırga ile düşman gemileri gelmeden önce denize açılmıştır. Mimar Sinan kimdir? . sjh 2 134(1970). M Künh'ül-Ahtör. vrU sh. Piri Reis'in Basra'da bulunan donanması amiralsiz kalmış idi. 1 Cihannuma. Belleten. 57 Meı kemeri. Bu gemiler sefer esnasında topladığı ganimet mallarıyla ağızlarına kadar doluydu ve Portekiz donanmasının ani hücumuna maruz kalıp mağlup olduğu takdirde bu servetin ellerine geçmesini istemiyordu. Zira Piri Reis Hürmüz kuşatmasını kaldırdıktan sonra buradan Basra'ya geçerek vali Kubad Paşa'dan yardım istediyse de vali Müslümanlara zulmettiği ve mallarını yağmalattığı iddiasıyla Piri Reis'e yardım etmediği gibi mallarını da almak istemiştir. Bu bakımdan onun rüşvet aldığı iddiası söz konusu olamaz. Hürmüz muhasarasını kaldırması ve diğer gemiler ile askeri Basra'da bırakarak gelmesi vazifede ciddiyetsizlik ve donanmanın felaketine sebep olduğu şeklinde yorumlandı ve suçlu görülerek 1554 yılında Mısır divanında başı kesildi ve mallan müsadere edildi. Ancak Piri Reis'in muhalifleri seferin başarısızlıkla geçtiği konusunda Padişahı ikna edeceklerdir. Bu şekilde yola çıkan Piri Reis bir gemisini de yolda Bahreyn adaları yakınında kaybettikten sonra 960/1553 yılında Süveyş'e ve oradan da Mısır'a geldi. 11. Mısır valisi Piri I bir ariza İle sadarete I sarasını kaldırması ve ( diyetsizlik ve donanmanı^ lerek 1554 yılında MısırJ Hatayı kabul ı gibi dünya çapında blr| şu var ki Kubad Paşa'rt rol oynadığını da belirt 88.* ten. I. Ama onun. 311.»»" BİLİNMEYEN OSMANLI 159 Mısır valisi Piri Reis'i orada alıkoyarak veya hapsederek seferin olumsuz neticesini bir ariza ile sadarete bildirdi. Fevzi Kun 561-565. 35 i az farklarla nakle Mimar Sinan'ml meni olduğu idi şirme Kanunu ı nında devsin manii döneminde) Bazı Yahudi asıllı | Yahudi olduğunu II Babinger ise. Zira. Kaptan ile vali arasındaki husûmetin öncesi vardır. Ancak şu var ki Kubad Paşa'nın Piri Reis'e şahsi düşmanlığının bu kararın verilmesinde önemli rol oynadığını da belirtmek gerekir87. Ülkenin menfaatlerini ayaklar altına almak ve Osmanlı donanmasını kaderine bırakıp kaçmakla suçlandı. Muhasarayı niçin kaldırdığı sorusuna daha gerçekçi cevap Piri Paşa'nın askeri strateji gereği kaldırdığı söylenebilir. Piri Reis'in muhalifi olan Basra valisi Kubad Paşa Mısır valisine bir mektup yazarak kaptanı gammazlayacaktır. 1538İ edince Padişah'ın I bu vazifede kalan! sayısız eserler meyi sur Mescid. gereken ceza uygulanıyordu. Muhasarayı kaldırmak için rüşvet aldığı yolundaki rivayete gelince düşmanları. mesela Kubad Paşa ve diğerleri tarafından yapılan asılsız bir itham olarak değerlendirilmektedir. Hatayı kabul etmeyen bir yönetim anlayışına sahip Osmanlı Devleti'nde Piri Reis gibi dünya çapında bir denizci de olsa affedilmiyor. 88. Abdülmennânc Kanuni zamanında) ne katılmıştır. Mimar Sinan'ın Ermeni olduğu söylenmektedir. Bu durum Piri Reis'in muhaliflerinin eline fırsat verdi. Piri Reis bu sıralarda 80 yaşına gelmiş bir ihtiyar ve hayli zengin bir kimse idi. i elinde bir I ailesinden 87 Ahmeû Asrjr. sh. Kanuni'nin cevabı Piri Reis'in idamı oldu.

İst 1329. İstanbul 1972. İbrahim Hakkı Konyalı'ya göre.. XXIV. Tarihi. Asrın Büyük Geografı Piri Reis". Orhonlu. Selen. 6 Mahzen ve 48 hamam inşâ ettiğini. . Asra kadar Yeniçeri Ocağına alınmaktadırlar. sh. Piri Reis. 1521'deki Belgrad ve 1522'deki Rodos seferlerine katılmıştır. asırdan öteye gitmemektedir. Sinan'ın Hristo isminde bir Rum genci olduğunu iddia etmektedir. Kanuni Devrinde Osmanlıların Dinî Siyâseti ve İslâm Âlemi. Belleten..XVI. I. Mimar Sinan'ın Yusuf Sinan olduğunu iddia ederek aslen Yahudi olduğunu ileri sürmüşlerse de. 22 Türbe. sayı 2(1937). Zira Ermeniler. c. sh. c. 895/1489-1490 yılında Kayseri'nin Ağırnas köyünde dünyaya gelmiştir. Fuad Ezgü. şaşılacak bir sür'at ile sayısız eserler meydana getirmiştir. babasının adı Abdülmennân ve dedesi87 Ahmed Asrar. 80 küsur Mescid. (neşr.. Mimar Sinan'ın 80 küsur Cami. H. 57 Medrese. sh. sonradan hem Türkleşip ve hem de samimi bir Müslüman haline geldiğidir. sayı 134(1970).. "Cengiz. 3. İstanbul 1943. 2. Yani fertlerin ve devletlerin bu mes'ele üzerinde önemle durmalarının tarihi yenidir. 20 Kervansaray. Tuhfetü'l. Bize göre doğru olan. 2. I. 89. Yavuz zamanında devşirmeden istisna edilmişlerdir. Kltab-ı Cihannuma. sh.. 1538 Kara Boğdan seferinde Prut Nehri üzerinde 13 günde bir köprü inşâ edince Padişah'ın takdirini kazanmış ve 1539 yılında da mimarbaşı seçilmiştir. muteber kaynakların anlattığına göre.Mimar Sinan veya Koca Sinan.I. ancak bu iddia tamamen yanlıştır. Ancak bu görüş kabul görmemiştir.. 397-398. Bu görüşe göre. sayı 2(1937). Peçevi.•. Bursalı Mehmed Tahir. 2. 1585 tarihli Sinan'a ait bir vakfiyede ise.--. sh. 515-523. çok az farklarla nakletmektedirler. 7 Su yolu kemeri. vrk. Hammer.'. İstanbul 1330. 3 Dâr'üş-Şifâ.Kibar. sh. sh. Babinger ise. c. XVI. İbrahim Paşa'nın âzâdlı kölesidir. kardeşlerinden birini Kayseri'den getirdiği ve Müslüman yaptığı kayd olunmuştur. Çevre ile ilgili hukukî düzenlemenin Türkiye'deki . 317-356. Ağırnas Köyü mensuplarının bu karardan istisna edilmeleri için Mimar Sinan Padişah'a müracaat etmiş ve bu dilekçesi kabul edilmiştir. Sadi. yine elinde bir belgesi bulunmamaktadır. Sinan'ın. 61. XVI. Son zamanlarda bazı Ermeni yazarların. . Afet. Hint Kaptanlığı ve Piri Reis". 44. Künh'ül-Ahbâr. 296-338. bunu teyit edecek bir delil ve belge de yoktur. trc. Yavuz zamanında devşirme olarak İstanbul'a gelmiştir. IX. mukaddime.l. 11. Doğru olan kısa hayat hikâyesi şöyledir: Abdülmennân oğlu Sinan. Katip Çelebi. sh. II. c. 35 yıl bu vazifede kalan Sinan. > • . "Bir Türk Amirali. Belleten. 35 Saray. Âli. Devlet-i Osmaniye Tarihi. 17 İmaret. 350-352. . Dünyanın ilk Çevre Nizâmnâmesinin Kanuni zamanında hazırlandığı doğru mudur? * Çevre temizliği ve korumasının hukukî mevzuata konu teşkil edecek kadar önemli olduğunun farkına varılması. Belleten. İsmail Özen). Osmanlı Müellifleri I-III. 8 Köprü. c. İstanbul 1975. Mehmed Ata. s 119. 561-565. Kanuni zamanında yeniçeri olan Sinan. sh. sh. Telif 1528". Katip Çelebi. "Piri Reis'in Şimalî Amerika Haritası. sh. Devşirme Kanunu gereği. Fevzi Kurdoğlu-Haydar Alpagot). o kabiliyete sahip çıkarak onu Koca Sinan yapan Osmanlı Devleti'nin ilme ve teknolojiye saygı duyan zihniyetidir88. Selim'in Karaman ve Kayseri'deki gayr-i müslimleri Kıbrıs'a nefyetmesi ile alakalı bir fermanı üzerine. 5. 7 Dâr'ül-Kurrâ. Mehmed Süreyya Sicill-i Osmani. c. Sinan'ın Hıristiyan bir Türk ailesinden geldiği yönündedir. Bazı Yahudi asıllı yazarlar. c. Osmanlı Devleti'nin her bölgesinde. sh. c. Yılmaz. 160 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN nin adı da Doğan Yusuf'tur. "Piri Rels". Er-Risâlet'ül-Mi'mâriyye'de Sinan-ı Kayserî diye anılmaktadır. Kitab-ı Bahriye. (neşr. tesbitlerimize göre 20. Uzunçarşılı. Osmanlı döneminde yaşamış meşhur simaları Ermeni diye vasıflandırmaları ideolojiktir. c.-• -•. Bir diğer görüş ise.İA.-. Kaynaklar. Mimar Sinan'ın Kayseri'ye bağlı Ağırnas Köyü'nden olması hasebiyle de aslen Ermeni olduğu iddia edilmiştir. İnan. Sinan'ın nesli nereden gelirse gelsin. 295b. 163-164. 311. Osmanlı Tarihi. c. Belgelerle Osmanlı Tarihi. 235-254. bir devşirme olduğu ve aslen Hıristiyan bir aileden gelse bile.

Biraz sonra zikredeceğimiz Nizâm-nâme bunun müşahhas bir delilidir. Eseri.tarihi. çevre temizliği ve koruması hususunda da. Aptullah. Kuran. El. maddî ve manevî temizlik ve huzuruna ne kadar önem verdiklerini daha iyi anlarız. El. Aslanapa. sh. Hayatı. Osmanlı Devletinde. Babinger. Yine de 450 sene önceki bu Nizâmnâme'de günümüzde dahi tatbik edilebilecek hükümlerin bulunması. çöplük subaşısıdır ve çevre temizliği ile alâkalı Nizâmnâme'nin ilki 88 Meriç. İslâmiyet'e tam ma'nâsıyla sarıldıkları ve kudretli oldukları devirlerde. emniyet görevlileri ve kısmen de belediyecilerin vazifelerini ifa ederler ve kadıların emri altında çalışırlardı. bundan ı çevre Ta Biran aktara konusuyla I man farklıd bilecek t nn çe mes! (Md. gerçekten dikkat çekicidir. Nejat. Menage.emri ise. Bunlara subaşı denmektedir. V. Oktay. Bizi asıl şaşırtan husus ise.2j (Md. henüz iki veya üç senedir dersek. X. Ankara 1965 (Bu eserde Er-Risâlet'ül-Mimâriyye ile Sâl Mustafa Çelebi'nin Tezkirat'ül-Ebniye adlı eseri de yer almaktadır). 655-661. Göyünç. IV (Leiden. şehir. Tarih ve Toplum. "Sinan" Article. "Sinan" maddesi. 38-40. 19. bir asırdan öncesine götüremezsiniz. Bu özel çevre temizliği görevlisinin adı. 1985. "Dewshirme". sh.SU 90 sonra i '•NLI BİLİNMEYEN OSMANLI 161 ! Sinan Andığı C önemli İr. Mimar Sinan'ın Hayatına. TTK. görevli memurun eline de. Mimar Sinan'ın Aslı Hakkında. Sinan. Meselâ. İstanbul 1948. Çevre temizliği ile alâkalı tedbirlerin tarihini de. günümüzdeki zabıta. Elimizdeki iki çevre Temizliği Nizâmnâmesinden sadece birisini bu yazımızda iktibas edeceğiz. Köy ve kasabalardakine il subaşıları. sh. Franz. şehrin emniyet ve asayişini temin. "Temizlik dinin yarısıdır" düstûrunu hayâtlarının en önemli esası olarak kabul eden ecdadımız. Biraz sonra metnini zikredeceğimiz ve üslûbunun sade olması sebebiyle aynen aktaracağımız Nizâmnâme'nin hükümlerini. 'Edl kini XI. I. çevre temizliğini te'min için uygulaması gereken hukukî esasları belirleyen bir Nizâmnâmeyi vermiş olmasıdır. Osmanlıların yerleşim merkezlerinin emniyet. nr. mesele daha iyi anlaşılır. elbette ki günümüzdeki çevre temizliği konusuyla alâkalı hukukî düzenlemelerle kıyaslamak doğru değildir. Washington 1987. 211. Yani PÇevre ile -eşele ircesine r büyük i-ıni. kaza ve köylerde. İbrahim Hakkı. Zira zemin ve zaman farklıdır. 78. evlerin . İA. II. her konuda olduğu gibi. Rıfkı Melul. ise. Konyalı. âsâyiş. diğer milletlere örnek olmuşlardır. sh. Bu konuda tarihimizin nelere sahip olduğunun bilinmediği de bir hakikattir. diğer büyük merkezdekilerine ise şehir subaşıları denirdi. 428-432. sh. bundan yaklaşık 460 sene önce yani 1539 yılında hazırlanmıştır. Mimar Koca Sinan. 23-37. Osmanlı Devleti'nin sadece yerleşim merkezlerinin çevre temizliği ve korumasıyla ilgilenmek üzere hususî bir memur tayin etmekle yetin-memesi. L. Eserlerine Dair Metinler.3-4). 1927). maddî ve manevî temizliğini muhafaza görevlerini üstlenen hususî memurlar vardır. Osman Bey'in ilk tayin ettiği iki memurdan birinin subaşı olduğunu kaydedersek. sh. Bu memurlar. Mimar Sinan. The Grand Old Master of Ottoman Architecture.< ve şehir d de oto! özel parky yürürlükte t Şimdi i zere hazırt ceğiz.

Akgündüz. sn.l). Selim yerine devleti idare ediyordu. sh. SELİM DEVRİ (DURAKLAMA İŞARETLERİ BAŞLIYOR) 90. c. 540-543. anun yasağı ana ola. II. Selim. 4. Kanunî devrinde iki beylerbeyilik haline getirilen Yemen'de zayıflayan Osmanlı idaresine karşı. edeni bulı-vereler. VI. bu bâbda kemâl-i ihtimam üzere olub çarşularda ve mahallelerde dökülen mezbeleleri.3-4). edeni bulıvereler. diğer Osmanlı Sultânlarına benzemeyen ve hem dirayette ve hem ilim irfanda onların seviyesine çıkamayan bir şahsiyete sahiptir. Türk Hukuk Tarihi. min ba'd hiç ehad evi yörelerin ve dükkânların nâ-pâk tutmayub mezbele ve anın emsalinden nesne vâki olmaya. Veliyyüddin Ef. kimin evine ve havlusuna yakın olursa anın döktüğü ma'lûm olıcak pâk etdüre. c. 6. 234. hamam ve hanlar gibi umuma ait yerlerin temizliğine dikkat edilmesi (Md. Manisa'da ve Kütahya'da sancakbeyliği yapmış ve 42 yaşındayken Padişah olmuştu. Ve mezbeleden ve sığırları tersinden ne olursa. Sokullu Mehmed Paşa da olmasaydı. Sarı Selim diye de bilinen II. nr. 1970. III. Selim 1566'da babasının vefatından 23 gün sonra İstanbul'a gelerek Osmanlı tahtına oturmuştur. Şimdi de Kanunî Sultân Süleyman devrinde Edirne çöplük subaşısına verilmek üzere hazırlanan Çevre Temizliği Yasaknâmesinin metninden bazı hükümler nakledeceğiz. vrk.. bugün de muhtaç olduğumuz ve yürürlükte bulunan esaslardır. en önemlisi de. Ve câme-şûyların ve kan alıcıların kanların ve çirgâbların tarîk-i amma dökmekden men' edüb hâli ve halvet yerlere iletdüre. Ancak Kanuni Sultân Süleyman'ın dirayetli Vezir-i A'zamı Sokullu Mehmed Paşa. 2. ana pâk etdüre. Pakalın. Eğer zaruret olursa. sn. 162 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNE gelerek ordunun huzurunda da cülus merasimini tekrarlamıştır. "Biz etmedük" derler ise. Daha evvel Karaman Eyâletinin Paşa Sancağı olan Konya'da. çevreyi kirleten esnafın artık maddeleri ve pis sularını. görülen pisliklerin o çevre halkına temizlettiril-mesi (Md. "Biz etmedük" derlerse. arabacıların yani bugün de oto sahiplerinin arabalarını ev ve dükkanların önüne park etmemeleri ve mutlaka özel park yerlerinde durdurma mecburiyetleri (Md. Fî Safer sene 946 (1539)" I» XI. ayırtlatduralar. Selim devrinde patlak veren hadiselerden birincisi Yemen Meselesi idi. arabacılar sığırların na'l-band dükkanında aleflemeyüb evvelden kanda alefler ise.SULTAN II. Selim'le alakalı kısaca bilgi verir misiniz? Hanımları ve çocukları kimlerdir? Zamanındaki devlet büyükleri ve devletin ulaştığı sınırlar hakkında kısaca açıklama yapar mısınız? Sarı Sultân Selim diye de bilinen II. devleti bu sekiz sene içerisinde belki aynı huzurla idare edemezdi. 7. tamamen boş yerlere ve şehir dışına taşımaları mecburiyeti (Md. 8. Cin. Ve hamamların çirgâbı yolları mezbeleler ile tutulmuş ola. gerü anda alet ede. Daha sonra da bizzat Belgrad'a 89 Bâyezid kütp.2).ve dükkanların çevrelerinin temiz tutulması (Md. 125/b-127/a.Akgündüz. Çağırdub ve yasak ede. II. Tarih Deyimleri. olursa gidereler. Mezkûr subaşı. I. kimin evine ve havlusuna ve haremine yakın olursa. Osmanlı Kanunnâmeleri.10). Bunun . Ve boyacıların ve aşçıların ve başçıların ve semercilerin otların ve gübrelerin yol üstünde dökmekden tamam men' ve yasak edüb hâli ve halvet yerlere iletdüre. c. 101/a-102/b. II. Ve yasak ede ki. 'Edirne'nin Mahalleleri Ve Sokakları Ve Çarşılarının Temiz Etmesi İçün Nişan-ı Hümayun 1. 259-2261. na'l-band dükkânlarında aleflemelü olursa. anlara pâk etdüre. Ordunun başında hiç bir sefere çıkmamıştır. Zeyd bin Ali neslinden gelen Topal Mutahhar isyan etti ve San'a ile Te'az taraflarına hâkim olan Murâd Paşa'yı mağlûb ederek kati eyledi. Yeniçeri teşkilâtı cülus bahşişinden dolayı ilk defa bu Padişah'a baş kaldırma belirtileri göstermiştir.6-7). hâricden ve hâli yerlere iletdüre.

I KadınlanVı İSANLI |ı cülus BİLİNMEYEN OSMANLI 163 Dede Cöngî Efendi. Ancak înebahtı'da kaybedilen Osmanlı Donanması kısa bir zaman içerisinde yeniden inşâ olundu. Aynı yıl Kurdoğlu Hızır Reis de Endenozya'ya sefer düzenlemişti. Sarı Selim'lal madıgı ve t nunztn II. Selim devrinde Osmanlı ordusu ilk defa İnebahtı'da Hıristiyan deniz donanması karşısında mağlûbiyete uğradı. Bu arada Osmanlı ordularının desteğini alan Kırım Hânı Giray Hân'ın 24. 9-Şehzâde Osman. 2. Şunu önemli ifâde edelim ki. Bu doğru mudur? . 3-Şehzâde Mehmed. Koca Nişancı Celal-zâde Mustafa Çelebi ve Feridun Ahmed Bey'i ve ilim adamları arasında ise Şeyhülislâm Ebüssuud Efendi. ZEVCELERİ: 1. Bunun dışında II. Sarayından dışarıya çıkmayan ve sadece tenezzüh için Edirne ve benzeri yerlere giden bir Padişah anlayışı hâkim olmaya başlamıştır. devleti asıl yürüten insan diye bilinen Sokullu Mehmed Paşa.* lerte C Arşivi. Kıbrıs Müslüman Türklerin eline geçti. 4-Şehzâde Ali. Nitekim çok sevdiği Edirne'de Selimiye Camiini inşâ ettirmiştir. manında: gayr-i mu önemle bı-man gençle™ bir yasağaj •)" girdiği c cehalet gW| nuni devlet ı istibdada i Koçi Bey v dır ki. 7-Şehzâde Cihangir. 5-Şehzâde Süleyman. 7. Bu arada 978/1570 tarihinde Kıbrıs Adası Venediklilerin elinden alındı ve bir Hıristiyan Krallığa da son verilmiş oldu. Sokullu tarafından Yemen Serdârı olarak gönderilen Sinan Paşa'nın gayretleri de eklenince.5. Osmanlı Devleti'nin duraklama devresi. Selim devrinin parlak fetihlerinden biri de 1574 tarihinde Tunus'un kesin olarak Osmanlı topraklarına katılmasıdır. Kınalı-zâde Ali Efendi ve İmam Muhammed Birgivî'yi zikredebiliriz. fetihler ve zaferler devresi olmaktan ziyâde sulh ve mu'âhedeler devresi olmuştur.Gevherhân Sultân. maalesef Avrupalıların gözünde yenilmez ordu diye bilinen Osmanlı Ordusunun bu vasfını bozdu. diğer devlet adamları meyânında Piyale Paşa.9-ŞehzâdeC 91. II. Sarı Selim'in hayatının diğer Osmanlı Padişahları gibi istikametli olmadığı ve bu yüzden de Osmanlı Devleti'nin duraklama yıllarının bunun zamanında başladığı iddia edilmektedir. Selim. 91. ( lere devri rçj razam I 575-597. Yemen. Zira bizzat ordusunun başında mücâhid fî sebîlillah bir Padişah yerine. II. 8Şehzâde Abdullah. Bu arada 1569 yılında Astırhan'a ve Ruslara karşı sefer düzenlendiyse de.Sultân Murad III. Murad'ın annesi ve İtalyan asıllı bir câriyedir.üzerine Yemen Eyâleti tek eyâlet haline getirilerek 975 Zilhicce/1568 Haziran tarihinde Haleb Beylerbeyi Özdemiroğlu Osman Paşa Beylerbeyiliğe getirildi ve buradaki isyanı bastırdı. sekiz senelik saltanatından sonra 50 küsur yaşında Saray'da 18 Şaban 982/1574 tarihinde vefat etmiştir. Selim devrini aslında bir duraklama devri saymak mümkündür. uzun süre Osmanlı hâkimiyeti altına girdi. Kale Ruslardan alınamadı. Lala Mustafa Paşa ve Özdemiroğlu Osman Paşa'yı. 6-Şehzâde Mustafa. nr.1571 tarihinde meydana gelen İnebahtı bozgunu.İsmihân Sultân. Onun zamanında hizmet ifa eden Sadrazamlar arasında. Dede Cöngi ZEVCV ÇOCUKU» Ali. Selim devri. 12Fatma Sultân90. 10. Seltm'm oturan en tamamının A) Şehzade S ve çevresinin ı yaşayamamıştır.10.1571 tarihinde Moskova'yı alacak kadar Rusları perişan ettiklerini burada kaydetmemiz gerekmektedir. Kanu-nî'nin oğlu Şehzade Mustafa'yı bir kısım müzevvirlerin iftirasıyla idama mahkûm ettirmesiyle başlar ve II. 11-Şah Sultân. lah. ÇOCUKLARI: 1. 5-Şeh.Nurbânû Sultân. II. III.' rının kâbına ula ancak arada sırada I ölen ilk pa şâir ve rts müzisyenler ve f deler ile > teşebbüs Padişahı /:.

575-597. Gülabi Bey ve Durak Çelebi gibi müzisyenler ve Mîrek çelebi ve Adanalı Tanburî Şehzade Mustafa Çelebiler gibi hanendeler ile eğlenceli ve şen şakrak bir hayatı tercih etmiştir. Selim ile ilgili şunları söylemektedir: . Devletler ve Hanedanlar. mütevekkil bir yapısı vardı. Belgelerle Osmanlı Tarihi. Ahmed Refik. 455/b-504/a. 34. Künh'ül-Ahbâr. 1993. bunların acı neticeleri fazlaca görülmemiştir. sh. 142. Kadınlar Saltanatı. Zira bütün devletleri yıkan istibdat (baskı idaresi). sh. Selim devrinde kendini göstermeye başlamış. gençliğin ve çevresinin tesiriyle. Koçi Bey ve benzeri âlimler. Tevârih-i Âl-i Osman. Zatenj devrinde düzenlenen Kanunnâmeler de. Selim'in. Bazı gayr-ı meşru fiillere teşebbüs ettiği mu'teber tarihçiler tarafından ifade olunmaktadır. rüşvet. nr. Sokullu Mehmed Paşa gibi dirayetli devlet adamları rüşvet düşmanına. elhak doğrudur. I. 2162. Bütün bunlara rağmen. Defter. Sarı Râmî. İstanbul'da doğan ve İstanbul'da ölen ilk padişahtır. Solakzâde. Kâsımî ve Nigâr gibi şâir ve ressamlar. sh. Osmanlı tahtına oturan en ehliyetsiz insan olduğunda şüphe yoktur. 165-168. 250-263. D. sh. duraklamayı Kanuni devrinin sonlarına doğru başlatmışlardır ki. onun zamanında Kıbrıs fethedilmiş. sh. hakkında en çok dedikodu bulunan II. c. sh. I. Osmanlı Devleti'nin düşmanı ve devlet adamı bir tarihçi olan Dimitri] Kantemir. B) İşte onun bu özellikleri sebebiyle. maalesef diğer Osmanlı Padişahları gibi müstakim bir hayat yaşayamamıştır. Osmanlı Devleti'nin bir duraklama devrine girdiği doğrudur. Yaratılışı itibariyle hâlim ve selimdi. c. Tekrar önemle beyan ediyoruz ki. 40-42. Nihâî. c. Kantemir. 6877. Sadrazam Rüstem Paşa'nın bunların başını çektiği. 179-206. E. Ebüssuud gibi kazayı elinde tutan büyük hukukçular istibdada kısmen sed teşkil ettiklerinden. şehzadeler kavgasındaki rollerinden İnsan 90 İbn-i Kemal. ancak Kanuni devrinin ilim adamları cehalet düşmanına. Öztuna. II. çevresine topladığı Sâmî. Padişahların Kadınları Ve Kızları. kendisine kadar gelen Osmanlı Padişahları arasında. nr. sh. Es'ad Efendi. vrk. c. Kanuni devrinin sonlarına doğru başlar. Peçevî. sh. Osmanlı Tarihi. Yılmaz. Babasının zamanında getirilen ve gayr-i müslimlerce kullanılan hamr ithalat yasağını kaldırmış ve gayr-i müslimler için de olsa meyhanelerin açılmasına tekrar ruhsat vermiştir. eski gayretlerin devamı olarak. silsile-i âliye-i Âl-i Osman Pâdişâhlarından evvelâ vüs'at-i memleket ve kesret-i hazîne ve şevket cihetinden kemâl bulan merhum ve mağfur Sultân Süleyman Hân olub ve yine ihtilâl—i âleme bâ'is olan ahvâl dahi anların zamanında zuhur edüb. Maalesef. c. sh. bütün bunlar gayr-i müslimler içindir. Kısım I.. Bu konudaki iddialar yanlış ve iftiradır. bir kaç senedir ki. Meselenin özeti şudur: A) Şehzade Selim. Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi. II. zahir oldu". Uzunçarşılı. Atalarının kâbına ulaşamayan ilk Osmanlı padişahıdır. Tarih. I. sefahet ve cehalet gibi ana sebepler. 438-504. Ancak babası Müslüman gençlerin de kaçamak olarak bu yerlere gittiğini bildiğinden ve duyduğundan böyle bir yasağa gerek duymuştur. X. devlet kemâl-i kuvvette olmağla eseri ol zamanda duyulamayub. Ancak bu. E. D. Âli. Uluçay. 61569 ıması ıferler I ettiril. Devletteki kadro yığılmaları ve bazı makamların ehliyetsiz kişilere devri ve benzeri hoş olmayan haller. Nitekim Koçi Bey şöyle demektedir: "Ma'lûm-ı hümâyûnları olduğu üzere. Ancak hiç bir Osmanlı Padişahı zina fiilini işlememiştir. c.ince. Dahiler halkası onunla kesilmiş ve ancak arada sırada filizler verme dönemi başlamıştır. Moskova teslim alınmış ve Yemen Osmanlı ülkesine ilhak edilmiştir. 163-167. III. 7859. II. yükselme hızının bütün bütün durmadığını i göstermektedir. 164 BİLİNMEYEN OSMANLI gayet güzel anlaşılmaktadır. Manisa'da sancakbeyi olarak görev yaptığı günlerde. 95. hakkında söylenenlerin tamamının da doğru olduğu manasına alınmamalıdır. Celâl Bey gibi musâhibler.

c. 1562 tarihinde Manisa Sancak Beğliğine tayin edilmiş ve padişah oluncaya kadar bu vazifede kalmıştır. Zira aynı zamanda şair olan III. -. 205. 215-896. BİLİNMEYEN OSMANLI. Künh'ül-Ahbâr. sh. 134. Manisa Sancakbeyi bulunan oğlu Murad. III. 2162.-.... M URA D DEVRİ 92.. Es'ad Efendi. Osmanlılara sığınıp. Akgündüz. şahsiyeti. 125-126. Yazma Nüsha.. Osmanlı tarihinde en fazla kadınla meşru dairede yaşayan padişah unvanını alabilir. Hemen belirtelim ki.. 966/1558 tarihinde Şehzade Murad Akşehir Sancak Beğliğine getirilmiş ve babasıyla amcasının taht mücadelesinde Konya Muhafızlığı görevini yürütmüştür.. onun vefatından sonra devlet idaresi Valide Sultânların ve bazı menfaatperestlerin tesiriyle daima kötüye gitmiş ve Osmanlı Devleti'nin duraklaması tam manasıyla III... devrindeki olaylar ve önemli devlet ve ilim a-damları hakkında kısaca bilgi verir misiniz? Selim II ile Hasekisi Nur-Bânû Sultânın oğulları olub. sh. Ancak son yıllarda Fas'ta taç ve taht kavgaları baş göstermişti. Portekizlilerle işbirliğine başlamış bulunuyordu... c. Fakat bütün bunlara karşın. I. Kantemir. sh. 455/b-456/a. sh.. II... Fas Sultanlığına getirildi ... md. sh. lan l« Sili* hadiseler şunlardır: Fas Sultanlığının Osmanlı Hâkimiyetine Girmesi: Afrika kıtasının bütün kuzey kısımları Osmanlı hâkimiyetinde bulunmasına rağmen sadece Fas Sultanlığı müstakil bir devlet halinde bulunuyordu. son zamanlarına doğru Cuma namazlarını dahi Saray Camiinde edâ etmeye başlamıştır. c. Belgelerle Osmanlı Tarihi. hadiseler şunlardır: Fas Sultanlığının O: kısımları Osmanlı hâkimiye devlet halinde bulunuyord XII. 438-439. 5.. Buna karşılık Fas tahtını ele geçiremeyen Abdülmelik. Meşru dairede kalmakla birlikte kadına düşkün bir tabî'atı vardır. Murad devrinde vuku' bulan 91 Peçevî. Rüstem Paşa'nın aldıklarının rüşvet değil. babasının Saruhan Sancak Beğliği sırasında 5 Cemâziyel-evvel 953/4 Temmuz 1546 tarihinde Manisa'nın Bozdağ Yaylağında dünyaya gelmiştir.. Selim görünüşte son derece dindar gözükürdü"91. III. 21 sene kapalı bir hayat yaşayan III.-¦ --¦ ¦¦'. Osmanlı Kanunnâmeleri.. I. Süleymaniye Kütp. V. Murad devri ile başlamıştır. Solakzâde. X. c. 263-264.. Saray'ın gizli dairelerine çekildiğini söylerler... Murad bir cihetten de mutasavvıftır ve Fütûhât-ı Sıyâm ve Esrârnâme adlı iki tane tasavvufa dair eserleri de vardır. kendisinin Fas Sultanlığına getirilmesini istemişti. vrk. ¦-PLI BİLİNMEYEN OSMANLI 165 luvk-l li ve l. III. Murâd."Âlimlerle konuşup hoş vakit geçirmeyi çok sevdiği gibi. Yeni bir şey söylemiş olmak için okurlarına yaranmak isteyen bazı tarihçiler. Yılmaz.. Murad zayıf iradeli ve muhtelif tesirler altında kalabilen bir şahsiyete sahipti. Âli. nr... Bu yüzden Sokullu Mehmed Paşa'nın sadrazamlığı süresince işler iyi gitmişse de. Koçi Bey Risalesi. Murad. Selim'in sofuluk bahanesiyle. c. ihsan olduğu şeklindeki i-zahlar enteresandır. sırf şarap içmek ve başka dünya zevklerinden yararlanmak için. Tarih. Fas ordusu mağlûp edilerek Abdülmelik.wı laıır. 585.SULTAN III. Matbu Nüsha.. beş vakit namazını da muntazaman yerine getirirdi. Selim'in ölüm haberi üzerine.-15. Fas Sultânı Mevlây Muhammed. Gerçek olan şudur ki.-. Babası II..... İstanbul'a gelerek 28 yaşında 1574 yılında tahta geçti. bu kadına düşkünlüğü gayr-i meşru hayat yaşıyor manasına alınmamalıdır. c. sarayında münzevî bir hayat yaşamış. sh. VII.. 40-41. sh.-. soytarılarla da eğlenmesini bilirdi.. c. Osmanlı Tarihi. İsteği kabul edilerek Cezayir Beylerbeyi Ramazan Paşa'ya emir verildi. ¦¦'¦. Uzunçarşılı. Kısım I...

Hattâ bu maksatla. Bu tarihten sonra Fas'ta Osmanlı hâkimiyeti başladı. Osmanlı Devleti Avrupa ile sulhlar yaparak İran ile meşgul olmaya başladı. Ramazan Paşa idaresinde Osmanlı ve Fas kuvvetleri 1578 yazında Portekizlileri Vadi's-sebil Savaşı'nda fena halde bozguna uğrattılar. Aslen Bosna'nın Sokkuloviçi köyünden alınmış bir devşirmedir. Sultân III. Çünkü Şah. Elçilik heyeti İstanbul'da gayet iyi karşılanmıştı. Tokmak Han idaresinde bir İran ordusunun üzerine geldiğini duyunca buna karşı maiyetindeki kumandanlardan Özdemiroğlu Osman Paşa'yı yolladı. Gürcistan'ı istilâ etmek olacaktı. büyük kuvvetlerle İran . Şirvan'ın bir kısmını zapteden Lala Mustafa Paşa. Nitekim 1583 yılında Meş'ale Savaşı denen savaşta bir kere daha İranlıları yendi. Bu sırada saltanat iddiasından vazgeçmeyen Mevlây Muhammed Portekizlilerden yardım istedi. fetihlere başlayan Lala Mustafa Paşa. Bir savaş adamı olmaktan ziyâde. İran kuvvetleri Osman Paşa üzerine taarruza geçtiierse de mağlûp olup çekildiler. Lehistan'daki Osmanlı Hâkimiyeti (1575): Lehistan Kralı Sigismund Ogüst ö-lünce. Topladığı kuvvetlerle Gürcistan'a girip. memleket taht kavgasına düşmüştü. ordunun başına Lala Mus166 BİLİNMEYEN OSMANLI tafa Paşa'yı serdar tayin etti. Murad'ın cülusundan sonra hükümet idaresinin başında yine Sokullu Mehmed Paşa vardı. Doğudaki Kürtleri aleyhimize kışkırtıyordu. Murad 1578 yılında İran'a harb açtı. İran Hükümdarı Şah Tahmasb. şahlığı elde etti. Fakat İranlıların tecavüzü bitmiyordu. galip gelinse bile Şit olan halkının itaat altına alınamayacağını söylüyordu ki. muharebe meydanında öldü. Sultân III. Lala Mustafa Paşa. Sokullu Mehmed Paşa'nın Ölümü (1579): III. Rusya kuvvet bile sokmaya kalkıştıysa da. Tokmak Han idaresinde bir elçilik heyeti yollayarak tebriklerini ve hediyelerini sunmuştu. Bunun zamanında Osmanlı-İran dostluğu bozuldu. Muharebelerin İran lehine dönmeye başlaması üzerine Lala Mustafa Paşa. Şah İsmail de ölünce İran'da taht kavgalarının sürüp gitmesinden Osmanlılar istifade etmek istediler. Sokullu Mehmed Paşa. Portekiz Kralı Sebastian 80 bin kişilik büyük bir kuvvetle Fas'a geldi. Lala Mustafa Paşa'nın asıl hedefi. devletin çeşitli hizmetlerinde bulunmuştur. azledilerek. Osmanlı kuvvetlerini karşısında bulunca geri çekilmeye mecbur kaldı. Ancak son zamanlarda saraydaki bazı şahısların tesiriyle Sokullu'ya olan itimad ve muhabbet azaldı ve hatta Sokullu'nun zevcesi İsmihan Sultân ve Valide Nurbânû Sultân olmasaydı belki de görevden azledilecekti. geri çekilmek zorunda kaldı. Avusturya ve Rusya kendilerinin gösterdikleri namzetlerin Leh Kralı olması için faaliyet gösteriyorlardı. Murad devrinde. İran kuvvetleriyle Çıldır'da karşılaştı ve Tokmak Han'ı mağlûp etti (1578). Bir ara Tahmasb'ın oğlu İsmail. II. Murad. Osman Paşa. Bu yüzden diğer devletlerden daha atik davranıp. Doğudaki valilerin de durumunu müsait görüp. kendisi sefere gidecek karakterde bulunmadığından. Gürcistan içinde ilerleyerek Tiflis'i ele geçirdi ve Şirvan'a doğru ilerledi. bunda ne kadar haklı olduğu sonradan anlaşıldı: Padişah. nüfuzunu kullanarak kendisine tâbi Erdel Beyi Bathory'yi Leh Krallığına seçtirdi (1575). Özdemiroğlu büyük bir gayretle İran savaşlarına devam ediyordu. Osmanlı tarihinde ehemmiyetli yeri olan bir devlet adamıdır. İran Harpleri ( 1578 = 1590): III. Kuvvetleri çok azalan Osman Pasa.(1576). Osmanlılarla süren barışı terk ederek. Lehistan bundan sonra vergiye bağlandı ve 1578 yılına kadar Osmanlı himayesinde bir devlet olarak kaldı. yerine Koca Sinan Paşa serdar tayin edildiyse de kayda değer hiç bir muvaffakiyet elde edilemedi. Özdemiroğlu Osman Paşa'yı serdar tayin ederek kendisi Erzurum'a döndü. onun siyasi tarafının daha büyük olduğu görülür. kaptan-ı deryalık dâhil. İran'a saldırmanın vaktidir yollu haberler üzerine. Sokullu'nun eski nüfuzunun kalmadığı anlaşılıyor. padişah olduğu zaman. İran'ın geniş bir ülke olduğunu. Üç padişah devrinde aralıksız sadrazamlık yapan Sokullu Mehmed Paşa. Osmanlı Devleti için Lehistan çok ehemmiyetliydi. Kral Sebastian. Zekâ ve kabiliyetiyle yükselmiş. O zaman Sokullu Mehmed Pasa daha sağdı ve İran savaşına engel olmak istedi. Meş'ale Savaşı'ndan sonra İranlılar. Fakat bir müddet sonra Şah Tahmasb'ın ölmesiyle İran'da taht kavgaları başladı. Şirvan bölgesini boşaltmak zorunda kaldılar. Yeni serdar Ferhad Paşa.

Özdemiroğlu Osman Paşa ve Mesîh Paşa'yı. Halk dışarı çıkarılırken "Urun hâl. Şirvan. Ferhad Paşa'nın bu ikinci serdarlığında Osmanlı orduları bazı muvaffakiyetler daha kazandılar. Biraz sonra sayacağımız tahmînen dört kadını dışında 40'a yakın haseki denilen gözdesi bulunduğu söylenmektedir. isyan ederek saraya yürüdüler. asıl sebebini devlet teşkilâtının bozulmaya yüz tutmasında aramak daha doğru olacaktır.. Sultân III.. Kendilerine nasihat etmek için gelenleri kovdular. Maalesef 19 şehzadesi. Murad'ın 40'a yakın câriye ile yaşaması. Nemçeliler çok sayıda Macaristan kalesini ele geçirdiler. Müeyyed-zâde Abdülkadir Efendi. Saray muhafızları bunu Padişahın emri sanarak âsilerin üzerine saldırdılar ve dört yüze yakın âsiyi öldürdüler. Budin Beylerbeyi imdada giderek Nemçe ordusuyla harbe girdi ve mağlub oldu. mağlûbiyetle neticelenmiş. Osmanlılardan barış istedi. Buna Avrupa'da Polonya. Murad'ın aile hayatı aleyhinde çok şeyler duyuyor ve zamanında devleti kadınların idare ettiğini bazı eserlerden okuyoruz. 1589 yılında meydana gelen bu olaya Beylerbeyi Vak'ası denmektedir. Önemle ifade edelim ki. ancak muvaffak olamadılar. Yeni Bir Haçlı İttifakı Ve Nemçe (Avusturya) Harbleri (1593-1606): Bosna Beylerbeyi Telli Hasan Paşa. Osmanlıların elinde fazla kalmayacak. III. Gürcistan. Kırım kuvvetlerinin yardıma gelmesine rağmen tam bu sırada Osmanlı Devleti'nin başına bir gaile daha çıktı: Osmanlı Devleti'ne tâbi olan Erdel. Okçu-zâde Mehmed Paşa ve Muallim-zâde Nişanı Mahmûd Çelebi'yi. Ma'lûl-zâde Mehmed Efendi. III." diye bir ses duyuldu. Afrika'da Fas dâhildir. 1594 yılı baharında da Estergon Kalesini muhasara altına aldılar. Avusturya topraklarına 1593 yılında büyük bir akın harekâtına girişmişti. Diğerleri kaçarak kurtuldu. Bunlarda hakikat payı var mıdır? Osmanlı Padişahları içinde en çok cariyelerle münasebette bulunan (teserrî hakkını kullanan) ve en fazla çocuğu olan Padişah'dır. saraya yürüyüp defterdarın kafasını istediler. Şeyhülislâmlar arasında Hâmid Efendi. komutanla birlikte çok şehid verilmiştir. ikinci defa olarak serdarlığa getirildi. Avusturya valilerinin Osmanlı sınırlarına tecâvüzlerine karşılık yapılan bu harekât. Büyük kayıplar karşılığında alınan bu yerler. Nemçe savaşına Sadrazam Dara" Kınm nal BİLİNMEYEN OSMANLI 167 Sinan Paşa gönderilmişti. Bostan-zâde Mehmed Efendi ve Bayram-zâde Hacı Zekeriya Efendi'yi zikredebiliriz92. meşru bir hakkın suiistimali veya ifrat sayılabilir. İstekleri yerine getirilince büsbütün şımardılar. İran'a saldırınca Şah Abbas. Murad vefat eyledi. Eflak ve Boğdan Beyleri Papa'nın teşvikiyle isyan edip Avusturya tarafına geçtiler. Ulufelerinin geri bırakılmasına kızan Sipahiler. ölümünde hayatta 19'u erkek ve 30'u kız olmak üzere 49 çocuğunun bulunduğu iddia edilmektedir. İstanbul halkı da seyretmek için saraya dolmuştu. yılların sadrazamı Sokullu Mehmed Paşa. diğer komutan ve devlet adamlarından Kaptanıderya Kılıç Ali Paşa. İlk defa III. Askere ayarı düşük akçeler verilmek istenince Yeniçeriler. Mehmed III Padişah olunca zayıf fetvalarla fitnenin defi için öldürüldü ve şehid sayıldıklarından cenaze namazlarını Şeyhülislâm Bostan-zâde Efendi kıldırdı. Yeniçeri ve Sipahi İsyanları: İran'la anlaşma yapıldıktan sonra İstanbul'da Yeniçeri ve Sipahi isyanları vuku' buldu.191 km2 idi.sınırına gelip. 1590 yılında yapılan Ferhad Paşa Antlaşmasına göre: Tebriz. Dağıstan bölgeleri Osmanlılara verilecekti. Yine ilk defa rüşvetle iş görülmeye başlandı. Koca Sinan Paşa. Damad İbrahim Paşa. 93. Tam bu sırada yani 1595 yılında Padişah III. Bu isyanlar her ne kadar ulufe (Yeniçerilere üç ayda bir verilen maaş) yüzünden çıkmışsa da. Çocuklarının sayısı 100'ü geçmektedir. Murad devrinde Yeniçeri Ocağına rast gele kimseler alınarak kanun bozuldu. Ancak meşru . Murad'ın saltanatının sonuna doğru Osmanlı topraklan yaklaşık 19. III. Ayrıca Doğuda Türkistan Hükümdarı Özbek Han. bâzı muharebeler yaptı: Daha sonra sadrazam ve serdar tayin edilen Özdemiroğlu Osman Paşa ile beraber Tebriz'i almayı başardılar. Osman Paşa'nın vefatından sonra Ferhad Paşa. Murad zamanındaki sadrazamlar arasında.902. tekrar İranlılara geçecektir. III. Ancak bunlar bebekken veya küçük yaşlarda öldüklerinden dolayı. Bu hadise Osmanlı-Nemçe harblerinin başlamasına sebep olmuştur. Murad devrinde 1593 yılında da sipahilerin isyanını görüyoruz. Âsiler defterdarın başını istediler.

vrk. Kanunî Sultân Süleyman'ın vefatından sonra Padişahların ordularının başına geçerek sefere gitmeyişlerinde ve Saraya kapanıp kalmalarında maalesef bu şekildeki Kadın Efendilerin mühim rolü olmuştur. mesele daha iyi anlaşılacaktır. Tarih. Kepeci. III. Murad'ın bu hayatı yaşamasında devlet işlerine karışan Safiye Sultân ile Valide Sultân Nurbânû'nun mühim rolü vardır. 2-Şehzâde Süleyman. Murad'ın babasından farkı.„.. bir yüzyıla yakın.¦. Mehmed ile Ayşe Sultan'ın annesi ve câriye. "Murad III". Belgelerle Osmanlı Tarihi. Nurbânû Sultan'ın yanında yer alarak III.). Osmanlı Padişahları arasında her konuda en çok suiistimal yapan Padişah III.Safiye Valide Sultân (Venedikli Baffo). 2162. 5. ÇOCUKLARI: 1-Şehzâde Osman. Murad ve oğlu III. 133 vd.Ayşe Sultân. has odalık olarak aldığı cariyelerle beraber olduğu kesindir. IV. III. Murad ise.Fatma Sultân. 10. Murad'ın baş kadını Safiye Sultan'ın ve bunu takip eden Kösem Sultan'ın hem baş Kadın Efendi ve hem de Valide Sultân sıfatlarıyla nasıl devleti idare etmeye kalkıştıkları. Kunt. 492/a-596/a. babası kendi hayatını yaşarken.. 12. sh. 11. 262. III. 114-115. III. Şehzade Mustafa'nın öldürülmesinde mühim rol oynamıştır denilirse. 3-Şehzâde Cihangir. Sancaktan Eyâlete. Mehmed'i idare eden Turhan Sultân'dan sonra bu işin ortadan kalktığını söyleyebiliriz. sh. Osmanlı Tarihi. Rukıyye Sultan'ın annesi. 14-Şehzâde Abdurrahman. c. Uzunçarşılı.dairede kaldığı ve başkasının namusuna değil. Yılmaz. 597-620. nr.¦ ¦:.Sultân Mehmed III. 1550-1650 Arasında Osmanlı Ümerâsı ve İl İdaresi. 9.Şems-i Ruhsâr Haseki. III.Rukıyye Sultân. BA. c. 207-240. iki yönde kendini göstermektedir: Birincisi.¦. sh. sh. Metin. bir zamanların Valide Sultânları gibi. Osmanlı hareminde devlet işlerine en çok müdahale eden Kadın Efendi. 615 vd. hem Saray'da kendi . nr. Bekir Kütükoğlu. Mahidevran'ı Manisa'ya sürdürüp baş kadınlığı ele geçirdikten sonra. sh. 13. Murad'ın annesi Nurbânû Sultân ile Safiye Sultân arasındaki çekişmeden istifâde eden Canfedâ Kalfa'nın bile. Kantemir. maalesef tarihin acı sayfalarında kötü örnekler olarak doludur..¦¦'•¦!•¦-¦. II.¦¦•¦ . devlet idaresine karışır hale gelmişlerdir. Maliyeden Müdevver. Medine'de vakfı var. sh. Künh'ül-Ahbâr. Mehmed olmuştur. I. 265-273. I. haremin reisi haline gelmiş ve daha da ileri giderek devletin işlerine karışmıştır. 42-71. 8-Şehzâde Abdullah. c. 7-Şehzâde Mustafa. ZEVCELERİ: 1. (Meşru dairede beraber olduğu cariyelerin 4O'ı ve çocuklarının 100'ü aştığı söylenmektedir. III. Murad.. 2. 3.Mihriban Sultân.. Bunlardan aynı anda devamlı olarak hayat yaşadığı 4 kadının olduğu ifade edilmektedir. Murad'ın bu düzensiz hayatından istifade eden Valide Sultânlar ve hatta Kal92 Peçevî.¦• -. Buna rağmen.„. nr. cinsî hayatının da önceleri problemli olmasının tesiri bulunduğu ve neticede genç yaşta. ^^Hfti^^^^^^^ 168 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMA falar bile. sh. c. Biz sadece bazılarını kaydetmekle yetindik. 563. III. sh. II. 4-IMâz-perver Haseki. Özellikle Kanuni'nin karısı Hürrem Sultân. ¦.Fahri Sultân. Es'ad Efendi. Kanunî Sultân Süleyman zamanından beri Harem'in dışişleriyle meşgul olan ve Yahudi asıllı olduğu söylenen Esther Kira isimli Kalfa'nın da Sipahilerin isyanına sebep olduğu ve neticede çıkardığı fitne sebebiyle Sultân Ahmed Meydanında idam edildiği nakledilen acı olaylar arasında yer almaktadır. 1 vd.. Kadın Efendilerin devlet işlerine karışmaları olmuştur. İstanbul 1978. ¦ . Şöyle ki: Maalesef Osmanlı Devleti'nin duraklamasında ve hatta gerilemesinde en büyük rolü oynayan sebeplerden biri de. Murad'a tesir ettiği ve hatta kardeşi İbrahim'i liyâkati olmadığı halde Diyarbekir Beylerbeyliğine tayin ettirdiği nakledilmektedir. Farsça ve Arapça bir divan yazacak kadar âlim ve şair olan III. Bu hayatı yaşamasında. İA. 6-Şehzâde Bâyezid. Solakzâde. bu düzensiz hayatın etkisiyle vefat ettiği tarihçiler tarafından açıklanmaktadır. III.Şâh-i Hûbân Haseki. devlet işlerini tamamen Sokullu Mehmed Paşa gibi liyakatli devlet adamlarına bırakmıştı. ne derse desin. Kim. Âli. 4-Şehzâde Mahmûd. 2-163. meşru daire dışına çıkmamıştır.

sh. . c. vukuundan sonra ref'inden daha kolay olduğu müsellemdir. Bu kısa izahtan sonra. Bu idam hadiseleri. sh. Murad. sh. bu konuda en pervasız ve şer'î hükümlere aykırı davranandır denilebilir. çevresinin de etkisiyle ve siyâseten kati esasına dayandırarak beş kardeşini idama mahkûm ettirmiştir. siyâseten kati müessesesinin suiistimal edildiği de bir vâkı'adır. Kadın efendi Safiye Sultân ve kalfa Canfedâ devlet işlerine de karışmaya başlamışlardı. Solakzâde. 13-16. Kısım I. III. Mehmed. II. Zira herhangi bir isyan söz konusu olmadığı gibi. Tarih. 492/a-500/a. istemly 95. Ayrıca ülü'l-emre tanınan bu siyâset hakkının tatbiki için bil-fiil fesadın tahakkuku ve sebeb-i âdî olan şahsın fil-hakika şerir ve müttehem olması da şart değildir. günahsız bir şekilde idam ettirmiştir. fitne ve fesada teşvik edenler.) Buc Ma'rûf v dünyaya t Şam'dan . I. Girse de. c. III. nr. . Es'ad Efendi. Padişahların Kadınları ve Kızları. Âli. kadınlar konusundaki suiistimalidir93.< Mısır'a döra dü ve 979/l| larınahızv 94 Sol*İ Efendi.hayatını yaşıyor ve hem de devlet işlerini vasıflı devlet adamlarına bırakamıyordu. Mehmed'in ma'sum kardeşlerini öldürmeleri. 43-46. 47-50. Selim'in en azından gençliğinde de olsa gayr-i meşru denebilecek bazı fiilleri işlediği söylenmektedir. Öztuna. Mehmed. 145-147. Zira elimizde kuvvetle muhtemel bir zararın olduğuna dair kesin bilgi bulunmamakla beraber. 99-134. şu soruyu cevaplandırmak gerekmektedir: Acaba bunlar hiç bir şeye dayanmadan mı bu fiili işlemişlerdir? Hayır. c. Devletler ve Hanedanlar. 597-600. İkincisi. Bunlardan birisi. . Bir bid'atçının bid'atının yayılacağından korkan . III. Fıkıh kitaplarında tasvir edilen siyâseten kati kategorisine girdiği de şüphelidir. Onun en büyük kusuru. Meselenin çarpıtılarak anlatılmasına misâl için bkz. III. İslâm Hukuku açısından izah edilebilir mi? ibi. II. c. III. III. 94. 40-44. Osmanlı Tarihi. bu şenî' fiilleri bizzat işlemedikleri vakitlerde dahi. Dayandıkları bazı esaslar vardır. bilir. 2162. 93 Peçevî. babası II. fitne ve fesadın vukuu da tahakkuk safhasında değildir. İSefeâHayır edilemez. sh. Murad. İşte bu boşluktan istifade eden Valide Sultân Nurbanu. Murâı İslâm Hul Hayır edilen yandırarak beş I mahiyetinde değ diği de şüphelidiı yanmaktadır. sh. kati edilebileceklerine fetva verilmiştir. zayıf da olsa. Osmanlı'da Harem. Bunun şer'î bir izahını yapmak mümkün değildir. III. sh. Altında). vrk. Zira vukuundan evvel def'-i fesâd. mevhum mazarratı nazara alan çok zayıf bir görüşe dayanmaktadır. Ancak III. bazı İslâm Hukukçularının şu fetvalarıdır: "Nizâm-ı memleketin bozulmasına sebep olan. meşru daire içinde de kalsa. Ahmed Refik. 170-173. Zira < makla ben tane erkekl günahsız biri Zira herhangi! safhasında de Bu kısa izi bir şeye da Bunlardan] "Nizâm-ı ı lemedikleri vakitli Ayrıca ülû'H şahsın fil-haklka f sonra refinden ( Padişahın kullana Dede Efeni (ettiğinin biz de f yapıldığını biz j diyoruz. Künh'ül-Ahbâr. babasından farklı olarak hem Arapça ve Farsça şiir yazacak kadar âlim ve hem de hayatında gayr-i meşru hiç bir iş yapmayacak kadar da takva sahibi idi. 2-10. Murâd'ın ve oğlu III. SiyS PASLI BİLİNMEYEN OSMANLI T69 irine 94. Kadınlar Saltanatı. Zira 19 tane erkek kardeşini ve basit jurnaller yüzünden kendi oğlunu (Şehzade Mahmûd). Uzunçarşılı. had cezası mahiyetinde değillerdir. Uluçay. Harem II.

439. Tercüme. Şeyhülislâm ile diğer makamlar arasında bir çekememezlik konusu da olabilir. Frederick'in teşvikleriyle Tycho-Brahe'nin kurduğu rasadhâne ancak 1585 tarihinde tamamlanmıştı. Çifte standartlı davranmamak gerektir. müneccimlik yaparak geleceğe ait haberler vermektir. bu sahada 20'ye yakın eser verdi ve çalışmaları engellenmek istese de. Osmanlı Kanunnâmeleri. 95. 1585 yılında vefat edinceye kadar araştırmalarını aralıksız sürdürdü. Ancak bazı meselelerde. II. 14 vd.. Zaten bazı kardeş katli olaylarının şartları gerçekleşmeden yapıldığını biz de kabul ediyoruz. Kâdî-zâdeler ve benzeri soğuk taassup sahipleri için Kâtip Çelebi son noktayı koymaktadır ve biz de sonuna kadar bu görüşün yanındayız: . "astronomi ilminin sırlarına vâkıf olarak istikbali öğrenmeye çalışmanın devlete uğursuzluk getireceği" gerekçesiyle. doğru ve tok sözlü bir insandı. III. Siyâsetnâme. 98-105. müneccimliğe şiddetle karşı çıkarlarken. Kendisine de 3. başka meselelerde. Şeyhülislâm Kâdî-zâde'yi aynı kefeye koymak mümkün olmasa dahi. 621.dindar Padişahın kullan ondan korumak ve nizâm-ı âlem için. Murad'a. III. III. Şeyhülislâmın ilamına uyan Padişah. Takıyyuddin. 170 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMAN1. Murad'ın dikkatini çekti ve İstanbul'da Tophane Bayırı üzerinde yani şu anda Fransız Sefarethanesinin bulunduğu yerin yakınlarında İstanbul Rasadhânesini kurdu. Müneccimbaşı Takıyyuddin Efendi bu konuda bir ilke imza basıyordu. Şeyhülislâm Hoca Sa'deddin'in ciddi tavsiyeleri ile III. Dede Efendi. sh. sh. Murad'ın talimatıyla bu Rasadhânenin bütün masrafları devlet hazinesinden karşılandı ve bunun için 10.000 altınlık bir ze'âmet verildi. I. Ayrıca bu mesele. Yargı mensuplarını protokolde Beylerbeyilerin önüne geçirmek için elinden geleni yaptı. o mübtedi'i kati ve idam etmesi caizdir". 2528. 6. Akman. Osmanlı tarihinde soğuk bir taassup rüzgarının esmesine yol açtıklarını biliyoruz. c. Kaptan-ı Derya Kılıç Ali Paşa'ya. 1521 yılında Şam'da dünyaya gelmiştir. aşırı fikir ve tutumları sebebiyle. Burası kuruluncaya kadar. Mısır ve Şam'dan sonra İstanbul'a gelerek meşhur hocaların yanında ilmini tamamladı. burada farklı bir yaklaşım sergilemektedirler. Bu meseleyi bütün yönleriyle daha evvel izah ettiğimizden tekrara girmek istemiyoruz. Peçevî. Rasadhânenin yıkılması için kati talimat verdi ve İstanbul Rasadhânesi maalesef yıkıldı. şahsî anlaşmazlıkların da etkisiyle.000 altın harcandı. sh. Kuruluş tarihi 987/1579'dır. i tamamen eskidiğini ve mutlaka yenilenmesi gerektiğini devlet ricaline anlatmaya çalıştı. Padişahın bir çok fermanlarını şer'-i şerife aykırıdır diyerek reddetti. Böyle bir kararı tasvip etmek mümkün değildir. 504. Kısaca bu hareketi tasvip etmek mümkün değildir diyoruz. Zira Avrupa'da Danimarka Kralı II. Babası da Mısır'ın ileri gelen âlimlerinden olan Takıyyuddin. Takıyyuddin. Kardeş Katli. Asıl adı Takıyyuddin Mehmed bin Ma'rûf ve unvanı da er-Râsıd yani astronom olan Takıyyuddin. Takıyyüddin'in inşa ettirdiği Rasadhânenin yıkılması için ilamda bulundu. Ancak o sorunun cevabını mutlaka okumanızı tavsiye ediyoruz94. Murad zamanında Astronom Takıyyuddin tarafından yapılan İstanbul Rasadhânesi'nin Osmanlı Şeyhülislâmı Kâdî-zâde Şemseddin Ahmed Efendi tarafından yıktırıldığı doğru mudur? Bu olayı ayrıntılarıyla anlatmakta yarar vardır. Galata Kulesinde çalışmalarına devam etti. astronomik hesaplarda esas alınan eski Uluğ Bey Zîc'inin 94 Solak-zâde. sh. Osmanlı Devleti 10 yıla yakın bir zaman önde gidiyordu. sh. Bu konuyu Osmanlı Dev-leti'nin aleyhine kullanmaya çalışan yazarlar. 1577-1580 yılları arasında Hoca Sa'deddin'den sonra Şeyhülislâmlık makamına oturan Kâdî-zâde Ahmed Şemseddin Efendi. Selim zamanında tekrar İstanbul'a döndü ve 979/1571 yılında Müneccimbaşılığa yükseltilerek İstanbul'da astronomi çalışmalarına hız verdi. Dede Efendi'nin çok zayıf fetvaları da esas alarak. Ancak Şeyhülislâmın karşı çıktığı husus. II. Tekrar Mısır'a döndü ve astronomi dersleri de aldı. kardeş katlinin sınırlarını genişlettiğinin biz de farkındayız. Sonradan Kâdî-zâdelerin. c. Akgündüz.

sh. Ty. 1512 yılında dünyaya gelen Sokullu. Kanuni i tam bir basiret J kamındadır. Kanuni Sultân Süleyman'ın vefatı sırasında 40 gün kadar ölüm haberini gizleyerek tam bir basiret örneği haline gelen Sokullu. . sekiz yıl II. Sırp olması kuvvetle muhtemeldir. Nizâm-ı âlem ancak ve ancak halk haddinden tecâvüz etmemekle mümkündür". | Zira Avru-^tasadhâne ı önde gellenmek mına o-LPadişa-ıı proto-erde. Şey1i çıktığı iı DevBİLİNMEYEN OSMANLI 171 |'. Kapıcılar Kethüdalığı. Çünkü ta Fâtih devrinden beri konu ile ilgili çalışmalar tarihçiler tarafından çok iyi bilinmektedir95. Sultân Murad'ın hocası Hoca Sa'deddin Efendi. Selimi müştür. İstanbul Rasadhânesi. İki sene Kanuni devrinde. Selim zamanında ve 6 yıl da III. Süheyl. II."Müslümanların sultânı bu makule soğuk taassup sahiplerini. kim olursa olsun. Mizan'-ül-Hakk. sh. Paşa ve I III. i. musahibi Şemsi Ahmed Paşa ve kethüdası Canfedâ Kadın ve benzeri kişilerin aleyhteki gayretleri neticesinde. III. 633-643. Bu olayın Osmanlı'da ilmi geri bıraktığı doğrudur. İÜ.!iz de t. Sırasıyla Hazine Odası ve Hasoda'ya alınan ve de rikâbdârlık. İstanbul 1286. nr. 1564 yılında II. 82-90. Oğullarından j devşirilerek Edlr hizmetiyle En rikâbdârlık. Sokullu Beğ neslinden yani Şahin Oğullarından gelmektedir. Kâtip Çelebi. ı daha sonra < beyliği. Mahallî ve belli şahısların zihniyetine ait olan hatalar tamim edilmemelidir. 122-123. 1993. Murad zamanında bu görevi sürdürmüştür. kistik-ş#. Nevl-zâde Atâî. Sokullu Mek yaptığı ( Bosna'nın] devşirmedir. ancak bunun Osmanlı Devleti'nde genel bir zihniyet olduğu doğru değildir.000 Bit kadar. İstanbul Rasathanesi kütp. İl Murad bütün-S Sokullu. i çıktığı güm olmadığım i sahibi olan j diği nakl doğru olu Tl yönleri nacaktır. Çünkü seiefde bu çeşit muta'aassıplar yüzünden çok fesadlar meydana gelmiştir. Osmanlı'nın Arka Bahçesi. daha sonra dışarı çıkarak Çaşnigirbaşılık. I nak taraflı Peçevf. c. Selim'in kızı İsmihan Sultân ile evlenen Sokullu. Gerek 96. nr. Ankara 1969. İran seferindeki başarısı sebebiyle vezirlik makamına yükselmiştir. 1550'de Rumeli Beylerbeyliği. 286-287. Murad'ın i kullanamaz İl ve yakınları. Şakâik Zeyli. Hadâık.II. Vezir ve Semiz Ali Paşa'nın vefatından sonra da vezir-i azam olmuştur. İran s II. 95 Takıyyuddin. Oradan İstanbul'a nakledilmiş ve Küçük Oda hizmetiyle Enderun'a alınmıştır. çuhadarlık ve silâhdarlık gibi Saray içi görevlere getirilen Sokullu Mehmed. sh. tedip etmesi dinî görevleri arasındadır.ıyıd bu ı10. Cedâvil-i Rasadiye. Yılmaz. 96. II vermesi} hissesi 1 sonra 9 Sadâretti Mekke'de takva lı idare e »OSMANLI "alışı çekti ıduMi. Selim zamanında manen Padişah ma-kamındadır. Selimin kızıl Paşa'nın \ yıl II. Döğen. Müslüman İlim Öncüleri Ansiklopedisi I-II. Meselenin çarpıtılması örneği için bkz. sh. Ünver. 378. İstanbul 1992. Gerek Halvetî ve gerek Kâdî-zâdeli bazı ahmakların görünürdeki salâhlarına bakılmayıp bunlara fırsat verilmeye. Yeşilce Bey tarafından devşirilerek Edirne Sarayı'na getirilmiştir. II. Âlât'ürRasadiyye li Zîc-i Şehinşâhiyye. Sokullu Mehmed Paşa kimdir? Devşirme olduğu ve Türk düşmanlığı yaptığı doğru mudur? Bosna'nın Vişegard Kazasına bağlı Rudo Nahiyesinin Sokkuloviçi köyünden bir devşirmedir. c. Şaban. 1561 yılında II.

Selim ve III. şahadetini istediği nakledilmektedir. Murad'ın tahta çıkışında gösterdiği temellük yani yapmacık tavırlar. Daha sonra Macarların Kereşteş dedikleri Haçova'da zor da olsa . Sadâreti zamanında himaye ettiği İslâm âlimleri. Sokullu'nun tenkit edilebilecek olan yönlerinin başında. Osmanlı Devleti'nin duraklama ve hatta gerileme devrini. aile hayatı ve zamanında Osmanlı Devleti'nin tıkıştığı sınırlar hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz? III. Murad bütün tahriklere rağmen. ancak Yergöğü'nde dehşetli bir mağlûbiyet tattı. Mehmed. Ancak Sokullu. onun değerini kısmen düşürmüş olsa bile.SULTÂN III. Mehmed. Kabasakal tarafındaki Sarayında İkindi Divanı halindeyken. III. Murad'ın tahta çıktığı günden beri Sokullu'yu sevmediğini ifade etmekteyse de. Sokullu'nun vefatı ile başlat-salar da. bizzat Tiryaki Hasan Paşa'dan dinlediğini söyleyerek. Bükreş'i aldı. Mehmed Eğri Fâtihi olarak anıldı. Sokullu'ya zarar vermemekte direnmiştir. 14 yıllık sadrazamlığı döneminde asla serdâr olarak ordunun başında sefere gitmemesi ve Padişahları da bu noktada teşvik etmemesidir. Babasının vefatı üzerine sancak beyliğinden Osmanlı Padişahlığı tahtına oturan son şehzade olarak 1595'de Manisa'dan gelerek İstanbul'da cülus etti. fiilen yetkilerini kullanamaz hale gelmiştir. kendisine sorulmadan görevden uzaklaştırılmıştır. Bu arada vefat eden Sinan Paşa'nın yerine Damad İbrahim Paşa veziriazam olmuştu. Selim'in tahta çıkışında yeniçerilerin isyanına sebep olan tavırları ve III. Her ne kadar azledilmese de. Âdil bir Padişah olan III. Murad'ın nazarından düşmüştür. III. II. Ancak Avusturya seferi uzayıp gidiyordu. Her gece teheccüd namazını kaçırmayacak kadar takva sahibi olan Sokullu Mehmed Paşa'nın. bazı araştırmacıların onun hakkında söyledikleri şeyler kanaatimize göre doğru değildir96. Padişah Hocası Hoca Sa'deddin Efendi. Nitekim yakınlarını ve dostlarını fazlaca tutması ve makamları öncelikle onlara vermesi şeklindeki tenkit bunlardan biridir. Nihayet Yeniçerilerin de teşvikiyle 21 Haziran 1596/24 Şevval 1004'de Padişah sefere çıkmak üzere hareket etti. Müslüman olduktan sonra ifa ettiği hizmetler karşısında İslâmiyet açısından hiç bir önem arz etmemektedir. Peçevî. Nişancı Feridun Bey başta olmak üzere en yakın arkadaşları ve yakınları. bu tür iddiaların kasıtlı olduğunu ortaya koymaktadır. Bu özellikleri sebebiyle Hammer ve onu takip eden bazı tarihçiler. Murad gibi atalarına asla benzemeyen iki zayıf Padişah zamanında. devleti dirayetle ve büyük bir tecrübe ile idare etmesi başta gelmektedir. Eflak üzerine yürüdü. Bu yüzden statükocu. son zamanlarda âdet haline gelen yeniçerilerin baş kaldırmaları ve bahşiş talebi kavgaları bunda da meydana geldi. Murad'ın Safiye Sultân'dan 1566'da dünyaya gelen oğludur. onun ölümünde dahli olmadığını da ilave etmektedir. Ayrıca Don ve Volga nehirlerinin birleştirilmesi ile so172 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN i nuçsuz kalan Süveyş Kanalı projesi de Sokullu'ya ait önemli ve ileriyi gördüğünün delili olan fikirlerindendir. hatta müstebid ve makamını korumakta hırslı bir devlet adamı olarak vasıflandıranlar olmuştur. XIII. Sinan Paşa'nın fikrine katılarak Padişahın bizzat sefere katılmasını arzu ediyordu. vefatından kısa bir zaman evvel. Murad'ın bu katil olayında dahli bulunduğu şeklindeki iddialar doğru olmasa gerektir. Her padişah döneminde olduğu gibi. Sultân III. Bu görüşü destekleyecek ciddi bir kaynak mevcut değildir. inşâ ettirdiği cami ve medreseler ve Mekke'de tesis ettiği hayır vakıfları ve en önemlisi de ömrünün sonuna kadar tam bir takva hayatı yaşaması. meczup bir Boşnak tarafından hançerle yaralanmış ve 1579 yılında vefat etmiştir. MEHMED DEVRİ 97. Sokullu'nun müsbet yönleri arasında II. II. Sadrazam Sinan Paşa. Eğri Kalesi kuşatılıp feth olundu ve bu sebeple III. bunu aynıyla kabul etmek çok zordur. Onun babasının bir papaz olması ise. Tavîl yani Uzun Mehmed Paşa diye de bilinen Sokullu'nun elbette ki iyi ve kötü yönleri olacak ve 14 yıllık sadrazamlığı döneminde tenkit edilebilecek tasarrufları bulunacaktır. Ayrıca İnebahtı felâketinde önemli derecede hissesi bulunmaktadır. Ferhad Paşa'nın gayretleriyle zorbalar bastırıldı.III.

Türk ve Osmanlı düşmanı bir ajan gibi gösterilmiştir ki.Karadeniz Kanalı ve Ejderhan Seferi". jco-vî bu L'is İve Nemçe Harbi sürüp giderken Tiryaki Hasan Paşa ve Kuyucu Murad Paşa. aldığı zayıf fetvalara dayanarak idam ettirdi. sh. Ancak hem Kırım Han'ı Gâzî Giray'ı azledip Kırım'da fitne çıkarmasıyla ve hem de muharebe gününün ertesi günü askeri yoklatarak dâhilde ihtilâfların ve isyanların baş göstermesine vesile olmasıyla fayda yerine zarar getirdi. Mehmed.» ancak I sac be-Ha-zade ^ zikri ZEV( zaasıilıtı Selim a dugus BİLİNMEYEN OSMANLI ıçiler. c. I padişahları arada. 349-402. sh. 388389. TOEM. İnalcık. tarihçilerin verdiği bilgilerin kırınıtıları değerlenidlrlerek ve de abartılarak Sokullu. sh. Mehmed de. III. Harpten dönen Padişah. Hoca Sa'deddin ve çevresindeki insanların tesiriyle Cığalazâde'yi sadrazamlığa getirdi. Osmanlı Devleti bu karışıklıklar ve ihtilâller içinde iken III. Uzunçarşılı. sayı 46(1948). 552. sh. I. Bunda Hoca Sa'deddin'in büyük bir rolü vardı. Gerçekten Cağaloğlu Sinan Paşa'nın bu hareketleri neticesinde Anadolu'da Celâlî denilen eşkıya isyanları memleketi kasıp kavurmaya başladı. 572 vd. II. nr. III. I. XII. Fıtraten zayıf j kalıyordu. Taşra \ merkeze I memurlarına ı yanların teyll emrin I Osmanlı [ Osmanlı 0 nunnameiervel da mazıiımlmj Adalet Köşküd önlemek ü III. Osmanlı Tarihi. III. Anadolu'yu Celâlî isyanları kasıp kavuruyordu. 43. III. devamlı bir duraklama ve hatta gerileme alâmetleri kendini göstermektedir. 1008/1599 yılında Damad İbrahim Paşa yeniden Sadrazamlığa getirildi. 24-28. Vehhâmdı. Anası Safiye Sultân'm müthiş tesiri altında kalıyordu. Halil. Celâlî isyanları ve bunları tahrik eden Safeviler karşısında ordunun başarılı sonuçlar alamaması. Abdurrahman Şeref. nr. Babası gibi III. Aksun. Uyvar üzerine gidilmesi de bu tarihlerde oldu. Kısım I. c. sh. Ahmed Refik.büyük bir zafer kazanıldı. 29. Murad devrinde de babasının zamanında olduğu gibi. devletin merkez teşkilâtında ve özellikle ülü'l-emrin temelini teşkil eden . Mehmed'in ölümüne sebep olan en önemli olaylardı. 49-54. Bu arada. sh. Solakzâde. Belleten. Bütün bu zorluklar içinde bir de İran Şahı andlaşmayı bozdu ve Osmanlı Devleti'ne harb ilan etti. c. Nemçe Harbi I pa'da mühim] Bütün t harb İlan ettM şıklıklar ve I Mahmûd'un I başarılı s III. 19 kardeşini. Bu eserde Sokullu'nun Türk olmaması esas alınarak. sonra da jurnalleyen insanların hayatına son verdi. Yılmaz. Oğlu Mahmûd'un katli. "Sokullu Mehmed Paşa'nın Evâil-i Ahvali ve Ailesi Hakkında Bazı Malumat". "Bahr-ı Hazar. kardeş katli meselesini en çok suiistimal eden padişahlardan biriydi. Osmanlı Tarihi. sh. Avrupa'da mühim zaferlere imza basıyorlardı. "Osmanlı-Rus Rekabetinin Menşei ve Don-Volga Kanalı Teşebbüsü (1569)". bu Cumhuriyet döneminde ortaya çıkan farklı bir bakış tarzının örneğidir. Osmanlı'nın Arka Bahçesi. Mehmed 1603'de dünyaya gözlerini yumdu. 257-265. Düzenli kanunnameler yerine. 53-75. sancağa çıkan ve oradan padişahlığa gelen son Osmanoğludur. c. Fıtraten zayıf iradeli ve saf idi. Mahmûd'udaK hatta gerilen» ı tin merkez t de görülen j lerdir. Mevlüt Uluğtekin. c. başkalarıyla ittifak ettiği ve yazışmalarda bulunduğu jurnallenen oğlu Şehzade Mahmûd'u da idam ettirdi. 96 Peçevî. TOEM. 1-14.

Adlî mahlasıyla şiirler yazan.Valide Sultân. hiç kimsenin beğenmediği Cığala-zâde (Cağaloğlu) Sinan Paşa ve İbrahim Paşa'yı. mezâlim divanının yerini Divan-ı Hümâyûn aldığı gibi. 1-Şehzâde Sultân Selim Hân. İşte Celâlî isyanlarının ortaya çıkış sebebi de budur. Bu ikisi başlayınca. artık memnun olmayan kitlelerin hareketine adını veren olay meydana gelmiş oldu. zulümlerin ve rüşvetin artması üzerine. I. ZEVCELERİ: 1. baskıların. devlete isyan yani bağy veya hurûc ales-sultân diye de isimlendirebiliriz. Osmanlı Devleti'nde.Hândan Valide Sultân. ya yerli âlimler merkeze bildirmişler veya halkın tazallüm ve şikâyeti üzerine merkez teşkilâtı taşra memurlarına adalete rPâyet etmeleri için emirnameler göndermişlerdir. celâliği. Şehzade Bâyezid'in durumu ise. hem hukukî alanda ve hem de malî alanda yanlışlıkların ve zulümlerin yaşanmasına sebep olmuştur. âlimler arasında Hasan Çan'ın oğlu Hoca Sa'deddin. Celâlî isyanları hakkında özetle bilgi verebilir misiniz? Sizce bunların sebepleri nelerdir? 9Celâlî. Alevîlik davasıyla isyan eden Celâliler arasında Sülün. sosyal ve iktisadî hayatının bozulması ve bunun neticesinde devlet teşkilâtında kayırmaların. mahallî idarecilere şikâyetleri önlemek üzere adâletnâmeler de gönderilmiştir. daha sonra meydana gelen isyanlara hep Celâlî isyanları ve âsilere de Celâlîler denmiştir. Hadım Hüseyin Paşa. Bunlara Alevî veya Kızılbaş isyanları da denmektedir.Hatice Sultân. Celâl'e mensup demektir. Bâyezid devrinde Antalya taraflarında başlayan Şahkulu isyanı idi. ÇOCUKLARI: (İsimleri bilinmeyen beş altı tane daha çocuğunun bulunduğu söylenmektedir). Taşra teşkilâtında meydana gelen zulümleri ve haksızlıkları ise. Abaza asıllı ve I. ülü'l-emrin hakkı ve kanunu hatırlatıcı mâhiyette düzenlediği hukukî düzenlemelerine denir. Şeyhülislâm Bostanzâde Mehmed Efendi. hak ve adalete aykırı davranmaları halinde. Karaisalı Cemâatinden Veli Halife ve nihayet Hacı Bektaş-ı Veli'nin neslinden olduğunu iddia eden Âsi Kalender bulunmaktadır. nazik ruhlu ve zayıf iradeli bir padişah. Çaldıran Zaferi bu tip isyanları ortadan kaldırmaya yetmedi ve 1519'da Yavuz tarafından bastırılan Şeyh Celâl isyanı ile. Hoca-zâde Mehmed Efendi ve şeyhlerden Şeyh Muhyiddin Efendi ile Şeyh Şemseddin Sivâsî'yi zikretmeliyiz. 4. 4-Şehzâde Ahmed. geniş anlamda. ancak Osmanlı padişahları arasında en çok takva sahibi olanlardandır. 2-Şehzâde Sultân Cihangir Hân. İran Şahının da tahrikiyle tam bir isyana dönüştü. 98. Osmanlı Devleti'nde padişahın hükmü tarzında kendisini göstermiştir.Haseki. . devlet otoritesini temsil eden görevlilerin. 3-Şehzâde Mahmûd Hân. Adâletnâme. 2. bir mezhep mücadelesi tarzında başlayan ve daha ziyade İran'ın tahrikleri sonucu Osmanlı Devleti'ne fırsat buldukça isyan eden Şi'î Türkmenlerin hareketleridir. Zamanındaki sadrazamlar arasında Koca Sinan Paşa. İkinci safha ise. III. Domuzoğlan. Bu kontrolün kaybı. 5-Şehzâde Mustafa. Şehzade Selim annesi. Osmanlı Devleti'nin hukukî. bu sebeplerden biriyle devlete kırgın olanlarla daha evvel Celâlî isyanlarının temelini teşkil eden mezhep mücadelesinin birleşmesi safhasıdır. Yavuz Sultân Selim zamanında Bozok'da 1519 yılında isyan eden Kızılbaş Şeyh Celâlin isyanı üzerine. Baba Zünnun. Celâlî isyanlarını iki ayrı safhada incelemek mümkündür: Birinci safhada. Şehzade Mahmûd annesi. re%ayaya karşı bu otoriteyi kötüye kullanmaları ve kanun.Padişah ve vezirlerde görülen şerv-i şerife muhalif halleri siyâsetnâmeler ile âlimler ikaz ve irşâd eylemişlerdir.Haseki. 3. Kanuni'nin zamanında da Şehzade Mustafa'nın idamıyla fırsat bulan Celâlîler. Düzmece Mustafa diye birinin etrafında toplanarak devlete isyan ettiler. Osmanlı devleti kontrolü çok ciddi manada kaybetmiştir. 7174 BİLİNMEYEN OSMANLI Ayşe Sultân97. Bu manada en önemli isyan II. Divan görüşmelerini Kasrı Adalet veya Adalet Köşkü denilen yerde dinleyen Padişah tarafından. Mustafa validesi. Ahmed'in annesi. Mehmed. kanunnameler ve tezkire'lerin yerini de adâletnâmeler almıştır. Yani Divan-ı Hümâyûnda mazlumların şikâyeti bizzat dinlendiği gibi. Ferhad Paşa. 6. Safevi Devleti'nin himayesinde. O halde.

Kısım I. I. Belgeler. c. 2768. Mesela uzun süren Osmanlı Avusturya savaşları.:. Padişahların Kadınları ve Kızları. 1-2. sh. 73-115. Adâletnâmeler. c. Bu yüzden yeniçeri isyanları da başlamıştır. celây-ı vatan ederek yani evini yurdunu terk ederek çoğunlukla bir başka Celâli grubuna karışıyordu. bunların yanında vatandaşın vergi ve fakirlik kıskaçları arasında kalması. sh. maalesef patlamaya hazır bomba gibi duran isyancı grupların başlarına geçebiliyorlardı. Mehmed devrinde devam eden Osmanlı-Avusturya savaşları sırasında ilk büyük Celâl? isyanını başlatan Karayazıcı Abdülhâlim. II. Uzunçarşılı. Osmanlı Devleti'nin en az 200 yılına damgasını vuran Celâlî isyanları ortaya çıkmıştır. Uluçay. Tayyib. Sokullu-zâde Hasan Paşa'nın takipleri sonucunda Samsun taraflarına çekilen Karayazıcı vefat ettikten sonra. E. 99. 163-280. M. Sertoğlu. sh. Avusturya ve İran . III. III. nr. 2) Osmanlı iktisadî hayatındaki bozulma önemli bir isyan sebebiydi. Urfa civarını yağmalamış (1596). Gökbilgin.. Kantemir. devlete isyan edenlerin maalesef kalitesini yükseltmiştir. Karayazıcı. 3) Osmanlı Devleti'nin savaşlarda zafer yerine mağlubiyetler alması da isyanların önemli sebepleri arasındadır. sh. İA. II. Deli Hasan. Zira devlet görevlileri. Bu arada bir ateşli silah olarak tüfeğin Anadolu'da bol miktarda bulunması da. Öztuna. 1830. Yani Celâlîler. Urfa'yı zapteden Karayazıcı. teşkilâtın başına oğlu Deli Hasan geçmiştir. Tavil Ahmed ve Canboladoğlu isyanları bunlara misâl olarak verilebilir. Mehmed devrindeki belli başlı Celâli isyanlarını anlatır mısınız? III. "Mehmed III". İşte bu noktada devletin idaresinden hoşlanmayan gruplar. bu öfkelerini ortaya koymak üzere bir çıkış yolu aramışlar ve devlete baş kaldıran her reisin maalesef arkasında yer almaya başlamışlardır. c.'¦ = ¦ Karayazıcı İsyanı: III. İnalcık. c. insanları isyana teşvik ediyordu. eskisine nazaran daha güçlü reisler çevresinde toplanmaya başlamışlardır. 49 vd. sh. Devlet hayatında yanlış uygulamalardan rahatsız olan bazı vasıflı devlet adamları da. adaleti arka plana itince ve re'âyâya ağır vergiler salmaya başlayınca. 176-177. Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi. tarihçiler tarafından. Osmanlı Tarihi. halkı bıktırmış ve psikolojik açıdan insanları devletten soğutmuştur. 4) İlmiye sınıfının bozulması ve devlet işlerinde ehliyet yerine yakınlara ve dostlara görev verilmesi. -. Osmanlı Tarih Lügati. savaşlar kadar isyanlara sebep olarak gösterilmektedir. Bu sebeplerden bazılarını şöylece özetlemek mümkündür: 1) Osmanlı Devleti'ni yücelten hukuk ve adalet sistemindeki bozulma bu isyanların 97 Peçevî.000 kapıkulu da kendisine katılınca iyice azıtmıştır. Hâlim Şah adıyla fermanlar bile göndermiştir. meydana gelen haksızlıkları önlemek ve kanunların tatbik edilmeziiklerini ortadan kaldırmak için çıkarılan adâletnâmeler gündemdedir. Mehmed devrinde Osmanlı Devleti'ni perişan eden bazı Celâlileri kısaca anlatalım: •¦ ' '. Bunlara Safevi devletinin tahriklerini ve de seferlerde alınan kötü neticeleri de ekleyince. c. Sadrazam Yemişçi Hasan Paşa'nın kendisini Bosna Beylerbeyisi ve çevresindeki ileri gelenleri de belli görevlere getirip Avusturya Seferine göndermesiyle bu büyük gaile ortadan kalkabilmiştir (1603). sh. Halil. Bir tarafdan refah ve lüks ve diğer tarafdan da buna ulaşmak için başvurulan rüşvet yolu. 275-277. vatandaş devletinden her geçen gün soğumuştur. Solak-zâde. D. Cığala-zâde Sinan Paşa'nın yanlış siyâsetinden rahatsız olan 30. III. Bir taraftan idarecilerin zulmüne ve diğer taraftan Celâlilerin baskısına dayanamayan halk.:. 47. 254-255.Biraz evvel gördüğümüz gibi. Murad devri Osmanlı Devleti'nde enflasyonun yaşandığı ilk dönemdir. İsyan ettikten sonra çevresine topladığı levent ve sekbanlarla.¦. sh. Devletler ve Hanedanlar. laraı 99. aslında Osmanlı Devleti'nde sekbanbaşılık ve subaşlık gibi görevlerde bulunan ve eşkıyayı sindirmek üzere Malatya tarafında il erlerine yiğitbaşı olarak tayin edilen bir şahıstır. 620-682. artık düzenli bir hukuk sisteminin devamı olmak üzere yeni çıkarılan kanunlar ve bunlara göre verilen tezkireler değil. Sil BİLİNMEYEN OSMANLI 175 birinci sebebidir.

1-22. Canboladoğlu Ali Paşa İsyanı: Maalesef Celâlîlerin en güçlüsü bu idi. Anadolu ve Rumeli Beylerbeyiliği ve nihayet 1015/1606 yılında veziri azam olmuştur. O halde neden bu devlet adamının aleyhinde fazlaca konuşulmaktadır? Bilindiği gibi. sırasıyla kethüda. Yavuz zamanında kendisine yurtluk verilen Kürt Beylerindendi. Cığala-zâde Sinan Paşa'nın kardeşi (bazı kaynaklarda yeğeni) Hüseyin Paşa'yı idam etmesiyle birlikte. İşte Anadolu'nun isyanlarla kıvrandığı ve bu sebeple de Osmanlı Devleti'nin tarihinde bir ilke imza atarak 1606 yılında Zitvatorok Andlaşmasını imzalamaya mecbur kalması üzerine. hukukî ve iktisadî sebeplerden dolayı Celâlî üreten bir bataklık haline gelmişti98. Osmanlı Tarihi. Anadolu'daki eşkıyayı katletmiş ve katlettiği eşkıyayı kuyuya attırdığı için de Kuyucu lakabını almıştır. TDVİA.seferleri yüzünden devlet Celâlilere karşı tam bir varlık gösteremiyor ve vatandaşını bu asilere karşı koru-yamıyordu. 303-316. İstanbul 1280. 2) İkinci önemli işi. Canbolad Oğlu ile 1607 yılında 93 Peçevî. c. 100. İ İ MANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 177 . Süleymaniye kütp. Esad Efendi. sancak beği ve ardından Diyarbekir. Murad devrinde Anadolu'da başlayan Celâlî isyanları. Bunu Silifke ve Adana'yı işgal eden Cemşid ve Mush Çavuş eşkıyalarını temizlemek takip etmiştir. sh. 213-220. II. sh. Ahvâl-i Celâliyân. Kısaca Celâlî isyanları. 1605 yılında çevresine topladığı eşkıya ile Gezdehan Ali Paşa ve Nasuh Paşa komutasındaki Osmanlı 176 BİLİNMEYEN OSMANLI ordusunu mağlup edecek kadar güçlenmiştir. III. Ancak oğlu Mustafa. Aslen Hırvat olan bu devlet adamı. nr. c. Tavîl Ahmed İsyanı: Sekbanlıktan yetişme olan Tavîl Ahmed de. Dedesi Canbolad Bey. 335: Nâimâ Mustafa Efendi. VIII. 204-205.000 kişi toplayacağını söyleyen bu eşkıya hemen idam edilmiştir. 252-257. Kilis ve çevresinde isyan bayrağını çekti. idarî. Ahmed. 90 yaşına kadar istikametli bir hayat yaşamış ve Padişah'ın Baba iltifatına mazhar olmuşlardır. Uzunçarşılı. Bağımsızlığını ilan etti ve ordu tertip ettirdi. Osmanlı padişahının fermanıyla aşağıdaki başarılara imza atmıştır. babasının isyanını devam ettirerek Bağdad'ı teslim almıştır (1607). Müctebâ. "Celâlî İsyanları". 1608 yılına kadar Anadolu'da büyük kaçgunluk denilen bıkkınlık dönemi yaşandı ve halk perişan oldu. "Bu ol vezir-i azamdır ki. bu büyük devlet adamını. 1) Murad Paşa'nın ilk üzerine yürüdüğü Celâlî. 83-87. Ravzatu'l-Hüseyn fi Hulâsatı Ahbârı'l-Hâfikeyn (Tarih-i Naima) I-VI. 236-238. Kuyucu Murâd Paşa kimdir? Neden Osmanlı tarihinde zulmün kötü misâli olarak gösterilmektedir? Peçevî. bir türlü durdurulamayan Canbolad Oğlu ve de Lübnan ile Suriye taraflarında baş kaldıran Dürzi eşkıyalardır. c. 99-113. sh. V. 223-225. 252. III. Anadolu yakılıp kavrulmaya başlamıştır. 2236. Adına hutbe okutup para bastırdı. Memâlik-i Âl-i Osman'ı eşkıyadan temizlemişdir ve 500 yıl önce Şeyh-i Ekber Hazretleri (Muhyiddin-i Arabî) Kuyucu Koca diye ona işaret ile kitabına yazmıştır" şeklinde kısaca anlatmakta ve daha fazla izahın gerekli olmadığını ilave etmektedir. Mehmed devrinde artarak devam etmiş ve özellikle mezhep mücadelesini esas alan Kalenderoğlu'nun isyanı ile. sh. Kısım I. III. Buna çok üzülen I. III. c. 26-39. c. Konya'daki Saraçoğlu Ahmed'dir ve çevresine 30. sh. c. başa çıkamadığı Tavil Ahmed'i Şehrizor Beylerbeyliğine tayin ederek bu sıkıntıdan kurtulmuştur. Çok tehlikeli hale gelen bu isyan da 1607 yılında yine Kuyucu Murad Paşa tarafından bastırıldı. Kuyucu Murad Paşa. bataklıkta üreyen sivrisineklerdi ve maalesef zikredilen sebeplerle. İlgürel. Daha sonra Kuyucu Murad Paşa bunu sindirmekte muvaffak olmuştur. c. Osmanlı Devleti'nin beyni olan Anadolu. II. sosyal. sh. I. 281-284.

330-343. 354. Cağaloğhı (Cigala-zâde) Sinan Paşa'nın dönme ve hâin olduğu ve Celâlî isyanlarına onun sebep olduğu şeklinde iddialar var. mezhep taassubundan kaynaklanan ve tek taraflı olan abartmalardır". Lala Mustafa Paşa zamanında vezirlik makamına getirilmiş ve özellikle İran ile yapılan savaşlarda büyük bahadırlıklar göstermiştir. 1608 yılında Göksün taraflarında Kalenderoğlu ile karşı karşıya gelmiş ve kuvvetlerini dağıtınca Kalenderoğlu destek aldığı İran'a sığınmıştır. Murad zamanında 1596 yılında kazanılan Haçova Zaferinde gösterdiği kahramanlıklar sebebiyle. Zaferden sonra kaçanları tesbit etmek üzere yoklama yaptırması ve 30. 3) Asıl problem olan Kalenderoğlu Pîrî veya Mehmed'e gelince. Elbette ki bunlar arasında masum olanlar da vardır ve bulunabilir.000 askerin dirliğini kesmesi ve hatta bir kısmını öl^ Cı n.000 küsur eşkıya öldürülmüştür. c. Bayburt'ta Murad Haniler ve Beyşehir'de ise Emîr Şâhî denilen eşkıyayı tamamen ortadan kaldırmıştır. aslında eski bir çavuş. Canbolad Oğlu'nun İstanbul'a teslim olmaya ve Dürzi liderlerini de kaçmaya mecbur etmiştir. Kısım I. Hoca Sa'deddin Efendi ve Kızlarağası Gazanfer Ağa'nın etkisi ile vezir-i azam olur. asker içinde büyük kargaşalara sebep oldu. Haçova zaferinden kısa bir süre önce ordu bozgunla karşı karşıya gelme ihtimali üzerine önemli sayıda askerler kaçmıştı. İstanbul'a gelmesinden korkulan Kalenderoğlu'nun üzerine gönderilen Osmanlı kuvvetleri bozguna uğramış ve komutanları öldürülmüştür. Tarihlerin kaydettiğine göre. 50. Oğlu Scipione Cicala 1560 yılındaki Cerbe zaferi sırasında İslâm gazileri tarafından esir edilmiş ve Kanuni'nin döneminde Enderun'a verilmiştir.pçtomaluştur.? 178 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİN'' dürmesi. tekrar İbrahim Paşa'ya iade edilir. Osmanlı Tarihi. Bu bozgun Ege'deki bir çok şehrin de yakılıp yıkılmasına sebep olmuştur. İtalyan asıllı büyük bir komutan olan Visconte di Cicala'dır. . Üzerine yürüyen Murad Paşa'dan çekinen Kalenderoğlu önce Ankara sancak beyliğini kabul etmiş. Ancak aleyhteki ithamlar tamamen. Bunlar doğru mudur? Cigala. Bu olay İstanbul'da duyulunca büyük heyecan uyandırmıştır. III. 101. Kuyucu Murad Paşa'nın üç sene süren bu eşkıya temizleme hareketi sırasında. Cigala-zâde Sinan Paşa'nın tenkit edilen üç ö-nemli kusuru bulunmaktadır: Birincisi. ancak halk kabul etmeyince yeniden isyan ederek ve de Canboladoğlu kuvvetlerinden kaçanları da çevresine toplayarak 30. Ancak 45 gün süren bu görev. p(1607). 4) Murad Paşa'nın görevi bununla da bitmemektedir. Uzunçarşılı. beylerbeyilik ve kaptan-ı deryalık gibi görevlere gelen ve adı da Müslüman olması hasebiyle Cigala-zâde Sinan Paşa olan bu zat. 1604'de isyan etmiş ve Anadolu Beylerbeyini mağlup ederek Manisa ve çevresini hâkimiyeti altına almıştı. sh. Daha sonra Yeniçeri ağalığı. Nitekim ona destek veren Tavil'in kardeşi Meymun ve benzeri eşkıyalar da neticede İran Şah'ına iltica etmişlerdir. III. Kovalamacalar sonunda Murad Paşa.siyle lı tertip |iı 1607 ta seli seHl I »tabî) İskenderun yakınlarında yaptığı muharebeyi kazanan Murad Paşa.000 kişilik bir kuvvetle Bursa ve çevresini yakıp yıkmıştır (1607). kethüda ve hatta mütesellim olarak görev yapan bu şahıs. t Dedesi İûijala. Tarihçilerin kaydettiklerine göre. Kısaca bir asra yakın Osmanlı Devleti'ni alt üst eden Celâlî isyanlarını Murad Paşa sona erdirmiştir.

Padişah olduğunda on dört yaşında idi. Fakat üç sene sonra iki devlet arasında savaş yeniden başladı (1615). Mehmed'in.İkincisi. İran savaşlarına gelince. böyle bir Osmanlı devlet adamını kullanmak istemiş olabilir. c. sert mizaçlı ve fazla tenkitçi birisi olması ve makamına uygun düşmeyecek şekilde.SULTÂN I. bu üç beğ Avusturya tarafını bırakıp tekrar Türklerle birlik olunca. Osmanlı tarih kaynaklarında. yıllarca uğraşarak ve yakaladığı . "Mahmûd H. VII. Papa'nın Fâtih'e gönderdiği mektuplar gibi olması da mümkündür. Nihayet 1612'de İranlılarla da sulh yapıldı. ailesi ve zamanındaki önemli hadiseler hakkında kısaca bilgi verir misiniz? mt rai (iş yaniı gibi o-di. lislâmSs Ha--E'. II. Cigalazâde'nin. onun ahlakı ile alakalı güzel şeyler söylenmese de. Böylelikle 15 yıldır sürüp giden Avusturya (Nemçe) harbleri sona ermiş oldu. AHMED DEVRİ 102. 178-179. c. 204-206. Ancak 1593'de kardeşi Carlo'nun İstanbul'a gelmesi ve ertesi yıl da kendisinin doğum yeri olan Messina'ya gitmesi bu çeşit dedikoduların çıkmasına sebep olmuştur100. Ahmed. Yani Papa. 111-112. Clement ve Cağaloğlu Sinan Paşa adlı eser yazarak bunu belgelerle ispatladığını ileri sürmektedirler. Osmanlı'nın Arka Bahçesi. TOVtA. Şâkiroğlu. 284. İOSHANLI ı/ı azleIrası ve rseîve '"in. Kuyucu Murâd Paşa. Tuna üzerindeki Zitvatorok denen yerde Osmanlılarla andlaşma yapıldı (1606). imparator sulha yanaşmak zorunda kaldı. Mevlüt Uluğtekin. Bu andlaşma Osmanlı Devletinin Avrupa'daki ilerleyişinin durduğunun bir vesikası olarak kabul edilir. Haçova Savaşına gelmediğini ileri sürerek Kırım Hanı Gâzî Giray'ı azlederek yerine acemi olan kardeşi Fetih Giray'ı getirmesi ve bunun da Kırım'da büyük kargaşalara vesile olmasıdır. Bir aralık anlaş100 Peçevî. III. İ. uzak durdun" gibi sudan sebeplerle insanları çokça tenkit etmesidir. Uzunçarşılı. İran şahı Büyük lakabıyla anılan Şah Abbas ile yapılan muharebelerde hiç de iyi neticeler alınmadı. c. Özellikle Osmanlı Devleti'ni Türk düşmanı dönmelerin istila ettiğini iddia eden ve Osmanlı Devleti'nin ümmet anlayışını tenkit eden bazı araştırmacılar. Türk düşmanı Papa VII. sh. Ancak kullandığına ve bu zatın da Hıristiyanlıkta devam ettiğine dair Osmanlı kaynaklarında bilgi bulunmamaktadır. Osmanlı Tarihi. Suitni bette ki i U devlet vfl) Sadra i Me üzer» 14 yaşında hükümdar olub 14 sene Padişahlık etmiş bulunan I. Roma 1898. ajanlığı ve Hıristiyanlığı ile ilgili tek kelime zikredilmemektedir. Yılmaz. Kısım I. Ahmed. sh. sh. 354. 22 Kânun-ı sânî 1603/18 Receb 1012 tarihinde babası yerine tahta çıktı. sh. Hândan Sultân'dan Manisa'da 18 Nisan 1590/22 Cemâziyelâhir 998 tarihinde dünyaya gelen oğludur.. ir. Kırım Hânı süvarilerinin Boğdan ve Eflak'ı tahrip ve Erdel memleketini de sıkıştırmaları üzerine. elemente VIII Sinan Bassa Cicala. sh. Bazı ithamlar için bkz. 22 «ve İtaBİLİNMEYEN OSMANLI 179 ma yapılır gibi olduysa da savaş gene devam etti. 357. III. Clement'in ajanı olduğunu. 1026/1617 yılında 28 yaşında vefat eylemiştir. Rinieri. Danişmend. 261-266. 525-526. XIV. Bu tür iddiaların ve hatta adı geçen kitabın. Cigala-zâde Sinan Paşa". 94-101. Osmanlı Tarihi Kronolojisi. bu konuda Rinieri adlı bir müellifin 1898 yılında VIII. Üçüncüsü ve bizce en önemlisi. "Yakın geldin. Celâlî denilen eşkıya yer yer Anadolu'yu kaplamıştı. 235. Tahta çıktığı zaman memleketin iç düzensizliklerinden başka Avusturya ve İran harbleri devam ediyordu. I. III.

Özellikle Venedikli Baffo veya Safiye Sultân diye bilinen siyâsî kadını Eski Saray'a göndermekle kadınların devlet işlerine fazla karışmalarını önlemiştir.Kösem Sultân (Mahpeyker Sultân). koyduğu ekberiyyet ve erşediyyet kaidesine göre. 3. "Ahmed I". Padişah.zorbaları kuyulara doldurarak Anadolu'yu temizledi ve halka geniş bir nefes aldırdı. Ahmed devri denilince akla gelen isimlerin başında. Kantemir. 6-Şehzâde Bâyezid. 180 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN C XV. Yazdığı şiirlerde Bahtî mahlasını kullanırdı. iki defa Osmanlı tahtına oturmuştur: Birincisi: Kasım 1617-Şubat 1618 tarihleri arasındaki 3 aylık saltanattır. Kendisi saltanattan uzak kalmak istiyordu ve Osmanlı kaynaklarının ifadesine göre. Cariyelerdendir. Sultân I. M. Ahmed zamanında Murâd Reis ve Halil Paşa gibi deniz kahramanları Türk donanmasına zaferler kazandırmışlardır. MUSTAFA DEVRİ 103. I. c. Mu'allim-i Sultân Mustafa Efendi ve Ahi-zâde Hüseyin Efendi'yi ve maneviyat erenleri arasında Aziz Mahmûd Hüdâyî Hazretleri. 47-53. muhitinin tesirine kapılan I.Hatice Mahfirûze Sultân. sh. Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi. Padişahların Kadınları ve Kızları. Saraydaki kadın nüfuzunu önlemiş. Ayn Ali'nin her iki Kanunnâme Mecmuasını da Kuyucu Murâd Paşa'ya takdim etmiş olması. Şeyh Abdülmecid Sivâsî ve Cerrah Paşa Şeyhi diye bilinen Şeyh İbrahim Efendi'yi zikredebiliriz. Kadınlar Saltanatı. "Ahmed I". 14Şehzâde Orhan. Uluçay. c. İstanbul'da At meydanında yaptırdığı ismi ile anılan (Sultanahmet CâmiM) yanındaki türbesine defnedildi (1616). 13. 2. Gençliğine rağmen. onun hukukî düzenlemeler üzerindeki fonksiyonunu da ortaya koymaktadır. TDVİA. sh.Fatma Sultân. c. Başta Muallim-i Sultanî Mustafa Efendi olmak üzere. 15-Şehzâde Hüseyin101. Celâlî İsyanlarını durduran. savaşlardan ve gailelerden ancak başını kurtarmıştı ki. 101 Peçevî. Sokullu ailesinden Mehmed Paşa. II. Mücteba. 10Ayşe Sultân. I. 161-164. Ayrıca Yıldırım Bayezid'den beri sürüp gelen nizâm-ı âlem için kardeş katli meselesini düştüğü suiistimal çukurundan çıkarması ve bu usul yerine. III. itimat ettiği değerli kimseleri devlet hizmetinde kullanmıştır. Ahmed vefat ettiği zaman. 3831. Ahmed Refik. 373-461. 7-Şehzâde Kasım. II. Murad'ın annesi ve Osmanlı Hareminin en namdâr kadını. ömrü vefa etmedi. Sultân Ahmed Câmi'ini o yaptırmıştır. III. D. devlet ve kanun nizâmının tesisi için yazılı ve fiilî tedbirler alan Vezir ve sonradan da Sadrazam olan Kuyucu Murâd Paşa gelmektedir. 279-283. Mustafa'nın zamanını kısaca özetler misiniz? Tamamen a-kıl hastası olduğu doğru mudur? cut değı-dır Ut XVISultân Mustafa. saltanatın sülaleden en büyüğe geçmesi yani ekberiyyet ve erşediyyet nizâmını koyması ve kardeşi Mustafa'yı öldürmemesi gibi önemli icraatları vardır. 178-183. Etmekçi-zâde Ahmed Paşa ve Sarıkçı Mustafa Paşa'yı. I. 5-Şehzâde Hasan. İlgürel.SULTÂN I. IV. Bunun üzerine II. ÇOCUKLARI: 1-Şehzâde Osman II. aklında hafiflik. 30-33. 8661. Baysun. 12. sh. I. Derviş Paşa ve Nasuh Paşa'yı. İA. c. Uzunçarşılı. Hoca-zâde Mehmed Efendi. sh. Osmanlı Tarihi. kadınlara âlet olmamıştır. 3-Şehzâde Murad IV. Cavld. re'yinde ve işlerinde isabetsizlik bulunması hasebiyle. I. Bir diğer önemli hizmeti de. c. Kısım I. kardeşi Sultân Mustafa tahta oturtuldu. I. kendi şehzadeleri henüz küçük idiler.Hân-zâde Sultân. Ahmed devrinin sadrazamları arasında Kasım Paşa. icraatında azimli idi. ZEVCELERİ: 1. sh. 2-Şehzâde Sultân Mehmed Hân. E. genç yaşında öldü. 116-126. 8365. 11. 9. nr. sh. Elbette ki bunu. devrinde yaşayan kanun-şinâs âlimlere borçludur. Genç Osman'ın annesi. o zamana kadar icra olunan Osmanlı Kanunlarını yeniden tertip ve tedvîn yoluna gitmiş olmasıdır. Öztuna.Sultân İbrahim.Burnaz Atike Sultân. Şiire meraklı idi. 290-346. 8-Şehzâde Süleyman. 4-Şehzâde Cihangir Hân. 37. Nâimâ. c. Ahmed. Devletler ve Hanedanlar. II. E. Osman'ın şahsiyetinden çekinen ve Kösem Sultân diye de bilinen Mâhpeyker Haseki'nin de etkisiyle.Fatma Haseki. meşhur âlimlerden Şeyhülislâm Sun'ullah Efendi. sh. diğer devlet adamlarından Cigala-zâde Mahmûd Paşa. devlet ve ilim adamları iç huzuruyla bi'atı . I.

Mehmed'in oğlu olan Sultân Mustafa'nın tesbit edilen kadını ve çocukları mev104. Farsça. Osman'ın ölümüne sebep olan yeniçerilerden ve Davud Paşa'dan halk rahatsızdır. III. Sadrazam Halil Paşa'yı yerinde bırakan Padişah. Trablusşam Beylerbeyi Yusuf Paşa ve Erzurum Beylerbeyi Abaza Mehmed Paşa. Osman'ı tahta çıkardılar. Kâim-makam Sofi Mehmed Paşa ve diğer yetkilileri ikna ederek hal'i için fetva aldılar ve I. Şeyhülislâm Es'ad Efendi. İlk işi 1612 Nasuh Paşa anlaşması ile sona ermiş gibi görünen ve ancak devam eden İran'la olan ihtilafı sona erdirmek oldu ve Eylül 1618'de anlaşma imzalandı. Tahttan sevinçle Eylül 1623 tarihinde ayrılan Sultân Mustafa. II. Üzerinde müessir olan üç şahsiyetten birisi Hocası Ömer Efendi ve diğeri de Kızlar Ağası Mustafa Ağa ile Süleyman Ağa idi. İkincisi. Sıra 1617 yılından beri devam eden Lehistan problemine gelmişti. Ahmed devrinde devleti tek başına yürüten Dârüssa'âde Ağası Mustafa Ağa. Ahmed'in oğlu olup Hatice Mahfirûze Sultân'dan Kasım 1604 yılında dünyaya gelmişti. Ancak II. yeniçerilere kin kusarak isyan etmişler ve çok sayıda yeniçeriyi de katletmişlerdi.yapamadılar. Osman. Ağustos 1623 yılında Sadrazamlığa getirilen Kemankeş Ali Paşa. 14 yaşında yani Şubat 1618'de tahta geçen ve Genç Osman diye de bilinen II. Kaimmakam Sofi Mehmed Pa-şa'nın yerine Kara Mehmed Paşa'yı getirdi. yeniçerilerin kazan kaldırarak II. Osman'ın katillerinin bulunması için baş kaldırdılar ve bunun üzerine Kasım 1622'de toplanan divan Davud Paşa'nın idamına karar verdi. Osmanlı kaynakları açıkça akıl hastası demek olan mecnun tabirini kullanmamaktadırlar. Sultân Mustafa'nın dünyevî saltanatı istemeyen bir hali olduğu kesindi.SULTÂN II.1 cı musibeti Sultân'danl gizliye İn m etmeye s Efendi <8 Mitimi Ihıed BİLİNMEYEN OSMANLI İSİ cut değildir. Aklının hafif. Osman. Hâile-i Osmaniye adı verilen Genç Osman olayını kısaca özetler misiniz? Hâile-i Osmaniye. II. İstanbul'a gelmek üzere hazırlık yapıyordu. Arapça. halk ayaklanmaya başlamış ve Şeyhülislâm Yahya Efendi'nin tavsiyesiyle Kara Davud Paşa azledilerek yerine Mere Hüseyin Paşa getirilmiştir. giderek aklı başına gelir deyü doktorların tedaviye devam etmeleri kaydıyla Şeyhülislâm Es'ad Efendi kavliyle amel olunmuştur". Mayıs 1622-Eylül 1623 yani 1. İkballeri vardır. tedbirinin zayıf ve saltanat koltuğunda dahi çocukça hareketlerde bulunan biri olduğu da doğruydu. XVI. Latince. Yunanca ve İtalyanca bilecek kadar âlim ve Fâris yahut Fârisî mahlaslarıyla şiir yazacak kadar da edibdi. Bu arada Saray'da bulunan şehzadelerin de öldürüleceği haberi alınınca. Ahmed'in oğlu II. Osman'ın büyük bir zulümle Mayıs 1622'de yani 4 yıl sonra tahttan indirilmesinden sonra. I.5 yıllık saltanattır. I. Veziriazam Davud Paşa kullanılarak Sultân Mustafa yeniden tahta çıkarılmıştır. Yalnız bir mikdar aklı hafif olup buna hapiste uzun süre kalması sebep olmuştur. Vezir-i azam İstanköylü Ali Paşa harp açılmasına taraftardı. Sipahiler. OSMAN (GENÇ OSMAN) DEVRİ 104. Seferden önce Rumeli Kazaskeri Taşköprülü-zâde Kemâlüddin Efendi'den fetva alarak kardeşi Şehzade Mehmed'i kati ettirdi ve ahım aldı. Osman'ın canına kıydıkları a-cı musibet demektir. İç karışıklıktan istifade etmek isteyen iç ve dış mihraklar Osmanlı Devleti'ni sarsıyordu. Bilindiği gibi. II. diğer erkân-ı devlet ise istemiyorlardı. Kadın efendileri bilinmemektedir102. . basiretiyle devlet adamlarını topladı ve Sultân Mustafa'nın saltanat koltuğunda kalmaması gerektiğine karar verildi. Ocak 1639 tarihinde vefat etti. Karışıklık devam edince sırasıyla Lefkeli Mustafa Paşa ve Gürcü Mehmed Paşa sadrazamlığa tayin olundu. Konuyu Solak-zâde'nin ifadeleriyle noktalamakta yarar görüyoruz: "26 yaşında idiler.

sh. Uzunçarşılı. Kayınpederi ve Şeyhülislâm Es'ad Efendi ile Aziz Mahmûd Hüdâyî Hazretleri şiddetle karşı çıkıyordu. fert olarak Müslümanların hac ibadetine engel olmayacaktır. III. c. Osmanlı Padişahları neden hacca gitmemişlerdir? Genç Osman'ın öldürülmesinde hacca gitmek istemesinin rolü var mıdır? hacca tercih < iken hacca s rilen ı idare etme l. sh. Evvela haccın farz olmasının şartlarını özetleyelim: Müslüman olmak. Devrinin sadrazamları arasında Halil Paşa. Bu sebeple fert olarak bir Müslüman. 127. Osman Orta Camiye getirildi. Pertev Paşa'nın torunu. II. 388-398. Kara Mehmed Paşa ve Dilâver Paşa'yı. II. Bu soru çokça sorulmaktadır. Burada yeni Sadrazam olan Kara Davud Paşa'nın talimatıyla kemend ile boğulmak istendi. Nişancı Okçu-zâde Mehmed Efendiyi ve ilim erbabından ise.Âkile (Rukıyye) Hânım.l{j manın ceı Aynı. 285-287.Zeynep Sultân103. Müslümanlar için farz-ı kifâyedir. Solak-zâde. mek evlâdır. Zira II. Osman bazı ıslâhatları yapmak niyetindeydi ve bu ıslahata tamamen bozulmaya başlayan kapı kulu ocaklarından başlamak niyetindeydi. ÇOCUKLARI: 1-Şehzâde Ömer. I. < kutbu Aziz t eylemiştir. hac yolu için hem gıda ve hem de yol masraflarını karşılayabilecek kadar zengin olmak. Osmanlı tarihinin en acı olaylarından biridir ve maalesef Kanuni'nin oğlu Şehzade Mustafa olayı gibi tarihin akışını değiştirmiştir. II. Osman'a kırılmışlardı. bu 102 Peçevî. haccın farz olduğunu bilmek. Cihâd. Ancak bu sorunun cevaplandırılacağı en güzel yer. (Mayıs 1622). 2. sh. 720-736. II. farz-ı ayn olan haccı farz-ı kifâye olan cihâda tercih edebilecektir. II. Ne yazık ki. 142-148. Şeyhülislâm ve kayın pederi Es'ad Efendi'yi. Kızlar ağası Süleyman Ağa ile Hocası Ömer Efendi padişahı hacca gitmesi için ikna etmeye başladılar. farz-ı . Osman'a fıkıhtaki bu f. Osman'ın öldürülmesi. I kadaradır. Hacca gitmesine. Budin Beylerbeyi Karakaş Mehmed Paşa şehid olmuş ve ordu moralsiz kaldığından istenen zafer elde edilememişti. Müslüman fertlerden farklıdır ve onlar için cihâd yani düşmanların hücumunu bertaraf ederek Müslümanların emniyetini sağlamak ve bunun için gerekirse savaşmak. Hoca Ömer Efendi ve Müezzin-zâde Mahmûd Efendi'yi özellikle zikretmeliyiz. Şeyhülislâm Es'ad Efendi'nin kızıdır ve hür kadınlardan nikâh ile evlenen nâdir kadınlardandır. 360-362.Ayşe Hanım. II. Süleyman Ağa ve Veziriazam Dilâver Paşa'nın başını isteyerek başta Rumeli Kazaskeri Yahya Efendi olmak üzere ulemayı araya soktular. askerler. düşmanın bertaraf edilebilmesi için hacca gidecek Müslümanlara da ihtiyaç olmasıdır. bir zamanlar Osmanlı Devieti'nin yükselmesine sebep olan yeniçeri teşkilâtının artık çürüdüğünün farkına varmıştı ve bu gerileme sebebini ortadan kaldıramadan vefat etti. II. 182 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN fitnenin başında Sultân Mustafa'nın Valide Sultân'ı bulunmaktaydı. II. Osmanlı Tarihi. Kısım I. yol emniyeti bulunmak. \ hedef olan ve 1 tamamen fıktımj istemezdik. akıllı olmak. Kantemir. açık bir düşman tehlikesi bulunmadığı müddetçe.". 3. ergen olmak. Sultân Mustafa'ya zorla bî'at gerçekleştikten sonra.Eylül 1620 tarihinde başlayan Lehistan seferi. Bu kısa izahlardan sonra. İşte bu noktada halife ve sultânların hükmü. Ekim 1621 tarihinde barış antlaşması ile sona erdi. Osman. Muvaffak olunamayınca. Hatta Halep. 698-699. cihâd. c. Osmanlı Padişahlarının neden hacca gitmediklerinin cevabını arayalım: 1) İslâm Hukukuna göre. 2-Şehzâde Mustafa. Osman askerlere ve asker de kara hadımların sözlerine inandığı için II. 105. sh. Fayda vermedi ve sonunda askerler isyan ederek Bâb-ı Hümâyun'dan içeri girdiler. Devreye kapıkulu askerleri girdi ve Padişah'ı hacca göndermek isteyen Ömer Efendi. c. Şam ve Mısır beylerbeylerine emirler göndererek Padişah'a sadık yeni bir ordu teşkili için gizliden gizliye hazırlıklara başlamıştı. Bunun tek istisnası. Osman'ın katli olayında bu sorunun cevabı da verilmiştir. ZEVCELERİ: 1. Yedikule'ye götürüldü ve maalesef Davud Paşa'nın nezâretinde orada şehid edildi. Osman meselesidir.

III. "Tuğî Tarihi=İbretnümâ. Devletler ve Hanedanlar. Hatta bu meseleden dolayı Padişah'ın askeri tahrik ettiniz tarzında tahkirine hedef olan ve sonradan Şeyhülislâmlık makamına gelen Yahya Efendi'nin ifadeleri de tamamen fıkhın ölçülerine uygundur: "Padişahım! Hâşâ ki. sh. sh. 127-148. Hz. Solak-zâde. sadece beytülmal dışında kendine ait malından haccın farz olacağını ve bu özür devam ettiği müddetçe ölünceye kadar hacca gidemeyebileceğini hükme bağlamışlardır. şahsî farz olan seleyi ı "Nlı manlarınn 2)B tutuklu olm edasını ı mahbuı y lından I gideme lişmedığı ve JıirTj hacca g. Sebebi budur ki. Allah yolunda cihad ve hacc-ı mebrûr cevabını vermiştir. 53-54. Uluçay. Caiz ki. İslâm Hukukunu bilmemek olur. sadrazam ve diğer devlet erkânının imzası ile gönderilen mektupta. Selim'e kadar gelenlerinin tamamı. Düşmanın ortaya çıkması ve düşmanların memleketi karıştırma ihtimali var iken. Peygamber'e hangi amelin daha faziletli olduğu sorulduğunda. Bâyezid Amasya'da vali iken hacca gitmeye niyetlenirken. Osmanlı Padişahlarının hacca gitmeleri gerektiğini düşünmek. bedeni sıhhatli olma şartını açarak. Osmanlı Padişahlarının II. sayı 43(1947). 362-388.". aksi takdirde düşmanın cesaretlenerek Müslümanlara saldırmasına sebep olacağını ikaz eylemişlerdir. II.ayndır. Aynı şekilde ısrarla hacca gitmek isteyen ve bu niyetinin bedelini canıyla ödeyen II. Şeyhülislâmlar fetva vermişlerdir. hemen gelip tahta geçmesi gerektiğini. Osman'ı fetvaya uyması için ciddi ikaz eylemiştir. Ancak içten gelerek bu niyetinizi istemezdik. I. günahımız varsa ol kadarcadır.". c. Bazan kamu haklarından olan bir mesele. *. Müslümanların canını. sh. yani cemiyete ait bir ibadettir. XI. sultân ve o manadaki devlet yetkililerinin de mahbus yani tutuklu gibi kabul edileceğini. Belleten. ömürlerinin yarısını Allah yolunda cihâd için seferlerde geçirmişlerdir.! BedlüaaıMJj 1991. sıhhatli olsa bile tutuklu olma veya kendisini hacdan alıkoyan zâlim idareciden korkmanın da haccın edasını engelleyeceğini ifade ederken. şahsî farzlardan daha ehemmiyetli hale gelmektedir. Osman'a. 2) Bazı İslâm hukukçuları. Günümüzdeki gibi ulaşım imkânlarının gelişmediği ve bir hac görevinin en az üç ay süreceği bir asırda. n# Sh. 285-287. neden Mısır'a kadar cihâda gidip de hacca varmadıkları da ileri sürülemez. Verilen bu fetvayı tasdik eden asrının kutbu Aziz Mahmûd HUdâyî Hazretleri de. oturup adi eylemek evlâdır. bu tarike gitmemişler.-tm lerinin yanı varmadıkta jj sefere gideni şah bir tutMBj duyduğu t Karamita g farz olm Ö! kendi Abdülai bunu d v^ c. 185. Mithat. sırasıyla. c. Uzunçarşılı. Nitekim halk ve asker arasında yayılan dedikoduyu özetleyen şu cümleler de meseleyi açıklamaktadır: "Nizâm-ı âlem içün padişahlar haccı terk ede-gelmiştir. sh. Öztuna. 699-720. hacca gitmeyi halka ve devleti idare etme işi olmayanlara bırakması icab ettiğini tavsiye etmişler. Kantemir. c. ulema duacılarınız eşkıyayı tahrik ede. c. Kaldı ki. Padişahların Kadınları ve Kızları. Sertoğlu. Kısım I. İşte burada da durum budur. sh. Osmanlı Tarihi. II. Allah'a ve Peygamberine iman. Sebebi bellidir. malını ve namusunu korumak hukukullah da denilen kamu haklarındandır. zira ordunun başında mücahid bir komutan olarak sefere giden . II. ecdadınız etmemişler. E İi BİLİNMEYEN OSMANLI 183 (se! hır hacca tercih etmeleri için. Memâlik-i Mahrûse'yi koyup gitmek hatadır.». ömürlerinin yarısını cephede geçiren Padişahların. Üzerlerine farz-ı ayn olan ve hukukullah mahiyetinde bulunan cihâdı ve nizâm-ı âlemin devamını. 489-514. Kayınpederi ve Şeyhülislâm olan Es'ad Efendi aynen şu fetvayı vermiş ve fıkıhtaki bu hükmü özetlemiştir: "Padişahlara hac lâzım değildir. bir fitne zuhur eyleye". MatıımS. İkinci Sultân Osman'ın Şehadeti Vak'asından Bahseder".

I. Bunun en müşahhas misâli II. IV. 1032/1623 tarihinde Veliahd Şehzade Murad. Devletin itibarı ve siyasi durumu da iyi değildi. . sh. c. nr. Ancak elimizde bunu doğrulayacak bir vesika bulunmamaktadır104. 55. sh. Erzurum Valisi Abaza Mehmed Paşa isyan etmiş ve eline geçirdiği yeniçerileri katletmeye başlamıştı. 2/a-b. asrın maneviyat reislerinden Aziz Mahmûd Hüdâyî'nin eliyle kılıç kuşanmıştır. 119 vd. Ancak kendi yerlerine bedel olarak başkalarını mutlaka göndermişlerdir. Sultân Murad. Hac Risalesi. İstanbul 1991. Murad'ın saltanat devresini iki ana bölüme ayırmak icab etmektedir: ¦"•' Birinci Safha: IV. Kısaca içeride celâlî denilen zorbalar ve dışarıda da İranlılar Osmanlı Devleti'ni sarsmaktaydı. Yeniçeriler çok fazla şımarmışlardı. Özetle Osmanlı Padişahlarına dinen bizzat hacca gitmeleri farz olmamıştır. Murâd kimdir? Hakkında çok dedikodu yapılan bu Padişahla ilgili biraz ayrıntılı bilgi verebilir misiniz? I.padişahla. Şeyhülislâm Yahya Efendi ve Kazaskerlerle de meşveret ederek. Sertoğlu.SULTAN IV. İstanbul 1995. Mithat. sh. Peçevî. IV. sh. haccın şartlarından olan yol emniyetini ihlal eden Karamita grubunun isyanı sebebiyle. II. Lem'alar. çocuk yaşta olmasına rağmen Sultân Ahmed'in en büyük ve erşed şehzadesi Murad'ın Padişah olmasını zaruri görmüşlerdi. Sultân IV. 453-465. 104 İbn-i Âbidin. Böyle bir durumda IV. Bu devre.. Süleymaniye kütp. Ahmed'in Mah-peyker (Kösem) Sultân adlı hanımından 28 Cemaziyülevvel 1021 (27 Temmuz 1612) tarihinde İstanbul'da dünyaya gelmiş oğludur. 212-213. Padişahın adamlarını katletmeye kadar işi vardırmışlardı. İslâm âlimleri. ancak devleti annesi Kösem Sultân ile Sadrazamlarının ve Şeyhülislâm ve benzeri devlet adamlarının yönettiği devredir (1032/1623-1041/1632). sh. 1093. sh. Bunun en önemli sebebi. sh. c. Hacı Mahmûd. 1032/1623 Ramazan Bayramında vâki olan ziyaretinde Sadrazamın rüşvet ve zorbalıklara göz yumduğunu Padi-şah'a iş'âr edince. 326/937 tarihinden itibaren 20 yıl kadar haccın farz olmadığını. sh. Sultân Osman'ın kanını isterim diyerek Genç Osman olayını bahane edip Devlete kan kusturmaktaydı. Mecnûnun yani akıl hastasının imameti yani Halife olması caiz görülmediğinden Padişah'ın hal'i gerektiğini ve oğluna dokunul-mayıp Saray'daki odasında göz hapsine alınacağını Validesine ilettiler ve 9 Eylül 1623 sabahı Sultân Murad'ı halife ve hükümdar ilan ettiler. Memlekette rüşvet ve yolsuzluk aşırı derecelere ulaşmıştı. MURAD DEVRİ 106. Hatta Enderun'daki altın ve gümüş eşya Darphâneye gönderilerek cülus bahşişi verilmeye çalışılmıştı. "Tûğî Tarihi". Dış ve iç hazineler bomboş olduğundan ocaklara cülus bahşişi bile verilememekteydi. 383 vd. 167-169. Sözler Yayınevi. Ebâ Eyyub'ül-Ensârî türbesinde. 167. Bediüzzaman Said Nursi. c. I. c. durumu öğrenen Sadrazam hemen onun da aleyhine geçmiş ve dürüst Şeyhülislâm'ı bir kısım yalan ve iftiralarla görevinden aldırarak yerine biraz da sakin tabî'atlı olan Es'ad Efendi'yi tayin ettirmiştir. Osman'a karşı askerin ve hatta halkın duyduğu tepkidir. II. Murad'ın ismen Padişah olduğu. Padişahın huzuruna kadar giren yeniçeri ağaları ve ocak çorbacıları. Bunu fark eden ve hakkı söylemekten çekinmeyen Şeyhülislâm Yahya Efendi. Nâimâ. Sultân Mustafa'nın şuurdan mahrum bulunması ve Devletin de Erzurum Valisi Abaza Mehmed Paşa'nın isyanı ve benzeri olaylar sebebiyle müthiş bir zaafa maruz kalmış olmasıydı. 8 küsur sene devam etti. Redd'ül-Muhtâr. Bu da devlet için büyük bir problemdir. Diğer tarafdan fırsatı ganimet bilen İran da Bağdad'da isyan çıkartmış ve hatta Bağdad'ı ele geçirmişti. Tecrübeli devlet adamı Sadrazam Kemankeş Ali Paşa. 493-514. Kantemir. Sultân Murad işbaşına geldiğinde. II. Tarihçe-i Hayat.. kendi şahsî ibadeti için üç ay memleketini yalnız bırakan padişah bir tutulamaz. çünkü yollarda anarşi yaşanabileceğini ifade etmişlerdir. Dördüncü Murad unvanıyla 11 yaşını 1 ay 15 gün geçe tahta çıkmıştır. vrk. Murad'ın tahta geçmesine vesile olan Sadrazam Kemankeş Ali Paşa da gururlanmış ve suiistimallere başlamıştır. Kantemir. Tarih. 127. Sözler Yayınevi. 184 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANÜ XVII. Ayrıca Sultân Abdülaziz'in gizlice tebdil-i kıyafet ederek hacca gittiği söylenmektedir. sh.

sadece Ahmed Paşa'nın öldürülmesiyle yetinmiyorlardı. Bağdad'da Bekir Subaşı'nın çıkardığı isyanı bastırmak üzere Bağdad tarafına serdar-ı ekrem ve sadrazam olarak hareket etti. Hafız Ahmed Paşa'nın işi zordu. zorbacı başı Receb Paşa'nın entrikalarının ardında mâzul Sadrazam Hüsrev Paşa'nın bulunduğunu biliyordu.» yolda vefat e' Sultân'ın büyük i Abaza MehmedJ Subaşı'nın ( zam olarak hart da azledildi. ancak yolda vefat etti ve yerine Diyarbekir Beylerbeyisi Hafız Ahmed Paşa tayin edildi.Böylesine sıkı devlet ricali • lere adı kari' yerek saklarr verilen Sadra. Murtaza Paşa'yı tavzif ederek Tokat'taki Hüsrev Paşa'nın ele geçirilmesini istedi. Murad. ayında çözdü ve Abaza'nın askerleri terhis olundu ve kendisi de İstanbul'a getirildi. Padişah'ın gözü önünde isyancılar tarafından öldürüldü ve Zorbacı başı Receb Paşa 1632 yılının bu zorlu günlerinde Sadrazamlığa getirildi. Abaza Mehmed Paşa'nın affedilip Erzurum Valiliğinde ibkası üzerine. ağabeyi Osman'ın kanı için mücadele eden bu komutanı Bosna Beylerbeyi yaparak taltif etti. Iran S kerterle onla1 mek İstendi. Abaza Mehmed Paşa'yı takip için Doğu Anadolu'ya kadar gelmişti. 1628 yılının 9. Verilen idam kararıyla hayatına son verilen Sadrazamın yerine tecrübeli devlet adamı ve Kubbealtı veziri Çerkeş Mehmed Paşa getirildi. İsteklerinin sonu gelmiyordu. Bağdad Valiliği Bekir Subaşı'ya verilerek mesele halledilmek istendi. bizzat Bağdad üzerine yürüdü. Bunun yerine muhteris.:" Hafız i. Ancak Bağdad'ı alamadı ve 1631 yılının onuncu ayında bu görevden azledildi. bardağı taşıran son damla oldu. Sultân Murad evvela. Es'ad Efendi'den sonra yeniden Şeyhülislâm olan Yahya Efendi'nin de bu görevden alınmasını istiyorlardı." birlikçisi o. İran Şahı Şah Abbas Bağdad isyanını körüklüyor ve hatta gönderdiği askerlerle onları destekliyordu. Nitekim alındı ve yerine Ahi-zâde Hüseyin Efendi Şeyhülislâmlığa getirildi. Büyük bir maharetle bu problemi.*:» karşı ok' IV. Paşa getirildi. otoriter ve becerikli bir komutan olan Dâmâd Hüsrev Paşa Sadrazamlığa getirdi. Büyük biti askerleri Mis t man'ın kanı ıçm ¦ seledeha. Maalesef bütün bu isyan tahriklerinde Nâibe-i Saltanat Kösem Sultân'ın da müdahalesi vardı ve isyancıları destekliyordu.. Zira IV. bizzat hükmedemiyordu. Ancak bu sırada İran Şahı Bağdad'da ikinci isyanı çıkarmış ve Bağdad üzerine yürüyerek burayı işgal etmişti. Hâkim devlet ricali ve annesi idi. Mesele de halledilmiş oldu. Ayrıca isyan eden zorbalar. Yerine ( isyanını basMMj yılında gorevdaıl Dâmâd Hüsrevf vardı. Yerine de yine Dâmâd Hafız Ahmed Paşa getirildi. Kösem Sultân'ın büyük kızı Ayşe Sultân ile evlenip Damad sıfatını da alan Hafız Ahmed Paşa. Yeniçeriye dayanan ve emniyet ve asayişi temin ediyorum diyerek epeyce zulümler icra eden Hüsrev Paşa. Murs isyana !¦¦ Sultân'ın Ga ı padişahla t Hafız / başı Receb fS Suî Hüsrev I Paşa'nın 5 olan YalifJİ Ahi-zâdtl Sultân H rilmesinll üzerine IS bilinen iift BİLİNMEYEN OSMANLI 185 I: Böylesine sıkıntılarla Padişah olan IV. Önünde Abaza isyanını bastırmak meselesi vardı. İyi bir komutan olmadığından muvaffak olamadı ve 1626 yılında azledildi.'iel1* emniyet ve ismi bizzat Bağdanı bu görevder. Sultân Murad. teslim olmadı ve sonra da . Sultân Murad. Murad'ın zorba başı dediği Damad Receb Paşa yeniçeriyi ve kapıkulu sipahilerini isyana teşvik etti. 19 Receb isyanı diye bilinen bu isyan neticesinde Hafız Ahmed Paşa. Gerçekten ikincisine sıra gelmeden hayatı sona erdi. Ancak bu da başarılı olamadı ve 1628 yılında görevden alındı. Bütün arzuları kukla bir padişahla devleti idare etmekti. Bu İran'la savaş yapılacak demekti. Zira hem Tokat'taki ma'zul sadrazam ve onun işbirlikçisi olan Damad Receb Paşa ile uğraşmak zorundaydı ve hem de İran Devletine karşı olan savaşı yönetecekti. Şeyhülislâm Yahya Efendi'yi görevden aldıran ve suiistimallere adı karışan Kemankeş Ali Paşa'nın Padişah'tan Bağdad'ın düşmesini yalan söyleyerek saklaması. Yerine Damad Halil Paşa ikinci defa sadrazam oldu ve yeniden patlak veren Abaza isyanını bastırmak üzere Erzurum'a gönderildi.

Evvela devlet toprakları üzerindeki emniyet ve asayişi temin etmeye başladı. İkinci Safha: IV. IV. Devletin idaresini ele alır almaz. Balıkesir çevresinde Solakoğlu diye bilinen İlyas Paşa. askerin siyâset ile uğraşmaktan işini yapamadığını. IV. ordunun savaşamaz hale geldiğini. Ağabeyi Genç Osman'ın ölümüne yol açan ve memlekette huzuru bozan zorbacıların elebaşılarını teker teker temizlemek oldu. işsizlerin ve de eşkıyanın toplantı yerleri haline gelen kahvehaneleri de hem kapatmış ve hem de yasağa rağmen içki içip sarhoş olanları gerekli cezalarla cezalandırmıştır. Bu fevkalade ikna edici konuşmayı dinleyen halk ve devlet ricali. Her iki hadiseyi de. Şimdi bunları da çok kısa olarak özetleyelim: 1) IV. Murad. Veliahd Şehzade Bâyezid Padişah yapılmak istendi. Küçük Ahmed Paşa'nın gayretleriyle ele geçirildi ve ortadan kaldırıldı. Allah'ın emrine ve Resûlüllah'ın hadisine aykırı hareket edenleri des-teklemeyesiniz. tütün yüzünden katle şer'î cevaz veren Şeyhülislâm sonradan idam edilince. bana itaat etmeyip celâliler ve haricîler mesabesindeki eşkıyaları desteklerseniz. halkın da duyabileceği şekilde tarihî bir nutkunu îrâd eyledi. tütün ekmeyi ve tütün içmeyi yasaklamıştır. devlete isyan etmiş kabul edip kati etmeye başlamıştır. Bunun üzerine Sultânahmed Meydanına toplanan isyancı askerler yeniden anarşi çıkarmak istediler. Murad 21 yaşına gelmiş ve çocukluk devresini bitirerek devleti idare edecek tecrübeye sahip olmuştu. Bunlardan Beyşehri. kendisi hakkında "Cezây-ı sezasını buldu" ifadesini kullanmıştır. Ancak Şeyhülislâmdan aldığı fetvayla bununla kalmamış ve çıkarılan yasağa uymayanları. sonra da Devleti tehdit eden başta İran olmak üzere dış tehlikelere yöneldi. Ancak Sultân Murad zeki davrandı ve açık bir divan yaparak âlimler. Sultân Murad. Cadı Osman ve benzeri eşkıya reisleri hemen idam edildi. "Allah'a. Murad'ın ilk yaptığı icraat. devleti bir avuç zorba ve hırsıza yedirmeye-ceğini. IV. rüşvrtl durumu beddu ecdadının r> . tütün yasağı ile yetinmemiş ve o devirde zorbaların. Tabanı Yassı Mehmed Paşa'yı sadrazamlığa getirdi. Son sekiz yıl Sultân Murad'ın asıl saltanat yıllarıdır. Padişah lehine çok büyük tezahürat yaptılar ve IV. şerî'ata. ipleri ele almaya başlamıştı ve hemen devleti tehlikeye sokan Recep Paşa'yı 18 Mayıs 1632 tarihinde idam ettirdi. aranızda tefrikaya mahal vermeyesiniz. ancak 186 BİLİNMEYEN OSMANLI BIUNtmuvaffak olunamadı. Anarşinin devletin temellerine girdiğini.öldürülüp halka cesedi teşhir edildi. Seydişehri ve çevresini kasıp kavuran Deli İlâhî. kendisine ve kanuna itaat etmeyen kim olursa olsun hakkından geleceğini bildirdi. Bunun üzerine Receb Paşa yeniden kapıkulu askerlerini tahrik ederek 20 Şaban ihtilali diye bilinen ikinci isyanı çıkarttı. Murad'ın asıl saltanat yılları başlamış oldu. Gürcü Rıdvan. Gerçekten Saka Mehmed. Ve sununla bağladı: "Sizin sadakatiniz şu vakit doğrudur ki. Ben ki. Arkasından "Habeşli bir köle dahi olsa başınızdaki âmirlere itaat ediniz" manasını taşıyan hadisi zikredip şerh etti. devlet ricali ve askerlerin huzurunda. Murad'ın ikinci ve asıl saltanat safhasıdır ki. Padişah. memleketin hali ne olur?". halifeyim. zamanın Şeyhülislâmı Ahi-zâde Hüseyin Efendi'den de fetva alarak. İstanbul'a getirilerek kati olundu. Aranızdaki müfsidleri barındırmayasınız. Solak-zâde. Murad. 2) İstanbul'da 1043/1633 yılında çıkan ve İstanbul'un yaklaşık beşte birini yakıp yıkan büyük yangın üzerine. bunu da bahane eden IV. Yine Lübnan ve Suriye taraflarında zulüm rüzgarları estiren Dürzi lider Maanoğlu Fahreddin ve oğlu Mes'ud da İstanbul'a celb olunduktan sonra 1635 yılında idam edildiler. Receb Paşa'nın katledilip zorbaların tasfiye edildiği 1041/1632 yılından başlar ve vefatına yani 1640 yılına kadar devam eder. O'nun Peygamberine ve sizden olan ülü'l-emre itaat ediniz" mealindeki âyeti okudu ve tefsir etti. memlekette kaybolan huzuru yeniden tesis etmek gayesiyle ve de eşkıyanın gözünü korkutmak için yaptığı ifade edilen 19 de.

Bunun 9 yılını ^ c u( sn. Solak-zâde. İkinci İran seferi ise. ancak kati olunmaz" diye bilinen kuralı çiğneyerek. 3) Sultân Murad'ın eski Osmanlı Padişahlarından farklı olarak yaptığı bir icraat da. c. Murad'ın şahsiyeti hakkında farklı dedikodular yayılmaktadır. günü yatağa düşen Sultân. Murad. sh. Cenaze merasiminde gazalarda bindiği üç atının eğerleri ters takılarak cenazenin önünde yürütülmesi. c. İznik ve Bursa taraflarına doğru düzenlediği teftiş seyahatinde. sh. 263-451. teessüfle Valide Sultân'a bir tezkire ile duyuran ve tezkiresinde "Kendülerini bedduadan sakınırız. III. Sultân Murad. Bağdad ve havalisi ise Osmanlı Devleti'nde kalmıştır. ulemâ sınıfından bazı insanları da idam ettirmesidir. Revan (Erivan) alınarak Tebriz taraflarına da akın yapılmıştır. 8. I. kardeş katline de karşı çıkan ve bunu bizzat Sultân Murad'a hatırlatan cesur bir ilim adamıdır. 1-452. Maalesef Sultân Murad.§ Revan'ı y Uzun s katılmış! sonra H netice Bu i ti'nde ta mû| düşen S üç atnf İslam:'1 10? Ji bir ini BİLİNMEYEN OSMANLI 187 kVe İki-\Sultân Murad. 107. 289-299. 4 ay ve 28 gün Osmanlı tahtında kaldı. Şeyhülislâmı Padişaha isyan hazırlığı suçundan idam ettirmiştir. 737-766. 1635 yılında yapılan bu sefer neticesinde. IV. o zamana kadar "Görevden azl olunur ve nefy olunabilir. ecdadının hürmet gösterdiği bu zümreye Padişah da hürmet göstere" ifadelerini kullanan Şeyhülislâm Ahi-zâde Hüseyin Efendi. ve III. On ay sürmüştür. bazı tarihçilere göre. Bu savaşta Osmanlı Sadrazamı Tayyar Mehmed Paşa şehid olmuştur. bütün Osmanlı arazilerinde yaklaşık 20. Murad. II.1640 tarihinde vefat eyledi. Nihayet tedaviler netice vermeyince. İslama kesin aykırı bir âdet de değildir105. Birinci İran Seferi. Murad'a ayrılmıştır (II. Artık. Konuyu özetler misiniz? I in l'ia Bağdad Fâtihi. Sâhib-kırân ve benzeri unvanlarla anılan ve ancak 28 yıllık bir ömür süren IV. Valide Sulan tarafından hemen menfi ithamlarla Padişah'a ihbar edilmiştir.2. IV. 4) Osmanlı Devleti'nin iç ahvâlindeki bu karışıklıktan istifade eden İran Şah'ı. 16 yıl. büyük bir karşılama ile İstanbul'a döndü. 1043/1633 yılında İzmit. Ramazan Bayramının 2. 398-487. siz kendilere nasihat buyurub âlimler zümresinin hayır duasını aldırasınız. Bu durumu. . Elbette ki bütün tasfiyeler sırasında bazı mazlumlar da zulme maruz kalmış olabilir. Umulur ki. Daha sonra Kemankeş Kara Mustafa Paşa'nın başkanlığında yürütülen sulh müzâkereleri neticesinde İranlılarla Kasr-ı Şirin Andlaşması yapılmış ve savaşlara son verilmiştir. Naima. Gâzî. Bu Şeyhülislâm. Bağdad Seferi diye bilinmektedir. Uzunçarşılı. Bu antlaşma ile Erivan ve Azerbaycan İran'da. IV.000 eşkıyayı ortadan kaldırmıştır. sadrazamları tarafından yapılan harekâtlar netice vermeyince. yeniden Bağdad'a saldırmış ve Bağdad'ı ele geçirmiştir. Kantemir.lâmP ihbarı idame Murad'aii 4)C niden6 yapılan lı lemistir I sefer n sürmüştür. Uzun süren bir muhasaradan sonra 1639 yılında Bağdad yeniden Osmanlı Ülkesine katılmıştır. İslâmiyet'te yok ise de. Ancak nikris hastalığına müptelâ idi. rüşvet iddiaları ve yolsuzluk ithamları yüzünden İznik Kadısını idam ettirmiştir. ciltler). Fâtih-i Bağdad unvanını kazanmıştır. sh. c. Zira 6 ciltlik bu tarihin iki cilde yakın bir kısmı IV. Revan Seferi diye meşhurdur. Padişah. Murad'ın dönemini incelerken temel kaynaklarımızın başında Naima'nın Tarihi gelmektedir. İranlıların Revan'ı yeniden ele geçirmeleri üzerine 1638 yılında Padişah Bağdad'a yürümüştür. bizzat kendisi İran üzerine iki ayrı sefer düzenlemiştir.

âsâyiş bozuktu. Hilelerin peşinde koşan Ali Paşa ile Yavuz'un veziri Pîrî Mehmed Paşa'yı kıyaslamak mümkün değildi. Ancak Yavuz'dan ayrıldığı iki önemli noktası mevcut idi: Birincisi.000 hicrî yılından sonra gelen Padişahların en büyüğü idi. 134. 1041/1632 yılına kadar selefleri gibi. Avrupa'daki haber alma teşkilâtını düzenleyerek Kanunî devrindeki duruma yükseltti. rakipleri durumunda bulunan Sultân Ahmed Camii Vaizi Sivâsî Abdülmecid Efendi ve Galata Mevlevîhânesi postnişini İsmail Dede'yi hürmetle dinlerdi. 630 vd. çok ağır şartlarda çocuk yaşında tahta geçti. Kısım."Vj "kurşun ve I elçinin gözü! olarak müH binasından 1 etmiştir. bir çok konuda yeni kanun ve usuller ihdas eyledi. Murad. Cavid. Ancak her konuda şerî'atın emirlerine uygun hareket ettiği ve kanun hükümlerini aynen tatbik eylediği de söylenemezdi. Eşkıyayı bertaraf edeceğim derken. cihanın en büyük vurucu kuvveti halinde düzenlediği ordu. Yavuz gibi cihangir olamadı. Uzun boylu. I. Mesela ehl-i tarikatın kısmen aleyhinde olan Kâdî-zâde Mehmed Efen-di'nin tesiri altında kalmasına rağmen. sh. Yavuz gibi 42 yaşında değil. derin zekâsı. En önemlisi de "çocukluğunda örnek bir hâkân hayatı yaşayan IV. Emir güne Oğlu Yusuf. fesâd şebekelerini ve zorbaları ortadan kaldırması.Osmanlı Tarihi. nr. Ona büyük kumandan. 185. IV. Osmanlı Tarihi. 188 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYdu validesinin niyabeti ile yürüttü ve Osmanlı Devleti için anarşi yılları oldu. r Ölümliı kıyla kabul} yarım asır t başlayacaktı. III. Tütün Yasağı için bkz. etrafına bir takım sefil insanları yaklaştırmasıydı. rütbesine lâyık olmayan bazı işlere teşebbüs eyledi. 148-206. saltanatı devraldığında. bizzat sürdürdü. maliye perişan ve hazine bomboştu. Zaten IV. c. nerdeyse hiç bir işe karışmadı. Fakat haklı söze gücenmez ve ilim adamlarının haklı mütalaalarından memnun olurdu. İkincisi. Maalesef Musa Çelebi. Naima'nın tesbiti ile 1. "Murad IV". Ancak hem askerlik ve hem de devlet idaresi sahasında büyük başarı kazandı. korku hissine tamamen yabancı olması. Murad'in dehâsı. Yavuz'u Yavuz yapan yakın devlet ve ilim adamları onun için vardı denilemez. BA. dışarıya karşı korkutucu şevkette bir devlet. Murad'in en çok tenkid edilen bu kusuru olmasaydı.. bazılarının da zulmen kanına girmiş olması ihtimali. büyük devlet adamı ve büyük diplomat demek mümkündür. Osmanlı Devleti içerisinde huzur ve asayişi sağladı.] sertliğinden \ larında Avı ps'dâ rpııhiffl . ordu disiplinini kaybetmişti.. Sohbetlerinde Yavuz gibi. yaygınlaşan zulüm ve suiistimalleri önlemiş olmasıydı. selefleri olan Padişahları unuttururdu ve bu zamana kadar onun gibi bir Padişah görülmezdi". Geriye kalan 8 yılını ise. sh. Devletin yularını eline aldı ve yedi sene kadar istediği gibi devleti idare etti. İki büyük sefere çıkan Sultân Murad. Ayrıca şahsiyetaftitibariyle dedesi Yavuz Sultân Selim'e benzetilmektedir. Baysun. İA. orduyu büyülemiştir. Bazan zulme varacak kadar sertti. VIII. her türlü meşakkate tahammül etmesi. kalın kemikli. ömrünün kısalığına sebep oldu denilmektedir. II. Silahdar Mustafa Paşa ve Bekri Mustafa gibilerin. gençliğinin ilk yıllarından itibaren hevâ ve heveslerini tahrik eden kötü arkadaşlarının yardımıyla (Silahdar ve Emir Güne oğlu gibi). Mühimme Defteri. 127 vd. Ancak 1632 yılından 1640 yılına kadar müdebbir bir devlet adamı gibi devleti idare etti. Aksun. Hatta 1043/1633 tarihinde Sultân Ahmed'teki mevlidde karşılıklı tartışmalar vâki olmuş ve Padişah her ikisine de hürmeti devam ettirmiştir. sh. Bu hususta çok misâller gösterilebilir. 85. c. zulmedenleri. sh. Çoğu meselelerde ecdadının koyduğu kanunlara fazla itibar etmedi. Siyâset kılıcıyla serkeşleri korkuttu. M. şişmanca vefl sinden uzağa i Naima. Vefat ettiği zaman hazinede 15 milyon altın ve bir o kadar da diğer servet vasıtaları bulunuyordu. Bazı zulümlerine rağmen. hep ehl-i kemal olsaydı. en büyük Padişahlardan biri olurdu denilen tarafı. En güzel tarafı. bazan ona şerî'ata uymayan işleri yaptırdıkları da nakledilmektedir. onun d ancak bazan om» gürzleri h •¦ öğrenmiş' '. Zira sadrazamlar liyakatsizdi. ıslâh edilmiş bir maliye bıraktı.

Bilhassa son zamanlarında Avrupa'ya yönelik akınlar yaparak. c. Rumeli ve Anadolu Kavağını. kervansaraylar. Kapukulu Ocakları. aslı astarı olmayan yalanlardan ibarettir106. Murad'ın saçlarını at kuyruğu gibi yaptığı ve benzen iddialar. . Güneydoğu ve Doğu Anadolu'yu hanlar. ancak bazan okka bir kilo karşılığında da kullanılmaktadır ki. Baysun. bu bir teşbihtir. Cavid. c. Aynı zamanda şair. ¦ •¦. yollar ve büyük köprülerle ihya etmişti.¦¦¦•¦ 190 BİLİNMEYEN OSMANLI . Aksun. -. VIII. 164. 346-350. Peçevî. 399 vd. Devrinin büyük okçularından okçuluk öğrenmişti. II. önce mızrak ve sonra da ok atarak.297-299. I. sn. Tarihçilerin naklettiğine göre. devletin hayatını ve büyüklüğünü yarım asır uzatmıştır. tesiri büyük oldu. 159162. sh. iki yerden deldi. yarım asır önce yıkılmaya başlayacaktı. 248 vd. Zira Hammer'in ifadesiyle. . İA. . sh. Daha 17 yaşındayken kendisini gören Venedik Büyükelçisi. Fırat'ın büyük kollarından biri hâlâ bu sebeble onun adıyla yad edilmektedir. Ayrıntılı bilgi Fâtih dönemi soruları a-rasında verilmiştir. Murad'ın Mûsâ Çelebi ile böyle bir ilişkisi olduğunu iddia edecek kadar ileri gitmişlerdir. ta'lik yazısı üstadı ve büyük bestekâr idi. Kantemir.. Muı yalanlardan! 108. Bu işi. Seyahatname I-X. 338. İç oğlan.. elçinin gözü önünde. Bağdad ve Revan Köşklerini o yaptırmıştı. Kİ mi lebi ten sarayının meo daha öl BİLİNMEYEN OSMANLI 189 şişmanca ve fakat çevikti. buradan gelecek tehlikeleri önledi ve Avrupa'da mühim bir savaş yapmadığı halde. zekâsından ve sertliğinden korkarak durumu Cumhuriyet Senatosuna bildirmişti. Ölümünün Batı devletlerinde memnuniyetle karşılandığı. Evliya Çelebi. Hastalık derecesinde ata düşkündü. Naima. IV. Ankaravî Mehmed Efendi eliyle yapmıştı. İstanbul 1314-1938. Topkapı sarayını teşkil eden üç kısımdan birisi olan Enderun'da yani İç Saray'da çalışan devşirme görevlilere. Eserleri ve hayratı ile de Anadolu hâlâ hatıraları ile doludur. yayını çektiği ok. IV. I-II.. "Murad IV". Ok Meydanı namazgahına minberi o koymuştu. IV. Bayezid Camiinin minarelerinden birinin altındaki hedefe isabet etmiştir. Merak edenler. I. 108. Timur neslinden Şâh-ı Cihan'ın elçisi Zarif Bey'in Hindistan Padişahından "kurşun ve kılıç kâr eylemez" diye hediye getirdiği gergedan derisi kaplı kalkanı. 107 Uzunçarşılı. M. 642 vd. Murad'ın cinsî sapık olduğuna dair iddialar hakkında ne dersiniz? Kaynakları yorumlamakta kasıtlı davranan bazı tarihçiler. Ayrıca Yeniçeri Ocağında da bir gurup için bu tabir kullanılır. c. Sel suları ile harabe olan Kavbeyi o tamir ettirmişti. Akgündüz. 106 Naima. c. o gelmeseydi devlet 1683'de değil. Öztuna. kalkan hatıra olarak müzelik eşya arasına koyuldu. sh.-•. I. onun kuvvetini İfade edebilmek için "200 okkalık (yani yaklaşık 600 kiloluk ağırlık eder. camileri ve diğer müştemilâtı ile birlikte Kazak taarruzlarına karşı yapmıştı. Konuyu daha önce bütün ayrıntılarıyla açıkladığımızdan burada tekrar etmeyeceğiz107. c. tüfek mermisinden uzağa düşerdi ve Hammer'in ifadesiyle attığı ciridin delmeyeceği madde yoktu."¦ . Osmanlı'da Harem. İsmail Hakkı Uzunçarşılı'nın Kapı Kulu Ocakları Kitabını inceleyebilirler. c. o zaman 200 kilo olur ve makul hale gelir) gürzleri kaldırabilirdi" demektedir ki. II.. III. c. bütün kaynakların ittifakıyla kabul edilmektedir. sh..Ki): ve I adıyla yad e Hamm IV. Enderun personeline veya diğer bir ifadeyle Devlet başkanlığı personeline denmektedir. Hammer'in ifadesiyle "paslanmış İslâm Kılınana kan ile su veren bir halife idi". Eski Saray denilen İstanbul Üniversitesi merkez binasından attığı cirit..

Ba'dehû ol biçare çıkub halâs buldı". eğlence ve sefâhet olarak anlatılmıştır ki. şer'an yasak olan şeylere. Bugün ifade ettiği manayla. rütbesine lâyık olmayan bazı işlere teşebbüs eyledi. Murad'ın alkolik ve sefih olduğuna dair iddiaları daha yakından inceleyebiliriz. "şakaya. Safiye Sultân ve Rukıyye Sultân dışındakiler. vBile' diyoruz: çünkü IV. Zira. Bunlardan Kaya Sultân. Bu zikredilen manada IV. M makamım| . IV. Murad. IV. I fark olsa g 110. tamamen yanlıştır. açıktan içki içtiği ve bir sarhoş olduğu söylenemez. melerden anta alemi yapıp e gizliye içki i etmek ile. Meşru dairede istediği ve başkasıyla evli olmayan her câriye ile beraber olması mümkün olan bir insanın. Ancak bunların açıktan içki kullandıklarına dair olan rivayetler de kesin doğru değildir. gayr-i meşru yollarla bir kadınla beraber olması mümkün değildir. Sefih olması hususundaki yanlış izahlar. selefleri olan Padişahları unuttururdu ve bu zamana kadar onun gibi bir Padişah görülmezdi". küçük yaşta vefat etmişlerdir. İkincisi. IV. Bir kısım yazarların IV. hep ehl-i kemal bulunsaydı. Sohbetlerinde. IV. Hatta birini bizzat ok ile vurub deryaya düşdükde helak oldu deyü geçdiler. i günden-günefi Değeri! t Onun için akta saptırıldığını d "Ramazan t küne inip (okçuluk» 01 sâhib-kırSngOlj Silahdar Paşa î tertip olundu. Maalesef Cumhuriyet döneminde yazılan tarih kitaplarının. Böylesine içki düşmanı olan bir Padişahın. Murad'ın sefîh olduğu iddiasıdır. özellikle gayr-i meşru kadınlarla düşüp kalkmaya ve içkili alemlere katılmaya denir. Gizlice içse dahi. meşru dairede hayat yaşamaları her zaman mümkündür. Gizlice ve buhran dönemlerinde içki kullansa bile. ancak bu kısım okunduktan sonra. Murad'ın içki içtiğini kesin bir şekilde bilmiyoruz. istirahat «I fazlaca içki içti. Murad. Murad'ın ve bütün Osmanlı Padişahlarının gayr-ı meşru kadınlarla beraber olmalarına ihtiyaç yoktur. Bilindiği gibi. 8u I gönlünü açmak k mak ve arzu'an h orada Fad-şahlara ft şiddetli hastalıktan^ Şimdi İki fazlaca içki I. IV. Bunlara bir örnek verip konuyu kapatalım: "Murad IV. Murad'ın Ayşe Sultân isimli bir hanımı ve karı-koca hayatı yaşadığı yedi sekiz de cariyesi olduğu nakledilmektedir. zevk ve eğlenceye dalma manasına gelmektedir. onun içkici birisi olduğu konusundaki izahlar gibidir. Murad'ın sefâhet içinde olduğunu söylemek tamamen yanlıştır ve hiç bir temel tarih kitabında. hep gayr-i meşru oyun. Bâyezid ve IV. nükteye. Fakat yine de gençliğinde böyle bir günaha girdiğini de ihtimal dahilinde görüyoruz. Osmanlı Padişahlarından I. Mty giderek. Ve bizzat kendüleri gece ve gündüzlerde gezüb buldukları sarhoşu kati ederlerdi. ılamrafe IV. Konuyu iki açıdan incelemek yerinde olacaktır: Birincisi. Bu konuda en doğru ifade Naima'nın şu tesbitleridir: "Çocukluğunda örnek bir hâkân hayatı yaşayan IV. Murad'ın içkici ve sarhoş olduğuna dair iddialardır. Zira teserrî dediğimiz cariyelerle. eğlenceye ve maalesef sefâhete düşkündü" demeleri. sefâhet.BİLİNMEYEN OSM/' 109. "MelâMb ve melâhîye" yani oyun ve eğlencelere düşkün olduğunu ifade eden Osmanlı tarihçilerinin bu beyânları. bundan pişmanlık duyduğunu anlıyoruz. 11 oğlu ve 4 kızı olduğu nakledilmektedir. Murad'ın sefîh ve içkici olduğuna dair iddialar hakkında ne dersiniz? Yıldırım Bâyezid ile ilgili sorularda uzun uzadıya konuyu incelediğimizden dolayı. Murad ile alakalı bazı kelimeleri ve tesbitleri yanlış yorumladıkları da bir gerçektir. içkici ve sarhoş biri olduğunu söylemek çok zordur. böyle bir şey kayd edilmemiştir. 15 lerini seyredil!. Osmanlı tarihçileri tarafından içki kullandıklarına dair nakiller bulunan iki Padişahtırlar. gençliğinin ilk yıllarından itibaren hevâ ve heveslerini tahrik eden kötü arkadaşlarının teşvikiyle (Silahdar ve Emir Güne oğlu gibi). hamre yasağ olub cümle meyhaneleri yıkdırub bu bâbda mübalağa olundu. "(Bir seferden) İstanbul'a dâhil olduklarında. Nitekim IV.

* özellikle <{r«j| virleri neten Üçiıım-îj zatrr N OSMANLI ı ne derı dolayı. |tt iddiaları ifan yasak i malî katılmaya »tamamen 'sef ve eğ-ppgayr-i îsraber ol-yat yaşananımı ve u ve 4 ı Sultân srçla evli fu yollarla BlhUSUılarına Hım şu |nâve i layık Mit »Hatta BİLİNMEYEN OSMANLI 191 "Murad IV. IV. 1 Şevvalde bayram tebriklerini kabulden ve Sinan Paşa köşkünde İç ağalarının türlü hünerlerini seyredip. Rüşvet ve suiistimallere karşı dürüst bir ilim erbabı olması hasebiyle bazı müfsidlerin telkini ile iki defa bu görevden alınmış ve dürüstlüğü anlaşılınca yeniden aynı göreve iade olunmuştur. 110. bu sefahat gecesinin ertesi günü hastalandı. Daha sonra At Meydanı'na nazır Silahdar Paşa Sarayına varub meydana ve etrâf-ı âleme nazır Köşk'de oturup hava aldılar. içki meclisleri düzenleyip sefâhet alemlerinde yaşadığını söylemek arasında fark olsa gerektir108. aynı zamanda büyük bir Divan Edebiyatçısıdır.". tövbeyi bozarak fazlaca içki içti. Bunlardan birincisi. istirahat etti ve akşam yemekte yakınlarının (Silâhtar ve Emirgûne-oğlu) teklifi ile. Ertesi günü durumları değişti ve şiddetli hastalıktan vücutları etkilenip zayıfladı. Murad devrinde yani 17 sene içerisinde üç önemli ilim adamı Şeyhülislâmlık makamını ihraz etmişlerdir. Yahya Efendi. günden-güne fenalaştı". Onun için aktarma yaptığı yeri. gül renkli kâseye bakmalarını rica ve niyaz ettiler. Değerli tarihçi hocamız Cavit Baysun'un bu bilgileri Naima'dan aktardığı çok açık. bütün tedavilere ve kan alınmasına rağmen. Kendileri mu'tâd üzere deryada Sinan Paşa Köşküne inip (okçuluk ve atıcılıkta) hünerli olan şahısların çeşitli (harp) oyunlarını ve eğlencelerini seyrettiler. biraz at koşturduktan sonra Atmeydanı'nda Silâhtar Mustafa Paşa'ya tahsis edilen saraya giderek. şevkini ve neşesini arttırmak ve gönlünü açmak kasdıyla. Murad'ın zamanında üç defa aynı makama getirilen Şeyhülislâm Yahya Efendi'dir. IV. Bu sırada Silahdar Paşa ve bazı özel sohbet arkadaşları. O gün orada Padişahlara yakışır şekilde zevk ve sohbet edüp Saray'a geldiler.Bunlard hülislâmYahyıfe lislâm Zekenyıls-olması i anlaşılınca! hülislâm'a e zamanda Wf İkincisi. . Acaba ileri sürülen iddialar doğru mudur? IV. Şimdi ikisini mukayese edelim ve kendi kendimize soralım: Acaba tövbeyi bozup fazlaca içki içtiğini hangi ifadeden çıkarabilirsiniz? Sefâhet gecesi manasını hangi kelimelerden anlayabilirsiniz? Hele hele Ramazan Bayramında bir Osmanlı Padişahının içki alemi yapıp eğlendiğini. bu satırlardan sonra nasıl iddia edebilirsiniz? O halde gizliden gizliye içki içtiğini ve ancak bu halinden pişmanlık duyarak tevbeyi arzuladığını ifade etmek ile. Büyük ziyafet tertip olundu. daha evvel de Şeyhülislâmlık yapan Şeyhülislâm Zekeriya Efendi'nin oğludur. biz de sadeleştirerek nakledeceğiz ve meselenin nasıl saptırıldığını daha rahat anlayacağız: "Ramazan Bayramında erkân ve a'yân el öpüp gittiler. Bu zat. Murad devri Şeyhülislâmlarına da dil uzatılmaktadır. Ol sâhib-kırân gül gibi açılıp handan oldular ve bir mikdar at koşturdular. Nefsin kuvvelerini ferahlandırmak ve arzulan harekete getirmek iddiasıyla hafif-meşrep arkadaş sohbetlerine onu teşvik ettiler. Elimizde Fetâvâsı da bulunan bu Şey-hülislâm'a edepsizlik itham edenlerin tarihten bi haber oldukları ortadadır.

BA. Acaba doğru mudur? İdam iddiası doğru değildir. Hasan Çelebi 50 okkalık barut macunuyla dolu 7 kollu. Hepsinde de başarılı oldu. "Bismillah" deyip kendini boşluğa bıraktı. Füze ile uçan ilk Türk'tür. Seyahatname. Evliya ( "Murad i elli okka baruU ve şâklrtlerlf mağa. c. c. Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesinde anlattığına göre. Çağatay. O gün İstanbul halkı deniz kıyısını doldurmuştu. Şöyle ki. 54-56. sh. Aksun. Kendini rüzgara bırakıp Üsküdar'a uçacaktı. IV. Osmanlı Devleti Tarihi. Kapukulu Ocakları. VIII. II. Şair ve edib bir zattır. Nev'î-zâde Atâî. 691-692. Vakâyi'ül-Fuzalâ. IV. Herkesi alabildiğine bir heyecan kaplamış. Hezarfen Ahmed Çelebi bu uçma denemelerinde Türkistan'ın Fârâb şehrinde olan İsmail Cevheri'yi örnek almıştı110. Uzunçarşılı. c. sh. Onun bu başarısından hoşlanan Sultân IV. Galata Kulesi'nin üstüne çıktı.. nr. sh. kendi îcadı olan bir fişeğe binerek yardımcılar» l önce hazırlamış c gösteri üzerine I Daha sonra I ölmüştür. İstanbul 1986. Padişahların Kadınları Ve Kızları. Hadâlk'ul-Hakaık. Nihayet beklenen an geldi. III. 159162. Herkes hayretteydi. Fişengi önünde c söyledi" d Bu Hezarfen'ln j diklerine c ne dair izahl dolayı ola iddia ettiği g ve teknolo tarihimize y Netice ( doğru taril Ancak I tâbi'ı Norveçli i kabul e 109 Naima. o uçuşunda bir planörcü gibi rüzgarın esişini dikkate almış. Hezarfen Ahmed Çelebi. Bu da doğru mudur? Lagari Hasan Çelebi. sh. Uluçay. kendini boşluğa atacak kahramanı bekliyorlardı. c. c. Cavid.. 346-350. Kısa bir zamanda mahşerî bir kalabalık toplandı. Hezarfen Ahmed Çelebi uçma tasarısını ilk gerçekleştiren bir bilgin olarak havacılık tarihinde yerini alırken. 939. sh. planörcülüğün de öncülüğünü yapmış oluyordu. I. 429-430. Evliya Çelebi. 914. Murad'ın kendi döneminde uçma denemeleri yapan Hezarfen Ahmed Çelebi'yi idam ettirdiği söylenmektedir. M. c. 164 vd. c. sh. 110-114. I. 111. 449. III. sh. . 1633 yılında IV. 297. c. 430. Hezarfen Ahmed Çelebi büyük uçuşunu yapmaya hazırlanmaya başladı. 338.. Ahi-zâde Hüseyin Efendi'dir. İdam edildiği ve deryaya atıldığı iddiası asla doğru değildir. ancak sürgün edildiği doğrudur. Peçevî. Vücuduna taktığı kanatlarıyla Boğaza doğru süzüldü. 112. II. Hezarfen Ahmed Çelebi Lodos rüzgarının da yardımıyla bir kuş gibi uçup İstanbul Boğazını geçmiş. Murad. sh. sh. Bütün bu şeyhülislâm olan şahsiyetlerin eserleri ve ne yaptıkları ortada iken. sh. tarihi tahrif olur109. 248 vd. Öztuna. Çünkü. 399 vd. Üçüncüsü de Es'ad Efendi'dir. Şeyhî Mehmed Efendi. Onun bu başarısını gören halk ona "bin fenli" mânâsında "Hezarfen" lâkabını taktı. Yılmaz. Murad. 213. Murad'ın kızı Kaya Sultân'ın doğduğu gece yapılan şenlikler sırasında füzeyle uçma hünerini gösterdi. ¦ 192 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMAİJj hayali olarak bunlara hilâf-ı hakikat şeyler isnâd etmek.İkincisi. 755-757. 420-421. füzeciliğin atası sayılmaktadır. İA. Üsküdar'daki Doğancılar'a inmişti. İbnül-EminSaray. İlk önce Ok Meydanından kısa mesafeli dokuz deneme yaptı. 108 Naima. sadrazam ve vezirleriyle birlikte Sarayburnu'ndaki Sinan Paşa Köşkünden olup bitenleri seyrediyordu. I. Hoca Sa'deddin Efendi'nin oğludur. Kantemir. ona göre uçmasını gerçekleştirmişti. bütün gözler Galata Kulesinin tepesine dikilmiş. Milâdî takvim 1636 yılını gösteriyordu. "Murad IV". c. I.. Murad'ın hükümdarlık yaptığı yıllarda Hezarfen Ahmed Çelebi adında bir Türk bilgini uçma teşebbüslerine girişti. Maalesef bu ihsanına rağmen "Böyle kimselerin bekası caiz değil" diye Cezâir'e sürgün ettiği ve orada vefat ettiği Evliya Çelebi'nin kayıtları arasındadır. Baysun. 642 vd. c. Füzenin kâşifi kabul edilen Lagarı veya Lagrî Hasan Çelebi'nin de i-dam edildiği veya Şeyhülislâm Yahya Efendi tarafından engellendiği söylenmektedir. Kadı ve müftülerin idamına karşı çıktığı ve özellikle kardeş katli meselesinde asla fetvaya yaklaşmadığı için bazı müfsidlerin tezvirleri neticesinde idam edilmiştir. I-II. IV. kendisine bir kese altın verdi.

Murad'ın vefatından sonra tek Osmanoğlu olarak tahta oturdu.. Önemle ifade edelim ki. . Hatta tam tersine. Halil.. c. "Türklerin İlk Uçan Adamları". ilim âşıkı Şeyhülislâm Yahya Efendi'nin böyle bir hadise ile alakalı ilmin ve teknolojinin aleyhinde bir fetvası da mevcut değildir. vücudunda bazı arızalara ve hatta tarihçilerin nakline göre şiddetli bir migrene yol açmıştı. doğru tarihimizi bilmeyenler. ilk uzay roketinin Türkler tarafından icad olunduğunu batıya kabul ettiren bir araştırma yapmıştır111. II. sh. Seyahatname. 548-549. Ayrıca bir takım müfterilerin iddia ettiği gibi. ¦ . Seyahatname.110 Evliya Çelebi. Bkz. "Padişahım. c. Ersoylu. bunların taltif edildiklerine dair izahlar vardır. Sultiıl.":-. II.y 113. Murad zamanlarında olan acı olayları da bizzat yaşamıştı. Döğen. Ahmed'in Mahpeyker Kösem Sultân'dan 1615 yılında dünyaya gelen çocuğu olan I. İsâ Nebî sana selam söyledi" diyerek şakaya başladı. Nisan 1981. misi Sulta::» cuğu ( tek Osmaıojıg Maalesef t ms rr b: gc 338. Sinan Paşa Sarayı önünde denize inmiştir. Sultân I. İsa Nebi ile konuşmağa gidiyorum" diyerek semaya fırladı. şayet bunlardan biri idam edilmişse. c. sipahi sınıfına yazdırılmıştır.-¦•. Müslüman İlim Öncüleri Ansiklopedisi. kendisi diğer Osmanlı Padişahları derecesinde tahsil ve terbiyesini tamamlamamıştı. 337-338. Bütün bunlar. Zira hayatını zindan gibi olan kendi dairesinde geçirmiş. Döğen. Sarayburnu'nda Hünkâr huzurunda fişenge bindi ve şakirtleri (yardımcıları) fitili ateşlediler.. ecdada ve tarihimize yapılan iftiralardan ibarettir. "Kişi bilmediğinin düşmanıdır" kaidesince. . 548-549. 670. 24 yaşında 1640 yılında ağabeyi IV.-:¦¦. Halil. Netice olarak şunu ifade edelim ki. I. sh. c.. 194 . orada Selâmet Giray Hanın yanında ölmüştür. 670-671. Murad tarafından mükâfatlandırılmış. . şahsiyeti ve zamanındaki önemli olayları özetler misiniz? Sultân I. Füzenin barutu bitince de daha önce hazırlamış olduğu kanatları açmış. "Türklerin İlk Uçan Adamları". Maalesef. Bu Lagarî Hasan elli okka barut macunundan yedi kollu bir fişek îcad eyledi. sh. sh. Yanında olan diğer fişekleri ateşleyip rûy-u deryayı çırağan eyledi. sh. Daha sonra Lagarî Hasan Çelebi Kırım'a gitmiş. İBRAHİM DEVRİ 113. Zemini bûs ederek. Ancak o sebebi de kesin belirlemek zordur. 14 Aralık 1998 tarihli Hürriyet Gazetesi.. Ancak Bediüzzaman'ın yerinde tesbiti ile "herkes kendi âyinesinin müşâhedâtına tâbi'dir". VVeekly Word News Dergisinin neşrettiğine göre. Osman ve IV. c. Norveçli âlim Roffavik. başka bir sebepten dolayı olabilir. İbrahim. Lagarî. O halde. I. ¦•¦. c. 337-338. . dört ağabeyinin idamını bizzat yaşadığı gibi.: . Tarih ve Edebiyat Mecmuası.". İbrahim.-. I. sh. ¦ . Ersoylu. "Padişahım seni Huda'ya ısmarladım. Fişengi kebirinin barutu kalmayınca zemine doğru inerken kartal kanatlarını açarak Sinan Paşa Köşkü önünde deryaya indi ve padişahın huzuruna geldi. Gazev BİLİNMEYEN OSMANLI 193 rek yardımcılarının ateşlemesiyle uçmayı başarmıştır. Kendisini tahta davet eden ulemâ.: •• ¦-'¦¦> '. Müslüman İlim Öncüleri Ansiklopedisi. Bir kese akçe İhsan olunup 70 akçe ile sipahi yazıldı. Seyahatnamesinde Roketle uçma olayını şu şekilde anlatmaktadır: "Murad Hân'ın Kaya Sultân isimli kızı dünyaya geldiği gece akika kurbanı şenliği oldu. Bu tür iddialar. Evliya Çelebi.¦-¦ . XVIII. I. tarihimize ve medeniyetimize düşman kesilmektedirler. Bu konudaki en önemli kaynağımız olan Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesinde ne Hezarfen'in ve ne de Lagarî Hasan Çelebi'nin. bu ilmî buluşlarından dolayı idam edildiklerine dair bir kayda rastlanmamaktadır. Bu gösteri üzerine IV. 44-46. sh.¦¦..SULTAN I. 44-46. II. Kendisinden başka Osmanoğlu mevcud değil idi. devlet ricali ve Valide Sultân'a mütereddit bir sima ile bakan ve saltanatta asla niyeti olmadığını ifade 111 Evliya Çelebi.

Murad gibi otoriter. aleyhle-rindeki bütün tahriklere rağmen. Ancak acele davranıldı ve Osmanlı ordusu Girit'ten çekildi. Serdârlık Kaptan-ı Derya Yusuf Paşa'ya verildi.BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMA'. 1644 yılında Anadolu Kazaskerliğine kadar yükselmiştir. devletin kadınların.1. ZEVCELi ve uzun yıllar1^ Valide Sulta ce Muazzez Sui Sultân (Telli \ alındı. Bütün bunlara rağmen. kendi hanımlarına aile fertlerinden daha fazla önem verir hale gelmesi. Ancak muvaffak olduğunu söylemek mümkün değildir. Biraz önce saydığımız olumsuzlukların başında da. Sultân İbrahim zamanında. Şeker-pare denilen musâhibeler gibi onu eğlenceye teşvik eden cariyelerinin fazla oluşu.| II. dürüst ve ciddi bir devlet adamı olan Kemankeş Kara Mustafa Paşa'nın veziriazam olmasıydı. Zamanın Paşa ve He. ancak Kandiye fethedilemedi.| riz. Zira IV. hem. işi çığırından çıkarmıştır. Saltanat günlerimde milletimi hoş hal eyle ve birbirimizden hoşnûd eyle" diye dua etmiştir. zaten yetişmemiş olan Padişah'a kanunları çiğneyerek bedava makamlar elde eden Safranbolu'lu Hüseyin Efendi'nin Hace-i Sultanî olarak tayin edilmesidir. 3-ŞehzâdeJ. devlet işlerine kadınların müdahalesi önlenememiştir. onu kadınların avucuna ister istemez itmiştir. BİLİNMEYEN OSMANLI . I. bütün bu anlatılanlardan Sultân İbrahim'in gayr-i meşru bir hayat yaşi tamamen farklı j Bütün bu olayl da gelirlerin az< Paşa'nın isyanıdır! Padişah bunların I Ağustosunda asilerini sonra asilerce i getirildi. Valide Sultân kısmen devre dışı bırakılmış ise de. Vezirliğe yükselen Yusuf Ağa ve sonradan Paşa'yı da ekleyebilirsiniz. annesinin ihtirasını bildiği için. Aleyhinde olan durum. Sultân İbrahim. Murad gibi fazla kadına düşkün değildir. Ibralftı*" gururdan uzak. bir kısım ehliyetsiz devlet adamlarının tahriklerine kapılan Sultân. Hazinenin gelir-gider muvâzenesini muhafazaya çalışmış. Hakkındaki sefihlik iddiaları doğru değildir. Önceleri. Cinci Hoca da denmektedir. lehinde ve aleyhinde olmak üzere iki durumla karşı karşıyaydı. Bunun en acı misâllerinden birisi. Kemankeş Kara Mustafa Paşa'yı 1644 yılında idam ettirmiştir. 1645'de Malta üzerine sefere karar verildi. diğer sultânlar gibi kendini fazla yetiştirememesi. annesi ve Valide Sultân olan Kösem Sultân'ın varlığıdır. sikke yani paranın değer ayarlamasını düzene sokmuş ve devlete ciddiyet getirmeye çalışmıştır. Önemle ifade edelim ki. fendi ve Abam Hüseyin Paşa. bu aleyhteki durumu daha da kötüleştiriyordu.Ayşe! Atîka Sultân18!" 114. I. ' eden Sultân İbrahim. İhtilâlin ı hülislâm Abdurı tarihinde hal' e Mehmed'e. Gençliğinde buhranlı bir hayat yaşaması. Sefer yapıldı. 7-Şehzâdej 11.e -IV. lislâmın. Ey Rabbım! Benim gibi zayıf bir kulunu bu makama layık gördün. 5Ayfe 1 Sultân. "Elhamdülillah. Katoliklerin zulmünden bıkan yerli Ortodoks Rumların Venediklilerden rahatsızlığından da istifade edilerek. İbra? I. Yusuf Paşa'nın rüşvet ve hediye düşkünü bir devlet adamı olduğu yönünde ithamlar vardır. Topkapı'dan Eski Saray'a göndererek bu dertten kurtulmak istemiştir. Buna rikâbdarlıktan II. Bunların tahriki ile Sultân İbrahim'de başlayan lüzumsuz samur merakı. "İki haille j şeklindeki edildi. 6. İbrahim'in cidden eksik olan yönleridir. s' <** Sarayı Ml:o( Devletler . sh. Şeyhülislâm Yahya Efendi'nin de yardımlarıyla. Maalesef. İbrahim'in ilk yıllarında devlet idaresini epeyce rayına koymuştur. maalesef bu kadın bulunmaktadır. W. Lehinde olan durum. 1645 Ağustosunda 45 gün süren Hanya muhasarası zaferle sonuçlandı. Maalesef. veya 7. I. ağaların ve ehliyetsiz kişilerin eline geçmesine sebep olmuştur. başta Valide Sultân olmak üzere. bu olumsuzluklardan sadece biridir. fe"j müttefiktirtolM kullanıldı ki Hasekisi j Kısım I. kadınların bu yakınlıklarını devletin imkânlarını çarçur etmekte kullanmaları. Kara Mustafa Paşa'dan sonra vezir-i azam olan Semin Mehmed Paşa da. 1646 yılında Deli Hüseyin Paşa serdârlığında 2. Osmanlı neslinin devamı için devamlı kadınlar tarafından özel hayata teşvik edilmesi. Bir ay sonra Şeyhülislâm Yahya Efendi'nin de ölümü. Padişahın aile hayatına düşkünlüğü. Ada ikiye bölünmüştü (1648). Hele Telli Haseki başta olmak üzere. tahta oturduktan sonra da. Mustafa gibi biçare ve III.

sh. Ancak başta Telli Haseki Hasekisi ve bazı musâhibeleri olmak üzere. Bütün bu olaylar. Nikâh ile kadınlığa alındı. 4. 4. Haseki. gururdan uzak. 12. hem şer'-i şerife ve hem de kanuna aykırı olarak bî'at edildi. E. Zamanındaki sadrazamlar arasında Kemankeş Kara Mustafa Paşa. n fahiştir. Sivas Valisi Varvar Paşa'nın isyanıdır (1647). Ağustos 1648 tarihinde hal' edildi ve bir odaya haps olundu. 235-245. sh. 3.Hüma Şah Haseki Sultân (Telli Haseki).195 Mm gibi irtbirbirij yanı niştir. (seden bici ıhta bir hayat yaşadığı anlaşılmamalıdır. I. Uzunçarşılı. 13-18. III.Gevher Hân Sultân. III. 15-Atîka Sultân112. Haseki. c. 6. sadrazamlığa getirildi. sh. c. IV. Devletler ve Hanedanlar. IV. Padişah olmadan evvelki stresli hayatın da tesiriyle. 257-258. Haseki olduğu sanılıyor. c. Penzer. sh. bu sultân için kullanılmamıştır. Kısım I. 2. E. İbrahim'in buhranlı bir hayatı bulunduğu. Mehmed'in annesi. atın ve I. Rus asıllı bir câriyedir ve uzun yıllar nâibe-i saltanatlık yapmıştır. çevresindeki bazı insanlar. Bunlardan biri de. 327-344. 8-Şehzâde Bâyezid. 1648 Ağustosunda asilerin isteği üzerine Sadrazam Hezar-pâre Ahmed Paşa azl edildi ve sonra asilerce öldürüldü. 7 Ağustos 1648'de henüz 7 yaşındaki IV. Burada iki durumu vuzuha kavuşturmak gerekmektedir: . II. İbrahim'e Deli İbrahim denmektedir. 4-Şehzâde Selim Hân. Süleyman'ın annesi ve câriye. Her zaman hatalarını kabul eden bir şahıstır. İbrahim hal'inden 11 gün sonra boğularak şehid edildi. Öztuna. olay duyuldu ve ihtilal çıktı. veya 7. 189. Osmanlı Tarihi. 6. mal düşkünü ve kıskanç olduğunu kabul etmektedirler. sh. II. I. 5. Ocak ağaları yeniden cuntalaşıp devleti soymaya başlayınca. 2457.Ayşe Sultân. sh. Ağaların adamı olan Sofu Koca Mehmed Paşa. 196 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMAN. sh. Gerçekten deli midir? I. Sultân İbrahim'in en çok sevdiği Haseki'si. 35-37. Yılmaz.Ümmü Gülsüm Sultân. Ahmed'in annesidir. Kadınlar Saltanatı. "İki halife bulunduğu zaman. Haseki. zayıf şahsiyetinden istifade etmişler ve tabir yerindeyse kanına girmişlerdir. 192-197. İhtilâlin arkasında nâibe-i saltanat olmak isteyen Kösem Sultân vardır. 5948. The Harem. c. Zira özel hayata düşkünlük ile. fitneyi önlemek için birini katlediniz" şeklindeki fetvasına dayanılarak I. 131-140. 5. 6-Şehzâde Ahmed II. Padişahların Kadınları ve Kızları. c. 206-239. II.Ayşe Sultân. 2-Şehzâde Süleyman II. sh. Semin Mehmed Paşa ve Hezâr-pâre Ahmed Paşa'yı. III. Kaptan-ı Derya Damad Fâzıl Paşa ve Nişancı Ahmed Paşa'yı zikr edebiliriz. II. sade-dil. I. 10. 9Fatma Sultân.Beyhan Sultân. 452-460. hırs. sh. Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi. 124. Padişah bunların haklarından gelmek istedi ise de. Mustafa ile ilgili söylenen hafif akıllılık gibi tabirler dahi. Şeyhülislâmlar arasında Zekeriya-zâde Yahya E-fendi ve Abdurrahim Efendi'yi ve diğer devlet adamları arasında Kaptan-ı Derya Deli Hüseyin Paşa.. 11. Mehmed'e.Hatice Turhan (Tarhân) Valide Sultân. 301-303. c. onun bu 112 Nalmâ. III. 7-Şivekâr Sultân. Kantemir. c. 114. ÇOCUKLARI: 1-Şehzâde Mehmed IV. sh. 56-65.Sâliha Dilaşûb Valide Sultân. Solak-zâde.Kaya Sultân. 7001-7002. Uluçay. mücevherli kayıklar yaptırması ve doğruluğu şüpheli olmakla birlikte sakalının tellerine inciler dizdirmesi gibi garip davranışları bulunduğu söylenmektedir. IV. 13. ZEVCELERİ: 1. 5Şehzâde Osman.Mâh-i Enver Sultân.Hatice Muazzez Sultân. nr. gayr-i meşru hayat tamamen farklı şeylerdir. Belgelerle Osmanlı Tarihi. israf ve bunun karşılığında gelirlerin azalması devleti sarsmaya başladı. 3-333. Kaynaklar onun kindar. Haseki'dir ve II. 14. Ahmed Refik. elmas gibi yüreği olan ve hassas yapıda bir insan olduğunda tarihçiler müttefiktirler. kendisinin mütevazı. 3-Şehzâde Murad. onda samur merakının aşırılığı ve bu yüzden samur vergisini koyması. Şeyhülislâm Abdurrahim Efendi'yi de yanına alan sadrazam tarafından. devlet idaresinde sıkıntılara yol açmış. Sonra Şeyhülislâmın. sh. 7-Şehzâde Süleyman. c. 766-773.

Şahsiyeti tam teşekkül etmeyen ve diğer Osmanlı Padişahları gibi eğitimi de mükemmel olmayan Sultân İbrahim. Murad zamanında şehzadeler idam olunmuş ve Osmanlı tahtı. Kaynaklar. Mehı kında bilgi» Osmanlı tali» i IV. asker ve özellikle de saray. ona istediklerini yaptırır hale gelmişler ve bu da devlet içinde karmaşaya. adi? ve idarî ıslahatı için yaptıkları ve yapılanlara olan teşvikleri. I. 243-244. İbrahim'in erkek çocuğu olmasını şiddetle arzu etmektedirler. Halbuki onun devletin asker?. anksite bozukluğu denilen nevroz türünde bir hastalıktır. Çağatay. Başta Telli Haseki olmak üzere. XIX. Bunlar doğru mudur? Maalesef kısmen de olsa doğrudur.\ ::iışah tayüz-l:. mu'teber Osmanlı kaynaklarında onun için Deli lakabı kullanılmamaktadır. Şubat 1999. Sultân İbrahim'in muhakemesinde ve idrâk melekelerinde bir bozukluk olmadığını. c. lüksler o sini batırma noktasına} da vatandaşı bezdirmişti alınca. Bu sebeple. sh. Mehmed. Valide Sultân başta olmak üzere. çevresi. Sultân İbrahim devrinin tam zevk ü safa devri olduğu ve bunda da Telli Haseki başta olmak üzere Saray Kadınlarının rolü olduğu söylenmektedir. mecburen gerçekten sıkıntılı bir hayatı bulunan I. «s1 lamak doğru değildir. aklı bozan cinnet türünde bir hastalık sayılmamaktadır. devlet gor iltiması ortaya çıkmış. Halk. meşru dairede de olsa. Hasekileri ve Saray'daki musâhibeleri./ yıllarını dört saüujiiif Birinci safln| i saltanat yani İti Ahmed Refs Kısım I. iyi bir eğitim görmemiş olması. 26-27. sh.-duğu |. III. Eğitim-Bilim Dergisi. Zaten hekimler de elem-i asabî teşhisini koymuşlardır ki. onun rahatsızlığı. bu da yaygın anksieteden başkası değildir. O zaman Deli İbrahim isnadı yanlıştır113. 298-334. uzmanlar belirtmektedirler.Birincisi. IV.:. Bilindiği gibi.i etI» plana bÇele-h-dan batı Una pjğu r. Uzmanların tesbitine göre.iıldl|-Kte-l'«at¦p BİLİNMEYEN OSMANLI . İbrahim'in sanıtff Bütün bu israflar. 115. İbrahim'in tahta çıktığı zaman hasta olduğu kesindir. M. isnad edilen bu sıfatın doğru olmadığına yeterli bir delildir. Zira kendisinden başka Osmanlı Hanedanına mensup erkek çocuk mevcut değildir. böyle bir hayatın neticesi olarak. rüşvet alıp vermeye ve hatta 113 Naimâ. g den alınan bazan görevy Buna I. ( tılmasına kadar varmış. suiistimale. devlet de sallar Buna acı bir mislin! rak Mısır Hazinesi \ şenmesini zikredebilip» hem de kendisinin 0* mak için şarttır. Acılı geçmişi. Psikotik ve deli değildir. Tarih Dünyası. şahsiyetinin oturmayışı ve bunlarla birlikte sorumluluk duygusunun fazlalığı. 1 Şubat ve 15 Nisan 1951 tarihli sayıları. 15 Temmuz-1 Ağustos. . "Sultân İbrahim Deli miydi?". Bu lakabı ilk kullanan ve çevreye yayan katlini arzuladığı Kara Çele-bi-zâde Abdülaziz Efendi ile Anadolu'nun huzuru için idam ettirdiği Şi'î isyancılardan Kesikbaş Emirgûneoğlu'dur. I. IV. kadınların dümen suyuna ister istemez girmiştir. zaten hayatı sıkıntılı olan Sultân İbrahim'in. İkincisi. onu bu hale sokan sebeplerdir. bazan da zulme serEyâletler ve sana yediye varan Hasekllf bilen hâinler de i: hale gelmiş. Devrinin şartları göz önüne alındığında. Bu hastalık. Sadrazama yazdığı hatt-ı hümâyûnları da bunu göstermektedir. çok sayıda câriye ile beraber olmasını teşvik etmişlerdir..:ne!ı : . "Sultân İbrahim Deli. I. Hasta mıydı?". Bütün bunlara rağmen.%ı| batılı yazarların fırsat:» değildir114. i 7 yaşına basmadan^ devlet işlerinden it yaşındaki ta Gâzî ve Kanuni'*" 3 tahtta kalmıştır. malî. sh.OSMANÎİJ3 116. Sefa. Sadece son zamanlarda kaleme alınan bazı kaynaklar. ısrarla bu lakabını ön plana çıkarmaktadırlar. Uluçay. Saygılı. onun zaman zaman hafakanlar içinde kaldığını ve yüreğinin sıkıldığını ifade etmektedirler. İbrahim'e kalmıştır. 15 Ağustos-1 Eylül 1950. Bu zevk ü salayı.

Mehmed. Başlarını Kara Murad A-ğa'nın çektiği ağaların hedefi. Bütün bu israflar. Osman Gâzî ve Kanuni'den sonra en uzun süre tahtta kalan Osmanlı Padişahıdır ve 39 yıl tahtta kalmıştır. kukla bir sadrazam durumundadır. altı yediye varan Hasekilerinin mal varlıkları senelik 100. İstanbul 1927. Bu da vatandaşı bezdirmiştir. 243-244. ehliyetsizlerin iş başına gelmesi vazifelerin açık arttırmayla satılmasına kadar varmış. 7 yaşındaki torununu tahta geçirmekle.. görevliler sık sık değiştirildiğinden dolayı tayin edilen ile görevden alınan bazan görev yerlerine ulaşmadan bir başka durumla karşılaşır olmuşlardır. 227-228. sh. Kösem Sultân'ın nâibe-i saltanat yani bir nevi padişah yerine padişahlık yaptığı dönemdir ki. Bu zevk ü safayı.000 kuruşu aşmış ve bunu fırsat bilen hâinler de devletin hazinesini alt üst etmişlerdir. İbrahim'in mehir olarak Mısır Hazinesi vermesini. Devleti ayakta tutan hazine. Osmanlı Tarihi.197 bazan da zulme sebep olmuştur. servetlerini arttırmak ve maalesef sefih sayılabilecek derecede hayatlarını yaşamaktı. İbrahim'i tasfiye etmekle. IV. IV. Kısım I. Bunları kullanan Kösem Sultân ise. 16 vd. Kendisini devlet işlerinden uzaklaştırdığı için oğlunun idamına dahi göz yuman Kösem Sultân. sh. Ertuğrul Gâzî. III. MEHMED DEVRİ 116. sh. Sofu Mehmed Paşa ise. kendisini Eski Saray'a süren ve hatta idamla tehdit eden I. Mehmed'in saltanat yıllarını dört safhaya ayırmak icab etmektedir: Birinci safha. tarihten ibret almak için şarttır. asker ve vatandaş üçlüsü yara alınca. I. 231-234. Osmanlı Hazinesini batırma noktasına getirince. lüksler ve bunu takip eden haksızlık ve suiistimaller. İbrahim'in Turhan Hatice Sultân'dan 1642 yılında dünyaya gelmiş ve 7 yaşına basmadan Ağustos 1648'de Padişah olmuş müstesna bir şahsiyettir. Sipahiler ile Yeniçerilerin Sultânahmed Meydanında karşı karşıya gelecek kadar isyan etmeleri ile sarsıldı ve 1649 yılında azledilerek kati olundu. Samur Devri. Zira bu döneme Ağalar Saltanatı da denmiştir. Mehmed.OSMANLI DEVLETİ'NİN DURAKLAMAYA BAŞLAMASI VE SULTÂN IV. Bu sebeple bazı batılı yazarların fırsatı ganimet bilerek anlattıkları gayr-i meşru eğlence tarzları doğru değildir114. Ağustos 1648-Eylül 1651 yılları arasında. işlerini ağalar eliyle yürütmüştür. Hasekilere paşmaklık olarak verilmeye başlanınca. c. sırasıyla Melek Ahmed Paşa ve Abaza Siyavuş Paşa'nın sadrazam olması da işi . hem ulemanın ve ocak ağalarının isyanına ve hem de kendisinin şehid edilmesine sebep olmuştur. devlet de sallanmaya ve cephelerde mağlubiyete alışmaya mecbur kalmıştır. Sofu Mehmed Paşa da. vatandaşa yeni yeni vergiler konmaya başlanmıştır. I. sh. Ancak arkasında asıl Valide Sultân Turhan Sultan'ın bulunduğu ve bir nevi halk isyanına dönüşen kargaşa bastı-rılamıyor ve Osmanlı Devleti kan kaybediyordu. Artık askerin maaşı verilemez hale gelmiş. Buna I. Ahmed Refik. istediğine kavuşmuştur. Uluçay. c. kesinlikle bugünkü anlamda gayr-i meşru eğlenceler olarak anlamak doğru değildir. Buna acı bir misâl olmak üzere. ailesi ve dönemindeki mühim olaylar hakkında bilgi verir misiniz? Osmanlı tahtına. Uzunçarşılı. sh. artık bu devre Samur Devri bile denmiştir. Eyâletler ve sancaklar. Atabekler ve Veliahdler gibi devleti idare etmek istedi ise de bu saltanatı.303-304. Meşru dairedeki keyfin suiistimali söz konusudur. Kadınlar Saltanatı. c. 198 BİLİNMEYEN OSMANLI BtLİNMEYFNi» ti'nin en acı günlerinden bir parçadır denilebilir. Bunun üzerine. Telli Haseki'yi nikahlayan I. İbrahim'in samur aşkı da katılınca. c. Çünkü Nâibe-i Saltanat olan Kösem Sultân. III. Nitekim bu hal. devleti tek başına idare etme emeline ulaşmış görünüyordu. Padişahların Kadınları ve Kızları. Ava merakı sebebiyle Avcı Mehmed de denen IV. onun isteği üzerine dairesinin kürkler ve samurlarla döşenmesini zikr edebiliriz. 56-62. şahsiyeti. devlet görevlerine gelmenin yolu olarak ehliyet yerine harem kadınlarının iltiması ortaya çıkmış. XIX. İslâm hukukunun aradığı şartların çoğunluğu bulunmadan gelen IV. tamamen usullere aykırı olarak Yeniçeri Ağası Kara Murad Paşa sadrazamlığa getirildi. Daha sonra. Osmanlı Devle114 Na'imâ. Kantemir. Bunları bilmek.

L Alı ». devleti Köprülü ailesi gibi asil bir aileye teslim etmekle. malî konularda tam yetkili olmak şartıyla. Bu ikinci safhada tek müessir olan Valide Sultân'dır. Mehmed'i öldürüp yerine Şehzade Süleyman'ı getirmek istemesi.değiştiremedi. Osmanlı Devleti'ne rahat bir nefes aldırtan Köprülü'ler devridir (Eylül 1656-Ekim 1676). Köprülü Mehmed Paşa (1656-1661) ve oğlu Fâzıl Ahmed Paşa (1661-1676). tecrübeli ve yaşlı vezir Köprülü Mehmed Paşa.. 1652 yılının Haziran ayında Tarhuncu Ahmed Paşa sadarete getirildi. IV. Tecrübeli müşavirlerinin şiddetli tavsiyeleri ile. evvela isyan eden Erdel Prensinin üzerine yürüdü ve Balkanlarda önemli başarılara imza attı. şirazeden çıkmıştı ve dış baskılar da artıyordu. birlikte Rus ordusunu dağıttı. Makam korkusuyla Girit Serdârı Gâzî Hüseyin Paşa'yı idam ettirmesi hatalı bir hareket olarak kabul edilmektedir. . Ancak Turhan Sultân.•alLir fer.-. Ağalar isyanı devam ediyordu. (1658). Köprülü Mehmed Paşa. 31 paşanın idamıyla sonuçlanan bu isyanı bastırdı ve Anadolu'da Celâli isyanlarının sonunu getirdi. Mehmed'in annesi olan Turhan Hatice Sultan'ın Nâibe-i Saltanat olduğu dönemdir. IV. p. Ancak devlet. '¦ eriyor. Böylece birinci dönem atlatıldı. Arkasından Anadolu'da Beylerbeyilerin de desteklediği ve tamamen sadrazamı hedef alan yeni bir Celâlî İsyanı başlamıştı. Kösem Sultan'ın IV. Üçüncü safha. Şâmî-zâde Mehmed Efendi ve lalası İbrahim Ağa müşavirliğinde Turhan Sultân idare ediyordu. Tamamen iflas noktasına gelen devlet hazinesine bir ayar verilmek üzere. Devleti. Baş Mimar Kasım Ağa. Artık Köprülü'ler devri başlıyordu. Ancak sonradan yaptıkları bunu telafi etmiştir. sonunu getirdi ve 1651 yılının bir Eylül gecesi Kösem Sultân öldürüldü. Eylül 1656'da sadrazamlık makamına getirildi. 1659'da Kırım Tatarları ile mi olmayışrafc mış old-. Eylül 1651-Eylül 1656 tarihleri arasındaki IV. Mehmed sadece olan bitenleri seyrediyordu. Vec idare:"? :îıanlı BİLİNMEYEN OSMANLI 199 ¦ ve ilerin ı ve (•olarak kilde h isyan ı falliI 15 olan »ayan I*-Isak . Yani bir nevi Osmanlı Padişahlığı makamında Padişah'ın annesi oturmaktadır. Girit'te devam eden savaşa yardımı da engelliyordu. Dertlere çare olamayınca. İçeride bu ihtilâllerin yaşanması. 1656 yılına kadar 10'a yakın sadrazam değiştirildi. Tarhuncu Lâyihası diye meşhur olan bütçesini hazırladı. kendisiyle birlikte Osmanlı tarihindeki kadınlar saltanatına son vermiştir. Koçi Bey. Bu dönemde aynı aileden iki sadrazam iktidara gelmiştir. Onun döneminde 1661 Temmuz'unda İstanbul'un üçte birini yakan büyük yangın yaşandı ve beş yıllık sadaretten sonra Ekim 1661'de Edirne'de vefat etti. Devletin hazinesini soyan ağalar saltanatına son verildi ve 39 ağa yakalanarak idam edildi. Murad'ı kendine model alan Köprülü Mehmed Paşa. Kanuni devrini yeniden yaşatmıştır denilebilir. İkinci safha. Uyvar fethedildi ve Erdel Osmanlı Devleti'ne bağlandı. Solak-zâde. devleti tek başına idare etmek ve Valide Sultân işe karışmamak şartıyla.

İçkiyi Osmanlı ülkesinde şiddetle yasaklamıştı. Bu barış tekrar bozuldu ve 16767 yılında imzalanan nihâî andlaşma ile sulh uzun yıllar devam etti. Venediklilerin ve Almanların başını çektiği haçlı kuvvetleri fırsatı ganimet bilerek. Bu arada devletin rükn-i azamı denilen Turhan Sultân Temmuz 1683'de vefat etmişti. 1672 yılında Kamaniçe Kalesi feth edilince. Maalesef. zaten ayağa kalkmış olan Avrupa'nın Almanya'nın yanında yer alacağını belirterek. 1663'de Almanlara karşı açılan harp 1664 yılının Ağustos Ayında Vasvar Andlaşması ile sona erdi. Fâzıl Ahmed Paşa döneminde başarılan işlerden biri de yıllardır devam eden Girit seferinin sona ermesi ve Girit'in fethedilmesiydi (1670). zafere koşamıyor ve maalesef Eylül 1686'da Budin düşü200 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİN1' yordu. Aynı yıl Fâzıl Ahmed Paşa vefat etti. sadece Yanıkkale'nın alınmasıyla yetinilmesini savunuyordu. Osmanlı kuvvetleri Budin'i çok iyi müdafaa ediyordu. 1680 yılında Çehrin'in alınması ile zaferle sona erdi ve bunu aynı yıl başlayan 2. IV. Aralık 1683 tarihinde IV. ancak Budin'de büyük kayıplar vermelerine rağmen yeniden toparlanan haçlı orduları. Almanya'nın taht şehri olan Viyana'nın alınmasını teklif ederken. Artık Osmanlı tarihinde kaht-ı rical devri başlıyordu. 1684 yılında Osmanlı Devleti'ne harp ilan ettiler. Kırım Hanı Murad Giray. Ukrayna meselesi yüzünden çıkan Polonya Harbi takip etti (1670). ilk problem olarak Ukrayna yüzünden patlak veren Rusya Savaşı ile meşgul oldu. Köprülü ailesini iktidardan düşürdüğü için Padişah'dan rahatsız olan Köprülü-zâde Fâzıl Mustafa Paşa ve benzeri devlet adamlarının gayretleriyle Kasım 1687 yılında hal' edildi ve ancak idam olunmadı. Kendisine Avcı Mehmed lakabını verdirten av ibtilâsı dışında. Süleyman tahta geçirildi. bu da 1681 yılında imzalanan Edirne Andlaşması ile tamamlanmış oldu. Viyana bozgunu.Yerine geçerek 26 yaşında sadrazam olan oğlu Fâzıl Ahmed Paşa da. Bu gelişmeler. Kara Mustafa Paşa'nın fikri ağır bastı ve onun serdârlığındaki Osmanlı ordusu 12 Eylül 1683 tarihinde Viyana önlerinde müttefik haçlı seferleriyle karşı karşıya geldiler. Bu. 1677 yılında Çehrin'deki zor kuşatmada netice elde edilemeyince. başını Kırım Hanı Murad Giray'ın çektiği diğer devlet ricali. Mehmed'in de katıldığı bu Lehistan seferinde. IV. I. Köprülülerden sonra sadrazamlığa getirilen bu büyük devlet adamı. Rusya Seferi takip ettiyse de. askerin sefih hayatının ve eski Osmanlı ordusunun olmayışının da büyük etkisi vardı. 160 yıl önce perişan oldukları Mohaç Meydanında Osmanlı ordusunu geriye çekilmeye mecbur ediyorlardı. Mehmed aleyhteki tahriklere dayanamayarak istika-metli sadrazamı azletti ve 50 yaşını doldurmadan idam sehpasına yollandı. Mehmed'i hasta etmişti. Rusya seferi. Osmanlı Devlet ricalinin ikiye ayrılmasıyla sonuçlandı. Bunu. 1676-1683 yılları arasında devam eden Merzifonlu Kara Mustafa Paşa devridir. Osmanlı Devleti için büyük bir itibar kazanılmasına vesile oldu. Bu mağlubiyette. şahsî sebeplerle ve neticeyi düşünmeyerek ihanet etti ve Türklerin elindeki Tuna Köprüsünden düşman askerlerinin geçişini uzaktan seyretti. Neticede 11 Eylül 1683 tarihinde beklenen hezimet geldi ve Osmanlı ordusu binlerce şehid vererek ve çok kıymetli hazinelerini kaybederek geri çekilmeye mecbur oldu. Artık 1071'den beri devam eden Müslüman Türk Milletinin cihad zaferleri sona eriyor ve Avrupa galebe çalmaya başlıyordu. hiç bir kötü alışkanlığı yoktu. Mehmed ve sadrazamı 1. Dördüncü safha. Sadrazam Kara İbrahim Paşa'nın beceriksiz idaresjndeki Osmanlı orduları. Liyakatsiz devlet adamlarının elinde perişan olan devletin hali IV. Hal'inden 5 yıl sonra Edirne Sarayı'nda Ocak 1693 tarihinde vefat etti. Varşova'da panik başladı ve aynı yıl barış andlaşması imzalandı. Kanuni'den beri gelip giden duraklama devrini resmen başlatmış oldu. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa. Bundan rahatsız olan ve tecavüzlere başlayan Almanlara da 1683 yılında harp ilan edildi ve IV. Rusya seferi için 1678 yılında yola çıktılar. Yerine II. Viyana bozgunu ile Karlofça Andlaşması (1699) arasında geçen 15 yıl Osmanlı Devleti için felâket seneleri oldu. Kahvehaneleri . Zitvatorok Andlaşmasının tekrarı mahiyetindeydi. Osmanlı tarihinin en ağır mağlubiyeti idi. babasının başarılarını sürdürdü. Mehmed'in de katıldığı bu sefer.

Buna Hanefi Efendi'nin verdiği cevap enteresandır: "Mezhebimiz hukukçuları olan Hanefi âlimleri. c. 10. c. 117. Ma'sum küçük de olsa tahta çıkar.Hatice Sultân. 334-465. c. Kısaca formalite icabı tahta geçen IV..kapatmıştı. Zira halifenin şartlarından biri de. bu durum kana. IV. Kendisi beş vakit namazını cemaatle kılıyordu. İslâm hukukçuları bu ve benzeri şartları. Tarih. ancak halife kabul edilmesi mümkün değildir. 237-494. halifenin kadı olabilecek sıfatlara sahip olması gerekir şeklinde özetlemişlerdir. aklı sıkıntıda olan I. IV. İbrahim'in hal' olunarak yerine 7 yaşındaki oğlu IV. İstanbul 1928. Ama aklı olmayan tahtta oturmaya 115 Na'imâ. İF de riilirokü I1 BİLİNMEYEN OSMANLI 201 devam ederse.5 cildlik yer tutmuştur. ZEVCELERİ: 1.Ümmî Sultân115. sonra da Turhan Sultân. Ankara 1943. 5154. ÇOCUKLARI: 1Şehzâde Sultân Mustafa II. Kısa bir süre tahsil görebildiği için diğer Osmanlı Padişahları gibi âlim değildi. 5-Şehzâde Süleyman. sh. Mustafa ve III. c. V.Fatma Sultân. III. Aklı başında olan küçüğün caizdir buyurdukları kitaplarımızda yazılıdır. sh. I. Osmanlı Tarihi. Mehmed'in 7 yaşında halife unvanı ile padişahlığa getirilmesi İslâm Hukukuna göre caiz midir? devaşerifü son1 etmeye t 118. 9. Devletler ve Hanedanlar. II. nâibe-i saltanat sıfatıyla işleri yürüttüğü gibi. Abdurrahman Abdi Paşa. Kadınlar Saltanatı. 1-295.Meh-pâre Emetüllah RâbPa Gülnûş Valide Sultân. Giritli bir ailenin kızıdır. sh.Gülnar Kadın. Tamamı. Mehmed'in geçirilmesi teklifi ile gelen âlimlerden eski Anadolu Kazaskeri olan Hanefi Efendi'ye. Ahmed'in annesidir.Fatma Sultân. I. nr. sh. 60 -¦ ¦ . baliğ ve mümeyyiz (âkil) olması yani tam ehliyetli olmasıdır. Mehmed'in cülusundan evvel Valide Sultân ile ilim adamları arasında geçen şu konuşma da teyid etmektedir. 7. Ravzat'ül-Ebrâr. Silâhdâr Tarihi. Ahmed Refik. Târlh-I Sultân Mehmed Hân-ı Râbi'. 65-70. TTK. sh. Bu sert hükümlere göre. 39 yıllık IV. ona bir şey öğretmek de mümkün olmaz. c. 2-Şehzâde Sultân Ahmed III. Öztuna. 239-242. 200-204. I.Siyavuş Haseki. Mehmed Süreyya. Siclll-i Osmânî. 3-Şehzâde Bâyezid.Kâniye Haseki. 1188. Gülnûş Sultân diye bilinir. Tamamı. c. E. Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi. 145. şer'-i şerifin hükümleri külliyen iptal edilmiş olur". Padişahların Kadınları ve Kızları. Valide Sultân'a. Bâyezid kütp. Mehed'in saltanatı yaklaşık 2. 4. Köprülü Mehmed Paşa ve benzeri sadrazamlar da icranın başı olarak devleti idare etmeye başlamışlardır116. Mehmed'in yerine önceleri Kösem Sultân. sh. 3. c. nr. Çocuğun. Kısım I. c. IV.! m iıl Mm Kanuni < geçmesi! Murâd w{ olan bu İt şah'tn * temek n Caiz değildir.305 vd. Karaçelebi-zâde Abdülaziz Efendi. U. 6. akıl hastasının veya kölenin halife olması caiz değildir. II. 2Afife Kadın. Silâhdâr Fındıklılı Mehmed Ağa. 8Emetüllah Küçük Sultân. E. sh. Kantemir. veziri işleri yürütür. Umumi Kısım. 4Şehzâde İbrahim. Bu konuda en ayrınıtılı kaynak durumundadır. cana ve ırza zarar verir. Uzunçarşılı. 5. c. Mehmed'in buluğa erinceye kadar sultân kabul edilmesi mümkündür. Nitekim bu manayı IV. Sofu Mehmed Paşa. II. aklı bozulan baliğ insanların saltanatı caiz değildir. IV. . VI Tamamı. Mısır 1248. c. Bu şekilde fetvalar verilüp maslahat tamam olmuştur. Uluçay. Tertip eden Faik Reşit Unat. Valide Sultân sormuştur: "Ama şimdi yedi yaşında ma'sumun saltanatı nice mümkündür?". .

Bilindiği gibi. 119. Kösem Sultân'ın eski dinine geri döndüğü veya iyi bir Müslüman olmadığı gibi yanlış manalar çıkarılmamalıdır. İbrahim'in hal'i ile alakalı âlimlerle yaptığı konuşma bu iddiaları reddeder mahiyettedir. 11 yıldan fazla Naibe sıfatıyla bir cihan devletini idare etti. Murad'ın gerçekten padişahlık yaptığı ikinci devrede de. El-Ahkâm'üs-Sultâniyye. Bu devre. İbrahim sultân olunca. IV. El-Ahkâm'üs-Sultâniyye. Buna karşı. Mehmed devridir. Ancak plan duyuldu ve Kösem Sultân 3 Eylül 1651 gecesi Padişah ve Turhan Valide Sultân'ın adamları tarafından boğularak öldürüldü. Saltanatı müddetince biriktirdiği servet ise. EI-Mâverdi. Fakirlere her zaman yardım ederdi. Osmanlı sarayına câriye olarak girmiş ve Müslüman olduktan sonra Padi-şah'ın kadın efendiliğine kadar yükselmiştir. Bunun yanında Kösem Sultân. Naima'nın ifade116 Naimâ. annesini dinlemedi. ElFerrâ. sadece şeklen padişah idi. Ancak I. Arkasındaki ağalarla birlikte devam ettirdiği idareye karşı halk ayaklandı. Murad'ın birinci saltanat devresi yani IV. "elli yıl devlet ve saltanat sürüp bütün işlerde tasarruf sahibesi idi". Dâr'ül-Hadisleri ve sebilleri bulunmaktadır. Süleyman'ı tahta geçirme planlarına başladı. Kadınlar Saltanatı. onun tahttan indirilmesinde ve hatta 10 gün sonra idam edilmesinde birinci derecede rol oynadı. 202 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMA siyle. Meh-peyker Sultân veya tüysüzlüğü yahut diğer hasekilerin önüne geçmesi sebebiyle Kösem Sultân diye adlandırılan I. kadınların da saltanata karşı ne kadar alakalı olduklarının delilleridirler ve aynı zamanda Osmanlı Devleti'nde kadın dört duvar arasındaydı şeklindeki itirazlara karşı da müşahhas bir cevaptır. Hayır eserleri arasında medreseleri. Bu iddiaların aslı nedir? Maalesef bu iddiaların bir kısmı doğrudur. c. IV. 325 vd. tahta geçen padişahların. 3) Kösem Sultân'ın devlet işlerini Padişah gibi yürüttüğü asıl dönem. mektepleri. Padişah tahtta olduğu vakitlerde de işlere karışmaya devam etti. II. hatta Saray'dan uzaklaştırıldı ve Rodos'a sürülmek istendi. IV. Mehmed'in asıl validesi olan Turhan Sultân başta olmak üzere. Oğlu Padişah olunca Topkapı Sarayı'na getirilmiş ve bir daha Eski Saray'a dönmemiştir. Her sene hapishaneleri dolaşır ve borçtan tutuklu olanları kurtarırdı. Bunun da sebebi. Saray'daki hanımlar daha etkili olmaya başlayınca. sh. Bu da doğru mudur? . 2) Diğer oğlu I. çok zayıf da olsa Kanuni devrinde Hürrem Sultân ile başlamış ve IV. Mehmed. İbrahim'e karşı tavır aldı ve bazı tarihçilerin yorumlarına göre. Mehmed'in annesi Turhan Sultân'ın devleti tek başına idare ettiği söylenmektedir. IV. Bütün bu anlatılanlar. 7 yaşında Padişah olan IV. Padişah İstanbul'da olmadığı zaman Nâibe-i Saltanat olarak işleri yürüttüğü gibi. Asıl işleri yürüten ise Valide Sultân sıfatıyla Kösem Sultândı. Valide Sultân sıfatıyla devleti idare etmeye devam etti. Murad'ın ismen Padişah olduğu. sh. dışarıdaki ağalarla ittifak ederek. 3 vd. torunu IV. Ahmed'in kadın efendisi. Asıl adı Anastasia ve babası da bir Rum papazı olan bu kadın. Osman'dan itibaren Osmanlı idaresinde kadınlar saltanatının başladığı ve bunun başını da Kösem Sultân'ın çektiği söylenmektedir. sh. ancak devleti annesi Kösem Sultân ile Sadrazamlarının ve Şeyhülislâm ve benzeri devlet adamlarının yönettiği devredir (1032/1623-1041/1632). 4. Fakat Sultân İbrahim'e başta en çok sevdiği Hasekisi Telli Haseki Hümaşah ve musâhibesi Şekerpare olmak üzere. tamamen hazineye devredilmiştir117. Valide Sultân ve hatta Nâibe-i Saltanat yani saltanatın vekili sıfatlarıyla devleti 8 yıl idare etti denilebilir. eski Osmanlı Padişahları gibi ehliyetli ve dirayetli olmamasıdır. 4) Bütün bu anlatılanlardan.. IV. 5. Bundan sonraki gelişmeleri şöylece özetlemek mümkündür: 1) IV. Mehmed'in Köprülü'leri iş başına getirmesine kadar devam etmiştir. IV. Artık Vâlide-i Şehîde veya Vâlide-i Maktule diye anılacaktı. Murâd ve I. iyi bir Müslüman idi. herkes bu durumdan şikâyetçiydi. Mehmed'i aradan kaldırıp yerine kardeşi II. Seyyid Bey. İbrahim'in de annesidir. 8 küsur sene devam etti. Maalesef bu hadiseler sebebiyle oğlu olan I. sh.118. Sadrazamları bile tayin edip istifalarını kabul edecek kadar devlet işleriyle iç içeydi.

Bu görüşlerini de esas alarak bir iki noktayı açıklamakta yarar vardır. Neticede Mimar Kasım Ağa ve benzeri basiret sahibi insanların tavsiyesi ile. III. Vâlide-i Muazzama unvanı ona aittir. O halde bu bozgun felaketinin de bir sebebi vardır. 107-123. Mührün üzerinde "Mazhar-ı Lütf-i Samed Vâlide-i Sultân Mehmed" yazılacak kadar iktidarı artmıştır. Zaten oğlu IV. Zira 1656 yılında devleti Köprülü'lere devredinceye kadar. V. 235 vd. Murad'ın Hasekisi Safiye Sultân tarafından başlatılan ve ancak inşası tamamlanamayan Yeni Cami. tam manasıyla bir Padişah gibidir. sadece. E 2457. Mehmed 7 yaşında Padişah olunca. Bu sebebi. Kösem ve Hürrem Sultân ile kıyaslanmayacak kadar iyi kalpli ve devletin selâmetini düşünen bir hanım efendidir. Oğlu IV. 120. Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi. 5948. Kadınlar Saltanatı. Sonradan kadın efendiliğe yükselen Hatice Turhan Sultân. kısmen de olsa onun zamanında da devam etmiştir. j hemen belirtelir "bu mertebe ı tedbirimizle elde I hezimete maruz k 2) Maalf pılmış ve henvj riayet ediln sini ısrarla| 3)1 acı meyv binince. ancak Hatice Turhan Sultân. dua ve hayra tahsis etmiştir. BİLİNMEYEN OSMANLI 203 cidi ile beraber onun eseridir. 1683 Ey] olabilir? M eumeı 1 'aıH Her musibeti bu bozgun felakel bazı taktik ve j Osmanlı Va k'arl Bu görüşler1 1) Bu sefa Topuyla tüfeğlyl tünlüğü mevaı lerine şükretn ve Ramazan şımardıkları ve j ifade edilmiştir. Ahmed Refik. sh. Allah"n bu . Kösem Sultân zamanındaki suiistimaller. Uluçay. Kör Süleyman Paşa tarafından Kösem Sultân'a hediye edilmiş ve daha sonra da Saray'da terbiye edilerek ve Müslüman olarak. sh. C. Mehmed de. Çanakkale'deki kaleler de mescidi ile beraber o türbesine defn olı 120. sh. 1683 Eylülünde meydana gelen Viyana Bozgununun sebepleri neler olabilir? Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın kabahati var mıdır? Her musibet bir cinayetin neticesidir ve bir mükâfatın da mukaddimesidir. 1) Bu sefere katılan Osmanlı ordusunun maddi hazırlığı son derece mükemmel idi. Topuyla tüfeğiyle ve de ordunun diğer donanımı ile düşman kuvvetlerine ezici bir üstünlüğü mevcuttur. tam 34 yıl Valide Sultanlık makamında kalmak üzere. I. dışarıların K Refik. c. nr. İbrahim'e câriye verilmiştir. Kadınlar WNLI 11651 tödü. 2477.Kısmen doğrudur. Osmanlı Devleti'nin o zamanlar ikinci protokolü olan makama geçmiştir. Hadisenin olduğu günlerde Osmanlı Vak'anüvis'i olan Silahdâr Mehmed Efendi bu noktayı çok güzel özetlemiştir. ibadet. Padişahların Kadınları ve Kızları. 1627 yılında Rus bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen bu güzel kız. IV. Kızlar ağası Uzun Süleyman Ağa ve Meleki Kalfa gibi çevresinin tesiriyle yanlışlıklar yaptığı da olmuştur. sh. devlet işlerini 1656 yılında Köprülü Mehmed Paşa'ya devrederek devletin gerilemesini en az 30-40 sene geciktirmiştir. c. Ancak asıl can damarını teşkil eden asker grubu. Kendisi de bütün vaktini. Kösem Sultân ile olan Nâibelik mücadeleleri başlamış ve ancak 1651 yılında Kösem Sultân boğdurulunca. aynı yıl reşîd ilan edilmiştir. 5659. III. Mehmed'in de annesidir. ' müşlervej gazi ruhu 4) t sinde I seferde ı tam ria 5)1 iki ayı t edem Hanı'nın r etmesi bu 117 Naimâ. 1683 yılında huzur içinde vefat etmiş ve Yeni Cami'deki türbesine defn olunmuştur118. Turhan Sultân'ın himmetiyle 1663 yılında tamamlanmıştır. 14. IV. Aziller ve tayinler artık onun hatt-ı hümâyûnu ile yapılmaktadır. Kara Mustafa Paşa'nın bazı taktik ve şahsiyet kusurlarına yüklemek doğru değildir.

¦¦•<. Çünkü I. yaşadığı kafes hayatının etkisiyle. Naimâ. insanların mal ve ırzlarına göz dikmemek olan Osmanlı askerleri. eski Osmanlı Padişahlarını andıran bir şahsiyeti yoktu. 1687 yılında isyancıların IV. 3) Osmanlı ordusu ve özellikle de vasıfsız insanların yeniçeri ocağına alınışları. Osmanlı tarihçilerinin Emir Süleyman dediği Yıldırım'ın oğludur. sh. askerin çokluğuna ve intizamına bakarak gurura kapılmış ve hem Kırım Hanı Murad Giray ve hem de Erdel Kralı Mihal'in ikazlarına riayet edilmemiştir. 124-149. 3831. kurmay heyeti. Onlar Yanıkkale'nin fethedilerek Viyana'nın gelecek yıla bırakılmasını ısrarla tavsiye etmişlerdir. XX. Kasım 1687'den Mart 1688'e kadar 4 ay süren zorbaların isyan hareketleri neticesinde. Her sene bir sadrazam ve serdâr değişikliğine gidiyordu. 4) Daha önceki gazalarda en büyük vasıfları. IV. Padişahların Kadınları ve Kızları. IV. c. bir kısım devlet adamlarının görevden alınması bahanesiyle isyan halindeydiler. Tekeli Ahmed ve Deli Pîrî gibi bazı zorba başları da istedikleri makamlara tayin edildiler. zorbacı başı Hacı Ali Yeniçeri Ağalığına. Silahdâr Tarihi. c. II. Venedik ve Ruslar dörtlü müttefikler halinde Osmanlı topraklarına saldırıyorlardı. Maalesef cezasını da ağır bir şekilde ödemişlerdir. Hatta sefer sırasında askerin ve hem de Recep. 239-242. III. Macaristan'da kan gövdeyi götürüyor ve General Caraffa eyâlet merkezi Eğri'yi 1687'nin son ayında teslim alıyordu. Almanya. ölürsem şehid kalırsam gazi ruhuna sahip olmanın önemi burada anlaşılmaktadır. İçerde devletin yaya kuvvetleri olan yeniçeriler ve süvari kuvvetleri olan sipahiler. Müslüman . Avusturya. Silahdar'ın ifadesiyle. Süleyman. nr. Ancak biz..nimetlerine şükretmesini bilmemiştir. "bu mertebe ihsan olunan büyük nimetlerin kadrin bilmeyüp bu kuvvet-i kahireyi kendü hareket ve tedbirimizle elde ettiğimizi zannettik ve Allah'ın lütfü olduğunu unuttuk. iş ciddiye binince. sh.SULTÂN II. ilk acı meyvesini Viyana bozgununda vermiştir. sh. Zira her musibet bir cinayetin neticesidir119. İslâm'ın tesbit ettiği usuller çerçevesinde harp etmek. 107-116. Sadrazam Siyavuş Paşa katledildiği gibi.' deyiz. 4849. harbin esasını teşkil eden atların kısmen bakımsız kalmaları ve komutanların taktik hataları ve nihayet Kırım Hanı'nın neticenin bu kadar vahim olacağını hesap edemeyerek Mustafa Paşa'ya ihanet etmesi bunlardan bazılarıdır. neticesinde hilâf-ı me'mul olarak bu hezimete maruz kaldık". İçerideki bu kargaşayı fırsat bilen düşman da dört cepheden Osmanlı Devleti'ne saldırıyordu. Viyana'ya gelinceye kadar elde ettikleri ganimetin ve servetin derdine düşmüşler ve asıl gazayı unutmuşlardır. Burada Kara Mustafa Paşa'nın fevkalade istikametli bir hayatı olduğunu hemen belirtelim. SÜLEYMAN DEVRİ 121. 2) Maalesef. Süleyman'ın şahsiyeti. 204 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNME. Ahmed Refik. Şaban ve Ramazan ayına rastlayan mübarek günlerde. nimetin şükrünü eda edecek yerde şımardıkları ve gayr-i meşru fiilleri işledikleri bizzat Osmanlı tarihçileri tarafından açıkça ifade edilmiştir. İbrahim'in Hasekisi Sâliha Dil-âşûb Valide Sultân'dan 1642 yılında dünyaya gelen ikinci oğludur. c. içte ve dışta buhranlı günler yaşamaktaydı. Taht Uğrunda Baş Veren Sultânlar. sh. Süleyman. İstanbul 1961. Süleyman ve Avrupalı tarihçiler ise. V. Askerin çokluğunun değil. sh. asıl sebebin manevi sebepler olduğu kanaatin118 TSA. maddi sebepler de vardır. II. 322-334. Mehmed'i tahttan indirmesiyle Padişah olmuştur. Uluçay. c. Süleyman derler. Çünkü askerin önemli bir kısmı. 116-117. ailesi ve zamanında Osmanlı Devleti'nin siyasi ve coğrafî durumu hakkında kısaca bilgi verir misiniz? II. Bunların başında iki ayı bulan muhasara sırasında askerin yorgun ve bitkin düşmesi. Kadınlar Saltanatı. 5) Elbette ki bütün bunların yanında. Hocaları Arabzâde Abdülvehhâb Efendi ve Celvetî Şeyhi Atpazarî Osman Fâzıl Efendi'den ciddi bir eğitim görmesine rağmen. Almanlar. Osmanlı tarihçileri II. Padişah olduğunda Osmanlı Devleti. Sultân I. bu seferde geçtikleri yerlerde ciddi tahribatlar yapmışlar ve İslâm'ın bu ulvi düsturlarına tam riayet edememişlerdir. sh.

İstanbul 1282. sh. Müstakim bir padişah olan II. 4. 16. yersiz bazı vergileri kaldırarak re'âyâyı memnun etmek oldu. c. Süleyman'ın küçüğüdür. İstanbul'a geldiğinde Padişah bizzat karşıladı ve sevincini belirtti. Padişah'ın hastalığından ve sadrazamın yaptıklarından rahatsız olan bazı çevreler. sh. Ancak Sofya'ya kadar gelen Padişah. i II t dünyayaJ padişaiıS Ti laşmakl beklemrtl şa'nın j Saadetü elden i ç-kas* I 119 Silahdar Fındıklı Mehmed Ağa. Çocukları yoktur. 17. ısrarla saltanatta değişiklik istiyorlardı. İbrahim'in 3.994-1016. Şeyhülislâm Debbağ-zâde Mehmed Efendi'nin tavsiyeleriyle Köprülü-zâde Fâzıl Mustafa Paşa'yı. Arkasından kendisi cepheye gitmek istediğinden. İstanbul 1928.bir şehir olan Eğri'yi her şeyiyle Hıristiyan bir şehir haline getirdi ve yüzlerce cami harap edildi. I. Yerine sadrazamın da tesiriyle küçük kardeşi II. "İkinci Viyana Seferi Hakkında".Zeyneb Haseki. Osmanlı Tarihi. nr. Nisan 1690'da Kanije'nin düşmesi haberi gelmesine rağmen. II. Aslında gençliğinde iyi bir eğitim alan II.Sülün Haseki. aynı zamanda meşhur bir hattat idi. Almanya seferine çıkmak üzere Edirne'ye gelen II. II. ağalar işlere karışmamak şartıyla sadrazamlığa getirdi (Ekim 1689). TOEM. Mora'yı Osmanlı kuvvetlerinin elinden alıyordu. bütün bu sıkıntılar karşısında. 8994. Eylül 1690'da Semendire'yi ve Kasım 1690'da ise Belgrad'ı geri aldı. sh. 5-Şeh-süvâr Haseki. sh. c. Süleyman burada vefat etti.Hatice Haseki. BtM yaptı Almanya s sadrazamın i ki. Silahdar Tarihi. 4-SÜI8M şehzadem/n olmamıştır. Bu arada fitne ateşi sönmüyordu. kendisi cephede iken Sultân'a etki edecek bütün ağaları devreden çıkarmak oldu. şahsiyeti. c. Ahmed. Kısım I. geri döndü. Sadrazam'ın ilk icraatı. Polonya (Lehistan) ve Rusya cephelerinde ise. II. Ahmed getirildi. I-VI. I. Avusturya cephesi kumandanı Yeğen Osman Paşa ile sadrazam İsmail Paşa arasındaki kavgalardan istifade eden Avusturya (Nemçe) kuvvetleri 1688 Eylül'ünde Belgrad'ı zapt ettiler. Burada Padişah'ın mührü ile samur kürkü aldı ve sefere devam . 391-433. 621 vd. serdâr Recep Paşa'nın mağlubiyeti. Aynı yıl Venediklilerin güçlü kumandanı Morosini de. Şer'-i şerife aykırı tek bir hali görülmemiş ve kimseye de kızmamış-tır120. Oğludur ve Hatice Mu'azzez Hasekiden 1643 yılında dünyaya gelmiş olup. Mehmed ve II. I Avusturya ( 1690'daM ni belirtti. Baş Kadın 2. orduda isyan belirtilerinin başlaması ve de Niş'in düşmesi üzerine. 1071-1075. Mehmed Arif. Kantemir. ömründe bir tek vakit namazını terk etmemiştir. 441-459. Tahta çıktığında sadrazam Fâzıl Mustafa Paşa. D. ailesi ve zamanında Osmanlı Devleti'nin maruz kaldığı önemli hadiseler hakkında kısaca bilgi verir misiniz? II. II. AHMED DEVRİ 122. Avusturya'nın sulha yanaşmaması ve diğer haçlı kuvvetlerinin de onlara destek çıkması üzerine Padişah sefere çıktı. Süleyman. BİLİNMEYEN OSMANLI 205 im 1:542 i* mak oldu. II. nr. Süleyman. 3. sh. Köprülü'nün etkisiyle padişah olduğu ve Haziran 1691'de tahta oturduğu bilinmektedir. Uzunçarşılı. Tarih-i Raşid. Mehmed Raşid. sh. XXI-SULTÂN II.^ bir hattatt terk eti tır121 122. Ahmed. Zevceleri şunlardır: 1. sancağı alarak Avusturya cephesine koşan Fâzıl Mustafa Paşa. 100'ün üzerinde cami kiliseye çevrildi.İvaz Haseki. kara gün dostu Kırım Hanı Selim Giray'ın kahramanlıklarıyla zafer Osmanlı Devleti'nin elindeydi. II.Behzâd Haseki. IV. Almanya seferi için Sofya'ya u-laşmak üzereydi. 6. III. Süleyman. Zira şehzadeliğinde çocuk sahibi olmasına müsaade edilmemiş ve padişahlığında da çocuğu olmamıştır.

Uzunçarşılı. RâbPa Haseki Sultândır ve Haseki Sultân diye anılmaktadır. 1 yıl sonra tekrar hücum etti ve Azak. Lügoş ve Şebeş Kaleleri feth olunarak Temeşvar'a kadar gelindi (Aralık 1695). Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi. Bazı devlet erkânının karşı çıkmasına rağmen Avusturya üzerine çıktığı 1. hazır bir zaferi elden kaçırmıştı. en âlimi ve en kültürlüsü idi. Ruslar tarafından işgal edildi. Valide Sultân'ın da devlet işlerine karışmayarak kendini hayır hizmetlerine vermesi onun için iyi bir imkândı. 295-576. Kara Mustafa Paşa ile Viyana önünde genç bir subay olarak . Öztuna. c. ailesi ve zamanında Osmanlı Devleti'nin durumu hakkında özet bilgi verir misiniz? Sultân II. 2. E. Mustafa 2. Padişahların Kadınları ve Kızları. 5-Şehzâde Abdullah. Arapça ve Farsça'ya mükemmel denecek kadar vâkıftı. 205-206. Venedikliler de boş durmuyordu.Hatice Sultân. Osmanlı kuvvetlerini epeyce 120 Silahdar Tarihi. c. IV. Mustafa. karşısında Savoie prensi Mareşal Eugen vardı. hem Fâzıl Mustafa Pa-şa'nın şehid olmasını ve hem de ordunun mağlubiyetini netice verdi (Ağustos 1691). Mustafa'nın katıldığı 3. XXII. Murad'dan sonra gelen Osmanlı Padişahları içinde en liyakatlisi. sayfada onun şahsiyeti anlatılmaktadır. sh. kalyonlar kaptanı Mezomorta Hüseyin Paşa eliyle tahta çıktığı ay aldı ve Sakız Adasından Venediklileri kovdu. Açık denizlere inmeyi hedef edinen Rus Çarı Büyük Petro. sh. II. Devletler ve Hanedanlar. Ahmed'in vefatının duyar duymaz.etti. Ancak bazı Osmanlı kurmaylarının Kırım ordusunu beklemeden serdarı taarruza erken başlamaya ikna etmeleri. Sakız'ın geri alınışını göremeden Edirne'de Şubat 1695 yılında vefat etti. Sakız Adasının geriye alınışını göremeden vefat eden amcasının intikamını. Belgrad'ı kuşatan Alman kuvvetlerinin Cafer Paşa tarafından perişan edilmesi ve Kırım Hanı Selim Giray'ın Erdel'e girmesi. Mustafa tekrar Edirne'ye döndü. Kısım I. Osmanlı Tarihi. Bu işgal İstanbul'u hüzne gark etti. 717-752. Azak önüne kadar geldi. II.SULTÂN II. anlaşma sağlanamadı. Bu arada sadrazam Bozoklu Bıyıklı Mustafa Paşa'nın serdar-ı ekrem olarak sefere çıkması. 206 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN 0S"MIW ümitlendirdi. 7004-7005.Âtika Sultân. sh. Bizzat kendisinin yazdığı Kur'ân'ı ve hatıra defteri ile meşhur olan II. 52 yaşındaydı. Köprülü-zâde'nin yerine vasıfsız bir devlet adamı olan Arabacı Hoca Kadı Ali Paşa sadrazam yapıldı ve Almanya cephesi serdarlığına da yaşlı vezirlerden Koca Halil Paşa getirildi. Türkçe'yi iyi bilen Kont Marsigli'yi sulh için gönderdiler ise de. Ancak II. II. Osmanlı ordusunun kahramanca müdafaasına ve Çar Petro'yu geri çekilmeye mecbur bırakmalarına rağmen. sh. Edirne'deki Veliahd Dâiresinden Hünkâr Dâiresine gelerek tahta oturmuş ve kendisine bî'at etmeleri için devlet adamlarını çağırmıştır (Şubat 1695). Lipve. IV. Uluçay. Özellikle 575. III. Seferde. Mehmed'in Emetüllah Gülnûş Sultân'dan 1664 yılında dünyaya gelen oğludur. Bu zaferin ardından II. Avusturya seferinde. c. Ancak haçlı kuvvetlerini arkasına alan Venediklilerin Eylül 1694'de Sakız Adasını teslim almaları İstanbul'u endişeye düşürdü. Mustafa. Çevresindekilerin ısrarıyla İstanbul'a dönüldü. c.Âsiye Sultân. Sultân II. Bu sıkıntıya dayanamayan II. Ancak düşman durmuyordu. 3. Kantemir. II. Saadet Giray Han'ın beceriksizliği ve Osmanlı kurmaylarının aceleciliği. 4-Şehzâde Selim. Amcası II. Ahmed. Çocukları ise şunlardır: 1. Nisan 1696 yılında II. MUSTAFA DEVRİ 123. Devlet meseleleri ile diğer iki ağabeyinden daha ilgiliydi. 494-531. Ağustos 1692 yılında büyük kayıplarla çekilmek zorunda kaldılar. sh. Sefer-i Hümâyuna çıktı ve Olaş Meydan Muharebesinde Avusturya Kralı Kral Elektör yenildi ve kaçtı. 70-71. Tek bir kadın efendisi bilinmektedir ki. nr. 6-Şehzâde Sultân İbrahim Hân121. Baden markisi Ludvvig'in kumandasındaki imparatorluk kuvvetleri ile Osmanlı kuvvetleri Salankamen'de bir araya geldi. 1691'e kadar devam eden savaşta Almanlar bazı yenilgilere maruz kalınca. Ahmed. Mustafa'nın ilk icraatı Elmas Mehmed Paşa'yı sadrazamlığa ve hocası eski Şeyhülislâm Feyzullah Efendi'yi de Şeyhülislâmlığa getirmek oldu. Papalık ve Floransa'nın desteğiyle Girid'e kadar gelip Hanya'yı kuşattılarsa da.

ile aynı prens bira İslâm âlemlfl biyle kan ağlı muhasara altına I etmelerine yorlardı. Macaristan'ın güneyinde yer alan Zenta'da Osmanlı ordusu ile karşılaştı. Venedikliler.01. I.1 İstanbul'da] ve Ağu: III. Mora Venediklilere. önce vezirliğe ve sonra da sadrazamlığa getirildi. 576-804. Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi. 753-781. tarihinde ilk defa. Andlaşma Avusturya. Kısım I. sh. Osmanlı Tarihi. II. Karadeniz Osmanlı Gölü olmaktan çıkmış ve Avrupa'daki hâkimiyet tamamen kaybedilmişti. Bunu İstanbul Andlaşması tamamlamıştır. 532-555.000'e yakın şehid vererek ve Padişah'ın canını da zor kurtararak mağlubiyet acısını tattı. 691. siz diyecekti. Buna rağmen 15 yıldır devam eden felâket yılları da sona ermişti. nr. 15. sh. Öztuna. c. sh. c. 26. . Ancak düşman da kendinden emin değildi. ancak Macaristan tamamen Avusturya'ya. Uzunçarşılı. Avrupa'daki üstünlüğün Osmanlı Devleti'nden Avrupalı Devletlere geçtiğini ortaya koyan ve Osmanlı Devleti'nin gerileme devrini başlatan ilk andlaşma imzalandı (Karlofça Andlaşması. Padişahların Kadınları ve Kızları. Alım Fiilen s Şeyhü katlr sahibi o lamıştır. Uluçay. iç problemleri çözebilmek için bir dizi reforma girişti. Hatta bu zaferin şımarıklığı 121 Sllahdar Tarihi. Azak Kalesini almakla yetinmiyorlar ve açık denize inmek için daha da ileri gidiyorlardı. Kantemir. Venedik ve Polonya ile devam eden 15 yıllık ve Rusya ile devam eden 9 yıllık savaşa son veriyordu. Üç devletle 25 yıllık sulh andlaşması imzalanırken Rusya ile sadece üç yıllık mütâreke imzalanmıştı. sh. Onun tezkiyesiyle sulh andlaşmasının murahhası Rami Efendi. D. Fakat onun da Feyzullah Efendi ile arası açıldı. 7172. Savaş sıkıntılarından kurtulan Osmanlı idaresi. Hanya'yı muhasara altına almalarına ve Bosna-Hersek cephesinde Osmanlı Devleti'ni rahatsız etmelerine rağmen. sında yer alan i Devletlere ı andlaşma nedlk ve I veriyordu. 7004.savaşan bu komutanın komutasındaki Avusturya kuvvetleri. İran da dahil olmak üzere. Osmanlı Sadrazamı Amca-zâde Hüseyin Paşa ve Reisül-Küttâb (Dışişleri Bakanı) Rami Mehmed Efendi'nin gayretleriyle. Osmanlı Padişahı artık Avrupalı devlet başkanlarına sen değil. azli için uğraştı. Bunar Sava. sh. Kamaniçe merkezli Podolya Eyâleti Lehlere ve 1700 yılında yapılan ilave İstanbul Andlaşması ile de Azak Ruslara teslim ediliyordu. M da nıkâlıaUl BİLİNMEYEN OSMANLI 207 ile aynı prens bir ay sonra Bosnasaray'a hücum etti ve burayı harabeye çevirdi. LehlS Azak Kalesini i İşte böyle bir I (Dışişleri Bakanı).1699).E. Maalesef Eylül 1697 yılında Padişahın baş komutan olduğu bir Osmanlı ordusu. c. Ruslar ise. Devlet idaresinde Şeyhülislâm Feyzullah Efendi'nin etkisi görülmeye başlandı. III. Osmanlı ordusunun bu mağlubiyeti sebebiyle kan ağlıyordu. Mora'yı kaybedecekleri korkusuyla Viyana'yı sulh için teşvik ediyorlardı. Devletler ve Hanedanlar. Belgrad'ın 65 km kuzeybatısında yer alan Karlofça'da. II. Yeni sınırlar kontrol altına alındı. Devletin müesseseleri yeniden tanzim olunmaya başlandı. c. 207-208. İşte böyle bir havada.'! merkezli I de Azak I pa'dakl I n irken tamamlaı çekti. Lehistan bütün gayretiyle Kamaniçe'yi almak için uğraşıyordı.i dizi reforma | tanzim olt görülmeye I önce i arası açı ve deı getirmesi w!»i nevi I Edirne'de! sebep 1. İslâm âlemi.

hattat.Sâliha Sebkatî Valide Sultân. 11Emetüllah Sultân. aile hayatı ve zamanındaki önemli olaylar hakkında kısa bilgiler verebilir misiniz? III. 9Fatma Şahin Hâtûn. ZEVCELERİ: KADIN EFENDİLERİ: 1. çok büyük hakaretlere maruz bırakıldıktan sonra kati olunmuş ve cesedi de Tunca Nehrine atılmıştır (Eylül 1703). Prut Seferi diye tarihe geçen bu savaşta Osmanlı ordularının komutanı sadrazam Baltacı Mehmed Paşa Serdâr-ı Ekremliğe tayin edildi. Başbakan Baron Şafirov vasıtasıyla çok değerli mücevherlerini hediye gönderdi ve sulh andlaşması yapılmasını arzuladı.Rukıyye Sultân122. Feyzullah Efendi. Mustafa'dan itibaren başlamıştır. âlim. 4-Şehzâde Mehmed. 7-Şehzâde Selim.Safiyye Sultân. Osman'ın annesi. II. 6. şâir ve müziğe meyli bulunan kültürlü bir padişahtır. 5-Şehzâde Süleyman. önce iç huzuru sağlamaya çalışmış ve Edirne Vak'asmın failleri teker teker cezalandırılmıştır. Ahmed. 6-Şehzâde Hüseyin. Osmanlı Devleti. Üçüncü Haseki olduğu söyleniyorsa da Kadın Efendi olması kuvvetle muhtemeldir. Hocaları Hafız Osman Efendi.ancak muvaffak olamadı. Sokullu veya Köprülü gibi dirayetli bir sadrazam arayışındaydı ve kendisini tahta getirenlerin etkilerinin farkındaydı. Edirne Vak'ası diye bilinen ayaklanmanın meydana gelmesine sebep oldu. 9. şahsiyeti.Zeyneb Sultân. Ağabeyi ile ahenk içinde 9 yıla yakın veliahd olarak hayatını devam ettirmiştir. Mehmed'in 1674 yılında yine Emetüllah Gülnûş Sultân'dan dünyaya gelen ikinci oğludur. İkballer çocuk doğurdukları zaman çoğunlukla Kadın Efendi olmuşlar ve bazan da nikâh akdi ile zevce haline getirilmişlerdir. Ağabeyi kadar olmasa dahi. Fiilen sefere çıkan son Osmanlı Padişahı oldu. Şeyhülislâmın ısrarıyla tahta geçirilmiştir. hattat. müstakim ve değerli bir insan olmasına rağmen. Ahmed. Hânedân-ı Âl-i Osman aleyhine sözlerin dahi söylendiği bir havada. bütün bu menfiliklere rağmen. XXIII. mağlup olacağını anlayınca. yine de dünyada bir numaralı 208 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN güçlü devlet idi ve onu yine Müslüman bir devlet olan Timuroğullarının Hindistan'da devam ettirdikleri devlet takip ediyordu. III.Hümâ Şah Haseki. 8. Bu arada Avrupa'da İsveç Kralı Carl'ın Deli Petro'ya yenilip sonra da Osmanlı topraklarına sığınması. Bu iki temel sebep 1. 4.Ayşe Sultân. 12-Şehzâde Hasan Hân. Mustafa. 3-Şehzâde Murad. 4. Hal' edilmesinin baş sebeplerinden olan Şeyhülislâm Feyzullah Efendi ise. Mahmûd'un annesi. 3. III. İkinci veya Üçüncü İkbaldir. AHMED DEVRİ (LALE DEVRİ) 124. şair ve büyük bir İslâm âlimi idi. Aksi sesler duyulsa da kardeşi III. 2-Şehzâde Sultân Osman III. Osmanlı hareminde beraber karı-koca hayatı yaşadıkları ve ancak genellikle çocuk sahibi olmadıkları cariyeler demek olan ikbal müessesesi. İstanbul'da kıyam eden 200 kadar cebeci Edirne'ye gelinceye kadar 80. İsveç Kralı ve Kırım Hanı Devlet Giray'ın farklı kanaatlerini dinlemeyen ve müşavirlerinin tesiri altında kalan Baltacı Mehmed Paşa. 5. çok cazip şartlarla sulh akdi yaptı ve muzaffer bir komutan ola- .SULTÂN III. Osmanlı Devleti ile Rusya arasında Nisan 1711'de harp başlamasına sebep oldu. hal'ından 4 ay sonra kederinden vefat etti. Ahmed'i tahta geçirdiler. Divan-ı Hümâyun.Afîfe Haseki. 2-Şeh-süvâr Valide Sultân. 14. Cariyelerden ve I. yakınlarını devlet idaresinde belli makamlara getirmesi ve bu noktadaki hırsı onu milletin gözünden düşürdü. IV.000'i buldular ve Ağustos 1703 tarihinde Padişah'ı tahttan indirdiler. II. Padişah'ın yarım asırdır İstanbul yerine Edirne'de oturması da merkezde bazı rahatsızlıklar meydana getiriyordu. ÇOCUKLARI: 1-Şehzâde Sultân Mahmûd I. Birinci Edirne Vak'ası'ından hemen sonra yani 1703'ün Ağustos ayında.Hatice Haseki. Haseki ve III.Âli-cenâb Baş Haseki. Ahmed dönemini ana hatlarıyla şöylece özetlemek mümkündür: Birinci Saltanat Devresi (1703-1718): 1703-1711 tarihleri arasındaki ilk yıllarında. Mustafa ise.Hafsa Sultân. bir nevi Feyzullah-zâdeler Divanı haline geldi. İKBALLERİ: 7. Çar. Feyzullah Efendi ve Hoca-zâde Mehmed Efendi gibi âlimlerden ders alarak yetişen II. 8-Şehzâde Ali.Hanife Hâtûn. 13. Çok sayıda sadrazam değişikliğinden sonra Silâhdâr Dâmâd Çorlulu Ali Paşa'da karar kıldı ve devlet işlerini önemli ölçüde 4 yıl kadar ona havale etti. 10.

5"' |t 0' rıyetim küsur ji Islâmaİ ] lanıujj bildij. Kısım I. 10. Her çeşit kültür faaliyetlerinin arttığı. 1718 tarihli Pasarofça Muâhedenâmesi ile savaşa son verildi. Karlofça'da verilenler Rusya'dan alındığı gibi. III. Köprülü-zâde Abdullah Paşa'nın Tebriz'i fethetmesi ve İran'a ait beş eyâletin Osmanlı Devleti'ne ilhak edilmesi. hapishanelerdeki tutukluları serbest bırakarak silahlandırmalar ve ev baskınları artınca. c. savaşı yeniden başlattı. daha da arttı ve bu durum yeniçerileri azdırdı. 211-215. Avusturya'nın da Venedik'i desteklemesi üzerine. sh. sh. nr. ailesi ile birlikte Topkapı Sarayındaki dairelerinde 5 küsur yıl daha . 1-421. maalesef Damad Ali Paşa'nın şehid olmasıyla sonuçlanan bir mağlubiyet alındı (1716). Ekim 1727'de yapılan Hemedân Andlaşması ile Sünnî olan Eşref Şah Üveysî tarafından kabul edildi.rak İstanb. Yağmalar. Devletler ve Hanedanlar. 71 Tebrlzl I 1727'deî kabul f Devleti'm 17231 maki durum j isyan har* deki 122 Silahdâr. 555-595. Bir bahriye neferi olan Patrona Halil'in başını çektiği bu isyan hareketi. Temmuz 1711). III. sh. Damad İbrahim Paşa'nın aleyhindeki bu rüzgar. İstanbul 1962. Osmanlı Tarihi. Neticede Kasım 1711'de Edirne'de iken azil haberi geldi. Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi. Kantemir. Ahmed'in 15 yıl süren birinci saltanat devresi sona eriyordu. 1-46. 28-29. Sonradan Deli Petro sözünde durmayınca. Rusya'nın İran'a girmesi ve Osmanlı Devleti'nin de bu duruma müdahale mecburiyetinin bulunması. I. D. Ancak Şi'î olan Nâdir Hân'ın bunları kabul etmeyerek bazı yerleri Osmanlı Devleti'nden geri alması. c. Osmanlı tarihi için ayrı bir sayfadır. aradan geçen 15 yıldan sonra 1714 yılında Venedik'e harp ilan edilmesine sebep oldu. 338. (Sadeleştiren: İsmet Parmaksızoğlu). 1 Ekim 1730 günü. Sadrazam Silâhdâr Ali Paşa'nın. sh. IV. Uzunçarşılı. 3-139. II. İkinci Saltanat Devresi = Lale Devri: Mayıs 1718'de sadrazamlığa getirilen Nevşehirli Damad İbrahim Paşa'nın sadrazamlığı ile başlayan ve 1730 yılına kadar devam eden devreye Lale Devri diyoruz. IV. Osmanlı Tarihi. Bir sene sonra yani 1717 yılında Belgrad düşünce. Ahmed'i o gece biraderi II. Sonn Ali Paşa'n«| ya'dan geril 5a nedlk ve ı dağh âsl!ertl ilan edilr Damad AH I sonra yanU savaşa soı»J saltanat e İkindi Nevşehirli t vam eden ı 1730'dat Matbaan eğlencenin! ettiği İran'a ı ması. 783 vd. c. yeni bir savaş başlamadan bitti ve Şehid Ali Paşa'nın 1713'de imzaladığı Edirne Andlaşması ile Karlofça'da verilen yerler Rusya'dan geri alındı. D. sh. Nusretnâme. Mustafa'nın oğlu Sultân Mahmud'u tahta davet ederek kendisinin feragat ettiğini açıklamak mecburiyetinde bıraktılar. c. âsiler bununla da yetinmeyip Padişah'ın görevden ayrılmasını istediler ve gerçekten III. Padişah ile sadrazamın İran Seferini 1723 baharına erteleme arzuları tepkiyle karşılandı. c. II. Baltacı Mehmed Paşa aleyhinde her türlü iftirayı yapmaya ve Padişah'ı etkilemeye başladılar. Uluçay. II. 20. 7 sene sürecek olan İran Savaşlarını başlattı. Öztuna. Bu hadise üzerine muhalifleri. hadise uzt Padişah'ı ı di. asilerin Padişah'dan kellelerini istedikleri Damad İbrahim Paşa ve yakınlarından olan bazı paşalar idam edildiler. 73-79. kendi yakınlarına devletin bazı makamlarını ve menfaatlerini peşkeş çekmesi de ilave edilince. II. Uzunçarşılı. Kısım. Ahmed. Padişahların Kadınları ve Kızları. tarihin en kötü isyanı olacak şekilde genişledi. I. 9988. Venedik ve Avusturya'dan da alınması gerekir şeklindeki düşüncesi ve Venedik'in Karadağlı âsileri himaye etmesi. Râşld Tarihi. 23.. Kısım I.f Kaini BİLİNMEYEN OSMANLI 209 rak İstanbul'a gelmek üzere yola çıktı (Prut Muâhedenâmesi. Maalesef ihtiva ettiği bazı gayr-i meşru sayfalar sebebiyle bu huzur devam edememiştir. c. 1723'de başlayan İran Savaşları bu dönemin 1730'da tamamen sona ermesine sebep olmuştur. Artık yeni bir dönem başlıyordu ve III. sh. 315 vd. c. E. sükûn ve de eğlencenin hâkim olduğu bu dönem. Matbaanın tam olarak hizmet vermeğe başladığı ve harpten ziyade sulh. 3362..

Meylî Kadın.Emîne Mihrişah İkinci Kadın.Hatice İkinci Kadın. Başbakan Baron Şafirov vasıtasıyla çok değerli mücevherlerini hediye gönderdi ve sulh andlaşması yapılmasını arzuladı. İkinci veya Üçüncü İkbaldir.Nazife Sultân.Emîne Musalli Kadın. c. 1706 yılında azl olunmuştur. IV. 11. 3. 17-Ayşe Hanım.Zeyneb Sultân. Az da olsa İslama aykırı olan fiiller. c. III. sert t hindeki faaliyet ve p sözünde durmaması #| lan.). Biz. Padişahların Kadınları ve Kızları. c. Küçük Çelebi-zâde İsmail Âsim Efendi. musikiye meyli ve sesinin güzelliği sebebiyle Pâkçe Müezzin lakabı ile anılmıştır. 216-227. III.Emetüllah Baş Kadın. sh. 9210 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANL1 Gülsen Kadın. Ahmed'in hanımlarının sayısı bazı tarihçilere göre 13'ü ve bazılarına göre de 18'i bulmuştur.Nazîfe Kadın. 18 -Hâtem Hâtûn.Emetüllah Sultân. 1-Şehzâde Mehmed. 12-Şehzâde Bâyezid Hân.Ümmü Gülsüm Kadın. 9. 79-95. dilinin cezasını çekerek. 2-390. Nusretnâme.Rukıyye İkinci Kadın. 15.. Baltacı Mehmed Paşa'nın Rus Çarının karısı Katerina ile gayr-i meşru hayat yaşayarak Osmanlı ordusunu sattığı ve böylece Prut Zafe-ri'nin Osmanlı Devleti'nin aleyhine geliştiği söylenmektedir. Kantemir.). KADIN EFENDİLERİ: 1. c. 10. V. defa sadrazamlığa getirilmiştir. 17. 19. Devletler ve Hanedanlar. VI. Baltacı'nın İsveç| Rus Çarını diri diıjjj . 21Şehzâde İbrahim. 13Fatma HümâŞah Kadın. kanaatlerini dinlerr cazip şartlarla sulh t yola çıktı (Prut Hu Burada bilin 1) İsveç Kraıı Şjj reddetmesini ve I masını müd rudur. Mustafa'nın annesi. Baş Haseki. Ahmed. 4-Şehzâde Mehmed Hân. Kısım I. 125. 18. soi 2) Baltacı Metim hülislâm Paşmakçı leyman Ağa. ZEVCELERİ: (III. mağlup olacağını anlayınca. 14. 23-Şehzâde Seyfeddin.Ümmü Gülsüm Sultân. 7. 2-Şehzâde Abdülmelik.Nijad Kadın. Tarih. 849 vd. 22-Abdülhamid I.Ayşe Sultân. 26. İKBALLERİ: 16-Şâyeste Sultân. 1710 Eylül'ünde tekrar sadrazamlık makamına gelen Baltacı.Hürrem Kadın.Fatma Sultân. Baltacı Mehmed Paşa'nın Rus Katerina ile gayr-i meşru bir ilişkide bulunduğu veya en azından Rus Çarı ve hanımının bu savaşın yapıldığı mekâna geldikleri yazılı değildir. fazla becerikli bir kumandan olmamasına rağmen. Osmanlı Tarihi. VI. 140-420. henüz İstanbul'a gelmeden itibar kazanmaya başlamıştır. 14-Sâliha Sultân.yaşadı ve 62 yaşında iken Temmuz 1736 tarihinde vefat etti. Olayın aslı şudur: Çorum'un Osmancık Kasabasından olan Mehmed Paşa. Prut Zaferine imza basan komutan sıfatıyla. Bu kaynakların hiç birinde. 7-Şehzâde Selim. sh.Emine Sultân123.Âtike Sultân. Ahmed'in padişah olmasıyla 1. Râşid Zeyli. İsveç Kralı'nın ve Kırım Hanı Devlet Giray'ın farklı 123 Silahdâr. Biz sadece bilinen ve meşhur olanlarını zikrettik. 5-Şehzâde Süleyman Hân. 24. c. c. 6. Osmanlı Padişahları arasında en çok kadınla evlenen devlet adamlarındandır ve bir kısım tarihçilere göre çocuklarının sayısı 50'yi bulmaktadır. Kısım I.Hatice Sultân. II. Râşid Tarihi. 5-RâbPa Şermi Kadın. kendisini tezkiye eden Kalyakoz Ahmed Paşa'nın aleyhine çalışmış ve Şeyhülislâm Paşmakçızâde Ali Efendi'nin tavsiyesi ile 1704 yılında 1. Rus ordusunun komutanı Şermetivef'di ve Deli Petro ile hanımı asla harp meydanına gelmemişti. II. sh. c. Ruslar.Esma Sultân. 25. 12. sh. Bilindiği gibi 1710 yılında Ruslara karşı ilan edilen harpte. Uluçay. sh. sh. Kadın Efendileri ile birlikte 18 Hanım'ını tesbit edebildik. c. 20-Şehzâde Sultân Nu'man Hân. 15. Sevmedikleri hakkında dili uzun olan ve yeterli tahsili olması hasebiyle konuşmasını da iyi beceren Mehmed Paşa.Zeyneb Kadın. Ahmed devrine 4 cilt ayırdığı meşhur tarihidir. bir huzur dönemini daha sona erdiriyordu. 10. Uzunçarşılı. Öztuna. 11. IV. sh. 4. 2-454. İmrahor'luğa getirilen Mehmed Paşa. 2-450. 45-209. Çar. 13. 8. 6-Şehzâde Mustafa III. III.Zübeyde Sultân. 2-395. ÇOCUKLARI: (III. sh. 16. c. 8-Şehzâde Ali. 2.Ayşe Sultân (Küçük). açlık ve düzensizlik sebebiyle Petro'nun savaş meydanına gelmeyerek uzaktan idare ettiği ordusu mağlubiyetle karşı karşıya gelmiştir.Hanife Kadın. II. İstanbul 1287. 3-Şehzâde Murad. Bu olayın aslı nedir? Prut zaferini en ince ayrıntılarıyla anlatan tarih kaynakları elimizdedir ve bunların en ayrıntılı olanı da Râşid'in sadece III.

İşte bu noktada Hammer. muteber Osmanlı kaynaklarında ve hatta çağdaş tarihçilerin eserlerinde en küçük bir bilgi bulunmadığı gibi. Baltacı'nın İsveç Kralı ve Kırım Hanı'nın sözlerine önem vermediğini. müşavirlerinin s. henüz İstanbul'a gelmeden Rus Çarı'nın sözünde durmamasını da bahane ederek. Ancak Baltacı aleyhtarları.?^ cede bu fırsatı ti hinde kampanyıl gönderdiğini deww BİLİNMEYEN OSMANLI 211 kanaatlerini dinlemeyen ve müşavirlerinin tesiri altında kalan Baltacı Mehmed Paşa. Rus Çarı'nın karısı Katerina'nın sulh andlaşması uğruna bütün kıymetli mücevherlerini Osmanlı komuta heyetine gönderdiğini ve Şermetivef vasıtasıyla sulhu sağlaması için Vezir-i A'zama mektup ilettiğini ifade etmektedir. Paşa. Katerina'nın mücevher ve mektup gönderdiğini de kabul etmektedirler. bunun da Darüssa'ade Ağası . Bazı çağdaş tarihçiler de. Râşid meseleyi şu cümlelerle özetlemektedir: "Rikâb-ı hümâyûn tarafında olanlar dahi sadrazam hakkında gizlice nice kale gelmez nesneler yazdıklarından. Temmuz 1711). Bunların görüşü haklıdır ve Baltacı'nın acele ettiği de doğrudur. yoksa Çarı yakalamamak için bir sebep bulunmadığını ilave ettiler. Baltacı'nın asla rüşvet almadığını. hemen aleyhte bir plan hazırladılar. Baltacı'nın aleyhindeki faaliyet ve planlarına hız verdiler. "Rikâb-ı h_-m rından. Ruslar. kaynaklarda Çar ve hanımının asla harp yerine gelmediğini ve bu tür iddiaların tamamen yalan olduğunu ifade eden beyanlar yer almaktadır. çok cazip şartlarla sulh akdi yaptı ve muzaffer bir komutan olarak İstanbul'a gelmek üzere yola çıktı (Prut Muâhedenâmesi.lar sebebiyle s tek kabahatin j için bir sebep bul karısı Katerina'mn «l| Osmanlı komuta h ması için Vezir-i A'a çiler de. gizli anlaş da aleyhte I sında ikame'3) Dikkat a Osmanlı kaynaU lunmadığı gibi. müşavirlerinin sözleriyle hareket etmesi. her şeyi ben bilirim havasına girmesi ve neticede bu fırsatı kaçırması. Damad Ali Paşa ve Darüssa'ade Ağası Süleyman Ağa.. Osmanlı tarihçileri. Rus Çarı tarafından gönderilen paralar sebebiyle sulh yolunu tercih ettiğini ısrarla Padişah'a anlatmak oldu. belki müşavirlerinden Ömer Efendi ve Osman Efendi'nin bu hediyeleri kabul ettiğini kaydetmektedirler. 2) Baltacı Mehmed Paşa'nın zaten aleyhinde olan ve Padişahın çok sevdiği Şeyhülislâm Paşmakçı-zâde Ali Efendi. vermiş olsaydı Rus Çarını diri diri yakalama fırsatı elde edildiğini. Baltacı'nın sulh teklifini reddetmesini ve Rusların sıkıştığı böyle bir dönemde kolay şartlarla andlaşma yapılmamasını müdafaa ediyorlardı. 3) Dikkat edilirse. olmayan hıyanet suçlamasıyla karşı karşıya kalmış ve kıskançların hileleri ile nâ-meşkûr olmuştur". Burada bilinmesi gereken gerçekler şunlardır: 1) İsveç Kralı XII. Edirne'de vezir-i azamın kapıkulu maaşlarını vermeye başlaması üzerine yeniden harekete geçtiler.. Aleyhinde kampanya başlatanlar ve bazı Batılı tarihçiler. böylesine bir zafere imza atan Sadrazamın bu ithamlarla azledilmesinin doğru olmayacağını ifade ederek. Baltacı Mehmed Paşa'nın İsveç Kralı ile Kırım Hanı'nı dinlememesi. I yeniden han geldiğini do. Cari ve Kırım Hanı Devlet Giray. Padişahın gadabını tahrik ettiler. tek kabahatin gece ile gelen altın arabaları olduğunu. Bu sefer Padişah'a. yaptığı hataları affettirmek için Kapıkulu ile gizli anlaşmalar içinde olduğunu arz ettiler. tarihçiler tarafından eksiklik olarak kabul edilmektedir. sonradan sözlerinde durmamakla bu görüşü teyid etmişlerdir. k iddiaların fe şu cümlelerle ¦. Netice olarak. Padişah da. sert hareketlerinden ve patavatsız sözlerinden dolayı.. İlk planları. Baltacı'nın Katerina ile çadırda beraber olduğuna dair.¦ nin doğru <¦ aleyhtarları. Padişahıngı iltifat ve ikramlaril nâ-meşkûrota. Baltacı'nın m ve Osman Efendi'iltlj Padişat. Padişahın hakem kabul ettiği Şeyhülislâm da aleyhte beyan verince Baltacı Mehmed Paşa azledilerek (Kasım 1711) Midilli Adasında ikamete memur edildi. Taraftarları da. Veziriazam meydana gelen büyük hizmetleri mukabelesinde çeşitli iltifat ve ikramlar beklerken. Edirne'de ulufe vermesinin ne manaya geldiğini dostlarına sorması icab ettiğini.t/" Netice ola*. ilk etapta gelen ithamları reddetti.

Osmanlı Tarihi. C.! yayınlanan I kitap basanları lı 5) Bütün Ihı i yani Müteferrika'» basılmıştır. c. gtfsrtğ gibi. Yüzyılda Çin'de ve bazı araştırmacılara göre özellikle Uygur Türklerinde ortaya çıkmıştır.'. Uzunçarşılı. TDVİA. Gutenberg. Bu bilgiler. Katerina'nın harp meydanına geldiğini yazmamıştır ve bu sadece kuru bir iftiradan ibarettir124. Halep'te ve 1514'den itibaren de bazı Avrupa şehirlerinde kitaplar basılmıştır. belki resmî matbaanın kuruluşunun tarihi 1727'dir. VIII. Osmanlı padişahlarının matbaa aleyhinde oldukları görüşünü reddetmektedir. sh. O halde. Osmanlı Devleti'nin teknolojiye ve yeni fenlere uzak kalması mazur gösterilemez. Münir. 238-256. Murad. 20-22. sh.212 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMP1. matbaadan ı mektedir. matbaayı 1455 yılında icad etmemiştir. mü'cı sinde önemli ı tedir: "Ger. "Baltacı Mehmed Paşa". 280-285. c. Kısaca Arap harfleriyle olmak üzere XV. Ancak Yahudiler 1488 yılından itibaren. Asırdan itibaren İstanbul'da. Mehmed zamanında başladığını ve ancak neticeye 1727 yılında ulaşıldığını anlatmaktadır. Bu kitapların üzerinde. Zira bunu 14. II. IV. Netâic'ül-Vukû'ât. biraz ayrıntılı da olsa inceleme zarureti bulunmaktadır. Murad zamanında İstanbul'da bir matbaa kurulması için izin istendiğini ve bu iznin verildiğini Mustafa Nuri Paşa kaydederken. Maa1""" loncaların ve Marsigli. IV. Ancak hiç bir tarihçi ve hatta Rus Vekâyi'nâmeleri bile. Gutenberg'in gayretleriyle İncil'in de basılabileceği bir matbaa haline ancak 1455 yılında yani 15. "II. Bu manada baskı Avrupa'ya 14. Bunları özetlerken şu hu124 Râşid. III. Şöyle ki: 1) Önemle ifade edelim ki. Silahdâr. nr. Batılı tarihçiler tarafından da kabul edilmektedir. Osmanlı Devleti'nin teknolojiye karşı gelmesi demek değil midir? Bu konu her zaman dillere dolandığından ve maalesef hep aleyhte kullanıldığından dolayı. artık ilim alemi tarafından kabul edilmektedir. Ahmed Muhtar. Bâyezid'in himayelerinde basılmıştır" ibaresi yer almaktadır.45 (1333). c. Blok baskının Avrupa'ya taşınmasında. nr. Yüzyılda gelebilmiştir. c. Kısım I. 2) Osmanlı Devleti'ne matbaa 1727 yılında değil. 46. a 6) Düzenli (i netice vermedf (¦ 1 muştur. Hatta II. 366-372 (Konu bütün ayrıntıları ile anlatılmaktadır). meseleyi. Maalesef. IV. 1727 > bile doğru kabul( lemciler. Ermeniler 1567 yılından itibaren ve Rumlar da 1627 yılından itibaren matbaalarını kurmuşlardır. yasak bir iş ( masının geclkı 4) Üzülerek! sâdî ve ilmî g hakikattir. Kısım 2. c. susların özellikle I mürşidi olması ha Osmanlı Devleti. Yüzyılda ilk kullanan Uygurlar ve Koreliler olmuştur. 160-185. Osmanlı Devleti'ndeki matbaanın değil. Yoksa matbaa Avrupa'da Gutenberg tarafından kurulan müesseseden 33 yıl sonra Osmanlı ülkesine girmiş ve çok sayıda kitap da basılmıştır. Nusretnâme. TOEM. 126. yüzyılda gelen baskı teknikleri. 1720 yıtöjj görevlendirilen \ babasıyla berata celeme in kurma gayrdı . Zira baskı sanatı 8. sh. Tarih. Çinlilerden ziyade Uygur Türklerinin payı olduğu. Bu sebeplerin bir kısmını biraz sonra zikr edeceğiz. Hatta ı ayıramayan bini da yaşanmıştır. III. Matbaa neden Osmanlı Devleti'ne 1727 yılında yani Avrupa'dan 272 yıl sonra gelebilmiştir? Bu durum. daha erken tarihlerde gelmiştir. 35-36. sh. Mustafa Nur! Paşa. Aktepe. Bâyezid zamanında 19. sh. Enderun Tarihçisi Atâ da. ile yakınlarının ithamları olduğunu açıkça belirtmişlerdir. Yavuz Selim zamanında 33 kitap basılmıştır. Gutenberg hareketli harfleri de icad eden birisi değildir. 268-275. sh. 83-95. "Rus Menâbiine Göre Baltacı Mehmed Paşa'nın Prut Seferi". 14. Ancak bu sebepler ne olursa olsun. Kışımı II. Yüzyılda gelebilmiştir. III. sh. ilk resmî matbaa teşebbüslerinin IV. V. Arap harfleriyle basılan Geometriye dair Usul'ül-Oklidis kitabının serbestçe satılması için 996/1588 tarihli fermanla izin ve müsaade vermiştir. sh. 3) Müslümanların ve de resmen devletin bu teknolojiye sıcak bakmamasının sebepleri ise. Müslümanların eserlerini bastıkları ilk resmî matbaanın tarihi 1727'dir.

Ancak âlim kimselerin tashih etmesi gerekir". fıkıh ve kelâm kitaplarının basılmaması açıkça belirtilmiştir. yarısı bile doğru kabul edilse. Geri döndüğünde meseleyi devlet yetkililerine açınca. dinî taassuba bağlamak doğru değildir. Hatta matbaanın caiz olmadığını iddia eden ve maalesef sağını solundan ayıramayan bazı âlimlerin çıkmış olması da mümkündür. bu hizmetler. kalemciler. yazdığı Risâle-i İslâmiye adlı eseriyle samimi bir Müslüman olduğunu ispatlamış ve Damad İbrahim Paşa'nın dikkatini çekerek Said Mehmed Çelebi'ye yardım etmesi karar altına alınmıştır. 4) Üzülerek ifade edelim ki. dünyadaki her yeni güzellik gibi. 1720 yılında Sadrazam İbrahim Paşa tarafından Paris'e Osmanlı sefiri olarak görevlendirilen Yirmisekiz Çelebi Mehmed Efendi'nin oğlu Said Mehmed Çelebi. mesele Şeyhülislâmlık makamına sorulmuş ve Şeyhülislâm Yenişehirli Abdullah Efendi de şu tarihî cevabı vermiştir: "Basma san'atında mahareti olan kimesnenin. Bu hali İslâmiyet de tasvip etmemektedir. tashihli ve hatasız olarak. 1727 yılında İstanbul'da 90. ancak harfleri hakkıyla tanzim edilemediğinden devam ettirilememiştir. kısa zamanda ve zahmetsiz o-larak basması. mücellitler. Bu fetvadan sonra Zilka'de 1139/Temmuz 1727 tarihli Padişah Fermanı çıkmış ve kurulan matbaada ilk olarak 1729 tarihinde Vankulu Lügati basılmıştır. 214 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN ¦ . Henry de. kendi kitaplarını bastırmazlar. Kont Marsigli. gerileme ve duraklama devrine girince. O halde. Osmanlı Devleti. kitapların nüshalarının çoğalmasına. III. Mehmed (1648-1687) devrinde yani Müteferrika'nm matbaasından yaklaşık bir asır evvel kurulmuş ve bazı kitaplar da basılmıştır. 6) Düzenli çalışır halde ilk resmî matbaa ise. IV. daha da modern şekillere girerek devam etmiştir. Bu fetvaya karşı çıkanlar elbette ki olmuştur. yine de büyük bir rakamdır. Bu arada Macaristan'da doğan ve 1693 yılında esir edilerek Müslüman olan İbrahim Müteferrika. Mehmed devrindeki teşebbüs tam netice vermediği için. İslâmiyet. divitçiler ve benzeri esnafın baskısı da.000 hattatın bulunduğunu söylemektedir ki. matbaadan da yeterince yararlanamamıştır. babasıyla beraber Paris'e gitmiş ve orada bulundukları yıllarda matbaayı yakından inceleme imkânı bulmuştur. 5) Bütün bu gelişmelerden sonra ilk matbaa IV. kaleme aldıkları matbaa ile ilgili Vesîlet'Ut-Tıbâ'a adlı layihalarını sadrazama 1726 yılında takdim etmişlerdir. Maalesef bu konuda Osmanlı Devleti'ndeki esnaf teşkilâtları demek olan loncaların ve bu loncalara bağlı hattatların menfi anlamda rolleri olmuştur. ucuz fiyatlarla yayılmasına sebep olur. Ahmed devrinde Damad İbrahim Paşa'nın teşvikleriyle kurulmuştur. İkisi birlikte. herhangi bir bilimsel yeniliğe karşı çıkması mümkün değildir. Matbaanın kurulması için dinen ve aklen hiç bir engelin bulunmadığı açıklanan Layiha üzerine. M kimselerin tasKİ Buf kurulan ı şimdilik tefe I fetvaya kar hizmetler. dünyadaki iktisadî ve ilmî gelişmelere lakayt kaldığı ve bunun cezasını da daha sonraları gördüğü bir hakikattir. bütün ilimlerin efendisi ve mürşidi olması hasebiyle. ini BİLİNMEYEN OSMANLI 213 susların özellikle belirtilmesinde yarar vardır. resmî matbaanın gecikmesinde önemli rol oynamıştır. Ancak aynı hadise. Kont Marsigli'nin şu cümleleri dediklerimizi teyit etmektedir: "Gerçekten Türkler. Fermanda şimdilik tefsir. hadis.rek Müslüman t samimi bir (i rek Sald I aldıkları ı takdim t açıklanan I Yenişehirli f "Basma a larak basması. Avrupa'da da yaşanmıştır. matbaanın resmen kurulmasının gecikmesini. Fransız Kralı II. Bu dahi zannedildiği gibi. Bunlara bağlı olarak sahaflar. hemen kurma gayretleri başlamıştır. 1501 yılında yayınladığı emirname ile ruhsatsız yayınlanan kitapların yakılmasını emr ettiği gibi. Osmanlı Devleti'nin Kanuni'den sonra. Ancak Osmanlı Devleti'nin yıkılışına kadar. ruhsatsız kitap basanları idamla tehdit etmiştir. Papa Alexandre VI. matbaanın onlar için yasak bir iş olduğundan ileri geldiği kesinlikle doğru değildir".

I fet me birer t Tebriz* âlimdir. Tarih-i Atâ'da belirtilen hususa daha önceki araştırmacılar dikkat çekmemişlerdir. 157-158. gayr-i meşru eğlencelere dalacak kadar aşırıya gitmiş olmaları tamamen ayrı şeydir. nr. sazendeler de davet edilmiştir. Belleten. sh.Türker. Ancak Padişah ve Sadrazamın meşru dairede de olsa eğlence ve ziyafetlerde fazla vakit geçirmeleri. Mukaddime'deki Matbaa ile alakalı Lâyiha. sh. Yoksa İslâmiyetin ilme ve teknolojiye karşı çıkma iddialarıyla bunun ilgisi yoktur125.ı get< tanbul'dali zulduğu« meşine manasa Tarihi (?«<> 259» (Sa'd» 162-Î71 N OSMANLI . Baysal. 507-530. M. Marsigli. c. fikir ve e ziyafet ve I eğlence v«| tıların i 1 zurundal nin ve 1 hem de! edenler. Tayyâr-zâde Ahmed Atâ. 127. IV. Ahmed ve hem de damadı ve sadrazamı olan İbrahim Paşa. sayı 197(1986). İstanbul'da bu dönemde insanların barış ve huzurun kıymetini bilmeyerek. Tarih-i Atâ IV. 1718-1730 tarihleri arasında. Bu konuda kaynak fazladır. sh. Netice olarak. Bu yaratılışları gereği olarak. Avrupa'da Kur'ân ve diğer dinî eserler 1514 yılında İ-talya'da basılmaya başlanmış ve III. Niyazi. c. sh. Lale Devrinde yapılan eğlenceler nelerdir ve gayr-i meşru eğlenceler var mıdır? Hem III. matbaanın gecikmesi de öylece açıklanabilir. "İlk Türk Matbaası Kurucusunun Dinî ve Fikrî Kimliği". Acaroğlu. Lale eğlenceleri sebebiyle laleye düşkünlük artmış ve hatta lalenin 234 çeşidi yetiştirilmiştir. Yüzyılda elli sene geciktiği ve Intemet'in ancak 5-10 yıl gecikmeyle ülkemize girdiği. Ancak resmî matbaanın kurulması ve kitap basılması. Padişahın buna özel önem verip ferman yayınladığı da doğrudur. Beylerbeyindeki Bağ-ı Ferah Bahçesinde. Osmanlı Tarihi. Osmanlı İmparatorluğunun Zuhur ve Terakkisinden İnhitatı Zamanına Kadar Askerî Vaziyeti (Çev. c. Necatioğlu. Uzunçarşılı. "Matbaanın Tarihçesi ve İlk Kur'ân-ı Kerim Basmaları". VI. The Invention of Printing in China and ıts Spread Westward. matbaa. c. İstanbul 1968. Çırağan Bahçesinde. elimizdeki tarih kitaplarının da ortaya koyduğu gibi. Halil. sh. Matbaacı İbrahim Müteferrika ve Risâle-i İslâmlyye (Tenkitli Metin). Bu ikisini birbirine karıştırmak tarihe iftira olur. Bu bakış açısından Lale Devri değerlendirildiğinde şu manzara ortaya çıkmaktadır: A) Lale Devri denilen bu devrede. Mühimime Defteri. 470-473. Gündüz. XXVI. Hatta bu eğlencelerin bazılarına meşru dairede kalmak şartıyla. Subhi Tarihi. XII. 49. elbette ki insanların da gayr-i meşru işlere girmesine zımnî bir sebep olarak algılanabilir. 272 sene değil 33 sene sonra Osmanlı Devleti'ne girmiştir. Comte. I esrar K Şe vâda. Ankara 1934. sh. İbrahim Paşa'nın Beşiktaş Mevlevihanesine bitişik özel Yalısında ve benzeri çok sayıda saray ve bahçelerde. sh. 335-350. İstanbul 1198. Vakıflar Dergisi. Mahmûd. Nazmi). 158-162. ziyafetten ziyafete koşturdukları ve meşru dairede eğlenceli bir hayat yaşadıkları görülmektedir. L. Berkes. büyük masraflarla inşa edilen Kağıthane'deki Sa'dâbâd Köşkünde. Müteferrlka'dan Birinci Meşrutiyete Kadar Osmanlı Türklerinin Bastıkları Kitaplar. sakin ve eğlenceli hayatı seven. 303. Ancak bu l lenceleri ve ( ilim. I. Burada önemle vurgulanması gereken şudur: Padişah ve sadrazamının meşru dairede neşeli ve eğlenceli hayat yaşaması ayrı şeydir. Ankara 1982. belli sebeplerle nasıl açıklanıyorsa. Küçük Çelebi-zâde. Padişah'ın da ara sıra katıldığı helva sohbetleri ve Lâle eğlencelerinin yapıldığı doğrudur. Thomas Francis. Kısım I. Ankara 1978. 135. Murad dışarıda basılan bu Kur'ân ve diğer dinî eserlerin devlet sınırları içerisinde serbestçe yayılmasına izin vermiştir. nr. 724-736. "Dünyada Basılan İlk Türkçe Kitap". zikredilen sebeplerle maalesef 200 yıl veya düzenli matbaa hesaba katılırsa 272 yıl gecikmiştir. sh. Üsküdar'daki Şeref-âbâd'da. 125 BA. New York 1955. İstanbul 1293. sayı 104 (1962). Belleten c.7) Önemle ifade edelim ki. ancak biz bu kadarla iktifa ediyoruz. Televizyonun Türkiye'de ve hem de 20. sh. i: eğlen rin meşru t de İstan! maz. Şuna da dikkat çekelim ki. 156. Buğra. sulha meyilli. Tarih (Zeyl-i Tarih-i Râşid). 134. sevimli ve mülayim insanlar idiler.

başta Şeyhülislâm olmak üzere. Ancak bu ziyafet ve eğlenceler. bu sebeple İslama aykırı giyimlerin yasaklanması ve bunun yol açtığı ahlaksızlıkların önlenmesi için her türlü tedbirin alınması gereği hükme bağlanmıştır. ^'esef Türki-ecik. Ayrıca yapılan eğlence ve sohbetler sadece bunlardan ibaret değildir. bu konuyu ayrıntıları ile veren. afyon ve esrar kullanmanın İslâm Hukukuna göre haram olduğunu. halk arasında.Nazmi). Şeyhülislâmın. Şeyhülislâm da verdiği fetvada. XII. helva sohbetleri. aynı zamanda birer İslâm âlimi olduklarını da eklememiz gerekmektedir. Buna şunu da ilave etmek gerekmektedir: 1144/1731 tarihli bir fermana göre. gayr-i meşru olduğu düşünülemez ve zaten tarih kitapları bu eğlence ve ziyafetlerde neler yapıldığını bütün ayrıntılarıyla anlatmaktadırlar. B) Padişah ve sadrazamın meşru dairede de olsa. halkın içinde ahlaksızlığı bir nevi teşvik etmesinden ve daha sonra da Damad İbrahim Paşa aleyhtarlarının (Eski İstanbul Kadısı Zülalî Hasan Efendi ve Ayasofya Vaizi İspiri-zâde gibi) onu yıpratma kampanyası başlatmasından dolayı. kullananların ve satanların sürgün ve para cezası gibi çok şiddetli ta'zîr cezaları ile cezalandırılmalarını. jş. hakkında bazı gayr-i meşru işlere karıştığı iddiaları da bulunmaktadır. Mesela. "arsigli.§314 yılında İ-p»t diğer dinî niştir. 'edAtâ. tefsir. İstanbul'da kadınların giyim ve kuşamlarının gayr-i meşru fiillere yol açacak şekilde bozulduğu ve bu yüzden İstanbul'da bazı gayr-i meşru fiillerin meydana geldiği. diğer dönemlere oranla arttığı asla inkâr olunamaz. Bunların ne derece doğru olduğunu bilemiyoruz. Tarihçi Râşid de.de nyla buıceler a meyilli. halk arasında bazı gençlerin afyon ve esrar kullanmasına yol açmış ve meselenin çok ciddi bir noktaya ulaşmasından dolayı. ötıkları |lew York ti Berkes. Bu arada bu ziyafet meclislerinin müdavimi olan Nedim ve Seyyid Vehbi gibi şairlerin. Şeyhülislâmdan bu konuda fetva talebinde bulunulmuştur. Şeyhülislâmın da içinde yer aldığı ziyafet ve eğlencelerin. Padişah huzurunda da. fıkıh ve tarih dersleri yapılmıştır. Rumeli ve Anadolu Kazaskerlerinin ve İstanbul çevresinde meşhur olan âlimlerin de huzurunda. Merak edenler. fikir ve edebiyat adamları da mutlaka katılmıştır. O halde. kullanılmasının helal olduğunu iddia ederek teşvikte bulunanların idam edilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Âsim Tarihi'ne bakabilirler. hem Saray'larda ve hem de Sadrazam Köşklerinde. I konuda a daha BİLİNMEYEN OSMANLI 215 Ancak bu ziyafetleri anlatan tarih kitapları tetkik edilirse. eğlenceli ve ziyafetli hayatlar. Bu ayrıntıların içinde haram olan bir şey göze çarpmamaktadır. Halep Kadılığına kadar yükselen bir âlimdir. PadiIt-iRâşid). |724-736. Jsi. Lale Devrinde İstanbul'da gayr-i meşru hayatın. . hadis. c. bir ara Tebriz Kadılığına tayin edilmiştir. maalesef ahlaksızlığın yayılmasına ve eğlencelerin meşru daireden gayr-i meşru daireye kaymasına yol açmıştır. sadrazam huzurunda da. lan ge-aya koydu-ıtyaşadık-t sadraza-bu ieğlencelere ¦e karıştır-peğlence ve regirmesi-P#ildiğinjjlıane'deki |ı Ferah s bitişik »çelerin İ! eğlenilir. Mesela Seyyid Vehbi. o devrin ilim. lale eğlenceleri ve diğer tertip edilen ziyafetlere. vaktinin çoğunu ziyafetler ve eğlencelerde geçirmesi.

III. Tarihçi Râşid. ilim ve san'at adamlarını sonuna kadar desteklemiştir. Patrona Halil ri ile ilgisi var S I ' III. c. hem Padişah'm ve hem de İbrahim Paşa'nın dinî ilimler ve diğer ilimlerde uzman olan âlimlerle hususi dersler düzenlediğini.. 555. 19. c. nr. 29.. 185. Kısım I. 384. sh.. Ahmed'in kızı Fatma Sultân ile de evlenince iyice Padişah'm gözüne girmeye başlamıştır. Seyyid Vehbi. III. 162-171.. Osmanlı Devleti'nin fikir ve kültür hayatına dair çok önemli katkılar bu devirde sağlanmıştır. 91 (1724 tarihli hüküm). sh.. Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi. 377. 45.. 190. Saraya girdiği manası asla çıkarılamaz126. Gerileme Devrinden beri. 453. kendisi de tahsilli olan İbrahim Paşa.. c... İkinci olarak. 134.. Ahmed'in 1718-1730 tarihleri arasında ve Nevşehirli İbrahim Paşa'nın sadâreti ile geçen devresine Lale Devri dendiğini daha evvel ifade etmiştik. Mühimme Defteri.. ilk defa bu dönemde Avrupa'yı takip eder hale gelmiştir. Nahîfî ve Ahmed Neylî gibi edip ve şairler. 237. halk arasında bazı gayr-i meşru alışkanlıkların yerleşmesine yol açtığını açıkça göstermektedir.. Kısım I. 1689 yılında Saray'a intisap etmiş ve 1717 yılında III. Aynî'nin Ikd'ülCümân isimli meşhur tarihi. 233-234. Dördüncü olarak. 244 (1726 tarihli hüküm). 444 (Sa'dâbâd). 34/a-b. IV.. 310-316. Âsim Tarihi (Zeyl-i Tarih-i Râşid). başta çinicilik olmak üzere kaybolmaya yüz tutan bazı Türk sanatlarını ihyaya çalışması ve nihayet Matbaa gibi önemli bir müesseseyi yerleştirmesi.. Atâ Tarihi. Eski adı Muşkara olan ve İbrahim Paşa'nın gayretiyle köyden şehire dönüşen Nevşehir'de doğan İbrahim Paşa. Zira Matbaanın açılması başta olmak üzere. Eğer Osmanlı vekâyi'nüvislerinin İbrahim Paşa dönemini anlatan yüzlerce sayfalık tarih kitaplarını ve mesela Çelebi-zâde'nin Râşid Tarihi Zeylini incelerseniz.... V. nr.Bu olaylar.. 363-364. ... İslâmi açıdan istikameti ve dindarlığı itibariyle onlar gibi olduğu tarihçilerin verdiği bilgiler arasındadır127. Lale Devrinde. . . 134-135.. Osmanlı Tarihi._¦ .. vrk. c. Bu dönem sadece eğlence ile geçmemiştir. Kendisi tamamen sulh taraftarı ve sakin yaşamayı seven bir insandır. 133.. . 137 (Esrar ve Afyon Yasağı). Ancak bu gayr-i meşru işlerin. sh. Acaba bu devir sadece eğlencelerle mi geçmiştir? Bu sorunun cevabı verilmelidir. sh.. başta İstanbul'daki Dâr'ül-Hadis Medresesi olmak üzere çok sayıda vakıf eserler meydana getirmesi. Uzunçarşılı. c. nr. Uzunçarşılı. Mevlevi Ahmed Dede'nin Câmi'ud-Düvel adlı muazzam eseri. 147-162. nr. c. 100-101. 132. tır. 259-260 (Tefsir Dersi). 2-625. Damad İbrahim Paşa'nın bir küçük köy olan Muşkara'yı bir şehir haline getirerek imar etmesi. 127 BA. sh. . İstanbul 1198. Mayıs 1718 tarihinde sadrazamlığa getirilmiştir. Ahmed'in de şahsiyeti buna uyum sağlayınca. Küçük Çelebi-zâde.. 159160. 265.. II. Osmanlı ve Türk Tarihi ile ilgili en önemli çalışmalar bu dönemde yapılmıştır. c. ilim ve teknoloji konusunda... sh... sh. 42-43. 45. Tarih (Zeyl-i Tarih-i Râşid). Ayrıca devleti idaresinde Sokullu ve Köp-rülü'ye ulaşması mümkün olmayan bu devlet adamının. Lale devrinde sadece keyif ve eğlence mi yapılmıştır? Fikir ve kültür hayatına yönelik bir şey yapılmamış mıdır? 129.. Tarih-i Subhî.. sh. 126 BA.. Küçük Çelebi-zâde. IV. sh. Râşid Tarihi.. hep bu dönemde kurulan ilim heyetleri tarafından Türkçe'ye tercüme edilmiştir. VI... Osmanlı Tarihi. 366. Osmanlı Devleti. Evvela. 129. 464.. IV. tanzim edilen ziyafetlerde Şeyhülislâm ve benzeri şahsiyetlerin daima hazır bulunduğunu görürsünüz... 223-224. Nedim. 527-528. 370. 88.... bu dönem Lale devri olarak tarihe geçmiştir. Mühimme Defteri. Damad İbrahim Paşa tarihe çok meraklı olduğundan. Kısım II. Üçüncü olarak. Damad İbrahim Paşa'nın himayesiyle ölmez eserlerini vermişlerdir. 177. onun sadece eğlence ve ziyafetlerle vakit geçirmediğini açıkça göstermektedir. Hondmir'in Farsça çok geniş bir tarih olan Habîb'üsSiyer adlı eseri. 7737. 216 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLİ 128. sh.. VI. Ahmed'in çok güvendiği İbrahim Paşa.

Iste. Bâyezid Câmiinin Kaşıkçılar Kapısı tarafında. bir nefer olan Patrona Halil ve arkadaşlarının. bize ulaşan kaynaklardaki bilgilere göre. Küçük Muslu. buna gönülsüzdür ve red cevabı vermekte gecikmemiştir. Yakılmasına gönlü razı olmayan ve ancak yıkılmasına izin veren Padişah'ın fermanı ve İstanbul Kadısı İbrahim Efendi'nin fetvasıyla. "her musibet. 1143/1730'da Sadrazam İbrahim Paşa. "Şer' ile davamız vardır. İran Savaşı için Padişahın bizzat sefere katılmasını arzu etmektedir. Bu isyanın başını çekenler. Patrona Halil isyanının mahiyeti nedir ve neden çıkmıştır? Lale devri ile ilgisi var mıdır? Bu olayı da. İsyan süresince yağmalamalar ve her türlü rezalet yaşandı. başta damatları olmak üzere. Sadrazam iki damadı ile birlikte boğuldu. halk ve devlet. Sadrazamın. Kutucu Hacı Hüseyin. İslama sımsıkı sarılmayan devletler. Hâriç Müderrislerinden Deli İbrahim ve Ayasofya Vaizi İspiri-zâde Ahmed E-fendi gibi insanlardır. İran cephesinden Osmanlı Devleti aleyhinde haberler gelmeye başlamıştır. gayr-i meşru bir fiil görülmese ve hatta sadece dedikodu halinde kalsa bile. Önce sadrazamlığa göz diken Patrona Halil. Âsiler bununla da kalmadılar. İstekleri üzerine. bir mükâfatın çekten Lale De kaynaklardaki bil halinde kalsa bile< meşru eğlen mağlubiyet ve söz konusu olan İran 1143/1730'da masını arzu Padişah. Padişah Saraylarında ve Sadrazam Köşklerinde. devlet işlerinden anlamadığı . o dönemin İstanbul'unda halk arasında bazı ahlaksızlıkların ve gayr-i meşru eğlencelerin yayıldığı kesindir.e Mustafa'nın 05 Âsiler !K9] başta Sa'dâbâd sürerek yıkılmasıyla. İşte Lale Devri için de söz konusu olan budur. 2 Ekim 1730'da Osmanlı tahtını biraderi II. Sadrazam da yetinmedi'-: Zülâlî Hasaı ¦: küstah tavırlarıyla istediler. hemen mağlubiyet ve açlık gibi umumi felaketlerle cezalandırılmaktadır. Tam bunu fırsat bilen fitne ateşi. altı yedi aydır bu fitneyi ateşlemek için uğraşan bahriyeli. Muslubeşe. sadrazamın aleyhine bazı şeyler yaymaya başladığı gibi. yakınlarını devlet kademelerine getirmesinden rahatsız olanlar. Mustafa'nın oğlu Sultân Mahmûd'a terk etti. III. Şeyhülislâm Abdullah Efendi'nin şerî'at adına araya girme teşebbüsleri de fayda vermeyince. tarihe Patrona Halil İsyanı diye geçecek olan kargaşayı başlatmışlardır. İbrahim Paşa aleyhine kadına düşkünlüğünü ve başta Sa'dâbâd olmak üzere köşkler aleyhine de fitne ve fesada vesile olduklarını ileri sürerek bu köşklerin yakılmasını istediler. bu dönemde yapılan eğlenceler ve ziyafetler yüzünden bunların gayr-i meşru olduğunu ileri sürenler. Gerçekten Lale Devrinde. Ümmet-i Muhammed'den olanlar dükkânlarını kapayıp bizimle gelsin" demeleriyle birlikte. kendi adamları olan ve Rumeli Kazaskerliğine getirilmesini istedikleri Zülâlî Hasan Efendi ile İstanbul Kadılığına getirilmesini arzu ettikleri İbrahim Efendi'nin küstah tavırlarıyla Padişah'ın feragat ederek yerine Sultân Mahmûd'un padişah olmasını istediler. geçmişteki bir cinayetin neticesi ve gelecekteki bir mükâfatın da mukaddimesidir" kaidesine göre açıklamak gerekmektedir. At Meydanında toplanan asiler bununla da yetinmediler. hal malar ve de son bı bilgilen feü BİLİNMEYEN OSMANLI 217 129.Bu olayı da. Şeyhülislâm ve İbrahim Paşa'nın yakınları olan bütün damatları görevden alındı ve çoğu sürgün edildi. Padişah aleyhinde de "mahmûd'ül-hisâl bir Padişah isteriz" diye dedikodu yaptırmak şeklinde alevlenmeye başlamıştır. Çınar Ahmed ve Ali Usta gibi ayak takımları ile bunların fikir babası olan ve daha önce Damad İbrahim Paşa'dan zarar gören eski İstanbul Kadısı Zülâlî Hasan Efendi. âsilerin isteklerine uyularak sadrazam. Ahmed. buna bilen fitne hinde de' alevlenmeye kademelerine fetler yüzünden ateşlemek için Câmiinin Kaş Muhammed'den tarihe Patrona Bu isyanın Çınar Ahmed ve önce Damad İbı Hâriç Müde fendi gibi I teşebbüsleri ii ve İbrahim edildi. Ancak şahsiyeti ve alıştığı hayat itibariyle buna hazır olmayan Padişah. Kağıthane'deki yüzlerce köşkü yıktılar. Neticede 13 gün süren isyan 11 Ekim 1730 tarihinde son buldu.

2 Ekim 1730 tarihinde III. Mühimime Defteri.. Ahmed'in kendisine olan vasiyetinden ders alarak.. sh. Rumeli Kazaskeri Feyzullah-zâde İbrahim Efendi başta olmak üzere çeşitli hocalardan dersler alan I. kendi şahsî kin ve menfaatlerini tatmin gayesiyle bu işe kalkıştıkları da gün gibi ortadadır. Ahmed Çeşmesinin yanına atılmıştır. 204-218. şahsiyeti. Şeyhülislâmlık ve sadrazamlık makamında uzun süre kimseyi durdurmamıştır. Mahmûd'a gâzî unvanı verildi. Kasım 1730'da Sofa Köşküne davet edilen zorbacıların başı Patrona Halil ile Muslubeşe hemen katledilmiş ve asi liderlerinden 18'inin cesedi III. yine durmadı ve Kerkük'e girdi.! 1732 tarifti Vehhâbi" Mideiaı tarafından S KADIMI Verd-i t Râziye Kafel baldir. İslama hizmet gayesiyle değil.. İbret alınırsa önemli bir olaydır128. tine inan™-:. Aslında Sünnî ve Hanefi olan Nâdir Şah. iç kargaşadan korkarak geri durdu ve ancak i İran'ı mu'tedıl biri Osmanlı Devletı'm! Şeyhülislâmın ve j barış halin Irak cephesini Nâdir Şal" buyiıKl olamadı. ihtiyatlı.! da dev'o'f' mektec problem . Eylu1 Avusturya. çok sayıda sadrazamları arasında en önemli yeri Hekimoğiu Ali Paşa ihraz etmiştir. Hadisenin. Yenıde'£ sebep o'.SULTÂN I. Iranın Osw-lerek 1". IV. Osmanlı Tarihi. Sebkatî mahlasıyla şiirler yazmıştır. ailesi ve zamanındaki mühim olaylar hakkında kısaca bilgi verir misiniz? II. c.I 218 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSP. büyük kumandan Topal Osman Paşa tarafından Temmuz 1733'de büyük bir hezîmete mahkûm edildi ve bu sefer sebebiyle I. Biraz önce anlattığımız gibi. ileri sürülerek Revan Seraskerliğine tayin edilmiştir. Subhî Tarihi.9-» U99. XXIV. 1639 tarihinde yapılan Kasr-ı Şirin Andlaşması esasları üzerine kurulan İstanbul Andlaşması Ekim 1736 yılında imzalandı.. bu inancını hâkim kılmaya kalkıştıysa da. 136.¦ Devleti'. Akıllı. Osrutl beyi." Ruslar. İçteki kargaşaya son veren I. Mahmûd. Ancak Kırım Hanı ve Şeyhülislâmın da yardımıyla. ilk işi Patrona Halil başta olmak üzere. vrk. MAHMUD DEVRİ 130. dikkatli. nr. İki Osmanlı Paşa'sını şehid eden ve Revan.'. meşverete ehemmiyet veren ve kültürü yüksek olan bir padişahtır. Mahmûd. Mahmûd'un. ayak takımından oluşan isyancıların isteklerini yerine getirmek ve İbrahim Paşa ile yakınlarını devletin önemli makamlarından bertaraf etmek olmuştur. Mahmûd. Erbil'i alarak Bağdad'ı kuşatma altına alan Nâdir Şah. Lale devrinde yaşanan İslama aykırı hallerin bir cezası olduğu açıktır. Babasının ve amcasının akıbetlerinden ve özellikle de III. İstanbul 1198. I. 218. Mustafa'nın Sâliha Sebkatî Sultan'dan 1696 yılında dünyaya gelen oğludur. yıllardır devam eden İran Harbini ele almıştır. bu avantajdan yararlanarak sulh istedi. Hekimoğiu Ali Paşa'nın 1731'de Urmiye'yi feth edip Tebriz'i istirdâd etmesi üzerine Ocak 1732'de İran ile Sulh Andlaşması imzalanmış ise de. Kısım I. 128 BA. Şeyhülislâmlık makamına Şeyhülislâm Feyzullah Efendi'nin iki oğlunu getiren I. Ancak Kasım 1730'un sonuna doğru Patrona Halil başta olmak üzere bütün âsileri ortadan kaldırmış ve devleti huzura kavuşturmuştur. Gence ve Tiflis'i Osmanlı Devleti'nin elinden geri alan Şah.sU-»J İFA'. Nâdir Hân bununla yetinmedi ve 1733'deki taarruzuyla harbi devam ettirdi. alınıyordu manii manii De imtiyazlar ( Osmanlı! Belgn yordu. âlim. şâir ve bestekârdır. tinde kaldı. Ancak Patrona Halil ve arkadaşlarının da. Ahmed'in yerine tahta geçmiştir. l/a-34/a. -müttefıV ti'ne harp e c« ve BosnaVrr* yenildik 1739 y Müzâkc ri. sh. I . Uzunçarşılı. 1731'deki ikinci bir isyan hareketi ise sonuçsuz kalmıştır. İran'da Safevi Hanedanına son vererek Avşar Hanedanını başlatan Nâdir Şah.

4. Kırım Hanı Fetih Giray tarafından Kırım'dan kovuldular. Vâsıf Tarihi. Kırım'a giren ve büyük tahribat yapan Ruslar. Osman. İkinci İkbaldir. Eylül 1739'da Belgrad Muahedesi ile neticelendi. Musul şehri kahramanca savunuldu ve Nâdir Şah büyük kayıplarla geri çekildi. Avusturya ve Rusya ile harp halindeydi. 5. Ağustos 1737'de Şehid Ali Paşa'ya Banyaluka'da yenildiler. yeniden Irak cephesinden Osmanlıya saldırdı (1743). Mühlmme Defteri. Haziran 1740 tarihli Adâletnâmesiyle bu problemi de halletmeye çalışıyordu. İstanbul 1199. Osmanlı Devleti aynı anda. ÇOCUKLARI: Hiç çocukları olmamıştır129. I. Bu arada bozulan tımar ve ze'âmet usulünü ıslah etmek üzere Ocak 1732 tarihinde yeni bir tîmâr kanunu çıkarmayı ihmal etmedi. 1746 İstanbul Muahedesi ile sona erdi. hepsinde de galip olarak sulh müzâkerelerine katılıyordu. 6Râziye Kadın. İstanbul 1219. Osmanlı Devleti'nin hâlâ dünyanın birinci devleti olduğunu isbat ediyordu. 2-289. Humbaracıbaşı Ahmed Paşa'nm gayretiyle 1734'de Maaşlı Humbaracı Ocağını teşkil etmiş ve yeni askerî düzenlemelerin zaruretine inanmıştır. 7 yıl süren barış halinden sonra. Osman. Necid'de ortaya çıkan Vehhâbî meselesi de. İran. 1718 Pasarofça Andlaşması ile Avusturya'ya bırakılan yerlerin bir kısmı geri alınıyor ve Azak Kalesi de Ruslardan geri alınıyordu.Hâce Verdi Nâz Dördüncü Kadın.Hâce Ayşe Kadın. devamlı savaş halinde bulunduğu için. OSMAN DEVRİ 131.Habbâbe Hanım. 9. Osmanlı Devleti. Mahmûd. Polonya'yı paylaşmak ümidiyle 1737 yılında Osmanlı Devleti'ne harp ilan etti ve üç koldan Osmanlı ülkesine saldırdı. vrk. Kısım I. 2 yıldan biraz fazla sürecek olan saltanat tahtına ağabeyinin vefatı . Osmanlı Tarihi. I. Mahmüd'un kardeşi olup II. fırsatı ganimet bilerek 1736 yılında Azak Kalesini ele geçirdi. Niş'i düşüren. Üç imparatorluk ile aynı anda savaşan Osmanlı Devleti.Meyyâse Hanım. 3. Bu arada Osmanlı Devleti'ne yardımlarından dolayı. 10. c. Baş hocası Feyzullah-zâde İbrahim Efendi olan III. İstanbul 1198. Neticede İran. 13 Aralık 1754 tarihinde Demirkapı tarafından Saray'a girdiğinde vefat etti. 1744'de Kars'ı muhasara etti. içeride de halkın derebeyi adını verdiği a'yân denilen bazı mahallî mütegallibelerle de uğraşmak mecburiyetinde kaldı. Belgrad Muahedesi. Yeniden sulh istedi ve 1723'den beri çok sayıda Müslümanın kanının akmasına sebep olan bu harp. Osmanlı Devleti'ne bu mezhebin hak bir mezheb olduğunu tasdik ettirmek istediyse de. 2-40. sh. Sultân Osman kimdir? Ailesi ve devrindeki önemli olaylar hakkında kısaca bilgi verir misiniz? III. KADIN EFENDİLERİ: 1. III. Bu arada Rusya'nın müttefiki olan Avusturya.Hâtem İkinci Kadın.BİLİNMEYEN OSMANLI 219 İran'ı mu'tedil bir İmâmiyye-i İsnâaşeriyye ve Ca'ferî mezhebi çizgisine getirdi. i 129 BA. Dünyanın 2. Uzunçarşılı.Sırrî Hanım. Baş İkbal. Dış problemleri halleden Padişah. 210-336. nr. Bunların bir kısmı devlete itaat adı altında halka zulm ediyordu ve bir kısmı da devlete baş kaldırıyordu. İran'ın Osmanlı Devleti'ne saldırılarından memnun olan Rusya. sh. Mide kanamasından muzdarip olan I. 8. 1739 yılında Belgrad'a yürüyen Osmanlı ordularından çekinen Avusturya sulh istedi. IV.SULTAN III. 44-45. İKBALLERİ: 7.Fehmî Hanım. l/a-238/b.Hâce Âlî-cenâb Baş Kadın. Sultân Mahmûd'un meşgul olduğu problemlerdendi. ancak muvaffak olamadı. 2. Şeyhülislâmın ve âlimlerin muhalefet etmesi üzerine muvaffak olamadı.Hatice Rami Altıncı Haseki. sh. c. İzzî Tarihi. 220 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSM/" XXV. Karadeniz Osmanlı Gölü olarak devam edecekti. Aydın taraflarındaki Sarı Beyoğlu bunların başında gelmektedir. büyük gücü olan Fransa da bazı imtiyazlar yani kapitülasyonlar elde ediyordu. Osmanlı Devleti'ne İsnâaşeriyyeyi yine hak mezhep olarak kabul ettiremedi. Mustafa'nın 1699 yılında Şehsiivâr Valide Sultân'dan doğma oğludur. Müzâkerelerini bizzat Sadrazam Hacı İvaz Mehmed Paşa'nm yürüttüğü sulh teşebbüsleri. 126. sh. Sırbistan ve Bosna'ya giren Avusturya orduları. Subhî Tarihi. Belgrad Anlaşması ile Osmanlı Devleti 28 yıllık bir barış dönemine imza atmış oluyordu. Eflak. Doğuda Timuroğullarına büyük zararlar veren Nâdir Şah.

sh. Tebdil gezmek en önemli merakı idi. II. sh. MUSTAFA DEVRİ 132. Kısım I. nr. 337-341. IV. 22 Mayıs 1766 yılında büyük İstanbul depremi onun zamanında olmuştur. Rusların andlaşmalara aykırı olarak Polonya'ya asker sokması. Padişahların Kadınları ve Kızları. Uluçay. Ahmed'in 1717 yılında Emine Mihrîşah Sultân'dan dünyaya gelen oğludur. Yirmisekizçelebi-zâde Mehmed Said Paşa ve son sadrazamı olan Koca Mehmed Râgıb Paşa. Şâir.Ş Rusların i etmesi ve Pa dilmesine sebepe Han'ı Giray Han'ıni hazırlıksız olması fc almışlardır. sh. bahşişini veren ve da^g ki problemleri ı devlet adamla: çalışmış. c. Öztuna. 8075. Laleli Camiinin banisi olan III. Devletler ve Hanedanlar.97. 3. XXVI. Uluçay. c. c. sh. 130 Vâsıf Tarihi. padişahın bazı makul olmayan tekliflerini şiddetle reddedecek kadar dirayet sahibiydi ve arada sırada onunla tartışırdı.üzerine 13 Aralık 1754 yılında oturdu. çok yönleriyle diğer padişahlara benzemeyen farklı bir insandır ve 30 Ekim 1756 tarihinde şirpençeden dolayı vefat etmiştir. Kısaca III.'. saltanatının ilk on yılını huzur içinde devam ettirmiştir. Sadrazamları arasında yer alan Hekimoğlu Ali Paşa. ı*rı-Koyun Adaıan i sonra da Çeşra:'fl verdirdiler. gerçekten değerli olan devlet adamlarındandır. hattat ve âlim bir padişah olan III. III. Çocukları olmamıştır130. Râgıb Paşa. Ağabeyinin aksine müziği sevmez ve kadınlara iltifat etmezdi. Uzunçarşılı.Zevkî Üçüncü Kadın. SULTÂN III. Osmanlı Devleti bu depremlerden etkilenmemiştir. I. Devletler ve Hanedanlar. akıllı bir vezirdir ve Padişahın harp ilanı arzularını 6 yıl boyunca dirayetle reddetmiştir. Osman zamanının hatırlanacak olan en önemli olayları. 228-229. Osman'ın vefatı üzerine Osmanlı tahtına oturmuş ve 1769 tarihinden itibaren de Gazi unvanını kullanmıştır. ailesi ve döneminde meydana gelen önemli olaylar hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz? III. Ekim 1768'de Rusya'ya karşı .:::< Hasan Pas İşte I per güç olal erdi.Leyla Baş Kadın. İstanbul'un büyük bir kısmını ve hatta Paşakapısını dahi yok eden Hocapaşa ve Cibali yangınları. Osman. piyadeye dokunmadan topçu ve bahriye subayları yetiştiren Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyûn ve Mühendishâne-i Bahrî-i Hümâyûn'u kurmuştur. Mustafa. Fransızların teşvik etmesi ve Padişah'ın savaşa meyilli olması. *. Osmanlı Tarihi.OSMANLI DEVLETİ'NİN GERİLEMEYE BAŞLAMASI. D. Karasr-Î sürpriz bir seki* • <g şan edildiler.:¦< 9. devlet hayatındaki problemleri ıslaha meyilli. KADIN EFENDİLERİ: 1. piyadeye fi Berrî-i Hümâyûn i 1766 yılında büyük 1 depremleri olurken. sh. c. Ekim 1756 yılında III. Mustafa. sadrazamı Koca Râgıb Paşa olması hasebiyle. Öztuna. Şişman. 45-92. Padişahların Kadınları ve Kızları. Avrupa'da iktidar depremleri olurken.MihrlıraH Kadınları ten BİLİNMEYEN OSMANLI 221 ¦:¦fcve İP MI İlabahşişini veren ve daha sonra bu âdeti ortadan kaldıran III. Çün (Larga) t mağlup ı rım'ın kap devlet olarak! buren özelliğini! sından devletin tojıral soktu Devleti'™ j tından sonra ti ZEVı Kadın Efenin çüncü I ÇOCUKUM :jj hân Sulta». Kapıkulu Ocaklarını rahatsız etmeden bazı reformlar yapmaya çalışmış.Ferhunde Emîne Dördüncü Kadın. Süveyş Kanalını açmayı düşünen devlet adamlarındandır. sh. Mustafa. Kadınların sokaklarda serbestçe dolaşmalarını ve giyinip süslenmelerini ciddi manada sınırlamalara tabi tutmuştu. malî konularda hassastır. 95-96. asabî ve geçimsiz bir devlet adamı olduğu ve sadrazamlardan hiç biri ile geçinemediği söylenmektedir. Mustafa. Hekimoğlu Ali Paşa. 230. 1757'de son cülus Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi. 2. II. çok insanın ölümüne sebep olan veba salgını ve denizleri donduran müthiş kışlar gibi dahili hâdiselerdir. III. Müneccimlik ve ilm-i nücûma aşırı bir ilgisi olduğu söylenmektedir.

Osmanlı'yı ise. önce Kırım Han'ı Giray Han'ın darbelerine maruz kalmışlar ise de. 8 . 3-Şah Sultân. Kısım I. Çariçe II. yani en az 1453 yılından beri dünyada tek süper güç olarak hayatını devam ettirmesi. c.Fatma Sultân. II. Osmanlı Devleti'nden ayrılırsa bağımsız bir devlet olarak kabul edeceğini söyleyerek Kırım'ı ikiye böldü ve Kırım Rus işgaline mecburen boyun eğdi (Temmuz 1771). 2. 7. 1770 Nisan'ında perişan edildiler. sh.harp ilan e-dilmesine sebep olmuştur. sh. Sadrazam Koca Yusuf Paşa'nın 1788'de Avusturya İmparatoru II. Karadeniz Osmanlı Gölü olması sebebiyle Fin Körfezinden Akdeniz yoluyla sürpriz bir şekilde Mora'ya Rumlarla birlikte asker çıkaran Ruslar. bundan sonra meydana gelecek olaylarla sona erdi. 222 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN 0^ XXVII.Hatice Sultân.SULTAN I.Mihr-i Şâh Valide Sultân. sonra da Çeşme Limanında Osmanlı gemilerine baskın düzenleyerek çok büyük kayıp verdirdiler. Rusyayı Prens Renin ve Mareşal Romanzov. Osmanlı Devleti'nin gerileme dönemini başlatan Kaynarca Andlaşması. Ruslar. Şumnu'daki Osmanlı ordugâhına kadar gelmişler. 28 madde ve 2 ilaveden meydana gelen ve Osmanlı Devleti'ni dünyada dördüncü devlet haline getiren muahede 17 Temmuz 1774 tarihinde imzalandı.Hibetullüh Sultân. Osmanlı Devleti'nin muhtâc olduğu ıslâhatı yapmaya uğraşmıştır. Artık Osmanlı Devleti dünyanın 1. Özellikle hayatı için bkz. Sh. 98-105. ABDULHAMID DEVRİ 133. 10. Öztuna. Çariçe. Osmanlı Tarihi. ÇOCUKLARI: 1-Şehzâde Mehmed. Josef'i mağlup etmesi üzerine Gazi unvanını kullanmaya başlamıştır. Avrupa'da büyük akisler uyandıran Çeşme Baskınının intikamı Cezayirli Hasan Paşa tarafından alındı. Rusya bununla da kalmadı ve Kırım'ın kapısı olan Orkapı'yı kuşattı. Netâyic'ül-Vukû'ât. 2-Şehzâde Sultân Selim III. 4. 4. Çünkü Kont Romanzov komutasındaki Rus kara askerleri Boğdan'ın Kartal (Larga) denilen bir mevkiinde Sadrazam İvaz-zâde Halil Paşa'yı Ağustos 1770 yılında mağlup ediyor ve Bender Rusların eline geçiyordu. İşte Osmanlı Devleti'nin asırlardır. Yaratılışı itibariyle saf. sh. 5. c.Fehîme Üçüncü Kadın Efendi. Bu kritik günlerde. kerametleri halk arasında yayılacak kadar mütedeyyin ve devlet işleriyle de yakından ilgilenen bir padişahtır. Mustafa Nuri Paşa. açtığı harp sebebiyle devletin başına büyük felâketlerin gelmesine sebep olduğunu düşünen Padişah'ı zora soktu ve sıkıntılar içinde nüzul hastalığına tutularak vefat etti (Ocak 1774). Devleti olma özelliğini kaybetmişti. Abdülhamid Hân. 5. 2-278. Abdülhamid devrinde imzalanacaktı.Rifat İkinci Kadın Efendi.Ayn'ül-Hayât Baş Kadın Efendi. 43-54. sh. c. Devletler ve Hanedanlar. sh. Uzunçarşılı. Uluçay. günümüze kadar Osmanlı soyunu devam ettiren bir padişah olarak Ocak 1774'de Osmanlı tahtına oturdu. Hayatı boyunca dirayetli sadrazamları ve devlet ricalini iş başına getirerek. Padişahların Kadınları ve Kızları. c. A-vusturyalılar da kendilerine pay çıkarmak için Boğdan'ın kuzeyindeki Bukovina'yı işgal ettiler ve 1775 yılında yapılan bir andlaşma ile . Tahta çıktığında bütün cephelerde Osmanlı kuvvetleri büyük sıkıntılarla karşı karşıyaydılar. 1774 baharında Tuna yakınlarındaki Küçük Kaynarca Kasabasında sulh müzâkereleri başladı. Rusçuk ile Silistre'yi muhasara etmişlerdi. III. Rusya içindeki karışıklıkların da yardımıyla. 341-420. Katerina komutasındaki Rus orduları. I. ancak Baltık Filosu ile Ege'ye yönelen Rus kuvvetlen Temmuz 1770'de Koyun Adaları açıklarında Osmanlı gemilerine karşı büyük kayıplar vererek çekildi. Ahmed'in Râbi'a Şermî Kadın'dan 1725 yılında dünyaya gelen I. 1769 son baharında Polonya'nın kapısı olan Hotin'i teslim almışlardır. Osmanlı ordusunun tecrübesiz ve hazırlıksız olması hasebiyle. Mustafa'nın vefatından sonra I. Arkasından Dobruca'dan Bulgaristan'a giren Rusların bu ilerlemeleri. IV. Selim'in annesi. 92-327. 131 Vâsıf Tarihi. 231-236. halka karşı merhametli. Baş Kadın Efendi ve III. Abdülhamid. ailesi ve devrindeki olayları kısaca özetler misiniz? III. I.Binnaz Üçüncü Kadın Efendi.Hatice Sultân. III. II.Mihrişah Sultân131.Ayşe Âdil-şah Ü-çüncü Kadın Efendi. ZEVCELERİ: 1.Mihrimah Sultân. 9. 6. 3. sadâret kethüdası Resmi Ahmed Efendi ile Reisülküttâb İbrahim Münîb Efendi temsil ediyordu.Beyhan Sultân. 279-282. sh. 1771 yılı içinde Ruslar Eflak'i yani Romanya'yı işgal ettier. 6.

1782'de kahraman Kırım halkı bu hâine karşı ayaklandı ve II. tamamen Müslüman olan Kırım'ı Ruslaştıran ve burayı ikinci bir Endülüs yapan Ruslarla başbaşa kaldılar. Tahta geçtikten 6 ay sonra Kaynarca Muahedesini imzalayan Padişah. Ağustos 1774'de Kaynarca Muahedesinin üzüntüsüyle vefat eden Sadrazam Muhsin-zâde Mehmed Paşa'nın yerine gelen sadrazamlar bir türlü dikiş tutturamıyorlar-dı. Osmanlı Devleti. Josf. lî Sultân. Maalesef. Eylül 1788'de II. Andlaşma Osmanlı Devleti'nin aleyhine işledi ve neticede Rus hayranı Şahin Giray Kırım tahtına oturdu. Binlerce Müslüman öldürüldü. bununla da yetinmeyerek Podolya'nın merkezi olan Hotin'i de teslim aldı. uç men Müslur başbaşa kaim yeti 310 Rusya'ya Çariçe olan Osmanlı arasında d günden mil içindi ve h harb ilan c : 1788'de II. ancak üç yıl sonra geri alınabildi. Kaçarlar'ın rakibi olan Kerim Han Zend.ı BİLİNMEYEN OSMANLI 223 artık Kırım Müslümanların değil Ortodoks Rusların hâkimiyetine girdi. Çariçe 1787'de 60. 16-f. Uzunç. Kırımlılar. Müslüman Türklerin karşı karşıya kaldıkları en büyük hezimetti. Öztun. 10. Osmanlı Devleti'nin Kırım'daki hâkimiyeti 310 yıl devam etmişti. 202-364. ya'yı berta Müslüman olan Hotın'i de kederinden 1789). Kırım'daki bu keşmekeşi kabul etmeyen Osmanlı Devleti harbe karar verince. Aralık 1788'de Özi Kalesini alarak burada Müslüman katliamı yapan Rus ordusu. her türlü gayr-i meşru işlere dalarak ve Çariçe'nin imkânlarını kullanarak. Baş ikbal tân Mustafa Mehmed. Cenazesi. Osmanlı taraftarı IV. Osmanlı Padişahının kederinden dolayı beyin kanaması geçirerek vefat etmesine sebep oldu (7 Nisan 1789). Şubat 1788'de Avusturya da Osmanlıya karşı harb ilan etti. Joseph komutasındaki Alman ordusunu bozdu ve Osmanlı ordusu Avusturya'yı bertaraf ederek Ruslarla başbaşa kaldı.bu da kabul edildi. . Polonya'nın istiklâli için yapılmış göründüğünden millete mal edilememişti. Kırımlılar Osmanlı Devleti'ne yaptıkları ihanetin cezasını çekiyorlardı. mürteci diyecek kadar hakaret ettiği Osmanlılardan intikam alıyordu. 1776'da İranlıların eline geçen Basra.M Dördüncü fendi. bu da devam etmedi. Rusya ile Aynalıkavak'ta yeni bir andlaşma imzalandı (Mart 1779). Hotin ve Özi'deki Müslüman katliamları. üç asır boyunca hâkimiyetlerine karışmayan Osmanlı Devleti yerine. bundan rahatsız olan Osmanlı Devleti Ağustos 1787 tarihinde yeniden harp ilan etti. Kırımlılar. 1683 Viyana Bozgunundan sonra. 5-Ş Şehzade Mel Esma Sultan. Cenı türbesine defn Sultân I. Çariçe'nin Temmuz 1783 tarihli fermanıyla Kırım Rusya'nın bir eyâleti oldu ve artık Kırım merkezi olar. zira Ruslar söz vermelerine rağmen askerlerini Kırım'dan çekmemişlerdi. bir kaç ay sonra da İran ile yüz yüze geldi. tân. Bu arada iç karışıklıklar da devam ediyordu. Sadrazam Koca Yusuf Paşa komutasındaki Osmanlı kuvvetleri. Rus vilayet merkezi olan Akmescid'e taşınıyordu.000 askeriyle Kırım'a geldi ve zaferini kutladı. Artık saltanat merkezi olan Bağçesaray. 1775'de Basra'yı muhasara altına alınca. Fransa'nın araya girmesiyle. Bu akılsız Hân. dığı hatt-ı hû yeniden ke zun eyledi. 8 Ocak 1784 tarihli Andlaşmayla Kırım'ın Rusya'ya ilhakını kabul etti. Yaran geçtiğini bana ZEVCELI tafa'nın annesi ve önce İkinci Şah Baş Kadın Dilpezîr Kadın di. Ancak bu yeni harp Müslüman Kırım'ı kurtarmak içindi ve herkes Ruslara diş biliyordu. Mayıs 1776'da İran'a harb ilan edildi. Bahadır Giray'ı tahta oturttu ise de. 1768-1774 tarihleri arasında devam eden Osmanlı-Rus Harbi. Şahin Giray'ın gafleti ile Rusya tekrar Kırım'a girdi. Devlet Giray'ın yerine Rus hayranı Şahin Giray Kırım tahtına oturmuştu (1775).

Ancak Osmanlı Halifesi.RâbPa Sultân132. c. Uzunçarşılı. II. sh. IV. 420-546. 14Nükhet-sezâ Hanımefendi. 237-241. 4-Şehzâde Mehmed. ¦¦¦¦¦-'¦•-. dünyanın 1. Devlet haline geldi. şıktaki hükümleri düzenleyen maddeleri idi. 6. Madde teşkil ettiğinden. II. 3. ÇOCUKLARI: 1-Şehzâde Sultân Mustafa IV. Târih. bu kadar Müslüman erkek. bunu özetle zikretmek istiyoruz: "Deviet-i AMyyemiz taahhüd eder ki.Hibetullah Sultân.Nakş-ı Dil Valide Sultân. IV. diğer hükümleri açısından Osmanlı Devleti için bir intihar andlaşması olmuştur.Binnaz İkinci Kadın Efendi. 5) Rusya da. 3) Rusya Ortodoks olan Osmanlı tebaasına yani Rumlara ve Ermenilere. Rusya ise 4. 10. İkinci İkbaldir. II. 14Ermîne Sultân. Baş ikbal. hami sıfatıyla şikâyetlerini Bâb-ı Âli'ye iletebilme hakkını elde ediyordu. Kısım I. Maddeler). 28 maddeden ibarettir. Vakıf Han'ın karşısındaki türbesine defn edildi. IV. Osmanlı Tarihi. sh.Bahçekapıdaki İmaretinin yani şimdiki 4. Hıristiyan . sh. c. Kaynarca Andlaşmasının temelini 7.Âlem-Şah Sultân. II. c. Abdülhamid'in Hotin ve Özi'nin düşmesi münasebetiyle bizzat kaleme aldığı hatt-ı hümâyûn insanı ağlatacak kadar manalıdır: "özi'nin düştüğü takriri alimallah beni yeniden kederlendirdi. 9-Ahter-Melek Hanım. Netâyic'ül-Vukû'ât. 16. 4-21. 4) Önlenemeyen dev bir Rusya dünya hakimiyetindeki yerini almış oldu. 8-Şehzâde Mehmed Nusret. c. sh. III. Hatt-ı Hümâyûn. sh.RâbPa Sultân. 282-315. 7-Dilpezîr Kadın Efendi.Mehtâbe Dördüncü Kadın Efendi. 12.. ¦¦224 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN C""' 134. 13. ZEVCELERİ: KADIN EFENDİLERİ: 1.Ayn-i Şah Sultân. 12Fatma Şeb-safâ Dördüncü Kadın Efendi. 9. sh. sh. 15.Mu'teber Kadın Efendi. IV.Ayşe Hanımefendi.Ayşe Sine-perver Valide Sultân. Bu mu'âhede ile ne oldu? 1) Osmanlı Devleti. 5) Andlaşma ile Kırım üzerinde Osmanlı Devleti'ne verilen haklar ve Kırım'ın bağımsızlığı gibi lehte hükümler. 3. sh. 132 BA. 8. ve 4. c.Fatma Sultân. küçük ve büyüğün kâfir elinde kalması beni mahzun eyledi. 2. 18Sâliha Sultân.lüğe yükseldi. c.Misl-i Nâyâb Kadın Efendi. Mustafa Nuri Paşa. Cevdet Paşa. bu zamana kadar işletilemedi. 10. Osmanlı Devleti'nin toprak kaybından ziyade. İngiltere ve Fransa gibi Osmanlı Devleti'ndeki adlî ve iktisadî kapitülâsyonlardan faydalanacaktı. 3) Rusya. 4) Karşılıklı toprak alıverişleri tanzim edilmişti. 5. Yârab! Sen Mâlik'ül-mülksün. Bize göre Kaynarca Andlaşmasının en önemli maddeleri. 2) Karadeniz Osmanlı Gölü olmaktan çıktı ve Rusya burada sahil edindi. I. Senden niyazım. . c. 3-Şehzâde Abdullah. 11.Ayşe Dürr-i Şehvar Sultân. En önemli hükümleri arasında şunlar bulunmaktadır: 1) Kırım Hanlığı artık müstakil bir devlet haline geliyordu. 15. Vâsıf Tarihi. kadın.Ayşe Baş Kadın Efendi.Mihribân Üçüncü Kadın Efendi. 54-72. c. 17. Kaynarca Andlaşmasındaki Ortodoks ifadelerine ve ilgili hükümlere dayanarak.lükten 3. Fransa ve Rusya'dan sonra 4. Osmanlı Devleti'nin şefkatli davranmasını istiyor ve bu konuda makul bir isteği olursa. Kaynarca Andlaşmasının asıl önemli olan maddesi buydu ve daha sonraki bütün azınlık ayaklanmalarında Rusya bu maddeyi kullanarak Osmanlı Devlet'ini rahatsız etmişti (7. 7-Şehzâde Abdurrahman. ölmeden bu beldeleri tekrar Müslümanların eline geçtiğini bana göster". Sultân I. Mustafa'nın annesi ve IV.Nevres Üçüncü Kadın Efendi.' . nr. Kadınefendi. ve 14. 20. III. 2-364. Mahmûd'un annesi ve önce İkinci İkbal sonra Kadın Efendi. neden Osmanlı Devleti açısından bu kadar a-leyhte yorumlanmaktadır? 17 Temmuz 1774 (8 Cemaziyülevvel 1188) tarihinde imzalanan ve Rusya ile Osmanlı Devleti arasında yapılan Kaynarca Andlaşması. 2-439. Öztuna. 2-334. özellikle Eflak ve Boğdan'la ilgili olarak ve ancak kapalı ifadelerle bütün Osmanlı topraklarını kapsayarak. 2-242. sh. Uluçay. 126. 8. 105-115.Hatice Sultân. Osmanlı Devleti'ne istediği zaman müdahale imkânını elde etti. 11-Esmâ Sultân. 5-Şehzâde Ahmed. 4Hümâ Şah Baş Kadın Efendi. 19. Kaynarca Mu'âhedesi.Hatice Ruh-şah Baş Kadın Efendi. Padişahların Kadınları ve Kızları. 2-Şehzâde Sultân Mahmûd II. sh. c. Devleti olmaktan çıkıp İngiltere. 13. 6-Şehzâde Abdülaziz. 2) Eflak ve Boğdan'ın muhtariyeti genişliyordu (Romanya). bütün Müslümanlar gibi Kırımlıların da halifesi kabul ediliyordu. Devletler ve Hanedanlar.

Rumeli'de a'yânlar ve cephelerde savaşan . III. merhametli ve ıslâhata taraftar olan bir Padişahtır. hukukî. Selim. sh. Selim'in askerlere hitaben kaleme aldığı ve İslâm'daki gaza ruhunu hatırlatan hatt-ı hümâyûnu da müessir olamadı. SELİM DEVRİ 135. Geldiğinde sadrazamlık koltuğunda Koca Yusuf Paşa'nm bulunması ve sonra da uzun müddet Kaptan-ı Deryalık görevinde bulunan Cezayirli Gâzî Hasan Paşa ile çalışması. Ruslar Boğdan'ın başşehri Yaş'ı işgal ederken. Selim. Selim ile birlikte nizâm-ı cedîd mücadelesini veren sadrazamdır. c. sn. Maddede zikr olunan İstanbul'daki Kilise ve gerek hademesinin korunmasına yönelik girişimlerde bulunabile". cephelerde durum çok kötüydü. Murad'dan sonra gelen Padişahlar içinde bir numaradır. ] maradır. Cevdet Paşa. Osmanlı Tarihi. İsveç'le yapılan ittifak Osmanlı Devleti'nin hiç işine yaramadı. Damad Melek Ahmed Paşa ise. sh. III. Osmanlı Devleti ile başbaşa kalan Rusya da sulha yanaştı ve Ocak 1792 tarihinde imzalanan Yaş Andlaşması ile Özü ve Hocapaşa (Odesa) gibi bazı sahil şehirleri Ruslara bırakılarak. Boğdan sınırlarındaki Fokşani Meydan Muharebesinde. Ruslar. aynı zamanda dirayetli. 1595'de vefat eden III. için büyük! düzenlenmesi}^. Saltanat III. 54-72. iç durum hiç de iyi değildi. sh. 1790). Târih. Eflak'a bağlı Yerköyü'nde Avusturya kuvvetlerini mağlup etseler de. Rus ve Avusturya kuvvetlerinin iki taraflı saldırıları üzerine ağır bir hezimete uğradılar (1203/Ağustos 1789).dininin hakkına ve kiliselerine kuvvetli bir şekilde himaye göstere ve Rusya Devleti'nin elçilerine ruhsat vere ki. ta? I Nldfrü yıldır dost s Bonapar»:! şu halin! <f BİLİNMEYEN OSMANLI 225 üzerine Osmanlı tahtına Recep 1203/Nisan 1789 tarihinde oturdu. Tuna'nm güneyine çekilmek durumunda kaldılar. Zira Rus ve Avusturya cephelerinde savaş bütün hızıyla devam ediyordu. Rusya bu maddeyi Demoklesin kılıcı gibi kullanmıştır. III. Kısım I. Selim'e intikal ettiğinde. Osmanlı-Rus savaşına da son verildi. Osmanlı Devleti'ni rahatlattı ve Avusturya sulh andlaşması istedi. şiir. Tulça gibi. amcasının cephelerdeki duruma üzülerek beyin kanaması geçirmesi ve vefat etmesi üzerine Osmanlı t vukufu. III. XXVIII. 279294.! Padişahtır. Belgrad başta olmak üzere işgal ettikleri yerleri Osmanlılara iade ettiler. Mustafa'nın Mihrişah Sultân'dan Aralık 1761 yılında dünyaya gelen III. I. Mustafa Nuri Paşa. Besarabya ile Dobruca arasındaki Osmanlı savunma merkezlerini. bazı kayıplar ve mağlubiyetlerle birlikte ele geçirmiş oldu (İsmail. Anadolu'da derebeyleri. i denilebilir ki. Ağustos 1791'de imzalanan Ziştovi Muahedesi ile AvusturyaOsmanlı Harbi sona erdi. Kemankeş Mustafa Paşa kumandasındaki Osmanlı orduları. denilebilir ki. Selim. Rus t uğradılar (li mağlubiyet!! vusturyalılsrJ kaleme aldıfy *| di. şiir. ( da uzun çalışması. iktisadî ve özellikle de mağlubiyetlerin birinci sebebi sayıldığından askerî ıslâhatları düşünmeye başladı. dış düşmanlara karşı vatanı müdafaa ederken. hat ve diğer güzel san'atlardaki mahareti ve kısaca kültürü açısından. IV. Osmanlı li de. Kili. III. sosyal. II. Bunu Rusların galibiyeti ile sonuçlanan Boza (Buzaov) mağlubiyeti takip etti (Eylül 1789). A-vusturyalılar da Bükreş'i teslim alıyorlardı (Ekim 1789). Netâyic'ül-Vukû'ât. Osmanlı devleti için sonun başlangıcı oldu133. III. Osmanlı kuvvetleri. ( ile birlikte ı Saltanat! Avusturya Fokşani Meydan fi orduları. 72-80. 422-427. c. onun için büyük bir fırsat olmuştur. c. Kısaca Kaynarca Mu'âhedesi. Zira devlet. Alman kuvvetler. Cephelerde kaybeden Osmanlı Devleti. Uzunçarşılı. c. Tuna'nı arasındaki ter i geçirmiş oldu (ip hiç işine yaram»! lattı ve A«ıstwsl desl ile Avu sona erdffic! H manlıla1 Ocak 1792 tam sahil şeiırti 133 Vâsıf Tarihi. 302-315. Böylece tarihteki son Alman-Türk savaşı sona erdiği gibi. Bu sırada 1789 Fransız İhtilalinin olması. gerek 14. yıkılmanın m[ Kura lerf/f duygular»" 1| manii Deve i nasıl yap1* esas alıMıtl edildi. ailesi ve zamanında meydana gelen olaylar hakkında kısaca bilgi verir misiniz? III. İslâmî ilimlere vukufu.SULTÂN III.

Şubat 1807'de İngiliz donanması İstanbul önlerine kadar geldiyse de. Vehhâbileri bertaraf etmek ümidiyle kendisine Temmuz 1807 yılında Mısır Beylerbeyiliği verildi. Nizâm-ı Cedidci Gâlib Paşa'nın Haziran 1802 tarihinde imzaladığı Paris Mu'âhedesi takip etti. 1804'de Ruslara yanaştı. Hotin. Akkerman ve Kili işgal edildi. Avusturya bu ihtilâli kışkırtıyordu. Mısır Beylerbeyisi Ebu Bekir Paşa ile yaptığı Ehramlar Muharebesini de kazandı. Fransız ihtilâlinin milliyetçiliği tahrik etmesi sebebiyle 1806 yılında Sırplar ihtilâl çıkardılar. gerileme devrini tamamlayarak artık yıkılmanın sancılarını çekmeye başlamıştı. hemen geri döndü ve bu sefer Mısır'a yönelerek İskenderiye'yi işgal etti (Mart 1807). Osmanlı Devleti. aklı başında olan herkes biliyordu. Bunu ayrıca inceleyeceğiz. İslama aykırı bazı fiilleri yapmakla (mesela ney üflemesi ve tanbur çalması. müminlerin kalbinden devlete muhabbetin çıkması ve yardım duygulan yerine kin ve nefret duygularının fışkırmaya başlaması olduğunu. Diğer taraftan Rus cephesine gönderilmek istenen Nizâm-ı Cedid askerlerini kapıkulu ocağı neferleri kabul etmiyordu. Bu yıkılış emarelerinin sebeplerinin Kur'ân'a aykırı olarak yaşanan sefâhet. Ordu. Haziran 1801'de Mısır'ın Tahliyesi Mukavelesi imzalandı ve Osmanlı ordusu Mısır'a girdi. Ancak bu nasıl yapılacaktı? Bu konuda tamamen mevcut düzeni değiştirmek isteyenlerin görüşü esas alındı ve 24 Şubat 1793'de Nizâm-ı Cedid resmen bir Hatt-ı Hümâyûn ile ilan edildi. Osmanlı Devleti. Mısır'a gittiğinde (1799) asla Arapça bilmeyen ve Arnavud olan Mehmed Ali Ağa. Vidin'de Pazvandoğlu Osman Ağa. İngilizler de tabiî müttefik oldu. Bunda yeniçerilerin Hıristiyan tebe'aya kötü muamelesinin de etkisi vardı. Bu arada Arabistan'da ortaya çıkan Vehhâbîlik hareketi de Osmanlı Devleti'ni ciddi manada rahatsız ediyordu. Bununla da kalmadı ve harp ilan etmeden Mısır İskenderiye önlerine ii: 226 BİLİNMEYEN OSMANLI geldi (Temmuz 1798). Ancak lider Kara Yorgi. bütün şarkı ele geçirirdim" diyen General. Silistre valisi Alemdar Mustafa Paşa. Mehmed Ali Paşa İngilizleri durdurdu. halkın vergi yükünün altında ezilmesi. aleyhe geçmeye başladılar. Önceleri Nizâm-ı Cedid'e taraftar olan ve en azından ses çıkarmayan âlimler.yeniçeri grubu. Bender. Nizâm-ı Cedid de fayda vermedi. 400 yıldır dost devlet olarak bilinen Fransa'nın başına geçen General Napolyon Bonaparte. Düşman vatanı işgal ederken. Osmanlı Devleti devamlı kan kaybediyordu. Nizâm-ı Cedid ricalinin suiistimallerini ve ahlaksızlıklarını görünce. 25 Mayıs 1807'de Kastamonulu Kabakçı Mustafa denilen bir neferi kendilerine reis tayin eden yeniçeri yamakları. İş çığırından çıktı ve Padişah. Akka'da Cezzâr Ahmed Paşa tarafından durduruldu. a'yân denilen zorbalar idi. 19 . âlimleri Nizâm-ı Cedid grubuna ve hatta Padişah'a karşı tahrik etti. ancak buradan Kahire'ye hareket etti. kız kardeşlerinin ve hanımlarının Avrupai bir hayat yaşamaya başlamaları gibi) suçlandı. Mısır'da Memluk Beyleri nasıl bertaraf edilir diye düşünülürken. Bu arada. nizâm-ı cedîd tabir edilen yeni bir düzenlemeye muhtâc idi. "Akka'da durdurulmasaydım. Bunun üzerinde ayrıca duracağımızdan ayrıntıya girmiyoruz. Şubat 1799'da Filistin'e doğru ilerleyen ve Gazze ile Yafa'yı teslim alan Bonaparte. Böylece III. Ruscuk'da Tirsiniklioğlu İsmail Ağa ve benzeri zorbalar büyük güç kazanmışlardı. Padişaha itaat etmeyen Memluk Beylerini cezalandırmak için gelmişti. devletin başına belâ olmuştu. Zaten Rumeli'de hâkim olan da devlet değil. Osmanlı ordusunun ve hatta bütün devletin yeniden düzenlenmesi gerekiyordu. Selim'e de Gazi unvanı verildi. İngiltere Rusların yanında savaşa girdi. Bunların üzerine gönderilen ve kısa zamanda haklarından da gelen Kadı Abdurrahman Paşa geri çekilince. Görünürde. Eylül 1798'de Fransa'ya harb ilan etti. İstanbul'dan bir ordunun Mısır'a doğru geldiğini duyunca Paris'e döndü. devlet için büyük bir belâ haline gelmişti. hem halk rahatsız oldu ve hem de Sırp İhtilâli azıttı. 1797 yılında Venedik Cumhuriyet'ine son vererek Osmanlı Devleti'ne komşu haline gelmişti. Resmen Osmanlı-Rus Savaşı başladı. Rusları iki defa yenince. bu beylikleri bertaraf etmek ve Hicaz'daki problemi çözmek için kullanıldı. Kasım 1806'da Şeyhülislâm olan İshak-zâde Mehmed Atâullah Efendi. ordu birbirine girmişti. Bunu gören Osmanlı Devleti. Aralık 1806'da Belgrad'ı ele geçirdi ve Rusya da. Kaynar-ca'daki hakkını kullanarak Osmanlı Devleti'ne harp ilan etti. Bunu.

sh. İstanbul 1977. Ancak. c. c. Târih.. Bunları özetle şu şekilde toparlayabiliriz: Divan-ı Hümayun'un önemini kaybetmesinin tehlikesini sezen ve devletin sadece padişaha.Ayn-ı Safa Kadın Efendi. Meclis-i meşveretin ilk gayesi askerî alanda bazı yenilikler yapmaktır. Devletler ve Hanedanlar. Yerine Padişahın amca-zâdesi olan IV. Okandan. 6. 238 vd. Belleten. Selim'in de sonu olmuştur135. Necib Asım. 4-318. Âmme Hukukumuzun Anahatları I-II. IV. Selim'in Hatt-ı Hümâyunları. Cevdet Paşa. III. sh. sh. sh. 4-492. Avrupa tarzında modern bir ordunun tanzimi için eğitime de büyük önem vermiştir. 2. III.Mahbûbe Kadın Efendi. Recai Galip. c. Bu kötü gidişe Nizâm-ı Cedid= Yeni Düzen devrini açarak dur demek isteyen III. VI. Şeyhülislâma. Selim Devri Belgeleri. 137. Mustafa tahta çıkarıldı. 12(89). sh.. c. 136. 13Mihribân Hanımefendi. VI. 395-401. Ahmed devrinden II. İsmail Hakkı. 113 vd. Selim'le başlayan yenilik hareketlerinin esası nedir? i ire Osmanlı Devleti'nin idarî teşkilâtında icranın ve sınırlı yasama yetkisine sahip organın başı padişah olmasına rağmen. Sadece devletin siyasî.. TTEM. 51-55. III. 116-118. Uzunçarşılı. 1. KADIN EFENDİLERİ: 1. vezirlere (sudûr-ı kiram) ve ileri gelen devlet adamlarına ait olmadığını ve halkın da devlet idaresine en azından fikirleriyle katılması gerektiğini samimiyetle savunan III.Meryem Hanımefendi. 134 Asım Tarihi. 4-455. sayı 23-24(1942). XVII. sh. Osmanlı Devleti'ni bir zamanlar en yüksek devlet haline getiren esaslar. 242-244. sh. Karal. c. 349 vd. 34 vd. nr. c. istenen neticeyi vermemiştir. sh. Selim hâlim ve selim birisi olduğu için. VII.Nûr-i Şems Kadın Efendi.Re'fet DörI'İLI BİLİNMEYEN OSMANLI 227 tele pıca düncü Kadın Efendi. 546-634. IV. 242-521. Öztuna. sh. sh. nr.Tab'-ı Safa Üçüncü Kadın Efendi. 11. "¦¦. IV. kan dökmeğe değil taviz vermeğe taraftardı. asırlarca Divan-ı Hümâyûn isimli yüksek kurul.Hüsn-i Mâh Baş Kadın Efendi. III. c. sadrazama. "Kabakçı Mustafa İsyanına Dair Yazılmış Bir Tarihçe". c. IV. 9. Selim (1789-1808)'in gayretleri de. Çocukları olmadı134.•¦'¦¦ 228 BİLİNMEYEN OSMANLI . Osmanlı Tarihi. İslâm hukukunun tavsiye ettiği şûra meclisinin fonksiyonlarını ifa etmiştir. sh. sh. 14. yeniçeri ocağını kaldırma teşebbüsleri. VIII. 2381. sancak ve kaza üçlüsü teşkil etmektedir. sh. 8Dem-hoş Kadın Efendi. sh. 6050. Küliyât-ı Kavânin. 3. Netâyic'ül-Vukû'ât. 112 vd. c. Kara mühendisliği (1210/1795 tarihli Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyûn) ve Topçu okulları ile Donanmay-ı Hümâyûn hakkındaki nizâmlar (1222/1808).Zîb-i Fer1 İkinci Kadın Efendi. Selim'in Hatt-ı Hümâyunları. Ankara 1942. Enver Ziya. Osmanlı Devleti'nde III. sh. İKBALLERİ: 12. Cevdet Paşa. 5. Bu doğru mudur? Osmanlı taşra teşkilâtının temelini eyâlet. Serkiz.Nef-i Zâr Baş Kadın Efendi. 4. Saltanat erkânı ile devletin ileri gelenlerinden oluşacak bir meclis-i meşveret'in (danışma meclisi) kurulmasını ve kendi başkanlığı altında toplanmasını istemiştir.Gonca-nigâr Kadın Efendi.yıl sürecek olan bir iç isyanı başlattılar. Padişahların Kadınları ve Kızları. yavaş yavaş terk ediliyor ve sözde kalıyordu. 2781. I. Bu sebeple 28 Mayıs 1807'de Nizâm-ı Cedid'i ilga etti ve bir gün sonra da kendisi tahttan indirildi. Mahmûd döneminde imzalanan Sened-i İttifak'a kadar (1703-1808) yaklaşık yüz yıl derebeyler ve a'yânların hâkim olduğu ve halka zulm ettikleri söylenmektedir. Uluçay. 10. yüzyılın sonlarına doğru Divan-ı Hümâyûn'un önemi azalmaya ve icra yetkilerinin çoğu padişah veya sadrazamın şahsında toplanmaya başlamıştır.Âfitâb Üçüncü Kadın Efendi. Karal. 21-46. 253-261. sh. Mustafa Nuri Paşa. bu gayretlere verilecek en güzel misâllerdir. c. 135 Karakoç. V.. Uzunçarşılı. Tarih. "Üçüncü Selim Devrine Alt Vesikalar". Kısım I. c. malî ve hukukî yapısında önemli değişiklikler yapılmaya çalışılmıştır. Selim. 2. II. III.Fatma Fer'-i cihan Hanım Efendi. III. sh. 7. 4-456. c.

valilere ve mutasarrıflara. Valiler ve mutasarrıflar. Anadolu'nun Bozok tarafları Cabbâr-zâdelerin (Çapanoğulları). Osmanlı Devle-ti'nin merkezden tayin ettiği valiler ve mutasarrıflar. Mahmûd zamanında Arnavutluğun bir tarafı önce a'yân iken sonradan vali olan Tepedelenli Ali Paşa ve bir tarafı ise İşkodra Valiliğine kadar yükselen Kara Mahmûd Paşa hanedanının idaresi altında. Her şehir ve kasabada. NizâmıQ dinmiş?' Bir ı . sadece eyâlet merkezi olan yerlerde oturuyor ve 0 Kısaca den ri dönemini i Bu dert zadeler ile Siro mirlerim icraya i fermanı ile ke. Mesela I. devlete ait gelirlerin tahsili ve icab eden yerlere harcanması için tevzii işleri vali ve mutasarrıflara muhatap olan a'yânlara havale edilmişti. hukuk devleti anlayışını devam ettirememesi. İşte Osmanlı Devle-ti'nin cephelerde arka arkaya sıkıntılara maruz kalması. Zamanla valileri ellerine alarak vilayet ve sancak idaresini bizzat yürütmeye başladılar.-< dan Süleyman i Ağa ve kardeşi! yüzden bunları İ Celâlüddln! dan Zaten sened-IB vükelây-ı devlet j Sened-i İttifıM mak açısından! Osmanlı sınırianl mektir. umduklarından fazla menfaatler temin ederek mütesellimliği ve voyvodalığı haksız yere almağa başladılar. Böylece a'yânlar ahalinin vekili ve hâkim ile ahali arasında vâsıta haline geldiler. Bağdad Memlüklü beyleri ve paşalarının idaresinde. hakları olmadığı halde hür insanların mallarını ve hatta terekelerini müsadere etmeye ve kısaca tarihe geçen derebeyliği icra etmeye başladılar. bütün gayretlerini servetlerini arttırmaya. hem valileri ve hem de kadıları hoşnud etmekle. vilâyetlerdeki valilerini ve sancaklardaki mutasarrıflarını ihmâle ve gevşekliğe itmiştir. hazinenin malî krize girmesi ve devlet adamlarının ehil olmayanlardan seçilmesi ve benzeri sebeplerle. Beylerbeyiler ve sancak beyleri. Cezâyir-i Garb Ocakları diye bilinen Tunus ve Cezayir bölgelerinde dayılar denilen derebeyleri artık Osmanlı valilerini dinlemez hale gelmişlerdi.. Aydın tarafları Karaosmanzâdelerin (Karaosmanoğulları) ve diğer şehir ve beldeler de derebeyleri tabir edilen mütegallibe zorbaların istilası altındaydı. aileden birileri bu makamlara gelmeye başladılar. otoritelerini sağlamlaştırmaya sarfettiler ve neticede halka zulm etmeye başladılar. Buna. hatta bazı yerlerde devletin kendilerini vali veya mutasarrıf olarak tayin ettiği bu yerli idarecilere. Kendileri vefat ettiğinde. müteselllimler ve voyvodalara.BİLİNMEYEN Eyâletin başında beylerbeyi (sonradan eyâlete vilâyet ve beylerbeyine de vali denmiştir) ve sancakların başında ise sancak beyleri (sonradan sancak beyi yerine mutasarrıf tabiri kullanılmıştır) bulunmaktadır. Haremeyn Vehhâbîlerin işgali altında. Memleketin idaresi ve emniyetin temini valiler. bazan tayin edildikleri yerlere gitmeden kendi adlarına yetkili kıldıkları mütesellimler ve yargı konusunda yetkili olan voyvodalarla işi yürütmeye başlamışlardır. mutasarrıflar. s Adâletnâmelenr. Bunların içinde iyiler bulunmakla beraber. A'yânlar da bu işleri. vilâyetlerde ve sancaklarda idareyi ele geçiren. Artık kendilerine karşı gelenleri kati etmeye. Kürdistân eyâletleri Kürt beyleri denilen asilerin ellerindeydi. Mısır Mehmed Ali Paşa'nın hâkimiyetinde. kötüler de yer aldılar. merkezdeki sadrazamlar gibi devletin kanunlarını icra ile mükelleftirler. İçlerinden liyakat ve dirayeti bulunanlar. Siroz ve Selanik tarafları Sirozlu İsmail Bey uhdesinde ve Rumeli'nin diğer beldeleri de a'yân denilen mütegallibe (zorba) İerin emri altındaydı. İşte devletin hukukî ve idarî açıdan zaafa uğramasından dolayı. A'yânlar bulundukları memleketin haysiyet ve nüfuz itibariyle en etkili şahısları olmaları hasebiyle. hukukî meseleler ve narh işleri kadılara. Rumeli'de a'yân ve Anadolu'da ise genellikle derebeyleri denmiştir. rumak için çere d 138. kendilerini devlete kabul ettirip seferde ve hazarda bazı güzel hizmetler de ifa ederek günden güne müstakil hükümetler haline geldiler. ahali tarafından seçilen bir de a'yân (yani halkın ileri gelenleri) bulunmaktaydı. bulundukları vilâyet veya sancağın ileri gelenleri ile bir araya gelerek yürütmeye başladılar. devletin sahipsizliğinden dolayı.

178. tesis ettiği güzel bir adetle Meclis-i Meşveret ile devleti yönettiğinden. bu problemi de aynı yolla çözüme kavuşturmak istiyordu. Bu yüzden bunları tasfiye yerine. hem a'yânın ileri gelenlerinden ve hem de Padişahın e-mirlerini icraya önem veren itaatkâr gruptan idiler. IV. artık savaş yapamaz hale gelen Osmanlı askerini yani kapıkullarını yeniden düzenlemek idi. a'yânlar ve derebeylerinin Osmanlı tarihinde oynadıkları rolü anlatmak açısından önemli bir belgedir. sh. memleket içinde adaleti ayakta tutarak vatandaşların haklarını korumak ve ikincisi de. Osmanlı sınırları içinde varlığı herkesçe kabul edilen a'yân ve devlet ikiliiiğine son vermektir. c| Tarihi. Buna. Kara Osmanzâdeler ile Sirozî İsmail Bey. pı Isı 138. TSİ. i. eskilerin tavâif-i mülûk dediği Anadolu Beylikleri dönemini hatırlatıyorlardı. İşte bu alanlarda yapılacak olan yeni düzenlemelere ve ıslâhata nizâm-ı cedîd adı verildi ve bu düzenlemelerden özellikle askerî alanda yeniden tertip edilen ve Avrupa usulü eğitilen düzenli orduya nizâm-ı cedîd askerleri denmesi hasebiyle. Ali Emiri . ancak Tanzîmât ile kısmen muvaffak olunmuştur. IX. Târih. Selim tahta çıktığında yani 1789 yılında. Abdülhamid. Lale Devrinden beri devam edip gidiyordu. yeniçeri engelinden dolayı istenilenleri yapamadılar. sh. Rusçuk ayânındandır. sh. Selim bu yeni düzenle neyi gaye e-dinmiştir? Bir devletin iki temel vazifesi vardır: Birincisi. Osmanlı Devleti'nin zaafa uğrayan askerî meselelerini ve buna ilâveten diğer problemlerini çözme tekliflerini ihtiva eden lâyihalar hazırlamalarını ve bu layihaların tartışılarak en iyi metodun tesbit olunarak hemen uygulamaya geçilmesini emreden hatt-ı hümâyûnlar gönderdi. 603-618. 332-338. Bütün bu bozukluklar. 98-101. memleketin te| imzaladığı K bozukluklar. idarî ve iktisadî hayata ait köklü ıslâhatlar yapmak ve ikincisini yerine getirmenin şartı da. 1808'de imzalanan Sened-i İttifak'dan maksat. bu tabirden birinci derecede bu ikinci mana anlaşılmaya başlandı. Osmanlı Tarihi.' BİLİNMEYEN OSMANLI 229 de oturuyor ve bunlara yağcılık ederek çoğu menfaat celbi ile günlerini geçiriyorlardı. 4. Osmanlı Devleti'ndeki Adâletnâmelerin çoğunluğu bu derebeyler ve a'yânların zulümlerine karşı re'âyâyı korumak için çevre eyâletlere gönderilmiştir136. 2-10. vatanın sınırlarını düşmana karşı savunmaktır. III. mesela Cabbâr-zâde Ceialüddin Bey ve Kara Osman-zâde Ya'kub Ağa'ya vezirlik payesi de vermiştir. 230 BİLİNMEYEN OSMANLI dönmek üzere olan Sadrazama ve yetkili zatlara. Çapanoğulların-dan Süleyman Bey Rus-Avusturya seferinde ve Karaosmanoğullarından Hacı Mehmed Ağa ve kardeşi Ömer Ağa ise 1787 harbinde büyük yararlılıklar göstermişlerdir. Netâyic'ül-Vukû'ât. I. Uzunçarşılı. Belge: 810. Selim. 344. 316-319. Sened-i İttifak. Seferlerde Osmanlı Padişahının fermanı ile kendi askerleriyle bulunurlar ve çok hizmetler ifa ederlerdi. Sonradan sadrazamlığa kadar yükselen Alemdar Mustafa Paşa da. Mustafa Nuri Paşa. Cevdet Paşa. S bu Paşa. Mahmûd. nr. III. memleketin her tarafına yayılan derebeylik ve a'yânlar idaresiyle birinci vazifesini ve imzaladığı Küçük Kaynarca Andlaşması ile de ikincisini yapamaz hale gelmişti. c. 842. Kısım I. Nizâmı Cedid ne demektir? III. Bunun için henüz seferden 136 BA. Abdülhamid. Bu derebeyler ve a'yânlardan bazıları ve mesela Cabbâr-zâdeler. Osmanlı devleti bazılarına. bunların farkına varmalarına rağmen. Kısaca derebeyler ve a'yânlar. 997. Abdülhamid. Mühlmme Defteri. c. Birincisini yapabilmenin şartı hukukî. Zaten sened-i ittifak ile devlete bir düzen vermek isteyen Osmanlı Devleti. IV. sh. bu senedi vükelây-ı devlet yanında a'yânlarla da bir araya gelerek imzalama yoluna gitmiştir. III. 1264.tutarak vatani karşı savunma.I. . nr. c. Mustafa ve I. Osmanlı Devleti. İl tenleri yaj Birincili yapmak ve I manii asken4 olan veni fc özellikte tieH nizâm-ı i mana ani III.

aklı başında olan hiç kimse tarafından reddedilemezdi. 3) Muhâsebe-i Evvel Hacı İbrahim Efendi ve Reisül-Küttâb Abdullah Berrî Efendilerin başını çektiği bir grup ise. bütün bir Osmanlı hukuk sistemine teşmil ederek.. 10) Asâkir-i Mu'alleme Kanunu çıkarılmıştır. o zaman Defterdar olan Şerif Efendi. yeniçeri ocağının ıslâhının mümkün olmadığını. değişikliğe karşı çıkanları mürteci. III. herkes bu düzenlemenin yapılmasında müttefiktir. Ancak tekliflerin ayrıntılarında farklılık vardır. Ancak uygulanmasında problemler çıkmış ve III. yapılacak yeni düzenlemelere ordudan başlanmasıdır. Çavuşbaşı Râşid Efendi. 3) Resmi elbiseler ve protokol kaideleri yeniden tanzim olunmuştur. tamamen yeni bir ordu tanzim edilerek ve Avrupa orduların-daki yeni eğitim metotları da esas alınarak mevcut sistemin değişmesini müdâfaa etmektedirler. açılan bu teklifin bütün Osmanlı Kanunlarına şamil olduğunu zannetmişler ve netice olarak da. Bunların arasında. Halbuki bu tamamen yanlıştır. tamamen. Selim'i yüzünü batıya çeviren ve şerî'attan yüz çeviren bir padişah olarak vasıflandırmak mümkün değildir. 6) Bahriye Zabitleri Kanunu çıkarılmıştır. Bunları üç grupta toplamak mümkündür: 1) Tatarcık Abdullah Efendi'nin başını çektiği bir grup. askerî hukuk ve teşkilât ile yani kanunnamelerdeki hükümlerle alakalıdır. Sadr-ı Âli Kethüdası Mustafa Reşîd Efendi (Köse Kethüda) ve Muhâsebe-i Evvel Hacı İbrahim Efendi gibi şahsiyetler bulunmaktadır. Şubat 1793 yılında bütün lâyihaları özetleyerek bir Risâle'de toplatmış ve temel olarak şu kararları almıştır: a) Mevcut asker nizâmı yeniden düzenlenecek. Bu üç görüşten de anlaşılacağı gibi. Tartışılan İslâm Hukukunun hükümleri değil. askerin mutlaka tanzim edilmesini. Bunların tamamının ittifak ettiği nokta. Osmanlı Devleti'nin esas kabul ettiği Şer'-i şerifden taviz manasına almak ve muhalif olanları irtica ile suçlamak. 9) İrâd-ı Cedid Hazinesi kurulmuştur. Gerçekten 1206 ve 1207 hicrî (ya-. düzeni değiştirmeyi. Yeniçeri ocağına Kanuni kanunlarındaki gibi itibar edilmesini ve ancak Avrupa'daki yeni harp teknolojisinin ve eğitim usullerinin bu kanunlara adapte edilerek alınmasını savunmuşlardır. rejim değişikliği demek değildir. BİLİNMEYEN OSMANLI 231 yıllarında yeni düzenlemeler olmak üzere gördüğümüz bir dizi ıslâhat yapılmıştır. 2) Sadrazam Yusuf Paşa'nın başını çektiği bir grup ise. 5) Asker maaşları düzenlenmiştir. Bu nizâm-ı cedid rüzgarı bununla da kalmamıştır.Burada önemle belirtmemiz gereken bir husus vardır. 7) Yargı Islâhatı yapılmıştır. Bu ıslâhat. nizâm-ı cedid nizâmının şer'an ve aklen gerekli olduğunu. 4) Yeniçeri ocağının ıslâhı için tedbirler alınmıştır. 8) Topçu ve Arabacı Kanunları kabul edilmiştir. Ancak usullerde ayrılmaktadır. taraftar olanları radikal ve devrimci ve ortada olanları da bazan muhafazakâr diye İsimlendirmişlerdir. b) Avrupa'daki eğitimli askerler benzeri yeni bir ordu kurulacak (nizâm-ı cedid askeri) ve c) Savaş teknikleri ve askerî eğitim yeniden tanzim olunacak. Bunlardan bazıları şunlardır: 1) Taşradan İstanbul'a olan göç yeniden düzenlenerek teftişi sıkı kurallara bağlanmıştır. Nizâm-ı Cedid Islâhatından kasıt. ancak bunun için yeniçeri kanunlarının iptali yönüne gidilmesinin doğru olmadığını arzu etmişlerdir. 2) Gemicilik mesleği teşvik edilmesi için nizâmnâme yapılmıştır. Sadrazam Yusuf Paşa. Bazı tarihçiler (Yılmaz Öztuna ve Enver Ziya Karal gibi). Yoksa. kanunnamelerdir. III. ancak hakikat-ı halden . Selim'in tahtına ve canına mal olmuştur. ikinci şıkkı esas almış ve Osmanlı ordusunun tamamen şirazeden çıktığını bildiğinden dolayı. Nitekim konuyu daha sonra tekrar ele alan Ahmed Cevdet Paşa. İşte nizâm-ı cedid deyince akla gelmesi gereken bunlardır. Bunu. tarihi anlamamak demektir. III. muhafazakâr diye bilinen Rumeli Kazaskeri pâyelisi Tatarcık Abdullah Efendi. Dolayısıyla. İslâm Hukukunun ülü'lemre verdiği yetkiye dayanılarak tedvîn edilen ve Kanuni devrinde kemâlini bulan kanun hükümleridir. Selim. Selim'in fermanı üzerine ikisi yabancı olmak üzere 21 mütehassıs Osmanlı askerî kanunları ve diğer örfî kanunları üzerinde kanaatlerini açıklayan lâyihaları hazırladılar. Bu görüş ayrılıkları.

c. Belleten c. V. devlet ve millet gayreti gözetmeyen bazı cahiller.habersiz bir takım rezillerin bu askerlere dil uzattıklarını ve maalesef III. c. devletin hazinesini boşaltmaktan başka bir işe yaramayan yeniçeri güruhu. 268-269. İrâd-ı Cedid Hazinesi de bu maksatla tesis edilmiştir. aleyhteki telkinlerin tesiriyle. Avrupa usulüne göre eğitimli asker yetiştirecek Nizâm-ı Cedid kurulmuştur. Bunun üzerine Şubat 1793'de Levend Çiftliğindeki Bostancı Ocağına bağlı olarak. Bu lâyihalardaki ma'kul ve gayr-ı makul bütün teklifler. Bu sebeple halka mal olamamıştır. Osmanlı Devleti Tarihi. 464-467. Halbuki olay. Kabakçı İsyanı. Bonneval'in Osmanlı Bahriyesine Dair Raporu. "Eski köyde yeni âdet. sh. öyle anlatıldığı gibi değildir. meşveretle değerlendirilip neticeye gidilecek yerde. Karal. 279-280. c. sh. VIII. sh. Yeniçerilerin bütçesine dokunmamak üzere. sadece bir irtica hareketi olarak ele alınmaktadır. Yılmaz. Nizâm-ı . Yani Avrupa usulü eğitimli askere Osmanlı Devleti acilen muhtaç durumdadır. Bunlara Osmanlı tarihçileri saltanatın atabekleri demektedirler. bu askerle Osmanlı Devleti'nin bir adım müsbet adım atmasının mümkün olmadığı herkesin kabul ettiği gerçeklerdir. Nizâm-ı Cedid askerleri belli bir meblağa ulaşınca. hem nizâm-ı cedidin ve hem de yeni vergilerin aleyhinde konuşmaya başlamışlardır. III. bu işi kendileri için menfaat kapısı görenler. "Osmanlı Tarihine Dair Vesikalar. yeni usul tâlim ve terbiyeye de yeniçerilerin rıza göstermek istemeyerek işi yokuşa sürdükleri. sh. 232 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEK' nefreti bu âlemin bir eski âdetidir" kuralınca. 125. avâm-ı nâsın ondan I 137 Asım Tarihi. yeniçeriler gibi halkı rahatsız eden hallerinin görülmemesi ve asâkir-i şâhâne a-dıyla anılmaya başlanmaları. Padişahın mahrem olan yakınları ve müşavirlerinin ve hatta saray personelinin eline ve diline düşmüştür. gayr-i müslimlere teşebbüh ile onlardaki ilim ve fennin alınmasını birbirinden ayırmışlardır. c. Târih. İstanbul'daki devlet adamları da ikiye ayrılmışlardır. Bunun üzerine Nizâm-ı Cedidin âşıkı olan ulema ve devlet ricali kenara çekilirken. Günden güne başarılarının artması. 187-253. bu yeni sisteme şer'-i cedid ve kâfirleri taklid nazarıyla bakarak. Osmanlı Tarihi. 107-109. Enver Zıya. I. söz verdikleri halde buna yaklaşmamışlardır. ne kadar yerinde olursa olsun. 2.Osmanlı Devleti'nin Durumuna Dair Rapor". nizâm-ı cedid olmam" diyerek işi istismar etme fırsatı bulmuşlardır. Cevdet Paşa. bir takım hayır ve şerri birbirinden ayıramayan. Cumhuriyet döneminde kaleme alınan tarihlerin önemli bir kısmında Kabakçı Mustafa isyanı. aradaki rekabeti iyice arttırmıştır. c. Selim'in de şefkatinden dolayı bu rezilleri cezalandırmayarak sonunda canından olduğunu gayet açık anlatmaktadır137. Selim'in hal' edildiği İkinci Edirne Vak'asının asıl sebebi nedir? Üzülerek ifade edelim ki. Meseleyi olduğu gibi aktaran muteber Osmanlı kaynaklarından özetleme yoluna gideceğiz. sh. bunu Kaynarca Andlaşması ile sonuçlanan son seferde yeniçeriler de itiraf etmişlerdir. Nizâm-ı Cedid'in temelinde bir sakatlık bulunmaktadır. 26-31. Öztuna.. Enver Ziya. Halbuki ilim ve hakikat ehli olanlar. evvela yeniçeriyi eğitmeyi amaçlamış ise de. Karal. IV. 113. 20. 175-189. Peki işin bu raddeye gelmesinin asıl sebepleri nelerdir? Bunun bazı tarihçiler tarafından görülmek istenmeyen dört önemli sebebi vardır: Birincisi. 1. 349 vd. 139. c.Nizâm-ı Cedid Hakkında Vesikalar. bir irtica hareketi midir? III. Nizâm-ı Cedid taraftarları ve yeniçeri taraftarları.000 kese toplanmış ve bu da hem Nizâm-ı Cedid Askerinin çoğalmasına ve hem de yeniçerilerin gözlerine batmasına sebep olmuştur. Yeni vergilerle zenginleştirilen bu hazinede 1212 senesi itibariyle 60. Başlangıçta çok güzel bir şekilde ulemâ ve devlet ricalinden bu konuda lâyihalar istenmiştir. Bu arada nizâm-ı cedid sebebiyle ikbal ve itibar sahibi olan insanları kıskananlar da boş durmamışlardır. 438-453. 55-76. itiraz edilen Avrupa usulü giyim ve hatta tranpet çalmanın dahi dinen caiz olduğunu açıklayarak bunları susturmuşlar. 171-183. sh. sayı 14-15(1940). V. Yeniçeri teşkilâtının tamamen çalışmaz hale geldiği. Selim. Ankara 1988. "Moskof olurum. sh.

III. lect Paşa 5 larınj ı M cılarınl din azil Devlet'* Cedid a ve I1 ısyanc na»: Ces-: ı BİLİNMEYEN OSMANLI 233 ler ve müflisler buradan ayrılsın" demeye başlayınca. Nizâm-ı Cedidciler ise gündüz yârân sohbetine çevirdikleri Bâb-ı Âli'ye ve geceleri de kayıklarla mehtaba çıkar olmuşlar. III. İstanbul'da görülmedik tarzda villalar ve yalılar yaptırmışlar. Halbuki yeni nizâmları uygulamak. dirayetli insanlar da bulunsa da. devleti istila edercesine. Selim'i. bu hareketi servet yığma vesilesi olarak görmüşler. Selim'in aleyhine çevirdiler. Yakınları ne derse yapan ve fikrinde sebat etmeyen bir şahsiyete sahipti. devletin en yüksek tepesindeki insanlar da nasibini almıştır. İkincisi. saltanatın atabekleri denilen III. başta kendi sadrazamı olmak üzere. Halk. Yeniçeriler. Her ikisi de yanlış bir yola girdiler. devir dönmeye başlamıştır. fedâkârlık ve şahsî menfaatlerini ve rahatını terk ile mümkündür. İşte başlangıçta Nizâm-ı Cedid'in lehinde olanlar. avam onları tekfir eder. Selim'e benzetir hale gelmiştir. servet yığmaya ve bu malları hesapsızca harcamaya devam edince. Selim ve çevresi ise. İhtişam ve sefâhet çoğalınca. âlimler. akıllı devlet adamları ve halk Nizâm-ı Cedid'in aleyhine geçmişlerdir. Bütün bunların etkisiyle. Böylece kamuoyunu III. Memleket içte ve dışta isyanlar ve harplerle kavrulurken. Selim kimseyi incitmek istemeyen ve yeri gelince azl ve ceza kurumlarını işletemeyen bir yaratılışta idi. III. neticede Nizâm-ı Cedid adına toplanan paralarla.Cedidci olarak görünmeye başlamışlardır. Selim. ı gelen he'jtrî yanlış t" ai ne. Selim'in yakınları. Nizâm-ı Cedid'i yürütüyor görünenler. cezalandırılmayınca tam manasıyla şımardılar ve azıttılar. Nizâm-ı Cedidcileri tahkir ve tekfir ettikleri halde. hedefe Padişah da girmiştir. Bu aşırılıklarından dolayı. yeni vergilerle bunalan halk geçim derdine düşünce. II. Lüzumlu lüzumsuz her konuda Avrupa mukallidi olmaya başladılar. diğerini de tehlikeye atacağının farkında değildi. Sefâhet ve ihtişamda haddi aştılar. fakirler ve r ve halk I atabeklerine j mamak gittin ŞahviM» Z'KT. Bu eğlenceden sadece gençler değil. Nizâm-ı Cedidci yeni zenginler "İstanbul zengin beldesidir. Lale Devrindeki musiki sohbetleri. Kâğıthane gezileri ve helva sohbetleri gittikçe artar hale gelmiştir. rüşvet kapıları sonuna kadar açılmış. ikbalden dolayı ne yapacaklarını şaşırdılar. halka ve devlete ait her bilgiyi bunların vasıtası olmadan alamamak gibi büyük hatası de eklenince. tam bir başıbozukluk içinde halkın içine karışmışlar. Dördüncüsü. artık nizâm-ı cedid. " devlet na • Bu!/ ::i ssndan ve "t Selirr v zumsj başlacia' i. her türlü iftirayı yapar bir hale geldiler. Bunların içinde her ne kadar Sır Kâtibi Ahmed Efendi gibi. medeniyetin gereği olan şeyleri aşarak. III. işi yürüten saltanat atabeklerinin aleyhine geçmişlerdir. Selim'in güvendiği yakınları ve müşavirleri. Bunu fırsat bilen saray hizmetlileri. Sultân Selim de yakınlarına fazla itimad ederek devletin ruhu mesabesinde olan devlet sırlarını bu yakınlarına sohbetlerde fâş etmeye başlamıştır. halktan haksız yere bol bol paralar toplayarak sefih bir hayat için harcama manasına alınır şekilde anlaşılmaya başlanmıştır. Mücâzât ve mükâfat gibi devlet terazisinin birini ihmal. III. . devlet ricalinin ve halkın itimadını kaybetmiştir. ötekiler de Avrupa'dan gelen her şeyi reddettiklerinden dolayı karşı tarafı taassupla suçlar oldular. Buna Padişah'ın yakınındaki saltanat atabeklerine güvenerek. alafranga adıyla çok lüzumsuz şeylere sarılır oldular. Şah vâkıf gerekdir ahvâle * Vükelâya kal ursa vay hâle Zikredilen sebeplerden dolayı. Nizâm-ı Cedidi teşvik eden devlet adamları servet yığmaya devam ettikleri gibi. Üçüncüsü. yakınları da bu fırsatı değerlendirince. yeniçeri güruhu eğitimli askerlerin günden güne artmasından ve itibar kazanmasından dolayı.

Mezhebine uyduğu takdirde büyük bir saltanata kavuşacağını ifade ederek ve kızını da ona vererek. Bunu fırsat bilen bazı geri kafalılar da. Temmuz 1808'de III. 140. a'yânları ve İstanbul'daki yeniçerileri yanlarına alarak İkinci Edirne Vak'asının meydana gelmesine sebep oldular.isyanı her tarafa yaymışlardı. bunca emekler sarf edilerek meydana getirilen Nizâm-ı Cedid bir anda mahv edildi. Kadı Abdurrahman Paşa komutasındaki Nizâm-ı Cedid ordusunun geri dönmesi ve bu isyancıların istediklerini elde etmeleri. Bu sırada nizâm-ı cedidin azılı düşmanı olan Topal Atâullah Efendi Şeyhülislâmlık makamına geldi. Selim'e karşı tavır aldı ve yukarıdaki sebepleri çok iyi kullanmaya başladı. Selim. Sonra da IV. Müslüman denilenlerin müşrik olduklarını. bazı menfaat gruplarının lehine ve ama devlet ile milletin aleyhine olmuştur. Hatta tasvip edenlerin yanında. Osmanlı Devleti'nde ortaya çıkan ve hâlâ devam eden Vehhâbî hareketinin aslı ve esası nedir? Nasıl siyasî bir harekete dönüşmüştür? Bilindiği gibi. Müseylemet'ül-Kezzâb nazarıyla bakanlar da çıktı. Peygamber zamanındaki safiyetine kavuşturmak olduğunu iddia etmektedirler. kendi içlerinden çıkmış ve Şam ile Kahire gibi ilim merkezlerinde tahsil görmüş olan bu âlime önce iyi bir nazarla bakmadılar. taassup diyerek Nizâm-ı Cedidcilerin yaptıkları gayr-i meşru işleri tasvip etmek ve bu hareketi sadece bir irtica hareketi olarak takdim etmek de yanlıştır138. saltanatın aleyhine her türlü dedikodu yapılıyordu. Emir'i kandırdı. hem meşru-gayr-i meşru demeden tam bir Frenk hayatı yaşamaya başlamışlar ve hem de hakir gördükleri halkı yeni yeni vergilerle perişan etmişlerdir. Osmanlı Devleti'nin kuvvetli olmasını istemeyen Fransız Elçisi Sabastiyani. O halde Avrupalılaşmak diyerek Nizâm-ı Cedide körü körüne karşı çıkmak da. Selim şehid edildi. Maalesef olanlar. Bu isyanı durdurmak isteyen III. Topal ve riyakâr olan Atâullah Efendi'yi meşihata getirmekle kalmamış ve müfsid birisi olan Köse Musa Paşa'yı da sadâret kaymakamlığına getirmiş. Bu sırada III. hiçbir zaman tasvip edilemeyecek olan bu çirkin olayları meydana getirmişlerdir. yeniçerileri Nizâm-ı Cedid aleyhine kışkırtmaya başladı. Kastamonulu Kabakçı Mustafa adındaki bir neferi başlarına geçirerek. maalesef nezâket ve yumuşaklığı tercih etmesiyle ve karşılıklı hatalarla. 1766'da 39 yıldır Osmanlı Devleti'nin tayin ettiği Necid Emîri ve Der'iyye Şeyhi Muhammed bin Suûd'a müracaat etti. asıl itibariyle Necid ahalisinden ve Hanbeli mezhebinin âlimlerinden olan Muhammed bin Abdülvehhâb'dır. saltanata fazlaca haris olduğundan. Bu ikisinin fitne ateşini alevlendirmesiyle ayaklanan yeniçeri yamakları. güzel projeleri kendilerine vesile ederek servetlerini arttıran ve bunu gayr-i meşru yollarla yemeyi âdet haline getiren bir grup. Selim de tahttan indirilmişti. güzel bir başlangıçtır. Müseylemet'ül-Kezzâb'ın memleketi olan Yemâme'ye bağlı olan Ayniyye'de 1143/1730 yılından itibaren kendi mezhebini yaymaya başladı. Her konuda cahil ve bedevî olan Necid Arapları. Nizâm-ı Cedid. Boğaz Nâzın Mahmûd Râif (İngiliz Mahmûd diye meşhurdur) Paşa'yı parçalayan isyancılar. onları daha da azdırdı (1807). Köse Musa'nın Nizâm-ı Cedid birliklerini hileyle durdurmasından da yararla-narak. 234 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI Netice olarak. 600 seneden beri insanların dalalette kaldığını. Avrupalılaşma adı altında. Selim'in Nizâm-ı Cedid'i. bu sebeple malları ve kanlarının helal olduğunu ve isyan edilmesi gerektiğini söylemeye başladı.Beşincisi. Artık hem Rumeli'ye doğru sefere çıkan ordu içinde ve hem de İstanbul'daki kahve köşelerinde. Bu mezhebin kurucusu. iyilik gördüğü III. Şehzade Mustafa. . III. Mustafa'nın tahrikleriyle. Bir gün sonra III. Bütün bu sebeplerle muhalif grup iyice cesaretlenerek ve başta Sadrazam İsmail Paşa olmak üzere küskün devlet adamlarını. Vehhâbîller kendilerine Selefiye adını vermekte ve hedeflerinin İslâmı Hz. Atâullah Efendi ve Köse Musa'nın tahrikleriyle ilga etmesi de. Necid Şeyhi diye bilinen Muhammed bin Abdülvehhâb. fayda sağlamamıştı. Selim'in bizzat Nizâm-ı Cedid askerinin başına geçip de âsileri te'dip ile devleti esasından ıslah ve tanzim etmesi mümkün iken. isyana başlamışlardı.

kabirlerde kurban kesmenin ve ehl-i kuburdan manen yardım dilemenin asla caiz olmadığını ısrarla ve sert bir üslupla anlatmıştır. sh. I. İbn-i Teymiyye. 77-85. bu konularda iyice yolunu şaşırarak İbn-i Teymiyye ile İbn'ül-Kayyım'ın şer'an yasaktır dedikleri fiilleri. ama teı çevreye akınlar il lenin ciddiyetini J deleleri için bir andlaşm^ düzenlediği Abdülazlz bin I hükümet tes/sâ ele geçirdiler. Arabistan de Basra veya I du. 253-261. bu tasallut İl Kasım i Vehhâblle kümeti ile. bu görüşlerini müdâfaa için kitaplar kaleme aldığı gibi. Karal. sh. Muhammed bin Abdülvehhâb. 599-604. Hatta bu . c. c. Kısaca türbelere tazim konusunda halkın ifratına karşılık. 186-230 (Meseleyi bütün yönleriyle anlatmaktadır. I İşte Necid ŞeyttJ İbn-i Teymiyye İle I gerektiren şeyler ı tekfir etmeyenleri de I geçen İslâm davranmakla suç! Müseylimet'ül-Kenfcf Necid Şeyhi. c. IV. İbn-i Kayyım da. i da. "Kabakçı Mustafa İsyanına Dair Yazılmış Bir Tarihçe". bazı meselelerde itidal yolundan uzaklaşan ve ifrata giden İbn-i Teymiyye ve onun talebesi İbn'ülKayyım'ın bazı fetvalarıdır.Vehhâbîlerin temel inançları şöyledir: Allah'a doğrudan doğruya ibâdet etmek farzdır. sayı 116(1965). sh. kabir ziyaretinin. İbn-i TeymyyeJ peygamberler ve ev binde bulunmanın a olarak. V. Osmanlı Tarihi. vs derek halkı ¦ Suûd'un da Vehhâbf* ne gelmiştir. "Kabakçı Vak'asına Dair Bir Mektup". Bilindiği gibi. Öztuna. Tarih. 41-43. Tamamen tek taraflı olarak anlatılan şekli için bkz. Buna karşı ehl-i sünnet âlimleri de cevap ve reddiye mahiyetinde eserler kaleme almışlardır. c. 473-475. Vehhâbîlerin ketfk uzaklaşan ve ifrata p fetvalarıdır. peygamberler ve evliya kabirlerinde namaz kılmanın ve bunlardan manevi yardım talebinde bulunmanın asla caiz olmadığını müdâfaa etmiştir. dolayısıyla bu konuda bir şeyi vesile kabul etmek caiz değildir (tevhid esası). tamamen küfrü gerektiren şeyler olarak takdim ve ilan etmeye başlamıştır. Bunlar. Belleten. inceleyerek ciddiyetinin Vehhâbi han diyor. 138 Cevdet Paşa. kabir ziya dilemenin asla cJ/ZJ tazim konusun ifrat etmişlerdir. XXIX. Buna göre enbiya ve evliyanın birinden manen yardım talep edenler. Osmanlı Devleti Tarihi. İsmail Hakkı. sh. 7 yıl Mekke'mi BİLİNMEYEN OSMANLI 235 Vehhâbilerin kendilerine kaynak aldıkları görüşler. c. yerli em?*! Hâşimiler neslı«ta| Osmanlı Devlet! ve vicdan hı. İşte Necid Şeyhi Muhammed bin Abdülvehhâb. Netâlc'ül-Vukû'ât. Mustafa Nuri Paşa. Hatta bu fiilleri şirk kabul edecek kadar ileri gitmişlerdir. üstadına tabi olarak. Enver Zıya. Uzunçarşıh. ( ların başında yordu. Uzunçarşılı. sh. sh. çevreye tebliğ için mektuplar da göndermiştir. VIII. İbn-i Teymiyye ve İbn'ül-Kayyım da ifrat etmişlerdir. adak ve tasadduk ve benzeri yollarla türbelere hürmet edenler hep müşriktir. kabir ziyaretinin aleyhinde şiddetli fetvalar verdiği gibi.

Nizâm-ı Cedid aleyhinde olanların yanında göründü ve 29 Mayıs 1807'de Osmanlı tahtına çıktı.SULTÂN IV. Vehhâbi hareketinin mahiyetini anlamakta âciz idiler. Temmuz 1805 tarihinde. Mekke Şeriflerinin mesela Şerif Gâlib'in karşı mücadeleleri muvakkat tedbirlerdi. Vehhâbi hareketiII 236 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEY ni tasfiyeye söz veren Mehmed Ali Ağa'yı Mehmed Ali Paşa sıfatıyla Mısır'a beylerbeyi olarak tayin etti. kültürü zayıf ve saltanata karşı haris bir insandı. asırlardır gelip geçen İslâm âlimlerini dalâletle suçlamakla kalmamış. İlk olarak ihtilâlcilerin arzularını yerine getirdi ve Kabakçı Mustafa. XXIX. Nihayet Emir Muhammed'in yerine Abdülaziz bin Suud geçince. MUSTAFA DEVRİ Sultân is (YENİL! 142. Osmanlı Devleti. Hicaz Beylerbeyi Şerif Paşa. Bunlar. Mustafa. vatandaştan alınan zekât dışındaki vergilerin de caiz olmadığını iddia e-derek halkı yanına çekmeyi planlamıştır. 1795 ve 1798 yılında Vehhâbiler üzerine düzenlediği hareketler ciddi bir netice vermedi. Osmanlı Devleti. Artık 1745 yılında Necid Emiri Muhammed bin Suûd'un da Vehhâbî olmasıyla. yerli hanedanlar ve bunların başında bulunan şeyh veya emîr denilen mahalli idareciler tarafından idare ediliyordu. Zira tam bir din ve vicdan hürriyeti vardı. ama tedbir almak kimsenin aklından geçmiyordu. Bilindiği gibi. yerli emir ve şeyhleri sadece koordine etmekteydiler. Dünya Savaşında. bu tasallut İslâm âleminde onların tanınmasına sebep oldu. Oğlu İbrahim Paşa'nın 1830'da Der'iyye'yi işgal etmesi ile Vehhâbi meselesini halleden Mehmed Ali Paşa. Bu Necid Şeyhi. ancak Mekke âlimleri durumlarını inceleyerek bâtıl itikâdlarından dolayı bunlara izin vermedi. Mustafa. Bu arada Nizâm-ı Cedidcilerin bir kısmı öldürülmüş ve bir kısmı ise Rusçuk A'yânlarından vezir Alemdar Mustafa Paşa'ya sığınmışlardı . Arada sırada Vehhâbilerin çevreye akınlar düzenlemesi ve hatta Fas Hâkiminin onlarla akraba olması dahi meselenin ciddiyetini gösterememişti. Önce hac için izin istediler. Şeyhülislâm Atâullah Efendi ve Sadâret Kaymakamı Musa Paşa'nın isteklerine göre devleti yönetmeye başladı. Vehhâbîlik hem dinî ve hem de siyasî bir hareket haline gelmiştir. Mustafa. Maalesef gittikçe güçlenen hükümeti ile. Osmanlı Devleti. 1. durumun ciddiyetinin farkında değildi. 1805-1812 yılları arasında 7 yıl Medine'ye ve 1806-1813 yılları arasında ise 7 yıl Mekke'ye hâkim oldu. sahabelerden nicelerini da hatalı davranmakla suçlamıştır. durum değişti ve Vehhâbiler Arabistan'da müstakil bir hükümet tesis etmeye muvaffak oldular. saf. Hatta kazaskerlik makamına gelmiş bazı âlimler dahi. Kasım 1803'de Abdülaziz vefat etti ve yerine 1787'den beri babasına vekâleten Vehhâbilerin reisi olan oğlu Su'ud bin Es-Su'ûd geçti. Kısaca basit bir fikir hareketi olarak başlayan Vehhâbilik. 1803 yılında Hicaz'a girdiler. Selim'e karşı vefalı davranamadı. IV. tamamen Hâşimîler neslinden gelen ve Şerîf denilen idareciler tarafından yönetiliyordu. IV. 141. Şerif Gâlib'in 1790. Arabistan'ın batı kesimini Cidde'de oturan Osmanlı beylerbeyisi ve doğu kesimini de Basra veya Bağdad beylerbeyisi ve bir zamanlar da Lahsâ beylerbeyisi idare ediyordu. Kendisinin müctehid-i mutlak olduğunu iddia eden ve Müseylimet'ül-Kezzâb ile yapılan harpte şehid düşen sahabelerin kabirlerini yıktıran Necid Şeyhi. Mekke ise. Osmanlı Devleti zamanında asıl Arabistan. I. Abdülhamid'in Ayşe Sîneperver Valide Sultân'dan doğan büyük oğludur. Hatta 1798 yılında Şerif Gâlib ile Abdülaziz arasında hac için bir andlaşma yapıldı. 1831 yılında bu sefer kendisi isyan etti. şahsiyeti. adı geçen Suu-dîlerin torunlarının ipleri ele almasıyla Suudi Arabistan Hükümetinin resmî mezhebi oldu139. başlangıçta Vehhâbi hareketine tepki göstermedi. Göz göre göre tehlike geliyorum diyor. Hep iyilik gördüğü amca-zâdesi III. Tâif'i ve Mekke'yi ele geçirdiler. ailesi ve zamanındaki önemli olaylar hakkında özet bilgi verir misiniz? IV. kısa bir zaman sonra Mekke'yi geri aldıysa da.fiilleri işleyenleri tekfir etmeyenleri de kâfir ilan etmeye başlamışlardır.

Mustafa. İhtilâlciler. Öztuna. l\ III. Adlî mahlası ile şiirler yazan ve Mayıs 1813'den itibaren Gazi unvanını kullanan II.Seyyare Üçüncü Kadın Efendi. Padişah Alemdâr'a teşekkür ediyor ve Tuna Beylerini boş bırakmayarak dönmesini arzuluyordu. Abdülhamid'in Nakş-ı Dil Valide Sultân'dan dünyaya gelen küçük oğludur. Tarih. vak'a-i hayriye adı verilen yeniçeri ocağının kaldırılışına göre iki safhaya ayırmak yerinde olur: Birinci Saltanat Safhası: Tahta çıktığında devletin halletmek mecburiyetinde bulunduğu iki mesele vardı: Birincisi. İhtilâlcilerin baskısından bıkan IV.Şevk-i Nûr Baş Kadın Efendi. 3. Buna göre her yerde devletin kanunları ve emirleri geçerli olacak.(Galip. sh.SULTÂN II. musiki ve devlet adamlarıyla münasebetler konusunda epeyce ders almıştı. devlete itaat eder hale getirme meselesi ele alındı ve davet edilince askerleriyle İstanbul'a gelen a'yân ve derebeylerinin. Refik. manii I II. 470-471. Rusçuk Yârânı-na burada Padişahı tevkif etmesini tavsiye ettilerse de. 282-325. 2. yaptığı ıslâhatlarla ve özellikle de Osmanlı Devleti'nin yüzünü batıya çevirmekle meşhurdur. Mahmûd. Kabakçı Mustafa başta olmak üzere.4. sh. Alemdar Mustafa Paşa'ya olan güvenleri sebebiyle umumi bir meşveret meclisi toplandı. Kısaca Anadolu Beylikleri . Behîç ve Tahsin Beylerden oluşan bu ekibe Rusçuk Yârânı denmektedir). Önce devletin eyaletlerdeki elini gevşetmesinden dolayı idareyi ele alan derebeyler ve a'yânları. VIII. KADIN EFENDİLERİ: 1. MAHMUD DEVRİ (YENİLEŞME=TECEDDÜD VE AVRUPAYI TAKLİT DEVRİ) 142. Emîne II. -i yenicenle 139 Cevdet Paşa. III. II. arkasından Topkapı Sarayına geldi. foğludur. Bazı tarihçiler onu Kanuni'den sonra en büyük padişah olarak vasıflandırırken.Dil-pezîr İkinci Kadın Efendi. Selim'in şahadetine sebep olan canilerin cezalandırılması ve ikincisi de devletin içine düştüğü sıkıntıdan kurtulabilmesi için gerekli ıslâhatın yapılması. yolda iken Kabakçı Mustafa'yı katletmişti ve bu sebeple de Davud Paşa Sarayı'nda Padişah tarafından karşılandı. Mahmûd. Hal' edileceğini ve III. Selim'den devlet idaresi.1808 tarihinde Osmanlı tahtına sıkıntılı bir şekilde oturdu. II. Amcazâdesi III. Temmuz 1808'de İstanbul'a gelen Alemdar. Mahmûd'un öldürülmesi için talimat verdi. Selim ile II. I. Selim'in tekrar tahta çıkarılacağını anlayan IV. Padişahın Hatt-ı Hümâyûnu ile birlikte elde ettiler (Rebiülevvel 1222/1807). ihtilâlcileri tasfiye gayesiyle Alemdar Mustafa Paşa'yı ordusuyla beraber İstanbul'a davet etti. hemen karşı planını uyguladı ve III. Râmiz. Selim'i şehid ettiler. Mahmûd'un şahsiyeti. I. Osmanlı Devleti Tarihi. vergiler sadece devlet hazinesinde toplanacak. Selir-epeyce c unvanım 4 yüzünü I padişah ı büslerlnı hayrfyea Birinci i bulunduğu «| cezalandın1"!?! gerekli ısfcsj idareyi del alındı ve Wl Mustafa Pî)<*| de Sen«R& imzalandı. MBİLİNMEYEN OSMANLI 237 Sultân isminde bir tek kızı vardı ve o da hemen vefat etmiştir140. Ancak bunu dinlemeyen Alemdar. Mahmûd'un saltanat yıllarını. 28. Nizâm-ı Cedidin gayr-i meşru olduğunu ve Padişahın asla yeniçerilere müdahale etmemesi gerektiğini ihtiva eden taahhüdnâme mahiyetinde bir hücceti. Harem hüddâmınm yardımı ile kurtarıldı ve Alemdâr'ın desteğiyle kendisine bî'at olundu. c. Mahmûd ise. 28 Temmuz 1808'de Bâb-ı Âli'yi basarak sadrazamdan mührü aldı. II. devlet namına asker toplanacak ve ancak a'yân ve derebeylerin haklarına da müdahale edilmeyecekti. ih. 2 gün sonra vasıfsız bir Şeyhülislâm olan Atâullah Efendi azl edildi ve ekibi de tasfiye edildi.! sadece o ve deı gelen C Alemdlrl Sekbân-ı Efendi İter j ntv Selim'ing Mahmûdl bite. dairesini basarak III. Neticede Sened-i İttifak adıyla devletin vükelâsıyla a'yân ve derebeyler arasında bir sened imzalandı.7. XXX. bazıları da batılılaşma yolundaki şekilde kalmış teşebbüslerinde dolayı tenkit etmektedirler. Mustafa.Peyk-i Dil Dördüncü Kadın Efendi. Alemdar buna yaklaşmadı. ailesi ve zamanındaki mühim olaylar hakkında kısa bilgiler verir misiniz? II. Maalesef bu talimatı alan Enderûnlular. c.

c. Fransa ile olan savaşına rağmen.119. Yeniçeri ise ona karşı bileniyordu. işi azıttı ve Topkapı Sarayı'na hücum ettiler. 84-88. 230456. 28. İyi niyetli ama kültürü zayıf olan bu devlet adamı. Fransa ve Rusya. 2-41. Ekim 1827 tarihli Akkerman Muahedesini imzalayarak Sırbistan ve Romanya'nın muhtariyetlerini biraz daha arttırıp tehlikeyi önlemeye çalıştı. ancak Osmanlı Devleti. Yeniçeri yine beceriksizliğini ortaya koymuştu. sh. Fener Patrikhanesinin Orta Kapısı önünde Nisan 1821 tarihinde idam etti. Ocak 1822'de Yunanistan'ı kurduklarını ilan ettiler. 2. İşin arkasında 1814'de gizli olarak Odesa'da kurulan Ethniki Hetaria ve Fener Patriği Gregorios ile Fener Beyleri vardı. devletin içerdeki problemlerinden biri ortadan kalkmış oldu. başarılı olamayıp geri çekildiler. İsyan eden yeniçeriler.5. sh. Artık halk ve devlet nezdinde yeniçerinin sonu gelmişti. Osmanlı Tarihi. Haziran 1827'de Yunan İhtilâli bastırıldı. Öztuna. Saltanat yılında Vak'a-i Hayriye adıyla yeniçeri ocağı lağv edildi. II. sh. c. sh. başlarına Prens Mavrokordato'yu geçirerek. Cevdet Paşa. Ulemâ sınıfı. III. Sadrazam Alemdar Mustafa Paşa. Tarih. bazı çiğ hareketleri sebebiyle aleyhine geçtiler. Kasım 1808'de yeniçeriler sarayını bastılar. c. Ağustos 1810'da Varna'yı almak istediler. Devletler ve Hanedanlar.haline gelen Osmanlı Devleti. Mahmûd'un 17. İkinci Saltanat Safhası: Yeniçeri ocağı lağvedilip yerine Asâkir-i Mansûre-i Muhammediyye adıyla eğitimli ve düzenli bir askerî teşkilât kurulunca. Bunun üzerine 4000 kişilik sekbân-ı cedid askeri yanında donanmay-ı hümâyûna bağlı gemilerden Yeniçeri Ağasının bulunduğu yere toplar atılarak saltanat muhafaza edilmeye çalışıldı ve hatta Süleymaniye Camiinin bir minaresi yara aldı. yeniden büyük devlet olmaya söz veriyordu (Eylül 1808). Osmanlı Devleti'nin eyâlet askerleri dışında düzenli bir ordusu kalmadığını gören Rusya durumdan istifade etmek istedi. 191-208. Bunu. Temmuz 1809'da Sadrazam Yusuf Ziyâeddin Paşa komutasındaki Osmanlı ordusuna yenilen Rus ordusu. Bu olay. Kavalalı Mehmed Ali Paşa'nın oğlu İbrahim Paşa'yı kuvvetleriyle yardıma göndermesi üzerine. kendini hapsetti ve cephanenin bulunduğu binayı tabancasıyla ateşe vererek şehid oldu. iç karışıklıkları fırsat bilerek. Mora'yı ele geçirdiler. Yunan İhtilâlinin de çıkmasına sebep oldu. c. Napolyon Bonapart'ın ısrarla Rusların işini bitirelim teklifine. Patras Başpiskoposu Germanos'un liderliğinde 12 Şubat 1821'de Rum İsyanının yani Yunan İhtilâlinin başlamasına sebep oldu. sh. kendi adamları dışında savunmaya yardım gelmeyince. Karal. Bu arada düveli mu'azzama adı verilen İngiltere. Neticede ulemânın tavassutu ile 18 Kasım 1808'de sekbân-ı cedid lağvedildi ve kısmî tavizlerle isyan bastırıldı.1812 tarihinde Ruslarla Bükreş Muahedesini imzaladı. IV. Mustafa da boğduruldu (Ka140 Asım Tarihi. usul ve âdâb bilmediğinden dolayı. 245 238 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN 05MMJ sim 1808). Ancak Rusya'nın desteğini arkasına alan Rumlar. Osmanlı Devleti. Mahmûd ona güveniyordu. Uluçay. asırlarca Müslümanlar gibi hak ve hürriyetlerine riâyet ettiği Rumların böyle bir isyan çıkarmalarına şaşırdı ve yüzlerce Müslümanın kanının akmasına yol açan bu hareketi tahrik eden Cihan Patriğini. Bükreş çevresinde bir Sırp Prensliği kurdurulmasını kabul ettirmekle asıl tavizini almıştı. Haziran 1826'da yani II. Rusçuk Yârânı denilen ekibin elemanlarını ö-nemli makamlara getirmişti. aralarında Temmuz 1827 . Padişahların Kadınları ve Kızları. 34-42. II. sh. V. Mustafa zamanında (25. ancak sonradan tecâvüzlerini sürdürerek Poti'ye kadar geldi. Tohumları daha önceleri atılan bu ihtilâl neticesinde Yunanlılar. Bunu diğer ıslâhatlar takip etti. Selim'in şahadetine engel olamadığı için çevresi tarafından tenkit ediliyor idiyse de. Romanya'yı iade eden Ruslar. Şeyhülislâmın fetvası alınarak IV. c. Hadise karışınca.8. önce geri çekildi. VIII. güvenilmeyen kişiliğinden dolayı menfi cevap veren Osmanlı Devleti. Alemdar Mustafa Paşa'nın arzusuyla Ekim 1808'de Nizâm-ı Cedid'i ihya manasına gelen Sekbân-ı Cedid askerinin kurulması takip etti ve başına da Rusçuk Yaranından Behîc Efendi Umûr-ı Cihâdiye Nâzın olarak tayin edildi.1807) Osmanlı ile mütâreke imzalayan Rusya. Romanya'yı elde etmek ümidiyle Osmanlı Devleti'ne karşı savaş ilan etti. IX. Sırpların muhtariyet elde etmesi.

Osmanlı sanayiini engelleyen ve Osmanlı topraklarını İngiliz mallarına açık bir Pazar haline getiren bu andlaşmanın mimarı. Trablus.i si milletlerarss :i| gibi davranan?. Mehmed Ali Paşa Anadolu'dan çekildi ve kendisine yedi Osmanlı eyâleti birden verildi (Mısır. Haleb ve Hatay'ı alarak Konya'ya kadar geldi (Kasım 1332). bu andlaşmadan istediği sonucu alamadı ve Mehmed Ali Paşa 6 yıl . Şubat 1833'de Kütahya'ya girdi ve İzmir'e vali tayin etmeye kalkıştı. Çar'dan yardım istedi. Üç devlet de özür diledi. Artık Cezayir Fransa'nın sömürgesi oluyordu. Rus mağlubiyetinden yeni çıkan Osmanlı Devleti. Fransa Cezayir'e Haziran 1830'da asker çıkardı ve Temmuz 1830'da şehri teslim aldı. Fransa'm sa'nın sömürgs'İ Rus harljid da. Sulh halinde oldukları bir devlete aniden yaptıkları Navarin Baskını ile Osmanlı Donanmasını hatırdılar (Ekim 1827).: kaldı ve bu «¦ lanan Eylül 1 Ruslara bırakı Osmanlı I lan ilk de 1913'de Yunanı* Maalesef 6y ı yılında bölgeyi ida Fransız Koni kardı ve Temmu! Devleti. Nitekim Osmanlı Devleti. Fransa ve Prusya müdahale ettiler. Padişah. sadrazam esir alınınca geri döndü ve Mısır meselesi milletlerarası bir problem olmaya başladı. Batıda Silistre'yi ve doğuda ise Erzurum'u teslim alan Ruslar. Rus harbine asker göndermeyen Mısır Beylerbeyisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa da. Filistin'e kaçan fellâhları geri göndermeyen Sayda Valisi Abdullah Paşa'nm tavrını sebep göstererek oğlu İbrahim Paşa'yı Filistin'e gönderdi ve burayı işgal etti. Mehmed Ali isyanını kullanan İngiltere. Sayda. Şam. II. Şam. şımarmıştı.i ve İzmir'e vsi'i'I misini boğaza f düşünmeye b dolu'dan çekilft Trablus. 1838'de Osmanlı Devleti ile yaptığı Ticâret Andlaşması ile müthiş tavizler kopardı.tarihli Londra Protokolünü imzalayarak Yunan meselesini kaşımaya karar verdiler ve Osmanlı Devleti'ne otonom bir Yunan Prensliği için tazyik etmek üzere donanmalarıyla İyonya Denizine kadar geldiler. o da 10 harb gemisini boğaza gönderdi. öl hedesi ile Un MehmedH Andlaşmasi i Büyükelçisi« istediği sonıfl| Osmanlı ord ğindeydiveljl KADIN 8 İkinci Kadı Beşinci Kadına Baş Kadın E Hâciye Hosii İkinci Kac Efendi. 12-2 14. sırasıyla Akka. Maalesef bu arada Fransa 1797'de Cezayir'den aldığı borcu ödemediği için 1827 yılında bölgeyi idare eden ve dayı denilen Osmanlı Beylerbeyi İzmirli Hüseyin Paşa'nm Fransız Konsolosunu tokatlaması üzerine. İbrahim K Osmanlı ordua. diğer devletler de bu fırsatı nasıl değerlendirebileceklerini düşünmeye başladılar. Sadrazam Reşîd Mehmed Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu üzerine geldiyse de. şımarmıştı. Artık müstakil olan Eflak ve Boğdan. Temmuz 1833'de imzalanan Hünkâr İskelesi Muahedesi ile Rusya da bazı tavizler kopardı. Sırp ve Yunanistan prenslikleri. Osmanlı sadrazamı olarak devlete hâkim olmak istiyordu.Hüsn-Iİ BİLİNMEYEN OSMANLI 239 işgal etmiş ve Kavalalı'nın oğlu İbrahim Paşa Mora'dan ayrılmıştı. Bu arada Sisam adasına da Aralık 1832'de otonom verildi ve 1913'de Yunanistan'a katılıncaya kadar bu statü devam etti. Tamamen Osmanlı Devleti'nin bir veziri gibi davranan ve halka zarar vermeyen İbrahim Paşa. Osmanlı Devleti'ni meşgul etmek için yeterliydi. Fransa ve İngiltere'nin araya girmesiyle. Şam. Ağustos 1829'da Edirne'ye girdiler. Ancak Fransa Eylül 1829'da Mora'yı işgal etmiş % *î< manii Devleti J^. Mahmûd'un inkılâblarına kırgın olan halk. Bunun üzerine Osmanlı Devleti Ağustos 1829 tarihinde Londra Muahedesini imzalamak mecburiyetinde kaldı ve bu andlaşma ile bağımsız bir Yunanistan Prensliği kuruluyordu.* yen Sayda Va»r tin'e gönderdi >:aj alarak Konya'ya« halk. Cidde. ancak ordusuz olmasına rağmen Osmanlı Devleti Rusya'ya harb ilan etti (Nisan 1828). Bunun üzerine duruma İngiltere. Haleb ve Adana). Fransa'nın tehdidi üzerine donanmasını bile gönderemedi. İbrahim Paşa. Londra Büyükelçisi olan Mustafa Reşid Paşa idi. Fakat Ruslar. İbrahim Paşa'yı sevinçle karşıladı. Yunanistan Osmanlı Devleti'nden ayrılan ilk devlet oldu. 'M çekten imaret". doğuda Ahıska'ya ve batıda ise Varna'ya kadar gelince durum tehlike arz etmeye başladı. Mısır'ı gerçekten imar etmiş ve orada itibar kazanmıştı. Ruslarla imzalanan Eylül 1829 tarihli Edirne Muahedesi ile de Tuna Deltası ve Kafkasya tamamen Ruslara bırakıldı.

Anadolu'da Bozok Mutasarrıfı Cabbar-zâde Süleyman Bey ve Saruhan Mutasarrıfı Karaosmanoğlu Ö-mer Ağa gibi a'yânlar. 12. 14. Ebr-i Reftâr İkinci Kadın Efendi. V. Tarih. I.Ayşe Sultân. 2-332. 9. İşte bu a'yân ve derebeylerin itaat altına alınmaları için İstanbul'da umumi bir meşveret yapılarak herkesin ittifakıyla gereken ıslâhatı yapmak ve devlete işlerlik kazandırmak üzere. Mahmûd zamanında a'yân ile devlet erkânı arasında imzalanan Sened-i İttifak ne demektir? Anayasa hukuku açısından değeri nedir? Bilindiği gibi. İstanbul 1302.Misl-i Nâ-yâb İkinci Kadın Efendi.Nurtâb Dördüncü Kadın Efendi. c. 5) İsyan eden ocaklara karşı. III.Fatma Baş Kadın Efendi. c. Ahmed Lütfi. sh. 2-374. c. 15. c.Âdile Sultân.Sâliha Sultân. Bu bozgun sırasında II. Sultân Abdülaziz'in annesi ve Beşinci Kadın Efendi. 4.Şâh Sultân. II. 21. 16-Tiryâl Hanımefendi. 2-214. Buna karşılık a'yân ve derebeylerinin de emin olmaları gerekiyor ve devletten taahhüt istiyorlardı.Şehzade Murad. 2-268. sh. 12. Osmanlı Tarihi. sh. büyük bir eyâlette bağımsız bir hükümet gibi davranmakta ve bu bölgelerde Osmanlı Devleti'nin emirleri geçerli olmamaktaydı. uzun zamandır Osmanlı Devleti'nde eyâletlerle saltanat merkezi arasındaki idarî bağ tamamen zayıflamış.Hayriye Sultân. 2. İstanbul 1293.Cemîle Sultân141. Nizâm-ı Cedid'in ilgasından sonra dağılan eğitimli askerlerden beş altı bin kişinin başı olarak Kâdî Abdurrahman Paşa da davet edildi.Hâciye Pertev-Piyâle Nev-fidân Baş Kadın Efendi. Dördüncü İkbâl. 191-208. V. XII. 3. Üçüncü İkbal.Zeyneb Sultân.sonra tekrar Nizip'e kadar geldi ve Osmanlı ordusunu yendi (Haziran 1839).Pervîz-felek Dördüncü Kadın Efendi. 23. II. İstanbul 1292. bütün a'yân ve hanedanlar devletin yanında yer alacak.Âşûb-i Can İkinci Kadın Efendi. 4. sh. c. Bağımsızlık sevdasına düşmüş bu a'yânların davet ile gelmeleri zor görünse de. Mesela Rumeli'de Sirozlu İsmail Bey. devlete itaatlerini temin etmek ve devletin emirlerinin her yerde geçerliliğini sağlamaktı. 2-184 (1255'e kadar) Karal. c. c. 5.Zeyn-i Felek Hanımefendi. sh. 6) A'yân 141 Asım Tarihi.Vuslat Üçüncü Kadın Efendi. te'dibi için bütün a'yân ve hanedanlar da'vacı olabilecek.Mihrimah Sultân. X. 7-Hâciye Hoş-yâr İkinci Kadın Efendi. Mustafa Nuri .Pertev-niyâl (Nihâi) Valide Sultân. 2) Her yerde kamu gelirleri Hazine adına toplanacak.Şehzade Bâyezid.Atiyye Sultân. birkaç defa Padişah fermanını dinlememiş ve getirenleri azarlamıştı. 11. 6. 10. 17. 17-Lebrîz-Felek Hanımefefendi. c. 3-Şehzâde Abdülhamid. 143. 11. Baş ikbal. KADIN EFENDİLERİ: 1.Âlî-cenâb Baş Kadın Efendi. kimi sancakta ve kimi de bir eyâlet çevresinde diledikleri gibi idareyi yürütür olmuşlardı. 15-RâbPa Sultân.Şehzade Nizâmeddin.Şehzade Mehmed. sh.Şehzade Ahmed. 18. İstanbul 1291. c. 20. Cevdet Paşa. 22. IV. 19.Münîre Sultân. 8. sadrazamlık tarafından adı geçen a'yânlara ve benzerlerine da'vetnâmeler gönderildi. Tarih. 87-167. Mahmûd ölüm döşe-ğindeydi ve 7 gün sonra Temmuz 1839'da vefat eyledi. Alemdar Mustafa Paşa.Zer-nigâr Üçüncü Kadın Efendi. 2-382. sh.Fatma Sultân. Tek hedef. Kalyoncu Mustafa dahil olmak üzere. 2-200 (1255'ye kadar). yer yer ortaya çıkan a'yân ve derebeylerin kimi bir kazada. sh.Ayn-i Şah Sultân. sh. Neticede şu esasları taşıyan bir sened-i ittifak hazırlanmasına karar verildi: 1) Her halükârda devletin emirlerine uyulacak. . Mısır krizi devam ediyordu. 13. c.Hamide Sultân.Şehzade Mehmed. 2-420.Şehzade Sultân Abdülmecid I.Şehzade Sultân Abdülaziz. İkinci İkbal240 BİLİNMEYEN OSMANLI dir. c. sh.Hüsn-i Melek Hanımefendi. başlıca a'yânların askerlerini alarak İstanbul'a gelmelerine vesile oldu.Bezm-i Âlem Valide Sultân. XI. sh. 10. Alemdar Paşa'ya güvenmeleri ve merkeze geldiklerinde tutuklanmamalarına olan inançları bu harekette mühim rol oynadı. 16. 3) Sadece ve sadece Devlet adına asker toplanabilecek. 7. 6. IX. Abdülmecid'in annesi ve İkinci Kadınefendi. 4) Bunlara muhalefet edilirse. gayet açık sözlü olarak ve biraz da patavatsızca bir açılış konuşması yaptı ve bu samimi konuşması herkesçe takdir edildi. Sadrazam Alemdar Mustafa Paşa'nın kendisinin de a'yân olması ve bu konudaki samimiyeti. 2-310. 8. I. İKBALLERİ: 14. 2-382. 5. 2. ÇOCUKLARI: 1. X. Hatta Bilecik Derebeyi Kalyoncu Mustafa. 9. sh.

c. Sirozlu İsmail ve Çirmen Mutasarrıfı Mustafa gibi a'yân ve devlet ricalinin imzası bulunmaktaydı. 5-' c E. memleketin ihtiyaç duyduğu çeşitli idarî. merkezî teşkilâtta şu önemli değişiklikleri yapmıştır: Merkezî teşkilâtın çekirdeğini oluşturan Divan-ı Hümayun'un bir şûra meclisi olma özelliğini kaybetmesinden dolayı meşveret usulünü yeniden canlandırmak ve Divan-ı Hümayun'un daha önceleri ifa ettiği icra ve yargı görevini birbirinden ayırmak üzere iki önemli yüksek kurul teşkil edilmiştir: Birincisi. İstanbul Kadısı. II. Cabbâr-zâde Süleyman. c. Böyle bir sözleşme. 246-254.. adlî ve malî konularda gerekli düzenlemeleri yapma görevi bu meclise verilmiştir. Reisül-Küttâb. Divan-ı Hümayun'un yasama yetkisini ve kazaî görevini ifa etmek üzere kurulan Meclis-i Ahkâm-ı Adliye'dir. Devletler ve Hanedanlar. 29. Mahmut. Padişahların Kadınları ve Kızları. 144.Paşa.• lerire ¦<"¦: BİLİNMEYEN OSMANLI 241 ve hanedanlara ittifakdaki bu şartlara aykırı davranmadıkları sürece taarruz ve müdâhele edilmeyecek. II. İkincisi ise.120-138. Yeniçeri Ağası. Umûrı Bahriye Nâzın. Şeyhülislâm. Mahmûd devrinde yapılan köklü değişiklikler (1808-1839) nelerdir? Bakanlar Kurulu sistemi bu dönemde Avrupa'dan nasıl adapte e-dilmiştir? II. Netâyic'ül-Vukû'ât. sh. Öztuna. İL t la-olar. Anadolu Beylerbeyi. Lüzumlu görülen kanunları.I . uzun zamandır meydana gelen suiistimaller ile devlet bünyesinde açılan yaraların başka türlü tedavisine imkân bulunmuyordu.1808'de imzalanan bu Sened-i İttifak'ın altında başta Sadrazam. Sened-i İttifak.9. sh. Sadâret Kethüdası. hiçbir şekilde anayasal bir belge değildir. Mahmut. 400 senelik Osmanlı idarî teşkilâtını Tanzimat'tan sonra kemalini bulacak olan yeni şekle sokmayı başarmıştır. Kazaskerler. Defterdar. belki zayıflayan icra gücünü yeniden kuvvetlendirmek ve işlerlik kazandırmak üzere. [.' tır r ı. Divan-ı Hümayun'un adlî yönünü devam ettirmiştir. al. cu * manii t tıktan s değişil Hüm dır. 11 Muharrem 1254/1837'de kurulan bu müesseseler. Kara Osman-zâde Ömer. Yaptığı yeniliklerin çoğunluğu Osmanlı Devleti'nin merkez teşkilâtına aittir. eski Divan-ı Hümayun'un görevlerini üstlenmiş ve başta yeni ihdas edilen nezâretlerin reisleri olmak üzere büyük devlet adamları bu kurulların üyesi olarak toplantılarına katılmışlardır. ancak bağımsızlığın tamamen kaybedilmesine göre daha az zararlı olan bir düzenlemedir142. Divan-ı Hümâyûn fonksiyonunu kaybedince onu teşkil eden idarî birimler de önemlerini yitirmişler ve bu gün de devam eden nezâret usulü (bakanlar ve bakanlar kurulu i. Yani her iki kurul da yasama ve yürütme organı olarak görev yapmışlardır. 144. Nakîb'ül-Eşrâf. c. 1241/1826 yılında Yeniçeri Ocağını kapattıktan sonra kendisini daha güçlü hisseden II. şeklî olmaktan öteye geçememiştir. Bu meclis. Uluçay. Gerçi devlet ile kendi vatandaşlarından olan bir grup bey ve ağalar arasında bu şekilde bir ittifâknâme tanzim olunması ve yürütme gücünün belli şartlarla kayıt altına alınması. ka. 53-93. IV. etkili bazı millet temsilcileri ile devletin temsilcileri arasında yapılmış bir kamu sözleşmesi mahiyetindedir..s • Yi' s a. Devletin idarî fonksiyonunu icra görevi tamamen bu müesseseye devredilmiştir. gerçi devletin bağımsızlığını zedeler. Ancak Avrupa'yı kuru kuruya taklitten ibaret olan bu rüzgar. bağımsızlık anlayışına aykırı görünse de. yürütmenin yüksek bir kurulu mahiyetinde bulunan Dâr-ı Şûrây-ı Bâb-ı Ali'dir.

sh. fen ve teknolojisi alınacak yerde. . IX. R. ¦ . -Reis'ül-Küttabiık unvanı Hariciye Nezâreti unvanına çevrilmiştir (1251/1836). Bu sebepledir ki. giyim.Sadâret Kethüdâlığı ilga edilerek Umûr-i Mülkiye Nazırlığı (içişleri Bakanı) ihdas edilmiştir (1251/1835). Mahmûd zamanındaki ıslâhat bir iki mesele dışında ö-ze değil. .Çeşitli vakıflara ait idarî teşkilâtlar birleştirilerek 1242/1826'da Evkaf-ı Hümâyûn Nezâreti kurulmuştur. 145. yargı görevini yerine getiren adliye ve ilmiye mensupları düzene sokulmak istenmiştir. . II.'.ahir 1255/1839). hem yapılanları halk destekleyecek idi ve hem de Kavalalı oğlu İbrahim Paşa Kütahya'ya kadar geldiğinde. 3-9. Şeyhülislâmlığın da bir nezâret gibi kabul edilmesinden sonra. Tanzîmât hareketinin de hazırlayıcısı olmuştur. -Bâb-ı Âli Çavuşbaşılık unvanı De'âvî Nazırlığına (Adliye Bakanlığı) dönüştürülmüştür (1252/1836). pantolon ve fes giyilmesinin mecburi hale getirilmesi. hatta sadece yeniçeriler kullandı diye mehterin ve mehterhanenin ilga olunması ve en önemlisi de sadâret ve sadrazam tabirleri yerine başvekâlet ve başvekil tabirlerinin kullanılmaya başlanması. Avrupa'nın ilim. 90-94. Mahmûd dönemi başarılar ve zaferler devri değil. şekle yönelik olarak yapılmıştır. Bütün bu nazırlardan meydana gelen kurula da bakanlar kurulu anlamında meclis-i vükelâ ve heyet-i vekile denmiştir. edildi ve önai Patrikti diler taraftnö fazlasını da fi Rusların i.iıt| Osmanlı [ Yunan İ aynı kapınıııSj ve bugüne | FenerP . » münâsebetleriK Çarı Aleksanttj "Türkleri n ve izzet-i nefisi Ji nelerinin k duygusunu k sarsıldığı gün. 332-339. 1 mümkün olacıtej dir. ama başkasının yürüyüşünü de öğrenemedi143. 242 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANÜ şekli) benimsenmeye başlanmıştır. 1254/1838 tarihli Tarîk-i İlmîye Dair Ceza Kanunnâme-i Hümâyun'u ile de. setre. Yapılacak ol Sultân A rettikten sontıl Bu ih. tam manasıyla bir çöküş ve yıkılış devri olmuştur. -Zahire Nezâreti ve Meclis-i Umûr-i Nâfia lağvedilerek yerine Ticâret Nezâreti ihdas edilmiştir (6. kuşam ve diğer pek de güzel olmayan âdetleri taklid edilir hale gelmiştir. Devlet dairelerinde II. Halbuki akıllı ıslâhat yapılsaydı ve halkın inançlarına aykırı hareketlere gidilmeseydi. Târih. Karal. Yani devletin yürütme fonksiyonu çeşitli bakanlıklar arasında paylaşılma yoluna gidilmiştir. Osmanlı Tarihi. II.Defterhane'nin yerine 1253/1838 yılında Maliye Nezâreti teşkil edilmiştir. Üzülerek ifade edelim ki. c. Ayrıca Dâr-ı Şûrây-ı Askerî oluşturulmuştur. İlk resmî gazete olan Takvim-i Vakayi'i de çıkaran ve başta Kanunnâme-i Cezây-ı Askerî olmak üzere devletin askerî ve sivil memurları ile ilgili hukukî düzenlemeleri yaptıran II. V. Mahmûd'un resimlerinin asılması. Mahmut.Cevdet Paşa. Kısaca Osmanlı Devleti. bu basit ve öze yönelik olmayan batılılaşma örneklerindendir. bütün ıslâhat hareketlerine rağmen. halk tarafından beğenilmemiştir. Fener Pıtfi Orta Kapmst| Küçük Kayrası himaye hakkı s içinde oldukta i cemiyet bunun l$l| tanıdığı Feneri soyluları ellyl Prens İpsi! Şubat 18/ koposu G( Mora manii Devle türlü i ne ve han Gregorios. II.Sarayın iç idaresine bakan idarî üniteler Enderûn-u Hümâyûn Nezâreti adı altında yeni bir yapıya kavuşturulmuştur (1249/1833). . Damad Halil Rif'at Paşa'nın "Avrupa'ya benzemezsek. sh.Baruthaneler Nezâreti ve benzeri askeri idareler ilga edilerek Harbiye Nezâreti te'sis edilmiştir (1251/1835). Mahmûd döneminde kendi yürüyüşünü terk etti. 1254/1838 tarihinde sadrazam ve sadâret tabirlerinin yerine başvekil ve başvekâlet ifâdeleri ikâme edilmiştir. halk onu alkışlamayacaktı. Bu yüzden yapılan ıslâhat. Asya'ya çekilmeye mecburuz" sözü yanlış tatbik edilmiştir. c.

277-278. 1814'de Odesa'da kurulan Ethniki Hetaria isimli gizli cemiyet bunun için kurulmuştu. Sultân Aziz devrinde. sh. Akgündüz. Tarih. mukavemetli. Türkler'e bir şey hissettirmeden bu tahribi tamamlamaktır". 177-179. 253-259. defa Fener Patrikliğine getirilen Gregorios'un hem söz konusu gizli cemiyet ile ve hem de Rus yetkililerle olan gizli münâsebetleri tesbit edildi. XII.. 61 vd. yine bu Patriğe bağlı olan Patras başpiskoposu Germanos'du. nr. n sesesi. böyle kritik bir anda Patrik'in idam edilişinin Rusların işine yaradığını ve çünkü bütün Ortodoksların hamiyet-i diniye ile tamamen Osmanlı Devleti'nin aleyhine geçtiğini ifade etmektedirler. Çünkü Osmanlı Devleti. sh. Yeniçeri ocağının lağvedilmesi olayına neden Vak'a-i Hayriye denmiştir? . 193 vd. Aıteıİ BİLİNMEYEN OSMANLI 243 145. Hatta idam önlenebilseydi. Osmanlı Devleti'ni tasfiye için mücerret olarak harp meydanlarındaki zaferler kâfi değildir. Yunan İhtilâli bu kadar büyümezdi diyenler de vardır. Âmme Hukukumuzun Anahatlan. 73. Osmanlı Tarihi. Çünkü Türkler. c. Fener Patrikhânesi. Rum isyancılar tarafından Ekim 1821'de tamamen işgal edilince. Bu hasletleri. Uzunçarşılı. 311-322. 12 Şubat 1821 günü Yunan İhtilâlini başlatan da. Mora. İstanbul Rus Elçisi olan General İgnatyef. I. hem Çar'ın yaveri ve hem de bu cemiyetin 1821'deki başkanıydı. 163. önce Osmanlı Devleti şaşırdı. dini metanetlerini zaafa uğratmak gerekir. bu mektubu zikrettikten sonra şunu ilave eder: "Ben vazifedeyken bu teşhisler isabetle tecelli etti".143 Cevdet Paşa. Ter. İslâm Hukukunda ve Osmanlı Tatbikatında Vakıf Müessesesi.. Karakoç. Tarih. Karal. Fener Patriği Gregorios'un idam edilmesi ve cesedinin Patrikhanenin Orta Kapısına asılması olayının aslı nedir? Küçük Kaynarca Muâhedenâmesi ile Rusya'ya Osmanlı Devleti'ndeki Ortodoksları himaye hakkı verileliden beri. c. Ter. 106. I. c. 140. I I. anânelerinin kuvvetinden ve âmirlerine itaat duygusundan ileri gelmektedir. 374-375. Ankara 1988. 180. Mesela Fener Beylerinden Prens İpsilanti. Türklerde evvela itaat duygusunu kırmak ve manevî bağları koparmak. I. II. III. Okandan. Bu tarihten sonra. her zaman Müslüman Türk Milletinin aleyhine olan planların yapıldıKavânin. 146. Cihan Patriği sıfatıyla Fener Patriğine her türlü imtiyazlar verdiği gibi. Bu sebeple. Rumlar. 205-216. 244 BİLİNMEYEN OSMANLI ğı bir mekân olmuştur144. Maneviyatları sarsıldığı gün. bir Türk Devlet adamı aynı kapının önünde idam edilmediği müddetçe. Türkleri zaferlere götüren asıl kudretlerinden sıyıracak ve onları maddi kuvvetlerle yenmek mümkün olacaktır. 125. 142-146. dinlerine bağlılıklarından ve kadere rıza göstermelerinden. Mahmut Dönemi Belgelen. Merkez Teşkilâtı. bizzat Patriği ve Fener Beyleri denilen İstanbul'lu Rum soyluları eliyle. Ahmed. V. kapının açılmayacağına söz vermişler ve bugüne kadar kin kapısını kapalı tutmaya devam etmişlerdir. Ahmed Cevdet Paşa gibi bazı tarihçiler. 297-306. sh. Fâtih'in ihya ettiği ve her türlü hak ve hürriyetlerini tanıdığı Fener Patrikhânesi. mağrur ve izzet-i nefisli insanlardır. bu derneğin faaliyetlerini destekler hale geldi. sh. her ne kadar daha fazlasını da hak etmiş olmasına rağmen. sabırlı. sh. 156-160. Rumların müstakil bir Yunan Devleti kurma hayalleri içinde oldukları bilinmekteydi. Ahmed Lütfi. sadrazam tarafından Bâb-ı Âli'ye davet edildi ve önce sorgulandı. Vatana ihanet ettiğine dair olan yafta göğsüne yapıştırılarak Patrikhanenin Orta Kapısı önünde asıldı ve üç gün asılı kaldıktan sonra cesedi Yahudiler tarafından denize atıldı. 328 vd. onların Katolikler tarafından hor görülmelerine. c. Külliyât-ı Kavânin. sh. Bu ihanetleri tesbit edilen Patrik Gregorios. 142-167. ezilmelerine ve hatta yok edilmelerine de mani olmuştu. Takvim-I Vakayi. sh. Nitekim İstanbul'daki Fener Patriki Gregorios ta