P. 1
Ahmet Akgündüz _ Bilinmeyen Osmanlı

Ahmet Akgündüz _ Bilinmeyen Osmanlı

|Views: 412|Likes:
Yayınlayan: rostum2009

More info:

Published by: rostum2009 on Aug 01, 2011
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as DOC, PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

02/16/2014

pdf

text

original

Ahmet Akgündüz - Bilinmeyen Osmanlı

Ahmet Akgündüz _ Bilinmeyen Osmanlı Prof. Dr. Ahmed Akgündüz Doç. Dr. Said Öztürk 700. YILINDA BİLİNMEYEN OSMANLI İSTANBUL - 1999 OSMANLI ARAŞTIRMALARI VAKFI Zeynep Sultan Camii Sok. No: 29 34410 - Eminönü/İstanbul Tel: (0212) 513 40 33 (Pbx) & Faks: 511 34 78 E-mail: osavKaihlas.net.tr Ön Kapak Sultan II. Ahmed'in Tuğrası Ahmed bin İbrahim Hân el-muzaffer dâima Ön Kapağın Üstündeki Logo: Sağda Osmanlı Arması ve solda Osmanlı Bayrağı. Arka Kapak Osmanlı Arması Tuğra: El-Gâzî Abdülhamid bin Abdülmecid Hân el-muzaffer dâima; Tuğra Altı Yazısı: El-Müstenidü bi tevfîkat'ir-Rabbâniyye Melik'üd-Devlet'il-Osmâniyye; Sağdaki Kırmızı Bayrak: Osmanlı Bayrağı; Soldaki Yeşil Üç Hilalli Bayrak: Hilâfet Sancağı; Terazideki Kitaplar: Üstte Kur'an-ı Kerim; altta Kanunnâmeler. © 1999, Osmanlı Araştırmaları Vakfı Bütün hakları mahfuzdur. AĞUSTOS 1999 - İSTANBUL ISBN 975-7268-28-3 NEDEN "BİLİNMEYEN OSMANLI"? Bilindiği gibi, 1999 yılı, 600 küsur sene Müslüman Türk Devleti olarak üç kıtada hâkimiyetini sürdüren Osmanlı Devleti'nin 700. kuruluş yıldönümüdür. Osmanlı Devleti'nin kuruluş yıldönümü münasebetiyle, şu anda 35 küsur devletin eski mirası olan Osmanlı Devleti ile alakalı lehte ve aleyhte çeşitli etkinliklerin düzenlenmesi kaçınılmazdır. Amerika Birleşik Devletlerinde misafir Profesör olarak bulunduğum 1997-1998 ders yılında, başta Princeton Üniversitesi olmak üzere, Amerikan bilim kuruluşlarının da bu kutlamalara etkin olarak katılmayı düşündüklerini müşahede ettim. Paris'teki meşhur mağazaların Osmanlı Katı döşediklerini ise basından öğreniyoruz. Bu arada 700. yıldönümü münasebetiyle, ülkemizin iç ve dış düşmanlarının da, başta Ermeniler olmak üzere, bu vesileyle tarihî iftiralarını tekrarlamak üzere çeşitli platformlar oluşturacağı da, kulağımıza gelen duyumlar arasındadır. Bir çeşit Osmanlı ile Cumhuriyetin buluşması yani milli buluşma olması gereken bu yıldönümünde, vatanını, milletini, devletini ve milli tarihini seven herkesin, bu kutlamaların milli buluşma haline gelmesi için elinden gelen gayreti göstermesi gerektiği kanaatindeyiz. Sağı ile solu ile her kesim kabul etmektedir ki, millet olarak bizim üç büyük düşmanımız vardır: cehalet, ihtilaf ve fakirlik. İşte Osmanlı ile Cumhuriyet'in buluşmasını engelleyen en büyük maniin milli düşmanımız olan cehalet yani doğru tarihi bilmemek olduğu kanaatindeyiz. Her gittiğimiz toplantı ve uğradığımız mecliste, bakkalından da ilim adamından da bize yöneltilen sorulardan ve bizim de verdiğimiz cevaplar faslından sonra, mutlaka ortaya çıkan bir rica ve istek var: Acaba Osmanlı Devleti ile alakalı çokça sorulan ve Türk vatandaşıyım diyen herkesin mutlaka bilmesi gereken soruların cevaplarını ihtiva eden bir el kitabı hazırlayamaz mısınız? Maalesef toplumumuz az okuyan bir toplum. Mevcut eserler, ya toplumun çoğu kesimlerinin anlayamayacağı kadar bilimsel ve ağır ya da sorulara cevap veremeyecek kadar doğrulardan mahrum. Bu, milli bir görevdir. İşte bu arzuyu dile getirenlerden biri de, haseneleri ve seyyieleri ile ahirete intikal eden rahmetli Adnan Kahvecidir. Maliye Bakanı olduğu ilk günlerde beni Ankara'ya çağırmış ve şu tesbitleri bir istirham mahiyetinde yapmıştı: "Muhterem Hocam! Eğitim hayatımda Osmanlı Devleti ile ilgili doğru bilgileri öğrenememiş ve aleyhte öğrendiğim bilgilerin yanlışlığını ve tarihimizi toptan inkârın zararlarını ancak Ameri-ka'daki tahsil hayatımda anlamıştım. Bizim Osmanlı'yı batıran kurum diye gördüğümüz 'iltizam' usulünü Amerika'nın vergi

toplamada kullanmak istediği modern bir iktisat teorisi olarak mastır derslerimde görünce şaşırdım ve tekrar Osmanlı'yı incelemeye başladım. İlk işim sizin Osmanlı Kanunnâmeleri adlı eserin 1. Cildini okumak oldu. Ancak bu tür eserleri herkesin okuması mümkün değil. Keşke Osmanlı devleti ile ilgili önemli soruları, bu eserlerinizin özeti olmak üzere 500 sayfa halinde özetleseniz ve adını da "BİLİNMEYEN OSMANLI" koysanız, ben de en az 500.000 adet bastırıp bütün meraklı insanlara dağıtsam.". SORULAR NASIL TESBİT EDİLDİ? Böyle bir eserin telif edilmesine vesile olan sorular, 1983 yılından beri yürüttüğüwe müz ilmî araştırmalar ve Anadolu'nun muhtelif bölgelerinde verdiğimiz yüzlerce konfekor ranslar neticesinde ortaya çıktı. Soru bankamızda yaklaşık, okuyuculardan ve dinleyiciesraml lerden yazılı olarak bize tevcih edilen 5000 soru birikti. Bunları tasnife tabi tuttuk. Me-sela 503 soruyla harem konusu sorulan konuların başında geliyordu. Başta Yıldırım Bayezid olmak üzere, Osmanlı Padişahlarının içki içip içmemeleri, 276 soruyla ikinci sıradaydı. Bunları, kardeş katli, Osmanlı Oevleti'nde hak ve hürriyetler, Padişahların hac meselesi, Sultân Vahidüddin'in vatan hâini olup olmadığı gibi sorular takip ediyordu. Tabii ki, bu alanda yapılmış benzeri araştırmalar da bizim için ilham kaynağı oldu. Sonradan karşılaştığımız insanlar da bu isteği tekrarlayınca, 700. YIL MÜNASEBETİYLE 700 SORUDA BİLİNMEYEN OSMANLI kitabını hazırlamanın ve çok sayıda basarak bütün muhtaç ellere ulaştırmanın milli bir görev olduğunu düşündük. Ancak dostların ikazıyla bunun da fazla kabarık olacağı, ayrıca bu da yayınlansa dahi, bunlardan 300 sorunun hassasiyetle seçilerek "Bilinmeyen Osmanlı" el kitabının mutlaka neşredilmesi gerektiği kanaatine vardık. Yıllar önce böyle bir eseri telife Ahmed Akgündüz olarak başladım. Ancak bu projenin çok yönlü olduğunu görünce, değerli meslektaşım İktisat Tarihçisi Doç. Dr. Said Öztürk'ün de, birikimiyle birlikte, özellikle Dördüncü Bölümdeki Osmanlı İktisadı konularını kaleme alarak bu projeye katılmasını arzu ettim. Meslektaşımın Osmanlı iktisad tarihi ile ilgili katkıları; eserin 3.1,0 daha mükemmel olması için kaynaklara müracaat etme ve yazılanları gözden geçirme gibi yardımları, böyle bir eserin iki imza tarafından yayınlanması imkânını doğurdu. ••.:.. it ÜuıciM* ESERDE TAKIP EDİLEN GENEL PRENSİPLER Önemle ifade edelim ki, bu eser kronolojik anlamda bir tarih eseri değildir. Mutlak manada bir tarih felsefesi kitabı da değildir. Doğrudan doğruya bir fikir tarihi eseri de değildir. Hukukî değerlendirmeler her satırında bulunsa bile, bu kitap bir Osmanlı Hukuk Tarihi de değildir. Bu eser, tarih, hukuk, kültür, medeniyet ve iktisat tarihi gibi çeşitli alanlarda, Osmanlı Tarihi ve Devleti ile alakalı olarak sorulan veya bazı kesimler tarafından kasden ortaya atılan soruların cevapları olan bir el kitabıdır. Bu eser; bir Osmanlı tarihçisinin müstağni kalamayacağı kadar ele aldığı bazı konuları derinlemesine irdelemekten geri kalmamıştır; bir İslâm Hukukçusunun merak edebileceği kadar hukukun bazı uygulamalarına ayrıntılı olarak girmiştir; bir esnafın ilgi duyacağı kadar ilginç sorulara cevaplar aramıştır; bir öğrencinin okuyacağı kadar anlaşılabilecek bir dille kaleme alınmıştır; bir tarih hocasının el kitabı olarak kullanabileceği kadar öğrencilerinin merak ettiği ve kendisine sorduğu konulan tartışmaktadır; kısaca, her Müslüman Osmanlı torununun okumaktan uzak kalamayacağı kadar doğru tarihi anlatmaya çalışmıştır ve nihayet Osmanlı tarihine ilgi duyan yerli ve yabancıları celb edecek kadar bakir mevzuları konu edinmiştir. Eserde, bazılarının belki de fazlalık kabul edebileceği Osmanlı Padişahlarının hayat hikâyelerine de girdik; ancak bu, hem diğer soruların anlaşılabilmesi için zaruri idi ve hem de anlatış tarzı konuyu bilenleri dahi cezb dBİLİNMEYEN OSMANLI

edecek kadar farklı oldu. Niyetimiz, tarihin tashih edilmesidir. Bu tashihi toplumun kahir ekseriyeti arzulamaktadır. İşte bu eser, mezkûr arzunun meyvesi olmuştur. Her eserin yazarı, kaleme aldığı kitapta vazgeçemeyeceği bazı prensipleri ortaya kor; üslubunu ve muhtevayı o prensiplere göre tanzim eder. Elbette ki, bizim de bu eseri kaleme alırken devamlı müracaat ettiğimiz vaz geçilmez düsturlarımız ve prensiplerimiz vardır. Okuyucuları hazırlamak açısından, bu prensiplerden bazılarını zikretmek istiyoruz: 1) Günümüzde, Osmanlı Devleti'ne cephe alan belli mihraklar ve karanlık güçler, üç kol halinde, en uzun ömürlü İslâm Devleti olan Osmanlı Devleti'ne hücum etmektedirler: Birinci kol, İslâm'a düşmanlıklarını açıktan ortaya koyamayan ve bunu Osmanlı düşmanlığı adı altında yürüten din ve tarih düşmanlarıdır. Bunlar, kusurlarıyla birlikte, İslâm'ı hayatın bütün safhalarında yaşayan ve yaşatmaya çalışan Osmanlı Devleti'ni tenkid etmekle, açıktan yapamadıkları İslâm düşmanlığını böylece yapmış oluyorlar. İkinci kol ise, altı yüz sene, İslâm'ı neşretme hizmetindeki Osmanlı Devleti'ne ayak bağı olmuş, İslâm'ı kendi safiyetinden çıkarmaya çalışmış bir devletin fikir propagandalarına kanan ve tarihimizi tam bilmeyen bazı saf Müslümanlardır. Üçüncü kol ise, Osmanlı Devleti'nin bütün Müslümanları kucaklayan ümmet ve Osmanlı Milleti anlayışına karşı çıkan ve yanlış olarak Osmanlı Devleti'ni Türk düşmanı gibi göstermeye çalışan belli bir ekiptir. Özellikle Fâtih'in kapıkulu sistemini ve Sokullu gibi başka ırklara mensup Osmanlı devlet adamlarını acımasızca tenkit edenler bu grup içinde yer almaktadırlar. Her üç kolun da ellerinde koz olarak kullandıkları en önemli mevzulardan biri, Osmanlı padişahlarının ve Osmanlı Devleti'nin, İslâm dininin, içki yasağı ile alâkalı hükümlerini hiçe saymaları ve aşırı bir içki mübtelâsı olmaları şeklindeki iddiadır. Harem mevzuu da bu tür iddialarla bezenerek ve süslenerek vatandaşın önüne çıkarılmak istenmektedir. İşte bu Kitapta, zikredilen ekiplerin kasden ortaya attıkları iddialar teker teker aydınlığa kavuşturulacaktır. 2) Osmanlı Devleti, büyük bir devlettir. Osmanlı Tarihi konusunda kalem oynatmak da büyük bir iştir. Büyük işlerde sadece kusurları gören cerbeze ile hareket edenler, hem aldanır ve hem de aldatırlar. Cerbezenin şanı, bir kötülüğü sümbüllendirerek bütün güzelliklere galip getirmektir. Bir adamdan bir sene içinde meydana gelen pis kokuları bir anda meydana gelmiş gibi hayal ederek o adama bakarsanız, o adam nazarınızda çok çirkin hale düşer. İşte eğer cerbeze ile 600 yıllık zamanda 20 milyon km2'lik mekânda Osmanlı Tarihi içinde dağınık halde meydana gelen bütün kötülükleri toplar ve o siyah perde ile Osmanlıya bakarsanız, o zaman kapkaranlık bir tarihle karşılaşırsınız. Cerbeze, bütün çeşitleriyle garip şeylerin makinasıdır. Gerçekten de cerbezeli bir âşıkın nazarında bütün kâinat sevgiyle oynaşmakta ve gülüşmektedir; ama çocuğunun vefatıyla matem tutan bir ananın nazarında umum kâinat hüzün içinde ağlaşmaktadır. Halbuki ikisi de doğru değildir. Tarih, bir olaylar ve insanlar bahçesidir. Sizden biriniz, bir saatliğine gezinmek için bir bahçeye girseniz, noksanlardan beri olmak ancak cennet bahçelerinin özelliklerinden olduğundan ve her kemale bir noksan karıştırmak da bu dünyanın gereklerinden bulunduğundan, o bahçenin bazı köşelerinde pis ve murdar şeylere de rastlayabilirsiniz. Tabi'atı bozuk olanların, sadece o bahçedeki çürümüş ve kokuşmuş şeylere gözü takılır. Sanki o bahçede başka bir şey yok gibi, hayal ve vehminin de tahrikiyle bahçeyi kendi gözünde mezbeleye çevirir; midesi bulanı ve kusar. Halbuki akıl böyle bir bakışı tasvip BİLİNMEYEN OSMANLI edebilir mi? Güzel gören güzel düşünür; güzel düşünen güzel görür; güzel gören hayatından lezzet alır. İşte biz, girdiğimiz Osmanlı tarih bahçesinde sadece kirli ve murdar şeylere değil; açmış çiçeklere ve kokan güllere de bakacağız. Makam için fetva veren Turşucu-zâdelerin yanında Kanuni'ye karşı çekinmeden 'Padişah emriyle nâ-meşrû' olan nesne meşru' olmaz' diyerek haykıran Ebüssuud'dan; Torlak Kemal ve Mithat Paşaların yanında Molla Fenari'den ve Ahmed Cevdet Paşa'dan; devleti perişan eden Tal'at-Enver-Cemal üçlüsünün yanında Pîrî Mehmed Paşa ve Köprülü Mehmed Paşa'dan; körü körüne ilmî gelişmelere karşı gelen Kâdîzâde'lerin yanında Lagari Hasan Çelebi ve İsmail Gelenbevî'den de bahsedeceğiz. Biz tokadımızı Antranik

ile beraber Enver Paşa'ya ve Venizeios ile beraber Said Hâlim Paşa'ya vurmayacağız. Nazarımızda vuran da sefildir diyeceğiz. Kısaca tarihimizde görülen menfilikleri bir testi pis su olarak görüyoruz. Bir testi pis su bir denize dökülürse, denizi kirletmeyeceğine ve hatta kendisinin de temizleneceğine inanıyoruz. 3) Tarihe bakış açımız, 600 yıllık Osmanlı tarihinin iyiliklerini de kötülüklerini de görebilecek bir gözlükle olacaktır. Yoksa kötülük bulunmayan hiç bir tarih devri mevcut değildir. İyilik tarafı bulunmayan tarih devri de yoktur. Tarihe böyle bakanlar, kendileri yanıldıkları gibi, başkalarını da yanıltırlar. Allah etmesin, böyle bakış açısı olanlardan biri bin sene yaşayacak olsa, hayalindekine uymadığından Hz. Ömer'in idaresini bile tenkit edecektir. Bu hayalin neticesi olarak, yapıcı değil, yıkıcı bir nazarla tarihe bakacaktır. Unutmayacağız ki, tarih boyunca, iyilikleri kötülüklerine ve sevapları hatalarına ağır basanlar, her zaman mağfiret ve affa müstahaktırlar. Allah'ın haşirdeki adaleti de böyle hükmedecektir. Osmanlı Devletini teşkil eden fertler ma'sûm ve günahsız değillerdir. İçlerinde I. Murad, II. Murad, Fâtih, Yavuz ve II. Abdülhamid gibi "veliyyullah" mertebesinde fertler bulunduğu gibi, içki ve benzeri günahları irtikâb eden şahıslar da bulunabilir. Osmanlı Tarihi boyunca nazarî plânda İslâm'ın bütün düsturlarının kabul edilerek tatbik edildiği bir vâkı'adır. Ancak tatbikatta bu esaslara muhalefet edenlerin bulunduğu da bir vâkı'adır. Her ikisini de inkâr etmek mümkün değildir. Her şeyde olduğu gibi, Osmanlı Devleti'nin iyilikleri de vardır, hataları da vardır. Ancak 600 sene boyunca hasenatının seyyiâtına ağır bastığı içindir ki, kader-i İlâhi bu uzun süre içinde İslâm'ın bayraktarlığı unvanını onlara ihsan etmiştir. Seyyiâtı hasenatına ağır basınca da, bu şerefli unvan yine kaderin hükmiyle ellerinden alınmıştır. En kötü zamanlarında bile, değil içki gibi İslâm'ın açık bir hükmüne muhalefet, içtihadî meselelerde dahi şer'î hükümlere ri'âyet etmek için elden gelen gayreti gösterdiklerini, sayıları milyonları bulan arşiv belgeleri isbat etmektedir. Nitekim bir hatt-ı hümâyûnda Osmanlı sultanı şer'-i şerife bağlılığını şöyle açıklıyor: "cümlemizin başı şeri'at-ı mutahharaya bağlu oldığından kâffe-i eral ve harekâtımızı ana tatbik etmeğe sa'y eder isek, ol vakit ruhaniyât-ı peygamberi dahi hoşnud ve razı olarak Cenab-ı Hayr'un-nâsırîn Devlet-i Aliyyemiz'de fevz ü nusret ü tevfikât-ı samedaniyesine mazhar edeceğine kafa şüphe yokdur". 4) Elbette ki tarihe tenkit gözüyle de bakacağız. Ancak insanı tenkide sevk eden sebep ya tenkit ettiği şeye duyduğu nefret hissinin tatminidir; düşmanın ayıbını görerek tenkit etmek gibi. Yahut da tenkit ettiği kişiye karşı beslediği şefkatin tatminidir; dostun aybını görüp tenkit etmek gibi. İşte özellikle tarih alanında, doğru veya yanlış olması muhtemel olan aleyhteki bir konuda (Yıldırım'm intihar etmesi ve içki içmesi iddiBİLİNMEYEN OSMANLI alan gibi), iddiayı kabule meyletmek nefretten ve reddetmek ise şefkattendir; ancak lehte olan bir konuda (Yıldırım'ın intihar ettiğini ve içki içtiğini reddetmek gibi) kabule meyletmek şefkatten ve reddetmek ise nefrettendir. Önemle ifade edelim ki, tenkide insanı sevk eden şey, sadece ve sadece hakka taraftarlık ve gerçeği ortaya çıkarmak arzusu olmalıdır. Asrımızda özellikle de Osmanlı Tarihi konusunda, en büyük hastalığımız, cerbeze ve gurura dayanan tenkittir. Gerçekten de tenkidi, insaf düsturu işletirse, gerçeği ortaya çıkarır, berraklaştırır; ama gurur ve cerbeze kullanırsa, tarihi tahrip eder ve parçalar. Mesela son zamanlarda piyasaya çıkan Osmanlı Tarihi ile ilgili bazı eserler, bu manada tarihi tahrip vazifesini yapmaktadır. Biz ise, tarihi tahrip etmeyi değil, tashih ve tamir etmeyi amaçlıyoruz. Biz, ecdadımıza dostuz; onun için nefret duygusuyla değil; şefkat duygusuyla, ama hakkın ortaya çıkması için tenkit edeceğiz. 5) Son 100 yıldır Türkiye'deki yayın organlarının çoğunluğu, her devirde farklı kelimeler üreterek, Avrupa'nın güzelliklerini bizim kötülüklerimizle ve asırların birikimi olan medeniyetin güzel meyvelerini tarihimizdeki bazı şahısların kötü halleriyle mukayese ederek, cerbeze ile tarihimizi çirkin göstermektedir. Hıristiyanlığın malı olmayan medeniyeti tamamen ona mal ederek ve İslâmiyetin düşmanı olan geri kalmayı İslâm'a dost göstererek feleği ters

çevirmeye çalışmaktadır. İşte biz bu eserle, bu yanlış kıyasları düzeltmeye çalışacağız. Halbuki tarihle günümüzü mukayese ederken, birbirine benzeyen şeyleri kıyaslayıp kıyaslamadığımıza dikkat edeceğiz. Çünkü ancak birbirine benzeyenler mukayeseye girerler. Mesela Osmanlı'daki saltanatı, ancak Ortaçağ Avru-pa'sındaki Krallık ile mukayese edebilirsiniz; Osmanlı hukuk sistemini, ancak siyahlara ayrı ve beyazlara ayrı kanunları tatbik eden Avrupa kanunları ile kıyaslayabilirsiniz; Osmanlı Haremini ancak beraber olduğu yüzlerce kadınların heykellerini saraylarının duvarlarına diktiren Avusturya krallarının hayatıyla kıyaslarsanız, o zaman doğru sonuçlara varabilirsiniz. Eğer Avrupa'ya çok şiddetli bir bağlılık ve kendi milletinin tarihine ise derin bir nefret duygusuyla, Avrupa'nın nâ-meşru veledi gibi davranırsanız, o zaman, tahrip fikri ve aldatıcı cerbeze ile, geçmişine isyan eden bir hicivci; ecdadına iftira eden bir müfteri ve kendi milletinin haysiyetini yerle bir eden hayırsız bir evlat olursunuz. Artık böyle davranan kalemlerde, gurur ve benliğin de etkisiyle, milletine karşı dinen ve aklen mükellef olduğu şefkat hissi yerine tahkir duygusu; sevgi yerine nefret; benimsemek yerine hafife almak; saygı yerine geçmişini cahil göstermek; merhamet yerine böbürlenmek ve nihayet hamiyet yerine asılsızlık ve soysuzluk alâmetleri görülmeye başlar. Maalesef her gün misâllerini basında görmek mümkün olan bu tip kalemler, Paris'te gayr-ı meşru eğlence aleminde çıplak bir kadının giydiği elbiseyi överler; tarihe altın sayfalar yazdırmış olan muhterem bir hocanın veya kâdî'nin elbisesini yererler. Önemle ifade edelim ki, tarihine ve dinine taraftarlık içinde olanlara mutaassıp tabiriyle hücum eden bu çeşit Avrupa kâselisleri, kendi mesleklerinde, en az tenkit ettikleri dindar ve vatanperver kalemlerin yüz katı kadar mutaassıptırlar. Bunların Shakespeare'i överken yaptıkları aşırılıkları, tarihini ve dinini seven insanlar Abdülkadir-i Geylani veya Fâtih Sultân Mehmed hakkında yapsalar, herhalde bu çeşit kalemler tarafından tekfir bile edilirler. İşte bu kitabı kaleme alırken, son zamanlarda aşırı derecede artan bu tarih yobazlığını da nazara alacağız ve onlar gibi davranmamaya çalışacağız. 8 BİLİNMEYEN OSMANLI Kitabımız Dört Bölümden teşekkül edecektir. Birinci Bölümde, Osmanlı Devleti'nin Siyasi Tarihi ile ilgili önemli sorulara ve cevaplarına yer vereceğiz. Ancak her Padişah ile ilgili, çokça sorulan soruları, hukuk veya iktisadı ilgilendirse dahi, bu kısımda cevaplandıracağız. Mesela, Fâtih'i anlatırken Kanunnâmesinde yer alan kardeş katlini ve Yavuz'u anlatırken ona isnad edilen Kürt Katliamı iddiasını cevaplandırmadan geçmeyeceğiz. İkinci Bölümde, Osmanlı Devleti'nde Sosyal Hayat ve Haremle ilgili soruları cevaplandıracağız. Üçüncü Bölümde, Osmanlı Hukuk Sistemi ve Devlet Teşkilâtı ile alakalı meseleleri inceleyeceğiz. Son ve Dördüncü Bölümde ise, Osmanlı İktisadı ve Mali Hukuku ile ilgili bazı soruların cevaplarını zikr edeceğiz. Maalesef, bu dört alanda da, bize ulaşan sorulara, yerimizin darlığı sebebiyle, istediğimiz gibi yer veremedik. Ancak bir şey tamamen elde edilemezse, tamamen de terk edilmemeli dedik ve bu kadarla yetinmek mecburiyetinde kaldık. Allah ömür verirse, bütün sorulan kapsayacak bir eseri, 700 Soruda Bilinmeyen Osmanlı adı altında ve iki cilt halinde resimler ve belgelerle birlikte yayınlamak istiyoruz. Yeniden gözden geçirdiğimiz bu yeni baskıda, birinci baskının bazı maddi hatalarını ve imlâ hatalarını tesbit ettik ve tashih eyledik. Bütün titizliğimize rağmen, hatalardan kurtulamadığımızı gördük. Ancak okuyuculardan gelen yapıcı tenkitler de, bizim için şevk ve aşk kaynağı oldu. Bunlardan özellikle şu tenkitleri zikretmekte yarar vardır: 1) Padişahların kendi cariyeleriyle evlilikleri, nikâh akdinin sonuçlarını doğurmadığından, dört kadınla evlenme sınırına da mani teşkil etmeyeceğine dair olan tavzîhî tenkit bizim için birinci derecede önem arz etmektedir. Ancak hür kadın üzerine cariye evlenilmesini. Maliki hukukçular caiz görmektedirler. 2) Yavuz'un küpesinin Şii mezhebindeki insanlarla ülfet olsun diye takılmış olması görüşü biraz zorlamalı bir yorum gibi geliyor bizlere. 3) Maalesef Gazi Osman Paşa'yı esir yerine şehid diye zikretmemiz mutlaka tashih edilmesi gereken bir maddi hata. Binbaşı Çerkez Hasan ile alakalı hata da buna benzemektedir. 4) II. Süleyman'ın babası olarak I. İbrahim yerine I. Ahmed'in zikredilmesi de önemli bir maddi hatadır. Bunun dışındaki hatalar, imlâ hataları olmaktan öteye

gitmiyorlar. Bunları da mümkün mertebe tashih eyledik. Böylesine konu yoğunluğu bulunan 528 sayfalık bir eserde, bu tür hatalar ister istemez oluyor. Okuyuculardan gelecek yeni tenkitleri nazara alarak bu tür hataları tashih etmeye hazır olduğumuzu hemen ilan edelim. Eserin sağcısıyla solcusuyla, dindarı ile dindar olmayanı ile, siyasetçisi ile memuru ile, öğrencisi ile öğretim üyesi ile, Cumhuriyet ile Osmanlı'nın aynı milletin eserleri olmaları noktasında bir köprü vazifesi gördüğü yolunda, herkesim tarafından tasvip edilmesi, bu gayeyi birinci hedef kabul eden müellifleri memnun etmiştir. Ayrıca Osmanlı Devletinde insanlar yakıldı mı? Osmanlı sadrazamları hep öldürüldü mü? gibi güncel konuların da mutlaka bu eserde yer alması gerektiği konusunda ittifak hasıl olmuştur. İnşâallah gelecek baskılarda bunu da yapacağız. Bu eseri okuyuculara sunarken, eserin bu hale gelmesine vesile olan insanlara teşekkür etmeyi vazife addediyoruz. Bunların başında eseri okuyarak kıymetli fikirlerini beyan eden Eşim Saime Belkıs Akgündüz Hanımefendiye; oğlum Emrullah Akgündüz'e; değerli büyüğüm Vahdet Yılmaz Ağabeye; değerli kardeşim Mustafa Karaman Bey'e; teknik meselelerde bize yardım eden Osmanlı Araştırmaları Vakfı Müdürü Mehmed Emin Şahin Bey'e; maddi desteklerini esirgemeyen herkese ve Vakfımızın Mütevelli Heyetine teşekkür ediyor; muvaffakiyet Allah'dan olduğuna gönülden inanıyoruz. 15.08.1999 Prof. Dr. Ahmed AKGÜNDÜZ NEDEN" SORULARI ESERDE Tl İÇİNDEK I I- OSMANÜ B-SULTAN M İÇİNDEKİLER NEDEN "BİLİNMEYEN OSMANLI"?................................................................3 SORULAR NASIL TESBİT EDİLDİ?.................................................................4 ESERDE TAKİP EDİLEN GENEL PRENSİPLER..................................................4 İÇİNDEKİLER..................................................................... ...........................9 BİRİNCİ BÖLÜM OSMANLI DEVLETİ'NİN SİYASİ TARİHİ I- OSMANLI DEVLETİ'NİN KURULUŞU VE OSMAN BEY DEVRİ......................23 1. Osmanlı Devleti, Bizans'ın bir kopyası mıdır? Bizans devlet müesseselerinin Osmanlı devlet müesseselerine etkisi var mıdır?.......................................................................... .............23 2. Osmanlı Devleti'nde savaş esas mıdır? Bu devlet harp ile mi gelişmiştir? Böyle bir anlayış İslâm'ın manasına uygun mudur? Osmanlı fetih politikasının hukukî esasları nelerdir?.............26 3. 1999 yılı neden Osmanlı Devleti'nin 700. Yıldönümüdür? Osmanlı Devleti'nin 1299 yılında kurulduğu kesin midir?.......................................................................... ..........................28 4. Osmanlıların şeceresi (soy ağacı) ile ilgili kısaca bilgi verebilir misiniz? Osmanlı'ların Türk olmadıkları söylentileri ve Ertuğrul Gâzî'nin babasının Süleyman Şah mı yoksa Gündüz Alp mi olduğuna dair görüş ayrılıkları konusunda neler biliyoruz?....................................................29 5. Osmanlılar, 400 atlı diye ifade edilen küçük bir aşiret olmalarına rağmen, Koca Bizans'a karşı, Karamanoğulları ve Germiyanoğullan gibi büyük Anadolu beylikleri varken nasıl karşı koyup cihan devleti haline geldiler? Aşiretten cihan devletinin çıkmasını ne ile izah edebiliriz?............31

6. Osmanlıların kuruluş ve gelişmesinde, özellikle VVittek'in üzerinde durduğu maneviyât erenlerinin yani Gâziyân-ı Rum, Âhiyân-ı Rum, Bâcıyân-ı Rum ve Abdalân-ı Rum'un etkilen hakkında neler biliyoruz?...................................................................... ...........................34 7. Osman Bey hakkında özet bilgi verir misiniz? Kaç hanımı, kaç çocuğu vardı ve zamanında mevcut olan büyük âlimler kimlerdi? Osmanlı topraklan onun zamanında ne kadar büyüdü?.....36 8. Osmanlı Devleti'nde ilk kardeş katli olayının Osman Bey'in amcası Dündar'ı öldürmesiyle başladığı söylenmektedir. Özellikle bu olayı açıklar mısınız?..................................................37 9. Osmanlı Devleti'nin manevî kurucularından olan ve kızını Osman Bey ile evlendiren Şeyh Edebalı kimdir?......................................................................... .................................................38 II-ORHAN BEY ZAMANI.......................................................................... ....39 ;¦¦. 10. Sultân Orhan'ı kısaca anlatır mısınız? Çocukları, hanımları ve onun zamanında Osmanlı Devleti'nin genişleme boyutları, hem toprak ve hem de devlet teşkilâtı açısından durumu .». hakkında kısa bilgiler verir misiniz?........................................................................ ...........39 11. Sultân Orhan, neden Osmanlı Devleti'nin gerçek kurucusu olarak kabul edilmektedir? Başta ilk Osmanlı akçesinin bastırılması olmak üzere, imza attığı ilklerden bazıları nelerdir?..................41 III- SULTÂN MURÂD HÜDÂVENDİGÂR DEVRİ..............................................42 ¦'•'¦¦' 12. Sultân I. Murâd'ı, çocuklarını, hanımlarını ve zamanında Osmanlı Devleti'nin genişleme alanlarını kısaca açıklar mısınız?........................................................................ ................42 "'"• 13. Devşirme sistemi nedir? Hıristiyan ailelerin çocukları zorla ve zulümle mi alınmıştır?................44 10 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 14. Pençik Oğlanları ne demektir? Osmanlı Devleti, Acemi Ocaklarında kimleri ne hakla toplamıştır? Kanunla mı yoksa keyfî mi yapmıştır?..............................................................44 15. Devşirme Usûlü nereden ve neden çıkmıştır? Çocuklar zorla mı annelerinden alınmıştır?...........45 16. Devşirme usulü nasıldı? Acemi Oğlanları nasıl yetiştiriliyordu ve bu düzen nasıl bozuldu?..........46 17. Yeniçerileri, bunların Ağalarını Ve Merkezdeki Askerî Teşkilâtı yani Kapı Kulu Ocaklarını kısaca özetler misiniz? İslâm Hukuku açısından bunların izahını nasıl yaparsınız?..............................48 18. Hacı Bektaş-ı Veli kimdir ve Bektaşilik nedir?......................................................................50 19. Yeniçeri teşkilâtına neden Tâife-i Bektaşiye ve ağalarına da neden Ağayân-ı Bektaşiyân denilmiştir? Osmanlı yeniçeri teşkilâtı Bektaşi midir?...........................................................51 20. Osmanlı Devleti'nin Yavuz'a kadarki kuruluş yıllarında Bektaşi ve Alevî geleneğine bağlı olduğu, Abdalân-ı Rum'un Bektaşi Babaları ve Alevî Dedelerinden ibaret bulunduğu iddia edilmektedir. Bu iddianın aslı var

mıdır?.......................................................................... ......................53 IV-YILDIRIM BÂYEZİD DEVRİ....................................................................55 21. Osmanlı Padişahları arasında hakkında en çok dedikodu bulunan Yıldırım Bâyezid'in şahsiyeti, çocukları, döneminde Osmanlı Devleti'nin durumu ile ilgili kısa bilgiler verir misiniz?................55 22. Osmanlı Padişahlarından içkiye mübtelâ olanlar bulunduğu ve hatta Saray'da gayr-i meşru eğlence sofraları düzenledikleri söylenmektedir. Bunlar hakkında ne dersiniz?........................57 23. Yıldırım Bâyezid'in içki içtiği ve bu yüzden Molla Fenari tarafından şahitliğinin reddedildiği söylenmektedir. Bütün bu iddialar doğru mudur?................................................................59 24. Yıldırım Bâyezid'in intihar ettiği söylenmektedir. Halbuki intihar dinimizde haram değil midir? ...60 V-FETRET DEVRİ........................................................................... .............62 25. Fetret Devri ne demektir?....................................................................... ..........................62 26. Süleyman Çelebi kimdir (Emir Süleyman = I. Süleyman)?....................................................62 27. Sultân Musa Çelebi kimdir?......................................................................... ......................63 28. I. Mehmed Çelebi kimdir ve neden Osmanlı Devleti'nin ikinci kurucusu kabul edilmektedir?.......63 29. Şeyh Bedreddin kimdir? Bir alevî şeyhi mi yoksa ilk komünist midir? İslâm'a aykırı görüşleri bulunan Varidat adlı eserin müellifi olduğu doğru mudur?....................................................65 VI- SULTÂN II. MURÂD DEVRİ....................................................................68 30. Fâtih'in babası Sultân II. Murâd kimdir? Çocukları ve meşhur devlet adamları kimlerdir?..........68 31. Sultân Murâd'ın kendisi sağ iken iki defa oğlunu tahta geçirmesinin sebebi nedir? Bir kısım çevrelerin iddia ettiği gibi Manisa'ya eğlenceye mi çekilmiştir? Hacı Bayram-ı Veli'yi sorgulamak için huzuruna çağırdığı ve sorguladığı iddiası doğru mudur?................................69 32. II. Murâd'ın Türkçe'ye ve Türk kültürüne de büyük hizmetleri olduğu söylenmektedir. Bu doğru mudur?.......................................................................... ................................................70 VII- OSMANLI DEVLETİ'NİN YÜKSELİŞİ VE FÂTİH SULTÂN MEHMED DEVRİ71 33. Osmanlı Devleti'nin yükseliş sebeplen nelerdir?...................................................................71 34. Fâtih Sultân Mehmed'i bize kısaca tanıtır mısınız? Çocuklarını ve onun zamanında Osmanlı Devleti'nin ulaştığı sınırları özetler misiniz?........................................................................ .75 35. Fâtih Kanunnâmesi'nin sahte olduğu ve düşmanları tarafından ona isnad edildiği söylenmektedir. Bu iddia doğru mudur?.......................................................................... ...76 36. Osmanlı Devleti'nde kardeş katli, bazı tarihçiler tarafından vahşet ve saltanat uğruna insan katliamı olarak anlatılmaktadır. Kardeş Katli meselesinin Kanunnâmedeki dayanağı olan madde nasıldır?....................................................................... .......................................80 37. Kardeş katli meselesinin şerl dayanağı var mıdır?...............................................................80

38. Bir kısım tarihçiler, bu uygulamaların devlet siyâseti açısından haklı yönleri bulunduğunu iddia etmektedirler. Bu ne demektir?....................................................................... .................84 39. Kardeş katli ile ilgili kanun hükmü şer'-i şerife uygun olsa bile tatbikat, nazariyata uygun ;,-, yürümüş müdür?.......................................................................... ..................................85 40. Fâtih Sultân Mehmed'in kardeşi Ahmed'i katlettiği ı 41. Sultân Fâtih'in kendi kanı kaldırdığı ve İslâm'a aykırı 42. Fâtih Sultân Mehmed'in Hı iddialar doğru mudur?..,. 43. Fâtih Sultân Mehmed'in aı yazarlarca söylenmektedir, 44. Fâtih Sultân Mehmed zehir, Bu doğru mu?................... 45. Fâtih başta olmak üzere resimlerini yaptırdıklar, astırdığını duyuyoru ilgili serî hükümlerle 46. Fâtih Sultân Mert Türk asıllı bir aile 47. Ulubatlı Hasan olayı | 48. İstanbul'un fethi ! var. Bu iddialar ti 49. Fâtih'in içki içtiği v«J neler söylenebilir?..., 50. İç oğlan kavramı kul edilmektedir. Hattsj sürülmektedir. Bazı I meselenin aslı ve e 51. O zaman, Osmanlı C 52. Fâtih Sultân Mehrr üzere, Hıristiyanlara j İstanbul'u yakıp yıkl 53. Fâtih Sultân Mehmed* 54. Bazı yazarların i Kanunnâmelerde vj tabirleri nasıl a 55. Osmanlı Padlj! mudur?................i 56. Hür kadınlar yaşamalarının Jtrt 1 57. İstifrâş Hakkı veylj 58. Fâtih döneminde» İ Cariyelerle ali» ( Osmanlı Sarayın») 59. Fâtih devrinden I aristokrat t aleyhinde temizlediği 60. Fâtih : babasının bu« 61. Dünyanın i söylenmek! yürütülmujtur?"» vni- n. 62. Sultân II. I Devleti* u 63. II. I iddianın «ti BİLİNMEYEN OSMANLI 11 40. Fâtih Sultân Mehmed'in kendi Kanunnâmesinin ilgili maddesini uygulayarak küçük yaştaki kardeşi Ahmed'i katlettiği söylenmektedir. Bunu nasıl izah ediyorsunuz?................................88 41. Sultân Fâtih'in kendi kanunnamelerini hazırlatarak, özellikle İslâm ceza hukuku hükümlerini kaldırdığı ve İslâm'a aykırı kanunlar yaptığı söylenmektedir. Bu doğru mudur?.......................89 42. Fâtih Sultân Mehmed'in Hıristiyanlığa meylettiği ve Papa ile mektuplaştığı söylenmektedir. Bu iddialar doğru mudur?.......................................................................... ...........................90 43. Fâtih Sultân Mehmed'in annesi kimdir? Hıristiyan mıdır? Fâtih'e de Hıristiyanlığı aşıladığı bazı yazarlarca söylenmektedir. Meselenin esası nedir?..............................................................93 44. Fâtih Sultân Mehmed zehirlendi mi? Onu zehirleyen Yakub Paşa'nın Yahudi olduğu söyleniyor. Bu doğru mu?............................................................................. ....................................94 45. Fâtih başta olmak üzere bazı Osmanlı Padişahlarının yurt dışından ressamlar getirterek resimlerini yaptırdıklarını ve hatta II. Mahmûd'un kendi resimlerini devlet dairelerine .; astırdığını duyuyoruz. Bunlar doğru mudur? Eğer doğru ise, İslâm Hukukunda resim yasağı ile

ilgili şer'î hükümlerle nasıl bağdaştırırsınız?............................................................... .........95 46. Fâtih Sultân Mehmed'in Çandarlı Halil Paşa'yı idam ettirmesi doğru mudur ve sebebi nedir? Türk asıllı bir aileden gelmesi katlinde bir sebep olabilir mi?.................................................97 47. Ulubatlı Hasan olayı bir efsane midir?.......................................................................... .......98 48. İstanbul'un fethi sırasında gemilerin karadan yürütüldüğünün doğru olmadığını söyleyenler var. Bu iddialar hakkında kaynaklar ne söylemektedir?........................................................99 49. Fâtih'in içki içtiği ve bunu teşvik eder mahiyette şiirler yazdığı iddia edilmektedir. Bu konuda neler söylenebilir?................................................................... ......................................100 50. İç oğlan kavramı kullanılarak bazı Osmanlı Padişahlarının cinsî sapık ve oğlancı oldukları iddia edilmektedir. Hatta Fâtih Sultân Mehmed'in bile bu konuda namuslu davranmadığı ileri sürülmektedir. Bazı Rum tarihçilerinin de bu manada bir kısım isnadları bulunmaktadır. Bu meselenin aslı ve esası nedir?.......................................................................... ...............101 51. O zaman, Osmanlı Devlet teşkilatındaki iç oğlan müessesesini kısaca anlatır mısınız?.............104 52. Fâtih Sultân Mehmed'in İstanbul'u kılıç gücüyle aldığı, başta Ayasofya'yı camiye çevirme olmak üzere, Hıristiyanlara ait mabedleri yok ettiği, şehirde katliam yaptığı ve en önemlisi de İstanbul'u yakıp yıktığı söylenmektedir. Bunlar doğru mudur?............................................106 53. Fâtih Sultân Mehmed'in Hurûfîleri koruduğuna dair iddialar var. Bu iddiaların aslı nedir?.........108 54. Bazı yazarların iddia ettikleri gibi, Osmanlı Padişahları gerçekten Türk'e sövmüşler midir? Kanunnâmelerde veya bazı tarih kitaplarında yer alan "Etrâk-ı bî idrâk = İdraksiz Türkler" tabirleri nasıl açıklanabilir?.................................................................. ...........................109 55. Osmanlı Padişahları, Fâtih'den itibaren hep cariyelerle mi evlenmişlerdir? İstisnaları yok mudur?.......................................................................... ..............................................111 56. Hür kadınlar varken cariyelerle evlenmek dinen caiz midir? Ayrıca Cariyelerle nikâhsız yaşamalarının şer'î dayanağı nedir?.......................................................................... .......112 57. İstifrâş Hakkı veya teserrî denilen câriye ile yaşamanın hukukî statüsü ve sınırları nelerdir?.... 114 58. Fâtih döneminden itibaren Osmanlı Padişahları hür kadınlarla evlenmeyi neden terk etmiş ve Cariyelerle aile hayatı yaşamayı neden tercih etmişlerdir? Böylece Türk olmayan unsurlar Osmanlı Sarayına girme fırsatı elde ederek Türkler dışlanmamış mıdır?................................115 59. Fâtih devrinden itibaren Osmanlı devlet teşkilâtında "devşirme ve mühtediler partisi" ile "Türk aristokrat partisi" arasında tam bir mücadele yaşandığını; Fâtih'in daima Türk aristokrasisinin aleyhinde yetkilerini kullandığını ve dönme asıllı paşaların devletteki Türk unsurları temizlediğini ileri süren yazarlar var. Bu iddialar doğru mudur?..........................................116 60. Fâtih Sultân Mehmed'in bazı vakıfları iptal ettiği ve ancak oğlu II. Bâyezid Sultân olunca babasının bu tasarruflarını iptal yoluna gittiği söylenmektedir. Bunun aslı nedir?...................117 61. Dünyanın ilk tapu kanununun Osmanlı Devleti tarafından Fâtih zamanında hazırlandığı söylenmektedir. Bu iddia doğru mudur? Osmanlı Devleti'nde tapu-kadastro işlemleri nasıl

.......... en önemli devlet adamları ve Osmanlı Devleti'nin onun zamanında ulaştığı sınırlar hakkında kısa bilgiler verebilir misiniz?.......................127 68...... Bâyezid'in gençliğinde esrar ve benzeri keyif verici maddeleri kullandığı ve içki içtiği doğru mudur?........... İspanya ve Portekiz'deki Katolik devletler tarafından katliama ve sürgüne maruz bırakılan Yahudilerin Osmanlı topraklarına yerleşmeleri nasıl olmuştur?................................................... Bâyezid döneminde dünyanın ilk Standartlar Kanunu.. II.... Bu doğru mudur?....... Bâyezid'in......... II......................... ilk Belediye Kanunları.....................128 69............. Bâyezid döneminde.............. Sultân II........ ilk Tüketiciyi Koruma Kanunları ve ilk Gıda Nizâmnâmeleri hazırlandığı söylenmektedir................. Sultân Cem olayının esası nedir?....135 ......... 1492'de yıkılan Endülüs Emevi Devleti'ne Osmanlı Devleti neden sahip çıkmamıştır? Çıkmışsa neler yapmıştır?............................. Yavuz Sultân Selim'in Alevî katliamı yaptığı söylenmektedir..................................120 63.............................. 133 73.......... 137 75........................ Osmanlı Hukukunda afyon.......... ................... Yavuz'un Kürtleri katliama tabi tuttuğu ve hatta onlar hakkında ağza alınmayacak ifadelerle dolu olan bir dörtlüğü olduğu doğru mudur?..119 VIII...... Erdebil Şeyhleri'nin torunu bulunan Şeyh Cüneyd.................................................... II.... II................. esrar ve kokain yasak mıdır? II............ Yavuz Sultân Selim'i kısaca bize tanıtabilir misiniz? Ailesi....................... Bâyezid kimdir? Çocuklarını.................. Gerçekten öyle midir?..122 12 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN 0 64........ 71........yürütülmüştür?..130 ....... Bu kanunlardan bazı örnek maddeler zikrederek anlatabilir misiniz?....................................133 72.............................123 65..........1 20 62.................... Müceddid ne demektir ve bu iddia doğru mudur?...... ......................................125 67.............................138 ....129 70.....1 32 IX...... Bâyezid'in hâlim ve selim bir adam olduğu ve devleti idare edemediği söylenmektedir...... Böyle bir iddianın aslı var mıdır?....................... ............... oğlu Şeyh Haydar ve bunların halifelerinden olan Şah Kulu isyanlarını nasıl açıklarsınız? Bunların evlâd-ı Resul oldukları da iddia edilmektedir. Halbuki ilk Alevî isyanını çıkartan ve Anadolu'yu Şiileştirmeye çalışanların bunlar oldukları söylenmektedir...............125 66............. Yavuz'un müceddid olduğu söylenmektedir........... meşhur devlet adamlarını ve onun zamanında Osmanlı Devleti'nin ulaştığı sınırları kısaca özetler misiniz?.......................... 74........... ................. ....... oğlu Yavuz tarafından zehirlenerek öldürüldüğü iddia edilmektedir...............................................................................................YAVUZ SULTÂN SELİM DEVRİ................................ Şah İsmail fitnesi nasıl başlamıştır?.....................II..... Molla Lütfi kimdir? Osmanlı âlimlerinin akla önem verdiği için bu âlimi zındıklıkla suçlayarak idama mahkûm ettirdikleri doğru mudur?...... BÂYEZİD DEVRİ..........................

..................... * mi 95 II! I ( 96..... .................. Peygamber'in sünnetine uymadığı söylenmektedir? Doğrusu nedir?............. Osmanlı Devleti'nin Arapları zorla hâkimiyeti altına aldığı ve onları sömürdüğü iddia edilmektedir.........................144 79.... Kanuni Sultân Süleyman'ın..........» XN-5 .................... ... Kanunî Sultân Süleyman'a Kanunî denmesinin sebebi nedir? Bazı kimseler.....141 77.........148 82.142 78... Bu doğru mudur ve İslama göre nasıl izah olunabilir?....... Yavuz Sultân Selim'in Doğuda bağımsız bazı küçük Kürt Devletlerine müsaade ettiği ve asırlarca bu devletlerin varlığını sürdürdüğü iddia edilmektedir.......... Osmanlı Padişahları halife unvanını kullanmışlar mıdır?....... Bu meseleyi özetler misiniz?...........SUtfi tsnf »o.............................................................. Bu doğru mudur?....................... Osmanlı Devleti'nin Doğuda kurduğu idare tarzı nasıldı ve bu iddialar doğru muydu?.................146 80........................................ .. Bu iddiaların aslı ve esası var mıdır?.......................... Bu iddianın aslı nedir?................................ şer'-i şerifi terk ederek Avrupa'dan kanunlar almasından dolayı bu isimle yâd edildiğini söylemektedirler....................................... Hürrem Sultân'ın tahrikiyle haksız olarak öldürdüğü ve bunun Osmanlı Devleti'nin tarihinde kötü bir dönüm noktası olduğu söylenmektedir.... i... ......... ..................................... Kanuni zamanında ve diğer dönemlerde Osmanlı Devleti'nin resm-i hamr adıyla şaraptan vergi aldığını ve hatta bazan meyhane resminin de alındığını görüyoruz.......................... S XIII.........................................................155 •SULTANI İ90... Bunlar doğru mudur?................................................ Acaba içki caiz mi görülmektedir ki...................KANUNİ SULTÂN SÜLEYMAN DEVRİ.............147 81............... Yavuz'un pala bıyıklarının Hz..........153 85....152 84..... oğlu Şehzade Mustafa'yı....... El v 93... Yavuz'un Mısır'ı fethetmesinden itibaren halife unvanını kazanmışlar mıdır? Dinen bu mümkün müdür? Şayet mümkünse. Kanuni Sultân Süleyman ve devrini kısaca anlatır mısınız?............... Kanuni döneminde düzenlenen Çingene Sancağı Kanunnâmesinde "gayr-i meşru iş yapan çingene kadınlarından kesim adı altında vergi alındığı" ifade edilmektedir................76............................ Yavuz'un Şam ve Mısır'ı fethedeceğine dair bazı kitabelerden ve hatta Muhyiddin-i Arabî'ye ait bir Risaleden bahsedilmektedir.....................................148 X.................. Yavuz Sultân Selim'in sol kulağında küpe bulunan bir resmi mevcuttur............................148 83. bu çeşit resimler alınmaktadır? Bazı kimselerin Kanuni'ye isnad ettiği içki 1 içtiği iddiası doğru mudur?.................... S İl 94...SMS ma i92........... Osmanlı Padişahları.............154 86.....................

.....................176 101.............................. Murad zamanında Astronom Takıyyuddin tarafından yapılan İstanbul Rasad-hânesi'nin Osmanlı Şeyhülislâmı Kâdî-zâde Şemseddin Ahmed Efendi tarafından yıktırıldıgı doğru mudur?169 ¦ 96.. Sultân III.......... Sokullu Mehmed Paşa kimdir? Devşirme olduğu ve Türk düşmanlığı yaptığı doğru mudur?. Ahmed....SULTÂN I.................................175 100..................... MEHMED DEVRİ...... Murâd'ın ve oğlu III........................ I.....................................................................167 94.................. Mehmed.............. ............ . ............ AHMED DEVRİ.. Selim'le alakalı kısaca bilgi verir misiniz? Hanımları ve çocukları kimlerdir? Zamanındaki devlet büyükleri ve devletin ulaştığı sınırlar hakkında kısaca açıklama yapar mısınız?..........SULTÂN III................san BİLİNMEYEN OSMANLI 13 87....... Bunlarda hakikat payı var mıdır?.......SULTÂN III....................................... ....................... III..... Murâd......... Sarı Selim diye de bilinen II............. 95....... III..........................................164 92................................ SELİM DEVRİ (DURAKLAMA İŞARETLERİ BAŞLIYOR)........157 88...................160 XI............................163 XII.........161 90.....................xv..... Cağaloğlu (Cigala-zâde) Sinan Paşa'nın dönme ve hâin olduğu ve Celâli isyanlarına onun sebep olduğu şeklinde iddialar var....................................171 XIII.............................SULTÂN II....... Sarı Selim'in hayatının diğer Osmanlı Padişahları gibi istikametli olmadığı ve bu yüzden de Osmanlı Devleti'nin duraklama yıllarının bunun zamanında başladığı iddia edilmektedir.... Bu doğru mudur?... Kuyucu Murâd Paşa kimdir? Neden Osmanlı tarihinde zulmün kötü misâli olarak gösterilmektedir?..................... devrindeki olaylar ve önemli devlet ve ilim adamları hakkında kısaca bilgi verir misiniz?...............................159 89............ Murâd'ın aile hayatı aleyhinde çok şeyler duyuyor ve zamanında devleti kadınların " :idare ettiğini bazı eserlerden okuyoruz.............172 97.......161 91.............. Bunlar doğru mudur?.........177 XIV................. III...................................... Mimar Sinan kimdir?. III.164 93.................... .......178 ........ Mehmed'in ma'sum kardeşlerini öldürmeleri..................178 102... ailesi ve zamanındaki önemli hadiseler hakkında kısaca bilgi verir misiniz?.....................................169 ........ aile hayatı ve zamanında Osmanlı Devleti'nin ulaştığı sınırlar hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz?...................... Celâli isyanları hakkında özetle bilgi verebilir misiniz? Sizce bunların sebepleri nelerdir?.... Piri Reis Neden Katledildi?........... MURÂD DEVRİ.. şahsiyeti......174 99........172 98...... .................. Mimar Sinan'ın Ermeni olduğu söylenmektedir.............. Dünyanın ilk Çevre Nizâmnâmesinin Kanuni zamanında hazırlandığı doğru mudur?........................................................... Mehmed devrindeki belli başlı Celâli isyanlarını anlatır mısınız?................ ................ Sultân III................................................. İslâm Hukuku açısından izah edilebilir mi?..........

............ IV......195 115...........193 113....................... İBRAHİM DEVRİ........................................... Mehmed....193 114.........XV........................... Sultân I. Gerçekten deli midir?.184 ¦c 106................ ailesi ve dönemindeki mühim olaylar hakkında bilgi verir misiniz?.............. Sultân IV......................................... IV.........187 108.......197 117... OSMAN (GENÇ OSMAN) DEVRİ.... İbrahim........................181 ' 105................. .....192 XVIII............................................................................180 XVI..........................................................................184 14 BİLİNMEYEN OSMANLI 8İUNI 107.................................................................189 109.181 104........ IV...................191 111................ IV........................... ......... Murad'ın sefîh ve içkici olduğuna dair iddialar hakkında ne dersiniz?............. MURAD DEVRİ.................. ............................................ mudur?....... ....... Murad'ın cinsî sapık olduğuna dair iddialar hakkında ne dersiniz?....... MUSTAFA DEVRİ........ Füzenin kâşifi kabul edilen Lagarı veya Lagrî Hasan Çelebi'nin de idam edildiği veya Şeyhülislâm Yahya Efendi tarafından engellendiği söylenmektedir.. I...........197 116......................180 103................. Murâd kimdir? Hakkında çok dedikodu yapılan bu Padişahla ilgili biraz ayrıntılı bilgi verebilir misiniz?....SULTÂN I..........SULTÂN I......................... IV.................................SULTÂN II.................................................... Mustafa'nın zamanını kısaca özetler misiniz? Tamamen akıl hastası olduğu doğru mudur?.......... Acaba ileri sürülen iddialar doğru .. Hâile-i Osmaniye adı verilen Genç Osman olayını kısaca özetler misiniz?.....SULTÂN IV........... ............190 110.............. IV................196 XIX. Murad'ın şahsiyeti hakkında farklı dedikodular yayılmaktadır.... Acaba doğru mudur?. İbrahim'e Deli İbrahim denmektedir..........200 .......192 112........OSMANLI DEVLETİNİN DURAKLAMAYA BAŞLAMASI VE SULTÂN IV............................ Murad devri Şeyhülislâmlarına da dil uzatılmaktadır........................................ IV.......... Murad'ın kendi döneminde uçma denemeleri yapan Hezarfen Ahmed Çelebi'yi idam ettirdiği söylenmektedir................................ şahsiyeti ve zamanındaki önemli olayları özetler misiniz?................................... Konuyu özetler misiniz?. MEHMED DEVRİ. Sultân İbrahim devrinin tam zevk ü safa devri olduğu ve bunda da Telli Haseki başta olmak üzere Saray Kadınlarının rolü olduğu söylenmektedir. Bu da doğru mudur?................ Bunlar doğru mudur?................ şahsiyeti..... Osmanlı Padişahları neden hacca gitmemişlerdir? Genç Osman'ın öldürülmesinde hacca gitmek istemesinin rolü var mıdır?... .............. Sultân I.182 XVII... Mehmed'in 7 yaşında halife unvanı ile bulunan padişahlığa getirilmesi İslâm Hukukuna göre caiz midir?..

'• 118. II. Osman'dan itibaren Osmanlı idaresinde kadınlar saltanatının başladığı ve bunun başını da Kösem Sultân'ın çektiği söylenmektedir. Bu iddiaların aslı nedir?.........................................201 119. IV. Mehmed'in annesi Turhan Sultân'ın devleti tek başına idare ettiği söylenmektedir. Bu da doğru mudur?.......................................................................... ....................................202 120. 1683 Eylülünde meydana gelen Viyana Bozgununun sebepleri neler olabilir? Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın kabahati var mıdır?.......................................................................... .....203 XX- SULTÂN II. SÜLEYMAN DEVRİ............................................................204 121. II. Süleyman'ın şahsiyeti, ailesi ve zamanında Osmanlı Devleti'nin siyasi ve coğrafî durumu hakkında kısaca bilgi verir misiniz?........................................................................ ..........204 XXI- SULTÂN II. AHMED DEVRİ................................................................205 122. II. Ahmed, şahsiyeti, ailesi ve zamanında Osmanlı Devleti'nin maruz kaldığı önemli hadiseler hakkında kısaca bilgi verir misiniz?........................................................................ ..........205 XXII- SULTÂN II. MUSTAFA DEVRİ...........................................................206 123. Sultân II. Mustafa, ailesi ve zamanında Osmanlı Devleti'nin durumu hakkında özet bilgi verir misiniz?........................................................................ ...............................................206 XXIII- SULTÂN III. AHMED DEVRİ (LALE DEVRİ).....................................208 124. III. Ahmed, şahsiyeti, aile hayatı ve zamanındaki önemli olaylar hakkında kısa bilgiler verebilir misiniz?........................................................................ ...................................208 s 125. Baltacı Mehmed Paşa'nın Rus Çarının karısı Katerina ile gayr-i meşru hayat yaşayarak Osmanlı ordusunu sattığı ve böylece Prut Zaferi'nin Osmanlı Devleti'nin aleyhine geliştiği söylenmektedir. Bu olayın aslı nedir?.......................................................................... .....210 126. Matbaa neden Osmanlı Devleti'ne 1727 yılında yani Avrupa'dan 272 yıl sonra gelebilmiştir? Bu durum, Osmanlı Devleti'nin teknolojiye karşı gelmesi demek değil midir?........................212 127. Lale Devrinde yapılan eğlenceler nelerdir ve gayr-i meşru eğlenceler var mıdır?..................214 !28l*i XXIV- SütT/ 1» 1,1 inak XXV- SULTA 131.1 XXIX-SIS Ki »I m-1 TN ÎtİDüJ^ÜÜ OSMANU 15 128. Lale devrinde sadece keyif ve eğlence mi yapılmıştır? Fikir ve kültür hayatına yönelik bir şey yapılmamış mıdır?.......................................................................... ...............................216

129. Patrona Halil isyanının mahiyeti nedir ve neden çıkmıştır? Lale devri ile ilgisi var mıdır?........217 XXIV- SULTÂN I. MAHMUD DEVRİ.............................................................218 130. I. Mahmûd, şahsiyeti, ailesi ve zamanındaki mühim olaylar hakkında kısaca bilgi verir misiniz?........................................................................ ...............................................218 XXV- SULTÂN III. OSMAN DEVRİ..............................................................220 131. III. Sultân Osman kimdir? Ailesi ve devrindeki önemli olaylar hakkında kısaca bilgi verir misiniz?........................................................................ ...............................................220 XXVIOSMANLI DEVLETİNİN GERİLEMEYE BAŞLAMASI; SULTÂN III. MUSTAFA DEVRİ........................................................................... ......220 132. III. Mustafa, ailesi ve döneminde meydana gelen önemli olaylar hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz?........................................................................ ...................................220 XXVII- SULTÂN I. ABDÜLHAMİD DEVRİ....................................................222 133. I. Abdülhamid Hân, ailesi ve devrindeki olayları kısaca özetler misiniz?...............................222 134. Kaynarca Mu'âhedesi, neden Osmanlı Devleti açısından bu kadar aleyhte yorumlanmaktadır?224 XXVIII- SULTÂN III. SELİM DEVRİ...........................................................224 135. III. Selim, ailesi ve zamanında meydana gelen olaylar hakkında kısaca bilgi verir misiniz? ....224 136. III. Selim'le Başlayan yenilik hareketlerinin esası nedir?...................................................227 137. Osmanlı Devleti'nde III. Ahmed devrinden II. Mahmûd döneminde imzalanan Sened-i İttifak'a kadar (1703-1808) yaklaşık yüz yıl derebeyler ve a'yânların hâkim olduğu ve halka zulm ettikleri söylenmektedir. Bu doğru mudur?.......................................................................227 138. Nizâm-ı Cedid ne demektir? III. Selim bu yeni düzenle neyi gaye edinmiştir?......................229 139. Kabakçı İsyanı, bir irtica hareketi midir? III. Selim'in hal' edildiği İkinci Edirne Vak'asının asıl sebebi nedir?.......................................................................... ......................................231 140. Osmanlı Devleti'nde ortaya çıkan ve hâlâ devam eden Vehhâbî hareketinin aslı ve esası nedir? Nasıl siyasî bir harekete dönüşmüştür?..................................................................23 4 XXIX- SULTÂN IV. MUSTAFA DEVRİ..........................................................236 141. IV. Mustafa, şahsiyeti, ailesi ve zamanındaki önemli olaylar hakkında özet bilgi verir misiniz?236 XXX- SULTÂN II. MAHMUD DEVRİ (YENİLEŞME=TECEDDÜD VE AVRUPAYI TAKLİT DEVRİ).......................................................................... .........237 142. II. Mahmûd'un şahsiyeti, ailesi ve zamanındaki mühim olaylar hakkında kısa bilgiler verir misiniz?........................................................................ ...............................................237 143. II. Mahmûd zamanında a'yân ile devlet erkânı arasında imzalanan Sened-i İttifak ne demektir? Anayasa hukuku açısından değeri nedir?...........................................................240

144. II. Mahmûd devrinde yapılan köklü değişiklikler (1808-1839) nelerdir? Bakanlar Kurulu sistemi bu dönemde Avrupa'dan nasıl adapte edilmiştir?....................................................241 145. Fener Patriği Grigorios'un idam edilmesi ve cesedinin Patrikhanenin Orta Kapısına asılması olayının aslı nedir?.......................................................................... ..............................243 146. Yeniçeri ocağının lağvedilmesi olayına neden Vak'a-i Hayriye denmiştir?.............................244 16 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI XXXI- TANZİMÂT-I HAYRİYE VE SULTÂN I. ABDÜLMECİD DEVRİ..............245 147. I. Abdülmecid'in şahsiyeti, aile efradı ve zamanındaki mühim olaylar hakkında kısaca bilgi verir misiniz?........................................................................ ........................................245 148. Tanzimat devri ne demektir? Tanzimat'tan sonra yapılan idarî değişiklikler (1839-1920) nelerdir?....................................................................... ...............................................248 149. Tanzimat sonrası taşra teşkilatındaki değişiklikler kısaca nasıl gelişmiştir?...........................249 150. 1839 tarihli Tanzimat Fermanının mahiyeti nedir? Osmanlı Devleti'nde hak ve hürriyetler hareketi ilk defa bu fermanla mı başlamıştır?.................................................................... 250 151. 1856 (1272) tarihli Islâhat Fermanının getirdiği yenilikler nelerdir? Neden hem Müslümanlar ve hem de gayr-i müslimler bu fermandan memnun olmamışlardır?....................................253 152. Mustafa Reşid Paşa kimdir? Sadece Tanzimatçı mı yoksa mason bir din düşmanı mıdır?........256 XXXII- SULTÂN I. ABDÜLAZİZ DEVRİ.......................................................257 153. Sultân Abdülaziz'in şahsiyeti, ailesi ve zamanındaki önemli hadiseler hakkında kısaca bilgi verir misiniz?........................................................................ ........................................257 154. Sultân Abdülaziz intihar mı etmiştir yoksa şehid mi edilmiştir?...........................................259 155. Mithat Paşa hakkında çeşitli dedikodular bulunmaktadır? Mason olduğu ve İngilizlerin adamı olarak çalıştığı bu iddialar arasındadır. Bunların aslı esası var mıdr?....................................261 XXXIII- SULTÂN V. MURAD DEVRİ............................................................262 156. V. Murad, şahsiyeti, ailesi ve zamanındaki olaylar hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz?......262 157. Genç Osmanlılar Osmanlı Cemiyeti'ni kimler ve hangi gayelerle kurmuşlardır? Namık Kemal ve Ziya Paşa bu derneğe neden girmişlerdir?................................................................... .263 XXXIVKANUN-I ESASİ, I. MEŞRÛTİYETİN İLANI VE SULTÂN II. ABDÜLHAMİD DEVRİ..........................................................................2 65 158. Sultân Abdülhamid'in şahsiyeti, ailesi ve zamanındaki mühim olaylar hakkında kısaca bilgi verir misiniz?........................................................................ ........................................265 159. Sultân Abdülhamid'e neden Kızıl Sultân denmektedir? Bu çirkin lakabı Abdülhamid için kullanan

kimdir?......................................................................... ..................................269 160. 1293/1876 Tarihli Kanun-ı Esâsî'yi Hazırlayan Sebepler nelerdir? İslâm Hukukuna göre böyle bir Anayasayı ilan etmek meşru mudur?.......................................................................... 270 161. 93 Harbi nedir ve sebep olanlar kimlerdir? Berlin Muahedesi bu sebeple mi imzalanmıştır?.... 273 162. 1877 Martında açılabilen Meclis-i Meb'ûsân neden Şubat 1878'de kapatıldı? II. Abdülhamid demokrasi düşmanı mıydı?.......................................................................... ...................274 ' 163. II. Abdülhamid devrinin "Devr-i İstibdâd" olduğu söylenmektedir. Bu iddia doğru mudur ve gerçekten II. Abdülhamid'in şahsî idare devrinin temel özellikleri nelerdir? Özellikle ittihâd-ı İslâm siyâsetinin bu idarede rolü var mıdır?.....................................................................275 164. II. Abdülhamid'in muhalifleri tarafından kullanılan Yıldız Mahkemesi olayının aslı ve kararları hakkında hukukçu olarak neler diyebilirsiniz?................................................................. ...277 5 165. İkinci Abdülhamid neden Hamidiye Alaylarını kurmuştur?..................................................278 166. Ermenilerin Sultân Abdülhamid'i öldürmek üzere planladıkları Bomba Olayının aslı ve esası nedir?.......................................................................... ................................................278 167. II. Abdülhamid, Filistin'de bir Yahudi Devleti'nin kurulmaması için ne gibi tedbirler almıştır? İsrail Devleti'ni kendi zamanında engellediği doğru mudur?................................................279 168. İttihâd ve Terakki adı verilen siyâsî cemiyet nasıl teşekkül etti ve nasıl iktidara geldi? Bunların fikrî yapıları nedir?.......................................................................... ..............................281 169. İttihâd ve Terakki mensuplarının hepsini, bu anlattığınız çerçevede kabul etmek doğru olur mu?............................................................................. ...............................................284 170. Bir asra yakındır irtica olayı denilerek hep dindar insanların üzerine yıkılan 31 Mart Hadisesi'nin iç yüzü nedir? Ne değildir?....................................................................... .....285 171. Bediüzzaman Sald hatta hal' fetvasını Abdülhamid'in hal' fet XXXVOSMANLI MEŞRÛTİYETİN (İTTİHÂD VE TERİ 172. Sultân V. Mehmed Ki neler söyleyebilirsiniz?, 173. Osmanlı Devleti'ni 1.1 midirler?..................... 174. 1915 tarihli Ermeni Ti Ermenilerin ve Batılı baz 175. Her ikisi de Mü*:------sebep olan olayla 176. Şerif Hüseyin I' neden dillere dest 177. Suriyelilerin Fransızlara Âliye Divan-ı Harbi »¦¦ XXXVI- SULTÂN VI. MEH» 178. Sultân Vahîdüddin'ınj 179. Sultân Vahidüddln I Samsun'a çıkmıştır?, XXXVII- OSMANLI | DEVRİ., 180. Halife Abdulmeddj bilgiler verir mis 181. Osmanlı Hâl şu 182. Osmanlı Kapitülasyonlara 183. Osmanlı Devi 184. Osmanlı 1 sebeple de dıj ( kimler ma» GSMA/Uf

I-OSMANLI W 185. Kölelik W fl 186. Kölelik Ufl koyı 187. I 186. nelen(W,« BİLİNMEYEN OSMANLI 17 171. Bediüzzaman Said Nursi gibi İslâm âlimlerinin de Sultân Abdülhamid'e muhalif olduğu ve hatta hal' fetvasını hazırladıkları iddia edilmektedir. Bu konuda neler söyleyebilirsiniz? Abdülhamid'in hal' fetvasını kim vermiştir?...................................................................... .287 XXXVOSMANLI DEVLETİ'NİN YIKILMAYA BAŞLAMASI, II. MEŞRÛTİYET'İN İLANI VE SULTÂN V. MEHMED REŞÂD DEVRİ (İTTİHAD VE TERAKKİ İKTİDARLARI)................................................289 172. Sultân V. Mehmed Reşâd Hân'ın şahsiyeti, ailesi ve zamanındaki mühim olaylar hakkında neler söyleyebilirsiniz?.............................................................. .....................................289 173. Osmanlı Devleti'ni I. Cihan Harbine sokan Enver-Tal'at ve Cemal Paşa üçlüsü vatan hâini midirler?....................................................................... ...............................................292 174. 1915 tarihli Ermeni Tehcir'ini Ermeni soykırımı olarak görmek mümkün müdür? Bu konuda Ermenilerin ve Batılı bazı yazarların iddialarına nasıl cevap verebiliriz?.................................294 175. Her ikisi de Müslüman olan Araplarla Türkler arasında karşılıklı nefret tohumlarının atılmasına sebep olan olaylar nelerdir?....................................................................... .....................296 176. Şerif Hüseyin Paşa'nın çıkardığı Arab İhtilâli nedir? Fahreddin Paşa'nın Medine Müdafaası neden dillere destan olmuştur?....................................................................... ................296 177. Suriyelilerin Fransızlar tarafından kandırılmasını ve Cemal Paşa'nın hatalı kararı ile kurulan Âliye Divan-ı Harbî Meselesinin Araplarla Türklerin arasını açmasını kısaca izah eder misiniz? .297 XXXVI- SULTÂN VI. MEHMED VAHİDÜDDİN DEVRİ...................................299 178. Sultân Vahîdüddin'in şahsiyeti, ailesi ve zamanındaki mühim olayları özetler misiniz?...........299 179. Sultân Vahidüddin vatan hâini midir? Mustafa Kemal kendi başına mı 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkmıştır?...................................................................... ................................300 XXXVII- OSMANLI DEVLETİ'NİN YIKILMASI VE SULTÂN II. ABDÜLMECİD DEVRİ........................................................................... ......................303 180. Halife Abdülmecid Efendi'nin şahsiyeti, çocukları ve zamanındaki mühim olaylar hakkında kısa bilgiler verir misiniz? Osmanoğullarının Türkiye dışına ihracı nasıl olmuştur?.........................303 181. Osmanlı Hanedanı, daha sonra ne zaman anayurtlarına dönme imkânlarını elde etmişlerdir ve şu anda yaşayan Osmanlı Şehzadeleri var mıdır?..............................................................304 182. Osmanlı Devleti'nin yıkan sebeplerden birinin de kapitülasyonlar olduğu söylenmektedir. Kapitülasyonlar ne demektir ve İslama uygun mudur?.......................................................305 183. Osmanlı Devleti'nin duraklama, gerileme ve yıkılış sebeplerini kısaca özetler misiniz?...........306

184. Osmanlı Devleti'nin yıkılışını hazırlayan İttihada kadronun çoğunlukla mason oldukları ve bu sebeple de dış güçlerin kuklası haline geldikleri söylenmektedir. Bu iddia doğru mudur ve kimler masondur?....................................................................... ..................................310 İKİNCİ BÖLÜM OSMANLI DEVLFITNDE SOSYAL HAYAT VE HAREM I- OSMANLI HUKUKUNDA KÖLELİK VE CARİYELİK....................................312 185. Kölelik ve cariyelik kavramlarını açıklar mısınız?..............................................................312 186. Kölelik ve cariyeliği ilk defa İslâm Hukuku mu vaz' etmiş ve daha önce yokken yeni mi ortaya koymuştur?...................................................................... ............................................313 187. İslâmiyet neden köleliği birden bire ortadan kaldırmadı?...................................................314 ,, 188. İslâmiyet Kölelikle ilgili yeni olarak ne getirmiştir? Diğer sistemlerden farklı olan yönleri nelerdir?....................................................................... ...............................................314 B&&5 18 ŞİLİNMEYEN OSMANLI 189. İslâm Hukukunda cariyelerin hukukî statüleri nelerdir? Efendiler cariyeleri ile karı koca hayatı yaşayabilirler mi? Bunun kaynağı nedir?.......................................................................... 315 :i 190. Hizmetçi Statüsündeki Cariyeler ne demektir? Bunlarla karı-koca ilişkisi mümkün değil midir?316 191. Hizmetçi statüsündeki cariyeler, kiminle karı-koca hayatı ya'şârlar?...................................317 II-OSMANLI'DA HAREM........................................................................... 319 192. Harem ne demektir?....................................................................... .............................319 : 193. Batılı bir kısım yazarların Harem'le ilgili kitapları hakkında neler söylenebilir? Bunlar gerçekleri ¦".•'-'. yansıtıyor mu?............................................................................. .................................320 194. Harem'e aitmiş gibi gösterilen çıplak resimlerin Osmanlı kadınlarına ait olduğu doğru mudur? Yoksa bunlar da Batılı ressamların hayalî ürünleri midir?....................................................321 195. Saray'daki câriyeler'in hepsi Padişahların hanımları mıydı? Yoksa görevleri nelerdi?..............322 196. Harem'deki cariyeler evlenebilirler miydi?.......................................................................323 197. Osmanlı Padişahlarının eşleri sayılan cariyelerden kadınefendiler kimlerdir?.........................324 ¦ 198. Osmanlı Padişahlarının karı-koca hayatı yaşadıkları cariyelerden ikballer kimlerdir?..............325 199. Gözdeler, peykler ve has odalıklar ne demektir?..............................................................326 200. Harem'deki kadınlardan Padişahlara veya Devlet Adamlarına; Padişah ve devlet adamlarından da Harem'deki bazı kadınlara veya sultânlara aşk mektupları yazıldığı söyleniyor. Doğru mu?. 327

201. Padişahların Harem'in bahçesinde bulunan havuzlarda cariyeleri çırılçıplak soyduğu ve bunlara süt banyosu yaptırarak bununla eğlendiği iddia edilmektedir? Bunun hakkında ne C dersiniz?....................................................................... ...............................................329 202. Efendilerin cariyelerin avret yerlerini görmeleri caiz midir? Caiz olduğunu iddia edenler, havuz safalarını da buna bağlamaktadırlar. Durumu fıkıh kitapları açısından izah eder misiniz?........329 203. Harem'de ve Topkapı Sarayı 'nın sofralarında altın ve gümüş kapların kullanıldığını duyuyoruz. Halbuki altın ve gümüş kap-kacak kullanmak dinen yasaktır. Bunu nasıl izah ediyorsunuz?.................................................................... ............................................331 204. Hadımlık dinen caiz midir? Osmanlı Padişahları zorla insanları hadım ettirmiş midir? Hadımlar, Osmanlı haremindeki kadınlarla içli dışlı mıydılar?.............................................................331 205. Osmanlı Haremindeki erkek personeli kısaca anlatır mısınız ve görevlerini açıklar mısınız? .... 334 III. OSMANLI'DA MÜZİK VE EĞLENCE.......................................................335 -.:. 206. Osmanlı Devleti'nde musiki ziyafetlerinin yapıldığını biliyoruz. Halbuki İslâm'da musikinin hükmü buna mani değil midir?.......................................................................... ..............335 207. Hünkâr Sofası denilen Harem'in salonunda gayr-i meşru eğlencelerin yapıldığı söylenmekte ve çirkin iftiralar yapılmaktadır? Bunlar doğru mudur?.......................................................336 208. Osmanlı Devleti'nde çeşitli oyunlara ve eğlencelere müsaade edilmiş midir?........................338 209. Harem'de tam bir eğlence ve oyun havasının hâkim olduğu ve her çeşit eğlencenin meşru'-gayr-i meşru denmeden yapıldığı iddia edilmektedir. Bu doğru mudur?................................338 210. Harem'de hayat nasıl yürüyordu? Osmanlı Padişahlarının aileleri ile düzenledikleri halvet denilen eğlenceleri nasıl açıklayabilirsiniz?............................................................. ...........339 211. Osmanlı döneminde bazı geziler düzenlendiği ve Kağıthane safalarının yaşandığı bilinmektedir. Bunlar hakkında neler diyebilirsiniz?............................................................340 212. "Osmanlının Muzırlan" diyebileceğimiz bazı kitaplar olduğu iddia edilmektedir. Gerçekten Enderûnlu Fâzıl'ın eserleri, yani Defter-i Aşk'ı, Hûbânnâme'si; Tûsî'nin Behnâme'si hakkında neler diyeceksiniz?................................................................... .....................................341 IV- OSMANLI DEVLETİNDE RE'ÂYÂ VE SOSYAL SINIFLAR.........................343 213. Osmanlı Devleti'nde Batılı anlamda sosyal tabakalaşmadan ve sosyal sınıflardan söz edilebilir mi?............................................................................. ................................................343 214. Osmanlı yönetim anlayışında soy asaleti'nin bir önemi var mıydı? Kişinin ehliyeti ne derece önem arz ediyordu?....................................................................... ...............................346 215. Osmanlı Devleti'nde vatandaşlara sürü nazarıyla bakıldığı için mi re'âyâ tabiri kullanılmıştır?.348 BİLİNMEYEN OSMAN 216. Osmanlı 1 bll9i verir r 217. Ov Ahi 218. Osmanlı r>

W OSMAltîHfif? I- OSMANLI HÜK. 219 . Osm-220 . Batıl 221 . Osm islim <¦ 222 . 0 zar meyve 223 , Osma' sistem; 224 . Bu kt: 225 . İslim • mıdır? 226 . Devlet. 227 . Osnuni hic M ! ¦ 22« 229 BİLİNMEYEN OSMANLI 19 216. Osmanlı Devleti'nde şehir hayatını düzenleyen Belediye (ihtisâb) Teşkilâtı hakkında kısaca bilgi verir misiniz?........................................................................ .................................348 217. Osmanlı Devleti'nin kuruluş yıllarında toplumu ve özellikle esnafı harekete getiren fütüvvet ve Ahi Teşkilatı ne demektir?....................................................................... .......................350 218. Osmanlı Devleti'nde Esnafın kümeleştiği teşkilâtlar var mıydı? Esnaf hakkını nasıl arıyordu?..352 ÜÇÜNCÜ BÖLÜM OSMANLI HUKUK SİSTEMİ VE DEVLET TEŞKİLÂTI I- OSMANLI HUKUK SİSTEMİ; ŞER'İ VE ÖRFİ HUKUK TARTIŞMALARI.......354 219. Osmanlı hukuk sistemi çok hukuklu bir hukuk sistemi midir yoksa hukuk birliği mi hâkimdir? 354 220. Batılıların Pax Ottoman dediği Osmanlı Barışı ve hoşgörüsü ne anlama geliyor?...................357 221. Osmanlı Devleti laik bir devlet midir? Osmanlı Hukuk sistemi deyince ne akla gelmelidir? İslâm Hukukundan ayrı bir hukuk sistemi var mıdır? Din ve devlet münâsebeti nedir?...........361 222. O zaman Kanunnâmelerin tanzim ettiği hukuk dalları nelerdir? Kanunnâmeler, laik hukukun meyveleri değil midir?.......................................................................... .........................364 223. Osmanlı dönemindeki mahkeme kararları demek olan Şer'iye Sicillerine göre Osmanlı Hukuk sistemi nedir?.......................................................................... .....................................365 224. Bu izahlar neticesinde Osmanlı Hukuk Mevzuatı deyince ne anlamamız gerekmektedir?........367 225. İslâm Hukukunda ve dolayısıyla Osmanlı Hukukunda Devletin sınırlı yasama yetkileri var mıdır?.......................................................................... ................................................368 226. Devlet, mevcut şerl hükümleri kanun haline getirebilir mi? Bunun tarihte misâlleri var mıdır?368 227. Osmanlı Devleti'nde resmî mezhebin Hanefi mezhebi olduğu ve diğer mezhep mensuplarına hiç hak tanınmadığı iddia edilmektedir. Bu iddialar doğru mudur?.......................................369

228. Devletin yasama organı, içtihâdî mevzularda ictihâdlardan birini tercih ederek nasıl kanunlaştırabilir? Bu konuda Şeyhülislâmların yetkileri nelerdir?.........................................370 229. Osmanlı Devleti'nde Şeyhülislâmlar'ın Divan-ı Hümâyûn üyesi olmadığı ve kendilerine etkili bir görev verilmediği iddia edilmektedir. Bu iddialar doğru mudur ve Şeyhülislâm'ın Osmanlı Devleti'ndeki statüsü nedir?.......................................................................... .................371 230. Osmanlı Hukukunda doğrudan Devlete yani Ülül-emr'e tanınan yasama yetkileri yok muydu?373 231. Devletin yasama yetkilerinden olan "Caiz olan konularda Nizâm-ı Âlem için kural koyabilir" ne demektir?....................................................................... .............................................374 232. Osmanlı Hukukunda Devletin yasama yetkilerinden olan "Devlete karşı işlenen suçlarla ta'zir suçlarının cezalarını tesbit eder" kuralını açıklar mısınız? Fâtih'in bazı ceza kanunları yapması bu esasa mı dayanmaktadır?.................................................................. ........................374 233. Osmanlı Devleti, kamu hizmetlerinin ifası için her çeşit adlî, idarî, malî ve askerî düzenlemeleri yapabilir' mi? Kanunnâmeler bu kuralın sonuçları mıdır?................................375 234. Osmanlı Devleti'nin "Ülül-emr, Mîrî Arazî ve Tımar sistemi ile İlgili kuralları kor" şeklindeki yetkisini açıklar mısınız? O zaman tımar sistemi ile alakalı bütün kanunlar, bu şerl yetkiye dayanılarak mı hazırlanmıştır diyeceğiz?...................................................................... ....375 IIOSMANLI KANUNNAMELERİ VE YASAMA ORGANI İLE İLGİLİ TARTIŞMALAR..................................................................... ...............376 235. Osmanlı Kanunnâmelerini kısaca nasıl anlatabilirsiniz?......................................................376 236. Osmanlı Hukukunda Kanunnâmeler nasıl ve kimler tarafından hazırlanırdı?.........................378 237. Osmanlı Kanunnâmeleri Şerî'at ve Fetva süzgecinden geçirilmiş midir?...............................379 238. Bazı araştırmacılar, Osmanlı Devleti'nin Rumeli'deki bir kısım kanunları hazırlarken eski gayr-i müslim devletlerin kanunlarından iktibâsda bulunduklarını ve dolayısıyla şeriata aykırı kanunları yürürlüğe soktuklarını iddia etmektedirler?.........................................................381 239. Osmanlı Padişahlarının Hak ve Yetkileri nelerdir? Sınırsız yasama, yürütme ve yargı yetkileri var mıdır?.......................................................................... ..........................................382 20 MyM.9.ş.y.yı 240. Osmanlı Padişahları herhangi bir makama karşı sorumlu mudurlar? Yoksa bazılarının dedikleri gibi astıkları astık ve kestikleri kestik midir?.....................................................................383 III- OSMANLI DEVLET TEŞKİLÂTI VE SALTANAT USULÜ...........................384 241. Osmanlı Devlet sisteminin temel özelliklerini özetleyebilir misiniz?.....................................384 ¦ 242. Osmanlı devlet şeklini Batıdaki anlamıyla mutlakıyet olarak vasıflandırmak mümkün müdür? Şayet doğru değilse, İslâm'ın tavsiye ettiği şûra esasına ri'âyet edilmiş midir?......................385 243. Bu izahlar karşısında Osmanlı Devleti'nin Despotik olduğu iddiaları konusunda neler söyleyebilirsiniz?.............................................................. .............................................387

244. Osmanlı Hukukuna göre devletin unsurları nelerdir?.........................................................392 245. Osmanlı Devleti'nde ulül-emr veya şûra meclisinin yerini alan ve günümüzdeki Bakanlar Kurulu görevini de ifa eden Divan-ı Hümâyûnu kısaca anlatır mısınız?..................................393 246. Osmanlı hukukunda sınırlı yasama yetkisini Divan-ı Hümâyundan başka kimler kullanmıştır? Divan-ı Hümâyûn önemini kaybedince, 1876 yılına kadar ve özellikle de Tanzimat'tan sonra yasama faaliyeti nasıl devam etmiştir?....................................................................... .....395 247. Yürütmenin başı olan Padişahların tayin usulleri ve saltanatın verasetle intikali meselesi İslama göre izah edilebilir mi?............................................................................. ...........397 248. Osmanlı Devleti'nde başbakan demek olan Vezir'-i A'zam (Sadrazam)ın hak ve yetkileri nelerdir?....................................................................... ...............................................399 249. Osmanlı Devleti'ndeki taşra teşkilâtı yani eyâlet ve sancak sistemi nasıl çalışıyordu?............400 IV- OSMANLI DEVLETİ'NDE TEMEL HAK VE HÜRRİYETLER........................401 ¦ 250. Osmanlı Hukukunda vatandaşların temel hak ve hürriyetleri kabul edilmiş midir? Yoksa 1839 tarihli Tanzimat Fermanıyla mı kabul edilmeye başlanmıştır?..............................................401 251. Osmanlı Devleti'nde insanı insan yapan Şahsî Hak ve Hürriyetlerin korunması ve Güvenlik İlkesi ile ilgili neler söyleyebilirsiniz?.............................................................. ..................404 V- OSMANLI DEVLETİNDE EĞİTİM VE YARGI............................................405 252. Osmanlı Medreselerini ve ilmiye sınıfını kısaca anlatır mısınız?...........................................405 253. Osmanlı Devleti'nde Tanzimat'tan önce yargı görevini yerine getiren mahkemeler yani Şer'iye Mahkemeleri nasıldı?........................................................................ .............................406 254. Osmanlı Devleti'nde hâkimlerin dereceleri ve tayin usulleri nasıldır? Günümüzdeki gibi hâkimlerin sınıflandırılmaları mevcut mudur?....................................................................408 255. Osmanlı Devleti'nde temyiz makamları var mıdır? Şer'iye Mahkemeleri dışında yargı organları bulunmakta mıdır?.......................................................................... ..............................409 256. Tanzimat sonrası Şer'iye Mahkemeleri kaldırılmış mıdır veya Bunların Yetkilerinin Sınırlandırılması söz konusu mudur?.......................................................................... ......410 257. Nizamiye Mahkemeleri Avrupa kanunlarını mı uygulamıştır? Teşkilatlanması ve temyiz usulleri nasıldır?....................................................................... ................................................412 258. Devletin gelir-giderlerini kontrol eden Sayıştay, 1862'de kurulan Divan-ı Muhasebat ile mi başlamaktadır? Yoksa daha evvel de böyle bir müessese var mıdır?....................................414 259. Osmanlı Devleti'nde idarî yargı, 1868 yılında kurulan ve Danıştay'a benzeyen Şûrây-ı Devlet ile mi başlamıştır? Yoksa daha evvel buna benzer yargı organları var mıdır?.........................415 VI- OSMANLI AİLE, MİRAS, CEZA, EŞYA VE BORÇLAR HUKUKUYLA İLGİLİ ÖNEMLİ SORULAR......................................................................... .....416

........ ....................433 271....... Osmanlı Devleti'nde azınlıklara tanınan hakları kısaca özetler misiniz? Neden azınlıklara bazı elbiselerin giyilmesi ve evlerinin yüksek binası müsaadesi verilmiyordu?... .................430 269....................... Osmanlı Devleti'nin 1876 tarihinden itibaren Medeni Kanunu olan Mecelle hakkında ne diyorsunuz? Mecelle ile İslâm Hukuku terk edilerek yeni bir Avrupaî kanun mu yapılmıştır?.....436 272......................................... Osmanlı Devleti'nde evlenme akdi nasıl bir sözleşmedir? İmam Nikâhı ne demektir?......................................................................... hırsızlık suçunun cezası olan kat'-ı yed yani el kesme gibi had cezalarını uygulamış mıdır?... Haraç vergisi ne demektir? Kimlerden alınmıştır?...436 273..... ( II-05 278.. Tanzimat'tan sonra azınlık hakları ile ilgili ne gibi gelişmeler olmuştur?...............433 270......0 277............................ K 276.....................429 VII...................................................... Osmanlı Devleti'nin miras hukuku konusunda şerl hükümleri terk ettiğini göstermekte midir?............... Kanunnâmelerde çokça geçen Çift Akçesi ne demektir? Şerl bir vergi midir?...........................437 274................................ Osmanlı Devleti'ndeki öşür vergisinin manası nedir? Osmanlı Devleti'nin öşür diyerek zulmen altıda bir yedide bir vergi aldığı söylenmektedir................................................................................... S 282................. ................422 RIH' el k«a|| VIl-OSMMUS OSMAfUS I-OSMANLİ» 272 ( 273 0*mt*8 274 275.............440 .............430 268.......260............. Osmanlı Devleti'nde azınlıkların görev ve yükümlülükleri nelerdi?...... t BİLİNMEYEN OSMANLI 264...........OSMANLI DEVLETİ'NDE AZINLIKLARA TANINAN HAKLAR. Bu durum..................439 275.....421 263............. zina suçunun cezası olan recm....427 267................. İKTİSADİ VE TİCARİ HAYAT I........................... Fâtih'in azınlık hak ve hürriyetleri ile ilgili fermanını kısaca anlatır mısınız?................426 266... Osmanlı Hukukunda Kadının boşama hakkı var mıdır?........... Osmanlı Devleti...... Mîrî arazi ne demektir? Osmanlı ülkesinde bütün arazinin mâlikinin Padişah olduğu iddiası doru mudur?.............419 262....... Osmanlı Hukukunda vergi ne demektir? Çeşitleri nelerdir? Şerî'atın dışında vergi var mıdır?............ Bu doğru mudur?...........OSMANLI VERGİ SİSTEMİ VE ŞER'İ DAYANAKLARI.. Osmanlı Hukukunda gayr-i menkul mülkiyeti var mıdır? Arazî Hukukunun şerl dayanağı nedir? Bütün Osmanlı toprakları sadece mir! arazi midir?. Osmanlı Miras Hukukunda şer'i ve âdi intikal diye bir düalizmin yer aldığını biliyoruz.... Ta'addüd-i zevcât yani birden fazla kadınla evlenme meselesinin Osmanlı Devleti'ndeki uygulanışı nasıldı?..............................................................................416 261..434 DÖRDÜNCÜ BOLUM OSMANLI DEVLEIÎNDE MALİ HUKUK........425 265.........

................................. 1838'de İngiltere ile Balta Limanı'nda imzalanan Ticâret Anlaşması hangi şartlarda yapıldı...........................OSMANLI BÜTÇELERİ VE KAYNAKLARI....... .......443 278........... Osmanlı Bütçelerinin tarihî gelişimi nasıldır? Bütçe Tarhuncu Lâyihası ile mi başlamıştır?.........................448 283.........470 290............... Kendine has bir Osmanlı üretim tarzından söz edilebilir mi?........476 .................................. ............. Yüzyılda Avrupa'da fiyat devrimi olarak nitelenen gelişmenin Osmanlı Devleti'nde ne tür etkileri görüldü açıklar mısınız?... Osmanlı Devleti'nde sanayiden söz edilebilir mi? Sanayiin gelişimi hakkında bilgi verir misiniz?..........447 282......................... Osmanlı Devleti'ndeki örfî vergilerin şerl dayanağı (Tekâlif-i Örfiyye) nedir? Bunları kısaca anlatır mısınız?................479 294............... Tanzîmât sonrası Osmanlı Mali Hukukunda meydana gelen temel değişiklikleri özetler misiniz?447 III...................... vsonuçları ne oldu........ Osmanlı Hukukunda Cizye ne demektir? Gayr-i müslimlere ilave bir yük değil midir?............467 289....... 293.. ...452 285.............. 288...........................448 284.................................................................483 * 295....................457 286..................................................... Cumhuriyet'in Osmanlıdan devraldığı sınai mirasdan söz edilebilir mi?........443 279.. 16............ Osmanlı yöneticileri ticâret yollarının değişiminin ne derece farkındaydı? Osmanlı Devleti'nin Hind Deniz Yollarına ilişkin politikası ne İdi?............. ...........................................................461 287............445 281....... Şer'î Bütçe ne demektir? Osmanlı Devleti bu bütçenin esaslarına uymuş mudur?....... Osmanlı muhasebe kültüründen söz edilebilir mi?...................................................... Osmanlı Devleti neden son yüzyılda sınai gelişmelere ayak uyduramadı? Osmanlı yöneticileri bu konuda hiç gayret göstermedi mi?.................................. Osmanlı Devleti'nde dış ticâret politikasının esasları nelerdir?. Osmanlı para ve finansman sisteminin esasları Nedir?...... ..................486 296....................................M Ş^My..........442 II........ ..........................OSMANLI DEVLETİ'NDE İKTİSADİ VE TİCARİ HAYAT...............276................... Osmanlı Devleti'nde tüketicinin korunmasına ilişkin düzenlemeler nelerdir?............................... Osmanlı Devleti'nde servet birikiminden söz edilebir mi?....................................473 292........................ Osmanlı Bütçe Hukukunun temeli sayılan kamu hizmetlerinin finansman şekilleri nelerdir?............... Müsadere ne demektir? Osmanlı Devleti'nde mülkiyet hakkına saygı yok mudur?..... Osmanlılar ticârete önem vermiyorlar mıydı? Bir diğer ifadeyle Osmanlılar ticâretten anlamıyorlar mıydı?.444 280...........................441 277.471 291............................489 ..........................................................464 22 ?M^lEf.............................................. müsbet katkısından Söz edilebilir mi?.................................. İltizam sistemi nedir?............................................

......... ... ileri sürülen bütün iddiaları.............. Osmanlı Devleti... .498 302......... Avrupalı bazı tarihçilerin iddialarını sürdüren bazı tarihçilerimiz ve bilim adamlarımız hâlâ bulunmaktadır....... Sonuçları ne oldu?................. ilgili daha a > setle!:-.............. kendi geleneği içinde geliştiğini gösteren ve peşin hükümlerle değil........... Ahmed'in fermanıyla kaleme alınan............ bu iddiaların tamamen hayalî ve esassız olduklarını ispat ettikleri ve Fuad Köprülü gibi araştırmacılar da............... Maalesef........ meseleyi özetlemekte yarar vardır......... • kilâta» hiık ..297....................................492 ı 298.................. Konu ile ilgili daha ayrıntılı bilgi edinmek isteyenleri..... iddki.. Tîmâr Nizâmı ne demektir?... Osmanlı Devleti'ni dış borçlanmaya iten sebepler nelerdir? Dış borçlanmanın sonuçları nelerdir?.... sağlam bir tarih metoduyla ve ilmî delillerle bunu ispat eden Fuad Köprü-lü'nün Bizans Müesseselerinin Osmanlı Müesseselerine Te'siri adlı eserine...... Kaas< lere....................497 IV...... ... Bu sebeple............... . Osmanlı j leriainC 8u ¦¦ gibi tdnr tırmacıltfo pa!:.501 303.517 OSMAJYLJI I-OSMAN! m? 1.................502 BİBLİYOGRAFYA... Düyun-ı Umumiye İdaresi niçin kuruldu? Osmanlı Devleti'nin yıkılışında nasıl bir etki yaptı? ...............493 299......... Buna ne dersiniz?.. ileri sürdükleri. Bizans'ın bir kopyası mıdır? Bizans devlet müesseselerinin Osmanlı devlet müesseselerine etkisi var mıdır? Bu iddia.............. Feodalite sistemi ile tîmâr sistemi arasındaki farklar nelerdir?........... Batılı olan Busbecq gibi seyyahların........................... delilden mahrum bir iddiadır. Osmanlı müesseselerinin.............. ...............ve * teşk: man BİRİNCİ BOLUM OSMANLI DEVLETİNİN SİYASÎ TARİHİ I..... 300................. Rambaud ve Gibbons gibi tarihçilerin................. ......................... sinin...................................................... fü'nün Blıar Ahr........ bütün Osmanlı hukuk sistemi ve devlet teşkilâtı ile ilgili arşiv belgeleri......... ............OSMANLI TIMAR SİSTEMİ VE FEOADALITE........................................ satır satır delillerle çürüttükleri halde........... tamamen..................................................... Feodalitenin siyasî ve sosyal mahiyeti nasıldır?..... Bizans müesseselerinin bir taklidi olmayıp. Osmanlı demiryollarını finanse eden Batılı Ülkeler ile Osmanlı Devleti'nin beklentileri nelerdi? -..... bui...............................498 301............... kısa da olsa....................505 KAVRAM FİHRİSTİ. sadece bu soruya cevap veren ve Osmanlı Kanunnâmeleri adlı eserimizin 11......OSMANLI DEVLETİ'NİN KURULUŞU VE OSMAN BEY DEVRİ 1.... Osmanlı Devleti'nde para vakıflarıyla İslâm'ın faiz yasağının delindiği söylenmektedir..................... ......495 ..... tıpkı İslâm Hukukunun Roma Hukukunun aynen devamı olduğuna dair iddialarda bulunan Müsteşrikler gibi................................ III............

eski Sırp Kanunlarının tadil edilerek kabul edilmesi. Bu iddialara karşı özetle şunları söylemek icab etmektedir: A) Osmanlı Devleti. B) İslâm Hukuku. mahiyetleri şerl hükümlere aykırı olmamak şartıyla aynen bırakılmasını emretmesi bunun en müşahhas misâlidir. İslâm Hukuku tarafından caiz görülmektedir. Kazaskerliğin. Nitekim İslâm Hukukunun kaynaklarından biri de. yürütme ve yargının başıdır. İslâm devlet teşkilâtında önemli bir gelişme olmuştur. eski 24 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI Türk Devlet teşkilâtı. Divan-ı Hümâyûn'un da. ihtiyaçlara göre devlet teşkilâtını da kurabilmiştir. Sasânî devletinde bulunan divan sisteminin benimsenmesi. hep bu esasların bir meyvesidir. Buna misâl olarak Abbasî Devletini zikredebiliriz. eyâlet sisteminin de. solaklar ve peykler gibi bazı giyim ve protokol kurallarının Bizans'tan ilham alınarak düzenlenmiş bulunması.Cildinde neşredilecek olan Kanun-ı Teşrifat ve Teşkilât adlı Kanunnâmeye havale ediyoruz. eski İslâm Devletlerinden. her şeyde olduğu gibi siyasî. Anadolu-Rumeli Beylikleri ikilisinin. Asr-ı Sa'âdette de önemli bir devlet teşkilâtının bulunduğunu göstermektedir. Eski Türk kurultay ananesinin de tesiriyle. İslâm Hukukundan haberdar olmamak demektir. İlk yazılı anayasayı kendisi hazırladığı gibi. İkincisi. Fâtih'in Kanunnâmesindeki bazı hükümlerin Bizans Hukukundan adapte edilmiş olması. sorguçlar. Müslüman bir devlettir. Kaldı ki. Bilindiği üzere. Osmanlı Devleti'nin Bizans'a ait muhâberât sisteminden yararlanmış olması. Bu uygulamalar. İslâm'a aykırı olmamak şartıyla eski Türk . Selmân-ı Fârisi'nin tavsiyesi üzerine Divan sisteminin Sasanîlerden alınması ve Hz. Osmanlı Devleti'nin örnek aldığı devlet. Hele hele öşür vergisinin Bizans'tan alındığını iddia etmek. Bizans'tan değil. hukukî ve askerî bir teşkilât olan devletin gelişmesinde de tedrîcilik esastır. Kur'ân ve Sünnet'in esaslarına aykırı olmamak şartıyla. Kazaskerlik müessesesinin de. Osmanlı Devleti'nin teşkilâtında iki önemli etki söz konusudur. Peygamber kendi devrinde yasama. idare ve kısaca bütün müesseselerinde İslâm'ın esasları etkili olmuştur. Sırbistan'ı fethettiklerinde. C) Tamamen faraziyeler halinde kalan ve ama ispat edilmiş mesele olarak takdim edilen bu görüşlerin aksine. Dolayısıyla bu devletin hukuk. İslâm'ın esaslarına aykırı olmayan hususlar. Her şey gibi İslâm devleti de basitten daha mükemmele doğru gelişmiştir. Ömer'in İran'daki bazı vergilerin. Defterdarlığın ve hatta Padişahların her hafta İstanbul'daki camilerden birine gitmesinin bile Bizans'tan taklid edildiği şeklindeki hayali sözlerdir. belli merkezlere kadı tayini yapılması ve benzeri hususlar. Hz. kendisinden sonraki bütün İslâm devletlerini ve özellikle de Osmanlı Devleti'ni ciddi manada etkilemiştir. Birincisi. çeşitli milletlerin elinde gelişip büyüyen İslâm Devletidir. diğer devletlerin idarî teşkilâtlarının ve askerî-malî kanunlarının Müslüman devletler tarafından alınmasında beis görmemiştir. kendisine danışmanlık yapan kimselerin tayin edilmesi. Türk Devletlerinde aynen korunmuştur. Ömer zamanında devletin malî ve askerî meselelerinin yürütülmesi için. Şerâ'iu Men Kablenâ yani eski hukuk sistemleridir. Hz. Osmanlı Devleti'nin hukuk ve devlet teşkilâtını Bizans'tan aynen aldığı manasına da gelmemektedir. Böyle bir iddiayı ileri atanların en büyük delilleri. başta Abbasî Devleti olmak üzere Müslüman devletlerden alındığı kesindir. "mirî arazi üzerindeki madenlerin işletme esasları ülü'l-emr tarafından tanzim olunur" şer'î hükmüne uyularak. daima bulunmuştur. İslâm'ın esaslarına uymak şartıyla. bu iktibas iddiaları da doğru değildir. Özellikle bazı örfî vergilerin Bizans yahut bir başka devletten alınması ise. Abbasî Devletinin idarî teşkilâtı. Bazı ifade değişiklikleri dışında. bütün Müslüman Türk Devletlerinde devlet merkezinde bulunan ve devletin işlerini birinci derecede görmeye yetkili kılınan bir divan. vergi tahsili için âmillerin (vergi memurlarının) çevreye gönderilmesi. İdarî teşkilâtın oturması Abbasîlerde mümkün olmuştur. Bu manada. İslâm Dininin esasları ve Müslüman devletlerin tesiri. Osmanlı Devleti'nin müesseseleri. Kur'ân'ı ve önemli belgeleri kaleme alan vahiy kâtiplerinin tesbiti.

1337.f Nihayet hukuk ılı manii Devleti. I Sultânlyye. A gördüğü yeni bir müesseseyi I Mülk'ün Siyâsetnâmesi ile 112 mukayese ederseniz. t Giriş. bu söylenenlerin ne derece doğru olduğunu daha rahat anlayabilirsiniz. Fâtih devrinde Osmanlı Devleti'nin hukuk sistemi veya müesseseleri köklü bir değişikliğe tabi olmamıştır. Osmanlı Devleti'ni Bizans'ın İs-lâmlaşmış hali diye takdim etmek. sh. Memlüklüler'de ve Altınordu Devle-ti'nde de olduğunu söylemek yeterlidir. belki o zamana kadar uygula-na-gelen kanun hükümlerinin resmi bir şekilde tedvîn edilmiş bir halidir. Mesela. Ancak İslâm Hukukunun yüksek otoriteye (ülü'l-emre) içi boş yasama yetkisi tanıdığı sahalarda. Bizans veya başka bir devlette gördüğü yeni bir müesseseyi tadil ederek kabul ettiği de bir gerçektir.Devletlerinden ve özellikle de Anadolu Selçuklu Devleti ila Anadolu Beylikleri'nin siyasî ve idarî teşkilâtından ve ayrıca Moğol asıllı Müslüman devletlerin. mesela İlhanlı Devleti'nin müesseselerinden ciddi manada etkilenmiştir. İslâm hukıi farklı bir yol izlememiştir. Kah» I Ömer Lütfü. IX »d. En çok itiraz edilen ve Bizans'tan alındığı iddia edilen iki beylerbeyilik usulünü ise. t* BİLİNMEYEN OSMANLI 25 ciddi manada etkilenmiştir. MI. Anadolu Selçuklularında. 1 mi. Osmanlı Devleti'nin asırlarca en mühim devlet organı olan Divan-ı Hümâyûn. Yapılan incelemeler. "Allah'ın kullarının maslahatlarını şer' ve kanun üzere" görmüşler. II sh. İstanbul'un fethinden sonra yeni baştan tertip ve tanzim edildiğini söylemek. Bizans'tan etkilenerek hazırlanmış bir Kanunnâme değil. daha önce aktardığımız İslâm Hukuku kuralına dayanmaktadır ve zaten daha önceki dönemlerde geçmiştir. XV. Osmanlı Devleti müesseselerinin. Kısaca. belli bir yasama formalitesini takip ederek örfî hukuk diye bilinen kanunnâmeleri de tanzim etmişlerdir. Bizans'tan gelmesi İse. Ancak kendini yenilediği. . İslâm Hukukunun açıkça hüküm vaz' ettiği alanlarda fıkıh kitaplarındaki Hanefi görüşleri esas alınarak uygulamaya gidilmiştir. ( ve zaten daha ı lâmlaşmış hail diyet ' Başbakanlı Osm*»* nln Osmanlı ^ Nebevlyye. Bizans müesseselerinin Osmanlı müesseselerine etki etmediğini göstermektedir. Osmanlı mâyûn. eğer İslâm hukuku eserleri incelenirse. Nihayet hukuk sistemi ile ilgili olarak da şunları söylemek yerinde olacaktır: Osmanlı Devleti. Zaten Mültek'al-Ebhur 1648 ve 1687 tarihli fermanlarla Osmanlı Devleti'nin resmî hukuk kodu olarak kabul edilmiştir. Eğer Nizâm'ül-Mülk'ün Siyâsetnâmesi ile Uzunçarşılı'nın Osmanlı Devlet Teşkilâtı ile alakalı eserlerini mukayese ederseniz. bu söyleı lirsiniz. tarihî vakıalara terstir. vezâret-i tefvîz makamının sadece isim değişikliğiyle Osmanlı Devleti'ndeki sadrazamlık makamı olduğu hemen anlaşılacaktır. Merak edenleri. Alay ve efendi gibi bazı tabirlerin yahut bazı giyim tarzlarının Bizans'tan gelmesi ise. Osmanlı I tertip ve tanzim ed Bizans'tan etkilenerek I na-gelen kanun hfikı Osmanlı Devleti'nin I mıştır. Fâtih Kanunnâmesi de.] kitaplarındaki Hanefi muhalif bir görüşü ı mayı bile çok ciddi şekil j ye (ülü'l-emre) içi boş) takip ederek örfi hukuk < kullarının maslahatlarını i lıkları "şer'-l şerif ve I Mültek'al-Ebhur 1648 ve j kodu olarak kabul edilir Kısaca. bütün hukukî anlaşmazlıkları "şer'-i şerif ve kanun üzere ahkâm-ı şerife" vererek halletmişlerdir. 1 İstanbul. Kalkaşandî'nin Subh'ül-A'şâ'sına havale ediyoruz. Hanefi mezhebine aykırı görüşleri uygulamayı bile çok ciddi şekil şartlarına bağlamıştır. İstanbul. İslâm Hukukuna muhalif bir görüşü uygulamak şöyle dursun.. tarihi bilmemek demektir1. Abbasîler'den itibaren Anadolu Selçuklularına kadar bütün Müslüman devletlerinde bulunan Divan'ların devamıdır. Mesela. İslâm hukukunu tatbik hususunda diğer Müslüman Türk Devletlerinden farklı bir yol izlememiştir. Yapılan incelemek!"»} ğini göstermektedir. Abbasîler'den I rinde bulunan Dlvan'ların devan tefviz makamının sadece olduğu hemen anlaşılacaktı beylerbeyillk usulünü I ti'nde de olduğunu A'şâ'sına havale ediyoruz. Öyleyse... V 1943.

Bu manâda Osmanlı Devleti'nin cihaddan gayesi. Bu konuda Halil İnalcık Hocamızın Balkanlardaki fetih politikası ile ilgili makalelerine bakılabilir. 1984. Uzunçarşılı. Osmanlı Hukukunda meşru addedilen harplerin gerekçelerini şu haller teşkil eder: 1) İ'lây-ı kelimetullâh veya fî sebilillâh cihâd dedikleri.. Osmanlı Devleti'nde savaş esas mıdır? Bu devlet harp ile mi gelişmiştir? Böyle bir anlayış İslâm'ın manasına uygun mudur? Osmanlı fetih politikasının hukukî esasları nelerdir? Bu sorunun cevabını verebilmek için. Eğer vazgeçerler ise. sh. İstanbul. 316 vd. 1337. İslâm'a davet ve bu daveti kabul etmeyenlerle savaş diye tanımlanmıştır. 1943. 1/225 vd. "Dinde ikrah ve icbar yoktur". Ankara. Özellikle yükselme döneminde bazı harplerin. İstanbul. İsmail Hakkı. 1/273 vd. 3-199. manevî değerler ve bütün insanlığın iki dünya mutluluğunu temin etme mefkuresi üzerine kurulmuş bir devlettir. 1981. Osmanlı Hukukunda harbin yani cihadın tarifini ve sebeplerini özetlemek gerekir. (bundan sonra BA). El-Kettâni. Hz. . cennet.. Köprülü. 346 vd. El-Ahkâm'üs-Sultâniyye. 14-1540 sn. İbrahim. İslâm'ın bütün insanlara anlatılması ve davetin dünyadaki herkese yapılması gayesi girdiği gibi. Osmanlı Padişahlarının fethettikleri toprakları. 338 vd. sh. isteyenlerin İslâm'a girmelerini. Fuad. cizye ve haraç vermek şartıyla tekrar eski Hıristiyan idarecilere teslim etmesi. Allah'ın kelâmını ve dinini yüceltmek için Allah yolunda yapılan savaştır. Umumî Türk Tarihine Giriş. 1334. İstanbul. Rabat. bilin ki. Bizans Müesseselerinin Osmanlı Müesseselerine Tesiri. İbn-i Kemal'in yerinde ifadesiyle. İnsanları zorla Müslüman yapmak için savaş yapılmadığı ortadadır. aşağıda belirtilen usule riayet etmek şartıyla. Allah yolunda can. c I. Ergin. değişik şekillerde tarif edilmiştir. saf İslâm inancının sapık inançlardan ve mezheplerden korunması da girmektedir. Bunu kısaca nefsi müdafaa diye özetlemek mümkündür. Kısaca cihadın gayesi. IX vd. sh. Bu yüce gayeye ulaşmak için. Amaç. MI. netice itibariyle sulhdur ve tevhid inancının düsturları ile insanlığı daimi bir barışa davettir. nr. Harbin gayesi ile ilgili olarak şunlar söylenebilir: Bilindiği gibi Osmanlı devleti (umumî manâda). İlmiye Salnamesi. Nitekim Yavuz'un İran'a karşı ilan ettiği savaş. 14. istemeyenlerin ise İslâm'ın hâkimiyeti altında huzur ve refah içinde yaşamalarını temindir.. Bu manada harp. 2) Düşmanın İslâm toprağını istila etmesi veya tahammül edilemez bir şekilde hareket etmesi halinde. sabır ve sebat gösterin ve bilin ki.. İstanbul 1986. Krş. 1 vd. düşman İslâm ülkesine hücum ettiği zamanlarda ise savaşa ehil her Müslümanın zaruri görevi haline (farz-ı ayn) gelir. Kafesoğlu. 1983. Düşmanla karşılaşınca da. Asırlarda Osmanlı İmparatorluğunda Ziraî Ekonominin Hukukî ve Malî Esasları. İstanbul. Et Terâtib'ül-İdâriyye Nizâm-u Hükûmetln-Nebeviyye. İstanbul. bütün insanları zorla Müslüman etmek değildir. YEE. Osmanlı Hukukunda gaza. Kahire 1938. Harbin karşılığı olan cihâd ise. dil ve diğer vasıtalarla savaşmak ve bu uğurda elinden geleni yapmak şeklindeki tarif cihadın umumî tarifidir. XV. mal. aile. Bunun içine. Ebû Ya'lâ Muhammed bin El-Hüseyin. İslâm'ın davetini yaymak için yapıldığını ifade etmek gerekmektedir.. 26 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLİ 2. Osmanlı Devleti'nin Merkez ve Bahriye Teşkilâtı. din veya vatan için olabilir. 498-500.. Hukukî yönünü ortaya koyduktan sonra. bu dediklerimizin en büyük delilidir. 1346/1296. 220 vd. sh. Allah'tan afiyet ve huzur dileyin. can. Mecelle-i Umûr-i Belediye. son başvurulacak çare cihaddır. vatan ve ırk gibi maddî değerler üzerine değil. kılıçların gölgesi altındadır". cihad ve kıtal gibi kelimelerle ifade edilen harb. Ölçü şu âyetlerdir: "Fitne ortadan kalkıp din yalnız Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Bu gibi durumlarda nefîr-i âmm (umumî seferberlik) dinî ve zarurî bir görevdir. Ömer Lütfü. düşmanlık ancak zâlimlere karşıdır". Peygamber'in şu hadisi bunu gayet güzel açıklamaktadır: "Ey insanlar! Düşmanla karşılaşıp savaşmayı arzu etmeyin. EI-Ferrâ. Müdafaa. Tevkiî Abdurrahman Paşa Kanunnâmesi MTM. tarihî olaylarla meseleyi izah etmek daha kolay olacaktır. ve XVI. Togan.1 Başbakanlı Osmanlı Arşivi. normal zamanlarda Müslüman toplumun dinî görevidir (farz-ı kifâye). Türk Millî Kültürü. sh. müdafaa harbi yapmak gerekir.. son sebebe dayanmaktadır. Barkan. Zeki Velidi. Osman Nuri.

Mohaç Seferinin sebeplerinden biri olarak Macar Valilerinin ahaliye yaptıkları zulmü göstermektedir. Kanuni zamanında yapılan Belgrad ve Mohaç seferlerinin sebepleri ise. Buna biz. şüpheleri izale edilerek İslâm'a dönmeleri için gayret gösterilir. Osmanlı Devleti'nin Anadolu Beylikleri ve Celâlî isyanları ile ilgili bütün askerî hareketleri bu manada harbe girmektedir. müdafaa harbi niteliğindedir. Mesela Rodos'un fethi orada bulunan 5-6 bin kadar Müslümana zulüm yapılması ve hatta yerli ahaliye bile zulmedilmesidir. Kosova Meydan Muharebesi takip etmiştir. mesela Karamanoğullarının. isyancıları ve andlaşmayı bozanları cezalandırma gayesi de meşru' bir harbin gerekçeleridir. Osmanlı Hukukçuları düşman şahıslara göre harbi dörde ayırmışlardır: A) Gayr i müslimlerle yapılan savaş. Bursa i çaktır. den yardım ist 4) Münafıkla leri. Hıristiyan idareciler. Osmanlı orduları Bizans'ı veya bir başka gayr-i müslim devleti mağlup edeceği çok kritik zamanlarda. Papa'nın tahrikiyle II. Kendisi oğlu Mehmed'i tahta oturtarak Manisa'ya çekilir çekilmez. İslâm Dinini terk edenlere mürted veya ehl-i ridde denilir. Gerçekten buradaki Müslümanları. Bursa gibi Müslüman bir şehri defalarca yakıp yıktıklarını çok iyi hatırlayacaktır. Kısaca insanî sebepler de demek mümkündür. isyancıları' rekçeleridir. Bunu bilinen II. İslâm'ın kesin emirlerini (zekât gibi) inkâr edenleri. 3) Gayr-i müslim bir ülkede azınlık halinde bulunan Müslümanların yardım istemeleri de meşru bir harbin gerekçesini teşkil eder. Kısaca Osmanlı Devleti'nin yaptığı harplerin önemli bir kısmı. C) Bâğilere . adada esir tutmuşlar. İbn-i Kemal. Gerçekten Osmanlı tarihini inceleyenler. Bizans'ın zulmünden dolayı çok sayıda Hıristiyan re'âyânın Osmanlı askerinden yardım istediğini açıkça ifade etmektedirler. Karamanoglunun Osmanlı topraklarına girmesi üzerine muhasarayı terk ederek Anadolu'ya geçmek mecburiyetinde kalmıştır. gündüz boyunları bukağıda ve gece ise ayakları zincirde işkenceli bir hayata mecbur etmişlerdir. 4) Münafıkları. Mohaç seferlerin olarak iptal yolı 3) Gayr-I meleri de meşru I yet altına almak destek olmak Rodos'un fethi on ahaliye bile zuln adada esir tutmu bir hayata mecb Macar Valilerinin i çiler dahi. Kosova Meydan M önemli bir kısmı. Mesela Yıldırım Bâyezid. Bunlara karşı silaha müracaat etmeden önce. düşmanın yapılan andlaşmanın şartlarını tek taraflı olarak iptal yoluna gitmeleridir. dinden dönenleri. murahhaslarını barış antlaşmasını imzalamak üzere Segedin'e göndermiş idi.Zaten cihada müsaade eden Kur'ân âyeti de buna dikkat çekmektedir: "Artık saldırıya uğrayan mü'mlnlere zulmedlldljj! I tamamen sulha tarafta Segedin'e göndermiş id mez. Murad'dan kendileri barış isteyen Macarlar ve Sırplar yeniden haçlı orduları teşkil ederek Osmanlı Devleti'ne hücum etmişlerdir. B) Mürtedlerle yapılan savaş. mesela Karan devleti mağlup ı rarlanarak. İslâm'ın davetini emniyet altına almak ve bu davete icabet etmek isteyen güçsüz ve zayıf kimselere destek olmak da diyebiliriz. Papa'nın tahrikiyle den haçlı ordular. askerî hareketleri I ler. tamamen sulha taraftar olarak. tam İstanbul'u muhasara altına almışken. Mesela Karamanoğlunun I lu'ya geçmek r Osmanlı Hut müslimlerle ya lere mürted veya ı neleri izale edıif Vazgeçmezler»^ Mevcut bir nizJır Osmanlı hanedanı | lan) bu gruba j lara karşı' ceğini Kur'ân i Bizi bazı hükümleri v İslâm I kanunu ne i BİLİNMEYEN OSMANLI 27 mü'miniere zulmediidiği için cihada izin verildi". Nitekim gayr-i müslim tarihçiler dahi. Murad. Vazgeçmezlerse savaş ilân edilir. ordunun Avrupa'da bulunmasından yararlanarak. Bu işleme istitâbe denir. Buna en güzel misâl şu olaydır: II.

Başkasının malına müdahale etmeme yasağını çiğneyen bazı Sırp asıllı askerleri hemen idam ettiren I. Şefaettin Severcan). İl/b. c. "Kötülüğü en güzel bir şekilde bertaraf ediniz" hadisi ve "Rabb'inin yoluna hikmet ve güzel öğütle davet et" âyetinin emirlerine uyulduğunu açıkça beyan etmektedirler. sh. yüzlerce misâllerden biridir. 1317. Ayasofya Bölümü. Bu dediğimiz hususu. savaş ilân edilir. 1-Cihâd. Mesela Alman Tarihçi Lies aynen şunu söylemektedir: "Rum ve Acem ülkeleri feth edilince. İnalcık. Kısaca Osmanlı Devleti'nin kuvvetle değil davetle yayıldığını ve diğer milletlerle o-lan savaşlarının. "Ottoman Methods of Conquest". (neşr. insanî esaslarla bağdaşan bir harp kanunu ne Sâsanilerde. İstanbul. Heyet. sulh yolu ile itaat etmezlerse. Hac. Halil.. 1999 yılı neden Osmanlı Devleti'nin 700. Gâşiye. Bizi burada asıl ilgilendiren birinci harp çeşididir. Bakara. Ancak 699 yılının hangi ayıdır? Elimizdeki bazı kaynaklar. Ankara 1996. 6. ti. Osmanlı tarihleri. 39-40. Batılı tarihçiler de kabul etmektedirler. Nitekim Petervaradin'in fethinden evvel. Bu muameleler şunlardır: Savaşa başlamadan önce gayr-i müslimler mutlaka İslâm'a davet edilmeli. LV vd. İslâmiyet ve Milletler Hukuku. her Savaş Öncesi. 21/b-24/b. 688. 9/b. İA. Yol kesme suçlarını işleyenlere karşı savaş ilân edilebileceğini Kur'ân açıklamaktadır. İstiklâl-i Osmânînin tam gününü tesbit etmek üzere. 12/a. İstanbul 1302. Turnagil. 1/642. ne Romalılarda ve ne de başka bir millette mevcuttu. Miladi karşılığı 27 Ocak 1300 etmektedir ve Sultân Abdülhamid Hân'ın tesbit ettirdiği tarih de budur. İslâm ile cizye arasında serbest bırakmışlardır. 2 Kur'ân. sh. Osmanlı hanedanı arasındaki savaşlar ile isyancıları bastırma hareketleri (Celâlî isyanları) bu gruba girmektedir. Studia Islamica. Tevârîh-i Âl-i Osman. 4 Cemâzîyelûlâ 699 tarihini vermektedirler ki. Muhammed. nr. Hususî hükümlerin dışında genel harp hükümleri tatbik edilir. İbn-i Kemal. Osmanlı Maârif Nezâreti. yukarıda zikredilen sebeplerle meydana geldiğini görüyoruz. 153 vd. Diğerlerinin kendilerine mahsus bazı hükümleri vardır.(isyancılara) karşı yapılan savaş. I. Bu iki teklife müsbet cevap alınamadığı takdirde fiilen harp başlar. . Süleymaniye Kütp. Kur'ân ve Sünnetin emrine uyularak sulh içinde itaatleri istenmiş ve İbn-i Kemal'in kaydına göre isyan ve zulümde inad edince cihad ilan edilmiştir.. Tevârîh-i Âl-i Osman X. Dürer ve Gurer. Mevkufatî. IX. meşru olan harp kanunlarını çok ciddi bir şekilde uygulaya gelmişlerdir. 8/b. Osmanlı Devleti'nin 400 atlı ile birden bire cihan devleti oluşunun izahı da sorumuzun cevabını teşkil etmektedir2. 256. 707. Murad Hüdâvendigâr'ın bu hali. aksi takdirde savaş yapılacağı ihtar edilmelidir. İslâm hukukunun ortaya çıktığı dönemlerde. Mültekâ Tercümesi. 190. 21-22. 1/282. İslâm hukukunun emrettiği muamelelerin ifası demektir. Bu husus methe layıktır". Defter. Molla Hüsrev. 425-438. D) Muhariplere yani milletlerarası haydut ve korsanlara karşı yapılan harpler. eğer zimmî olabilecek grupdan iseler. 10/a. İslâm'ı kabul etmemeleri halinde cizye vererek. İslâm ile kılıç arasında değil. Cihadın ilânı. vrk. sh. 3. İnsanî 28 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANU esasları temel kabul eden İslâm orduları ve özellikle de Osmanlı orduları. 14/b. Ahmed Reşit. c. Mecma ül-Enhür Şerhu Mültek'al-Ebhur I-II.1/340 vd. İstanbul 1972. Müslüman ordular bu ülkelerin insanlarını. İstanbul 1331. Mevcut bir nizâma isyan eden âsiler. Encümenin görevlendirdiği tarihçi Efdalüddin konuyu bütün kaynaklardan araştırmış ve bazı sonuçlara ulaştıktan sonra bu tarih yani 4 Cemâziyelûlâ 699/27 Ocak 1300 tarihi istiklâl kazanılan gün olarak kutlanmaya başlanmıştır. Müslim. Yıldönümüdür? Osmanlı Devleti'nin 1299 yılında kurulduğu kesin midir? Osmanlı tarih kaynaklarının bu konuda iki ayrı nakilleri bulunmaktadır: 1) Hicrî 699 yılını esas alan görüştür. İslâm devletinin hâkimiyeti altına girmeleri teklif edilir. İnalcık. konuyu 28 Kânun-ı Sâni 1329 tarihli tezkire ile Tarih-i Osmanî Encümeni Başkanlığına havale eylemiştir. Doğuştan Günümüze Büyük İslâm Tarihi. 3318. Kemal Paşa-zâde (İbn-i Kemal). "Rumeli". İbrahim'in sadrazamı Mustafa Paşa'nın talimatıyla bu tercüme yapılmıştır). Damad.. Ayrıca düşman gayr-i müslimler.

111-113. sembolik şeyler olması hasebiyle.Gâzî'yi saltanat! imanlı De Bu gün imi belge. Fermanları nereden temin ettiği şüpheli olmakla beraber. Osmanlı İmparatorluğunun Yükseliş ve Çöküş Tarihi. . Ankara 1987. Anadolu'da İslâmiyetin Yayılışı. Tevârih-1 Âl-i Osman. İstanbul 1998. alem ve III. Lütfi Paşa. (neşr. Tarih ve Toplum. c. 103-129. 17-27. 1999 değil 2000 yılıdır. Safer ve Rebiülevvel aylarında olması halinde doğru olabilecektir. İstanbul 1998 I-II. sh. İstanbul 1932.. II. Osmanlıların şeceresi (soy ağacı) ile ilgili kısaca bilgi verebilir misiniz? Osmanlı'ların Türk olmadıkları söylentileri ve Ertuğrul Gâzî'nin babasının Süleyman Şah mı yoksa Gündüz Alp mi olduğuna dair görüş ayrılıkları konusunda neler biliyoruz? Her iki konu da bazı batılı tarihçiler tarafından tartışılmış ise de. sh. ı aldığı bütün ı belirten vesika I 1300 tarihi ( 2000 yılıdır. sh. Ancak bu gün hangi gündür? Bu günün Cemâziyelûlâ 699/27 Ocak 1300 olduğuna dair elimizde bulunan tek resmi belge. Osman Bey. Kitâb-ı Cihân-nümâ I-II.Faik Reşit Unat). bu tarihin. İstanbul 1265. Ancak kutlamalar. Gelibolulu Mustafa Âlî Efendi. Nicara. c. bu ince ayrıntıda boğulmaya gerek yoktur.. belki Moğol neslinden olabile3 Neşri. Bu yıl içinde Osman Bey'e tabi. Selçuklu Devleti fiilen sona ermiş ve uç gazileri (Serhad Ümerâsı) de bir araya gelerek Osman Gâzî'yi saltanat tahtına oturtmuşlardır. (neşr. Sonbahar 1994. Münşe'ât-ı Salâtin. sh. 56. I. sh. sadece merasim gününün 699 yılının ilk üç ayında yani Muharrem. Şerafettin Turan). problemi hemen hemen çözmüş bulunmaktadır. 67. sadece 1263/1847 tarihli Sâlnâme'dir. ancak tarihçilerin çoğunluğu 699 yılı üzerinde ittifak halindedirler. Dimitri. Alâ'addin Devleti fiilen iv. Bu resmi kaynaktan başka günü belirten vesika bulunmadığına göre. Köprü. İbn-i Kemal. Kayseri 1997. Alâ'addin Keykubad'ın Gazan Han tarafından azl ve hapsedilmesi üzerine. Mehmed. Efdaleddin. Bu izahlara göre. sayı 48. c. Birinci ko ti'ni kuran Osr vi. Buna dair bir kaynak veya belge yoktur. Beldiceanu. 4. tarihçilerin çı tabi. Çetin. Ankara 1991. Osmanlı Devleti'nin istiklâl günü olarak kabul edilmelidir.. her yüzyılda bir müceddid geleceğini ifade eden hadisin manasına Osman Gâzi'nin mâsadak olması için böyle bir yola başvurulduğunu açıkça ifade etmektedir. Ahmed Uğur vd. 66-75. I. Osmanlı Devleti'ni kuran Osmanlı Hanedanının aslen Türk olmadıklarını. sh.ı BİLİNMEYEN OSMANLI 29 Her ne kadar Osmanlı Beyliğinin bağımsızlığına alâmet olacak bazı olaylar daha önce meydana gelmişse de -688/1288-1289'de tabi ve alemin gelmesi gibi-. Nazmi. Eroğlu. El öpülerek bî'atın yapıldığı bu merasimin günü. son yapılan ilmî araştırmalar ve de ortaya çıkan bazı Osmanlı sikkeleri. "Osmanlı İmparatorluğunda Şeneltme. Tevârih-i Âli Osman. sh. 2) Hicrî 700 yani 1300 yılını esas kabul eden görüştür. Hicrî yüzyılın müceddididir3. 104 vd. Osman. sayı 106. Mehmed A. Gerçekten Lütfi Paşa'ya göre.). İstanbul 1990.1954. doğru olanın 4 Cemâziyelûlâ 699/27 Ocak 1300 tarihi olduğudur ve netice olarak Osmanlı Devleti'nin 700. 41. I. Defter. Yılı. Kitâbu't-Târîh-i Künhü'l-Ahbâr. İstanbul 1341. başta Gibbons olmak üzere bazı batılı yazarlar. 61. Şöyle ki: Birinci konuda. alem ve tuğ gibi saltanat alametlerini gönderen Anadolu Selçuklu Sultânı Sultân III. 64. Âşıkpaşa-zâde. 7 vd. Cumhuriyet dönemi tarihçilerinin bu zamana kadar nakl ede geldikleri 1299 yılı. 8. I. OınuaMâra OimittlıltfU ıınıo nlıkltn araştır bulunr. Feridun Bey. Kantemir. «„ . "Türklerde Cihad ve Fütuhat Anlayışı". { Safer ve flebi veya bel ayrıntıda ¦ 2) Hicri 700 mi I hatta Tanmanasına c ifade etme*/ mkeitiıMlt 4. Burada ay yoktur ve hatta Tarihçi Âli.. 48. Tevârîh-i Âl-i Osman. Ekim 1992. Salnamenin bu bilgiyi nereden aldığı bütün araştırmalara rağmen elde edilememiştir. (neşr. Köymen. Türkleştirme ve İslâmlaştırma". Bu izahlara ( dikleri 1299 yılı. Her ne kadar( önce meyda.

yerli ve yabancı bilim adamları ortaya koymuşlardır. Osmanlı Devleti'ni kuran ve ona adını veren Osman Bey'in ve babası Ertuğrul Gâzî'nin. Meşhur olan birinci rivayet. "Osmanlı İmparatorluğu'nun Kuruluşu Bahsi". Anadolu Fâtihi ve Türkiye Selçuklu Devletinin kurucusu ve ilk sultânı olması hasebiyle. Müslümanlıklarının dahi Anadolu'ya geldikten sonra gerçekleştiğini söyleyecek kadar ileri gitmişlerdir. Oğuz boyunun Gün. c. kendine yer edinmiş ve teşkil ettiği Osmanlı Milleti dahi. bütün şecerelerin de birbirini tutmadığı açıkça görülür. sadece kendi kavimlerinden verasetle aldıkları kuvvet ve kudrete değil. Bunun dışında. İsmail Hakkı. Büyük Türkiye Tarihi. belki yeni topraklar feth ederek. sh. Osmanlıların soyu. başlangıçta. ne kadar küçük olursa olsun. I. Osmanlı Tarihi. Bayat. I. Ziya Nur. Ertuğrul Gâzî'nin annesinin ise. TTEM. Bunların ilmî değerleri yoktur. şu anda Domaniç'de medfûn bulu- . Adem'e kadar giden şecereleri ile ilgili izahlar. aynı zamanda İslâm'dan aldıkları ve Osmanlı adı altında aynı pota altında eritmeye muvaffak oldukları din ve dünya görüşüne borçludurlar. Bu sebeple. sadece menkıbevî kıymete haizdirler. onun isminden kalan bir hatıra olarak zikredilmesi kuvvetle muhtemeldir. 36-48. Hatta bazı kaynaklarda. Kayıların Hz. Dolayısıyla Osmanlılar Türk'türler. ilim adamları tarafından son zamanlarda bulunan "Osman bin Ertuğrul bin Gündüz Alp" şeklindeki bir sikke de açıkça bu görüşü teyit etmektedir. Ay ve Yıldız Hanlarından meydana gelen kollarına Bozoklar denmektedir. Hz. İstanbul. çok eski zamanlardan beri Türkistan'da dahi han ve sultan olarak el-hakk asîl ve soylu bir Türk hanedanıdır"."İstiklâl-i Osmanî Tarih ve Günü Hakkında Tedkikât". Mehmed Ali Şevki. I. Gün Han'ın Kayı. kendisinde İslâm milletinin birliğine vesile olmak gibi bir kabiliyet vardı. nr. Ankara 1994. Kayılara mensup bir aşiretin başında bulunduklarını rahatlıkla söyleyebiliriz. ancak büyük devlet olmalarını. sadece menkıbe kabilinden bazı olayların. Elkaevli ve Karaevli ismiyle dört boyu bulunmaktadır. sh. Bunların dedeleri de. TOEM. nr. İkinci konuya yani Ertuğrul Gâzî'nin babası meselesine gelince. ortaya çıkan Osman Bey'e ait bir sikkeyle ve kaynakların ittifakı ile kesinlik kazanmıştır. Osmanlı Tarihi. lakin Türklüğe mahsus olan üstün sıfatlar ile İslâmî şecâ'at ve dindarlığı kendisinde toplamış bir kabile olduğundan. Bilindiği gibi Süleyman Şah. Ancak Ertuğrul Gâzî'nin babası konusunda farklı görüşler bulunmaktadır. Bu dediklerimizi. Eskiden beri Oğuzların bir şubesi olan Kayılar. Öztuna. Yılmaz. diğer Oğuz boylarının göç hareketlerine benzer şekilde. Bu Devlet-i Aliyye. Osman Bey'in babasının Ertuğrul Gâzî olduğu. Ancak bu manada söylenenler. 5. Ahmed Cevdet Paşa ve benzeri bir çok son dönem tarihçileri de bunu ifade etmişlerdir. 25. aynı yazarın Osmanlı Devleti'nin kuruluşunda söz ettiği İslâm Milleti veya tarihî ifadesiyle Osmanlı Milleti izahını yabana atmak da mümkün değildir. imtiyazlı bir toplum içinden ortaya çıkıp da hazır millet ve memleket bulmuş bir devlet değildi. Selçuklular zamanında doğudan batıya ve nihayet Anadolu'ya göç etmeye başlamışlardır. Yeni Seri. 16-21. Tarihen sabit olmadığı gibi. her ne kadar bir küçük hükümet şeklinde idi. Sözün özünü Ahmed Cevdet Paşa söylemiştir: "Devlet-i Aliyye. c. Ancak doğru olan. 106-108. sh. Şurası açıktır ki. Sağlam ve kudret sahibi demek olan Kayı Boyunun sembolü (ongun) şahindir ve Osmanlılar da Kayı Boyundandırlar. diğer devletler gibi. Fuad Köprülü'nün Gibbons'a ait görüşün tenkidine yüzde yüz katılırken. Aksun. tavır ve ahlakları ayrı ayrı çeşitli milletlerin en güzel edeb ve tavırlarından seçilmiş üstün ve güzel bir topluluktur. sh. çok zorlamalarla yorumundan ibaret olduğunu. 250 vd. Uzunçarşılı. 30 BİLİNMEYEN OSMANLI çeklerini ileri sürmüşler ve hatta bazı tarihçiler. dilleri farklı. sh. Zira Enverî'nin Düstûr-nâme'si ve Tevkil Mehmed Paşa'nın Tarihi gibi önemli Osmanlı kaynakları bunu ifade ettiği gibi. 1994. 3051. İstanbul 1983. Ertuğrul'un babasının Gündüz Alp olduğu şeklindeki ikinci görüştür. İdris-i Bitlisî'nin Heşt Behişt'i ve Şükrullah'ın Behcet'ütTevârîh'i gibi ilk dönem kaynakları da ifade etmektedir. Peygamber'e bile isnâd olunmaktadır. c. Yazıcıoğlu'nun Selçuknâmesi. ilk dönem tarih kaynaklarının çoğunun ve hatta elimizdeki şecerelerin ifadesine göre Süleyman Şah'dır.

BİLİNMEYEN OSMANLI 31 nan Hayme Ana olduğu ifade edilmektedir. II. Abdülhamid'in emriyle türbe yapılmıştır. Klasik nakillere göre, daha evvel İran'da Manan denilen yerde Süleyman Şah idaresinde yaşayan Kayılar, Moğol istilasının etkisiyle Anadolu'ya ve Ahlat'a gelmişler; oradan da Mardin'e 250 km kadar güney-batıda yer alan Caber Kalesi yakınında Fırat nehrini geçmeye çalışırken, Süleyman Şah'ın boğulması üzerine kollara ayrılarak Anadolu'ya yayılmışlardır. Caber Kalesi yanındaki bu menkıbevî mezar, hâlâ Türk Mezarı diye bilinmektedir ve toprağı Türkiye Cumhuriyetine aittir. Gündüz Alp'in kabrinin Ankara yakınlarında olduğu ve gerçekten Süleyman Şah'ın oğlu Selçuklu Sultânı I. Kılıçarslan'ın da tarihî Türk Mezarına yakın bir yerde Dicle'nin Habur koluna düşerek vefat ettiği nakilleri nazara alındığında, bu önemli hatıraların tesiriyle Süleyman Şah adının Seiçukoğuiiarmdan Osmanoğullarına geçişin bir sembolü olduğu düşünülebilir4. 5. Osmanlılar, 400 atlı diye ifade edilen küçük bir aşiret olmalarına rağmen, Koca Bizans'a karşı, Karamanoğulları ve Germiyanoğulları gibi büyük Anadolu beylikleri varken nasıl karşı koyup cihan devleti haline geldiler? Aşiretten cihan devletinin çıkmasını ne ile izah edebiliriz? Osmanlı Devleti'nin kuruluşu üzerinde, özellikle 20. Yüzyılın başında yerli ve yabancı araştırmacılar çokça durmuşlar ve 400 atlıdan cihan devletine geçişin sırlarını araştırmışlardır. Fuad Köprülü'nün ve H. A. Gibbons'un aynı adı taşıyan Osmanlı Devleti'nin Kuruluşu adlı eserleri, bunlara misâl olarak zikredilebilir. Bu görüşleri bir iki cümle ile özetledikten sonra kendi kanaatimizi zikredeceğiz. A) Bu konuda Gibbons'un başını çektiği bir nazariyeye göre, Osmanlılar, ancak Balkanlardaki fetihlerden sonra Anadolu'daki topraklarını genişletebilmişlerdir. Balkanlardaki fetihleri, tahrip ve yağma maksadıyla yapılmış bir akın değildir, belki planlı bir yerleşmedir. Buraya kadar doğrulara tercüman olan Gibbons, daha sonra Osmanlı aşiretinin küçük bir aşiret olduğunu; hatta Moğolların elinden kaçtıktan sonra Anadolu'ya gelişlerinde Müslüman olmuş olabileceklerini; yeni Müslüman olmanın heyecanıyla gayr-i müslimleri de zorla İslâmlaştırdıklarını; aslında kendi nüfuslarının az olduğunu, ancak dine dayanan yeni bir Osmanlı ırkı meydana getirerek yerli Rumları da yanlarına aldıklarını; harb esirlerinin İslâm'ı kabul etmesinin onlar için imtiyaz olduğunu ve kısaca Osmanlı Devleti'nin kuruluşunu yeni bir dinle yeni bir ırk ortaya çıkarmaya borçlu bulunduğunu açıklamaktadır. Bu görüş daha sonra gelen tarihçiler tarafından, özellikle Fuad Köprülü tarafından şiddetle tenkit edilmiştir. B) P. VVittek, Osmanlı Devleti'nin tam bir gazi devlet özelliğini taşıdığını, teşkil ettiği uc kültürü ile Osmanlıların fethedilen yerler halkına tam bir müsamaha içinde yaklaştıklarını ve bunun da kaynaşmayı kolaylaştırdığını ifade etmektedir. 4 İbn-i Kemal, Tevârih-i Âl-i Osman, I. Defter, sn. 201-204; Lütfi Paşa, Tevârîh-i Âl-i Osman, sn. 17-27; Âlî, Künhü'l-Ahbâr, Ahmed Uğur neşri, sh. 2941, Köprülü, Fuad, Osmanlı Devleti'nin Kuruluşu, Ankara 1994, sn. 3-5, 68-73; Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, c. I, sh. 93-103; Gibbons, H. A., The Foundation of the Ottoman Empire, chapter I; Tevkil Mehmed Paşa Tarihi, TOEM, nr. 79, sh. 87 vd.; Kantemlr, c. I, sh. 57-58; Köprülü, M. Fuad, "Osmanlı İmparatorluğu'nun Etnik Menşei Mes'elesi", Belleten, c. VII, sayı 28(1943), sh. 219-313; Köprülü, M. Fuad, "Kavı Kabilesi Hakkında Yeni Notlar", Belleten, c. VIII, sayı 31(1944), sh. 421-452. -¦¦'. /¦ = ¦ ¦-..-. -., .. ,32 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI C) F. Giese ise, Gibbons'u şiddetle tenkit ettikten sonra, Osmanlının kuruluşunun maneviyat erenlerinin gayretiyle mümkün olduğunu ve ahilerin rolünün asla inkâr edilemeyeceğini açıklamaktadır. D) Balkan tarihçileri, başta Iorga olmak üzere, Osmanlı Devleti'nin vahdetçi ve muhafazakâr tavrı sebebiyle, Bizans'ın anarşi ve terör havasından bıkmış köylü ve askerlerinin (akritoi), kültür, din ve medeniyet konusundaki devamlılığı da

müşahede edince, düşünmeden ve kitleler halinde Osmanlı'ya teslim olduklarını açıkça beyan etmişlerdir. E) Bütün bu görüşleri yazdığı önemli eseriyle tahkik ve tenkit eden Fuad Köprülü, Gibbons'un Osmanlı Aşiretinin önemsiz bir aşiret olduğu görüşü ile yeni ihtida iddiasını haklı sebeplerle reddederken, Osmanlı Devleti'nin tamamen dinî sebeplerle olan yükseliş tarzına, bazen aşırıya varan tarzda itiraz etmektedir. Fuad Köprülü, bütün meseleyi, Ahlat'tan Domaniç'e gelen Ertuğrul Bey ve neslinin insan yapısına bağlamaya çalışmaktadır. Bu arada Ahilerin Giese tarafından ifade edilen kuruluştaki rollerini mübalağalı bulmaktadır. Köprülü, kuruluşda, Moğolların baskısı sonucu Anadolu'ya göç eden Türkmenlerin gaza ruhu ile Bizans topraklarını Dâr'ül-İslâm yapmak üzere gayretlerinin; Selçuklu Devletinin zaafa düşmesi ve Anadolu Beyliklerinin kurulması gibi bu dönemde meydana gelen büyük siyasi olayların; Türklerin sahip olduğu etnik özelliklerin; Osmanlı kabilesinin asil oluşunun; Anadolu'da oluşan Gâziyân-ı Rum, Âhiyân-ı Rum, Bâciyân-ı Rum ve Abdalân-ı Rum gibi askerî, sosyal ve iktisadî grupların; nihayet Osmanlı Beyliğinin bulunduğu yerin jeopolitik durumunun; diğer beyliklerin Osmanlı Beyliğine karşı hasmâne tutum içine girmemelerinin ve benzeri sebeplerin, Osmanlı Devleti'nin kuruluşunda ve inkişâfında önemli rolleri olduğunu uzun uzadıya açıklamaktadır. Fuad Köprülü'nün gaza ruhunun ve i'lây-ı kelimetullah gayesinin bu konudaki rolünü küçümsediği kanaatindeyiz. F) Bu arada son zamanlardaki görüşleri de özetleyen Halil İnalcık, Balkanlarda Osmanlı'nın yayılışının tamamıyla muhafazakâr bir karakter taşıdığını, ânî bir fetih ve yerleşme mevzubahis olamayacağını, eski Rum, Sırp ve Arnavut asil sınıfları ve askerî zümrelerinin (voynuklar ve lagatorlar gibi) yerlerinde bırakılarak mühim bir kısmının Hıristiyan tımar erleri olarak Osmanlı tımar kadrosuna sokulduğunu, delilleriyle anlatmaktadır. Osmanlı Devleti'nin hiçbir zaman İslâmlaştırma politikası gütmediği şeklindeki görüşün ise, kısmen yanlış anlaşıldığı kanaatindeyiz. Bütün bu görüşleri değerlendirdiğimizde, problemin İslâm'ın fetih ve harble ilgili hükümlerinin incelemeden meseleye yaklaşmak olduğunu rahatlıkla ifade edebiliriz. Zikredilen sebeplerin elbette ki Osmanlı Devleti'nin kuruluşunda büyük etkileri olduğunu, ancak asıl mesele Osmanlıların devlet kurma ve idare etmedeki ilahi kabiliyetlerinin yanında, doğru İslâmiyet'i ve İslâmiyet'e layık doğruluğu yaşamaları ve ilk fetih yıllarında İslâm'a olan bağlılıklarının tam olarak devam etmesidir. Çünkü şu Müslüman Türk Devletinin bir zamanlar, bütün Avrupa'nın büyük devletlerine karşı hayatını ve varlığını devam ettiren, devletin ordusundaki Kur'ân'dan alınan şu fikirdir: "Ben ölsem şehidim, öldürsem gaziyim" Gerçekten Kosova muharebesine çıkan Murad Hüdavendigar, "Yârab! beni din yolunda şehid, ah ir ette said et" demiş ve istediği olmuştur. Bu ruh ile şahlanan şanlı ecdadımız, şevk ile ve aşk ile ölümün yüzüne gülerek bakmış; daima Avrupa'yı titretmiştir. Merak edenlere sormak istiyorum; şu dünyada basit fikirli ve saf kalpli olan genç askerlerin ruhunda öyle manevi ve yüksek fedakarlığa sebebiyet verecek ham, edilebilir? Bu iman ve ide kıt'aya hükmetmiştir ğını ise, 107l'de M-1 ¦••; Alparslan'dan dinleye1 -düşersem vurulduğum yre• gibi din ve devlet İçin dovu Osman Bey de olum ı mesleğimiz Allah \ Tarih bize gö bağlanmış isek sizdir ve düşnv zaman açık savaşta yf. bizi içimizden h-mücehhez o/urs, bataryaları boş oldu§u mw Hamaset gı? sedip de ifade c sonra bazı hususi, a) Osmanlıla bulundukları •"'-.mühlmrofe, b; Su arada t iktisadî açıcfa zulmetmesi, i pa'dan deste-destekleyeni.c) Anca? etkileyen hai1 şekild! olsa gr ¦Osman: din hürriyeti : edilen zimrtv mümkün dec (mesela vali, Osmanlıların Mihaller ve b> lar, zorla İs! ; yayma gayes ğı yok etme girdikleri olmı - Bilindm ¦•fi BİLİNMEYEN OSMANLI 33 le I e

verecek hangi şey gösterilebilir? Hangi duygu bu manevî değerlerin yerlerine ikame edilebilir? Bu iman ve idealin istikametinde yürüyen "devlet-i ebed-müddet" asırlarca dört kıt'aya hükmetmiştir ve medeniyet götürmüştür. Bu şanlı tarihin temelinin nasıl atıldığını ise, 1071'de Malazgirt'te konuşan ve sesi tarihin derinliklerinden bize akseden Alparslan'dan dinleyelim: "Din ve devlet yolunda sırf Allah rızası için savaşacağız. Eğer şehid düşersem vurulduğum yere gömünüz, bir adım geriye bile değil... hükümdar olarak değil, bir er gibi din ve devlet için dövüşeceğim". Bu sesi duyan ve bu ruhla Osmanlı Devletini kuran Osman Bey de ölüm döşeğinde aynı ruhu oğlu Orhan'a da aşılamaktadır. "Oğlum, mesleğimiz Allah yoludur. Kuru kavga değildir". Tarih bize gösteriyor ki, biz Müslüman Türkler, ne derece mânevi değerlerimize bağlanmış isek ilerlemişiz. Ne vakit manevî değerlerimizden uzak kalmışsak, gerilemi-şizdir ve düşmanlar bizi can damarımızdan vurmuşlardır. Bilesiniz ki, düşman bizi hiçbir zaman açık savaşta yenememiştir. Daima tehlikeyi, kurtuluş reçetesi olarak göstererek bizi içimizden hançerlemiştir. Bir milletin maddî bataryaları ne kadar modern silahlarla mücehhez olursa olsun ve o millet isterse imparatorluk seviyesine yükselsin, manevî bataryaları boş olduğu müddetçe yıkılmaya mahkumdur. Hamaset gibi görülen bu cümleler, aslında Gibbons'un, VVittek'in ve Giese'nin hissedip de ifade edemedikleri duygular olduğu kanaatini taşıyoruz. Bu genel girişten sonra bazı hususları ifade edeceğiz. a) Osmanlıların hem Allah'ın kendilerine ihsan ettiği etnik özellikleri ve hem de bulundukları mevkiin her açıdan fetih ruhuna uygun olması, kuruluş ve gelişmelerinde mühim rol oynamıştır. b) Bu arada kendilerine düşman olan Bizans'ın yıkılma noktasına gelmesi, kendini iktisadî açıdan devam ettirebilmesi için vergi ve idare açısından kendi vatandaşlarına zulmetmesi, Bizanslılar, Sırplar ve Bulgarların Ortodoks olmaları hasebiyle, bazen Avrupa'dan destek yerine köstekle karşılaşmaları, elbette ki yukarıda zikredilen sebepleri destekleyen etkenler olmuştur. c) Ancak yerli ve yabancı tarihçilerin Osmanlı Devleti'nin kuruluş ve gelişmesini etkileyen haller olarak açıkladıkları sebeplerin, aslında Osmanlı Devleti'nin doğru bir şekilde İslâm Hukukunun hükümlerini uygulamalarıdır şeklinde özetlemek daha doğru olsa gerektir kanaatindeyiz. -Osmanlı Devleti'nin din hürriyeti konusundaki müsamahası, İslâm Hukukundaki din hürriyeti prensibinin aynıyla uygulanmasıdır. Bir İslâm ülkesinde vatandaşlığa kabul edilen zimmîlerin, dinlerine müdahale edilmesi ve hele İslâm'a girmeye zorlanması mümkün değildir. Ancak Müslüman olması ile, Müslümanlara ait bazı imtiyazlı haklar (mesela vali, sancak beyi ve hatta sadrazam olabilme hakları) elde etmesi, elbette ki, Osmanlıların bu tutumunu gören gayr-i müslimlerde olumlu etkiler yapmıştır. Gâzî Mihaller ve benzeri Hıristiyan asıllı kahramanlar bunun neticesidir. Dolayısıyla Osmanlılar, zorla İslâmlaştırmamışlardır; ancak i'lây-ı kelimetullah diye ifade edilen İslâm'ı yayma gayesinden asla taviz vermemişlerdir. Yerli halk, bu müsamahayı ve Hıristiyanlığı yok etme gibi planlarının olmadığını görünce, Osmanlıya ve İslâm'a kitleler halinde girdikleri olmuştur. - Bilindiği gibi, İslâmiyet, gayr-i müslimlere sadrazamlık, valilik, sancakbeylik, belli 34 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN' yerlerde kadılık ve devlet başkanlığı gibi görevlerin dışında (vezâret-i tefvîz manasını taşıyan görevler), diğer vazifelerin verilmesinde (vezâret-i tenfîz manasını taşıyan görevler, tımar eri, subaşı, gayr-i müslimlere kadılık) sakınca görmemiştir. Osmanlılar kuruluş döneminde bu prensibi eksiksiz uygulamışlardır. Bu sebeple Sırplar, Bulgarlar ve diğer Balkan milletleri, voynuk, lagator ve martoloslar adı altında askerî ve idarî görevlerde istihdam edildikleri gibi, kendilerine tımar ve ze'âmet de verilmesi ihmal edilmemiştir. - Osmanlı Devleti, İslâm'a aykırı olmayan ve ama insanlığa yararlı olan müesseselerin ve kanunların, başka dinlere ve milletlere ait olsa da, iktibas edilmesinde veya vatandaş olan gayr-i müslim tebaanın kendi inanç ve âdetleriyle

başbaşa bırakılmasında hiçbir mahzur görmemiştir. Bu sebeple, bazı tarihçilerin ifade ettiği uc kültürü, zaten Müslüman Türk kültürünün bir parçasıdır. Sonradan buna riayet edilmediyse, bu, sonrakilerin hatasıdır. - Bütün bunlara maneviyât erenlerinin gayretleri de ilave edilince, yedi düvele karşı cihad yürüten Osmanlı Devleti'ni durdurmak mümkün olmamıştır. Meseleye böyle bakmak gerekir kanaatindeyiz5. 6. Osmanlıların kuruluş ve gelişmesinde, özellikle Wittek'in üzerinde durduğu maneviyât erenlerinin yani Gâziyân-ı Rum, Âhiyân-ı Rum, Bâcıyân-ı Rum ve Abdalân-ı Rum'un etkileri hakkında neler biliyoruz? Osmanlı Devleti'nin ulu çınarı, medrese, cami ve tekke üçlüsünden aldığı iman suyu ile büyümüş ve 600 sene hayatiyetini devam ettirmiştir. Bu üçlü, liyakatli âmirler ve ilmiyle amel eden âlim ve meşâyıhların da desteğiyle, tasavvuf vasıtasıyla, İslâm âleminin içinde kudsî bir rabıta olan kardeşliğin inkişâfına ve gelişmesine en önemli sebep olmuşlardır. Gerçekten küfür âleminin ve Hıristiyan dünyasının sinsî siyâsetleri ile İslâmiyet'in güneşini söndürmek için vâki olan müthiş hücumlarını, üç mühim ve sarsılmaz kale olan medrese, cami ve tekke üçlüsü koruyabilmiştir. Bu sebepledir ki, Osmanlı ulu çınarı kendi zamanında Osman Bey'in koskoca Bizans İmparatorluğu karşısındaki fetih ve zaferlerinin arkasında, Alp Gündüz, Gazi Rahman, Akça Koca ve Köse Mihal gibi büyük gaziler kadar, İslâm âleminin değişik bölgelerinden ve özellikle Horasan'dan gelen erenlerin yani Sadreddin Konevî'ler, Mevlânâ Celâleddin Rûmîler, Dursun Fakih'ler, Şeyh Edebali'ler, Ahi Evran'lar ve Şeyh Baba İlyas'ların bulunduğunu başta Osman Bey olmak üzere bütün Osmanlı Padişahları görmüş ve hissetmiştir. Sultân Orhan Gâzî'nin Bursa'yı fethedip Rumeli'ye yönelişinde, elbette ki Lala Şahin ve Hayreddin Paşa'lar kadar Molla Davud-ı Kayserî'lerin, Çandarlı Kara Halil'lerin, Karaca Ahmed'lerin ve Geyikli Baba'ların da payları vardır. Sultân Murâd Hüdâvendigâr Kosova'da şehâmet destanları yazarken, yanında cihâd eden Gâzî Evrenos'lara, Kutlu Beğlere, Kara Timurtaş ve Hacı İl Begi'ne dayandığı kadar, Molla Muhammed Cemâlüddin Aksarayî'lere, Molla Fenarî'lere, Koca Efendi'lere ve Şeyh Hacı 5 Köprülü, Osmanlı Devleti'nin Kuruluşu; Gibbons, H. A., The Foundation of the Ottoman Empire, chapter I; İ-nalcık, Halil, The Ottoman Empire, The Classical Age 1300-1600, Phoenix 1994, sh. 5-8; "Stefan Duşan'dan Osmanlı İmparatorluğuna, Osmanlı İmparatorluğu", Toplum ve Ekonomi, İstanbul 1993, 67-108; Ahmed Tevhid, "Ankara'da Ahiler Hükümeti", TOEM, nr. 19, sh. 1200-1204; Okyay, Rıfat, Osmanlı Devleti'nin Kuruluşu, İstanbul, sh. 20-44. Bektaş Velilere dt Hıristiyan â:< Ali Paşalar,,..... denen Şeyh Tapduk Emf Molla Şemse: İşte Âşr müstakil teşt A) 6izl> diye bilinen c unvanıyla anıl. devam rını ve ; re'îs'ül-fityJn, B)* ırafıno; ,,- , bazıiçisyae lirgin '¦ Iriiği ku bunların ¦¦ ¦ ne.1 reis tayir fütik kurmuş ve; esnaf . olup, gayret mıştır", yeletopla kank_ nizâmlanra Kısa; tutun nışma sat Fûtu teşk, C)Mcı, hanımları ks fil iLj L' lariîi.,

BİLİNMEYEN OSMANLI 35 Bektaş Velilere de dayanmış ve onlardan manevî imdâd taleb eylemiştir. Ve nihayet Hıristiyan âleminin korkulu rüyası Sultân Yıldırım Bâyezid Niğbolu Zaferini kazanırken, Ali Paşalar ve Timurtaş Paşalar kadar, Şeyh Hâmid bin Musa Kayserî'ler, Emir Sultân denen Şeyh Şemseddin Muhammed Buhârî'ler, Şeyh Abdurrahman-ı Erzincânî'ler, Tapduk Emre'ler, Yunus Emre'ler, Şeyh Kutbuddin İznikî'ler, Hacı Bayram Veli'ler ve Molla Şemseddin Fenarî'lerden manevi yardımlar almıştır. İşte Âşıkpaşa-zâde, bu maneviyât erenlerinden Anadolu'da bulunan büyük ve müstakil teşkilâtlar tarzında bahsetmektedir ki, bunlar sırasıyla şunlardır: A) Gâziyân-ı Rum = Gâzîler ve Alpler: Daha evvel Türk toplumlarında Alpler diye bilinen bu mana ve madde kahramanları, Türkler Müslüman oldukdan sonra Gazi unvanıyla anılır olmuşlardır. Anadolu Selçuklularının yer yer Alp unvanını kullanmaya devam ettikleri anlaşılmaktadır. Bunlarla kastedilen, vatan, millet ve din uğruna canlarını ve mallarını feda eden erler, ordu ve şehirlerdeki belli sınıf kahramanlardır. Bunlara re'îs'ül-fityân, ayyârların başı veya sipâhsâlâr-ı gâziyân da denmektedir. B) Âhiyân-ı Rum: Anadolu Ahileri: Ahî teşkilâtı, fütüvvet teşkilâtının Türkler tarafından geliştirilen ve özellikle Anadolu'da yayılmış bulunan bir şeklidir. Moğol istilası ve bazı iç isyanlar sebebiyle Müslüman Türklerin birliği bozulmuş ve halk önemli ölçüde tedirgin olmuştu. İşte böyle bir buhran döneminde halkı birbirine sevdiren ve yeniden birliği kuran manevî liderler ortaya çıkmıştır. Mevlâna, Yunus Emre ve Ahî Evran da bunların ileri gelenleridir. Ahi Evran esnafın birlik ve beraberliğini, zaviye ve tekkeleri birer meslek kuruluşları haline getirerek bu görevi ifa etmiştir. Müslüman Türkler, genellikle bekâr gençlerden san'at ve meslek sahibi olanların bir araya gelerek kendilerine reis tayin ettikleri şahsa ahi adını vermişler ve bu cemiyete de eskiden olduğu gibi fütüvvet demişlerdir. Şu anda Kırşehir'de medfûn olan Ahi Evran (1306 yılına kadar hayatta olduğu sanılmaktadır), ahlakla san'atın ahenkli bir birleşimi olan ahi teşkilâtını kurmuş ve o denli itibarlı bir hale getirmiştir ki, bu durum yüz yıllar süresince bütün esnaf ve san'atkârlara yön vermiştir. Osman Gâzî, kılıcını ahi usulüne göre kuşanmış ve Orhan Gâzî ise ahiliğin önemli bir savunucusu olmuştur. Kısaca "ahilik millî bir birlik olup, gayretleri neticesinde Osmanlı Devleti gibi büyük bir devlet ortaya çıkmıştır". Fütüvetnâmelerden öğrendiğimize göre, bunların da toplantı yerleri tekke ve zaviyelerdir. 740 maddeyi bulan fütüvvet nizâmnâmeleri vardır. Zaviyeler bir merkezde toplanmıştır. Her meslek erbabının bir ahi baba denen reisi mevcuttur. Bu reisin başkanlığında bütün üyeler, çalışma esaslarını, giyimlerini ve hareket tarzlarını teşkilâtın nizâmlarına uydurmak mecburiyetindedirler. Reislerine şeyh veya ihtiyar da derler. Kısaca Asya'dan gelen san'atkâr ve tüccar Türkler'in, Ön Asya'daki yerliler karşısında tutunabilmeleri ve beraber yaşayabilmeleri, ancak aralarında bir teşkilât kurarak dayanışma sağlamalarıyla mümkündü. İşte bu zaruret, dinî ahlâkî kaideleri Fütüvvetnâmelerde zaten mevcut olan bir esnaf ve san'atkârlar kaynaşma ve kontrol teşkilâtının yani ahiliğin kurulması sonucunu doğurdu. C) Bâcıyân-ı Rum: Bu tabir ile uc beyliklerindeki Türkmen kabilelerinin cengâver hanımları kasdedilebileceği gibi, hanımlara ait tekke mensupları da kasdedilmiş olabilir. D) Abdalân-ı Rum: Bunlara biz Horasan Erenleri de diyoruz. Osmanlı kaynaklarında zikredilen abdal ve baba lakabını taşıyan ve ilk Osmanlı sultanlarıyla beraber 36 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI harblere katılan tahta kılıçlı ve cezbeli dervişler bu gruba girdiği gibi, cevabın başında zikredilen maneviyât erenleri de bu gruba girmektedir. Bu tabiri, Bektaşi Babaları veya Alevî Dedeleri diye açıklamak, Osmanlı tarihini bilmemek olur. Zira, mesela Şakâık'da, Osmanlı Devleti'nin kuruluş safhasında, kimlerin etkili oldukları, bunların İslâmi eserleri ve şahsiyetleri hakkında ayrıntılı bilgiler bulunmaktadır.

Kısaca bu dört teşkilât Osmanlı Devleti'nin kısa zamanda kurulmasında ve maddimanevî açılardan fethedilen toprakların ihya olunmasında çok etkili rol oynamışlardır6. 7. Osman Bey hakkında özet bilgi verir misiniz? Kaç hanımı, kaç çocuğu vardı ve zamanında mevcut olan büyük âlimler kimlerdi? Osmanlı toprakları onun zamanında ne kadar büyüdü? Osman Bey, Osmanlı Devleti'ni ve Osmanoğullarını kuran ve adını devletine ve soyuna vermiş bulunan ilk Osmanlı Sultânıdır. Kendisine Kara Osman, Fahruddin ve Mu'înüddin de denmiştir. Osman Gâzî, hayatının sonuna kadar emîr yani bey olarak anılmıştır; vefatından sonra Hân ve Sultân denmiştir. Çünkü hayatının sonlarına doğru uc beyi olmuştur. Osman Bey, 1258 tarihinde Söğüd'de veya Osmancık'da dünyaya geldi. Babası Ertuğrul Gâzî ve annesi Halîme Hâtun'dur. 24 yaşındayken babasının yerine geçti. Osman Gâzî, önce Kastamonu'daki Çobanoğullarına, sonra da Kütahya'daki Germiyanoğullarına bağlı idi. Onlar da Selçuklu Sultânına bağlıydılar. İlk evliliği, 1280 civarında, Sultân Orhan'ın annesi ve Selçuklu vezirlerinden Ömer Abdülaziz Beyin kızı olan Mâl Hâtûn iledir. 1289 yılına doğru Şeyh Edebali'nin kızı Rabî'a Bâlâ Hâtûn ile evlenince, nüfuzu ve kudreti arttı. Bu hanımından da Şehzade Alâ'addin dünyaya geldi. 1281 yılında babasının yerine aşiret beyi olan Osman Bey, bir görüşe göre, Selçuklu Sultânı II. Gıyâseddin Mes'ûd'un 1284'de Söğüd ve çevresinin kendisine tahsis edildiğine dair olan fermanı ve yanında hediye ettiği ak sancak, tuğ ve mehterhane ile uc beyi olmuştur. 1288 veya 1291 tarihinde Karacahisâr'ı fethetmesi ve Dursun Fakih'e kendi adına hutbe okutması, Osman Bey'in yarı istiklâlini kazanması demektir. Osman Gâzi'nin Bizans sınır şehirlerini birer birer fethetmesi üzerine telâşa düşen Bizanslılar onu ortadan kaldırmak için bir düğün vesilesiyle bir baskın hazırlarlar. Baskına baskınla cevap veren Osman Bey, 1299 yılında Yarhisâr ve Bilecik'i fethetti ve beylik merkezini Bilecik'e nakletti ve fitneye sebep olan Yarhisâr Tekfurunun kızı Nilüfer'i (Holofura'yı) oğlu Orhan ile evlendirdi. Bu tarih, daha önce açıklanan sebeplerle Osmanlı Devleti'nin kuruluş yılı kabul edildi. 27 Ocak 1300'de Selçuklu Sultânı III. A-lâ'addin Keykubad'ın saltanat alâmeti olan tabi, alem ve tuğu Osman Beye bir ferman 6 Köprülü, Osmanlı Devleti'nin Kuruluşu, sh. 83-102; Âşıkpaşa-zâde, Tarih, sh. 204-206; Mehmed Ali Şevki, "Osmanlı İmparatorluğu'nun Kuruluşu Bahsi", sh. 3051; Ergin, Mecelle-I Umûr-i Belediye, 1/537-551; Ahmed Tevhid, "Ankara'da Ahiler Hükümeti", sh. 1200-1204; Çağatay, Neşet, Bir Türk Kurumu Olan Ahilik, Ankara 1974, sh. 56-90; Wittek, Paul, The Rise of the Ottoman Empire, London 1938; Bayram, Mikail, "Anadolu Selçukluları Devrinde Anadolu Bacıları (Baciyan-ı Rum) Örgütünün Kurucusu Fatma Bacı Kimdir? ", Belleten c. XLV-2, sayı 180(1981), sh. 457-472; Taeschner, Franz, "İslâmda Fütüvvet Teşkilâtının Doğuşu Meselesi ve Tarihî Ana Çizgileri", Çev. Semahat Yüksel, Belleten, c. XXVII, sayı 142(1972), sh. 203-236; Çağatay, Neşet, "Anadolu Türklerinin Ekonomik Yaşamları Üzerine Gözlemler (Bu alanda ahiliğin etkileri)", Belleten, c. LII, sayı 203(1988), sh. 485-500. Bu dönemdeki maneviyât erenleri için bkz. Süleymaniye Kütp. Esad Efendi, nr. 2362, vrk.86/b-91/b. ,.. ile göndermesi ile artık yakın bir yerde Yenişehi bu fetihlerde kendisine ' hir'i; oğlu Orhan Bey'e ve Turgut Alp'e İnegöl'ü yılında İlhanlı Hükümdaı Osmanlı Devleti tamamen Bey'in Müslüman olması/ yılından itibaren çevrede / Bey'e devretti. 1324 yılı eden Osman Bey, vasiyeti 2.5 yıl sonra 1326 yılında £ Babasından 4800 km Bey'in Orhan ve Alâ'addin c Bey, Hamîd Bey, Pazarlı Be]

zamanında Osmanoğullarınıı Akyazı ve Hendek, Kütahy ilçelerini kapsıyordu, Osman Bey zamanında^ yarar vardır: Âlimlerden en I bin Ebî Kasım Karahisâ'-'Paşa, Şeyh Ulvân Çelet 8. Osmanlı Devleti1 Dündar'ı öldürme çıklar mısınız? Evvela bu olayın, ı bul edilmeyen bir göri geldiğinde, Amca Dün. Ayrıca Dimitri Kanteır vefat ettiğini belirtme Kemal gibi olayı nakle râviler eder ki...' # Şayet çok zayıf i halinde, t; Osman Bey ( tesirler gösterî dan ve nihayet İbft-ll ' İbn-l Kemal, Tev Âlî, Künhü'l-Ahbâr, d 24; Mehmed Zeki,' Tarihi, c. 1, sh. 1 "Osman I", İA; E "4 BİLİNMEYEN OSMANLI 37 ile göndermesi ile artık Osman Bey müstakil bir uc beyi olmuştu. 1301 yılında Bursa'ya yakın bir yerde Yenişehir'i kurdu ve saltanat merkezini buraya nakletti. Bu arada bütün bu fetihlerde kendisine yardım edenleri de unutmadı ve kardeşi Gündüz Bey'e Eskişehir'i; oğlu Orhan Bey'e Sultânönü'nü; Hasan Alp'a Yarhisâr'ı; Şeyh Edebalı'ya Bilecik'i ve Turgut Alp'e İnegöl'ü verdi ve Edebalı'nın torunu Alâ'addin'i yanında götürdü. 1308 yılında İlhanlı Hükümdarı Ahmed Gazan tarafından Selçuklu Devletine son verilince Osmanlı Devleti tamamen müstakil hale geldi. 1313'de Harmankaya Hâkimi Köse Mihal Bey'in Müslüman olmasıyla Mekece, Akhisar ve Gölpazarı Osmanlının eline geçti. 1320 yılından itibaren çevrede fazla görünmeyen Osman Bey, 1324 yılında beyliği oğlu Orhan Bey'e devretti. 1324 yılı Şubat ayında Bursa'nın fethini görmeden 67 yaşında vefat eden Osman Bey, vasiyeti üzerine, geçici olarak gömülü bulunduğu Söğüd'den alınarak 2.5 yıl sonra 1326 yılında Bursa'daki Gümüş Künbed'e defn olunmuştur. Babasından 4800 km2 olarak aldığı toprakları 16.000 km2'ye çıkaran Osman Bey'in Orhan ve Alâ'addin dışındaki çocukları şunlardır: Fatma Hâtûn, Savcı Bey, Melik Bey, Hamîd Bey, Pazarlı Bey ve Çoban Bey. Bugünkü mülkî taksimata göre, Osman Bey zamanında Osmanoğullarının ülkesi, Bilecik, Eskişehir merkez, Sakarya'ya bağlı Geyve, Akyazı ve Hendek, Kütahya-Domaniç ve Bursa ilinin Mudanya, Yenişehir ve İnegöl ilçelerini kapsıyordu. Osman Bey zamanındaki büyük âlimler ve şeyhlerden bazılarını da hatırlatmakta yarar vardır: Âlimlerden en önemlileri Mevlânâ Şeyh Edebalı, Dursun Fakîh ve Hattâb bin Ebî Kasım Karahisârî'dir. Maneviyât reislerinden ise, Şeyh Muhlis Baba, Şeyh Âşık Paşa, Şeyh Ulvân Çelebi, Şeyh Hasan Çelebi ve Baba İlyas mutlaka zikredilmelidir7. 8. Osmanlı Devleti'nde ilk kardeş katli olayının Osman Bey'in amcası Dündar'ı öldürmesiyle başladığı söylenmektedir. Özellikle bu olayı a-çıklar mısınız? Evvela bu olayın, Osmanlı tarihçileri tarafından meydana geldiği dahi ittifakla kabul, edilmeyen bir görüş olduğunu ifade etmek istiyoruz. Zira idam hadisesi meydana geldiğinde, Amca Dündar Bey, 100 yaşına yaklaşmak üzereydi diyen tarihçiler vardır. Ayrıca Dimitri Kantemir gibi bazı tarihçiler, Amca Dündar Bey'in Söğüd'e gelmeden vefat ettiğini belirtmektedirler. Demek ki, böyle bir olayın vukuu dahi şüphelidir. İbn-i Kemal gibi olayı nakleden tarihçiler, bu olaya olmuş gibi bakmamışlar ve sadece 'bazı râviler eder ki...' diyerek bir dedikoduya dikkat çekmişlerdir. Şayet çok zayıf bir ihtimal ile de olsa, bu olayın meydana geldiğini kabul etmemiz halinde, tarihçilerin nakline göre bu zayıf rivayet şöyledir: Osman Bey devrinde, amcası Dündar Bey, aralarındaki saltanat kavgasının menfî tesirler göstermesinden, Dündar Bey'in Osman Bey aleyhinde faaliyetlerde bulunmasından ve nihayet İbn-i Kemal'in zayıf bir rivayeti naklederken verdiği bilgilere göre, Bile7 İbn-i Kemal, Tevârih-i Âl-i Osman, I. Defter, sh. 70 vd.; 196-201; Lütfi Paşa, Tevârîh-i Âl-i Osman, sh. 17 vd.; Âlî, Künhü'l-Ahbâr, Ahmed Uğur neşri, sh. 4167; Mecdî Mehmed Efendi, Hadâik'uş-Şakâık, İstanbul 1989, sh. 20-24; Mehmed Zeki, "Köse Mlhal ve Mihal Gâzî aynı adam mıdır", TTEM, nr. 11(88), sh. 327-335; Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, c. 1, sh. 102-116; Öztuna, Devletler ve Hanedanlar

I-V, Ankara 1996, c. II, 101-102; Gökbilgin, M. Tayyib, "Osman I", İA; Elizabeth A. Zachariadou, Osmanlı Beyliği, 1300-1389, İstanbul 1997. 38 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI cik tekfurunun yakalanmasına fiilen engel olduğundan dolayı, bâği add edilerek idam edilmiştir. Burada had suçu söz konusudur. Zira devlete isyan mevzubahistir. 1289 veya 1302 yılında meydana geldiği bazı tarihçiler tarafından zayıf bir rivayet olarak nakledilen bu olayda, Dündar Bey'in Bilecik ve Yarhisar Tekfurlarının, Osman Beyi öldürmek üzere tertip ettikleri plandan ve hileden haberdar olduğu ve Osman Bey'in karşı planla olayı bastırdıkdan sonra amcasını öldürdüğü nakl olunmaktadır. Düzmece Mustafa olayı sebebiyle bir Yunan tarihçisinin kaleme aldığı şu satırlar, Osmanlı Hânedânındaki erkek evlâtların ne kadar merhametsiz bir şekilde, Bizans ve benzeri düşmanlar tarafından Osmanlı Devleti'ne karşı kullanıldıklarını açıkça göstermektedir: "Akıllı Romalıların, giriştikleri bu işleri daha evvel Timur'un Bâyezid'le harb ettiği, onu yakaladığı ve ordusunu imha ederek onu mağlup ettiği zaman yapmaları zarureti vardı. Şimdi değil; zira Türkler toparlandılar. Orada o kadar akıllı ve cesur Roma İmparatorları gelip geçtiler ki, ne diyeyim?". Yani Yunanlı tarihçi, neden Roma İmparatorlarının Düzmece Mustafa olayı gibi diğer Osmanlı çocuklarını da Osmanlı Devleti'nin aleyhine kullanamadılar diyerek, geçmiş İmparatorlar adına bir nevi hayıflanmaktadır. Konunun asıl ayrıntılı izahını ise, Fâtih devri soruları içinde bulunan Kardeş Katli ile alakalı soruların cevabında yapacağız. Netice olarak, Dündar Bey olayının meydana gelmediği kanaatindeyiz. Şayet gelmiş olsa dahi, eğer anlatılan olaylar doğru ise, zaten had cezası olarak idam cezasının verildiğini söylemek mümkündür8. 9. Osmanlı Devleti'nin manevî kurucularından olan ve kızını Osman Bey ile evlendiren Şeyh Edebalı kimdir? Kaynaklarda Ede Şeyh diye de geçen bu maneviyât eri, Karaman'da dünyaya gelmiştir. Asıl adının İmâdüddin Mustafa bin İbrahim bin İnac el-Kırşehrî olduğu bazı kaynaklarda yer almaktadır. Hanefi hukukçusu Necmeddin Ez-Zâhidî'den fıkıh ilmini öğrenen Edebalı, sonradan Şam'a giderek oradaki âlimlerden İslâmî ilimler dersini tamamladı. Şam'dan döndükten sonra kendisini tasavvufa veren Şeyh Edebalı, Bilecik'te bir zaviye kurdu ve halkı irşada başladı. İşte bu sırada âlimleri ve maneviyât erlerini çok seven Osman Bey ile tanıştı ve o-na dinî ve idarî konularda danışmanlık yaptı. Bir seferinde Osman Bey, Şeyh Edebalı'nın zaviyesinde misafir kaldığında, herkesin dilden dile naklettiği ve bazı tarihçilerin de Ertuğrul Gâzî'ye isnad ettiği meşhur rüyasını görmüştür. Bu rüyaya göre, Şeyhin koynundan çıkan bir ay Osman Gâzî'nin koynuna girer; aynı anda göbeğinde bir ağaç biter ve gölgesi bütün dünyaya yayılır; ağacın altından dağlar yükselir ve dağlardan da ırmaklar akmaya başlar. Bu rüyasını Şeyh Edebalı'ya anlatan Osman Gâzî'ye Şeyh'in cevabı aynen şöyledir: "Hak Te'âlâ sana ve nesline padişahlık verecek. Mübarek olsun. Kızım da senin helâlin olacak". Daha önce belirttiğimiz gibi, bazı kaynaklara göre, Şeyh Edebalı'nın Osman Gâzî ile evlendirdiği kızının a öğrendiğimize göre, Şey Sultân Orhan'ın annesi, kızı Bâlâ Hâtun'un oğlu is Şeyh Edebalı, Vefa) reislerindendir. Vefâilik is ile hiç bir ilgisi yoktur. B« (ıştır. Osmanlı Devleti'nin Fakih, Şeyh'in taleb<- J:-de bu zatın talebEdebalı'nın Bektaşilif Şeyh Edebalı. diğimize göre, son i Edebalı'ya Kozağa burayı vakfetmiştir^ Gâzî'nin hanımı ile I büyüklerinden MollJ yakınları defn olunmff 10. Sultân Orh zamanında hem de ¦ misiniz? Orhan Bey,: ğimiz gibi, annesi I Abdülaziz Bey'in Şücâ'uddin gibi E 36 veya 43 yafl olan Orhan Bey, 1 Hacı Kemâlüddlnı gelen Molla Tâceddfnf Bilecik sonra da I meşveret etme Devleti, Orhan i Orhan Bey, gibi kahramanlar»! 8 Neşri, Kitâb-ı Cihânnümâ, c. I, sh. 95, İbn-i Kemal, Tevârih-i Âl-i Osman, I. Defter, sh. 130-131; Hayrullah E-fendi, Devlet-i Aliyye-i Osmaniyye Efendi, İstanbul 1864, c. II, sh. 33 vd.; Akman, Mehmed, Osmanlı Devleti'nde Kardeş

Katli, İstanbul 1998, sh. 43-46. ....... ...... .... : * BA, MüMmmtt Âşıkpaşa-zMe, T Defter, (neşr. ! Tevârih-i Âl-l Osm», 4 sh 107108. BİLİNMEYEN OSMANLI 39 ile evlendirdiği kızının adı, Mal Hâtun'dur. Ancak Sultân Orhan'a ait bir vakfiyeden öğrendiğimize göre, Şeyh Edebalı'nın kızının adı Rabî'a Bâlâ Hâtun'dur. Dolayısıyla Sultân Orhan'ın annesi, bir Selçuklu veziri olan Ömer Bey'in kızıdır. Şeyh Edebalı'nın kızı Bâlâ Hâtun'un oğlu ise Şehzade Alâ'addin'dir. Şeyh Edebalı, Vefâiyye tarikatına mensuptur ve aynı zamanda Anadolu Ahilerinin reislerindendir. Vefâilik ise, Şâzelî Tarikatının bir koludur. Bektaşi veya Haydarî tarikatı ile hiç bir ilgisi yoktur. Bektaşi menkıbelerine dayanarak böyle bir irtibat kurmak yanlıştır. Osmanlı Devleti'nin ilk kadı ve müftüsüdür demek daha doğrudur. Zira Dursun Fakih, Şeyh'in talebesidir ve Osmanlı Devleti'nin ikinci kadısıdır. Çandarlı Kara Halil'in de bu zatın talebeleri arasında bulunduğu söylenmektedir. Netice olarak, Şeyh Edebalı'nın Bektaşilik veya Alevîlikle ilgisi yoktur. Şeyh Edebalı 1326 veya 1327 yılında Bilecik'te vefat etmiştir. Belgelerden öğrendiğimize göre, son zamanlarında kızı ve torunu Alâ'addin Bey ile Bilecik'te oturan Şeyh Edebalı'ya Kozağaç Köyünün vergi gelirleri tahsis edilmiş ve kızı Rabî'a Bâlâ Hâtûn da burayı vakfetmiştir. Bilecik'te Şeyh Edebalı Zaviyesinde türbesi olup burada Osman Gâzî'nin hanımı ile birlikte Edebalı'nın hanımı, Şeyh Edebalı, Dursun Fakih, zamanının büyüklerinden Molla Hattab-ı Karahisarî, Şeyh Muhlis Baba ve Şeyh Edebalı'nın bazı yakınları defn olunmuşlardır9. II-ORHAN BEY ZAMANI 10. Sultân Orhan'ı kısaca anlatır mısınız? Çocukları, hanımları ve onun zamanında Osmanlı Devleti'nin genişleme boyutları, hem toprak ve hem de devlet teşkilâtı açısından durumu hakkında kısa bilgiler verir misiniz? Orhan Bey, 1281 (veya 1288) de Söğüt'te dünyaya geldi. Daha önce de ifade ettiğimiz gibi, annesi Mal Hâtûn Osman Bey'in ilk hanımı ve Selçuklu Vezirlerinden Ömer Abdülaziz Bey'in kızıdır. Osmanlı padişahlarından Sultân, Hân, Seyfüddin ve Şücâ'uddin gibi unvanları ilk olarak hakkıyla elde eden ve kullanan zattır. 1324 yılında 36 veya 43 yaşında babasının yerine Osmanlı Beyliğinin uc beyi oldu. Askerî bir deha olan Orhan Bey, kısa zamanda şöhretini dünyaya duyurmasını, ilmiyeden gelen vezir Hacı Kemâlüddin oğlu Alâ'addin Paşa, kardeşi ve veziri Alâ'addin Paşa, yine ilmiyeden gelen Molla Tâceddin Kürdî ve Vezir Hayreddin Paşa, vezir Lala Şahin Paşa ve de önce Bilecik sonra da Bursa Kadılığına getirilen Çandarlı Kara Halil gibi devlet adamları ile meşveret etmesine ve onların tecrübelerinden yararlanmasına borçludur. Osmanlı Devleti, Orhan Bey zamanında kurulmuştur. Orhan Bey, Köse Mihal, Turgut Alp, Şeyh Mahmûd, Gâzî Mihal Bey ve Ahi Hasan gibi kahramanların gayretiyle, senelerdir çevreden kuşattığı Bursa'yı 6 Nisan 1326 9 BA, Mühimme Defteri, nr. XXXI, sh. 217; TK, Defter-i Evkaf-ı Hüdâvendlgâr, nr. 585, vrk. 282/b-283/a; Âşıkpaşa-zâde, Tarih, sh. 6, 18, 20, 42, 99; Taşköprüzâde, Eş-Şekâık, sh. 4-5; İbn-i Kemal, Tevârih-i Âl-i Osman, I. Defter, (neşr. Şerafettin Turan), sh. 68-75, 92-95; Hüseyin Hüsâmeddin, Amasya Tarihi, II, 428; Lütfi Paşa, Tevârih-i Âl-i Osman, sh. 20-21, Şahin, Kâmil, "Edebalı", TDVİA, c. X, sh. 393-394; Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, c. I, sh 107-108. ¦ ¦¦ ¦ * 40 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI tarihinde fethetmiş ve Bey Sancağı adıyla oğlu Murad'a vermiştir. Artık Osmanlının merkezi Yenişehir değil Bursa'dır. Bu hadiseden sonra, 1327 senesinde Bursa Kadısı Cendereli (Çandarlı) Kara Halil ve vezir Alâ'addin'in tavsiyeleri ile saltanatın en önemli alâmeti olan ilk Osmanlı akçesini (son zamanlarda Osman

Bey'e ait bir sikke de bulunduğundan bu görüş nakz olunmuştur) yani sikkesini bastırmıştır. İlk darbhane de Bursa'da kurulmuştur. Osmanlı sınırlarının Karadeniz ve İstanbul Boğazına doğru ilerlediğini gören Bizanslılar, Darıca ile Eskihisar arasında bir yer olan Pelekanon'da Osmanlı ordularıyla karşılaşmışlar ve Osmanlılar İmparatoru yaraladıkları gibi, 1329 veya nihâî olarak 1331'de İznik'i fethetmişlerdir. İznik, Bizans açısından kudsî bir değere haizdi ve bunun farkında olan Orhan Bey, buradaki Ayasofya isimli Kiliseyi camiye çevirdi ve burada Osmanlı Devleti'nin ilk Üniversitesini kurarak başına da büyük âlim Kayserili Molla Davud'u tayin etti. İznik'i kurtarmak için hücuma geçen Bizans İmparatorunu, kaçmaya mahkum eden Orhan Bey, böylece 1335'e doğru bütün İslâm âleminde ve Avrupa'da Sultân unvanıyla anılmaya başlandı; sonra da sulh yolunu tercih etti. Bu arada Bizans İmparatorunun kızı Prenses Theodora ile evlendi. Bizans ile sulh yapan Sultân Orhan, bu sefer Anadolu fetihlerine yöneldi ve 1345'e doğru ilk olarak bir Anadolu Beyliğini yani Balıkesir merkezli Karesi Beyliğini Osmanlı Devleti'ne ilhak etti ve Anadolu'da 1354 yılında Ankara'ya kadar ilerledi ve orayı fethetti. Güneyde Çandarlı Körfezine dayanan Osmanlılar, Marmara Denizinin güneyindeki son toprakları da Bizans'ın elinden aldı; Üsküdar Osmanlı Devleti'nin eline geçti. Candaroğullarma bağlı Uluğ Beyoğulları Beyliği de Osmanlı Devleti'ne katıldı. Kayınpederi olan Bizans İmparatoru'nun kendisine saldıran Slavlar ve Bulgarlara karşı Orhan Bey'den yardım istemesi üzerine Osmanlı ordusu, evvela 3 Şubat 1347 yılında İstanbul'a girdi. Sonra döndü. Paşa'nın yardım ordusunun öncüsü Gâzî Umur Bey'dir. 1347'de Süleyman Paşa, İmroz'a çıkartma yapmak istedi, ancak püskürtüldü. 1349 yılında yardım için Rumeli'ye geçti, Selanik'e kadar geldi ve şehri Slavlardan kurtararak geri döndü. 1353 tarihinde, bu yardıma minnettar olan İmparator, Gelibolu yarım adasında, Çanakkale Boğazının Avrupa kıyısı üzerinde küçük Çimpe kalesini Avrupa'ya geçerken kolaylık olsun diye Süleyman Paşa'ya hediye etti. Daha önceki geçişlerden farklı olarak, artık Osmanlı Beyliği, Rumeli'nde hukuken ve fiilen var olmuşlardı. Türk tarihinin önemli olaylarından olan Rumeli'ye geçişin kahramanı Süleyman Paşa, Lüleburgaz ve Çorlu'yu da fethettikten sonra, 1357 yılında atının ayağının sürçmesi sonucunda düşerek vefat etti. Rumeli fetihlerini onun yerine Şehzade Murâd devam ettirdiyse de, bu acıya dayanamayan 81 yaşındaki Sultân Orhan, 1362 yılında Nisan ayının sonlarına doğru vefat etti. Orhan Bey, kaynaklardan öğrendiğimize göre hayatı boyunca 4 hanımla evlendi. Bunların aynı zamanda hanımları olduğu düşünülmemelidir. Bu hanımları ve bunlardan doğan çocukları sırasıyla şunlardır: 1) Nilüfer Hâtûn (Holofira): Yarhisar Tekfu'runun kızıdır; Müslüman olup Nilüfer adını almıştır. Süleyman Paşa, I. Murad ve Şehzade Kasım'ın annesidir. 2) Asporça Hâtûn: Bizans İmparatoru'nun kızıdır; Şehzade İbrahim ve Fatma Sultân'ın annesidir. Müslüman olmuştur. 3) Theodora Hâtûn: Müslüman olmadığı ve evliliğin kısa sürdüğü anlaşılıyor. Şehzade Halil'in annesidir. 4) Eftandise Hâtûn: Mahmûd Alp'in kızıdır. Sultân Orhan zama nik'deki ilk yüksek tahs halefi olan ve yaya ile Hoca, Osmanlı Devleti'n Kayseri ve maneviyât re Ahi Evran ve Musa Abdal 11. Sultân Orhan, m bul edilmektedir; re, imza attığı ilk Sultân Orhan'ın Devleti'nin bir > dan dolayıdır. Sult 1) Orhan Bey, lerinden olan akçe)* Kara Halil'in tavsly halifenin adı; tarafından bastırıldı} sikkenin bulunması,! 2) Osmanlı I Bey'in zamanında 1 Alâ'addin Paşa leyman Paşa da Alp, Kara Mürsel, \ 3) Sultân Ort dına yaya adını \ da müsellem ad tayinine girişti' Kara Halil'i tay 4) Osmanlı t se de, Osmanlı I Bey tesis etmlj ve itaatsizlik < teşkili, Çandarlı J eden Türkmenler* ğından, ra'iyyetlljl J tayinatlan ve t '" Neşri, KÖtH(] mal, Tevârlh-IÂI-lfl sh. 40-65; / Uzunçarşılı, C Tarihi, sh. 3 Tarih ve tik S III. AndronikosA BİLİNMEYEN OSMANLI 41

c. Son zamanlarda Osman Bey'e ait bir sikkenin bulunması. sh. Zira kaynaklara göre. 117-162. 195-196. 73-86. Daha sonra da I. Belleten. "Orhan Bey ile Bizans İmparatoru III. 198-208. Evrenos Gâzî ve Akça Koca bulunmaktadır. Konur Alp. Osmanlı Tarihi. Aksun. Böylece askerî tarih açısından dünyada ilk muvazzaf orduyu kuran. I. XIII. Hasan-ı Kayserî ve maneviyât reislerinden ise. Osmanlı Devleti'nin ilk Bursa Kadısı ve Kazaskeri Çandarlı Kara Halil. Hammer gibi bazı batılı tarihçiler itiraz etse de. Sultân Orhan'ın imza attığı ilkleri şöylece özetlememiz mümkündür: 1) Orhan Bey. Tevârih-i Âl-i Osman. Uzunçarşılı. Ayrıca Sultân Orhan'ın oğulları Alâ'addin Paşa ile Süleyman Paşa da vezirler arasında yer almaktadır. Osmanlı Devleti'nin bir devlet olarak bütün müesseseleriyle onun zamanında ortaya çıkmasından dolayıdır. Çandarlı Kara Halil tarafından tavsiye edildi.çünki Rumeiierinde akmcıiık eden Türkmenler ve daha önce ihdas olunan yaya ve müsellemlerle Âl-i Osman'ın ayakta durması zorlaştığından. 4065. sayı 50(1949). Mırmıroğlu. c. 120 sene sonra 1447 tarihinde VII. 11. sonradan onun halefi olan ve yaya ile müsellemin teşkilinde fikir veren Alâ'addin Esved veya Kara Hoca. bin kadar da süvari yani atlı asker tertip ederek adlarına da müsellem adını verdi. sh. sh. IX. II. c. sh. "Orhan". I. Tevârîh-i Âl-i Osman. I. Osmanlı Tarihi. Defter. Ahi Evran ve Musa Abdal başta gelen simalardandır10. 42 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI landırılmasına ve hatta bazı tarihçilere göre. Belleten. Hacı İl Bey. sh. Bursa ve İznik'i fethettikten sonra bağımsızlığın en önemli alâmetlerinden olan akçeyi yani gümüş sikkeyi. Andronikos Arasındaki Pelekano Muharebesi". Şarl'ın FrankArşır adıyla adlandırdığı muvazzaf asker takip etmektedir. Kantemir. . ra'iyyetliği kabul eden Hıristiyanların dinç ve gençlerinden birkaç yılda bir bin nefer kadar alınıp tayinatian ve ulufeleri verilmesi kararlaştırıldı". Tevârih-i Âl-i Osman. ". sayı 34(1945). II. Osmanlı Devleti'ndeki ilk muvazzaf asker olan yeniçeri teşkilâtını da Orhan Bey tesis etmiştir. . sh. c. Neticede. İznik'deki ilk yüksek tahsil müessesesinin müderrisi Davud-ı Kayserî. c. . c. I. 1327 yılında Bursa'da Bursa Kadısı Çandarlı Kara Halil'in tavsiyeleriyle bastırdı. 207-211. sh. 27-31. Hıristiyan esirlerden devşirilmiş muvazzaf bir ordu teşkili. 309-321. 147-191. Defter.. sh. 3) Sultân Orhan ilk defa bin kadar Türk gencinden daimî bir ordu teşkil ederek a-dına yaya adını verdiği gibi. sh. yeniçeri adıyla adlandırılması yoluna gidildi. Gökbilgin. neden Osmanlı Devleti'nin gerçek kurucusu olarak kabul edilmektedir? Başta ilk Osmanlı akçesinin bastırılması olmak üzere. Âlî. . Künh'ül-Ahbâr.Sultân Orhan zamanındaki büyük ilim adamları ve maneviyât reisleri arasında. Kara Mürsel. Ankara 1991. Sultân Orhan. sh. İsmail Hakkı. İbn-i Kemal. 36-50. M. Önemli beyler arasında ise. "Gâzî Orhan Bey'in Hükümdar Olduğu Tarih ve İlk Sikkesi". 67-108. 2) Osmanlı Devleti'nin en yüksek idarî. Lütfi Paşa. Tayyib. İbn-i Kemal. sh. Kitâb-ı Cihânnümâ. Bu sikkenin bir tarafında kelime-i şahadet ve dört halifenin adı.. Şerafettin Turan). 103-105. diğer tarafında ise 727 hicrî tarihi ve Kayı Boyu işareti ile Bursa'da kimin tarafından bastırıldığına dair bilgi bulunmaktadır. Seyyid Ahmed-i Kebîr-i Rufâ'î. İlk vezîr olarak Hacı Kemâlüddin oğlu Alâ'addin Paşa tayin edilmiştir. VL. V. Karaca Ahmed. bu ilki ortadan kaldırmaktadır. İA. yaya ve müsellemlerin suiistimale başlamaları ve itaatsizlik göstermeleri üzerine.. Uzunçarşılı. 1326 yılında yeniçeri teşkilâtını tesis eden Osmanlı Devleti olmuştur. 4) Osmanlı tarihçilerinin beyanına göre. adlî ve siyasî makamı olan Divan da Orhan Bey'in zamanında temellendirilmeye başlanmıştır. Devletler ve Hanedanlar. imza attığı ilklerden bazıları nelerdir? Sultân Orhan'ın Osmanlı Devleti'nin gerçek kurucusu kabul edilmesi. (neşr. Ahmed Uğur neşri. Öztuna. Murad devrinde esas teşkilât10 Neşri. c. Bu arada Alâ'addin Esved adlı âlime danışarak bir ordu kadısı tayinine girişti ve Osmanlı Devleti'nin ilk kazaskeri olarak da Bursa Kadısı Çandarlı Kara Halil'i tayin etti. Dünya askerî tarihinde bunu.

Murâd Hüdâvendigâr ve Gazi Murâd Hüdâvendigâr adlarıyla anılan Sultân Murâd. 1375'de Hamidoğulları sembolik bir bedelle topraklarının yarısını Osmanlıya terk etti ve böylece Germiyanoğlu ile Karamanoğlu arasına Osmanlı girmiş oldu.... (ki tarihî belgeler bunu doğrulamaktadır. c.000 kişilik haçlı ordusu 10. c. c..SULTÂN MURÂD HÜDÂVENDİGÂR DEVRİ 12.. 40-44. Tarih-i Askerî-i Osmanî.1 kadar sürecek < Miloş Oblllç adlı) larak şehid edildi j haz/resine gömü Osmanlı'nın eline i bede bizzat bulu 500. -. hüccet.! oğullarını dağıtıp) Osmanlı'nın bozguna uğrattı Bulgari İle Ulahı Kosova'da 20 H« ordusu. t tında büyükf hur SaruaJ zikn Asrındakfî kadılarınd . I.. "Gâzî Orhan Bey'in Hükümdar Olduğu Tarih ve İlk Sikkesi". Uzunçarşılı.... Murâd'ı.. Orhan Bey zamanında İznik'te açılmıştır. İki büyük Hıristiyan Konsül'ünün toplandığı İznik fethedilince. Urbanus'un tahrikiyle Osmanlı Devleti ilk haçlı seferine maruz kaldı. c. vakfiye.. 1362 Temmuz'unda Edirne'yi zabtetti ve kendisine yeni başşehir yaptı. Hüdâvendigâr.000 km!'lfk t Batılı tarih ğer din mensuı hasebiyle dost < zirvedeydi. Sultân I. I. 724 Rebîülevvel-1324 Mart. 1. İsmail Hakkı... hükümdar demektir ve sonradan o zaman Osmanlı Devleti'nin başşehri olan ve kendisinin de valilik yaptığı Bursa'ya da Hüdâvendigâr Sancağı adı verildi. Osmanlı Devleti'nin Avrupa topraklarında bu ilerleyişi Hıristiyanları korkuttu ve Papa V. Türkçe'nin ilk resmî dil olarak kabulü de Orhan Bey zamanında olmuştur. Osmanlı açısından farklı bir yöne çekilmektedir".5) Osmanlı eğitim tarihinde ilk yüksek eğitim müessesesi de... 36-50. sh. . Her ne kadar. Ayasofya Kilisesi Camiye çevrilmiş. 277-288... çocuklarını. 27-31. Ancak 60.. Aksun. sayı 17-18 (1941).. Ahmed Cevâd. 7-8. Uzunçarşılı..000 kişilik Hacı İlbeğ komutasındaki Osmanlı ordusunun yaptığı bir baskın sonucunda sındı ve tarihe Sırpsındığı zaferi olarak geçti (1363). Her ı asıl yeniçeri ve i ilk kuşatan Osı Murâd Hû ehliyetli devleti tân Murâd zarr zikretmek gen Maliye te. 207-211. „. elimizde Sultân Orhan devrine ait Türkçe i'lâm. bir Manastır da medreseye çevrilerek müderrisliğine de Fakîh Davud-ı Kayseri tayin olunmuştur. Zira Orhan Bey zamanından itibaren ilk defa. Osmanlı Tarihi.. . Bunu Balkanların önemli bir merkezi olan Filibe'nin fethi takip etti (1363). Belleten. 6) Bazı kaynaklara göre.. Tevârîh-i Âl-i Osman. sh. . "Gâzî Orhan Bey vakfiyesi. Acemioğlanlan 1 Vezir o!du ve i arasında ise.. . İsmail Hakkı. . Uzunçarşılı. Murâd..„. Lütfi Paşa. 1383'de Candaroğulları Hamidoğullarının arkasından Osmanlı'yı metbû' tanıyınca.. Karaman oğulları rahatsız olmaya başladı ve 1386'da Osmanlı Karamanoğulları ihtilafı başladı. sh. tapu kayıtları ve benzeri Türkçe yazılı belgeler az da olsa mevcuttur) Karamanoğlu Mehmed Bey'in ilk resmî olarak Türkçe'yi kullandığına dair izah tarzı. sh. İstanbul 1297.. Künh'ül-Ahbâr. bir devletin yürütmeye ve yargıya ait yazılı belgeleri Türkçe yazılmaya başlanmıştır. sh. Dolayısıyla bu görüş doğru kabul edildiği takdirde. hanımlarını ve zamanında Osmanlı Devleti'nin genişleme alanlarını kısaca açıklar mısınız? Osmanlı tarihinde I. . Bunu Sırbistan'ın bir kısmı ile Bulgaristan'ın Osmanlı'ya ilhakı takip etti ve 1365 yılında da Dubrovnik (Raguza) ile ilk milletlerarası andlaşma imzalandı..". V. Osmanlı Tarihi. Seferlerine Ankara'nın yeniden fethiyle başlayan Sultân Murâd. Kitab-ı Evvel.. 124-128. 1326 (726 H) yılında dünyaya geldi ve 1362 Mart ayında 35-36 yaşlarında iken Osmanlı Padişahı olarak tahta geçti. III. 11 Âlî. sh. V. sh.

Bunların başında. 4-1 Yıldırım f Bey. sh. Ancak bu güzellikler arasında. I. 3. Batılı tarihçilerin de itirafıyla. sh. bir görüşe göre Sultân Murâd zamanında ihdas edilen kazaskerliğe ilk defa getirilen Çandarlı Halil Efendi'yi zikretmek gerekiyor. 173-188. Müstecap Subaşı ve Hacı İlbeğ'i zikretmek gerekmektedir. Osmanlı Tarih!. Künh'ül-Ahbâr. fethettiği topraklarda Ortodokslara. Sırpı ile Bulgari ile Ulahı ile. 108-131. 5Yahşi Bey. 31 vd. t llfcıınçuıO |l73-188. ÇOCUKLARI: 1-Yıldırım Bâyezid. 5. c. 1387).6. 37 muharebede bizzat bulunan Sultân Murâd. Bursa kadılarından ve Kâdîzade-i Rumî'nin babası Mahmûd Bedreddin ve de Azerbaycan Kadısı unvanıyla meşhur Mevlânâ Burhânüddin'i zikretmek gerekmektedir. c. Osmanlı ordusu.Gülçiçek Hâtûn. 7. 2Marya Thamara Hâtûn. "Osmanlı tarihinin İlk Devirlerine Ait Bazı Yanlışlıkların Tashihi".Halil Bey. Ahmed Uğur neşri. Uzunçarşılı. Kızıl Murad bey'in kızı. 9. Her ne kadar yeniçeri teşkilâtı babası zamanında kurulmaya başlansa da. 12 Lütfi Paşa.Nefise Melek Sultân Hâtûn'2. sayı 81-84 (1957). XXI. Miloş Obiliç adlı yaralı bir Sırp askeri tarafından Murâd Hüdâvendigâr hançerle vurularak şehid edildi (20.sı unvanı ZE Marya' kızı. Bulgaristan tamamen Osmanlı'nın eline geçerken Sırbistan'ın da önemli bir kısmı feth edilmişti. Uluçay.Sultân Hâtûn. Diğer devlet adamları arasında ise. Bu vazifeye gelir gelmez. c. Yıldırım Bâyezid'in ve Yahşi Bey'in Annesi. Tevârîh-i Âl-i Osman. 7"IMIft [»i. sh. İne Beğ. I. Aksun. Alî. 6. Osmanlı Devleti Balkanlara hâkim olmuş. kahramanlıkları ile meşhur Saruca Paşa. 51-70.Özer Hâtûn.tl iffetti BİLİNMEYEN OSMANLI 43 Her ne kadar. sh. Karamanlı Kara Rüstem'in de yardımıyla Maliye teşkilâtı tanzim edildi ve Sultân Orhan zamanında başlatılan Yeniçeri ve Acemioğlanları Teşkilatını bütün ayrıntılarıyla kurmaya muvaffak oldu. V. sh. Katoliklere ve diğer din mensuplarına kendi dindaşlarından daha iyi davrandı. 6577. 4. I. Sultân Murad'ın oğlu Şehzade Bâyezid kahramanca savaşarak Karaman oğullarını dağıtıp Yıldırım unvanını aldıysa da. 1372 yılında da Vezir oldu ve artık Halil Hayreddin Paşa diye anılmaya başlandı. Devlet teşkilâtçılığında da zirvedeydi.Bulgar Beyinin kızı. Verdiği sözde durması hasebiyle dost düşman herkes tarafından sevilir hale geldi. Kosova Zaferi diye tarihe geçen zaferle haçlı ordularını yendi ve 500 yıl kadar sürecek olan Balkan Hakimiyetini başlatmış oldu. 3. bunu fırsat bilen Sırp Kralı Balkanlarda Osmanlı'nın üzerine yürüdü ve hatta Timurtaş Paşa komutasındaki Osmanlı ordusunu bozguna uğrattı (Ploşnik Olayı. Asrındaki âlimlerden ise Aksaray'lı Cemâlüddin Muhammed bin Muhammed. 162-186.Savcı Bey.Candar Oğullarından bir beyin kızı.1389) ve Bursa'ya nakledilerek kendi adına yaptırılan Cami haziresine gömüldü. Paşa Yiğit. Murâd Hüdâvendigâr'ı muvaffak eden sebeplerin başında onunla birlikte çalışan ehliyetli devlet adamlarını zikretmek gerekiyor. asıl yeniçeri ve acemi oğlanları teşkilâtlarını kuran ve geliştiren kendisi oldu.İbrahim Bey.87-93. . İstanbul'u ilk kuşatan Osmanlı Padişahı da kendisiydi. I.000 km2'lik bir büyük devleti Osmanlı milletine miras bırakıyordu. ZEVCELERİ: 1. Bulgar Kralının kızı. 4. 27 yıl içinde babasından aldığı mirası 5 kat artırarak 500. Uzunçarşılı. sh. Bundan cesaret alan haçlı orduları. Çağatay. yeniçeri ve acemi oğlan teşkilâtında büyük payı bulunan Timurtaş Paşa ve Lala Şahin Paşa'yı. Belleten. 8. Evrenos Beğ. Alî.. 2-Ya'kub Çelebi. Osmanlı Tarihi. c. hep birlikte Osmanlı Devleti'nin aleyhinde ittifak ettiler ve Kosova'da 20 Haziran 1389 günü Osmanlı ordusu ile karşı karşıya geldiler.Paşa Melek Hâtûn. Halil Hayreddin Paşa'nın oğlu Ali Paşa'yı. Kantemlr.

3. Yeniçerilerin sahip oldukları iktisadî. Büyük Türkiye Tarihi.•. c. biraz sonraki izahlardan daha iyi anlaşılacaktır. Devletler ve Hanedanlar. 6-7. Murad Hüdâvendigâr. Zira devletin askerî ve mülkî erkânının çoğu da bu ocaktan yetişmedir. De. sh. Pençik Oğlanları ne demektir? Osmanlı Devleti. Baskı. bu beşte birlik hakkında. gerileme <fc okuy bir on. 14. acemi oğlanı veya devşirme oğlanı ifadeleriyle anlatılan ve halk ile Batılılar arasında Hıristiyan ailelerin çocuklarının zorla alınarak önce köle yapılması. Osmanlı Devletinin Yeniçeri Teşkilâtında görev almak. Devşirme sistemi nedir? Hıristiyan ailelerin çocukları zorla ve zulümle mi alınmıştır? Bugün Avrupalılar kadar memleketimizde de en çok merak edilen ve meselenin esası bilinmeden değişik yorumlar yapılan ve çarpıtılan konulardan biri de kapu kulları ve bunun kaynağını teşkil eden devşirme usulüdür. alınanlara: Toyca memur tarr yordu. da Acemi 0' sıyla yan İv nü ît?-"'' onlara bir n. Öztuna. bedel (fidye) karşılığı onları salıverebilir. . 284-305. Pen. 4) Hanefi mezhebinde tartışmalı olmakla birlikte.. Yeniçeri Teşkilâtıdır. B) Devşirme Usûlü ve Acemi Oğlanları..Padişahların Kadınları Ve Kızları. II. Acemi Ocaklarında kimleri ne hakla toplamıştır? Kanunla mı yoksa keyfî mi yapmıştır? I. Bu sebeple de Kapıkulu Ocakları denilen askerî teşkilâtın çekirdek kısmıdır. Bu tür anlayışın nasıl hatalı olduğu.. Osmanlı Devleti'nin merkezî ordusundaki vurucu güçtür. statüsüne . Kapı Kulu Ocakları ve bunların başında gelen Yeniçeri Teşkilâtı. sosyal ve idarî imtiyazlardan dolayı. Ki serimizde ııçıt. Ganimetin beşte biri ise. 15. Pençik oğlanları ne demektir ve nasıl devşirilir? Bunu biraz izah etmeliyiz. sonra da Osmanlı ordusunda görev verilmesi ve çocukların eliyle ana ve babalarının öldürülmesi şeklinde takdim edilen askerî müessese.. devletin yükselme devirlerinde. c. Bilindiği gibi. Kur'ân'ın emriyle devlete aittir. İslâm'a göre savaş esirleri ganimetlerden sayılmaktadır. Herkesin bildiği gibi. süper ç almak ¦:. I. bu meselenin izahını zaruri hale getirmektedirler. Osmanlı Devleti'nde Yeniçeri Ocaklarına asker temin eden iki önemli kaynak vardır: A) Pençik Oğlanları ve Acemi Ocakları. İslâm Hukukuna göre. İşte genel olarak Osmanlı hukukunda devletin bu beşte birlik Kur'ân'la sabit olan hakkına Farsça olarak penç-yek (1/5) ve halk dilindeki ifadesiyle pençik adı verilmiştir. î)şı cizye PNLI uuBİLİNMEYEN OSMANLI . Ankara 1992. 107-108. Bu sebeple özellikle devşirme usulünün hukukî ve tarihî gerekçelerini bilmek icab eder. Devlet. 3) Onlarla zimmîlik anlaşması yapabilir. 44 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEY?:. 2) Müslümanlara hizmet etmeleri için onları köle olarak kullandırabilir. büyük hukukçu Karamanlı Rüstem'in teklifi ve Çandariı r erkeklerdi kanun hai ¦ mistir. dünya . savaşlarda elde edilen esirler hakkında yapılacak muamele hususunda Müslüman devlet idaresi. Müslüman ve gayr-i müslim herkes için bir şereftir. Osmanlı Devletinde pençik oğlanı. en azından şu seçimlik haklara sahiptir: 1) Savaş hukukunun gereği ve İslâmiyeti yaymak gayesiyle gerekiyorsa devlet reisi onları öldürtebilir. Murad'dan Fâtih Sultân Mehmed zamanına kadar Yeniçeri Teşkilâtının ihtiyâcı olan gençleri temine yarayan pençik oğlanlarıdır. Devi1 D muvak' arttıır. kamu yararına uygun olarak istediği gibi tasarrufda bulunur. Şimdi bunları aşağıdaki soruların cevaplarından daha iyi öğrenelim. mala1 alaka:. Kapı kulları tabirini bahane ederek. bolu'da ve: lüman ve T. 13. Önemle ifade edelim ki. bütün devlet memurlarının Padişahın köleleri olduklarını ileri sürenler ise. İşte I.

Bosna yerlileri ve Ermenilerden. belli bir müddet sonra önemli mülkî ve askerî makamlara geldiklerinden dolayı. Pençik oğlanları adıyla toplanan bu savaş esiri gençler. II. Tevârîh-i Âl-i Osman. 46 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLlNMflîII • vesinde. Osmanlı Ordusunun temelini teşkil eden Yeniçeri Teşkilâtına girmek veya Saray'da önemli vazifeler yapmak üzere devşirmeye başlamıştır. Acemi ocağının temelini bu pençik oğlanları teşkil ediyordu. Diyârbekir Beylerbeyi ve sonradan da Mısır Beylerbeyi olan Hüsrev Paşa bu yükselenlere verilecek en bariz misâldir. 92/a-93/a. Âli. c. 311. 123-127. sadece gayr-i müslim Bulgar. 3) Bir diğer önemli sebeb de gayr-i müslimlerin askerlik edemeyişleri ve buna karşı cizye vergisi ödemeleri söz konusu olduğundan. Evvela Gelibolu'da ve sonra da İstanbul'da teşkil olunan Acemi Ocaklarına verilmeden evvel Müslüman ve Türk ailelerin yanına veriliyordu. İS. Arnavut. Bosnalı ve Ermenilerin Osmanlı Ordusunda görev alma arzuları gittikçe artış göstermiştir. sh. Osmanlı Kanunnâmeleri adlı eserimizde neşrettiğimiz Devşirme ve Pençik Kanunnâmelerini tetkik edebilirler13. hattâ muvakkaten gerilemesi sebebiyle yeniden esir elde edilememesi Acemi oğlan ihtiyacını arttırmıştır. gayr-i müslimler ve özellikle Osmanlı hayranı Bulgar. sh. Ahmed. belli bir kanun ve kaide çerçe13 Lütfi Paşa. Toyca denilen akıncı subaylarının ve akıncıların aldığı esirler. Kanunla düzenlenen bu mevzuyu merak edenler. İstanbul 1990-1996. pençikçi denilen bir memur tarafından toplanıyordu. Müslüman olup Türk terbiyesi aldıktan sonra da Acemi Ocaklarında askerî eğitim görüyorlardı. Bu şekilde devşirilen pençik oğlanlarının. Maalesef. ailelerden zulmen oğlan aldıkları çokça meydana gelen bir olay olmuştur. Devlet. İşte bütün bu sebeblere dayanan Osmanlı Devleti. asırlarca Osmanlı Devletinin vurucu gücünü teşkil eden Yeniçeri Ocağının çekirdeğini oluşturmuşlardır. pençikçiler. Nasihat'üs-Selâtîn. Hüsrev Paşa Kütüphanesi. Arnavut. Ancak duraklama ve gerileme dönemlerinde. askerliğe elverişli olmayanlardan da pençik resmi almış. her kırk haneden bir tane 14 ila 18 yaş arasında genci. nr. gayr-i müslim gençler ve ailelerin bunu arzuladıklarını açıkça görüyoruz. vrk. 34. Osmanlı Devleti. çok büyük zulümler yapıldığını Osmanlı Siyâsetnâmeleri'nden okuyoruz. Osmanlı Kanunnâmeleri ve Hukukî Tahlilleri I-IX. o günün tek süper gücü olan Osmanlı Devletinin en önemli ordusu olan Yeniçeri Teşkilâtında görev almak için Müslüman ve Hıristiyan her çevreden talepler gelmeye başlamıştır. 2) Ayrıca bugün Amerikan ordusunda asker olmak için can atan çok sayıda üçüncü dünya ülkesi vatandaşı insanların mevcut olduğu inkâr edilemediği gibi. Pençik Kanunnâmesi. Bunun Kanunnâmesini neşretmiş bulunuyoruz.Çandarlı Kara Halil Efendi'nin meşruiyetini izah etmesi üzerine. Usûl hakkında bilgi vermeden evvel şu bir kaç hususun bilinmesinin zaruret olduğu kanaatindeyiz: A) Yeniçeri teşkilâtına girmek veya Saraya girmek önemli bir şeref olmasından ve hatta bu yolla Yeniçeri olan yahut Saray'a girenler. bu usule yanlış telâffuzla pençik adı verilmiştir. hem rızâları dahilinde olmak ve hem de belli bir kaide dâhilinde yapılmak şartıyla. Mimar Sinan devşirme yoluyla Mimarbaşlılığa kadar yükselmiştir. Burada askerî eğitim gören ve dolayısıyla yarı hürriyetine de kavuşan bu gençler. bir nevi devletin köleleri statüsüne sahip oluyor. Hatta . hem de kendi rızalarıyla Müslüman olmalarını sağlamıştır. hem onlara bir nevi yarı hürriyetlerini kazandırmış. asker olarak alınanlara pençik oğlanı denmiştir. zulümle veya haksızlıkla alakası yoktur. ancak kendilerine köle muamelesi yapılmıyordu. Devşirme Usûlü nereden ve neden çıkmıştır? Çocuklar zorla mı annelerinden alınmıştır? Devşirmenin başlama sebeplerini şöylece özetlemek mümkündür: 1) Yıldırım Bâyezid'in Ankara mağlûbiyetinden sonra fetihlerin duraklaması. Bu usule devşirme adının verildiğini ve bunun Kanunnâmesinin hazırlandığını görüyoruz. esirleri köle yapmak veya Avrupalılar gibi satmak yerine. Akgündüz. Devşirme Kanunnâmesi. 128-134. harpte esir alınan erkeklerden beşte birini devlet hesabına ve asker ihtiyacını karşılamak üzere almayı kanun haline getirmiş ve bu tarihten sonra.

ısrarla bu kanun gereği çocuklarının toplanmasını kendileri arzu etmişlerdir. kazası. Belki 14-18 yaşları arasındaki delikanlılar alınmaktadır. yükselme dönemi içindir. Avrupalıların anlattığı tarzda. Sâmiha. Devşirmeye lüzum hâsıl olunca Yeniçeri Ağası Divana baş vurarak ihtiyaç miktarını bildirir ve devşirmeye gidecek olan Ocak Ağalarını seçerdi. Ailenin tek çocuğu alınmazdı. Bunlara Poturoğulları denmektedir. Uzun boylulardan ise vücudu mütenasip olanlar saray için devşirilirdi. Rus ve Rumlardan neden bizden de almıyorsunuz? şeklinde sitemli arzuları vardır. SOK da T: BİLİNMEYEN OSMANLI V7 memleketlerindeki Hıristiyan tebaadan devşirme alındı. İstanbul 1999. sh. Türk Târihinde Osmanlı Asırları. 16. papaz çocukları. Müslüman olduklarından dolayı kendi çocukları devşirilmeye tâbi tutulmadığından. rızâsı dairesinde kalmak şartıyla önce Müslüman Türk a-ilelerin yanına verilerek Müslümanlaştırmak ve Türkleştirmektir. hükümet merkezine sevk olunurdu. gerileme döneminde devşirmecile-rin türlü türlü zulümler yaptıkları. biri Devşirme memurunda. bu konuda da bazı suiistimaller olmuş olabilir14. Devşirme Ağası da denilen Devşirme memurunun eline ferman ile birlikte aynı şeyleri bildiren bir Yeniçeri Ağası mektubu verilirdi. Kanun mucibince çocukların en asilleri. Bu söylediklerimiz. mı-. Rus. küçük çocuklar ana ve babalarından zorla alınıyor değildir. yaşı. Bunun üzerine devşirilecek mıntıkalara emirler gönderilerek Sancakbeyi.' yar:: tayıden: Ağatest dan • ve e.Müslüman Boşnaklar. maalesef doğrudur. Ancak bunun zorla ve cebirle yapıldığına dair bir şikâyet söz konusu değildir. Alınacak olanların orta boylu olmasına dikkat edilirdi. biri Sürücü denilen görevlide bulunurdu. Devşirilen çocuklar. 14-18 yaş arasında olanlar tercih olunur ve evliler alınmazdı. Bulgaristan'dan. Arnavutluk. Yüzyılda ise umumi olarak bütün Osmanlı 4 Ayverdi. Yunanistan. Evvelâ. Belki devşirmeye tâbi olmayan Yahudi. XVII. Müslümanlardan sadece Boşnaklar devşirme kanununa tabi olmuşlardır. Devşirme usulü nasıldı? Acemi Oğlanları nasıl yetiştiriliyordu ve bu düzen nasıl bozuldu? İhtiyaca göre üç beş senede bir ve bazen daha uzun fasılalarla Hıristiyanlardan (Yahudilerden alınmazdı) 14-18 yaş arasındaki çocukların gürbüz ve sağlam olanları alınırdı. Çocukların devşirildiği yerden sevk masrafı ve Kızıl aba ile Sivri külah'dan ibaret elbise paraları için . 134-136. iki çocuğu olanın biri. Devşirmenin kadıların kontrolünde yapıldığı kesindir. baba ve anasının ve sipahinin isimleri. Devşirilen oğlanın köyü. bütün eşkâli ve Sürücü denilen sevk memurunun adı bir deftere yazılır. Israrlı arzuları üzerine. Yahudiler hiç alınmazdı. daha sonraları Sırbistan ve Bosna-Hersek'ten ve Macaristan'dan XV. Kadılar ve Topraklı süvarilerin yardımı temin olunur. kendi elleriyle ve hile yaparak ve hatta devşirme memuruna rüşvet vererek çocuğunu Acemi Oğlanı yapmaya çalışmışlardır. Devşirme memuru bu mıntıkaları bizzat gezerek evsafı haiz çocuklardan kırk evden bir oğlan hesabıyla devşirirdi. ayrıca Ocaktan bir Devşirme emini ile bir Devşirme memuru tâyin edilirdi. Çingene ve Acemlerden oğlan devşirmek katiyen yasak idi. C) Biraz sonra zikr edeceğimiz gibi. E) Bütün bunların yanında insan unsurunun girdiği hiç bir işte suiistimal olmaması mümkün görülmediğinden. sancağı. D) En önemlisi de devşirme yoluyla Acemi Ocağına çocuğunu veren gayr-i müslimler belli vergilerden mu'âf tutulduklarından. birkaç çocuğu olanın en güzeli ve sıhhatlisi seçilirdi. B) Bu devşirmeden kasıt. Fermanda. her mıntıkadan alınacak oğlan adedi kazalara göre tesbit edilmişti. bu defter iki nüsha olur. Yüzyılın sonlarından itibaren yavaş yavaş Anadolu'daki Hıristiyan tebaadan.

içlerinde sünnetli bulunup bulunmadığına bakılır. Trabzon Hıristiyanlarından da oğlan devşirilmezdi. Bu para ilk zamanlar yüz akçe kadarken XVII. Bunlardan sadrazam. Müsellem ise. oğlanlara şahadet getirtilip Müslüman edilirdi. d) Hanefi mezhebinde tartışmalı olmakla birlikte. kanunen bir oğlu olan zimmîden devşirme yapılamamasına rağmen. devşirme kanunlarının uygulamasında da ciddi manada aksaklıklar ve hatta zulümler yaşandığını maalesef 48 BİLİNMEYEN OSMANLI Siyâsetnâmelerden okuyoruz. Sonra Yeniçeri Ağası tarafından teftiş olunur. Bu iki kaynak suiistimal ile bozulunca Yeniçeri Teşkilâtı ve Devlet Teşkilâtı da bozulmuştu15. Buna Türk'e vermek denirdi. doğuştan sünnetli. paşa. c) Onlarla zimmîlik andlaşması yapabilir.beher oğlan başına Hil'at-baha veya Kul akçesi adıyla bir miktar para alınırdı. benzeri özelliklere sahip muvazzaf süvarilere denmekteydi. Osmanlı Devleti'nin ikinci padişahı olan Orhan Gâzî. Yüzyılda 600 akçeye kadar çıkmıştı. Yavuz Selim devşirme usulünü kaldırmışsa da. Osmanlı Devleti'nin duraklama ve gerileme dönemlerinde. Enderun Mektebine veya başka yerlere alınırdı. Çandarlı Kara Halil'in gayretleriyle Yeniçeri adıyla . seferden sonra ise ziraat işine dönen ve vergiden muaf olan daimî ve ücretli bir piyade ordusuydu. rüşvet alarak ve zulmen bu yola başvurduklarını. kel. b) Müslümanlara yararlı olması için onları köle olarak kullandırabilir. Osmanlı ordusunu yeniden tanzim etmişti. İstanbul'a gelip gitmiş. bedel karşılığı onları salıverebilir. itiraz eden erkekleri ayaklarından ve kadınları da saçlarından astıklarını ve buna benzer ciddi hatalar yapıldığını Tarihçi Âli anlatmaktadır. gürbüzceleri Bostancı Ocağı için ayrılır. Istabl-ı âmireye ait çayırları biçtikleri. uygun çıkanlar eşkâl defterine kaydolu-nup Acemi Ocağı cerrahı tarafından sünnet edilirlerdi. Yalnız Bosnalı olan ve Poturoğulları denilen Müslüman çocuklarının saray ve Bostancı Ocağı için devşirilmelerine müsaade edilmişti. bunların ağalarını ve merkezdeki askerî teşkilâtı yani Kapı Kulu Ocaklarını kısaca özetler misiniz? İslâm Hukuku açısından bunların izahını nasıl yaparsınız? Türk milleti asker bir millettir. Yüzyılın sonlarında gene konmuştu. Osmanlı Devleti de selefi olan diğer Türk Devletleri gibi asker bir devlet olmuştur. XVI. Başta Gelibolu ve İstanbul Acemi Ocağı olmak üzere Acemi Ocaklarında yetiştirildikten sonra. toprak rejimini ve devlet teşkilâtını askerî gayelere uygun olarak tanzim etmiştir. atlara bakıp daha bazı hizmetler gördükleri için İstanbul civarında Kartal ve Kadıköy Hıristiyanları da devşirme vermekten muaf tutulmuşlardı. sefer zamanlarında günde iki akçe yevmiye ile hizmet eden. Devşirilen oğlanlar devlet merkezine gelince iki üç gün istirahat eder. Bu sebeple malî hukukunu. Yeniçerileri. yazılanlara da Torba oğlanı denirdi. Oğlan devşirmeye memur olan zağarcı veya sekbanların kendi keyifleriyle işler yaptıklarını. Bunu müteakip becerikli ve seviyeli olanlar saray için. babasının bu çeşit askerlerini aynen korumakla birlikte. Bunlara kapı kulu denmesinin sebebi şudur: İslâm hukukuna göre savaşlarda elde edilen esirler hakkında yapılacak muamele hususunda devlet başkanı şu seçimlik haklara sahiptir: a) Savaş hukukunun gereği ve İslâmiyeti yaymak amacıyla gerekiyorsa devlet reisi onları öldürtebilir. I. Orada muayyen bir müddet hizmet ettikten ve hem İslâm'ı ve hem de Türkçe'yi öğrendikten sonra eşkali yoklanıp Acemi Oğlanı yazılırlardı. sanat sahibi. kabiliyetlerine göre Yeniçeri Teşkilâtına. muhafaza ettikleri. çok uzun veya çok kısa boylu olanlar da devşirilmezdi. öbürleri Anadolu ve Rumeli ağaları vasıtasıyla Türk köylülerine dağıtılırdı. İşte Yeniçeri Teşkilâtının iki önemli kaynağı bunlardı. A) Kapı Kulu Askerleri ve Yeniçeri Ağası: Bizzat devlet reisi demek olan padişaha bağlı olmak üzere daimî ve maaşlı (ulûfeli) bir yaya ve atlı ordusu demek olan kapı kulu askerleridir. Türkçe bilen. Yayalar. Acemi Ocağında askerî ve meslekî eğitim görenler. köse. Sancakbeyi ve benzeri mülkî ve askerî makamlara yükselenler çoğunluktaydı. Tek oğul. Murad. Osmanlı Devleti'ni zaferden zafere koşturan ve ancak bir buçuk asırda teşkilâtı tamamlanabilen bu yeni düzenlemeye göre Osmanlı ordusu iki kısımdı. Yaya ve Müsellem denilen piyade ve süvari teşkilâtını kurmuştu. Yahudi ve evlilerden başka köy kethüdası oğlu. Bu yazılmaya Torba yazısı. çoban ve sığırtmaç. 17.

(*S nn< hV Öze. Acemi Oğlanları: Rumeli ve Anadolu eyâletlerinden devşirilen yarar oğlanlar. 127-415 (Yeniçeri Kanunnâmesi). saray halkı ve iç halkı da denen saray askerleriydi. devlet erkânının hizmetine ve acemi ocaklarına tevzi edilirdi. Vezirlik rütbesine sahip olan Yeniçeri Ağaları. Belli bir hizmet müddetinden sonra acemi oğlanı olur ve yeniçeriliğe geçmeye hak kazanırlardı. Bunun için her Çarşamba sadrazama gelir. Birincisi. Mithat. yeniçerilerin maaş ve terfilerine. Hüsrev Paşa Kütüphanesi. Üçüncüsü de. Tutukladığı suçlular Yeniçeri ocağından değilse ve cezaları idam ise sadrazama gönderir. (Ağay-ı Yeniçeriyân-ı Dergâh-ı Ali). ocak güvenliğine ve yeniçeriler arasındaki davalara bakan ve şikâyetleri dinleyen Ağa Divanının da reisidir. Sertoğlu. Yeniçeri ağası. "Devşirme Sorunu. 679-725. 311. Belleten c. kaptan-ı deryanın emrindeki tersane halkıydı. Ocağın ilga edilişine vak'a-i hayriye adı verilmiştir. Türk Târihinde Osmanlı Asırları. 134-136. IX. Kendi aralarında cemaat ortaları (ser piyâdegân). Divan Ağa Kapusu denen yerde toplanır ve dava. Osmanlı Devleti'nin önce genişlemesine ve sonra da gerilemesine vesile olan Yeniçeri Ocağı. Ent nuMJ BİLİNMEYEN OSMANLI diye ikiye ayrılmıştır. Kapıkulu askerlerinin temelini teşkil eden Yeniçerilerin âmiri Yeniçeri Ağasıdır. İstanbul 1986. Ercan. Ocaktan ise sadrazamdan izin almak şartıyla ölüm cezasını da kendisi verir.. En önemli yetki ve vazifeleri şunlardır: İstanbul'da ve çevresinde şer'e ve kanuna aykırı gördüğü şeyleri yasaklar. sh. Kul Kethüdası ve İstanbul Ağası gibi zabitler bulunmaktadır. . c. yörük ve müsellem gibi gruplar artık üçüncü plândaydı. sh. Özetlemek gerekirse. Akgündüz. Bu açıdan Yeniçeri ağasının askerî yargı yetkisinin de olduğu görülmektedir. yoksa bizzat şer'î cezalarını verir. Cebeciler: Orduya harp malzemelerini temin eden bir askerî sınıftı. esir olan ve olmayan Hıristiyan çocukları da Yeniçeri Ocağı'nın önemli kaynağı haline gelmişlerdir. 84-85. a) Yayalar: Bunların en önemlileri. Yeniçeri ocağı ve Acemi ocaklarından sorumlu tek yetkilidir. şer'î bir meseleye taalluk ediyorsa kadıya havale olunurdu. L. sh. Ayverdi. 54-55. Silâhtar (sarı bayrak bölüğü). ağa bölükleri ve sekbanlar diye üçe ayrılmışlardı.1241/1826 yılında ilga edilmiştir.. Şehrin asayişini temin için daima kol dolaşıp gezer. Bu bir çeşit askerî mahkemeydi. aynı zamanda fethedilen ülkelerin Müslümanlaştırılması ve Türkleştirilmesine hizmet eden devşirme usulüyle. 464 yıllık uzun bir ömürden sonra.. Osmanlı Tarih Lügati. -. Devşirme ve Boşnak Maddeleri. Azep (hafif piyade) ve Akıncılar gibi kısımlara ayrılmışlardı. Yeniçeri ağası. Yeniçeriler: Bunlar Osmanlı ordusunun temelini teşkil ediyordu. Yeniçeri ağası. 92/a-93/a. ocağın işlerine. Yaya. vrk. Ayrıca divanda görevli olan ve Rikâb-ı Hümâyûn veya Özengi Ağaları denen ağaların reisidir. Zamanla devletin en önemli vurucu gücü haline gelen bu askerî grubun ilk çekirdeği "esirlerin Müslümanlar yararına kul (köle) olarak istihdamı" şeklindeki şer'î hükümden kaynaklandığı için kapıkulu askerleri adını almışsa da. suçluları.padişahın daimî hassa ordusu haline getirilmişlerdir. daha sonraki dönemlerde bunlara köle muamelesi yapılmadığı gibi. Divan-ı Hümâyûn'un üyesidirler. Kapıkulu askerleriydi. Bu hususlarda padişahın vekilidir. Yavuz. Devşirmenin Anadolu ve Balkanlardaki Türkleşme ve İslâmlaşmaya Etkisi". b) Süvariler: Bunlar da Sipah (kırmızı bayrak bölüğü). Osmanlı Kanunnâmeleri. Nasihat'üs-Selâtîn. eğer bağlı bulunduğu bir daire varsa yetkililere teslim eder.. nr. Ulûfeli askerler de denen kapı kulu askerleri yayalar ve süvariler " Âli. Osmanlı ordusunun ilk kısmını teşkil eden ulûfeli yani millî ve profesyonel askerler üç kısımdı. Divanın üyeleri arasında Sekbanbaşı. Ancak önemli meseleleri sadrazama arz etmekle memurdur. sh. ikincisi. ler ayrıten. sayı 198(1986). ocağın bütün idarî işlerini yürütmeye ve tayinleri yapmaya da yetkilidir.

Anadolu'ya gelmeden hacca gittiği ve hacı unvanını aldığı söylenmektedir. 645/1247 tarihini zikretmektedir. Hatta Âşıkpaşa-zâde. Evvela. Elimizde kendisine ait olduğu söylenen ve ancak kendi döneminde yazılı nüshaları bulunmayan Makamât. 1 vd. hicrî VIII. Ayverdi. 1/379 vd. Bu bilgilerden anlaşılmaktadır ki. manzum ve karışık nüshaları elimizde mevcuttur. vrk. konuyu daha farklı bir şekilde anlatmakta ve Hacı Bektaş Veli ile Osmanlı Devleti arasında bağ kurmanın yanlışlığını vurgulamaktadır. Türk Târihinde Osmanlı Asırları. Hacı Bektaş-ı Veli'nin evlenip evlenmediği de tartışmalıdır. Sicill-i Osmânî'de ve de Osmanlı'nın son zamanlarında Bektaşi Babalarından biri tarafından kaleme alınan Bektaşilik ve Bektaşiler adlı eserde ve benzeri kaynaklarda bazı ipuçları bulmak mümkündür.. İkinci olarak. Rum erenlerinin namdan olan ve Sivrihisar'da oturan Karaca Ahmed Sultân ile karşılaşmış ve onun iltifatına mazhar olmuştur. sh. Kantemir. 1/285-286. Bektaşi Babalarından Şeyh Baba M. Uzunçarşılı. Osmanlı Devleti Teşkilatında Kapukulu Ocakları. Bu bilgiler kesin değildir. Paris Bibllotique National nüshası. şahsiyetine ve şöhretine uygun sağlam kaynaklara sahip değiliz. Asrın başlarında (veya bir kayda göre 680/1281'de yani Osmanlı Devleti'nin ilk nüvelerinin atıldığı günlerde) Anadolu'ya gelmiş ve Kayseri'ye yerleşmiştir. Hacı Bektaş-ı Veli Hazretlerinin Ahmed Yesevî ile buluştuğu ve hatta Sultân Murâd ile yeniçeri meşvereti için bir araya geldiği şeklindeki rivayetler tamamen yanlıştır ve asılsız iddialardır. Hacı Bektaş-ı Veli kimdir ve Bektaşilik nedir? Bu konu Osmanlı tarihinde ve İslâm düşünce tarihinde hâlâ tartışılan ve ideolojik sebeplerle istismar edilen bir konudur. Hafif piyade demek olan Azepler. Yörükler ve Müsellemler de bu gruba dahildir16.B) Eyâlet Askerleri: Bunların başında tımarlı veya topraklı süvariler de denilen sipahiler gelmektedir. kısaca mevcut görüşleri özetlemekte yarar vardır. Horasan'da Hoca Ahmed Yesevî'nin halifesi olduğu söylenen Şeyh Lokman'dan zahirî ve batınî ilimleri tahsil eden ve halifelik makamına kadar gelen Hacı Bektaş-ı Veli. sh. 1984. Babasının adı Seyyid Muhammed bin Seyyid İbrahim esSânî veya Seyyid Musa olarak geçmektedir. 16 Molla Hüsrev. I. Ayrıca Hacı Bektaş-ı Veli'ye ait menkıbeleri anlatan Hacı Bektaş Vilâyetnâmesinin mensur. Osmanlı kaynaklarının kabul ve naklettiklerine göre. İsmail Hakkı. Süreyya. 1/524-527. Ankara. 88. Âli'nin Künh'ül-Ahbâr'ında. Dürer ve Gurer. Osmanlı Devleti'nin ilk dönem olaylarını bizzat yaşayan ve en önemlisi de Ebül-Vefâ'nın Halifesi Baba İlyas'ın torunu olan ÂşıkpaşaBİÜNMEYENOSMANI! .. Nasâyih ve Fatiha Tefsiri gibi eserleri bulunmaktadır (Bu eserlerin Hacı Bektaş'tan 200 yıl sonra yazılmış nüshaları vardır). Hacı Bektaş isimli zat. Akıncılar.. Lütfi Paşa. Aslen Şi'îlerin 12 İmam kabul ettikleri şahsiyetlerden bulunan İmam Musa Kâzım yoluyla Peygamber'in nesline dayanmaktadır. sh. 134-136. Çoğu kaynaklar doğum tarihini zikretmez-ken. I-II. Osmanlı tarihini ve bazı müesseseleri de yakından ilgilendirdiği için. Hezarfen. Buradaki irşad faaliyetlerine devam eden Hacı Bektaş-ı Veli. Hacı Bektaş-ı Veli diye meşhur olan büyük velilerden biridir. Daha sonra Kırşehri Kazasının Hacım veya Suluca Karahöyük (Hacıbektaş) yöresine gelerek kendi adına bir dergah bina etmiş ve müridlerini irşada başlamıştır. 1/177 vd. Horasan'daki Nisabur şehrinde dünyaya gelmiştir. Sicill-i Osmânî'nin de katıldığı bir görüşe göre.. Kutlu Ana ve Kadıncık Ana diye meşhur olan Fatma Nuriye Hanımla evlendiğini ve çocuklarının dahi olduğunu kaydetmektedirler. 34. Hüseyin Efendi. Annesi de Nisabur âlimlerinden Şeyh Ahmed'in kızı Hâtem veya Hatme Hâtun'dur.. sh. 50 BİLİNMEYEN OSMANLI 18. MTM. 79/A vd. Tevkiî Kanunnâmesi. 738/1337 tarihinde ve bazı araştırmacıların tesbitine göre ise 669/1271 tarihinde vefat eylemiştir. Yayalar. Tevârih-i Âl-i Osman. Ancak bazı kaynaklar. c. Telhls'ül Beyan Fî Kavanin-i Al-i Osman. Bu arada Âşıkpaşa-zâde'nin Tevârih-i Âl-i Osman'ında ve daha sonraki kaynaklardan ise. Hacı Bektaş-ı Veli ile ilgili. 1/548 vd.

sağlam kaynaklara dayanmamaktadır. 2) Bir grup araştırmacıya göre (Ahmed Yaşar Ocak gibi). Bu yönüyle yeniçeri teşkilâtının manevi ilham kaynağı olmuş olabilir. Balım Sultân II.. şüphesiz Bektaşi Menkıbelerinden daha doğrudur. baştan başa namazdan ve oruçdan uzak. Hacı Bektaş Veli'yi gerçek manada tanıyan Bektaşilerin namaz ve oruç gibi dinin emirlerini reddet-meyenleri de vardır. sonradan Baba İlyas-ı Horasan? çevresine girerek Vefâilik tarikatına intisap etmiştir.zâde'nin söylec Üçüncü o Bektaş-ı Vell'n. I! M SDRM'I BİLİNMEYEN OSMANLI SI zâde'nin söyledikleri. 19. Hacı Bektaş-ı Veli'nin kısa hayat hikayesinde anlattığımız şekliyle büyük bir velidir.< İnanç itibar1.. bu tarihî zat. Anlatılan çoğu menkıbeler. sn. Sadece Yesevilik ile Kalenderiliğin karışımından oluşan Haydarîlik tarikatının bir mensubudur. Yüzyılın ilk çeyreğinden sonra Hacı Bektaş-ı Veli Tekkesinin şeyhi olan Abdal Musa'nın yorumuyla meşhur olmaya başlamış bulunmaktadır. Hacı Bektaş-ı Veli'ye intisapları sadece sözleriyledir. !s AMıilkıftİ 1986. Şu anda Hacıbektaş'ta her sene kutlandığı ve maalesef amelsiz bir İslâmiyet anlayışını yansıtan şekliyle Hacı Bektaş. Şöyle ki: 1) Özellikle Alevî ve Şi'î gruplar.u. Hacı Bektaş-ı Veli'nin tamamen Bektaşilik adı verilen bir inanç ekolünün kurucusu olduğunu ifade etmektedirler. Bektaşi ismine akla ve hayale gelmeyecek manaları yüklemeye başlamıştır. Eserleri. XVI. Önemle ifade edelim ki. Balım Sultân'ın teşkilâtlandırdığı Bektaşilik anlayışına aykırı ve tamamen amelden uzak bir anlayışın da zamanla var olduğunu burada belirtmemiz gerekmektedir. Yüzyılın başına (907/1501) gelindiğinde. 3) Özetle. Baba'î isyanını benimsememiş ve onun ölümünden sonra da yerine geçmiştir. 3)G şekliyle bu. Onun için de bu müridlerini nazara alan halk. tadır. amel ve inanç itibariyle onunla alakaları yoktur. . Ye. XVI. Bektaşilik adlı bir tarikatın piri kabul edilmekte ve bu anlayış XIV. Hacı Bektaş. o: teşkilâtın ¦¦¦ Kur'ân ve mislerdir. fiil. !. B» • ilk çeyreğinden muyla meşhur ¦ Veli'yi gerçek r meyenleri de vj 2) Bir oru: tarikatın : Yesevilik sonradan ¦ Babal isyanım ı Anadolu'n tur. ğiyle Hacıbektaş Bektaşi D' teşkilâtla'1 zamanla var old. onu Kur'ân ve Sünnetten uzak ve tamamen amelden mahrum bir tarikat şeyhi haline getirmişlerdir. mezhepleri ne olduğu belli olmayan bir bölük ortada gezenlerdir. Eserleri. O velinin evladı denilen azizler de onun gibi olamamışlardır"". onun ehl-i sünnete aykırı olmadığını göstermektedir.. Bektaşilik diye bir tarikat kurmamıştır. gelmeyeci mek en ıyv "Zamar olmayan t>. Bâyezid'in de desteğiyle Hacıbektaş'taki meşihat postuna oturmuş ve II. Bu konuda son sözü tarihçi Âli'ye söyletmek en iyisidir: "Zamanımızda Bektaşi dervişleri. kısaca doğruya en yakın bilgileri vermeye çalıştığımız Hacı Bektaş-ı Veli'nin meslek ve meşrebi hakkındaki farklı görüşleri de aktaralım. ¦'M VI. Ancak müntesipleri zamanla. Mahmûd tarafından 1826 yılında Bektaşi Dergahları lağvedilinceye kadar bu anane devam ettirilmiştir. Üçüncü olarak.. 1) Özellik: 'erilen bir inan taş'ta her sene Hacı Bektaş. Ancak Anadolu'da Suluca Karahöyük merkezli mitolojik bir Hacı Bektaş-ı Veli kültü oluşmuştur. herhangi bir tarikatın piri ve kurucusu değildir.

sh. Bunun isim benzerliği dışında Hacı Bektaş ile alakası yoktur. Menakıb-ı Hacı Bektaş-ı Veli. sayı 198(1986). 'Yeniçerilerin başındaki tac Hacı Bektaş'ındır' derler. 52 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMAN. Kanunnâmedeki bilgileri doğrular mahiyettedir. . yeniçerilere tâife-i Bektaşiyân ve ağalarına da Ağayân-ı Bektaşiyân denmiştir. 17-61. hayır dua edildiği ve hatta yeniçeri adının da Hacı Bektaş tarafından verildiği tarzındaki açıklamalar tamamen asılsızdır. Celâlî isyanlarında bu anlayışın büyük etkisi vardır. İstanbul 1332. Abdülkadir. Osmanlı yeniçeri teşkilâtı. c. L. Hıristiyan asıllı gençlerden yeni teşkil olunan askere onun eliyle börk giydirildiği. ancak Hacı Bektaş-ı Veli yeniçeri kurulmadan vefat ettiğinden o giydirmemiştir. bunun başına giydirdi. O halde yeniçerilerin giydiği kisveyi Hacı Bektaş-ı Veli giymiş olabilir.19. Bu olumsuz etkilerin izlerini Yeniçeri Kanunnâmesinde görmek mümkündür. Makâlât. Kanunnâmedeki hükümlerden anladığımıza göre. Hedef bu suiistimalleri önlemektir. sh. Sultân Orhan veya Sultân 17 Âli. 'Bu başındaki nedir?' Ol etdi: 'Buna elf derler' dedi. Bu erkan arasında Hacı Bektaş Paşa isimli bir devlet adamı da vardır. sh. o zamanda keşif ve kerametleri bilinen Hacı Bektaş-ı Veli evladından Timurtaş Dede ve Mevlana evladından Emir Şah Efendi'ye danışılarak dualar ile giydirilmiştir. Süreyya. hele hele halkın anladığı olumsuz anlamda amelsiz bir . Abdal Musa Orhan zamanında gazaya geldi ve bu yeniçerinin arasında bile yürüdü ve bir yeniçeriden bir eski börk diledi. Zaman zaman aldatılan yeniçeri bölükleri de ortaya çıkmıştır. Elimizde Hacı Bektaş-ı Veli ile yeniçeri teşkilâtının münasebetlerini aydınlatan gayet açık kaynaklar yani Yeniçeri Kanunnâmesi vardır. (nşr. Sonuç olarak. Hacı Bektaş-ı Veli. c. Vilâyet-nâme (Haz. 885-894. sh. Mahmûd Yeniçeri Teşkilatı ile beraber. İstanbul 1308-1315. sh. Bu muvazzaf yeni ordu. mesele yukarıda özetlendiği gibidir. Yeniçeri üsküfini çıkardı. yoksa Hacı Bektaş-ı Veli'nin isimlendirmesi değildir. Mürsel. 204-205. Mevlana'nın torunlarından olan zat Mevlana elbisesini giydirmeyince. 1332. Şemseddin Sami. Nitekim Âşıkpaşa-zâde meseleyi şöyle açıklamaktadır: "Bu Bektaşiler ederler kim. Vallahi bunların taçlarının hakikati budur". İstanbul 1990. Bu tercihte onun evladından birinin duası bulununca ve yeniçeriler de ocaklarını onun manevi himayesinde görünce. Bektaşi Dergahlarını da kapatmıştır. 52-62. Hatta sonradan Yeniçerilerin ahlaken bozulmalarında da bu anlayışın etkisi vardır. kul olduğundan dolayı yeniçeri adı verilmiştir. Cevab: Yalandır ve bu börk hod Bilecik'de Orhan zamanında zahir oldu. Tarih. Zaten başta Âşıkpaşa-zâde olmak üzere. Sicill-i Osmanî I-IV. Yeniçeri teşkilâtına neden Tâife-i Bektaşiye ve ağalarına da neden Ağayân-ı Bektaşiyân denilmiştir? Osmanlı yeniçeri teşkilâtı Bektaşi midir? Önce şunu belirtelim ki. sh. ol börk bile başında. yukaru bâbda beyân edüb dururun ve illa Bektaşiler giymeğe sebep. Belleten. Hacı Bektaş-ı Veli ve Bektaşilik. Esad Coşan) İstanbul 1986. Daha sonra Kara Halil (Çandarlı Halil Hayreddin Paşa)'in ilgili devlet erkânı ile görüşüp yeniçeri teşkilâtını düzene soktuğu bilinmektedir. c. Abdal Musa Vilâyetine geldi. Hıristiyan gençlerinin genç ve dinç olanlarından yeni ve muvazzaf bir ordu teşkili fikri. İstanbul 1958: Şeyh Baba M. 22. Sonradan bu Horasan erenlerinden olması halini kötüye kullananlar ve meseleyi saptırılan Bektaşilik mecrasına çevirmek isteyenler elbette olmuştur. Öztürk. II. Kisve olarak da onun elbisesi tercih olunmuş bulunabilir. 1826 yılında II. Yeniçeri ana verdi. kepenek denilen Hacı Bektaş-ı Veli elbisesi giydirildi. Abdülbaki Gölpınarlı). Mehmed Süreyya. "Hacı Bektaş-ı Veli". Yeniçerilerin elbisesi ise. c. Bolayır Fâtihi Süleyman Paşa'nın fermanıyla başlamış ve Bilecik Kadısı olan Kara Halil ile meşveret neticesi buna karar verilmiştir. ilk dönem Osmanlı kaynaklan da. Künh'ül-Ahbâr. İstanbul 1308. Hacı Bektaş-ı Veli. Murad'ın Hacı Bektaş-ı Veli ile bir araya geldiği. V. İşte bu olumsuz yansımalarından dolayı. Sezgin. Kamus'ül-A'lâm I-VI. II. Bektaşilik ve Bektaşiler. Osmanlı Devleti'nin kuruluşunda emeği geçen maneviyat erlerinden ve Horasan erenlerinden biridir. bu konuda dillerde dolaşan. sordular kim. Âşıkpaşa-zâde.

c. ilk fetva makamına gelen Şeyh Edebalı'dan ta Şeyhülislâm İbn-i Kemal'e kadar. Ahmed Cevad. Molla Gürani ve elimizdeki eserleri ve nihayet Şî'a ve Bektaşilerle alakalı aleyhte fetvaları bulunan Zenbilli Ali Efendi ve eserleri. Şöyle ki: a) Osmanlı Devleti'nin Osman Gâzî'den Yavuz zamanına kadar dinî ve ilmî meselelerini göğüsleyen kadrosu. Sultân Orhan devrinden İznik Müderrisi Davud-ı Kayseri ve kaleme aldığı eserler (Kara Davud incelenebilir). Tarih-i Askerî-i Osmanî. c. şeyhliğe şahlığı . Abdalân-ı Rum'un Bektaşi Babaları ve A-levî Dedelerinden ibaret bulunduğu iddia edilmektedir.! ¦ rinden i . Medresesinden I memekten kay a) Osmanlı I (elerini göğüsley«t| İbn-i Kemal'e kaleme alan ve 81 i tenler aleyhinde I den İznik Müdenrii lir). 191-197. 169-170. Alevîliğin ne . 147-150. bil (dır: Şf'a-il Ibiyle Yezkh I Daha sonra d İPeyganibazı fikin lg Akgündüz.Bektaşi grubu asla olmamıştır. Fâtih devrinin fıkıh ve hadis yıldızları olan Molla Hüsrev. kuruluş döneminde dinî veya kazâi bir göreve getirildiğini göstermek mecburiyetindedirler. b) Bilindiği gibi. ilk Osmanlı Kazaskeri Çandarlı Kara Halil. ilk İznik Medresesinden beri Osmanlı medreselerinde okutulan itikâdî ve amelî kaynakları bilmemekten kaynaklanmaktadır. İslâm'dan başka bir şey değildir18. IX. sh. ehl-i sünnet de. I. Gerçek manada Hacı Bektaş'ın eserleri ve asıl tuttuğu yol ise. Kapukulu Ocakları. Çelebi Mehmed zamanında Osmanlı Devleti'ne girmeye çalışan dalâlet fırkalarını temizleyen Mevlânâ Fahreddin Acemi ve Burhâneddin Herevî. ilk Osmanlı ( j Kâdizâde-i Rumi. Tarih. I. Osmanlı Devleti'ne ilham kaynağı olan maneviyât erlerini tanımamak. Uzunçarşılı. tamamen ehl-i sünnet dairesinde yaşayan. Seyyid Şerif Cürcani ve Mevlânâ Kâdi Mahmûd. Murad devrinin resmi otoritesi olan Kâdizâde-i Rumi. Bu iddianın aslı var mıdır? Bu iddia. Ali'yi ve onların hürmet ettikleri 12 İmamı severler ve hürmet gösterirler. eserlerini bu ruhla kaleme alan ve en önemlisi de Bektaşilik adı altında Hacı Bektaş-ı Veli'nin ruhunu incitenler aleyhinde fetvalar veren âlimlerden meydana gelmektedir. Osmanlı 1 levî gelen levî aslı var ı Bu iddia. Âşıkpaşa-zâde. 20. Alevîliğin ne zaman tarih sahnesine çıktığını. md. en az Bektaşi ve Alevîler kadar. BİLİNMEYEN OSMANLI 53 20. II. Kavânîn-1 Yeniçeriyân. Osmanlı Devleti'nin Yavuz'a kadarki kuruluş yıllarında Bektaşi ve A-levî geleneğine bağlı olduğu. 8-9. Murad < \ Fâtih ı elimizdeki jZenbilllAIII j net dairi Alevî olan 1 I ni göstermek jj b) Bilin Ifların hürmeti i babası Şeyh t İ özellikle I I sevgisi. sh. Akşemseddin. Hatta Şah İsmail'in babası Şeyh Haydar ve onun babası Şeyh Cüneyd. hatta Şeyh Bedreddin'in Câmi'ul-Fusûleyn ve benzeri eserleri. Hz. Bektaşi veya Alevî olan bir âlimin. Hadis'de zirveye yükselen İbn-i Melek ve eserleri. Osmanlı hukuk kaynaklarını. Hadis'de : Fusûleyn f çalışan ı • II. sh. 205-206. Osmanlı Devleti'nin kuruluş devrinin tamamen ehl-i sünnet dairesinde geçtiğinin delilleridir. Aksi görüşleri ileri sürenler. Murad devrinin ilim güneşlerinden Hıdır Beğ ve Alâ'addin Tûsî ve bunların eserleri. Yıldırım Bâyezid devrinden ilk Şeyhülislâm Molla Fenâri ve elimizde bulunan fıkha ve itikada dair eserleri. Osmanlı Kanunnâmeleri.

Sultân II. bu zikredilenlerin Osmanlı Devleti'ne Bektaşi ve Alevî geleneğini aşıladığı ve en azından Osmanlı Sünnî anlayışının daha sonrakinden daha müsamahalı olduğu iddiasına gelince. Hz. Abdal Musa Orhan zamanında gazaya geldi ve bu yeniçerinin arasında bile yürüdü". zira Hacı Bektaş bir görüşe göre 1271 ve diğer bir görüşe göre de 1337'de vefat etmiştir. bütün ehl-i iman arasında yaygındır. Tıpkı 12 İmamı medheden Yunus Emre'nin asla Alevî ve Bektaşi olmaması gibi. Padişah'ın çevresindeki âlimler bu manadaki dalâlet fırkalarına geçit vermemişlerdir. yalandır.karıştırana kadar. Daha sonra da açıklayacağımız üzere. Âl-i Beyt muhabbetiyle yanıp tutuşan ve Şî'a'nın ma'sum kabul ettiği 12 İmamı medheden davranışları ve şiirleri de olabilir. âı-i Osman neslinden hiç kimse ile musâhabet etmedi ve andan ötürü anmadım. Yeniçerilerin başındaki Hacı Bektaş'ındır derler. Hatta Şî'a'yı bazı âlimler ikiye ayırmaktadır: Şî'a-i Velayet ve Şî'a-i Siyâset. Sırf bu yüzden. Şeyh Cüneyd'in sapık fikirleri ortaya çıkıp müridlerinin de namaz ve oruç bilmez tavırları anlaşılınca. gerçek ismi gibi çok açık konularda dahi yeterli bilgiye sahip . Muhlis Baba. Şeyh olan Şah İsmail'in dedesi Şeyh Cüneyd (1447-1460). bu manada Erdebil'de toplanan tasavvuf ehli. Geyikli Baba. sadece Âl-i Beyte muhabbet sebebiyle Yezid ve taraftarlarına karşı çıktıkları için Şî'a diye bilinen bazı tasavvuf ehlidir. Hacı Bektaş'ın kendisi ile Bektaşi diye bilinen bazı kimselerin onunla ne derece ilgili olduklarını biraz evvel anlatmaya çalıştık. d) Âşıkpaşa-zâde gibi bazı tarihçiler. Kur'ân ve Sünnete aykırı olmamak üzere. Hacı Bektaş-ı Veli ile Osmanlı Hanedanının ciddi bir alakasının dahi olmadığını iddia etmektedirler. Aynı şey Bektaşilik için de geçerlidir. zaten Ehl-i Beyti seven Osmanlı Hanedanının bunlarla olan münasebetlerini ve hatta bu Horasan Erenlerinin Osmanlı Devleti'nin kuruluşuna olan katkılarını başka türlü değerlendirmek yanlış olur. özellikle tasavvuf ehlinin manevi reisleri Âl-i Beyt'ten çıktığı içindir ki. Burada Şeyh Abdüllatif ile sahabelerle ilgili tartışma yapmışlar. Abdalân-ı Rum denilen yukarıdaki şahsiyetlerin. bizzat olaylara şahit olan Âşıkpaşazâde anlatmaktadır. Şi'î mezhebine geçerek bu mübarek neslin itibarını siyâsete alet etmeye başlamıştır. e) Hacı Bektaş Zaviyesinden olduğu ifade edilen Geyikli Baba'nm Sultân Orhan ile kısa bir müddet için de olsa bir araya geldiği doğrudur. yüzyıla kadar Şî'a'nın ta kendisidir. 1448 yılında Erdebil'de isyan eden Şeyh Cüneyd. Ehl-i tasavvufun bir kısmı ise. Yani Şeyh Cüneyd. ehl-i sünnet ile Şî'a'nın arasındaki ihtilâflar zaten bilinmektedir. bütün bu iddialar. Murad'a kadar geldi ve ondan bazı siyasi 54 BİLİNMEYEN OSMANLI taleplerde bulundu. Anadolu'ya sürüldü. Şeyh Cüneyd ve Şeyh Haydar ile ortaya çıkan tabirlerdir. Bütün bunları. Bektaşilerin veya Alevîlerin kanaatleriyle aynı olması. Bunların bazı fikirlerinin. Şî'a-i Velayet. oradan da kaçar gibi ayrılmıştır. bazı bozuk fikirleriyle Osmanlı Devleti'ne hulul etmek istemişse de. Zaten Osman Bey ve Orhan Bey zamanının maneviyât erleri olarak zikrettiğimiz şeyhlerden çoğu hakkında. c) Abdalân-ı Rum'un Bektaşi babaları ve Alevî dedeleri olduğu. "Bu Hacı Bektaş. bunların da Bektaşi veya Alevî olduğunu göstermez. Alakası olsa bile. Vezir Halil Paşa'nın "Bir tahtta iki padişah sığmaz" cevabı üzerine kendisine ve dervişlerine hediyeler verildikten sonra. Abdal Musa ve Abdal Murad'ın bunların başında geldiği. bir nevi Şî'a-i Velayet durumundadır. aslında XV. Peygamber'in torunları olan kutubların çevresinde bir daire teşkil etmişlerdir. Osmanlı kaynaklarında bu konuda yeteri kadar bilgi bulunmamaktadır. Ahi Evran. yine siyasi ümitlerle Karaman'a sığındı. Şeyh Safiyyüddin'in torununun torunu ve kendinden sonra 5. Şeyh Edebalı. Ancak Alevîlik ve Kızılbaşlık tabirleri. Börk Orhan zamanında zahir oldu. Osman Bey zamanında yaşayan ve hatta onunla ve oğlu Orhan Bey ile birlikte gazalara katılan Baba İlyas. Bu tabirler ortaya çıkmadan evvel. Alevîlik ve Bektaşiliğin asıl mahiyetinin bilinmemesinden kaynaklanan iddialardır. On İki İmam sevgisi. Bugün Alevîlik diye bilinen itikadî mezhep.

Kadı Burhâneddin ile olan savaş daha dehşetli idi. Bâyezid. Aydın. Defter. sh. hemen 1390-91 kışında Ankara'ya gelerek orada kışlasını kurdu. Osmanlı Devleti'ne ait sancak ve kazalara hücum başlattı. döneminde Osmanlı Devleti'nin durumu ile ilgili kısa bilgiler verir misiniz? Osmanlı Padişahları arasında hakkında en çok konuşulan Padişahın Yıldırım Bâyezid olduğu doğrudur. Tevârih-i Âl-i Osman. ama olmadı. Padişahı ği gibi tecri Osmanlı Karaman gören Yıldırım. Yıldırım'ın oğlu Şehzade Ertuğrul'un kumandasındaki Osmanlı ordusu. I. Sultân Murad'ın büyük oğlu ve veliahdıdır. Bizans'ın sulh ile itaat edeceğini umuyordu. Menteşe ve Saruhan Beylikleri Osmanlı Devleti'ne bağlılıklarını bildirince. Orhan Bey'in Geyikli Baba'ya rakı ve şarap gönderdiği yolundaki bir ifadeyi kaynak kabul ederek. sonradan uydurulan Bektaşi menkıbelerinden birini yansıtan bir kaynağın. Bursa'da babasının tahta çıktığı sene yani 761/1360 yılında Gülçiçek Hatun'dan dünyaya gelmiş ve 791/1389 yılının Ramazan ayının beşinde de babasının şahadeti üzerine tahta çıkmıştır. Mecdî Efendi. kuruluş gününden beri. 22380. Hamid İli ve ilk Amasya Sancak Beyliği gibi tecrübeleri bulunmaktadır. MwJ8 AMgl&HMf yatı'nda IStM BİLİNMEYEN OSMANLI âşıkıdırlar. Padişah olmadan evvel sırasıyla Kütahya. Ahmed Ya'şâr. durumu fırsat bilen Karamanoğlu-Candaroğlu ve Sivas'daki Kadı Burhâneddin'in ittifak yaptığı duyuldu. Osmanlı Padişahları arasında hakkında en çok dedikodu bulunan Yıldırım Bâyezid'in şahsiyeti. Ocak. Önce Yıldırım Bâyezid'i tanıyalım. Bunu gören Yıldırım. Zaten Karamanoğlu Damad Alâ'addin Bey de firar etmişti. Bütün bu gelişmelerden rahatsız olan Macar Kralı Sigismund. Dolayısıyla.değiliz. uydurma Bektaşi menkıbelerini arşiv vesikaları gibi kabul etmek demektir. Şerafettin Turan). 1392'de Candaroğlu halledildi. Manuel'i de alarak Karaman bölgesine geçti ve onları ikaz etti. Osmanlı Devleti'nin Kosova'da haçlı ordularıyla meşgul olmasını fırsat bilen Karamanoğulları. Netice olarak. Osmanlı Devleti ve onun Hanedanı. Rumeli'nde gayr-i müslimlerle uğraşan Osmanlının aleyhine. Hadâık. Kısa zamanda Anadolu birliğini kurup devleti genişletmesine rağmen.YILDIRIM BÂYEZİD DEVRİ 21. Bunun iki sebebi vardır: Birincisi. i bölgesine geçti j etmişti. sh. Ege/ yen Yıldırım'm i olan İstanbul I olmadı. çocukları. 88-95. hemen bu WSI{ Devleti'ne kışlasını kurdu. Osmanlı Pıd dirim Bây durumu ile 1 Osmanlı Pa Bâyezid olduğu ı birliğini kurup devietf| tekrar başa dönü kayınpeder olması Vll Bâyezid'i tanıyalım. Rumeli'n* j Karamanoğlü-1392'de BurhâneddlJ mandasır kendisi I Osmanlıya t Bütün! 88-95. Germiyan. (neşr. İbn-i Kemal. 204-206. 1390 yılının ilk günlerinde Anadolu birliğini tehlikeye sokmamak için hemen bu bölgeye intikal etti. ancak Alevî veya Bektaşi değildirler". IV. Ege Adalarını vurarak Venedik Cumhuriyet'ine gözdağı vermeyi de ihmal etmeyen Yıldırım'ın bütün hayali İstanbul'u fethetmek idi. ancak t IV-1 21. hem Emir Sultân Buharî'ye kayınpeder olması ve hem de içki içtiğine dair iddiaların bulunmasıdır. Tarih. 1387 tarihin* İ dirim lakabıyla anMf babasının tahta | ve 791/1389 ' mıştır. "Osmanlı Beyliği Topraklarında Sufı Çevreler ve . Bu sebeple 1391'de 7 ay sürecek olan İstanbul kuşatmasına başladı. sh. üçüncü bir haçlı " Âşıkpaşa-zâde. ilk Osmanlı Padişahlarının sonrakiler gibi katı Sünnî olmadıklarını ve rakı hediye gönderecek kadar müsamahalı olduklarını söylemek. İsfendiyaroğulları da Osmanlı'ya itaat etti. Âl-i Beyt BİLİNMEYEN OSMANLİ âşıkıdırlar. Çorum yakınlarında yenik düştü. Sonradan yanına Bizans İmparatoru II. c. Bu arada Yıldırım'ın kendisi Rumeli seferine devam ediyor ve 1392'de filozoflar diyarı olarak bilinen Atina Osmanlıya teslim oluyordu. II. 1402'de Ankara'da Timur'a yenilerek tekrar başa dönülmesine sebep olmasıdır. İkincisi de. 1387 tarihinde katıldığı Karaman Seferinde gösterdiği kahramanlıklardan beri Yıldırım lakabıyla anılan I.

Timurtaş Paşa. Aydınoğlu İsa Bey'in kızı. iyi bir devlet adamı olmakla beraber takva cihetinden zayıf olduğu ittifakla açıklanan Çandarlı Ali Paşa.Büyük Musa Çelebi. Es'ad Efendi. İsa. 5. 3Mustafa Çelebi (Tartışmalıdır). ZEVCELERİ: 1.«?Vj56 BİLİNMEYEN OSMANLI seferi hazırlığında idi. bazı tarihçilerin ileri sürdüğü gibi intihar ederek değil. 10.000'e ulaştı. 5. Künh'ül-Ahbâr. Devrinin Horasan erenlerinin başında. şartlarının kabulü halinde.Hafsa Hâtûn. İshak Bey ve Mihal oğlu Muhammed Bey zikredilebilir. Rumeli'de Balkanlar Osmanlının hâkimiyetine girmişti. 3 Mart 1403'de. 3.Paşa Melek Hâtûn. Bu hadiseyle Osmanlı Devleti. 7. Artık Anadolu birliği sağlanmış ve bütün Anadolu neredeyse Osmanlı Devleti'nin olmuştu. Buna karşı Yıldırım'ın cevabı çok sert ve hatta hakaret-âmiz oldu (Mektup. Bursa 1996. ÇOCUKLARI: 1. 22. Gerçekten her çeşit düşman milletin yer aldığı 70. nihâî dersi hak etmişlerdi ve gerçekten 1397'de Konya'ya giren Yıldırım eniştesi olan Karamanoğlu Beyini idam ettirdi ve Konya'yı Osmanlı Devleti'nin Karaman Eyâleti olarak ilan etti. 2. Fuad.İsa Çelebi. Ancak 25 Eylül 1396 tarihinde Avrupalıların asırlarca unutamayacakları Niğbolu Zaferi kazanıldı ve Yıldırım. Yıldırım Bâyezıd devrinin ileri gelen devlet adamları arasında. Doğu Türkistan Hakanı Aksak Timur veya Timurlenk. . Emir Sultân denen Bâyezid'in damadı Şemseddin Muhammed Hüseynî.. Yine Germiyanoğlu olduğu söylenen ve Sultân Mehmed Çelebi'nin annesi ve ilk Valide Sultân.Germiyanoğlu Devlet Şah Hâtûn. 6Kasım Çelebi. 8. Ankara 1981. sıkıntıdan doğan bir kaç çeşit hastalığa dayanamayan Yıldırım vefat etti ve Osmanlı Devleti için Fetret Devri denen ara dönem başladı.İbrahim Çelebi. Hacı Bayram ve Şeyh Abdurrahman-ı Erzincan! gelmektedir. Timur nazik sayılabilecek bir üslupla Yıldırım'dan bu beyleri salıvermesini ve kendisine tabi olmasını. Türk Edebl-yatı'nda İlk Mutasavvıflar.Oruz . 11. 4. 2Devlet Hâtûn.Yusuf Çelebi. 12. Süleymaniye Kütp.Ettuğrul Çelebi. Âli. Süleyman Paşa. Üçüncü haçlı seferini fırsat bilerek yine Osmanlı topraklarına saldıran Karamanoğulları ise. sh. Köprülü. fırtına gibi eserek Doğu Anadolu'yu tehdit ediyor ve memleketleri ellerinden alınan ve Osmanlıdan memnun olmayan Anadolu beyleri Timur'u tahrik ettikleri gibi. 4Sultân Hâtûn. 8 yıl kadar Anadolu'da kalan Timur buralarda terör estirdi ve eski beylere beyliklerini tamamen iade etti. artık Halife I. Mustafa ve Musa'nın annesi. Şemseddin Fenari. Sirbistan Kralı Lazar'ın kızı. "Rum Meliki Yıldırm Bayezid' diye başlamaktadır). 53-72. İşte böyle bir dönemde Doğudan büyük bir tehlike geliyordu. Osmaniı ı Saray'dı] Bunlai \ Burada şuj AJOsı .BİÜNMEVENO™ Hâtûn. vrk. oğlu Muhammed Şah Fenari. Timur'un düşmanları olan bazı beyler de Yıldırım'a sığınmış bulunuyorlardı. nr. Mevlid yazarı Süleyman Çelebi de onun zamanındaki en büyük şairlerdendir. %Ey Timur denen parçalayıcı köpek ve Tekfurlardan daha kâfir olan adam' diye başlamaktadır). Neticede kaderin cilvesiyle Yıldırım'ın strateji açısından üstün görüldüğü uğursuz Ankara Meydan Muharebesi meydana geldi ve 28 Temmuz 1402 tarihinde Osmanlı ordusu yenik düştü ve Padişah esir alındı. Hâfızuddin Muhammed Kürdî.Abdalân-ı Rum Sorunu".Erhondu Hâtûn.Marya (Olivera Despina) Hâtûn.000 kişilik orduyla Tuna'yı geçerek Niğbolu'yu kuşattı ve düşman kuvvetler 130.Hasan Çelebi. Onun devrindeki âlimlerden ise. : : . Mütevekkil tarafından Sultân-ı İklim-i Rum ve Sultân diye anılmaya başlandı. 9.Fatma Hâtûn. 291 vd. gayr-i müslimlerle olan cihadını takdir ettiği Osmanlı ordusuna yardım edeceğini ifade eden bir mektup gönderdi (Mektup. cihan devleti olmaktan çıkmış ve yeniden başa dönmüştü. Zira bu savaşı takip eden yıllarda. 2162. Osman Gâzî ve Dönemi Sempozyumu. Şeyh Kutbuddin İznikî ve Şihâbüddin Sivasî unutulmamalıdır. sh. 204/a vd. . Dulkadiroğlu Süleyman Şah kızı.

Ancak bunların. serbestçe içki dağıttıklarını ve bunun açık bir şekilde yapıldığını söylemek insafsızlık olur. günümüzde haram olan ve Arapça'da "hamr" kelimesiyle ifade edilen içki karşılığında kullanılmaktadır. bunların başında gelmekte ve tarihlerdeki "padişah. sh. O halde. Aslında her çeşit içecek demek olan bu kelime. bu 1 ' fikirlilik ı | deliller vars "Siki" i i üslerinde i mevlidde s [lir. Abdülhamid gibi "veliyyullah" denilen fertler bulunduğu gibi. En kötü zamanlarında bile. Ahmed Uğur neşri. 44 vd.mânâsı. sh. her yerde. Osmanlı Sarayında sâkîler elbette vardır. peşin fikirlilik olur. kader-i İlâhi bu uzun süre içinde İslâm'ın bayraktarlığı unvanını onlara ihsan etmiştir. içki ve benzeri günahları irtikâb eden şahıslar da bulunabilir. Öztuna. I [içindir ki. Ancak 600 sene boyunca hasenatının seyyiâtına ağır bastığı içindir ki. "îş ü işret". Ancak Yıldırım Bâyezid gibi bazı devlet adamlarının içki içtiğine dair açık deliller varsa.195. ı ellerinden i | ne muhalefeti I gayreti gft B) Jtl'nde içkin I İstenmekteki i başında s iler. I. B) Maalesef. meyhanede şarap dağıtana da aynı ad verilir. 13. Osmanlı Tarihi. Lütfi Paşa. c. başka karîne olmadan gayr-i meşru hayat diye izah etmek. Uzunçarşılı.Hundî Hâtûn. sh. I. bu tâbirleri. işret=keyifli hayat ve eğlence demektir. bu şerefli unvan yine kaderin hükmüyle ellerinden alınmıştır. İçlerinde I. Seyyiâtı hasenatına ağır basınca da. sh. 306-352. Murad. sh. Osmanlı Devleti'nde içkinin tamamen serbest olduğu mâ'nâsına gelecek şekilde te'vil ve izah edilmek istenmektedir. 311-355. 260-323. sh. Yavuz ve II. 14. sayıları milyonları bulan arşiv belgeleri isbat etmektedir. Aksun. Tevârih-i Âl-i Osman. Murad. I. içki kadehini dağıtan diye açıklamak. elbette ki kasıtlı bir peşin fikirliliktir. Kitâb-ı Cihân-nümâ. 7-10. I i bulunduğu \ [plânda tslâff (tatbikatta I î İnkâr etmek! [ vardır. Tarih. Ancak tatbikatta bu esaslara muhalefet edenlerin bulunduğu da bir vâkı'adır. "Şarap" kelimesi de öyledir. II. Türkiye Tarihi. keyif meclislerinde kadehle içilecek şeyleri takdim eden şahıs manasını ifade eder. sh. 51-91. V. İstanbul 1297. Murad. 65 vd. sh. Kantemir. 95-105. Künh'ül-Ahbâr. bunu başka türlü yorumlamak da doğru olmaz. içki ve sefâhet hayatı yaşardı şeklinde yorumlanmaktadır. meşru dairede olduğu gibi.Şehzade Mehmed21 22. şerbet ve su da dahil olmak üzere bütün 20 Neşrî. Osmanlı tarihi ve edebiyatında geçen bazı tabirler. I f etmiştir. değil içki gibi İslâm'ın açık bir hükmüne muhalefet. Bunlar hakkında ne dersiniz? Burada şu gerçeklerin bilinmesinde fayda mülahaza ediyoruz: A) Osmanlı Devletini teşkil eden fertler ıma'sûm ve günahsız değillerdir. Ancak mevlidde şerbet dağıtana sâkî dendiği gibi. Nazarî plânda İslâm'ın bütün düsturlarının kabul edilerek tatbik edildiği bir vâkı'adır. c. Her ikisini de inkâr etmek mümkün değildir. hataları da vardır. 131. Tarih-i Solakzâde. Osmanlı Devleti'nin iyilikleri de vardır. Fâtih. c. I.. 71-90. c.[ I. sh. Âşıkpaşa-zâde. II. SâKİ* nümüzde I kullandı 131 155 1 İANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 57 Hâtûn. "Sâkî" kelimesi de manası çarpıtılan kelimelerdendir. I | ma ve I (halde. Halbuki bu ifadenin asıl mânâsı. Padişahların Kadınları ve Kızları. Osmanlı Tarihi. îş ü işreti severdi " tarzında geçen ifadeler. Uluçay. c. Her şeyde olduğu gibi. sh. 78-116. Devletler ve . Halbuki Osmanlı döneminde. içki ve I |. îş=yaşama. Yaşamanın tadını çıkarma ve keyifli hayat. içki kadehlerini dağıtan ve dolduran kişiler olduklarını. Âli. Sâkî kelimesini. içtihadî meselelerde dahi şer'î hükümlere ri'âyet etmek için elden gelen gayreti gösterdiklerini. gayr-i meşru dairede de olabilir. Kelime manası. Osmanlı Padişahlarından içkiye mübtelâ olanlar bulunduğu ve hatta Saray'da gayr-i meşru eğlence sofraları düzenledikleri söylenmektedir. c. II. Bu tâbirlerden bazılarına dikkat çekmek istiyoruz.

Osmanlı hukukçuları. haddi şirb denilen şer1? cezayı uygulayan devlet adamlarının kendilerinin. İslâm hukukunun yasakladığı sarhoşluk verici içkileri içenlere. İstanbul 1332/1923. II. yani kesin olarak dinen yasak olduğunu kabul etmişlerdir. Ancak İslâm'ın tesbit ettiği ve had denilen cezayı gerektirecek içki içme suçunun tarifinde farklı görüşler ortaya çıkmıştır. İkincisi. Osmanlı Devleti'nde konuyla ilgili şer'î hükümler. had cezasını gerektirecek suçun teşekkülünde küçük bir görüş ayrılığı vardır. mezkûr kelimelerin tasavvufdaki manaları ile bir kısım metinlerde kullanıldığını da unutmamak icab etmektedir. Bayezid'e seleyi bütün y. 3.. kendilerine resmî kod olarak kabul ettikleri fıkıh kitaplarında ifadesini bulan şer'î hükümler ortaya koymaktadır. İslâm'ın te'siri altında ve ilk Müslüman Türk Devleti olan Karahanlılar devrinde (X. . tatbikatta tam icra olunmadığı da söylenebilirse de. bu iki hareket yüzünden. Kadınlar Saltanatı I-IV. B II. mer'î olmuştur. asır) kaleme alınan Kutadgu Bilig'deki şu cümleler. alternatifli olarak düzenlemiş ve bunlardan birini de hadd-i şer'î olarak zikretmiştir. 22-25. 4. Dünya beyleri şarabın tadına ulaşırlarsa. I. az da olsa şarap içmek veya diğer içkileri içerek sarhoş olmaktır. had cezasını gerektirmez. Had cezası ise. içki hakkındaki hükümlerde İslâm hukukçularının kabul ettikleri esasları aynen benimsemişlerdir. Ebu Hanife şarap demek olan hamr ile diğer içkileri ayırt ederken. İslâm'a muhalif olan bütün âdetlerini de kâideten ve nazarî olarak tamamen terk etmişlerdir. az veya çok şarap (hamr) içmek yahut sarhoş edecek kadar diğer içkileri kullanmak. ancak kanunlarla tatbikat arasında fark bulunabilir. c. sonunda ikbâl elden gider. had cezası tatbik edilmez. İmam-ı A'zam Ebu Hanife'ye göre. yasak edesiniz. ani» . eksik ve fazla olmadan içki içene sopa ile seksen kırbaç vurmaktır. az veya çok içmenin had cezasını gerektiren bir suç olacağını açıklamışlardır. Bütün İslâm hukukçuları ise. Böyle bir fiili işleseler bile. nazariyatta kuvvetine riâyet olunmuştur". cezaî kasıd ve irâdedir. Osmanlı Devleti'nin son on yılına kadar. gibi ri'âyet edeler. bunun açıktan işlenen bir günah olmadığı kesindir. bunun en bariz misâlidir: "Bey içki içmemeli ve fesatlık yapmamalıdır. Daha sonraki Müslüman Türk Devletlerinin içki hakkındaki tutumlarını ise. ancak devletin tesbit ettiği ta'zir cezaları uygulanır.. Dergâhıma jrj ¦ benzeri yerlerde. had cezasını gerektiren bir suçtur.. C) Türkler Müslüman olduktan hemen sonra. açıkça bu fiili işlemeleri mümkün değildir. 110-112. Bunu şer'îye sicillerinde görmek mümkün olduğu gibi Osmanlı Kanunnâmelerinde de görmek mümkündür. Bey içki içer ve oyunla vakit geçirirse.. sh. bütün:.. Bu arada. bütün Müslüman Türk Devletlerinde. Emrim size ulaji' zat bu İşin üzerinde dur. sarhoşluk verici içkilerin azının ve çoğunun haram. Avrupalı bir hukukçunun diliyle "1810 tarihine gelinceye kadar. Osmanlı Devlet'inde tercih edilen birinci görüşe göre had cezasını gerektiren içki içme suçunun (ki buna şirb denmektedir) iki unsuru vardır: Birincisi. Araştırmalar. Ancak Osmanlı Devleti'nin son yıllarında kabul edilen Men'-i Müskirat Kanunu. devletin OSMANLI BİLİNMFVfM t içinde ve dışında ço-Osmanlı padiş • lâm'ın getirdiği içki birleri almışlardır. Nitekim Dimitri Kantemir'in II. Diğer İslâm hukukçuları ise. içki içenlere verilen cezaları.. irtikâb edildiği ' fiillerinden. memleket işini düşünmeğe ne zaman fırsat kalır?". diğer İslâm Hukukçuları hepsini aynı hükme tâbi kılmaktadırlar. Ahmed Refik. sh.Hanedanlar. İslâm'ın içki için tesbit ettiği ceza aynen tatbik edilmiştir. başta şarap (hamr) olmak üzere. her çeşit içkiyi. Se-lim'le ilgili beyânları da bunu teyid etmektedir. 58 içilecek şeylere yani bugünkü karşılığıyla meşrubata "şarap" dendiği bir vâkı'adır. Bundan sonra h'. Bu unsurlardan biri eksik olduğunda. c. Gerçi bu hükümler. Bu kanun. Osmanlı Devleti'nin son on yılına kadar bu tatbikatın devam ettiğini göstermektedir. Yani bütün içkilerin haram olduğunda ittifak etmekle beraber. Zorla içirilen içkiler. memleketin ve halkın bundan çekeceği zahmet çok acı olur. "1.

kadılarsınız. İslâm Hukukunda Kölelik-Câriyelik Müessesesi ve Osmanlı'da Harem.:1 kından gelip. Sen ki. Bâyezid Han. sh. 1. Murad'ın gençliklerinde bazen içki kullandıkları. 3. Sen ki. 90. bir içki Sultân'ın. s. Zaten bizim meselemiz de bütün Osmanlı Padişahlarını ma'sum göstermek değildir21. 338/B. Osmanlı padişahları. Sen ki. Yıldırım Bâyezid'in içki içtiği ve bu yüzden Molla Fenari tarafından şahitliğinin reddedildiği söylenmektedir. sadeleştirilmiş metnini. bütün Müslümanların ve özellikle de âlimler ve sâlihlerin rahatsız olduğu bildirilmiştir. Şunu da <• ve IV. 69-70. Emrim size ulaşınca. sancak beğisin. açıkça şarap içildiği. -•--. ancak bunlardan II. Osmanlı Padişahları hakkında söylenen "sarhoş" ve "aile hayatı berbat" gibi ithamlar. Akgündüz. O da bunun üzerine sarayının yanına cemaatle namazı terk etmemek için yeni bir cami inşa ettirmiştir. . maktadır ki. Şunu da önemle belirtelim ki. I. nr. şehirlerde. sh. açıkça şer'î hükümleri çiğnemeleri nasıl düşünülebilir? Bu misâlden de anlaşılmaktadır ki. Acaba içki iddiası nereden çıkmıştır? Bir önceki soruda da ifade ettiğimiz gibi. hem fiilen ve hem de kavlen İslâm'ın getirdiği içki yasağına uymuşlar ve bu yasağa uyulması için gerekli hukukî tedbirleri almışlardır. 23. Ankara 1959. sancağınıza bağlı şehir. Cin. Bizzat bu işin üzerinde durub kazanızdaki halka. düğünlerde. nr. sancak beğisin. Dolayısıyla Ankara mağlubiyeti elbette ki bir musibettir. A 33/21. İstanbul 1995. . toplantılarda ve benzeri yerlerde. içki içtiği için Yıldırım Bâyezid'in şahitliğini kabul etmediği iddiası da doğru değildir. bir konuda şahitliği arzu edilen Yıldırım'ın cemaatle namazı terk etmesinden dolayı şahitliğini kabul etmediği doğrudur. fâsıklar toplanıp açıkça günâh işlemeyeler ve İslâm'ın şe'âirine gereği gibi ri'âyet edeler. Peygamberlerin masum olduğu gibi.Akgündüz. . II. Her musibet.-. BA. Onların da günahları bulunabilir. Osmanlı Padişahları. Baskı. bu hususu görüp gözetip emrime aykırı hareket edenleri kâdî kararıyla hakkından gelip. çeşitli sarhoş edici içkiler kullanıldığı. Ayrıca İslâm'ın şe'âirine ri'âyet edilmeyerek fâsıkların bu gibi gayr-i meşru fiillerinden. 34-38. Ayrıca Molla Fenari veya Emir Sultân'ın. Yıldırım Bi< şahitliğinin dur? Bursa'da Ulu aykırı işlere mani Bâyezid'in. sh. Belki Moll». Ahmed. köylerde ve kasabalarda tekrar te'yîd ve tehdit ile yasak edesiniz. meseleyi bütün yönleriyle vuzuha kavuşturmak istiyoruz: "1. şer'î hükümleri ve emirlerimi icra edesin. Osman? gibi ithamlar. Dergâhıma arz olundu ki. Molla Hüsrev. her türlü rezalet ve sefâhetin irtikâb edildiği görülmüştür. i mükâfatın da mu. YEE.. BİLİNMEYEN OSMANLI 59 içinde ve dışında çok büyük tartışmalara yol açmıştır. tamamen iftiradır ve belli bir vesikaya dayanmamaktadır. Türk Hukuk Tarihi I-II. Emir Sultân Buhari'nin kayınpederi olan ve İslâm'a aykırı işlere mani olmadıklarından dolayı bazı kadıları cezalandırmaya kalkışan Yıldırım Bâyezid'in. 53-54. Dürer ve Gurer. bir kısım Osmanlı kaynaklarında açıklanmaktadır. 21 Fermanın Orijinali. Halil. . Neşreden: Reşit Rahmeti Arat. 157-158. c. şer Osmanlı Padişa men.. Bundan sonra hiç bir yerde. Kutadgu Bilig. vrk. Bütün bu iddialar doğru mudur? Bursa'da Ulu Cami'yi yapan. sh. Bütün Osmanlı Padişahları bu konuda hassastırlar. bir cinayetin neticesi ve bir mükâfatın da mukaddimesidir. kasaba ve köylerde. tamamen masum insanlar değillerdir. t. 4. Bayezid'e ait olan bir fermanın.5. bütün bu izahların yanında I. bu konuda tam ihtimam gösteresiniz. Şöyle bilesiniz ve alâmet-i şerife itimat edesiniz". Osmanlı Padişahlarının bu yasaklarına ve şerî'ate karşı bu hassasiyetlerine rağmen. terk etmesinden nın yanına ceı Acaba içki manii Padi"1"'" gülerdir. içki içtljjf değildir. 5. açıkça şer'i hı. sizlere takdim ederek. L . Belki Molla Fenari. Yusuf Has Hâcib. İstanbul 1997. Bursa Şer'iyye Sicilleri. Murad'n açıklanmaktad termek değildir 23. Selim ve IV. Mâide. bir içki mübtelâsı olduğu asla iddia edilemez. 267268. c. II. çok az istisnalar dışında. Kur'ân. 14-1540. Ahmed.

Acem Hamidî. Lütfi Paşa. "Ankara Bozgunundan İstanbul'un Zaptına (1402-1455)". Osmanlı Devleti'nin 30-40 sene sonra yeniden şahlanacağını müşahede ettiklerinden. Konyalı Mehmed bin Hacı Halil ve İdris-i Bitlisî gibi ilk dönem Osmanlı tarihçilerinin kahir ekseriyeti. Enverî. Tlmuı r'ml kuft! di" şekltı nakleden İft SUSİİCİİ64 zarı belli O ve i na tuW 24. 148-158. yine Osmanlı kaynakları tarafından açıklanmaktadır. 18(95). göre bu konu "Her ne i söyleseler ( vefat« mak niyetini Semerkand'a ( ümitsizliğe etmektedir! Âşıkpaşa-i etdi. Mağlubiyetin bir hatadan doğduğu noktasından hareket edilerek. Osmanlı tarihleri ittifaka yakın bir şekilde. sh. Solakzâde. TTEM. siyasî veya malî konulardaki gevşekliğidir şeklinde de izah edilmiş olunabilir22. 1391'de bu kadınla evlenmiştir. "Molla Fenan". c. c. 99-100. Osmanlı sultanlarının Osman Bey'den ta Sultân Murad zamanına kadar. Halbuki intihar dinimizde haram değil midir? mueılı Yıldırım Bâyezid'in vefatı ile ilgili üç rivayet bulunmaktadır: Birincisi. V. veziri Çandarlı Ali Paşa'nın bu konudaki ikaz görevini yapamadığını ifade etmektedirler. Ancak esir alınan Emir Sultân ve Molla Fenari. Şayet geçici bir süre içki içmiş olsa bile. Yıldırım Bâyezid'in Sırbistan Kralı Lazar'ın kızı Marya (Despina) Hanım ile evlendikten sonra. Sırp Kralı. Ancak Yıldırım Bâyezid devrinde bu işin biraz gevşediğini kaynaklar yazmışlardır.. bir değerli tarihçinin de ifade ettiği gibi. bu günahı açıktan yaptığını ve içkili sofralar düzenlendiğini söylemek mümkün değildir. Padişah ve diğer Osmanlı devlet erkânı ile yakın temas halinde bulunan ve memleketine döndükten sonra Timur Tarihini yazan İbn-i Arabşah başta olmak üzere Timur devrinin bütün Van Neşri. kendileri içki içmedikleri gibi. 332-333. Paul. Kitâb-ı Cihân-nümâ. sh. az bir süre için de olsa. kânüvlslen. Hammer ve Gibbons gibi Garb Tarihçilerinin tamamına yakını. . içki kullandığını. Halil. 10 sene kadar Bursa ve Edirne'de oturup Çelebi Sultân Mehmed'in çocuklarına hocalık eden. 'Eğer ma'rûfu emr ve münkerden nehy etmezsen. Kısaca. nr. Tarih-i Bursa (Güldeste-i Beliğ). c. VVİttek. Çubuk Ovasındaki Ankara mağlubiyeti sebebiyle ileri sürülen tenkidler kabilinden de olabilir. İnalcık. 45. VII. Âli. meydana . nr. Şükrullah. Bu yüzden şer'an içtiğinin isbâtı da hemen hemen mümkün değildir. bu sebep de dinî. 565. sh. Belleten. sh. Hatta zamanın âlimleri. Bu. Asıl meseleye gelince. İstanbul 1286. 25. 19(96). ne zaman içki içmeye başladığı belli değildir. Hüseyin Hüsameddin. ancak hemen tevbe ederek Bursa Ulucami'yi inşaya başladığı ise. kızı Marya'yı Bâyezid'e göndererek Osmanlı Padişahını evvela manen yıkmayı ve sonra da cephede mağlup etmeyi planlamıştır. 51-91. kendi zamanlarında içki içilmesine de şiddetle karşı çıktıklarını ve bu dinî yasağı takip ettiklerini yazmaktadırlar. sh. bu konularda gevşeklik gördükleri zaman. Bütün bunlar. Timur'un Semerkand'a gidelim teklifine. İsmail Belîğ-i Bursevî. bu planında muvaffak olduğunu kaydeden tarihçiler de bulunmaktadır. Hatta bazı kaynaklar. sayı 27 (1943). I. Yıldırım Bâyezid'in intihar ettiği söylenmektedir. manevi alemde. sh. Karamanî Mehmed Paşa. 368-384.60 BİLİNMEYEN OSMANLI Bunda kader-i ilahiye fetva verdirten hatalar mutlaka vardır. Künh'ül-Ahbâr. Yıldırım'ın içki içtiğini göstermez. Maalesef geçici bir süre de olsa. 109. 103-105. etmektedir Yıldırım gibi dit sinin tamw isimlerinden &A] dikten sonra. Sultân'ın kapısına gelerek. bu kadının Müslüman olmaması veya başka sebeplerle. teklifi kabul etmediklerini Osmanlı kaynakları önemle kaydetmektedirler. Çev. sh. memleketinde durmayız' derlerdi. Tevârih-i Âl-i Osman. sh.

sh. Bunun tam aksine Müneccimbaşı başta olmak üzere çoğu müellifler. bu söz üzerine ümitsizliğe düşen Osmanlı Padişahının yüzük kaşındaki zehirle intihar ettiğini iddia etmektedirler. Netice olarak. tarihçilerin çoğu. 87-89. sh. c. Kuvvetli kaynakların izahları karşısında bu ifadeler. 306-352. sh. Tâc'üt-Tevârih III. Mükrimin Halil Yinanç ve Uzunçarşılı gibi tarihçiler. I. Uluçay. c. Yıldırım'ın intiharı iddiası. Ahmed Uğur neşri. İstanbul 1279-80. "düşman elinde zebûn olub memleketi eller elinde görmeden ölem yeğdür" deyüb kendü nefsini helak eyledi demektedir. sh. Doğru olan Yıldırım'ın yukarıda zikredilen hastalıklar sebebiyle vefat ettiğidir. muteber yerli veya yabancı kaynaklarda yer almamaktadır. Âli. Anonim Tevârih-i Âl-i Osman gibi müellifler ittifakla "Bâyezid Hân işitti kim. bunun tarihçiler tarafından kale bile alınmadığını ifade etmekle yetiniyoruz. bu ifadeleri intihar etti diye açıklamak da doğru değildir. Künh'ül-Ahbâr. V. sh. mevcut rivayetleri değerlendirdikten sonra. I. Bunlardan açıkça kendini zehirleyerek intihar ettiğini anlamak mümkün olmadığı gibi. Âşıkpaşa-zâde. sadece Hadîdî Vekâyinâmesi'dir. Kitâb-ı Cihân-nümâ. gayet melûl oldu ve hem gayret etdi. Aynî gibi bazı müellifler de. I. II. haram olan böyle bir günahın isnad edilmesinin tamamen iftira olduğunu açıkça beyan eylemişlerdir. Lütfi Paşa. I. Kanaatimize göre bu konuda son sözü Âli söylemektedir: "Her ne kadar bazı tarihçiler Timur'un hekimlerinin zehir içirdiğini veya kendi kendisine zehir içtiğini söyleseler de. Osmanlı tarihi ile ilgili bazı kaynaklar.„ başta < BİLİNMEYEN OSMANLI 61 kânüvisleri. Türkiye Tarihi. Osmanlı tarihinin dev isimlerinden Âli ve Hoca Sa'deddin Efendi gibi tarihçiler. Kadınlar Saltanatı. 217. sh. Padişahların Kadınları ve Kızları. onunla yaptığı bir mülakat neticesinde. Kaldı ki. c. nefes darlığı ve keder dolu hayattan meydana gelen çeşitli hastalıkların bir araya gelmesinden vefat ettiğini açıkça ifade etmektedirler. c. Uzunçarşılı.. Bu iddiayı naklettiği söylenen ilk dönem tarihçilerinden. 172-173. Yüzüğünün kaşında bulunan zehirle intihar ettiğini nakleden ilk döneme ait tek kaynak. 7-10. ölümünü istedi" şeklinde de yorumlanabilir. Âli ve Hoca Sa'deddin gibi kaynaklar tarafından şiddetle tenkit edilmiştir. Bâyezid Hân'ın "tez canlu ve gayretlü kişi" olmasından dolayı Timur'un mu'âmeleleri karşısında sıtma hastalığına tutulduğunu ve günden güne zayıfladığını belirttikten iki sayfa sonra. Üçüncüsü. bu iddianın tamamen yanlış olduğunu delilleriyle ortaya koymuşlardır23. sh. ayrılırken de muhabbetle ayrılmışlardır". Devletler ve Hanedanlar. hastalığının tedavisi için Timur'un saray tabiplerinden Celaleddin Arabî ve İzzeddin Mes'ûd eş-Şirazî'yi tayin ettiğini belirtmektedirler. aksi iddiaların iftira ve yalan olduğunu açıklamaktadırlar. Timur'un iline varmasına hemandem kendü kaydın görüb Allah Te'âlâ rahmetine vâsıl oldu" ifadelerini kullanmışlardır ki. Hoca Sa'deddin Efendi. tamamen hata üzerinedirler. . Semerkand'a gideceğin. 101-103. Ahmed Refik. İkincisi. Bir de kendi hususi kütüphanesinde bulunduğunu iddia ettiği Fuad Köprülü'ye ait bir anonim yani yazarı belli olmayan bir Tevârih-i Âl-i Osman nüshasıdır. bu tür iddiaların bir rivayetten öteye gitmediği de malumdur. 260323. 358-363.Aksun. Neşrî. Solakzâde. sh. Lütfi 62 . c. Kanaatimize göre doğru olan da budur. Osmanlı Tarihi. Osmanlı Tarihi. I." kaydını düşerek. II. "âhiret hazırlığını gördü. Yıldırım gibi dindar bir Padişaha. Bütün bu rivayetler. c. onu Semerkand'a götürdükten sonra oradan geri göndereceğini söylediğini. zehirletildiğini söylemektedirler. 22-25. Yıldırım Bâyezid'in şiddetli sıtma. 89-90. sh. bundan vaz geçip. Timur'un Bâyezid'i serbest bırakmak niyetinde iken. Öztuna. c. Zira Yıldırım'a Timur her türlü iltifatı yaptığı gibi. sh.. c. 110-112. "bazılar eder ki. Timur'un zehirlettiği şeklindeki bir iddiadır ki. Sadece Fuad Köprülü'nün bazı zayıf rivayetleri zorlama yorumlara tabi tutarak Cumhuriyet'in ilk yıllarında bu iddiayı gündeme getirmesinden sonra mesele tekrar alevlenmiştir. 23 Neşrî. neman maslahatın gördü" veya "bu cevâbı işitti.

Sahâifu'l-Ahbar I-III. c. . c. Öztuna. Mükrimin Halil. Yıldırım Bayezid'in vefatından sonra hayatta olan çocukları yaş sırasıyla şunlardır: Süleyman Şah (1375-1410). 49. 260-323.. 28-29. c. Hatta fırsatı ganimet bilerek Osmanlıya harp ilan eden Macarları dahi yendi. Mehmed Çelebi (1382-1421). Bazı komutanlar ve fitne için hazır bekleyen Romanya Prensi'nin de desteğiyle.. Yıldırım'ın çocukları arasındaki saltanat mücadelesi ile devam eden ve 1413 yılında I. . sh. I Üzerine gelen Men Mehmed Çelebi I ğutunca bunu fırsat! Sırbistan PrensI'nM geldi ve Sultân I süren saltanatı da! (1413). sh. c.. Fetret Devri ne demektir? Osmanlı Devleti'nin 1402'deki Ankara mağlubiyetinden sonra dağılması ile başlayan. Belleten. ancak Mehmed Çelebi tarafından tasfiye olunmuştu. Nişancı Tarihi. İstanbul 1285. sh. II._. Kantemir.. Mehmed Çelebi adına Rumeli'ye geçmesine rağmen. c.. sh. Devletler ve Hanedanlar.BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANÜ_ V. kendisinin diğer Osmanlı Sultânlarına kıyasla. I. 591-599. sh. Aksun. Tevârih-i Âl-i Osman. 313.. "Yıldırım Bayezid'in Esareti ve İntihan Hakkında. 1380-1422). I. Mlhll| zaskeri olan i man'ın! olmasına k i 28.-. sh. Mehmed Çelebi'nin tartışmasız tek sultan olarak kabul edilmesiyle sona eren verimsiz ve uğursuz ara döneme denmektedir. İA. Köprülü. V.1. Diğer tarafdan İsa Çelebi bir ara Bursa'yı kuşatmış. sayı 27(1943). 24 Âli. İstanbul 1279. Sultân Süleyman'ın Edirne'yi taht şehri ilan etmesi. Osmanlı Tarihi. 113-116. (F.' 27. M. Süleyman Çelebi kimdir (Emir Süleyman = I. Künh'ül-Ahbâr. Fetreti Sultân Mus Melikşah. 3. Osmanlı Tarihi. sh. I. arkasından hemen Bursa'ya geldi. ele geçirmiş. 132. . Osmanlı Tarihi. I İskendernâme rttö Mevlânâ Hamza'yı i lan olduğu. II. I. İstanbul 1991 (Necdet Öztürk neşri). Tevârih-i Âl-i Osman. c. İzmir ve Ankara'yı aldı. Musa Çelebi mütereddit idi ve hatta ağabeyinin padişahlığını tanıyordu. takva cihetiyle pek kuvvetli olmayan Vezir Ali Paşa'nın da etkisiyle. sh. Belleten. 91-124. Hadidî.. Mustafa Çelebi (Düzmece Mustafa diye bilinir. I. Köprülü. "Yıldırım Bayezid'in İntiharı Meselesi". manevî yönünün o kadar mükemmel olmadığı bazı Paşa. M. çok önemli gördüğü eşyalarını aldıktan sonra hemen Edirne'ye canını attı ve orada padişahlığını ilan etti. Osmanlı Tarihi. Yinanç. Musa Çelebi (1388-1413) ve Şehzade Kasım (1397-1417). Müneccimbaşı. Sultân.FETRET DEVRİ 25. Mehmed (. c. 117-144. Aksun. 131. sayı 2 (1937).< kaynaklarda ifade < Sultân Süleyman ı meyen ve mağlub Melek diye meşM Necmüddin Hanefî'yi. sh. 591-603. Musa Çelebi. Giese neşrinden Nihad Azamat). Sultân Süleyman. I. Anadolu'ya geçti ve Bizans İmparatoru ile kurduğu dostlukların da yardımıyla. 86-90. .. İstanbul 1992. Demir Kafes Rivayeti. c. sh. İsa Çelebi (1378-1405). Fuad. 11 yıl sürmüştür. Anonim. Bu arada Anadolu beylikleri Süleyman'a karşı Mehmed Çelebi'yi desteklemeye başlayınca Musa Çelebi de ona itaat etti ve Süleyman'ı takip için Rumeli'ye geçti. 59-60. sh. I. sh. sh. İntihar Meselesi". Ancak Osmanlının en büyük toprakları Amasya'da bulunan Mehmed Çelebi'nin elindeydi. 325-345. Fuad. I. Maalesef. sh. c. VII. Süleyman)? 1402 mağlubiyetinden sonra Vezir Çandarlı Ali Paşa ile kaçarak canını kurtaran Şehzade Süleyman. Sultân Mun< 1410 yılında! bir diplomat değildi.. Bursa'nın bu özelliğini ortadan kaldırdı ve 51 yıl devam edecek olan Edirne devri başladı. kendi sultanlığını ilana hazırlanıyordu ve Sultân Süleyman'ı Edirne'de kıstırarak hayatına son verdi (1410). sh. c. Bursa. Solakzâde. "Bâyezid II". sh. İsmail Belîğ-i Bursevî. 91-98. 109-120. Tarih-i Bursa. Saltanat mücadeleleri nasıl yürüdü? Yani Emir Süleyman ve Mûsâ Çelebi'nin sultanlığı var mıdır?24 26. Tevârih-i Âl-i Osman. su kabul» . . Sultân Süleyman'ın 8 yıl kadar süren saltanatı 35 yaşındayken sona erdi. Uzunçarşılı. Uzunçarşılı.

113-116. c. 64 BİLİNMEYEN OSMAİ sinden sonra. I. I. I. sh. sh. 204-241. Ancak Süleyman Bey'in Ankara'ya kadar gelmesi üzerine. II. 325-345. 91-98. sh. 91-124. Öztuna. c. Aksun. Üzerine gelen Mehmed Çelebi'yi mağlup etti ve bu olaydan sonra iyi bir diplomat olan Mehmed Çelebi İmparator'a sığındı. İyi bir diplomattı. ' Sultân Süleyman devrinin en önemli devlet adamı. Karamanoğlu yine hareke! geçti. Hacı İvaz Paşa'nın kahramanca müdafaası üzerine Yıldırım Bâyezid'in sur . OfflM BİLİNMEYEN OSMANLI 63 kaynaklarda ifade edilmektedir. Ancak 1410 yılında Rumeli'de saltanatını ilan edince durum değişti. Ahmed Uğur neşri. sh. c. sh. sh. Asil ve dindar bir devlet adamı olan Mehmed Çelebi. Devletler ve Hanedanlar. sh. asrın siyâset alanında müceddidi olarak kabul edilmektedir. sh. Uzunçarşılı.109-114. 1413 yılında kardeşi Musa Çelebi'nin öldürülme25 Âli. 781/1380 yılında Germiyanoğullarından Süleyman Şah'ın kızı Devlet Hâtun'dan dünyaya gelmiştir. bazı tarihçiler tarafından Osmanlı Devleti'nin ikinci kurucusu ve 9. maneviyât erenleri arasında ise Yunus Emre'yi. Sultân Musa Çelebi kimdir? 1410 yılında Edirne'de padişahlığını ilan eden Musa Çelebi. Öztuna. Osmanlı tahtının tek vârisi olarak kaldı. tarihçiler tarafından beğenilmeyen ve mağlubiyetine sebep gösterilen Çandarlı Ali Paşa. Solakzâde. 61-68. Künh'ül-Ahbâr. âlimler arasında Kazaskeri olan Şeyh Bedreddin-i Simâvî'yi zikretmemiz gerekmektedir. Tevârih-i Âl-i Osman. Mu» | saltanatını 1 »vlriH/İHfl |45. Sultân Süleyman'ın halinden de anlaşılabilir25. c. Osmanlı Tarihi. c. c. Mihal oğlu Muhammed Beğ. Amasya-Tokat-Sivas bölgesiyle yetindi. sh. Kantemir. İstanbul'u 5. Osmanlı Tarihi. Fetret Devri de böyle sona erdi. Kardeşi İsa Çelebi'yi tasfiye etti. Mehmed Çelebi kimdir ve neden Osmanlı Devleti'nin ikinci kurucusu kabul edilmektedir? 1413-1421 tarihleri arasında Osmanlı tahtına oturan Sultân Mehmed Çelebi. Künh'ül-Ahbâr. 91-124. âlimler arasında İbn-i Melek diye meşhur olan İzzüddin Abdüllatif. Uzunçarşılı.781/1380 yıl» yava< fından 0» Babasının ı gitti ve | Ankara'ya i mattı. sert bir asker ama iyi bir diplomat değildi. Ahmed Uğur neşri. şâirler arasında. Musa Çelebi. sh. V. İnsanları galip veya mağlup edenlerin mesaî arkadaşları olduğu. müftilik yapan Necmüddin Hanefî'yi. Çelebi Mehmed Rumeli'ndeki olaylarla uğraşırken. I. 91-98. sh. 198. Babasının esareti sırasında vezir Bâyezid Paşa'nın tavsiyelerine uyarak Amasya'ya gitti ve padişahlığını ilan etti. II. I. Devletler ve Hanedanlar. 113-116. Osmanlı Tarihi. Musa Çelebi önce Mehmed Çelebi'ye itaat etti. Rumeli beylerini de kendisinden soğutunca bunu fırsat bilen Mehmed Çelebi. bunun kardeşi Bahsi Beğ'i. oğlu Muhammed. sh. 26 Âli. Aksun. sh. asrın müceddidi kabul edilmektedir. 61-68. Sultân Süleyman'ın Şehzade Orhan. Ilış-İ13) 27. Sultân Musa zamanında ona destek olan devlet adamları arasında veziri Kör Melikşah. Tevârih-i Âl-i Osman.115-120. V. I. Şehzade Mehmed Şah ve Paşa Melek Hâtûn adında üç çocuğu olmasına karşılık. c. c. Kantemir. c.ûlM*« 345. Germiyanoğlu Yakub Bey'in Mehmed Çelebi'ye itaatini bildirmesi üzerine Bursa'j kuşattı. ikinci defa. 117-144. Osmanlı Tarihi. hem Rumeli beylerinin ve hem de Sırbistan Prensi'nin desteğini alarak kardeşi Musa ile Çamurlu Derbend'de karşı karşıya geldi ve Sultân Musa ağabeyine yenilerek öldürüldü. defa muhasara altına alarak Bizans'ı karşısına aldı. İskendernâme müellifi Ahmedî ile tarihçilerin mazbut bir şair olarak anmadıkları Mevlânâ Hamza'yı zikr edebiliriz. Solakzâde. 325-345. sh. 28. I. Lütfi Paşa. sh. sh. Sultân Musa'nın evladı yok idi26. 117-144. c. Osmanlı tarihçileri tarafından ye| asrın yani Hicrî 9. Lütfi Paşa. Böylece 25 yaşında 3 yıl kadar süren saltanatı da sona erdi ve Osmanlı tahtı sadece Mehmed Çelebi'ye kalmış oldu (1413).

24 . Normalde Sultân Mehmed'in ağabeyidir.j Sultân Mehmed de boş durmuyor ve Sinop'daki Candar Beğliğinin bir kısım topraklarını} Osmanlı Devleti'ne ilhak ediyordu. Mehmed Çelebi'nin oğlu Şehzade Murâd. İzmir'de. Selanik taraflarında Düzmece Mustafa ile meşgul olan Sultân Mehmed. Sultân Mehmed Çelebi 39 yaşında vefat etti ve Bursa'daki Yeşil Türbeye defn olundu. Musa Çelebi'nin Kazaskeri ve birj nevi Şeyhülislâmı olan bu ilim adamı. 1420'de İstanbul'da İmparator II. Bunun üzerine Rumeli'deki Deliorman'da yerleşen Şeyh Bedreddin isyanı genişletme çabalarını sürdürdü. 1420 yılında bu olay da kapatılmıştır. Bunlardan birincisi. Timurtaş Paşa-zade Ali Bey'in de mağlup olmasıyla ciddileşti. Mehmed Çelebi'nin bir paşası olan Gâzî İsha| Bey tarafından püskürtülünce Osmanlı prestij kazandı. Manuel'i ziyaret bile etti. İdamına fetva veren ise. Bâyezid Paşa'nın da yardımıyla Börklüce Mustafa ve asi kuvvetlerin üzerine yürüdü ve ele geçirilen Dede Sultân idam edildi. Şeyh Bedreddin'in de Rumeli'de bu tür hareketlere girişme teşebbüsleri bardağı taşıran son damla oldu. Osmanlı Devleti. Bu arada Venedik donanmasına karşı 1416 yılında Çalı Bey ko) mutasındaki Osmanlı donanması hücuma geçti. Sonra affetti. Manisa'nın Kızılbaşlarla meskûn bölgelerinde Osmanlı Devleti'nin aleyhinde bir isyan hareketine hazırlık yapıyorlardı. Mehmed esir aldı. olayı duyunca hemen Serez'e geldi ve Bâyezid Paşa'nın gayretiyle Şeyh Bedreddin ele geçirildi ve Serez çarşısında idam edildi. Bizans bunları şiddetle destekliyordu. belli çevrelerce kullanıldı. ancak mağlup oldu. Sultân Mehmed'in ikinci belası ise. Daha önce Şeyh Bedreddin'in kazaskerliği sırasında onun kethüdalığını yapan Börklüce Mustafa. Vefatında Osmanlı devleti eski genişliğine ve kuvvetine ulaşmıştı. yeniden eski ihtişamına kavuşmak üzere iken. Sultân Mehmed'e yenildi ve Bizans İmparatoruna sığındı. Musa Çelebi'nin tasfiyesinden sonra Sultân Mehmed tarafından yüksek bir maaş verilerek İznik'te mecburi 1 ikamete zorlanan Şeyh Bedreddin. Aydın ve İzmir taraflarında fesada başlayan Börklü-ce Mustafa ve Manisa civarında ortaya çıkan ve aslında bir Yahudi dönmesi olan Torlak Kemal ile olan eski ilişkilerinden korkarak. İşte bu kargaşa içinde Sultanlık koltuğuna oturaf Mehmed Çelebi. Buna karşılık Mac Kralı Sigismund'un haçlı seferi teşebbüsü. Şeyh Bedreddin isyanı idi.000 ve 10. Sa'deddin Teftezâni'nin talebelerinden olan Herat'lı Mevlânâ Haydar'dır. İshakl Bey'in Rumeli'deki bu fetihleri Romanya ve diğer Balkan bölgelerinde de devam etti.000 akçe ödenmek şartıyla anlaşma yapıldı ve hatta bu anlaşmanın da etkisiyle Sultân Mehmed. İMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 65 »yeni pırını İTorya çıkan Yıldırım'ın gerçekten oğlu Düzmece Mustafa'dır. Yahudi dönmesi Torlak Kemal ise. Timur tarafından esir alınarak 16 yıl ortadan kaybolan ve ancak Bizans ve benzeri dış düşmanların tahriki ile saltanat iddiasıyla orta29. İshak Bey'in 1415 muharebesin den sonra Türklerin Bosna Sarayı dedikleri Sarajevo Osmanlı'nın eline geçti. iç ve dış düşmanlar.dışııf da kalan kabrine hakaret bile etti. Ordularının sayısı 5. Aydın'daki Candaroğullarımn da tabiiyetini kabul ettikten sonıj Karamanoğlu'nun üzerine yürüdü ve halasının oğlu olan Karamanoğlu II. Kastamonu-Sinop-Kefe üçgenini takipten sonra Eflak Voyvodasına sığındı. iki büyük gaileyi Osmanlı Devleti'nin başına açmakta gecikmediler. Niğbolu Sancakbeyi Aydınoğlu Cüneyd'in de desteğini alarak kıyam eden Düzmece Mustafa.000'lerle ifade edilen ve Dede Sultân diye de anılan Börklüce Mustafa'nın isyanı. Ancak Sultânf Mehmed'in fevkalade basiretli idaresi ve Allah'ın yardımıyla bu iki büyük bela da aşıldı. Sultân Mehmed hayatta olduğu müddetçe salıverilmemek ve buna karşılık İmparatora yılda 300. Bunu Torlak Kemal'in tepelenmesi izledi ve böylece Osmanlı Devleti'nde ilk ciddi alevi isyanı bastırılmış oldu. Urla yarımadasının kuzey tarafındaki Karaburun'da.

nr. 3. Mevlânâ Sarı Ya'kub'u. sh. I. Bazı samimi araştırmacılar ise. sh. Burada kadılık yaparken oğlu Mahmûd dünyaya gelmiş ve adına İbn-i Kâdî Simavna veya Simavna Kadısı oğlu denmiştir. "kadın hariç her şey ortaktır" dediğini iddia ederek. Kantemir. Murâd. Osmanlı tarihi açısından tam bir bilmecedir. sh. Kara Ya'kub lakabıyla meşhur olan Ya'kub bin İdris'i. 124-138. Bu sebeple Şeyh Bedreddin'i yakından tanımak en doğrusudur. Meseleyi olduğu gibi yansıtmaya çalışmak en güzelidir. Osmanlı Tarihi.kere savaşa giren Mehmed Çelebi 40 yerinden yara almıştı. Osmanlı Tarihi. 347-375. Devletler ve Hanedanlar. 144-194. Neşrî. ilmiyeden gelen İbrahim Paşa'yı ve Bursa kahramanı Hacı İvaz Paşa'yı. Samimi.Emine Hâtûn. ZEVCELERİ: 1. Kitâb-ı Cihânnümâ. sh.Şehzade Yusuf. 39. Bu arada Tebriz ve ilim merkezi Kazvin'e uğrayan Şeyh. Acaba hangisi doğrudur? 27 Âşıkpaşa-zâde. daha sonra Anadolu'ya gelmiş ve nihayet özellikle İslâm Hukuku konusundaki uzmanlığından dolayı Sultân Musa'nın Kazaskerliğine tayin edilmiştir. başlangıçta Şeyh Bedreddin'in büyük bir İslâm âlimi ve hukukçusu olduğunu. Şeyh Bedreddin kimdir? Bir alevî şeyhi mi yoksa ilk komünist midir? İslâm'a aykırı görüşleri bulunan Varidat adlı eserin müellifi olduğu doğru mudur? Şeyh Bedreddin meselesi. 517555. TOEM. dürüst. Amasyalı Pir İlyas'ı ve Şeyh Muslihuddin Halife'yi. II. bir Osmanlı emiri. Komünizm'in revaçta olduğu günlerde. 4. asrındaki büyük âlimler arasında Sa'deddin Teftezânî'nin talebelerinden Mevlânâ Burhânüddin Haydar'ı. sh. Lütfl Paşa. sh. c. . 5-Şehzâde Ahmed. Kahire'de inzivada olan Hüseyin-i Ahlâtî'den tasavvuf dersi almış ve Timur'un huzurunda yapılan ilmî tartışmada İslâmî ilimlere olan vukufunu ispatlamıştır. Bunun yanında. Alevî grup ise. orada bazı nakillere göre Bâtınîlik fikirlerinin etkisinde az da olsa kalmıştır. sh. zamanındaki maneviyât erenlerinden özellikle Şeyh Abdüllatif'i. 68-76. V. Hayatı hakkında en geniş bilgiyi torunu Halil tarafından Menâkıb-ı Şeyh Bedreddin adıyla kaleme alınan eserden öğreniyoruz. 1397 yılında şeyhi Hüseyin Ahlâtî'nin vefatı üzerine onun yerine geçen Şeyh Bedreddin. Ahmed Uğur neşri.Şehzade II. Uzunçarşılı. c. c. bir gazi ve de 1361'de Edirne fethedildikten sonra ele geçirilen Dimetoka'ya bağlı Simavna veya Samavna denilen beldenin de ilk kadısıdır. I. Amasyalı bir Paşa'nın torunu. hatta kendilerine rehber edinenleri bile çıkmıştır. tarihin ilk Türk komünisti diye Nazım Hikmet'e manzum medhiye bile yazdırmışlardır. sh. c.Şeh-zâde Kumru Hâtûn. Ahmed Tevhld. Bunun Kütahya Simav ile ilgisi yoktur. 2. m BİLİNMEYEN OSMANLI UlLlNMfcYEN Kanaatimize göre ifrat da tefrit de doğru değildir. Künh'ül-Ahbâr.115-127. 85-94. 29. II. Tarih. "Bursa'da Çelebi Sultân Mehmed Han. 187-189. 17-120. 2. I. dindar ve diplomat bir devlet adamıydı. ÇOCUKLARI: 1Şeh-zâde Küçük Mustafa. Şeyh Bedreddin'in başından beri Bâtınî fikirlere sahip bir ehl-i dalâlet olduğunu hükme bağlamışlardır. Solakzâde. Kâfiyeci lakabıyla meşhur Mevlânâ Muhyiddin'i ve Bâyezid-i Sofî'yi. 244-326. baştan beri onun sadık bir veziri olan Bâyezid Paşa'yı.Evvel Hazretlerinin Kerimelerinden Hafsa Sultân Namına bir Kitabe". Aksun. Tevârîh-i Âl-i Osman. Murad'ın annesi. Âli. Üzerinde çok söz söylenmiştir. şâirlerden ise sadece Hüsrev ü Şirin müellifi Şeyhi ile Molla Ezherî ve Şair Zihni'yi sayabiliriz27. Sultân Mehmed Çelebi zamanındaki ileri gelen devlet adamları arasında. sh. ancak sonradan Şeyh'likden şahlığa heveslendiğini ve devlete isyan ettiği için idam edildiğini ifade etmişlerdir. Osmanlı tarihçilerinin mühim bir kısmı.Şehzade Mahmûd. Osmanlı Devleti'ne isyan eden Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal'in haline bakarak onu bir Alevî Dedesi olarak görmüşlerdir. Dulkadır oğlu Mehmed Bey'in kızı ve II. c. sh. 99-106. Tahsilini Kadi-zâde-i Rumî ile birlikte onun babasının yanında yapan ve sonra da Kahire'ye giderek başta Seyyid Şerif Cürcânî olmak üzere büyük âlimlerden ders okuyan Mahmûd. Şeyh Bedreddin hakkında şunları biliyoruz: Asıl adı Mahmûd olan bu zatın babası İsrail. Bir kısım peşin hükümlü tarihçiler Şeyh Bedreddin'i. Öztuna. Osmanlı döneminin Cumhuriyetçisi ve ihtilalcisi diye başlarına tac etmişlerdir.

melek. İznik'te göz hapsinde iken kaleme aldığı bu eser. Eflak Beyine sığınmasına ve neticede ortaya çıkan bu Alevî isyanının reisi gibi görünmesine yol açmıştır. cin ve . Alemin ezeli ve ebedi olduğu ileri sürülen aynı eserde. 1000 akçe maaşla İznik'e getirilmiş ve gereken saygı gösterilmekle beraber. esasian t* İslatat. Bu zikredilenler ve edilmeyenler.. Daha evvel anlattığımız gibi. ileri sürülen iddialar arasındadır. Şeyh Bedreddin'in öteki eserlerinin tam tersine.. bunu Torlak Kemal denilen bir Yahudi dönmesinin takip etmesi ve Şeyh Bedreddin'in de bunlarla olan irtibatı. Gerçek olan Şeyh'in şahlığa heveslenmesi. kıyamet inkâr edilmekte ve buna bağlı olarak haşr-i cismânî denilen haşir redd olunmaktadır.. Bunun tek istisnası Varidat adlı eseridir ki. bunun gerçekten onun tarafından yazılıp yazılmadığı da tartışmalıdır. fesad grubunun içinde yer alması ve de Sultân Mehmed'e isyan edenlerin manevi reisi durumuna düşmesidir. Şeyh Bedreddin'in eserlerine baktığımızda. mezhebin!1 kik zort. Hanefi mezhebi ile alakalı mükemmel bir mukayeseli hukuk kitabıdır.. İslâm'ın temel esaslarına ters düşen ve insanı tamamen dinden çıkarabilecek hususlar bulunmaktadır.. Önemle ifade edelim ki.. İslâm Hukukuna dair Letâif ül-İşârât başta gelir. tamamen Sünnî ve Hanefî esaslarına göre kaleme alınmış eserlerdir.. Alevîlik veya materyalist bir vahdet'ül-mevcudculukla alakalı tek bir cümle yoktur.. Bunun en büyük delili. Bu eserin bazı yerlerinde Allah'dan ve O'nun peygamberlerinden bahsederken.. Şeyh'in gizli bir şekilde Rumeli'ye geçmesine. ¦onun ttânî m tiye inin ettiği görülmektedir. Börklüce Mustafa denilen ve Dede Sultân diye de bilinen alevi dedesinin isyanı. Bu kitabın ona ait olmadığı ve hatta onu isyan için kullanan bazı bozuk fikirli insanlar tarafından uydurulduğu.:. hem neslinin ortada oluşu ve hem de telif ettiği eserleridir. Geriye Varidat adlı ona isnad edilen tasavvufa dair bir eser kalmaktadır." 'esc de' Oİâiı ricvni sünnet w keı deıv islâm Hıfc-Çe»" de: be-""1)' h BİLİNMEYEN OSMANLI 67 »aya İSeyh pnI2i ve reya ımûd iîtlr. bazı yerlerde vahdet'ül-vücud'dan ziyâde vahdet'ül-mevcud nazariyesiyle tam bir materyalist gibi hareket Cer.Sultân Musa tasfiye edilince Şeyh Bedreddin çoluk çocuğuyla birlikte. Cennet ve cehennemin de inkâr edildiği eserde. Ancak bu kitaba baktığımızda. Şeyh Bedreddin aslında alevi falan değildir. göz hapsinde tutulmuştur. Bunu Câmi'ul-Fusûleyn adlı Üstrûşenî ve İmâdî isimli büyük Hanefi hukukçularının kaleme aldığı Fusûl isimli hukuk eserlerini birleştirerek ve asrın meselelerini de ilave ederek telif ettiği mükemmel bir hukuk kitabı takip eder. Bunlarda Bâtınîlik.

sh. -17. Şeyh Bedreddin'e ait ise. Osmanlı Tarihi. c. İstanbul 1971. Solakzâde. Zira hapisteyken yani idamından bir kaç sene önce kaleme aldığı İslâm Hukuku eserinde tam bir ehl-i sünnet gibi İslâm'ın esaslarını anlatan bir âlimin bir iki sene içinde bu hale gelmiş olması akla zor gelmektedir. 1551. "Osmanlı Düşünce Tarihinde Toplumsal Bir Muhalefet Olarak Şeyh Bedreddin ve Haraketinin Tahlili". Ömer Faruk. 99-106. Bedreddin'in büyük bir âlim olduğunu. Dördüncüsü ise. ısrarla "insanları bilerek dalâlete sevk edenlerden olduğunu isbat etmesi" de önemlidir. 28 Âli. Sünnî-Hanefi İslâm Hukukçusu ve eserleri âlimlerce asırlarca ders kitabı olarak okutulan ve Musa Çelebi'nin Kazaskeri olan Şeyh Bedreddin'dir. Mecdî Efendi. Nitekim Sa'deddin Teftezânî'nin talebesi olan Mevlânâ Haydar Herevî. Ahmed Ya'şâr. Simavîler diye bilinen müritleri namaz ve oruç gibi İslâm'ın hükümlerinden habersiz bulunan ve en önemlisi de vahdet'ül-mevcudcu yani neredeyse panteist ve inkarcı bir Şeyh Bedreddin'dir. Ocak.SULTÂN II. devlete isyanının çevresinin planlarına ve yapılan isnadlara dayandığını açıkça ifade etmekte ve Şeyh Bedreddin'i övmektedirler28. sh. c. 1404 yılında Dulkadiroğlu Emine Hâtun'dan Amasya'da dünyaya geldi. kerametleri olan veli ve mutasavvıf bir Şeyh Bedreddin'dir. Üçüncüsü. Âli ve benzeri tarihçiler. Osmanlı kaynaklarından ve Ebüssuud'un fetvasından anladığımız. 566. V. I. Ayrıntılı bilgi için bkz. Herevî'nin idam fetvasında. sh. alevî değildir. (neşr. sh. Şâir kefere gibi adın anmayub la'net etmeyüb kendi halinde olan Müslüman kâfir olmaz" demesi çok manidardır. toplumda karışıklık çıkaranların rehberi olan. İslâm'ın temel esaslarını reddeden. Murâd. Limni'de . Yüzyıllar). Tevârîh-i Âl-i Osman. Kazvin'de Bâtınîlikden etkilenmiş olması kuvvetle muhtemeldir. Aksun. eskilerin tabiriyle kadınlar dışında her şeyin insanlar arasında ortak olduğuna inanan İbâhiyye mezhebinin mensubu bulunan bir zındık ve mülhid karşımızda demektir. Yaltkaya. Çoğu Osmanlı tarihçilerinin kanaati de bu yöndedir. Mahmûd Esat. 1421 yılında babasının vefatından 41 gün sonra gelip Edirne'de tahta oturur oturmaz. c. c. Lütfl Paşa. 185-188. Mevlüt. 104-106. bu vesileyle aslında Alevî olmadığı halde Anadolu'da isyan eden Alevî grupların mercii haline gelen ve şeyhliği Şahlığa değiştirmek isteyen ihtilâlci Şeyh Bedreddin'dir. Fakat. Uzunçarşılı. Keşf'üz-Zunûn. İslâmiyetin telkin ettiği şekliyle Allah. sh. sayı 212-214(1991). I. II. 136-202. Şerafettin. büyük bir İslâm âlimidir. İstanbul 1997. Osmanlı Tarihi. Hadâık. Inkılâb Tarihi. 73-74. Ebüssuud'un sorulan bir soruya verdiği cevapta "Anın müridlerinden olan kâfirlerdir' demek lâzımdır. LV. Acaba Şeyh Bedreddin bu mudur? Bu soruya hemen evet diye cevap vermek çok zordur. Belleten. c. 68 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİN'VI. sh. İstanbul 1998. İstanbul 1998. 134-136. c. Künh'ül-Ahbâr. sh. Fâtih'in babası Sultân II. O halde karşımızda bir kaç tane Şeyh Bedreddin vardır: Birincisi. sh. I. Yılmaz. Eğer bu eser. 71-73. Kâtip Çelebi. Kur'ân. Belgelerle Osmanlı Tarihi MI. sh. Uyanık. c. Şeyh Bedreddin'e ait gibi görünen bu şahsiyetlerden birincisi ve dördüncüsünün birleştirilerek kabul edilmesi şeklindedir. sünnet ve diğer kaynaklara dayanarak Şeyh'i ilzam etmiş ve bizzat Şeyh Bedreddin'in kendi suçunun cezasını ikrar ettikten sonra ıslâh-ı âlem ve hıfz-ı nizâm-ı Beni Â-dem için idamına fetva vermiştir. MURÂD DEVRİ 30. Peygamber ve ahiret inancı olmayan. 142-144. Yani Şeyh Bedreddin. Osmanlının kargaşa döneminde tahriklere aldanmış ve isyancı Alevîlerin ve hatta Alevîlerin de kabul edemeyeceği vahdet'ül-mevcudcu bir dalalet grubunun dairesine girmiş ve neticede kamu düzeni gereği isyanı sebebiyle idama mahkum edilmiştir. Osmanlı Toplumunda Zındıklar ve Mülhidler (15. 341-349. I. ilim meclisinde Şeyh Bedreddin ile tartışmış. Kilisli Rıfat). Murâd kimdir? Çocukları ve meşhur devlet adamları kimlerdir? Bazı tarihçilerin Osman Bey'den sonra ikinci kurucu dedikleri Sultân II. sh. c. Bozkurt. I. İkincisi. 360-367.Bilge.şeytanla alakalı İslâm'ın esasları da tamamen saptırılmaktadır. Vâridât'ın böyle bir âlimin eseri olmasını akıl kabul etmemektedir.

Murad. Mehmed. Bunun üzerine Sultân Murâd. Mustafa Çelebi. Menteşe ve Germiyan Oğulları beyliklerini tarihten silerek tamamen Osmanlı Devleti'ne ilhak etti. Bu arada fırsatı ganimet bilerek Osmanlıya problem çıkaran Anadolu beyliklerinin de üzerine gitti ve sırasıyla Aydın. Murad'ı yani babasını tahta davet etti. Macaristan'la Segedin Andlaşmasını imzalamak durumunda kaldı (1444). 1444 yılında ikinci defa sultan olan II. 1425'de Venedik ile sulh yapan Sultân Murad. kendisi ibadet ve taatle meşgul olmak üzere Manisa'ya çekildi ve Fâtih Sultân Mehmed birinci defa Osmanlı Sultânı oldu. Aslında düzmece olmadığını daha evvel ifade etmiştik. !¦')¦ Sultân. Murâd. Edirne'ye dönen II. İbrahim Bey ile de sulh andlaşması imzalandı. 40 yaşına gelen ve gerçekten de yıpranan II. Bu ısrar karşısında üçüncü defa II. . Orhan.-Oğlu yı'nda vefa: ZEVCE! bey'in kızı. Oğlunu Manisa .mez.000 askeriyle Varna önlerine ilerledi ve sadece 150 şehidle haçlı ordusunu darmadağın etti. Kosova Zaferini kazandı ve böylece Avrupalıların Türkleri Balkanlardan atmak için giriştikleri son seferi de zaferle tamamlamış oldu. Murad. Bizans'ın ihanetini gören Sultân Murad. Buradan Edirne'ye dönen II. en önemlisi İzladi mevkiindeki 1443 yılındaki yenilgi olmak üzere.000 askerle İstanbul'u kuşattı. Bu zaferler devam ederken. Murad tahta çıktı ve oğlu da böylece iki defa tahta çıkıp inmiş oldu (1446).. lüle 1İfİ'. oğlu Fâtih'i de alarak Arnavutluk seferine çıktı. mut'. 17 Ekim 1448 tarihinde II.göz hapsinde bulunan amcası Düzmece Mustafa. Ortodoks oi a Bror 3-i. 11-Sultân Çar nos. Murad yeniden yani ikinci defa oğlunu tahta çıkardı (1445). Edirne'ye gelerek padişahlığını ilan etti ve bununla da kalmayarak ordusuyla Bursa'daki II.. 1444 Ağustos'unda oğlu Mehmed'i tahta geçirerek. Murad 1449 yılında oğlunu evlendirdi. böylece Av tam. yapılan meşveretler ve özellikle Vezir-i Azam Çandarlı-zade Halil Paşa'nın ısrarlarıyla. II. Varna zaferinden sonra Arnavutluk'da İskender denilen bir mürtedle başı belaya giren II. Bu durumu fırsat bilen Ak Şövalye. Mısır'daki İslâm âlimlerinin de manevi desteği alınarak Karamanoğlu II. Maddi sebepler açısından teslim almayı ümit ederken.. Osmanlı ordusu Hıristiyan kuvvetler karşısında bir kaç defa mağlup duruma düştü.. annesinin s-OrtRf Hatn. yeni bir haçlı seferi için kollan sıvadı ve haçlı orduları Osmanlı Devleti aleyhinde Ak Şövalye diye bilinen Erdel Voyvodası Hunyadi Yanoş kumandanlığında bir araya geldiler. hemen Edirne'ye geldi ve 40. da <!• Koso.. 1426'da Macar ordusunu bozdu ve fetihlere devam etti. Tuna'yı geçerek Varna'yı kuşattılar. Hem Osmanlı ordusunun yenilgisinden ve hem de Fâtih'in 14 yaşında bir genç Padişah olmasından heveslenen Papa. Papanın da desteğini alarak bir diğer haçlı seferi daha düzenledi ve Osmanlı sınırlarını geçerek Kosova Ovasına kadar geldi. 13 yaşındaki Küçük Mustafa'nın İznik'de Bizansın tahrikiyle saltanat ilan ettiğini duydu ve hemen ona yöneldi. Teke. Bütün İslâm âleminde ve özellikle Kahire'de dualarla yâd edilen bu zafer. düzmece olduğu iddiasıyla idam edildi. Bizans İmparatoru tarafından serbest bırakılınca büyük bir sıkıntıyla karşı karşıya geldi. Devlet adamları ve yeniçeri bu duruma razı olmadı ve Sultân Murad'ın yeniden tahta geçim-çıktı SOP: Fâtır. Osmanlı Devleti'nin Balkanların sahibi olduğunu tescil etmişti. Sultân Murad'ın Anadolu'daki sıkıntıları devam ederken Macarlar ve Sırplar Osmanlı Devleti'ni rahatsız ediyorlardı. 1422'de Sultân Murad'a mağlup olan amca Mustafa. Aynı yıl. Ziraî yurt: ta* i BİLİNMEYEN OSMANLI 69 tahta geçmesini ısrarla arzu ettiler. Murad'ın üzerine yürüdü. Tahtta oturan II. hemen 30.

Envâr'ül-Âşıkîn adlı eserin müellifi Ahmed-i Bîcan ve Şeyh Muslıhuddin'i. Sağman. 7-Şehzâde Hasan.Dulkadiroğlu Alîme Hâtûn. Ancak Müslüman olduğu kesindir ve hele Ortodoks olan Mara Hâtûn ile Fâtih'in üvey annelik dışında alakası yoktur. II. Aksun.Yusuf Âdil Şah.Hatice Sultân. harp meydanlarında aşırı yorulmuştur. Murâd ile bir araya gelince. 70 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMAN!' Paşa gibi bir vezir-i a'zam. Timur Paşa'nın oğlu Gazi Umur Paşa. V. Solakzâde. maneviyât erenlerinden Hacı Bayram'ın halifelerinden Ak Bıyık. sh. Candaroğlu İsfendiyar Bey'in kızı. Çandarlı-zâde Halil Paşa. 95-139. II. bir kısım tarihçilerin kullandığı îş ü nûş tabirlerini içki ve eğlence diye yorumladıkları gibi asla nefsî arzular ve eğlenceler değildir.Yeni Hâtûn. sh. Belki çekilmesinin sebeplerinden biri maddidir. sh.¦¦¦¦ ^ ¦¦¦¦-. 10. Asrındaki büyük devlet adamları arasında. Murâd. tarihçiler bunu açıkça ifade etmişlerdir. 121-124. ÇOCUKLARI: 1. Kantemir. Fâtih'in annesinin devşirme olduğu nakledilmektedir.Şehzade Küçük Ahmed. Ahmed Uğur neşri. Bir diğer önemli sebep de manevidir. Yılmaz. Oğlu Mehmed'i. 148-150. "Fâtih'in Anası". sh. 2312. Çandarlı-zâde Halil 29 Âşıkpaşa-zâde.¦¦¦-. c. Edirne'ye giderken Muhammediyye müellifi Yazıcızâde'nin de kendisine intisab ettiği Hacı Bayram. sh. I. istikametle ve dürüstlükle yürütmüştür. Seyyid Alâ'addin Semerkandî. ZEVCELERİ: 1. 11. 326-417. 4. 13. hem vâki şikâyetleri tahkik ve hem de devletin emniyeti açısından yeni bir Şeyh Bedreddin olayının yaşanmaması için tedbir olarak. II.Şehzade Hüseyin. Zağanos Paşa ve Kasım Paşa'yı. 5. c. Bize göre bir diğer önemli ve manevî sebep de.Fatma Sultân. onun nasıl büyük bir veli olduğunu anlamış. c. Şihâbüddin Paşa ve Saruca Paşa gibi komutanlar ve Molla Hüsrev gibi bir Kazaskerle birlikte tahta geçirmiş ve kendisi de Hamza Beğ ve İshak Paşa gibi dostlarıyla birlikte Manisa'ya çekilmişlerdir.Şehzade Orhan. 3. Âli. Muhammediyye müellifi Yazıcızâde. Bunda dost düşman ittifak halindedir.. Molla Şemseddin Gürânî.Şehzade Selçuk Sultân. Amasyalı Mahmûd bey'in kızı. 107-126. Zira Sultân Murâd. 194-246.Şehzade İsfendiyar. Osmanlı Tarihi. sh. Uzunçarşılı. 9. Hacı Bayram-ı Veli Hazretlerini Edirne'ye davet etmiştir. bu soruya olumlu cevap veremez. 366-451. Künh'ül-Ahbâr. devşirmelerden Şihâbüddin Paşa. 12. sh. Bayramiyye . 2. İstanbul 1953. 555681. hatta daha sonraki kayıtlardan anlaşıldığına göre. Murâd. bazı araştırmacıların. Öztuna. ¦.Hüma Hâtûn: Abdullah isimli bir şahsın kızı ve Fâtih'in annesi. c.Sancakbeyliğine gönderen II.Ulu Şehzade Alaaddin Bey. 195-268. c. Belgelerle Osmanlı Tarihi. Tarih.. Hızır Beğ ve Alâ'addin Tûsî'yi. 8. sh. sh. Tevârîh-i Âl-i Osman. sh. 31.Fâtih Sultân Mehmed. asrının meşhur âlimlerinden Molla Fenari'den sonra müftülük makamına gelen Molla Yegân lakabıyla meşhur Mevlânâ Muhammed. Murâd. sh. I. c. Uluçay.. Padişahların Kadınları ve Kızları. 5-Mara Hâtûn. Lütfi Paşa. Yıldırım Bâyezid ve Çelebi Mehmed devirlerine yetişen ve kurduğu Bayrâmîlik tarikatıyla Anadolu'nun manevî yapısına damgasını vuran Hacı Bayram-ı Veli'nin müridlerinin Anadolu'da alabildiğine çoğalması üzerine. 3 Şubat 1451 sabahı Edirne Sara-yı'nda vefat eyledi. 3. şâirlerden Hacı İvaz Paşa'nın oğlu Atâyî ve şiirlerinden dolayı idam edilen Nesîmî'yi mutlaka zikretmeliyiz29. 13-18. Resimli Tarih Mecmuası IV. sh. I. İstanbul'un fethi olayıdır. 2. Çekilmesinin sebebi. Çocuksuz ve Ortodoks olarak ölen ve Fâtih'in üvey annesi olan bu kadın.Şehzade Büyük Ahmed. 129-147. Sırbistan Despotu George Bronkoviç'in kızı. I. 14.Erhondu Sultân. II.¦¦ i. Sultân Murâd'm kendisi sağ iken iki defa oğlunu tahta geçirmesinin sebebi nedir? Bir kısım çevrelerin iddia ettiği gibi Manisa'ya eğlenceye mi çekilmiştir? Hacı Bayram-ı Veli'yi sorgulamak için huzuruna çağırdığı ve sorguladığı iddiası doğru mudur? Sultân Murâd'm hayatını az da olsa bilen bir insan. Devletler ve Hanedanlar. Neşri. Orhan Gâzî. Zira 30 yıl boyunca saltanatını büyük bir ciddiyetle. köşesine çekilip ibâdet ve ta'at ile meşgul olma arzusudur ki. I. Osmanlı Tarihi. Damad Karaca Paşa. Kitâb-ı Cihânnümâ. Ali Rıza. 4-Tâcünnisâ Hatice Halîme Hâtûn. 6. 138-188.Hafsa Sultân.

aynı zamanda yükseliş sebepleri olarak zikredilebilir.OSMAf 33. İşte Hacı Bayram gibi maneviyât erenlerinden böyle bir manevî işareti alan II. bu eserin kaleme alınmasının lüzumunu da teyid etmektedir31. 252-256. 141. I. Bu / Devleti'nin bir 2 devam ettiren. Hazine. bu mutlu haberin gerçekleştiğini görmek ümidiyle. c. Sarı Abdullah Efendi. vrk. Murad'ın İstanbul'un fethi ile alakalı şiddetli arzularını görünce. 32. Kaynaklar bu menkıbeyi ayrıntılarıyla anlatmaktadırlar30. Murad'ın teşvikleriyle ortaya çıkmış eserlerdendir. II. 0 zam bizi hiç bir 2 göstererek I 31 Aksun. Türkçenin gelişmesi için gayret sarfetmiş bir devlet adamıdır.140. Osmanlı Devleti'nin yükseliş sebepleri nelerdir? pa Ü3İ3Osmanlı Devleti'nin yükseliş sebeplerini aynı zamanda fetih politikası ve hızlı bir şekilde cihan devleti olmasının sebeplerinde aramak gerektir. sürdüremez. oğlu Mehmed'e saltanatı terketmiş olması kuvvetle muhtemeldir. ayrı olarak ele almakta yarar vardır. Yılında bazı devlet adamlarımızın "Osmanlı Devleti zamanında Kur'ân Türkçeye tercüme edilmediği gibi. aynı zaman ayrı olarak ele aln özetlemek mümkfl 1) En önemli < kelimetüllah ruhu* nisbetindedir. bu şerefin Ak Şemseddin ile oğlu Mehmed'e nasip olacağını müjdelediği. Solakzâde. II. 174. nr. Murad'ın "Bir kişi Türkçeye tercüme etmiş. Hacı Bayram Veli'nin. c. Bu ziyaret sırasında (bazı araştırmacılar bu ziyaretin saltanatın ilk yıllarında yani 1421-1424 tarihleri arasında gerçekleştiğini zikretmektedirler) veya daha sonra yapılan. II. sh. 217. ancak açık değil. sh. Topkapı Sarayı Müzesi Kütp. Osmanlı Devleti'nin yükseliş sebeplerini şöylece özetlemek mümkündür: . 360-362. Künh'ül-Ahbâr. Murad'ın vefatından kısa bir süre öncesine rastlayan ikinci ziyaretinde. sh.ıv . Ahmed Uğur neşri. Kur'ân'ın dağıtılması da yasaktı" şeklinde bir cümle sarfetmesi. Hacı Bayram-ı Veli. Murad da. r. Semerât'ül-Fuâd. I lANLI Ifi Molla lishak tır-lije yoBİLİNMEYEN OSMANLI 71 de ciddi olarak başlamıştır. Bu sebeple. II. I. Yazıcızâde Mehmed Efendi'nin Muhammediyye'si ve Ahmed-i Bîcan'ın Envâr'ül-Âşıkîn adlı eserleri II. Kimin I himmeti milleti olal tını milletin hayatın»! kuvvetli bağlar. VII. sh. Risâle-i Beşlr Çelebi. r sunu teçhiz etme. dalma \ saf kalpli olan ı şey gösterilebilir? H ahiret İnancından 1 rebilir? Tarih bize j bağlanmış İsek j sizdir. sh. 1783. Bir kişi olsa da bu kitabı açık tercüme etse" sözü üzerine yapılmıştır ve dili bugünkü Türkçeden daha arıdır. Hacıbayramoğlu. II. Soyu-Yaşamı-Vakfı MI. kaynakların naklettiği olaylardandır. 143-144. Murad'ın Türkçe'ye ve Türk kültürüne de büyük hizmetleri olduğu söylenmektedir. Yılmaz. Belgelerle Osmanlı Tarihi. nr. 143. 215-216. 16/a-b. Bu ruh lif j rek bakmış. ' VII.tarikatı mensuplarına vergi muafiyeti getirmiş ve hakkındaki iddiaların iftira olduğunu anlayarak fazlasıyla hürmet etmiştir. c. Süleymaniye Kütp. şu C dim. 211-212. Osmanlı Devleti'nin fetih politikası ve küçük bir beyliği kısa zamanda cihan devleti yapan sebepler. V. Osmanlı Devleti Osmanlı Devle şekilde cihan devletfj Devleti'nin fetih pollt bepler. Kur'ân'ın ilk Türkçe tercümeleri de bu dönem30 Âli.OSMANLI DEVLETİ'NİN YÜKSELİŞİ VE FÂTİH SULTÂN MEHMED DEVRİ 33. H Ahmed. Mercümek Ahmed'in Kabusnâme tercümesi. Murad'ın. £ Şûrası Miinı Tercümesi. Menâkıb-ı Akşemseddin. özellikle II. 4666. de ciddi olarak baş "Osmanlı Devleti zamanını şeklinde bir cümle inektedir31. Bu doğru mudur? Bütün Osmanlı Padişahları gibi. Osmanlı Devleti'nin 700. vrk. sh. Hacı Mahmûd Bölümü. Hüseyin Enîsî. öldürsem Hüdavendigar "Yi olmuştur. Fuat. . İstanbul 1288. 3/b-5/b. Bu arada Yazıcızâde Ali Efendi'nin Tevârih-i Âl-i Selçuk adlı tarihi. Ancak yine de konuyu. Kantemir..

Türkleri zaferlere götüren asıl kudretlerinden sıyıracak ve onları maddi kuvvetlerle yenmek mümkün olacaktır. Ankara 1974. Bir ferdin himmeti milleti olabilmesi için. c.1) En önemli sebep. O zaman düşmanlar bizi can damarımızdan vurmuşlardır. o ferdi milletine bağlayan kuvvetli bağlar ve şahsî hayatını milletin hayatına tercih ettiren önemli sebepler bulunmalıdır. Rus elçisinin dediği gibi. daima Avrupa'yı titretmiştir. Şer'iye Bölümü. şu devletin ordusundaki Kur'ândan alınan şu fikirdir: "Ben ölsem şehidim. Diyanet Dergisi. Millet Kütüphanesi." Sultân Aziz devrinde. Türklerde evvela itaat duygusunu kırmak ve manevî bağları koparmak. manevi değerlerden başkası olamaz. Bu ruh ile şahlanan şanlı ecdadımız. o kimse tek başına bir millettir. Yüz Hadis Tercümesi. Müslüman devletlerle mücadele ederek ve kendi mevlâlarına isyan ederek yükselmediğini. Mesela bkz. Osmanlı Devleti'nin özellikle yükselme dönemlerinde tam bir hukuk devleti olması yani şer'-i şerif ve kanun-ı münifin esas kabul edilmesidir. gerilemi-şizdir. öldürsem gaziyim" Gerçekten Kosova meydan muharebesine çıkan Murad Hüdavendigar "Yarab beni din yolunda şehid. Mercimek Ahmed. Emir Keykavus. Osmanlı Tarihi. Orhan Saik Gökyay. şu dünyada basit fikirli ve saf kalpli olan genç askerlerin ruhunda öyle ulvi fedakarlığa sebebiyet verecek hangi şey gösterilebilir? Hangi duygu bu manevî değerlerin yerlerine ikame edilebilir? Allah ve ahiret inancından başka hangi şey. manevî değerlerine ve İslama olan bağlılıklarıdır. manevî bataryaları boş olduğu müddetçe yıkılmaya mahkumdur. Gerçekten de. Bir adamın kıymeti himmeti nisbetindedir. anânelerinin kuvvetinden ve âmirlerine itaat duygusundan ileri gelmektedir. bütün Avrupa'nın büyük devletlerine karşı hayatını ve varlığını devam ettiren.. Mustafa Darir bin Yusuf. O halde manevî değerleri ile ordusunu teçhiz etmeyen bir millet. mukavemetli. bu mektubu zikrettikten sonra şunu ilave eder: "Ben vazifedeyken bu teşhisler isabetle tecelli etti". bu ruhu açıklamak için zikredilmişlerdir. sh. Bu mânâyı târihe bakarak. Osmanlı Devleti'nin bir zamanlar. Osmanlı Devleti'nin Gazneliler. Evet maalesef bu oyunlara gelen Tanzimat gençliği. Osmanlı Tarihlerinin mukaddimelerinde zikrettikleri bazı menkıbeler de. Murad'ın emriyle). Size de soruyorum. ••¦¦. ne derece mânevi değerlerimize bağlanmış isek ilerlemişiz. biz Müslüman Türkler. düşman bizi hiç bir zaman açık savaşta yenememiştir. I. Ne vakit manevî değerlerimizden uzak kalmışsak. nr. Başbakan'ın Din Şûrası Münasebetiyle Yaptığı Konuşma. 125-26. Selçuklular ve Harzemîler gibi. İstanbul Rus Elçisi olan General İgnatyef. İbn-i Kemal de. Bu hasletleri. Bilesiniz ki. Yılmaz. şevk ile ve aşk ile ölümün yüzüne gülerek bakmış. daha da müşahhas hale getirebiliriz. kurtuluş reçetesi olarak göstererek bizi içimizden hançerlemişdir. Kâbûsnâme (Tere. Belgelerle Osmanlı Tarihi. Bir milletin maddî bataryaları ne kadar mo31 Aksun. ahirette said et" demiş ve istediği olmuştur. Bunu i'lây-ı kelimetüllah ruhu diye de ifade edebilirsiniz. Daima tehlikeyi. 262-263. 1287/1. Kimin himmeti milleti ise. "millî ananelerin düşmanı ve atalarının papuçları olamayacak bir hale gelmişlerdi'. neşr. Vatana ihanet suçuyla 1821 yılında Patrikhanenin orta kapısı önünde asılmış bulunan İstanbul'daki Fener Patnki Gregorios tarafından Rus Çarı Aleksandr'a yazılan mektupta aynen şu ifadeler yer almaktadır: "Türkleri maddeten ezmek ve yıkmak mümkün değildir. dinlerine bağlılıklarından ve kadere rıza göstermelerinden. Ocak 1999. 72 BİLİNMEYEN OSMANLI dem silahlarla mücehhez olursa olsun ve o millet isterse imparatorluk seviyesine yükselsin. Ali Emirî. II. Bu sebeple. Bu önemli sebepler ve kuvvetli bağlar. dinî metanetlerini zaafa uğratmak gerekir. c. I. Yapılacak olan. belki tamamen yukarıda anlatılan gaza ruhuyla ve yüksek bir himmetle yükseldiğini misâller vererek açıklamaktadır. sabırlı. içinde 763 Kanunnâmeyi . gelecekte her an tehlikelere maruz kalır ve varlığını sürdüremez. mağrur ve izzet-i nefisli insanlardır. Osmanlı Devletin'i tasfiye için mücerret olarak harp meydanlarındaki zaferler kâfi değildir. 2) Osmanlı Devleti'ni yükselten sebeplerin ikincisi. Türkler'e bir şey hissettirmeden bu tahribi tamamlamaktır. hayatını ve bütün dünyasını severek ona feda ettirebilir? Tarih bize gösteriyor ki. Çünkü Türkler. Maneviyatları sarsıldığı gün.

önce gerilemiş. cesedi ve bedeni de siyâset ve idaredir. Amma çan ve nâkus çalmayalar. 4) Günümüzde bazı araştırmacıların tenkit ettiği gılmân sistemi yani kapıkulu sistemi de. Bu iki unsur arasında muvâzenenin te'min edildiği dönemlerde. 1700-1800 yılları arası Osmanlı Devleti'nin hukuk devleti olmaktan çıkma tehlikeleri yaşadığı dönemdir. sistemi t aeMa. Osmanlı vatandaşı. Osmanlı Devleti'nin yükselmesine sebep olan para. Viyana bozgununda bu sayı 50 binlere ulaşmıştır. Büyük Selçuklu Devleti mevâlî. Ve kiliselerin alub mescid etmeyem" diyen Fâtihler ve nihayet "Madem ki.!/ :-'t nete' t* BİLİNMEYEN OSMANLI 73 İÛlEvet İlle 3) Devletin devam ve bekasına sebep olan para ve askerin mükemmel oluşudur. aklı ve ruhu ilim ve ma'rifettir. memleketin mamur olmasından ortaya çıkan paradır.neşrettiğimiz Osmanlı Kanunnâmeleri adlı eserimizi inceleyenler göreceklerdir ki. Bu hususlarda emr-i şer'-i şerif budur. Bir türlü dahi değildir. 5) Osmanlı Devleti'nin yükselme dönemlerinde tam manasıyla hür bir ilmin de önemli etkisi olduğunu ifade etmekte yarar vardır. "Ve kiliseleri ellerinde ola. Memleket ve vatan bir vücuda benzer. yeniçerinin adedi en fazla 10-12 bin kadardır. Osmanlı Kanunnâmeleri. kadıların davacı ve davalılardan aldıkları harçları rüşvet sayarak buna vesile olan kadıları idam etmeye kalkışacak kadar hassastır. Zira Padişahın emriyle nâ-meşrû' olan şey meşru' olmaz.¦ -. Endülüs Emevilerinin başlangıçtaki idarecileri ve ilk Osmanlı Padişahları. bu muvâzeneyi temin eden en müşahhas misâllerdir. Bu dediklerimize Yeniçeri Kanunnâmesi en canlı şahittir. Bu yolda onlara cebretmek. bu izaha çalıştığımız hukuk ve adalet devletinin sacayakları olmuşlardır. tekâlîf-i örfiyye neredeyse yok gibidir. mal ve ırzlarımız gibi korumakla mükellefiz. yükselme döneminde Müslüman olsun gayr-i müslim olsun. gerileme ve yıkılışını. Selim'den itibaren durgunluk başlamıştır. halktan zorla toplanan para değil. sonra da Adâletnâmeler'le örtülemeyecek kadar gedikler açılmıştır.olan Harzemiler eliyle yıkılmışlardır. II. Yıldırım Bâyezid. Dinimiz gereği. Çünkü tam bir gaza aşkıyla eğitimli askerler yetişmektedir. haram olan nesne helâl olmak yokdur. onların can. yükselme döneminde asker siyâsetin ve idarenin içinde değildir. Osmanlı parasının kaynakları tamamen şerT vergiler ve meşru gelir kaynaklarıdır. Daha sonra ise. okuyalar âyinlerince. ailesi ve yakın çevresi bulunmayan devşirme ve köle asıllı insanları Enderun denilen özel mektepte bir devlet adamı gibi yetiştirerek onları devletin yükselmesinde istihdam etmiş ve başlangıçta muvaffak da olmuştur. Fâtih Sultân Mehmed'in vezirlik . terakki ve refah görülmüştür. İşte Osmanlı Devleti. duraklama. devletin yükseliş sebeplerinin başında gelmektedir. Günümüzde de devletin hanedanlarla sıkıntıda olduğu ortadadır. Kanuni devrine kadar. hem gayr-ı müslimlerin şahsî hak ve hürriyetlerine gösterdiğimiz hürmeti ve hem de meşru1 sınırlar içinde kalmak şartıyla din ve vicdan hürriyetine gösterdiğimiz saygıyı anlatan Zenbilli Ali Efendiler. Şer'i hükümlere vâkıf iken onları ketmetmek. vemfi-r-1-ir. Fâtih'den itibaren zirvededir. Zira tarihde çoğu büyük devletler. Abbasî Devleti kendi elleriyle büyüttükleri aristokrat aileler eliyle. III. onlar ra'iyyetliği kabul etmişler. mal ve ırzlarını kendi can. Kur'ân'daki bir âyetin tehdidine maruz kalmaktır" diyen EbÜSSUud'lar. I De*W i mevSfl. Ancak mal toplamaktan başka kayguları yoktur. İşte vatandaşı böyle bir inanca sahip devletin yükselmesi mukadderdir. Osmanlı Devleti'nin yükseliş. Bu dönemde. Ama her yerden zafer haberleri gelmektedir. Asker ise. Kanuni devrine kadar. kanun yapma ve kanunu uygulama görevleri ehil ellerdedir. dâima medeniyet. kendilerine tabi olan aristokrat beylerin isyanlarıyla yıkılmışlardır. Abbasî Devleti'nin ilk halifeleri. Padişah fermanıyla kira bedellerinin olduğu gibi bırakılması olmaz. kanunnamelere bakarak grafikle göstermek mümkündür.( kırtıdao yakın ç Fâtih" •¦. dînimize muhâiifdir" diyerek. ehliyetli ve vasıflıdır. Murad zamanında durmuştur. En önemlisi de. tam bir hukuk devleti olduğuna ve ayırım yapılmaksızın adaletin icra edildiğine inanmaktadır. bu sıkıntılardan kurtulmak için.

Şunu önemle belirtelim ki. şer'î hükümleri icra edeceklerdir. Bu vasıfları beraberce bulunduran insanlar yeterli sayıda değilse. Allah verdiğiniz kararları işitir ve emânetler hakkında yaptıklarınızı görür". Zikredilen bu muvâzeneyi sağlamada en önemli vazife. salâhatın meyvesidir ve o bahçede yetişir. kabiliyet ve benzeri hususlar ise. san'at. Padişah'ın emri ile nâmeşru1 olan şey meşru' olmaz. neden kısa bir zamanda dünya devleti haline geldiğini ve salâhat ile maharete ne derece riâyet ettiklerini çok iyi bilirler. kişinin din ve ahlâkça yüksek bir seviyeye ulaşmasıdır. (Her halde bu emirleri tutmalısınız). maharet bahçesinden derlenebilen meyvelerdir. diplomatik ve diplomasi ilminin mütehassısları ve kazaskerlerden titizlikle seçildiğini müşahede edince. Tarihe bakıldığında görülecektir ki.) "Emaneti ehline ver ve sana hainlik edene hıyanetle mukabele etme" hadisi de.. bu iki vasfı kendinde birleştiren milletler nice medeniyetler 74 BİLİNMEYEN OSMANLI BIUNMEYf K C kurmuşlar ve daima payidar olmuşlardır. Kalb ve vicdanı manevî duygularla bezenmeyen bir insandan hakikî mânâda hamiyet. ilim adamlarına düşmektedir. Rumeli'deki Sırp. ehil olanlara verilmesidir. ilim adamlarına ise erbâb-ı kalem demişlerdir. Hakk'ın hatırı âlidir. Allah sizlere muhakkak şunları emrediyor: Biri emânetleri ehline vermeniz. Allah size ne güzel öğüt veriyor. İlim adamları bilmelidirler ki. Bu sebebledir ki. Salâhat ise. hakk'ın hatırını hiçbir hatıra feda etmez. bu konuda çok manidardır: "Haberiniz olsun ki. devlet adamlarına erbâb-ı seyf. Rasûlullah'in (S. Yani bu noktada salâhat ayrıdır. Ebüssuud'un biraz önce zikrettiğimiz ŞU cümleleri bunu aksettirmektedir: "El-Cevab. Kanuni'nin sadrazamının dilinden bir sadrazamın nasıl olması gerektiğini yine onun kaleme aldığı "Asâfnâme"den ibretle okuyunca ve bakanlar kurulu demek olan . Bir Osmanlı Kanunnâmesinde bu önemli muvazene düsturu şu şekilde ifade edilmektedir: "Kadılar. İş. vatanperverlik. uzman ve kabiliyetli olmasıdır. yânı hamiyetle fazileti birleştiren. Hz.. Zira şüphesiz ki. kalbi ve fikri münevver olanlar tercih edilecektir. Fâtih sarayında ve kendisi de tekye ve medresesinde kaldığı müddetçe. Bir kısım İslâm hukukçuları ve tefsirciler tarafından. maharet ayrı. Elbette ki. ister seyfiyede ve isterse de kalemiyede olsun. hem de mahir olanlar. salâhat ve maharet birbirinden ayrıdır. ilmin rütbesi ve şerefidir. bu takdirde ya maharet ya da salâhat esas alınacaktır.ve kazaskerlik teklifini reddeden. bu dengenin korunabileceğinin çok iyi idrâki içindedir. Hakk'a ve hakikata âşık bir ilim adamı. san'at'ta ve işde maharet tercih sebebidir. hakk'dan başkasına tâbi olmaz. iş. diğer taraftan Fâtih'i tekyesine de kabul etmeyen Molla Güranî. Medeniyetlerin kurulmasında ve yıkılmasında maharet ile salâhatın önemi inkâr edilemez. eskiler. özellikle idarî yetkiye sahip devlet ricaline hitaben nazil olduğu söylenen Kur'ân'ın şu âyeti. dünyada en yüksek rütbe ve şeref. Maharet. Devleti haricî münâsebetlerde temsil eden nişancıların.A. aranırsa mutlaka bu iki vasıftan birinin veya ikisinin yokluğunun yattığı esefle müşahede olunur. sadâkat ve adalet gibi ulvî duygular. Yıkılan bütün medeniyet ve devletlerin altında ise. Ancak. sadakat ve adalet beklenilemez. Zira hakk'ı tanıyan. hakperest ve cesur padişah Yavuz kadar Zenbilli Ali Efendi'de ve Muhteşem Süleyman kadar Osmanlı hukuk âbidesi Ebûssuud'da da aramak icab eder. bu mânâyı teyid etmektedir. ister ilmiyede. Osmanlı Devleti'nin yükselme devrini tetkik edenler. Hamiyet. vazifelere yapılan tayinlerde. ayyaş bir adam ayık olduğu zamanlarda iyi saat tamir edebilir. sâlih olmayan bir adam güzel çobanlık yapabilir. Haram olan nesne helâl olmak yoktur'*! 6) Osmanlı Devleti'ni yükselten sebeplerden birisi de vazifelerin.V. hiçbir hatıra feda edilmemek icabeder. Ancak memleketin nizâmı. korunması ve vatandaşın idaresi ile alâkalı hususları hükkâm-ı seyf ve siyâset olan vükelâ-yı devlete havale edeceklerdir". İslâm'a göre ikisini birleştiren bir eleman yoksa. san'at ve kabiliyet başka şeyler olduğu için. biri de insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hareket etmenizdir. kişinin kendi mesleğinde ehil. Macar ve muhtelif kavimlerin kendi arzuları ile neden Osmanlı hâkimiyetini tercih ettiklerinin sebebini. hem sâlih. Olmaz.

Ancak 1453 Şubatında Edirne'den yola . Bundan sonra vâkıf olduğun kötü hareket her kimden zuhur ederse." 7) Bütün bu sebeplerin etkisiyle. niçin tarafıma ifade etmezsin? Hep "benden olmasın" diye diye devletimiz bu hale geldi.Divan-ı Hümâyun'un "hâcegân-ı divan" olmadan toplanmadığını kanunnâmelerden öğrenince. Annesi onun gerçek saltanatını görmeden 1449 yılında vefat eyledi. israf ve gayr-i meşru masraflar. zira Bizans ikiye ayrılmıştı. tarafıma bildiresin. yanı ı sahip ¦i-Mı Fâtih Sultân Mehmed. Gerek bu çeşit fiillere ve gerek tamah ve rüşvete cesaret edenleri. bana arzet. Önce kendi devlet adamlarımızı terbiye etmeyip. vatandaşa zulüm ve benzeri kötülüklerin olmayışı. 53 J yazdı. Bir görüşe göre 19 ve bir diğerine göre 21 yaşında babasının vefatı üzerine üçüncü defa saltanat koltuğuna oturdu ve sınırları Tuna'dan Kızılırmak'a kadar genişleyen Devletinin başşehri olarak İstanbul'u almak ve Hz. Avrupa. i karadan) gambertıH sesleriyle! ierce im uygulandı t Fât Bu işi I eyledi. sefâhet. İstanbul'u almak için Boğaz'a hâkim olmanın şart olduğunu bilen Sultân Mehmed. Peygamber'in övgüsüne mazhar olmak en büyük ideali idi. hemen kendisinin planlarını çizdiği topların dökümüne başladı. yükseliş dönemindeki Osmanlı idaresinde rüşvet. Deneyler yapıldı ve dünyanın harp aletleri alanında harikaları vücuda getirildi. Osmanlı Devleti'ni kısa zamanda yükseltmiştir32. Tezkireciiik görevi için. İşte sana tenbih ediyorum. Ben senin kimseye iltimas yapmayacağını biliyorum. 30 Mart 1432 tarihinde Edirne Sarayında Hüma Hâtun'dan dünyaya geldi. ehliyetli bir kaç adayı düşünerek seçip. Osmanlı Devleti'nin duraklamasında ve gerilemesinde. Meryem'e güveniyorlardı. başkalarını terbiye etmeye yüzümüz kalmıyor. İsfendiy Trabzon! Kornul TevkSS BİLİNMEYEN OSMANLI 75 suiistimal. Fâtih Sultân Mehmed'i bize kısaca tanıtır mısınız? Çocuklarını ve o-nun zamanında Osmanlı Devleti'nin ulaştığı sınırlan özetler misiniz? r. vezir-i a'zamına bu hakikati. ehil olmayan insanların göreve getirilişinin yattığını çok iyi idrâk eden Osmanlı Padişahı. Edirne'den J başladı. Karşısında Yıldırım'ın inşa ettirdiği Anadoluhisârı yükseliyordu ve artık Osmanlının izni olmadan boğazı geçmek mümkün değildi. Bizanslılar parlayan ateşlerine ve Hz. 34. Planı sezen İmparator zor durumdaydı. 12 Aralık 1452'de Ayasofya'da Katolik ayini yapılması. Osmanlı Padişahlarının neden ve nasıl zaferden zafere at koşturduğunu daha iyi anlıyoruz. Sultân'ın işlerini kolaylaştırıyor ve Bizans Başbakanı Notaras. bir tayin fermanı münâsebetiyle şöyle ifade ediyor: "Benim Vezirim. 1 Eylül 1452'de Edirne'ye dönen Sultân Mehmed. her birinde türlü türlü uygunsuz tavırlar varken. "Bizans'ta Latin şapkası görmektense. ı lüklerin c 34. 1452'de Boğazkesen Hisarı dediği Rumelihisârını inşa ettirdi. Türk sarığı görmeyi tercih ederim" diyordu. suiistimal. yardım için Katolik olmalarını istiyor ve Ortodokslar ise hayır diyordu. Fâtih) BU I Fâtih! dünyaya s görü saltd başşehri olarak! buy1 1452'de I inşa geçmek ı kendlslnt) 1 harp aletleri I Planı! için Ayasofya'dSİ m Notam. 1 Bizanslılar.

İstanbul'un maddi ve manevi imar edilmesidir. başta Abbasî Halifesi olmak üzere herkes tarafından takdir edi32 Kur'ân. Hızır Bey. Kutay. düşmana ve dosta söyletmiştir. sayı I. Tevârih-i Âl-i Osman. sh. Hatt-ı Hümâyûn. 7.Gevher Sultân. III. bu 3 Türkiye Cumhuriyeti eder demektir. Akgündüz. Bunun . 6 Nisan'da muhasara başladı. nr. İbn-i Kemal. sh. Canan. Turan. (neşr. Bu işi tamamladıktan sonra Belgrad hariç bütün Balkanları Osmanlı Devleti'ne ilhak eyledi. Fâtih Kanunnâmesi'nin sahte olduğu ve düşmanları tarafından ona isnad edildiği söylenmektedir. Trabzon İmparatorunun kızıdır. Balistikteki keşifleri. 2. 541. VII. Süleymaniye Kütp. Matematik ilmindeki dehası. İstanbul . 28 yıllık padişahlığı süresince 2 İmparatorluk. 180-183. Fethi. sh. İzmir 1989-92.Çiçek Hâtûn. 2-Gülşah Hâtûn. İstanbul 1982. Bu iddia doğru mudur? Osmanlı Devleti'nde kardeş katli meselesi ve bu meseleyi gündeme getiren Fâtih'e ait bir kanunnâmenin sıhhat durumu. Fâtih Sultân Mehmed. devletin sınırlarını 2.Gülbahar Hâtûn. manevi komutanlar arasında ise. Bediüzzaman Sald Nursi. onu anlatmaktan ziyade onunla alakalı iddiaları cevaplamayı tercih ediyoruz33. El-Câml' Li Ahkâm-il-Kur'ân. Muhasaranın 53. Fâtih'i iki sayfada değil. Ona bu büyük fetihte yardımcı olan devlet adamları arasında. Münâzarat. Gözler. Gedik Ahmed Paşa. Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan Fâtih'e kafa tutuyordu. Molla Gürânî. Cemal.İsmi bilinmeyen iki kızı. Molla Vildân ve Molla Şeyh Vefa ve benzeri zatları zikretmek icabeder.Şehzade Cem Hân. Zağanos Mehmed Paşa. Nisa. Farsça. 6. İdeal Türk Gençliği. 23581. Ahmed. Dülkadiroğlu Süleyman Bey'in kızıdır.Anna Hâtûn. evlilikleri kısa sürmüştür. Türkmen Beyi kızıdır. Peygam-ber'den alan Sultân Mehmed. 14 devlet ve 200 şehir fethederek Fâtih unvanını Hz. Sırpça. V/255 vd. Balaban Bey. Karaman Oğullarından İbrahim Beğ'in kızıdır. Bütün bu fetihler. Bizans'ın Galata ile Saraybumu arasına gerdiği zincirler. 69-70. c. Yunanca. Osmanlı Devleti ve Osmanlı Kanunnâmelerinden bahis açılan her mecliste. dinî ilimlerde büyük bir âlim olması. ancak 2000 sayfada anlatmak mümkün olduğundan. I. Kırım'ı aldı. asrının büyük âlimlerinden ve maneviyât erenlerinden. MTM. sh.Sitti Mükrime Hâtûn. Mahmûd Paşa. Arapça. İshak Paşa..214. vrk. Ahirzaman Fitnesi ve Anarşi. Akşemseddin. sh. Komutanlarından Gedik Ahmed Paşa.000 krm2'ye genişletmişti ki.Şehzade Bâyezid Hân. ZEVCELERİ: 1. Çandarlı Halil Paşa.1036. Ankara 1991.çıkan toplar 5 Nisanda İstanbul önlerine geldi. 53 gün süren muhasara sırasında Fâtih'in ordusu. İtalyanca ve benzeri önemli dünya dillerinden dokuzuna vâkıf olması. LI vd. Bunun üzerine Erzincan civarındaki Otlukbeli denilen yerde 1473 tarihinde bu sıkıntı da bertaraf edildi ve artık Osmanlı devleti Toroslara kadar genişledi. Bâyezid ile Gevher Sultân'ın annesi. Mora Despotu Demetrus'un kızıdır. onu Osmanlı tarihinin en büyük askeri. Tevkiî Kanunnâmesi. c. ÇOCUKLARI: 1. . H. Ayasofya'ya sığınan on binlerce insanın burnu bile kanamadı ve İslâm Hukukunun bu konudaki hükümleri aynen uygulandı ve herkese temel hak ve hürriyetleri tanındı. Batıyı emniyete aldıktan sonra. Şerâfettln). > 76 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI lirken. Rum Mehmed Paşa. Tarih Konuşuyor Dergisi. Bu arada Bizans'ın artığı olan Trabzon'daki Pontus İmparatorluğu da 1461 yılında tamamen tasfiye edilmiş oldu. İbrahim. Molla Hüsrev. 48/a-49/a. Reşid Efendi. II. Kurtubi. devlet adamı ve âlimi olduğunu. 5. Peygamber'in müjdelediği fetih 29 Mayıs 1453 günü gerçekleşti ve Osmanlı ordusu tekbir sesleriyle Topkapı ve Eğrikapı yönlerinden İstanbul'a girdi. 27 vd. 35. Milli Kültür.Şehzade Sultân Mustafa Hân. II. akla gelen ve dermeyan edilen en büyük meseledir. BA. sh. 3. Hocazâde Efendi. 10. 1481 yılında 51 yaşında Gebze'de vefat etti. 104-105. Günü Hz. 5Helene Hâtûn. yeni bir harbin hazırlığında iken. nr. Fâtih'in fetihten sonra yaptığı ilk iş. Belgeler Gerçekleri Konuşuyor I-V. 4. kendisine pürüz çıkaran Karamanoğulları ve İsfendiyaroğulları Beyliklerini tamamen ortadan kaldırdı.Alexias Hâtûn. Bizans Prenseslerindendir. 3. tarihe geçen kahramanlıklar yazdı. Âyet: 58.. Bali Bey ve benzeri çok sayıda devlet adamı ve komutanları saymak mümkün olduğu gibi. Molla Zeyrek. Mayıs 1985. Defter.. sh. c. Osmanlı donanmasının karadan yürütülerek Halic'e girmesiyle parçalanmıştı. 4.

c. XVIII. 125-135.. sayı 65 (1953). 2162. . sayı 212-214(1991). İbn-i Kemal. "Uzun Hasan'ın Osmanlılara Karşı Kafi Mücadeleye Hazırlıkları ve Osmanlı. II. ne ilmî ve ne de mantıkî hiç bir müstenedâta dayanmamaktadır. 417 vd. ancak uygulamada İslâm Hukukuna da kanun hükmüne de aykırı olaylar bulunabilir demek istiyoruz. V. Bu 75 kanunnameden 74'ünün Fâtih'e ait olduğunda. sh. Bunlara j uydurulmuştur. . Kltâb-ı Cihânnümâ. Süleymaniye Kütp. Belleten. sayı 82(1957). Bekir Sıtkı. 1-157. 51-82. Bekir Sıtkı Baykal. 189-269. Kanunnâmenin sahte olduğunu ileri süren başta Ali Himmet Berki olmak üzere. sayı 49(1949). sh. Uluçay. sh. sh. bu kanun hükmünü i muşlardır ve çoğu da I yana Kraliyet Kütüph olsa da. Hakkında farklı fikirler ileri sürülen ve tartışmalı olan kanunnâme. / gelen bir aşk I üslubunu nazara a Bu iddia. Ahmed Uğur neşri. sh. I. Osmanlı Tarihi. 1/b-163/a.Fazıl Işıközlü. Tarih Dergisi. Çev. c. VII. sade dir. Bu 75 kanuni bir tartışma söz konusuj rinin sıhhatinde şüphe I hiç bir müstenedâta daj olan kanunnâme. c. Bazı muhterem insanların. Tevârih-i Âl-i Osman. sh. . 452-493. manın daha makul \ istiyoruz. Tarih. c. Belleten. Belleten. Yoksa inkâr etmekle mesele çözülmüş olmamaktadır. XVII. Iorga. ne bir şüphe ve ne de bir tartışma söz konusu değildir. . hukukî tahlilini yapmanın daha makul ve ilmî olacağını ortaya koymaktadır. sh. Baykal. Fil nüsha olan ı nüshası daha J yersizdir. Fâtih Sultân Mehmed'e böyle bir zulmü yakıştıramadıklarından ve bu kanun hükmünü İslâm Hukukuna göre yorumlayamadıklarından böyle bir yolu tutmuşlardır ve çoğu da iyi niyetli insanlardır. ZlriJ sadece ı ğimiz kanun zans'tan alıı dışında Kanı Kanunnârr SHANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 77 ¦Cem en önemli sebebi. LV. 170-190. Ciltte 1 numara olarak neşrettiğimiz teşkilât kanunnâmesi-dir. c. en önemli sebebi. Harem'den Mektuplar. XIII. 105. sh. Asırda Yazılmış Grekçe Anonim Osmanlı Tarihine Göre İstanbul'un Muhasarası ve Zabtı". sh. vrk. 127-173. c. bütün Fâtih Kanunnâmelerinin sıhhatinde şüphe bulunduğu şeklindeki izah ve beyanları. Cildinde. Yani İslâm Hukukuna da I inkâr etmekle me Söz konusu I tını tanzim etmek i nusundaki fikirl Birincisi. Öztuna. kardeşi müdafaa edilen. Padişahların Kadınları ve Kızları. . Belgelerle Osmanlı Tarihi. Yaşar. Çev. sadece I. II. İstanbul 1959. 149-166. 261-284. 79-86. "Bâyezid H'nin Ailesi". Baştav. "XIV. . "Reformcu Bir Hükümdar Fâtih Sultân Mehmed" . c.. XXI. Fâtih devrinde hazırlanmış 75 kanunnâmeyi neşretmiş bulunuyoruz. c. Belleten. Viyana Kraliyet Kütüphanesinde bulunsa ve bu nüshayı ilk neşreden yabancı bir tarihçi olsa da. Lütfi Paşa. Defter. Âli. sh. "İstanbul'un Zabtı Hakkında İhmal Edilmiş Bir Kaynak". I. böyle bir kanun hükmünü inkâr etmek yerine. I. Tevârîh-i Âl-i Osman. Devletler ve Hanedanlar. sh. sh. sh. 269-378. de bir şekilde. Belleten. Burada önemle şu hususu belirtmekte yarar görüyoruz: "Osmanlı Kanunnâmeleri" adlı kitabımızın I. 18-21. Kanunnâmenin ı bir çok ilim adamları. 107-147. sh. c. sh. aynı Kütüph hükmün tatbik edilı bilgiler yer alması. sayı 69(1954). c.. 683-843. X. sh. Osmanlı Tarihi. "Fâtih Sultân Mehmed ve İtalya". Kantemir.. sh. N. 41-82. Aksun. i sahipleri gayet iyi ı kuna aykırı olc yoluna gitmekti tek nüsha olan l helerdir. Yılmaz. 246-280. 140-219. Es'ad Efendi. Adnan Sadık Erzi. Uzunçarşılı. Ancak bu maddenin bulunduğu nüsha. Şerif. Solakzâde. bir çok ilim adamları. İstanbul 1956. Yücel. Babinger. nr. Biz de bu yolu tercih etmek istiyoruz. Yani kanun hükmü İslâm Hukukuna aykırı olmayabilir. Neşrî. sayı 14. aynı Kütüphanede ikinci bir nüshanın daha bulunması ve en önemlisi de bu hükmün tatbik edildiğine dair Osmanlı Tarihçilerinin muteber kaynaklarında açıkça bilgiler yer alması. I. me tutulması ve İslâm Burada önemle şu hu adlı kitabımızın 1. Franz.33 Âşıkpaşa-zâde.1 nuyoruz. 539 vd. II. meselenin hususan Cumhuriyet döneminde hep keyfî yorumlara tabi tutulması ve İslâm hukukunun hükümlerine göre meselenin değerlendirilemeyişidir.. Künh'ül-Ahbâr. .Akkoyunlu Harbinin Başlaması". c. 18-20.

Konuyla alâkalı araştırma yapan Abdülkadir Özcan. daha sonraki bütün Osmanlı Teşkilat Kanunnâmelerinde tekrar edilegelmiştir. Zira Allah'ın Kitabından başka her kitabın. kardeş katli meselesini kötüye yorumlayanlara kesin cevap verebilmek için müdafaa edilen.F. Kanunnâmenin tamamını reddetmektedir. konuyla alâkalı çok ciddî bir araştırma yapan değerli tarihçi Abdülkadir Özcan da bunların içindedir. Fâtih'i ve Osmanlı Devleti'ni müdafaada yeterli olamayacaktır. aralarında yüzlerce ve belki binlerce. İslâm hukukundaki ' Siyâset-i Şer'iye kitaplarından alınmıştır. kendi zamanlarında kanunnâmeye ait tek nüsha olan Viyana Kütüphâne-i Kralîsi No 554 A. bu nüsha uydurmadır ve Osmanlı düşmanı batılılar tarafından uydurulmuştur. kardeş katli meselesinin şer'î izahını yapamama teşkil etmektedir. Kanunnâmenin aslı ve orijinali değil. Üçüncüsü ise. Bu durum hem konuyla . birden fazla nüshası bulunduğu takdirde. değerli hukukçu Ali Himmet Berki tarafından ortaya atılan ve hamiyetli bir şekilde. Hem bazı üslûb ve ifadelerin Fâtih devrine izafe edilemeyecek şekilde olması ve hem de bazı müesseselerin. haşa. Bütün bunları biraz sonra tafsilatıyla izah edeceğiz. Ancak şunu ifade edelim ki. Burada şunu da ifade edelim ki. Kanaatimize göre. Kanunnâmenin elimizde orijinal ve Hizâne-i Âmire'de muhafaza edilen aslı bulunmadığından. hangi şer'î hükme dayandığını. sonradan üç nüshası daha bulunmuştur. bu kanunnamenin tamamının uydurma olduğu görüşüdür. Aydın Taneri ve Ahmed Mumcu gibi ilim adamları. Kur'ân'dan sonra en sahih kitap olan Buhari'de dahi nüsha farkları bulunması. hem sadece bir nüshasının bulunmasını ve hem de kanunnâmenin üslubunu nazara alarak. Kâtibin hatalarını. Sıhhati konusundaki fikirleri. Ayrıca bu Kanunnâmedeki teşkilât hükümleri78 BİLİNMEYEN OSMANLI nin esasları. Bu iddia sahipleri gayet iyi niyet sahibidirler ve kardeş katli maddesinin tamamen İslâm hukukuna aykırı olduğu varsayımından hareket ederek. meselenin üzerinde ayrıntılı olarak durmuyoruz. üç gruba ayırmak mümkündür: Birincisi. Fakat metni inkâr ederek bir yere varılacağı da şüphelidir. Üslûbuna ve Türkçesine yapılan itirazlar ise. her zaman kesin konuşmak da doğru değildir. tamamen Selçuklu ve Abbasî devletleri vasıtasıyla. Yani istinsah edilmiş şeklidir. Bunlara göre. kardeş katli dışında Kanunnâmenin diğer bütün hükümleri. Zaten Konrad'ın inkâr ettiği maddeler arasında. Her müessesenin. imanından ve Osmanlıya olan muhabbetinden gelen bir aşk ile. bu görüşün en nirengi noktasını teşkil etmektedir. tenkidli basım işini bilenler çok iyi takdir edeceklerdir. Müsteşrik Konrad Dilger'e ait bulunan ve Kanunnâmenin bir kısmının sonradan yazılıp Fâtih'e izafe edildiği şeklinde özetlenebilecek olan görüştür. kanunnâmenin nüshaları arasında 242 nüsha farkının bulunması. hiç bir ilmî değere hâiz değildir. kardeş katli ile alâkalı madde de yoktur. onun sıhhatine en küçük bir şüphe irad etmez. ancak kelime yahut harf seviyesinde nüsha farkları bulunacağını. cildinin idare hukuku ile alakalı hükümlerinin şer'i tahlilinde izah edilmiştir. hükümlerin izahında ve kelimelerin tanziminde. sıhhatine engel teşkil etmez. bu görüşün esasını. henüz Fâtih devrinde bulunmayışı iddiası. Çoğu araştırmacılar bu kanaattedirler ve bazılarının ileri sürdüğü hilâf-ı hakikat beyanların aksine. sadece ve sadece suretidir. mezkûr eserin I.Söz konusu ihtilaflı maddenin bulunduğu ve Fâtih tarafından Osmanlı idarî teşkilâtını tanzim etmek üzere hazırlanan bu kanunnâmenin sıhhati tartışmalıdır. bir kısım iddialarına hak vererek ve bir kısım iddialarını da reddederek bu görüşü cevaplandırdıklarından ve bu ilim adamı Kanunnâmenin aslını inkâr etmediğinden. Bu iddia. orijinalini göremediğimiz kanunnâmeye hamletmek doğru değildir. Fâtih'e isnad edilen Kanunâme'nin sıhhatini kabul eden ve metnin inkârı yerine maddedeki meselelerin şer'i tahlilinin yapılmasına taraf olan görüştür. Kanunnâmenin tamamının inkârı yoluna gitmektedirler. Bu arada muhtevasının tamamen Bizans'tan alındığı şeklindeki itiraz da. Zira bu nüshaların hepsi de. İkincisi.deki nüshada görülen şüphelerdir. tamamen yersizdir. Bunların en büyük delili. Zira. Ali Himmet Berki hoca. tek nüsha olan kanunnâmenin üçüncü görüşün izahında görüleceği üzere. Zira.

bu kanunnâmeden bahsedilmiyor demek. kanunnâmenin aslı değillerdir. bizim kütüphanelerimizdeki kaynaklarda. Mühim olan meselenin şer'î izahını yapmaktır. Bütün bu zikredilenler gösteriyor ki.'de bulunan ve hem Mehmed Arif Bey tarafından neşir ve istinsah edilen nüshadır. 1029/1620'dir. Bu nüshanın istinsah tarihi. bütün kanunnâmeye itiraz ettiklerine göre. Hezarfen Hüseyin Efendi'nin bazılarının iddia ettiği gibi tarih kitabına değil. diğer Osmanlı tarihlerinde ve kütüphanelerimizdeki kitaplarda da mevcuttur. Müellif bu nüshayı. Kanunnâmedeki metin. ileride yapılacak şer'î tahlillerden anlaşılacağı üzere. Heşt Bihişt adlı tarih kitabında kanunnâmeyi. şer'î hükümlere ve hukukun yüce düsturlarına aykırı değildir. Padişaha has divandaki özel ve asıl nüshaki bozuk i BİLİNMEYEN OSMANLI 79 sıın-tet-ikdirlere licZI İz dan çıkararak istinsah ettiğini bizzat ifade etmektedir.F. Ayrıca. yine aynı müellifin Kanun-ı Şehinşahî adlı eseri de. Osmanlı Kanunnâmeleri I. bizim de memnun ve mütehassis olacağımızı şimdiden ifade ediyoruz. Biz. bu üç nüshanın da aynı zamanda ve aynı şekillerde. kimin tarafından ve nasıl aynı yazılarla uydurulduğunu isbat etmeleri gerekmez mi? Eğer isbat ederlerse. kanunnâmedeki her müessesenin. kanunnâmenin varlığını inkâr etmek yerine. Elbette ki bozuk ifadeler ve nüsha farklılıkları bulunacaktır. ya Siyâset-i Şer'iye kitaplarındaki şer'î hükümlere dayanan Abbasî Devleti başta . -Gelibolulu Ali Mustafa Efendi'nin. Şimdi ise üç nüshası elimizde mevcuttur: Birincisi. kısmen. No: 554 A. kaynakları görmeden veya görenlerin araştırmalarını incelemeden. eldeki belgeler. istinsah edilmiş suretleridirler. ilmî olmaktan da öte gülünçtür. hülasa olarak yahut tamamına yakın şekilde. Ayrıca yukarda da belirttiğimiz gibi. İtiraz edenler sadece kardeş katli meselesine değil. Ayrıca kardeş katli ile alakalı her yerde Kanun-ı Osmânî üzere diyerek meseleyi izah ve teyid etmektedir. Osmanlı Kanunlarını derlediği Telhîs'ül Beyân Fî Kavanin-i Al-i Osman adlı eserine dere ettiği nüshadır. Fâtih'e ait bu kanunnâmenin sıhhati lehindeki görüşleri teyid etmektedir. tamamen olmasa da. 1083/1672 tarihli nüshanın diğerlerinden farkı. Fâtih Kanunnâmesinin bir nevi tekrarı ve genişletilmiş şeklidir. neredeyse tam olarak geniş bir özetlemeyle vermiş ve Fâtih'e isnad etmiştir. 1022 yani birinci nüshadan 5 sene önce. Cildde esas aldığımız nüsha da budur. Fâtih Kanunnâmesinin muhtevasını. Bu görüşün gerekçeleri şunlardır: A) Kanunnâmeyi inkâr etmekle mesele halledilmemektedir. Ebül-Feth Kanunu adıyla Kanunnâmeyi Künh'ülAhbâr adlı eserinde aynen nakletmesi de bu meselenin mühim delillerindendir. bazı Osmanlı düşmanlarının iddia ettiği gibi. kardeş katli meselesinin burada bulunmayışıdır. Üçüncüsü ise. O halde. Netice olarak. Bizim. Viyana Kütüphanesi. B) Kanunnâmeyi inkâr eden Ali Himmet Berki zamanında Kanunnâmenin tek nüshası biliniyordu. Tatbikatla madde metnini karıştırmamak icabeder. bu üç nüsha. Burada muhtevası ile alâkalı düşülen büyük bir hatayı da belirttikten sonra. sahteliğe delil göstermek ise. bizlere düşen en büyük vazife olacaktır. Bunlardan bazılarını zikretmek faydalı olacaktır: -Yavuz devrinin büyük tarihçisi İdris-i Bitlisî. İkincisi ise. kardeş katli meselesi üzerinde durmak istiyoruz. Osmanlı Reisülküttâblarından Bosnalı Koca Müverrih Hüseyin Efendi tarafından Bedâyi'ül-Vakâyi' adlı tarih kitabında dere edilen nüshadır. Nüshalar arasındaki farkların çokluğunu. onun dayandığı şer'î esas ve hükümleri izah etmek. çok meşhur kitapların dahi inkâr edilmesi sonucunu doğurur ve tenkidli basımın ne demek olduğunu bilmemenin alameti olarak kabul edilir. Bizans müesseselerinin gerçek bir restorasyonu olarak değerlendirmek büyük bir hatadır. c) Kanunnâme.alâkalı ilmî makalesinden ve hem de bir günlük gazetede aksi iddiaları yalanlayan beyanlarından anlaşılmaktadır.

ancak ülü'l-emr tarafından tesbit edilecek ta'zîr cezaları uygulanır. 30-31. A. kuru iddialardır. İşte bu bölümde ülü'l-emrin tesbit ettiği veya kadı tarafından takdir edilen cezalar tatbik edilecektir. Osmanlı Devleti'nde kardeş katli. 36.. kitaplarının izi vardır34. 2. Ancak üç şahitle zina yaptığı isbat edilen suçlu. Anınla âmil olalar". Osmanlı tatbikatındaki örnekler. 1/114-117. 328. Akgündüz. Ekseri ulemâ dahi tecviz etmiştir. İşte unsurları teşekkül etmeyen bu suçlara tatbik edilecek cezalara ta'zîr cezaları denir. Baskı. Konrad. unsurların teşekkülüdür. zina (hadd-i zina). bütün bütün cezasız da bırakılmayacaktır. Abdülkadir. sh. âlemin nizâmı. Bu sebeple ayrıntıya tekrar girmiyoruz. I 163. Unsurlardan birisi eksik olursa had cezası tatbik edilmez. sh. München 1967. sayı 33(1980-81). Himmet. ilgili maddenin de izahı demektir.D. bazı tarihçiler tarafından vahşet ve saltanat uğruna insan katliamı olarak anlatılmaktadır. bu kanuna ne derece uygundur? Şer'î hükümlere ters düşen. 5 vd. The Structure of the Ottoman Dynasty. sh. b) Şahsa karşı işlenen cinayet suçlarıdır ki. und 16. Untersuchungen zur Geschichte des Osmanischen Hofzeremüniells im 15. gun idam cezalan vardır. c. 34 vd. kardeş katli meselesi ile alâkalı şu maddedir: "ve her kimesneye evlâdımdan saltanat müyesser ola. I. Osmanlı Hukukunda nizâm-ı âlem yani 34 Berki. zina haddi tatbik edilmeyecektir. Allah ve Resulü tarafından tesbit edilmiştir. c. dört şahidle zina yaptığı isbat edilemeyen suçluya. Hırsızlık (hadd-i sirkat). Osmanlı Kanunnâmeleri. 37. ayrı ayrı sorularım cevaplarında tartışalım. maddeleri arı suçları tanzim dağıtmaya ve Mlır Dünyadaki bütün < lerle önlenmeye ( Şimdi bu tür r tih'in kanunnârr . Kardeş katli meselesinin şer'î dayanağı var mıdır? Bu sorunun cevabı. yol kesmek (kat'-ı tarik).. Md. Connecticut 1982. 311 vd. sh. tatbik edilecek cezaları Allah ve Resulü tarafından tesbit edilmiştir. 12-13. kardeş katli ve bunu emreden kanun maddesinin tahlilini. biraz önce zikredilen had veya cinayet gruplarına girmeyen (esrar içmek gibi) yahut girdiği halde o cezaların tatbiki için gerekli unsurlara sahip olmayan (üç şahitle isbat edilen zina suçu gibi) suç ve cezalardır. "Fâtih'in Teşkilat Kanunnâmesi ve Nlzâm-ı Alem İçin Kardeş Katli Meselesi". 10 vd. unsurları teşekkül ettiği takdirde. Yıldönümü Münasebetiyle Büyük Türk Hükümdarı İstanbul Fâtihi Sultân Mehmed ve Adalet Hayatı.. Özcan. İstanbul 1953. A. Bunların da çoğu cezaları. karındaşların nizâm-ı âlem içiin katletmek münâsibdir. önemine binâen. Osmanlı devlet teşkilâtının temelinde. Dllger. 142-148. Osmanlı tatbikatı mıdır yoksa bu kanun maddesi midir? Bütün bu ve benzeri suallerin doğru cevabı nedir? Bütün bu konuları. Abbasî Devleti gibi sadece Müslüman ve Selçuklu Devleti gibi hem Türk ve hem de Müslüman olan devletlerin devlet anlayışı ve siyâset-i şer'iye 80 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSHKk. başka yerde uzun uzadıya izah ettik. Kardeş katli meselesinin Kanunnâmedeki dayanağı olan madde nasıldır? Kanunnâmenin ihtilâfa yol açan ve farklı fikirlerin doğmasına sebep olan asıl maddesi. sh. Acaba bu maddenin mânâ ve mefhumunun İslâm hukukundaki izahı nasıldır? Şayet bu madde sahih ve İslâm Hukukuna uygun ise. yapabiliriz: Her hukuk sisteminde. içki içmek (hadd-i şirb).. dinden dönmek (irtidâd) ve devlete isyan (bağy) suçlarından ibaret olan bu suçların. II. İstanbul'un 500. Bunlarda mühim olan. Ancak şu soruları sormak istiyoruz: Abbasîlerdeki Divan'üs-Saltanat ve Divan-ı Mezâlim'in daha da geliştirilmiş şekli olan Divan-ı Hümâyûn mu Bizans'tan alınmıştır? Yoksa tamamen İslâmî bir gelenek olan elkâb bölümü veya kadıların dereceleri mi Bizans'tan alınmıştır? Bütün bunlar. sh. Meselâ. cezaları kısas veya diyettir. Alderson. 287. Jahrhundert.olmak üzere Müslüman devletlerden veyahut İslâm'a muhalif olmamak şartıyla eski Türk Devlet geleneklerinden etkilendiğini. İÜEFTD. Önce İslâm hukukundaki suç ve cezaları görelim: Bilindiği gibi İslâm Hukukunda. Bu kısa mukaddimeden sonra. 37. üç çeşit suç ve ceza vardır: a) Had suç ve cezalarıdır. c) Tazir suç ve cezalarıdır ki..

Prop. bazen bağy denilen had suçunun şartları teşekkül etmediği halde. Ancak nazariyat bu olmakla beraber ve söz konusu madde bu şekilde tefsir edilebilmekle birlikte. umumi rahatı ve nizâm-ı âlemi ihlal edecek olan her türlü isyanı ve memlekette anarşi çıkarma hareketlerini (fesâd bis-sa'y). devlete isyan suçları. Bağy suçunun unsurları. unsurlarının tahakkukuna göre değişir: Sultândan farklı düşündüğü halde bir isyan grubu teşkil etmeyen ve bir yerde toplanarak baş kaldırmayanlara dokunulma-malıdır. Bağy suçunun cezaları. Türk Ceza kanunun 125 ile 163. Yalnız bunlar Müslüman oldukları için. bağy suçu kabul etmiş ve buna sebep olanları da bâği olarak vasıflandırmışlardır. Bu isyan suçunun cezasının da idam cezası olduğunu. Ancak şunu da hatırlatmak istiyoruz ki. sultana) karşı ayaklanmak. Şeyhülislâmlardan bağy suçu imiş gibi fetva alındığı da görülmüştür. Propaganda yaparlarsa ikaz edilirler. Bunlara \ İ âlemi korunaktır. tamamen şer'îdir. her hukuk nizâmında bulunan devlete isyan suçudur.A) Bağy (Devlet* I Meselesi: Kardeş • devlete isyan suç-' kunda. şer'î hüküm değişmeyecektir. had suç ve cezaları arasında yer alan bağy adı altında düzenlenmiş ve unsurları tahakkuk ettiği takdirde idam cezası ile cezalandırılmıştır. herj den idamlar* yahut buna j durumu d Osmanlı S olan bağy ı mak i ar lir BİLİNMEYEN OSMANLI âlemin nizâmı. Devlete isyan ettikleri an. Meselâ Yavuz Sultân Selim'in. ı t amaçlamak: (n [cezalan. İslâm hukukunda. değişme : ittifak ed \ suçu I sindeki kart yat bu olu '• tatbikat. tatbikat. da bâği ( inu. Ancak Fâtih. benzeri hükümlerle önlenmeye çalışılmıştır. ileri giderlerse ta'zîr cezaları ile cezalandırılırlar. unsurlanmnj Ilsyan grubu teşkili İmalıdır. kanuna rağmen. Şimdi bu tür hükümlerin. Bunlara verilen ölüm cezası bir had cezasıdır ve hikmeti de devleti yani nizâm-ı âlemi korumaktır. maddeleri arasındaki bütün hükümleri. günümüzdeki ifadesiyle kamu düzeni ve kamu yararı için vaz'edilen idam cezaları vardır. araya giren jurnalcilerin ve yalancı şahitlerin beyanıyla. çoluk-çocukları esir edilmez ve malları ganimet sayılmaz. Biraz sonra açıklayacağımız veçhile. Osmanlı tarihindeki kardeş katilleri ve idamların yarıya yakınının. bir had cezası olan bağy suçuna sokulduğunu verilen fetvalardan anlıyoruz. kanunnâmesinde böyle bir durumu da emretmemektedir. Fâtih'in kanun maddesindeki kardeş katlinin birinci grubunu. fetvalarında açıklamışlardır. İşte C i umumi ı • çıkarma I . idam cezası ile cezalandırmaktadır. elbette ki müdafaa etmek yahut buna uyuyor demek de mümkün değildir. padişahın meşru emirlerine yapılan her çeşit itaatsizliği. her zaman nazariyatı takip etmemiş. devlete (imama. bu tip hâdiseler teşkil etmektedir. şartlar teşekkül etmeden idamlar verilmiştir. had suç ve c tahakkuk ettiği' devlete (imama. Beşikteki bir bebeğin öldürülmesini. İsyan eden Padişahın kardeşi de olsa. savaşla yola getirilirler ve cezaları idamdır. İşte Osmanlı hukukçuları. Kanunî'nin . Dünyadaki bütün ceza hukuku sistemlerinde de. Devlete İS) I bunlar Müslüman) ! maz. kuvvet kullanarak iktidarı ele geçirmeyi amaçlamak (muğâlebe) ve açık bir isyan kasdı içinde bulunmaktır. Biraz önce açıkladığımız gibi. birisi Şi'îlerle ve bir diğeri de eşkiya ile ittifak ederek Devlete isyan eden ve bağy suçunda aranan şartlara uygun bir şekilde bu suçu işleyen kardeşlerine karşı olan tutumu. trılırlar. devlete yani âlemin nizâmına karşı işlenen suçları tanzim etmekte ve daha birinci maddesinde devletin toprağı ve bağımsızlığını dağıtmaya ve bölmeye ma'tuf bütün hareketleri. A) Bağy (Devlete İsyan) Suçunun Tatbiki Sonucu Kardeşlerin Katledilme Meselesi: Kardeş katli meselesinin birinci şer'î dayanağı. İslâm hukukunda nasıl yer aldığını ve bu hükümlerin Fâtih'in kanunnâmesindeki hükümle nasıl bağdaştırılabildiğini açıklamaya çalışalım. devlete isyan suçu.

bağilerin cinayetleri hakkında. fitne. ulûl-emr tarafından tesbit edilir. idam cezası ile mahkûm edilmektedir (TCK. maslahat-ı âmme ve nizâm-ı âlem gerektirdiği takdirde. bunlar tatbik olunmalıdır. fıkıh kitaplarında aranan fesadın kuvvetle muhtemel olması yani nizâm-ı âlem şartına uymadan. kanunun ve fıkıhçıların vaz'ettiği siyâseten kati prensibinin hatası değil. had cezasını gerektiren bir zina suçu değildir. Netice olarak bağy suçunu işleyen Padişahın kardeşi de olsa. md.). insanları kati. genel ahlâk. Murad'ın kardeşleri Halil Ve İbrahim. Türk Ceza kanununda bulununca adalet oluyor da. şunun-bunun tahrikiyle unsurları tam teşekkül etmeden insanları dünyevî saltanat uğruna idam etmek. Hanefi hukukçulara göre. B) Siyâseten Katl=Ta'zîr Bil-Katl: Bu konunun girişinde açıkladığımız gibi. fıkıh kitaplarında aranan şartlar gerçekleşmeden infaz edilen idam kararları maalesef olmuştur. âdâb ve kamu düzeni icabı ta'zir yoluyla idam edilebileceğini İslâm hukukçuları kabul etmişlerdir. Ancak bugün aynı madde suiistimal edilerek bazen masumların canları yakıldığı gibi. bâği olarak kabul edip idam ettirmek mümkün değildir. 125 vd. elbette ki şer'îdir. hiç suç değildir anlamına alınmamalıdır. fesad. Murad'ın kardeşi Mustafa. I. ta'zîr yoluyla idam edilebileceğini. ulûl-emr tarafından ta'zîr yoluyla ve idam cezasıyla cezalandırılamaz mı? Hanefi ve Hanbelî hukukçularının çoğunluğu. Yavuz Sultân Selim'in kardeşleri Korkut ve Ahmed. Yani had cezası olarak idam cezası tatbik edilmez. Ancak unsurları tam teşekkül etmese de. kamu düzenini (maslahat-ı âmme ve nizâm-ı âlem) bozan bazı hareket ve fiiller. Mülteka'yı şerheden âlimler. Meselâ. bağy suçunun unsurları tahakkuk etmediği takdirde. fesada sa'y edenleri men' ve maslahat-i âmme tabirleriyle ifade edilen durum. Ancak bunun için de. sırf keyfî ve menfaati için böyle bir yola baş vuruyorsa. Murad'ın amcası Düzme Mustafa. Bu konuda Başbakanlık Osmanlı Arşivinde bulunan şu belgenin izahları enteresandır: 82 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLİ "Buğat yani âsiler ise. II. saltanat aleyhinde olanları.oğlu Şehzade Mustafa hakkındaki fetvalar buna misâl teşkil etmektedir. Mülteka ve benzen fıkıh kitaplarına göre. ta'zîr yoluyla idam cezasının verilebileceğini kabul etmişlerdir ki. I. Üzülerek ifade edeyim • Siyâsetname'sindr . Aynı şekilde fiilen isyan etmese bile isyana hazırlandığı her halinden belli olan bir insanın. belki şer'i bir hükmün suiistimalidir ve işlenen bir günahdır. Meselâ Padişah'ın meşru emirlerine karşı her nevi itaatsizliği ve umumi rahatı (nizâm-ı âlemi) ihlal edecek her çeşit kıyam. Müslümanlar. eğer suçun unsurları tahakkuk etmişse. bağy saymışlardır". mevcut hükümete ve Padişaha karşı Müslümanlardan bir veya bir kaç kişi isyan etmeleri ve hükümetin emirlerine itaat etmemelerinden ibarettir. İşte Fâtih Sultân Mehmed'in "ekseri ulema tecviz etmişlerdir" diyerek ifade ettiği durum budur. bağy ve isyanda ısrar ederlerse. livâta suçu. Osmanlı Kanunnâmelerinde bulununca.. çok geniş mânâlar vermişlerdir. fesadın tahakkuku hususunda kesin delillerin bulunması icabeder. Bu suçun cezası. Padişahın keyfî adam öldürmesi mi oluyor? Böyle bir iddia çifte standartlılık olur. elbette ki şer'î değildir. âmme maslahatı ve âlemin nizâmı düşünülerek. buna siyâseten kati denmektedir. Eğer bir fâsık. Osmanlı tarihi boyunca da. Aksini kim iddia edebilir ki? Osmanlı Devletinde devlete isyan suçunun cezası olarak ortaya çıkan öldürme vak'alarından bazıları şunlardır: Osman Bey'in Amcası Dündar Bey (Hâdise kesin değildir). Ancak bu. Hanefi hukukçuların çoğunluğu kabul etmektedir. bugün devletin birlik ve beraberliği olarak ifade olunmakta ve bunun aleyhinde harekette bulunanlar. gereken cezayı vermek. Şimdi bu hüküm. Osmanlı Hukukunda nizâm-ı âlem. Ancak İslâm hukukunun hükümlerine aykırı olarak. Ancak fitneyi teskin için idamdan hafif cezalar yeterli ise. bu. idam olunurlar. Murad'ın oğlu Savcı Bey. Şurası dikkat çekicidir ki. malları gasp ve devlet işlerini engelleme gibi halleri. Kanunî Sultân Süleyman'ın oğlu Bâyezid ve bunun beş oğlu. Böylesine bir çirkef işi âdet haline getiren insanın. II. Bu suiistirr Kanunnâmesindeki h. hareket.

. konuyla alakalı fıkhî malumatı. kati ıi> nefi hukukçularını: imâm yani ülü'l-c! verme esasını..•¦¦ bulunanlar için de aynının. olsa bile onun fetvasının ne değer ifade edeceği şeklindeki yorumlarına şahit olduk ve üzüldük. livâta. kısaca idam edilmesinde âmme maslahatı bulunanlar için de aynı hükümler geçerlidir".. kararı ve yargı. Önce Hanefi fıkıhçılarının son zamandaki en meşhurlarından olan İbn-i Abidin'in izahlarını özetleyerek zikredelim. Soyguncular. ta'zir yoluyla idam cezası verme esasını. Hz. Bu suiistimal. bu görüşün Dede Efendi'ye ait olduğu ve onun da böyle bir fetvaya yetkili olmadığı. kati ile de olabilir. insanlar arasında şer ve fitne uyandıran. ... fitne ve fesada teşvik edenler. jurnalcilik yapan. OD "NIzâriHİ kati ve lı yola girm*. cemiyetin nizâmını bozarak fesad çıkaranlar. âlet-i câriha dışında adam öldürme ve benzeri suçlar tekerrür ettiğinde. hem bütün fıkıh kitapları ve hem de Osmanlı kanunnameleri kaydetmektedirler. yol kesenler. bu uygulamaya siyâseten kati demektedirler. siyâseten kati fesad çıkaranlar. o meselede sadece fukahanın görüşlerini nakletmektedir. Ayrıca ülü'l-emre tanınan bu siyâset hakkının tatbiki için bil-fiil fesadın tahakkuku ve sebeb-i âdî olan şahsın fil-hakika şerîr ve müttehem olması da şart değildir. bu şenî' fiilleri bizzat işlemedikleri vakitlerde dahi. "Ta'zir Yoluyla Kati" başlığı altında bakınız ne güzel bir özetleme yapıyor: "Ta'zir. Zira vukuundan evvel def'-i fesâd. yeryüzünde fesad için koşuşturan. k İşte bu vt| teker teker ı şöyledir: "Nizâm-ı n lemedikleri vaki hakkının tatbMlj da şart o [emdir Bir i âlem İçin. s İbn-i Abidin'in şu fetvası da bu meseleyi gayet açık bir şekilde vuzuha kavuşturmaktadır: "Soruldu: Fesad çıkaran. de Osmanlı kanunnıtr İbn-i Abldif' maktadır: "Soruldu: Fewt{ fitne uyandıran. Peygamber ve ashabının tatbikatına hamleden Hanefî hukukçular.. bazı safdillerin. Delilsiz ve. ifade edeceği şeklindeki< meselede sadece fut derinlemesine tahkik ruz. vukuundan . imâm yani ülü'l-emr suçluyu katledebilir. Dede Efendi'nin Siyâsetname'sînden naklettiğimizden. Üzülerek ifade edeyim ki.| lâmlarınınft BİLİNMEYEN OSMANLI 63 talarşı Sırlan unun isen ia l»cı olmuştur. İşte bu ve benzeri fıkıh kitaplarındaki şer'î hükümleri nakleden ve kaynaklarını da teker teker gösteren Dede Efendi'nin Siyâsetnâme tercümesinden bazı parçalar şöyledir: "Nizâm-ı memleketin bozulmasına sebep olan. hülasa eliyle ve dMjA| ile vazgeçmeyen bir* Cevap: tasdik ediyorsa. H. dükkân soyanlar. bâtıl yollarla insanların mallarını zabtetmeye gayret eden insanların canlarına kıyan ve hülasa eliyle ve diliyle Müslümanları her zaman rahatsız edip de bu huyundan da idam dışında hiç bir ceza ile vazgeçmeyen bir adamın hükmü nedir? Cevap: Böyle olduğu kesin ise ve yalan söylemeleri mümkün olmayacak kadar çok Müslüman da bunu tasdik ediyorsa. Bu sebeple konuyu biraz daha derinlemesine tahkik etmek ve uygulama örneklerinden bazılarını takdim etmek istiyoruz. . Fâtih'in Kanunnâmesindeki hüküm ise.olduğu ve onun da U. kati edilebileceklerine fetva verilmiştir. İbn-i Teymiyye'nin Es-Sârim'ül-Meslûl adlı eserinde gördüm ki. Delilsiz ve mesnedsiz bazı iddiaların aksine. bütün bu cezalar. Önce Hanefi fıkı' izahlarını özetleyerek bir özetleme yapıyor "Ta'zir.. elbette ki kötüdür ve yapanlar da manen mes'uldürler. diyor: Hanefi hukukçularına göre. zâlimler ve fesad çıkaranlara yardımcı olanlar. katledilir ve şerrini Allah'ın kullarından def ettiği için vesile olana sevap ve mükâfat verilir". fıkıh kitaplarındaki ifadelere uygundur. Âmme maslahatı gerektirdiği takdirde. Halbuki Dede Efendi.... ancak mahkeme kararı ve yargılamadan sonra mümkün olduğunu da.

ilây-ı kelimetullâhın en büyük temsilcisi kabul etmişlerdir. Osmanlı Şeyhülislâmlarının fetvalarından anlaşılan da budur". imam (sultan) ve hulefâsı daha evlâdır. Zeyd'in âdet-i müstemirresi sâ'î bil-fesâd olduğu şer'an sabit olub ve ibadullaha mazarratı icabeder mevâdd-ı münkerâtın dahi kendüden sudun tevâtüren isbât olundukda. Vecîhüddin'in Meşârık'ulEnvâr şerhinden". emr-i veliyyül-emr munzam ise. Osmanlı Devleti'nde mahkemeden ilâm ve Şeyhülislâmdan fetva alınmadan idam cezasının uygulanmadığını arşivlerden öğreniyoruz35. bu uygulamaların devlet siyâseti açısından haklı yönleri bulunduğunu iddia etmektedirler. siyaseten katlin de belli şartları ve şer'î hükümleri mevcuttur. Fesada gayret ettiği ve sebep olduğu şer'an sabit olmalıdır. tağrîb. Bir kısım tarihçiler. İslâm dinini dünyanın her tarafına yaymayı gaye edinen. Zeyd-i müfsid-i merkumun vech-i arzdan izâlesiyçün katli meşru' mudur? Beyân buyurula. Bu ne demektir? Konuyu tarih ilmi ve devlet siyâseti açısından değerlendiren bir araştırmacının görüşlerini özetleyerek bitirelim: Osmanlı Devleti'ni tehdid eden en büyük tehlike. Zira o yeryüzünde fesad için sa'y etmektedir. Kati ile şerri def edilir. Zaten bazı kardeş katli olaylarının şartları gerçekleşmeden yapıldığını biz de kabul ediyoruz. Allah'ın rızâsını tahsilden başka gayemiz yoktur. Fâtih'in Anadolu birliğini sağlamak gayesiyle Uzun Hasan üzerine giderken. böyle bir duruma fırsat vermemek için. "Bu hanedanın maksad-ı a'lâsı. "validem" diye hitâb ettiği bu Akkoyunlu hükümdarının anası Sara Hâtun'a verdiği cevap çok manidardır. kardeşlerini bile feda etmişlerdir. 84 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYE!. Bütün yazılanlara ve nakledilenlere rağmen. Osmanlı sultanları ve bilhassa Hz. Peygamber'in senasına mazhar olan Fâtih. bir çok idam hadiselerinde bu esaslara ri'âyet edilmemiş ve jurnalcilerin tahriki ile nice zulümlere sebep olunmuştur. Ancak meselenin hukukî yönünü ortaya koymak için bunları da nakletmek durumundayız. düşman ülkelerin de bu fırsattan yararlanmak arzusudur. Bir bld'atçının bid'atının yayılacağından korkan dindar Padişahın kulları ondan korumak ve nizâm-ı âlem için.sonra ref'inden daha kolay olduğu müsellemdir. ufacık Trabzon için tatlı canına bu kadar eziyet değer mi?" şeklindeki sözünü. "Gayr-i meşru İşlerin kati ve idam cezası ile define. İşte onlar. Zira onlar siyâseti daha iyi bilirler. keyfe mâyeşâ hareket edemediklerini. bizim davamız kuru kavga değildir" şeklinde cevablandirmiştir. 38. Ancak kendilerini. Dürer ve Gurer". Kaynak teşkil eden ibarelerin tercümesi: "Kim bunu âdet haline getirirse. Trabzon üzerine giderken yollarda her türlü zahmete göğüs geren ve bazan atından inip yaya yürümek zorunda kalan Fâtih'e Sara Hâtun'un "Oğul. idam edilir. "Nizâm-ı âlem için şer ve fesadını defetmek üzere. ilây-ı . cihâd sevabına nail olub. Şeyhülislâmdan aldıkları fetvalarla. te'dîb. Şimdi de aynı mes'eleyi fıkıh kitaplarındaki şartlara göre tanzim eden. nefy. bunun kimlere yarayacağının ve i'lây-ı kelimetullâh hizmetinin nasıl sekteye uğrayacağının çok iyi farkında idiler. Bazan şer'î esasın tatbikinde. İstanbul Fâtih'i: "valide. Ne acıdır ki. isterse de sadrazamlarını katletmede. yabancılara sığınan şehzade veya diğer hanedan mensuplarının. Bunlara benzer arşivlerimizde çok sayıda fetva vardır. Osmanlı tatbikatının hep şer'î hükümlere uygun cereyan ettiğini söylemek safdillik olur. tahtın mirasçısı olduklarını iddia etmeleri ve başta Bizans ve İran olmak üzere. Bütün bunlardan anlaşılmaktadır ki. seyf-i islâm bizim elimizde. El-Cevâb: Meşrû'dur. Harrereh'ul-Fakîr Hacı Muhammed El-Müfti Bi Harpud-Ufiye Anhu. o mübtedi'i kati ve idam etmesi caizdir". Osmanlı Şeyhülislâmlarına ait fetvalardan sadece birini kaydededlim: "Bu mes'ele beyânında Eimme-i Hanefiyeden cevâb ne veçhiledir ki. kardeş katlinin sınırlarını genişlettiğinin biz de farkındayız. ülkenin parçalanıp. Ancak ister Padişahların kardeşlerini. hapis ve hatta kati ve idam tarzında ta'zir yoluyla cezalandırmak meşru ise de. Dede Efendi'nin çok zayıf fetvaları da esas alarak. tek kişinin veya yalancıların jurnali ile bu yola girmek caiz değildir. ehl-i fesadı darb. araya giren jurnalcilerin te'siriyle hata etmiş olabilirler.

Değerli araştırmacı Abdülkadir Özcan'ın yerinde tesbitleri gibi. Lem'alar. önemli bir I pa'nın 20. en az bizim kadar İslâm'a ve onun hukuk nizâmının kaynakları olan fıkıh kitaplarına hürmet duyan insanlardır. İstanbul 1995. Netice olarak. yargılama konusunda Avrupa'nın 20. sh. Kanunnâmelerde yer alan şu ifade. c. kararını yazan yahut en azından "nizâm-ı âlem içün öldürüldü" diyen Hoca Sa'deddin Efendiler. Şeyh Mehmed Arif. Kendüler mahall-i töhmet ve adamları mücrim ve müstahakk-ı ikâb olur. uygulamada suiistimal yapılsa bile. ceza uygulayamazlar". sadece mahkeme kararının yeterli görülmemesi ve bu tip cezaların infazında veliyy'ülemrin yani Sultânın tasdikinin de şart koşulmasıdır.kelimetullâh'dır" ifâdesi de Fâtih'e aittir. Bu da önemli bir husustur. hem fıkıh kitaplarında ve hem de fetvalarda uygulanması için "şer'an sabit" olması yani İslâm muhakeme usulü kaidelerine göre yargılanıp suçun sabit görülmesi şartının tahakkuku aranmaktadır. Şeyhülislâm veya diğer kadıların fetvası. bu manayı nerden çıkardıklarını isbat etmek zorundadırlar. 337-338 BİLİNMEYEN OSMANLI 85 »Şerri I ıslar tatbiki tarzında değerlendirmek icabeder. Zira nizâm-ı âlem içün siyâseten katlin. Netice olarak. as "Mücrim oKlti madan. Ayrıca "emr-i veliyy'ülemr ile katl"den kasıt. neyin verdiği cesarettir. kadıların kararı ve Padişahın tasdikiyle icra edilen siyâseten kati cezalarının fetvasını veren. 14-1540. Fıkıh kitaplarında yapılan bu açık izahlara ve şer'î hükümlere rağmen. 3209. sancaktujl j adamları mücrim H veya müfettiş t örf te'addidir ¦ para cezası 1 Fıkıh! muhterem I verilmemiştir" ( Eğer bundan. Damad. nr. sh. Siyâsetname. vrk. Ve her mücrim-i müttehemin cerimesi kâdî-i vilâyet katında veya müfettiş huzurunda sabit ve zahir olub ehl-i örfe teslim etmedin dutub siyâset eylemek hılâf-ı şer1 ve örf te'addîdir = Suçlu yargılanmadan veya kendisine isnâd edilen suçlar hukuken sabit olmadan. sh. Padişahın keyfî adam asması kasdediliyorsa. Vatana ihanet suçunun her hukuk nizâmında idamla cezalandırıldığını da unutmamak gerekir. 1/707. Nuruosmanlye kütp. 50-51. kardeş katli meselesini. 358/a vd.. "siyâseten kati"i. sh. Mecma'ül-Enhür. Reddu'l-Muhtâr Ale'd-Dürri'l-Muhtâr I-VI. yetkililer para cezası alarak salıveremezler. Esad Efendi. Süleymaniye kütp. İbn-i Âbldin. nizâm-ı âlemi devam ettirmek için şer'î hükümlerin tatbiki tarzında idamla cezaland Netice otodan sırf saltan» ( yanlar. Bediüzzaman Said Nursi. Hem kasdedilen bu menfi mânâyı ve hem de suiistimalleri tasvip etmek mümkün değildir.709. IV.1 35 Konuyla ilgili bazı fetvalar. bu manayı j içün siyaseten I tehlikeye rinden dolayı ı larda uygulan göre yargılanıl veliyy'ülemrilei cezaların infaz. YEE. onun kadıları ve Şeyhülislâmları. Tere. 6. "ehven-i şer ihtiyar olunur" kaidesine uyularak yapılmıştır. bir kısım muhterem insanların "1400 yıllık tarihimizde yazılan fıkıh kitaplarının hiç birinde böyle fetva verilmemiştir" diyebilmeleri. 62-65. keyfî iradeyi hâkim kılmak şeklinde değil. Sözler Yayınevi. böyle bir şeyden ne kanunnamelerde ve ne de fıkıh kitaplarında bahsedilmemiştir. 25-35 . vatanın ve devletin birliğini tehlikeye sokacak ve emniyet ve asayişi altüst edecek kimselerin fesada sa'y etmelerinden dolayı verilecek bir idam cezası olduğu. 1888. Şunu unutmayalım ki. BA. sancakbeği ve subaşı ve adamları nesne alub salıvermek memnû'dur. Osmanlı devleti. Bostan- . fetvasını v yen Hoca! veyahut > kimselere 39. Mısır 1967. Eğer bundan. nr. Yapılan suiistimaller dahi. asırda ulaştığı seviyeyi göstermektedir: "Mücrim olan kimesne teftiş olunmadan veyahud üzerine zahir olan şenâyi1 şer'le ve örfle yerine varmadan. mahkeme kararı olmadan ve yargılama yapılmadan sırf saltanat ve dünyevi menfaat uğruna Padişahın adam öldürmesi olarak anlayanlar. I nunnamelerdtl "ehven-lşarl mânâyı ve Osmanlı it hukuk niz araştırmacı/ fetvası. nr. doğrusu biz de tesbit edemedik.

bu redd-i müdâhele haysiyetiyle ma'sum evlâtlarını ve sevdiği kardeşlerini merhametsizce kesmişler. Osmanlı tarihçilerinin saltanat uğruna öldürülen ilk insan olarak tesbitleri doğrudur. Demek. Düzmece Mustafa). İslâm hukukunda idam cezasıdır. infirâddır. Her şeyden önce şunu tebellür ettirmekte yarar vardır. d) Fâtih'in babası II. hakiki hâkimiyetin en esaslı hâssası ve infikâk kabul etmez bir lâzımı ve daimî bir muktezâsı. gayrın müdâhelesini şiddetle reddeder ve 86 BİLİNMEYEN OSMANLI Bİl İNMFYEN Cf ¦ kendi vazifesine başkasının karışmasına müsaade etmez.o takdirde bir nevi zulüm yaşanmıştır. Hatta Bizans veliahdı Andronikos ile dahi babası aleyhine ittifak kurduğunu tarih kitapları kaydetmektedir. İsterseniz Bediüzzaman'ın tesbitlerini tekrar ettikten sonra bazılarına beraberce bir göz atalım: "Hâkimiyetin en esaslı hâssası istiklâldir. Zira Yıldırım Bâyezid. Bunun cezası. Orhan Bey. İsyan sonucunda katledilmişlerdir ve siyâseten kati ile hiç bir münasebeti yoktur. Şehzade isyanlarının ve şehzadeler arasındaki saltanat mücadelelerinin Osmanlı tarihinde önemli bir yer işgal ettiğini bilmeyen yoktur. Ve cezası idamdır. tamamen bir bağy suçu mahiyetindedir. bu sözlerini Şeyhülislâmlık veyahut kazaskerlik gibi fetva ve kaza makamının en yüksek makamlarında bulunmuş kimseler olarak söylemektedirler. Murad'ın amcası Mustafa Çelebi (II. Ancak saltanat iddiasına kalkışmadan evvel idam edilmişse. II. nazariyata uygun yürümüş müdür? Bu soruya cevap verebilmek için bazı önemli tatbikat örneklerini incelemek icab etmektedir. siyâseten çok idamların icra edildiğini ve bu fiillerin ehliyetsiz bir kısım fakih ve kadılar tarafından meşruiyet kalıbına sokulduğunu. âciz insanlarda dahi istiklâliyetini muhafaza etmek için. Bunların idamlarında siyâseten kati söz konusu değildir. Mehmed Çelebi. Osmanlı tarihçilerinin tesbiti doğrudur. Bazı araştırmacılar. kardeşleri İsa Çelebi ile Musa Çelebi'yi kendisine isyan ettikleri ve hatta saltanat için orduları karşı karşıya geldiği için bağy suçunun had cezası olan idam cezası ile cezalandırmıştır. sonradan ortaya çıkan kardeşi Mustafa Çelebi için de geçerlidir.Zâde Yahya Efendiler. ayrıca kendi oğlu Savcı Beyi de. Bu ise. Ancak tatbikatta suiistimallerin yapıldığını. çevresinin tahriki ile. sultanlığını ilân etmiş bir diğer şehzadeye karşı gelmesi ve saltanat iddia etmesi. Orhan Bey istemese dahi. 39. hukukî cihetini bilmediklerinden bunu tenkid etmişlerdir. Uzun mücadelelerden sonra yakalanarak bâği muamelesi görmüş ve idam edilmiştir. Murad'ın küçük kardeşi Mustafa Çelebi . ilerde fesada sebep olur korkusuyla siyâseten kati yoluyla idam ettirilmiştir. Kardeş katli ile ilgili kanun hükmü şer'-i şerife uygun olsa bile tatbikat. Zira Orhan Bey'in kardeşleri Halil ve İbrahim'in Padişaha isyan ettikleri ve saltanat mücadelesine giriştikleri bir vâkı'adır. Bir şehzadenin. henüz herhangi bir isyana yahut saltanat kavgasına girişmeyen kardeşi Ya'kub'u. Hatta hâkimiyetin zayıf bir gölgesi. ileride saltanat iddiasına kalkışmasın diye kati ettirmiştir. b) Yıldırım Bâyezid devrinde ilk defa siyâseten kati veya şayet siyâseten katlin şartları gerçekleşmemişse ki bunu tam olarak bilmiyoruz. gayrın müdâhelesini reddir". infirâddır. ya siyâseten kati yani fesadın kuvvetle muhtemel olmasından dolayı nizâm-ı âlem içün yahut zulmen idam edilmiştir. Şimdi bu gözlükle hâdiselere bakalım: a) Orhan Bey zamanında üç idam hâdisesi yaşanmıştır. bizzat kendisine isyan ettiği ve ordu toplayarak babası ile savaşmaya bile cesaret ettiği için idam ettirmiştir. Bu bir had cezasıdır. uzun süren saltanat mücadelesine girişmiş ve hatta Osmanlı ülkesinin Bizans ile paylaşılmasını da göze alarak imparator Manuel ile gizli ittifak dahi kurmuştur. Bunların her üçü de had cezası mahiyetinde yani bağy devlete isyan suçunun cezası olarak tatbik edilmişlerdir. c) Osmanlı Devleti'nin en karışık devresi olan Fetret Devrinde. tarih bize göstermektedir. Aynı şey. istiklâldir. Zira daha önceki idamlar had cezasıdır ve bağy suçunun cezası olarak tatbik edilmiştir. Çok Padişahlar.

Murad devrindeki olayları yerinde inceleyeceğiz. İşte görüldüğü gibi tatbikattaki durum farklıdır.de. bu tarihten sonra saltanat hırsıyla araları bozulmuştur. siyâseten kati cezası mevcut değildir. III. f) Kanunî Sultân Süleyman. had cezası olan idam cezasıyla cezalandırmıştır. Gerçekten I. iki kardeşini. Aradaki jurnalcilerin tahriki ile Şehzade Bâyezid. Bu kaide. Ahmed devrinde saltanat usûlünde ciddî bir değişiklik mevzubahistir. Ebüssuud'un fetvasıyla bağy suçunun had cezası olan idam cezasına mahkûm edildi. Artık amûd-ı nesebî yani Osmanlı sülalesinden en büyük olanının padişah yapılması usulü kabul edilmiştir. Zira Padişah istemese de bu ceza mukadderdir.! BİLİNMEYEN OSMANLI 87 pilim İn Km fena tayrıca bu mevzuda Osmanlı'nın can düşmanı olan Safevî devleti ile de ittifak kurmuştur. topladığı ordu ile Padişah'a isyan etmiş ve sonunda yakalanarak cezası olan idama şer'an mahkum edilmiştir. Ahmed vefat edince. ordu toplayarak kardeşi Selim'in üzerine yürüdü. Bu idam kararı. İran'a iltica eden Bâyezid. yanıldıkları veya yanıltıldıkları bir vâkı'adır. Ancak I darıdır. Ancak Kanunî. Gerçekten Sultân Korkut. kendi çocuklarının idamına karar veren bahtsız Padişahlardandır. Karış mettiği ve P. rakipsiz sultan olduğu için. Yani bu dönemde de. Netoiv p olmamıştır. Devlete isyan edenin . Neticede yakalanarak. Bu hâdiseyle alakalı örnek fetvaları yukarıda zikretmiştik. görünürde bağy suçunun cezası olarak had cezasıdır. Kanunî'nin iki oğlu olan Selim ve Bâyezid. Mehmed ve III. sadece saltanat mücadelesine kalkışmamış. kendisine isyan ettikleri ve bâğî oldukları için. 1558 yılına kadar iyi geçindikleri halde. Diğer kardeşi Ahmed ise. hem kararı veren kadının ve hem de bunları tasdik edip icrası için emir veren Kanunî'nin. kardeş katli hadisesini tamamen ortadan kaldıramamışsa da. ayrıca bu w:-tur. Zira asıl haksızca yapılanlar bunlardır. sızca ya h)I. Bu hareketi isyan kabul edildi. kardeşi Selim'e teslim edilince.ı amûd-ı ı kabul edlln ailenin kardeş I azaltmıştır. şehzadeleri bulunmasına rağmen. gevşetmiş ve son derece azaltmıştır. tamamen şer'î hükümlere uygun olarak bağy suçunun had cezasını tatbik etmekten ibarettir ve bunlara siyaseten kati demek hatalıdır ve meseleyi bilmemekten ileri gelmektedir. Karamanoğulları ve Germiyanoğullarının tahrikiyle Bursa'ya yürümüş ve had cezası olarak idam edilmiştir. Diğer bir hazin tablo da Şehzade Bayezid'in idamında yaşanmıştır. had cezası olan idam cezasına çarptırılmıştır. kendisini tahttan indirmeye azmettiği ve Padişah olmak isteği ile isyan ettiği şayiasına inanarak. e) Yavuz Sultân Selim. Karısı Hürrem Sultân ve çevresinin tahriki ile. kardeş katli mevzu bahis olmamıştır. bâğî vasfıyla Şehzade Mustafa'yı idama mahkûm eylemiştir. Bir kısmı. Ancak bu meselede hem fetvayı veren müftünün. ailenin en büyük ferdi olan amcaları Şehzade Mustafa tahta geçirilmiştir. h) I.-de Mustafa cezası olara? kararı veren ¦ yanıldıkları \ Diğer trtrî oğlu olani saltanat hu ordu l iltica eden I nun had ctıui yukarıda z III.^ I j lere ı siyâseten 1 istemese i kısım uyı ri ulemj yulmak k Kanuı tadır.

sh. siyaseten kati müessesesine yani Fâtih'in Kanunnâmesinde "ekseri ulemâ tecviz etmişdür" dediği usule uygundur ve fıkıh kitaplarında şartlarına u-yulmak kaydıyla açıklanmıştır. Ben sana ne talimat verirsem. bu ihtimalin doğru olması halinde. ben var i-ken bu taht sana neden müstehakdır deyü dava edince. Şayet vâki ise. Akman. yaşının ne kadar olduğu belli olmayan ve ama küçük yaşta bulunduğu kesin olan Şehzade Ahmed'i.. c. II. şehzade Ahmed'in kati edildiği iddiasını sadece bir iftiradan ibaret görmektedir. München 1967. II. Mehmed. Bu hadisenin meydana geldiği şüphelidir. ayrıntılı bilgiler. olayı doğrulamakla beraber. bu zamana kadar yapılan en kapsamlı çalışmadır. Zira Kantemir gibi yabancı tarihçiler dahi. Mehmed'in tahta çıkmasından kısa bir zaman sonra kati olunduğu kaydedilmektedir. 1/114-117. Ben Âl-i Osman nesliyim. Böyle bir zulme. Yıldönümü Münasebetiyle Büyük Türk Hükümdarı İstanbul Fâtihi Sultân Mehmed ve Adalet Hayatı. Bu son eser. Untersuchungen zur Geschichte des Osmanischen Hofzeremüniells im 15.. Fâtih için de geçerlidir. Osmanlı Devleti'nde Kardeş Katli. Defter. henüz bebek iken öldürülme iddiaları da ortadan kalkar. 311 vd. 36 İbn-i Kemal. Osmanlı Devletinin Kuruluş Döneminde Hükümranlık Kurumunun Gelişmesi ve Saray Hayatı-Teşkilatı.". Ali. devlete isyan suçuna teşebbüs etmeden. I. 184 vd. sayı 33 (1980-81). sh. Bu tamamen üçüncü guruba girmektedir. öyle hareket eyle. 88 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 40. Göreyim seni. Murâd'ın vefatından sonra. A. 37. sh.D. çok büyük sıkıntılar içinde tahta geçmiştir. bunu savunmanın manası yoktur. Fâtih Sultân Mehmed'in kendi Kanunnâmesinin ilgili maddesini uygulayarak küçük yaştaki kardeşi Ahmed'i katlettiği söylenmektedir. İÜEFTD. fıkıh kitaplarında da tecvîz edilen siyaseten katle uymaktadır. II. c. yaşının ne kadar olduğu da kesin değildir. İkinci olarak. Alderson. sh. sh. Connecticut 1982. 36 Berki. Tevârih-i Al-i Osman. kulağın bende olsun. 34 vd. 142-148. nizâm-ı âlem için diyerek katletmiş olabilir. Ankara 1978. Bir kısım uygulama ise.328. sh. Nitekim Fâtih'in Padişah olması üzerine. Üçüncü olarak. kaynaklarda mevcut değildir. The Structure of the Ottoman Dynasty. Himmet. Tahta çıktığında. sh. Abdülkadir. Bizans İmparatorunun elinde tutsak olarak tuttuğu Süleyman Çelebi'nin oğlu olması kuvvetle muhtemel bulunan Şehzade Orhan'a aynen şöyle söylediği kaynaklarca ifade edilmektedir: "Haydi göreyim seni. ne şer'î hükümlere ve ne de Fâtih'in Kanunnâmesinde ifade ettiği. Şehzade Ahmed'i haksız olarak katleden Evrenos-zâde Ali Bey olduğunu ve bu sebeple Fâtih tarafından idam ettirildiğini kaydetmektedirler. 2. Ancak . İşte böylesine bir dönemde. Osmanlı kaynaklarının bir kısmında Sultân Murâd'ın İsfendiyar Bey torunu Hatice Hâlime Hatun'dan doğma Ahmed isimli bir şehzadesi olduğu ve yaşı küçük olan bu şehzadenin II. Osmanlı Kanunnâmeleri.. yukarıda anlatılan hükümler. Fâtih Sultân Mehmed'in razı olamayacağını ısrarla savunmaktadır. sh. Namık Kemal de. Bunu nasıl izah ediyorsunuz? Burada meseleye değişik yönlerden bakmak gerekir: Evvela. Murad vefat ettiğinde Şehzade Mehmed dışındaki bütün evlâdının vefat ettiğini ve bu arada Şehzade Ahmed'in de Amasya'da vali bulunduğu sırada öldüğünü yazmaktadır ki. Eğer bir kusur işlenmiş ise. babası II. und 16. Baskı. Mehmed. sn. Ancak hangi gruba girmektedir? Bunun tesbit edilmesi gerekir. Md. bu taht benimdür deyü dava eyle. A.. 30-31. sayı 10 (Ekim 1987). Dilger. Ancak diğer şehzade katilleri gibi. 129. Ayrıca Babinger'in altı ya da sekiz aylık olduğu konusundaki beyanı dışında. Konrad. 12-13. gayr-ı meşrû'dur. Bazı kaynaklar da. 8. Özcan.. "Osmanlı Hanedanı İçinde Saltanat Mücadelesi ve Kardeş Katli". 5 vd. nice padişah olursun.cezası elbette ki idamdır. Bir diğer grup ise. Bizans'ın şehzadeleri kullanarak Osmanlı Devleti'ni yıkma planları herkesçe bilinmektedir ve fetret devri de canlı şahitlerle doludur. Elbette ki bu uygulamalar. Aydın. 287. "Fâtih'in Teşkilat Kanunnâmesi ve Nizâm-ı Alem İçin Kardeş Katli Meselesi". İstanbul 1953. I. Akgündüz. 10 vd. Fâtih'in Kanunnâmesi de bunu emretmemektedir36. İstanbul'un 500. cümle beğler ve paşalar sana dönüb ve tahtı sana teslim ederler. Türk Dünyası Tarih Dergisi. Aktan. Jahrhundert. Taneri.

Peygamber'in senasına mazhar olmuş bir Padişah'ın. ikincisi hadd-isirlü "1. 11 aylık bir bebenin öldürülmesini Fâtih'in idam ettirdiğine inanmak istemiyoruz. özellikle İslâm ceza hukuku hükümlerini kaldırdığı ve İslâm'a aykırı kanunlar yaptığı söylenmektedir. \ ifâdeler de kan. Belki nizâm-ı âlem için siyâseten kati müessesesine girmektedir. Fâtih gibi Hz. Hz. bin akçeye d akçeye mâlik ola. I. 37 Pala. ne derece gerçekleştiğini bilmiyoruz. aynı zamanda II. Maddeyi okuyalım: Kanunnâmenin ilk üç faslı (md. Burada aran. Burada aranan fesadın şer' ile tahakkuku şartının. I. tıpkı diğer un cezalarını tanzim ı kısas cezalarını uy edilecek ta'zîr cezi olarak görelim ve I Kanunnâmenin! cezalarını tanzim ı bilakis bu cezalan rak uygulanacak | mal denmektedir)) Kanunnâmesinin'. maddesini teşkil eden ilk maddeyi. I adam öldürse. Peygamber'in medhine layık olmuş bir padişahı hunharlıkla suçlamak ve hele bu konuda Bizans İmparatorları ile birlikte hareket eden Bizans tarihçilerini onaylamak mümkün değildir. yeterince ı faslı. İslâm ceza hukukunu ve bu ilahî nizâmın Osmanlı Devleti'ndeki tatbikat şeklini. şartlan tahakkuk etmeyen bir cezayı tatbik edeceğine de ihtimal vermiyoruz. Sultân Fâtih'in kendi kanunnamelerini hazırlatarak. İslâm hukukuna aykırı ve Bizans Ceza Kanununun restorasyonu olarak takdim etmek ise. bilakis bu cezaların tatbiki için gereken unsurlar bulunmadığı takdirde ta'zir cezası olarak uygulanacak para cezalarının yani cürm ü cinayet cezalarının (ki buna ta'zir bil-mal denmektedir) tesbit edildiğini madde hükümlerinden anlıyoruz. Yavuz ve Kanunî'ye ait Umumî Kanunnâmelerin de 1. Fâtih Sultân Mehmed. C aşağa hallü olursa. Sultân Ffitilll ceza hukuku I söylenmektedir. Bunlardan ilk ikisi umumi kanun mahiyetindedir ve itiraz edilen hükümler de burada yer almaktadır. değerlendirme. t Tarih. '" Osmanl zalarının altemıtlffld Pil?" BİLİNMEYEN OSMANLI 89 girmektedir. ceza hukukuna aittir ve daha ziyâde ta'zir cezalarını tanzim etmektedir. had ve kısas cezalarını uygulamak için gerekli unsurlar bulunmadığı zaman. ilmî olmaktan da öte . 147. 407.bu ayrıntıları tam bilinmeyen olaydan dolayı. Bu. I 41. Namık K c. HammerJ Murâd Han b. Bu sebeple Fâtih Kanunnâmesi'nin İslâm hukukundaki had ve kısas cezalarını değiştirdiği şeklindeki değerlendirme. Madde: EJtf| ursa ki. Konuyu daha ayrıntılı olarak görelim ve 1. Önemle ifade edelim ki. 5 vd. 140. Önemle ifade <-inanmak istemiyoruz. İslâm Hukukunda üç grup ceza bulunduğunu. Fâtih Sultân Mehmed'e ait 75 Kanunnâme neşredilmiş bulunmaktadır. Bu üç fasılda had ve kısas cezalarının kaldırılmadığını. sanki şehzadelerin Osmanlı Devleti'nin yıkılması için kullanıldığını bilmiyormuş gibi. bunu vesile ederek Fâtih Sultân Mehmed'e hücum etmişlerdir. Bu doğru mudur? Bizim Osmanlı Kanunnâmeleri adlı eserimizde. sh. ceza hukukuna aittir ve daha ziyade ta'zîr cezalarını tanzim etmektedir. Köprülü ve Berkes gibi. lbn-1 K II. Özetleyecek olursak. tıpkı diğer umumî kanunnameler gibi. ülü'l-emrce tanzim edilecek ta'zîr cezalarının devreye gireceğini hemen hatırlatalım. Anw> : Padişah'ın. yeterince değerlendirememek demektir..1-27). şartları ruz. Ancak tekrar ediyoruz ki. Hammer ve benzeri tarihçiler. Mel» c. sh.-ni bilmiyoruz. Zaten Evrenos-zâde Ali Bey isimli bir zatın Padişah'ın haberi olmadan böyle bir cinayeti işlediğini bazı kaynaklar haber vermektedirler37. i şeklini. Fâtih'e ait 2 numaralı kanunnâmeden nakledilen. sh. Fâtih'e ait 2 nolu Kanunnâmenin ilk üç faslı.^ olmadan böyle bire 41. Bâyezid. isyan tahakkuk etmediğinden. kendi koyduğu kanunun nizâm-ı âlem için fesada sa'y ihtimalinin bulunması sebebiyle siyâseten kati müessesesini ilk defa kendisi tatbik etmiş ve küçük kardeşi Ahmed'i kati ettirmişti. I Bizim Osmanlı! nunnâme neşredilm^J ve itiraz edilen nunnâmeden nak Kanunnâmelerin de: Bizans Ceza Kanun ve Berkes gibi. bir had cezası değildir. tıpkı Barkan.

" gibi ifâdeler de kanaatimizi teyîd etmektedir. Bu durumda mirasçı diyetini alacak ve suçlu salı mı verilecektir? Hayır. 407. Tarih. 64-69. sh. Eğer kesmezlerse yani uygulanmazsa. yerine kısas etmeseler. 105-106. 37 Pala. Evsat'ül-hâl olursa kim. uygulanacak ta'zîr cezalarını tesbit etmektedir. c. Osmanlı Kanunnâmeleri. elin keseler. Bu ve benzeri konularda itirazlarını devam ettirenleri. cürm iki yüz akçe alına. Halil-Oğuz. Bu iddialar doğru mudur? Böyle bir iddianın gülünç olduğu ortadadır. ol zina kılan evlü olsa ve dahi bay o-lursa ki. Osmanlı Devleti'nin bir İslâm devleti olduğunu. sh. Eğer kısas yapılsaydı. Haz. Cildinin mukaddimesine koyduğumuz zina suçu ile alakalı şer'iye sicil örneğinden de bunu anlıyoruz. İnalcık. Diyelim ki. c." "eğer at uğurlarsa. Hz. sh. had ve kısas cezalarını kaldırmamaktadır. Namık Kemal'in Tarihî Biyografileri. Gazavât-ı Sultân Murâd Han b.. Ankara 1978. yukarıda isimleri sayılan bazı ilim adamlarının iddialarının tersine İslâm Hukukunu hayatın her safhasında uyguladıklarını ve aksi görüşlerin belgelere dayanmadığını isbat için kaleme alınmıştır. Büyük Osmanlı Tarihi. her zaman İslâm'ın hükümlerini uygulamak için emirler veren ve en önemlisi de Uzun Hasan'ın annesi Sara Hâtun'a söylediği . kırk akçe cürm alına38". gayette fakır'ül-hal olursa. Akman. adam öldürdü. Devletin de kamu davası açarak yargılayıp ta'zîr cezası verme hakkı vardır. 37-38. Akgündüz. belki bu cezaların tatbiki için gereken unsurlar bulunmadığı takdirde. Âşıkpaşa-zâde. Önemle ifade edelim ki. sh. elli akçe. Mevlûd. bin akçeye dahi ziyâdeye gücü yeterse. sh. ilâh. şerî'at huzurunda sabit olsa.:. ta'zîr cezası olarak 400 ila 50 akçe arasında para cezasına çarptırılmasını emretmektedir. aynı maddeyi tekrarlayan diğer kanunname maddelerinde. Fâtih devrindeki şer'iye sicillerinde görülen ve Osmanlı Kanunnâmeleri adlı eserimizin 1. elin keseler yani had cezasını uygulayalar. Çünkü birincisi kısas cezasını tanzim ederken. 258. maddede de "Eğer adam öldürse. Peygamber'in övgüsüne mazhar olan. I-X. 8-9. bu durumda ta'zîr cezası olarak 200 akçe para cezası alalar. İnalcık. 16. elin keseler. Hammer. maddede "Eğer at uğurlasa. Zaten Fâtih'in kendi kanunnamesinde de benzeri ifadeler vardır. kasden bu iddiaları ellerindeki medya imkânları ile kamuoyuna yaydıkları için. I. Solakzâde. A. 42. Halil. 140. 14-15. ikincisi hadd-i sirkatin cezası olan el kesme cezasını düzenlemektedir.. cezası da kısasdır. 13. yerine kısas etmeseler. İstanbul 1998. Osmanlı Kanunnâmeleri adlı eser. sh. II. mutlaka cevaplandırılması gerekir. "eğer had urulmazsa" denilerek açıklandığı gibi. Tazir cezalarının alternatifli olması ve hâkime takdir hakkı tanınması şeklindeki esaslar aynen tatbik edilmiştir. Zina suçunun unsurları tam olmadığı ve had cezaları tatbik edilemediği takdirde bu cezaların gündeme geleceği. kan cürmi. Fâtih Devri Üzerinde Tedkikler ve Vesikalar I. altı yüz akçeye mâlik ola. I. Madde: Eğer bir kişi zina kılsa. Mehemmed Hân. Fâtih Sultân Mehmed'in Hıristiyanlığa meylettiği ve Papa ile mektuplaştığı söylenmektedir. Defter. Ancak bazı tarihden ve bilimden habersiz kimseler. Fâtih'in Kazaskerliğini yapmış olan Molla Hüsrev'in Dürer ve Gurer adlı iki ciltlik hukuk eserine ve de bu hükümlerin uygulama örnekleri demek olan Bursa'daki Fâtih dönemine ait binlerce mahkeme kararlarına havale ediyoruz39. Meselâ Kanunnâmenin 1. İbn-I Kemal. Kardeş Katli. 187." denilmektedir. kesmezlerse 200 akçe cürm alına" denilmektedir. cürm yüz akçe alına.. 110. Andan aşağa gücü yeterse. sh. c. sh. 147. andan dahi aşağa ki. 5 vd. İnsanlar 90 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANU Bu üç fasıldaki kanun maddeleri de. Aktan. İşte Kanunnâme. sh. II. Mümin Çevik neşri. Hoca Sa'deddin. sh. c. cürm üç yüz akçe alına. "1.gülünçtür. bu hak ortadan kalkacaktı. Zaten Kanunnâmede bulunan "eğer adam öldürse. Andan dahi aşağa hallü olursa. Tâc'üt-Tevârîh. Ankara 1954.. maddesinde zina suçunun ta'zîr cezaları yani fıkıh kitaplarında ta'zir bil-mal denilen cürm ü cinayet yani para cezaları tayin olunmaktadır. VII. Yani hırsızlık suçunun unsurları tam olursa. Kantemir. Ancak maktulün velileri afv ettiklerinden kısas etmediler.. 38 Osmanlı kanunnâmelerindeki ceza hükümleriyle alâkalı genel esaslara bu maddede de uyulmuştur.

• . Krş. Fâtih'in şiirlerinde tasavvuf? aşklar da yer almaktadır. Fâtih.•. genç ı ^sevgileri gönü şiirlerde şahane I Vardır. Ankara 1937.„:>¦. Fâtih bir şiirini şöyle kaleme almıştır: Bağlamaz Firdevs'e gönlüni Galata'yı gören Servi anmaz anda ol serv-i dil-ârâyı gören. buna cerime de denir. Fâtih'in aşk şiirleri. Giriş.•. Fâtih bir» Bağlamaz t Servi animi BirFIrenjlf Lebleri d BirFIrutjU Belünüb Sevgiliyi I |zeten Fâtih. Cin-Akgündüz. sh.. İsevî veya benzeri kelimeler. sh. Akgündüz. Maddede zina suçuna ait ta'zir cezası olan cürm yani cürm ü cinayet de denen para cezası tesbit olunmaktadır ki.' BİLİNMEYEN OSMANLI (kla'zîr ıta'zîr »cezainin | madamına. sh.. Zengin demektir. III. Fâtih Sultân Mehmed'in tamamen divan şiirinin kuralları içinde kalarak yazdığı bir şiirdir. bu tarz bir isnadda bulunmak gerçekten üzücüdür ve tamamen delilden mahrum bir kuru iddiadır. olsa ( İsinde. Osmanlı Kanunnâmeleri. I. I. ayrı bir sorunun cevabında açıkladık. Bir Firengi şivelü İsa'yı gördüm anda kim . adamına. ... bu tarz bir I mahrum bir kuru I kısaca şunlardır: 1) Fâtihin! tiyanlığa meyle olduğunu. Bunları kullanan ve sevgili hayaliyle İsayı öven bir divan şairine Hıristiyan suçlamasını yapmak. 13.. Kâfir.gibi i'lây-ı kelimetullahı yani Lâ ilahe illallah davasını yaymak için didinen bir devlet dört guruba ayrılmıştır: 1) Bay veya Ganî: Müslüman ve gayr-ı müslime göre. olsa olsa divan şiirini bilmeyen cahillere mahsustur. ¦„-. Avnî mahlasıyla gazeller ve kasideler yazan ve hatta bir divanı bulunan büyük bir divan şâiridir. 73vd. sevgilinin saçına zünnar ve zülfüne de çelipa yani haç denilir.. sh.. 69. 16.¦.:-••.•„-¦¦:¦¦¦¦•. Bütün bunlar. md. c. sh. Bu esassız iddiaların dayandığı çürük deliller ve cevapları kısaca şunlardır: 1) Fâtih'in annesinin Mara Despina olduğunu ileri sürerek. Kanunnâme. . MflbH Belindik! K 3) BU* nen İslim M em del gösterdiği i gerektin Patrikli) bul paganda i tih'e y derilmemifH zaman.. annesi tarafından Hıristiyanlığa meylettirilmiş olabileceğine dair iddiadır. genç ve güzel bir padişahın her emrine âmâde kolay sevgiler için değil. Bu şiirlerde şahane bir tevazu'. Fâtih'in j Divan şiiri t Bu manada kuı [denilir. sevgilinin dudağını can veren havasıyla İsa'ya benzetirler ve sevgiliden gelen sabâ yeline de diriltici özelliği sebebiyle İsa adı verirler. Fâtih Devri Kanunnâmeleri.*. 2) İkinci iddia.-. 279-281). Divan şiirinde bazan kâfir. âşıkına yaptığı zulümlerden dolayı sevgiliye de denilir. Belgeler Gerçekleri Konuşuyor.--. ] edici ve övücü i Veren havasıylaj ebebiyle İM i Bunları ku yapmak. 346 vd. 4) Fakir'til-Hâl veya Gayet Fakir. ayrıca iktisadî şartlar açısından farklı tarifler verilmiştir. c. j Galata'pf Oselvlb Orada tüg Dudakl Avnl. ayrı bir i 2) İkinci I larak yazdığı bir j zeller ve kasideler) aşk şiirleri. sevgili için kullanıldığında. Bu manada kullanıldığı şiirlerde. . c. I. Divan şairleri. aşkı ve sevgiliyi her saltanatın üstünde tutan bir incelik vardır. Baha. 3) Yoksul.. Türk Hukuk Tarihi. 18. -.. Ceza Hukuku. Kâfir. 122 vd. c. . kelimenin takdir edici ve övücü anlamı ile tevriye sanatı yapılır. Daha önce de ifade ettiğimiz gibi.. divan şiirinde yerleşmiş olan mazmunlardır. İşte bu kurallar çerçevesinde. 2) Orta Halli veya Evsatiil-Hâl. Bunun ne kadar esassız ve yalan olduğunu. sevgileri gönüllerde sıcak ürperişler uyandıran manevî güzeller için söylenmiştir. 39 Kantar.

kendülerin âyinleri ve erkânları ne veçhile câri ola-gelirse. ancak Fâtih'e bu mektubun gelip gelmediği belli olmadığı gibi. Belindeki saçların ve boynundaki zülfünü gören bunu red edemezdi. ama Firengî şiveli olan bir sevgili gördüm. Halbuki propaganda ayrıdır. Bizans cephesi. Hatta Osmanlıların ağzından ve tabii ki. benim başım içün ve oğlanların başîçün. her zaman. mutahhar ruhu içün ve yedi Mushaf hakkı içün ve yüz yirmi dörtbin peygamberler hakkı içün. Ancak hiç bir ferdini ve hatta kendilerinden Hanedana gelin gelen kızlarını dahi aldatamamışlardır. Ben dahi. Pierre ne yapacağını şaşırmış ve belki Hıristiyanlığa meylettiririm ümidiyle Fâtih'e bir mektup yazmıştır. Trabzon Rum İmparatorluğunun da Fâtih eliyle yıkıldığını gören ve silahla karşı duramayan Avrupa ve onun ruhani reisi olan Papa II. Papa'nın mektubunun Fâtih'e ulaştığının ve hatta gönderildiğinin dahi şüpheli olduğunu. o tarihlerde Türklere yazılan mektupların bir moda haline geldiğini. bazı Bizans tarihçileri ve bu arada Hammer. böyle davranmasını gerektirmektedir. Fâtih hak ve hürriyetler verdiği fermanda dahi. Bu mektup yazılmış olabilir. Batılı kaynaklar bile (Başta Clot olmak üzere). Böylesine büyük bir devlet adamına. Dudaklarının insana verdiği canlılık ve dirilik İsa'nınkine benzemektedir. Sevgiliyi âşıkına yaptığı eziyetlerden dolayı divan şiirindeki ifadeleriyle kâfire benzeten Fâtih. tayin edilen Patrik'in bu konuda propaganda yapmış olabileceğini ifade etmektedirler. Böyle bir hadiseye dayanarak. kabul etmek tamamen ayrıdır. tarihi bilmemek olur. Orada İsa gibi insana hayat veren. İslâm Hukukunun emirleri. Fâtih'e Hıristiyanlık ithamını yapmak. gösterdiği anlayış ve müsamahadır. yeri göğü yaradan Perverdiğar hakkı içün ve Hazret-i Resulün -Aleyh'is Salâtü Ve's-Selâm-pâk. Seni Yunanlıların ve Doğu'nun İmparatoru yapacağız" şeklinde teklif ve tahriklerde de bulunmuştur. senin âşıkına zulmeden bir sevgili (Kâfir) olduğunu bilirdi. yine ol üslûb üzere âdetlerin ve erkânların yerine getüreler. kılıç hakkîçün. . şöyle demektedir: Galata'yı gören gönlünü Firdevs denilen cennete bile bağlamaz. Papa'nın mektubunun da edebî bir çalışma veya Hıristiyanlığı tehdit eden bir felâketi uzaklaştırma dışında bir gaye taşımadığını açıkça ifade etmektedirler. Gönderilse bile. böyle bir etki söz konusu değildir. ancak ajanları vasıtasıyla Fâtih'in bu tür mektuplardan haberdar olmuş olabileceğini delilleriyle anlatmaktadırlar. hem İstanbul'da yeni tayin ettiği Patrik'e ve hem de bütün Hıristiyan ve Yahudiler gibi azınlıklara tanıdığı hak ve hürriyetlerdir. Önemle ifade edelim ki. Kabul eyledim ki. Fâtih'in ağzından cevaplar bile yazılmış olabileceğini ilâve etmektedirler. bu iddiaları ileri sürenleri tokatlar-casına. şimdiki hâlde Galata'nın halkı ve merdüm-zâdeleri atebe-i ulyâma dostluk içün Papaları Pravizin ve Markizoh Frenku ve tercümanları Nikoroz Baluğu ile Kalâ-i mezûrenin miftâhın gönderüb bana kul olmağa itaat ve inkıyâd göstermişler. aynen şöyle demektedir: "Ben Ulu Pâdişâh ve ulu şehinşâh Sultân Muhammed Hân bin Sultân Murâd'ım. Osmanlı Hanedan üyelerini her açıdan kendilerine 92 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLİ çekmek ve kandırmak istemişlerdir. Fâtih'in İslâmiyetle alakalı yaptıkları ve kendisinin büyük bir İslâm âlimi olduğu ise gün gibi ortadadır. 3) Bu iddiayı isbat için getirilen bir çürük delil de. Ben dahi üzerlerine varub karalarını yıkub harâb etmeyem". ancak gönderilmemiştir. Avni. Papa'nın böyle bir teklifde bulunması normaldir. Maalesef. Fâtih Sultân Mehmed'in tamamen İslâm Hukukunun kurallarına uyarak. münevver. O selvi boylu sevgiliyi gören artık başka bir selvinin adını anmaz. Mesela Jaspart'ın "Büyük Türk tarafından Aziz Peder Papa'ya gönderilen mektuplar" adlı kitabının bu çeşit hayali eserlere örnek olarak verilebileceğini kaydetmektedirler. dedem ruhîçün ve babam ruhîçün. Yemin ederim ki. Cem olayında olduğu gibi. Hatta Roma'daki Katolik Papa'nın Fâtih'e yazdığı mektuptan da bahsedilmektedir.Lebleri dirisidür der idi tsa'yı gören Bir Firengi kâfir olduğun bilürdi Avniyâ Belün ü boynunda zünnar ü çelipayı gören. Mektubunda "Hıristiyan olmakla bütün Avrupa senin olacak.

5) Fâtih Sultân Mehmed.1 Hammer. İstanbul'un fethinden sonra. Fâtih Sultân Mehmed'in annesi kimdir? Hıristiyan mıdır? Fâtih'e de Hıristiyanlığı aşıladığı bazı yazarlarca söylenmektedir. Ebu Cehlimi su değildir. İsa ile Hz. yani Hıristiyan veya Yahudi asıllı olabilir. başkasıyla evlenmeyi kabul etmeyip Sırbistan'a dönmüştür. olduğunu ifade < evlenir. Çandarlı Halil Paşa'yı. Latin Kilisesinin aleyhinde olan Patrikden. Ayrıca Hıristiyanlığın ikinci merkezi sayılan İstanbul'u fetheden bir devlet adamının Hıristiyanlığa dair nadide şeyleri toplaması ve hatta bu konuda bir koleksiyon oluşturması çok normal bir şeydir. B BİLİNMEYEN OSMANLI 93 ise. Sonra da Serez'deki bir Manastır'a çekilmiş ve 1487 yılında II. Bunlardan birincisi. Meselenin esası nedir? Önce şunu belirtmek gerekir ki. Selanik'teki Manastır'ın üvey annesine tahsisini ifade eden fermanı. hatta dininde devam da edebilir. bazı batılı kaynaklarda kaydedilmektedir. I d ir. tamamen gülünçtür. Ancak Fâtih'in durumunda böyle bir şey de söz konusu değildir. Mesele tamamen çarpıtılmaktadır. Çocuksuzdur ve ömrünün sonuna kadar Ortodoks olarak yaşamıştır. zira tam tersi sebeplerle Halil Paşa'nın Hıristiyan âlemini küstürmemeye gayret gösterdiği için idam ettirdiği bazı kaynaklarda açıklanmaktadır. böyle şeyleri farklı r Fâtih'in niyetli keı İmtisâl-i 'Câhldü filltk'l Din-I İslâmın mücerredi Fazl-ı Hakk u hlm Ehl-I küfri ser-te-Mr| Enbiyâ vü evliyayı t Lütf-i Hak'dandurh Nefsü malllen'oll» Hamdü li'llah varg Ey Muhammed i Umarım gâlib ola t'S 43. Murad vefat edince. bir Müslümanın annesi aslen ehl-i kitabtan olabilir. Fâtih'in üvey annesidir ve Sırp Kralı George Bronkoviç'in kızıdır. II. Bâyezid devrinde vefat edince Kornea Manastırına gömülmüştür. kendisi büyük bir İslâm âlimi olması ve hem de Ortodoks mezhebi ile Katolik Mezhebi arasındaki dengeyi siyâset açısından istemesi sebebiyle. Fâtih'in Hıristiyan olduğuna delil . Patrik Maksimos ile Patrik Manuel'in Hıristiyanlık ile ilgili ilmî tartışma yapmalarını da istediği.] Hâtuniye Türl lunduğu malı tarihçiler. Sonra 1457'de İstanbul'a kaçmış ve Fâtih de üvey annesine her türlü yardımı yapmıştır.j Zünnar. Me A) Fâtih'in ( bazılarınca da ¦ annesidir ve Sırp I kadar Ortodoks] etmeyip Sırl annesine heri edeb gereği ı 1487 yılında 1 nik'teki Manastırl ğuna delil gösteri bep olarak z-kretrn Fâtih'in öz J rın farklı yon yapılan araştır™»'. A) Fâtih'in üvey annesi Mara ile öz annesi Hiima Hâtûn bazılarınca yanlışlıkla ve bazılarınca da kasden birbirine karıştırılmaktadır. Bu evi 40 Clot. Bunun için yeni tayin ettiği ve Ortodoksları temsil eden Patrik Gennadios'dan yazılı bilgi istemiş. Ebu Cehil'in oğlu İkrime gibi. Nitekim temliknâmeleri vardır ve bu belgelerde edeb gereği validem de demiş olabilir. Çdlpl İ Ankara 1946.4) Bazı ilimden mahrum insanların. Şöyle ki. Fâtih'i ve İslamiyeti bilmemek demek olur Fâtih'in niyetini kendi dilinden öğrenmek daha doğru olsa gerektir: İmtisâl-i 'Câhidû fillah' olubdur niyyetüm Din-i İslâmın mücerred gayretidür gayretlim Fazl-ı Hakk u himmet-i cünd-i Ricâlullah ile Ehl-i küfri ser-te-ser kahr eylemekdür niyyetüm Enbiyâ vü evliyaya istinadım var benüm Lütf-i Hak'dandur hemân ümmid-i feth ü nusretüm Nefs ü mal ile n'ola kılsam cihanda ictihâd Hamdü li'llah var gazaya sad-hezârân rağbetlim Ey Muhammed mu'cizât-ı Ahmed-i Muhtar ile Umarım gâlib ola a'dây-ı dine devletlim40. t Edebiyatı Tarihi. kendisinin iyi bir Müslüman ve hatta veli bir insan olmasına mani değildir. Hıristiyanlık konusunda uzman olan âlimlerden istifade etmesini bilmiştir. böyle şeyleri farklı noktalara çekmek. aşırı Hıristiyanlık düşmanı olduğundan idam ettirdiğine dair iddialar ise. Fâtih Sultân I Hıristiyanlığı a sı nedir? Önce şunu I yani Hıristiyan' babasının hail. Hele bu devlet adamı Fâtih gibi âlim ve Hz. Patrik de "Hıristiyanlığa Dair" isimli bir Risale ile dini hakkında bilgiler ihtiva eden bir eser kaleme almış ve bu eser Karaferye Kadısı Molla Ahmed tarafından Türkçe'ye tercüme edilmiştir. 43. Meryem'e inanan bir Müslüman ise. Anne veya babasının hali.

Nihad Sami. Fâtih Sultân Mehmed. Murad İsfendiyar Bey'in kızıyla evlenir. Hatta Kantemir. Ünsel. bu hanım. 154-156. Gebze yakınlarındaki Tekirçayırı veya Hünkârçayırı denilen yere geldiğinde. Bazıları nıkris illeti demektedirler. tarihi çarpıtmaktan başka bir şey değildir. 94 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI gelir" demektedir. Tam aksine diğer ikilinin tam bir planı vardır. Âli. İstanbul 1998. Neşrî. bugüne kadar Hüma Hâtûn Mahallesi diye bilinmektedir. İstanbul 1944. sh. hastalığı şiddetlendi. Bazı tarihçiler. Âşıkpaşa-zâde gibi Osmanlı tarihçileri. Babinger gibi bazı yabancı araştırmacıların farklı yorumlarına rağmen. İstanbul 1971. 151152. Lütfi Paşa. Fâtih Sultân Mehmed zehirlendi mi? Onu zehirleyen Yakub Paşa'nın Yahudi olduğu söyleniyor. c. Kâfir. 442-447. 44. "Karaman! Mehmet/Plft£ mansız bir derde tutuldu» O da tedaviye başladı. c. İkincisi ise. Fâtih'in annesinin Hıristiyan olduğu iddiası doğru değildir ve üvey annesine validem demesi de onun annesi olduğunu göstermez41. Müslüman olmuş olan Hüma Hâtûn olmasıdır. Fâtih Sultân Mehmed. Müslüman bir kadındır ve son yapılan araştırmalar. Fâtih Divanı. Türbenin bulunduğu mahalle de. Hürriyet Gazetesi. Ancak sefere çıktığında hasta idi. İskender. sh. Hüma Hâtun'un İsfendiyaroğlu İbrahim Bey'in kızı Hatice Hâlime Hâtûn Olduğunu ifade etmişlerdir. Banarlı. Zira Fâtih'in tuğrasını taşıyan ve kazaskerlerinin kaleme aldığı vakfiye. onun vezir olmasından rahatsız olan Karamanî Mehmed Paşa'nın kasıtlı olarak Hekim Larî Acemî'yi devreye soktuğunu. V Fâtih Sultân Mehmed'in vefatı ile alakalı iki rivayet vardır: Birincisi. Zünnar. II. sh. Fâtih'in zehirlendiğine dair herhangi bir kayıt düşmezler. Ancak sonradan Müslüman olmuş ve vezirlikle taltif olunmuştur. belgelerin ışığında türbesinin Muradiye Camisinin doğusunda Hâtuniye Türbesi diye adıyla anılan yerde olduğunu ortaya koymaktadır. Fâtih'in Hıristiyanlığı Öven Gazeli. Peçevî'nin ifade ettiği gibi. Hekim Yakub Paşa. başlangıçta Sultânın hekimi olarak göreve başlayınca. Resimli Türk Edebiyatı Tarihi.göstermek (bazıları da fetihden sonra gayr-i müslimlere tanıdığı hakları sebep olarak zikretmektedir). Osmanlı Tarihi. aslı nereden gelirse gelsin. Çetin. Netice olarak. Bir kaç gün Üsküdar karargâhında oturdu. Pala. sh. Altan. Uzunçarşılı. Bursa Şer'iye Sicillerindeki kayıtlar ve arşiv kaynakları. Hammer. İstanbul 1994. Bizans Tarihi ve Hıristiyanlığın belası kesilen Büyük Mehmed dünyaya 40 Clot. Fâtih tarafından İshak Paşa ile evlendirilen bu hanımın Fâtih'in öz annesi değil. Bu doğru mu? Venedik'e satılmış bir. 81. Fâtih'in annesinin Abdullah isminde birinin kızı olduğunu ifade etmektedir. Fâtih'in Şiirleri. Mühim olan annesinin Mara değil. i Mehmed vefat evte*. sh. Ankara 1946. I. "832/1428'de II. 8 Mart 1996. Ayağından rahatsızlığı vardı. İlacın dozunu arttırdılar. 126-130. 178-179. Kemal Edip. Fâtih'in öz annesi olan Hüma Hâtûn ise. verilen ilaçlar neticesinde fenalaşıp kurtulma ihtimali olmayınca Hekim Yakub Paşa'nın da müdahale etmediğini ve Karamanî Mehmed Paşa ile Hekim Lari Acemî'nin kasden Fâtih'in vefatına sebep olduklarını ifade etmektedirler. Yahudidir ve bir süre Müslüman olmamıştır. Çelipa ve İsa maddeleri. Yani devşirmeden birinin kızı olması da muhtemeldir. Bu evlilikten 6 yıl sonra. II. 27 Nisan 1481 tarihinde Kapıkulu askerleriyle sefere gitmek üzere Üsküdar'a çıktı. Fâtih'in zehirlendiğine dair rivayetdir. . Fransız asıllı bir mühtedi de olabilir. Solakzâde. Hekim Yakub Paşa'nın Fâtih'i tedaviye devam ederken. Bazı tarihçiler. üvey annesi olması daha doğrudur. 4. v Ciğerin doğradı şerbet 0§ Dedi niçün bana kıydı t Âli'nin şu tesb\tt«\. Acı artınca şarâb-ı fariğ (acıyı gideren şerbet) verdiler ve Fâtih Sultân Mehmed bunun üzerine rahmete gitti. Andre. Bunlara göre Hekim Yakub Paşa'nın öldürme kasdı mevcut değildir. Büyük Osmanlı Tarihi. böyle bir sonuca ulaşman ş-: mizde de kesin bir I beytini aktararak bu I Yahudi'nin açı ve ı rekabetten de söylenmiş Tabibler şerbeti kim. Saffet Sıdkı. Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğü. Hekimler konsültasyon yaptılar.

Buna karşılık. Bu söz. Uluçay. Mehmed Paşa Hekîm Lârî'yi tavsiye eyledi. c. I. Tam bu sırada Padişah dermansız bir derde tutuldu ve Hekim Ya'kub tedavisini yaparken. periyle nüs-nde45. Halil. 31. I hadisler bulun Bu hadis yen müçtehld r da ittifak hato mübâhdır. Belgelerle Osmanlı Tarihi. Şüphesiz iki ilaç birbirine karşı menfi etki yaptı. ne kadar Yahudi'nin açı ve devletsizi varsa. bizi belli bir sonuca götürecek mahiyettedir: "Karamam Mehmed Paşa vezir-i a'zam olunca Ya'kub ona hased eyledi. I. Fâtih başta olmak üzere bazı Osmanlı Padişahlarının yurt dışından ressamlar getirterek resimlerini yaptırdıklarını ve hatta II. vrk. 155.. İslâm Hukukunda resim yasağı ile ilgili şer'î hükümlerle nasıl bağdaştırırsınız? K olan ive-La Uji'ran Kim ¦sûre Konuyu değişik açılardan ele almakta yarar vardır: Evvela. nr. Erdoğan. I Tarihi. Bursa Şer'iye Sicilleri. zehirlenmiş olmaktadır. 45. Fâtih ve Fetih. Avrupa'nın böyle bir plan hazırladığını ifade etmektedirler. Mahmûd'un kendi resimlerini devlet dairelerine astırdığını duyuyoruz. Bazı iftiralar için bkz. İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi I-V. II. Fâtih başta olmak ressamlar gt. bir kısnB| başını çektiği I şartıyla mekı n Neşri.O Hân içdi şarâbı kana kana. Aydın. 2312. bu da Cİİ2İ kukçularının W#| lar yani kılacak bütün i üzere. 1. Tabibler şerbeti kim. ait olan canlıların! de kullanılmaları e dır ki. Bu iki ihtimalde de Fâtih. 378. İslâm Hukukunda resim (gölgeli gölgesiz) yapmanın hükümlerini özetleyelim. nr. Çok zaman geçmeden Sultân Mehmed vefat eyledi. Peçevi. Fâtih Devri Üzerine Tetkikler ve Vesikalar I. Kantemir. 345-346. Padişah Anaları ve 600 Yıl Bizi Yöneten Devşirmeler. Öztuna. Tarih. . 64. Sağman. sh. Hekim Ya'kub asrının Sokrat ve Bokrat'ı idi. c. sh. hakkındaki ithamların doğruluğunu şüpheye düşürmektedir. İstanbul 1997. Padişahın işine karıştılar"."42. "Fâtih'in Anası". İsmail Hami. sh. 202. nr. 8380. . İnalcık. 194 vd. Mitler ve Gerçekler. Hekim Yakub Paşa'nın II. Resimli Tarih Mecmuası. Meram. Hekim Yakub Paşa'nın bir Yahudi dönmesi olduğunu ve Fâtih'in İtalya'ya kadar uzanmasından ve İtalyanların veya Venediklilerin ajanı olmasından dolayı. c. 3 İMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 95 ivin öz kafclv kaymedir. 13-16. Ciğerin doğradı şerbet o Hân'ın — Hemîn dem zârî etdi yana yana. sh. 122-123. sh. 34. Bunlar doğru mudur? Eğer doğru ise. vrk. Bâyezid'in zamanında da aynı görevi devam ettirmesi. kaynaklardan hareket ederek böyle bir sonuca ulaşmak zor görünüyor. vezir oldu. K Es'ad Solakzâde. Ankara 1997. Hekim Ya'kub'un 41 Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi. Babinger. O da tedaviye başladı. Ali Rıza. 8361. Danişmend. Ali Kemal. Mahmûd'un kendi i Bunlar doğru ı ile ilgili şer'i I Konuyu değişik a Evvela. Gaybı kesin olarak Allah bileceğinden ve elimizde de kesin bir belge olmadığından. şahsî bir rekabetten de söylenmiş olabilir. Yılmaz. 136.. 28. vrk. İstanbul 1971-1972. 134'de böyle bir iftira yer almaktadır. nr. 271-272. ceza olarak. c Fâtih. I. Âli'nin şu tesbitleri. 201. 427. bazı tarihçiler de. Devletler ve Hanedanlar. 811. islâm I yelim. Padişahların Kadınları ve Kızları. sadece Âşıkpaşazâde'nin şu tesbitlerini ve iki beytini aktararak bu bahsi kapatıyoruz: 'Hekim Ya'kub kim. Konu ile ilgili hayat vermesini I içinde resim. verdi Han'a -. 6254. levşir-JKİİiman I:üvey Venedik'e satılmış bir casus olduğunu iddia ediyorsa da. sh. Dedi niçün bana kıydı tabibler — Boyadılar ciğeri canı kana. sh. c. Konu ile ilgili "Allah kıyamette resim yapanlardan.

Osmanlı Devleti'nin son zamanlarındaki şu fetva ise. sh. Tarih. c. II. içinde resim. Uzunçarşılı. resimlere. Belgelerle Osmanlı Tarihi. İsmail Hakkı. 219. caizdir.-. XXXIV.yaptığı şeye hayat vermesini isteyecektir. İslamın ilk yıllarında şirke sebep olabileceğinden dolayı kabir ziyaretini yasak etmesi ve sonra serbest kılması buna misal olabilir. "Fâtih Sultân Mehmed'in Ölümü". manzara ve benzeri şeylerin resimleri kesinlikle mübâhdır. kalemle çizilen veya makinayla çekilen fotoğraflar gibi gölgesiz resimler. Tevârîh-i Âl-i Osman. II. 191192. Bu hadisleri değerlendiren ve İslâm Hukukunun resmi neden yasakladığını inceleyen müçtehid hukukçular. 301-302. rahmet melekleri girmez". zaman iyi bir müfessirdir. Solakzâde. sh.. 96 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANU4 cak yerlerle alakalı yasak ile karıştırılmaması gerekmektedir. sh. zikr olunan saat musallada olmakla Salâtına kerahet terettüb eder mi? El-Cevâb: Suret büyük olmayıcak olmaz". yani heykellerdir. meseleyi bütün yönleriyle halletmiş bulunmaktadır. 840-843. Uzunçarşılı. insan olsun) resimlerinin de hem yapılmaları ve hem de kullanılmaları caizdir. c. sayı 134(1970). Burada şunu nazara vermek gerekir ki. taş. bu da caiz görülmektedir. Fâtih. sh. Mecdi Efendi. Âşıkpaşa-zâde. biraz evvel zikrettiğimiz İslâm Hukukunun kaideleri açıktan ihlal edilmeyecek şekilde. I. nr. suretin görülemeyecek kadar küçük olmasıdır ki. c. sayı 155 (1975). 143-144. Kitap içinde kapalı bulunan bu gibi canlı resimlerin evlerde bulunmasının dine karşı bir zararı var mıdır? Cevâb: Caiz olmayan. c. o zaman alel-ıtlak mekruh kabul edilmez. c. I. Bir de gayet küçük olup uzaktan bakıldığında azaları belli olmazsa yahut azalan tam olarak tasvir edilmiş değilse. İslâm Hukukunun resim yasağının altında yatan en önemli sebep. bir kısım İslâm Hukukçuları tarafından caiz görülmemiştir. Asrımızdaki bazı Mısır âlimleri ise. 169-170. Bu esas fikirlere dayanan Ebüssuud Efendi şu fetvasını kaleme almıştır: "Bazı zî ruh şekli filoride tasvir olunduğu gibi. 231-234.¦. sh. 752. Âli. vrk. namaz kılına42 Neşri. kaydını izhâr etse itiraz edilmez. 236-239. 155/b. I. daha ayrıntılı olarak konuyu izah etmektedir: "Edebi ve ilmî makalelerden istifade maksadıyla Resimli Kitap gibi resimli mecmuaları evlerimizde bulunduruyoruz. Ahmed Uğur neşri. Lütfi Paşa. hürmet ve ta'zim manasını ifade etmemek şartıyla mekruh görmekle beraber caizdir demişlerdir. Kltâb-ı Cihânnümâ. sh. Ama kapalı olarak evlerde bulunması. ¦ ¦ . ayakla basılan yerde nakış olarak yer alması caizdir. c. sh. Bazı mühürler ve paralardaki resimler gibi. namaz kılınacak yerde sureti açık olarak bir tarafa asmaktır. 2162. 340. Hanefi hukukçuların başını çektiği bazı İslâm hukukçuları ise. Hadâık. Hürmet ve tazim maksadıyla suret bulunan odaya ise. Şafii hukukçuların çoğunluğu başta olmak üzere. 425. suretlere ve heykellere tapmak yahut tapar derecede saygı göstermek endişesidir. dağ. köpek ve cünüp insan bulunan evlere girmezler" ve benzeri manalarda hadisler bulunmaktadır. bütün Osmanlı tarihi boyunca. Künh'ül-Ahbâr. Fâtih Sultân Mehmed'den itibaren Osmanlı Sarayı'na nakkaş denen . Aslında son naklettiğimiz fetva. Clot. I. İslâm hukukçularının fikir ayrılığına düştükleri konu ise şudur: Canlı varlıkların hilkati tam olanlar yani bedeni tam yansıtan resimler (fıkıh kitaplarındaki ifadesiyle hayatı mümkün kılacak bütün azaları ihtiva eden resimler). Yasağın tek sebebi. 266. Ancak bu hususun. hilkati tam olmayarak bedenin bir kısmına ait olan canlıların (hayvan olsun. neticede şu kararı vermişlerdir: Bütün müctehidler şu noktada ittifak halindedirler: Ağaç. 165. Ayrıca vesikalık fotoğraflar gibi. sh. sh. sh. Bir diğer konu da. eski fetvaları aşacak şekilde şu görüşleri beyân etmişlerdir: Yasak olan sadece gölgeli resimlerdir. sh. bazı Efrencî saatlerde tasvir olunmuş olsa. fakat o buna asla muvaffak olamayacaktır". c. Mahmûd'dan itibaren yapılan bazı icraatlar dışında. Osmanlı Tarihi. Aksun. 473-482.. "Melekler. Es'ad Efendi. 190. XXXIX. II. Fıkha ait bazı hükümlerde zamanın tesiri önemlidir. İkinci olarak.. Kantemir. Belleten. resim ve ressamlara karşı muamele yürütülmüştür. putperestliği andıracak şekilde saygı için resim yapılması ve aşılmasıdır. c. Yılmaz. Osmanlı Tarihi.

Osmanlı tarihi boyunca resim ve minyatürle meşgul olan çok sayıdaki san'atkârlardan bazılarıdır. yaptığı bütün güzel hizmetlere rağmen. eğer resim şeklinde ise. Fâtih'in yaptığının İslama göre yasak olmadığı herkesçe bilinmektedir. putperf medeniyeti İse. hem Anadolu'daki ve hem de Arap alemindeki İslâm hukukçuları tarafından şiddetle tenkit edilmesidir. Tarihçi Ahmed Lütfi. Ayasofya içindeki melek suretlerini muhafaza ettiğini ve sadece üstünü sıva ile kapladığını söylese de.| Efendi.ressâmiar vazifeli olarak girmişlerdir. Fâtih Sultân Mehmed'in de. Mahmûd'un Avrupalılaşma uğruna. asılan resimleri indirilerek gizlenmiştir. Feild ' (27 Muh Ünver. ta'abbüd manasını taşıyacak saygı ve tazim kasdı bulunmayarak ver yapıldığı söylense ( hükümlerin yorum ı mıştır. Kitapta kalmak şartıyla. Bunun en acı misâli. bu manada canlı resimlerin. saygı amaçlı olmamak kaydıyla bu şekilde tablolara fetva veren Şeyhülislâm Turşucu-zâde Ahmed Muhtar Efen-di'nin. Selim-nâme'deki minyatürleriyle bilinen Nakkaş Şükrü. Her ne kadar. bütün azalan gösterecek şekilde yapılmamış ve böylece şerT sınırlar içinde kalınmaya çalışılmıştır. Bütün bu saydığımız san'atkârların eserleri. bu ve benzeri zayıf fetvalarla amel etmesinin büyük etkisi bulunmaktadır. Bunun en acıf bu şekilde tablo di'nin. Padişah'ın hazırlanan portrelerinin resmî dairelere asılması olayıdır. tablo şeklinde tam resim bulunmamaktadır. Üçüncü olarak. Yavuz'un İran Seferinden dönerken getirdiği Şah Mehmed. bu surette glrtr^ II. zaten fetva verilmiştir. devleti tecdid eden bir insanın nam ve şanını gelecek nesillere anlatmak için sadece eski eserlerin korunması hikmeti esas alınarak. Meğer ki. Mühim olan tabloların tam resim olmamasıdır. Sultân Abdülaziz devrinde. konumuz açısından önemlidir. Zira yukarıdaki fetvada bunu anlatan cümleler. meseleyi yumuşatmak için. c. hem şiddetle tenkit < bulunan eve ı ola. resim ve suret elbise. Turşucu-zâde bu fetvasını şu hadise dayandırmıştır: "Resim bulunan eve melekler girmez. kumaş gibi bir şeye nakşedilmiş ola. V. J ki gölgeli gölgeslzf cesed elbisesini ( deki fotoğraflar J der43. Minyatür ise. "Sur Avrupa f Sultân S: Cemin k • »OSMANLI ¦ir olunan S konuyu I hale buta zararı jlm kapalı I olup ıılel-ıöak BİLİNMEYEN OSMANLI 97 bulunmayarak ve maalesef zamanın Şeyhülislâmı ve bazı âlimlerinden de fetva alınarak yapıldığı söylense de. resimle aynı tutulmamış ve İslâm hukukçularının caizdir dediği azaları tam belli olmayan gruba sokulmak istenmiştir. Mahmûd vefat ettiğinde. Fâtih I mudur vt ı bep olabülf s Çandarlı ı hizmetinde W müstakim kim şüphe yok ise dul " Elmalılı H Sıtkı Gülle. A Bediüzzsman I VVensInk. bu surette girer". Mahmûd'un i nezdindeki itibarım». Daha sonraları ise. Şemâil-i Osmaniye'yi kaleme alan Nakkaş Osman ve Surnâme'deki minyatürleri çizen Nakkaş Levnî. II.! etmesinin büyük ı Fâtih Sultân Mel» si hikmetine da1 ce üstünü sıva İleli herkesçe indirilerek gizle haline gelmiş ise( dığından fazla s Kanaatimize t lerdir. Sultân II. Fâtih'in Sinan Bey isminde bir nakkaşı. Son zarr gibi. azaları tam olsa da yapılması caizdir diyen âlimlerin fetvaları esas alınmıştır. eski san'at eserlerinin korunması ve hatıraların yâd edilmesi hikmetine dayanarak. Bildiğimiz kadarıyla. halk nezdindeki itibarının gün geçtikçe azalmasında da. kapalı kalmak ve asılmamak şartıyla. resim yaptırmak ve fotoğraf çekmek . İtalya'dan getirttiği Matteo Pasti ve Konstaniço ve 1479 yılında talep üzerine Venedik'ten gelen Jantil Bellini. Mahmûd'un devrinde Avrupalılaşmak adı altında. 46. Nitekim Sultân II. halkın tabiriyle alafrangaya ait herşeyi almak şeklindeki aşırılık neticesinde. En azından. zannediyoruz ki. İslâmî hükümlerin yorum sınırlarını aşmış ve zaten dindar halk tarafından da çirkin karşılanmıştır. verilen fetvadaki ve yapılan resmî yorumlardaki izahlar. Abdülgani ve Derviş Bey.

sh. istikameti konusunda bazı dedikodular mevcuttur. İşte bütün bu sebepler bir araya gelince. sh. İstanbul 1997. Sözler. Osmanlı Tarihi. Ali Paşa'nın devlet adamlığında şüphe yok ise de. Süleymaniye kütp. Yüzyıllarda Saray Sanatı ve Sanatçılarıyla Osmanlıların Avrupa Sanatları Bakımından Önemi. idamından sonra. 398-399. İstanbul 1949. Önemle ifade edelim ki. Heinrich.¦-. Fetâvâ. Hatta bizim bir türlü inana-madığımız. 1453'de İstanbul feth edildikten sonra önce zindana konulmuş ve 40 gün kadar sonra da idam edilmiştir. sayı 127(1968). Siyer-i Kebir Tercümesi. c. Çandarlı ailesinden 43 Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır. c. putperestliğin bir nevi taklidi olan sûretperestliği de yasaklamaktadır. sayı 145(1973). ya taş haline gelmiş bir zulüm (Lenin'in heykelleri gibi). İA. ama yerli ve yabancı tarihçilerden bazısının ifade ettikleri gibi. Tarih-i Lütfi. 32-38.-¦. hepsinin de mazbut ve müstakim kimseler olduğunda tarihçiler müttefiktirler. sh. Uzunçarşılı. "Sultân Cem'in Portreleri Hakkında". e XXXII. Sırât-ı Müstakim. 355380. Ebüssuud Efendi. XXXV. Atasoy. hevesi kamçılayıp teşvik e-der43. sh. . Belleten. dua ve resmi törenle aşılmadığından fazla sıkıntı meydana getirmemiştir. ilk Çandarlı olan Halil Hayreddin Paşa'dan beri Osmanlı Devleti'nin hizmetinde bulunan şerefli bir ailedir. Haz. Sebeplerini şöylece sıralamak mümkündür: 1) Bilindiği gibi.. I-VIII. 252-262. Halil Paşa'nın teşvikiyle II. 46. Şehid Ali Paşa 1028. 1-49. 213-215. c.. II. Glück. Avrupa medeniyeti ise. Eyice. vrk. Böyle olsaydı. Belleten. riyaya ve hevâya. sayı 138(1971). BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANU biri de Fâtih zamanında Vezir-i A'zam olan torun Halil Paşa'dır. V. -. II. 274/b. Belleten.. Çandarlı Ali Paşa dışında. Ressam Nakşî. I. Son zamanlardaki sapmalar istisnalardır. Sıtkı Gülle. Süheyl. 48-51. "Suret". c.. 93-95. resimleri kendi güzelliklerinden sayıp Kur'ân'a karşı çıkmaktadır.. Kanaatimize göre. Fâtih Sultân Mehmed'in Çandark Halil Paşa'yı idam ettirmesi doğru mudur ve sebebi nedir? Türk asıllı bir aileden gelmesi katlinde bir sebep olabilir mi? Çandarlı ailesi. İA. Alfabetik İslâm Hukuku ve Fıkıh Istılahları Kâmûsu I-V. sh. VVensink. Sözler Yayınevi.moda haline gelmiş ise de. muhasaranın kalkması yolunda Bizans devlet adamlarıyla işbirliğine dahi gitmiştir ve hatta Âşıkpaşa-zâde gibi bazı tarihçilere göre rüşvet bile almıştır. Murad'ın iki defa saltanattan çekilip oğlu II. Ayntâbî Münîb Efendi. İstanbul 1290-1328. sh. Hayatı ve Eserleri. XXXVII. İstanbul 1327. A. 2) İstanbul'un fethi meşveretinde Akşemseddin. Semavi. sh. sayı: 26 (27 Muharrem 1327). Murad. II. Halil Paşa'nın Rumlara taraftar olduğu ve rüşvet aldığı şeklindeki iddialar da. II. geçmişteki üç haçlı seferini bilen bir devlet adamı olarak ısrarla fethe karşı çıkmış ve muhasaranın kaldırılmaması halinde bütün Avrupa'nın asırlar boyunca Osmanlı düşmanı olacağını iddia etmiştir. "Tasvir". 50-52. Halil Paşa'nın Türk bir aileden gelmesinin veya benzeri iftiraların idamında rolü yoktur. c. c. Nurhan. . sert sınırları geçen resimleri kabul etmemişlerdir. ya cesed elbisesini giymiş riya veyahut tecessüm etmiş bir hevesdir (müstehcen dergilerdeki fotoğraflar gibi) ki. Osmanlı âlimleri. sh. A. sevmeyenleri tarafından abartılmış ve Fâtih Sultân tarafından 1453'de idam edilmesine yol açmıştır. Ancak Zağanos Paşa gibi Halil Paşa'nın muhalifi olan devlet adamlarının devşirme olması ve Fâtih devrinden sonra devşirme devlet adamlarının Osmanlı Devleti'ne hâkim olması böyle bir dedikodunun ortaya çıkmasına sebep olmuştur. 616-621. Halil Paşa. defa Edirne'ye gelerek tekrar tahta geçmiştir. sn. Mehmed'i tahta geçirmesinden sonra tekrar Padişah olmasında rol oynayan devlet adamlarının başında Çandarlı Halil Paşa gelmektedir. sh. "Kanunî Sultân Süleyman'ın Yeni Bir Portresi". zulme. c.. Semavi. Molla Güranî ve vezir Zağanos Paşa ısrarla feth-i mübinin nasib olacağı ümidiyle İstanbul'un muhasara ve fethini teşvik ederken. Bediüzzaman Said Nursi. Bu yüzden Fâtih Sultân Mehmed'in haklı olarak ona gücenmiş olması kuvvetle muhtemeldir. "16-18. Mahmûd zamanında olduğu gibi. II. beşeri.¦-. Zira Kur'ân. V. Ünver. 416. J... sh. Halbuki gölgeli gölgesiz suretler. İstanbul'un fethinden sonra. Eyice. Ahmed Lütfi. İstanbul 1241. putperestliği yasakladığı gibi.

. Aydın.-. Çandarlı Halil Paşa Niçin Öldürüldü?. Hazırlık 21-22 Nisan i vaşta hazır olan i dırlar46. Fâtih. . 141-142. XXIII.. Çandarlı ailesinin hem ilmiyeden gelmeleri ve hem de öz be öz Türk olmaları. 2162... Uzunçarşılı. Osmanlı Tarihi. hemen hemen yerli ve yabancı kaynakların ittifakı ile sabit bir olaydır. 48.. I. sh. Fâtih ve Fetih.. bu idamı Fâtih'in bir hatası olarak kabul ederler44. Zira Hal luşmasına mani tefi I Burası Tophane ı güney batıya dönüpJ Perapalas yanındtıtj Tophane'den dört y şa'ya kadar da i maktadır. Es'ad Efendi. V. Bunun efsane olduğunu söyleyenler. 63-65. sh. Akşemseddin ve Molla Gürani gibi maneviyat erlerinin fethi müjdelemeleri ve Fâtih'i teşvik etmeleri üzerine. Ankara 1988. Tevârih-i Âl-i Osman. 48. İsmini tam vermemeleri veya yanlış vermeleri önemli değildir.! ve bu konuda dost dit konuda ayrıntılı bilgi ı meleri veya yanlış ve Nitekim beraberindeki.. Menşe'i. Ulubatlı Hasan olayı bir efsane midir? Hayır değildir. Ahbâr. Müslüman askerleri heyecana getirmesi ve Fatih'den dördüncü saf Osmanlı askerinin de Topkapı surlarına tırmanması emrini almasıyla birlikte Ulubatlı Hasan isimli küçük rütbeli ve genç bir asker veya subay. Cemil. Tarihçinin yakın tanıdığı Halil Paşa'ya özel bir husumeti olduğunu düşünmek mümkündür. sh. 47. Önemli olan böyle bir olayın yaşanmasıdır. Tarihçi Françes bu konuda ayrıntılı bilgi verdiği gibi.. İsmail Hakkı. sayı 91(1959). 568.Kazaskerliği Vezirliği ve Kumandanlığı". Buarada önemli olan. I... Tarih. . 58-60. Bazı iftiralar için bkz. 457-477. Paul. . Defter. Erdoğan. VII.. I: Conqueror. sh. Âli.Süleyman Çelebi adındaki oğlu Kazaskerliğe ve bir diğer oğlu İbrahim Çelebi de Fâtih zamanında Edirne kadılığına ve II.-. P 46 Kem Kritovulos. Solakzâde. 145. I. sh. Osmanlı bayrağını surlara dikmişlerdir. atılan ok ve ateşlerle. "Çandarlı (Cendereli) Kara Halil Hayreddin Paşa. 156/a. İstanbul'un fethi sırasında gemilerin karadan yürütüldüğünün doğru olmadığını söyleyenler var. Belleten. nakiller arasındadır45. Nitekim beraberindeki 30 kişiden. Mitler»! uzatmamak 0tf HANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 99 tu! feth mistir. Uzunçarşılı. İstanbul 1333. İbn-i Kemal. . 47! Fetih. 1 Fetihname. Dukas da olayı doğrulamaktadır. Clot. Aksun. 18'inin şehid olduğu gelen nakiller arasındadır45. Wittek.. c. n Kemalpasad* Ş Clot. c. vrk.. "Ankara Bozgunundan İstanbul'un Zaptına (1402-1455)". 9-11. Bazı tarihçiler... Çandarlı Vezir Ailesi. Uzunçarşılı. Hatta Bizans . sh. sh. .. c. Mehmed. nr. Françis ve Got'un beyanlarını da inkâr edememektedirler. M. f tahta ında me'ye «ona lîağaGiustiniani'nin yaralanıp cepheyi terketmesi..Tahsili-Kadılığı. II. Bâyezid zamanında da Vezir-i A'zamlığa kadar yükselemezlerdi. gerçekten de kendilerinden sonra gelenlerin ulaşamayacağı önemli özelliklerdi. Künh'ül-Ahbâr. * Ducas. bizzat Bizans ve batı tarihçileri Dukas. Osmanlı ordusu 29 Mayıs Salı günü sabaha karşı Edirnekapı ile Topkapı arasında umumi bir hücum başlatmışlardır. sh. Fâtih. maiyyetindeki 30 askerle beraber.. Osmanlı Tarihi. Bu iddialar hakkında kaynaklar ne söylemektedir? IPaİstanbul'un fethi sırasında gemilerin karadan yürütülmesi hadisesi. 193. İsmail Hakkı. 90. c. Savunmanın temel direği olan Venedikli General 44 Âşıkpaşa-zâde. Mitler ve Gerçekler.. 558-560..: c. 58-59 ve diğer yerler. İstanbul'un fetil | olmadığını ı inektedir? İstanbul'un fethi s yerli ve yabancı kaynı yin Osmanlı kontrol etmişler ve j karşı yapılan blrr lerde ormanlık < farklı görüşler buluı İstanbul'un I görüldü... olayın yani bir Müslüman askerin sancağı surlara dikmesidir ve bu konuda dost düşman bütün tarihçiler ittifak halindedirler.„¦ Giustiniani'nin yaralanıp ( Fâtih'den dördüncü saf C sıyla birlikte Ulubatlı maiyyetindeki 30 askerle| Buarada önemli olan.

I. Bu olayın doğruluğunu. I. Bucarest. Yani. Peygamber'in övdüğü bir devlet adamına. Şehit Ali Paşa. 1958. Fâtih ve Fetih.-*¦¦¦ >¦¦¦ 100 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 49. I. 479482. c. 45 Kemalpaşazâde. 6. Erdoğan. 141-142. sh. Yılmaz. nr. sh. Fâtih'in içki içtiği ve bunu teşvik eder mahiyette şiirler yazdığı iddia edilmektedir. 487-488. V. 66. Şerafettin Turan neşri. Fâtih'le alakalı iddiaların ise. Solakzâde. 15. Aksun. Yapılan ölçümlerde. sh. Aksun. Bu konuda neler söylenebilir? Bu konudaki ayrıntılı bilgiyi. Aydın. herhalde zincirleri kırıp geçtiler diye zincirleri kontrol etmişler ve gördükleri manzara karşısında hayrete düşmüşlerdir. Fâtih. Erdoğan.askerleri. 64/a. Karşı görüş için bkz. hadd cezası uygulanması için gerekli-şartları oluşmadığı zamanlarda. toplam 2156 adımdır ve bu da yaklaşık 3 mil kadar tutmaktadır. 4205. c. belli çevrelerin kasıtlı yayınları olarak değerlendirilmelidir. 1331. Karşı görüş için bkz. sh. Tâcîzâde Ca'fer Çelebi. Sadece ve sadece. sh. hem savaşta hazır olan Bizans tarihçileri ve hem de Osmanlı tarihçileri ittifakla açıklamaktadırlar46. Burası Tophane önündeki sahilden başlayarak Boğazkesen'den geçiyor ve buradan güney batıya dönüp sırtları aşarak Löbon Pastahanesi tarafına çıkıyor ve tepeyi aşarak Perapalas yanından Kasımpaşa'ya yani Haliç sahiline çekiliyordu. Tophane'den dört yol ağzına 980 adım ve buradan Tepebaşı'na kadar 240 ve Kasımpaşa'ya kadar da 906 adım ki. Clot. Fâtih'in şiirlerinde geçen bazı tabirleri. nr. bir . Princeton 1964. Yıldırım Bâyezid ile ilgili iddialara cevap verirken ö-zetledik. Osmanlı Tarihi. Tarih-i Feth-i Kostantınıyye. Belgelerle Osmanlı Tarihi. Tarih VII. 271. 46 Kemalpaşazâde. Tophane'den ayrılan 50 ila 70 adet arasındaki gemi. Osmanlı Tarihi.. kadı ta'zir ura. İstoria Turca-bizantina (Türk-Bizans Tarihi). Uzunçarşılı. içki içenlere uygulanacak ta'zîr cezalarını düzenleyen Fâtih'e ait bir kanun hükmü aynen şöyledir: "ıs. Süleymaniye Kütp. Âli. Ancak uzatmamak için bu kadarla yetiniyoruz. özellikle Fâtih'in Kazaskeri olan Molla Hüsrev'in Dürer ve Gurer adlı Osmanlı Devleti'nin yarı resmî kanun kitabı. c. Fâtih ve Fetih. Fâtih. Zira Halic'e gerilen zincir Hasköy ile Ayvansaray'da bulunan iki ordunun buluşmasına mani teşkil ediyordu. History of Mehmed the Conqueror. İstanbul'un fethinden dolayı gururları incinen bazı Batılı tarihçilerin. güzergâhı ve karadan yürütülen gemilerin sayılarında farklı görüşler bulunmaktadır.. bunların uygulama örnekleri olan şer'iye sicilleri ve en önemlisi de Fâtih'in tasdikinden geçerek yürürlüğe giren Fâtih Kanunnâmesindeki hükümler. Fâtih. Osmanlı Tarihi. sh. TOEM İlavesi. 217/a. Mitler ve Gerçekler. biraz sonra değerli bir divan edebiyatçımızın değerlendirmelerinden iktibasda bulunacağımız satırlarda görüleceği gibi. 138-139. açıkça içkiyi yasaklamakta ve bu suçu işleyene uygulanacak cezaları düzenlemektedir. Tarlh-i Sultân Mehmed Hân-ı Sânî. 299-303. sh. 63-65. sh. Ducas. Mesela. Ancak sabaha karşı yapılan bir harp planı olması hasebiyle ve de gemilerin geçirildiği bölgenin o günlerde ormanlık olması sebebiyle. 52-55. 2) Elimizdeki Fâtih dönemine dair İslâm Hukuku kaynakları. İstanbul 1328. M. Kritovulos. Künh'ül-Ahbâr. Osmanlı Tarihi. 9-11. c. İki ağaca bir akçe cürm alına". Bölüm'dekl basit İddialar. Türk-Bizans Tarihi. Aydın. Bu yayınlara karşı söylenmesi gerekenler şunlardır: 1) Elimizde mevcut olan Osmanlı tarihlerinin hiç birinde ve buna ilaveten Bizans tarihçilerinin hiç bir eserinde. sh. vrk. I. sh. I. Süleymaniye Kütp. sh. Mitler ve Gerçekler. Türk veya şehirlü olsa. 196. sh. c. 52 vd. c. İstanbul'un fethedilmesi için bazı gemilerin Halic'e indirilmesinin zaruret olduğu görüldü. Mahrûse-i İstanbul Fetihnamesi. 253-254. Önce gemilerin karadan çekileceği yer tesbit edildi. Hemen hemen bütün kaynaklar burada zikredilebilir. . 86 vd. Eğer biregû hamr içse. Clot. kendilerine göre yorumlan vardır. Hazırlıklar tamamlandı. 2720/14. Kritobulos d'Imbros. Fâtih'in içki içtiğine dair yazılı belge sayılabilecek bir bilgi bulunmamaktadır. vrk. bu manada iftira ve isnâdları hiç bir delile dayanmadan yapmak ise. 21-22 Nisan gecesinde Kasımpaşa'ya kadar indirildi. II. Uzunçarşılı. sabahleyin Osmanlı gemilerini Haliç'te görünce. hiç bir güvenilir kaynakta yeri yoktur ve Hz. Dukas.

Divan şiirinin manzumeleri içinde özellikle gazel tarzının konulan daima bellidir: tabî'at. Aşk ve sevgiliden kasıt. Mesela. kadın ve benzeri tabirler. Bazı Rum tarihçilerinin de bu manada bir kısım isnadları bulunmaktadır. İddia sampie-şahların v> olan erkek ¦ zihinleri iyice M iddiasına ce. Hatta Fâtih Sultân Mehmed'in bile bu konuda namuslu davranmadığı ileri sürülmektedir. Şimdi iddia al lim'in kızı Fatma ledilen cimrin da bun. Bir divan şairinin. hadd-i şirb olarak vurulacak olan 80 sopanın yanında para cezası alınması emr olunmaktadır veya sopa cezası uygulanmadığı takdirde para cezası uygulanacaktır. bir gün gelip de bir takım araştırma ve ilim özürlü insanların bu kelimelere gayr-i meşru manaları yükleyeceklerini tahmin dahi edemezdi. 500 yıl boyunca. ince remizler ve mecazî mana ve mazmunlar yüklerken. Bu İSİzans |: bilgi mızın |Siirle-itarihm KaItaıun ana^ Eğer Isça Hım BİLİNMEYEN OSMANLI 101 diyecektir. #i diyecektir. Onun şarabı Mevlânâ'nın. bu şiirlere bakarak Fâtih'e böyle bir iftirada bulunmamıştır. Allah. şarab. tç oğlan kavramı! ve oğlancı olı bile bu konuda ı tarihçilerinin meselenin aılı WI Batılı bir kısım I Padişahlarının gayr-ı leri tarafından uzun İçoğlan. Ancak Fâtih'in Avnî mahlasıyla şiirler yazdığı doğrudur ve o şiirlerde kadından ve şaraptan da bahsetmiştir. Merak inceleyebilirler. ir delile İr. durduklarını ve dahi örttürdükl nı utanmadan Meme: saçmadır. Ancak bunların divan edebiyatında kendine mahsus manaları vardır. Fâtih'in şiirlerinden yola çıkarak. bu konuyu. Topkapı ray'da çalışan it başkanlığı personelin* kullanılır. elbette ki şiirini bu mazmunlar üzerinde kuracaktır. Sâkıyâ mey sun ki. içki içenleri cezalandırdığını anlatmaktadır. Müslüman (Türk Müslüman manasına kullanılmaktadır) ve şehirlü olsa.r -ı Ziyar ' lOSMANLI h iddia ren o-İve Hz. Kısaca elimizdeki bütün arşiv vesikaları. Hacı Bektaş Veli'nin ve Hacı Bayram Veli'nin kâsesinde demlenmektedir ve ilahî aşkın mest eden şarâbıdır47. bir gün lâle-zâr elden gider Çü erer fasl-ı hazân bâğ u bahar elden gider. onu ayyaş gösterme gayretinde olanlar vardır.. Onun şarafc sinde demlenmekted> 50. Peygamberi ve onun dostlarıdır.kişi içki içse. İç oğlan ki çarpıtmalara öı Bir kısım meşru mün. Ancak bu tabirler. Fâtih'in içki içtiğini değil. Bu meselenin aslı ve esası nedir? . Fâtih yazdığı gazellerde kullandığı şarab ve benzeri kelimelere. İç oğlan kavramı kullanılarak bazı Osmanlı Padişahlarının cinsî sapık ve oğlancı oldukları iddia edilmektedir. Divan edebiyatını bilenlerin hiçbiri. Bir Şeyhülislâm mesela Şeyhülislâm Yahya Efendi de gazel yazacaksa. şiirinde şarabdan bahsetmesi san'atın ve zarafetin gereğidir ve manası da bizim bildiğimiz içki değildir. 50. İşte gazel yazacak kadar divan şiirine vâkıf olan Fâtih. aşk. şöylece özetlemek mümkündür: Fetih kutlamalarına rastlayan günlerde. 3) Fâtih'in şiirlerindeki bazı ifadelere gelince. Fâtih yazdığı gaz< mecazî mana ve ma/' özürlü insanların bu * edemezdi. gazelinde bu tabirleri kullanacaktır. divan edebiyatımızdaki mecaz ve istiare gibi kurallar çerçevesinde söylenmiştir ve bunların özel manaları mevcuttur.

kışın oğlanlara ki. Tarih ve Medeniyet Dergisi. beni bir kelb (köpek) hesabına saymaz. Ayrıca Kâbûsnâme ile ilgili iddialar da bunun gibi saçmadır. bu Cümleler.İddia sahiplerine göre. Osmanlı Padişahları tarafından da benimsenen bu Kitap'taki öğütlerden kadınlarla cinsî münâsebetle ilgili olanlarından birisi şudur: "ve yaz olunca avretlere meylet. Murad zamanında Mercimek Ahmed tarafından yapılan tercüme olduğunu ve o zamanki ifadeler kullanıldığını kendileri de kabul etmektedirler. Evrâk-ı Perişan (Namık Kemal'in Tarihi Biyografileri). Cümle şudur: "Benim Devietlü Sultân Babam. Ankara 1989. "Bâtılı tasvir. diğer çarpıtmaların da bunlar gibi olduğunu okuyucuya anlatmak istiyoruz: . Bu arada şunu da ifade edelim ki. Ayrıca Yeniçeri Ocağında da bir gurup için bu tabir kullanılır. bu işin Osmanlı damadlarına kadar uzandığını ve hatta Yavuz'un kızı Fatma Sultân'ın bu yüzden ilk kocası Antalya Sancak Beği Mustafa Paşa'dan şikâyet ettiğini iddia etmektedirler. Erdoğan. Elin oğlanların zulüm ile atasından ve anasından alur. kışın iki soğuk bir araya gelirse teni kurutur". İsen. 193 vd.Batılı bir kısım tarihçiler ve günümüzdeki bazı kitap yazarları. enderûn personeline veya diğer bir ifadeyle Devlet başkanlığı personeline denmektedir. lügatlerden anlıyoruz. sh. Fâtih ve Fetih. sh. 99-114. başta IV. burada kısaca cevap vermek ve çarpıtmalara örnek olarak okuyucuların da nazarlarına takdim etmek icabedecektir. Ve avret teni soğuktur. Aydın. Ankara 1946: Saffet Sıdkı. yüzyıla ait olduğunu kendileri de kabul etmektedirler. Padişahların Enderun denilen İç Saray'da kendileriyle gayr-i meşru münâsebette bulundukları iç oğlanları denilen genç ve güzel delikanlıları bulundurduklarını ve hatta bunları başkalarından kıskandıklarından dolayı bazılarının yüzlerini dahi örttürdüklerini. Topkapı sarayını teşkil eden üç kısımdan birisi olan Enderun'da yani İç Saray'da çalışan devşirme görevlilere. . âyetleri vermesi çok manidardır. Bir kısım yazarlar. Fâtih'in Şiirleri. Ancak bu mektubun XV. İsmail Hakkı Uzunçarşılı'nın Kapu Kulu Ocakları Kitabını inceleyebilirler. O asırda oğlan kelimenin manasının genç kız ve erkek demek olduğunu ise. İddiacılara göre. Bu konudaki çarpıtmalar için bkz. Şimdi iddia sahiplerinin delil olmak üzere Kâbusnâme'den ve Yavuz Sultân Selim'in kızı Fatma Sultân'a ait kocası Mustafa Paşa'd an yakındığı bir mektuptan nakledilen cümleleri ve bunları nasıl çarpıttıklarını gözler önüne sererek. İddiaya göre. "Osmanlı Hanedanının Şairliği ve Fâtih". Kemal Edip. İç oğlan kelimesini rezil hallere yorumlayanlara. bazı Osmanlı Padişahlarının yazları kadınlarla ve kışları da erkeklerle beraber oldukları nakledilmektedir. Mustafa. Fâtih Divanı. Mitler ve Gerçekler. yazın iki sıcak bir araya gelirse sağlığa zarar verir. sağlık ve esenlik içinde olasın. 8-10. hemen işi gücü oğlanlar derdinedir". İddiacılara göre. Kâbûsnâme'nin XIV. İstanbul 1944. Daha da ileri giderek. Fatma Sultân'ın bir mektubundan aldıkları şu cümleyle iddialarını isbât etmeye kalkışırlar. bazı Osmanlı Padişahlarının ise tamamen erkek düşkünü olduklarını utanmadan kaleme almaktadırlar. Osmanlı Hareminde bütün çarpık ilişkilerin yanında Padişahların ve Enderûn halkının erkeklerle ve hem de iç oğlan denilen Saray Hizmetlisi olan erkeklerle çarpık ilişkileri vardı. 102 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANU hat-nâme tarzında telif edilen Kâbûs-nâme adlı bir kitabdan alınan bir iftiradır. İddialarını isbat için getirdikleri önemli bir delil şu: Ziyar Oğullarından Emîr Keykavus tarafından 475/1082 tarihinde oğlu için Nasi47 Namık Kemal. Dirliğim yoktur. Merak edenler. Murad bunlardan biriydi. Çünkü oğlan teni sıcaktır. safi zihinleri iyice tadlîl edeceğinden yani sapıtacağından". IV. konuyla ilgili çarpıtmaların başına bir yazarın "Çünkü siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşmaktasınız" mealindeki ayeti koyması ve dipnotta da 80-84. Murad olmak üzere. sayı 40 (1997). bir kısım Osmanlı Padişahlarının gayr-ı meşru' ilişkiler içine girdiklerini iddia etmişler ve Osmanlı Tarihçileri tarafından uzun uzadıya incelenen iç oğlan meselesini dillerine dolamışlardır. Osmanlı beylerinin erkekler ile ilişki kurduklarını isbat etmektedir. Cinsel. yüzyıl yani Fâtih'in babası II. neşreden: İskender Pala. İçoğlan. Bir kişiye düştüm ki. biz tasvir yerine bunların iddiasına cevap vermek istiyoruz.

her zamanın bir lehçesi ve konuşma ağzı vardır. Lut'un livâta günahını işleyen kendi milletine söylediği bir sözün parçasıdır. bu asırlarda "oğlan" kelimesinin iki temel manası vardır: "oğlan" kelimesinin birinci manası. "Kulluğun edeyim" demektedirler. kışın ssağlı-3 göre. kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşmaktasınız. dedikodulara önemi yatının İç Yüzü adlıl dir. "Misafiri yola vurmak" tabirini kullanırlar. Gelelim ikinci hususa. ben ümmetimin çokluğu ile fahrlanurum yarın kıyamet gününde". Ayrıca şu cümle <St 1 südün emzireler. yazılij teni soğuktur. İşte hem Kâbusname'de ve hem de Fatma Sultân'ın Mektubunda geçen oğlan kelimesinin de manası çarpıtılmaktadır. erden kaçmu t çokluğu İle fahrlanurun kaçmayan hanımlar Tesbitlerimizi tey Yüz Hadis Tercümesini) bası II. en| Kâbûsnâme'nin Türkçü sindeki şu ifadedir: "I avretler ile kim. ikinci manası ise. Buna delil çok ise de. t Her konuda âyet ve* rek evladına Kâbûsnâme'nin i Kötüsü) hakkın birden fazla I yaz olıcak avn yazın iki ısı kurudur. ümmetim çok ola kim. cins ayırt etmeksizin "çocuk". "Evienün şunun bigi avretler ile kim. yine erkek olsun kız olsun "genç" demektir. bunun manası da senin kölen olayım değil. Hz.Iddia-ıtaı katet. herhalde bundan. Nakledilen âyet meali ile konunun hiç bir münâsebet ve alakası olmadığı açıkça görülmektedir. Bu girişten s anlaşılmaktadır: Kâbus-nâme. elbette ki . taklar ini Buna delil çok ise de. ! kışları İFâloMyğupzann fc. erkeklerle i olmamak t Fatma i ğini yazı beni biri dan alur. sizden evvelki insanların işlemediği bir fuhşu ve büyük günahı mı işliyeceksiniz? Çünkü siz. ve XV. Murad zaır üzere. Kâbus-nâme'yi tercüme eden mütercim ile Yüz Hadis Tercümesini yapan mütercimin aynı asırda yani Fâtih Sultân Mehmed'in babası II. Ancak kelime oyunlarıyla tarihi ve İslâmiyeti kötülemek istiyenlere. misafiri kaldırıp yola çarpmak değil. Bilindiği gibi. V Yani I da genç kadın sıcaktır. asır Türkçe metinlerde oğlan kelimesinin manası. Temel kaynaklardan anladığımıza göre. en güzel delil.vâta > "Siz. «Sil. Hz. ejjeri ve XV. Tamamı şöyledir: "siz. bundan sonraki devirlerde söz konusudur. oğlan doğurgan ola. Yani "çocuk doğuran ve erkeğinden kaçmayan hanımlarla evlenin". Yani kelimeler farklı zamanlarda farklı manalarda kullanılmaktadır. Erzurumlular. Lut'un bu sözlerinden sonra kavminin kendisini memleketten çıkarmak üzere harekete geçtiklerini ve ancak Yüce Allah'ın böylesine aşırılığa giderek livâta suçunu işleyen Lut Kavmini şiddetli bir azapla azaplandırdığını beyân buyurmaktadır. Murad zamanında yaşamış olmalarıdır. Azeriler. yüzyılda yani Kâbusnâme'nin Türkçe'ye tercüme edildiği asırda kaleme alınan Yüz Hadis Tercüme-sindeki şu ifadedir: "Bu kez Resul Hazreti cevâb verdi. bile koyrc olduğunu İl ¦OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 103 r. filolojik kaynaklar da bu dediklerimizi doğrulamaktadır. Kur'ân.Şimdi gelelim meselenin izahına: Önce bir konunun izahı gerekiyor: Kur'ân'dan nakledilen âyet. Do. Erzurum'lu Mustafa Darir'in XIV. erden kaçmaz ola. Gerçekten de siz aşırılıklar ve günahlar içine giren bir milletsiniz". Bu kelimenin sırf erkek cinsini karşılamaya başlaması.! rak. bugün kullanılan manadan önemli derecede farklıdır. filolojik I tarihi ve İslâmiyet! I de bulunmamaktadır. uğurlamak manası anlaşılmalıdır. Zaten Tarama Sözlüğü başta olmak üzere. sana nasıl yardımcı olabilirim manasına olduğu açıktır. asırlarda ı için kullanılmaktadır^ karşılığı bulunan < genç demektir. buyurdı kim. Tesbitlerimizi teyid eden bir husus da. Zira XIV.

51. Ve genç olmayan kadının teni soğuktur. "Benim Devletlü Sultân Babam. Konuyu Sultânların evlenmeleri bahsinde ele alacağız. Bir kişiye düştüm ki. bir Nasihat-nâme mahiyetindedir. Her konuda âyet ve hadislerle veya eski devlet büyüklerinin ahlakî esaslarıyla süsleyerek evladına nasihatta bulunan bir devlet adamının nasihatları durumundadır. Ancak söz konusu mektubun manasını anlamıyanlar. O halde XIV. Zira ki. Bu iddiaları ileri süren yazarlar da biliyor ki. yazın iki sıcak bir araya gelirse sağlığa zarar verir. Bir de Yeniçeri Ocağının acemileri vardır. Ayrıca burada istihdam edilecek devşirmeler. ten-dürüst olasın. Fatma Sultân da. Belki Enderun denilen İç Saray'da istihdam edilmek üzere seçilen devşirmelere de denmektedir. Oğlan kelimesi. bir terimdir. Topkapı. illa da kötü niyetle seçilmiş genç çocuk manasına gelmez. kışın iki sovuk bir yere gelse teni kurudur. kız doğurmuş avrat südün emzireler. Enderun Mektebinde yetişmektedirler. birden fazla hanımı bulunan ve cariyeleri de var olan oğluna yaptığı şu tavsiyedir: "ve yaz olıcak avretlere meylet ve kışın oğlanlara. bir kısım ifadeleri kendilerine göre yorumlamaya kalkışmışlardır48. Osmanlı tarihinde. Kitabı. bunları Saraydakilerden ayırmak için Sadi adı verilmektedir. Doğuştan gençlik dönemine kadarki safha". erkeklerle beraber olmayı tavsiye manasını çıkarmak. Yani birden fazla kadınların olması halinde. O zaman. İbrahim Paşa ve Edirne Saraylarında yetiştirilen ve zamanla muhtelif devlet hizmetlerine çıkan devşirmeler olarak tarif edilmektedir. Uluçay gibi bir araştırmacının da aynı dedikodulara önem vermesidir ve hatta Harem II Kitabında yalanladığını Harem Hayatının İç Yüzü adlı eserde doğrulama veya sadece nakilde bulunma yoluna girmesidir. genç cariyelerle beraber olup kendisine iltifat etmediğini yazmaktadır. kışın iki soğuk bir araya gelirse teni kurutur. Vesselam". Buradaki tavsiyelerden biri de. Bu cümlelerle kendisini bir köpek yerine bile koymadığını. beni bir kelb (Köpek) hesabına saymaz. anasından babasından zorla câriye diye aldığı genç kadınlarla beraber olduğunu babası olan Osmanlı Padişahına şikâyet etmektedir. İçoğlanı. biraz evvel de belirttiğimiz gibi. Bizi asıl üzen husus ise. İç Saray'da istihdam edilmelerinden kaynaklanmaktadır. eğer er ise er oğlan doğurmuş avrat südün emzireler". ahlakî bir konu olan Karı-Koca Münâsebeti (Cimâ'ın İyisi ve Kötüsü) hakkındaki tavsiyeleri ihtiva eylemektedir. aslında bunlara iç oğlanı dense de. Nitekim Kâbusnâme'nin asıl dili olan Farsça'daki oğlan kelimesinin karşılığı bulunan gulam kelimesinin de manası böyle zikredilmiştir: "Gulâm. ilimden ve dilden haberdar olmamak demektir. ve XV. oğlan teni ıssıdur. Osmanlı Devlet teşkilatındaki iç oğlan müessesesini kısaca anlatır mısınız? Evvelâ. Bu girişten sonra Kâbûsnâme'deki ve Fatma Sultân mektubundaki ifadeler daha iyi anlaşılmaktadır: Kâbus-nâme.diyebileceğimiz fazla bir şey yine de bulunmamaktadır. İşte Kâbusnâme'nin 15. Elin oğlanların zulüm ile atasından ve anasından alur. Bunlara Saray Acemi Oğlanları veya Celeb de denmektedir. yazın kısmen yaşlı kadınlarla ve kışın da genç kadınlarla beraber ol ki. yazın iki ıssı bir yere gelse teni azıdur ve avret teni sovuktur. Çocuk ve genç demektir. Şimdi bu manayı çarpıtarak. ta ki. hemen işi gücü oğlanlar derdinedir". Yani Enderun aynı zamanda . asırlarda oğlan tabiri genç kız ve erkekler için ve avrat tabiri ise yaşlı kadınlar için kullanılmaktadır. Çünkü genç kadının teni sıcaktır. bırakınız bir Osmanlı damadının çarpık ilişki kurmasını. sağlık ve esenlik içinde olasın. iç oğlan kelimesini tarif etmek gerekmektedir. Galata. Sultânlar ile evli iken başka kadınlar ile evlenmeleri dahi fiilen yasaklanmıştır. Enderun denilen İç Saray'da çalışan özenle ve dikkatle seçilmiş saray görevlilerine denmektedir. Genç cariyeler ile beraber 104 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI olmak demek olan "işi gücü oğlanlar derdinde olmak" manası nerede? Erkeklerle beraber olmak manası nerede?. Dirliğim yoktur. O halde iç oğlanı. İç oğlan denmesi. kocasının. Ayrıca şu cümle de bu konuda açıktır: "Eğer oğlan kızsa.

167 vd. İşte bütün bu özelliklere sahip devşirmeleri iç oğlanı adıyla tesbit edebilmek için bugün Kriminoloji veya benzeri ilimlerin yerine Osmanlı döneminde de İlm-i Sîmâ veya İlm-i Kıyafet denilen bir ilim dalı vardı. Aga Seyyld Muhammed Ali. sh. 365. Mustafa Darir bin Yusuf.. Belki İç Saray yani Osmanlı Devleti'nin en geniş sınırlara ulaştığı dönemlerde toprak alanı 24 milyon km2yi bulan bu muhteşem devletin Devlet Başkanlığı sarayı demek olan bu mahalde çalışacak personel dikkatle seçilmeliydi. Oğlan kelimesi İle ilgili ayrıntılı bilgi için bkz. Ancak bu Padl} serî bir hükmün I vardır: "Gençbirli zira nefis İnsanı I Bu tür gençler* ı Osmanlı Padişahİ! ile örtmelerini < bu hassasiyet ı mamen ı Dördüncü ı hizmetleri görnr Has Oda. Türk Dil Kurumu Yay. Padlf mekân değildir. bazı yabancı seyyahların ve bir kısım İslâm düşmanı tarihçilerin anlattıkları gibi. ı kızı İle] BİLİNMEYEN OSMANLI îtis trle beraın çarpık syasak-ı konusu ulamaya H kısaca i denilen I Osmanlı Ismanla n Saray Kvardır. bu konuda uzman olan kişilerce seçilmekteydi. V. Nitekim buradan yetişen devlet adamları arasından pek çok beylerbeyiler ve sancakbeğleri çıkmıştır. Mehmed Şeker). c. Millet Kütüphanesi.. Padişah açısından değil. Osmanlı'da Harem isimli eserimizde ayrıntılı olarak anlattık. Oğlan Kelimesi ve Gençlik Kavramı Üzerine. sn. İkinci olarak. A'râf. bir insanın ahlaki yapısı az çok tesbit edilmekteydi. Hazâin'üs-Sa'âdât. Ankara 1997. denilen İç Saray'd«| seçilmekteydi. 112-113. 2923-2926. 336 vd. Âlî. c. gözünün ve kulağının özelliklerine göre. 24/B-25/A. Tarama Sözlüğü. nr. Türkiyat Mecmuası. 10/B. Gerçekten İslâm hukukunda bir hüküm vardır: "Genç bir hoca veya terbiyeci. sh. sayı XX. I memek mümkün ( 4 Gerçek Has| personel me tarafından genlf ka-ı Sa'âdetvet de Hırka-ı Sa'ft larla donatr görmek yani i Özellikle I Erico'nun meşinden dolayı i dir ve hiç biri Bütün bu t ların durumunu I Mustafa / lerle ilgili ve bunun ı ve hatta! yazar. sh. ı kadın personel ayrıntılı olarak an Üçüncü Ola bebiyle. Ancak bu Padişahın onları başkalarından kıskanmalarından dolayı değil. Âyet. pıdı ve15 genç t üzere ¦ûn o bir k çok denilen İç Saray'da çalışacak iç oğlan denilen personel. III. İç Saray'da çalışan iç oğlanları yakışıklı gençlerden oluşması sebebiyle. III. Üçüncü Olarak. Ali Emirî. 80-84. Enderun yani İç Saray'da çalışmak üzere yetiştirilen İç Oğlanlarının yakışıklı olması. c. Yüz Hadis Tercümesi. (neşr. eli ayağı düzgün olmalı. aslında bu iftiraları kitaplarına alanlar da bilirler. Ahmed. Padişahların gayr-i meşru arzularını tatmin için değildir. nr. Gılmân veya İç oğlan denilmesinin bir sebebi de. fazla yalnız kalmasın. kendi aralarında muhtemel bir gayr-i meşru durumdan sakınmak için çok dikkat çekenlerin yüzlerine peçe örtmesinin emredilmesi doğru olabilir. burada bugünkü gibi kadın personel çalıştırılmamasındandır. vrk.devlet adamı yetiştiren bir fakülte durumundadır. 2923-2926. Ferheng-i Nizâm. Elinin. 557. vrk. Haydarabad 1934. toplumdaki ı toplumu1 rın Padiş lere ayın ğunu. zira nefis . Padişah e sakınmak için çok < lir. sh. V. sır tutmalı. Mevâld'ün-Nefâls Fî Kavâ'id'il-Mecâlis. 1287/1. Musa. ayağının. Duman. yalancı ve hâin insanlar olmamalıydı. Kâbûs-nâme. Emir Keykavus. Bunu. Eşref bin Mehmed. Gerçekten İç Saray'da çalışacak personel. 737. 345. Bugün bile başbakanlık ile cumhurbaşkanlığı Köşkünde çalışan personel ile normal bir devlet dairesinde çalışan personelin aynı özelliklere sahip olmadığını. Tarama Bözlüğü I-VIII. İşte Enderun 48 Kur'ân. genç ve bıyığı bitmemiş çocuklarla. Topkapı Sarayı Müzesi kütp. Şer'iye Bölümü.. bu konudaki şer'î bir hükmün tatbikinden ileri gelmektedir.

Halbuki aynı yazar. Bu tür gençlere şâbb-ı emred denilir". Bunlar doğru mudur? Hemen şunu ifade edelim ki. tozunu almak. Has Oda'da Hır-ka-ı Sa'âdet ve diğer mukaddes emânetler bulunmaktadır. İstanbul'un fethini de ve diğer fetihlerini de. Gelibolulu Mustafa Âlî'nin tıpkı Kâbusnâme'de olduğu gibi. meyhanelere ayrılan bir bölüm de vardır. Daha sonra diğer Padişahlar tarafından genişletilmiştir. yasaklanmıştır.insanı kötülüklere sevkedebilir. Osmanlı Devleti'nde herkes meyhaneye giderdi mi diyeceğiz?49. lezbiyenlerin ve homoseksüellerin de bunlar gibi reziller grubunda yer aldığını. Aynı eserde. hâlâ İslamcı Gay'ler diye haber yapanların durumunu ilimden anlayanlar daha iyi takdir edebileceklerdir. gay tabir edilen cinsî sapıkların dinimize göre suçlular olduğunu. mübarek gecelerde güzel kokularla donatmak ve gül suyu serpmek. Padişaha ait hizmetleri görmek yani Saray içinde Padişahın hususî personeli olmaktır. şehirde katliam yaptığı ve en önemlisi de İstanbul'u yakıp yıktığı söylenmektedir. mevt. Büyük Osmanlı Tarihçisi Âlî. Enderun odalarının birincisi ve en itibarlısı olup Fâtih tarafından personel mevcudu otuz kişi olmak üzere kurulmuştur. tıpkı Kabusnâmenin yaptığı gibi. Bizans tarihçilerinden bazılarının. İstanbul'u fethetmesinden dolayı duydukları kızgınlığın yalancı bir sonucu olmaktan öteye gitmemektedir ve hiç bir delile dayanmamaktadır. Biraz sonra Has Oda'nın mahiyetini öğrenince böyle bir iddiadan titrememek mümkün değildir. Padişahın iç oğlanlar ile beraber olduğu ve gayr-i meşru hayat yaşadığı bir mekân değildir. Has Odalıların asıl vazifeleri de Hırka-ı Sa'âdet Dâiresini süpürmek. yüzlerine peçe bile örtebilirler. bu esaslara harfiyyen uymalarıdır. Has Oda. Bütün bu bilimsel açıklamalara rağmen. Kur'ân'ın emrine uymak için gösterilen bu hassasiyet nerede? Bunu Hammer gibi bir Hıristiyan tarihçinin iftirasına uyarak tamamen edeb dışı yorumlara gitmek nerede? Dördüncü olarak bir hususa daha dikkat çekmek istiyoruz: iç oğlanlar. Osmanlı devlet adamlarını ve hatta Şeyhülislâm ve kazaskerlerini bile. tamamen İslâm Hukukunun hükümleri çerçevesinde yapmıştır. Karşı çıkılan. başta Ayasofya'yı camiye çevirme olmak üzere. Harem'de değil Enderun'da yer almaktadır. Zira Fâtih Sultân Mehmed. Fâtih Sultân Mehmed'in İstanbul'u küıç gücüyle aldığı. Fevkalade bir edeb kaidesi olan bu hükme. toplumdaki ahlaksızlar hakkında da bazı açıklamalarda bulunmaktadır. toplumdaki grupları sayarken gayet açık beyan eylemektedir. Acaba böyle bir bölümde gayr-i müslimlerin meyhaneleri anlatıldığı ortada olduğu halde. değişik hizmetleri görmektedirler. Gerçek Has Oda. bu ahlaksızlıkların Padişahlara ve âlimlere de isnad edilmesidir. Bunlar. bu esaslara uymaları ile doğru orantılıdır. Zaten zaferler. bizzat fethe katılan Bizans tarihçileri bile söylemeye cesaret edememiştir.1 52. Hatta bu tür gençler. Bu hizmetlerden biri de Has Oda'nın hizmetlerini görmektir. Osmanlı toplumunda tümüyle bu ahlaksızlıklar yok idi denilemez. erkek ve kadın hizmetkârlar ve cariyelerle ilgili verdiği bilgileri ve özellikle de genç kız ve erkek manasında kullanılan gulâm ve bunun çoğulu olan gılmân kelimesini dillerine dolayarak. hizmetkârlar hakkında bilgi verdikten sonra. bu tür iddiaları. Özellikle Fâtih Sultân Mehmed ile alakalı olarak Notaras'ın ve Franzes'in oğlu ve Erico'nun kızı ile ilgili isnatlar ise. Ecdadımızı zaferden zafere koşturan en önemli sebeplerden biri. İslâm Hukukuna göre. Hıristiyanlara ait mabedleri yok ettiği. . Kur'ân-ı Kerim okumak. nefislerine mağlup olan 106 BİLİNMEYEN OSMANLI BtÜWF-'" 'i* reziller grubunu teşkil ettiğini. haram helal demeden kadınlarla beraber olanların ise. bazı Osmanlı Padişahları uymuşlar ve bir kısım İç saray görevlisi iç oğlanlarına yüzlerini peçe ile örtmelerini emretmişlerdir. İslâm ordularına düşmanın şahıs ve mallarına karşı bazı fiillerin icrası. Zaten. gay'likle itham etmektedirler. bil-fiil harp halinde bile. Şimdi soruyoruz. bu rezillere ayırdığı kısa bahiste. bu başlığı okudukdan sonra.

Emir Keykavus. 345. sh. 128-129. Uluçay. Aydın. (neşr. nr. sulh yolu ile fethedilen ülkelerde mevcut olan ehl-i kitaba ait ma'bedlere asla dokunulmaz. 2923-2926. Savaş zarureti bulunmadan ziraî mahsuller. Ali Emirî. Çevresindeki din âlimlerine danışan Fâtih Sultân Mehmed. verdiği bir fetvada vuzuha kavuşturmaktadır. Zina ve gayr-i meşru münasebetler yasaktır. Bu konudaki çarpıtmaların en çirkin olanları İçin bkz. sayı XX. Kerâhiyye ve İstihsân Bahsi. Millet Kütüphanesi. Oğlan kelimesi ile ilgili ayrıntılı bilgi için bkz. küçükleri. İstanbul'daki bütün kilise ve havraların yıkılması gerekirdi. Gelelim İstanbul'un fethinin hangi yolla olduğuna ve Ayasofya meselesine. 336 vd. Erdoğan. Fâtih ve Fetih. III. c. Osmanlı Saraylarında Harem Hayatının İç Yüzü. hastaları. ancak yenilerinin inşasına da müsaade edilmez. sh. 49 vd. 37-40. sh. Bu hüküm. c. İstanbul çapında tatbik edilseydi.Yasak fiilleri kısaca sayalım: Zulüm ve işkence ile öldürmek. başka dinlere ait bütün ma'bedleri yok eder ve gayr-i müslimleri de sürgün edebilir. Musa. Bu fetvanın aslı aynen şöyledir: . 24/B-25/A. Meral. kendilerine ve ma'bedlerine karşı İstanbul'un sulh yolu ile fethetmiş gibi kabul etmesini ve geç de olsa toplu halde huzuruna gelişlerini bu mânâya vesile saymasını ısrarla talep etmişlerdir.. ölülerin başı ve uzuvları kesilemez ve katliam yapılamaz. III. 10/B. Ahmed. Daha başka yasaklar da bulunmakla beraber. V. 112-113. orman ve ağaçlar yakılmaz. Hazâin'üs-Sa'âdât. Bu hükümleri resmi kanun hükümleri olarak kabul ve tatbik eden bir devlet adamına. isterse. tere. savaşla ilgisi olmayan esnaf ve tüccarlar öldürülmez. Eşref bin Mehmed. Ayasofya'nın ve benzeri bazı kiliselerin camiye çevrilişinin meşruiyet sebebi zikredilen hükümdür. r rakip BİLİNMEYEN OSMANLI 107 İslâm devletler hukukunun hükümlerine göre. Kapukulu Ocakları. Türk Dil Kurumu Yay. papaz ve hahamlardan oluşan bir heyeti huzurunda kabul eder. İstanbul 1993. Padişahların Kadınları ve Kızları. nr. İstanbul'u savaşla fethettiğini. biz bu kadarıyla iktifa ediyoruz. Ali Kemal Meram. fikri ve malı ile savaşa katılırsa. Şer'iye Bölümü. 557. V. Oğlan Kelimesi ve Gençlik Kavramı Üzerine. c. 31. sh.. Sertoğlu. Topkapı Sarayı Müzesi kütp. Mercimek Ahmed (II. Verilen söze veya muahedeye aykırı hareket yasaktır. durum tam tersinedir. tamamen savaş yoluyla feth olunmuştur. Ayasofya'yı cami haline getirdikten sonra. öldü-rülebilirler. A'râf. Başta baba olmak üzere yakın akraba. Rehineler öldürülemez. Yüz Hadis Tercümesi. Duman. 382. Murad'ın emriyle). hakkı olduğu halde müdahale etmemiştir. Âlî. yaşlıları. Ferheng-i Nizâm. Kâbûs-nâme. Ankara 1997. sadece delilsiz konuşmanın kötü örneklerini teşkil eder. Reddu'l-Muhtâr. VI. 1287/1. sh. Osmanlıda Harem. Türkiyat Mecmuası. Fâtih'in din ve vicdan hürriyeti anlayışı oluğunu. dilerse İstanbul'da hiçbir kilise ve havra bırakmayacağını bu durumun devletler hukukundan doğan bir hakkı olduğunu Fâtih'e ifade ederler. Mehmed Şeker). Şubat 1999. Mevâld'ün-Nefâis Fi Kavâ'id'il-Mecâlis. Bu hükümleri. 159. İslamcı Gay'ler başlıklı haber. Aga Seyyid Muhammed Ali. 737. Uzunçarşılı. Osmanlı Devleti'nin şanlı Şeyhülislâmı Ebüssuud Efendi. Aktüel. c. Papaz ve hahamlar heyeti. vrk. İstanbul'u Allah'ın yardımı ve kılıcının kuvvetiyle fetheden Fâtih Sultân Mehmed. 167 vd. İstanbul'u ve içindekileri yaktı yıktı gibi isnâdlarda bulunmak. muhtelif yerler. Tarama Bözlüğü I-VIII. İnsan ve hayvanların uzuvlarının kesilmesi (müsle) de yasaktır. sh. Fâtih'in Kazaskeri olan Molla Hüsrev'in kitabından naklediyoruz. Osmanlı Tarih Lügati. Günümüze kadar yaşayan kilise ve havraların gerçek sırrının. sahiplerine hizmet için gelmiş köleleri. 163-165. Ankara 1974. Eskiden beri var olanlar tamir edilebilir. I-II. 2923-2926. Âyet. Tarama Sözlüğü. 49 Kur'ân. ancak kendisine. Savaş yoluyla fethedilen topraklarda ise. Mustafa Darir bin Yusuf. bu isteklerini geri çevirmemiş ve camiye çevrilenlerin dışında kalan kilise ve havralara. Mitler ve Gerçekler. Haydarabad 1934. ı sonra. İstanbul 1959. sh. 80-84. sh. sakat ve müzminleri. Altındal. vrk. İbn-i Âbidin. Padişah Anaları. Krş. Ancak bunlardan biri bedeni.. sh. akıl hastalarını ve dünyadan el etek çekmiş din adamlarını öldürmek yasaktır. sh. Neşre hazırlayan: Orhan Saik Gökyay. 365. muharip sınıfına girmeyen kadınları. Yani İslâm hükümdarı. c. İşte İstanbul.

asırlarda Anadolu ve Rumeli'de ciddi etkiler yapmış ve hatta Fâtih zamanında Saray'a kadar girmeye çalışmıştır. Bundan rahatsız olan ve Fâtih'in bunları tanımamasından korkan Veziriazam Mahmûd Paşa. 23 Mayıs'da İsfendiyar oğlu Damad Kasım Bey'i elçi olarak Bizans'a göndermiş ve kendisine şu haberleri yollamıştır: İlk umumi hücumda şehir düşecektir. hem kan döküleceğini ve hem de sorumluluk kabul etmeyeceğini bilmelidir. Time ve benzeri kuruluşların yaptıkları tesbitden bir cümle nakledelim: İstanbul. bu hürriyetin maddî delillerinden değil midir? İstanbul'un harap edilmesi iddiası da doğru değildir. Maalesef bu habere rağmen sulhu kabul etmeyince cebr ile feth olunmuş ve buna rağmen yine de anlattığımız gibi muamele yapılmıştır. İstanbul'un fethini geçen bin yılın en önemli yüz olayı arasında zikreden CNN. Mahmiye-i İstanbul'u ve etrafındaki karyeleri unveten feth eylemiş midir? El-Cevab: Ma'ruf olan unveten (cebr ile) fetihdir. 1394'de idam edilen Fazlullah Esterâbâdî tarafından kurulan ve Bâtınîliğin kolu olan bir bâtıl mezhepdir. Osmanlı Devleti'nin gerçek mânâda din ve vicdan hürriyetini göstermiyor mu? Edirnekapı Caddesinin son kısmında yer alan Mihrimah Sultân Camii'-nin hemen karşısında bir Rum kilisesinin inşasına müsaade etmek. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkmış. . hemen tutuklanmışlar ve haklarında verilen idam edilerek yakılmaları fetvası hemen tatbik edilmiştir. İstanbul'da da tatbik olunmuştur. Hıristiyanları ve Yahudileri kurtaracak Mehdi olduğuna inanılmaktadır. tam bir harabe ve ölü şehir idi. hem Avrupa'nın ve hem de Müslüman memleketlerin ticâret merkezi ve mamur bir dünya şehri haline geldi. Fâtih Sultân Mehmed'in Hurûfîleri koruduğuna dair iddialar var. Haçlıların 1204'te yaptıklarından çok daha insanca ve hoşgörüyle davrandılar" diyebilmektedir50. hulul inancı ve buna bağlı olarak mehdîlik anlayışıdır. bu görüşleriyle. ve 16. Bu gerçeği tam bir asker olan İmparator da kabul etmelidir. yani hâşâ Allah Fazlullah'ın bedeninde görüntülenmektedir ve kıyamet gününe yakın. Bunların en önemli bâtıl inançları. Fener'de Abdi Subaşı Mahallesindeki Caminin bitişiğinde Rum Patrikhanesi ile kilisenin mevcudiyeti. cebr ile fethedilirse. 14. yüzyıl boyunca Anadolu ve Rumeli'de Hurûfîlerin takibatı devam etmiştir. Amma kenais-i kadime (eski kiliseler) sulhen fethe delâlet eder. Bundan sonra 16. 130 yaşında bir kimesne ve 110 yaşında bir kimesne bulunup Yehud ve Nasara taifesi el altından Sultân Muhammed Hân ile ittifak edüb Tekfur'a nusret etmeyecek olub Sultân Muhammed dahi anları seby etmeyüb (esir almayub) halleri üzere mukarrer edecek olub bu veçhile feth olundu deyu şahadet edüb bu şahadet ile kenâis-i kadîme hali üzere kalmıştır. Bektaşîleri ve Kızılbaşlığı derinden etkilemiştir. Bunlara göre. Buna ayrıntılı cevap vermek 108 BİLİNMEYEN OSMANLI yerine. Eğer sulh yolu ile teslim olurlarsa. Müslümanları. 945 tarihinde bu husus teftiş olunmuştur. Hurûfîlerin gerçekten hulul inancına sahip oldukları anlaşılınca. Bu anlattıklarımızı. harflere bazı manalar yüklemenin yanında. Maalesef. Kalenderîleri. Anadolu ve Rumelideki Bayrâmî Melâmîlerini. 53. Nitekim Rus tarihçi Ouspensky bile "Türkler 1453'te. Fâtih Sultân Mehmed'in Sırbistan'da tatbik edeceğini va'd ettiği "Her caminin yanında birer kilise inşasına müsaade" durumu. Ketebehu Ebüssuud". Anadolu'da çok sayıda halife yetiştirdiği gibi. hemen büyük âlim Müftü Molla Fahreddin-i Acemî'yi devreye sokmuş ve bu büyük âlim de bunların hulul inancına sahip olduklarını bildiğinden dolayı. can ve mala asla zarar verilmeyeceğini. Edirne'de iken genç Sultân Fâtih'i etkilemek için Saraya yerleşecek kadar ileri gitmiştir. Nesîmî. Fazlullah-ı Esterâbâdî'nin halifelerinden biri. İslâm Hukukunun kuralları gereği. Ayasofya'daki mozaikleri tamamen tahrip etmemesi ve İstanbul surlarını yıkmaması. Fâtih tarafından fethedilmeden evvel. Görülüyor ki."Merhum Sultân Muhammed Hân hazretleri. Bu iddiaların aslı nedir? Hurufîlik. Fâtih'in bu konudaki tavrını ortaya koymaktadır. kendisi de Hacı Bayram Veli ile dahi görüşmeye çalışmıştır. tarihçilerin verdiği bilgi de doğrulamaktadır. 15. Fâtih Sultân Mehmed. 1408)'dir. Hurufîliğin Anadolu'da yayılmasına sebep Azerî şâiri İmâdüddin Nesîmî (ö. Fetihden sonra. Padişah huzurunda bu meseleyi tartışmak üzere bir zemin hazırlamıştır. Fazlullah Allah'ın mazharıdır.

BİLİNMEYEN OSMANLI Risalesinde bu farkı açk Bütün ilim tarihçild sinden bahsettikleri' fından suiistimal edlln levhası. Çünkü tmam-ı( da kullanılmıştır. İbnI I rinde şöyle belirtmek "Büyük evliyaların keı Kur'ân âyetlerinden. bir başka cahilliktir. c. Halbuki ikincisi bir ilimdir ve İbn-i Kemal çok açık bir şekilde bir 50 Molla Hüsrev. 251-260. hattı I ve müşkil hakikatları İst 54. sh S'î Akgündüz. Asırda yazılmış Grekçe Anonim Osmanlı tarihine göre İstanbul'un muhasarası ve zabtı".. Clot. Bazı Türk'e sövmtt yer alan ' bilir? Önemle ifade < anlamlı olarak kullanın tih'den veya Osmanlı I maktadırlar. Âşıkpaşa-zâde. Erdoğan. sh. Müşkil ve zor meselelerin istihracı gibi. Defter. Ünlv. asırda bu ilmi hakkıylaj Tayyibetün ifadesiyle | 1971 hâdiselerine işan başka cahilliktir. kaza levhası. VII. Ty. yine Allah'ın koyduğu işaret ve gösterdiği yollarla ortaya çıkarma ilmine cifir ilmi denir. c. Kütp. 130/a-b.. bâtıl bir mezhep olan Hurufîlik ile ilm-i cifiri birbirine karıştırmaktadırlar.Netice itibariyle tamamen kötü niyetlerle genç Padişah'a sokulmak isteyen bu fitne ve dalâlet grubu. Kur'ân âyetlerinden. Mitler ve Gerçekler. 94-95. hatta her kelimesinden ve harfinden . 62 vd. Birinciyi ilim. Çünkü İmam-ı Gazâlî ve İbn-i Kemâl gibi bu ilmi hakkıyla bilen zatlar tarafından da kullanılmıştır. Türk Hukuk Tarihi. Mu'avvizeteyn süresiyle de 1971 hâdiselerine işaret etmiştir.l. Son asırda bu ilmi hakkıyla kullananlardan biri de. Ali'nin. camia ise ka olmuş yahut olacak bazl| ya çıkarma ilmine clfir I yoktur. Zamanla! olarak kullanılmaya)! "Hangi dindensin?*! Pakistandaki sflzlûl meleriyle açıklanmak! Bu kısa izahdan i geçebiliriz. 448 vd.. Ma'ruzat. sh. İbn-i Kemâl bu ilmin ehemmiyetini "Er-Risâlet'ülMünîre" adlı eserinde şöyle belirtmektedir: "Büyük evliyaların kerametleri de böyledir. Tevârih-i ÂH Osman. vrk. Bütün ilim tarihçilerinin -özellikle Müslüman âlimlerin. Damad. Şunu da ifade edelim ki. ( Türk tabiri.. Kur'ân. 51-82. Künh'ül-tt»:* Vakayl'. Mevkufati. 1/343.! Zunûn. iki ağaca t nasına kullanılmak yanında para cezas| de para cezası u "Âlî. 141-143. Hz. en küçük bir zarar vermeden Saray'dan ve Osmanlı akîde dairesinden silinmiştir. 1. "Beldetün Tayyibetün" ifadesiyle İstanbul'un fethine işaret ettiği gibi. nüshacılık ve üfürükçülükle ilgisi yoktur. tarr Fâtih'in Ceza Kanu ura. Şerif. ısrarla ve kasıtlı olarak. 127-128. ve ¦SaRisâlesinde bu farkı açıklamaktadır.ilimlerin tasnifinde kendisinden bahsettikleri "cifir ve camia ilmi" diye bir ilim vardır. sh. 1798. tamamen inkârı da mümkün değildir. Mülteka Tercümesi. Fâtih ve Fetih. bu ilmi Resûlullah'dan öğrendiği nakledilmektedir. camia ise kader levhası demektir. Fâtih'in onları koruması diye bir şeyin olmadığı yapılan izahlarla ortaya çıkmış bulunmaktadır. Yani evliyalar. V. Hz. Fâtih. Cin-Akgündüz. c. "XIV. Karşı görüş için bkz. nr. Bu ilmin Hurufîlik. Aydın. 60 vd. sh. Âli. ikinciyi ilmin dışında kabul etmek. 66-67. 191-201. İst. 1/643 vd. Bu ilim. Ebüssuud. Moskova 19K. Bediüzzaman'dır. Dürer ve Gurer. bazı câhiller tarafından suiistimal edilmiş olsa bile. Kısaca Allah'ın kader ve kaza levhlerinde olmuş yahut olacak bazı şeyleri. Cifir. Türkiye'de belli çevreler. Solakzâde. Belgele' Terimleri Sözlüğü I-ÎJi j(ANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 109 FStih I tem toya t Bu E.. Hatta fetvayı veren Molla Fahreddin-i Acemî'nin Ali Tûsî'ye olan şu vasiyyeti her zaman için bir ibret dersi olarak kalmıştır: "Avamın sırtından şerî'at asasını eksik etme". Mecma'ul-Enhür Şerhu Mülteka'l-Ebhur. Baştav. Künh'ül-Ahbâr. Allah'ın da yardımıyla. 1/282 vd. Evvela. İbn-i Kemal.

Sikke-i Tasdik-i Gaybî. c." diye izah getirilmektedir. sh. I. Müslüman gençler bu teşkilâta alınmamaktadırlar. Hadâık.. Koca Müverrih Hüseyin. Kapıkulu ocaklarındaki sistemi bozan sebepleri anlatırken Kapıkuluna yasak olduğu halde son zamanlarda alınan grupların arasında yer alan Türk.kâfir evlâdın cem' eylemekte fâide odur kim..8)"51. Maddede Türk evlâdının acemi oğlanları arasına ve dolayısıyla yeniçeri teşkilâtına alınmasına karşı çıkılırken. Kürd. I." Koçibey'in. Fâ-tih'den veya Osmanlı Padişahlarından bahsederken de Büyük Türk tabirini kullanmaktadırlar. İmdi eğer bu makûle eşhâs-ı muhtelife Saray'a kullanmak câ'iz olsa idi. Türk veya şehirlü olsa. İşte bu konuyu dile getiren Koçi Bey. meselenin üzerinde durmak istemiyoruz. Bir diğer misâl. c. I. Bu onlara ilham nuruyla müyesser olur (sh. Belgeler Gerçekleri Konuşuyor. Türk'ü Müslüman anlamında kullanarak ve hür insanların bu teşkilâta alınmalarını tenkit ederek şöyle demektedir: "80. c. Akgündüz. c. Yeniçeri Kanunnâmesinde bulunmakta51 Âlî. Bu kısa izahdan sonra Osmanlı kaynaklarındaki ve Kanunnâmelerindeki izahlara geçebiliriz. Evvela. Yukarıdaki ifadeler çok açık bir şekilde bunu anlattığından dolayı. Burada şunu da belirtmekte fayda vardır ki. Hemân İstanbul'dan ve sâ'ir kasabalardan buldukları eşhası alub pîşkeş deyû Saray'a koyarlardı. Şimdiki hâl ise ekseri İstanbul'un şehir oğlanları ve Türk ve dahi Kürd ve Ermeni ve Arab ve Çingâne ve Yehûd oğlanları olub on oğlandan bir sahîhce devşirme veyâhûd kul cinsi yokdur. dır: 37. c. selefde olan sâhib-i ukalâ-i devlet devşirme ve kul cinsini kânun etmezlerdi. kapı kulu ocaklarına Müslümanların a-lınması baştan beri yasaktır. sh. Mesela. Gerçekten bu kural çiğnenmeye başlanınca. tamamen Müslüman kelimesine eş anlamlı olarak kullanılmaktadır. Maddede ". Yani. Nitekim şu anda Arnavutluk gibi Balkan Müslümanları. Müslüman (Türk Müslüman manasına kullanılmaktadır) ve şehirlü olsa. Bediüzzaman Said Nursi. Osmanlı Padişahları gerçekten Türk'e sövmüşler midir? Kanunnâmelerde veya bazı tarih kitaplarında yer alan "Etrâk-ı bî idrâk = İdraksiz Türkler" tabirleri nasıl açıklanabilir? Önemle ifade edelim ki. 591-592. V. Numuneleri dahi görülmüş ve görülür. yabancı tarihçiler Türk kelimesini Müslüman tabiri ile eş anlamlı olarak kullanmışlardır. Türk'ü Çingene ve Yahudi ile eş tutması manasına alınamaz. Ocak. sh. hadd-i şirb olarak vurulacak olan 80 sopanın yanında para cezası alınması emr olunmaktadır veya sopa cezası uygulanmadığı takdirde para cezası uygulanacaktır. sistem bozulmuş ve bazan paşaların çocukları dahi torpille kapı kulu ocaklarına alınır olmuştur. Zındıklar ve Mülhidler. kapıkulu sistemini bilmemek demektir. sh. Keşf-üz-Zunûn. Eğer biregû hamr içse. Mecdî Efendi. "15. Künh'ül-Ahbâr. sh. Mehmed Zeki. Kânun ve zabt ve edeb ahvâllerinden evvelâ iç oğlanları kadîmü'l-eyyâmdan devşirme veyâhûd sahîh kul cinsi pîşkeş ola-gelmişdir. .ve hatta Resûlullah'ın hadislerinden bazı mühim ve müşkil hakikatları istihraç etmişlerdir. 110 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN (KMAK.. vrk. buradaki Türk'den kasdın Müslüman olduğunu biliyoruz. Arab. Moskova 1961.. Nitekim 38. 856-858. İstanbul 1983. "Hangi dindensin?" sorusuna. kadı ta'zir ura. Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü I-III. 82. 1. sh. Osmanlılardan bahsederken Türkler dedikleri gibi. Yahudi ve Çingene'yi yan yana zikretmesi. özellikle hakkında en çok dedikodu edilen Fâtih devri Kanunnâmelerinde. Zamanla Türk ve Müslüman kelimeleri Müslüman dünyada da eş anlamlı olarak kullanılmaya başlanmıştır. İstanbul 1960. 182-183. muhtelif yerler. Türk tabiri. Pakistandaki sözlüklerde de. II. Bu takdirce ol makûle oğlanlar taşraya çıkub Kul tâ'ifesine zabit olub ağa oldukda veyâhûd bir memlekete vâlî olduklarında ahvâlleri ma'lûm ve ehl-i basîret katında hafî değildir. "mahbûb ve müslim" kelimeleriyle açıklanmaktadır. Bazı yazarların iddia ettikleri gibi. Türk kelimesi açıklanırken. Böylesi bir yorum. Zira başlangıçta. 40-53. iki ağaca bir akçe cürm alına". 131-135. Bedâyi'ul-Vakayi'. 54. 153/b-154/a. Kâtip Çelebi. "Elhamdülillah Türk'üm" cevabını vermektedirler. Pakalın. Fâtih'in Ceza Kanunnâmesinde. bir kişi içki içse.

Türk düşmanı diye ifade edilen Fâtih zamanında kanun hükmü haline getirilmiştir. Anadoluda Celâlî isyanlarını çıkartan ve Osmanlı Devleti'nin ayak bağı bulunan Şii Türkmenler için kullanıldığını gayet açık bir şekilde kanunname metinlerinden anlayabilmemizdir. sa'âdetle İslâmbol'u feth eyledikleri zamanda Eğri Kapu" kurbünde Tekfur-ı makhûrun sarayına konub Ayasofya Câmi"inin çanların yıkub minarelerin bina edüb cum'a namazına azîmet buyurub geri saraylarına döndüklerinde yeniçeri ocağı yoldaşları Padişah-ı cihân-penâh Hazretlerini selâma durduklarında Padişah-ı âlem-penâh Hazretleri sağına ve soluna selâm vericek içlerinden birisi "Aleyküm'üs-selâm Muhammed Beşe53" dedi. Şii gruplan I bî akl u din.* kavuştun evlenmesi. Bizce asıl ö-nemli olan. t Akgiindöı 0 J997. Şu madde daha da enteresandır ve aslından okumak zaruridir: "25. Müslümanlaştırmak ve Türkçe öğretmek üzere. Bu kanun. Ve olmağa bâ'is oldur kim. ı 4-C nikâh akı "TM* s« mesl. bazı tarih ve fıkıh kitaplarında geçen Etrâk-i bî idrâk yani idraksiz Türkler ifadesine gelince. Kanun maddesi şöyledir: "24. dahi sefer-i zafer-âsâra gönderseler olmaz mı? idi"54. Osmanlı Devleti. İbn-i Kemal başta olmak üzere.] birleri kulların ntn bulunacağ dür. ol zaman kim. dediğin gerçekdir. Üçüncü olarak. Ve acemi oğlanının cem' olunub bir uğurdan ikişer akçe ile yeniçeri olmak Sultân Murâd Hân zamanında ref olunub birer akçe ulufe ile acemi oğlanı eyledikleri gibi birer akçe ile bir uğurdan acemi oğlanı olmak dahi ref olunub Türk üzerine verilmek dahi Fâtih-i İslâmbol Sultân Muhammed Hân zamanında olmuşdur". yeniçeri olmak üzere toplanan gençlerin acemi ocağında eğitilmesinden evvel. bütün muteber Osmanlı . Mahmûd Paşa bunların kâfirden müselmân olub ümmî olduklarını ve bunların yanında "Beşe" demekden azîm ta'zîm olmaduğunı bir bir beyân edicek Padişah Hazretleri dahi etti: "Lala. bu tabirin. #| muhtelif teVM Î5HANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 111 ir ınpna çe'yi öğrense ve belâya mu'tâd olub ba'dehû ulufeye yazdırub ve ba'dehû kapuya çıkarsalar. m). s». Bu sıfatı I Burada ! Türkçe ey ailelere ve ayrıca kanunu 55. Pâdişâh dahi Saray'a gelicek ol zamanda Düstur-i a'zamları olan Mahmûd Paşa'yı da'vet edüb "Lala! Bu oğlan benim selâmımı aleyküm selâm Muhammed Beşe deyü almakdan murâd nedir? Ve bu nasıl selâm almakdır?" deyicek. Türk üzerine verilmesini kanun haline getirmiştir. Ierdlr? I Fâtih ( ile evle denilen < zamanına I tih'den evlenmeleri! 1-FJl ile evlen 2-C kâh akdi) 3. 53 Beşe: Paşa kelimesinin muhaffef şeklidir ve daha ziyâde yeniçeriler arasında kullanılır. 52 Eğri Kapı: Edirne Kapı yakınlarında bir sur kapısıdır.İkinci olarak. I bağı bulunan] lerinden anfe tarihçileri. Nitekim benzeri bir tabir de Ekrâd-ı bî idrâk şeklindedir. Acemilerin ocağa alınmalarından evvel Anadolu'da Türk çiftçisinin yanına verilerek zirâ'at işlerinde kullanılmaları ve bu arada Türkçe'yi ve İslâm ahlakını öğrenip benimsemeleri gayesiyle Türk ailelere muvakkaten verilmelerine Türk'e vermek denirdi. Türk üzerine verilmeğe Türk'e vermek de denir. Amma kaçan bu denlü Türkçe bilmemek ne âlemi vardır? Bunları bari cem' eyledikden sonra Türk üzerine verüb Türkçe'yi öğrense ve !*gj| dahi sefer-l zater-MMİ Üçüncü¦ siz Türkler ifa avamdan ola kullanılmıştırj nemli olan. bu tabir daha ziyade göçebe halinde yaşayan ve genellikle avamdan olan bazı Türkmenler ile Anadolu'da Şi'anın tahrikiyle isyan eden Celaliler için kullanılmıştır.

söz konusu kaidenin ilk cariyeden olan istisnasıdır. Padişah Anaları. 6. bu durumun hür erkeğin birinci Hanım'ının hür bir kadın olması halinde söz konusu olduğunu. Osmanlı Kanunnâmeleri. 56. Hür kadınlar varken cariyelerle evlenmek dinen caiz midir? Ayrıca Cariyelerle nikâhsız yaşamalarının şer'î dayanağı nedir? Kur'ân-ı Kerim. 55. Osmanlı'nın Arka Bahçesi. Hanefi hukukçular. Bkz. ahlakını ve lisanını öğrenmek üzere Türk ailelere vermez.Fâtih'in henüz tahta geçmeden Dulkadiroğlu Süleyman Beğ'in kızı Sitti Hâtûn ile evlenmesi. nikâh ile ve özellikle de hür kadınlar ile evlenmeyi terketmişler. bir görüşe göre âzâd edip hürriyetine kavuşturdukdan sonra ve bir görüşe göre de câriye kalmakla beraber nikâh akdiyle evlenmesi. sh.. şeytan kulu. Bâyezid'in Karaman Oğlu Nasuh Bey'in kızı Hüsnüşah Hâtûn ile ve nikâh akdi yaptırarak evlenmesi ilk istisnadır denilebilir. sh. IV. 24-30. Yeniçeri Kanunnâmesi. resmî dilini Türkçe eylemez. md.Oğlu II. Ankara 1988. sh. 3. c. önemli bir olaydır. bu madde en güzel şekilde anlatmaktadır. 2.Genç Osman'ın Şeyhül-İslâm Esad Efendi'nin kızı Âkile Hanım'ı hür bir kadını nikâh akdiyle alması şeklinde değerlendirirsek. 349. Kızılbaş-ı Evbaş. Fâtih'den itibaren hep cariyelerle mi evlenmişlerdir? İstisnaları yok mudur? Fâtih devrinden itibaren Osmanlı Padişahları. âzâd ederek hür olarak mı evlendiği yoksa yukarıda izah ettiğimiz gibi câriye olarak mı onunla nikâh kıydığı tam belli değildir. Bkz. Bazı farklı yorumlar için bkz. Mısırlı Bezmiârâ Hanım'ı nikâh akdiyle zevceleri arasına sokmuştur ve muhtemelen hür olarak nikâh akdini icra eylemiştir. cemâ'at-ı kallaş. İkbal. 37. 57. 135 vd. c. hür erkeklerin cariyelerle nikâh yaparak evlenmelerini. Akgündüz. Mevlüt Uluğtekin. Bununla Türklerin veya Kürtlerin idrâkli veya idraksiz olanlarının bulunacağını ve isyan eden gruplara bu sıfatın verildiğini hemen anlamak mümkündür. Bkz. Muhtelif yerler. muhtelif yerler. 38. bunun yerine Kadın Efendi. Sayın. Bir kısım hukukçular. İbn-i Kemal ve Düşünce Tarihimiz. Osmanlı Devleti'nin yıkımına sebep olan isyancı gruplar için ve özellikle de Şi'î grupları kasdederek. Burada şunu ifade edelim ki. İstanbul 1997. c.Sultân İbrahim'in Telli Haseki de denen Hümaşah'ı debdebeli bir düğün ile ve nikâh akdi ile eşliğine kabul etmesi de önemli bir istisnadır. saltanattan önce olması hasebiyle pek istisna da sayılmayabilir. hür bir kadınla evlenmeye imkânının bulunmamasını. aksi takdirde evlenmenin gayr-ı sahih ve bazılarına göre de mekruh görüldüğünü beyân etmektedirler. Yılmaz. Etrâk-i Nâ-pâk. Ancak câriye olan bu kadını. Sultânu Selâtîn'il-Arab ve'l-Acem ve't-Türk unvanını sahiplenmez. Sultân Abdülaziz'in Mehmed Ali Paşa ailesinden gelen Tevhîde Hanım ile evlenme arzusunu ise Keçeci-zâde Fuad Paşa engellemiştir. md. IX. topladığı Hıristiyan gençleri. Bu sıfatı bütün bir millet için kullandıklarını söylemek mümkün değildir. 99. 4. md. Etrâk-i bî idrâk. 15. 163.Kanunî'nin câriye olan Hürrem Sultânı. Bu şart gerçekleşmesi halinde de. Meram. Dalkıran.tarihçileri. halbuki hür bir kadınla evlenme imkânı varken câriye ile evlenmesinin sahih ve caiz olduğunu ifade . sh. 112 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 5. Osmanlı Padişahları. 55 Fâtih Ceza Kanunnâmesi. ayrıca cariyelerin Müslüman veya ehl-i kitap olmaları şartı aranmaktadır. Fâtih'den itibaren hür kadınlar ile veya cariyeler ile nikâh akdi icra ederek Padişahların evlenmeleri tamamen istisnai bir durum haline gelmiştir. Osmanlı Kanunnâmeleri. Müslüman hür kadınlarla ile evlenebilme gücü ve imkânı bulunmama şartına bağlamaktadır. Siyâsetnâme. Akgündüz. Ekrâd-ı bî akl u din. Gözde veya Peyk denilen cariyeler ile yaşamayı tercih etmişlerdir. Bu istisnalar şunlardır: 1. hür bir erkeğin câriye ile evlenebilmesi için. müfsid-i fâsidi'tikâd ve benzeri tabirleri kullanmaktadırlar. Bu teamülün Osmanlı Devletinin yıkılış zamanına kadar devam ettiğini ve pek az istisnalarının bulunduğunu görüyoruz. Türk milletine düşman olan bir devlet. I. Akgündüz. 54 Türk üzerine vermenin ne demek olduğunu.Sultân Abdülmecid. ayrıca kanunnamelerinde Türk kelimesini Müslüman ile eş anlamlı olarak kullanmaz55. Osmanlı Kanunnâmeleri.

İslâm Hukukunun câriye kabul ettiği kadın kölelerin bir statüsü de. ( hakkı I ya İMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 113 (i ile ve İhı ka10laI. Fâtih Sultân Mehmed'den sonra. "Onlırİ lar. dört sınırını aşmamış olmak şartıyla. Osmanlı Padişahları. Bu durı kadınla evli ise. Zira Hz. AncaK âzâd edip som b) Câriylenir. devşirme erkeklere bırakılmışsa. Bu hususda İmâm Mâlik. Osmanlı Devletinin resmî Kanun-ı Umûmîsi sayılan Mültekâ'daki ifade aynen şöyledir: "Hür bir erkeğin. Fâtih devrinden Osmanlı Devletinin yıkılışına kadar. İslâm Hukukuna göre. daha evvel hür bir kadınla evli olması. sahih ve caizdir. cariyelerle nikâh akdi ile evlenmek caiz ise de. Peygamber. nikâh akdi yapmadan istifrâş hakkını kullanarak yine karı-koca hayatı yaşamak mümkündür. hal tedir. Hür bir kadınla evli olan hür erkeğin bir câriye ile evlenmesi ise sahih değildir. nikâh akdiyle ve hür kadınlarla evlenmeyi terk etmişler ve bunun yerini cariyelerle ve nikâh akdi yapmadan karı-koca hayatı yaşama usulü almıştır. Bu tesbitten de anlaşılacağı üzere. İmâm Şâfi'î de kocanın köle olması halinde böyle bir evliliğin caiz olduğunu söylemektedir". Böyle bir evlilik halinde. eş statüsündeki veya istifrâş hakkı bulunan cariyeliktir. âzâd ederek evlendiği câriye ile hür olarak evlendiği diğer hanımları arasında hiçbir hüküm ve statü farkı mevcut değildir. hür bir kadınla evlenme imkânı bulunsa dahi. köle veya hür başka erkekler ile evli olmayan cariyeler. hür bir kadınla evlenme imkânları bulunmasına rağmen. Ostlerle Mya) Padişah evlenmeden önce cariyesini âzâd eder yani hürriyetine kavuşturur ve bu durumda hür bir kadınla evlenmiş olur.etmektedirler. d&ti meşine mânı! evlendiği diğer araştırmacılara göre.' bozmuştur. cariyesini âzâd ederek evlenmesine mâni teşkil etmez. Padişahın eli altındaki cariyesi ile nikâh akdi yaparak evlenmesidir. hür kadının rızasıyla böyle bir evliliğin caiz olacağını ifade ederken. t takdim edilenı ve Fâtih zam. Bu da iki şekilde olur. a) Padiş. cariyelerle evlenmeyi âdet haline getirmişlerdir. Kanunî Sultân Süleyman. Fetvaya esas olan da bu olduğundan dolayı. Harem'deki kadınlar saltanatı da devşirmeler ve dışarıdan satın alınan değişik milletlere mensup cariyelere terk edilmiştir. nasıl devlet ve kapıkulu kadroları. iki şekilde Padişahlar ile karı-koca hayatı yaşayabilirler: Birincisi. bir akın sırasında esir edilerek Padişah'a takdim edilen Hürrem Sultan'ı önce âzâd etmiş ve sonra da nikâh akdi ile eşliğine almış ve Fâtih zamanından beri devam eden cariyelerin nikâhsız istifraş edilmesi kaidesini bozmuştur. Bu durumda. daha evvel evlendiği hür bir kadın yoksa.r bu durumda >>¦ kadınla evli olmasp. "Hür bir kadın üzerine câriye ile evlenmek sahih olmaz" buyurmuşlardır. Bir kısım araştırmacılara göre. Çünkü i yanağını açıkl ifadesiyle ı delere bağlat istifrâş hakkmı| cariyenin ı bazı cüz'i f ma poligam leme sürt me konu» etkileme ÖnemJj'J yaptığı takı ile kan-kı istifra. kahir ekseriyetle Osmanlı Padişahları. Ancak . ehl-i kitap veya Müslüman olan bir câriye ile evlenmesi. I hükmü gereği r nı ifade etrr Müslüman olu evlilik akdi I ğan çocukları i kurtulamadığı! lklnciıi)t yesi ile heı olan bu hakka İ Kur'ân.

Efendi'nin istifraş hakkına dayanarak cariyesi ile karı-koca hayatı yaşamasına teserrî de denmektedir. Mesela istifraş hakkı ile bir câriye ile karı-koca hayatı yaşama poligami = birden fazla kadınla evlilik sınırına tâbi olmama. kendi cariyesi dışında bir câriye ile nikâh akdi yaptığı takdirde birden fazla evlenmenin sınırına riâyet edecektir. Hürrem Sultân'ınkinin bu gruba girdiği ve cariyelikten kurtulamadığı daha evvel ifade olunmuştu. Efendi'nin cariyeden doğan çocuğu hür olarak dünyaya gelir. başka bir erkek ile evli olmayan bir cariyesi ile herhangi bir nikâh akdi olmadan karı-koca hayatı yaşayabilir. tstifrâş Hakkı veya teserrî denilen câriye ile yaşamanın hukukî statüsü ve sınırları nelerdir? îstifraş hakkının ve buna dayanılarak teserrî yani câriye ile karı-koca hayatı yaşamanın hukukî statüsü ve sınırları şu şekilde özetlenebilir: Padişah ile karı-koca hayatı yaşayan câriye.çoğu tarihçiler. Hatta öylesine kaideler konulmuştur ki. istifraş hakkı bulunan bir kısım cariyeleri ile de teserrî yani nikâh olmadan karı-koca hayatı yaşamıştır. iddet ve boşamada bekleme sürelerinin yarıya indirilmesi ve daha önce de ifade ettiğimiz gibi cariyenin örtünme konusunda hür kadınlar gibi olmaması gibi farklar. "Onlar namuslarını korurlar. bu kaidenin Sultân İbrahim'in Telli Haseki'yi önce âzâd edip sonra da nikâh akdi ile onunla evlenmesi ile bozulduğunu ifade etmektedirler. Eğer Padişah hür bir kadınla evli değilse. Böyle bir cariyenin Padişah ile yaşadığı karı-koca hayatının akıbetini de ikili bir ayırıma giderek izah edelim: a) İstifrâş hakkına dayanarak karı-koca hayatı yaşadığı cariyesinden efendi çocuk sahibi olunca. Önemle ifade edelim ki. câriye statüsünü bile köle kadınların hürriyetlerine kavuşmaları için vesile kılmıştır. câriye de ümm-i veled statüsüne geçer. Her iki halde de evlilik akdi ihtiyatî bir akittir ve hukukî sonuçlarını tam doğurmaz. bazı hukukçular câriye ile olan nikâh akdinin. İslâm hukuku. Ayrıca efendi daha evvel hür bir kadınla evli ise. Asıl câriye hukuku burada söz konusudur. Padişah. o zaman ehl-i kitap veya Müslüman olmaları şartıyla câriyesiyle nikâh akdiyle evlenebilecektir. Osmanlı Padişahlarının aile hayatlarında ri'âyet ettikleri hukukî statü çoğunlukla budur. Padişah nikâh akdiyle onunla evlenir. Efendisi dışında kimse ile karı-koca hayatı yaşayamaz. hür ve evli bir kadın ile istifraş hakkına dayanılarak karı-koca hayatı yaşanan câriye arasındaki en önemli fark. Padişahların zevceleri gibi sayılırdı. Çünkü bunu yapanlar ayıplanmazlar" buyurarak. Efendi için sabit olan bu hakka istifraş hakkı denmektedir. Bu kaideye uygun olarak Osmanlı tarihinde Padişah'dan hâmile kalan bir câriye. tam zevce olarak kabul edilmemeleridir. 114 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 57. böyle bir sınır mevzubahis değildir. efendi. Nisa Süresindeki âyetin hükmü gereği mekruh olacağını ve bir kısım hukukçular ise bu akdin sahih olmayacağını ifade etmişlerdir. Zira tam zevce kabul . b) Cariyesi câriye statüsünde kalmakla beraber. Hanefi hukukçulara göre. Müslüman veya ehl-i kitap olan câriye ile istifrâş hakkına dayanarak karı-koca hayatı yaşayabilir. daha önceden olmasa bile. Kur'ân. bu istifraş hakkı da. Ancak istifraş hakkı ile karı-koca hayatı yaşaması halinde. İslâm hukukuna göre. Kısaca ifade etmek gerekirse. istifraş hakkının şer'î dayanağını açıklamaktadır. Padişahın zevceleri gibi dememizin sebebi. aile içerisindeki statüyü fazla etkilemeyen hallerdir. cariyenin efendisinin mirasından istifâde edememesidir. Padişah. hemen Kadın statüsüne geçer. Ancak önemle belirtelim ki. Padişahın karısı gibi olur. Padişahların zevceleri yani eşleri olarak takdim edilmiştir ve doğru olan da budur. Bu sebeple birden fazla evlenme konusundaki sınıra riâyet edilmeye ihtiyaç kalmamıştır. Bu durumda. İkincisi. Miras münâsebetinin dışında bazı cüz'i farklar da vardır. Bu durumda nikâh ihtiyatî bir nikâh olacaktır. Kur'-an'ın ifadesiyle zinaya yol açmaması ve gizli metres hayatına dönüşmemesi için önemli kaidelere bağlanmıştır. Her ikisinde de doğan çocukları hür olarak doğar. Bu sebeple özellikle Kadın Efendiler. Ayrıca Efendi'nin ölümüne bağlı olarak annesini de hürriyetine kavuşturur. sadece eşleri ve cariyeleri ile ilişki kurarlar. Osmanlı Padişahları bir kısım cariyeleri ile nikâh akdi yapmasına karşılık.

İkballer ço< bazan da nikâh akdi ile / Dördüncü Grup: i ikbal adayları demek olan ^ dörttür. Halbuki bu statüde olunca. Her birinin ayrı ayrı hanımlarını ve çocuklarını liste halinde inceleyince.Osmanlı l geniş bir ülkeyi we Bunun için de Paı da yolu Harem'd mektir. yakınlarınııt(| dır. başlamıştır. en fazla sekize çıkmıştır. Aynı şey. Dördüncü Grup: Her Padişahın olmamakla birlikte. Bunun yolu azldir. Osmanlı! ve amcalardan I tinin yıkılış sebepleı mektedir. bunların sayısı mahduttur. İkinci Grup: Nikâh akdi yapmadan beraber oldukları ve ancak ümm-i veled statüsündeki yani çocuk sahibi oldukları Kadın Efendilerdir. 2. Osmanlı Padişahlarının aynı anda dört beş kadın ile beraber olanları ve yaşayanları çok azdır. Üçüncü Grup: Beraber karı-koca hayatı yaşadıkları ve ancak genellikle çocuk saf hibi olmadıkları cariyelerdir ki. Böyle bir cariyenin başka biriyle karı-koca münasebetine girişmesi zina sayılır. O halde Osmanlı Padişahlarının Fâtihden itibaren beraber oldukları kadınları. birinci şıkta belirttiğimiz ümm-i veled hükümleri devreye girer. Padişah. Her birinin ayn I dediğimiz daha İyi anlaşıl) 58. İkballer çocuk doğurdukları zaman çoğunlukla Kadın Efendi olmuşlar ve bazan da nikâh akdi ile zevce haline getirilmişlerdir. peykler ve has odalıklardır. Ancak bunun da bazı kaideleri vardır. Harem j) Akgündüz. Bunların azami sınırı da dörttür. Nikâh akdi yaparak evlendikleri hemen kadın efendi unvanını alırlar. Bugün böyle oldujjuj nan Hürrem Sultân'uij mektedir. bekleme süresi bitince yeni efendi ile karı-koca hayatı yaşamaya başlayabilir. En önemlisi de. Bu duruma göre. OsmanoJM Çağatay. Halbuki bir anda dörtten fazla câriye ile Kadın Efendiler olarak hayat yaşayan Padişahlar vardır. Fâtih döneminden itibaren Osmanlı Padişahları hür kadınlarla evlenmeyi neden terk etmiş ve Cariyelerle aile hayatı yaşamayı neden tercih etmişlerdir? Böylece Türk olmayan unsurlar Osmanlı Sarayına girme fırsatı elde ederek Türkler dışlanmamış mıdır? . evlenilen kadın câriye de olsa. Şayet câriye hamile ise. Çocuk sahibi olmadan karı-koca ilişkisini devam ettirebilir.. Ayşe Osmanoğlu'na göre bunların çoğu nikâh ile alınmaktadır. olmasa bile. Bazı O™ lardır. Ancak birisinden boşandıktan sonra diğerini nikahlayabilir. bunlara ikbal adı verilmiştir ve II. Ancak dört kadın sınırını zorlamadıkça kadın efendiler ile nikâh akdi yaptığı da doğrudur. dört kadın sınırı söz konusudur. ayrılığın üzerinden iki hayız müddetinin geçmesi gerekir.' konusudur. aynı anda dört kadından fazla olanı haram haline getirir. mutlaka nikâh ile evlendiği câriye demek değildir. Kadın Efendi demek. böyle bir cariyeyi başka bir efendiye satabilmesi ve Efendi'nin istifrâş hakkını elde edebilmesi için. böyle bir iddia bütün kadın efendiler için doğru değildir. Nikâh ile alınması.Birden I devletin kaçınma sel» düğünlerde hedlptl 56 Kur'ân. farklı < 1. son zamanlarda görülen ve ikbal adayları demek olan gözdeler. 3. 58. Padişahların kendileriyle cinsi münâsebette bulundukları ikballer ve son zamanlarda ortaya çıkan gözdeler ve peykler bu statüdedirler. Fâtih döneminden i meyi neden terk < cih etmişlerdir? girme fırsatı eldd i Bu soru. b) Padişah. Osman» S (ANLI İRltüBİLİNMEYEN OSMANLI 115 hibi olmadıkları cariyelerdir ki. Hamile değilse. karı-koca hayatı yaşadığı cariyesinden çocuk sahibi olmayabilir. Kadın Efendilerin sayısı yediye kadar çıkmıştır. Yani Padişahların Kadın Efendi ve İkballer dışında karı-koca hayatı yaşadıkları cariyelerin sayıları sınırlıdır. İM vd. Yani Padişahların | cariyelerin sayılan siniri Osmanlı Padişahlarının! çok azdır.Bugün Türkiye'de» hadise devleti yönetenleri»! nn eşlerinin adlan. Bunların sayıları.edilince. iki kız kardeşi câriye olarak eli altında ve bu statüde bulundaramaz. dört gruba ayırmak mümkündür: Birinci Grup: Nikâh akdi yaparak eş kabul ettikleri kadınlardır ki. bu dediğimiz daha iyi anlaşılacaktır56. Mustafa'dan itibaren başlamıştır.

farklı şekillerde cevaplandırılmıştır. c. çevrede beylik ve fethedilecek memleketin kalmaması. Uluçay. dayılardan ve amcalardan korumak için böyle bir riske girmemeyi tercih etmiştir. 311 vd. Böylesine geniş bir ülkeyi idare etmek devlet sırlarının dışarıya sızmamasını gerektirmektedir. Nisa. yeğenlerden. en az bir sefer masrafı kadar düğün için masraf yapılmıştır. Osmanlı Tarih Lügati. İstanbul 1994. 328 vd. Dünyada bazı başbakanların eşlerinin adları. sh. Bu iddialar doğru mudur? Saltanatın. c.Bu arada. devlet siyâsetinin gereğidir57. Osmanlı Devletinin yıkılış sebeplerinin başında. kapıkulu sisteminin devletin istikrar ve devamını sağlayan bir müessese olduğunu. Fâtih'in daima Türk aristokrasisinin aleyhinde yetkilerini kullandığını ve dönme asıllı paşaların devletteki Türk unsurları temizlediğini ileri süren yazarlar var. 5-6. İbrahim'in Telli Haseki ile yaptığı evliliktir ve maalesef devlet para darlığı içinde olmasına rağmen. Lale devrinde yapılan düğünlerin çoğu bu dediklerimizi teyit edecek mahiyettedir.Bugün Türkiye'de ve başka dünya devletlerinde. devletin başını en çok ağrıtan hadise devleti yönetenlerin ailesi ve hanedan söylentileridir. 542 vd. Harem II.Osmanlı Devleti'nin sınırları bir zamanlar 24 milyon km2yi bulmuştur. kayınbiraderlerden. Ayşe. eski bey ve kral kızları ile evlenme âdetini ortadan kaldıran sebepler arasında sayılabilir Dolayısıyla Osmanlı Padişahlarının özellikle câriye asıllı hanımlarla evlenmesinin sebebi. Bunun en acı misâli. 49. yakınlarının işe karıştığı ve devlet pastasından pay talep ettikleri bir vakıadır. I. Akgündüz. Bizce bazı sebepleri şunlardır: 1.. bu tür hanedan görüntülerinden açıkça yakınmış-lardır. sh. Babam Sultân Abdülhamid. 121. Bugün böyle olduğu gibi. I. Harem II. Ancak böyle bir siyâset. devlet idare etmenin ve özetle menfaat ve yetkinin paylaşılmasının bulunduğu her yerde. Böyle olmasa bile. c.. Ancak sadece Osmanlı Devleti'ni tenkit uğruna. Fâtih'den itibaren Osmanlı Devleti'nin bir kanun ve anane haline getirdiği devşirme sisteminin (gılmân sistemi ve kapıkulu sistemi de denmektedir) veyahut bir diğer ifadeyle haremden ve kapıkulundan çıkanların devlet idaresinde Türk ve şehirlü olanlara tercih edilmesinin yanlış yönlere çekilmesini doğru bulmuyoruz. tenkit edilebilir.. bazı mücadelelerin bulunması reddedilemez bir gerçektir. Padişahların Kadınları ve Kızları. Osmanlı Kanunnâmeleri. Bunun da yolu Harem'den başka varacağı yer olmayan cariyelerle aile hayatını devam ettirmektir. Bunun için de Padişah'ın ailesinin taşra ile alakasının olmaması gerekmektedir. tarihde bir çok devletlerin kendilerine tabi olan aristokrat beylerin isyanlarıyla yıkıldıklarını verdiği misâllerle . Sertoğlu. Buhari. İbn-i Kemal konuyu açıklarken.Birden fazla evli olan Osmanlı Padişahlarının nikâh ve düğün yapmamaları. devleti. devletin bütçesini sarsacak düğün ve nikâh masraflarından ve yapılacak israflardan kaçınma sebebini de ihtiva etmektedir. Osmanlı tarihinde de böyle olmuştur. Pakalın. Tarih Deyimleri. Mecma'ül-Enhür. Fâtih devrinden itibaren Osmanlı devlet teşkilâtında "devşirme ve mühtediler partisi" ile "Türk aristokrat partisi" arasında tam bir mücadele yaşandığını. 25. 4. 3. neden dev56 Kur'ân. Osmanlı Padişahları. 364 vd. Zira böyle davranmaları Allah'ın ve dinin emri değil. 116 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNE şirme yani câriye usulüne dönüldüğünün sebebini kolay anlarsınız. Çağatay. II. Damad. 40-41. 126-127. Mü'minûn..Bu soru. II. Osmanoğlu. Düğün törenlerine yapılacak masraflar ve bu düğünlerde hediye adı altında dönecek dolapları da bir hesaba katarsanız. 38-42. sh. Ankara 1992. Nikâh akdiyle alınan Hürrem Sultân'ın devletin başına açılan ilk ve en büyük gaile olduğu çok iyi bilinmektedir. yakın devlet olarak İran ve benzeri Osmanlıların sevmediği sülalelerin bulunması da. Mafya liderlerinin isimleriyle birlikte telaffuz edilmektedir. Aynı şey Sultân İbrahim'in nikâh akdi ile aldığı Hümaşah Hanım için de söz konusudur. 59. Padişah kızları ile evlenen damadların suiistimali gelmektedir. Itk. sh. Türk unsurunun Saray'dan uzaklaştırılması değildir. sh. 2. 34-35. sh. Bazı Osmanlı Padişahları.

Karamanî Mehmed Paşa'yı sevmediğini her ifadesiyle belli etmesine rağmen. Ahmed Refik. 4. bir. gayr-i müslimlerden de alınmaları yasak olan Yahudi ve Çingenelerin alınmaya başlandığını. peygamberleri bir. Ahmed. İçlerinde ve kalblerinde hâkim olan din duygusudur. Koçi Bey'e göre. bunları birbirinden ayırmak mümkün değildir. 939. kabile kabile yarattık. 37-39. eğer bu grupları kapıkulu sınıfına dahil etmek caiz olsaydı. İstanbul 1997. vatanları bir. Bâyezid arasındaki mücadeleyi. yek diğerinize karşı inkâr ile yabanî bakasınız. kabile kabile yaptım ki. Koçibey de. Karamanî Mehmed Paşa. III. Harem II. selefdeki devlet adamları zikredilen kanunu koymazlardı. Bu açıdan bakıldığında. Rezzâkları bir. onun son derece namuslu olduğunu ve rüşvet yemediğini kabul etmektedir. millet millet. kendi zamanında. Kürdler ve Araplar gibi Müslüman unsurlar yanında. kardeşliği. 315 vd. Sultân Cem'i tahta çıkarma ve hatta Fâtih'i zehirletme isnadlarının yapılmasına sebep olmuştur. nr. sh. Bu sevilmeyişi. 40-41. bunlardan birisinin vali veya benzeri memuriyete geldiklerinde nasıl isyan ettiklerinin gayet iyi bilindiğini açıkça beyan etmektedir. Ta birbirinizi tanımalısınız. iç oğlanlarının ve Enderun'a alınan insanların eskiden beri devşirme veyahut gerçekten köle asıllı olanlardan seçildiğini. bizzat müttehiddir. Bu kadar bir birler. Yaratanları bir. sizi.. kıbleleri bir. Ve birbirinizdeki sosyal hayata ait münasebetlerinizi bilesiniz ve birbirinize yardım edesiniz. milliyetin hayatı ve ruhudur. Abbasîler. Belki din. 57 Akgündüz. Osmanlı şöyle düşünmüştür: devletin belkemiğini teşkil eden Müslümanlar ayrı ayrı milletlerden ve kabilelerden olabilirler. biri be!! etrayn bağı. Sh. söz konusu partilerin mücadelesi gibi göstermek de mümkün değildir. Kadınlar Saltanatı. Muteber tarihçilerin ittifakla beyanına göre. Sîman-oğulları Devleti bir asilzade olan Mahmûd Sebüktekin'in isyanıyla ve Büyük Selçuklu Devleti de Harizm-şah'ların isyanlarıyla yıkılmışlardır. taife taife. garplılar gibi değildir.anlatmaktadır. 141. her şerefi devlette bulmuş olan köle asıllı kişilerin devlete isyan edemedikleri ilave olunmaktadır. Zad tay»rrc in1 I-2-m. Kul sistemiyle aristokrat bir sınıf kabul etmeyen Osmanlı Devlet sisteminde. 61-62. Baskı. İbn-i Kemal'e göre. Ancak aralarında binbirler adedince birlik bağları vardır. husumet edesiniz diye değildir" Müslümanlar indinde ve yanında din ve milliyet. İMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 117 itelet ley ve e ve ItnüO halde bu sistem. İslâm Hukukunda Kölelik-Câriyelik Müessesesi ve Osmanlı'da Harem. 16-17.. Aralarında itibarî ve arızî bir ayrılık var. İbn-i Kemal'e göre.. 131. Padişahın Kadınları ve Kızları. Zaten Kur'ân da aynı hakikati beliğine şöyle ifade etmektedir: "Sizi. Karaman? Mehmed Paşa'nın yeniçeriler tarafından katledilmesini. c. Bu isnadlar sonucunda Yeniçerilerin ellerinden kurtulamamıştır. Yoksa. devletin devam ve bekasının böyle bir sistemde görülmesinden kaynaklanmaktadır. bu manadaki aristokratların isyanıyla. İbnül-Emin Saray. Devlet adamları arasında her zaman görüş ayrılığı bulunabilir.. Türk düşmanlığından değil. BA. kitapları bir. şarkı uyandıracak ve terakki . halk ve asker tarafından sevilmemektedir. sh. muhabbeti ve birliği iktiza etmektedir. Veziriazam Karamanı Mehmed Paşa ile İshak Paşa veya Cem Sultân ile II. bazı irsâdî vakıfları neshederek tîmara çevirmesi ve yeni vergiler koyarak hazineyi güçlendirmeye çaılşması sebebiyle. Uluçay. Türk aristokrasi partisi ile devşirmeler arasındaki mücadele gibi göstermek doğru değildir. Kaderin çoğu peygamberleri şarkta göndermesi işaret ediyor ki. daha evvel kapıkulu arasına alınması caiz olmayan Türkler. kapıkulu sistemi ile. Şarklılar. Âşıkpaşa-zâde.

sh. köy ve yer yani arazi ve akar (burada arsa kasdedilmektedir) nev'inden olan tahsisat kabilinden vakıfların mensûh sayılmasını emretmektedir. Ancak bu çeşit vakıfların da en önemli şartı. İslâm hukukçuları da. vakfedilen malın mülk olmasıdır. İstanbul 1985. Zaten mülk bir arazinin değil. Fâtih Sultân Mehmed'in bazı vakıfları iptal ettiği ve ancak oğlu II. gayr-ı sahih vakıf. Yılmaz. tahsis edilen cihetin beytülmaldan istihkakı bulunan bir hayır ciheti olmasıdır. Âyet 13. Muhtelif yerler. Konunun ayrıntılı izahını. bahçe. sh. Âşıkpaşa-zâde'nin tesbitleridir. Bâyezid Sultân olunca babasının bu tasarruflarını iptal yoluna gittiği söylenmektedir. 2. Asr-ı saadet ve Osmanlı dönemi bunun en bariz misâlidir. Meram. I. oğlu Bâyezid Veli devrinde tekrar vakfa verildiği" ısrarla belirtilmektedir. Zira I. Bunun aslı nedir? Tek nüshası Bursa Şer'iye Sicilleri. buralardan elde edilen vergi gelirlerinin vakfı yani gayr-ı sahih yahut tahsisat kabilinden vakıfdır. Devlete ait bir mal veya menfaatin vakfedilmesi sahih değildir. sh. Zira o. Burada sadece özetleyeceğiz. Tevârîh-i Âl-i Osman. Nitekim 1382 yılında Sultân Berkuk'un huzurunda toplanan İslâm hukukçuları da. Osmanlı Kanunnâmeleri. irsadî vakıf veya tahsisat kabilinden vakıf dedikleri bu çeşit vakfın. sahih vakıflar değil. 27-29. Şerâfettin Turan neşri. Akgündüz. beytülmaldan istihkakı bulunan hayır cihetlerine vakıf adıyla tahsis edilebileceğine fetva vermiştir. meseleyi çok açık bir şekilde takdim etmektedir: "Sultân Selim'e bî'at etmişim. ancak te'vil ve fermandaki açık izaha rağmen vakıf kelimesinin bütün vakıflara teşmîl edilmesi yanlıştır. maddede bağ. Bilindiği gibi Anadolu Arazîsi tamamen mîrî arazidir. maddede ise. bu tür tahsisatın iptal edilebileceğini kabul etmişlerse de. diğer mezheplerin görüşlerini esas alarak. Karamam Nişancı Mehmed Paşa'yı anlatırken. Vakıf köy ve yerlerin vakfından kasıt. 60. md. bunlar aslı mülk mal olduğundan sahih vakıflardır. Bazı farklı yorumları için bkz.ettirecek sadece ve sadece din duygusudur. Şimdiki şarklılar. c. Muhtelif yerler. Ya'şâr. 80. Osmanlı Kanunnâmeleri adlı eserimizin 1. 285. başlangıçta hatalı yapıldığı için bütün efkâr-ı âmmede de aynı yanlış kanâat devam etmekte ve "Fütuhat için çok askere ihtiyâcı olan Fâtih'in bir çok vakıfları "mensûh" sayarak tımara çevirdiği ve bunların. 5/b. Osmanlı'nın Arka Bahçesi. tbn-i Kemal. onun ittihâd-ı İslâm'daki fikrini kabul ettim. tekrar mirî . sorulan bir suâl üzerine İbn-i Ebî Asrûn isimli bir âlim. değirmen ve kısaca müsakkafât yani çatılı mal türünden vakıflara müdâhale edilemeyeceğini hükme bağlamaktadır ki. "Reformcu Bir Hükümdar Fâtih Sultân Mehmed". Koçi Bey Risalesi. Padişah Anaları. yapılan tahsisin gayr-ı sahih tahsis olacağı ve bunun iptal edilmesi gerektiği ifâde edilmiştir. İslâm hukukunda vakfın bir şartı da. şark vilâyetlerini ikaz etti. Safa. onlar da ona bî'at ettiler. Osmanlı Kanunnâmeleri adlı eserde neşrettiğimiz Kanun metni de bunu isbat etmektedir. gerçek anlamda bir vakıf olmadığını ve bir kamu tahsisinin adı olarak devamında da sakınca bulunmadığını kabul etmişlerdir. X. A 3/3. belki gayr-ı sahih yani tahsisat kabilinden vakıfların da sahih olmayan tahsis kısmıdır. Bu dediklerimizi teyid eden bir kayıt da. Bediüzzaman Said Nursi ve Devlet Felsefesi. Mevlüt Uluğtekin. Osman Gâzî zamanından beri tahsis edilen yerlerin bunun yaptığı düzenlemeler ile geri alındığını. Defter. ancak mîrî arazinin tımara çevrilebileceği de unutulmamalıdır. Hucurât Suresi. sh. İşte Fâtih Sultân Mehmed'in de iptal etmek istediği ve ettiği. cildinde "Osmanlı Kanunnâmelerinde Şer'îliği Tartışmalı Olan Mes'eleler" başlığı altında yaptık. 118 BİLİNMEYEN OSMANLI BU: Maalesef bu fermanın hukukî tahlili. vrk. Bilindiği gibi. Mürsel. 58 Kur'ân. o zamandaki şarklılardır"58. 303/b'de bulunan ve 885/1480 tarihinde yazılan Fâtih'e ait bir ferman. iptaline cesaret edememişlerdir. devlete ait vergi gelirlerinin. 79-86. Hâdiseler doğrudur. Yücel. söz konusu sorunun gündeme gelmesine sebep olmuştur. Bu hakikati bir asır önce gören büyük âlim Bediüzzaman. Ancak Eyyubî Devleti zamanında. Bu şarta riâyet edilmediği takdirde.

sh. nüfusunu ve diğer coğrafi durumunu bilmenin. çift sürülmesi kabil olmayan öyükleri. Müslümanların feth ettikleri memleketin gelir ve giderini. İslâm devletini bir dünya devleti hâline getiren Hz. 146. Bu mevzuda ilk ve en ö-nemli yazılı hukukî düzenleme. 251-255. Şöyle ki. XI/44. İbrahim bin Bahsi. Ayrıca 60 senedir. ancak bu uygulamanın yanlış olduğunu ifade etmektedir. t kanunudu' 22» tapu islerr-CTüİ nunnimt-i II liriz. Öteki mesele zaten tartışmalıdır59. tepeleri. 192. Âşıkpaşa-zâde. "Bursa Şer'iyye Sicillerinde Fâtih Sultân Mehmed'in Fermanları". Fâtih'in nesh yani iptal ettiği vakıfların. ilk gelir-gider defterleri ve tapu kayıtları demek olan Divan usulünü geliştirmiştir. güzel yurdumuzun tapu-kadastro işlemlerini bitiremediğimizi ve bu yüzden çok kimselerin haklarının zayi olduğunu da belirtmeden geçemeyeceğiz. gelir ve giderlerinin kontrolü. Zaten bazı İslâm hukukçularının. bu mevzuda da. ormanları. Topkapı Sarayı Revan Köşkü kitapları arasında 1935 ve 1936 nolu kanun mecmualarında yer alan bu tapu kanunu. Hz. sadece Osmanlı Devleti'nin değil. Hatta Osman bin Hanif'i Irak arazisinin tapu kadastrosunu yapmak için görevlendirdiğinde şu talimatı vermiştir: "şen ve ma'mûr olan yerlerin alanlarını ölçünüz. kısaca S olduğunu t tapu-kadastro \ olduğunu da!ı Müslümanlm «ti da ilk tapu t âlemi çok iyi 6 karşıya gelra&J İslâm d t. Fethe: «I yesi ile resnij defterlere lı resmi ı 59 İslâm Hukukunda ve Osmanlı Tatbikatında Vakıf Müessesesi. Fâtih zamanında hazırlanmıştır. Osmanlı Devleti'ndeki tapu işlemlerinin temel . c. Halil. tikleri mttnltMftj (Jevletin zaruri { Imek olanDIvMi ¦kadastrosunu y iyerıerin aljnlın» t i-yerleri. defterlerde testti nemli yani ı Köşkü tapu kanunu. Osmanlı Kanunnâmeleri. Bu iddia doğru mudur? Osmanlı Devleti'nde tapukadastro işlemleri nasıl yürütülmüştür? ¦olacağı İMân rtileardeTapu ve kadastro işlemlerinin. 525-561. Fakat önemli olan. vakıf adıyla yapılan tahsislerin asla bozulmaması gerektiğine yönelik fetvaları da Âşıkpaşa-zâde'yi desteklemektedir. dünya ilim âlemi çok iyi bilmektedir. Uzunçarşılı. (Wllİ i etmiş ve bıi!ust| . 583-585. Esad Efendi. diğer bütün Müslüman devletlere örnek teşkil etmiş ve bilhassa Osmanlı Devleti yeni fethedilen arazilerin taputahririni yazma ve defterlerde tesbit etme hususunda zirveye yükselmişlerdir.arazi olduğundan tapu ile isteyene verildiğini. Süleymaniye kütp. İnalcık. İstanbul 1997. 61. zirâat edilen veya edilebilecek olan araziyi tesbit ediniz. Dü&yuual manındı I Devleti'sAi Tapu ve I kontrolü. çift %"J I vergide «is * Hz. 702-703. Belleten. Risale Fî Emvâl-I Beytilmal ve Aksâmihâ ve Ahkâmihâ. Tarih. sh. bir milletin devlet idaresi. kısaca hukuk ve iktisât sistemi açısından ne kadar büyük bir ehemmiyete haiz olduğunu belirtmekte fayda vardır kanaatindeyiz. Dede Halife. sh. c. Müslümanların ve bilhassa da Müslüman Türklerin rehberlik etmiş olduklarını ve dünyada ilk tapu kanununun Fâtih Sultân Mehmed tarafından hazırlandığını. Dünyanın ilk tapu kanununun Osmanlı Devleti tarafından Fâtih zamanında hazırlandığı söylenmektedir. Verimsiz ve çorak yerleri. Ömer. sh. sahih vakıflar değil. Meseleyi biraz daha açarsak. bizi şaşırtacak hakikatlarla karşı karşıya geleceğiz. Osmanlı Tarihi. irsâdî vakıflar olmasıdır. sh. Her güzel şeyde olduğu gibi. II. devletin zaruri görevi olduğunu anlamış. bütün dünya hukuk tarihinin ilk tapu kanunudur. 22 madde halinde yayına hazırladığımız bu kanun. I. Ömer'in bu tatbikat ve talimatı. nr. zeri kart ¦OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 119 61. bataklıkları ve sazlıkları ve benzeri araziyi vergide esas alınacak arazi arasına katmayınız". 3560.

Mufassal defterlerdir. İtal-ya'daki Gedik Ahmed Paşa komutasındaki orduyu hemen geri çağırdı ve maalesef 1495 yılına kadar. İlgili bulunduğu bölgenin köyleri. arazisi tahrir edilen yerlerin re'âyâsı. icmal defterleridir ki. Müslüman Türkler'in dinlerine ve örf âdetlerine bağlı kaldıkları zamanda her sahada ileri gittiğini göstermektedir. Fethedilen bütün arazilerin nüfusu. nişancı denilen yüksek âmir tarafından kontrol edildikten sonra Padişah'a arz edilir. 1750'yi bulmuştur. İşte Şehzade Cem olayı da bunun tuzu biberi oldu. Böylesine teferruatlı tapu muamelelerinin nasıl yürüdüğüne bir misâl ile bakalım. Araya başka defterler karıştığı için sayıları. Osmanlı kaynaklarında geçen "îş ü nûşu severdi" şeklindeki ifadelerini. Bu bin küsur defter. 120 BİLİNMEYEN OSMANLI BlL. Bütün bu araştırmalar. Günümüzün teknik imkânlarına rağmen böyle bir işe kalkılırsa en az kırk-elli sene süreceğini günümüzdeki örneklerinden anlıyoruz60. arazinin durumu ve benzeri hususlar. Tapu Kanunnâmesini Osmanlı Kanunnâmeleri Ve Hukukî Tahlilleri adlı eserimizin I. Arazînin bu şekilde yazım işlemine tahrir denilir. Defter eminine muharrir-i memâlik. Sultân Bâyezid'in asıl saltanatı 1495 yılından başlatılabilir. Özellikle mufassal defterlerde ahalinin fertlerine ait bütün vasıflar da zikredilir. Şu anda bunlardan 1100 tanesi Başbakanlık Osmanlı arşivinde. Tahrir işlerini iki resmi görevli yürütür: Defter Emini ve Vilâyet Kâtibi.] erdi. mezraları. san'at sahibi vesaire benzeri kayıtlar deftere geçirilir. Babası Sultân Fâtih'in naşı 17 gün saklandı ve Amasya'da Sancak Beyi olan Şehzade Bâyezid İstanbul'a getirilerek tahta çıkarıldı. kalmaıcuztft. Sultân II. onun gençliğinde eğlence ve içkiyi severdi şeklinde yorumlamaları asla doğru değildir. 149! sil salt! karşı t manlık I sıyla 1499f Venedik I Osmanlı 1 na'da y VIII. bunlarda sadece arazilerin has. Kısaca umûmî esaslarıyla şöyle özetleyebiliriz. Sultân Bâyezid. Asrındaki maneviyât erleri ve âlimlere gösterdiği hürmet de bunun şahididir. Hazırlanan defterler.'NMEYENfi Osmanlı ülkesinin tamamı bu usule göre tahrir edilmiş ve bin küsur defterde Osmanlı topraklarının tapusu çıkarılmıştır. Kanunnâmenin orijinal adı "Ka-nunnâme-i Kitâbet-i Vilâyet" şeklindedir. tımar ve ze'âmet olduğu ve bunların sahipleri kaydedilir. 650 tanesi ise Tapu-Kadastro Genel Müdürlüğü arşivindedir. Bâyezid.esaslarını ihtiva etmektedir. Müstakil bir sorunun cevabında da özetleyeceğimiz gibi. Tahrir neticelerini iki ayrı defterde toplarlar: Birincisi. muharrir veya il yazıcı da denir. şu anda üzerinde 30 küsur devletin bulunduğu eski Osmanlı topraklarının tapusu hükmündedir. Bâyezid kimdir? Çocuklarını. sakat. Padişahın tasdikinden geçerse Hazine-i Âmire denen devlet arşivinde korumaya alınır. ihtiyar. gelir çeşitleri ve ödeyecekleri vergiler kaydedilen defterlere mufassal defter adı verilir. Gülbahar Hâtun'dan 1450 yılında Dimetoka Sarayı'nda dünyaya geldi. meşhur devlet adamlarını ve onun zamanında Osmanlı Devleti'nin ulaştığı sınırları kısaca özetler misiniz? ciddi t» S Sultân II. Tapu mevzusu da bunlardan sadece birisidir.II. BAYEZID DEVRİ 62. kışlakları ve diğer araziler ile bunların kime ait olduğu. Topraklı topraksız. tescil gayesi ile resmî görevliler tarafından muntazam bir şekilde resmî muhafaza altına alınan defterlere kaydedilir. Bunlar görevli oldukları bölgelere giderler. MemluMtt! lüs'de de ed. Tam aksine veli lakabını alan nadir Padişahlardan biridir. Cildinde neşretmiş bulunuyoruz. Fâtih'in vefatıyla Hıristiyan alemi istediğine kavuşmuş ve Roma bir İslâm merkezi olmaktan kıl payı kurtulmuştu. 1516 tarihinde fethedilen ve 1518 yılında tahririne başlanan doğu ve güneydoğu bölgesinin tapu kadastro işlemleri. birinci derecede Cem Sultân ve Memlüklülerle meşgul oldu. Bazı tarihçilerin. dört sene sonra yani 1522 yılında tamamlanmıştır. evli ve bekar. ormanları. . meraları. İkincisi.

ve 2. 60 Ebüssuud. Osmanlı Kanunnâmeleri. Sultân Bâyezid. Maalesef düşmanlar. . Böylesine teferruatlı tapu muamelelerinin nasıl yürüdüğüne bir misâl ile bakalım. i il'ln c ciddi W S Anaı istemesi* deri v manltJ Sultân II. 1483'de 1. güçlü devletleri olan Memlüklülerle Osmanlıların arasını açmaya muvaffak oldular. ve 2. 1036. Tapu Kanunnâmesini Osmanlı Kanunnâmeleri Ve Hukukî Tahlilleri adlı eserimizin I.ereö Osmanlı I na'da) M şeyht nndeıut 1460'dJ S götürdü. Maalesef düşmanlar. Araya başka defterler karıştığı için sayıları. Cildinde neşretmiş bulunuyoruz. 81/b-85/a. Hüseyin Efendi. şu anda üzerinde 30 küsur devletin bulunduğu eski Osmanlı topraklarının tapusu hükmündedir. nr. Telhis'ül. onun gençliğinde eğlence ve içkiyi severdi şeklinde yorumlamaları asla doğru değildir. 1 ) sil sa'tı sıyla v. meşhur devlet adamlarını ve onun zamanında Osmanlı Devleti'nin ulaştığı sınırları kısaca özetler misiniz? MemlükHI i lüs'de ) de eöiyı kalmak i erdi. Sultân Bâyezid'in asıl saltanatı 1495 yılından başlatılabilir. Osmanlı hacılarının güvenliğini sağlamayan Memlüklülere karşı. 1516 tarihinde fethedilen ve 1518 yılında tahririne başlanan doğu ve güneydoğu bölgesinin tapu kadastro işlemleri. Babası Sultân Fâtih'in naşı 17 gün saklandı ve Amasya'da Sancak Beyi olan Şehzade Bâyezid İstanbul'a getirilerek tahta çıkarıldı. R. 1935 vrk. dört sene sonra yani 1522 yılında tamamlanmıştır.. VIII. Seferini Morava'ya ve 1484 yılında ikinci seferini de Boğdan'a yaptı. Hezarfen. Hazırlanan defterler. Sultân II. Bazı tarihçilerin. Osmanlı hacılarının güvenliğini sağlamayan Memlüklülere karşı. vrk. birinci derecede Cem Sultân ve Memlüklülerle meşgul oldu. 1483'de 1. Bütün bu araştırmalar. nr. İtal-ya'daki Gedik Ahmed Paşa komutasındaki orduyu hemen geri çağırdı ve maalesef 1495 yılına kadar. Seferini Morava'ya ve 1484 yılında ikinci seferini de Boğdan'a yaptı. 75/b. güçlü devletleri olan Memlüklülerle Osmanlıların arasını açmaya muvaffak oldular. İşte Şehzade Cem olayı da bunun tuzu biberi oldu. 1485 yılından itibaren. Sultân Bâyezid.Bütün bu sıkıntılara rağmen. vrk. Padişahın tasdikinden geçerse Hazine-i Âmire denen devlet arşivinde korumaya alınır. Tapu mevzusu da bunlardan sadece birisidir. Fâtih'in vefatıyla Hıristiyan alemi istediğine kavuşmuş ve Roma bir İslâm merkezi olmaktan kıl payı kurtulmuştu. dünyanın 1. Asrındaki maneviyât erleri ve âlimlere gösterdiği hürmet de bunun şahididir. Müstakil bir sorunun cevabında da özetleyeceğimiz gibi. Şu anda bunlardan 1100 tanesi Başbakanlık Osmanlı arşivinde. 367 vd. Bâyezid. 120 BİLİNMEYEN OSMANLI Osmanlı ülkesinin tamamı bu usule göre tahrir edilmiş ve bin küsur defterde Osmanlı topraklarının tapusu çıkarılmıştır. c. Mayıs 1485'de Çukurova'ya asker gönderilerek resmen harp başlatılmış oldu. Mayıs 1485'de Çukurova'ya asker gönderilerek resmen harp başlatılmış oldu. Bütün bu sıkıntılara rağmen. 650 tanesi ise Tapu-Kadastro Genel Müdürlüğü arşivindedir. 1750'yi bulmuştur.II. Reşit Efendi. Topkapı Sarayı Müzesi kütp. nişancı denilen yüksek âmir tarafından kontrol edildikten sonra Padişah'a arz edilir. Gülbahar Hâtun'dan 1450 yılında Dimetoka Sarayı'nda dünyaya geldi. Müslüman Türkler'in dinlerine ve örf âdetlerine bağlı kaldıkları zamanda her sahada ileri gittiğini göstermektedir. dünyanın 1. Risale-i Araz!. Akgündüz. Tam aksine veli lakabını alan nadir Padişahlardan biridir. 1485 yılından itibaren. Bâyezid kimdir? Çocuklarını. BÂYEZİD DEVRİ 62. 41 vd. Günümüzün teknik imkânlarına rağmen böyle bir işe kalkılırsa en az kırk-elli sene süreceğini günümüzdeki örneklerinden anlıyoruz60. I. Bu bin küsur defter. Osmanlı kaynaklarında geçen "îş ü nûşu severdi" şeklindeki ifadelerini. Sultân Bâyezid.

4 yıl süren savaşlar neticesinde. vrk. evvela Boğdan'a musallat olan Polonya'ya karşı haretekete girişti. ama yerine geçen Şeyh Haydar. nr. Macaristan ve zaten arada düşmanlık bulunan İspanya ile fiilen savaş hali başladı. 1495'de Cem Sultân'ın vefatı ve de Memlüklü ile yapılan sulhden sonra yeniden asıl saltanat yıllarına başlayan II. Bu sebeple Antalyalı bir Türkmen olan ve Erdebil'e giderek tam bir Şi'i mollası haline gelen Şah Kulu isimli halifesi. Topkapı Sarayı Müzesi kütp. 367 vd. Şah İsmail'in desteğiyle Anadolu'dan toplanan Türkmen gençleri. üzerine yürüdü ve Sivas yakınlarındaki Gökçay mevkiinde 1511 yılında katledildi. Hüseyin Efendi. birer Şi'î mollası olarak Osmanlı Sofuları adıyla Anadolu'ya gönderiliyordu. nr. 1487 yılından beri sancakbeğliğinde bulunduğu Trabzon'dan yani Yavuz'dan geldi ve Şehzade Yavuz hemen Gürcistan Seferine çıktı. Yavuz adına "Yürü Sultân Selim. Bu arada önce Kırım'a geçen ve ardından da Edirne'ye gelerek babasıyla görüşmek isteyen Selim'e. Reşit Efendi. Osmanlı Devleti'ne teslim mecburiyetinde kaldı. vrk. başka çare olmadığını anlamıştı. işi daha da ileriye götürdü. 1507'de Şah İsmail'in Zülkadir Oğlu Alâüddevle Beyin kızını istemesi ve onun da bir Şi'îye kızını vermek istememesi üzerine. Nitekim Çorlu'da babasının ordusuyla Şehzade Se-lim'in ordusunu karşı karşıya getirdiler. onun oğlu Şeyh Haydar ve nihayet asırlarca Osmanlı Devleti'ni fetihlerinden uzak tutan Şah İsmail ve onun Şi'i devleti olan Safevîler meselesi ortaya çıktı. 81/b-85/a. Veziriazam Ali Paşa. Şehzade Ahmed'in. I» eOsj) yüksek inden ulardan s kal-tlardan fe. c. Osmanlı Devleti'nden ve Memlüklülerden tepki görmeyince iyice şımardı. Ve 5. Akgündüz. Venedik Balkanlardaki bütün müstemlekelerini. Yeniçeri ve bazı devlet erkânının ısrarla Şehzade Selim'i istediğini bilen Sultân Bâyezid. Tepki. 75/b. Zor olan nokta Şah İsmail'in şahlığı ve şeyhliği beraber götürmesiydi. R. sırasıyla 1499 ve 1500 yıllarında Venedik üzerine yaptı. bu başarıların ardından. çünkü bundan Endülüs'de Müslümanlara zulmeden İspanya ve Portekiz ve ayrıca tüm Hıristiyan blok istifade ediyordu. Selim'in işini kolaylaştırıyordu. Bâyezid 4. Erdebil'e götürülüyor ve orada ciddi bir Şî'a eğitimi verildikten sonra. çevresine topladığı bazı göçebelerle devletin başına yeniden gaile açmaya hazırlanıyordu. Neticede Ramazan Oğulları Memlüklülerde ve Zülkadir Oğlu Osmanlı'da kalmak üzere. II. Maalesef. Venedik. Aynı yıl Şehzade Ahmed bu kargaşadan yararlanarak Konya'da sultanlığını ilan etti. Hezarfen. Şah İsmail'in oğlu İbrahim Mirza'nın komuta ettiği Safevî ordusunu Erzincan yakınlarında perişan etti. Halk.. Uzun Hasan'ın da torunu olan Şah İsmail ile başladı. Yavuz komutasındaki Osmanlı orduları. Bâyezid. Bâyezid'in kayınpederi ve Yavuz'un da dedesi olan Zülkadir Oğlu beğliğine saldırdı ve zulme başladı. Bununla da kalmadı. 24 Nisan 1512 tarihinde Şehzade Selim lehine tahttan feragat . 41 vd. yıllar süren ve genellikle Memlüklü lehine sonuçlanan savaş yılları sona erdi. karşı gelemeyerek Konya'ya gelmesi. seferini. Şah İsmail'in yakın adamı Nur-ı Ali isimli halifesinin Amasya ve Tokat'da kargaşa çıkarmasına rağmen. II. 1036. devrân senindir" türkülerini söylüyor ve babasının pasifliğini bir nevi protesto ediyordu. Bu sefer sonucunda. başta Mora ve Yunanistan olmak üzere.Gܦfaeı: ve itler BİLİNMEYEN OSMANLI 121 Memlüklü Sultânı Kayıtbay düşmanlığın devamını istemiyordu. Telhis'ül. Osmanlı orduları. Risale-i Arazî. Osmanlı Kanunnâmeleri. Meşru veliahdlıktan düştü ve Şehzade Korkut veliahd oldu. Bu hadiseler üzerine. Şehzade Ahmed ve Korkut taraftarları engel olmak istiyorlardı. 1935 vrk. Erdebil'deki Safevî tarikatının şeyhlerinden Şeyh Cüneyd. Asıl problem.60 Ebüssuud. Karabulut isimli atıyla kaçtı (1511). I. 1460'da Şeyh Cüneyd katledildi. Babaya kılıç çekilmez diyerek. Macaristan ve Bosna'da yaptıkları savaşlarda da önemli fetihler elde ettiler.

Bâyezid devrinin önemli devlet adamları arasında. 955 vd. Tarih. Vasfı ve İznikli Celilî misâl olarak zikredilebilir. I. . c. II. 174-203. Osmanlı Devleti'nin içte ve dışta çok sıkıntılı günler yaşadığı ve hatta tedbir alınmazsa ikinci bir fetret devrinin Anadolu'nun Şiîleşmesiyle gerçekleşme ihtimalinin kuvvetli olduğu bir döneme rastladığını çok iyi biliyoruz. İbn-i Kemal. XXVII. Âli. 75-77.Yavuz Sultân Selim Hân. 21-29. 11 gün Eski Saray'da ikamet ettikten sonra. Es'ad Efendi. nr..Kamer Sultân. II. 379-421. Zülkadiroğiu Alaaüd-devle Bozkurd Bey'in kızı ve bir görüşe göre Yavuz'un annesi. 14. sayı 97(1961). 63. babası Fâtih'in fetihlerini çok iyi hazmetmesine rağmen. vrk. Uzunçarşılı. II.İlaldı Sultân. 6. Belleten. 17-Şah Sultân. 15. Dimetoka'ya gitmek üzere yola çıktı.Hundi Sultân. Uluçay. Ahmed Uğur). Osmanlı Tarihi. Uzunçarşılı. kendilerine uzaktan taltiflerde bulunduğu Molla Cami ve Ubeydullah Ahrar Hazretleri ve şairlerden ise. 122 BİLİNMEYEN OSMANLI tahsis edilen ikametgâha ulaşmadan Çorlu yakınlarında yolda vefat etti. Solakzâde. 5.. Yavuz'un şu sözleri söylediği kaynaklarda ifade edilmektedir: "Biz saltanat sevdası için İstanbul'a varmadık. ilim ve maneviyât erbabından ise. "Fâtih Sultân Mehmed'in Vefatı Üzerine Vezir İshak Paşa'nın İkinci Bayezid'l Saltanata Daveti Arizası". c. Bâyezid. sh. oğlu Yavuz tarafından zehirlenerek öldürüldüğü iddia edilmektedir. I. İdris-i Bitlisî. 4-Şehzâde Sultân Ahmed Hân. 5. Abdüssamed'in kızı ve bir görüşe göre Yavuz'un annesi. 2.Nigâr Hâtûn. "Bâyezid Il'nin Ailesi".. 3Gülruh Hâtûn. Defter. c. 185-236. sh. 191-203. 6-Şehzâde Sultân Şehinşâh Hân. Aksun. 11Hatice Sultân.. Ahmed Uğur neşri. İsmail Hakkı. c. kendi zamanında sadece 160. c. "Yeni Vesikalar Karşısında Sultân İkinci Beyazıt Hakkında Bazı Mütalâalar".Hüma Sultân. 3-Şehzade Sultân Korkut Hân. Selâhattin. 13. Sarı Gürz. veli ve müzehhib gibi çok sıfatları bulunan II. düşmanlarımız bunu fırsat bilerek halkı isyana teşvik ettiler ve ihtilâller çıkardılar. işleri vezirlere havale etti. Öztuna. Hersek-zâde Ahmed Paşa. c. 161-248. sayı 14. sh. Belleten. istirahata çekilmek üzere Dimetoka'ya gidecek olan babasını bizzat uğurlamış. Fetret devrinden sonra Osmanlı Devleti'nin en sıkıntılı dönemlerinden olması. sh.Gevher Mülûk Sultân. 10. Çandarlı İbrahim Paşa ve Koca Mustafa Paşa. Bâyezid'in. Tevârih-i Âl-i Osman. 220-269. elini öpmüş ve atının yanında yaya yürüyerek gereken saygıyı göstermiştir. ÇOCUKLARI: 1-Şehzâde Sultân Abdullah Hân. sh. 2. Tarih Dergisi. XXV. Vezir-i A'zamlardan İshak Paşa. hattat.Ayn-i Şah Sultân. I.Bülbül Hâtûn. Niyâzî-i Mısrî. Ankara 1997. 12. Abdülhayy'ın kızı ve Alemşah ile Kamer Sultân'ın annesi.000 km2/lik genişleme temin edebilmiştir. Muslihuddin bin Sinan Efendi. sh. 1512 yılının 24 Nisanında sultân olan Yavuz. sh. 2162. Lütfi Paşa. Osmanlı Tarihi.167-188. ZEVCELERİ: 1.Gülbahar Hâtûn. Abdullah kızı ve Şehzade Ahmed ile Hundi Sultân'ın annesi. (neşr. Tansel. 16. Yılmaz. Künh'ül-Ahbâr. Belgelerle Osmanlı Tarihi.Hüsnüşah Hâtûn. Şeyhülislâmlardan Molla Abdülkerim Efendi ve Zenbilli Ali Efendi.Ayşe Sultân. sh. şâir. 105-107. 7. Kantemir. Kefe sancak Beği Mehmed'in annesi. sh.Selçuk Sultân. Kendisine 122 BİLİNMEYEN OSNMU tahsis edilen ikametgâha ulaşmadan Çorlu yakınlarında yolda vefat etti. 18. sh. âlim. 7-Şehzâde Sultân Mahmûd Hân. sh. VIII. 1. 136-148. İstanbul 1959. Devletler ve Hanedanlar. X. 8Şehzâde Sultân Mehmed Hân. Şehzade Korkut ile Fatma Sultân'ın annesi ve Abdullah Vehbi'nin kızı. II. Karamanoğlu Nasuh Bey'in kızı. 269-349.Ferâhşâd Hâtûn. c. Molla Lütfi Efendi. sayı 106(1963). Gâzî. Padişahların Kadınları ve Kızları. Böyle bir iddianın aslı var mıdır? Yavuz'un tahta geçmesinin. Kardeşlerim 61 Âşıkpaşa-zâde. 8-Ayşe Hâtûn. Tevârih-i Âl-i Osman. bunun başlıca sebeplerindendir61. c. Belki babamız yaşlı ve hasta olduğundan. 9-Şehzâde Sultân Alem Şah Hân.. Abdullah kızı ve Şehzade Abdullah'ın annesi. sh. 19.Şirin Hâtûn. Bâyezid. Hatta Kırım Hanı'nın Şehzade Ahmed'e karşı kendisine destek va'd etmesi karşısında. sh.eden II.Fatma Sultân.. 183/a-213/b. . 4.

düşmanlarımız bunu fırsat bilerek halkı isyana teşvik ettiler ve ihtilâller çıkardılar. Belgelerle Osmanlı Tarihi. babası Fâtih'in fetihlerini çok iyi hazmetmesine rağmen. Ahmed Uğur). elini öpmüş ve atının yanında yaya yürüyerek gereken saygıyı göstermiştir. sh. 174-203. Sarı Gürz. Tarih Dergisi. II. Çandarlı İbrahim Paşa ve Koca Mustafa Paşa. 220-269.Hüsnüşah Hâtûn. 13. 955 vd.000 km2'lik genişleme temin edebilmiştir.Fatma Sultân. 2. c. 11Hatice Sultân. 21-29.Yavuz Sultân Selim Hân. Fetret devrinden sonra Osmanlı Devleti'nin en sıkıntılı dönemlerinden olması. "Bâyezid H'nin Ailesi".Hüma Sultân. işleri vezirlere havale etti. Abdullah kızı ve Şehzade Abdullah'ın annesi. *) I lan* nal manevi şa ettiğini bf D)F tahta çe Y. Abdüssamed'in kızı ve bir görüşe göre Yavuz'un annesi. 136-148. Şehzade Korkut ile Fatma Sultân'ın annesi ve Abdullah Vehbi'nin kızı. 9-Şehzâde Sultân Alem Şah Hân. âlim. Tevârih-i Âl-i Osman. kendilerine uzaktan taltiflerde bulunduğu Molla Cami ve Ubeydullah Ahrar Hazretleri ve şairlerden ise.Bülbül Hâ tun. Molla Lütfi Efendi. 105-107.Ferâhşâd Hâtûn. 18. c. Kantemir. 1512 yılının 24 Nisanında sultân olan Yavuz. c. sh. 12. sh.Gevher Mülûk Sultân. II.. Osmanlı Devleti'nin içte ve dışta çok sıkıntılı günler yaşadığı ve hatta tedbir alınmazsa ikinci bir fetret devrinin Anadolu'nun Şiîleşmesiyle gerçekleşme ihtimalinin kuvvetli olduğu bir döneme rastladığını çok iyi biliyoruz. sh. sayı 14. istirahata çekilmek üzere Dimetoka'ya gidecek olan babasını bizzat uğurlamış. Kardeşlerim I 61 Âşıkpaşa-zâde. X. oğlu Yavuz tarafından zehirlenerek öldürüldüğü iddia edilmektedir.Selçuk Sultân.Şirin Hâtûn. "Yeni Vesikalar Karşısında Sultân İkinci Beyazıt Hakkında Bazı Mütalâalar". bunun başlıca sebeplerindendir61. Tevârih-i Âl-i Osman. 8-Ayşe Hâtûn. "Fâtih Sultân Mehmed'in Vefatı Üzerine Vezir İshak Paşa'nın İkinci Bayezid'l Saltanata Daveti Arizası". Selâhattin. nr. c. Tarih.ZEVCELERİ: 1. 185-236. Künh'ül-Ahbâr. c. Karamanoğlu Nasuh Bey'in kızı. : .Gülbahar Hâtûn.Ayn-i Şah Sultân. 379-421. 1. Osmanlı Tarihi. Abdullah kızı ve Şehzade Ahmed ile Hundi Sultân'ın annesi. 5. 269-349. Belleten.Nigâr Hâtûn.167-188. c. 16. I. sh. Abdülhayy'ın kızı ve Alemşah ile Kamer Sultân'ın annesi. 6. 63. sayı 106(1963). 183/a-213/b. Yılmaz. 75-77. ÇOCUKLARI: 1-Şehzâde Sultân Abdullah Hân. Bâyezid. 5. c. hattat. Bâyezid devrinin önemli devlet adamları arasında. . sh. Böyle bir iddianın aslı var mıdır? Yavuz'un tahta geçmesinin. 8Şehzâde Sultân Mehmed Hân. Lütfi Paşa. Zülkadiroğlu Alaaüd-devle Bozkurd Bey'in kızı ve bir görüşe göre Yavuz'un annesi. sh. 7-Şehzâde Sultân Mahmûd Hân. İbn-i Kemal. Defter. I. ilim ve maneviyât erbabından ise. Belki babamız yaşlı ve hasta olduğundan. Osmanlı Tarihi. sh. Uzunçarşılı. Aksun. Belleten. VIII. Devletler ve Hanedanlar. Vezir-i A'zamlardan İshak Paşa. İdris-i Bitlisî. II. Kefe sancak Beği Mehmed'in annesi. Âli. tır. sh. 4. Ankara 1997. Bâyezid'in. Ahmed Uğur neşri. 15. vrk. Tansel. 7. 17-Şah Sultân. 3-Şehzâde Sultân Korkut Hân.Ayşe Sultân. Muslihuddin bin Sinan Efendi. 191-203. II. Padişahların Kadınları ve Kızları. 3Gülruh Hâtûn. sayı 97(1961). kendi zamanında sadece 160. 4-Şehzâde Sultân Ahmed Hân. Öztuna. sh. Şeyhülislâmlardan Molla Abdülkerim Efendi ve Zenbilli Ali Efendi. sh.Hundi Sultân. Uzunçarşılı. sh. Yavuz'un şu sözleri söylediği kaynaklarda ifade edilmektedir: "Biz saltanat sevdası için İstanbul'a varmadık. 2162. (neşr. veli ve müzehhib gibi çok sıfatları bulunan II. İstanbul 1959. Vasfı ve İznikli Celilî misâl olarak zikredilebilir. Solakzâde. Hatta Kırım Hanı'nın Şehzade Ahmed'e karşı kendisine destek va'd etmesi karşısında. A' fimi!' ZOfl.İlaldı Sultân. XXV. Hersek-zâde Ahmed Paşa. Niyâzî-i Mısrî. Es'ad Efendi. 19.Kamer Sultân. 161-248. I. şâir. 10. 2. c. İsmail Hakkı. Gâzî. 14. 6-Şehzâde Sultân Şehinşâh Hân. sh. XXVII. Uluçay.

Es'ad Efendi. sadece zehirlendiğini ve bu yüzden vefat ettiğini belirtirler. hastaların ilaç olarak kullanmaları ile keyif ehlinin 62 Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi. diğer içkilere kıyasla ve içtihâd yoluyla sabit olmuştur. nr. Akman. esrar ve kokain yasak mıdır? II. Âli. 86. Hezarfen Hüseyin Efendi. 64. sh. ancak Yavuz'un zehirlediğine dair bir kayıt düşmezler. 348-349. Yavuz'un babasını zehirlettiği iddiasının doğru olmadığını beyan etmişlerdir62. 732. sh. IV. haram kabul edilmiş ve böyle uyuşturucuları kullananlara ta'zir cezalarının en şiddetlileri verilmiştir. I. Büyük Osmanlı Tarihi. 507. İstanbul 1281-83. Ancak bazı devlet adamları babamla aramıza fitne soktular. Ali Paşa. Yoksa askerimizi alıp babamız üzerine yürümek bize yakışmaz". bu dilekçesinde. Osmanlı Hukukunda afyon. afyon. Ne yapalım. Peçevî İbrahim Efendi. Yunan ve Bizans tarihçileri. kokain ve esrar gibi uyuşturucu maddeler. bazı kaynaklarda ise. sh. c. sh. 430. Bu tür uyuşturucular Hz. Peygamber'in konuyla ilgili yasaklayıcı bir hadisi de bulunmaktadır. 203. Yavuz'un tekrar dönüp de tahta geçme ihtimalinden korkarak. Bu şahadet. Fjörüşe tsi. İstanbul 1338. 213/b. c. yaşadığı kederler ve bu arada saltanatla ilgili dedikodu ve fitneler yüzünden alabildiğine zayıf düştüğü ve zaten 67'ye ulaşan yaşıyla bunlara tahammül edemeyerek vefat ettiği kayd edilmektedir. vrk. Süleymaniye Kütp. Bizim kanaatimize göre. 3062. vrk. f afyon »OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 123 Ifve Abis. 245. Peygamber'in devrinden sonra ortaya çıktığından. düşmanı def etmeye muktedir değillerdir. Bâyezid'in gençliğinde esrar ve benzeri keyif verici maddeleri kullandığı ve içki içtiği doğru mudur? Önce şunu ifade etmeliyiz ki. c. sadece şahadet şerbetini içtiğini ifade ederek. Mürî'üt-Tevârîh. 2162. Solakzâde. Lütfi Paşa. İANLI BİLİNMEYEN OSMANLI . bu zayıf rivayete hemen sahip çıkmışlar ve Yavuz hakkında akla gelmedik isnadlarda bulunmuşlardır. İFatma p en de hevâ ve heveslerinde olup. Künh'ül-Ahbâr. günümüzde modern usullerle tıp dünyasında kullanılması o zamanlar için söz konusu olmadığından. Hemen şunu da ilave etmeliyiz ki. Şem'dâni-zâde Süleyman Efendi. 140/b. Tarih. B) Hezarfen Hüseyin Efendi ve Kâtip Çelebi gibi bazı Osmanlı tarihçileri. II. Ancak Hz. 72-76. 8-Huz'un Ön. İslâm Hukukunda ve dolayısıyla Osmanlı Hukukunda. nr. manevî şahadet olarak da düşünülebilir. D) Peçevî ve Şem'dânî-zâde gibi çok az kaynaklarda ise. C) Müneccimbaşı gibi bazı tarihçiler ise. bu tür maddelerin. Uzunçarşılı ve Pakalın'ın da içinde yer aldığı muasır tarihçilerin çoğu. en doğru kaynak. sh. Ancak bu konudaki fikirler nelerdir? A) Bazı Osmanlı kaynaklarında. kSultân (Sultân. Elbette ki böyle siyasi bir ortamda bu tür dedikodular olacaktır ve bazı tarih kaynakları da bu dedikoduları kaynak alarak meseleyi farklı yönlere çekebileceklerdir. Tenkîhu Tevârîh-i Mülûk. Tevârîh-i Âl-i Osman. Süleymaniye kütp. Uzunçarşılı. Bu sözleri söyleyen bir devlet adamının babasını zehirlettiği iddiasına inanmak çok zordur. sh. bu şahadetin sebebini açıklamazlar. H. ancak halk arasında. uyuşturucu maddelerin haram olduğu. Yavuz'un rakibi olan ağabeyi Şehzade Ahmed'in Memlüklü Sultânına sunduğu ve şu anda da Topkapı Sarayında bulunan arîzasıdır ki. II.Bir rak vefa1 64. Gayemiz devleti ve dini korumaktır. Kader böyleymiş. Osmanlı Tarihi. vefatına kardeşi Selim'in sebep olduğunun yayıldığını açıkça ifade etmektedir. Bâyezid'in Dimetoka'ya giderken yolda hastalanarak vefat ettiği. nr. 3-nHân. I-II. babasını zehirlettiği rivayeti kaydedilmektedir. İstanbul'dan çıkarılan babasının Karlıdere'de hastalanarak vefat ettiğini. sh. Hammer. Kardeş Katli. 3-I Hâ-lâun. yaşlılık.

bu dilekçesinde. Büyük Osmanlı Tarihi. sh. bu tür maddelerin. Yoksa askerimizi alıp babamız üzerine yürümek bize yakışmaz". c. Osmanlı Hukukunda afyon. haram kabul edilmiş ve böyle uyuşturucuları kullananlara ta'zir cezalarının en şiddetlileri verilmiştir. MI. Bâyezid'in Dimetoka'ya giderken yolda hastalanarak vefat ettiği. babasını zehirlettiği rivayeti kaydedilmektedir. İstanbul 1338. Uzunçarşılı ve Pakalın'ın da içinde yer aldığı muasır tarihçilerin çoğu. sh. hastaların ilaç olarak kullanmaları ile keyif ehlinin 62 Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi. vefatına kardeşi Selim'in sebep olduğunun yayıldığını açıkça ifade etmektedir. bu zayıf rivayete hemen sahip çıkmışlar ve Yavuz hakkında akla gelmedik isnadlarda bulunmuşlardır. düşmanı def etmeye muktedir değillerdir. c. 140/b. İSultân IMtân. Süleymaniye kütp. Tarih. Peygamber'in konuyla ilgili yasaklayıcı bir hadisi de bulunmaktadır. 348-349. sh. II.123 İreAb-. manevî şahadet olarak da düşünülebilir. diğer içkilere kıyasla ve içtihâd yoluyla sabit olmuştur. Hammer. Bâyezid'in gençliğinde esrar ve benzeri keyif verici maddeleri kullandığı ve içki içtiği doğru mudur? ir]. 86. Kader böyleymiş. Peygamber'in devrinden sonra ortaya çıktığından. sh. Künh'ül-Ahbâr. Ijörüşe .8-jz'un . 3062. uyuşturucu maddelerin haram olduğu. Süleymaniye Kütp. Uzunçarşılı. Şem'dâni-zâde Süleyman Efendi. vrk. 213/b. Kardeş Katli. Ne yapalım. kokain ve esrar gibi uyuşturucu maddeler. Hemen şunu da ilave etmeliyiz ki. Osmanlı Tarihi. 732. bazı kaynaklarda ise. Bu sözleri söyleyen bir devlet adamının babasını zehirlettiği iddiasına inanmak çok zordur. esrar ve kokain yasak mıdır? II. Âli. Ancak bu konudaki fikirler nelerdir? A) Bazı Osmanlı kaynaklarında. afyon. sh. İstanbul 1281-83. Hezarfen Hüseyin Efendi. C) Müneccimbaşı gibi bazı tarihçiler ise. »Fatma ı en de hevâ ve heveslerinde olup. Yavuz'un babasını zehirlettiği iddiasının doğru olmadığını beyan etmişlerdir62. bu şahadetin sebebini açıklamazlar. Akman. Bu tür uyuşturucular Hz. 245. 64. yaşlılık. Ali Paşa. sadece zehirlendiğini ve bu yüzden vefat ettiğini belirtirler. I. İstanbul'dan çıkarılan babasının Karlıdere'de hastalanarak vefat ettiğini. günümüzde modern usullerle tıp dünyasında kullanılması o zamanlar için söz konusu olmadığından. nr. vrk. c. Bu şahadet. Solakzâde. 2162. IV. sh. 203. 430. Bizim kanaatimize göre. Peçevî İbrahim Efendi. Yunan ve Bizans tarihçileri. Yavuz'un tekrar dönüp de tahta geçme ihtimalinden korkarak. Mürî'üt-Tevârîh. D) Peçevî ve Şem'dânî-zâde gibi çok az kaynaklarda ise. II. Anliotfi idi İPadiÖnce şunu ifade etmeliyiz ki. ancak Yavuz'un zehirlediğine dair bir kayıt düşmezler.3lil HâI Hatun. ancak halk arasında. yaşadığı kederler ve bu arada saltanatla ilgili dedikodu ve fitneler yüzünden alabildiğine zayıf düştüğü ve zaten 67'ye ulaşan yaşıyla bunlara tahammül edemeyerek vefat ettiği kayd edilmektedir. İslâm Hukukunda ve dolayısıyla Osmanlı Hukukunda. Gayemiz devleti ve dini korumaktır. sh. Ancak Hz. Tevârîh-i Âl-i Osman. sadece şahadet şerbetini içtiğini ifade ederek. Tenkîhu Tevârîh-i Mülûk. Es'ad Efendi. Yavuz'un rakibi olan ağabeyi Şehzade Ahmed'in Memlüklü Sultânına sunduğu ve şu anda da Topkapı Sarayında bulunan arîzasıdır ki. nr. 507. en doğru kaynak. . H. Lütfi Paşa. Elbette ki böyle siyasi bir ortamda bu tür dedikodular olacaktır ve bazı tarih kaynakları da bu dedikoduları kaynak alarak meseleyi farklı yönlere çekebileceklerdir. B) Hezarfen Hüseyin Efendi ve Kâtip Çelebi gibi bazı Osmanlı tarihçileri. nr.3im Hân. 72-76. Ancak bazı devlet adamları babamla aramıza fitne soktular.

Fermanda oğlunun zikredilen iki kötü insanın teşvikiyle esrar ve benzeri uyuşturucu madde kullandığı ve böylece selim fıtratının bozulduğuna dair bazı dedikoduların kulağına geldiğini. Ahmed Bey'in cevabı daha önemlidir. "Devitti lerdir" diyerek. Netice dair olan söylentiler. ancak şehzadenin onlarla Padişah'a arz edildiği kadar beraberlikleri bulunmadığını ve şehzadenin hikmetle terbiye olunması gerektiğini açıkça ifade etmektedir. dış ve iç düşmanlar tarafından saltanat. < maktadır63. idam fermanı gelmeden onun Kastamonu'dan ayrılmasına yardımcı olduğunu anlatmaktadır. Zira Taşköprü-zâde. ( tirdiği gibi. Bâyezid'in. sadece Yıldırım Bâyezid ve II. yapılan ikazlar ve özellikle de Ebüssuud'un babası Şeyh Muhyiddin Yevsî'nin irşadı üzerine kendisini tamamen takva ve ibadete verdi" şeklindeki değerlendirmeyi. tamamen içki ve gayr-i meşru eğlence diye yorumlamanın hatalı olacağını daha evvel açıklamıştık. ancak gençlik döneminde ve sancak beği iken. İçki içtiğine dair açık bir ifade yoktur. Hakkında kullanılan. böyle bir şey doğruysa. her zaman oyuna getirilmek istenen Osmanlı Hanedan mensuplarını da. açıkça haram olduğuna dair fetvalar vermişlerdir. Fâtih'ten sonra en büyük âlimlerden biri olarak bilinen II. takva ve ibadetiyle adaşı olan Bâyezid-i Bistâmî Hazretleri gibi büyük bir veliyyullah olduğu da kaynaklarda ittifakla kaydedilmektedir. ma'cûn ve esrar adıyla bilinen bütün uyuşturucu maddelerin. Sadece bu fermanı görüp de hüküm vermek doğru değildir. 1479 yılında Kastamonu'da sancak Beyi olan oğlunun Lalası Fenârî-zâde Ahmed Bey'e hemen ferman göndermiştir. Nitekim Âli. ahlâkî zaaflar ve kadın gibi hilelerle. Böylesine bir şehzadenin. mertebe-i sekre varmayıcak haram olur mu? El-Cevap: Fâsıklar ve hevâ ehli yeyişi üzerine (hastaların ilaç olarak kullanmaları dışında) hiç bir şekilde helâl değildir". bu kötü âdetlerinden dolayı topluma zarar vereceklerinden hemen cezalandırılmalarını. Nitekim Ahmed Bey. Osmanlı şehrinin I donanmasını bir katli tesis . bir rivayete göre. Aslında özellikle Mü'eyyed-zâde Abdurrahman Efendi'nin ve arkadaşının böyle bir çirkinliği işledikleri de şüphelidir. Ancak bu iddianın doğruluğunda da şüphe bulunmaktadır. tamamen bir iftiraya kurban gittiğini. II. sadece keyif için kullanmaları arasındaki sınırı her zaman korumak kolay olmamıştır. Bâyezid'in böyle bir rahatsızlığı varsa tedavi yoluna gidilmesini. "gençliğinde îş ü nûşu severdi. Padişahlar arasında. Bâyezid l manii tarihinin ( nunları. Şehzade Bâyezid'in durumu bildiğinden dolayı. İL I ve yay imalatçısı t tır. adı zikredilen bedbahtlar hakkındaki ihbarın doğru olduğunu. Bâyezid'i j şeklindeki iddialar^ rihçileri. Bâyezid'in padişahlığı döneminde değil. bütün şiddetiyle emretmektedir. hemen Lalası olarak duruma müdahale etmesi gerektiğini ve o iki hâinin de. onun. çok sayıda fetvalarıyla. her çeşit uyuşturucu maddeyi yasakladıkları gibi. bene (haşhaş). esrar içinde ola. berş (afyonlu şurup). Ebiissuud Efendi ve benzeri Osmanlı Şeyhülislâmları. Selim hakkındaki bazı isnadları nakletmektedir. büyük bir âlim olan Mü'eyyed-zâde'nin. Mü'eyyed Oğlu Abdurrahman ve Hasekisi Hacı Mahmûd Bey isimli arkadaşları tarafından uyuşturucu kullanmaya zorlandığını ve gayr-i meşru hayata girme tehlikesinin bulunduğunu haber alan Fâtih Sultân Mehmed. Ayrıca böyle bir ferman padişahların çocukları hakkında ne kadar hassas olduklarını göstermektedir. 65. "Berş ve afyon ve ma'cun ki. Bâyezid'in 1 diği söylenmek II. Bu kısa girişten sonra şunu ifade edelim ki. esrar ve benzeri keyif verici maddeleri kullanmak üzere teşvik edildiği bazı Osmanlı kaynaklarında rivayet edilmektedir. afyon. böyle ahlaksızların elinden kurtarmak için ellerinden geleni yapmışlardır. Osmanlı padişahları ile alakalı yaptığı genel bir değerlendirmede. Mü'eyyed Oğlu Abdurrahman ve Hasekisi Hacı Mahmûd Bey isimli iki arkadaşı tarafından. cevabında. ülkesi II. İşte bu şerl hükmü bilen Osmanlı Padişahları. Gerçekten de Zemahşerî'nin Mufassal adlı eserini Arap âleminde ders okutacak kadar i ne kadar yükselen bir ı mektedir. II.124 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN 0SM/W. Batı dilleri I olan Bâyezid.

Osmanlı tahtında 31 yıl oturduğu ve asla toprak kaybı olmadığı unutulmamalıdır64. Âlim. çok büyük âlim ve komutanlardan hususi dersler almıştır. Netice olarak. Künh'ül- . dünya hukuk tarihinin ilk belediye kanunları ve ilk standart kanunları. K sn. o zamanın güçlü devletleri olan İtalya ve Venedik'te nüfuz sahibi olan bir diplomattı.. Bu kanunnâme. kocu BİLİNMEYEN OSMANLI 125 okutacak kadar ilim adamı olan ve sonra da İstanbul kadılığına ve Rumeli Kazaskerliğine kadar yükselen bir zatın.etmiştir. Osmanlı ordu ve donanmasını bir kat daha güçlendiren Sultân Bâyezid. Bâyezid zamanında 85 adet Kanunnâme neşr olunmuş ve özellikle sadece Osmanlı tarihinin değil. İstanbul. aynı zamanda dünyada 63 Ebüssuud Efendi. "Devlet adamlarının en hayırlısı. II.^ sebebiyle. Farsça ve Uygurca'ya da vakıf olan Bâyezid. Edirne ve Bursa gibi üç büyük Osmanlı şehrinin belediye kanunları. İtti ri hazırlanıl zikrederek I Evet ( Bursa. Bâyezid döneminde dünyanın ilk Standartlar Kanunu. kendinden bekleneni veremediğine dair Yavuz'un tesbitleri. II. Ömrünün sonuna doğru. Kendisine takdim olunan bütün eserleri okuyan ve kıymetine göre telif ücreti takdim eden Sofi Bâyezid. yani devleti idare edemedi şeklindeki iddialar doğru değildir. lyla. doğu dillerine ve mesela Arapça. nr. doğuda ve batıdaki menfi şartlara rağmen. vrk. II. 18i M ÂN. İstanbul ve Edirne İhtisâb Kanunnâmeleridir. böyle Jıfaminde hman |t benzeri keyif i rivayet | içki içtiğine I genel bir lan nak-lıt özellikle s takva ve nce diye I Fâtih'ten jMyle adaşı darda ittiıan ve pıiiB Fâtih »Fenârî-t: ¦ <c:j |r—a: ı. onun zamanında hazırlanmıştır. Bâyezid'i tavsif etmişlerdir. S EN OSMANLI (olmamıştır. {. babasının fetihlerini hazmettirdiği gibi. Batı dilleri kadar. Fetâvâ. Gerçekten öyle midir? II. şâir. Bâyezldd Kanunları. ilk Tüketiciyi Koruma Kanunları ve ilk Gıda Nizâmnâmeleri hazırlandığı söylenmektedir. Bâyezid'i gözden düşürmek için söylenen bu sözler. Bursa. II. vatandaşlarının kalblerinde sevilenlerdir" diyerek. 65. onun zamanında tanzim olunmuştur. yaşlılık ve hadiselerin verdiği yorgunluk sebebiyle. II. I ücreti takdim eden I mektedir. Tansel. 223. 66. bestekâr. hattat. 263-264. II. Bâyezid devrine ait en mühim kanunlardan birisi şüphesiz ki. 260/a-261/b. Münşe'ât-ı Salâtin. delilsiz isnâdlar şeklinde kalmaktadır63. ülkesinin sınırlarını az da olsa genişletmiştir. devrinin yabancı tarihçileri tarafından da medh edilmektedir. tamamen son yıllarına ait bir olaydır. 8j| olan bir diplomattı. Ancak hâlim ve selim olduğu doğrudur. Süleymaniye kütp. Feridun Bey. Kendisi. Bâyezid'in uyuşturucu kullandığı ve içki içtiğine dair olan söylentiler. ilk Belediye Kanunları. İsmihan Sultân. kem yıllarına ait bire unutulmamalıda. sh. ilk tüfekli piyadeyi de kendisi tesis etmiştir. olaylar tahkik edildiğinde. Bu kanunlardan bazı örnek maddeler zikrederek anlatabilir misiniz? Evet doğrudur. II. c. 66. bene »uyuşturucu «vema'cun Ifiehevâ ehli I maddeyi yap kadın gibi m da. Bâyezid'in hâlim ve selim bir adam olduğu ve devleti idare edemediği söylenmektedir. vrk. Osmanlı tarihçileri. fermanda bahsi geçen rezaleti işlemesi akla uzak görünmektedir. dünyanın en mükemmel ve en geniş belediye kanunu olmakla kalmamakta. Âli. I. Kendisi. 1 mükemmel w < Münşe'ât-ı S 2162. müzehhib ve yay imalatçısı olan Bâyezid.

Uzunçarşılı. Kantemir. Bir akçelikden artuk alsalar ya eksük alsalar. Hazırlanış tarihi 1502 ila 1507 tarihleri arasındadır. sh. İ-42. Uzunçarşılı. Bursa. tabanına let uralar. Müslümana verdüği fotayı kâfire vermeye. ilk gıda maddeleri nizâmnâmesi. E Edirne ve İ İstanbul Kanununa işaret etmektedir): "İ-45. ilk çevre nizâmnâmesi ve kısaca asrına göre çok hârika bir hukuk kodudur. Ve iç yağiyle nesne bişürmeyeler. sekiz arşun ola. Ve hamallar na'lsuz at istihdam etmeyüb ve dağ yükünün iki yükünden ziyâde götürmeye. Usturası keskin ola. nr. cezalandırıla. sahibine tamam etdüre. Ve her etmekçinin elinde iki aylık. II. usturası altında kimesne zahmet çekmeye ve nazır olan fotaları pâk duta. . Eslemeyeni gereği gibi hakkından gele. V. zira dilsüz canavardır. Un kapanında olan kapan taşlarını. 245-246. ilk standartlar kanunu. muhtesib (belediye başkanı) haklarından gele. İ-33. İ-38. tüketici haklan açısından arz ediyoruz (Maddenin başındaki rakamlar Kanun maddelerine ve harflerden B. 2162. II (Bâyezid Devri Kanunnâmeleri). 2162. boyarlarsa gereği gibi hakkından geleler. . 64 Âli. aniden bazara un gelmeyüb Müslümanlara darlık göstermeyeler. 183/a-b. hâmmâmları gözedeler. eksük olursa tahta külah uralar veyahud para cezası alalar. minekâri işde dirhemine iki akçe ve altun sâde ise miskâline üç akçe. teşhir edeler veyahud tahta külah uralar. İ-29. Ve at ve katır ve eşek ayağını gözedeler ve semerin gö-reler.Ahbâr. Su katılmış olub bulunursa. Ve boyacıları dahi gözedeler. müşebbek işde miskâline beş akçe ve gümüş düğmeler iriyi ve hurdayı gayet eyü hâlis işleyeler. Osmanlı Tarihi. vrk. I. "Yeni Vesikalar Karşısında Sultân İkinci Beyazıt Hakkında Bazı Mütalâalar. nr. c. sh. Osmanlı Tarihi. eksüği bulunanın hakkından geleler. Cem? Edirne'nin aşçıları ittifakiyle teftiş olundı. Es'ad Efendi. sh. Osmanlı Kanunnâmeleri. hem Osmanlı örf âdetlerini ve hem de İslâm hukukunu çok iyi bilen Mevlânâ Yaraluca Muhyiddin tarafından hazırlanmıştır. İşleyenin muhtesib (belediye başkanı) gereği gibi haklarından gele. ıssı ve sovuk su ile ârâste ve dellâkleri cest ve çâlâk ola. her biri 100 küsur maddeyi bulan bu üç kanunnameden sadece bazı maddelerini. İ-21. Bu kanun. Ve sirke ve yoğurda su koymayalar. Olursa hakkından geleler. c. II. Ve mahkeme kararıyla yiyecek ve içecek ve giyecek ve hububat ki. Tâ ki. c. Ve hammâllar ağır yük urmayalar. sâde işi dirhemine bir akçe. Akgündüz. Es'ad Efendi. çarşıda ve pazarda vardır. Ve ağır yük urmayalar. Bir akçelik aş alanın aşına bir pare koyalar. sn. gözedilüb her meslek sahibi teftiş oluna. gezdireler. Tansel. mahkeme kararıyla muhtesib (belediye başkanı) dâim görüb gözede. bu hisâb üzerine vereler. en az bir aylık un buluna. Şöyle ki. 662-664. sh. vrk. Ve ayağı yaramaz bârgiri işletmeyeler. E-58. c. şehirde işlene. 245-248. hile ve telbîs olub un alan ve satan kimesnelere zarar ve ziyan olmaya. Kuyumcular. Hammâmcılar. standart olarak alınan ekmeği narh üzere pâk işleyeler. B-74. c. Selâhattin. I. Süleymaniye kütp. eksik ve çiğ olmaya. Tâ ki. Künh'ül-Ahbâr. Her kangısında eksük bulunursa. ' 126 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMAN ilk tüketici haklarını koruyan kanun. Aşçılar bişürdükleri aşı pâk bişüreler ve çanakların pâk su ile yuyalar ve tezgâhlarında kâfir olmaya. yunmuş ola. Mecdi. Ve bir akçelik eti her ne narh üzerine alurlar ise beş pare olur. 183/a-b. Ve iplikçilerin ipliği tire ipliğine beraber ola. Biz. sh. Eyle olıcak ekmek gayet eyü ve arı olmak gerekdir E-7. ma'kul üzerine ola İ-40. İ-4. kalb boyamayalar.187. Ve kile ve arşun ve dirhem gözlemle. Etmekçiler. Hadâık. Ve astar ki. eksük olmaya. 124-125. İki pulluk dahi etmek vereler. İ-5. Süleymaniye kütp. Eğer muhalefet edecek olurlarsa. 236. 308-311. c. sh. İ-46. Eğer terâzûda ve kilede ve arşunda eksük bulunursa. bakır koyub işlemeyeler. Etmek içinde kara bulunursa ve çiğ olursa.

.. E-195. . Bu t Mevlânâ |»7 tarihleri îmaddele-IrKanun madBİLİNMEYEN OSMANLI 127 İ-70..-.. Şöyle bileler.. . Ve her san'atı aydan aya kadı ile teftiş ede ve dahi göre ve gözede.. ı teklif eyledi. görse ve gözetse gerekdir. Her kangısı kim ta'yin o-lunan narhdan eksük sata.. itaba ve ikâba müstahak olur 67..irdir... kabul etmedikleri kimesneleri men' edeler. san'atlarında kâmil oialar. muhtesib (belediye başkanı) hakkından gelüb teşhîr ede. ..-.S'ud para ¦ bizara un iöfrolma-|)ittoiur Bir jeksük ¦ :s: ise Heyıi hâlis İ İlli. Amma bu bâbda ve gayride mahkeme kararı bile ola. Bunuı eyledi ve Cem de < sığındı.. herkimi 67.. halkın ununa ve buğdayına zarar etmeye.. Fil-cümle bu zikr olunanlardan gayrı her ne kim Allah ü Te'âlâ yaratmışdır. 1 papa da kendisine il "Değil Osmanlı ı ğiştirmem". bîmârhâne (hastahane) tabiblerine göstereler. Değirmenciler gözlene. Bâyezkiî pazarlık yaptılar»! pa'ya teslim edil*! aleyhine kullan Roma'ya ayakbas&ı landığı Roma'da 1* hem Papa VIII.İ-66.. bu maddenin çok ileri bir hukuk anlayışının mahsulü olduğu daha iyi anlaşılır... Cerrahlar dahi gözlene. ziyâdeye satmaya-lar. değirmende tavuk beslemeyeler ki.. . E-196. (I İ-73.. Usturaları keskün ola.-. Kahire'de I gitti ve 1482 yılında | rini reddeden Süit sır'a dönmek i zünde durmadı \ leti'nin başını i II.. E-198. Ve her «an'atı ı lunan narhdan eksük sata.. B pOSMANLI |t standartlar İiodudur. Tabibler dahi gözlene... ı. Ziyâdeye satarlarsa. kâfir başın tıraş etdükleri ustura ile Müslüman başın tıraş etmeyeler. onun on bire satalar. Sultân Cem < Fâtih Sultân Meh delere yazılacak elk Mehmed Paşanın an gelen Cem Sultân'a Bâyezid'in Ayaş adına para kestirip I Selçuk Sultân baş ikiye bölünmesini. Etmek jM.-. İ-24.. Kâfir yüzin sildikleri fota ile Müslüman yüzin silmeyeler.. hükmi vardır. hepsini de muhtesib (belediye başkanı) görüb gözetse gerekdir. . Berber gözlene. eksük Bin cest İt fotaları . yüzyılın başında savunulmaya başlandığı düşünülürse. muhtesib (belediye başkanıjin hükmi vardır. İ-73. muhtesib (belediye başkanı) dutub te'dîb ede.. Ve dahi hekimlere ve attârlara ve cerrahlara. 1495) yaptı ve zehirlemesi i vefatı üzerine J mak istediler ( olundu (M şâir bir İm "Akı 6? il 10. . Ve camilerde dilenci taifesin yürütmeyeler.. E-194. Fll-ciimlebUZİkf» (belediye başkanı) görüb J Şöyle blleler. 65 Hayvan haklarının 20.. imtihan edeler. Sultân Cem olayının esası nedir? öve pazarda mursa. Ve âdetlerinden artuk almayalar ve iri öğütmeyeler ve kesmüklü buğdayı değiştirmeyeler ve illâ muhkem ve müntehî hakkından geleler.12. Bakkallar ve attârlar ve bezzazlar ve takyeciler. İ-70. her kim muhalefet ve inâd ederse.1 Yılma:.

Bâyezid ve Sultân Kayıtbay. 364384. yani tam Müslümanlar yok edilmeye çalışıldığı günlerde. sh. Es'ad Efendi. Belgelerle Osmanlı Tarihi. bunları koruması muhtemel olan Müslüman devletler saf dışı edilmiştir. I. Defter. Ahmed Uğur neşri. Gırnata başşehirleriydi ve gittikçe de sınırları dara-lıyordu. c. Sultân Cem. -.2. anlaştığı Üstâd-ı A'zam Fransız Pierre d'Aubusson sözünde durmadı ve Cem'i Nice'ye götürerek Şövalyelere teslim etti. Cem'i kendilerine teslimi için Papa'ya baskı yaptı ve Sultân Cem maalesef Krala teslim edilmek üzere yola çıkarıldı. Tabutunu bile Osmanlı Devleti'nin aleyhine kullanmak istediler ve ancak 4 yıl bekletildikten sonra Napoli'den Bursa'ya getirilerek defn olundu (1499). Âli. Yeniden Mısır'a dönmek istediyse de. Şöyle ki: Maalesef. Innocentius ve hem de VI. Osmanlı-Memlüklü harbi devam etmektedir. 382-386. sh. 17. II. 1489 yılında Roma'ya ayak bastı ve ikinci sürgün hayatı başlamış oldu. 12. Hedef Osmanlı Devleti'nin başını ağrıtmaktı ve Sultân Cem de bunu biliyordu. 1492'de yıkılan Endülüs Emevi Devleti'ne Osmanlı Devleti neden sahip çıkmamıştır? Çıkmışsa neler yapmıştır? Sultân Cem olayından sonra bu soruyu cevaplandırmak daha kolaydır. Her iki papa da kendisine dinini değiştirmesi için baskılar yaptılar. Kendisine San Angelo Sarayı tahsis edildi. dinimi değiştirmem". Solakzâde. Osmanlı Devleti'nin aleyhine kullanılacak bir kozdu ve kendisi de asla bunu arzu etmiyordu. kuvvetli ordusuyla Cem'i Yenişehir'de mağlûp eyledi ve Cem de evvela Konya'ya ve sonra da Memlüklü Sultânı Sultân Kayıtbay'a sığındı. 66 Akgündüz. 2162.-. sh. 10. muvaffak olamadılar ve maalesef Sultân Cem 1488 yılında Pa-pa'ya teslim edildi. 1492 yılında Endülüs'teki son Müslüman devletine son verilmeden evvel. hem Papa VIII. Alessandro Borgia ile görüştü. Büyük bir merasimle karşılandığı Roma'da 1495 yılına kadar 6 yıl kaldı. sadece onları katliamdan kurtarmaya yetmiştir. s-'J 128 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI I 68. edîb ve şâir bir insandı67. Künh'ül-Ahbâr. İbn-i Kemal. adı geçen üstâd-ı azamla Cem'i teslim etmesi için pazarlık yaptılarsa da. Anadolu'da kendisinin ve Rumeli'de ise Bâyezid'in sultân olmasını teklif eyledi. c. sh. bunların Akdeniz ile ve . nr.Fâtih Sultân Mehmed hayatta iken tanzim edilen meşhur Kanunnâmesinde. 37-39. Bursa'ya gelen Cem Sultân'a buranın halkı büyük alaka göstermişti. 184/a vd. c.. ancak gücü ve siyasi durumu. Hatta ağabeyi Sultân Bâyezid'in Ayaş Paşa komutasında gönderdiği kuvvetleri yendi ve 1481'de Bursa'da adına para kestirip hutbe okuttu ve saltanatını ilan etti. 1485-1491 yılları arasında. 26-27. 1495 yılında Fransa Kralı VIII. Endülüs'teki Müslümanların oralardan kovulmasıdır. Tevârih-i Âl-i Osman. sh. Endülüs'te tek Müslüman devlet kalmıştır: Nasrîler veya Benî Ahmer. c. Tarih. Hıristiyan dünyasının elinde. 286-304.<: = . Ancak Papa'nın zehirlemesi sebebiyle Napoli'ye giderken yolda vefat etti (25. Osmanlı Kanunnâmeleri. buradan bir ilke imza basarak hacca gitti ve 1482 yılında yeniden Adana yoluyla Anadolu'ya döndü. Endülüs Müslümanlarına sahip çıkmıştır. Osmanlı Tarihi. Artık Sultân Cem. bütün dünyanın sultanlığını da verseniz. II. 387-402. VIII. Avrupa'daki diğer Hıristiyanların da yardımıyla başta Cebel-i Târik Boğazı olmak üzere. Daha da ileri giderek. II. şehzadelere yazılacak elkâbla ilgili bölümde Sultân Cem'in ismi zikredilmiş ve Karamanî Mehmed Paşa'nın arzusu da hep bu olmuştur. Zira Osmanlı Devleti'ne Cem olayı ile problem çıkarılmasının da Memlüklü Devleti ile Osmanlı Devleti'nin arasının açılmasının da tek sebebi. Osmanlı Sultânı vefatı üzerine üç gün yas ilan etti. Bunu duyan Sultân Bâyezid. sh. Kantemir. 143.. Buna verdiği cevap şu oldu: "Değil Osmanlı saltanatı. 163-177. 188-230. Osmanlı devleti. Charles. Uzunçarşılı. Bâyezid'in sulh tekliflerini reddeden Sultân Cem'i Anadolu'da Karamanoğlu Kasım Bey karşıladı. Bu tarihlerde. Bu paşanın vefatından sonra. 67 Âşıkpaşa-zâde. vrk. Türkçe ve Farsça Divan telif edecek kadar âlim.1495). I. Yılmaz. halası Selçuk Sultân başkanlığında ağabeyine gönderdiği heyetin diliyle Osmanlı Devleti'nin ikiye bölünmesini... İspanyollar. Kahire'de büyük ilgi gören Sultân Cem. 220-221.

XXIV. Belleten. nr.000'i bulan Musevilere ise sn. 5-1491 k Osmanhtkal-n cfara-:TAnk t kesti-er. Avrupa'yı Rönesans'a taşıyan Endülüs'teki Müslüman devleti. vrt. Gırnata'ya hücumda tek çekindikleri Osmanlı Devleti ve Memlüklüler idi. sh. Memlüklülerle de uğraşan Osmanlı Devleti'nin iki ateş arasında kalmasından dolayı..¦-¦¦¦. Belleten. Hatta Gırnata Meliki XI. "Yeni Vesikalar Karşısında Sultân İkinci Beyazıt Hakkında Bazı Mütalâalar".. Turan. Osmanlı donanması. ISırnata i Sultân tağini ferinden . c. bunların neticesi olarak ı Avrupalılar.:••¦«•-. Divan-ı Hümâyûn'u toplayarak durumu müzâkere etti ve Batı Akdeniz'e donanma gönderilmesi kararlaştırıldı. Müslümanların kendileri gibi katliam yapmayacaklarını bildiklerinden aldırmadılar.-> ¦. Aragon..|| fendi... 1469 yılında İspanya'daki iki Katolik devlet olan Kastilya ve Argon Krallıkları resmen birleştiler. sh.. Ebu Abdillah Muhammed. Kemal Reis Güney İtalya'yı vurarak İspanya sularına kadar geldi ve Malaga'yı tekrar aldı. Zira Osli Osmanlı (oralardan i gücü ve to evvel. Uzunçarşılı.000.. Bu hücumlar.. Bunlara en yakınları olan Fas Sultanlığı. 539-551. II.. gemiMsI manii ülkesine getiri ve hem de Yahudiler. Selâhattin.... kendi arala lere karşı da tam bir s Katoliklere hayat hakkı I hakkı tanımayacaklarIdU İslâm tarihçilerinin I Endülüs Emevilerinin ( emân altında ya zimmî sayılıyor ve İsi Endülüs'te bulunan MS zihniyetine hâkim I mensupları büyük biri larını aldılar ve hatta > lumlar içinde itlin men bulamıyorlardı i dönemde mazlum i leti kucak açtı. Bel}*»| Rıza Seyfl. Biz İstanbul'u aldığımız vakit. hem yerli Müslürt Memlüklülerle olan savaş s 69. Bilindiği gibi. İsmail Hakkı. Ne acıdır ki. "Barak Reis'in Şehzade Cem Mes'elesiyle İlgili Olarak Savoie'ya Gönderilmesi". . Napoli ve Sicilya Krallıklarına karşı harp ilan etmiş oluyordu. halkı dinlerini değiştirmeleri için ateşle yaktılar..--. 1510 yılın Reis Komutasındaki dona cak.¦. Memlüklüler ve Osmanlılar ise. 185236. 1 201-210. Kudüs'teki Hıristiyanları sürgün edeceğini söyledi ise de.Trt.. Sayıları 300. 2162.». Osmanlı Donanması Fransızlara kolaylık gösteren Tunus Hafsî Sultanlığı ile de uğraşıyordu. "Cem Sultân'a Dair Beş Orijinal Vesika". Yılmaz. Bâyezid. Tansel. c. Gırnata'ya hücum etmeleri halinde..000 kadar Müslümanı Fâs ve Cezayir'e nakletti. 170-175. hem uzak idiler ve hem de birbirine düşürülmüşlerdi... 1.-. sayı 95(1960).Müslüman devletlerle olan bağlarını kestiler.000 Müslümanı katlettiler. 1487'de 776 yıllık Müslüman bir şehir olan Malağa düştü.„¦ _ .. .. Kemal Reis'in komutasındaki Osmanlı Donanması 1487'de İspanya seferine çıktı. XV. öyle muamele yapılır. Aynı yıl Amerika'ya da Colombus ile çıkan İspanyollar. Kemal ve Ba*)l S OSMANLI lıeden sat.! Osmanlı Devleti. 711 yıldır devam eden İslâm hâkimiyetini sona erdirmek için fırsat beklediler. Endülüs'teki başarılarında şımararak... . Şerafettin... Kastilya.. Bâyezid dön rafından katliam»' topraklarına yerli Ecdadımızın "şer'-l < ve İslâm Devleti'nin hâle Renk.¦¦¦¦¦-? ¦¦. sayı 103(1962).. i tır? Bu sorunun < bulabiliriz. Av-di. yollara düşen 300. .. Tunus Hafsî Sultanlığı ve Merînîler yardım edebilirlerdi. kıyardım |?(düşü-«Kral-|ı düştü.w---> Katolik olmakla ölmek ara Devleti'nin bunlara da I larına rağmen. Zimmeti MÂşıkpaşa-z8de. sh. her din sahibine dinini yaşayabilmesi için tam bir din hürriyeti tanıdık". Buran Kemal Reis I Müslümanları. sonra ermek üzereydi.-. 457-483. II. Böylece Osmanlı Devleti. . dil ve ırk farkı gö. netice vermedi ve 1492 yılında Gırnata teslim oldu ve Endülüs'teki İslâm Hâkimiyeti sona erdi. Sultân Kayıtbay.. XXVI. Endülüs'ün bu düşüşünü Namık Kemal şu cümlelerle özetliyordu: "İspanyollar Gırnata'yı aldıkları zaman. resmen her ikisinden de yardım istedi.

XV. Kemal ve Baba Oruç. Yılmaz. Solakzâde. 4. o zaman Hıristiyanlık dışındaki din mensupları büyük bir zulme maruz kalmaya başladılar. belli şartlar ve mükellefiyetler karşılığında kabul edebilmesi demektir. 201-210. I. sh. Tarih. Süleymaniye kütp. Yahudiler de bu hükümlere tabi idi. Bilindiği gibi. insanlar arasında ayırım ve nihayet bunların neticesi olarak engizisyon mahkemelerinin zâlim kararları kınla gidiyordu. dil ve ırk farkı gözetilmeksizin hepsine aynı şekilde ve "şer'-i şerif" ne diyorsa öyle muamele yapılır. sh. İşte bu şer'î hükme dayanan Osmanlı Padişahlarından II. Kemal Reis Komutasındaki donanmasıyla İspanyollara karşı 23 defa saldırı düzenlediler. >. Nitekim tanımadılar da. Ancak. Endülüs hadisesi sebebiyle. Yahudilere neden ve hangi şer'î hükme dayanarak kucak açmıştır? Bu sorunun cevabını. sh. Kemal Reis komutasındaki Osmanlı donanması. 1492 senesi ilk baharında İspanya'dan tardedilen Yahudileri. Renk. Hıristiyan olmayan milletlere karşı da tam bir savaş ilan etmişlerdi. Yahudiler de zimmî sayılıyor ve İslâm Ülkesi olan Endülüs'te huzur içinde yaşıyorlardı. Ne zaman ki. hem Müslümanlar ve hem de Yahudiler. TOEM .. Çünkü Gırnata 1492 yılında düşünce. zimmet akdinin hükümlerine uymak şartıyla Osmanlı Ülkesinin belirli yerlerine ve özellikle de şu anda . Bunun ayrıntılarına girmiyoruz. Künh'ülAhbâr. katliama maruz kalan Yahudi ve Müslümanları. 197-206. Âli.c. Müslümanlarla sulh yapan ve İslâm Devleti'nin hâkimiyetini kabul eden gayr-i müslimlere "zimmr adı verilir. gemilerle taşıyarak daha emin bölgelere ve özellikle de Yahudileri Osmanlı ülkesine getiriyorlardı. Osmanlı Devleti'nin bunlara da kucak açtıklarını çok iyi biliyoruz. II. Endülüs'te bulunan Müslüman devlet 1492 tarihinde yıkıldı ve yerine tamamen Roma zihniyetine hâkim Hıristiyan kuvvetler hâkim oldu. II. Zimmet akdi. ehl-i kitâb kabul edilen Yahudi veya 68 Âşıkpaşa-zâde. İslâm hukukundaki zimmet andlaşması ile ilgili hükümlerde bulabiliriz. Avrupalılar. kendilerine yeni bir yurt aramalarına rağmen bulamıyorlardı. Bâyezid idi. 178-179. İslâm ülkesi vatandaşı olmalarını. c. Ali Rıza Seyfi. Katoliklerin Protestanlara ve Protestanların Katoliklere hayat hakkı tanımadığı Hıristiyan Avrupa'da elbette ki Yahudilere de hayat hakkı tanımayacaklar idi. sh. Belgelerle Osmanlı Tarihi. Kantemir. İslâm tarihçilerinin Endülüs ve Avrupalıların da İspanya dedikleri yarım adada Endülüs Emevilerinin kurdukları İslâm Medeniyeti sayesinde tam bir hürriyet içinde ve emân altında yaşayan diğer din mensupları arasında Yahudiler de vardı.BİLİNMEYEN OSMANLI 129 11 siı. Uzunçarşılı. 2162. Osmanlı Devleti. 69. İslâm halifesi veya naibi. sh. Efdaleddin. Bâyezid döneminde. Osmanlı Tarihi. 390-392. Bunu yapan da II. asırda Avrupa'da kölelik. Katolik olmakla ölmek arasında tercihde bulunmaları için emirler çıkardılar.¦¦¦-• ¦ ¦¦¦ 130 BİLİNMEYEN OSMANLI BIUNMİ Hıristiyanlar!. 364-384. vrk. nr. Maalesef toplumlar içinde itibarları zayıf olan Yahudiler. I. büyük zulümlere maruz kalmışlardı. IİS5-b. Yahudiler de bu zulümden paylarını aldılar ve hatta vatanları olan İspanya'dan sürülmeye başlandılar. c. Yahudi olsalar da aslında o dönemde mazlum durumuna düşen Yahudilere bir Müslüman devlet olan Osmanlı Devleti kucak açtı. Bâyezid. bütün sıkıntılarına rağmen. c. sh. İstanbul 1325. "Bir Veslka-ı Müellim". hem yerli Müslüman devletlerin destek yerine köstek olmaları ve hem de Memlüklülerle olan savaş sebebiyle tam netice alamadılar68. Herkes bunlara sırtlarını dönüyordu. kendi aralarında kanlı çatışmalara girdikleri gibi. 1510 yılındaki son seferlerine kadar. İspanya ve Portekiz'deki Katolik devletler tarafından katliama ve sürgüne maruz bırakılan Yahudilerin Osmanlı topraklarına yerleşmeleri nasıl olmuştur? Ecdadımızın "şer'-i şerif dediği İslâm hukukuna göre. 199/a vd. nr. Es'ad E-fendi. 250-251. Osmanlı Devleti.

118. Bilindiği gibi. Osmanlı Dev-leti'nin insan haklarına ri'âyet etmediği ve insanların canlarının Padişahın iki dudağı arasında olduğu anlatıla ve yazıla gelmiştir. Abdulkerim. . Akgündüz. Yahudilerin zimmet akdiyle nasıl Osmanlı ülkesine alındıklarını açıkça ortaya koymaktadır: "Madde 57.133. I. Erdebil'de ehl-i ma'rifetin mercii ve melcei olmuştur. Bu defterin 40. Bağdat 1963. Hepimiz biliyoruz ki. en çok tenkit ettiği Osmanlı Dönemine ait ve XV." Mağrib'den kasıt Endülüs yani İspanya'dır. gelirlerine göre oranı tesbit edilen harâc-ı mukâseme ve maktu' olarak verilen harâc-ı muvazzaf yani maddedeki tabiriyle ispençe vermekle mükellef tutulmuşlardır69. c. Anadolu'ya sürüldü. yüzyılda İspanya'dan atılan Yahudilerin Osmanlı topraklarına zimmî olarak kabulüne dair belgeyi.. Yahudiler de diğer gayr-i müslimler gibi. 393. Efdaleddin. Halbuki ilk A-levî isyanını çıkartan ve Anadolu'yu Şiileştirmeye çalışanların bunlar oldukları söylenmektedir. onun yerine de oğlu Hâce Alâ'addin Ali Erdebîlî (833/1429). sh. Şii mezhebine geçerek bu mübarek neslin itibarını siyâsete alet etmeye başlamıştır. Edirne. II. bir zamanlar bütün İran'a hâkim olan ŞPî Safevî sülâlesinin de taht merkezidir. sh.. "Bir vesika-ı müellim". Bu Kanunnâmede yer alan şu hüküm. Türkiye Avrupa Konseyi Üyesidir. Zeydan. c. VI. Ahkâmü'z. bu aile. c. Vezir Halil Paşa'nın "Bir tahtta iki padişah sığmaz" cevabı üzerine kendisine ve . . c.Yunanistan'da bulunan Selanik. Yavuz Döneminde ve 927/1520 tarihinde şu anda Yunanistan sınırları içerisinde bulunan Ağriboz Sancağına bağlı Livâdiye Kazasının Kanunnâmesi hazırlanmıştır. sh. eskiden Azerbaycan beldelerinden olan Tiflis. sayfasında "CenuTat-i İspanya" başlığı altında İspanya'dan sürgün edildikten sonra Edirne'ye yerleştirilen Yahudi aile reislerinin adları yazılmaktadır.Ve Mağrib'den gelen Yahudiler. Yani 40 küsur aile bu bölgeye yerleştirilmiştir. . Halbuki 18 Mayıs 1993 tarihinde Dışişleri Bakanlığımızın aldığı bir karar yetmiş seksen yıldır anlatılanları yalanlar mahiyettedir. İstanbul 1996-97. Erdebil Şeyhleri'nin torunu bulunan Şeyh Cüneyd... Sultân II. Her ülkeden insan hakları konusunda âbide vesika sayılacak dokümanlar istenmiştir.. III. Osmanlı Kanunnâmeleri..Zimmiyyîn Ve'l-Müste'menin. İşte Şeyh Safiyyüddin'in torununun torunu ve 5. onun yerine 69 Kantemir. Safiyyüddin'in yerine oğlu Şeyh Sadreddin Musa Erdebîlî. Şah İsmail fitnesi nasıl başlamıştır? Erdebil. 22 vd. Tabular Yıkılıyor I-II. sh. işte bu insan hakları binasında teşhir edilmek üzere hazırlatıp göndermiştir. 637 vd. Türkiye Cumhuriyeti Devleti de. Bu belgede yer alan aile reisi Yahudilerin sayısı 40 küsurdur.. Şfa'nın siyâsî âleti olana kadar. 201-210. sh. Murad'a kadar geldiği ve ondan bazı siyasi taleplerde bulunduğunu. Avrupa Konseyi 1993'de yeni bir İnsan Haklan Binası inşa ettirmiştir. 70.. Bilindiği gibi. Ağriboz'a bağlı Livâdiye ve Tırhala çevresine yerleştirmişti.. 1448 yılında Erdebil'de isyan eden Şeyh Cüneyd. harâc ve yirmi beşer akçe ispençe verürler. Baku ve Şiraz arasında mühim bir ticâret merkezi olduğu gibi. 925/1519 tarihinde ve Yavuz Sultân Selim'in emirleriyle tahrir olunan Edirne Tapu Tahrir Defteri bunu açıkça göstermektedir. sh. Şeyhi olan Şeyh Cüneyd (14471460). . Cumhuriyet Döneminde ve özellikle resmî mahfillerde. 178-179. oğlu Şeyh Haydar ve bunların halifelerinden olan Şah Kulu isyanlarını nasıl açıklarsınız? Bunların evlâdı Resul oldukları da iddia edilmektedir. unvanlar* ve Tur S OSMANLI ikarşılıIsmesi ilk rak şar-tataan ğ ı ItoprakIjflmek İre BİLİNMEYEN OSMANLI 131 de Şeyh Şah diye bilinen oğlu İbrahim Erdebîlî (851/1447) mürşidlik makamına geçmiştir.

Burada Şeyh Abdüllatif ile sahabelerle ilgili tartışma yapmışlar. Hoca Paşa diye bilinir) gibi meşhur Osmanlı âlimlerinden ders alan bir âlimdir. askerî ve siyasi açıdan Osmanlı Devleti'nden sonra ikinci güç haline geldi. Fâtih Sultân Mehmed'in özel kütüphanesinde hâfız-ı kütüb olarak görev yapan Molla Lütfi. oradan da kaçar gibi ayrıldı. Erdebil Sofileri ve halifeler adı altında Anadolu'ya fikrî propaganda için gönderdi. oğlu Haydar onun yerine şeyhlik makamına geçti. Şeyh Cüneyd'in sapık fikirleri ortaya çıkıp müridlerinin de namaz ve oruç bilmez tavırları anlaşılınca. İdarecilerin yaptıkları hataların 132 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI cezasını. Dayısı Uzun Hasan. oğlu İsmail hem Şeyh ve hem de Şah olma sevdasına düştü. Artık İran Safevî Devleti diye anılan Şii bir devlet haline gelmişti. Tokat'tan İstanbul'a gelerek. Osmanlı kaynaklarında Şeytan Kulu veya Kızılbaş Reisi gibi unvanlar verilmektedir. Herkesin . Molla Hüsrev ve Sinan Paşa (Sinânüddin Yusuf. Hoca Paşa ile birlikte Seferihisar'a giden Molla Lütfi'nin dönüşünde ilmiye mertebelerinin en yükseklerinden olan sahn müderrisliğine kadar yükseldiğini görüyoruz. İşte Şah İsmail fitnesinin başlangıç şekli. Ancak kendisi de şehid oldu. Akkoyunlulara isyan eden Şeyh İsmail. çevresine çok sayıda göçebe Türkmenleri toplayarak fesada başladı. baştan beri beyaz renkli başlık giymekteydiler. Maalesef olan bitenlere karşı beklenen tepkiyi gösteremeyen Sultân Bâyezid. bir kısmını Erdebil'e göndererek Şiileştiriyor ve sonra da bunları siyasi emellerine hizmet ettirmeye çalışıyordu. Şah İsmail'in daveti üzerine Erdebil'e çağrıldı ve yüksek seviyede bir Şii Molla yani halife olarak yetiştirildi. Bunlardan Antalyalı bir Türkmen olan ve Osmanlı ordusunda sipahi olarak görev ifa eden Şah Kulu isimli şahıs. Annesi Hâlime Beğim Sünnîlikte diretince annesini katlettirdiği nakledilmektedir. hem Şi'î Türkmenler ve hem de Sünnî Türkler görüyordu. Anadolu'nun Şiileşmesi tehlikesini bir türlü durduramıyordu. Kayseri ve Sivas arasında yer alan Gökçay mevkiinde üzerine yürüdü ve Temmuz 1511'de Şah Kulu ve müritlerini imha etti. Hedefini iyi tesbit etmişti. 1488 yılında çıkardığı kargaşalar sebebiyle. Bu hanımdan oğlu Şeyh Haydar dünyaya geldi. 1477 yılında Uzun Hasan'ın kızı Hâlime Alemşah Beğim ile evlendi ve oğlu İsmail dünyaya geldi. Deli Lütfi ve Sarı Lütfi diye de bilinen. Önce Anadolu'dan topladığı ve Erdebil'e göndererek Şii-leştirdiği Türkmen gençlerini. Kabiliyeti ve dönemin ilimlerine vâkıf oluşu noktasında ittifak vardır. Hedefi Osmanlı devleti idi. Şah İsmail'in müritleri olan Yörük ve Türkmenlerin başlarına kırmızı serpuş takmalarındandır. II. Vezir-i A'zam Ali Paşa. olaylara şahit olan Âşıkpaşa-zâde anlatmaktadır. Anadolu Türkmenlerini çevresinde topluyor. 71. ancak Fâtih Sultân Mehmed'e "Sahn medreselerinde her ilmi okutabilirim" diyecek kadar da meslektaşlarını küçümseyen ve gururlu olan bir yapıya sahiptir. Ancak Osmanlı tarihinde mülhidlik ve zındıklık ile suçlanarak idam edilen ilk âlim olarak da tarihe geçmiştir. Kızılbaş denmesinin sebebi. Şeyhlik adı altında ve neslinin itibarını kullanarak. Bu şahsa. Şii olduğunu bile bile. 1502 tarihinde onları Tebriz'den kovarak Şah oldu. Erdebil'e uğramadan vekâletle hem tarikatı yürütüyor ve hem de siyâsetten bir türlü uzak durmuyordu. Akkoyunlular bu yüzden onları takibe başladı. Bâyezid'in za'fından da istifade etti. Molla Lütfi kimdir? Osmanlı âlimlerinin akla önem verdiği için bu â-limi zındıklıkla suçlayarak idama mahkûm ettirdikleri doğru mudur? Molla Lütfi. 1460 yılında katledildiğinde. Erdebil'deki Şeyh Safiyyüddin neslinin Şeyhlik'den Şahlığa geçişi ve de Anadolu'da Alevî veya Kızılbaş adıyla yeni bir Şii Kolunun ortaya çıkışının hikâyesi kısaca budur70. yine siyasi ümitlerle Karaman'a sığındığını. Tamamen Sünnî olan Uzun Hasan'ın kız kardeşi Hatice Beğim ile evlenmişti. burada bulunan nadir eserleri inceleme fırsatını yakalamıştır. Osmanlı Türkleri ise. Gizlice Anadolu'ya gelen Şah Kulu.dervişlerine hediyeler verildikten sonra. sırf Şii olan Karakoyunlulara karşı siyasi rekabet yüzünden ona destek veriyordu. o da öldürülünce. İşte Yavuz Sultân Selim bu tehlikeyi gördü ve saltanata bir an önce gelerek bu meseleyi hal etmeyi birinci hedef olarak seçti. Türkistan Hâkânı Şaybak Hân'ı da mağlûp edince.

c. Hüseyin Vassâf. Süleymaniye kütp. kamu oyunda tepkiler doğurmuştur. Zira Molla Lütfi.ortasında yaptığı kaba şakalardan dolayı.: devrinin âlimleri ve' suçlamalarını çürutt ki. sh.. Tarih. 408 vd. 264-269. meseleyi Divan-ı Hümâyûn'a sevk etti. "katlini gerektiren söz ve fiilleri müşahede ettiklerini" şikâyet edecek kadar ileri gitmelerine sebep oldu. 315-342. Molla Lütfi gibi bir âlimden bunları beklemeyen Padişah. Halkın bir kesimi. onu bu cezaya mahkûm eden Efdal-zâde ve Molla Ahaveyn gibi âlimleri de akıl ve . sh. Uzunçarşılı. İsmail Hakkı. "hocalar arasında Deli Lütfi demekle ma'rüf" bir laubali olarak kötü bir şöhrete kavuşmuştu. Verilen bu idam kararı. nr. isnâd edilen zındıklık ve mülhidlik suçlamalarını çürütecek bilgileri ortaya koymuşlardır. Bununla birlikte unutulmamalıdır ki. ulemâdan bir grubun II. 204/a vd. Molla Lütfi'nin tacizleri neticesinde. Molla Lütfi'nin ölçüsüz hareketleri. H Sarayı Muml* Osmanlı T Bir Not. andan fayda yoktur" tarzında bir ifade kullanmış olmasıydı. K ANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 133 i Sultân (I birinci | «eslinin iKoluulemâsının akla karşı çıkması ve açık bir zulüm olarak değerlendirmek de. 225-231. En büyük iddi-a. II. Es'ad E-fendi. 72. Bunlara fevkalade tarafsız ve insaflı âlimler olarak bilinen Molla Ahaveyn ve Şeyhülislâm Efdal-zâde de katıldı. davranan i sona ermemljftî deAhmedilM Yavuz'a I Şehzade / "Ocak. 2162. ahlâkî zaafları bulunan ve Fâtih'in Kütüphanesinde hâfız-ı kütüb iken yolsuzluklar yapan bir şahıs olarak tavsif edilmektedir. Kısaca. vrk. 51/a-54/b. Molla Ahaveyn ve Efdal-zâde başlangıçta verilen bu hükmü kabul etmemelerine rağmen. Sahn Müderrislerinden Molla Arap ve Molla İzârî diye bilinen Kâsım-ı Germiyânî ile Hatip-zâde Molla Muhyiddin Mehmed aleyhine geçtiler. yaptığı yolsuzluklarla daha evvel de darb ve hapis cezasına çarptırıldığı gündeme getirilmekte ve neticede "filozofların sözlerine itibar ederek hem dalalete gittiği ve hem de insanları dalalete götürdüğü" anlatılmaktadır. Peygamberliği inkâr edici söz ve fiillerinden bahsedilmekte. Bâyezid de kararı tasdik etmiştir. II. sonradan ikna edilmişler ve idamı konusunda ulemanın icma'ı meydana gelince. Belgelerle Osmanlı Tarihi. Laubali ve kibirli olduğu da kesindir. kısmen de olsa. Aynî. Silsile-i Tarîki Celvetî. Bâyezid'e gönderilen şikâyet mektuplarında. en az Molla Lütfi'yi idam etmek kadar yanlış bir harekettir. Yılmaz. Molla Lütflj nu bu cezaya mahkûmj düşmanı olarak ı açıdan da zayıf birisi 0 70 Âşıkpaşa-zâde. Sefine-i Evliya. Osmanlı Tarihi. Kesinleşen hüküm. ahlâkî zaafları bs yapan bir şahıs olar. sh. c. Solakzâde. bizzat Hocası olan Sinan Paşa'nın kardeşi Ahmed Paşa tarafından II. 25 Rebî'ülâhir 899/2 Şubat 1494 Pazar günü At Meydanında infaz olunmuştur. Ancak bu kararı. şahitlerin aleyhteki beyânları üzerine idama mahkûm edildi. TD. Künh'ülAhbâr. Peygamberliği inkâr edK^fe evvel de darb ve haplsflp*-zofların sözlerine ttNMfJ lete götürdüğü" anla Kısaca. dürüst bir âlim c. Osmanlı ulemâsının akla karş» Lütfi'yi idam etmek k Paşa'nın kardeşi Atını da. II.. Hem devrinin âlimleri ve hem de asrımızdaki araştırmalar. Âli. sh. konuyla alakalı eser. 2 siye olunur). 253-254. Bahsedilen suçlamalarla mezkûr âlimlerin huzurunda yargılanan Molla Lütfi. Hacı Bayram-ı Veli. vrk. c. dürüst bir âlim olan ve Molla Ahaveyn diye bilinen Molla Muhyiddin bin Mehmed'in konuyla alakalı eserinde. Bâyezid'e kadar çıkarak. Molla Lütfi gibi bir âlimi idama mahkûm etmek ne kadar doğru değilse. 63-64. bu büyük âlimin zulme maruz kaldığına inanmıştır. sh. Yavuz Sultân! devlet nırlar hakkuıâ) Karakterinin! nen Sultân! bu tahtta otu Alâüddevle'nln I parlak olduğunu| Anadolu'm manda dedesi ( Sancakbeyi olan! yaptığı mu kezin ika. Molla Lütfi'nin namaz için "bir kuru kıyam ve eğilmedir. hidâyet yolundan çıktığı hususundaki bütün iddiaları reddetmesine rağmen. I. Molla Lütfi'nin fazilet ve maharetleri kabul edilmekle beraber.

Malatya. E. 6345. Taşköprülü-zâde. Kemah. 296-298. Bunu. Bütün bu gayretlere rağmen. Böylece Doğu Anadolu top yekûn Osmanlı Devleti'nin sınırları içinde kaldı. suçunun had cezası olarak idam olundu. 1513'de Bursa Yenişehir'de maslub edildi ve bağy= devlete isyan 71 Ocak. Bu durumu hisseden ve Memlüklülere İslâm birliğini bozdurmak istemeyen Yavuz. Erzincan ve Kiğı Osmanlı Devleti'ne 921/1515'de ilhak edildi. istikbalinin parlak olduğunu gösteren bir hayat çizgisi takip etmişti. 20/a-25/a. 9 ay bu tahtta oturduktan sonra 8 Şevval 926/ 21 Eylül 1520'de vefat etmiştir: Zulkadiroğlu Alâüddevle'nin kızı Ayşe Hâtun'un oğlu olan Yavuz. istimâlet ile yani kendi arzu ve istekleri ile Osmanlı Devleti'ne iltihâk eylediler. sh. aynı yıl Çaldıran zaferinden dönerken üzerine gidilen Zulkadiroğullarının Osmanlı Devleti'ne ilhakı ta'kip etti. 859. 8101.YAVUZ SULTÂN SELİM DEVRİ İ 72. önceleri Yavuz'la anlaştığı ve kendisine Teke=Antalya. İstanbul 1970. babasının ihmali ve aynı zamanda dedesi olan Alâüddevle'nin aczi karşısında şahlanan ve o dönemde Trabzon Sancakbeyi olan Yavuz. ittihâd-ı İslâm'ın mühim mani'i olan Safevî Devleti'ni ve onun sinsî reisi Şah İsmail'i halletmek üzere maddî ve manevî hazırlıklara başladı. Adnan. Besni. E. en önemli devlet adamları ve Osmanlı Devleti'nin onun zamanında ulaştığı sınırlar hakkında kısa bilgiler verebilir misiniz? Karakterinin sertliğinden dolayı "Yavuz" ve şehzadeliğinden beri "Selim Şah" denen Sultân Selim. 53. A. Ancak mücâdele sona ermemişti. vrk. Mevcut manileri bertaraf eden Yavuz. Gerger. Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi. Yavuz Sultân Selim'i kısaca bize tanıtabilir misiniz? Ailesi. Gürcülerle yaptığı muharebeler sonucunda halkın nazarında manevi destek kazanan Yavuz. 33 (1982). merkezin ikazlarına rağmen Şî'a ile olan mücadelesine devam etti ve bu mevzuda ihmalkâr davranan babası II. Molla Ahaveyn. Aynı yıl (922). Yavuz'a karşı Şah İsmail'den yardım isteyen ve kuvvetli bir ordu ile isyana kalkışan Şehzade Ahmed. 205-227 (Bu konuda doyurucu bilgi verilmektedir. E. 57-78. Herhangi bir harb olmadan Doğu Anadolu'nun Osmanlı Devleti'ne iltihâkı ve Şah İsmail'in mağlûbiyeti Memlüklüleri ve Sultânları Kansu Gavri'yi rahatsız etmişti. Fâtih Devri Kütüphaneleri ve Molla Lütfi Hakkında Bir Not. Şakayık. Hama ve Humus kaleleri de Osmanlı Devleti'ne ilhak olundu ve eyâlet haline getirildikten sonra Haleb Beylerbeyliğine Karaca Ahmed Paşa getirildi. büyük âlim İdris-i Bitlisi ve Bıyıklı Mehmed Paşa üstlendi. IX. Zındıklar ve Mülhldler. Risale. Divriği. İşte bu işi. 920/1514'de Çaldıran zaferini kazandı ve şarkın kapılarını Osmanlı Devleti'ne açtı. Bunların samimi gayretleri sonucu. meraklılara şiddetle tavsiye olunur). Osmanlı Türklerinde İlim. Süleymaniye Kütüphanesi. Birecik ve Anteb'in de yeniden ve sağlam bir şekilde fethine yol açtı. sh. TD. İran meselesini halletmek için Amasya Sancakbeyi ve ağabeyi Şehzade Ahmed ile Manisa Sancakbeyi olan Şehzade Korkut ile anlaşması icab ediyordu. Böylece Haleb. İbn-i Kemal gibi allâmelerden bu fitnenin defi için fetva alan Yavuz. Darende. Bu zafer. nr. Bayezid'i tahttan indirerek yerine kendisi oturdu. Bu hadiseden 38 gün önce de. Hamîd = İsparta ve Midilli sancakları verildiği halde sonradan isyan eden diğer ağabeyi Korkut da aynı akıbete uğramıştı. Adıvar. erkân-ı devleti ve ulemâsı ile Yavuz'a itaat ve teslimiyet mektubu gönderdiler.ilim düşmanı olarak görmek de o kadar doğru değildir. : 134 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSM*'. 7 Safer 918/Nisan 1512'de Osmanlı padişahı olmuş ve 8 sene. 1516 ve ta'kip eden yıllarda. sh. Haleb ileri gelenleri. başta 26 aşiret olmak üzere. . İsmail. mühim Kürt ve Türkmen beylikleri. Molla Lütfi'nin sıra dışı ve ahlakî açıdan da zayıf birisi olduğu çoğu kaynaklarca kabul edilmektedir71. İbrahim Efendi Böl. doğu ve güneydoğu bölgeleri Şi'a tehlikesinden kurtulamamıştı. Anadolu'nun Safevî devletinin işgali tehlikesine karşı. Şia'ya karşı Anadolu'yu müdâfaa hareketine girişti. şehzadeliğinden beri. Memlüklülerin üzerine yürüdü ve 922/1516 yılında Mercidabık'da Kansu Gavri karşısında büyük bir zafer kazandı. 10160/80. nr. sh. Kâhta. Bayburt. Erünsal. Antakya.

Kerkük ve Musul alınmış ve Bağdat Eyâleti'nin temelleri atılmıştır. Suriye ve' ker de divan-ı i" Şah Efendi ge1 muamelâtı Anaç Yavuz döne-sek-zâde Ahmed I damları arasında Mü'eyyed-zâdeJ ZEVCELERİ: 1 nesi. Yavu* I ru mudur? Osmanlı f kukunu tatbike Ham yani so1 lar.Ayşe Hafsa Hâtûn. 2. Netice olarak eyâlet sayısı dört olan Osmanlı Devleti'ni. Şehzade Orhan. ilim adamları arasında Şeyhülislâm Zenbilli Ali Efendi. Şam ve Zülkadriye Eyâletini de ilâve etmiş oldu. Dâr-üs-Selâm Şam'a girildi ve birçok Arab Şeyhi kendi arzuları ile Osmanlı Devleti'ne iltihâk eyledi. bu üçüncü kazasker de divan-ı hümâyûn hey'etine dâhil edilmiş ve bu hizmete Fenarî-zâde Mehmed Şah Efendi getirilmiştir. Daha sonra Pîrî Paşa zamanında bu makam kaldırılmış ve muamelâtı Anadolu Kazaskerliği'ne devredilmiştir. Kudüs. ıKejftau.Daha sonra ise. Bu doğru mudur? Osmanlı Padişahları Müslümandırlar ve kendi idare ettikleri devlette de İslâm Hukukunu tatbik etmişlerdir. kadınlar. Kanunî. Yavuz Sultân Selim'in Şarkî Anadolu ile Maraş. Yavuz dönemindeki devlet adamları arasında Sadrazam Koca Mustafa Paşa. m Merkez teş-Maraş. Aclûn. Son zamanlarına doğru te'sis edilen Cezayir Eyâleti de hesaba katılırsa. Fatma ve Devlet-Şahî Sultân72. Beyhan. ancak 8 Şevval 926'da yakalandığı bir hastalıkla manevi şehid oldu. Osmanlı Devleti'ne. Gazze ve kısaca Suriye ve Filistin'i de yol üzerinde feth eyledi. Mısır. kâfirlerle yapılan savaşlarda . S 434. Hafsa. kerliği ünvamy. ^l. Malatya . Safevilerden de Erbil. İslâm Hukukunda ise. Hatice. 923'de Kahire ve Mısır'ı. ZEVCELERİ: 1. Her-sekzâde Ahmed Paşa. Mengli Giray I'in kızı ve Beyhan ile Şah Sultân'ın annesi. Haleb. Yavuz Sultân Selim'in Alevî katliamı yaptığı söylenmektedir. Mütevekkil Alellâh'dan Ayasofya'da yapılan bir dinî merasimle halifelik unvanını da kazanan Yavuz. Böylece Anadolu. Rûm ve Rumeli eyâletlerine ilâveten Osmanlı Devleti'ne Diyarbekir. Suriye ve Mısır da Osmanlı Devleti'ne tamamen ilhak edilince. Hatice.Ayşe ÇOCUKLARI: I Korkut. Devin Şi'a klıyıklı •yılarMerkez teşkilatındaki en önemli değişiklik. Ridâniye harbini zaferle kazanarak Osmanlı topraklarına ilhak eden Yavuz. 2. H "Yavuz S ¦OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 135 fi Yanakları rSafevî ifara fi Yavuz. Karaman. sh. ÇOCUKLARI: Kanunî Sultân Süleyman Hân. Fatma ve Hafsa Sultânların annesi. Nablus. kazaskerliğe me-sidir. Mü'eyyed-zâde Abdurrahman Efendi ve Kara Muhyiddin Efendi zikredilebilir. 8 sene gibi kısa bir zamanda iki katına çıkardı. Gevher Hân. Pîrî Mehmed Paşa ve nişancı Tâcî-zâde Ca'fer Çelebi. 922/1516'da Arap ve Acem Kazaskerliği unvanıyla Divan'a dâhil olmayan bir kazaskerliğin ihdas edilip Diyarbakır'ın bu kazaskerliğe merkez olması ve bu hizmete de meşhur tarihçi İdris-i Bitlisî'nin getirilmesidir. ( bütün korr maneviyâtı ] diyen bir g öğrenmek ş Daha I şahlık I ne geçen Şî'alaştırt düğü ı öldüri lu'ya ( miyeti "lütJ» ter. Doğuda ittihâd-ı İslâmı tahakkuk ettiren Sultân Selim. Son Abbasî halifesi III.Ayşe Hâtûn. Malatya ve havalisini fethetmesi üzerine. Şehzade Korkut. Şehzade Musa.29i. Safed. Gevher h 73. 922/1516'da Kansu'nun yerine geçen Tomanbay'a bir nâme gönderen ve Mısır'a yürüyeceğini belirten Yavuz Sultân Selim. Mekke Şerifi Ebul-Berekât'ın oğlu Şerif Ebu Nümey vasıtasıyla Mekke'nin anahtarlarını kendisine göndermesiyle de hâdim'ül-Haremeyn vasfını elde etmişti. Şeyhülislâm Kemal Paşa-zâde. S 34. böylece şarkta tam bir ittihâd-ı İslâm kahramanı oldu. 73. Batıdaki İslâm düşmanlarına da dersini vermek üzere 2 Şa'ban 926/1520'de sefere çıktı. 94J Ahmed U Uzur Tarih. bu dönemde beş eyâlet daha ilave edilmiş oldu.

'. Tevârlh-i Âl-i Osman. Harem'den Mektuplar. Belgelerle Osmanlı Tarihi. bu inancı saf insanları o zâlimlerin . Ahmed Uğur neşri. Osmanlı Tarihi. Solakzâde. Karal. komşudur ve hatta karışıktır. 1507 yılında üzerine yürüdüğü Alâüddevle Bey'in mağlubiyeti üzerine Elbistan. Akkoyunlu Devletini ortadan kaldıran ve hem şeyhliği ve hem de şahlığıyla Anadolu üzerine yürüyen Şah İsmail. Es'ad Efendi. c. "Selim I". Süleymaniye kütp. Ancak tarihî olayları doğru olarak öğrenmek şarttır. halifeleri vasıtasıyla Anadolu'yu tam bir anarşiye sürüklemekte maalesef muvaffak olmuştur. vrk. Bunların yaptığı katliamla Erzurum ve Erzincan 20-30 yıl harabe olarak kalmıştır. 37-44. 3079. Künh'ülAhbâr. sh. c.•. Belleten. sh. Sadece İslâm Sultânı'na muhabbet üzere olduğumuz için. 7351. Anonim Tarih. ¦-. sh. baş kâdî ile birlikte çok sayıda insanı katletmiştir. nr. Bu arada Erdebil Sofuları da Anadolu'da anarşi çıkarmaya başlamışlardır. kırmızı çuhadan taçlar giydiklerinden dolayı onun taraftarı olan herkese Sürhser yani Kızılbaş denmiştir. . 295. VI. Devletler ve Hanedanlar. Anadolu beylerbeyisi Karagöz Ahmed Paşa da öldürülenler arasındadır.. kadınlar. Öztuna. Peygamber. Erdebil Sofuları veya Halifelerini Anadolu'ya göndererek.. sh. Amasya'da bir araya gelen 20 bin Erdebil Sofuları çevreye dehşet saçmaya başlamışlardır. torunları olan Şah İsmail tarafından ortadan kaldırılmıştır. 423-434. sh. sh. sh. Yakub Bey tarafından 1488 yılında o da öldürülmüştür. sh. Süleymaniye kütp. İA. Antalya'dan Manisa'ya dönen Şehzade Korkut'un hazinesini vuran Şahkulu. 149-154. 1049 vd. sh. Yerine geçen Şah İsmail ise. sh. c. Daha önce de açıkladığımız gibi. 350-431. 244-306. nr. Altundağ.115/b-119/a. Bundan sonra sırasıyla Kızılcakaya. X. Kemal Paşa-zâde (İbn-i Kemal). Mü'ey yed min indillah denecek kadar maneviyâtı yüksek olan Yavuz'un dinin yasakladığı katliamı ve hem de Müslümanım diyen bir gruba karşı yapmış olması mümkün değildir. 229. İstanos. Bizim beldelerimiz Kızılbaş diyarına yakındır. 44-47. Şinasi. 2362. Zira Hz. "Yavuz Sultân Selim'in oğlu Şehzade Süleyman'a Manisa Sancağını İdare Etmesi İçin Gönderdiği Siyâsetnâme". c. Yılmaz. Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi. 9-13.dahi katliam yani soykırım yapmak haramdır. din adamları ve yaşlılar gibi yedi grup insanı katletmenin caiz olmadığını bütün komutanlarına talimat olarak vermiştir. savaş halinde dahi. 97-99. Burdur ve Keçiborlu kasabalarını yakıp yıkan Şahkulu Kütahya'ya kadar gelmiştir. II. c. Nice yıllar bu mülhidler. II. E. 204 vd. 1-86. Âli. Diyarbekir ve çevresindeki Kürt beylerinin mektuplarından da anlıyoruz. 136 BİLİNMEYEN OSMANLI Rll İNMFYFt. c. Uluçay. Tevârîh-i Âl-I Osman. sh. Bu arada Antalyalı Hasan Halife ve oğlu Şahkulu veya Osmanlı tarihçilerinin ifadesiyle Şeytan Kulu (Şahkulu Baba Tekeli veya Karabıyıkoğlu da denmektedir) eliyle Anadolu'daki Alevileri Osmanlı Devleti aleyhinde teşkilâtlandırmaya başlamıştır. X. Çubukova'da 1511 yılında Şahkulu'nun bir okla öldürülmesinden sonra da Şiî'lerin Anadolu'daki tahribatları devam etmiştir. hem Anadolu'yu Şî'alaştırmayı ve hem de böylece Anadolu'yu hâkimiyeti altına almayı hayatının gayesi edinmiştir. Osmanlı Devletl'nin Merkez ve Bahriye Teşkilâtı. Bunların Müslümanları nasıl kırıp geçirdiklerini. Defter. Şöyle ki. Padişahların Kadınları ve Kızları. Maalesef Şehzade Ahmed üzerlerine ordu göndermişse de muvaffak olamamıştır. bizim evlerimizi yıkmışlar ve bizimle savaşmışlardır. 2162. Kucaklarında büyüdüğü Akkoyunlu Devletine de hıyanet edince. 2629. Enver Ziya. Şah İsmail'in halifelerinden olan Rumiyeli Nur Ali Halife başkanlığındaki Erdebil sofu ve müritleri. Kantemir.-. sh. Es'ad Efendi. Akkoyunlu Devleti. vrk. Erdebil Şeyhlerinden Şeyh Cüneyd şeyhliğine şahlık katmak istemiş ve ancak muvaffak olamayarak 1460 yılında kati edilmiştir. . 189-211. Yerine geçen oğlu Şeyh Haydar da aynı gayeyi devam ettirmiş ve Anadolu'yu Şî'alaştırmak metodunu kullanarak şahlığını pekiştirmek istemiştir. . Nitekim temkinli davranmayan 72 Lütfi Paşa. I. Elmalı. . sayı 21-22(1942). Şu cümleler bunlardan sadece biridir: "Bu muhlis ve size itaat eden bendelere yardım edesiniz. Şah İsmail'in taraftarları olan askerler. Tokat'a saldırmışlar ve yüzlerce insanı kılıçtan geçirmişlerdir.. . II. nr. çocuklar. 29-34. Uzunçarşılı. Harput ve Diyarbekir'i yakmış ve yıkmıştır.. bununla da yetinmeyerek Antalya'yı basmış. 232/a-293/a.

Osmanlı padişahlarından iki kişinin mü'eyyed min indillah yani Allah katından teyid edilmiş Padişahlar olduklarını ifade etmektedirler. Yivi bul Blllı dinini tecdidi met e siyâset ı sadrazamı ı müceddidlerfj Hicri t) lın başındı d Ahmed l Melik^J Devle»1*! başındık! I Osun yari Allah k birincisi. Yüzyılın başında Ömer bin Abdülaziz. yukarıdan beri vesikalar ışığında anlattığımız olayları biliyordu ve Anadolu'daki Şii Türkmenlerin binlerce insanı katlettiklerinin de farkındaydı. Yüzyılın başındaki müceddid ise Yavuz Sultân Selimdir. ve zt 74. I iyi devleti IAıNLI BİLİNMEYEN OSMANLI 137 da tedbirler almıştır. Hz. Osmanlı tarihçileri. IV. Müceddid ne demektir ve bu iddia doğru mudur? Bilindiği gibi. İstanbul'u fethederek Hz. İbn-i Kemal gibi bir âlimden de gerekli fetvayı aldıktan sonra. Ancak bu isyancı grupların bastırılmaması halinde. Yavuz'un başka çaresi yoktu demektedir. Bazı mana adamları. İslama hizmet edecek olan bu müceddidlerin maneviyât alanında ve ilim sahasında olduğu kadar. bazı âyetlere dayanarak çıkarmıştır ve bu konuda hususi bir Risalesi vardır. Sizin inayetleriniz olmazsa. Acem ve Arab memleketlerine hâkim olacaktır" ifadesinin geçtiği nakl olunmaktadır. Yavuz Sultân Selim'dir. V. Şunu da belirtmeliyiz ki.zulümlerinden kurtarmayı merhametinizden bekliyoruz. Yüzyılın başında Çelebi Mehmed ve IX. uslanmayanlarının kati edilmelerini ve uslanması muhtemel olanlarının ise haps edilmelerini emr etmiştir. Bunların sayıları bazı tarihçilere göre yaklaşık 40. Bu yaraya parmak basmak için. Peygamber. Şah İsmail'in üzerine gitmenin tamamen yararsız olduğu da gün gibi ortadadır. Kızılbaşların ne kadar insan öldürdüğüne dair binleri bulan rakamlar verdikten sonra. idarecilerinin yaptıkları hata ve zulümleri tamim etmek çok yanlıştır73. . Şah İsmail'in üzerine gitmeden evvel. herkesi zorla Sünnî yapmak için zorla-mamıştır. İkincisi ise. Rum. Ancak dinî inançlar kullanılarak devletin arkadan vurulması tehlikesi karşısında t. her yüz yılın başında kendi dinini tecdid edecek birisini gönderir" buyurmaktadır. Yavuz'un müceddid olduğu söylenmektedir. Ali'ye ait bir kasidede "Mutlaka Âı-î Osman'dan Selim isimli birisi.000 kişidir ve bunlardan ne kadarının öldürüldüğü de kesin belli değildir. Bunlardan birincisi. biz kendi başımıza müstakil olarak bunlara karşı çıkamayız" İşte 918/1512 yılında Anadolu'yu Şi'a tehlikesinden kurtarmak üzere Padişah olan Yavuz. VII. II. Anadolu'yu kasıp kavuran ve Kızılbaş adı altında her yerde Osmanlı Devleti'ne karşı kıyam eden bu insanların teftiş ve tahkik olunarak. Yüzyılın başında Abbasî Halifesi Mu'tasım. İslâm âlimleri. İslâm âlimleri siyâset alanındaki müceddidleri şöyle sıralamaktadırlar: Hicrî tarih esas alınmak üzere. meseleyi müzâkere etmek gayesiyle bir Divan toplantısı yapmış ve başta İbn-i Kemal olmak üzere büyük âlimlerin de katıldığı bu toplantıda Kızılbaşlarla ilgili neler yapılmasını kararlaştırmıştır. Ali tarafından müj-delendiğini dahi ifade etmektedirler. Olayı inceleyen Uzunçarşılı. Hem Şiiler ve hem de Sünnîler için. Hz. Âsafnâme müellifi ve Kanuni'nin sadrazamı olan Lütfi Paşa'nın naklettiğine göre. VIII. Yüzyılın başında Osmanlı Devleti'ni kuran Osman Gazi. siyâset alanında da olabileceğini ifade etmektedirler. Allah. III. Yüzyılın başında Abbasî Halifesi Kadir billah Ahmed bin Emir İshak. polis74. Yüzyılın başında İlhanlı Sultânı Gazan Hân. yüzyılın başında Selçuklu Sultânı Sultân Muhammed bin Melikşah. Mısır'ın Yavuz tarafından fethedileceğini. Peygamber'in övgüsüne mazhar olan Fâtih'tir. Yavuz'un Hz. Hatta İbni Kemal dahi. "Şüphesiz ki. VI. Osmanlı Devleti.

Osmanlı Tarihi. Bedâyi'. 359 vd. Şî'a'nın tasallutu altında olurlardı. Yani Yavuz olmasaydı. 5035. bugün Doğu Anadolu'daki ehl-i sünnet olan Kürtler. 75. II. Büyük âlim İdris-i Bitlisi tarafından Padişah'a yapılan telkinler neticesinde. 138 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMAN* yaptığı hizmetleri ve ilgili hadisi zikrederek kaydetmektedir74. . İttihâdken savlet-i a'dâyı defa çaremiz. c. Zira bunlar da hem Müslüman ve hem de ehl-i sünnet vel-cemaat idiler. Çaldıran zaferi bu fitneyi önlemiştir. 5321. vrk. sh. nr. Anadolu'nun ve hatta Musul ve Kerkük civarının da Osmanlı Devleti'ne katılması gerekiyordu. dağıdâr eyler beni.. İbn-i Kemal ve Zenbilli Ali Efendi gibi büyük İslâm hukukçularından fetva alarak hareket etmiştir. 452/a-b. ciddi bir ehl-i sünnet bendini teşkil etmesidir. Memlüklüler üzerine giderken de. Allah'ın yardımıyla 1514 tarihinde kazanılan Çaldıran Zaferi ile. İslâm'ın kahramanca müdafaasını yapan böyle bir devlete itaat etmenin siyasî ve hukukî açıdan bir farklılık meydana getirmeyeceği ve hem de İslâm birliğinin teşekkülü gibi gayelerle münferiden hareket edilemeyeceği ortadadır. hem mahallî halkın güvenliği açısından tehlikeli ve hem de Osmanlı Devleti'nin de Müslüman bir ülke olması. Şah İsmail'in hem mürşidlik ve hem de Şahlık unvanları ile tahrik ettiği Anadolu'daki isyanları bastırarak Anadolu birliğini ve Memlüklüleri ortadan kaldırarak İslâm birliğini temin etmesidir. 1514'de kazanılan Çaldıran Zaferi'nden sonradır. 5812. bu bölgenin kendi başına kalması. onun müslümanlara yaptığı iki hizmettir: Birincisi. 2162.. bu iki yönlü tehlikeyi henüz Trabzon Sancakbeyi iken fark etmiş ve babasını İstanbul'da ikaz dahi eylemişti. Nihayet Yavuz Sultân Selim Padişah olunca. II. hem siyasî ve hem de dinî açıdan tehlike arz eder hale gelmiştir. Şah İsmail. Tarihçi Âli ve Lütfü Paşa. 6522. 245 vd. Kûşe-i kabrimde dahi bî-karar eyler beni. Osmanlı Devleti'nin Doğu Anadolu ile alakası. şuurlu âlim İbn-i Kemal'in de yerinde ikazlarıyla. Yavuz'un müceddid olduğunu I 73 Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi." şuuruyla hareket eden Yavuz. II. XV. İran'da kısa bir zamanda Safevî Devletini kurmuş ve Doğuda hem Osmanlı Devleti için ve hem de âlem-i İslâm'ın birlik ve beraberliği için. "İhtilâf u tefrika endişesi. Tâc'üt-Tevârîh. Bu iş nasıl yapılmalıydı? Kılıçla ve savaş yoluyla bu mümkün değildi. Şiilerin tahrikiyle çıkarılan Şah Kulı isyanını da önleyememişti. İkincisi. Şah İsmail üzerine giderken de. İşte bu hakikati idrâk eden Kürt ve Türkmen Beyleri. Fakat. istimâlet ile yani kendi meyil ve arzuları ile. c. 225-231.. Hoca Sa'deddin Efendi. tedbir alamamanın yanında. Koca Müverrih. vrk. 6636. yüzyıla kadar uzanır. 233/a vd. Doğu ve Güneydoğu bölgesinin tamamı. bir iki ay içinde Osmanlı Devleti'ne iltihâk etmişti. Bununla beraber. Osmanlı Devleti'ne itaat etmenin zaruretini anlamışlardır. sh.Yavuz'a müceddidlik vasfını kazandıran. Ancak bölgenin Osmanlı Devleti'ne ilhakı veya daha doğru bir tabirle iltihakı. Şah İsmail'in Anadolu üzerindeki siyasî ve dinî emellerine son verildi. babaları Bâyezid-i Veli'nin yaratılışındaki tevazudan yararlanarak Anadolu'yu hâkimiyeti altına almak isteyen Şah İsmail liderliğindeki Şi'a seline karşı. c. hem İslâm birliğini bozan ve hem de Doğudaki Sünnî Kürt ve Türkmen aşiretlerini rahatsız eden Safevî tehlikesini bertaraf etmeye azmetti.. nr. 3062. bir türlü durdurulamıyordu. Künh'ül-Ahbâr. Bu mühim zaferin kazanılmasında tamamen Sünnî olan ve gazada Yavuz Selim'in yanında yer alan Sünnî Kürt ve Türkmen aşiret beylerinin de büyük rolü vardı. 253-270. Anadolu'yu Şiîleştirme hedefini güden ve her geçen gün bu hedefine daha da yaklaşan Şah İsmail. Âli. Yavuz'un Kürtleri katliama tabi tuttuğu ve hatta onlar hakkında ağza alınmayacak ifadelerle dolu olan bir dörtlüğü olduğu doğru mudur? Bu iddianın tam tersi doğrudur. Şehzade Selim. II. Bâyezid. İslâm tarihinde ittihâd-ı İslama önem veren nadir devlet adamlarından biridir. Bilindiği gibi. Uzunçarşılı. Solakzâde. Es'ad Efendi. İttihâd etmezse millet.

II. 7-16. farklı bir sistemle karşılaşmıyordu. tandaşı kabul edillyortğ buydu. nr. c. Zira topraklarının dahilinde bulunan her yer dâr'ül-İslâm sayılıyor ve bütün Müslüman ahali de bu ülkenin aslî vatandaşı kabul ediliyordu.Osmanlı Devleti'nin değişmeyen siyâsetinin kaynağı ve dayandığı hukukî temeli. II. bölge halkı arasında müessir olması çok zordu. Es'ad Efendi. c. Rengi ve şekli farklı olsa da. Tevârîh-i Âl-i Osman. Matbu nüsha. 259/a-260/a. Âl!. Doğudaki Kürt ve Türkmen Aşiretleri. arata Müslüman Türklerle I şında. 281-282. Mesela. Osmanlı topraklarında yaşayan insanların arasında düşünülebilecek en önemli farklılıklar. İslâmiyetin getirdiği hükümlerdi. vrk. Osmanlı ı farklılıklar. yemede. sh. aralarında dinî. Bu sebeple de. bazı I Osmanlı ahalisi. belki kazanmışlardı. Kur'ân. bazı örf âdetlere münhasırdı. Muhammed Abdürraûf. 234/a (Müceddidlik meselesi burada İşlenmektedir). sh. Künh'ül-Ahbâr. Mesela. sh. oldukları için. Bu sebeple. bütün Müslüman Osmanlı ahalisi. Osmanlı Devleti sahip olduğu topraklar üzerinde. 4053. Daha önce de ıım t ırka ve maddî sömürû|je bulunan her yer <rfr8&|s. Süleymaniye kütp. . İslâm hukukunun müsaade ettiği ölçüde her mahallin örf ve âdetlerine de hürmet gösteriyordu. İşte Osmanlıya bağlılığın sırrı burada yatıyordu. 350-431. içmede ve hatta giymede dahi aynı dinin esaslarına tabi' oldukları için. Müslüman Türklerle Kürtler arasında mevcut olan bazı ufak ve önemsiz farklılıklar dışında. kültürel ve idarî bütünlüğünü bozmak ve parçalamak maksadıyla içerde ve dışarıda yapılan faaliyetlerin. kaybetmemişlerdi. 232/b-233/a. Osmanlı Devleti. Osmanlı Devleti'ne iltihak etmekle bir şey 74 Lütfi Paşa.'İ| sebeple de. Mısır 1938. 2162. Doğu ı parçalamak müessir olması çokj Çaldıran Zaf< nadolu'nun fethe Güneydoğu bölgel hemmiyetli bir Şerefüddin Bey. 25. Osmanlı Devleti'ne tâbi' olan bir Müslüman beylik. ahlakî. Zaten Osmanlıyı Avrupa'dan ayıran en önemli hususiyet de buydu. ırka ve maddî sömürüye dayanan bir ayırıma gitmiyordu. sh. Feyz'ül-Kadîr Şarh'ul-Câmi'-is-Sağîr. aralarında ihtilafa vesile olacak ciddî bir şey mevcut değildi.ı İMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 139 % ilhakı ¦erinde saşi-»yla ii ve «re I Bilal'ın dan kaybetmemişlerdi. t Bu azmim hayat din: s. dâhilde ve hâriçte. sh. Solakzâde. V. Akgündüz. Münâvî. Doğu Anadolu'nun siyasî. aralarında dlnt. I İmâdiye Hâkimi! Osmanlı Devletl'n sarası için ı lerle hezimete uj)ı altına almaları i dım talep etmek 1 etmek gayesiyle j "Can u gonuMmJ başların r İslâm Sultânı'» gösterdik ve ti Bu muhlis v komşudur ve lı Sadece tslâm S kurtarmayı r bunlara karşı ( Allah'ı bir bilip D uymamız mûmW*ı| Bu mel Bltlisî'nin ı Diyarbı olan I reislerine! "Altıyı yarlanan İl ma'rlfetlnı kuvveti. 263/a-b. Daha önce de izah ettiğimiz gibi. Belgeler Gerçekleri Konuşuyor. kültürel ve coğrafî çok büyük azamî müşterekler vardı. c. icmâ' ve kıyas yoluyla vaz' edilen hukukî hükümler yanında. sünnet. dinî.

bu büyük âlimi taltif etmek üzere kendisine bir ferman gönderir. Diyarbekir Beylerbeyi Bıyıklı Mehmed Paşa'ya beyaz hükm-i şerifler gönderdiğini ve Osmanlı Devleti'ne bundan sonra da tâbi olacak olan bey olursa. hep beraber bir iyi insan oluruz. Sadece Allah'ı bir bilip Muhammed ümmeti olduğumuzda ittifak halindeyiz. Halil. kendi arzu ve istekleriyle ve hem de birer mektup ile Osmanlı Devleti'ne bağlanmaktadır. bu faaliyetlerinin neticesinde kısa zamanda Doğu ve Güneydoğudaki Kürt ve Türkmen Beylerinin Osmanlı Devleti'ne itaatlerini temin eylemiştir. İyi evlâd böyle olur. Sizin inayetleriniz olmazsa. biz kendi başımıza müstakil olarak bunlara karşı çıkamayız. İttifakta kuvvet var. Ona bedel. Yani bugünün vilâyetleri ve hatta devletleri. Cihada gayret gösterdik ve İslâm Padişahı'nın yollarını bekledik.. Bu mektûb üzerine Konya Beylerbeyisi Hüsrev Paşa kumandasında ve İdris-i Bitlisî'nin manevî yardımlarıyla toplanan on bin kişilik gönüllüler ordusu.. Doğu ve Güneydoğu bölgelerinin Osmanlı Devleti'ne ilhakı için vazife veriyordu. bu inancı saf insanları o zâlimlerin zulümlerinden kurtarmayı merhametinizden bekliyoruz. uhuvvette saadet var. Mektubunun başında Diyarbekir Vilâyeti'nin sulh ile ve istimâlet yolu ile fethine vesile olduğu için İdris-i Bitlisî'ye teşekkür eder. yardım talep etmek ve Osmanlı Devleti'ne itaat etmeden huzur bulamayacaklarını ifade etmek gayesiyle göndermişlerdir. Yavuz Sultân Selim'e tarihçe müsellem olan tarihî arîzayı. "Can ü gönülden İslâm Sultânı'na bî'at eyledik. Hizan Meliki Emir Davud. onların akıl ve ma'rifetinden istifade edeceğiz ve asaletimizi de göstereceğiz. Şah İsmail'in Diyarbakır muhasarası için gönderdiği orduyu on bin kişilik İdris-i Bitlisî kumandasındaki gönüllü birliklerle hezimete uğratan aynı beyler. Sünnetullah bizde böyle câri olmuşdur". Elhâsıl. Sonra da manevi takdirleri yanında ona gönderdiği bazı maddî hediyeleri zikreder. Dik başlılık etmeyeceğiz ve kendi başına hareket yapmayacağız. Bu azmimizle başka milletlere ibret dersi vereceğiz. Diğer hususlarda birbirimize uymamız mümkün değildir. Kızıl-başların neşrettiği dalalet ve bid'atleri kaldırdık ve ehl-i sünnet mezhebi ve Şafii mezhebini icra eyledik. Nice yıllar bu mülhidler.Çaldıran Zaferini takip eden 1516 yılında. Yavuz Sultân Selim. Osmanlı Devleti'ne itaat arzularını padişaha iletmişlerdi." 140 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMM Diyarbekir'in Safevî Devleti'nden alınmasından sonra Kürt Beyleri arasındaki gayretlerini sürdüren büyük âlim İdris-i Bitlisî. . Zira Kürtler. biz onların kuvveti. kendisine Doğu Anadolu'nun fethedilmesini tavsiye eden meşhur âlim ve tarihçi İdris-i Bitlisî'ye. İdris-i Bitlisî vasıtasıyla Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin kısa bir zaman i-çinde ve hem de yerli beğierin istek ve arzularıyla Osmanlı Devleti'ne ilhak edildiğinin haberini alan Yavuz Sultân Selim. Bizim beldelerimiz Kızılbaş diyarına yakındır. İttihadın sağlam ipine ve muhabbet şeridine sarılmak zaruridir. bizim evlerimizi yıkmışlar ve bizimle savaşmışlardır. Bu muhlis ve size itaat eden bendelere yardım edesiniz. Hısn-ı Keyfâ Emiri Eyyubîlerden II. komşudur ve hatta karışıktır. Böylesine e-hemmiyetli bir zamanda İslâm birliğinin zaruretine inanan başta Bitlis Hâkimi Şerefüddin Bey. İlhâdları zahir olan Kızılbaşlar'dan teberri eyledik. İslâm Sultânı'nın namı ile şeref bulduk ve hutbelerde dört halifenin ismini yâda başladık. hükümete itaatte selâmet var. ittihâdda hayat var. Osmanlı Devleti'ne kendi arzularıyla tâbi olan beylerin ve bunlara bağlı olan sancakların mikdarlarını ve tahrîrî bilgileri hazırlamasını emreder. Türkler bizim aklımız. gönderilen tuğralı beyaz kâğıtlar kullanılarak onlara berâtlarının yazılmasını emreder. bu hâdiseden önce Şiflerin Diyarbekir'i muhasara altına almaları üzerine. XX. ayrı ayrı kabile ve aşiret tarzında yaşamaktadırlar. İmâdiye Hâkimi Sultân Hüseyin olmak üzere 25-30 tane Kürt beyi (ümerây-ı ekrâd). asrın İdris-i Bitlisî'si olan Bediuzzaman 1910'larda Osmanlı Devleti'ne karşı isyan etmek isteyen Kürt aşiret reislerine hitaben diyor: "Altı yüz seneden beri tevhid bayrağını umum âleme karşı yücelten ve millî âdetlerini terk ederek ihtiyarlanan bizim şanlı Türk pederlerimize. Sadece İslâm Sultânı'na muhabbet üzere olduğumuz için. kuvvet ve cesaretimizi hediye edelim. Şah İsmail'in Diyarbekir'i muhasara altına alan ordularını tarumar eylemiştir.

Osmanlı Devleti'nin idarî yapısının temelini kaza. Siirt. Esad Efendi. Harput. vrk. Hizan Meliki Emir Davud. Sincar. Urfa. Hısn-ı Keyfâ Emîri Melik Halid. I genellikle i darılara ti rineo 75 Koca Müverrih. vrk. Bedâyi'. Anonim Tarih. İmadiye Hâkimi Sultân Hüseyin. I denmekte*. Uzunçarşılı..Devlete bağlanan beyler arasında ihtilaf ve ihtilal vuku bulmaması için gereken tedbirlerin alınmasını ve in'âm ve ihsanların da ona göre yapılmasını ister. bin bir türlü yağcılıklar yapıp sulh istediğini. Yavuz Sultân Selim'in Doğuda bağımsız bazı küçük Kürt Devletlerine müsaade ettiği ve asırlarca bu devletlerin varlığını sürdürdüğü iddia edilmektedir. Türkmen ve Kürt aşiretleri Osmanlı Devleti'ne iltihâk eylemiştir. Musul ve Kerkük'den itibaren Kuzey Irak ve Haleb'i de içine alan Kuzey Suriye bölgelerinde yaşayan çok sayıda Arap. 2162.). Safed ve Gazze şeyhleri ile Haleb ileri gelenlerinin bulunduğu seçkin bir temsilciler heyetinin Yavuz'a takdim ettikleri ve aslı Topkapı Sarayı'nda bulunan şu itâ'at mektubu çok manidardır: "Bizler. Ankara 1987. Besni. c. İşte Osmanlı Devleti. yanlış yon sının teır nün Ait ve idaresi a na tabi t ler söz I Diyarbekir Ij bütün Dojıijj devrinde J Doj guruba! Biri diğer t merkezden t tımar sis aşiret \ Amid. Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi. 8 memlekr sancaklar âl Ey. 11634/26. Es'ad Efendi. Atak. İslâmı tatbik ve adaleti te'sis için sizin hâkimiyetinizi zaruri görüyoruz75". II. Solakzâde. Osmanlı Devlet teşkilâtını bilmemekten ve konu ile ilgili bazı belgeleri yanlış yorumlamaktan kaynaklanmaktadır. Bediüzzaman Said Nursi.. Pertek Hâkimi Kasım Bey. 76. 2362. Bayram. Garzan. sh. sh. Ayrıca Şuran. 1019. Eğil. canlarımız. ve bu I Bu iddia. 112/a-113/a. Nutuk (Osm. nr. Mardin ve Harput da dahil olmak . Bitlis. Benî İbrahim. nr. Osmanlı Tarihi. 273 vd. Çaldıran Zaferi'nden sonra Doğu Anadolu'da Diyarbekir merkez kabul edilerek Musul. Palu. Âli. I Van Eyı teşkil i İkindi beylere t edilmiştir. Çermik. İbn-i Said. Cizre.. Künh'ül-Ahbâr. sh. iyâlimiz ve dinimizin emniyeti için size itaati arzuluyoruz. Benî Atâ aşiretleri. c. Bu iltihâklardan bazılarını beraber görelim: 1) Kürt ve Türkmen beylerinden istimâlet ile kendi meyil ve arzuları ile itaat eden 25'den fazla aşiretten ve reislerinden bazıları şunlardır: Bitlis Hâkimi Emir Şerefüddin. güneyde yer alan Arap aşiretleri de yine kendi iradeleriyle Osmanlı Devleti'ne iltihâk etmişlerdir. Urmiye. Aralarında İbn-i Harkuş. bugünün Amerika'sı gibi. Kodaman. Süleymaniye Kütp. çeşitli özelliklerine göre farklı idare tarzlarına tabi tutuyordu. Meyyafarakin. mallarımız. Sason. nr. Çemişgezek Hâkimi Melik Halil. 2) Kürt ve Türkmen aşiretleri gibi. Sultân II. Cezire Hâkimi Şah Ali Bey. vrk. Bu gayretlerin neticesinde. Bilindiği gibi. Malatya. sh." nâsındı i BİLİNMEYEN OSMANLI 141 Ijınm 76. 249/a-251/a. sancak ve eyâletler teşkil ediyordu. E. Yavuz. Mardin ve benzeri yerlerdeki aşiretler de arka arkaya Osmanlı Devleti'ne iltihâk etmişlerdir. 378-383. Ancak Osmanlı Devleti. Şark diye adlandırabileceğimiz ve bugün Doğu Anadolu. Osmanlı Devleti'nin Doğuda kurduğu idare tarzı nasıldı ve bu iddialar doğru muydu? Bu iddia. Güneydoğu Anadolu. Mektubun sonuna doğru. II. 452/a-b. Abdülhamid Devri Doğu Anadolu Politikası. mütudtl edilme. yıllar sürecek harplerle elde edilemeyecek zaferlere u-laşıldı. ancak onun sözlerine ve ıslah olduğuna inanılmaması icab ettiğini belirterek gerekli tedbirlerin ihmal edilmemesini emretmektedir. Anadolu'yu şnieştirmek isteyen Şah İsmail'in kendisine elçiler gönderdiğini. 20. mutlak bir merkeziyetçilikten tamamıyla uzak bir anlayışa sahipti ve idaresi altına aldığı bölge ve cemiyetleri. Yani eyalet ve sancakların İstanbul'a olan bağlarında ayrı ayrı statüler söz konusuydu. Benî Sâyim.

İkinci gurup. daha ziyade Doğu Anadolu'da uygulana gelmiştir. bu tür sancakların başlıca örneklerini teşkil ederdi. Devlete ihanet ettikleri takdirde değiştirilebilmektedirler. hariçte yani askeri ve siyasi alanda bölgedeki Osmanlı beylerbeyine tabidirler. III (Diyarbekir Eyâleti Kanunnâmeleri). Van Eyaletinde ise. Ergani ve Çemişkezek sancakları ile Van Eyaleti'ndeki Erciş ve Adilcevaz sancakları. İstanbul 1996. Hakkari ve Mahmûdi sancakları bu mahiyette Osmanlı Sancaklarıdır. sadece icranın başı olan beyin tayini ile arazinin statüsünün tesbitinde müstakil yetkilerle donatılmışlardır. Arazîsinde tımar nizâmı cari değildir. Yavuz'un Mısır'ı fethetmesinden itibaren halife unvanını kazanmışlar mıdır? Dinen bu mümkün müdür? Şayet mümkünse. Kanunî Süleyman devrinde yeni bir düzenleme yapılarak Van'da ayrı bir eyâlet daha teşkil olundu. Pertek. Palu ve Genç sancakları. Kısaca özetlediğimiz bu sistem. onu temsil etmek demektir. Fetih esnasında bazı beylere hizmet ve itaatleri karşılığında. Müküs ve Bargiri de Van'a bağlı bu tür sancaklardandırlar. emîr'ül-mü'minin ve imam. Bu sancaklar tımar sistemine dahildi. Sincar. Bunların idaresi. Birinci gurup. Yani Osmanlı Devleti'nin diğer bölgelerinde tatbik edilen idare usulü burada da cari idi. c. Hatta Kürdistan Eyâleti sancakları da denmektedir. umumiyetle aşiret yapısı kuvvetli olmayan yerlerde teşkil edilmiştir. hem itikadî açıdan ve hem de amelî açıdan. Diyarbekir ve Van eyaletlerindeki bu tür sancaklar. Mihrani. bunlar azl ve nasb edilemezler. Osmanlı Padişahları halife unvanını kullanmışlar mıdır? İslâm hukukunda icranın başı olan şahıs için üç unvan zikredilmektedir. İmtiyazlı sancaklar da diyebileceğimiz bu sancaklardan Diyarbekir Eyaleti'ne bağlı 13 ve Van Eyaletine bağlı olarak da 9 adet mevcut idi. fetih esnasında gösterdikleri hizmetlerden dolayı tamamen yerli beylere terkedilmiştir. Hilâfet. üç ana guruba ayırmak mümkündü. sh. Hükümet adı verilen sancaklardır. Cizre. Akçakale. Üçüncü gurup ise. sh. Yani bunlar. Bu unvanı taşıyan . Pey-gamber'e halef olduğu için kendisine halife denmiştir. Bunları kısaca özetlemekte yarar görüyoruz. Doğu Anadolu'daki sancakları. idare tarzı açısından. Yurtluk ve Ocaklık tarzındaki sancaklardır. Çermik. Dahilde tamamen müstakil olan bu bölgeler. Zira sancakların idaresi genellikle bölgeye eskiden beri hâkim ola-gelen nüfuzlu. Osmanlı Kanunnâmeleri. Siirt ve Atak Diyarbekir'e bağlı bu tür sancaklardandırlar. Hizan. aslında bir kimseye halef olmak. daha sonra ailelerin tasarrufuna bırakılmış ve Tanzîmât dönemine yani 1840'lara kadar bu hal aynen devam etmiştir76. klasik Osmanlı Sancakları şeklindeydi. Bitlis. 142 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANU{ cakbeylerinin tayinine merkezî idare asla karışmaz ve ellerine verilen ahidnâmeler gereğince. Hasankeyf. Halife. Diyarbekir Eyâleti'nde merkez Amid. yerlerine oğullan veya diğer yakınlarından biri geçmektedir. Sancakbeyleri doğrudan merkezden tayin olunurlardı ve herhangi bir imtiyaza sahip değillerdi. Sebebi bu bölgede daha önce müstakil veya İran'a bağlı beylerin fetih esnasında Osmanlı Devleti'ne sadakat göstermeleri ve en önemlisi de. Arazîleri tımar nizâmına tabidir. Müslümanların lideri olan şahıs da şerl hükümlerin icrasında Hz. Kulp. Osmanlı Devleti ile aralarında herhangi bir farkın bulunmamasıdır. 77. Diyarbekir veya Van Eyâletinin içine serpiştirilmişlerdir. Güneydoğu Meselesi ve Çözüm Yollan. Bunlara Ekrâd Sancakları da denir. Diyarbekir eyâletinde Hazzo. Eğil. her iki eyâlette de. Tercil. bağımsız birer devlet tarzında değil. Harput. Hayat boyu sancakbeyi olan bu idareciler vefat ettiğinde. Başlangıçta hizmet ve sadakat karşılığı verilen bu sancakların durumu. Bunlar klasik Osmanlı sancaklarından farklıdırlar. 197-213. Zaten toprak itibariyle de.üzere bütün Doğu Anadolu'da gayet geniş bir eyâlet meydana getirmişti. 30 vd. eski mahallî beyler ve hanedanlara terk edilmiştir. devamlı olarak sancak ve has şeklinde tevcih edilmiştir. Zaho. Seferde Beylerbeyi'nin hizmetine girmekle mükelleftirler ve bu memleketlere merkezden kadı tayin edilir. SanI •ı vd: Akgündüz. Osmanlı Padişahları.

273 vd. Künh'ül-Ahbâr. sh. Bu sebepledir ki 923/1517 tarihinde Yavuz Sultân Selim. Bediüzzaman Said Nursi. halifenin Kureyş kabilesinden olması şartıdır. aslında öne geçmek ve lider olmak demektir. Nutuk (Osm. 20. gerekli şartları hâiz olmayan veya milletin seçim ve bî'atıyla değil de. 213 vd. Peygamberin halefi olarak dinî ve dünyevî meselelerde bütün Müslümanları temsil etmek". c. Osmanlı tatbikatında kendisine uyulmayan ve en çok tartışmalı olan bir şartı da. Osmanlı Tarihi. sh. Yani kısaca Müslümanların devlet reisliği demektir. nr. Emir'ül-mü'minin unvanını ise ilk kullanan Hz. İmamet. 378-383. Hilâfete imamet de denir ve namazdaki imamlık görevinden ayırmak için buna "imâmet-i kübrâ" adı verilir. yukarıda zikredilen şartlara haiz ve Müslümanların rızası ile yapılan seçim ve bî'at sonucu elde edilen hilâfettir. İkincisi. Bedâyi'. Bir kısım İslâm hukukçuları halifenin Kureyş'den olmasının şart olmadığını ve hilâfet gibi âmmeye ait bir meselede nesebin tesiri olamayacağını ileri sürerken. sh. vrk. Çoğunluk "imamlar Kureyş'tendir" f kukçusu Buharaltî rarak Osmanlı P« ortadan kalkan ı sebepledr ki < son Abbasi I rettirdiği ! Şunu ( ve onu t yonunu her | kısma i kikiy«)'dlrl çim ve I hilâfet-l ı gerekil \ suretiyle ( dır.). çoğunluğun bu şartı kabul etmesi uygulamada zorluk çıkarmıştır.âmme müessesesi yani hilâfet ise. 452/a-b. vrk. Es'ad Efendi. c. nr. nr. Güneydoğu Meselesi ve Çözüm Yolları. değişik şekillerde tarif edilmiştir. 2362. Emevi ve Abbasî halifeleri hep ikinci grupta kalmışlar. Uzunçarşılı. 2162. Halife olmanın bazı şartları vardır. Esad Efendi. Mısır'dan beraberinde getirdiği son Abbasî Halifesi Mütevekkil Alellah'a Ayasofya Camiinde hilâfeti kendisine devrettirdiği zaman. Halifeye "imam" veya "imam'ül-müslimin" denmesi de bundan kaynaklanmaktadır. 112/a-113/a. BİLİNMEYEN OSMANLI 143 Kureyş'tendir" hadisine dayanmaktadırlar. 11634/26. Peygamber'in izinden yürüyecek ve onu temsil edecek makam demek olan hilâfet makamı. Anonim Tarih. buna hilâfet-i nübüvvet de demektedir. \: Padişah! yetkileri I nasında İl Osı Müslimiı o da hilâfet" bütün CsımiII Haleb'in h Semend. Kodaman. maalesef bu mana ve fonksiyonunu her zaman devam ettirememiştir. cebir ve istilâ suretiyle elde edilen imamettir. Halife Ömer bin Abdülaziz bir tarafa bırakılırsa. şeklî hilâfet (hilâfet-i sûriye)'dir ki. 12 vd: Akgündüz. sh. I Kavinin* Haremeyn^ SultSnS I» yacak fa 76 Koca Müverrih. I inkılabı halife I Abbasi lı olarak I baren Hz. Osmanlı Kanunnâmeleri. Türkistan'ın yetiştirdiği büyük Hanefi hukukçusu Buhara'lı Sadr'üş-Şerî'a (öl.II. sh. III (Diyarbekir Eyâleti Kanunnâmeleri). Ömer olmuş ve daha sonraki devlet reisleri bu unvanı "mü'minlerin emiri" manasında halifenin eş anlamlısı olarak kullanmışlardır. bu meseleyi şöylece vuzuha kavuşturarak Osmanlı Padişahlarına hilâfet yolunu açmıştır: "Zikredilen şartlardan zaruret gereği ortadan kalkan şartlar aranmayacaktır. Abdülhamid Devri Doğu Anadolu Politikası. Bunlardan ikisini zikredelim: "Hz. Zamanımızda Kureyşilik şartı da ortadan kalkmıştır". sh. Süleymaniye Kütp. Peygamber'in "Benden sonra hilâfet otuz senedir. 747/1346). E. 1019. Solakzâde. ondan sonra saltanata inkılab eder" hadisinin işareti ve bütün İslâm hukukçularının ittifakıyla gerçek manada halife hülefâ-i râşidin'dir. "Müslümanlar üzerinde umumî tasarruf hakkına sahip olmak yetkisi". Hz. 249/a-251/a. Bunda saltanat ve hükümdarlık manası ağır basmaktadır. Sultân II.'sS da 1519 ti ünvanlanl aldığı I ümem. Âli. Şunu da bilmekte fayda vardır: Her konuda Hz. mevcut âlimler bunu caiz görmüştü. Büyük Türk Hukukçusu Sadrüşşeria. II. 40 vd. gerçek hilâfet (hilâfet-i kâmile veya hilâfet-i ha-kikiye)'dir ki. vrk. Bu sebeple bazı araştırmacılar hilâfeti iki kısma ayırmaktadırlar: Birincisi. c. Hz. Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi. bir başka ifadeyle .

Hasan'ın altı aydan ibaret bulunan hilâfet süresiyle sona ermektedir. buna da tabiT hükümet denmektedir. Zaten Yavuz'un Kahire ve Mekke'de bulunan Mukaddes Emânetleri İstanbul'daki Topkapı Sarayı'na taşıması ve bunlar için Hırka-i Şerif Dairesinin yapılması ve nihayet Kudüs. âşir'ül-Havâkîn'il-Osmaniyye. 1924 yılında hilâfetin kaldırılmasıyla ilgili kanun bunun en son delilidir. mümehhidü kavâ'id'iş-şer'il-mübîn ve Zıllulâh'iz-zalîli alâ kâffet'il-ümem. Bu konuda önemli bir izah da Eyüp Sabri Paşa'ya aittir. Vâris'ül-Hilâfet'il-Kübrâ kâbiren an kabir. eski tâbirle istimâlet ile yani kendi meyil ve arzularıyla. 1516 yılında tahrir edilen Semendire Sancağı Kanunnâmesinin başında yer alan Halifetüllah tabiridir. zorla ve zulümle hâkimiyetini mazlum milletlere kabul ettiren bir imparatorluk değildir. muasır kaynaklardan hiç birinde hilâfetle ilgili kayıt olmadığını söylemek ciddi bir hatadır. Kanuni Sultân Süleyman'ın Sadrazamı olan Lütfi Paşa. Bu iddiaların aslı ve esası var mıdır? Maalesef bu tür iddialar. Mesela. Bilindiği gibi. Osmanlı Devleti'nin idaresi altında asırlarca yaşayan topraklar üzerinde iktidarı elinde bulunduran siyasî güçler kendi suiistimallerini örtmek için böyle bir propagandaya baş vurmaktadırlar. Sultân'ül-Arabi ve'l-Acem ve'r-Rûm. Belki. Kaldı ki. bütün hak ve yetkilere hâiz olan halifelik manasında halifedirler. Osmanlı Devleti. Hz. Balkanlardaki bazı Hıristiyan gruplara. Altı yüz sene yaşayan bir devletin elbette haseneleri de seyyieleri de olacaktır. Bu kaynaklardan sonra. Risâletü Halâs'il-Ümme Fî Ma'rifet'il-E'imme adlı eseriyle mukni cevaplar vermeye çalışmıştır. kiliselerde yaptıkları âyinlerde papazlar tarafından . İkincisi. adaletinden ve huzurundan istifade etmek gayesiyle hâkimiyeti altına girmeyi arzuladıkları ve vardıkları her yere i'lây-ı kelimetullah gayesiyle ayak basan bir İslâm devletidir. Oğlu Kanuni ise. Ayrıca Yavuz'dan itibaren bütün Osmanlı Padişahları. hak ve yetkileri bulunmayan şeklî halifelik değil.şeklen ve hükmî halifeler olarak kabul edilmişlerdir. Haleb'in fethinden itibaren halife unvanını kullandığına delil. Ancak kader-i ilâhinin bu kadar uzun seneler yaşamasını takdir ettiği bu devletin. Ayrıca. bu konuda fazla bir şey söylemeye ihtiyaç bırakmayacak kadar açıktır. Ebüssuud gibi bir İslâm Hukukçusunun kaleme aldığı Budin Kanunnâmesinin başında. halife unvanını kullanmışlardır. hilâfet veya imamet hükümetidir ki. kendi yaptıkları kanunlar ile idareyi yürüten siyâset hükümetidir. Yavuz'un muasırı olan Mısır'lı tarihçi İbn-i Iyâz da. Daha sonra da 1519 tarihli Trablusşam Kanunnâmesinin başında ise. 78. Medine ve Mekke'nin Osmanlı Devleti'nin eline geçerek padişahların Hâdim'ül-Haremeyn olarak ilan edilmesi ile halife sıfatı perçinlenmiştir. o günlerde kaleme aldığı eserinde açıklamaktadır. Yavuz Sultân Selim. Ona göre üç çeşit hükümet vardır: Birincisi. Hâiz'ül-İmâmet'il-Uzmâ ve's-Sultân'ülBâhir. Hz. Nâşir'ül-Kavânîn'isSultâniye. "Halîfe-i Resûl-i Rabb'il-Âlemîn. Osmanlı Devleti'nin Arapları zorla hâkimiyeti altına aldığı ve onları sömürdüğü iddia edilmektedir. ilk dönem Osmanlı tarihini yazan muteber ve Yavuz'a muasır bir tarihçi ve devlet adamıdır. hilâfetin Yavuz'a devrini.I bulunanlara. birinci gruba girmektedir . Bu taksime göre Osmanlı idaresi. halife ve İmâm'ül-Müslimîn unvanlarını son halife Abdülmecid Efendi'ye kadar kullanmışlardır. Osmanlı Padişahları. Lütfi Paşa. akıl ve şer'i nazara almadan cebirle ve zulümle idareyi yürütenlerin hükümetidir ki. Hami hıme'l-Haremeyn'il-Muhteremeyni ve'l-makâmeyn'il-mu'azzameyn'il-mufahhameyn es-Sultân ibn'üs-Sultân Es-Sultân Süleyman Hân ibn'üs-Sultân Selim Hân" unvanlarını kullanmaktadır ki. Osmanlı Padişahlarının halifeliği konusunda şüphesi 144 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSP*N'. Ebubekir'den itibaren Hz. en az on defa halife ve hilafet unvanları kullanılmıştır. Peygamber'in vekili olarak Şer'-i şerifi uygulayan her hükümet bu gruba girer. Osmanlı Padişahlarının en az ikinci manada halife olduklarında şüphe yoktur. Üçüncüsü ise. ilmî olmaktan ziyade siyasîdir. Müslümanların ve gayrimüslimlerin. hasenatı herhalde seyyiâtına gâlibdir. Hz. Peygamber'in bahsettiği 30 sene. Yavuz Sultân Selim'den itibaren.

Üçüncüsü de. El-Irâk Beyn'el-Memâlîki ve'l-Osmâniyyîn'il-Etrâk. kilise kayıt defterinin orijinalinden bir müzede bizzat okumuş ve bize nakletmişti. 1007. c. nr. 19 vd. sh. asrın ilk çeyreğinde Mağrib ülkeleri Hıristiyan istilasına maruz kalmış ve kendi devletleri zayıf düşmüştür. XVI. Alem-! İslim pe'ijMfl Mesela Kuzey* na maruz kalmış» Oruç Reis ve Htarl Bahadır kardeşler. ler. I. dinimizi huzur içinde yaşayalım". I. 78-85. İbn-i Haldun. Abu'l-Hasan Ali b. 502-503. Akgündüz. Muhammed bin Mahmûd. 148-149. 449. c tartışn halka \ dikle. 6 vd. Osmanlı Devleti'nin bekasına imandır. Hatipoğlu. I. 19. Mısır. İstanbul 1328-30. 98-99. Ayrıca aynı ciltteki Dede Efendi'nin Risale'sinde de halife tabiri Osmanlı Padişahları için çokça kullanılmıştır. İnalcık. O halde Osmanlı Devleti. c. c. Osmanlı Kanunnâmeleri. ( maktadır: Evet1 misler ve cesinden ı İslâm'ı t ğu'dakl I nin zulmü Abdu'ud 1 Osmanlı ı muhalif I fethetmesini İl dan farklı ( Kansu Sultân! BuradaH Yavuz Sulta»! Muhamır Saraydılar. eşine tarihte ender rastlanacak olan bir İslâm devletidir. Mir'ât'ülHaremeyn. sh. sh. Osmanlı İmparatorluğunda İslâm. Muhammed. Bkz. sh. IH. k gayret gösten inanlarını bunları bıriıjjet Selim'e mümkündür. Mehmed Said. sh. "Biz Osmanlı Devleti'ne tâbi olmayı ve o devletin bir vilayeti olarak kalmayı istiyoruz. Dr. 278-279. 24 vd. sh. Mektubun gayesini tek cümleyle özetlemek mümkündür. Ahmed Cevdet Paşa. c. nr. El-Ferrâ. Bir tımarlı sipahinin çocukları olan Oruç Reis ve Hızır Reis de. XXIII (Ankara 1978) . EIMâverdî. 20-24. (Tarih Risaleleri. Şam 1986. sh. Hilâfet ve Hâki-miyet-i Milliye. Muhammed Harb ve Abdülcelil Et-Temîmî'nin konuyla . Yılmaz. Tezâkir I-IV. 1-2. El-Ahkâmu's-Sultânlyye ve'l-Velâyâtu'dDiniyye. İstanbul 1271-1301. kısa zamanda Hıristiyanları durdurma ve iç ihtilafları önlemek üzere gayret göstermişler ve bunda da muvaffak olmuşlardır. Kahire. c. 1167-1175. sh. sh. "Hilâfetin Kureyşliliği". 2. Ebu Ya'lâ. 1357. 451. İstanbul 1306. 14-15. Ankara 1986). Târih-i Ahmed Cevdet (Vekâyi'-i Devlet-i Aliyye) I-XII. Muhammed. II. sh. Mehmed Hatiboğlu Hilâfetin kureyşliliği İle ilgili olarak yazdığı uzun bir monografisinde konuyu ayrıntılı olarak incelemiştir.". bu zamanda imanın şartlarının birincisi Allah'a imandır. A-merika'da araştırma yapan bir arkadaşım. III. Mukaddime. (neşr. Cin-Akgündüz. 497-498. Mesela Kuzey Afrika'da. Zira bu devlet yıkılırsa. bu bölgeye Fâtih zamanında gelmişler ve yerleşmişlerdir. sh. Ahkâm'üs-Sultâniyye. İbn-i Ece. SulİÎ geldiniz d nunla dayı dermesi ffl hukukçutal BİLİNMEYEN OSMANLI İ45 hk ¦•ildi t \ "İtikad ediyorum ki. Ahmed Râsim. III. Belgelerle Osmanlı Tarihi. c. c.şöyle duâ ettirildiğini. 4. Bahadır kardeşler. sh. Peygambere ir sa. Mümkünse Hızır Reis'i de bize Beylerbeyi (vali) olarak tayin ediniz".. Burada Muhammed Abduh'un şu sözlerini zikr etmeden geçemeyeceğiz (Padişah Abdulhamid'e yazdığı bir layihada diyor): 77 BA. 1298. AÜ İlahiyat Fakültesi Dergisi. İstanbul 1995. sh. c. Mustafa Özel). Prof.. Osmanlı Devleti'nin şemsiyesi altına girmeyi can ü gönülden istedikleri gibi. Türk Hukuk Tarihi. 11. Konu ile İlgili olarak bkz. "BİZ 0117111* İ künse Hızır Rıtfld Kuzey/ nunî'ye ı nülden İsi araştırmaları. 299. "Ya Rab! Bize de Osmanlı hâkimiyetinin altına girmeyi nasib et ki. İbn-i Iyâz. sh. IV. 212213. "îtlkad edi. 208-228. İkincisi Peygamber'e imandır. Ahmed Cevdet Paşa. sh. 61-66. Seyyid Bey. Der. Bedâyi'uz-Zuhûr. I. c. Cavid Baysun). I. Kuzey Afrika veya bir diğer adıyla Mağrib yani Batı Arap Aleminin Yavuz'a ve Kanunî'ye mektuplar göndererek. c. Resimli ve Haritalı Osmanlı Tarihi I-IV. Eyüp Sabri Paşa. kılıca dayalı ve sömürgeci bir imparatorluk değil. Alem-i İslâm perişan olacak ve sahipsiz kalacaktır. Avrupalılar'ın Mağrib Müslü-manlarını canavar gibi parçalamayı beklediğini çok iyi bilen Cezayirli Müslümanlar ve bunları birliğe davet eden Oruç ve Hızır kardeşler çareyi Osmanlı Sultânı Yavuz Sultân Selim'e mektup yazmakta bulmuşlardır. İstanbul 1301. Tapu-Tahrir Defteri.

Sultân Selim. Memlûklu saltanatına son vermek isterse. "İnşâallah yine. Osmanlı hukukçuları. elele vererek. Kendisini karşılamak üzere Anteb'e kadar geleceklerdir. Bu durum. 2) 638 Hicrî yılında yani Yavuz'dan yaklaşık 250 sene önce vefat eden Muhyiddin-i Arabî'ye ait Eş-Şeceret'ün-Nu'mâniyye fî'd-Devlet'il-Osmâniyye isimli bir Risale. "Sin. Mısır'a gelen Osmanlı sefiriyle gizliden gizliye görüştüklerini ve ona Sultân Gavri'nin şerv-i şerife muhalif hareket ettiğini şikâyet ettiklerini ve kendilerinin Osmanlı sultanının Mısır'ı fethetmesini beklediklerini ifâde eylediklerini kaydetmektedir. Ancak tartışılması gereken bu Kitabenin sahih olup olmadığıdır. eşraf ve ileri gelenler bir araya gelmişler ve kendi durumlarını aralarında tartışmışlardır. Bu kitabenin bulunduğu bir gerçektir. müceddid olmasa bile mü'eyyed min indillah olduğu konusunda ciddi bilgiler bulunduğunu. Mısır fethinden kısa zaman öncesinden değil. Gerçekten Yavuz'un seferi öncesinde. kadıları ve halkın ileri gelenleri tarafından kaleme alınan ve Yavuz Sultân Selim'e takdim edilen bir arîza yani dilekçeyi de değerlendirmek istiyoruz. Osmanlı Devleti'ni. belki çok daha evvel başlamıştır. Yavuz'dan 40 küsur sene önce hazırlanan 880/1475 tarihli bu kitabede Yavuz'un Mısır'a geleceği haber verilmektedir. Bu kitabenin Mısır'dan mukaddes emânetlerle birlikte getirildiği ifade olunmaktadır. İslâmiyetin kahraman ordusu olan Türklerle hakiki bir tesânüd ve ittifak ile elele verip. muteber kaynaklardan nakillerde bulunarak anlatmıştık. bütün halka vekâleten bir arîza yazmalarını ve arızada Osmanlı Sultânı Selim'e hitaben istediklerini dile getirmelerini kararlaştırmışlardır. Topkapı Sarayı'nda bulunmaktadır. Alınan kararlara göre. meseleyi şöyle özetleyebiliriz: 1) Topkapı Sarayında Hz. kendilerini Memlüklü devletinin zulmünden kurtaran bir kurtarıcı olarak görmüşlerdir. Suriye bölgesi de Mısır'dan farklı değildir. Yavuz'un Şam ve Mısır'ı fethedeceğine dair bazı kitabelerden ve hatta Muhyiddin-i Arabi'ye ait bir Risaleden bahsedilmektedir. Suriye halkı kendisine hoş geldiniz demeye hazırdır. Araştırmacıların bir çoğu kitabeyi okumuş ve değerlendirmişlerdir. Bu durumu nazara alırsak. Memlûklu idarecileri şerv-i şerife muhalefet etmektedirler. a'yânlar. çocukların "Yüce Allah sana yardım eylesin ey Sultân Selim" sesleriyle şaşkına döndüğünü tarihçiler kaydetmektedir. ümitsizliği bırakıp. Suriye halkı Memlûklu zulmünden bıkmıştır. Davud'a ait kılıcın sergilendiği yerde sergilenen bir kitabe bulunmaktadır. kadılar. Şın'a girdiğinde kabrim ortaya çıkacaktır" şeklinde yayılmıştır. Neticede dört mezhebin kadısının ve şehrin ileri gelenlerinin. Bununla da yetinilmeyerek Yavuz'dan güvenilir bir vezirini kendilerine idareci olarak göndermesi istenecektir. Muhammed Harb tarafından özeti Arapça'ya tercüme edilen bu belgenin aslı. Kur'ân'ın sadâsını aktâr-ı âlemde en yüksek gür sadalanyla herkese duyurmaya çalışmışlardır. Kur'ân'ın bayrağını dünyanın her tarafında ilan edeceklerdir"78.ilgili araştırmaları. Halep'te âlimler. 79. Mısır'dan yola çıkarak Şam'a gelen ve oradan da Haleb'e varan Kansu Gavri'nin Haleb girişinde. Özellikle Mısır'daki Müslüman ahali. Burada Halep âlimleri. İslâm'ı tatbik eden kuvvetli bir devlete tabi' olmayı başından beri istemektedir. Memlüklülere harp açılabileceğine dair fetvalar neşretmişlerdir. Osmanlı Devleti'ni davet etmişler ve onlara merhaba demişlerdir. Araplar. İstanbul'daki yazma kütüphanelerde bulunmaktadır. Bunlar doğru mudur? Yavuz'un müceddid olduğu hususunda bilgi verirken. Bu Risalenin gerçekten Muhyiddin-i Arabî'ye ait olup olmadığını bilmiyoruz. tıpkı Mağribliler gibi. Ancak İbn-i Kemal'in ve hatta Şam'da bir maneviyât erinin de aynı işaretleri . Ortadoğu'daki Araplar açısından da durumun aynı olduğunu ortaya koymaktadır: Evet! Doğudaki Araplar da tıpkı Mağrib'dekiler gibi. Bu fetva146 BİLİNMEYEN OSMANLI lan Ali'nin Tarihinde görmek mümkündür. Ortadoğu'daki Araplar. Mazide İslâm'ın iki bahadır kahramanı Araplar ve Türkler. Halk arasında bu mesele. Abdullah bin Rıdvan "Tarih-i Mısır" adlı eserinde. Mısır âlimlerinin. Bu Risalede Yavuz'un Mısır'ı fethedeceği ve hatta Şam'a gelerek kendi kabrini keşfedeceği âyetlere ve manevî işaretlere dayanılarak anlatılmaktadır. Nitekim Şah İsmail'e açıkça destek verdiğinden dolayı.

Künh'ül-Ahbâr. nr. süs ve ihtişamdan hoşlanmayan bir Padişahtır. Muhammed Harb. erkek çocukların da kulaklarının delinebileceğini ve bu tür bir olayın Hz. Bu doğru mudur? Konuyu bir kaç açıdan ele almakta yarar vardır: 1) İslâm Hukukuna göre kulakların küpe takılmak üzere delinmesi ve küpe takılması. Zira Yavuz. 6456. 2) Şu anda Topkapı Sarayı'nın Portreler Bölümünde 17/66 numara ile 70 x 65 cm ebadında bulunan küpeli Yavuz Portresi ile Macar bir ressama ait olduğu söylenen .. c. Yazma nr. Yavuz Sultân Selim'in sol kulağında küpe bulunan bir resmi mevcuttur. Baskı. Tarih-i Mısır. ama erkekler için caiz görülmemiştir. nr. 258/a-b. İstanbul 1997. anan ne giysin?' dediğini biliyor ve onun şahsî hayatında sade ve süsten uzak olduğunu kaynaklardan öğreniyoruz. ancak küpe yoktur. Netice olarak. etmektadlf. 97/a-100/a. tur. kadınlar için caiz görülmüş. Osmanlı Tarihi. IV. pala bıyıklar vardır. Burada "her şeyi maddede arayanların akılları gözlerindedir. c. c. Nitekim Eyüp Sabri Paşa. 80. Es'ad Efendi. Akgündüz Belgeler Gerçekleri Konuşuyor I-V. Bu tür meselelerde hemen inkâr etmek de doğru değildir. i bir tap neviyâtta kördür" hakikatini unutmamak gerekir79. göz ise maBİLİNMEYEN OSMANLI neviyâtta kördür 80. lı hakiki Iıtaklerbhatta ı bile ierkayKtır. Yavuz'un mü'eyyed min indillah olduğunu reddetmek mümkün değildir. Doğru olan resimlerinde. El-Osmâniyyûn. 93-94 (Hutbe-i Şâmiye'den). Peygamber zamanında yapıldığı halde yasaklanmadığını ileri sürmektedirler. erkek çocukların i zamanında yapıldıjıj erkeklerin kulakl bazılarına göre İse 0 İşte bu şerif timal dahi vermiy selerini görünce. 38-93553/510. 2162. 4971.Kur'ân âyetlerinden istihraç eylediklerini kaynaklardan öğreniyoruz. bu eserden bir sayfayı Mir'ât'ül-Haremeyn adlı eserine almıştır. Yavuz. İşte bu şerl hükmü bilen Yavuz Sultân Selim'in kulağını deldirip küpe taktığına ihtimal dahi vermiyoruz. 30-39. Abdullah bin Rıdvan. nr. BA. II. 364 vd. M 7482. Tarihçe-i Hayat. Şunu da ilave etmekte yarar bulunmaktadır ki.. sh.II. Her hal ü kârda ergen erkeklerin kulaklarını deldirmeleri ve küpe takmaları. Mısır Seferi dönüşünde oğlu Süleyman'ın süslü elbiselerini görünce. Bediüzzaman Said Nursi. I. sh.162 vd. Yavuz Sult. Beyrut 1989. süs \ pala bıyıklar vaı 2) Şu anda 1 ebadında bulunan lı peli resme < bunun gib= küpeli 0 da resmi nakkaşjarj tamamen hayati v Ilınmaktadır. sh. çoğu hukukçulara göre haram ve bazılarına göre ise mekrûhdur. Uzunçarşılı. 'Bre Süleyman. 3) t ahlaksız I edilmesi lı nı mesel alâmeti c 78 Âli. Hicrî 671 tarihinde vefat eden ve Muhyiddin-i Arabi'nin talebesi olan Sadreddin Konevî de. Bâyezid Kütp. 5. sen böyle giyinirsen. vrk. kadınlar İçin ( lar. c. Bu doğ: Konuyu birkaça 1) islâm Hul ması. vrk. 1 uydurmaı boynunda I fetleri İle t Zaten 1926 ] zaman I resim Şah! üzerinde I mektedir. Yavuz. YEE. ¦¦ biliyor ve onun j ruz. bu eseri şerh etmiş ve Risalede yer alan işaretleri daha ayrıntılı olarak anlatmaya çalışmıştır. vrfc* »OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 147 İKurân'ın pırlardır. 81-87. yani kısaca caiz değildir. E-11634. Bazı hukukçular. Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi. 168-171. sh. bu tür eserlerin sıhhatini hemen kabul etmek de doğru değildir.

sakalları da bırakınız" manasını ifade eden hadisi sebebiyle.. kurmuş olduğu ilmî ve hukukî müesseseler gelir". Hz. Mesnûn olan kaş mikdârı kalınca almaktır. Eyüp Sabri Paşa. Bazı yazarlar.. Peygamber'in "Bıyıkları kısaltınız.. Fakat kölelerin küpe taktıkları doğrudur. Dolma Bahçe Sarayına ne zaman konulduğu da bilinmemektedir. Gâzîler uzatmak mendûbdur. en az bu resmin Yavuz'a isnad edilmesi kadar yanlıştır.küpeli resme gelince. Üçüncüsü. Ancak bunun tek istisnası. nr. onun üstünde bıraktığı âbideler ve en üstte ise. vrk. uydurma resimlerden biri olması kuvvetle muhtemeldir. gay'liğe yorumlamaları. Uzunçarşılı. 3) Küpeli resmin Yavuz'a ait olmadığı ortadadır. Nitekim Ebüssuud Efendi de bir fetvasında bu hakikati dile getirmiştir: "Sûfiler bıyıkları dibinden kırkmak sünnetdir deyü i'tikad eyleseler. 21/578. Topkapı Sarayı Müzesi kütp.KANUNİ SULTÂN SÜLEYMAN DEVRİ 82. Sadreddin Konevî'nln mezkûr şerhinden bir sayfa alınmıştır.. sh. Evvela.. düşmana heybetli görünmek için. Osmanlı Tarihi. I. Topkapı Sarayı Müzesi kütp. Bu son eserde. şer'an mezbûrlara nesne lâzım olur mı? El-Cevâb: İftiradan ictinâb etmek lâzımdır.. Mir'ât'ül-Haremeyn. kölelik alâmeti olarak kulaklarına küpe taktıkları bilinmektedir. sarığında tac bulunmaktadır. sh.. İkincisi. vrk. boynunda incili madalyon. c. 295.. Ol dahi gazilerden gayrıyadır. 148 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNME1*'. Bize göre bu yorumlar kısmen zayıf yorumlardır.. 2292/1. c. 2162. 2294/7. bazı araştırmacılara göre. iç oğlanı meselesinde uzun uzadıya açıklamış bulunuyoruz. ama tamamen hayalî ve uydurma olan Avrupalı ve İranlı ressamlara ait resimler çokça bulunmaktadır. Doğru olsa bile böyle yorumlanmasının mantıksızlığını. nr.. adüvve (düşmana) heybetli görünmek içün". bunun gibi küpeli olan üçüncü bir resmi bulunmamaktadır. Âli. . < Yukarıda zikredilen özelliğinden dolayı Osmanlı tarihinde Kanunî. küpenin bir Türk töresi olduğunu ifade eden yazarlar olduğu gibi. en alt katta muharebeleri. Tek kulağında olduğu hiç mevVl 79 Âli. 80/b-140/b. gazilerin bıyıklarını uzatmasının caiz görülmesidir. Osmanlı Padişahlarının kıyafetleri ile bağdaşmayan bu süsler. Kanuni Sultân Süleyman ve devrini kısaca anlatır mısınız? Kanunî Sultân Süleyman devrine şarkiyatçı Ortalon'un söylediği şu sözlerle başlamak İstiyoruz: "Sultân Süleyman'ın eserleri bir sıraya konulsa. 262/a-264/a. Yavuz'un Şah İsmail'in askerlerine şirin gözükmek için taktığını iddia edenler de bulunmaktadır80. Zira Sultânın kulağında küpe. vrk. Eş-Şeceret'ünNu'mânlyye fî'd-Devlet'il-Osmâniyye. Tarih kaynakları bu noktanın altını çizmektedirler. sh. X. 1-39. Kaldı ki. Kaldı ki. Es'ad Efendi. Yavuz'a isnad olunan. Bu eserde. . Zaten 1926 yılında Dolmabahçe Sarayından getirilmiştir. Bâyezid kütp. c. Ait olsa bile. bu resimler arasında resmî nakkaşlar tarafından yapılanları vardır. İsmail Hakkı. Veliyyüddin Efendi. 202-203. Yavuz'un pala bıyıklarının Uz. Zira başında Şii Mezhebinin alâmeti olan kızıl börk ve bunun üzerinde İran Şahlarına mahsus taç vardır. Künh'ül-Ahbâr. . bu küpeli resim Şah İsmail'e aittir... sadece Osmanlı Padişahlarının değil. bıyıkların kısaltılması sünnettir. İşte gerçek bir Gazi olan Yavuz'un pala bıyıklarının hikmeti ve şer'î dayanağı budur61. Bu arada. I. meseleyi bütün yönleriyle tahlil etmektedir. . son zamanların bazı ahlaksız insanlarının bunu. 1167-1175. Kantemir. I zubahis dahi edilmemiştir. Bu küpeli resmin de. dünyada görülen hükümdarların en muhteşemlerinden biri . Muhylddin-i Arabî. Ayrıca küpe de Şi'a mezhebinde caiz görülmektedir. Yavuz'un minyatürlerde ve elimizde bulunan resimlerinde. II. 81. 7482. Envanter nr. Yavuz'un bu küpesini Allah'a kul olma özelliği olarak taktığını ve bununla Cihan hâkimi olmasına rağmen âciz bir kul olduğunu göstermek istediğini anlatmaya çalışmışlardır.. Zira küpeli resim hadisesi doğru görünmemektedir. İstanbul 1301. Peygamber'in sünnetine uymadığı söylenmektedir? Doğrusu nedir? İslâm Hukukunda. tablonun yakın tarihlerde yapıldığını göstermektedir.. nr. bazı kölelerin.

Günümüz Meselelerine Fetvalar. 717. 28-29. 407. 276/b. 164. dan öi: hutbe 2. Macar seferi veya Engürüs seferi de denen bu sefer neticesinde. sh. Osmanlı orduları adaları fetihle meşgul iken Anadolu'da problemler çıkaran ve Yavuz tarafından Zülkadriye Eyâleti beylerbeyliğine getirilen Şehsuvaroğlu Ali Bey fitnesi de. "Yavuz Selim Küpeli miydi?". i tindeki k rındaki 932/15261 Segedin. Ferhad Paşa kumandasında gönderilen ordu ile 929/1522'de bertaraf olunmuştur. nihâyr-tur. 420. İbn-i Âbidin.olması haysiyetiyle Batı âleminde Le Manifigue (Muhteşem) ve Grand (Büyük). 927/1521 tarihinden itibaren bu beldelerde de Osmanlı Sultânı adına hutbe okunmaya başlanmıştır. 2. M. 725. Gönenç. evvela başına gaile çıkarmak isteyen. Resimli-Haritalı Mufassal Osmanlı Tarihi. sh. sh. Günümüz Meselelerine Fetvalar. ünvâdi. 81 Ebüssuud. lar üzerine du. İstanbul 1983. 974/1566 tarihine kadar yani 46 sene Padişahlık yapmıştır. 717. İstanbul 1998.. Resimli-Haritalı Mufassal Osmanlı Tarihi. 788. kaleler. 788. getir). c. 719. Tahtalı ve Aydos kaleleriyle birlikte İstanköy. takip e Avkoslovak. Bu gaileyi bertaraf eden Kanunî. İstanbul 1958. Ayten. c. 121-122.r Belgrat sinde. Avrupa'da büyük bir hayret ve teessür uyandırmıştır. Heyet. sh. kendi adamları tarafından öldürülerek. Kuşoğlu. Gönenç. Bu arada Yemen'de fitnelere yol açan İskender adlı şahıs. Tarihten Bugüne 1982. 927/1521'de feth olunmuştur. Sömbeki ve Rodos adaları Osmanlı ülkesine katılmıştır. babası zamanında Şam Beylerbeyisi olan ve iktidar değişikliğinden istifâde ederek Melik Eşref 80 İbn-i Âbidin. Hıristiyanlığın İslâm âlemine karşı bir kalesi sayılan Rodos'un zabtı. VI. Tılsımdan Takıya. bertar.! nir. c. 739. Zeki. Redd'ül-Muhtâr. Halil. sayı 222. şairlik mahlası olarak Muhibbi. bir rivayete göre. c. c. 52 vd. Air 5. VI. sırasıyla Böğürdelen (Şabaç). Sefer-i hümâyûnunu asırlarca haçlı ordularına karakolluk yapan Rodos ve adalar üzerine düzenlemiş ve 929/1522 yılının sonlarına doğru Bodrum. İlhan. Dirier. Redd'ül-Muhtâr. vefat eden Hayır . sh. 900/1494 yılında Hafsa Sultân'dan Trabzon'da dünyaya gelmiştir. sh. Şehid Ali Paşa 1028. Bardakçı. Bu arada Mısır'da çıkan cüzi isyanlar da aynı yıl bastırılmış. II. sh. Haziran 1995. Zemun ve Salankamin kaleleri fethedilmiş ve nihayet daha sonraları Dâr'ül-Cihâd adını alan Belgrâd. c. Kanuni Sultân Süleyman. 719. sh. Fetâvâ. 1. Heyet. 176-177. İstanbul 1983. 731. S üzerine t Siklos(i kaleleri S kaçan J BİLİNMEYEN OSMANLI Î49 güzelliği u gös-iıjmktaktıkğu enler de ite olur Kinde r-3-¦sunvanıyla hükümdarlığını ilan eden Canberdi Gazâli'yi 1521'de idam ettirdi. Zafer Dergisi. vrk. II. II. 926/1520 yılında ve 26 yaşında Osmanlı tahtına geçen Kanunî. Süleymaniye kütp. Sefer-i Hümâyûn'unu Belgrâd üzerine yaptı. Halil. 731. 13 tane büyük gazaya fiilen iştirak etmiş olması hasebiyle Gâzî ve diğer Osmanlı Padişahlarına dendiği gibi bazan da Süleyman Şah denen Kanunî Sultân Süleyman. daha sonra meşhur seferlerinden 1. ¦ yılında Ş üzerine ( 3. 725. B.1 ' Hıristi) bir hayret ve dolu'rl. sh. II. 739.! F»'Vı Sefer SI. ordu ile 929/ yılta' vezir« .

932/1526 tarihinde Tuna nehri üzerinde bulunan Petro Varadin (Petervardin) kalesini fetheden Osmanlı orduları. 936/1529 tarihinde Budin'i yeniden Osmanlı hâkimiyetine aldı ve yol üzerindeki Estergon'u ele geçirdikten sonra Ferdinand'ın gizlendiği Viyana'ya doğru yürüdü. Engürüs (Macaristan) veya Mohaç seferi olarak da bilinir. İstanbul'a Macaristan fâtihi unvanıyla dönen Kanuni. Osmanlı Devleti'ni Olama Hân ve Safevi devletini ise. 7. . Yine aynı yıl. Hırvatistan. hem Moldavya bölgesinde ve hem Tuna boyunda Osmanlı sınırları durmadan genişliyordu. Erciş. Sefer-i hümâyûnunu yeniden ümitlenen Alman Şarlken ve Macar Ferdinand üzerine yapmayı planlayan Kanunî. Papoçe. eski başkentlerden Gradcaş. evvela Siklos (Şikloş). 939/1532 senesi Kasımında Almanlarla sulh yaparak İstanbul'a dönmüştür. Kuveyt. Meydandan kaçan Şarlken ve kardeşi Ferdinand'a ağır nâmeier gönderen Kanunî. Transilvanya ve Dalmaçya. Sefer-i hümâyûn. Sefer-i Hümâyûn'unu da Macaristan'a düzenleyen Kanuni. Korfu ve Otranto hücuma ma'rûz kalmışsa da. 3. Kanije ve nihayet Viyana yolunu Osmanlı ordularına açan Güns kaleleri başta olmak üzere on beşten fazla kaleyi fethetmeyi başarmıştır. daha sonra da sırasıyla Sirem muhi-tindeki kaleleri. 4. Netice alınamayan I. Bu arada Barbaros Hayreddin Paşa. Belgrat'ın alınmasından sonra Müslüman Türk akınlarına ma'rûz kalan Macaristan. Şopron. 2. Osmanlı Devleti'ne Batı Cezayir'i kazandıran Barbaros Hayreddin Paşa. Katar ve Bahreyn bölgeleri de Osmanlı Devleti'ne itaat edince bütün bunlar. 932/1526 yılının Eylül'ünde Macaristan'ın başşehri olan Budin fethedilmiş ve bunu Segedin. Basra Eyâleti adı altında Osmanlı'ya bağlandı (24. i 6. denizlerde Hadım Süleyman Paşa. Batılı donanmalara karşı kazandığı Preveze deniz zaferi ile Akdeniz'i bir Osmanlı Gölü haline getirmişti. bu seferle önemli ölçüde Osmanlı topraklarına katılmıştır. Venediklilerin sulh talebi ve Fransa Kralının da arzusu üzerine 1537 yılında İstanbul'a dönüldü. Kazanılan Mohaç zaferinden sonra. Bitlis Hâkimi Şeref Hân tutuyordu. Süveyş'ten hareket ederek Yemen ve Aden'i almış ve Hindistan'daki Diu Kalesini kuşatmıştı. Lahsâ. Sefer-i hümâyûn. İyluk ve beraberindeki on küsur kaleyi ve nihayet Drava nehri kenarındaki Ösek (Eszek) kalesini zaptetmişlerdir.1538). Vezir-i A'zam İbrahim Paşa komutasında başladı ve yol esnasında Adilcevaz. Kerkük ve Hille gibi Irak beldeleri Osmanlı ülkesine katıldığı gibi. 5. Van ve Ahlat alındıktan sonra 941/1534 yılında Tebriz'e girildi. her ne kadar sulh ile neticelendi ise de. 940/1533 yılında sefer. Katîf. aynı yıl Tunus'u fethederek Osmanlı Devleti'ne bağlamıştı. Pojega. Ferdinand'ın tekrar Almanlardan destek alarak Budin'e yürümesi üzerine. Bu arada Doğu Hırvatistan'da Osiyek yakınlarındaki Vertizo'ya sokulan düşman askerleri yok edildi. Nemçe ve Podgrad kalelerini aldıktan sonra. Irakeyn seferi veya İran seferi diye de meşhurdur. Sefer-i hümâyûnda Venediklilerin üzerine gidilmiş. 941/1534 Aralık ayında Bağdad direnmeden teslim oldu. 930/1523 yılında Şah İsmail'in Sultânı tebrik için elçi gönderdiğini ve aynı yıl kendisinin vefatı üzerine oğlu Tahmasb'ın yerine şah olduğunu da kaydetmek isteriz. Necd. Sefer-i hümâyûn Kara Boğdan yani Moldavya üzerine yapıldı. Kara Boğdan seferi de. Bitlis hâkimini kendisine tâbi olması için zorluyor ve Osmanlı Devleti'nin başına doğuda gaileler açıyordu. 8. Alman ve Macarları tekrar ümitlendirdi. 938/1532 tarihinde başladığı bu seferinde. bu seferiyle Orta Avrupa'da dengeyi değiştirmiş ve artık Osmanlı Devleti'nin sınırları Avusturya ve Çekoslovakya'ya dayanmıştır. 1538 yılında Kanuni Moldavya üzerine yürürken. Zacisne. Budin'i geri aldığı gibi.Bey'in yerine evvela Mustafa Paşa ve sonra da ikinci vezir Ahmed Paşa getirilmiş ve memlekette huzur ve âsâyiş sağlanmıştır.7. Daha sonra aynı yılın Eylül'ünde Padişah da sefere katıldı ve Karahan Derbendi geçildikten sonra Hemedan ve Kasr-ı Şirin yoluyla Bağdat'a ulaşıldı. Şarlken'den sonra Kanunî'nin ikinci büyük rakibi olan Şah Tahmasb. Budin'in tam karşısında yer alan Peşte ve benzeri çevre şehirlerin fetihleri takip eylemiştir. Güney Irak. 150 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSM*1. Viyana Muhasarası.

Kema| adamları ar: Bey ve Ca'feri reislerinden I Molla AbdüllatlfB bunlardan ibareti ZEVCELR! bir Ortodoks ıimm câriyedir. Yemen. Bu sefer neticesinde Macaristan'ın dinî merkezi olan Estergon. Macaristan'da Osmanlıların himayesindeki Kral Yanoş Zapolya'nın ölümüyle (1540). Somali. Şehzade Mustafa ve Şehzade Bâyezid meseleleriyle yıpranan haşmetli Padişah. İmparator sıfatı. Afrika'dan Eritre. Kısa bir süre sonra Ferdinand. İran Seferi de denir. 1566 yılında Zigetvar'a düzenledi ve burada kuşatma sırasında 72 yaşında iken çadırında vefat etti. Banat (Romanya ve Yugoslavya'da). Libya. Kanunî Sultân Süleyman 10. Tebriz geri alındı. Solak*. Asya'da Rodos ve on iki ada. Osmanlı £ Kanun!! de eşine enderi nan teşkilât kaı Osmanlı Devleti! sı. 1543 tarihinde geri çekilmeye ve Osmanlı Devle-ti'nden sulh andlaşması istemeye mecbur etti.! Sahra'nın bazı \ hıttada hutbeıly Netice olarak K yani siyâsi ve c sından. sefer-i hümâyûnunu. 1541'de yapılan Budin Seferi'dir. İstolni-Belgrad ile beraber iki mühim sancak merkezi olarak Budin'e bağlandı. sadece Muhteşem Süleyman için kullanılabilecekti. kültür. hukuk ve maliye gibi konular açısından. 1548-1549 yıllarında gerçekleştirilen bu sefer ile. 12. 1553-1555 yılları arasında da 3. Arabistan. Sefer-i hümâyûnunu yaptı. Cibuti. tartışmasız "Cihan Padişahı" unvanını bu gaza ile kazandı. 1541 tarihli bu seferle artık Macaristan'ı Budin Eyâleti'nin bir parçası haline getirdi. Kanunî devrinin sonunda en yüksek seviyesine olmasa da. 11. Netice olarak Kanunî Sultân Süleyman devri. Erdel (Ro dana. Yavuz döneminde 6. Batı Gürcistan.ES BİLİNMEYEN OSMANLI 151 7öur. Çad ve Büyük Sahra'nın bazı kısımları dâhil olmuştu. geri alındı. «. U 82 UM fa»» 201. Kanunî. Avrupa'da -bugünkü siyasi sınırlarla. 1554 Temmuz'unda Revan'a gelen Padişah. Yapılan andlaşmayı bütün Avrupa devletleri kabul etmek durumunda kalırken. 15 milyon km2ye yükseldi. Kanunî'yi tekrar bu bölgelere getirdi. Kuzey Azerbaycan üzerinden Güney Azerbaycan'a geçince.". sefer-i hümâyûnu ile hem Ferdinand'ı ve hem de kendisini destekleyen Almanları. oradan Nahcivan'a giderek burayı feth eyledi. hem devletin sınırlarının genişlemesi yani siyâsi ve coğrafi açıdan ve hem de ilim. Bahreyn. Şah sulh istedi ve ort imzalanan andlaşmaü Şehzade I son büyük! yaşında iken ( Yavuz döneır devrinin sonunda i Devleti'nin sınırlan | tan. Hırvatistan ve Slovenya ve daha nice yerler. 1555 yılında Amasya'da imzalanan andlaşma ile Gürcistan paylaşıldı ve Irak'da eski sınırlar muhafaza edildi. Tunus. I Ali Efendi. Hırvatistan Ş Arabistan. \ ve Şehzade) annesi. her hıttada hutbesi yürür ve bin bir kal'ada nevbeti vurulurdu. Muhteşem Süleyman. Doğu Anadolu'nun geriye kalan kısmı. Osmanlı Devleti'nin sınırları içine.Eszak hariç Macaristan. Kanunî < dönemde zirve)İ| Kanuni ( Mehmed Paşa. Katar ve daha nice yerler. fl Kantemlr. I.9. Buna Nahcivan Seferi de denmektedir. İran seferini ve genelde ise. Almanların desteği ile yine Budin ve Peşte'yi kuşat-tıysa da. Peç ve Şikloş. Osmanlı Devleti'nin zirvelere yükseldiği bir dönemin kısa adıdır. c. . 4-tân MahmûdHkl Mehmed I II. Sefer-i hümâyûn. Habeşistan'ın önemli bölgeleri. Yemen. Cibuti. Osmanlı Devleti'ni arkadan vurmayı âdet haline getiren İran'a yaptı. son büyük seferini. I Eritre. 8-Şehzâde S Sultân Cihangir.5 milyon km^ olan Osmanlı Devleti'nin toprakları. Avusturyalı Ferdinand'ın buraları işgal etmek istemesi ve hatta Budin ve Peşte'yi kuşatması. Belgrad ve Voyvodana. himaye bölgeleri olarak. Kuveyt. Hadramut. Erdel (Romanya'da). Batı I olarak. sini i? Hân sulh istedi ve ortalarda görünmeyince de Amasya'ya çekildi. Buna 2. Kısaca "Bir sultân-ı azîm'üş-şan idi ki.

şer'-i şerifi terk ederek Avrupa'dan kanunlar almasından dolayı bu isimle yâd edildiğini söylemektedirler. Çivi-zâde ve özellikle de Ebüssuud Efendi'yi. kültürel. ilim ve maneviyât erbabı arasında ise. gelmiş geçmiş Padişahlar içinde. Abdullah kızı ve Şehzade Mustafa'nın annesi. Bir kısım okuyucular. ZEVCELERİ: 1. Sultân Süleyman zamanında tedvîn olunmasıdır. sh. Sultân Süleyman'a "Kanunî" unvanının verilmesinin asıl ve birinci sebebi. Solakzâde. II. 12 ciltlik Osmanlı Kanunnâmeleri adlı eserimizin üç cildini teşkil etmesi ve . Bâyezid ve Yavuz zamanında. hem kudretli bir idareci ve hem de eşine ender rastlanır bir devlet teşkilâtçısı idi. Evvelâ. Şehzade Mehmed ve Selim H'nin annesi. Koca Nişancı Celâl-zâde Mustafa. Molla Abdüllatif Efendi ve Kadi-zâde Acem Efendi'yi zikredebiliriz. Bu iddianın aslı nedir? Hem ilim adamlarımızdan ve hem de diğer okuyucularımızdan aldığımız bir önemli soru. Fâtih. 7Şehzâde Sultân Selim Hân II. 4. Es'ad Efendi. c. hazırlattığı kanunnâmelerde görmek mümkündür. 3. yüz senede temizleyemez". Sultân Süleyman zamanında hazırlanmıştır.Fatma Sultân. İbn-i Kemal. diğer devlet adamları arasında Barbaros Hayreddin Paşa. Fâtih zamanında hazırlanan teşkilât kanunlarını geliştirerek ve kısmen de değiştirerek gösterdi. bir kısmı da. I. 8-Şehzâde Sultân Bâyezid Hân. II. Bu dehâsını. 152 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN n™ı 83. İslâm Hukukunun ülü'l-emre tanıdığı sınırlı yasama yetkisi kullanılarak hazırlanan ve daha evvel neşrettiğimiz Kanunnâmeler tedvîn edilmiş olsa da. devletin merkezî ve taşra teşkilâtı da bu dönemde zirveye yükselmiştir.Kanunî Sultân Süleyman. Kanunî Sultân Süleyman'a Kanunî denmesinin sebebi nedir? Bazı kimseler. Ancak büyük zatlar bunlardan ibaret değildir. Lütfi Paşa ve Sokullu Mehmed Paşa'yı. İstanbul'a öyle bir pisledin ki. nr. Tevârîh-i Âl-i Osman. c. Hâce Derviş Mehmed Efendi. Cariyelerden ve Şehzade Murad'ın annesi.Gülfem Hâtûn. I 82 Lütfi Paşa. Kanunî'nin nikâhına aldığı ve aslen Ukran bir Ortodoks rahibin kızı yahut Fransız veya İtalyan olduğu hususunda iddialar bulunan câriyedir. Kemal Paşa-zâde. 10Râziye Sultân. 3-Şehzâde Murad. 6. hem büyük bir asker. Uzunçarşılı. Kanunî'ye diğer Padişahlar gibi sıcak bakmadıklarını ifade ederek Osmanlı Kanunnâmelerinin I. sh. Nitekim onun devrinde hazırlanan kanunnâmelerin. Nakşibendi Tarikatının reislerinden Hâce Mahmûd Bedahşî. Gerçekten de. 211-252. üç ciltte toplam 200'e yakın kendi devrinde hazırlanan Kanunnâme neşrettiğimiz Sultân Süleyman'ın "Kanunî" unvanıyla alakalıdır. Cildinde naklettiğimiz ve uzun uzadıya izahını yaptığımız.Hürrem Haseki Sultân. Tevârih-i Âl-i Osman. "islâm hukuku yani şer'î hukukun hükümlerini bir tarafa bırakıp kendi iradesiyle kanun yaptığından dolayı mı bu unvanı almıştır?" diye soruyorlar. büyük İslâm âlimlerinin bu meseleden dolayı. şunu belirtelim ki. sosyal. 11-Şehzâde Sultân Cihangir. İslâm ve dolayısıyla Osmanlı Hukuk tarihinde. Süleymaniye kütp. sh. 2. Âli. Kantemir. Künh'ül-Ahbâr. Kanuni devrinin zirveye yükselmesinde katkısı bulunan Sadrazamlar arasında Pîrî Mehmed Paşa. sınırlı yasama yetkisini kullanarak en çok ve en muntazam kanunların. 293. X. yerinde olsa gerektir. kesretli Kırkçeşme sularını İstanbul'a getirdiği vakit. 197-201. adlî ve kısaca her çeşit yapılanması. II. Bunu. Osmanlı Devleti'nin siyâsî. 87-178. Yılmaz. en çok ve en derli toplu kanunlar. Şeyhülislâmlar arasında Zenbilli Ali Efendi. 431-575. Bu suallere kısa da olsa cevap vermek. Hatta bir kısım okuyucularımız. o getirdiğin suların cümlesi üzerinden akıp geçse.Abdullah kızı ve Şehzade Mahmûd'un annesi. doğrudan bu unvanın verilişinin sebebini sorarken. 293/a-455/b. 4-Şehzâde Sultân Mehmed Hân. 2162. Şeyh Bâli Efendi. 9. Şeydi Bey ve Ca'fer Ağa'yı. Şeyhülislâm Zenbilli Ali Efendi ona demiş: Hilâf-ı şerîat kanunları Avrupa'dan getirdiğin cihetle. Defter. c. Kanunî devrinde zirvesine yükseldiği gibi. iktisadî. Osmanlı Tarihi. Denilebilir ki.Mihrimah Sultân.Mahidevran Kadın. Belgelerle Osmanlı Tarihi. 9-36. sh. 2-Şehzâde Sultân Mustafa Hân. 5-Şehzâde Abdullah. vrk. ÇOCUKLARI: 1-Şehzâde Sultân Mahmûd Hân. 12-Şehzâde Orhan82. Zenbilli Ali Efendi'ye ait şu hakikatli fıkrayı dile getirmektedirler: "Sultân Süleyman Kanunî.456.

E. bazı ehl-i imânda doğurmuş bulunmaktadır. L. 306-527. ancak bir hakikati da tazammun etmektedir. 2362. kalpazanlar. M. onun bu unvanının.L . _ . Bütün bunlarda. zaruret veya âmme maslahatı gibi esâsları bazan bilmeyerek veya ilim adamlarının vasıtasıyla suiistimal ettiği ve dolayısıyla zımnen şer'î hükümlere aykırı davrandığı da muhtemel ve mümkündür. Livaları. sh. sh. London 1936.-945H.i olan bir go* asrımızda bir k»-faiz vardı" demi nin ve icâreteyn.. Mihail. manevî r ların kendisiyle! rindeki kanunimi m da burada h Şunu da I sisteminin'. asrımızda bir kısım insanlarımızın. 727-805. zira Kanunî ma'sûm değildir. sn. Belleten. I. . . bu dediklerimizi te'yîd eylemektedir. 2497. fıkıh lı de durum I Üçüncü e zetilmeksızın I Kanunnârr "Clnayı denî ve n olunan ceza ileeı 84. D. Tayyib. Belleten. sayı 198(1986). Kanuni | hamt t de ı resi sh. XX. Ebüssuud gibi. İslâm Hukukunda râcih kavil vardır.. Şehir ve Kasabaları". M.200'den fazla muntazam Kanunnâmenin bulunması da. . %90'ı. şer'î kanunlara aykırı ve kendi iradesiyle bazı Avrûpâî kanun vazr etmesinden kaynaklandığı kanaatini. 158-163. mercûh yani zayıf olan görüşü. sayı 78(1956). II. tamamen müftülerin fetvalarına dayanan Sultân Süleyman'ın açıkça şerîata muhalif bir hükmü kanun haline getirttiği söylenemez. Es'ad Efendi.. büyük İslâm hukukçularının fetvalarına dayanarak ve İslâm Hukukunun kendisine tanıdığı sınırlı yasama yetkisini kullanarak. Şerlliği tartışılan bu meseleler arasında. Guboğlu. "Kanuni Sultân Süleyman'ın Boğdan Seferi ve Zaferi (1538M. bazı konularda. meselenin aslını bilmeden "Osmanlı Devleti'nde de faiz vardı" demelerine sebep teşkil eden "mıTâmele-i şer'îyye" mevzuu. Padişahların Kadınları ve Kızları. Kadınlar Saltanatı. bir lâtifedir. tan muhalif bir hükmü) zaruret veya vasıtasıyla sulh muhtemel ve ı Şunu ı mal etmek mün Bütün bunUnj nı. Nişancı Tarihi. sh. mîrî arazinin ve icâreteynli vakıfların sınırsız süreli kira akdiyle işletmeye verilmesi. Zenbilli'nin biraz evvel naklettiğimiz sözü. nr. 247-294. Saniyen. Sultân Sulev Ebüssuud n. c. râcih yani kuvvetli olan bir görüşe tercih yolunu ihtiyar eylemiştir. 5290.. Devletler ve Hanedanlar. Ebüssuud gibi âlimlerin kanaatiyle. mercûh kavil vardır. açıktan şerîata aykırı kanunlar hazırlatmamıştır. Ahmed Refik. Sultân Süleyman. kanun hükümleri ortaya koydurtmuştur. The Harem. N. D. c. 50. vrk.)". 174-175. nın şerîata açıkçı) mümkün olan gedil bozan suçlan i mesi ve IrtM \ bunlarda. Uluçay. 89-90. "Kanun! Sultân Süleyman Devri Başlarında Rumeli Eyaleti. O hakikat da şu olsa gerektir: Kanunî Sultân Süleyman. Öztuna. Mes» Şule PLI I Bazı 1 nemiz i bu «MiBİLİNMEYEN OSMANLI 153 ri Ali Idır. Avrupa'dan bazı kanunları getirdiği için Sultân Süleyman'ı tenkit etmeleri. Gökbilgin. 3362. cinsî sapıklar ve benzeri cemiyet hayatını bozan suçları işlemeye devam edenlerin ta'zir bil-katl yetkisine dayanılarak idam edilmesi ve irsâdî vakıflar da denilen tahsisat kabilinden vakıflar bulunmaktadır. ancak şer'îliği tartışmalı olan bazı meselelerde. . 34-40. bir kısım büyük İslâm âlimlerinin fevkalâde bir latife üslûbu içinde de olsa. Penzer.l20/b-143/a Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi.. asrın maslahatlarını da göz önüne alarak. c. Hemen şunu ifade edelim ki. bazı esaslarının şerîata açıkça aykırı olmayacak şekilde Avrupa esnaf kaidelerinden alınmış olması mümkün olan gedik müessesesi. c. nr. H iV. Ancak zayıf görüşlerin kabulü.

VI (1-812) ve c. İslâm Hukukunun getirdiği şartlar dahilinde Osmanlı ülkesinde de hamr ve benzeri içkiler satılabilecek ve gayr-i müslimler tarafından kullanılabilecektir.. Zira Osmanlı Hukuk sisteminin %90'ı.¦¦•¦• " — • •= -. gayr-i müslimlerce açılan meyhanelere Müslümanların da gitmesinden ve de bazı . içki içmeyen ve bilakis takva ile hayatını devam ettiren bir devlet adamı83 Akgündüz. sh. Meselenin esası da şudur: A) İslâm Hukukuna göre sarhoşluk veren bütün içkiler haramdır ve Osmanlı Devleti de bu yasağı şiddetle uygulamıştır. c.248-249. sh. Osmanlı Devleti'nde Müslümanların ve gayr-i müslimlerin mahallelerinin ayrı ayrı olmasının bir sırrı da budur. vrk.. Bu konu. 16 vd. Osmanlı Kanunnâmeleri. Kanuni unvanının verilmesine sebep. bu çeşit resimler alınmaktadır? Bazı kimselerin Kanuni'ye isnad ettiği içki içtiği iddiası doğru mudur? Kanuni. 130. şerîata karşı muhalefet olmaması için titiz davrandığını. manevî mes'ûliyetten kurtulmak gayesiyle. Kanuni zamanında ve diğer dönemlerde Osmanlı Devleti'nin resm-i hamr adıyla şaraptan vergi aldığını ve hatta bazan meyhane resminin de alındığını görüyoruz. Kanuni döneminde de durum böyledir. İslâm devleti vergi alabilecektir. Bütün bunların tek şartı. vefatı anında Ebüssuud'dan aldığı fetvaların kendisiyle beraber defnedilmesini vasiyet eylediğini ve en önemlisi de kendi devrindeki kanunları kendisi değil. V (1-774). I. Ancak gayr-i müslim vatandaşların belli kayıt ve şartlar altında kullanmalarına müsaade edilmiştir. VII (1-214 arası).. zamanındaki Ebüssuud gibi İslâm âlimlerinin hazırladığını da burada hatırlatmak istiyoruz. ra'iyyet. Kantemir. Ayrıca bkz. gayr-i müslimlerin eğlenebilecekleri ve içki içebilecekleri meyhaneler de açılabilecektir. Mesela mîrî arazi için bkz. Bütün bunları yaparken de. sh. mukabelesinde ta'yin olunan ceza ile cezalandırılır"83. I. Hatta devletin sınırları içinde. Nitekim Osmanlı Devleti domuzlardan da resm-i hınzır veya canavar adıyla vergi almıştır. Bu sebeple. denî ve mücrim arasında müşterektir ki. Zenbilli Ali Efendi'nin bir fetvası için bkz.. B) Müslümanlar için caiz olmasa da. fıkıh kitaplarında ifadesini bulan şervî hükümler yani şerfattır. 672-673. Üçüncü olarak. gayr-ı müslimlerin ürettikleri şaraplık şireden ve hamr ve benzeri içkilerden şire resmi veya hamr resmi denilen bir vergi almıştır. 1591 yılından itibaren içkiden alınan vergiye zecriye resmi denmiştir.. gayr-i müslimler için belli şartlarla serbest bırakılan içki ve domuz gibi mallardan (gayr-i müslimlere göre maldır. Sikke-i Tasdîk-ı Gaybî.Şunu da hatırlatalım ki. V. c.. ¦. Osmanlı Kanunnâmeleri. I 84. vazî'. nr. . c. sipahi. kanunların hiç bir fark gözetilmeksizin herkese âdil bir şekilde onun zamanında tatbik edilmesindendir. Şunu da hatırlatalım ki. Belki %10'u bile değildir. tatbikattaki gayr-ı meşru1 tasarrufları. 223. şerif.. Osmanlı Hukuk sisteminin tamamı değildir. Mesela ancak nüfusunun kahir ekseriyeti gayr-i müslim olan mahallelerde satılabilmekte ve meyhane açılabilmektedir. c. c. 238 vd. Mecma'ul-Enhür. Acaba içki caiz mi görülmektedir ki. IV (1-780). Süleymaniye kütp. sh. c.. Bedlüzzaman Said Nursi. Müslümanlara göre mal kabul edilmemektedir). I.154 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANl dır. bu sayıları 200'ü geçen Kanunnâmeler. İslâm hukukundaki hükümler bilinmeden istismar edilen bir konudur. C) İçkiden alınan bu vergiler Hamr Emâneti Mukata'atı denilen bir maliye dairesi tarafından tahsil edilmiştir. Damad. her kim ki bu suçlardan birisi ile mücrim ola. Müslümanlara zarar verir hale gelmemesidir. Nitekim Kanunnâmesinde yer alan şu madde bu konuda iyi bir delil teşkil eder: "Cinayetler karşılığında vaz' olunan cezalar konusunda kaide sabit oldu ki. c. Osmanlı Hukukuna mal etmek mümkün olamaz. İşte Osmanlı Devleti de özellikle İmam Züfer'in içtihadını esas alarak. 5 vd. Özellikle Hanefi hukukçuların içtihadı bu şekildedir. İsmihan Sultân. Hatta Kanuni Sultân Süleyman.

BİLİNMEYEN OSMANLI 155 ırbest »zeri i dökeri maksatlarla bir teşkilâtlandırmaya teşvik etmiştir. Hayrabolu. ihtiva eden birCingâr Çingene Sancağı kıptiyân denirdi. Âli. II. Çingene kabilelerine katuna ve reislerine de katuna başı denirdi. Kanuni döneminde düzenlenen Çingene Sancağı Kanunnâmesinde "gayr-i meşru iş yapan çingene kadınlarından kesim adı altında vergi alındığı" ifade edilmektedir. Pınarhisâr. I. tahminen ?. c. Hayraimu. Künh'ül-Ahbâr. III. Terk ederse yakalanır ve kabilesine teslim olunurdu. as84 Kâsânî.. yet-i Rumeli" yani"! Kanunnâmede bu esasa göre tanzim da gayr-ı müslimlenlM Asıl bizi ilgili ve Filibe ve Sofya'ı ayda yüzer akçe İslâm Hı şartları ve hüküm zahirde" gayr-ı meşru' gayr-ı meşru futaijj lek haline getirdikle! edilecek ta'zir işleyen ki olarak tesblt 86. sh. yüzyıldan itibaren. Hiçbiri cemâ'atini terk edip gidemezdi. nr. Es'ad Efendi. 183. Döğenci Eli. tahmînen 937/1531 tarihinde yapılmıştır. Yanbolu. XVI. Beyrut 1400/1980. sh. İstanbul 1328. Heyet. Çingenelerin Müslümanları her hâne başına 22 akçe ve gayr-i müslimler ise 25'er akçe harâc-ı muvazzaf verirlerdi. Çingenelerden bir kısmı müsellem idi ve bazı örfî rüsumdan mu'âflardı. Pınarhisâr. Müslüman çingeneler' Çingenelerden bir kıs» Kanunî di zenleme. Hamr Emâneti Mukata'asını kaldırmış. Zeydan Ahkâm'üz-Zimmiyyîn. İncügöz. Çingene Sancağı Beğine Çingene Beği. Merkezi Kırk Kilise olan ve Eski Hisâr-ı Zağra. Kanunî devrinde Cingâne Livasını ve bütün çingeneleri ilgilendiren ilk hukukî düzenleme. de Musi zade Bayı 85 AkgüraJûtÛi «SANLI nudur. sh. Abdurrahman Vefik Bey. kerî maksatlarla bir t Hisâr-ı Zağra. Selim zamanında kaldırılmış ve gayr-i müslimlere müsaade edilmiştir. Çingenelerden göçebe olanların hangi kazalar içinde göç edebilecekleri tesbit olunmuştu. Prevedl. Çingene Sancağı Beği veya mîr-i kıptiyân denirdi. "Kanunnâme-i Kıbtıyân-ı Vilâ-yet-i Rumeli" yani "Rumeli Eyâleti Çingeneleri Kanunnâmesi" adını taşımaktadır. vrk. D) O halde Osmanlı Devleti'nde hamr ve benzeri içkilerden vergi alınması veya bu vergilerin tahsili için maliye daireleri teşkil olunması yahut da gayr-i müslimlere meyhane açmaya ve içki ticâreti yapmaya müsaade edilmesi. İpsala. sh. 187-188. Hiçbiri teslim olunurdu. Rumeli'deki çingeneleri. Müslümanların ve hele hele içkiyi gayr-i müslimlere bile yasaklayan Kanuni gibi bir devlet adamının içki içmesi manasına gelmez ve böyle bir iddia kesinlikle doğru değildir84. Kanuni I tân'ınl ti'nin I men "Kader Midesi bura'" '¦ olayın tas. müslimler ise 25'er al idiler. Keşan ve Çorlu mıntıkalarını özellikle ihtiva eden bir Cingâne Sancağı ihdas edilmiştir. 361/b-363/a. 38. c. 85.Müslümanların yasak olarak içki kullanmaya başlamasından dolayı. Tekâlif Kavâ'idi. 403-405. Bu arada içki içildiği ve gayr-i meşru fiiller yapıldığı gerekçesiyle bütün meyhaneler ve kahvehaneler kapatılmıştır. Osmanlı sınırlarına sokulan içkilere ve bunların üretimine ciddi yasaklar getirmiştir. Dimetoka. .VI. II. 584-585. Malkara. sh. I. Prevedi. Bu doğru mudur ve İslama göre nasıl izah olunabilir? Bilindiği gibi Osmanlı Devleti. sh. Ferecik. 2162. Gümülcine. 34. Selim zamanında yeniden tanzim olunan zecriye resminin tahsili de yeni esaslara bağlanmıştır. Müslüman çingeneler ile gayr-i müslim çingeneler arasında kız alıp verme yasaktı. Bedâyi'us-Sanâyl'. Örfî rüsûmde diğer re'âyâ gibi idiler. El-Fetâva'l-Hindiyye I. Solak-zâde. Ancak daha sonra bu yasaklar II. Çingenelerden olunmuştu.

Ancak buradaki hüküm zahirde buna muhalif gibi görünmektedir. Bu olaydan sonrasını Solak-zâde'den özetleyelim: "Şaşılacak iştir ki. Şehzade Mustafa hayatta iken onunla beraber hayatta olan üç şehzade daha vardır: Şehzade Bâyezid. c. Ayrıca asker ve halk onu seviyor ve istiyordu. askerin dilinde hiç hoş olmayan sözler dolaşıyordu. Şehzade Mustafa'nın ise Mah-i Devrân Haseki'nin oğlu olması fitneyi ateşlemeye yeterli bir sebepti. Sertoğlu. Maalesef bazı ahmaklar iyi niyetle ve bazıları ise kötü niyetle Şehzade Mustafa'ya bu sözleri ulaştırdılar ve onu isyan edecek merhaleye getirmeye çalıştılar".Zimmiyyîn. İnsaf o ki. Taht işleri gündeme gelince de. Bunun için Şehzade Mustafa'nın tasfiyesi gerekiyordu. oğlu Şehzade Mustafa'yı. . Şehzade Selim hiç kimsenin aklından bile geçmiyordu. yaşlılık vücudunu yıprattı. sh. Osmanlı Kanunnâmeleri. Özellikle gayr-i müslim çingenelerin bu gayr-i meşru fiilleri meslek haline getirdikleri herkesin malumudur. Bazı gayr-ı makul sözler ile çadırlar dolup gizli ve aşikâr söyleniyordu ki. II. Aslında muhalif değildir.-. Bu meseleyi özetler misiniz? "Kader hükmünü icra edince. Hürrem Sul-tân'ın tahrikiyle haksız olarak öldürdüğü ve bunun Osmanlı Devle-ti'nin tarihinde kötü bir dönüm noktası olduğu söylenmektedir. askerler. bu tür gayr-ı meşru' fiilleri işleyen kadınlardan her ay belli bir para cezası kesim adı altında yüz akçe alınması ceza olarak tesbit ve ta'yîn olunmuştur85. zina dışındaki fal bakma. Osmanlı Devleti'ni en çok ürküten politik bir mevzu olan Anadolu'nun Şî'alaşmasını vesile ettiler. âlimler ve meşâyıhın meyli Şehzade Mustafa'ya. oyun ve eğlence tarzındaki gayr-ı meşru fiillerdir. .Kanunnâmede çingeneler Müslüman ve kâfir diye ikiye ayrılmış ve bazı hükümler bu esasa göre tanzim olunmuştur. 75. 86. Asıl arzusu Şehzade Bâyezid'in tahta çıkmasıydı. yanlış olur' dedikleri gibi. Ancak Kanuni'nin hanımı Hürrem Haseki'nin Şehzade Bâyezid. Kanuni Sultân Süleyman'ın. Bunların cezası. Gayr-ı meşru iş yani oyun eğlence ile meşgul olanlar da gayr-ı müslimlerdir. 156 BİLİNMEYEN OSMANLI BIUNMF' Hürrem Sultânın ve hatta bazı tarihçilere göre Kanuni'nin meyli Şehzade Bâyezid'e. Zeydan. şartları ve unsurları tamam olduğu takdirde. Kayınvalide ve kız bir plan hazırladılar. 'Söz yalan olmaz. Onun için yerine Rüstem Paşa'yı Anadolu'ya serdar tayin etti. Padişah. Bu tür dedikodular tevatür derecesine geldi.. sh. Şehzade Selim ve Şehzade Cihangir'in annesi olması. ilim ve kahramanlık itibariyle şehzadeler arasından biricik idi. çevresine toplanan musahiplerle eğlenceli bir hayat yaşıyordu. ancak Rüstem Paşa engel imiş'. harem halkının meyli ise babasıyla Saray'da beraber oturan ve sancağa çıkmayan Şehzade Cihangir'e idi. fitne ateşini körüklemeye başladı.-¦.. sh. fesad şebekeleri.. VI. sh. dans. 'Padişah gayet kocaldı. İslâm Hukukunda İslâm Ülkesinde yaşayan gayr-ı müslimler de zina fiilini işleseler.. . c. 307 vd. aslında Şehzade Mustafa yaşı kırkı geçmiş. Sadrazam Rüstem Paşa ve 85 Akgündüz. "Bakalım Mevlâ neyler?" diye lakayt kalıyordu. 384 vd. Ve İstanbul ve Edirne ve Filibe ve Sofya'da olan cingânelerin nâ meşru' fPle mübaşeret eden avretlerinden her ayda yüzer akçe kesim deyü resm verirler".. Zira buradaki gayr-ı meşru1 fiillerden kasıt. Zira kendi sancağında. ülü'l-emr tarafından tesbit edilecek ta'zir ve daha doğrusu ta'zir bil-mal olduğundan.. Meseleyi hemen hükme bağlamak doğru değildir. 511-514. Bu gayeye ulaşmak üzere Damad. Osmanlı tarihçilerinin beyanına göre. insanların basar ve basireti bağlanıyor" kaidesi burada da geçerlidir. Şehzade Cihangir ve Şehzade Selim. hadd-i zina tatbik edilir. Osmanlı Tarih Lügati.. Kanuni Sadrazam Rüstem Paşa'nın komutasında İran Seferine çıkmak üzere bir ordu çıkarmıştı.. Asıl bizi ilgilendiren de bu Kanunnâmenin bir maddesidir: "2. İşte bu dedikodular üzerine. Şehzade Mustafa'nın İran Şah'ı Tahmasb ile gizlice ittifak yaptığına ve onun damadı olup babasını devireceğine . Bu günden sonra sefere çıkamaz. Şehzade Mustafa yerlerine tahta geçmek istiyormuş. Hürrem Haseki'nin ve Kanuni'nin biricik kızı Mihrimah Sultân ile evlenen ve 1544 yılında Sadrazamlık makamına gelen Rüstem Paşa. Ancak bu olayın tasvip edilecek bir yönü de yoktur... Ahkâmü'z.

4 oğlu ile birlikte Şehzade Bâyezid 1562 yılında idam edilmişlerdir. Maalesef Şehzade Bâyezid. zira askerin ö-nemli bir kısmı karşı tarafa meyletmeye başlamıştır. Böylece araya giren müfsidlerin tahriki ile. Halk arasında Şehzade Mustafa destanlaşmış ve adına çok önemli mersiyeler yazılmıştır. 1558 yılında Şehzade Bâyezid Kütahya'dan Amasya'ya ve Şehzade Selim ise Manisa'dan Konya'ya sancakbeyi olarak tayin edilmişlerdir. İran Seferi için yaptığı hazırlığa. Her ne kadar Kanuni.lj "Kon. En acısı da İran Seferinden vazgeçilmiştir. Bu fetva bile usulüne uygun alınmamıştır. çevri gelince I -e m ve seki'nin tai'nin fs gelen Kf tahta (ulaşmak :< irkilten kitre bir h makul («dunu ¦i serdar i! Şah'ı İîKanui. Piri I durulurken I için kimisi del muhasarac. Osmanlı tarihinin en acı ve haksız bir idamı gerçekleştirilmiş ve 960/1553 yılının Şevval ayında Sultân Mustafa babası ile görüşmek üzere geldiği çadırda boğdurulmuştur. Hatta 3. î.-an [''¦>'•BİLİNMEYEN OSMANLI 157 Bu sefer de Lala Mustafa Paşa. İdam fetvasını veren ise. bazı dedikoduların da etkisiyle âsi oğlunu babası Kanuni'ye teslim edince. Katli. Hadiseye üzülen Şehzade Cihangir. devlete isyan suçundan dolayıdır.Kanu-ni'yi ikna ettiler. İran'ın başşehri Kazvin'e sığınmış ve âsi hale gelmiştir. ancak deliller yanlış ve şahitler yalancıdır. Bu arasını açmay» rını sokmaya Şehzade Şehzade emriyle Kazvin'e oğlunu babası idam edil fetvada bir isyan s Şehzade nin künhünö Şehzadı 87. her ne kadar kanununa uydurulmuş ve sahte delillerle insanlar kandırılmış dahi olsa. Rüstem Paşa'nın tahrikleri kötü amacına ulaşmış ve maalesef Şeyhülislâm Ebüssuud Efendi'den de devlete isyan ettiğinden dolayı idam fetvası kamufleli bir şekilde alınmıştı. "Hâşâ il ona kSeferi . kendisine ilk olarak bu mevzu açıldığında. Ghıii' Uzu:. Hatta Düzmece Mustafa adıyla ortaya çıkan birisi. aynı yıl üzüntüsünden vefat etmiştir. Bazı müfsidler kendi arzularını mülk ve saltanat ona kaimasun deyü iftira ederler" diye sert cevap vermesine rağmen. Padişah'ın emriyle üzerine gelen orduya Konya'da mağlup düşen Bâyezid. memleket içinde büyük sıkıntılar meydana getirmiştir. sahte mektuplar ve benzeri desiselerle onun isyan edeceğine ve hıyanet ettiğine inandı. MeşV hizmetine gmlj deni/ nndd gına getotajir. Şehzade Mustafa'nın Konya Ereğlisi yakınlarında 30. M SMANLI • halkının •>angir'e ¦sa. Şeyhülislâm Ebüssuud Efendi'dir ve bu fetvada bir aykırılık . ona isyan için geliyor zannetti. Sonunda Şah.000 kişilik bir orduyla katılmasını. "Hâşâ Mustafa Hânım bu küstahlığa cür'et ede. Asker çok ciddi manada rahatsız olmuş ve ısrarla Sadrazam Rüstem Paşa'nın azli istenmiş ve mecburen azledilmiştir. bazı tahriklere aldanarak gelen bu fermanı dinlememiştir. At 600. isen. bazı şahsî menfaatleri yüzünden iki öz kardeşin arasını açmaya başlamış ve Şehzade Bâyezid ile Şehzade Selim'in aralarına buz dağlarını sokmaya çalışmıştır. binlerce insanı çevresine onun adıyla toplayabilmiştir. giderere< s. Şehzade Mustafa'nın idam edilmesi. II Sent 1.

401-408. 158 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMAN!' döneme rastlar. sh. kimisi devleti adına haraç ve hediye aldığını ve kimisi de bu para işinin imkansız olacağını belirterek stratejik sebeplere bağlı olarak muhasaradan vazgeçtiğini belirtiyorlar. II. Piri Reis 1551'de otuz kadar gemiden oluşan Süveyş donanması ile Hint denizine çıkarak Cidde'de üç gün kalır. İstanbul ts. Sene 1. sh. 341-342. sh. Uzunçarşılı. vrk. TOEM. XXIV. Peçevi'ye göre kalenin fethi yakın iken Piri Reis Portekizliler ile muhasaranın kaldırılması üzerinde anlaşma yaparak onlardan devlet adına hediye ve haraç almıştır. 705-727. 19-21. Belleten. sh. Ogier Ghiselin De. sh. "Babasından Sonra Saltanatı Elde Etmek İçin Kardeşi Selim'le Çatışan Şehzade Bâyezid'in Amasya'dan Babası Kanunî Sultân Süleyman'a Göndermiş Olduğu Ariza". Tercüman 1001 Temel Eser. Tarih. 87. Aysel Kurutluoğlu. Acıyı Bal Eylemek. muhasarayı kaldırdıktan sonra Basra'ya geldiğinde Portekiz donanmasının Acem körfezini kapatmak için kendisine doğru . Yani Şehzade Bâyezid'in katli tamamen devlete isyan suçundan dolayıdır ve bağy suçunun cezasıdır. İsmail Hakkı. 84-98. Osmanlı Tarihi. Kanuni (Muhibbî): Ey demâdem mazhar-ı tuğyân-ı isyanım oğul Takmayayım boynuna herkiz tavk-ı fermanım oğul Ben kıyar mıydım sana ey Bâyezid Hânım oğul Bî günahım deme bârî tevbe kıl canım oğul86. sh. en son görev olarak 1547 yılında Kızıldeniz ve Hint sularında faaliyette bulunacak donanmanın amiralliği anlamına gelen Süveyş/Hint kaptanlığına getirilmiştir. Bâyezid'ine kıyar mısın benim canım baba Bî günahım Hak bilir devletlü Sultânım baba.. 125-165. 363/a vd. meselenin künhünü anlatması açısından çok manidardır. 545-566. II. c. Hammer. Türkiyeyi Böyle Gördüm. 142-146. Piri Reis'in görevde bulunduğu dönem Portekizlilerin Hint sularında cirit attığı bir 86 Solakzâde. Es'ad Efendi. nr.36. Şehzade Bâyezid ile babasının karşılıklı olarak birbirine yazdıkları şu şiir. c. 597600. Bu tayinin sebebi Aden'in Portekizlilerin eline geçmesi idi. sh. Bâyezid devrinde (1494) devlet hizmetine giren Kemal Reis'in yeğenidir. 30 Nisan 1334. Haz. sayı 96(1960). Piri Reis amcası Kemal Reis ile birlikte bir çok deniz seferlerinde bulunmuş. kimisi onun Hürmüz'de muhasarayı kaldırmak için Portekizlilerden rüşvet aldığını. Ahmed Refik. aldığı hediyelere meftun olarak muhasarayı kaldırdığını. Sadece birer dörtlüklerini alıyoruz: Şehzade Bâyezid (Şâhî): Ey serâser âleme Sultân Süleyman'ım baba Tende canım canımın içinde canım baba . Hammer. 521-533. İsen. Türk Edebiyatında Mersiye. Mustafa.bulunmamaktadır. sh. Ankara 1993. Âli. Akman.37-40. nr. sayı 2. Sonra Umman sahilini geçerek Arabistan yarımadasının güney doğusundaki Maskat'ı zaptedip Portekizlilerin yetmiş kadırgasıyla savaş ederek galebe çaldıktan sonra Hürmüz adasındaki Hürmüz kalesine kaçan düşmanı orada muhasaraya başladı. Kardeş Katli. sh. Çünkü Hint sularında bulunan bütün Portekiz filolarının birleşerek üzerine geldiği haberini almıştı. "Konya Muharebesinden Sonra Şehzade Sultân Bâyezid'in İran'a Firarı". Peçevî. c. Belgelerle Osmanlı Tarihi. Meşhur Osmanlı denizcilerinden olan Piri Reis. Künh'ül-Ahbâr. Busbecq. 1543 yılında Süveyş tersanesini işgal ile Türk donanmasını yakmak isteyen Portekizlilerin teşebbüsleri akim kalacaktır. Uzunçarşılı. Piri Reis Neden Katledildi? Büyük Türk denizcisi ve coğrafyacısı Piri Reis'i idama götüren sebepler üzerinde durulurken farklı yorumlar yapılmakta. Bu hareket esnasında Portekizliler Aden'i kısa bir süre zabtettilerse de Süveyş kaptanı Piri Reis'in bizzat donanması ile tazyiki neticesinde Aden kale ve limanı 1548'de Portekizlilerden geri alınmıştır. Katip Çelebi ise Hürmüz'e Portekiz yardım kuvvetinin gelmekte olduğu söylentisi üzerine Piri Paşa'nın muhasarayı kaldırmak mecburiyetinde olduğunu söyler. 2162. ancak bu muhasarayı geri çekti. II. ÖTEM. Büyük Türk denizcisi üzerindeki spekülasyonları gidererek sağlıklı düşünmek gerekiyor. 300-305. Yılmaz.

Mimar Sinan'a Mimar Sinan vey| 1490 yılında Kayseri'nl göre. Piri Reis kendisine emanet edilen filonun hesabını padişaha vermek zorunda olduğunun idraki içindeydi.*. Muhasarayı kaldırmak için rüşvet aldığı yolundaki rivayete gelince düşmanları. Hürmüz muhasarasını kaldırması ve diğer gemiler ile askeri Basra'da bırakarak gelmesi vazifede ciddiyetsizlik ve donanmanın felaketine sebep olduğu şeklinde yorumlandı ve suçlu görülerek 1554 yılında Mısır divanında başı kesildi ve mallan müsadere edildi. 311. Muhasarayı niçin kaldırdığı sorusuna daha gerçekçi cevap Piri Paşa'nın askeri strateji gereği kaldırdığı söylenebilir. Piri Reis Frenklere yardım ettiklerinden dolayı Hürmüz şehrini yağmalatmış idi. sh. Belgelerle 0 (neşr. Piri Reis'in Basra'da bulunan donanması amiralsiz kalmış idi. mesela Kubad Paşa ve diğerleri tarafından yapılan asılsız bir itham olarak değerlendirilmektedir.* ten. Hatayı kabul etmeyen bir yönetim anlayışına sahip Osmanlı Devleti'nde Piri Reis gibi dünya çapında bir denizci de olsa affedilmiyor. Belleten. Zira Piri Reis Hürmüz kuşatmasını kaldırdıktan sonra buradan Basra'ya geçerek vali Kubad Paşa'dan yardım istediyse de vali Müslümanlara zulmettiği ve mallarını yağmalattığı iddiasıyla Piri Reis'e yardım etmediği gibi mallarını da almak istemiştir. 88. Piri Reis burada bulunduğu sırada Portekizlilerin Basra körfezini kapamak istediklerini duyunca içerde mahsur kalmak istemeyerek donanma gemilerinin hepsini çağırmağa imkan olmadığından acele olarak kendisine tabi üç kadırga ile düşman gemileri gelmeden önce denize açılmıştır. Piri Reis bu sıralarda 80 yaşına gelmiş bir ihtiyar ve hayli zengin bir kimse idi. I. Ancak şu var ki Kubad Paşa'nın Piri Reis'e şahsi düşmanlığının bu kararın verilmesinde önemli rol oynadığını da belirtmek gerekir87. Ülkenin menfaatlerini ayaklar altına almak ve Osmanlı donanmasını kaderine bırakıp kaçmakla suçlandı. i elinde bir I ailesinden 87 Ahmeû Asrjr. vrU sh. Kuvvetli ihtimale göre Piri Reis kadırgalarını Portekizlilerin elinde bırakmadı. Ham». gereken ceza uygulanıyordu. Halbuki Piri Reis seviyesinde tecrübeli bir kaptanın yeterli sebebler olmadan Osmanlı filosunu başka bir limanda bırakması mümkün değildir. 11. Kanuni'nin cevabı Piri Reis'in idamı oldu. 8 Köprü. 8 Yılmaz.»»" BİLİNMEYEN OSMANLI 159 Mısır valisi Piri Reis'i orada alıkoyarak veya hapsederek seferin olumsuz neticesini bir ariza ile sadarete bildirdi. Osmanlı devleti adına haraç aldığı muhtemeldir. Ama onun. c. Kaptan ile vali arasındaki husûmetin öncesi vardır. Zira. 1 Cihannuma. Ancak Piri Reis'in muhalifleri seferin başarısızlıkla geçtiği konusunda Padişahı ikna edeceklerdir. Fevzi Kun 561-565. Abdülmennânc Kanuni zamanında) ne katılmıştır. Mimar Sinan'ın Ermeni olduğu söylenmektedir. Uzun Reis". sjh 2 134(1970). İbrahim Paşa'n kısa hayat hikâyesi. 1538İ edince Padişah'ın I bu vazifede kalan! sayısız eserler meyi sur Mescid. Gerek asker gerekse diğer gemiler Basra'dan çıkmamışlardı. Bu bakımdan onun rüşvet aldığı iddiası söz konusu olamaz. Mimar Sinan kimdir? . 57 Meı kemeri. Bu şekilde yola çıkan Piri Reis bir gemisini de yolda Bahreyn adaları yakınında kaybettikten sonra 960/1553 yılında Süveyş'e ve oradan da Mısır'a geldi. Mısır valisi Piri I bir ariza İle sadarete I sarasını kaldırması ve ( diyetsizlik ve donanmanı^ lerek 1554 yılında MısırJ Hatayı kabul ı gibi dünya çapında blr| şu var ki Kubad Paşa'rt rol oynadığını da belirt 88. M Künh'ül-Ahtör.ilerlediğini haber aldığını ve bunun üzerine sadece hazineleri yüklü üç kadırgayı yanına alarak ayrıldığını belirtir. Bu gemiler sefer esnasında topladığı ganimet mallarıyla ağızlarına kadar doluydu ve Portekiz donanmasının ani hücumuna maruz kalıp mağlup olduğu takdirde bu servetin ellerine geçmesini istemiyordu. Piri Reis'in muhalifi olan Basra valisi Kubad Paşa Mısır valisine bir mektup yazarak kaptanı gammazlayacaktır. 35 i az farklarla nakle Mimar Sinan'ml meni olduğu idi şirme Kanunu ı nında devsin manii döneminde) Bazı Yahudi asıllı | Yahudi olduğunu II Babinger ise. Bu durum Piri Reis'in muhaliflerinin eline fırsat verdi.

sh. 296-338. c. 57 Medrese. Hint Kaptanlığı ve Piri Reis". Tarihi. Telif 1528". 80 küsur Mescid. c. Yavuz zamanında devşirmeden istisna edilmişlerdir. kardeşlerinden birini Kayseri'den getirdiği ve Müslüman yaptığı kayd olunmuştur. 2. o kabiliyete sahip çıkarak onu Koca Sinan yapan Osmanlı Devleti'nin ilme ve teknolojiye saygı duyan zihniyetidir88. sh. 1521'deki Belgrad ve 1522'deki Rodos seferlerine katılmıştır. Dünyanın ilk Çevre Nizâmnâmesinin Kanuni zamanında hazırlandığı doğru mudur? * Çevre temizliği ve korumasının hukukî mevzuata konu teşkil edecek kadar önemli olduğunun farkına varılması. c. Mimar Sinan'ın Yusuf Sinan olduğunu iddia ederek aslen Yahudi olduğunu ileri sürmüşlerse de. İstanbul 1330. Osmanlı Devleti'nin her bölgesinde. İst 1329.I. İbrahim Hakkı Konyalı'ya göre.. Er-Risâlet'ül-Mi'mâriyye'de Sinan-ı Kayserî diye anılmaktadır. s 119. c. İnan. Asrın Büyük Geografı Piri Reis". 3 Dâr'üş-Şifâ. Kitab-ı Bahriye. sh. Kltab-ı Cihannuma.•. Yavuz zamanında devşirme olarak İstanbul'a gelmiştir. asırdan öteye gitmemektedir. İbrahim Paşa'nın âzâdlı kölesidir.. Zira Ermeniler. sh. Piri Reis. I. Mehmed Ata. 22 Türbe. Son zamanlarda bazı Ermeni yazarların. c. Fuad Ezgü. Künh'ül-Ahbâr. sh.Mimar Sinan veya Koca Sinan. .. c. 6 Mahzen ve 48 hamam inşâ ettiğini. "Cengiz. 895/1489-1490 yılında Kayseri'nin Ağırnas köyünde dünyaya gelmiştir. Bursalı Mehmed Tahir. İstanbul 1975. Selim'in Karaman ve Kayseri'deki gayr-i müslimleri Kıbrıs'a nefyetmesi ile alakalı bir fermanı üzerine. sh. Bazı Yahudi asıllı yazarlar. İstanbul 1943. çok az farklarla nakletmektedirler. 1538 Kara Boğdan seferinde Prut Nehri üzerinde 13 günde bir köprü inşâ edince Padişah'ın takdirini kazanmış ve 1539 yılında da mimarbaşı seçilmiştir.İA. H. Kanuni zamanında yeniçeri olan Sinan. Mimar Sinan'ın Kayseri'ye bağlı Ağırnas Köyü'nden olması hasebiyle de aslen Ermeni olduğu iddia edilmiştir. muteber kaynakların anlattığına göre. 317-356. Kanuni Devrinde Osmanlıların Dinî Siyâseti ve İslâm Âlemi. 1585 tarihli Sinan'a ait bir vakfiyede ise. Kaynaklar. 2. sh. Babinger ise. XXIV. 5. Afet. sayı 2(1937). 44.'. tesbitlerimize göre 20. Ağırnas Köyü mensuplarının bu karardan istisna edilmeleri için Mimar Sinan Padişah'a müracaat etmiş ve bu dilekçesi kabul edilmiştir. İstanbul 1972. Devşirme Kanunu gereği. 3. Osmanlı döneminde yaşamış meşhur simaları Ermeni diye vasıflandırmaları ideolojiktir. Mehmed Süreyya Sicill-i Osmani. 235-254. 163-164. Sinan'ın Hıristiyan bir Türk ailesinden geldiği yönündedir. c. Bir diğer görüş ise. Sinan'ın Hristo isminde bir Rum genci olduğunu iddia etmektedir. Yılmaz. Âli. Ancak bu görüş kabul görmemiştir. Katip Çelebi. .. yine elinde bir belgesi bulunmamaktadır.. sonradan hem Türkleşip ve hem de samimi bir Müslüman haline geldiğidir. 7 Dâr'ül-Kurrâ. 311. sayı 2(1937). 160 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN nin adı da Doğan Yusuf'tur. 295b. sh. "Piri Rels". Çevre ile ilgili hukukî düzenlemenin Türkiye'deki . babasının adı Abdülmennân ve dedesi87 Ahmed Asrar. 35 yıl bu vazifede kalan Sinan. Bize göre doğru olan. Sinan'ın. sh. Orhonlu. Mimar Sinan'ın 80 küsur Cami.--. Selen. Tuhfetü'l. sh. Sinan'ın nesli nereden gelirse gelsin. Belgelerle Osmanlı Tarihi. XVI. 11.-. Belleten. XVI. bunu teyit edecek bir delil ve belge de yoktur. I. 35 Saray. 20 Kervansaray. c. sayı 134(1970). c. "Bir Türk Amirali. bir devşirme olduğu ve aslen Hıristiyan bir aileden gelse bile. Osmanlı Müellifleri I-III.Kibar. 397-398. Peçevi. 8 Köprü. 561-565. c. 350-352. sh. 7 Su yolu kemeri. Yani fertlerin ve devletlerin bu mes'ele üzerinde önemle durmalarının tarihi yenidir. şaşılacak bir sür'at ile sayısız eserler meydana getirmiştir. (neşr. trc. Uzunçarşılı. Doğru olan kısa hayat hikâyesi şöyledir: Abdülmennân oğlu Sinan.XVI. Hammer. "Piri Reis'in Şimalî Amerika Haritası. . 89.-• -•. 61. İsmail Özen). sh. Osmanlı Tarihi. 515-523. mukaddime. Bu görüşe göre. Devlet-i Osmaniye Tarihi. IX. ancak bu iddia tamamen yanlıştır. 2.. (neşr. Belleten. II. Sadi. Asra kadar Yeniçeri Ocağına alınmaktadırlar. Belleten. Katip Çelebi. > • .l. vrk. Fevzi Kurdoğlu-Haydar Alpagot). 17 İmaret.

Aslanapa. bir asırdan öncesine götüremezsiniz. Tarih ve Toplum. çevre temizliği ve koruması hususunda da. İA. mesele daha iyi anlaşılır. II. L. 211. "Temizlik dinin yarısıdır" düstûrunu hayâtlarının en önemli esası olarak kabul eden ecdadımız. kaza ve köylerde. "Sinan" Article. Osmanlıların yerleşim merkezlerinin emniyet. İslâmiyet'e tam ma'nâsıyla sarıldıkları ve kudretli oldukları devirlerde. 1985. günümüzdeki zabıta. El. Göyünç. 1927). Çevre temizliği ile alâkalı tedbirlerin tarihini de. Oktay. Elimizdeki iki çevre Temizliği Nizâmnâmesinden sadece birisini bu yazımızda iktibas edeceğiz. 428-432. bundan ı çevre Ta Biran aktara konusuyla I man farklıd bilecek t nn çe mes! (Md. Zira zemin ve zaman farklıdır. 78. İstanbul 1948. Eseri. Yani PÇevre ile -eşele ircesine r büyük i-ıni. Mimar Sinan'ın Aslı Hakkında. nr. El. Mimar Koca Sinan. diğer büyük merkezdekilerine ise şehir subaşıları denirdi. Biraz sonra metnini zikredeceğimiz ve üslûbunun sade olması sebebiyle aynen aktaracağımız Nizâmnâme'nin hükümlerini. Menage. emniyet görevlileri ve kısmen de belediyecilerin vazifelerini ifa ederler ve kadıların emri altında çalışırlardı. 655-661. İbrahim Hakkı. Konyalı. Aptullah. 'Edl kini XI. I. Mimar Sinan. sh. X. 38-40. sh. sh. Kuran. IV (Leiden.tarihi. sh. Bu konuda tarihimizin nelere sahip olduğunun bilinmediği de bir hakikattir. Babinger. Eserlerine Dair Metinler. "Sinan" maddesi. Biraz sonra zikredeceğimiz Nizâm-nâme bunun müşahhas bir delilidir. sh.2j (Md.emri ise. bundan yaklaşık 460 sene önce yani 1539 yılında hazırlanmıştır. Bunlara subaşı denmektedir. Ankara 1965 (Bu eserde Er-Risâlet'ül-Mimâriyye ile Sâl Mustafa Çelebi'nin Tezkirat'ül-Ebniye adlı eseri de yer almaktadır). Osmanlı Devletinde. evlerin . Hayatı. elbette ki günümüzdeki çevre temizliği konusuyla alâkalı hukukî düzenlemelerle kıyaslamak doğru değildir. 23-37. henüz iki veya üç senedir dersek. şehrin emniyet ve asayişini temin. V. "Dewshirme". her konuda olduğu gibi. âsâyiş. Yine de 450 sene önceki bu Nizâmnâme'de günümüzde dahi tatbik edilebilecek hükümlerin bulunması. Meselâ. maddî ve manevî temizliğini muhafaza görevlerini üstlenen hususî memurlar vardır. 19. diğer milletlere örnek olmuşlardır. Bu özel çevre temizliği görevlisinin adı. Osman Bey'in ilk tayin ettiği iki memurdan birinin subaşı olduğunu kaydedersek. TTK. Mimar Sinan'ın Hayatına. görevli memurun eline de. Osmanlı Devleti'nin sadece yerleşim merkezlerinin çevre temizliği ve korumasıyla ilgilenmek üzere hususî bir memur tayin etmekle yetin-memesi.3-4). Bu memurlar. Rıfkı Melul. Franz. çöplük subaşısıdır ve çevre temizliği ile alâkalı Nizâmnâme'nin ilki 88 Meriç. çevre temizliğini te'min için uygulaması gereken hukukî esasları belirleyen bir Nizâmnâmeyi vermiş olmasıdır. The Grand Old Master of Ottoman Architecture. sh. ise. Washington 1987. şehir.SU 90 sonra i '•NLI BİLİNMEYEN OSMANLI 161 ! Sinan Andığı C önemli İr. maddî ve manevî temizlik ve huzuruna ne kadar önem verdiklerini daha iyi anlarız. Nejat.< ve şehir d de oto! özel parky yürürlükte t Şimdi i zere hazırt ceğiz. Bizi asıl şaşırtan husus ise. gerçekten dikkat çekicidir. Köy ve kasabalardakine il subaşıları. Sinan.

Eğer zaruret olursa. Ve yasak ede ki. III.10). Akgündüz. hamam ve hanlar gibi umuma ait yerlerin temizliğine dikkat edilmesi (Md. gerü anda alet ede. II. Türk Hukuk Tarihi. kimin evine ve havlusuna yakın olursa anın döktüğü ma'lûm olıcak pâk etdüre. sn. Cin. 'Edirne'nin Mahalleleri Ve Sokakları Ve Çarşılarının Temiz Etmesi İçün Nişan-ı Hümayun 1. Ve boyacıların ve aşçıların ve başçıların ve semercilerin otların ve gübrelerin yol üstünde dökmekden tamam men' ve yasak edüb hâli ve halvet yerlere iletdüre. "Biz etmedük" derlerse. VI. 162 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNE gelerek ordunun huzurunda da cülus merasimini tekrarlamıştır. min ba'd hiç ehad evi yörelerin ve dükkânların nâ-pâk tutmayub mezbele ve anın emsalinden nesne vâki olmaya. 540-543. kimin evine ve havlusuna ve haremine yakın olursa. Ordunun başında hiç bir sefere çıkmamıştır. Manisa'da ve Kütahya'da sancakbeyliği yapmış ve 42 yaşındayken Padişah olmuştu. edeni bulı-vereler. 125/b-127/a. en önemlisi de. edeni bulıvereler. olursa gidereler. Yeniçeri teşkilâtı cülus bahşişinden dolayı ilk defa bu Padişah'a baş kaldırma belirtileri göstermiştir. ana pâk etdüre. c.6-7). Veliyyüddin Ef.3-4). Bunun . arabacıların yani bugün de oto sahiplerinin arabalarını ev ve dükkanların önüne park etmemeleri ve mutlaka özel park yerlerinde durdurma mecburiyetleri (Md. diğer Osmanlı Sultânlarına benzemeyen ve hem dirayette ve hem ilim irfanda onların seviyesine çıkamayan bir şahsiyete sahiptir. Tarih Deyimleri. Mezkûr subaşı. bu bâbda kemâl-i ihtimam üzere olub çarşularda ve mahallelerde dökülen mezbeleleri. I. görülen pisliklerin o çevre halkına temizlettiril-mesi (Md.Akgündüz. Zeyd bin Ali neslinden gelen Topal Mutahhar isyan etti ve San'a ile Te'az taraflarına hâkim olan Murâd Paşa'yı mağlûb ederek kati eyledi. Fî Safer sene 946 (1539)" I» XI. hâricden ve hâli yerlere iletdüre. 1970. 101/a-102/b. anun yasağı ana ola. 8. Çağırdub ve yasak ede.ve dükkanların çevrelerinin temiz tutulması (Md.2). II. 4. Ancak Kanuni Sultân Süleyman'ın dirayetli Vezir-i A'zamı Sokullu Mehmed Paşa. Pakalın. nr. Sarı Selim diye de bilinen II. ayırtlatduralar. devleti bu sekiz sene içerisinde belki aynı huzurla idare edemezdi. Selim.l). II. Sokullu Mehmed Paşa da olmasaydı.. anlara pâk etdüre. sn. Daha evvel Karaman Eyâletinin Paşa Sancağı olan Konya'da. c. arabacılar sığırların na'l-band dükkanında aleflemeyüb evvelden kanda alefler ise. tamamen boş yerlere ve şehir dışına taşımaları mecburiyeti (Md. Ve hamamların çirgâbı yolları mezbeleler ile tutulmuş ola. na'l-band dükkânlarında aleflemelü olursa. bugün de muhtaç olduğumuz ve yürürlükte bulunan esaslardır. Osmanlı Kanunnâmeleri. 259-2261. Ve mezbeleden ve sığırları tersinden ne olursa. 2. Ve câme-şûyların ve kan alıcıların kanların ve çirgâbların tarîk-i amma dökmekden men' edüb hâli ve halvet yerlere iletdüre. c. Selim'le alakalı kısaca bilgi verir misiniz? Hanımları ve çocukları kimlerdir? Zamanındaki devlet büyükleri ve devletin ulaştığı sınırlar hakkında kısaca açıklama yapar mısınız? Sarı Sultân Selim diye de bilinen II. çevreyi kirleten esnafın artık maddeleri ve pis sularını. 7. "Biz etmedük" derler ise. Selim yerine devleti idare ediyordu. Selim 1566'da babasının vefatından 23 gün sonra İstanbul'a gelerek Osmanlı tahtına oturmuştur.SULTAN II. Selim devrinde patlak veren hadiselerden birincisi Yemen Meselesi idi. 6. SELİM DEVRİ (DURAKLAMA İŞARETLERİ BAŞLIYOR) 90. vrk. Şimdi de Kanunî Sultân Süleyman devrinde Edirne çöplük subaşısına verilmek üzere hazırlanan Çevre Temizliği Yasaknâmesinin metninden bazı hükümler nakledeceğiz. 234. Daha sonra da bizzat Belgrad'a 89 Bâyezid kütp. Kanunî devrinde iki beylerbeyilik haline getirilen Yemen'de zayıflayan Osmanlı idaresine karşı. sh.

II.9-ŞehzâdeC 91. Lala Mustafa Paşa ve Özdemiroğlu Osman Paşa'yı. ÇOCUKLARI: 1. Bunun dışında II.1571 tarihinde Moskova'yı alacak kadar Rusları perişan ettiklerini burada kaydetmemiz gerekmektedir. Kanu-nî'nin oğlu Şehzade Mustafa'yı bir kısım müzevvirlerin iftirasıyla idama mahkûm ettirmesiyle başlar ve II. 7. 10. maalesef Avrupalıların gözünde yenilmez ordu diye bilinen Osmanlı Ordusunun bu vasfını bozdu. Bu doğru mudur? . Selim devrinde Osmanlı ordusu ilk defa İnebahtı'da Hıristiyan deniz donanması karşısında mağlûbiyete uğradı. III. Kale Ruslardan alınamadı. 2.* lerte C Arşivi. Murad'ın annesi ve İtalyan asıllı bir câriyedir.üzerine Yemen Eyâleti tek eyâlet haline getirilerek 975 Zilhicce/1568 Haziran tarihinde Haleb Beylerbeyi Özdemiroğlu Osman Paşa Beylerbeyiliğe getirildi ve buradaki isyanı bastırdı. 9-Şehzâde Osman. Seltm'm oturan en tamamının A) Şehzade S ve çevresinin ı yaşayamamıştır. manında: gayr-i mu önemle bı-man gençle™ bir yasağaj •)" girdiği c cehalet gW| nuni devlet ı istibdada i Koçi Bey v dır ki. Sarayından dışarıya çıkmayan ve sadece tenezzüh için Edirne ve benzeri yerlere giden bir Padişah anlayışı hâkim olmaya başlamıştır. nr. Selim.1571 tarihinde meydana gelen İnebahtı bozgunu. Osmanlı Devleti'nin duraklama devresi.İsmihân Sultân. sekiz senelik saltanatından sonra 50 küsur yaşında Saray'da 18 Şaban 982/1574 tarihinde vefat etmiştir. Bu arada 1569 yılında Astırhan'a ve Ruslara karşı sefer düzenlendiyse de. Selim devri. diğer devlet adamları meyânında Piyale Paşa. Bu arada Osmanlı ordularının desteğini alan Kırım Hânı Giray Hân'ın 24. devleti asıl yürüten insan diye bilinen Sokullu Mehmed Paşa. ( lere devri rçj razam I 575-597. 11-Şah Sultân. 5-Şeh. 3-Şehzâde Mehmed. lah. Onun zamanında hizmet ifa eden Sadrazamlar arasında. uzun süre Osmanlı hâkimiyeti altına girdi. II. Aynı yıl Kurdoğlu Hızır Reis de Endenozya'ya sefer düzenlemişti. I KadınlanVı İSANLI |ı cülus BİLİNMEYEN OSMANLI 163 Dede Cöngî Efendi. Dede Cöngi ZEVCV ÇOCUKU» Ali.Gevherhân Sultân. fetihler ve zaferler devresi olmaktan ziyâde sulh ve mu'âhedeler devresi olmuştur. 8Şehzâde Abdullah. Yemen.5.Nurbânû Sultân.10. Selim devrini aslında bir duraklama devri saymak mümkündür. Ancak înebahtı'da kaybedilen Osmanlı Donanması kısa bir zaman içerisinde yeniden inşâ olundu. Nitekim çok sevdiği Edirne'de Selimiye Camiini inşâ ettirmiştir. Şunu önemli ifâde edelim ki. 7-Şehzâde Cihangir. 4-Şehzâde Ali. II.' rının kâbına ula ancak arada sırada I ölen ilk pa şâir ve rts müzisyenler ve f deler ile > teşebbüs Padişahı /:. Sarı Selim'lal madıgı ve t nunztn II.Sultân Murad III. 91. Sokullu tarafından Yemen Serdârı olarak gönderilen Sinan Paşa'nın gayretleri de eklenince. 12Fatma Sultân90. Sarı Selim'in hayatının diğer Osmanlı Padişahları gibi istikametli olmadığı ve bu yüzden de Osmanlı Devleti'nin duraklama yıllarının bunun zamanında başladığı iddia edilmektedir. Koca Nişancı Celal-zâde Mustafa Çelebi ve Feridun Ahmed Bey'i ve ilim adamları arasında ise Şeyhülislâm Ebüssuud Efendi. ZEVCELERİ: 1. Zira bizzat ordusunun başında mücâhid fî sebîlillah bir Padişah yerine. 6-Şehzâde Mustafa. Kınalı-zâde Ali Efendi ve İmam Muhammed Birgivî'yi zikredebiliriz. Bu arada 978/1570 tarihinde Kıbrıs Adası Venediklilerin elinden alındı ve bir Hıristiyan Krallığa da son verilmiş oldu. Kıbrıs Müslüman Türklerin eline geçti. 5-Şehzâde Süleyman. Selim devrinin parlak fetihlerinden biri de 1574 tarihinde Tunus'un kesin olarak Osmanlı topraklarına katılmasıdır.

I. Celâl Bey gibi musâhibler. Zatenj devrinde düzenlenen Kanunnâmeler de. 250-263. 6877. maalesef diğer Osmanlı Padişahları gibi müstakim bir hayat yaşayamamıştır. sh. Bütün bunlara rağmen. Öztuna. 163-167. Koçi Bey ve benzeri âlimler. Solakzâde. duraklamayı Kanuni devrinin sonlarına doğru başlatmışlardır ki. II. Bazı gayr-ı meşru fiillere teşebbüs ettiği mu'teber tarihçiler tarafından ifade olunmaktadır. kendisine kadar gelen Osmanlı Padişahları arasında. Tarih. elhak doğrudur. Sadrazam Rüstem Paşa'nın bunların başını çektiği. c. Babasının zamanında getirilen ve gayr-i müslimlerce kullanılan hamr ithalat yasağını kaldırmış ve gayr-i müslimler için de olsa meyhanelerin açılmasına tekrar ruhsat vermiştir. Peçevî. E. sh. rüşvet. X. Zira bütün devletleri yıkan istibdat (baskı idaresi). şehzadeler kavgasındaki rollerinden İnsan 90 İbn-i Kemal. Selim'in. Yaratılışı itibariyle hâlim ve selimdi. 61569 ıması ıferler I ettiril. II. Ancak hiç bir Osmanlı Padişahı zina fiilini işlememiştir. Kısım I. sefahet ve cehalet gibi ana sebepler. 165-168. Tekrar önemle beyan ediyoruz ki. İstanbul'da doğan ve İstanbul'da ölen ilk padişahtır. 438-504. II. nr. sh. Devletler ve Hanedanlar. Ancak babası Müslüman gençlerin de kaçamak olarak bu yerlere gittiğini bildiğinden ve duyduğundan böyle bir yasağa gerek duymuştur. Uzunçarşılı. eski gayretlerin devamı olarak. Sokullu Mehmed Paşa gibi dirayetli devlet adamları rüşvet düşmanına. Ebüssuud gibi kazayı elinde tutan büyük hukukçular istibdada kısmen sed teşkil ettiklerinden. Nihâî. Devletteki kadro yığılmaları ve bazı makamların ehliyetsiz kişilere devri ve benzeri hoş olmayan haller. Atalarının kâbına ulaşamayan ilk Osmanlı padişahıdır. ancak Kanuni devrinin ilim adamları cehalet düşmanına. Tevârih-i Âl-i Osman. c. III. Moskova teslim alınmış ve Yemen Osmanlı ülkesine ilhak edilmiştir. hakkında en çok dedikodu bulunan II.ince. Osmanlı Devleti'nin düşmanı ve devlet adamı bir tarihçi olan Dimitri] Kantemir. çevresine topladığı Sâmî. mütevekkil bir yapısı vardı. c. E. 1993. zahir oldu". bir kaç senedir ki. 95. 7859. Gülabi Bey ve Durak Çelebi gibi müzisyenler ve Mîrek çelebi ve Adanalı Tanburî Şehzade Mustafa Çelebiler gibi hanendeler ile eğlenceli ve şen şakrak bir hayatı tercih etmiştir. Kadınlar Saltanatı. I. Osmanlı tahtına oturan en ehliyetsiz insan olduğunda şüphe yoktur. nr. bunların acı neticeleri fazlaca görülmemiştir. devlet kemâl-i kuvvette olmağla eseri ol zamanda duyulamayub. Nitekim Koçi Bey şöyle demektedir: "Ma'lûm-ı hümâyûnları olduğu üzere. yükselme hızının bütün bütün durmadığını i göstermektedir. Padişahların Kadınları Ve Kızları. Kantemir. hakkında söylenenlerin tamamının da doğru olduğu manasına alınmamalıdır. B) İşte onun bu özellikleri sebebiyle. Maalesef. bütün bunlar gayr-i müslimler içindir. 40-42. Defter. silsile-i âliye-i Âl-i Osman Pâdişâhlarından evvelâ vüs'at-i memleket ve kesret-i hazîne ve şevket cihetinden kemâl bulan merhum ve mağfur Sultân Süleyman Hân olub ve yine ihtilâl—i âleme bâ'is olan ahvâl dahi anların zamanında zuhur edüb. c. D. 179-206. sh. Kanuni devrinin sonlarına doğru başlar. Künh'ül-Ahbâr. Belgelerle Osmanlı Tarihi. Meselenin özeti şudur: A) Şehzade Selim. Bu konudaki iddialar yanlış ve iftiradır. Dahiler halkası onunla kesilmiş ve ancak arada sırada filizler verme dönemi başlamıştır. Selim ile ilgili şunları söylemektedir: . sh. D. Selim devrinde kendini göstermeye başlamış. Uluçay. Kâsımî ve Nigâr gibi şâir ve ressamlar. Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi. Yılmaz. 34. 455/b-504/a. sh. sh. onun zamanında Kıbrıs fethedilmiş. c. 164 BİLİNMEYEN OSMANLI gayet güzel anlaşılmaktadır. sh. Osmanlı Tarihi. 575-597. 2162. Sarı Râmî. sh. Manisa'da sancakbeyi olarak görev yaptığı günlerde. gençliğin ve çevresinin tesiriyle. I. Ancak bu. vrk. Es'ad Efendi. 142.. Âli. Ahmed Refik. c. Osmanlı Devleti'nin bir duraklama devrine girdiği doğrudur.

V. Solakzâde. -. Murad..-. İsteği kabul edilerek Cezayir Beylerbeyi Ramazan Paşa'ya emir verildi... Fakat bütün bunlara karşın. şahsiyeti. Manisa Sancakbeyi bulunan oğlu Murad. vrk...... Selim'in ölüm haberi üzerine. 438-439. 5..-.. c.. Koçi Bey Risalesi. III.. lan l« Sili* hadiseler şunlardır: Fas Sultanlığının Osmanlı Hâkimiyetine Girmesi: Afrika kıtasının bütün kuzey kısımları Osmanlı hâkimiyetinde bulunmasına rağmen sadece Fas Sultanlığı müstakil bir devlet halinde bulunuyordu. 2162. Fas Sultânı Mevlây Muhammed. Tarih.. Künh'ül-Ahbâr. Süleymaniye Kütp. 134. sh. Buna karşılık Fas tahtını ele geçiremeyen Abdülmelik. I. 1562 tarihinde Manisa Sancak Beğliğine tayin edilmiş ve padişah oluncaya kadar bu vazifede kalmıştır. Saray'ın gizli dairelerine çekildiğini söylerler."Âlimlerle konuşup hoş vakit geçirmeyi çok sevdiği gibi.. babasının Saruhan Sancak Beğliği sırasında 5 Cemâziyel-evvel 953/4 Temmuz 1546 tarihinde Manisa'nın Bozdağ Yaylağında dünyaya gelmiştir. c. md. VII. kendisinin Fas Sultanlığına getirilmesini istemişti. 40-41. Osmanlı Kanunnâmeleri. 21 sene kapalı bir hayat yaşayan III. M URA D DEVRİ 92. Âli. son zamanlarına doğru Cuma namazlarını dahi Saray Camiinde edâ etmeye başlamıştır.-¦ --¦ ¦¦'. c..SULTAN III. sh. Osmanlılara sığınıp. 205... Murad zayıf iradeli ve muhtelif tesirler altında kalabilen bir şahsiyete sahipti.. X. 585. onun vefatından sonra devlet idaresi Valide Sultânların ve bazı menfaatperestlerin tesiriyle daima kötüye gitmiş ve Osmanlı Devleti'nin duraklaması tam manasıyla III. sh.. Kantemir. Belgelerle Osmanlı Tarihi.. c.. sh. Es'ad Efendi... III. Matbu Nüsha. 125-126.. 966/1558 tarihinde Şehzade Murad Akşehir Sancak Beğliğine getirilmiş ve babasıyla amcasının taht mücadelesinde Konya Muhafızlığı görevini yürütmüştür. Uzunçarşılı. III. Zira aynı zamanda şair olan III. beş vakit namazını da muntazaman yerine getirirdi. hadiseler şunlardır: Fas Sultanlığının O: kısımları Osmanlı hâkimiye devlet halinde bulunuyord XII.. Hemen belirtelim ki. Selim görünüşte son derece dindar gözükürdü"91. Akgündüz.wı laıır. Osmanlı Tarihi. Bu yüzden Sokullu Mehmed Paşa'nın sadrazamlığı süresince işler iyi gitmişse de. Portekizlilerle işbirliğine başlamış bulunuyordu. ¦¦'¦... bu kadına düşkünlüğü gayr-i meşru hayat yaşıyor manasına alınmamalıdır. nr.. Babası II. Yazma Nüsha... Osmanlı tarihinde en fazla kadınla meşru dairede yaşayan padişah unvanını alabilir. Ancak son yıllarda Fas'ta taç ve taht kavgaları baş göstermişti. Gerçek olan şudur ki.. c.-15. Yılmaz. Meşru dairede kalmakla birlikte kadına düşkün bir tabî'atı vardır.. Fas Sultanlığına getirildi . Murâd. Murad devrinde vuku' bulan 91 Peçevî. soytarılarla da eğlenmesini bilirdi. ¦-PLI BİLİNMEYEN OSMANLI 165 luvk-l li ve l.-. Fas ordusu mağlûp edilerek Abdülmelik. sh. I.. Selim'in sofuluk bahanesiyle. sh. ihsan olduğu şeklindeki i-zahlar enteresandır. devrindeki olaylar ve önemli devlet ve ilim a-damları hakkında kısaca bilgi verir misiniz? Selim II ile Hasekisi Nur-Bânû Sultânın oğulları olub. Murad devri ile başlamıştır. Yeni bir şey söylemiş olmak için okurlarına yaranmak isteyen bazı tarihçiler. c. sarayında münzevî bir hayat yaşamış. c.. sh. Rüstem Paşa'nın aldıklarının rüşvet değil. 263-264. BİLİNMEYEN OSMANLI. 455/b-456/a. Murad bir cihetten de mutasavvıftır ve Fütûhât-ı Sıyâm ve Esrârnâme adlı iki tane tasavvufa dair eserleri de vardır. Kısım I. II. sırf şarap içmek ve başka dünya zevklerinden yararlanmak için. İstanbul'a gelerek 28 yaşında 1574 yılında tahta geçti. 215-896.

Osmanlılarla süren barışı terk ederek. büyük kuvvetlerle İran . Osmanlı Devleti Avrupa ile sulhlar yaparak İran ile meşgul olmaya başladı. devletin çeşitli hizmetlerinde bulunmuştur. Kral Sebastian. Bu sırada saltanat iddiasından vazgeçmeyen Mevlây Muhammed Portekizlilerden yardım istedi. Bir ara Tahmasb'ın oğlu İsmail. şahlığı elde etti. Sultân III. Bir savaş adamı olmaktan ziyâde. Lehistan bundan sonra vergiye bağlandı ve 1578 yılına kadar Osmanlı himayesinde bir devlet olarak kaldı. Fakat İranlıların tecavüzü bitmiyordu. Murad. Lala Mustafa Paşa'nın asıl hedefi. Doğudaki Kürtleri aleyhimize kışkırtıyordu. memleket taht kavgasına düşmüştü. Tokmak Han idaresinde bir İran ordusunun üzerine geldiğini duyunca buna karşı maiyetindeki kumandanlardan Özdemiroğlu Osman Paşa'yı yolladı. fetihlere başlayan Lala Mustafa Paşa. Osmanlı kuvvetlerini karşısında bulunca geri çekilmeye mecbur kaldı. İran'a saldırmanın vaktidir yollu haberler üzerine. Bu yüzden diğer devletlerden daha atik davranıp. Bu tarihten sonra Fas'ta Osmanlı hâkimiyeti başladı. Murad devrinde. Avusturya ve Rusya kendilerinin gösterdikleri namzetlerin Leh Kralı olması için faaliyet gösteriyorlardı. Zekâ ve kabiliyetiyle yükselmiş. geri çekilmek zorunda kaldı. Fakat bir müddet sonra Şah Tahmasb'ın ölmesiyle İran'da taht kavgaları başladı. yerine Koca Sinan Paşa serdar tayin edildiyse de kayda değer hiç bir muvaffakiyet elde edilemedi. Çünkü Şah. Kuvvetleri çok azalan Osman Pasa. Elçilik heyeti İstanbul'da gayet iyi karşılanmıştı. Yeni serdar Ferhad Paşa. kendisi sefere gidecek karakterde bulunmadığından. O zaman Sokullu Mehmed Pasa daha sağdı ve İran savaşına engel olmak istedi. Osman Paşa. Doğudaki valilerin de durumunu müsait görüp. Nitekim 1583 yılında Meş'ale Savaşı denen savaşta bir kere daha İranlıları yendi. Gürcistan içinde ilerleyerek Tiflis'i ele geçirdi ve Şirvan'a doğru ilerledi. İran Harpleri ( 1578 = 1590): III. İran Hükümdarı Şah Tahmasb. nüfuzunu kullanarak kendisine tâbi Erdel Beyi Bathory'yi Leh Krallığına seçtirdi (1575).(1576). Şirvan'ın bir kısmını zapteden Lala Mustafa Paşa. bunda ne kadar haklı olduğu sonradan anlaşıldı: Padişah. Aslen Bosna'nın Sokkuloviçi köyünden alınmış bir devşirmedir. Murad'ın cülusundan sonra hükümet idaresinin başında yine Sokullu Mehmed Paşa vardı. Portekiz Kralı Sebastian 80 bin kişilik büyük bir kuvvetle Fas'a geldi. Sokullu'nun eski nüfuzunun kalmadığı anlaşılıyor. azledilerek. Hattâ bu maksatla. Sokullu Mehmed Paşa'nın Ölümü (1579): III. Osmanlı Devleti için Lehistan çok ehemmiyetliydi. İran'ın geniş bir ülke olduğunu. Topladığı kuvvetlerle Gürcistan'a girip. Sultân III. Gürcistan'ı istilâ etmek olacaktı. İran kuvvetleri Osman Paşa üzerine taarruza geçtiierse de mağlûp olup çekildiler. Tokmak Han idaresinde bir elçilik heyeti yollayarak tebriklerini ve hediyelerini sunmuştu. Murad 1578 yılında İran'a harb açtı. Ramazan Paşa idaresinde Osmanlı ve Fas kuvvetleri 1578 yazında Portekizlileri Vadi's-sebil Savaşı'nda fena halde bozguna uğrattılar. Özdemiroğlu Osman Paşa'yı serdar tayin ederek kendisi Erzurum'a döndü. Osmanlı tarihinde ehemmiyetli yeri olan bir devlet adamıdır. İran kuvvetleriyle Çıldır'da karşılaştı ve Tokmak Han'ı mağlûp etti (1578). Ancak son zamanlarda saraydaki bazı şahısların tesiriyle Sokullu'ya olan itimad ve muhabbet azaldı ve hatta Sokullu'nun zevcesi İsmihan Sultân ve Valide Nurbânû Sultân olmasaydı belki de görevden azledilecekti. Lala Mustafa Paşa. Üç padişah devrinde aralıksız sadrazamlık yapan Sokullu Mehmed Paşa. Lehistan'daki Osmanlı Hâkimiyeti (1575): Lehistan Kralı Sigismund Ogüst ö-lünce. padişah olduğu zaman. galip gelinse bile Şit olan halkının itaat altına alınamayacağını söylüyordu ki. Sokullu Mehmed Paşa. Muharebelerin İran lehine dönmeye başlaması üzerine Lala Mustafa Paşa. onun siyasi tarafının daha büyük olduğu görülür. kaptan-ı deryalık dâhil. Bunun zamanında Osmanlı-İran dostluğu bozuldu. Rusya kuvvet bile sokmaya kalkıştıysa da. Meş'ale Savaşı'ndan sonra İranlılar. ordunun başına Lala Mus166 BİLİNMEYEN OSMANLI tafa Paşa'yı serdar tayin etti. Özdemiroğlu büyük bir gayretle İran savaşlarına devam ediyordu. Şah İsmail de ölünce İran'da taht kavgalarının sürüp gitmesinden Osmanlılar istifade etmek istediler. muharebe meydanında öldü. Şirvan bölgesini boşaltmak zorunda kaldılar. II.

Afrika'da Fas dâhildir. Okçu-zâde Mehmed Paşa ve Muallim-zâde Nişanı Mahmûd Çelebi'yi. İlk defa III. Ancak meşru . III. Büyük kayıplar karşılığında alınan bu yerler. Önemle ifade edelim ki. Ferhad Paşa'nın bu ikinci serdarlığında Osmanlı orduları bazı muvaffakiyetler daha kazandılar. Tam bu sırada yani 1595 yılında Padişah III. Bunlarda hakikat payı var mıdır? Osmanlı Padişahları içinde en çok cariyelerle münasebette bulunan (teserrî hakkını kullanan) ve en fazla çocuğu olan Padişah'dır. Yeniçeri ve Sipahi İsyanları: İran'la anlaşma yapıldıktan sonra İstanbul'da Yeniçeri ve Sipahi isyanları vuku' buldu. Murad'ın 40'a yakın câriye ile yaşaması. Halk dışarı çıkarılırken "Urun hâl. Müeyyed-zâde Abdülkadir Efendi. ölümünde hayatta 19'u erkek ve 30'u kız olmak üzere 49 çocuğunun bulunduğu iddia edilmektedir. Koca Sinan Paşa. Murad devrinde 1593 yılında da sipahilerin isyanını görüyoruz. 1594 yılı baharında da Estergon Kalesini muhasara altına aldılar.902. Avusturya valilerinin Osmanlı sınırlarına tecâvüzlerine karşılık yapılan bu harekât. Nemçe savaşına Sadrazam Dara" Kınm nal BİLİNMEYEN OSMANLI 167 Sinan Paşa gönderilmişti. Eflak ve Boğdan Beyleri Papa'nın teşvikiyle isyan edip Avusturya tarafına geçtiler. İran'a saldırınca Şah Abbas. mağlûbiyetle neticelenmiş. Sultân III. İstanbul halkı da seyretmek için saraya dolmuştu. Ancak bunlar bebekken veya küçük yaşlarda öldüklerinden dolayı. Özdemiroğlu Osman Paşa ve Mesîh Paşa'yı. Osmanlıların elinde fazla kalmayacak. III. Yine ilk defa rüşvetle iş görülmeye başlandı. Murad zamanındaki sadrazamlar arasında. Kendilerine nasihat etmek için gelenleri kovdular. Gürcistan. ancak muvaffak olamadılar. Şeyhülislâmlar arasında Hâmid Efendi. 1590 yılında yapılan Ferhad Paşa Antlaşmasına göre: Tebriz. Maalesef 19 şehzadesi. Çocuklarının sayısı 100'ü geçmektedir. III. Mehmed III Padişah olunca zayıf fetvalarla fitnenin defi için öldürüldü ve şehid sayıldıklarından cenaze namazlarını Şeyhülislâm Bostan-zâde Efendi kıldırdı. Şirvan. yılların sadrazamı Sokullu Mehmed Paşa. Nemçeliler çok sayıda Macaristan kalesini ele geçirdiler. ikinci defa olarak serdarlığa getirildi. Bostan-zâde Mehmed Efendi ve Bayram-zâde Hacı Zekeriya Efendi'yi zikredebiliriz92. 1589 yılında meydana gelen bu olaya Beylerbeyi Vak'ası denmektedir. saraya yürüyüp defterdarın kafasını istediler. III. Damad İbrahim Paşa. Bu hadise Osmanlı-Nemçe harblerinin başlamasına sebep olmuştur.. Avusturya topraklarına 1593 yılında büyük bir akın harekâtına girişmişti. Bu isyanlar her ne kadar ulufe (Yeniçerilere üç ayda bir verilen maaş) yüzünden çıkmışsa da. bâzı muharebeler yaptı: Daha sonra sadrazam ve serdar tayin edilen Özdemiroğlu Osman Paşa ile beraber Tebriz'i almayı başardılar. Osman Paşa'nın vefatından sonra Ferhad Paşa. Budin Beylerbeyi imdada giderek Nemçe ordusuyla harbe girdi ve mağlub oldu. Murad'ın saltanatının sonuna doğru Osmanlı topraklan yaklaşık 19. asıl sebebini devlet teşkilâtının bozulmaya yüz tutmasında aramak daha doğru olacaktır. Yeni Bir Haçlı İttifakı Ve Nemçe (Avusturya) Harbleri (1593-1606): Bosna Beylerbeyi Telli Hasan Paşa.191 km2 idi. Âsiler defterdarın başını istediler. meşru bir hakkın suiistimali veya ifrat sayılabilir. Ayrıca Doğuda Türkistan Hükümdarı Özbek Han." diye bir ses duyuldu. Kırım kuvvetlerinin yardıma gelmesine rağmen tam bu sırada Osmanlı Devleti'nin başına bir gaile daha çıktı: Osmanlı Devleti'ne tâbi olan Erdel. Ma'lûl-zâde Mehmed Efendi. isyan ederek saraya yürüdüler.. 93. Murad'ın aile hayatı aleyhinde çok şeyler duyuyor ve zamanında devleti kadınların idare ettiğini bazı eserlerden okuyoruz. diğer komutan ve devlet adamlarından Kaptanıderya Kılıç Ali Paşa. Saray muhafızları bunu Padişahın emri sanarak âsilerin üzerine saldırdılar ve dört yüze yakın âsiyi öldürdüler.sınırına gelip. Ulufelerinin geri bırakılmasına kızan Sipahiler. komutanla birlikte çok şehid verilmiştir. Buna Avrupa'da Polonya. İstekleri yerine getirilince büsbütün şımardılar. Biraz sonra sayacağımız tahmînen dört kadını dışında 40'a yakın haseki denilen gözdesi bulunduğu söylenmektedir. tekrar İranlılara geçecektir. Murad vefat eyledi. Askere ayarı düşük akçeler verilmek istenince Yeniçeriler. Diğerleri kaçarak kurtuldu. Osmanlılardan barış istedi. Dağıstan bölgeleri Osmanlılara verilecekti. Murad devrinde Yeniçeri Ocağına rast gele kimseler alınarak kanun bozuldu.

BA. c. Farsça ve Arapça bir divan yazacak kadar âlim ve şair olan III. bu düzensiz hayatın etkisiyle vefat ettiği tarihçiler tarafından açıklanmaktadır. babası kendi hayatını yaşarken.Ayşe Sultân. I. ZEVCELERİ: 1. sh. I. 597-620. III.).¦.Şâh-i Hûbân Haseki. Es'ad Efendi. Bu hayatı yaşamasında. Solakzâde. 9. Biz sadece bazılarını kaydetmekle yetindik.Fahri Sultân. 2-163. hem Saray'da kendi . III. ne derse desin. 133 vd. mesele daha iyi anlaşılacaktır.„. ÇOCUKLARI: 1-Şehzâde Osman. 2162.¦• -. Mehmed ile Ayşe Sultan'ın annesi ve câriye. sh.. Mehmed olmuştur. 10. Murad'a tesir ettiği ve hatta kardeşi İbrahim'i liyâkati olmadığı halde Diyarbekir Beylerbeyliğine tayin ettirdiği nakledilmektedir. has odalık olarak aldığı cariyelerle beraber olduğu kesindir.dairede kaldığı ve başkasının namusuna değil. 12. Medine'de vakfı var. III. 11. sh. sh. Bekir Kütükoğlu. Şöyle ki: Maalesef Osmanlı Devleti'nin duraklamasında ve hatta gerilemesinde en büyük rolü oynayan sebeplerden biri de. Kim. Murad. nr. Şehzade Mustafa'nın öldürülmesinde mühim rol oynamıştır denilirse.¦¦•¦ . iki yönde kendini göstermektedir: Birincisi. 6-Şehzâde Bâyezid. Kepeci. "Murad III". Murad'ın baş kadını Safiye Sultan'ın ve bunu takip eden Kösem Sultan'ın hem baş Kadın Efendi ve hem de Valide Sultân sıfatlarıyla nasıl devleti idare etmeye kalkıştıkları. İstanbul 1978. c. 2-Şehzâde Süleyman. Murad ve oğlu III. haremin reisi haline gelmiş ve daha da ileri giderek devletin işlerine karışmıştır.. Osmanlı Tarihi.Sultân Mehmed III. bir yüzyıla yakın. Tarih. devlet idaresine karışır hale gelmişlerdir. IV. Murad ise. Kadın Efendilerin devlet işlerine karışmaları olmuştur. Belgelerle Osmanlı Tarihi. Yılmaz. bir zamanların Valide Sultânları gibi. III. Kunt. 4-IMâz-perver Haseki. 1550-1650 Arasında Osmanlı Ümerâsı ve İl İdaresi. Bunlardan aynı anda devamlı olarak hayat yaşadığı 4 kadının olduğu ifade edilmektedir. 1 vd. Nurbânû Sultan'ın yanında yer alarak III. Osmanlı Padişahları arasında her konuda en çok suiistimal yapan Padişah III. 42-71. ¦ .¦¦'•¦!•¦-¦. Kantemir. cinsî hayatının da önceleri problemli olmasının tesiri bulunduğu ve neticede genç yaşta. Özellikle Kanuni'nin karısı Hürrem Sultân. sh. Buna rağmen.Mihriban Sultân. 265-273.. 492/a-596/a. Murad'ın bu düzensiz hayatından istifade eden Valide Sultânlar ve hatta Kal92 Peçevî. Metin. Sancaktan Eyâlete.Rukıyye Sultân. 3. Kanunî Sultân Süleyman zamanından beri Harem'in dışişleriyle meşgul olan ve Yahudi asıllı olduğu söylenen Esther Kira isimli Kalfa'nın da Sipahilerin isyanına sebep olduğu ve neticede çıkardığı fitne sebebiyle Sultân Ahmed Meydanında idam edildiği nakledilen acı olaylar arasında yer almaktadır. ^^Hfti^^^^^^^ 168 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMA falar bile.. Maliyeden Müdevver. III. c. Âli. 13. III. 4-Şehzâde Mahmûd. 563. II. sh. vrk. (Meşru dairede beraber olduğu cariyelerin 4O'ı ve çocuklarının 100'ü aştığı söylenmektedir. c. III. II. 3-Şehzâde Cihangir. ¦.. sh. meşru daire dışına çıkmamıştır.. Künh'ül-Ahbâr.Safiye Valide Sultân (Venedikli Baffo). sh. Uzunçarşılı. 262. Rukıyye Sultan'ın annesi. nr.„. İA. 14-Şehzâde Abdurrahman. Kanunî Sultân Süleyman'ın vefatından sonra Padişahların ordularının başına geçerek sefere gitmeyişlerinde ve Saraya kapanıp kalmalarında maalesef bu şekildeki Kadın Efendilerin mühim rolü olmuştur. Mehmed'i idare eden Turhan Sultân'dan sonra bu işin ortadan kalktığını söyleyebiliriz. Mahidevran'ı Manisa'ya sürdürüp baş kadınlığı ele geçirdikten sonra. Murad'ın annesi Nurbânû Sultân ile Safiye Sultân arasındaki çekişmeden istifâde eden Canfedâ Kalfa'nın bile. devlet işlerini tamamen Sokullu Mehmed Paşa gibi liyakatli devlet adamlarına bırakmıştı. 207-240. maalesef tarihin acı sayfalarında kötü örnekler olarak doludur. 114-115. Osmanlı hareminde devlet işlerine en çok müdahale eden Kadın Efendi. Murad'ın bu hayatı yaşamasında devlet işlerine karışan Safiye Sultân ile Valide Sultân Nurbânû'nun mühim rolü vardır.¦. 8-Şehzâde Abdullah.Fatma Sultân.Şems-i Ruhsâr Haseki. 2. 615 vd.¦ ¦:. 5. 7-Şehzâde Mustafa. III. nr. Murad'ın babasından farkı.

. Öztuna. III. Es'ad Efendi. III. SiyS PASLI BİLİNMEYEN OSMANLI T69 irine 94. İSefeâHayır edilemez. istemly 95. Zira vukuundan evvel def'-i fesâd. Solakzâde. İkincisi. 40-44. 170-173. Ayrıca ülü'l-emre tanınan bu siyâset hakkının tatbiki için bil-fiil fesadın tahakkuku ve sebeb-i âdî olan şahsın fil-hakika şerir ve müttehem olması da şart değildir. vukuundan sonra ref'inden daha kolay olduğu müsellemdir. Girse de. Künh'ül-Ahbâr. c. babasından farklı olarak hem Arapça ve Farsça şiir yazacak kadar âlim ve hem de hayatında gayr-i meşru hiç bir iş yapmayacak kadar da takva sahibi idi. fitne ve fesada teşvik edenler. bazı İslâm Hukukçularının şu fetvalarıdır: "Nizâm-ı memleketin bozulmasına sebep olan. vrk. bu şenî' fiilleri bizzat işlemedikleri vakitlerde dahi. Onun en büyük kusuru. sh. babası II. 597-600. Osmanlı'da Harem. . II. siyâseten kati müessesesinin suiistimal edildiği de bir vâkı'adır. Padişahların Kadınları ve Kızları. had cezası mahiyetinde değillerdir. Devletler ve Hanedanlar. 492/a-500/a. sh. Fıkıh kitaplarında tasvir edilen siyâseten kati kategorisine girdiği de şüphelidir. c. zayıf da olsa. Tarih. 94. III. Bu kısa izahtan sonra. Altında). III. III.) Buc Ma'rûf v dünyaya t Şam'dan . Harem II. mevhum mazarratı nazara alan çok zayıf bir görüşe dayanmaktadır. I. Zira herhangi bir isyan söz konusu olmadığı gibi. sh. Bunun şer'î bir izahını yapmak mümkün değildir. Âli. Bir bid'atçının bid'atının yayılacağından korkan . Dayandıkları bazı esaslar vardır. Zira 19 tane erkek kardeşini ve basit jurnaller yüzünden kendi oğlunu (Şehzade Mahmûd). sh.< Mısır'a döra dü ve 979/l| larınahızv 94 Sol*İ Efendi. günahsız bir şekilde idam ettirmiştir. 145-147. meşru daire içinde de kalsa. Uzunçarşılı. Ahmed Refik. 93 Peçevî. Kısım I. bilir. fitne ve fesadın vukuu da tahakkuk safhasında değildir. kadınlar konusundaki suiistimalidir93. İşte bu boşluktan istifade eden Valide Sultân Nurbanu. nr. III. Ancak III. çevresinin de etkisiyle ve siyâseten kati esasına dayandırarak beş kardeşini idama mahkûm ettirmiştir. 2-10. 99-134. Murad. Murad. . 43-46. 2162. sh. Murâı İslâm Hul Hayır edilen yandırarak beş I mahiyetinde değ diği de şüphelidiı yanmaktadır. III. Zira elimizde kuvvetle muhtemel bir zararın olduğuna dair kesin bilgi bulunmamakla beraber. bu konuda en pervasız ve şer'î hükümlere aykırı davranandır denilebilir. Kadın efendi Safiye Sultân ve kalfa Canfedâ devlet işlerine de karışmaya başlamışlardı. II. Kadınlar Saltanatı. sh.hayatını yaşıyor ve hem de devlet işlerini vasıflı devlet adamlarına bırakamıyordu. Uluçay. Mehmed'in ma'sum kardeşlerini öldürmeleri. şu soruyu cevaplandırmak gerekmektedir: Acaba bunlar hiç bir şeye dayanmadan mı bu fiili işlemişlerdir? Hayır. Bu idam hadiseleri. Bunlardan birisi. Mehmed. Murâd'ın ve oğlu III. 47-50. c. Zira < makla ben tane erkekl günahsız biri Zira herhangi! safhasında de Bu kısa izi bir şeye da Bunlardan] "Nizâm-ı ı lemedikleri vakitli Ayrıca ülû'H şahsın fil-haklka f sonra refinden ( Padişahın kullana Dede Efeni (ettiğinin biz de f yapıldığını biz j diyoruz. Mehmed. Selim'in en azından gençliğinde de olsa gayr-i meşru denebilecek bazı fiilleri işlediği söylenmektedir. kati edilebileceklerine fetva verilmiştir. Osmanlı Tarihi. İslâm Hukuku açısından izah edilebilir mi? ibi. 13-16. c. Meselenin çarpıtılarak anlatılmasına misâl için bkz.

III. Böyle bir kararı tasvip etmek mümkün değildir. Dede Efendi. Frederick'in teşvikleriyle Tycho-Brahe'nin kurduğu rasadhâne ancak 1585 tarihinde tamamlanmıştı. Ancak o sorunun cevabını mutlaka okumanızı tavsiye ediyoruz94.000 altın harcandı. aşırı fikir ve tutumları sebebiyle. Kâdî-zâdeler ve benzeri soğuk taassup sahipleri için Kâtip Çelebi son noktayı koymaktadır ve biz de sonuna kadar bu görüşün yanındayız: . burada farklı bir yaklaşım sergilemektedirler. Takıyyuddin. c. Sonradan Kâdî-zâdelerin. Padişahın bir çok fermanlarını şer'-i şerife aykırıdır diyerek reddetti. Kısaca bu hareketi tasvip etmek mümkün değildir diyoruz. Galata Kulesinde çalışmalarına devam etti. Tercüme. 2528. Burası kuruluncaya kadar. müneccimlik yaparak geleceğe ait haberler vermektir. Murad'ın talimatıyla bu Rasadhânenin bütün masrafları devlet hazinesinden karşılandı ve bunun için 10. kardeş katlinin sınırlarını genişlettiğinin biz de farkındayız. sh. Murad'ın dikkatini çekti ve İstanbul'da Tophane Bayırı üzerinde yani şu anda Fransız Sefarethanesinin bulunduğu yerin yakınlarında İstanbul Rasadhânesini kurdu. 14 vd. 98-105. 6. Osmanlı Devleti 10 yıla yakın bir zaman önde gidiyordu. 170 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMAN1. II. Şeyhülislâm Kâdî-zâde'yi aynı kefeye koymak mümkün olmasa dahi. Bu konuyu Osmanlı Dev-leti'nin aleyhine kullanmaya çalışan yazarlar.. Şeyhülislâm ile diğer makamlar arasında bir çekememezlik konusu da olabilir. sh. Murad zamanında Astronom Takıyyuddin tarafından yapılan İstanbul Rasadhânesi'nin Osmanlı Şeyhülislâmı Kâdî-zâde Şemseddin Ahmed Efendi tarafından yıktırıldığı doğru mudur? Bu olayı ayrıntılarıyla anlatmakta yarar vardır. sh. Siyâsetnâme. Bu meseleyi bütün yönleriyle daha evvel izah ettiğimizden tekrara girmek istemiyoruz. bu sahada 20'ye yakın eser verdi ve çalışmaları engellenmek istese de.dindar Padişahın kullan ondan korumak ve nizâm-ı âlem için. III. Dede Efendi'nin çok zayıf fetvaları da esas alarak. Kardeş Katli. II. sh. 621. müneccimliğe şiddetle karşı çıkarlarken. başka meselelerde. c. astronomik hesaplarda esas alınan eski Uluğ Bey Zîc'inin 94 Solak-zâde. "astronomi ilminin sırlarına vâkıf olarak istikbali öğrenmeye çalışmanın devlete uğursuzluk getireceği" gerekçesiyle. Osmanlı Kanunnâmeleri. şahsî anlaşmazlıkların da etkisiyle. Murad'a. Yargı mensuplarını protokolde Beylerbeyilerin önüne geçirmek için elinden geleni yaptı. Peçevî. Takıyyuddin. Zaten bazı kardeş katli olaylarının şartları gerçekleşmeden yapıldığını biz de kabul ediyoruz. doğru ve tok sözlü bir insandı. Selim zamanında tekrar İstanbul'a döndü ve 979/1571 yılında Müneccimbaşılığa yükseltilerek İstanbul'da astronomi çalışmalarına hız verdi. o mübtedi'i kati ve idam etmesi caizdir". Ayrıca bu mesele. 439. Takıyyüddin'in inşa ettirdiği Rasadhânenin yıkılması için ilamda bulundu. Akman. Asıl adı Takıyyuddin Mehmed bin Ma'rûf ve unvanı da er-Râsıd yani astronom olan Takıyyuddin. Ancak Şeyhülislâmın karşı çıktığı husus. 504. Rasadhânenin yıkılması için kati talimat verdi ve İstanbul Rasadhânesi maalesef yıkıldı. 1521 yılında Şam'da dünyaya gelmiştir. Şeyhülislâm Hoca Sa'deddin'in ciddi tavsiyeleri ile III. Mısır ve Şam'dan sonra İstanbul'a gelerek meşhur hocaların yanında ilmini tamamladı. Zira Avrupa'da Danimarka Kralı II. Akgündüz. 1585 yılında vefat edinceye kadar araştırmalarını aralıksız sürdürdü. I. Tekrar Mısır'a döndü ve astronomi dersleri de aldı. 95. Kaptan-ı Derya Kılıç Ali Paşa'ya. Kuruluş tarihi 987/1579'dır. 1577-1580 yılları arasında Hoca Sa'deddin'den sonra Şeyhülislâmlık makamına oturan Kâdî-zâde Ahmed Şemseddin Efendi. III.000 altınlık bir ze'âmet verildi. Çifte standartlı davranmamak gerektir. Babası da Mısır'ın ileri gelen âlimlerinden olan Takıyyuddin. Ancak bazı meselelerde. Şeyhülislâmın ilamına uyan Padişah. sh. Kendisine de 3. Müneccimbaşı Takıyyuddin Efendi bu konuda bir ilke imza basıyordu. Osmanlı tarihinde soğuk bir taassup rüzgarının esmesine yol açtıklarını biliyoruz. i tamamen eskidiğini ve mutlaka yenilenmesi gerektiğini devlet ricaline anlatmaya çalıştı.

Selim zamanında manen Padişah ma-kamındadır. 378. III. Yeşilce Bey tarafından devşirilerek Edirne Sarayı'na getirilmiştir. Sokullu Beğ neslinden yani Şahin Oğullarından gelmektedir. 95 Takıyyuddin. 122-123. Paşa ve I III. sh. sh. İstanbul Rasadhânesi. 1564 yılında II. Murad'ın i kullanamaz İl ve yakınları. Sırasıyla Hazine Odası ve Hasoda'ya alınan ve de rikâbdârlık. sh. Ankara 1969. İran s II. sekiz yıl II. Selim zamanında ve 6 yıl da III. 82-90. Sultân Murad'ın hocası Hoca Sa'deddin Efendi. tedip etmesi dinî görevleri arasındadır. Selim'in kızı İsmihan Sultân ile evlenen Sokullu.II. Sokullu Mek yaptığı ( Bosna'nın] devşirmedir. Osmanlı'nın Arka Bahçesi. I nak taraflı Peçevf.000 Bit kadar. İl Murad bütün-S Sokullu. 1512 yılında dünyaya gelen Sokullu. Kâtip Çelebi. Mahallî ve belli şahısların zihniyetine ait olan hatalar tamim edilmemelidir. nr. Nevl-zâde Atâî. Mizan'-ül-Hakk. Bu olayın Osmanlı'da ilmi geri bıraktığı doğrudur. Şey1i çıktığı iı DevBİLİNMEYEN OSMANLI 171 |'. 286-287. Şakâik Zeyli. Gerek Halvetî ve gerek Kâdî-zâdeli bazı ahmakların görünürdeki salâhlarına bakılmayıp bunlara fırsat verilmeye. . Kanuni i tam bir basiret J kamındadır. Selimin kızıl Paşa'nın \ yıl II. Döğen. Şaban. Nizâm-ı âlem ancak ve ancak halk haddinden tecâvüz etmemekle mümkündür". 1561 yılında II. II. Cedâvil-i Rasadiye. Sokullu Mehmed Paşa kimdir? Devşirme olduğu ve Türk düşmanlığı yaptığı doğru mudur? Bosna'nın Vişegard Kazasına bağlı Rudo Nahiyesinin Sokkuloviçi köyünden bir devşirmedir. Âlât'ürRasadiyye li Zîc-i Şehinşâhiyye. İki sene Kanuni devrinde. Vezir ve Semiz Ali Paşa'nın vefatından sonra da vezir-i azam olmuştur. Meselenin çarpıtılması örneği için bkz. II vermesi} hissesi 1 sonra 9 Sadâretti Mekke'de takva lı idare e »OSMANLI "alışı çekti ıduMi. musahibi Şemsi Ahmed Paşa ve kethüdası Canfedâ Kadın ve benzeri kişilerin aleyhteki gayretleri neticesinde. kim olursa olsun. Çünkü seiefde bu çeşit muta'aassıplar yüzünden çok fesadlar meydana gelmiştir. Murad zamanında bu görevi sürdürmüştür."Müslümanların sultânı bu makule soğuk taassup sahiplerini. Ünver. 96. Hadâık. Sırp olması kuvvetle muhtemeldir. 1993.!iz de t. i çıktığı güm olmadığım i sahibi olan j diği nakl doğru olu Tl yönleri nacaktır. kistik-ş#. Yılmaz. Müslüman İlim Öncüleri Ansiklopedisi I-II. İÜ. Çünkü ta Fâtih devrinden beri konu ile ilgili çalışmalar tarihçiler tarafından çok iyi bilinmektedir95. Oğullarından j devşirilerek Edlr hizmetiyle En rikâbdârlık. İstanbul 1992. 1550'de Rumeli Beylerbeyliği. Gerek 96.ıyıd bu ı10. Selimi müştür. sh. İstanbul Rasathanesi kütp. İran seferindeki başarısı sebebiyle vezirlik makamına yükselmiştir. c. çuhadarlık ve silâhdarlık gibi Saray içi görevlere getirilen Sokullu Mehmed. II. ı daha sonra < beyliği. Oradan İstanbul'a nakledilmiş ve Küçük Oda hizmetiyle Enderun'a alınmıştır. c. i. Kanuni Sultân Süleyman'ın vefatı sırasında 40 gün kadar ölüm haberini gizleyerek tam bir basiret örneği haline gelen Sokullu. | Zira Avru-^tasadhâne ı önde gellenmek mına o-LPadişa-ıı proto-erde. 633-643. nr. Ty. İstanbul 1286. daha sonra dışarı çıkarak Çaşnigirbaşılık. ancak bunun Osmanlı Devleti'nde genel bir zihniyet olduğu doğru değildir. Kapıcılar Kethüdalığı. Süheyl.

Peçevî. Babasının vefatı üzerine sancak beyliğinden Osmanlı Padişahlığı tahtına oturan son şehzade olarak 1595'de Manisa'dan gelerek İstanbul'da cülus etti.SULTÂN III. bu tür iddiaların kasıtlı olduğunu ortaya koymaktadır. Müslüman olduktan sonra ifa ettiği hizmetler karşısında İslâmiyet açısından hiç bir önem arz etmemektedir. Murad'ın bu katil olayında dahli bulunduğu şeklindeki iddialar doğru olmasa gerektir. Bükreş'i aldı. II. Sultân III. Eflak üzerine yürüdü. Ayrıca Don ve Volga nehirlerinin birleştirilmesi ile so172 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN i nuçsuz kalan Süveyş Kanalı projesi de Sokullu'ya ait önemli ve ileriyi gördüğünün delili olan fikirlerindendir. Bu arada vefat eden Sinan Paşa'nın yerine Damad İbrahim Paşa veziriazam olmuştu. XIII. şahadetini istediği nakledilmektedir. inşâ ettirdiği cami ve medreseler ve Mekke'de tesis ettiği hayır vakıfları ve en önemlisi de ömrünün sonuna kadar tam bir takva hayatı yaşaması. Murad'ın Safiye Sultân'dan 1566'da dünyaya gelen oğludur. Sinan Paşa'nın fikrine katılarak Padişahın bizzat sefere katılmasını arzu ediyordu. Bu görüşü destekleyecek ciddi bir kaynak mevcut değildir. Her padişah döneminde olduğu gibi. Murad'ın tahta çıktığı günden beri Sokullu'yu sevmediğini ifade etmekteyse de. Her gece teheccüd namazını kaçırmayacak kadar takva sahibi olan Sokullu Mehmed Paşa'nın. vefatından kısa bir zaman evvel. Sokullu'nun tenkit edilebilecek olan yönlerinin başında. Ancak Avusturya seferi uzayıp gidiyordu. Sokullu'nun vefatı ile başlat-salar da. aile hayatı ve zamanında Osmanlı Devleti'nin tıkıştığı sınırlar hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz? III. Sadâreti zamanında himaye ettiği İslâm âlimleri. Nitekim yakınlarını ve dostlarını fazlaca tutması ve makamları öncelikle onlara vermesi şeklindeki tenkit bunlardan biridir. Murad gibi atalarına asla benzemeyen iki zayıf Padişah zamanında. bunu aynıyla kabul etmek çok zordur. Osmanlı Devleti'nin duraklama ve hatta gerileme devrini. Murad bütün tahriklere rağmen. Ferhad Paşa'nın gayretleriyle zorbalar bastırıldı. devleti dirayetle ve büyük bir tecrübe ile idare etmesi başta gelmektedir. Murad'ın nazarından düşmüştür. Mehmed. Bu yüzden statükocu. Bu özellikleri sebebiyle Hammer ve onu takip eden bazı tarihçiler. Tavîl yani Uzun Mehmed Paşa diye de bilinen Sokullu'nun elbette ki iyi ve kötü yönleri olacak ve 14 yıllık sadrazamlığı döneminde tenkit edilebilecek tasarrufları bulunacaktır. Selim'in tahta çıkışında yeniçerilerin isyanına sebep olan tavırları ve III. Kabasakal tarafındaki Sarayında İkindi Divanı halindeyken. III. Ayrıca İnebahtı felâketinde önemli derecede hissesi bulunmaktadır. meczup bir Boşnak tarafından hançerle yaralanmış ve 1579 yılında vefat etmiştir. kendisine sorulmadan görevden uzaklaştırılmıştır. ancak Yergöğü'nde dehşetli bir mağlûbiyet tattı.III. Eğri Kalesi kuşatılıp feth olundu ve bu sebeple III. Nişancı Feridun Bey başta olmak üzere en yakın arkadaşları ve yakınları. bizzat Tiryaki Hasan Paşa'dan dinlediğini söyleyerek. onun ölümünde dahli olmadığını da ilave etmektedir. Sokullu'nun müsbet yönleri arasında II. Her ne kadar azledilmese de. III. fiilen yetkilerini kullanamaz hale gelmiştir. 14 yıllık sadrazamlığı döneminde asla serdâr olarak ordunun başında sefere gitmemesi ve Padişahları da bu noktada teşvik etmemesidir. Mehmed Eğri Fâtihi olarak anıldı. Âdil bir Padişah olan III. hatta müstebid ve makamını korumakta hırslı bir devlet adamı olarak vasıflandıranlar olmuştur. bazı araştırmacıların onun hakkında söyledikleri şeyler kanaatimize göre doğru değildir96. Murad'ın tahta çıkışında gösterdiği temellük yani yapmacık tavırlar. MEHMED DEVRİ 97. Onun babasının bir papaz olması ise. Nihayet Yeniçerilerin de teşvikiyle 21 Haziran 1596/24 Şevval 1004'de Padişah sefere çıkmak üzere hareket etti. Ancak Sokullu. Daha sonra Macarların Kereşteş dedikleri Haçova'da zor da olsa . son zamanlarda âdet haline gelen yeniçerilerin baş kaldırmaları ve bahşiş talebi kavgaları bunda da meydana geldi. Selim ve III. II. onun değerini kısmen düşürmüş olsa bile. Sadrazam Sinan Paşa. Sokullu'ya zarar vermemekte direnmiştir. Padişah Hocası Hoca Sa'deddin Efendi. Mehmed.

II. Belleten. c. kardeş katli meselesini en çok suiistimal eden padişahlardan biriydi. 19 kardeşini. I. Ancak hem Kırım Han'ı Gâzî Giray'ı azledip Kırım'da fitne çıkarmasıyla ve hem de muharebe gününün ertesi günü askeri yoklatarak dâhilde ihtilâfların ve isyanların baş göstermesine vesile olmasıyla fayda yerine zarar getirdi. 1008/1599 yılında Damad İbrahim Paşa yeniden Sadrazamlığa getirildi. 572 vd. sh. jco-vî bu L'is İve Nemçe Harbi sürüp giderken Tiryaki Hasan Paşa ve Kuyucu Murad Paşa. Yılmaz. 24-28. Kısım I. Anadolu'yu Celâlî isyanları kasıp kavuruyordu. 49-54. III. Abdurrahman Şeref. 349-402. 43. Mehmed. 257-265. Mehmed de. 552. sh. Celâlî isyanları ve bunları tahrik eden Safeviler karşısında ordunun başarılı sonuçlar alamaması. "Sokullu Mehmed Paşa'nın Evâil-i Ahvali ve Ailesi Hakkında Bazı Malumat". Osmanlı Tarihi. Ahmed Refik. Mehmed'in ölümüne sebep olan en önemli olaylardı. Oğlu Mahmûd'un katli. Osmanlı Devleti bu karışıklıklar ve ihtilâller içinde iken III. Bütün bu zorluklar içinde bir de İran Şahı andlaşmayı bozdu ve Osmanlı Devleti'ne harb ilan etti. sh. sancağa çıkan ve oradan padişahlığa gelen son Osmanoğludur. tarihçilerin verdiği bilgilerin kırınıtıları değerlenidlrlerek ve de abartılarak Sokullu. Fıtraten zayıf iradeli ve saf idi. sh. sonra da jurnalleyen insanların hayatına son verdi. I padişahları arada. 53-75. Nemçe Harbi I pa'da mühim] Bütün t harb İlan ettM şıklıklar ve I Mahmûd'un I başarılı s III. Hoca Sa'deddin ve çevresindeki insanların tesiriyle Cığalazâde'yi sadrazamlığa getirdi. Harpten dönen Padişah.Karadeniz Kanalı ve Ejderhan Seferi". Uyvar üzerine gidilmesi de bu tarihlerde oldu. aldığı zayıf fetvalara dayanarak idam ettirdi. TOEM. 1-14. Solakzâde.büyük bir zafer kazanıldı. devletin merkez teşkilâtında ve özellikle ülü'l-emrin temelini teşkil eden . "Bahr-ı Hazar. Mevlüt Uluğtekin. Bunda Hoca Sa'deddin'in büyük bir rolü vardı. TOEM. devamlı bir duraklama ve hatta gerileme alâmetleri kendini göstermektedir. Aksun. c. Mehmed 1603'de dünyaya gözlerini yumdu. sayı 46(1948). Halil. Osmanlı'nın Arka Bahçesi. nr. Osmanlı Tarihi. sh. Gerçekten Cağaloğlu Sinan Paşa'nın bu hareketleri neticesinde Anadolu'da Celâlî denilen eşkıya isyanları memleketi kasıp kavurmaya başladı. XII.» ancak I sac be-Ha-zade ^ zikri ZEV( zaasıilıtı Selim a dugus BİLİNMEYEN OSMANLI ıçiler. III. Bu eserde Sokullu'nun Türk olmaması esas alınarak. sh. 388389. 29. c. Uzunçarşılı. başkalarıyla ittifak ettiği ve yazışmalarda bulunduğu jurnallenen oğlu Şehzade Mahmûd'u da idam ettirdi. I. İnalcık. nr. Türk ve Osmanlı düşmanı bir ajan gibi gösterilmiştir ki. Bu arada. bu Cumhuriyet döneminde ortaya çıkan farklı bir bakış tarzının örneğidir. III. Vehhâmdı. III. Babası gibi III. Düzenli kanunnameler yerine. 96 Peçevî. Anası Safiye Sultân'm müthiş tesiri altında kalıyordu. sh. Murad devrinde de babasının zamanında olduğu gibi. c. c. Taşra \ merkeze I memurlarına ı yanların teyll emrin I Osmanlı [ Osmanlı 0 nunnameiervel da mazıiımlmj Adalet Köşküd önlemek ü III. Avrupa'da mühim zaferlere imza basıyorlardı. Mahmûd'udaK hatta gerilen» ı tin merkez t de görülen j lerdir. "Osmanlı-Rus Rekabetinin Menşei ve Don-Volga Kanalı Teşebbüsü (1569)". Fıtraten zayıf j kalıyordu.

Domuzoğlan. I. Divan görüşmelerini Kasrı Adalet veya Adalet Köşkü denilen yerde dinleyen Padişah tarafından. Osmanlı devleti kontrolü çok ciddi manada kaybetmiştir. Düzmece Mustafa diye birinin etrafında toplanarak devlete isyan ettiler. İkinci safha ise. ZEVCELERİ: 1. mezâlim divanının yerini Divan-ı Hümâyûn aldığı gibi. Mustafa validesi. Şehzade Bâyezid'in durumu ise. 2-Şehzâde Sultân Cihangir Hân. İran Şahının da tahrikiyle tam bir isyana dönüştü. celâliği. Abaza asıllı ve I. Ferhad Paşa. bu sebeplerden biriyle devlete kırgın olanlarla daha evvel Celâlî isyanlarının temelini teşkil eden mezhep mücadelesinin birleşmesi safhasıdır. Celâlî isyanları hakkında özetle bilgi verebilir misiniz? Sizce bunların sebepleri nelerdir? 9Celâlî. re%ayaya karşı bu otoriteyi kötüye kullanmaları ve kanun. 4-Şehzâde Ahmed. 3. sosyal ve iktisadî hayatının bozulması ve bunun neticesinde devlet teşkilâtında kayırmaların. Celâlî isyanlarını iki ayrı safhada incelemek mümkündür: Birinci safhada. 3-Şehzâde Mahmûd Hân. Bu manada en önemli isyan II. Adlî mahlasıyla şiirler yazan. Osmanlı Devleti'nde. Bu kontrolün kaybı. Hoca-zâde Mehmed Efendi ve şeyhlerden Şeyh Muhyiddin Efendi ile Şeyh Şemseddin Sivâsî'yi zikretmeliyiz. 98. Osmanlı Devleti'nde padişahın hükmü tarzında kendisini göstermiştir. ÇOCUKLARI: (İsimleri bilinmeyen beş altı tane daha çocuğunun bulunduğu söylenmektedir). baskıların. İşte Celâlî isyanlarının ortaya çıkış sebebi de budur. Bâyezid devrinde Antalya taraflarında başlayan Şahkulu isyanı idi.Valide Sultân. O halde. ya yerli âlimler merkeze bildirmişler veya halkın tazallüm ve şikâyeti üzerine merkez teşkilâtı taşra memurlarına adalete rPâyet etmeleri için emirnameler göndermişlerdir.Haseki. 4. ülü'l-emrin hakkı ve kanunu hatırlatıcı mâhiyette düzenlediği hukukî düzenlemelerine denir. 2. bir mezhep mücadelesi tarzında başlayan ve daha ziyade İran'ın tahrikleri sonucu Osmanlı Devleti'ne fırsat buldukça isyan eden Şi'î Türkmenlerin hareketleridir. hiç kimsenin beğenmediği Cığala-zâde (Cağaloğlu) Sinan Paşa ve İbrahim Paşa'yı. geniş anlamda. devlete isyan yani bağy veya hurûc ales-sultân diye de isimlendirebiliriz. Şehzade Mahmûd annesi. Çaldıran Zaferi bu tip isyanları ortadan kaldırmaya yetmedi ve 1519'da Yavuz tarafından bastırılan Şeyh Celâl isyanı ile. kanunnameler ve tezkire'lerin yerini de adâletnâmeler almıştır.Haseki. Karaisalı Cemâatinden Veli Halife ve nihayet Hacı Bektaş-ı Veli'nin neslinden olduğunu iddia eden Âsi Kalender bulunmaktadır. Ahmed'in annesi. 1-Şehzâde Sultân Selim Hân. mahallî idarecilere şikâyetleri önlemek üzere adâletnâmeler de gönderilmiştir. nazik ruhlu ve zayıf iradeli bir padişah. hak ve adalete aykırı davranmaları halinde. Zamanındaki sadrazamlar arasında Koca Sinan Paşa. Kanuni'nin zamanında da Şehzade Mustafa'nın idamıyla fırsat bulan Celâlîler. Safevi Devleti'nin himayesinde. zulümlerin ve rüşvetin artması üzerine. 7174 BİLİNMEYEN OSMANLI Ayşe Sultân97. âlimler arasında Hasan Çan'ın oğlu Hoca Sa'deddin. 5-Şehzâde Mustafa. Taşra teşkilâtında meydana gelen zulümleri ve haksızlıkları ise.Hândan Valide Sultân.Hatice Sultân. Şehzade Selim annesi. Bu ikisi başlayınca. ancak Osmanlı padişahları arasında en çok takva sahibi olanlardandır. Baba Zünnun. Bunlara Alevî veya Kızılbaş isyanları da denmektedir. devlet otoritesini temsil eden görevlilerin. Hadım Hüseyin Paşa. Adâletnâme.Padişah ve vezirlerde görülen şerv-i şerife muhalif halleri siyâsetnâmeler ile âlimler ikaz ve irşâd eylemişlerdir. Osmanlı Devleti'nin hukukî. daha sonra meydana gelen isyanlara hep Celâlî isyanları ve âsilere de Celâlîler denmiştir. Mehmed. hem hukukî alanda ve hem de malî alanda yanlışlıkların ve zulümlerin yaşanmasına sebep olmuştur. Alevîlik davasıyla isyan eden Celâliler arasında Sülün. . artık memnun olmayan kitlelerin hareketine adını veren olay meydana gelmiş oldu. Yavuz Sultân Selim zamanında Bozok'da 1519 yılında isyan eden Kızılbaş Şeyh Celâlin isyanı üzerine. Celâl'e mensup demektir. Şeyhülislâm Bostanzâde Mehmed Efendi. III. 6. Yani Divan-ı Hümâyûnda mazlumların şikâyeti bizzat dinlendiği gibi.

Sil BİLİNMEYEN OSMANLI 175 birinci sebebidir. sh. sh. 2768. tarihçiler tarafından. "Mehmed III". III. 47. laraı 99. c. Osmanlı Tarihi. Öztuna. 176-177. 73-115. celây-ı vatan ederek yani evini yurdunu terk ederek çoğunlukla bir başka Celâli grubuna karışıyordu. Sertoğlu. Osmanlı Tarih Lügati. II. Bunlara Safevi devletinin tahriklerini ve de seferlerde alınan kötü neticeleri de ekleyince. İnalcık. III. Bu arada bir ateşli silah olarak tüfeğin Anadolu'da bol miktarda bulunması da. Devletler ve Hanedanlar. Mehmed devrinde devam eden Osmanlı-Avusturya savaşları sırasında ilk büyük Celâl? isyanını başlatan Karayazıcı Abdülhâlim. Bu sebeplerden bazılarını şöylece özetlemek mümkündür: 1) Osmanlı Devleti'ni yücelten hukuk ve adalet sistemindeki bozulma bu isyanların 97 Peçevî. Bir taraftan idarecilerin zulmüne ve diğer taraftan Celâlilerin baskısına dayanamayan halk. Tavil Ahmed ve Canboladoğlu isyanları bunlara misâl olarak verilebilir. Mehmed devrindeki belli başlı Celâli isyanlarını anlatır mısınız? III. Halil. artık düzenli bir hukuk sisteminin devamı olmak üzere yeni çıkarılan kanunlar ve bunlara göre verilen tezkireler değil. sh. Mehmed devrinde Osmanlı Devleti'ni perişan eden bazı Celâlileri kısaca anlatalım: •¦ ' '. 49 vd. sh. Avusturya ve İran . E. c. Osmanlı Devleti'nin en az 200 yılına damgasını vuran Celâlî isyanları ortaya çıkmıştır. Solak-zâde. c. 1830. D. Deli Hasan. aslında Osmanlı Devleti'nde sekbanbaşılık ve subaşlık gibi görevlerde bulunan ve eşkıyayı sindirmek üzere Malatya tarafında il erlerine yiğitbaşı olarak tayin edilen bir şahıstır. I.¦. sh. adaleti arka plana itince ve re'âyâya ağır vergiler salmaya başlayınca. sh. Urfa'yı zapteden Karayazıcı. vatandaş devletinden her geçen gün soğumuştur. Zira devlet görevlileri.:. İşte bu noktada devletin idaresinden hoşlanmayan gruplar. Devlet hayatında yanlış uygulamalardan rahatsız olan bazı vasıflı devlet adamları da.:. -. nr. Bu yüzden yeniçeri isyanları da başlamıştır. Uzunçarşılı. Urfa civarını yağmalamış (1596). insanları isyana teşvik ediyordu. Hâlim Şah adıyla fermanlar bile göndermiştir. Karayazıcı. Murad devri Osmanlı Devleti'nde enflasyonun yaşandığı ilk dönemdir. Tayyib. Uluçay. 1-2. Adâletnâmeler. Gökbilgin. 99. Mesela uzun süren Osmanlı Avusturya savaşları. 254-255. Yani Celâlîler. sh. Kısım I.. savaşlar kadar isyanlara sebep olarak gösterilmektedir. M. bunların yanında vatandaşın vergi ve fakirlik kıskaçları arasında kalması. III. İsyan ettikten sonra çevresine topladığı levent ve sekbanlarla. c. 2) Osmanlı iktisadî hayatındaki bozulma önemli bir isyan sebebiydi. Kantemir. Padişahların Kadınları ve Kızları. c. Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi. halkı bıktırmış ve psikolojik açıdan insanları devletten soğutmuştur. Cığala-zâde Sinan Paşa'nın yanlış siyâsetinden rahatsız olan 30.000 kapıkulu da kendisine katılınca iyice azıtmıştır. maalesef patlamaya hazır bomba gibi duran isyancı grupların başlarına geçebiliyorlardı.'¦ = ¦ Karayazıcı İsyanı: III. Sadrazam Yemişçi Hasan Paşa'nın kendisini Bosna Beylerbeyisi ve çevresindeki ileri gelenleri de belli görevlere getirip Avusturya Seferine göndermesiyle bu büyük gaile ortadan kalkabilmiştir (1603). Bir tarafdan refah ve lüks ve diğer tarafdan da buna ulaşmak için başvurulan rüşvet yolu. Belgeler. 163-280. meydana gelen haksızlıkları önlemek ve kanunların tatbik edilmeziiklerini ortadan kaldırmak için çıkarılan adâletnâmeler gündemdedir. teşkilâtın başına oğlu Deli Hasan geçmiştir. İA. II. Sokullu-zâde Hasan Paşa'nın takipleri sonucunda Samsun taraflarına çekilen Karayazıcı vefat ettikten sonra. 4) İlmiye sınıfının bozulması ve devlet işlerinde ehliyet yerine yakınlara ve dostlara görev verilmesi. eskisine nazaran daha güçlü reisler çevresinde toplanmaya başlamışlardır. devlete isyan edenlerin maalesef kalitesini yükseltmiştir.Biraz evvel gördüğümüz gibi. 620-682. bu öfkelerini ortaya koymak üzere bir çıkış yolu aramışlar ve devlete baş kaldıran her reisin maalesef arkasında yer almaya başlamışlardır. 3) Osmanlı Devleti'nin savaşlarda zafer yerine mağlubiyetler alması da isyanların önemli sebepleri arasındadır. 275-277.

sh. Osmanlı padişahının fermanıyla aşağıdaki başarılara imza atmıştır. Buna çok üzülen I. "Bu ol vezir-i azamdır ki. Kısım I. sancak beği ve ardından Diyarbekir. V. III. sh. VIII. Ahmed. 83-87. Osmanlı Tarihi. 1605 yılında çevresine topladığı eşkıya ile Gezdehan Ali Paşa ve Nasuh Paşa komutasındaki Osmanlı 176 BİLİNMEYEN OSMANLI ordusunu mağlup edecek kadar güçlenmiştir. 99-113. idarî. İstanbul 1280. TDVİA. Kilis ve çevresinde isyan bayrağını çekti. Aslen Hırvat olan bu devlet adamı. bu büyük devlet adamını. Dedesi Canbolad Bey. c. 2) İkinci önemli işi. Daha sonra Kuyucu Murad Paşa bunu sindirmekte muvaffak olmuştur. İşte Anadolu'nun isyanlarla kıvrandığı ve bu sebeple de Osmanlı Devleti'nin tarihinde bir ilke imza atarak 1606 yılında Zitvatorok Andlaşmasını imzalamaya mecbur kalması üzerine. II. bataklıkta üreyen sivrisineklerdi ve maalesef zikredilen sebeplerle. III. sh. Müctebâ. nr. 90 yaşına kadar istikametli bir hayat yaşamış ve Padişah'ın Baba iltifatına mazhar olmuşlardır. c. Yavuz zamanında kendisine yurtluk verilen Kürt Beylerindendi. c. 213-220. 1-22. Bunu Silifke ve Adana'yı işgal eden Cemşid ve Mush Çavuş eşkıyalarını temizlemek takip etmiştir. 281-284. Konya'daki Saraçoğlu Ahmed'dir ve çevresine 30. II. Adına hutbe okutup para bastırdı. Mehmed devrinde artarak devam etmiş ve özellikle mezhep mücadelesini esas alan Kalenderoğlu'nun isyanı ile. 223-225. başa çıkamadığı Tavil Ahmed'i Şehrizor Beylerbeyliğine tayin ederek bu sıkıntıdan kurtulmuştur. 252-257. Uzunçarşılı. Anadolu ve Rumeli Beylerbeyiliği ve nihayet 1015/1606 yılında veziri azam olmuştur. Kuyucu Murâd Paşa kimdir? Neden Osmanlı tarihinde zulmün kötü misâli olarak gösterilmektedir? Peçevî. Ravzatu'l-Hüseyn fi Hulâsatı Ahbârı'l-Hâfikeyn (Tarih-i Naima) I-VI. Kısaca Celâlî isyanları. 100. İlgürel. Murad devrinde Anadolu'da başlayan Celâlî isyanları. 1) Murad Paşa'nın ilk üzerine yürüdüğü Celâlî. Süleymaniye kütp. Anadolu'daki eşkıyayı katletmiş ve katlettiği eşkıyayı kuyuya attırdığı için de Kuyucu lakabını almıştır. O halde neden bu devlet adamının aleyhinde fazlaca konuşulmaktadır? Bilindiği gibi. sırasıyla kethüda. 2236. I. Ahvâl-i Celâliyân. babasının isyanını devam ettirerek Bağdad'ı teslim almıştır (1607). 26-39. Osmanlı Devleti'nin beyni olan Anadolu. Esad Efendi. 204-205. c. "Celâlî İsyanları". Çok tehlikeli hale gelen bu isyan da 1607 yılında yine Kuyucu Murad Paşa tarafından bastırıldı. İ İ MANLI BİLİNMEYEN OSMANLI 177 . sh. bir türlü durdurulamayan Canbolad Oğlu ve de Lübnan ile Suriye taraflarında baş kaldıran Dürzi eşkıyalardır. Canboladoğlu Ali Paşa İsyanı: Maalesef Celâlîlerin en güçlüsü bu idi. sosyal.000 kişi toplayacağını söyleyen bu eşkıya hemen idam edilmiştir.seferleri yüzünden devlet Celâlilere karşı tam bir varlık gösteremiyor ve vatandaşını bu asilere karşı koru-yamıyordu. c. 303-316. III. Memâlik-i Âl-i Osman'ı eşkıyadan temizlemişdir ve 500 yıl önce Şeyh-i Ekber Hazretleri (Muhyiddin-i Arabî) Kuyucu Koca diye ona işaret ile kitabına yazmıştır" şeklinde kısaca anlatmakta ve daha fazla izahın gerekli olmadığını ilave etmektedir. Tavîl Ahmed İsyanı: Sekbanlıktan yetişme olan Tavîl Ahmed de. hukukî ve iktisadî sebeplerden dolayı Celâlî üreten bir bataklık haline gelmişti98. Kuyucu Murad Paşa. 1608 yılına kadar Anadolu'da büyük kaçgunluk denilen bıkkınlık dönemi yaşandı ve halk perişan oldu. sh. III. c. sh. Canbolad Oğlu ile 1607 yılında 93 Peçevî. 252. Bağımsızlığını ilan etti ve ordu tertip ettirdi. Cığala-zâde Sinan Paşa'nın kardeşi (bazı kaynaklarda yeğeni) Hüseyin Paşa'yı idam etmesiyle birlikte. 236-238. 335: Nâimâ Mustafa Efendi. Anadolu yakılıp kavrulmaya başlamıştır. c. Ancak oğlu Mustafa.

tekrar İbrahim Paşa'ya iade edilir. Uzunçarşılı. Elbette ki bunlar arasında masum olanlar da vardır ve bulunabilir. Lala Mustafa Paşa zamanında vezirlik makamına getirilmiş ve özellikle İran ile yapılan savaşlarda büyük bahadırlıklar göstermiştir. p(1607). Ancak aleyhteki ithamlar tamamen. 1608 yılında Göksün taraflarında Kalenderoğlu ile karşı karşıya gelmiş ve kuvvetlerini dağıtınca Kalenderoğlu destek aldığı İran'a sığınmıştır.siyle lı tertip |iı 1607 ta seli seHl I »tabî) İskenderun yakınlarında yaptığı muharebeyi kazanan Murad Paşa.? 178 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİN'' dürmesi. Canbolad Oğlu'nun İstanbul'a teslim olmaya ve Dürzi liderlerini de kaçmaya mecbur etmiştir. Tarihlerin kaydettiğine göre. Bayburt'ta Murad Haniler ve Beyşehir'de ise Emîr Şâhî denilen eşkıyayı tamamen ortadan kaldırmıştır. ancak halk kabul etmeyince yeniden isyan ederek ve de Canboladoğlu kuvvetlerinden kaçanları da çevresine toplayarak 30. aslında eski bir çavuş. 1604'de isyan etmiş ve Anadolu Beylerbeyini mağlup ederek Manisa ve çevresini hâkimiyeti altına almıştı. 101. Kısaca bir asra yakın Osmanlı Devleti'ni alt üst eden Celâlî isyanlarını Murad Paşa sona erdirmiştir. Daha sonra Yeniçeri ağalığı. Haçova zaferinden kısa bir süre önce ordu bozgunla karşı karşıya gelme ihtimali üzerine önemli sayıda askerler kaçmıştı. Cağaloğhı (Cigala-zâde) Sinan Paşa'nın dönme ve hâin olduğu ve Celâlî isyanlarına onun sebep olduğu şeklinde iddialar var. Osmanlı Tarihi. sh. mezhep taassubundan kaynaklanan ve tek taraflı olan abartmalardır". Zaferden sonra kaçanları tesbit etmek üzere yoklama yaptırması ve 30. Hoca Sa'deddin Efendi ve Kızlarağası Gazanfer Ağa'nın etkisi ile vezir-i azam olur. İstanbul'a gelmesinden korkulan Kalenderoğlu'nun üzerine gönderilen Osmanlı kuvvetleri bozguna uğramış ve komutanları öldürülmüştür. Bunlar doğru mudur? Cigala. Cigala-zâde Sinan Paşa'nın tenkit edilen üç ö-nemli kusuru bulunmaktadır: Birincisi. 4) Murad Paşa'nın görevi bununla da bitmemektedir. 330-343. asker içinde büyük kargaşalara sebep oldu.pçtomaluştur. 354.000 askerin dirliğini kesmesi ve hatta bir kısmını öl^ Cı n. 3) Asıl problem olan Kalenderoğlu Pîrî veya Mehmed'e gelince. Oğlu Scipione Cicala 1560 yılındaki Cerbe zaferi sırasında İslâm gazileri tarafından esir edilmiş ve Kanuni'nin döneminde Enderun'a verilmiştir. kethüda ve hatta mütesellim olarak görev yapan bu şahıs.000 kişilik bir kuvvetle Bursa ve çevresini yakıp yıkmıştır (1607).000 küsur eşkıya öldürülmüştür. 50. Kovalamacalar sonunda Murad Paşa. Tarihçilerin kaydettiklerine göre. Üzerine yürüyen Murad Paşa'dan çekinen Kalenderoğlu önce Ankara sancak beyliğini kabul etmiş. . t Dedesi İûijala. III. Murad zamanında 1596 yılında kazanılan Haçova Zaferinde gösterdiği kahramanlıklar sebebiyle. Kuyucu Murad Paşa'nın üç sene süren bu eşkıya temizleme hareketi sırasında. Bu olay İstanbul'da duyulunca büyük heyecan uyandırmıştır. Nitekim ona destek veren Tavil'in kardeşi Meymun ve benzeri eşkıyalar da neticede İran Şah'ına iltica etmişlerdir. Ancak 45 gün süren bu görev. III. İtalyan asıllı büyük bir komutan olan Visconte di Cicala'dır. Kısım I. c. beylerbeyilik ve kaptan-ı deryalık gibi görevlere gelen ve adı da Müslüman olması hasebiyle Cigala-zâde Sinan Paşa olan bu zat. Bu bozgun Ege'deki bir çok şehrin de yakılıp yıkılmasına sebep olmuştur.

III. Bazı ithamlar için bkz. İOSHANLI ı/ı azleIrası ve rseîve '"in. ajanlığı ve Hıristiyanlığı ile ilgili tek kelime zikredilmemektedir. AHMED DEVRİ 102. bu konuda Rinieri adlı bir müellifin 1898 yılında VIII. 357. Yani Papa. Mehmed'in. Celâlî denilen eşkıya yer yer Anadolu'yu kaplamıştı. Roma 1898. Ahmed. Osmanlı Tarihi. ir. Böylelikle 15 yıldır sürüp giden Avusturya (Nemçe) harbleri sona ermiş oldu. 178-179. Ancak kullandığına ve bu zatın da Hıristiyanlıkta devam ettiğine dair Osmanlı kaynaklarında bilgi bulunmamaktadır. bu üç beğ Avusturya tarafını bırakıp tekrar Türklerle birlik olunca. sh. 525-526. c. III. TOVtA.İkincisi. Ancak 1593'de kardeşi Carlo'nun İstanbul'a gelmesi ve ertesi yıl da kendisinin doğum yeri olan Messina'ya gitmesi bu çeşit dedikoduların çıkmasına sebep olmuştur100. Clement ve Cağaloğlu Sinan Paşa adlı eser yazarak bunu belgelerle ispatladığını ileri sürmektedirler. Nihayet 1612'de İranlılarla da sulh yapıldı. Osmanlı Tarihi Kronolojisi. 22 Kânun-ı sânî 1603/18 Receb 1012 tarihinde babası yerine tahta çıktı.SULTÂN I. Papa'nın Fâtih'e gönderdiği mektuplar gibi olması da mümkündür. Uzunçarşılı. Ahmed. Osmanlı tarih kaynaklarında. böyle bir Osmanlı devlet adamını kullanmak istemiş olabilir. 204-206. Bu andlaşma Osmanlı Devletinin Avrupa'daki ilerleyişinin durduğunun bir vesikası olarak kabul edilir. Türk düşmanı Papa VII. sh. Fakat üç sene sonra iki devlet arasında savaş yeniden başladı (1615). 354. III. 235. Padişah olduğunda on dört yaşında idi. 94-101. sh. onun ahlakı ile alakalı güzel şeyler söylenmese de. Bu tür iddiaların ve hatta adı geçen kitabın. 284. Danişmend. İran savaşlarına gelince. Hândan Sultân'dan Manisa'da 18 Nisan 1590/22 Cemâziyelâhir 998 tarihinde dünyaya gelen oğludur. c. Kısım I. VII. "Yakın geldin. 111-112. c. 22 «ve İtaBİLİNMEYEN OSMANLI 179 ma yapılır gibi olduysa da savaş gene devam etti. Suitni bette ki i U devlet vfl) Sadra i Me üzer» 14 yaşında hükümdar olub 14 sene Padişahlık etmiş bulunan I. İran şahı Büyük lakabıyla anılan Şah Abbas ile yapılan muharebelerde hiç de iyi neticeler alınmadı. Tuna üzerindeki Zitvatorok denen yerde Osmanlılarla andlaşma yapıldı (1606). İ. 261-266. Kuyucu Murâd Paşa. Osmanlı'nın Arka Bahçesi. ailesi ve zamanındaki önemli hadiseler hakkında kısaca bilgi verir misiniz? mt rai (iş yaniı gibi o-di. sh. Bir aralık anlaş100 Peçevî. Yılmaz. XIV. lislâmSs Ha--E'. II. "Mahmûd H. sh. Clement'in ajanı olduğunu. sert mizaçlı ve fazla tenkitçi birisi olması ve makamına uygun düşmeyecek şekilde. uzak durdun" gibi sudan sebeplerle insanları çokça tenkit etmesidir. Kırım Hânı süvarilerinin Boğdan ve Eflak'ı tahrip ve Erdel memleketini de sıkıştırmaları üzerine. Şâkiroğlu. Mevlüt Uluğtekin. imparator sulha yanaşmak zorunda kaldı. Cigala-zâde Sinan Paşa". yıllarca uğraşarak ve yakaladığı . Rinieri. Özellikle Osmanlı Devleti'ni Türk düşmanı dönmelerin istila ettiğini iddia eden ve Osmanlı Devleti'nin ümmet anlayışını tenkit eden bazı araştırmacılar. Haçova Savaşına gelmediğini ileri sürerek Kırım Hanı Gâzî Giray'ı azlederek yerine acemi olan kardeşi Fetih Giray'ı getirmesi ve bunun da Kırım'da büyük kargaşalara vesile olmasıdır. Üçüncüsü ve bizce en önemlisi.. I. Cigalazâde'nin. 1026/1617 yılında 28 yaşında vefat eylemiştir. Tahta çıktığı zaman memleketin iç düzensizliklerinden başka Avusturya ve İran harbleri devam ediyordu. elemente VIII Sinan Bassa Cicala.

Saraydaki kadın nüfuzunu önlemiş. icraatında azimli idi. Uzunçarşılı. c. III. Uluçay. 5-Şehzâde Hasan. sh. İstanbul'da At meydanında yaptırdığı ismi ile anılan (Sultanahmet CâmiM) yanındaki türbesine defnedildi (1616). Padişahların Kadınları ve Kızları. 47-53. kendi şehzadeleri henüz küçük idiler.Hatice Mahfirûze Sultân. Özellikle Venedikli Baffo veya Safiye Sultân diye bilinen siyâsî kadını Eski Saray'a göndermekle kadınların devlet işlerine fazla karışmalarını önlemiştir. II. D. Ayn Ali'nin her iki Kanunnâme Mecmuasını da Kuyucu Murâd Paşa'ya takdim etmiş olması. Mücteba. Kantemir. III. onun hukukî düzenlemeler üzerindeki fonksiyonunu da ortaya koymaktadır. 279-283. 11. Gençliğine rağmen. 13. I. 9. kardeşi Sultân Mustafa tahta oturtuldu. sh. c. Celâlî İsyanlarını durduran. Sultân Ahmed Câmi'ini o yaptırmıştır. ZEVCELERİ: 1. Derviş Paşa ve Nasuh Paşa'yı. Ahmed zamanında Murâd Reis ve Halil Paşa gibi deniz kahramanları Türk donanmasına zaferler kazandırmışlardır. Osman'ın şahsiyetinden çekinen ve Kösem Sultân diye de bilinen Mâhpeyker Haseki'nin de etkisiyle. Öztuna.Fatma Haseki. Genç Osman'ın annesi. Cariyelerdendir. devrinde yaşayan kanun-şinâs âlimlere borçludur. kadınlara âlet olmamıştır. Cavld.Sultân İbrahim.Hân-zâde Sultân. II. 101 Peçevî.zorbaları kuyulara doldurarak Anadolu'yu temizledi ve halka geniş bir nefes aldırdı. Devletler ve Hanedanlar.Kösem Sultân (Mahpeyker Sultân). Şeyh Abdülmecid Sivâsî ve Cerrah Paşa Şeyhi diye bilinen Şeyh İbrahim Efendi'yi zikredebiliriz. Hoca-zâde Mehmed Efendi. re'yinde ve işlerinde isabetsizlik bulunması hasebiyle. I. TDVİA. 10Ayşe Sultân. Kendisi saltanattan uzak kalmak istiyordu ve Osmanlı kaynaklarının ifadesine göre. 3831. Mu'allim-i Sultân Mustafa Efendi ve Ahi-zâde Hüseyin Efendi'yi ve maneviyat erenleri arasında Aziz Mahmûd Hüdâyî Hazretleri. Mustafa'nın zamanını kısaca özetler misiniz? Tamamen a-kıl hastası olduğu doğru mudur? cut değı-dır Ut XVISultân Mustafa. MUSTAFA DEVRİ 103. sh. Başta Muallim-i Sultanî Mustafa Efendi olmak üzere. iki defa Osmanlı tahtına oturmuştur: Birincisi: Kasım 1617-Şubat 1618 tarihleri arasındaki 3 aylık saltanattır. Bir diğer önemli hizmeti de. genç yaşında öldü. muhitinin tesirine kapılan I. Kısım I. 8661. IV.SULTÂN I. 373-461. ömrü vefa etmedi. İlgürel. "Ahmed I". meşhur âlimlerden Şeyhülislâm Sun'ullah Efendi. I. Ahmed vefat ettiği zaman. savaşlardan ve gailelerden ancak başını kurtarmıştı ki. 15-Şehzâde Hüseyin101. Elbette ki bunu. saltanatın sülaleden en büyüğe geçmesi yani ekberiyyet ve erşediyyet nizâmını koyması ve kardeşi Mustafa'yı öldürmemesi gibi önemli icraatları vardır. itimat ettiği değerli kimseleri devlet hizmetinde kullanmıştır. I.Fatma Sultân. sh. Sokullu ailesinden Mehmed Paşa. İA. 180 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN C XV. c. Şiire meraklı idi. Kadınlar Saltanatı. aklında hafiflik. 6-Şehzâde Bâyezid. o zamana kadar icra olunan Osmanlı Kanunlarını yeniden tertip ve tedvîn yoluna gitmiş olmasıdır.Burnaz Atike Sultân. Etmekçi-zâde Ahmed Paşa ve Sarıkçı Mustafa Paşa'yı. Ayrıca Yıldırım Bayezid'den beri sürüp gelen nizâm-ı âlem için kardeş katli meselesini düştüğü suiistimal çukurundan çıkarması ve bu usul yerine. 161-164. 8365. Ahmed devrinin sadrazamları arasında Kasım Paşa. 3. Ahmed. Bunun üzerine II. c. Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi. 2. Padişah. ÇOCUKLARI: 1-Şehzâde Osman II. E. Murad'ın annesi ve Osmanlı Hareminin en namdâr kadını. sh. 2-Şehzâde Sultân Mehmed Hân. Sultân I. 178-183. "Ahmed I". devlet ve kanun nizâmının tesisi için yazılı ve fiilî tedbirler alan Vezir ve sonradan da Sadrazam olan Kuyucu Murâd Paşa gelmektedir. 290-346. Nâimâ. sh. Baysun. Ahmed devri denilince akla gelen isimlerin başında. I. I. 30-33. 14Şehzâde Orhan. I. Osmanlı Tarihi. Ahmed Refik. sh. diğer devlet adamlarından Cigala-zâde Mahmûd Paşa. 12. koyduğu ekberiyyet ve erşediyyet kaidesine göre. Yazdığı şiirlerde Bahtî mahlasını kullanırdı. devlet ve ilim adamları iç huzuruyla bi'atı . 3-Şehzâde Murad IV. c. II. 116-126. nr. 4-Şehzâde Cihangir Hân. 7-Şehzâde Kasım. M. c. 8-Şehzâde Süleyman. E. 37.

Karışıklık devam edince sırasıyla Lefkeli Mustafa Paşa ve Gürcü Mehmed Paşa sadrazamlığa tayin olundu. Üzerinde müessir olan üç şahsiyetten birisi Hocası Ömer Efendi ve diğeri de Kızlar Ağası Mustafa Ağa ile Süleyman Ağa idi. 14 yaşında yani Şubat 1618'de tahta geçen ve Genç Osman diye de bilinen II. Farsça. II. . II. halk ayaklanmaya başlamış ve Şeyhülislâm Yahya Efendi'nin tavsiyesiyle Kara Davud Paşa azledilerek yerine Mere Hüseyin Paşa getirilmiştir. İç karışıklıktan istifade etmek isteyen iç ve dış mihraklar Osmanlı Devleti'ni sarsıyordu. Osman. Kaimmakam Sofi Mehmed Pa-şa'nın yerine Kara Mehmed Paşa'yı getirdi. Seferden önce Rumeli Kazaskeri Taşköprülü-zâde Kemâlüddin Efendi'den fetva alarak kardeşi Şehzade Mehmed'i kati ettirdi ve ahım aldı. Ancak II. Osmanlı kaynakları açıkça akıl hastası demek olan mecnun tabirini kullanmamaktadırlar. Osman'ın canına kıydıkları a-cı musibet demektir. Sipahiler. Sıra 1617 yılından beri devam eden Lehistan problemine gelmişti. Konuyu Solak-zâde'nin ifadeleriyle noktalamakta yarar görüyoruz: "26 yaşında idiler. Ocak 1639 tarihinde vefat etti. giderek aklı başına gelir deyü doktorların tedaviye devam etmeleri kaydıyla Şeyhülislâm Es'ad Efendi kavliyle amel olunmuştur". Yunanca ve İtalyanca bilecek kadar âlim ve Fâris yahut Fârisî mahlaslarıyla şiir yazacak kadar da edibdi. Ağustos 1623 yılında Sadrazamlığa getirilen Kemankeş Ali Paşa. Kâim-makam Sofi Mehmed Paşa ve diğer yetkilileri ikna ederek hal'i için fetva aldılar ve I. Sultân Mustafa'nın dünyevî saltanatı istemeyen bir hali olduğu kesindi. Tahttan sevinçle Eylül 1623 tarihinde ayrılan Sultân Mustafa.SULTÂN II. yeniçerilere kin kusarak isyan etmişler ve çok sayıda yeniçeriyi de katletmişlerdi. OSMAN (GENÇ OSMAN) DEVRİ 104. Arapça. Latince. İkballeri vardır. Mayıs 1622-Eylül 1623 yani 1.yapamadılar. III. tedbirinin zayıf ve saltanat koltuğunda dahi çocukça hareketlerde bulunan biri olduğu da doğruydu. Mehmed'in oğlu olan Sultân Mustafa'nın tesbit edilen kadını ve çocukları mev104. Osman'ın katillerinin bulunması için baş kaldırdılar ve bunun üzerine Kasım 1622'de toplanan divan Davud Paşa'nın idamına karar verdi. diğer erkân-ı devlet ise istemiyorlardı. Şeyhülislâm Es'ad Efendi. Kadın efendileri bilinmemektedir102. Yalnız bir mikdar aklı hafif olup buna hapiste uzun süre kalması sebep olmuştur. Bu arada Saray'da bulunan şehzadelerin de öldürüleceği haberi alınınca. XVI. Veziriazam Davud Paşa kullanılarak Sultân Mustafa yeniden tahta çıkarılmıştır. Bilindiği gibi. Trablusşam Beylerbeyi Yusuf Paşa ve Erzurum Beylerbeyi Abaza Mehmed Paşa. Osman'ı tahta çıkardılar. basiretiyle devlet adamlarını topladı ve Sultân Mustafa'nın saltanat koltuğunda kalmaması gerektiğine karar verildi. II. yeniçerilerin kazan kaldırarak II. Sadrazam Halil Paşa'yı yerinde bırakan Padişah. İkincisi. Vezir-i azam İstanköylü Ali Paşa harp açılmasına taraftardı. Aklının hafif. Osman.1 cı musibeti Sultân'danl gizliye İn m etmeye s Efendi <8 Mitimi Ihıed BİLİNMEYEN OSMANLI İSİ cut değildir. I. İlk işi 1612 Nasuh Paşa anlaşması ile sona ermiş gibi görünen ve ancak devam eden İran'la olan ihtilafı sona erdirmek oldu ve Eylül 1618'de anlaşma imzalandı. Osman'ın ölümüne sebep olan yeniçerilerden ve Davud Paşa'dan halk rahatsızdır. Hâile-i Osmaniye adı verilen Genç Osman olayını kısaca özetler misiniz? Hâile-i Osmaniye. İstanbul'a gelmek üzere hazırlık yapıyordu.5 yıllık saltanattır. Ahmed'in oğlu II. Ahmed devrinde devleti tek başına yürüten Dârüssa'âde Ağası Mustafa Ağa. Osman'ın büyük bir zulümle Mayıs 1622'de yani 4 yıl sonra tahttan indirilmesinden sonra. I. Ahmed'in oğlu olup Hatice Mahfirûze Sultân'dan Kasım 1604 yılında dünyaya gelmişti.

Osman'a fıkıhtaki bu f. sh. hac yolu için hem gıda ve hem de yol masraflarını karşılayabilecek kadar zengin olmak. c. Müslümanlar için farz-ı kifâyedir. 127. II. III. Bu sebeple fert olarak bir Müslüman. Yedikule'ye götürüldü ve maalesef Davud Paşa'nın nezâretinde orada şehid edildi. Osman Orta Camiye getirildi. Osmanlı Padişahlarının neden hacca gitmediklerinin cevabını arayalım: 1) İslâm Hukukuna göre. sh. Ekim 1621 tarihinde barış antlaşması ile sona erdi. Muvaffak olunamayınca. Şeyhülislâm ve kayın pederi Es'ad Efendi'yi. Osman'a kırılmışlardı. 2-Şehzâde Mustafa. bir zamanlar Osmanlı Devieti'nin yükselmesine sebep olan yeniçeri teşkilâtının artık çürüdüğünün farkına varmıştı ve bu gerileme sebebini ortadan kaldıramadan vefat etti. \ hedef olan ve 1 tamamen fıktımj istemezdik.Âkile (Rukıyye) Hânım. Bu soru çokça sorulmaktadır. Süleyman Ağa ve Veziriazam Dilâver Paşa'nın başını isteyerek başta Rumeli Kazaskeri Yahya Efendi olmak üzere ulemayı araya soktular. 388-398. fert olarak Müslümanların hac ibadetine engel olmayacaktır. II. ergen olmak. Osmanlı tarihinin en acı olaylarından biridir ve maalesef Kanuni'nin oğlu Şehzade Mustafa olayı gibi tarihin akışını değiştirmiştir. Burada yeni Sadrazam olan Kara Davud Paşa'nın talimatıyla kemend ile boğulmak istendi. Solak-zâde. bu 102 Peçevî. Osman. Bu kısa izahlardan sonra. Devrinin sadrazamları arasında Halil Paşa. c. II. Evvela haccın farz olmasının şartlarını özetleyelim: Müslüman olmak. Osman'ın öldürülmesi. II. 3. 698-699. açık bir düşman tehlikesi bulunmadığı müddetçe. I kadaradır. Kara Mehmed Paşa ve Dilâver Paşa'yı. Müslüman fertlerden farklıdır ve onlar için cihâd yani düşmanların hücumunu bertaraf ederek Müslümanların emniyetini sağlamak ve bunun için gerekirse savaşmak. (Mayıs 1622). Bunun tek istisnası. haccın farz olduğunu bilmek. Zira II. Hoca Ömer Efendi ve Müezzin-zâde Mahmûd Efendi'yi özellikle zikretmeliyiz. sh. Fayda vermedi ve sonunda askerler isyan ederek Bâb-ı Hümâyun'dan içeri girdiler. Cihâd. II. ZEVCELERİ: 1. II. II. Şam ve Mısır beylerbeylerine emirler göndererek Padişah'a sadık yeni bir ordu teşkili için gizliden gizliye hazırlıklara başlamıştı. ÇOCUKLARI: 1-Şehzâde Ömer. Hacca gitmesine.Ayşe Hanım. < kutbu Aziz t eylemiştir.Zeynep Sultân103. farz-ı ayn olan haccı farz-ı kifâye olan cihâda tercih edebilecektir. 285-287. akıllı olmak. İşte bu noktada halife ve sultânların hükmü. Osmanlı Padişahları neden hacca gitmemişlerdir? Genç Osman'ın öldürülmesinde hacca gitmek istemesinin rolü var mıdır? hacca tercih < iken hacca s rilen ı idare etme l.Eylül 1620 tarihinde başlayan Lehistan seferi. Osman meselesidir. Kızlar ağası Süleyman Ağa ile Hocası Ömer Efendi padişahı hacca gitmesi için ikna etmeye başladılar. mek evlâdır. Şeyhülislâm Es'ad Efendi'nin kızıdır ve hür kadınlardan nikâh ile evlenen nâdir kadınlardandır. askerler. Budin Beylerbeyi Karakaş Mehmed Paşa şehid olmuş ve ordu moralsiz kaldığından istenen zafer elde edilememişti. Hatta Halep. Osman askerlere ve asker de kara hadımların sözlerine inandığı için II. Osman bazı ıslâhatları yapmak niyetindeydi ve bu ıslahata tamamen bozulmaya başlayan kapı kulu ocaklarından başlamak niyetindeydi. c. I. Nişancı Okçu-zâde Mehmed Efendiyi ve ilim erbabından ise. 142-148. Kantemir. Ne yazık ki. Osman'ın katli olayında bu sorunun cevabı da verilmiştir. farz-ı . Sultân Mustafa'ya zorla bî'at gerçekleştikten sonra. Osmanlı Tarihi. yol emniyeti bulunmak. sh. Kısım I. Uzunçarşılı. Kayınpederi ve Şeyhülislâm Es'ad Efendi ile Aziz Mahmûd Hüdâyî Hazretleri şiddetle karşı çıkıyordu. 360-362. düşmanın bertaraf edilebilmesi için hacca gidecek Müslümanlara da ihtiyaç olmasıdır. Pertev Paşa'nın torunu. 182 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN fitnenin başında Sultân Mustafa'nın Valide Sultân'ı bulunmaktaydı. 720-736. II.". Ancak bu sorunun cevaplandırılacağı en güzel yer.l{j manın ceı Aynı. 105. 2. Devreye kapıkulu askerleri girdi ve Padişah'ı hacca göndermek isteyen Ömer Efendi. cihâd.

malını ve namusunu korumak hukukullah da denilen kamu haklarındandır. yani cemiyete ait bir ibadettir. bu tarike gitmemişler. şahsî farzlardan daha ehemmiyetli hale gelmektedir. Devletler ve Hanedanlar. Verilen bu fetvayı tasdik eden asrının kutbu Aziz Mahmûd HUdâyî Hazretleri de. Padişahların Kadınları ve Kızları. Üzerlerine farz-ı ayn olan ve hukukullah mahiyetinde bulunan cihâdı ve nizâm-ı âlemin devamını. Kayınpederi ve Şeyhülislâm olan Es'ad Efendi aynen şu fetvayı vermiş ve fıkıhtaki bu hükmü özetlemiştir: "Padişahlara hac lâzım değildir. sh. n# Sh. sh. Kısım I. 127-148. Memâlik-i Mahrûse'yi koyup gitmek hatadır. Şeyhülislâmlar fetva vermişlerdir. bedeni sıhhatli olma şartını açarak. neden Mısır'a kadar cihâda gidip de hacca varmadıkları da ileri sürülemez. 2) Bazı İslâm hukukçuları.". Peygamber'e hangi amelin daha faziletli olduğu sorulduğunda. Sebebi budur ki. hacca gitmeyi halka ve devleti idare etme işi olmayanlara bırakması icab ettiğini tavsiye etmişler. Belleten. ömürlerinin yarısını cephede geçiren Padişahların. Mithat.! BedlüaaıMJj 1991. ecdadınız etmemişler. Düşmanın ortaya çıkması ve düşmanların memleketi karıştırma ihtimali var iken. sh. Osmanlı Padişahlarının II. c. II. Selim'e kadar gelenlerinin tamamı. Osmanlı Tarihi. 362-388. günahımız varsa ol kadarcadır. Öztuna. 53-54. Allah'a ve Peygamberine iman. Hatta bu meseleden dolayı Padişah'ın askeri tahrik ettiniz tarzında tahkirine hedef olan ve sonradan Şeyhülislâmlık makamına gelen Yahya Efendi'nin ifadeleri de tamamen fıkhın ölçülerine uygundur: "Padişahım! Hâşâ ki. II. oturup adi eylemek evlâdır. Kaldı ki.». II. zira ordunun başında mücahid bir komutan olarak sefere giden . c.-tm lerinin yanı varmadıkta jj sefere gideni şah bir tutMBj duyduğu t Karamita g farz olm Ö! kendi Abdülai bunu d v^ c. "Tuğî Tarihi=İbretnümâ. c. Bazan kamu haklarından olan bir mesele. sayı 43(1947). c. XI. Sebebi bellidir. 699-720.ayndır. şahsî farz olan seleyi ı "Nlı manlarınn 2)B tutuklu olm edasını ı mahbuı y lından I gideme lişmedığı ve JıirTj hacca g. Osman'a. hemen gelip tahta geçmesi gerektiğini.". I. aksi takdirde düşmanın cesaretlenerek Müslümanlara saldırmasına sebep olacağını ikaz eylemişlerdir. sıhhatli olsa bile tutuklu olma veya kendisini hacdan alıkoyan zâlim idareciden korkmanın da haccın edasını engelleyeceğini ifade ederken. sadece beytülmal dışında kendine ait malından haccın farz olacağını ve bu özür devam ettiği müddetçe ölünceye kadar hacca gidemeyebileceğini hükme bağlamışlardır. 185. ulema duacılarınız eşkıyayı tahrik ede. sh. Müslümanların canını. Osmanlı Padişahlarının hacca gitmeleri gerektiğini düşünmek. ömürlerinin yarısını Allah yolunda cihâd için seferlerde geçirmişlerdir. sultân ve o manadaki devlet yetkililerinin de mahbus yani tutuklu gibi kabul edileceğini. Ancak içten gelerek bu niyetinizi istemezdik. Osman'ı fetvaya uyması için ciddi ikaz eylemiştir. Uzunçarşılı. İkinci Sultân Osman'ın Şehadeti Vak'asından Bahseder". 285-287. Solak-zâde. Kantemir. sh. III. Caiz ki. Allah yolunda cihad ve hacc-ı mebrûr cevabını vermiştir. Günümüzdeki gibi ulaşım imkânlarının gelişmediği ve bir hac görevinin en az üç ay süreceği bir asırda. İşte burada da durum budur. Bâyezid Amasya'da vali iken hacca gitmeye niyetlenirken. bir fitne zuhur eyleye". MatıımS. Aynı şekilde ısrarla hacca gitmek isteyen ve bu niyetinin bedelini canıyla ödeyen II. Nitekim halk ve asker arasında yayılan dedikoduyu özetleyen şu cümleler de meseleyi açıklamaktadır: "Nizâm-ı âlem içün padişahlar haccı terk ede-gelmiştir. E İi BİLİNMEYEN OSMANLI 183 (se! hır hacca tercih etmeleri için. Uluçay. İslâm Hukukunu bilmemek olur. sadrazam ve diğer devlet erkânının imzası ile gönderilen mektupta. Sertoğlu. Hz. sırasıyla. 489-514. *.

I. 493-514. 453-465. 167. 119 vd. Kısaca içeride celâlî denilen zorbalar ve dışarıda da İranlılar Osmanlı Devleti'ni sarsmaktaydı. ancak devleti annesi Kösem Sultân ile Sadrazamlarının ve Şeyhülislâm ve benzeri devlet adamlarının yönettiği devredir (1032/1623-1041/1632). c. haccın şartlarından olan yol emniyetini ihlal eden Karamita grubunun isyanı sebebiyle. Nâimâ. sh. 184 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANÜ XVII. Bunun en önemli sebebi. c. . Peçevî. sh. Kantemir. Sultân Mustafa'nın şuurdan mahrum bulunması ve Devletin de Erzurum Valisi Abaza Mehmed Paşa'nın isyanı ve benzeri olaylar sebebiyle müthiş bir zaafa maruz kalmış olmasıydı. sh. sh. 104 İbn-i Âbidin. 127. II. Bunun en müşahhas misâli II. İstanbul 1991. c. Tecrübeli devlet adamı Sadrazam Kemankeş Ali Paşa. 2/a-b. İslâm âlimleri. 1032/1623 Ramazan Bayramında vâki olan ziyaretinde Sadrazamın rüşvet ve zorbalıklara göz yumduğunu Padi-şah'a iş'âr edince. sh. MURAD DEVRİ 106. I. Sertoğlu. IV. Hacı Mahmûd. Sultân Murad işbaşına geldiğinde.. Sultân Osman'ın kanını isterim diyerek Genç Osman olayını bahane edip Devlete kan kusturmaktaydı. 167-169. c. Mecnûnun yani akıl hastasının imameti yani Halife olması caiz görülmediğinden Padişah'ın hal'i gerektiğini ve oğluna dokunul-mayıp Saray'daki odasında göz hapsine alınacağını Validesine ilettiler ve 9 Eylül 1623 sabahı Sultân Murad'ı halife ve hükümdar ilan ettiler.. Redd'ül-Muhtâr. sh. 55. Ancak elimizde bunu doğrulayacak bir vesika bulunmamaktadır104. asrın maneviyat reislerinden Aziz Mahmûd Hüdâyî'nin eliyle kılıç kuşanmıştır. çocuk yaşta olmasına rağmen Sultân Ahmed'in en büyük ve erşed şehzadesi Murad'ın Padişah olmasını zaruri görmüşlerdi. Devletin itibarı ve siyasi durumu da iyi değildi. nr. IV. Ayrıca Sultân Abdülaziz'in gizlice tebdil-i kıyafet ederek hacca gittiği söylenmektedir. durumu öğrenen Sadrazam hemen onun da aleyhine geçmiş ve dürüst Şeyhülislâm'ı bir kısım yalan ve iftiralarla görevinden aldırarak yerine biraz da sakin tabî'atlı olan Es'ad Efendi'yi tayin ettirmiştir. 1032/1623 tarihinde Veliahd Şehzade Murad. Lem'alar. 326/937 tarihinden itibaren 20 yıl kadar haccın farz olmadığını. Diğer tarafdan fırsatı ganimet bilen İran da Bağdad'da isyan çıkartmış ve hatta Bağdad'ı ele geçirmişti. Sözler Yayınevi.SULTAN IV. Ebâ Eyyub'ül-Ensârî türbesinde.padişahla. 212-213. Tarih. Özetle Osmanlı Padişahlarına dinen bizzat hacca gitmeleri farz olmamıştır. Murad'ın tahta geçmesine vesile olan Sadrazam Kemankeş Ali Paşa da gururlanmış ve suiistimallere başlamıştır. Hac Risalesi. sh. 8 küsur sene devam etti. Memlekette rüşvet ve yolsuzluk aşırı derecelere ulaşmıştı. 1093. Bu devre. Dış ve iç hazineler bomboş olduğundan ocaklara cülus bahşişi bile verilememekteydi. Sözler Yayınevi. İstanbul 1995. Bediüzzaman Said Nursi. sh. sh. 383 vd. Sultân IV. Ahmed'in Mah-peyker (Kösem) Sultân adlı hanımından 28 Cemaziyülevvel 1021 (27 Temmuz 1612) tarihinde İstanbul'da dünyaya gelmiş oğludur. Yeniçeriler çok fazla şımarmışlardı. Sultân Murad. Kantemir. Ancak kendi yerlerine bedel olarak başkalarını mutlaka göndermişlerdir. Padişahın huzuruna kadar giren yeniçeri ağaları ve ocak çorbacıları. Hatta Enderun'daki altın ve gümüş eşya Darphâneye gönderilerek cülus bahşişi verilmeye çalışılmıştı. Osman'a karşı askerin ve hatta halkın duyduğu tepkidir. kendi şahsî ibadeti için üç ay memleketini yalnız bırakan padişah bir tutulamaz. Murâd kimdir? Hakkında çok dedikodu yapılan bu Padişahla ilgili biraz ayrıntılı bilgi verebilir misiniz? I. Bu da devlet için büyük bir problemdir. Dördüncü Murad unvanıyla 11 yaşını 1 ay 15 gün geçe tahta çıkmıştır. Bunu fark eden ve hakkı söylemekten çekinmeyen Şeyhülislâm Yahya Efendi. Padişahın adamlarını katletmeye kadar işi vardırmışlardı. vrk. Süleymaniye kütp. Böyle bir durumda IV. Erzurum Valisi Abaza Mehmed Paşa isyan etmiş ve eline geçirdiği yeniçerileri katletmeye başlamıştı. Mithat. II. Tarihçe-i Hayat. II. Murad'ın saltanat devresini iki ana bölüme ayırmak icab etmektedir: ¦"•' Birinci Safha: IV. Şeyhülislâm Yahya Efendi ve Kazaskerlerle de meşveret ederek. Murad'ın ismen Padişah olduğu. "Tûğî Tarihi". çünkü yollarda anarşi yaşanabileceğini ifade etmişlerdir.

otoriter ve becerikli bir komutan olan Dâmâd Hüsrev Paşa Sadrazamlığa getirdi. teslim olmadı ve sonra da . Ancak bu sırada İran Şahı Bağdad'da ikinci isyanı çıkarmış ve Bağdad üzerine yürüyerek burayı işgal etmişti. zorbacı başı Receb Paşa'nın entrikalarının ardında mâzul Sadrazam Hüsrev Paşa'nın bulunduğunu biliyordu. Bağdad'da Bekir Subaşı'nın çıkardığı isyanı bastırmak üzere Bağdad tarafına serdar-ı ekrem ve sadrazam olarak hareket etti. Paşa getirildi. Verilen idam kararıyla hayatına son verilen Sadrazamın yerine tecrübeli devlet adamı ve Kubbealtı veziri Çerkeş Mehmed Paşa getirildi. Murad. Büyük biti askerleri Mis t man'ın kanı ıçm ¦ seledeha. Bu İran'la savaş yapılacak demekti. bizzat hükmedemiyordu. Sultân Murad. Yerine ( isyanını basMMj yılında gorevdaıl Dâmâd Hüsrevf vardı.:" Hafız i. Bağdad Valiliği Bekir Subaşı'ya verilerek mesele halledilmek istendi. Es'ad Efendi'den sonra yeniden Şeyhülislâm olan Yahya Efendi'nin de bu görevden alınmasını istiyorlardı.» yolda vefat e' Sultân'ın büyük i Abaza MehmedJ Subaşı'nın ( zam olarak hart da azledildi. Yeniçeriye dayanan ve emniyet ve asayişi temin ediyorum diyerek epeyce zulümler icra eden Hüsrev Paşa. bizzat Bağdad üzerine yürüdü. Hâkim devlet ricali ve annesi idi. Abaza Mehmed Paşa'nın affedilip Erzurum Valiliğinde ibkası üzerine. Iran S kerterle onla1 mek İstendi. Padişah'ın gözü önünde isyancılar tarafından öldürüldü ve Zorbacı başı Receb Paşa 1632 yılının bu zorlu günlerinde Sadrazamlığa getirildi. Büyük bir maharetle bu problemi. Murad'ın zorba başı dediği Damad Receb Paşa yeniçeriyi ve kapıkulu sipahilerini isyana teşvik etti. sadece Ahmed Paşa'nın öldürülmesiyle yetinmiyorlardı. Bunun yerine muhteris. bardağı taşıran son damla oldu. Şeyhülislâm Yahya Efendi'yi görevden aldıran ve suiistimallere adı karışan Kemankeş Ali Paşa'nın Padişah'tan Bağdad'ın düşmesini yalan söyleyerek saklaması. Murs isyana !¦¦ Sultân'ın Ga ı padişahla t Hafız / başı Receb fS Suî Hüsrev I Paşa'nın 5 olan YalifJİ Ahi-zâdtl Sultân H rilmesinll üzerine IS bilinen iift BİLİNMEYEN OSMANLI 185 I: Böylesine sıkıntılarla Padişah olan IV. Sultân Murad evvela. Yerine Damad Halil Paşa ikinci defa sadrazam oldu ve yeniden patlak veren Abaza isyanını bastırmak üzere Erzurum'a gönderildi. Ancak bu da başarılı olamadı ve 1628 yılında görevden alındı. Ayrıca isyan eden zorbalar. Zira IV. Maalesef bütün bu isyan tahriklerinde Nâibe-i Saltanat Kösem Sultân'ın da müdahalesi vardı ve isyancıları destekliyordu. Mesele de halledilmiş oldu.Böylesine sıkı devlet ricali • lere adı kari' yerek saklarr verilen Sadra. ayında çözdü ve Abaza'nın askerleri terhis olundu ve kendisi de İstanbul'a getirildi. ağabeyi Osman'ın kanı için mücadele eden bu komutanı Bosna Beylerbeyi yaparak taltif etti. İyi bir komutan olmadığından muvaffak olamadı ve 1626 yılında azledildi. Ancak Bağdad'ı alamadı ve 1631 yılının onuncu ayında bu görevden azledildi. Nitekim alındı ve yerine Ahi-zâde Hüseyin Efendi Şeyhülislâmlığa getirildi.'iel1* emniyet ve ismi bizzat Bağdanı bu görevder. İran Şahı Şah Abbas Bağdad isyanını körüklüyor ve hatta gönderdiği askerlerle onları destekliyordu. 1628 yılının 9. İsteklerinin sonu gelmiyordu. Zira hem Tokat'taki ma'zul sadrazam ve onun işbirlikçisi olan Damad Receb Paşa ile uğraşmak zorundaydı ve hem de İran Devletine karşı olan savaşı yönetecekti. ancak yolda vefat etti ve yerine Diyarbekir Beylerbeyisi Hafız Ahmed Paşa tayin edildi. Abaza Mehmed Paşa'yı takip için Doğu Anadolu'ya kadar gelmişti. Sultân Murad. Yerine de yine Dâmâd Hafız Ahmed Paşa getirildi. 19 Receb isyanı diye bilinen bu isyan neticesinde Hafız Ahmed Paşa. Kösem Sultân'ın büyük kızı Ayşe Sultân ile evlenip Damad sıfatını da alan Hafız Ahmed Paşa. Bütün arzuları kukla bir padişahla devleti idare etmekti. Murtaza Paşa'yı tavzif ederek Tokat'taki Hüsrev Paşa'nın ele geçirilmesini istedi." birlikçisi o.*:» karşı ok' IV.. Gerçekten ikincisine sıra gelmeden hayatı sona erdi. Önünde Abaza isyanını bastırmak meselesi vardı. Hafız Ahmed Paşa'nın işi zordu.

Sultân Murad. devlete isyan etmiş kabul edip kati etmeye başlamıştır. IV. Tabanı Yassı Mehmed Paşa'yı sadrazamlığa getirdi. sonra da Devleti tehdit eden başta İran olmak üzere dış tehlikelere yöneldi. Padişah. halifeyim. şerî'ata. IV. devlet ricali ve askerlerin huzurunda. Bunun üzerine Receb Paşa yeniden kapıkulu askerlerini tahrik ederek 20 Şaban ihtilali diye bilinen ikinci isyanı çıkarttı. askerin siyâset ile uğraşmaktan işini yapamadığını. Solak-zâde. Ancak Şeyhülislâmdan aldığı fetvayla bununla kalmamış ve çıkarılan yasağa uymayanları. memlekette kaybolan huzuru yeniden tesis etmek gayesiyle ve de eşkıyanın gözünü korkutmak için yaptığı ifade edilen 19 de. tütün yasağı ile yetinmemiş ve o devirde zorbaların. Murad'ın ikinci ve asıl saltanat safhasıdır ki. tütün ekmeyi ve tütün içmeyi yasaklamıştır. kendisine ve kanuna itaat etmeyen kim olursa olsun hakkından geleceğini bildirdi. Balıkesir çevresinde Solakoğlu diye bilinen İlyas Paşa. Allah'ın emrine ve Resûlüllah'ın hadisine aykırı hareket edenleri des-teklemeyesiniz. Aranızdaki müfsidleri barındırmayasınız. Seydişehri ve çevresini kasıp kavuran Deli İlâhî. ordunun savaşamaz hale geldiğini. Murad'ın asıl saltanat yılları başlamış oldu. ipleri ele almaya başlamıştı ve hemen devleti tehlikeye sokan Recep Paşa'yı 18 Mayıs 1632 tarihinde idam ettirdi. Devletin idaresini ele alır almaz. halkın da duyabileceği şekilde tarihî bir nutkunu îrâd eyledi. Gerçekten Saka Mehmed. tütün yüzünden katle şer'î cevaz veren Şeyhülislâm sonradan idam edilince. "Allah'a. devleti bir avuç zorba ve hırsıza yedirmeye-ceğini. O'nun Peygamberine ve sizden olan ülü'l-emre itaat ediniz" mealindeki âyeti okudu ve tefsir etti. rüşvrtl durumu beddu ecdadının r> . Anarşinin devletin temellerine girdiğini. IV. Murad.öldürülüp halka cesedi teşhir edildi. Murad. İkinci Safha: IV. işsizlerin ve de eşkıyanın toplantı yerleri haline gelen kahvehaneleri de hem kapatmış ve hem de yasağa rağmen içki içip sarhoş olanları gerekli cezalarla cezalandırmıştır. Ben ki. Yine Lübnan ve Suriye taraflarında zulüm rüzgarları estiren Dürzi lider Maanoğlu Fahreddin ve oğlu Mes'ud da İstanbul'a celb olunduktan sonra 1635 yılında idam edildiler. Murad'ın ilk yaptığı icraat. 2) İstanbul'da 1043/1633 yılında çıkan ve İstanbul'un yaklaşık beşte birini yakıp yıkan büyük yangın üzerine. Ve sununla bağladı: "Sizin sadakatiniz şu vakit doğrudur ki. Receb Paşa'nın katledilip zorbaların tasfiye edildiği 1041/1632 yılından başlar ve vefatına yani 1640 yılına kadar devam eder. Küçük Ahmed Paşa'nın gayretleriyle ele geçirildi ve ortadan kaldırıldı. Ancak Sultân Murad zeki davrandı ve açık bir divan yaparak âlimler. Arkasından "Habeşli bir köle dahi olsa başınızdaki âmirlere itaat ediniz" manasını taşıyan hadisi zikredip şerh etti. Bu fevkalade ikna edici konuşmayı dinleyen halk ve devlet ricali. zamanın Şeyhülislâmı Ahi-zâde Hüseyin Efendi'den de fetva alarak. İstanbul'a getirilerek kati olundu. memleketin hali ne olur?". Bunlardan Beyşehri. ancak 186 BİLİNMEYEN OSMANLI BIUNtmuvaffak olunamadı. Evvela devlet toprakları üzerindeki emniyet ve asayişi temin etmeye başladı. Ağabeyi Genç Osman'ın ölümüne yol açan ve memlekette huzuru bozan zorbacıların elebaşılarını teker teker temizlemek oldu. Son sekiz yıl Sultân Murad'ın asıl saltanat yıllarıdır. Padişah lehine çok büyük tezahürat yaptılar ve IV. Cadı Osman ve benzeri eşkıya reisleri hemen idam edildi. kendisi hakkında "Cezây-ı sezasını buldu" ifadesini kullanmıştır. bana itaat etmeyip celâliler ve haricîler mesabesindeki eşkıyaları desteklerseniz. Şimdi bunları da çok kısa olarak özetleyelim: 1) IV. bunu da bahane eden IV. Murad 21 yaşına gelmiş ve çocukluk devresini bitirerek devleti idare edecek tecrübeye sahip olmuştu. Bunun üzerine Sultânahmed Meydanına toplanan isyancı askerler yeniden anarşi çıkarmak istediler. aranızda tefrikaya mahal vermeyesiniz. Gürcü Rıdvan. Her iki hadiseyi de. Veliahd Şehzade Bâyezid Padişah yapılmak istendi.

4) Osmanlı Devleti'nin iç ahvâlindeki bu karışıklıktan istifade eden İran Şah'ı. günü yatağa düşen Sultân. Revan Seferi diye meşhurdur.§ Revan'ı y Uzun s katılmış! sonra H netice Bu i ti'nde ta mû| düşen S üç atnf İslam:'1 10? Ji bir ini BİLİNMEYEN OSMANLI 187 kVe İki-\Sultân Murad. sh. Birinci İran Seferi. 16 yıl. Bu antlaşma ile Erivan ve Azerbaycan İran'da. Murad'ın dönemini incelerken temel kaynaklarımızın başında Naima'nın Tarihi gelmektedir. İranlıların Revan'ı yeniden ele geçirmeleri üzerine 1638 yılında Padişah Bağdad'a yürümüştür.2. Umulur ki. IV. . On ay sürmüştür. Naima. Sâhib-kırân ve benzeri unvanlarla anılan ve ancak 28 yıllık bir ömür süren IV. c. I. Daha sonra Kemankeş Kara Mustafa Paşa'nın başkanlığında yürütülen sulh müzâkereleri neticesinde İranlılarla Kasr-ı Şirin Andlaşması yapılmış ve savaşlara son verilmiştir.000 eşkıyayı ortadan kaldırmıştır. o zamana kadar "Görevden azl olunur ve nefy olunabilir. 1043/1633 yılında İzmit. Cenaze merasiminde gazalarda bindiği üç atının eğerleri ters takılarak cenazenin önünde yürütülmesi. Revan (Erivan) alınarak Tebriz taraflarına da akın yapılmıştır. Bu savaşta Osmanlı Sadrazamı Tayyar Mehmed Paşa şehid olmuştur. 3) Sultân Murad'ın eski Osmanlı Padişahlarından farklı olarak yaptığı bir icraat da. İslama kesin aykırı bir âdet de değildir105. Maalesef Sultân Murad. Kantemir. Konuyu özetler misiniz? I in l'ia Bağdad Fâtihi. 1635 yılında yapılan bu sefer neticesinde. Murad. Artık. Uzunçarşılı. Murad. Fâtih-i Bağdad unvanını kazanmıştır. Murad'a ayrılmıştır (II. 8. sh. Uzun süren bir muhasaradan sonra 1639 yılında Bağdad yeniden Osmanlı Ülkesine katılmıştır. 737-766. İslâmiyet'te yok ise de. Valide Sulan tarafından hemen menfi ithamlarla Padişah'a ihbar edilmiştir. Şeyhülislâmı Padişaha isyan hazırlığı suçundan idam ettirmiştir. bazı tarihçilere göre. Sultân Murad. 4 ay ve 28 gün Osmanlı tahtında kaldı. Bu durumu. Solak-zâde. Ancak nikris hastalığına müptelâ idi. Zira 6 ciltlik bu tarihin iki cilde yakın bir kısmı IV. Ramazan Bayramının 2. kardeş katline de karşı çıkan ve bunu bizzat Sultân Murad'a hatırlatan cesur bir ilim adamıdır. 107.lâmP ihbarı idame Murad'aii 4)C niden6 yapılan lı lemistir I sefer n sürmüştür. Elbette ki bütün tasfiyeler sırasında bazı mazlumlar da zulme maruz kalmış olabilir. Bu Şeyhülislâm. Murad'ın şahsiyeti hakkında farklı dedikodular yayılmaktadır.1640 tarihinde vefat eyledi. sh. sadrazamları tarafından yapılan harekâtlar netice vermeyince. Bağdad Seferi diye bilinmektedir. İkinci İran seferi ise. 263-451. IV. Bağdad ve havalisi ise Osmanlı Devleti'nde kalmıştır. ve III. 1-452. büyük bir karşılama ile İstanbul'a döndü. siz kendilere nasihat buyurub âlimler zümresinin hayır duasını aldırasınız. ecdadının hürmet gösterdiği bu zümreye Padişah da hürmet göstere" ifadelerini kullanan Şeyhülislâm Ahi-zâde Hüseyin Efendi. teessüfle Valide Sultân'a bir tezkire ile duyuran ve tezkiresinde "Kendülerini bedduadan sakınırız. ciltler). İznik ve Bursa taraflarına doğru düzenlediği teftiş seyahatinde. 289-299. rüşvet iddiaları ve yolsuzluk ithamları yüzünden İznik Kadısını idam ettirmiştir. c. ulemâ sınıfından bazı insanları da idam ettirmesidir. Bunun 9 yılını ^ c u( sn. 398-487. Gâzî. yeniden Bağdad'a saldırmış ve Bağdad'ı ele geçirmiştir. II. c. Padişah. bütün Osmanlı arazilerinde yaklaşık 20. IV. ancak kati olunmaz" diye bilinen kuralı çiğneyerek. Nihayet tedaviler netice vermeyince. bizzat kendisi İran üzerine iki ayrı sefer düzenlemiştir. III.

Mühimme Defteri. Ayrıca şahsiyetaftitibariyle dedesi Yavuz Sultân Selim'e benzetilmektedir. gençliğinin ilk yıllarından itibaren hevâ ve heveslerini tahrik eden kötü arkadaşlarının yardımıyla (Silahdar ve Emir Güne oğlu gibi). dışarıya karşı korkutucu şevkette bir devlet. Sohbetlerinde Yavuz gibi. Hilelerin peşinde koşan Ali Paşa ile Yavuz'un veziri Pîrî Mehmed Paşa'yı kıyaslamak mümkün değildi. İkincisi. hep ehl-i kemal olsaydı. 188 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYdu validesinin niyabeti ile yürüttü ve Osmanlı Devleti için anarşi yılları oldu. Mesela ehl-i tarikatın kısmen aleyhinde olan Kâdî-zâde Mehmed Efen-di'nin tesiri altında kalmasına rağmen. II. Silahdar Mustafa Paşa ve Bekri Mustafa gibilerin. Eşkıyayı bertaraf edeceğim derken. VIII. etrafına bir takım sefil insanları yaklaştırmasıydı."Vj "kurşun ve I elçinin gözü! olarak müH binasından 1 etmiştir. Baysun. I. Bazı zulümlerine rağmen. her türlü meşakkate tahammül etmesi. fesâd şebekelerini ve zorbaları ortadan kaldırması. IV.. Zaten IV. BA. orduyu büyülemiştir. saltanatı devraldığında. rakipleri durumunda bulunan Sultân Ahmed Camii Vaizi Sivâsî Abdülmecid Efendi ve Galata Mevlevîhânesi postnişini İsmail Dede'yi hürmetle dinlerdi. "Murad IV". derin zekâsı. Naima'nın tesbiti ile 1.. Cavid.000 hicrî yılından sonra gelen Padişahların en büyüğü idi. Murad'in en çok tenkid edilen bu kusuru olmasaydı. Ona büyük kumandan. Osmanlı Devleti içerisinde huzur ve asayişi sağladı. ıslâh edilmiş bir maliye bıraktı. M. Emir güne Oğlu Yusuf. Yavuz gibi 42 yaşında değil. 85. Kısım. onun d ancak bazan om» gürzleri h •¦ öğrenmiş' '. 185. Devletin yularını eline aldı ve yedi sene kadar istediği gibi devleti idare etti. Uzun boylu. bazılarının da zulmen kanına girmiş olması ihtimali. Hatta 1043/1633 tarihinde Sultân Ahmed'teki mevlidde karşılıklı tartışmalar vâki olmuş ve Padişah her ikisine de hürmeti devam ettirmiştir. Ancak 1632 yılından 1640 yılına kadar müdebbir bir devlet adamı gibi devleti idare etti. nr. ömrünün kısalığına sebep oldu denilmektedir. Siyâset kılıcıyla serkeşleri korkuttu. Fakat haklı söze gücenmez ve ilim adamlarının haklı mütalaalarından memnun olurdu. Avrupa'daki haber alma teşkilâtını düzenleyerek Kanunî devrindeki duruma yükseltti. Aksun. korku hissine tamamen yabancı olması.] sertliğinden \ larında Avı ps'dâ rpııhiffl . bir çok konuda yeni kanun ve usuller ihdas eyledi. rütbesine lâyık olmayan bazı işlere teşebbüs eyledi. cihanın en büyük vurucu kuvveti halinde düzenlediği ordu. İki büyük sefere çıkan Sultân Murad. selefleri olan Padişahları unuttururdu ve bu zamana kadar onun gibi bir Padişah görülmezdi". Çoğu meselelerde ecdadının koyduğu kanunlara fazla itibar etmedi. âsâyiş bozuktu. Zira sadrazamlar liyakatsizdi. Geriye kalan 8 yılını ise. c. Bu hususta çok misâller gösterilebilir. Ancak hem askerlik ve hem de devlet idaresi sahasında büyük başarı kazandı. yaygınlaşan zulüm ve suiistimalleri önlemiş olmasıydı. Yavuz'u Yavuz yapan yakın devlet ve ilim adamları onun için vardı denilemez. İA. Tütün Yasağı için bkz. 134. maliye perişan ve hazine bomboştu. sh. nerdeyse hiç bir işe karışmadı. şişmanca vefl sinden uzağa i Naima. çok ağır şartlarda çocuk yaşında tahta geçti. en büyük Padişahlardan biri olurdu denilen tarafı. ordu disiplinini kaybetmişti. sh. Osmanlı Tarihi. 148-206. bazan ona şerî'ata uymayan işleri yaptırdıkları da nakledilmektedir. zulmedenleri. Yavuz gibi cihangir olamadı. c. 1041/1632 yılına kadar selefleri gibi. Ancak her konuda şerî'atın emirlerine uygun hareket ettiği ve kanun hükümlerini aynen tatbik eylediği de söylenemezdi. sh.Osmanlı Tarihi. En önemlisi de "çocukluğunda örnek bir hâkân hayatı yaşayan IV. III. Maalesef Musa Çelebi. Murad'in dehâsı. r Ölümliı kıyla kabul} yarım asır t başlayacaktı. Murad. 630 vd. 127 vd. sh. Bazan zulme varacak kadar sertti. kalın kemikli. Vefat ettiği zaman hazinede 15 milyon altın ve bir o kadar da diğer servet vasıtaları bulunuyordu. büyük devlet adamı ve büyük diplomat demek mümkündür. En güzel tarafı. bizzat sürdürdü. Ancak Yavuz'dan ayrıldığı iki önemli noktası mevcut idi: Birincisi.

. zekâsından ve sertliğinden korkarak durumu Cumhuriyet Senatosuna bildirmişti. yollar ve büyük köprülerle ihya etmişti. Tarihçilerin naklettiğine göre. ancak bazan okka bir kilo karşılığında da kullanılmaktadır ki. . Ayrıca Yeniçeri Ocağında da bir gurup için bu tabir kullanılır. II. Enderun personeline veya diğer bir ifadeyle Devlet başkanlığı personeline denmektedir. Sel suları ile harabe olan Kavbeyi o tamir ettirmişti. tesiri büyük oldu. Baysun. kervansaraylar. Ölümünün Batı devletlerinde memnuniyetle karşılandığı. Muı yalanlardan! 108. Güneydoğu ve Doğu Anadolu'yu hanlar. sh. c. sn. Bayezid Camiinin minarelerinden birinin altındaki hedefe isabet etmiştir. Eserleri ve hayratı ile de Anadolu hâlâ hatıraları ile doludur. Hastalık derecesinde ata düşkündü. 346-350...297-299. 159162. Naima. c. Murad'ın saçlarını at kuyruğu gibi yaptığı ve benzen iddialar. sh. c. buradan gelecek tehlikeleri önledi ve Avrupa'da mühim bir savaş yapmadığı halde. Konuyu daha önce bütün ayrıntılarıyla açıkladığımızdan burada tekrar etmeyeceğiz107. Devrinin büyük okçularından okçuluk öğrenmişti. 107 Uzunçarşılı.¦¦¦•¦ 190 BİLİNMEYEN OSMANLI . kalkan hatıra olarak müzelik eşya arasına koyuldu.Ki): ve I adıyla yad e Hamm IV. tüfek mermisinden uzağa düşerdi ve Hammer'in ifadesiyle attığı ciridin delmeyeceği madde yoktu. bütün kaynakların ittifakıyla kabul edilmektedir. iki yerden deldi. I. aslı astarı olmayan yalanlardan ibarettir106. 164. bu bir teşbihtir. Aksun. Öztuna. sh. onun kuvvetini İfade edebilmek için "200 okkalık (yani yaklaşık 600 kiloluk ağırlık eder. Murad'ın Mûsâ Çelebi ile böyle bir ilişkisi olduğunu iddia edecek kadar ileri gitmişlerdir. 108. Hammer'in ifadesiyle "paslanmış İslâm Kılınana kan ile su veren bir halife idi". c. I. 642 vd. . devletin hayatını ve büyüklüğünü yarım asır uzatmıştır. VIII. IV. c. M. ¦ •¦. Zira Hammer'in ifadesiyle. Bu işi. II. Kapukulu Ocakları. elçinin gözü önünde. Kİ mi lebi ten sarayının meo daha öl BİLİNMEYEN OSMANLI 189 şişmanca ve fakat çevikti. -. Akgündüz. Ok Meydanı namazgahına minberi o koymuştu. o zaman 200 kilo olur ve makul hale gelir) gürzleri kaldırabilirdi" demektedir ki. Osmanlı'da Harem. Peçevî. 106 Naima. İA. IV."¦ . İsmail Hakkı Uzunçarşılı'nın Kapı Kulu Ocakları Kitabını inceleyebilirler.. Daha 17 yaşındayken kendisini gören Venedik Büyükelçisi. Ayrıntılı bilgi Fâtih dönemi soruları a-rasında verilmiştir. 248 vd. "Murad IV".. Eski Saray denilen İstanbul Üniversitesi merkez binasından attığı cirit. o gelmeseydi devlet 1683'de değil. ta'lik yazısı üstadı ve büyük bestekâr idi. Evliya Çelebi. Murad'ın cinsî sapık olduğuna dair iddialar hakkında ne dersiniz? Kaynakları yorumlamakta kasıtlı davranan bazı tarihçiler. sh. 338. Kantemir. İç oğlan. Seyahatname I-X. Cavid. önce mızrak ve sonra da ok atarak. Merak edenler. yayını çektiği ok. yarım asır önce yıkılmaya başlayacaktı. c. I. Timur neslinden Şâh-ı Cihan'ın elçisi Zarif Bey'in Hindistan Padişahından "kurşun ve kılıç kâr eylemez" diye hediye getirdiği gergedan derisi kaplı kalkanı.-•. I-II.. . Bağdad ve Revan Köşklerini o yaptırmıştı. 399 vd. Fırat'ın büyük kollarından biri hâlâ bu sebeble onun adıyla yad edilmektedir. c. camileri ve diğer müştemilâtı ile birlikte Kazak taarruzlarına karşı yapmıştı. IV. Ankaravî Mehmed Efendi eliyle yapmıştı. Rumeli ve Anadolu Kavağını. Aynı zamanda şair. Bilhassa son zamanlarında Avrupa'ya yönelik akınlar yaparak. Topkapı sarayını teşkil eden üç kısımdan birisi olan Enderun'da yani İç Saray'da çalışan devşirme görevlilere. İstanbul 1314-1938. III.

Bilindiği gibi. Murad'ın sefîh olduğu iddiasıdır. Murad'ın içkici ve sarhoş olduğuna dair iddialardır. IV. sefâhet. IV. Murad ile alakalı bazı kelimeleri ve tesbitleri yanlış yorumladıkları da bir gerçektir. Ve bizzat kendüleri gece ve gündüzlerde gezüb buldukları sarhoşu kati ederlerdi. IV. Hatta birini bizzat ok ile vurub deryaya düşdükde helak oldu deyü geçdiler. Sefih olması hususundaki yanlış izahlar. Safiye Sultân ve Rukıyye Sultân dışındakiler. Murad'ın ve bütün Osmanlı Padişahlarının gayr-ı meşru kadınlarla beraber olmalarına ihtiyaç yoktur. Gizlice içse dahi. "MelâMb ve melâhîye" yani oyun ve eğlencelere düşkün olduğunu ifade eden Osmanlı tarihçilerinin bu beyânları. hep gayr-i meşru oyun. Zira. melerden anta alemi yapıp e gizliye içki i etmek ile. Maalesef Cumhuriyet döneminde yazılan tarih kitaplarının. Murad. hamre yasağ olub cümle meyhaneleri yıkdırub bu bâbda mübalağa olundu. Bunlara bir örnek verip konuyu kapatalım: "Murad IV. gençliğinin ilk yıllarından itibaren hevâ ve heveslerini tahrik eden kötü arkadaşlarının teşvikiyle (Silahdar ve Emir Güne oğlu gibi). Murad'ın sefîh ve içkici olduğuna dair iddialar hakkında ne dersiniz? Yıldırım Bâyezid ile ilgili sorularda uzun uzadıya konuyu incelediğimizden dolayı. Böylesine içki düşmanı olan bir Padişahın. Murad'ın içki içtiğini kesin bir şekilde bilmiyoruz. eğlenceye ve maalesef sefâhete düşkündü" demeleri. Konuyu iki açıdan incelemek yerinde olacaktır: Birincisi. Osmanlı tarihçileri tarafından içki kullandıklarına dair nakiller bulunan iki Padişahtırlar. Ba'dehû ol biçare çıkub halâs buldı". tamamen yanlıştır. bundan pişmanlık duyduğunu anlıyoruz. Sohbetlerinde. ancak bu kısım okunduktan sonra. Bugün ifade ettiği manayla. Bunlardan Kaya Sultân. 15 lerini seyredil!. özellikle gayr-i meşru kadınlarla düşüp kalkmaya ve içkili alemlere katılmaya denir. Bu zikredilen manada IV. ılamrafe IV. Murad. Murad'ın alkolik ve sefih olduğuna dair iddiaları daha yakından inceleyebiliriz. onun içkici birisi olduğu konusundaki izahlar gibidir. gayr-i meşru yollarla bir kadınla beraber olması mümkün değildir. Murad'ın sefâhet içinde olduğunu söylemek tamamen yanlıştır ve hiç bir temel tarih kitabında. böyle bir şey kayd edilmemiştir. IV. küçük yaşta vefat etmişlerdir. IV. vBile' diyoruz: çünkü IV. Murad'ın Ayşe Sultân isimli bir hanımı ve karı-koca hayatı yaşadığı yedi sekiz de cariyesi olduğu nakledilmektedir. içkici ve sarhoş biri olduğunu söylemek çok zordur. M makamım| . Meşru dairede istediği ve başkasıyla evli olmayan her câriye ile beraber olması mümkün olan bir insanın. istirahat «I fazlaca içki içti. Fakat yine de gençliğinde böyle bir günaha girdiğini de ihtimal dahilinde görüyoruz. eğlence ve sefâhet olarak anlatılmıştır ki. "şakaya. Zira teserrî dediğimiz cariyelerle. Bâyezid ve IV. "(Bir seferden) İstanbul'a dâhil olduklarında. selefleri olan Padişahları unuttururdu ve bu zamana kadar onun gibi bir Padişah görülmezdi". rütbesine lâyık olmayan bazı işlere teşebbüs eyledi. Bir kısım yazarların IV. Gizlice ve buhran dönemlerinde içki kullansa bile. Mty giderek. 8u I gönlünü açmak k mak ve arzu'an h orada Fad-şahlara ft şiddetli hastalıktan^ Şimdi İki fazlaca içki I. 11 oğlu ve 4 kızı olduğu nakledilmektedir. şer'an yasak olan şeylere. açıktan içki içtiği ve bir sarhoş olduğu söylenemez. i günden-günefi Değeri! t Onun için akta saptırıldığını d "Ramazan t küne inip (okçuluk» 01 sâhib-kırSngOlj Silahdar Paşa î tertip olundu. nükteye. Bu konuda en doğru ifade Naima'nın şu tesbitleridir: "Çocukluğunda örnek bir hâkân hayatı yaşayan IV. Ancak bunların açıktan içki kullandıklarına dair olan rivayetler de kesin doğru değildir.BİLİNMEYEN OSM/' 109. İkincisi. I fark olsa g 110. Nitekim IV. zevk ve eğlenceye dalma manasına gelmektedir. hep ehl-i kemal bulunsaydı. Osmanlı Padişahlarından I. meşru dairede hayat yaşamaları her zaman mümkündür.

1 Şevvalde bayram tebriklerini kabulden ve Sinan Paşa köşkünde İç ağalarının türlü hünerlerini seyredip. içki meclisleri düzenleyip sefâhet alemlerinde yaşadığını söylemek arasında fark olsa gerektir108. IV. Bu sırada Silahdar Paşa ve bazı özel sohbet arkadaşları. 110. Ol sâhib-kırân gül gibi açılıp handan oldular ve bir mikdar at koşturdular. Murad'ın zamanında üç defa aynı makama getirilen Şeyhülislâm Yahya Efendi'dir. . daha evvel de Şeyhülislâmlık yapan Şeyhülislâm Zekeriya Efendi'nin oğludur. Rüşvet ve suiistimallere karşı dürüst bir ilim erbabı olması hasebiyle bazı müfsidlerin telkini ile iki defa bu görevden alınmış ve dürüstlüğü anlaşılınca yeniden aynı göreve iade olunmuştur. gül renkli kâseye bakmalarını rica ve niyaz ettiler. bütün tedavilere ve kan alınmasına rağmen. Daha sonra At Meydanı'na nazır Silahdar Paşa Sarayına varub meydana ve etrâf-ı âleme nazır Köşk'de oturup hava aldılar. IV. |tt iddiaları ifan yasak i malî katılmaya »tamamen 'sef ve eğ-ppgayr-i îsraber ol-yat yaşananımı ve u ve 4 ı Sultân srçla evli fu yollarla BlhUSUılarına Hım şu |nâve i layık Mit »Hatta BİLİNMEYEN OSMANLI 191 "Murad IV. Bu zat.". Murad devrinde yani 17 sene içerisinde üç önemli ilim adamı Şeyhülislâmlık makamını ihraz etmişlerdir. Şimdi ikisini mukayese edelim ve kendi kendimize soralım: Acaba tövbeyi bozup fazlaca içki içtiğini hangi ifadeden çıkarabilirsiniz? Sefâhet gecesi manasını hangi kelimelerden anlayabilirsiniz? Hele hele Ramazan Bayramında bir Osmanlı Padişahının içki alemi yapıp eğlendiğini. Nefsin kuvvelerini ferahlandırmak ve arzulan harekete getirmek iddiasıyla hafif-meşrep arkadaş sohbetlerine onu teşvik ettiler. Murad devri Şeyhülislâmlarına da dil uzatılmaktadır. tövbeyi bozarak fazlaca içki içti. Onun için aktarma yaptığı yeri. biz de sadeleştirerek nakledeceğiz ve meselenin nasıl saptırıldığını daha rahat anlayacağız: "Ramazan Bayramında erkân ve a'yân el öpüp gittiler. Acaba ileri sürülen iddialar doğru mudur? IV. Ertesi günü durumları değişti ve şiddetli hastalıktan vücutları etkilenip zayıfladı. aynı zamanda büyük bir Divan Edebiyatçısıdır. bu satırlardan sonra nasıl iddia edebilirsiniz? O halde gizliden gizliye içki içtiğini ve ancak bu halinden pişmanlık duyarak tevbeyi arzuladığını ifade etmek ile. günden-güne fenalaştı". Kendileri mu'tâd üzere deryada Sinan Paşa Köşküne inip (okçuluk ve atıcılıkta) hünerli olan şahısların çeşitli (harp) oyunlarını ve eğlencelerini seyrettiler. Değerli tarihçi hocamız Cavit Baysun'un bu bilgileri Naima'dan aktardığı çok açık. biraz at koşturduktan sonra Atmeydanı'nda Silâhtar Mustafa Paşa'ya tahsis edilen saraya giderek.* özellikle <{r«j| virleri neten Üçiıım-îj zatrr N OSMANLI ı ne derı dolayı.Bunlard hülislâmYahyıfe lislâm Zekenyıls-olması i anlaşılınca! hülislâm'a e zamanda Wf İkincisi. şevkini ve neşesini arttırmak ve gönlünü açmak kasdıyla. bu sefahat gecesinin ertesi günü hastalandı. Bunlardan birincisi. istirahat etti ve akşam yemekte yakınlarının (Silâhtar ve Emirgûne-oğlu) teklifi ile. Yahya Efendi. Elimizde Fetâvâsı da bulunan bu Şey-hülislâm'a edepsizlik itham edenlerin tarihten bi haber oldukları ortadadır. O gün orada Padişahlara yakışır şekilde zevk ve sohbet edüp Saray'a geldiler. Büyük ziyafet tertip olundu.

II. c. sh. 691-692. 112. 430. c.. 429-430. I-II. c. 110-114. Öztuna. Maalesef bu ihsanına rağmen "Böyle kimselerin bekası caiz değil" diye Cezâir'e sürgün ettiği ve orada vefat ettiği Evliya Çelebi'nin kayıtları arasındadır. 164 vd. c. bütün gözler Galata Kulesinin tepesine dikilmiş... 297. Hezarfen Ahmed Çelebi Lodos rüzgarının da yardımıyla bir kuş gibi uçup İstanbul Boğazını geçmiş. Herkes hayretteydi. Hadâlk'ul-Hakaık. Üsküdar'daki Doğancılar'a inmişti. Uluçay. IV. 248 vd. Onun bu başarısından hoşlanan Sultân IV. 449. 213. Vücuduna taktığı kanatlarıyla Boğaza doğru süzüldü. sh. BA. Peçevî. Kapukulu Ocakları. c. Fişengi önünde c söyledi" d Bu Hezarfen'ln j diklerine c ne dair izahl dolayı ola iddia ettiği g ve teknolo tarihimize y Netice ( doğru taril Ancak I tâbi'ı Norveçli i kabul e 109 Naima. sh. 914. Vakâyi'ül-Fuzalâ.. "Bismillah" deyip kendini boşluğa bıraktı. planörcülüğün de öncülüğünü yapmış oluyordu. kendi îcadı olan bir fişeğe binerek yardımcılar» l önce hazırlamış c gösteri üzerine I Daha sonra I ölmüştür. Murad'ın kızı Kaya Sultân'ın doğduğu gece yapılan şenlikler sırasında füzeyle uçma hünerini gösterdi. Çünkü. "Murad IV". Hasan Çelebi 50 okkalık barut macunuyla dolu 7 kollu. İstanbul 1986. Murad'ın kendi döneminde uçma denemeleri yapan Hezarfen Ahmed Çelebi'yi idam ettirdiği söylenmektedir. sh. 399 vd. Uzunçarşılı. c. Onun bu başarısını gören halk ona "bin fenli" mânâsında "Hezarfen" lâkabını taktı. ancak sürgün edildiği doğrudur. Padişahların Kadınları Ve Kızları. nr. O gün İstanbul halkı deniz kıyısını doldurmuştu. ona göre uçmasını gerçekleştirmişti. İdam edildiği ve deryaya atıldığı iddiası asla doğru değildir. Nihayet beklenen an geldi. Acaba doğru mudur? İdam iddiası doğru değildir. Seyahatname. 108 Naima. Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesinde anlattığına göre. kendini boşluğa atacak kahramanı bekliyorlardı. 346-350. I. İA. IV. İbnül-EminSaray. sadrazam ve vezirleriyle birlikte Sarayburnu'ndaki Sinan Paşa Köşkünden olup bitenleri seyrediyordu. 111. c. Osmanlı Devleti Tarihi. Füzenin kâşifi kabul edilen Lagarı veya Lagrî Hasan Çelebi'nin de i-dam edildiği veya Şeyhülislâm Yahya Efendi tarafından engellendiği söylenmektedir. I. III. Murad. füzeciliğin atası sayılmaktadır. sh. 939. Çağatay. Şöyle ki.İkincisi. Füze ile uçan ilk Türk'tür. 54-56. Nev'î-zâde Atâî. I. 755-757. Bu da doğru mudur? Lagari Hasan Çelebi. 1633 yılında IV. Ahi-zâde Hüseyin Efendi'dir. Kantemir. sh. Yılmaz. Şair ve edib bir zattır. Hezarfen Ahmed Çelebi. Galata Kulesi'nin üstüne çıktı. M. IV. Aksun. Kendini rüzgara bırakıp Üsküdar'a uçacaktı. Kısa bir zamanda mahşerî bir kalabalık toplandı. 159162. II. Evliya ( "Murad i elli okka baruU ve şâklrtlerlf mağa. Cavid. . Şeyhî Mehmed Efendi. III. c. 420-421. Baysun. sh. c. Üçüncüsü de Es'ad Efendi'dir. kendisine bir kese altın verdi. 338. Herkesi alabildiğine bir heyecan kaplamış. Milâdî takvim 1636 yılını gösteriyordu. ¦ 192 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMAİJj hayali olarak bunlara hilâf-ı hakikat şeyler isnâd etmek. 642 vd. tarihi tahrif olur109. Kadı ve müftülerin idamına karşı çıktığı ve özellikle kardeş katli meselesinde asla fetvaya yaklaşmadığı için bazı müfsidlerin tezvirleri neticesinde idam edilmiştir. Hezarfen Ahmed Çelebi büyük uçuşunu yapmaya hazırlanmaya başladı. Bütün bu şeyhülislâm olan şahsiyetlerin eserleri ve ne yaptıkları ortada iken. o uçuşunda bir planörcü gibi rüzgarın esişini dikkate almış. Murad. c. Hepsinde de başarılı oldu. sh. Hezarfen Ahmed Çelebi uçma tasarısını ilk gerçekleştiren bir bilgin olarak havacılık tarihinde yerini alırken. Murad'ın hükümdarlık yaptığı yıllarda Hezarfen Ahmed Çelebi adında bir Türk bilgini uçma teşebbüslerine girişti. sh. Evliya Çelebi. Hezarfen Ahmed Çelebi bu uçma denemelerinde Türkistan'ın Fârâb şehrinde olan İsmail Cevheri'yi örnek almıştı110. VIII. İlk önce Ok Meydanından kısa mesafeli dokuz deneme yaptı. sh. I. Hoca Sa'deddin Efendi'nin oğludur.

Bu konudaki en önemli kaynağımız olan Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesinde ne Hezarfen'in ve ne de Lagarî Hasan Çelebi'nin. Seyahatname. Ersoylu. 14 Aralık 1998 tarihli Hürriyet Gazetesi. . Bir kese akçe İhsan olunup 70 akçe ile sipahi yazıldı. Maalesef. Lagarî. misi Sulta::» cuğu ( tek Osmaıojıg Maalesef t ms rr b: gc 338. sipahi sınıfına yazdırılmıştır. c. Müslüman İlim Öncüleri Ansiklopedisi.-:¦¦. Füzenin barutu bitince de daha önce hazırlamış olduğu kanatları açmış. 337-338. doğru tarihimizi bilmeyenler. ecdada ve tarihimize yapılan iftiralardan ibarettir. O halde. Ancak Bediüzzaman'ın yerinde tesbiti ile "herkes kendi âyinesinin müşâhedâtına tâbi'dir". Kendisinden başka Osmanoğlu mevcud değil idi. Zemini bûs ederek. ilk uzay roketinin Türkler tarafından icad olunduğunu batıya kabul ettiren bir araştırma yapmıştır111. . Ayrıca bir takım müfterilerin iddia ettiği gibi. Sinan Paşa Sarayı önünde denize inmiştir. orada Selâmet Giray Hanın yanında ölmüştür.110 Evliya Çelebi. devlet ricali ve Valide Sultân'a mütereddit bir sima ile bakan ve saltanatta asla niyeti olmadığını ifade 111 Evliya Çelebi.. 44-46..: . bunların taltif edildiklerine dair izahlar vardır. 548-549.¦-¦ . Seyahatname. "Padişahım seni Huda'ya ısmarladım. Hatta tam tersine.¦¦. Fişengi kebirinin barutu kalmayınca zemine doğru inerken kartal kanatlarını açarak Sinan Paşa Köşkü önünde deryaya indi ve padişahın huzuruna geldi. sh. "Türklerin İlk Uçan Adamları". sh. tarihimize ve medeniyetimize düşman kesilmektedirler. sh. ilim âşıkı Şeyhülislâm Yahya Efendi'nin böyle bir hadise ile alakalı ilmin ve teknolojinin aleyhinde bir fetvası da mevcut değildir. Zira hayatını zindan gibi olan kendi dairesinde geçirmiş. vücudunda bazı arızalara ve hatta tarihçilerin nakline göre şiddetli bir migrene yol açmıştı. Sarayburnu'nda Hünkâr huzurunda fişenge bindi ve şakirtleri (yardımcıları) fitili ateşlediler. 194 .":-. İbrahim. Ancak o sebebi de kesin belirlemek zordur. şahsiyeti ve zamanındaki önemli olayları özetler misiniz? Sultân I. Sultân I. I. Tarih ve Edebiyat Mecmuası.SULTAN I. İbrahim. Bu Lagarî Hasan elli okka barut macunundan yedi kollu bir fişek îcad eyledi. I. sh. "Padişahım. Halil. Netice olarak şunu ifade edelim ki. Bu tür iddialar.-. Daha sonra Lagarî Hasan Çelebi Kırım'a gitmiş. Yanında olan diğer fişekleri ateşleyip rûy-u deryayı çırağan eyledi. Sultiıl. 24 yaşında 1640 yılında ağabeyi IV. İsa Nebi ile konuşmağa gidiyorum" diyerek semaya fırladı. bu ilmî buluşlarından dolayı idam edildiklerine dair bir kayda rastlanmamaktadır. 670-671. 670. başka bir sebepten dolayı olabilir. II. Nisan 1981.. . sh. sh. c. XVIII. c. Bkz. I. c.". I. Müslüman İlim Öncüleri Ansiklopedisi. sh. Döğen. Norveçli âlim Roffavik. Bu gösteri üzerine IV. VVeekly Word News Dergisinin neşrettiğine göre. "Türklerin İlk Uçan Adamları". Murad zamanlarında olan acı olayları da bizzat yaşamıştı. 548-549. Kendisini tahta davet eden ulemâ. Ahmed'in Mahpeyker Kösem Sultân'dan 1615 yılında dünyaya gelen çocuğu olan I. Önemle ifade edelim ki. Halil. c. Evliya Çelebi.: •• ¦-'¦¦> '. Osman ve IV.. Gazev BİLİNMEYEN OSMANLI 193 rek yardımcılarının ateşlemesiyle uçmayı başarmıştır. şayet bunlardan biri idam edilmişse. ¦ . ¦•¦. Ersoylu. Seyahatnamesinde Roketle uçma olayını şu şekilde anlatmaktadır: "Murad Hân'ın Kaya Sultân isimli kızı dünyaya geldiği gece akika kurbanı şenliği oldu. Murad'ın vefatından sonra tek Osmanoğlu olarak tahta oturdu. 44-46. dört ağabeyinin idamını bizzat yaşadığı gibi. "Kişi bilmediğinin düşmanıdır" kaidesince. Döğen. II. Bütün bunlar.-¦•.. c. . kendisi diğer Osmanlı Padişahları derecesinde tahsil ve terbiyesini tamamlamamıştı.y 113.. 337-338. İsâ Nebî sana selam söyledi" diyerek şakaya başladı. II. Murad tarafından mükâfatlandırılmış. ¦ . İBRAHİM DEVRİ 113.

3-ŞehzâdeJ. Maalesef. Biraz önce saydığımız olumsuzlukların başında da. İhtilâlin ı hülislâm Abdurı tarihinde hal' e Mehmed'e. Ey Rabbım! Benim gibi zayıf bir kulunu bu makama layık gördün. onu kadınların avucuna ister istemez itmiştir. Bunların tahriki ile Sultân İbrahim'de başlayan lüzumsuz samur merakı. sikke yani paranın değer ayarlamasını düzene sokmuş ve devlete ciddiyet getirmeye çalışmıştır. aleyhle-rindeki bütün tahriklere rağmen. Mustafa gibi biçare ve III. I. 1645 Ağustosunda 45 gün süren Hanya muhasarası zaferle sonuçlandı. bütün bu anlatılanlardan Sultân İbrahim'in gayr-i meşru bir hayat yaşi tamamen farklı j Bütün bu olayl da gelirlerin az< Paşa'nın isyanıdır! Padişah bunların I Ağustosunda asilerini sonra asilerce i getirildi. Sefer yapıldı. Serdârlık Kaptan-ı Derya Yusuf Paşa'ya verildi. Valide Sultân kısmen devre dışı bırakılmış ise de. Aleyhinde olan durum. annesi ve Valide Sultân olan Kösem Sultân'ın varlığıdır. 5Ayfe 1 Sultân. Katoliklerin zulmünden bıkan yerli Ortodoks Rumların Venediklilerden rahatsızlığından da istifade edilerek. Murad gibi otoriter. Cinci Hoca da denmektedir.e -IV. bir kısım ehliyetsiz devlet adamlarının tahriklerine kapılan Sultân.| II. Önemle ifade edelim ki. lislâmın. zaten yetişmemiş olan Padişah'a kanunları çiğneyerek bedava makamlar elde eden Safranbolu'lu Hüseyin Efendi'nin Hace-i Sultanî olarak tayin edilmesidir. Ibralftı*" gururdan uzak. annesinin ihtirasını bildiği için. İbrahim'in cidden eksik olan yönleridir.1. 6. Sultân İbrahim zamanında.BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMA'. fendi ve Abam Hüseyin Paşa. Kara Mustafa Paşa'dan sonra vezir-i azam olan Semin Mehmed Paşa da.Ayşe! Atîka Sultân18!" 114. kendi hanımlarına aile fertlerinden daha fazla önem verir hale gelmesi. s' <** Sarayı Ml:o( Devletler . Bir ay sonra Şeyhülislâm Yahya Efendi'nin de ölümü. ZEVCELi ve uzun yıllar1^ Valide Sulta ce Muazzez Sui Sultân (Telli \ alındı. lehinde ve aleyhinde olmak üzere iki durumla karşı karşıyaydı. 1644 yılında Anadolu Kazaskerliğine kadar yükselmiştir. fe"j müttefiktirtolM kullanıldı ki Hasekisi j Kısım I. sh. Saltanat günlerimde milletimi hoş hal eyle ve birbirimizden hoşnûd eyle" diye dua etmiştir. Bütün bunlara rağmen. Ada ikiye bölünmüştü (1648). veya 7. 1645'de Malta üzerine sefere karar verildi. tahta oturduktan sonra da. Vezirliğe yükselen Yusuf Ağa ve sonradan Paşa'yı da ekleyebilirsiniz. İbra? I. Bunun en acı misâllerinden birisi. Kemankeş Kara Mustafa Paşa'yı 1644 yılında idam ettirmiştir. W. işi çığırından çıkarmıştır. I. Lehinde olan durum. maalesef bu kadın bulunmaktadır. Ancak muvaffak olduğunu söylemek mümkün değildir. 1646 yılında Deli Hüseyin Paşa serdârlığında 2. Hele Telli Haseki başta olmak üzere. BİLİNMEYEN OSMANLI . Maalesef. dürüst ve ciddi bir devlet adamı olan Kemankeş Kara Mustafa Paşa'nın veziriazam olmasıydı. Osmanlı neslinin devamı için devamlı kadınlar tarafından özel hayata teşvik edilmesi. ancak Kandiye fethedilemedi. ' eden Sultân İbrahim. Hazinenin gelir-gider muvâzenesini muhafazaya çalışmış.| riz. Gençliğinde buhranlı bir hayat yaşaması. Hakkındaki sefihlik iddiaları doğru değildir. "Elhamdülillah. kadınların bu yakınlıklarını devletin imkânlarını çarçur etmekte kullanmaları. bu aleyhteki durumu daha da kötüleştiriyordu. hem. başta Valide Sultân olmak üzere. Zira IV. Buna rikâbdarlıktan II. devletin kadınların. bu olumsuzluklardan sadece biridir. Şeker-pare denilen musâhibeler gibi onu eğlenceye teşvik eden cariyelerinin fazla oluşu. Ancak acele davranıldı ve Osmanlı ordusu Girit'ten çekildi. Padişahın aile hayatına düşkünlüğü. Zamanın Paşa ve He. 7-Şehzâdej 11. İbrahim'in ilk yıllarında devlet idaresini epeyce rayına koymuştur. I. Yusuf Paşa'nın rüşvet ve hediye düşkünü bir devlet adamı olduğu yönünde ithamlar vardır. devlet işlerine kadınların müdahalesi önlenememiştir. diğer sultânlar gibi kendini fazla yetiştirememesi. Şeyhülislâm Yahya Efendi'nin de yardımlarıyla. Topkapı'dan Eski Saray'a göndererek bu dertten kurtulmak istemiştir. Sultân İbrahim. ağaların ve ehliyetsiz kişilerin eline geçmesine sebep olmuştur. Murad gibi fazla kadına düşkün değildir. Önceleri. "İki haille j şeklindeki edildi.

Penzer. onda samur merakının aşırılığı ve bu yüzden samur vergisini koyması. Padişah bunların haklarından gelmek istedi ise de. 189. sh. onun bu 112 Nalmâ. 7 Ağustos 1648'de henüz 7 yaşındaki IV. atın ve I. III.Gevher Hân Sultân. Şeyhülislâm Abdurrahim Efendi'yi de yanına alan sadrazam tarafından. Sivas Valisi Varvar Paşa'nın isyanıdır (1647). Mehmed'e. 1648 Ağustosunda asilerin isteği üzerine Sadrazam Hezar-pâre Ahmed Paşa azl edildi ve sonra asilerce öldürüldü. 6. bu sultân için kullanılmamıştır. sh. çevresindeki bazı insanlar. 192-197. I.Sâliha Dilaşûb Valide Sultân. Ancak başta Telli Haseki Hasekisi ve bazı musâhibeleri olmak üzere. fitneyi önlemek için birini katlediniz" şeklindeki fetvasına dayanılarak I. Süleyman'ın annesi ve câriye. n fahiştir. sh. Ahmed'in annesidir. I. 7-Şivekâr Sultân. sade-dil. Sultân İbrahim'in en çok sevdiği Haseki'si. sh. sh. 5. gayr-i meşru hayat tamamen farklı şeylerdir. Yılmaz. c. Nikâh ile kadınlığa alındı. Haseki'dir ve II. 257-258. I. 15-Atîka Sultân112.Mâh-i Enver Sultân. Rus asıllı bir câriyedir ve uzun yıllar nâibe-i saltanatlık yapmıştır. Osmanlı Tarihi. Kaptan-ı Derya Damad Fâzıl Paşa ve Nişancı Ahmed Paşa'yı zikr edebiliriz. c. c. İbrahim'e Deli İbrahim denmektedir. Kadınlar Saltanatı. 7001-7002. 11. 235-245.Ayşe Sultân. Ahmed Refik..Hatice Muazzez Sultân. IV. 56-65. Semin Mehmed Paşa ve Hezâr-pâre Ahmed Paşa'yı. E. III. 2457. IV. Bütün bu olaylar. 3-Şehzâde Murad. sadrazamlığa getirildi. veya 7. mal düşkünü ve kıskanç olduğunu kabul etmektedirler. Padişahların Kadınları ve Kızları. 7-Şehzâde Süleyman. Uzunçarşılı. II. Haseki. III. gururdan uzak. Her zaman hatalarını kabul eden bir şahıstır. İhtilâlin arkasında nâibe-i saltanat olmak isteyen Kösem Sultân vardır. devlet idaresinde sıkıntılara yol açmış. 206-239. c. Kısım I. II. 5948. c. ÇOCUKLARI: 1-Şehzâde Mehmed IV. hırs. Uluçay. Ağaların adamı olan Sofu Koca Mehmed Paşa. 452-460. 5Şehzâde Osman. 13-18. Devletler ve Hanedanlar. 131-140. 12. nr. Padişah olmadan evvelki stresli hayatın da tesiriyle. Solak-zâde. 6-Şehzâde Ahmed II. sh. IV. elmas gibi yüreği olan ve hassas yapıda bir insan olduğunda tarihçiler müttefiktirler. 766-773. 13. Kantemir. Haseki. 3-333. 196 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMAN. kendisinin mütevazı. 8-Şehzâde Bâyezid. 4. sh. Haseki olduğu sanılıyor. Bunlardan biri de. sh. III. c.Hüma Şah Haseki Sultân (Telli Haseki). İbrahim'in buhranlı bir hayatı bulunduğu. olay duyuldu ve ihtilal çıktı. 4-Şehzâde Selim Hân. Burada iki durumu vuzuha kavuşturmak gerekmektedir: . 5. Haseki. 4. 301-303. israf ve bunun karşılığında gelirlerin azalması devleti sarsmaya başladı. 114. Mustafa ile ilgili söylenen hafif akıllılık gibi tabirler dahi. 35-37. sh. II. E.195 Mm gibi irtbirbirij yanı niştir. zayıf şahsiyetinden istifade etmişler ve tabir yerindeyse kanına girmişlerdir.Ayşe Sultân.Kaya Sultân. c. Sonra Şeyhülislâmın. 6. Öztuna. Kaynaklar onun kindar. 10. hem şer'-i şerife ve hem de kanuna aykırı olarak bî'at edildi. sh. The Harem. sh. Zamanındaki sadrazamlar arasında Kemankeş Kara Mustafa Paşa. 9Fatma Sultân. II. İbrahim hal'inden 11 gün sonra boğularak şehid edildi. Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi.Hatice Turhan (Tarhân) Valide Sultân. Ağustos 1648 tarihinde hal' edildi ve bir odaya haps olundu. Şeyhülislâmlar arasında Zekeriya-zâde Yahya E-fendi ve Abdurrahim Efendi'yi ve diğer devlet adamları arasında Kaptan-ı Derya Deli Hüseyin Paşa. 2. c.Beyhan Sultân. 327-344. "İki halife bulunduğu zaman.Ümmü Gülsüm Sultân. Zira özel hayata düşkünlük ile. 14. 3. 124. mücevherli kayıklar yaptırması ve doğruluğu şüpheli olmakla birlikte sakalının tellerine inciler dizdirmesi gibi garip davranışları bulunduğu söylenmektedir. ZEVCELERİ: 1. Belgelerle Osmanlı Tarihi. Gerçekten deli midir? I. Mehmed'in annesi. Ocak ağaları yeniden cuntalaşıp devleti soymaya başlayınca. (seden bici ıhta bir hayat yaşadığı anlaşılmamalıdır. 2-Şehzâde Süleyman II.

I. Bu zevk ü salayı. Hasekileri ve Saray'daki musâhibeleri. Bilindiği gibi. i 7 yaşına basmadan^ devlet işlerinden it yaşındaki ta Gâzî ve Kanuni'*" 3 tahtta kalmıştır. isnad edilen bu sıfatın doğru olmadığına yeterli bir delildir. IV. uzmanlar belirtmektedirler. aklı bozan cinnet türünde bir hastalık sayılmamaktadır. "Sultân İbrahim Deli miydi?". meşru dairede de olsa. 1 Şubat ve 15 Nisan 1951 tarihli sayıları. Çağatay. Şubat 1999. devlet de sallar Buna acı bir mislin! rak Mısır Hazinesi \ şenmesini zikredebilip» hem de kendisinin 0* mak için şarttır.%ı| batılı yazarların fırsat:» değildir114. M. Mehı kında bilgi» Osmanlı tali» i IV. sh. I. bazan da zulme serEyâletler ve sana yediye varan Hasekllf bilen hâinler de i: hale gelmiş. Tarih Dünyası. c. İbrahim'in tahta çıktığı zaman hasta olduğu kesindir. lüksler o sini batırma noktasına} da vatandaşı bezdirmişti alınca. . Başta Telli Haseki olmak üzere. 298-334. sh. Bu hastalık. Halbuki onun devletin asker?./ yıllarını dört saüujiiif Birinci safln| i saltanat yani İti Ahmed Refs Kısım I.. böyle bir hayatın neticesi olarak. anksite bozukluğu denilen nevroz türünde bir hastalıktır. Hasta mıydı?". Eğitim-Bilim Dergisi. «s1 lamak doğru değildir. ısrarla bu lakabını ön plana çıkarmaktadırlar. Sadrazama yazdığı hatt-ı hümâyûnları da bunu göstermektedir. Uluçay. çok sayıda câriye ile beraber olmasını teşvik etmişlerdir. çevresi. devlet gor iltiması ortaya çıkmış. Zira kendisinden başka Osmanlı Hanedanına mensup erkek çocuk mevcut değildir. kadınların dümen suyuna ister istemez girmiştir. Bu lakabı ilk kullanan ve çevreye yayan katlini arzuladığı Kara Çele-bi-zâde Abdülaziz Efendi ile Anadolu'nun huzuru için idam ettirdiği Şi'î isyancılardan Kesikbaş Emirgûneoğlu'dur. zaten hayatı sıkıntılı olan Sultân İbrahim'in.:ne!ı : . Kaynaklar. Sultân İbrahim'in muhakemesinde ve idrâk melekelerinde bir bozukluk olmadığını. bu da yaygın anksieteden başkası değildir. ona istediklerini yaptırır hale gelmişler ve bu da devlet içinde karmaşaya. mu'teber Osmanlı kaynaklarında onun için Deli lakabı kullanılmamaktadır. İbrahim'e kalmıştır. Sefa. O zaman Deli İbrahim isnadı yanlıştır113. g den alınan bazan görevy Buna I.-duğu |. "Sultân İbrahim Deli. Bunlar doğru mudur? Maalesef kısmen de olsa doğrudur. iyi bir eğitim görmemiş olması.i etI» plana bÇele-h-dan batı Una pjğu r. Murad zamanında şehzadeler idam olunmuş ve Osmanlı tahtı. Zaten hekimler de elem-i asabî teşhisini koymuşlardır ki. III. IV.Birincisi. Saygılı. onu bu hale sokan sebeplerdir. Uzmanların tesbitine göre. Acılı geçmişi. 243-244.\ ::iışah tayüz-l:. 115. onun rahatsızlığı. 15 Ağustos-1 Eylül 1950. onun zaman zaman hafakanlar içinde kaldığını ve yüreğinin sıkıldığını ifade etmektedirler. mecburen gerçekten sıkıntılı bir hayatı bulunan I. İbrahim'in erkek çocuğu olmasını şiddetle arzu etmektedirler. adi? ve idarî ıslahatı için yaptıkları ve yapılanlara olan teşvikleri. Halk. XIX.OSMANÎİJ3 116. malî. Bütün bunlara rağmen. ( tılmasına kadar varmış.iıldl|-Kte-l'«at¦p BİLİNMEYEN OSMANLI . 15 Temmuz-1 Ağustos. sh. Sadece son zamanlarda kaleme alınan bazı kaynaklar. şahsiyetinin oturmayışı ve bunlarla birlikte sorumluluk duygusunun fazlalığı. suiistimale. Bu sebeple. İbrahim'in sanıtff Bütün bu israflar. İkincisi. rüşvet alıp vermeye ve hatta 113 Naimâ. Sultân İbrahim devrinin tam zevk ü safa devri olduğu ve bunda da Telli Haseki başta olmak üzere Saray Kadınlarının rolü olduğu söylenmektedir. Psikotik ve deli değildir. Valide Sultân başta olmak üzere. Şahsiyeti tam teşekkül etmeyen ve diğer Osmanlı Padişahları gibi eğitimi de mükemmel olmayan Sultân İbrahim. asker ve özellikle de saray. Mehmed. 26-27. Devrinin şartları göz önüne alındığında.:. I.

MEHMED DEVRİ 116. Ava merakı sebebiyle Avcı Mehmed de denen IV. Atabekler ve Veliahdler gibi devleti idare etmek istedi ise de bu saltanatı. tamamen usullere aykırı olarak Yeniçeri Ağası Kara Murad Paşa sadrazamlığa getirildi. Kantemir. servetlerini arttırmak ve maalesef sefih sayılabilecek derecede hayatlarını yaşamaktı. Osmanlı Devle114 Na'imâ. İstanbul 1927.OSMANLI DEVLETİ'NİN DURAKLAMAYA BAŞLAMASI VE SULTÂN IV. lüksler ve bunu takip eden haksızlık ve suiistimaller. Meşru dairedeki keyfin suiistimali söz konusudur. Osmanlı Tarihi. Ağustos 1648-Eylül 1651 yılları arasında. görevliler sık sık değiştirildiğinden dolayı tayin edilen ile görevden alınan bazan görev yerlerine ulaşmadan bir başka durumla karşılaşır olmuşlardır. c. c. Bunları bilmek. Padişahların Kadınları ve Kızları. onun isteği üzerine dairesinin kürkler ve samurlarla döşenmesini zikr edebiliriz. Buna acı bir misâl olmak üzere. İbrahim'in samur aşkı da katılınca. hem ulemanın ve ocak ağalarının isyanına ve hem de kendisinin şehid edilmesine sebep olmuştur. Kendisini devlet işlerinden uzaklaştırdığı için oğlunun idamına dahi göz yuman Kösem Sultân. Kadınlar Saltanatı. Başlarını Kara Murad A-ğa'nın çektiği ağaların hedefi. Hasekilere paşmaklık olarak verilmeye başlanınca. asker ve vatandaş üçlüsü yara alınca. 56-62. Ertuğrul Gâzî. İbrahim'in mehir olarak Mısır Hazinesi vermesini. Zira bu döneme Ağalar Saltanatı da denmiştir. devlet görevlerine gelmenin yolu olarak ehliyet yerine harem kadınlarının iltiması ortaya çıkmış. sh. Bunun üzerine. Telli Haseki'yi nikahlayan I. c. Bütün bu israflar. ehliyetsizlerin iş başına gelmesi vazifelerin açık arttırmayla satılmasına kadar varmış. Eyâletler ve sancaklar. Osman Gâzî ve Kanuni'den sonra en uzun süre tahtta kalan Osmanlı Padişahıdır ve 39 yıl tahtta kalmıştır. devlet de sallanmaya ve cephelerde mağlubiyete alışmaya mecbur kalmıştır. Bu da vatandaşı bezdirmiştir. III. sh. tarihten ibret almak için şarttır. 231-234. 7 yaşındaki torununu tahta geçirmekle. ailesi ve dönemindeki mühim olaylar hakkında bilgi verir misiniz? Osmanlı tahtına. devleti tek başına idare etme emeline ulaşmış görünüyordu. Mehmed. şahsiyeti. Samur Devri. Çünkü Nâibe-i Saltanat olan Kösem Sultân.000 kuruşu aşmış ve bunu fırsat bilen hâinler de devletin hazinesini alt üst etmişlerdir. Uzunçarşılı. İslâm hukukunun aradığı şartların çoğunluğu bulunmadan gelen IV. 227-228. Devleti ayakta tutan hazine. Sofu Mehmed Paşa ise. Ahmed Refik. XIX. Bu zevk ü safayı. Artık askerin maaşı verilemez hale gelmiş. altı yediye varan Hasekilerinin mal varlıkları senelik 100. Bunları kullanan Kösem Sultân ise. 16 vd. III. I. Nitekim bu hal.197 bazan da zulme sebep olmuştur. Buna I. 243-244. Bu sebeple bazı batılı yazarların fırsatı ganimet bilerek anlattıkları gayr-i meşru eğlence tarzları doğru değildir114. artık bu devre Samur Devri bile denmiştir. Daha sonra.. Kösem Sultân'ın nâibe-i saltanat yani bir nevi padişah yerine padişahlık yaptığı dönemdir ki. kesinlikle bugünkü anlamda gayr-i meşru eğlenceler olarak anlamak doğru değildir. Kısım I. IV. Osmanlı Hazinesini batırma noktasına getirince. Mehmed. sh. Ancak arkasında asıl Valide Sultân Turhan Sultan'ın bulunduğu ve bir nevi halk isyanına dönüşen kargaşa bastı-rılamıyor ve Osmanlı Devleti kan kaybediyordu. İbrahim'i tasfiye etmekle. kukla bir sadrazam durumundadır. Sipahiler ile Yeniçerilerin Sultânahmed Meydanında karşı karşıya gelecek kadar isyan etmeleri ile sarsıldı ve 1649 yılında azledilerek kati olundu. sh. Sofu Mehmed Paşa da. sırasıyla Melek Ahmed Paşa ve Abaza Siyavuş Paşa'nın sadrazam olması da işi . sh. I. IV.303-304. 198 BİLİNMEYEN OSMANLI BtLİNMEYFNi» ti'nin en acı günlerinden bir parçadır denilebilir. İbrahim'in Turhan Hatice Sultân'dan 1642 yılında dünyaya gelmiş ve 7 yaşına basmadan Ağustos 1648'de Padişah olmuş müstesna bir şahsiyettir. istediğine kavuşmuştur. vatandaşa yeni yeni vergiler konmaya başlanmıştır. c. kendisini Eski Saray'a süren ve hatta idamla tehdit eden I. Mehmed'in saltanat yıllarını dört safhaya ayırmak icab etmektedir: Birinci safha. Uluçay. işlerini ağalar eliyle yürütmüştür.

(1658). Osmanlı Devleti'ne rahat bir nefes aldırtan Köprülü'ler devridir (Eylül 1656-Ekim 1676). Murad'ı kendine model alan Köprülü Mehmed Paşa. 31 paşanın idamıyla sonuçlanan bu isyanı bastırdı ve Anadolu'da Celâli isyanlarının sonunu getirdi. Tamamen iflas noktasına gelen devlet hazinesine bir ayar verilmek üzere. Koçi Bey. İçeride bu ihtilâllerin yaşanması. Eylül 1656'da sadrazamlık makamına getirildi. IV. Bu dönemde aynı aileden iki sadrazam iktidara gelmiştir. devleti tek başına idare etmek ve Valide Sultân işe karışmamak şartıyla. Mehmed'i öldürüp yerine Şehzade Süleyman'ı getirmek istemesi. Devleti. '¦ eriyor. Solak-zâde. Girit'te devam eden savaşa yardımı da engelliyordu. 1652 yılının Haziran ayında Tarhuncu Ahmed Paşa sadarete getirildi. Yani bir nevi Osmanlı Padişahlığı makamında Padişah'ın annesi oturmaktadır. kendisiyle birlikte Osmanlı tarihindeki kadınlar saltanatına son vermiştir. Şâmî-zâde Mehmed Efendi ve lalası İbrahim Ağa müşavirliğinde Turhan Sultân idare ediyordu. birlikte Rus ordusunu dağıttı. Kösem Sultan'ın IV.. Vec idare:"? :îıanlı BİLİNMEYEN OSMANLI 199 ¦ ve ilerin ı ve (•olarak kilde h isyan ı falliI 15 olan »ayan I*-Isak . Uyvar fethedildi ve Erdel Osmanlı Devleti'ne bağlandı. Kanuni devrini yeniden yaşatmıştır denilebilir.değiştiremedi. Tarhuncu Lâyihası diye meşhur olan bütçesini hazırladı. IV. Böylece birinci dönem atlatıldı. 1656 yılına kadar 10'a yakın sadrazam değiştirildi. Üçüncü safha.-. Ağalar isyanı devam ediyordu. Mehmed'in annesi olan Turhan Hatice Sultan'ın Nâibe-i Saltanat olduğu dönemdir. Onun döneminde 1661 Temmuz'unda İstanbul'un üçte birini yakan büyük yangın yaşandı ve beş yıllık sadaretten sonra Ekim 1661'de Edirne'de vefat etti. Makam korkusuyla Girit Serdârı Gâzî Hüseyin Paşa'yı idam ettirmesi hatalı bir hareket olarak kabul edilmektedir. Mehmed sadece olan bitenleri seyrediyordu.•alLir fer. sonunu getirdi ve 1651 yılının bir Eylül gecesi Kösem Sultân öldürüldü. Eylül 1651-Eylül 1656 tarihleri arasındaki IV. İkinci safha. Devletin hazinesini soyan ağalar saltanatına son verildi ve 39 ağa yakalanarak idam edildi. Köprülü Mehmed Paşa. Artık Köprülü'ler devri başlıyordu. Ancak Turhan Sultân. malî konularda tam yetkili olmak şartıyla. 1659'da Kırım Tatarları ile mi olmayışrafc mış old-. Arkasından Anadolu'da Beylerbeyilerin de desteklediği ve tamamen sadrazamı hedef alan yeni bir Celâlî İsyanı başlamıştı. devleti Köprülü ailesi gibi asil bir aileye teslim etmekle. evvela isyan eden Erdel Prensinin üzerine yürüdü ve Balkanlarda önemli başarılara imza attı. p. Baş Mimar Kasım Ağa. Ancak sonradan yaptıkları bunu telafi etmiştir. Tecrübeli müşavirlerinin şiddetli tavsiyeleri ile. tecrübeli ve yaşlı vezir Köprülü Mehmed Paşa. Köprülü Mehmed Paşa (1656-1661) ve oğlu Fâzıl Ahmed Paşa (1661-1676). Dertlere çare olamayınca. . L Alı ». Bu ikinci safhada tek müessir olan Valide Sultân'dır. şirazeden çıkmıştı ve dış baskılar da artıyordu. Ancak devlet.

Mehmed'i hasta etmişti. Köprülü ailesini iktidardan düşürdüğü için Padişah'dan rahatsız olan Köprülü-zâde Fâzıl Mustafa Paşa ve benzeri devlet adamlarının gayretleriyle Kasım 1687 yılında hal' edildi ve ancak idam olunmadı. Bu arada devletin rükn-i azamı denilen Turhan Sultân Temmuz 1683'de vefat etmişti. 160 yıl önce perişan oldukları Mohaç Meydanında Osmanlı ordusunu geriye çekilmeye mecbur ediyorlardı. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa. Osmanlı kuvvetleri Budin'i çok iyi müdafaa ediyordu. IV. zafere koşamıyor ve maalesef Eylül 1686'da Budin düşü200 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİN1' yordu. başını Kırım Hanı Murad Giray'ın çektiği diğer devlet ricali. Rusya seferi için 1678 yılında yola çıktılar. Aynı yıl Fâzıl Ahmed Paşa vefat etti. Artık 1071'den beri devam eden Müslüman Türk Milletinin cihad zaferleri sona eriyor ve Avrupa galebe çalmaya başlıyordu. Bu gelişmeler. Ukrayna meselesi yüzünden çıkan Polonya Harbi takip etti (1670). hiç bir kötü alışkanlığı yoktu. Bundan rahatsız olan ve tecavüzlere başlayan Almanlara da 1683 yılında harp ilan edildi ve IV. askerin sefih hayatının ve eski Osmanlı ordusunun olmayışının da büyük etkisi vardı. şahsî sebeplerle ve neticeyi düşünmeyerek ihanet etti ve Türklerin elindeki Tuna Köprüsünden düşman askerlerinin geçişini uzaktan seyretti. Bu. Osmanlı Devleti için büyük bir itibar kazanılmasına vesile oldu. Zitvatorok Andlaşmasının tekrarı mahiyetindeydi. Osmanlı Devlet ricalinin ikiye ayrılmasıyla sonuçlandı. Kendisine Avcı Mehmed lakabını verdirten av ibtilâsı dışında. ilk problem olarak Ukrayna yüzünden patlak veren Rusya Savaşı ile meşgul oldu. Kara Mustafa Paşa'nın fikri ağır bastı ve onun serdârlığındaki Osmanlı ordusu 12 Eylül 1683 tarihinde Viyana önlerinde müttefik haçlı seferleriyle karşı karşıya geldiler. Süleyman tahta geçirildi. Mehmed aleyhteki tahriklere dayanamayarak istika-metli sadrazamı azletti ve 50 yaşını doldurmadan idam sehpasına yollandı. Mehmed'in de katıldığı bu Lehistan seferinde. Bu mağlubiyette. Bu barış tekrar bozuldu ve 16767 yılında imzalanan nihâî andlaşma ile sulh uzun yıllar devam etti. Hal'inden 5 yıl sonra Edirne Sarayı'nda Ocak 1693 tarihinde vefat etti. Köprülülerden sonra sadrazamlığa getirilen bu büyük devlet adamı.Yerine geçerek 26 yaşında sadrazam olan oğlu Fâzıl Ahmed Paşa da. Mehmed ve sadrazamı 1. IV. Artık Osmanlı tarihinde kaht-ı rical devri başlıyordu. Yerine II. Mehmed'in de katıldığı bu sefer. 1684 yılında Osmanlı Devleti'ne harp ilan ettiler. Liyakatsiz devlet adamlarının elinde perişan olan devletin hali IV. 1676-1683 yılları arasında devam eden Merzifonlu Kara Mustafa Paşa devridir. Sadrazam Kara İbrahim Paşa'nın beceriksiz idaresjndeki Osmanlı orduları. 1677 yılında Çehrin'deki zor kuşatmada netice elde edilemeyince. Neticede 11 Eylül 1683 tarihinde beklenen hezimet geldi ve Osmanlı ordusu binlerce şehid vererek ve çok kıymetli hazinelerini kaybederek geri çekilmeye mecbur oldu. 1672 yılında Kamaniçe Kalesi feth edilince. Kırım Hanı Murad Giray. Varşova'da panik başladı ve aynı yıl barış andlaşması imzalandı. Almanya'nın taht şehri olan Viyana'nın alınmasını teklif ederken. Venediklilerin ve Almanların başını çektiği haçlı kuvvetleri fırsatı ganimet bilerek. bu da 1681 yılında imzalanan Edirne Andlaşması ile tamamlanmış oldu. 1680 yılında Çehrin'in alınması ile zaferle sona erdi ve bunu aynı yıl başlayan 2. Kahvehaneleri . Bunu. İçkiyi Osmanlı ülkesinde şiddetle yasaklamıştı. Viyana bozgunu ile Karlofça Andlaşması (1699) arasında geçen 15 yıl Osmanlı Devleti için felâket seneleri oldu. Fâzıl Ahmed Paşa döneminde başarılan işlerden biri de yıllardır devam eden Girit seferinin sona ermesi ve Girit'in fethedilmesiydi (1670). Rusya seferi. Osmanlı tarihinin en ağır mağlubiyeti idi. sadece Yanıkkale'nın alınmasıyla yetinilmesini savunuyordu. Viyana bozgunu. ancak Budin'de büyük kayıplar vermelerine rağmen yeniden toparlanan haçlı orduları. zaten ayağa kalkmış olan Avrupa'nın Almanya'nın yanında yer alacağını belirterek. I. Aralık 1683 tarihinde IV. 1663'de Almanlara karşı açılan harp 1664 yılının Ağustos Ayında Vasvar Andlaşması ile sona erdi. Dördüncü safha. babasının başarılarını sürdürdü. Rusya Seferi takip ettiyse de. Kanuni'den beri gelip giden duraklama devrini resmen başlatmış oldu. Maalesef.

IV. Bâyezid kütp. halifenin kadı olabilecek sıfatlara sahip olması gerekir şeklinde özetlemişlerdir. Devletler ve Hanedanlar. Osmanlı Tarihi. Mehmed Süreyya.! m iıl Mm Kanuni < geçmesi! Murâd w{ olan bu İt şah'tn * temek n Caiz değildir. ZEVCELERİ: 1. Çocuğun. 237-494. II.Ümmî Sultân115. Bu şekilde fetvalar verilüp maslahat tamam olmuştur.Fatma Sultân. aklı bozulan baliğ insanların saltanatı caiz değildir.Siyavuş Haseki. II. Ma'sum küçük de olsa tahta çıkar. Valide Sultân sormuştur: "Ama şimdi yedi yaşında ma'sumun saltanatı nice mümkündür?". Silâhdâr Fındıklılı Mehmed Ağa. Umumi Kısım. . 145. Uluçay. Padişahların Kadınları ve Kızları. nr. Tarih. Ravzat'ül-Ebrâr. . Kendisi beş vakit namazını cemaatle kılıyordu. Mısır 1248. Zira halifenin şartlarından biri de. III. akıl hastasının veya kölenin halife olması caiz değildir. 4Şehzâde İbrahim. 39 yıllık IV. Tamamı. Mehmed'in cülusundan evvel Valide Sultân ile ilim adamları arasında geçen şu konuşma da teyid etmektedir. E. baliğ ve mümeyyiz (âkil) olması yani tam ehliyetli olmasıdır. Târlh-I Sultân Mehmed Hân-ı Râbi'. Abdurrahman Abdi Paşa. Bu sert hükümlere göre. c. Tertip eden Faik Reşit Unat.Fatma Sultân. 60 -¦ ¦ . Ama aklı olmayan tahtta oturmaya 115 Na'imâ. 5. Giritli bir ailenin kızıdır. Mehmed'in geçirilmesi teklifi ile gelen âlimlerden eski Anadolu Kazaskeri olan Hanefi Efendi'ye. İstanbul 1928.Hatice Sultân. 3-Şehzâde Bâyezid. Mehed'in saltanatı yaklaşık 2. I. 5154. 334-465. 9. aklı sıkıntıda olan I. 10.Kâniye Haseki. 4. sh. c.305 vd. VI Tamamı. Buna Hanefi Efendi'nin verdiği cevap enteresandır: "Mezhebimiz hukukçuları olan Hanefi âlimleri. Aklı başında olan küçüğün caizdir buyurdukları kitaplarımızda yazılıdır. veziri işleri yürütür. Nitekim bu manayı IV. 8Emetüllah Küçük Sultân. Valide Sultân'a. Kısaca formalite icabı tahta geçen IV. 7. sh. c.. Kantemir. Mehmed'in yerine önceleri Kösem Sultân. IV.5 cildlik yer tutmuştur. IV. Ankara 1943. Kısa bir süre tahsil görebildiği için diğer Osmanlı Padişahları gibi âlim değildi. sh. Köprülü Mehmed Paşa ve benzeri sadrazamlar da icranın başı olarak devleti idare etmeye başlamışlardır116. 1188. Ahmed'in annesidir. sh. İbrahim'in hal' olunarak yerine 7 yaşındaki oğlu IV. c. sonra da Turhan Sultân. c. c. c. Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi. II. 1-295. ancak halife kabul edilmesi mümkün değildir. I. TTK. sh. Gülnûş Sultân diye bilinir. Mustafa ve III. 65-70. nâibe-i saltanat sıfatıyla işleri yürüttüğü gibi.Meh-pâre Emetüllah RâbPa Gülnûş Valide Sultân. V.kapatmıştı. Karaçelebi-zâde Abdülaziz Efendi. cana ve ırza zarar verir. İF de riilirokü I1 BİLİNMEYEN OSMANLI 201 devam ederse. 6. Uzunçarşılı. sh. c. nr. I. Sofu Mehmed Paşa. c. c. Siclll-i Osmânî. 239-242. Kısım I. E. 3. IV. ÇOCUKLARI: 1Şehzâde Sultân Mustafa II. 117. 2Afife Kadın. Bu konuda en ayrınıtılı kaynak durumundadır. Öztuna. 5-Şehzâde Süleyman. Silâhdâr Tarihi. Mehmed'in buluğa erinceye kadar sultân kabul edilmesi mümkündür. Ahmed Refik. Tamamı. şer'-i şerifin hükümleri külliyen iptal edilmiş olur". ona bir şey öğretmek de mümkün olmaz. 200-204. Mehmed'in 7 yaşında halife unvanı ile padişahlığa getirilmesi İslâm Hukukuna göre caiz midir? devaşerifü son1 etmeye t 118.Gülnar Kadın. U. bu durum kana. 2-Şehzâde Sultân Ahmed III. sh. İslâm hukukçuları bu ve benzeri şartları. Kadınlar Saltanatı.

ancak devleti annesi Kösem Sultân ile Sadrazamlarının ve Şeyhülislâm ve benzeri devlet adamlarının yönettiği devredir (1032/1623-1041/1632). Bu devre. eski Osmanlı Padişahları gibi ehliyetli ve dirayetli olmamasıdır. Bunun yanında Kösem Sultân. Mehmed'in annesi Turhan Sultân'ın devleti tek başına idare ettiği söylenmektedir. iyi bir Müslüman idi. 3 vd. Murad'ın birinci saltanat devresi yani IV. İbrahim'in de annesidir. EI-Mâverdi. Saltanatı müddetince biriktirdiği servet ise. Mehmed'in asıl validesi olan Turhan Sultân başta olmak üzere. Artık Vâlide-i Şehîde veya Vâlide-i Maktule diye anılacaktı. Murad'ın gerçekten padişahlık yaptığı ikinci devrede de. sh. "elli yıl devlet ve saltanat sürüp bütün işlerde tasarruf sahibesi idi". Murad'ın ismen Padişah olduğu. 8 küsur sene devam etti. hatta Saray'dan uzaklaştırıldı ve Rodos'a sürülmek istendi. Bütün bu anlatılanlar. IV. II. Osmanlı sarayına câriye olarak girmiş ve Müslüman olduktan sonra Padi-şah'ın kadın efendiliğine kadar yükselmiştir. Fakat Sultân İbrahim'e başta en çok sevdiği Hasekisi Telli Haseki Hümaşah ve musâhibesi Şekerpare olmak üzere. Kadınlar Saltanatı. sadece şeklen padişah idi. ElFerrâ. Asıl adı Anastasia ve babası da bir Rum papazı olan bu kadın. Sadrazamları bile tayin edip istifalarını kabul edecek kadar devlet işleriyle iç içeydi. 11 yıldan fazla Naibe sıfatıyla bir cihan devletini idare etti. Maalesef bu hadiseler sebebiyle oğlu olan I. Mehmed'in Köprülü'leri iş başına getirmesine kadar devam etmiştir. onun tahttan indirilmesinde ve hatta 10 gün sonra idam edilmesinde birinci derecede rol oynadı. Hayır eserleri arasında medreseleri. Ancak I. Osman'dan itibaren Osmanlı idaresinde kadınlar saltanatının başladığı ve bunun başını da Kösem Sultân'ın çektiği söylenmektedir. torunu IV. Bu da doğru mudur? . İbrahim'in hal'i ile alakalı âlimlerle yaptığı konuşma bu iddiaları reddeder mahiyettedir. Fakirlere her zaman yardım ederdi. c. İbrahim sultân olunca. Saray'daki hanımlar daha etkili olmaya başlayınca. 119. IV. 4) Bütün bu anlatılanlardan. 202 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMA siyle. İbrahim'e karşı tavır aldı ve bazı tarihçilerin yorumlarına göre. Dâr'ül-Hadisleri ve sebilleri bulunmaktadır.118. Kösem Sultân'ın eski dinine geri döndüğü veya iyi bir Müslüman olmadığı gibi yanlış manalar çıkarılmamalıdır. 5. mektepleri. 4. IV. Her sene hapishaneleri dolaşır ve borçtan tutuklu olanları kurtarırdı.. Ancak plan duyuldu ve Kösem Sultân 3 Eylül 1651 gecesi Padişah ve Turhan Valide Sultân'ın adamları tarafından boğularak öldürüldü. Mehmed devridir. El-Ahkâm'üs-Sultâniyye. sh. Mehmed'i aradan kaldırıp yerine kardeşi II. Valide Sultân ve hatta Nâibe-i Saltanat yani saltanatın vekili sıfatlarıyla devleti 8 yıl idare etti denilebilir. Naima'nın ifade116 Naimâ. Arkasındaki ağalarla birlikte devam ettirdiği idareye karşı halk ayaklandı. Bundan sonraki gelişmeleri şöylece özetlemek mümkündür: 1) IV. annesini dinlemedi. çok zayıf da olsa Kanuni devrinde Hürrem Sultân ile başlamış ve IV. herkes bu durumdan şikâyetçiydi. Bu iddiaların aslı nedir? Maalesef bu iddiaların bir kısmı doğrudur. Buna karşı. Valide Sultân sıfatıyla devleti idare etmeye devam etti. Süleyman'ı tahta geçirme planlarına başladı. tamamen hazineye devredilmiştir117. Meh-peyker Sultân veya tüysüzlüğü yahut diğer hasekilerin önüne geçmesi sebebiyle Kösem Sultân diye adlandırılan I. IV. Bunun da sebebi. Seyyid Bey. 3) Kösem Sultân'ın devlet işlerini Padişah gibi yürüttüğü asıl dönem. Ahmed'in kadın efendisi. 2) Diğer oğlu I. Bilindiği gibi. kadınların da saltanata karşı ne kadar alakalı olduklarının delilleridirler ve aynı zamanda Osmanlı Devleti'nde kadın dört duvar arasındaydı şeklindeki itirazlara karşı da müşahhas bir cevaptır. IV. tahta geçen padişahların. IV. Padişah tahtta olduğu vakitlerde de işlere karışmaya devam etti. El-Ahkâm'üs-Sultâniyye. Mehmed. 7 yaşında Padişah olan IV. sh. Murâd ve I. 325 vd. Oğlu Padişah olunca Topkapı Sarayı'na getirilmiş ve bir daha Eski Saray'a dönmemiştir. Asıl işleri yürüten ise Valide Sultân sıfatıyla Kösem Sultândı. sh. dışarıdaki ağalarla ittifak ederek. Padişah İstanbul'da olmadığı zaman Nâibe-i Saltanat olarak işleri yürüttüğü gibi.

Zaten oğlu IV. Mehmed 7 yaşında Padişah olunca. Kızlar ağası Uzun Süleyman Ağa ve Meleki Kalfa gibi çevresinin tesiriyle yanlışlıklar yaptığı da olmuştur. Kösem ve Hürrem Sultân ile kıyaslanmayacak kadar iyi kalpli ve devletin selâmetini düşünen bir hanım efendidir. BİLİNMEYEN OSMANLI 203 cidi ile beraber onun eseridir. IV. Kösem Sultân zamanındaki suiistimaller. Bu sebebi. kısmen de olsa onun zamanında da devam etmiştir. Kösem Sultân ile olan Nâibelik mücadeleleri başlamış ve ancak 1651 yılında Kösem Sultân boğdurulunca. C. 1683 Ey] olabilir? M eumeı 1 'aıH Her musibeti bu bozgun felakel bazı taktik ve j Osmanlı Va k'arl Bu görüşler1 1) Bu sefa Topuyla tüfeğlyl tünlüğü mevaı lerine şükretn ve Ramazan şımardıkları ve j ifade edilmiştir. Sonradan kadın efendiliğe yükselen Hatice Turhan Sultân. Mehmed de. Mehmed'in de annesidir. IV. 14. dua ve hayra tahsis etmiştir. Turhan Sultân'ın himmetiyle 1663 yılında tamamlanmıştır. Murad'ın Hasekisi Safiye Sultân tarafından başlatılan ve ancak inşası tamamlanamayan Yeni Cami. Padişahların Kadınları ve Kızları. Kadınlar WNLI 11651 tödü. nr. 1) Bu sefere katılan Osmanlı ordusunun maddi hazırlığı son derece mükemmel idi. ' müşlervej gazi ruhu 4) t sinde I seferde ı tam ria 5)1 iki ayı t edem Hanı'nın r etmesi bu 117 Naimâ. Kadınlar Saltanatı. Bu görüşlerini de esas alarak bir iki noktayı açıklamakta yarar vardır. Kendisi de bütün vaktini. ancak Hatice Turhan Sultân. Zira 1656 yılında devleti Köprülü'lere devredinceye kadar. Çanakkale'deki kaleler de mescidi ile beraber o türbesine defn olı 120. Hadisenin olduğu günlerde Osmanlı Vak'anüvis'i olan Silahdâr Mehmed Efendi bu noktayı çok güzel özetlemiştir. sh. 1683 yılında huzur içinde vefat etmiş ve Yeni Cami'deki türbesine defn olunmuştur118. aynı yıl reşîd ilan edilmiştir. 1683 Eylülünde meydana gelen Viyana Bozgununun sebepleri neler olabilir? Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın kabahati var mıdır? Her musibet bir cinayetin neticesidir ve bir mükâfatın da mukaddimesidir. Neticede Mimar Kasım Ağa ve benzeri basiret sahibi insanların tavsiyesi ile. Vâlide-i Muazzama unvanı ona aittir. O halde bu bozgun felaketinin de bir sebebi vardır. Aziller ve tayinler artık onun hatt-ı hümâyûnu ile yapılmaktadır. 2477. 5948. III. 5659. Osmanlı Devleti'nin o zamanlar ikinci protokolü olan makama geçmiştir. tam manasıyla bir Padişah gibidir. sh. dışarıların K Refik. Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi.Kısmen doğrudur. V. 120. I. sadece. tam 34 yıl Valide Sultanlık makamında kalmak üzere. devlet işlerini 1656 yılında Köprülü Mehmed Paşa'ya devrederek devletin gerilemesini en az 30-40 sene geciktirmiştir. Oğlu IV. sh. İbrahim'e câriye verilmiştir. ibadet. c. III. Kara Mustafa Paşa'nın bazı taktik ve şahsiyet kusurlarına yüklemek doğru değildir. 107-123. Mührün üzerinde "Mazhar-ı Lütf-i Samed Vâlide-i Sultân Mehmed" yazılacak kadar iktidarı artmıştır. Allah"n bu . Ancak asıl can damarını teşkil eden asker grubu. 1627 yılında Rus bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen bu güzel kız. j hemen belirtelir "bu mertebe ı tedbirimizle elde I hezimete maruz k 2) Maalf pılmış ve henvj riayet ediln sini ısrarla| 3)1 acı meyv binince. Uluçay. c. E 2457. Kör Süleyman Paşa tarafından Kösem Sultân'a hediye edilmiş ve daha sonra da Saray'da terbiye edilerek ve Müslüman olarak. sh. Topuyla tüfeğiyle ve de ordunun diğer donanımı ile düşman kuvvetlerine ezici bir üstünlüğü mevcuttur. 235 vd. Ahmed Refik.

Kadınlar Saltanatı. Onlar Yanıkkale'nin fethedilerek Viyana'nın gelecek yıla bırakılmasını ısrarla tavsiye etmişlerdir. "bu mertebe ihsan olunan büyük nimetlerin kadrin bilmeyüp bu kuvvet-i kahireyi kendü hareket ve tedbirimizle elde ettiğimizi zannettik ve Allah'ın lütfü olduğunu unuttuk. nimetin şükrünü eda edecek yerde şımardıkları ve gayr-i meşru fiilleri işledikleri bizzat Osmanlı tarihçileri tarafından açıkça ifade edilmiştir. İslâm'ın tesbit ettiği usuller çerçevesinde harp etmek. Müslüman . 3831. Hocaları Arabzâde Abdülvehhâb Efendi ve Celvetî Şeyhi Atpazarî Osman Fâzıl Efendi'den ciddi bir eğitim görmesine rağmen. Çünkü I. Sultân I. 4849. ailesi ve zamanında Osmanlı Devleti'nin siyasi ve coğrafî durumu hakkında kısaca bilgi verir misiniz? II. sh. bir kısım devlet adamlarının görevden alınması bahanesiyle isyan halindeydiler. c. Venedik ve Ruslar dörtlü müttefikler halinde Osmanlı topraklarına saldırıyorlardı. c. neticesinde hilâf-ı me'mul olarak bu hezimete maruz kaldık". Zira her musibet bir cinayetin neticesidir119. 3) Osmanlı ordusu ve özellikle de vasıfsız insanların yeniçeri ocağına alınışları. c. içte ve dışta buhranlı günler yaşamaktaydı. Hatta sefer sırasında askerin ve hem de Recep. sh. Tekeli Ahmed ve Deli Pîrî gibi bazı zorba başları da istedikleri makamlara tayin edildiler. 4) Daha önceki gazalarda en büyük vasıfları. Osmanlı tarihçileri II. Uluçay. Burada Kara Mustafa Paşa'nın fevkalade istikametli bir hayatı olduğunu hemen belirtelim. Şaban ve Ramazan ayına rastlayan mübarek günlerde. harbin esasını teşkil eden atların kısmen bakımsız kalmaları ve komutanların taktik hataları ve nihayet Kırım Hanı'nın neticenin bu kadar vahim olacağını hesap edemeyerek Mustafa Paşa'ya ihanet etmesi bunlardan bazılarıdır. İbrahim'in Hasekisi Sâliha Dil-âşûb Valide Sultân'dan 1642 yılında dünyaya gelen ikinci oğludur. 124-149. II. c. 239-242. Süleyman. 1687 yılında isyancıların IV. iş ciddiye binince. Almanlar. asıl sebebin manevi sebepler olduğu kanaatin118 TSA. Süleyman'ın şahsiyeti.nimetlerine şükretmesini bilmemiştir. XX. Taht Uğrunda Baş Veren Sultânlar. nr. 116-117. Avusturya. Her sene bir sadrazam ve serdâr değişikliğine gidiyordu. IV. Askerin çokluğunun değil. zorbacı başı Hacı Ali Yeniçeri Ağalığına. Viyana'ya gelinceye kadar elde ettikleri ganimetin ve servetin derdine düşmüşler ve asıl gazayı unutmuşlardır. ilk acı meyvesini Viyana bozgununda vermiştir. Osmanlı tarihçilerinin Emir Süleyman dediği Yıldırım'ın oğludur. 322-334. Bunların başında iki ayı bulan muhasara sırasında askerin yorgun ve bitkin düşmesi. İçerideki bu kargaşayı fırsat bilen düşman da dört cepheden Osmanlı Devleti'ne saldırıyordu. ¦¦•<. sh.' deyiz. eski Osmanlı Padişahlarını andıran bir şahsiyeti yoktu. Süleyman ve Avrupalı tarihçiler ise. Mehmed'i tahttan indirmesiyle Padişah olmuştur. Süleyman derler. Çünkü askerin önemli bir kısmı. 107-116. bu seferde geçtikleri yerlerde ciddi tahribatlar yapmışlar ve İslâm'ın bu ulvi düsturlarına tam riayet edememişlerdir. Silahdâr Tarihi. Padişah olduğunda Osmanlı Devleti. Süleyman. sh. askerin çokluğuna ve intizamına bakarak gurura kapılmış ve hem Kırım Hanı Murad Giray ve hem de Erdel Kralı Mihal'in ikazlarına riayet edilmemiştir. V. maddi sebepler de vardır. Ahmed Refik. Naimâ. 2) Maalesef. yaşadığı kafes hayatının etkisiyle. Ancak biz. Macaristan'da kan gövdeyi götürüyor ve General Caraffa eyâlet merkezi Eğri'yi 1687'nin son ayında teslim alıyordu. SÜLEYMAN DEVRİ 121. kurmay heyeti.. sh. İçerde devletin yaya kuvvetleri olan yeniçeriler ve süvari kuvvetleri olan sipahiler. Padişahların Kadınları ve Kızları. İstanbul 1961. Maalesef cezasını da ağır bir şekilde ödemişlerdir. II. insanların mal ve ırzlarına göz dikmemek olan Osmanlı askerleri.SULTÂN II. 5) Elbette ki bütün bunların yanında. 204 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNME. III. ölürsem şehid kalırsam gazi ruhuna sahip olmanın önemi burada anlaşılmaktadır. Almanya. Silahdar'ın ifadesiyle. IV. Sadrazam Siyavuş Paşa katledildiği gibi. Kasım 1687'den Mart 1688'e kadar 4 ay süren zorbaların isyan hareketleri neticesinde. sh.

İvaz Haseki. Arkasından kendisi cepheye gitmek istediğinden. Müstakim bir padişah olan II. IV. III. II. i II t dünyayaJ padişaiıS Ti laşmakl beklemrtl şa'nın j Saadetü elden i ç-kas* I 119 Silahdar Fındıklı Mehmed Ağa. 441-459. şahsiyeti. Çocukları yoktur. Süleyman. AHMED DEVRİ 122. 6. aynı zamanda meşhur bir hattat idi. sh. Burada Padişah'ın mührü ile samur kürkü aldı ve sefere devam . BtM yaptı Almanya s sadrazamın i ki. Mehmed ve II. c. sh. nr. nr. Silahdar Tarihi. 17.Zeyneb Haseki. ömründe bir tek vakit namazını terk etmemiştir. "İkinci Viyana Seferi Hakkında". ağalar işlere karışmamak şartıyla sadrazamlığa getirdi (Ekim 1689). İbrahim'in 3. 621 vd. Ancak Sofya'ya kadar gelen Padişah. I Avusturya ( 1690'daM ni belirtti. Uzunçarşılı. sh.Sülün Haseki. Şeyhülislâm Debbağ-zâde Mehmed Efendi'nin tavsiyeleriyle Köprülü-zâde Fâzıl Mustafa Paşa'yı. 4. bütün bu sıkıntılar karşısında. c. Süleyman. sh. geri döndü. XXI-SULTÂN II. İstanbul 1282.994-1016. 8994. Mehmed Raşid. Aynı yıl Venediklilerin güçlü kumandanı Morosini de. II. I-VI. sh. Ahmed getirildi. İstanbul 1928. 391-433. Almanya seferi için Sofya'ya u-laşmak üzereydi. II. Zira şehzadeliğinde çocuk sahibi olmasına müsaade edilmemiş ve padişahlığında da çocuğu olmamıştır.Behzâd Haseki. 3. D. Zevceleri şunlardır: 1. I. İstanbul'a geldiğinde Padişah bizzat karşıladı ve sevincini belirtti. Tahta çıktığında sadrazam Fâzıl Mustafa Paşa. sancağı alarak Avusturya cephesine koşan Fâzıl Mustafa Paşa. Aslında gençliğinde iyi bir eğitim alan II. Almanya seferine çıkmak üzere Edirne'ye gelen II. Padişah'ın hastalığından ve sadrazamın yaptıklarından rahatsız olan bazı çevreler. II. Polonya (Lehistan) ve Rusya cephelerinde ise. 4-SÜI8M şehzadem/n olmamıştır. 1071-1075.^ bir hattatt terk eti tır121 122. Bu arada fitne ateşi sönmüyordu. TOEM. ısrarla saltanatta değişiklik istiyorlardı. Baş Kadın 2. 16. Oğludur ve Hatice Mu'azzez Hasekiden 1643 yılında dünyaya gelmiş olup. II. Kantemir. orduda isyan belirtilerinin başlaması ve de Niş'in düşmesi üzerine. serdâr Recep Paşa'nın mağlubiyeti.bir şehir olan Eğri'yi her şeyiyle Hıristiyan bir şehir haline getirdi ve yüzlerce cami harap edildi. II. 100'ün üzerinde cami kiliseye çevrildi. 5-Şeh-süvâr Haseki. Süleyman'ın küçüğüdür. yersiz bazı vergileri kaldırarak re'âyâyı memnun etmek oldu. Yerine sadrazamın da tesiriyle küçük kardeşi II. ailesi ve zamanında Osmanlı Devleti'nin maruz kaldığı önemli hadiseler hakkında kısaca bilgi verir misiniz? II. kara gün dostu Kırım Hanı Selim Giray'ın kahramanlıklarıyla zafer Osmanlı Devleti'nin elindeydi. kendisi cephede iken Sultân'a etki edecek bütün ağaları devreden çıkarmak oldu. Eylül 1690'da Semendire'yi ve Kasım 1690'da ise Belgrad'ı geri aldı. Sadrazam'ın ilk icraatı. Avusturya cephesi kumandanı Yeğen Osman Paşa ile sadrazam İsmail Paşa arasındaki kavgalardan istifade eden Avusturya (Nemçe) kuvvetleri 1688 Eylül'ünde Belgrad'ı zapt ettiler. Mehmed Arif. I. sh. c.Hatice Haseki. Ahmed. Avusturya'nın sulha yanaşmaması ve diğer haçlı kuvvetlerinin de onlara destek çıkması üzerine Padişah sefere çıktı. Köprülü'nün etkisiyle padişah olduğu ve Haziran 1691'de tahta oturduğu bilinmektedir. Mora'yı Osmanlı kuvvetlerinin elinden alıyordu. Tarih-i Raşid. Şer'-i şerife aykırı tek bir hali görülmemiş ve kimseye de kızmamış-tır120. Ahmed. Süleyman burada vefat etti. BİLİNMEYEN OSMANLI 205 im 1:542 i* mak oldu. Süleyman. Nisan 1690'da Kanije'nin düşmesi haberi gelmesine rağmen. Osmanlı Tarihi. Kısım I.

hem Fâzıl Mustafa Pa-şa'nın şehid olmasını ve hem de ordunun mağlubiyetini netice verdi (Ağustos 1691). Azak önüne kadar geldi. Devletler ve Hanedanlar. Amcası II. 52 yaşındaydı. Ancak II. sh.SULTÂN II. Mustafa. Mustafa 2. Özellikle 575. 7004-7005. Açık denizlere inmeyi hedef edinen Rus Çarı Büyük Petro. 717-752. Bu zaferin ardından II. Çocukları ise şunlardır: 1. hazır bir zaferi elden kaçırmıştı. c. sh. Uzunçarşılı. ailesi ve zamanında Osmanlı Devleti'nin durumu hakkında özet bilgi verir misiniz? Sultân II. Bu sıkıntıya dayanamayan II.Hatice Sultân. 70-71. Sakız Adasının geriye alınışını göremeden vefat eden amcasının intikamını. Belgrad'ı kuşatan Alman kuvvetlerinin Cafer Paşa tarafından perişan edilmesi ve Kırım Hanı Selim Giray'ın Erdel'e girmesi. Ahmed'in vefatının duyar duymaz. Arapça ve Farsça'ya mükemmel denecek kadar vâkıftı. Murad'dan sonra gelen Osmanlı Padişahları içinde en liyakatlisi. Devlet meseleleri ile diğer iki ağabeyinden daha ilgiliydi. Öztuna. Ancak düşman durmuyordu. kalyonlar kaptanı Mezomorta Hüseyin Paşa eliyle tahta çıktığı ay aldı ve Sakız Adasından Venediklileri kovdu.Âtika Sultân. sh. Köprülü-zâde'nin yerine vasıfsız bir devlet adamı olan Arabacı Hoca Kadı Ali Paşa sadrazam yapıldı ve Almanya cephesi serdarlığına da yaşlı vezirlerden Koca Halil Paşa getirildi.Âsiye Sultân. Çevresindekilerin ısrarıyla İstanbul'a dönüldü. Bu işgal İstanbul'u hüzne gark etti. Bazı devlet erkânının karşı çıkmasına rağmen Avusturya üzerine çıktığı 1. Ancak bazı Osmanlı kurmaylarının Kırım ordusunu beklemeden serdarı taarruza erken başlamaya ikna etmeleri. Lipve. Ağustos 1692 yılında büyük kayıplarla çekilmek zorunda kaldılar. Kantemir. Bizzat kendisinin yazdığı Kur'ân'ı ve hatıra defteri ile meşhur olan II. c. Osmanlı ordusunun kahramanca müdafaasına ve Çar Petro'yu geri çekilmeye mecbur bırakmalarına rağmen. en âlimi ve en kültürlüsü idi. Papalık ve Floransa'nın desteğiyle Girid'e kadar gelip Hanya'yı kuşattılarsa da. Mustafa tekrar Edirne'ye döndü. Ancak haçlı kuvvetlerini arkasına alan Venediklilerin Eylül 1694'de Sakız Adasını teslim almaları İstanbul'u endişeye düşürdü. Baden markisi Ludvvig'in kumandasındaki imparatorluk kuvvetleri ile Osmanlı kuvvetleri Salankamen'de bir araya geldi. Venedikliler de boş durmuyordu. Tek bir kadın efendisi bilinmektedir ki. c. 1 yıl sonra tekrar hücum etti ve Azak. Uluçay. sayfada onun şahsiyeti anlatılmaktadır. Padişahların Kadınları ve Kızları. Mustafa. Osmanlı Tarihi.etti. Edirne'deki Veliahd Dâiresinden Hünkâr Dâiresine gelerek tahta oturmuş ve kendisine bî'at etmeleri için devlet adamlarını çağırmıştır (Şubat 1695). Lügoş ve Şebeş Kaleleri feth olunarak Temeşvar'a kadar gelindi (Aralık 1695). Ahmed. Valide Sultân'ın da devlet işlerine karışmayarak kendini hayır hizmetlerine vermesi onun için iyi bir imkândı. 295-576. sh. nr. II. Kara Mustafa Paşa ile Viyana önünde genç bir subay olarak . Saadet Giray Han'ın beceriksizliği ve Osmanlı kurmaylarının aceleciliği. Mustafa'nın ilk icraatı Elmas Mehmed Paşa'yı sadrazamlığa ve hocası eski Şeyhülislâm Feyzullah Efendi'yi de Şeyhülislâmlığa getirmek oldu. Avusturya seferinde. c. 206 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN 0S"MIW ümitlendirdi. Kısım I. Sakız'ın geri alınışını göremeden Edirne'de Şubat 1695 yılında vefat etti. IV. II. 4-Şehzâde Selim. Mustafa'nın katıldığı 3. Mehmed'in Emetüllah Gülnûş Sultân'dan 1664 yılında dünyaya gelen oğludur. 2. sh. Ruslar tarafından işgal edildi. MUSTAFA DEVRİ 123. II. 205-206. 5-Şehzâde Abdullah. anlaşma sağlanamadı. II. Osmanlı kuvvetlerini epeyce 120 Silahdar Tarihi. Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi. 6-Şehzâde Sultân İbrahim Hân121. Seferde. E. III. 494-531. Bu arada sadrazam Bozoklu Bıyıklı Mustafa Paşa'nın serdar-ı ekrem olarak sefere çıkması. Sultân II. 1691'e kadar devam eden savaşta Almanlar bazı yenilgilere maruz kalınca. karşısında Savoie prensi Mareşal Eugen vardı. RâbPa Haseki Sultândır ve Haseki Sultân diye anılmaktadır. 3. IV. Türkçe'yi iyi bilen Kont Marsigli'yi sulh için gönderdiler ise de. XXII. Ahmed. Sefer-i Hümâyuna çıktı ve Olaş Meydan Muharebesinde Avusturya Kralı Kral Elektör yenildi ve kaçtı. Nisan 1696 yılında II.

Hatta bu zaferin şımarıklığı 121 Sllahdar Tarihi. III. siz diyecekti. nr. I. Lehistan bütün gayretiyle Kamaniçe'yi almak için uğraşıyordı. tarihinde ilk defa. c. Osmanlı ordusunun bu mağlubiyeti sebebiyle kan ağlıyordu. ile aynı prens bira İslâm âlemlfl biyle kan ağlı muhasara altına I etmelerine yorlardı. M da nıkâlıaUl BİLİNMEYEN OSMANLI 207 ile aynı prens bir ay sonra Bosnasaray'a hücum etti ve burayı harabeye çevirdi. Avrupa'daki üstünlüğün Osmanlı Devleti'nden Avrupalı Devletlere geçtiğini ortaya koyan ve Osmanlı Devleti'nin gerileme devrini başlatan ilk andlaşma imzalandı (Karlofça Andlaşması. 576-804. İşte böyle bir havada. Osmanlı Sadrazamı Amca-zâde Hüseyin Paşa ve Reisül-Küttâb (Dışişleri Bakanı) Rami Mehmed Efendi'nin gayretleriyle. Buna rağmen 15 yıldır devam eden felâket yılları da sona ermişti.1699). c. 26. 15. D. LehlS Azak Kalesini i İşte böyle bir I (Dışişleri Bakanı). sh. Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi. Osmanlı Tarihi. sh. Alım Fiilen s Şeyhü katlr sahibi o lamıştır. sh. İran da dahil olmak üzere. II. Kantemir. Mora'yı kaybedecekleri korkusuyla Viyana'yı sulh için teşvik ediyorlardı. sında yer alan i Devletlere ı andlaşma nedlk ve I veriyordu. 207-208. Osmanlı Padişahı artık Avrupalı devlet başkanlarına sen değil. Azak Kalesini almakla yetinmiyorlar ve açık denize inmek için daha da ileri gidiyorlardı. Macaristan'ın güneyinde yer alan Zenta'da Osmanlı ordusu ile karşılaştı. Kamaniçe merkezli Podolya Eyâleti Lehlere ve 1700 yılında yapılan ilave İstanbul Andlaşması ile de Azak Ruslara teslim ediliyordu. Bunu İstanbul Andlaşması tamamlamıştır. 7004. Padişahların Kadınları ve Kızları. Devletler ve Hanedanlar.i dizi reforma | tanzim olt görülmeye I önce i arası açı ve deı getirmesi w!»i nevi I Edirne'de! sebep 1. Öztuna. Karadeniz Osmanlı Gölü olmaktan çıkmış ve Avrupa'daki hâkimiyet tamamen kaybedilmişti. Devlet idaresinde Şeyhülislâm Feyzullah Efendi'nin etkisi görülmeye başlandı. 753-781. 532-555. Hanya'yı muhasara altına almalarına ve Bosna-Hersek cephesinde Osmanlı Devleti'ni rahatsız etmelerine rağmen.E. Venedikliler. Belgrad'ın 65 km kuzeybatısında yer alan Karlofça'da. Ruslar ise. ancak Macaristan tamamen Avusturya'ya.000'e yakın şehid vererek ve Padişah'ın canını da zor kurtararak mağlubiyet acısını tattı. Bunar Sava. .1 İstanbul'da] ve Ağu: III. Onun tezkiyesiyle sulh andlaşmasının murahhası Rami Efendi. c. Devletin müesseseleri yeniden tanzim olunmaya başlandı. sh. azli için uğraştı. Venedik ve Polonya ile devam eden 15 yıllık ve Rusya ile devam eden 9 yıllık savaşa son veriyordu. Savaş sıkıntılarından kurtulan Osmanlı idaresi. sh. Kısım I. 7172. II. iç problemleri çözebilmek için bir dizi reforma girişti. Andlaşma Avusturya. önce vezirliğe ve sonra da sadrazamlığa getirildi.'! merkezli I de Azak I pa'dakl I n irken tamamlaı çekti. Ancak düşman da kendinden emin değildi. Maalesef Eylül 1697 yılında Padişahın baş komutan olduğu bir Osmanlı ordusu. Uzunçarşılı.01. 691. Üç devletle 25 yıllık sulh andlaşması imzalanırken Rusya ile sadece üç yıllık mütâreke imzalanmıştı. Fakat onun da Feyzullah Efendi ile arası açıldı.savaşan bu komutanın komutasındaki Avusturya kuvvetleri. c. Yeni sınırlar kontrol altına alındı. Mora Venediklilere. İslâm âlemi. Uluçay.

2-Şeh-süvâr Valide Sultân. II. Osman'ın annesi. çok büyük hakaretlere maruz bırakıldıktan sonra kati olunmuş ve cesedi de Tunca Nehrine atılmıştır (Eylül 1703).000'i buldular ve Ağustos 1703 tarihinde Padişah'ı tahttan indirdiler. 8-Şehzâde Ali. Başbakan Baron Şafirov vasıtasıyla çok değerli mücevherlerini hediye gönderdi ve sulh andlaşması yapılmasını arzuladı. Osmanlı hareminde beraber karı-koca hayatı yaşadıkları ve ancak genellikle çocuk sahibi olmadıkları cariyeler demek olan ikbal müessesesi. 9Fatma Şahin Hâtûn. III. 3-Şehzâde Murad. 4. IV. ZEVCELERİ: KADIN EFENDİLERİ: 1. Divan-ı Hümâyun.Âli-cenâb Baş Haseki. Şeyhülislâmın ısrarıyla tahta geçirilmiştir. Prut Seferi diye tarihe geçen bu savaşta Osmanlı ordularının komutanı sadrazam Baltacı Mehmed Paşa Serdâr-ı Ekremliğe tayin edildi. Osmanlı Devleti ile Rusya arasında Nisan 1711'de harp başlamasına sebep oldu.Hatice Haseki. 12-Şehzâde Hasan Hân. Feyzullah Efendi ve Hoca-zâde Mehmed Efendi gibi âlimlerden ders alarak yetişen II. Ahmed dönemini ana hatlarıyla şöylece özetlemek mümkündür: Birinci Saltanat Devresi (1703-1718): 1703-1711 tarihleri arasındaki ilk yıllarında.ancak muvaffak olamadı. bütün bu menfiliklere rağmen. Hal' edilmesinin baş sebeplerinden olan Şeyhülislâm Feyzullah Efendi ise. Hocaları Hafız Osman Efendi. hal'ından 4 ay sonra kederinden vefat etti. aile hayatı ve zamanındaki önemli olaylar hakkında kısa bilgiler verebilir misiniz? III. Hânedân-ı Âl-i Osman aleyhine sözlerin dahi söylendiği bir havada. 11Emetüllah Sultân. hattat. çok cazip şartlarla sulh akdi yaptı ve muzaffer bir komutan ola- . 6.Rukıyye Sultân122. İsveç Kralı ve Kırım Hanı Devlet Giray'ın farklı kanaatlerini dinlemeyen ve müşavirlerinin tesiri altında kalan Baltacı Mehmed Paşa. 7-Şehzâde Selim. Aksi sesler duyulsa da kardeşi III. Mehmed'in 1674 yılında yine Emetüllah Gülnûş Sultân'dan dünyaya gelen ikinci oğludur. Haseki ve III.Hafsa Sultân. 3. İkballer çocuk doğurdukları zaman çoğunlukla Kadın Efendi olmuşlar ve bazan da nikâh akdi ile zevce haline getirilmişlerdir. 5-Şehzâde Süleyman. yakınlarını devlet idaresinde belli makamlara getirmesi ve bu noktadaki hırsı onu milletin gözünden düşürdü. Mahmûd'un annesi. Mustafa.SULTÂN III.Sâliha Sebkatî Valide Sultân.Afîfe Haseki. 5. Mustafa ise. ÇOCUKLARI: 1-Şehzâde Sultân Mahmûd I. Padişah'ın yarım asırdır İstanbul yerine Edirne'de oturması da merkezde bazı rahatsızlıklar meydana getiriyordu.Hanife Hâtûn. müstakim ve değerli bir insan olmasına rağmen. Osmanlı Devleti. Edirne Vak'ası diye bilinen ayaklanmanın meydana gelmesine sebep oldu. şâir ve müziğe meyli bulunan kültürlü bir padişahtır. İkinci veya Üçüncü İkbaldir. Feyzullah Efendi. şahsiyeti. III. 4-Şehzâde Mehmed.Ayşe Sultân. Fiilen sefere çıkan son Osmanlı Padişahı oldu. Çok sayıda sadrazam değişikliğinden sonra Silâhdâr Dâmâd Çorlulu Ali Paşa'da karar kıldı ve devlet işlerini önemli ölçüde 4 yıl kadar ona havale etti. 10. yine de dünyada bir numaralı 208 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN güçlü devlet idi ve onu yine Müslüman bir devlet olan Timuroğullarının Hindistan'da devam ettirdikleri devlet takip ediyordu. Ağabeyi ile ahenk içinde 9 yıla yakın veliahd olarak hayatını devam ettirmiştir.Safiyye Sultân. 9. Sokullu veya Köprülü gibi dirayetli bir sadrazam arayışındaydı ve kendisini tahta getirenlerin etkilerinin farkındaydı. 4. İKBALLERİ: 7. Çar. 8. mağlup olacağını anlayınca. XXIII. 13. 2-Şehzâde Sultân Osman III. bir nevi Feyzullah-zâdeler Divanı haline geldi. II. Ahmed'i tahta geçirdiler. İstanbul'da kıyam eden 200 kadar cebeci Edirne'ye gelinceye kadar 80. Mustafa'dan itibaren başlamıştır. Ağabeyi kadar olmasa dahi. Cariyelerden ve I. Üçüncü Haseki olduğu söyleniyorsa da Kadın Efendi olması kuvvetle muhtemeldir. Birinci Edirne Vak'ası'ından hemen sonra yani 1703'ün Ağustos ayında. Bu iki temel sebep 1. Bu arada Avrupa'da İsveç Kralı Carl'ın Deli Petro'ya yenilip sonra da Osmanlı topraklarına sığınması. Ahmed. Ahmed. önce iç huzuru sağlamaya çalışmış ve Edirne Vak'asmın failleri teker teker cezalandırılmıştır. 6-Şehzâde Hüseyin.Hümâ Şah Haseki. hattat. şair ve büyük bir İslâm âlimi idi. AHMED DEVRİ (LALE DEVRİ) 124. âlim.Zeyneb Sultân. 14.

Kantemir. II. Avusturya'nın da Venedik'i desteklemesi üzerine. kendi yakınlarına devletin bazı makamlarını ve menfaatlerini peşkeş çekmesi de ilave edilince. Ahmed. Sonn Ali Paşa'n«| ya'dan geril 5a nedlk ve ı dağh âsl!ertl ilan edilr Damad AH I sonra yanU savaşa soı»J saltanat e İkindi Nevşehirli t vam eden ı 1730'dat Matbaan eğlencenin! ettiği İran'a ı ması. 28-29. Kısım I. 211-215. c. sh. yeni bir savaş başlamadan bitti ve Şehid Ali Paşa'nın 1713'de imzaladığı Edirne Andlaşması ile Karlofça'da verilen yerler Rusya'dan geri alındı. Bu hadise üzerine muhalifleri. maalesef Damad Ali Paşa'nın şehid olmasıyla sonuçlanan bir mağlubiyet alındı (1716). 1718 tarihli Pasarofça Muâhedenâmesi ile savaşa son verildi. II. D. Artık yeni bir dönem başlıyordu ve III. Osmanlı Tarihi. 3-139. Râşld Tarihi. Mustafa'nın oğlu Sultân Mahmud'u tahta davet ederek kendisinin feragat ettiğini açıklamak mecburiyetinde bıraktılar. I. 9988. III. Sonradan Deli Petro sözünde durmayınca.. 73-79.f Kaini BİLİNMEYEN OSMANLI 209 rak İstanbul'a gelmek üzere yola çıktı (Prut Muâhedenâmesi. Kısım. III. sükûn ve de eğlencenin hâkim olduğu bu dönem. Neticede Kasım 1711'de Edirne'de iken azil haberi geldi. Bir bahriye neferi olan Patrona Halil'in başını çektiği bu isyan hareketi. 315 vd. c. âsiler bununla da yetinmeyip Padişah'ın görevden ayrılmasını istediler ve gerçekten III. Devletler ve Hanedanlar. Nusretnâme. İkinci Saltanat Devresi = Lale Devri: Mayıs 1718'de sadrazamlığa getirilen Nevşehirli Damad İbrahim Paşa'nın sadrazamlığı ile başlayan ve 1730 yılına kadar devam eden devreye Lale Devri diyoruz. nr. Bir sene sonra yani 1717 yılında Belgrad düşünce. asilerin Padişah'dan kellelerini istedikleri Damad İbrahim Paşa ve yakınlarından olan bazı paşalar idam edildiler. IV. Ancak Şi'î olan Nâdir Hân'ın bunları kabul etmeyerek bazı yerleri Osmanlı Devleti'nden geri alması. Sadrazam Silâhdâr Ali Paşa'nın. Ahmed'i o gece biraderi II. 1-46. 1723'de başlayan İran Savaşları bu dönemin 1730'da tamamen sona ermesine sebep olmuştur. savaşı yeniden başlattı. sh. c. Kısım I. I. sh. IV. 1-421. Damad İbrahim Paşa'nın aleyhindeki bu rüzgar. 71 Tebrlzl I 1727'deî kabul f Devleti'm 17231 maki durum j isyan har* deki 122 Silahdâr.. tarihin en kötü isyanı olacak şekilde genişledi. Venedik ve Avusturya'dan da alınması gerekir şeklindeki düşüncesi ve Venedik'in Karadağlı âsileri himaye etmesi. Uzunçarşılı. Uluçay. II. Osmanlı Tarihi. Ahmed'in 15 yıl süren birinci saltanat devresi sona eriyordu. İstanbul 1962. Osmanlı tarihi için ayrı bir sayfadır. 7 sene sürecek olan İran Savaşlarını başlattı. Her çeşit kültür faaliyetlerinin arttığı. c. Temmuz 1711). Maalesef ihtiva ettiği bazı gayr-i meşru sayfalar sebebiyle bu huzur devam edememiştir. Padişah ile sadrazamın İran Seferini 1723 baharına erteleme arzuları tepkiyle karşılandı. 783 vd. c. sh. Matbaanın tam olarak hizmet vermeğe başladığı ve harpten ziyade sulh. hadise uzt Padişah'ı ı di. 20. D. Uzunçarşılı. 5"' |t 0' rıyetim küsur ji Islâmaİ ] lanıujj bildij. c. Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi. daha da arttı ve bu durum yeniçerileri azdırdı. sh. c. 1 Ekim 1730 günü. (Sadeleştiren: İsmet Parmaksızoğlu). Öztuna. Rusya'nın İran'a girmesi ve Osmanlı Devleti'nin de bu duruma müdahale mecburiyetinin bulunması. 23. hapishanelerdeki tutukluları serbest bırakarak silahlandırmalar ve ev baskınları artınca. 338.rak İstanb. Yağmalar. Ekim 1727'de yapılan Hemedân Andlaşması ile Sünnî olan Eşref Şah Üveysî tarafından kabul edildi. aradan geçen 15 yıldan sonra 1714 yılında Venedik'e harp ilan edilmesine sebep oldu. sh. Karlofça'da verilenler Rusya'dan alındığı gibi. Padişahların Kadınları ve Kızları. Baltacı Mehmed Paşa aleyhinde her türlü iftirayı yapmaya ve Padişah'ı etkilemeye başladılar. Köprülü-zâde Abdullah Paşa'nın Tebriz'i fethetmesi ve İran'a ait beş eyâletin Osmanlı Devleti'ne ilhak edilmesi. 555-595. II. 10. 3362. ailesi ile birlikte Topkapı Sarayındaki dairelerinde 5 küsur yıl daha . E.

Kısım I. Bu olayın aslı nedir? Prut zaferini en ince ayrıntılarıyla anlatan tarih kaynakları elimizdedir ve bunların en ayrıntılı olanı da Râşid'in sadece III. 12-Şehzâde Bâyezid Hân. dilinin cezasını çekerek. 15. mağlup olacağını anlayınca.Hatice İkinci Kadın. 9210 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANL1 Gülsen Kadın.yaşadı ve 62 yaşında iken Temmuz 1736 tarihinde vefat etti. KADIN EFENDİLERİ: 1. 2-395. 24.Fatma Sultân. 6. 3-Şehzâde Murad. 3. sh. Uzunçarşılı. 2-454. 7. 2-Şehzâde Abdülmelik. Öztuna. Biz sadece bilinen ve meşhur olanlarını zikrettik.Ayşe Sultân (Küçük). 140-420. IV. Mustafa'nın annesi. 18. 45-209. kanaatlerini dinlerr cazip şartlarla sulh t yola çıktı (Prut Hu Burada bilin 1) İsveç Kraıı Şjj reddetmesini ve I masını müd rudur. sh.Emîne Mihrişah İkinci Kadın. 216-227. 4-Şehzâde Mehmed Hân. V. İmrahor'luğa getirilen Mehmed Paşa. Rus ordusunun komutanı Şermetivef'di ve Deli Petro ile hanımı asla harp meydanına gelmemişti. 5-Şehzâde Süleyman Hân. 15. 16. 1706 yılında azl olunmuştur. Ahmed'in padişah olmasıyla 1. Prut Zaferine imza basan komutan sıfatıyla. c. 17. Olayın aslı şudur: Çorum'un Osmancık Kasabasından olan Mehmed Paşa. Ahmed'in hanımlarının sayısı bazı tarihçilere göre 13'ü ve bazılarına göre de 18'i bulmuştur. c. III. Az da olsa İslama aykırı olan fiiller. 11. Küçük Çelebi-zâde İsmail Âsim Efendi.Ümmü Gülsüm Sultân. Padişahların Kadınları ve Kızları. 14. c.).). Baltacı Mehmed Paşa'nın Rus Çarının karısı Katerina ile gayr-i meşru hayat yaşayarak Osmanlı ordusunu sattığı ve böylece Prut Zafe-ri'nin Osmanlı Devleti'nin aleyhine geliştiği söylenmektedir. sh. Baltacı'nın İsveç| Rus Çarını diri diıjjj .Esma Sultân. c. 7-Şehzâde Selim.Meylî Kadın. c. soi 2) Baltacı Metim hülislâm Paşmakçı leyman Ağa. fazla becerikli bir kumandan olmamasına rağmen. 17-Ayşe Hanım.Ümmü Gülsüm Kadın. VI. Râşid Zeyli. 125. 21Şehzâde İbrahim.Rukıyye İkinci Kadın. defa sadrazamlığa getirilmiştir. 2-390. 12. Bilindiği gibi 1710 yılında Ruslara karşı ilan edilen harpte. II. Sevmedikleri hakkında dili uzun olan ve yeterli tahsili olması hasebiyle konuşmasını da iyi beceren Mehmed Paşa. 20-Şehzâde Sultân Nu'man Hân.Emetüllah Baş Kadın. 6-Şehzâde Mustafa III.Emîne Musalli Kadın. 9. Râşid Tarihi. Baş Haseki. 2. sh. Ahmed devrine 4 cilt ayırdığı meşhur tarihidir. 13. Osmanlı Padişahları arasında en çok kadınla evlenen devlet adamlarındandır ve bir kısım tarihçilere göre çocuklarının sayısı 50'yi bulmaktadır. Bu kaynakların hiç birinde. III.Zeyneb Sultân.Emetüllah Sultân.Zübeyde Sultân. IV. Tarih. sh. Biz. 79-95. sh. Baltacı Mehmed Paşa'nın Rus Katerina ile gayr-i meşru bir ilişkide bulunduğu veya en azından Rus Çarı ve hanımının bu savaşın yapıldığı mekâna geldikleri yazılı değildir.Hürrem Kadın. Çar.Emine Sultân123.. İKBALLERİ: 16-Şâyeste Sultân.Nijad Kadın. Ahmed. 1-Şehzâde Mehmed. musikiye meyli ve sesinin güzelliği sebebiyle Pâkçe Müezzin lakabı ile anılmıştır.Ayşe Sultân. Ruslar. 1710 Eylül'ünde tekrar sadrazamlık makamına gelen Baltacı. Nusretnâme.Nazife Sultân. c. 8-Şehzâde Ali. 13Fatma HümâŞah Kadın. 5-RâbPa Şermi Kadın. VI. 8. c. 23-Şehzâde Seyfeddin. 26. sh. 25. sh.Âtike Sultân. II. III. 4. c.Hatice Sultân. sert t hindeki faaliyet ve p sözünde durmaması #| lan. Başbakan Baron Şafirov vasıtasıyla çok değerli mücevherlerini hediye gönderdi ve sulh andlaşması yapılmasını arzuladı. Kısım I. Kadın Efendileri ile birlikte 18 Hanım'ını tesbit edebildik. 18 -Hâtem Hâtûn.Hanife Kadın. 10. bir huzur dönemini daha sona erdiriyordu. II.Nazîfe Kadın. İsveç Kralı'nın ve Kırım Hanı Devlet Giray'ın farklı 123 Silahdâr. İkinci veya Üçüncü İkbaldir. 22-Abdülhamid I. ÇOCUKLARI: (III. 2-450. 849 vd. 19. kendisini tezkiye eden Kalyakoz Ahmed Paşa'nın aleyhine çalışmış ve Şeyhülislâm Paşmakçızâde Ali Efendi'nin tavsiyesi ile 1704 yılında 1. 11.Zeyneb Kadın. açlık ve düzensizlik sebebiyle Petro'nun savaş meydanına gelmeyerek uzaktan idare ettiği ordusu mağlubiyetle karşı karşıya gelmiştir. Devletler ve Hanedanlar. Osmanlı Tarihi. 10. ZEVCELERİ: (III. İstanbul 1287. Uluçay. henüz İstanbul'a gelmeden itibar kazanmaya başlamıştır. Kantemir. 14-Sâliha Sultân. c.

muteber Osmanlı kaynaklarında ve hatta çağdaş tarihçilerin eserlerinde en küçük bir bilgi bulunmadığı gibi.. Veziriazam meydana gelen büyük hizmetleri mukabelesinde çeşitli iltifat ve ikramlar beklerken. Rus Çarı'nın karısı Katerina'nın sulh andlaşması uğruna bütün kıymetli mücevherlerini Osmanlı komuta heyetine gönderdiğini ve Şermetivef vasıtasıyla sulhu sağlaması için Vezir-i A'zama mektup ilettiğini ifade etmektedir.¦ nin doğru <¦ aleyhtarları. gizli anlaş da aleyhte I sında ikame'3) Dikkat a Osmanlı kaynaU lunmadığı gibi.. Râşid meseleyi şu cümlelerle özetlemektedir: "Rikâb-ı hümâyûn tarafında olanlar dahi sadrazam hakkında gizlice nice kale gelmez nesneler yazdıklarından.. 3) Dikkat edilirse. Padişahın hakem kabul ettiği Şeyhülislâm da aleyhte beyan verince Baltacı Mehmed Paşa azledilerek (Kasım 1711) Midilli Adasında ikamete memur edildi. "Rikâb-ı h_-m rından. sonradan sözlerinde durmamakla bu görüşü teyid etmişlerdir. İlk planları. Padişahın gadabını tahrik ettiler. tek kabahatin gece ile gelen altın arabaları olduğunu. belki müşavirlerinden Ömer Efendi ve Osman Efendi'nin bu hediyeleri kabul ettiğini kaydetmektedirler. Netice olarak. I yeniden han geldiğini do. böylesine bir zafere imza atan Sadrazamın bu ithamlarla azledilmesinin doğru olmayacağını ifade ederek. Padişah da. olmayan hıyanet suçlamasıyla karşı karşıya kalmış ve kıskançların hileleri ile nâ-meşkûr olmuştur". sert hareketlerinden ve patavatsız sözlerinden dolayı. Ancak Baltacı aleyhtarları.lar sebebiyle s tek kabahatin j için bir sebep bul karısı Katerina'mn «l| Osmanlı komuta h ması için Vezir-i A'a çiler de.t/" Netice ola*. 2) Baltacı Mehmed Paşa'nın zaten aleyhinde olan ve Padişahın çok sevdiği Şeyhülislâm Paşmakçı-zâde Ali Efendi. Baltacı'nın Katerina ile çadırda beraber olduğuna dair. bunun da Darüssa'ade Ağası . Rus Çarı tarafından gönderilen paralar sebebiyle sulh yolunu tercih ettiğini ısrarla Padişah'a anlatmak oldu. müşavirlerinin sözleriyle hareket etmesi. Temmuz 1711).?^ cede bu fırsatı ti hinde kampanyıl gönderdiğini deww BİLİNMEYEN OSMANLI 211 kanaatlerini dinlemeyen ve müşavirlerinin tesiri altında kalan Baltacı Mehmed Paşa. Osmanlı tarihçileri. çok cazip şartlarla sulh akdi yaptı ve muzaffer bir komutan olarak İstanbul'a gelmek üzere yola çıktı (Prut Muâhedenâmesi. Ruslar. tarihçiler tarafından eksiklik olarak kabul edilmektedir. Edirne'de vezir-i azamın kapıkulu maaşlarını vermeye başlaması üzerine yeniden harekete geçtiler. her şeyi ben bilirim havasına girmesi ve neticede bu fırsatı kaçırması. yoksa Çarı yakalamamak için bir sebep bulunmadığını ilave ettiler. Bunların görüşü haklıdır ve Baltacı'nın acele ettiği de doğrudur. Bu sefer Padişah'a. Baltacı Mehmed Paşa'nın İsveç Kralı ile Kırım Hanı'nı dinlememesi. k iddiaların fe şu cümlelerle ¦. Paşa. vermiş olsaydı Rus Çarını diri diri yakalama fırsatı elde edildiğini. Baltacı'nın asla rüşvet almadığını. Aleyhinde kampanya başlatanlar ve bazı Batılı tarihçiler. Baltacı'nın sulh teklifini reddetmesini ve Rusların sıkıştığı böyle bir dönemde kolay şartlarla andlaşma yapılmamasını müdafaa ediyorlardı. Katerina'nın mücevher ve mektup gönderdiğini de kabul etmektedirler. hemen aleyhte bir plan hazırladılar. Edirne'de ulufe vermesinin ne manaya geldiğini dostlarına sorması icab ettiğini. kaynaklarda Çar ve hanımının asla harp yerine gelmediğini ve bu tür iddiaların tamamen yalan olduğunu ifade eden beyanlar yer almaktadır. Padişahıngı iltifat ve ikramlaril nâ-meşkûrota. Baltacı'nın İsveç Kralı ve Kırım Hanı'nın sözlerine önem vermediğini. ilk etapta gelen ithamları reddetti. Bazı çağdaş tarihçiler de. İşte bu noktada Hammer. Cari ve Kırım Hanı Devlet Giray. Baltacı'nın aleyhindeki faaliyet ve planlarına hız verdiler. Baltacı'nın m ve Osman Efendi'iltlj Padişat. Damad Ali Paşa ve Darüssa'ade Ağası Süleyman Ağa. Burada bilinmesi gereken gerçekler şunlardır: 1) İsveç Kralı XII. Taraftarları da. yaptığı hataları affettirmek için Kapıkulu ile gizli anlaşmalar içinde olduğunu arz ettiler. henüz İstanbul'a gelmeden Rus Çarı'nın sözünde durmamasını da bahane ederek. müşavirlerinin s.

V. meseleyi. a 6) Düzenli (i netice vermedf (¦ 1 muştur. matbaayı 1455 yılında icad etmemiştir. III. Kısaca Arap harfleriyle olmak üzere XV. 268-275. O halde. Ancak bu sebepler ne olursa olsun. Yavuz Selim zamanında 33 kitap basılmıştır. c. sh. 83-95. sh. Yüzyılda ilk kullanan Uygurlar ve Koreliler olmuştur.45 (1333). C. II. yüzyılda gelen baskı teknikleri. Mehmed zamanında başladığını ve ancak neticeye 1727 yılında ulaşıldığını anlatmaktadır. Zira bunu 14. Gutenberg. biraz ayrıntılı da olsa inceleme zarureti bulunmaktadır. belki resmî matbaanın kuruluşunun tarihi 1727'dir. Kısım I. Osmanlı Devleti'nin teknolojiye karşı gelmesi demek değil midir? Bu konu her zaman dillere dolandığından ve maalesef hep aleyhte kullanıldığından dolayı. nr. nr. c. Aktepe. Bâyezid zamanında 19. 14. Bu manada baskı Avrupa'ya 14. Bu sebeplerin bir kısmını biraz sonra zikr edeceğiz. Zira baskı sanatı 8.! yayınlanan I kitap basanları lı 5) Bütün Ihı i yani Müteferrika'» basılmıştır. 126. daha erken tarihlerde gelmiştir. 35-36. Hatta ı ayıramayan bini da yaşanmıştır. III. sh. Gutenberg'in gayretleriyle İncil'in de basılabileceği bir matbaa haline ancak 1455 yılında yani 15. Tarih. Bu kitapların üzerinde. Ancak hiç bir tarihçi ve hatta Rus Vekâyi'nâmeleri bile. c. 1727 > bile doğru kabul( lemciler. Bâyezid'in himayelerinde basılmıştır" ibaresi yer almaktadır. Şöyle ki: 1) Önemle ifade edelim ki. Osmanlı Devleti'ndeki matbaanın değil. Maalesef. IV. Bu bilgiler. ile yakınlarının ithamları olduğunu açıkça belirtmişlerdir. Osmanlı Devleti'nin teknolojiye ve yeni fenlere uzak kalması mazur gösterilemez. sh. TDVİA. 366-372 (Konu bütün ayrıntıları ile anlatılmaktadır). Ahmed Muhtar.'. Yoksa matbaa Avrupa'da Gutenberg tarafından kurulan müesseseden 33 yıl sonra Osmanlı ülkesine girmiş ve çok sayıda kitap da basılmıştır. Silahdâr. 280-285. matbaadan ı mektedir. sh. Yüzyılda gelebilmiştir. Yüzyılda gelebilmiştir. c. c. IV. Gutenberg hareketli harfleri de icad eden birisi değildir. 20-22. "II. "Rus Menâbiine Göre Baltacı Mehmed Paşa'nın Prut Seferi". Osmanlı padişahlarının matbaa aleyhinde oldukları görüşünü reddetmektedir. Enderun Tarihçisi Atâ da. Hatta II. Asırdan itibaren İstanbul'da. Maa1""" loncaların ve Marsigli. Katerina'nın harp meydanına geldiğini yazmamıştır ve bu sadece kuru bir iftiradan ibarettir124. Arap harfleriyle basılan Geometriye dair Usul'ül-Oklidis kitabının serbestçe satılması için 996/1588 tarihli fermanla izin ve müsaade vermiştir. 160-185. 46. Ancak Yahudiler 1488 yılından itibaren. sh. yasak bir iş ( masının geclkı 4) Üzülerek! sâdî ve ilmî g hakikattir. sh. Batılı tarihçiler tarafından da kabul edilmektedir. Matbaa neden Osmanlı Devleti'ne 1727 yılında yani Avrupa'dan 272 yıl sonra gelebilmiştir? Bu durum. Çinlilerden ziyade Uygur Türklerinin payı olduğu. "Baltacı Mehmed Paşa". ilk resmî matbaa teşebbüslerinin IV. 238-256. Blok baskının Avrupa'ya taşınmasında. TOEM. Mustafa Nur! Paşa. Ermeniler 1567 yılından itibaren ve Rumlar da 1627 yılından itibaren matbaalarını kurmuşlardır. Murad zamanında İstanbul'da bir matbaa kurulması için izin istendiğini ve bu iznin verildiğini Mustafa Nuri Paşa kaydederken. mü'cı sinde önemli ı tedir: "Ger. Uzunçarşılı. 2) Osmanlı Devleti'ne matbaa 1727 yılında değil. Murad.212 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMP1. Yüzyılda Çin'de ve bazı araştırmacılara göre özellikle Uygur Türklerinde ortaya çıkmıştır. Osmanlı Tarihi. Müslümanların eserlerini bastıkları ilk resmî matbaanın tarihi 1727'dir. Münir. Netâic'ül-Vukû'ât. sh. Halep'te ve 1514'den itibaren de bazı Avrupa şehirlerinde kitaplar basılmıştır. Kısım 2. 1720 yıtöjj görevlendirilen \ babasıyla berata celeme in kurma gayrdı . Kışımı II. artık ilim alemi tarafından kabul edilmektedir. Bunları özetlerken şu hu124 Râşid. Nusretnâme. 3) Müslümanların ve de resmen devletin bu teknolojiye sıcak bakmamasının sebepleri ise. susların özellikle I mürşidi olması ha Osmanlı Devleti. IV. VIII. III. gtfsrtğ gibi.

daha da modern şekillere girerek devam etmiştir. Bunlara bağlı olarak sahaflar.rek Müslüman t samimi bir (i rek Sald I aldıkları ı takdim t açıklanan I Yenişehirli f "Basma a larak basması. mücellitler. İkisi birlikte. kendi kitaplarını bastırmazlar. Henry de. yine de büyük bir rakamdır. Ancak âlim kimselerin tashih etmesi gerekir". yarısı bile doğru kabul edilse. 5) Bütün bu gelişmelerden sonra ilk matbaa IV.000 hattatın bulunduğunu söylemektedir ki. Papa Alexandre VI. IV. fıkıh ve kelâm kitaplarının basılmaması açıkça belirtilmiştir. Mehmed (1648-1687) devrinde yani Müteferrika'nm matbaasından yaklaşık bir asır evvel kurulmuş ve bazı kitaplar da basılmıştır. Bu arada Macaristan'da doğan ve 1693 yılında esir edilerek Müslüman olan İbrahim Müteferrika. İslâmiyet. Hatta matbaanın caiz olmadığını iddia eden ve maalesef sağını solundan ayıramayan bazı âlimlerin çıkmış olması da mümkündür. divitçiler ve benzeri esnafın baskısı da. hadis. herhangi bir bilimsel yeniliğe karşı çıkması mümkün değildir. Bu hali İslâmiyet de tasvip etmemektedir. 1501 yılında yayınladığı emirname ile ruhsatsız yayınlanan kitapların yakılmasını emr ettiği gibi. bu hizmetler. tashihli ve hatasız olarak. matbaanın resmen kurulmasının gecikmesini. dünyadaki her yeni güzellik gibi. 6) Düzenli çalışır halde ilk resmî matbaa ise. kısa zamanda ve zahmetsiz o-larak basması. Bu fetvaya karşı çıkanlar elbette ki olmuştur. ancak harfleri hakkıyla tanzim edilemediğinden devam ettirilememiştir. 214 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN ¦ . Ahmed devrinde Damad İbrahim Paşa'nın teşvikleriyle kurulmuştur. ini BİLİNMEYEN OSMANLI 213 susların özellikle belirtilmesinde yarar vardır. kitapların nüshalarının çoğalmasına. Avrupa'da da yaşanmıştır. Mehmed devrindeki teşebbüs tam netice vermediği için. M kimselerin tasKİ Buf kurulan ı şimdilik tefe I fetvaya kar hizmetler. resmî matbaanın gecikmesinde önemli rol oynamıştır. O halde. III. 1720 yılında Sadrazam İbrahim Paşa tarafından Paris'e Osmanlı sefiri olarak görevlendirilen Yirmisekiz Çelebi Mehmed Efendi'nin oğlu Said Mehmed Çelebi. dünyadaki iktisadî ve ilmî gelişmelere lakayt kaldığı ve bunun cezasını da daha sonraları gördüğü bir hakikattir. kaleme aldıkları matbaa ile ilgili Vesîlet'Ut-Tıbâ'a adlı layihalarını sadrazama 1726 yılında takdim etmişlerdir. bütün ilimlerin efendisi ve mürşidi olması hasebiyle. matbaadan da yeterince yararlanamamıştır. ruhsatsız kitap basanları idamla tehdit etmiştir. matbaanın onlar için yasak bir iş olduğundan ileri geldiği kesinlikle doğru değildir". gerileme ve duraklama devrine girince. hemen kurma gayretleri başlamıştır. Kont Marsigli'nin şu cümleleri dediklerimizi teyit etmektedir: "Gerçekten Türkler. Osmanlı Devleti'nin Kanuni'den sonra. 4) Üzülerek ifade edelim ki. ucuz fiyatlarla yayılmasına sebep olur. Ancak Osmanlı Devleti'nin yıkılışına kadar. Bu fetvadan sonra Zilka'de 1139/Temmuz 1727 tarihli Padişah Fermanı çıkmış ve kurulan matbaada ilk olarak 1729 tarihinde Vankulu Lügati basılmıştır. Kont Marsigli. babasıyla beraber Paris'e gitmiş ve orada bulundukları yıllarda matbaayı yakından inceleme imkânı bulmuştur. Ancak aynı hadise. Fransız Kralı II. Osmanlı Devleti. Bu dahi zannedildiği gibi. yazdığı Risâle-i İslâmiye adlı eseriyle samimi bir Müslüman olduğunu ispatlamış ve Damad İbrahim Paşa'nın dikkatini çekerek Said Mehmed Çelebi'ye yardım etmesi karar altına alınmıştır. 1727 yılında İstanbul'da 90. Matbaanın kurulması için dinen ve aklen hiç bir engelin bulunmadığı açıklanan Layiha üzerine. kalemciler. mesele Şeyhülislâmlık makamına sorulmuş ve Şeyhülislâm Yenişehirli Abdullah Efendi de şu tarihî cevabı vermiştir: "Basma san'atında mahareti olan kimesnenin. Maalesef bu konuda Osmanlı Devleti'ndeki esnaf teşkilâtları demek olan loncaların ve bu loncalara bağlı hattatların menfi anlamda rolleri olmuştur. Fermanda şimdilik tefsir. Geri döndüğünde meseleyi devlet yetkililerine açınca. dinî taassuba bağlamak doğru değildir.

c. Halil. Ankara 1978. 507-530. 724-736. c. Lale eğlenceleri sebebiyle laleye düşkünlük artmış ve hatta lalenin 234 çeşidi yetiştirilmiştir. IV. i: eğlen rin meşru t de İstan! maz. İbrahim Paşa'nın Beşiktaş Mevlevihanesine bitişik özel Yalısında ve benzeri çok sayıda saray ve bahçelerde. Comte. Thomas Francis. Baysal. Tarih-i Atâ'da belirtilen hususa daha önceki araştırmacılar dikkat çekmemişlerdir. Nazmi). 157-158. Buğra. nr.7) Önemle ifade edelim ki. New York 1955. belli sebeplerle nasıl açıklanıyorsa. 303. Yoksa İslâmiyetin ilme ve teknolojiye karşı çıkma iddialarıyla bunun ilgisi yoktur125. Ankara 1982. sayı 197(1986). XXVI. Mahmûd. fikir ve e ziyafet ve I eğlence v«| tıların i 1 zurundal nin ve 1 hem de! edenler. 127. M. Lale Devrinde yapılan eğlenceler nelerdir ve gayr-i meşru eğlenceler var mıdır? Hem III. 125 BA. Tarih (Zeyl-i Tarih-i Râşid). c. VI. 1718-1730 tarihleri arasında. matbaanın gecikmesi de öylece açıklanabilir. ancak biz bu kadarla iktifa ediyoruz. Bu bakış açısından Lale Devri değerlendirildiğinde şu manzara ortaya çıkmaktadır: A) Lale Devri denilen bu devrede. büyük masraflarla inşa edilen Kağıthane'deki Sa'dâbâd Köşkünde. elimizdeki tarih kitaplarının da ortaya koyduğu gibi.ı get< tanbul'dali zulduğu« meşine manasa Tarihi (?«<> 259» (Sa'd» 162-Î71 N OSMANLI . Padişah'ın da ara sıra katıldığı helva sohbetleri ve Lâle eğlencelerinin yapıldığı doğrudur. L. "Dünyada Basılan İlk Türkçe Kitap". gayr-i meşru eğlencelere dalacak kadar aşırıya gitmiş olmaları tamamen ayrı şeydir. İstanbul'da bu dönemde insanların barış ve huzurun kıymetini bilmeyerek. Hatta bu eğlencelerin bazılarına meşru dairede kalmak şartıyla. sh. Ancak Padişah ve Sadrazamın meşru dairede de olsa eğlence ve ziyafetlerde fazla vakit geçirmeleri. Uzunçarşılı. Padişahın buna özel önem verip ferman yayınladığı da doğrudur. 470-473. sh. Televizyonun Türkiye'de ve hem de 20. Çırağan Bahçesinde. Ancak resmî matbaanın kurulması ve kitap basılması. 335-350. Küçük Çelebi-zâde. Bu ikisini birbirine karıştırmak tarihe iftira olur. sayı 104 (1962). I esrar K Şe vâda. Mühimime Defteri. zikredilen sebeplerle maalesef 200 yıl veya düzenli matbaa hesaba katılırsa 272 yıl gecikmiştir. Müteferrlka'dan Birinci Meşrutiyete Kadar Osmanlı Türklerinin Bastıkları Kitaplar. c. Marsigli. Subhi Tarihi. Üsküdar'daki Şeref-âbâd'da. İstanbul 1198. Ankara 1934. Mukaddime'deki Matbaa ile alakalı Lâyiha. sulha meyilli. Yüzyılda elli sene geciktiği ve Intemet'in ancak 5-10 yıl gecikmeyle ülkemize girdiği. sh. The Invention of Printing in China and ıts Spread Westward. 158-162. Murad dışarıda basılan bu Kur'ân ve diğer dinî eserlerin devlet sınırları içerisinde serbestçe yayılmasına izin vermiştir. Ahmed ve hem de damadı ve sadrazamı olan İbrahim Paşa. Bu konuda kaynak fazladır. ziyafetten ziyafete koşturdukları ve meşru dairede eğlenceli bir hayat yaşadıkları görülmektedir. Gündüz. "Matbaanın Tarihçesi ve İlk Kur'ân-ı Kerim Basmaları". Acaroğlu. Belleten c. Avrupa'da Kur'ân ve diğer dinî eserler 1514 yılında İ-talya'da basılmaya başlanmış ve III. Vakıflar Dergisi. matbaa. XII. sh. "İlk Türk Matbaası Kurucusunun Dinî ve Fikrî Kimliği". İstanbul 1968. 49. Ancak bu l lenceleri ve ( ilim. sh. 156. Kısım I. sh. 134. sh. Osmanlı İmparatorluğunun Zuhur ve Terakkisinden İnhitatı Zamanına Kadar Askerî Vaziyeti (Çev. sevimli ve mülayim insanlar idiler. İstanbul 1293. Tayyâr-zâde Ahmed Atâ. I fet me birer t Tebriz* âlimdir. Tarih-i Atâ IV. I. Necatioğlu. sh. Burada önemle vurgulanması gereken şudur: Padişah ve sadrazamının meşru dairede neşeli ve eğlenceli hayat yaşaması ayrı şeydir. sh. 272 sene değil 33 sene sonra Osmanlı Devleti'ne girmiştir. Matbaacı İbrahim Müteferrika ve Risâle-i İslâmlyye (Tenkitli Metin). Beylerbeyindeki Bağ-ı Ferah Bahçesinde. Bu yaratılışları gereği olarak. Netice olarak. sazendeler de davet edilmiştir. 135.Türker. elbette ki insanların da gayr-i meşru işlere girmesine zımnî bir sebep olarak algılanabilir. nr. Osmanlı Tarihi. Niyazi. Şuna da dikkat çekelim ki. sakin ve eğlenceli hayatı seven. Belleten. Berkes.

Halep Kadılığına kadar yükselen bir âlimdir. Bu ayrıntıların içinde haram olan bir şey göze çarpmamaktadır. B) Padişah ve sadrazamın meşru dairede de olsa. halk arasında bazı gençlerin afyon ve esrar kullanmasına yol açmış ve meselenin çok ciddi bir noktaya ulaşmasından dolayı. Rumeli ve Anadolu Kazaskerlerinin ve İstanbul çevresinde meşhur olan âlimlerin de huzurunda. fikir ve edebiyat adamları da mutlaka katılmıştır. I konuda a daha BİLİNMEYEN OSMANLI 215 Ancak bu ziyafetleri anlatan tarih kitapları tetkik edilirse. aynı zamanda birer İslâm âlimi olduklarını da eklememiz gerekmektedir. Şeyhülislâmın. ötıkları |lew York ti Berkes. Mesela Seyyid Vehbi. lale eğlenceleri ve diğer tertip edilen ziyafetlere. . Âsim Tarihi'ne bakabilirler. bu konuyu ayrıntıları ile veren.Nazmi). Tarihçi Râşid de. Padişah huzurunda da. "arsigli. halkın içinde ahlaksızlığı bir nevi teşvik etmesinden ve daha sonra da Damad İbrahim Paşa aleyhtarlarının (Eski İstanbul Kadısı Zülalî Hasan Efendi ve Ayasofya Vaizi İspiri-zâde gibi) onu yıpratma kampanyası başlatmasından dolayı. diğer dönemlere oranla arttığı asla inkâr olunamaz. ^'esef Türki-ecik.de nyla buıceler a meyilli. Şeyhülislâm da verdiği fetvada. afyon ve esrar kullanmanın İslâm Hukukuna göre haram olduğunu. bu sebeple İslama aykırı giyimlerin yasaklanması ve bunun yol açtığı ahlaksızlıkların önlenmesi için her türlü tedbirin alınması gereği hükme bağlanmıştır. halk arasında. tefsir. O halde. vaktinin çoğunu ziyafetler ve eğlencelerde geçirmesi. Lale Devrinde İstanbul'da gayr-i meşru hayatın. başta Şeyhülislâm olmak üzere. XII. |724-736. jş. helva sohbetleri. hadis. lan ge-aya koydu-ıtyaşadık-t sadraza-bu ieğlencelere ¦e karıştır-peğlence ve regirmesi-P#ildiğinjjlıane'deki |ı Ferah s bitişik »çelerin İ! eğlenilir. eğlenceli ve ziyafetli hayatlar. 'edAtâ. sadrazam huzurunda da. Şeyhülislâmın da içinde yer aldığı ziyafet ve eğlencelerin. kullanılmasının helal olduğunu iddia ederek teşvikte bulunanların idam edilmesi gerektiğini ifade etmiştir. maalesef ahlaksızlığın yayılmasına ve eğlencelerin meşru daireden gayr-i meşru daireye kaymasına yol açmıştır. hem Saray'larda ve hem de Sadrazam Köşklerinde. İstanbul'da kadınların giyim ve kuşamlarının gayr-i meşru fiillere yol açacak şekilde bozulduğu ve bu yüzden İstanbul'da bazı gayr-i meşru fiillerin meydana geldiği. kullananların ve satanların sürgün ve para cezası gibi çok şiddetli ta'zîr cezaları ile cezalandırılmalarını. Merak edenler. o devrin ilim. Ayrıca yapılan eğlence ve sohbetler sadece bunlardan ibaret değildir. hakkında bazı gayr-i meşru işlere karıştığı iddiaları da bulunmaktadır.§314 yılında İ-p»t diğer dinî niştir. PadiIt-iRâşid). Jsi. Ancak bu ziyafet ve eğlenceler. fıkıh ve tarih dersleri yapılmıştır. gayr-i meşru olduğu düşünülemez ve zaten tarih kitapları bu eğlence ve ziyafetlerde neler yapıldığını bütün ayrıntılarıyla anlatmaktadırlar. c. Bunların ne derece doğru olduğunu bilemiyoruz. Mesela. Şeyhülislâmdan bu konuda fetva talebinde bulunulmuştur. Buna şunu da ilave etmek gerekmektedir: 1144/1731 tarihli bir fermana göre. bir ara Tebriz Kadılığına tayin edilmiştir. Bu arada bu ziyafet meclislerinin müdavimi olan Nedim ve Seyyid Vehbi gibi şairlerin.

88. 147-162. 223-224. 45. nr. .. Tarih (Zeyl-i Tarih-i Râşid). hep bu dönemde kurulan ilim heyetleri tarafından Türkçe'ye tercüme edilmiştir. halk arasında bazı gayr-i meşru alışkanlıkların yerleşmesine yol açtığını açıkça göstermektedir.. 216 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLİ 128. Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi. Hondmir'in Farsça çok geniş bir tarih olan Habîb'üsSiyer adlı eseri. Ancak bu gayr-i meşru işlerin.. 363-364. 555. 377. sh. Küçük Çelebi-zâde.. Osmanlı Tarihi. hem Padişah'm ve hem de İbrahim Paşa'nın dinî ilimler ve diğer ilimlerde uzman olan âlimlerle hususi dersler düzenlediğini. 185.. Damad İbrahim Paşa'nın bir küçük köy olan Muşkara'yı bir şehir haline getirerek imar etmesi. Patrona Halil ri ile ilgisi var S I ' III. c. . Ayrıca devleti idaresinde Sokullu ve Köp-rülü'ye ulaşması mümkün olmayan bu devlet adamının. c. nr. nr. . . 129. Zira Matbaanın açılması başta olmak üzere.. nr. Gerileme Devrinden beri. 259-260 (Tefsir Dersi)... 34/a-b. İslâmi açıdan istikameti ve dindarlığı itibariyle onlar gibi olduğu tarihçilerin verdiği bilgiler arasındadır127. Eski adı Muşkara olan ve İbrahim Paşa'nın gayretiyle köyden şehire dönüşen Nevşehir'de doğan İbrahim Paşa. Nedim. Kendisi tamamen sulh taraftarı ve sakin yaşamayı seven bir insandır._¦ . c.. Osmanlı Devleti.. Küçük Çelebi-zâde. 159160.. başta çinicilik olmak üzere kaybolmaya yüz tutan bazı Türk sanatlarını ihyaya çalışması ve nihayet Matbaa gibi önemli bir müesseseyi yerleştirmesi. 42-43. 100-101. Âsim Tarihi (Zeyl-i Tarih-i Râşid).. Kısım I. 29. II. IV. VI. 233-234.. sh.. ilim ve teknoloji konusunda. Bu dönem sadece eğlence ile geçmemiştir.. bu dönem Lale devri olarak tarihe geçmiştir. Mayıs 1718 tarihinde sadrazamlığa getirilmiştir. c. 190.. Acaba bu devir sadece eğlencelerle mi geçmiştir? Bu sorunun cevabı verilmelidir. İstanbul 1198. Tarih-i Subhî.. Damad İbrahim Paşa'nın himayesiyle ölmez eserlerini vermişlerdir. 19. sh. 237. 265.. sh. 126 BA. 370. sh. 310-316. 444 (Sa'dâbâd).. 91 (1724 tarihli hüküm).. Tarihçi Râşid.. Râşid Tarihi. 366. 162-171.. Lale devrinde sadece keyif ve eğlence mi yapılmıştır? Fikir ve kültür hayatına yönelik bir şey yapılmamış mıdır? 129. 137 (Esrar ve Afyon Yasağı). 132. Osmanlı Tarihi. 134-135. ilk defa bu dönemde Avrupa'yı takip eder hale gelmiştir. Üçüncü olarak... 45. c..Bu olaylar. Mühimme Defteri. Nahîfî ve Ahmed Neylî gibi edip ve şairler. Ahmed'in kızı Fatma Sultân ile de evlenince iyice Padişah'm gözüne girmeye başlamıştır. sh. sh.. c. 527-528. III. Osmanlı ve Türk Tarihi ile ilgili en önemli çalışmalar bu dönemde yapılmıştır.. sh. Uzunçarşılı. Osmanlı Devleti'nin fikir ve kültür hayatına dair çok önemli katkılar bu devirde sağlanmıştır.. 7737. Lale Devrinde. 384. 453. İkinci olarak. Eğer Osmanlı vekâyi'nüvislerinin İbrahim Paşa dönemini anlatan yüzlerce sayfalık tarih kitaplarını ve mesela Çelebi-zâde'nin Râşid Tarihi Zeylini incelerseniz. vrk. Kısım I.. kendisi de tahsilli olan İbrahim Paşa.. 127 BA. 1689 yılında Saray'a intisap etmiş ve 1717 yılında III. Aynî'nin Ikd'ülCümân isimli meşhur tarihi. Seyyid Vehbi. sh. IV. V.. 2-625. Ahmed'in 1718-1730 tarihleri arasında ve Nevşehirli İbrahim Paşa'nın sadâreti ile geçen devresine Lale Devri dendiğini daha evvel ifade etmiştik. sh. başta İstanbul'daki Dâr'ül-Hadis Medresesi olmak üzere çok sayıda vakıf eserler meydana getirmesi. tanzim edilen ziyafetlerde Şeyhülislâm ve benzeri şahsiyetlerin daima hazır bulunduğunu görürsünüz... VI.. Mühimme Defteri. ilim ve san'at adamlarını sonuna kadar desteklemiştir.. Mevlevi Ahmed Dede'nin Câmi'ud-Düvel adlı muazzam eseri. IV... Ahmed'in de şahsiyeti buna uyum sağlayınca. 133. 134. Uzunçarşılı. c. 177. 244 (1726 tarihli hüküm). III. Atâ Tarihi... Dördüncü olarak.. 464. Evvela. Ahmed'in çok güvendiği İbrahim Paşa. .. Kısım II. Damad İbrahim Paşa tarihe çok meraklı olduğundan.. tır. Saraya girdiği manası asla çıkarılamaz126. onun sadece eğlence ve ziyafetlerle vakit geçirmediğini açıkça göstermektedir..

buna gönülsüzdür ve red cevabı vermekte gecikmemiştir. Padişah aleyhinde de "mahmûd'ül-hisâl bir Padişah isteriz" diye dedikodu yaptırmak şeklinde alevlenmeye başlamıştır. Muslubeşe. İran cephesinden Osmanlı Devleti aleyhinde haberler gelmeye başlamıştır. At Meydanında toplanan asiler bununla da yetinmediler. buna bilen fitne hinde de' alevlenmeye kademelerine fetler yüzünden ateşlemek için Câmiinin Kaş Muhammed'den tarihe Patrona Bu isyanın Çınar Ahmed ve önce Damad İbı Hâriç Müde fendi gibi I teşebbüsleri ii ve İbrahim edildi. başta damatları olmak üzere. Padişah Saraylarında ve Sadrazam Köşklerinde. Sadrazam iki damadı ile birlikte boğuldu. Iste. Şeyhülislâm ve İbrahim Paşa'nın yakınları olan bütün damatları görevden alındı ve çoğu sürgün edildi. Bâyezid Câmiinin Kaşıkçılar Kapısı tarafında. geçmişteki bir cinayetin neticesi ve gelecekteki bir mükâfatın da mukaddimesidir" kaidesine göre açıklamak gerekmektedir. Gerçekten Lale Devrinde. İslama sımsıkı sarılmayan devletler. İran Savaşı için Padişahın bizzat sefere katılmasını arzu etmektedir. 2 Ekim 1730'da Osmanlı tahtını biraderi II. Çınar Ahmed ve Ali Usta gibi ayak takımları ile bunların fikir babası olan ve daha önce Damad İbrahim Paşa'dan zarar gören eski İstanbul Kadısı Zülâlî Hasan Efendi. yakınlarını devlet kademelerine getirmesinden rahatsız olanlar. Şeyhülislâm Abdullah Efendi'nin şerî'at adına araya girme teşebbüsleri de fayda vermeyince. Sadrazam da yetinmedi'-: Zülâlî Hasaı ¦: küstah tavırlarıyla istediler. sadrazamın aleyhine bazı şeyler yaymaya başladığı gibi. gayr-i meşru bir fiil görülmese ve hatta sadece dedikodu halinde kalsa bile. âsilerin isteklerine uyularak sadrazam. devlet işlerinden anlamadığı . III. hal malar ve de son bı bilgilen feü BİLİNMEYEN OSMANLI 217 129. Neticede 13 gün süren isyan 11 Ekim 1730 tarihinde son buldu. Âsiler bununla da kalmadılar. Tam bunu fırsat bilen fitne ateşi. hemen mağlubiyet ve açlık gibi umumi felaketlerle cezalandırılmaktadır. "her musibet. bize ulaşan kaynaklardaki bilgilere göre. Kutucu Hacı Hüseyin. bu dönemde yapılan eğlenceler ve ziyafetler yüzünden bunların gayr-i meşru olduğunu ileri sürenler. Kağıthane'deki yüzlerce köşkü yıktılar. İsyan süresince yağmalamalar ve her türlü rezalet yaşandı. altı yedi aydır bu fitneyi ateşlemek için uğraşan bahriyeli. tarihe Patrona Halil İsyanı diye geçecek olan kargaşayı başlatmışlardır. İbrahim Paşa aleyhine kadına düşkünlüğünü ve başta Sa'dâbâd olmak üzere köşkler aleyhine de fitne ve fesada vesile olduklarını ileri sürerek bu köşklerin yakılmasını istediler. o dönemin İstanbul'unda halk arasında bazı ahlaksızlıkların ve gayr-i meşru eğlencelerin yayıldığı kesindir. Küçük Muslu. Sadrazamın. Ümmet-i Muhammed'den olanlar dükkânlarını kapayıp bizimle gelsin" demeleriyle birlikte. Hâriç Müderrislerinden Deli İbrahim ve Ayasofya Vaizi İspiri-zâde Ahmed E-fendi gibi insanlardır. halk ve devlet.Bu olayı da. İşte Lale Devri için de söz konusu olan budur. 1143/1730'da Sadrazam İbrahim Paşa. Ancak şahsiyeti ve alıştığı hayat itibariyle buna hazır olmayan Padişah. Mustafa'nın oğlu Sultân Mahmûd'a terk etti. Bu isyanın başını çekenler. Ahmed. bir nefer olan Patrona Halil ve arkadaşlarının. bir mükâfatın çekten Lale De kaynaklardaki bil halinde kalsa bile< meşru eğlen mağlubiyet ve söz konusu olan İran 1143/1730'da masını arzu Padişah. Önce sadrazamlığa göz diken Patrona Halil.e Mustafa'nın 05 Âsiler !K9] başta Sa'dâbâd sürerek yıkılmasıyla. Yakılmasına gönlü razı olmayan ve ancak yıkılmasına izin veren Padişah'ın fermanı ve İstanbul Kadısı İbrahim Efendi'nin fetvasıyla. "Şer' ile davamız vardır. kendi adamları olan ve Rumeli Kazaskerliğine getirilmesini istedikleri Zülâlî Hasan Efendi ile İstanbul Kadılığına getirilmesini arzu ettikleri İbrahim Efendi'nin küstah tavırlarıyla Padişah'ın feragat ederek yerine Sultân Mahmûd'un padişah olmasını istediler. İstekleri üzerine. Patrona Halil isyanının mahiyeti nedir ve neden çıkmıştır? Lale devri ile ilgisi var mıdır? Bu olayı da.

çok sayıda sadrazamları arasında en önemli yeri Hekimoğiu Ali Paşa ihraz etmiştir. MAHMUD DEVRİ 130. IV.9-» U99. bu inancını hâkim kılmaya kalkıştıysa da. ailesi ve zamanındaki mühim olaylar hakkında kısaca bilgi verir misiniz? II. Şeyhülislâmlık ve sadrazamlık makamında uzun süre kimseyi durdurmamıştır. İçteki kargaşaya son veren I. büyük kumandan Topal Osman Paşa tarafından Temmuz 1733'de büyük bir hezîmete mahkûm edildi ve bu sefer sebebiyle I. Mühimime Defteri.. c. I. ileri sürülerek Revan Seraskerliğine tayin edilmiştir. 218. kendi şahsî kin ve menfaatlerini tatmin gayesiyle bu işe kalkıştıkları da gün gibi ortadadır.. 204-218. ilk işi Patrona Halil başta olmak üzere. ihtiyatlı. vrk. 2 Ekim 1730 tarihinde III. Yenıde'£ sebep o'. İki Osmanlı Paşa'sını şehid eden ve Revan. Sebkatî mahlasıyla şiirler yazmıştır. Şeyhülislâmlık makamına Şeyhülislâm Feyzullah Efendi'nin iki oğlunu getiren I. tinde kaldı. Kısım I. Mahmûd'un. Rumeli Kazaskeri Feyzullah-zâde İbrahim Efendi başta olmak üzere çeşitli hocalardan dersler alan I. Mustafa'nın Sâliha Sebkatî Sultan'dan 1696 yılında dünyaya gelen oğludur. İbret alınırsa önemli bir olaydır128. Hadisenin.! da dev'o'f' mektec problem . Hekimoğiu Ali Paşa'nın 1731'de Urmiye'yi feth edip Tebriz'i istirdâd etmesi üzerine Ocak 1732'de İran ile Sulh Andlaşması imzalanmış ise de. Ahmed Çeşmesinin yanına atılmıştır. 128 BA. dikkatli. tine inan™-:.I 218 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSP. Subhî Tarihi. XXIV. sh. Ancak Patrona Halil ve arkadaşlarının da. iç kargaşadan korkarak geri durdu ve ancak i İran'ı mu'tedıl biri Osmanlı Devletı'm! Şeyhülislâmın ve j barış halin Irak cephesini Nâdir Şal" buyiıKl olamadı. Erbil'i alarak Bağdad'ı kuşatma altına alan Nâdir Şah. meşverete ehemmiyet veren ve kültürü yüksek olan bir padişahtır. 1639 tarihinde yapılan Kasr-ı Şirin Andlaşması esasları üzerine kurulan İstanbul Andlaşması Ekim 1736 yılında imzalandı. Babasının ve amcasının akıbetlerinden ve özellikle de III. sh. Ancak Kırım Hanı ve Şeyhülislâmın da yardımıyla. Iranın Osw-lerek 1".'. I . Osrutl beyi.. Eylu1 Avusturya.SULTÂN I. Uzunçarşılı. nr. yıllardır devam eden İran Harbini ele almıştır. Ahmed'in yerine tahta geçmiştir. Mahmûd. Mahmûd. şahsiyeti.¦ Devleti'.. bu avantajdan yararlanarak sulh istedi. İslama hizmet gayesiyle değil." Ruslar. yine durmadı ve Kerkük'e girdi. Nâdir Hân bununla yetinmedi ve 1733'deki taarruzuyla harbi devam ettirdi. Kasım 1730'da Sofa Köşküne davet edilen zorbacıların başı Patrona Halil ile Muslubeşe hemen katledilmiş ve asi liderlerinden 18'inin cesedi III. ayak takımından oluşan isyancıların isteklerini yerine getirmek ve İbrahim Paşa ile yakınlarını devletin önemli makamlarından bertaraf etmek olmuştur. -müttefıV ti'ne harp e c« ve BosnaVrr* yenildik 1739 y Müzâkc ri. şâir ve bestekârdır. Biraz önce anlattığımız gibi. alınıyordu manii manii De imtiyazlar ( Osmanlı! Belgn yordu. Akıllı. Lale devrinde yaşanan İslama aykırı hallerin bir cezası olduğu açıktır. Mahmûd. 136. Aslında Sünnî ve Hanefi olan Nâdir Şah.sU-»J İFA'. Mahmûd'a gâzî unvanı verildi. İstanbul 1198. Ahmed'in kendisine olan vasiyetinden ders alarak. Ancak Kasım 1730'un sonuna doğru Patrona Halil başta olmak üzere bütün âsileri ortadan kaldırmış ve devleti huzura kavuşturmuştur. l/a-34/a.! 1732 tarifti Vehhâbi" Mideiaı tarafından S KADIMI Verd-i t Râziye Kafel baldir. âlim. Osmanlı Tarihi. 1731'deki ikinci bir isyan hareketi ise sonuçsuz kalmıştır. Gence ve Tiflis'i Osmanlı Devleti'nin elinden geri alan Şah. İran'da Safevi Hanedanına son vererek Avşar Hanedanını başlatan Nâdir Şah.

Bu arada Rusya'nın müttefiki olan Avusturya. içeride de halkın derebeyi adını verdiği a'yân denilen bazı mahallî mütegallibelerle de uğraşmak mecburiyetinde kaldı. Doğuda Timuroğullarına büyük zararlar veren Nâdir Şah. Mühlmme Defteri.BİLİNMEYEN OSMANLI 219 İran'ı mu'tedil bir İmâmiyye-i İsnâaşeriyye ve Ca'ferî mezhebi çizgisine getirdi. 2-40. IV. Osmanlı Devleti'ne İsnâaşeriyyeyi yine hak mezhep olarak kabul ettiremedi. 210-336.Hâce Ayşe Kadın. i 129 BA. Sultân Osman kimdir? Ailesi ve devrindeki önemli olaylar hakkında kısaca bilgi verir misiniz? III. 2 yıldan biraz fazla sürecek olan saltanat tahtına ağabeyinin vefatı . l/a-238/b. 1718 Pasarofça Andlaşması ile Avusturya'ya bırakılan yerlerin bir kısmı geri alınıyor ve Azak Kalesi de Ruslardan geri alınıyordu. Subhî Tarihi. Dış problemleri halleden Padişah. İzzî Tarihi. 6Râziye Kadın. sh. Osmanlı Devleti'nin hâlâ dünyanın birinci devleti olduğunu isbat ediyordu. Uzunçarşılı. Kısım I.Fehmî Hanım. c. İran. sh. ancak muvaffak olamadı. Osman. Karadeniz Osmanlı Gölü olarak devam edecekti. Şeyhülislâmın ve âlimlerin muhalefet etmesi üzerine muvaffak olamadı. c. Belgrad Muahedesi. I. Baş İkbal. 126. Bunların bir kısmı devlete itaat adı altında halka zulm ediyordu ve bir kısmı da devlete baş kaldırıyordu. Neticede İran. Baş hocası Feyzullah-zâde İbrahim Efendi olan III. 5. 9.Hâtem İkinci Kadın. Sırbistan ve Bosna'ya giren Avusturya orduları. 44-45. 2-289. nr. Musul şehri kahramanca savunuldu ve Nâdir Şah büyük kayıplarla geri çekildi. 13 Aralık 1754 tarihinde Demirkapı tarafından Saray'a girdiğinde vefat etti. Aydın taraflarındaki Sarı Beyoğlu bunların başında gelmektedir. 3. yeniden Irak cephesinden Osmanlıya saldırdı (1743). 10. İstanbul 1219. sh. Osmanlı Tarihi. Humbaracıbaşı Ahmed Paşa'nm gayretiyle 1734'de Maaşlı Humbaracı Ocağını teşkil etmiş ve yeni askerî düzenlemelerin zaruretine inanmıştır. Üç imparatorluk ile aynı anda savaşan Osmanlı Devleti. İstanbul 1198. Niş'i düşüren. Vâsıf Tarihi. devamlı savaş halinde bulunduğu için.Hâce Verdi Nâz Dördüncü Kadın. Kırım'a giren ve büyük tahribat yapan Ruslar. 220 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSM/" XXV. Ağustos 1737'de Şehid Ali Paşa'ya Banyaluka'da yenildiler. Mahmüd'un kardeşi olup II. Osman. Avusturya ve Rusya ile harp halindeydi. İstanbul 1199. Haziran 1740 tarihli Adâletnâmesiyle bu problemi de halletmeye çalışıyordu.Meyyâse Hanım. Osmanlı Devleti. Mahmûd. sh. Osmanlı Devleti'ne bu mezhebin hak bir mezheb olduğunu tasdik ettirmek istediyse de. vrk. Sultân Mahmûd'un meşgul olduğu problemlerdendi. Polonya'yı paylaşmak ümidiyle 1737 yılında Osmanlı Devleti'ne harp ilan etti ve üç koldan Osmanlı ülkesine saldırdı. 8. Bu arada Osmanlı Devleti'ne yardımlarından dolayı. OSMAN DEVRİ 131. İkinci İkbaldir.SULTAN III. 2. 1739 yılında Belgrad'a yürüyen Osmanlı ordularından çekinen Avusturya sulh istedi. Kırım Hanı Fetih Giray tarafından Kırım'dan kovuldular. Dünyanın 2. İKBALLERİ: 7.Hâce Âlî-cenâb Baş Kadın. büyük gücü olan Fransa da bazı imtiyazlar yani kapitülasyonlar elde ediyordu. Bu arada bozulan tımar ve ze'âmet usulünü ıslah etmek üzere Ocak 1732 tarihinde yeni bir tîmâr kanunu çıkarmayı ihmal etmedi. Mide kanamasından muzdarip olan I. KADIN EFENDİLERİ: 1. Necid'de ortaya çıkan Vehhâbî meselesi de. Yeniden sulh istedi ve 1723'den beri çok sayıda Müslümanın kanının akmasına sebep olan bu harp. Müzâkerelerini bizzat Sadrazam Hacı İvaz Mehmed Paşa'nm yürüttüğü sulh teşebbüsleri. 1744'de Kars'ı muhasara etti. III. I.Hatice Rami Altıncı Haseki. İran'ın Osmanlı Devleti'ne saldırılarından memnun olan Rusya. Mustafa'nın 1699 yılında Şehsiivâr Valide Sultân'dan doğma oğludur. 1746 İstanbul Muahedesi ile sona erdi. Eylül 1739'da Belgrad Muahedesi ile neticelendi. 4.Habbâbe Hanım.Sırrî Hanım. 7 yıl süren barış halinden sonra. fırsatı ganimet bilerek 1736 yılında Azak Kalesini ele geçirdi. Osmanlı Devleti aynı anda. hepsinde de galip olarak sulh müzâkerelerine katılıyordu. ÇOCUKLARI: Hiç çocukları olmamıştır129. Belgrad Anlaşması ile Osmanlı Devleti 28 yıllık bir barış dönemine imza atmış oluyordu. Eflak.

SULTÂN III. Ağabeyinin aksine müziği sevmez ve kadınlara iltifat etmezdi. hattat ve âlim bir padişah olan III. 45-92. 1757'de son cülus Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi. Ahmed'in 1717 yılında Emine Mihrîşah Sultân'dan dünyaya gelen oğludur. Kadınların sokaklarda serbestçe dolaşmalarını ve giyinip süslenmelerini ciddi manada sınırlamalara tabi tutmuştu. Öztuna. gerçekten değerli olan devlet adamlarındandır. akıllı bir vezirdir ve Padişahın harp ilanı arzularını 6 yıl boyunca dirayetle reddetmiştir. 230. ı*rı-Koyun Adaıan i sonra da Çeşra:'fl verdirdiler. çok insanın ölümüne sebep olan veba salgını ve denizleri donduran müthiş kışlar gibi dahili hâdiselerdir. Osmanlı Devleti bu depremlerden etkilenmemiştir. İstanbul'un büyük bir kısmını ve hatta Paşakapısını dahi yok eden Hocapaşa ve Cibali yangınları. malî konularda hassastır. c. 3. Hekimoğlu Ali Paşa. Mustafa. XXVI. Uzunçarşılı. *. c.OSMANLI DEVLETİ'NİN GERİLEMEYE BAŞLAMASI. Rusların andlaşmalara aykırı olarak Polonya'ya asker sokması.97. piyadeye dokunmadan topçu ve bahriye subayları yetiştiren Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyûn ve Mühendishâne-i Bahrî-i Hümâyûn'u kurmuştur. 22 Mayıs 1766 yılında büyük İstanbul depremi onun zamanında olmuştur. sadrazamı Koca Râgıb Paşa olması hasebiyle. II. Râgıb Paşa. sh.Ferhunde Emîne Dördüncü Kadın. ailesi ve döneminde meydana gelen önemli olaylar hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz? III. Tebdil gezmek en önemli merakı idi. bahşişini veren ve da^g ki problemleri ı devlet adamla: çalışmış. Kısım I. Karasr-Î sürpriz bir seki* • <g şan edildiler. c. 337-341. sh. Ekim 1756 yılında III. 130 Vâsıf Tarihi. sh. 8075. Mustafa. KADIN EFENDİLERİ: 1. Sadrazamları arasında yer alan Hekimoğlu Ali Paşa. c.'. 228-229.MihrlıraH Kadınları ten BİLİNMEYEN OSMANLI 221 ¦:¦fcve İP MI İlabahşişini veren ve daha sonra bu âdeti ortadan kaldıran III. sh. Avrupa'da iktidar depremleri olurken. D. devlet hayatındaki problemleri ıslaha meyilli. Şişman. 2. Süveyş Kanalını açmayı düşünen devlet adamlarındandır. IV. Öztuna. Mustafa. saltanatının ilk on yılını huzur içinde devam ettirmiştir.:::< Hasan Pas İşte I per güç olal erdi. nr.üzerine 13 Aralık 1754 yılında oturdu. Müneccimlik ve ilm-i nücûma aşırı bir ilgisi olduğu söylenmektedir. Devletler ve Hanedanlar.:¦< 9. padişahın bazı makul olmayan tekliflerini şiddetle reddedecek kadar dirayet sahibiydi ve arada sırada onunla tartışırdı. 95-96. Çocukları olmamıştır130. Uluçay.Ş Rusların i etmesi ve Pa dilmesine sebepe Han'ı Giray Han'ıni hazırlıksız olması fc almışlardır. Şâir. Mustafa. Devletler ve Hanedanlar.Leyla Baş Kadın. I. Çün (Larga) t mağlup ı rım'ın kap devlet olarak! buren özelliğini! sından devletin tojıral soktu Devleti'™ j tından sonra ti ZEVı Kadın Efenin çüncü I ÇOCUKUM :jj hân Sulta». Kısaca III. III. Uluçay. Kapıkulu Ocaklarını rahatsız etmeden bazı reformlar yapmaya çalışmış. Padişahların Kadınları ve Kızları. Osman zamanının hatırlanacak olan en önemli olayları. asabî ve geçimsiz bir devlet adamı olduğu ve sadrazamlardan hiç biri ile geçinemediği söylenmektedir. çok yönleriyle diğer padişahlara benzemeyen farklı bir insandır ve 30 Ekim 1756 tarihinde şirpençeden dolayı vefat etmiştir. sh. Padişahların Kadınları ve Kızları. Osmanlı Tarihi. III. Osman'ın vefatı üzerine Osmanlı tahtına oturmuş ve 1769 tarihinden itibaren de Gazi unvanını kullanmıştır. II.Zevkî Üçüncü Kadın. Osman. Laleli Camiinin banisi olan III. Yirmisekizçelebi-zâde Mehmed Said Paşa ve son sadrazamı olan Koca Mehmed Râgıb Paşa. Ekim 1768'de Rusya'ya karşı . sh. Fransızların teşvik etmesi ve Padişah'ın savaşa meyilli olması. piyadeye fi Berrî-i Hümâyûn i 1766 yılında büyük 1 depremleri olurken. MUSTAFA DEVRİ 132.

Hatice Sultân. Mustafa Nuri Paşa. sh.Ayn'ül-Hayât Baş Kadın Efendi. 98-105. 231-236. Sadrazam Koca Yusuf Paşa'nın 1788'de Avusturya İmparatoru II. ailesi ve devrindeki olayları kısaca özetler misiniz? III. açtığı harp sebebiyle devletin başına büyük felâketlerin gelmesine sebep olduğunu düşünen Padişah'ı zora soktu ve sıkıntılar içinde nüzul hastalığına tutularak vefat etti (Ocak 1774). günümüze kadar Osmanlı soyunu devam ettiren bir padişah olarak Ocak 1774'de Osmanlı tahtına oturdu. 222 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN 0^ XXVII. 8 . Osmanlı Devleti'nin gerileme dönemini başlatan Kaynarca Andlaşması. Artık Osmanlı Devleti dünyanın 1. c. Uluçay. 3-Şah Sultân. bundan sonra meydana gelecek olaylarla sona erdi. Karadeniz Osmanlı Gölü olması sebebiyle Fin Körfezinden Akdeniz yoluyla sürpriz bir şekilde Mora'ya Rumlarla birlikte asker çıkaran Ruslar. Çariçe. 2-278.Hatice Sultân. 92-327. 1769 son baharında Polonya'nın kapısı olan Hotin'i teslim almışlardır. Çariçe II. Öztuna.Mihrişah Sultân131. Kısım I. Avrupa'da büyük akisler uyandıran Çeşme Baskınının intikamı Cezayirli Hasan Paşa tarafından alındı. önce Kırım Han'ı Giray Han'ın darbelerine maruz kalmışlar ise de.Mihrimah Sultân. Osmanlı'yı ise. 4. I. ÇOCUKLARI: 1-Şehzâde Mehmed. Hayatı boyunca dirayetli sadrazamları ve devlet ricalini iş başına getirerek. 7. Osmanlı ordusunun tecrübesiz ve hazırlıksız olması hasebiyle. c.Hibetullüh Sultân. Osmanlı Tarihi. ZEVCELERİ: 1. Sh. sh. Çünkü Kont Romanzov komutasındaki Rus kara askerleri Boğdan'ın Kartal (Larga) denilen bir mevkiinde Sadrazam İvaz-zâde Halil Paşa'yı Ağustos 1770 yılında mağlup ediyor ve Bender Rusların eline geçiyordu. II. Özellikle hayatı için bkz. 5. Abdülhamid devrinde imzalanacaktı. 28 madde ve 2 ilaveden meydana gelen ve Osmanlı Devleti'ni dünyada dördüncü devlet haline getiren muahede 17 Temmuz 1774 tarihinde imzalandı. 6. Rusya içindeki karışıklıkların da yardımıyla. İşte Osmanlı Devleti'nin asırlardır.Rifat İkinci Kadın Efendi. 2. sh. Arkasından Dobruca'dan Bulgaristan'a giren Rusların bu ilerlemeleri. Abdülhamid Hân. Rusyayı Prens Renin ve Mareşal Romanzov.Binnaz Üçüncü Kadın Efendi. 4. c.Mihr-i Şâh Valide Sultân. sh.harp ilan e-dilmesine sebep olmuştur. ABDULHAMID DEVRİ 133. Osmanlı Devleti'nden ayrılırsa bağımsız bir devlet olarak kabul edeceğini söyleyerek Kırım'ı ikiye böldü ve Kırım Rus işgaline mecburen boyun eğdi (Temmuz 1771). c. 1770 Nisan'ında perişan edildiler. kerametleri halk arasında yayılacak kadar mütedeyyin ve devlet işleriyle de yakından ilgilenen bir padişahtır. I. Padişahların Kadınları ve Kızları. 5. Katerina komutasındaki Rus orduları. IV. Şumnu'daki Osmanlı ordugâhına kadar gelmişler. Mustafa'nın vefatından sonra I. 2-Şehzâde Sultân Selim III. Abdülhamid.Fehîme Üçüncü Kadın Efendi. ancak Baltık Filosu ile Ege'ye yönelen Rus kuvvetlen Temmuz 1770'de Koyun Adaları açıklarında Osmanlı gemilerine karşı büyük kayıplar vererek çekildi.Fatma Sultân. yani en az 1453 yılından beri dünyada tek süper güç olarak hayatını devam ettirmesi. 279-282. sh. Josef'i mağlup etmesi üzerine Gazi unvanını kullanmaya başlamıştır. Bu kritik günlerde. A-vusturyalılar da kendilerine pay çıkarmak için Boğdan'ın kuzeyindeki Bukovina'yı işgal ettiler ve 1775 yılında yapılan bir andlaşma ile . 1774 baharında Tuna yakınlarındaki Küçük Kaynarca Kasabasında sulh müzâkereleri başladı. 131 Vâsıf Tarihi. halka karşı merhametli. Selim'in annesi. Devletler ve Hanedanlar. Baş Kadın Efendi ve III.Beyhan Sultân. Rusya bununla da kalmadı ve Kırım'ın kapısı olan Orkapı'yı kuşattı. 3. Uzunçarşılı. Rusçuk ile Silistre'yi muhasara etmişlerdi.Ayşe Âdil-şah Ü-çüncü Kadın Efendi. 6. III. sonra da Çeşme Limanında Osmanlı gemilerine baskın düzenleyerek çok büyük kayıp verdirdiler. Yaratılışı itibariyle saf. Tahta çıktığında bütün cephelerde Osmanlı kuvvetleri büyük sıkıntılarla karşı karşıyaydılar. 10. Osmanlı Devleti'nin muhtâc olduğu ıslâhatı yapmaya uğraşmıştır. II. III. sh. sadâret kethüdası Resmi Ahmed Efendi ile Reisülküttâb İbrahim Münîb Efendi temsil ediyordu. Netâyic'ül-Vukû'ât. 9. Devleti olma özelliğini kaybetmişti. Ruslar. 43-54. 1771 yılı içinde Ruslar Eflak'i yani Romanya'yı işgal ettier.SULTAN I. Ahmed'in Râbi'a Şermî Kadın'dan 1725 yılında dünyaya gelen I. 341-420.

Baş ikbal tân Mustafa Mehmed. Binlerce Müslüman öldürüldü. Bu akılsız Hân. Yaran geçtiğini bana ZEVCELI tafa'nın annesi ve önce İkinci Şah Baş Kadın Dilpezîr Kadın di. 5-Ş Şehzade Mel Esma Sultan. 1776'da İranlıların eline geçen Basra. bu da devam etmedi. Devlet Giray'ın yerine Rus hayranı Şahin Giray Kırım tahtına oturmuştu (1775). bundan rahatsız olan Osmanlı Devleti Ağustos 1787 tarihinde yeniden harp ilan etti. 10. Osmanlı Devleti. Ancak bu yeni harp Müslüman Kırım'ı kurtarmak içindi ve herkes Ruslara diş biliyordu. Bahadır Giray'ı tahta oturttu ise de. Fransa'nın araya girmesiyle. ya'yı berta Müslüman olan Hotın'i de kederinden 1789). Josf. dığı hatt-ı hû yeniden ke zun eyledi. 1768-1774 tarihleri arasında devam eden Osmanlı-Rus Harbi. Sadrazam Koca Yusuf Paşa komutasındaki Osmanlı kuvvetleri. Artık saltanat merkezi olan Bağçesaray.M Dördüncü fendi. Rus vilayet merkezi olan Akmescid'e taşınıyordu. Cenı türbesine defn Sultân I. 1782'de kahraman Kırım halkı bu hâine karşı ayaklandı ve II. Eylül 1788'de II. . 16-f. Mayıs 1776'da İran'a harb ilan edildi. Şubat 1788'de Avusturya da Osmanlıya karşı harb ilan etti.000 askeriyle Kırım'a geldi ve zaferini kutladı. zira Ruslar söz vermelerine rağmen askerlerini Kırım'dan çekmemişlerdi. Aralık 1788'de Özi Kalesini alarak burada Müslüman katliamı yapan Rus ordusu.ı BİLİNMEYEN OSMANLI 223 artık Kırım Müslümanların değil Ortodoks Rusların hâkimiyetine girdi. Çariçe'nin Temmuz 1783 tarihli fermanıyla Kırım Rusya'nın bir eyâleti oldu ve artık Kırım merkezi olar. tân. Şahin Giray'ın gafleti ile Rusya tekrar Kırım'a girdi. Öztun. bununla da yetinmeyerek Podolya'nın merkezi olan Hotin'i de teslim aldı. 1683 Viyana Bozgunundan sonra. Bu arada iç karışıklıklar da devam ediyordu. Kırımlılar. Rusya ile Aynalıkavak'ta yeni bir andlaşma imzalandı (Mart 1779). Polonya'nın istiklâli için yapılmış göründüğünden millete mal edilememişti. Joseph komutasındaki Alman ordusunu bozdu ve Osmanlı ordusu Avusturya'yı bertaraf ederek Ruslarla başbaşa kaldı. 1775'de Basra'yı muhasara altına alınca. Müslüman Türklerin karşı karşıya kaldıkları en büyük hezimetti. 202-364. Uzunç. Ağustos 1774'de Kaynarca Muahedesinin üzüntüsüyle vefat eden Sadrazam Muhsin-zâde Mehmed Paşa'nın yerine gelen sadrazamlar bir türlü dikiş tutturamıyorlar-dı. ancak üç yıl sonra geri alınabildi. Kırım'daki bu keşmekeşi kabul etmeyen Osmanlı Devleti harbe karar verince. Osmanlı Padişahının kederinden dolayı beyin kanaması geçirerek vefat etmesine sebep oldu (7 Nisan 1789). Osmanlı taraftarı IV. Kırımlılar Osmanlı Devleti'ne yaptıkları ihanetin cezasını çekiyorlardı. Kaçarlar'ın rakibi olan Kerim Han Zend. Tahta geçtikten 6 ay sonra Kaynarca Muahedesini imzalayan Padişah. Osmanlı Devleti'nin Kırım'daki hâkimiyeti 310 yıl devam etmişti.bu da kabul edildi. her türlü gayr-i meşru işlere dalarak ve Çariçe'nin imkânlarını kullanarak. 8 Ocak 1784 tarihli Andlaşmayla Kırım'ın Rusya'ya ilhakını kabul etti. Cenazesi. Andlaşma Osmanlı Devleti'nin aleyhine işledi ve neticede Rus hayranı Şahin Giray Kırım tahtına oturdu. bir kaç ay sonra da İran ile yüz yüze geldi. Hotin ve Özi'deki Müslüman katliamları. Çariçe 1787'de 60. uç men Müslur başbaşa kaim yeti 310 Rusya'ya Çariçe olan Osmanlı arasında d günden mil içindi ve h harb ilan c : 1788'de II. tamamen Müslüman olan Kırım'ı Ruslaştıran ve burayı ikinci bir Endülüs yapan Ruslarla başbaşa kaldılar. üç asır boyunca hâkimiyetlerine karışmayan Osmanlı Devleti yerine. Kırımlılar. lî Sultân. mürteci diyecek kadar hakaret ettiği Osmanlılardan intikam alıyordu. Maalesef.

Nakş-ı Dil Valide Sultân. Ancak Osmanlı Halifesi. 132 BA.Mehtâbe Dördüncü Kadın Efendi. IV. Hıristiyan . 9-Ahter-Melek Hanım. sh. 15. Uluçay.Mu'teber Kadın Efendi. Hatt-ı Hümâyûn. Bu mu'âhede ile ne oldu? 1) Osmanlı Devleti. Kadınefendi. II.Binnaz İkinci Kadın Efendi. 2-Şehzâde Sultân Mahmûd II. Uzunçarşılı. kadın. ¦¦224 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN C""' 134. 13.Fatma Sultân. 10. sh. sh. 5. 20. III. 4-21. ölmeden bu beldeleri tekrar Müslümanların eline geçtiğini bana göster". bu kadar Müslüman erkek. Maddeler). 15. Senden niyazım. 12Fatma Şeb-safâ Dördüncü Kadın Efendi. 8. c. Osmanlı Devleti'nin şefkatli davranmasını istiyor ve bu konuda makul bir isteği olursa. 7-Dilpezîr Kadın Efendi. 3) Rusya. 2-364. 105-115. sh. küçük ve büyüğün kâfir elinde kalması beni mahzun eyledi. 2. Kısım I. 282-315. 13. c. 28 maddeden ibarettir. 237-241.RâbPa Sultân. 3. sh. bu zamana kadar işletilemedi.Hatice Ruh-şah Baş Kadın Efendi. 4) Önlenemeyen dev bir Rusya dünya hakimiyetindeki yerini almış oldu. ÇOCUKLARI: 1-Şehzâde Sultân Mustafa IV. Mustafa Nuri Paşa. Rusya ise 4. ¦¦¦¦¦-'¦•-. sh. 5) Rusya da. Netâyic'ül-Vukû'ât. IV. ve 14. 19. En önemli hükümleri arasında şunlar bulunmaktadır: 1) Kırım Hanlığı artık müstakil bir devlet haline geliyordu. 54-72. 11.RâbPa Sultân132. 3.Ayn-i Şah Sultân. 2-439. c.Hatice Sultân. Devlet haline geldi. 8-Şehzâde Mehmed Nusret.Bahçekapıdaki İmaretinin yani şimdiki 4. II. şıktaki hükümleri düzenleyen maddeleri idi. Devleti olmaktan çıkıp İngiltere. Madde teşkil ettiğinden. ve 4. İngiltere ve Fransa gibi Osmanlı Devleti'ndeki adlî ve iktisadî kapitülâsyonlardan faydalanacaktı. ZEVCELERİ: KADIN EFENDİLERİ: 1. Kaynarca Andlaşmasının temelini 7. 4Hümâ Şah Baş Kadın Efendi. 3-Şehzâde Abdullah. 11-Esmâ Sultân. Osmanlı Devleti'ne istediği zaman müdahale imkânını elde etti. c. 2) Karadeniz Osmanlı Gölü olmaktan çıktı ve Rusya burada sahil edindi. Öztuna. nr. sh. sh. II.Ayşe Hanımefendi. neden Osmanlı Devleti açısından bu kadar a-leyhte yorumlanmaktadır? 17 Temmuz 1774 (8 Cemaziyülevvel 1188) tarihinde imzalanan ve Rusya ile Osmanlı Devleti arasında yapılan Kaynarca Andlaşması. 12. sh. İkinci İkbaldir. Padişahların Kadınları ve Kızları.Ayşe Sine-perver Valide Sultân. hami sıfatıyla şikâyetlerini Bâb-ı Âli'ye iletebilme hakkını elde ediyordu. bütün Müslümanlar gibi Kırımlıların da halifesi kabul ediliyordu. c. 17. Sultân I. 2) Eflak ve Boğdan'ın muhtariyeti genişliyordu (Romanya). 5) Andlaşma ile Kırım üzerinde Osmanlı Devleti'ne verilen haklar ve Kırım'ın bağımsızlığı gibi lehte hükümler. 3) Rusya Ortodoks olan Osmanlı tebaasına yani Rumlara ve Ermenilere. 2-242. 5-Şehzâde Ahmed.Ayşe Dürr-i Şehvar Sultân. 6-Şehzâde Abdülaziz. dünyanın 1. Mahmûd'un annesi ve önce İkinci İkbal sonra Kadın Efendi. bunu özetle zikretmek istiyoruz: "Deviet-i AMyyemiz taahhüd eder ki. 4) Karşılıklı toprak alıverişleri tanzim edilmişti. Fransa ve Rusya'dan sonra 4. Mustafa'nın annesi ve IV. Kaynarca Mu'âhedesi. . Devletler ve Hanedanlar. özellikle Eflak ve Boğdan'la ilgili olarak ve ancak kapalı ifadelerle bütün Osmanlı topraklarını kapsayarak. Yârab! Sen Mâlik'ül-mülksün. Vâsıf Tarihi. sh.Misl-i Nâyâb Kadın Efendi. Osmanlı Devleti'nin toprak kaybından ziyade. c. Vakıf Han'ın karşısındaki türbesine defn edildi.' . IV. 10. 4-Şehzâde Mehmed. 2-334. 16.Nevres Üçüncü Kadın Efendi. Baş ikbal.Mihribân Üçüncü Kadın Efendi. 8. c. IV. Kaynarca Andlaşmasındaki Ortodoks ifadelerine ve ilgili hükümlere dayanarak.Ayşe Baş Kadın Efendi. I. c. II. 18Sâliha Sultân. Osmanlı Tarihi.Âlem-Şah Sultân. 6. 420-546. Kaynarca Andlaşmasının asıl önemli olan maddesi buydu ve daha sonraki bütün azınlık ayaklanmalarında Rusya bu maddeyi kullanarak Osmanlı Devlet'ini rahatsız etmişti (7. Cevdet Paşa. 126.Hibetullah Sultân. Bize göre Kaynarca Andlaşmasının en önemli maddeleri. diğer hükümleri açısından Osmanlı Devleti için bir intihar andlaşması olmuştur. 9.lüğe yükseldi. 14Ermîne Sultân. III.lükten 3.. 7-Şehzâde Abdurrahman. 14Nükhet-sezâ Hanımefendi. Abdülhamid'in Hotin ve Özi'nin düşmesi münasebetiyle bizzat kaleme aldığı hatt-ı hümâyûn insanı ağlatacak kadar manalıdır: "özi'nin düştüğü takriri alimallah beni yeniden kederlendirdi. c. Târih.

amcasının cephelerdeki duruma üzülerek beyin kanaması geçirmesi ve vefat etmesi üzerine Osmanlı t vukufu. dış düşmanlara karşı vatanı müdafaa ederken. şiir. III. Kili. Osmanlı-Rus savaşına da son verildi.dininin hakkına ve kiliselerine kuvvetli bir şekilde himaye göstere ve Rusya Devleti'nin elçilerine ruhsat vere ki. İsveç'le yapılan ittifak Osmanlı Devleti'nin hiç işine yaramadı. iç durum hiç de iyi değildi. Selim. IV. Eflak'a bağlı Yerköyü'nde Avusturya kuvvetlerini mağlup etseler de. İslâmî ilimlere vukufu. Ruslar Boğdan'ın başşehri Yaş'ı işgal ederken. Murad'dan sonra gelen Padişahlar içinde bir numaradır. Geldiğinde sadrazamlık koltuğunda Koca Yusuf Paşa'nm bulunması ve sonra da uzun müddet Kaptan-ı Deryalık görevinde bulunan Cezayirli Gâzî Hasan Paşa ile çalışması. Selim'in askerlere hitaben kaleme aldığı ve İslâm'daki gaza ruhunu hatırlatan hatt-ı hümâyûnu da müessir olamadı. Tuna'nm güneyine çekilmek durumunda kaldılar. 422-427. III. Mustafa Nuri Paşa. Mustafa'nın Mihrişah Sultân'dan Aralık 1761 yılında dünyaya gelen III. III. Tuna'nı arasındaki ter i geçirmiş oldu (ip hiç işine yaram»! lattı ve A«ıstwsl desl ile Avu sona erdffic! H manlıla1 Ocak 1792 tam sahil şeiırti 133 Vâsıf Tarihi. Rus t uğradılar (li mağlubiyet!! vusturyalılsrJ kaleme aldıfy *| di. Rumeli'de a'yânlar ve cephelerde savaşan . 1595'de vefat eden III. merhametli ve ıslâhata taraftar olan bir Padişahtır. i denilebilir ki. sh. Ruslar. Bu sırada 1789 Fransız İhtilalinin olması. Cephelerde kaybeden Osmanlı Devleti. III. Târih. Selim. Böylece tarihteki son Alman-Türk savaşı sona erdiği gibi. 302-315. Kısım I. Rusya bu maddeyi Demoklesin kılıcı gibi kullanmıştır. Netâyic'ül-Vukû'ât. ] maradır. cephelerde durum çok kötüydü. Uzunçarşılı. Osmanlı devleti için sonun başlangıcı oldu133. III. onun için büyük bir fırsat olmuştur. şiir. ( da uzun çalışması. Selim.! Padişahtır. 72-80. Zira Rus ve Avusturya cephelerinde savaş bütün hızıyla devam ediyordu. Osmanlı Tarihi. sn. XXVIII. 1790). sh. gerek 14. yıkılmanın m[ Kura lerf/f duygular»" 1| manii Deve i nasıl yap1* esas alıMıtl edildi. hukukî. sh. sosyal. Kemankeş Mustafa Paşa kumandasındaki Osmanlı orduları. Selim ile birlikte nizâm-ı cedîd mücadelesini veren sadrazamdır. II. c. Boğdan sınırlarındaki Fokşani Meydan Muharebesinde. ailesi ve zamanında meydana gelen olaylar hakkında kısaca bilgi verir misiniz? III. I. Tulça gibi. III. Osmanlı kuvvetleri. Maddede zikr olunan İstanbul'daki Kilise ve gerek hademesinin korunmasına yönelik girişimlerde bulunabile". hat ve diğer güzel san'atlardaki mahareti ve kısaca kültürü açısından. 54-72. için büyük! düzenlenmesi}^. Kısaca Kaynarca Mu'âhedesi.SULTÂN III. Belgrad başta olmak üzere işgal ettikleri yerleri Osmanlılara iade ettiler. Osmanlı Devleti ile başbaşa kalan Rusya da sulha yanaştı ve Ocak 1792 tarihinde imzalanan Yaş Andlaşması ile Özü ve Hocapaşa (Odesa) gibi bazı sahil şehirleri Ruslara bırakılarak. c. ta? I Nldfrü yıldır dost s Bonapar»:! şu halin! <f BİLİNMEYEN OSMANLI 225 üzerine Osmanlı tahtına Recep 1203/Nisan 1789 tarihinde oturdu. Zira devlet. c. Anadolu'da derebeyleri. Osmanlı Devleti'ni rahatlattı ve Avusturya sulh andlaşması istedi. Selim'e intikal ettiğinde. ( ile birlikte ı Saltanat! Avusturya Fokşani Meydan fi orduları. SELİM DEVRİ 135. Rus ve Avusturya kuvvetlerinin iki taraflı saldırıları üzerine ağır bir hezimete uğradılar (1203/Ağustos 1789). bazı kayıplar ve mağlubiyetlerle birlikte ele geçirmiş oldu (İsmail. Saltanat III. aynı zamanda dirayetli. Cevdet Paşa. Osmanlı li de. Damad Melek Ahmed Paşa ise. Besarabya ile Dobruca arasındaki Osmanlı savunma merkezlerini. denilebilir ki. Ağustos 1791'de imzalanan Ziştovi Muahedesi ile AvusturyaOsmanlı Harbi sona erdi. 279294. A-vusturyalılar da Bükreş'i teslim alıyorlardı (Ekim 1789). Bunu Rusların galibiyeti ile sonuçlanan Boza (Buzaov) mağlubiyeti takip etti (Eylül 1789). c. Alman kuvvetler. iktisadî ve özellikle de mağlubiyetlerin birinci sebebi sayıldığından askerî ıslâhatları düşünmeye başladı.

İngiltere Rusların yanında savaşa girdi. Mısır'a gittiğinde (1799) asla Arapça bilmeyen ve Arnavud olan Mehmed Ali Ağa. Vehhâbileri bertaraf etmek ümidiyle kendisine Temmuz 1807 yılında Mısır Beylerbeyiliği verildi. bütün şarkı ele geçirirdim" diyen General. Akkerman ve Kili işgal edildi. Bunların üzerine gönderilen ve kısa zamanda haklarından da gelen Kadı Abdurrahman Paşa geri çekilince. Mısır Beylerbeyisi Ebu Bekir Paşa ile yaptığı Ehramlar Muharebesini de kazandı. Osmanlı ordusunun ve hatta bütün devletin yeniden düzenlenmesi gerekiyordu. Şubat 1799'da Filistin'e doğru ilerleyen ve Gazze ile Yafa'yı teslim alan Bonaparte. aklı başında olan herkes biliyordu. nizâm-ı cedîd tabir edilen yeni bir düzenlemeye muhtâc idi. Önceleri Nizâm-ı Cedid'e taraftar olan ve en azından ses çıkarmayan âlimler. Bu yıkılış emarelerinin sebeplerinin Kur'ân'a aykırı olarak yaşanan sefâhet. Hotin. hem halk rahatsız oldu ve hem de Sırp İhtilâli azıttı. Avusturya bu ihtilâli kışkırtıyordu. İngilizler de tabiî müttefik oldu. Bunu. 19 . Zaten Rumeli'de hâkim olan da devlet değil. İş çığırından çıktı ve Padişah. Aralık 1806'da Belgrad'ı ele geçirdi ve Rusya da. İstanbul'dan bir ordunun Mısır'a doğru geldiğini duyunca Paris'e döndü. Ordu. Mısır'da Memluk Beyleri nasıl bertaraf edilir diye düşünülürken. halkın vergi yükünün altında ezilmesi. devletin başına belâ olmuştu. Nizâm-ı Cedid ricalinin suiistimallerini ve ahlaksızlıklarını görünce. Fransız ihtilâlinin milliyetçiliği tahrik etmesi sebebiyle 1806 yılında Sırplar ihtilâl çıkardılar. Şubat 1807'de İngiliz donanması İstanbul önlerine kadar geldiyse de. Kasım 1806'da Şeyhülislâm olan İshak-zâde Mehmed Atâullah Efendi. 25 Mayıs 1807'de Kastamonulu Kabakçı Mustafa denilen bir neferi kendilerine reis tayin eden yeniçeri yamakları. Bunu ayrıca inceleyeceğiz. gerileme devrini tamamlayarak artık yıkılmanın sancılarını çekmeye başlamıştı. Bu arada Arabistan'da ortaya çıkan Vehhâbîlik hareketi de Osmanlı Devleti'ni ciddi manada rahatsız ediyordu. Bunda yeniçerilerin Hıristiyan tebe'aya kötü muamelesinin de etkisi vardı. Ancak lider Kara Yorgi. Düşman vatanı işgal ederken. Bununla da kalmadı ve harp ilan etmeden Mısır İskenderiye önlerine ii: 226 BİLİNMEYEN OSMANLI geldi (Temmuz 1798). Osmanlı Devleti. Bunu gören Osmanlı Devleti. Mehmed Ali Paşa İngilizleri durdurdu. a'yân denilen zorbalar idi. Silistre valisi Alemdar Mustafa Paşa. Bu arada. kız kardeşlerinin ve hanımlarının Avrupai bir hayat yaşamaya başlamaları gibi) suçlandı. Padişaha itaat etmeyen Memluk Beylerini cezalandırmak için gelmişti. Bunun üzerinde ayrıca duracağımızdan ayrıntıya girmiyoruz. ordu birbirine girmişti. Bender. aleyhe geçmeye başladılar. Nizâm-ı Cedid de fayda vermedi. Ancak bu nasıl yapılacaktı? Bu konuda tamamen mevcut düzeni değiştirmek isteyenlerin görüşü esas alındı ve 24 Şubat 1793'de Nizâm-ı Cedid resmen bir Hatt-ı Hümâyûn ile ilan edildi.yeniçeri grubu. Akka'da Cezzâr Ahmed Paşa tarafından durduruldu. Ruscuk'da Tirsiniklioğlu İsmail Ağa ve benzeri zorbalar büyük güç kazanmışlardı. Nizâm-ı Cedidci Gâlib Paşa'nın Haziran 1802 tarihinde imzaladığı Paris Mu'âhedesi takip etti. "Akka'da durdurulmasaydım. Osmanlı Devleti devamlı kan kaybediyordu. hemen geri döndü ve bu sefer Mısır'a yönelerek İskenderiye'yi işgal etti (Mart 1807). Vidin'de Pazvandoğlu Osman Ağa. Resmen Osmanlı-Rus Savaşı başladı. Diğer taraftan Rus cephesine gönderilmek istenen Nizâm-ı Cedid askerlerini kapıkulu ocağı neferleri kabul etmiyordu. Osmanlı Devleti. Kaynar-ca'daki hakkını kullanarak Osmanlı Devleti'ne harp ilan etti. Böylece III. âlimleri Nizâm-ı Cedid grubuna ve hatta Padişah'a karşı tahrik etti. bu beylikleri bertaraf etmek ve Hicaz'daki problemi çözmek için kullanıldı. Selim'e de Gazi unvanı verildi. devlet için büyük bir belâ haline gelmişti. 1804'de Ruslara yanaştı. Görünürde. 400 yıldır dost devlet olarak bilinen Fransa'nın başına geçen General Napolyon Bonaparte. Rusları iki defa yenince. Haziran 1801'de Mısır'ın Tahliyesi Mukavelesi imzalandı ve Osmanlı ordusu Mısır'a girdi. müminlerin kalbinden devlete muhabbetin çıkması ve yardım duygulan yerine kin ve nefret duygularının fışkırmaya başlaması olduğunu. ancak buradan Kahire'ye hareket etti. İslama aykırı bazı fiilleri yapmakla (mesela ney üflemesi ve tanbur çalması. 1797 yılında Venedik Cumhuriyet'ine son vererek Osmanlı Devleti'ne komşu haline gelmişti. Eylül 1798'de Fransa'ya harb ilan etti.

"Kabakçı Mustafa İsyanına Dair Yazılmış Bir Tarihçe". yavaş yavaş terk ediliyor ve sözde kalıyordu. Belleten. 253-261. Enver Ziya. sh. Mustafa tahta çıkarıldı. sadrazama. 7.Hüsn-i Mâh Baş Kadın Efendi. bu gayretlere verilecek en güzel misâllerdir. V. Selim Devri Belgeleri. III. Öztuna. II.Gonca-nigâr Kadın Efendi. Avrupa tarzında modern bir ordunun tanzimi için eğitime de büyük önem vermiştir. TTEM. Uzunçarşılı. 2781.. 134 Asım Tarihi. sancak ve kaza üçlüsü teşkil etmektedir. 4-492. yeniçeri ocağını kaldırma teşebbüsleri. Mahmûd döneminde imzalanan Sened-i İttifak'a kadar (1703-1808) yaklaşık yüz yıl derebeyler ve a'yânların hâkim olduğu ve halka zulm ettikleri söylenmektedir. 4. Osmanlı Devleti'ni bir zamanlar en yüksek devlet haline getiren esaslar. Okandan. Serkiz. Necib Asım. Padişahların Kadınları ve Kızları. sh. nr. Şeyhülislâma.Nef-i Zâr Baş Kadın Efendi. Osmanlı Tarihi. c. Selim'in Hatt-ı Hümâyunları. 4-318. sh. Ankara 1942.Meryem Hanımefendi. sh. Âmme Hukukumuzun Anahatları I-II. sh. 14.Ayn-ı Safa Kadın Efendi. XVII. 349 vd..Âfitâb Üçüncü Kadın Efendi. c. Karal. Saltanat erkânı ile devletin ileri gelenlerinden oluşacak bir meclis-i meşveret'in (danışma meclisi) kurulmasını ve kendi başkanlığı altında toplanmasını istemiştir. sh. Kısım I. IV. Uluçay. Cevdet Paşa. Selim'in Hatt-ı Hümâyunları. VI.yıl sürecek olan bir iç isyanı başlattılar. Kara mühendisliği (1210/1795 tarihli Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyûn) ve Topçu okulları ile Donanmay-ı Hümâyûn hakkındaki nizâmlar (1222/1808). 137. I. c. sh. sh. 135 Karakoç. III. Mustafa Nuri Paşa. c. Bu kötü gidişe Nizâm-ı Cedid= Yeni Düzen devrini açarak dur demek isteyen III. c. Devletler ve Hanedanlar. malî ve hukukî yapısında önemli değişiklikler yapılmaya çalışılmıştır. İsmail Hakkı. 21-46. sayı 23-24(1942). İstanbul 1977. IV. 242-521. III. 11. 136. Târih. c. 116-118. yüzyılın sonlarına doğru Divan-ı Hümâyûn'un önemi azalmaya ve icra yetkilerinin çoğu padişah veya sadrazamın şahsında toplanmaya başlamıştır.Re'fet DörI'İLI BİLİNMEYEN OSMANLI 227 tele pıca düncü Kadın Efendi. 546-634. Ancak. 12(89). Cevdet Paşa.Fatma Fer'-i cihan Hanım Efendi. 242-244. Küliyât-ı Kavânin. sh. c. 112 vd. sh. c. sh. 238 vd. sh. Selim (1789-1808)'in gayretleri de. IV. 9. Bu sebeple 28 Mayıs 1807'de Nizâm-ı Cedid'i ilga etti ve bir gün sonra da kendisi tahttan indirildi. Tarih. 3. Selim hâlim ve selim birisi olduğu için. 2.Zîb-i Fer1 İkinci Kadın Efendi. 8Dem-hoş Kadın Efendi. c. IV. sh.Tab'-ı Safa Üçüncü Kadın Efendi. kan dökmeğe değil taviz vermeğe taraftardı. Recai Galip. sh. Selim'le başlayan yenilik hareketlerinin esası nedir? i ire Osmanlı Devleti'nin idarî teşkilâtında icranın ve sınırlı yasama yetkisine sahip organın başı padişah olmasına rağmen. III. 51-55. vezirlere (sudûr-ı kiram) ve ileri gelen devlet adamlarına ait olmadığını ve halkın da devlet idaresine en azından fikirleriyle katılması gerektiğini samimiyetle savunan III. sh. 6050. 5. 4-456. 1.•¦'¦¦ 228 BİLİNMEYEN OSMANLI . Bu doğru mudur? Osmanlı taşra teşkilâtının temelini eyâlet. c. sh. VII. İslâm hukukunun tavsiye ettiği şûra meclisinin fonksiyonlarını ifa etmiştir. III. nr. 4-455. Osmanlı Devleti'nde III. KADIN EFENDİLERİ: 1. c. Sadece devletin siyasî. 13Mihribân Hanımefendi. Selim'in de sonu olmuştur135. III. Yerine Padişahın amca-zâdesi olan IV.. c. "Üçüncü Selim Devrine Alt Vesikalar". 2. 34 vd.. Bunları özetle şu şekilde toparlayabiliriz: Divan-ı Hümayun'un önemini kaybetmesinin tehlikesini sezen ve devletin sadece padişaha. "¦¦. 10. asırlarca Divan-ı Hümâyûn isimli yüksek kurul. Meclis-i meşveretin ilk gayesi askerî alanda bazı yenilikler yapmaktır. Selim. Ahmed devrinden II. Çocukları olmadı134. 113 vd. 2381. Karal. 6.Nûr-i Şems Kadın Efendi. Netâyic'ül-Vukû'ât.Mahbûbe Kadın Efendi. VIII. sh. İKBALLERİ: 12. Uzunçarşılı. 395-401. istenen neticeyi vermemiştir. VI.

aileden birileri bu makamlara gelmeye başladılar. valilere ve mutasarrıflara.-< dan Süleyman i Ağa ve kardeşi! yüzden bunları İ Celâlüddln! dan Zaten sened-IB vükelây-ı devlet j Sened-i İttifıM mak açısından! Osmanlı sınırianl mektir. Kendileri vefat ettiğinde. hakları olmadığı halde hür insanların mallarını ve hatta terekelerini müsadere etmeye ve kısaca tarihe geçen derebeyliği icra etmeye başladılar. İşte Osmanlı Devle-ti'nin cephelerde arka arkaya sıkıntılara maruz kalması. otoritelerini sağlamlaştırmaya sarfettiler ve neticede halka zulm etmeye başladılar. vilâyetlerde ve sancaklarda idareyi ele geçiren. Siroz ve Selanik tarafları Sirozlu İsmail Bey uhdesinde ve Rumeli'nin diğer beldeleri de a'yân denilen mütegallibe (zorba) İerin emri altındaydı. hukukî meseleler ve narh işleri kadılara. hazinenin malî krize girmesi ve devlet adamlarının ehil olmayanlardan seçilmesi ve benzeri sebeplerle. bütün gayretlerini servetlerini arttırmaya. Mısır Mehmed Ali Paşa'nın hâkimiyetinde. Artık kendilerine karşı gelenleri kati etmeye. Cezâyir-i Garb Ocakları diye bilinen Tunus ve Cezayir bölgelerinde dayılar denilen derebeyleri artık Osmanlı valilerini dinlemez hale gelmişlerdi. ahali tarafından seçilen bir de a'yân (yani halkın ileri gelenleri) bulunmaktaydı. Her şehir ve kasabada. s Adâletnâmelenr. hukuk devleti anlayışını devam ettirememesi. Zamanla valileri ellerine alarak vilayet ve sancak idaresini bizzat yürütmeye başladılar.. A'yânlar da bu işleri. hatta bazı yerlerde devletin kendilerini vali veya mutasarrıf olarak tayin ettiği bu yerli idarecilere. Anadolu'nun Bozok tarafları Cabbâr-zâdelerin (Çapanoğulları). NizâmıQ dinmiş?' Bir ı . İşte devletin hukukî ve idarî açıdan zaafa uğramasından dolayı. Kürdistân eyâletleri Kürt beyleri denilen asilerin ellerindeydi. umduklarından fazla menfaatler temin ederek mütesellimliği ve voyvodalığı haksız yere almağa başladılar. devletin sahipsizliğinden dolayı. mutasarrıflar. hem valileri ve hem de kadıları hoşnud etmekle. bulundukları vilâyet veya sancağın ileri gelenleri ile bir araya gelerek yürütmeye başladılar.BİLİNMEYEN Eyâletin başında beylerbeyi (sonradan eyâlete vilâyet ve beylerbeyine de vali denmiştir) ve sancakların başında ise sancak beyleri (sonradan sancak beyi yerine mutasarrıf tabiri kullanılmıştır) bulunmaktadır. vilâyetlerdeki valilerini ve sancaklardaki mutasarrıflarını ihmâle ve gevşekliğe itmiştir. Mesela I. sadece eyâlet merkezi olan yerlerde oturuyor ve 0 Kısaca den ri dönemini i Bu dert zadeler ile Siro mirlerim icraya i fermanı ile ke. Osmanlı Devle-ti'nin merkezden tayin ettiği valiler ve mutasarrıflar. bazan tayin edildikleri yerlere gitmeden kendi adlarına yetkili kıldıkları mütesellimler ve yargı konusunda yetkili olan voyvodalarla işi yürütmeye başlamışlardır. Bunların içinde iyiler bulunmakla beraber. Valiler ve mutasarrıflar. merkezdeki sadrazamlar gibi devletin kanunlarını icra ile mükelleftirler. Memleketin idaresi ve emniyetin temini valiler. Bağdad Memlüklü beyleri ve paşalarının idaresinde. devlete ait gelirlerin tahsili ve icab eden yerlere harcanması için tevzii işleri vali ve mutasarrıflara muhatap olan a'yânlara havale edilmişti. Mahmûd zamanında Arnavutluğun bir tarafı önce a'yân iken sonradan vali olan Tepedelenli Ali Paşa ve bir tarafı ise İşkodra Valiliğine kadar yükselen Kara Mahmûd Paşa hanedanının idaresi altında. İçlerinden liyakat ve dirayeti bulunanlar. Rumeli'de a'yân ve Anadolu'da ise genellikle derebeyleri denmiştir. Böylece a'yânlar ahalinin vekili ve hâkim ile ahali arasında vâsıta haline geldiler. Aydın tarafları Karaosmanzâdelerin (Karaosmanoğulları) ve diğer şehir ve beldeler de derebeyleri tabir edilen mütegallibe zorbaların istilası altındaydı. Buna. A'yânlar bulundukları memleketin haysiyet ve nüfuz itibariyle en etkili şahısları olmaları hasebiyle. kendilerini devlete kabul ettirip seferde ve hazarda bazı güzel hizmetler de ifa ederek günden güne müstakil hükümetler haline geldiler. rumak için çere d 138. Beylerbeyiler ve sancak beyleri. kötüler de yer aldılar. Haremeyn Vehhâbîlerin işgali altında. müteselllimler ve voyvodalara.

sh. Uzunçarşılı. Nizâmı Cedid ne demektir? III. Târih. Seferlerde Osmanlı Padişahının fermanı ile kendi askerleriyle bulunurlar ve çok hizmetler ifa ederlerdi. bunların farkına varmalarına rağmen. sh. İşte bu alanlarda yapılacak olan yeni düzenlemelere ve ıslâhata nizâm-ı cedîd adı verildi ve bu düzenlemelerden özellikle askerî alanda yeniden tertip edilen ve Avrupa usulü eğitilen düzenli orduya nizâm-ı cedîd askerleri denmesi hasebiyle. 1808'de imzalanan Sened-i İttifak'dan maksat. S bu Paşa. Mühlmme Defteri. 2-10. Buna. İl tenleri yaj Birincili yapmak ve I manii asken4 olan veni fc özellikte tieH nizâm-ı i mana ani III. nr. 4. Kısım I. Bunun için henüz seferden 136 BA. Mahmûd. 98-101.tutarak vatani karşı savunma. sh. Bu yüzden bunları tasfiye yerine. Bütün bu bozukluklar. III. I. 332-338.I. Mustafa Nuri Paşa. nr. Selim bu yeni düzenle neyi gaye e-dinmiştir? Bir devletin iki temel vazifesi vardır: Birincisi. III. Mustafa ve I. Belge: 810. ancak Tanzîmât ile kısmen muvaffak olunmuştur. bu problemi de aynı yolla çözüme kavuşturmak istiyordu. mesela Cabbâr-zâde Ceialüddin Bey ve Kara Osman-zâde Ya'kub Ağa'ya vezirlik payesi de vermiştir. vatanın sınırlarını düşmana karşı savunmaktır. 603-618. Rusçuk ayânındandır. c. Netâyic'ül-Vukû'ât. Kısaca derebeyler ve a'yânlar. artık savaş yapamaz hale gelen Osmanlı askerini yani kapıkullarını yeniden düzenlemek idi. tesis ettiği güzel bir adetle Meclis-i Meşveret ile devleti yönettiğinden. III. IV. Ali Emiri . Kara Osmanzâdeler ile Sirozî İsmail Bey. Çapanoğulların-dan Süleyman Bey Rus-Avusturya seferinde ve Karaosmanoğullarından Hacı Mehmed Ağa ve kardeşi Ömer Ağa ise 1787 harbinde büyük yararlılıklar göstermişlerdir.' BİLİNMEYEN OSMANLI 229 de oturuyor ve bunlara yağcılık ederek çoğu menfaat celbi ile günlerini geçiriyorlardı. Bu derebeyler ve a'yânlardan bazıları ve mesela Cabbâr-zâdeler. yeniçeri engelinden dolayı istenilenleri yapamadılar. 997. Osmanlı sınırları içinde varlığı herkesçe kabul edilen a'yân ve devlet ikiliiiğine son vermektir. a'yânlar ve derebeylerinin Osmanlı tarihinde oynadıkları rolü anlatmak açısından önemli bir belgedir. 230 BİLİNMEYEN OSMANLI dönmek üzere olan Sadrazama ve yetkili zatlara. Cevdet Paşa. Osmanlı devleti bazılarına. hem a'yânın ileri gelenlerinden ve hem de Padişahın e-mirlerini icraya önem veren itaatkâr gruptan idiler. TSİ. memleketin te| imzaladığı K bozukluklar. eskilerin tavâif-i mülûk dediği Anadolu Beylikleri dönemini hatırlatıyorlardı. 344. c| Tarihi. c. memleketin her tarafına yayılan derebeylik ve a'yânlar idaresiyle birinci vazifesini ve imzaladığı Küçük Kaynarca Andlaşması ile de ikincisini yapamaz hale gelmişti. Birincisini yapabilmenin şartı hukukî. 1264. Selim. 842. pı Isı 138. idarî ve iktisadî hayata ait köklü ıslâhatlar yapmak ve ikincisini yerine getirmenin şartı da. i. Abdülhamid. sh. IV. bu tabirden birinci derecede bu ikinci mana anlaşılmaya başlandı. Selim tahta çıktığında yani 1789 yılında. c. 316-319. Abdülhamid. Osmanlı Devleti'ndeki Adâletnâmelerin çoğunluğu bu derebeyler ve a'yânların zulümlerine karşı re'âyâyı korumak için çevre eyâletlere gönderilmiştir136. Osmanlı Devleti. IX. Sonradan sadrazamlığa kadar yükselen Alemdar Mustafa Paşa da. 178. Abdülhamid. Sened-i İttifak. Lale Devrinden beri devam edip gidiyordu. bu senedi vükelây-ı devlet yanında a'yânlarla da bir araya gelerek imzalama yoluna gitmiştir. Osmanlı Tarihi. Osmanlı Devleti'nin zaafa uğrayan askerî meselelerini ve buna ilâveten diğer problemlerini çözme tekliflerini ihtiva eden lâyihalar hazırlamalarını ve bu layihaların tartışılarak en iyi metodun tesbit olunarak hemen uygulamaya geçilmesini emreden hatt-ı hümâyûnlar gönderdi. memleket içinde adaleti ayakta tutarak vatandaşların haklarını korumak ve ikincisi de. . Zaten sened-i ittifak ile devlete bir düzen vermek isteyen Osmanlı Devleti.

Nizâm-ı Cedid Islâhatından kasıt. herkes bu düzenlemenin yapılmasında müttefiktir. Selim'in tahtına ve canına mal olmuştur. tamamen. Ancak tekliflerin ayrıntılarında farklılık vardır. Çavuşbaşı Râşid Efendi. Sadrazam Yusuf Paşa. askerin mutlaka tanzim edilmesini. Halbuki bu tamamen yanlıştır. 4) Yeniçeri ocağının ıslâhı için tedbirler alınmıştır. Bu üç görüşten de anlaşılacağı gibi. Şubat 1793 yılında bütün lâyihaları özetleyerek bir Risâle'de toplatmış ve temel olarak şu kararları almıştır: a) Mevcut asker nizâmı yeniden düzenlenecek. İşte nizâm-ı cedid deyince akla gelmesi gereken bunlardır. rejim değişikliği demek değildir. BİLİNMEYEN OSMANLI 231 yıllarında yeni düzenlemeler olmak üzere gördüğümüz bir dizi ıslâhat yapılmıştır. Tartışılan İslâm Hukukunun hükümleri değil. tamamen yeni bir ordu tanzim edilerek ve Avrupa orduların-daki yeni eğitim metotları da esas alınarak mevcut sistemin değişmesini müdâfaa etmektedirler. Selim. Nitekim konuyu daha sonra tekrar ele alan Ahmed Cevdet Paşa. Bu görüş ayrılıkları. Bu nizâm-ı cedid rüzgarı bununla da kalmamıştır. Bunların tamamının ittifak ettiği nokta. yeniçeri ocağının ıslâhının mümkün olmadığını. 2) Sadrazam Yusuf Paşa'nın başını çektiği bir grup ise. tarihi anlamamak demektir.Burada önemle belirtmemiz gereken bir husus vardır.. III. kanunnamelerdir. 9) İrâd-ı Cedid Hazinesi kurulmuştur. Ancak uygulanmasında problemler çıkmış ve III. ancak bunun için yeniçeri kanunlarının iptali yönüne gidilmesinin doğru olmadığını arzu etmişlerdir. askerî hukuk ve teşkilât ile yani kanunnamelerdeki hükümlerle alakalıdır. Sadr-ı Âli Kethüdası Mustafa Reşîd Efendi (Köse Kethüda) ve Muhâsebe-i Evvel Hacı İbrahim Efendi gibi şahsiyetler bulunmaktadır. Yoksa. Ancak usullerde ayrılmaktadır. III. ancak hakikat-ı halden . 3) Muhâsebe-i Evvel Hacı İbrahim Efendi ve Reisül-Küttâb Abdullah Berrî Efendilerin başını çektiği bir grup ise. açılan bu teklifin bütün Osmanlı Kanunlarına şamil olduğunu zannetmişler ve netice olarak da. 3) Resmi elbiseler ve protokol kaideleri yeniden tanzim olunmuştur. aklı başında olan hiç kimse tarafından reddedilemezdi. Dolayısıyla. Bazı tarihçiler (Yılmaz Öztuna ve Enver Ziya Karal gibi). 2) Gemicilik mesleği teşvik edilmesi için nizâmnâme yapılmıştır. Gerçekten 1206 ve 1207 hicrî (ya-. muhafazakâr diye bilinen Rumeli Kazaskeri pâyelisi Tatarcık Abdullah Efendi. Selim'i yüzünü batıya çeviren ve şerî'attan yüz çeviren bir padişah olarak vasıflandırmak mümkün değildir. İslâm Hukukunun ülü'lemre verdiği yetkiye dayanılarak tedvîn edilen ve Kanuni devrinde kemâlini bulan kanun hükümleridir. Bunların arasında. Osmanlı Devleti'nin esas kabul ettiği Şer'-i şerifden taviz manasına almak ve muhalif olanları irtica ile suçlamak. Bunu. 8) Topçu ve Arabacı Kanunları kabul edilmiştir. düzeni değiştirmeyi. o zaman Defterdar olan Şerif Efendi. yapılacak yeni düzenlemelere ordudan başlanmasıdır. Yeniçeri ocağına Kanuni kanunlarındaki gibi itibar edilmesini ve ancak Avrupa'daki yeni harp teknolojisinin ve eğitim usullerinin bu kanunlara adapte edilerek alınmasını savunmuşlardır. Bunlardan bazıları şunlardır: 1) Taşradan İstanbul'a olan göç yeniden düzenlenerek teftişi sıkı kurallara bağlanmıştır. 5) Asker maaşları düzenlenmiştir. 7) Yargı Islâhatı yapılmıştır. Bu ıslâhat. ikinci şıkkı esas almış ve Osmanlı ordusunun tamamen şirazeden çıktığını bildiğinden dolayı. 6) Bahriye Zabitleri Kanunu çıkarılmıştır. bütün bir Osmanlı hukuk sistemine teşmil ederek. III. değişikliğe karşı çıkanları mürteci. b) Avrupa'daki eğitimli askerler benzeri yeni bir ordu kurulacak (nizâm-ı cedid askeri) ve c) Savaş teknikleri ve askerî eğitim yeniden tanzim olunacak. taraftar olanları radikal ve devrimci ve ortada olanları da bazan muhafazakâr diye İsimlendirmişlerdir. 10) Asâkir-i Mu'alleme Kanunu çıkarılmıştır. nizâm-ı cedid nizâmının şer'an ve aklen gerekli olduğunu. Selim'in fermanı üzerine ikisi yabancı olmak üzere 21 mütehassıs Osmanlı askerî kanunları ve diğer örfî kanunları üzerinde kanaatlerini açıklayan lâyihaları hazırladılar. Bunları üç grupta toplamak mümkündür: 1) Tatarcık Abdullah Efendi'nin başını çektiği bir grup.

Bonneval'in Osmanlı Bahriyesine Dair Raporu. yeniçeriler gibi halkı rahatsız eden hallerinin görülmemesi ve asâkir-i şâhâne a-dıyla anılmaya başlanmaları. 20.Nizâm-ı Cedid Hakkında Vesikalar. Yeniçeri teşkilâtının tamamen çalışmaz hale geldiği. Yeni vergilerle zenginleştirilen bu hazinede 1212 senesi itibariyle 60. 279-280. Cevdet Paşa. Bu arada nizâm-ı cedid sebebiyle ikbal ve itibar sahibi olan insanları kıskananlar da boş durmamışlardır. Padişahın mahrem olan yakınları ve müşavirlerinin ve hatta saray personelinin eline ve diline düşmüştür. bu yeni sisteme şer'-i cedid ve kâfirleri taklid nazarıyla bakarak. 107-109. V. 125. Târih. hem nizâm-ı cedidin ve hem de yeni vergilerin aleyhinde konuşmaya başlamışlardır. Halbuki olay. itiraz edilen Avrupa usulü giyim ve hatta tranpet çalmanın dahi dinen caiz olduğunu açıklayarak bunları susturmuşlar. Yeniçerilerin bütçesine dokunmamak üzere. Karal. İrâd-ı Cedid Hazinesi de bu maksatla tesis edilmiştir. bu işi kendileri için menfaat kapısı görenler. Yılmaz. evvela yeniçeriyi eğitmeyi amaçlamış ise de. Selim'in de şefkatinden dolayı bu rezilleri cezalandırmayarak sonunda canından olduğunu gayet açık anlatmaktadır137. 55-76. V. bunu Kaynarca Andlaşması ile sonuçlanan son seferde yeniçeriler de itiraf etmişlerdir. bir takım hayır ve şerri birbirinden ayıramayan. 464-467. Nizâm-ı Cedid taraftarları ve yeniçeri taraftarları. Bu sebeple halka mal olamamıştır. sayı 14-15(1940). Kabakçı İsyanı.000 kese toplanmış ve bu da hem Nizâm-ı Cedid Askerinin çoğalmasına ve hem de yeniçerilerin gözlerine batmasına sebep olmuştur. c. 187-253. III. avâm-ı nâsın ondan I 137 Asım Tarihi. Osmanlı Tarihi. meşveretle değerlendirilip neticeye gidilecek yerde. Yani Avrupa usulü eğitimli askere Osmanlı Devleti acilen muhtaç durumdadır. sh.habersiz bir takım rezillerin bu askerlere dil uzattıklarını ve maalesef III. 26-31. Selim. c. aradaki rekabeti iyice arttırmıştır. Cumhuriyet döneminde kaleme alınan tarihlerin önemli bir kısmında Kabakçı Mustafa isyanı. c. yeni usul tâlim ve terbiyeye de yeniçerilerin rıza göstermek istemeyerek işi yokuşa sürdükleri. Nizâm-ı Cedid askerleri belli bir meblağa ulaşınca. 175-189. devletin hazinesini boşaltmaktan başka bir işe yaramayan yeniçeri güruhu. 139. Bu lâyihalardaki ma'kul ve gayr-ı makul bütün teklifler. Bunlara Osmanlı tarihçileri saltanatın atabekleri demektedirler. Ankara 1988.Osmanlı Devleti'nin Durumuna Dair Rapor". Karal. Öztuna. Avrupa usulüne göre eğitimli asker yetiştirecek Nizâm-ı Cedid kurulmuştur. Belleten c. 438-453. Günden güne başarılarının artması. öyle anlatıldığı gibi değildir. Halbuki ilim ve hakikat ehli olanlar. Enver Ziya. Nizâm-ı . Osmanlı Devleti Tarihi. sh. 2. aleyhteki telkinlerin tesiriyle. Selim'in hal' edildiği İkinci Edirne Vak'asının asıl sebebi nedir? Üzülerek ifade edelim ki. "Eski köyde yeni âdet. söz verdikleri halde buna yaklaşmamışlardır. "Osmanlı Tarihine Dair Vesikalar. sh. Meseleyi olduğu gibi aktaran muteber Osmanlı kaynaklarından özetleme yoluna gideceğiz. Başlangıçta çok güzel bir şekilde ulemâ ve devlet ricalinden bu konuda lâyihalar istenmiştir. 268-269. 1. c. Enver Zıya. VIII. sh. 171-183. Nizâm-ı Cedid'in temelinde bir sakatlık bulunmaktadır. 232 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEK' nefreti bu âlemin bir eski âdetidir" kuralınca. devlet ve millet gayreti gözetmeyen bazı cahiller. IV. I. sadece bir irtica hareketi olarak ele alınmaktadır. gayr-i müslimlere teşebbüh ile onlardaki ilim ve fennin alınmasını birbirinden ayırmışlardır. c. ne kadar yerinde olursa olsun. bir irtica hareketi midir? III. c. sh. sh. sh. Bunun üzerine Şubat 1793'de Levend Çiftliğindeki Bostancı Ocağına bağlı olarak. nizâm-ı cedid olmam" diyerek işi istismar etme fırsatı bulmuşlardır.. İstanbul'daki devlet adamları da ikiye ayrılmışlardır. bu askerle Osmanlı Devleti'nin bir adım müsbet adım atmasının mümkün olmadığı herkesin kabul ettiği gerçeklerdir. "Moskof olurum. Peki işin bu raddeye gelmesinin asıl sebepleri nelerdir? Bunun bazı tarihçiler tarafından görülmek istenmeyen dört önemli sebebi vardır: Birincisi. 349 vd. Bunun üzerine Nizâm-ı Cedidin âşıkı olan ulema ve devlet ricali kenara çekilirken. 113.

ı gelen he'jtrî yanlış t" ai ne. her türlü iftirayı yapar bir hale geldiler. Mücâzât ve mükâfat gibi devlet terazisinin birini ihmal. Nizâm-ı Cedidci yeni zenginler "İstanbul zengin beldesidir. Bütün bunların etkisiyle. Selim. Her ikisi de yanlış bir yola girdiler. Sultân Selim de yakınlarına fazla itimad ederek devletin ruhu mesabesinde olan devlet sırlarını bu yakınlarına sohbetlerde fâş etmeye başlamıştır. Selim'in güvendiği yakınları ve müşavirleri. " devlet na • Bu!/ ::i ssndan ve "t Selirr v zumsj başlacia' i. Selim'in aleyhine çevirdiler. rüşvet kapıları sonuna kadar açılmış. Bunların içinde her ne kadar Sır Kâtibi Ahmed Efendi gibi. fedâkârlık ve şahsî menfaatlerini ve rahatını terk ile mümkündür. İhtişam ve sefâhet çoğalınca. yeniçeri güruhu eğitimli askerlerin günden güne artmasından ve itibar kazanmasından dolayı. artık nizâm-ı cedid. tam bir başıbozukluk içinde halkın içine karışmışlar. yeni vergilerle bunalan halk geçim derdine düşünce. devletin en yüksek tepesindeki insanlar da nasibini almıştır. halka ve devlete ait her bilgiyi bunların vasıtası olmadan alamamak gibi büyük hatası de eklenince. Selim kimseyi incitmek istemeyen ve yeri gelince azl ve ceza kurumlarını işletemeyen bir yaratılışta idi. Lale Devrindeki musiki sohbetleri. Bunu fırsat bilen saray hizmetlileri. Selim'e benzetir hale gelmiştir. âlimler. Böylece kamuoyunu III. Şah vâkıf gerekdir ahvâle * Vükelâya kal ursa vay hâle Zikredilen sebeplerden dolayı. Nizâm-ı Cedidi teşvik eden devlet adamları servet yığmaya devam ettikleri gibi. Yakınları ne derse yapan ve fikrinde sebat etmeyen bir şahsiyete sahipti. III. medeniyetin gereği olan şeyleri aşarak. servet yığmaya ve bu malları hesapsızca harcamaya devam edince. İstanbul'da görülmedik tarzda villalar ve yalılar yaptırmışlar. İkincisi. Lüzumlu lüzumsuz her konuda Avrupa mukallidi olmaya başladılar. Üçüncüsü. Nizâm-ı Cedidciler ise gündüz yârân sohbetine çevirdikleri Bâb-ı Âli'ye ve geceleri de kayıklarla mehtaba çıkar olmuşlar. III. Bu eğlenceden sadece gençler değil. devir dönmeye başlamıştır. dirayetli insanlar da bulunsa da. Memleket içte ve dışta isyanlar ve harplerle kavrulurken. alafranga adıyla çok lüzumsuz şeylere sarılır oldular. Nizâm-ı Cedid'i yürütüyor görünenler. akıllı devlet adamları ve halk Nizâm-ı Cedid'in aleyhine geçmişlerdir. III. avam onları tekfir eder. III. Selim ve çevresi ise. Bu aşırılıklarından dolayı. Yeniçeriler. fakirler ve r ve halk I atabeklerine j mamak gittin ŞahviM» Z'KT. Buna Padişah'ın yakınındaki saltanat atabeklerine güvenerek. hedefe Padişah da girmiştir. Selim'i. saltanatın atabekleri denilen III. Halbuki yeni nizâmları uygulamak. Nizâm-ı Cedidcileri tahkir ve tekfir ettikleri halde. neticede Nizâm-ı Cedid adına toplanan paralarla. Halk. cezalandırılmayınca tam manasıyla şımardılar ve azıttılar. ötekiler de Avrupa'dan gelen her şeyi reddettiklerinden dolayı karşı tarafı taassupla suçlar oldular. . işi yürüten saltanat atabeklerinin aleyhine geçmişlerdir. Sefâhet ve ihtişamda haddi aştılar. ikbalden dolayı ne yapacaklarını şaşırdılar. bu hareketi servet yığma vesilesi olarak görmüşler. III. yakınları da bu fırsatı değerlendirince. II. İşte başlangıçta Nizâm-ı Cedid'in lehinde olanlar. halktan haksız yere bol bol paralar toplayarak sefih bir hayat için harcama manasına alınır şekilde anlaşılmaya başlanmıştır. diğerini de tehlikeye atacağının farkında değildi. devlet ricalinin ve halkın itimadını kaybetmiştir. Dördüncüsü. Kâğıthane gezileri ve helva sohbetleri gittikçe artar hale gelmiştir. lect Paşa 5 larınj ı M cılarınl din azil Devlet'* Cedid a ve I1 ısyanc na»: Ces-: ı BİLİNMEYEN OSMANLI 233 ler ve müflisler buradan ayrılsın" demeye başlayınca. devleti istila edercesine. başta kendi sadrazamı olmak üzere.Cedidci olarak görünmeye başlamışlardır. Selim'in yakınları.

Artık hem Rumeli'ye doğru sefere çıkan ordu içinde ve hem de İstanbul'daki kahve köşelerinde. Emir'i kandırdı. Boğaz Nâzın Mahmûd Râif (İngiliz Mahmûd diye meşhurdur) Paşa'yı parçalayan isyancılar. Maalesef olanlar. Müseylemet'ül-Kezzâb'ın memleketi olan Yemâme'ye bağlı olan Ayniyye'de 1143/1730 yılından itibaren kendi mezhebini yaymaya başladı. kendi içlerinden çıkmış ve Şam ile Kahire gibi ilim merkezlerinde tahsil görmüş olan bu âlime önce iyi bir nazarla bakmadılar. Kadı Abdurrahman Paşa komutasındaki Nizâm-ı Cedid ordusunun geri dönmesi ve bu isyancıların istediklerini elde etmeleri. Mustafa'nın tahrikleriyle. Bu ikisinin fitne ateşini alevlendirmesiyle ayaklanan yeniçeri yamakları. Selim'in bizzat Nizâm-ı Cedid askerinin başına geçip de âsileri te'dip ile devleti esasından ıslah ve tanzim etmesi mümkün iken. Avrupalılaşma adı altında. bazı menfaat gruplarının lehine ve ama devlet ile milletin aleyhine olmuştur. hem meşru-gayr-i meşru demeden tam bir Frenk hayatı yaşamaya başlamışlar ve hem de hakir gördükleri halkı yeni yeni vergilerle perişan etmişlerdir. bu sebeple malları ve kanlarının helal olduğunu ve isyan edilmesi gerektiğini söylemeye başladı. O halde Avrupalılaşmak diyerek Nizâm-ı Cedide körü körüne karşı çıkmak da. Bu sırada nizâm-ı cedidin azılı düşmanı olan Topal Atâullah Efendi Şeyhülislâmlık makamına geldi. Bütün bu sebeplerle muhalif grup iyice cesaretlenerek ve başta Sadrazam İsmail Paşa olmak üzere küskün devlet adamlarını. Bu sırada III. güzel projeleri kendilerine vesile ederek servetlerini arttıran ve bunu gayr-i meşru yollarla yemeyi âdet haline getiren bir grup. yeniçerileri Nizâm-ı Cedid aleyhine kışkırtmaya başladı. saltanata fazlaca haris olduğundan. hiçbir zaman tasvip edilemeyecek olan bu çirkin olayları meydana getirmişlerdir. Bunu fırsat bilen bazı geri kafalılar da. Osmanlı Devleti'nin kuvvetli olmasını istemeyen Fransız Elçisi Sabastiyani. isyana başlamışlardı. güzel bir başlangıçtır. Şehzade Mustafa. iyilik gördüğü III. Selim şehid edildi. Bir gün sonra III. fayda sağlamamıştı. maalesef nezâket ve yumuşaklığı tercih etmesiyle ve karşılıklı hatalarla. 1766'da 39 yıldır Osmanlı Devleti'nin tayin ettiği Necid Emîri ve Der'iyye Şeyhi Muhammed bin Suûd'a müracaat etti. a'yânları ve İstanbul'daki yeniçerileri yanlarına alarak İkinci Edirne Vak'asının meydana gelmesine sebep oldular. Bu isyanı durdurmak isteyen III. Vehhâbîller kendilerine Selefiye adını vermekte ve hedeflerinin İslâmı Hz. Selim'e karşı tavır aldı ve yukarıdaki sebepleri çok iyi kullanmaya başladı. 140. Nizâm-ı Cedid. Kastamonulu Kabakçı Mustafa adındaki bir neferi başlarına geçirerek. Selim de tahttan indirilmişti. taassup diyerek Nizâm-ı Cedidcilerin yaptıkları gayr-i meşru işleri tasvip etmek ve bu hareketi sadece bir irtica hareketi olarak takdim etmek de yanlıştır138. Müslüman denilenlerin müşrik olduklarını. saltanatın aleyhine her türlü dedikodu yapılıyordu. onları daha da azdırdı (1807). III. Her konuda cahil ve bedevî olan Necid Arapları. Temmuz 1808'de III. Hatta tasvip edenlerin yanında. .Beşincisi. Topal ve riyakâr olan Atâullah Efendi'yi meşihata getirmekle kalmamış ve müfsid birisi olan Köse Musa Paşa'yı da sadâret kaymakamlığına getirmiş. 600 seneden beri insanların dalalette kaldığını. Peygamber zamanındaki safiyetine kavuşturmak olduğunu iddia etmektedirler. Selim'in Nizâm-ı Cedid'i. Bu mezhebin kurucusu. Sonra da IV. Osmanlı Devleti'nde ortaya çıkan ve hâlâ devam eden Vehhâbî hareketinin aslı ve esası nedir? Nasıl siyasî bir harekete dönüşmüştür? Bilindiği gibi. Atâullah Efendi ve Köse Musa'nın tahrikleriyle ilga etmesi de. bunca emekler sarf edilerek meydana getirilen Nizâm-ı Cedid bir anda mahv edildi. Mezhebine uyduğu takdirde büyük bir saltanata kavuşacağını ifade ederek ve kızını da ona vererek. Necid Şeyhi diye bilinen Muhammed bin Abdülvehhâb. Köse Musa'nın Nizâm-ı Cedid birliklerini hileyle durdurmasından da yararla-narak.isyanı her tarafa yaymışlardı. Müseylemet'ül-Kezzâb nazarıyla bakanlar da çıktı. 234 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANLI Netice olarak. Selim. asıl itibariyle Necid ahalisinden ve Hanbeli mezhebinin âlimlerinden olan Muhammed bin Abdülvehhâb'dır.

kabir ziyaretinin aleyhinde şiddetli fetvalar verdiği gibi. kabirlerde kurban kesmenin ve ehl-i kuburdan manen yardım dilemenin asla caiz olmadığını ısrarla ve sert bir üslupla anlatmıştır. Hatta bu fiilleri şirk kabul edecek kadar ileri gitmişlerdir. çevreye tebliğ için mektuplar da göndermiştir. kabir ziyaretinin.Vehhâbîlerin temel inançları şöyledir: Allah'a doğrudan doğruya ibâdet etmek farzdır. sh. Tamamen tek taraflı olarak anlatılan şekli için bkz. Tarih. Buna karşı ehl-i sünnet âlimleri de cevap ve reddiye mahiyetinde eserler kaleme almışlardır. Uzunçarşılı. Belleten. c. kabir ziya dilemenin asla cJ/ZJ tazim konusun ifrat etmişlerdir. İbn-i Teymiyye. sh. XXIX. "Kabakçı Vak'asına Dair Bir Mektup". c. inceleyerek ciddiyetinin Vehhâbi han diyor. Mustafa Nuri Paşa. bazı meselelerde itidal yolundan uzaklaşan ve ifrata giden İbn-i Teymiyye ve onun talebesi İbn'ülKayyım'ın bazı fetvalarıdır. 7 yıl Mekke'mi BİLİNMEYEN OSMANLI 235 Vehhâbilerin kendilerine kaynak aldıkları görüşler. "Kabakçı Mustafa İsyanına Dair Yazılmış Bir Tarihçe". sh. peygamberler ve evliya kabirlerinde namaz kılmanın ve bunlardan manevi yardım talebinde bulunmanın asla caiz olmadığını müdâfaa etmiştir. Hatta bu . İbn-i TeymyyeJ peygamberler ve ev binde bulunmanın a olarak. Öztuna. 41-43. Enver Zıya. c. İsmail Hakkı. 599-604. Vehhâbîlerin ketfk uzaklaşan ve ifrata p fetvalarıdır. üstadına tabi olarak. Bilindiği gibi. dolayısıyla bu konuda bir şeyi vesile kabul etmek caiz değildir (tevhid esası). tamamen küfrü gerektiren şeyler olarak takdim ve ilan etmeye başlamıştır. Osmanlı Tarihi. Uzunçarşıh. Muhammed bin Abdülvehhâb. Karal. sh. Arabistan de Basra veya I du. c. 186-230 (Meseleyi bütün yönleriyle anlatmaktadır. adak ve tasadduk ve benzeri yollarla türbelere hürmet edenler hep müşriktir. c. sh. İbn-i Teymiyye ve İbn'ül-Kayyım da ifrat etmişlerdir. 473-475. İşte Necid Şeyhi Muhammed bin Abdülvehhâb. IV. ( ların başında yordu. yerli em?*! Hâşimiler neslı«ta| Osmanlı Devlet! ve vicdan hı. bu konularda iyice yolunu şaşırarak İbn-i Teymiyye ile İbn'ül-Kayyım'ın şer'an yasaktır dedikleri fiilleri. Kısaca türbelere tazim konusunda halkın ifratına karşılık. İbn-i Kayyım da. Netâlc'ül-Vukû'ât. Osmanlı Devleti Tarihi. vs derek halkı ¦ Suûd'un da Vehhâbf* ne gelmiştir. ama teı çevreye akınlar il lenin ciddiyetini J deleleri için bir andlaşm^ düzenlediği Abdülazlz bin I hükümet tes/sâ ele geçirdiler. Bunlar. I İşte Necid ŞeyttJ İbn-i Teymiyye İle I gerektiren şeyler ı tekfir etmeyenleri de I geçen İslâm davranmakla suç! Müseylimet'ül-Kenfcf Necid Şeyhi. 253-261. I. 77-85. bu tasallut İl Kasım i Vehhâblle kümeti ile. 138 Cevdet Paşa. bu görüşlerini müdâfaa için kitaplar kaleme aldığı gibi. sayı 116(1965). Buna göre enbiya ve evliyanın birinden manen yardım talep edenler. i da. V. VIII. sh.

XXIX. Hicaz Beylerbeyi Şerif Paşa. Osmanlı Devleti zamanında asıl Arabistan. ancak Mekke âlimleri durumlarını inceleyerek bâtıl itikâdlarından dolayı bunlara izin vermedi. Hep iyilik gördüğü amca-zâdesi III. İlk olarak ihtilâlcilerin arzularını yerine getirdi ve Kabakçı Mustafa. Vehhâbi hareketiII 236 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEY ni tasfiyeye söz veren Mehmed Ali Ağa'yı Mehmed Ali Paşa sıfatıyla Mısır'a beylerbeyi olarak tayin etti. tamamen Hâşimîler neslinden gelen ve Şerîf denilen idareciler tarafından yönetiliyordu. 141. Mekke ise. Abdülhamid'in Ayşe Sîneperver Valide Sultân'dan doğan büyük oğludur. Mustafa. Arabistan'ın batı kesimini Cidde'de oturan Osmanlı beylerbeyisi ve doğu kesimini de Basra veya Bağdad beylerbeyisi ve bir zamanlar da Lahsâ beylerbeyisi idare ediyordu. vatandaştan alınan zekât dışındaki vergilerin de caiz olmadığını iddia e-derek halkı yanına çekmeyi planlamıştır. bu tasallut İslâm âleminde onların tanınmasına sebep oldu. Osmanlı Devleti. kültürü zayıf ve saltanata karşı haris bir insandı. adı geçen Suu-dîlerin torunlarının ipleri ele almasıyla Suudi Arabistan Hükümetinin resmî mezhebi oldu139. Selim'e karşı vefalı davranamadı. Mustafa. Zira tam bir din ve vicdan hürriyeti vardı. Bunlar. I. Hatta 1798 yılında Şerif Gâlib ile Abdülaziz arasında hac için bir andlaşma yapıldı. sahabelerden nicelerini da hatalı davranmakla suçlamıştır. asırlardır gelip geçen İslâm âlimlerini dalâletle suçlamakla kalmamış. Osmanlı Devleti. saf. Göz göre göre tehlike geliyorum diyor. Bilindiği gibi. Kısaca basit bir fikir hareketi olarak başlayan Vehhâbilik. IV. Arada sırada Vehhâbilerin çevreye akınlar düzenlemesi ve hatta Fas Hâkiminin onlarla akraba olması dahi meselenin ciddiyetini gösterememişti. Şerif Gâlib'in 1790. Kasım 1803'de Abdülaziz vefat etti ve yerine 1787'den beri babasına vekâleten Vehhâbilerin reisi olan oğlu Su'ud bin Es-Su'ûd geçti. durumun ciddiyetinin farkında değildi. 1. yerli hanedanlar ve bunların başında bulunan şeyh veya emîr denilen mahalli idareciler tarafından idare ediliyordu. Mekke Şeriflerinin mesela Şerif Gâlib'in karşı mücadeleleri muvakkat tedbirlerdi. Nizâm-ı Cedid aleyhinde olanların yanında göründü ve 29 Mayıs 1807'de Osmanlı tahtına çıktı. şahsiyeti. Kendisinin müctehid-i mutlak olduğunu iddia eden ve Müseylimet'ül-Kezzâb ile yapılan harpte şehid düşen sahabelerin kabirlerini yıktıran Necid Şeyhi. Hatta kazaskerlik makamına gelmiş bazı âlimler dahi. IV. MUSTAFA DEVRİ Sultân is (YENİL! 142. 1795 ve 1798 yılında Vehhâbiler üzerine düzenlediği hareketler ciddi bir netice vermedi.SULTÂN IV. Vehhâbîlik hem dinî ve hem de siyasî bir hareket haline gelmiştir. Mustafa. Nihayet Emir Muhammed'in yerine Abdülaziz bin Suud geçince. Dünya Savaşında. durum değişti ve Vehhâbiler Arabistan'da müstakil bir hükümet tesis etmeye muvaffak oldular.fiilleri işleyenleri tekfir etmeyenleri de kâfir ilan etmeye başlamışlardır. ama tedbir almak kimsenin aklından geçmiyordu. Önce hac için izin istediler. Osmanlı Devleti. ailesi ve zamanındaki önemli olaylar hakkında özet bilgi verir misiniz? IV. Oğlu İbrahim Paşa'nın 1830'da Der'iyye'yi işgal etmesi ile Vehhâbi meselesini halleden Mehmed Ali Paşa. Bu arada Nizâm-ı Cedidcilerin bir kısmı öldürülmüş ve bir kısmı ise Rusçuk A'yânlarından vezir Alemdar Mustafa Paşa'ya sığınmışlardı . başlangıçta Vehhâbi hareketine tepki göstermedi. 1805-1812 yılları arasında 7 yıl Medine'ye ve 1806-1813 yılları arasında ise 7 yıl Mekke'ye hâkim oldu. Şeyhülislâm Atâullah Efendi ve Sadâret Kaymakamı Musa Paşa'nın isteklerine göre devleti yönetmeye başladı. 1803 yılında Hicaz'a girdiler. kısa bir zaman sonra Mekke'yi geri aldıysa da. yerli emir ve şeyhleri sadece koordine etmekteydiler. Maalesef gittikçe güçlenen hükümeti ile. Tâif'i ve Mekke'yi ele geçirdiler. Bu Necid Şeyhi. Artık 1745 yılında Necid Emiri Muhammed bin Suûd'un da Vehhâbî olmasıyla. Vehhâbi hareketinin mahiyetini anlamakta âciz idiler. Temmuz 1805 tarihinde. 1831 yılında bu sefer kendisi isyan etti.

4.Peyk-i Dil Dördüncü Kadın Efendi. -i yenicenle 139 Cevdet Paşa. musiki ve devlet adamlarıyla münasebetler konusunda epeyce ders almıştı.7. Harem hüddâmınm yardımı ile kurtarıldı ve Alemdâr'ın desteğiyle kendisine bî'at olundu.Seyyare Üçüncü Kadın Efendi. 28 Temmuz 1808'de Bâb-ı Âli'yi basarak sadrazamdan mührü aldı. Bazı tarihçiler onu Kanuni'den sonra en büyük padişah olarak vasıflandırırken. Alemdar Mustafa Paşa'ya olan güvenleri sebebiyle umumi bir meşveret meclisi toplandı. Adlî mahlası ile şiirler yazan ve Mayıs 1813'den itibaren Gazi unvanını kullanan II. Temmuz 1808'de İstanbul'a gelen Alemdar.1808 tarihinde Osmanlı tahtına sıkıntılı bir şekilde oturdu. Hal' edileceğini ve III. III. 2. Mahmûd. foğludur. Mustafa. Abdülhamid'in Nakş-ı Dil Valide Sultân'dan dünyaya gelen küçük oğludur. Amcazâdesi III. Rusçuk Yârânı-na burada Padişahı tevkif etmesini tavsiye ettilerse de. vergiler sadece devlet hazinesinde toplanacak. I. 3. Mahmûd. II. ailesi ve zamanındaki mühim olaylar hakkında kısa bilgiler verir misiniz? II. Mahmûd'un saltanat yıllarını. Behîç ve Tahsin Beylerden oluşan bu ekibe Rusçuk Yârânı denmektedir). ihtilâlcileri tasfiye gayesiyle Alemdar Mustafa Paşa'yı ordusuyla beraber İstanbul'a davet etti. Emîne II. Osmanlı Devleti Tarihi. Râmiz. Selim'i şehid ettiler.(Galip. Mustafa. KADIN EFENDİLERİ: 1. yaptığı ıslâhatlarla ve özellikle de Osmanlı Devleti'nin yüzünü batıya çevirmekle meşhurdur. 282-325. 28. Buna göre her yerde devletin kanunları ve emirleri geçerli olacak. 470-471. VIII. l\ III. Padişahın Hatt-ı Hümâyûnu ile birlikte elde ettiler (Rebiülevvel 1222/1807). Refik. hemen karşı planını uyguladı ve III. Selim'in tekrar tahta çıkarılacağını anlayan IV. II. 2 gün sonra vasıfsız bir Şeyhülislâm olan Atâullah Efendi azl edildi ve ekibi de tasfiye edildi. Mahmûd'un öldürülmesi için talimat verdi. MBİLİNMEYEN OSMANLI 237 Sultân isminde bir tek kızı vardı ve o da hemen vefat etmiştir140. Selim'den devlet idaresi.Dil-pezîr İkinci Kadın Efendi. bazıları da batılılaşma yolundaki şekilde kalmış teşebbüslerinde dolayı tenkit etmektedirler. Selim'in şahadetine sebep olan canilerin cezalandırılması ve ikincisi de devletin içine düştüğü sıkıntıdan kurtulabilmesi için gerekli ıslâhatın yapılması. sh. dairesini basarak III. Kabakçı Mustafa başta olmak üzere. Öztuna. İhtilâlcilerin baskısından bıkan IV. Kısaca Anadolu Beylikleri . yolda iken Kabakçı Mustafa'yı katletmişti ve bu sebeple de Davud Paşa Sarayı'nda Padişah tarafından karşılandı. Padişah Alemdâr'a teşekkür ediyor ve Tuna Beylerini boş bırakmayarak dönmesini arzuluyordu. I. c.! sadece o ve deı gelen C Alemdlrl Sekbân-ı Efendi İter j ntv Selim'ing Mahmûdl bite. Selir-epeyce c unvanım 4 yüzünü I padişah ı büslerlnı hayrfyea Birinci i bulunduğu «| cezalandın1"!?! gerekli ısfcsj idareyi del alındı ve Wl Mustafa Pî)<*| de Sen«R& imzalandı. c. İhtilâlciler. Mahmûd ise. Neticede Sened-i İttifak adıyla devletin vükelâsıyla a'yân ve derebeyler arasında bir sened imzalandı. Maalesef bu talimatı alan Enderûnlular. arkasından Topkapı Sarayına geldi. Mahmûd'un şahsiyeti. Tarih. Nizâm-ı Cedidin gayr-i meşru olduğunu ve Padişahın asla yeniçerilere müdahale etmemesi gerektiğini ihtiva eden taahhüdnâme mahiyetinde bir hücceti. vak'a-i hayriye adı verilen yeniçeri ocağının kaldırılışına göre iki safhaya ayırmak yerinde olur: Birinci Saltanat Safhası: Tahta çıktığında devletin halletmek mecburiyetinde bulunduğu iki mesele vardı: Birincisi. Alemdar buna yaklaşmadı. XXX.SULTÂN II. manii I II. devlet namına asker toplanacak ve ancak a'yân ve derebeylerin haklarına da müdahale edilmeyecekti. sh. Selim ile II. Önce devletin eyaletlerdeki elini gevşetmesinden dolayı idareyi ele alan derebeyler ve a'yânları. devlete itaat eder hale getirme meselesi ele alındı ve davet edilince askerleriyle İstanbul'a gelen a'yân ve derebeylerinin. II. Ancak bunu dinlemeyen Alemdar. MAHMUD DEVRİ (YENİLEŞME=TECEDDÜD VE AVRUPAYI TAKLİT DEVRİ) 142. ih.Şevk-i Nûr Baş Kadın Efendi.

Haziran 1827'de Yunan İhtilâli bastırıldı. 84-88. Neticede ulemânın tavassutu ile 18 Kasım 1808'de sekbân-ı cedid lağvedildi ve kısmî tavizlerle isyan bastırıldı. Mahmûd'un 17. Mustafa zamanında (25. Ulemâ sınıfı. başarılı olamayıp geri çekildiler. başlarına Prens Mavrokordato'yu geçirerek. 230456. Sırpların muhtariyet elde etmesi. Ocak 1822'de Yunanistan'ı kurduklarını ilan ettiler. Sadrazam Alemdar Mustafa Paşa. ancak Osmanlı Devleti. Uluçay. Fransa ve Rusya. Cevdet Paşa. Bunun üzerine 4000 kişilik sekbân-ı cedid askeri yanında donanmay-ı hümâyûna bağlı gemilerden Yeniçeri Ağasının bulunduğu yere toplar atılarak saltanat muhafaza edilmeye çalışıldı ve hatta Süleymaniye Camiinin bir minaresi yara aldı. Selim'in şahadetine engel olamadığı için çevresi tarafından tenkit ediliyor idiyse de. Bu olay. bazı çiğ hareketleri sebebiyle aleyhine geçtiler. Bu arada düveli mu'azzama adı verilen İngiltere. 191-208. Rusçuk Yârânı denilen ekibin elemanlarını ö-nemli makamlara getirmişti. güvenilmeyen kişiliğinden dolayı menfi cevap veren Osmanlı Devleti. Ancak Rusya'nın desteğini arkasına alan Rumlar. VIII. önce geri çekildi.1807) Osmanlı ile mütâreke imzalayan Rusya. Romanya'yı elde etmek ümidiyle Osmanlı Devleti'ne karşı savaş ilan etti. Osmanlı Devleti'nin eyâlet askerleri dışında düzenli bir ordusu kalmadığını gören Rusya durumdan istifade etmek istedi. c. Bunu. Osmanlı Tarihi.8. 2. Öztuna. c. Patras Başpiskoposu Germanos'un liderliğinde 12 Şubat 1821'de Rum İsyanının yani Yunan İhtilâlinin başlamasına sebep oldu. Alemdar Mustafa Paşa'nın arzusuyla Ekim 1808'de Nizâm-ı Cedid'i ihya manasına gelen Sekbân-ı Cedid askerinin kurulması takip etti ve başına da Rusçuk Yaranından Behîc Efendi Umûr-ı Cihâdiye Nâzın olarak tayin edildi. II. 34-42. aralarında Temmuz 1827 . İyi niyetli ama kültürü zayıf olan bu devlet adamı. Osmanlı Devleti. Şeyhülislâmın fetvası alınarak IV. devletin içerdeki problemlerinden biri ortadan kalkmış oldu. İkinci Saltanat Safhası: Yeniçeri ocağı lağvedilip yerine Asâkir-i Mansûre-i Muhammediyye adıyla eğitimli ve düzenli bir askerî teşkilât kurulunca.119. Tohumları daha önceleri atılan bu ihtilâl neticesinde Yunanlılar. İsyan eden yeniçeriler. sh. iç karışıklıkları fırsat bilerek. Bükreş çevresinde bir Sırp Prensliği kurdurulmasını kabul ettirmekle asıl tavizini almıştı.haline gelen Osmanlı Devleti. sh. Fransa ile olan savaşına rağmen. işi azıttı ve Topkapı Sarayı'na hücum ettiler. Tarih. Ağustos 1810'da Varna'yı almak istediler. sh. Artık halk ve devlet nezdinde yeniçerinin sonu gelmişti. usul ve âdâb bilmediğinden dolayı. ancak sonradan tecâvüzlerini sürdürerek Poti'ye kadar geldi. Kasım 1808'de yeniçeriler sarayını bastılar. V. Ekim 1827 tarihli Akkerman Muahedesini imzalayarak Sırbistan ve Romanya'nın muhtariyetlerini biraz daha arttırıp tehlikeyi önlemeye çalıştı. Padişahların Kadınları ve Kızları. kendi adamları dışında savunmaya yardım gelmeyince. Temmuz 1809'da Sadrazam Yusuf Ziyâeddin Paşa komutasındaki Osmanlı ordusuna yenilen Rus ordusu. Romanya'yı iade eden Ruslar. IV. sh. c. 2-41. III. Karal. Yeniçeri ise ona karşı bileniyordu. 245 238 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN 05MMJ sim 1808). Saltanat yılında Vak'a-i Hayriye adıyla yeniçeri ocağı lağv edildi. Kavalalı Mehmed Ali Paşa'nın oğlu İbrahim Paşa'yı kuvvetleriyle yardıma göndermesi üzerine. Mustafa da boğduruldu (Ka140 Asım Tarihi. Mora'yı ele geçirdiler. asırlarca Müslümanlar gibi hak ve hürriyetlerine riâyet ettiği Rumların böyle bir isyan çıkarmalarına şaşırdı ve yüzlerce Müslümanın kanının akmasına yol açan bu hareketi tahrik eden Cihan Patriğini. Hadise karışınca. sh. c. 28. Yunan İhtilâlinin de çıkmasına sebep oldu. IX. sh. Bunu diğer ıslâhatlar takip etti. Mahmûd ona güveniyordu. Devletler ve Hanedanlar. Napolyon Bonapart'ın ısrarla Rusların işini bitirelim teklifine. İşin arkasında 1814'de gizli olarak Odesa'da kurulan Ethniki Hetaria ve Fener Patriği Gregorios ile Fener Beyleri vardı. II. Yeniçeri yine beceriksizliğini ortaya koymuştu. c. Haziran 1826'da yani II. yeniden büyük devlet olmaya söz veriyordu (Eylül 1808). Fener Patrikhanesinin Orta Kapısı önünde Nisan 1821 tarihinde idam etti. kendini hapsetti ve cephanenin bulunduğu binayı tabancasıyla ateşe vererek şehid oldu.1812 tarihinde Ruslarla Bükreş Muahedesini imzaladı.5.

Haleb ve Adana). Osmanlı Devleti'ni meşgul etmek için yeterliydi. 12-2 14. bu andlaşmadan istediği sonucu alamadı ve Mehmed Ali Paşa 6 yıl . sırasıyla Akka. Ağustos 1829'da Edirne'ye girdiler. Bunun üzerine duruma İngiltere. Tamamen Osmanlı Devleti'nin bir veziri gibi davranan ve halka zarar vermeyen İbrahim Paşa. Cidde. sadrazam esir alınınca geri döndü ve Mısır meselesi milletlerarası bir problem olmaya başladı. Şam. Nitekim Osmanlı Devleti. Fransa ve Prusya müdahale ettiler. Şam. Fakat Ruslar. ancak ordusuz olmasına rağmen Osmanlı Devleti Rusya'ya harb ilan etti (Nisan 1828). Ruslarla imzalanan Eylül 1829 tarihli Edirne Muahedesi ile de Tuna Deltası ve Kafkasya tamamen Ruslara bırakıldı. Sulh halinde oldukları bir devlete aniden yaptıkları Navarin Baskını ile Osmanlı Donanmasını hatırdılar (Ekim 1827). doğuda Ahıska'ya ve batıda ise Varna'ya kadar gelince durum tehlike arz etmeye başladı. Artık müstakil olan Eflak ve Boğdan. Fransa Cezayir'e Haziran 1830'da asker çıkardı ve Temmuz 1830'da şehri teslim aldı. İbrahim Paşa'yı sevinçle karşıladı. Sırp ve Yunanistan prenslikleri. Mahmûd'un inkılâblarına kırgın olan halk.* yen Sayda Va»r tin'e gönderdi >:aj alarak Konya'ya« halk. diğer devletler de bu fırsatı nasıl değerlendirebileceklerini düşünmeye başladılar. Londra Büyükelçisi olan Mustafa Reşid Paşa idi. Batıda Silistre'yi ve doğuda ise Erzurum'u teslim alan Ruslar. II. Osmanlı sadrazamı olarak devlete hâkim olmak istiyordu.tarihli Londra Protokolünü imzalayarak Yunan meselesini kaşımaya karar verdiler ve Osmanlı Devleti'ne otonom bir Yunan Prensliği için tazyik etmek üzere donanmalarıyla İyonya Denizine kadar geldiler. 'M çekten imaret".Hüsn-Iİ BİLİNMEYEN OSMANLI 239 işgal etmiş ve Kavalalı'nın oğlu İbrahim Paşa Mora'dan ayrılmıştı. Şam. Artık Cezayir Fransa'nın sömürgesi oluyordu. Temmuz 1833'de imzalanan Hünkâr İskelesi Muahedesi ile Rusya da bazı tavizler kopardı. Sayda.i ve İzmir'e vsi'i'I misini boğaza f düşünmeye b dolu'dan çekilft Trablus. Trablus. Maalesef bu arada Fransa 1797'de Cezayir'den aldığı borcu ödemediği için 1827 yılında bölgeyi idare eden ve dayı denilen Osmanlı Beylerbeyi İzmirli Hüseyin Paşa'nm Fransız Konsolosunu tokatlaması üzerine. Mehmed Ali isyanını kullanan İngiltere. Rus mağlubiyetinden yeni çıkan Osmanlı Devleti. Filistin'e kaçan fellâhları geri göndermeyen Sayda Valisi Abdullah Paşa'nm tavrını sebep göstererek oğlu İbrahim Paşa'yı Filistin'e gönderdi ve burayı işgal etti. Fransa'nın tehdidi üzerine donanmasını bile gönderemedi. Rus harbine asker göndermeyen Mısır Beylerbeyisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa da. Bu arada Sisam adasına da Aralık 1832'de otonom verildi ve 1913'de Yunanistan'a katılıncaya kadar bu statü devam etti. Ancak Fransa Eylül 1829'da Mora'yı işgal etmiş % *î< manii Devleti J^. Bunun üzerine Osmanlı Devleti Ağustos 1829 tarihinde Londra Muahedesini imzalamak mecburiyetinde kaldı ve bu andlaşma ile bağımsız bir Yunanistan Prensliği kuruluyordu. şımarmıştı.i si milletlerarss :i| gibi davranan?. Fransa'm sa'nın sömürgs'İ Rus harljid da. İbrahim K Osmanlı ordua.: kaldı ve bu «¦ lanan Eylül 1 Ruslara bırakı Osmanlı I lan ilk de 1913'de Yunanı* Maalesef 6y ı yılında bölgeyi ida Fransız Koni kardı ve Temmu! Devleti. Osmanlı sanayiini engelleyen ve Osmanlı topraklarını İngiliz mallarına açık bir Pazar haline getiren bu andlaşmanın mimarı. Padişah. 1838'de Osmanlı Devleti ile yaptığı Ticâret Andlaşması ile müthiş tavizler kopardı. İbrahim Paşa. şımarmıştı. Haleb ve Hatay'ı alarak Konya'ya kadar geldi (Kasım 1332). öl hedesi ile Un MehmedH Andlaşmasi i Büyükelçisi« istediği sonıfl| Osmanlı ord ğindeydiveljl KADIN 8 İkinci Kadı Beşinci Kadına Baş Kadın E Hâciye Hosii İkinci Kac Efendi. Mısır'ı gerçekten imar etmiş ve orada itibar kazanmıştı. Şubat 1833'de Kütahya'ya girdi ve İzmir'e vali tayin etmeye kalkıştı. Yunanistan Osmanlı Devleti'nden ayrılan ilk devlet oldu. o da 10 harb gemisini boğaza gönderdi. Çar'dan yardım istedi. Mehmed Ali Paşa Anadolu'dan çekildi ve kendisine yedi Osmanlı eyâleti birden verildi (Mısır. Üç devlet de özür diledi. Fransa ve İngiltere'nin araya girmesiyle. Sadrazam Reşîd Mehmed Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu üzerine geldiyse de.

12.Nurtâb Dördüncü Kadın Efendi. c. 10. sh.Fatma Baş Kadın Efendi.Pervîz-felek Dördüncü Kadın Efendi. Ebr-i Reftâr İkinci Kadın Efendi.Âlî-cenâb Baş Kadın Efendi.Bezm-i Âlem Valide Sultân. İkinci İkbal240 BİLİNMEYEN OSMANLI dir. 2. 11. sh. 7.Şehzade Nizâmeddin. sh. Alemdar Paşa'ya güvenmeleri ve merkeze geldiklerinde tutuklanmamalarına olan inançları bu harekette mühim rol oynadı. sh. 13. uzun zamandır Osmanlı Devleti'nde eyâletlerle saltanat merkezi arasındaki idarî bağ tamamen zayıflamış.Misl-i Nâ-yâb İkinci Kadın Efendi. Sultân Abdülaziz'in annesi ve Beşinci Kadın Efendi. 143.Zer-nigâr Üçüncü Kadın Efendi. Tarih. 6) A'yân 141 Asım Tarihi. II. Anadolu'da Bozok Mutasarrıfı Cabbar-zâde Süleyman Bey ve Saruhan Mutasarrıfı Karaosmanoğlu Ö-mer Ağa gibi a'yânlar.Sâliha Sultân. c. 4. 19. 2. 2-332.Zeyn-i Felek Hanımefendi. sh.Şâh Sultân. 10.Hüsn-i Melek Hanımefendi. 5. Buna karşılık a'yân ve derebeylerinin de emin olmaları gerekiyor ve devletten taahhüt istiyorlardı. 87-167.Pertev-niyâl (Nihâi) Valide Sultân. c. 2-200 (1255'ye kadar). bütün a'yân ve hanedanlar devletin yanında yer alacak. Üçüncü İkbal.Hayriye Sultân. Osmanlı Tarihi. sh. KADIN EFENDİLERİ: 1. Neticede şu esasları taşıyan bir sened-i ittifak hazırlanmasına karar verildi: 1) Her halükârda devletin emirlerine uyulacak. 18. 2-184 (1255'e kadar) Karal. başlıca a'yânların askerlerini alarak İstanbul'a gelmelerine vesile oldu. Ahmed Lütfi. XI.Şehzade Mehmed. Sadrazam Alemdar Mustafa Paşa'nın kendisinin de a'yân olması ve bu konudaki samimiyeti. te'dibi için bütün a'yân ve hanedanlar da'vacı olabilecek.Vuslat Üçüncü Kadın Efendi. Mahmûd ölüm döşe-ğindeydi ve 7 gün sonra Temmuz 1839'da vefat eyledi. 9. 2-420. 6. V.Hamide Sultân. 7-Hâciye Hoş-yâr İkinci Kadın Efendi. 22. 8.Fatma Sultân. Tek hedef. ÇOCUKLARI: 1. sh. Mısır krizi devam ediyordu. 5. 17. I. 11. c. sadrazamlık tarafından adı geçen a'yânlara ve benzerlerine da'vetnâmeler gönderildi.Mihrimah Sultân. 2-382. c. c. c. Cevdet Paşa. 15-RâbPa Sultân.Cemîle Sultân141. 2) Her yerde kamu gelirleri Hazine adına toplanacak. 16-Tiryâl Hanımefendi. c.Şehzade Mehmed. 2-310. sh. 3) Sadece ve sadece Devlet adına asker toplanabilecek. 20. 4. Hatta Bilecik Derebeyi Kalyoncu Mustafa. kimi sancakta ve kimi de bir eyâlet çevresinde diledikleri gibi idareyi yürütür olmuşlardı. İstanbul 1291. .Şehzade Murad.Şehzade Sultân Abdülmecid I. 2-382.Şehzade Ahmed. 2-268. Mahmûd zamanında a'yân ile devlet erkânı arasında imzalanan Sened-i İttifak ne demektir? Anayasa hukuku açısından değeri nedir? Bilindiği gibi. 3-Şehzâde Abdülhamid. 9. X. Nizâm-ı Cedid'in ilgasından sonra dağılan eğitimli askerlerden beş altı bin kişinin başı olarak Kâdî Abdurrahman Paşa da davet edildi. X. sh. 6. c. c.Atiyye Sultân. Tarih. Bağımsızlık sevdasına düşmüş bu a'yânların davet ile gelmeleri zor görünse de. devlete itaatlerini temin etmek ve devletin emirlerinin her yerde geçerliliğini sağlamaktı. yer yer ortaya çıkan a'yân ve derebeylerin kimi bir kazada. 21. XII.Münîre Sultân.Ayn-i Şah Sultân.Âdile Sultân. I. IV. Dördüncü İkbâl. İstanbul 1302. İKBALLERİ: 14. 2-214. Baş ikbal. sh. İstanbul 1292. 191-208. V. Mesela Rumeli'de Sirozlu İsmail Bey. IX. gayet açık sözlü olarak ve biraz da patavatsızca bir açılış konuşması yaptı ve bu samimi konuşması herkesçe takdir edildi. sh. Kalyoncu Mustafa dahil olmak üzere. Alemdar Mustafa Paşa. 14. 4) Bunlara muhalefet edilirse. 15.Şehzade Sultân Abdülaziz. 3. c.Âşûb-i Can İkinci Kadın Efendi.Şehzade Bâyezid. Abdülmecid'in annesi ve İkinci Kadınefendi.sonra tekrar Nizip'e kadar geldi ve Osmanlı ordusunu yendi (Haziran 1839). 8. 2-374. 23. 5) İsyan eden ocaklara karşı. İşte bu a'yân ve derebeylerin itaat altına alınmaları için İstanbul'da umumi bir meşveret yapılarak herkesin ittifakıyla gereken ıslâhatı yapmak ve devlete işlerlik kazandırmak üzere. 17-Lebrîz-Felek Hanımefefendi. III. İstanbul 1293. Bu bozgun sırasında II. 16. 12.Hâciye Pertev-Piyâle Nev-fidân Baş Kadın Efendi. sh. büyük bir eyâlette bağımsız bir hükümet gibi davranmakta ve bu bölgelerde Osmanlı Devleti'nin emirleri geçerli olmamaktaydı. birkaç defa Padişah fermanını dinlememiş ve getirenleri azarlamıştı. II.Zeyneb Sultân.Ayşe Sultân. Mustafa Nuri .

1241/1826 yılında Yeniçeri Ocağını kapattıktan sonra kendisini daha güçlü hisseden II. Kara Osman-zâde Ömer. Ancak Avrupa'yı kuru kuruya taklitten ibaret olan bu rüzgar. merkezî teşkilâtta şu önemli değişiklikleri yapmıştır: Merkezî teşkilâtın çekirdeğini oluşturan Divan-ı Hümayun'un bir şûra meclisi olma özelliğini kaybetmesinden dolayı meşveret usulünü yeniden canlandırmak ve Divan-ı Hümayun'un daha önceleri ifa ettiği icra ve yargı görevini birbirinden ayırmak üzere iki önemli yüksek kurul teşkil edilmiştir: Birincisi. Böyle bir sözleşme. Devletler ve Hanedanlar. 29. Yaptığı yeniliklerin çoğunluğu Osmanlı Devleti'nin merkez teşkilâtına aittir. Cabbâr-zâde Süleyman.I . c. c. Anadolu Beylerbeyi. al. İstanbul Kadısı. ancak bağımsızlığın tamamen kaybedilmesine göre daha az zararlı olan bir düzenlemedir142. 144. Reisül-Küttâb. Devletin idarî fonksiyonunu icra görevi tamamen bu müesseseye devredilmiştir. [. adlî ve malî konularda gerekli düzenlemeleri yapma görevi bu meclise verilmiştir. 246-254. memleketin ihtiyaç duyduğu çeşitli idarî. sh. II. cu * manii t tıktan s değişil Hüm dır. 144. Umûrı Bahriye Nâzın. 400 senelik Osmanlı idarî teşkilâtını Tanzimat'tan sonra kemalini bulacak olan yeni şekle sokmayı başarmıştır.. sh. Padişahların Kadınları ve Kızları. Kazaskerler. yürütmenin yüksek bir kurulu mahiyetinde bulunan Dâr-ı Şûrây-ı Bâb-ı Ali'dir. 11 Muharrem 1254/1837'de kurulan bu müesseseler. Gerçi devlet ile kendi vatandaşlarından olan bir grup bey ve ağalar arasında bu şekilde bir ittifâknâme tanzim olunması ve yürütme gücünün belli şartlarla kayıt altına alınması..' tır r ı. ka.1808'de imzalanan bu Sened-i İttifak'ın altında başta Sadrazam. Divan-ı Hümayun'un yasama yetkisini ve kazaî görevini ifa etmek üzere kurulan Meclis-i Ahkâm-ı Adliye'dir. Öztuna. Yeniçeri Ağası.• lerire ¦<"¦: BİLİNMEYEN OSMANLI 241 ve hanedanlara ittifakdaki bu şartlara aykırı davranmadıkları sürece taarruz ve müdâhele edilmeyecek. IV. Sened-i İttifak. eski Divan-ı Hümayun'un görevlerini üstlenmiş ve başta yeni ihdas edilen nezâretlerin reisleri olmak üzere büyük devlet adamları bu kurulların üyesi olarak toplantılarına katılmışlardır. uzun zamandır meydana gelen suiistimaller ile devlet bünyesinde açılan yaraların başka türlü tedavisine imkân bulunmuyordu. Mahmut.Paşa. Netâyic'ül-Vukû'ât. Divan-ı Hümayun'un adlî yönünü devam ettirmiştir. Sadâret Kethüdası. 5-' c E. İkincisi ise. belki zayıflayan icra gücünü yeniden kuvvetlendirmek ve işlerlik kazandırmak üzere. şeklî olmaktan öteye geçememiştir.120-138. II. Uluçay. Mahmûd devrinde yapılan köklü değişiklikler (1808-1839) nelerdir? Bakanlar Kurulu sistemi bu dönemde Avrupa'dan nasıl adapte e-dilmiştir? II. Divan-ı Hümâyûn fonksiyonunu kaybedince onu teşkil eden idarî birimler de önemlerini yitirmişler ve bu gün de devam eden nezâret usulü (bakanlar ve bakanlar kurulu i. Mahmut. Yani her iki kurul da yasama ve yürütme organı olarak görev yapmışlardır. Nakîb'ül-Eşrâf. gerçi devletin bağımsızlığını zedeler. Lüzumlu görülen kanunları. Defterdar. İL t la-olar.s • Yi' s a. Bu meclis. bağımsızlık anlayışına aykırı görünse de. Sirozlu İsmail ve Çirmen Mutasarrıfı Mustafa gibi a'yân ve devlet ricalinin imzası bulunmaktaydı. c. 53-93.9. hiçbir şekilde anayasal bir belge değildir. etkili bazı millet temsilcileri ile devletin temsilcileri arasında yapılmış bir kamu sözleşmesi mahiyetindedir. Şeyhülislâm.

3-9.Sarayın iç idaresine bakan idarî üniteler Enderûn-u Hümâyûn Nezâreti adı altında yeni bir yapıya kavuşturulmuştur (1249/1833). hem yapılanları halk destekleyecek idi ve hem de Kavalalı oğlu İbrahim Paşa Kütahya'ya kadar geldiğinde. Tanzîmât hareketinin de hazırlayıcısı olmuştur.Baruthaneler Nezâreti ve benzeri askeri idareler ilga edilerek Harbiye Nezâreti te'sis edilmiştir (1251/1835). kuşam ve diğer pek de güzel olmayan âdetleri taklid edilir hale gelmiştir. Damad Halil Rif'at Paşa'nın "Avrupa'ya benzemezsek. Devlet dairelerinde II. 1254/1838 tarihinde sadrazam ve sadâret tabirlerinin yerine başvekil ve başvekâlet ifâdeleri ikâme edilmiştir. .Cevdet Paşa. Asya'ya çekilmeye mecburuz" sözü yanlış tatbik edilmiştir. hatta sadece yeniçeriler kullandı diye mehterin ve mehterhanenin ilga olunması ve en önemlisi de sadâret ve sadrazam tabirleri yerine başvekâlet ve başvekil tabirlerinin kullanılmaya başlanması. bu basit ve öze yönelik olmayan batılılaşma örneklerindendir. edildi ve önai Patrikti diler taraftnö fazlasını da fi Rusların i. Karal. 90-94. 145. Fener Pıtfi Orta Kapmst| Küçük Kayrası himaye hakkı s içinde oldukta i cemiyet bunun l$l| tanıdığı Feneri soyluları ellyl Prens İpsi! Şubat 18/ koposu G( Mora manii Devle türlü i ne ve han Gregorios. c. Mahmûd dönemi başarılar ve zaferler devri değil.ahir 1255/1839). c. ama başkasının yürüyüşünü de öğrenemedi143. 1 mümkün olacıtej dir. -Bâb-ı Âli Çavuşbaşılık unvanı De'âvî Nazırlığına (Adliye Bakanlığı) dönüştürülmüştür (1252/1836). giyim. sh. . . 1254/1838 tarihli Tarîk-i İlmîye Dair Ceza Kanunnâme-i Hümâyun'u ile de.Çeşitli vakıflara ait idarî teşkilâtlar birleştirilerek 1242/1826'da Evkaf-ı Hümâyûn Nezâreti kurulmuştur. yargı görevini yerine getiren adliye ve ilmiye mensupları düzene sokulmak istenmiştir. IX.Sadâret Kethüdâlığı ilga edilerek Umûr-i Mülkiye Nazırlığı (içişleri Bakanı) ihdas edilmiştir (1251/1835). Üzülerek ifade edelim ki. tam manasıyla bir çöküş ve yıkılış devri olmuştur. Şeyhülislâmlığın da bir nezâret gibi kabul edilmesinden sonra. Yapılacak ol Sultân A rettikten sontıl Bu ih.'. ¦ . Mahmûd'un resimlerinin asılması. şekle yönelik olarak yapılmıştır. Târih. Bu sebepledir ki. pantolon ve fes giyilmesinin mecburi hale getirilmesi. 242 BİLİNMEYEN OSMANLI BİLİNMEYEN OSMANÜ şekli) benimsenmeye başlanmıştır. -Reis'ül-Küttabiık unvanı Hariciye Nezâreti unvanına çevrilmiştir (1251/1836). II. sh. -Zahire Nezâreti ve Meclis-i Umûr-i Nâfia lağvedilerek yerine Ticâret Nezâreti ihdas edilmiştir (6. fen ve teknolojisi alınacak yerde. II. Avrupa'nın ilim. Bütün bu nazırlardan meydana gelen kurula da bakanlar kurulu anlamında meclis-i vükelâ ve heyet-i vekile denmiştir. R. Ayrıca Dâr-ı Şûrây-ı Askerî oluşturulmuştur. » münâsebetleriK Çarı Aleksanttj "Türkleri n ve izzet-i nefisi Ji nelerinin k duygusunu k sarsıldığı gün.Defterhane'nin yerine 1253/1838 yılında Maliye Nezâreti teşkil edilmiştir. . Mahmûd döneminde kendi yürüyüşünü terk etti. Halbuki akıllı ıslâhat yapılsaydı ve halkın inançlarına aykırı hareketlere gidilmeseydi. halk onu alkışlamayacaktı. İlk resmî gazete olan Takvim-i Vakayi'i de çıkaran ve başta Kanunnâme-i Cezây-ı Askerî olmak üzere devletin askerî ve sivil memurları ile ilgili hukukî düzenlemeleri yaptıran II.iıt| Osmanlı [ Yunan İ aynı kapınıııSj ve bugüne | FenerP . 332-339. setre. II. bütün ıslâhat hareketlerine rağmen. Osmanlı Tarihi. Yani devletin yürütme fonksiyonu çeşitli bakanlıklar arasında paylaşılma yoluna gidilmiştir. halk tarafından beğenilmemiştir. Bu yüzden yapılan ıslâhat. Mahmûd zamanındaki ıslâhat bir iki mesele dışında ö-ze değil. Kısaca Osmanlı Devleti. Mahmut. V.

Vatana ihanet ettiğine dair olan yafta göğsüne yapıştırılarak Patrikhanenin Orta Kapısı önünde asıldı ve üç gün asılı kaldıktan sonra cesedi Yahudiler tarafından denize atıldı. 177-179. 12 Şubat 1821 günü Yunan İhtilâlini başlatan da. bu mektubu zikrettikten sonra şunu ilave eder: "Ben vazifedeyken bu teşhisler isabetle tecelli etti". İstanbul Rus Elçisi olan General İgnatyef. 328 vd. mukavemetli. c. sh. Ter.. sh. Fener Patrikhânesi. sh. Yunan İhtilâli bu kadar büyümezdi diyenler de vardır. Osmanlı Tarihi. Rum isyancılar tarafından Ekim 1821'de tamamen işgal edilince. onların Katolikler tarafından hor görülmelerine. dini metanetlerini zaafa uğratmak gerekir. III. I. III. Türklerde evvela itaat duygusunu kırmak ve manevî bağları koparmak. bu derneğin faaliyetlerini destekler hale geldi. 156-160. II. bizzat Patriği ve Fener Beyleri denilen İstanbul'lu Rum soyluları eliyle. 180. 146.. Ahmed. Cihan Patriği sıfatıyla Fener Patriğine her türlü imtiyazlar verdiği gibi. Karakoç. Mora. Ankara 1988. dinlerine bağlılıklarından ve kadere rıza göstermelerinden. Merkez Teşkilâtı. Yapılacak olan. 61 vd. c. defa Fener Patrikliğine getirilen Gregorios'un hem söz konusu gizli cemiyet ile ve hem de Rus yetkililerle olan gizli münâsebetleri tesbit edildi. Hatta idam önlenebilseydi. Yeniçeri ocağının lağvedilmesi olayına neden Vak'a-i Hayriye denmiştir? . Fâtih'in ihya ettiği ve her türlü hak ve hürriyetlerini tanıdığı Fener Patrikhânesi. Bu ihanetleri tesbit edilen Patrik Gregorios. Âmme Hukukumuzun Anahatlan. V. Nitekim İstanbul'daki Fener Patriki Gregorios tarafından Rus Çarı Aleksandr'a yazılan mektupta aynen şu ifadeler yer almaktadır: "Türkleri maddeten ezmek ve yıkmak mümkün değildir. 253-259. Uzunçarşılı. Türkler'e bir şey hissettirmeden bu tahribi tamamlamaktır". Mahmut Dönemi Belgelen. Osmanlı Devleti'ni tasfiye için mücerret olarak harp meydanlarındaki zaferler kâfi değildir. 125. I. Türkleri zaferlere götüren asıl kudretlerinden sıyıracak ve onları maddi kuvvetlerle yenmek mümkün olacaktır. önce Osmanlı Devleti şaşırdı. böyle kritik bir anda Patrik'in idam edilişinin Rusların işine yaradığını ve çünkü bütün Ortodoksların hamiyet-i diniye ile tamamen Osmanlı Devleti'nin aleyhine geçtiğini ifade etmektedirler. 374-375. 163. Akgündüz. yine bu Patriğe bağlı olan Patras başpiskoposu Germanos'du. 205-216. 142-167. n sesesi. hem Çar'ın yaveri ve hem de bu cemiyetin 1821'deki başkanıydı. Ter. 73. Fener Patriği Gregorios'un idam edilmesi ve cesedinin Patrikhanenin Orta Kapısına asılması olayının aslı nedir? Küçük Kaynarca Muâhedenâmesi ile Rusya'ya Osmanlı Devleti'ndeki Ortodoksları himaye hakkı verileliden beri. İslâm Hukukunda ve Osmanlı Tatbikatında Vakıf Müessesesi. Takvim-I Vakayi. Ahmed Lütfi. her ne kadar daha fazlasını da hak etmiş olmasına rağmen. 106. Tarih. Rumların müstakil bir Yunan Devleti kurma hayalleri içinde oldukları bilinmekteydi. Maneviyatları sarsıldığı gün. ezilmelerine ve hatta yok edilmelerine de mani olmuştu. kapının açılmayacağına söz vermişler ve bugüne kadar kin kapısını kapalı tutmaya devam etmişlerdir. 1814'de Odesa'da kurulan Ethniki Hetaria isimli gizli cemiyet bunun için kurulmuştu. sh. Bu hasletleri. Bu sebeple. Karal. her zaman Müslüman Türk Milletinin aleyhine olan planların yapıldıKavânin. sh. 142-146. 277-278. Çünkü Osmanlı Devleti. sadrazam tarafından Bâb-ı Âli'ye davet edildi ve önce sorgulandı. I I. 311-322. sh. I. 244 BİLİNMEYEN OSMANLI ğı bir mekân olmuştur144.143 Cevdet Paşa. Ahmed Cevdet Paşa gibi bazı tarihçiler. 297-306. Sultân Aziz devrinde. Bu tarihten sonra. anânelerinin kuvvetinden ve âmirlerine itaat duygusundan ileri gelmektedir. c. sh. mağrur ve izzet-i nefisli insanlardır. 140. nr. Çünkü Türkler. bir Türk Devlet adamı aynı kapının önünde idam edilmediği müddetçe. Rumlar. c. sabırlı. XII. c. Külliyât-ı Kavânin. Okandan. Aıteıİ BİLİNMEYEN OSMANLI 243 145. 193 vd. Mesela Fener Beylerinden Prens İpsilanti. Tarih.

İbrahim. Mesela kabristanlardaki âbidevî yeniçeri başlıklarının tahrip edilmesi. I. *£^ XXXI. Abdülmecid'in şahsiyeti. Ancak bundan sonra yapılanlar. devlet ricali ve yeniçeri dışındaki Kapıkulu Ocakları Padişahın yanında yer aldı. Mahmûd'un Bezm-i Âlem Valide Sultân'dan doğma büyük oğludur ve babasının 1 Temmuz 1839 tarihinde vefat etmesi üzerine Osmanlı tahtına 16 yaşındayken oturdu. Hocalar ve büyük cami imamlarının da katıldığı bir meşveret meclisini topladı. artık bu teşkilâtın yürümeyeceğinde müttefik idiler. Ahmed Refik. halkı rahatsız etmeye başladı. Y