Buyuk Turkce Sozluk Surum No: 1.0 Farabi Aciklama (veya agzinin icine) bakmak * ne soyleyecegini beklemek.

* onun sozune gore davranmak. ... (bir) hâl almak * bir duruma gelmek. ... canlisi* duskunu. ... damgasinivurmak * (biri icin) kotu bir yargiya varmak. ... -e kuvvet * herhangi bir seye agirlik verildiginde kullanilir. ... firin ekmek yemesi lâzim * bir duruma erismek icin pek cok emek vermesi, calismasigerekir. ... gozuyle bakmak * yerine koymak. ... ile beraber * ile birlikte. ... kim ... kim * yakistirilan seyin uygunsuzlugunu belirtmeye yarar. ... olsun, ... olsun, * sozu gecen her sey. ... susu vermek * gercege aykiriolarak, kendisinde veya herhangi bir seyde ustun bir nitelik vey a deger varmisgibi gostermek. ... ziyafeti cekmek * herhangi bir seyi en iyi bicimde basarmak, herhangi bir yonuyle doyurmak. ...-a veya ...-e gelince * sira gelince anlamina gelerek bir konu bittikten sonra sozu baska bir konuya g ecirmeye yarar. * ayricalik gosteren bir dusunceye gecildigini anlatir. ...-a, ...-ya getirmek * birini bir duruma getirerek istedigi gibi davranmak. ...-den eylemek * yoksun birakmak. ...-inda / ...-inde degil * bir seyin soylenen niteligine onem vermeyi anlatir. ...i tutmak * bir isi yapacagive gorecegi o zamana rastlamak. ...ikinci plâna dusmek * bir kimsenin veya toplulugun gozunde eski onemini, degerini yitirmek. ...ile beraber * -digi/ -digi anda. * -dan / -den baska. * -digi/ -digi hâlde. ...-masiyla, ...-mesi bir olmak * aynianda, cabucacik, birden. ...maya veya ...meye gorsun (veya gor) * soz konusu fiilin doguracagisonuca kesinlik kazandirmak icin kullanilir. ...nin resmidir... * bir durumun olacagikesin ve bellidir. 19 Mayis 30 Agustos * Zafer Bayrami. a * Seslenme bildirir. a * (a:) Sasma, hatirlama, sevinme, acima, uzulme, kizma gibi duygulariguclendirir

, cumlenin basinda veya sonunda kullanilir. a / e * Cekimli fiilin sonuna gelerek anlamipekistirir. -a- / -e* Ýsimden fiil tureten ek. -a / -e * Yonelme durumu eki: daga, eve, yola, one. Unlu ile biten isimlerden sonra aray a y sesi girer. -a / -e * Fiilden zarf tureten ek: yaza yaza, gide gide, kosa kosa, duse kalka, gule oyn aya. Unlu ile biten fiillerden sonra araya y sesi girer: yasaya yasaya, bekleye bekleye, okuya okuya, yuruye yu ruye. Bu ek gore, kala, gece, sapa orneklerinde kaliplasmistir. a, A * Turk alfabesinin birinci harfi, ses bilimi bakimindan kalin unlulerin duz ve g enisolaninigosterir. * Nota isaretlerini harflerle gosterme yonteminde lâ sesini bildirir. ab * Su. aba * Yunden, dovulerek yapilan kalin ve kaba kumas. * Bu kumastan yapilmisyakasiz ve uzun ustluk. * Bu kumastan yapilmisolan. * Eskiden dervislerin giydigi abadan yapilmis, onu acik hirka. * Abla. * Anne. aba altindan degnek (sopa) gostermek * yumusak gorunmekle birlikte yine de gozunu korkutmak. aba gibi * (kumasicin) kaba ve kalin. aba guresi* Aba giyilerek ve bele kusak baglanarak yapilan bir tur gures. aba vakti yaba, yaba vakti aba * kisi, ihtiyaclarinivaktinden once ve ucuz oldugu zaman karsilamalidir. abaci * Aba yapan veya satan kimse. * Abadan giyecek yapan veya satan kimse. * Bedavaci, asalak. abacikebeci, ara yerde sen neci? * "anlamadigin bu ise ne karisiyorsun?" anlaminda kullanilan bir soz. abacilik * Aba yapma veya satma isi. * Abadan giyecek yapma veya satma isi. abadî * Kalinca ve acik saman renginde, yarimat bir yazikâgidituru. abajur * Ýsigibir yere toplamak, dogrudan dogruya gozlere vurmasinionlemek icin kullanila n lâmba siperi. * Genellikle uzeri siperli masa lâmbasiveya ayaklilâmba. abajurcu * Abajur yapan veya satan kimse. abajurculuk * Abajurcunun isi veya meslegi. abajurlu * Abajuru olan. abakus * Sayiboncugu, corku. abali

* Abasiolan, aba giymisolan. abandirma * Abandirmak isi. abandirmak * Bir kimsenin bir yere abanmasinisaglamak. * Bir hayvaniyere cokturmek. abandone * Dovusemeyecek duruma gelen (boksor). abandone etmek * dovusemeyecek duruma getirmek. abandone olmak * dovusemeyecek duruma gelmek. abanî * Sarimtirak dallinakislarla islenmisbir tur beyaz, ipek kumas. * Bu kumastan yapilmis. abanma * Abanmak isi. abanmak * Egilerek bir seyin, bir kimsenin uzerine kapanmak. * Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. * Bir seyin veya bir kimsenin uzerine cokup cullanmak. * Birine yuk olarak onun sirtindan gecinmeye bakmak. abanoz * Abanozgillerin agir, sert ve siyah renkli tahtasi. abanoz gibi * cok sert. abanoz kesilmek * sertleserek dayanikliligiartmak. * kirden matlasmak, rengini kaybetmek. abanozgiller * Ýki ceneklilerden, sicak ulkelerde yetisen ve kerestesine abanoz denilen bir bit ki familyasi. abanozlasma * Abanozlasmak durumu alma. abanozlasmak * Agac ve benzeri maddeler uzun sure suda kalarak kararmak. * (insan) uzun sure guneste kalarak kararmak, yanmak. abarti * Abartma, mubalâga. abartici * Bir seyi oldugundan buyuk veya cok gosterme huyunda olan (kimse), abartmaci, m ubalâgaci. abarticilik * Abarticiolma durumu, abartmacilik, mubalâgacilik. abartili * Oldugundan fazla gosterilen, mubalâgali. abartilma * Abartilmak isi. abartilmak * Abartmak isine konu olmak, mubalâga edilmek. abartisiz * Oldugundan fazla gosterilmeyen, mubalâgasiz. abartis * Abartmak isi veya bicimi. abartma * Abartmak isi, mubalâga. abartmaci* Abartici, mubalâgaci. abartmacilik * Abarticilik, mubalâgacilik.

abartmak * Bir seyi oldugundan buyuk veya cok gostererek anlatmak, mubalâga etmek. abartmali* Abartilmis, mubalâgali. abartmasiz * Abartilmamis, abartmadan, mubalâgasiz. abasiz * Abasiolmayan, aba giymemisolan. abaso * Alt, alttaki, asagi. * Gemiyi bastan veya kictan halatla karaya baglama. abat * Bayindir, mamur. * Sen, rahat. abat etmek * mamur etmek, rahata kavusturmak, zenginlestirmek, gonendirmek. abat eylemek * abat etmek. abat olmak * mutlu olmak, rahata kavusmak, gonenmek. abayisermek * bir yere teklifsizce yerlesmek. abayiyakmak * gonul vermek, tutulmak, âsik olmak. Abaza * KuzeybatiKafkasya'da yasayan bir halk ve bu halka mensup olan kimse. Abazaca * Abazalar tarafindan kullanilan dil. abazan * Karniac olan (kimse). * Uzun sure kadinsiz kalan (erkek). abazan kalmak * uzun sure cinsel iliskide bulunmamak, kadinsiz kalmak. abazanlik * Abazan olma durumu. Abbas yolcu * yola cikacak kimse. Abbasî * Abbas bin Abdulmuttalib soyundan gelen, Bagdat merkez olmak uzere On Asya ve K uzey Afrika'da 7501258 tarihleri arasinda hukum suren sulâle. abd * Kul. * Kole. Abdal * Safevîler devrinde Ýran'da yasayan Turk oymaklarindan biri. * Anadolu'da yasayan birtakim oymaklara verilen ad. abdal * Eskiden bazigezgin dervislere verilen ad. * Dilenci kilikli, ustu basiperisan kimse. * Bkz. aptal. abdala malûm olur * bir seyin olacaginionceden sezen kimseler icin saka yollu soylenir. abdallik * Abdal olma durumu. abdest * Muslumanlarin, baziibadetleri yapabilmek icin el, agiz, burun, yuz, kol, ayak yikama ve basa, enseye islak el gezdirme, kulagitemizleme biciminde yaptiklariarinma. * Ýdrar yapma ve kalin bagirsagibosaltma.

abdest almak * abdest yoluyla arinmak. * namaz kilmak icin gerekli yikama kurallariniyerine getirmek. abdest bozmak * ayak yoluna gitmek. abdest bozulmak * yeniden abdest alma geregi ortaya cikmak. abdest tazelemek * yeniden abdest almak. abdestbozan * Seritgillerden, vucudu yassi, birbirine kenetlenmisbogumlaribulunan ve bazisim etrelerce boyda olan bir bagirsak asalagi, tenya, serit. abdestbozan otu * Gulgillerden, siyah ve yesil boya cikarilan bir bitki (Poterium spinosum). abdesthane * Abdest bozacak yer, ayak yolu, tuvalet. abdesti gelmek (veya olmak) * abdest bozmaya ihtiyac duymak. abdesti kacmak * abdest bozma ihtiyacivarken yok olmak. abdestinde namazinda * dindar. abdestinden suphesi olmamak * yaptigiiste kusuru olmadiginikesin olarak bilmek. abdestini vermek * azarlamak. abdestli * Abdest almisbulunan veya abdesti bozulmamisolan. abdestlik * Abdest alinacak yer. * Abdest alinirken giyilen ve kolsuz hirkaya benzeyen bir tur giyecek. * Abdest almaya yarayan. abdestsiz * Abdest almamisveya abdesti bozulmusolan. abdestsiz yere basmamak * din buyruklarina titizlikle uymak. abdiâciz * Alcak gonulluluk bildirmek uzere "ben" yerine kullanilir. abdulleziz * Akdeniz bolgesinde ve Afrika'da yetisen cok yillik ve otsu bir bitki (Cyperus esculentus). * Bu bitkinin yemisgibi yenilen, tatlive yagliurunu. abece * Bkz. alfabe. abece sirasi * Bkz. alfabe sirasi. abecesel * Bkz. alfabetik. aberasyon * Sapinc. abes * Akla ve gercege aykiri. * Gereksiz, luzumsuz, yersiz, bos. abes bulmak * gereksiz, sacma saymak. abes kacmak * uygunsuz dusmek. abesle ugrasmak (veya abesle istigal etmek) * yersiz, yararsiz seylerle vakit oldurmek.

abeslik * Abes olma durumu. abihayat * Efsanelere gore icen kimseye olumsuzluk saglayan bir su, bengi su. abihayat icmis * yasicok ilerlemisoldugu hâlde genc gorunen (kimse). abikevser * Cennette bulunduguna inanilan Kevser irmaginin adi. abiru * Yuz suyu. * Ýrz, namus, seref, haysiyet. abide * Anit. abidelesme * Anitlasma. abidelesmek * Anitlasmak. abidelestirme * Anitlastirmak isi. abidelestirmek * Anitlastirmak. abidemsi * Anit benzeri. abidevî * Anitla ilgili, anitsal, anita benzer, anit gibi. abis * Okyanuslarin cok derin yeri ve daha ozel olarak, gunesisiginin erisemedigi kes im. abiye * Bayanlarin ozel gecelerde giydigi sik giysi veya tuvalet. abla * Bir kimsenin kendinden buyuk olan kiz kardesi. * Buyuk kiz kardesgibi saygive sevgi gosterilen kiz veya kadin. * Genel ev veya randevu evi isletmecisi kadin, caca, mama. ablak * Yayvan ve dolgun yuz veya yuzu boyle olan (kimse). ablakca * Ablak gibi, ablak tarzinda. ablaklik * Ablak olma durumu. ablalik * Abla olma durumu. ablalik etmek * abla gibi yakin ve koruyucu davranista bulunmak. ablâtif * Cikma durumu. ablatya * Uzunlugu 150, genisligi 4-10 kulac olan bir balik agi. abli * Yarim serenleri saga, sola veya ortaya cevirmek icin bunlarin ucuna baglibulun an donanim. abliyi kacirmak (veya birakmak) * sasirmak, soguk kanliliginiyitirmek, ipin ucunu kacirmak. abluka * Bir ulkenin veya bir yerin disdunya ile olan her turlu baglantisinikuvvet kull anarak kesme, kusatma, ihata. abluka altinda tutmak * ablukayidevam ettirmek. abluka etmek * genellikle denizden kusatmak.

* etrafinicevirmek, bulundugu yerden ayirmak. ablukaya almak * Bkz. abluka etmek. ablukayikaldirmak * abluka kararindan ve uygulamasindan vazgecmek. ablukayiyarmak * abluka bolgesini zor kullanarak yarip gecmek. abone * Onceden odemede bulunarak sureli yayinlara aliciolma isi. * Pesin para ile bir seye belli bir sure icin aliciolan kimse. * Bir yere gitmeyi aliskanlik hâline getirmek. abone etmek * pesin para ile belli bir sure icin bir seyi surekli olarak almayisaglamak. abone olmak * pesin para ile belli bir sure icin bir seyi surekli olarak almayionceden ustle nmek. abone yapmak * abone olmayisaglamak.. abonelik * Abone veya aboneler icin kullanilabilecek kadar olan. abonman * Bir saticiveya kamu kurulusu ile alicilar arasinda yapilan anlasma. aborda * Bir deniz teknesinin baska bir tekneye, bir iskeleye veya bir rihtima yaninive rerek yanasmasi. aborda etmek * (gemi icin) yanlamasina yanasmak. abra * Bozuk teraziyi dengelemek icin hafif gelen kefeye konulan tas, demir, civi gib i agirlik, dara. * Bir degistokusta uste verilen sey. abrakadabra * Eski caglarda bazihastaliklara iyi geldigine inanilan buyulu soz. * Sihirbazlarin sikca kullandigibuyulu soz. abrama * Abramak isi, idare. abramak * (deniz tasitlariicin) Yonetmek, idare etmek. abras * Alaca benekli. * (bitki yapraklarinda) Klorofil azligindan dolayiacik renkte lekeleri olan. * Cilli, copur yuzlu, acik renk gozlu, capar. * Deseni ve atkisibozuk hali. * Carpik, egri, duzgun olmayan. * Ters, kaba, gorgusuz. abril * Nisan, april. abstraksiyonizm * Bkz. soyutculuk. abstre * Soyut, somut karsiti, mucerret. abstre sayi * Bkz. soyut sayi. absurt * Sacma. absurt tiyatro * Bkz. sacma tiyatro. abu * Sasma ve korku bildirir. abuhava

* Ýklim. abuk sabuk * Akla, mantiga uymayan, dusunmeden soylenen, sacma sapan (soz). abuk sabuk konusmak * sacma sapan soz soylemek. abuk sabukluk * Ciddiyetsizlik, sacmalik. abuli * Ýstenc yitimi, irade kaybi. abullabut * Hantal, kaba ve anlayissiz (kimse). * Bicimsiz ve kotu giyinen, giyimine ozen gostermeyen (kimse). abullabutluk * Abullabut gibi davranma, abullabut olma durumu. abur cubur * Sirasi, tadi, yararigozetilmeksizin rastgele yenilen seyler. * Ýse yaramayan, bos. abus * Asik suratli, somurtkan (kimse). * Somurtkan, catik, asik (yuz). * Niteligi bilinmeyen, garip, acayip. Ac * Aktinyum'un kisaltmasi. acaba * Merak, kararsizlik veya kusku anlatir. -acak / -ecek * Fiil cekim eki (gelecek zaman eki). * Fiilden isim ve sifat yapma eki. Acar * GuneybatiKafkasya'nin Turkiye sinirina yakin bolgesinde yasayan bir halk. acar * Atilgan, gozu pek, yigit, kabadayi, yilmaz, kabina sigmaz. * Guclu ve becerikli, cevik, enerjik. * Yeni. Acara * Bkz. Acar. acarlasma * Acarlasmak isi. acarlasmak * Acar duruma gelmek. acarlik * Acar olma durumu. acayibine gitmek * yadirgamak, tuhafina gitmek. acayip * Sagduyuya, gorenege, olagana aykiri, sasilacak, sasmaya deger, garip, tuhaf, y adirganan, yabansi. * Sasma anlatir. acayip olmak * yadirganacak bir duruma girmek. acayiplesme * Acayiplesmek durumu. acayiplesmek * Baskalasmak, yadirganacak bir duruma girmek. acayiplestirme * Acayiplestirmek isi. acayiplestirmek * Acayip, yadirganacak bir duruma getirmek. acayiplik * Acayip olma durumu, yabansilik, gariplik, tuhaflik.

accelerando * Parcanin calinirken gittikce hizlanacaginianlatir. acele * Cabuk davranma zorunlulugu, ivedi, ivecenlik. * Vakit gecirmeden, tez olarak. acele acele * Cabuk cabuk, hizliolarak, buyuk bir cabuklukla. acele etmek * cabuk davranmak, ivmek. * telâsetmek, sabirsizlanmak. acele ise seytan karisir * dusunup tasinmadan, ivedi olarak yapilan isten iyi sonuc beklenmemesi gerektig ini anlatir. aceleci * Tez isgoren, cabuk davranan, telâsli, ivecen. acelecilik * Aceleci olma durumu, ivecenlik. acelelestirme * Acelelestirmek isi. acelelestirmek * Cabuklastirmak. aceleye gelmek * cabuk yapildigiicin gereken ozen gosterilmemisolmak. aceleye getirmek * zaman darligindan yararlanarak birini aldatmak veya bir isi ustunkoru yapmak. Acem * Ýranli. * Ýran'a ozgu. * Ýran ulkesi. acem * Turk muziginde mi notasina yakin bir perde. Acem halayi * Guney Anadolu yoresinde oynanan bir halk oyunu. Acem kilicigibi * hem birinden yana, hem ona karsiolabilen. Acem lâlesi * Taskirangillerden, turuncu ve sarirenkte cicekli, yillik ve cok yillik turleri olan, tohumla saksida ve tarlada uretilebilen bir sus bitkisi, gunestopu. Acem pilâvi * Safran ve zencefil ile yapilan Ýran usulu bir pilâv cesidi. acemasiran * Klâsik Turk muziginde kullanilan set makamlarindan biri. acemborusu * Canlikirmizicicekler acan bir sus bitkisi (Bigonia radicams). acembuselik * Klâsik Turk muziginde kullanilan birlesik bir makam. Acemce * Farsca. acemi * Bir isin yabancisiolan, eli ise alismamis, bir isi beceremeyen. * Ýsinde, mesleginde ilerlememis. * Bir yerin, bir seyin yabancisi. * Saraya yeni alinmiscariyelere verilen ad. acemi agasi * Hareme yeni alinan cariyelerin agasi. acemi caylak * Tecrubesiz, toy, beceriksiz. acemi er * Askere yeni alinan ve egitim donemini henuz tamamlamamiser.

acemi ocagi * Osmanliordusuna kapikulu eri yetistirmek icin kurulan okul. acemi oglani * Yeniceri ocaginda yetistirilmek uzere tutsaklardan veya devsirme yoluyla Hrist iyanlardan toplanan cocuk. acemice * Toyca, beceriksizce. acemilesme * Acemilesmek durumu. acemilesmek * Beceriksizlik gostermek, bocalamak. acemilik * Acemi olma durumu, aceminin cekingenligi ve urkekligi, acemice davranis, toylu k. acemilik cekmek * henuz alismadigibir iste zorluk cekmek, bocalamak. acemilik etmek * dusuncesizce hareket etmek, acemice davranmak. acemkurdi * Klâsik Turk muziginde birlesik bir makam. acemlesme * Acemlesmek durumuna gelmek. acemlesmek * Kultur ve medeniyet bakimindan Ýran'iveya Ýran halkiniornek almak. * Kendini Ýranligibi hissetmek veya Ýranligibi davranmak. acemlestirme * Acemlestirmek isi. acemlestirmek * Kultur veya medeniyet bakimindan Ýran'iveya Ýran halkiniornek aldirmak, Acem kultu runu yayginlastirmak. acente * Bir kurulusun malî veya ticarî islerini kazanc karsiliginda yuruten ticarethane. * Vapur ortakligiveya banka subesi. * Bir kurumun veya subelerinin basinda bulunan kimse. * Bir kurulusa bagliolmaksizin sozlesmeye dayanarak belirli bir yer ve bolge ici nde surekli olarak ticarethane veya isletmeyi ilgilendiren islerde aracilik eden, bunlario isletme adina yapan kimse. acentelik * Acentenin yaptigiis. * Acente kurulusu. acep * Acaba. aceze * Acizler, gucsuzler, eli ermezler, duskunler. aci * Tat alma organinda bazimaddelerin biraktigiyakicidurum, tatlikarsiti. * Tadibu nitelikte olan. * Keskin, hosa gitmeyen, siddetli. * Renk icin, koyu. * Agri, sanci. * Disaridan gelen bir etki ile disorganlarda birdenbire olusan ve o etkilerin ka lkmasiile duyulan rahatsizlik, istirap. * Kirici, uzucu, incitici, dokunakli, korkunc. * Olum, yangin, deprem gibi olaylarin yarattigiuzuntu, keder, elem. aciaci * Aciolarak, acivererek, aciduyurarak, uzuntu icinde. * Dokunakli, kirici, uzucu olarak, uzuntu icinde.

aciagac * Sedef otugillerden, sicak ulkelerde yetisen, kabugu ve odunu hekimlikte kullan ilan kucuk bir agac, kavasya (Quassia amara). acibadem * Gulgillerden bir meyve agaci(Amygdalus amara). * Bu agacin acimtirak, keskin kokulu meyvesi. acibadem kurabiyesi * Ýrmik ve sekerle yogrularak uzerine acibadem konduktan sonra firinda pisirilen b ir cesit kurabiye. acibakla * Baklagillerden, aciolan taneleri suda tatlilastirilarak yenilen otsu bir bitki , Yahudi baklasi(Lupinus termis). acibal * Deli bal. acibalik * Sazangillerden, Avrupa'da ve ulkemiz gollerinde yasayan, 8-10 cm uzunlugunda b ir balik, gordek (Rhodeus amarus). aciceviz * Genellikle Kuzey Amerika'da yetisen, guzel gorunuslu bir ceviz turu. acicekmek (veya duymak) * agri, siziduymak. * uzulmek, uzuntu icinde kalmak. acicigdem* Zambakgillerden, 10-30 cm boyunda, serit yapraklive acik renk cicekli, tohumlari romatizma tedavisinde kullanilan zehirli bir cigdem turu, guz cigdemi (Colchicum autumnale). acielma * Bkz. ebucehil karpuzu. acigelmek* dokunakli, kirici, uzucu gelmek. acigormus * kotu gunler yasamis. acihiyar * Bkz. ebucehil karpuzu. acikarpuz * Bkz. ebucehil karpuzu. acikavak * Dagkavagiveya titrek kavak (Populus tremula). acikavun * Bkz. esek hiyari. acikok * Logusa otu koklerinin kurutularak dovulmesiyle elde edilen acibir toz. acikuvvet* Sert, etkili, zorlu kuvvet. acimarul * Birlesikgillerden, tadiaci, disli yaprakli, surgununden cikan sutu uyusturucu ve yatistiriciolarak kullanilan iki yillik bir bitki (Lactuca virosa). acimeyan * Bkz. dikenli meyan. aciot * Kuzey Anadolu daglarinin ormanlarinda yetisen, toprak altinda bilek kalinligin da koku bulunan cok yillik ve otsu bir bitki (Tamus communis). acipatlicanikiragicalmaz * kotu durumda olan bir kimseyi yeni kotu durumlar etkilemez. acisakiz * Cam sakizi.

acisoylemek * olumsuz bir davranisa karsigercegi oldugu gibi soylemek. acisoz * Kisinin onuruna dokunan gonlunu inciten soz. acisu * Ýcindeki minerallerin etkisiyle tadisert olan kuyu veya pinar suyu. acitatli * Ýyi kotu. acivermek * uzuntuye sebep olmak, incitmek. aciyavsan * Tuylu dalak otu. aciyitimi * Sinir bozuklugu, cok ilâc alma, donma gibi sebeplerle aciduyumunun birazinin vey a tamaminin yok olmasi, analjezi. aciyonca * Kizil kantarongillerden, bataklik yerlerde yetisen, kotu kokulu ve cok aciolan yapraklarihekimlikte kullanilan bir bitki (Menyanthes trifoliata). acica * Oldukca aci. acikilma * Acikilmak isi veya durumu. acikilmak * Acikmak isine konu olmak. acikli * Acindiracak, aciverecek nitelikte olan, dokunakli, koygun. * Acigormus, yasli, kederli. aciklikomedi * Eglendirici olmayiamaclamayan, dramatik yonu agir basan, duygusal bir oyun tur u, trajikomik. acikma * Acikmak isi. acikmak * Aclik duymak, yemek yeme ihtiyaciduymak. * Uzun sure bir seyin yoklugunu ceken kimse, o seyden ne kadar cok elde etse, yi ne kendisine yetmeyecegini dusunur. aciktirma * Aciktirmak isi. aciktirmak * Aclik duymasina sebep olmak. * Ac birakmak, yeterince doyurmamak. acilanma * Acilanmak isi. acilanmak * Tadiaciolmak, acilasmak. * Acilidurumda olmak, uzuntuye kapilmak, uzulmek. acilasma * Acilasmak isi. acilasmak * Tadibozulmak, aciolmak. * Dokunakliduruma gelmek. * (konusma) Kirici, sert bir durum almak. * Yemlerde genellikle yagasitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmaya n koku ve tat meydana gelmek. acilastirma * Acilastirmak isi.

acilastirmak * Acibir duruma getirmek. acili * Acikatilmisolan. * Acisiolan, kederli. acilik * Aciolma durumu. * Dokunaklilik, kederlilik, yaslilik. acililik * Aciliolma durumu. acima * Acimak isi. * Baska bir kimsenin veya canlinin mutsuzluguna karsiduyulan uzuntu, merhamet. acimak * Tadiaciduruma gelmek, acilasmak. * Acili, agriliolmak. * Baskasinin acisina ortak olmak veya durumundan uzuntu duymak. * Baskasinin ugradigiveya ugrayacagikotu bir duruma uzulmek, merhamet etmek. * Bir seyi vermeye kiyamamak veya verdigine, elden cikardigina uzulmek. acimasiz * Acimaz, katiyurekli, merhametsiz. acimasizca * Acimasiz olarak, acimasiz bir bicimde, zalimce, zalimane. acimasizlik * Acimaz olma durumu, merhametsizlik, zulum. acimik * Bugday tarlalarinda yetisen, tohumu zehirli, yabanî bir bitki, belemir. acimsi * Aciya yakin tadiolan, tadiaz aciolan, acimtirak. * Dokunakli. acimtirak * Acimsi. acinacak * Uzuntu duyulacak, merhamet edilecek. acindan olmek * acliktan olmek. * cok acikmak. acindirma * Acindirmak isi. acindirmak * Bir kimsenin acimasina yol acmak, merhamete getirmek. acinilacak * Uzuntu duyulacak, merhamet edilecek durumda bulunan. acinilma * Acinilmak isi. acinilmak * Acinmak isine konu olmak. acinma * Acinmak isi. acinmak * Acimak isine konu olmak. * Baskasinin hesabina uzulmek, yaziklanmak, yerinmek, eseflenmek, esef etmek, te essuf etmek. acirak * Az aci, acimtirak. acirga * Yaban turpu. acisicikmak * olumsuz, kotu sonucu ortaya cikmak. acisiicine (veya yuregine) cokmek (veya islemek)

* bir seyin acisinipek cok duymak. * olmadan olacagidusunerek cok uzulmek. acisina dayanamamak * bir kimse bir yakininin olumunden buyuk uzuntu duymak. acisinialmak * aciliginigidermek. * siziyidindirmek. * kederini azaltmak. acisinibagrina basmak * sikâyet etmeden uzuntuye katlanmak. acisinicekmek * yapilan yanlisbir isin kotu sonucunu gormek. acisinicikarmak * (tat icin) aciliginiyok etmek. * ugradigimaddî veya manevî zararikarsilayacak bir isyapmak. * oc almak, intikam almak. acisinigormek * bir yakininin olumunu gormek. acisiz * Tadiaciolmayan. * Agri, siziduyulmayan. * Uzuntu, sikintiolmayan, kedersiz. acitis * Acitmak isi veya bicimi. acitma * Acitmak isi. acitmak * Acilik vermek. * Agrive siziduymasina sebep olmak. aciyici * Acima duygusu olan (kimse). aciyis * Acimak isi veya bicimi. acibe * Hic gorulmemis, alisilmamis, sasilacak veya yadirganacak sey. acil * Ývedi, ivedili. acil servis * (hastanelerde) Vakit yitirilmeden bakilmasigereken hastalarin ilk tedavilerini n yapildigiyer. acil sifalar dilemek * hastanin kisa surede iyilesmesi dileginde bulunmak. acilen * Hemen, hic zaman yitirmeden, tez elden, gecikmeden, ivedilikle. aciyo * Bkz. acyo. aciz * Gucu bir ise yetmez olanin durumu, gucsuzluk. * Beceriksizlik. * Birinin borcunu vaktinde odeyememesi durumu. âciz * Gucu bir ise yetmez olan, gucsuz. * Beceriksiz. âciz kalmak * cok ugrasmaya ragmen o isi yapamamak. âcizane * Soz soyleyen kimsenin kendi yaptiklariniabartmamak icin kullandigi"acizlere ya kisacak bicimde" anlaminda bir nezaket sozu. âcizleri

* Alcak gonulluluk gostermek icin "ben" zamiri yerine kullanilan bir soz. âcizlik * Beceriksizlik, gucsuzluk. acube * Tuhaf kimse. acul * Tez canli, ici tez, ivecen. * Hizli, cabuk. acun * Dunya. acur * Bkz. ajur. acur * Kabakgillerden, kabugu cizgili ve tuylu, sarimtirak, yesil veya sari, uzeri ye sil lekeli, irice bir cesit hiyar (Cucumis flexuosus). acurlu * Bkz. ajurlu. acuze * Huysuz, cirkin, yaslikadin, cadikari. acyo * Herhangi bir paranin gercek degeriyle surum degeri arasinda veya bir ticaret s enedinin uzerinde yazili miktar ile indirimden sonraki tutariarasinda dogan fark. * Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alinan komisyon. * Senetli kredi islemlerinde bankalarin yaptiklaritahsilât. acyocu * Borsa veya piyasada tahvil icin cesitli hileler uygulayan, dolaplar ceviren ki mse. acz icinde olmak * gucu yetmemek, becerememek. acze dusmek * caresiz kalmak, elinden birsey gelmemek. ac * Yemek yeme ihtiyaciolan veya yemesi gereken, tok karsiti. * Yiyecek bulamayan, yoksul kimse. * Gozu doymaz, haris. * Cok istekli, cok hevesli. *Karnidoymamisolarak. -ac / -ec * Ýsimden isim ve sifat yapma eki: bakr-ac, top-ac, kir-ac vb. * Fiilden sifat yapma eki: gul-ec vb. * Fiilden isim yapma eki: tika-c, say-ac, sur-ec vb. ac acina * ac olarak, bir sey yemeden. ac acik kalmak * yoksulluk icinde, evsiz barksiz kalmak. ac ayioynamaz * kendisinden isbeklenilen kimseden emeginin karsiligiesirgenmemelidir. ac birakmak * yiyecek vermemek veya karninidoyurmasina engel olmak. ac bîilâc * Surekli olarak ac ve bakimsiz. * Surekli olarak ac ve bakimsiz. ac doymam, tok acikmam sanir * ac insan elde ettiginden cogunu ister, varlikliinsan ise var olanla yetinir gi bi gorunur. ac doyurmak * yoksullaribeslemek. ac gezmektense tok olmek yegdir

* yoksulluk olumden de beterdir. ac goz * Gozu ac, doymaz, tamahkâr, haris. ac gozlu * Mala veya yiyecek icecek seylere doymak bilmeyen, gozu ac, doymaz, tamahkâr, har is, camgoz. ac gozlu * karsiti. ac gozluluk * Ac gozlu olma durumu veya ac gozluye yakisacak davranis, doymazlik, tamahkârlik, tamah. ac gozluluk * karsiti. ac gozluluk etmek * bir seye karsiasiriistek duymak, doyumsuzca davranmak, tamahkârlik etmek. ac gozunu, acarlar gozunu * "ugrasilarda uyanik bulunmak gerekir, yoksa umulmadik bir anda buyuk zararlarl a yuz yuze gelirsin" anlaminda kullanilir. ac kalmak * karninidoyuramamak. * yoksulluga dusmek. ac karnina* mide bosken henuz birsey yiyip icmemisken. ac kurt gibi (yemek, ususmek veya saldirmak) * buyuk bir istekle. ac susuz kalmak * yoksulluktan yasayamayacak bir duruma gelmek, yoksul bir duruma dusmek. ac tavuk kendini arpa ambarinda sanir * insanlar, yoklugunu, yoksullugunu cektikleri seyler icin olmayacak hayaller, d usler kurar. acacak * Acmaya yarayan arac. * Anahtar. acalya * Kokusuz, guzel renkli cicekler acan bir bitki, acelya, azelya. acan * Acmak isini yapan. * Oynak kemiklerin arasindaki acilarigenisletmeye yarayan kaslarin genel adi, bu ken karsiti. acar * Anahtar. * Ýstah acmak icin yemekten once icilen alkollu icki, aperitif. acelya * Bkz. acalya. aci * Birbirini kesen iki yuzeyin veya iki dogrunun olusturdugu cikinti. * Birbirini kesen iki yuzey veya ayninoktadan cikan iki yarim dogrunun olusturdu gu geometrik bicim, zaviye. * Gorus, bakim, yon. aciolcum * Aciolcmede soz konusu olan yontem ve teknik. acici * Acmak isini yapan. aciga alinmak * gorevine son verilmek. aciga alma * bir gorevliyi gecici bir sure isten alma. aciga almak

* gorevine son vermek. aciga cikarmak * isinden cikarmak. aciga cikmak * belli olmak, anlasilmak. * isinden cikarilmak. aciga vurmak * belli etmek, ortaya cikarmak. * gizli bir durumu ortaya cikarmak. acigicikmak * saklamakla gorevli bulundugu paranin veya malin eksik oldugu anlasilmak. aciginikapatmak * eksigini tamamlamak. acik * Acilmis, kapaliolmayan, kapalikarsiti. * Engelsiz. * Ortusuz, ciplak. * Bos. * Gorevlisi olmayan, bos(is, gorev), munhal. * Araligicok. * Ýsler durumda olan. * Kolay anlasilir, vazih. * Gizliligi olmayan, oldugu gibi gorunen. * Her turlu dusunceyi hosgoruyle karsilayabilen, etkisinde kalabilen. * (renk icin) Koyu olmayan. * (kitap, resim, film icin) Sevisme sahnelerini butun ciplakligiyla anlatan. * Kapaliolmayan (hava, isyeri). * Belli bir yerin biraz uzagi. * Denizin kiyidan uzakca olan yeri. * Dogru olarak, acikca. * Bir ihtiyacin karsilanamamasidurumu. acik acik * Saklamaksizin, gizli yer birakmaksizin, ictenlikle. acik agil * Koyunlarin ve kecilerin barindirildiklariustu acik, etrafitasduvar veya olu ci tlerle cevrili basit barinak. acik agizli* Aptal, sersem, ahmak. acik alinla * basarive ovunc ile. acik artirma * Bir malin satisinda alicilar arasinda fiyat artirma yarisina dayanan satis. acik bilet * Yolculuklarda donustarihi kararlastirilmamis, belirli bir donem icin gecerli, gidisdonusbileti. acik bono * Para hanesi bosbirakilarak imza edilen bono. acik bono vermek * sinirsiz yetki tanimak. acik bolge * Gumruk sinirlamalarinin olmadigibolge, serbest bolge, serbest mintika. acik celse * Acik durusma. acik ciro * Senet veya cek arkasina kime odenecegi belirtilmeden imzalanma yoluyla yapilan ciro. acik cek * Uzerine para miktariyazilmamis, cek. acik deniz * Denizin, kara sularinin disinda kalan bolumu.

* Yakin karalarla cevrili olmayan deniz, engin. acik devre * Ýcinden surekli akim gecmeyecek bir yalitkanla kesilmiselektrik devresi. acik dolasim sistemi * Genellikle butun eklem bacaklilarda ve bircok yumusakcada bulunan atardamar ve kan boslugundan olusmusacik bir dolasim sistemi. acik durusma * Mahkemede herkesin durusmayidinleyebilecegi oturum. acik dusme * Yagligureste pehlivanin kic ustu duserek yenilmissayilmasi. acik eksiltme * Yaptirilacak bir isin veya satin alinacak bir malin ucuza saglanmasiicin isi y apacak veya malisatacak kisiler arasinda fiyat dusurme yarisina dayanan islem. acik elli * Comert. acik ellilik * Comertlik. acik fikirli * Olaylarive ozellikle yenilikleri iyi anlayip geregi gibi karsilayabilen, dusun dugunu oldugu gibi soyleyebilen (kimse). acik fikirlilik * Acik fikirli olma durumu. acik hava * Bulutsuz hava. * Bahce, park gibi yapidisiolan yer. acik hava sinemasi * Yazin veya iklimi elverisli yerlerde surekli olarak calisan, ustu acik, yanlar ikapalisinema. acik hava tiyatrosu * Yazin veya iklimi elverisli yerlerde surekli olarak calisan, ustu acik, yanlar ikapalitiyatro. acik hece * Unlu ile biten hece. acik hesap * Pesin para veya bono vermeden yapilan alisveris. acik imza * Uzeri bosbirakilan bir kâgidin altina, dolduracak olana guvenilerek atilan imza. acik isletme * Maden yataginiorten verimsiz topraklar kaldirildiktan sonra acik havada yapila n isletme. acik kahverengi * Kahverenginin bir veya birkac ton acigi. acik kalp ameliyati * Kalbin ici acilmadan once dolasim sun'î kalp denilen bir aygita devredildikten s onra yapilan kalp ameliyati. acik kalpli * Bkz. acik yurekli. acik kalplilik * Bkz. acik yureklilik. acik kapamak * (butce) gider fazlasinipara saglayarak gidermek. acik kapibirakmak * gereginde, bir konuya yeniden donebilme imkânibirakmak, kesip atmamak. acik kapipolitikasi * Yabancimallaribir ulkeye serbestce sokma politikasi. acik kapisiyaseti * Acik kapipolitikasi.

acik konusmak * gercegi cekinmeden soylemek. acik kredi * Bankalarin guvendikleri musterilere rehin, ipotek veya kefil istemeksizin verd ikleri borc para. acik liman * Butun gemilerin formalite yonunden kolayca girip ciktiklariliman. * Hava sartlarindan kolayca etkilenen liman. acik maasi * Gorevinden alinan birine yasaca taninan, belirli bir sure icinde odenen aylik. acik mavi * Mavinin bir ton acigi. acik mektup * Zarfiyapistirilmamismektup. * Yazildigikimseye gonderilmeyip basin yoluyla aciklanan mektup. acik olmak * (o yerde) kendisi her zaman iyi karsilanmak. acik ordugâh * Kirda kurulan ordugâh. acik oturum * Guncel, siyasî, sosyal ve bilimsel konularin veya sorunlarin herkesin izleyebile cegi bir bicimde acik olarak tartisildigitoplanti. acik oy * Verenin adinigosteren ve konusulan sorun uzerindeki dusuncesini belli edecek y olda verilen oy. acik ogretim * Ders konulariradyo ve televizyon gibi araclarla yayimlanan veya posta ile ilgi lilere ulastirilan ogretim yontemi. acik onerme * Ýcerisinde degisken bulunan ve bu degiskenin alacagidegerle dogrulugu veya yanli sligikesinlesen onerme. acik pazar * Gumruk kaydiolmayan, her devletin maliniserbestce satabilecegi sehir veya ulke . acik pembe * Pembenin bir ton acigi. acik police * Eksik bilgileri sonradan tamamlanmak uzere duzenlenen police. acik rejim * Parlâmenter rejim. acik sacik * Gorenege aykiriderecede ciplak veya ortusuz. acik sacik konusmak * cinsî konularla ilgili sozler soylemek. acik sari * Sarinin bir ton acigi. acik sayim * Bir secim sonunda verilen oylarin acik olarak sayilmasi, aleni tadat. acik secik * Cok acik, cok belirgin. acik senet * Bkz. acik bono. acik soylemek * anlasilmamisyonunu birakmadan anlatmak veya cekinmeden soylemek. acik sozlu * Her seyi oldugu gibi soyleyen, sozunu esirgemeyen. acik sozluluk * Acik sozlu olma durumu.

acik sehir * Dusman saldirisina karsisavunma onlemleri alinmamis, icinde herhangi bir askerî hedef bulunmayan ve bu durumu onceden ilân edilmisolan sehir. acik tasit * Ustu ortulmemistasit (araba, otomobil vb.). acik tesekkur * Herhangi birine basin yoluyla edilen tesekkur. acik tohumlular * Tohumlarikozalak pullariuzerinde acik olarak bulunan cicekli bitkilerin ayrild igiiki buyuk daldan biri. acik tribun * Acik havadaki spor musabakalarinda seyircilerin oturdugu ve ustu kapaliolmayan bolum. acik tutmak * bir isyerinin calisir durumunu surdurmek. acik vermek * gelir, gideri karsilamamak. * gizlenmek istenen bir olayi, bir dusunceyi veya durumu elde olmayarak ortaya k oymak, aciklamak. acik yara * Kapanmamis, surekli isleyen yara. acik yesil * Yesilin bir ton acigi. acik yurekle * ozu sozu bir olarak, hicbir sey saklamaksizin. acik yurekli * Dusundugunu oldugu gibi soyleyen, ici temiz, gizli yonu olmayan (kimse), samimî, acik kalpli. acik yureklilik * Acik yurekli olma durumu, samimiyet, acik kalplilik. acik zaman * Tutkalin yuzeye suruldugu an ile pres edilip, sikilmasigereken an arasinda gec en sure. acikagiz * Turpgillerden bir bitki (Hesperis acris). acikca * Gizli bir yonu kalmaksizin, kolay anlasilir bir bicimde. acikcasi * Dogrusu, acik olani, anlasilir bicimi, gizli kapakliolmayan yani. * Acik olarak. acikci * Borsada fiyat dalgalanmalarindan yararlanarak aciktan para kazanan (kimse). acikgoz * Uyanik davranarak cikarinisaglayan, imkânlardan kurnazca yararlanmasinibilen. acikgozluk * Acikgozluluk. acikgozluluk * Acikgoz olanin durumu, acikgoze yakisacak davranis. aciklama * Aciklamak isi, izah. aciklama cumlesi * Bir onceki cumleyle baglantikuran yani, demek ki, oyle ki gibi baglayicilarla baslayan, soz konusu duygu veya dusunceyi butunleyen cumle. aciklama yapmak * herhangi bir konuyu aydinliga kavusturmak amaciyla konusmak veya yazmak. aciklamak * Bir konuyla ilgili olarak gerekli bilgileri vermek, izah etmek. * Bir sorunla ilgili olarak aydinlaticibilgi vermek, tavzih etmek.

* Bir sozun, bir yazinin ne anlatmak istedigini belirtmek, yorumlamak. * Acikca soylemek, ifsa etmek. * Belirtmek, gostermek, aciga vurmak, izhar etmek. aciklamali* Birtakim aciklamalarla anlasilmasi, ogrenilmesi kolaylastirilmis, izahli. aciklanan * Aciklamalar sonunda ortaya cikmasibeklenen kavram. aciklanma * Aciklanmak isi. aciklanmak * Aciklamak isi yapilmak, izah edilmek, ifsa edilmek. aciklar livasi * Ýsi gucu olmayan, bosta kalan kimse. aciklar livasi * isi gucu olmayan, bosta kalan kimse. aciklar livasiolmak * isbulamayarak issiz ve kazancsiz kalmak. aciklasma * Aciklasmak durumu almak. aciklasmak * Acik duruma gelmek. * Rengi acilmak. aciklastirma * Aciklastirmak isi. aciklastirmak * Acik duruma getirmek. * Rengini actirmak. aciklatma * Aciklatmak isi. aciklatmak * Aciklamasinisaglamak. aciklayan * Aciklamalar sonucunda elde edilen kavram. aciklayici* Bir sorunu gerekli acikliga kavusturan. * Kendinden once gelen kelimeyi belirten, aciklayan (kelime veya kelimeler): "At aturk yeni Turkiye'nin kurucusu, daima saygiile anilacaktir" cumlesindeki 'yeni Turkiye'nin kurucusu' s ozu Ataturk adinin aciklayicisidir. aciklayis * Aciklamak isi veya bicimi. acikliga kavusturmak * (bir konu veya sorunu) aydinlatmak, kapaliliktan kurtarmak, anlasilir duruma g etirmek. aciklik * Acik olma durumu. * Uzaklik, mesafe. * Ortusuz, ciplak yer. * Bosve genisyer. * Bir yerin uzaklara kadar bakilabilecek ve bakanin icinde ferahlik doguracak du rumda olmasi. * Gercegi oldugu gibi yansitma durumu. * Bir soz veya yazida maksadin acik olmasiozelligi, vuzuh. * Durbun, fotograf makinesi gibi optik araclarda agiz capi, isigin girebildigi d elik. aciklik getirmek (veya kazandirmak) * (bir konu veya sorunu) anlasilir duruma getirmek. aciklikolcer * Bir mikroskobun acikliginiolcmeye yarayan alet. acikta birakmak

* isve gorev vermemek, yersiz yurtsuz birakmak veya birkac kisiye birlikte sagla nan bir iyilikten birini yararlandirmamak. acikta kalmak (veya olmak) * isve gorev bulamamak, yersiz yurtsuz kalmak veya birkac kisinin birlikte erist igi bir iyilikten yararlanamamak. aciktan * Bir yerin uzagindan. * Sira ve asama gozetilmeden, disaridan atayarak. * Emek ve para harcamadan. aciktan (para) kazanmak * emek ve sermaye olmadan para kazanmak. aciktan aciga * Belirgin olarak, goz gore gore. aciktan kazanmak * emek ve sermaye koymadan kazanc saglamak. aciktan para almak * bir isveya mal icin, kararlastirilmisucret veya deger disinda para almak. aciktan tayin * Derece ve belli bir sira gozetilmeksizin yapilan atama. acilama * Ýleride, iclerinde en uygununun secilebilmesi icin, guc bir sahnenin cesitli aci lardan cekiminin yapilmasi. acilim * Acilma. * Bir yildizla gok ekvatoru arasindaki uzaklik; kuzeye dogru olaniarti, guneye d ogru olanida eksi isaretiyle olculur. acilip sacilmak * (kadin icin) cok acik sacik giyinmeye baslamak. * (kadin icin) eskisine gore olcusuz davranislarda bulunmaya baslamak. acilis * Acilmak isi veya bicimi. * Yeni bir yapinin, yerin veya yeni bir kurulusun calismaya baslamasi, kusat. aciliskonusmasi * Herhangi bir toplantinin acilmasisirasinda yapilan ilk konusma. acilistoreni * Bir acilisikutlamak icin yapilan toplanti, resmikusat. acilma * Acilmak isi. * Bir film cekiminde karanlikta baslayip gittikce aydinlanarak goruntulerin beli rmesine dayanan noktalama. * Bir grupta, siralarin jimnastik alistirmalariicin daginik duzene girmesi. * Catlama. acilmak * Acmak isi yapilmak veya acmak isine konu olmak. * (renk icin) Koyulugunu yitirmek. * Kendine gelmek, biraz iyilesmek, ferahlamak. * (gemi) Gitmek, uzaklasmak. * Sikilmasi, cekinmesi, tutuklugu kalmamak. * (kuruluslar icin) Ýlk kez veya yeniden ise baslamak. * Ýsini gereginden veya goturebileceginden genistutmak. * Genislemek, bollasmak. * Delinmek, yirtilmak. * (sis, karanlik, duman icin) Dagilmak, yogunlugunu yitirmek. * Gereken guce ulasmak. * Sirrini, uzuntusunu, sorunlarinibirine soylemek. * (pencere, kapi, yol icin) Gecit vermek. * Ayrintiya girmek.

* (yuzerken) Kiyidan uzaklasmak. acim * Acma, acilis, kusat. acimlama * Acimlamak isi, tesrih, serh. acimlamak * Bir sorunu veya konuyu ele alip en ince noktalarina kadar gozden gecirerek anl atmak, serh etmek, tesrih etmek. acimlanma * Acimlanmak isi. acimlanmak * Acimlamak isine konu olmak. acindirma * Acindirmak isi. acindirmak * Acinmasinisaglamak. * Bir cismin yuzeyini acarak bir duzlem uzerine yaymak. acinim * Acinmak isi, inkisaf. * Bir cismin yuzeylerinin acilip bir duzlem uzerine yayilmasi. acinma * Acinmak isi. acinmak * Gelismek. * (tohum, hastalik icin) Ýcindeki yetenekler uyanarak amacina varmak, gelismek, in kisaf etmek. acinsama * Acinsamak isi, istiksaf. acinsamak * Bir yerin ozelliklerini ortaya cikarmak icin arastirma ve inceleme yapmak, ist iksaf etmek. aciortay * Bir acisal bolgeyi, olculeri birbirine esit olan iki acisal bolgeye ayiran dog ru. aciortay duzlemi * Ýki duzlemli bir aciyiiki komsu ve esit aciya bolen duzlem. aciolcer * Bkz. iletki. acisal * Aciile ilgili. acisal bolge * Aciile ic bolgesinin birlesiminden olusan duzlem parcasi. acisal cap * Ay ve Gunesgibi gok cisimlerinin iki dogrusu arasindaki aci. acisal hiz * Hareket eden bir cismi duran bir noktaya birlestiren dogru parcasinin birim za manda taradigiaci. acisal ivme * Acisal hizin birim zamanda degisen niceligi. acisal sapma * Belli bir aciduzeyinde gerceklesen sapma. acisal uzaklik * Gok cisimlerinin (yildiz veya gezegen) birbirlerinin karsilasma duzlemine gore uzakligi. acisal yol * Hareket eden cismin birim zamanda gozlemciye gore aldigiyol. acis * Acmak isi veya bicimi. * Bir kurulusu calismaya baslatma.

aciskonusmasi * Herhangi bir toplantiyibaslatmak icin yapilan ilk konusma. acit * Bir duvarda acik birakilmisbulunan kapi, pencere, kemerleme benzeri aciklik. acki * Bir cismin yuzeyi uzerinde sert bir madde veya bir arac surterek onu duzlestir ip parlatma, perdah. * Demircilikte delik buyutmekte kullanilan arac. * Anahtar ve her turlu acma araci. ackici * Ackiyapan (kimse), perdahci. * Anahtarci. ackilama * Ackilamak isi. ackilamak * Ackiile parlatmak. ackilanma * Ackilanmak isi. ackilanmak * Ackiyapilmak, perdahlanmak. ackilatma * Ackilatmak isi. ackilatmak * Ackiisi yaptirmak, perdahlatmak. ackili * Ackiyapilmis, perdahlanmis, perdahli. ackisiz * Ackiyapilmamis, perdahlanmamis, perdahsiz. acligioldurmek * aclik hissini gecistirmek, yatistirmak. aclik * Ac olma durumu. * Kitlik. * Yoksulluk. * Asiriistek icinde bulunmak. aclik cekmek * yoksulluk icinde bulunmak. aclik grevi * Kendisine veya baskalarina yapilan bir haksizligiprotesto icin bir kimsenin ac durarak gosterdigi tepki. acliktan gozu (veya gozleri) kararmak (veya donmek) * cok acikmak. acliktan imanigevremek * cok acikmak. acliktan nefesi kokmak * yoksulluk icinde bulunmak. acliktan olmek * dayanilmaz derecede acikmak, cok acikmak. acliktan olmeyecek kadar * (yiyecek, icecek icin) pek az (yemek, icmek). * gereginden az. acma * Acmak isi. * Orman icinde agac kesme veya yakma yoluyla tarima elverisli bir duruma getiril en arazi. * Bir cesit susamsiz, kalinca yaglisimit. acmaci * Acma yapan veya satan kimse. acmak * Bir seyi kapalidurumdan kurtarmak.

* Bir seyin kapaginiveya ortusunu kaldirmak. * Engeli kaldirmak. * Sarilmis, katlanmis, ortulmusveya iliklenmisolan seyleri bu durumdan kurtarmak . * Oyarak veya kazarak cukur, delik olusturmak. * Tikalibir seyi, bu durumdan kurtarmak. * Cevresini genisletmek. * Birbirinden uzaklastirmak. * Yarmak. * Dugumu veya dolasmisbir seyi cozmek. * Bir kurulusu, bir isyerini, bir yeri isler veya ilk defa kullanilir duruma get irmek. * Bir aygiti, bir duzeni vb.lerini calisir duruma getirmek. * Alisverisi baslatmak. * Rengin koyulugunu azaltmak. * Yakismak, guzel gostermek. * Ferahlik vermek. * Bir konu ile ilgili konusmak. * Savasla almak, fethetmek. * Avunmak veya danismak icin soylemek. * Yapmak, duzenlemek. * Ayirmak, tahsis etmek. * Sikilganligini, utangacliginigidermek. * Gorunur duruma getirmek. * (hava icin) Bulutlarin dagilmasiyla gok yuzu aydinlanmak. * Gecit vermek. * Ýcini dokmek. acmalik * Kiri cikarmak veya esyayiiyice temizlemek icin kullanilan her turlu madde. acmaz * Satranc oyununda sahikoruyan taslardan birinin yerinden oynatilmamasidurumu. * Ýcinden zor cikilir durum. * (tulûatta) Karsisindakine bir nukte veya tekerleme soyleme kolayliginiveren soz. acmaz halati * Gemilerin limana baglanmasive sahilden esecek ruzgârla rihtimdan uzaklasmamasiic in kiyiya dikine baglanan halat. acmaza dusmek * icinden cikilmasiguc durumda kalmak. acmaza getirmek (veya dusurmek) * duzen, hile yapmak, bir kimseyi oyuna getirmek, zor duruma sokmak. acmazlik * Acmaz olma durumu. * Agzipek sikiolma durumu, ketumiyet. actiagzini, yumdu gozunu * ofkelenerek veya kizarak agir sozler soyledi. actirma * Actirmak isi. actirma kutuyu, soyletme kotuyu * kotu konusabilecek birine, bildiklerini aciklama firsativerilmemesi gerektigin i ogutler. actirmak * Acmak isini yaptirmak. ad * Bir kimseyi, bir seyi anlatmaya, tanimlamaya, aciklamaya, bildirmeye yarayan s oz, isim: Cocuk, kedi, agac, dusunce, iyilik, Ahmet, Ertugrul birer addir. * Herkesce taninmisveya isitilmisolma durumu, un, nam, sohret. * Anilacak deger, onem. * Ýsim.

ad * Sayma, sayilma. ad almak * kendisine ad verilmek. * un kazanma. ad bilimi * Ozel adlar uzerinde duran ve ozel adlarikoken bilgisi, tarihî gelisme, dil ve ku ltur sorunlariacisindan inceleyen bilim dali. ad cumlesi * Bkz. isim cumlesi. ad cekilmek * ad cekmek isi yapilmak. ad cekilmek * ad cekmek isi yapilmak. ad cekimi * Bkz. isim cekimi. ad cekme * Ad cekmek isi, kur'a. ad cekmek * raslantiya ve talihe baglibir ayirma yapmak icin, her birinde birer ad yazilmi skâgitlardan birini cekmek, kur'a cekmek. ad cekmeye girmek * kur'aya tâbi olmak. * oyunun baslangicinda, oyuncular arasinda alan secimi, baslama atisiveya karsil ama hakkiicin oncelik saglayan is. ad cektirmek * ad cekmek isini yaptirmak. ad degisimi * Bkz. mecazimursel. ad durumu * Bkz. isim hâli. ad govdesi * Bkz. isim govdesi. ad koymak * cagirmak veya anmak icin bir canliya, bir yere, bir seye ad vermek, adlandirma k, isim koymak, tesmiye etmek. ad koku * Bkz. isim koku. ad takmak * adlandirmak, ad koymak. ad tamlamasi * Bkz. isim tamlamasi. ad vermek* ad koymak, adlandirmak, tesmiye etmek. * bir isi kimin yaptiginisoylemek. ad yapmak * isim yapmak. ada * Her yanisu ile cevrilmiskara parcasi. * Trafige acik bir yol uzerinde sola donusleri saglayan, sagtarafta veya yol ort asinda yer alan kaldirim tasiyla ayrilmisalan. * Cevresi yollarla belirlenmisolan arsa ve boyle bir arsayikaplayan yapilar topl ulugu. ada baligi* Bkz. amber baligi.

ada cayi * Ballibabagillerden, yurdumuzda cok yetisen tuylu ve beyazimtirak yapraklariola n itirlibir bitki (Salvia oflicinalis). * Bu bitkiden yapilan sicak icecek. ada gibi gemi * pek buyuk (gemi). ada sogani * Zambakgillerden, soganindan ilâc olarak yararlanilan birtakim maddeler elde edil en cok yillik bir bitki (Urginea maritima). ada tavsani * Evcil cinsleri de olan tavsana yakin bir kemirici memeli (Oryetolagus cuniculu s). adabimuaseret * Terbiyeli, ince davranmak icin tutulmasigereken yollar, davranistoresi, davran isbilgisi, topluluk toresi, gorgu. adacik * Kucuk ada. adacilik * Kavramlarin gercek varliklar oldugunu kabul eden, kavram gerekligine karsit ol arak, tumel kavramlarin yalnizca nesnelerin adlarioldugunu ileri suren gorus, nominalizm. adagio * Yavas, agir olarak. * Bu bicimde calinan beste. adak * Adamak isi veya adanilan sey, nezir. adak adamak * bir dilegin gerceklesmesi amaciyla kurban kesip yoksullara dagitmak veya kutsa l bir guce yonelik bir niyette bulunmak. adaklama * Adaklamak durumu. adaklamak * Kucuk cocuk yurumeye baslamak. adaklanma * Adaklanmak isi veya durumu. adaklanmak * Nisanliduruma gelmek, nisanlanmak. adakli * Adagiolan, adak adamisolan. * Nisanli, yavuklu, sozlu. adaklik * Adak olarak ayrilmis(hayvan). * Adak adanan yer. adaksiz * Adagiolmayan, adak adamamisolan. * Nisanliolmayan. adale * Kas. adaleli * Kasli, kaslarisiki, gelismis. adalesiz * Kassiz. adalet * Hak ve hukuka uygunluk, hakkigozetme, dogruluk, ture. * Bu isi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluslari. * Herkese kendine uygun duseni, kendi hakkiolaniverme.

adalet dagitmak * kanunlarin saydigihaklarisahiplerine vermek, taninmak. adalet divani * Devletler arasindaki birtakim hukuk anlasmazliklarina bakan ve merkezi La Haye 'de bulunan uluslar arasi mahkeme. adalet kapisi * Hak ve hukukun aranmasiicin basvurulan merci, mahkeme. adalet mahkemesi * Bkz. adliye mahkemesi. adalet orgutu * Adliye teskilâti. adalet sarayi * Mahkemelerin bulundugu buyuk yapi. adalete teslim etmek * sanigi, adalet isleriyle ugrasan kurulusa goturmek. adalete teslim olmak * sanik, adalet isleriyle ugrasan kurulusa gidip hakkinda gerekli islemin yapilm asiniistemek. adaletine siginmak * (birinden) anlayis, hosgoru, yakinlik beklemek. adaletli * Adalete uygun dusen veya adaletli olan, adil. adaletlilik * Adaletli olma durumu. adaletsiz * Adalete aykiridusen veya adaleti olmayan. adaletsizlik * Adalete aykiridavranis. adali * Ada halkindan olan (kimse). adalî * Kas niteliginde olan; kasla ilgili olan, kasil. * Kaslariiyi gelismis, adaleli, kasli. adam * Ýnsan. * Erkek kisi. * Ýyi yetismis, degerli kimse. * Birinin yaninda ve isinde bulunan kimse. * Birinin yararlandigi, kullandigikimse. * Birinin sozunu dinleyen, naziniceken kimse, kayirici. * Ýyi huylu, guvenilir kimse. * (belirsizlik zamiri yerine), Herkes, kim olursa olsun. * Gorevli kimse. * (isim tamlamalarinda) Bir alanda derin bilgisi olan veya bir alanibenimseyen. * Es, koca. adam adama (savunma) * futbolda, basketbolda karsitakim oyuncusunu kollama, rahat hareket etmesini, s ayiyapmasiniengelleme. adam akilli * Bkz. adamakilli. adam almamak * son derece kalabalik olmak. adam azmani * Cok iri yapilikimse. adam basina * her kisiye, her birine. adam begenmemek * herkesi degersiz gormek. adam boyu

* Yaklasik olarak normal bir adam boyunda. * Ýnsan boyunca. adam degilim * herhangi bir durumun gerceklesmemesi hâlinde, kendisinin insan sayilamayacagianl aminda kullanilan ant, goz dagisozu. adam etmek * egitmek, yetistirmek, topluma yararliduruma getirmek. * bir yeri duzene sokmak veya bir seyi ise yarar duruma getirmek. adam evlâdi * Ýyi bir ailenin iyi yetismiscocugu. adam gibi * terbiyeli, akilliuslu. * adamliga, insanliga yarasir yolda. * iyice. adam hesabina koymak * birine deger vermek, saygigostermek. adam icine cikmak * topluluga karismak, degerli insanlarin bulundugu yerlere gitmek, ese dosta git mek. adam icine karismak * degerli bir topluluga girmek, kendisine deger verilir olmak. adam kitliginda (veya yoklugunda) * ise yarar kimselerin bulunmadigidurumda. adam kullanmak * iyi calistirmasinibilmek. adam olmak * gelismek, buyumek, sismanlamak. * iyi yetismek, iyi bir duruma gelmek. adam sarrafi * Ýnsanlarin karakterini cabuk anlayacak duruma gelmiskimse, insan sarrafi. adam sen de! (veya yalniz adam) * bir isin onemsenmedigini anlatmak icin soylenir. adam sirasina gecmek (veya girmek) * daha once toplumda onemli bir yeri veya ozel bir degeri yokken artik kendisine onem ve deger verilmek. adam yerine koymak * adamdan saymak, varliginikabul etmek. adama * Adamak isi. adama donmek (veya benzemek) * duzelmek. adamak * Bir dilegin gerceklesmesi amaciyla kurban kesip yoksullara dagitmak veya kutsa l bir guce yonelik bir niyette bulunmak, nezretmek. * Kutsal saydigibir sey ugruna kendini feda etmek, ant niteliginde soz vermek. * Ayirmak. adamakilli * Gereginden cok, iyice. adamakla mal tukenmez * buyuk vaatlerde bulunanlar icin alay yollu soylenir. adamca * Ýnsana yarasir bicimde. * Ýnsan sayisiolarak. adamcagiz* Kendisine karsisevgi veya acima duyulan adam. adamcasina * Adamca. adamcik

* Yerilen, kucumsenen; acinan (kimse). adamcil * Ýnsandan urkmeyen, insana alismisolan, insana sokulan, sicakkanli, munis. adamcillik * Adamcil olma durumu. adamdan saymak * bir kimseye degeri olmadigihâlde deger vermek, saygiduymak. adami * (bir isi) ustalikla yapan. adamin adicikacagina caniciksin * Bkz. insanin adicikacagina caniciksin. adamin alacasiicinde, hayvanin alacasidisinda * Bkz. insanin alacasiicinde, hayvanin alacasidisinda. adamin iyisi alisveriste (veya isbasinda) belli olur * bir kisiyi iyi bir insan olarak degerlendirebilmek icin alisveriste veya isbas inda ahlâk disidavranislarda bulunmamasigerekir. adamina catmak * Bkz. tam adamina catmak. adamina dusmek * (yapilacak bir is) guzel bir rastlantisonunda anlayanina, uzmanina verilmisolm ak. adamina gore * kisiler arasinda ayricalik gozeterek. * herkesin yetenegine uygun olarak. adaminibulmak * Bkz. tam adaminibulmak (veya adamina dusmek). adamkoku * Bkz. adamotu. adamlik * Ýnsana yakisacak durum, tutum ve davranis. * Yabanlik. adamlik sende kalsin * iyilik bilmese de sen yine iyilik et. * bu isi nasil olsa sana yaptiracaklar, bari kendiliginden yap da onurunu koru. adamotu * Patlicangillerden, genisyaprakli, kotu kokulu bir bitki, kankurutan, adamkoku (Mandragora autumnalis). adamsiz * Yardimcisiz, hizmetcisiz. * Erkeksiz, kocasiz. adamsizlik* Adamsiz olma durumu. a'dan z'ye kadar * bastan asagi, butunuyle. Adana kebabi * Kiymasina bolca acibiber katilarak hazirlanan siskofte. adanma * Adanmak isi. adanmak * Adamak isine konu olmak. adap * Tore. * Yol yordam, yol yontem. adap erkân * Yol yontem. adaptasyon * Uyarlama. * Bir eseri cevrildigi dilin, konusuldugu toplumun yasayisina, inanclarina uyarl ama.

* Uyma. adapte * Uyarlanmis. adapte etmek * uyarlamak. adapte olmak * uymak. adaptor * Bir âletin caplaribirbirinden farkliolan parcalarindan birini otekine gecirebilm ek icin yararlanilan baglayici. adas * Adlariayniolanlardan her biri. adaslik * Adasolma, ayniaditasima durumu. adatepe * Genellikle tropikal bolgelerde gorulen ve cevresindeki alcak alanlar uzerinde dik yamaclarla bir ada gibi yukselen, asinimdan dolayiortaya cikmistepe. adatma * Adatmak isini yaptirmak. adatmak * Adamak isini yaptirmak. adavet * Dusmanlik, yagilik. aday * Bir gorev, bir isicin kendini ileri suren veya baskalaritarafindan ileri surul en kimse. * Bir isicin yetistirilmekte olan kimse, namzet. aday adayi * Herhangi bir isi yapmak, bir gorevi yuklenmek icin adaylik asamasinikazanmak a maciyla basvuran kimse. * Milletvekili ve senator secimlerinde, partinin adayiolmak icin, partisinde yap ilan on secimlere adayligini koyan kimse. aday gostermek * bir isveya bir gorev icin birini aday olarak belirlemek: Anayasa. aday olmak * herhangi bir ise alinmak veya secilmek icin istekli olmak. adayavrusu * Ýki veya uc cifte kurekli kucuk balikciteknesi. adayliginikoymak * bir isveya goreve secilmek icin kendini ileri surmek. adaylik * Herhangi bir is, bir gorev icin kendini ileri surme veya baskalaritarafindan i leri surulme, namzetlik. * Bir gorevde yetistirilme. adci * Adcilik ogretisiyle ilgili olan. * Bu ogretiye baglikimse. adcilik * Kavramlarin gercek varliklar oldugunu kabul eden, kavram gercekligine karsit o larak, tumel kavramlarin yalnizca nesnelerin adlarioldugunu ileri suren gorus, isimcilik, nominalizm. addan tureme fiil * Bkz. isimden tureme fiil. addedilme * Addedilmek isi. addedilmek * Sayilmak. addetme

* Addetmek isi. addetmek * Saymak. addolunma * Addolunmak isi veya durumu. addolunmak * Sayilmak. adedî * Adetce, sayica. adem * Yokluk, hiclik, olum. * Osmanlica sozlerle birleserek "-siz, -lik" anlaminda kullanilir. Âdem * Dinî inanclara gore ilk yaratilan insan ve ilk peygamber. * Ýnsan, insanoglu, adam. * Ýnsanda bulunmasigereken olumlu ozelliklere sahip olan. Âdem baba * Ýnsanligin babasi, Hz. Âdem. * Hapishanede cevresindeki mahkûmlariharaca baglayan kimse. * Afyonkes. Âdem elmasi * Girtlak cikintisi. Âdem evlâdi * Bkz. âdemoglu. Âdemci * Âdemcilik yanlisiolan kimse. Âdemcilik * XX. yuzyilin basinda simgecilige karsibir tepki olarak Rusya'da ortaya cikan b ir edebiyat akimi. ademimerkeziyet * Yerinden yonetim. ademimerkeziyetci * Yerinden yonetimci. ademimerkeziyetcilik * Yerinden yonetimcilik. ademiyet * Yokluk. âdemiyet * Ýnsanlik. * Dogru durust insana yakisir durum, adamlik. âdemoglu * Ýnsan denilen yaratiklarin hepsi. âdemotu * Bkz. adamotu. adenit * Lenf dugumleri iltihabi. adese * Mercek. * Kovucuk. * Gorusderecesi, inceligi. adet * Sayi. * Herhangi bir sayida olan (sey), tane. âdet * Bir kimsenin yapmaya alismisoldugu sey, aliski. * Topluluk icinde eskiden beri uyulan kural, tore. * Ay basi. âdet edinmek * bir seyi aliskanlik ve huy durumuna getirmek. âdet gormek

* (kadin) ay basiolmak. âdet olmak * oteden beri yapilir olmak. * bir sey gelenek durumuna gelmisolmak. âdet yerini bulsun diye * gerekli goruldugu icin degil, yalniz alisilmisoldugu icin. âdeta * Bayagi, basbayagi, hemen hemen, sanki. * Bayagiyuruyusle. adetce * Sayibakimindan, sayica. adetimurettep * Bkz. tam sayi. adezyon kuvveti * Yan yana duran veya surtunen iki cismin molekulleri arasindaki cekiskuvveti. adi(veya ismi) gibi bilmek * cok iyi bilmek. adibatasi(veya adibatasica) * "yok olasi" anlaminda bir ilenme. adibatmak * (sevilmeyen bir sey veya kimse icin) unutulmak, adianilmaz olmak, artik sozu e dilmemek. adibelirsiz * unu olmayan, taninmayan, kim ve ne oldugu bilinmeyen. adibile okunmamak * birine hic onem verilmemek. adicikmak * kotu bir un kazanmak. * hakkiolmayan bir un kazanma. adicikmisdokuza, inmez sekize * birinin bir kere adiciktiktan sonra onun hakkindaki yaygin inanc artik kolay k olay duzelemez. adideliye cikmak * deli olmadigihâlde deli olarak taninmak. adiduyulmak * taninmak, unlenmek. adigecmek * anilmak, soz konusu olmak, ismi gecmek. * adiyazilmak. adikaldirilmak * anilmaz olmak, silinip gitmek. adikalmak * bir kimse veya bir sey ortadan cekildikten, oldukten sonra dillerde yalniz adi dolasmak. adikarismak * (kotu) bir isle birinin ilgisi bulundugu soylenilmek. adikotuye cikmak * unu kotu olarak yayilmak. adiolmak * gereksiz, yersiz unu olmak. adisani * bir kimsenin kimligi. adiustunde * adindan belli oldugu gibi. adivar * yasamayan, yalnizca hayalde var olan. adiverilmek * ad takilmak. adil * Zamir.

adim * Yurumek icin yapilan ayak atislarinin her biri. * Bir adimda alinan yol (bu uzunluk 75 cm sayilir). * Girisim, hamle. * Bir gosterge ucunun esolarak ayrilmisyaylardan biri boyunca aldigiyol. * Ayakta temel durustan, bir ayagin turlu yonlerde iki ayak boyu kadar ara ile y er degistirmesi. * Teknolojide iki disli arasindaki aralik. adim adim* Agir agir, yavasyavas. adim adim gezmek * her yerini dolasip gormek. adim adim izlemek * arkasindan izlemek. * gizlice takip etmek. adim atmak * yurumek icin ayaginione dogru uzatip basmak. * bir ise ilk kez girismek. adim atmamak * gitmemek, ugramamak, aramamak. adim basi* Birbirine yakin yerlerde, sik sik. adiminiattirmamak * bir yere girmesine engel olmak. adiminigeri almak * basladigibir isten geri donmek. adimlama * Adimlamak isi. adimlamak * Adimla olcmek. * Bir yerde ileriye geriye dogru giderek dolasmak. adimlariniacmak * yururken hizlanmak. adimlariniseyreklestirmek * hizliyururken adimlariniyavaslatmak. adimlarinisiklastirmak * daha kucuk ve cabuk adimlar atarak hizliyurumek, ivmek, acele etmek. adimlik * Adim uzunlugunda olan. * Bir yerin cok uzak olmadiginibelirtmek icin kullanilir. adimsayar * Yurume sirasinda gercek sonuclara varabilmek icin gecilen yerin uzunlugunu anl ayabilmek amaciyla ayaga takilan alet, pedometre. adina * o seyin veya o kimsenin yerinde olarak, namina, onun hesabina. adiniagzina almamak * darginlik, kirginlik, kizginlik gibi bir sebeple bir kimseden hic soz etmemek. adinialmak * ad takilmak, ad verilmek. adinianmak (veya anmamak) * birinden soz etmek (veya etmemek). adinibagislamak * bir baskasindan adinisoylemesini istemek. adinibozmak * andina uymamak, andina aykiridavranmak. adinikirletmek (veya lekelemek) * adinin kotuye cikmasina yol acmak. adinikoymak * karsiliginiveya fiyatinikararlastirmak.

adinitasimak * birinin adiyla anilmak, sahip oldugu adin sorumlulugunu yuklenmisolmak. adinivermek * birinin adinibildirmek. * biri tarafindan salik verildigini soylemek. adiyla saniyla * bilinen un ve niteligiyle. adî * Siradan, hicbir ozelligi olmayan. * Asagilik, bayagi, alcak. adî adim * Adimda uygunluk, beraberlik gerektirmeyen ve grup olarak yapilan bir tur yuruy us. adî defter * Bir isletmenin veya ticarethanenin yaptigiislemlerinin muhasebe kayitlarinin g ecirildigi ticarî defter. adî kesir * Bayagikesir. adî suclu * Basit suclariisleyen kimse. adil * Adaletle isgoren, adaletten, haktan ayrilmayan, hakkiyerine getiren, adaletli. * Hakka uygun, hakli. adilâne * Adalete uygun olarak, hakca. adîlesme * Adîlesmek durumu. adîlesmek * Adî bir duruma girmek, bayagilasmak. adîlestirme * Adîlestirmek isi. adîlestirmek * Adîlesmesine yol acmak. adîlik * Bayagilik, dusukluk, asagilik. adisyon * (lokanta, otel gibi yerlerde) Hesap. adlandirilma * Adlandirilmak isi. adlandirilmak * Ad vermek isi yapilmak. adlandirma * Adlandirmak isi. adlandirmak * Bir kimseyi veya bir seyi kullanarak belli etmek, ad vermek, ad koymak, tesmiy e etmek. * Ad koyma, ad vermeyi saglamak, tesmiye etmek. adlanma * Adlanmak isi. adlanmak * Kendisine ad verilmek. * Kotu un kazanmak. adlasma * Adlasmak durumu. adlasmak * Ad durumuna gelmek. adlastirma * Adlastirmak isi. adlastirmak * Ad durumuna getirmek.

adli * Adiolan. * Unlu. adliadiyla * herkesin bilip tanidigibicimde. adlisanli* Unlu. adlî * Adaletle ilgili. adlî makam * Adalet islerinin goruldugu ve sonuca baglandigikamuya ait yonetim yeri. adlî merci * Adaletle ilgili sorunlarin cozumu icin basvurulan resmî daireler. adlî polis * Adliye icerisinde guvenligi saglayip adlî islere yardimciolan kolluk gucu. adlî sicil * Bir kimsenin mahkûmiyetinin olup olmadiginin anlasilmasiicin konulmusolan kayit yontemi. adlî tabip * Adlî tipta gorevli doktor. adlî tatil * Her yil 20 Temmuz ile 5 Eylul tarihleri arasinda, kanunda yazilidurumlarin dis inda, hicbir adlî islemin yapilmadigisure. adlî tip * Tibbin adalete yardim eden kolu; adaletin bu isle ugrasan kurulusu. adlî yil * Mahkemelerin bir yil icindeki calisma suresi. adlî zabita * Bir suc sonrasisanigive suc delillerini adlî yetkililere sunan kolluk kuvveti. adliye * Hukuk ve adalet islerini goren devlet kuruluslari. * Hukuk ve âdalet islerinin goruldugu resmî yapi. adliye encumeni * Adalet komisyonu. adliye mahkemesi * Anayasa mahkemesi, genel mahkemeler, askerî ve idarî mahkemeler disinda kalan ve d enetim mahkemesi olan Yargitay ile hukum mahkemeleri. adliye nezareti * OsmanliÝmparatorlugunda adliye teskilâtinin baglioldugu en ust makam. adliye teskilâti * Yargiorganlarive bu organlarin birbirleriyle olan iliskilerini, derecelerini, gorev ve yetkilerini duzenleyen ve yuruten mekanizmanin butunu. adliye vekâleti * Adalet bakanligi. adliyeci * Adliye kurulusunda meslek gorevlisi. adrenalin * Bobrek ustu bezlerinin etkili bir maddesi; hekimlikte damarlaridaraltma, brons lariacma, kanamalarikesme gibi amaclarla kullanilir. adres * Bir kimsenin arandiginda bulunabilecegi yer, oturdugu yer. * Gonderilen seyin uzerine, alicinin adinive bulundugu yeri bildirmek icin yazil an yazi. adres birakmak (gostermek veya vermek) * arandiginda bulunabilecegi, oturdugu yeri bildirmek. adres defteri

* Kisilerin kendilerine lâzim olan adresleri topladiklaridefter. adres karti * Adres defteri. adres kitabi * Genellikle belli bir isveya meslekte olanlarin isve ev adreslerini toplu olara k gosteren kitap. adres makinesi * Posta gonderilerinin uzerine kâgit, plâstik veya madenden, adres basan alet. adres rehberi * Adres defteri. adsiz * Adiolmayan, isimsiz. * Turklerde, ailesinden ayrildigiicin artik onun adinitasimak, onun adiile anilm ak hakkiniyitirmisolan ve ancak bir yararlik gosterince ad kazanabilen delikanli. adsiz parmak * Orta parmak ve serce parmak arasindaki parmak, yuzuk parmagi. aerobik * Hizlimuzik temposu esliginde yapilan, vucudun cevikligine ve hareketliligine d ayanan bir tur jimnastik. aerobik solunum * Hucrede yalniz molekuler oksijenin kullanildigibir solunum sekli. aerodinamik * Hareket hâlinde olan bir cisim uzerinde havanin yarattigietkiyi inceleyen bilim. * Aerodinamik bilim alaniyla ilgili. * Fizik biliminin gazlarin hareketini inceleyen dali. af * Bir sucu, bir kusuru veya bir hatayibagislama. * Mazur gorme veya gorulme. * (gorevden) cikarilma. af buyurun! * "affedersiniz" veya "affinizirica ederim" anlaminda bir soz. af cikarilmak * bir sucun bagislanmasiicin Turkiye Buyuk Millet Meclisinden kanun cikarmak. af dilemek * bagislanmasiniistemek. af kapsamina alinmak * af kanununa girmek. afacan * Zeki ve yaramaz (cocuk). afacanlasma * Afacanlasmak isi. afacanlasmak * Yaramazlasmak, yaramaz, ele avuca sigmaz duruma gelmek. afacanlik * Afacan olma durumu, yaramazlik. afak * Ufuklar, dort bir taraf. afakan * Bkz. hafakan. afakî * Belli bir konu uzerine olmayan (konusma), dereden tepeden. * Nesnel, objektif. afakîlik * Bkz. objektiflik. afal afal * Saskin bir bicimde. afallama * Afallamak isi. afallamak

* Saskinliktan sersemlesmek. afallasma * Afallasmak isi. afallasmak* Saskinlik icinde kalmak, sasirip bir sey yapamaz olmak. afallastirma * Afallastirmak isi. afallastirmak * Saskinlik icinde birakmak, birini sasirip bir sey yapamaz duruma sokmak. afallatma * Afallatmak isi. afallatmak * Saskinliga dusurerek sersemlestirmek. afat * Afetler, belâlar, kiranlar. afazi * Bkz. soz yitimi. aferin * Oksama, alkislama, begenme gibi duygularibelirtmek icin soylenir, bravo. * Eskiden ogrencilere verilen begenme ve takdir kâgidi. aferin almak * degerli gorulup begenilmek. aferist * Vurguncu, dalavereci, cikarinibilen, cikarci. afet * Doganin sebep oldugu yikim. * Kiran. * Cok kotu. * Guzelligi ile insanisaskina ceviren, aklinibasindan alan kadin. * Hastaliklarin dokularda yaptigibozukluk. afetzede * Afete ugramis, afet gormus. affa ugramak * bagislanmak, affedilmek. affedersin veya affedersiniz * ozur dilemek icin soylenir. * karsicikmak icin soylenir. affedilme * Bagislanma. affedilmek * Bagislanmak. affetme * Bagislama. affetmek * Bagislamak. * Hosgoru ile karsilamak, mazur gormek. * Gorev veya isten cikarmak. affetmemek * bagislamamak, hosgormemek. affetmissin * "hic de oyle degil", yaniliyorsun" anlaminda kullanilir. affettirme * Affettirmek isi. affettirmek * Bagislanmasinisaglamak. affettuoso * Bir parcanin yumusak ve duygulu bir bicimde calinacaginianlatir. affeyleme * Affeylemek isi. affeylemek

* Affetmek. affinidilemek (veya istemek) * bir isveya gorevi yerine getiremeyecegini nezaketle bildirmek. affiniza siginarak * "bagislayacaginiza guvenerek" anlaminda bir nezaket sozu. affolunma * Affolunmak isi. affolunmak * Bagislanmak, affedilmek. Afgan * Afganistan halkindan veya bu halkin soyundan olan kimse. * Afganistan'a ve Afganistan halkina ozgu olan. Afganli * Afgan. afi * Gosteris, calim, caka. afi kesmek (satmak veya yapmak) * birine karsigosterisyapmak, kabadayilik etmek. afif * Ýffetli. afife * Namuslu, iffetli, saygideger (kadin). afili * Gosterisli, calimli. afis * Gumusbaliginin kucugu. afis * Bir seyi duyurmak, tanitmak icin hazirlanan, cogu resimli duvar ilâni. afisasmak * duvarlara ilân yapistirmak. afisyutmak * yalana dolana kanmak. afisci * Afisyapan sanatci. afiscilik * Afisyapma sanati. afise * Aciga cikmis, duyulmus. afise etmek * aciga vurmak, belirtmek, duyurmak, dile dusurmek, reklâm etmek. afise olmak * (bir kimse) bilinmeyen bir yonuyle taninmak. afisleme * Afisasma isi, afislemek isi. afislemek * Afisasip duyurmak. * Nitelemek, gostermek. afiste kalmak * (oyun icin) ilgi gorerek gunlerce oynanmak. afiyet * Hasta olmama durumu, saglik, esenlik. afiyet bulmak * iyilesmek, sagliginikazanmak. afiyet olsun * bir sey yiyip icenlere "yarasin" anlaminda soylenen iyi dilek sozu. afiyet seker olsun * "yarasin, agiz tadiyla yensin'" anlaminda soylenir. afiyet uzere olmak * saglikli, rahat yasamak. afiyetle

* agiz tadiyla, keyifle. afoni * Bkz. Ses yitimi. aforizm * Ozlu soz, ozdeyis. aforoz * Hristiyanlikta kilise tarafindan verilen "cemaatten kovma" cezasi. aforoz etmek * kilise birliginden cikarmak. * darilip biriyle konusmamak, yakiniolmaktan cikarmak, ilgiyi kesip uzaklastirma k, adiniduymak bile istememek. aforozlama * Aforozlamak isi. aforozlamak * Aforoz etmek, kovmak. aforozlu * Aforoz edilmis, kovulmus, uzaklastirilmis. afra tafra * Calim. * Calimli. afralitafrali * Calimli. Afrika cekirgesi * Degisik boyda ve renkte genellikle kuzey Afrika'da ekilmemisarazilerde rastlan an zararsiz bir cekirge (Locusta migratona). Afrika domuzu * Cift parmaklilardan, kalin derili, Afrika'da yasayan ve yaban domuzuna benzer bir hayvan (Phacochoerus aethiopicus). Afrika meneksesi * Ýki ceneklilerden, tuylu yaprakli, mor, pembe, beyaz renkli cicekleri olan, evle rde saksida yetistirilen cok yillik bir sus bitkisi (Saintpaulia ionantha). Afrikali * Afrika kokenli olan kimse. * Afrikalioyuncu. Afrikalilik * Afrikaliolma. afsun * Buyu, fusun. afsuncu * Buyucu, ufurukcu. afsunculuk * Afsuncunun yaptigiis. afsunlama * Afsunlamak isi. afsunlamak * Buyulemek. afsunlanma * Afsunlanmak isi. afsunlanmak * Buyulenmek. afsunlu * Buyulu, sihirli, fusunkâr. Afsar * Oguz Turklerinin 24 boyundan biri. aft * Pamukcuk.

aftos * Oynas, metres. afur tafur * Calim. afur tafura gelmemek * calim satmadan hoslanmamak; boyle bir davranisa karsitepki gostermek. afyon * Olgunlasmamishashaskapsullerine yapilan cizintilerden sizan, sonradan katilasa n sut; icinde morfin ve kodein gibi cok uyusturucu maddeler bulunan, guclu bir zehir olmakla birlikte, h ekimlikte kullanilan degerli bir ilâc. afyon cekmek * keyif icin afyon yutmak. afyon ruhu * Yatistiriciolarak kullanilan afyon tenturu. afyonkes* Keyif icin afyon yutan veya ceken (kimse), afyon tiryakisi. afyonkeslik * Afyon cekmeye duskunluk. afyonlama * Afyonlamak isi. afyonlamak * Afyon vererek uyusturmak, uyutmak. * Telkin yoluyla dogru dusunmeyi onleyerek zararlibir yola suruklemek. afyonlanma * Afyonlanmak isi. afyonlanmak * Afyonlamak isi yapilmak. afyonlu * Ýcinde afyon bulunan. * Afyon yutmus. * Dalgin, uyusmus, uyusuk (kimse). afyonu basina vurmak * asiridavranislarda bulunacak kadar ofkelenmek, ne yaptiginibilememek. afyonunu patlatmak * kendi keyfine dalmisolan birini ofkelendirmek. Ag * Gumus'un kisaltmasi. aga * Aga. agâh * Bilir, bilgili, haberli, uyanik. agâh olmak * bilgi edinmisolmak. agami * Guney Amerika'da yasayan, mavi ve yesil metalik yansimalibir kus. aganta * Yisa veya lâcka edilmekte olan bir halatin ve zincirin kisa bir sure elde tutulu p birakilmamasiicin verilen emir. agaragar * Deniz yosunlarindan cikarilan, beslenme endustrisinde, hekimlikte ve bakteriyo lojide kullanilan bir tur jelâtin, jeloz. agel * Arap erkeklerinin kefiyelerinin uzerine bagladiklari, yunden orulmuskalin cemb er bag. agitato * Bir parcanin canlive coskulu calinacaginianlatir. aglutinasyon * Kumelesim.

aglutinin * Serumda meydana gelen antikor. agnosi * Tanisizlik. agnostik * Bilinemezci. * Bilinemezcilikle ilgili. agnostisizm * Bilinemezcilik. agnozi * Duyularda herhangi bir bozukluk olmamasina ragmen sinav sisteminin belirli bir yerindeki doku bozuklugundan ileri gelen algikaybiveya yoklugu. Agop'un kazigibi bakmak * aptal aptal bakmak. agora * Yunan klâsik devrinde, sitenin yonetim, politika ve ticaret islerini konusmak ic in halkin toplandigialan, halk meydani. agorafobi * Bkz. alan korkusu. agraf * Kanca, kopca. agrafi * Bkz. yazma yitimi. agrandisman * Buyultme. agrandisor * (fotografcilikta) Buyultec. agreje * (yabanciulkelerde) Docent olmak icin sinav vermiskimse, docent. agreman * Bir elcinin bir ulkeye atanmasindan once o ulkeden istenen uygun gorme yazisi. agu * Sut cocuklarinin neselendikleri zaman cikardiklarises. agu bebek * Buyudugu hâlde bebeklige ozenen cocuklara alay yollu soylenir. agucuk * Sut cocugu. * Sut cocugunu sevmek icin soylenir. agulama * Agulamak isi. * Yeni dogmusbebeklerin cikardigises. agulamak * (bebek) Agu agu diye ses cikarmak. agus * Kucak. ag * Ýplik, sicim, tel gibi ince seylerden kafes biciminde yapilmisorgu. * Orumcek gibi birtakim hayvanlarin salgilariyla olusturduklariorgu. * Ulke yuzeyine yayginlastirilmisorgu, sebeke. * Tuzak. * Oyun alaniniortadan ikiye bolen iple yapilmisorgu. * Caprazlama orgu ile yapilan ve kale direkleri arkasina gerilen orgu, file. ag * Donun veya pantolonun apisarasina gelen yeri, apislik. agatmak (veya birakmak) * balik avlamak icin denize agsalmak. agbenek * Aciklikoyulu kahverengi aggorunusunde olan, arpa yapraklarina yerleserek olduk

ca onemli zararlara yol acan asklimantar. * Bu mantarin ortaya cikardigiekin hastaligi. agcekmek * yakalanan baliklaritoplamak icin agisudan cikarmak. agignesi * Agin orulmesinde kullanilan igbiciminde tahtadan veya plâstikten yapilmisalet. agipligi * Keten, kenevir, naylon gibi maddelerden agyapiminda kullanilan iplik. agkayigi* Balik aglarinitasiyan kayik. agkepce * Balikcilikta kullanilan, agdan orulerek yapilan uzun saplisepet. agkurdu * En cok elma ve erik gibi yemisagaclarina zarar veren bir kurt. agkursunu * Balik aglarinisuda tutmaya yarayan zeytin cekirdegi biciminde delikli kursun m adde. agmantarlar * Ýnsan ve hayvanlarda hastaliga yol acan ve bircok turu icine alan ilkel bitkiler toplulugu. agtabaka * Goz yuvarlarinin ic yuzeyinde gorme sinirinin yayilmasiile beliren, isiga duya rli, agimsibolum, retina. agtonos * Gotik mimaride kullanilmis, agbiciminde parcalitonos. agtorba * 25 cm genisliginde ve 50 cm uzunlugunda agdan yapilmiskirmiziyosunlarin suya d alinarak avlamada kullanilan, bir ip ve kayiktaki makara yardimiile suyun yuzeyine cikip inebilen bir torba. agyatak * Hamak. aga * Kirlik kesimde genistopraklariolan, sozu gecen, varliklikimse. * Halk arasinda sayilan ve sozu gecen erkeklere verilen san. * Buyuk kardes, agabey. * Okur yazar olmayan yaslica kisilerin adlariyla birlikte kullanilan san. * OsmanliÝmparatorlugunda bazikuruluslarin basinda bulunanlara verilen resmî san. aga borc eder, usak harc * aga para sikintisiicinde olup borc etse de, usak, hâlden anlamaz ve bol harcamay isurdurur. aga kapisi* Yeniceri agasinin dairesi. aga yamagi * Yeniceri agasina bagliemir cavusu. agababa * Dede, ata. * Sani"aga" olan babaya cocugunun seslenisi. * Bir yerde, bir topluluk icinde etkili olan, sozu gecen, ileri gelen (kimse). agabey * Bir kimsenin kendinden yasca buyuk olan erkek kardesi. * Kardesolmayanlar arasinda da genellikle yasca buyuk olanlara bir saygiseslenis i olarak kullanilir. agabeylik * Agabey olma durumu. agabeylik etmek (veya yapmak) * Birini agabey gibi korumak, gozetmek. agaca cikan kecinin dala bakan oglagiolur * cocuklar ana ve babalarindan ogrendiklerini yapmaya ozenirler. agaca ciksa pabucu yerde kalmaz

* davranislarina engel olacak hicbir takintisiyok. agaca dayanma kurur, adama (insana) dayanma olur * insan yapacagiiste baskalarina degil, kendine guvenmelidir. agacikurt, insanidert yer * kurt agacinasil icten ice kemirirse dert de insaniicten ice yer bitirir. agac * Govdesi odun veya kereste olmaya elverisli bulunan ve uzun yillar yasayabilen bitki. * Bu gibi bitkilerin govdesinden ve dallarindan yapilan. * Direk. agac arisi* Duzgun kanatli, kuyrugunda yumurtlama hortumu olan, 3-4 cm boyunda agac zararlis i. agac bali* Erik, kayisigibi agaclardan sizan zamk. agac biti * Yarim kanatlilardan, bitkiler uzerinde yasayan, sicrayicibir bocek turu (Psyll a). agac cilegi* Ahududu. agac ebegumeci * Ebegumecigillerden, boyu yuksek bir ot (Fr. lavatere). agac kaplama * Konut duvarlariniyalitma ve guzellestirme amaciyla agac veya agac urunlerinden yararlanilarak yapilan kaplama. agac kavunu * Turuncgillerden, Akdeniz ulkelerinde yetisen, tac yapraklarimavimsi pembe, kuc uk bir agac (Citrus medica). * Bu agacin iri bir limon gorunusundeki burusuk kabuklu yemisi. agac kurbagasi * Kurbagagillerden, boyu 3-5 cm olan, sirtiyaprak yesili, agaclara tirmanan bir kurbaga turu (Hyla arborea). agac kurdu * Agaclarikemirerek beslenen birtakim sinek kurtcuklarina verilen ad. agac kupesi * Hatmi. agac mantari * Agacta biten bazitli mantarlara verilen ad. agac minesi * Mine cicegigillerden, bahcelerde sus bitkisi olarak yetistirilen, kirmizi, mor cicekli bir agaccik (Lantana). agac mobilya * Oturma, yemek yeme, calisma, yatma vb. islerin yapilmasinda kolaylik ve rahatl ik saglayan, parcalarinin buyuk cogunlugu masif, lifli, yangalive tabakaliagac malzemeden yapilan, tasinab ilir veya sabit olarak kullanilan esya. agac nemi * Agacta bulunan su miktarinin, ayniagacin mutlak kuru agirligina orani. agac olmak * bir yerde ve ayakta cok beklemek. agac oyma * Oyma baskisanatlarindan duz bir baskiteknigi. agac sakizi * Recine. agac sansari * Sansargillerden, sirtikoyu esmer, karnidaha acik, iyi tirmanan, postu degerli bir memeli turu (Martes martes). agac yasiken egilir

* cocuklar kucuk yasta kolay egitilir, buyuk insan kolay kolay egitilemez. agaccik * Taflan gibi, dallaridibinden baslayarak catallanan kucuk agac. agaccilik * Agac yetistirme isi. agacdelen * Yuva yapmak icin agaclarioyan bocek. agackakan * Sercegillerden, agac kurtlariile gecinen bir kus(Picus). agackesen * Zar kanatlilardan, kurtcuklarien cok gul fidanlariuzerinde yasayarak yapraklar a zarar veren, kara renkli bir bocek (Hylotoma). agaclama * Agaclamak isi. agaclamak * Agaclandirmak. agaclandirilma * Agaclandirilmak isi. agaclandirilmak * Agacliduruma getirilmek. agaclandirma * Agaclandirmak isi. agaclandirmak * Bir yeri agacliduruma getirmek. agaclanma * Agaclanmak isi. agaclanmak * Agacliduruma gelmek. agaclasma * Agaclasmak durumu. * Bitki sekilleri gosteren ve akiklerde oldugu gibi maden filizlerinin gerek yuz eyinde gerek iclerinde rastlanan tabiî desen. agaclasmak * Agac durumuna gelmek. agacli * Agaciolan. agaclik * Agac obegi. * Agacibol olan (yer). agaclikli * Agaclaribol olan (yer). agacsi * Agaca benzeyen, agaciandiran. agacsiz * Agaciolmayan. agalanma * Agalanmak isi. agalanmak * Aga tavritakinarak calim yapmak. agalik * Aga olma durumu. * Kibar ve comertce davranis. -agan / -egen * Fiilden sifat ve isim yapma eki: yat-agan, gez-egen, ol-agan, dur-agan, pis-eg en vb. aganin alniterlemezse irgadin burnu kanamaz * isveren iscisi ile birlikte calismazsa isci ise var gucuyle sarilmaz. aganin eli tutulmaz

* comertligi, elinin acikligi, tartisilmaz. agarik * Aklasmis, rengi solmus. agarma * Agarmak isi. * Tan atma, safak sokme. agarmak * Ak olmak, ak duruma gelmek, beyazlanmak, solmak. * Aydinlanmak. agarti * Uzaktan ancak secilebilen, belli belirsiz bir aklik. * Sut, yogurt, peynir, ayran gibi yiyecek ve icecekler. agartilma * Agartilmak isi. agartilmak * Temizlenmek, beyazlatilmak. agartma * Agartmak isi. * Kuyumculukta gumusu temizleme isi. agartmak * Ak duruma getirmek, beyazlatmak. agbeneklilik * Arpa bitkisinde gorulen mantar hastaligi(Pyrenophora). agci * Agile balik tutarak gecinen kimse. agcik * Palmiyelerde ciceklerin dibinin cevresindeki telli kin. agcilik * Agile balik tutma. agda * Kaynatilarak cok koyu ve yapiskan bir macun durumuna getirilen pekmez veya lim onlu seker eriyigi. agda yapmak * vucuttaki fazla tuyleri agda ile almak, temizlemek. agdaci * Seker, tatlive helva yapiminda agda hazirlayan isci. * Agda ile vucuttaki fazla tuyleri veya killaritemizlemeyi meslek edinmiskimse. agdalanma * Agdalanmak isi. agdalanmak * Agda durumuna gelmek, agdalasmaya baslamak. * Agda bulasmak. agdalasma * Agdalasmak durumu. agdalasmak * Agda durumuna gelmek, agdalanmak. * (sohbet) Tam tadina varilir durum almak, koyulasmak. agdalastirma * Agdalastirmak isi. agdalastirmak * Agda durumuna getirmek. agdali * Agdalanmis. * (deyisicin) Bilinmeyen kelimelerle, anlasilmasiguc, dolambaclicumlelerden olus an. * Karmasik. agdalik * Pekmez yapmaktan baska ise yaramayan uzum. agdirma * Agdirmak isi.

agdirmak * Agmasina sebep olmak. * Asagiinmek, yuk veya terazide denge bozularak bir yaniagir gelmek. agi * Organizmaya girince kimyasal etkisiyle fizyolojik gorevleri bozan ve miktarina gore canliyioldurebilen madde, zehir. agiagaci * Zakkum. agicicegi * Zakkum. agigibi * aciveren, cok etkileyen. * cok sert, keskin. agiotu * Baldiran. agil * Koyun ve keci surulerinin geceledigi, cit veya duvarla cevrili yer. * Baziyildizlarin, ozellikle ayin cevresinde gorulen genisve aydinlik teker, ayl a, hale. * Bazigoruntulerdeki cok isiklicisimleri cevreleyen isikliteker. agilama * Agiverme, zehirleme. agilamak * Agivermek, zehirlemek. * (bir seye), Agikatmak. agilandirma * Agilandirmak isi. agilandirmak * Agiliduruma getirmek. agilanma * Agilanmak isi. agilanmak * Bilmeden veya farkinda olmadan zehirli bir sey yemek veya icmekle zehirlenmek. agilasma * Agilasmak durumu. agilasmak * Agiliduruma gelmek. agilda oglak dogsa ovada otu biter * Tanriher yarattiginin rizkiniverir. agili * Ýcinde agibulunan, zehirli. agilibocek * Kin kanatlilardan, baska bocekleri yemesi bakimindan yararlibir bocek. (Carabu s). agillanma * Agillanmak durumu. agillanmak * Toplanip bir arada durmak. * Cevresinde agil denen hale olusmak, halelenmek. agim * Ayagin ustundeki tumsek yer. agimli * Ustu asiritumsek olan (ayak). agina dusurmek * tuzagina dusurmek. aginma * Aginmak isi. aginmak * (hayvan) Yere yatip yuvarlanmak.

agir * Tartida cok ceken, hafif karsiti. * Davranislariyavasolan. * Degeri cok olan, gosterisli. * Capi, boyutlaribuyuk. * Cetin, guc. * Tehlikeli, korkulu, vahim. * Sikintiveren, bunaltici. * Dokunakli, insanin gucune giden, kirici. * Yavas. * Agirbasli, ciddî. * (koku icin) Keskin, bogucu. * (yiyecek icin) Sindirimi guc. * Yogun. * (uyku icin) Uyanilmasiguc, derin. * Kisik, alcak. * Guc isiten, sagir. * Agir siklet. agir agir * Acele etmeden. * Fazlasiyla. agir aksak yurumek (veya gitmek) * pek yavasolarak. agir almak * bir iste yavasdavranmak. agir arac * Agir vasita. agir ayak * Dogurmasiyakin (gebe kadin). agir basmak * agirligifazla gelmek. * bir iste gucu ve etkisi ustun gelmek. agir basmak * gucu, etkisi veya ozelligi daha ustun ve belirgin olmak. * bir iste gucu ve etkisi ustun gelmek. agir basmak * bir kimse kâbusa ugramak. agir canli* Cok yavasisyapan, cevik olmayan. * Varligisikintiveren sevimsiz. * Tembel. * Gebe (kadin). agir canlilik * Hareketlerin yavasolmasi, himbillik, tembelce davranisbicimi. agir ceza * Agir hapis ve besyildan yukariolan hapis cezalari. agir cekmek * tartida agir gelmek. agir durmak * ciddî, agirbasli, oturakli, sogukkanlihareket etmek. agir elli * Bkz. eli agir. agir ellilik * Eli agir olma durumu. agir ezgi * Cok agir, yavasyavas, ahenkli. agir gelmek * gucune gitmek, onuruna dokunmak. * yapilmasiguc gelmek. agir hapis cezasi

* 2-24 yil veya omur boyu hapis cezasi. agir hastalik * Olumle sona erebilecek gibi olan hastalik. agir hidrojen * Doteryum. agir is * Buyuk tehlikeler yaratan ve fazla guc isteyen her turlu is. agir isitmek (veya duymak) * kulaklariiyi isitmemek, kulaklariaz isitmek. agir kacmak * gucendirici olmak. agir kayba ugramak * maddî ve manevî buyuk zarar gormek. agir kayip * (savas, deprem, sel gibi dogal afetlerde) Buyuk kayip. * Maddî zarar. agir kure * Yer yuvarlaginin, yogunlugu ve katiligicok olan bolumu, barisfer. agir ol! * ciddî, agirbasli, sogukkanli, sabirliol!. * acele etme, yavasol!. agir oturmak * uslu durmak. agir para cezasi * Bazisuclara gore takdir edilen para cezasi. agir sanayi* Uretim araclariyapan sanayi. agir satmak * nazlanmak, gonulsuz davranmak. agir siklet * Bazispor dallarinda yarismacilarin agirligiile sinirlandirilan kategori, basag irlik. agir soylemek * aci, dokunakli, sozler soylemek. agir soz * Kisinin onuruna dokunan, dayanilmasiguc soz. agir su * Bazinukleer reaktor tiplerinde notron yavaslaticisiolarak kullanilan, icinde h idrojen atomlariyerine doteryum izotoplaribulunmasisonucu olusan su (DO). agir top * Guclu, unlu, taninmiskimse. agir uyku * Uyanilmasiguc, derin uyku. agir vasita * Motoru, agir yuk veya birden fazla romork tasimak amaciyla guclendirilmiskamyo n ve benzeri arac. agir vasita ehliyeti * Agir vasita suruculerine verilen kullanma belgesi. agir yag * Kalin yag. agirbasli * Davranislariolculu, olgun (kimse), vakur, ciddî. agirbaslilik* Agirbasliolma durumu, vakar, ciddiyet. agirca * Oldukca agir. agirdan * Agir olarak. agirdan almak

* bir isi gereken sure icinde bitirmemek. * bir isi gonulsuz, isteksiz yapmak, geciktirmek. agirkanli * Hippokrates'in ortaya attigiagir canlilik, sogukluk, kolayca duygulanmayisgibi nitelikleri kendinde toplayan kisilik tipi. * Bkz. agir canli. agirkanlilik * Agirkanliolma durumu. agirlama * Agirlamak isi, ikram, izaz. * Gelin veya guvey karsilanirken calinan kivrak bir hava. agirlamak * Konuga saygigostererek onun her turlu rahatini, ihtiyacinisaglamak, ikram etme k, izaz etmek. agirlanma * Agirlanmak isi. agirlanmak * Agirlamak isine konu olmak. agirlasma * Agirlasmak durumu. agirlasmak* (hava) Sikicive bunalticibir durum almak, bozulmak. * (hasta icin) Tehlikeli duruma gelmek, fenalasmak. * Yavaslamak. * (gebe kadin icin) Dogurmasiyaklasmak. * Agirbasliolmak. * (yiyecek) Bozulmaya yuz tutmak. * Guclesmek, zorlasmak. * (organ icin) Gorevini yapamaz duruma gelmek. agirlastirma * Agirlastirmak isi. agirlastirmak * Bir seyin agirlasmasina yol acmak. agirlatma * Agirlatmak isi. agirlatmak * Agirlamak isini yaptirmak. agirliginca altin degmek * cok degerli olmak. agirligini(ortaya) koymak * kimligini ve kisiligini kabul ettirmek. agirlik * Agir olma durumu. * Degerli olma durumu. * Agirbaslilik. * Tehlikeli olma durumu. * Sikintili, bunalticidurum. * Orduda bir birligin cephane, yiyecek ve esya yukleri. * Ceyizini duzmek icin guveyin geline verdigi para, kalin. * Uyusukluk ve gevseklik durumu. * Uykuda iken gelen ve insana bogulur gibi bir duygu veren durum. * Yer cekiminin, bir cismin molekulleri uzerindeki etkisinin olusturdugu bileske . * Taki. * Yuk, kulfet. * Sorumluluk. * Etki, yetki, baski, gucluk. * Dikkati ve onemi bir sey uzerinde yogunlastirmak. * Terazilerde tartma isi yapilirken bir kefeye konulan nesne.

* Degerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olaganin uzerinde ve belli o randa, fazladan bir deger taninmasi. agirlik basmak (veya cokmek) * gevseklik ve uyku gelmek. * (uykuda) sikintiliduruma girmek. * Agir bir hava kaplamak, sessizlik olusmak. agirlik merkezi * Bir cismin butun noktalarina ayriayrietki yapan yer cekimi kuvvetlerinden olus mustek kuvvet durumundaki bileskenin uygulama noktasi. * Bir isin en onemli bolumu. agirlik olmak * birine yuk olmak, kendi masrafinibaskasina cektirmek, sikintivermek. agirlikli * Degerlendirmelerde, herhangi bir konu veya evreye olaganin uzerinde ve belli b ir oranda, fazladan taninan (deger). agirsama * Agirsamak hareketi. agirsamak * Birine karsisoguk davranarak sikintiverdigini anlatmak. * Bir isi yavasyapmak, onemsememek, ilgilenmemek. * Bir isi agir bulmak, yuk saymak, yuksunmek. agirsak * Yun, iplik egirilen igi agirlastirmak icin alt ucuna gecirilen yarim kure bici minde, ortasidelik agac veya kemik parca. * Teker biciminde yassinesne, kurs. agirsaklanma * Agirsaklanmak isi veya durumu. agirsaklanmak * Cibanda veya (ergenlik sirasinda) memede agirsak biciminde bir tumsek olusmak. agis * Agmak isi veya bicimi. * (su buharinin ve baska gazlarin) Yerden havaya dogru cikisi, yagiskarsiti. agit * Olen bir kimsenin gencligini, guzelligini, iyiliklerini, degerlerini, arkada b iraktiklarinin acilariniveya buyuk felâketlerin acilietkilerini dile getiren soz veya okunan ezgi, yazilan yazi, sagu , mersiye. * Aglama, gelin olan bir kizin arkasindan meziyetlerini sayip dokerek aglama. agit yakmak (veya tutturmak) * agit soylemek, agit duzmek. agitci * Oluye agit soylemek icin para ile getirilen kimse, sagucu. agitcilik * Agitcinin isi veya meslegi. agitlama * Olmusleri anmak icin duzenlenen torende okunan ovgu. agiz * Yuzde, avurtlarla iki cene arasinda, ses cikarmaya, soluk alip vermeye ve besi nleri icine almaya yarayan bosluk. * Bu boslugun dudaklaricevreledigi bolumu. * Kaplarin veya ici bosseylerin acik yani. * Bir akarsuyun denize veya gole dokuldugu yer, munsap. * Koy, korfez, liman, yol gibi yerlerin acik yani. * Birkac yolun birbirine kavustugu yer, kavsak. * Kesici aletlerin keskin yani.

* Bir dilin sinirlariicinde, bolgelere ve siniflara gore degisen soyleyisozellig i. * Birini yaniltmak, kandirmak amaciyla dolambaclibirtakim sozler soyleme ozellig i. * Bir bolge ezgilerinde gorulen ozelliklerin tumu. * Bazen "kez" anlamina gelir. * Uslûp, ifade ozelligi. * (tehlikeli seyler icin) Pek yakin yer. agiz * Yeni dogurmusmemelilerin ilk sutu. agiz acmak * soz soylemek, konusmak. * azarlamak, paylamak. agiz acmamak * tek bir soz olsun soylememek, susup kalmak. agiz actirmamak * cok konusarak baskalarinin soz soylemesine, konusmasina engel olmak. agiz agiza * agzina kadar, tamamen. agiz agiza vermek (veya konusmak) * iki kisi birbirine pek yakin durarak baskalariisitmeyecek bicimde konusmak. agiz aliskanligi * Cok soylendigi icin bir sozu sik sik kullanma durumu. agiz aramak (veya yoklamak) * ogrenmek istenilen seyi soyletecek yolda dil kullanmak. agiz birligi * Bir konuda anlasarak aynibicimde konusma, soz birligi. agiz birligi etmek * bir konuda anlasarak aynisekilde konusmak, soz birligi etmek. agiz birligi etmek * bir konuda anlasarak aynibicimde konusmak, soz birligi etmek. agiz burun birbirine karismak * dayak yeme sonunda yuzu, yara bere icinde kalmak. * yuzde asiriofke, uzuntu, yorgunluk gibi durumlarin izleri gorunmek. agiz dalasi * Agiz kavgasi, karsilikliatisma, bagrisma, dil dalasi. agiz degisikligi * Yemegin cesidinde degisiklik. agiz degistirmek * once soyledigini baska turlu anlatmak. agiz dil vermemek * hic konusmamak, susmak. agiz dolusu * Agzin alabilecegi kadar. * (kufur icin) Birbiri ardinca, bircok. agiz kâhyasi * Birinin soyleyecegi sozlere karisan kimse. agiz kalabaligi * Birbirini tutmayan gereksiz sozler. agiz kalabaligina getirmek * birini gereksiz sozler soylemek yolu ile sasirtmak. * soz soyleme becerisine sahip olma. agiz kavafi * Karsisindakini kandirmak icin gerekli gereksiz cok soz soyleyen. agiz kavgasi * Karsilikliagir sozler soyleyerek yapilan cekisme, atisma, dil kavgasi. agiz kokusu * Bir kimsenin cekilmez davranislari, istekleri, sozleri. agiz kullanmak * duruma, ortama gore soz soylemek, sozunu amacina gore degistirmek.

agiz nisani * Yalniz sozle yapilan nisanlanma. agiz satmak * yuksekten atarak kendini ovmek. agiz sakasi * Sozle yapilan saka. agiz tadi * (ailede veya toplumda) Dirlik duzenlik, iyi gecinme veya rahatlik. agiz tadiyla * huzurla, rahatlik icinde, icine sine sine, lezzetini duyarak. agiz tamburasicalmak * sozle avutmaya, oyalamaya calismak. agiz tatsizligi * Bir topluluk icindeki gecimsizlik, huzursuzluk. agiz tikamak * konusma imkânivermemek. agiz tufegi * Mermileri siddetle uflenerek firlatilan bir cesit tufek taslagi. agiz tutunu * Keyif icin agizda cignenen bir tur tutun. agiz unlusu * Geniz yoluna kaymadan cikan unlu, agizsil unlu. agiz yapmak * birini kandirma, yaniltma amaciyla duygularini, dusuncelerini oldugundan baska turlu gosterecek bicimde konusmak. agiz yaymak * acik ve durust konusmaktan kacinmak. agiz yer, yuz utanir * armagan alan, armaganiverenin istegini yerine getirmeye calisir. agiz yoklamak * Bkz. agiz aramak. agizda dagilmak * (genellikle hamur isi icin) iyi pismisve lezzetli olmak. agizda sakiz gibi cignemek * bir soz veya dusunceyi sik sik tekrarlayip durmak. agizdan * Yaziliolmayarak, sozle, sozlu, sifahî. agizdan agiza * Herkes birbirine soyleyerek. agizdan agza dolasmak (veya gecmek) * herkes birbirine soylemek. agizdan burun yakin, kardesten karin yakin * "insanin kendi yarariher seyden onemlidir" anlaminda kullanilir. agizdan dolma * (top veya tufek icin) Namlusu agzindan doldurulan. agizdan kapmak * baskalarindan dinlemek yolu ile yarim yamalak birtakim bilgiler edinmek. agizlama * Agizlamak isi. agizlamak * Bir isi kolaylamak. * Bir parcayiyuvasina gecirmek icin once yuvanin agziniayarlamak. * Bir bogazin veya bir limanin agziniortalamak. agizlara sakiz olmak * herkesin diline dusmek. agizlasma * Agizlasmak isi veya durumu. agizlasmak * Ýki kan damari, birbiri icine acilmak.

agizli * Agziherhangi bir bicimde olan. agizlik * Bir ucuna sigara takilan, obur ucundan nefes cekilen cubuk bicimindeki arac. * Nefesli calgilarda agza gelen yer. * Yemiskufelerinin uzerine yapraklidallarla yapilan kapak. * Kuyu bilezigi. * Su tesisatinda su alip vermeye yarayan vanaliuc. * Hayvanin isirmasina, zararlibir sey yemesine engel olmak icin agzina takilan t el, deri gibi kafes. * (dokumacilikta) Cozgunun acilip kapandigive icinde mekigin gectigi yer. * Telefon ve benzeri cihazlarda agza yaklastirilan bolum. * Bir seyin basladigiyer. * Huni. agizlikci * Agizlik yapan veya satan kimse. agizotu * Toplariateslemek icin falyaya konulan ve barutun patlamasina sebep olan madde. agizsil * Agizla ilgili. agizsil unlu * Bkz. agiz unlusu. agizsiz * Agziolmayan. * Yumusak huylu, sessiz. agladiaglayacak * aglamak uzere olan. aglama * Aglamak isi. aglamak * Uzuntu, aci, sevinc, pismanlik aldanma vb.nin etkisiyle goz yasidokmek. * Agac budandiginda kesilen yerlerden besi suyu veya oz su akmak. * Sizlanmak, yakinmak. * Bir duruma karsiuzuntu duymak. aglamak para etmez * uzulmenin yarariolmaz. aglamakli* Aglar gibi olan, uzuntulu. aglamakliolmak * aglayacak duruma gelmek. aglamali * Aglar gibi olan, aglayacak gibi. * Acima duygusu uyandiracak hâlde, sizlamali. aglamayan cocuga meme vermezler * hakkiniaramasinibilmeyen kimsenin isi gorulmez. aglamsi * Aglayacak gibi, aglamali. aglanma * Aglanmak isi. aglanmak * Aglamak isi yapilmak. aglanti * Hafif hafif aglama. aglar gozden, sahte sozden kendini sakin * "kendini acindiranlardan kork" anlaminda kullanilir. aglasma * Aglasmak isi. aglasmak * Birlikte aglamak. * Sizlanmak.

aglata aglata * Surekli aglatarak, devamlieziyet ederek, uzerek. aglati * Trajedi. aglatici * Aglamaya yol acan. aglatis * Aglatmak isi veya bicimi. aglatma * Aglatmak isi. aglatmak * Aglamasina yol acmak. aglaya aglaya * Aglayarak. aglayanin maligulene hayretmez * birinden haksiz olarak alinan malin onu alana yarariolmaz. aglayici * Olunun ardindan aglamak icin para ile tutulan kimse, agitci, yasci. aglayis * Aglamak isi veya bicimi. agli * Agibulunan. agma * Agmak isi. * Akan yildiz, sahap. agmak * Sarkmak, asagiya inmek, egilmek, meyletmek. * Yukselmek, yukaricikmak. agnam * Koyun ve keci basina alinan vergi, sayim vergisi. agnama * Agnamak isi. agnamak * (hayvan) Yere yatip yuvarlanmak. agnamci * Agnam vergisi toplayan kimse. agraz * Kotu niyet ve dusmanliklar. agri * Vucudun herhangi bir yerinde duyulan surekli ve siddetli aci. agrikesici * Aciyi, siziyidindirici (ilâc). agrikesimi * Agriduyusunun kendiliginden veya tedavi sonucu yok olmasi, analjezi. agrisizi * Rahatsizlik veren aci, sanci. agrikesen * Agriduyusunu ortadan kaldiran, dindiren (ilâc vb.), analjezik. agrilarda goz agrisi, her kisinin oz agrisi * herkesi en cok ilgilendiren sey kendi derdidir. agrili * Agriyan, agrisiolan. agrima * Agrimak isi. * Memeli hayvanlarda gorulen ara konakcikenelerin bulastirdigiagrima asalaklarin dan ileri gelen hastalik. agrima asalaklari * Omurgalilardan alyuvar asalagiolarak yasayan turlu bicimlerdeki sporlular topl ulugu. agrimak

* (vucudun bir yeri) Agriliolmak. agrina gitmek * onuruna dokunmak veya gucune gitmek. agrisitutmak * (gebe kadin icin) dogum sancilaribaslamak. * (hasta bir organ) agrimaya baslamak. agrisiz * Agrisiolmayan. * Agrivermeden. * Dertsiz, tasasiz. agrisiz basina kasbastibaglamak * kendine gereksiz yere iscikarmak. agritma * Agritmak isi. agritmak * Agrimasina yol acmak. agsi * Aggorunusunde olan, aggibi orulmusolan. agu * Agi. agulamak * Agulamak. agustos * Yilin 31 gun suren sekizinci ayi. agustos bocegi * Eskanatlilardan, erkegi yazin karninin altindaki ozel bir organdan kesik ve su rekli ses cikaran bir bocek, orak bocegi (Cicada plebeja). agustos bocekleri * Genc surgunlerden oz su emerek tarim ve orman bitkilerine zarar veren bircok t urun bulundugu es kanatlilar familyasi. agyar * Baskalari, yabancilar, eller. agza alinmaz (veya agza alinmayacak) * soylenmesi ayip, cirkin (soz, kufur). agza almamak * anmamak, sozunu etmemek. agza dusmek * dedikodu konusu olmak. agza koyacak bir sey * yiyecek bir sey. agza tat, bogaza feryat * (yiyecek icin) miktaricok az olan. agziacik * Saskin, alik, bon. * Hayranlikla, buyulenmisolarak. agziacik (veya agzibir karisacik) kalmak * cok sasirmak, sasakalmak. agziacik ayran delisi (veya budalasi) * yeni gordugu her seye saskinlikla bakan, sasiran. * saf, bon. agzibir * Soz birligi etmis. agzibozuk * Sovmeyi aliskanlik edinmisolan, kufurbaz. agziburnu yerinde * oldukca guzel, yakisikli. agziciriscanagina donmek * agzikuruyup acilasmak.

agzidili baglanmak * herhangi bir sebeple konusamaz olmak. agzidili kurumak * herhangi bir sebeple tukuruk az olmak. agzidili tutulmak * beklenmedik bir durum karsisinda heyecanlanmak, hayranlik duymak. agzidolu dolu konusmak * heyecanlisoz soylemek. agzigevsek * Sir saklamaz, sir tutmaz. agzihavada * cevresindekilerden habersiz, alik, saskin. agzikalabalik * Birbirini tutmayan sozler soyleyen, yerli yersiz cok konusan, bosbogaz. agzikara * Kara haber vermekten hoslanan, som agizli. * Bir yerde konusulaniveya yapilaniduyup gormesi istenilmeyen (kimse). agzikenetli * Sir tutan, sir saklayan (kimse). agzikilitli * Dudaklaribeyaz (at). * Sir saklayan. agzikulaklarina varmak * cok sevinmek. agzikulaklarinda * cok sevincli, mutlu. agzikurumak * bir konuyu cok soylemek sebebiyle, ondan bikmak. * icecek ihtiyaciduymak. agzikurusun * felâket dileginde bulunanlara karsikullanilan bir ilenme. agzilâf (veya lâkirdi) yapmak * kolay konusma yetenegi olmak. * inandiricisoz soyleme yetenegi olmak. agzioynamak * bir seyler yemek. * konusmak. agzipek * Sir vermeyen, ketum. agzipis * Sovmeyi huy edinmisolan. agzisiki * Bkz. agzipek. agzisulanmak * imrenmek. agzisut kokmak * cok genc ve toy olmak. agziteneke kapli(olmak) * cok sicak veya cok aciseyleri kolaylikla icebilen veya yiyebilenler icin saka yollu soylenir. agzitorba degil ki buzesin * herkesin dedikodu yapmasinin onune gecilemeyecegini anlatir. agzivar, dili yok * pek sessiz, kendi hâlinde. * konusmayan, derdini anlatamayan. agzivarmamak * soylemeye, aciklamaya gonlu elvermemek. agziyanmak * o seyden buyuk zarar gormek. agzina (veya diline) kira istemek

* soylemesi beklenen seyi soylemekte nazlidavranmak. agzina (veya diline) saglik * bir sozu yerinde soyleyen kisilere soylenir. agzina (veya onune) bir kemik atmak * birini kucuk bir cikar gostererek susturmak. agzina abdestle almak * o kisiyi anarken cok saygilidavranmak. agzina almak * soylemek. agzina almamak * adiniagzina almamak. agzina almamak * soz konusu etmemek, anmamak, soylememek. agzina atmak * yemek icin agza koymak. agzina bakakalmak * sozlerine hayran olmak. agzina baktirmak * kendini zevk ile dinletmek. agzina bir parmak bal calmak * birini tatlisozlerle veya cesitli hediyelerle bir sure icin kandirmak, oyalama k. agzina bir sey (veya bir cop) koymamak * hicbir sey yememek. agzina bir zeytin verir, altina (veya ardina) tulum tutar. * yaptigikucuk iyiliklere karsilik buyuk cikar bekler. agzina burnuna bulastirmak * bir isi beceremeyip berbat etmek, bozmak. agzina dusmek * cok yaygin olarak bilinip konusulmak. agzina etmek * haddini bildirmek. agzina geldigi gibi * onunu sonunu dusunmeden. agzina geleni soylemek * nezaket disina cikarak agir ve kiricisozler soylemek. * cok ve dusuncesizce konusmak. agzina gem vurmak * susturmak, soyletmemek. agzina kadar * bosyeri kalmayacak bicimde. agzina kilit takmak (veya vurmak) * susturmak. agzina koymamak * yememek veya icmemek. agzina lâyik * bir yiyecegin tadianlatilirken "sen de yesen, begenirsin" anlamiile soylenir. agzina sakiz olmak * dedikodusuna konu olmak. agzina surmemek * bir seyden hic yememek. agzina tasalmis * soze karismayip susanlar icin kullanilir. agzina tikamak * susturmak, fazla konusmasina engel olmak. agzina tukurmek * birini kucultmek uzere kufur olarak kullanilan uygunsuz sozler sarf etmek. * birine benzemek. agzina verilmesini beklemek (veya istemek) * calismayip, islerinin baskalaritarafindan yapilmasinibeklemek.

agzina vur, lokmasinial * yumusak huylu kimseye her istenileni kolaylikla yaptirabilme anlaminda bir ata sozudur. agzina yakismamak * soylemesi ayip kacmak, uygun dusmemek, yakisik almamak. agzinda bakla islanmamak * hic sir saklamamak. agzinda birakmak * Bkz. lâf agzinda kalmak. agzinda buyumek * sevmediginden veya ici almadigindan yutamamak. agzinda gevelemek * acikca soylememek. agzinda yaskalmamak * bir dusuncesini bir kimseye bircok kez soylemisolmak. agzindan * birisinden dinleyerek. * adina. agzindan baklayicikarmak * Bkz. baklayiagzindan cikarmak. agzindan bal akmak * cok tatlikonusmak. agzindan cikani(veya cikan sozu) kulagiduymamak (isitmemek) * sozlerini tartmadan soylemek. agzindan cikmak * bir sozu istemeden, farkina varmadan soylemek, soylemisbulunmak. agzindan cit cikmamak * hicbir sey soylememek. agzindan dirhemle cikmak * cok az konusmak. agzindan dokulmek * acikca soylemekten cekindigi sey, konusmasindan belli olmak. agzindan dusmemek (veya dusurmemek) * her zaman sozunu etmek. agzindan girip burnundan cikmak * turlu yollara basvurarak birini bir seye razietmek, kandirmak. agzindan hayir cikmazsa bari ser soyleme * "lehte konusmuyorsun, bari aleyhte de konusma" anlaminda kullanilir. agzindan kacirmak * istemedigi hâlde bosbulunup soyleyivermek. agzindan kapmak * birinin bildigi seyleri, ustaliklikonusmalarla ona sezdirmeden ogrenmek. * birinin konusmasinikeserek kendi soze baslamak. agzindan lâkirdi(veya lâf) almak (veya cekmek) * karsisindakini konusturarak birtakim gizli seyleri ogrenmek. agzindan lokmasinialmak * birinin hakkiolan seyi ondan almak. agzindan yel alsin * agzinihayra ac. agzini(veya cenesini) tutmak * bosbogazlik etmemek. * kotu soz soylememe. * bir konuda arzu edilmeyen dusuncelerin aciga cikmasinibir sekilde onlemek. agziniacacagina gozunu ac * dikkatsiz kisileri uyarmak icin "dikkatli ol uyanik ol!" anlaminda kullanilir. agziniacip gozunu yummak * ofke ile, sonunu dusunmeden agzina gelen butun agir sozleri soylemek. agziniacmak * konusmaya baslamak. * agir sozler soylemeye baslamak.

* alik alik bakmak. agziniacmamak * hicbir soz soylememek, ses cikarmamak. agziniaramak (veya yoklamak) * Bkz. agiz aramak. agzinibicak acmamak * uzuntusunden soz soyleyecek durumda olmamak. agzinibozmak * kaba sozler soylemek, kufretmek. agziniburnunu carsamba canagina (veya pazarina) cevirmek * kirip parcalamak, dovmek. agziniburnunu dagitmak * birinin yuzune siddetle tokat, yumruk indirmek. agzinidilini baglamak * birini konusamaz duruma getirmek. agzinihavaya (veya poyraza) acmak * umdugunu elde edememek. agzinihayra ac! * kotu ihtimaller soz konusu edildiginde gerceklesmemesi dilegi ile soylenir. agzinihayra acmak * Bkz. agzinihayra ac!. agzinikapamak * kendisine cikar saglayarak bir kimseyi susturmak. agzinikapamak (veya kilitlemek) * susmak, bir sey soylemek istememek. agzinikiraya vermek * kendini de ilgilendiren bir konuda dusuncesini soylememek. agzinikoklamak * niyetini ve durumunu ogrenmek. agzinikullanmak (veya satmak) * birinin soylediklerini kendi dusuncesi gibi gostermeye calismak. agzinimuhurlemek * konusmamak, susmak. agziniopeyim (veya seveyim) * sevindirici bir soz soyleyene "ne guzel soyledin" anlaminda kullanilir. agzinisiki(veya pek) tutmak * sir vermemek. agzinitikamak * sozunu kesmek susturmak. agzinitoplamak * soylemekte oldugu kotu soz veya kufurleri kesmek. agziniyoklamak * birinin bir sey hakkinda bildigini kendisine sezdirmeden soyletmeye calismak. agzinin ici yangin yerine donmek * agzinin tadibozulmak, tat alma duyusunu yitirmek. agzinin icine baktirmak * sozlerini seve seve ve dikkatli dinletmek. agzinin icine girmek * cok yanasmak, iyice sokulmak. * hayranlikla, buyuk bir zevkle seyredip dinlemek. agzinin kasigi(kalibiveya lokmasi) olmamak * bir sey bir kimsenin ugrasabilecegi konulardan olmamak. * bir sey, bir kimsenin sozunu edemeyecegi kadar degerli olmak. agzinin kokusunu cekmek * bir kimsenin cekilmez davranislarina katlanmak. agzinin muhru ile * oruclu olarak. agzinin payini(veya olcusunu) vermek * verilen karsilikla bir kimseyi soyledigine veya yaptigina pisman etmek. agzinin perhizi yok

* agzina geleni soyler. agzinin suyu akmak * cok begenip istemek, imrenmek. agzinin tadibozulmak (veya kacmak) * bir kimsenin kurulu duzeni dirligi bozulmak. agzinin tadinialmak * o seyin acitecrubesini gecirmisbulunmak. agzinin tadinibilmek * guzel yemeklerden anlamak. * her seyin guzelini, iyisini bilmek, anlamak. agzinin tadinibilmek * guzel yemeklerden anlamak. * her seyin guzelini, iyisini bilmek, anlamak. agzinin tadinikacirmak * bir kimsenin kurulu duzenini bozmak; nesesini, keyfini bozmak. agziyla kustutsa... * ne yapsa, ne kadar caba ve ustalik gosterse. ah * Sesin tonuna gore pismanlik, ofke, ozlem, begenme, sevgi gibi duygular anlatir . * (a:h) Agri, aciduyuldugunda soylenir. * (â:h) Ýlenme, beddua. ah alan onmaz * "kotuluk ettigi icin beddua alan iflâh olmaz" anlaminda kullanilir. ah almak * birinin ilenmesini ustune cekmek. ah cekmek * derin bir keder veya ozlemle icten gelerek ah demek. ah etmek * aciile icini cekmek. * ilenmek. ah vah etmek * pismanligini, uzuntusunu dile getirmek. ah yerde kalmaz * "kotuluk cezasiz kalmaz" anlaminda kullanilir. aha * Ýste burada. ahacik * Dikkati cok yakin bir noktaya cekmek icin kullanilir. ahali * Aralarinda ayniyerde bulunmaktan baska hicbir ortak nitelik dusunulmeksizin bi r ulkede, sehirde veya semtte oturanlarin tamami. * Bir yerde toplanan kalabalik, halk. ahar * Hattatlarin kâgit cilâlamak icin kullandiklarinisasta ve yumurta akindan yapilan o zel bir karisim. aharlama * Aharlamak isi. aharlamak * Ahar surmek. aharli * Ahariolan, uzerine ahar surulmusolan. ahbap * Kendisiyle yakin iliski kurulup sevilen, sayilan kimse. * Seslenme sozu olarak da kullanilir. ahbap cavuslar * her vakit birlikte gorulen ve birbirine cok bagliolan arkadaslar icin soylenir . ahbap cikmak

* onceden tanismisolmak. ahbap kusuruna bakan ahbapsiz kalir * "dostlarin ufak tefek kusurlarina bakmamak gerekir" anlaminda kullanilir. ahbap olmak * arkadasolmak, dostluk kurmak, yakinlik kurmak. ahbapca * Dostca, icten, teklifsizce. ahbapliga dokmek * yerli yersiz yakinlik gostermek. ahbaplik * Ahbap olma durumu, unsiyet. ahbaplik etmek * arkadaslik etmek, arkadasca konusmak. ahcar * Taslar. ahci * Asci. ahcibasi * Ascibasi. ahcilik * Ascilik. ahde vefa (etmek) * (devletler hukukunda) devletlerin, katildiklarimilletler arasiantlasmalara uym a zorunlulugunda olduklarini belirten kural. * sozunde durma. ahdetme * Ahdetmek isi. ahdetmek * Bir seyi yapmak icin kendi kendine soz vermek. * Yemin etmek. ahdî * Antlasmaya gore olan, antlasma geregi olan. Ahdiatik * (Hristiyanlara gore Ýbranilerde) Ýsa'dan onceki kutsal kitaplar. Ahdicedit * (Hristiyanlara gore Ýbranilerde) Ýsa'dan sonraki kutsal kitaplar. ahengi bozulmak * dirligi, duzeni bozulmak. ahenk * Uyum. * Uyusma, anlasma. * Calgilieglence. ahenk almak * uyumlu hâle gelmek. ahenk kaidesi * Bkz. unlu uyumu. ahenk kurmak * uyusma saglamak, anlasma saglamak. ahenk saglamak * duzene sokmak, birligi saglamak. ahenk tahtasi * Telli calgilardan uzerine teller gerilmisbulunan kapak tahtasi. ahenk vermek * duzeni, uyumu saglamak. ahenk yapmak * calgilieglence duzenlemek. ahenklestirme * Ahenklestirmek isi. ahenklestirmek

duzensiz. duzenli. ahir * Evcil buyuk bashayvanlarin barindigikapaliyer. ancak 2. uyumluluk. ahim sahim bir sey degil * begenilecek. soy. ahenkli * Uyumlu. ciftci gibi butun calisma kollariniicine alan ocak. ahenktar * Ahenkli. ahirlamak * (hayvan) Ahirda uzun sure kalip hamlasmak. . daginik. en sonra. ahir. sonunda. ahitutmak * birinin ilenmeleri gerceklesmek. bir hayvaniahira baglamak. aheste beste * Yavasyavas. * Eglenceli. bakimsiz. sonraki. ahenksizlik * Uyumsuzluk. ahira cevirmek * bir yeri pis. agir agir. ahiyerde kalmamak * yaptigiilenme er gec etkisini gostermek. ahira cekmek * bir suruyu ahira kapamak. ahirlama * Ahirlamak isi. ahi * Comert. deger verilecek bir sey degil. ahenklilik * Ahenkli olma durumu. harap duruma getirmek. ahilik * Eli acik olma durumu. ahir * Son. zanaatci. Ahilik * Koku eski Turk toresinde olan ve Anadolu'da yuksek bir gelisim gosteren esnaf. eli acik. agir. * Sonra. aheste aheste * Yavasyavas. ahfat * Torunlar. duzensizlik.* Ahenk saglamak. Duny a Savasisonlarinda Sovyetler Birliginin degisik bolgelerine surulen Turkler. Ahi * Ahilik ocagindan olan kimse. comertlik. Ahiska Turkleri * Gurcistan'in Turkiye sinirlarina yakin bolgelerinde yasamisolan. Ahfes'in kecisi gibi basinisallamak * soylenen sozu anlamadan kafa sallayarak onaylamak. hayvan dami. ahenksiz * Uyumsuz. usul usul. * Eglencesiz. ahim sahim * Begenilecek. aheste * Yavas. deger verilecek bir sey degil. ahicikmak * yaptigiilenme etkisini gostermek. agir agir.

reseptor. ahlâk zabitasi . * Belli bir toplumun belli bir doneminde bireysel ve toplumsal davraniskurallari nitespit eden ve inceleyen bilim. alici. halefler. anlasma. ahlâk * Bir toplum icinde kisilerin benimsedikleri. ahiz * Alma. * Devir. kendine uyulmasiahlâk acisindan gerekli olan genel ve g ecer kural. ahlâk disicilik * Ahlâk bilimine aykiridavranma.ahir vakit * Ýnsan omrunun son yillari. ahretlik. ahlâk yasasi * Ahlâk islerini belirleyen. * Ýyi nitelikler. son olarak. ahit * Kendi kendine soz vererek bir isi uzerine alma. kusaklar. * Antlasma. ahret. ahkâm kesmek * cekinmeden kesin yargilarda bulunmak. ant. hukumler. etik. ahitlesmek * Antlasmak. ahiret * Bkz. torelere dayanan bir davranisyasasig elistiren. ahitlesme * Ahitlesmek isi. ahkâm yurutmek * (bir sozden) kendi anlayisina gore sonuclar cikarmak. kiyametin kopmak uzere bulundugu g unler veya yillar. eslâf karsiti. ahlâk bilimi * Yarar. neyin ugrunda savasilmaya deger. ahkâm cikarmak * kendi dusuncelerine dayanarak birtakim yargilara varmak. hangi davranisin iyi ve hang isinin kotu oldugu gibi sorunlari kendine konu edinen bilim. ahlâk disi* Tore disi. antlasma. guzel huylar. * Kabul etme. neyin hayata anlam kazandirdigi. uymak zorunda bulunduklaridavranis bicimleri ve kurallari. iyi. bilir bilmez konusmak. ahir zaman * Son zaman. ahir zaman peygamberi * Muslumanlarca son peygamber olduguna inanilan Hz. yakinlarda. son gunlerde. ahize * Bir elektrik akiminialip baska bir kuvvete ceviren âlet. ahkâm * Yargilar. ahitname * Antlasma belgesi. * (halk inanisina gore) Dunyanin son gunleri. ahlâf * Birinin yerine gecenler. ahiren * Son zamanlarda. kotu gibi sorunlariinceleyen. ahiretlik * Bkz. Muhammed. zaman.

* Her seyi ahlâk acisindan degerlendiren kimse. ahlâkca * Ahlâk anlayisina gore. kendi kendine yetisen. aptalca. ahmakislatan . ah ceker gibi ses cikarmak. aptal. dogru bilindigi icin yapilmasigereken isler. ahlâkiyat * Ahlâk bilimi. ahlâkli * Ahlâk kurallarina bagli. * Kaba adam. terbiyesiz. ahlâk degerlerine baglilikla. uzerine armut asilanan agac. bir amac sayan ogreti. budala. yasalariile uyum icinde olma. yol iz bilmez kimse. ahlâkî vazife * Kanunun zorlamasiolmaksizin. ahmaga yuz. ahlâken * Ahlâka uygunlukla. * Ahlâk kurallarina uymama. torecilik. ahlâksizlik etmek * ahlâksizca davranmak. bunlara uygun davranan (kimse). * (ahmak'ca) Ahmaga yakisir nitelikte. ahlâklilik * Bir insanin veya bir insan grubunun iyi ve kotu acisindan davranisbicimi ve ah lâkî dusunusu. ahmak yerine koymak * bir kimseye aptalmis. yaban armudu (Pirus piraster). * Bu agacin. ahlâksizca * Ahlâksiz bicimde veya tarzda. ahlat * Gulgillerden. bon. anlamazmisgibi davranmak. ahlâksiz * Ahlâk kurallarina uymayan. kotu huylu. ah etmek. * Durust davranmayan. ahlâkla ilgili. sehir duzeni icin cali san teskilât. ahlâtierbaa * Bedende bulundugu var sayilan dort oge. abdala soz vermeye gelmez * ahmaga gereginden cok ilgi gosterirseniz sizi sik sik ugrastirir. ahmak * Aklinigeregi gibi kullanamayan. ahlama * Ahlamak isi. ahlâkci * Ahlâk konulariniinceleyen filozof veya bu konularla ugrasan kimse. * Ahlâk kurallari. ahlâksizlik * Ahlâksiz olma durumu.* Buyuk sehir halkinin sosyal ve saglik durumunu koruyan. armuda benzeyen ve ancak iyice olgunlastiktan sonra yenilebilen yem isi. ahlâkcilik * Ahlâkibir arac degil. ahlât * Bir karisim icindeki parcalar. ogeler. ahlamak * Ýc cekmek. ahmakca * Biraz ahmak. moralizm. ahlâksizca davranis. * Beden yapisinin temelini olusturan ogeler. ahlatin (veya armudun) iyisini (dagda) ayilar yer * kendilerine yakismayan guzel bir seyi eline gecirenler icin kullanilir. ahlâkî * Ahlâka uygun.

ahsa * Ýnsanin veya hayvanin gogsu ve karniicindeki organlar. ahmaklasmak * Ahmak duruma gelmek. obur dunya.* Yavasyavasve ince ince yagan yagmur. * Genellikle burun zariuzerinde cikan bir cesit ur. sulu ve kokulu yemisi. ahreti (veya obur dunyayi) boylamak * olmek. ahmaklasma * Ahmaklasmak durumu. polip. agac cilegi. ahrette on parmagiyakasinda olmak * kendisine karsisorumlu olan kimseden ahrette davaciolmak. ahu * Ceylan. aptallasmak. ahret yolculugu * Olum. ahretlik * Besleme kiz. ahu gibi * cok guzel. cekici. dikenli bir bitki (Rubus idaeus). ciger gibi seyl er. ahtapot * Kafadan bacaklilardan. ahmaklastirmak * Ahmaklasmasina sebep olmak. * Bir an icin sasalayip bocalamak. ahu gozlu * Guzel gozleri olan. kirmizirenkli. ince. * Guzel. ahtapot gibi * sirnasik. cekici. yapiskan kimse. ahsap * Agactan. cisenti. ahmaklik * Zekâsiaz gelismisolma durumu. ahret suali * Gereksiz ve usandiricisoru. ahret adami * Dunya islerinden el cekip surekli ibadetle ugrasan kimse. insanin oldukten sonra dirilip sonsuza dek kalacagive Tanri'y a hesap verecegi yer. tahtadan yapilmis. . karaca. budalalik. akilsizlik. * Bu bitkinin duta benzeyen. ahududu * Gulgillerden. ahu parcasi * Cok guzel. dokunaclibir murekkep baligituru (Octopus). ahret * Dinî inanisa gore. ahret kardesi * Ýnanc ve ibadette birbirinden ayrilmayan ve bu iliskiyi ahrette de surdurecekler ini dusunen kadinlara verilen ad. ahretini yapmak (veya zenginlestirmek) * hayir isleri yaparak sevap kazanmak. ahmaklastirma * Ahmaklastirmak isi. konuya el atan. * Ahret kardesi olan kadinlardan her biri. aptallastirmak. sagir ve dilsiz. zarif kadin. * somurmek amaciyla bircok ise. bagirsak. ahraz * Dilsiz. anlayissizlik. yayilan.

hâller. ahzetme * Ahzetmek isi. aidiyet * Ait olma durumu. yerlestigi. yakin. aile gazinosu * Sadece evlilerin girebildigi ve birlikte eglendikleri yer. vaziyetler. * Aralarinda kandaslik veya hisimlik bulunan kimselerin tumu. aile adi * Soyadi. ahzuita * Alisveris. ailecek * Ailece. * Kari. anlasma. aile plânlamasi * Ailede cocuk edinmeyi sinirlama. * Kesenek. alim satim. kardesler arasindaki ilis kilerin olusturdugu toplum icindeki en kucuk birlik. koca. koca ve cocuklardan olusan topluluk. sevgi ve hosgoru. gelistirdigi ev. aile bahcesi * Ailelerin rahatlikla gidebilecegi. iliskinlik. aksata.ahval * Durumlar. koca bazen de buyukler ve cocuklar arasindaki uyum. aile * Evlilik ve kan bagina dayanan. aile hayati* Aile bireylerinin butun islerini duzenli olarak ev icinde yapma durumu. aile meclisi * Aile makaminin gorevini yerine getiren kan veya soy hisimlarindan en az uc kis iden olusan heyet. kabul etmek. aidat * Odenti. ailece * Butun aile birlikte. genellikle ickisiz yer. * Aynisoydan gelen kimseler zinciri. aile butcesi * Kisa bir sure icinde bir iscinin veya isci ailesinin hayat seviyesinde meydana gelen degismeleri belirlemek amaciyla yapilan istatistik calismasi. ahzukabz * Kendine mal etme. ahzetmek * Almak. aile saadeti * Genellikle kari. kari. cocuklar. * Davranislar. . * Temel niteligi bir olan dil. aile dostu * Ailece tanisilan ve evlerine gidilip gelinen ahbap. dogum kontrolu. * Es. * Olaylar. * Birlikte oturan hisim ve yakinlarin tumu. aile ocagi* Ailenin kurdugu. kari. aile reisi * Kanunlara gore aile yukumlulugunu tasiyan kimse. * Aynigaye uzerinde anlasan ve birlikte calisan kimselerin butunu. hayvan veya bitki toplulugu. aile hukuku * Aileyi olusturan kisilerin karsiliklihak ve gorevlerini duzenleyen hukuk dali.

ak basma * Ak su. gormeyi derece derece azaltan beyaz benek. kure-k vb. * Baziseylerde beyaz bolum. ele-k. katarakt. ak benek * Gozun saydam tabakasinda bir yara veya ciban sonucunda olusmus. * Bu renkte olan. kara ve siyah karsiti. ajanlik * Ajan olma durumu.ailelik * Aile sayisinin butunu. -ak / -ek * Ýsimden isim tureten ek (kucultme eki): bas-ak. -ak / -ek * Fiilden alet isimleri tureten ek: or-ak. temsilci. ilgili. ajans * Haber toplama ve yayma isiyle ugrasan kurulus. ak * Kar. andac. * Bu iskollarinin calistigiburo. sut gibi seylerin rengi. ajurlu * Ajuru olan veya her yaniajur biciminde islenmisbulunan. -e dusen. ilisik. * Temiz namuslu. gozenek. birinin olmak. ajur * Delikli orgu. ak basmak* Goze beyaz leke inerek gorme yetisini yitirmek. ajanda * Unutulmamasiicin gerekli notlariyazmaya yarayan takvimli defter. * Ajanin gorevi. casus. bir ortakligin veya bir devletin baziislerini goren kimse. ailesiz * Ailesi olmayan. beyaz. * Beyaz leke. * Bir ticarî kurulusu tanitan. bic-ak. ajitasyon * Ruhsal gerginligin disa vurmasi. ben-ek vb. perde. ak Arap * Arap sozcugu "zenci" anlamina da geldiginden asil Araplarin soz konusu oldugu anlatilmak istenirken kullanilir. tara-k. rahat. gozenekli. ak don kara don gecitte belli olur . yat-ak vb. icin. ak demir * Dovme demir. ailevî * Aile ile ilgili. ait olmak * ilgilendirmek. birine dusmek. onunla ilgili bilgi aktaran ve bu yolla kazanc sagl ayan iskolu. iliskin. isgor evlisi. * Bir kimsenin. ajan * Bir devlet veya kurulusun gizli amaclariicin calisan kimse. -ak / -ek * Fiilden yer isimleri tureten ek: dur-ak. * Sikintisiz. ait * Ýlgilendiren. ak aga * Saraylarda hizmet goren hadim agalarinin beyaz irktan olani.

ak pak * tertemiz. istavrit. akaclama * Akaclamak isi. omuriligin distabakasi. cok zehirli. akaclamak . ak kan yangisi * Adenit. ak kopek kara kopek gecit basinda belli olur * kimin ne oldugu deney veya sinav sonunda anlasilir. ak yildiz * Coban yildizi. ark. akikarasigecitte belli olur. turp. akabinde * Arkasindan. ak gozlu * Gozlerinin rengi pek acik olan ve nazarinin hemen degdigine inanilan (kimse). ak sulumen * Civa ile klorun birlesimi olan. karnabahar gibi bitkilerin kok disindaki butun bolgelerine yerlesebilen. ak dusmek * (sac ve sakal) tek tuk agarmaya baslamak. ak mikara mionune dusunce gorursun * simdiden bosuna dusunme. oluk veya baska arac. drenaj. ak pas * Lâhana. ak kan * Lenf. ak pak * Bembeyaz. hemen arkadan. tefcir. * Yer altisularinitoplayan tesisat. ak koyunun kara kuzusu da olur * iyi bir aileden kotu bir cocuk da cikabilir. sonuc belli oldugu zaman anlarsin. aka * Buyuk kardes. mutsuz bir yasayisise yipratir. hemen ardindan. kara gun karartir * mutlu bir yasayiskisiyi dinc kilar. * sacisakaliagarmis.* Bkz. temiz. ak gun agartir. bir islem sonunda geriye kalan artiklari. ak yem * Ýzmarit. * Kanal. parlak. * Yer altisu olugu. ge reksiz nesneleri disariya akitmak icin kullanilan boru. agabey. su yolu. ak sakaldan yok sakala gelmek * cok yaslanip iyice kuvvetten dusmek. ak madde * Demet durumundaki sinir liflerinden olusan beynin ic. ak yazili * Bahtli. akabe * Tehlikeli. beyaz bir toz. sansli. salgam. sublime. uskumru gibi baliklarin beyaz etinden yapilan ve oltada kulla nilan yem. sulumen. ak yel * Guneyden esen ruzgâr. lodos. sarp ve zor gecit. ardindan. akacak kan damarda durmaz * herhangi bir zarar karsisinda bunun kacinilmaz oldugunu anlatarak avundurmak i cin soylenir. ozellikle semiz otugillerde karsilasilan yosunumsu mantar (Albugo candida). akac * Bir yerde birikip kalan sivilari.

akademici* Kurallara bagliresim ve heykel calismasiyapan kisi veya sanatci. * Batakliklariakac yoluyla kurutmak. * Bilimsel niteligi olan. guzel kokulu oz suyu olan buyuk bir agac (Liquidambar orientalis). akarca * Kemik veremi. * Ciplak modelden yapilmisinsan resmi. * Maundan yapilmis. akan yildiz * Gunessistemine bagli. kul renginde. sanatcilar kurulu. akar * Kiraya verilerek gelir getiren ev. yapiskan. * Egimi. tarla. kesin yorungesi bulunmayan ve bu sebeple atmosferin ust katmanlarina girince ates kulcesi durumuna donusen kucuk gok cismi. akagac * Gurgengillerin. yazarlar. akamete ugramak * basarisiz. * Basarisizlik. bukulgen ve misk gibi kokulu olan bir tas. * (su icin) Ývinti yeri. akademik * Akademi ile ilgili. akaclatma * Akaclatmak isi. akar amber * Asya ve Amerika'da yetisen. odunu ceviz agacininkine benzeyen. kucuk akarsu. meteor. akan sular durmak * itiraza.* Bir yerde birikmissulariakitmak. kerestesinden yararlanilan beyaz kabuklu bir turu (Betula alba ). akamber * Ozellikle amber baliginin bagirsaklarindan cikarilan. dukkân. sonucsuzluk. akaclatmak * Akaclama isini yaptirmak. dere. cay. baggibi mulk. . akademi * Bilginler. guzel kokulu rec ine. * Sicak uÝkelerde yetisen bir agactan (Hymenea) elde edilen kati. yatak. inisi fazla olan yer. akademicilik * Resim veya heykel calismasinda kurallara baglilik. agma. akait * Bir dinin ogrenilmesi gereken inanclarinin ve tapinma kurallarinin tumu veya b unlaritoplayan kitap. mecra. sonucsuz kalmak. * Ýrmak. akademisyen * Akademi uyesi. verimsizlik. akala * Amerikan tohumundan yurdumuzda uretilen bir pamuk turu. soyleyecegi soze yer kalmamak. akaju * Maun. sahap. akamet * Kisirlik. * Yuksek okul. akak * Akarsu yatagi.

motorin gibi yakitlarin satildigiyer. araliksiz. akbas * Yazin kutup bolgelerinde yasayan. beyaz cicek veren. lesle besl enen. govdeleri halkasiz. gaz. akaryakit istasyonu * Benzin. yumurtasiile tarama yapilan bir balik (Leuciscus ). * Kesintisi olmayan. akburcak * Baklagillerden. siyah bacakliyabanî bir tur kus. kisa ve ince gaga li. akbalikcil * Leyleksilerden. * Tek sira elmastan veya inciden gerdanlik. egim boyunca surekli veya zaman zaman akan su. yaban asmasi. salkim agaci(Robini a pseudoacacia). daglik yerlerde yasayan. akbakla * Kuru fasulye. akbalik * Sazangillerden. akarlar * Tiknaz yapili. iyi ucan buyuk k uslariicine alan bir familyasi. ak renkli bir kusturu (Egretta alba). akciger gobegi . * Ýhtiyar. deniz kazi(Bemicla). baslarigogusle birlesik. mazot gibi sividurumunda olan yakacak. agiz yapilariisiri ci. akbaba * Akbabagillerden. boya gibi maddelerinden yararlanilan bir agac (Acacia). kanatlarigenisve buyuk olan. akciger * Gogus kafesinin buyuk bir bolumunu dolduran ve solunum organinin temeli olan. basive boynu ciplak olan. iri ve yirticibir kus(Vultur monachus). eti kilcikli. oldukca buyuk. saglisollu iki parcali organ. akaryakit * Benzin. * Baklagillerden. kisin ilik kiyilara gocen. burcaga yakin bir bitki cinsi (Lathyrus sativus). akbabagiller * Gunduz yirticilarialt takiminin. irmak ve gol kiyilarinda yasayan. beyaz kabuklu. akbugday * Kurak iklime dayanikli. ekmeklik bugday. bataklik. akasya * Baklagillerden. akarsu * Yeryuzunde ve yer altinda belirli bir yatak icinde. akaret * Kiraya verilerek gelir getiren ev. zamk. sicak iklimlerde bircok cesitleri yetisen ve tanen. * Kaplica. * Kucuk akarsu. yurdumuzda yetisen bir sus ve golge agaci. fistul. * Akya baligi. dukkân gibi mulk. bahcelerde sus cicegi olarak yetisti rilen sarilicibir bitki. Meryem ana asmasi(Clematis vitalba). akasma * Dugun cicegigillerden. gaz yagi. sokucu veya emici orumcegimsiler takimi.* Surekli isleyen ciban. cok yuksekten ucarak keskin gozleriyle cok uzaklarigorebilen.

ornegi akcaagac olan bir bitki familyasi. akcigerliler * Karindan bacakliyumusakcalarin tek cigerle soluk alan bir takimi. akciger lopcugu * Bircok akciger keseciginin birleserek olusturdugu parca. akcillasmak * Akcil duruma gelmisolmak. akce. agarmis. yapraklarinin uzun. bronscuklarin son bolumu. akcopleme * Zambakgillerden. akciger kesecikleri * Akciger lopcugunun parcalari. akcaagacgiller * Ýki ceneklilerden. ciceklerinin guzelligi dolay isiyla bahce cicekleri arasina giren zehirli bir bitki cinsi (Veratrum album). isfendan (Acer). parayla ilgili. sinir ve damarlarin girip cik tigiyer. akcakavak * Akkavak. bir yillik veya daha uzun yasayabilen otsu bir bitki turu (Pa nicum miliaceum). genisolmasi. akciger zari * Gogus boslugunun icini ve bu boslugun icinde bulunan akcigerin disinikaplayan ince zar. malî. beyazca. akcillanma * Akcillanmak isi. Akdeniz hummasi . kesisleme. * Her tur madenî para. etli ve sulu bir tur armut. akcillanmak * Akcil duruma gelmek. akca armudu * Ýnce kabuklu. akdedilmek * Akdetmek isi yapilmak. akcillasma * Akcillasmak isi veya durumu. akca yel * Guneydogudan esen yel. akcaagac * Akcaagacgillerden sus agaciolarak da dikilen tahtasihafif ve saglam bir agac. hava borucuklarinin sonunu o lusturan kesecik. akcillik * Akcil olanin durumu. akciger petegi * Akcigerlerde solunumda gaz alisverisini saglayan. akce * Kucuk gumuspara. icinde ak renk bulunan. rengini atmak veya atmisgibi olmak. akca * Oldukca beyaz.* Akcigerin. ic yan yuzunun hemen arkasinda brons. guzel (kadin). plevra. akdari * Bugdaygillerden. akcil * Rengini atmis. akca pakca * Beyaz tenli. akcali * Paraya bagli. akca * Bkz. akdedilme * Akdedilmek durumu. sari.

muahede. hekimlikte ve boyacilikta kullanilan bir bitki cinsi. sonuc. * Kolay soylenebilen. akiak karasikara * beyaz tenli. akhardal * Hekimlikte ic surdurucu olarak kullanilan hardal turlerinden biri (Sinapis alb a). akil akil. selis. akdut * Beyaz renkte olan dut. kara gozlu. eninde sonunda. akici * Akma ozelligi olan. gorusalmak. salik verilen yol. akgunluk * Tutsu olarak yakilan bir tur agac sakizi. y). bellek. kani. akil almak * danismak. agiz boslugundaki yarikapalibir engele carpmasiyla olusan bol sesli unsuz (r. geyik dikeni (Rhamnus cathartica). l. * Sonunda. akibetine ugramak * birinin icinde bulundugu kotu duruma dusmek. akil * Dusunme. akikarasigecitte belli olur * bir iddiadaki dogrulugun ancak deney veya sinav sonunda belli olacaginianlatma k icin soylenir. selâset. akil akildan ustundur * bir kimsenin aklina gelmeyen bir care. * Dusunce. akdiken * Hunnapgillerden. herhangi birinin aklina gelebilir. . akicilik olcegi * Bir sivinin belli sicakliktaki akiciliginiolcmekte kullanilan alet. guvem e rigi. g. kara sacli. gel cengele takil * bir sorunun nasil cozumlenecegini dusunememe durumu. anlama ve kavrama gucu. akdetme * Akdetmek isi. akemi * Ýki elemanlimermer yapistiricisi. akdogan * Kartalgillerden bir dogan turu. aksungur. * Ogut. * Hafiza.*Malta hummasi. akibet * (bir isveya durum icin) Son. akicilik * Akiciolma durumu. anlamca acik (anlatim). us. belli bir duzlemin belli bir bolumunden gectigi var sayilan guc cizgileri. seyelân. yazive anlatimin akiciolma ozelligi. * Soz. akdetmek * (mukavele. akiciunsuz * Cigerlerden gelen havanin. Akdeniz mavisi * Parlak ve canligorunumde mavi rengin bir turu. aki * Herhangi bir kuvvet alaninda. okunabilen. ittifak gibi karsiliklibaglanma anlamitasiyan Arapca sozle rle) Yapmak.

akil disi * Akla. yol gostermek. akil erdirmek * anlamak. akil yasta degil. akla uygun gelmemek. akil hastasi * Ruh hastasi. sirrinicozmek. yakin var (veya akil var. izan var) * kafa yormaya gerek yok. dogru degil. gercege. irrasyonel. irrasyonalizm. akil disicilik * Akil disidavranma yanlisigorus.akil almamak * inanilacak gibi olmamak. vaktinde hatirlamak. bastadir * akilliolma ile yasliolma arasinda ilgi yoktur. akil almaz * inanilacak gibi olmayan. deli. akil danismak * bir konuda birinin gorusunu sormak. * Herkese akil ogretmeye meraklikimse. akil vermek * bir konuda yol gostermek. yirmi yasdisi. akil disi * Yirmi yassiralarinda altliustlu ve saglisollu. zeki kimse. en iceride cikan azidisi. ajanda. insanisasirtmak. akil etmek * herhangi bir onlem veya careyi zamaninda dusunmek. akil havsala almamak * akla mantiga sigmamak. akil var. akil doktoru * Psikiyatrist. akil kâriolmamak * akillibir kisinin yapacagiisolmamak. gayriaklî. akil kethudasi * Herkese akil ogretme merakinda olan kimse. akil ogretmek * nasil davranacaginigostermek. akil sir ermemek * bir isin niteligini. inanilmaz. akil durdurmak * bir sey cok sasirticinitelikte olmak. not defteri. akil terelelli * pek delismen. akil kumkumasi * Cok bilmiskimse. muhti ra defteri. * Us disi. akil icin yol (veya tarik) birdir * iyi dusunulunce ayriayrikimselerce varilacak sonuc hep aynidir. uygun olmayan. davranisbeklenmeyen (kimse). us disicilik. bazikucukler buyuklerden daha a . akil defteri * Hatirlanip yapilmasigereken seylerin yazildigikucuk defter. gizli yonlerini anlayamamak. akil ogretmek. akil vermek. akil hastahanesi * Akil hastalarinin yatirildigihastahane. akil hocasi * Birine yol gosterip akil ogreten kimse. akil kutusu * Cok akilli. kendisinden ciddî bir dusunce. akil erdirememek (veya ermemek) * ne oldugunu anlayamamak. sirrinicozememek. akil isi degil * akla uygun degil.

* Akilciliktan yana olan kimse. rasyonalizm. akillara durgunluk vermek * cok sasilacak bir sey olmak. rasyonalizm. akil yormak * hatirlamaya calismak. herkes kendininkini begenmis) * "insan kendi aklinibaskasininkinden ustun gorur" anlaminda kullanilir. akildan cikmak * unutulmak. akilcilik * Akla dayanan. uscu. * Bilginin evrensellik ve zorunlulugunun deneyden ve deneye dayanan genellemeden degil. * Akla ve akil yolu ile varilan yargiya inanma. * Uslanmak. umudunu kesmek. akillanmak * Karsilasilan olaylarin sonuclarindan yararlanarak davranmak. * (alay yollu) Dusuncesiz. zihnini zorlamak. aklinibasina getirmek. akildan gecirmek * bir sey yapmayidusunmek. * Karsisindakinin dusuncesizligini belirtmek icin soylenilen uyarma sozu. akildan cikmak * unutmak. akillandirmak * Aklinikullanmasinisaglamak. akillandirma * Akillandirmak isi. akil zayifligi * Delilige kadar varmayan akil bozuklugu. rasyonalist. akillidusununceye kadar deli cocugunu (veya oglunu) everir * kendini akillisananlar cok kez akilsiz diye taninanlardan daha az basarigoster ir. akillanma * Akillanmak isi. yalnizca akildan cikartilabilecegini savunan ogreti. tasarlamak. akil yurutmek * herhangi bir konuda fikir vermek.killiolabilir. rasyonalizm. aptal. unutmak. durumu. akildan cikarmak * dusunmemek. akillaripazara cikarmislar. akliye. akilligecinmek * kendini cok akillisanmak. akilli * Gercegi iyi goren ve ona gore davranan. akilci * Akilcilikla ilgili. akliye. akilda tutmak * unutmamak. akildan cikmamak * unutamamak. dogrulugun olcutunu duyularda degil. akillikopru arayincaya dek deli suyu gecer * atak kisi tehlikeyi goze alarak ise girisir ve cabuk sonuc alir. herkes yine kendi akilinialmis(veya akillar gelin ol mus. dusunmede ve tumden gelimli cikarmalarda bulan ogretilerin genel adi. akilda kalmak * akilda yer etmek. akla aykiriveya akil disihicbir seyi tanimama davranisive tutumu. usculuk. unutulmamak. akilliolmak .

akillica * Akla yakin. capul gibi amaclarla toplu olarak yapilan baskin. dusunce hayatinda ortaya cikan yeni bir gorus. * Sanatta. yaramazlik etmeyerek. hucum. * Futbolda sayiyapmak amaciyla karsitakim kalesine dogru genellikle topluca giri silen saldiri. * Akilsizca yapilan isveya davranis. akilsizlik etmek * dusuncesiz ve yersiz davranmak. cereyan. akin * Kalabalik bir seyin arkasikesilmeyen bir gelisdurumunda olmasi. akim olcumu * Bir akarsuyun veya kanalin su yolunda bir saniyede akan su hacmini olcme. * dusman ulkesine saldirmak. * Bilinc disiolaylarin mantik ve akla dayaliolarak aciklanmasi. akimolcer * Bir elektrik akiminin siddetini olcmeye yarayan arac. dogru. akumulâtor. yer degistirmesi. makul. siyasette. akin etmek * toplu olarak gitmek. yildirma.* gerceklere uygun davranmak. dogru olarak. cereyan tarz. ususmek. akin * Kazak-Kirgiz Turklerinin saz sairlerine verdigi ad. akin akin * Arkasikesilmeyen kalabalik obekler durumunda. akilsallastirma * Akilsallastirmak durumu. akillilik etmek * yerinde ve uygun davranmak. amperolcer. . akilsiz basin cezasiniayak ceker (veya akilsiz iti veya kopegi yol kocatir) * dusuncesizlik veya tedbirsizlik yuzunden. * Debi. * Dusman topraklarina tedirgin etme. akimci * Belli bir akima baglikisi. akilsizlik * Akilsiz olma durumu. akilsal * Dusunceyi ve gercegi somut degerlerle birbirine baglayan hakikati icine alan s ey. anlayisikit. * Akla yakin. uyaniklik. duzensiz seyler soylemek. akillilik * Akilliolma durumu. baskin yapmak. akilsallastirmak * Bir seyi akilsa duruma getirmek. * Hava. dengeli. su gibi akiskan maddelerin veya elektrik yuklerinin belli bir yonde akis i. akinci * Dusman ulkesine akin yapan savasci. akim * Akmak isi. akim derken bokum demek * sozunu yolunca soyleyememek. yontem. gercegi gorup ona gore davranmaya elverisli olmayan. akimtoplar * Aku. har eket. akilsiz * Akli. akilliuslu * Akilliolarak. gereksiz yere gidip gelme zahmetine katlanilir.

cereyan. akincilik etmek * dusman ulkesinde karsigucleri yildirmak. * Akiskanlarin niteligini duzeltmek icin yogunlasan akimiicinde parcaciklarin as iltisinisaglayan yontem. egim. * Cam turu agaclarda bulunan recinenin eriyerek akmasiolayi. * Hastalik sebebiyle vucudun bir yerinden sulu madde akmasi. akiskanlastirici * Akiskan duruma getirme ozelligi olan. meyil. akindirik * Recine. akiskanlik * Akiskan olma durumu. akintiile birlikte suruklenmek. akintiya kapilmak * bir akintinin etki alanina girmek. egik. seyyal. akinkayasi * Kaya baligigiller familyasindan derin ve uzaklarda yasayan ince. * Havanin veya suyun herhangi bir yone dogru yer degistirmesi. akisma * Kulaga hosgelen veya kolayca soylenen seslerin ozelligi. * Vucudunda goze carpacak bir carpiklik bulunan kimseler icin kullanilir. akincilik * Akinciolma durumu. uzun bir bali k turu. cam sakizi. akiskanlasma * Akiskan duruma gelme. * Siviyapistiricilarin agac yuzeylerine gereginden cok surulmesi ile olusan duru m. akiskanlastirma * Akiskanlastirmak isi. akip gitmek * (zaman icin) cabuk gecmek. akintili * Akintisiolan. akinti * Akmak isi. akiskanlastirmak * Akiskan duruma getirmek. * Akin. akis * Akmak isi veya bicimi. * Gecip gitme. akintiolcer * Bir akarsuyun ve kanalin akintihizinive duzeyini olcmeye yarayan alet. * etki altinda kalarak bir toplulugun davranisina katilmak. akinticaganozu * Akintiya kapilmisyengec. akiskan * Kendilerine ozgu bir bicimleri olmayip icinde bulunduklarikabin bicimini alan ve yigin olusturmayan (sivi veya gaz). . akiskanlasmak * Akiskan duruma gelmek. * Egiklik. meyilli. akintiya kurek cekmek * olmayacak bir isugrunda bosuna cabalamak. tedirgin etmek. akma. akim. surup gitme. forvet. akiskanlastiricilik * Akiskan duruma getirme ozelligi olma.* Gorevi karsitarafa top surmek ve sayiyapmak olan on siradaki oyuncu. akintibilimi * Deniz akintilariniinceleme konusu edinen bilim dali.

tartisilmasina yol acmak. sut. akide * Bir seye inanarak baglanis. akideyi bozmak * dogru bilinen bir inanisveya gidisten ayrilmak. yag. verimsiz. * Bir seyin baska bir sey uzerinde yarattigietki. * Bir cismin. akide. kalseduan kuvarsinin bir turudur. seker veya pekmezle yogrularak civik bir duruma getiril en hamurun kizgin sac uzerinde pisirilmesiyle yapilan bir cesit tatli. yumurta. * Un. akik * Yuzuk tasi. duragan. din inanci. * rustunu ispat etme yasina gelmisolmak. akidesi bozuk * Ýnancizayif olan (kimse). muhur gibi seyler yapmakta kullanilan. akil balig * Dol verebilecek duruma gelmisolan. y anki. erin. akitmali * Alninda akitmasiolan (hayvan). akitmak * Akmasinisaglamak. inanc. akide sekeri * Bkz. akil baligolmak * dol verebilecek eriskin duruma gelmisolmak. akide * Sekerin kaynatilarak agda durumuna getirilmesi yolu ile yapilmisrenkli ve koku lu. akis * Ýsik veya ses dalgalarinin yansiticibir yuzeye carparak geri donmesi. akilâne * Akillica. akismaz * Disetkenlerin tesiriyle akismazligidegismeyen. dol veremeyen. dokmek. akit * Hukukî sonuc dogurmak amaciile iki veya daha cok kimsenin veya kurulusun karsili klive birbirine uygun . * Evirme. * Sonucsuz.akismali * Akisma ozelligi olan. akil * Akilli. akismazlik * Akismaz veya duragan maddenin durumu. turlu renklerde. akim * Kisir. * Enli bilezik. agizda guc eriyen seker. akmasina yol acmak. * Hayvanlarin. parlak ve degerli bir tas. evirtim. akitma * Akitmak isi. parlak bir yuzeyde gorunmesi. yarisaydam . akis uyandirmak * bir konunun uzerinde dusunulmesine. ozellikle atlarin alinlarinda bulunan ve burunlarina dogru uzanan beyaz leke. akim kalmak * sonuca ulasamamak. basarisaglayamamak. ilgi veya tepki yaratmak. daha cok akide sekeri yerine kullanilir. basarisiz. yansima.

vb. akkavak * Sogutgillerden. akla yakin * aklin benimseyebilecegi. makul. aklin kabul edebilecegi. akla karayisecmek * (bir isi basarincaya degin) cok sikinticekmek. kaba karisik yapagili. sozlesme. akkarinca * Duz kanatlilardan. iri basli. akit vaadi * On sozlesme. dusunulemez. it-ekle. dusunmedigi seylerle daima karsilasabilir. zivanadan cikmak. akkorluk * Akkor olma durumu. akla gelmedik * dusunulemeyen. makul. yirticibir kus. akla hayale gelmez * inanilmaz. akkelebek * Hemen butun meyve agaclarinda tomurcuk dusmanisayilan. akla gelmez * hatirlanamaz. akkus * Atmaca. sicak veya iliman ulkelerde yasayan. Orta Anadolu ve Dogu Anadolu'nun batikesimlerinde yaygin olarak yetistirlen yerl i bir tur koyun. kulak ve ayaklarda siyah lekeler buluna bilen. akla fenalik vermek * cok sasirmak. -akla / -ekle * Bazifiillerin siklik catilarinitureten ek: tart-akla. âkit * Bir isi karsilikliolarak kararlastirip ustlerine alan taraflardan her biri. akkefal * Sazangillerden bir cins tatlisu baligi(Alburnus).irade beyanlariile gerceklesen islem. bitkilere cok zarar ve ren bir bocek cinsi. goz etrafi. akkaraman * Vucudu beyaz. burun. akkirpani * Ak. fakat kirli. yapraklarinin altibeyaz olan bir kavak turu. cildiracak gibi olmak. termit (Termes). akla sigmak (veya sigmamak) * inanilacak gibi olmamak. akla zarar (veya ziyan) . akkuyruk * Tadiniartirmak icin cay harmanina katilan beyaz bir cay turu. akcakavak. akla yatkin* uygun. mukavele. iri ak kanatlarikalin. so zlesme veya mukavele yapan. kontrat. Hollan da kavagi(Populus alba). * Nikâh. gucluklerle karsilasmak. akkor * Ýsik sacacak beyazliga varincaya degin isitilmisolan.. akla sigar gibi * aklin kabul edebilecegi bicimde. akillica. kara damarlibir kelebek (Aporia crataegi). akkarincalar * Agiz parcalariiyi gelismis. termitler. isiricibocekler toplulugu. agiz. akla gelmeyen basa gelir * insan ummadigi.

sasirmak. maile. aklama belgesi * Alacak verecek kalmadiginigosteren belge. * uygun bulmamak. beraat etmek. * bir seyin olabilecegine inanmamak. kavrayamamak. aklicikmak * titizlikle uzerinde durmak. cok korku gecirmek. aklan * Sularinibir denize veya gole gonderen bolge. kusursuz. aklibokuna karismak * korkudan sasirip ne yapacaginibilememek. * Basariligosterilmek. * Bir dava sonunda temiz ve ilisiksiz cikmak. sorun uzerinde toplayamamak. ibra etmek. aklasma * Aklasmak isi. aklibasinda * surekli akillidavranan. aklanmak * Ak olmak. beyazlastirmak. akil geregince. aklama * Aklamak isi. akli * Akibulunan. aklibasindan gitmek * cok sevincten veya cok korkudan ne yapacaginisasirmak. aklevrek * Tatlisu levregi. aklen * Akil icabi. cok korkmak. temizlenmek. aklamak * Sucsuz veya borcsuz oldugu yargisina vararak birini temize cikarmak. aklanma * Aklanmak isi. aklibasinda olmamak * iyi dusunebilir durumda olmamak.* cok sasilacak. * Bir dagsirasinin yamaclarindan her biri. aklibasina gelmek * davranislarinin yanlisliginisezerek dogru yolu bulmak. agarmak. ibra. aklibasindan bir karisyukari(veya yukarida) * dusunmeden aklina geleni yapan. tebriye e tmek. beyazlasmak. saskinliga ugratacak (sey). aklidurmak * dusunemez bir duruma gelmek. aklidagilmak * dusunceyi belli bir konu. * dogru durust. * ayilmak. degerli olarak nitelendirilmek. kendine gelmek. aklastirmak * Aklasmasinisaglamak. temize cikmak. aklibaska yerde olmak * baska seyler dusunmek. aklialmamak * anlayamamak. ibraname. aklasmak * Ak duruma gelmek. aklastirma * Aklastirmak isi. ak renkli. akliermek . aklibir yerde olmak * dusunulmesi gerekenden baska bir sey dusunmek.

beyazlisiyahli. dusunusune gore. * kafasinda bir dusunce dogmak. aklisira * Aklinca. aklima gelen basima geldi * olmasindan korktugum sey oldu. animsamak. aklina esmek * daha once dusunmemisoldugu seyi birden yapmaya karar vermek. aklikarali* Akive karasiolan. aklikarismak * ne yapacaginibilememek. sagduyu sahibi olmayan. * bir seyi yapmayidusunmek. sasirmak. aklina dusmek * hatirlamak. akligitmek * sasirmak. aklik * Ak olma durumu. akliyatmak * anlamaya baslamak. korkmak. aklina geleni yapmak * her istedigini dusunmeden yapmak istemek. * cok begenmek. aklitam ayar * akliyerinde. * Kendisini en akillisanan. * akilca olgunlasmak. aklisira * aklinca. duzgun. ilerisini gorememek. bayilmak. olacagina inanmak.* anlayabilmek. aklina geleni soylemek * rastgele konusmak. aklina getirmek . * Kadinlarin makyaj icin yuzlerine surdukleri beyaz bir sivi. tasarlamak. aklikalmak * begenilen bir seyi dusunmekten kendini alamamak. aklitakilmak * zihni bir seyle ugrasmak. aklisonradan gelmek * verdigi kararin yanlisoldugunu anlayip vazgecmek. aklimda! * lâdes oyununa katilanlardan biri otekine bir sey verirken karsidakinin "unutmadi m" anlaminda soyledigi soz. umduguna gore. aklina gelmek * hatirlamak. sandigina gore. tatmin olmak. aklikesmemek * sonucu tahmin edememek. aklikesmek * bir seyin olabilecegine inanmak. bocalamak. aklievvel * Densiz. aklizivanadan cikmak * delirmek. aklievvel * Akilligecinen. aklinioynatmak. aklifikri bir seyde olmak * butun dusundugu bir konuda yogunlasmak. aklina birsey gelmek * suphelenmek. munasebetsiz.

kavrayamamak. aklinda kalmak * unutmamak. cok sasirtmak. aklindan gecirmek * bir sey yapmayidusunmek. aklina turp sikayim * birinin dusuncesini ve yaptiginibegenmemek. bir sey telkin etmek. aklinibaska yere vermek * konusulan konudan baska bir sey dusunur olmak. kararindan caydirmak. aklinicelmek * niyetinden. devsirmek) * akilsizca davranislarda bulunmaktan kendini kurtarmak. aklinibasindan almak * dusunemeyecek bir duruma getirmek. aklina koymak * bir sey yapmaya kesin olarak karar vermek. . * olabilecegine inanmamak. tasarlamak. * unutmamak. aklindan tutmak * bir sey dusunmek. * hatirlamak. davranmak. aklinda tutmak * ogrenmek. * kararlastirmak. aklina koymak * bir kimse birine. aklina sasayim (veya sasarim) * adigecen kimsenin akilsizca bir davranista bulundugunu anlatir. aklinca * (kucumseme yollu) Dusuncesine gore. aklialmak. cok istemek.* hatirlatmak. aklindan gecmek * dusunmek. aklina tukurmek * birinin dusuncesini begenmemek. aklindan cikarmamak * devamlihatirlamak. bir dusunceye saplanip kalmak. kinamak. aklini(bir seyle) bozmak * bir sey uzerine duserek hep onunla ugrasip durmak. aklina sigmamak * anlayamamak. aklindan cikmak * unutmak. aklisira. aklina takmak (veya aklinitakmak) * surekli olarak bir seyi dusunmek. aklinibasina almak (veya toplamak. aklina uymak * birinin uygun olmayan gorusune gore isyapmak. hic unutmamak. aklina yelken etmek * dusuncesizce davranmak veya aklina geleni hemen yapmak. bellemek. aklinda olsun! * unutma!. aklina vurmak * birden dusunuvermek. aklindan zoru olmak * arada bir durum ve sartlarin gerektirdigi gibi davranmamak. aklina sigdirmak * bir seyin olabilecegine inanmak. * dusunmek. aklinicalmak * ilgisini asiriderecede cekmek.

aklinioynatmak * cildirmak. * (bir kap veya bir yer) Ýcindeki veya ustundeki siviyisizdirmak. akompanyator . katilmak. yersiz isyapmak. * Akil hastaliklariile ilgili hastahane bolumu. * gereksiz.* ayartmak. aklinitakmak * surekli olarak aklibir seyle ugrasmak. akmasa da damlar * cok degilse bile. akla dayanan. akmak * (sivimaddeler veya cok ince taneli katimaddeler icin) Bir yerden baska bir yer e dogru gitmek. aklinikacirmak * delirmek. * Surup gitmek. * Recine. * (bu gibi maddeler) Asagiya. * (sivibir madde icin) Bir yerden cikmak. yere dusmek. akma * Akmak isi. aklinin kosesinden gecmemek * hicbir zaman dusunmemek. bastan cikarmak. akliyat * Akil yolu ile kazanilan bilgiler. akindirik. aklinipeynir ekmekle yemek * saskinca ve akilsizca isler yapmak. akliye * Akil hastaliklariile ilgili hekimlik kolu. * Art arda ve toplu olarak gitmek. * Akilcilik. * Karismak. * akil disiisler yapmak. akma hancer * Ortasioluklu hancer. akliselim * Sagduyu. aklinla bin yasa * akla yakin gorulmeyen bir dusunce ileri surene soylenir. akmantar * Tadiguzel ve besleyici bir tur mantar. akliyeci * Akil hastaliklariuzmani. aklinin terazisi bozulmak * akillica olmayan davranislarda bulunacak bir duruma dusmek. akmaz * Durgun su. aklinisasirmak * yerinde olmayan bir isyapmak. golet. akma siniri * Malzemenin belirli bir gerilme uygulanmasiyla sinirlive kalicideformasyona ugr amasiveya belirlenen toplam uzamaya maruz kalmasidurumundaki mukavemeti. yersiz dusunmek. az cok bir gelir veya kazanc saglar. rasyonalizm. keci mantari(Agaricus campestris). * (boya icin) Birbirine karismak. usculuk. aklî * Akilla ilgili. * Cabucak savusmak. ortadan kaybolmak. * (kumasicin) Yipranip iplikleri erimeye baslamak. * (zaman icin) Cabuk gecmek. cam sakizi.

uyumsuz. uyumsuz. duzenlemek.* Bir parca calindigizaman ses veya bir âletle ona katilan kimse. akordeon * Ustundeki dugmelere veya tuslara basarak. akordeon. akortsuzlastirmak * Radyoda bir ayar frekansinda sapma meydana getirmek. akraba * Kan veya evlilik yoluyla birbirine bagliolan kimseler. akortlanmak * Akortlanmak isi yapilmak. akortlatmak * Akortlamak isini yaptirmak. metal dilcikleri titretme yolu ile c alinan koruklu. akort * Bir calgiyidogru ses vermesi icin ayarlama. ses veren araclariniayarlamak. akordeoncu. akortlu * Akordu olan. eslik eden. * Kumaslarda makine ile yapilmiskirma. * Radyoda gercek ayar frekansiile dogru degeri arasindaki sapma. akordeoncu * Akordeon calan kimse. akortlama * Akortlamak isi. akraba diller * Ayniana dilden gelen diller. akortsuzluk * Ses duzensizligi veya ayarsizligi. akort yapmak * calgilarin tellerini. akordu bozuk * Birbirini tutmayan. akort edilmis. akortlatma * Akortlatmak isi. akont * Bir borca karsilik. akonitin * Bogan otundan cikarilan ve hekimlikte kullanilan zehirli bir madde. * Olusma yonunden aynikaynaga dayanan seyler. akordiyon * Bkz. akortcu * Piyano ve org gibi muzik aletlerini ayarlamayimeslek edinmiskimse. akraba olmak * evlilik yoluyla yakinlik kurmak. akraba cikmak * onceden tanismadan veya bilmeden konusarak akraba olduklarinianlamak. akran . * Armoniyi saglayan seslerin birlesmesi. elde tasinabilir bir calgi. akort etmek * calgilarin seslerini ayarlamak. akortsuz * Akordu olmayan. * Biri. akrabalik * Akraba olma durumu. * Birbirini tutmayan. hisim. digerinin sonucu olan seyler. akordiyoncu * Bkz. akortsuz. akortlanma * Akortlanmak isi. hesabidaha sonra gorulmek uzere yapilan kismî odeme. akort edilmemis.

ogur. renk korlugu. kromatin ile boyanmamis olan kromozomlari olusturan bolum. Akrep * Zodyak uzerinde Terazi ile Yay burclariarasinda yer alan burc. yasit. akromatopsi * Bkz. tevsih. akrostis * Her dizenin ilk harfi yukaridan asagiya dogru okununca ortaya bir soz cikacak bicimde duzenlenmis manzume. akrepler * Orumcegimsilerin. * Kredi mektubu. buyumesi veya uzamasi. akromatik * Beyaz isigicozumlemeden geciren. aksak * Aksayan. en onemli yapilarin ve tapinaklarin bulundugu ic kale . akrobasi * Cambazlik. Zodyak. akromatin * Hucre cekirdegi icindeki ince iplikciklerden yapilmis. bir bankanin yukumlulugu altinda. hafifce topallayan. * Ýyi gitmeyen. yasitlik. akreditif * Belirli bir nicelikteki para icin. . kivrik ve kalkik kuyrugunda zehi rli bir ignesi olan bocek (Scorpio). * Saatin iki ibresinden kucugu. ucuncu bi r kisi yararina bir baska bankada veya aracisinda actirilan kredi. muvassah. * Hucrede boyayikabul etmeyen (bolum). akromatik igiplik * Mitozun ilk evresi sonunda butun hucrelerde beliren ve hucre boyalariyla pek b oyanamayan igbicimindeki olusum. akranlik * Akran olma durumu. sicak ve nemli yerlerde yasayan. aks * Dingil. cene. sondan bir onceki hecesi kisa olacak yerde u zun olan dize. ornegi akrep olan takimi. akrobatlik. akrep * Akreplerden. * Eski Yunan ve Lâtin siir olcusunde. burun gibi vucudun sivri kisimlarindak i kemiklerin kalinlasmasi. akrobat * Cambaz. renksemez. akropol * Eski Yunan sehirlerinde. akromegali * Genel gelisme bittikten sonra el. * Turk muziginde oldukca kivrak bir usul. akrep gibi * her firsatta sozleriyle baskalariniincitme veya onlara kotuluk etme durumunda olan. akrobatlik * Cambazlik. iyi islemeyen. aksak esekle yuksek daga cikilmaz * eksik araclarla saglikliisyapilmaz.* Yasca denk. boydas.

kriz. acik kahve rengi oz odunlu olan bir agac ( Thuya occidentalist). * (bir is) Geregi gibi yurumemek. * Evirmek. eldiven. arac veya nesne. akselerometre * Ývmeolcer. * Ermis. sapka. kelime vurgusu. . ancak kendine ozgu ayribir yara ribulunan alet. aksam * Kisimlar. aksaklik * Aksak olma durumu. akselerograf * Ývmeyazar. grup vurgusu. kemer. yansilanmak. evliya. aksetme * Aksetmek isi. geri kalmak. akseptans * Yabanciulkelerde okuyacak ogrenciler icin gonderilen kabul belgesi. aksatis * Aksatmak isi veya bicimi. yankivermek. muc evher gibi esya. * (isik) Bir yere vurmak. aksesuarci * Aksesuarihazirlayan kimse. canta. aksama * Aksamak isi. akse * Hastalik nobeti. * Ulasmak. bir makinenin islevine katilmayan. aksetmek * (ses) Bir yere carpip geri donmek. aksatmak * Aksamasina yol acmak. aksanibozuk * Bir dildeki kelimeleri dogru soyleyemeyen. * Aksesuar kullanmasiniseven. bir sahne icinde yer alan veya oyuncun un dekor geregi kullandigi cesitli esya. yankilanmak. yayilmak. tersine cevirmek. aksan * Bir ulkenin insanlarina veya bir cevreye ozgu soyleyisozelligi. aksamak * Hafif topallamak. aksatma * Aksatmak isi. * Policelerin uzerine "kabulumdur" biciminde yazilarak altiimzalanan aciklama. aksata * "alma ve verme" Alisveris. * Vurgu. aksedir * Kaplamasimobilyacilikta kullanilan. aksesuar * Bir aletin. duyulmak. * Kadin giyiminde giysiyi butunleyen ayakkabi. * Konunun gerektirdigi olcude kullanilan.aksakal * Koyun veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. aksayis * Aksamak isi veya bicimi. * (bir isik veya bir sekil) Duz ve parlak bir yuzeye carpip orada aynen gorunmek . bir isi geregi gibi yurutmemek.

sik sik aksiran. aksi takdirde * yoksa. * Bir isin yolunda gitmemesi durumu. * (isigi) Yansitmak. aksettirmek * (sesi) Yankilamak. aksiligi tutmak * gucluk cikarmak. hapsirik. aksilik cikmak * engel ortaya cikmak. ulastirmak. aksiligi ustunde * olumsuz davranisli. * Haberi. aksiris * Aksirma. aksirik * Herhangi bir sebeple burun zarinin giciklanmasisonucu solunum kaslarinin birde nbire kasilmasiyla agiz ve burundan hizli. agiz ve burundan hizli. hircin. huysuz. gurultulu soluk bosaltmak.aksettirme * Aksettirme isi. aksirtma * Aksirtmak isi. elverissizlik. hapsirmak. olumsuz. duyurmak. aksilik olarak. aksilenme * Aksilenmek isi. ters davranmak. huysuzluk. aksilenmek * Aksilesmek. aksirikli * Aksiriga tutulmus. aksirma bicimi. inadinda direnmek. aksi aksi * Olumsuz bir bicimde. * Ýnatci. ters ve kizgin olarak. aksirma * Aksirmak isi. * Uygun olmayan. aksilesmek * Huysuzlanmak. hapsirikli. aksi seytan * isler yolunda gitmedigi zaman "ne kadar ilgisiz. hastalikli. aksirigiolan. durumu. aksi * Ters. uygunsuzluk. aksilik * Terslik. aksirtmak * Birinin aksirmasina sebep olmak. aksi hâlde * yoksa. aksi gibi * istenmedigi hâlde. aksi hâlde. aksirma. gurultulu soluk bosalmasiolayi. karsit. aksi tesaduf * "sanssizliga bak" anlaminda kullanilir. menfi. huysuzlanmak. inatcilik. munasebetsiz" anlaminda kulla nilir. aksirmak * Burun zarlarinin giciklanmasiile solunum kaslarinin birdenbire kasilmasiuzerin e. yaymak. aksilesme * Aksilesmek isi. . oyle olmazsa. inatcilik etmek. zit. hapsirma. hapsirtmak. huysuzluk etmek. aksiriklitiksirikli * Yasli.

inatcilik etmek. aksam gunesi * Etkisi azalmisgun isigi. is. aksogan * Ada sogani. ders paydosu. . ters d avranmak. aksam ahira sabah cayira * hayatta yiyip icip yatmaktan baska kaygisiolmayanlar icin soylenir. akson * Sinir uyarmalarinisinir hucresinden ileriye uzatmaya yarayan. aksam namazi * Ýkindi ile yatsinamaziarasinda kilinan namaz. aksam karanligi * Alaca karanlik. * Aksam vakti kilinan namaz. * Yaslilik donemi. gelisim. aksam gazetesi * Baskisiogleden sonra. uyusmaya yanasmamak. gunesin battigisiralar. bu hareketten ortaya cikan gelisim. sinir hucrelerin in uzantilarindan en belirli ve uzun olani. mutearife. aksiyon * Bir kuvvetin. ozellikle aksama dogru yapilan gazete. huysuzluk etmek. aksam pazari * Pazarlarda. * Sermayenin belirli bir bolumu. aksulâmel * Tepki. bir dusuncenin ortaya cikmasi. perde. * Hisse senedi. aksam azadi * Ders cikisi. pay senedi. aksiyom * Kendiliginden apacik olan ve boyle oldugu icin oteki onermelerin on dayanagiol an temel onerme. * Oyunun temasinigelistiren baslica olay.aksilik etmek * gucluk cikarmak. aksine * Tersine. hikâye. aksona * Vurgun hastaligina karsiuygulanan emniyet duraklari. isportalarda aksama dogru tezgâhta kalmismallarin ucuz fiyatla satil isi. katarakt. * Bir oyuncunun sahne uzerindeki hareketi. aksam * Gunduzun son ve gecenin ilk saatleri. reaksiyon. aksu * Gozdeki billûr cismin saydamliginiyitirerek agarmasindan ileri gelen korluk. maddî bir etkenin. aksam ezani * Gunun dorduncu namaz vaktini bildiren ezan. ak basma. * Hareket. * Ýnsan etkinliginin veya iradesinin aciga cikmasi. belit. aksiseda * Yanki. * Gece. aksam aksam * Aksamin oldugu su dar zamanda. aksungur * Akdogan. aksogut * Sogutgillerden. kabuklarieczacilikta kullanilan bir sogut turu (Salix alba).

bitmemek. pek yakinda. aksamibulmak. aksam saati * Aksam vakti. aksam yapilan. aksamibuldurmak veya ettirmek. . * Aksamibir yerde gecirmek. isi. aksamlatma * Aksamlatmak isi. aksam oldugunda. aksamdan sonra merhaba (veya sabahlar hayrolsun) * isisten gectikten. aksamlama * Aksamlamak durumu. aksama kalmak * (is) gecikmek. aksam simidi * Ýkindi uzeri cikarilan sicak. aksamin isini sabaha (veya yarina) birakma * bu gun yapilmasigereken bir isi ertesi gune birakmak sakincalidir. susamlisimit. aksama dogru. aksama dogru * Gunduzun aksama yakin bir zamaninda. sabaha savur * kazandiginigunu gunune harcayan tutumsuz kimselerin durumunu anlatmak icin kul lanilir. aksamcilik etmek * aksamcilar icki icmek amaciyla bir araya gelmek. * Calismasiaksama rastlayan. aksamleyin * Aksam saatlerinde. aksam yeli * Aksamlariesen serin ruzgâr. iyi aksamlar!. aksamcilik * Aksamciolma durumu. aksamdan kalmis(veya kalma) * geceki sarhoslugun mahmurlugunu tasiyan. Culpan. aksamleyin. aksamdan * aksam olmak uzere iken. aksam vakti. * Calismalarinidaha yogun olarak aksam saatlerinde yapan. kisa bir zaman icinde. aksamlari* Aksam vakti. * (ay) Dolun ay durumundan sonra gec dogmak. ara vermeden. Aksam Yildizi * Venus. aksamlar (veya aksam serifler) hayrolsun! * aksam vakti kullanilan esenleme sozu. aksamki * Aksam olan. aksamci * Aksamlariicki icme aliskanliginda olan kimse. aksamibulmak (veya aksamietmek) * aksamlamak. aksamdan kavur. aksama sabaha * Neredeyse.aksam piyasasi * Aksam uzerleri belli bir yerde yapilan gezinti. aksamdan aksama * Her aksam ust uste. aksamlamak * Butun gunu bir yerde veya bir iste gecirerek aksama erismek. gunu bitirmek. * Her aksam. aksamlatmak * Aksamiyaptirmak. olan olduktan sonra gosterilen ilgi icin soylenir. aksama kadar * butun gun.

zarf. aktarilma * Aktarilmak isi. agin uzerine yukselten oyuncu. aksamsefasi * Gecesefasi. aktarmaci* Aktarma isini yapan kimse. aksam icin. albino. aktarma * Aktarmak isi. aktarma etmek * aktarmak. aktarici * Dam kiremitlerini aktarip kiriklariyenileyen kimse. iktibas etmek. bir kaptan baska bir yere veya kaba gecirmek. * Voleybolda obur oyuncularin vurmasiicin topu. aktariye * Aktarin sattigiseyler. iplik. * Bir kitaptan veya bir yazidan bir bolumu almak. aktarilmak * Aktarmak isine konu olmak. * Alinti. aktarmak * Bir yerden. * Bir dilden baska bir dile cevirmek. * Bir oyuncunun topu kendi takimindan bir baska oyuncuya gondermesi. baharat. kacinilmaz sonuc pek yakin. aksamuzeri * Bkz. iktibas. aktar * Baharat. tercume etmek. * Catikiremitlerini gozden gecirerek kirik ve bozuk olanlarinin yerlerine saglam . aksamustu * Gunesin battigisiralarda.aksamlisabahli * Her aksam ve her sabah. aktaris * Aktarmak isi veya bicimi. satan kimse veya dukkân. ev ilâclari. nakil. yonunu degistirmek. aksam yaklasirken. * Bir seyin yolunu. * Bir tasittan baska bir tasita gecme. aktarlik * Aktarin yaptigiis. * Goruntuyu bir bolgeden baska bir bolgeye ileten arac. kâgit. aksamlik sabahlik * Nerede ise. * Arilaribir kovandan otekine gecirme. aktarim * Aktarma isi. aktarma isiyle ugrasma. aksin * Killarinda ve gozlerinde. aksamustu. * Bir hesaptan baska bir hesaba para havale etme. aksamlik * Aksama ozgu olan. tutun vb. * Anadolu'da igne. aksinlik * Aksin olma durumu. bazen de derisinde dogustan boya maddesi bulunmadigi icin her yaniak olan (hayvan veya insan) capar. * butcede bir bolumden baska bir bolume odenek gecirmek. virman. aktarma yapmak * bir tasittan otekine gecmek. aktarmacilik * Aktarma isi. gerecleri satan kimse veya dukkân. aksama dogru. * Surulmemistarlayiilk veya ikinci kez surme.

aktinyum * Atom numarasi89. toryum. aktiflestirme * Aktiflestirmek isi. plûtonyum. aktor * Erkek oyuncu. atom agirligi227 olan. * Etkili. amerikyum. aktivite * Etkinlik. aktarmasiz * (tasitlar icin) Belli bir sure sonra inilip baska bir tasita binilmesini gerek tirmeyen. * Bir teknige gore bicimlendirmek. aktinoloji * Gunesisinlarinin hem insan hem de butun canlilar uzerinde etkisini inceleyen b ilim dali. aktinyumlu * Ozunde aktinyum bulunduran. kisisel calismalarinive isyapma yeteneklerini gelistirmeyi sagla yan bilimsel yontem. daha cok Kur'an'ibasindan sonuna kadar okumak. aktif tasima * Bir maddenin hucre zarindan enerji harcanarak hucre icine veya disina tasinmas i. aktiflestirmek * Aktiflesmesini saglamak. aktif fiil * Etken fiil. protaktinyum. aktivizm * Etkincilik. kuryum ve berkelyu m radyoaktif elementlerinin ortak adi. etkili olmak. * Ýletmek. radyoaktif bir element.larinikoymak. aktif rol oynamak * etkili olmak. canli. aktif duruma getirmek. aktartma * Aktartmak isi yaptirmak. hareketli. aktiflesmek * Canlihareketli. caliskan. aktarmali* (tasitlar icin) Belli bir sure sonra inilip baska bir tasita binilmesini gerekti ren. aktif duruma gelmek. * Surulmemistarlayiilk ve ikinci kez surmek. aktif * Etkin. etken. * Bir kitabi. aktartmak * Aktarmak isi yaptirtmak. aktif metot * Ogrencilerin. bildirmek. ortakligin para ile degerlendirilebilen mal ve haklarinin tumu. aktavsan * Bir cins iri col sicani(Jaculus). * Etken.KisaltmasiAc. uyarlamak. * Bir ticarethanenin. aktinit * Aktinyum. aktiflesme * Aktif duruma gelme. . tulyum. aktiflik * Etkinlik.

akvaryum * Tatliveya tuzlu su hayvanlarinin. aktuel * Guncel. * Oldugundan baska turlu gorunme. kendini baska turlu gosterme. akur * Azgin. yankilanim. akvaryumcu * Akvaryum isiyle ugrasan kimse. * Sus baligibeslemeciligi. kizgin (hayvan). yuvarlak hucre. edimselcilik. siddetli. aktualite * Guncellik. aktualizm * Gecmisjeolojik olaylarin bugunkulere bakarak aciklanabilecegini ileri suren og reti. akustik * Fizik biliminin konusu ses olan kolu. yankibilimi.* Oldugundan baska turlu gorunen kimse. saglam. * Edimsel. akzambak . akuzatif * Yukleme durumu. * Kuvveden fiile gecmisolan hâl (Aristo felsefesi). akva * Kuvvetli. ufak pullu. akut * Ýlerlemis. * Kapalibir yerde seslerin dagilim bicimi. aku * Akumulâtorun kisaltilmisadi. akupunktur * Vucudun belirli noktalarina genellikle altin igne batirarak yapilan Cin'de yay ilmisolan tedavi. aktualitesini kaybetmek * guncelligini yitirmek. * Gunun olayiveya konusu. su bitkilerinin yapay bir ortamda beslendigi cam su kabi. akumulâtor * Elektrik enerjisini kimyasal enerji olarak depo eden. lokosit . aktorluk * Aktorun gorevi. simdiki. 10-15 bazen de 50-60 kg gelen bir balik. akimtoplar. akvam * Kavimler. akbalik (Lichia amia). acil (hastalik). aktore * Ahlâk. ses dagilimi. * Bir tur sirmalive kostekli bicak. istenildiginde bunu elek trik enerjisi olarak veren cihaz. akvaryumculuk * Akvaryumcunun meslegi. akvarel * Sulu boya resim. akyuvar * Kan ve lenf gibi vucut sivilarinda bulunan cekirdekli. aktris * Kadin oyuncu. akya baligi * Uskumrugillerden. aktorun yaptigiis.

al gulum ver gulum * iki sevgilinin birbirine sevgi gosterisinde bulunmalari. govel (< gok-el). * bir kimseye yapilan hizmetin hemen karsiliginibekleme durumu. al sana bir daha * yeni bir aksilik olunca bezginlik bildirmek icin "iste" anlaminda soylenir. * aralarindaki senli benli iliskiyi surdurerek. ozel vb. hile. pek iyi. -ala. Al * Aluminyum'un kisaltmasi. tuzak. kak-ala-. guz-el (<gozel). * Alabaligin kisaltilmisadi./ -el* Ýsimden fiil tureten ek. vur otekine (veya birine) * hicbiri ise yaramaz. al birini. al karisi * Logusalara musallat olarak onlaribogdugu sanilan goruntu. sas-ala-. alaca. al (veya alin) * iste. parajin. al giymedim ki alinayim * "bu isle hicbir ilgim olmadigiicin soylenen sozleri kendi uzerime almadim" anl aminda kullanilir. al kanlara boyanmak * yaralanmak. duzen.* Zambakgillerden. -al. cekise cekise. al benden de o kadar * ben de aynidurumdayim veya ben de aynidusuncedeyim. elâ (goz). sehit olmak. allik. . vurularak olmek. al * Aldatma. dog-al. it -ele-. al elmaya tasatan cok olur * degerli kimselere satasan cok olur. al bayrak (veya sancak) * Turk bayragi. al * Kanin rengi. al kan * Doymusalifatik hidrokarbonlarin genel adi. -al / -el * Ýsimden sifat tureten ek: gen-el. * (at donu icin) Dorunun acigi. * Bu renkte olan. beklenilmeyen seylerin de olabilecegini anlatir. * Kekligin boynundaki siyah halka. hepsi bir ayarda. kirmizi. âlâ * Ýyi. cok renkli. * Yuze surulen pembe duzgun. sus bitkisi olarak yetistirilen. kizila calan. al takke ver kulâh * uzun bir cekismeden sonra. silk-ele-. ala * Karisik renkli. * Acik kestane renginde olan. kov-ala. al kiraz ustune kar yagmis * dusunulmeyen.vb. kizil. cicegi disve yuz sislerinin tedavisinde kullanilan bir bitki (Lilium candidum). al basmak * logusa albastihastaligina tutulmak./ -ele* Fiilden siklik (tekerrur) catisitureten ek: calk-ala-. al (veya kanli) gomlek gizlenemez * gizli tutulmasielde olmayan seyler icin soylenir.

* isler alt ust olmak. kemikli baliklarin bir familyasi. yariyasyarikuru olan (toprak). alabandayiyemek * adamakilliazarlanmak. * Ara bozucu. * Agacta ilk olgunlasan meyve. alabalikgiller * Omurgalihayvanlardan. * Olanca hiziile. sonuna kadar cevirmek. alabanda ates * Geminin bir yaninda bulunan toplarla birden atesedilmesi komutu. donek. salgama benzeyen bir bitki. * Ýki veya daha cok renkli. * Birkac renkli iplikten yapilmisdokuma. ala tavli * Bitkinin cimlenmesi icin yeterli tavibulmamis(toprak). alabora olmak * tekne. ala alaya kalkmak * bagrisarak gurultu etmeye kalkmak. ala sulu * Yeni olgunlasmaya baslamis(meyve). ala gun * Yazin gunesbulut arkasinda kaldiginda olusan golgeli durum. * Baligitoplamak icin dalyan aginin yukariya alinmasi. sandal vb. alabros * Firca gibi dik kesilmis(erkek saci).ala ala * Toplu olarak yapilan islerde bagrisarak soylenen ala ala hey! unleminde gecer. soguk ve duru sularda yasayan. alabanda etmek * dumeni saga veya sola. alabanda iskele * Dumeni sol yana dogru sonuna kadar cevirme komutu. paylamak. alabanda vermek * azarlamak. alabildigine * Sinirsiz. sonuna kadar cevirme komutu. alabora * Geminin devrilecek kadar yan yatmasi. * Ýyi pismemis. alabanda sancak * Dumeni sagyana dogru. borda karsiti. alabacak * Ayagisekili (at). haslamak. ala tav * Az tavli. ucsuz bucaksiz. * Ýyice pismemis(yemek). suluca (yemek). alabalik * Ala balikgillerden. alaca * Birkac rengin karisimindan olusan renk. deniz araclaridevrilip ters donmek. alabanda * Deniz teknelerinin ic yanlari. eti turuncu ve lezzetli. ugursuz (kimse). * Bir serenin yatay durumdan dusey duruma getirilmesi. * Selâmlamak icin filika kureklerinin yukariya kaldirilmasi. alabas * Turpgillerden. gereginden cok. * Asiriderecede. 25 0 gr dan 2 kg a kadar gelen bir tatlisu baligi(Trutta faris). Ala Yuntlu * Oguz Turklerinin 24 boyundan biri. .

* Para verilerek alinacak sey. daha cok uzume dusen ben. alacakarga * Saksagan. alacagina sahin. alaca dusmek * (meyve) olgunlasmaya baslamak. alacaklicikmak * alacagivereceginden cok olmak. renkten renge girmek. uzunlugu 50 cm. alacalamak * Renk renk. mal veya baska sey. alacalandirmak * Alaca duruma getirmek. alacak verecek * alisverisiliskisi. * Meyvelere. alacalama * Alacalamak isi. alacakliolmak * birinden alacagibir sey bulunmak. alaca as * Asure. alacalik * Alacaliolma durumu. alacagiolsun! * "gunun birinde ondan ocumu alirim" anlaminda goz korkutma sozu. yarikaranlik. alacalanmak * Alaca bir duruma gelmek. alacakli * Birinden alacagiolan. alacalibulacali * Cok karisik ve cigrenkli. matlûp. * vakit darligindan bir oneriyi kibarca geri cevirmek. alacagina tutmak * bir seyi verecege veya borca karsilik saymak.* Keklik. alacali * Alaca. alacabalikcil * Balikcilgiller familyasindan. akla kara karisik. verirken de gucluk cikaran kimse. * Birinden alacagiolan kimse. bildircin gibi kuslariavlamak icin kullanilan iki renkli bez. alacagiolmak * birinden alinacak parasiolmak. alacalandirma * Alacalandirmak isi. sa zliklarda yasayan bir kusturu (Ardeola ralloides). rengârenk. * Eriyen karlar arasindan yer yer toprak gorunmek. benek benek boyamak. * Herhangi bir heyecan dolayisiyla benzi kizarip bozarmak. alaca bulaca * Cok karisik renkli. kul rengi. alaca bulaca. alacak * Bir hesap geregince daha alinmamisolan para. . verecegine karga (veya kuzgun) * alirken kolaylik gosteren. alacalanma * Alacalanmak isi. alacagim olsun da ala kargada olsun * alacakliolmak iyi bir seydir. * Kotu huy. alaca karanlik * Gunesdogmadan once veya battiktan hemen sonraki aydinlik. borclu karsiti.

alacik * Uzeri dal ve hasirla ortulmuskulube. alâkadar * Ýlgili. alafrangacilik * Alafrangaciolma durumu. Frenklerle ilgili. alacam * Rengi kizila yakin bir cam turu (Picea excelsa). alafranga saat * Gunu 24 saat sayarak. * Gonul bagi. alafranga olma. postu benekli. alacamenekse * Hercaî menekse. * Oglan sacibiciminde kesilmis(kadin saci). alâka duymak * ilgi duymak. alageyik * Geyikgillerden. ilgili bulunulan. alafranga davranmak. alaturka karsiti. uzerine oturulabilen klozetli tuvalet. alâka cekmek (toplamak veya uyandirmak) * ilgi cekmek. alacasansar * Benekli sansar turu. alafrangalasma * Alafranga usulleri benimseme. cok-elek vb. Avrupa egitimiyle yetismis(kimse). alafranga muzik * Batitarzinda ve olculerinde yapilmismuzik. as-alak. alafrangalastirma * Alafrangalastirmak isi.* Renkli ve renksiz killarin butun vucutta duzenli sekilde dagilmayarak buyuk ve kucuk parcalar hâlinde birlesmesiyle meydana gelen bir at donu. âdet ve hayatina uygun. alafranga tuvalet * Batitarzinda kapakli. -alak / -elek * Fiilden sifat tureten ek: yat-alak. ilgi ceken. * Alafranga saat. erkeklerinin boynuzlariuca dogru kurek bicimind e genisleyen. * Avrupa uygarliginibenimsemis. sigin (Dama dama). alâkadar etmek . * Keceden yapilan cadir. alafranga * Frenklerin tore. alâkabahs* Ýlgilendirici. alafrangaci * Alafranga hayatibenimsemisolan. alâka * Ýlgi. Guney Avrupa ve Kuzey Afrika'da yasayan bir cins geyik. alafrangalasmak * Alafranga olmak. alâimisema * Gok kusagi. ilginc. alâgarson * Kisa kesilmissac. alafrangalik * Alafranga olma durumu. cardak. gunun baslayisinigece yarisi01 olarak kabul eden saat si stemi. alafrangalastirmak * Alafrangalasmasina sebep olmak.

maskelemek. marka. tuyleri alacalibir kusturu. isaret. ha rf gibi ozel isaret. zevk almak. iri govdeli. kamuflâj. alâkadar olmak * ilgilenmek. sipsak. kestane kargas i(Garrulus glandarius). alâminut yemek * Kolayca hazirlanip tuketilebilen yemek. o esyayiureten veya satanitanitan resim. iz. * Gonul baglamak. alâmet * Belirti. * Bir konu veya calisma cevresi. * Yemek listesinden yemek secerek. alakarga * Kargagillerden. alâmetifarika * Baziticaret esyasiuzerine konulan. alan * Duz. meydan. kamufle etmek. uzunlugu 200 ile 250. duzluk. saha. ilgisi olmayan. yakinlik duymak. * Orman icinde duz ve agacsiz yer. alâkasiz * Ýlgisiz. alâkalandirma * Alâkalandirmak isi. * Saksagan. iliskisi kalmamak. * Ayiricinitelik. otucu. alâkalanmak * Ýlgilenmek. fiyatlariayriayrihesaplanan (yemek). cizgilerle veya renklerle bezeyerek bir seyi bulundugu cevreye uyd urmak. ayrilmak. . aninda. alâkayi(veya alâkasini) kesmek * ilgiyi. tabldot karsit i. alâkart * Yemek listesinden secilen. hemen. * Bir sey cekici gelmek. alalama * Alalamak isi. alâkok * Rafadan. alalamak * Beneklerle. alamana agi * Kiyilardan uzak sularda avlanmak icin iki alamana kayigitarafindan kullanilan. alâkalanma * Alâkalanmak isi. alamana * Balik avlamakta veya yuk tasimakta kullanilan buyuk kayik. alâmetifarikali * Alâmetifarikasiolan. ilgisini kesmek. alâminut * Carcabuk. alâkali * Ýlgili.* ilgilendirmek. alâkalandirmak * Ýlgilendirmek. nisan. acik ve genisyer. irilik bakimindan sasilacak durumda olan sey. ayiriciozellik. genisligi 7 ile 25 kulac olan buyuk ag. * Buyukluk. alâkasizlik * Ýlgisizlik. kayran.

darmadaginik. ag orafobi. alasim * Ýki veya daha cok metalden. P. gorenek. abras. yaklasma. dagitmak. * Bu tore ve hayatibenimsemis(kimse). * geri cekilmek. alan talan etmek * allak bullak etmek. C. alasagivur yukari * cekise cekise (pazarlik). * Acik deniz. yetkilerini elinden alip yerinden uzaklastirmak. saha. tore ve hayatina uygun. alaturka saat .* Yuz olcumu. alaten * Cuzamli. * Uzaktan. alarga etmek * acik denize cikmak. alt ust etmek. * Eski Roma'da acik hava gosterisi yapilan genisyer. * Duzensiz. karismak istememek. alan talan olmak * her biri bir yana dagilmak. alârma gecmek * beliren tehlikeye karsidirenebilecek. uzaklasmak. * kapip yere vurmak. alan topu * Tenis. * Yarismalarin. * Ýcinde birtakim kuvvet cizgilerinin yayilmisbulundugu var sayilan uzay parcasi. alârm * Bir tehlike oldugunda bunu herkesin haber almasiicin verilen isaret. * Alaturka saat. alaturka muzik * Turk muzigi. dayanabilecek duruma gelmek. alasimlama * Alasimlamak isi. alan talan * Karmakarisik. aciktan. yagma etmek. sokak gibi yerlerde duyduklariurkeklik hastaligi. alarga * Aciktan gec. alan hizi * Hareket eden bir cismi. alasimlamak * Cozen metale. kovmak. alaturka * Eski Turk gelenek. duran bir noktaya birlestiren dogru parcasinin birim z amanda taradigialan. engine acilmak. alargadan seyretmek * Uzaktan bakmak. yontemsiz. Te gibi elementlerd en olusan metal gorunumunde kativeya sivikarisim. * Bir alicimerceginin net bir goruntu saglayabildigi derinlik ve genisligin butu nu. atmak. alafranga karsiti. allak bullak. park. engin. alasim elementlerini eriterek katmak. alargada durmak * uzakta durmak. karsilasmalarin ve oyunlarin yapildigiyer. ilgisiz davranmak. bazidurumlarda metallerle. alarga durmak * uzak durmak. alan korkusu * Bazikisilerin alan. alasagietmek * birini.

alavere tulumbasi * Emme basma tulumbasi. * Turk muziginden yana olan. ezanî saat. alavere * Bir seyin elden ele gecmesi. pek cok. * Bu tur muzigi seslendiren veya calan. alavere dalavere yapmak (veya cevirmek) * hileli. alaturkalasmak * Alaturka olmak. andavalli. alay malay * hep birden. alay etmek * bir kimsenin. onu kucumseme . yonlerini kuc umseyerek eglence konusu yapmak. spekulâtor. bir seyin. alaturka tuvalet * Tuvalet ihtiyacinigidermek amaciyla comelme usulune gore yapilan tuvalet. alay * Ses tonu. alaturkalasma * Alaturkalasmak durumu. alay gibi gelmek * inanilacak gibi olmamak. alaturkalastirma * Alaturkalastirmak isi. alay gecmek * alay etmek.* Cok miktarda. alay * Herhangi bir torende veya gosteride yer alan topluluk. bir durumun. * Butunu. davranisgibi yollarla biriyle. alaturkalik * Alaturka olma durumu. bir seyle eglenme. * Vapurlarda bu bicimde tasima isi icin bordalarda kurulan basamakliiskele. duzenli bir isyapmak. hepsi. alay alay * Kalabalik olarak. alaturkaci* Alaturka bilen. kusurlu. alavandali* Bkz. vurguncu. soyleyen. alay beyi * Albay rutbesinde jandarma alay komutani. yalanla dolanla isgormek. alavereci * Piyasada fiyatidusunce yukselir umuduyla mal alan ve fiyat yukselince malisata n toptanci. * Genel olarak uc tabur (suvarilerde dort veya besboluk) ve bunlara baglibirlikl erden olusan asker toplulugu. alaturkacilik * Alaturkaciolma durumu. birlikte. eksik vb. soz. * Kargasalik. * Cok kalabalik. gulunc.* Gunesin batisinda 12'yi gosterecek bicimde ayarlanmissaat. * Bir seyi elden ele vererek aktarma. alaya almak . fazla sayida. alaturka eser veren kimse. alaturkalastirmak * Alaturkalasmasinisaglamak.

sogan vb. ustunde kizillik veya kizil lekeler belirmek. alaysi * Alaya benzer. kucumseyici. alaybozan * Bir cesit fitilli tufek. alaycilik * Alay etmeyi huy edinmisolma durumu. alayci * Alay etme huyu olan. * Vucutta kizillik veya kizil lekeler belirmesi durumu. aleve tutmak. alaz alaz * Alev alev. albatr * Kaymak tasi. ciddî olmayan. alazlamak * Bir seyin yuzunu alevden gecirmek. isi saka konusu yapmak. albasma. * Sizlatmak. yalaz. alâyis * Gosteris. alayli * Alay edici. alayinda olmak * isi onem vermeyerek yapmak. kucumseyen. alâyisli * Gosterisli.* alay etmek. goz kamastirma. âlâyivâlâ ile * butun gosterisi ile. alaz * Alev. gorkemli. albatros * Firtina kusugillerden. alayli * Erlikten yetismissubay. * Alay eden. albay * Rutbesi yarbay ile tuggeneral arasinda bulunan ve asil gorevi alay komutanligi . alaya bozmak * alay niteligi vermek. yakmak. kucumseyerek eglenen. albasti * Dogum sirasinda temizlige dikkat edilmemesi yuzunden logusanin tutuldugu atesl i hastalik. mektepli kars iti. * Gosterisli. * Gerekli okul egitimini gormeden kendini yetistirmisolan (kimse). debdebeli. logusa hummasi. eglenmek. alaza * Dokulen tohumlarla ertesi yil kendiliginden cikan tahil. albasma * Albasti. alazlama * Alazlamak isi. * Ýnsan derisi icin. alazlanmak * Alazlamak isine konu olmak. mustehzi. acivermek. alazlanma * Alazlanmak isi. su mermeri. 1 m uzunlugunda. alaya cikmak * askerî bir okulda basarigosteremeyerek kitaya gonderilmek. mustehzi. Atlantik Okyanusu'nda yasayan iri bir kusturu (Diomedea exulans).

alcak kabartma * Heykel sanatinda. cazibe. ozellikle bobrek hastaliklarinda idrarda albumin bulunma sidurumu. alcak yaylak * Devamlioturma bolgesinde. birlesimi karbon. albuminli * Ýcinde albumin bulunan. suda eriyen. para vb. * Bir sanatcinin eserlerinin bir bolumunun yer aldigikaset. * Degeri ve gucu az olan elektrik potansiyeli. ilgi toplamak. pul gibi seyleri dizip saklamaya yarayan bir tur defter. normal tahil ziraatiyapilan alanlarin bitisiginde ge nellikle deniz seviyesinden 900-1200 metre yukseklikteki yaylak. fotograf. namert . albaylik * Albay rutbesi veya albayin gorevi. albumin iseme * Bircok hastaliklarda. albumin * Bitkilerin. cekici. en ahlâksizca davranislarda bulunan. alcak gonullu * (makam. albeni vermek * cekiciligini artirmak. hidrojen ve kukurt olan. albeni * Alim. yuksek olmayan (yer). . durumlarda) Asagiolanlarikendisiyle esit tutan veya kendi deg erini oldugundan asagi gosteren (kimse). hosve guzel gostermek. albenili * Alimli. soysuz. rezil hain. yuzeyden cikintisiaz olan kabartma. * Bile bile en kotu. * (boy icin) Kisa. cazibeli. tekercala r. * Kalin ses. oksijen . yapiskan madde. azot. miralay. album * Resim. alcacik daglariben yarattim demek * cok kurumlu olmak. uzuncalar. alcak kavusum * Kavusumda gezegenin gunesle yer arasinda bulunmasi. * Asagi. mutevazi. kendini cok begenmek. hayvanlarin doku ve sivilarinda bulunan. alcak gerilim * Dusuk voltajlielektrik hatti. alcak * Yerden uzakligiaz olan. ak tutma.olan ustsubay. alcacik * Cok alcak. beyaza yakin renkte. alcak basinc * Barometrede 760 mm altinda bulunan. asagilik. yuksek karsiti. kotu havaya isaret olan hava durumu. alcak gonulluluk * Alcak gonullu olma durumu. cekicilik. * Herhangi bir konu ile ilgili kisa aciklamalar verilerek resimler basilmisolan kitap. alcak ses * Hafif ses. albenisi olmak * cekiciligi bulunmak. albinos * Aksin.

* Alcikaristirmak. * Degerini azaltmak. * Alcak. alcaklasma * Bayagilasmak durumu. alcaklastirma * Alcaklastirmak durumu. alcilatmak . alcikalip * Bir seyin uzerine alcidokulerek alinan kalip. yuksekten asagidogru inmek. alcilanmak * Alcilamak isine konu olmak. alcarak * Az alcak. alcaklastirmak * Alcaklasmasina sebep olmak. alcilamak * Alciile sivamak. alcaltmak * Alcak duruma getirmek. alcilatma * Alcilatmak isi. alci * Alcitasinin pisirilip toz durumuna getirilmesinden elde edilen madde. * Tavan ve duvarlarin alciile kaplanmasinda calisan isci. alcaltis * Alcaltmak isi veya bicimi. alcaklik * Alcak olma durumu. jips. alcilama * Alcilamak isi. alcitasi * Toprak icinde katman olarak bulunan ve pisirilip toz durumuna getirilerek alci yapmaya yarayan hidratli kalsiyum sulfat. zul. alcici * Alcitasinicikaran kimse. cezir. * (insan icin) Degeri azalmak. * Alcakca davranis. alcalti * Kucuk dusurme. alcaltma * Alcaltmak isi. * Duskunluk. bayagilasma. alcilanma * Alcilanmak isi. alcalma * Alcalmak isi. * Topragin cokup oturmasi. inme. alcalmak * Alcak duruma gelmek.alcakca * Oldukca alcak. asagilik kimselere yarasircasina. mezellet. alcalis * Asagilasma. alcaklasmak * Bayagilasmak. * Kabarma alcalma olayinda sularin indigi donem. hor gorme. zillet. alcaltici * Kucuk dusurucu. senaat.

aldatma * Aldatmak isi. aldiris * Aldirmak isi veya bicimi. aldirmamak. ilgisiz kalmak. aldatilmak * Aldatmak isine konu olmak. * Birine verilen sozu tutmamak. kandirici. alcili * Ýcinde alcibulunan. aldanmak * Gorunuse kapilarak yanlisbir yargiya varmak. * Bir seyin gorunurdeki durumu. tuzak.* Alciile kapattirmak. alcipan * Tavan suslemelerinde kullanilan ve cesitli desenleri olan alcidan yapilmiskali p. kotu yola suruklemek. soguk sebebiyl e donmak. aldaticioyun. aldirissiz . aldi * (halk edebiyatinda) soylemeye basladi. aldatici * Aldatma niteligi olan. aldehit * Alkolleri oksitlendirme veya asitleri indirgeme yolu ile elde edilen ucucu bir sivi. * (kariveya koca) Esine sadakatsizlik etmek. * Duskirikligina ugramak. ilgilenmemek. * (bitkiler icin) Havanin birden isinmasiyla zamansiz acan cicek. * Alciile sarilmisolan. kanma. bir yalana kanmak. alciya almak (veya koymak) * kirilan bir kemigi geregi gibi kaynamasiicin alciya batirilmissargiile sarmak. yaniltici. umu rsamamak. ilgi gostermemek. aldigiabdest urkuttugu kurbagaya degmemek * sagladigiyarar. oyalanmak. * Avunmak. aldanis * Aldanmak isi veya bicimi. aldirisetmemek * onem vermemek. verdigi zararikarsilamamak. * Oyalamak. sivatmak. ihanet etmek. geregi gibi uyanik olmayis indan yararlanarak onun zararina kazanc saglamak. avutmak. o seyin niteligi bakimindan yanlisbir kanivermek . aldanc * Cabuk ve kolay aldatilan kimse. * Karsisindakinin dikkatsizliginden. yalan soylemek. aldatmaca * Aldatmaya dayanan davranis. yanilmak. aldatmak * Beklenmedik bir davranisla yaniltmak. aldatis * Aldatma isi veya bicimi. igfal etmek. bastan cikarmak. aldanma * Aldanmak isi. ilgisizliginden. * Bir hileye. aldangic * Uzeri ot veya kumla ortulmuscukur. * Ayartmak. aldatilma * Aldatilmak isi.

alelâde * Her zaman gorulen. aleksi * Okuma yitimi. * Herkes. kayitsiz. * Minare. * Durum ve sartlar. * Vucuttan herhangi bir parcayiveya organisaglik sebebiyle operasyonla cikartmak . * Ortam. . alegori * Bir goruntu. aldirmazlik * Aldirmaz olma durumu. kubbe. aldirmak * Almak isini yaptirmak. cevre. * Dunya. âlem * Yeryuzu ve gokyuzundeki nesnelerin olusturdugu butun. aldirtmak * Aldirmak isini baskasina yaptirmak. kurala uygun bir bicimde. alelhesap * Hesaba sayarak. alelâcayip * Acayip ustu cok acayip. garip. alelâdelik * Alelâde olma durumu. * Aynikonu ile ilgili kimseler veya bu kimselerin ugraslarinin butunu. carcabuk. alelhusus * Hele. madenden yapilmisay yildiz veya lâle biciminde sus. baskalari. tuhaf. alelumum * Genel olarak. deger vermek (bu fiil. soru veya sart bicimlerinde kullanilir). aldirma * Aldirmak isi. siradan. aldirmaz * Bir seye onem vermeyen. lâkayt. bu anlamiile ancak olumsuz. aldirtma * Aldirtmak isi. kayitsizlik.* Aldirmaz. * Hayvan veya bitkilerin butunu. evren. en cok. bir yasantiveya bir davranisin daha iyi kavranmasinisaglamak icin goz onunde canlandirip dile getirme. tasasizlik. yontem uzere) Yol yordam geregince. alegorik * Alegori ile ilgili. * Elindekini baskasina kaptirmak. lâkaydî. sancak diregi gibi yuksek seylerin tepesinde bulunan. * Onem vermek. * Bayagi. alelitlak * Genel olarak. alem * Bayrak. bambaska. umursamayan. ivedilikle. alelâcele * Cok acele ederek. alelusul * (yontem geregi. umursamayan. ozellikle. * Sigdirmak. * Getirtmek. olagan. genellikle. cihan.

alesta * Harekete hazir. minarelerine alem yapan veya takan kimse. * Hosgorulmeyen bir ise yardimciveya araciolmayikabul eden kimse. dusgucu. aleniyet * Acik olma durumu. acikca. alet edevat . ilâclara. dusunce. âlemsumul * Dunya olcusunde. koku gibi nesnelere karsihas talik derecesinde gosterdikleri asiritepki. universel. alenî * Acik. âlemi var mi? * yakisik alir mi. herkesin icinde. meydanda. ortada. toz. alessabah * Sabah erkenden. alerjisi bulunan . * eglenceye. zevkusefaya kapilmak. herkesin gozu onunde. elin agzitorba degil ki buzesin. * Bir sanatiyapmaya. âlem yapmak * sazlisozlu eglenmek. âleme dalmak * cevre ile ilgisini kesip ic dunyasina kapanmak. aciklik. masa. alenîlesmek * Herkesce bilinir duruma gelmek. alesta tutmak * hemen kullanilabilecek durumda bulundurmak. alerjik * Alerji ile ilgili olan. tetikte. alemdar * Bayragiveya sancagitasiyan. alenen * Aciktan aciga. * Kendine ozgu bircok niteligi bulunan sey veya farklidavranisicinde bulunan kim se. alesta durmak * tetikte beklemek. uygun olur mu?. alemci * Camilerin kubbelerine. alengirli * Gosterisli. âlemin agzitorba degil ki buzesin * Bkz. aygit. * Onder. * Herhangi bir maddeye veya kimseye karsiolumsuz duygulariolan. yakisikli. evrensel. * Bir kimseye veya bir seye karsiolumsuz yonde duyulan asiriduyarlik. uygulamaya yarayan ozel arac. bayraktar. herkesin icinde yapilan. gizlemeden. alerji * Bazicanlilarin birtakim yiyeceklere. alenîlesme * Alenîlesmek isi veya durumu.* Eglence. alem olmak * sembol olmak. alet * Bir el isini veya mekanik bir isi gerceklestirmek icin ozel olarak yapilmisnes ne. sancaktar. * Duygu. alesta beklemek * hazir durumda beklemek. * Bir makineyi olusturan ve islemesine yardim eden parcalardan her biri.

alaz. alev gibi parlamak * canli. aleyhinde (veya aleyhine) soylemek (veya bulunmak) * cekistirmek. ofkeli veya heyecanlibir durum almak. * Etkisini. flâma. alev bacayi(veya sacagi) sarmak * atesbacayisarmak. zit. ofkelenmek. alevli * Alevi olan. aleyh * Karsi. alev * Yanan maddelerin veya gazlarin turlu bicimlerde uzanan isiklidili. telâslanmak. * cosmak. yermek. kivilcim. * Siddetli. isil isil olmak. karsiduruma gecmek. alev almak* tutusmak. karsit. * Vucut isisiherhangi bir sebeple artmisve bu sebeple kizarmisolarak. Alevî * Alevîlige bagli(kimse). aleyhinde olmak . * Ates. * Parlamak. * Ask atesi. yanmaya baslamak. alev sacagisarmak * bir olay. cogaltmak. aletli jimnastik * Birtakim aletler kullanilarak yapilan jimnastik.* Bu el isini veya mekanik bir isi gerceklestirmek icin kullanilan araclar. alev makinesi * Dusman uzerine alevli sivilar puskurten tasinabilir alet. alevlenmek * Alev cikarmaya baslamak. alevlendirmek * Alevlenmesini saglamak. tehlikeli bir duruma gelmek. alet etmek * bir iste birini uygun olmayan bir bicimde kullanmak. * Zorlu. atesbacayisarmak. heyecana gelmek. alevlenmis. alevlendirme * Alevlendirmek isi. alev lâmbasi * Gaz veya benzinle calisan. tutusturmak. onune gecilemez. siddetini artirmak. alev alev * Alevli olarak. aletli * Aleti olan veya aletle yapilan. alevlenme * Alevlenmek isi. hararetli. * Mizrak uclarina takilan kucuk bayrak. yala z. yalim. sicaklik. heyecanlanmak. Alevîlik * Halife Ali yanlisiolma durumu. alev kirmizisi * Alev rengi. alet olmak * bilerek bir cikar karsiligiveya bilmeyerek kotu bir iste aracilik etmek. aleyhe donmek * karsidurum almak. ucundan bir alev puskurterek yanan ve kursun boru i slerinde kullanilan bir arac. vasit a olmak.

algi * Hashassutunu toplamakta kullanilan kasik. selâmet uzerinize olsun" an laminda karsilik. w. karsitci. algarina * Agir bir seyi denizden cikarmak veya denize indirmek isinde kullanilan buyuk v incli deniz teknesi. aleyhte olmak * karsidurum almak. ip. alfaterapi * Alfa isinlarinin tedavide kullanilmasina verilen ad. * Bir dilin harflerini tanitarak okuma ogrenmeyi saglayan kitap. alfabetik katalog * Eserleri yazarlarin soy adlarina veya adlarina gore siraya sokan katalog. alacak. alfabe sirasi * Harflerin alfabedeki belirli duzene gore dizilisi. * Esitlik ilkesini saglamak icin uyulan duzen. * Bir isin baslangici. belirli bir siraya gore dizilmisbelli sayida har flerin butunune verilen ad. nikel bulunan ve catal bicak takimiyapmakta kullanilan gumu slu bir alasim. alfabetik siralama * Bkz. o seyin bilincine varma. * Vergi. alfabetik * Alfabe sirasina gore dizilmis. alfabe * Bir dilin seslerini gosteren. algibicagi* Hashaskozasinicizmeye yarayan alet. . alg * Su yosunu. aleyhtar * Karsiolan. * Bazigemilerin basveya kic tarafindan egik olarak uzatilmisbulunan makarali. alfabe disi * Bir milletin alfabesinde bulunmayan harf. alfabe sirasi. haliyapiminda kullanilan bir b itki. idrak. algi * Kazanc. aleykumselâm * Arapca selâmunaleykum selâmlama sozune verilen "esenlik. algi * Bir seye dikkati yonelterek. alfenit * Ýcinde bakir. karsitcilik. alfa isinlari * Radyoaktif maddelerin yaydiklariuc isindan biri. cinko. alfa * Yunan alfabesinin birinci harfi. Turk alfabesinde bulunmayan x. aleyhine donmek * destek vermekten vazgecip karsiduruma gecmek. harekete veya dusunceye karsiolma. q harfleri gibi.* birine karsiolumsuz duygu ve davranisicinde bulunmak. aleyhine olmak * bir is. onun icin iyi olmamak. birinin zararina olmak. ki sa ve kalin dikme. alfa * Kuzey Afrika'da ve Ýspanya'da yetisen ve kâgit. aleyhtarlik * Bir ise. * Rusvet.

moru mor * telâsveya yorgunluktan yuzu kipkirmizikesilmis(olarak). * saglikli. * Kendisine bir sey gonderilen kimse. alicihareketlerini gerceklestir en. algler * Su yosunlari. talip olmak. alial. Harezmli yolu.-den beri" anlaminda zarf-fiil eki: al-ali. algilanmak * Algilamak isine konu olmak. idrak ettirmek. * Televizyon alicisinidogrudan calistiran kimse. algilatmak * Algilamak isini birine yaptirmak. almac. aliciyonetmeni * Aliciyidogrudan dogruya calistiran ve yoneten. alicigozuyle bakmak * inceden inceye gozden gecirmek. alic * Gulgillerden. canlikanli. . yuzyilin basinda yasamisolan Turk matematikcilerinden Musaoglu Harezmli Mehm ed'e Araplarin unvan olarak verdigi Elharezmî adindan batida yapilan bir terim. gid-eli. aliciverici* Bagisladiginigeri alan. kameraman. * Azrail. alici * Satin almak isteyen kimse. zayif. -ali/ -eli * ".. vurgun. * Bir elektrik akiminialip baska bir kuvvete ceviren cihaz. * Goruntuleri alan cihaz. Orta Cagda ondali k sayisistemine gore yapilan ve son zamanlarda belirli herhangi bir kurala baglibulunan her turlu hesap islemine verilen ad. algilatma * Algilatmak isi veya durumu. idrak edilmek.algilama * Algilamak isi. tutkun. gorme-y-eli vb. hastalikli. musteri. algilamak * Bir olayiveya bir nesnenin varliginiduyum yolu ile yalin bir bicimde bilinc al anina almak. kirlarda yetisen yabanî bir agac (Crataegus). alicicikmak * musteri bulunmak. idrak etmek. alicibulmak * musteri bulmak. algoritma * ÝX.. algilanma * Algilanmak isi veya durumu. kameraman. * Bu agacin mayhosyemisi. kamera. alicikus * Atmaca. goruntulerin filme alinmasinisaglayan kimse. idrak etme. algilayici * Algiyetkisi olan. algin * Ciliz. * Ahize. alicikiligina girmek * musteri gibi davranmak. * istemek. * Birine gonul vermis.

yapmakta oldugu veya yapmak istedigi isten geri tutmak. aliklasmak* Alik duruma gelmek. budala. yer. alimci * Baskasinin hesabina alacak toplayan veya kabul eden kimse. alikonulma * Alikonulmak isi. cekici. aptall asmak. alikoymak * Bir sure icin bir yerde tutmak. * Aptalca. kisi eki: al-alim. aliklastirma * Aliklastirmak isi. alimlilik * Alimliolma durumu. sersem. gurur. cazibe. calimli. -alim / -elim * Ýstek kipinin cokluk 1. alik * Hayvan culu. alikonulmak * Alikoymak isine konu olmak. aliklastirmak * Alik duruma getirmek. alik alik * Aptalca. basla-y-alim. bekle-y-elim vb. * Ayirip saklamak. ebleh. alimsiz . engel olmak. gururlu. alim * Almak isi. cekici hareket. alim satim * Satin alma ve satma isi. alikoyma * Alikoymak isi. aliklasma * Aliklasmak isi. gid-elim. menedilmek. alim calim * Gosteris. alimlicalimli * Gosterisli.alik * Akilsiz. aliklik * Alik olma durumu veya alikca bir is. alim satim ofisi * Alim satim burosu. gonlu ceken durum. saskin saskin. alik salik * Aptal. saskin saskin. tatil edilmek. alimli * Alimiolan. calim. bir sey karsisinda aptallasip sasirmak. * Mahrum etmek. alisveris. guzel. * Kurum. * Birini. saskinlasmak. alim satim burosu * Alisverisislerinin yapildigiveya duzenlendigi sube. * Eskimisgiyecek. * Mani olmak. alik alik bakmak * aptalca. cazibeli. * Gozu. * Kurumlu.

ar damaricatlamis. kuyu ve yolun ilerletilmekte olan yuz eyi. adapte olunmak. alin teri ile kazanmak * hak ederek. talih. iktibas. paket vb. kader. aktarma. kirilan. alinlik * Kadinlarin alinlarina taktiklarialtin veya gumusten sus esyasi. alindili * Yerine gitmesini saglamak icin gonderenin ek bir ucret odeyerek postaya alindi karsiliginda verilen (mektup. alip vermek * yurek carpintisigecirmek. alinmak * Almak isi yapilmak. gecinememek.). bir davranisin kendisine karsioldugunu sanarak incinmek. galeri. cekememek. alin teri dokmek * cok emek vermek. * Bir ocakta her turlu ayak. alin catisi* Ýki kasin arasi. alinganlik * Alingan olma durumu. alindi * Para veya baska bir seyin teslim alindiginigosteren belge. alip verememek * anlasamamak. alintiyapma k. iktibas etmek. makbuz. alinma * Alinmak isi. alintilamak * Bir yaziya baska bir yazarin yazisindan cumle veya cumleler almak. alingan * Asiriduygulu. alin teri * Emek. * Baska bir dilden alinmiskelime. alin damaricatlamak * Bkz. alinti * Bir yaziya baska bir yazarin yazisindan alinmisparca. alimsizlik * Alimsiz olma durumu. alip verecegi olmamak * bir kimseyle hicbir ilgisi olmamak. mukadderat. kaslarla saclar arasindaki bolumu. * Karsi. * Elde edilmek. * (baziseylerde) On. alip satmaz gorunmek * ilgisiz gorunmek veya davranmak. . * Yapilarda cephe susu. * Bir sozun. alnin ortasi.* Alimiolmayan. on yuz. alip sattigiolmamak * hic ilgisi bulunmamak. calisarak. alintilama * Alintilamak isi. baca. cazibesiz. * Uyarlanmak. alin yazisi* Yazgi. zahmetli bir isgormek. emek vererek kazanmak. aktarmak. cabuk gucenen. kirilmak v eya ofkelenmek. alin * Yuzun.

munasebet. mutat. * Yakinlik. aliskan * Aliskin. alisma * Alismak isi.alip yurumek * az zamanda cok ilerlemek. * Yadirgamaz duruma gelmek. cogalmak. aliskanlik. alisilmis * Her zamanki. alisik olmak * aliskanlik durumuna gelmek. az rastlanan. arkadaslik. alisilma * Alisilmak isi. derhal. alismak * Bir isi tekrarlayarak kolaylikla yapabilmek. hic yabancilik cekmemek. aliskin olmak * iyice alismak. alisik * Herhangi bir duruma alismisolan. alisverise cikmak * alim satim isi icin carsiya gitmek. aliskanlik * Bir seye alismisolma durumu. idrak kabiliyeti. hep aynibicimde gerceklesmesi so nucu beliren. unsiyet. bilinmeyen. aliskin * Bir seye veya bir sey yapmaya alismisolan. alisiklik * Alisik olma durumu. alisverisyapmak * alim satim isini gerceklestirmek. alisilmak * Bir seye alismisduruma gelinmek. alirlik * Duygusal uyarimlarialabilme yetenegi. huy hâline getirmek. aliskinlik * Aliskin olma durumu. aliskanliktan kopamamak * belli bir huydan vazgecememek. * Ýc ve disetkilerle davranislarin tekrarlanmasi. artmak. aliski * Yapilmaya alisilmisdavranis. huy. itiyat. sartlanmis davranis. alir almaz * hemen. itiyat edinmek. * Ýliski. . alisilmamis * Nadir. aliskanlik edinmek * bir seyi surekli yapar olmak. alis * Almak isi veya bicimi. yayilmak. aliskanliginda olmak * iyice alisik bulunmak. alisverisi kesmek * biriyle ilgisi kalmamak. alisfiyati* Bir mal icin alim karsiligiodenen para ve uretim gerecleri fiyati. alisikligibirakamamak. alisveris * Alim satim isi.

. ehlîlesmek. yetistigi zaman teslim edilmek uzere. serefli. Veli'nin kulâhiniAli'ye giydirmek * birinden aldiginioburune. * Vucudun biyolojik yonden gelisimini saglayan calisma. alivre * Urun daha tarladayken. sarimsakliyogurt ve kiyma ile yapilan bir cesit yemek. Ali Cengiz oyunu * "kurnazca ve haince duzen" anlaminda kullanilir. * Baglanmak. sakat. temrin. alifatik * Acik zincirli (organik madde). idman. onceden pey veril erek yapilan (satis). alimallah * Allah "Allah bilir" anlamina gelen bu soz. uygun gelmek. bilici. âlicenaplik* Âlicenap olma durumu. * Evcillesmek. * Etkisini yitirmek. yanmaya baslamak. yuksek. otekinden aldigin bir baskasina vererek isini yurutmek. âlim * Bilgin. * Uyar duruma getirmek. alistirmak * Alismasina yol acmak. Ali kiran baskesen * cok zorba. isinmak. intibak etmek. alismiskudurmustan beterdir * alisilan bir seyden kolayca vazgecilmez. alil * Hastalikli. * Tutusmak.* Uyar duruma gelmek. Ali'nin kulâhiniVeli'ye. Ali kiran baskesen * zorba. soylenen bir sozun dogruluguna inan dirmak icin kullanilir. âli * Yuce. âlicenap * Comert. âlimane * Âlime yakisan. alim * Bilen. âlimin yaptigigibi. bilgiyi kazanmak icin yapilan tekrar. Veli'nin kulâhiniAli'ye giydirmek * (bir kimse) birinden aldiginiotekine. bir baskasindan aldiginida ona vererek isini yurutme k. * Onurlu. âlimlik * Bilginlik. alinazik * Kozlenmispatlican. * Bir beceriyi. aliterasyon * Siir ve nesirde uyum saglamak icin soz baslarinda ve ortalarinda ayniunsuzun v eya aynihecelerin tekrarlanmasi. Ali'nin kulâhiniVeli'ye. egzersiz. Ali * Kisi adiolarak asagidaki deyimlerde gecer. * Surekli ister olmak. alistirma * Alistirmak isi.

alkaloit * Ozellikleri ile alkalileri andiran organik madde. alkalik * Alkali ile ilgili olan veya icinde alkali bulunan. alkislama * Alkislamak isi. alkarna * Ýstiridye. alkisci * Alkislayan (kimse). kok kirmizisi. mukemmel. alkisagasi* Padisahialkislamakla gorevli kimse. onaylandiginianlatmak icin el cirpmak. Bu maddelerd e. sezyum elementlerinin sag ladigimetaller. alkalimetre * Bkz. onaylandiginianlatmak icin el cirpma. alize * Tropikal bolgelerdeki denizlerde butun yil suresince duzenli esen birtakim ruz gârlar. alkiskopmak * birdenbire guclu bir bicimde el cirpilmak. alkalimetre. yagci. * Saksakci. alkistutmak * el cirparak veya topluca. antiasit. Alka Evli *Oguz Turklerinin 24 boyundan biri. alkali * Alkali metallerin hidroksitleriyle amonyum hidroksitin genel adi.* Dagitim. alkalolcer * Alkalilerin saflik derecesini belirtmeye yarayan cihaz. alkislanma . alkiscilik * Alkisciolma durumu. yuze gulucu. alkali metaller * Oksitlenmelerini sodyum. yuksek sesle "yasa". alkistufanikopmak * surekli ve coskun alkisbaslamak. kalevî. alizarin * Kok boyasi. tarak gibi kabuklu hayvanlariavlamak icin deniz dibini taramak ta kullanilan. aliyyulâlâ * En guzel. asitlerin kirmiziya cevirmisoldugu bitkisel mavi rengi eski durumuna dondurme ozelligi vardir. potasyum. alivre satis * Vadeli satis. takdir etmek. * taraftar olmak belli bir gorusten yana olmak. "var ol" gibi sozler ile birini alkislamak. midye. alkim * Gok kusagi. rubidyum. alkistoplamak * cok alkislanmak. en iyi. dalkavuk. alkis * Bir seyin begenildigini. lityum. agiz kismi demirden bir ag. alkalolcer. alkislamak * Bir seyin begenildigini. alkisalmak * cok begenilmek. alkislama. * Begenmek. dagitma.

ben de sana * simdi sana borcumu odeyecek param yok. * Allah adibaziisim tamlamalarinda tamlanan kelimeyi guclendirir. esirgesin. alkislanmak * Alkislamak isine konu olmak. sasma. * Ýckili. sarap gibi sivilarin veya pancar. etanol. en usta. alkol * Bira. ucucu. ispirto. Allah (seni) inandirsin * inanilmasipek kolay olmayan bir sey anlatilirken yemin yerine soylenir. * Turk askerinin hucum narasi. Allah Allah! * sasma veya can sikintisianlatan bir unlem. * En buyuk. Rab. belâdan korusun. yani ci. Allah bilir * belli degil. Allah aratmasin * yakinilacak bir durumda "Tanridaha kotusunu gostermesin" anlaminda kullanilir. etil alkol. Allah askina * birlikte soylendigi sozun anlamina gore ant vermek veya yalvarmak icin "Allah' iniseversen" anlaminda. Allah (veya Allahim) * bir sey karsisinda hayranlik veya yakarma bildirir. Allah bagislasin * (cocugunu. Mevlâ. kokulu. alkolik * Alkollu ickilere asiriderecede duskun olan (kimse). alkolizm * Alkollu ickilere hastalik derecesinde duskun olma durumu. alkololcer * Sivilardaki alkol oraniniolcmeye yarayan cihaz. renksiz sivi. Allah belâsiniversin * ilenme sozu. Tanri. Allah acisiniunutturmasin * Tanribu aciyiunutturacak daha buyuk bir acigostermesin. Allah bana. Allah akil fikir versin (veya Allah akillar versin) * akilsizca bir davranista bulunanlar icin kullanilir. alkollu * Alkolden yapilmisveya icinde alkol bulunan. Allah artirsin * (gercek veya alay anlaminda) Tanridaha cogunu versin. patates nisastasinin sekere donusturul mesi sonucu ortaya cikan glikoz cozeltilerin mayalasmisozlerinin damitilmasiyla elde edilen.* Alkislanmak isi. kazanirsam oderim. sevdigini) Tanrikazadan. Yaradan. Allah (bin bir) bereket versin * bir kazanc karsisinda durumundan hosnut olmayibelirtir. Allah * Kâinatta var olan her seyin yaraticisi. Allah bahtindan guldursun * (evlenecek kiz icin) mutluluk dilegini belirtir. C2H5OH. Allah beterinden saklasin (veya esirgesin) * Tanridaha kotu duruma dusurmesin. usanc bildirir. alkil * Alkol koku. . * Her turlu alkollu icki. koruyucusu olduguna ve tek olduguna inan ilan yuce ve ustun varlik.

Allah herkesin gonlune gore versin * Tanriherkesin dilegini yerine getirsin. Allah ecir sabir versin * bassagligidilegi olarak soylenir. Allah buyuktur * gunun birinde hakkinialacagina. Allah dort gozden ayirmasin * "Tanri. Allah dokuzda verdigini sekizde almaz * alin yazisine ise o olur. dogrusu. Allah gostermesin * Tanrikotu bir durumla karsilasmaktan korusun. bazen de gercek ofke ile soylenen ilenme sozu. Allah dusmanima vermesin * anlatilan bir kotulugun buyuklugunu belirtmek icin soylenir. bereket versin. Allah Halil Ýbrahim bereketi versin * Tanricok versin. . Allah emeklerini eline vermesin * Tanriemeklerini bosa cikarmasin. Allah hakkiicin * ant icmek veya ant vermek icin kullanilir. Allah icin * gercekten. Allah bir yastikta kocatsin * yeni evlenenlere "bir arada yaslanin" anlaminda soylenen bir iyi dilek sozu. kendine yapilmisolan haksizliklarin duzelecegi ne inanmak gerektigini anlatir. Allah bir dediginden baska sozune inanilmaz * birinin cok yalancioldugunu anlatmak icin soylenir. Allah bir * yemin yerine kullanilir. Allah caninialsin * ilenme sozu. Allah cezasinivermesin (veya Allah cezasiniversin) * yarisaka. yarisasma yollu. * birinin yaptigibir hizmet anilirken onun icin tesekkur yollu soylenir. Allah derim * pek bozuk bir isicin sorulan "ne dersin?" sorusuna karsi"soyleyecek baska soz bulamiyorum" anlaminda kullanilir. Allah dirlik duzenlik versin * Tanriaile huzuru versin. Allah eksik etmesin * Tanriyoklugunu gostermesin. Allah dagina gore kar verir * Tanriherkese dayanabilecegi olcude sikintiverir. Allah etmesin * olmasiistenilmeyen bir durumdan veya bir olaydan soz edilirken soylenir. Allah hayirlietsin * genellikle bir olay baslangicinda "Tanriugurlu etsin" anlaminda soylenir. Allah esirgesin (veya saklasin) * Tanrikorusun! Tanrikotu durumla karsilastirmasin!. Allah hosnut olsun * bir kimsenin. Allah gecinden versin * "cok yasayasin"' anlaminda kullanilan bir iyi dilek sozu. Allah eksikligini gostermesin * pek gerekli olan bir seyin kusuru anlatilirken. boyle de olsa onun varligina s ukredildigini anlatir. kendisine iyiligi dokunan biri icin kullandigibir iyi dilek sozu . cocugu yetim veya oksuz birakmasin" anlaminda bir iyi dilek sozu.* bana oyle geliyor ki.

* yolda gucluk icinde bulunanlara iyi dilek sozu olarak kullanilir. ya iyi olsun. * karsilik beklemeksizin. Allah kazadan belâdan saklasin * Tanri'nin insaniturlu kotuluklerden korumasidilegiyle soylenen bir iyi dilek s ozu. Allah rahmet eylesin * oluleri hayirla anmak icin soylenir. Allah son gurlugu versin . gidersen git" anlaminda kullanilir. Allah mubarek etsin * kutlu olsun. * ne olursun. Allah rizasiicin * dilencilerin para isterken soyledikleri yalvarma sozu. Allah kahretsin * "Tanricezasiniversin" anlaminda bir ilenme sozu. en yakinlarina bile muhtac etmesin. Allah kerim * Tanribuyuktur. Tanri'ya guvenmeli. Allah omurler versin * saygigosterilen bir kimseye selâm veya tesekkur olarak soylenir. Allah iyiligini (veya lâyigini) versin * hosa gitmeyen bir davraniskarsisinda hosgoru ile soylenir. Allah selâmet versin * yola cikanlara "Tanrikazadan belâdan korusun" anlaminda soylenen bir ugurlama so zu. * uzaktaki tanidiklar anilirken kullanilir. Tanritaniktir. Allah saggozu (veya eli) sol goze (veya ele) muhtac etmesin * Tanrikimseyi kimseye. Allah kabul etsin * sevap sayilan bir isyapildiginda soylenir. * birinden pek yana olmayan bir soz soylenecegi zaman onun adindan once getirile n girissozu. Allah manda sifaligiversin * cok veya agir yemek yiyenler icin saka yollu soylenir.Allah iki iyilikten birisini versin * (agir hasta icin) ya olsun kurtulsun. bulundugu yerden ayrilinca kalanlara kavusma dileginde bulunma k icin soylenen soz. Allah ne verdiyse * yemek olarak evde ne varsa. Allah korusun (veya saklasin) * Tanritehlikeye. Allah kismet ederse * Tanriizin verirse. Allah kavustursun * birinin yakini. Allah kuru iftiradan saklasin * bir suclama karsisinda bunun sirf iftira oldugunu anlatmak icin soylenir. * "keyfin bilir. Allah mustahakiniversin * (gercek veya alay anlaminda) cikisma anlatan bir soz. Allah senden raziolsun * yapilan bir iyilik karsisinda "Tanriseninle birlik olsun. Allah seni (veya sizi) inandirsin * dogru soyluyorum. * onaylanmayan bir durumda alay yollu kullanilir. iyiligini senden esi rgemesin" anlaminda tesekkur olarak kullanilir. kotu duruma dusurmesin!. Allah ovmusde yaratmis * cok guzel olanlar icin soylenir. Allah rahatlik versin * genellikle yatmaya gidilirken soylenen bir iyi dilek sozu.

bazen de takilma ve saka icin soylenir. Allah utandirmasin * bir ise girisenlere soylenen basaridilegi. * dilenciyi savmak icin soylenir. kul taksimi karsiti. Allah taksimi * Esitlik gozetilmeden yapilan paylastirma kul taksimi karsiti. "bereket versin" gibi durumdan memnun olundugunu anlatir. . yerine gore ant verme. Allah sonunu hayir etsin * bir isin sonucu icin kaygiduyuldugunda soylenen bir iyi dilek sozu. Allah vergisi * Tanrivergisi. insaniaz bir yer * pek issiz ve kuytu bir yer. Allaha ismarladik * Ayrilanin kalan veya kalanlara soyledigi bir iyi dilek sozu. Allah'a (bin) sukur * "hamdolsun". benden bir sey umma" anlaminda soylenir. yaradilistan olan yetenek veya ozellik. Allah yuru ya kulum demis * az zamanda cok para kazananlar veya isinde cok ilerleyenler icin soylenir. Allah versin * iyi bir sey ele gecirenlere memnunluk bildirmek icin. Allah yazdiise bozsun * gerceklesmesi istenmeyen bir olay veya durum icin kullanilir. Allah'a yalvar * kendi kusuru yuzunden guc bir duruma dusup yakinan kimseye "ben sana yardim ed emem. Allah'a emanet * "Tanriesirgesin" anlaminda birini overken soylenir. Allah ziyade etsin * (kahve ve yemekten sonra) "Tanriartirsin" anlaminda kullanilan bir iyi dilek s ozu. Allah yarattidememek * kiyasiya dovmek. cok hirpalamak. Allah yapisi * Ýnsanlar tarafindan degil de tabiatta oldugu gibi. Allah'a emanet olun * ayrilanin kalana soyledigi bir esenleme sozu. Allah var (veya Allah'ivar) * dogrusunu soylemek gerekirse. Allah'im! * siddetli bir duygulanma anlatan unlem. Allah taksiratiniaffetsin * (oluler icin) Tanrikusurlarinibagislasin. yaslilikta sikintigostermesin. Allah vermesin * bir seyin olmamasidilegini anlatir. Allah'a bir can borcu var * Allah'a verecegi canindan baska hic kimseye bir borcu yok. Allah tamamina eristirsin * herhangi bir isveya olayin iyi sonuclanmasidilegiyle soylenir. Allah'icok. Allah'i(veya Allah'ini) seversen * "Allah askina" gibi. Allah tekrarina erdirsin * tekrar bu gunleri gorun. sasma veya usanc gibi duygular da anlatir. Allah vere de * iyi dilek anlatir.* Tanri. Allah taksimi * esitlik gozetilmeden yapilan paylastirma. yalvarma icin kullanilmakla birlik te.

* insan gonlu. zavalli(kimse). Allah'in kulu * insan. sasirmak. Allah'tan kork! * "yapma. Allah'tan umut kesilmez * daha cok agir hastalar icin soylenilen "iyilesebilir" anlaminda bir iyi dilek sozu. bir olayin) beklenmedik. allahsiz * Tanri'yitanimayan. allak * Sozunde durmaz. . dilek ve yalvarma amaciyla kullanilir. Allah'in gazabi * cok sikintiveren sey. allak bullak etmek * karmakarisik bir duruma getirmek. Allah'in adami * garip. sebebi anlasilmayan veya sasilan seyler icin kullanilir. zihin) saskina donmek. Allah'in evi * cami. Tanri'nin varligina inanmayan. acimasiz. * yaradilistan. duzeni bozmak. Allah'in emri * kader. sasilacak bir durum almasinda kullanilir. ulu Allah. * (aklini. Allah'indan bulsun * ben kendisine bir sey yapmayacagim. * (akil. Allah'tan * iyi ki. donek. * Kendisine guvenilmesi dogru olmayan (kimse). Tanrisiz. karmakarisik olmak. Allah'tan korkmaz * can yakici. Allahuâlem* Tanridaha iyisini bilir anlaminda kullanilir. karmakarisik. karismak. allahsizlik * Tanrisizlik. Allah'in belâsi * varligiuzuntu veren. insafsiz. yaptigikotulugun cezasiniTanriversin. allahlik * Kendisinden hicbir iste yararlik umulmayan saf ve zararsiz (kimse). mescit. Allah'iniseversen * istek. yaziktir!". altiustune gelmek. insafsiz. Allah'in cezasi * pek yaramaz. allak bullak olmak * cok karisik duruma gelmek. utan. Allah'in hikmeti * beklenmeyen. vicdansiz. sirret. kisi. Allahutealâ * Yuce Tanri. Allah'in isine bak * (bir isin. kimse.Allah'in (veya Tanri'nin) gunu * (bikkinlik duygusu ile) hemen hemen her gun. * Acimasiz. saf. duzeni bozul mak. Allah'in binasiniyikmak * kendini veya baskasinioldurmek. zihnini) dusunemez duruma getirmek. allak bullak * Alt ust. aldatici.

kaplamak. allamak * "Suslemek. alma * Almak isi. alici. allipullu * Goz alicirenkler ve seylerle suslenmis. * Yolmak. * Birlikte goturmek. allâme kesilmek * her seyi bilir gorunmek. ile evlenmek. tehlikeli bir seye ugramak. resept or. almac * Bir elektrik akiminialip baska bir kuvvete ceviren cihaz. sarmak. alli * Uzerinde al renk bulunan. * Yaninda bulundurmak. * Surukleyip goturmek. * Kabul etmek. allasmak * Al duruma gelmek. . eksiltmek. elde etmek. kaldirma k. iktibas. * Zararli. allem * Bir isi istedigi duruma getirmek icin "her turlu kurnazca careye basvurmak" an lamiyla allem etmek kallem etmek deyiminde gecer. allik * Al olma durumu. almak * Bir seyi veya kimseyi bulundugu yerden ayirmak. * Alinti. allanmak * Suslenmek. * (erkek.allama * Allamak isi. * Kadinlarin sus icin yanaklarina surdukleri al boya. * Ýceri sizmak. * Ýcine sigmak.. ahize. fethetmek. iletilmek. donatmak" anlamina gelen allamak pullamak deyiminde gecer. allâme * Derin ve cok bilgisi olan. kadin icin) . allegro * Bir parcanin canli. * Ele gecirmek. allâmelik * Allâme olma durumu. allâmelik taslamak * bilgisiz oldugu hâlde her seyi bilir gorunmek. cok bilgili. * Bir seyi elle veya baska bir aracla tutarak bulundugu yerden ayirmak. * Satin almak. icine cekmek. allanma * Allanmak isi. allegretto * Bir parcanin allegrodan biraz daha agir calinacaginianlatir. * Kisaltmak.. * Burumek. koparmak. neseli ve hizlicalinacaginianlatir. * Kendine ulastirmak. allasma * Allasmak isi veya durumu. * Kazanmak.

* (dus. maysor. * (olum sebebiyle) Ayrilmak. yikanmak. * Bir yeri savasla ele gecirmek. * Vucuttaki hasta bir organiameliyatla cikarmak. * Soldurmak. almas . * Calmak. ay gibi bolumlerinden baska. banyo icin) Yapmak. Almanya. * Alman halkina. bakir ve nikelden yapilan. * Kazanc saglamak. isten cekmek. yil donumu gibi belli g unleri ve birtakim astronomi. * (sure icin) Degistirmek. * (iceri) Goturmek. Almanlasma * Almanlasmak isi veya durumu. ise baslatmak. Alman usulu * Bir topluluk icin yapilan harcamada giderlerin herkese esit olarak bolusturulm esi yontemi. * Almanya'da calisan Turk iscisi. * Yutmak. gibi anlamak. * .. * Baslamak. * Gorevden. Almancilik * Almancigibi davranma. * (yol icin) Gitmek. meteoroloji. Almanca * Hint-Avrupa dillerinin Cermence kolundan. kullanmak. Alman papatyasi * Orta Avrupa'da yetisen bir papatya turu (Anfhemis mobilis). Almanlasmak * Alman yasayistarzinibenimsemek. Alman * Cermen soyundan olan halk ve bu halktan olan kimse. * Davranisveya makam degistirmek. Almanya'ya ozgu olan sey. cekmek. * (motor) Calismasiicin gerekli olan elektrik veya yakittan yararlanir duruma ge lmek. Almanlastirmak * Almanlara ozgu yasayistarzikazandirmak. almamazlik * Kabul etmeme durumu. * Ortmek.* Yerini degistirmek. (mesafe) katetmek. * (tat veya koku icin) Duymak. Almanci * Almanya yanlisiolan (kimse). Avusturya ile Ýsvicre'nin bir bolumunde kullanilan dil. yok etmek. hafta. gumusu andirir bir alasim. koymak. * (icecek veya sigara icin) Ýcmek. * Gidermek.. bayram. * Goreve. Alman gumusu * Cinko. * Bu dile ozgu olan. istatistik bilgilerini gosteren kitap biciminde takvim. * Temizlemek. Almanlastirma * Almanlastirmak isi. * Almanlarin kullandigidil. almanak * Yilin gun.

memeli bir hayvan (Lama glama pacos). alo * Telefon konusmasinda kullanilan seslenme sozu. Guney Amerika'da yasayan. alninikarislamak * kucumseyerek meydan okumak. alp * Yigit. fosfor gibi maddelerin. almasik yapraklar * Sapin iki yaninda karsiliklidegil de aralikliolarak bir sagda. alotropi * Karbon. mutenavip. almasiklik * Donusumlu ve duzenli siralanma. Alp yildizi * Daglarin cok yuksek yamaclarinda yetisen bir cicek (Paradisia liliastrum). alnina kara surmek * bir kimsenin haksiz yere kotu taninmasina yol acmak. Alp eren * Dervis. alternatif. munavebe. * Birinin dogru olmasiotekinin yanlisliginigerektiren iki onermenin olusturdugu sistem.* Ýki veya daha cok seyin sira ile degistirilerek kullanilmasiveya kendiliginden d egiserek calismasi. tertemiz. alniacik yuzu ak * cekinecek hicbir durumu veya ayibiolmayan. . yigitlik. simya. alpinist * Dagci. takdir etmek. alpinizm * Dagcilik. kisinin basina gelmesini Allah'in buyurmusolduguna inanmak. * Almasliolarak isleyen. alpaka * Cifte parmaklilar takiminin devegiller sinifindan. kotu talihi. kahramanlik. almasik * Ýki veya daha cok seyin siralanmalarinda degisiklik olan. kahraman. alplik * Alp olma durumu. * Mucahit. * Bu hayvanin yunu veya bu yunden dokunan kumas. alnindan opmek * begenmek. alsimi * Elementleri altina cevirmek isteyen bir isalani. u zun tuylu. alninda yazilmisolmak * bir olayin. fiziksel bakimdan ayriozellikler gosterebilmes i durumu. kesikleme. almasli * Almasniteligi olan. basarigostermisolarak. serefiyle. alogami * Bir cicek tepeciginin baska bir cicek tozu ile tozlanmasi. on yuzu. alninin kara yazisi * kotu kaderi. alnac * Bir seyin on tarafi. alpaks * Kolayca bukulebilen aluminyum ve silisyum karisimi. alninin akiile * ayiplanacak bir duruma dusmeden. bir solda bitmi syapraklar.

alsimist * Alsimi ile ugrasan kimse. ust karsiti. alt bolum * Yazilarda bolumlerin ayrildigiparcalardan her biri. sirtiniyere getirmek.. biri tikel olumlu. alt damak * Damaklardan altta olani. alt karsit * Konusu ile yuklemi ayniolan. * Birkac seyin icinden bize gore uzak olani. b) (siniflamalarda) ikinci derecede olan. alt cene oynamak * yemek. * (kaynatma veya pisirmede) Yanan ocak. ocak alevi. alt hava yuvari * Dunyamizikusatan atmosferin 10 km kalinliginda olan alt katmani. alt alta ust uste * birbirleriyle itisir kalkisir durumda. cogu kez hucre zarla rikalinlasmisozel doku. * Bir seyin yere yakin bolumu. * Bazigovde ve yapraklarin ust derilerinin altinda bulunan. alt etmek * ustunluk saglamak. alt kat * Bir yapinin veya aracin katlarindan altta bulunan bolumu. ayrim. oburu tikel olumsuz. * Alt bir isimle tamlama kelime olusturdugunda a) onceki ismin kavramina etki ve ya yer anlamikatar: Ayak alti. * Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bolumu. alt alta * Birbirinin altinda olarak. alt cene * Ýnsan ve hayvanlarda yiyecekleri cignemeye yarayan. altinda" biciminde kullanildiginda "bir seyin etkisinde" anl aminiverir. * (birkac seyden) Yere yakin olan. alt cins * Bir cins icinden ayrilan ikinci derecede bir cins. simyaci. yenmek. oynayabilen cene. alt irk * Ayniirk icinde yetistirme amacina ve cevreye baglikalinarak degisme ugratilmis ve bu yolla irk icinde ozellikle fizyolojik nitelikleri bakimindan kalitsal sapma gosteren hayvan toplu lugu. alt familya * Bir familyanin icinden ayrilan ikinci derecede bir familya. karsikars iya konmusiki onermeden her biri: Baziinsanlar bilgindirler" ile "Baziinsanlar bilgin degildirler" gibi. alt deri * Ust derinin altinda bulunan ikinci tabaka. hipoderm. . alt guverte * Gemilerde guvertelerden altta bulunani. hipoderm.. alt * Bir seyin yere bakan yani. * Alt kelimesi ". alt gecit * Trafik akiminikesmemek icin bir yolun altindan gecirilen yol. * Boceklerin agiz sisteminde bulunan alt parca. alt dudak * Dudaklardan altta bulunani. icmek. alt dis * Alt cene uzerinde siralanmisdislerin biri. * Bir nesnenin tabani.

Altayist * Altayistik ile ugrasan kimse. alt tarafi(veya yani) * geriye kalani. * rahatsizlanmak. alt sinif * Bir sinif icinden ayrilan ikinci derecedeki sinif. tedirgin olmak. alt yazilama * Alt yazilmak isi. rahatsizlik vermek. dergi gibi yayinlarda cikan resim ve fotograflariaciklayan yazi. goruntu). uzulmek. duzenini bozmak. alt yapi * Bir yapiicin gerekli olan yol. alt ust etmek * alt yuzunu ust yuzune getirmek. * heyecanlanmak. alt ust * Cok karisik ve daginik. Altayca * Altay Turkcesi. alt ust boregi * Once bir yuzu. kanalizasyon. olup olacagi. alt yazi * Gazete. Altayistik * Altay grubuna giren Turk. alt yazilamak * Alt yazilarihazirlamak ve gerceklestirmek. alt yazili * Alt yazisibulunan (film. alt yanicikmaz sokak * sonu gelmeyen. Mogol. alt sube * Bir sube icinde kurulan ikinci derecedeki sube. alt yazilayici * Alt yazilamak isini yapan (kimse). alt olmak * yenilmek. Mogol. * Turk. edebi . * Toplumun ekonomik yapisiniolusturan ve insan bilincinden bagimsiz olarak bicim lenen uretim iliskilerinin hepsi.alt kurul * Belli bir konuyu ele almak amaciyla bir kurul icinden birkac kisi secilerek ol usturulan kurul. * cok karisik duruma getirmek. elektrik gibi tesisatlarin he psi. * isin daha sonrasi. Mancu-Tunguz. sonuc alinamayan isler icin soylenir. alt tabaka * Tabakalardan altta bulunan. yikmak. su. Mancu-Tunguz. yikilmak. alt ust olmak * cok karisik duruma gelmek. * degeri. alt tur * Bir tur icinde ayrilan ikinci derecedeki tur. Japon ve Korelilerin dil. alt takim * Bir takim icinde kurulan ikinci derecedeki takim. sonra cevrilerek obur yuzu kizartilarak pisirilen borek. * Yabancidildeki bir filmin konusmalariniceviri olarak goruntunun altinda veren yazi. * huzursuz etmek. Kore ve Japon dillerinin kendisinden turedigi varsa yilan ana dil. * zarar vermek. ust yapikarsiti.

altidan yemek * hastahanelerde hic perhizi olmayan hastalara verilen tam yemek.yat. kultur ve tarihleriyle ugrasan bilim dali. altin anahtar her kapiyiacar . degerli. altigen * Altikenarlicokgen. kisaltmasiAu. ustune uymaz.9 olan. ustu sishane * (giyim icin) alti. alternator * Dalgalielektrik akimiveren uretec. altili * Altiparcadan olusan. altitane alabilen. biri tikel olumsuz iki onerme arasindaki baglantidurumu. altiyasolmak * ise birtakim oyunlar karismak. atom agirligi196. Vl. kiz adidul oldu * uygunsuz davranislariyuzunden temiz taninan kisiligi lekelendi. altikaval ustu sishane * Bkz. 10640 C de eriyen. kendinde herhangi bir seyden altitane bulunan. biri tumel olumlu. altik * Konusu ile yuklemi ayniolan. altes * Prens ve prenseslere verilen seref unvani. paslanmaz element. altikaval. altitaneden olusmus. ustun nitelikte olan. boyle bir ise girismekte sakincalar bulundugu a nlasilmak. biri tikel olumlu. altiyol * Altiyolun birlestigi yer. museddes. altiokka etmek * birini kollarindan ve bacaklarindan tutup yukarikaldirarak sallamak veya gotur mek. * Besten bir artik. biri tumel olumsuz. 6. * Ýskambil. yuks ek degerli. altilik * Altisibir arada. * Dalgali(akim). * Altindan yapilmis. domino gibi oyunlarda uzerinde altiisareti bulunan kâgit veya pul. altin * Atom sayisi79. yontem. AltiKardes * Kuzey kutup yonunde. * Altindan yapilmissikke. * Almasik. altin adinibakir etmek * kotu isler yaparak temiz ve parlak ununu karartmak. kolay islenen. * Bu unvanitasiyan kimse. altialay ustu kalay * ici disigibi ozenilmisolmayan seyler icin soylenir. * Niteligi iyi olan. * Divan edebiyatinda her bendi altimisradan olusan nazim bicimi. alti * Besten sonra gelen sayinin adive bu sayiyigosteren rakam. alternatif * Secilebilecek bir baska yol. mutedahil: "Kimi insanlar fanidir" onermesi "B utun insanlar fanidir" onermesinin altigiolur. Buyuk Ayi'nin karsisinda bulunan takim yildiz. altikarisbeberuhi * kisa boylu olanlar icin alay yollu soylenir. secenek. altin adipul oldu. altikaval ustu sishane.

altin koku * Guney Amerika'da yetisen. altin suyu * Bir kisim konsantre nitrik asit ile uc veya dort kisim konsantre hidroklorik a sitten olusmus. altin bilezik * Altindan yapilmiskola takilan ve pek cok turu olan sus esyasi. altin topu * guzel ve tombul olan kucak cocuklariicin bir benzetme sozu olarak kullanilir. altinciduygu * On sezi. sirada besinciden sonra gelen. toprak olur (veya altina yapissa elinde bakir kesilir) * giristigi islerde buyuk talihsizliklere ugrayan kimsenin durumunu anlatir. altin yagmurcun * Bir tur kus.* para olunca her gucluk yenilebilir. yumusak huylu gorunmek. yuvarlak. altin babasi * Cok zengin. altin yurekli olmak * cok iyi niyetli olmak. altin yumurtlayan tavuk * meslegi. altin kupu * Altin para biriktiren. ipeka (Cephaelis ip eca cuanha). altinbas * Daha cok Ege bolgesinde yetisen. yagmur kusu. sari. altin kesmek * cok para kazanir olmak. ozellikle plâtin ve altin gibi metalleri cozmekte kullanilan bir karisim. altin kesegi * Yerden temiz kulce durumunda cikan altin. * Para getiren sanat veya meslek. altin sarisi*Altin rengini andiran. evlilik yili. sanati. altinci * Altisayisinin sira sifati. altin kaplama * Herhangi bir metal altin suyuna batirilarak ince bir altin tabaka ile sarilara k altina benzetilmek. gelirli kimse. altin legene kan kusmak * varlik icinde hastalik veya sikinticekerek yasamak. * turist. kalinca kabuklu guzel bir kavun tur u. prime time. kusturucu niteligi olan bir kok. altincihis . parasiolan. altin yil * Eslerin birlikte ulastiklari50. parasicok olan kimse. parasicok olan. altin eli bicak kesmez * varlikliveya degerli kisilerin elini kimse bukemez. altina etmek (veya kacirmak) * yatagina veya donuna abdest etmek. altin saat * Ýzlenme oraninin en cok oldugu vakit. oteki elleriyle karsilik liolarak birbirlerinin bileklerini tutmalari. altin besik * Bir elleriyle kendi bileklerini kavrayan iki kisinin. altin tutsa. altin cag * En parlak ve mutlu cag. altin gibi * altina benzeyen.

altinlasma * Altinlasmak isi veya durumu. altindan girip ustunden cikmak * mali. vurgulamak. altinoluk * Ýslemeli kadin salvari. altinda kalmak * ezilmek. altisar * Altisayisinin ulestirme bicimi. * Sariklarin ustune sarilan sirma serit. karmakarisik etmek. altiniustune getirmek * soz veya tutumuyla cevreyi birbirine dusurmek. altinicizmek * (bir sozun) onemini belirtmek. revolver. altli * Altiolan. becerememek. tadiacimsimeyvesi. her birine alti. * Bu kumastan yapilan gelin giysisi. altimetre * Yukseklikolcer. altinda kalmamak * karsiliginivermek. altiparmak * Ellerinde veya ayaklarinda altisar parmagiolan (kimse). parayidusuncesizce harcayip tuketmek. altintop * Ýki ceneklilerden. altiniislatmak * yatagina veya donuna kucuk abdestini etmek. altipatlar * Altitane fisek alan toplu tabanca. altindan capanoglu cikmak * bir iste basa dert olacak bir durumla. uzerine dikkati cekmek. * kendini savunamamak. altindan Capanoglu cikmak * girisilen iste basa dert olacak bir durumla karsilasmak. altinciduygu. * Ýri bir tur palamut baligi. * Bu agacin kanarya sarisirenginde. dikenli ve kurecikler hâlinde saplariolan bir kaktus turu (Trollius ranunculoides). gordugu iyilik veya kotulugu karsiliksiz birakmamak. altiz * Bir dogumda dunyaya gelen alti(kardes). her seferinde altisibir arada olan. sicak bolgelerde yetisen bir meyve agaci. . greyfrut (Citrus de cumana). bir sorunla karsilasmak. genel bir kavramin altinda yer vermek. altindan kalkamamak * bir isi basaramamak. kiz memesi. * Altin sirma veya kilaptanla islenmiscizgili ipek kumasve bu cins kumaslarin us tunde bulunan sirma islemeli yollar. * bir sey bulmak icin aramadik yer birakmamak. altlama * Altlamak isi. * Ayrirenkte altiyolu olan kumas.* Bkz. ustesinden gelememek. altindan kalkmak * bir guclugu yenmek. basarmak. altinlasmak * Altin durumu veya gorunumu almak. altintop * Turuncgillerden. altlamak * Ozel diye alinan bir seye. greyfrut. uzun.

olumlu davranmak. alttan guresmek * gizli gizli yenme yollarinikollamak. * Arabaya kosulan atlarin yollarikirletmemesi icin kuyrugunun altina yerlestiril en torba. cilveli (kadin). * Kontralto. alumin * Suda cozunmeyen. altlik * Tabak veya bardak alti. 60. * Aluminyumdan yapilmis. alufte * Ýffetsiz. aluminyum tasi * Boksit. beyaz. aluvyon . viyola. alttan alta * gizlice. altmisalti* Altmisaltisayialmakla kazanilan bir cesit iskambil oyunu. alttan (veya asagidan) almak * sert konusan birine karsiyumusak. sirada elli dokuzuncudan sonra gelen. cekismede yenilmek. fakir.98 olan. aluftelik * Alufte olma durumu. LX. altmislik * Ýcinde altmistane bulunan. beyaz bir toz olan aluminyum oksit (Al2O3) . gumusparlakliginda. atom agirligi26. altunî * Altin renginde olan. elli dokuzdan bir artik. altmis * Elli dokuzdan sonra gelen sayinin adive bu sayiyigosteren rakam. alumin. * Altikere on. 20500 C de eriyen. birlikte. altta kalanin caniciksin * "herkes basinin caresine baksin.altliustlu * Altive ustu birlikte. oynak. her birine altmis. alumina * Bkz. KisaltmasiAl. altmisar * Altmissifatinin ulestirme bicimi. * Hayvanlarin altina yayilan ot veya saman. * Altmisyasinda olan veya gorunen. her defasinda altmisibir arada olan. altmisaltiya baglamak * temelli olmayan bir cozumle durumu kurtarmisgorunmek. altmisinci* Altmissifatinin sira bildiren bicimi. gucu yetmeyen ne olursa olsun" anlaminda kull anilir. aluminyum * Atom numarasi13. el altindan. altmisdortluk * Bir notanin altmisdortte biri degerinde olan nota. 6600 C de eriyen hafif bir element. alto * Kemanla viyolonsel arasibuyuk keman. * Alt ve ust katta olmak uzere. altta kalmak * herhangi bir catismada. altta yok ustte yok * yoksul.

amacsiz * Amaciolmayan. amaclanma * Amaclanmak isi. hedef alma. * Uyarma veya sartlibir ifade niteliginde olan bir cumleyi. cekirdeksiz. amacli * Amaciolan. amabile * Bir parcanin sevimli ve cana yakin calinacaginianlatir. . ama ne * ne hos. * Hedef. alyans * Nisan yuzugu. kor. istihdaf. lig. kil gibi cok ince taneli seylerin kum ve cakilla karismasiyla olusan yigin. amacsizlik * Amacsiz olma durumu. alyuvar * Kana al rengini veren. baska bir cumleye ba glamaya yarar.* Akarsularin tasiyip yigdiklaribalcik. Am * Amerikyum'un kisaltmasi. âmâ * Gormez. yuvarlak. amac disi*Gaye disi. alvere tulumbasi * Emme basma tulumba. istihdaf etmek. amac edinmek * bir amaca ulasma isteginde bulunmak. kucuk hucre. * sasilacak niteligi olan. alveol * Torba biciminde kucuk bosluk veya genislemiskisim. * Bir yargiyiveya bir buyrugu pekistirmek icin de kullanilir. hedeflenen amacin disinda. * Bir amaca yonelik. don-em vb. ama * Celiskili ve tutarsiz iki cumleyi birbirine baglamaya yarar. ferc. * Gaye. amaclama * Amaclamak isi. gayeli. gayesiz. am * Disilik organi. * Beklenmeyen bir sonucu anlatan iki cumleyi onun sebebi durumunda olan cumleye baglar. eritrosit. amac * Erisilmek istenilen sonuc. alyon * Para babasi. amaclamak * Bir amaca ulasmayiistemek. amaclilik * Amacliolma durumu. amma. amaclanmak * Amaclamak isine konu olmak. * Bazen dikkati cekmek icin cumlenin sonuna getirilir. -am / -em * Fiilden isim tureten ek: tut-am. maksat. amac gutmek * bir amacigerceklestirmeye calismak.

* Bir sucun bagislanmasinin istenildigini anlatir. kac-amak vb. amana gelmek * once direnirken zor karsisinda boyun egmek. begenme veya begenmeme. amansizca * Oldurucu bir durumda. hic acimayan. boyle bir isyapayim deme. goz actirmamak. amansiz hastalik * Kanser. biri olmazsa biri daha * ele gecirilmeyen veya kacan bir seye uzulmek bostur. amator * Bir isi para kazanmak icin degil. korku gibi duygularibelirtmek icin kullanilir. aman vermemek * rahat birakmamak. amalierbaa * Matematikte dort islem terimine verilen ad. -amak * Fiilden isim tureten ek: bas-amak. aman zaman * Karsisindakini yumusatmak icin soylenen sozleri anlatir. * Usanc ve ofke anlatir. amal * Ýsler. prof esyonel karsiti. * Dikkat uyandirmak icin kullanilir. .amade * (bir isi) Yapmaya hazir. aman Allah (Allahim) * sasma. amasivar * herkesin bilmedigi sakincasiveya kusurlarivar. amanin * Korkma ve sasma sozu. yalniz zevki icin yapan kimse. * Hosgorusuz olarak. tutamak. * acimayip oldurmek. * Rica anlatir. Amasya'nin bardagi. amansiz * Aman vermez. amanname * Ýslâm devletlerinde dusmana guvenlik icinde oldugunu bildirmek uzere verilen belge . cana kiyici. islemler. amasimamasiyok! * hicbir ozrun gecerli olamayacaginianlatir. aman dilemek * once direnirken zor karsisinda boyun egip caninin bagislanmasinidilemek. aman derim! * sakin ha. acimasiz olarak. * Cok begenmeyi anlatir: Aman ne guzel sey! Bu anlamda kullanildiginda buna da e datida getirilebilir. aman bulmak * kurtulmak. âmâlik * Âmâ olma durumu. * Sasma anlatir. aman dedirtmek (veya amana getirmek) * karsikoyan birini boyun egmek zorunda birakmak. hevesli. zor durumda birakmak. aman * Yardim istendigini anlatir. cunku her zaman benzeri s aglanabilir. oldurmemek. aman vermek * caninibagislamak.

ambale olmak * Cok yorulup isgoremez. amber * Amber baligindan cikarilan guzel kokulu. * bir malin serbest surumunu engellemek. ambargo koymak * gemilerin limanlardan hareketini yasaklamak. * Kum. dusunemez duruma gelmek. * siyasî. sandiklamak. cakil gibi yapimalzemesini olcmekte kullanilan ve her yanicogunlukla 75 c m olan kup olcek. gemilerin kendi limanlarindan ayrilmasiniyasaklama buyrugu. amber agaci * Baklagillerden bir cins mimoza (Geum urbonum). ambar * Genellikle tahil saklanan yer. cok yirticibir ba lik. ambale etmek * Birini dusunemez duruma getirmek. guclu bir vantilâtor kullanilarak saglanan hava akimiile yesil ve sulu yemlerin kurutulmasi. * Esya tasima isleri yapan kurum veya ortaklik. ambarlamak * Ambar isi yapmak. boyu 25 m'ye kadar cikan. ambalâjlamak * Ambalâj yapmak. ambalâj yapmak * (bir seyi) bu gibi maddelerle paketlemek. ambargo * Bir devletin. ambargoyu kaldirmak * ambargo ile ilgili yasaklamayikaldirmak. bolge. ambarci * Ambara bakan gorevli. ambalâjcilik * Ambalâjciolma durumu veya isi. * Yiyecek ve baziesyanin saklandigiyer. kul renginde bir madde. disli. ada baligi(Catodon . * Otomobili fazla gaz vermekten calismaz hâle sokmak. plâstik madde gibi malzeme. tahta. * Genellikle tahilin cok uretildigi yer. ambarlama * Ambar durumuna gelmek. ambarcilik* Ambarcinin gordugu is. ambalâj * Esyayisarmaya yarayan mukavva. ekonomik. amazon * (eski caglarin Amazonlarina benzetilerek) Erkek gibi. savassaflarinda yer alan kadin. cok yormak. sosyal alanlarda caydirma amaciyla yaptirim uygulamak. ambalâjlama * Ambalâjlamak isi. * Geminin yuk koymaya ayrilmisyeri. amber baligi * Balinagillerden. ambar memuru. * Bir malin serbest surumunu engellemek icin konulan yasak. * Ata binen kadin. ambarda kurutma * Kapalibir yerde. ambalâjci* Ambalâj yapan kimse. musadere etmek. kâgit. * Guzel kokulu bazimaddelerin ortak adi. * bir mala el koymak.amatorluk * Amator olma durumu. basibuyuk.

* Yaslierkeklere saygiicin kullanilan seslenme. amel * Yapilan is. operasyon. . * Ýsbakimindan. bir kavramin sembolu olan varlik veya esya. amelî * Ýse dayanan. * Bir kimsenin dinin buyruklariniyerine getirmek icin yaptiklari. amcalik * Amca olma durumu. ameliyat gecirmek * ameliyat edilmisolmak. belirtke. fiil.macrocephalus). amberbaris * Saricali. ambulâns * Hasta arabasi. tatbikî. uygun. pratik. kolay. islem. ameliyathane * Hastalarin ameliyat edildigi yer. * Hareketle ilgili olan. yalniz dusunce alaninda kalmayip ise donusen uygulamali . amcalik etmek * birine amca gibi yakinlik gostermek. isustunde. amcamla dayim. * Surgun. oturuk. amele * Ýsci. amca * Babanin erkek kardesi. iri ve uzun taneli bir tur pirinc. amboli * Atardamarda kanin pihtilasmasiveya yagparcaciklarinin olusmasisonucunda meydan a gelen tikanma. edim. cankurtaran (arabasi). altin sarisirenginde guzel kokul u cicegi. tatbikî. cankurtaran. amelelik * Amele olma durumu. ameliyat * Operatorun. amele taburu * Genellikle yol yapim islerinde gorevli amelelerden olusan birlik. ameliye * Yapilan is. kestirme. ishal. amelimanda * Ýsyapamaz durumda olan. Ýsler. amber cicegi * Amber agacinin toparlak. findik buyuklugunde. isce. amcazade * Amcanin oglu veya kizi. * c. * Elverisli. Ýran'da yetisen. ameliyatli* Ameliyat edilmis. hepsinden aldim payim * yakinlarindan bekledigi ilgi ve yardimigormeyen bir kimsenin artik yeni bir di lekte bulunmaya niyetli olmadiginianlatmak icin soylenir. pisince guzel bir koku veren. emekci. ameliyat masasi * Uzerinde ameliyat yapilan ozel donanimlimasa. faaliyetler. amberbu * Hindistan'da. hasta uzerinde kesme ve dikme yoluyla yaptigimudahale. amblem * Soyut bir seyin.

amfibi * Ýki yasayisli. "diyecek yok" gibi tasdik etme anlatir. otel veya evlerde icki icin ayrilmiskose. amfi * Amfiteatr kelimesinin kisaltilmisi. * Bu agacin badem biciminde cekirdekli. Amerikanca * Amerika Birlisik Devletlerinde kullanilan Ýngilizce. Amerikan bezi biciminde de kullanilir. Amerika ile ilgili olan. Amerikan * Amerika Birlesik Devletleri halkindan olan kimse. amfibol .amenajman * Devlete ve kisilere ait ormanlarin. Amentu * Kur'an surelerinden birinin adi. yuzergezer. Amerikanist * Amerikan tarihi ve kulturu ile ugrasan bilimci. Amerikalilasmak * Amerikalilarin yasayistarzinibenimsemek. amfibi harekât * Kara ve deniz araclariyla yapilan manevra. Amerikan bar * Lokanta. Amerika armudu * Defnegillerden. * Amerika'ya ozgu. Amerikaligibi. Amerikanvarî * Amerikaliya yakisan bicimde. KisaltmasiA m. amerikan. amerikyum* Atom numarasi95. ametal * Metal olmayan elementler. Amerika uzumu * Sekerci boyasi. Amerika'da yetisen bir agac. Amerika'da yetisen bir agac (Persea gratissima). yapay olarak elde edilen aktinitlerden bir element. Amerika bademi * Aselbent ve zamk gibi maddeler veren bir sicak iklim agaci(Styrax americana). Amerikan salatasi * Rus salatasi. Amerikali* Amerika Birlesik Devletleri halkindan olan kimse. "dogru". arka ayaklaricok uzun. armuda benzer yemisi. amenna * Ýnandik anlamiile "oyledir". onceden hazirlanip kabul edilmisesaslara u ygun olarak isletilmesi. kaput bezi. bilader agaci(Anacardium occidentale). ametist * Sus tasiolarak kullanilan mor renkte bir tur kuvars. Amerika elmasi * Antep fistigigillerden. * Tabiî kaynaklarin isletilmesi. kucuk bir memeli kurk hayvani(Eriomys c hincilla). Amerikalilasma * Amerikalilasmak isi veya durumu. * Hem karada hem de suda hareket eden (tasit). Amerikan bezi * Bkz. Amerika tavsani * Kemiricilerden. * Bu agacin armuda benzer yemisi. amerikan * Pamuktan duz dokuma.

amfizem * Vucut organlarindan bir bolumunun hava ile sismesi. amiyane . amigo * Cogunlukla spor yarismalarinda seyircileri costuran kimse. amipli * Ýcinde amip bulunan. ita amiri. amip * Amipler takimindan. karnigenistesti. amirane * Amir gibi. tatlive tuzlu sularda yasayan bir hucreli canli(Amoibe). dibi sivri. amil * Yapan. * Yunan ve Roma'da acik hava tiyatrosu. dar boyunlu. ust. siralariarkaya dogru basamakliolarak yukselen salon. esmer. amirallik * Amiral olma durumu. amir gibi. amfor * Ýki kulplu.* Piroksenlere yakin siyah. * Toprak parcasi. vucudunun bicim degistirmesiyle olusan gecici kollar veya ayaklar uzerinde surunerek yer degistiren. * Bir iste emir verme yetkisi olan kimse. amire yakisan bicimde. sebep. amitoz * Amip. amiral * Deniz kuvvetlerinde. * Amiplerin yol actigi. tek degerli hidrokarbonlu koklerin gecmesiyle olu san urunlerin genel adi. amirce * Amire yakisir bicimde. amigoluk * Amigonun yaptigiis. amin * Amonyaktaki hidrojen yerine. proteinlerin temel tasiolan o rganik bilesik. amirlik * Amir olma durumu. amfiteatr * Dinleyicilerin oturdugu. amilâz * Nisastayiparcalayarak sekere ceviren bir enzim. amfor. dualarin arasinda ve sonunda kullanilir. faktor. amfibyumlar * Kurbaga ve semenderleri icine alan iki yasayisliomurgalilar sinifi. âmin * "Allah kabul etsin" anlaminda. amiriita * Bkz. emreden. aminoasit * Bir amino grubu ile bir karboksil grubu tasiyan. etmen. yesil renkli bir silikat grubu. amfora * Bkz. ordudaki general rutbesine esit rutbedeki subay. akyuvar ve bazibakterilerde hucre bolunmesi yoluyla olan cogalma. amipler * Bir hucreli hayvanlarin kok bacaklilar sinifina giren bir takimi. * Amiralin makami. amit * Amonyagin hidrojeni yerine bir asit kokunun gecmesiyle olusan birlesiklerin si nif adi. etken. amir * Buyuran.

azotlu gubrelerin en cok kullanilanidir. tore disicilik. amonyak * Azot ve hidrojen birlesimi olan. amonyaklamak * Baziyemlerin amonyak veya bir amonyum bilesigi ile karistirmak veya doyurmak. amiyane tabiriyle * halk agziile. * Ýcinde bu gazin eritilmisbulundugu su. nisadir ruhu. halk deyisiyle. amme menfaati * Kamu yarari. amme idaresi * Kamu yonetimi. amme davasi * Kamu davasi. amoralizm* Ahlâk disicilik.* Kibarca olmayan. nisadir kaymagi. amonyaklama * Amonyaklamak isi. amma velâkin * Ancak. amnios suyu * Dol kesesini dolduran ve cenini icinde bulunduran sivi. amnios * Dol kesesi. bayagi. amonyum sulfat * Sanayide sentez yolu ile elde edilen amonyum notr sulfat. kamu. * Faizin islemesine son vermek icin bir tahvilin birden odenmesi. amorf * Bicimsiz. amnezi * Hafiza kaybi. amma * Bkz. amonyum * Amonyaklituzlarda maden rolu oynayan bir birlesim koku (NH4). * Yanina getirildigi kelimenin anlamina asirilik katarak sasma veya hayranlik an latir. * Siradan. amme hukuku * Kamu hukuku. amme * Halkin butunu. * Piyangoda odenen para kadar odenen karsilik. yillik kârdan ayrilan belirli pa y. amorti * Birden odenerek faizinin islemesine son verilen tahvil. bellek yitimi. amorti etmek * bir girisimde yatirilan parayizamanla yeniden kazanmak. amortisman * Tasinmaz mallarin asinmalarina karsilik olarak. keskin kokulu bir gaz (NH3). bununla beraber. cagnak. Ama. . amme efkâri * Kamuoyu. amonyum karbonat * Hamur kabartmada maya olarak kullanilan karbonik asidin amonyum tuzu. ammada yaptin ha! * soylenen bir soze pek inanilmadiginive sasildiginianlatir. amor * Bir cesit kumas.

giyim vb . * Dince aziz taninan bazikadinlara verilen saygiunvani. mobilya. uslûbu. * Bu duzeni kuran oge. amputasyon * Bir organikesip cikarma. dik durumda. sividurumda ilâc bulunan kucuk veya buyuk cam tup. amyant * Kolayca bukulen ve atese dayanan liflerden olusmus. ampirik * Bir kurama degil de yalnizca deneye. an * Zamanin bolunemeyecek kadar kisa bir parcasi. * Ýcinde cogu kez zerk edilecek. anne. ana * Cocugu olan kadin. amplifikator * Alcak veya yuksek frekansliakimlarin gerilimini. amudî * Dikey. amper * Elektrik akiminda siddet birimi. bir tur ak asbest. ampermetre * Amperolcer. havasibosaltilmiscam sise. gozleme dayanan. cihaz. amudufikarî * Omurga kemigi. amuda kalkmak * iki eli ustune dayanarak bacaklarinihavada dikey tutmak. elektrik akimiile akkor durumuna gelerek isik verebilen bir iletkeni bul unan. * Yavrusu olan disi hayvan. KisaltmasiA. yaylarin gereksiz hareketlerini gidermeye yarayan duzen. ampul * Ýcinde. -an / -en * Fiilden sifat tureten ek. sallantigibi hareketleri en aza indiren. * Velinimet. ampir * Napoleon doneminde Fransa'da ve Avrupa'da yayilmisolan yapi. amperolcer * Bir elektrik akiminin siddetini olcmeye yarayan aygit.amortisor * Motorlu araclarda sarsinti. * Yaslikadinlara saygilibir seslenme sozu olarak kullanilir. kok-en vb. -an / -en * Ýsimden isim tureten ek: ogul-an > oglan. an * Zihin. . bel kemigi. ampirist * Deneyci. dikine. amper saat * Bir amper siddetinde akim geciren bir iletkenden bir saat icinde gecen elektri k miktari. kiz-an. lâhza. * Herhangi bir butunden bir parca kesme veya koparma. amut * Dikme. dik. siddetini veya gucunu artirma ya yarayan arac. yumusatmalik. ampirizm * Deneycilik. an * Ýki tarla arasindaki sinir. yukseltec. akimolcer.

dort bir yonunu cevreleyen kalin disduvar. yer veya durum. Bagdad gibi diyar olmaz * insanlar icinde bize ana kadar candan baglidost yoktur. * Cizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sifat olarak geldiginde. ana fikir * Belirli bir konuda bir yazinin temeli olan dusunce. ana baba eline bakmak * ana ve babanin verdigi para ile gecinmek. tehlikeli zaman. buyuk defter. ekleme direklerde dipteki temel parca. kufretmek. faizin disinda olan bolumu. ana ari * Aribeyi. ana kapi * Bir yapinin suslu. ana duvar * Bir yapinin. ana defter * Ticarî bir kurulusun. * Temel. ana avrat duz (veya dumduz) gitmek * sovmek. evindekilerden ve soyca baglioldugu topluluktan ogre ndigi dil. ana dal * Agac. ana bilim dali * Universite veya fakultelerde bolumlerin alt bilim veya uzmanlik dallari.* Alacagin veya borcun. ana kadin * Bir ailede veya bir toplulukta en cok sayilan kadin. asil. ana deniz bilimi * Osinografi. ana cadde * Sehirde ara sokaklarin acildigigenisyol. d efterikebir. ana baba bir * ayniana ve babadan olan (kardesler). * Donen koninin yan yuzunu olusturan dik ucgenin hipotenusune verilen ad. ana baba gunu * Cok kalabalik. ana dil * Baska diller veya lehceler turetmisolan dil. . aylik ve bilânco hesaplarinigosteren defter. baba ayri * analaribir. esas. ana deniz * Kitalaribirbirinden ayiran engin deniz. ana baba * Ana ile babanin olusturdugu birlik. ana dusunce * Temel fikir. okyanus. telâsli. ana dogrusu * Donen silindirin yan yuzunu olusturan dikdortgenin bir kenari. ana direk * Gemilerde. buyuk on kapisi. ana dili * Ýnsanin cocukken anasindan. babalariayriolan (kardesler). ana cizgi * Belli bir kurala gore yurutulerek bir bicimin olusmasina yarayan cizgi. ana bir. belirli bir kural altinda hareket ederek bir yuzey olusturmaya yaradiginianlatir. umman. o cizgin in. ana gibi yâr olmaz. * Sikintilikalabalik. agaccik veya calilarda govdeden ilk cikan ve bitkinin catisiniolusturan dal. ana baba yavrusu * nazlibuyutulmuscocuk.

ana kok * Tohumun cimlenmesinden sonra kokcugun topraga dalarak gelismesi sonucu olusan ilk kok. ana sehir * Ana kent. buyuk sehir. ana kralice * Kralin annesi.ana kara * Yeryuzundeki besbuyuk kara parcasindan her biri. * Bir ulkede buyuk kentlerden herhangi biri. ana toplardamar * Kirli kanikalbin sagkulakcigina bosaltan iki buyuk toplardamardan her biri. ana rahmine dusmek * dol yataginda cenin olusmak. ana ortaklik * Bircok ortakligin pay senetlerini elinde bulundurarak onlaridenetimi altinda t utan sermaye yatirim ortakligi. baht kuramamis) * kocasiiyi olmayan bir kadin. . kita. * Sikintiya. ana kizina taht kurar. saatler icinde en dogru giden ve obur saatlerin a yarlanmasinda kullanilan saat. kiz bahtikocadan arar (veya ana kizina taht kurmus. ana kitap * Bir bilim alaninda yazilmistemel kitap. ana muhalefet * Ýktidarin disinda sayica en ustun olan parti. ana kuzusu * Pek kucuk kucak cocugu. ana sayac * Belirli bir yerlesim birimine veya bir sehre verilen toplam gazin olculmesi am aciyla. ana sav * Ýleri surulerek savunulan dusuncelerin en belli basliolani. metropol. * Aribeyi. laytmot if. ana sinifi* Genellikle besyasinibitirmiscocuklariilkokul ogrenimine hazirlayan sinif. ana kent * Bir ulkenin veya bir bolgenin cevresindeki yerlesim yerlerine ekonomik ve topl umsal yonlerden egemen olan ve genellikle ulkenin baska ulkelerle olan her turlu iliskilerinin saglandi gien onemli kenti. metropol. ana kuyu * bir ocakta ana cikisve havalandirmada kullanilan kuyu. ana dagitim boru hatti baslangicina tesis edilen sayac sistemi. kendi ne kadar zengin olursa olsun. nazlibuyutulmuscocuk veya genc. ana mektebi * Bkz. holding. ana sanli* Soyadiniana yonunden alan. ana kubbe * Camilerde ayaklar veya ana duvar uzerindeki kasnaga oturtulmuskubbe. guc islere alismamis. ana sozlesme * Taraflar arasiduzenlenen ilk ve temel sozlesme. ana saat * Bir gozlem evi veya kurumda. anaokulu. mutlu olamaz. ana kucagi * Ananin sevgi ve sevecenlikle dolu cevresi. buyuk sehir. ana motif * Bir sanat eserinde sik sik tekrarlanarak ona ozellik kazandiran motif.

anaca * Ana olarak. madersahî. sagliklibir duruma gelmek. anadan gorme * annesinde gordugu gibi. basina buyruk. anaclik * Anac olma durumu. ana yapi * Bir yapibutunu icinde yukseklik ve bicim bakimindan goze carpan.ana vatan * Ana yurt. anaerki * Soyda temel olarak anayialan ve ailede cocuklariana klânina mal eden ilkel bir t oplum duzeni. anadan (yeni) dogmusa donmek (veya anadan yeni dogmusgibi olmak) * dertsiz. anaclasmak * Anac duruma gelmek. gorundugu yer. deneyli. guney. * Ýri. kart. dogu ve batiyonlerinden her biri. * Kurnaz. yaba. * Bir seyin ilk kez yetistigi. anadut * Ekin veya ot demetlerini arabaya yuklemeye veya harmaniaktarmaya yarayan. ana yurt * Ýlk yurt edinilen yer. anacik * Kucuk anne. * Cadde. anaerkil * Anaerki temeline dayanan. * geleneksel. anabolizma * Ozumleme. ana yuregi* Annelik duygusu. madersahîlik. dirgen. * Sevimli. . ana vatan. anaclasma * Anaclasmak isi. Anadolu * On Asya'nin bir parcasiolarak Turkiye'nin Asya kitasinda bulunan topragina ver ilen ad. anac * Yavru yetistirecek duruma gelmisolan hayvan veya yemisverecek durumdaki agac. uzun sapliarac. ana yarisi* Teyze. sempatik anne. anacil * Anasina duskun (cocuk). ana yol * Kucuk yollarin kendisine acildigibuyuk yol. tasasiz. * dogustan olan. matriarkal. onemli bolum. ana sevecenligi. * Ananin egemen oldugu aile hayati. bilgili. Anadolulu * Anadolu halkindan olan (kimse). anadan dogma * cirilciplak. anaerkillik * Kadinin ustunlugune dayalitoplumsal orgutlenme duzeni. ana yon * Kuzey.

anahtar kelime * Bir kompozisyonda kullanilan temanin ifade edildigi baslica kelimelerden biri. istege gore elektrik akiminin gecmesini saglamak ici n kullanilan duzen. egrim. anaforlama * Anaforlamak isi. girdap. * Sifre yazmak ve cozmek icin kararlastirilmisolan yol. acacak. kasa gibi yerlere anahtar uydurarak hirsizlik yapan kimse. * Vesile. kilit tasi. anahtar vermek * (tulûat tiyatrosunda) komige nukte yapma kolayligivermek. acar. anagram * Bir kelimedeki harflerin yerini degistirerek elde edilen kelime. arac. satan veya onaran kimse. * Somunlariveya vidalaricevirerek sikistirip gevsetmek icin kullanilan celik sap liarac. anahtar bitkiler * Mera uzerinde cok bulunan ve bunlarin dogru bir sekilde otlatilmalariile tum m eranin dogru bir sekilde otlanmisolacagikabul edilen bitki turleri. * Yolsuz veya emeksiz elde edilen sey. anahtarcilik * Anahtarcinin yaptigiis. yetisebilen. anahtar * Bir kilidi acip kapamak icin kullanilan arac. ters akintilarin olusturdugu donme. kurgu. anahtar uydurmak * bir kilidi acmak icin kendi anahtarindan baska bir anahtar kullanmak. anaforculuk * Anaforcu olma durumu. cereyanli. guc durum. anafora kaptirmak * emeksiz. komutator. delikli metal ve plâstik gerec. * Bir seyin zemberegini kurmak icin kullanilan arac. anahtar tasi * (yapicilikta) Kemerlerin en ustundeki tas. * Kapi. acki. * Notalarin muzik merdivenindeki yukseklik derecelerini gostermek ve buna gore o kunmasinisaglamak icin portenin basina konulan isaret. karsiliksiz olarak baskasinin yararlanmasina imkân vermek. anahtar agizligi * Mobilya kapaklarinin ve cekmecelerin yuzlerine acilan anahtar deliklerinin uze rine civilenen paslanmaz celik veya dokumden yapilmisortasianahtara uygun. burgac. cevri. anafor * Bir engelle karsilasan su veya hava akintisinin donerek ve cukurlasarak yaptig icevrinti. * Ýstenilen yere veya aygita. anaforlu * Akintili. anahtarci* Anahtar yapan. anaforlamak * Yolsuz veya emeksiz olarak kazanc elde etmek. anaforcu * Yolsuz veya emeksiz kazanc pesinde olan (kimse). vasita.anaerobik * Oksijensiz yerde yasayabilen. * Karmakarisik. anahtaribeline takmak . * Konserve kutularinin kapaginikeserek acmaya yarayan alet. anafordan * yolsuz veya emeksiz olarak. sinirli.

analiz yapan kimse. anali. * Ornekseme. * Caga uymama. aygit veya organ. analikuzu. anakronizm * Tarihe aykirilik. anakronik * Cagigecmis. analojik * Analoji ile ilgili. analjezik * Bkz. benzesmeye dayanan. analik * Ana olanin durumu. tahlil. tuz. deri ve benzerinden yapilan halka veya kilif. tahlil etmek. analoji * Benzesim. avinisararak ve sikarak oldur en yilan (Eunectes murinus). . * Ana yerini tutan veya ana kadar yakinlik gosteren kadin. analastirmak * Annedeki ozellikleri kazandirmak. analizor * Analiz yapan cihaz. agrikesen. analiz * Cozumleme. analist * Tahlil. aciyitimi. analizci * Analizle ugrasan veya analiz yapan kimse. * Anaca davranis. kinalikuzu * annesi sagolan cocuklarin mutlulugunu anlatir. cozumleyici. andirisma. analiz etmek * Cozumlemek. eskimis. -anak / -enek * Fiil koklerinden isim tureten ek. * Ana duygusu. anali * Anasiolan. analikizli* Salca. * Uvey ana. kolayca kullanilmasinisaglamak icin takildig imaden. analik etmek * analik gorevini yapmak veya ana gibi yakinlik gostermek. anahtarlik * Anahtarlarin kaybolmasinionlemek. anakonda * Bogagillerden tropikal Guney Amerika'da yasayan.* evde yonetimi ele almak. analastirma * Analastirmak isi. analikuzu kinalikuzu * Bkz. * Andiris. analitik * Cozumlemeli. aciduyumunu yok etme. su. caga uymaz. benzesme. bulgur ve kiymanin yogrularak kucuk kofteler hâline getirilmesi ve bu malzemenin et suyu ve nohut ile pisirilmesiyle hazirlanan yemek. analjezi * Agriyidindirme.

. bu da sana oyle helâl olsun. kokusu cok begenilen meyvesi. kapitalizm.anam avradim olsun * birini kesin olarak inandirmak icin soylenen cok kaba bir ant. anarsik * Anarsi niteliginde olan. ananin orekesi * sacma bir soze karsiverilen karsilik. anan yahsi. anamal * Sermaye. baban yahsi * birini. begenme. * Sese verilen tona gore sasma. anaokulu * Ogrenim cagina henuz gelmemisiki ile altiyasarasindaki cocuklariokul duzenine hazirlayan egitim kurulusu. aci. anarsi * Siyasî ve idarî kurumlardaki cozulme sonucu olarak devlet denetiminin kalmamasidur umu. anamal sahibi. an'aneci * Ananeye bagliolan. anamalci* Uretim araclariniozel mulkiyetinde bulunduran. * Bu agacin tadi. * Bir ticaret isinin kurulmasi. geleneksel. pulucluk. anam! * Kadin erkek. bir ise razietmek icin gereginden cok overek yumusatmak amaciguduldugu nu baskasina anlatirken kullanilir. sermaye. ananasgiller * Bir ceneklilerden. ananas * Ananasgillerden. an'anesiz * Gelenege sahip bulunmayan. kapita list. an'anevi * Gelenege dayanan. buyuk kucuk herkese karsikullanilan teklifsiz bir seslenmek. bassizlik. sermayedar. * Kargasa. anapara * Ýsletilen paranin faiz katilmamisbutunu. ananet * Erkekte cinsel gucsuzluk. basibosluk. anamalcilik * Anamala dayanan ve kâr amaciguden uretim duzeni. anamal birikimi * Anamalcinin elde ettigi artik degerin bir bolumunu kendi kullanirken buyuk bol umunu anamalina ekleyerek onu buyutmesi. an'anecilik * Gelenekcilik. sicak ulkelerde yetisen ve ornegi ananas olan bitki familya si. uzuntu gibi duygular anlatir. * Anamalcilik duzenini benimsemis. sicak ulkelerde yetisen bir agac (Ananas sativus). gelenekci. ananin ak sutu gibi (helâl olsun) * anamin sutu bana nasil helâl ise. kapital. yurutulmesi icin gereken anapara ve paraya cevri lebilir mallarin butunu. anam babam * teklifsiz bir seslenme. an'ane * Gelenek.

huy vb. butun aile. anasir * Unsurlar. anarsistlesme * Anarsistlesmek isi veya durumu. anarsizm * Tarihî sartlar ne olursa olsun devletin ortadan kaldirilmasina calisan ogreti. anasinin gozu * cok kurnaz. dalavereci. hinogluhin. anasinin korpe kuzusu * pek kucuk kucak cocugu. kenarina bak. anarsistlik * Anarsist olma durumu. kendisinden her turlu soysuzluk beklenebilen (kimse). anasindan dogduguna pisman * cok tembel. eziyet cekmek. kizinial. anasinin kizi * anasinin huylarikendisinde de gorulen kiz. esaslibir bicimde. usengec. bakimindan anasina benzeyen. anasiz * Anasiolmayan. babasisalgam (veya sogan) * ne oldugu belirsiz kimselerin cocugu. anasindan dogduguna pisman etmek * cok eziyet etmek. anasiniesek kovalasin! * sozu edilen kimse veya isicin bikkinlik. ogeler. anasina avradina sovmek * birinin anasinive karisiniamaclayarak cirkin soz soylemek. bitkin duruma gelmek. anarsistlesmek * Anarsist ozelligi tasimak. aldirma. anasindan emdigi sutu burnundan getirmek anasiniaglatmak * bir kimseye cok eziyet etmek. anasiturp (veya sarimsak). asil olarak. cok uzmek. anasinibellemek * bir kimseye en buyuk kotulugu yapmak. umursama. bunun icin gam yeme (yemem)!. cok acik goz. anasil * Kokten. anasinin nikâhiniistemek * bir seye degerinden cok para istemek. * canindan bezmis. cok sikinticektirmek. anasidanasi * soyu sopu. bezdirmek. anasinisat! (veya satayim) * onem verme. * Anarsizm yanlisiolan kimse. bezini al * bir kizin karakterini ogrenmek isteyenler. anasiyerinde * bir gencin anasikadar yasli(kadin). dikkate almama ve umursamama anlatir. anasikilikli * gorus. . anartri * Dil tutuklugu. anasina bak. anasinin hâlini goz onune alirlarsa a ldanmamisolurlar. isi. anasiaglamak * cok sikinticekmek. anasinin ipini satmis(veya pazara cikarmis) * ipsiz. anasindan emdigi sut burnundan (fitil fitil) gelmek * bir isi yaparken cok sikinticekmek. davranis.anarsist * Anarsi ile ilgili olan.

* Bir seyin olusumunda goze carpan ozel yapi. anavasya * Gocucu baliklarin Akdeniz'den Karadeniz'e cikmasi. sadece" gibi sinirlama anlatir. yasama. anatomik * Anatomi ile ilgili. * Beden yapisi. anason * Maydanozgillerden. ancuez * Genellikle hamsi. sardalye veya tirsi baliklarindan yapilan tuz lu ve yagliezme. yadigâr. * Anayasa konusunda yetkili olan. * En erken. daha hizli. hayvan ve bitkilerin yapisinive organlarinin birbiriyle olan ilgilerini i nceleyen bilim. bir seyin daha cogunun. "daha cok". anayasadan yana olan. tesrih. anatomici * Anatomi uzmani. yurttaslarin kamu haklarinibildiren temel yasa. govde yapisi. anayasaci*Anayasayisavunan. bazen de caca. her an. "en cok". gittikce. ancak * "Yalniz. anayasal * Anayasa ile ilgili. bon. katavasya. * "Olsa olsa". yurdumuzda ekimi yapilan bitki (Pimpinella anisum). yargilama guclerinin nasil kullanilacaginigosteren. "guclukle" gibi. beceriksiz (kimse). il erisinin olmadiginigosterir. anca beraber. "yalniz" gibi bir dusunceye karsit ikinci bir dusunceyi anlatir. o iskotu de gitse. anca * Ancak. * Ýnsan vucudunun anatomisi ile ilgili. adagio ile andantino arasi. anbean * Dakikadan dakikaya. * Ani. . anayasa okutan (kimse). kokulu tohumu hamur islerinde ve rakiyapiminda kullanilan. * "Lâkin". "ama". andante * Yariyavas. andac * Ajanda.anasizlik * Anasiz olma durumu. beceriksiz. hatirat. kanunuesasî. anatomist * Anatomiyle ugrasan bilimci. andantino * Andante'den daha canli. andavalli* Bon ve gorgusuz. kanca beraber * bir iste iki veya daha cok kimsenin. * (cogul durumunda) Anilar. aptal. anatomi * Ýnsan. birbirinden ayrilmamal arigerektigini anlatir. andaval * Ahmak. andemi * Belli bir bolgede sik sik gorulen hastalik. saskin. teskilâtiesasiye kanunu . anayasa * Bir devletin yonetim bicimini belirten. * Anatomi dersi veren ogretim uyesi. yurutme.

andirma * Andirmak isi.andemik * Belli bir bolgede sik sik gorulen. anemi * Kansizlik. andirisma * Andirismak isi. cagristirmak. temsil. andezit * Plâjiyoklâzlibir yanardagkultesi. andiris * Andirmak isi veya bicimi. angaje olmak . * Benzer yanlaribulunmak. andropoz * Erkeklerde yasdonumu. endoskopi. anestezi * Uyusturucu bir ilâcla vucudun butununde veya belirli bir bolgesinde duyularin yo k olmasi. duyum yitimi. angaje * Sozle veya yaziliolarak baglanan. andiz * Yapraklaridikenli olan bir cesit ardic. anemon * Daglâlesi. angaje etmek * birini soz veya yaziile baglamak. analoji. endoskop. acive kokulu bir ot (Ýnu la). * Ýki sey arasinda bazinoktalardaki uygunluk. aneroit * Civa yerine bir maden kutu kullanmak temeline dayanan kadranlibarometre. andirmak * Anmak isini yaptirmak. anesteziyoloji * Duyum yitimi bilimi. * Kirlarda yetisen yabanî bir otun koku. andoskopi* Bkz. analoji. andoskop * Bkz. anevrizma * Bir atardamarin bir noktasinda olusan ur bicimindeki gevseme siskinligi. anemometre * Yelolcer. anemik * Kansiz. anele * Gemilerde turlu islerde kullanilan bir tur demir halka. nemli yerlerde yetisen. * Ýltibas. taahhut etmek. andirismak * (bir sey) Baska bir seyi andirmak. anestezist * Anestezi uzmani. anekdot * Kisa veya ozlu anlatimiolan guldurucu hikâye. andiz otu * Birlesikgillerden. andik * Sirtlan. fikra. * Servi agaci. benzerlik durumu. saricicekli.

angarya * Bir kimseye veya bir topluluga zorla.* sozle veya yaziliolarak bir seye baglanmak. taahhut. * Kolelik duzeninde koylunun derebeyine yaptigizorunlu ucretsiz hizmeti. susuz kalsiyum sul fat. Kis altmasiA. hatir icin yapmaya mecbur olmak. * Savasdurumundaki bir devletin. biktirici. taahhudu olan. yuzyilda Buyuk Britanya'yiele geciren Cermen irkindan oymaklara verile n ad. Angolali * Angola'da yasayan (kimse). ustlenme. ve VÝ. hatira. angajmansiz * Baglantisi. angstrom * Metrenin on milyarda biri degerine esit olan isik dalgalariniolcme birimi. angarya cekmek * bir isi isteksizce. * Ana dili Ýngilizce olan kimse. taahhudu olmayan. ani * Hatira. angudî * Angut kusunun renginde. angajmansizlik * Angajmaniolmama durumu. kendi sularindaki yabancibir devletin ticaret g emilerine el koyarak bunlardan yararlanmasi. Anglofil * Ýngiliz yanlisi. angin * Unlu. ucret vermeden yaptirilan is. zorla yapilan is. meshur. * Ahmak. * Ýngilizlere has olan. angaryaya kosmak * birini zorunlu olmadigihâlde bir iste calismaya zorlamak. angajman * Yuklenme. tuyleri kiremit renginde. anha minha * Asagiyukari. angut * Ordekgillerden. Anglikan * Ýngiliz kilisesine bagliolan (kimse). angic * Harman zamanifazla sap yuklemek icin okuz ve at arabalarinin iki tarafina taki lan parmaklik. anik . angajmanli * Baglantisi. evcillestirilebilen bir yaban kusu ( Casarca ferruginea). * Yasanmisolaylarin anlatildigiyazituru. Anglosakson * V. anilmis. angaryaci* Baskasina ucretsiz isyaptiran kimse. kaba saba. * Usandirici. baglanti. anhidrit * Genellikle kaya tuzu ve alcitasiyla birlikte bulunan dogal. * Olaganustu durumlarda veya sikiyonetimde devletin vatandaslara ait tasitlara e l koymasi. Anglikanizm * Ýngiliz kilisesinin tuttugu inanc yolu.

anitsal mezar. aniklik * Hazirlik. sembol niteliginde yapi. telmih. anirmak * (esek) Bagirmak. anilasma * Anilasmak isi. anistirmak * Bir seyi acikca soylemeyip ustu kapalianlatmak. dolaylianlatmak. goze carpacak buyuklukte. animsatma * Hatirlatma. animsanma * Hatirlanma. abide.* Hazir. Anitkabir * Ataturk'un mezari. anirtma * Anirtmak isi. anilasmak * Aniniteligi kazanmak. * Bir yazida veya siirde bilinen bir olayi. aniklasmak * Hazir olma durumu. anistirma * Anistirmak isi. animsatmak * Hatirlatmak. anirtmak * Anirmasinisaglamak. * Onemi ve degeri cok olan eser. aniklamak * Hazirlamak. animsamak * Hatirlamak. bir atasozunu anlatma veya cagristir ma sanati. animsanmak * Hatirlanmak. anit * Onemli bir olayiveya buyuk bir kisinin gelecek kusaklarca tarih boyunca anilma siicin yapilan. animsama * Hatirlama. anilmak * Anmak isine konu olmak. hatirlamak. ima etmek ihs as etmek. anit mezar * Gorkemli. anirti * Esegin anirirken cikardigises. anirma * Anirmak isi. anidurumuna girme. aniklama * Aniklamak isi. aniris * Anirma isi veya bicimi. aniklasma * Aniklasmak isi. anilma * Anilmak isi. * (kucuk a ile) Tarih degeri olan kisilerin mezariolarak yapilan anit degerindek .

aniz * Ekin bicildikten sonra tarlada kalan koklu sap. anjiyo * Anjiyografinin kisaltmasi. abidelestirmek. anitlasma * Anitlasmak isi. * Buyuklugu. anizlik * Anizisokulmemistarla. bogak. anjin * Bogaz mukozasinin sismesi. anitlastirma * Anitlastirmak isi. * Ansizin.i yapi. apansiz. kaba. animasyon * Canlandirma. * Saygive sevgi ile anilir duruma gelmek. gorkemli. yutak iltihabi. birdenbire. birdenbire. anita benzeyen. anî hiz * Bir andaki hiz. anîde * Hemencecik. anî akin * Bir anda gerceklestirilen hucum. gorunusu ve guzelligiyle gorenleri etkileyen. anitsal * Anit niteliginde olan. animizm * Canlicilik. anîden * Ansizin. anit degeri kazanmak. anitlastirmak * Anit durumuna getirmek. anî * Bir anda oluveren. anitlastirilmak * Anitlastirmak durumuna getirmek. boya sanayi inde kullanilan organik boya cevheri. abidelesmek. anilin * Benzenden tureyen bir amin. hunnak. aniz bozmak * anizialt ust etmek icin topragiyuzden surmek. abidevî. anitlastirilma * Anitlastirilmak durumu. anitsi * Anita benzer. anilin boyalar * Taskomuru eterinden elde edilen. anjiyografi . anjiyo olmak * anjiyografi cektirmek veya yaptirmak. aniz bicmek * anizive tarla kenarindaki otlaribicmek. farenjit. * Ekin bicildikten sonra surulmemistarla. anitlasmak * Anit durumuna gelmek. fotografcilikta. bir anda. animato * Bir parcanin canlicalinacaginianlatir. anif * Sert. basim islerinde. birden.

anladimsa arap olayim * hicbir sey anlamadim. bunlarin ha tirlattigidusunce veya nesne. bir tasarinin. anlam aykiriligi * Karsit anlamlikelimelerin. anketor * Anket yapan uzman. bir davranisveya olgudan anlasilan sey. bir dusuncenin veya eserin anlatmak istedigi sey . anjiyoloji * Dolasim organlariniinceleyen anatomi bolumu. anketci * Sorusturmaci. ankesorlu telefon * Kutulu telefon. genislemesi. Ankara kecisi * Uzun. Anka * Masallarda adigecen ve gercekte var olmayan buyuk bir kus. semantik. Zumruduanka. kaymasiveya bayagilasmasi. mana. anlam cikarmak * bir cumlede veya bir metinden yeni ve degisik bir anlam yakalamak veya bulup c ikarmak.* Damar icine x isinlarinigecirmeyen bir madde siringa edildikten sonra damarlar in filminin alinmasi. ankiloz * Oynar eklemlerde oynakligin kalmamasiyla eklemin islemez duruma gelmesi. bir sozden. ankastre * Bir oyuga. eklem kaynasmasi. anlam bilimi * Dili anlam acisindan inceleyen bilim dali. * yersiz ve gereksiz bir yargiya varmak. bu kavramlar icinden tek bir anlam bildirme si durumu. semantik. genel bir anlamdan ozel bir anlama gecis. sozlerin bir araya gelmesi. anlam * Bir kelimeden. fehva. anket * Sorusturma. anlam bilimsel * Anlam bilimi ile ilgili. anlam degismesi * Anlamin daralmasi. yanlisdegerlendirmek. arastirma yapmak. anlakli * Zeki. soyleye nin aklindan gecmeyen bir anlam vermek. yuvaya yerlestirilmis(tesisat). anlak * Zekâ. * Bir onermenin. anket yapmak * bir konuda sorusturma. sormaca. tiftik kecisi. Ankara kedisi * Uzun tuylu ve Ankara yoresinde yetisen kedi irki. kivircik ve ipek gibi yumusak killariolan ve Ankara yoresinde yetistiril en evcil keci turu. . anketcilik * Sorusturmacilik. anlam bayagilasmasi * Anlam kotulesmesi. anlam daralmasi * Geniskavramlariolan bir kelimenin. bir soze.

* Sorup ogrenmek. onemli bir sey anlatmayan. vukuf. anlamlianlamli * Anlamliolarak. anlamazlik* Bir seyi anlamamis. * (olumsuz veya soru biciminde) Ýyilik gormek. neye isaret ettigini kavramak. anlam vermek * kendince bir yargiya varmak. * Bir sey uzerinde bilgisi bulunmak. dusundurucu. * Birinin duygularini. farkina varmamisgibi davranmak. isimden tureme fiil. muteradif. * Bir olay veya onermenin daha once bilinen bir kanunun veya formulun sonucu old ugunu gorme. dusuncelerini sezebilmek. * Sahip olmayiistemek. . isteklerini. anlama * Anlamak isi. anlam kazandirmak. anlamli * Anlamiolan. anlamazliktan gelmek * bir seyi anladigihâlde anlamamis. sinonim. ilgilenmemek. anlamina gelmek (veya manaya gelmek) * (bir anlam) bildirmek. anlamamazlik * Anlamazlik. yeni bilgileri esk ileriyle bir araya getirerek sonuc niteliginde baska bir bilgi edinmek. anlamlandirma * Anlamlandirmak isi. dileginin yerine getirilmesini istemek. anlamlilik * Anlamliolma durumu. anlamsiz * Anlamiolmayan. anlamsizlasma * Anlamsizlasmak durumu. anlam kaymasi * Yeni bir anlam vermek uzere kelimelerin gercek anlamlarindan kayarak kaliplasm alari. anlamamak * hoslanmamak. semantik. anlamdaslik * Esanlamlilik. anlamsal * Anlamla ilgili. anlamak * Bir seyin ne demek oldugunu. manidar. anlam kotulesmesi * Anlamiiyi ve olumlu olan bir kelimenin zamanla kotu veya kotuye dogru giden bi r anlam kazanmasi. anlamsizlasmak * Anlamsiz duruma gelmek. yorumlamak. yararlanmak. manasiz. * Bkz. anlamdas* Esanlamli. anlamlandirmak * Anlaminiaciklamak. * Dogru ve yerinde bulmak. manali. anlam iyilesmesi * Kotu ve olumsuz bir anlamiolan bir kelimenin zamanla iyi bir anlam kazanmasi. kavrayamamisgibi davranmak.anlam genislemesi * Dar bir anlamda kullanilan bazikelimelerdeki anlamin ilgili kavramlara yayilma si. muradif. bir sey demek isteyen. anlam vermek.

anlatim tonu . anlati * Hikâye etme. anlatim bilimi * Uslûp yontemlerini inceleyen edebî arastirma. bir konuyu soz veya yaziile bildirme. gercegi ogrenildi. anlasmazlik cikmak * bir konuda uyusmazlik soz konusu olmak. anlastirmak * Anlasmayi. anlasmali* Anlasmaya dayanan. ifade. muglâk. tahkiye. anlasmak * Dusunce. anlasik * Aralarinda anlasma bulunan taraflardan. alanlarda yapilan uzlasma ve bu uz lasmanin tespit edildigi belge. itilâf. antant. kulturel vb. kimselerden biri. anlasilma * Anlasilmak isi. anlasma yapmak * anlasma belgesi duzenleyip imzalamak. uyusma. anlasildiVehbi'nin kerrakesi * Bkz. anlasmazlik * Ýki veya daha cok tarafin karsilasan dusunce ve amaclariarasinda ayrilik. anlatilmak * Anlatmak isine konu olmak. uyusma zlik. karisik.anlamsizlastirma * Anlamsizlastirmak durumu. fikra gibi seyleri anlatan kimse. * Bir duyguyu. stilistik. * Devletler arasisiyasî. anlasmaya varmak * bir konuda birisiyle anlasmak. inceleme. bir anlam verilemeyen. anlarsin ya! * aciklanmamasigereken bir olayidolayliyoldan anlatmak icin kullanilir. ihtilâf. uzlasmayi. belli olmak. manasizlik. anlamsizlastirmak * Anlamsiz duruma getirmek. anlasilan * anlasildigina gore. ovmek. galiba. duygu. uyusma. anlasilmak * Anlamak isine konu olmak. anlata anlata bitirememek * bir seyden cok soz etmek. anlamsizlik * Anlamsiz olma durumu. ortaya cikmak. anlasildiVehbi'nin kerrakesi * isin ic yuzu. anlasildiVehbi'nin kerrakesi. anlatici * Hikâye. ekonomik. anlasma * Anlasmak isi. anlastirma * Anlastirmak isi. anlasilmaz * Anlasilmasiguc olan. bir dusunceyi. uyusmayisaglamak. anlatim * Anlatmak isi. itilâf. anlatilma * Anlatilmak isi. amac bakimindan birlesmek.

nakletmek.* Anlatimda mantik ve dusunce ozelligine gore olusan ton. anlik * Kisa suren. anlayisgostermek * istenilen veya soylenilen bir seyi hosgoruyle karsilamak. kalin kafali. anlatis * Anlatmak isi veya bicimi. anlayis * Anlamak isi veya bicimi. anlama gucu. anlattirma * Anlattirmak isi. ekspresyonizm. ihtifal. vurdumduymazlik. anlayissiz * Anlayisikit olan. anlayana sivri sinek saz. usa vurma. * Hosgorulu. * Olmusbir insanihatirlamak icin yapilan toren. gabi. tahkiyeye agirlik veren (yazar). anlatimli* Dusunce ve duyguyu guclu ve canlibir bicimde anlatan. zeki. zihniyet. kafasiz. * Ayiricibir nitelik olmak bakimindan gorus. * Eserlerinde hikâye etmeye. aciklama yaptirmak. telâkki. kavrayissiz. oysa anlayissiz kimselere ne soylense yararsizdir. anlatmak * Bir konu uzerinde aciklamada bulunmak. bir an icinde olan. anma toreni * Bir kisiyi veya bir olayihatirlamak icin yapilan toren. belirtmek. takrir. anmak . mudrike. zekâ. izah etmek. izanli. kafasizlik. anlatimcilik * Bkz. yargilama. entelekt. anlayip dinlemek * (bir olayla ilgili olarak) iyice anlamak. gaba vet. anlattirmak * Bir konu uzerinde bilgisini olcmek. izansiz. anlatimci* Yalnizca hikâye etmeye agirlik veren (eser). * Hosgorusuzluk. anlamayana davul zurna az * anlayislikimseleri en kucuk bir soz bile etkiler. hâlden anlama. bilgi vermek. ferasetli. anlisanli* Guzel. * Anlama yetenegi. zihniyet. gosterisli. * Duyu ve iradeden ayriolarak dusunulen bilme melekesi. anlatma * Anlatmak isi. kalin kafalilik. * Soylemek. vurdumduymaz. izan. unlu. f erasetsiz. anma * Birini veya bir seyi akla getirerek sozunu etme. anlayislilik * Anlayisliolma durumu. * Hosgorusuz. ent elektualizm. feraset. izansizlik. zihniye. anlayisli * Anlayisiolan. anlikcilik * Duyu ve irade karsisinda anligin ustunlugunu ileri suren doktrin. anlayissizlik * Anlayiskitligi. * Hosgorme. * Ýnandirmak.

* Birini veya bir seyi akla getirerek sozunu etmek veya onu dusunmek. artiuc . anormallesmek * Anormal duruma gelmek. anormallik * Anormal olma durumu. ansefalit * Beynin irinsiz iltihaplihastaligi. anormallesme * Anormallesmek isi. hatirlamak. anomali * Sapaklik. anonim sirket. berguzar. anormal * Genel olan ornege. anne olmak * (kadin) cocuk sahibi olmak. sunucu. animsama. anonim ortaklik * Sermayesi paylara bolunmusolan ve her ortagin sorumlulugu sermayedeki payiyla sinirlibulunan ortaklik. gayritabiî. * Yaraticisinin adibilinmeyen (eser). . anorak * Baslikli. anofel * Sitma mikrobunu asilayan bir tur sivrisinek (Anopheles maculipennis). anons * Duyuru. * Bir armaganla gonlunu almak. ansima * Bkz. anmalik * Anilmak icin verilen sey. * Adlandirmak. anot * Bir elektrolitte elektrik akiminin gelip baglandigive iceri girdigi uc. anonsor * Bkz. ansefal * Kafatasiicindeki beyin ve yardimciorganlarin hepsi. anonim sirket * En az beskisinin kurdugu. bir haberi halka bildirmek. anneanne * Annenin annesi. su gecirmeyen spor ceket. anons etmek * sozle veya yaziyla bir durumu. hatira. duzgun olmayan. annelik * Anne olma niteligi veya durumu. zikretmek. anne * Cocugunu dunyaya getiren kadin. annelik etmek * annelik gorevini yapmak veya anne gibi ilgi ve yakinlik gostermek. anorganik * Ýnorganik. yadigâr. aykirilik. anonim ortaklik. anonim * Adisanibilinmeyen. duyurma. * Dengesi bozuk. deli. alisilmisa ve kurala aykiriolan. sermayesi hisselere bolunmusve her ortagin sorumlulu gu sermayedeki hissesi ile sinirliortaklik. * Bir sozu agzina almak.

antenli * Anteni olan. sirt yuzgecleri uzamiskemikli ba lik turu. mutabakat. Antep baklavasi . ansizin * Hic hatira gelmedik bir sirada. uyusma. birdenbire. yemin. bir seyi tanik gostererek bir olayidog rulama. anten * Boslukta yayilan elektromanyetik dalgalaritoplayarak bu dalgalarin transmisyon hatlariicerisinde yayilmasinisaglayan cihaz. akilsiz. antarktik kara * Guney kutuptaki kara bolgesi. * Olta samandirasinin alt ve ust kisminda bulunan ince uclar. kan kardesi. iskeleti kemiklesmis. * Birdenbire. * Degisik alanlardaki bilgileri sistemli bir yontemle bir araya getirme veya top lama isi. "cocuklarinin basiicin" gibi sozlerle karsisindakini bir seye z orlamak. antant * Anlasma. anten yukselteci * Anten ile aliciarasinda yer alarak elektromanyetik dalgalarin genligini yuksel ten cihaz. ansiz * Anlayissiz. * Kendi kendine soz verme. antant kalmak * anlasmak. ansiklopedik * Ansiklopedi ile ilgili. * Her konuda biraz bilgi sahibi olan. ant * Tanri'yiveya kutsal bilinen bir kisiyi. ansiklopedici * Ansiklopedi hazirlayan veya satan (kimse). anî olarak. sanat dallarinitek veya bir arada belli bir yonteme gore inceleye n eser. animsamak. ant icmek (veya etmek) * bir seyi yapmaya veya yapmamaya ant ile soz vermek. ant verdirmek * bir seyi yapmasiicin bir kimseye ant icirmek. ozel a dlarida icine alan sozluk turu. ansiklopedicilik * Ansiklopedicinin yaptigiis. ant vermek * "Allah askina. antagonizma * Tezat. ansiklopedik sozluk * Alfabetik siraya gore kelimelerin karsiliklarinigenisbir bicimde veren. antarktik * Guney kutupla ilgili.ansimak * Bkz. habersiz. ant kardesi * Bkz. uzlasmak. * Duyarga. ansiklopedi * Butun bilim. itilâf. yemin etmek. guney kutup yakininda olan. bilgilik. antenli balik * Gogus yuzgecleri sapli. anîden.

antifriz * Bir siviya katildiginda o sivinin donma derecesini dusurerek donmasinionleyen madde. antibiyotik * Bitkilerde. yagliyemisi. antiasit * Alkalik. anterostomi * Bagirsak dugumlenmesinin kesilip alinmasi. davranisveya ogreti. antijen * Ýcerisine girdigi organizma araciligiyla antikor olusumunu saglayan bakteri. yanlisolarak Sam fistigida denilen bir agac (Pistacia vera). antialerjik * Alerjilerin onlenmesinde veya tedavisinde kullanilan ilâclarin ozelligi.* Antep yoresinde yapilan ozel bir tatlituru. . iplikleri cikarilmisve kafes seklini almiskumasuzeri ne aynirenk iplikle verevine sarilarak yapilan bir cesit el islemesi. parazit gibi protein yapisinda madde. streptomisin gibi maddelerin ortak adi. kalevî. Antep fistigigiller * Ayritac yapraklilardan. penisilin. tipik ornegi Antep fistigiagaciolan bir familya. antet * Kâgit veya zarf ustune basilmisad ve adres. ozellikle kuf mantarlarinda bulunan veya sentezle elde edilen. ozellikle eski Yunan ve Roma uygarliklariile ilgili o lan. baslik. antihijyenik * Saglik kurallarina aykiriolma. anterosel * Ýnce bagirsak fitigi. panzehir. antiemperyalizm * Emperyalizme karsitutum. vir us. antetli * Baslikli. antiemperyalist * Emperyalizme karsiolan. bir cok mikroba karsikullanilan. antik cag * Eski Yunan ve Roma uygarliklarinin gelisip yayildigicag. ince ve sert kabuklu. antidot * Bkz. antibiyotik tedavisi * Bir veya bircok antibiyotigin durdurucu veya oldurucu etkisinden faydalanilara k yapilan tedavi. antik * Ýlk Cagdaki uygarliklarla. anterograf* Bagirsak kasilmalariniolcmeye yarayan alet. yurdumuzda Gazi Antep ve Siirt bolgelerin de yetisen. * Bu caga ozgu olan. antetsiz * Basliksiz. * Bu agacin. Antep isi * Gazi Antep yoresine ozgu. anterit * Ýnce bagirsak iltihabi. antidemokratik * Demokrasiye aykiriolan. Antep fistigi * Antep fistigigillerin ornek bitkisi.

olagana. * Genele. antipati * Sevimsizlik. yatak carsafigibi bezlerin kenarlarina paralel ipliklerden bir b olumu cekilip dikey olanlarin ikisi. 6300 C de eriyen. haddede veya ceki c altinda islenemeyen. boynuzlu bir hayvan (A nthilopus). antikalik * Antika olma durumu. * Mendil. gelenege aykiri. antikasinibilmek * en iyisini bilmek. mavimtirak beyaz renkte bir ele ment. antikatot * Basinciazaltilmisbir elektrik bosalma tupunde. antiloplar * Gevisgetiren memeli hayvanlarin bir familyasi. antikomunizm * Komunizm aleyhtarligi. cogunlukla basim harfleri alasiminda kullanilan. antikapitalist * Kapitalist rejime karsiolan kimse. antilop * Antiloplardan. antikomunist * Komunizme karsi. KisaltmasiSb. atom agirligi121. * Karsit duygu. * Tuhaflik. sicak ulkelerde yasayan. cok hizlikosan. * Antik. antikor * Hastalik etkenlerini zararsiz duruma getirmek icin vucudun cikardigimadde. ucu bir arada tire ile sarilarak yapilan disdissus.antika * Eski caglardan kalma eser veya tarihî degeri olan eski esya. antipropaganda * Karsipropaganda. sican disi. ortu. antikaci * Antika esya veya eser satan veya toplayan kimse. .76 olan. antikapitalizm * Kapitalizme karsiolma. sevimsiz. ajur. katot isinlarinialan elektronik lâmbadaki genellikle metal yaprak. antisemit * Yahudilik aleyhtarligi. sogukluk. tuhaf. soguk. antika mobilya * En az yuz sene evvel imal edilmisolan. kanikaynamamak. acayip. antikacilik * Antika esya veya eserlerle ugrasma isi. antipatik * Antipati uyandiran. antik devir. antinomi * Catiski. * Bu hayvanin derisinden yapilmis. ana hatlarda herhangi bir degisiklik ya pilmamisve belli bir ekole gore isimlendirilen mobilya. antikite * Tarihte Ýlk Cag. antimon * Atom numarasi51. antipatik bulmak * sevimsiz bulmak.

antitoksik * Antitoksin. korundugu yer. ahitlesmek. antlasmak * Antlasma yapmak. yetistiren ve calistiran kisi. antrenmanli * Ýdmanli. antli * Ant icmisveya ant icirilmis. antre * Bir yapida girip gecilen yer. antrepoculuk * Antrepocunun yaptigiis. calistiricilik. havanin sarmal bicimli hareketi icin kullanil ir. antrepocu * Antrepo isleten kimse. antisemitizm * Yahudilere karsidusmanca duygular besleyen ve Yahudilere karsiayirt edici tedb irler alinmasini isteyenlerin gorusu veya tutumu. antrakt * Ara.antisemitist * Yahudilere karsidusmanca duygular besleyen ve Yahudilere karsiayirt edici tedb irler alinmasiniisteyen goruse bagliolan (kimse). antrenman * Bir spor dalinda yapilan alistirma veya hazirlik calismasi. idmansiz. antoloji * Sairlerin. antrenor * Bir spor dalinda sporcuyu egiten. antisepsi * Mikroplariilâcla oldurme yollari. antrasit * Guclukle tutusan. muahede. pakt. idman. koku. buyuk bir isivererek yanan bir tur t askomuru. savasta ittifak gibi konularda ustlenme lerini belirttikleri belge ve belgede belirtilen durum. * Baslangic yemegi. antrenman yapmak * spor amaciyla calismak. antitez * Karsisav. antrepo * Gumruklere gelmisticarî esyanin konuldugu. egzersiz. antrenorluk * Antrenorun isi veya meslegi. calistirici. antisiklon * Yuksek basincliatmosfer kutlesi. guldeste. secki. ardiye. antitoksin * Ýcine giren toksinleri zararsiz hâle getirmek icin vucudun cikardigimadde. duman cikarmadan. yazarlarin. antiseptik * Antisepsi yapmak icin kullanilan veya antisepsi ozelligi olan (madde). alistirma yapmak. antrenmansiz * Antrenmaniolmayan. antrkot . bestecilerin eserlerinden alinmissecme parcalardan olus an kitap. antlasma * Ýki veya daha cok devletin saldirmazlik. * Antrepoya bakan kimse. methal.

apaci * Cok aci. antrparantez * Soz arasinda. serc. insan bilimi. antropoitler * Bkz.* Sigirin iki kurek arasindan ve pirzolalik yerinden cikartilan kemiginden siyri lmiset dilimi. cok belirgin. antropolog * Ýnsan bilimi uzmani. antrok * Triyas devri katmanlarinda bulunan. ayak direyici. evrimini. insansi. anyon * Negatif elektrikle yuklu iyon. anut * Ýnatci. antropozoik devir * Antropozoik. biyolojik ozelliklerini. derisi dikenlilerden. * Bu agacin yara tedavisinde kullanilan recinesi. antropozoik * Ýnsanin belirmesi ve yayilmasininiteleyen antropozoik devir teriminde gecer. insan bilimsel. deniz lâlelerinin sapl ariniolusturan kalsiyum karbonat birlesimli fosil. eksin. anus * Sindirim kanalinin dogru bagirsak denilen son bolumundeki cikisdeligi. apak * Cok ak. hicbir kuskuya yer birakmaksizin aydinlik. * Raki. anzarot * Sicak ulkelerde yetisen bodur bir agac (Sarcocolla). toplumsal ve kulturel yonle rini inceleyen bilim. apaciklik * Apacik olma durumu. antroposantrizm * Ýnsanitabiatin merkezi sayan. apacik * Cok acik. sirasigelmisken. antropoloji * Ýnsanin kokenini. acik bir bicimde gorunme si. antropomorfizm * Ýnsan bicimcilik. insansilar. insanicincilik. antropoit * Bkz. * Bir seyin. anus yuzgeci * Baliklarda anus bolgesinde tek olarak bulunan yuzgec. antropolojik * Ýnsan bilimiyle ilgili. butun obur yaratiklarin insan icin yaratilmisolduk larinisoyleyen dinî nitelikli ogreti. apala . antroponim * Kisi adlariniinceleyen bilim dali. istitrat. makat. aort * Kalbin sol karincigindan cikan ve vucuda kirmizikan dagitan buyuk atardamar. anuri * Ýdrariniyapamama seklinde agir bir bobrek rahatsizligibelirtisi.

apayri * Busbutun ayri. apazlama * Apazlamak isi. * Yelken ruzgârla dolup sismek. cok anî olarak. apaydin * Cok aydinlik. alip kacmak. apazlamak * Avuclamak. aperitif * Ýstahiacmak icin yemekten once icilen icki.* Abla. apansiz * Hic beklenmedik bir sirada. pek ansizin. gurbuz. apaydinlik * Apaydin olma durumu. cihaz. aparkat * Boksta bukuk kolla asagidan yukariya dogru atilan yumruk. iri. kemik dokusunda bulunan. * Boyle esen bir ruzgârla. apandisit * Apandisin iltihaplanmasi. acar. apansizin * Birdenbire. bambaska. apel * Anonim ortakliklarda sermaye artirimiicin yapilan odeme cagrisi. icinde fluor veya klor olan dogal kalsiyum fo sfat. * Bir avuc dolusu. aparmak * Almak. apandis * Kor bagirsagin ince bir parmak gibi olan son bolumu. apatit * Dogada. aparma * Aparmak isi. calmak. apaz * Cok az. kabadayi. alip goturmek. hayta. iki bacak arasi. apartman * Birkac katlive her katinda bir veya birkac daire bulunan yapi. apas * Kulhan beyi. apaz * Avuc. apis * Butlarin ic tarafi. aparey * Cesitli parcalardan meydana gelen alet. * Gizlice almak. apalak * (bebekler ve kucuk cocuklar icin) Tombul. yaka paca. * Pupa ile orsa arasinda geminin omurgasina 450 aciile esen (ruzgâr). apart otel * Musterilerin kendi yeme ve icme ihtiyacinikarsilayabilmek icin gerekli malzeme ler ile donatilmisbagimsiz apartman veya villâ tipinde insa edilmisancak otel gibi isletilen konaklama tesisi . apisarasi* . apar topar* Telâsve acele ile. * (gemi) Apazlama ruzgârla gitmek.

appassionato * Bir parcanin coskunca calinacaginianlatir. apislik * Ag. apre . karanlik (soz veya yazi). apiko * Geminin. kapali. apismak *Hayvan yorgunluktan bacaklarinibirbirinden ayirarak cokuvermek. aposi * Cember biciminde. ayrik bacakli. * Ne yapacaginikestirememek. sasirmak. omuzluk. * Kuyrugunu apisarasina alarak yilgin yilgin giden (hayvan). torbaya benzer. * Bacaklariaca aca yurume. islev yitimi. suslu. buyuk gozlu ag. apraksi * Bkz. * Cifte demir atarak dondukce geminin bir alan icinde kalmasinisaglamak. * Giysilerin omuzlarina sus olarak takilan parca. aposteriori * Deney sonucu ortaya cikan (bilgi). * Derli toplu. * Hazir. apoletleri sokulmek * bir suc sebebiyle rutbesi indirilmek veya askerlikten atilmak. * Oturmak. apokrif * Dogruluguna guvenilmez soz veya yazi. aplike * Duz veya desenli bir kumastan kesilmismotiflerin bir baska kumasa islenmisduru mu. apolet * Subaylarda rutbeyi gostermek icin uniformalarin omuzlarina takilan isaretli pa rca. saskin. * Eldeki haritaya gore arazi uzerinde bir parseli kaziklarla belirtme. bacaklariayirarak comelmek. sik. gucsuz. apistirma * Apistirmak isi. sonsal. apisak * Bacaklariniacarak yuruyen. apisik * Yorgun. havari. tetik.Ýki bacagin arasinda kalan yer. * Bir kumasuzerine baska bir kumasparcasiniveya bir danteli dikme yolu ile uygul ayarak yapilan sus. telden yapilma. apokaliptik * Anlasilmaz. aplik * Duvar samdani. apistirmak * Hayvanicok yorarak yuruyecek gucunu birakmamak. duvar lâmbasi. apisip kalmak * sasirmak. zinciri toplayip demirini kaldirmaya hazir bulunmasi. aport * Avin veya kendisine gosterilen seyin uzerine atilip getirmesi icin kopege veri len buyruk. apotr * Yardimci. aplikasyon* Uygulama. apisma * Apismak isi. koruyucu.

* Kumasveya derinin cilâlanmasi. ahmaklastirmak. aptalliga vurmak * bir seyi bilmez. perdahlanmamisveya cilâlanmamis. bilmez sanmak (sanilmak). onsel. aptallasma * Aptallasmak isi veya durumu. perdahlamak. perdahlanmasi. alik. koor dinat. ahmaklasmak. ahmakca. ahmak. apsis * Yonlu bir eksen uzerinde bir noktanin. apse yapmak. aval aval. zekâ yoksunu. april * Nisan ayi. aptallasmak * Zekâsiniisletemez olmak. aptal gibi. azarlama. aliklasmak. aptal aptal* Aptal gibi. aptalca. anlamaz gibi gorunmek. aptal * Zekâsipek gelismemis. aptallastirmak * Aptallasmasina sebep olmak. * Dokumacilikta. apriori * Hicbir denemeye dayanmayan ve akil yordamiyla bulunup ortaya konan. apreci * Apre yapan kimse. apreleme * Aprelemek isi. apse * Ýrin birikimi. aptallik etmek * aptalca davranmak veya aptalca isgormek. aptallastirma * Aptallastirmak isi veya durumu. * Kucumseme belirten seslenme. * (apta'lca) Aptala yarasir nitelikte. aptal gibi. aptal yerine koymak (veya koyulmak) * anlamaz. aprelemek * Kumasveya deriyi cilâlamak. aptallik * Aptal olma durumu veya aptalca is. apselesmek * Yara irin baglamak. abril. apresiz * Apresi yapilmamis. aptalcasina * Aptala yakisir bicimde. apteriks . apsent * Pelinle kokulandirilmissert bir icki. aptal duruma getirmek. baslangic noktasina olan uzakliginin ce birsel degeri. aptal olmak * aptal durumda bulunmak. aptalca * Biraz aptal. apse yapmak * bir doku icinde iltihap olusmak. ciban. apselesme * Apselesmek durumu. * Bir noktanin uzaydaki yerini bulmaya yarayan ana cizgilerden yatay olani. apreli * Apresi olan. boyacilikta cilâ olarak kullanilan madde.

iki olayibirbirinden ayiran zaman. bat-ar. utanmaz. * Toplu bulunan nesnelerin veya kimselerin ici. utanc duyma. antrakt. * Toplu jimnastik dizilmelerinde. . cik-ar. ar * Tarim alanlariicin yuz metre kare degerinde yuzey olcu birimi. cikar "menfaat" vb. acar "anahtar". aciklik. ar namus tertemiz * utanmasiolmayan. aptesbozan otu * Bkz. ar yilidegil.* Bkz. apukurya * Et kesimi yortusu. kalk-ar. bir filmde dinlenme suresi. ara * Ýki seyi birbirinden ayiran uzaklik. olc-er vb. ar etmek * utanmak. haftayim. aralik. * Bir oyunda. utanc duymamak. abdesthane. * Ýki olguyu. bic-er. * Kisilerin veya topluluklarin birbirine karsiolan durumu veya ilgisi. abdest. siradakilerin birbirlerinden yanlamasina olan uzakliklari. yat-ar. * Futbol oyununun kirk beser dakikalik iki devresi arasinda oyunculara verilen o n besdakikalik dinlenme suresi. aptesbozan * Bkz./ -er* Belirli fiillere gelen geniszaman eki: ac-ar. abdestli. aptessiz * Bkz. ar belâsi * namus ve onuru icin baskasisoz eder korkusu. aptesli * Bkz. fasila. kâr yili * birinin sikilmayibir yana birakarak yalniz cikarina baktigianlatilirken soylen ir. apteslik * Bkz. -ar. gec-er. * Aralik. ar * Utanma. suv-ar-mak vb./ -er* Ýsimden gecissiz fiil tureten ek. abdestbozan. ar damaricatlamis * utanc duyulacak seyleri hic sikilmadan yapan. kivi. abdestbozan otu. Ar * Argon'un kisaltmasi. yuzsuzluk etmek. -ar. ar ve hayâ perdesi yirtilmak * utanmamak./ -er* Ýsimden gecisli fiil tureten ek: bas-ar-mak. mesafe. Bu ekle yapilmisisimler de vardir: keser. bosluk. abdestsiz. apteshane * Bkz. abdestlik. aptes * Bkz. -ar./ -er* Fiilden ettirgen catitureten ek: cik-ar-mak. -ar. gid-er-mek vb. apul apul * Tombul cocuklarin bacaklariniacarak salina salina yuruyuslerini anlatir.

ara bozucu * Ara bozan (kimse). ara konakci * Asalagin. kocekce gibi kucuk gufteli bestelerde. munafik. ara baslik * Esas bolumun alt basliklarinianlatmak icin kullanilir. munafiklik. ara kesit * Cizgilerin. ara karari* Bir davanin bakilmasinikolaylastirmak icin yargidan once. ara cumle * Birlesik veya yalin cumlelerde anlamibiraz daha aciklamak icin araya giren iki virgul veya iki kisa cizgi icinde verilen cumle. ara acmak * dostlugu bozmak. basina. ara buluculuk etmek * ara bulmada yardimciolmak. anlasmazliga yol acmak. ara mal * Uretimde gerekli malielde etmek icin kullanilan yariislenmismal. gelisme evreleri sirasinda beslenip barindigikonakcilardan her biri. sonuna da gelebilen. karalarin arasina sokulmusde niz. fitcilik. ara deniz * Okyanuslardan dar ve az derin bogazlarla ayrilan. ara kazanc * Malibutunuyle devretmeden arada elde edilen kazanc. ara bulucu* Uzlastiran kimse. zaman zaman. ara bozuculuk * Ara bozucu olma durumu. mola. katicisimlerin birbirlerine rastladiklarive kesistikle ri yer. ara bulmak * anlasamayanlariuzlastirmak. yuzeylerin. ara secim * Genel secimler disinda yapilan ara donem secimleri.* (basketbol ve voleybol icin) Takimlarin oyun sirasinda aldiklaribirer dakikali k dinlenme ve talimat alma suresi. ara kapi * Ýki yapiveya oda arasinda. ara nagme. ara bulma * Anlasmazlik durumunda bulunan kimseleri uzlastirma isi. ara sokak . mufsit. ara nagme * Sarki. ara buluculuk * Uzlastiricilik. ara nagmesi * Bkz. fitci. kolayca gecmek icin acilan kapi. ara sinavi* Universite ve yuksek okullarda yariyil icinde yapilan sinav. fesatci. ara bono * Arada odenen olagan disibono. turku. guftenin iki kitasiarasin a. * Sik sik soylenen soz veya acilan sorun. ara sicak * Soguk ve sicak yemek servisi arasinda ikram edilen hafif sicak yiyecekler. ara sira * Seyrek olarak. arada onlem niteligind e verilen karar. uzlastirici. sozsuz calinan parca. fesat.

bir isi bir sure birakmak. arabaci * Arabayisuren kimse. * Araba ile tasinmisveya tasinacak miktar. * Araba yapma veya satma isi. arabalik * Araba konulan yer. araba vapuru. okun dibinde ve iki yaninda bulunan uclarina kosum kayisl aribaglanan agac bolum. * Girisik bezeme. araban * Klâsik Turk muziginde bir makam. arabesklesme . araba mezarligi * Kullanilmaz hâle gelmisveya eski arabalarin birakildigiyer. arada. ara vermek * yeniden baslamak icin. arabali * Arabasiolan. ist itrat. durmak. bircok arabalarla. arabasi * Pismisve dondurulmushamur yaninda yenen tavuklu veya hindili corba. arabanin tekerine taskoymak * gucluk cikarmak. motorlu veya motorsuz her turlu kara tasiti. ara yon * Dort ana yonden ikisi arasinda olan yonlerden her biri. araba devrilince yol gosteren cok olur * isisten gectikten sonra verilen ogudun degeri yoktur. arabankurdî * Klâsik Turk muziginde az kullanilmisbirlesik bir makam. araba kullanmak * araba surmek. arabacilik * Araba surme isi. vapur. arabasiniduze cikarmak * karsilastigiguclukleri yenip isini kolay yurur hâle getirmek. ara soz * Dogrudan dogruya konusulan veya yazilan konuyu ilgilendirmeyen dolaylisoz.* Ana yola acilan ikinci derecedeki yol. ara cumle. buyuklerin yasayisina uyarlar. * Araba vapuru. ara tumce * Bkz. araba araba * Arabalar dolusu. araba vapuru * Arabalivapur. * Araba yapan veya satan kimse. arabalivapur * Arabaya tasiyan vapur. araba falakasi * Cift atliarabalarda. ara yerde * arasinda. araba * Tekerlekli. arabeskci * Arabesk muzik sanatcisi. arabesk * Arap uslûbunda olan (sey). * Araba dolduracak miktar. garaj. arabanin on tekerlegi nereden gecerse art tekerlegi de oradan gecer * cocuklar.

uzlasma saglamak icin gorevlendirmek. fesatci. gucunden yararlanilan nesne. Araplara ozgu olan. Asya ve Afrika'nin sicak bolgelerinde yetisen. mantik ve ahlâk bicimlerinin yalnizca hayatin degisik sartlarina uyma araclarioldugunu savunan dunya gorusu. aracilik etmek * bir isin cozumunde araya girerek yardim etmek. arada kaynamak * karisik bir durumda gereken ilgiyi gormemek. bilâvasita. araci * Uzlastiran. araclijimnastik * Bkz. * Arapca. vasitasiyla. arabesklesmek * Arabesk ozelligi kazanmak veya arabesk durumuna gelmek. vasita. muzevirlik. dogrudan dogruya yapilan veya olan. Arabist * Arap dili ve edebiyatiyla ugrasan kimse. anlasma saglayan kimse. tavassut etmek. aracsiz * Arac kullanilmadan. munafik. arada cikarmak * baska isler arasinda bir isi de yapivermek. munafiklik. arabizasyon * Araplastirma. aracikoymak * bir kimseyi. aracsizlik * Aracsiz olma durumu. kabuklar ihekimlikte kullanilan bir agaccik (Daphne gnidium).* Arabesk durumuna gelme. aletli jimnastik. . vasitasiz. yoluyla. araccilik * Dusunme bicimlerinin. mutavassit. * Uretici ile tuketici arasinda alim satim konusunda baglantikuran ve bundan kaz anc saglayan kimse. bir seyi elde etmek icin yararlanilan kimse veya sey. * Bir sonuca ulasmak icin kullanilan sey. kuramlarin. * Kisiler veya nesneler arasinda baglantisaglayan sey. * Tasit. Arabistan defnesi * Dulaptal otugillerden. * Bir seye ulasmak. arabozanlik * Ýki kisinin arasindaki dostluk veya gecimi bozma isi. aracli * Aracla yapilan veya olan. aracilik * Aracinin gordugu is. bilvasita. Arabistik * Arap dili ve kulturu arastirmalari. vasitali. arada kalmak * iki tarafiuzlastirmak uzere araya girme dolayisiyla guc duruma dusmek. arada bir * seyrek olarak. muz evir. vasita. enstrumantalizm. arac * Bir isyapmakta veya sonuclandirmakta. tavassut. baglantikurarak. araciligiyla * Araciolarak. Arabî * Araplarla ilgili. arabozan * Ýki kisinin arasindaki dostlugu veya gecimi bozan (kimse).

kurban bayraminin arife gunu toplandiklaritepe . tiftikten yapilmisince kulâh. uzaklasmak. mavimsi gri renkte billûrlasmisbir tur kalsiyum karbonat. yesil. Araf * Cennet ile cehennem arasinda bir yer. hacilarin. Arafatta soyulmushaciya donmek * her seyini kaybedip cirilciplak kalmak. aralanma * Aralanmak isi. asirma. arakiye * Dervislerin giydikleri. aralamak * Ýki sey arasinda aciklik olusturmak. arakcilik * Hirsizlik. seyreklestirmek. aragonit * Beyaz. * Bitkilerin fazla dal ve cubuklarinikesmek. * Seyrelmek. asirmak. * Pirinc ve seker kamisindan elde edilen bir tur raki. aralariniacmak * iki kisi arasindaki dostlugu. araklama * Araklamak isi. aralarinda daglar kadar fark olmak * aralarinda her yonden buyuk ayriliklar bulunmak. araklamak * Calmak. aralariiyi * dostluklariduzenli. aralama * Aralamak isi. yanindan ayrilmak. iki dostun arasina sogukluk girmek. * Gitmek. benzer nitelikler cok az olma k. iliskiyi bozmak. aradan cekilmek * ilisigini kesmek. araka * Ýri taneli bezelye. . aralarinibozmak * iki kisi arasindaki iliskiyi bozmak. aralanmak * Biraz acilmak. aradan kaldirmak * isyapma imkâniniyok etmek. Arafat * Mekke'nin dogusunda. aralarindan kara kedi gecmek (veya aralarina kara kedi girmek) * iki dost birbirine gucenmek. arak * Ter. aralarindan su sizmamak * birbirleriyle cok yakin. calan. hirsiz. calma. yariacmak. aralik olmak. sikifikiarkadaslik kurmak. -arak / -erek * Fiillerden zarf yapan ek.aradan * o zamandan bu zamana dek. aradan cikarmak * bircok isten birini yapip bitirivermek. caresiz kalmak. arakci * Araklayan. * Aralikliduruma getirmek. * Bir tur kucuk zurna. seyreklestirmek.

baristirmak. aralik vermek * yeniden baslamak icin bir isi kisa sure ile birakmak. espas. * Ayakyolu. * Onem verip istemek. taharri etmek. arama * Aramak isi. aralik etmek * aralamak. kalina veya inceye dogru ayiran uzaklik. * Arastirmak. aralikta * Obur seyler arasinda. * Portenin paralel cizgileri arasindaki bosluk. uzerinde ve esyasinda yapilan arastirma islemi. firsat. hatir sormaya gitmek. aralatma * Aralatmak isi. * Uygun. vakit. bale. * Yilin 31 gun suren son ayi. * Saklanan sanigin ve suc belgelerinin elde edilmesi icin bir kimsenin ev. isyer i gibi yerlerde. * Bir seyin yoklugunu duyarak geri gelmesini istemek. esrar gibi yasak seyler aramasi. arama karari * Arama yapilabilmesi icin hâkim tarafindan verilmiskarar. biraz actirmak. araliksiz * Birbirine bitisik olan. aramak * Birini veya bir seyi bulmaya calismak. ozlemek. yoklamak. * (basimcilikta) Harfler veya satirlar arasindaki aciklik. * Denizdeki mayinlaritoplama veya yok etme islemi. * Kesik kesik. aralik * Ýki sey arasindaki aciklik. * Evin iki bolumu veya iki oda arasindaki dar gecit. ilk kânun. * Borsada hisse senetlerinin alim satim emirlerinin verildigi sure. arama yapmak * birini veya bir seyi bulmaya calismak. monolog gibi eglendirici oyun . silâh. * Yariacik. aralarinda aciklik bulunmayan. espasli. arama emri * Yapilacak arastirma islemi icin yetkili organdan alinan buyruk. aralik oyunu * Tiyatroda iki perde arasinda yapilan koro. * Sart kosulmak. arama tarama * Polisin kuskulu gordugu kimseler uzerinde bicak. * Bir yontem bulmaya calismak. * Toplu beden egitiminde art arda dizilenleri ayiran aciklik. elverisli durum. aralikli * Birbirine bitisik olmayan. * Bir sesi bir baska sesten. * harfler arasinda veya satirlar arasinda bosluk birakmak. koridor. aramak taramak (veya arayip taramak) . yariacmak. aralik vermeden. tam kapanmamis. * Sira.aralarinibulmak * birbirleriyle anlasamayan iki kisiyi uzlastirmak. harfler veya satirlar arasinda acikligiolan. * Dizgide kelimeler. aralatmak * Aralik duruma getirtmek. aralarinda aciklik bulunan. * Ziyarete. * Surekli. taharri. mesafe. gecenek.

aranti * Aranilan cozum. Arap * Orta Dogu ile Kuzey Afrika'nin buyuk bir bolumunde yasayan halk ve bu halkin s oyundan olan (kimse). * Soz konusu olmak.* dikkatle aramak. Arap sabunu * Potasla yapilan. fellâh. * Koyu esmer veya kara. arap * Negatif fotograf. Aramîce * Samî dillerinin batilehcelerini icine alan ve milâttan onceki donemlerde kullanilm isbulunan olu bir dil. ancak rastlantiile ele gecer. Arap uyandi(veya Arabin gozu acildi) * gecen bir olaydan ders alindiginianlatir. Arap rakamlari * Bugun kullandigimiz sayilarigosteren rakamlar. esmer bir sabun. yumusak. aranjor * Duzenleyici. arap sacina donmek * isler cok karisip cozumlenmesi guc bir duruma gelmek. aranilmak * Aramak isine konu olmak. * Bu dile ozgu olan. kotu davranislarda bulunarak cezayigerektirmek. cok aramak. Arap tavsani * Kemirgen memelilerden bir hayvan (Daculus daculus). aranma * Aranmak isi. Arap zamki * Akasyadan elde edilen bir zamk. * Kendi ustunu aramak veya ortalikta kendi kendine bir seyler aramak. aramakla bulunmaz * cok degerli. aranilma * Aranilmak isi veya durumu. * Sart kosulmak. arap sacigibi * karmakarisik. aranjman * Duzenleme. Arapca * Samî dilleri ailesine giren ve Arap ulkelerinde kullanilan dil. * Arap halkina ozgu olan sey. aranmak * Aramak isine konu olmak. * Ýsteklisi bulunmak. * (kucuk a ile) Zenci. kararmak. Aramîce. aranje * Bu soz "duzenlemek" anlaminda "aranje etmek" biciminde kullanilir. Arap gibi olmak * simsiyah olmak. zamkiarabî. Aramca * Bkz. Arap olayim * (saka yollu) soylenen bir seyin dogruluguna inandirmak icin kullanilir. * Eksikligi duyulmak. * Olumsuz. Arapcalastirma .

mutecessis. arastirma * Arastirmak isi. arastirman. * Bilim ve sanatla ilgili olarak yapilan yontemli calisma. arasigecmeden * vakit gecmeden. mustemirren. kiyamet gunu butun olulerin toplanacaklariyer. ara vermeden. arasit * Yer fistigi.* Arapcalastirmak isi. arkasikesilmeden. ararot kamisi * Maranta. cocuk mamasi yapmaya yarayan un. arasiz * Surekli olarak. arasihos(veya iyi) olmamak * o seyden hoslanmamak. * Merakli. arasiolmamak * gecinememek. Araplasmak * Arap olmak. arastirici * Arastiran. inceleyen. ararot * Sicak iklimlerde yetisen maranta adlikamistan ve baska bitkilerin kokunden cik arilan. aralarinda gerginlik. Arasat * Musluman inanisina gore. arastiri * Arastirma. vira. gecirilmek. taharri. birbirine darilmak. Arapligibenimsemek. arastirilma * Arastirilmak isi. * Arap dili ozelligi kazandirmak. Arapcalastirmak * Arapcaya cevirmek. Arapsaci* Cozumlenemeyecek kadar karisik durum. Arapsaci* Kucuk. arastirma filmi * Herhangi bir bilimsel arastirmada alicinin salt bir kayit araciolarak kullanil . Araplasma * Araplasmak durumu. gozden. Araplik * Arap olma durumu. gecimsizlik olmak. arasi(veya aralari) acilmak (acik olmak veya bozulmak) * arkadasliklarisarsilmak. arasta * Carsilarda veya alisverisbolgelerinde ayniisi yapan esnafin bir arada bulundug u bolum. Araplastirmak * Arap kimligini kazandirmak. sicagisicagina. arasina (veya aralarina) karismak * buyuyup yetismek. Araplastirma * Araplastirmak isi. arkadaslik baglarikopmak. yuvarlak ve cok sik yesil yapraklariolan uzadikca asagidogru sa rkan bir tur sus bitkisi. arastirmaci(kimse). arasisogumak * aradan zaman gecerek onemini yitirmek. arastirilmak * Arastirma yapilmak. arastiricilik * Arastiricinin yaptigiis.

istetmek. arastirmacilik * Arastirmaciolma durumu. * Ýstenilen yildiziteleskop icine getirebilmek icin buyuk teleskoplara paralel ola rak bagli. arastirman * Arastirici. * Arama isiyle gorevlendirilmiskimse. sormak. . * Bir gercegi ortaya cikarmak icin aramalarda bulunmak. arayiacmak * aradaki uzaklik artmak. arastirmaci * Bilim ve sanat alanlarinda arastirma yapan kimse. kaybolmak. karisikliga kurban olmak. * bir isyapilirken ona engel olacak baska bir sey cikmak. arayicifisegi * Bir tur donanma fisegi. asistan. aratis * Aratmak isi veya bicimi. arayici * Bir seyi aramayiisedinen kimse. araya koymak * bir iste sozu gecer bir kimsenin araciligina basvurmak. * iki kisiyi uzlastirmaya calismak. yoklugunu duyurmamak. aratmamak * yenisi. arastirma gorevlisi * Yuksek ogretim kurumlarinda yapilan arastirma. araya almak * bir cevreye kabul etmek. * Arzu ettirmek. inceleme ve deneylerde yardimci olan ve yetkili organlarca verilen gorevleri yapan ogretim yardimcisi. dostluk kalmamak. eski yakinlik. arayip da bulamamak * beklenmedik iyi bir durumla karsilasmak. arayip soranibulunmamak (veya olmamak) * kimsesi olmamak. * arasiacilmiskimse ile barismak. araya sogukluk girmek * dostluk bagigevsemek. arastirmak * Birini veya bir seyi bulmak icin bir yeri gozden gecirmek. * Bilimde ve sanatta yontemli calismalar yapmak. araya gitmek * harcanmak. eskisinin yerini doldurabilmek.masiyla elde edilen film. sorusturmak. araya vermek * yararsiz bir ise harcamak. aratmak * Aramak isini bir baskasina yaptirmak. arayip sormak * biri hakkinda haber sormak veya birinin ziyaretine giderek ona karsiilgi goste rmek. arastirman. araya girmek * iki kisinin arasindaki bir ise karismak. aratma * Aratmak isi. gorusalanigenis olan kucuk teleskop. arayiyapmak * aralariacilmisiki kisiyi baristirmak. arayisogutmak * zaman gecmek.

* Ýlinek. ardiardina * Birbirlerini kovalayarak. yuvarlak kara yemi sleri ilâc olarak kullanilan bir agaccik (Juniperus). ardic kusu * Kara tavukgillerden. * Ardil. yerey. kuyrugu kara bir kus turu (Turdus pilaris). yer. arda * Ýsaret olarak yere dikilen cubuk. ardil * Birinin ardindan gelip onun yerine gecen kimse. ardiarasikesilmemek * araliksiz olarak gelmek. tukenmek. * Maden uzerine kazima yapmak ve cikrikta cevrilen seyleri yontmak icin kullanil an celik kalem. arboretum* Botanik bahcesinde agac ve benzeri bitkilerin dikimine ayrilmisbolum.arayis * Aramak isi veya bicimi. sazlik yerleri temizleyerek tarima elverisli duruma getirme . araliksiz. koruluk. ardic * Servigillerden. ardaklanma * Ardaklanma isi. ardic rakisi * Cin. semptom. araziye uymak * ortama. patirti. . Avrupa ve Asya ormanlarinda yasayan. * Bir cikarimda varilan sonuc. sirtikahverengi. arkasindan. kar niak. arazi * Yer yuzu parcasi. arbalet * Kundakli. tetikli yay. arazbar * Turk muziginde bir birlesik makam. arazbarbuselik * Turk muziginde bir birlesik makam. arazi acma * fundalik. ardisira * Pesinden. gorunmemeye calismak. araz * Belirtiler. durumu. ara vermeden. arbede * Gurultulu kavga. ardic otu * Ardic agacinin kucuk bitkisi. arbitraj * Hisse senedi. halef. yabancipara gibi degerli kâgitlaridaha kârligorulen baska kâgi tlarla degistirme isi. ardaklanmak * (agaclarda) Mantarlarin sebep oldugu curumeye ugramak. * Hastalik belirtileri. ardak * Ýcten curumeye yuz tutmusagac. oncel karsiti. ardikesilmek * arkasigelmemek. tahvil. cevreye uymak. toprak. guzel kokulu yapraklarinikisin da dokmeyen.

ardiyeci * Ardiye isleten kimse. boga guresi. arife gunu. ardindan sapan tasiyetismez * bir kimsenin cok hizligittigini anlatmak icin kullanilir. arkasisira. ardilma * Ardilma isi. arife. * Boyle bir yerde saklanilan esya icin odenen ucret. * Satasmak. catmak. pesini birakmamak. ardisik olgular * Bir hastaliktan sonra gorulebilen fakat hastaligin kesin sonucu olmayan olgula r. ardisira. ardinibirakmamak * Bkz. ardinikesmek * arkasigelmemek. onlemek. ardisik sayilar * Bir. takilmak. ardisiklik * Ardisik olma durumu. asilmak. * Ardiyeye bakan kimse. ardisik goruntu * Bir duyunun kaybolmasindan sonra da devam eden goruntu. yaris. ardinca * Hemen arkasindan. ardindan (veya arkasindan) atlikovalamak * bir isi gereksiz bir telâsla yapanlar icin soylenir. argac * Dokuma tezgâhlarinda enine atilan iplik. kayrak. tamamlamak. ardinialmak (veya getirmek) * bitirmek. arduaz * Kayagan tas. ardiye * Genellikle ticaret esyasinisaklamaya yarar yer. depo. arena * Amfiteatrin ortasinda. ardina (veya arkasina) dusmek * arkasindan gitmek. * Siyasî cekismelerin gectigi yer. iki. * Musallat olmak. pencere icin) sonuna kadar acik. arefe * Bkz. ardisik * Birbiri ardindan gelen. pesini birakmamak. ardinda yuz kopek havlamayan kurt. uc gibi birbiri ardindan gelen sayilar. son vermek. kurt sayilmaz * onemli kimseleri cekemeyip onlara dil uzatanlarin cok oldugunu anlatir. ardina kadar acik * (kapi. mutevali. durdurmak. ardilmak * Birisinin sirtina asilmak. ardisira. oyun gibi turlu gosteriler yapilan alan. atki. ardin ardin * Geri geri. areometre * Siviolcer.ardil goruntu * Bir duyunun kaybolmasindan sonra geriye kalan goruntu. antrepo. argaclama . arefe gunu * Bkz. hemen ardindan.

kizilca renkli kucuk sinek (Braula caeca). acisoz soylemek. AriKovani * Yengec takim yildiziyoresinde bir yildiz kumesi. ari * Temiz. . argolasma * Argolasmak ozelligi gosterme. * Beceriksiz. argaclamak * Dokumada argac atmak.* Argaclamak isi. arikil * Porselen yapmakta kullanilan bir cesit ak ve gevrek kil. ko kusu ve tadiolmayan bir element. bitkin. argali * Boynuzlugillerden. katisiksiz. aribeyi * Her kovanda bir tane bulunan ana ari. bal ve bal mumu yapan. KisaltmasiAr. * Keklik tutmakta kullanilan. aribal alacak cicegi bilir * isini bilen kimse nereye basvuracaginibilir. rengi. argolasmak * Karsilikliargo konusmak. arikovani* Arilarin icinde bal yaptiklaricesitli maddelerden yapilmisyuva. havada %1 oraninda bulunan. zayif. tahtadan kapanlarin yan taraflarina baglanan agac parca. halis. kulhan beylerinin kullandigisoz veya deyim. * Yabanciseylerden arinmis. salyangoz kabugu biciminde kabugu olan ve ahtapota benz eyen bir hayvan (Argonauta argo). Kuzeydogu Asya'da yasayan. kanatsiz. ari * Zar kanatlilardan. arguman * Bir cikiskumesinin degiskenine verilen ad. aridalagi* Bal petegi. argon * Atom numarasi18. argo * Kullanilan ortak dilden ayriolarak aynimeslek veya topluluktaki insanlarin kul landigiozel dil veya soz dagarcigi. saf. kaolin. bogaz. arginlik * Argin olma durumu. derbent. ignesiyle sokan bocek (Apis mellific a). aribiti * Kor. argit * Gecit. dagbogazi. * Soz argo durumuna gelmek. buyuk boynuzlariolan yaban koyun u (Ovis ammon). atom agirligi39. munezzeh. arigibi sokmak * ignelemek. * Serserilerin. arigibi * cok caliskan. argin * Yorgun. * Gunahsiz. argonot * Kafadan bacaklilardan.9 olan.

arik cekmek * tikanan. ariklasma * Ariklasmak isi. Guney Avrupa. yagierimiszayif. siska. saflasmak.arikovanigibi islemek * (bir yerin) gireni cikanicok olmak. arik * Eti. karsiligiod enmeyen emek. aricilik * Bal almak icin ariyetistirme isi. ariduruma gelme. * Fide veya fidan dikilen yer. tenzih etmek. ciliz. arici * Bal almak icin ariyetistiren kimse. arik * Ark. ozlesme. ariklatmak * Arik (ÝÝ) duruma getirmek. arilasma. arilamak * Bir seyde herhangi bir ayip veya kusur bulunmadiginibildirmek. siskalik. . arilasma * Arilasmak durumu. acik yerlerde yasayan bir kus(Merops apiaster). arisili * Tertemiz. ariklik * Zayiflik. arik emek * Ýscinin. ariklatma * Ariklatmak durumu. arilasmak * Ariduruma gelmek. arilama * Arilamak isi. arikusugiller * Omurgalihayvanlardan kuslar sinifina giren bir familya. arikci * Su yolu yapan kimse. ozlesmek. ariklasmak * Arik (ÝÝ) olmak. O rta Asya'da az agaclikli. vucutlari. arilastirma * Arilastirmak isi. arilar * Tek tek veya bir topluluk duzeni icinde yasayan. bozulan arklaritemizleyip acmak. arikusu * Arikusugillerden. arilanma * Arilanmak durumu. ariklama * Ariklamak isi. ariklamak * Arik (ÝÝ) duruma gelmek. arisutu * Genc isci arinin basindaki bezlerden salgiladigiazotu cok madde. Kuzey Afrika. karnimavimsi yesil. ek sure icinde harcadigive sonucunda artik deger yarattigi. arilanmak * Arilasmak. tenzih. ozellikle karinlar ive arka ayaklarikillarla ortulu zar kanatlilar familyasi. sirtisari. ozlestirme. kuru.

arilastirmak * Ariduruma getirmek. * Katisiksizlik. arindirma * Arindirmak isi. rafinaj. * sonradan ortaya cikmak. * Bulasmis. tasfiyehane. karbondioksit ve su buharo gibi hidrokarbon bilesigi olmayan gazlarla. aris * Araba oku. * Sanat yoluyla duygularin arinmasi. arilik * Kovanlarin konuldugu yer. aritim * (petrol. ariza . arindirmak * Arinmasinisaglamak. tasfiye etmek. arinis * Arinmak isi veya bicimi. aris * Kolun dirsekten parmaklara kadar olan bolumu. arinma * Temizlenme. surekli gorunur durumda olmak. kovanlik. ariz * Sonradan ortaya cikan. * Ruhun tutkulardan temizlenmesi. arinmak * Temizlenmek. aritmak * Temizlemek. ariticilik * Aritma isi. aritici * Aritma ozelligi olan. arina dokunmak * utanc duymak. * Deterjan. petrol gibi maddelerin aritildigiyer. musallat olmus. ariz olmak* bulasmak. * Gunahsizlik. rafineri. aritim evi * Seker. * Katisiksiz. ariduruma gelmek. aritis * Aritmak isi veya bicimi. arinin yuvasina kazik (veya cop) durtmek * tehlikeli kisiyi kiskirtmak. aritma unitesi * Dogal gaz uretim kuyularindan toplama hatlariyla gelen gazin icerisindeki hidr ojen sulfur. arilik * Temizlik. * Katisiksiz duruma getirmek. ozlestirmek. icin) Aritma isi. hidrokarbon kondanstlarini n tabiî gazdan ayrildigibirim. aritma * Aritmak isi. * Rahatlamak. yagvb. aris * Cozgu.

aria * Operalarda solistlerden birinin orkestra esliginde soyledigi sarki. islemez duruma gelmek. olayin bir onceki gunu veya ona yakin gunler. * Ozgur. arya. egreti. aristokrasi*Ekonomik. arizalanmak * Ariza. * Bu halkla ilgili. on gun. Ari * Ýran'dan gecerek Kuzey Hindistan'a yerlesen halk veya bu halktan olan kimse.* Engebe. bozulmus. aristokrat * Aristokrasi yanlisi. duz. arizali * Engebeli. Aristocu * Aristotelesci. arif * Cok anlayislive sezgili (kimse). * Yarim yamalak. distan gelen. * Aksamayan. mutlu. . arifane * Arif olana yakisacak yolda. aristokratik * Aristokratlikla ilgili. * Gecici. idare edecek bicimde. arizî * Sonradan olan. bemol ve bekâr isaretlerinin ortak adi. * (Arac vb. varisli. Aristoculuk * Aristotelescilik. aksaklik. * Bir notanin sesini yarim ton yukseltmek. * Soylular sinifi. arife gunu * Dinî bayramlardan onceki gun. * Aksama. bozulmadan isleyen. bu halka ozgu. * Yiyecegi ortaklasa saglanan (toplanti). rahat. icin) Aksayan. arif olan anlasin (veya anlar) * herkesin anlayacagikadar acik soylenmeyen bir sozun gercek anlaminikavrayanlar icin soylenir. arizalanma * Arizalanmak isi. toplumsal ve siyasî gucun soylular sinifinin elinde bulundug u tarihî yonetim bicimi. aksaklik gostermek. * Huzurlu. * Soylu. arife * Belirli bir gunun. arioso * Dramatik ve lirik bakimdan yuksek bir anlatim gucu olan agir baslihava. ariza yapmak * Bozulmak. arizasiz * Engebesiz. arifane ile * ortaklasa. alcaltmak veya eski durumuna getirmek icin notanin soluna konulan diyez. Ari dil * Hint-Avrupa dil ailesinin Hint-Ýran grubuna verilen ad. bicimde. hur. arî * Ciplak. islemeyen.

Arjantinli * Arjantin halkindan olan.3. odunc. kayirici. ariyet * Egreti. dizisi aritme tik bir dizi olup ortak carpan denilen degismez orani2 sayisidir. * Art. * Koruyucu. * Gecmis. pes. * Belli bir tasinir malin kullanilmasinin geri verilmek sartiyla bedelsiz olarak bir kimseye birakilmasi. dizinin terim sayisina bolunmesiyle elde edilen sayi. arkada bulunan. arik. konusu sayilar. piston. cetvel. ariya * Sancagi. bunlarin ozellikleri ve islemler olan kolu. Aristotelesci * Aristotelescilik yanlisiolan kimse. Aristotelescilik * Yunan filozoflarindan Aristoteles'in felsefesi. * Bir seyin sirt durumunda olan yuzeyi. yelkeni veya sereni direkten asagialma. * Bu bilimle ilgili. * (insan icin) Vucut. iltimasci. * Otururken sirtin dayandigiyer. arjantin * Buyuk bira bardagi. geride kalmiszaman. yabancigibi davranmak. arka arkaya * Hemen birbirinin arkasindan.. arka * Bir seyin temel tutulan yuzunun tam ters yani. arka arka * Geriye dogru. art arda. ariyeten * Egreti olarak. aritmetik islem * Aritmetik yoluyla yapilan cozum. aritmetik * Matematigin. * Bu felsefeyi benimsemisolma durumu. gezimcilik.7. * Geri kalan bolum. .5.. aritmi * Kalp atislarindaki duzensizlik ve esitsizlik. aritmetik dizi * Ardisik terimleri arasindaki ayrim degismeyen dizi: 1.aristokratlik * Aristokrat olma durumu. ark * Ýcinden su akitmak icin topragikazarak yapilan acik oluk. ariz amik * Enine boyuna. duzensiz. odunc olarak.9. her yonu ile. beden. arka (veya sirt) cevirmek * eski ilgiyi gostermez olmak. hark. aritmetiksel * Aritmetik ile ilgili. ariza * Yuksek bir makama sunulan mektup veya dilekce. ka nal. aritmik * Ritimli olmayan. * Arkada olan. aritmetik orta * Bir diziyi olusturan sayilarin toplaminin.

arka plânda * Geride. ruzgâr almayan kuytu yer. hempa. arkac * Agil. arkadas * Bir iste birlikte bulunanlardan her biri. arka ayak * Hayvanlarda vucudun gerisinde bulunan ayaklardan biri. el altindan. ileri gidememek. omuzdaslik. dayamak. arka teker * Araclarin arka duzeninde yer alan tekerlek. * degerce ileride olanlarin arkasinda kalmak. * (olen kimseye gore) dunyada birakmak. arkadan soylemek * kendisi bulunmadigibir yerde kimseyi cekistirmek. arkadaslik etmek . * Dagsirtlarinda davarlarin yatirildigiduz. arka cikmak * bir kimseyi baskalarina karsikorumak. dayanismak. arkadascanlisi * arkadasliga deger veren. arkadasa yakisir davranis. arkada kalanlar (veya arkadakiler) * bir kimsenin oldugunde veya bir yere gittiginde geride biraktigiyakinlari. kayiricibulmak.arka arkaya vermek * birbirini korumak icin birlesmek. arkadaslarina cok duskun olan kimse. arka tasi * zarar veren arkadaslar icin soylenir. arkadan arkaya * Gizli gizli. arkadasdegil. destek olmak. dedikodusunu yapmak. arka kapidan cikmak * okuldan basarisizlikla ayrilmak. * zaman bakimindan gecmiste birakmak. refik. arkadasca * Arkadasolarak. gizlice. arka sokak * Ana yola acilan ikinci derecedeki sokak. geride kalmak. arkada birakmak * bir seyden epey uzaklasmisbulunmak. arka olmak * maddî. arkada birakmak * birinden daha ileri gitmek. belli etmeden. unsiyet. dostca. arka vermek * desteklemek. yâren. arka bulmak * bir koruyucu. kayirmak. arkada kalmak * geriden gelmek. arkadasolmak * bir kimseyle dostluk kurmak. arka yuz * Bir seyin arkada kalan yuzu. arkadaslik * Arkadasolma durumu. arkadan vurmak * bir kimse kendisine guvenen ve inanan birine gizlice kotuluk etmek. * Birbirlerine karsisevgi ve anlayisgosteren kimselerden her biri. manevî yonden destek olmak. arka muzigi * Bir oyunda hareket ve sozlerin yanisira etkiyi artirmak icin hafifce calinan m uzik. * Onemsiz. ictenlikle. icten olmak. geride kalmak.

destek olunmak.* bir iste birlikte bulunmak. * Sirtinda yuk tasiyan hamallarin. guclu olmak. arkasisira * arkasindan. arkalic * Arkalik. arkalik * Ev icinde giyilen kolsuz. arkaliksiz * Arkaligi. * Sirt dayamaya yarar yer. arkasisira * Ardindan. arkalik. bitirilmek. arkasialinmak * sona erdirilmek. arkasi(veya sirti) yere gelmemek * sarsilmamak. dayanagiolan. * (birini) gozden ayirmayarak arkasindan gitmek. muzaheret. koruyucusu. yuklenmek. arkasikesilmek * tukenmek. arkasigelmek * devamliolmak. bir yerde durdurulmak. arkaizm * Konusulan ve yazilan dilde. * Bir kimseye guven vererek yardim etmek. arkasina dusmek (veya takilmak) * bir isi sona erdirmek icin sikicalismak. . arkaik * Arkaizmle ilgili. arkalamak * Arkasina almak. eskimis(soz veya eser). * Kullanildigicagdan daha eski bir cagdan kalma bir bicimin. yuk tasirken kullandiklariarka yastigi. yardim. semer . arkalanmak * Kendisine yardim edilmek. * Soguga karsigeregi gibi giyinmemisolma durumu. arkali * Koruyani. pesinden. kullanimdan dusmusolan eski soz ve deyim. birlikte gitmek. destek olmak. arkasina almak * sirtina yuklemek. arkasipek * Guclu birine veya saglam bir seye guvenen. arkalama * Arkalamak isi. arkasina bakmadan gitmek * arkada kalanlarla hic ilgilenmeden bir yerden ayrilmak. muzaheret etmek . * Guzel sanatlarda klâsik cagoncesinden kalan. sirt dayayacak yeri olmayan. eslik etmek. bir yapinin ozellig i. kalinca bir tur kisa hirka. sirt dayayacak yeri olan. yerinden dusurulememek. huyu ve dusunceleri birbirine uymak. * bir sure beraber bulunmak. arkalanma * Arkalanmak isi. * destegini saglamak. arkalikli * Arkaligi. surekli olmak. arkasiolmamak * kayiracak kimsesi olmamak. refakat etmek. korumak. arkasiyufka * Sevilen bir yemegin arkasindan baska bir yemegin bulunmadiginianlatmak icin so ylenir. son bulmak. tasimak.

tasinabilir atesli silâh. arkasini(veya pesini) birakmak * vazgecmek. arkeoloji * Tarih oncesi ve eski caglardan kalma eserleri tarih ve sanat bakimindan incele yen bilim. arkaya birakmak (veya koymak) * sonraya. arkasindan kosmak * isyaptirmak icin birinin arzusunu kollamak. arkasindan suruklemek * arkasindan gelmesini saglamak. arkeoloji uzmaniveya bilgini. dayanagiolmayan. yuzyilda Fransa'da kullanilmaya baslanan. butun kara yosunlarinda ve baziacik to humlularda gorulen disilik organi. arkasiz * Arkaligiolmayan. arkeolog * Kazibilimci. arkit * Koy evlerinde kapilarin arkasina konulan kalin kusak.arkasinda (veya sirtinda) yumurta kufesi yok ya! * eski dusuncesini degistirmekte. sozunden caymakta sakinca gormeyenler icin kul lanilir. arkeopteriks * Hem kushem surungen ozellikleri gosteren bir hayvan fosili. kazibilimi. arktik . koruyucusu. arkeolojik * Arkeoloji ile ilgili. arkaustu * Arkasiyere gelecek bicimde. iltifat etmek. arkebuz * XV. kum tasiturunden bir tortul kayac. bazisu yosunlarinda. geriden gelmek. arke * Ýlk ana madde. arkasini(birine) vermek * birinin koruyuculuguna guvenmek. * birine cok ilgi duymak. arkaya kalmak * geride kalmak. arkasindan * birinin orada hazir bulunmamasidurumunda. arkasinisivamak * oksamak. arkasinda dolasmak (veya gezmek) * bir isi yaptirmak icin ilgili veya yetkili bir kimsenin ugradigiyerlere gidere k gorusme firsatiaramak. arkegon * Egrelti otlarinda. baska zamana veya isin sonuna birakmak. ertelemek. arkasinigetirememek * basladigibir isi surdurup sona erdirememek. gorusme firsatiaramak. ovmek. arkoz * Birlesiminde feldspat bulunan. arkasini(bir seye) vermek * donmek. arkeen * Kambriyumlardan once olusan en eski yer kati. sonraya kalmak. * Koruyaniolmayan. arkasinidayamak * birinin koruyuculuguna guvenmek. arkasinialmak * bir isi tamamlamak.

armador * Geminin direk. sikilmaz. armonik * Armoni ile ilgili olan. arlanmak * (olumsuz olarak veya olumsuz anlamlicumlelerde kullanilir) Utanmak. kuvvet akiminitoplu bir duruma getirmek ici n bu kutuplar arasina yerlestirilen demir parcasi. armada * Donanma. yelken ve ip gibi donaniminiduzenleyen usta. bir hanedanin veya bir sehrin sembolu olarak kabul edilmisresim. arma ucurmak (veya arma budatmak) * armayiruzgâra kaptirmak. armagan etmek * birine bir seyi armagan olarak vermek. * Bagis. ongun. armonika * Yan yana siralanmisdeliklerden her biri uflenince. seren. sikilgan. arliarindan. yagmur ve kardan korumak amaciyla bir sure icin sokmek. kuzey kutup yakininda olan. arma donatmak * armayiyerli yerine koymak. armali * Armasibulunan. arma * Bir devletin. * Akordeon. * Gemi isletme isi. hediye etmek. ip. armator * Ticaret gemisi sahibi. * Bir miknatisin iki kutbu arasinda. armoni orkestrasi * Yalniz uflemeli calgilardan olusan orkestra. hediye. seren. gemi isletmeciligi. * Odul. * Bir kondansatordeki iki iletken yuzeyden her biri. arma soymak * hareketli olan armayi. armadura * Gemide direklere takilihalatlaribaglamak icin kupestenin ic tarafinda bulunan delikli ve cubuklu levha. arlanma * Arlanmak isi. * Geminin yurumesine hizmet eden direk. huysuz huyundan vazgecmez * herkes kendi karakterine gore davranista bulunur.* Kuzey kutupla ilgili. mutlu etmek icin verilen sey. armatorluk * Armator olma durumu. arlanmaz * Utanmaz. limanda kislamak. armagan * Birini sevindirmek. . armatur * Bir aletin ana bolumunu olusturan kisim. armoni * Turlu sesler arasinda saglanan uyum. * Armonika. harf veya sekil. utangac. ihsan. * Bir bilim adaminin emek verdigi dalda onu anmak icin hazirlanan bilimsel eser. halat ve yelken takimi. arli * Namuslu. mizika. ayrinotada sesler cikaran k ucuk agiz calgisi.

Arnavut * Arnavutluk ve cevresinde yasayan bir halk. yumusak. Arnavutlarin kullandigidil. * Fazla bon. armudun iyisini (dagda) ayilar yer * Bkz. Arnavutca * Hint-Avrupa dilleri ailesine giren. cicekleri beyaz. * Arnavut halkinin butunu. Arnavutlastirma * Arnavutlastirmak durumu. Arnavutlasmak * Arnavut dilini ve kulturunu benimsemek. * Bu agacin rengi saridan yesile kadar degisebilen tatli. Arnavutluk * Arnavut olma durumu. disideri. armut kabagi * Urunu. armut biciminde olan bir sus kabagi. ana sesin frekansindan tam katiolan sesler. armonize * Tamamlayicisesler eklenmis(muzik parcasi). uzumun (veya kirazin) copu var demek * her seye kusur bulmak. armut top * Boksorun calismalarinda kullandigiici havali. armut kurusu * Daha sonraki mevsimlerde yenmek uzere kurutulmusarmut. Arnavut cigeri * Ciger tavasi. * Bu halka ozgu olan (sey). armonyum* Tasinabilir kucuk org. Arnavut biberi * Acikirmizibiber. armut pisagzima dus! * bir ise hic emek harcamaksizin onun kendiliginden olmasinibekleyenlerin durumu nu anlatir. Arnavut kaldirimi * Yollarda irili ufaklitaslarla gelisiguzel yapilan kaldirim. sigir gozu. bir agac (Pirus communis). armudî * Armut biciminde olan. Arnavut bacasi * Catipenceresi. armut gibi * cok anlayissiz. armudiye * Armut biciminde nazarlik olarak takilan altin. Ahlatin iyisini (dagda) ayilar yer. ufak ce kirdekli meyvesi. bon. masticicegi. Arnavutlastirmak * Arnavut kimligini kazandirmak. hicbir seyi begenmemek. . armutun sapivar.armoniler * Frekansi. Arnavutlasma * Arnavutlasmak. sulu. yurdumuzun her yerinde yetisen. armuz * Gemilerde guverte ve borda kaplama tahtalarinin yan yana gelmeleri sonucu aral arinda olusturduklaricizgi. arnika * Okuz gozu. armut biciminde top. armut * Gulgillerden.

arpagan * Yabanî arpa. arpa suyu * Bira. aromali. arpa guvesi * Tahillara dadanan bir guve turu. yurdumuzda cok yetistirilen bir bitki (Hordeum vulgare). arp * Bkz. * Bu bitkinin taneleri. arpacik * Goz kapaginin kenarinda cikan kucuk ciban. arpaci * Arpa alan ve satan kimse. araba gibi bir tasit aracina. azmak. arpa sehriye * Arpa biciminde dokulmussehriye. * Hayvanin disinde bulunan ve hayvan yaslandikca silindigi icin yasinibelli eden bir nisan. * Arpa konulan yer. arozoz * Kamyon. arpacilik * Arpa yetistirme veya alip satma isi. * Arpa biciminde sehriye. arpacik sogani * Tohumdan yetistirilen ve tohumluk olarak kullanilan kucuk sogan. * Muftu ve kazasker gibi din gorevlilerine aylik yerine verilen giyecek. arpa boyu kadar gitmek (veya yol almak) * pek az ilerlemek. it dirsegi. arpalik * Arpa ekilen yer. yiyecek gibi seyler veya para. sulamaya yarar arac. aromatik * Hoskokulu. arpalama * Atlarin ayaklarinda gorulen ve rahat yurumelerini onleyen bir hastalik. * Karsiliksiz yarar saglanilan yer veya kimse. arpalik yapmak * bir kaynaktan surekli olarak cikar saglamak. harp (ÝÝ). * Cok arpa yemekten ileri gelen bir hayvan hastaligi. hayvanlara yem o larak verilen. arpa tarlasi. * Tufek. kudurmak. bir su deposu eklenmesiyle olusturulan. taneleri ekmek ve bira yapiminda kullanilan. arpci . arpacikumrusu gibi dusunmek * ne yapacaginibilmeyerek derin derin dusunmek.aroma * Bitki ozlerinden veya yaglarindan elde edilen hoskoku. arpalik etmek * arpalik yapmak. doldurma ve bosaltma duzeni olan. arpa * Bugdaygillerden. tabanca gibi atesli silâhlarda namlunun en ileri bolumunde bulunan ve nis an alirken gezle birlikte goz ile hedef arasinda aynicizgi uzerine getirilen kucuk cikinti. * Basmaklik. daricikti * ters sonuc veren isler icin soylenir. arpa ektim. arpasicok gelmek * cosmak.

atmosfer basincialtin da 4500 C de sublimlesen. Kisaltmasi As. sirnasiklik. arslanin adicikmis. arsetip * Ýlk ornek. yukariya dogru uzanmisdemir yay. arslan * Aslan. arsizlik etmek * utanmadan. * Tren. yuzsuzce davranmak. ac gozlu davranmak. sican otu. sikilmadan. cakallar baskeser * haksizligiveya kotulugu esas yapanin yerine bu konuda adion plâna cikan kisiler anlaminda kullanilir. sikilmasiolmayan. yilisarak. genisadimlarla dolasmak. zirnik. arsa * Uzerine yapiyapilmak icin ayrilmisyer. atom agirligi74. * Kolayca ureyebilen (bitki). arsizlik * Arsiz olanin durumu veya arsiza yakisacak davranis. * Ac gozlu davranan (kimse). troleybus. arsizlasmak * Arsiz duruma gelmek. arsiulusal * Uluslar arasi. arsiâlâ * Dokuzuncu kat gok. arsizlanmak * Arsizlik etmek. sirnasarak. arsizlasma * Arsizlasmak isi. arsinlama * Arsinlamak isi. arpej * Bir akort olusturan seslerin birbiri arkasindan calinmasi. arslanli * Osmanlidevletinde kullanilan arslan baskiligumussikke. arsiz arsiz * Utanmaz bir bicimde. arsiz * Utanmasi.91. yilisik. yuzsuz (kimse). metal gorunumunde basit elem ent. ars * Ýslâm dinî inanisina gore gogun en yuksek kati. arsizlanma * Arsizlanmak isi. maden filizlerinde cok yaygin bulunan. arsizca * Arsiz gibi. arsinlamak * Arsinla olcmek. ars * Askerlikte "yuru" komutu. arsiza yakisan bicimde. arse * Keman yayi.* Arp calan kimse.7 olan. . * Amacsiz. arsenik * Atom numarasi33. tramvay gibi elektrikle isleyen tasitlarda telden elektrik ak imialmaya yarayan. arsin * Yaklasik olarak 68 cm ye esit olan uzunluk olcusu. yilisiklik. yogunlugu 5.

geri. art oda * Gozde iris ile billûr cismin arasindaki bosluk. art elden * birini oyalayip. art * Arka. g. arsivleme * Arsivlemek isi.arsinlik * Arsin olcusunde. art damak * Damagin arka bolumu. ondan gizli olarak. fazlalasan. art arda * Birbirinin arkasindan. arsiduk * Avusturya'da imparator ailesi prenslerine verilen unvan. * Bir seyin obur yuzu. bereket. arsiduses * Arsidukun karisiveya kizi. art bolge * Deniz kiyisinda bulunan bir yerin gerisindeki bolge. arsivci * Belgelik gorevlisi veya uzmani. arsiv * Belgelik. art zamanlidil bilimi * Dil olaylarinidegisik zaman ve evrim acisindan ele alan dil bilimi. art zamanlilik * Degisik zaman ve evrim acisindan incelenen dil olaylarinin ozelligi. * Avusturya hanedaninda prenses. arsin kadar. bazen de sizarak olusturdugu unsuz: k. art damak unsuzu * Cigerlerden gelen havanin dil sirtiyardimiyla art damagin cesitli noktalarinda bazen patlayarak. artaganlik * Alisilandan veya beklenilenden artik urun verme durumu. arsivlemek * Arsive kaldirmak. art avurt * Avurdun arka bolumu. artagan * Alisilandan veya beklenilenden artik verimi olan. diyakronik. bereketli. g. art eteginde namaz kil * cok temiz huylu kimseler icin soylenir. art niyet * Art dusunce. diyakroni . art zamanli * Evrim acisindan ele alinan sure icinde birbirini izleyen. arsivcilik * Arsivcinin yaptigiisveya gorevi. artimli. art avurt unsuzu * Dil ucunun art damaga carpmasindan olusan ve dilin yanlarindan akan ses. . art teker * Ýtici gucu saglayarak bisikleti yuruten teker. artakalma * Artakalmak isi veya durumu. * Cogalan. arsivde saklamak. art dusunce * Bir dusuncenin arkasinda gizli tutulan asil dusunce. hinterland.

odenen degerin uzerinde urettigi ve isvereni n. tezyit edilmek. artin * Katyon. artis. sifirdan buyuk sayi. cogalma. * Gecmisbir sanat veya edebiyat cigirinisurduren (sanatci. * Bundan boyle. daha. eksi karsiti. arti * Toplama isleminde + isaretinin adi. arterit * Atardamar bozuklugu. seneikebire. artiklamak* Yemekte artik birakmak. * Daha cok. artimli * Pisince sistigi icin miktariartmisgibi gorunen. artik gun * Artik yillarda subat ayina eklenen. yeter. artcilik * Artcinin gorevi. dort yilda bir gelen 29. tasarruf. geriye kalmak. siviya batirilip akimin gecmesini aglayan. daha fazla. zait. artirilma * Artirilmak isi. metal uclar dan artiyuklu olani. * Trafigi yogun olan ana yol. artim * Artma. cogaltilmak. * Kalan veya artan bolum. arter * Atardamar. artirim * Bir seyi idareli harcayarak onun bir bolumunu artirma isi. * Muzayedede artirma.artakalmak * Artmak. artik deger * Ýscinin. artik yil * Dort yilda bir gelen 366 gunluk yil. artik * Ýcildikten. artik emek * Ýscinin. karsiligiod enmeyen emek. artiklama * Artiklamak isi. artagan. karsiliginiodemeksizin sahip oldugu ek deger. * Bir sey harcandiktan sonra onun artan bolumu. artiuc * Elektrikli cozumlemede. * Sifirdan buyuk. artirilmak * Artirmak isine konu olmak. hareket). artisayi * Kendisinden once + isareti bulunan. artezyen kuyusu * Artezyen. gun. anot. sonra. pozitif. artci * Yuruyusdurumunda bulunan bir askerî birligin guvenligini saglamak icin arkadan g elmek uzere birakilan kita. yenildikten veya kullanildiktan sonra geriye kalan. ek sure icinde harcadigive sonucunda artik deger yarattigi. . dumdar. onunde artiisareti bulunan (sayi). pozitif sayi. isgucunun karsiligiolarak. artezyen * Topragiburgu ile delinerek acilan ve suyu yuksege fiskiran kuyu. fazla bulunmak.

* (buyuk bir makama) Anlatma. cogaltmak. sanatci. * Yukseltmek. artistlik * Artistin gorevi. * Geregince harcandiktan sonra bir miktar geri kalmak. artis * Artmak isi veya bicimi. yeryuzu. artim. * Eglence yerlerinde gosteri yapan kimse. * Alicilar arasindaki yarismaya dayanan ve en yuksek fiyatisurene malin verilmes iyle biten yontem. . artirmak * Artmasinisaglamak. suregen eklem hastaligi. bildirme. genellikle kendi icinde butunlugu olan parca. cogalis. fazlalasmak. kapalilik veya aciklik degerlerine gore turlu se s kaliplarindan olusan Divan Edebiyatinazim olcusu. iltihapsiz. artist gibi * boylu poslu. muzayede. artma * Artmak isi. * Herhangi bir davranista ileri gitmek. aruz * Hecelerin uzunluk ve kisalik. * Tutumlu davranip biriktirmek. * Degeri yukselmek. arz * Yer. artistik * Guzel sanatlarin gerektirdigi nitelige uygun. artistce * Artiste benzer bicimde.artirma * Artirmak isi. artrit * Eklem romatizmasi. tasarruf etmek. guzel ve alimli(kimse). artmak * Eskisinden daha cok cogalmak. arya * Operalarda solistlerden birinin orkestra esliginde soyledigi. artma. artist gibi. * Bir malibaska alicilarin verdigi fiyattan daha yuksek bir fiyatla almak isteme k. artist * Guzel sanatlardan birini meslek edinen kimse. artmak * Buyuk heybe. arz * Sunma. artroz * Genellikle sekil bozucu. * Artist olma durumu. Aryanizm * ÝV. sanatli. arttirmak * Artirmak isi yapilmak. genislik. arz * En. yuzyilda Arius adlibir papazin kurdugu ve Hristiyan inanisinin tersine olara k Ýsa'nin tanriliginiinkâr eden mezhep. arttirma * Arttirmak isi. sanatkâr.

arzuhâl gibi (veya kadar) * bir mektubun cok uzun oldugunu anlatmak icin soylenir. hukumdarlarin. jeoloji. . din adamlarinin guc sembolu olarak . arzu * Ýstek. arzulama * Arzulamak isi. maresallerin. arz ve talep * Ureticinin piyasaya mal cikarmasive tuketicinin piyasadan mal cekmesi olaylari . yazan kimse. arz talep kanunu * Belirli bir piyasada sunu ve talep dengesini duzenli tutma sistemi. istemek. as * Ýskambil kâgitlarinda birli. enlem. dilek. * saygiile bildirmek. * Bir iste basta gelen (kimse veya sey). arz derecesi * Bkz. hevesini alamamak. eklendigi kelimenin daha asagiderecelisini anlatan yeni kelimeler turetmeye yarar. arzulu * Ýstekli. mektup vb. arziyat * Yer bilimi. as kat * Herhangi bir olcu biriminin bolundugu esit parcalardan her biri. asa * Baziulkelerde. torenlerde tasidiklaribir tur agac veya metalden degnek. arz etmek * sunmak. As * Arsenik'in kisaltmasi. ozlemek. * Eskiden ihtiyarlarin baston yerine kullandiklariuzun sopa. sunu ve istem. halkla gorustugu oda. arzulamak * Ýstek duymak. arz odasi* Mevkii olan insanlarin. istida. arzuhâl * Dilekce. * Heves. arzu etmek * yurekten istemek. hevesli. arzanî * Enine olan.arz dairesi* Bkz. arzu duymak * birine veya bir seye karsiistek duymak. arzuhâlcilik * Arzuhâl yazma isi. arzusu kalmak * istegi yerine gelmemek. as yon * Ara yon. arzuhâlci * Para ile dilekce. enlem dairesi. as * Kakim. as* Ast sifatinin kisaltilmisi.

yasayisini. * Yazida veya sozde bayagisoz ve deyim bulunmamasidurumu. * Bir gorevi yuklenmisolan. asansor boslugu * Binalarda asansorun islemesi icin birakilan bosluk. * Kendi adina hareket ederek. asal sayi(lar) * Bolenlerinin kumesi iki elemanliolan elemanlardan biri 1. sinirlenmek. asabîlesmek * Kizmak. soy gazlar. sinirsel. oburu sayinin kendis i olan dogal sayi(lar). parazitoloji. asansor * Ýnsanlariveya yukleri bir yapinin bir katindan otekine veya yuksek yerlere cikar ip indiren elektrikle isler arac. esasî. asalaklasma * Asalaklasmak durumu. temel niteliginde olan. asillik. ekti. asal * Baslica. asansorcu * Asansorun bakim ve onariminiyapan kimse. asalet * Soyluluk. asil olarak. ksenon). asalak * Bir canlinin icinde veya uzerinde surekli veya gecici olarak. argon. asaleten atama * Surekli gorev yapmak uzere bir goreve atama. asabiye * Sinir hastaliklariile ilgili hekimlik kolu. o gorevin sahibi olan kimse. parazit. asabiyeci * Sinir hastaliklariuzmani. . vekâleten karsiti. asabiyet * Sinirlilik. ofkelenmek. konakciyla iliskisini ve yaptigihastaliklarl a bu hastaliklara karsigirisilecek savasikonu alan bilim dali. onun zararina ya sayan baska canli. * Sinir hastaliklariile ilgili hastahane bolumu. vekillik karsi ti. tufeyli. asalaklik * Asalak olanin durumu. asalaklasmak * Asalak duruma gelmek. kripton. asabîlik * Asabî olma durumu. asamble * Kurul. asabîlesme * Asabîlesmek isi. * Baskalarinin sirtindan gecinen (kimse). sinirlilik belirtileri gostermek. asal gazlar * Atomlarinin diselektron halkalaritamamiyla veya gecici olarak elektrona doymus olan gazlar (helyum.asabî * Sinirli. asabî yapiliolma. neon. asalak bilimi * Asalaklarin yapisini. * Sinirle ilgili. asaleten * Bir gorevde temelli olarak.

asetik asit * Sirkeye tadinive ozelliklerinden bircogunu veren asit. sirkeyle ayniozellikleri tasiyan. eski eserler. yalniz isiyardimiile aygit ve pansuman gerecleri gibi seyleri mi kropsuzlastirma isi. aselbent agacinin kabuklaricizilerek elde edilen bir recine. asetatli * Birlesimine asetat karistirilmis. asap * Sinirler. asbaskan * Ýkinci baskan. asayis * Bir yerin duzen ve guvenlik icinde bulunmasidurumu. guvenlik. ortanin corbacibasisina verilen ad. eszama n karsiti. eserler. duzenlilik. kolayca alev alir. asetik * Sirkeyle ilgili. tas pamugu. asfaltit * Petrolun ayrismasiile olusan ve coklukta tortul kayaclarin gozeneklerinde bulu . aseptik * Her turlu mikroptan arinmis. kirilmadan bukulebilen ve ateste niteli gi degismeyen bir mineral. eter kok usunda bir sivi. guclu ve beyaz bir isik vererek yanan hidrokarbonlu bir gaz. aseton * Bircok organik maddeyi eritmekte kullanilan ucucu.* Otel ve hastahane gibi buyuk kuruluslarda asansorun duzenli calismasinisaglaya n kimse. asenkron * Eszamanliolmayan. asayisberkemal * Guvenligin yerinde oldugunu anlatir. aselbent * Hekimlikte ve koku yapiminda kullanilan. ases * Gece bekcisi. senkron. asetat * Asetik asidin tuzu veya esteri. yadin kurun. * Ana maddesi katran olan ve yollarin kaplanmasinda kullanilan karisim. asepsi * Ýlâc kullanmadan. asesbasi * Yeniceri ocagindaki askerî gorevinin yanisira. * Asfaltlanmis. bassehrin duzenini korumakla da y ukumlu olan 28. baslama ve bitme anlaribaska olan (olaylar). * OsmanliÝmparatorlugunda yeniceri ocaginin kaldirilmasindan onceki guvenlik gorev lisi. kaya lifi. asariatika * Eski yapilar. sarimsak kokulu. asfalt * Siyah renkte sekilsiz bir cins bitum. saydam. asetilen * Renksiz. asar * Yapilar. asbest * Tremolitin bozulmasindan olusan lifli. * Bu recinenin elde edildigi agac (Styrax officinalis). asbest yunu * Asbestin islenerek yun bicimine sokulmusu.

Muhammed'in meclislerinde ve konusmalarinda bulunanlar. ashap * Sahipler. asil nusha * Bir yazma eserin veya belgenin kopyalarinin dayandigiozgun bicimi. asilli * Bir kokene dayanan. koken. * Kok. * Gerceklik. uzerinde anlasmaya varilan husus. s aglik. asfaltlanma * Asfaltlanmak isi. asida olmak (veya asida kalmak) * bir ise son verilmeyip oylece birakilmisolmak veya kalmak. asgarî ucret * Ýscilere bir calisma gunu karsiligiolarak odenen ve iscinin gida. ulasim ve kultur gibi ihtiyaclarinigunun fiyatlariuzerinden en az duzeyde karsilamaya yetecek ucret. ana. * Minimum. asil sayilar * Sira veya ulestirme eki almamisyalin sayilar. * Aranilan nitelikleri en cok kendinde toplamisolan. * (a'sil) Baslica. asik suratli * Hosnutsuzlugunu. asilma . kaynak. asilanmak * Bir seyden yarar saglamak. asilanma * Asilanmak isi. sahabeler. asik * Somurtkan. gercek olarak. asgarî * En az. esas. * Hz. * Gercek. * Asili. intifa etmek. ornek. * Bir seyin temelini olusturan. asi * Asmak isi. -asi/ -esi * Fiilden sifat yapan ek. asfaltlanmak * Asfalt dokulmek. asil vurgu * Kelimenin aslindaki vurgu. kizginliginiyuzune sert bir anlam vererek belirten" ofkeli go runuslu yuzu olan. en dusuk. konut giyim. uyusul an konu. asfaltla kaplanmak. asfaltlama * Asfaltlamak isi. kopya karsiti. asil * Bir seyin kendisi. asfaltlamak * Asfaltla kaplamak. en asagi.nan dogal bitum. ortak payda. en azindan. nesep. asilis * Asilmak isi veya bicimi. * Soy. hakikat. basta gelen. asgarimusterek * Herkes tarafindan kabul edilen nokta. asili * Asilmisolan. kokenli. intifa.

* Hayirsiz. * Tutup cekmek. * Boynuna ip gecirip sallandirilarak oldurulmek. asir * Yuzyil. asim * Asma isi. asi * Baskaldiran. asalet. asinti * Bir isi hemen yapmayip bekleterek geri birakma. isyan etme. suspansiyon. * Hizla eline almak. asidimetre * Asitolcer. baskaldirmak. aside * Un. * Cag. et ve bamya ile yapilan bir Arap yemegi. asilik etmek * karsigelmek. tehir. * Bir gorevde temelli olan. asil * Soylu. sirnasmak. * Ýsrarla uzerine gitmek. isyankârlik. * Birini tedirgin edecek kadar uzerine dusme. * Boyle bir sivikarisimi. asim takim* Kadinlarin takindiklarisus esyasi. temelsiz. asilesme * Asilesmek isi. cicekleri asilmisbir insana benzeyen ve koklerinden salep cika rilan bir bitki. dayanaksiz. idam edilmek. * Karsicinsin ilgisini cekmek icin carpicidavranislarda bulunmak. asirlarca * Yuzlerce yil. asip kesmek * (genellikle isbasinda bulunan bir kimse icin) yasayicigneyerek sert davranmak. isyan eden. vekil karsiti. dik basli. suspansiyon. asilesmek * Karsigelmek. asilmisadam * Salepgillerden. tebellesolan kimse. koksuz (haber). * Bir sey isterken karsisindakini tedirgin edecek derecede ileri gitmek usteleme k.* Asilmak isi. israr etmek. asirlik * Yuzyillik. asintiolmak * tebellesolmak. baskaldirmak. asilti * Cozunemeyen madde parcaciklarinin dibe cokmeden bir siviortamda kalmisdurumu. tavik. * Yuksek duygu ile yapilan. asilsiz * Dogru olmayan. asilik * Asi olma durumu. isyan etmek. . asilmak * Asmak isi yapilmak veya asmak isine konu olmak. * Sirnasan. * Bir yere tutunup sarkmak. sonuna kadar mucadele etmek. asillik * Asil olma durumu.

ask * Bkz. asker ocagi * Askerlik odevinin yapildigikisla. bakisimsiz. tahkimli bolge. . kendine benzetme. fenol. asistanlik * Asistan. * Askerlik gorevi veya odevi. askarit * Bagirsak solucani. asit borik * Bkz. asker kacagi * Askerlik odevini yapmamak icin asker ocagindan ayrilan veya oraya gitmekten ka can kimse. asimile * Bu soz "benzesmek". * Ordunun yalniz er rutbesinde olan bolumu. asimetri * Simetrisi olmayan. soyluluk. tersane gibi hi zmet yerlerine verilen ad. arastirma gorevlisi olma durumu asistanin gorevi. askli. asistan * Yardimci. bakisimsizlik. asit alkol * Aynizamanda asit ve alkol gruplariniiceren birlesiklere verilen ad. * Benzesme. asimilâsyon * Benzer hâle getirme. * Topluluk duzenine saygisiolan. duzgun. kendine uydurma. asker * Erden maresale kadar orduda gorevli bulunan herkes. asidime tre. asilzadelik * Soyluluk. asker gibi * disiplinli. asker olmak * askerlik odevine baslamak. konsantrasyon derecesini olcmeye yarayan cihaz. asilzade * Soylu. ordugâh. hamiz. * kiyilara ve en cok dusman kiyilarina asker indirme. disiplinli. ozumleme. * Arastirma gorevlisi. asit * Turnusolun mavi rengini kirmiziya cevirmek ozelliginde olan ve birlesimindeki hidrojenin yerine maden alarak tuz olusturan hidrojenli birlesik. asker cikarmak * (bir devlet) belli kanunlara bagliolarak asker toplamak. "kendine uydurmak" anlaminda "asimile etmek" biciminde kul lanilir. asit fenik * Bkz. borik asit. * Yurdun korunmasiyolunda iyi dovusmesini basaran. gemi. asimptot * Bir egriye giderek yaklasan. sonusmaz.* Soylu olma durumu. ama sonuna kadar uzatilsa bile yaklastigihâlde egri yi kesmeyen dogru. asimetrik * Simetrik olmayan. asitolcer * Bir asidin ozelligini.

askerî * Askerlikle ilgili. askerlik * Asker olma durumu. askere cagrilmak * askerlik odevini yapmak icin subece istenmek. . askerîlestirme * Askerîlestirmek isi. * Pantolon veya giysilerin dusmesini onlemek icin omuzdan asirilan bag. askerî atase * Bir ulusun yabanciulkelerdeki elciliklerinde gorevli askerî uzman. askere ozgu. askerlik dairesi * Yurttaslariaskere alma isleriyle gorevli olan askerlik subelerinin baglibulund uklaribolge dairesi. * Cay. askere gitmek * askerlik odevini yapmak icin orduya katilmak. askerîlestirmek * Asker yonetimine gecirmek. askerî ambargo * Bir ulkeyi cezalandirmak amaciyla askerî alanda yaptirim uygulama. askerce * Askere yakisir bicimde. askerî rustiye * Askerî ortaokul. askerîlesme * Askerîlesmek isi. askercilik * Askerci olma durumu. askerlik hizmeti * Orduda belirli bir surede yapilan yurt odevi. askerlik yapmak * kanunlara gore yurttaslarin yukumlu olduklariordu odevinde bulunmak. askerlik yoklamasi * Askerlik subelerine kayitlikimselerin belirli zamanlarda yapilan durum yoklama si.asker tayini * Erlere verilen azik. askerlik niteligi kazanmak. eksiltme gibi resmî isilânlarinin ilgili daire duvarinda belli bir zaman suresince asilidurmasi. disiplini. (bir seye) askerlik niteligi kazandirmak. askerlik odevi ordu hizmeti. kahve tasimaya yarar kahveci tepsisi. * Bir tur cocuk oyunu. askerî kaput * Askerlerin giydigi kalin kumastan ustluk. askerci * Asker yanlisi. aski * Uzerine herhangi bir sey asmaya yarar nesne. * Artirma. askeriye * Askerlik. askere alinmak * askerlik odevini yapmak icin er egitim merkezine gonderilmek. askerî inzibat * Askerî birlikler arasinda duzeni. askerlik etmek * askerlik yapmak. * Hastahanelerde kirik kol veya bacaklarin asilarak tutturuldugu arac. * Saklanmak icin tavana asilmisdizi veya hevenk. askerîlesmek * Bir yer askerlikle iliskili duruma gelmek. kanunlariyurutmekle gorevli sinif v e bu siniftan olan asker. fener.

* Saz sairleri arasinda yapilan deyisyarisinda ustun gelene verilmek icin duvara asilan kumas. Afrika'da yasayan.* Yeni yapilan yapilarin catisina. erkekleri yeleli. * bir isi zamaninda yapmayip belirsiz bir zamana birakmak. askospor * Asklimantarlarin sporuna verilen ad. * Ýpek boceginin kozasinisarmasiicin yanina konulan calicirpi. onun kisiligini belli eder. * sagligiyerinde. Yengec ile Basak burclariarasinda yer alan burcun adi. arslan. askili * Askisiolan. askinti * Baskalarinin sirtindan gecinen. askiya almak * altibosalip destegi kalmayan yapiyidikmelerle boslukta tutarak yikilmaktan kur tarmak. * oturmusveya batmisbir gemiyi yuzdurmek icin baska teknelere asarak kaldirmak. aslan payi* Hak edilenden daha cok alinan pay. cok koyu sarirenkli guclu bir memeli turu. * Vestiyer. askilik * Avcilarin sirtlarina taktiklariaskitakimi. yirtici. guclu ve yakisikli. * Dugunlerde geline yakinlaritarafindan takilan hediye. askli * Sporlariask denen torbalar icinde olusan (mantar). aslan agzi* Havuz kenarlarina konulan ve agzindan su akan aslan biciminde sus tasi. meyve. askida kalmak * (bir is) bir engel dolayisiyla sonuca varamamak. savsaklamak. hicbir bicimde. aslan * Kedigillerden. uygun bir duru . aslan yatagindan belli olur * bir kimsenin oturdugu yerin durumu. Aslan * Zodyak uzerinde. askida birakmak * sonuca vardirmamak. tabanca gibi odul. aslan sutu * Raki. * Gelinin oturacagiyerin ustune asilan susler. asla * Hicbir zaman. * Gurbuz ve yigit adam. Zodyak . kuyrugu 70 cm ve ucu puskullu. askiya cikmak * ipek bocegi koza sarmak uzere dallara cikmak. * Kadinlarin kullandigialtin dizisi veya zincirli mucevherat. * Asilip saklanacak sebze. ev sahibi tarafindan usta icin veya dugun ara balarina dugun sahibi tarafindan arabaciicin armagan olarak asilan kumas. askiya cikarmak (veya cikarilmak) * evlenecek kimselerin durumunu nufus kayitlarinin bulundugu yerde askiyoluyla i lân etmek. aslan kesilmek * aslan gibi guclu ve cesur duruma gelmek. uzunlugu 160 cm. aslan gibi * boylu boslu. * Karsicinsi rahatsiz eden kimse.

aslanim! * gencler. suluk. aslifasliyok * yalan. cesaretlilik. asliastari(veya asliasli) olmamak * yalan. aslî nusha * Bir yazinin cogaltilmasina orneklik eden ilk nusha. yigitce. aslankuyrugu * Ballibabagillerden. aslanca * Aslana yakisir yolda. * Asilmis. asili. asma biyigi * Asma dallarinin cevresine tutunmasina yarayan yesil uzantilar. aslanpencesi * Gulgillerden. gercek oldugu ortaya cikmak. turlu renkte. delikanlilar icin kullanilan bir seslenme sozu. * Belirli bir tur uzum veren bitki (Vitis). aslan gibi. beyaz cicekli bir yabanî bitki (Alchemilla). yer pirasasi(Leonurus). asliye * Temel. aslanagzi* Siraca otugillerden. asma biti . aslen * Kok veya soy bakimindan. dallaricardak uzerine yayilan bitkilere genel olarak verilen ad . esas olan. yukselmeye temel olan her asamasi. gercek sekli. asilsiz olmak. eskiden hekimlikte terletici olarak kullanilan bir bitki. aslî dusunce * Ana fikir. aslî maas* Devlet dairelerinde calisan memurlara verilen ayligin. aslinesli * Soyu sopu. dogrulugu. aslankulagi * Bir sap uzerinde dizili sariveya kirmizicicekli otsu bir bitki. gecerliligi. asliastari* ic yuzu. sari. asma * Asmagillerden. esas. aslî * Temel olarak alinan. guzel. uydurma. asma * Asmak isi. * Sirpence. hicbir seyden korkmayan. aslik * Kisir olan (kadin veya disi hayvan). asliastari*Esasi. aslanlik * Yigitlik. aslanin agzinda * elde edilmesi cok guc.mda olmasigerekir. aslan yurekli * Cok yigit. kokusuz cicekleri olan bir bitki. aslicikmak * gercek oldugu anlasilmak. aslangiller * Kedi cinsinden olan butun et oburlariicine alan hayvan familyasi. asma bahce * Ayak ve kemerler uzerine kurulan teraslardan yapilmisbahce.

cagcil. asosyal * Sosyal olmayan. birbirini tutar renk ve yapida olan.* Eskanatlilardan. . asma kat * Yapilarda genellikle tabanla birinci kat arasina yapilan. kusanmak. asmak * Bir seyi asagiya sarkacak bicimde bir yere ilistirip sarkitmak. aspirin * Agrikesici ve atesdusurucu olarak kullanilan beyaz renkli. eksimtirak ilâc. gercek olmayan. gercekmisgibi gosteren haber. asma kabagi * Kabakgillerden surungen veya sarilgan. ayniaksaniveren unlunun ondan sonra v eya once gelen unsuzu hic dikkate almadan tekrarlama seklinde uyak. asma kopru * Ýki basindaki ayaklardan baska dayanagiolmayan. asma merdiven * Yukariucundan bir yere asilarak kullanilan ip merdiven. asonans * Yarim kafiye. asmalik * Asma icin ayrilmisyer veya toprak. belli baslituru asma olan bitki familyasi. * Bir kimseyi bogazindan ip gecirip sarkitarak oldurmek. her dizenin sonunda gelen. curuf ve beton karisimindan yapilan kiris. asortik * (daha cok giyimde) Birbirine uygun. yapraklaridogrudan dogruya t opraktan cikan bir sus bitkisi. asma kilit * Kilitlenecek seyin ustundeki halkalara gecirilip kapatilacak bicimde yapilmisk ilit. cagdaslasma. asrîlesme * Cagcillasma. * Uzerine takinmak. asparagas * Uydurma. asmagiller * Ýki ceneklilerden. * Gitmek zorunda olunan bir yere ozursuz gitmemek veya gorevi olan bir isi ozurs uz yapmamak. altib oskat. filoksera (Phy lloxera vestatrix). putrel nervurler aras ina konulan delikli tugla. asmolen * Pismistoprak. yabancimaddeleri emerek disariatan cihaz. aspidistra * Zambakgillerden. basik tavanli. asrî * Modern. sebze olarak kullanilan urunu. sarimsirenkte bir bocek. * Bu turun ince uzun. asma yapragi * Zeytinyaglive etli dolma yapmakta kullanilan korpe asma yapragi. idam etmek. genellikle saksida yetistirilen. mevsimlik bir kabak turu (Lageneria vul garis). Muhammed'in yasadigizaman. aspirator * Havadaki duman. cogunlukla uzun ve yuksek kopru. asmalara zarar veren. birbirini tutar renk ve yapida olan. aspur * Yalancisafran. emmec. toz vb. asmali * Asmasiolan. asrisaadet * Hz. asorti * (daha cok giyimde) Birbirine uygun.

). astarlatmak * Astar yaptirmak veya gecirtmek. astarlik * Astar olmaya elverisli (kumasvb. astarya * Bir gemiye yukleme veya bosaltma icin taninan sure. * Birinin buyrugu altinda olan gorevli. astarli * Astar gecirilmis. * Gemicilikte bir seyi saglamlastirmak icin kullanilan bez. assolist * Bir muzik programinda daha cok en son olarak sahneye cikan. * Boyacilikta. astar kaplama * Kontratablalarda kor agacin bicim degistirmesini onlemek amaciyla iki yuzune y apistirilan kaplama kati.asrîlesmek*Cagcillasmak. astar surmek. ayakkabigibi seylerde. kiri kapatmak ve surulecek boyanin daya nikliliginiartirmak icin kullanilan boya. assai * Birlikte kullanildigiterimin anlamina asirilik kazandirir: Adagio assai cok ya vas. astarlizarf* Ýc yuzune ince bir kâgit gecirilmiszarf. astar boyasi * Boyacilikta asil boyadan once surulen. astarlanmak * Astar gecirilmek. astar surmek (veya vurmak. elde edilen sonucun degerini asmak. cekmek) * astar boyasiile boyamak. astariyuzunden pahaliolmak * bir isin ayrintilarina harcanilan para veya emek. astar * Giyecek. halat. astar vurmak. KisaltmasiAt. * Uzerine resim yapilacak bezin veya duvarin yagliboyayiemmesi icin. alaninda taninmisv e cok unlu olan sanatci. astarlamak * Astar gecirmek. astarlanma * Astarlanmak isi. resim yapil madan once surulen boya. cagdaslasmak. cok agir. * (birine gore) Rutbe veya kidemce kucuk olan asker. astarlatma * Astarlatmak isi. astatin . ast * Alt. masrafliolmak. astat * Atom numarasi85 olan. kumasin veya derinin ic tarafina gecirilen ince kat. * Siva veya boyadan once vurulan kat. canta. perde. astasim * Oncullerinden biri onceki tasimin vargisidurumunda olan bir ek tasim. agac vb. astarlama * Astarlamak isi. madun. bizmutun alfa isinlariyla bombardimanisonucu elde edilen yapay element. astarlanmis. asrîlik * Cagcillik.

astirmak * Asmak isini yaptirmak. astronotluk *Uzay adamiolma durumu veya uzay adaminin gorevi. astsubay kidemli bascavus * Astsubayligin altincive son basamagi. astroloji * Yildiz falciligi. astegmen * Orduda en kucuk rutbeli subay. astronomi * Gok bilimi. * Asiricok yuksek. felekiyat. astigiastik. astronot * Uzay adami. astronom * Astronomi bilgini. astsubay kidemli ustcavus * Astsubayligin dorduncu basamagi. astigmatizm * Gozun saydam tabakasinda meridyenlerin esitsizligi yuzunden net gorememe durum u. fakat daha yuksek bir enlemde olan. astigmatizme tutulmus(goz). astrofizik * Gok fizigi. astim hastaligina tutulmusolan. astragan * Karakul kuzusunun kivircik ve parlak postu. kestigi kestik * acimasiz. astsubay * SilâhliKuvvetler yasasina gore astsubay okullarinda yetiserek SilâhliKuvvetlere ka tilan astsubay cavustan astsubay kidemli bascavusa kadar rutbesi olan asker. astim * Bronslarin daralmasindan ileri gelen nefes darligi. astronomik rakam * Ýnsana saskinlik verecek derecede buyuk rakam. muneccimlik.* Astat. astronomik * Gok bilimiyle ilgili olan. astigmat * Net gormeyen. * Bu posttan yapilmisolan. gok bilimci. cok sert veya istedigi gibi davranan kimseler icin kullanilir. muneccim. astsubay kidemli cavus * Astsubayligin ikinci basamagi. astegmenlik * Astegmen rutbesi veya astegmenin gorevi. astirma * Astirmak isi. astimli * Astimiolan. astronomik fiyat * Cok yuksek fiyat. astsubay cavus * Astsubayligin ilk basamagi. . astsubay bascavus * Astsubayligin besinci basamagi. astrolog * Yildiz faliyla ugrasan kimse. astropikal * Tropikal bolgelere yakin.

verilecek yemekleri hazirlamak icin gecici ola rak mutfak gibi kullanilan yer. * Daha kucuk. Asyali * Asya'da yasayan kimse. gokyuzu. asdami * Bazibolgelerde yemek pisirilen yer. * Bir yere gore daha alcak yerde bulunan. astsubaylik * Astsubay olma durumu veya astsubayin gorevi. * Bayagi. lokanta. . miktari. onun pek gozde oldugunu anlatir. sakin. cok arzulamak veya nefret etmek. asagigormek * kucuk gormek. mutluluk. Asya ile ilgili (olan). asermek * hamilelikte baziyiyeceklere karsiasiriduskunluk gostermek. deger yonunden daha az. asagi(falan) yukari * bir kimsenin adinin dilden dusurmedigini. asagialmak * devirmek. yikmak. * Egimli bir yerin daha alcak olan yeri. aserme * Asermek durumu. adî.astsubay ustcavus * Astsubayligin ucuncu basamagi. asyermek * Bkz. Asurca * Samî dilleri ailesine giren ve Milâttan onceki donemlerde On Asya'da kullanilmisol an olu bir dil. Asyalilik * Asyaliolma durumu. kotu. begenmemek. * Dugun ve benzeri toplantilarda. mantarlar ve kara yosunlarigibi su disinda fazla boy atmayan dam arsiz bitkiler. asagi * Bir seyin alt bolumu. * Tekkelerde yemek pisirilen yer. asuman * Gok. adî. asocagi * Yemek pisirilip yoksullara dagitilan yer. asci. ashane. tiksinmek. * bir hizmette cok kullanilan kisice. asude * Sessiz. asudelik * Huzur icinde olma. daha az. * Asagiya. as * Pisirilerek hazirlanan yemek. hor gormek. asagibitkiler * Su yosunlari. yakinma olarak kullanilir. mutfak. niteligi alcalmak. astasinca kepceye paha olmaz * sikisik zamanlarda onemsiz seylerin degeri coktur. * Yoksullara parasiz yemek yedirilen veya dagitilan yer. asagidusmek * duzeyi. rahat. asermek. * Niteligi dusuk. * Asya'ya ozgu olan. yere dogru. asevi * Para ile yemek yenilen yer.

* Varilmasiistenen bir amaca dogru gecilmesi gerekli donemlerden her biri. asagilanma * Asagilanmak durumu. * Genel ev. asama sirasi . paye. * Kucultucu davranislarda bulunmak. benligini yetersiz ve kucuk g ormesi. asagilik * Asagiolma durumu. * daha asagibir durumu kendine lâyik gormez. yerlesim bolgesi. asagilik kompleksi * Kendini oldugundan yetersiz. asagiyukari(yurumek) * bir bastan bir basa (yurumek). merhale. asagidan almak * sert konusan bir kimseye yumusak bir dil kullanmak. asagilik duygusu * Kisinin gerceklere uyan veya uymayan sebeplerle. mertebe. asagiliyukarili * Asagisive yukarisiolan. asagisiyukarisibirlikte. hor gormek. asagikalmamak * herhangi bir nitelik bakimindan ondan geri olmamak. * Niteligi dusuk. hafife almak. asagitukursem sakalim. asagilatmak * Asagilamak isine ugratmak. yeteneksiz ve gucsuz gorme duygusu. asagilama * Asagilamak isi. adilik. asagimahalle * Yuksek bir yerlesim bolgesine gore alcakta kalan yer. basamak. asagilatma * Asagilatmak isi. mezellet. hafifs emek.asagikalir yeri (veya yani) yok * nitelikleri bakimindan baskalariyla karsilastirildiginda eksigi olmayan. tezyif etmek. asagilasmak * Asagilik duruma dusmek. asagisamak * Bir kimseyi veya bir seyi asagilik ve degersiz gostermek. asagilamak * Degerinden dusuk gostermek. asagilasma * Asagiduruma dusme. alttan almak. yukaritukursem biyigim * iki karsit ve ayniderecede sakincalidurum karsisinda karar verme zorlugunu anl atir. adî. denk olan. ru tbe. asagilanmak * Asagiduruma dusurulmek. evre. tenzil etmek. asama * Onem veya deger bakimindan gitgide yukselen bir sira basamaklarin her biri. asagisi * Asagitaraftaki. yaklasik olarak. asagikurtarmaz * bundan daha ucuza olmaz. asagiyukari * Tama yakin. asagisama * Asagisamak isi.

* Bir agacin daliveya govdesi uzerine. asiolmak * asiyapilmak. ahci. o hastaligin mikrobuyla hazirlanmiseriyik. asar * Ondalik. tomurcuk gibi parcalarikaynastirma isi veya boylece eklenen parca. kizil veya koyu esmer ren k almisgevrek kil. asi * Organizmada belli birtakim hastaliklara karsibagisiklik saglamak icin vucuda v erilen. ascibasinin gorevi. aynifamilyanin daha iyi bir turunden alin an dal. * Otoritenin en genisolcude en ust mertebede olarak degisik onem siralariarasind a kative kesin bir bicimde dagildigitoplumsal teskilâtlanisbicimi. asivurmak * bagisiklik veya tedavi amaciyla vucuda asivermek. * Mutfak. o seyi elde etmedeki zorluklarihice saydig inianlatir. hiyerarsi. asiboyasi* Ýcine karisan demir hidroksit miktarina gore pas sarisi. asiboyali* Asiboyasirenginde boyanmis. ascibasi * Birkac ascinin birlikte calistigiyerde bulunanlarin basi. ascilik * Asciolma durumu veya ascinin gorevi. asicilik * Asicinin yaptigiis. * Bir lokanta veya evde yemek pisirmekle gorevli kimse. asci * Yemek pisiren kimse. * Yemek pisirme zanaativeya bilgisi. ascibaltasi * Kemikli et kesmeye yarar kucuk balta. ascibasilik * Ascibasiolma durumu. goz. asici * Asiyapan kimse. asitasi * Tasdurumundaki asiboyasi. * Tarim urunlerinden alinan onda bir nisbetindeki vergiler. * Bu eriyigin uygulanmasi. asamali * Asamasiolan. asikâgidi*Asiolanlara verilen resmî belge. kademeli. * Yemek pisirip satan kimse. * Asili(kimse veya bitki). asarî * Ondalik. asevi. âsiga Bagdad sorulmaz * bir seye cok istekli olan kimsenin.* Onem ve deger bakimindan gitgide yukselen basamaklar dizisi. * Yemek yenilen dukkân. * Koyuca kirmizi. kiremit rengi. aserat * Onluklar. hiyerarsi. lokanta. ashane * Asevi. asiyapmak. asigicuk oturmak .

asirma. asiyapmak. uzun mertek. sicaga soguk su katmak. sozlu siir gelenegine bagliha lk sairi. arkadasgibi bir seslenme. yarismak. deyislerini sazla soyleyen. asilamak * Organizmada bagisiklik yaratmak veya yerlesmisbir hastaliga karsikoyabilmek ic in hazirlanmisbir asiyi vucuda vermek. tutulmak. kalender (kimse). * Soguga sicak. etkilemek. vurgun. sevgilisinin kusurlarinigormedigi gibi. * Asilanmis(agac). âsik * Bir kimseye veya bir seye karsiasirisevgi ve baglilik duyan. asik atmak (veya asik oynamak) * asik kemigiyle oyun oynamak. * Sevisen bir ciftten kadina oranla genellikle erkege verilen ad. âsik olmak * sevmek. âsigikesilmek * tutku hâline getirmek.* isi cok olumlu bir bicim almak. * Baskasina hastalik gecirmek. asik * Baldir kemigi ile eklemleserek bilegin belli baslioynak merkezini olusturan. cevresi nde olup bitenlerle de ilgilenmez. âsikane * Âsiga yarasir bicimde (olan). * Yeni asilanmisagac. * Bitkilerin asiyoluyla uretilmesi. âsiklisi * cok seveni. * Bu yolla elde edilmis. telkin etmek. asik kemigi * Asik. tutkun (k imse). . duskunu. âsiklik * Âsik olanin durumu. * Elde edilmesi istenilen herhangi bir agacin bir parcasinianac uzerine kaynasti rarak uretmek. * Halk icinde yetisen. a yak bileginde bulunan kucuk kemiklerden biri. sicaga soguk su katma. muasaka. asilanma * Asilanmak isi. âsiktaslik etmek * karsiliklisevismek. * Birtakim dusunce veya duygularibaskasina benimsetmek. âsiktas * Birbirleriyle sevisen erkek ve kadindan her biri. asilama * Asilamak isi. * Dalgin. âsigin gozu kordur * kendisini aska kaptiran kimse. asik atmak* yarisetmek. * Yapicatilarinda. ilkah. * Soguga sicak. âsiktaslik * Karsiliklisevisme. asilanmak * Asilamak isine konu olmak. * Ahbap.

asilmak * Asmak isine konu olmak. asirierime * Erime noktasindan daha asagibir isiderecesine dusmesine ragmen birtakim sartla r altinda bir sivinin . yerinden koparilmalariveya eritilmeleri. asili * Herhangi bir hastaliga karsiasilanmisolan (kimse).asilatma * Asilatmak isi. asilma * Asilmak durumu. asiramento * Calma. * (bir yere) Pek cok gidip gelmek. cok. asiribellem* Belleme yetisinin olaganustu bir durumda gelismisolmasi. * Bir dinî toren sirasinda veya cemaatle namaz kilindiktan sonra Kur'an'dan okunan on ayetlik bolum. asiridoyma * Belli sicakliktaki bir siviicinde. asiribesi * Olaganustu nicelikte yemek yeme veya yedirme. erozyon. asirma. * Bir seyin gereginden cok olani. eriyebildigi kadar eriyen bir maddenin. * Otede. itikal. otesinde. asindirmak * Asinmak isine ugratmak. sic akligin dusmesine karsin bir sinira kadar erimisolarak kalmasidurumu. onem veren. * Gereginden fazla. asiri * Alisilan veya dayanilabilen dereceden cok daha fazla. * Eskimek. * Erozyon. asilatmak * Asilamak isini yaptirmak. * Kendisine asiyapilmis(bitki). asim * Erkek hayvanin disisiyle ciftlesmesi. asir * On sayisi. * Dokundugu cisimleri eriterek asinmasina yol acmak. asinti * Asinmisyer. asinmak * Birbirine surtunerek incelmek. taskin. * Cikintilarisilinmek. asindirma * Asindirmak isi. mufrit. asinim * Asinmak isi. yipranmak. * Yer kabugunu olusturan kayaclarin. * Bir seye gereginden cok fazla baglanan. duzlesmek. basta akarsular olmak uzere turlu disetmenl erle yipratilip. asinma * Asinmak isi. asiriduyu * Herhangi bir duyu organiyla ve ozellikle dokunma duyusuyla saglanan her tur uy arana karsiolagan disibir duyarlik gosterme durumu.

asirmak * Yuksek veya gecilmesi guc bir yerin ustunden ote yanina gecirmek. asik. asirmasyon * Calma. kova. * Bir yazarin baska bir yazarin eserinden konu veya bicim almasi. asirma. asirtmak * Asirmak isini yaptirmak. apacik. intihal. usandirmak. * Asirmak. asirigitmek * olcuyu kacirmak. asit * Siper. asisiz * Herhangi bir hastaliga karsiasilanmamisolan (kimse). * Yapicatilarinda uzun mertek. asirinti * Asirilmisolan (sey). asiriuc * Politika alaninda sagveya sol goruslerin en atesli ve yikicikanadi. * Baskasinin eserinden parcalar alip kendininmisgibi gostermek. belli. fazla miktarda. * Asirilmis. belirginlesmek.katilasmamasidurumu. asirilik * Asiriolma durumu. asiritasiri* Cok asiri. asirma * Asirmak isi. * Daggecidi. misralar alip kendininmisgibi gosterme vey a baskalarinin konularini benimseyip degisik bicimde anlatma. asiricilik * Beklenenin ustunde asiridavranma egilimi. * Tehlike icinde bulunan bir seyi acele kacirmak. asirti * Asirma isi. asirmacilik* Baskasina ait olan bir seyi izinsiz alma. * Baskalarinin yazilarindan bolumler. asikâr * Acik. asirilmak * Asirmak isine konu olmak. * Kendisine asiyapilmamis(bitki). asirtma * Asirtmak isi. asirma kayis * Bir carkidondurmek icin kasnaktan kasnaga gecirilen kusak bicimindeki kayiscem ber. kuytu yer. belli ederek. . belli etmek. ortaya cikmak. asikâr etmek * aciklamak. asirilma * Asirilmak isi. bakrac. asikâr olmak * belli olmak. * Kucuk kazan. * Calip goturmek. asikâre * Acikca. meydanda olan. saklamadan. * Asilacak yer.

dost. tanidik olan. aska gelmek * bir seyi yapmak icin buyuk bir istek duymak. aska dusmek * âsik olmak. askin * Belli bir sureyi asmis. sevi. ask etmek * hizla vurmak. * Dovuldukten sonra savrularak temizlenen ve kurutulan bugday.asina * Bildik. * Cok. asiret * Oymak. Asilama. * Ev. * Sirasigelince kullanilmak icin saklanan yemeklik seyler. coskunluk gostermek. sivri koseli yuva. ask olmayinca mesk olmaz * guclu bir istek olmayinca hicbir sey elde edilemez. asiyan * Kusyuvasi. * Tanisikligigosterir davranis. aslamak * Bkz. * Dervisler arasinda selâm sozu olarak kullanilir. bir tutum karsisinda kinama. ask * Asirisevgi ve bagli_____lik duygusu. aslik * Asyapmak icin hazirlanan ve saklanan seyler. oturulan yer. fazla. asoz * Ahsap gemilerin omurgalarinin uzunlugunca ve iki yaninda borda kaplamalarinin en dar yuzunu yerlestirmek icin acilan keskin. ask yapmak * cinsel iliskide bulunmak. * Benzerlerinden ustun. * (sure) Gecmek. bitmek. tanima. askincilik * Birey ve evrenseli birlestirmeye calisan ahlâkî nitelikli Amerikan felsefesi. asmak * Yuksek. asna * Asina. zahire. * Bilinen. asinalik gostermek * ilgilenmek. mesken. sevismek. . uzak veya gecilmesi guc bir yerin ote yanina gecmek. asna fisne * Gizli dost. aslama * Bkz. tanidiginibelli etmek. * Begenilmeyecek bir davranis. ask olsun * "Aferin" sozunden daha guclu olarak bir davranisin. cosmak. asinalik * Birbirini bilme. tanidik. arkadas. * (erkek hayvan) Disisiyle ciftlesmek. sona ermek. bir tutumun cok begenildig ini bildirir. otesine gecmis. tanisiklik. Asilamak. * Gorunmeden kacmak. sitem bildirir. * Gizli dostluk. asma * Asmak isi.

at donu * Atin tuyunun rengi. 15 ile 30 m yukseklikte. asurelik * Asure yapmada kullanilan. * Bu agacin kestaneye benzeyen yemisi. at hirsizigibi * kilik kiyafeti ve tutumu guven vermeyen (adam). at cambazi * At alip satan kimse. -at * Ýsimden isim tureten ek (Arapca cokluk eki): gidis-at. at ustunde hunerlerini gosteren kimse. cicekleri kokul u bir agac (Aesculus hippocastanum). asure * Bugday. nohut gibi taneleri. asuftelik * Asufte olma durumu. * Asure dagitmaya yarayan suslu kap. goz hizasinda bulunan korumalik. at basi(beraber) gitmek * esit durumda olmak. * Satrancta. at anasi * Bkz. at * Atgillerden. kilic kusananin * her sey. at gozlugu * Atlarin kosum takiminda. * Sirklerde veya eglence yerlerinde. gelir-at vb. onun tutumuna g ore davrandiklarinianlatir. at calindiktan sonra ahirin kapisinikapamak * isisten gectikten sonra onlem almaya kalkismak. degerlendirememe. atlar anasi. kuru yemisleri sekerle kaynatarak yapilan bir tur tatli. asufte * Oynak. sabit fikirlilik . at izi it izine karismak * iyiyi kotuden ayiramayacak kadar bir karisiklik ortaya cikmak. genisyaprakli. her yonde siyahtan beyaza ve beyazdan siyaha bir hane atlayarak L b iciminde hareket eden tas. at cevirmek * geri dondurmek. astirmak * Asmak isini yaptirmak.astirma * Astirmak isi. kokot. * Cevresinde olup bitenleri iyi algilayamama. at kestanesi * At kestanesigillerden. onu geregi gibi kullanmasinibilene yakisir. at kestanesigiller . At * Astatin'in kisaltmasi. asure ayi* Muharrem ayi. acik sacik kadin. binme. asure gunu * Asurenin pisirildigi Muharrem ayinin onuncu gunu. at binicisine gore kisner * insanlarin. baslarinda bulunan kisinin etkisi altinda kalarak. at gibi * vucudu iri yariolan (kadin). yuk cekme veya tasima gibi hizmetlerde kullanilan memeli h ayvan. at binenin (veya isbilenin).

at oynatmak * atla huner gostermek. akin. ataklik * Atak olanin durumu veya atakca is. atabey * Eski Turk devletlerinde. at olmaz (bulunmaz) * gerekli sartlar her zaman bir arada bulunmaz. meydan olmaz (bulunmaz). cur'et. ite ot vermek * bir isi ters yapmak. * yarismak. * Geveze. atilim yapmak. yalanci. at meydani * At veya at arabalarikosularinin yapildigiyer. * Saldiri.* Ýki ceneklilerden. alabildigine rahat hareket edilebilecek yer ve ortam yaratmak. yapmak. meydan yok * yapacak guc var. at kosturacak kadar * pek genis. saldiris. atalet * Tembellik. atabek * Bkz. at olur. ornegi at kestanesi olan bir bitki familyasi. sigir ve domuzlarin bacak ve kuyruk aralarinda yasayan. at var. at pazarinda esek osurtmuyoruz! * soyleneni dinlemeyene soylenen bir uyarma sozu. at nalikadar * (nisan. uygulamak. ataya cekme. atacilik * Uzaklarda bulunan ve bircok kusaktan beri gorunmeyen birtakim ozelliklerin yen i bir kusakta birden ortaya cikmasi. . atak yapmak * akin yapmak. elmas. eklem bacaklibir sinek turu (Hippobosca equina). atadan babadan gormek * gelenek hâlinde eskiden beri bilmek. ataerkil * Ataerki temeline dayanan. ataerki * Soyda temel olarak babayialan ve ailede cocuklaribaba soyuna mal eden topluluk duzeni. veya bulmak. atak * Atilim. plâka gibi gogse takilan seyler icin) pek buyuk. at sinegi * Cift kanatlilardan. pedersahîlik. hucum. ata * Baba. atavizm. at. patriarkal. at kosturmak * cok genis. atak * Dusuncesizce her ise atilan. davranis. hamle. atabey. pedersahî. meydan olur (bulunur). * bildigi ve istedigi gibi davranmak. uzunlugu 8 mm kadar olan. kanatlaribuyuk ve kut. ama kullanma imkâniyok. at meydani * at kosularinin yapildigimeydan. * Dedelerden ve buyuk babalardan her biri. ata et. ozellikle Selcuklularda sehzadelerin egitimi veya bag imsiz olarak bir eyaletin yonetimi ile gorevli vezir. madalya. cur'etkâr.

kisi ozgurlugunu. atama * Atamak isi. atbaligi * Su aygiri. atci * Soy at yetistiricisi. akla. sol karincigindan vucudun diger bolumleri ne kan tasiyan damar. atanma * Bir goreve getirilme. cagdasolmayiamaclayan. Ataturkcu * Ataturkculuk yanlisiolan (kimse). Kemalist.* Ýssizlik. babalik. atanma yapmak * tayin etmek. atavik * Atacilikla ilgili. ate * Ateist. * Atasenin gorev yaptigiyer. tayin edilme. issiz kalma. atase * Bir elcilige bagliuzman. atas * Tutacak. * Bu ilkeye baglilik. tayin. atavizm * Atacilik. atarkanal * Spermayiidrar yoluna salan iki kanal. elcilik uzmani. Ataturkculuk * Ataturk'un dusunce ve uygulamalarindan kaynaklanan. ataraksiya * Hicbir heyecan veya zihin etkisiyle uyarilmayan ruh dinginligi. ataman * Eskiden Rus Kazaklarin basbuguna verilen unvan. uygulamalar ve ilkeler butunu. at sergileri gibi calismalar. millî egemenligi. atanmak * Bir goreve getirilmek. atasozu * Uzun deneme ve gozlemlere dayanilarak soylenmisve halka mal olmussoz. tayin etmek. gelecege yonelik. atefleksiyon * Dol yataginin biciminin bozulmasi. Turk Devleti'nin bagimsizl ik ve butunlugunu. atalik * Ataya yakisir davranis. evrensel agirlikli. islemezlik. atardamar * Kalbin sagkarincigindan akcigerlere. ataselik * Atase olma durumu veya makami. . aciya oldugu k adar kivanca karsida ilgisizlik. atamak * Birini bir goreve getirmek. tayin edilmek. bilime ve gercege day anan. atcilik * Soy at yetistiriciliginde yapilan at kosulari. satsan satilmaz vb. birbiri ile uyumlu amaclar. siryan. Atsan atilmaz. atari * Bilgisayarlarda basit programlarla duzenlenmisbir oyun turu. darbimes el: Ayaginiyorganina gore uzat.

* Kirmizi. atescicegi* Ballibabagillerden. hirs. atesbasmak * kizarmak. aci. atesgemisi * Eski caglarda dusman gemilerini yakmak icin ozel bir bicimde yapilmis. atolye. alev renginde olan. heyecanlanmak. ihtiyarlik yuzunden alik duruma gelme. atescikmak * Bkz. atesalmaya migeldin? * ugradigiyerden hemen gitmeye kalkan kimseye sitem olarak soylenir. ofkelenmek. bunaklik. tutusmak. bu atesin ustunden atlamak ve cevresinde oynamak yolu ile kutlanan bir onceki gecesi. cosmak. atesbacayi(veya sacagi) sarmak * bir olay. * Ofke. * (atesli silâh) patlamak. atelye * Bkz. yangin cikmak. od. atesdustugu yeri yakar * bir aciyionu cekenden baskasitam anlayamaz veya ayniolcude uzulemez. atesbocekleri * Kin kanatlilardan. acele etmek. meydanlarda atesyakmak. onune gecilemez. atesacmak * atesli silâhla mermi atmaya baslamak. atesetmek * atesli silâhlarla mermi atmak. * Vucut isisi. * Ýsitma veya pisirme icin kullanilan yer veya arac. atesgecesi * Hristiyanlarda 24 Hazirana rastlayan Yahya yortusunun. ates * Yanicicisimlerin tutusmasiyla beliren isive isik. ornegi atesbocegi olan bocekler takimi. ateh getirmek * bunamak. ateskirmizisirenginde cicekler acan bir sus bitkisi (Salvia splendens). felâket. aterina * Gumusbaligi. * Coskunluk. * telâslanmak. hinc. acele davranmak. atesgibi * cok sicak. * Buyuk uzuntu. ateizm * Tanritanimazlik. * Tehlike. atesbaligi* Sardalye.ateh * Bunama. sikilip basina kan yurumek. * Patlayicisilâhlarin atilmasi. ici yak icimaddelerle dolu gemi. * Tutusmusolan cisim. atesalmak * yanmak. . ateist * Tanritanimaz. karanlikta isildama ozelligi olan bocek (Lampyris noctiluca ). atesbocegi * Kin kanatlilardan. tehlikeli bir durum almak.

caliskan ve becerikli. becerikli. * uzerine atesli silâhla mermi atmak. atesolsa cirmi kadar yer yakar * hasmin pek onemsenmedigini anlatir. ateshatti* Savasta en ilerideki birliklerin ellerindeki silâhlarla atesacabilecekleri hat. lokomotif gibi atesle isleyen yerlerde ocaklara komur atip ate sin surekli yanmasinisaglayan kimse. cok ofkelenmek. atesbaz * Osmanlilarda senlikler icin donanma fiseklerini hazirlayan kimse. atestuglasi * Ocak. ateskirmizisi * Yanan atesin rengi. caliskan. * cevresindekilere agir sozler soylemek. * Cok canli. ateskayigi * Atesbaligiavlamak icin kullanilan ve icinde atesyakilan kayik. atese tutmak * az isitmak. atespahasi * Cok pahali. atese dayanikli * asiriisidan zarar gormeyen. atesci * Fabrika. kundak sokmak. ateskesmek * atesli silâhlarla yapilan atisa son vermek. atesvermek * tutusturmak. ates! * atesetmek icin verilen komut. * Yangin sondurmede kullanilan tulumbayitasimak icin kullanilan buyuk ve geniska yik. atesgibi yanmak * atesi yukselmek. atespuskurmek * siddetli. * Cok yaramaz (cocuk). atese dayaniklitugla. hareketli ve becerikli olmak. . atesparcasi * Atesin bir bolumu. atessacmak * cok kizmak. ateskesilmek * cok kizgin davranislarda bulunmak.* zeki. * bir yeri kasten yakmak. * cok ofkeli olmak. * (sonradan) cok caliskan. atese atmak * bile bile cok tehlikeli bir ise girismek. ofkeli konusmak. atescilik * Atescinin isi. atespuskurmek. atese vermek * atesicine sokmak. atesyagdirmak * atesli silâhlarla araliksiz mermi atmak. * kipkirmizi. hareketli. soba gibi yerlerde kullanilan. atesolmayan yerden duman cikmaz * kucuk de olsa birtakim belirtilerin onemli olaylara isaret oldugunu anlatir. * Atesle huner gosteren oyuncu. vapur.

atesleyici * Atesleme niteligi olan. ateslendirmek * Costurmak. biri erkek iki gencin bir yerde yalniz baslarina kalmalarinin sakinc alioldugunu anlatmak icin soylenir. yanmayiazaltmak. atesi cikmak (veya yukselmek) * (hasta icin) vucut isisiolagandan cok artmak. * Cinsel istekleri guclu olan. costurucu. ateslemek * Tutusturmak. yakmak. sinirlenmek. atesler icinde * (hasta) cok atesli bir durumda. heveslendirmek. kiskirtmak. atesli * Atesi olan. atese vurmak * bir yemegi pismek uzere ocaga koymak. * Vucut isisiartmak. atesleme * Ateslemek isi. atesle oynamak * pek tehlikeli bir isle ugrasmak. * Cosmak. atesi dusmek * (hasta icin) atesi gecmek veya azalmak. * Kiskirtmak. ateslenmek * Ateslemek isine konu olmak. ateslendirme * Ateslendirmek isi. atesin * Atesli. coskulu. atesletme * Atesletmek isi. mutareke. coskun. tufek gibi patlayicimaddeleri patlatmak. * Top. siddetlendirmek. * Coskun. atesi uyandirmak * sonmek uzere olan atesi canlandirmak. atese vursa duman vermez * pek cimri olanlar icin soylenir. atesletmek * Ateslemek isini yaptirmak. * aciyi. * Patlayicimaddeleri ateslemekte kullanilan cihaz. atesle barut bir yerde durmaz * biri kiz. atesine (veya nârina) yanmak * bir kimse yuzunden zarara ugramak. kizismak.* asiritelâsa ve sikintiya dusurmek. . atesi basina vurmak * cok ofkelenmek. * derece ile atesi olcmek. * bir ulkeyi savasa sokarak veya kargasa ve karisiklik yaratarak sikintive yikim a ugratmak. siddetlenmek. ateskes * Savasan iki kuvvetin karsilikliolarak savasidurdurmasi. cosmak. ateslenme * Ateslenmek isi. birakisma. atesini almak * yuksek vucut isisinidusurmek.

ise yaramaz. ihsan. . atilan. hamle. yuklemek. hararetli hararetli. atici * Ýyi nisan alan. atesperest * Atese tapan. atialan Uskudar'igecti * firsatin kacirilip artik yapilacak bir sey kalmadiginianlatir. * Baziatesli silâhlar kullanarak yapilan spor. atilim * Ýleri atilma. atifet * Ýyilik. dayanilmaz. atik kâgit * Kâgit. atik * Sut veya yogurt calkamaya yarar kucuk yayik. * Ýliskili bulma. tek parmaklimemeliler familyasi. * Etkisiz. tufek gibi silâh. atfetme * Atfetmek isi. * Yalancilik. asilsiz seyler uydurup soyleyen. bagis. aylak. isyerlerinde kullanimdan dolayikirlenen ve bina disina sevkedilen pis su. cevirmek. isnat. aticilik * Aticiolma durumu. * Yalanci.atesli atesli * Yogun ve heyecanlibir bicimde. * Girisken. sikintilidurum. lutuf. ateslilik * Atesli olma durumu. uzuntu veren. atik * Atilmis. * Yoneltmek. isleme surecinden veya kullanimdan sonra arta kalan ve kâgit veya karton ur etiminde ve kâgit hamuru yapiminda tekrar kullanilan kâgit veya karton parcalari. atil * Tembel. * Bkz. atilma isi. esekleri ve zebralariicine alan. atesli silâh * Patlayicimadde araciile mermi atan top. * Ýssiz. yukleyerek. cevirme. * Karsilik beklemeden gosterilen sevgi. isnat etmek. atesten gomlek * aci. atif * Yoneltme. atilgan * Cekinip korkmadan kendini tehlike veya gucluklere atan. inayet. ateslik * Atesyakilan veya konulan yer. attiginivuran kimse. atfen * Mal ederek. uydurmacilik. * Hizla ilerleme. atilganlik * Atilgan olma durumu. atfetmek * Bir isi veya bir sozu bir kimseye mal etmek. atik su * Evlerde. savlet. atgiller * Atlari. sureduran. kayra.

baslamak. cevik. atis * Atmak isi veya bicimi. atistirma * Atistirmak isi. atistirmak * Acele olarak yemek veya icmek. * Kendisine dargin olan bir kimseye barisikmisgibi soz soylemek. atilis * Atilmak isi veya bicimi. hallac. atilma. * Saz sairleri. yunu yay veya tokmak gibi bir aracla kabartma. * Bir ise girismek. atismak * Agiz kavgasietmek. * Bir seye dogru birden gitmek. ditme isini yapan kimse . hallaclik. atinisaglam kaziga baglamak * esegini saglam kaziga baglamak. atimci * Pamugu. * Atilan bir seyin gidebildigi uzaklik. atimcilik * Atimcinin isi. atimlik * Silâhidoldurmaya yetecek veya en az bir atim yapabilecek barut miktari. hucum. carpis. belli bir ayak uzerine birbirlerini kucuk dusurmek amaciyla kars iliklideyissoylemek. birden bir davranista bulunmak. * Patlamak. * Bir silâhin mermisini amaca ulastirmak icin gereken isve bilgi. * (yagmur veya kar) Serpistirmek. * (kalp. atisyeri * Silâh atma alistirmalariyapilan yer. nabiz icin) Vurus. * Sayikazanmak amaciyla yapilan atilis. atim * Atmak isi. . atin olumu arpadan olsun * cok sevilen bir sey yapilirken veya sevilen bir yiyecek yenilirken sonuc kotu de olsa katlanilacaginianlatir. atistirma yeri * Ayakustu yemek yenilen yer. atilimci * Durumunu gelistirme gucu gosteren. hamleci.* Herhangi bir konuda ilerleme cabasi. atik * Cabuk davranan. * abartmalikonusmak. yazacak soz veya bilgi. atip (veya atmak) tutmak * bir kimse veya bir sey icin kotu konusmak. atilmak * Atmak isine konu olmak. hucum etmek. atisma * Atismak isi. atistirmalik * Atistirmaya yarayan. hamle. * Saz sairlerinin deyisle tartismalari. poligon. * Saldirmak. atilma * Atilmak isi. * Konusacak. ati * Gelecek. atilim yapan.

* Okuma. sayisayma gibi islerde bazibolumleri birakip gecmek. ceviklik. atkiiplik * Dokumacilikta mekikle enine atilan iplik kumasin en ipligi. yandan iliklenen ince uzun parca. atlama beygiri * Yuksekligi 1. atkili * Atkisiolan. atla arpayidovusturmek (veya dalastirmak) * fesat karistirmak. atlama tasiyapmak * daha iyi bir yere gecmek icin bir durumu veya bir kimseyi arac olarak kullanma k. atkuyrugugiller * Egrelti otugillerden. kok sapiomurlu olan. cevik. ornegi atkuyrugu olan bir bitki familyasi. * Sinifiokumadan gecmek.70'e ayarlanabilen ve atlamalar icin kullanilan beden egitimi ara ci. sirta veya boyna alinan ortu. * Kapive pencerelerin yapiminda ust tarafa konan agac. * Yanilmak. atlangic. atlama * Atlamak isi. daha cok nemli yerlerde yetisen ve ilâc olarak kullanilan bir bitki (Equisetum arvense). argaclamak. atkilama * Atkilamak isi. * Genc kizlarin saclarinibaslarinin arkasina toplayarak uc bolumunu kaldirip ser best biraktiklarisac bicimi. * (basinda) Haberi zamaninda verememek veya diger gazetelerden ogrenmek. ayakustu gelecek bicimde kendini birakmak. ust esik. eski zamanla ilgili.atik * Eski. * Cikmak. atlama tahtasi * Daha iyi bir duruma gecmek icin arac olarak kullanilan yer veya kimse. yaziyazma. ara bozanlik etmek. * Bazikadin ayakkabilarinda ve cocuk patiklerinde ayagin ustunden gecen. atlamak * Bir engeli sicrayarak veya firlayarak asmak. atik tetik * Cabuk hareket edebilen. atkilamak * Dokuma tezgâhlarinda mekikle atkiatmak. argac. * Binmek. * Bu bicimde en uzaga atlamak veya en yuksegi asmak amaciyla yarisilan atletizm dali. . * Dokuma tezgâhlarinda mekikle enine atilan iplik. * Yuksek bir yerden alcak bir yere. basa. atladigecti Genc Osman! * bir isin bittigini veya tehlikenin atlatildiginianlatir. atkuyrugu * Atkuyrugugillerden. tasveya beton destek. atki * Soguga karsiomuzlara. * Buyuk yaba. atiklik * Cabukluk. atlama tasi * Suyu gecerken uzerine basip atlamak icin konulan buyuk tas. * Belirli bir yerden gerilip hiz alarak yapilan sicrama ile vucudu yerden kesip daha uzak bir yere kondurma veya belli bir yukseklikten asirma. inmek. aldanmak.

atlatilmak * Atlatmak isi yapilmak veya bu ise konu olmak. atlas * Dunyanin. isteyerek. atlatmak * Atlamak isini yaptirmak. erkeksi kadin. bicimli. * Kotu bir durumu gecistirmek. parlak kirmizicicekler acan kaktus. * Vucudu gelismis. atlas cicegigiller * Kaktusgiller. atlanilma * Atlanilmak isi. * Savsaklamak. atlandirmak * Ata bindirmek veya binecek at vermek. atlet fanilâsi * Kolsuz erkek fanilâsi. atlet * Atletizmle ugrasan kimse. * Aldatmak. atlanmak * Ata binmek veya at edinmek. atlanilmak * Atlanmak. atlatilma * Atlatilmak isi. . atlar anasi* Ýri yari. atletik * Atletleri ilgilendiren. atlatma * Atlatmak isi. * Bir konuyu aciklamak icin hazirlanmisresim veya levhalardan olusmuskitap. atlas cicegi * Uzun ve sarkik yaprakli. * Savmak. ta rih gibi konularda toplu bilgi vermek icin bir araya getirilmiscografya haritalariderlemesi.atlambac * Cocuklarin atlama oyunu. atlama tasi. atlar tepisir. atlet gibi. bir ulkenin. atlas kemigi * Boyun omurlarinin ustten birincisi. atlanmak * Atlamak isi yapilmak. atlaya ziplaya * atlayarak. atlanma * Atlanmak isi. atlandirma * Atlandirmak isi. arada esekler ezilir * buyuklerin catismasindan kucukler zarar gorur. atlas * Yuzu parlak. * (basinda) Baska ilgililerden once bir haberin yayimlanmasinisaglamak. * istekle. atlar nallanirken kurbagalar ayak uzatmaz * kucukler buyuklerin yaninda hadlerini bilmelidir. sik dokunmusbir tur ipekli kumas. atlangic * Suyu gecerken uzerine basip atlamak icin konulan buyuk tas. bir bolgenin fiziksel ve siyasî cografyasiile ekonomi.

tokat. * Yaziliveya banda alinmisbir metinden bazibolumleri cikarmak. * (yapilmiskotu bir isi birine) Yuklemek. ok gibi seyleri) Hedefe iletmek. * Catlamak. * Sapan. * Bir yerden baska bir yere tasimak. agirli k kaldirma ve atma gibi. ilgisini kesip uzaklastirmak. * Ata binmiskimse. * Ýstenilmeyen bir seyi kendi maliolmaktan cikarmak. gondermek. ava alistirilabilen kucuk bir yirticikus(Accipiter nisus). u caklar vb. * (zaman bildiren tumleclerle) Geri birakmak. atmak * Bir cismi bir yone dogru firlatmak. suvari. * Soylemek. * Ýcki icmek. atli * Atiolan. * (bir kimseyi) Uzaklastirmak. tek basina yapilan vucut calismalari. ilgisini kesmek. cevikligi. * Uzatmak. * Kovmak. * (renk icin) Solmak.atletizm * Beden gucunu. * Cikarmak. * Kullanilmasigelenek hâline gelmisbir seyi kullanmaktan vazgecmek. disariya vermek. * Sozle satasmak. tufek gibi silâhlar icin) Patlatmak.den olusan bir eglence araci. atlama. yirtilmak veya yapisik oldugu yerden ayrilmak. farkindayiz. atma Recep. * Koymak. * (sille. kestirerek soylemek. yollamak. * Bilmeden. * Degerini eksiltmek. * (sikintidolayisiyla) Giyilen bir seyi cikarmak. * (kursun. atma * Atmak isi. * Haykirmak. bagirmak. gulle. atlikovalarcasina * gereksiz yere acele ederek. yetenekleri gelistirmeye yarayan kosu. * Ortmek. bir kenara koymak. * Gondermek. . din kardesiyiz * soylediklerin hep yalan (veya abartma). kabartmak. * Yalan veya abartmalisoz soylemek. * Goturmek. * Binek atikullanan asker veya asker sinifi. * Bir seyi yere dogru birakmak. * Patlayicimaddelerle havaya ucurup yikmak. atmaca * Kartalgillerden. * Yay ve tokmakla ditmek. disariya cikarmak. nabiz gibi kan dolasimiile ilgili organlar icin) Vurmak. atlikarinca * Yere dikilmisbir eksen cercevesinde dondurulen askilara takilioyuncak atlar. alismak. * Yerlestirmek. * (kalp. carpmak. atlispor * At uzerinde yapilan butun sporlarin genel adi. birakmak. * Etkisi kaybolmak. kilic) Vurmak. * (top. sahiplenmek. atlikarinca * Ýri bir karinca turu (Ponera grandis).

atom enerjisi * Atom cekirdeklerinin parcalanmasindan veya hafif atomlarin kaynasmasindan olus an buyuk enerji. er suyu.atmasyon * Uydurma. * Hava yuvari. atonal * Yeni bir bestecilik cigirina gore. atom numarasi * Bir atom cekirdeginin icinde bulunan protonlarin sayisi. atom bombasi * Atom cekirdeklerinin parcalanmasisonucu enerji olusmasitemeline dayanan bomba. atom sayisi * Bir atom cekirdeginin icerisinde bulunan protonlarin sayisi. cevresinde elektronlar dolasan. gaz yuvari. atom reaktoru * Nukleer parcalanma sonucu olusan enerjiyi kontrol etmekte kullanilan duzen. halka biciminde adacik. * Ýcinde yasanilan ve etkisinde kalinan ortam. meni. sperma. atmik * Erkeklerin cinsel organindan salgilanan madde. bel. atol * Mercanlarin bir araya toplanmasiile olusmus. hava. atmasyoncu * Uydurmaci. atomcu * Atomculuk yanlisi(kimse). palavraci(kimse). artik bolunemez. atom cagi* Atom enerjisinin insanligin hizmetine girdigi cag. cevvî. atomal * Atomlarla ilgili olan. atom * Birkac turu birlesince cesitli kimyasal birlesikleri (molekulleri). 76 cm uzunlugunda v e tabanil cm 2 olan civa sutununun agirligi(l kg 33 gr). atmosfer basinci * Atmosferin yeryuzunde bulunan her cisim uzerine yaptigibasinc. 150 C de deniz yuzeyinde. * Atomla ilgili. * Basinc birimi olarak kullanilan. * (eski Yunan filozoflarina gore) Gercegin son. ton ve makam temeline baglikalmadan olustur . bir tek tu ru ise bir kimyasal ogeyi olusturan parcacik. bolunmez parcalarin kumelenmesinden olustugunu ileri suren ogreti. atom cekirdegi * Atomun cekim kuvvetinin etkisiyle. atomculuk * Evrenin. atmosferik * Atmosferle ilgili. atmasyonculuk * Atmasyoncu olma durumu. palavra. atmosfer * Yeri veya herhangi bir gok cismini saran gaz tabakasi. bozulamaz diye tasarlanan temel ogeleri. mercan ad a. atomik * Atomla ilgili olan. atom agirligi * Herhangi bir atomun 16 sayisiile gosterilen oksijen atomuna gore agirligi. atom santrali * Atomdan yararlanarak enerji elde eden fabrika. proton ve n otronlardan olusan pozitif elektron yuklu merkez bolumu.

musterileri oyalayici. ava cikmak * avlanmak icin gitmek. attigitirnak kadar olamamak * bir kimsenin sozu edilenden daha degersiz oldugunu anlatmak icin kullanilir. * Bu yollarla yakalanan hayvan. attar * Bkz. aval . denizde. -av / -ev * Fiilden isim tureten ek: sina-v. kendisinden yararlanilan kimse. attirma * Attirmak isi. ilgi cekici gosteri. av yasagi* Yilin av donemi disinda kalan zamanda konulan yasak. satsan satilmaz * ise yaramadigiveya sikintiverdigi hâlde vazgecilemeyen seyler ve kimseler icin s oylenir. attirmak * Atmak isini yaptirmak. kopoy. isle-v. atsan atilmaz. atolye * Zanaatcilarin veya resim. avadanlik * Bir isi yapmak. * Bir hayvanin bir baska hayvaniyemek icin yakalamasi. heykel sanatlariyla ugrasanlarin calistigiyer. atraksiyon * Gazino gibi yerlerde yapilan. gor-ev. av * Karada. atropin * Guzelavrat otundan cikarilip hekimlikte kullanilan zehirli bir ilâc. av mevsimi * Av donemi. zagar gibi ava yardimcilik etmeye alistirilmiskopek. bir aracionarmak icin kullanilan alet takimi. ture-v vb. av avlanmis. avadanci* Eski Osmanlisarayinda bir sinif hademe. artik yapacak bir sey yok. isisten gecmis. aktar. attan inip esege binmek * bulundugu onemli gorevden daha asagibir goreve alinmak. Au * Altin'in kisaltmasi. av donemi * Av hayvanlarinin avlanmasiveya bu amacla kullanilan av araclarinin kullanilmas inin serbest oldugu yilin belirli bolumu. islik . av kusu * Avlanilan kus. golde veya akarsularda evcil olmayan hayvanlarivurma veya yak alama isi. * Tuzaga dusurulen. tav tavlanmis * olan olmus. av kopegi * Tazi.ulan (beste). atolye resmi * Bir isin ayrintilarinigosteren ve atolyede yapim sirasinda kullanilan 1/1 olcu deki teknik resim. od-ev. aut * Top oyunlarinda topun karsitakim oyuncularinin vurusuyla oyun alaninin veya ka le cizgisinin arkasina gecmesi. eglendirici.

yararsiz. bon. avara kasnak islemek (veya donmek) * hicbir ise yaramadan bosuna. avanak gibi davranmak. avangart * Oncu. aptal aptal. belesten. avanta * Bir kimsenin. avantadan * bedavadan. * Halk. kâr. aval * Safligisersemlik derecesine varan (kimse). avantur * Seruven. . yuzyillar arasinda Orta Avrupa'da y samishalk. avantajli * Yarar saglayan. ondelik. avaraya almak . * ÝÝÝ. aptal. odemeden sorumlu olanlarin odememesi hâlinde ucuncu bir kisinin alacaklilara senet bedelini odeyecegine iliskin verdigi guvence. . avanaga uygun dusen bicimde. avanakca davranis. aval aval * Aptal bir bicimde. belesci. avantaci * Cikarci. avans cekmek * ondelik cekmek. pesinat. bedavaci. avans almak * ondelik almak. maceraci. avanakca * Avanak gibi. * Kiyiya dayanilarak sandalin acilmasiicin kurekcilere verilen komut. macera. yuzyillar arasinda Mogolistan'da VÝ.ÝX. bedavacilik. avans vermek * ondelik vermek. avara * Ýse yaramaz. avantaj * Ustunluk saglayan sey. emek vermeden sagladigikazanc. avanaklik * Avanak olma durumu. avans * Alacagina sayilmak uzere onceden yapilan odeme. yarar. avara * Bir geminin baska bir gemiden veya kiyidan acilmasi. avam * Halkin asagitabakasi. * Uzerinde dondugu ve kendisini tasiyan milden bagimsiz olarak calisan mekanizma .VÝ. avantacilik* Cikarcilik. avanak * Kolaylikla kandirilabilen veya aldatilabilen. avanaklik etmek * aptallik etmek.* Ticarî senetlerde. kotu. avantajsiz * Yarar saglamayan. Avar * Kuzeydogu Kafkasya'da Dagistan Federe Cumhuriyeti'nde yasayan halk. avanturiyer * Seruvene atilan. belescilik. yararli(durum veya sey).

avcunun icinde tutmak * ona istedigini yaptiracak gucte olmak. . avcieri * Piyade mangasinda her ere verilen ad. issiz gucsuz. aylak. avaz avaz (bagirmak) * var gucuyle bagirmak. sonralariise surekli olara k halktan toplanan vergi. tanitan kimse. avarelesme * Avarelesmek durumu. avciotu * Dugun cicegigillerden. avariz * Kazalar. yuzey bicimleri. avare dolasmak * issiz. avarya * Bir deniz yolculugunda geminin veya yukunun gordugu zarar. avaziciktigikadar * cok yuksek sesle. avare * Ýssiz. avaz * Yuksek ses. avcu kasinmak * halk inanisina gore eline bir yerden para gececegi anlasilmak. avare olmak * issiz gucsuz dolasmak. bir seyi) cok iyi ve ayrintiliolarak bilmek. belâlar. avciucagi* Dusman ucaklarinidusurmek icin kullanilan ucak. avarelesmek * Aylaklik etmek. * Engebeler. avcuna saymak * pesin olarak odemek. engeller. tumsekler. * Bir seyi buyuk bir istekle izleyen ve bulup ortaya cikaran. avcunun icine almak * bir kimseyi baskive etkisi altina almak. avare etmek * bir kimseyi isinden alikoymak. Avarca * Avarlarin kullandigidil. avarelik * Ýssizlik. avcilik * Avciolma durumu veya isi. avcilik etmek * avlanma ile ugrasmak. avcihatti* Savasta dusmana dogru dagilarak on safta ilerleyen asker toplulugu. basibosluk. nara. basibosluk. aylak dolasmak. avci * Avlanmayiseven veya avikendine isedinen kimse. basibos. * Osmanlilarda onceleri yalniz olaganustu durumlarda. basibos. aylaklik. * Cesitli sebeplerle dayanikliliginive esnekligini kaybetmisyapagive yun. parlak zehirli bir bitki (Adonis). issiz gucsuz. avcunu yalamak * umdugunu ele gecirememek. avcunun ici gibi bilmek * (bir yeri. * Baska hayvanlariyakalamakta usta olan (hayvan). kokusuz.* o bolumun calismasinidurdurmak. * Avcilara ozgu olan.

avlatmak * Avlanmak isini yaptirmak. Amerika'dan dunyanin her yanina yayilmisolan. Avrupa kayini * Avrupa'da yetisen bir kayin turu. Avrupalilara benzer. * Avrupa'ya ozgu olan. avdetî * (genellikle Musevîler icin) Ýslâm dinine donmusolan. avokado * Amerikan armudu (Persea americana). Avrupalilar gibi. iri ve beyaz cicekli bir sus agaci(Yucca glosiosa). geri gelmek. avlanma * Avlanmak isi. avlatma * Avlatmak isini yaptirma. * Kadinlarin oteberi sattiklaripazar yeri. duvarla cevrili alan. avize agaci * Zambakgillerden. Avrupaî * Avrupalilara vergi. kurnazlikla kandirmak. * Voleybolda karsioyuncularin bosbiraktigive yetisemeyecegi yere topu yavasca in dirip sayialma. avgin * Duvarda suyun gecmesi icin birakilan delik veya ustu kapalisu yolu. Avrupalilasma * Avrupalilasmak. avisto * Odenmesi gereken policelere yazilan ve "goruldugunde" anlamina gelen bir terim . * Tuzaga dusurmek. * Kari. Avrupali* Avrupa'da yasayan. avlak * Avicok olan yer. Avrupa ile ilgili (olan). cam veya metal suslu aydinlatma araci.avdet * Donus. . av icin dolasmak. avize biciminde sarkik. avdet etmek * donmek. avlamak * Bir avidiri veya olu olarak ele gecirmek. avrat pazari * Cariyelerin satildigipazar. Avrupa halkindan olan kimse. lâmbali. * Ava gitmek. billûr. avlu * Bir yapinin veya yapigrubunun ortasinda kalan ustu acik. av yeri. avize * Tavana asilan. geri gelme. averaj * Ortalama. es. avret * Ut yeri. avrat * Kadin. avlama * Avlamak isi. samdanli. avene * Yardakcilar. avlanmak * Avlamak isine konu olmak. * Sayifarki. ava cikmak.

para istemek. * Elin yariyumulmusdurumu. Afsar. teselli etmek. dar (yer). avunma * Avunmak isi. * Avukatin yaptigiis. Avsar * Bkz. avurt * Yanagin agiz boslugu hizasina gelen bolumu. avukat tutmak * adlî islemleri geregince yerine getirmek icin bir avukata vekâletname verip onu go revli kilmak. * Oyalanmak. * (hayvan) Gebe kalmak. * Avuclayarak. teselli. avukatlik * Avukat meslegi. avuntu. avundurmak * Oyalanmasinisaglamak. teselli. Avrupalilik * Cagdasolma. yetinmek. avukat * Hak ve yasa islerinde isteyenlere yol gostermeyi. avurdu avurduna gecmek * cok zayiflamak. avuntu * Ýnsaniavutan sey. teselli. muteselli olmak. korumayimeslek edinen ve bunun icin yasanin gerektirdigi sartlaritasiya n kimse. avucla almak. avuc (veya el) acmak * dilenmek. avuclama * Avuclamak isi. avuc ici kadar * pek kucuk. * Gereksiz.Avrupalilasmak * Avrupalilarin dusunce. * Gerekmedigi hâlde baskasinin savunmasiniustlenen kimse. avundurma * Avundurmak isi. yardim istemek. * (para icin) Bol bol. avuc * Elin ic tarafi. * Acisinihafifletmek. avunc * Acinin hafiflemesi veya unutulmasi. davranisve yasantilarinibenimsemek. bossavunma. acisiniunutturmak. * Yariyumulmuselin alacagimiktar. avuc avuc * Her defasinda bir avuc. teselli bulmak. avuc ici * Elin parmak dipleri ile bilek arasindaki ic bolumu. avuc dolusu * (para icin) Pek cok. pek cok. mahkemelerde. dusunce ve davranista batiolculerinde bulunma. avurt satmak (veya avurt zavurt etmek) . avuclamak * Avucla kavramak. avunmak * Bir seyle ugrasarak acisiniunutmak. devlet dairele rinde baskalarinin hakkini aramayi. sikintilardan uzaklasmak.

Avusturyali * Avusturya kokenli olan (kimse). avurtlamak * Buyulenmek. acik. 3 m boyunda. * Art arda gelen iki yeni ay arasinda gecen sure. -ay / -ey * Ýsimden isim tureten ek: kol-ay. avutucu * Avutan. avurt sisirmek * yanagin ic tarafindaki boslugu su veya havayla doldurup siskin duruma getirmek . kamer. gorunusu balik basina benzeyen. dene-y. kemer baligi(Mola mola). Avustralya kara tavugu * Sercegillerden. Ay * Yer yuvarlaginin uydusu olan gok cismi. pervane baligi. avutulmak * Avutmak isine konu olmak. avurtlu * Calim satan. yuksekten atmak. y * Fiilden isim ve sifat tureten ek: ol-ay. Akdeniz'de yasayan bir balik turu. urkme veya sevinc anlatir. Avustralyali * Avustralya kokenli olan (kimse). avutmak * (bir kimsenin acisiniveya sikintisini) Yatistirmak. hale. teselli eden. ay * Birdenbire duyulan aci. duz-ey. ay aydin. el. dal. ay agili * Ayin aylasi. * Oyalamak. avutma * Avutmak isi. al kelimelerindeki l unsuzu gibi. teselli etmek. yapa-y vb. agriveya sasirma. avurt unsuzu * Dil ucunun on damaga veya art damaga carpmasindan olusan ve dilin yanlarindan akan ses: Dil. bel. avurtlama * Avurtlamak isi. avutulma * Avutulmak isi. teselli. hesap belli * anlasilmayacak bir sey yok. ay baligigiller * Kemikli baliklar takiminin cengel ceneliler alt takimina giren bir familya. * korkutucu buyuk sozler soylemek. * Calim satmak. -ay / -ey.* beceremeyecegi seyleri becerebilecekmisgibi konusmak. bal. ay baligi * Ay baligigillerden. ay balta . * Bir ayin herhangi bir gununden ertesi ayin aynigunune kadar gecen veya yaklasi k 30 gun olarak kabul edilen sure. gun-ey. hesap ortada. avurtlaricokmek (veya avurtlaribirbirine gecmek) * cok zayifladigiyuzunden belli olmak. * Yilin on iki bolumunden her biri. yuksekten atan. kuyruk yuzgec i hilâl biciminde olan. yuz-ey vb. erkeginin kuyrugu lir biciminde ve cok suslu bir Avustralya ku su (Maenura superba).

ay yili * Ayin on iki kez yeni aydan yeni aya gelmesi icin gecen sure (354 gun 8 saat). geceyi acikta gecirmek. * Yapraklarin duz ve parlak bolumu. ay parcasi.* Agziyarim daire biciminde olan balta. iyilesmek. teber. ayaga kalkmak * ayaklariuzerinde durmak. ayaga dusmek * ise ilgisiz ve yetkisiz kimseler karismak. ay karanligi * Bulutlar arkasinda kalan ayin yaydigihafif aydinlik. * (hasta) iyi olmak. ay parcasi(gibi) * (kadin veya kiz icin) cok guzel. ay takvimi * Ayin gokyuzundeki gorunen hareketine ve evrelerine gore duzenlenen takvim. ay orumcegi * Ay modulu. ayagi(veya ayaklari) dolasmak * yururken telâstan ayaklaribirbirine takilmak. * saygigostermek icin oturma durumundan ayak uzeri durumuna gecmek. mehtap. ay dedeye misafir olmak * gece acikta yatmak. ay donumu * Aybasi. heyecanlanmak. ay evi * Ayla. * Ayin dolunay durumundaki parlak durumu. * telâslanmak. . ay isigi * Ayin yeryuzune verdigi isik. * Genellikle vakit gecirmek icin ici yenen kuru yemiscesidi. ay arastirmalariicin kullanilan ve ay yuzune yumusak inisyapan arac. avuc ici. husuf. ay dede * (cocuk dilinde) Ay. Ay tutulmasi * Yer yuvarlaginin Gunesile Ay arasina girmesiyle. ayagidusmek * Bkz. ay modulu * Gozlem araclariniicinde tasiyan. ayagialismak (veya alismamak) * bir yere surekli gitmek (veya gitmemek). ay yildiz * Turk bayragindaki ayca ve besisinliyildizdan olusmussimge. aya * Elin parmak dipleriyle bilek arasindaki ic bolumu. ayagi(veya ayaklari) suya ermek * bir gercegi anlayarak aklibasina gelmek. Ay'in yer yuvarlagigolgesinde kalmasi. ayaga firlamak * hizla ayaga kalkmak. kam er takvimi. telâsa kapilmak. yolu dusmek. ayak tabani. ayaga kaldirmak * telâsve heyecana dusurmek. ay cekirdegi * Ay ciceginin tohumu. ay harmanlanmak * ayin cevresinde ayla olusmak. dikilmek. ay gibi * Bkz.

ayagiugurlu * geldigi yere ugur getirdigine inanilan (kisi). ayagina cabuk * bir yere alisilandan daha kisa surede gidip gelen. soguk su mu dokelim? * ender gelen bir konuga yarisitem. ayaginda donu yok. ayagini(veya ayaklarini) opeyim * yalvaririm. * (birinin) isinde yukselmesine engel olmak. ayagini(veya ayaklarini) altina almak * tek bacagini(veya bacaklarini) kivirip uzerine oturmak. * alisilan bir yere gitmekten kendini alamamak. saygigozetmeksizin birinin yanina gelmesini saglamak. * isyapmakta olan birine engel olmak. ayagina bagvurmak * onune bir engel cikarmak. yorulmadan yapmak. . * bagislanmak icin yalvarmak. ayagiyuruten bastir * halkin duzen icinde calismasinibastakiler saglar. ayagina gelmek * alcak gonulluluk gostererek birinin yanina gelmek. ayagina cagirmak * yanina gelmesini istemek. ayagina (veya bacagina) gecirmek * aceleyle bir seyi giymek. ayagina dolanmak (veya dolasmak) * baskasina yapmayitasarladigikotuluk kendi basina gelmek. ayagiile (veya kendi ayagiile) gelmek * kendi istegiyle gelmek veya emek cekilmeden elde edilmek. gitmeye usenmek. ayagina celme takmak * biri yururken ayaklariarasina ayak uzatip dusurmek. ayagina kira istemek * gelmeye nazlanmak. ayagina ip takmak * bir kimseyi cekistirmek. ayagina (veya ayaklarina) kapanmak * alcalircasina yalvarmak. ayagina gitmek * alcak gonulluluk ederek veya saygigostererek birinin yanina varmak. ayagina usenmemek * hamarat olmak. ayagiuzengide * hemen yola cikmak uzere olan. yurumesine engel olmak. * bir tasita binip yaya yurumekten kurtulmak. ayagina bagolmak * (biri) bulundugu yerden ayrilmasina veya yaptigiisi surdurmesine engel olmak.ayagiduze basmak * guclukleri yenerek ilerisinden korkmayacak bir duruma girmek. yarisevincle soylenen soz. ayaginibaglamak * engel olmak. * emek cekilmeden elde edilmek. ayagina getirmek * sira. ayak islerini bikmadan. ayagina sicak su mu. ayagiyerden kesilmek * ayagiyere degmez olmak. feslegen ister (veya takar) basina * yoksulluguna bakmayarak sus ve gosterisyapmak ister. ayaginialamamak * agriveya uyusma dolayisiyla ayaginioynatamamak. ayagina dusmek * cok yalvarmak.

ugramamak. ayaginidenk almak * baskalarinin kendisine yapmasiihtimali bulunan kotuluklere karsiuyanik davranm ak. * serbest davranmasiniengelleyen iliskilere son vermek. * Yuruyusun agirlik veya cabukluk derecesi. ilgiyi kesmek. ayaginin bastigiyerde ot bitmez * ugradigiyere bereketsizlik. ayaginin altina almak * tekme ile dovmek. ayaginin pabucunu basina giymek * dengi olmayan bir kimseyle evlenmek. ayaginisurumek * verilen bir isi agirdan almak. * olmek uzere olmak. ayaginivurmak * ayakkabiayaginiyara etmek. * halk inanisina gore bir kimsenin gelmesi. ayaginitek almak * bir iste iyi dusunup dikkatli davranmak. ayaginin baginicozmek * karisinibosamak. * Gol ayagi. * Vucudun belden asagibolumu. ayaginikaydirmak * bir yolunu bulup birini isinden veya gorevinden uzaklastirmak. * Birtakim seylerin yerden yuksekce durmasinisaglayan dayak. ayaginidenk basmak * dikkatli ve uyanik davranmak. . * Bacak. ayaginin pabucu olamamak * degerce ondan cok asagiolmak.ayaginicekmek * sik sik gittigi bir yere artik ugramaz olmak. * dikkat. ayak * Bacaklarin bilekten asagida bulunan ve yere basan bolumu. ayaginin tozunu silmeden * henuz yoldan gelmisken. ayaginin (veya ayaklar) altinda * (yuksek bir yerden) genisbir alanigorur durumda. * baskasinibir yere artik ugramaz duruma getirmek. ayaginikesmek * bir yere gitmez olmak. ayaginin (veya ayaklarinin) altiniopeyim * "pek cok yalvaririm" anlaminda kullanilir. * degersiz bir kimseyi ustun bir yere gecirmek. ugursuzluk getirir. destek veya bunlard an her biri. ayaginiyorganina gore uzatmak * giderini gelirine uydurmak. ardindan baskalarinin da gelmesine y ol acmak. * Buyuk bir irmaga karisan ikinci derecedeki akarsularin her biri. ayaginin tozu ile * yoldan gelir gelmez. henuz dinlenmeden. ayaginin altina karpuz kabugu koymak * bir yolunu bulup bir kimseyi duzenle isinden uzaklastirmak. * bir yerden uzaklasmak uzere bulunmak. ayaginin turabiolmak * bir kimse baska bir kimseye kul gibi baglanip onun her emrini yerine getirmek. ayaginigiymek * ayakkabisinigiymek.

ayak makinesi * Ayak yardimiile isletilen makine. ayakta toplanan meclis. * Yarim arsin veya 30. * ilk kez gitmek.5 cm uzunlugundaki olcu birimi. ayak diremek * bir dusunceyi. ayak teri. tarak. ayak atmamak * bir yere hic gitmemek. bir davranisisonuna kadar surdurmek. ayak cekmek * kandirmaya calismak. * Ayakta yapilan sohbet. ayak basmamak * bir yere hic ugramamak. ayak isi * Birtakim getir gotur isleri. ayak divani * Olaganustu durumlarda o anda bulunulan yerde padisahin katilmasiyla bir konuyu gorusmek ve karara baglamak icin yapilan toplanti. ayak taragi * Bkz. gelmek. baglanmak. * (bir yere veya meslege) girmek. kadem. ayak surumek * verilen bir isi agirdan almak. kendi tutumundan sasmamak. ayak saticisi * Gezgin satici. * girmek. avutmak. ayak oyunu * Hile. * Bir dogrunun baska bir dogruyu veya bir duzlemi kestigi nokta. ayak takimi * Gorgusuzlukleri veya bilgisizlikleri dolayisiyla toplum icinde asagidurumda ol an kisiler. ayak izi * Herhangi bir zemin uzerinde ayagin biraktigiiz. ayak atmak * girmek. ugramamak.4 cm degerinde Ýngiliz uzunluk olcusu birimi. ayak bagi* Bir yere veya bir ise gidilmesine engel olan sey. ulasmak. * Halk edebiyatinda kosuklarda kisa yedekli dizelere verilen ad. * Halk edebiyatinda uyak. siradan. * gonderilen yere istegi ile gitmemek. ayak keseri * Ayakta durarak agac yontmaya elverisli uzun saplikeser. ayak ayak ustune atmak * otururken bir bacaginiotekinin ustune almak. bayagi. * Asagiduzeyde. ayak kirasi * Bir haber veya esya getirene emegine karsilik verilen para. ugramak.* Basamak. ayak bilegi * Baldir kemikleriyle tarak kemikleri arasinda bulunan ve yedi kemikten olusan a yagin arka bolumu. fut. . * (buzdolabiolculerinde) Ýngiliz olcusu fut'un kubu alinarak hesaplanan deger. ayak degistirmek * talim yuruyusunde kisa bir adim atmak yolu ile adimlarinibaskalarininkine uydu rmak. * 30. ayak basmak * bir yere varmak.

merdiven basamagi. * Cocuklarin. gozden cikarilmak. yeri. * Hizmet icin bir yere gonderilen kimseye verilen ucret. ayak ucu * Yatanin veya yatilan bir yerin ayak uzatilan yonu. kosele gibi seyler). ayakkabilik * Ayakkabikonulan yer. * kendi gidisve davranisinibaskasininkine benzetmek. ayak topu * Futbol. ayakkabi* Ozellikle sokakta ayagikorumak icin giyilen ve altikosele. * Ayakta tedavi. pabuccu. yok olmasina goz yummak. ayakkabici * Ayakkabiyapan veya satan kimse. * Ayak parmak uclarinin olusturdugu dar dayanak yuzeyi. ayak teri * Ayak parmaklariarasindan cikan pis kokulu salgi. lâstik gibi d ayaniklimaddelerden yapilan ayak giyecegi. ayakkabivurmak * (ayakkabi) ayagizedelemek. ayakalti * Gelip gecenlerin cok oldugu yer. ayak vermek * âsik atismalarinda dinleyicilerden biri uyak belirtmek. ayakci * Ayak islerinde kullanilan kimse. * Ayakkabiyapmaya elverisli olan (deri. toprakbasti. ayaklama . * bazidavranislarla konugu gitmeye zorlamak. pabucculuk. ayakcin * Dokuma tezgâhlarinda atkiipliklerini hareket ettirmek icin ayakla basilan tahta ayaklik. kandirmak icin dalavere cevirmek. * Dokuma tezgâhiayakligi. ayak yalin * Yalin ayak.ayak tedavisi * Ayakta olusan bir hastaligin veya rahatsizligin tedavisi. ayakaltinda birakmak * ezilmesine. ayakaltinda dolasmak * bir ise yaramadigihâlde herkesin isine engel olacak bicimde ortalikta dolasmak. ayakkabicilik * Ayakkabicinin isi. cambazlarin ayaklarina takip yurudukleri cifte sirik. korumamak. ayakcak * Merdiven. * Gezici satici. cerci. ayagirahatsiz etmek. ayakkabidolabi. ayak kirasi. ayak uydurmak * yuruyuste adim atisinibaskalarininkine uydurmak. * Ayakkabisatilan yer. ayakaltina almak * hakir gorulmek. ayak tutmak * mani yarismalarinda karsisindakine uymasigereken uyagivermek. ayakkabilarinicevirmek * konuk ayakkabilarinigidisyonune dogru duzgun bicimde siralamak. ayakbasti* Bir yere disaridan gelen insan ve esyadan alinan vergi. ayak yapmak * birini aldatmak. pabuc. * Bir issuresince tutulan hizmetci.

ayaklicanavar * Cok hareketli. ayaksiz * Ayagiolmayan. ayaklikosma * Halk siirinde mustezat tarzinda soylenen deyis. uyanip kalkmak. baskal dirmak. isyan. ayaklariyere degmemek * cok sevinmek. ayaklar altina almak * onem verilmesi gereken seyleri hice saymak. * Ayaga kalkip gitmeye davranmak. istemeye istemeye gitmek. * Taban. ayaklarinin (veya ayaginin) ucuna basmak * cok yavas. pedal. * Ayak basacak yer. ayaklanma * Ayaklanmak isi.* Ayaklamak isi. cin gibi cocuk. ayaklarina (veya ayagina) kara su (veya sular) inmek * uzun sure ayakta kalmak veya yurumekten cok yorulmak. sorulan her soruya cevap verebilen kimse. baslar ayak olmak * degersiz kimseler basa gecip. yaramaz. ayaklanmak * (cocuk icin) Yurumeye baslamak. ayaklikutuphane * Pek cok konuda bilgisi olan. ayakli * Ayagiolan. * Bir destekle yere dayanan. * Bircok kimsenin cebir ve siddet kullanarak devlet guclerine karsigelmesi. kiyam. ayaklaridolasmak * yururken ayaklaribirbirine takilmak. degerli kimseler ise en geride birakilmak. ayaginisurumek. ayaklimani * Cinasliayaklarla soylenen bir mani turu. * (hasta icin) Yuruyebilir duruma gelmek. ayakta . ayaklamak * Ayakla olcmek. bask aldirma. ayaklar bas. ayaklandirma * Ayaklandirmak isi. isyan etmek. ayaklarinisurumek * guclukle yurumek. ayaklariniyerden kesmek * bir tasita binerek yurumekten kurtulmak. cignemek. cok sey okumusve ogrenmisolan. * Ayakla isletilen. ayaklik * Ayakla isletilen makinelerde ayagin bastigiyer. sessiz. * Ayakcak. ayaklandirmak * Ayaklanmak isini yaptirmak. gurultu yapmamaya ozen gostererek yurumek. ayaklarigeri geri gitmek * bir yere gonulsuz. * Uyanmak. ayaksizlar * Omurgalihayvanlarda amfibyumlar sinifinin en ilkel yapiliturlerini icine alan bir takim. * (bircok kimse) Cebir ve siddet kullanarak devlet guclerine karsigelmek.

* yikilmamak. acik. * Senato uyeleri. ayakuzeri * Ayakustu. * Acele olarak. cokmesine engel olmak. ayar * Bir aygitin gereken isi yapabilmesi durumu. ayan beyan * Besbelli. mem ishane. ayakustu * Oturmadan. bilinir olmak. ayakta tutmak * o seyin surekliligini saglamak. ayakyolu * Ýnsanin besin artiklariyla idrarinibosalttigiyer. festfut. ayal * Kari. heyecanli. * Ahlâk. * Deger derecesi. * Altin. ayakta uyumak * asiridalgin. ayakta tutmak * oturtmak gerekirken oturtmamak. yikilmasina. yoldas. saskin veya yorgun olmak. ayaktas * Arkadas. âyan * Ýleri gelenler. ayaktan * (kesim hayvanlariicin) canliolarak. ayarci * Esnafin kullandigiolcu aletlerini denetleyen gorevli. ayakta durarak. kademhane. ayan * Belli. gumusgibi madenlerden yapilmisseylerin saflik derecesi. ayakta tedavi * hastanin yataga yatirilmasigerekli gorulmeyerek kendisine ayakta yapilan tedav i. ayakucu * Yeryuzunde bir noktada cekulun gosterdigi dogrultudaki alt yon. onemini korumak. cokmemek. * Hazir yemek. es. hempa. ayarlama * Ayarlamak isi. * Bir isveya bir davranista gereken olcu. kenef. tuvalet.* Ayaga kalkmisdurumda. * bir kurulusun yasamasinisaglamak. * Telâsli. * bozulmasina. ayar etmek * (bir aygitin) calismasiniduzeltmek. acik secik. helâ. ayandon * 18 Ocak'ta baslayan bir firtina. kisa surede. ayakta kalmak * oturacak yer bulamamak. ayaribozuk * Belli bir ayariolmayan. abdesthane. karakter veya akliyerinde olmayan. * Saatler icin belli bir yere gore kabul edilmisolan olcu. . * degerini yitirmemek. apacik. duzenli isler duruma getirmek. ayan olmak * belli olmak.

ayaz pasa kol geziyor * disarida cok soguk var. duzensiz. ayazlamak . dogru yoldan saptiran.ayarlamak * Bir olcunun dogrulugunu belli bir ornege gore duzeltmek. dogru calismasisaglanmis. civata ve musluk aksaminisikistirmak amaciyla kullanilan. ayartan. eline bir sey gecmemek. * Kandirmak. ayarlatma * Ayarlatmak isi. ayaz kesmek * uzun sure sogukta kalip usumek. * Olcusuzluk. dogru yoldan saptirmak. * (altin ve gumusicin) Belirli bir ayariolan. ayazlama * Ayazlamak isi. ayaza cekmek * kisin kuru soguk artmak. ayartma * Ayartmak isi. * Birini. ayaz vurmak * (sebze ve meyveler icin) donmak. * Bir aygitibelli bir isyapabilecek duruma getirmek. ayartilmak * Ayartmak isine konu olmak. ayarsizlik * Ayarsiz olma durumu. ayartici * Bastan cikaran. * Kandirmak. ayarticilik * Ayarticinin yaptigiis. ayarlanmak * Ayar edilmek. * Ýsleri birbiriyle catismayacak veya zamaninda bitirecek bicimde duzenlemek. * Davranislariolcusuz. ayartilma * Ayartilmak isi. * (altin ve gumusicin) Belli bir ayariolmayan. ayartmak * Bastan cikarmak. duzensizlik. * bosyere beklemek. ayarti * Bastan cikarma. dogru. calistigiyerden ayirip baskasinin yaninda calismaya kandirmak. ayarlatmak * Ayar ettirmek. agiz acikligia yarlanabilen ozel alet. duzeltilmis. ayarlipense * Vida. dogrulamak. ayaz * Duru. ayazda kalmak * sogukta kalmak. birbirine uygun duruma getirilmek. ayarsiz * Ayariyapilmamis. ayarlanma * Ayarlanmak isi. ayarli * (saat ve makine icin) Ayarlanmis. ayaribozuk. sakin havada cikan kuru soguk. * (hava ve gece icin) Soguk. duzen li.

aybasiolmak * (kadinin) ayda bir dol yatagindan kan gelmek. ceviz konularak ay biciminde yapilmiscorek. aycicegi yagi * Ay ciceginden cikarilan yag. isikli. saydam. ayazlandirmak * Ayazlanmasinisaglamak. * Kolayca anlasilacak kadar acik (soz veya yazi). tahtabos. ay donumu. ayazlatmak * Sogukta bekletmek. taraca. mimarlikta cizim icin kullanilan ozel bir kâgit. okumus. aydin * Ýsik alan. . yurdumuzda cok yetistirilen bir bitki. ayca * Ayin ilk gunlerinde aldigiyay bicimi. gorgulu. ileri dusunceli (kimse). ayda yilda bir * cok seyrek olarak. aycoregi * Ýcine tarcin. aybeay * Aydan aya. eline bir sey gecmemek. ayazma * Rumlarin kutsal saydiklarikaynak veya pinar. * Ayazda sogutmak. ayazlandirilmisraki * Halk inanisina gore sitma tedavisinde kullanilmak uzere rakinin acilarak balko nda veya disarida bekletilmis hâli. * Ayazda kalip usumek. gunebakan. aycicegi * Birlesikgillerden. hilâl. * Kulturlu. âdet gormek. aydinlik. * Bu bitkinin yagcikarilan tohumu. gun cicegi. ayazlandirilmak * Ayazlanmasisaglanmak. * Ayin ilk gunu. aydemir * Yuzu yay biciminde bir cesit keser. aybasi * Ayin ilk gunu. * Bayrak ve sancak direklerinin tepesindeki pirincten yapilmisay yildizlisus. * Bosyere beklemek. munevver. gundondu (Helianthus annuus). ayazlandirma * Ayazlandirmak durumu. ay ay olarak. ayazlandirilma * Ayazlandirilmak durumu. ayazlik * Evlerde serinlemek icin kullanilan onu acik yer. ayazlanma * Ayazlanmak isi. vazih. balkon. ayazlanmak * Ayazda birakilip sogumak. ayazlatma * Ayazlatmak isi. al em. aydinlanma * Aydinlanmak isi.* (hava) Ayaza cevirmek. sarirenkli cicegi cok iri olan. aydinger * Parlak yuzeyli.

isik. damin ortas indan zemine kadar acilan bosluk. * Kendinden gecercesine âsik. * Ýsik alan. vazih. bitkin. aydinlatmak * Karanligigiderip gorunur duruma getirmek. * Bir sorunla ilgili gerekli bilgileri veren. * Kolay anlasilacak derecede acik olan. aydinlatilmak * Aydinlatmak isine konu olmak. temiz. cihaz.* Bir sorun uzerine geregi kadar bilgi edinme. ayet * Kur'an surelerini olusturan cumlelerden her biri. * Duyguda olcuyu kacirmis. cok yorgun. ayi * Memelilerin et obur takimindan. * Bir yapinin ortasina gelen oda ve obur bolumlerin isik almasiicin. aygir deposu * Aygirlarin bakildigibuyuk ahir. aydinlatma * Aydinlatmak isi. * Kotulukten uzak. yurd umuzda boz turu bulunan. iri govdeli hayvan (Ursus arctos). aygin * Bitkin. tenevvur etmek. * Sahnelerin isiklandirilmasiisi. ay-gun yili * Hem ay evreleri degisimi hem de gunesin gokyuzundeki gorunen hareketi goz onun e alinarak duzenlenmis olan takvim yili. * Bir sorun uzerine bilgi vermek. aydinlatilma * Aydinlatilmak isi. * Vucutta belirli bir gorevin saglanmasina yarayan organlarin hepsi. aydinlik * Bir yeri aydinlatan guc. aydinlikolcer * Aydinliklariolcmeye yarayan aygit. guclu (kimse). * Bir sorun uzerine geregi kadar bilgi edinmek. ay-gun takvimi * Gunesin gorunen hareketlerine gore duzenlenen takvim. saf. vurgun. aygin baygin * Gucsuz. tabanlarina basarak yuruyen. * Bir yuzeyin. luksmetre. aygir gibi * iri yaricusseli. besparmakli. ayibaligi* . aygit * Bircok parcadan yapilmisalet. tenevvur. aydinlatici * Aydinlik verici. aygir * Damizlik erkek at. aydinlanmak * Aydinlik olmak. * Birkac aletin uygun bicimde eklenmesinden olusturulan ve bazibelli deneylerin yapilmasina yarayan takim. cihaz. * Kaba saba. karsisina konulan esit isik kaynaklarinin sayisiile orantiliolara k aydinlik gorunmesi.

ayibogan * Ýri yari. ise yaramayan. ayiklama * Ayiklamak isi. ayiklamak * Bir seyin icinden. ayiklanmak * Ayiklamak isine konu olmak. ayiklanma * Ayiklanmak isi. anlayissiz (kimse). * Sert. ayigibi * iri yari. * Bir gorevde gereksiz gorulenleri isinden ayirmak. * Sarhoslugu gecmisbir bicimde. birini soldan kullanma bicimi. gereksiz veya istenmeyen taneleri veya madde leri ayirip cikarmak. meslegi. uyanik. * Yasayan varliklarda ortamin sartlarina en iyi uyan turlerin veya bireylerin ur eyip kalmasi. tuylu bir bitki (Arbutus uva ursi ). temizlemek. * kaba. kaba ve hoyrat (kimse). kaba ve anlayissiz (kimse). istifa. ayiuzumu * Fundagillerden. kucuk taneli yemisler veren. ayilariicine alan bir familya. bir cocuga el sakasiyapmasiveya guc unu onda denemesi karsisinda ayiplama yollu soylenir. ayiklik * Ayik olma durumu. yildiza itibarim (veya minnetim) yok * bir seyin en iyisine alistiktan sonra ondan asagiolanlar beni doyuramaz. ayici * Ayioynatmayiisedinen kimse. ayigormeden bayram etme * bir isgerceklesmeden ona oldu gozuyle bakilip sevinilmemelidir. ayicilik * Ayicinin isi. . ayik * Sarhoslugu veya bayginligigecmisolan. ayiyavrusu ile oynuyor * iri ve yetiskin birinin ufak tefek birine. ayikla pirincin tasini! * bir isin pek karisik ve icinden cikilmaz durumda oldugunu anlatmak icin kullan ilir. ayiklatma * Ayiklatmak isi. ayibacagi* Cift yan yelkenlerden birini sagdan. ayibiniyuzune vurmak * birinin kusurunu yuzune soylemek.Fok. uyamayanlarin yok olmasi. ayigordum. ayiyuruyusu * Gergin kol ve bacaklarla dort ayak yurume. ayiklatmak * Ayiklamak isini yaptirmak. ayigiller * Memeli et oburlardan. ayigulu * Ýki cenekliler sinifinin dugun cicegigiller familyasindan bir sakayik turu (Peco nia corollina). * Anlayisli.

ayingaci * Tutun kacakcisi. bekle-y-eyim vb. ayiltmak * Ayilmasinisaglamak. takbih. * Kusur. ayinlaricatlatmak * bu harfin gosterdigi Arapcaya ozgu sesi girtlakta bogumlamaya calismak. aklibasina gelmek. ayin * Arap alfabesinde on sekizinci. mahmurluk. utanilacak durum veya davranis. ayilti * Ýcki icmisbir kimsenin duydugu basagrisive sersemlik. kusuru olmayan. kaba davranis. ayiptir soylemesi .ayikmak * Ayilmak. ayinga * Kacak tutun. * Utanc veren. ayip yerler* vucutta ortulu tutulmasigereken yerler. ayilma * Ayilmak isi. -ayim / -eyim * Ýstek kipi tekil 1. kisi eki: yaz-ayim. oku-y-ayim. ayin on dordu gibi * yuzu cok guzel (kadin veya kiz). takbih etmek. ciz-eyim. ayingacilik * Tutun kacakciligi. ayiplanma * Ayiplanmak isi. bayginlik gibi bir durumdan kurtulmak. ayip * Toplumun ahlâk kurallarina aykiriolan. ayiplama * Ayiplamak isi. kirkida Ahlat ustune * bir kimsenin hep ayniseyi veya hikâyeyi anlatmasikarsisinda soylenir. ayiplamak * Kinamak. ayilmak * Sarhosluk. tutun. ayip etmek (veya yapmak) * yakisiksizca davranmak. kendine gelmek. ayinin kirk turkusu var. ayin on dordu * Dolunay. ayiltma * Ayiltmak isi. kendine gelmek. ayipsiz * Ayibi. ayilik etmek * kaba davranmak. ayilip bayilmak * birini kendinden gecercesine sevmek. ayipli * Ayibi. eksiklik. * asiriolcude sinir bunalimlarigecirmek. ayikulagi* Cuha ciceginin bir turu (Primula auricula). ayiplanmak * Ayiplamak isine konu olmak. * Aklibasina gelip gercegi gormek. uyanmak. ayilik * Kabalik. Osmanlialfabesinde yirmi birinci harf. kusuru olan.

ayirimlama * Ayirim yapmak isi. saklamak. * Bir butunden bir parcayiherhangi bir amacla bir tarafa koymak. fark gozetmek. hayit (Vitex agnus-castus). ayirtma * Ayirtmak isi. mumeyyiz. ayiran * Ýsigiyalin ogelerine ayirma ozelligi olan. nuans. ayirtmanlik * Ayirtmanin gorevi. ayirmac * Bir seyi benzerlerinden ayirt etmeye yarayan durum veya oge. temyiz etmek. ayirtmak * Ayirmak isini yaptirmak. beyaz veya menekse ren ginde cicekler acan. ayirim yapmak * esit davranista bulunmamak. . ayirti * Aynicinsten olan seyler arasindaki ince fark. miyar. sorularin hazirlanmasindan notlarin verilmesine kadar butun degerl endirme calismalarina katilan gorevli. * Bir yeri bir engelle bolmek. * Farklidavranmak. ayit * Mine cicegigillerden. ayiyivurmadan postunu satmak * henuz ele gecmemisbir sey uzerinde hesap yapmak.* "bunu soylemek size karsisaygisizlik olacak. ayirim yaratmak * farklilik cikarmak. Akdeniz cevresinde yetisen. * Birbirinden uzaklastirmak. uzlasmayibozmak. ayiya kaval calmak * anlayissiz bir kimseye bir sey anlatmaya calismak. ayirim * Ayirmak isi. ayirimlamak * Ayirim yapmak. mavi. ayirici * Ayirma ozelligi veya gucu olan. mumeyyizlik. tefrik etmek. birlesime veya ayrisima ugratarak niteliklerini belirtmede kullanil an madde. ayirtman * Sinavlarda. * Nitelik degisikligini anlamak. ayirmak * Bolmek. tahsis etmek . 1-2 m boyunda bir agaccik. * (bir sey veya yeri) Bir sey veya kimse icin kullanmayibelirlemek. ayirt etmek * Birkac seyi birbirinden ayiran niteligi anlamak. ayirma * Ayirmak isi. * ovunmek gibi olmasin ama. ama soylemek zorundayim" anlamind a ozur dilemek icin kullanilir. ayirac * Cisimleri. fark gozetmek. * Ýki veya daha cok kimse arasindaki anlasmayi. ayirt edilmek * Ayirt etmek isine konu olmak. * Secmek. farika. ikilik ortaya atmak.

aykirilamak * Dikey olarak gelmek. aylak * Ýssiz. * Gidilen yol uzerinde olmayip gidisyonune ters dusen. devam etmek. aylandiz * Sedef otugillerden. aykirilasma * Aykirilasmak isi. aykiridogrular * Ayniduzlemde bulunmayan dogrular. aylakci * Temelli isi olmayan isci. ters. avare. duz yoldan ayrilmak.ayin * Dinî toren. . Avrupa'ya Cin'den getirilmis. ters. aykirilik * Aykiriolma durumu. aylaklik * Aylak olma durumu. karsit. * Ýssizlik. bosoturmak. zit olmak. dinî muzikli so hbet toreni. bosoturmak. ayla * Ayin ve baziyildizlarin dolayindaki isik cevresi. calismamak. kotu kokan bir agac. bir sey yapmayarak. * Butun noktalariayniduzlemde bulunmayan. ibadet. * Ýssiz. kestirmeden gitmek. dogru diye bellenmise uygun olmayan. aylanmak * Bir yerin cevresinde dolanmak. kisa zamanda yetisip boy att igiicin bir golge agaciolarak dikilen. aylarca kalmak. ters gelmek. aykiriolmak * ters olmak. aykirilama * Aykirilamak isi. bosgezen. aykirilasmak * Aykiriduruma gelmek. avarelik. * Bazikutsal kisilerin basietrafinda gosterilen isik cevresi. mugayeret. muhalefet. aylak olmak * bosta olmak. aylama * Aylamak isi. avarelik. kokar agac (Ailanthus glandulosa). * Mevlevî tekkelerinde okunan agir bestelerin bicimi. issiz gucsuz dolasmak. aylamak * Beklemek. ay agili. aylakcilik * Temelli issahibi olmama durumu. issizlik. * Capraz. aykirikatmanlasma * Katmanlariduzenli bir bicimde olmayan katmanlasma. * Ayidolduran bir sure gecirmek. * Surmek. aykiri * Alisilmisa. mugayir. ayinicem * Mevlevî ve Bektasî tekkelerinde kadin ve erkegin birlikte katildigi. aylaklik etmek * bosdurmak. aylanma * Aylanmak isi. hale. ters dusmek. yapacak bir isi olmamak. aykiridusmek * uygun gelmemek.

* (Karagoz oyununda) Perde. ayna tirnagi * Aynayiduvara tutturmak icin kullanilan nikel veya kromla kaplanmismetal parcas i. * Ay isigiolan. aylikci * Aylikla calisan kimse. durum. * (deniz icin) kimiltisiz. * Gercegi anlamak. * Ay olarak. ayma * Aymak isi. * (atlarda) Diz kapagi. goz onunde canlandiran olay. * Bir olayi. ayliga gecmek * calismasikarsiligiolarak her ay belirli bir para alinacak bir ise baslamak. durgun. gorevi karsiligiolarak veya gecimi icin her ay odenen para. * gundelikten veya ucretten kadroya gecmek. * Ýyi bir durumda. aymaza yakisacak durum. aylik baglamak * emekli olan veya baska sebeplerle calismayanlara her ay icin belirli bir paray iodemeyi ustlenmek. ayna * Ýsigiyansitan. aydan beri var olan. mehtapli. aylik almak * bir aylik calisma karsiliginda para almak. ayna gibi * dumduz ve parlak. bir ay icin. * Kuregin yassiuc bolumu. aynaci * Ayna yapan veya satan kimse. gafil.. * . ga flet. .ayli * Uzerinde ay bicimi bulunan. yolunda. anit ve cesme gibi yerlere konan yaziliveya yazisiz suslu tasle vha. ayna tasi* Yapi. aymazlik * Cevresinde olup bitenlerin farkina varamama durumu. ayn * Goz. isine hile karistiran. aylikli * Aylik alan (kimse). * Ayda bir kez yapilan veya cikan. varliklarin goruntusunu veren. * Gemilerde isaretci erlerin kullandigidurbun. * Karsiligiaylikla odenen. * Akintive anaforun birlestigi yerde olusan su burgaci. aklibasina gelmek. cilâlive sirlicam. bir durumu yansitan. aymaz * Cevresinde olup bitenlerin farkina varmayan. maas. aylik vermek * aylik olarak ustlenilen parayiodemek.. aynabakar * Buyuk. ayilmak. * Bir ay icinde olan veya bir ay suren. * Dogramacilik ve yapicilikta cerceve icine gecirilen tahta veya taslevha. yumurtamsi. maasli. aymak * Kendine gelmek. aylik * Birine. sey. * Baska geliri olmayip yalniz aldigiaylikla gecinen kimse. kirmizimsimavi renkli bir erik turu. * Hileci.

aynasizlik * Aynasiz olma durumu. ozdeslik. einsteiniyum. * Polis. aynikapiya cikmak * sonuc bakimindan fark etmemek. oldugu gibi. cirkin. ters. yakisiksiz. bicimsiz. aynizamanda * Hem de. cicekleri sarirenkli bir kir bitkisi (Calendula arvensis). ayniagzikullanmak * ayniseyi soylemek. aynali * Aynasiolan. kotu. bununla birlikte. degistirmeden. duz veya az yuvarlak kic bolum. aynî * Gozle ilgili. aynipotada erimek * benzer konularive sorunlaribirlikte dusunmek veya degerlendirmek. aynilik * Ayniolma durumu. aynalik * Geminin ve baglibulundugu limanin adiyazilan.aynacilik * Aynacinin yaptigiisveya aynaciolma durumu. aynen * Oldugu gibi. * Parlak yuzlu. aynalik tahtasi * Sandallarin kic taraflarinda oturanin sirtinidayamasina yarayan tahta. ayniyet. yakisikli. tipkisi. aynisonuca varmak. tasinmasikolay esya. madde olarak verilen. yine o. * Ayirt edilemeyecek kadar benzeri ozdesi. aynidusunceyi ileri surmek. ayniyla * Hicbir degisiklik olmadan. aynî * Para olarak degil. aynalisazan * Uzerinde az sayida buyuk pullar bulunan bir tur sazan baligi. * Degismeyen. aynstayniyum * Bkz. ayniyla. aynaz * Bataklik. ayni * Baskasidegil. ayniyolun yolcusu * kotu sonlaribirbirine esolan. ayniyet * Aynilik. aynasiz * Aynasiolmayan. aynisefa * Birlesikgillerden. ayniyat * Kullanilmaya veya harcamaya elverisli. aynaz * Koy oyunlariniyoneten kimse. aralarinda ayrim olmayan. aynî hak * Tasinir veya tasinmaz uzerinde dogrudan dogruya egemenlik yetkisi veren ve her kese karsiileri surulebilen haklar. guzel. ayol . ozdeslik. * Hosa gitmeyen. aynitelden calmak * ayniseyi soylemek.

ayri * Yerleri bir olmayan. yarisisudur * yapilan bir isin yarim yamalak oldugu bildirilmek icin kullanilir. ayriseci yapmak * birkac sey arasinda fark gozetmek. * (her biri) Ayriolarak. sersem. sersem. * Baska. ayribascekmek * topluluktan ayrilip kendi basina isyapmak. * Her biri icin. ayran * Sut veya yogurt yayikta calkalanarak yagialindiktan sonra kalan sulu bolum. ayranlasma * Ayranlasmak ozelligi veya durumu. * uyusmamak. ayritutmak * farklidavranmak. cosmak. ayranci * Ayran yapan veya satan kimse. * Yalniz. ayran budalasi * Aptal. * Yogurdu sulandirarak yapilan icecek. . ayrigayribilmemek (veya ayrisigayrisiolmamak) * birbirinden hicbir sey esirgemeyecek durumda olmak. ayranlasmak * Ayran durumuna gelmek. ayrac acmak * soz veya yaziicine. ayranikabarmak * ofkelenmek. safdil. ayranim budur. ayran agizli * Aptal. budala. ayricanak yapraklilar * Canak yapraklaribirbirine bitismisolmayan bitkiler. ayribasim * Genellikle bir dergide yayimlanmisbilimsel bir yazinin ayribir brosur olarak b asimi. ayritac yapraklilar * Tac yapraklaribirbirine bitisik olmayip yan yana yer almisbulunan bitkiler. degisik. ayraniyok icmeye. ayricinsten * Farkliyapida olan. tek basina olan. atla (veya tahtirevanla) gider sicmaya * yoksulluguna bakmadan gosterisyapmaya kalkanlarin gulunclugunu anlatmak icin k ullanilir. ayran delisi * Bon. heterojen. ayran gonullu * Cabuk âsik olan. ayrac * Yay ayrac. * asiribir cinsel arzu duymak. asil konu ile ilgisi az olan bir bolum sikistirmak. ayriayri * Birbirinden ayriolan. baska turlu. ayrancilik * Ayran yapip satma isi. ayridusmek * birbirinden uzakta kalmak.* Daha cok kadinlarin kullandigibir seslenme sozu.

ayricalik taninan. * Onermelerin birbirine baglanmasiisleminde ya . ya ve ya da ile gosterilen il iski. hiperbol) uzerinde hareket eden bir cismi. ayricaliksiz * Ayricaligiolmayan. * Bir konik (elips. ayriksiyil * Yerin kendi yorungesindeki gunberi noktasindan art arda iki gecisi arasindaki sure farki. kural disiolan. istisnaî. ayrilanmak * Ayriduruma gelmek. ayrik otu * Bugdaygillerden. benzerlerine uymayan. ayricalik taninmayan. baskalarina benzemeyen. ayricali. ayricalik * Baskalarindan ayrive ustun tutulma durumu. teferrut. ayrilanma * Ayrilanmak durumu. bilâistisna. istisnasiz. imtiyazli. ayricalik taninmak (veya gostermek) * baskalarindan ayrive ustun tutmak. * Kaplamlaribirbirinden ayriolmakla birlikte ayniyakin cinsin kaplamina giren ka vramlar arasindaki baglanti. parabol. carpik. ayrilasmak* . mustesna. daire. istisna. * Ayribir onem verilerek. ayriksi * Alisilagelmistore ve davranislara aykiriolan. ayriklik * Ayrikliolma durumu. * Ayritutulan. ayritutulma. ayrik kume * Ortak elemanlariolmayan kume. koku hekimlikte idrar sokturucu olarak kullanilan yabanî bir bi tki (Agropyrum repens). * Duzgun ve uygun olmayan. ayricali * Baskalarina benzemeyen.. imtiyazsiz. ayriksiay * Ayin yorungesindeki en beri noktasindan art arda iki gecisi arasindaki sure fa rki. istisnasiz.ayrica * Ayriolarak. * Ayrik otu. * Kur'a disi. ayriksilik * Ayriksiolma durumu. iki yolun ayrildigiyer. imtiyaz. ayricalikli* Ayricaligiolan. ayricasiz * Ayritutulmadan. o daga veya merkeze birlestiren dogrunun buyuk eksen ile yaptigiaci. ayriksiz * Hicbir ayrigiolmadan veya hicbirini ayrik tutmaksizin. ayritutulan. mustesna. ayritutma. ayrikli * Ayritutulmus. ayrilasma * Ayrilasmak isi. mustesna. * Bundan baska. eksantrik. ayrik * Ayrilmis. ayric * Yol kavsagi..

baskalik. fark etmek. * Cinsleri ve turleri birbirinden ayiran ana karakter. * Bir bicmeden gecen beyaz isigin turlu renklerde gorunmesi. ilineklerin tozle baglantisi. ayrilisma * Ayrilismak isi veya durumu. olayin tamamlanmisbir parcasinive ren film bolugu. * Dusunce. bir kimseden. ayrilismak * Birbirinden ayrilmak. fark. * Birinden uzak dusme. ayrim * Ayirmak isi. ayrimsiz * Ayrimliolmayan. baslica karakterlerin ayrintilariyla cizildigi. ayrimsamak * Bir seyi anlamak. farklilasmak. farksiz. ayrimsama * Ayrimsamak isi veya durumu. * Bir kimse veya nesnenin bir baskasiyla karistirilmamasinisaglayan ayrilik. ayrilik * Ayriolma durumu. kendilerini tasiyan nesnelerle. fark. farklilasma. ayrili * Ayrilmisolan. degisik. farkli. * Hucrelerin veya canliorganizmalarin islevlerine veya yasayisturlerine iliskin yapisal nitelik kazanmasi. . tefrik. teferrut etmek. ayrimlama * Senaryonun hazirlanmasinda gelistirim ile cevrim senaryosu arasinda yer alan. mubayenet. ayrimlasma * Ayrimlasmak isi. * Alt bolum. ka licilik karsiti. * Evlilik birliginin yargic karariile gecici bir sure icin kaldirilmasi. farklilasma. farksizlik. * Ayrilma noktasi. ayrimlasmak * Ayrimliduruma gelmek. aralarinda ayrim bulunan. * Bir veya daha cok sahne icinde gelistirilip. ayriduran. ayrimlilik * Ayrimliolma durumu. ayrilmak * Ayirmak isine konu olmak.Benzerleri arasinda ayribir yeri ve onemi olmak. ayrilmazlik * Ozelliklerin. bir seyi gormek. * (karive koca icin) Evlilik birligini bozmak. konus malarin son bicimini aldigiasama. ayrimsizlik * Ayrimsiz olma durumu. farklilik. ayrilis * Ayrilmak isi veya bicimi. ayrilma * Ayrilmak isi. ben zer seyleri birbirinden ayiran ozellik. gorusveya duygu arasindaki uymazlik. ayrimli * Ayrimiolan. ayni. bir seyden uzaklasmak. * Bir yerden. farklilasma. munfasil. senaryonun sahne ve ayrimlarinin belirlendigi. * Bir ic kayanin katilasmasisurecinde yer ve zamana gore ayrimlarin ortaya cikma si.

* Edebiyat veya sanat eserlerinde bir butunun ogelerinden her biri. * Degisken huylu. ayrisma * Ayrismak isi. aysfild * Buzla. ayristirmak * Butunun bozulmasina sebep olmak. ayva gobekli * gobegi cukur olan (kimse). dokusu sertce. gece). * Molekullerin. ayrisik * Ayrismisolan. tuylu. * Bir tiyatro eserinde ana dusunceye yardimciolan kelime. ayrit * Ýki duzlemin ara kesiti. munakasa etmek. teferruat. turlu etkenler sebebiyle gecici olarak daha yalin atom veya moleku llere bolunmek. turlu etkenlerle gecici olarak daha yalin atom ve molekullere bo lunmesi. kararsiz (kimse). mufassal.ayrinti * Bir butunun onemce ikinci derecede olan ogelerinden her biri. cicekleri iri ve pembe. cumle veya esya. aysiz * Ay isigiolmayan (gokyuzu. ayristirma * Ayristirmak isi. lezzetli bir tur taze fasulye. * Halk sairleri belli bir ayak cercevesinde karsilikliatismak. birligi bozmak. ayrintilara inmek * bir konuyu en kucuk noktasina kadar inceleyip arastirmak. muhtelif. ufak cekirdekli mey vesi. * Ayrismasinisaglamak. orta yukseklikt e bir agac (Cydonia vulgaris). aysar * Ayin etkisiyle huyunun degistigi sanilan (kimse). ayva * Gulgillerden. aysberg * Buz dagi. cesit cesit. aytismak * Atismak. ayva marmelâdi * Ayva ve sekerden yapilan ezme. aysekadin * Kilciksiz. aytisma * Aytismak isi. * Bu agacin buyuk. mayhos. * Ayriturden. * Molekuller. sarirenkte. ayrintili * Ayrintisiolan. . ayrismak * Birbirinden ayrilmak. ayrisiklik * Ayrisik olma durumu. detay. teferruatli. ayrisim * Ayrismak isi. tahallul. t afsilât. yapraklarinin altituylu. tafsilâtli. detayli. ayva hosafi * Ayvadan yapilan hosaf. ayva kompostosu * Ayvadan yapilan komposto. bankiz. tartismak.

guc. Bu gaz N kisaltmasiile de gosterilir. ayyuk * Gogun en yuksek yeri. ayvaz kasap hep bir hesap * ha oyle ha boyle. ayyuka cikmak * (ses icin) yukselmek. sundurma. az bucuk * Bir parca. ayvan * Teras. ayvazlik * Ayvazin gorevi. neredeyse. azimsamak. ayyas * Ýckiye duskun. sarituyler. soluk saricicekli. az az * Uzun sureli. yayilmak. az daha * az kalsin. hilekâr. es. az degil! * birinin herhangi bir karakter bakimindan gorundugu gibi olmadiginianlatmak ici n soylenir. ayyarlik * Dolandiricilik. Az * Azot'un kisaltilmasi. biraz. umulandan veya gerekenden eksik. icken. yavasyavas. nitelik. cok yillik ve otsu bir bit ki (Achillea nobilis). ayvalik * Ayva agaclarinin cok bulundugu yer. cok karsiti. ayvayiyemek * kotu duruma dusmek. ayvaz * Buyuk konaklarda mutfak ve yemek hizmetlerinde calistirilan usak. * Gogun kuzey yarim kuresinde bulunan bir takim yildizin en parlak yildizi. * (dedikodu icin) herkesce duyulmak. * Koca. uretimi daha cok ilkel tarima dayanan. az buz olmamak * (bir sey) azimsanacak kadar olmak. * Bir tarafidisariya acik olan oda. oldukca. isi bozulmak. sik tuylu. ayyaslik * Ayyasolma durumu. ickici. az * Alisilmisolandan. * Nicelik. * egitim duzeyi dusuk kalmis. sure bakimindan eksiklik bildirir. ayyar * Dolandirici. * Kucuk olculerle. az saymak. az gelismis * gelismesi gecikmisolan. ayva tuyu * Vucuttaki ince. ayvadana * Yuksekligi 15-70 cm . dogal kayna klarinigeregince . bekri. az cok * Bir parca. ikisi de bir.ayva receli * Ayva ve sekerden yapilan kokulu recel. az bulmak * yeterli gormemek. erkek.

* Debdebe. erkin. * Organik veya ruhî buyuk sikinti. uzak. * Gururlu. hafifletmek. azadelik * Azade olma durumu. aza coga bakmamak * olanla yetinmek. * Gorkem. tenakus. . az gormek * umdugundan eksik bulmak. azalma * Azalmak isi. azamet satmak * buyukluk taslamak. azamî * En buyuk. heybetli. az kaldi(veya az kalsin) * bir isin olmasi. bitmesi cok yakinken olmadiginianlatir. organ. azade * Basibos. * azimsamak. * Gurur. cok gormusbulunmak. * Uye. az gelmek * yetmemek. azaltmak * Az denecek bir miktara indirmek veya eskisinden az bir duruma getirmek. * Calimli. ezinc. azaltma * Azaltmak isi.degerlendiremeyen (ulke). * Calim. azalmak * Az denecek bir miktara inmek veya eskisinden az bir duruma gelmek. calim satmak. * Vucut parcasi. az tamah cok ziyan getirir * hirslive pinti insan her zaman zararlicikar. kurum. cok buyuk. * Etkisini yitirmesine sebep olmak. serbestlik. heybet. buyukluk. gerceklesmesi. en cok. hafiflemek. maksimum. azade azade * bir seyden kurtulmus. * Basibos. az gunun adamiolmamak * cok yasamis. en yuksek. kirmak . daha cok istemek. kurumlu. azap * (Anadolu'nun bircok bolgesinde) Ciftlik usagi. vucut parcalari. erkin. * Gorkemli. serbest. azamet * Ululuk. tekebbur. serbest olarak gurultuden azade yasamak. eksilme. aza * Organlar. * Debdebeli. * Etkisini yitirmek. boburlenmek. azap * (Muslumanlikta) Dunyada gunah islemisolanlara ahrette verilecek ceza. azametli * Ulu. aza sormuslar: "nereye?" "cogun yanina" demis * kucuk kazanclarin bile hep varliklikimselere dustugu inancinibelirtir. * Anadolu beyliklerinde donanmadaki gorevlerde kullanilan asker.

azca *Oldukca az. azarlamak * Paylamak. kotu sozle karsilasmak. Azerbaycanli * Azerbaycan halkindan olan kimse. * cok buyuk sikintiya ugramak. Azerî * Azerbaycan Cumhuriye'tinde ve guney Azerbaycan'da (Ýran'da) yasayan Turk soylu h alk veya bu halktan . yoldan cikarmak. azdirilma * Azdirilmak isi. * Serbest birakilmisolan. * Okullarda paydos. azdirmak * Azmasina sebep olmak. serbestlik. azarlatmak * Azarlamak isini yaptirmak veya azarlanmasina yol acmak. azatlik * Azat olma durumu. paylanmak. azat eylemek * azat etmek. paylama. yavasyavas. azarlanmak * Azarlamak isine konu olmak. azarlanma * Azarlanmak isi. kole). azatsiz * Azat edilemez. * Kotu davranisveya aliskanliklara suruklemek. azap vermek * acicektirmek. azarlama * Azarlamak isi. * Kucuk olculerle. * Azgin duruma getirmek. azat * Serbest birakma. uzmek.azap cekmek * ahrette ceza gormek. azar isitmek * azarlanmak. * Simartmak. * (kole ve cariyeler icin) ozgurlugunu geri vermek. paylanma. az az. azelya * Acalya. azarlatma * Azarlatmak isi. azdirma * Azdirmak isi. salivermek. azat etmek * serbest birakmak. tekdir etmek. * Azat edilme vakti gelmisolan (cariye. azdirilmak * Azmasina yol acmak. azatli * Azat edilmis(cariye veya kole). azar azar * Sureyi uzatarak. azar * Paylama.

* Bir ulkede egemen ulusa gore ayrisoydan ve sayica az olan topluluk. * Okuz arabalarinda on ve arka yastiklaridingile baglayan agac civi. karsidusunceye oy verenler den daha az olmak. azismak . azimsama * Azimsamak isi. azinlik * Bir toplulukta herhangi bir nitelik bakimindan ayrive otekilerden sayica az ol anlar. besin. azgin. azinlik hukûmeti * Mecliste cogunlugu olmayan bir partinin kurdugu hukûmet. ekalliyet. * Azik koymaya yarayan kap veya torba. ogutucu dis. azidisi * Azi.olan kimse. Azerî halkiile ilgili (olan). azidisi. * Cinsel istekleri asirilasmak. * Siddetli. Azerîce * Azerbaycan Turkcesi. yarasihemen kapanmayan. daha fazlasiniistemek. azicoga saymak (veya tutmak) * verilen kucuk bir armaganicok ve degerli kabul etmek. * Azerî halkina ozgu olan. azi * Kopek dislerinden sonra iceriye dogru. azginlasmak * Azgin duruma gelmek. azicik asim kaygisiz basim * derdim olmasin da baska bir sey istemem. biraz. az bulmak. azginlik * Azgin olma durumu. azgin * Azmisolan. azimsamak * Bir seyin umuldugundan az oldugu yargisina varmak. * Cinsel istekleri asiriolan. * (cocuk icin) Cok yaramaz. * (sure ve miktar icin) Az olarak. * Hemen yemek uzere. azili * Gozu bir seyden yilmayan. biraz. cok etkili. gida. cogunluk karsiti. korkunc. alt ve ust cenenin iki yaninda beser ta ne bulunan ve yiyecekleri ogutmeye yarayan dislerin ortak adi. azik * Yiyecek. azisma * Azismak isi. azikli * Azigiolan. azinlikta kalmak * bir toplulukta belli bir sorun uzerine oy verenler. azicik * Cok az. harman zamanindan once bicilip savrulan ekin. azginlasma * Azginlasmak isi. * (ten icin) Cabuk iltihaplanan. ekalliyet. * Yoksullaridoyuran. az g ormek. aziklik * Azik olarak ayrilan veya hazirlanan yiyecekler.

azizlik etmek * muziplik etmek. azize * Ermiskadin. gorevden almak. siddetlenmek.* Gittikce kizismak. azimet etmek * gitmek. * Ýki ayriirkin karismasindan dogan. kararli. * Cigirindan cikarmak. azletme * Azletmek isi. tutumunda direnen. azimet * Gidis. azit * Azothidrik asit HN3 deki hidrojenin yerine bir kokun gecmesi ile tureyen birle siklere verilen ad. * Bataklik. azitmak * Azgin duruma getirmek. azitma * Azitmak isi. azizlik * Aziz olma durumu. azledilme * Azledilmek isi. azletmek * Bir gorevliyi isinden ayirip acikta birakmak. * Ermis. azlolunmak * Gorevinden alinmak. kararliolarak. melez. azim * Bir isteki engelleri yenme karari. * Azinlik. golcuk. cikarmak. * Kararlilikla. aziziye * Sultan Abdulaziz'in ve devlet adamlarinin giydigi fes. azlik * Az olma durumu. kirma. muazzez. azlolunma * Azlolunmak isi. yola cikmak. azmak . metis. azistirma * Azistirmak isi. azimkârane * Kararli. azil * Gorevden alma. * Muziplik. azma * Azmak isi. azistirmak * Azismasina yol acmak. aziz * Sevgide ustun tutulan. eren. gorevinden cikarilmak. azmak * Kucuk su birikintisi. azledilmek * Gorevden alinmak. azimli * Kararinda.

* En eski jeolojik (sistem). azman * Cok gelismis. * Cinsel duygulariartmak. azman kaya * Kaya baliginin bir cesidi. kokusu. azoik * Ýcinde fosil bulunmayan (toprak). icin) Kabarmak. icin) Etkili. aznif * Bir tur domino oyunu. KisaltmasiN. azmanlasma * Azmanlasmak isi. aznavur gibi * zalimce davranan. * (yara. azmettirmek * Bir sucu veya herhangi bir isi kesinlikle yapmasina karar verdirmek. azonal * Yeryuzunun herhangi bir noktasinda enleme bagliolmaksizin meydana gelen olay. Azrail * Tanribuyrugu ile insanlarin caninialmakla gorevli olduguna inanilan melek.008 olan. azotometre * Bir organik maddede bulunan azotun gaz hacmini ayarlamaya yarayan aygit. kocaman duruma gelmek.* Taskinlikta ileri gitmek. azmetme * Azmetmek isi. rengi. tadi olmayan element. Azrail'e bir can borcu olmak (veya kalmak) . azotolcer * Azotometre. * (camasir) Artik agartilamaz duruma gelmek. azotlu * Ýcinde azot bulunan. tehlikeli duruma gelmek. * (hayvanlar icin) Ýki ayriirktan dogmak. atom agirligi14. tasmak. * Azma. azmetmek * Bir isteki engelleri yenmeye karar vermisolmak. havada beste dort oraninda bulunan. * (deniz. * Azotlu besin almayan bitki veya hayvanlarin dokularindaki serbest azotu tespit etme isi. azmanlasmak * Ýrilesmek. aznavur * Gurcuce. sert kimse. asik yuzlu. irmak vb. azotlanmis * Azotlama islemi yapilmis. azmiskudurmustan beterdir * "coskun ve heyecana kapilmiskimseyi zaptetmek zordur" anlaminda kullanilir. hastalik vb. azot * Atom numarasi7. iri "yari" "kirici" sinirli. azotlamak * Azotla karistirmak veya birlestirmek. * Kerestelik tomruk. kotulugunu artirmak. azol * Heterosiklik birlesiklerin onemli bir sinifina verilen ad. azmettirme * Azmettirmek isi. azotlama * Azotlamak isi.

baba mirasi * Babanin yasadigidonemden kalan degerli mal veya dost. B * Turk alfabesinin ikinci harfi. baba bucagi * \343 baba ocagi. * Bu gibi kimselere verilen unvan. azvay * Sarisabir. Azrail'le burun buruna gelmek * olumle karsikarsiya gelmek. Be adiverilen bu harf. baba * Cocugun dunyaya gelmesinde etken olan erkek.kara para aklama ve uyusturucu madde ticareti gibi kirli ve gi zli isler yapan cetenin basi. ama cocuklar babalariici n fedakârlikta bulunmazlar. baba ocagi * Babadan. toprak. * Tarikatlarin bazisinda tekke buyugu. * Gemi veya iskelede halatin takildigiyuvarlak basli. iri demir. . b. baba yurdu. oglunun disi kamasir * babanin yaptigikotu isin sikintisinicocugu ceker. * Kazilarda cikarilan topragin miktarinihesaplayabilmek icin yer yer birakilan t oprak dikme. yurt. A lmanlar ise "si bemol"u gosterirler. baba koruk (veya erik) yer. dededen kalma ev. agac veya beton dikme. agirbasli. * Koruyucu. baba nasihati * Bir babanin verdigi ogut. Azrail'in elinden kurtulmak * olumden kurtulmak. Ba * Baryum'un kisaltmasi. baba baba adam* Yasli. baba hindi * Ýri ve iyi beslenmiserkek hindi. cift dudak patlayicisini gosterir. * Ata. toprak ya da yurt. * Cocugu olmuserkek. dededen kalma mulk veya bir kimsenin icinde dogup buyudugu. tirabzan babasi * babalik gorevlerini yapmayan babalar icin soylenir. * hic kimseye borcu kalmamak. babalik duygulariile dolu kimse. * Catimertegi. * Yaratici. yasadigie v. iyi yurekli. baba evi * Babadan. ses bilimi bakimindan ot umlu.* nasil olsa olecegini kabul etmek. ogul babaya bir salkim uzum vermemis * babalar cocuklariicin buyuk fedakârliklara katlanirlar. baba ogluna bir bagbagislamis. butun borclarindan kurtulmak. kurucu kimse. * Nota isaretlerini harflerle gosterme yonteminde Ýngilizler b harfiyle "si" yi. B * Bor'un kisaltmasi. baba evi. bir ulkeye veya bir topluluga yarar liolmuskimse. baba bucagi. olgun adam. * Silâh kacakciligi. * Basso kisaltmasi. baba degil.

cana yakinlik. yuzyilda Baba Ýshak'in kurdugu mezhep. ofkelenmek. babacil * Babasinicok seven. paternalizm. cana yakin olarak. solucanla beslenen bir tur kertenkele (Angu is fragilis). babacilik * Devletin turlu siniflar uzerinde babalik ederek bu siniflar arasinda denge kur maya calismasiislemi. babac * Erkek kumes hayvanlarinin en iri ve yasliolani. babacanlasma * Babacanlasmak isi veya durumu. babacik * Kucuk baba. babacan * Cana yakin. * Sevimli. babaya yakin. baba doneminde yapilmis. babadan babaya * dedelere dogru zincirleme. hosgorulu. * atalarindan beri. . hos.baba olmak * (erkek icin) cocuk sahibi olmak. babafingo * Yelkenli gemilerde direklerin ve gabyanin ustunde bulunan en yuksek bolum. bizim kusaktan oncekiler. kabadayica davranmak. sambaba. babali * Babasiolan. olgun. babalanma * Babalanmak isi. babacko * (kadin icin) Guclu ve gosterisli. babanin hatirasinitasiyan. babaanne * (cocuga gore) Babanin annesi. sempatik baba. baba tatlisi * Bir cesit hamur tatlisi. babaca * Baba gibi. babacanlasmak * Babacan duruma gelmek. baba ocagi. babakos * Ayaksiz oldugu icin yilan sanilan. baba yadigâri * Babadan kalan. Babaî * Babaîlik mezhebinden olan kimse. babalanmak * Babalaritutmak. Babaîlik * XÝÝÝ. babacanlik* Babacan olma durumu. iri yari. babalarimiz * bizden. iyi kalpli. babacanca * Sevgi ve sevecenlikle. babadan ogula * torunlara dogru zincirleme. babasina cok duskun olan. babali * Zaman zaman sinir nobeti geciren. baba yurdu * Baba evi. guvenilir (erkek). * Diklenmek.

babam! * teklifsiz bir seslenme sozu. babana rahmet * yapilan bir is. babasina cekmek * her yonu ile tamamen babaya benzemek. babayani * Gosterisi ve ozentisi olmayan. babalik etmek * baba gibi davranmak. * tekrarlanan iki emir kipi arasina getirilerek isin surekliligini anlatmaya yar ar. * Kayin baba. babayigitlik * Babayigit olma durumu. ofkesi her hâliyle belli olmak" anlaminda gecer . * Bir girisimde kendine guvenebilecek durumda olan. * Osmanlihukûmeti. Ýran'da Ali Muhammed Bab'in kurdugu dinî ogreti. kabadayi. babasinin (veya babalarinin) ciftligi * bir maliveya kurulusu yalnizca kendi cikarlarina arac yapmak. babasinin hayrina * hicbir cikar gozetmeksizin. Babîlik * XÝX. babasina rahmet okumak * hakkinda iyilik dusunmemek. * Mert. babayigitce davranis. yuzyilda." anlaminda kul lanilan bir soz. babalik firin has isler * babasinin parasiile gecinenlere sitem olarak kullanilir. kayin peder. babinda. Babî * "Bâb'a ait" Babîlik yanlisi.babalik * Baba olma durumu. kabadayilik. babamin (veya ustamin) adiHidir. babayigit * Guclu kuvvetli. yetim. * Yasliveya kucumsenen adamlara seslenme olarak kullanilir. * Ýstanbul'da bu cevredeki basin. bir davraniskarsisinda "Allah senden raziolsun. * Uvey baba. elimden gelen budur * gucum ancak bu kadariniyapmaya yeter. . babasitutmak (veya babalariustunde olmak) * gibi deyimlerde "cok ofkelenmek. korkusuz adam. babasinin oglu * her yonuyle babasina benzeyen erkek cocuk. babinda * Konusunda. baca * Dumaniocaktan cekip havaya vermeye yarayan maden veya kâgir yol. babasiz * Babasiolmuscocuk. babayanilik * Babayani olma durumu. dahiliye ve ha riciye nezaretleri (Ýc isleri ve Disisleri bakanliklari) ile SûrayiDevlet (Danistay) dairelerinin bulundu gu yapi. Babiâli * Osmanliimparatorlugu doneminde Ýstanbul'da sadaret (Basbakanlik). babindan * Bkz.

ayak. lâgim. bacakliyazi * Ýri ve okunakliyazi. bacasitutmek * (aile icin) yasamasisurup gitmek. * Yasindan buyuk islere kalkisan cocuklar icin soylenir. -bac * Fiilden isim tureten -mac/-mec ekinin turu. * Kiz kardes. turlu turlu huyu var * daha kucuk. bodur. abla. baca kulagi * Ocagin iki yaninda tastan yapilmisufak raf. maden ocagigibi yer altiyapilarinin hava deligi. uzun boylu. * Oyun kâgitlarinda. bacakli * Bacagiolan. bacasitutmez olmak * (aile icin) dagilmak veya isi bozulmak. bacak bacak ustune atmak * otururken bir bacaginiotekinin ustune koyarak oturmak. * Hayvanlarda yurumeye veya atlamaya yarayan organ. * Baziseylerin yerden yuksekce durmasinisaglayan dayak. * Tarikat seyhlerinin karisi. baci * Buyuk kiz kardes. bacakkiran * Nemli bolgelerde yetisen yesilimsi saricicekli bir bitki (Narthecium). bacak * Vucudun kasiktan tabana kadar olan bolumu. ama degisik. oglan. bacaklarikopmak * cok yorulmak. bacak kadar * ufacik. * Bacaklariuzun olan. bacci . kisa boylu. * Zorla alinan para. * Felemenk altinina verilen ad. bacak kadar boyu var. herkesten farklialiskanliklar.* Su yolu. vale. bac * OsmanliÝmparatorlugunda gumruk vergisi. baca tomrugu * Bacanin damdan yukaribolumu. * Bacaklarikisa olan. baca basi* Ocagin ustundeki tasraf. huylar edinmis. * Bir evde uzun zaman calismisyaslikadinlara (daha cok yaslizenci kadinlara) ver ilen unvan. arkadas. bacanaklik* Bacanak olma durumu. bacaklik * Ozellikle hokey oyuncularinin giydikleri deriden yapilmiskoruyucu. bacanak * Karilarikardesolan erkeklerden her biri. bacaksiz * Bacagiolmayan. bacaklaritutmamak * ayaklarinin uzerine basip yuruyemeyecek duruma gelmek. * Dost. bacak kalemi * Kaval kemigi. harac. destek veya bunlardan he r biri.

harman dokuntusu. badanali * Badana edilmisolan. badeli * Ask badesi icmiskimse. badat * Birlesikgillerden. badanacilik * Badanacinin yaptigiis. * Bu agacin yasveya kuru yenilen yemisi. badanalanma * Badanalanmak isi. badanalatma * Badanalatmak isi. badem ici . yurdumuzun her yerinde yetisen agac (Amygdalus communis). bir tur yer elmasi. cop ve samanla karisik tahil t aneleri. badem biyik * Badem ici biciminde ust dudagin her iki yaninda yer alan biyik. badanalatmak * Badanalamak isini yaptirmak. sekeri cok. badehu * Ondan sonra. badem * Gulgillerden. badem gozlu * Badem ici biciminde iri goz. badana * Duvarlariboyamak icin kullanilan sulandirilmiskirec veya boya. * Yuzune cok pudra ve boya surmusolan (kadin). badanalamak * Duvarlariboyamak icin sulandirilmiskirec veya plâstik boya surmek. badanalanmak * Badana yapilmak. badem ezmesi * Ezilmisbademle yapilan sekerleme. badana etmek (veya vurmak) * badanalamak. badanalama * Badanalamak isi. badeli âsik* Dusunde bir pirin elinden ask badesi icerek saz calip soyleyen halk sairi. * Badanasibozulmus.* Bac alan kimse. badas * Harman kaldirildiktan sonra yerde kalan toprak. baccilik * Bac alma isi veya gorevi. badem (Amygdalus communis ve Prunus amygdalus). icki. badem agaci * Gulgillerden ilkbaharda beyaz ve pembe renkli cicekler acan yuksekce bir bitki . badana yapmak. bad * Yel. badem gibi * (salatalik icin) taze ve gevrek. bade * Sarap. badanaci* Gecimini badana yapmakla kazanan kimse. badanasiz * Badana edilmemis. ruzgâr.

vapur gibi tasitlarda yolcularin yuklerinin konuldugu yer. bundan boyle. bademsi * Badem biciminde olan. badikleme * Badiklemek isi. baderna *Halatin asinabilecek yerine sarilan bez. buyukce su kabi. badiklesmek * Ordek gibi saga sol yalpa vurarak yurume egilimi gostermek. badminton * Tenise benzeyen ve bir tur tuylu topla oynanan oyun. bademli * Ýcinde badem bulunan yiyecek. badiklemek * Ordek gibi iki yana sallana sallana yurumek. badem kurk * Tilki postunun yalniz bacak kesiminden yapilan kurk. badi badi yurumek (veya gitmek. * Otomobillerin yuk konulabilen. bagaj * Yolcu yuku. bezelye gibi taze sebzelerde. badem sekeri * Ýnce bir seker tabakasiyla kaplanmisic badem. kosele gibi seyleri yumusatmak icin kullanilan yag . kosmak) * ordek gibi iki yana sallanarak yurumek (gitmek). badema * Bundan sonra. badic * Bakla. bademlik * Badem agaclaricok olan yer. badi * Ordek. icinde tohumlarin siralanmisbulu ndugu kabuk. fasulye. bademcik * Bogazin iki yaninda birer tane bulunan.* Bademin diskabugu alindiktan sonra kalan ici. * Kisa boylu. yayvan. badire * Birdenbire ortaya cikan tehlikeli durum. badem tirnak * Badem biciminde uzunca tirnak. palaz. badem parmak * Basparmak. badem bicimindeki organ. bademci * Badem satan kimse. gonle ferahlik veren hafif ruzgâr. badiye * Col. * Tren. bagaj kapagi * Otomobillerde icine yuk konulabilen bagajlarikapatmaya veya kilitlemeye yaraya . badya * Agzigenis. badik * Ordek. badem yagi * Bademden cikarilan ve deri. badem bahcesi. badiklesme * Badiklesmek durumu. badisaba * Sabah vakti esen ve ruhu oksayan. genellikle arkada olan bolumleri. halat sargisi.

otur-up vb. rabita. sonbahar. kisa degnek. bagfiil * Fiillerin zarf olarak kullanilan sekilleri. bagci * Bagyetistirip urununu satan kimse. bagbudamak * bagdaki uzum kutuklerini budamak. * Bu isin yapildigimevsim. dikdortgen biciminde degerli tas. hucre arasimaddesi cok ve genel olarak diger dokularibirbirine baglayarak destek gorevi yapan doku. . iliski. ulac. seytansaci. ic organlariyerinde tutmaya yarayan lif demeti. * Kaplumbaga kabugu. deste. bag * Uzum kutuklerinin dikili bulundugu toprak parcasi. baget * Ýnce. bagbozumu * Bagda urunun toplanmasi. bagaj kilidi * Bagaj kapaginikilitlemeye yarayan alet. zarf fiil: gul-e gul-e. * Sargi. bagbogan * Kuskut. bagbicagi* Bagve bahcelerde yetisen meyve fidanlarini. * Kemikleri birbirine baglamaya. * Tiraslanmis. bagbozmak * bagin uzumlerini toplamak. bagbahce * Bahce gibi tasinmaz mal. yemeye yuzun olsun * kisi. * Baglam. * Dusuk gramajlikucuk boy ekmek. kosarak. bagcubugu * Asma fidesi. * Meyve bahcesi. uzum olsun. serit. bagan * Vakti gelmeden olu dogan yavru. demet. baga bak. tel gibi dugumlenebilir nesne. baga * Kaplumbaga. karsilik bekledigi isten istedigini alabilmek icin gereken harcamalariya pmalidir. bagetli * Bageti olan. * Kaplumbaga kabugundan yapilmisveya bu kabugu andirir bicimde olan. guz. * Olu dogan kuzunun derisi. bagaj memuru * Toplu tasim yerlerinde ve araclarinda bagaj islerini yurutmekle gorevli kimse. bagdoku * Hucre sayisiaz.n bolum. dusuk. * Deniz kaplumbagasinin kabugu. * Ur. bag * Bir seyi baska bir seye veya bircok seyi topluca birbirine tutturmak icin kull anilan ip. bitki ve ozellikle uzum kutuklerini budamaya yarayan kesici alet. sicim. * Ýlgi.

homojenlestirmek. bagdasiklastirmak * Bagdasik duruma getirmek. bagciksiz * Bagiolmayan. celme atmak. kor dugum etmek.* Baglayan veya soguk haddehaneden cikan metal serit bobinlere bant yapistiran ( kimse). homojen. tutarsiz. sol ayagisaguylugun altina alarak oturma bicimi. bagdasilmak * Bagdasmak isine konu olmak. bagdasiklastirma * Bagdasiklastirmak isi. homojen duruma gelmek. bulunan. bagdasiklasma * Bagdasiklasmak durumu. bagcik * Baglama isinde kullanilan serit biciminde bag. bagdadî * Agac direkler uzerine cakilmiscitalara siva vurularak yapilan (duvar veya tava n). bagsiz. bagdama * Bagdamak isi. * Yapilarda kullanilan cita. uymak. * Ýcinden cikilmayacak bir duruma getirmek. bagdasim * Tutarlik. bagdasmazlik * Uyusmazlik. bagdasmak * Anlasmak. uzlasmak. * Bagdaskurup oturmak. bagdasilma * Bagdasilmak isi. bagdastirici * Bagdasma saglayan. bagdasma * Bagdasmak isi. bagdamak * Birkac seyi birbirine gecirerek baglamak. gecimsizlik. bagdalamak * Dusurmek icin ayaginibirinin ayaklarina takmak. homojenlik. insicam. bagdas * Sagayagisol uylugun. mutecanis. bagdalama * Bagdalamak isi. bagdasik * Her yeri ayniozelligi gosteren. bagcilik * Bagyetistirme ve urununu satma isi. bagdaskurmak * bu bicimde oturmak. Bagdad'itamir etmek * karninidoyurmak. bagdasmaz * Uyusmaz. tutarlilik. bagcikli * Bagiolan. imtizac etmek. bagdastirma . imtizac. * Cocuk oyunlarinda arkadasolmak. bagdasiklik * Bagdasik olma durumu. bagdasiklasmak * Ayniozelligi gostermek.

izafî. aynisartlardaki havani n doymussu buharinin agirligina orani. aynizamanda kendine ozgu bir kimildanisida bulunan bir cismin gorunurdeki bu kimildanisinin niteligi. bagimlasma * Bagimlasmak isi.* Bagdastirmak isi. rolâtivite. gucune veya yardimina bagliolan. bagimsiz milletvekili * Herhangi bir partinin adayiolmadan secilen veya herhangi bir partiye bagliolma yan milletvekili. * Bir sayinin rakamlarindan her birinin bulundugu basamaga gore aldigideger. bagdastirmacilik * Pek cok degisik ogretiyi birlestirmeyi amaclayan felsefî veya dinî ogreti. bagil nem * Bir metre kup hava icinde bulunan su buhariagirliginin. izafî. mustakil. partiye bagliolmayan kimse. bagimsiz. etkisi altinda tutmak. bagimlama * Bagimlamak isi. tumlecleri veya yuklemleri o rtak olan cumle. hur.isaretleri yazildiktan sonraki degeri. tutumunu. * Herhangi bir kurulusa. bagimlamak * Bir seyi bagim altina sokmak. bagdastirmak * Bagdasmasinisaglamak. tâbiiyet. bagimsiz * Davranislarini. girisimlerini herhangi bir gucun etkisinde kalmadan duzenleyebilen. bagillik * Gorece olma durumu. tâbiiyet. bagimlisiralicumle * Anlam bakimindan birbirine bagliolan ve ozneleri. ozgurlugu. * Baska bir cisme uyarak suruklenen. bagici * Buyucu. tâbi. kumastan yapilmisenl i bag. sihir. bagi * Buyu. bagimlasmak * Bir seye veya bir kimseye tamamen bagimliolmak. bagil * Gorece. bagimlilik * Bagimliolma durumu. ozgur. iza fî deger. ozerklig i olmayan. izafiyet. bagim * Bir seyin veya bir kimsenin gucu ve etkisi altinda bulunma durumu. onune + ve . * Farklikokenlere sahip degisik kultur ozelliklerini birlestirme veya kaynastirm a isi. bagdastirmaci * Bagdastirmacilik yanlisikimse. * Bastan cikarici. bagil deger * Bir aritmetik sayisinin. * Kadinlarin âdet zamaninda bagladiklaribez. bagimli * Baska bir seyin istemine. bagildak * Besikteki cocugun dusmemesi icin besige sarilip baglanan. bagimsiz siralicumle .

* Anlam bakimindan birbirine baglioldugu hâlde ozneleri, tumlecleri, yuklemleri ay riolan cumle. bagimsizlasma * Bagimsizlasmak isi. bagimsizlasmak * Bagimsiz duruma gelmek. bagimsizlastirma * Bagimsizlastirmak isi. bagimsizlastirmak * Bagimsiz duruma getirmek. bagimsizlik * Bagimsiz olma durumu veya niteligi, istiklâl. bagin * Ýnsaatta veya kazisirasinda topragin cokmesini onlemek icin yerlestirilen parca veya dayak. bagin vurmak * kaziduvarlarinin cokmemesi icin baginlarla desteklemek. baginti * Bir nesneyi baska bir nesne ile uyarlikilan bag. * Esyayi, kavramlariveya tasarimlaribirlik, baglilik, birliktelik gibi durumlard a toplayan gorunusveya nitelik, gorelik, bagillik, izafet, rolâtivite. * Ýki veya daha cok nitelik arasinda matematik islemleri yardimiile kurulan baglil ik veya esitlik. bagintici* Baginticilik yanlisiolan kimse, goreci, rolâtivist. baginticilik * Bagintililik ogretisi; ozellikle bilginin bagintilioldugunu ileri suren her tu rlu felsefe ogretisi; gorecilik, izafiye, rolâtivizm. bagintili * Varligibaska bir seyin varligina baglibulunan, mutlak olmayan, goreli, izafî, ni spî, rolâtif. bagintililik * Var olabilmek veya belirlenebilmek icin, bagintiyolu ile baska bir seye baglib ulunma durumu, gorelilik, izafiyet, rolâtivite. bagir * Gogus. * (ok yayive dagicin) Orta bolum. * Ciger, bagirsak gibi vucut bosluklarinda bulunan organlarin ortak adi, ahsa. bagir yelegi * Eskiden zirh altina giyilen, koseleden yapilmisyelek. bagirdak * Bagildak. bagirgan * Bagirip cagiran, tepkisini hemen ve sert bir sekilde disa vuran kimse. bagiriyanmak * uzuntu cekmek, cok aciduymak. * cok susamisolmak. bagirip cagirmak * ofkeyle bagirmak. bagiris * Bagirmak isi veya bicimi. bagiriscagiris * Gurultu, samata. * Gurultuyle, samata ederek. bagirisma * Bkz. bagrisma. bagirismak * Bkz. bagrismak.

bagirma * Bagirmak isi. bagirmak * (insan) Yuksek ve gur ses cikarmak. * Kendini belli etmek. * Yuksek sesle azarlamak. bagirsak * Sindirim organinin mideden anuse kadar olan, ince bagirsak ve kalin bagirsakta n olusan bolumu. bagirsak askisi * Ýnce bagirsagikarnin arka bolumune baglayan ve karin zarinin bir bolumunden olus an aski. bagirsak iltihabi * Sindirim organinda olusan iltihabî durum ve buna baglihastalik. bagirsak ingini * Cogunlukla surgun ve karin agrisiile beliren bagirsak iltihabi. bagirsak kazintisi * Kalin bagirsak hastaliklarinda cikarilan sumuksu madde. bagirsak kurdu * Omurgalilarin ve de ozellikle insanlarin bagirsaginda yasayan asalak solucan. bagirsak otu * Farekulagi. bagirsak solucani * Ortalama 25 cm boyunda, insanlarin, ozellikle cocuklarin bagirsaklarinda asala k olarak yasayan yuvarlak solucan, askarit. bagirsaklarinideserim * "canina kiyarim, oldururum" anlaminda korkutmak, gozdagivermek uzere kullanili r. bagirti * Bagirma sesi. bagirtkan * Cok bagirip cagirmak huyunda olan (kimse). bagirtlak * Orta buyuklukte, eti sevilen bir cins gocebe ordek (Querquedula). bagirtma * Bagirtmak isi. bagirtmak * Bagirmasina yol acmak. * Bir haberi, bir istegi, birinin araciligiyla duyurmak. bagis * Bagislamak isi veya bicimi. * Bagislanan sey, hibe, teberru. bagisci * Bagisyapan kimse. bagisik * Herhangi bir odevin veya yukumlulugun disinda kalan, muaf. * Bazimikroplara karsiasiveya dogal yolla direnc kazanmisolan. bagisiklik * Bir odevin veya yukumlulugun disinda kalma durumu, muafiyet. * Bazimikroplara karsiasiveya dogal yolla kazanilmisdirenc durumu. bagisiklik bilimi * Bagisiklik olaylarinin ortaya cikma sartlarini, gelisimini, alinabilecek onlem leri ve yapilabilecek tedaviyi inceleyen tip dali, immunoloji. bagislama * Bagislamak isi, affetme, af. * Hibe etme. bagislamak * Bir mal veya hakkikarsilik beklemeden birine vermek, teberru etmek.

* Herhangi bir kotu davranisicin ceza vermekten vazgecmek, affetmek. * Gorevden cekmek, almak. * Deyimlerde "Tanriesirgesin, ayirmasin" gibi anlamlarda kullanilir. bagislamamak * karsisindakinin yanlisindan, kusurundan dogacak firsatlarikacirmamak, acimadan degerlendirmek. bagislanma * Bagislanmak isi, affedilme. bagislanmak * Bagislamak isine konu olmak, affa ugramak, affedilmek, affolunmak. bagislatma * Bagislatmak isi. bagislatmak * Bagislamak isini yaptirmak. bagislayici * Bagislayan. bagit * Sozlesme, akit, mukavele, kontrat. bagitci * Bagit yapanlardan her biri, âkit. bagitlanma * Bagitlanmak isi veya durumu. bagitlanmak * Bagit ile sonuclanmak. bagitlasma * Bagitlasmak isi veya durumu. bagitlasmak * Aralarinda bagit yapmak. bagitli * Bagitla, sozlesme ile baglanmisolan. bagkesen * Makaslibocek. baglac * Esgorevli kelimeleri veya onermeleri birbirine baglayan kelime turu, rabit: Ve , ya, veya, ya da birer baglactir. baglac grubu * Baglac obegi. baglac obegi * Baglacla veya baglacsiz birbirine baglanmisolan, ayninitelikte iki veya daha c ok kelimeden olusan obek. baglacli * Baglaciolan. baglaclitamlama * Ýsimleri, sifatlariarasina baglac alan isim veya sifat tamlamasi. baglacliyan cumle * Birlesik cumlelerde ki baglaciyla temel cumleye baglanan yan cumle. bagladigiyerde otlamak * Bkz. biraktigim (biraktigi) bagladigim (bagladigi) yerde (cayirda) otluyorsun (otluyor). baglam * Cinsleri ayniveya birbirine yakin olan seylerin bir arada baglanmisi, demet, d este. * Bir siirdeki dortluklerin her biri, bent. * (herhangi bir olguda) Olaylar, durumlar, iliskiler orgusu veya baglantisi, kon tekst. * Bir dil birimini cevreleyen, ondan once veya sonra gelen, bircok durumda soz k onusu birimi etkileyen, onun anlamini, degerini belirleyen birim veya birimler butunu, kontekst. baglama

* Baglamak isi. * Uc cift telli olan ve mizrapla calinan bir saz. * Yapilarda duvarlaribirbirine baglayan kiris, putrel vb. baglama zarf fiili * Ve baglacigorevinde kullanilarak, kendinden sonraki cekimli fiile veya fiilims iye zaman ve kisi bakimlarindan uyan -ip ekini almisfiil: Gelip gitti (Geldi ve gitti) Gulup gecti (Guldu ve gecti) gibi. baglamaci* Baglama yapan veya satan kimse. * Baglama calan kimse. baglamacilik * Baglamacinin isi veya meslegi. baglamak * Bagveya baska bir aracla tutturmak. * Dugumlemek. * (yara icin) Ýlâc koyup bezle sarmak. * Denk yapmak, paket yapmak. * Olusmak, tutmak, meydana gelmek. * Bir isveya kimse icin ayirmak, tahsis etmek. * (bir isicin) Anlasma yapmak. * Birinde bir seye karsiilgi, istek uyandirarak o seye ilgi, yakinlik duymasinis aglamak. * Uyulmasizorunlu olmak. * Baska bir isle ugrasamaz durumda olmak. * Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak. * Gonlunu kazanmak. * Butun ilgisini bir yerde yogunlastirmak. * Gecisi engellemek. baglamalik * Baglama yapmaya yarayan. baglamsal * Baglam ile ilgili. baglamsal anlam * Bir sozun kullanilan veya amaclanan baglama gore anlam kazanmasi. baglanak * Baglanilacak sey, baglanti, irtibat. baglanim * Baglanmak isi veya bicimi. * (siyasî veya sosyal konularda) Yan tutma. baglanis * Baglanmak isi veya bicimi. baglanma * Baglanmak isi. baglanmak * Baglamak isine konu olmak. * Sevmek, icten bagliolmak. * Beklenen sey elde edilmez olmak. * Yalnizca belli bir isle ugrasmak. * Bir sey bir kimseye ayrilmak, tahsis edilmek. baglanti * Ýki veya daha cok seyin birbiriyle bagli, ilisik veya ilgili bulunmasi, irtibat. * Ýki sey arasinda iliski saglayan bag. baglantiborusu * Katlardaki pis ve kirli sularitoplayan, kolona ileten boru. baglantikurmak * irtibat saglamak. * haberlesme saglamak. baglantiunlusu * Bkz. baglayiciunlu.

baglantiunsuzu * Bkz. baglayiciunsuz. baglantiyapmak * iliski kurmak; anlasma, sozlesme yapmak. baglantili* Aralarinda baglantibulunan, irtibatli, rabitali. baglantisiz * Aralarinda baglantibulunmayan. * Askerî, siyasî yonden hicbir bloka bagliolmayan (ulke), bloksuz. baglantisiz ulkeler * Baglantisizlik siyaseti izleyen ulkeler, bloksuz ulkeler. baglantisizlik * Baglantisiz olma durumu. baglantisizlik politikasi * Askerî, siyasî yonden hicbir bloka girmeme siyaseti. baglantisizlik siyaseti * Baglantisiz ulkelerin izledigi siyaset. baglasik * Aralarinda anlasma veya sozlesme saglanmisolan (kimse veya topluluk), muttefik . * Sonuc, sebep gibi birbiriyle sikisikiya baglive karsiliklibagimliolan (nesne, terim). baglasiklik * Baglasik olma durumu. baglasim * Esleme. * Aralarinda ortak cikar bulunan devletler iliskisi. baglasimli* Aralarinda karsiliklidestek ve bagimlilik bulunan. baglasma * Baglasmak isi, ittifak. baglasmak* Bir sey yapmak icin birbirine antlasma veya sozlesme ile baglanmak, ittifak etme k. baglatma * Baglatmak isi. baglatmak * Baglamak isini yaptirmak. baglayici* Baglama niteligi olan. * Baglamaya ve birlestirmeye yarayan: "Ve" baglayicibir edattir. * Uyulmasizorunlu. baglayiciunlu * Unsuzle biten kelime kok ve govdelerine unsuz ile baslayan eklerin getirilmesi sirasinda ve kok ile eki birbirine baglayan unlu: al-i-r, ac-i-l-mak, gec-i-k-mek vb. baglayiciunsuz * Unlu ile biten kelime kok ve govdelerine unlu ile baslayan bir ek eklendiginde araya giren y unsuzu, koruyucu unsuz: okul-da-y-im, eski-y-ince vb. bagli * Bir bagile tutturulmusolan. * Gerceklesmesi bir sartigerektiren, tâbi, vabeste. * Bir kimseye, bir dusunceye, bir hatiraya saygiveya ask gibi duygularla baglana n, tutkun. * Sinirlanmis, sinirli. * Kapatilmisolan, kapali. * Bir kurulusun yetkisi altinda bulunan. * Bir halk inanisina gore, buyu etkisiyle cinsel gucten yoksun edilmis(erkek). * Sadik. baglikalmak

* uymak, tâbi olmak. baglikredi * Kredi acan ulkeden mal veya hizmet satin alinmasisartiile saglanan kredi. bagliolmak * tâbi bulunmak. baglisu * Agacta hucre zarinin emdigi ve tasidigisu. baglik * Bagyeri, uzum baglaricok olan (yer). baglik bahcelik,-gi * Bagi, bahcesi zengin ve bol olan (yer). baglilasik * Biri otekine bagliolarak var olan; biri olmadan oteki dusunulemeyen iki seyin, bu iliski yonunden durumu. baglilasim * Ýki veya daha fazla degisken arasindaki baginti. * Organizmanin degisik yapi, ozellik ve olaylarinda gorulen karsilikliilgi, kore lâsyon. baglilasma * Baglilasmak isi. baglilasmak * Ýki sey arasinda karsiliklibagintiolmak veya baglilik kurmak. baglilik * Bagliolma durumu, merbutiyet. * Birine karsi, sevgi, saygiile yakinlik duyma ve gosterme, sadakat. * Bkz. Baglilasim. bagnaz * Bir dusunceye, bir inanisa asiriolcude baglanip ondan baska bir dusunce ve ina nisikabul etmeyen, mutaassip. bagnazlasma * Bagnazlasmak durumu. bagnazlasmak * Bagnaz duruma gelmek. bagnazlik * Bagnaz olma durumu, bagnazca davranis, taassup. * Bir dusunceye, bir inanisa asiriolcude baglanip ondan baskasinidusunmeme durum u, taassup. bagriyanik * Cok dert, aci, sikinticekmis. bagriyufka * Yufka yurekli, merhametli. bagrikara * Ýskete kusunun bir turu (Saxicola torquata). bagrina basmak * kucaklamak. * biriyle ilgilenerek onu koruyup kayirmak, yetistirmek. bagrina tasbasmak * sesini cikarmaksizin her turlu aciya katlanmak. bagrinidelmek * cok dokunmak, icine islemek. bagriniezmek * uzulmek, dertlenmek. bagris * Bagirmak isi veya bicimi. bagriscagris * Gurultu, samata. * Gurultuyle, samata ederek. bagrisa cagrisa * Buyuk gurultu ederek, bagirarak cagirarak.

bagrisma * Bagrismak isi, birlikte bagirma. bagrismak * Birlikte veya karsiliklibagirmak. bagristirma * Bagristirmak isi veya durumu. bagristirmak * Bagirmasina yol acmak, hep birden bagirtmak. bagsiz * Bagibulunmayan. baha * Paha. baha bicmek * degerini belirlemek. bahadir * Savaslarda, carpismalarda gucu ve yilmazligiyla ustunluk kazanan veya yigitlik gosteren (kimse). bahadirlik * Bahadir olma ozelligi, durumu. Bahaî * Bahaîlik yanlisikimse. Bahaîlik * XÝX. yuzyilda Babîlikten dogmusolan, Ýran'dan baska Avrupa ve Amerika'da da yayilmis bir din. bahane * Bir seyin gercek sebebi gizlenerek ileri surulen sozde sebep. bahane aramak * bir isi yapmamak icin sebep aramak. bahane bulmak * bir isi yapmak veya yapmamak icin sozde sebep gostermek. bahane etmek * herhangi bir seyi sebep olarak ileri surmek. bahaneli * Bahanesi olan. bahanesiz * Bahanesi olmayan. bahar * Kuzey yarim kure icin, 21 Martta gunduz gece esitligiyle baslayarak 22 Haziran da gun donumu ile biten, kisve yaz arasindaki mevsim; ilkyaz, ilkbahar. * Bu mevsimde agaclarda acan cicekler ve yapraklar. * Genclik cagi. bahar * Yiyecek ve iceceklere hoskoku ve tat vermek icin kullanilan tarcin, karanfil, zencefil, karabiber gibi maddeler. bahar bayrami * Genellikle mayis ayinin ilk gunlerinde kutlanan bayram. bahar donemi * Yilin kistan sonra gelen ilk aylari. bahar nezlesi * Bkz. saman nezlesi. bahar noktasi * Ýlkbaharda gunduz gece esitligi aninda gunesin gok ekvatoru cizgisi uzerinde bul undugu nokta. baharat * Tarcin, karanfil, zencefil, karabiber gibi maddelerin toplu adi. baharatci* Baharat satan kimse. baharatcilik

* Baharat satma isi. baharatlandirmak * Baharat ile suslemek, lezzetlendirmek veya baharat ekmek. baharatli* Baharatiolan. baharatsiz * Baharatiolmayan. baharci * Baharat alim satimiyla ugrasan (kimse). baharibasina vurmak * (alay yollu) gencligin verdigi coskuyla gereksiz veya asiridavranista bulunmak . bahariye * Divan edebiyatinda, bahar tasviri ile baslayan kaside. baharli * Ýcinde karabiber, karanfil, tarcin gibi bahar bulunan. bahce * Sebze yetistirilen yer, bostan. * Cicek ve agac yetistirilen yer. bahce domatesi * Tarla ve bahcelerde sun'î gubre kullanmadan, dogal olarak yetistirilen domates t uru. bahce kekigi * Bahcelerde ozel yontemlerle yetistirilen kekik. bahce makasi * Cesitli ot ve bitkileri duzgun kesmek ve budamak amaciyla yapilan bir makas tu ru. bahce nanesi * Bahcelerde yetistirilen bir nane turu. bahceci * Cicek, agac ve sebze yetistirme isiyle ugrasan kimse. bahcecilik * Bahcecinin isi. * Bahce yapma isi. bahceli * Bahcesi olan. bahcelik * Baglari, bahceleri olan (yer). bahcemsi * Bahceye benzeyen, bahce gibi duzenlenmisyer. bahcesiz * Bahcesi olmayan. bahcivan * Gecimini bahce urunlerini yetistirip satmakla saglayan kimse. * Bir bahcenin duzenlenmesi ve bakimiyla gorevli kimse. bahcivanli * Bahcivanibulunan. bahcivanlik * Bahcivanin yaptigiis. bahir * Deniz. * Aruzdaki vezin takimlarindan her biri. * Mevlid'in bolumlerinden her biri. bahis * Konusulan sey, konu. * Gorusunde veya iddiasinda haklicikacak tarafa bir sey verilmesini kabul eden s ozlu anlasma. * Soz. * Bir kitabin bolumlerinden her biri. bahis acmak (veya acilmak) * belli bir konuda konusmaya baslamak (baslanilmak).

bahis konusu * Soz konusu. bahis mevzuu olmak * uzerinde konusulmak, soz konusu olmak. bahis tutusmak * karsiliklibahse girmek. bahisci * Oyunlarda veya at yarislarinda yarisin sonuclarinitahmin ederek bahis oynayan veya oynatan kimse, musterek bahisci. bahname * Ýcinde cinsel konularla ilgili acik sacik yazilarin, resimlerin bulundugu eser. bahrî * Denizle ilgili. bahrî * Yalicapkini. bahriye * Bir devletin deniz guclerinin ve kuruluslarinin butunu. bahriye cifte tellisi * Hareketli bir halk oyunu ve ezgisi. bahriyeli * Deniz Kuvvetlerine bagliasker. * Deniz Harp Okulu ogrencisi. bahse girmek * gorusunde veya iddiasinda haklicikacak tarafa bir sey verilmesini kabul eden s ozlu anlasma yapmak. bahsetme * Bahsetmek isi. bahsetmek * Bir konu uzerinde soz soylemek, konusmak, sozunu etmek. bahsi gecmek * bir konu uzerinde konusulmusolmak. bahsi kapamak * bir konu uzerindeki konusmayikesmek. bahsi kaybetmek * ileri surulen, savunulan gorusun yanlisoldugu ortaya cikmak. bahsi kazanmak * ileri surulen, savunulan gorusun dogru oldugu belli olmak. bahsi tazelemek * konusmayiaynikonu uzerine getirmek. bahsetme * Bahsetmek isi. bahsetmek * Bagislamak, sunmak. bahsis * Bir hizmet gorene hakkindan ayriolarak verilen para. bahsis(veya beles) atin disine bakilmaz * para verilmeden saglanan bir seyin ufak tefek kusurlarinihosgormelidir. baht * Olacaklarin, kacinilmaz oldugunu belirleyen ilâhî iradenin insan icin veya bir top lum icin cizdigi hayat tarzi, kader, talih. * Sans, mutluluk. baht isi * Talihe birakilmis, talihe bagliis. bahtiacik * Talihli. bahtiacik olmak * bir konuda sansiyaver gitmek, talih yuzune gulmek. bahtiacilmak

* talihi donup uygun duruma veya arzulanan sonuca gelmek. bahtibagliolmak * talihi kapaliolmak. * (kizlar icin) evlenecek istekli cikmamak. bahtikapanmak * talihsizlige ugramak, istenen sonuca ulasmamak. bahtikara * Mutsuz, talihsiz. bahtikara olmak * surekli olarak talihi yaver gitmemek, mutsuz olmak. bahtina kusmek * talihsizliginden yakinmak. bahtiyar * Bahtiolan, bahtli, talihli, mutlu. bahtiyarlik* Bahtliolma durumu, mutluluk. bahtli * Bahtiiyi olan, mutlu, talihli. bahtsiz * Bahtikotu olan, mutsuz, talihsiz. bahtsizlik * Bahtsiz olma durumu, mutsuzluk. bahusus * Hele, ozellikle, ustelik. bak bak! * sasma bildirir. bak! * iste. * sasma anlatir. * kucumseme bildirir. bakac * Durbun. bakakalma * Bakakalmak isi veya durumu. bakakalmak * Saskinliga ugrayip ne yapacaginibilmez durumda kalmak. bakalim (veya bakayim) * icinde yer aldigicumlenin guvensizlik, kusku, merak, uyarma gibi anlamlarinipe kistirir. bakalit * Formaldehit ile bir fenolun yogunlasmasisonucu elde edilen yapay recine. bakalitli * Bakalit bulunduran, bakalit kaplamali. bakalorya * (eskiden universite ve yuksek okullara girebilmek icin lise ogreniminden sonra verilen) Olgunluk sinavi. bakam * Baklagillerden, odunundan kirmiziboya cikarilan bir agac, bakkam (Haematoxylon campechianum). bakan * Bakmak isini yapan (kimse). * Hukûmet islerinden birini yonetmek icin, genellikle milletvekilleri arasindan, b asbakan tarafindan secilerek cumhurbaskaninca onaylandiktan sonra isbasina getirilen yetkili, vekil, nazir. bakanak * Gevisgetiren hayvanlarin ayaklarinin arkasindaki korelmistirnak, kemik cikinti si. bakanlar kurulu * Basbakan ve bakanlardan olusan kurul, hukûmet. bakanlik

* Bakan olanin durumu ve gorevi, vekillik. * Bakanin yonetimi altindaki kuruluslarin butunu veya bu kuruluslarin bulundugu yer, nezaret, vekâlet. bakar * Okuz, sigir. bakar kor * Gozleri saglam gorundugu hâlde goremeyen. * Cok dikkatsiz (kimse). bakar misiniz? * seslenme unlemi. bakara * Ýskambil kâgidiile oynanan bir kumar. bakarak * gore. bakarsin * olur ki. bakaya * Kalintilar. * Askerlik cagina girenlerden son yoklamada bulunarak askere alinmisolduklarihâlde cagrildiklarinda gelmeyen veya gelip de kitalarina gitmeden toplandiklariyerlerden veya yollardan savusanlar. * Ait oldugu yil icinde toplanamayip ertesi yila kalan vergiler. baki * Ozellikle daglik yorelerde bir yamacin gunesisinlarina, guneye veya kuzeye kar sikonumunu belirleyen, bunun sonucu olarak da dogal sartlarinitespit eden durumu. * Fal. bakici * Bakmak isiyle gorevlendirilen kimse. * Bir seyi satin almayidusunmeden yalnizca bakarak ilgilenen (kimse). * Falci. bakicilik * Bakmak isi. * Falcilik. bakilma * Bakilmak isi. bakilmak * Bakmak isine konu olmak veya bakmak isi yapilmak. bakim * Bir seyin iyi gelismesi, iyi bir durumda kalmasiicin verilen emek veya emek ve rme bicimi. bakim evi * Bakima ihtiyaciolan kimselerin bakildiklari, barindiklarikurulus. * Kademe. * Kurum ve kuruluslarda motorlu araclarin onarildigive korundugu yer veya birim. bakim yapmak * arac ve gereclerin duzenli calismasiicin onariminiyapmak. bakim yurdu * Yoksul veya kimsesiz yaslive sakatlarin barindirilip bakildiklariyurt, darulâcez e. bakimci * Bakim isini yapan kimse. bakimindan * Bakisveya gorusacisi, yonu, degerlendirme acisi, -e gore. bakimli * Ýyi bakilmis, uzerinde iyi calisilmis. bakimlik * Filmin kartpostal buyuklugunde cam bir perde uzerinde gorunmesini saglayan cih az.

bakimlilik * Bakimliolma durumu. bakimsiz * Ozen gosterilmemis, bakilmamis. bakimsizlik * Bakimsiz olma, terk edilme, yuzustu birakilma durumu. bakincak * Tufeklerde hedefin uzakligina, yakinligina gore ayar edilecek bicimde yapilmis iner kalkar gez, nisangâh. bakindi * Bak hele, olacak sey mi? gibi sasma anlatir. bakinma * Bakinmak isi. bakinmak * Bakmak isi yapilmak, cevreye goz gezdirmek, arastirmak. *Muayene olmak. bakir * Atom numarasi29, yogunlugu 8.95 olan, 10840 C ye dogru eriyen, dogada serbest veya birlesik olarak bulunan, isive elektrigi iyi ileten, kolay dovulur ve islenir oldugundan eski ca glardan beri turlu islerde kullanilan, kizil renkli element. KisaltmasiCu. * Bakirdan yapilmiskap. * Bakirdan yapilmis. bakir alasimi * %1'in uzerinde cozunmuselementlerin olusturdugu bakir alasimlarinin genel adi. bakir caligi * Bakir tuzlariile zehirli duruma gelmis. * Yesile calar mavi renk. bakir calmak * (bakir kaptaki yemek) bakir tuzlariile zehirli duruma gelmek. bakir kaplama * Demir benzeri madenlerin yuzeyinde bakir katman olusturma islemi. bakir oksit * Kimyasal formulu CuO veya Cu2O olan bakirin oksit bicimi. bakir pasi* Bakir uzerinde nemli havalarda olusan bakir hidrokarbonat. bakir rengi * Kizila yakin kahverengi. * Bu renkte olan. bakir sulfat * Goz tasi. bakir tasi* Malakit. bakir tuzu * Bakir sulfat, goz tasi. bakirci * Bakir isleyen veya bakir kap kacak satan kimse. bakircilik * Bakir kap yapma veya satma isi. bakirlasma * Bakirlasmak durumu. bakirlasmak * Bakir rengini almak, (rengi) bakirin rengine benzemek. bakirli * Bakir iceren maddeler. bakis * Bakmak isi veya bicimi. bakisacisi * Bir olayda, konuyu, dusunceyi belirli bir yonden inceleme, gorusacisi.

bakisatmak * kisa bir surede bakip gecmek. bakisik * Bkz. bakisimli. bakisiksiz * Bkz. bakisimsiz. bakisim * Ýki veya daha cok sey arasinda konum, bicim ve belirli bir eksene gore olcu uygu nlugu. * Eksen olarak alinan bir dogrudan, benzer noktalarikarsilikliolarak ayniuzaklik ta bulunan iki benzer parcanin birbirine gore olan durumu, tenazur, simetri. bakisimli* Bakisimibulunan, simetrik, mutenazir. bakisimsiz* Aralarinda bakisim bulunmayan (iki sey) veya iki yaniarasinda bakisim olmayan (b ir sey), asimetrik. bakisimsizlik * Bakisimsiz olma durumu, asimetri. bakisma * Bakismak isi. bakismak * Ýki veya daha cok kimse birbirine bakmak. * Kacamak ve gizli olarak birbirine bakmak. baki * Surekli, kalici, daimî. * Bir seyden artan (miktar). baki kalmak * surekli, kalimliolmak. * bir seyden artmak. * artakalan, geride kalan, oteki. bakir * Cinsel iliskide bulunmamis(erkek). * El degmemis, kullanilmamis. * (toprak icin) Ýslenmemis. * Eskimemis, yipranmamis, yeni. bakire * Cinsel iliskide bulunmamisdisi; kiz, kiz oglan kiz. bakirelik * Bakire olma durumu, erdenlik. bakirlik * Bakir olma durumu; el degmemislik, bozulmamislik. bakiye * Artik, artan, kalan, geri kalan. * Kalinti. bakkal * Yiyecek, icecek ve baska ihtiyac maddelerini perakende olarak satan kimse. * Bu gibi seylerin satildigidukkân. bakkal cakkal * Bakkal ve benzeri islerle ugrasan esnaf icin kucumseme sozu. bakkal defteri * Karisik, duzensiz yazilarla dolu defter. bakkal kâgidi * Kalin ve kaba kâgit. bakkala birakma! * bir isi "bakalim!" diyerek savsaklamak isteyenlere soylenir. bakkaliye * Bakkal dukkâninda satilan seyler. * Buyuk bakkal dukkâni. bakkallik

* Bakkalin isi. bakkam * Bkz. bakam. bakla * Baklagillerden, yurdumuzun her yerinde yetistirilen, taneleri badic icinde bul unan bir bitki (Vicia faba). * Bu bitkinin yesil urunu veya kuru tanesi. * Bir zinciri olusturan halka veya parcalardan her biri. bakla cicegi * Sarimtirak eflâtuna calan beyaz renkte olan bitki. * Bu renkte olan. bakla dokmek (veya atmak) * bakla ile fala bakmak. bakla fali* Bakla taneleri ile bakilan bir fal turu. bakla islanmamak * Bkz. agzinda bakla islanmamak. bakla kadar * (bit, pire gibi kucuk bocekler icin) cok iri. bakla kiri* Beyazicogalmis, beyazlamaya yuz tutmusrenk. * At donlarindan koyu ve iri lekeli kir. bakla oda nohut sofa * Bkz. nohut oda. baklagiller * Bakla, fasulye, akasya, keciboynuzu gibi, badiclipek cok sebze ve agaclariicin e alan, iki cenekli ayritac yapraklilardan buyuk bir bitki familyasi, bakliye. baklali * Baklasiolan. baklalik * Bakla tarlasi. baklamsi* Bakla biciminde olan. baklamsimeyve * Bkz. badic. baklan * Anguta benzeyen kirmizirenkli bir cesit yaban kazi(Otis tarda). baklava * Cok ince yufkadan yapilarak arasina kaymak, fistik, ceviz, badem gibi seyler k onulan tatli. * Eskenar dortgen biciminde olan nesne. baklava acmak * baklava yapmak icin gerekli olan ince yufkalarihazirlamak. baklava borek * (bir baska seyle karsilastirildiginda) cok kolay ve zevkli (is). * cok tokluk durumunda "baklava borek olsa yemem" biciminde kullanilir. baklava dilimi * Eskenar dortgen biciminde olan. baklavaci* Baklava yapan veya satan kimse. baklavacilik * Baklava yapma veya satma isi. baklavali* Ýcinde baklava bulunan. * Ýcinde baklava desenleri olan. baklavalik * Baklava yapiminda kullanilan veya baklava yapmaya elverisli olan. baklayiagzindan cikarmak * sabritukenip o zamana kadar soylemedigi seyleri soylemeye baslamak.

* acik soylemekten kacindigibir sorunu sonunda aciklamak. bakliyat * Baklagillerden elde edilen urun. bakliye * Bkz. baklagiller. bakma * Bakmak isi. bakmak * Bakisibir sey uzerine cevirmek. * Aramak. * (yer icin) Yuzu bir yone dogru olmak. * Bir seyin gelismesi veya iyi bir durumda kalmasiicin emek vermek. * Beslemek, gecindirmek. * (bir is) Birinden beklenmek. * (hasta icin) Muayene etmek, tedavi etmek. * Yoklamak, incelemek, denemek. * Bir isi yapmak, bir isi yapmakla gorevli olmak. * Yapilabilmesi bir seye baglibulunmak. * Gozetmek, ilgilenmek. * Renklerde, Benzemek, andirmak. * Onem vermek, onem vererek uzerinde durmak. * Anlamak, farkina varmak. * Baska bir seyle ilgilenmeyip elindeki veya onundeki isle ugrasir olmak. bakrac * Cogunlukla bakirdan yapilan kucuk kova. * Bir bakracin alabildigi miktar. baksana! baksaniza! * seslenme icin kullanilir. * dikkat cekmek sozu. bakteri * Toprakta, suda, canlilarda bulunan, curume, mayalanma veya hastaliklara yol ac an, kuresel, silindirimsi, kivrik bicimde olan, bolunerek cogalan, klorofilsiz, tek hucre canli. bakteridi * Sarbon hucresi gibi hareketsiz bakteri. bakterigiller * Bakterilere verilen ad, bakterileri icine alan canlilar. bakterisit * Canlilarin vucudunda veya laboratuar deneylerinde bakterileri fiziksel, kimyas al etkiyle olduren (etken). bakteriyel * Bakterilerle ilgili. bakteriyolog * Bakterilerle ilgili, bakteriyoloji alaninda calisan kimse. bakteriyoloji * Bakterilerin ve genel olarak mikroplarin bicimlerini, niteliklerini inceleyen bilim. bakteriyolojik * Bakteri bilimi ile ilgili. bakteriyoskopi * Bakterilerin mikroskopla incelenmesi islemi. baktikca alir * guzelligi birdenbire goze carpmayan. baktirma * Baktirmak isi. baktirmak * Bakmasina yol acmak, bakmasinisaglamak. bal * Ozellikle bal arilarinin bitki ve ciceklerden topladiklaribal ozunden yapip, k ovanlarindaki petek gozlerine

doldurduklari, rengi beyazdan esmere kadar degisen tatli, koyu, sivimadde. * Olgunlasmisincirin, disina sizan tatlisi. * Agaclarin kabugundan sizarak pihtilasan besi suyu. bal alacak cicegi bilmek (veya bulmak) * cikar saglanabilecek yeri veya seyi bilmek veya bulmak. bal arisi * Zar kanatlilardan, bal yapan eklem bacaklituru (Apis mellifica). bal bal demekle agiz tatlilanmaz * sozde kalan dilek ve tasarilarin isbitirmede hicbir etkisi olmaz. bal basi * En temiz bal. bal cicegi * Almasik yaprakli, kirmiziveya kirmiziya calar sarirenkli cicekli agaccik. bal dok de yala * bir yerin cok temiz oldugunu anlatir. bal dudak * Bkz. bal dudakli. bal dudakli * Tatlidilli. bal gibi * pek tatli. * supheye yer birakmadan, cok iyi, adamakilli. bal kabagi * Ýci turuncu, iri ve tatlibir kabak cesidi (Cucurbita moschata). * Aptal, beyinsiz kimse. bal kelebegi * Bal kovanlarina cok zarar veren bir bocek (Galleria mellonella). bal mumu * Arilarin peteklerini yapmak icin karin halkalariarasindan salgiladiklariyumusa k ve sarimsimadde. * Bu maddenin sanayide kullanilmak icin yapay olarak hazirlanmisi. bal mumu gibi erimek * cok zayiflamak. bal mumu macunu * Mobilyadaki kusurlarin onariminda kullanilan, toprak boya ile renklendirilmisb al mumu. bal mumu yapistirmak * unutulmamasiicin isaret edip dikkati cekmek. bal ozlu * Bal ozu bulunduran. bal ozu * Baziciceklerin icinde bulunan, arilarin bal yapmak icin emdikleri tatlisivi, n ektar. bal ozu bezi * Bitkilerin yaprak, yumurtalik ve erkek organlarinin dibinde bulunan ve bal ozu cikaran bez. bal ozuluk * Ciceklerde bal ozunu cikaran bezlerin bulundugu organ. bal petegi * Arilarin icine bal doldurdugu bal mumu levha. bal rengi * Kahverengine calan sarirenk. * Bu renkte olan. bal sagmak * kovandan bal urunu almak. bal tutan parmaginiyalar * imkânlarigenisbir isin basinda bulunan kimse bu imkânlardan az da olsa yararlanir. bala * Yavru, cocuk. balaban

* Ýri, buyuk. * Sisman, gurbuz (kimse, cocuk). balaban * Atmaca veya dogan gibi yirticibir kus. balaban kusu * Batakliklarda yasayan, balikcila benzer, eti yaglive agir, iri bir kus(Botauru s). balabanlasma * Balabanlasmak durumu. balabanlasmak * Balaban duruma gelmek, irilesmek. balabanlik * Balaban olma durumu. balak * Bkz. malak. balalayka * Uc koseli, uc telli Rus halk sazi. balama * Orta oyununda Rum tipi. * Karagoz, matiz ve kulhan beyi tipleri tarafindan yabanciulkelerin tiplerine hi tap ederken kullanilan soz. balans * Denge, muvazene. balans ayari * Otomobilin sarsilmasinionlemek icin, tekerleklere geregi kadar balans pensi de nen kursun parcasitakarak denge saglama isi. balans pensi * Arabalarin tekerleklerindeki dengeli donmeyi saglamak icin cant ile lâstik kenar ina sikistirilan kursun parcasi. balar * Catikirisi olarak kullanilan ve kiremitlerin altina dosenen ince tahta, pedavr a. balast * Demir yollarinda traverslerin altina, soselerde duzeltilmistoprak uzerine dose nen taskiriklari. * Safra. balast direnc * Gerilimin buyuk degisimlerinde, devredeki akimisabit tutmak icin konulan diren c. balast gemi * Ambarlarinda yuk bulunmayan gemi. balast yem* Cok buyuk miktarda ham seluloz ihtiva eden ve dolayisiyla yogun yemlerden cok da ha dusuk sindirilebilir besin maddeleri ihtiva eden ve hayvanlara tokluk hissi vermek amaciyla kullanila n yem. balat * Orta Cagda, uc bentten olusan bir Batisiiri turu. * Batida, belirli danslara eslik eden bir tur sarki. * Serbest bicimli, romantik, muzik araclariyla calinan veya sarkiolarak okunan e ser. balata * Soguk ve sicakta buyuk bir surtunme kat sayisina sahip olan suya ve yaga dayan ikli, yavasasinan madde. * Motorlu araclarda fren yapmayisaglayan, tekerlek mili uzerine yerlestirilmisya rim ay bicimindeki alet. balayi * Evlilik hayatinin ilk ayiveya ilk gunleri.

balbal * Eski Turklerde kisinin anilmasiicin mezarinin veya bazikurganlarin etrafina di kilen tas. balci * Ariyetistirip bal alan veya satan kimse. balcilik * Ariyetistirme veya bal alip satma isi. balcak * Kabza. * Kabzanin demir siperi. balcik * Ýcinde cesitli organik maddeler bulunan, daha cok killi, koyu, yapiskan camur, m il. * Gucluk cikartan. * Ýcindeki kil oraniyuksek, yagli, su gecirmez, koyu toprak. balcik hurmasi * Sandiklara basilarak kurutulan hurma (veya kuru incir). balcik inciri * Kurutulmusincir, balcik hurmasi. balcikli * Balcigiolan. baldir * Bacagin dizden ayak bilegine kadar olan bolumu, incik. * Bu bolumun yumusak ve siskin olan arka tarafi. baldir bacak * Acik sacik gorulen kadin bacagi. baldir kemigi * Baldirda bulunan iki kemikten ince olani. baldirak * Don ve pantolon gibi giysilerin dizden asagiolan bolumu. * Kilic kayisinin asagiuzanan parcasi. baldiran * Maydanozgillerden, nemli yerlerde yetisen zehirli bitkilerin ortak adi, agu ot u. (Conium maculatum). * Bu bitkiden cikarilan zehir. baldiran serbeti * Acicekerek, yuz suyu dokerek elde edilen kazanc. baldiranlik* Cok baldiran yetisen yer. baldirgan * Baldiran. * Seytan otu, seytan tersi otu (Ferula assa-foetida). baldiriciplak * Ayak takimindan, issiz, serseri. baldirikara * Nemli yerlerde yetisen bircok egrelti otu turunun ortak adi, karabaldir. baldirpatlatan * Gureste hasmin bir ayaginitutarak diz kapagina kadar bukup uzerine yuklenme oy unu. baldirsokan * Cift kanatlilarin, sinekgiller familyasindan, karasinege cok benzeyen, kan eme n, hastalik bulastiran, hayvan sagligiyonunden zararlibir sinek turu (Stomaxys calcitrans). baldiz * Erkege gore karisinin kiz kardesi. baldo * Ýri ve dolgun taneli, pilâvlik pirinc. bale * Belli hafif figurlere, adim atislara, cogunlukla sahne duzenine ve muzige daya ligosteri turu.

* Bu tur gosteri yapan sanatcitoplulugu. balerin * Bale yapan kiz veya kadin sanatci. balerinlik * Asil meslegi balerin olan kimse. balet * Bale yapan erkek sanatci. balgam * Solunum organlarinin salgiladigi, agizdan disariatilan sumuksu madde. balgam atmak * yapilmakta olan bir isveya bir konu uzerine kusku uyandiracak bir soz soylemek . balgam tasi * Damarlive yarisaydam bir tur Kadikoy tasi, Hacibektastasi, muhresenk. balgamli * Balgamiolan. balgumeci* Bal petegini andiran bir tur dikisbuzgusu. balhane * Bal suzme ve paketleme islemlerinin yapildigiyer. baliga cikmak * balik avlamaya gitmek. balik * Omurgalilardan, suda yasayan, solungacla nefes alan ve yumurtadan ureyen hayva nlarin genel adi. balik * Zodyak uzerinde, Kova ile Koc burclariarasinda yer alan burcun adi. Zodyak. balik adam* Deniz dibine inilebilecek donanimla su altinda calismayiisedinen kimse, dalgic, kurbaga adam. balik bastan kokar * bir iste aksakligin basta olanlardan basladiginianlatir. balik bilimci * Baliklar sinifiniinceleyen bilim adami. balik bilimi * Su urunleri arastirmalarinda ozellikle baliklar sinifiniinceleyen bilim. balik corbasi * Beyaz etli baliklardan yapilan bir tur corba. * Suda pisirilip kilciklariayiklanmis, incecik kiyilmisbalik ile sogan, yag, hav uc, patetes ve domatesten hazirlanan bir corba turu. balik eti * Omurgalilardan, suda yasayan hayvanlarin yumusak ve acik renkli eti. balik etinde * Ne sisman, ne zayif olan, bicimli tombul. balik istifi * Cok sikisik olarak bir yere dolmus(insanlar). balik kartali * Kartallardan, su kiyilarinda yasayan, balikla beslenen, beyaz, kahverengi cizg ili, yirticikus(Pandion haliaetus). balik kavaga cikinca * hicbir zaman olmayacak isler icin soylenir. balik otu * Cava ve Malabar'da yetisen, zehirli meyvesiyle baliklarisersemleterek avlamaya yarayan bir bitki (Anamirta). balik pazari * Balikcilarin avladigibaliklarin gunluk ve taze olarak satisa sunuldugu yer, ti carî merkez.

balik sutu * Yumurtlama sirasinda erkek baliklarin cikardigibeyaz madde. balik tabagi * Balik koymaya yarayan kap. * Yayvan servis tabagi. balik tutkali * Balik endustrisi artiklarindan uretilen, yavaskuruyan, fakat baglama gucu yuks ek yapistirici. balik tutmak * baligiavlamak. balik unu * Kurutulmusbaliktan ozel islemlerle elde edilen un. balik yagi* Ýri balik ve deniz hayvanlarinin sanayide kullanilan yagi. * Morina baliginin karacigerinden cikarilan ve hekimlikte zayifliga karsikullani lan iyotlu, vitaminli yag. balik yemi * Balik avlamada oltanin ucuna takilan genellikle yiyecek turu madde. balik yumurtasi * Baliklarin daha cok sigyerlere biraktiklari, uremelerini saglayan yumurta. * Cogunlukla mersin baliginin, eritilmisbal mumuna batirilarak hazirlanan yumurt asi, havyar. balikci * Balik tutan veya satan kimse. * Balikcilara ozgu. balikcidugumu * Ýsleme baslangicinda yapilan ve sonra kolayca cozulerek isin tersine de tutturul an dugum sekli. balikcikazagi * Balikcilarin soguk ve nemli havalarda giydigi bogazlive yunlu kalin kazak. balikciyaka * Kazaklarda boynu saran ve katlanabilen yaka, bogazlik. balikcil * Balikla beslenen, balik yiyen. * Uzun bacaklilardan, boynu ve gagasiuzun, su kiyilarinda yasayan, balik yiyerek beslenen buyuk bir kus (Ardea cinerea). balikcilgiller * Leyleksiler takiminin balikcillar alt takimina giren bir familya. balikcilik * Balik tutma, avlama isi. * Balik uretme, baliktan yararlanma ve satma isi. balikcillar * Cogunlukla uzun bacakli, uzun gagalibalikcil cinsinden kuslar familyasi. balikcin * Perde ayaklilardan, uzunca gagali, uzun ve catal kuyruklu, deniz kiyilarinda y asayan bir kuscinsi, deniz kirlangici(Sterna hirundo). balikgozu * Ayakkabilarin baggecirilen deliklerine ve kemer deliklerine takilan maden, kem ik gibi seylerden yapilmis halka. balikgozu objektif * Normal objektiflerden cok daha genisaciyialan ve goruntuyu disbukey ayna gorun tusu biciminde veren objektif turu. balikhane * Baliklarin toptan satisa cikarildigi, soguk hava deposu olan yer. baliklama * (suya dalmada, atlamada) Balik gibi gergin, duz ve basasagibir bicimde.

* Bir ise, bir duruma, bir harekete sonucunun ne olacaginidusunmeden giriserek. baliklamak * Baliklama tarzisuya atlamak. baliklandirma * Baliklandirmak isi. baliklandirmak * Balik ile doldurmak, suslemek. baliklava * Deniz, gol ve irmaklarda balik yatagiolan yer. balikli * Baligiolan. baliknefesi * Balinagillerin basindan cikarilan ve kozmetik maddeler ve suslu mumlar yapimin da kullanilan bir yag. baliksirti* Balik kilcigibiciminde birbirine paralel ve capraz cizgili kumasdese ni. * Yollarda sularin ortada toplanmayarak iki yana akmasiicin yapilan siskinlik. baliksiz * Baligiolmayan. balig * Dol verme cagina eren, bulugcagina ermisolan. baligolmak * bulmak, erismek. * erinlik cagina ermek, erinlesmek, buluga ermek, akil baligolmak. balina * Balinalardan, uzunlugu 20 m, agirligi200 ton olan, yagive cubuklariicin avlana n memeli hayvan, kadirga baligi, falyanos (Balaena mistycetus). * Giysilerin dik ve duzgun durmasiicin baziyerlerine ozellikle yakalarina konula n sert, esnek, yassi, dar, uzun cubuk. balina cubugu * Balinanin agzina aldigisuyu disariya suzup icindeki deniz hayvanlarinitutmasin a yarayan ve ust cenesinin iki yaninda tarak disleri gibi siralanmis, boynuz dokusunda, esnek kemiksi bolum lerin adi. balina yagi * Ýspermecet balinasinin kafa sinuslerinde bulunan yag. balinalar * Ornek hayvanibalina olan, kutup denizlerinde yasayan memeli hayvanlar familyas i. balinali * Balina takilmisolan, balina gecirilmisolan (giysi). balistik * Atesli silâhlarda barut gazinin basinciile firlayip hedefe varincaya kadar mermi nin havadaki hareketini inceleyen bilim. balkan * Sarp ve ormanlik sira daglar. Balkanlar * Hirvatistan, Sirbistan, Karadag, Kosova, Slovenya, Arnavutluk, Makedonya, Bosn a-Hersek, Bulgaristan, Romanya, Yunanistan ve Trakya'yiicine alan bolge. Balkanli * Balkan devletlerinden olan, Balkanlarla ilgili. Balkanlilik* Balkanliolma durumu. Balkanolog * Balkanoloji uzmani. Balkanoloji

* Balkan uluslarinin dili, tarihi ve kulturu ile ugrasan bilim dali. Balkar * Bkz. Malkar. Balkarca * Bkz. Malkarca. balki * Guzel suslu, parlak. * Agri, sanci. balkima * Balkimak isi. balkimak * Parlamak, parildamak. * Simsek cakmak. * Su halkalanmak, dalgalanmak. * Kesik kesik agrimak, sancimak. balkir * Parilti. * Simsek. balkon * Bir yapinin genellikle ust katlarinda disariya dogru cikmis, cevresi duvar vey a parmaklikla cevrili bolumu. * Tiyatro ve sinema gibi buyuk salonlarda asma kat. balkonumsu * Balkona benzer. balkopugu* Acik sarirenk. ballandira ballandira * Ballandirarak. ballandirma * Ballandirmak isi. ballandirmak * Ýmrendirecek bicimde ovmek. ballanma * Ballanmak isi. ballanmak * Bal bulasmak, bal surulmek. * Tatlilasmak, tatlanmak, olgunlasmak. balli * Ýcinde bal bulunan. balliborek * Cok lezzetli. balliborekli olmak * cok iyi anlasmak. ballipasta * Bal ile yapilmisveya icine bal konmuspasta. ballibaba * Ballibabagillerden, beyaz cicekli ve cok yillik otsu bir bitki (Lamiumalbum). ballibabagiller * Nane, lâvanta cicegi, kekik gibi kokulu bitkileri icine alan ve iki cenekli biti sik tac yapraklilardan olusan bir familya. ballidari * Ýncir. ballik * Bal konulan kap. * Baglarda gorulen kulleme hastaligi. * Ballibaba. ballikli * Ballik hastaligiolan. balo

* Danslive resmî giyimli gece toplantisi. balo vermek * baloyu hazirlamak, duzenlemek. balon * Ýsitilmishava veya havadan daha hafif bir gazla doldurulan, atmosferde ucabilen, kure biciminde arac. * Hava veya gazla doldurulmus, kaucuktan yapilan cocuk oyuncagi. * Karniyuvarlak ve siskin, boynu dar cam kap. balon lâstik * Bisikletlerde kullanilan bir lâstik turu. balon ucurmak * ilgililerin ne diyeceklerini ve nasil davranacaklarinianlamak amaciyla asliolm ayan bir haber yaymak. baloncu * Balon satan kimse. baloncuk * Kucuk balon. balonculuk * Balon yapmak veya satmak isi. balonvari * Balona benzer, balon gibi. balotaj * Bir secimde adaylardan hicbirinin, gerekli oyu saglayamamasidolayisiyla secimi n sonucsuz kalmasi. baloz * Gemici, isci gibi kimselerin eglenmek icin gittikleri ickili, dansliyer. balsam * Baziagaclardan elde edilen, parfum ve ilâclarin yapiminda kullanilan recine, bel sem. balsamli * Balsam iceren, antiseptik ve besleyici ozelligi olan (ilâc, merhem vb.). balsira * Yapraklarin uzerinde olusan bir tur kuf. * Bir tur kudret helvasi. balta * Kesmek, yarmak, yontmak gibi islerde kullanilan agac sapli, demir arac. balta degmemis(girmemisveya gormemis) * icinden hic agac kesilmemis, sik ve gur (orman, koru). balta olmak * direnerek bir sey istemek, vakitli vakitsiz tedirgin etmek, asilmak, musallat olmak. balta vurmak * balta ile kesmek, parcalamak. baltabas * Basbodoslamasiomurga hattina dikey olarak celik lâmadan yapilmis(gemi). baltaci * Balta yapan veya satan kimse. * Odun kirici. * Yangin sondurme kuruluslarinda balta kullanan er. * Onceleri sefer sirasinda calilik ve ormanlik yerleri temizlemek, yol acmak, ca dirlarikurup kaldirmak, yukleri bindirip indirmekle; sonralarikizlar agasina bagliolarak sarayikorumak v e sarayin dishizmetlerini yapmakla gorevli kimse. baltacik * Kucuk el baltasi. * Degirmen tasinin ortasinda bulunan hac bicimindeki alet. baltadan kurtulmak * kesilmemek. baltalama

* Baltalamak isi, sabotaj. * Bilincli ve kasitliolarak, bir isi veya bir durumu bozarak zarara yol acan har ekette bulunma, sabote etme. baltalamak * Balta ile kesmek. * Bir isi, bilincli ve kasitliolarak bozacak veya yikacak davranista bulunmak, s abote etmek. baltalayici* Baltalama hareketini yapan kimse. baltalayicilik * Baltalama isini yapan kimse. baltali * Baltasiolan. * Yollariacma ve duzenlemede balta ile donatilmisasker sinifi. baltalik * Sik sik kesimi yapilan orman. * Bir koyun odun ihtiyacinisaglamasina izin verilen koruluk veya orman bolgesi. baltasikutukten cikmak * bir engelden, bir sikintidan kurtulmak. baltayitasa vurmak * farkinda olmayarak birine dokunacak sozler soylemek, pot kirmak. Baltik * Baltik denizine kiyisiolan ulkeler ve bu ulkelerin halki. Baltik dilleri * Baltik ulkelerinde konusulan Hint-Avrupa dil grubu. baltrap * Aticilikta hedef vazifesi goren plâkalarihavaya firlatan yaylialet. balya * Cember ve demir tellerle baglanmisticaret esyasi. balya makinesi * Degisik tarim urunlerini ip ya da cember ile balyalama veya denkleme isini yap an alet. balya yapmak * balyalamak. balyalama * Balyalamak isi. balyalamak * Balya yapmak, denk yapmak. balyalanma * Balyalanmak isi. balyalanmak * Balyalamak isi yapilmak. balyemez * Eskiden kara ve deniz savaslarinda kullanilan, orta capta, uzun menzilli tunct an top. balyos * OsmanliÝmparatorlugu doneminde Frenk ve ozellikle Venedik elcilerine verilen ad. balyoz * Taslarikirmak, kazik cakmak gibi islerde kullanilan, cok iri ve agir cekic, va ryos. balyoz gibi * cok agir, ezici (kol veya yumruk). balyozlama * Balyozlamak isi. balyozlamak * Balyozla vurmak, balyozla dovmek. balyozlanma * Balyozlanmak isi veya durumu. balyozlanmak * Balyoz ile dovulmek.

bam teli * Bazisazlarda kalin ses veren tel veya kiris. * Sakalin, alt dudagin hemen altindaki bolumu. bam teline basmak (veya dokunmak) * en cok kizacagiseyi yapmak veya sozu soylemek. bambaska * Busbutun baska, apayri, degisik, farkli. bambaskalik * Bambaska olma durumu. bambu * Bugdaygillerden, sicak ulkelerde yetisen, boyu 25 m kadar olabilen, mobilya, m erdiven, baston gibi bircok esyanin yapiminda kullanilan bir tur kamis, Hint kamisi, hezaren (Bambusa vulgar is). * Bu kamistan yapilmisolan. bambul * Kurtcuk evresinde ekinlerin kokunu, ergin evrede basaklarikemiren, kahverengi, kin kanatlibocek (Anisoplia austriaca). bambul otu * Sicak ve iliman bolgelerde yetisen otsu veya calituru bir bitki (Heliotropium) . bamya * Ebegumecigillerden bir bitki (Hibiscus esculentus). * Bu bitkinin hem taze, hem kurutularak yenilen urunu. bamya tarlasi * Mezarlik. ban * OsmanliÝmparatorlugu doneminde Macaristan ve Hirvatistan'da sancak beylerine ve kucuk prenslere verilen unvan. ban agaci * Asya'nin tropik bolgelerinde ve Afrika'nin kuzeyinde yetisen, yapraklaritelek damarli, cicekleri salkim durumunda, meyvesinden kokusuz bir yagelde edilen agac (Moringa oleifera). * Sepetci sogudu, sorgun. ban otu * Asya, Kuzey Afrika ve Avrupa'nin sicak bolgelerinde yetisen zehirli ve otsu bi r bitki (Hyoscyamus). ban yagi * Hint yagi. bana * Ben zamirinin yonelme hâli ekli bicimi. bana bak! * "beni dinle" anlaminda teklifsiz bir seslenme ve gozdagisozu. bana da ... demesinler * bir isin kesinlikle yapilacaginibelirtmek icin soylenir. bana dokunmayan (veya beni sokmayan) yilan bin yasasin * bircok kimseler, kendilerine kotulugu dokunmayan kisiye dokunmak istemezler. bana misin dememek * hicbir sey etkili olmamak, aldirisetmemek. banak * Ekmek parcasi, lokma. banal * Herkesin kullandigi, herkesin anladigi. * Bayagi, siradan. banallik * Banal olma durumu. banco * Amerika zencilerinin caldigigitar biciminde, madenî govdesi olan besveya daha co

k teli olan bir muzik aleti. bancolasma * Bancolasmak durumu. bancolasmak * Banco durumuna gelmek. banda almak * bir sesi, ses cihaziile bant uzerine kaydetmek. bandaj * Sargiile sarma. * Bag, sargi. bandajlama * Bandajlamak isi. bandajlamak * Sargiile sarmak. bandajlatma * Bandajlatmak isi. bandajlatmak * Sargiile sardirmak, bandaj yaptirmak. bandira * Geminin hangi devlete ait oldugunu gosteren bayrak. * Yabancidevlet bayragi. bandirali* Bandirasiolan. bandirma * Bandirmak isi. * Ýpe dizilmisceviz, badem ve benzerlerinin, nisasta ile kaynatilmisuzum suyuna ve ya baska bir tatliya batirilmasiyla yapilan sucuk. * Kurutulacak uzumun gunese serilmeden once icine batirildigipotaslisuyun konuld ugu kap. bandirmak * Banmak. * Cabuk kurumasive renginin parlak sariolmasiicin uzum salkimlariniveya inciri k ullu veya potasliilik suya daldirip cikarmak. bando * Turlu ufleme ve vurgulu calgilardan olusan ve daha cok gecit torenlerinde kull anilan mizikacilar toplulugu veya takimi, mizika. bandocu * Bandoda gorevi olan kimse, mizikaci. bandoculuk * Bandocu olma isi veya durumu. bandrol * Paket veya siselerin agizlarina konulan serit veya etiket. * Devletce verginin kesildigini gosteren etiket. * Bayrak direginin tepesine sus olarak konulan uzun, kumasserit. bandrollu * Bandrolu bulunan. bangir bangir * Yuksek sesle, gurultuyle. bangir bangir aglamak * yuksek sesle, hicrikarak aglamak. bangir bangir bagirmak * yuksek sesle, avaziciktigikadar bagirmak. bangirdama * Bangirdamak isi. bangirdamak * Ofkelenerek yuksek sesle bagirip cagirmak, bangir bangir bagirmak.

Bangladesli * Bangladeshalkindan olan kimse. bani * Kurucu. * Yapan, kuran. bank * Etibank, Sumerbank gibi belirtme gruplarinda banka sozunun yerine kullanilir. bank * Cogunlukla bahcelerde, parklarda oturulacak sira. banka * Faizle para alip veren, kredi,iskonto, kambiyo islemleri yapan, kasalarinda pa ra, degerli belge, esya saklayan ve daha baska ekonomik etkinliklerde bulunan kurulus. * Bankacilik isleminin yapildigiyer. banka cuzdani * Banka hesabiolanlarin sahip olduklarikucuk defter, banka cuzdani. banka defteri * Bkz. banka cuzdani. banka gibi* cok zengin (kimse). banka karti * Banka islemleri icin otomatik makinede kullanilan ozel sifreli kart. bankaci * Bankacilik islemleri ile ugrasan veya bankada gorevli kimse. bankacilik * Banka islemleri yapma isi. * Bankacinin meslegi. bankadan cekmek (veya almak) * bankadaki hesabindan para almak. bankamatik * Bankalarin para islemlerini gunun her saatinde otomatik olarak yapan makine. bankaya yatirmak * bankadaki hesabina para koymak, biriktirmek. banker * Banka sahibi. * Bankaci. * Para, altin gibi tasinir degerlerin ticaretiyle ugrasan kimse. * Cok zengin (kimse). bankerlik * Banker olma durumu. * Bankerin yaptigiis. bankerzede * Banker ile olan isiliskilerinde zarara ugrayan kimse. banket * Sehirler arasiyollarin iki tarafinda yayalarin yurumesine ve tasitlarin trafig i aksatmadan durabilmesine yarayan cakil veya toprak yol. bankiz * Buzla. banknot * Devlet bankasitarafindan piyasaya cikarilan kâgit para. banko * Ýsyerlerinde uzerine esya koymaya elverisli, istakibi icin gelenle gorevli arasi na konulmustezgâh. * Talih oyunlarinda, oyunu yonetenin ortaya koydugu para. * Talih oyunlarinda oyunu yoneten kimse. * Talih oyunlarinda ortada toplanan paranin hepsine oynandiginianlatir. * Su altitepeligi. banko at * Yarislarda dereceye girecegi kesin olarak tahmin edilen at.

banko gecme * Banko gecmek durumu. banko gecmek * Yarislarda veya toto, loto gibi oyunlarda, bir atin veya sayinin kesin olarak tutturulacaginitahmin edip isaretlemek. banko sayi * Sayisal loto oyununda, garanti olarak cikacagitahmin edilen sayi. banlama * Banlamak isi. banlamak * Horoz otmek. * Bagirmak. banliyo * Genellikle oturma alaniniteliginde olan, sehir merkezinden uzakta veya sinirla rina yakin yerlerde bulunan sehir yoresi, cevre, dolay. banliyo treni * Sehirle banliyo arasinda isleyen tren. banma * Banmak isi. banmak * Katibir seyi sulu veya tuz, biber gibi toz durumundaki maddelerin icine batiri p cikarmak. bant * Duz, ensiz, yassibag, serit. * Yara uzerine yapistirilan ozel olarak hazirlanmisilâclikucuk serit. * Ses alma cihazlarinda seslerin kaydiicin kullanilan manyetik oksitli plâstik vey a seluloz serit. bant cozmek * manyetik bir bant uzerine alinmissesleri yaziya aktarmak, desifre etmek. bant doldurmak * bir bandises kaydederek kullanmak. bant zimpara * Cekmeye dayanikli, uzun kâgit veya bezden uretilmis, genellikle zimparalama maki nelerinde kullanilan asindirma gereci. bantlama * Bantlamak isi. bantlamak * Bantla iki seyi birbirine tutturmak, bant yapistirmak. bantlayici* Bant yapan kimse. * Bantlama makinesi. banttan vermek * genellikle radyo ve televizyonda banttan yararlanarak daha onceden alinmisbir sesi veya goruntuyu yayinlamak. banyo * Yapilarda, icinde yikanilan bolum, hamam. * Banyo kuvetinde yikanma. * Tedavi amaciile hazirlanan ilâclisu. * Vucudun bir bolumunu veya butununu, fiziksel veya kimyasal bir etki altinda bi r sure bulundurma islemi. * Duyarliyuzeylerin islenmesinde belirli bir islemin gerektirdigi maddeyi erimis olarak icinde bulunduran sivi. banyo bataryasi * Sicak ve soguk su ile dusbaglantisinin bir arada bulundugu musluk takimi. banyo almak

* banyo yapmak. banyo dolabi * Banyo icin gereken butun malzemenin icinde bulunduruldugu dolap. banyo havlusu * Banyo sonrasikullanilan ve ozel olarak yapilan havlu. banyo kabini * Duskabini. banyo kazani * Banyoyu ve suyu isitmak icin yapilan ozel kazan veya isitma aleti. banyo kuveti * Genellikle icine su doldurulup yikanmaya elverisli tekne. banyo sabunu * Banyo yaparken vucudu yikamak icin kullanilan sabun. banyo takimi * Banyo odalarinda islak zemine serilen altiplâstik, ustu havlu benzeri dokuma ola n paspas. banyo yapmak * yikanmak. banyolu * Ýcinde banyo bolumu olan. * Banyodan henuz cikmisbir kimsenin durumu. banyosuz * Banyosu olmayan. baobap * Ebegumecigillerden, sicak ulkelerde yetisen, cok yuksek olmamakla birlikte, go vdesinin cevresi 20 m yi asabilen bir agac (Adansonia digitata). bap * Kapi. * (kitaplarda) Bolum, baslik. * Konu, husus. * Arap gramerinde mastar cesitlerinden her biri. bar * Anadolu'nun dogu ve kuzey bolgesinde, en cok Artvin ve Erzurum yorelerinde el ele tutusularak oynanan, agir ritmli bir halk oyunu. bar * Dansli, ickili eglence yeri. * Ayakustu icki icilen meyhane. * Bir salonda icki icmek icin hazirlanmiskose. bar * Hava basincibirimi. bar * Cam kaplarda olusan pas. bar * Halterde kaldirilmasigereken alet. bar atesi * Yogun yaylim atesi. bar baglamak * kir baglamak, paslanmak. bar bar * Bagirmak fiili ile kullanilarak bagirisin ofkeli ve yuksek sesle oldugunu anla tir. * Apacik gorunmek, ortada olmak. bar havasi * Bar oyunlarinda tek veya toplu olarak soylenen ezgi. bar tutmak * bar oynamak icin hazirlanmak ve oyuna baslamak. baraj * Suyu toplamak, gucunden yararlanmak amaciyla akarsu uzerinde yapilan bent, bug

et. * Herhangi bir alanda basariyitespit etmek icin gerekli olan sart. * Futbol veya hentbolda serbest atisiyapacak oyuncunun onunde karsitakim oyuncul arinin yanyana dizilip olusturduklariduvar. baraj atesi * Yogun yaylim atesi. baraj mesafesi * Serbest atissirasinda, atisnoktasindan kaleye dogru ve olusturulan baraja kada r belirlenen nizamî ara acikligi. baraj yapmak (veya kurmak) * (futbol veya hentbolda kaleye yapilan vuruslarionlemek icin) oyuncular kale on unu kapatacak bicimde siralanmak, duvar yapmak. barajiasmak * herhangi bir sebeple konulmusolan sartiyerine getirip basarisaglamak. barak * Tuylu, killicuha, kebe. * Bir cins tuylu av kopegi. baraka * Tahta, cinko gibi hafif seylerden yapilmis, temelsiz egreti yapi. barakacik * Kucuk baraka. baran * Yagmur. barata * Osmanlisarayinda genel olarak bostancilarin, baltacive kapicilarin giydikleri, kirmizicuhadan yapilmis, ucu kivrik, uzunca baslik. * Bilim doktorlarinin ve kardinallerin giydikleri dort kose kulâh veya baslik. baratarya * Kaptanin, tayfalarin, gemi sahibine, armatore veya sigorta ortakligina bilerek verdikleri zarar. barba * Ýhtiyar Rum meyhanecilerine seslenmek icin kullanilir. barbakan * Kale duvarlarinda dusmana ok atmak icin acilmisdelik. barbar * Uygarlasmamis. * Uygarlasmamiskavim, topluluk. * Kaba ve kirici. * Kaba saba, ilkel. barbarca * Barbara yakisan bir bicimde. * Kaba ve kiricibir davranisla. barbarizm * Bir sozun fonetik veya morfolojik yapisinda yapilan buyuk yanlislik. barbarlasma * Barbarlasmak isi. barbarlasmak * Barbar gibi davranmak. barbarlik * Barbar olma durumu. barbasi * Bar oyunlarinda siranin sagbasinda yer alan ve oyunun duzenini saglayan kimse. barbata * Kalelerde mazgal ve mazgal siperlerinin olusturdugu girintili cikintilidisduva rlarin ust bolumu, kale korkulugu.

barbeku * Ozellikle balkonlarda izgara et pisirmekte kullanilan ve duvar icerisine gomul musocak. barbunya * Barbunyagillerden, kirmizipullu, beyaz etli, kemikli bir balik (Mullus barbahi s). * Taneleri yuvarlak, oval veya yassi, kirmizibenekli, bir tur fasulye. barbunyagiller * Dikenli yuzgecliler alt takimina giren, vucutlariiri pullarla kapli, barbunya ve tekir turleri iyi bilinen bir familya. barbut * Zarla oynanan bir cesit kumar. barci * Bar isleten kimse. barcilik * Barciolma durumu. * Barcinin isi veya meslegi. barca * Orta Cagda kullanilan kurekli ve yelkenli tasima gemisi. * Kalyon turunden kucuk savasgemisi. barcak * Kilic kabzasinin siperi. barda * Dam ustalarinin kullandigi, basinin bir ucu cember parcasibiciminde egri, obur ucu keskin cekic. * Ficicikeseri. bardacik * Bir tur kucuk ve tatliyasincir. bardacik erigi * Bardak erigi. bardagitasiran damla * sabir tuketen asiridavranisveya durum. bardagitasirmak * sabrinituketmek. bardak * Su ve benzeri seyleri icmek icin kullanilan, genellikle camdan yapilan kap. * Bir bardagin alacagimiktar. * (bazibolgelerde) Toprak testi. bardak erigi * Ýri ve tatlibir tur erik. bardakalti* Bardagin konuldugu yeri kirletmemesi icin kullanilan, genellikle orgu, kâgit veya plâstik ortu. * Yemek oncesi yenilen bardak altibuyuklugunde bir tur lâhmacun. bardakci* Bardak veya comlek yapan veya satan kimse. bardaktan bosanircasina yagmak * (yagmur) cok siddetli yagmak. bardan * Cok beyaz. bardan * Yuk tasimak icin kullanilan canta veya cuval. bardan bardan * Beyaz beyaz. bardo * Aygir ile disi esek ciftlesmesinden uretilen her yastaki hayvan. barem * Devlet memurlarinin maaslarinin derece ve tutarlariniduzenleyen sistem ve cize lge. baret

* Ýscilerin baslarina giydikleri, metal veya plâstikten yapilmissapka. baret * Kucuk takke, papaz takkesi. * Bir tur sus ignesi. barfiks * Cesitli beden hareketleri yapmaya elverisli yukseklikte, iki ayak uzerine tutt urulmuscubuklu jimnastik araci. bargâh * Ýcine izinle girilen yer, otag, yuksek divan. bargam * Levrege benzer bir balik. barhana * Kafile, kucuk kervan, goc. * Goc esyasi, ev esyasi. bari * Bahce duvari, cit. barinak * Barinilacak yer, melce. barindirma * Barindirmak isi. barindirmak * Barinmasinisaglamak. barinma * Barinmak isi. barinmak * Doga etkilerinden korunmak icin kapalibir yere siginmak. * Yerlesmek, yasamak icin uygun sartlar bularak oturmak. * Cevresiyle uyumlu, dirlik icinde yasamak. * (soyut kavramlar icin) Bir yerde etkili olmak, gelisecek ortamibulmak. baris * Barismak isi. * Savasin bittiginin bir antlasmayla belirtilmesinden sonraki durum, sulh. * Boyle bir antlasmadan sonra insanlik tarihindeki surec. * Uyum, karsiliklianlayisve hosgoru ile olusturulan ortam. barisgorusolmak * her turlu darginligiunutarak barismak. barisyapmak * barisantlasmasiniimzalamak. barisci * Barisiseven, barissever, sulhcu, sulhsever, sulhperver. * Barisiamaclayan, barisiongoren. bariscil * Bkz. barisci. bariscilik * Barisciolma durumu, kavga etmeme egilimi. barisik * Baskasiile barisdurumunda bulunan, dargin veya dusman olmayan, sevecen, hosgor ulu. barisik olmak * sevecen ve hosgorulu davranmak. barisiklik * Barisik olma durumu. barisma * Barismak durumu, uzlasma, anlasma. barismak * Ýki taraf, aralarindaki darginligikaldirmak, uzlasmak, anlasmak. * Sevmek, zevk almak. barissever * Barisci, bariscil, sulhcu, sulhsever, sulhperver. barisseverlik

* Barissever olma durumu. baristirma * Baristirmak isi. baristirmak * Barismalarinisaglamak, ara bulmak. bari * Hic olmazsa, hic degilse, o hâlde, oyle ise. * Keske. barikat * Bir yolu veya gecidi kapamak icin her turlu aractan yararlanilarak yapilan eng el. barikat kurmak * engel olusturmak. barikat yapmak * cesitli araclarla bir engel olusturmak. barikatlama * Barikatlamak isi. barikatlamak * Barikat ile cevirmek, barikat yapmak. barisfer * Bkz. agir kure. barit * Baryum oksit (BaO) veya baryum hidroksit Ba(OH)2. baritin * Dogal baryum sulfat (BaSO4). baritli * Ýcinde barit bulunduran. baritli yikama * Kalinbagirsagin ve rektumun radyolojik islemde baryum sulfatla doldurulmasive yikanmasi. bariton * Tenor ve bas arasindaki erkek sesi. * Basso ile alto arasinda ses veren, pistonlu bir tur agiz calgisi. bariyer * Hemzemin gecitlerde kara yolu guvenligini saglamak icin kullanilan acilir kapa nir engel. * Kara yollarinin kenarlarina yapilan korkuluk, engel. * Herhangi bir yolu kapamak icin yapilan engel. * Engelli at yarislarinda uzerinden atlanmasigereken yapay engel. bariz * Acik, goze carpan, belirgin. barizlesme * Barizlesmek isi. barizlesmek * Bariz duruma gelmek. bark * Bkz. ev bark. barka * Buyuk sandal. barkarol * Venedik gondolculerinin soz ve muzigi onceden yazilmadan, iclerinden geldigi g ibi soyledikleri sarki. * Ritmi uc zamanlimuzik eseri. barklanma * Barklanmak isi veya durumu. barklanmak * Ev sahibi olmak; evlenmek. barkot * Cizgi im. barlam

* Bkz. barlam. barmen * Bar tezgâhtari. barmenlik * Bar tezgâhtarligi. baro * Bir sehir veya bir bolge avukatlarinin bagliolduklarimeslek kurulusu. baro baskani * Baro genel kurulunca en az on besyillik kidemi olan avukatlar arasindan secile n ve baroyu temsil eden baro uyesi. barograf * Bir hava tasitinin ucarken izledigi yolun yuksekliklerini cizgi hâlinde gosterme ye veya isaretlemeye yarayan alet, yukseklikolcer. barok * M.S 1600 ile 1750 yillariarasindaki klâsik sanatiizleyen resim, mimarlik uslûbu. * Batiedebiyatlarinda dengeden cok harekete, dusunceden cok duyuma, bicimlerin s erbestce yaratilmasindan duyulan coskuya onem veren, abartmali, etkileyici, celiskiden ce kinmeyen edebiyat akimi. barok muzik * Calgilar arasinda veya calgilarla sesler arasinda karsitliklar kuran XVl-XVlll . yuzyillar arasindaki muzik reformunu olusturan muzik. barokcu * Barokculuk yanlisiolan kimse. barokculuk * Barok sanat ve edebiyat gorusve ilkelerini benimseyen akim. barometre * Basincolcer. * Gosterge. baron * Batiulkelerinde vikont ile sovalye arasinda soyluluk unvani. baronluk * Baron olma durumu veya baronun gorevi. baroskop * Havanin icinde bulundugu cisimlerin agirligiuzerine yaptigihafifletici etkiyi gosteren ve havasi bosaltilabilen bir fanus icinde terazisi bulunan fizik cihazi. barparalel * Dusey direkler uzerine paralel olarak tutturulmusiki tahta cubuktan olusmusjim nastik araci. barsak * Bagirsak. barsam * Yuzgecleri dikenli ve zehirli bir cesit carpan baligi(Trachinus vipera). barsama * Guzel kokulu yapraklariyemeklere konulan, nane ve yaban kekiginin ortak adi. barudî * Koyu gri renkte olan. barut * Atesli silâhla bir merminin atilmasina veya herhangi bir aracin firlatilmasina y arayan, patlayici, katimadde. barut esmeri * Koyu esmer renkte olan (kimse). barut ficisi * Barut koymaya, doldurmaya ve muhafaza etmeye yarayan kutu, fici. barut ficisigibi * cok kizgin, sinirli ve kinle dolu kimse.

* her an olay cikacak yer veya kavgaya yol acacak durum. barut gibi * ofkeli, huysuz, sert, aksi (kimse). * pek eksi veya aci. barut hakki * Mermiyi istenilen uzakliga atabilmek icin gerekli barut gazibasincinisaglamaya yetecek miktarda barut. barut kesilmek (veya olmak) * cok ofkelenmek. barut kokusu gelmek * savastehlikesi sezilmek. barut rengi * Koyu giri. barutcu * Barut yapan kimse. barutculuk * Barut yapma veya alip satma isi. baruthane * Barut yapilan veya saklanan yer. barutla oynamak * tehlikeli islerle ugrasmak. barutluk * Barut saklanan kap veya yer. baryum * Atom sayisi56, yogunlugu 3.78 olan, dogada en cok baryum sulfat ve baryum karb onat olarak bulunan, havada cabuk oksitlenen, gumusrenginde, kative basit bir element. KisaltmasiBa. baryum karbonat * Karbondioksidin, barit uzerine etkisiyle elde edilen beyaz bir kati. baryum sulfat * Baritin. bas * En kalin erkek sesi. * Sesi boyle olan sanatci. * En kalin sesli orkestra calgisi. bas (veya bas git) * cekil, yuru, git, defol!. bas bariton * Basin cikamadigiince tonlara cikabilen, buna ragmen basin indigi kalin ve tok tonlara inemeyen sesi olan sanatci. bas bas * Bagirmak fiili ile kullanilarak bagirisin yuksek sesle oldugunu anlatir. bas tutmak * ince sesli calgilara tek perdeden eslik etmek. basak * Merdiven. basakli * Merdiveni olan. basaksiz * Merdiveni olmayan. basamak * Bir yere cikarken veya bir yerden inerken basilan ve art arda gelen, birbirind en belirli araliklarla yukselen duz yuzeylerden her biri. * Derece, asama, kerte. * Bir amaca ulasmak icin yararlanilan kisi, durum veya yer. * (aritmetikte) On kuralina gore yazilmisbir sayinin, her rakaminin bulundugu si ra, hane. * (cebirde) Bir tam denklemde bulunan bilinmeyenin en yuksek kuvveti.

basamak basamak * Yavasyavas(yukselme veya inme). * Derece derece. basamak yapmak * bir durumu daha yuksegine erismek icin arac olarak kullanmak. basamakli* Basamagiolan, basamak basamak olan. basar * Goz. * Ýleriyi gorme, algilama yetisi. basar * Merdivenin ayakla basilan yuzeyi. basarî * Gorme ile ilgili. basarna * Bir cismin bir yaninikaldiracla yukseltme isi. * Dalyanin kapak yeri. basbayagi* Alisilandan, bilinenden hicbir degisikligi olmayan. basen * Omurganin bel ile kalca arasindaki bolumu. * Kitasal uzantidan okyanus ortasisirtlarina kadar devam eden ve 4000-5000 m der inligi olan deniz dibi. basi * Resim klisesi, dokme harf, taskalip kullanarak makine yardimiile kâgida ve bez g ibi seylere yazi, resim cikarmak isi, tabi. basici * Kitap, dergi gibi seyleri basan kimse, tâbi. basicilik * Basiciolma durumu veya basicinin isi. basik * Basilmis, yassilasmis. * Cok yuksek olmayan, alcak. * Kisik. basiklastirma * Basiklastirmak isi. basiklastirmak * Basik durumuna getirmek. basiklik * Basik olma durumu. * Bir elipsin buyuk ve kucuk eksenleri arasindaki farkin buyuk eksene orani. basila * Basimcilikta, provalarda "basiniz, basilsin" anlamlarinda kullanilan terim. basila vermek * prova hâlindeki bir kitabin veya herhangi bir yazinin basima uygun oldugunu bild irmek. basili * Basilarak yerlestirilmis. * Basim evinde basilmis, matbu. basilis * Basilmak isi veya durumu. basilma * Basilmak isi. basilma dayanimi * Dokusunu basarak ezmeye calisan disetkilere agacin gosterdigi direnc. basilmak * Basmak isine konu olmak veya basmak isi yapilmak. basim * Basisanati, tabaat.

* Basiisi, tabi, tipografya. basim evi * Basiisi yapilan yer, matbaa. basimci * Basim evi isleten kimse, matbaaci. basimcilik * Basim evi isletme isi, kitap basma isi, matbaacilik. basin * Gazete, dergi gibi belirli zamanlarda cikan yayinlarin butunu, matbuat. basin atasesi * Resmî veya ozel kurum ve kuruluslarda, yabancitemsilciliklerde basin ile ilgili konulariduzenleyen yetkili ve sorumlu kimse. basin bildirisi * Basin yayin organlarina bilgi vermek amaciyla yetkili kurum veya kisiler taraf indan hazirlanmisyazili aciklama. basin dunyasi * Gorsel ve yazilibasin organlariile burada gorevlilerin tumu. basin karti * Meslegi basin isleri olan kimselerin tasidigikimlik belgesi. basin ozgurlugu * Gorusve dusunceleri basin ve yayin yoluyla aciklayabilme ve yayabilme hakki. basin toplantisi * Yetkili veya ilgili bir kimsenin, bir konu veya cesitli konular uzerinde acikl amada bulunmak icin gazetecilerle yaptigitoplanti. basin yasagi * Basin yayin organlarinin bir konu hakkinda yayin yapmasinikisitlayip engelleme . basinc * Bir yuzey uzerine etkide bulunan gucun yuz olcumu birimine dusen miktari, tazy ik. basinclama * Basinclamak isi. basinclamak * Hava tasit araclarinda, insan organizmasiicin yeterli basinc duzeyini saglamak veya ayarlamak. basincli * Basinc yuklenmisolan. basinclisu* Basinc yuklenerek fiskirtilma duzeyine getirilmissu, tazyikli su. basincolcer * Hava basinciniolcerek yer yukseltilerini ve hava degisimlerini tespit etmek ic in kullanilan alet, barometre. basincolcum * Hava basinciolcumlerini inceleyen birim. basiolcer * Buharin veya herhangi bir gazin bulundugu kabin yuzeyine yaptigibasincibelirle yen alet. * Akiskanlarin basinciniolcen arac. basip gecmek * onde gideni gecmek. * onem vermeyerek ugramamak. basip gitmek * birdenbire gitmek, aklina koydugu seyi yapmak uzere bulundugu yerden uzaklasma k, cekip gitmek. basirgama * Basirgamak isi. basirgamak

* Agirlik cokmek veya basmak. * Kâbus cokmek. basirganma * Basirganmak durumu. basirganmak * Uzerine agirlik basmak, kâbus cokmek. basis * Basmak isi. basil * Bakterilerin comak biciminde ince uzun olan turu. basiret * Dogru gorus, uzagigorus, sezis, uyaniklik, anlayis, kavrayis, basireti baglanmak * iyi dusunemez, gercegi goremez bir duruma dusmek. basiretli * Gercegi gorebilen, uzagigorebilen, basireti olan, saggorulu. basiretsiz * Gercekleri gorebilmekten uzak, ileri ve uzak goruslu olmayan, basiretsizlik * Gercekleri, ileriyi ve uzagigorememe, saggoruden yoksun olma. basit * Yapilmasiveya anlasilmasikolay olan, karisik olmayan, bayagi. * Sussuz, gosterissiz. * Bilgi ve gorgusu sinirliolan, bayagi, gorgusuz. * Her zaman rastlanan, ozelligi olmayan, olagan. * Kolay. basit cisim* Maddesi tek elementten olusmuscisim. basit cumle * Tek yargibildiren cumle. basit faiz * Faizleri uzerine eklenmemisana paraya belli bir donem sonunda basit kelime * Anlamliolarak daha kucuk parcaya bolunemeyen, kok durumundaki lime. basit kesir * Payipaydasindan kucuk olan kesir. basit renk * Bicmeden gecen beyaz isigin ayrildigirenklerden her biri. basitce * Basit olarak, kolay tarafindan. basite indirgemek * basitlestirmek, sade bir bicime dondurmek,basite irca etmek. basitlesme * Basitlesmek isi. basitlesmek * Basit duruma gelmek. basitlestirme * Basitlestirmek isi. basitlestirmek * Gereksiz ayrintilardan aritarak sade duruma getirmek. basitlik * Basit olma durumu. Baskca * Ýspanya'nin Bask bolgesinde kullanilan dil. basket * Basketbolda kazanilan sayi. basket yapmak * basketbolda sayikazanmak. basketbol

dikkat, saggoru.

saggorusuz.

verilen faiz. kelime, yalin ke

* Beser kisilik iki takim arasinda topu 3 m yukseklikteki karsilikliduran aggeci rilmisiki sepetten birine sokup sayikazanmak esasina dayanan bir oyun. basketbolcu * Basketbol oyuncusu. basketbolculuk * Basketbol oynama veya oynatmak isi. basketci * Basketbol oyuncusu, basketbolcu. baski * Bir eserin basilisbicimi veya durumu. * Basisayisi. * Bir eserin basilarak tekrarlanan her bir kezi. * Giysinin icine kivrilip dikilen kenari. * Hak ve ozgurlukleri kisitlayarak zor altinda bulundurma durumu, tazyik. * Bir maddeyi sikip ezen alet, pres. * Belirli ruhî etkinlik ve surecleri, kisinin istegi disinda bilincaltina itmesi v eya bu itilenlerin bilince cikmasini onleme durumu. * Karsitakim oyuncusunun hareketini ve sonuc almasiniengellemek amaciyla uygulan an yakin savunma durumu. baskialtinda tutmak * ozgurlugunu engellemek, kisitlamak. baskigrubu * Bir isin yapilmasinda, gerceklestirilmesinde veya tamamlanmasinda baskiolustur an guc. baskikalibi * Kitap kaplarina suslemeler basmak icin kullanilan kalip. baskiresim * Gravur teknigi ile yapilan resim, kazima resim. baskiyapmak * bir kimseyi bir isi yapmaya zorlamak, zor kullanmak. baskici * Ýslenecek kumaslar uzerine kaliplara resim basan kimse. * Matbaacilikta baskiislerini yapan kimse. * Kisitlayici. baskicilik * Baskicinin isi. baskida kalmak * yagmur yagdiktan sonra topragin ust kismisertleserek tohumlar fidelenip toprak ustune cikmak. baskili * Baskisiolan. baskilik * Bir masadaki kâgitlarin ucmamasiicin uzerlerine konulan ozel bicimdeki agirlik. baskin * Suc isledigi veya suclularin bulundugu sanilan bir yere ansizin girme. * Kisa sureli, beklenmedik saldiri. * (sertlik, zorluk bakimindan) Ustun. baskin basanindir * dusmanigafil avlayip saldiran taraf savasikazanir. baskin cikmak (veya gelmek) * (karsilastirma konusu olan kimseyi) gecmek, ustunlugunu gostermek. baskin vermek * anî ve habersiz girmek, saldirida bulunmak. baskin yapmak * suc islendigi veya suclularin bulundugu sanilan bir yere ansizin girmek. * dusmana ansizin saldirmak. * ansizin konuk gelmek.

baskina ugramak * dusmanin beklenmedik bir saldirisiyla karsilasmak. * bir yerde suc ustu yakalanmak. * beklenmedik bir zamanda konuklar gelmek. baskinci * Baskin yapan kimse. baskisiz * Hak ve ozgurlukleri kisitlanmamis. * Disiplinsiz. * Terbiyesiz, ahlâksiz. baskisiz buyumek * serbest bir egitimle yetismek. basklârnet* Kalin sesli klârnet. baskul * Cogunlukla bir kutleyi cok daha kucuk bir kutle yardimiyla tartmaya yarayan al et. * Ýki kolu sira ile kalkip inebilen, ortasindan veya uclarindan birine az cok yaki n degismez bir noktaya dayanan kaldirac. basma * Basmak isi. * Uzerinde basiile yapilmisrenkli bicimler bulunan pamuklu kumas. * Bu kumastan yapilmisolan. * Gazete, dergi, kitap gibi basiile hazirlanmisyaziliseyler, matbua. * Basilmis, matbu. * Ýskambil kâgidiile oynanan bir oyun. * Gubre, tezek. basma kalibi * Kitap, kumasgibi seylerin baskisiicin hazirlanan kalip. basmaci * Basma yapan veya satan kimse. * Pamuklu, tulbent vb. uzerine kalipla desen basan kimse. * Bohca ile koylerde esya satan kadin, bohcaci. basmacilik* Basma alim satimi. * Pamuklu, tulbent vb. uzerine kalipla desen basma isi. * Matbaacilik. basmahane * Basma yapilan isyeri. basmak * Vucudun agirliginiverecek bicimde ayak tabaninibir yere veya bir seyin uzerine koymak. * (kucuk cocuklar icin) Ayakta durabilmek. * Bir seyi, uzerine kuvvet vererek itmek. * Sikistirarak yerlestirmek. * Basiisi yapmak, tabetmek. * Ortmek, burumek, kaplamak. * Bir sey uzerinde kalip, muhur gibi bir aracla iz yapmak. * Baskin yapmak. * Baziisimlerle birlikte sertlik, asirilik anlamlarinda yardimcifiil olarak kull anilir. * Bir kimse bir yasa girmek. * Cevreyi kaplamak, cokmek. * Basinc yaparak sivive gazlariitmek. * Kumes hayvanlarikuluckaya yatmak. * Bir seyin etkisinde kalip eziklik, uzuntu ve agirlik duymak. basmakalip * Ozgunlugu olmayan, degisiklik gostermeyen, bilineni tekrarlayan, harciâlem, klis e.

basmakaliplasmak * Basmakalip durumuna gelmek. basmali * Basma ozelligi olan. basmalik * Uzerine basilacak sey. basso * En kalin erkek sesi. * En kalin sesli orkestra calgisi. bastana salatasi * Domates, taze sogan, yesilbiber, maydanoz, nane ve limon suyu kullanilarak yap ilan bir salata turu. bastarda * Bkz. bastarda. basti * Kiyma ile pisirilmissebze. * Bastirma. bastibacak * Bacaklarikisa veya carpik (kimse). * (cocuk icin) Yaramaz. bastigiyerde ot bitmez * gittigi yere ugursuzluk goturur, gittigi yerin bereketini kurutur. bastigiyeri bilmemek * cok sevinmek. * saskinliktan nerede oldugunu secememek, durumunu kontrol edememek. bastik * Pestil. bastirak * Yol yapiminda cakil, kum, curuf gibi maddeleri ezmeye ve sikistirmaya yarayan alet. bastirik * Kapiyiarkadan bastirmak icin kullanilan agac dayak. * Agirlik, baski, yuk. bastirilma * Bastirilmak isi. bastirilmak * Bastirmak isine konu olmak. bastirim * Ruh dunyasinda olusan tepkimelerin bilinc disina yansimasi. bastirma * Bastirmak isi. * Basti. bastirmak * Basmak isini yaptirmak. * Zararlibir olayionlemek. * Ustunlugunu gostermek. * Bir kumasin kenarinikivirip dikmek. * Gidermek. * (cevap icin) Hemen yetistirmek. * Ansizin birinin yanina gitmek. * Birdenbire ve pek cok etkisini gostermek. * Kumes hayvanlarinikuluckaya yatirmak. * Baskiyapmak, uzerine iyice dusmek. bastika * Bir yelken serenine veya herhangi bir agaca acilan delik. baston * Yururken dayanmaya yarayan agac veya metalden yapilan arac. * Geminin bastarafindaki yatik diregin (civadranin) disariya dogru uzanan parcas i. baston francala

* Ýnce, uzun ekmek. baston gibi (veya baston yutmusgibi) * dimdik duran veya yuruyen (kimse). bastoncu * Baston yapan veya satan kimse. bastonculuk * Baston yapma veya satma isi. bastonlu * Bastonu olan. bastonsuz * Bastonu olmayan. basur * Kalin bagirsagin alt bolumunde ve anuste toplardamarlarin genislemesiyle olusa n varis, hemoroit. basur memesi * Anuste genisleyip meme gibi uzamisdamar yigini. basur otu * Dugun cicegigillerden, nemli ormanlarda biten, koklerinde basur memelerine iyi gelen bir madde bulunan, saricicek acan kucuk bir bitki (Ranunculus ficaria). basurlu * Basuru olan, hemoroitli. basubadelmevt * Olumden sonra dirilme. basya * Sapotgillerden, tohumlarindan sabunculukta kullanilan bir yagelde edilen, Asya 'da yetisen bir agac (Basia). bas * Ýnsan ve hayvanlarda beyin, goz, kulak, burun, agiz gibi organlarikapsayan, vucu dun ust veya onunde bulunan bolum, kafa, ser. * Bir toplulugu yoneten kimse. * Baslangic. * Temel, esas. * Arazide en yuksek nokta. * Bir seyin genellikle toparlakca ucu. * Bir seyin uclarindan biri. * Kasaplik hayvanlarda ve baziyiyeceklerde tane. * Para degistirirken verilen veya alinan ustelik, sarrafiye. * Bir seyin yakiniveya cevresi. * "Bas" kelimesi bircok deyimde "oz varlik, kendisi" anlaminitasiyan bir zamir n iteligindedir. * Onem veya yonetim bakimindan ileride olan, en onemli, en ustun anlaminda birle sik kelimeler yapar. * Gureste pehlivanlarin ayrildiklaribesderecenin en yuksegi. * "... basina" adlardan sonra ve nicelik anlatan kelimeden once gelerek ulestirm e anlamiverir. * Deniz teknelerinde on taraf. * En uc, yuksek nokta veya en on. bas * Ciban. basagirlik * Agir siklet. basagrisi* Basin agrimasi, basta olusan rahatsizlik. * Surekli sikintiyaratan durum veya kimse. basagrisiolmak * sikintivermek, ugrastirmak. basagritmak * tedirgin etmek, bikkinlik vermek, can sikmak.

basalamamak * cok ugrastiran bir konu yuzunden vakit ve firsat bulamamak. basalmak * firsat bulmak. basasagi* Basiasagigelmek uzere. basasagidusmek * kisiliginden kaybederek toplum icindeki durumu sarsilmak. basasagietmek * tersine cevirmek. basasagigelmek * tepesi ustu dusmek. basasagigitmek * surekli zarar gormek veya kotulesmek. basasagigitmek * isleri ters gitmek, surekli zarar etmek. basbaglamak * basina bir ortu ortmek. * basak vermek. * birine veya bir seye baglanmak, intisap etmek. basbas * cocuklarin "Allaha ismarladik" anlaminda ellerini baslarina goturmelerini sagl amak icin soylenir. basbasa * Birlikte, beraberce. basbasa (veya kafa kafaya) vermek * iki veya daha cok kimse bir kenara cekilip konusmak. * dayanismak. basbasa birakmak * birinin, bir seyle veya bir kimseyle yalniz kalmasinisaglamak. basbasa kalmak * biriyle veya bir seyle yalniz kalmak. basbasa olmak * birlikte bulunmak, beraber yasamak. basbelâsi* Sikinti, uzuntu veren. basbezi * Mendil. basbicagi* Ustura. basbiti * Bkz. bit. basbulmak * (alisveriste) kazanc birakmak. bascanagi * Kafa tasi. bascekmek * on ayak olmak. bascevirtmek * basiarkaya dogru dondurtmek. * birinin arkasindan hayranlikla bakmak. basdondurmek * basaridan, gururdan, sevincten cok mutlu duruma getirmek, asiriheyecanlandirma k. basdondurucu * (cabuklukta) olaganustu, asiri. * bayginlik verici. basdondurucu * Saskina, serseme cevirici. basdonmesi

* Goz kararip dusecek gibi olma. basedebilmek * bir kimseyi yola getirmeye veya bir seyi yapmaya gucu yetmek. basegmek* saygigostermek icin basegerek selâmlamak. * direnmekten vazgecip buyruk altina girmek, inkiyat etmek. baselde iken * olmeden, yasarken sagiken. basetmek (veya edememek) * gucu yetmek (yetmemek), basarikazanmak (kazanmamak). basgelmek * yenmek, gucu yetmek. basgostermek * belirmek, ortaya cikmak, zuhur etmek, vuku bulmak. basgoz etmek * evlendirmek. basgoz olmak * evlenmek. baskaldirma * baskaldirmak isi, isyan. baskaldirmak * ayaklanmak, yonetime karsigelmek, isyan etmek. * iyice cosmak, kabarmak. baskaldirmamak * Bkz. basinikaldirmamak. baskesmek * selâm icin basegmek. baskic vurmak * bastan gelen dalgalarla gemi, basive kiciuzerinde inip kalkmak. baskirilir fes icinde, kol kirilir yen icinde * aile icindeki, arkadaslar arasindaki uyusmazliklar yabancilara duyurulmamalidi r. baskomak (koymak) * bir sey ugruna olumu goze almak. baskosmak * bir isi basarmak icin calismak. basnereye giderse, ayak da oraya gider * kucukler buyuklerin izinde gider, her iste onlariornek tutarlar. basol da, istersen sogan basiol * kucuk bir iste de olsa, basta olmak onemlidir. basolan bosolmaz * bir yerde basolan kimse tasidigideger dolayisiyla o yere gelmistir. * isbasindaki kisinin isi coktur. basortusu* Bkz. basortu. bassagligi * Olen bir kimsenin yakinlarina soylenen ilgi ve yakinlik anlatan soz. bassagligidilemek * olen bir kimsenin yakinlarina ilgi ve yakinlik anlatan soz soylemek. bassallamak * karsisindakinin her sozunu uygun bulur gorunmek. bastaci * Cok sevilen, cok yuksek tutulan (kimse veya sey). bastacietmek bastacietmek * cok sevmek ve saymak, el ustunde tutmak. bastutamamak * ruzgâr, firtina yuzunden, yapilisindaki veya yukselisindeki bir bozukluk sebebiy le gemi dumene uymamak, rotadan cikmak.

bastutmak * elebasiolmak. basucu * Yatilan bir yerin baskonulan yonu veya yakini. basucu kitabi * Sik sik yararlanilan, ana bilgileri veren, degerini hic yitirmeyen eser. basustunde tutmak * cok iyi agirlamak. basustunde yeri var * buyuk bir saygive ilgi ile karsilanir veya agirlanir. basustune * bir dilegin yerine getirilecegini ictenlikle belirtmek icin "peki" anlaminda k ullanilan soz. basvermek * (ciban) olgunlasmak. * (bugday vb. bitkiler) basak baglamaya baslamak, basak olusmak. * (gemi, kayik) dondurmek, cevirmek. basyakmak * kotu duruma dusurmek. basyapmak * (kuafor) sac bakim ve tuvaleti yapmak. basyarilir (kirilir) bork (fes) icinde, kol kirilir kurk (yen) icinde * aile icindeki kisilerin anlasmazliklariaile icinde kalmalidir. basyarma * Vida yapiminda kullanilacak olan percinlerin baslarina tornavida yerleri acmak isi. basyastigi * Yatakta basin altina konulan yastik. basyemek (basiniyemek) * birinin olumune veya yok olmasina sebep olmak. * birinin guc duruma dusmesine yol acmak. basa bas * birinden ustun olmadan. basa bas * Esit durumda, dengeli olarak. basa basgelmek * esit olmak, denk olmak. basa basnoktasi * bir yabanciparanin veya degerli kâgidin piyasa degeri ile ustunde yazilidegerin ayniolmasidurumu. basa cikmak * guclukler cikaran biriyle olan isini, kendi istedigi yolda sonuclandirabilmek. basa cikmak * bir seye gucu yetmek. basa gecmek * en ustun yeri almak. basa gelen cekilir * caresiz durumlara dusuldugunde insanin kendini uzuntuye kaptirmayip bu durumla ra katlanmasinin olagan ve dogru bulundugunu anlatir. basa gelmek * (kotu bir duruma) ugramak. basa guresmek * yagligureste, en usta pehlivanlar baspehlivanlik icin yarismak. * en ustun sonucu elde etmek icin mucadele vermek. basa vermek * degistokusyaparken uste baziseyler vermek. basagac * Boyuna dikey yonden kesilmisolan ve yil halkalaricember biciminde goruntu vere n agac.

Basak * Zodyak uzerinde Aslan ile Terazi burclariarasinda bulunan burcun adi, Zodyak. basak * Arpa, bugday, yulaf gibi ekinlerin taneleri tasiyan kilciklibasi. * Tarlalarda, baglarda dokulmusveya tek tuk kalmisolan urun. basak baglamak (veya tutmak) * arpa, bugday, yulaf gibi ekinlerde basak olusmak. basak toplamak * tarlalarda kalmisbasaklariveya baglarda dokulmusmeyveleri toplamak. basakci * Tarlalarda kalmisbasaklariveya baglarda dokulmusmeyveleri toplayan kimse. basakcik * Ciceklerde basagiolusturan cicek demeti veya toplulugu. basaklama * Basaklamak isi. basaklamak * Tarlalarda, baglarda kalmisdokuntuleri toplamak. basaklanma * Basaklanmak durumu. basaklanmak * Basak baglamak, tutmak. basakli * Basagiolan (ekin). * Arka ucu baska bicimde olan (ok). basaktor * Bir filmde veya bir tiyatro eserinde en onemli erkek oyuncu. basaktorluk * Basaktorun isi veya meslegi. basaktris * Bir filmde veya bir tiyatro eserinde en onemli kadin oyuncu. basaktrislik * Basaktrisin isi veya meslegi. basalti * Yagligureste pehlivanlarin ayrildigibesderecenin ikincisi. * Gemilerde tayfa ve erlerin bastaraftaki koguslari. basari * Basarmak isi veya basarilan is, muvaffakiyet. basarigostermek (veya kazanmak) * basarmak. basarili * Basarigosteren, muvaffakiyetli. * Basarilmis, ustesinden gelinmis. * Basarilibir bicimde, basarigostererek. basarilma * Basarilmak isi. basarilmak * Basariile sona ermek. basarim * Elde edilen bir basari. * Bir sporcunun yapabilecegi en iyi derece, takat siniri, performans. basarisiz * Basarigostermeyen, muvaffakiyetsiz. * Basarilamayan, muvaffakiyetsiz. * Basarigostermeyerek. basarisiz olmak * basarisaglayamamak, basarigosterememek. basarisizliga ugramak * basarisiz olmak. basarisizlik * Basarisiz olma durumu, muvaffakiyetsizlik.

basarma * Basarmak isi. basarmak * Bir isi istenilen bicimde bitirmek, muvaffak olmak. basasistan * En ust derecedeki asistan. basasistanlik * Basasistan olma durumu. * Basasistanin gorevi. basat * Benzerleri arasinda guc ve onem bakimindan basta gelen, hâkim, dominant. basat karakter * Bir melezde her zaman ortaya cikan karakter. basatlik * Basat olma durumu, hâkimiyet. basatlik yasasi * Ýrk karismasinda guclu oz yapinin sonraki soylardan ustun geldigini kanitlayan y asa. basbakan * Hukûmet baskani; bakanlar kurulunun basi, kabinenin basi, basvekil. basbakanlik * Basbakan olma durumu ve basbakanin gorevi. * Basbakanin makami. * Basbakan ve gorevlilerinin calistigidaire. basbayi * Bir dagitim isinde butun bayilerin baglibulundugu ana bayi. basbug * Eski Turklerde bas, baskan, komutan. * OsmanliÝmparatorlugunda savaszamanibaska birliklerden ayrilip bir araya getirile rek olusturulan birligin veya milis guclerinin komutani. bascavus* Astsubay bascavus. * Yeniceri ocaginin cavusu. bascavusluk * Astsubay bascavusrutbesi. basci * Ýsci basi. * Cigveya pismiskoyun, kuzu, sigir basisatan kimse. bascik * Ciceklerin erkek organlarinda cicek tozunu tasiyan torbacik, hasefe. basdanisman * Danismanlarin basi. basdanismanlik * Basdanismanin isi veya gorevi. basdekorcu * Dekorcularin basi, dekor hazirlamada en ust sorumlu. basdekorculuk * Basdekorcunun isi veya meslegi. basdizgici * Bir basim evindeki dizgicilerin basi, basmurettip, sermurettip. basdizgicilik * Dizgicilerin basi. basdumenci * Dumencilerin basi. basdumeni * Gemi veya teknelerin basina yerlestirilen ve iyi bir manevra saglayan dumen. basefendi * Devlet dairelerinde kidemli memur, baskâtip. baseksper * Eksperlerin basi.

baseser * Kendi turunde en mukemmel eser, basyapit, saheser. baseski * En kidemli kimse. * Yeniceri boluklerinin en kidemsiz subayive erlerinin en kidemlisi. basfiyat * En iyi urun icin tespit edilen fiyat. basgardiyan * Gardiyanlarin basi. basgarson * Garsonlarin basi, metrdotel. basgarsonluk * Basgarson olma durumu. * Basgarsonun isi, metrdotellik. basgedikli * En yuksek rutbeli astsubay. bashakem * Yarismayiveya oyunu yoneten hakemlerin basi. bashekim * Bir hastahaneyi yonetmekle gorevlendirilen hekim, bastabip, sertabip. bashekimlik * Bashekimin gorevi. * Bashekimin makami. bashemsire * Bir klinik veya hastahanede hemsireleri yonetmekle gorevlendirilmishemsire. bashemsirelik * Bashemsire olma durumu. bashostes * Hava yollarinda hosteslerin en deneyimlisi ve yapilan sefer boyunca hizmetten sorumlu kimse. basiacik * Ortu veya sapka ile basiortulmemis. basiagrimak * bir isten dolayisorumlu duruma dusmek. basibaglanmak * biri evlendirilmek. * birini yandasolarak kazanmak, kendi yaninda tutmak. basibagli* Serbest olmayan. * Evli. basibelâda * cozulmesi guc, sikintilibir durumda. basibelâya girmek (veya ugramak) * sikici, uzucu bir durumla karsilasmak. basibutun* esi hayatta olan (kariveya koca). basicatlamak * basicok agrimak. basicekmek * herhangi bir konuda onde gitmek, on ayak olmak. basidara dusmek * sikintiya girmek. basidaralmak * (para yonunden) sikintiya, darliga dusmek. basidarda kalmak * parasizliktan dolayisikintida olmak. basiderde girmek * sikintilibir duruma dusmek. basidertte * cozulmesi guc, sikintilidurumda.

basidevletli * Talihli, bahtiacik. basidimdik * Onurlu, gururlu. basidinc * Kaygisiz ve tasasiolmayan. basidonmek * insana, esyanin donmesi, ayaginin altindan yerin cekilmesi gibi bir duygu gelm ek. * sikintiyaratan bir durum karsisinda bunalmak. * gorkemli bir sey karsisinda sasirmak. * para veya mevki sebebiyle sasirip simarmak. basidumanli * Dorugunu sis burumus(dag). * Sevdadan veya ickiden sarhos. basigoge ermek (veya degmek) * beklenmeyen bir mutluluga ermek. basihavada * sevincli. basihosolmamak * bir seyden hoslanmamak. basiicin * "cocugumuzun basiicin", "annenizin basiicin" gibi sozlerde degerli bir kisi or taya konarak kullanilan ant veya yalvarma sozu. basikalabalik * yaninda bir isi konusamayacak kadar cok kimse var. basikazan gibi olmak * basinda cok agrive ugultulu bir sersemlik olmak. basinâra yanmak * baskasiugruna buyuk bir zarara ugramak. basionunde * uslu, cevrede gozu olmayan. basisikilmak (veya sikismak) * herhangi bir gucluk karsisinda kalmak, bunalmak. basisikiya gelmek * herhangi bir gucluk karsisinda bunalmak, zor durumda kalmak. basitasa degmek * agir bir durum kendisine ders olmak. basitutmak * gurultuden veya uzuntuden basiagrimak. basiustunde yeri olmak * her zaman iyi karsilanmak, agirlanmak. * bir dusunce veya davranisiuygun bulmak. basiyastiga dusmek * yorgunluktan veya gucsuzlukten uykuya dalmak. basiyastik yuzu gormemek * yataga yatip uyumamisolmak. basiyerde * utancla, kirginlikla, uzuntuyle. basiyerine gelmek * zihin yorgunlugu gecmisolmak. basiyukarda * onurlu, kibirli, kendini begenmis. basiyumusak * Uysal, soz dinler (kimse). basizapt olunmamak * binicisini alip goturmek. basibos * Bir seye veya kimseye bagliolmayan.

* Baglanmamis, serbest birakilmis. * Yonetimsiz, baskisiz, denetimsiz. basibosbirakmak * ustunde hicbir baskiveya denetim bulundurmamak, kendi havasina birakmak. basiboskalmak * baskialtinda bulunmamak, karisani, goruseni olmamak. basibosluk * Basibosolma durumu. basibozuk * Askerlerin arasina katilmissivil savasci. * Duzensiz topluluk. * Kargasali, karisik, icinden cikilamayan. basibozukluk * Basibozuk olma durumu. * Duzensiz davranis, duzensizlik, disiplinsizlik. basikabak * Sacidokulmusveya dibinden kesilmis. * Basiniortmeden. basim gozum ustune * belirtilen istekleri ictenlikle yapmayikabul etmeyi anlatir. basimla beraber * memnunlukla, seve seve. basin sagolsun * yakinlarindan birini topraga vermisbir kimseye soylenen ilgi ve yakinlik anlat an soz. basina balta kesilmek (veya olmak) * surekli istemek, israr etmek, inat etmek. basina belâ acmak * kotu bir olay dolayisiyla dert sahibi olmak. basina belâ almak * bir sorunla karsilasmak, kotu bir duruma dusmek. basina belâ olmak (veya kesilmek) * sikintivermek, tedirgin etmek, musallat olmak. basina bir hâl gelmek * kotu bir duruma ugramak. * olum ihtimalini bildirmek icin kullanilir. basina buyruk * kimseden izin almaksizin diledigi gibi davranan. basina calmak * bir seyi ofkeyle, nefretle geri vermek. basina calsin * birine verilmek istenilen bir seyin ofke ve nefretle geri cevrildigini anlatma k icin soylenir. basina cikarmak * simartmak, cok yuz vermek. basina cikmak * birinden yuz bulup ona karsipek simarikca davranmak. basina corap ormek * birine, haberi olmadan kotu duruma dusurucu davranista bulunmak. basina dert etmek (veya acmak) * bir seyi uzuntu konusu yapmak. basina devlet kusu konmak * beklemedigi buyuk bir nimeti ele gecirmek. basina dikmek * birini veya bir seyi korumak icin bir kimseyi gorevlendirmek. * bir icecegi kabiyukarikaldirarak sonuna dek icmek. basina dolamak * musallat etmek. basina dunyanin belâsinisarmak * buyuk felâket getirmek.

basina eksimek * agir yuk olmak. * ustune kalmak. basina gecirmek * basina giymek. * bir seyi ofke ile birisinin basina vurmak. basina gecmek * gorevi altinda bulundurmak. * bir isin yonetimini ele almak. * bir isi yapmaya baslamak. basina gelmek * bir gorevin basina gelmek. * kotu bir durumla karsilasmak. * beklenmedik, sasirticibir olay veya durumla karsilasmak. basina gunesgecmek * gunescarpmak. basina isacmak * ugrastiricive uzucu bir isin cikmasina yol acmak. basina iscikarmak * istenilmeyen veya ugrastiricibir ise yol acmak. basina iscikmak * bosa gitmeyen ve beklenmedik bir isveya olayla karsilasmak. basina kakinc etmek * yapilan bir iyiligi surekli olarak soyleyerek biktirmak. basina kakmak * yapilan bir iyiligi yuzune vurarak birini uzmek. basina kalmak * istemedigi hâlde bir isi yapmak veya bir kimseye bakmak zorunlugu ile karsilasma k. basina kan cikmak * ofkelenmek, hiddete kapilmak, kontrolunu yitirmek. basina karalar baglamak * cok kederlenmek. basina oturmak * Bir isi yapmaya baslamak, ise koyulmak. basina sarmak * birine musallat etmek. basina tac etmek * cok deger vermek, ilgi gostermek. basina tasdusmek (veya yagmak) * felâkete ugramak. basina vur, agzindan lokmasinial * uysal ve sessiz kimseler icin kullanilir. basina vurmak * (ictigi icki) ne yaptiginibilemez bir duruma dusurmek. * (gaz veya sicaktan) basiagrimak. basina yikmak * harap etmek, zor durumda birakmak. basinda * (bir seyin) sirada onde olani, onde geleni. basinda beklemek (veya durmak) * yaninda durup gozetlemek. basinda degirmen cevirmek * gurultu ile tedirgin etmek. basinda kavak yeli esmek * (genc icin) sorumluluk duygusundan uzak, zevk, eglence pesinde kosmak. * gerceklesmeyecek seyler dusunerek vakit gecirme. basinda olmak * aynisikintilidurumda bulunmak. basinda olmak

* yoneticisi olmak. basinda paralansin * yapilan bir iyilik cok soylendiginde o iyiligin artik istenmedigini belirten b ir soz. basinda torbasieksik * esek gibi bir adam. basindan almak * kurtulmak, sorumlulugu atmak. basindan asagikaynar sular dokulmek * uzuntulu veya kotu bir olay karsisinda birdenbire buyuk bir sikintiduymak. basindan askin olmak * isi pek cok olmak. basindan atmak * yapilmasiguc bir isi yapmaktan kendini kurtarmak. * surdurulmesi gereksiz gorulen bir bagliliga, bir iliskiye son vermek. basindan buyuk islere girismek (veya kalkismak) * gucunun ustunde olan islere kalkismak. basindan gecmek * daha once ayniduruma ugramisolmak. basindan kesmek * yapilmasiistenmeyen bir isi bastan engellemek. basindan korkmak * hayatindan kaygiduymak, cezalandirilmaktan korkmak. basindan savmak * bir istekte bulunanisozde bir sebeple uzaklastirmak. basiniagritmak * gereksiz sozlerle birini bunaltmak. * bir isicin birini tedirgin etmek, ugrastirmak. basiniagritmamak (veya basiniziagritmayayim) * uzun uzun anlatilan bir sorunu sonuca baglarken sozun uzadiginianlatmak icin s oylenir. basinialamamak * bir seyden kurtulamamak. basinialip gitmek * izin almadan ve gidecegi yeri bildirmeden gitmek, savusmak. basiniateslere yakmak * basina buyuk bir dert almak. basinibaglamak * birini nisanlamak veya evlendirmek. basinibeklemek * gozetlemek. basinibelâya sokmak * birini, kotu sonuclar verecek bir duruma itmek. basinibir yere baglamak * birini bir ise yerlestirmek, issizlikten, basibosluktan kurtarmak. basinibosbirakmak * yalniz veya serbest birakmak. basinicatmak * basagrisinionlemek icin alnin ustunden arkaya dogru esarp ve benzeri seyleri c epecevre baglamak. basinicikarmak * (bitki icin) filizlenmeye baslamak. basiniderde sokmak * sikintilibir duruma girmek veya getirilmek. basinidik tutmak * onurunu korumak. basinidinlemek * sessiz, sakin kalmak. basinidondurmek * mutluluktan yarisarhosduruma getirmek.

* kendine hayran birakmak. basiniduman almak * sis kaplamak, sis burumek. basiniezmek * bir daha kotuluk edemeyecek duruma getirmek. basinigozunu yarmak * bir isi kotu yapmak, bir isi istenildigi gibi yapmamak. basiniistemek * oldurulmesini istemek. basinikaldirmamak (veya kaldiramamak) * bir isi araliksiz surdurmek. * iyilesememek, yataktan cikamamak. basinikasimaya vakti olmamak (veya basinikasiyacak vakti olmamak) * arada en ufak baska bir isyapamayacak kadar sikisik durumda bulunmak. basinikoltugunun altina almak * olumu goze alarak bir ise girismek. basinikurtarmak * caninikorumak. * gecimini saglayacak bir duruma gelmek. basininâra yakmak * birini agir bir zarara ugratmak. basiniortaya koymak * bir ise girisirken olumu goze almak. basinisokmak * barinacak bir yer bulmak. basinitastan tasa vurmak * caresiz kalarak cok pisman olmak. basinitoplamak * (kadin) sacinitoplayip basina bir ceki duzen vermek. basiniucurmak * Bkz. kellesini ucurmak. basinivermek * kendini feda etmek. basiniyakmak * guc bir duruma sokmak. basiniyemek * yok olmasina sebep olmak. basinin altinda * yastiginin altinda. basinin altindan cikmak * birinin hilesiyle yapilmak. basinin caresine bakmak * kimseden yardim gormeden kendi isini kendi yapmak. basinin derdine dusmek * baska bir seyle ilgilenmeyecek kadar sikintilidurumda bulunmak. basinin dikine gitmek * kendi dusunce ve gorusunun en iyi olduguna inanarak kimsenin ogudunu, uyarisin idinlememek. basinin etini yemek * karsisindakini bezdirinceye, biktirincaya kadar surekli konusmak veya soylemek . basinin gozunun sadakasi * basa gelecek bir belâyisavmak veya onlemek icin yapilan bagis, ozveri. basimam * Birden cok imam bulunan camilerde yonetici durumundaki imam. baska * Bilinenden ayri, degisik, farkli, ozge. * Nitelik yonunden alisilmisin disinda bir ustunlugu olan. * Konu edilen, bilinenden ayrinesne ve kimse icin teklik veya cokluk olarak bask asi, baskalaribiciminde

kullanilir. * "Ayrica ustelik bir yana" anlamlarinda -dan / -den baska biciminde kullanilir. baska biri * diger bir kimse. baska isi yok mu? * Bu ise ne diye karisiyor? Bu isonu ilgilendirmez. baska olmak * farkliolmak, degisik gorunmek. baskaca * Ayrica. baskafiye * Dize baslarinda aynikelime olmamak kaydiyla aynisesleri veren kelimelerden olu san kafiye. baskahraman * Bir eserde basrolu oynayan kisi, baskisi. baskalasim* Bir kutlenin fizikce ve kimyaca degismesi, istihale, metamorfizm. baskalasma * Baskalasmak isi. * Embriyon evresinden ergin olana degin bir hayvanin gecirdigi bicim ve yapidegi simleri, istihale, metamorfoz. baskalasmak * Baska bir varliga, nitelige donusmek, degismek, farklilik kazanmak. * Bicim degistirmek, istihale etmek. * Kotulesmek, bozulmak. baskalastirma * Baskalastirmak isi. baskalastirmak * Baska bir duruma getirmek. baskaldiri* Ayaklanma, isyan. baskalik * Alisilana benzememe, degisik olma durumu, degisiklik. baskan * Bir toplulugun, bir toplantinin veya bir dernegin basinda bulunan kimse, reis. * Baziulkelerde devletin ve hukûmetin basi. baskan vekili * Baskanin isini gormesi icin yerine biraktigiveya yetki verdigi kimse. baskan yardimcisi * Baskana yardim eden sorumlu ve yetkili kimse. baskanlik * Baskan olma durumu. * Baskanin gorevi veya makami, reislik, riyaset. baskanlik etmek * bir toplantiveya toplulugu, baskan olarak yonetmek. baskanlik makami * Baskanin odasinin bulundugu veya oturdugu yer. baskanlik sistemi * Devlet yonetiminde tek bir kisinin baskanliginda hukûmet etme ve devleti yonetme esasina baglisiyasî sistem. baskarakter * Oyunun onde gelen aslî karakteri , aslî tipi. baskasi * Diger bir sahis, herhangi bir kimse, digeri, otekisi. baskâtip * Bir resmî dairede veya kurulusta calisan kâtiplerin basi, basyazman. baskâtiplik * Bir resmî dairede veya kurulusta calisan kâtiplerin basi, basyazman.

baskent * Bassehir. baskentlik * Baskent olma durumu. baskesit * Agacin boyuna dikey yonde kesilmesi sonunda yil halkalarinin cember biciminde goruntu verdigi yuzey. baskilise * Piskoposluk makamiolan buyuk kilise, katedral. baskisi * Bir eserin veya bir oyunun en onemli kisisi, baskahraman. baskomutan * Savasta bir devletin butun kara, deniz ve hava kuvvetlerine komuta eden en buy uk komutan, baskumandan, serdar. baskomutanlik * Baskomutanin gorevi. * Baskomutanin makami. baskonakci * Asalagin en iyi gelistigi, dolayisiyla en cok yararlandigive yasamaktan hoslan digikonakci. baskonsolos * En yuksek derecedeki konsolos. baskonsolosluk * Baskonsolosun gorevi. * Baskonsolosun makami. baskose * Bir yerde en saygin kisinin veya buyuklerin oturmasiicin ayrilan yer. baskoseye kurulmak * saygin kisilere ayrilan yere oturmak. baskumandan * Baskomutan. baskumandanlik * Baskomutanlik. Baskurt * Rusya'daki Baskurdistan Federe Cumhuriyeti'nde yasayan Turk halkiveya bu halki n soyundan olan kimse. * Bu halka ozgu olan, bu halkla ilgili. Baskurtca * Baskurt Turkcesi. baslâhana * Yapraklarisiki, yuvarlak baslilâhana (Brassica oleracea). baslama * Baslamak isi. baslama meridyeni * Boylamlarin hesabinda baslangic olarak kabul edilen meridyen. baslama vurusu * Futbolda oyuna ilk baslamada veya her golden sonra topu santrada yeniden oyuna sokmada yapilan vurus. baslama! * (hosolmayan bir soz veya davranisla ilgili olarak) "tekrarlama" anlaminda emir . baslamak * Bir ise girismek, harekete gecmek. * Calisir, isler, yurur duruma girmek. * Olmak, olusmak, ortaya cikmak, dogmak. * Gorunmek. * Etkisini gosterme. * Hosolmayan bir davranisa koyulmak. baslangic

* Bir isin, bir donemin, bir hayatin vb.nin ilk bolumu. * On soz veya giris, mukaddime. baslangic noktasi * Bir isin veya seyin basladigiyer. * Sifir sayisinin, sayidogrusundaki yeri. * Parametrelenmisbir yayin uclarindan biri. baslangic tutmak * bir isi, bir donemin, basladiginokta veya tarih olarak kabul etmek, belirtmek. baslanilma * Baslanilmak isi. baslanilmak * Baslanmak. baslanma * Baslanmak isi. baslanmak * Baslamak isine konu olmak. * Basolusmak. baslatilma * Baslatilmak isi. baslatilmak * Baslatmak isi yapilmak. baslatma * Baslatmak isi. baslatmak * Baslamasina yol acmak. * (birinin) Kotu konusmasina yol acmak. baslayici * Bir sey ogrenmeye yeni baslayan (kimse), muptedi. baslayis * Baslamak isi veya bicimi. basli * Basiolan. baslibasina * Baska seylerden ayriolarak kendi basina, tek basina. baslica * En onemli, basta gelen. baslik * Genellikle basikorumak icin giyilen nesne, takke, kulâh, serpus. * Hayvan kosumunun basa gecirilen bolumu. * Bir sutunun, bir diregin tepeligi. * Bir yazinin, bir kitabin bolumlerinin basina konulan ve konuyu kisaca tanitan yazi, serlevha, antet. * Bazibolgelerde, evlenirken, damadin kaynatasina odemesi gorenek olan para. * Tablalarin veya isparcalarinin duzgun kalmasinisaglamak amaciile bastaraflarin a takilan parca. * Tekerlek parmaklarinin cakilioldugu kisim, top. baslik atmak (veya koymak) * bir yaziya baslik olarak ad bulmak. baslik vermek * bazibolgelerde, evlenirken damat kaynatasina para veya mal vermek. baslikci * Baslik yapan veya satan (kimse). baslikli * Basligiolan. * Antetli, anteti olan. basliksiz * Basligiolmayan. basmabeyinci * Osmanlisarayinda mabeyincilerin basi. basmak

* Ayakkabi, pasmak. basmakale * Basyazi. basmakci* Ayakkabiyapan, satan kimse, pasmakci. * Camilerde, girisbolumunde, cikarilan ayakkabilara bekcilik eden kimse. basmakcilik * Basmakcinin isi. basmaklik * Padisahin anne, kiz kardes, kiz ve hasekilerine baglanan odenek, has, arpalik. * (camide) Ayakkabikonulan yer. basmal * Anamal, sermaye, kapital. basmisafir * En degerli konuk. basmuallim * Basogretmen. basmuallimlik * Basogretmenlik. basmubassir * Gozetmenlerin basiolan kimse. basmuharrir * Basyazar, sermuharrir. basmuharrirlik * Basyazar olma durumu. basmurakip * En ust duzeydeki denetci. basmurakiplik * Basmurakibin yaptigiis. basmudur * En ust duzeydeki mudur. basmudurluk * Basmudurle yonetilen kurulus. * Basmudurun calistigidaire. basmufettis * En ust duzeydeki mufettis. basmufettislik * Basmufettisolma durumu. basmuhendis * En ust duzeydeki muhendis. basmuhendislik * Basmuhendisin yaptigiisveya gorev. basmurettip * Basdizgici, sermurettip. basmurettiplik * Basmurettibin yaptigiis. basmusevvit * Yazimusveddeleri hazirlayan ve adina musevvit denen memurlarin baskani. basnokta * Baslangic noktasi. basoda * Geleneksel Turk evinde ozellikle konuklarin agirlandigibuyuk ve ozenli dosenmi soda. basoyuncu * Bir filmde veya tiyatro eserinde basrolu canlandiran oyuncu. basoyunculuk * Basoyuncu olma durumu. basogretmen * (ilkokullarda) Yonetimden sorumlu olan ogretmen, mudur. basogretmenlik

* Basogretmen olma durumu. basortu * Kadinlarin saclariniortmek icin kullandiklariortu, esarp. basortulu * Basinibasortu ile ortmusolan (kadin). baspapaz * Bazikiliselerin papazlarina, oteki papazlara gore bir ustunluk veren unvan. baspapazlik * Baspapazin gorevi ve makami. * Baspapazin sorumlulugunda olan bolge. basparmak * El ve ayakta bulunan en kalin parmak. baspehlivan * Bircok pehlivaniyenerek gucunu kabul ettirmispehlivan. baspehlivanlik * Baspehlivan olma durumu. baspiskopos * Katoliklerde piskoposlarin basiolan din adami. baspiskoposluk * Baspiskoposun gorevi ve makami. basrahip * Manastirlarda en kidemli ve yonetimden sorumlu rahip. basrahiplik * Basrahibin gorevi. basrejisor * Basyonetmen. basrejisorluk * Basyonetmenlik. basrol * Basoyuncunun rolu. * Bir filmin veya bir tiyatro eserinin baskisisini canlandirma isi. bassavci * En ust duzeydeki savci. bassavcilik* Bassavciolma durumu. * Bassavcinin gorevi veya makami. bassiz * Basiolmayan. * Yoneticisi, baskaniolmayan. bassizlik * Basiveya baskanibulunmama durumu. * Yasasive hukûmeti olmayan topluluk, erksizlik, anarsi. bassehir * Bir devletin yonetim merkezi olan sehir, devlet merkezi, baskent. basta (veya basinda) bulunmak * bir isin yoneticisi olmak. basta gelmek * onde olmak, ustun durumda olmak. basta gitmek * en ileri durumda bulunmak. basta tasimak * cok saygigostermek. bastaban * Yunan ve Roma mimarliklarinda, sutunlarin ustune oturan ve iki sutun arasindak i uzakligin ustunu orten buyuk, uzun taskirislerin olusturdugu bolum. bastabip * Bashekim. bastabiplik * Bashekimlik.

bastan * basindan alarak, bir kez daha, yeniden. bastan asagi * Hepsi, butunu, bir uctan obur uca kadar. bastan asmak * pek cok olmak, pek cogalmak. bastan basa * Tamamen, butunuyle, hepsi bir arada. * Basindan sonuna kadar. bastan cikarmak * ayartmak, kotu yola suruklemek, dogru yoldan saptirmak. bastan cikmak * ahlâkibozulmak. bastan kalmis(veya kalma) * baskasitarafindan kullanilmis. bastan kara etmek * batma tehlikesi karsisinda, gemi basinikaraya vurup oturmak. bastan kara gitmek (veya etmek) * sonunu dusunmeyerek hesapsiz, batarcasina yasamak. bastan savma * ustunkoru, ozen gostermeden. bastan savmaci * Bir isi yapmamak veya savsaklamak icin bahane bulma, basindan savma veya atma. bastan savmacilik * Bir isi yapmamak icin bahane bulma isi. bastan sona * Daima, her zaman. bastanimaz * Asi, isyanci, duzen bozucu. bastanimazlik * Anarsizm. bastankara * Otucu kuslar takiminin, bastankaragiller familyasindan, Kuzey Afrika, Avrupa v e Asya'da yasayan, cesitli renklerde olabilen bir kusturu (Parus maior). bastankaragiller * Omurgalihayvanlarin, otucu kuslar takimindan yuz kadar kusturunu icine alan ge nisbir familya. bastarda * Osmanlidonanmasinda yer alan kadirga cinsinden bir tur savasgemisi. basteknisyen * En yuksek duzeyde bulunan teknisyen. basteknisyenlik * Basteknisyenin gorevi. basucu * Bir yerin duseyinin gok kureyi kestigi nokta. basucu noktasi * Yeryuzundeki bir gozlem noktasindan gecen dusey dogrultusunun gokyuzunu deldig i iki noktadan, ufkun ustunde olani, semturreis. basucu uzakligi * Gokyuzunde verilen bir nokta veya yildizin basucu noktasindan acisal uzakligi. basuzman * En yuksek duzeyde bulunan uzman. basuzmanlik * Basuzman olma durumu. * Basuzmanin gorevi. basulke * Somurge imparatorluklarinda somurgelere egemen olan ulke. basustu

* Geminin on bolumunde capanin bulundugu yer. basvekâlet* Basbakanlik. basvekil * Basbakan. basvekillik * Basvekil olma durumu. basvurdurma * Basvurdurmak isi veya durumu. basvurdurmak * Basvuru isi yaptirmak, muracaat etmesini saglamak, muracaat ettirmek. basvurma * Basvurmak isi, muracaat. basvurmak * Bir isin yapilmasiicin bir kimsenin araciliginiistemek veya bir iste bir seyde n yararlanmak amaciyla ona el atmak, muracaat etmek. * Bilgi sahibi olmak icin bir kaynagikullanmak. basvuru * Basvurmak isi, muracaat. * Bilgi sahibi olmak icin bir kaynagikullanma, bilgiye ulasma, referans. basvurucu * Bir isicin basvuran kimse, muracaatci. basvurulma * Basvurulmak durumu. basvurulmak * Basvuru yapilmak, muracaat edilmek. basyapit * Saheser. basyardimci * Bir kurum veya kurulusta gorevli amirin yardimcilarindan en ust duzeyde olani. basyargici* Oyunu yoneten yargicilardan, anlasmazlik durumunda, kararda yetki ustunlugu olan i, bashakem. basyaver * Yaverlerin basiolan kimse. basyaverlik * Basyaver olma durumu. * Basyaverin gorevi veya makami. basyazar * Bir gazete veya derginin basyazilariniyazan kimse, basmuharrir, sermuharrir. basyazarlik * Basyazar olma durumu. * Basyazarin gorevi. basyazi * Gazete ve dergilerde ilk sutuna veya birinci sayfaya konulan onemli yazi, basm akale. basyazman * Bir dairedeki yazmanlarin basi, baskâtip. basyazmanlik * Basyazman olma durumu, baskâtiplik. * Basyazmanin gorevi veya makami. basyemek * Geleneksel Turk mutfaginda corbadan sonra gelen en onemli yemek. basyildiz * Cift yildizlarda buyuk olan yildiz. basyonetmen * Bir filmde veya tiyatro oyununda en ust duzeyde yonetmenlik yapan kimse, basre jisor. basyonetmenlik

* Basyonetmenin isi veya meslegi. basyukari* Bir yer altikuyusunun ust kismina gecmeyi saglayan gecit. bat * Kursun borularin agziniacmakta kullanilan, simsirden yapilmis, ucu sivri bir c esit takoz. bata cika * Guclukle zorlukla. bataga saplanmak * icinden cikilmasiguc bir durumda olmak. batak * Uzerine basinca coken camurlasmistoprak. * Hayir gelmez, yarar saglamaz, batmis. * Kotu durum, icinden cikilmaz is. batak cullugu * Cullukgillerden, batakliklarda yasayan, rengi kahverengiye calan siyah, 30 cm uzunlugunda bir culluk turu (Gallinago gallinago). batakci * Borcunu odememeyi aliskanlik hâline getirmisolan (kimse). * Eline gecen parayibatiran. batakcil * Batakliklariseven, batakliklarda yasayan (bitki, hayvan). batakcilik * Batakciolma durumu. batakhane * Gidenlerin dolandirildigiveya kotu bir durumda birakildigiyer. * Ýslerin zamaninda ve geregince yapilmadigiyer. batakli * Batakligiolan (yer). bataklik * Cok derin olmayan sularla ortulu batak bolge. * Uygunsuz ve kotu, ahlâk disidurum. bataklik ardici * Bataklik ve sik bitki ortulu yerlerde yasayan kucuk ve otucu kus(Acrocephahus palustris). bataklik baykusu * Baykusgiller familyasindan, sirt tuyleri pas rengi olan, batakliklarda yasayan bir kusturu, ishak kusu (Asio flammeus). bataklik gazi * Metan. bataklik keteni * Papirus familyasindan, batakliklarda yetisen bir bitki, pamuk otu (Eriophorum) . bataklik kirlangici * Kisa gagali, uzun kanatli, ucarken deniz kirlangiciniandiran bir tur kus(Glare da). bataklik kuslari * Omurgalihayvanlardan hem tavuksulardan, hem yagmur kuslariniicine alan kuslar sinifi. bataklik nergisi * Avrupa ve Kuzey Amerika'da gunesli su kiyilarinda yetisen cok yillik bir bitki (Caltha palustris). batar * Zaturree. batarya * En kucuk topcu birligi. * Savasgemilerinde borda toplarive bunlarin bulundugu guverte parcasi. * Birkac aygitin bir araya getirilerek belirli bicimde eklenmesinden olusan taki

m. batarya atesi * Bir bataryada bulunan toplarin hep birden atesduzenine gecmesi. batarya kutusu * Bataryanin butun olarak tasinmasinisaglayan sandik. bataryali * Batarya ile guclendirilmisveya desteklenmis. * Batarya ile calisan (radyo, telefon vb.). bateri * Orkestrada vurma calgilar takimi, davul. baterist * Bateri calan kimse, davulcu. bati * Yeryuzundeki baslica dort yonden gunesin battigiyon, gun indi, garp. * Bu yonde olan, bu yonle ilgili, garbî. * Bulunulan yere gore gunesin battigiyonde olan bolge, garp. * (siyasî anlamda) Avrupa ve Kuzey Amerika. * Gunesin 22 Martta ve 23 Eylulde battiginokta. batibloku * BatiAvrupa ulkeleri ile Kuzey Amerika ulkelerinin olusturdugu blok. BatiTurkcesi * Hazar Denizinin batisindaki Turk dunyasinda XÝÝÝ. yuzyildan beri kullanilan ve Oguzc aya dayanan Turk dili. batici * Batiyanlisiolan kimse, garpci. baticilik * Batiyanlisiolma durumu, garpcilik. batik * (gemi icin) Batmis. batil * Dogru ve hakliolmayan. * Curuk, temelsiz. batil inanc * Doga ustu olaylara, gizli ve akil disiguclere, kehanetlere asiriderecede bagli bosinanc, batil itikat. batil itikat * Bosinanc. batili * Batiulkeleri veya batibolgesi halkindan olan (kimse), garpli. * Batiuygarliginibenimsemisbulunan (kimse). batililasma * Batililasmak isi, garplilasma. batililasmak * Ozellikle Avrupa ulkelerinin dusuncede, calismada, gorusve anlayista izledikle ri temel ilkeleri benimsemis olmak, garplilasmak. batililastirma * Batililastirmak isi, garplilastirma. batililastirmak * Batililasmasinisaglamak, garplilastirmak. batililik * Batiliolma durumu. * Batiuygarliginibenimseme, garplilik. batin * Karin. * Gobek, kusak. Batinî * Batiniye mezhebinden olan kimse. * Ýcrek.

) ufkun altina inmesi. * Saplanmak. * Bu kumastan yapilmisolan (giysi). iflâs. maydanoz. negatif yuzebilirligi bulunan da liskuresi. * Yok olmak. batkinlik * Borclariniodeyemedigi mahkeme karariile tespit ve ilân olunan tuccarin durumu. agir. nane. tahin ve limon suyu kullanilarak yapilan. * Bu yontemle hazirlanmiskumas. . * Yikilma. * Ýflâs etmek. incitmek. * Cokmek. batirma * Batirmak isi. cokme. yok olma. * (Gunes. taze asma yapragiveya lahanaya sarilarak tuketilen bir salata tutu. iflâs etmis(kimse). Yildiz vb. batiskaf * Deniz diplerinde inceleme yapmak icin kullanilan arac. batis * Batmak isi veya bicimi. dovulmemisceviz ici. * Bir gok cisminin (Ay. * Kirlenmek. muflis. * Kirletmek. domates.Batinîye * Gorunurdeki olaylarin ardinda gizli gerceklerin bulundugunu kabul eden tarikat lara verilen ad. Ay. batik * Kumas. inkiraz. batki * Batkinlik. batmasinisaglam ak. batma * Batmak isi. Gunes. bati * Yavas. batirmak * Sivinin veya yumusak bir maddenin icine gomulmesine yol acmak. sogan. i flâs. * Hosa gitmeyen bir duruma ugramak. * (tedirgin etmemesi gereken seyler icin) Tedirgin etmek. deri veya kâgit suslemede kullanilan bir yontem. * Bir iste sermayeyi yitirmek. * Dokunmak. batmak * Bir sivinin ustunde iken icine gomulmek. yildiz icin) Dunyanin donusu dolayisiyla ufkun altina inmek. * Bir kimseyi cekistirip iyice kotulemek. * Yikilmak egemenligi sona ermek. batkin * Borclariniodeyemez duruma dusen. batirilmak * Batirmak isine konu olmak. batirilma * Batirilmak isi. * Mahvetmek. batirik * Koftelik bulgur. batman * Miktaribolgelere ve tartilacak seylere gore degisen eski bir agirlik olcusu. * Daha kotu bir duruma ugramak. batisfer * Su ustu araclarina celik kablo ile baglanmis. * Yok edilmek.

* Erkek ozel adlariyerine kullanilir. * Gercekten. malicok olan. batsat * Ara sira. battal olmak * kullanilamaz. bavul * Yolculukta. tuzlu cubuk. battaniyeli * Battaniyesi olan. pespaye. batur * Bahadir. batyal * 200 ile 2000 m arasinda derinligi olan (deniz). cok. bavulcu * Bavul yapan veya satan kimse. zengin (kimse). bavlima * Bavlimak isi. seyrek olarak tek tuk. bay * Bey yerine kullanilan bir unvan. ise yaramaz duruma gelmek. . oldukca. * Her zamanki gibi olan. siradan.batonsale * Tuzlu hamurdan yapilan ince uzun cubuk. harman dovme makinesi. kullanilmaz. battaniye * Yorgan yerine veya yorgan ustunde kullanilan. bayagi * Asagilik. bay * Parasi. âdeta. amiyane. bav * Hayvaniavciliga alistirma isi. battal etmek * kullanilamaz bir duruma getirmek. bavci * Sahin ve kopek gibi hayvanlariavciliga alistiran kimse. cogu yunden dokunmuskalinca ortu . battal * Ýse yaramaz. kopeklerini ava alistirmak icin kullandiklariyapay kusvb. bavullu * Bavulu olan. * Alisilmisolandan buyuk. bavul veya cantalarla yolcu beraberinde sinirdan gecirerek ic piyasada degerlendirmek isi. basit adî. bozulmak. * Kibar olmayan. epey. banal. battal edilmek * kullanilamaz duruma getirilmek. bavul ticareti * Gumruksuz ve vergisiz ithaline izin verilen esyayiyabanciulkelerden satin alip . * Hemen hemen. bavlimak * Sahin ve kopegi ava alistirmak. batoz * Harman makinesi. Bavyerali* Bavyera halkindan olan (kimse). * Avcilarin. battibalik yan gider * isler kotu gittigine gore artik istenildigi gibi davranilabilir. icine esya konulan buyuk canta. hicbir ozelligi bulunmayan. bavli * Ava alistirilmis(hayvan).

* Yigilmis. pekâlâ. * Suzgun. Bayat * Oguz Turklerinin 24 boyundan biri. bayatsimak * Bayatlamaya yuz tutmak. bayginlasma . davranis. bayagilastirma * Bayagilastirmak isi. * hayranlikla seyretmek. baygin * Bayilmis. * Guncelligini. baygin baygin bakmak * kendinden gecmisbir sekilde. tazeligini yitirmek. bayan * Hanim yerine kullanilan bir unvan. bayagikesir * Ondalik olmayan kesir. cok soylenmis. bayagilasma * Bayagilasmak durumu. cevreye goz gezdirmek. bayagilasmak * Bayagibir durum almak. bayagibir duruma girmek. kendinden gecmis. bayati * Azerî ve Turkmen halk siirinde mani turune verilen ad. uygunsuz olmak. kari. * Gonul vermis. bayatlatmak * Tazeyken kullanmayip bayatlamasiicin bekletmek. bayagilastirmak * Bayagilasmasina sebep olmak. giyinisicin) yakismamak. bayatîaraban * Araban ve bayatî makamlarindan olusturulan bir birlesik makam.* Cok iyi. baygin dusmek * cok yorulmak. * Kadin ozel adlariyerine kullanilir. bayatlik * Bayat olma durumu. bayatîbuselik * Bayatî makaminin buselik beslisi veya dortlusu ile sona ermesinden olusan bir bi rlesik makam. bayat * Taze olmayan. bayatlatma * Bayatlatmak isi. * Ýnsanikendinden gecirir gibi olan. dokulmus. * Es. onemini. ozelligini yitirmis. bayatî * Klâsik Turk muziginde ussak dortlusune buselik beslisi katilmasiyla yapilmiseski bir makam. bayatlama * Bayatlamak durumu. bayatlamak * Bayat duruma gelmek. bayagikacmak * (soz. bayagilik * Bayagiolma durumu veya bayagica davranis. bayatsi * Bayatlamaya baslamis.

bayilttirmak * Bayilmasina yol acmak. bayiltici * Bayiltan. Bayindir * Oguz Turklerinin 24 boyundan biri. susuzluk. bayindirlastirma * Bayindirlastirmak isi. bayiltma * Bayiltmak isi. cok sevmek. bayindir * (yer icin) Gelisip guzellesmesi. bayilmasina yol acmak. bayindirlasma * Bayindirlasmak durumu. kan dolasiminin ve solunum gorevlerinin duraklamasi. * (goz icin) Suzulmek.* Bayginlasmak isi. bayindirlastirmak * Bir yeri bayindir duruma getirmek. . bayindirlasmak * Bayindir duruma gelmek. bayilmak * Baygin duruma girmek. bayilttirma * Bayilttirmak isi veya durumu. * Duyumlarin durmasi. bayila bayila * Ýsteyerek. bayindirci* Bayindir duruma getirici. kendinden gecmek. * cok heyecanlanmak. aclik. Bayindur * Oguz Turklerinin 24 boyundan biri. * Vermek. * Bayindir duruma getirme isi. bayginti * Bayginlik. bayiltmak * Bayilmasinisaglamak. imar etme. bayir * Kucuk yokus. imar. * Cok hoslanmak. yorgunluk gibi etkenlerle dayanma gucunu yitirmek. bayilma * Baygin duruma girme. odemek. hayat sartlarinin uygun duruma getirilmesi ic in uzerinde calisilmisolan. kendinden gecme. * Ýpek boceklerinin sindirim organlarinda gorulen ve yemden kesilmelerine yol acan bir hastalik. vucud un kimildanamamasi gibi fizyolojik aksamalarla beliren kendinden gecme durumu. bayginlik * Baygin olma durumu. bayindirlik* Bayindir olma durumu. * Bayiltacak gibi etkide bulunan. severek. bayginlik gecirmek * bayilmak. * Sicak. bayginlasmak * Baygin duruma gelmek. telâslanmak. imar etmek. kendini kaybetmek. mamur. uyur gibi olmak. bayilmasinisaglamak. cok isteyerek. istekle. bu sebeple koza yapamama durumu. umran.

* Devre disibirakma. bayma * Baymak isi. etki altinda birakmak. baylanma * Baylanmak isi. belli bir toplulugun veya bir kurulusun simgesi olarak kullanila n. bayirlasmak * (yer ve yol icin) Diklesmek. * Simariklik. bayrak acmak * gonullu asker toplamaya girismek. * Baklagil ciceklerinde digerlerinden daha ustte bulunan. renk ve bicimle ozellestirilmis. baykusgiller * Buyuklukleri cesitli olan kukumav. isve. baypas ameliyati * Kalpte tikanmisbir damarin besledigi bolgeye kan akisiniartirmak icin o bolgey e eklemek icin yapilan damar ameliyati. daha buyuk olan ve cog unlukla baska bir renkte ve yuvarlakca olan tac yapragi. dukkân veya kurulus. yirticigece kuslarinin genel adi. puhu gibi yirticikuslariicine alan kuslar f amilyasi. * Gerektiginde indirilip kaldirilan. baylan * Nazli. bayirlasma * Bayirlasmak durumu. simarik (bicimde). baylanlik * Zenginlik. terbiyesiz erkek. bayir turpu * Ýri bir turp turu (Cochlearia armoracia). baylanmak * Nazlanmak. bayir yukari * Tepeye dogru. genellikle dik dortgen biciminde kumas. midede ezinti yapmak.bayir asagi * Tepeden duze dogru. * Oncu. bayir kusu * Calibulbulu. baypas * Damar aktarma. baykusgibi * ugursuzluk getirdigine inanilan kimseler icin soylenir. kulak yerinde iki sorgucu bulunan. * Aldatmak. bayrak * Bir milletin. kandirmak. * Kaba. naz. simarmak. yokusbasina yonelerek. baymak * (yiyecek) Bayginlik vermek. baykus * Basinda. bayilik * Bir maddeyi surekli satma isi. * Bu isin yapildigiyer. . bayragiyariya indirmek * millî yas ilân etmek icin bayragidiregin yarisina kadar indirmek. bayi * Bazimaddeleri satma izni olan kimse. acilip kapatilan kol. * Simge. sembol. mideyi bulandirmak.

bayrakli * Bayragiolan. bayrak cekmek (veya asmak) * bayragibir direge veya ipe takmak. * Gemilerde guvertenin en yuksek diregi. bayraklasmak * Bayrak degeri kazanmak. * Sevinc. donatilmis. bayraktarlik * Bayraktarin gorevi. seyran degil. bir gorusun yayilmasinda oncu olarak calismak. bayram * Millî veya dinî bakimdan onemi olan ve kutlanan gun veya gunler. bayram etmek (veya yapmak) * cok sevinmek. diken veya satan kimse. nese. * Bkz. bayram ayi * (Hicrî takvime gore) Ramazandan sonra gelen ay. bayram gunu * Bayrama rastlayan. eli bayrakli. bayrak merasimi * Bkz. sevincli cocuk. bayraktarliginiyapmak * bir akimin. bayrak gibi * kendini belli edecek bir bicimde. bayrak dikmek * bayraklibir sopayibir yere saplamak. bayraktar * Bayragitasiyan kimse. bayrak yarisi * Atletizmde dort sporcudan olusan ekibin aralarinda paylastiklarimesafelere bas larken elden ele gecirmek yoluyla bir sopayi. uzerine bayrak cekilmisbulunan (yer). enistem beni niye optu * gosterilen bu ilginin. bayrak toreni * Bayrak karsisindaki saygidurusu. * Bayram gunu dogmuscocuk. . bayrakci * Bayrak ceken kimse. bayrak diregi * Bayrak asmak icin hazirlanmisuzun direk. * Bayrak asmaya uygun direk.* bir ulku yolunda toplanmaya cagirmak. bayraklariacmak * bagirip cagirarak. hircinlik etmek. sevval. bayram alayi * Bayram gunlerinde padisahlarin camiye gidisve gelissirasinda yapilan toren. bayrak toreni. * Ozel olarak kutlanan gun. bayraklik * Bayrak olmaya uygun kumas. * Bayrak yapan. bayram cocugu * Bayram dolayisiyla suslenmis. bayramin kutlandigigun. bayrakalti* Ordu hizmeti. bayraklasma * Bayraklasmak isi veya durumu. bayragidusurmeden yaptiklarikosu. bayram degil. bu yakinligin bir sebebi olacak. bayraktarlik etmek * onculuk etmek. yol gostermek. askerlik.

bayramlik agziniacmak * kaba konusmak. baytar * Hayvan hastaliklarihekimi. baysal * Huzur ve refah icinde olan. bayramlik ad * Birisi tarafindan hakaret yollu kullanilan sozun kendisine ait oldugunu bildir mek icin kullanilir. arada sirada. bayramlasmak * Birbirinin bayraminikutlamak. bayramlasma * Bayramlasmak isi. bayram hediyesi * Bayram gunleri karsilikliveya tek yanliverilen armagan. sevincli bir ortam. bayramustu * Bayrama yakin. bayram sekeri * Ozellikle dinî bayramlarda konuklara ikram edilen seker veya cikolata. Bayramustu. bayrama ozgu olan. yirticibir kus. bayramlik * Bayramda kullanilan. bayramikutlamak icin yapilan kisa ziyaret. nadiren. bayramdan bayrama * cok seyrek olarak. bayram ziyareti * Dinî bayram gunlerinde. * Bayramî tarikatindan olma durumu. veteriner. bayram yeri * Bayram gunlerinde cocuklar icin kurulan acik eglence yeri. bayramda seyranda * seyrek olarak. bayram tebrigi * Bayramikutlamak icin yazilip gonderilen kart veya birine yapilan ziyaret. bayramuzeri * Bkz. baysallik * Huzur ve refah icinde bulunma durumu. bayrilik * Bayriolma durumu. * Bayramlarda verilen armagan. bayram kocu gibi * gosterisli ve zevksiz bir bicimde suslenmisolan. Bayramî * HaciBayram Veli'nin tarikatina girmisolan kimse. bayram topu * Dinî bayramlarin basladiginiduyurmak icin atilan top. bayram namazi * Dinî bayramlarin ilk gununde sabah namazindan sonra kilinan ozel namaz. kidem. baysungur* Sahin cinsinden. Bayramîlik * Bayramî tarikati. bayramlik agiz * kufur. bayram havasi * Neseli.bayram haftasinimangal tahtasianlamak * sozu. konu ile hicbir ilgisi olmayacak bicimde ters anlamak. kufretmek. nadir olarak. baytarlik . kadim. bayri * Cok eski zamanda var olmusveya eskiden beri var olan.

kimisi. bazal * Bazicok olan (tuz) veya bazin ozelliklerini tasiyan (madde). bazilari(veya bazisi) * birtakimi. asi tlerle birlesince tuzlariveren oksitler. bazik * Baz niteligi gosteren. bazice * Oyun. * Birlesiminde asit ve baz agirligioraninormal tuza gore az. arada bir. bazalt * Koyu renkli. bazi * Birtakim.* Baytarin meslegi. esas. alisveris. pazar. baza * Mobilyanin uzunlugunca konulan dar ayak. bazen * Ara sira. arada bir. bazidiyospor * Bazitli mantarlarin sporlarina verilen ad. * Tatlisibol. esasî. u c salona ayrilmis. * Dolap govdesinin zemine duzgun oturmasina yarayan cerceve seklindeki kaide. bazlamac * Bazlama. bazik oksitler * Cogu oksijen bakimindan zayif olan. bir cesit yanardagkultesi. baz losyon * Cildin esnek ve saglikligorunmesini saglamak ve ozellikle yagliciltlerin parla k goruntusunu gidermek icin kullanilan bir tur losyon. bazibazi* Ara sira. uc kisminda yarim cembere benzeyen bir cikintisiolan Rom a mahkemesi. sert. kimi vakit. . baz * Temel. kimi. yanlardakiler daha alcak olmak uzere ici. bazlama * Sacda pisirilmisyuvarlak pide. esas. arada bir. kimi vakit. iki sira sutunla. su ile birlesince baz etkisi gosteren. bazilika * Kral sarayi. * Dikdortgen biciminde. * Taban. bazit * Bazit mantarlarin ureme organi. dikdortgen biciminde kilise. bazar * Carsi. kalin gozleme. * Pazarlik. * Ortadaki yuksek. bazidingil doner baziteker * karsilikliiliskilerde her iki tarafa da zaman zaman soz soyleme hakkidogar anl aminda kullanilir. * Bir asitle birlesince bir tuz olusturan madde. fakat baz oraninorm al tuza gore yuksek olan (tuz). bazitli mantarlar * Sporlaribazitlerin icinde bulunan mantarlar grubu. * Ara sira.

hey. * Kisinin yatkinlik ve ogrenime bagliolarak bir isi basarma ve bir islemi amaca uygun olarak sonuclandirma yetenegi. elinden isgelen. becayisetmek * degisik yerdeki gorevliler. * Sevgi seslenisi olarak kullanilir. bebek beklemek * (kadin) gebe durumda bulunmak. * bebege yakisir bicimde. bebek * Meme veya kucak cocugu. . ilâciozel olarak yapilmisaspirin. bucur erkek. budala. Beberuhi * Karagoz oyunundaki kambur cucenin adi. 0-2 yasgrubunda bulunanlarin olumu.bazlasma * Bir maddenin baz durumuna gelmesi. maharetli. ustalik. bazuka * Roketatar. bebekce * Bebek gibi. bebeklik * Bebek olma durumu. bez vb. * Plâstik. yahu. tahta. karsilikliyer degistirme. maharet. mahir. becellesmek * Cebellesmek. bebeklesmek * Simarikca davranislarda bulunmak. bebeklik etmek * bebek gibi davranislarda bulunmak. kucuk cocuk. bebeklesme * Bebeklesmek isi. be * Turk alfabesinin ikinci harfinin adi. * Vucudun. beceri * Elinden isgelme durumu. * Bebek gibi davranislarda bulunma. becellesme * Becellesmek isi. becerikli * Becerisi olan. * Yeni dogan yavrunun yetiskinlerin bakimina surekli olarak bagimlioldugu donem. * (kucuk b ile) Sevimsiz. * Goz bebegi. bebe aspirini * Kucuk cocuklara icirilmek uzere. maharet. karsilikliyer degistirmek. becayis * Yer degisme. bebecik * Kucuk veya acinacak durumda olan bebek. bebe * Bebek. bebek gibi* cok guzel (kadin). yapilmasiguc alistirmalara yatkin olmasidurumu. bebek olumu * Cesitli hastaliklardan.den yapilan insan biciminde oyuncak. be * (teklifsiz konusmada) Ey. usta. * Yasina yakismayacak davranislarda bulunan kimse. bebege yakisir bicimde. Be * Berilyum'un kisaltmasi.

bedbahtlik* Mutsuzluk. bedbaht * Mutsuz. becerme * Becermek isi. bahtsiz. kirletmek. bahtsizlik. becermek * Guc gorunen bir isveya duruma cozum bulmak. kirletmek. * Ýrzina gecmek. talihsiz. beceriksizlik * Beceriksiz olma durumu. bedahet * Besbelli. bedaheten * Birdenbire. ustalik. becit * Gerekli. bozmak. * Birini oldurmek. emeksiz. ansizin. bedavaya * Cok ucuza. bedavaci* Her seyi bedavadan saglamaya calisan (kimse). kucuk bir kus(Passer). dusunmeksizin. tavuk buyuk lugunde. tuyu mavimtirak kul renginde. parasiz. luzumlu. beceriksiz * Becerisi olmayan. * Bir konuda hazirliksiz konusabilme yetenegi. apacik olma durumu. Becene * Oguz Turklerinin 24 boyundan biri. bedbin . bedavalasma * Bedavalasmak durumu. bedbaht olmak * uzulmek. becet * Sercegillerden. bedavalasmak * Bedava duruma gelmek. bedavadan * Bedava olarak. usta olmayan. bedayi * Estetik yonu agir basan guzellikler. bedavacilik * Bedavaciolma durumu. bedavadan ucuz * cok ucuz. ustesinden gelmek. maharet. bedavasina * Bkz. * Ývedi. basikucuk ve ciplak. Bec tavugu * Tavukgillerden. evcil bir hayvan (Numida meleagris). * Bir seyi kullanilmaz duruma getirmek. bedbaht etmek * uzmek. acele. bedava sirke baldan tatlidir * masrafsiz veya emeksiz elde edilen seylere herkes istek gosterir.beceriklilik * Becerikli olma durumu. bedavadan. bedava * Karsiliksiz.

intizar etmek. bedelci * Bedel verdigi icin kisa sure hizmet goren asker. bedduasitutmak * ilenci yerine gelmek. beden * Canlivarliklarin maddî bolumu. birinin isi surekli ters gitmek. bedel tutmak * kendi yerine askerlik yapmasiicin birini para ile tutmak. denk. bedel * Deger.* Kotumser. kotumserlige kapilmak. * Bedelci. ilenc. bedel odenilen. lânetlenmis. bedelsiz ithalât * Yurt disindaki iscilerin veya gecici gorevle yurt disina giden kamu gorevliler inin donuslerinde kendi mesleklerinin icrasiveya kisisel kullanim icin getirdikleri mallar icin yapilan duzenleme. beddua etmek * ilenmek. suratsiz. bedbinlestirme * Bedbinlestirmek isi. coban. umitsizlige dusurmek. * Baskasinin adina ve onun parasiile hacca giden kimse. beddua sinmek * ilencin tutmasiyuzunden. . karamsar. govde. bedduasinialmak * biri tarafindan kendisine ilenilmek. bas. karamsarliga sokmak. karamsarlik. pesimizm. bedbinlesmek * Kotumserlesmek. * Asik suratli. bedel vermek * askerlik yapmamak veya kisa sure yapmak icin devlete para odemek. karamsar duruma getirmek. kotumser olmak. bedelsiz * Bedeli olmayan. vucut. * Bir seyin yerini tutabilen karsilik. bedeli belirlenemeyen. * Kale duvari. bedbinlik * Kotumserlik. * Esit. bedelli askerlik * Askerlik cagina gelmisgenclerin belirlenen miktardaki parayiodeyerek yaptiklar ikisa sureli vatanî gorev. bedbinlestirmek * Kotumser. bedelli * Bedeli olan. karamsar olmak. * Cok degerli. bedbin olmak * umitsizlige dusmek. bedcehre * Kotu yuzlu. * Usak. kol ve bacak disinda kalan bolumu. bedbinlesme * Bedbinlesmek isi. bedel odenilmeyen. fiyat. hizmetci. bedbin etmek * uzmek. kiymet. beddua * Ýlenme. * Vucudun. * Askerlik yapmamak veya yapilacak sureyi kisaltmak isteyenlerin devlete odedikl eri para. pesimist.

bedirlenmek * Dolunay bicimini almak. bedensel * Bedenle ilgili. bediî * Guzellik olculerine uyan. bedensel. bedirlenme * Bedirlenmek durumu. fiilen. beden egitimi * Vucudu guclendirmek ve sagligikorumak amaciyla aracliveya aracsiz hareketler y apma. yuzyilda kurulan bir Sunnî tarikati. beden terbiyesi * Spor islerinden sorumlu makam. bedir * Dolunay. bedirlenmek. bedevî * Colde. . bediîlesmek * Bediî duruma gelmek. bedevîlik * Bedevî olma durumu. bedesten * Ýcinde degerli esya alinip satilan kapalicarsi. bedirlesmek * Ay bedir durumunu almak. * Boyle bir hayat surduren kimse. * Estetik. bedirlesme * Bedirlesmek durumu. cadirda yasayan gocebe. bedenî * Bedenle ilgili. guzel sanatlar. * Parlak ve saglikligorunmek. * Bkz. kotulugu ile dillere dusen. yumagi. bediîlesme * Bediîlesmek isi. ayin on dordu. bedenci * Beden egitimi ogretmeni. bediiyat * Estetik bilimi. bedik * Kazak Turklerinde bir hastaligin iyilesmesi icin yapilan toren. kotu yurekli. begenilen. gozu gonlu oksayan.beden cezasi * Ýnsan vucudu uzerine uygulanan ceza. bedhah * Kotuluk isteyen. bedence * Beden bakimindan. beden egitimi. bedihî * Besbelli. apacik. bedenen * Bedeniyle. bedenî. bedenli * Bedeni olan. * (buyuk b ile) Bedevîlik tarikatindan olan dervis. vucuduyla. bednam * Kotu un kazanan. * (buyuk b ile) XÝÝÝ. bedirik * Temizlenip taranmisve egrilmeye hazir duruma getirilmisyun veya pamuk topagi.

hor gormek. beglik * Beylik. begenilmek * Ýyi ve guzel bulunmak. hosgorunmesini saglamak.beduk * Cam sakizi. begenilir olma durumu. * Onaylamamak. ornegi begonya olan bir bitki familyasi. begeni * Guzel veya cirkin yargisiniverdiren duygu. begenilme * Begenilmek isi veya durumu. kusku ile karsilamak. begenirlik * Begenme durumu. begendi * Bkz. begenmeyenin umursanmadiginianlatir. begonvil * Akdeniz bolgesinde yaygin bir cicek. iyi veya guzel bulmama. * Onaylamak. hosa gitmek. pek cok cesitl eri bulunan sicak ulke bitkisi (Begonia). kabul etmek. * Guzeli cirkinden ayirma yetisi. * Benzerleri arasindan birini secip ayirma. recine. begendirmek * Begenilmesini. gusto. begenis * Begenme. dekoratif yapraklarive renkli cicekleri olan. begenmek * Ýyi veya guzel bulmak. begenilen. begum * Hint prenseslerine verilen unvan. zevk. takriz. behemehal . asiri. Begdili * Oguz Turklerinin 24 boyundan biri. begenme * Begenmek isi. behavyorizm * Davraniscilik. begenmemek * Ýyi veya guzel bulmamak. begence * Ovucu tanitma yazisi. hunkârbegendi. beg * Bey. * Sevilmek. begendirme * Begendirmek isi. zevk. begonyagiller * Ýki ceneklilerden. * Kucumsemek. * Kusku duymak. begenmeyen kizini(veya kucuk kizini) vermesin * bir durumun begenilmemesi karsisinda. begonya * Begonyagillerden. tasvip etmek. pek cok. begenilir * Begenme duygusu veren. begayet * Son derece. begenmezlik * Begenmeme.

. * Dogallik. olumsuzlesmek. bej * Sariya calan acik kahverengi. hissesi olmayan. bekâr kalmak (veya yasamak) * evlenmemek. evlenmemisolmak. beis * Engel. bekâr * Evlenmemiskimse. ne yapip yapip. behimî * (duygular icin) Hayvanca. ucmak. yalniz yasayan kimse. * Saflik. bekâret * Kiz oglan kiz olma durumu. mutlaka. bekâra karibosamasikolaydir * bilgi ve tecrubesi olmayan bir kimsenin isi hafife almasi. bek * Hava gazilâmbasinin ucu. bekâr odasi * Bekârlarin. * olum veya bosanma dolayisi_____yla esini yitirmek. kizlik. saglam. zarar. beis yok * zarariyok. temizlik. beka * Kalicilik. onemi yok. bek * Savunucu. nasip. bekârhane * Bekârlarin kalmasiicin ayrilmisveya duzenlenmisoda. * Kotuluk. bekar * Diyezli veya bemollu bir sesin eski durumuna getirilmesini gosteren nota isare ti. * Bekârlarin yasadigimustakil ev. behimîlik * Behimî olma durumu. yenilik. ne olursa olsun. masumluk. behime * Dort ayaklihayvan. onemsememesi. nasibi.* Her hâlde. hayvana yakisir bicimde olan. behresiz * Payi. tazelik. behey * Cikisma bildirmek icin kullanilan bir unlem. tasradan gelmisiscilerin kalacagioda. * Sanat ve dusuncede ozgunluk. gereg ince degerlendirememesi tâbiîdir. beka bulmak * olmezlik erdemine ulasmak. bîbehre. behre * Pay. behist * Cennet. erdenlik. kati. uymazlik. beis gormemek * sakinca. * Bu renkte olan. bek * Sert. hisse. olmezlik. zarar gormemek. beher * Her bir. * Evli oldugu hâlde ailesinden ayri.

* Vakit oldurme. tikanmak. beklenilmek * Beklenmek. beklenme * Beklenmek durumu. ansizin. bekleme salonu * Doktor. * Bir seyi. beklenmek * Beklemek isine konu olmak. ile gorusme oncesinde oturulan yer. * Sure tanimak. bekci kalmak * koruyucu. direnmek. bekci * Bir seyi veya bir yeri bekleyip korumakla gorevli kimse. beklenmez * Beklenmeyecek durumda olan. bir kimseyi gozetmek. bekârlik sultanlik * evlenmeden tek basina yasamanin daha iyi oldugunu anlatir. korumak. beklenmezlik fiili * -acagi/-ecegi bicimindeki sifat-fiil ekine tutmak fiili getirilerek yapilan ve . * Karsilasilmasiihtimali bulunmak. bekleme yeri * Bir kimseyi veya tasitibeklemek icin ayrilan bolme. bekitme * Bekitmek isi. avukat vb. bekleme odasi * Bir kimseyi veya bir tasitibeklemek icin gelenlerin oturduklariyer. bekcilik * Bekcinin yaptigiis. * Kapanmak. bekas * Culluk. * Ummak. beklenmezlik * Beklenmeme durumu. bekleme sal onu. gozcu. denetleyici olarak beklemek. biri gelinceye degin bir yerde kalmak. beklemeli * Sinifta kalip derslere devam etmeyen (ogrenci). acele etmemek. * Aramak.bekârlik * Bekâr olma durumu. durmak. bekle yârin kosesini! * yakinda gerceklesecegi sanilmayan umutlar karsisinda soylenir. beklenilme * Beklenilmek isi veya durumu. bekinme * Bekinmek isi. bekcilik etmek * (bir seyi) bekleyip korumak. bekinmek * Ýnat etmek. bekitmek * Kapamak. muhafaza etmek. istemek. bekleme odasi. tikamak. beklenmedik * Birdenbire. beklemek * Bir isoluncaya. bekleme * Beklemek isi.

* Hayvanlarda omuz basiile sagriarasi. Bektasî uzumu * Taskirangillerden bir cali(Ribes grossularia). ayyas. ayyaslik. beklenmeden oldugunu anlatan birlesik fiil. uzun sapli. bel * Ýsaret. * Bu calinin mayhos.isin istenmeden. * Bireyin belli sart ve durumlarin alacagibicimler veya kendisinden beklenenler konusundaki on gorusu. bel * Topragikazmaya veya kirizma yapmaya yarayan. beklesmek* Birlikte veya karsiliklibeklemek. bekletmek * Beklemek isini birine yaptirmak. ak veya kara yemisi. * Dagsirtlarinda gecit veren cukur yer. bel * Ýnsan bedeninde gogusle karin arasinda daralmisbolum. ickici. bekletme * Bekletmek isi. Bektasî sirri * Cok gizli tutulan sir. bektasîkavugu * Buyuk ve guzel cicekler veren. Bektasî babasi * Bektasî tarikatindan olan dervis. meni. bekletilme * Bekletilmek isi veya durumu. bekri * Ýckiye duskun. sperm. ayakla basilacak yeri tahta. bekletilmek * Bekletmek isine konu olmak veya bekletmek isi yapilmak. nohut buyuklugunde. Bektasîlik * Bektasî tarikati. bel * Ses siddetiyle ilgili birim. beklenti * Bir olgunun sonunda gerceklesmesi beklenen sey. ilik iklimlerde yetisen bir kaktus (Echinocactu s). * Geminin orta bolumu. ucu sivri kurek veya catal biciminde bir tarim araci. bel * Atmik. . Bektasî dedesi * Bektasî tarikatinda daha ust makamlarda bulunan ve yonetimde sorumluluk tasiyan dervis. bel agrisi* Bel cevresinde olusan ve duyulan agri. Bektasî * HaciBektasVeli'nin tarikatina girmisolan kimse. * Bektasî tarikatindan olma durumu. sirtin altina rastlayan bolgesi. beklesme * Beklesmek isi veya durumu. bekleyis * Beklemek isi veya bicimi. * Bu bolumun. bekrilik * Ýckiye duskunluk.

yorum gerektirmeyen. anlamsiz bakmayianlatan bel bel bakmak deyiminde gecer. hicbir yanlisve eksik anlayisa yer birakma yan. belden saga sola bukmek. kumasveya metal den yapilan ozel bag. bel soguklugu * Ureme organlarinin akintilive bulasicibir hastaligi. belâ kesilmek * birisine sikintive eziyet vermek. bel evlâdi* (bir kimsenin) Oz cocugi. * Soz sanatlariniinceleyen bilgi dali. esas. bel baglamak * birisinin kendisine yardimciolacagina inanmak. bel fitigi * Bel bolgesinde fitik. belâgatli * Belâgati olan. isaret vermek. sakincalidurum. bel bel * Durgun. belâ aramak * kavga cikarmak icin firsat aramak. bel kira kira * kirita kirita. bel kemeri * Elbise uzerinden bele dolayarak bir toka ile tutturulan. bel sogukluguna ugratmak * bir ise veya bir soze gereksiz yere karisarak onun akisinisektirmek. musallat olmak. * Hak edilen ceza. bel kundesi * (gureste) Ellerin arkadan gelip hasmin gobegi uzerinde kilitlenmesi yolundaki kundeleme. bel bellemek * topragibelle kazmak. bel gevsekligi * Cinsel gucu yitirme. yapmaciktan uzak. belâ okumak * birine beddua etmek. sozle inandirma yetenegi. temel. bel etmek * isaret koymak. * Konuyu butun yonleriyle kavrayarak. bel kemigi * Omurga. bel vermek * (duvar gibi dik seyler) disariya veya (tavan gibi yatay seyler) asagiya dogru kamburlasmak. duzgun anlatma sanati. salina salina. * destek olmak. * Buyuk zarar ve sikintiya yol acan olay veya kimse. retorik.bel bagi * Bel kemeri. belâgatsiz . belâgat * Ýyi konusma. bel kirmak * govdeyi. * Bir seyin varligiile ilgili en onemli bolumu. belâ cikarmak * kavga cikarmak. belâ * Ýcinden cikilmasiguc. * (istenmedik bir davranisa zorlayan) Etki. * Bir seyde gizli olan derin anlam. deri. guvenmek.

belce * Ýki kasarasi. * Mekân. belâya ugramak * cok kotu bir durumla karsilasmak. kacinilan bir durumun gerceklestigi bildirilirken alay yollu soy lenir. belâsinibulmak * hak ettigi cezayigormek. beledî * Sehirle ilgili. belâyisatin almak * goz gore gore belâyiustune cekmek. yer. * Kavgaci. belediye polisi * Zabita gorevlisi. belediye baskani * Belediye teskilâtiniyoneten kimse. beldeitayyibe * Medine sehri. belediye sarayi * Belediyeye ait butun islerin yapildigive burolarin bir arada bulundugu buyuk y api. ilce. * Yerlesik. uzucu. tetkik eden ve karara baglay an organ. uyeleri halk tarafindan secilen. tuzel kisiligi olan teskilât. Belcikali * Belcika halkindan olan (kimse). cevre. belâya catmak (girmek veya ugramak) * beklenmedik bir belâ ile karsilasmak. can sikici. belâlar mubaregi * istenilmeyen. belediye suclari * Belediye buyruklarina ve yasaklarina aykiridavranislar. belâhat * Aliklik. sirret. belediye meclisi toplu bulunmadigizaman. belediye encumeni * Belediye kanununda belirtilmisgorevleri yerine getiren. -den sebebiyle. belediye meclisi * Belediye tuzel kisiligine taninan yetkileri kendinde toplayan organ. belde * Sehir. kalin kumas. belediye cavusu * Zabita islerinde ust gorevli. belâli * Yorucu. * Yolsuz kadinlarin zorba dostu. aydinlatma. belediye nikâhi * Medenî kanuna gore kiyilan resmî nikâh. * Bu teskilâtin bulundugu bina. * Bir tur pamuklu. bucak gibi yerlesim merkezlerinde temizlik. belediye * Ýl. belediye reisi * Belediye baskani. su ve esnafin denetimi gibi kamu hizmetlerine bakan. belâsi * -den dolayi.* Belâgati olmayan. . ozel kanunlarla beledi ye meclisince verilen gorevleri.

akicok gorunecek bicimde acmak. karsiliksiz. dik dagyolu. belenme * Belenmek isi. cocuk bezi. belek * Kundak. belemir * Orta Anadolu'da tarlalarda yetisen. peygamber cicegi. cicekleri mavimsi renkte bir yillik bir bi tki. belescilik * Belesci olma durumu. beles(veya bahsis) atin disine (veya yasina) bakilmaz * bedava gelen seyde kusur aranmaz. belermek * (goz icin) Akiiyice belirecek bicimde acilmak. * Daguzerindeki yuksek gecit. . belediye encumeni ve belediye memurlarindan olusan kurulus. bele diye baskani. beles * Karsiliksiz. belge * Bir gercege taniklik eden yazi. belen * Bel. bedavaci. belesci * Parasiz gecinmeyi seven. belediyeci * Belediye isleri gorevlisi. vesika. ortulmek. beletmek * Kundaklatmak. belesten * Emek vermeden. belediyelik olmak * belediye ile ilgili bir isi olmak. belertme * Belertmek isi. belemek * (cocugu) Kundaklamak. belediye meclisi. belese konmak * emek. beleme * Belemek isi. belenmek * Kundaklanmak. * Bulanmak. parasiz elde edilen. dokuman. resim. bulastirmak. * Bulamak. * Tepe. belertmek * Gozlerini. belediyelik * Belediyeyle ilgili. lupcu. * Besige konulan yatak. belediyecilik * Belediye isleri. bulasmak. bayir. * Besige yatirip baglamak. mavi kantaron (Cephalaria syriaca). fotograf. emeksiz. yuksek yer. beletme * Beletmek isi. belerme * Belermek isi. para vermeden elde etmek.belediye teskilâti * Nufusu iki binden fazla olan yerlesim yerlerinde hukûmet karariyla kurulan. film vb.

belgileme * Belgilemek isi. belgelendirmek * Belge gostererek belirtmek. siar. belgesel * Belge niteligi bulunan (sey). film ceken veya bunun uzerinde calisan (kimse). sarahat. okuldan cikarilmak. belirsizlik sifati. arsiv. belgeselci * Belgesel. belgeli * Belgesi olan. belgi * Bir seyi benzerlerinden ayiran ozellik. belgisiz zamir * Bkz. * Belgesel niteligindeki eserleri seven veya bunlarla ilgilenen (kimse). * Belge niteligi tasiyan film veya televizyon programi.belge almak * (iki yil aynisinifta ust uste kalan ogrenci) okuldan uzaklastirilmak. belgelik * Belge ve yazilarin saklandigiyer. tevsik etmek. belgelenmek * Belgelemek isine konu olmak. faks. belgegecer * Yazili. belgelendirme * Belgelendirmek isi. ortaya cikarmak. bilgi ve belgelerin telefon sistemi vasitasiyla bir yerden bir yere il etilmesini aninda saglayan arac. yoneten sinemaci. sarih. belgelenme * Belgelenmek isi. gayrimuayyen. belgeselcilik * Belgeselcinin yaptigiis. nisan. * Ýki yil ust uste aynisinifta kalan ogrenci okuldan cikarilmak. belirsizlik zamiri. alâmet. belgisiz * Belirli olmayan. belgeci * Belgesel filmler yapan. * Duyus. belgin * Tam ve kesin olarak belirlenmisolan. belgili * Belgiye dayanan. belgeleme * Belgelemek isi. belginlik * Belgin olma durumu. belgisizlik . * Ýki yil ust uste sinifta kaldigiicin okula devam etme hakkiniyitirerek belge ala n. belirli olan. siar. belgisiz sifat * Bkz. belgesel film * Hayattan alinan herhangi bir olguyu. dokumanter. tevsik. dusunusve inanistaki ayiriciozellik. belirli bir amaciyansitan film. belgilemek * Belgi ile gostermek. isaret edilemeyen. belgelemek * Bir olgunun dogru oldugunu belge ile gostermek. kendi tabiî cevresi ve akisiicinde veya ger cege en yakin bicimde hazirlanmisyapay bir yerde isleyen.

* Belgisiz olma durumu. * Bir kavrami. huccet. belgit * Senet. orgu hâlinde. sarih. belinleme * Belinlemek isi. ozunu olusturan ogeleri aciklayarak tanimlamak. . beli gelmek * cinsel birlesme sirasinda salgibosalmak. belirlemek * Belirli duruma getirmek. acik. belik * Sac orgusu. belini dogrultmak (veya dogrultamamak) * yeniden durumunu duzeltmek. beli acilmak * kucuk aptesini tutamaz olmak. beliklemek * Saclariormek. belirginlesme * Belirgin duruma gelme.yaslanmak. beli bukuk* Beli bukulmus. belirgin * Belirmisdurumda olan. belinden gelmek * birinin dolu olmak. belirginlestirme * Belirgin duruma getirme. ayiricibir oge ekleyerek sinirlamak. beli * Evet. tayin. belini kirmak * birini bir seyi yapamaz duruma getirmek. belirginlik * Belirgin olma durumu. beli bukulmek * yaslilik yuzunden gucsuz kalmak. beli cokmek * kamburlasmak. belirginlestirmek * Belirgin duruma getirmek. tayin etmek. belirleme * Belirlemek isi. zavalli. belig * Belâgati olan. belâgatli. belik belik * Orgu orgu. belini bukmek * caresizlik icinde birakmak. bir isyapamayacak duruma dusmek. belinlemek * Birden uyanarak cevresine korku ile saskin saskin bakmak. irkilmek. belirginlesmek * Belirgin duruma gelmek. * Yeni bir kavrami. gucsuz. * Bir onermeyi tanitlamak icin gosterilen ve daha once dogru diye kabul edilen b aska onerme. bariz. belikleme * Beliklemek isi. burhan. belirli kilmak. belini vermek * dayamak. sinirlamak. kapsam bakimindan daraltmak. besbelli.

belirlenimcilik * Her olayin baska olaylarin gerekli ve kacinilmaz bir sonucu oldugunu ileri sur en ogreti. belirsizlik . determinizm. icinde bulunulan zamandan once olup bittigini bask asindan duyarak veya belirsiz olarak bildiren kip.genellemek karsiti. belirlesmek * Belirgin duruma girmek. belirlenme * Belirlenmek isi. belirsiz gecmis * Fiilin belirttigi kavramin. gulmus. icinde bulunan zamandan once olup bittigini kesinl ikle bildiren kip. * Bir dusunce veya durum icin. belirlenim * Belirli duruma gelme isi. gerektirim. tebaruz etmek. indeterminist. tebellur etmek. determinist. tebellur etme. * Ýnsan iradesinin hicbir sarta bagliolmadigini. iceriginin. tezahur etmek. kesin bir bicim almak. gerekircilik. belirmek * (once belli veya gorunur olmayan bir sey icin) Ortaya cikmak. uctu vb. * Niteligi hakkinda tam bir bilgi edinilemeyen. icinde bulundugu sartlarla belirl enmedigini. -mis'li gecmis. * Bir kavramin anlaminin. Bu zaman Turkcede -di(-di) / -ti(-ti) ekiyle karsilanir. * Bilinmeyen. bi cti. belirlenimci * Belirlenimcilik yanlisiolan (kimse). -di'li gecmis. muphem. belirlesme * Belirlesmek isi veya durumu. yapisinin veya sinirlarinin tam olarak bel irlenmesi isi. belirme * Belirmek isi. belirli * Acik ve kesin olarak sinirlanmisveya kararlastirilmisolan. belirlenmezci * Belirlenmezcilik yanlisiolan (kimse). belirlenmezcilik * Nedensellik yasasina bagliolmayan. indeterminizm. insanin ozgur iradesinin nedensellik yasasina bagliolmadiginisavunan gorus. aglamisgibi. belirlilik * Belirli olma durumu. determinasyon. * Ýyice gorunur ve anlasilir bir durum almak. belirlenmek * Belirli duruma getirilmek. Turkcede bu zaman -mis/ -misekiyle kurulur: Gelmis. gerekirci. indeterminizm. gorulmeyen gecmis. belirli belirsiz * Yaribelirgin durumda. gecisli fiil durumunda olan yuklemle ilgili kelim e veya kelime grubu. muayyen. belirli gecmis * Fiilin belirttigi kavramin.Aldi. gorulen gecmis. az cok belli olan. bir sebebe baglanmayan olay ve durumlarin d a bulundugunu one suren gorus. gayrimuayyen. mechul. belirli nesne * Belirtme durumu ekini almis. belirsiz * Belirli olmayan.

sayiveya belirsizlik bakimlarindan belirten sifat: Bu kapi. birkaci. belirtili tamlama * Tamlayani-in (-nin) takisi. belirtili * Belirtisi olan. belirtik * Acik. belirli kilinan. * Gosterge. belirtisiz nesne * Yalin durumdaki nesne. belirti * Bir olayin veya durumun anlasilmasina yardim eden sey. belirtme * Belirli kilma. cicegin kokusu gibi. sarih meful. birtakim. belirten * Tamlayan. yukleme durumu. belli. birkac. tamlananigenellikle ucuncu kisi iyelik eki alan v e cogu kez tur kavrami veren isim tamlamasi: Ankara kedisi. belirtilen * Tamlanan. muphemiyet. * Belirtilmisolan. kabataslak tutan zamir: bazisi. akuzatif. * Belirtilmemisolan. alâmet. azi. tamlananiucuncu kisi iyelik eki alan ve belirli bi r kavram tasiyan tamlama: Dogan'in kalemi. amblem. Kac ogrenci? Hangi ev? Uc cocuk gibi. belirsizlik sifati * Ýsimleri yaklasik. gorusbildirme. nisan. sarih. tebaruz ettirmek. belirtilme * Belirtilmek isi. nisane. he rkes. belirtme durumu * Yuklemi gecisli bir fiil olan cumlede fiilin dogrudan etkiledigi -i (-i. belirtili nesne * Belirtme durumundaki nesne. * Soyut bir seyin. soru. belirtken * Bir ozlu sozle birlikte kullanilan isaret. belirtmek * Aciklamak. belirtme grubu * Tamlamalardan daha geniskelime dizisi: Kalin bir kitabin suslu cilt kapagibir belirtme grubudur. filan vb. biri vb. u) ekini almisisim. Tuz Golu gibi. -u. belirtme sifati * Bir ismi gosterme. belit * Kendiliginden apacik ve bundan dolayioteki onermelerin on dayanagisayilan teme . bircogu. bir kavramin sembolu olan varlik veya esya. Evi gordum. belirtilmek * Belirtmek isine konu olmak. belirtisiz * Belirtisi olmayan.* Belirsiz olma durumu. belirtec * Zarf. Yaziyiokudum. her. belirtisiz tamlama * Tamlayaniyalin durumda olan. tasrih. belirsizlik zamiri * Ýsmin yerini belirsiz. Birinci donem. kabataslak belirten sifat: bazi. i hâli.

hafiza. ya. aksiyom: "Tum. belki de * su da olabilir. * Bellegin kisa bir sure durup islememesi. keder.. bellemek * Bel denilen aracla topragiislemek. muhtemel. bellenmek * Bellenmek (Ý) isine konu olmak. tasa. olabilir ki. belkili * Olasili. belitlenebilirlik * Belitlenebilen kuram. belki * Muhtemel olarak.. beliye * Felâket. bunlarin gecmisle iliskisini bilincli olarak zihinde saklama gucu. belitlemek * Belgeye dayanarak ortaya koymak. belleme * At ve benzeri hayvanlarin sirtina vurulan kece. akil. belleme * Bellemek isi. bellek karisikligi * Kelimelerin dogru anlaminihatirlayamamak veya ilk olarak gorulen bir seyi once gordugunu sanma duygusuna kapilmak biciminde beliren bir ruh hastaligi. bellem * Bellemek yetisi. belli ve kesin olmayan. * Bir bilgisayarda. programidegismeyen verileri. yanlisda olabilen. ihtimal. bellemek * Ogrenip akilda tutmak. mesin veya kalin kumasparcasi. bellek kaybi * Bellek yitimi.l onerme. * Tumden gelisimci bir bilime esas olacak belit sistemi. belladonna * Guzelavrat otu. belleten . olasili. ogrenilmek. * Dogru olabilecegi gibi. bellek * Yasananlari. * Sanmak. hasa. * Olsa olsa. parcalarin her birinden buyuktur" sozu bir belittir. ih timalî. mutearife. yapilacak isicin gerekli olan a ra sonuclaritoplayan bolum. bellegini yitirmek * bellek kaybina ugramak. * Belitleme kuraminiortaya koymak. dagarcik. bellek yitimi * Buyuk sarsintiveya humma yuzunden bellegin bozulmasiveya kaybolmasibiciminde b eliren ruh hastaligi. ogrenilen konulari. belitken * Belitler sistemi. ya . yapik. belitleme * Belitlemek isi. bellenmek * Bellenmek (ÝÝ) isine konu olmak.

bedihî. belli olmak * anlasilmak. ben * Cogu dogustan. koyu renkli leke veya kabarti. benbenci * Kendini cok oven. * Piril piril. * sezdirmek. belletmek * Bellemesini saglamak. . yaribellisiz. belli * Bilinmedik bir yaniolmayan. * Belirli. ben * Tekil birinci kisiyi gosteren zamir. bembeyaz * Cok beyaz veya her yanibeyaz. * Kisiyi obur varliklardan ayiran bilinc. marka. * Gizli olmayan. bellilik * Belli olma durumu. belletme * Belletmek isi. sakalda beliren beyazlik. * Kusun yavrusuna tasidigiyem. ben * Olta veya tuzaga konulan yem. asikâr.* Bilim kurumlarinin calismalariile ilgili yazive haberlerin yayimlandigidergi. ben hanci. ortada olan. muayyen. * Bir kimsenin kisiligini olusturan temel oge. apacik. anlasilan. muayyeniyet. belletmen * Orta ogretimde etutleri denetleyen kimse. ogretici. iyice gorunur anlasilir duruma getirmek. muayyen. benbencilik * Benbenci olma durumu. duyulabilen. * En cok uzumde gorulen olgunlasma belirtisi. ben bu iste yokum * ben bu ise karismam. bemol * Bir sesin yarim ton kalinlastirilacaginigosteren nota isareti. bellik * Ýsaret. apak. sen yolcu oldukca * ozel iliskilerimiz surup gittikce (senin bana isin duser). muzakereci. belsem * Bkz. malûm. hep kendinden soz eden. bellisiz * Belli olmayan. belli belirsiz * Zorlukla secilebilen. belli basli* Belirli. * Sacta. balsam. aciklanmak. belletici * Calistirici. belletici. kibirli. zahir. ogretmek. gururlu. ben sahimi(veya seyhimi) bu kadar severim * ben bundan daha cok ozveride bulunamam. yaribelli. belli * Beli olan. bilinemeyen. * Onemli. hissettirmek. cok az belli olan. bedahet. ego. * Boylece kalinlastirilmis(ses). belli etmek * aciklamak. tende bulunan ufak.

h odkâm. fekul.bence * Bana gore. koleler. benek * Herhangi bir sey uzerindeki ufak leke. * Kole ile ilgili. bencileyin * Benim gibi. bencillesmek * Bencil duruma gelmek. bencillesme * Bencillesmek isi. bendeniz cennet kusu * kendini tanitirken kullanilan bir deyim. benefse * Menekse. benden soylemesi. benden gunah gitti * Bkz. * Guneslekeleri yoresinde gorulen. benci * Kendini begenen. kendi cikarlariniherkesinkinden ustun tutan. al benden de o kadar. parlak taneciklerden ve parlak damarlardan ol usmusbolum. * Bencillik ogretisine inanan. bencilce * Bencile yakisir bicimde. egoistlik. beneklenme * Beneklenmek isi. benden soylemesi * ben uzerime borc saydigim seyi soyledim. * Ýnsanin butun eylemlerinin ben sevgisiyle belirlenmisoldugunu. bendehane * Bendenin. kolenin evi. bencil * Yalniz kendini dusunen. bendegân * Kullar. egoizm. benden de al o kadar * Bkz. beneklenmek . bencillik etmek * bencil davranmak. bencillik * Bencil olma durumu. megaloman. egoist. * Kendi benini ve cikarinihayatin mutlak ilkesi yapan anlayis. koleye ait. bendeniz * alcak gonullulukle ben yerine ve "koleniz'" anlaminda kullanilir. bendir * Alaturka calgialeti. nokta. bende * Kul. dusundugum gibi. kendini her konuda ustun goren. bencil olmak * bencilce davranista bulunmak. kole. bencilik * Benci olma durumu. egoizm. kendimi suclu saymam. puan. buna gore ahlâklili gin da yalnizca kendini koruma icgudusunun bir bicimi oldugunu ileri suren ogreti. hodpesent. kolelik. hodbinlik. bendezade * Bendenin oglu. hodpesentlik. hodbin. bendegî * Kulluk.

ama kimseye kotulugu dokunmayan kisiyle ugrasmamalidir. bengi * Ege ve Guney Marmara bolgesinin halk oyunlarindan biri. tesahup. benekli kopek baligi * Kara benekli. sonsuz yasama niteligi kazandirmak. * Bir seye. bengilesme * Bengilesmek isi. bengilesmek * Sonsuz yasama niteligi kazanmak. tesahup etmek. benmerkezcilik. benicinci * Kisinin benligini merkez sayma gorusu. benildeme * Benildemek isi. benekli * Ufak lekeleri bulunan. benimsenme * Benimsenmek isi. olumsuzlestirmek. isinmak. bengi su * Ýcene sonsuz hayat verdigine inanilan ve efsanelerde gecen su. baslangicive sonu olmayan varlik. doner doner yine okur * "cok calismasina karsilik verimli ve yararliolmuyor" anlaminda kinama veya ele stiri belirtmek icin kullanilir. * Sonsuz ve olculmez zaman. ebedîlesmek. guclu olduguna inanan. . bengilemek * Bengi kilmak. olumsuzlesmek. benim diyen * kendine guvenen. abihayat. benimsenmek * Benimsenmek isine konu olmak. kucuk boyda bir cins kopek baligi(Scylliorhinus canicula). ebedî. beniâdem * Âdemogullari. benmerkezci. benim oglum bina okur. insanlar. sahip cikmak. olumsuz. bengi * Sonu olmayan. birine baglanmak. hep kalacak olan. benimsetme * Benimsetmek isi. sahip cikma. bengileme * Bengilemek isi. ebedîlik. benimseme * Benimsemek isi.* Benek olusmak. bengilik * Zamanla ilgisi. benibeser * Ýnsan. beneklesmek * Benek benek durum almak. beni sokmayan yilan bin (yil) yasasin * zararlioldugu bilinen. ebedîlestirm ek. benildemek * Belinlemek. beneklesme * Beneklesmek isi veya durumu. * Olmezlik. benicincilik * Dunyada kisinin benligini merkez sayan felsefe gorusu. kabullenmek. egosant rizm. benimsemek * Bir seyi kendine mal etmek.

benizli * Benzi bulunan. benlik ikilesmesi * Oznenin kisiligini iki veya daha cok bilinc merkezine bolen ve tek kiside cesi tli kisilikler durumunda beliren bir ruh hastaligi. bent * Bag. bent etmek * kendine baglamak. beniz gecmek * benzi solmak. kendilik. hep kendinden soz etme durumu. butun davranislarinin ilkesi yapan kisinin niteli gi. * Gazete yazisi. kitaplarda kendi icinde butunluk olusturan bolum. beniz * Yuz rengi. benmerkezcilik * Benicincilik. benlikcilik * Her konuda hep kendini ileri surme. egotizm. benlik davasi * Her seyi kendi dusuncesine uydurmak ve her seyde soz sahibi olmak cabasi. * Baglam. kibir. tutulmak. benli * Teninde ben bulunan. sahsiyet. onu kendisi yapan sey. . benlik * Bir kimsenin oz varligi. * Suyu biriktirmek icin onune yapilan set. hep kendinden soz eden (kimse). benimseyis * Benimsemek isi veya durumu. senli benli. benlikci * Her konuda hep kendini ileri suren. benli * Bkz. benmerkezci * Benicinci. benze sahip olan. benlik yitimi * Kisilik duygusunun ve benlik bilincinin yitirilmesi ile beliren ruh hastaligi.benimsetmek * Birinin benimsemesini saglamak. benlik catismasi * Benligin on plâna cikmasiile basgosteren catismasi. * Kendi kisiligine onem verme. benligi yogurmak * kisiligi olusturmak. benlenme * Benlenmek isi. gurur. benliginden cikmak * kendine benzemez olmak. benlenmek * Ben olusmak. benzeme * Benzemek isi. bent olmak * baglanmak. kisiligi. kisiligini ustun gorme. * Kanun maddesi. rabit. * Kendi benliginin gelisimini. buget. * Benlikcilik yanlisiolan (kimse). benmari * Bir kabikaynar suya oturtmak yolu ile icindekini isitmak veya eritmek yontemi.

dublor. mumasil. nazir. benzes * Birbirine benzeyen. musabih olmak. benzesmek * Birbirine benzemek. odalardan (oda-lar-dan) kelimelerinde bulunan -cu. benzesik * Benzesme ozelligi gosteren. benzesen * Unlu veya unsuz benzesmelerinde etki altinda kalan unsuz veya unlu: Sutcu (sut -cu). karsil ikliacilarinin esit bulunmasi durumu. benzemez * Ýskambil veya okey oyununda farklikâgitlarin veya taslarin bir araya gelmesi. benzesmezlik * Bir kelimede bulunan ayniveya benzeri seslerden birinin degisiklige ugramasi. musabih.benzemek * Ýki kisi veya nesne arasinda birbirini andiracak kadar ortak nitelikler bulunmak . benzersizlik * Benzersiz olma durumu. benzeri * Benzerlik gosteren. carsanba > carsamba. benzesme * Benzesmek isi. essiz. musabih. * Bir kelimede bir sesin baska bir sesi kendisine benzetme etkisi: yurt-das> yur ttas. * Bazionemsiz veya tehlikeli sahnelerde asil oyuncunun yerine cikan. benzesim. * Bkz. benzesim orani * Ýki seklin kenarlarinin arasindaki oran. -ten. gibi gorunmek. * Ýki seklin kenarlarinin uzunluklariarasindaki oran degismemekle birlikte. benzesim * Baziortak yonleri olan iki sey arasindaki benzesme. -dan eklerindeki unsuz veya unluler gibi. yapive yuz bakimindan bu oyuncuyu andiran kimse. benzeslik * Benzesolma durumu. * Sanisiniuyandirmak. benzerlik * Benzer olma durumu. benzer. o + bir < obur gibi. andirmak. benzer sekiller * Kenarlarinin uzunluklariarasindaki oran degismemekle birlikte karsilikliacilar iesit olan sekiller. ekmekten (ekmekten). aralarinda benzerlik bulunan. benzemeklik * Benzer olma durumu. benzen * Maden komuru katranindan cikarilan C6H6 formulundeki hidrokarbonun bilimsel ad i. disimilâsyon: Kinnap > . benzer * Nitelik. gorunusve yapibakimindan bir baskasina benzeyen veya ona esolan (sey) . * Ýki ucgende koselerinin eslenmesine gore karsilikliacilarin esve karsiliklikenar larin orantisindan dogan durum. benzersiz * Benzeri olmayan. musabehet.

* Benzen.65 olan. orijinaline bakarak yapan ve benzeti oldugunu belirten ressam. tesbih. benzetici * Benzeterek yapan. benzinde kan kalmamak * kansizlik sebebiyle yuzu sararmak. benzi ucmak * yuzu sararmak. kendine ozgu kokusu bulunan bir sivi. aslindan kopya edilmis. bozmak. benzin * Petrolun damitilmasiile elde edilen. sahteci. yaptigiisleri orijinal eser diye satan s ahteci ressam. o niteligi eksiksiz tasiyan bir seyi ornek olarak gosterme isi. benzeyis * Bir seyin baska bir seye benzemesi durumu. yaggibi ihtiyaclarinikarsilayan. benzetilme * Benzetilmek isi. * Bir seyin neteligini anlatmak icin. * Bir seyde baska seye benzeyen yonler bulmak. benzi sararmak * yuzunun rengi solmak. benzincilik * Benzincinin isi veya meslegi. kehribar > kehlibar gibi. benzeti * Benzetme. benzetmek gibi olmasin * kotu bir sona ugramisbirinden veya bir seyden soz ederken. tesbih. renksiz . yolculara dinlenme ve alisv erisimkâniveren tesis. ona benzetilen kims e veya sey icin kotu bir duygu beslenilmedigini anlatir. ucucu. benzinlik. benzi kul gibi olmak * yuzunden kan cekilmek. yuzu sararmak. benzetmek * Benzer duruma getirmek. benzeyissizlik * Benzesmemek durumu. benzi atmak (veya ucmak) * ansizin yuzunun rengi sararmak. * Kotu bir duruma getirmek. kopyaci. benzetme * Benzetmek isi. attar > aktar. solmak. benzin pompasi * Benzinlikte arac depolarina benzin koyma ve verilen benzin tutarinigosterme ar aci. * Dovmek. benzetis * Bir seyi baska bir seye benzetmek isi veya bicimi. benzin istasyonu * Araclarin benzin. . benzinci * Benzin satilan yer veya benzin satan kimse. benzetici ressam * Buyuk sanatcilarin uslûbunda calisarak.kirnap. ozgul agirligiyaklasik 0. benzetilmek * Benzetmek isine konu olmak. benzeti ressami * Buyuk sanatcilarin yaptiklarini.

* Ayniduzeyde. beraberce * Birlikte. benzinlik * Benzin satilan yer. koro veya oda muziginde oldugu gibi bircok sesin olusturdugu muzik. beraat etmek * aklanmak. Berat Gecesi. Berat Gecesi * Hz. aylik baglanan. san. benzinlemek * Benzin dokerek yakmak. nisan veya ayric alik verilen kimseler icin cikarilan padisah buyrugu. * Cirkin. bakimsiz. benzinleme * Benzinlemek isi veya durumu. bir haktan yararlanmak icin devletce verilen belge. * Bir nesneyi benzine bulamak. benzin istasyonu. begenilmeyen.). yarisma) takimlarin aynisayiyialmasiyla sonuclanmak. beraber olarak. borcsuzluk. beraber * Birlikte. bir arada. benzinli * Benzinle calisan (motor.benzine kan gelmek (veya benzi kanlanmak) * saglikliduruma gelmek. makine vb. * Bozuk. basa basgelmek. Berat Kandili * Bkz. beraberinde * yaninda. perisan. basa baskalmak . beraberlik * Birlikte olma durumu. berat * Bir bulustan. * Basbasa kalma durumu. beraberlik muzigi * Orkestra. patent. * Darmadagin. canlanmak. * bozmak. kirlenmek. beraat * Aklanma. beraatizimmet * Borcu. * -e ragmen. . Muhammed'e peygamberligin Cebrail araciligiyla bildirildigi saban ayinin 1 5. temize cikmak. viran. verecegi olmama durumu. beraatizimmet asikdir * tersi ispatlanmadikca insanlarin sucsuz sayilmalariilkesini anlatir. berbat * Kotu. berabere bitmek * (oyun. berbat etmek (veya eylemek) * kotu duruma getirmek. berabere kalmak * (oyun. -e karsin. * OsmanliÝmparatorlugunda bir goreve atanan. gecesine rastlayan kandil gecesi. yarisma icin) takimlar aynisayiyialmak veya denk gelmek. benzol * Benzin ve toluen karisimibir akaryakit. berbat olmak * kotu duruma gelmek.

bozuk. taranmasive yapilmasiisiyle ugrasan veya bunu meslek edinen kimse. kuyrugunun catalicok uzun olan. ezik. serseri. berber bataryasi * Berber dukkânlarinda lâvaboya su akmasinisaglayan deve boynu bicimindeki musluk ta kimi. bereketlilik * Bereketli olma durumu. gurluk. feyz. berdelacuz * Halk tahminine gore. neyse ki. bere * Vurma ve incitme sonucu vucudun herhangi bir yerinde olusan curuk. 9-18 Mart arasinda gorulen kocakarisogugu. * Pis. Berberî * Kuzey Afrika'daki Cezayir bolgesinde Berberistan halkindan veya bu halkin soyu ndan olan kimse. * Secilmis. bereket * Bolluk. Tanri'ya sukur ki. berdevam * Surmekte olan. * Ýyi ki. . berber ciragi * Berber ustasinin yaninda yetistirilmek uzere calisan cocuk. artmak. berdus * Basibos. secme. berber dukkâni * Berber. bere * Yuvarlak. ongunluk. bereketli * Bol. berber salonu * Buyuk berber dukkâni. iyi bir rastlantiolarak. surup giden. bereketlenme * Bereketlenmek isi veya durumu. bereket versin * para alan kimsenin soyledigi iyi dilek sozu. bereket ki (veya bereket versin ki) * iyi ki. bakimsiz. bereketlenmek * Cogalmak. teselli bulmasi. berceste * Saglam ve lâtif. * bir kimsenin bir durumdan hosnutlugunu anlatmasi. berber koltugu * Berberler icin yapilan hareketli. verimli. oynar baslikliozel koltuk. * Bu isin yapildigidukkân. berberlik * Berberin yaptigiis. eti yenilen bir balik (Serranus anthias). bereketli ola! (veya olsun!) * yemek yemekte olanlara veya urunlerini devsirenlere soylenen iyi dilek sozu. * Sanat degeri yuksek anlamlar tasiyan dize. yassive sipersiz baslik. berber * Sac ve sakalin kesilmesi. * Yagmur. berber baligi * Hanigillerden. feyezan. * Herhangi bir seyde gorulen cizik.* bozulmak. Akdeniz'de yasayan.

berhane gibi * gereginden cok buyuk (ev). beril * Dogada altigen billûrlar durumunda bulunan. * Cikma durumundaki kelimelerden sonra getirilerek bir isin baslangicinigosterir . . harap. ucurulmus. kabuklarindan recel yapilan ve esans cikarilan meyvesi. beribenzer * Siradan bayagi. saydam. * bitirmek. bos. cogu yesil renkli berilyum v e aliminyum silikat. yasayan. berhava olmak * patlama yolu ile havaya ucmak. berelenme * Berelenmek isi veya durumu. bereli * Beresi olan. berhava * Havaya verilmis. beri * Konusanin onundeki iki uzakliktan kendisine daha yakin olani. az cok. bereketsizlik * Bereketsiz olma durumu.bereketsiz * Kendinden beklenen yararligisaglayamayan (sey). * Beride olan sey veya kimse. bergamodî * Sarimsipembe renginde olan. berhava etmek * havaya ucurmak. biraz. armagan. * bosa gitmek. * Bu uzaklikta bulunan. berhane * Buyuk. berenari * Soyle boyle. yok etmek. berguzar * Anmak icin verilen hatira. berhudar ol! * "iyi gunler goresin" anlaminda dilek olarak kullanilir. bereleme * Berelemek isi. yadigâr. berhayat * Hayatta olan. * Yararsiz. kullanissiz ev. beriki * Beride olan. bergamot * Turuncgillerden bir agac (Citrus bergamia). alelâde. canli. bereli * Beresi olan. oldukca. beriberi * Genellikle Uzak Dogu ulkelerinde B vitamini eksikliginden ileri gelen bir hast alik. berelemek * Bereli duruma getirmek. * Bu agacin. berelenmek * Bereli duruma gelmek. berhudar * Mutlu.

berjer * Arkasikabarik ve yuksek oturacak yeri geniskoltuk. bertaraf * Bir yana. yanlarive karnibeyaz. havanin etkisine karsiince bir oksit tabakasiyla kaplielement. berraklasmak * Berrak duruma gelmek. berkinmek * Berkimek. zumrut gibi bazitasla rin birlesiminde bulunan. durulasmak. berri * Kara ile (toprakla) ilgili. kati. berlam * Ýnce pullu. bermuda * Dizlere kadar inen dar ve kisa pantolon. * Acik. katilik. tahkim. berrak * Duru.berilyum * Atom numarasi4. acik. berraklastirma * Berraklastirmak isi. tahkim etmek. durulastirmak. yogunlugu 1. bertafsil * Aciklamali. pek iyi. berkemal * Mukemmel. berk * Sert. aydinlik. atom agirligi294 olan. pekismek. guc kazanmak. sirtiacik kahverengi. uzun uzadiya. soyle dursun. net ve kolay anlasilir duruma getirmek.013 olan. berkime * Berkimek isi. berraklastirmak * Berrak duruma getirmek. takviye etmek. * Pekistirilmek. takviye. * Sertlik. atom agirligi9. duruluk. acik olarak. berkimek * Saglamlasmak. ortalama 30-40 cm boyund a. bermutat * Alisilagelen bicimde. berklik * Saglamlik. berkitmek * Saglamlastirmak. her zaman oldugu gibi. berkinme * Berkinmek isi veya durumu. bertaraf etmek . amerikyum veya kuryumdan elde edilen yap ay element. KisaltmasiBk. temiz. karasal. berraklik * Berrak olma durumu.84. Marmara ve Ege deniziyle Akdeniz'de bol bulunan bir balik turu (Merluccius merluccius). * Saglam. berkitme * Saglamlastirma. 29700C de eriyen. berraklasma * Berraklasmak isi veya durumu. KisaltmasiBe. berkelyum* Atom numarasi97.

apacik. anlasiliyor ki. besi hayvani * Beslenmek amaciyla yavru iken alinan veya besiye cekilen hayvan. dar dil. besbeter * Cok kotu. * Ýncinmis. besi dokulu * Besi dokusu olan. curumek. beserek * Tuylu ve damizlik erkek deve. burkulmak. bertik * Yara. berzah * Kistak. besi merasi * Besleme degeri oldukca yuksek mera bitkileri ile kapliolan ve gerektiginde ilâve yemler de verilerek ozellikle kesime gonderilecek hayvanlarin fazla canliagirlik kazanmalariicin otl atildiklaridogal veya sun'î verimli mera. * Morarmak. * Deride mor leke. curuk. bertme * Bertmek isi. bertaraf olmak * ortadan kalkmak. eselemek beselemek. beselemek * Bkz. besi dokusu * Besi doku. * Bir seyi istenilen durumda tutmak ve oturtmak icin kullanilan takoz gibi seyle r. besi * Yasatmak ve gelistirmek icin gereken besinleri yedirip icirmek isi. gidermek. bertmek * Bertilmek. bertilmek * Ýncinmek. besbedava * Pek ucuz. bere. besi dokusuz * Besi dokusu olmayan. besi doku * Tohumlarin icinde embriyonu cevreleyen bolum. * Berelenmek yaralanmak. besbelli * Acik.* ortadan kaldirmak. besalet * Yigitlik. bertilme * Bertilmek isi veya durumu. yok edilmek. * Yumurta akimaddesi. besi suyu . * Anlasildigina gore. cok belli. besermek * Bkz. burkulmus. besi oru * Tohum cimlenirken yeni cikan bitkiyi beslemeye yarayan ve embriyonun cevresine yayilmisbulunan besleyici maddelerin butunu. yararlilik. esermek besermek.

* Vucut icin gerekli besin maddelerinin alimi. beslenme * Beslenmek isi. davar gibi hayvanlaribesleyerek semirten. gidasizlik. * Bir seyi korumak veya saglamca durmasinisaglamak icin. * Herhangi bir kurulusu. . ahretlik. * Eklenmek. * Semirtmek. beslenen * Sonumsuz. katilmak. cogaltmak. beslenilmek * Beslenmek isine konu olmak. gidali. * Yetistirmek. desteklemek. besinsiz * Besini olmayan. besihane * Besi yapilan yer. beslemek * Yiyecek ve icecegini saglamak. doldurmak. besin * Yenilebilir. gida. pekistirmek. * Besleme olarak. evlâtlik.* Bitkilerin damarlarinda dolasan besleyici su. azik. * Evlâtlik olarak alinan. beslenilme * Beslenilmek isi veya durumu. besleme gibi * giydigini kendine yakistiramayan (kiz). cevresini veya altinide steklemek. ev islerinde calistirilan kiz. herhangi bir kurulusun veya iktidardaki guclerin goruslerini sav unan basin. besleme basin * Cikar ugruna. oysun gozunu * nankorluk edenler icin soylenir. onun maddî yardimlaridolayisiyla koru korune destekleyen. beslenmeye elverisli her tur madde. gidasiz. besleme * Beslemek isi. besicilik * Besicinin yaptigiis. besle kargayi. beslengi * Hizmetci. beslek * Besleme. besiye cekmek * hayvanisemirtmek icin calistirmadan beslemek. beslemelik * Besleme. hizmetci. * Maddî yardim yapmak. besici * Sigir. semirtilmis. besleme kiz * Besleme. besleme. besinsizlik * Besinsiz olma durumu. satan kimse. * Bir duyguyu gonulde yasatmak. besinli * Besini olan. besili * Semiz. yeterli besin almayan. * Yasamak. varliginisurdurmek icin gerekli sey. * Yedirmek.

kompozitor. beste baglamak * bestelemek. besmele cekmek * bismillahirrahmanirrahim sozunu soylemek. beste * Bir muzik eserini olusturan ezgilerin butunu. beslenme odasi * Anaokulu. besletme * Besletmek isi veya durumu. bestesi yapilmak. besteleme * Bestelemek isi. iyi beslenmenin saglik yonunden onem i. besmele * "Aciyan ve esirgeyen Tanri'nin adiile" anlamina gelen ve bir ise baslarken soy lenilen Arapca bismillahirrahmanirrahim sozunun kisaltmasi. ilkogretim okulu gibi egitim kurumlarinda yemek yenilen yer. beslenme saati * Anaokulu. besli * Bkz. bestelemek * Beste yapmak. besteci * Beste yapan kimse. besili. beslenmek * Kendini beslemek. ucuz ve dengeli beslenmenin yollarigibi konulariisleyen bilim dali. bir veya birkac beslenme gorevinin bozulmasi. ilkogretim okulu gibi egitim kurumlarinda yemek yeme zamani. beslenme egitimi * Besin maddelerinin ozellikleri. insan vucudunun gelismesinde yiyeceklerin etki si ve gorevi. besin degeri yuksek. beslenme uzmani * Beslenmenin genel ozelliklerini kitle capinda ele alan. . besleyici * Besleyen. besletmek * Beslemek isini baskasina yaptirmak. bestekâr * Besteci. beste yapmak * bir muzik eseri yaratmak. * Besmele cekmeden. bestekâr. bestelenmek * Bestelemek isine konu olmak. * Yuz ve boyunda guneslekelerini azaltip olu hucreleri atan krem turu. bestelenme * Bestelemek isi. * Beslemek isine konu olmak. yiyecek seciminde dikkat edilmesi gereken noktalar. inceleyen yetkili. besmelesiz * Cocuklar icin "pic" anlaminda kullanilan bir sovgu. mugaddi. beslemeye yarayan.beslenme bozuklugu * Baziorgan ve dokularda veya organizmanin butununde sekil veya calisma duzensiz ligi meydana getiren. beslenme cantasi * Anaokulu ve ilkogretim okullarinin ogrencilerinin beslenme saatinde yiyecekler ini icinde bulunduran canta. beslenme egitimcisi * Beslenme egitimi ile ugrasan uzman.

koklama. tat alma duyulari.besteli * Bestesi olan. bestelik * Beste olma durumu. gorme. besbir * Bkz. bir parca. * Bessinifliilkokul. kusurlariaciga cikmak. tokat. besparasiz * parasiz. beskardes * Samar. besmilyonluk * Besmilyon liralik butun kâgit para. besbeter * Besbeter. besuc * Bkz. biraz. bestseller * Coksatar. besyuzlu * Besyuzu olan cisim. * Besve on santim olculerinde bicilmiskereste. besyukari. on paralik etmek. oburunun dort benekli yuzunun uste gelme si. bestelenmis. beson * Az sayida. birkac. besparmak bir olmaz * ana ve babalaribir oldugu hâlde kardesler arasinda cesitli farkliliklar bulunur. besalti * Biraz. besiki * Bkz. besparalik etmek * Bkz. bespara almamak * hic para almamak. bespara etmez * hicbir degeri yok. bes * Dortten sonra gelen sayinin adive bu sayiyigosteren rakam. pencudu. isitme. besbinlik * Besbin liralik butun kâgit para. yoksul. ise yaramaz. besparalik * Degersiz. * Dortten bir fazla. pencuse. besvakit * Gunun belirli besvaktinde kilinan namaz. bestesiz * Bestesi olmayan. bayagi. atilan zarlardan birinin bes. besyuzluk * Besyuz liralik butun kâgit para. besparalik olmak * alcalmak. . 5. besduyu * Dokunma. asagilik. besasagibesyukari * Bkz. besdort * Oyunda. pencuyek. bestenigâr * Klâsik Turk muziginde en eski birlesik makamlardan biri. uc asagi. V.

her defasinda besi bir arada. besigini sallamak * cocuklugundan veya cok eskiden tanimak. beser * Bessayisinin ulestirme bicimi. insancillik. beserî cografya * Ýnsanlarin yerlesik bulundugu yore ile ilgisini ve o yorenin veya yerin turlu ol aylariniinceleyen cografya kolu. * Bedensel. besikortusu * Ýki yana akintisiolan cati. besik kertigi * Daha besikte iken anasibabasitarafindan nisanlanmiskimse. mujde. * Ambalâjlanacak malin bicimine uygun olarak alta konulan parca veya parcalarin tu mu. besaltin lira degerinde olan altin. besibiryerde * Bkz. fonksiyonunu yapmak. besik * Sut cocuklariniyatirmaya ve sallayarak uyutmaya yarayan. tahta veya demirden y apilmissallanir bir cesit kucuk karyola. insancil. besibirlik. beserî * Ýnsanoglu ile ilgili. humanizm. besiklik * Besik olmaya uygun. beser sasar * insan her zaman yanilabilir. olunceye kadar. * Yuz ustu yatista. besikten mezara kadar * butun hayatiboyunca. insan. besikci * Besik yapan veya satan kimse.* Ýcinde besyuz tane bulunan. besbiyik * Ýri musmula. beseriyet * Ýnsanlik. besiklik etmek * besik vazifesini. besik salincak * Bayram yerinde kurulan bir tur salincak. geriye bukulu ayak bileklerini ellerle kavrayarak karin uzer inde basve ayak yonunde sallanma. beserli * Beser beser siralanmis. beseriyetcilik * Beseriyetci olma isi veya durumu. erim. beser * Ýnsanoglu. . bedenle ilgili. besaret * Ýyi haber. her birine bes. besibirlik * Kadinlarin sus icin takindiklari. buyumesine hizmet etmek. besik kertme * Daha besikte iken anasibabasitarafindan nisanlanma. humanist. insanogullari. mustu. * Bir seyin dogup gelistigi yer. beseriyetci * Beseriyet yanlisi(kimse). besgen * Beskenarlicokgen.

beskurusveya beslira degerinde olan akce. besisinliyildiz biciminde bir deniz hayvani. konu ile ilgili ayniolcude bir cift dize nin baglanmasiyla olusan manzume. gulec.besinci * Bessayisinin sira sifati. * Besses veya besmuzik araciicin yazilan muzik eseri. bespence (U raster). besme * Tabaklanmamisham deri. domino gibi oyunlarda uzerinde besisareti bulunan kâgit veya pul. besinci kol * Bir ulkede gizli olarak. besme * Her cubugu ayriayribesrenkte olan. * Divan edebiyatinda besdizeli bolumlerden olusmusmanzume. * Besmuzisyenin caldigicaz orkestrasi. besus * Guler yuzlu. bet beniz kalmamak * yuzu sararip solmak. bestane alabilen. beslik * Bespara. bet * Beti benzi atmak. kentet. * Tahmis. besparmak * Derisi dikenlilerden. beti bereketi kacmak gibi deyimler de bereket kelimesi ile birlikte "bolluk" anlaminda ikileme olusturur. muhammes. sirada dorduncuden sonra gelen. bet * Kotu. cirkin. surgune karsikullanilan b ir bitki. tuhaf. besparmak otu * Gulgillerden. besiz * Besi bir arada dogan (kardesler). dusman icin calisan orgut. beslemek * Bir isi beskez yapmak. yol kiyilarinda ve cayirlarda yetisen. . yollu bir cesit kumas. * Besrenkte dokunmuscubuklu kumas. beslik simit gibi kurulmak * kendine deger vererek bir yere yayilip oturmak. bespence * Bkz. besli * Besparcadan olusan. kurt pencesi (Potentilla reptans). bet bet bakmak * kotu kotu bakmak. bestas * Bestasla oynanan bir tur cocuk oyunu. besizli * Bestanesi bir arada olan. besleme * Beslemek isi. gulumser. * Halk edebiyatinda uclemeli bir bende. * Ýskambil. beti benzi sararmak gibi deyimlerde beniz kelimesi ile birlikte. * Besi bir arada olan. bir kotuluk yapacakmisgibi durmak. besparmak. * Cikrikcitezgâhinin kutugu. "cehre" anlaminda ikileme olusturur. * Bir seyin sayisinibese cikarmak. * Bet bereket kalmamak. beti bereketi gelmek. beti benzi ucmak. kendinde herhangi bir seyden bestane bulunan.

betili sanat * Doganin gorunen bicimlerini isleyen sanat. betimlemek * Bir nesnenin. kitap. beterlesmek * Beter duruma girmek veya o durumda bulunmak. betisiz . solmak veya beti benzi ucmak) * herhangi bir sebeple kanicekilip yuzu solmak. tasvir etmek. betimsel * Betimle ilgili. tasvirî dil bilgisi. bundan daha kotu durumlarin da bulundugunu du sunerek teselli bulmalidir. betimleyici * Betimleme yanlisi. hayvan ve doga ogeleri bulunan (resim veya heykel). tasvir. betelenmek * Karsigelmek. betili * Ýcinde insan. kafa tutmak. betim * Betimlemek isi. kendine yedirememek. betatron * Elektronlarihizlandiran elektromanyetik bir arac. beti benzi kirec kesilmek (beti benzi atmak. beta * Yunan alfabesinin ikinci harfi -B. betimlemeci * Betimlemeye agirlik veren. betine gitmek * gucune gitmek. kitlasmak. pusula. figuratif sanat. mektup. cabuk tukenmek. beta isinlari * Radyoaktif cisimlerin yaydiklariuc isindan biri. beter * Ýyice kotu. diklesmek. korkmak. betimleme * Betimlemek isi. betimlenme * Betimlenmek durumu. etelemek betelemek. figuratif. tasvirî. betimlenmek * Betimlemek isi yapilmak. bir kimseyi. bir olay veya duyguyu betimleyen soz veya yazi. beti bereketi kalmamak (veya kacmak) * azalmak. tasvir. betimleme. tasvirci. beti * Resim ve heykel sanatlarinda varliklarin bicimi. betimsel dil bilgisi * Bir dilin belirli caginiinceleyen dil bilgisi. betimlemeli dil bilgisi. tezkere. beterlesme * Beterlesmek isi veya durumu. * Bir seyi. betelemek * Bkz. betik * Yaziliolan sey. beter etmek * daha kotu duruma getirmek.bet suratli* Yureginin kotulugu yuzunden belli olan. kendine ozgu belirtilerini tam ve acik bicimde soz veya yaziile anlatmak. beterin beteri var * cok kotu bir duruma dusen kimse.

bey armudu * Ýri. baglayici yapay yigisim. betonlasma * Betonlasmak durumu. esnekligi artirmak icin metal ve cimentodan yararlanma yontemi. beyan etmek . dayanikli. plutokrasi. el mi yaman * Bkz. * Bir eserde. bey kardes * erkekler icin seslenme sozu. bevliyeci * Ýdrar yolu hastaliklarihekimi. cakil gibi maddelerle karismasisonucu olusan ser t. * guclu. bey mi yaman. bevvap * Kapici. bey * Gunumuzde erkek adlarindan sonra kullanilan saygisozu. dayanikli. ileri gelen kimse. as. * Es. betoniyer * Beton karma makinesi. bay. bildirme.* Ýcinde insan. * Boy gibi kucuk bir toplumun veya kucuk bir devletin baskani. betonkarar * Beton karma makinesi. kokulu ve tatlibir armut turu. sert. koca. beyaban * Col. bey (veya pasa) gibi yasamak * bolluk icinde yasamak. nonfigurati f. betisiz sanat * Beti kullanmayan nonfiguratif sanat. bunlarin anlatiminda tutulacak yollari konu edinen bir edebiyat bilgisi dali. uroloji. beton gibi* cok saglam. * Erkek ozel adlariyerine kullanilir. betonarme * Yapida gucu. beyan * Soyleme. urolog. hayallerin dogusve degerlerini. * Zengin. d emirli beton. bevliye * Ýdrar yollarihastaliklari. bey mi yaman. * Ýskambil kâgitlarinda birli. betonlasmak * Beton duruma gelmek. dusuncelerin. * Komutan. hayvan ve doga ogeleri bulunmayan (resim veya heykel). betoncu * Yapilarda beton dokme isleriyle ugrasan usta veya isci. * Erkek sifatlarinin hemen arkasina eklenir. bevliyecilik * Bevliyecinin isi veya meslegi. el mi yaman. bey erki * Zengin erki. beton * Cimentonun su yardimiyla kum. * Mahalle okullarinda hademe. duygularin.

beyaz etmek (veya beyaza cekmek) * yaziyitemize cekmek. beyaz peynir * Beyaz renkli bir tur peynir. beyaz irk * Avrupa. Beyaz Rus* Ekim ihtilâlinde komunist kizil yonetimden kacan Rusyalikimse. beyanat * Demec. beyaz kitap * Bir sorunu aydinlatmak ve savunmak icin bir kurum veya hukûmetce yayimlanan kita p. camasir makinesi. * Beyaz irktan olan kimse. * Sinema. etlere verilen genel ad. beyanat vermek (veya beyanatta bulunmak) * demec vermek. beyazimtirak * Beyaza calar renk. * Beyaz Rusya halkindan olan kimse. * (baskida) Normal karalikta gorunen harf cesidi. beyaz baston * Gorme ozurlulerin yururken kullandiklarimadenî cubuk. beyaz sarap * Sadece beyaz uzum sirasindan yapilan sarap. Guney ve BatiAsya ile Kuzey Afrika'da yasayan ve tenini n rengi acik olan irk. bildiri. bulasik makinesi gibi ev aletlerine toplu olarak ve rilen ad. balik vb. sinema filminin oynatildig iyuzey. * Avrupali. beyanname * Bildirge. beyaz adam * Beyaz irka mensup olan kisi. beyaz sabun * Beyaz renkli bir tur sabun. * Bu renkte olan. beyaz esya* Buzdolabi. beyaz dizi * Genellikle sevgi konularinibasit bir bicimde isleyen romanlardan olusan dizi. beyaz cam * Televizyon ekrani. beyaz oy * Onaylayicioy. beyaz perde * Gostericiden cikan goruntulerin uzerinde yansidigi. soylemek. beyaz is * Beyaz pamuklu veya keten kumaslar uzerine beyaz veya renkli ipliklerle yapilan sarma is. beyazimsi* Beyaza calan. kokain gibi siviolmayan uyusturucu madde. kara karsiti. Kuzey Amerika. . anlatmak. beyaz et * Tavuk. beyaz zehir * Eroin. ileri surmek. beyaz * Ak.* bildirmek. beyaz komur * Akarsulardan elde edilen elektrik gucu.

beyhude yere * bosyere. beyhudelik . esmerin tadi * esmerleri ovmek icin soylenir.beyazin adi. beyazlatma * Beyazlatmak isi. beygir icin. beyazlasmak * Beyaz duruma getirmek. * Yararsiz. beyazsinek * Ozellikle pamuklarin uzerinde ureyerek bitkinin oz suyunu emen ve kurumasina s ebep olan bir sinek turu. agartilmak. anlamsiz. * Yuk tasiyan. * (kâgitcilikta) Parlakligin iyilestirilmesi icin hamur bilesenlerinin renginin az veya cok oranda degistirilmesi veya giderilmesi. beyazlasma * Beyazlasmak isi veya durumu. beygir gucu * Saniyede 75 kilogrammetrelik isyapan bir motorun gucu. beyazlik * Beyaz olma durumu. agartmak. beyazlatilmak * Beyaz duruma getirilmek. * Atlama beygiri. beyazlanma * Beyaz duruma gelme. agartma. beyazlanmak * Beyaz duruma gelmek. * Cocuklarin babalariicin kullandigisaygisozu. agarmak. beygirci * Beygir besleyen veya kiraya veren kimse. ustune binilen at. beyazlatici * Daha beyaz duruma getiren kimyasal madde. * Beygir gucunde. beyazli * Beyazibulunan. bosu bosuna. araba ceken. agarma. * Agarti. beyefendi * Saygibelirtmek icin erkek adlarinin sonuna getirilen veya bu adlarin yerine ku llanilan san. beyhude * Bosuna. beyaztilki * Tilkinin kislik tuyunden yapilan kurk. geregi yokken. beygirli * Beygiri olan. beybaba * Yaslierkeklere teklifsizce seslenisbicimi. * Dokunan kumaslarin renk tonlariniacan veya beyazlatan ve kumaslar uzerindeki l ekeleri gideren (kimse). beygirsiz * Beygiri olmayan. beygirlik * Beygire ait. beyazlatmak * Beyaz duruma getirmek. beygir * At.

beyin kanamasi * Beyni besleyen damarlardan bir veya birkacindan disarikan sizmasisonucu. beyin * Kafatasinin ust bolumunde beyin zariile ortulu.* Beyhude olma durumu. beyin takimi * Bir kurum veya kurulusun yonetiminde etkin rol oynayan kimseler. dusunceli. beyincik * Kafatasinin art bolumunde ve beynin altinda. korteks. kendine ozgu dusunce ve dunya gorusune yabancilastirmak. baska yonde d usunur ve davranir duruma getirmek amaciyla cesitli yollarla etkilemek. beyinli * Beyni olan. beyinsel * Beyinle ilgili. dusuncesi yuksek duzeyde olan kimse. * Muhakeme. besle nen bolgenin calismaz duruma gelmesi. * Akilli. dusuncesiz. kafa icinin. * Bir seyi yonetmede onemli gorevi olan kimse. beyin zarlari * Beyni ust uste saran uc zar. beyinsiz * Beyni olmayan. egitimi. dort boslugundan her biri. beyin ucgeni * Beynin alt tarafindaki uc kivrimliyuvarlak cikinti. beyin jimnastigi * Bkz. beyin gucu * Bir ulkede ileri duzeyde iyi yetismisolan meslek ve bilim adamlariile uzmanlar in fikir gucu. beyin cerrahîsi * Hastahanelerde beyin konusunda ameliyat yapabilen bolum. beyin cerrahi * Beyin konusunda uzmanlik yapmiscerrah. * Anlam bakimindan birbirine bagliiki dizeden olusmussiir parcasi. beyin omurilik sivisi * Orumceksi zarla ince zar arasindaki boslukta bulunan beyinle omuriligi cepecev re saran sivi. zihin jimnastigi. hareket dengesi merkezi olan orga n. . beyin karinciklari * Ýcinde beyin-omurilik sivisibulunan. usa vurma. iki yarim yuvar biciminde sini r kutlesinden olusan. beyin oragi * Beynin iki lopu arasindaki zar. beyin yikamak * insani. dimagce. dimag. beyinsi * Beyne benzeyen. * Akilsiz. beyin gocu * Ýleri duzeydeki meslek ve bilim adamlariile uzmanlarin bir baska gelismisulkede yerlesip calismak amaci ile kendi ulkelerinden ayrilmasi. beyin zari* Beyni ust uste saran zar. * Bilgisi. duyum ve bilinc merkezlerinin bulundugu organ. beyit * Ev.

uluslar arasi. uluslar arasici. mirî. icinde beyit olan. Amerika Birlesi k Devletlerinde yaygin bir . beynelmilelcilik * Milletlerin sosyal siniflariarasinda uygunluk olmasive birlikte davranilmasige rektigini savunan gorus. * kotu bir sey sezinlemek. beyni sicramak * aklibasindan gitmek. etkisi kalmamissoz. beylerbeyi* Sancak beylerinin basi. bunamak. emaret. tepesi atmak. beysbol * Dokuzar kisilik iki takim arasinda bir top ve sopayla oynanan. * Hukûmet. beynine vurmak * (icki etkisiyle) ne yaptiginibilemez duruma gelmek. beynamaz * Namazsiz. sarsilmak. satimlik. emirlik. beynini kemirmek * rahatsizlik vermek. namaz kilmayan. beyni karincalanmak * zihin yorgunlugundan dusunemez olmak. beyninde * Arasinda. dusunemez olmak. beylik * Bey olma durumu. enternasyonalizm. devlet maliolan. ikna etmek. beyninde simsekler cakmak * cok uzulmek. beylikci * Divanikaleminin basi. beynelmilelci * Bkz. beyni sulanmak * duzgun dusunemez olmak. beyni bulanmak * sersemlemek. beynine girmek * herhangi bir konuda birisini yonlendirmek. devlete ozgu olan. beylik firin has cikarir * devlet gorevlisi olmanin insana bircok kazanclar sagladiginisaka yollu anlatma k icin soylenir. beyninden vurulmusa donmek * beklenmedik bir durum karsisinda olaganustu bir uzuntu ve saskinliga ugramak. cok bilinen. * Merkeze tam bagliolmayarak bir beyin yonetimi altindaki ulke. * Rahat yasama. pis (kimse). beyiye * Bkz. * Devletle ilgili. enternasyonal. beynelmilel * Milletler arasi. * Herkesin kullandigi. huzurunu kacirmak. milletler arasicilik.beyitli * Beyti bulunan. * Bir cesit kucuk ve ince asker battaniyesi. bunalmak. beyni atmak * Bkz. uluslar arasicilik. herkesin bildigi. beylik soz * Herkesin kullandigi. basmakalip. * zihninde birden bir dusunce dogmak. beyni kaynamak * asirisicaktan sersemlemek.

bezekleme . beze * Yumurta akive pudra sekeri ile yapilan bir cesit kuru pasta. * Durusma sirasinda bir dusunceyi gerceklestirmek icin basvurulan belge. beze * Yara veya ciban sebebiyle vucudun herhangi bir yerinde olusan siskinlik. bikkinlik vermek. * Soylu kimse. bezci * Bez yapan veya alip satan (kimse). * Pamuktan. g udde. bezcilik * Bezcinin isi veya meslegi. bezmesine yol acmak. bezekci * Duvar ve tavanlariboyayip birtakim resim veya sekillerle susleyen kimse. beysbolcu * Beysbol oynayan ve oynatan (kimse). * Bir eseri suslemeye yarayan motiflerin her biri. bezdirmek * Biktirmak. * Bez (Ý). ziynet. duz dokuma. nakka s. bezek * Sus. * Gelisiguzel kumasparcasi. nazlikimse. beyzî * Yumurta biciminde. * Bezden yapilmis. delil. pazi. * Herhangi bir isicin kullanilan dokuma. * Herhangi bir cins kumas.cesit oyun. beyzade * Bey oglu. caput. bezdirilmek * Bezmesine sebep olmak. bezdirme * Bezdirmek isi. beyzadelik * Soyluluk. bez baglamak * bebeklere altlarinikirletmesinler diye bez koymak. tutamak. usandirmak. beze * Hamur topagi. kanit. bez tuyler * Bitkilerde salgicikaran tuyler. bezdirilme * Bezdirilmek isi veya durumu. sobe. beyyine * Bir olayin dogrulugunu ortaya koyabilen yontem. bezdirici * Usanc veren. beytulmal * Devlet hazinesi. * Gelinleri susleyen kadin. bez * Pamuk veya keten ipliginden yapilan dokuma. oval. * Ozenle buyutulmus. bez * Ýcinden gecen kandan veya oz sudan bazimaddeler ayirarak salgiolusturan organ.

yorgunluk. bezginlik * Bezgin olma durumu. bezginlesme * Bezginlesmek isi. uc veya dort kisi arasinda 96 kâgitla oynanan bir cesit iskambil kâgidioyunu. bezeli * Bezegi olan.* Bezeklemek isi. bezemecilik * Bezemecinin yaptigiis. donatmak. bezemek * Suslemek. * Sus. bezemek. tirmanicibir bitki (Pisum sativum). bezgin * Yasama veya isgorme istegini yitirmis. dekoratif. bezetme * Bezetmek isi. suslenmis. suslenmek. bezeklemek * Suslemek. tezyin etmek. bezelemek * Hamur topagiyapmak. susleyen sey. bezilmek . bezekli * Bezegi olan. usanc. bezginlesmek * Bezgin duruma gelmek. * Bu bitkinin yuvarlak tanesi. bezilme * Bezilmek isi. bezgi * Sus. bezemeci * Bezeme yapan oymaciveya nakkas. bezeyici * Bezekleme yapan ressam. yurdumuzun her yaninda yetistirilen. bezi herkesin arsinina gore vermezler * genel kurallar kisilerin isteklerine gore bozulmaz. bezenmek * Bezemek isine konu olmak. bezemeli * Suslu. suslu. susletmek. dekorator. bezeleme * Bezelemek isi. bezekli. bezenme * Bezenmek isi veya durumu. bezen * Bezek. * Kendini bezemek. bezeme * Susleme. suslenmek. sus. bezetmek * Bezeme yaptirmak. tezyin. bezik * Ýki. bezeyis * Bezeme isi veya bicimi. bezenis * Bezenme isi veya bicimi. bezelye * Baklagillerden. bezek.

* Yahudilere verilen ad. dost toplantisi. manifaturacilik.manifaturaci. bezir yagi. * Jilet. bicak * Bir sap ve celik bolumden olusan kesici arac. bezzazlik * Kumassatma isi. bezir * Keten tohumu. bezirgânbasi * Padisahin kullanacagicuha. * Genellikle benzinliklerde bulunan otomobil yikama aleti ve yeri. * Bir cocuk oyunu. bezirlemek * Bezir yagiile yaglamak. bicak altina yatmak * (insan icin) ameliyat olmak.* Bezmek isine konu olmak. bezi andiran. bezirleme * Bezirlemek isi. bezleme * Bezlemek isi. bezzaz * Kumasalip satan kimse. bezginlik getirmek. bezmek * Bezgin duruma gelmek. cocugu belemek. bezirgânlik * Bezirgâna yakisir davranis. bicilgan * Bkz. bicibici * (cocuk dilinde) Yikanma. * Cocugun altina bez koymak. * Bkz. bezlemek * Bez veya kumasile ortmek veya kaplamak. * Meslegini sadece kazanc icin kullanan kimse. cabuk kurur bir yag. bez. bezmek durumuna gelinmek. bicir bicir * Surekli ve cok konusma icin kullanilir. bicil * Asik kemiginin altinda bulunan kucuk bir kemik. bicirgan * Boru bicimindeki maden parcalarin icini duzlestirip parlatmakta kullanilan ale t. bezir yagisurmek. * Bu kemikle oynanan bir oyun. bicilgan. bezsi * Bez dokusunda olan. bicibiciyapmak * yikanmak. tulbent gibi esyalarisaglamak ve bunlarikoruma kla gorevli kimse. bikip usanmak. . * Alisveriste cok kâr amaciniguden kimse. * Cesitli kesme islerinde kullanilan keskin agizliarac. bezir yagi* Keten tohumundan cikarilan ve yagliboya yapmak icin icine renkli maddeler katila n. bezme * Bezmek isi. bezirgân * Tuccar. bezm * Ýcki meclisi.

bicaklik * Bicak koyacak yer. bicak vurmak * bicakla kesmek. bicaklatmak * Bicakla saldiriyitahrik etmek. keskin. agri) birden ve guclu olarak gelmek. dil yarasionulmaz * hakaret. bicak yarasionulur. bicak bicaga gelmek * bicakla birbirine saldiracak kadar zorlu kavga etmek. * bicaklamak. bicaklanma * Bicaklanmak isi. bicak gibi kesmek * cok keskin olmak. bicak kemige dayanmak * cekilen sikintiartik katlanilamayacak bir duruma gelmek. bicak silmek * bir isi bitirmek. sohbet) birden bitmek. bicak kininikesmez * kotuler yararlandiklarikimselere kotuluk etmekten cekinirler. * Cok az (fark). konusma. bicak sirti* Bicagin keskin olmayan ters yani. bicak gibi kesilmek * (soz. duruvermek. . bicakcilik * Bicak ve benzeri seyleri yapma veya satma isi. bicaklanmak * Bicaklamak isine konu olmak. * Bicak yapmaya elverisli (maden). bicilgan * Azmis. bicak gibi * ince. bicik * Sel veya dere yatagi. cok yakin (aralik). * ameliyat etmek. * Bicakla yaralamak. bicak cekmek * uzerindeki bicagibirden ele alarak birine saplamaya hazirlanmak. bicak yemek * bicaklanmak. bicakli * Bicagiolan. bicaklama * Bicaklamak isi. * bicaklamak.bicak atmak * bir hedefe bicak firlatmak. bicakla saldirtmak ve yaralatmak. bicak gibi saplanmak * (sanci. yayilmis(yara). bicaklamak * Bicakla kesmek. bicakci * Bicak ve daha baska kesici araclar yapan veya satan kimse. bicaklatma * Bicaklatmak isi. * birdenbire ve tamamen ortadan kaldirmak. agir soz gibi gonul kiricidavranislarin hicbir zaman unutulmayacagini anlatir.

bunalmak. bikkinlik * Cok bikmisolma durumu. * Bickiyapip satan kimse. bikmak * Tekrarlanmasi. bickinlasma * Bickinlasmak isi. usanmis. yurekli. usanmak. usanmak. kalaslardan daha ince tahtalar kesen. karsilikliiki sapiolan ve iki kisi tarafi ndan kullanilan buyuk testere. surup gitmesi yuzunden bir seyden doygunluk veya yorgunluk duya rak onu istemez duruma gelmek. bikis * Bikma isi veya bicimi. bickin * Kulhanbeyi. bikilmak * Usanilmak. bikisma * Bikismak isi. bikkinlik vermek * bir seyi surekli tekrarlayarak karsisindakini usandirmak. bikkinlik gelmek * bikmak. bickievi * Tomruklardan kalas. * Motorla calisan bir cesit guclu testere. bidik * Kisa ve tiknaz. bikismak * Karsilikliolarak birbirinden bikmak. bickihane * Bickievi. cesur. bickinlasmak * Kabadayilik taslamak. bezmis. bickinlik * Bickin olma durumu. * Dayanamaz duruma gelmek. boylarinive kenarlar iniduzgun ve esit olarak duzelten isyeri. bikilma * Bikilmak isi. bikip usanmak * cok bezmek. kabadayi. bikma * Bikmak isi. * Bagbudamaya yarayan disli bicak. bikkinti * Bikma duygusu. gozu pek. bickitozu * Dogramacilikta bickidan cikan ve coklukla yakacak olarak kullanilan toz ve tal as. biktirici . bikkin * Cok bikmis.* Hayvanlarin tirnak kokunde olusan yara. bicki * Tahta veya agac bicmekte kullanilan. bickici * Bickiile agac ve tahta kesen kimse. * Korkusuz. * Sarac bicagi.

birak Allah'iniseversen * bir kimse veya nesnenin degersizligini belirtmek icin kullanilir. yukumlulugunu baskasina vermek.* Bikkinlik verici. biktirmak * Bikmasina yol acmak. eti icin avlanan gocebe kus(Coturnix). * Bir isin sorumlulugunu. bildircin * Tavukgillerden. ateskes. usandirmak. * Bir isi baska bir zamana ertelemek. bir yil once. yumusamak. bildir * Gecen yil. etli butlu. gorevlendirmek. biktirma * Biktirmak isi. birak ki * saymasak. bingildama * Bingildamak isi. ateskes yapmak. dolgunca. terk edilmek. mutareke y apmak. birakim * Birakmak isi. birakma * Birakmak isi. birakmak * Elde bulunan bir seyi tutmaz olmak. erimek. * Saliverme. birakilmak * Birakmak isine konu olmak. terk. bikkinlik vermek. bilkimak * Bozulmak. bingil bingil * Dolgun ve pelte gibi titrek. mutareke. birakit * Tereke. hesaba katmasak da. bildircin gibi * kisa boylu. * Eski bulundugu yerini veya durumunu degistirmemek. * Saklamak. birakisma * Karsiliklibirakmak isi. bildircin eti * Bildircin kusunun saka ve avcilarca begenilen kirmizieti. alimli(kadin). * Engel olmamak. * Koymak. birakis * Birakma isi veya bicimi. . zedelenmek. birakismak * Savasma. benekli. bingildak * Kafatasikemiklesmeden once kemiklerin birlesme yerlerinde bulunan kikirdak bol umu. bilkima * Bilkimak isi veya durumu. birakilma * Birakilmak isi veya durumu. billik billik* Cok tombul. carpisma gibi durumlarikarsiliklibirakmak. bingildamak * (et ve siviicin) Yumusaklik veya sismanlik sebebiyle oynamak. * Unutmak. titremek. boz renkli. yurdumuzda en cok guzun. artirmak.

biyiginisilmek * bir isi olmusbitmissayarak onunla ugrasmaktan vazgecmek. biyik * Ust dudak uzerinde cikan killar. meydana getirmek. bitirak * Kirlarda yetisen yabanî bir otun disidikenli tohumu. buyuklerinin boyu 2 m yi bulan. klitoris. bagladigim (bagladigi) yerde (cayirda) otluyorsun (otluy or) * uzun suredir hicbir ilerleme ve degisiklik gostermiyor (veya gostermiyorsun). biyiklanma * Biyiklanmak isi. biyikliduruma gelmek. * Bakilmak. belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. nesne vb. sarilip tutunmaya yarayan surgun. biyiginibalta kesmez olmak * kimseden korkusu olmamak. * Ugrasmaz olmak. * Kotu bir durumda terk etmek. bizbiz * Davula sol elle vurulan ince degnek. * Yanina almamak. terk etmek. * Ayrilmak. biyiklariele almak * delikanlilik cagina girmek. * Sahiplik hakkinibaskasina vermek. hurriyetine kavusmasinisaglamak. biyik altindan gulmek * birinin durumuna belli etmemeye calisarak gulumsemek. * (olen. . ayrilan birinden is. birakmasina yol acmak. * Bir pazarlikta. * Bosamak.* Sarkitmak. biraktirma * Biraktirmak isi. eti sevilen bir balik (Barbus fluviatilis). biyiginitirasetmemisolan. biyiginitirasetmisolan. biraktirmak * Birakmasinisaglamak. dondurmek. biraktigim (biraktigi). bizdik * Ufak cocuk. * Sinif gecirmemek. * Asma gibi bitkilerde.) Kalmak. biyiklibalik * Sazangillerden. biyiklanmak * Biyigicikmak. * Ozgurluk vermek. * (bulundugu veya dokundugu yerde) Olusturmak. kisi. korunmak icin vermek. bizir * Kadinlik organinin ust yaninda cinsel zevk duyumu noktasiolan bolum. * Baliklarda deri uzantisi. * Yapisik olan bir sey yapisikliktan kurtulmak. biyikli * Biyigiolan. biyigiterlemek * biyigiyeni yeni cikmaya baslamak. yaninda goturmemek. biyik burmak (veya bukmek) * calim yapmak amaciyla biyiklarinikivirmak. * (biyik veya sakal) Uzatmak. * Bir aliskanliktan veya bir isten vazgecmek. artik ugrasmamak. biyik birakmak * biyik uzatmak. biyiksiz * Biyigiolmayan.

biber * Patlicangillerden. bibliyografik . gaddar. biberiye * Ballibabagillerden.Bi * Bizmut'un kisaltmasi. * Bu bitkinin. biberlemek * Biber serpmek. biber katmak. bibliyografi * Bibliyografya. biat edilmek * birinin egemenligi taninmak. biberon * Genellikle sut cocuklarina sut ve sulu yiyecekleri icirmekte kullanilan emzikl i sise. kotu talihli. tazeyken sebze olarak yenilen veya kurutulup baharat olarak yarar lanilan urunu. biber gibi * cok aci. pay almamis. biber tursusu * Yalnizca uzun yesil biberden yapilmistursu. * Biber yetistirilen yer. biberlik * Biber konulan kucuk kap. Akdeniz cevresinde cok yetisen.) cok acimak. biberleme * Biberlemek isi. yurdumuzda cok yetisen bir bitki (Capsicum annuum). cicekleri soluk mavi renkli. hala. biber gibi yanmak * (deri. biberli * Ýcine biber katilmis. * Aci. biber salcasi * Kirmizibiberden yapilmissalca. kabul etmek. guzel kokulu yapraklarinid okmeyen. biat * Bir kimsenin egemenligini tanima. bibliyograf * Bibliyografya uzmani. bibi * Babanin kiz kardesi. kaynaklaribilen uzman. bibliyofil * Kitapsever. bîaman * Hosgorusuz. bîbaht * Bahtsiz. cok yillik bir bitki (Rosmarinus officinalis). zalim. * Acisiz. bîbehre * Payiolmayan. amansiz. goz vb. * OsmanliÝmparatorlugunda padisah olunce tahta gececek oglunun devlet yonetimindek i etkili gruplarca kabul ve tasdik edilmesi. biber atmak * icine biber koymak. kadersiz. biat etmek* birinin egemenligini tanimak. bibersiz * Ýcine biber katilmamis.

hem de bagdurumuna getiren makine. sekillenmek. bici * Bkz. zavallilik. kutuphane. * Tarz. biblo * Cesitli maddelerden yapilan heykel. bicerbaglar * Ekini hem bicen. bibliyoman * Bibliyomanisi olan (kimse). bibliyografya * Kaynaklar. biblo gibi * ufak tefek. * Manzumelerin kurulusve uyak duzenlerine gore olan disgorunusu. . bibliyotek * Kitaplik. bicilmek * Bicmek isine konu olmak. bicenek * Her yil belirli bir sure otlatildiktan sonra yeniden gelisen bitkilerin bicile rek degerlendirildigi tabiî cayir. bicilme * Bicilmek isi. zarif (kiz). taneleri ayiran. kitap duskunlugu. bicim * Bicmek isi. bicem * Uslûp. caresizlik. bicici * Bicmek isini yapan (kimse). bicerdover * Ekin bicen. bîcare * Caresiz. bicicilik * Bicicinin isi veya meslegi.* Kaynakla ilgili. bibliyomani * Hastalik derecesine varan kitap sevgisi. * Herhangi bir seyin benzeri. meme basi. bibliyotekci * Kutuphaneci. sekil. bîcarelik * Bicare olma durumu. bicili * Bkz. kaynakca. form. bîcare olmak * caresiz kalmak. zavalli(kimse). * Yakisik alan sekil. vazo gibi zarif kucuk sus esyasi. elverisli (is). cicili bicili. cici bici. samanibaglam veya balya durumuna getiren m akine. sekil. bicim almak * bicimlenmek. bicik * Meme. uygun sekil. doven. bicim * Disgorunus. morfoloji. belli bir bicime girmek. * Sanat ve edebiyat eserlerinde disgorunus. bicilmiskaftan * butunu ile uygun. bicim bilimi * Yapibilimi.

* Cirkinlik. sekillenme. sekillenmek. bicimsizlesmek * Bicimsiz duruma gelmek. cogu ek durumunda olan oge. bicimleme * Cesitli maddelerin bicimsel imkânlariile birbirleri arasindaki duzen iliskilerin i arastirma isi. bicimsiz * Kendine ozgu bir bicimi olmayan. . bicki * Dikilecek kumasibelli bir modele ve olcuye gore kesme sanati. amorf. en uygun durumunu yakalamak. icerigi yeterince onemsemeden. bicime sokmak (veya bicim vermek) * bir seyi bicimlendirmek. bicimsizlesme * Bicimsizlesmek isi. sekle ait. formaliteci. bicimlendirmek * Bir seye belirli bir bicim vermek. bicimsellik * Bicime uygun olma durumu. * Ortamina uygun dusen. bicimlenmek * Bir sey belli bir bicim kazanmak. bicimlenme * Bicimlenmek isi. bicki dikiskursu * Terzilik meslegini ogretmek amaciyla verilen kurs. bicimle ilgili. sek ilci. bicimine getirmek * sirasini. yalniz bicim uzerinde duran. sekilsiz. bicimsel * Bicime dayanan. bicimi bozulmak. punduna getirmek. bicimlendirilmek * Bir seye bicim verilmek. morfem. bicimsizlik * Bicimsiz olma durumu. bicimsellestirmek * Bicimsel duruma getirmek. davranisveya belli bicimin disina cikmayan (kimse).bicim birimi * Kelimelere gramer bakimindan bicim veren. * Alisilmiskural. *Kendine ozgu billûrlasmisbir bicimi olmayan (madde). bicime agirli k veren gorus. bicimlendirme * Bicimlendirmek isi. firsatinibulmak. bicimlendirilme * Bicimlendirilmek isi. yakisik alan. bicis * Bicmek isi veya bicimi. sekillendirme. formel. bicimci * Bicimcilik yanlisiolan (kimse). sekillendirmek. bicimcilik * Bicime sikisikiya baglilik. formalist. mevzun. bicimli * Bicimi guzel olan. yakisiksizlik. * Kotu. seklî. * Bir kuramibicimsel bir kurama donusturmek. yakisiksiz. bicki dikisyurdu * Halka acik terzilik meslegini ogretme ve uygulama yeri. * Ozu. bicimi bozuk. bicimsellestirme * Bicimsellestirmek isi. hosolmayan. tutum.

gercekten. biftek * Ýzgara veya tavada pisirilen dana eti dilimi. aklibasinda olmayan. bîgâne * Yabanci. * Ýlgisiz. bickici * Kumasibelli bir modele gore bicen (kimse). * Ekini. yanal ayritilarid a esit ve paralel dogrulardan olusan cok duzlemli cisim. paha. baslangic. iki yilda bir olan. bidon * Ýcine sivimaddeler konulan. sersem. bictirmek * Bicmek isini yaptirmak. bidayet * Baslama.bicki yapmak * dikilecek kumasibelli bir modele ve olcuye gore kesmek. bid'at * Ýslâm dininde Hz. otu orakla. deli. * Dikilecek kumasibelli bir olcuye ve modele uygun olarak makasla kesmek. umutsuz. bictirme * Bictirmek isi. metal veya plâstikten. bicmek * Belli bir bicim vererek kesmek. plâstik veya cinkodan yapilmis. bide * Bedenin belden asagibolumlerini yikamakta kullanilan tuvalet araci. makine ile kesmek. bîhaber * Habersiz. bîhus * Saskin. bienal * Yil asiri. caresiz. bicki yurdu * Bicki ve dikisokulu. prizma. boru bic iminde kucuk arac. tirpanla. bîgunah * Sucsuz. bîilâc * Ýlâcsiz. * (deger. bijon anahtari . gunahsiz. bîdar * Uyanik. bilgisiz. hakkiolarak. * Sonradan tureyen sey. * Yaylim atesiyle oldurmek. fiyat) Koymak. mensur. * Alt ve ust tabanlaribirbirine paralel ve esit iki cokgenden. cogunlukla silind ir biciminde kap. bigudi * Kadinlarin saclarinikivirmak icin kullandiklari. bihakkin * Hakkiile. uyumayan. sac. bicme * Bicmek isi. Muhammed zamanindan sonra ortaya cikan degisik yargilar ve ilkel er. bidoncu * Bidon satan kimse. * Yontulmusyapitasi. bîgânelik * Bîgâne olma durumu.

bikarbonat * Hidrojen karbonatlarin genel adi. daha sonra. ayriksiz. bildim bileli (veya bildik bileli) * oteden beri. bikir * Kizlik. fil disi toplarla ve isteka ile oynanan bir oyun. tam tersine. bilâkaydusart * Kayitsiz ve sartsiz olarak. dolaysiz. istedigi gibi davranmak. bilârdocu * Bilârdo oynayan veya oynatan kimse. bilârdoculuk * Bilârdo salonunu isletme veya oynama isi. tersine. erdenlik.* Araba tekerleklerinin somunlarinisokmek icin kullanilan alet. bikini * Ýki parcalikadin mayosu. sonradan. cok bilmisoldugunu anlatir. eskiden beri. bilcumle * Butun. aksine. * Degerli olmayan maden veya taslardan yapilmistaki. herhangi bir kisitlama olmaksizin. ayrim yapilmadan. bildik * Tanidik. .. hep . bildigini okumak * herkes ne derse desin bildigi. bijuteri * Kuyumcunun yaptigidegerli takilarin tamami. bilâhare * Sonra. sus esyasi. aracsiz. belirli bir sure sonunda elde edilen iyi ve kotu sonuclarin karsiliklidurumu. bilâr *Katranlikildan yapilan ve kalafat islerinde kullanilan bir tur macun. bildiginden sasmamak (veya kalmamak) * hicbir etkiye aldirisetmeyerek dogru bildigi davranisisurdurmek. bilârdo * Yesil cuha kaplibir masa uzerinde. bîkeslik * Bîkes olma durumu. bilâkis * Tersine olarak. bilâistisna * Ýstisnasiz. sonralari. bilâder agaci * Amerika elmasi. bîkes * Kimsesiz. * Girisilen herhangi bir iste. bîkarar * Kararsiz. aracisiz. dogrudan dogruya. bildigini yedi mahalle bilmez * bir kimsenin cok kurnaz. bildigini yapmak * verilen ogutleri dinlemeyerek tutumunu surdurmek.-in hepsi.. bildik cikmak * birbirlerini eskiden bildiklerini veya ailece tanistiklarinianlamak. bilânco * Bir kurulusun veya bir ticarethanenin belirli bir donem sonundaki veya belirli bir gundeki tasinir ve tasinmaz varliklariile bunlarisaglamak icin kullanilan oz ve yabancikaynaklaride ngeli olarak gosteren cizelge. tereddutlu. bilâvasita * Vasitasiz.

belirli gecmis. bilegi * Kesici araclaribilemek icin kullanilan alet. bildirisim * Ýletisim. da. beyanname. bilegi tasi* . bilerek aldanmisgorunm e. bildirim odencesi * Suresi belli olmayan surekli issozlesmelerinin daha once bildirim yapilmaksizi n yururlukten kaldirilmasi sebebiyle yukumlu olanlarca karsitarafa verilmesi zorunlu olan odence. gel-iyor. bildirilme * Bildirilmek isi veya durumu. bildirismek * Bir duygu veya dusunceyi isaretle veya sesler dizgesiyle bildirerek anlasmak. bildirmek * Herhangi bir seyi haber vermek. gel-ir. teblig. de. * Bilimsel bir konu uzerine yazilan aciklama. * Ustelik. bildirisme * Bildirismek isi veya durumu. gelecek zaman kipleri: Gel-di. teblig. * Bilgiclik taslayan. * Anlatmak. komunikasyon. bildiris * Bildirmek isi veya bicimi. bile * Birlikte. beyan. bildirim * Yaziliolarak yapilan aciklama. simdiki zaman. bilecen * Her seyi bilen. duyurulmak.bildirge * Bir kimsenin resmî bir kurulusa herhangi bir durumu bildirmek icin verdigi cizel ge. gel-ecek gibi. bildirme cumlesi * Yuklemi bildirme kiplerinden biriyle kurulan cumle. tebligat. bildiri * Resmî bir makam. haber verilmek. * Herhangi bir konuda bilgi vermek. dusunulerek. ihbar taz minati. * Aynizamanda. ifade etmek. * Bu aciklamanin yapildigikâgit. bildirme * Bildirmek isi. geni szaman. her seyden anlayan. bildirme kipleri * Belli zaman kavramiveren. onceden tasarlayarak. bilecenlik * Bilecen olma durumu. bildirilmek * Bildirmek isine konu olmak. bile bile lâdes * Kotu bir durumu oyle gerektigi icin kabullenmisgorunme. ihbarname. isteyerek. gelmis. kasten. haberlesme. beyanname. bile bile * Bilerek. teblig. dahi. bagliolduklarivergi dairelerine verdikl eri gelir bildirme belgesi. belirsiz gecmis. ukalâ. * Vergi yukumlulerinin belli zamanlarda. kurum veya bir topluluk tarafindan herhangi bir durumu ilgilile re duyurmak icin yazilan yazi.

makas gibi kesici araclaribilemekte kullanilan ince taneli sarisist . bileklik * Oyunlarda bilegin incinmesini onlemek icin bilege takilan mesin sargi. * (giysi etegi icin) yalniz ayaklar gorunecek kadar (uzun). bilesen * Bir bileske olusturan kuvvetlerin her biri. bilek gucu * Kol kuvveti. bilek damari * Nabiz. bilesik kap * Birlesik kap. * Kimyasal tepkimeler sonucu iki veya daha cok elementten olusan ve bunlardan ba gimsiz fiziksel. kasten. kar icin) ayaklariicine gomulecek bicimde. kol kuvveti. bilerek * isteyerek. bilek guresi * Karsilikliiki kisi dirseklerini dayayarak birbirlerinin bilegini bukmek. * Hirslanmak. basit olmayan. ayakla bacagin birlestigi bolum. bilenmek * Bilemek isine konu olmak. bilek * Elle kolun. bileme * Bilemek isi. kimyasal nitelikler gosteren (madde). keskinlestirmek. bilegine kadar (veya bileklerine kadar) * (camur. bilemek * Kesici aletleri zimpara veya bilegi tasinda keskinlestirmek. * Guc. bilesik faiz * Sure tarihine dek birikmisfaizlerin ana paraya eklenmesiyle elde edilen toplam ustunden odenen faiz. murekkep. bilesik * Birleserek olusmus. asiriderecede istemek. keskin duruma get irmek. kolunda altin bilezigi olmak. bilegine guvenmek * gucune veya hunerine guvenmek. etkisini artirmak. bilenme * Bilenmek isi. bilek saati * Bilege takilan kucuk saat. * Ses ve goruntunun birlikte yer aldigifilm parcasi. murekkep faiz. konsantre olmak. * Guclendirmek. caki. bilek kuvveti * Beden kuvveti. bilemedin (veya bilemediniz) * en cok.Bicak. kuvvet. en fazla. * Bir ise yogun bir bicimde hazirlanmak. keskin duruma getirilmek. bilesik kaplar * Birlesik kaplar. bileginin hakkiile * kendi gucu ve kendi calismasiile. bileginde altin bilezigi olmak * Bkz. bilek gibi * (sac veya akarsu icin) gur. kalin. .

biletli * Bileti olan. bilet kesmek * bileti koparip aliciya vermek.bilesik kesir * Payipaydasina esit veya payipaydasindan buyuk olan kesir. ozellikle sizintiyionleme gibi amaclarla yerlestirilmis. * Bilesme sonucu olusan cisim. bilesim * Ýki veya daha cok oge bir araya gelerek yeni bir oge olusturma. bilezik * Bilege sus icin takilan halka. * Ýki borunun ucunu birlestirmeye yarayan halkaya benzer parca. ulasim araclarina binme veya bir talih oyununa katilma imkâniniveren belge. * Motor pistonlarina. tiyatro gibi eglence yerlerine girme. * Kelepce. * Bir maddenin hangi kimyasal turlerden olustugunu belirleyen verilerin tamami. bilesikgiller * Bitisik yaprakliiki ceneklilerden. terekkup etmek. geometrik toplam. zagcilik. biletci * Bilet satan gorevli. cicekleri komec durumunda toplu olarak bulu nan. bilestirmek * Bilesmesini saglamak. dikdortgen. muha ssala. zagci. uclariacik ve esnek halka. genel olarak dokme demirden yapilmis. bilesmek * Ýki veya daha cok oge bir araya gelerek yeni bir oge olusturmak. biletme * Biletmek isi. bileyicilik * Bileyicinin yaptigiis. bilet * Para ile alinan. sinema. bilestirme * Bilestirmek isi. biletsiz * Bileti olmayan. kesik koni ve benzeri sekilli. terekkup. bilestirici * Bilestirmek isini yoneten kimse. bazicinsleri ucucu yag veya sut tasiyan bir familya. biletcilik * Bilet satma isi. * Bilesmek isi veya durumu. pirinc veya nikel . bileyici * Kesici aletleri bilemeyi isedinmisolan kimse. yaglama. konser. bilet satmak. sogutma. silindir. * Mobilyalarin ayak altlarina takilan kare. biletmek * Bilemek isini yaptirmak. bileske * Bir cisme uygulanan birkac kuvvetin toplam etkisine esit olan tek kuvvet. * Ýki veya daha cok vektorun. bilesme * Bilesmek isi. terkip. bilesik onerme * En az iki onermeden olusan yeni onerme. paralel kenar kuralina uygun olarak geometrik toplam inialmak.

malûma t. * Ogrenme. makinelerle yapilan islemlerin duzenli bicimde yurutu lmesi. bilgelik * Bilge olma durumu ve niteligi. bilfiil * Ýsolarak. bilgi toplamak * degisik yer ve kaynaklardan saglanan bilgileri bir araya getirmek. bilgicilik * Antik Yunan felsefesinde elestiri akimi. gercek ve ilkelerin butunune verilen ad. bilgili gecinen kimse. safsatacilik. * Bir durumu ogrenmek. bilgi almak. hakim. bilgic bilgic * Bilgisi oldugunu gostererek. sayalim ki. * Bilim. sinir ve guvenilirlik bakimindan inceleyip arastiran felsefe dali. bilim alaninda uygulanan yontemleri. bilfarz * Tutalim ki. bilgilendirmek * Bir konuda bilgi sahibi olmasinisaglamak. epistemoloji. bilgilendirme * Bilgilendirmek isi veya durumu. * Bilgisiz oldugu hâlde bilgili gorunmek isteyen. bilezikli * Bilezigi olan. iyi ahlâkli. bilgiclik satmak (veya taslamak) * bilmedigi hâlde bilir gorunmek. sofizm. bilgece * Bilgeye yarasir (bicimde). bilge * Bilgili. bilgi * Ýnsan aklinin erebilecegi olgu. malûmat. * Ýnsan zekâsinin calismasisonucu ortaya cikan dusunce urunu.kaplidemirden yapilmis. * Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradigi_____temel dusunceler. vukuf. isedinerek. * (bilisimde) Kurallardan yararlanarak kisinin veriye yonelttigi anlam. arastirma veya gozlem yolu ile elde edilen gercek. bilgi soleni * Belli bir konunun tartisildigibilimsel toplanti. bilgi islem * Ozellikle bilgisayar vb. vukuf. hâkimane. bilgilenmek . hikmet. malûmat. bilgi kurami * Bilginin temelini. * (Ýlk Cagfelsefesinde) Kendini tanimanin bilgisi. * Bilgi. * Bilezik takmisolan. soz gelisi. olgun ve ornek (kimse). bilgilenme * Bilgilenmek isi veya durumu. bilgici * Sofist. bilgiclik * Bilgic olma durumu. * Baskasiniyaniltmak icin dogru olmadigibilinerek yapilan uslamlama ve cikarsama . diyelim ki. bildirerek. gercekten. vukuf. bilgi edinmek * ogrenmek. bilgin gecinmek. haberdar etmek. malûmat. bilgic * Bilgili kimse. sempozyum. iki ucu delik gerec.

gayriilmî. malûmatli. belli bir amaca yonelen bir bilg i edinme ve yontemli arastirma sureci. bilgisayarcilik * Bilgisayar ticareti veya uzmanligi. yapimcisiveya muhendisi. elektronik beyin. onceden ver ilmisbir programa gore yapip sonuclandiran elektronik arac. komputer. her seyden once. bilim kurami * Bilimlerin koyduklaridusunsel sorunlariinceleyen ve tek tek bilimlerin yonteml erini. ogrenmek. bilgisayar * Cok sayida aritmetiksel veya mantiksal islemlerden olusan bir isi. bilgisayarlasmak * Bilgisayar duzeniyle donatilmak. bilim adami * Bilimsel calismalarla ugrasan kimse. bilgince * Bilgine yakisir. bilginlik * Bilgin olma durumu. ozellikle. bilim kadini * Bkz. bilim adami. ilkelerini. varsayimlariniarastiran felsefe dali. haberli. bilgin tavrinda. basta. bilerek ve isteyerek. * Belli bir konuyu bilme isteginden yola cikan. bilim kurgu . en cok. âlim. bilgin * Bilimsel bir konuda cok bilgisi olan (kimse). bilgisiz * Bilgi sahibi olmayan. bilgin gibi.* Bilgi sahibi olmak. bili * Bilgi. bilgili * Bilgi sahibi olan. bilim disi* Bilime aykiri. cehalet. âlim. bilgilik * Ansiklopedi. * Genel gecerlik ve kesinlik nitelikleri gosteren yontemli ve dizgesel bilgi. * Bilgisayar programcisi. ilim. bilgisayarci * Bilgisayar alim satimcisi. bilgin. bilgiyazar * Elektronik sistemle dizgi yapan alet. bilici * Bilen. bili bili * Tavuk gibi kumes hayvanlarinicagirmak icin cikarilan ses. mahsus. bilgisayarlamak * Bilgisayara gecirmek. * Bilerek. malûmatsiz. malûmat. bililtizam * Bile bile. bilgisizlik * Bilgisiz olma veya bilgi yoklugu durumu. cahil. bilhassa * Hele. deneye dayanan yontemle r ve gerceklikten yararlanarak yasalar cikarmaya calisan duzenli bilgi. bilim * Evrenin veya olaylarin bir bolumunu konu olarak secen. bilime uymaz.

* Ýnsan ruhunun. roman vb. bilincalti* Bilinc disiolmakla birlikte. biyonik. suur. bilimsel sosyalizim * Ýhtilâlci sosyalizm. bilimsel * Bilimle ilgili. bilim yontemlerine uygun olmayan gayriilmî. suuralti tahtessuur. temel gorus. dilendigi zaman kapsamindakilerin bilin ce cagrilabildigi zihin bolgesi. * Kisinin aklindan gecenlerin birinci kisi agzindan yansitilmasi. * Bir toplumdaki ruhî etkinliklerin veya ruhî durumlarin butunu. bilincli .* Cagdasbilim verileriyle dusgucunden olusan film. baskialtinda tutulan isteklerle bunlara baglidusuncelerden olusan ve bilince ulasamayan bolumu. * Dimag. bilinc disi* Bilincsizce yapilan isve etkinliklerin butunu gayrisuur. bilincine varmak * anlamak. suurlanmak. bilimcilik * Bilginin. ilimcilik. bilimsellestirme * Bilimsellestirmek isi. bilimsellestirmek * Bilimin metotlarina uygun duruma getirmek. temeli olarak yalniz bilim yontemine onem verme. bilimsizlik * Bilimsiz olma durumu bilimsizce is. bilime dayanan. bilimsiz * Bilime. bilinclenme * Bilinclenmek isi. * Temel bilgi. bilincini yitirmek * bilincini herhangi bir sebeple yitirmek. bilim kurgusal * Biyoloji ve elektrikle ilgili olan. bilimci * Bilgin. arastiricive bagimsiz dusunce. bilimsel toplanti * Uzmanlarin katilimiile gundemi bilimsel konularin olusturdugu toplanti. bilinclendirmek * Bilincli duruma getirmek. bilinclendirme * Bilinclendirmek isi. bilinclenmek * Bilincli duruma gelmek. ilmî. bilimsellik * Bilimsel olma durumu. bilimsel dusunce * Bilim temeline dayanan ozgur elestirici. sinanabilecegini savun an felsefe akimi. suur. bilinc * Ýnsanin kendisini ve cevresini tanima yetenegi. kavramak. Marxcilik. bilimsel deneycilik * Her bilginin deneyle veya gozlemle dogrulanabilecegini. bilinc kaybi * Hafiza yitimi. * Algive bilgilerin zihinde duru ve aydinlik olarak izlenme sureci. bilinc akisi * Dusuncelerin arka arkaya birbirini izlemesi.

bilirkisi raporu * Bilirkisinin hazirlamisoldugu rapor. * Tanri'nin ve evrenin nereden turediginin bilinmedigini ve bilinemeyecegini ile ri suren ogreti. bilinemez * Ýnsan akliyla bilinemeyen sey. bilip bilmedigini goz onune almadan. agnostik. bilinmek * Bilmek isine konu olmak. bilinmeyen (nicelik). ehlivukuf. *Kendi etkinligini elestirmeli bir bicimde sezmeyen. muglâk. suurlu. "sayar". bilincle yapilmayan. bilirkisi * Belirli bir konudan iyi anlayan ve bir anlasmazligicozumlemek icin kendisine b asvurulan kimse. bilindik * Bilinen. kendi etkinliginin farkinda olan. bilincsiz * Bilinci olmayan. bilinmez * Anlamigizli ve anlasilmasiguc olan. mechul. bilinemezcilik * Bilginin bagintiliolduguna ve bundan dolayisalt olmadigina inanan ogreti. cahillik. * Belli olmaz. bilinmedik. * Elestirmeli bir bicimde. bilir bilmez * yarim bilgi ile. * Tanri'nin ve evrenin nereden turediginin bilinmedigini ve bilinemeyecegini ile ri suren ogretiyi benimseyen (kimse). bilinme * Bilinmek isi. olay ve islere karsiuyanik bulunmama durumu. bilisizlik * Bilisiz olma durumu. ogrenilmek. uzman. kuskulu. suursuzluk. * Nesne. bilinmezlik * Bilinmez olma durumu. suursuzluk. suurluluk. bilinclilik * Bilincli olma durumu suurluluk. bilinemezci * Bilginin bagintiliolduguna inanan (kimse). suursuz. * Nesne. bilinmedik * Bilinmeyen. agnostisizm. suurlu. ehlihibre. ehlivukuf. mechul. bilinmeyen * Degeri belli olmayan. * Cozumlenmesi ozel veya bilimsel bilgiye dayanan konularda oyuna veya dusuncesi ne basvurulan kimse. cahil. bilinen * Degeri belli olan nicelik. bilisiz * Ogrenim gormemis. lâedri. lâedriye. bilindik. eksper. bilincsizlik * Bilicsiz olma durumu. olay ve edimlere uyanik bulunma durumu. bilincle yapilan. suursuz. "yapar" anlamlariile isimlerle birleserek birlesik sifat kur ar. bilirkisilik * Bilirkisinin yaptigiis. ehlihibre. bilir * "Anlar". .* Bilinci olan. anlasilmak. malûm.

biliscikmak * tanimak. koloit karsiti. * Bildik. * Diyalize ugrayarak cozumlenen madde. * "Ýnan olsun" anlaminda kullanilir. sibernitik. bilis * Canlinin. billûriye * Billûrdan yapilmisveya billûrla ilgili. * Belirgin duruma gelmek. billûr * Bazicisimlerin aldiklarigeometrik bicim. mercimek bicim ve buyuklugunde ki saydam cisim. kristallesme. * Bol isikli. * Billûrdan yapilmis. ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletisimde kullanilan ve ozellikle e lektronik aletler araciligiile duzenli bir bicimde islenmeyi on goren bilim. netlik kazanmak. * cok beyaz ve puruzsuz (kol. bilisim teknolojisi * Bilisimde kullanilan butun arac ve gereclerin olusturdugu sistem. bilisim * Teknik. billûrlastirma * Billûrlastirmak isi. billûrlu * Ýcinde billûr bulunan. bilisimci * Bilisim alaninda uzman kisi. billûrlasmak * Billûr durumuna gelmek. billûr cisim * Gozde. billûru andiran. * (ses icin) puruzsuz. billûrsu * Billûra benzeyen. billûrlastirmak * Billûr durumuna getirmek. bilisme * Bilismek isi. kristaloit. billûr gibi. kristallesmek. gerdan. piril piril parlayan (yer). billûrî * Billûra benzer. billûr durumunda yogunlasmak. onceden tanisolmak. informatik. billûrlasma * Billûr durumuna gelme. ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletisim sistemi. bir nesne veya olayin varligina iliskin bilgili ve bilincli duruma g elmesi. tanidik. * Genellikle billûrdan yapilmisesya satan dukkân. billâhi * Tanri'ya ant icerim" anlaminda bir ant. bilismek *Karsilikliolarak birbirini tanimak. gogus). * Koc yumurtasi. billûr gibi * cok duru. dost. . * Ogrenmek. irisin arkasinda.bilistifade * Yararlanarak. kristal. bilisim agi * Teknik. muarefesi olmak. vukuf. * Herhangi bir cisim molekullerinin bazifizik ve kimya degismeleriyle geometrik bicim almasi. * Duru ve temiz kesme cam. mercek gorevini yapan. cok temiz (su).

muamma. bilgiclik taslayan. tecahuluarifane. anlasilir bicimde konusmamak. bilmem hangi (veya bilmem kac. * Bir seyin ne oldugunun bilincine varma. * Geniszamanin olumsuz birinci tekil kisisi olarak bilmem biciminde kullanilinca duraksama. bilmemek * birlikte kullanildigifiilin bir turlu gerceklesemedigini anlatir. elinden gelmek. * Bir isyapmaya alismisolmak. kim. hatirlamak. bilmek * Bir seyi anlamisveya ogrenmisbulunmak. bilmezlemek * Bir kimseyi. "uygun bulmak" anlaminda da kullanilir. techil. techil etmek. niteliklerini ustu kapalisoyleyerek o seyin ne oldugun u bulmayidinleyene veya okuyana birakan oyun. bilmezlikten gelme * yazarin. ne) * onemli veya anlatilmasigerekli gorulmeyen seyler icin kullanilir. * Bilinmeyen sey. * Anlamak. bir sey bilmez gostermek. bilmezlenme * Bilmezlenmek isi. hatirbilmez. * Bir bilim veya sanat dalinda yeterli olmak. bilmezleme * Bilmezlemek isi. bilmece gibi konusmak * acik. bilmece * Bir seyin adinianmadan. bilmezlenmek * Bilmiyor gibi gorunmek. bilmezlikten gelmek * bilmiyor gorunmek. * Ýnanmak. muamma. bilmis * Her seyi bilir gecinen. nasil. * Sorumlu tutmak. * Sanmak. bilmece cozmek * bilmecenin cevabinibulmak. bilmez * Anlamaz. * sonucun ne olacaginikestiremeden. tecahul etmek. bilmedigi besvakit namaz * her seyi pek iyi bilir. * Saymak. var saymak.bilme * Bilmek isi. * Bazen "isine gelmek". farz etmek. bildigi belli olan bir seyi bilmez veya baska turlu bilir gorunecek y olda bir anlatissanati. bilmezlikten gelmek. * Bilgi edinmenin gaye ve sonucu. anlaminda bir soz. * -a/-e ekli fiillerle yeterlik bildiren birlesik fiiller olusturur. cehalet. bilmemezlik * Bilememe durumu. kadirbilmez gibi sozlerle "yapamaz". tereddut anlaminiverir. * Tanimak. sasma. kavramaz. bilmezlik. bilmezlik * Bilmez olma durumu. bilmeden * bilmeyerek. "edemez" anlamlarinda kullanilir. .

cok bilmis. bilmunasebe * Sirasigelince.. bin isci. bin dereden su getirmek * birini kandirmak icin bircok sebep ileri surmek. basolacak bir kimse gerekir. bin kat * Pek cok. * (davranistoresinde) Ben de. cok degisik. bin bilsen de bir bilene danis * bir insan bir seyi ne kadar iyi bilirse bilsin. bilumum * Butun. -in hepsi. bilgilesim. kamu. dokuz yuz doksan dokuzdan bir artik. bin yasa! . bin dalli * Cogunlukla mor kadife uzerine sirma ile kabartma dal. bilyeli yatak * Bisiklet. 1000. dogrudan dogruya olmayarak. her sikintiyigideren.. bin kaliba girmek * birbirine benzeyen bircok isyapmak. bilsat * Kuruluslar. bilyeli * Bilyesi olan. cok sayida. . karsilik olarak. * Bir isimden once geldiginde asirilik ve cokluk bildirir. bin turlu * Birbirinden cok farkli. bin bir ayak bir ayak ustune * herkesin ayakta oldugu kalabalik. bilye * Tas.* Bkz. M. bir basci * her ise. cogunlukla celikten. toprak. hep. bilvasita * (birinin) Araciligiile. bin tarakta bezi olmak * bircok isle ugrasmak. kiyaslanmayacak olcude. yaprak ve cicek islenmis giysi veya ortu. bin * On kere yuz. gobeklerdeki yataklara yerlestirilen. otomobil gibi tasitlarin tekerleklerinde surtunmeyi azaltmak amaciyl a icine celik bilye yerlestirilmis bolum. bin bir * Pek cok. ogutlerden cok daha etkilidir. sizlere de. bin pisman olmak * cok pisman olmak. bilyon * Milyar. bin can ile * cok isteyerek. bilmukabele * Karsilikliolarak. bin derde deva * pek cok ise yarayan. size de. bencmarking. cam gibi seylerden yapilmiskucuk yuvarlak. misket. * Bu sayinin adive bu sayiyigosteren rakam. gene de onu kendisinden daha i yi bilen bulunabilir. * Motorlu tasitlarda donme veya surtunme etkilerini azaltmak. dil dokmek. kucuk yuvarlak. sirasidusunce. dolayli. maden. surekli olarak dusunce degistirmek. asinmayive enerji yitimini onlemek icin. sirketler arasinda bilgi satma. bin nasihatten bir musibet yegdir * yasanmisolaylar. gonulden. aracla.

bindirimli * Fiyatiartirilmis. bînamaz * Bkz. bindi * Destek. buyuk zorlukla.* (memnunluk bildirmek icin kullanilan soz) cok yasa!. binmeye yarayan. * Eklemek. bundan oturu. bina * Yapi. beynamaz. kendi eliyle yok etmek. bin mesini saglamak. binek ati* Sadece binmek. oturtmak veya icine yerlestirmek. dayamak. bindirmek * Bir kimseyi bir seyin uzerine cikartmak. zam. katmak. cikarma yerine gitmek icin kendilerine ayrilan deniz araclarina binmeleri. bin zahmetle * cok zor. b asit mekanizmalikilit. bunun icin. kapak veya kapinin arkasina dogrudan vidalanan. * (bir dusunce sistemine gore) kurmak. * Cikarma harekâtina katilacak birliklerin. bindirme * Bindirmek isi. biner . binaenaleyh * Bundan dolayi. bindigi dalikesmek * (kendisine gerekli ve yararliolan seyi) farkinda olmadan yararsiz duruma getir mek. -den oturu. bindirilmiskuvvetler * Motorlu tasitlara bindirilmisasker birlikleri. hamil. kiremit. gezmek veya binicilik sporu icin yetistirilen at. binde bir * cok seyrek olarak. binbasilik * Binbasirutbesi veya binbasinin gorevi. binbasi * Rutbesi yuzbasiile yarbay arasinda bulunan ve asil gorevi tabur komutanligiola n subay. ahsap parcalarinin durumu. * Arapca fiil catisinikonu edinen bilim ve kitap. bindirilmek * Bindirmek isi yapilmak. * Cati. bindirim * Fiyat artirma. bunun uzerine. bindirme kilit * Govdesi kutu biciminde olan. bina etmek * yapmak. kurmak. bindirilme * Bindirilmek isi veya durumu. * Uzerine binilen. insa etmek. binaen * -den dolayi. zamli. binek * Binmeye ayrilmissey ve daha cok at. * Birbiri uzerine gelerek eklenen levha. * Dayanarak. yapmak. * (tasit) Bastarafindan baska bir tasita carpmak veya bir yere vurmak. binek tasi* At veya arabaya binmek icin ustune cikilan yuksekce tas. -digi icin.

binilmek * Binmek isi yapilmak. * Yuksek asamalibilginlerin ve yeniceri subaylarinin giydikleri cubbe. binicilik * Ata binme ustaligi. * Ata binilerek yapilan spor. pek cok olan. * Bir yere gitmek icin tren. binmek * Yuksek bir seyin veya bir hayvanin ustune cikip ayaklarinisallandirarak oturma k. pek cok. * Kas kirisleri birbiri ustune binmek. * pek cok yapilan. firina atilmadan once.* Bin sayisinin ulestirme bicimi. icine konuldugu oyuk gozl u tahta. * Bin tanesi bir arada olan. bini * Binme isi. dolap gibi seylerin. . ucak. binlerce * Bircok bin. binismek * Ýki parcadan biri. her birine bin. oburunun ustunde olmak. bingi * Kemerler uzerine oturtulmuskubbe ile kemerlerin arasinikapatan ucgen biciminde ki kubbe parcalarindan her biri. binin yarisibesyuz (o da bizde yok) * cok dusunceli gorunen birine saka yollu "aldirma!" anlaminda soylenir. otomobil gibi bir tasitta yer almak. * Kapi. binlik * Bin liralik kâgit para. binici * Binen. her defasinda bini bir arada o larak. * Kirik bir kemigin iki parcasibirbiri ustune gelmek. * Atlialay. sirada dokuz yuz doksan dokuzuncudan sonra gelen. * Yaklasik olarak uc litrelik buyuk sise. binisme * Binismek durumu. * (bisiklet motosiklet. kanatlarikapaninca kalan araligiortebilmek icin bu kanatlarin kenarina cakilan cita. bininci * Bin sayisinin sira sifati. binis * Binmek isi veya bicimi. binit * Hamur durumundaki ekmeklerin. * Atlialayda giyilen giysi. binilme * Binilmek isi. vapur. bini asmak * cok fazla olmak. bini bir paraya * pek cok ve ucuz. * Ata iyi binen kimse. * Universite ogretim uyelerinin giydikleri cubbe. binme * Binmek isi. binek ati. binek hayvaniicin) Kullanmak. binit * Ustune binilen hayvan.

birbirine esit. biomekanik * Biyoloji. olabildigi kadar tez. onem bakimlarindan birbirinden farksiz. bîperva * Cekinmez. fizyoloji ve tip konularinimekanik kanunlar yontemiyle irdeleme. bir (veya sag) elinin verdigini obur (veya sol) elin duymasin * yapilan bir iyilik gizli tutulmali. hep birden. bir suru.. * Ortaklasa olan. katilmak.. korkusuz. binyil * Bin yiliicine alan zaman dilimi. ayni. bir acikahvenin kirk yil hatirivardir * Bkz. Ý.. * Sadece. bir an once * Bir ara. hem. * (tekrarlanarak) Bir kez.* Ýsistenilmeyen veya beklenilmeyen bir bicim almak. * Deger.. istek veya kesin o lmayan anlamlar katar.. . bir (veya tek basina) * yalniz olarak. musterek. * Cekinmeden. yalniz. beraberce. * baska birinin yardimiolmaksizin. bir an * Cok kisa bir sure icin kullanilir. * Bu sayiyigosteren rakam 1. * Bir sey sikisarak yanindakinin ustune cikmak. nerede olsam yatarim * tek basina bulunan kimsenin istedigi yerde barinip rahat edebilecegini anlatir . pek cok. biomikroskop * Kendine ozgu bir isik ile kullanilan cift goz mercekli mikroskop. binnetice * Sonuc olarak. bir boyda. korkmadan. onunla ovunulmemelidir. yaninda kimse bulunmadan. bir agizdan * hep birlikte. * Herhangi bir varligibelirsiz olarak gosterir. * Fiyat artmak. biomedikal * Hem biyoloji hem de tipla ilgili olan. bir * Sayilarin ilki. bir . * Ancak. sakinmaz. bir âlem * Kendine ozgu bir niteligi olan. * Birlesik. bir agizdan cikip bin dile yayilir * ortaya atilan bir soz cok cabuk yayilir. bir abam var atarim. gozu pek. nihayet. bir (veya bir de) * hem .. * Sifat veya zarf durumunda basina geldigi kelimelere kuvvet. bir fincan kahvenin kirk yil hatirivardir. birbirine benze r. * Tek. * Bu sayikadar olan. bir alay * Bircok. biokutle * Belirli zamanda sinirlaribelirli bir biyotopta bulunan canliorganizmalarin top lam kutlesi. * Es. * Eklenmek.

bir araya getirmek * toplamak. bir baba dokuz evlâdibesler. bir de Allah bilir * sikintilidurumlarda soylenilen bir deyim. cok yaslanmisolmak. bir araya gelmek * bir yerde toplanmak. * Hele. bir arpa boyu (gitmek veya yol almak) * cok az. dokuz evlât bir babayibeslemez * cok cocugu olan baba. * Az. bir bakima * Baska bir gorusle. * Gecmiste bir zaman. bir boy * Bir kez. bir ayak ustunde bin yalan soylemek (veya bir ayak ustunde kirk yalanin belini b ukmek) * cok kisa surede pek cok yalan soylemek. hepyek. bir boydan bir boya * Bir yerin bir ucundan obur ucuna kadar. bir bu eksikti . bir aralik * Bir ara. bir bardak suda firtina koparmak * onemsiz. fazla. tam tamina. bir bir * Bkz. ayriayri. * Oldugu gibi. cok az. bir atimlik barutu olmak (veya kalmak) * bir konuda yapabilecegi cok az seyi bulunmak. bir baltaya sap olmak * belirli bir issahibi olmak. kucuk bir sorunu buyutmek. komur gibi baziseylerin olcu birimi. bastan basa. bir bicimine getirmek * cozum yolu bulmak. toplu olarak. bir ayak once (evvel) * bir an once. bir bastan (veya uctan) bir basa (veya uca) * bir yerin bir sinirdan obur sinirina kadar.bir ara * Kisa bir sure. bir avuc * Bir avuc dolduracak kadar. birlikte. eksiksiz. bir bir * Birer birer. bir boyda * Boylariesit. bir araba * Odun. her cocuk babasina bakilmasiniotekinden bekledigi icin s ikintida kalir. bulusmak. bir ben. bir arada * Toplu bir durumda. baska bir dusunusle. bir asagibir yukari * amacsiz olarak gidip gelmeyi anlatir. bir ayagicukurda olmak * yasayacak cok az zamanikalmisolmak. bir basina * Tek basina. * Pek cok.

yanlisdavranislarla bozmak. kapalitohumlulardan bir bitki sinifi. bir cekirdek geri kalmamak * butunuyle denk olmak. bir damla * Cok az. * (cocuk icin) Cok kucuk. bir iki. bir cicekle bahar (veya yaz) olmaz * kucuk. * Biraz. * "ilk once". bir dedigi bir dedigini tutmamak * soyledikleri birbirine uymamak. bir defalik * Bir kere yapmaya yetecek kadar. bir coplukte iki horoz otmez * bir yerde iki kisi basolmaz. bir dalda durmamak * sik sik isveya dusunce degistirmek. bir dedigini iki etmemek * her istedigini hemen yapmak. bir derece (veya bir dereceye kadar) * biraz. tutarsiz konusmak. bir deri bir kemik (kalmak) * cok zayiflamak. guzel bir belirti ile doyurucu sonuca ulasilmaz. bir catialtinda (olmak veya bulunmak) * ayniyapiicinde. bir daha yuzune bakmamak * darilip ilgiyi kesmek. bir cift sozu olmak * soyleyecek bir seyleri bulunmak. bir daha * bir kez daha. fazladan. bir cenetli * Kapsullu yemislerin tek parcaliolanlari. bir deli kuyuya bir tasatar. * Bir kereye ozgu olan. bir coklari * cok sayida olan (kimse veya sey). bir cenekliler * Ogulcugu bir cenekten olusmus. "hele" anlaminda da kullanilir. * umulanin veya beklenilenin disinda bir durumu anlatan cumlelerin basina gelir. bir defada * ara vermeksizin. . bir cirpida* bir ele alista. ele alir almaz. bir cift * Bir takim. bir cuval inciri berbat etmek * duzelmekte olan bir durumu yersiz. bir de * ve olana katarak. bir dedigi iki olmamak * her istedigi yapilmak. * hicbir zaman. cabucak. kirk akillicikaramazmis * bazen bir kimsenin yaptigiyersiz bir is. bir defa * Olup bitti anlatan cumlelere katilir. bircok kimse tarafindan duzeltilemez. bir cift soz * Bir iki soz.* sikintilibir durum varken bir yenisinin cikmasiuzerine soylenir. * capkin kimseler icin kullanilir. bir kereye ozgu olarak.

birazcik. bir geceye ait. bir dokun bin ah isit (dinle) kaseifagfurdan * insanlarikonusturmak icin biraz dertlerini desmek yeter. bir fende kazik kakmak * bir bilgi veya bilim dalinda saplanmiskalmak. bir dolu * Bircok. bir el * (atesli silâh icin) bir kez atim. bir goz gulmek * hem gulup hem aglamak. bir dirhem et bin ayip orter * biraz kilo almak bazen insaniguzellestirir. ancak aynikok uzerinde bulunan (bitki). bir goz aglarken obur goz gulmez * keder veya sikintivarken dostlar. bir gecelik * Bir gece icin. bir el bir eli yikar. bir dostluk kaldi! * az bir mal kalinca saticilarin kullandigibir ozendirme deyimi. iki el bir yuzu yikar * bazidurumlarda yardimcisiz isyapilmayacaginianlatir. bir eli yagda bir eli balda (olmak) * varlik ve bolluk icinde olmak. * bir merkezden. bir dirhem* Cok az. bir gece icinde olup biten. bir duziye * Surekli olarak. bir fincan (veya bir aci) kahvenin kirk yil hatirivardir * iyilik kucuk de olsa unutulmaz. bir elle verdigini obur elle almak * yapar gorundugu bir iyiligi. bir elini birakip otekini opmek * asirisaygigostermek. tek hucreli. zahmeti cok olan bir isle ugrasmak. bir elden * aynikimse tarafindan. bir gomlek asagi * bir derece daha dusuk (birinden).bir dikili agaciolmamak * evi veya mulku olmamak. * yardimlasarak isler daha kolay basarilir. bir gozeliler * Yapisitek bir hucreden olusan hayvanlar veya bitkiler. bir dudagiyerde bir dudagigokte * masallardaki dev gibi korkunc ve cirkin. bir don bir gomlek * yariciplak. findik gibi erkek ve disi organlariayriciceklerde. bir dirhem bal icin bir ceki keciboynuzu cignemek * verimi az. bir gomlek fazla eskitmisolmak * birinden daha yaslive daha gormusgecirmisolmak. bir elin sesi cikmaz * bir davanin bir kisi tarafindan savunulmasietkili ve yeterli degildir. bir gozeli * Yapisitek bir hucreden olusan (hayvan veya bitki). bir evcikli * Misir. bir elmanin yarisio. sagladigibir cikarla odetmek. bir gun evvel . akrabalar eglenmemelidir. yarisibu * birbirlerine cok benzeyen kimseler icin kullanilir. ceviz.

fen alik gelmek. bir parca. kisa da surse cekici ve guzeldir. bir hâl olmak * bir seyin cok tekrarlanmasiyuzunden bitkin duruma gelmek. cok. bir iki * Birtakim. bir icim su (gibi) * (kadin icin) cok guzel. bir kalem gecmek * bosvermek. igne iplige donmek. bir igne bir iplik olmak * Bkz. bir karis * Cok kisa. benzer. cok az sayida. bir hos * Tuhaf bir sekilde. tek tur. bir kapiya cikmak * aynisonuca varmak. belli durumunu degistirmeden. * Ayni. kotu bir durum karsisinda soylenir. olmek. bazi. bir kalemde * birden ve toptan. bir isaretine bakmak * bir isi yapmak icin hazir beklemek. garip. bir kalem * Bir an icin. * kazaya ugramak. karsisindakine vakit birakmadan.* olabildigi kadar cabuk. birkac kez. bir gunden bir gune * hic. bir karisbeberuhi * cok kisa boylu kimse. bir hoseylemek * huzunlendirmek. bir istir oldu * istenmeyen. hicbir zaman. usanmak. bir gozeli. * huzunlenmek. bir an icin goz ardietmek. bezmek. * huyu degismek. duraksamadan. bir kariyla bir koca. bir iki demeden (demeye kalmadan) (veya bir iki derken) * duraksamadan. biraz. bir kararda bir Allah * insan talihinin her an degisebilecegini ve bunun olagan karsilanmasiniogutler. bir atilista. bir hoslugu olmak * bir rahatsizligi. bir guzel * Cok iyi. bir hosolmak * sasirmak. iyice. bir hayli * Epey. * Cok az. bir karar * Aynidurumunu koruyarak. bir hamlede * Cabucak. bir hucreli * Bkz. bir nesesizligi olmak. dirdir eder her gece . bir gunluk beylik beyliktir * hosa giden bir durum. bir kafada * aynidusuncede.

bir mum al da derdine yan * baskalariyla ugrasacagina kendi durumunu dusun. bir nebze * Cok az. dervisce gecinmeyi anlatir. bir Ayvaz * bir karikocanin cocuklarinin. birinci. bir nefeste * (soz ve icecekler icin) Ara vermeden. anlamsiz ko nusur. * Bir kez. bagdasmak. cesitli yonlere. . bir misli. basta gelen.* sikintiveya yalnizlik yuzunden iki dost (bile) birbiriyle dalasir. bircok yerlere. bir kosu * Kosarak. bir koyundan iki post cikmaz * birinden. bir parca. bir numara * Tek. bir koseye koymak * saklamak. bir bu yana * rastgele. bir kere * Aslinda. yeknesak. bir kulagindan girip obur kulagindan cikmak * soylenen soze onem vermemek. bir kazanda kaynamak * anlasmak. ama o. bir nice * Bir hayli. patirti. bir kol cengi (olmak) * sen sozler ve davranislarla cevresine nese sacanlar icin soylenir. uyusmak. yakinlarinin yanlarinda bulunmadiginiveya hic co cuklariolmadiginianlatir. bir o kadar * Ne kadar varsa o kadar daha. bir olmak * bir araya gelmek. ancak bir kisiye kismet olur. isbirligi yapmak. kosa kosa. cabucak. gucunun yetmedigi bir ozveriyi beklememek gerekir. telâsolmak. bir olcude * Biraz. biriktirmek. bir kiyamettir gitmek (veya kopmak) * cok fazla gurultu. bircok. bir kisi alir * guzel seyi herkes ister. bir defa. bir kenarda durmak * gerektigi zaman kullanmak uzere hazirda tutmak. bir kizibin kisi ister. bir koltuga iki karpuz sigmaz * aynizamanda birden cok isle ilgilenmek basariicin sakincalidir. bir kasik suda bogmak * bir kimseye cok kizmak veya cok ofkelenmek. bir numarali * Birinci. bir koseye atmak * gerektiginde kullanilmak icin bir yere koymak. bir ornek * Aynibicimde olan. bir kursun atimi * kursunun gidebilecegi uzaklik. bir kerecik * Bir defaya mahsus olarak. bir kati. belli oranda. bir o yana. bir Koroglu. bir lokma bir hirka * hayatta azla yetinmeyi.

iki sicrarsin cekirge. bir paralik etmek * cok utanacak. bir seyler (veya bir sey) olmak * huyu. bir tanem * Sevgi sozu. bir solukta * Cabucak. nerede olsa yatarim * istedigim yere gider. birden fenalik gelmek. yarim akilli. yeni huylar edinmek. bir sira * Ust uste. kisa kesmek gerektiginde soylenir. yegâne. bir soyledi pir soyledi * uzatmadan. bir soyle on dinle * az konusup cok dinlemek yaraliolur. degerlendirmede yanilmak. bir tahtasieksik * akilca eksik. ardiardina. * belirtmek. pek cok. bir yeri) gerceginden. durumu. bir seyin suyuu vukuundan beterdir * soylenti veya dedikodu olayin gerceklesmesinden daha kotudur. * bayilir gibi olmak. yekten. bir tane * Biricik. ise yaramaz bir duruma dusurmek. * olmek. bir parca * Biraz. bir seyler. bir sicrarsin cekirge. ifade etmek. bir postum var atarim. suclu cezasiz kalmaz. bir seyler * daha fazla aciklamamak. bir pul etmemek * hic degeri olmamak.bir papel etmemek * hic bir ise yaramamak. bir suru * Cok sayida. cok az. cok kisa bir surede. bir seyi. bir tahtada * bir defada. tutumu degismek. bir sikimlik caniolmak * cok ciliz ve gucsuz olmak. bir sozunu iki etmemek * birinin her istedigini hemen yerine getirmek. istedigim bicimde davranirim. geregi gibi soyledi. oldugundan baska turlu dusunere k hayal kirikligina ugramak. carcabuk. * Cok kucuk (cocuk). anlatmak. bir sey soylemek * konusmak. bir tarafa birakmak (veya koymak) . sonunda yakalanirsin cekirge (veya ucuncusunde avucuma dusersin cekirge) * birkac kez saklanabilen bir suc gunun birinde ortaya cikarak yapanikotu bir du ruma dusurur. bir sey sanmak * (bir kimseyi. hemen. degeri olmamak. bir seye benzememek * ise yarar durumda olmamak. azicik. bir pula satmak * bir kimseyi bir cikar ugruna harcamak. bir parmak * Parmak ucuyla alinan miktar veya parmak ucuyla alarak.

* hicbir bicimde. * Belirli bir sure. hicbir yolla. bira bardagi * Bira icmek icin yapilmisozel bardak. vaktiyle. bir yolunu bulmak * bir isi sonuclandirmak icin care bulmak. bir yastikta kocamak * (karikoca birlikte) uzun bir omur surmek. kuvvete yukseltme. benimsememek. bir yana dunya bir yana * bir varliga cok deger verildigini anlatmak icin kullanir. bir terimli * Aralarinda yalniz carpma. "eskiden" anlaminda soylenen bir tekerleme. bir torba kemik * cok zayif. bir zaman * Gecmiszamanda.. eskiden. bir temiz * Adamakilli. vaktiyle. artik hayal olmus. bira * Arpa ile serbetci otunu mayalandirarak yapilan bir icki. bir tuhafligiolmak * kendini iyi hissetmemek. pek cok. biraz.. bir yol * Bir kez. bir suru. arpa suyu. bir yastiga baskoymak * (karikoca) evli bulunmak. bir yiyip bin sukretmek * kotu durumda olanlara bakarak kendi durumunun degerini bilmek. bir yana * -den baska. bir yigin * bircok. * masal gibi gecip gitmis. esit gormek. ertelemek. bir tutmak (veya bir gormek) * esit saymak. kok alma islemleri yapilac ak olan (nicelikleri gosteren terim). bir turlu * (tekrarlikullanildiginda) isin yapilmasinin da. bir yol tutturmak * bir davranis. eskiden. bira mayasi . eskiden. hem . bolme. vaktiyle. yapilmamasinin da ayniderecede kotu oldugunu belirtir. bir yasina daha girmek * simdiye degin gormedigi sasilacak yeni bir seyle karsilasmak. bir zamanlar * Zamaninda. bir varmisbir yokmus * bir masala baslarken. bir yandan (yanda) * bir taraftan (tarafta). bir tasla iki kusvurmak * bir davranisla birden cok yararlisonuca ulasmak. bir yakadan bascikarmak * bir catialtinda dirlik duzenlik icinde yasamak.* onemsememek. bir vakitler * Gecmiszamanda. bir tek atmak * bir kadeh icki icmek. hem. haric tutulursa. bir tutum bicimi belirlemek. sayilmazsa.

* "Yahu. birahaneci* Birahane isleten kimse. * Yeterince degil. tutarsiz. * Biri digerinin yanisira. aralarinibozmak. birbirine katmak * aralariniacmak. biracilik * Bira yapma ve satma isi. birbirini tutmaz * birbiriyle ilgisi olmayan. birbirine girmek * kavga etmek. cok degil. cozulmeyecek duruma gelmek. arkadas" anlaminda seslenme olarak kullanilir. birbirinin gozunu cikarmak * kiyasiya dovusmek.* Mayalanmisdurumdaki biranin yuzunden alinan bir tur mantar. ara vermeden. birbirini yemek * iki veya daha cok kimse birbiriyle ugrasmak. birbiri ustune gelmek * arkasiarkasina. olay cikarmak. birbiri icin yaratilmisolmak * birbiriyle cok iyi anlasmak. bircogu . monist. biraci * Bira yapip satan kimse. dost. birci * Tekci. birbirinin agzina girmek * birbirine cok duskun olmak. bir olayda sozlesmisgibi. cok az. biralik * Bira yapmakta kullanilan. dovusmek. oteki de onu. * karismak. aralarinda anlasmazlik cikmak. birahane * Genel olarak sadece bira icilen. birazdan * Az sonra. * Masonlarin birbirlerine verdikleri ad. biraz * Kisa bir sure icin. yeter olcude degil. aynizamanda da cabuk hazirlanan bazisicak vey a soguk yemeklerin yenildigi yer. birbiri * Karsilikliolarak biri otekini. birader * Erkek kardes. * Cok bira icen (kimse). birbirine kotuluk etmek. monizm. * (iplik vb. icin) dolasmak. bircilik * Tekcilik. birazcik * Pek az. birbirinin gozunu oymak * aralarinda asirigecimsizlik olmak. agiz birligi yapmak. birazi * Bir parca. * Az miktarda. birbirinin agzina tukurmek * bir sorunda. birbirine dusmek * aralariacilmak.

beraberce. * Toplumlariolusturan ve dusunsel. sentez. kullanilan tohumun be lli bir katikadar urun vermek. nedenden etkiye. kullîden cuz'îye. kendine ozgu ayirici ozellikleri de bulunan tek can. birebir gelmek * etkisini hemen ve kesin olarak gostermek. fert. bire bir * Verilen olcudeki karsilik. sentez. sayisibelirsiz. ontogenez. bire bin katmak. * Yalindan karmasik olana. iradeyle ilgili nitelikleri toplum icinde belirlenen insanlarin her biri. birey olus* Yumurtanin dollenmesinden bireyin yetkin duruma gelmesine kadar gecirdigi gelisi m evrelerinin butunu. * Doga bilgisinde turu olusturan tek varliklardan her biri. nohut. onculden varilan sonuca giden dusunme bicimi. birer * Bir sayisinin ulestirme sayisifati. fert. biresimli * Biresim yolu ile elde edilen.. sentetik. bircok * Oldukca cok. * Ansizin. beklenmedik bir sirada. bire beskatmak * eklemek. her birine bir. hepsi bir arada. hemencecik. fasulye gibi urunler icin) toprak. * Element veya baska maddeleri bir araya getirerek. muteaddit. birebir * Etkisi kesin olan. birer birer * Her biri ayriolarak. birey ustu . birdirbir * Oyuncularin birbirinin ustunden atlayarak oynadiklaribir oyun. bire bir esleme * Ýki kumenin elemanlariarasinda. fert. abartmak. zorunludan olasiya. miktar. * Bu bicimde olusan butun. biresim * Parcalarin veya ogelerin bir araya getirilip bir butun olarak birlestirilmesi. terkip. insanlarin benzer yanlarinikendinde tasimakla bir likte. * Ýnsan topluluklariniolusturan. bir hayli. * Ýstenildigi gibi. soy oluskarsiti. birden * Bir defada. bire . arpa. bire bin katmak * cok abartmak. birey * Kendine ozgu nitelikleri yitirmeden bolunemeyen tek varlik.. sun'î olarak bilesik cisimler olusturma. duygusal. vermek * (bugday. bir elemana karsi. * Birlikte.* Cok sayida olan kimse veya sey. genel yasadan bireysel duruma. uygun. birdenbire * Ansizin. ilkeden onun uygula nmasina. birer ikiser * Tek veya birkacibirlikte olarak. bir eleman alinarak yapilan e sleme. hemencecik. * Bir turun kapsamiicine giren somut varlik.

ferdiyet. kendine ozgu olan seylerin. deneyler sonucu elde edilmisseylerin butunu. * Genellikle fertlerin cevresini asan. bireylik * Bir kimseyi disgozlemciler gozunde benzersiz. hor goruldugunu anlatir. bireysellik * Birey olma olgusu. * Tamlanan olarak kullanilan baziisim tamlamalarinda tamlayanin kucumsendigini. yegâne. individualizm. ferdî. birice * En fazla. bireylestirmek * Bireye ozgu kilmak. ikincisi olmayan ve cok sevilen. * Yuklem durumunda olan bir isim takiminin belirtileni olarak kullanildiginda. biricik * Esi. baskalarindan ayirmak. biri esikte biri besikte * ufak cocugu cok olan kimseler icin soylenir. genele degil de. * Gozlemler. biri yer biri bakar. * Bireyi benzerlerinden ayiran niteliklerin butunu. bireysellestirmek * Bir seyi ayriolarak. tek. * Toplumlarin kulturel varliklarinin gelisip genislemesi ve uygarlik duzeyinin y ukselmesi sureci. bireysel olarak goz onune almak. bireylesme * Turle ilgili bir ornegin bireyde gerceklesmesi. bireylestirme * Bireye ozgu kilma. bir yerde toplanip yigilma. birikim * Birikme. kiyamet ondan kopar * bir seyden yalniz bir veya birkac kisi yararlanir da baskalarina yararlanma im kâniverilmezse bundan buyuk sorunlar cikar. bireysellestirme * Bireysel duruma getirme. bireysel olanin cekilip cikarilmasi. benzeri. biri cok olmak * haddini asarak karsisindakini usandirmak. b elirtenin hor goruldugunu anlatir. bireysel * Bireyle ilgili olan. ferdiyetcilik. tutum veya politikalarin genel adi. bireycilik * Bireylerin yararlarinitoplumsal yararlardan daha ustun veya daha onemli sayan ogreti.* Tek bir bireyi asan. ferdiyet. tek. ferdiyetci. * Bagimsiz kisilige varan gelisme sureci. o zelliklerin. * Ýnsanlarin dogal. * Bir kisiyi benzerlerinden ayiran ozelliklerin butunu. bireye ozgu olan. tek olana ustunluk taniyan gorus. biri * Bir tanesi. bireye. individualizm. * Butune. * Ancak ortaklasa ve genel olarak var olan seyi bireylere uygulama ve yayma. . * Bilinmeyen bir kimse. * Bireycilikten yana olan. tek kilan ozellikler veya bunlar in tek bicimi. bireylerin bilincinden bagimsiz olan. bireyci * Kisi haklarinisavunan. ferdiyetcil ik. toplumsal ve tarihî gelismesinden.

parayiolculu kullanarak artirmak. birimci ekonomi * Birime bagliekonomi. bir araya gelmek. birinci gelmek (veya cikmak) * bircoklariarasinda en iyi olarak secilmek. belli bir duzlemde yer alan obur ogelerle kurdu gu bagintilarla tanimlanan ayrinitelikli oge. unite. olusturdugu yapiicinde. sira bakimindan baskalarindan once gelen. birim * Bir kumenin her elemaniveya bir coklugu olusturan varliklarin her biri. birinci * Bir sayisinin sira sifati. birikme havzasi * Kar ve yagmur sularinin biriktigi bolge. onem sirasinda en ustun olan kimse. * Bir niceligi olcmek icin kendi cinsinden ornek secilen degismez parca. sinif. * (ulasim araclarinda) Mevki. * Herhangi bir kurulustaki alt bolumlerden her biri. birikme * Toplanip yigilma. * Sirada. biriktirme * Biriktirmek isi. unite. * Birbirine eklenip cogalmak. birikmek * Toplanip yigilmak. birikinti * Bir yerde kendi kendine birikmisolan sey. tasarruf etmek. birikisme * Birikismek isi. vahit.) Birinci mevki. * Herhangi bir asinma surecinde veya tasima isi yapilirken aluvyonlu maddelerin birakilmasi. birincasif * Birlesikgillerden hekimlikte kullanilan bir bitki. birinci orun * (tren. * Zaman. orun. birikismek* Bir yere toplanmak. kolek siyon yapmak. birinci cag* Yeryuzunun yaklasik uc yuz milyon yillik cagi. * Ogrenme. yarar saglama gibi sebeplerle bazinesneleri bir araya getirmek. biriktirim * Biriktirme. paleozoik. yer. * Bir seyi. birinci zar . birinci olmak * basta gelmek. biriktirmek * Toplayip yigmak. onde gelmek. birikis * Birikme isi veya bicimi. birimler bolugu * Birden dokuz yuz doksan dokuza kadar olan sayilar bolugu. birileri * Bazikimseler. * Dilin. ucak vb. tasarruf.* Mal ve paranin toplanip cogalma sureci. birikinti konisi * Daglik bolgelerden veya yamaclardan sularin getirdigi kum veya tasparcalarinin bir duzlukte olusturdugu yelpaze bicimindeki yigin. vapur.

birlesik cumle * Birkac yan cumle veya ara cumle ile bir temel cumleden kurulan cumle.* Yemislerin derisi. tek duruma getirmek. esas. samimî. birlemek * Bir etmek. birler * Ondalik sayisistemine gore yazilan bir tam sayida sagdan sola dogru ilk sayini n bulundugu basamak. birkaci * Az sayida olan kimse veya sey. birlesik isim * Birlesik kelime biciminde belirli kurallar icinde kaliplasmisisim: Aslanagzi. hasta olmak. onu denetim altinda bulundurmak. birlesik fiil * Ýsim soyundan bir kelime ile bicim veya anlam bakimindan kaynasip butunlesen fii l: Reddetmek. az. birlesmisolan. hekimlikte kullanilan bir bitki. birlesik * Bir araya gelmis. birinin canina ot tikmak (tikamak veya tikanmak) * sesini cikaramayacak. birincivasif * Birlesikgillerden. * Tanri'nin birligini dile getirme. birinin basina dikilmek * birinin yanindan uzaklasmamak. * bir isi yaptirmak icin yaninda ayakta durmak. birinden) buz gibi sogumak * birinden tiksinmek. kelime turunun degismesi. bassehir. uzerindeki ekin gorevini kaybetmesi veya anlam kaymasidolayisiyla aralarina ek girmeyerek kaliplasmisiki veya daha cok sozden o lusan kelime: pazartesi (< pazar . birkac * Cok olmayan. hissetmek. birlesik kelime * Ses dusmesi. ses turemesi. birleme * Bir etme. onemde ilk yeri alan. birlesik kaplar * Alt taraflarindan degisik boyut ve kesitlerde borularla birlestirilmissistem. bir noktada kesisen (dogru. * (cogul durumda) Sampiyonluk icin yapilan yarismalar. gecekondu gibi. * Tanri'nin birligini dile getirmek. yuz yuze iliskilere dayanan iki veya daha cok insandan meydana gele n topluluk. tevhit. birisi * Bilinmeyen bir kimse. kotuluk edemeyecek bir duruma getirmek (getirilmek). zikretmek. tek duruma getirme. bakakalmak. * bir seyin yaninda ve ayakta beklemek. diskabuk. birlesik kap * Alt tarafindan birlestirilmiskaplardan her biri. birlesen * Birbirini kesen. muttehit. tedavi etmek gibi. temel. sus turmak. birincil grup * Ýcten. meyve disi. az sayida. birincilik * Birinci olma durumu. kaybolmak. yay). birisinden biri * iclerinden biri. birkac kisiden herhangi biri. kaptikacti. birincil * Sirada. ana.

* Baglilik. vahdaniyet. inikat. * Uzlasmayisaglayan. * Cinsel iliskide bulunmak. bulusulmak. -se (i-se) gibi e k fiil eklerinden birini alarak bildirdigi zaman: Sevdiydi (sevdi-y-di <sevdi+i-di). bir araya gelinmek.ertesi). * Bolunmezligi iceren yalin butun. birlesilme * Birlesilmek isi veya durumu. * Belli bir toplulugun yararlarinikorumak icin kurulmusdernek. * Bir meclisin bir gun icindeki toplanmalari. birlestirici * Birligi saglayan. * Askerlikte boluk. vahdet. bir olma durumu. * Birlesmis. vahdet. * Bir taneden olusmus. birlestirmek * Bir araya getirmek. birlesik oturum * Bir arada yapilan oturum. birlesik zaman * Yalin zamanlive cekimli bir fiilin -di (i-di). bir arada olma durumu. * Yaninda. hissetmek (< hiss etmek). birlesme * Birlesmek isi. * Konunun bir ana dusunce cevresinde toplanmasi. as. birlesik oy pusulasi * Secime katilan butun partilerin adaylariniayriayrigosteren oy pusulasi. birlikte * Bir arada. * Bulusmak. birlestirme * Birlestirmek isi veya durumu. * Kaynasmak. * Ýki veya daha cok nesnenin birlesmesini saglayan. benzerlik. bir tane alabilen. delikanli(<deli kanli) . * Dollenmek icin erkekle disi hayvanin bir araya gelmesi. tabur. birli * Ýskambil. baglanti. birliktelik * Birlikte olma durumu.). birlesilmek * Birlesmek isi yapilmak. birlik * Tek. beraberce. * Ayniamac cevresinde toplanmak. sevecekmis(sev-ecek-mis< se v-ecek + i-mis) sev-er-se (sev-erse < sev-er + ise) gibi. bir araya gelmek. aynigoruste olmak. domino gibi oyunlarda bir isaretini tasiyan kâgit veya pul. kaptikacti(< kaptikacti) gibi. birlesmek * Ayriiken tek bir butun durumuna gelmek. * Uyusmak. * En buyuk degerdeki nota. -mis(i-mis. birlik olmak * bir isi yapmak icin anlasmak. dort dortluk. beraberinde. alay gibi bir butun sayilan topluluk. birlikten kuvvet dogar . ayakkabi(< ayak kabi). birlesim * Birlesmek isi. birlesme degeri * Basit bir cismin bir atomu ile birlesebilecek olan hidrojen atomlarinin en yuk sek miktari.

bit * Yarim kanatlilar alt takimina giren. . tatlibir ekmek turu. bismillah demek * bir ise ugurlu olmasidilegi ile baslamak. insan ve memeli hayvanlarin vucudunda asa lak olarak yasayan bocek. cifttekerci. kehle (Pediculus). cifttekercilik. korku gi bi duygularibelirten soz. cok kucuk. kimi. bisikletli * Bisikleti olan. bisikletcilik * Bisikletle yapilan spor. bisikletci * Bisikletle spor yapan kimse. bit otu * Siracagillerden. bisiklet yolu * Trafikte bisikletlerin gecmesine ayrilmisdar yol. seker veya tuzla yapilan ince.* toplu veya beraber davranmak daha buyuk guc saglar. bisiklet * Tekerlegin ayakla cevrilmesiyle hareket eden iki tekerlekli tasit. biryanci * Biryan yapan veya satan kimse. bircok cesitleri bulunan ve kuzey yarim kurede yetisen bir bi tki. ciftteker. onarma isi. kucuk lokanta. sut. bisikletsiz * Bisikleti olmayan. kuskulu bir nokta. birun * Osmanlisarayinda Harem dairesinin ve Enderun'un disinda kalan bolum. bit kadar * en kucuk. birsam * Sanri. * Bisiklet satma. biryan * Tandirda susuz pisirilen kebap. biryan pilâvi * Biryan yagiile pisirilen pilâv. bisturi * Nester. biskuvi * Un. bisulfat * Hidrojenli sulfatlara verilen ad. biryan yagi * Tandirda susuz pisirilerek yapilan kebaptan cikan yag. bistro * Ýckili kahve. bismillâh * "Allah'in adiile" anlaminda. bisulfur * Molekulunde iki kukurt atomu bulunduran birlesik. b azi. * Bitlere karsikullanilan bir madde. gevrek kuru pasta turu. bisi * Corek. bir ise baslarken soylenen veya sasirma. halusinasyon. en ufak. bisek * Yayik dovmede kullanilan arac. bit yenigi * Bir isin gizli kalmiskotu ve aksak yani. birtakim * Belirsiz olarak coklugu anlatir (niteledigi isim cokluk bicimde olur).

sinirlandirilip belirlenmeyen. surekli olarak. fena. yer). bitirmek .bîtap * Bitkin. bitirme * Bitirmek isi. barbut oynatan kimse. yansizca davranis. bîtaraflik * Yansiz olma durumu. * Barbut oynatilan yer. bitiklik * Bitik olma durumu. bitirisyemi * Et uretimi icin beslenen hayvanlara belirli bir devreden itibaren besi sonuna kadar yedirilen ve enerji degeri daha yuksek olan karma yem. kumarhane. bitey * Bitki ortusu. bitirim yeri * Kumarhane. kumarhane. bitirim * Cok hosa giden (kimse. bitelge * Topragin bitki yetistirme gucu. tarafsiz. cok begenilen. biteviye * Aynibicimde. namutenahi. bitirilme * Bitirilmek durumu. biteviyelik * Aynibicimde surup gitme durumu. bitimli * Sonu olan. bitimsiz * Sonu olmayan. mezuniyet. bîtap dusmek * cok yorulmak. bitim * Bitmek isi. dolasik. * Yapisik. bitek * Bol ve iyi bitki yetistiren. yorgun. flora. bitevi * Bkz. yorgun dusmek. zeki. munteha. bitirilmek * Bitirmek isine konu olmak. bitirme fiili * Etmisbicimindeki sifat-fiille ve olmak yardimcisiyla yapilan ve fiilin. bitirimhane * Kumar oynanan yer. nihayet. itmam. kahve. bitik * Yorgunluk veya hastaliktan gucu kalmamis. bîtaraf * Yansiz. * Son. biti kanlanmak * sikintiicinde yasayan bir kisi para ve varlik yonunden guclenmek. * Yaman. yardim cifiilin isaret ettigi zamandan once olup bittigini anlatan birlesik fiil. verimli (toprak). sonlu. mumbit. bitirimci * Barbut kahvesi isleten.ekli. * Durumu kotu. biteviye.

yosun. yandaki. bitisken dil * Kelime kokleri degismeyen. sonuclandirmak. sona erme. kirmiz bocegi. belirli bir gorunusalmisbit kilerin bir araya gelmis durumu. bitisik canak yapraklilar * Canak yapraklaribirbirine bitismisbulunan bitkiler. bitisken * Kelime uretim ve cekiminde ekler getirilirken koku veya govdesi degisiklige ug ramayan (dil). bitisme * Bitismek isi. tuketmek. * Bilgili.* Bitmesini saglamak. bitisik tac yapraklilar * Tac yapraklaribirbirleriyle yandan bitisik olan bitkiler. bitki toplulugu * Benzer dogal olaylara ve yasama kosullarina uymus. bitisimli * Bitisken. eklerle turetilen dil. * Yeni bir kelime turetmek icin koklere ek getirme ozelligi. bitirmis * Bir bilim dalinda veya baska bir alanda bilginin doruguna ulasmis(kimse). bitismek * Birbirine dokunacak kadar yanasmak. iltisakî. ittisal. bitis * Bitmek isi veya bicimi. bitki cografyasi * Yeryuzunun bitki ortusunu ve bu ortunun cevreyle ilgisini inceleyen cografya b ilimi. * Yan. bitki bilimci * Bitki bilimiyle ugrasan. cicek veya fidan biti gib i boceklerin ortak adi. agac gibi canlilarin genel adi. bitki bilimi uzmani. bitistirmek * Bitismesini saglamak. * Gucsuz dusurmek. bitki bilimi * Bitkileri inceleyen bilim kolu. . * Yandaki ev. nebat. ot. bitki sutu * Sut gorunusunde bitki oz suyu. bitisik * Birbirine dokunacak kadar yakinlasmisveya yan yana olan. yormak. botanik. bitisiklik * Bitisik olma durumu. dol veren ve hayatinitamamladiktan sonra kuruyarak varligi sona eren. bitme. bitki patalojisi * Bitki hastaliklariniinceleyen bilim dali. agac biti. flora. mahvetmek. bitey. bitki ortusu * Bir bolgede yetisen bitkilerin topu. botanikci. acikgoz. bitiskenlik * Bitisken olma durumu. bitki * Bulundugu yere kokleriyle tutunup gelisen. bitki bitleri * Bitkiler uzerinde yasayan. * Onulmaz duruma getirmek. bitistirme * Bitistirmek isi. bitkin duruma getirmek. tamamlamak.sona erdirmek. komsu.

vucut temizligine bakmayan (kadin). yumurta ve baharat kullanilar ak hazirlanan ceviz buyuklugunde bir yemek. begenmek. gucsuz kalmak. bitmek tukenmek bilmemek . nebatî. memelilerd e yasayan ve kanla beslenen bir bocek takimi. * Beklenmedik zamanda ortaya cikmak. bitkisel * Bitki ile ilgili. * Kendi bitlerini ayiklamak. bitkisel kazein * Kuspe ve siviyagartiklarindan elde edilen azotlu madde. koftelik bulgur. bitkimsi * Bitkiye benzer. cok zayiflamak. bitkin * Gucu tukenmisolan. bitkilesme * Bitkilesmek isi veya durumu. bitme * Bitmek isi. * Cimri. bitlenmek * Uzerinde bit uremek. yag. sunger gibi bitki gorunumunde olan hayvanlar. cok yorgun. bitli * Ustunde bit bulunan. bitli kokus * ustu basikirli. bitkicilik * Bitki yetistirme isi. bitkisel yag * Bitkilerden degisik yontemler kullanilarak elde edilen yag. bayilmak. sac gibi seyler icin. bitkilesmek * Bitki durumuna gelmek. nar. bitmek * Tukenmek. pirinc. agiz yapilarisokup emmeye elverisli. bitkiyi andirir. bitkisel hayat * Hastalik veya kaza sebebiyle bilincsiz ve hareketsiz duruma gelen kisinin haya ti. bitkimsi hayvanlar * Mercan. * Sona ermek. cikip yetismek. bitlenme * Bitlenmek isi. Bitlis koftesi * Yagsiz kiyma. bitlemek * Birinin bitlerini ayiklamak. bitler * Kanatlilar alt sinifina giren. tuy. bitki cinsinden olan. bitli (veya kurtlu) baklanin da kor alicisiolur * ise yaramaz da olsa. * Cok sevmek. bitkinlik * Bitkin olma durumu.bitkici * Bitki yetistiren kimse. bitmek * Bitki. * Cok yorulmak. bitkiden elde edilen. bitleme * Bitlemek isi. her seyin isteklisi bulundugunu anlatir.

komur to zundan briket yapiminda vb. biyofizik * Fizyolojide gecen fiziksel olaylarin bilimi. karbon ve hidrojen bakimi ndan cok zengin tabiî yakit maddelerinin genel adi. tabiî. biyesi olan. eksilmemek. bitumlemek * Belirli bir kalinlikta bitum ile ortmek. bitter * Bir cesit acibira. sonu gelmeyen. etek cevresine kendi kumasindan veya baska kuma stan gecirilen ince serit. gubre gazi. bitmisi * pazarlikta bir seyin son fiyati. ucsuz bucaksiz. alev ve koyu duman cikararak yanan. bittabi * Dogal olarak. bîvefa * Sevgisine bagliolmayan. biyograf * Hayat hikâyesi yazari. bitum * Keskin bir koku. biyaprak * Yapraklarihalka dizilisli. biyel * Makinelerde. bir ucu pistona. * Bir cesit ardic rakisi. biye * Genellikle giysinin yaka. vefasiz. bitmez tukenmez (veya bitip tukenmez) * hic bitmeyen. biyesiz * Biyesi olmayan. biyogaz * Ahir gubresinden elde edilen yanicigaz. biye gecirilmemisolan. * Yol kaplamasinda. tabiî isida kati. tabiatiile. biyoelektrik * Canlivarliklarin urettigi elektrik. * Acicikolata. bitnik * Genel davranislarive hirpanî giysileri ile toplum hayatindan kopma egilimi goste ren ve toplum disinda bir yasantisiolan genc. bitumlu * Ýcinde bitum bulunan veya bitumun butun ozelliklerini gosteren.* bir turlu sonu gelmemek. . biyoelektronik * Molekuler biyolojinin hucrelerin yapisina giren molekuller arasinda gecerli el ektrostatik guclerini inceleyen bolumu. biyolojik fizik. koyu kestane renginde madd e. kullanilan. kol. yer sakizi. bitpazari* Eski esyanin alinip satildigipazar. biyoenerji * Biyokutlenin kimyasal donusumuyle elde edilen enerji. kâgit ve catilarin su gecirmez duruma getirilmesinde. elbette. biyelcik * Kucuk biyel. yogunlugu bire yakin. bitumleme * Bitumlemek isi. daha cok akvaryumlarda bulundurulan su bitkisi. kucuk hareketli cubuk. obur ucu volaniceviren kaldiraca gecirilmisbulun an hareketli cubuk. biyeli * Biye gecirilmis.

biz attik kemik diye. biz kirk kisiyiz. ince sivri uclu bir tur cuvaldiz. biyonik * Biyoloji ve elektronikle ilgili olan. hâl tercumesi. biyosimi * Organ dokularindaki kimyasal olaylariinceleyen kimya kolu. biyoloji cografyasi. biyometeoroloji * Canlilar uzerinde hava olaylarinin etkisini inceleyen bilim. el kaptiilik diye * bizim ise yaramaz diye vazgectigimizi baskalaridegerli buldu. biyoloji uzmani. biz bize benzeriz * aramizda fark yok. biyojeografi * Bitki ve hayvanlarin yeryuzu uzerindeki dagiliminive bunun sebeplerini inceley en bilim. * (baziyazarlar icin) Ben zamirinin yerine kullanilir. dirim bilimi. tercume-i hâl. biyopsi yapmak * parca almak. ureme gibi yasayisevrelerini inceleyen bi lim. tig. dirim bilimsel. biyopsi * Mikroskopta yapisiniincelemek amaciyla canlidan bir doku parcasialma. biyotit * Bir cesit kara renkli mika. biyokatalizor * Canlidokularin hepsinde cok az bulunan ve hayat icin gerekli kimyasal tepkimel eri uyandiran veya kolaylastiran madde. * Marasisinde kalin karton parcalarinin igneyi kirmamasinisaglamak ve delik delm ek isleminde kullanilmak uzere hazirlanmistahta sapli. sivri uclu ve agac sapli arac. bazen teklik birinci kisi zamiri ben yerine kullanilir. * Resmî konusmada. biyokimya * Hucreden en gelismisorgana kadar canlidokulariinceleyen ve bunlariolusturan ma ddeleri arastiran bilim dali. biz bize * Yalniz biz. biz * Katibir seyi dikerken igne gecirecek yeri delmek icin kullanilan. birbirimizi biliriz . gelisme.biyografi * Hayat hikâyesi. biz * Ulkemiz sularinda yasayan bir mersin baligituru. dirimsel. biyosfer * Uzerinde hayat olan yeryuzu bolgesi. biyolojici * Okulda biyoloji dersini veren ogretmen. biyoloji * Bitki ve hayvanlarin dogma. sip (Acipenser nudiventris). celikten yap ilmis. biyolojik * Biyoloji ile ilgili. biyografik * Biyografi ile ilgili. ozelliklerimiz veya tutum ve davranislarimiz aynidir. biz * Cogul birinci kisi zamiri. aramizda yabancibir kimse olmaksizin. * Dirim kurgu. biyolog * Biyoloji ile ugrasan kimse.

271. tutar ellere basiniacar * bize yabanciduran yakinimiz. bizden * Bizim tarafimizda olan (kimse). onun oyle bir ustun durumu olmadiginibiliriz . sahsen. yogunlugu 9. * Ýlâc olarak kullanilan ve asil maddesi bizmut olan karisim. morulâ. * Voleybolda. usanmis. blender * Pisirmeden once malzemeyi kesip karistiran elektrikli alet. blok * Kocaman ve agir kitle. * Birbirine bitisik buyuk yapilar. kendinden. bezginlik getirmis. bizon * Amerika'da yasayan bir cins horguclu yaban okuzu. * Ýcine resim veya yazikâgitlarikonulan karton kap. bizar olmak * usanmak. yardim eder. kirilgan ve katibir element. bizce * Bize gore. bizzat * Kendi.3° C de eriyen. * Yakin cevremizde olan bir kimseden soz ederken kullanilir. bize de mi lolo? * isin icinde bir isoldugunu bilmez miyiz saniyorsunuz?. bizimki * Bizim olan. bizlemek * Ucu civili degnekle hayvanidurtmek. bizdenlik * Bizden olma durumu.* birbirimizi cok yakindan taniriz. file ustunde karsioyuncunun topu sert vururken. * Birden cok bolumu bir araya getirilmisolan. atom agirligi209 olan. bizar etmek * tedirgin etmek. * Politik cikarlarisebebiyle birlik kuran devletler toplulugu. bezmis. bizimle ilgili olan. bîzar * Tedirgin. akrabamiz baskalarina rahatca ictenlikl e. kendisi. kocalarin karilarindan soz ederken kullandiklarisoz. bizim gelin bizden kacar. bizlengic * Ucu civili degnek. blok insaat * Birbirine bitisik yapilan yapilar. bizmut * Atom sayisi83. ki zilimsibeyaz renkli. onunde iki veya uc kisinin elleri ile olusturduklariperde.8 olan. blokaj * Bloke etmek isi. KisaltmasiBi. dostumuz. * Kadinlarin kocalarindan. bikmak. usandirmak. bir butun olusturan. kendisi. . bizleme * Bizlemek isi. bizcileyin * Bizim gibi. bizatihi * Kendiliginden. blâstulâ * Yumurta hucresi embriyon olurken morulânin geliserek ici bosyuvarlak bicime girm esi durumu. ozunden.

cok iri. * Karsisindakini yaniltarak veya yildirarak bir isten caydirmak icin soylenen as ilsiz soz veya takinilan aldatici tavir. * Bu kumastan yapilan (giysi). boyun kurku. blof yapmak * karsisindakini yaniltarak veya yildirarak bir isten caydirmak icin asliolmayan soz soylemek veya aldatici tavir takinmak. bloksuz * Hicbir bloka girmemisolan. baglantisizlik. kaba pamuklu kumas.* Hareketine engel olma. bloke etmek * kullanilmasinionlemek amaciyla el koymak. genellikle ince kumastan yapilan veya iplikten o rulen kadin giysisi. bobin * Makara. guclu bir yi lan (Boa constrictor). kuru siki. blof * Ýskambil oyunlarinda elindeki kâgitlarioldugundan baska gosterme davranisi. * (futbolda kaleci) topu yakalamak. yilanlar takiminin bir bolumu. boagiller * Avlariniyutmadan once uzun govdeleriyle sarip sikarak bogan ve ezen sarilgan y ilanlarikapsayan zehirsiz yilanlar familyasi. blofcu * Blof yapan (kimse). * savasdurumundaki bir ulkenin disulkelerle iliskisini engellemek. bloklasma * Bloklasmak isi. uzerine beton dokulmesiyle yapi lan dolgu. * Sivri taslarin toprak zemine dikine cakilarak. bloklasmak * Blok durumuna gelmek. bloke * Kullanilmasionlenmis. blûm * Bir tur iskambil oyunu. boa * Boagillerden. blûz * Vucudun ust bolumune giyilen. * Kadinlarin boyunlarina aldiklariyilan biciminde dar ve uzun kurk. . bloke cek * Kesideci tarafindan anlasmazligin cozumune kadar odemenin durduruldugu cek tur u. * (kâgit ve karton icin) Tampon silindiri veya mihver boru etrafina sarilmiskâgit ve ya kartonun surekli uzunlugu. * Fotograf filmi rulosu. bloknot * Yapraklarikolayca cikartilabilecek bicimde yapilmisnot defteri. baglantisiz. durdurmak. el konulmus. * Bankacilikta bir varligin yetkili otoritelerin izni olmadan sahibi tarafindan kullanilamamasidurumu. blûcin * Giysi yapilan bir tur mavi. boalar * Surungenler sinifinin. zehirsiz. hareketini durdurma. bloksuzluk * Bloksuz davranma. * kapatmak. yalniz Guney Amerika'da yasayan.

ruzgâr ustu. orsa veya ruzgâr ustu karsiti. boci * Agir yuk tasimaya yarayan. bodrum * Bir yapinin yol duzeyinden asagida kalan bolumu. belirtmek. bodrum gibi * basik tavanli. bodoslama * Gemi omurgasinin basve kic tarafindan yukariya uzanan agac veya demir direkler den her biri. bocalama * Bocalamak isi. * Bir iste tutulmasigereken yolu kestirememek. dokmek. boca etmek * geminin basinibocaya ruzgâr almayan tarafa cevirmek. * Domuz. bodrum kati * Bir yapinin zemin katinin altinda olan ve oturulabilen en alt kati. bocurgat * Agir yukleri cekmek icin manivelâ ile dondurulen ve donduruldukce. ileri surmek. boduc * Agac veya topraktan yapilmiskucuk testi. genellikle gunesgormeyen (oda). bocalamak * (gemi) Ruzgâra karsigidemeyerek suruklenmek. poca. * gelismemek. makara tiresi gibi s arilibulundugu silindirden olusan aygit. bocuk domuzuna donmek * cok semiz ve besili olmak. bodur * Enine gore boyu kisa ve tiknaz. bodoslama * Bodoslamak isi. bodur pas * Arpa yapraklarina yerlesen ve seyrek olarak yurdumuzda da gorulen ilkel mantar . kararsiz olmak. bobin kirici * Daginik iplik bobinlerini duzelten ve boyamaya elverisli bicime getiren makine de calisan (kimse). bobinaj * Bir filmi veya miknatislikusagibir makaradan baska bir makaraya sarma. * (birden cevirip) bosaltmak.* Ýcinden elektrik akimigecebilen yalitilmistel ile bu telin. bocalatmak * Bocalamasina yol acmak. ne yapacaginibilememek. iki kalin ve kucuk tekerlegi olan el arabasi. bastaraftan. boca * Geminin ruzgâr almayan yani. boca alabanda * Boca etme komutu. bocalatma * Bocalatmak isi. bodur kalmak * boyu uzamamak. bocuk * (Ortodokslarca kutlanan) Ýsa'nin dogum yortusu. bodoslamak * Aciklamak. cekilecek sey in baglibulundugu urganikendi uzerine saran cikrik. bodoslamadan * On taraftan.

bogak * Anjin. * Ýki kara arasindaki dar deniz. bogaz acmak * agaclarin dibini kazarak topragikabartmak. * Yiyecegi icecegi saglanan kimse. Koc ile Ýkizler burclariarasinda yer alan burcun adi. ozellikle kokunde akonitin adinda bir zehir bulunan bit ki. . * Ýki dagarasinda dar gecit. keleye cekmek. Boga * Zodyak uzerinde. \343 Zody ak. bogasak * Bogaya gelmisveya boga isteyen inek. bogaz dokuz bogumdur * bir soz iyice dusunmeden soylenmemelidir. boga guresi * Daha cok Ýspanya ve Meksika'da. gugum gibi kaplarda agza yakin dar bolum. bodur tavuk her gun (veya her dem) pilic * kisa boylular olduklarindan daha genc gorunurler. kurtbogan otu (Acunitum napellus). * yemek pisirme. bogan otu * Dugun cicegigillerden. * Bu mantarin yol actigihastalik. vucudu iyi gelismis(delikanli). bodurluk * Bodur olma durumu. * Yeme icme.(Puccinia hordei). bogaya cekmek * (inek) boga ile cinsel iliskide bulundurmak. bogasama * (inek) Bogasamak isi veya durumu. bogaz bogaza (veya girtlak girtlaga) gelmek * zorlu kavga etmek. boga * Damizlik erkek sigir. * Yikanmak uzere hazirlanmiscamasirin uzerine sicak kul suyu suzme isi. * Sise. bogaz * Boynun on bolumu ve bu bolumu olusturan organlar. boganak * Saganak. bora. bodurlasma * Bodurlasmak isi veya durumu. bogalik * Boga olarak kullanilmak icin ayrilan bir yasindan yukarierkek sigir. bodurlasmak * Bodur duruma gelmek. bogasamak * (inek) Boga istemek veya bogaya gelmek. ozel olarak yetistirilmisbogayiyenmek amaciyla y apilan gosteri. boga gibi * cok guclu gorunen. imik. bogasi * Ýnce bez. astar. hazirlama sikintilari. bogaz derdi * gecim icin ugrasma. * Yedirip icirme yukumu. iase. derbent. bogada * Kullu veya sodalisu ile camasir yikama.

bogazindan kesmek * yiyip icmede cok tutumlu davranmak. luzumundan fazla. bogaziacilmak * istahiartmak. bogaz olmak * bogaziagrimak. * imrenmekten bogazisismek. bogazina duskun * yiyip icmeyi cok seven (kimse). bogazina sarilmak * ustune yurumek. bogazinisevmek * yiyip icmeye duskun olmak. asiriolcude. bogaz ola * "afiyet olsun. sikintivermek. bogazindan gecmemek * sevdigi bir kimsenin yoklugu veya yoksullugu dolayisiyla bir yiyecegi yalniz b asina yemekten uzuntu duymak. bogaziislemek * durmadan bir seyler yemek. bogazina dizilmek * (uzuntu. bogazina kadar * pek cok. bogazina dikkat etmek * yiyecegine. sesi cikmamak. kaygigibi sebeplerle) isteksiz yemek. bogazindan artirmak * yiyeceginden kisip parasiniartirmak. bogazina bir yumruk tikanmak (veya gelip oturmak) * konusamaz olmak. yarasin. bogaz icinde kavga var * asiribir bicimde acliginigidermeye calisanlar icin soylenir. bogazina indirmek * fazla ve gelisiguzel yemek. bogazinda kalmak * agzindaki lokmayiuzuntu dolayisiyla yutamaz duruma gelmek.bogaz durmaz * yeme icme ihtiyacinin baska ihtiyaclar gibi geri birakilamayacaginianlatir. bogaz tokluguna * ayrica ucret verilmeden yalniz karninidoyurarak. bogaziinmek * bademcikleri sismek. bereketli olsun" anlamina. istahikesilmek. bogazidugumlenmek * uzuntuden bogazitikanmak. iltihaplanmak. yemek yiyenlere soylenir. bogaz meselesi * Gecim derdi. bogazikurumak * cok susamak. bogazinda dugumlenmek * soylemek istedigini heyecan veya uzuntu yuzunden diyememek. bogazina durmak * yedigi seyi yutamamak. bogaz kavgasi * Gecim icin yapilan didinme. bogaziniyirtmak . bogazinidoyurmak * karninidoyurmak. bogazinisikmak * bunaltmak. icecegine ozen gostermek.

bogmacali * Bogmacaya tutulmusolan (kimse). * Bir durumu baska bir durum yaratarak ortmeye calismak. * Pespese yapmak. * Cok az yemek yiyen. bir kimseyi bir seyin fazlasina eristirmek veya ugratmak. alkol derecesi dusuk bir tur raki. bogdurtmak * Bogdurmak isini birine yaptirmak. * Gaddarca. bogazlatma * Bogazlatmak isi. bogazlamak * Hayvan veya insanibogazindan keserek oldurmek. bogazlatmak * Bogazlamak isini yaptirmak.* olanca gucuyle bagirmak. * Tamamiyla kaplamak. bogdurtma * Bogdurtmak isi. * Gelismesine engel olmak. bogmaca * Cogunlukla cocuklarda nobet nobet oksuruklerle gorulen bulasicibir hastalik. yemek istegi cok olan. istahli. * El. istahsiz. ip veya benzeri ile bir seyi cepecevre sikmak. kan dokerek oldurmek. * Ýncir. sarmak. bogazlanmak * Bogazlamak isine konu olmak veya bogazlamak isi yapilmak. bogazkesen * Bir bogazisavunmak icin deniz kiyisinda yapilan hisar. . bogdurulmak * Bogdurmak isi yapilmak. motoru calismaz duruma getirmek. bogma * Bogmak isi. bogmak * Bir canliyi. bogazlama * Bogazlamak isi. bogdurulma * Bogdurulmak isi. * (renkler icin) Uygun dusmemek. kuru uzumun mayalandiktan sonra ilkel araclarla damitilmasiyla elde edilen. bogazlasmak * Birbirini bogazlamak veya kiyasiya dovusmek. * (motorlu tasitlarda) Fazla yakit. bogdurma * Bogdurmak isi. soluk almasina engel olarak oldurmek. bogazlasma * Bogazlasmak isi. bogazli * Bogaziolan. bogazlanma * Bogazlanmak isi. * Cok yemek yiyen. bogazsiz * Bogaziolmayan. * Silik bir duruma getirmek. dut. bastirmak. * Bunaltmak. bogdurmak * Bogmak isini yaptirmak. bogmak * Bogum yeri.

bogum * Bogulmus. bogulma * Bogulmak isi. boguntu * Zor soluk alma. telâffuz. bir isveya mal karsiligiolarak cok miktarda para cekmek. bogum bogum * Cok bogumlu. bogulmak * Bogmak isine konu olmak. * Parmak veya kamis. cikak. bogumlama * Bogulmak isi. bogumlanma * Bogumlanmak isi. bogumlanmak * Bogum olusmak. boguk boguk * Boguk bir bicimde. boguklasma * Boguklasmak isi. boguk bir bicimde.bogmak bogmak * bogum bogum. boguntuya getirmek * birini bunaltip sasirtmak yolu ile kendisinden. * Bunalmak. bogmaklikus * Toygar kusunun bir turu. boguklasmak * (Ses) Boguk duruma gelmek. . * Bir ses cikarmak icin ses yolunun herhangi bir yerinde daralma veya kapanma ol mak. ihtikar. boguk * Kisilmis(ses). sikintiveren. * Bir seyi degerinden cok yuksege satma isi. sikilmisyer. bogumlamak * Bogum durumuna getirmek. * Havasizliktan olmek. vurgunculuk. bogumlanma noktasi * Agiz boslugunda seslerin olustugu noktalarin her biri. * Ýnce damarlarin veya sinirlerin yumak gibi toplandigiyer. bogula bogula * Bogulacakmisgibi. kisiklasmak. bogmakli* Bogmaklariolan. * Cigerlerden gelen havanin. * Sikinti. agiz ve burundaki cesitli nokta ve bolgelerde engel lemeye ugrayarak ses olarak cikmasi. * Solunumu guclestiren. saz gibi bitkilerin siskince bolumu. bogumlanma bolgesi * Agiz boslugunda seslerin olustugu cesitli bolgelerden her biri. mahrec. bogum bogum olmak. bogumlu * Bogumu olan. bogunuk * Kisik. * Cok sicak. kisik kisik. bogucu * Bogma ozelligi olan. boguk.

bohcasinikoltuguna vermek * kovmak. bok karistirmak * bir isi bozacak bicimde davranmak. kapali. bohcacilik * Bohcacinin isi. derbeder bir yasayisiolan edebiyat ve sanat cevresinden (kimse veya topluluk). bohca boregi * Bohca biciminde sarilan bir cesit borek. bogusulma * Bogusulmak isi veya durumu. cok berbat. bok etmek * (bir isi. bogusma * Bogusmak isi. * Gureste rakibin kol ve ayaklariniust uste getirerek kimildayamaz hâlde alttan ka vrayip kucaklamak. bohem hayati * Basibosyasayis. bir seyi) bozmak. tiksinilen. bogusmak * Birbirinin bogazina sarilmak. * (kaba konusmada) Hor gorulen. kara calmak. bok yedi basi * burnunu her ise sokan. bohcaci * Bohca icinde dokuma esya gezdirip satan kadin. bok * Diski. bok pusur * hosa gitmeyen. bohcalama * Bohcalamak isi. bok yemek . bohca * Ýcine camasir. genellikle otcul memeli hayvanlarin gubrelerinde yasayan ve bokla beslenen bocek (Geotrupes stercorarius).* Sikintili. bohcasinitoplamak * esyasinitoplamak. elbise gibi seyler koyup sarmaya yarayan dort kose kumas. isine son vermek. bogusulmak * Bogusmak isi yapilmak. bok ustun bok * cok kotu. bok bocegi * Kin kanatlilardan. * Guc durum. berbat etmek. kotulugu gorulen seylere karsibir sovgu sozu olarak soylenir. dovusmek. donuk. bok canina olsun * bikilan. bohcasinikoltuguna almak * kendi istegiyle ayrilmak. bohem * Yarininidusunmeden gunu gunune tasasiz. * Ufak ve secme tutun dengi. * Ýtisip kakismak. bohcalamak * Bir seyi bohca icine koyup sarmak. bok atmak * (birine) leke surmek. can sikan sey ve onun ayrintive puruzleri. her ise karisan.

boklasmak * Kotu bir duruma girmek. buyuk miktarda. bok yemenin Arapcasi * yakisiksizligin buyugu. yararsiz. boklanma * Boklanmak durumu. bol * Ozel bir cam icinde likor. dar karsiti. boksorluk * Boksorun isi veya meslegi. boksor * Boks oynayan kimse.* yakisiksiz bir isyapmak. bolluk. sikintiya dusmeden. kit karsiti. derme catma. bok yoluna gitmek * yararsiz. yumruk oyuncusu. ondan daha az kotu olaniguzel gorunur. boktan * temelsiz. bol bulamac * Bol bol. bokunda boncuk bulmak * birine hak etmedigi hâlde cok deger vermek. boklanmak * Kotu bir duruma gelmek. pislenmek. pek cok. bokuyla kavga etmek * cok sinirli ve gecimsiz olmak. bol bol * Fazla. boklu * Boku olan. yumruk oyunu. boklasma * Boklasmak durumu. her seye ofkelenir olmak. bokluk * Pislik. pis. boklamak * (bir yeri veya bir isi) Kotu bir duruma getirmek. boksit * Korindon. * (nicelik bakimindan) Olagandan veya alisilandan cok. gereksiz bir sey ugruna yok olmak. meyve ve maden suyu karistirilarak hazirlana n icki. zenginlik. sarap. boks * Belirli kurallara uyularak yapilan yumruk dovusu. bol * Ýcine girecek seyin boyutlarindan daha buyuk veya genisolan. burnunu sokmamasigerekir. boka nispetle tezek amberdir * cok kotu bir seyin yaninda. bol bolamat * Refah. boku cikmak * bir isveya durum tatsizlasmak. bok yemek dusmek * birinin bir ise karismamasi. . yok yere. bokunu cikarmak * bok etmek. boku bokuna * bosu bosuna. * Kotu durum. boklama * Boklamak isi. bokun soyu (veya bok soyu) * kizilan veya tiksinilen bir seye karsisovgu olarak soylenir.

Bolivyali* Bolivya halkindan olan. * Her seyin bol oldugu zaman. bolice * Yahudi kadini. bolalmak * Bollasmak. bollanmak* Bol duruma gelmek. zengin gonullu. eli acik. bolalma * Bolalmak isi veya durumu. genislemek. * Her seyin bol oldugu (yer). saci. bollastirma * Bollastirmak isi veya durumu. bollasmak * Bol durumda olmak.bol dogramak * (parasini) sacip savurmak. bolometre * Ýsinimolcer. Bolsevik * Bolseviklik yanlisikimse. bom . Bolsevizm * Bolseviklik. cok. olcusuz. bollatma * Bol duruma getirme. bolarma * Bolarmak isi veya durumu. bolero * Kisa ve kolsuz kadin ceketi. * Bolseviklikle ilgili olan. Bolseviklik * Rusya'da XX. yuzyil baslarinda dogan ve Lenin tarafindan gelistirilen komunist hareket. * Oldukca genis. komunistlik. * Agir ritmli bir Ýspanyol dansi. bolca * Oldukca cok. sapsal. bol keseden * bol bol. bollatmak * Bol duruma getirmek. cokca. bollasma * Bollasmak isi veya durumu. * Bu dansin muzigi. genisletmek. * Fazlalik. bolluk * Bol olma durumu. bolarmak * Bol duruma gelmek. * Dokuk. bol kepce * Servis sirasinda yiyecegi bol bol dagitma. bollanma * Bol duruma gelme. bol paca * Genispacali. * Comert. bollastirmak * Bol duruma getirmek.

bombalatma * Bombalatmak isi. hekimlikte kullanilan. bombardiman * Topa tutma. saglam. kabarik. bombos * Busbutun. bombalatmak * Bombalamak isini yaptirmak. tamamen bos. bombesiz * Bombesi olmayan. bomba * Yan yelkenlerin alt yakasinigerip acmak icin kullanilan yatay seren. pistonlu. bomba atmak. bomba gibi patlamak * ofkelenerek. kalin demirden kap. bombeli * Siskinligi. uyusturucu ve zehirli. bomba gibi * iyi. bomboz * Cok boz. goz alici. * iyi hazirlanmis. bombok * Cok kotu. bombalama * Bombalamak isi. bombardon * Bandoda en kalin sesi veren. * bir kimseyi agir sozlerle paylamak. turlu buyuklukte patlayici. * Bomba biciminde. cogunlukla havadan. bombalanmak * Bombalanmak isine konu olmak. . bombaci* Bomba kullanan veya yapan kimse. bombacilik * Bombacinin isi veya meslegi. gosterisli. bir veya iki yillik otsu bir bitki (Hyoscyamus niger). * Siskinlik. cok calismis(ogrenci). birdenbire ve yuksek sesle bagirip cagirmak. bomba * Canliveya cansiz hedeflere atilan. bombe bezi * Ayakkabisayalarinin burun bolumlerine icten dikilen bir kumasturu. bombardiman etmek * top atesi veya bomba ile bir yere saldirmak. * bir olay birdenbire ortaya cikarak herkesi sasirtmak. atesli silâh. kabariklik. bombalanma * Bombalanmak isi. cok berbat. bombardiman ucagi * Bombalama isinde kullanilan ucak. bombalamak * Belli bir hedefe. nefesli calgi.* Bir cesit kumar. tumsekli. bon otu * Patlicangillerden. kabarikligiolan. * Bombalama. bombe * Siskin. * Buyuk ficiveya varil. ici yakicive yikicimaddelerle doldurulmus.

bone * Duz veya kivrimliher cesit yumusak kumasvb. boncukcu * Boncuk yapan veya satan kimse. boncuklu * Boncugu olan. bonboncu * Bonbon yapan veya satan kimse. bonbon. boncukluk * Boncuk olmaya elverisli (nesne). boncuk fasulye * Bir tur iri taneli fasulye. bel kemiginin iki yanindan asagiya dogru u zanan ve yumusakligi dolayisiyla begenilen et bolumu. boncuk gibi * kucucuk (goz). bonmarse * Ýcinde her turlu giyim. boncuk mavisi * Yesile calan bir mavi. tahta. * Uzun siyah ceketle. cogu yuva rlak ve renkli sus tanesi. comert. bonbon sekeri * Bkz. eli aciklik. sus esyasioyuncak vb. boncuk tutkali * Boncuk biciminde gluten tutkali. bonbonculuk * Bonbon yapma veya satma isi. boncukculuk * Boncukcunun isi veya meslegi.bonbon * Seker serbeti icinde kaynatilip uzeri sekerle kaplanmismeyve. boncuk boncuk * boncuk gibi yuvarlak taneler durumunda. bonkorluk * Ýyi yureklilik. tas. ortasidelik. boncuklanis * Boncuklanmak isi veya durumu. bonjur * Gunaydin. plâstik gibi maddelerden yapilan. boncuklasmak * Boncuk bicimini almak. bonfile * Kasaplik hayvanlarda karnin icinde. boncuksuz * Boncugu olmayan. boncuk * Cam. boncuklanma * Boncuklanmak isi. maddeden yapilan baslik. cizgili pantolondan olusan erkek giysisi. bonkor * Ýyi yurekli. * Eli acik. sedef. bono . comertlik. bonfilelik * Bonfile yapmaya elverisli (et). ter boncuk biciminde yuvarlak taneler olusmak. ciy. boncuklanmak * Gozyasi. satilan buyuk magaza. boncukla suslenmis. boncuklasma * Boncuklasmak isi.

borazancibasi * Bircok borazancinin basiolan borazanci. borca batmak * cok borclu olmak. borasit * Sert billûr veya yumusak beyaz kutle durumunda bulunan magnezyum borati. bopluk * Bop tutarinda olma. sert ruzgârlive soguk havali. bonservis * Calistigiyerden ayrilirken gorevini iyi yaptiginibelirtmek amaciyla birine ver ilen belge. borcunu bilmek * borcunu zamaninda oder olmak. oyuna girmek icin ortaya konmasigereken en az miktar. bor * Atom sayisi5. borazanci* Borazan calan kimse. bono kirdirmak * bir bonoyu. bora gibi * cok sert. KisaltmasiB. borc para almak. borca almak * veresiye almak. borat * Bor asidi ile bir oksidin birlesmesinden olusan tuz. siddetli. suresi dolmadan. yumurtalive yogurtlu ispanak veya benzeri sebze yemegi. bono vermek * borc alindiginigosteren vadeli senedi imzalayip teslim etmek. borca girmek * borclanmak.* Belirli bir surenin sonunda. atom agirligi10. borak * Bor (Ý). borazan * Ufleyerek calinan. bop * Poker oyununda. borani * Pirincli. borazancilik * Borazancinin isi. eksigine paraya cevirmek. tabiatta bor asidi veya boratlar durumun da bulunan. belirli bir kimseye odeneceg ini belirten senet. belirli bir paranin. boraks * Yogunlasmisbir borik asitten tureyen sodyum tuzu. ofkeli. yogunlugu 2. perdesiz calgi. sert. * Bu boruyu calan kimse. taslik. bora * Genellikle arkasindan yagmur getiren sert ve gecici yel. * Bu bicimde giyinen kimse. bopstil * Zuppece giyinisbicimi. temiz iskâgidi. borali * Yagmurlu.8 olan. borcunu kapatmak (veya borctan kurtulmak) . ekilmemis(toprak). bor * Ýslenmemis. boru. boran * Ruzgâr simsek ve gok gurultusu ile ortaya cikan sagnak yagislihava olayi.45 olan basit element. borcunu bilmek (veya saymak) * bir sey yapmayiyerine getirilmesi gereken bir isolarak degerlendirmek.

borc almisolan. borc * Pancar. aldiklarinin parasinihemen vermez. * Bir yukum altinda bulunan. borc bini asmak * (borc) pek cok olmak. gerekligi. borc harc * Borclanarak veya benzeri yollara basvurarak. borclu * Borcu olan. borc odemekle (veya vermekle). ama aldiklarinin kar siligikesesinden cikacaktir. borc * Odenmesi gerekli para veya baska bir sey. borc girtlagina cikmak * Bkz. borclu olmez. kisiyi daha cok calismaya zorlar. ancak hasta edecek kadar uzer. borcluluk dengesi * Bir ulkenin belli bir tarihe kadar birikmisdisborc ve alacaklarinigosteren dur . * Birine karsibir seyi yerine getirme.* borcunu odeyip bitirmek. borclanilmak * Borca girilmek. borcluluk * Borclu olma durumu. borc yapmak * borc olarak almak. borclanilma * Borclanilmak isi veya durumu. borclandirma * Borclandirmak isi. borc almak * daha sonra odemek uzere birinden para veya bir sey almak. borc etmek * borclandirmak. * Bir seyi birinin yardimiyla elde etmisolan. borclandirmak * Borclanmasina yol acmak. borclandirilma * Borclandirilmak isi veya durumu. altindan kalkilamayacak duruma gelmek. borc altina girmek * borc para almak. benzi sararir * borc kisiyi oldurmez. medyun. borclu duruma getirmek. * Manevî bir yukumluluk altina girmek. verecekli. borc yigidin kamcisidir * borc. yol yurumekle tukenir * birden odenmeyen bir borc azar azar verilerek odenebilir. borclanma * Borclanmak isi. borc edilmek. istikraz. borclanmak * Karsiliginisonra vermek sartiyla birinden para veya bir sey almak. borclandirilmak * Borclanmasina yol acilmak. borc yemek * borcla gecinmek. lâhana ve et veya krema konularak yapilan sebze corbasi. borclu bulunmak (veya olmak) * borclu duruma dusmek. yukumluluk. borc yiyen kesesinden yer * borcla alisverisyapan. borca batmak. borclu cikmak * gorulen hesapta verecegi kalmak. vecibe.

kisa kollu bir ustluk. bordro * Bir hesabin ayrintilarinigosteren cizelge. bordur * Kaldirimlarin kenarlarinda bulunan taslar. borsa kâgidi * Borsada kayitli. . onden acik. borina * Dort kose yelkenlerin yan yakalarina. havludan yapilmisgiy ecek. borsa degeri * Borsada arz ve talebe gore olusan fiyat. bordo * Mora calan kirmizirenk. * Kuzey Afrika'da Berberîlerin giydikleri baslikli. * Bu renkte olan. borcsuz * Borcu olmayan. Bornova misketi * Bir cesit uzum. borda * Geminin veya kayigin yani. sarap tortusu rengi. beyaz. * Banyo. borikli * Ýcinde borik asit bulunan. borik * Bordan tureyen bir asit ve anhidrite verilen ad. borcsuz harcsiz * Hic borc yapmadan. alt tarafa dogru baglanan halat. borda hatti * Donanma gemilerinin bir sirada ve paralel olarak gitmek icin aldiklaridurum. * Cilt kapagindaki kalin cizgiler. genis. bornoz * Banyodan cikarken kurulanmak icin kullanilan. borsa * Bazituccarlarin ve ozellikle sarraflarla degerli kâgit ve tahvil alisverisiyle u grasanlarin alim satim ve degisim amaciyla devlet denetimi altinda isyaptiklariyer. tuvalet ve mutfak gibi islak zeminlerde duvar dosemeleri arasina konan motifli bir tur fayans. borda etmek * yandan yanasmak. bordalama * Bordalamak isi. * (genellikle giyim kusam malzemesindeki) Kenar susu.um veya belge. sedef gorunumde bir madde. bordalamak * Gemiyle bir baska gemiye borda bordaya gelmek veya kazayla ona carpmak. borcsuzluk * Borcsuz olma durumu. borsa acentesi * Musteriden aldiklarialisve satisemirlerini borsada yerine getirip karsiliginda komisyon alan kimse. borik asit * Etkisi az. borda bordaya * yan yana. alinip satilan hisse senedi. asit borik. biri (sagda) yesil olarak iki yanda yakilan fe nerler. borsa cetveli * Borsada belirlenen fiyatlarigosteren gunluk bulten. borda fenerleri * Gemilerde biri (solda) kirmizi.

borulu * Borusu olan. borazan. borsaci * Degerli kâgit. lâma demiri veya celik cemberlerden yapi lan aski. bir veya daha fazla dagitim merkezl erine veya tuketim merkezlerine dogal gaz tasinmasiamaciyla tesis edilen boru sebekesi. boru bilezigi * Soba borularinin ek yerine gecirilen suslu cember. * Boru montajinda calisan kimse. borucu * Boru yapip satan kimse. bos . borsa tahtasi * Borsada alim satim fiyatlarinin ilân edildigi pano. onem verilmeyecek sey degil. boru cicegigiller * Can cicegigiller. bors * Borc (ÝÝ). uclariacik. boru calmak * borazan otturmek. boru mengenesi * Kesme. boru askisi * Her tur borunun asilmasinda kullanilan. borusu otmek * sozu gecmek. * Nefesle calinan perdesiz madenî calgi. boru hatti * Dogal gaz aritma unitesinden alinan gazin. boru kabagi * Bogumsuz. borusu tutmak (veya ustunde) * (zenciler icin) agzikopurerek kriz gecirmek. boruk * Daglarda yetisen. borusunu calmak * cikar sagladigikimsenin davasinigutmek. disacma gibi islemler icin borunun sikica baglandigialet. boru yolu * Petrolu. borumsu * Boru biciminde olan. boru degil (veya boru mu bu?) * azimsanacak.borsa oyunu * Borsada oynanan hava oyunu. cok ofkelenerek etrafa saldirmak. boru gibi uzun su kabagi. boru cicegi * Can cicegi. payplayn. yetkisi olmak. borsacilik * Borsacinin isi veya meslegi. * Tatula. boru agi * Tesisatiolusturan borularin butunu. kokulu. boru * Bir yerden baska bir yere siviveya gaz aktarmaya yarayan. supurge ve yakacak olarak kullanilan bir ot turu. boru kelepcesi * Boruyu duvara tespit etmekte kullanilan gerec. para ve tahvil uzerine borsa oyunu yapan kimse. borsa simsari * Musteri ile borsa acenteleri arasinda aracilik yapan kimse. ciktigiyerden baska yere akitan boru tesisati. kucumsenecek. uzun ve dar silindir. ici bos.

* Bkz. boskalmak. ustunde hic kimse veya hicbir sey bulunmayan. * Gorevlisi olmayan (is. boylu boslu. bostan bozuntusu * Korkak. bosbirakmamak * (para. bos * Ýcinde. * Verimsiz. bosbogur * Bkz. * Kavun ve karpuza verilen ortak ad. anlamsiz ve bilincsizce bakmak. * Anlamsiz. bostan bekcisi * Bostanikoruyan ve kollayan kimse. bogur. bosbulunmak . yureksiz. iri ve yuvarlak bir patlican turu. munhal. bosatip dolu tutmak (vurmak) * umutsuz olarak girisilen bir is. bostan patlicani * Az cekirdekli. * Kavun. bostan korkulugu * Kuslariurkutup yaklastirmamak icin tarlaya dikilen kukla. yiyecek gibi seylerle) yardim etmek. bosbosbakmak * amacsiz. bostanci * Bostan isleriyle ugrasan kimse. gorev). * Yapilacak isi olmayan. bostan kebabi * Patlican ve yesillikler ile kugu inceliginin toprak tencerede pisirilmesiyle y apilan kebap. ise yaramaz adam. bosbasak dik durur * bilgisiz olan ustun gorunmek icin kasilir. * Kendisinden beklenilen gorevi yapmayan veya kendisinden cekinilmeyen gucsuz ki mse. karpuz tarlasi. bosbirakmak * bir yerde kimse oturmamak. * Bostancinin gorevi. boslu * Bkz. bostancilik * Bostan isleriyle ugrasma. * Bilgisiz. bostan dolabi * Sebze bahcesini sulamak icin bir at baglanarak diklemesine donen kovalarla kuy udan su cikarmaya yarayan dolap. * Ýssiz. bos(veya bosta) gezmek veya gezinmek * issiz gucsuz dolasmak. iyi sonuc vermek. * issiz birakmamak. boy bos. * Osmanlitarihinde sarayin korunmasina ve sehrin guvenligine bakmakla gorevli ol an erlerden her biri. * Bir ise yaramayan. bostanciocagi * Bostancilarin bagliolduklariocak. bostanlik * Bostan olmaya elverisli yer. bostan * Sebze bahcesi.

boslâf * Gereksiz. dipsiz kile bosambar. bostorba ile at tutulmaz * cikar veya karsilik gosterilmeden bir kimse bir yere baglanmaz. * soylenmesi sakincaliolan bir seyi soyleyivermek. boskile dipsiz ambar * Bkz. bosanmak. ugrasiolmamak. * birinin yaptigina karsilik olarak bir harekette bulunmak. bosol (veya olsun) * erkegin karisinibosamak icin soyledigi soz. sonuc vermemek. bosa almak . bosdurmamak * her zaman bir isle ugrasmak. bosinanc * Kaynaklaribilimsel ve dinî temele dayanmayan. verimsiz. bosgezmekten bedava calismak yegdir * calismak insanitembellikten kurtarir. boskume * Hicbir ogesi olmayan kume. * issiz kalmak. calismamak. dar. bosgezenin boskalfasi * issiz gucsuz dolasan kimse. bosyerine vurmak * bogurlerine vurmak. bosyere * Bosuna. boszaman * Calisarak gecirilen saatler disinda kalan sure. bosoturmak * hicbir isi.* dikkatsiz ve dalgin bulunmak. bossoz * Bir dusunce anlatmayan. bosdusmek * (kadin) seriat hukumlerine gore kocasindan ayrilmak. bilgisine dayanarak anlatmak. boscikmak * umdugu gerceklesmemek. boskafali* akilsiz veya bilgisiz. batil itikat. mahrum etmek. ise yaramayan sekilde konusma. bicimci inanma. boskoymak * yoksun birakmak. boscikmamak * bir isten az da olsa. lâf olsun diye soylenmissoz. bir kazancla cikmak. bosdurmak * issiz kalmak. ayrilmak isteyen kocanin. bosdonmek * hicbir sey elde edemeden geri gelmek. boskalmak * kimse oturmamak. bosolmak * evlilik birligi sona ermek. boskonusmamak * gercekleri soylemek. bosvermek * aldirmamak. bosgozlerle bakmak * anlamsiz bakmak. karisina gonderdigi bo sanma kâgidi. boskâgidi * Eski seriat hukumlerine gore.

bosaltma * Bosaltmak isi. desarj olmak. gerceklesmemek. idrar torbasindaki idrarin ve t er. bosandirma * Bosandirmak isi veya durumu. * Sindirimden sonra bagirsaklarda kalan posanin. bosaltim organi * Vucuttan disariatilmasigereken maddeleri toplayip bosaltan organ. dokulmek. bosaltim * Bosaltmak isi. * Disariya akmak. tukuruk. * Karisiile arasindaki nikâh baginibozmak. bosaltac * Bir kabin icindeki havayibosaltmaya yarayan arac. hava bosaltma makinesi. bosaltilma * Bosaltilmak isi veya durumu. * (motorlu araclarda) vites kolunu vitesten kurtarmak. .* askiya almak. * Kusmak. icinde bir sey kalmamak. sumuk gibi salgilarin vucuttan disariatilmasi. bosa koysan dolmaz. bosalim * Bosalmak isi. * Bir silâhta ne kadar mermi varsa hepsini arka arkaya patlatmak. bosalti * Bosaltim. acmak. * Elektrik yukunun baska bir iletkene gecisi veya sifira dusmesi. boca etmek. inhilâl. rahatlama. doluya koysan almaz * icinden cikilamayan guc bir durum karsisinda kalindiginda soylenir. bosaltmak * Bosduruma getirmek. bosalma * Bosalmak isi. * Derdini dokmek. * Derdini birine acarak ferahlama. bosa cikmak * (umut. bosa vermek * bosgecirmek. bosama * Bosamak isi. * Gevsemek. olumlu bir sonuca ulasamamak. * (hayvan) Bagindan kurtulmak. dusunce gibi seyler) sonuc vermemek. para) hicbir ise yaramamak. bosa cikarmak * olumlu bir sonuc alinmasiniengellemek. bosalmak * Bosduruma gelmek. * Dokmek. ifrag. acilmak. rolântiye almak. sikintisinibirine anlatarak ferahlamak. * Derdini. bosaltilmak * Bosaltmak isine konu olmak. aile iliskisini kesmek. inhilâl etmek. bosandirmak * Bosanmasinisaglamak. * Sistemlerin calisabilmesi icin surekli olarak gereken bosaltma islemleri. * Gevsetmek. desarj. bosa gitmek * (harcanan emek. bosaltma havzasi * Sulariniirmaga veya gole veren yerlerin butunu. bosamak * Kanunlara gore iki es.

yakinmalarinianlatmak. * (kapalibir yerde bulunan insanlar) Birden disaricikmak. sir saklayamayan. bosattirmak * Bosatma isini yaptirtmak. boslama * Boslamak isi. . cukur. bosatma * Bosatmak isi. bosbogaz * Saklanmasigereken seyleri soyleyiveren. bosanma * Bosanmak isi. yersiz. ablak yuzlu guzel. yoksunluk duygusu. * Bosgecen sure. bosluklu serpme * Zimpara uretiminde tanecikler arasinda %50 bosluk kalacak bicimde duzenlenen t ane yapistirma islemi. vakum. * Dertlerini. Bosnaklik * Bosnak olma durumu. * Birdenbire ve bol bol akmak. bosbogazlik etmek * gereksiz. * Siyrilmak kurtulmak. bosanmak * (karive koca) Mahkeme karariile birbirinden ayrilmak. Bosnak * Bosna halkindan veya bu halkin soyundan olan kimse. * Cok aglamak. kapanmamisyer. ihmal etmek. Bosnakca * Cogunlukla Bosna-Hersek Cumhuriyet'inde yasayan Bosna Muslumanlarinin kullandi gidil. * (baskialtinda gergin duran bir sey) Birden ve hizla kurtulmak. * (hayvan) Basligindan. boslamak * Birakmak. bosluk * Oyuk. kopukluk. Bosnak guzeli * Sarisacli. bosluk tulumbasi * Bkz. bosanma davasi * Eslerden birinin evlilik birligine son verecek kararielde etmek icin actigidav a. * Eslerden birinin bosanma ilâmialmasiyla evlilik birliginin son bulmasi. * Yerli yersiz konusan (kimse). Bosnaklarla ilgili olan. bosanma ilâmi * Mahkemenin bosanmayikesin hukme bagladiginibelirterek verdigi resmî belge. kosum takimindan veya bagindan kurtulmak. dusuncesiz konusmak. bosaltac. bosattirma * Bosatma isini yaptirtma. ihmal. bosatmak * Bosamak isini yaptirmak. * Eksiklik. * Ýcinde hicbir cisim bulunmayan uzay. bosbogazlik * Bosbogaz olma durumu. al yanakli. * Yetersizlik. * Kesinti.* (kariile kocayi) Ýstekleri uzerine kanunlara uyarak ayirmak. geveze. * Bosnaklara ozgu olan. * Ýlgi gostermemek.

irmak. bot * Uzun konclu. boy beyi * Boyun en saygin ve lider kimligine sahip kisisi. * Gecerlilik. bosta kalmak * issiz kalmak. * Agac. boy aynasi * Ýnsanibutunuyle gosteren buyuk ayna. boy gostermek * gorunmek. bot * Kucuk gemi. botanik parki * Otsu ve calituru bitkiler ve degisik agac turleri ile duzenlenmis. yararsiz yere. deniz kiyisi. toplumsal ve ekonomik iliskilerini anaerkil. kabile. gusul. nebatat. birbirleriyle kan akrabaligibulunduguna inanar ak evlenmeyen. bosu bosuna * Gereksiz yere. botanik bahcesi * Otsu veya calituru bitkilerin yetistirildigi ve incelemelerinin yapildigihalka acik bahce. * Destan. en karsiti. boy boy * Cesitli buyukluk ve nitelikte. botanikci * Bitki bilimci. boy * Ortak bir atadan turediklerine. klân. tevekkeli. boylanmak. boy atmak * boyu uzamak. gereksiz. boy abdesti * Ýslâm dininin gerekli buldugu durumlarda ve bicimde yikanip abdest alma. nafile. beyhude. bosuna. beyhude. * Yol. yararsiz yere. deger. ataerkil anlayisiuygulayan geleneksel topluluk. * Sure. botanik * Bitki bilimi. en sayilan iki kenar arasindaki uzaklik. * gosterisyapmak. * Bir yuzeyde. bosuna * Bosyere. boy bos * Vucudun yapisibakimindan bicimi. . boy bos yerinde * uzun ve bicimli. nafile. boy almak (veya surmek) * boyu uzamak. kapaliayakkabi. bosuna * gereksiz. gelismek. bosyere. boy * Bir seyin tabaniile en yuksek noktasiarasindaki uzaklik. plâstik veya kaucuktan yapilmiskucuk sandal.bosta gezmek * issiz olmak. dinlenme ve gezme amaciyla halka acik genisalan. * Uzaklik. boylanmak. * Uzunluk. * Kumasicin olcu.

boy vermek * (su) insan boyunu asacak kadar derin olmak. boyaci * Boya satan kimse. boyacisandigi * Ayakkabiboyacilarinin boya. * Aldaticigorunus. makyaj yapmak. * suya dalarak boyu ile suyun derinligini olcmek. kurutulan tohumlariceme n yapiminda kullanilan bir bitki (Trigonella faenum-graecum). boya tutmak * (boyanan nesne) iyi boyanir olmak. * Renk. boya kutusu * Ýcine cesitli renkli kalemleri ve fircalarikoymaya yarayan kutu. surmek) * boyamak. * Boyama isini. boya tabakasi * Sablonlarin sulu kenar kapaticisiile kaplanmasi. boy pos * Bkz. * Boya satilan dukkân. * Yazmak icin kullanilan murekkep. boya * Renk vermek. cilâ gibi gereclerini koyduklarive musterinin ayaginibasip ayakkabisini boyattigi. * buyumek. boya kullanmak * boyanmak. boyacikupune girmisgibi * cok boyalikadin. boyacilik * Boya yapma veya satma isi. boya tabancasi * Siviboyayipuskurtmek icin kullanilan alet.75-3. boya cekmek * boyuna buyumek. omuza asilarak tasinabilir bir cesit kucuk sandik. boyacikupu * Bir isin kolayca ve cabucak yapilamayacaginianlatmak icin boyacikupu mu bu? bo yacikupu degil ki (hemen daldirip cikarasin) gibi deyimlerde kullanilir. boy bos. boya fircasi * Boya surmek veya resim yapmak icin kullanilan degisik tur ve olculerde firca. boyaciligimeslek edinen kimse. (su) insan boyunu gecmemek. disetkilerden korumak icin esyanin uzerine surulen veya icine kat ilan renkli madde. boy vermemek * sigolmak. boya vurmak (veya cekmek. boyahane . boy otu * Baklagillerden. uzamak. boy olcusmek * yarismak. cicekleri mavi. boya koku * Bitki koklerinden elde edilen tabiî boya. sariveya beyaz renkli.boy mentese * Duz yaprak mentese benzeri 1. * Boyacinin yaptigiis. boya kalemi * Resim yapmak icin kullanilan degisik renkli kalem. firca.50 cm uzunlugunda mentese.

* Renksiz. boyama kitabi * Kucukleri egitici nitelikte icinde boyanacak resimler bulunan kitap. . yuzune boya surmek. boyar madde. boyatmak * Boyamak isini yaptirmak. * Hucre oz suyu icinde eriyik durumunda bulunan renkli madde. boyatilmak * Boyamak isi yaptirilmak. boyanmak * Boyamak isi yapilmak. boyar * Tuna bolgesinde. boyama * Boyamak isi. boyasiatmak * boyasisolmak. boyalamak * Gelisiguzel boya surmek. boyar * Boyama ozelligi olan madde. boyatilma * Boyatilma isi. * Renkli yazma veya mendil. makyaj yapmak. Rusya'da soylulara verilen unvan. boyalibasin * Okuyucunun ilgisini cekmek icin renkli fotografa yazive haberden cok yer veren . * (kadin icin) Yuzunu boyamamisolan. boyanma * Boyanmak isi.* Boya isleri yapilan yer. * Agir soz soylemek. boyali * Boya surulmus. boyasizlik * Boyasiz olma durumu. boyasiz * Boya surulmemis. asagilamak. * Rengi boya ile sonradan verilmisolan. * Renkli. boyatma * Boyatmak isi. boyamak * Boya surerek veya boyaya batirarak renk vermek. Transilvanya'da. boya surdurmek. boyalanma * Boyalanmak durumu. boyar madde * Baziortamlarda cozunerek ortama belli renk veren dogal veya yapay renkli madde . boyana * Boyna. boyama kazani * Orgu yunlerinin veya ipliklerin boyanma isleminin yapildigibuyuk tekne. makyajli. makyajsiz. * Boya veya renkli bir sey surulmek. * Kendi kendini boyamak. boyalama * Boyalamak isi. boyalanmak * Boya surulmek. boyanmisveya boyaya batirilmis. * (kadin icin) Yuzunu cok boyamisolan. boya surdurulmek. kupon veya cekilislerle armagan dagitan basin.

. boyu uzunlugunca. bir davranisiyapmama kararialmak. boydan boya * Bir uctan obur uca kadar. boylamasina * Boyu dogrultusunda. boykot * Bir isi. boylamak * Ýstemeyerek bir yere gitme durumunda kalmak. cikmak. bir davranisiyapmama kararialma. boylu poslu * Bkz. boydas * Ayniboyda olan. boylama * Boylamak isi. gosterisli. boylam * Yeryuzundeki herhangi bir noktanin meridyen dairesiyle baslangic olarak alinan Greenwich gozlem evinin meridyen dairesi arasindaki acidegeri. boykotcu * Boykot yapan veya boykota katilan kimse. boydak * Yuku olmayan yaya. boyluca * Uzun boylu gibi olan. boylu boyunca * Boyu uzanabildigi kadar. * Bekâr. serbest. boylanma * Boylanmak isi. boylanis * Boylanmak isi veya bicimi. yalniz. boylu boslu * Uzun boylu. boylanmak * Boyu uzamak. tul. * Dusmek. boydaslik * Boydasolma durumu. * Boyu benzerlerinden uzun olan. * Batmak. boylu boslu. * Akran. * Yukselmek. * Destan soylemek. boykotaj * Boykot etmek isi. boykotculuk * Boykot yapma isi. bir topluluk veya bir ulkeyle amaca ulasmak icin her turlu iliskiyi kesme.boyayici * Boyama ozelligi olan. yakisikli. boyca * Boy bakimindan. * Bir kimse. anlatmak. boylu * Boyu olan. boykot etmek * bir isi. icindeki suyun isitilmasisagla nan depo. boyler * Kalorifer kazaninin sicakligindan yararlanarak.

taktirmak) * (koca) karisibaska bir erkekle iliski kurarak aldatilmak. boyna etmek * sandalikictan tek kurekle yurutmek. boynuzlamak * (hayvan) Boynuzu ile vurmak. susmek. caresiz bir durumda kalmak. mukemmelini ararken mevcut olaniyitirmek. Dimyat'a pirince gider ken evdeki bulgurdan olmak. gebersin. boynu bukuk * Uzgun. * Bu organdan yapilmis. boynuz * Bazihayvanlarin basinda bulunan. boynunu uzatmak * her seye. boynuz egmek * istemeyerek uymak. hacamat etmek. * (bitki icin) canliliginiyitirmek. kirilmis. * bir durumu. boynunu vurmak * basinikeserek oldurmek. boynuz cekmek * boynuz kullanarak kan cekmek. zavalli. boynuna gecirmek * bir seyi kendine mal etmek. uzun. karsitarafin gucunu kabul etmek. boynu kildan ince olmak * haksiz oldugu anlasildiginda verilecek her cezaya raziolmak. boynu egri * Asmalarin yeni surgunlerini yiyen veya kemiren bagzararlisi.boyna * Sandalikictan yuruten kisa kurek. boynuz takmak (veya takinmak. kivrik veya catal likorunma organi. boynunu kirmak * cekip gitmek. boynuz dikmek * (kadin) baska erkekle iliski kurarak kocasinialdatmak. . boynu armut sapina donmek * cok zayiflamak. tirnaksibir maddeden. boynunu bukmek * acindirici. * (kadin icin) Kocasinibaska bir erkekle aldatmak. bir isi ister istemez kabul etmek. zimmetine gecirmek. kimsesiz. boynunda kalmak * bir sozu iletmedigi veya birine odenecek parayiodemedigi icin uzerinde borc ka lmak. * Kursun borudan kol alma isleminde kullanilan demirden yapilmisalet. boynuz isterken kulaktan olmak * daha iyisini. boynuna * ustune. acinacak ve yardim bekler durumda. boynuna almak * bir seyi borc veya odev olarak uzerine almak. boynuzlama * Boynuzlamak isi. her cezaya raziolmak. boynu altinda kalsin! * olsun. boynu egri * herhangi bir sebeple birine karsidirenecek veya soz soyleyecek durumda olmayan . boynuz kulagigecmek * bir konuda daha sonra yetisenler yetenek bakimindan eskileri gecmek.

boyun bir karisuzadi * geregi olmayan o isi yapmakla sanki yukseldin anlaminda soylenir. * Dagsirtlarinda gecmeye elverisli alcak yer. gugum gibi kaplarin veya vida.boynuzlanma * Boynuzlanmak isi veya bicimi. boysuz * Boyu benzerleri arasinda kisa olan. boyu boyuna. boyun borcu * Yapilmasigereken odev. enlice kumasparc asi. boynuzlasmak * Boynuz durumuna girmek. boynuzlatmak * Erkek. boynuzluteke * Kin kanatlilardan. boynuzsu * Boynuza benzer. karisiveya bir kadin yakinitarafindan aldatilmak. vecibe. boyun egmek * isteyerek veya istemeyerek uymak. boynuzlatma * Boynuzlatmak isi. * Karisinin veya kadin yakinlarindan birinin iffetsizligine goz yuman (erkek). boynuzsuz * Boynuzu olmayan. kravat. kurtcugu mese agaclarinda yasayan bir bocek (Carambyx). boyu (bosu) devrilsin (veya devrilesi) * "olsun" anlaminda ilenc sozu. boyu bacadan miasti? * daha evlenecek yasta degil. boynuzlu * Boynuzu olan (hayvan). boynuz yarasialmak. * Troleybus. * Boynuz batirilmak. boyun kirmak . koyun. boynunu bukmek. * Sorumluluk. omurgalilarin memeliler sinifi. boyu (veya boyuna. sigir ve antiloplariicine alan. civata gibi araclarin dar olan ust bolumu . boyunca) beraber * kendi boyu kadar. boyun kesmek * basiniegmek. * Sise. boyun * Govdenin basla omuz arasinda kalan bolgesi. boynuzlugiller * Keci. boyun bukmek * Bkz. katlanmak. boynuzlasma * Boynuzlasmak isi veya durumu. boyun bagi * Gomlek yakasinin altindan gecirilip sus olarak baglanan uzun. boyu * (bir isim tamlamasinda tamlanan oldugunda) suresince. boyunca. ici bosolan boynuzlarisurekli kal an ve dalliolmayan. boynuzlanmak * Boynuzu cikmak. boynuz gibi. * (erkek icin) Karisiveya bir kadin yakinitarafindan aldatilmak. huyu huyuna * karikoca veya arkadaslar arasinda her bakimdan uygunluk olmasigerekir.

uzunlamasina. boyutsuz * Boyutu olamayan. tulânî. boyunlu * Boynu olan. yuzeylerin veya cisimlerin olculmesinde ele alinan uc dogrultudan uzunluk. boyutlandirma * Boyutlandirmak isi. boyunduruk altina girmek * baskasinin baskisialtinda kalmak. * Kapiveya pencere gibi acikliklarin uzerine konulan agac. kaynatanin. bekledigi yakinligigorememek. esaret. boyunluk * Boyuna sarilan sey. boyunduruk * Cift suren veya arabaya kosulan hayvanlarin birlikte yurumelerini saglamak ici n boyunlarina gecirilen bir tur agac cember. boyunca cocugu olmak * yetiskin cocugu olmak. lento. boyut * Bir cismin herhangi bir yondeki uzanimi. genislik. boyunca. boyun olmak * kefil olmak. boyunca * Boyu veya uzunlugu kadar. boyuna bosuna bakmadan * fizik yapisinin geregince gelismemisolmasinigoz onunde bulundurmadan. boyunduruk parasi * Bir mahalleden veya koyden baska yere gelin goturulurken. boyun vermek * buyruk altina girmek. buut. boz . boyut katmak * baska veya yeni bir gorusacisivermek. boyuna * Ene dik olarak. boyut kazanmak * yeni bir durum. suresince. boyunlandirmak * Kapsam kazandirmak. gelinin ayrildigiyerin delikanlilarina verdigi bahsis. kapsam. * Durum. kapsam kazanmak. beceriksizligini anlamak. * Nitelik. boyunduruga vurmak * baskialtina almak.* saygiduyulan bir kimse karsisinda. * Surdugu zaman kadar. tasveya beton kiris. icerik. durmaksizin. boyutlu * Boyutu olan. * Gureste hasmin basinikoltuk altina alip boynuna kol dolama oyunu. kapsam ve icerik kazandirmak. * Dogrularin. genislik. boyun sargisi. genislik. genislik ve derinlikten her biri. boyunun olcusunu almak * kendi yetersizligini. boyunduruga atmak (veya almak) * (gureste) hasmin basinikoltuk altina alip boynuna kol dolamak. * Zulum ve zorbalik baskisi. * (bo'yuna) Ara vermeden. * Mengenenin ust yanindaki kemer bicimli bolum. ayakta iken basione bukmek.

rengini atmak. * Yeniceriler tarafindan kullanilan ve atlarin eyerlerinde asiliduran altitoplu gurz. boza * Arpa. . surulmemis(toprak). * Yenilen bir ordunun. boz bulanik * Cok bulanik. bozdur bozdur harca * cok az olan seyler icin alay olarak kullanilir. bozgeven * Yurdumuzda Erciyes daginda yetisen bir geven turu (Astragalus microcephalus). bozahane * Boza yapilan yer. bozdurtmak * Bozdurmak. beyinde dis. bozaci * Boza yapan veya satan kimse. boz renkli ardic kusu (Turdus pil ris). bozarmak * Rengi boz olmak. bozdurulmak * Bozmak isi yaptirilmak. bozum olmak. boza olmak * utanmak. duzen baginiyitirerek asker onurunun gerektirdigi butun b aglaribozmasi. * Ýslenmemis. omurilikte ic tabaka. * Bu durumda bulunan. tatliveya mayhosicecek. bozarma * Bozarmak isi veya durumu. bozdogan * Bir dogan turu (Falco aesalon). bozgun * Bir toplulukta karsilikliguvenin bozulmasiile beliren karisiklik. renk degistirmek. bozdurma * Bozdurmak isi. bozacilik * Boza yapma veya satma isi. bozarik * Bozarmisolan. calilik toprak. bozdurtma * Bozdurtmak isi veya durumu. bozbakkal* Karatavukgillerden. bozca * Rengi boza calan. * Acilmamis. bozdurmak * Bozmak isini yaptirmak. boza gibi * (sivilar icin) koyu ve bulanik. bozdurulma * Bozdurulmak isi veya durumu. ham tarla. * Bu renkte olan. bozayi * Tehlikeli bir cins ayi. hezimet. misir. bugday gibi tahillarin hamurunun eksitilmesiyle yapilan koy uca. boz yel * Lodos.* Acik toprak rengi. dari. boz madde * Sinir hucrelerinden olusan.

* Akliniyitirecek derecede bir seye duskun olmak. * Bozguna ugratmak. maglûp etmek. * Bozgun olanin durumu. agacsiz dogal bolge. bozlak * Orta ve Guney Anadolu'nun bircok bolgelerinde bir turku ezgisi. bozuk * Bozulmusolan. * Bagveya bostanin son urununu toplamak. * Kotu duruma getirmek. step. * Dokunmak. * Bir yerin. * Gecersiz bir duruma getirmek. hezimete ugramak. yenmek. * Buyuk parayiufak birimlere ayirmak. bozmaci* Eski seyleri alip bozarak parca parca satan kimse. bozkir tavugu * Bagirtlak. bozguna ugramak (veya vermek) * yenilip perisan olmak. dagitmak. bozguncu * Bozgunluk yaratan (kimse. * (bir organ) Gorevini yapamaz duruma gelmis. * Kizligina zarar vermek. bir seyin duzenini karistirmak.* Morali bozulmus. bozkir * Kurakcil otsu bitkilerden olusan. * Ciglik koparmak. bozmak * Bir seyi kendisinden beklenilen isi yapamayacak duruma getirmek. bozrak * Rengi boza calan. sicak ve iliman iklimlerde genisalanlara yay ilan. * Bicimini ve kullanilisinidegistirmek. yilgin. bozkir kedisi * Genellikle bozkirlarda yasayan yabanî kedi (Otocolobus manul). bozgunculuk * Bozguncuya yakisir davranis. bozkurt * Bircok Turk destaninda yer alan kutsal hayvan. . bozkirlasmak * Bozkir durumuna gelmek. guc vb. * Altiniparaya cevirmek. zarar vermek. bozdurmak.). * Bicimi ve kullanilisidegistirilmis. bozlamak * (deve) Bagirmak. bozordek * Tatlisularda bulunan bir tur ordek. * Bu ezgiyle soylenen. bozgunluk * Bozgun. * Birakmak. bozlama * Bozlamak eylemi. konusu acikliturkuler. bozkirlasma * Bozkirlasmak isi veya durumu. bozkir koyunu * Asya koyunu (Ovis vignei). * Bir kimseyi beklemedigi bir davraniskarsisinda birakarak veya sozunu yalana ci kararak kucuk dusurmek. dagilmak. bozma * Bozmak isi. cokmus.

yenilmislik. mahcupluk. bozuk calmak * canisikilmis. bozum etmek * utandirmak. bozumca * Kursun renginde iri bir kertenkele. * Sagliginiyitirip zayiflamak. * Saskinliga dusme. bobrek . * Bir seye kizmak. utangaclik. yenilemeyecek duruma gelmek. icerlemek. bozuntuya vermemek * bir kimsenin hosa gitmeyen bir durumunda fark etmemisgibi davranmak. * (yiyecek icin) Kokmak. baglamadan biraz buyuk ve meydan sazindan kucuk dokuz tel li bir saz. bozuk. sikintili. huzursuz. bozum havasi * Utangaclik. dokuntu. mahcup olmak. bozusmak * Aralariacilmak. bozuk para. kucuk degerli para. bozulmak * Bozmak isine konu olmak. karisik. utanacak duruma dusmek. * Madenî. bozuntuya ugramak * saskinliga kapilmak. ufaklik. bozuk * Turk halk muziginde. bozuk. bozusma * Bozusmak isi. * Kendinde bulunmasigereken nitelikleri tasimayan kimse veya sey. mahcupluk. bozukca * Biraz. duzeni bozuk olan. basikucuk. bozuk para gibi harcamak * degerini dusurecek bicimde bir kimseden yararlanmaya kalkismak. bozulma * Bozulmak isi. bozum * Bozulmak isi. * Kotumser. bozuk gibi. eksimek. mahcup etmek. bozukluk * Bozuk olma durumu. karsiliklibozulma icinde. bozulus * Bozulmak isi veya bicimi. bozulmusolan. bozuk para * Ufak birimlere ayrilmispara. bozusuk * Aralariacilmis. kuyrugu kalin ve kisa. bozuk duzen * Duzensiz. bozguna ugramak. * Dagilmak. * Bir paranin ufak birimlere ayrilmisdurumu. bozuntu * Bozulmusbir seyin kalan bolumleri. * Ýyi ve degerli niteligini yitirmek. zehirsiz ve zararsiz bir yilan (Eryx). bozum olmak * utanmak. ufaklik. yuzu asilmisolmak. bozusukluk * Bozuk durumda.* Kizgin. gergin. bozyuruk * Ustu hafif benekli.

bocek bilimi * Boceklerin yapisini. boceklenmek . bocekcil * Bocek yiyen. altibacakli. boburlenmek * Ovunerek kabarmak. bobrek yagi * Kasaplik hayvanlarin bobreklerinin cevresinde olusan yag. boburlenmek * cok boburlenmek. sindirmeye elveris li olan bitkilerin ortak adi. idrar salan. yenile n bir deniz hayvani. bocek kabugu * Mor ile yesil arasinda ve metal parlakliginda olan renk. derisi benekli. omurganin sagve sol yaninda bulun an cift organlardan her biri. * Bu renkte olan. bobreksi * Bobrek biciminde olan. bocek bilimci * Bocek bilimi uzmani. kisa kiskacli. entomolojist. sicak ulkelerde yasayan. * Kelebek. * Boburlenme. kibir. boburtu * Boburlenme. sarirenkli. entomoloji. yasayisinive hastalik yapiciniteliklerini inceleyen bilim dali. bocekle beslenen (hayvan veya bitki). kurulmak. uzunlugu 30-40 cm kadar olan. * Ýstakoza benzer. kurt ve tirtilin disinda kalan kucuk hayvanciklara verilen ad.* Kandaki zararlimaddeleri suzen. hormon niteliginde salgisiolan bez (ÝÝ). bobrek tasi * Bobreklerde olusan tas. karin ola rak eklemlerden olusmus hayvan sinifi. hasere. bocek yiyen. bocek gibi* ufak tefek ve esmer (cocuk). yirticihayvan (Hyrax sy riensis). cogu kanatlive vucutlaribas. bocekhane * Boceklik. bobur * Memelilerden. bocek * Eklem bacaklilarin. boce * Bocu. bocek cikarmak * ipek bocegi yetistirmek. bocekciller * Omurgalihayvanlardan memeliler sinifina giren. bocekkapan *Ornek bitkisi drosera olan ve baziorganlaribocek yakalamaya. bocekbasi* OsmanliÝmparatorlugunda zabita gorevlisi. bobrek ustu bezi * Bobreklerin ustunde bulunan. boceklenme * Boceklenmek isi. boburlenme * Boburlenmek isi. karada yasayan hay vanlar takimi. gogus.

* Ýcinde veya ustunde bocek uremek. boke * Kahraman. bogurmek * (okuz. bogurus * Bogurmek isi veya bicimi. gogus ve karin olarak uc bolgeye ayrilan. yol kenarlarinda kendiliginden yetisen dikenli ve cok yillik bir cali. hortlak vb. bocekli * Ýcinde veya ustunde bocek bulunan. duyargalaribirer. bocelenmek * (tahil) Boceklenmek. bocekhane. * Bu bitkinin once kirmiziiken olgunlasinca kararan mayhosyemisi. bocekler * Vucutlaribas. boldurme * Boldurmek isi. kana tlariikiser. guclu kimse. ayaklariyla agiz parcalariucer cift olan eklem bacaklilar sinifi. manda. boceksavar * Evdeki zararlibocekleri savip oldurmekte kullanilan ve ilâc puskurten sprey. sampiyona. boldurmek . bogurtlen * Gulgillerden. bogurtmek * Bogurtmek isini yaptirmak. soluk sarirenkli. boceklenmis. boceksiz * Ýcinde bocek bulunmayan. deve) Bagirmak. boceklik * Ýpek bocegi yetistirilen yer. * Bocek. sampiyonluk. bosbogur. bogure bogure * Bagirarak. sampiyon. bogurtlenlik * Bogurtlen calilarinin cok oldugu yer. diken dutu (Rubus caesus). bog * Eklem bacaklilardan. * Cocuklarikorkutmak icin soylenen ve hayalet. zehirli bir orumcek turu. birinci olan (kimse) . * Yan taraf. bahce citlerinde. bocelenme * Bocelenmek isi veya durumu. * Ulusal veya uluslar arasibir yarismada ilk dereceyi alan. bogurme * Bogurmek isi. bokelik * Boke olma durumu. gibi hayalî bir varliga verilen ad. bogurtme * Bogurtmek isi. bogur * Ýnsan ve hayvan vucudunun kaburga ile kalca arasindaki bolumu. bocul bocul * Gozlerini iki yana oynatarak (bakmak). * (insan) Anlasilmaz bir bicimde yuksek sesle bagirmak. bogurtu * Bogurme sesi. bocu * Kurt.

parcalama. bolen. "a bolu b" diye okunur. * Birligin bozulmasina yol acmak. iklim ve bitki ozelliklerinin benz erligine veya uzerinde yasayan insanlarin aynisoydan gelmisolmalarina gore belirlenen toprak parcasi. bolmek * Bir butunu iki veya daha cok parcaya ayirmak. * Bir bayagikesrin gosterilisinde pay ile payda arasina konulan yatay cizginin o kunusu. . munafik. * Vucut yuzeyinde sinirlaribelli herhangi bir bolum. * Salon. birligi parcalama. parca parca. bolu * Bolme islemini gosteren isaretin "/" okunusu. bolucu * Bolme isini yapan. bozmayiamac edinen kimse. * On kuralina gore yazilan bir tam sayinin. kisim. bolme isareti * Bolme isleminin yapilacaginiifade eden bolu "/" isareti. * Bir niceligi iki veya daha cok esit parcaya ayirmak. * Bir siyasî partinin birligini parcalamayi. * Kalin agac govdesinden odun veya tekne yapmak icin ayrilan tomruk. ara bozuculuk. su baskini. taksim. * Gemilerin icinde. bolge * Sinirlariidarî veya ekonomik birlige. mintika. taksim etmek. ara kapilar kapaninca ar izanin veya hasarin yayilmasinionlemek icin kullanilan birbirlerinden ayrilmisyerler. "a/b" anlatimi. * Bolmek islemi. bolmeli * Bolme ile ayrilmisolan. oda veya sofa gibi buyuk bir yerden ayrilmisdaha kucuk yer. taksim. boluculuk * Bolucunun yaptigiis. "a/b" kesri "a bolu b" diye okunur. bolgecilik * Belli bir bolgenin cikarlariicin calisma durumu. yangin gibi durumlarda. sagdan sola dogru ucer ucer ayrilan basamaklarindan her bir uclu takimi. taksim. parcalamak. bolen * Bir bolme isleminde bolunen sayinin kac esit parcaya ayrildiginigosteren sayi. toprak. fesatci. ucu veya dordu bir tabur olusturan ve obur birliklerin tem eli sayilan birlik. * Hizip. kisim kisim. * Cins kavramlarinitur. bolmec * Ambalâj icinde bulunan mallaribirbirinden ayirmaya yarayan koruyucu parca. * Sac orgusu. bolgeci * Belli bir bolgenin cikarlariicin calisan (kimse). boluk boluk * Parcalara ayrilmis. bolme * Bolmek isi. boluk porcuk * Butunlugu saglanamamisdurumda. * Buyuk bir yeri. nahiye. * Takimlardan olusan.* Bolmek isi yaptirilmak. ayirma. alt tur kavramlarina ayirmak isi. * Bir toplulugu. bolgesel * Bolge ile ilgili veya bir bolgeye ozgu olan. bolme amacinda olan. alanikucuk oda veya kisimlara ayiran ince duvar veya tahta per de. boluk * Bir butunden ayrilmisolan parca.

parcalara ayrilmak. seksiyon. sini flamak. bolunmek * Bir butun. payinia lmak. tasnif. departman. departman. bolusme * Bolusmek isi. bolungu * Fraksiyon. bolumlemek * Bircok sey arasinda. * Bolme islemi sonunda elde edilen sayi. bolumlenis * Bolumlenmek isi veya bicimi. ulesmek. bolunus * Bolunmek isi veya bicimi. bolumlendirmek * Bir seyi bolumlere ayirmak. siniflama. belirli bolumlere. * Yarista toplu olarak kosarken birbirinden ayrilma. * Cag. bolumleme * Bolumlemek isi. * Canlilarin bolumlenmesinde filumlarin bir araya gelmesiyle olusan birlik. bolumlenme * Bolumlenmek isi veya durumu. birbirine esit veya benzer olanlarikumelere ayirmak. bolumlenmek * Bolumlemek isine konu olmak. bolusturme . taksim etmek. tasnif etmek. kismî. siniflanmak. bolunme * Bolunmek isi. * Bir kurulusun yonetim birimlerinden her biri. taksimat.bolukbasi* Yeniceri ordusunda ust rutbeli bir gorevli. * Bir okul veya universitenin herhangi bir bilim ve uzmanlik dalinda egitim sagl ayan birimlerinden her biri. kisim. bolumsel * Bolunme ile ilgili. bolum * Bir butunu olusturan parcalarin her biri. * Hucrelerin. * Fraksiyon. bolunmezlik * Bolunmez olma durumu. siniflandirmak. boluntu * Bolunmusparca. siniflandirma. bolunmez * Parcalanamaz. belli bir buyukluge varinca esit bolumlere ayrilip cogalmasi. bolus * Bolmek isi veya bicimi. ayrilamaz. bolunen * Bolme islemine ugratilan sayi. bolumlendirme * Bolumlendirmek isi. boluntuler* Bir butunun ayrilmisoldugu bolumler. devir. bolusmek * Ýki veya daha cok kimse aralarinda herhangi bir seyi paylasmak. bolunebilme * Kalansiz bolunur olma durumu. esit bolumlere ayrilmasigereken miktar veya say i.

borekcilik * Borek yapma veya satma isi. borekci * Borek yapan veya satan kimse. borek icin ayrilmisolan. bonluk * Bon olma durumu. bortmek * Az pisirmek.* Bolusturmek isi. bortulme * Bortulmek isi. borkenek * Gevisgetiren hayvanlarin midelerinin ikinci bolumu. bortulmek . bolusturmek * Bolusmek isini yaptirmak. bolusum * Bolusme. aptallik. bonlesmek * Bon duruma gelmek. bork * Genellikle hayvan postundan yapilan baslik. kiyma. saf. hal ka. bolutlu * Bolutlere. saf (bir bicimde). saflik. bortturme * Bortturme isi. peynir. kulâh. bon bon bakmak * anlamayarak. bon bon * Budala ve safca bakarak. bolut * Eklem bacaklilarin vucudunu olusturan yan yana dizili parcalarin her biri. safca. bortme * Bortmek isi. * Yagmurdan veya soguktan korunmak icin giyilen ucu sivri bosluk. budalalik. borek * Acilmishamurun veya yufkanin arasina. saskin saskin bakmak. haslamak. bolutlenme * Dollenmisyumurtanin blâstulayiolusturuncaya dek art arda bolunmesi. bortturmek * Bortmek isi yaptirilmak. * Zigotun bolunmesinden sonra embriyonda ortaya cikan ve az cok birbirine benzey en parcalarin her biri. bonlesme * Bonlesmek isi. bon * Budala. bortuk * Haslanarak veya ateste biraz kizartilarak pismisolan (sey). ispanak gibi seyler konul arak pisirilen cesitli bicimlerde hamur isi. sersemlik. bortu bocek * Cesitli bocekler. paylasma. bonce * Budala. borek acmak * borek yapmak icin hamurdan ince yufkalar hazirlamak. halkalara ayrilmisolan. aptallasmak. boreklik * Borek yapmaya elverisli olan.

* Ýcinde "ne". bu bicimde. boyle tiras * kisilere yarasan islemler uygulanir. bacaklarituylu. * Bu bitkinin sebze olarak yararlanilan yesil urunu. brahma * Ýri yapili. Brahmanizm. * Bu kasttan olan kimse. kisa kafali. kol. boyle * Bunun gibi. bravo . * Bu yolda. Brahman * Hint kastlarinda ilk kast. astarlanmisbezden yapi lan. infilâk etmek. brans * (bilim icin) Dal. boylemesine * Bu bicimde. boylece * Tam boyle. sonunda. buna benzer. bu bicimde. boylelikle. boyle basa. * Sonunda. "nasil" gibi sorular bulunan cumlelerin sonuna geldiginde. boylelikle. Brahmanlik * Kalitim yoluyla gecen bir kast bolunmesine dayalitoplumsal bir kurulusu iceren Hint dini. boylelikle * Bu yolda yuruyerek. boyle gelmisboyle gider * her zaman boyle olmus. Brahmanizm * Brahmanlik.* Bortmek isine konu olmak. bu bicimde olani. gene de boyle olacak. boylesi * Bunun gibisi. boylesine * Asiribir bicimde. pacalibir tavuk irki. braket * Dikisten cikan kitaplarin sirtina makine ile bez gecirme. bosmek * Bir madde birdenbire gaz durumuna gelerek patlamak. * Bu derece. branda * Gemilerde tayfa ve erlerin yattigidikdortgen biciminde. halatlarla bir yere tutturulan asiliyatak. bosme * Bosmek isi. brakisefal * Kafatasinin on alt eksenine gore kisa olan (kimse). bu yolda. borulce * Fasulyeye benzer bir bitki ve bunun gobegi koyu benekli tohumu (Vigna sinensis ). branda bezi * Keten ve pamuk ipliginden sik ve saglam dokunmusbez. boylecene * Boylece. o cumled e anlatilan seyin hos karsilanmadiginiveya ona sasildiginianlatir. Br * Brom elementinin kisaltmasi. boyle boyle * Boylelikle.

briyantin * Saciparlatmak ve yatirmak icin kullanilan guzel kokulu bir madde. seren yelkenli. brokar * Sirma veya gumusislemeli bir tur ipekli kumas. * "Vay" gibi sasma anlatir. briketlemek * Briket hâline getirmek. * Tekrarlanan iki emir kipi arasina getirilerek isin surekliligini anlatir. deniz sularinda az. cosku anlatir. zehirli sivibir element. briyantin surunmus. briketleme * Briketlemek isi. bromur * Bromhidrik asidin tuzu veya eteri. briketci * Briket yapan veya satan kimse. brom * Atom numarasi35. brizbiz * Pencerelerin cercevesine. * "Be" yerine kullanilir. komur tozu ve katran tortusundan basincla elde edilen. brokkoli * Kucuk. atom agirligi79. bre * "Ey. pis kokulu. iceriden tutturulan ince perde. brezil * Baklagillerden baziagaclarin kirmiziboya cikarilan odunu. bromhidrik * Bromun hidrojenle birlesmesinden olusan. brik * Onde cok yuksek bir oturma yeri. arkada da boylamasina yerlestirilmisoturacak yerleri bulunan dort tekerlekli. yasa!. Brehmen * Bkz. brik * Ýki direkli. briyantinli* Briyantinle suslenmis. bres * Dogal cimento ile lâvli. yogunlugu 2. bricka * Ustu kapali. kisin kizak olarak kullanilan tek atli. birkac top tasiyan gemi. kemikli kirintilarin kaynasmasiyla ol usmuskutle. tugla bicimli y apimalzemesi. kabuklu. brifing * Bir konuda ozet olarak verilen bilgi veya aciklama. yaylihafif araba.* Aferin. Brahman. bromhidrik asit * Bromun hidrojenle birlesmesinden olusan HBr aside verilen ad. hey" anlaminda kullanilir. haslanarak yemegi hazirlanan bir tur sebze.909 olan. . bric * Dort kisi arasinda oynanan bir iskambil oyunu. briket * Linyit ve komur tozundan basincla elde edilen yakit.97 olan kirmizirenkli. yayliat arabasi. kavkili. Kisaltma siBr. bazigollerde co k miktarda bulunan. * Bir tur yapay mermer. yesil yumrular hâlinde olan. * Linyit. * Saskinlik. briketcilik * Briketcinin isi veya meslegi.

Bruksel lâhanasi * Ceviz buyuklugunde bir lâhana turu. brons * Soluk borusunun akcigerlere giden iki kolundan her biri ve bunlarin dallari. brulor * Siviyakitikolayca yanabilecek taneciklere ayirarak puskurten arac. brosur * Sayfa sayisiaz. bronz * Tunc. bu tarzda. * Kabiile darasicikarilmadan tartilan (agirlik). bros * Kadinlarin takindiklarisus ignesi. bunda. sahadetname. * Birlikte. bu * Yerde. bu gozle * bu anlayisla. Bruxelles lâhanasi * Bkz. bicimlerine girer. Frenk lâhanasi(Brassica oleracea gemmifera). buna. bu (veya su) kadar * bir sayidan sonra gelerek o sayidan artik miktaribildirir. bu abdestle daha cok namaz kilinir * bir tutum veya davranisin etkisinin surekli olacaginianlatir. kucuk kitap. brut * Kesintisi yapilmamis.bromurlu * Yapisinda bromur bulunan. beraber. bronzlasmak * Bronz rengini almak. yakmac. bu kabilden * gibi. bronsit * Bronsve bronscuklarin iltihaplanmasi. risale. brove * Diploma. bronzlasma * Bronzlasmak isi. bu gidisle * bu bicimde. Cokluk bicimi bunlar). bu kabil * bu gibi. bunlar gibi. bronz gibi* tunca benzeyen. zamanda veya soz zincirinde en yakin olanigosterir. kesintisiz (para). bu kadar . bu turlu. Bruksel lâhanasi. tunc renginde olan. bundan.65 mm lik otomatik tabanca. bu arada * Bu sure icinde. bronscuk * Bronslarin uc dallarindan her biri. bu haysiyetle * bu bakimdan. cesidinden. bu birkac gun icinde. bu gunlerde * icinde bulundugumuz zamanda. bu cumleden * bunlar arasinda. brovning * 7. * En yakinda bulunan bir varligiveya biraz once anilan bir seyi isaret yolu ile belirtmek icin kullanilir (Cekim sirasinda bunu.

* Dalin govde icindeki baslangic yeri olan ve tahtalarda gorulen yuvarlak koyuca renkte sert bolum. bu kez. budala * Zekâca geri. dallanmak. budak ozu* Taze surgun. budaklanmak * Budak surmek. kutu. bu arada. bu bicimde. bucak bucak * Her yerde. tek basina kullanilmaz) . * Zekâca geri olan kimse. bu meyanda * Bkz.* bu denli. bu turlu * boyle. bu kadar kusur kadikizinda da bulunur * uzerinde durulmaya degmeyecek kadar kucuk bir kusurdur. bucak bucak aramak * her yerde aramak. yer. bubi * Kucuk bir dokunma ile patlayan. bir durum veya bir kimseyle karsilasmamaya calismak. bunun icin. bir mudurle yonetilen bolumlerinden her biri. budak deligi * Tahtalardaki budak yerinin cikarilmasindan sonra acilan bosluk. ve ya rim. nahiye. kamufle edilmisbombadan olusan bubi tuzagiteri minde gecer. bucak * Kenar. celisiyor. budak * Agacin dal olacak surgunu. bucak bucak kacmak * bir olay. * Dal. bu sicaga kar midayanir? * asiriharcamalarla eldeki imkânlarin tukenecegini anlatir. bu yuzden * bundan dolayi. her tarafta. bu sefer * Bu defa. buat * Elektrik akimidevrelerinde birlestirme yapmak veya akimibir veya daha fazla ko llara ayirmak icin kullanilan arac. bu meyanda * Bu arada. * Bir seye asiriolcude duskun. kose. bu ne perhiz bu ne lâhana tursusu! * sozleri ve davranislaribirbirini tutmuyor.. budaklanma * Budaklanmak isi. budalaca. * Ýlcelerin. budakli * Budagiolan.. her yanda. budala budala * budala gibi. bucuk * (sayive ulestirme sifatlarindan sonra gelir. budalaca . bucuklu * Kesirli.

dil ve kultur ortakligibulunan. budanis * Budanmak isi veya bicimi. budanma * Budanmak isi. budun bilimci * Budun bilimi uzmani. etnolog. . boy ve soy bakimindan da birb irine bagliinsan toplulugu. budalalasmak * Budala duruma gelmek. asma gibi bitk ilerin dallarinikesmek.* Budalaya yakisir (bicimde). budalalik * Budala olma durumu. budamak * Daha cok urun almak veya duzgun bir bicim vermek amaciyla agac. budun betimci * Etnograf. Buddhist * Buddhizm dininden olan kimse. bugun * Ýcinde bulundugumuz gun. * Budalaca yapilan is. budanmak* Budamak isine konu olmak. * Ulus. dallarinikisaltmak. millet. budun bilimsel * Etnolojik. istiraptan kurtulmak icin var olmakt an vazgecmek gerektigini ileri suren. Hindistan ve Cin'de yaygin olan. budunsal * Kavmî. kavim. Budist * Bkz. budatmak * Budamak isini yaptirmak. salt varligikoyarak onun insanda arzu biciminde belirdigini. budalacasina budalalasma * Budalalasmak isi. budala gibi davranmak. * Yeni filiz surmesi icin bir bitkinin dallarinikesmek. bundan da istirabin dogdugunu. irkiyat. * Bir seyi eksiltmek. Buddha'nin ileri surdugu mistik dunya gorusu ve din. budama * Budamak isi. budun bilimi * Etnoloji. * (gureste) Rakibinin ayaklarinibir ayak oyunu veya vurusu ile yerden kesmek. Buddhist. azaltmak. etnik. kavmiyat. budun betimi * Etnografya. budun * Aralarinda tore. budatma * Budatmak isi. budalalik etmek * akilsizca davranmak. Buddhizm* Tabiatustu kisilesmisbir tanridusuncesi yerine.

pirinc. nerede ise. bugday biti * Yarim kanatlilardan. simdiki sartlarda. bugday * Bugdaygillerin ornek bitkisi (Triticum). bugun yapilan. "sunu iyi bil ki" anlaminda kullanilir. arpa. bugdaysi* Bugdayiandiran. * bugun yasayanlardan gelecek kusaklara. bugdaycil * Bataklik yerlerde. bugdaygiller * Bir ceneklilerden. kamis. bugday guvesi * Tahila zarar veren kucuk bir kelebek (Tinea granella). * Bu bitkinin basaktan ayrilmistanesi. bugunku gunde * simdi. ekinlere zararlibir bocek. bugunku tavuk yarinki kazdan iyidir * saglanmisbir kazancin umulan daha buyuk bir kazanca feda edilmemesini ogutler. ayrik ve cayir otlari. bugunden yarina * az zaman sonra. * Ýcinde bulundugumuz gunde. zaman. bugday basak verince orak pahaya cikar * ihtiyac duyulan sey deger kazanir. cavdar.* Ýcinde bulundugumuz cag. bugunku * Bugune ozgu. pancar tarlalarinda yasayan gocucu bir kus(Luscini a svecica cyanecula). * Bu mantarin yol actigihastalik. derhal. ekin biti (Sitophilus granarius). bugday benizli * Acik esmer. bugunden tezi yok * hemen simdi. bugun olan. bugday unu * Yabancimaddelerinden temizlenmisve tavlanmisbugdaylarin teknigine uygun olarak ogutulmesiyle elde edilen bir urun. icinde bulundugumuz zamanda. bugday surmesi * Bugday basaklarindan olusan ilkel mantar (Tilletia tritici). * Bu mantarin bugday ve benzeri bitkilerin yapraklarinda olusturdugu hastalik. vucudu yesil. misir. bugunluk * Bugun icin. cicekleri basak durumunda buyuk bir bitki familyasi. ornegi bugday. basisiyah. bugune bugun * "unutma ki". bugun yarin * cok yakinda. bugday pasi * Pas mantarigillerden asalak bir mantar (Puccinia graminisi). daha sonra baskasinin da basina g elebilecegini hatirlatmak icin soylenir. * bugune degin. bambu olan. bugun bana ise yarin sana * bugun birinin basina gelen kotu bir durumun. patates. yulaf. bugday rengi * (ten icin) Acik esmer. bugdaysimeyve . bugunluk yarinlik * cok yakinda olmasibeklenen seyler icin soylenir.

bugdaysimeyve. * Baziyemekleri bugu ile pisirmek. bugu * Ýsietkisiyle gaz durumuna gecen sivi. bugulandirma * Bugulandirmak isi. bugulandirmak * Bugulanmasina yol acmak. buhar makinesi . buhar kazani * Buhar elde etmekte kullanilan kazan. bugulanma * Bugulanmak isi. bugulu bugulu * Nemli. bugu kebabi * Et. buharlasma. buhar kurutucusu * Buhar icerisindeki su damlaciklariniayiran ve kuru buhar elde edilmesini sagla yan arac. bugulasma * Bugulasmak isi. zarindan ayrilmayacak derecede kaynasmisolan tohum izlen imi veren bir kuru meyve. bugulanmak * Uzerinde bugu olusmak. * Soguk bir cisim uzerinde ince bir tabaka durumunda yogunlasmissivi. bugu evi * Hastalik dolayisiyla mikroplu sayilan esyanin sicak bugu ile temizlendigi yer. arpacik sogani. bugulu * Uzerinde bugu bulunan. bugur * Bugra. bugusu ustunde * sicak sicak. kekik ve baharat kullanilarak hic su ko nmadan hazirlanan bir et yemegi. * Suzgun. dalgin bakisliolan (goz). iki horguclu deve. tephirhane. dolu dolu. yasli. bugulamak * Bugudan gecirmek. * Buguda pismis(yemek). bugra * Erkek deve. bugul bugul * Bugu cikararak. bugdaysimeyve. bugu ile kaplanmak. sarimsak. bugdaysitohum * Bkz. bugulanmis. bugulama * Bugulamak isi. sicakligiazalmamisdurumda. bugulastirici * Suyu bugu durumuna getirmek icin kullanilan (arac). bugulasmak * Bugu durumuna gelmek.* Cok ince olan kabugu. bugdaysitane * Bkz. buguya tutmak. buhar * Ýsietkisiyle sivilarin ve bazikatilarin donustukleri gaz durumu. bugulanis* Bugulanmak isi veya bicimi. buharlasmak. domates.

buhar valfi * Buharliisinma sisteminde. buhur * Dinî torenlerde yakilan kokulu agac vb. kriz. tebahhur etmek. bunluk. buhranli * Bunalimli. buharlastirmak * Bir siviyikaynatarak buhar durumuna getirmek. kalorifer dairelerinde buhar akisinikesmeye ve denge lemeye yarayan alet. tutsu. maddeler.* Buhar basinciyla isleyen makine. buhran * Bunalim. buharlasmak * Buhar durumuna donusmek. buharlastirici * Buharlasma islemini gerceklestiren alet. . buharlimakine * Buharla calisan makine. bugulasmak. buharlitren * Buhar gucuyle calisan tren. buhurdanlik * Buhur yapmak icin kullanilan arac. buharlastirma * Buharlastirmak isi. bukagi * Agir cezalilarin ayaklarina takilip ucuna pranga baglanan demir halka. buhran gecirmek * bunalim gecirmek. buharliutu * Cikardigibuharla kuru camasirlariutulemeye hazir duruma getiren utu. buharlasma * Buharlasmak isi. buharli * Buhariolan. buhurumeryem * Tavsankulagi. buhurdan * Buhurluk. buhrana tutulmak * buhran gecirmek. kaybolmak. siklâmen. demir kostek. buhar olmak * yok olmak. * Kacmamasiicin hayvanlarin ayagina takilan zincir. buji * Patlamalimotorlarda gazitutusturmaya yarayan elektrikli arac. * Dalginlasmak. * Bir siviyiince damlaciklar durumunda damitmak. buharlasma noktasi * Bir sivinin kaynatilma sonucunda buhar durumuna gecme derecesi. * Buhar gucu ile calisan. buharliisitma * Buharin tasidigiisidan yararlanarak yapilan isitma. buharlayici * Buhar hâline getiren (makine vb.). buhurluk * Ýcinde tutsu icin kullanilan maddeler yakilan kap. bukagivurmak * bukagitakmak. buharligemi * Buhar gucuyle calisan gemi. hayaller icinde kalmak. tebahhur. bugulasma.

bukleli * Kivrimlariolan (sac). * Karisik. bukle bukle * Kivrim kivrim. buke * Guzel koku. gorusunu degistiren kimse. rayiha. pinar. bukalemun turlerini icine alan bir familyasi. bir kimseyi) bulmak * var olanlarin en degersizini secmek. * kotu bir raslantiyianlatmak icin kullanilir. buklesiz * Kivrimlariolmayan (sac). bir nesneyi baska bir maddeye . bulak * Kaynak. bukalemungiller * Surungenler sinifinin renklerini bulunduklariyerin rengine uyduran. bulamak * Bir nesnenin her yaninibir seye degdirerek ustunu onunla kaplamak. 20-30 cm boyunda. bukalemun gibi renkten renge girmek * surekli dusunce degistirmek. amca veya dayikarisi. kaya keleri (Chamaeleo chamaeleon). buket * Cicek demeti. * Bilekleri beyaz olan (hayvan). * Bu koyulukta yapilan cesitli hamur yemekleri. bilek. bula * Yenge. bul * Yalniz iki genisyuzu testere ile duzeltilmistahta. bukagilik * Hayvanlarin ayagina bukagitakilacak yer. hareketler i yavas. bukagili * Ayaginda bukagibulunan. civik hamur. * Bu iplikten dokunmus(giyecek). bukle * Kucuk lule durumunda. renk degistirmesiyle unlu surungen turu. bulada * Buyuk pilic. bukran * Saraclarin kullandigiyun kirpintisi. bulamac * Sulu. bula bula bunu (onu. oradan buradan toplanmis. bulama * Bulamak isi.bukagilama * Bukagilamak isi. bukalemun * Bukalemungillerden. buklet * Bukulmusiplik. bukanak * Ayak. * Genellikle uzumsirasinin kaynatilmasiile yapilan koyu pekmez. bukagilamak * (hayvan icin) Ayaga bukagitakmak. * Cikarina gore davranisini. bukleli (sac). kivrimlisac. bir seyi.

nefret uyandiran. bulantivermek * (icini. * Ýki veya daha cok seyi birbirlerinden fark edilmeyecek bicimde karistirmak. * Karismak. bulanmak * Bulamak isine konu olmak. uygunsuz isler yapan. bulasik * Yiyecek veya icecekte kullanilan yikanmamismutfak esyasiveya kap kacak. bulanikca * Biraz bulanik olan. kapali. bulaniklastirmak * Bulanik duruma getirmek. cok duru olmayan. bulanis * Bulanmak isi veya bicimi. * Bulasmisolan. * Tiksindirici. bulanma * Bulanmak isi. bulandirilmak * Bulandirmak isi yapilmak. mide ici) Bulantisiolmak. sri.batirmak. bulasici * Birinden baskasina gecen. bulasik eldiveni * Bulasik yikarken kullanilan plâstikten yapilmisgecirimsiz eldiven. bulasik gemi . bulaniklasmak * Bulanik olmak. net olmayan. bulaniklasma * Bulaniklasmak isi veya durumu. bulasicihastalik * Mikrop yolu ile yayilan hastalik. * Yapiskan. * Parlakliginive acikliginiyitirmek. bulandirici * Bulantiveren. * Acik secik gorunmeyen. * (ic. bulanmasinisaglamak. * Bulutlu. * Durulugunu yitirmek. bulasik adam * Yolsuz. duru olmayan. bulasik deterjani * Bulasik tozu. bulasik deniz * Mayin tehlikesi olan deniz. etki. * Kirletmek. * (bakis) icin. bulasik bezi * Bulasiklariyikamak icin kullanilan bez. satasma aliskanligiolan kimse. Donuk. her yanibir seyle kaplanmak. bulanik * Bulanmisolan. midesini) bulandirmak. bulanti * Midede duyulan ve insana kusacak gibi bir duygu veren durum. sulu. * Niteligi tam anlasilmayan. kalinti. anlamsiz. * Ýz. bulasan. bulaniklik * Bulanik olma durumu. bulandirmak * Bulanmasina yol acmak. fersiz.

bulasik makinesi * Bulasik yikamaya yarayan alet. * Ýstemeden veya rastlantisonucu bir ise karismak. * Catmak. iri ve guclu bir kop ek turu (Canis familiaris molosus hibernicus). yapiskan. uzerine surulen bir sey yuzunden kirlenmek. bulasikhane * Kisla. buldukca bunar (veya bulmusda bunuyor) * bulduguyla yetinmiyor da daha cogunu istiyor. * (hastalik) Gecmek. temizleme ve aritma ozelligi bulunan toz. . bulasmak * Bir nesne. kirli is. * Satasma. buldozer * Onundeki genisbicakla topragisiyirip engebeleri kaldiran. bulasilma * Bulasilmak isi veya durumu. bulastirmak * Bulasmasina yol acmak. tadituzu olmayan. bulasik makinesi tuzu * Bulasik makinelerinde suyun icinde veya yikananlarin uzerinde kirec kalintilar iniyok eden kimyasal bilesim.* Tayfalarinda veya icindeki yolcular arasinda bulasicihastalik bulunan gemi. bulaskanlik * Bulaskan olma durumu. kavga etme aliskanligiolan. otel gibi yerlerde bulasik yikamaya ayrilan ozel bolum. satasmak. bulasma * Bulasmak isi. buldok * Kopekgillerden. bulastirilmak * Bulastirmak isine konu olmak. * Ýstenilmeyen bir madde bir seye surulmek. sirayet etmek. uygunsuz. bulaskan * Bulastigiyerden kolay temizlenemeyen. tekerlekli veya tirt illibir yol makinesi. bulastirma * Bulastirmak isi veya durumu. bulatmak * Bulastirmak. bulasik suyu * Bulasik yikarken kullanilan su. bulasik tozu * Bulasiklariyikarken kullanilan. bulastirilma * Bulastirilmak isi veya durumu. bulasik is* Yolsuz. bulasikci* Ýsi kirli kaplariyikamak olan kimse. okul. bulasiklik * Bulasik olma durumu. bulasik suyu gibi * (sulu yiyecek ve icecekler icin) kotu hazirlanmis. bulasilmak * Bulasmak isine konu olmak. alt cenesi usttekinden uzun. buldumcuk * Sonradan gorme. burnu basik. bulasikcilik * Bulasikcinin isi. tedirgin etmek.

bulgur * Kaynatilip kurutulduktan ve kabugu cikarildiktan sonra kirilan bugday. netice. bulgur bulgur * Bulgur tanesi gibi. hastaligin belirlenmesine yarayan olgu veya olay. bulgulama * Bulgulamak isi. bulgurcu * Bulgur yapan ve satan kimse. bulgur. bulgurcuk * Gunesyuzeyinde teleskopla secilebilen kucuk. araz. bulgu * Var oldugu hâlde bilinmeyeni bulup ortaya cikarma isi ve bu isin sonunda elde ed ilen sey. bulgurlamak * Bulgur tanaleri gibi kucuk parcalara ayirmak. ebe bulguru. Bulgurlu'ya gelin mi gidecek? * geregi yokken ivedi ve surekli olarak dikis. buldurtma * Buldurtmak isi. * Vucuttaki islevsel bir bozuklugun. * Gunesyuzeyinde bulgurcuk denilen taneciklerin kaynasmasiolayi. buldurtmak * Bulmasiniveya buldurmasinisaglamak. bulgur corbasi * Domates. bulgurlanma * Bulgur taneleri gibi kucuk parcalara ayrilma. Bulgar * Slâvlarin guney kolundan olan bir halk veya bu halkin soyundan olan kimse. tereyagive salca kullanilarak hazirlanan b ir corba turu. Bulgaristanli * Bulgaristan halkindan olan ( kimse). nakisgibi islerle ugrasanlara sak . bulgulamak * Yeni olaylarive bilgileri bulmak. bulgurluk * Bulgur yapmaya elverisli. Bulgaristanla ilgili olan. sogan. * Sert ve ufak taneler durumunda yagan kar. dairesel gorunuslu parcaciklardan her biri. * Bulgaristan'a ozgu olan.buldumcuk olmak * bir seye sonradan ulasinca simarmak. * Arastirma verilerinin cozumlenmesinden cikarilan bilimsel sonuc. semptom. * Yeni olaylarive bilgileri bulma yontemi ve ogretisi. bulgurlu pilâv * Bulgurla pisirilen pilâv. buldurmak * Bulmak isini yaptirmak. Bulgarca * Bulgar dili. taze biber. buldurma * Buldurmak isi. bulgurlama * Bulgurlamak isi. bulgari * Dort telli baglama. bulgurlu kofte * Ýnce bulgurla yogrulmuskofte. bulgurculuk * Bulgurcunun isi veya meslegi.

ulasmak. allak bullak. bulunma * Bulunmak isi. erinlik. detektor. bir yargiya varmak. * (kabahat. * Secmek. ogrencilerin kendilerinin bulmasinisaglayan ogretim y ontemi. icat etmek. manyetik dalgalaribulmaya yarayan arac. * Varligibilinmeyen bir seyi ortaya cikarmak. bulundurma * Bulundurmak isi. bulma * Bulmak isi. * Ýlk kez yeni bir sey yaratmak. bazen de rast gelinerek bulunan eski caglardan kalma esya. bir noktaya erismek. * Herhangi bir durumda olmak. * Cezaya ugramak. suc. * Bulunmaz. bir kimse ile karsilasmak. kusur icin) Yuklemek. bulundurmak * Var olmasini. bulunmaz Hint kumasi * cok az bulundugu ve cok degerli oldugu sanilan sey. bulucu * Bir seyi bulan. mayinlari. benzersiz. temin etmek. * Erismek.a yollu soylenir. bir seyi elde et mek. aratarak buldurmayiamac edinen oyun. bullak * Bkz. bulûga ermek * erinlesmek. bulgusal * Bulguyla ilgili. bulmaca * Cesitli bicimlerde duzenlenen ve dusundurerek. * Saglamak. * Herhangi bir goruse. bulmak * Arayarak veya aramadan. * Kaybedilen bir seyi yeniden ele gecirmek. kâsif. * Ýstenilen seye kavusmak. yaratmak. * Hatirlamak. hazir bulunmasinisaglamak. bulûg * Erin olma. radyoaktif mineralleri. bulguya ait. uygun saymak. * Eksik etmemek. bulûgcagi * Ergenlik cagi. * Gazlari. bulunmak * Bulmak isine konu olmak. nail olmak. bulgusal yontem * Ogretilmek istenen seyi. baligolma. guc bulunan. bulus * Bulmak isi veya bicimi. buluntu * Kaziveya arastirmalarla ortaya cikarilmisolan. * Sokakta bulunup alinan cocuk. . kesfetmek. bir bulusyapan kimse. * Bir yer. essiz. bulup bulusturmak * caba gostererek saglamak. bir seyle. * (bir yerde) Olmak.

bulusturmak * Bir araya gelmelerini saglamak. acik. * Bu bagirsaga ciger. bulvar * Sehir icinde agacli. pirinc veya bulgur doldurularak yapilan yemek. bulutsuz * Bulutu bulunmayan. yukseklikleri ve yol actiklarihava olaylariyla birbirinden ayrilan yiginlar. net olmayan. uzun bez kilif. bulusturma * Bulusturmak isi. * Herhangi bir seyden olusan yogun yigin. karsilasmak. kiyma. bicimleri. * Kederlenmek. bulusma yeri * Bulusulacak yer. icat. buluttan nem kapmak * en kucuk bir seyden alinmak. * (bellek icin) Karisik. cok alingan olmak. * Uzerinde bulut varmisgibi bulanik gorunen. huzunlenmek. dusunce ve hayalde baskalarinin etkisinden siyrilarak. bulutsu * Uzayda ekseni cevresinde yavasca donen. bulusma * Bulusmak isi.* Ýlk defa yeni bir sey yaratma. bulut gibi * cok sarhos. bir araya getirmek. icat. endise. geniscadde. bulusulmak * Bulusmak isi yapilmak. bulutlu * Bulutlarla kaplanmis. ici pamuk dolu. * Kavusmak. bulutlanma * Bulutlanmak isi. * Konu. duygu. * Onceden belirlenmisbir yer ve zamanda bir araya gelmek. kizgin gaz ve tozlardan olusmusgok var ligi. * Sogugun girmesini onlemek icin kapive pencere araliklarina takilan. bulutlanmis. bulutcuk * Kucuk bulut. berrak. bulutlanmak * Bulutlarla kaplanmak. bulushakki * Bir bulusun veya o bulusu uygulama alaninda kullanma hakkinin bir kimseye ait oldugunu gosteren belgeye karsilik kazanilan hak. bumburusuk * Cok. * Keder. nebuloz. . bulut * Atmosferdeki su damlaciklarive buz taneciklerinin gorulebilir yogunluk kazanma siyla olusan. bulusulma * Bulusulmak isi. bunlarin i slenisinde yeni bir yol tutma. iyice burusmusolan. bulusmak * Bir araya gelmek. * Bilinen bilgilerden yararlanarak daha once bilinmeyen yeni bir bulguya ulasma veya yontem gelistirme. bumbar * Buyukbasve kucukbashayvanlarin kalin bagirsagi.

sikintiveren. bunak * Bunamisolan (kimse). bunak gibi. satisdegerlerinin dusmesi. bunluk. bunaltici* Bogucu. bunalis * Bunalmak isi veya bicimi. bunaklik * Bunak olma durumu. bumerang * Kivrik bir sopaya benzeyen ve firlatildiginda geri donen. bunalim * Dogal bir surecte birdenbire olusan aykirilik. ic sikintisi. bunakca * Bunaga benzer. bumlama * Bumlamak isi. * Bir hastalikta iyilesme veya olumle sonuclanan. cok tedirgin olmak. * Ruhî yonden sonucu tehlikeli olabilecek durum. damar tikanmasigibi ic seb . * Tehlikeli sonuc dogurabilecek gerginlik.bumbuz * Cok soguk. iyilerini secmeye baslamisken once begenmeyip biraktikla rinida sonradan. biraz bunak. bunalma * Bunalmak isi. bunaltilma * Bunaltilmak isi veya durumu. bumlamak* Lâstik tirnaklarinin janta iyi oturmamasindan dolayijantin ic lâstik uzerine basmasi sonucu lâstik patlamak. bunaltilmak * Bunalmasina yol acilmak. buhran. buhran. * Bunaga yakisir (bir bicimde). buna * Bu zamirinin yonelme eki almisdurumu. kriz. kriz. calis ma gucunun azalmasigibi sebeplerle ortaya cikan iktisadî durum. bunalti * Sikinti. agactan yapilma bir av araci. gerginligi olan. yeniden secip alarak. bun * Sikinti. bunaltmak * Bunalmasina yol acmak. bunalima dusmek * ruhî bakimdan gerginlik veya sikintiicine girmek. birdenbire olan fizyolojik deg isiklik. sikici. bunama * Frengi. buna degdi (idi) buna degmedi (idi) diyerek * bircok sey arasindan. * Cogunluga iliskin satin alma gucunun durmasi. kriz. bunalimli* Gerginlik. * Cok sikilmak. bunalim gecirmek * herhangi sebeple olusan bunalimiyasamak. matuh. alkolizm gibi dissebeplerden veya yaslilik. ateh getirmisolan (kimse). bunalmak * Soluk almasiguclesmek. sikintiveren. bunaltma * Bunaltmak isi.

bunca * Epey. buracikta * Cok yakin ve belirli bir yeri gosterir. bunu * Bu zamirinin belirtme eki almisdurumu. bungalov * Hindistan'da tek katli. bungun * Sikintili. bunlu * Sikintili. alkolizm gibi dissebeplerden veya yaslilik. cok. bunlar * Bu zamirinin cogul eki almisdurumu. veranda ile cevrili ev. * Bunun boyle olduguna bakmayarak. bunun * Bu zamirinin tamlayan durumu. burada * Bu yerde. bunun burasi * dikkati cekmek icin "burasi" anlaminda kullanilir. * Bu kadar. bungunlastirmak * Bungun hâle getirmek. bunluk * Bunalim. burdan bicimlerinin kullanildigida gorulur. bunda bir isvar * olayin bir ic yuzu. kucumsemek. zihnî bagintinin kopmasi. azimsamak. ateh. genellikle tahtadan yapilmis.eplerden ileri gelen. durumun gizli bir yonu var. bundan boyle * bundan sonra. * Genellikle tahtadan yapilmis. bunamak * Frengi. bu denli. sikinti. * Kalma ve cikma durumlarinda orta hecenin dustugu ve burda. ateh getirmek. bununla birlikte * Buna ek olarak. tek katliev. bundan iyisi can sagligi * bu en iyisidir. bunda * Bu zamirinin kalma durumu. damar tikanmasigibi ic seb eplerle zihnî bagintikopmak. buradayim diye bagirmak * goze carpacak bir yerde bulunmak. bunayis * Bunamak isi veya bicimi. buragan . daha iyisi olamaz. buradan * Buradan. bura * (bu ve ara kelimelerinden) Bu yer. bunmak * Begenmemek. bundan * Bu zamirinin cikma eki almisdurumu. buncagiz * Bunun gibi.

Yay. Akrep. burgu * Tahtada belirli delik acmaya yarayan delgiye takilisarma. koku gibi havada yayilan seyler icin) Pek cok. Aslan. Balik) esit araliklarla dagitildigikusak . Kova. burgulamak * Burgu ile delmek. dort kose veya cok koseli kale cikin tisi. burgulu * Burgusu olan. burgulama * Burgulamak isi. burgata * Tel ve bitkisel halatlarin pus (2. burali * Bu memleketli. kargacik burgacik. tirbuson. keskin. burcu * Guzel koku. * Bu bitkinin mercimege benzeyen tanesi. yivli. burasi * Bu yer. burgusuz . Boga. burgacik * Bkz. burcak * Baklagillerden. ucu sivri ve helis biciminde demir alet. burgu makarna * Burgu biciminde dokulmusve firinlanmismakarna. Basak. Terazi. buram buram * (duman. \343 Zodyak. Oglak. delik acmak. burc * Okse otu. * Telli sazlarda. burc * Kale duvarlarindan daha yuksek. burgac * Anafor. burcu burcu * (koku icin) Guzel guzel. Yengec. burcumak * Guzel koku yaymak. pek guzel. burdurma * Burdurmak isi. * Burgulanmisolan. celik alet. * Tipa cekmeye yarayan. * Zodyak uzerinde yer alan on iki takim yildiza verilen ortak ad. taneleri hayvan yemi olarak kullanilan yillik bir yem bitkisi (Vicia ervilia). bura. burclar kusagi * Gok kuresinde tutulma cemberinin gectigi ve uzerinde on iki burcun (Koc. burgulanma * Burgulanmak isi. burgulanmak * Burgulamak isine konu olmak.54 cm) olarak cevresini belirten birim. itir. telleri germeye yarayan mandal. burdurmak * Burmak isini yaptirmak. girdap. bu yerin halkindan. buralar * bu yerler. yuvarlak. * Yerin orta ve derin katmanlarina inebilmeyi saglayan delici alet.* Guclu esen ruzgâr. Ýkizler. burgu ile delinmek.

* Burgusu olmayan. burularak yapilmis. burjuva * Sehirlerde yasayan. burkmak * Burarak cevirmek. burnu buyumek * kibirlenmek. ozel imtiyazlardan yararlanan sehirli. burma * Burmak isi. * Agza kekre tat vermek. * Burulmus. * Yasiken burularak kurutulan ot. * Hadim etme. * Uzuntu duymak. kent soyluluk. buyuklenmek. bagirsak) Sancimak. kivrilmis. burnu bile kanamamak * tehlikeli bir durumdan yara bere almadan kurtulmak. burnu havada * kendini cok begenmis(olmak). igdisetme. * Musluk. * Sarigiburma tatlisinin bir adi. * (mide. * Burgulanmamisolan. burjuvaca * Burjuva gibi. * Egrilmek icin bukulmusyun. * Belgit. burjuva edebiyati *Orta sinif halk kesimine hitap eden edebiyat. burkucu * Burkma isini yapan. burhan * Kanit. igdisetmek. komiklige dayanan bir tur. burkulmak * Burkmak isine konu olmak. burjuvalik * Burjuva olma durumu. burnaz * Ýri ve uzun burunlu. * Hadim etmek. burnu havada (veya kaf daginda) (olmak) . uzmek. burjuvazi * Burjuva sinifi. burkulma * Burkulmak isi. * Acivermek. burmak * Bir seyi iki ucundan tutup ekseni cevresinde cevirerek bukmek. * Kuru incir. burlesk * Sanat alaninda ve ozellikle edebiyatta rastlanan. burnu buyuk * kibirli. * Burkulmak. * Uzmek. * Orta siniftan olan kimse. * Uzucu. * Vucuttaki organlardan biri birdenbire kendi eklemi uzerinde donmek. * Burularak yapilmisbilezik. sikintivermek. burkma * Burkmak isi. kent soylu. burjuvaya yakisan bicimde.

burslu * Burs alan. burtlak . burnunu siksan canicikacak * cok zayif ve gucsuz kimseler icin kullanilir. bursu olmayan. * cok ofkelenmek. iyice yaklasmak. * umdugunu bulamamak. burnunu sokmak * gerekmedigi hâlde her ise karismak. burnunun ucunu gormemek * cok sarhosolmak. burnunun diregi sizlamak * (maddî veya manevî) cok aciduymak. burnunun yeli harman savurmak * buyuklenmek. burnundan ayrilmamak * yanindan gitmemek. burnu surtulmek (veya burnu surtmek) * sikinticektikten sonra daha once begenmedigi bir durumu kabul etmek. gururunda n vazgecmek. burnundan solumak * cok ofkelenmisolmak. bursu olan. burnunun dibi * cok yakini.* cok kibirli (olmak). cok uzulmek. burnu yere dusse almaz * kendini begenmis. kibirli. amacina ulasamamak. burnunun dikine (veya dogrusuna) gitmek * ogut dinlemeyerek kendi bildigi gibi davranmak. burnuna girmek * birine cok sokulmak. burnunun diregi kirilmak * cok pis bir koku duyarak tedirgin olmak. burnunu kirmak * birini guc durumda birakarak buyuklenmesini veya direnisini yok etmek. uzaklasmamak. cok huysuz olmak. burnundan yakalamak * birini yonetimi altina almak. burnunun ucundan otesini (veya ilerisini) gormemek * kit dusunceli olmak. sonradan gelen uzuntuler uzerine kendisine zehir olmak. kibirlenmek. * Bu amacla vakfedilmisparanin veya malin geliri. burs * Bir ogrencinin ogrenimini yapmasiveya bir kimsenin bilgi ve gorgusunu artirmas iicin belli bir sure devlet veya ozel kuruluslarca. burnunda (veya gozunde) tutmek * cok ozlemek. burnu kirilmak * buyuklenemez duruma gelmek. burnundan dusen bin parca olmak * cok asik suratliolmak. burnunun dibine sokulmak * cok yaklasmak. burssuz * Burs almayan. burnundan kil aldirmamak * kendisine hic soz soyletmemek. odenen aylik para. burnundan (fitil fitil) gelmek * elde ettigi guzel sey. burnunu cekmek * sumugunu cekmek. kacamak bulamayacagiduruma getirmek.

cikintili. gucenmek. burulma dayanimi * Elyafinibukerek kirmaya calisan kuvvete karsiagacin gosterdigi direnc. begenmemek. burun perdesi * Burun boslugunu ikiye ayiran bolme. buruklasma * Buruklasmak isi veya durumu. burun kanadi * Burun deliginin yan tarafindaki kabarik bolum. burun sisirmek * kibirlenmek. birbirlerine cok yaklasmak. burulmak * Ekseni cevresinde dondurulmek. burum burum * Burulmak fiili ile birlikte "cok fazla burulmak" anlaminda kullanilir. burukca * Tadibiraz buruk olan.* Taslik. burulma * Burulmak isi. kucumsemek. onem vermemek. buru * Sanci. turlu bicimlerde denize uzanmis bolumu. * Karanin. burun deligi * Burnun iki boslugundan her biri. burun buruna * Birbirine cok yakin ve yuz yuze. buruk buruk * Buruk bir bicimde. gucenmis(kimse). burun * Alinla ust dudak arasinda bulunan. buruklasmak * Buruk durum almak. calilik yer. burun kivirmak * onem vermemek. kekrelik. buyuklenme. agrimak. * Tadikekre olan. iki delikli koklama ve solunum o rgani. enfiye. mukozayla kaplibosluklar. burukluk * Buruk olma durumu. burun otu * Burna cekilen tutun. buruksu * Buruga benzer. buruk * Burulmusolan. gucenmislik. * karsisinda hissetmek. * Kibir. * Alinarak kuskunluk gostermek. burun bosluklari * Burun deliklerinden yukaridogru acilan. burun buruna gelmek * beklenmedik bir anda karsilasmak. * Sancimak. buruntu. * Uygun olmayan sartlar sonucu donerek buyuyen agacin kerestesi. buruk gibi. * Baziseylerin on ve sivri bolumu. * Alinarak kuskunluk gosteren. ozellikle yuksek ve daglik kiyilarda. burun bukmek * begenmemek. * Kuskunluk. burun yapmak .

bagirsak bozuklugu. burunlamak * Dislamak. opus. busbulanik * Cok bulanik. * Hayvanlarin. but * Vucudun kalca ile diz arasindaki bolumu. burusuksuz * Burusugu olmayan.* ustunluk taslamak. sanci. hoslanmamak. * (agizda) Kekrelik duymak. Burundili * Burindi halkindan olan (kimse). onurlu. yavas a. duzgunlugu kalmamisburusmusolan. burusukluk * Burusuk olma durumu. pek duzgun olmayan. buselikasiran * Klâsik Turk muziginde birlesik bir makam. * Kendini begenmis. kibirli. * Hayvanlarin burunlarina gecirilen ip. burusukca * Biraz burusuk olan. burunsak * Hayvan yavrusunun anasindan sut emmesini onlemek icin burnuna gecirilen baslik . butafor * Oyun icin gerekli sahne esyasi. busines klas * Ýslik orun. butaforcu * Oyun icin gerekli sahne esyasiniyapan uzman. burusburus * Cok burusmus. bacaklarinin govdeye bitisik olan dolgun. burunluk * Burunsak. buse * Opucuk. uzerinde kirisik ve katlamalar olmak. . etli bolumu. burunduruk * Hayvanlarinallarken isirmamasiicin dudaklarinikistirmaya yarayan kiskac. * Tiksinmek. opme. burusmak * Duzgunlugu bozulmak. buselik *Klâsik Turk muziginde on uc basit makamdan biri. asagilamak. * Cikintisiolan. buruntu * Buru. burusturmak * Burusuk duruma getirmek. * Ciltte olusmuskirisik. burusuk * Gerginligi. burunsalik* Burunsak. burusma * Burusmak isi. burusturma * Burusturmak isi. burunlu * Herhangi bir bicimde burnu olan.

buyot * Yatakta isinmak icin kullanilan sicak su torbasi. buyurganlik * Buyurgan olma durumu. buyurma * Buyurmak isi. eylemek' anlaminda yardimcifiil olarak kullanilir. * soyleyiniz. butikcilik * Butik isletme isi. * Soylemek. emretmek. buyma * Buymak isi. buyruk * Belirli bir davranista bulunmaya zorlayicisoz. buut * Boyut. buyrulma * Buyrulmak isi. gecmek. gitmek. buydurmak * Dondurmak. emreden (kimse). sozunuzu tekrarlar misiniz?. * Uzunluk. hukumsuzluk. buyurgan * Sik sik buyruk veren. ferman. vezir. * Egemenlik. buyrugu altina girmek * bir kimse baska bir kimsenin isteklerini ister istemez yerine getirmek zorunda olmak. buyur etmek * "buyurun" diyerek konugu saygiile iceri almak veya sofraya cagirmak. buyrulmak * Buyurmak isi yapilmak. butikci * Butik isleten kimse. haksizlik.butik * Giyim ve sus esyasisatilan dukkân. buyrultu * Sadrazam. beylerbeyi gibi yuksek devlet gorevlilerince yazilan buyruk. buymak * Soguktan donarak olmek. buyurmak * Bir seyin yapilmasiniveya yapilmamasinikesin olarak soylemek. * 'Etmek. butlan * Batil olma durumu. dusuncesini bildirmek. * Cok usumek. * Gelmek. emir. buyur * Buyurun anlaminda bir hitap sozu. * Gecersizlik. buyur? * anlamadim. * Almak. cok usutmek. girmek. * Yanlislik. buyruk kulu * Emir kulu. buton * Calistirmaya yarayan dugme. buyruk verir gibi konusan. emrediniz. . * Ýrade. demek. buyrukcu * Buyuran.

onu acik. arada sogukluk yaratan durum. buzagilama * Buzagilamak isi. buz dagi* Kutup bolgelerinde buzullardan koparak akintilarla yer degistiren buyu k buz parcasi. aysberg. buzagisiz * Buzagisiolmayan. buz kesilmek * buz gibi sogumak. buzagilasmak * Buzagidurumuna gelmek. buz tutmak * (siviicin) ustunde buz olusmak. buz duvari * Samimî olmamaktan ortaya cikan. buz yalagi* Yuksek daglarda kalicikar ve buzulun birlikte olusturdugu. buzculuk * Buzcunun isi veya meslegi. buz durumuna gelmek. * (et icin) temiz ve yagli. buyurun cenaze namazina! * hic beklenmedik kotu bir durum karsisinda. buz torbasi * Tedavi amaciyla kullanilan ve icinde buz parcalaribulunan plâstik bir torba. saka yollu uzuntu anlatir. buz kalibi* Suyun belli bicimlerde donmasinisaglayan ozel kap. donmak. buzagilamak * (sigir icin) Yavrulamak. arzu edilmeyen. buzagi * Sutten kesilmemissigir yavrusu. buz gibi * cok soguk. buzagili * Buzagisiolan. emir veren. buz kesmek * cok usumek. * cok usumek. * bir kimseye etki yapmayan sozler soylemek. buz alani* Buzla. buz ustune yaziyazmak * suresi. etkisi cok az olacak bir isyapmak. buzcozer * Buzu cozen. defroster. . * sasilacak.buyuru * Buyruk. buzcu * Buz satan kimse. emir. buz * Donarak katiduruma gelmissu. * Cok soguk bir etki uyandiran sey veya kimseleri anlatmak icin kullanilir. uzulecek bir durum karsisinda donakalmak. buzla kaplanmak. buzagilasma * Buzagilasmak isi. * (kotu nitelikler icin) kesin bir gercegi belirtir. cember bicimli cukurluk. donmayionleyen alet. buyurucu * Buyruk. arkasive yanlaridik. buz baglamak * (sivilar icin) yuzeyi donmak.

buzdolabi* Yiyecek ve icecek gibi seyleri soguk olarak saklamaya yarayan. buzul kaynagi * Buzulun eriyerek topragin altina inen suyunu disariya veren kaynak. yeryuzunun bugunkunden daha buyuk bolgelerinin buzullarla or tulu bulundugu donemi. buzul cagi * Dorduncu zamanin. buzhane * Buz yapilan yer. * Buz icinde tutularak. buzlanmak * Buzla kaplanmak. buzla * Deniz suyunun donmasiyla kutup bolgelerinde olusan buz alani. buzlar cozulmek * buzlar erimeye ve kirilmaya baslamak. buzul * Kutup bolgelerinde veya dagbaslarinda asagiya dogru agir agir yer degistiren b uyuk kar ve buz kutlesi. buz tutmak. buz baglamisolan. buzlarikirarak yol acmak icin yapilmisgemi. glâsyolojist. cumudiye. saydam olmayan. * Soguk hava deposu. buzul bilimci * Buzul bilimi uzmani. buzkiran * Donmusdeniz. buzul bilimi * Fizikî cografyanin buzullarive yeryuzundeki islevlerini konu alan bolumu. glâsyolo ji. buzlanma * Buzlanmak isi. buzul masasi * Cevresindeki buzlar erirken. buzlasma * Buzlasmak isi. gerginlik ortadan kalkmak. darginlik. bankiz. buzlu cam * Saydamligigiderilmiscam. pleistosen. buzul kar * Bir buzulun olusmasinda temel olan katilasmiskar kumesi. buzuki * Baglamaya benzer. buzla sogutulan kap veya dolap. motorla calisan d olap. * Televizyon ekrani. * aradaki sogukluk. buzlu * Buz tutmus. buzlasmak * Buz durumuna gelmek. icine buz katilarak sogutulmus. buzlugan * Uzerinde buz eksik olmayan yuksek dagtepesi. bozuk duzen calinan bir Yunan calgisi. gol veya irmaklarda ulasimioteki gemilere kolaylastirmakta kullan ilan. * Buzdolabinin icinde buz yapan bolme. altina rastlayan bolumu erimekten koruyan ve boyl ece buzdan bir ayak . buzul donemi * Buzullarin yayildigidorduncu zaman. buzluk * Yiyecek ve icecekleri sogutarak saklamak icin kullanilan. aysfild. * Bugulanmisgibi olan.

Bugduz * Oguz Turklerinin 24 boyundan biri. iftira etmek. * Donemec.uzerinde kalan kutle. bodur (kimse). buzullu * Buzulu olan. buken . moren. buzul seli * Buzulun erimesiyle olusan sel. iftira. bariton buglu olarak dort turu bulunan . buzulsuz * Buzulu olmayan. alto buglu. buzullasmak * Buzul durumuna gelmek. bufeci * Bufe isleten kimse. buzul tas* Buzullarin tasiyip biriktirdikleri. * Akarsu kiyilarindaki verimli tarlalar. buglu * Kucuk buglu. * Ýcki. bucur * Ufak tefek ve kisa boylu. buge * Buve. * Bogurtlen. bufe * Ýcine sofra takimlarinin kondugu dolap. soprano buglu. * Toplantilarda yiyecek ve iceceklerin konuldugu masa. buzullasma * Buzul durumuna gelme. uzerleri cok kez pariltiliveya ci zikli taslar. bugru * Bkz. bugemek * Suyu onune bent yaparak toplamak. bufecilik * Bufe isletme isi. * Gecmiscaglarda ve simdi genisveya dar bir bolgenin buzullarla ortulmesi olayi. Edi ile Budu. bugelek * Buve. egri bugru. Budu * Bkz. buget * Su birikintisi. bucurluk * Bucur olma durumu. bucurlesme * Bucurlesmek isi. bugeme * Bugemek isi. perdeli veya pistonlu muzik araclarinin adi. buk * Ovada veya dere kiyisinda calive diken toplulugu. buhtan * Kara calma. buhtan etmek * kara calmak. golcuk. bakirdan. yiyecek turu seylerin satilip tuketildigi yer. bucurlesmek * Bucur duruma gelmek.

bukuculuk* Bukucunun isi veya meslegi. acan karsiti. kivirmak. * (iplik icin) Egrilmek. * Bukulmuskaytan veya iplik. icin) Bir defada egrilmisip miktari. bukunlu * Turetmede ve cekimde kelime kokleri degisiklige ugrayan (dil). * Egmek. * Bukunlu. * Egilmek. bukumu olan. bukulus * Bukulmek isi veya bicimi. bukturme * Bukturmek isi. bukulme * Bukulmek isi. bukulmek * Bukmek isine konu olmak. * Birkac tel ipligi burarak sarmak. buklum buklum * Cok buklumlu. bukumsuz * Bukulmemisolan. kelime koklerinin basinda. icinde veya son unda turlu degisikliklerin olmasi. kivirtmak. * (iplik. * Vucudun bir bolumunu yanindaki bolum uzerine kivirma. katlanmak. bukulgen * Kolay egilip bukulen. insirafî. bukucu * Agac veya kontraplâklarikalipla veya elle bukerek sekil veren kimse. * Katlamak. egilmisolan. kivrim. * Yonelmek. insiraf. buk. bukum * Bukmek isi. kat.* Oynak kemikleri arasindaki acilaridaraltan kaslarin genel adi. yun vb. bukunlu dil * Gramer gorevleri ve yapibakimindan kelime koklerini degistiren dil: Arapca fai . viraj. * Bir seyin bukulmusyeri. bukumu olmayan. bukuk * Bukulmus. bukulu * Bukulmusolan. bukluk * Akarsu kiyilarindaki verimli tarlalar. bukun * Gramer gorevleri ve yapibakimindan. bukulgenlik * Bukulgen olma durumu. * Dondurmek. kivrilmisseylerin olusturdugu kat. bukturmek * Bukmek isini yaptirmak. * Donemec. bukmek * Sertce cevirmek. bukumlu * Bukulmusolan. kivrim kivrim. bukme * Bukmek isi. buklum * Bukulmus.

* Donemec. okumak. bulbul gibi bilmek * cok iyi ogrenmisolmak. burgu * Basortusu. bulbulkonagi * Bir tur hamur tatlisi. yurdu disinda ne kadar zengin olursa olsun. * Dergi. bulbul * Karatavukgillerden. ortasicukur ve bu cukur yere pistikten sonra dovulmusAntep fi stigikonulan bir tur hamur tatlisi. bulbullesmek * Bulbul gibi otmek veya sakimak. sancidan kivranmak. yine de yurdunu ozler. sesinin guzelligi ile taninmisolan otucu kus(Luscinia mega rhynchos). bulbul gibi sakimak * guzel sesle. fiil. bunye bakimindan. viraj. bulbulun cektigi dili belâsi * ilerisi dusunulmeden soylenen soz insanin basina dert acabilir. bukulmek. * Yapi. * Agridan. * Ýnce perde. bulbul gibi soylemek * hicbir sey saklamadan bildiklerini soylemek. burgulu . siir gibi. bunye * Vucut yapisi. bulbul canagi * Cok ufak (kâse). bukunme * Bukunmek isi. bunyece * Bunye olarak. * Atki.l. bukunmek * Kivrilmak. bulten * Ozel veya resmî kurum ve kuruluslar veya yetkili kisilerce herhangi bir durumla ilgili olarak sureli veya suresiz yayimlanan duyuru. bulbul gibi konusturmak (veya soyletmek) * itiraf ettirmek. "ah vatanim" demis * kisi. bulbullesme * Bulbullesmek isi. neseyle konusmak. * Sesi cok guzel olan kimse. bulbul kesilmek * bir etki veya baskialtinda cokca konusmak. kurulus. bukuntu * Bukme sonucu olusan bicim veya iz. bukus * Bukmek isi veya bicimi. sair. * Bagirsakta olan agri. bulbulu altin kafese koymuslar. bulbul gibi konusmak (veya okumak) * kolaylikla konusmak. itiraf etmek. * Carsaf. bulbulyuvasi * Daire biciminde.

buryan * Bkz. burokrat * Devlet dairesinde calisan gorevli. basmak. temelli. burunme * Burunmek isi. * Ham ipekten dokunan bir tur ic camasirikumasi. * Heykeltiraslikta basi. buryan pilâvi * Kemiksiz koyun eti. bir aile veya bir kimsenin gelecekteki belirli bir su re icin tasarladigigelir ve giderlerini tur ve ayrintilariyla gosteren cizelge. busbutun * Ýyiden iyiye. * Kirtasiyeci. biryanci. buryanci* Bkz. burokrasi * Kirtasiyecilik. tamamen. sube. burum * Burulmus. butan * Metal bidonlar icinde az bir basinc altinda sivilasan. iyice. kaplamak. tamamiyla. guclu etkilemek. burudet * Sogukluk. burulu * Burunmus. bust * Vucudun. gogsu. * Cok. ortunmek.* Burgusu olan. * Kamu yonetimi. pirinc. burume * Burumek isi. butce * Devletin. biryan. burokratik * Kirtasiyecilikle ilgili. baharat ve yagkarisimiyla firinda pisirilen bir pilâv turu. bir kurulusun. * Bir gorunuse girmek. buruk * Duvak. * Danisma ve yaziislerinin yurutuldugu isyeri. sogan. ortmek. * Kamu yonetimi ile ilgili. istilâ etmek. * Bolum. durulmus. burumcuk * Ham ipekten dokunmusgiysi kumasi. * Sarinmak. burumcek * Koza gibi yumaklanmissey. omuzlarla birlikte gogusten yukaribolumu. yazihane. buro * Calisma odasi. * Devlet ve oteki kurulusveya topluluklarin belirli bir donem icindeki gelir ve giderlerinin oranlama . burunmek * Burumek isine konu olmak. katlanmisolan sey. * Yazimasasi. bazen de omuzlariicine alan sanat urunu. domates. yakit olarak yararlanil an HC formulundeki hidrokarbur gazi. burumek * Sarmak.

butun * Eksiksiz. butunletmek * Butun durumuna getirmek. butce acigi * Butcede belirlenen giderlerin gelirlerden cok olmasidurumu. tamamiyla. tamamlatmak. butuncu ekonomi * Ekonominin butun alanlarinikapsayan yapive olusum. butunlenme * Butunlenmek isi veya durumu. butunlemek * Eksiksiz duruma getirmek. mutemmim. * Cok sayidaki varlik ve nesnelerin hepsi. buten * Olefin grubundan C4H8 formulunde iki hidrokarbonun adi. butunlesmek * Butun duruma gelmek. butunler * Butun durumuna getiren veya butun durumuna getirmek icin eklenen.niceliklerini onceden belirleyen. butun. butunlesme * Butunlesmek isi. * Butunleme sinavi. ikmal imtihani. tam. onaylayan ve bu islemlerin yapilmasina izin ve ren kanun veya karar. butunlemeye kalmak * bir ogrenci yariyil veya ogretim yilisonunda bir veya birden cok dersten bir k ez daha sinava girmek uzere basarisizliga ugramak. butun butune * Butun olarak. * Ufaklik. butunu. butceleme * Butcelemek isi. tamamlanmak. butunler aci * Olculerinin toplamini180° ye cikaran acilardan her biri. * Ufak. bozukluk olmayan (para). butun butun * Busbutun. butunculluk * Butuncul olma durumu. butunlemeli * Butunleme sinavina girmesi gereken (ogrenci). makro ekonomi. tek parca durumuna getirme. butce yili* Bir butcenin uygulanmaya basladigigunden ertesi yil aynigune kadar gecen sure. tamamlama. * Birlik. tamamlamak. butcelemek * Butce yapmak veya hazirlamak. tamlik. . * Parcalanmamis. bozuk paralaribuyuk para durumuna getirmek. ikmale kalmak. butunletme * Butunletmek isi. ikmal edilmek. butuncul * Totaliter. butunleme sinavi * Ýlk ve orta dereceli okullarla universite ve yuksek okullarda butunlemeye kalan ogrenciler icin genellikle yaz tatili veya donem sonunda acilan sinav. ikmal. butunleme * Butunlemek isi. butunlenmek * Butunlemek isine konu olmak.

* Ustun niteligi olan. buvet * (istasyon. onlarin kaniniemen. afsun. gelinlerinden ve cocukl arindan olusan aile. kucuk karsiti . kaka. buyu bozulmak * yapilmisbir buyu etkisiz duruma getirilmek. * Niceligi cok olan. benzerlerinden daha fazla olan.butunleyen * Butun durumuna getiren. sihir. * Karsidurulmaz guclu etki. viziltilariyla tedirginlik ya ratan sokucu sinek (Hypoderma bovis). total. * Onemli. * Cevresindekileri cabuk ve guclu olarak etkileyen kimse. ortalamayiasan. buyuk gibi. butunsellik * Butun olma durumu. buyuk amiral * Baziulkelerde kara ordusunda maresale denk sayilan donanma subaylarinin en yuk . buvet * Bkz. Buget. tiyatro. buyuk anne ile bunlarin evli ogullarindan. buyuk (soz) soylemek * yapacagibir sey hakkinda kesin konusarak ovunmek. mutemmim. fusun. * (soyut kavramlar icin) Cok. belli bir yasa gelmis. buyucu * Buyu yapan kimse. * Yetiskin. buyu bozmak * yapilmisbir buyuyu etkisiz duruma getirmek. buyu * Tabiat kanunlarina aykirisonuclar elde etmek iddiasinda olanlarin basvurduklar igizli islem ve davranislara verilen genel ad. buyuculuk * Buyucunun yaptigiis. buyucek * Biraz buyuk. buyuk aile * Buyuk baba. buyuge yakin. buyu yapmak * buyu yolu ile etki altina almaya veya aldirmaya calismak. buyuk abdesti gelmek * goden bagirsaginibosaltma gerekligini duymak. buyuk * (somut nesneler icin) Boyutlari. buyugumsu * Buyuge yakisir. sinema gibi yerlerde) Yiyecek ve icecek satilan kucuk bufe . buyuk abdest * Diski. butunluk * Butun olma durumu. buyuklere ozgu. sihirbaz. bagi. buve * Daha cok sigirlara saldiran. butunsel * Butun niteliginde olan. buvelek * Buve. sihirbazlik. butunle ilgili. butunleyici * Butunleme isini yapan.

buyuk gormek (bilmek veya tutmak) * kendini veya baskasinioldugundan ustun saymak. buyuk baba * Annenin veya babanin babasi. buyuk atardamar * Kalbin kasilmasiile karinciklardaki kanibutun vucuda tasiyan ana atardamar. buyuk basin derdi buyuk olur * buyuk islerin basinda bulunanlarin karsilasacagiguclukler de coktur. dede. major. buyuk dalga * (radyo yayiniicin) Uzun dalga. yuceltmek. buyuk elci* Ustun asamalielci. rebiyulevvel. o. sonuclandiramayacagin bir konuda kesin sozler soyleme. ozel bici mli harf. i. buyuk kalori * 1 atmosfer basinc altinda 1 kg suyun sicakligini14. buyuk defter * Ticarî bir kurulusun aylik ve bilânco hesaplarinigosteren defter. buyuk cember * Bir kurenin merkezinden gecen bir duzlemde ara kesiti olan cember. o.50 C ye cikarma k icin gereken isimiktari. buyuk sesli uyumu * Kelimede kalin unlulerden (a. buyuk mevlit ayi * Ay takviminin ucuncu ayi. u) sonra kalin. buyuk soz soylemek. buyuk hanim * Yaslikadin.50 C den 15. buyuk harf * Ozel adlarla cumle baslarigibi yerlerde kullanilan ve buyuk yazilan. buyuk oynamak * cok para koyarak kumar oynamak.sek asamasindaki amiral. majuskul. . nine. buyuk kan dolasimi * Kalbin surekli kasilip gevsemesiyle kan ve lenfin vucudun buyuk bolumunu dolas masi. ince unlulerden (e. * buyuk bir tehlikeyi goze alarak bir ise girismek. i. buyuk peder * Buyuk baba. buyuk boy * Normal olculerden daha buyuk. buyuk magaza * Her turlu tuketim maddesinin bol miktarda satisa sunuldugu yer. kilokalori. buyuk elcilik * Buyuk elci olma durumu. buyuk lâf etmek * Bkz. buyuk balik kucuk baligiyutar * gucluler. buyuk ana * Buyuk anne. buyuk anne * Annenin veya babanin annesi. buyuk lokma ye buyuk soyleme * basaramayacagin. buyuk onerme * Tasimin oncullerinden buyuk olani. * Buyuk elcinin makami. buyuk para * Cok para. gucsuzleri ezer. dede.

buyuk terim * Kapsamidaha genisolan son uc onermesinin yuklemi gorevini tasiyan terim. buyukluk gostermek * gonul ululugu gostermek. buyukluk satmak * gururlanip ustunluk taslamak. buyukluk hastaligi * Kendini oldugundan daha buyuk ve onemli gorme. buyuksemek * Buyuk oldugunu kabul etmek. buyukce * Biraz buyuk. buyuk unlu uyumu. Yedigir. buyukluk taslamak. buyuk yemin etmek * bir seyi yapmamak konusunda en kutsal seyler uzerine ant icmek. boburlenmek. denizcilik gibi. kibirlenmek. megalomani. cemaziyulevvel. gosterme hastaligi. manda gibi hayvanlarin niteligini belirtmek icin kullanilir. buyuk unlu uyumu * Turkce bir kelimenin ilk hecesinde kalin bir unlu varsa. ululuk. * Oldukca onemli. arkadasca davranmak. buyukle buyuk. kucukle kucuk olmak * her yasve durumdaki kisilere karsidostca. buyukluk * Buyuk olma durumu. buyumuse benzer. ondan sonra gelen but un hecelerin kalin unlulerle. buyuklerin ellerinden. buyuklenme * Kendini buyuk gosterme. buyuklu kucuklu * Buyuk kucuk hepsi bir arada. buyukbas* Sigir. ince bir unlu varsa sonraki hecelerin de ince unlulerle surup gitmesi kurali: Co cuklasmak. Buyukayi* Kuzey yarim kurede yedi yildizdan olusmustakim yildiz. buyukluk taslamak * kendini ustun gormeye calismak. kibir. buyuklenmek * Kendini buyuk gostermek. Dubbuekber. buyuk sozume tovbe! * bir konuda cok kesin konusuldugunda. tersi bir durumun basa gelmemesi dilegini belirtir. o olunce kalanlarin en buyugune gecmesi kurali. buyuleme * Buyulemek isi. buyukten buyuge * mirasin once buyuge. buyulemek . buyuk tovbe ayi * Ay takvimin besinci ayi. * Buyuklere yarasir bagislayicidavranis. buyuk tansiyon * Kan basincinin yuksek olmasi. buyukseme * Buyuksemek isi. buyuk sehir * Ana kent. kucuklerin gozlerinden opmek * sevgi ve saygigostermek. buyuksu * Buyuk gibi. ekber evlât hakki.u) sonra ince unlulerin gelmesi kurali.

* Onem ve deger kazanmak. buyuleyis * Buyulemek isi veya bicimi. yaslanmak. sihirli. agrandisor. irilesm ek. buyuleyici ozellik * Surekli buyuleyici ve etkileyici olma. boyutlar artmak. pertavsiz. buyultme * Buyultmek isi. * Artmak. * Sayica artmak. buyutulmek .* Buyu ile etki altina almak. buyutken doku * Surgen doku. * (resim. buyultup basmaya yarayan aygit. * Birisi tarafindan yetistirilmiskimse. bakmak. buyultec * Fotograf ve resim buyultmeye. * Yetismek. * Etkisi altina almak. teshir etmek. mubalâga etmek. buyutec * Odak boyutu birkac santimetre olan yaklastiricimercek. * Fotograf ve resimlere boyut kazandirma islemi. buyumusde kuculmus * (cocuk icin) konusmasive davranislariyasina uymayan. guclenmek. buyulenmek * Buyulemek isine konu olmak. eskisinden buyuk duruma gelmek. buyutulme * Buyutulmek isi. buyuleyici* Etkileyen. buyuklerinki gibi olan. * Organizmanin butununde veya bu butunun bir bolumunde boyutlarin artmasi. cekici niteligi olan. birini kendine baglamak. * Buyu gucu olan. buyultmek * Bir seyi buyuk duruma getirmek. genisletmek. buyulenis* Buyulenmek isi veya bicimi. buyutmek. * Yetistirmek. * Uzakta duran cisimlere durbun veya benzeri bir aracla bakildiginda cismi goren acinin ciplak gozle bakildigizamanki aciya orani. harita gibi seyler icin) Daha buyuk ornegini yapmak. buyulu * Kendisine buyu yapilmis(kimse). buyume * Buyumek isi. buyutme * Buyutmek isi. * Yasiartmak. buyusel * Buyu ile ilgili olan. * Abartmak. buyutmek * Buyuk duruma getirmek. agrandisman. siddeti artmak. * Genislemek. buyulenme * Buyulenmek isi. buyumek * Organizmanin butununde veya bu butunun bir bolumunde. * Abartmak.

* Korku. kirismak. buzguleme * Buzgulemek isini yapmak. buzuktas* Kafa dengi arkadas. buzme * Buzmek isi. dedikodu yapilmasina engel olmak. buzgu * Dikiste kumasin bir ucundan istenilen yere kadar gecirilen bir ipligin cekilme si ile olusan. * Kalin bagirsagin sona erdigi yer.* Buyutmek isi yapilmak. kucuk kivrim. buzdurme * Buzdurmek isi. * Kapatmak. buyuturluk * Asirilastirma. * Agzibuzulerek kapatilan (kese. soguk gibi etkenlerle bir kenara sinmek. buzulmek * Buzmek isi yapilmak. torba vb. bir kenara cekilmek . buzusmek * Buzulerek alan hacmini kucultmek. buzgulu * Buzgusu olan. buyuye kapilmak (veya tutulmak) * yapilan buyunun etkisinde kalmak. kafadar. kirisik. buzgen * Kasilarak vucuttaki herhangi bir deligi acan veya kapayan cember bicimindeki k aslarin genel adi. buzusuk * Buzulerek yuzey veya hacmi kuculmusolan. buzdurmek * Buzmek. buzgulemek * Buzgu seklini vermek. buzusmus. . buzulup oturmak (kalmak) * bir kenarda cekingen bir tavirla oturmak. kumasin bollugunu azaltan sik. buz * Kunk. buzgusuz * Buzgusu olmayan. sikistirarak veya kivrim yaparak bir seyin alaninive hacmini kuc ultmek. saskinlik. bir seyin o kimsenin cekiciliginden kurtulam amak. cesaret. buzulus * Buzulmek isi veya bicimi. buzulerek dikilmisolan.). * Buzmek isini birine yaptirmak. buyutus * Buyutmek isi veya bicimi. anus. buzulme * Buzulmek isi. buzmek * Burusturarak. * Yureklilik. buzuk * Toplanarak buzulmus. buyuyus * Buyumek isi veya bicimi. buzusme * Buzusmek isi.

-ca / -ce. yavas-cacik. cadi * Geceleri dolasarak insanlara kotuluk ettigine inanilan hortlak. Ce adiverilen bu harf ses bilimi bakimindan otu mlu katisik dis. Ýngiliz-ce. onca vb. hukumet-ce vb. -ca / -ce. C * Turk alfabesinin ucuncu harfi. tirnaklariuzun ve pis kadinlar icin kullanilir. * cok becerikli. caba * Bir sey odemeden. * (korkulu bir durumda) basinialip gitmek. kocakari). kapamak. ev-ce.by-pass * Bkz. * Huysuz. baypas. aylar-ca. -ca / -ce * Vurgusuz zarf eki: Kisa-ca. * Nota isaretlerini harflerle gosterme yonteminde do sesini gosterir. cadalozluk * Cadaloz olma durumu. soluk-ca. istah aciciyiyecek. biz-ce. caddeyi tutmak * herhangi bir sebeple bir yoldan gecisi engellemek. * Elektrik kapasitesinin kisaltilmasi. bedava. fazladan. * Cok guzel goz. cirkin. cacik * Bir tur ot. huysuz ve sirret (kadin. cadikazani * dedikodunun. cadde * Sehir icinde ana yol. yas-ca vb. "bakimindan" anlamina zarf turetir: Para-ca. ihtiyar kadin. cadalozlasma * Cadalozlasmak isi. uzaklasmak. Turkce vb. ustelik. * Romen rakamlarinda 100 sayisinigosterir. cadalozlasmak * Cadaloz gibi davranmak. -cacik / -cecik * Zarf tureten ek (vurgusuz): hemen-cecik. binler-ce vb. cogu kez sarimsakli. dil adlarituretir: A lman-ca. topluluk beraberlik anlatan zarflar turetir: Aile-ce. "kada r" anlamina zarf turetir: Bun-ca. C * Karbon'un kisaltmasi. ayran icine hiyar veya marul dogranarak yapilan. cadaloz * Cok konusan.diseti unsuzunu gosterir. "tarafindan" anlamina zarf turetir: Bakanlik-ca. cabadan * Bedava olarak. Rus-ca. fesadin cok oldugu yer. sert -ce vb. gunler-ce. koy-ce vb. cacik * Yogurt. iyi-ce. * Fazla olarak. sayica esitlik bildiren zarflar turetir: Yuzyillar-ca. c.. -ca / -ce * Sifatlardan kucultme sifatlaritureten ek: Sarisin-ca. usul-cacik vb. karsiliksiz. para vermeden alinan sey. . ben-ce. acik-ca. Ca * Kalsiyum'un kisaltmasi. "-a gore" anlamina z arf turetir: Onlar-ca. mert-ce vb. sen-ce vb. esmer-ce. cadigibi * sacibasidaginik.

cadilik * Cadiya yakisir davranis. tehlikeli. cahilce * Cahil gibi. * Bu mantarin yol actigibitki hastaligi. * genclik. cahiliyet * Cahillik. bilgisiz. uygun. yerinde sayilan. cafcafli * Gosterisli. deneysizlik ve bu yuzden islenen kusur. banyo vb. cadisupurgesi * Emecleri ozellikle dal uclarindaki kabuk altinda sikibir agorerek cekirdekli y emisagaclarinin ciceklenmesine. yerlerde atik suyun akmasinisaglayan zemindeki delik. * Hamam. yakisik olan. cahillik etmek * bilgisizligini gostermek. dolayisiyla meyve verimine engel olan asklimantar (Taphrina cera si). cadilik etmek * huysuzluk etmek. * Belli bir konuda yeterli bilgisi olmayan. cav. cadilasmak * (kadin) Cirkinlesip huysuzlasmak. cahillik * Cahil olma durumu. yapilmasinda sakinca olmayan . satafatli. cag * Lavabo. fazla sik. cahil kalmak * bilgi edinememek. * Agiz kalabaligiile bir seyi elde eden. okumamis. cafcaf * Gosteris. cahilâne * Cahilce. caglik * Dokumacilikta. banyo. cahiliye * Araplarda Muslumanliktan onceki cag. genc. caiz * Din. huysuzluk. bilgisizlik. Caferî * Siîligin bir kolu ve bu koldan olan kimse. bilgisi olmamak. * Bitki bakimsizliktan yabanîlesmek. gurultulu patirtili. toyluk. korkuluk. yapilip islenmesine izin verilen. tore veya baska bakimdan islenmesinde. yasa. dus. cag * Buyuk bez veya deri torba. toy (delikanliveya kiz). sirret. * Karisik. cahil * Ogrenim gormemis. cahile yakisir (bicimde). deneysizlik yuzunden kusur isleme. cahile yakisir (bicimde). cag * Parmaklik. * Deneysiz. caize * Sairlerin kasidelerle ovdukleri buyukler tarafindan kendilerine verilen bahsis . cadigibi davranmak. toyluk. bilgisizlik.cadilasma * Cadilasmak isi. cozgu makinesinde cozgu ipligi bobinlerinin desen ve renk siras ina gore yerlestirildigi sehpa. * Genclik. satafat.

. duzme. cakalanma * Caka satma. kuzu-cak vb. Kalvencilik. gosterisli. mese ve gurgen agaclarina zarar veren. hortumlari korelmiskelebekler familyasi. sahte. cakaci * Caka yapmayiseven. calim satmak. cansiz. fiyakalidurumda olmak. Kalvenci. cam civisi * Yaklasik caplari1 mm. kayin. azik. . saydam. camci. sirca. calim. fiyaka. sayda m ve cabuk kirilir cisim. calip * Celp eden. caka ile yapilan. -cak / -cek * Kucultme isimleri tureten ek: Yavru-cak. cam * Soda veya potas katilmissilisli kumun ateste eritilmesiyle yapilan sert. boylari1. cakasiz * Cakasiolmayan. seffaf. kavak. ceken. caka yapmak * gosterisli davranmak. icki. * Pencere. * Cercevelerde camin yerlestirilmesi icin acilan yiv. * Yol yiyecegi. cam evi * Cam takma isleri yapilan dukkân. cakalanmak * Caka satmak. Calvincilik * Bkz. * Tumu veya bir bolumu bu maddeden yapilmis.5-2. * Kadeh. kabadayilik. Calvinci * Bkz. cam goz * Gozu takma olan. * (goz icin) donuk. caka satmak * gosterisyapmak. calî * Yapmacikli. cam gibi * arkasigorunen. cakacilik * Cakaciolma durumu veya cakalidavranis. * Yazida bir sozun oldugu gibi tekrarlandiginigostermek icin alt hizasina konula n tirnak bicimindeki noktalama isareti. cam kanatlilar * Kurtcuklari. * Ac gozlu.5 cm arasinda degisen ince ve bassiz tel ci vi. cakali * Cakasiolan. caka * Gosteris. cam mozaik * Renkli tasparcalariyerine cam parcalarindan yapilan mozaik. kanatl aricamsi. cekici. tamahkâr. elma. -cak / -cek. cam macunu * Camiyuvasina tutturmak ve yalitkanlik saglamak amaciile kullanilan bezir yagiv e ustubec karisimi.

hilecilik. hileci. camci * Cam ticaretini veya cam takmayimeslek edinmiskimse. sergen. satilik seylerin sergilendigi camlibolme veya yer. tehlikeli. * Hamamlarda soyunulan camliyer. camadanli * Camadan giymisolan.cam resim * Renkli camlarin kesilip birbirlerine kursun cubuklarla baglanmasiile yapilan s us veya resim. * Ser (ÝÝ). becerikli kimse. at. ipek veya sirma islemeli bir tur kisa yelek. * Evin icini pencereden gozetleme. cambazlik * Cambazin isi veya meslegi. cambazhane * Cambazlarin oyunlarinigosterdikleri yer. camekânlikutu . * At alip satma veya yetistirme isi. suyu bol. * At alip satan veya yetistiren kimse. camadan * Capraz dugmeli. camekânli * Camekaniolan (yer). cambaz * Yerde ve tel. agacin boceklere ve atese direncini artiran renksiz sivi. bisiklet vb. camcilik * Cam alip satma veya takma isi. * Gozluk. akrobasi. * Kurnazlik. * Usta. cambul cumbul * (yemek icin) Cok sulu. camadan vurmak * fazla ruzgâra karsiyelkeni kasmak. akrobat. cam yuvasi * Cam evi. heyecan ve rici gosterileri yapan kimse. cam suyu * Potas veya sodanin kuvars ile eritilmesinden elde edilen. camcielmasi * Ucundaki kucuk. camadanifora etmek * baglarikoyuverip kisilmisyelkeni acmak. * Kurnaz. bukulebilir cam liflerinin olusturdugu isive ses yalitiminda kullani lan madde. bir veya daha cok bolume ayiran cam bolme. cam yunu * Cok ince. camekân * Gostermelik. donebilen elmas parcasiile camicizerek kesmeye yarayan arac. * OsmanliDevletinde atliolan ve savaslarda padisahin onunde dusmana karsiilk sal diriya gecen birlik. akrobatlik. camcimacunu * Cam ile cerceve arasindaki araliklarikapatmakta kullanilan ve kaba ustubecle b ezir yagindan yapilan hamur. camlik. * Dort kose yelkenleri bogarak yuzeylerini kucultme isi. uzerinde dengeye dayanan. * Evin icini pencereden gozetleyen kimse. * Bir yeri. vitrin .

* Bu renkte olan. cami yikilmis. camguzeli * Evlerde sus olarak yetistirilen. camia * Topluluk. icinde bulunduran. camlatma * Camlatmak isi. camlama * Camlamak isi. * Cicek. boyu bir bucuk metre kadar olan. soguma sirasinda billûrlasmayip bicimsiz olarak katilasmisdurumu. her seyi parcalayip dagitmak. cam takmak. cami * Toplayan. * Yerin icinden yuze cikan erimissicak maddelerin. cama benzer. camgobegi * Yesile calar mavi renk. camsi * Cam gibi saydam. camlikosk * Saraylarda veya bahcelerde soguktan korunmak icin camla ortulmusoda. komus. zumre. camekânsiz * Camekâniolmayan. camli * Cam takilmis. camiolan. camlasma * Camlasmak isi. salon. camlamak * Cam gecirmek. camlanmak * Cam takilmak. kirmizicicekler acan bir tur kina cice gi (Ýmpatiens sultani). camsiz * Camiolmayan.* Televizyon. bir araya getiren. camlatmak * Cam taktirmak. camekân. camit * Cansiz. camiz * Manda. camlik * Camlicerceve ile bolunmusyer. camlanma * Camlanmak isi. ama mihrabiyerinde * yaslandigihâlde guzelligi bozulmamis(kadin). * Ýcine alan. eti lezzetli bi r tur kopek baligi(Galeius canis). camicerceveyi indirmek * etrafikirip dokmek. camlasmak * Cama benzer duruma gelmek. * Donmus. su sigiri. sebze gibi bitkileri disetkenlerden korumak icin yapilmiskucuk limonluk . cami * Muslumanlarin hep birlikte namaz kilmak icin toplandiklariyer. camgoz * Deniz kiyisina yakin yasayan. pembe. . cam gecirilmis.

basbasa * herkesin kendi caninin. can bayilmak * ic gecmek. can atmak can basustune * istenilen seyin buyuk bir memnunlukla yapilacaginianlatir. ozu. * Gonul. can cumleden aziz * insanin kendisi herkesten once gelir. can cabasi * varliginikanitlama amaciyla asirigayret. can ciger * Cok yakin. can beraber * Cok sevgili. sevimli. can ciger kuzu sarmasi * icli disli. * Azrail. pek icten (arkadas). * Bektasîlik ve Mevlevîlikte tarikat kardesi. en carpici. can dostu. bunalma hâli. sikifiki. * Yakinlik duygusu belirten bir seslenme sozu. can borcunu odemek * olmek. * baskasinin yiyecegini. sirin. bitmek. can cana. * Guc. tukenmek. can cekismek * olmek uzere bulunmak. can basina sicramak * cok korkmak. * Yasama. can acisi * Vucudun herhangi bir yerinde duyulan siddetli aci. can cekismektense olmek yegdir * bir iste cesitli sikintive uzuntulerle karsilasip olaganustu gayret harcamakta . dirlik. * Kisi. icecegini saglamak. can alici * En onemli. * sona ermek. kendi basinin kaygisina dustugu bir tehlike aninianlat ir. takatsizlik gostermek. * birbirini seven iki kisi bir arada yalniz olarak. pek icten. can ciger olmak * birbiriyle cok yakin arkadasolmak. can bogazdan gelir (veya gecer) * insan yiyecegine onem vererek guclenebilir veya yemeden yasamak mumkun degildi r. * Cok icten. can beslemek * kaygisizca yiyip icip rahatina bakmak. sevilen. can arkadasi * Bkz. can alip can vermek * olum sikintisive acisiicinde bunalmak. candan.can * Ýnsan ve hayvanlarda yasamayisagladigina ve olumle vucuttan ayrildigina inanilan madde disivarlik. * Ýnsanin kendi varligi. birey. can alacak nokta (veya yer) * bir seyin en onemli yeri. can bunaltisi * Asiriuzuntu sebebiyle canin sikilma. hayat.

can gozdesi * Sevgili. can korkusu * Bkz. can kulagiile dinlemek * buyuk bir dikkatle dinlemek. can damarina basmak * bir isin en onemli yonu uzerinde durmak. can havli * olum korkusu. can feda * Cok imrenilen iyi veya guzel seyler. can havli ile. * En duyarliyer. can cikmayinca (veya cikmadan) huy cikmaz * insanialiskanliklarindan. can evi * Yuregin altindaki bolge. can derdinde olmak * zor bir durumdan kurtulmaya calismak. can erigi * Genellikle yesilken yenen sert. bir seyin yasamasiicin en onemli arac. can kalmamak * bitkin bir duruma gelmek. can gelmek * canlanmak. * olum korkusundan dogan guclu bir tepki ile. can dostu * Pek icten dost. can kaygisina dusmek * her seyden vazgecip sadece kendi hayatinikoruma veya kurtarma cabasinda olmak. can havli. can kulagi * cok yakin dost. . alt ve ust kapaklariarasinda dikili duran cubuk. can dusmani * Asiridusmanlik guden kimse.nsa o isten vazgecmek daha iyidir. can diregi * Kemanin icinde. can kurb an. davranislar karsisinda soylenir. can pahasina * caninivererek veya tehlikeye koyarak. oldurmeyi bile dusunen dusman. can evinden vurmak * en etkileyici yonunden saldirmak. can kusu * Ruh. vurgulanmasigereken yer. sirdas. huylarindan vazgecirmek mumkun degildir. gucu tukenmek. can dayanmamak * bir sey karsisinda insanin dayanikliligielden gitmek. can damari * En onemli veya hassas nokta. can olmak * sevimli. hosgorunmek. sulu bir tur erik.. can korkusu * Olum korkusu. can kurban * Can feda. guclenmek. yurek. can derdine dusmek * olum korkusuna kapilmak.. can noktasi * En onemli husus.

can tahtasi * Gogus kemigi. * ruha guc vermek. can yoldasi * Yalnizliktan kurtulmak icin birlikte yasanilan (kimse vb. saldirgan. kotu ruhlu. can sikintisi * yapilacak bir isolmamaktan ve hicbir seyle oyalanma imkânibulunamadigiicin duyul an tedirginlik. * canlanmasina yol acmak. cana * Sevgiliye hitap sozu. * Hasari. canan * Gonulden sevilen. gonul verilmisolan kadin. * uzmek. cankurtaran yelegi. * cok fazla. cana kiymak * oldurmek. can sikmak * bikkinlik vermek. cana yakinlik * Cana yakin olma durumu. * (tasavvufta) Tanri. tiz ses cikaran alet. canavar dudugu * Tasitlarda bulunan. uzucu. * Aciacises cikaran ve uzaklara kadar tehlike isareti vermek icin kullanilan dud uk. * bir kimseyi buyuk zarar ve ziyana sokmak. can vermek * olmek. bunalim. can yelegi * Bkz. sevgili. * Acimasiz. can sagligi * Ýnsanin sagve saglikliolmasi. . can sevecek bir sey * hosa gidecek bir sey. domuz gibi cana kiyan yaban hayvani. canavar * Masallarda sozu gecen yabanî. zalim (kimse). can sohbeti * Ýctenlikle konusan cok yakin dostlar bir arada soylesip dertlesme. * Kurt. eziyet etmek.can pazari * Herkesin kendi caninin kaygisina dustugu ve kendini kurtarmaya calistigibir du rum. cana minnet saymak (veya bilmek) * bir lutuf olarak kabul etmek. acivermek. canavar gibi * iri yari.). * bir seyi cok istemek. cana yakin * Sevimli. yaramaz cocuk. can sikici* Uzuntu yaratan. * Kopek baligi. cana can katmak * yasama gucunu artirmak. can yakmak * zulmetmek. yirticihayvan.

rahatsiz olmak. samimî. tarim bitkilerine zarar veren asalak bi r bitki familyasi. candarma * Jandarma. cancagiz * Cancagizim sozunde sevgi ve teklifsizlik. canavarlasma * Canavarlasmak isi. caniburnunda olmak * cok yorgun ve bezgin olmak. caniburnuna (veya burnundan) gelmek * bir sey yaparken cok zorluk cekmek. canavara uygun dusen bicimde. ince dokunmus. cengel. canavar otugiller * Bitisik tac yaprakliiki ceneklilerden. caniagzina (veya bogazina) gelmek * buyuk bir tehlike karsisinda olecekmisgibi bir korkuya kapilmak. istekle. canavarlasmak * Canavar gibi davranmak. canfes gibi yaprak * (asma ve dut yapraklariicin) ince. urkutucu bir durum almak. ilgiyle. candan candan * Ýctenlikli bir bicimde. canavar otu * Canavar otugiller familyasinin ornek turlerinden olan ve kenevirle tutun kokle rinin asalaklarindan biri sayilan cicekli bitki (Orobanche ramosa). aci. vurma vb. caniacimak * carpma. candan yurekten * ictenlikle. taze ve sinirsiz yaprak. canavarlik * Canavar gibi davranma. cancagiziisterse deyiminde ise onems emezlik anlatir. ipekli kumas. parlak. * uzulmek. * Bu kumastan yapilmis. tuyler urpertici. * Bu bicimdeki gurultu. cangil * Bkz. * asiriduygulanmak. candanlik * Candan olma durumu. . canfeza * Turk muziginde cok az kullanilmisbir birlesik makam. tok. candan gecmek * olmek. * Karisiklik. cangil cungul * Hayvanlara takilan canlarin veya baska maden esyanin cikardigikaba sesleri anl atir. kargasa. cok heyecanlanmak. candan * Ýcten. sonucu aciduymak. canfes * Uzerinde desen bulunmayan. * Ýctenlikle. yurekten. kulak tirmalayan. gonulden.canavar kesilmek * hircinlasmak. * Korkunc. canavarca * Canavar gibi. canavar gibi olmak. canhiras * Yurek paralayan.

caniciksin! * "olsun. bir iste zarar gormek. cok sevilen bir seye zarar gelecek diye kaygilanmak. canigonulden (veya caniyurekten) * ictenlikle. caniile ugrasmak * agir hasta olmak. canicekmek * bir seyi istemek. canicekilmek * (vucudun herhangi bir organiicin) canliligiazalir gibi olmak. * ici ezilmek. canigelip gitmek * ayilip bayilmak. sabirsiz. arzulamak. canigitmek * ozen gosterilen. tahammul etmemek. canicehenneme * sevilmeyen bir kimse icin duyulan ofke ve nefreti bildirir. perisan olsun. * cok yipranmak. sikintiya karsidayanikli. cok isteyerek. canigelmek * yeniden canlanmak. * umit ve umitsizlik arasinda kalip heyecanlanmak. canigibi sevmek * cok guclu bir sevgiyle baglanmak. canicikmak * cok yorulmak veya cok zorluk cekmek. canitatli* Sikintiya ve aciya katlanmak istemeyen. caniyanmak * cok aciduymak. * acibir deneme gecirmek. canisikilmak * ici sikilmak. istek duymak. * keyfi kacmak. canicanina (veya icine) sigmamak * sabirsizlik gostermek. yariofkelenmek. yapacak bir isi olmamaktan tedirginlik duymak. caniyerine gelmek. canicikasica! * "buyuk zarara veya kotuluge ugrasin. gebersin" anlaminda bir ilenme sozu. canisikkin* keyfi kacmis. * buyuk sikintiya dusmek. canisagolsun! * uzulmeye gerek olmadiginikarsitarafa bildirmek icin kullanilir. canicebinde * zayif ahlâklikimse. . canitez * Beklemeye dayanamayan. caniyanan esek attan yugruk olur * zarara veya kotuluge ugrayan kimse acisinicikarmak icin asiricaba harcar. caniisterse * (olumsuz bir cevap karsisinda) "kabul etmezse etmesin!" anlaminda kullanilir. canipek * Aciya. olsun" anlamlarinda kullan ilan bir ilenme sozu. caniile oynamak * tehlikeli islerle ugrasmak.canicana olcmek * baskasina yapilacak seyi kendine yapilacak gibi dusunmek. olum doseginde can cekismek. * yariuzulmek. * olmek. caniistemek * heves duymak.

caniyerine gelmek * yorgunlugu gecmek. . batmak. canina tak demek (veya etmek) * dayanamaz duruma gelmek. canim dese. sen bilirsin. kendini koruyan. * ruhu sad olmak. canina kiymak * acimadan oldurmek. canigonulden. bana gore hava hos" anlaminda kullanilir. kendine bakmadan yasamak. canina okumak * berbat ve perisan etmek. gucunu kazanmak. * birini oldurmeyi istemek. canina susamak * olmek istemek. caniyurekten * Bkz. oldurmek. * kendini oldurmek. usanmak) * olumu goze alacak kadar sikintiicinde olmak. canina rahmet * "Alllah rahmetini esirgemesin" anlaminda kullanilir. canina islemek (veya canina kâr etmek) * cok etkilemek. sagligini. canina ezan okumak * bir kimsenin hakkindan gelmek. canim! * hosnutsuzluk anlatir. canina tukurdugumun (veya ufurdugumun) * kizginlik ve ofke belirtir. bikmak. bezmek. canina minnet * beklenilmeyen iyi bir durumla karsilasinca duyulan memnunlugu anlatmak icin so ylenir. sabrikalmamak. canina gecmek. canindan bezmek (veya bikmak. canim cigerim * icten bir sevgi seslenisi. canimin ici * sefkat veya sevgi seslenisi. canina acimamak * kendini dusunmeden. canindan gecmek * olmek icin hazir olmak. canina degmek * cok hoslanmak. cok deger verilen. canin isterse! * "diledigin gibi olsun. canim ciksin diyor sanmak * birinin en gonul oksayicisozleri bile kendisine dokunmak. * sevgi seslenisi olarak kullanilir. canimisokakta bulmadim * tehlikeye veya herhangi bir sikintiya katlanmaya hic niyetim yok. canina yandigim (veya yandigimin) * sevgi. * (ca:nim) cok guzel. canina yetmek * katlanamayacak duruma gelmek. hayranlik veya ofke gibi turlu duygular anlatir. canina kasdetmek * intihara kalkismak. caniyok mu? * birinin katlandigisikintiyibaskalarina ornek gostermek icin soylenir. canina duskun * kendine iyi bakan. * gucunden fazla isgorerek asiriderecede kendini yormak. * birini oldurmeye hazirlanmak.

caninisokakta bulmak * sagligikorumak gerektigini anlatan bir soz. caninicikarmak * hirpalamak. cankurtaran sali . cankurtaran gemisi * Karaya oturan. cok sikintive zarara sokmak. * bir kimseyi. caniniburnundan getirmek * cok yormak. kiyaci. cok sevmek. * sikintiya sokmak. caninin derdine dusmek * canindan baska bir sey dusunemeyecek kadar sikintida olmak. gemilere belli etmek icin kullanilan can (veya duduk).canini(bir yere) dar atmak * bir tehlikeden guclukle kurtularak bir yere siginmak. * bir seye cok duskun olmak. canice * Cani gibi. canice. * hicbir sey esirgememek. taraf. ambulâns. caninisikmak * keyfini bozmak. caninibagislamak * oldurulmesi gerekirken vazgecmek. cankurtaran cani * Tipili veya sisli havalarda siginacak veya yonelecek yeri yolculara. caninivermek * kendini feda etmek. cankurtaran kulubesi * Daggecitlerinde tipiden veya soguktan korunmak icin siginak olarak yapilmiskul ube. cok yormak. cok sevmek. canilik * Cani olma durumu. caniyane * Cani gibi. caniye yakisir (bicimde). fazla calistirmak. cankurtaran * Hastahane veya kliniklere hasta veya yaralitasimaya ozgu arac. cankurtaran dudugu * Cankurtaran cani. cani * Cinayet islemisolan kimse. nesesini kacirmak. * caniniverdirecek kadar memnun etmek. caniniyakmak * aciverecek bicimde cezalandirmak. caniniacitmak * birine acivermek. caninicehenneme gondermek (veya yollamak) * oldurmek. yiprandirmak. * Havuz veya plâjda yuzme bilmeyenleri uyaran. caninin icine sokacagigelmek * cok hoslanmak. tehlikeden koruyan ve onlarikurtara n kimse. caninialmak * (Tanri) oldurmek. yanan veya batma tehlikesi ile karsikarsiya kalan gemileri kurt armaya yarayan gemi. caninidisine almak (veya takmak) * her tehlikeyi goze alarak ise girismek. canip * Yan.

hareketlilik kazanmak. (birinin) kiligina girmek. canli * Caniolan. canlicanli* Diri diri. diri duruma gelmek. canlanmasina yol acmak. cankurtaran samandirasi * Denize dusenlerin kolayca belirlenip kurtarilmalariicin denize birakilan ve ka zaya ugrayanlarin bulup kendilerini gostermeleri icin kullanilan. tazelik. * Depresmek. kurekli sandal. canlandirma * Canlandirmak isi. cankurtaran simidi * Suda bogulma tehlikesine karsikullanilan ve sudan hafif maddelerden. * Bir canliresim veya sema filmi icin hareketliligi saglayan tek tek resimleri y apan sanatci. canlandiricilik * Canlandiriciolma durumu. * Kisilestirme. * Guclu. filika. dirilik getirmek.* Deniz kazalarinda kullanilmak uzere gemilerde bulundurulan sal. cankurtaran yok mu! * olum tehlikesi karsisinda yardim isteme sozu. canlanmak * Gucu artmak. etkinlik kazandirmak. diri. * Yogunluk. henuz olmemis. * Canlilik. canlanma * Canlanmak isi. etkili. canla basla * Seve seve her turlu yorgunlugu goze alarak. yasayan. * Yasayip yer degistirebilen yaratik. parlak renkli. canlandirilmak * Canlandirmak isine konu olmak. * Etkinligi artmak. fosforlu samandira. var gucuyle. canlandirici * Canlilik veren. cankurtaranlik * Cankurtaran olma durumu. hayat dolu. * Yasatmak. canlandirilma * Canlandirilmak isi. * Gecmisbir olayin gelismesini ve sonucunu aynibicimde yansitarak sunma. canlandirmak * Canlanmasinisaglamak. hareketli. * Tek tek resimleri veya hareketsiz cisimleri gosterim sirasinda hareket duygusu verebilecek bicimde duzenleme ve filme aktarma isi. * Heyecanla. cankurtaran yelegi * Yelek biciminde yapilmiscankurtaran araci. * Gecmiste yasanan bir olay veya durum yeniden hatirlanmak. . canlilik kazandiran. hayvan. cankurtaran sandali * Deniz kazalarinda veya gemi batmak uzere iken insanlarikurtarmaya yarayan moto rlu. buyuk sim it veya yelek biciminde yapilmisarac. canlandirim * Ortada kalan kalintilarina gore bir eserin ana tasarisina uygun olarak yeniden cizimi.

cansiparane * Caniniverircesine.canlicenaze * Cok zayif. cansiz * Caniniyitirmis. capcanli * Cok canli(bir bicimde). canlimodel * Figurlerle suslu veya heykeltiraslikta yararlanilan kadin veya erkek. cansiz hedef * Ýnsan ve hayvan disinda kalan hedef. * Canliolmayan (varlik). ozveriyle. cansizlastirma * Cansizlastirmak isi. cansizlasmak * Cansiz duruma gelmek. cansizlik * Cansiz olma durumu. canliozdekcilik * Evrenin temeli olarak dusunulen maddenin canlioldugunu savunan doktrin. mecalsiz. * Tek ve ayniruhun fikrî ve organik hayatin ilkesi oldugunu ileri suren ogreti. cansiz gibi. * Neselilik. canlilik * Canliolma durumu. aliciyla tespit edildigi anda yapilan yayin. yerlerde yemek sirasinda bir veya birkac muzisyenin calgive sesleri ile parcalari seslendirmesi. cansizlastirmak * Cansiz duruma getirmek. * Durgun. * Bagimsiz bir ruhî varligin insanda ve doga nesnelerinde yerlesik olduguna inanan ilkel dinî gorus. cansizlasma * Cansizlasmak isi. * Ýlgi uyandirmayan. animizm. sonuk. * Gucsuz. hareketlilik. cansiz dusmek * hastalik veya yorgunluk yuzunden bitkin bir duruma gelmek. bir deri bir kemik kalmiskimse. car . canliresim * Bir hareketi parcalarina ayirip bunlarin elle yapilan resimlerinin aliciyla te k tek cevrilmesine dayanan ve gosterimde surekli bir hareketi ortaya koyan film teknigi. cansiz cansiz * Cansiz olarak. camit. canliyayin * (televizyon ve radyo icin) Daha onceden herhangi bir gerec uzerine tespit edil memis. * Cocukta bir dusunce bicimi olarak butun cisimlerin canliolduguna inanma. cantiyane * Kantiyane. * Hareketsizlik. olmus. lokal vb. * Bir disin canlidokusunu yok etmek. canlimuzik * Gazino. hilozo izm. canlicilik * Olup bitenin ruhlar alaninin gizli guclerince yonetildigine inanan ilkel anlay is.

cariyelik etmek * cariye gibi hizmet etmek. abartilisoz. cok soylemek. cari * Akan. carlamak * Bagirarak konusmak. cart kaba kâgit . cari ucret * Ýsgucu piyasasinda isgucunun. cariyeniz (veya cariyeleri) * eskiden. haykirmak. cart * Sert bir sey yirtilirken cikan ses. gurultulu bir bicimde (konusma). nara atmak. car car * Cok ve yuksek sesle. cart curt * Gerekli gereksiz yerde soylenen. sarjor. cari masraf * Belirli bir donemde yapilan harcamalar. carcur * Bkz. yururlukte olan. halayik. haykirmak. carlama * Carlamak isi. cariyelik * Cariye olma durumu. arz ve talebe gore belirlenen fiyati. carcur * Fermuar. yaygaraci. alinip satilabilen. cari para * Gecerli olan. car * Baziyerlerde kadinlarin kollarina orttukleri veya boydan boya ortundukleri car saf. duyurmak. cariye * Yabanciulkelerden kacirilip ozgurlukten yoksun edilen. her konuda efendisinin isteklerine baglibulunan genc kadin. carli * Cari(ÝÝ) olan. carsiz * Cari(ÝÝ) olmayan. gecen. ilân. cart cart otmek * kendini begenmisbir davranisla ve buyururcasina soz soylemek. carcar * Geveze. yardim. yururlukte bulunan para. tellâl ile duyurma. * Olagelen. cari hesap * Ýki taraf arasinda surup giden alacak verecek islemlerinin tutulan hesabi.* Cagri. * Ýlân etmek. carcur * "Gelisiguzel konusmak" anlamina gelen carcur etmek deyiminde gecer. ilân etmek. car etmek * nara atmak. zar. * aynimaksatla genc kadinlardan soz edilirken onlarianlatan kelimelere bir unvan gibi getirilirdi. * Tehlike durumu. imdat. cart curt etmek * goz korkutmak veya ovunmek amaciyla abartilikonusmak. soz soylenen kimseye asiribir saygigostermisolmak icin kadinlar taraf indan "ben" zamiri yerine kullanilirdi.

donek. cayirdamak * (nesneler icin) Ses cikararak yanmak veya yirtilmak. * Cirilciplak. sozunden dondurucu. vazgecirilmek. kararindan dondurmek. cayirdatma * Cayirdatmak isi. caydiricilik * Caydiriciolma durumu. . carta * Yellenme. derme catma. cartadak * Birdenbire ve gurultu ile. casitlik. caydirma * Caydirmak isi. casusluk * Casus olma durumu.* yuksekten atana veya calimlibir tavir takinana karsisoylenen hafifseme unlemi. vazgecirmek. caydirilmak * Caymasisaglanmak. ortusuz. cavlaklik * Cavlak olma durumu. cayir cayir * Bir cismin cabuk ve siddetle yandigini. ciplak kalmak. etkili olarak. yirtildiginianlatmak icin kullanilir. ciplaklik. caygin * Vazgecip isin ardinibirakan. cavlamak * Kavlamak. cascavlak kalmak * butun imkânlarielinden alinmisolarak ortada kalmak. casus * Bir devletin veya bir kimsenin sirlarinibaskasinin hesabina ogrenmeyi ustune a lan kimse. caydiris * Caydirmak isi veya bicimi. cavlamak * Olmek. cascavlak * (basicin) Cok sacsiz. cartayicekmek * olmek. cok tuysuz. casusluk etmek * casus olarak calismak. onemsiz. cavalacoz * Degersiz. cav * Bkz. * Siddetli. cavlagicekmek * olmek. cartadan * Cartadak. cavlama * Cavlamak isi. casit. kararindan dondurulmek. cayirdama * Cayirdamak isi. cavlak * Ciplak. hic tuyu olmayan. tuyunu dokmek. caydirmak * Caymasinisaglamak. cag(ÝÝ). tuysuz. caydirici * Kararindan.

* Cekim. agirligiolan. alimli. caymak * Sozunden. cekicilik. * Fitneci. cazirdatmak * Cazirdamasina yol acmak. cayma * Caymak isi. cayirtiyibasmak (veya cayirtikoparmak) * birdenbire bagirip cagirmaya baslamak. cayis * Caymak isi veya bicimi. albenili. cazibelesmek * Cekici. cazir cazir * (bir cismin kaynama ve yanmasinibelirtirken) Guclu ve sesli olarak. caz takimi * Caz muzigi calan orkestranin butun calgilari. caz * Baslangicta Kuzey Amerika zencilerinin muzigi iken sonralaributun dunyada beni msenen bir muzik turu. kararindan donmek. alimlilik. cazirdatma * Cazirdatmak isi. cazibedar * Cekiciligi olma. cazirdama * Cazirdamak isi. yirtilma sesi. vazgecmek. cazibelestirmek * Cekici.cayirdatmak * (nesneler icin) Sert. * Caz muzigi calan orkestra. cazgirlik * Cazgir olma durumu. albeni. cazibe kanunu * Yer cekimini belirten kurallar butunu. cazirdamak * Caz diye ses cikarmak. cazcilik * Cazcinin isi veya meslegi. cazgir * Guresecek olan pehlivanlariyuksek sesle izleyicilere tanitan ve dualariniokuya rak onlarialana suren kimse. cayirtivermek * gurultu ile gozdagivermek. cazibeli * Cekici. cazbant * Caz muzigi calan orkestra. cayirti * Siddetli yanma. gurultulu ses cikartmak. cazibelesme * Cazibelesmek durumu. . cazibe * Alim. cazirti * Cazirdama sesi. * Onemli. cazci * Caz muzigi calan veya besteleyen kimse. alimliduruma getirmek. uzun. alimliduruma gelmek. gurultu. alimli.

cazip * Ýlgi uyandiran. -ca / -ce (ÝÝ). ce * Kucak cocuklarini. elverisli. caziplesme * Caziplesmek durumu. -ca / -ce (Ý). cebe * Zirh. cebbar * Zorlayici. zorba. Tanri. onaran ve bakimiile gorevli bulunan. Cb * Kolombiyum'un kisaltmasi. savasta ord unun silâh ve cephanesini ulastiran yaya kapikulu ocaklarindan bir sinif asker. -ce * Bkz. cazipli * Cekici. caziplestirme * Caziplestirmek durumu. caziplesmek * Cazip duruma gelmek. ce demeye mi geldin? * "Bu kadar az oturmaya migeldin?" anlaminda kullanilir. cc * Kemanin sirt ve gogus tahtasiniiki yanindan C harfi biciminde centen oyuklar. ce * Turk alfabesinin ucuncu harfinin adi. acik goz (kadin). bebekleri eglendirmek icin cikarilan ses. cebeli * OsmanliÝmparatorlugu doneminde. cekici. albenili. caziplestirmek * Cazip duruma getirmek. cazur cazur * Bkz. cazir cazir. caziplik * Cazip olma durumu. ekime elverisli olmayan yer. Cd * Kadmiyum'un kisaltmasi. cebel * Dag. cebeci * Yeniceri ordusunda silâh yapan. cazli * Caziolan. * Ekilmemistarla. * Sahipsiz.cazibesiz * Cekici olmayan. alimsiz. * Silâh. * Gokyuzunun guneyinde bulunan bir yildiz kumesi. * Becerikli. savassirasinda timar. zeamet sahiplerinin dirlik . cazsiz * Caziolmayan. -ce * Bkz. alimli. Ce * Seryum'un kisaltmasi. * Kudret sahibi. bostoprak. CD * Yabancidevlet elciliklerine ait arabalarin plâkalarinda kullanilan kisaltma.

koaptor. cekismek. cebine indirmek (veya atmak) * (para icin) hakkiolmadigihâlde kendine mal etmek. cebellezi etmek * cebine indirmek. cebir kullanmak * bir isi yaptirmak icin zora basvurmak. mukavva veya tenekeden y apilmis. cebirsel formul * Cebirsel deyim. cebinden cikarmak * ondan cok ustun olmak. cebin * Korkak. zorlayis. suyek. * Aynidonemde illerdeki atliinzibat kuvveti. cebir * Zor. tartismak. cebellezi * Hakkiolmayan bir seyi kendisine mal edip cebine koyma. yuz. cebretmek* Zorlamak. cebi para gormek * parasiyokken para kazanmaya baslamak. cebire * Kirik kemikleri yerinde tutmak icin kullanilan tahta. zorbalik. cebini doldurmak * karsilastigielverisli durumlardan yararlanarak bol para kazanmak. . zugurt. uzeri bezle kaplanan levha. cebretme * Cebretmek isi. * Alin. cebirsel deyim * Bilinen veya bilinmeyen buyukluk olculeri uzerinde. zoraki. cebellesmek * Ugrasmak. merhametsiz.leri oranina gore yanlarinda goturmekle yukumlu bulunduklariatliasker. cebirsel * Cebirle ilgili. zor kullanarak. cebren * Zorla. munakasa etmek. zorba. * Acimasiz. cebi delik (kimse) * para tutmayan. * (tasavvufta) Allah'a varmanin ucuncu basamagi. * ("buyuk kudret" anlamindan kayarak) Merhametsizlik. cebirsel ifade * Cebirsel deyim. bunlara baglibir buyukluk olcusunu cikarmak icin gerekli islemleri gosteren ve birbirine cebirsel isaretlerle baglanan harf ve sa yilar butunu. ceberut * Tanri'nin her seyin ustunde olan kudreti. cebir * Artive eksi gercek sayilarla. parasiz. cebi delik * Tutumlu olmayan (kimse). cebine indirme. bunlarin yerini tutan harfler yardimiyla nicelik ler arasinda genel baglantilar kuran matematik kolu. cebellesme * Cebellesmek isi. savurgan.

cebriye * Yazgicilik. cefakâr * Cefali. havaya dayanikli. cehennem * Dinî inanislara gore. cefa * Buyuk sikinti. cebrinefs * Kendini zorlama. cehennem gibi * cok sicak. cefali. uzgu. cehennem azabi * Cehennemde ugranilacagina inanilan ceza. cedre * Guatr. ceffelkalem * Hic dusunup tasinmadan. * Cok buyuk sikinti. ceddine lânet (veya yedi ceddine lânet!) * "soyun sopunla birlikte Tanricezaniziversin!" anlaminda ilenme bildiren soz. zor kullanilarak yaptirilan. bravo" veya "Tanrisenden raziolsun" anlaminda kullanilir. eziyet. eziyete katlanmisveya katlanan. cehennem olmak * defolmak. eziyet. cehdetme * Cehdetmek isi. sikinticekmek. cehennem tasi * Gumusun nitrik asitte ergitilmesiyle elde edilen. cefakes * Cefa ceken. cedit * Yeni. bilmezlik. ceddine rahmet! * "aferin. cehennem ol * defol!. kadercilik. cefa etmek * uzmek. cehdetmek * Calisip cabalamak. isikta boz . cehalet * Bilgisizlik. cefaya katlanmak * sikintiveya uzuntuyu sabirla karsilayip tahammul etmek. cefa cekmek (veya gormek) * uzuntu. gusa. bir cirpida. kendini tutma. cehennem hayati * Buyuk sikintive uzuntulerle dolu yasayis. kotuluk yapanlarin oldukten sonra ceza gorecekleri yer. eziyet etmek. sikintiya katlanan. fatalizm. cebrî yuruyus * Bir yere kuvvet yetistirmek veya dusmandan once varmak icin yapilan sikiyuruyu s. cefali * Sikintiya. * Cok sikintiliyer. cehennem kutugu * Cehennemde yanmaya yarasir kimse. ta mu.cebrî * Zorla yapilan. Cedî * Oglak burcu.

ceht * Caba. acimasiz kimse. * Ofke. cehennemlesme * Cehennemlesmek durumu. meyve. celâlli * Sert ve ofkeli (kimse). Jaketatay. sonralarida tureyen butun eskiyaya verilen ad . kizginlik. yakici. kalcayiorten. Celâlî * Ýlk olarak Yavuz Sultan Selim doneminde ortaya cikip devlete isyan eden Bozoklu DervisCelâl'in adamlarina ve ondan yana olanlara. cehennemlik * Oldukten sonra yerinin cehennem olacagisanilan. cehenneme kadar yolu var * "defolsun. -cak / -cek. cehil * Bilgisizlik. cehennem gibi. cehennemî * Cehennemle ilgili. genellikle onden dugmeli. cehennemin bucagi(veya dibi) * cok uzak yer. -cek * Bkz. coskun. cehennemlesmek * Cehenneme donmek. * Uzucu. celâdet * Yigitlik. * Asiriuzuntu ve sikinticekilen yer hâlini almak. celâllice . cehre * Pamuk. Celâlîlik * Celâlî olma durumu. * Hircin. kahramanlik. ipek gibi seyleri egirip iplik durumuna getirmeye yarar arac. kabuk veya odunundan guzel kirmizirenk elde edilen bir kok (Rhamnus infectorius). istedigi yere kadar gitsin. ig. cehennemin dibine gitmek * (kizilan kimse icin) defolup gitmek. * Hamamin ocagi. cabalama. bilmezlik. kulhan. ceket * Erkeklerin ve kadinlarin giydigi. ululuk. cehenneme lâyik (kimse). korkum yoktur" anlaminda sovme. koll u giysi. celâllenme * Celâllenmek isi.ulmayan beyaz kristal. celâllenmek * Ofkelenmek. ceketatay * Bkz. cehri * Kok boyasigillerden. celâl * Buyukluk. cehennem zebanisi * Zalim. kizmak. * Modern ekmek firinlarinda atesin bulundugu en sicak bolum. cehennemi boylamak * (sevilmeyen kimse icin) olmek. yun.

celil * Cok buyuk. cellâtlik * Cellâdin gorevi. ulu. * Ýnsan kalabaligi. * Acimasiz. cilâli. cemaate uymak * icinde bulunulan bir topluluga uyarak davranmak. * Mahkeme tarafindan dava edene. celeplik * Koyun. celî yazi * (Arap harfleriyle) Uzaktan okunacak bicimde istif edilmisiri sulus levha yazis i. celseyi acmak * oturumu acmak. zalim. cellât gibi * acimasiz. zalimlik. * Bir dinden veya bir soydan olanlarin toplulugu. celse * Oturum. * Parlak. cemaatle namaz kilmak * imama uyarak namaz kilmak. cemaat * Bir imama uyup namaz kilan kisiler. katiyurekli. cemaatlesme * Cemaatlesmek isi veya durumu. asikâr. keci. celî * Acik.* Celâlli gibi. * Tanri'nin sifatlarindan biri. sigir gibi kesilecek hayvanlarin ticaretini yapan kimse. cellât * Olum cezasina carptirilanlarioldurmekle gorevli olan kimse. celpname. * getirmek. * Katiyureklilik. celp kâgidi * Cagrikâgidi. celbe * Avcicantasi. cemaatimuslimin * Musluman halk. cevresindekilerin dusuncesi ne olursa olsun kendi istedigin i yapmaya calisir. kolaylikla suc isleyen. * Askerlik odevini yapmaya cagirma. celâlliye benzer. celseyi tatil etmek * oturuma ara vermek. cagribelgesi. * Topkapi. celep * Koyun. cemaat ne kadar cok olsa (veya cami ne kadar buyuk olsa) imam gene bildigini oku r * bir yetkili kimse. kendi uzerine cekme. celp etmek * kendine cekmek. . keci. sigir gibi kesilecek hayvanlarin ticaretini yapma isi. cagribelgesi. Galata. celpname * Celp kâgidi. celp * Getirtme. edilene veya taniklara gonderilen cagribelgesi. Ýbrahim Pasa ve Edirne saraylarina alinip turlu devlet hizmetle ri icin aday olarak yetistirilen genc.

cem'an * Toplayarak. cemil * (erkek icin) Guzel. (bir seyin) hepsi.cemaatlesmek * Cemaat hâline gelmek. hep. cemiyet * Dernek. cemilenmek * Cogullanmak. * Dugun. cemile * (kadin icin) Guzel. gecmisteki kotu bir yonunu veya kotu durumun u bilmek. cemilenme * Cogullanma isi. cemaziyulâhir * Ay takviminin altinciayi. cemi * Butun. * Birbirine uygun veya zit anlamlikelimeleri tenasup veya tezat sanatlariyoluyla bir araya getirme. cokluk hâline getirmek. * Bir olayiveya kisiyi kutlama amaciyla bir araya gelen topluluk. (bir seyin) tumu. cemetme * Cemetmek isi. cokluk. cemilendirmek * Cogullandirmak. cembiyeli * Cembiyesi olan. cemadat * Cansizlar. toplam olarak. cansiz varliklar. kucuk tovbe ayi. toplum. * Gonul alicidavranis. cemaatsiz * Cemaati olmayan. cemetmek * Toplamak. * Toplama. bir araya getirmek. * Toplama. hancer. * Tanri'nin sifatlarindan biri. cembiye * Bir cesit egri kama. cembiyesiz * Cembiyesi olmayan. * Topluluk. cem'an yekûn * Toplam olarak. * Cogul. cemiyetli . cemaatsizlik * Cemaatsiz olma durumu. hepsinin tamami. cemaziyulevvel * Ay takviminin besinci ayi. cemaatli * Cemaati olan. hepsi. cemal * Yuz guzelligi. cemaziyulevvelini bilmek * bir kimsenin herkesce bilinmeyen. cemilendirme * Cogullandirma isi. buyuk tovbe ayi.

cenaze gibi * benzi sararmis. * Manevî baski. * Pis. cendere * Bir seyi sikmak. cendereye sokmak * manevî baskialtina almak. * Savasduzenindeki ordunun iki yanindan her biri. cenabet * Cunup. cengel . cenah * Kuskanadi. pazi. dovusculuk. cenaze duasi * Cenaze defnedilirken okunan dua. * Cenaze toreni. cenderelesmek * Manevî baskialtinda mucadele etmek. gomulmeye hazirlanmisinsan olusu. Tanri. cenazeyi kaldirmak * oluyu gommek uzere goturmek. ezmek gibi islerde kullanilan mekanizma. cenaze merasimi * Cenaze toreni. * Ýyi dovusen. Cenabihak * Allah. cenaze namazi * Cenaze gomulmeden once musalla tasinin ustune konan tabutun onunde kilinan nam az. savaskanlik. cemre * Subat ayinda birer hafta araliklarla once havada. cenaze alayi * Oluyu kaldirma toreni veya bu torende yer alan veya cenazeyi izleyen topluluk. cenaze toreni * Cenaze namazindan mezara kadar yapilan dinî toren. cenbiye * Agziegri bir tur Arap bicagi. gommek. cenap * Saygi. vuruskan. daginik olmayan. taraf. * Kol. cenderelesme * Cenderelesmek isi. derli toplu. cemre dusmek * sicaklik yukselisi o hafta icindeki gunde baslamak. kotu. cengâverlik * Savascilik. cenaze * Kefenlenip tabuta konmus. savaskan. hoslanilmayan kimse veya sey. dovuscu.* Cemiyet icinde gecen. cengâver * Savasci. onur ve buyukluk anlamiyla kullanilir. Cenevizli * Ceneviz (bugunku Cenova sehri) Cumhuriyeti halkindan olan kimse. sonra suda ve en sonra topra kta olustugu sanilan sicaklik yukselisi. * Yan. cengâverce * Cengâvere yakisir bicimde. cenaze levazimati * Olunun kefenlenmesi sirasinda gerekli olan malzemeler. pres.

huzur veren yer. mavi yesil zemin uzerine bakir rengi cizgili tropikal balik (Macropodus viridiauratus). bakimli. * Buyuk caba. mucadele etmek. rahat yasanilir. cennet baligigiller * Kemikli baliklar takiminin kefallar alt takimina giren bir familya. ceninisakit * Dusuk. alimlikadin. bakimlibir yer durumuna gelmek. kavga. cenkcilik * Cenkci olma durumu. cennet kusu * Cennet kusugillerden. cennet taami * Tadicok guzel olan yemek veya yiyecek. ugras. kibar (erkek). cennet kusugiller * Omurgalihayvanlardan kuslar sinifinin bir familyasi. cennet * Dinî inanislara gore. cennet baligi * Cennet baligigillerden. * Cennetin guzellikleriyle donanmak. cennetlik * Oldukten sonra yerinin cennet olacagina inanilan (kimse). oldukten sonra sonsuz bi r mutluluga kavusacaklari yer. cenkci * Savasci. cennetlesme * Cennetlesmek durumu. cennet biberi * Zencefilgillerden karabiber tadinda bir bitki. bakimli(yer). cennet gibi * guzel. cennetmekân. guzel bir yer durumuna getirmek. cenklesmek * Savasmak.* Otlarla ve sik agaclarla ortulu genisHindistan ormanlarina verilen ad. iyilik yapanlarin. gorgulu. ucmak (ÝÝ). gunahsizlarin. cekisme. cennete donmek * guzel. cennetlesmek * Cennet durumuna girmek. . cekismek. cennet okuzu * Yuregi temiz ama budala denecek kadar saf kimse. cenk etmek * savasmak. cennetmekân * Cennetlik. * (olmuskimse icin) Yeri cennet olan. * Atismak. kavgaci. cenk * Savas. * Cok guzel. tuyleri guzel renkli bir kus(Paradisea apoda). munakasa etmek. centilmen * Ýyi arkadaslik eden. kavga. cenklesme * Cenklesmek isi. saygili. cenin * Ana rahminde dogma zamaninitamamlayamamisveya vaktinden once dusmuscocuk. * Guzel. cennete cevirmek * temiz. * Henuz pek kucukken olen bebek.

cepci * Yankesici. cenup * Guney. cebe girecek bicimde kucuk kitap. taraf. kablosuz telefon. cephaneci* Kara. centilmenlik antlasmasi * Hukukî ve resmî olmayan. cep takvimi * Cepte tasinabilecek kucuk boy takvim. cep kitabi* Cepte tasinacak. giysinin belli bir yeri acilarak icine yerle stirilen astardan yapilmistorba veya giysinin uzerine konulan parca ile yapilmisyer. deniz ve hava birliklerinde cephanelik gorevlisi veya sorumlusu olan kimse . cep saati * Cepte tasinan saat. cep sozlugu * Cepte tasinabilecek ve gunluk ihtiyaca hemen cevap verebilecek kucuk sozluk. . cep defteri * Cebe sigabilecek buyuklukteki defter. * Kablosuz telefon. guneye ozgu olan. ancak taraflarin karsilikliguvenlerine dayanan sozlu antl asma. cep harcligi * Bir kimseye ufak tefek gundelik harcamalarikarsilamasiicin verilen para. cep telefonu * Cebe sigabilecek kucuklukte olan. yon. cep * Genellikle bir sey koymaya yarar. tamlayan gorevinde "cebe sigabilecek boyda " anlaminiverir. tasinabilir. cephane * Atesli silâhlarla atilmak icin hazirlanan her turlu patlayicimadde. cenubî * Guneyle ilgili. * Belirtisiz isim tamlamasiyapisinda. cep harcliginicikarmak * gunluk masrafinikarsilayacak kadar kazanc sahibi olmak. cokertme. alnac. cephanelik * Cephanenin saklanmasina yarar kapalive korunmusyer. guney. * Centilmene yakisir davranis. * Yan. cep televizyonu * Cok kucuk boyutlariolan veya cebe sigabilecek kucuklukteki televizyon. cenuplu * Guneyli. cephe * (yapilarda) Yuz. * Trafigi kolaylastirmak icin yaya kaldirimlarinda veya yollarda yapilan cep bic imindeki tasit yanasma yeri. cep feneri* Pille calisan ve cepte tasinan kucuk fener. cepcilik * Yankesicilik. * Savasalaninin bir yerinde dusmanin geriletilmesiyle ortaya cikan taktik durum.centilmence * Centilmene yakisir (bir bicimde). centilmenlik * Centilmen olma durumu. * Uzerinde savasin surdugu bolge.

bir dusunceye karsiolmak. cepheden cepheye kosmak * durmadan. * Beceriklilik. cephelenme * Cephelenmek isi. dilli. cerbeze * Guzel konusma. cerahat * Ýrin. direnmek. kolaylikla ve inandiricisoz soyleyen. hilekârlik. . cephelesmek * Bir dusunce. kendi malindan odemek. harcla islenmisbir tur kisa. cephe gerisi * Savasalaninin gerisinde kalan bolge. cebine indirmek. savasa hazirlanmak ve baslamak. tarafli. cephe almak * hasim durumu takinmak. istek cevresinde saglanan beraberlik. cerahatsiz * Ýrin toplamamis. * Yara. yilmak bilmemek. girginlik. ceplemek * Kazanmak. cerahatlenme * Cerahatlenmek isi. cepten vermek * kendi kesesinden. cerahatli * Ýrin toplamis. ceremesini cekmek * baskasinin yol actigizarariodemek.* Belli bir dusunce. cerbezeli * Girgin. yakasiz ust giysisi. cereme * Baskasitarafindan yapilan veya kaza sonucu ortaya cikan zarariodeme. dogrudan dogruya konuyu ele alarak birine karsicikma k veya mucadeleyi aciktan aciga yapmak. cepten aramak * bir kimseyi cep telefonundan aramak. cepken * Kollariyirtmaclive uzun. degisik cephelerde savasmak. cephe acmak * savasolmayan bir bolgede. cerahatlenmek * (yara) Ýrin toplamak. ceren * Ceylan. surukleyerek goturme. bir istek cevresinde birlik olusturmak. * Kurnazlik. cer hocasi * Tasrada imamlik yaparak para ve erzak toplayan genc medrese ogrencisi. cepleme * Ceplemek isi. cephelenmek * Cephe olusturmak. cephelesme * Cephelesmek isi. cepheden hucuma gecmek * dolasik yollara sapmadan. irinsiz. irinli. cer * Cekme. cepheli * Yonlu.

cereyana kapilmak * elektrik akimiyla carpilmak. * bir egilim. ceriha * Yara. cereyanli* Akintili. * Savasaraclariyla donatilmiskalabalik ordu. yuzyila kadar oturan halk veya bu halktan olan kimse. Bohemya ve Polonya'nin batibolumunu kapsayan Cermanya'da M .cereyan * Bir yone dogru akma. veya iddia icin) Curutme. cerrahî * Cerrahlikla ilgili. * Bir seyin gelisme. cerrahî mudahale * Ameliyat. surukleyici. * Tutanak. ceride * Gazete. cerrah * Operator. olma durumu. * Akimli. kayit defteri. akinti. cerime * Cereme. * Onemsiz yaralariiyilestiren kimse. inanc. akis. cermen mentese * Bina kapilariile pencerelere takilan ve yapraklarimentese uzunlugunun yarisika dar olan. cereyan carpmak * elektrik akimina tutulup etkisinde kalmak. * Suvari kolu. cerh * Yaralama. * Zorla para alan (kimse). * Dilenci. Cermen dilleri * Kuzey Avrupa'da konusulan ve Hint-Avrupa dil ailesi icinde yer alan diller. bir gorushareketi icinde yer almak. karsilikliacik pencere veya kapiarasinda meydana gelen hava a kintisinda kalip usutmek. sactan kivrilarak yapilmismentese. cereyanda kalmak * kapalibir yerde. . * suyun akisiicinde kalip suruklenmek. Cermence * Cermen dili.O. * (bir dusunce. * Akim. cereyan etmek * gecmek. cerrahlik * Cerrah olma durumu veya cerrahin meslegi. cerrar * Cekici. ameliyatla tedavi yapan dali. olmak. cerh etmek * yaralamak. aynigorusu paylasan kimselerin olusturdugu hareket. yuzyildan 9. yapilmak. * Ayniegilimde olan. 3. * curutmek. Cermen * Bugunku Almanya'yi. * Hekimligin.

yigit. cesaretsiz * Yureksiz. yureklilik. cesaretlenmek * Yilginligigitmek. irilik. cesaret vermek * birinin yilginliginigidermek. ceste * "Azar azar". cesim * Buyuk. cesaretini toplamak * kendine guven duygusunu. cesamet * Buyukluk. "kisim kisim" anlamindaki ceste ceste ikilemesinde gecer. yureklendirilme. yigitlenmek. cesaretlendirilme * Cesaretlendirilmek isi. cesaretlendirilmek * Yureklendirilmek. cesaretlenme * Cesaretlenmek isi. ceset * Olu vucut. * Cekinmezlik. cesaret almak (veya bulmak) * herhangi bir durumdan. ceste ceste * Azar azar. cesaret * Guc veya tehlikeli bir ise girisirken kisinin kendinde buldugu guven. . yurek ve goz pekligi. cesaretsizlik * Cesaretsiz olma durumu. yureklenmek. korkutmak. cesaret vermek. cesametli * Kocaman. naas. * Cekingen. yigitlendirme. cesaretli * Hicbir seyden korkusu olmayan. cesaretini kirmak * yurekliligini gidermek. yureklenmek. cesarete gelmek * yilginligigitmek. yureklil ik. cesaretli. yigitlik.cerre cikmak * (medreselerde okuyan softalar) para ve erzak toplamak icin belli aylarda koyle re dagilip imamlik veya muezzinlik yapmak. cesaret gelmek * yilginligigitmek. yureklenme. iri. yurekliligini ve atilganliginibir araya getirmek. goze almak. kocaman. cesaretlilik * Cesaretli olma durumu. yurekli. cesur * Yurekli. cesaret etmek * korkulmasigereken bir ise korkmadan girismek. yigitlendirmek. birini yureklendirmek. cesaret gostermek * yurekli davranmak. yigitlenme. davranistan guc almak. cesaretlendirme * Cesaretlendirmek isi. cesaretlendirmek * Yureklendirmek. yureklendirme. yureksizlik. yureklenmek. atilganlik. iri.

cevaplitelgraf * Cevabinin ucreti bir sey sorup cevap almak icin telgraf gonderen kimse tarafin dan onceden odenmisolan . gozu pek olma durumu. yigitcesine. cevap anahtari * Sinavlarda sorulan sorularin cozulmusbicimi. cevap vermek * karsilik olarak bildirmek veya soylemek. cevaplandirilma * Cevaplandirilmak isi. bir soz veya yaziya verilen karsilik. karsiliginivermek. bir istege. dereceli veya derecesiz. su kanali. cevahir yumurtlamak * cevher yumurtlamak. yanitlandirilmak. cizgilik. cevaplamak * Bir soruya. mucevher. yapistirmak) * kesin. ters ve karsisindakinin beklemedigi bir karsilik vermek. plâstikten v eya madenden yapilmisarac. bir istege. cetbecet * Atalardan beri. cevahirci * Mucevher alip satan kimse. karsilik olarak. cizelge. cevap hakki * Bir kimsenin sahsiyla ilgili basin yayin organlarinda cikan haberlere karsilik olarak ya duzeltme ya da cevap verme hakki. yanitlandirilma. cevap * Bir soruya. bir soz veya yaziya karsilik vermek. cevap kâgidi * Sinavlarda sorulan sorularin cevaplarinin bulundugu kâgit. tahtadan. cesur gibi. cevaplandirma * Cevaplandirmak isi. cesurluk * Yureklilik. cevabidikmek (veya dayamak.cesurane * Cesaretle. cetvel * Dogru cizgileri cizmeye yarayan. yanitlandirmak. * Liste. yanitlandirma. * iyi sonuc vermek. * ihtiyacikarsilamak. yanit. karsiligiverilmek. cevapli * Ýcinde cevap bulunan. soyca. yureklice. yanitli. cevaben * Cevap olarak. cet * Dede. cevaplama * Cevaplamak isi. cesurca * Cesura yakisan bicimde. cevaplandirilmak * Bir seyin cevabi. iyi sonuc alinmak. cevabî * Cevap niteliginde olan. cevahir * Elmas. * Atilganlik. * Ark. yakut gibi degerli taslar. ata. buyuk baba. yanitlamak. cevaplandirmak * Bir seyin cevabini. mucevherci.

gazal (Gazella dorcas). * Ýyi yetenek. * Toz. gozlerinin guzelligi ile taninan. cevir * Eziyet. cevher yumurtlamak * degerli sozler soyledigini sanarak sacmalayanlar icin alay yollu soylenir. bir tepki gostermemek. hata yapmak. cevherli * Cevheri olan. cevizlik * Ceviz agacinin cok oldugu yer. Cevza * Ýkizler burcu. ceylân * Cift parmaklilardan. tacsiz iki ceneklilerden bir bitki familyasi. gevher. uzun omurlu. cevhersiz * Cevheri olmayan. yanitsiz. mucevher. ceviz katilmis. ceviz * Cevizgillerin ornek bitkisi olan. boynuzlugiller familyasindan. uygun bulmak. koz. gezinme. cevvaliyet * Cabukluk. collerde yasayan. hareketlilik. cevizî * Cevizden yapilmisveya cevizi andiran. cevretme * Cevretmek isi. cevapsiz birakmak * karsiliginda herhangi bir cevap vermemek. yurdumuzda cok yetisen agac (Juglans regia). cevizli * Cevizi olan. cevher * Bir seyin ozu. musaade. * Bu agacin yagli. cevaz * Ýzin. cevapsiz * Cevabiverilmemis. . memeli hayvan. kerestesi degerl i. * Ceviz agacinin kerestesinden yapilmis. ceviz kirmak * yanlistutum veya davranista bulunmak. gezinti. atmosferik. cok hizli kosan. govdesi kalin. cevaz vermek * hosgormek. ceviz ici * Cevizin kabugu kirildiktan sonra kalan ic. cevretmek * Eziyet etmek. cevval * Davranislaricabuk ve kesin olan. maya. dolanma. cevelân * Dolasma. ceylân bakisli * Suzgun ve tatlibakisli. ince bacakli. cefa. cevvî * Atmosfer ile ilgili. uzgu. cevizgiller * Ornegi ceviz olan. zarif. * Degerli sus tasi.telgraf turu. karsiliksiz. nisastaliyemisi.

* manevî bakimdan islenen sucun agirliginicekip sikintive uzuntu icinde kalmak. ceza alani* (futbol. sucluya) para cezasiverdirmek. ceylâna uygun bicimde. ceza evi * Hukumlulerin icinde tutulduklariyapi. ceza yemek * cezalandirilmak. cezalandirilmak * Cezaya carptirilmak. mahpushane. mallarina. cezalandirmak * Bir kimseye veya varliga ceza vermek. ceza alani. ceza kesmek. ceza vermek * cezalandirmak. hapishane. * (gorevli. ceza vurusu * Ozellikle futbolda. ceza cekmek * hapiste yatmak. ceza * Uygun gorulmeyen tepki ve davranislarionlemek icin uzuntu. tecziye edilmek. cezalanma * Cezalanmak isi. ceza yazmak * Bkz. ceza verilmek. aciveren u ygulama. sikinti. cezaya dayanan. ceza sahasi * Bkz. ceza atisi* Ceza vurusu.ceylân gibi * yapisiince ve uyumlu. cezaya iliskin. cezali . ceza gormek * kendisine ceza verilmek. hentbol vb. onuruna karsidev letin koydugu sinirlama. cezalandirilmak. ozgurlugune. * Suc isleyen bir kimsenin yasantisina. ceza kesmek * (gorevli) para cezasiyazmak. ceza reisi * Agir ceza mahkemesi baskani. cezaî * Ceza ile ilgili. bir oyuncunun oyun alaninda yanlisdavranisinicezalandirmak icin. * para cezasiodemek. ceza almak * ogrenci cezalandirilmak. karsitarafin yapmaya hak kazandigiserbest vurus. cezalandirma * Cezalandirmak isi. ceylânca * Ceylân gibi. ceza hukuku * Suc kapsamiicine giren eylemler ile bunlara uygulanacak cezalariinceleyen huku k dali. cezalanmak * Cezaya carpilmak. de) Bir oyuncunun bilerek yaptigikural disidavranisin penal tiile cezalandirildigiveya kalecinin topu elle tutmasina izin verilen alan. cezalandirilma * Cezalandirilmak isi.

charter * Bkz. cezasinicekmek * yaptigibir kusur veya tedbirsizligin zararina ugramak. cezalandirilmamis. -cu / -cu * Ýsimden isim ve sifat tureten ek: kapi-ci. cezerye * Ezilmishavuc icine findik. cezbeye tutulmak (veya kapilmak) * bir duygu veya bir inanisin etkisiyle asiriolcude cosup kendinden gecmek. cezbe * Bir duygu veya bir inanisin etkisiyle asiriolcude cosup kendinden gecme durumu . turku-cu. temelden. balik-ci. cezve * Kahve pisirmeye yarayan. check up * Bkz. sapli. cezbetme * Cezbetmek durumu. cezaya carptirmak * cezalandirmak. kendine ozgu mavi . seker vb. cezrî * Koklu. cezbeli * Cezbesi olan. cezasiz * Cezaya carptirilmamis. silindire benzer kucuk kap. * Alcalma. bahcelerde sus bitkisi olarak yetistirilen. cartir. cezasinibulmak * hak ettigi kotu sona ugramak. * hukmedilen cezayibitirmek. su-cu. Cezayirli * Cezayir halkindan olan (kimse). -ci/ -ci. * Etkileyerek kendine baglama. cezire * (denizde) Ada. gram. saniye kelimelerinin kisaltilmasindan olusan uluslar arasifizik birimleri sistemi. acik mor renkli cicekleri ve ortasicukur tac yapraklariolan bir bitki (Vinca). cezve surmek * kahveyi pisirmek icin cezveyi atese dogru itmek. kendinden gecmek. eklenerek yapilan bir tatlituru. . kendini kaybetmek. cekap. cezbesiz * Cezbesi olmayan. cezp * Kendine cekme. kofte-ci. baglamak. cezbetmek * Kendine cekmek. radikal. cezbelenme * Cezbelenmek durumu. kokten.* Cezalandirilmis(kimse). CGS * Santim. cezbelenmek * Cezbeye tutulmak. Cf * Kaliforniyum'un kisaltmasi. cezir * Kok. Cezayir meneksesi * Zakkumgillerden.

cibil * Ciplak. yogurt-cu. hirpalanmak. degerini yitirmek. * -ca ekli zarflardan pekistirme zarflarituretir: Yavasca-cik. cilizlik * Ciliz olma durumu. * (isik icin) Gucsuz. cik * "Yok olmaz" anlaminda kullanilir. balik-cil. isleyen yara. zayiflamak. gecim darligiceken. cidagi * Atin iki omzunun arasi. kurk-cu vb. -cik / -cik. eneze. cicigicikmak (veya ciciginicikartmak) * cok yorulmak. cilk * Bozularak kokmus. -cil / -cil * Ýsimden "seven" anlamina sifat turetir: adam-cil. curutmek. cilk cikmak * kusurlu. * Ýc organlar. cilklasmak* Cilk duruma gelmek. ciliz * Cok zayif ve gucsuz. sigara. cicik * Guzel. * Derisi soyulmuset. cida * Mizrak. * Sus. cigara * Bkz. * Yoksul. dara-cik. cilkava * Kurdun veya tilkinin ense postundan yapilan kurk. insan-cil. cilklik * Cilk olma durumu.usulca-cik vb. cilk etmek * bozmak. bosveya bozuk cikmak. * Ýrinlenmis. parasiz.simit-ci. bir-i-cik vb. ev-cil v b. * Onune bir unlu getirilerek sifat ve zarf turetir: az-icik. o pu-cuk vb. cilkicikmak * bozulmak. dogru ve uygun yolundan ayrilmak. cidak * Mizrak. * Derin. sonuk. . cilizlasma * Cilizlasmak isi. anne-cik. -cuk / -cuk * Ýsimden kucultme ve oksama isimleri tureten ek: baba-cik. * Gucunu. buyuk ciban. * Civik. cilklasma * Cilklasmak isi. yavru-cuk. nahif. * Sozunun eri olmayan. cilizlasmak * Zayif ve gucsuz dusmek.

circir delgi * Donme hareketini yivli govdesi uzerindeki parcanin ileri geri itilmesinden ala n ve kucuk delikler acmak icin kullanilan arac. * Boncuk. cirildamak * Cir cir diye ses cikarmak. * Circir bocegi. cimbizlama * Cimbizlamak isi. c ingil. firinlarda. * Filiz. cincik boncuk * Yalancitaslardan yapilmiskupe. surgun. cimbiz * Kil gibi ince seyleri tutmak veya cekmek icin kullanilan kucuk masa. cop gibi maddeleri temizlemek te kullanilan el araci. cir cir otmek * gereksiz. campestris). cimbizci * Dokumacilikta cimbizlamak isini yapan (kimse). circir * Kaynana ziriltisi. zayif. G. * Geveze.(Grill us domesticus. zuccaciye. kolye gibi seyler. * Pamuk kozalarinin pamugunu ve cekirdegini birbirinden ayiran cikrik. cop gibi maddeleri cimbizla temizlemek. uzun cirit degnegi. cirlak. basliga veya giysiye takilan sus. * Ozellikle dokumacilikta kumasyuzlerindeki dugum. cirlak cirlak * Cok tiz ve ince bir sesle. keskin ve cig. celimsiz cocuk. cimbarlamak * Dokunmakta olan halinin veya bezin kenarinicimbarla geriye almak.cimbar * Cimbar. gumusveya altin para ile yapilmis. circir kolu * Lokma vidalarisokmeye yarayan alet. cir cir * Durup dinlenmeden ince ve usandiricises cikararak. cimbarlama * Cimbarlamak isi. tabak gibi sircadan veya porselenden yapilan seyler. * Ciliz. cirboga * Bir tur col sicani(Dipus Caegyptius). kadeh. * Dokumacilikta kumasyuzlerindeki dugum. circir bocegi * Duz kanatlilardan ocaklarda. cirlak * (ses icin) Hosa gitmeyen. . tiz. cirdaval *Mese dalindan yapilan ucu demirli. cingil * Kucuk uzum salkimi. yerli yersiz konusmak. kirlarda yasayan bocek. * Agustos bocegi. cirildama * Cirildamak isi. cirilti * Cir cir diye cikan ses. cimbizlamak * Cimbizla yolmak. cincik * Bardak.

cirlayik * Orumcek kusugillerden. cirlamak * Ýnce ve usandiricises cikarmak. civa gibi * yerinde durmaz. cirmalamak * Tirmalamak. * Olgunluktan ezilebilecek duruma gelmis(meyve. cok hareketli. civa * Atom sayisi80. kumasgibi seyler yirtilirken cikan ses. calilik yerlerde yasayan. cirtlak * Cirlak. cirmalama * Cirmalamak isi. . civali * Civasiolan. cirtlama * Cirtlamak isi. civata * Birbirine baglanmak istenen agac veya demir parcalarin hazirlanmisolan delikle rden gecirilerek. civadra * Geminin bastarafindan havaya dogru biraz kalkik olarak uzatilmisbulunan direk. civatalamak * Civata ile tutturmak. cirnak * Yirticihayvan tirnagi. cis * Cocuklariatese ve tehlikeli seylere karsiuyarirken soylenir.5 olan. bay agisicaklikta siviolarak bulunan. cirnik * Set duvarlarinda su akacak delik. * Soguk ve can sikicisakalar yapan (kimse). civatalama * Civatalamak isi.cirlama * Cirlamak isi. sebze). civik civik * Soguk ve can sikiciolarak. civik * Fazla suyla karistigiicin bicimini koruyamayacak kadar sulanmis. cirlatmak * Cirlamasina yol acmak. cirtlamak * Cirt diye ses cikarmak. KisaltmasiHg. cirnaklamak * Tirmalamak. atom agirligi200. ucuna somun takilip sikistirilan iri baslivida. ormanlik. donma noktasi-38. yogunlugu 13. 80 C oldugundan. cirlatma * Cirlatmak isi. ele avuca sigmaz. cirmik * Tirnak izi. gumusrenginde bir element. * Agustos bocegi. cirt * Kâgit. 59 olan. cirnaklama * Cirnaklamak isi. guzel oten bir kus( Lanius).

civmak * Sekmek. civil civil * (kuslar) Civiltiile otuserek. civitmak * Civik duruma getirmek. civildasma * Civildasmak isi. civildama * Civildamak isi. civildamak * Civil civil otmek. vurup sapmak. * Saygisizca davranista bulunmak. civitilmak * Civik duruma getirilmek. civitilma * Civitilmak isi. degip gecmek. ateslilik.civik mantarlar * Bakterilerle ortak yasayan. civiklasma * Civiklasmak durumu. peltemsi mantarlar. civiklik * Civik olma durumu. . * Canli. kalabalik. acive yuksek sesle durmadan bag irmayianlatir. * Bir isi yakisik almayacak bir duruma getirmek. ciyak ciyak * Bagirmak fiili ile birlikte kullanilarak ince. civiklastirma * Civiklastirmak isi. * (ses icin) Canlilik. civiklanmak * Civik duruma gelmek. hareketli olarak. * Canli. ciyaklama * Ciyaklamak isi. civimak * Civik duruma gelmek. neseli. * Hareketli. civiklastirmak * Civik duruma getirmek. civiklasmak * Civik duruma gelmek. * (bir is) Cigirindan cikmak. civitma * Civitmak isi. civiltili * Civiltisiolan. civilti * Kuslarin otusurken cikardiklarises. civma * Civmak isi. civildasmak * Hep birden civildamak. ilkel ve hayvanimsiyapili. civima * Civimak isi. civiklanma * Civiklanmak durumu. civiltisiz * Civiltisiolmayan.

cizirdatma * Cizirdatmak isi. ciyaklatmak * Ciyaklamasina sebep olmak. ciyirti * Bez veya kâgit gibi seylerin yirtilirken cikardiklarises. cizirdama * Cizirdamak isi. ciyaklatma * Ciyaklatmak isi. ciyirdamak * Yirtilirken ciyirticikarmak. cizir cizir * Pismekte olan kebabin. * Kizgin yagin icine bir sey atilinca cikan ses. ciz sinegi * Bir tur buvelek. cizirdamak * Cizir cizir ses cikarmak. yagda kizartilan yiyecegin. * Kâgit uzerinde ustaca kalem oynatmak veya beceriyle yaziyazmak. cizirtili . ciyirdatma * Ciyirdatmak isi. ciyirdatmak * Cayirdamasina sebep olmak.ciyaklamak * Ýnce. kesilen camin veya yaziyaza rken kamiskalemin cikardigisesi anlatir. ciyirdama * Ciyirdamak isi. cizildama * Cizildamak isi. cizirti * Cizirdama sesi. acive yuksek sesle bagirmak. ciziktirmak * Yazmak. cizbiz * Ýzgarada pisirilmis(et). * aciduymak. karalamak. * Ýz. cizildamak * Cizirdamak. * Bogazindaki giciktan dolayikesik ve ince ses cikarmak. cizik * Cizgi. cizirdatmak * Cizirdamasina yol acmak. ciz etmek * ciz diye ses cikarmak. ciziltili * Cizirtisiolan. ciz * (cocuk dilinde) Ates. cizilti * Cizirti. cizgara * Toplu hâlde Turk muzigi icra edilirken kullanilan bir yaylicalgituru. ciziktirma * Ciziktirmak isi.

cana yakin. * Ciz etmek. cizlamak * Ciz diye ses cikarmak. yeni evlilerin ilk haftalarda dillerinden dusurmedikleri sevgi sozu. -ci * Bkz. cici * Sevimli. cidal * Savasma. savusup gitmek. cicoz * Cam veya toprak bilyelerle oynanan bir cocuk oyunu.ci. cicim ayi* Balayi. cibilliyetsizlik * Cibilliyetsiz olma durumu. guzel. . buyuk annelerine veya o yastaki kadin yakinlarina verdikleri a d. cenk. * alay yollu seslenme sozu. cicim! * bir sevgi sozu. cibilliyetsiz * Soysuz. cibilliyet * (huy ve ahlâk bakimindan) Yaradilis. uvey anne. cicozlamak * Kacmak. cizlamicekmek (veya cizlam etmek) * kacmak. cekisme. cicili bicili * Goze carpan suslerle bezenmis. * Bu oyundaki bilyelerin her biri. cizlama * Cizlamak durumu.* Cizirdayan. uzaklasmak. cicik * Ýnsan veya hayvan memesi. cici bici * Suslu giysi veya sus esyasi. -ci/ . cibre * Sikilip suyu alinan uzum ve baska meyvelerin posasi. cicozluk * Cicoz olma durumu. cizlam * Kacma. * Uvey ana. * Agiz kavgasi. savusma. cizirtisiolan. cici anne * Bazicocuklarin. hos. hosa giden. cibinlik * Sivrisinekten ve baska boceklerden korunmak icin yatagin ustune ve yanlarina g erilen cadir biciminde tul. maya. * Hic yok. cicim * Ensiz olarak dokunmusparcalarin yan yana eklenmesiyle olusan. sutu bozuk. perde veya ortu olarak kullanilan nakisli ince kilim. cicozlama * Cicozlamak durumu. cici mama * Kadinlarla dusup kalkmaya baslayan toy bir erkekten soz edilirken onun bu ilis kilerine verilen ad.

* Titizlik gosterilen. * Gulmeyen. ciger * Akcigerlerle karacigerin ortak adi. ciddî ciddî* Ciddî bir bicimde. lâubali. * Tehlikeli. cife * Les. agirbaslilik. * Yurek. cidar * Duvar. * Guvenilir. cam fistigi. * Onem vererek. vahim. ciddîlesme * Ciddîlesmek isi. endise veren. ic. * Ýgrenc sey. cif * Bir malin fiyatina sigorta ve navlun ucretinin de katilmisoldugunu gosteren Ýngi lizce bir terimin bas harflerinden olusturulmusbir kisaltma. * Agirbasli. saglam. ciger otu * Dugun cicegigillerden. * Ciddî durum. yurek ve karacigerin olusturdugu takim. sigara. ciddiyetsiz * Ciddiyeti olmayan. agir. yesil sogan. yag. ciger sotesi . ciger kebapcisi * Ciger kavurup satan kimse. kusuzumu. ciddî * Saka olmayan. ciddiye almak * inanmak. ciddiyetsizlik * Ciddiyetsiz olma durumu. gercek. pirinc. ciddiyet * Ciddîlik. ciger sarma * Ýnce kiyilmisak ve karaciger. gercekten. onem vermek.cidalci * Savasci. * Eglendirme amacigutmeyen. ciger otlari * Yapraklarikara yosunlarindan bir bitki sinifi. y umurta ve baharat karisimiyla firinda pisirilen bir kebap turu. * Ceper. ciddîlesmek * Ciddî bir durum almak. gercek olarak. ciddî olarak. cok yillik otsu bir bitki (Hepatica). cigara * Bkz. * (kasaplikta) Akciger. ciddîlik * Ciddî davranis. ciger acisi* Evlât acisi. onem verilen. cidden * Sakasiz olarak. gercek sanmak. * Onemli.

* Dunya haritasi. gizli dusuncelerini bilmek. cigeri bespara etmez * degersiz. kotu davranis) etkilemek. iskembe gibi parcalarinisatan kimse. kule. cigerini yakmak * bir kimseye buyuk bir acicektirmek. cigerini sokmek * bir kimseyi cok buyuk zararlara ugratmak. buyuk bir aciya ugramak. camlicatikativeya taraca. cigerdeldi * Kumasuzerine kucuk delikler acilarak yapilan isleme. . cigerinin icini bilmek * cok yakindan tanimak. universal. cigerine islemek * cok dokunmak. yuregi parcalanmak. cigerleri bayram etmek * her zamankinden daha iyi cins sigara icen veya temiz havaya cikan kisilerin so yledigi soz. kisiye dayanilmaz bir uzuntu vermek. cihannuma * Her yanigormeye elverisli. cigeri (veya yuregi) sizlamak * cok acimak. * Ciger pisirip satan kimse. cihansinas* Dunyayitanimis. bas. cigerci * Kesilen hayvanlarin ciger. cigeri yanmak * cok acive sikinticekmek. cigerini okumak * onun aklindan gecenleri. cigerpare * Cok sevilen (kimse). (soz. kebap olmak * buyuk bir aciya ugramak. ciger yarasi * Ciger acisi. ayak. cihanitutmak * dunyayitutmak. yuregi yanmak. ciger.* Sote. cigerini delmek * aciklibir durum. herseyi yerli yerinde bilen kimse. âlem. cihan * Evren. cihar * (tavla oyununda zarlar icin) Dort. her turlu dusuncesini bilmek. derin bir acima duygusuyla uzulmek. cihansumul * Evrensel. * Bu delikleri acmakta kullanilan ucu sivri kucuk arac. cihangirane * Ulkeler fetheden cesur kahraman. cihangir * Dunyanin buyuk bir bolumunu eline geciren. sak atatci. * Dunya. cigeri parcalanmak * Bkz. asagilik (kimse). cigerimin kosesi * cok sevdigim. * cok sevgili evlâdim. cihangirlik * Cihangir olma durumu.

cilâ vurmak. teknolojik gelismelerin en son urunleriyle donatilma. cilâ surulmus. cihet * Yon. disidokuma bezden. -cil * -cil / -cil. cilâ * Bir seyi parlatmak icin kullanilan kimyasal birlesik. cilâ ile parlatilmis. cilâli * Cilâsiolan. * Gereksiz sus. takim. esyaya cilâ vuran kimse. cilâlanacak yuzeyde kolayca kaymasinisaglayan. cilâlanma * Cilâlanmak isi. cihetiyle * -den dolayi. cihaz * Aygit. oburunun birli dusmesi. asitsiz. * Nesesini artirmak. cilâ topu * Cilâ eriyigini yuzeye surtmede kullanilan. renksiz ve r ecinesiz ince yag. * Ceyiz. taraf. alet. cihazlanma * Donanima sahip olma. . * Puruzunu gidererek parlatmak. mucellâ. cihazlanmak * Teknolojik gelismelerin en son urunleriyle donatilmak.ciharidu * Oyunda zarlardan birinin dortlu. cihat * Din ugruna yapilan savas. -den oturu. cilâlamak * Cilâ surmek. ici yikanmisyun ve ya pamuktan hazirlanan topac. yan. cilâ yagi * Cilâ topunun. cilâlanmak* Cilâlamak isine konu olmak. * Parlaklik. -cik * -cik / -cik. ciharise * Oyunda zarlardan birinin dortlu. cilâlama * Cilâlamak isi. cilâcilik * Esyaya cilâ vurma isi. cilâlatmak * Cilâlamak isini yaptirmak. CilâliTasDevri * Tarihten onceki zamanlarin ayrildigiuc devirden biri. cilâ vermek * aydinlatmak. sebebiyle. gosteris. cihat acmak * savasicin cagriyapmak. cilâci * Cilâ yapan. cilâlatma * Cilâlatmak isi. cihariyek * Oyunda zarlardan birinin dortlu. oburunun uclu dusmesi. oburunun ikili dusmesi.

ciltlenmek * Ciltlemek isi yapilmak. cilban * Cok kucuk taneli fasulye. cilt evi * Cilt isleri yapan dukkân. mucellit. ciltli * Ciltlenmisolan. kiritma.cilâsiz * Cilâ surulmemisveya cilâsikalmamisolan. ciltcilik * Ciltcinin isi. cilve etmek (veya yapmak) * nazlanmak. tecelli. ciltleme * Ciltlemek isi. cilvebaz * Cilve yapan. dermatoloji. kiritmak. * Bir eserin ayriayribasilan bolumlerinden her biri. cilâsun * Yigit. * Formalariveya yapraklaribirbirine dikilerek veya yapistirilarak bir kitaba gec irilen deri. ciltlemek * Kitaba cilt yapmak. bez veya kâgitla kaplikapak. ortaya cikma. ciltletmek * Ciltlemek isini yaptirmak. naz. eli cabuk. cilvelenme . * Cilt evi. cilvekâr * Cilveli. cildiye * Deri hastaliklari. cildiyeci * Deri hastaliklariuzmani. ciltsiz * Ciltlenmemisolan. dermatolog. cildiyecilik * Cildiyeci olma durumu. mucellitlik. ciltletme * Ciltletmek isi. ciltci * Kitaplariciltleyen kimse. ciltlenme * Ciltlenmek isi. ciltlik * Cilt yapmaya yarayan malzeme. * Ciltlerden olusan takim. cilve * Hosa gitmek icin yapilan davranis. becerikli kimse. cilbent * Klâsor. ciltci. * Gorunme. cilveli davranan kimse. cilt kapagi * Forma veya fasikul hâlinde yayimlanan eserlerin bir ornek ciltlenip kullanilmasi icin hazirlanan bez veya plâstik kaplanmiskalin karton. cilt * Deri. ten.

cin * Bugday. jimnastikci. cimcime * Kucuk ve tatlibir tur karpuz. cin * Masallara ve baziinanclara gore. * Birbirine cok yakin arkadasmisgibi takilmak. zeki. . cima * (insanlarda) Ciftlesme. toy. cimrilik etmek * cimrice davranmak. cin carpmisa donmek * neye ugradiginibilemeyecek kadar kotu bir duruma dusmek. cim karninda bir nokta * hicbir bilgisi olmayan. esirgemek. cimbakuka * Celimsiz ve bicimsiz (kimse). cim * Arap alfabesinde c sesini gosteren harfin adi. cimrilik * Cimri olma durumu. cilvekâr. nekeslik. yulaf gibi tanelerden cikarilan ve ardicla kokulandirilan bir tu r alkollu icki. cimnastik * Bkz. cimrilesme * Cimrilesmek isi. * acemi. cinlerin ofkesiyle) inme inmek. * daha az vermek. arpa. cilvesiz * Cilvesi olmayan. * Akilli. pintilik. cimnastikci * Bkz. cilvelesmek * Karsiliklicilve yapmak. cin * (Cenova sehrinin adindan) Pamuklu. jimnastik. kalin kumastan giysi veya pantalon. cimrice * Cimri gibi. cilvelesme * Cilvelesmek isi. cin caligi* carpik veya disgorunusu cirkin olan insanlar icin kullanilir. pintilesmek. cimrilesmek * Cimri gibi davranmaya baslamak. * Kucuk ve sevimli (cocuk. kadin). cahil. cilvelenmek * Cilve yapmak. cinsel iliski. cin carpmak * (bir inanisa gore. goze gorunmeyen yaratik. cimdalli * Bir tur oyun.* Cilvelenmek isi. cimriye yakin. cimri * Elindeki parayiharcamaya kiyamayan. * uykusuz gozlerle bakmak. cin cin bakmak * kurnazca bakmak. cilve yapan. cilveli * Cilvesi olan.

cinlesme * Cinlesmek isi. cin misiri* Bir tur ufak taneli misir. cesit. cinleri ayaga kalkmak * sinirlenmek. cinleri basina toplanmak (veya ususmek) * ofkelenmek. cinnet gecirmek * delirmek. cingil * Bkz. cinaî * Cinayetle ilgili veya konusu cinayet olan. hic aldatilmayan. zeki. cinayet islemek * adam oldurmek. cinlenme * Cinlenmek durumu. sinirli (kimse). cin darisi. * Cok anlamiolan bir kelimenin iyi anlaminikullanir gorunerek kotusunu one cikar ma. cingil. cin saci * Kuskut. aklinikacirmak. cin ifrit olmak (veya kesilmek) * son derece kizmak ofkelenmek. cinlenmek * Ofkelenmek. cinayet * Adam oldurme. cingoz * Acikgoz. cins * Tur. her defasinda baska bir anlam yukleyerek birbirine ya kin birkac yerde kullanma. cini tutmak * cok sinirlenmek. cinci * Cin cagirma ve onlarla konusma gibi bir iddia ile gecim saglayan (kimse). * Aralarinda ortak ozellikler bulunan varliklar toplulugu. cinli * Ýcinde cinlerin olduguna inanilan. cinler cirit (veya top) oynamak * o yer issiz olmak. * Adam oldurme derecesinde agir suc. cin fikirli * Cok anlayisli. * Ofkeli. cin tutmak * (bir inanisa gore cinlerin etkisiyle) delirmek. cinas * Cok anlamlibir kelimeye. cinlesmek * Cin gibi davranmak. cin gibi * anlayislive zeki. cinasli * Cinasiolan. cinnet * Delilik.cin darisi* Bkz. cinas sanatibulunan. . cok kurnaz. cin misiri.

* Pek cok ortak ozellikleri bulunan turler toplulugu. motorlu tasit. hafif. oylum. guzel. cinslik. dusunce. seksoloji. cinsel * Bkz. tuhaf. ciranta * Bir senedi ciro eden kimse. eseysel. annelik gibi. tutar. cip * Her turlu arazide kullanilabilen ufak. * Calisma hayatinda ekonomik guc. ust makam veya baska etkili bir goreve sahip o lanlarin. cinsî. cirit * At kosturup birbirine degnek atarak topluca oynanan oyun. sik dolasmak ve serbestce davranmak. yuvarlak kesilerek kizartilmispatates. cips * Ýnce. kok. keyfince davranmak. asil.* Soy. bolum. erkek veya disi olmayan. cinsellik * Cinsel ozelliklerin butunu. alimli. tedirginlik ve sikintiverme. genellikle karsi cinsi ahlâk disibirtakim tutum ve davranislarla cinsel yonden sikintiya sokup raha tsiz etmesi. seks. cinsel. cirit oynamak * istedigi bicimde. cinsiyet * Bireye. esey. * Bu oyunda atilan degnek. cirit atmak * (bir yerde) cokca bulunmak. cesit cesit. soy sop. cinsî * Cinsiyetle ilgili. nehir. * Miktar. cinyolu * Tarlalarin arasinda gorulen verimsiz topraklar. * Yuksek nitelikte olan. cirit atma * Atletizmin ciridi firlatmaya dayanan dali. * Turlerine gore. cins cibilliyet * Nitelik. eseysiz. asil. cinsel taciz * Ahlâksizca ve ulu orta veya gizlice soz ve davranislarla karsicinse eziyet etme. cins ismi * Bir turden olan varliklarin adi: Kedi. * Garip. cinsilâtif * Kadin. cirit ucu . ureme isinde ayribir rol veren ve erkekle disiyi ayirt ettiren ozel bi r yaratilis. cinslik * Cinsiyet. cirim * Hacim. cins isim * Cins ismi. hosa giden kadin. cinsliksiz * Cinsligi olmayan. cirit oyunu * Cirit. cins cins * Cesitli. cinslik bilimi * Cinsiyetle ilgili sorunlariinceleyen bilim.

tecessum. civanmertlik * Civanmert olma durumu. yuce gonullu.* Cirit sopasinin ucundaki demir. cismen * Cisim olarak. civar * Yore. cisimcik * Kucuk cisim. temren. civelek * Canli. bircok turleri olan bir kir bitkisi. ciyak ciyak. * Atom tanecigi. civanmert * Mert yaradilisli. * Dinî bir inanisla ilgili dusuncelere bagliolmayarak. ciro * Bir ticaret senedinin. yakin yer. cisim * Maddenin bicim almisdurumu. vucutca. ciritci * Cirit oynayan kimse. kandil cicegi (Achille a millefolium). dolay. civanpercemi * Birlesikgillerden. ciro etmek * bir ticaret senedinin veya cekin arkasina gereken yaziyiyazmak. beden. cisimlesme * Cisimlesmek durumu. * Yeniceri ocagina yeni girmisdelikanli. neseli ve sokulgan. civanim! * bir sevgi seslenisi. civeleklik * Civelek olma durumu. yalniz maddî temellere dayana n. civciv * Kumes hayvanlarinin yumurtadan yeni cikmisyavrusu. bedence. * Govde. cismanî * Cisimle. ciyak ciyak * Bkz. cisimlenmek * (cismi olmayan bir sey icin) Cisim durumuna gelmek. ruhanî karsiti. * Genc ve yakisikliolan. cisimlesmek * Cisim hâline gelmek. bedenle ilgili. yigit. civcivlik * Sekiz on haftalik oluncaya kadar civcivlerin bakimina ayrilan kumes. telâsli. alacaklitarafindan baskasina cevrilmesi ve senedin arka sina gereken yazinin yazilip imza edilmesi. . vucut. cisimlenme * Cisimlenmek isi. civan * Yakisikligenc erkek veya genc kadin. civankasi* Bir tur nakisve isleme. civcivli * Gurultulu patirtili. cismanîlik * Maddîlik. tecessum etmek. tecessum etmek.

fizikî. cosku * Genellikle buyuk bir istekle ortaya cikan gecici hayranlik veya heyecan durumu . cokey * Yarisatlarina binen. cografik * Cografî. ekonomik. coplama * Coplamak isi. bir bolgeyi. coplatmak* Coplamak isini yaptirmak. siyasî gercekliklerin tumu. * Cografya ogretmeni. niteleyen. coplatma * Coplatmak isi. cokeylik * Cokeyin yaptigiis. cografî * Cografya ile ilgili. beserî. coplanmak * Copla dovulmek. yonlerden inceleyen bilim. ciyaklamak * Ciyaklamak. cografyaci * Cografya arastirmalariyapan kimse. coplanma * Coplanmak isi. cografyacilik * Cografyaciolma durumu veya cografyacinin meslegi. yetenekleri bu amaca gore gelistirilmiskimse. siyasî. conta * Gecirmezligi saglamak icin. Cl * Klor`un kisaltmasi. Co * Kobalt`in kisaltmasi. sikistirilmisiki yuzey arasina yerlestirilmis. cizye * Musluman devletlerde Musluman olmayanlardan alinan bir cesit vergi. bir ulkeyi belirleyen. ek onomik. contalamak * Conta koymak veya yerlestirmek. beserî.ciyaklama * Ciyaklama. copla dovmek. coplamak * Copla vurmak. * Uskumrularin buyuk baliklardan korkarak kiyiya siginmasidurumu. cografya * Yeryuzunu fizikî. contalama * Contalamak isi. cop * Kalin kisa degnek. cografî durum * Bir yerin cevresi ile ilgisinin tespiti veya gorunumu. cizvit * Ýsa Dernegi denilen bir Hristiyan derneginin uyesi. * Polislerin kullandigiarac veya lâstik sopa. corum * Balik akini. * Bir yeryuzu parcasini. gen ellikle kaucuk ve kursundan yapilan ince parca.

costurma * Costurmak isi. uzunl amasina acilan. ruhun kendini asip yucelmesi. coskulanma * Coskulanmak isi. semahat. costurmak* Cosmasinisaglamak. conk * Buyuk yelkenli gemi. esirgemeden bol bol vermek. costurulma * Costurulmak isine konu olmak. verimlilik. comertlesmek * Comertce davranmak. comertlik * El acikligi. bol bol. coskunlasma * Coskunlasmak isi. costuruculuk * Costurucu olma durumu. coskunca * Coskun (bir bicimde). cosmasina yol acmak. cosma * Cosmak isi. cosmak * Duygu ve dusunceleri guclu bir tepki ile disarivurmak. * Verimli. * (doga olaylarindan herhangi biri) Birdenbire cogalip hizlanmak. comertlesme * Comertlesmek isi. coskunlasmak * Coskun bir duruma gelmek. costurulmak * Cosmak isi yaptirilmak. * Bir dusunceyle. costurucu * Costuran. selek. bir duyguyla dolarak yucelme. coskulanmak * Coskulu duruma gelmek. cosuntu * Cosku. galeyan. comert * Para ve maliniesirgemeden veren. * Salgibezleri ve dinamik etkinliklerle kendine ozgu iliskileri bulunan ic veya disuyaranlarin kamciladigi guclu duygu durumu. deri kaplidefter. eli acik. * Sevinc gosterileriyle beliren guclu heyecan. Cr . coskulu * Coskusu olan. galeyan etmek. he yecan.. sakinmadan. comert davranmak * sakinmadan. semih. muruvvet. kendilerinin veya baskalarinin siirlerini derledikleri. comertce * Comert bir bicimde. * Saz sairlerinin. coskunluk * Coskun olma durumu veya coskunca yapilan is. coskun * Cosmusolan. heyecanlidavranis.

Cs * Sezyum'un kisaltmasi. gucsuz. * Eski evlerde pencere hizasindan sokaga dogru cikintisiolan kafesli bolum. cukkayiyutmak * oyunda utulmek. cumbuldama * Cumbuldamak isi. cil /-cil. persembe ile cumartesi arasindaki gun. cumartesi * Haftanin yedinci gunu. gorgusuz kimse. cumba * Yapilarin ust katlarinda. cumbasiz * Cumbasiolmayan (yapi). Cu * Bakir'in kisaltmasi. cumbalatmak * Cumbalamak isini yaptirmak. cumbalamak * Bir parcanin dar kenarindaki testere izi veya benzeri girinti ve cikintilaridu zeltmek. -cuk * Bkz. * Cuma namazi. cumartesi kibarigibi suslenmek * ozentili fakat zevksiz suslenmek. -cu * Bkz. cumbali * Cumbasiolan (yapi).* Krom'un kisaltmasi. cudam * Beceriksiz. cumbalama * Cumbalamak isi. cumbalatma * Cumbalatmak isi. sokaga dogru cikintiyapmisbal kon. cuma namazi * Cuma gunu oglen ibadetinde cemaatle kilinan namaz. -ci/ -ci. ana duvarlarin disina. -cul * Bkz. cumbul cumbul * Asiriolcude icilmisickinin veya yenmissulu yemegin vucutta cikardigisesi anlat ir. asagicuk oturmak. cumbadak * Suya dusen bir cismin cikardigisesi anlatmak icin dusmek fiiliyle birlikte kul lanilir. crescendo * Calgilar giderek daha yuksek ses verecek bicimde calinma durumu. cuma gecesi * Persembeyi cumaya baglayan gece. cumbuldamak . cumbalak * Takla. cukka * Hayvan ve insan memesi. cuk * Bkz. -cik / -cik. cuma ile pazar arasindaki gun. cuma * Haftanin altincigunu.

Cumhuriyet Bayrami * 29 Ekim 1923'te kurulan Cumhuriyeti kutlamak uzere yasayla kabul edilmisolan r esmî bayram. cumhuriyet * Milletin. cumhura muhalefet kuvveihatadandir * halkin tuttugu bir davaya karsicikilmaz.* Bir kabin icinde calkalanip ses cikarmak. * Cumhurbaskaninin makami. . cumhuriyetcilik * Cumhuriyet yanlisiolma durumu. hep birlikte. cumhurbaskani * Cumhuriyetle yonetilen ulkelerde devlet baskani. cumburdamak * Cumburtu sesi cikarmak. cura * Tezene ile calinan iki veya uc telli halk sazi. cumhurca * Toplu olarak. cumhur cemaat * Cumbur cemaat. cunda * Yatay serenlerin her iki basi. * Topluluk. cup * Suya dusen bir seyin cikardigisesi anlatmak icin kullanilir. cumburlop * Agir bir cismin suya dustugu zaman cikardigisesi anlatmak icin kullanilir. curaci * Cura yapan veya calan kimse. cuntaci * Cunta uyesi. egemenligi kendi elinde tuttugu ve bunu belirli sureler icin sectigi millet vekilleri araciligiile kullandigidevlet bicimi. * Ufak tefek. * Bir cesit kucuk atmaca. cumbuldatmak * (bir siviicin) Bir kabin icinde calkalamak. cumhurbaskani. cuppadak * Cumbadak. cumhuriyet yanlisi. cumburdama * Cumburdamak durumu. cura zurna * Bir cesit kucuk zurna. gelismemis. cunta * Bir ulkede yonetime el koyan kimselerden olusan kurul. cumhurbaskanligi * Cumhurbaskaniolma durumu. cumburtu * Suya dusen agir bir cismin veya calkalanan suyun cikardigises. cumbuldatma * Cumbuldatmak isi. cumhuriyetperver * Cumhuriyetci. cumhurreisi * Bkz. cumhur * Halk. cumhuriyetci * Cumhuriyet yanlisiolan kimse. reisicumhur.

cuhelâ * Bilgisizler. dugmesiz giysi. cucelesme * Cucelesmek durumu. uzak kalmisolan. tahta oturma. -ci/ -ci. cahiller. cucuk * Filiz. tomurcuk. cucuklenme * Cucuklenmek isi. cucelesmek * Cuce durumuna gelmek. cucuklenmek * Filizlenmek. cucuklesme * Cucuklesmek durumu. yanlarigenis. * Alaturka muzikte hizlibir usul. cosma. -cu * Bkz. culûs * Hukûmdarlik tahtina cikma. . cucelik * Cuce olma durumu. curcunaya cevirmek. -cil /-cil. cuda * (yurt. cucuklesmek * Filizlenme durumu almak. gurultulu duruma sokmak. curnata * Bildircin sokunu. cusis * Coskunluk. cubbeci * Cubbe yapan ve satan kimse. cubbe * Hukukcularin. universitede belli bir asamaya ulasmisbilim adamlarinin elbise u stune giydikleri uzun. * Gelismemis. normalden cok daha kisa olan (kimse). jurnal. karisik durum. * Bir seyin kucugu veya onu andiran bir parcasi. -cuk * Bkz. cubbe gibi* cok genisve uzun (giysi). cuda etmek * ayirmak. ses. curnal * Bkz. civciv. marul gibi katmerli bitkilerin en ic bolumu. hava). dondurmek (veya curcunaya vermek) * ortaligikarisik. cuce * Boyu. -cul * Bkz. -cik /-cik. baba ocagigibi cok sevilen seylerden) Ayrilmisolan. cubbeli * Cubbe giymisolan. curcunali* Curcuna icinde olan (yer. * Sogan.curcuna * Gurultulu. * Kumes hayvanlarinin yavrusu. * Kusyavrusu.

cumle kapisi * Yapilarda ana kapi. cumle bilgisi * Bir cumleyi olusturan kelime ve kelime gruplariarasindaki iliskiyi inceleyen v e siniflamalar yapan. cumbus * Eglenti. cumlecik * Onerme. hareketli. cur'et etmek * ataklik etmek. cur'etkârlik * Cur'etkâr olma durumu. cuppe * Bkz. cumleten * Hep birden. * Bir yargibildirmek icin tek basina cekimli bir fiil veya cekimli bir fiille ku llanilan kelimeler dizisi. cumlesi * Hepsi. hepsi birden. . cumhur cemaat. cur'et * Yureklilik. cunha * Curum derecesindeki suc. hep. * Maden govdeli. cumbuslu * Eglentili. cumbur cemaat * Toplu olarak. * Butun. cunun * Delilik. cur'etli. ataklik. cesaret. saygiyiasan davranis. cenabet. cubbe. tumce. cumbuscu * Cumbuscalan (kimse).culûsiye * Hukumdarlarin culûs torenlerinde dagittigibahsis. soz dizimi. cur'etkâr * Atak. cunup * Cinsel iliskiden sonra. dil bilgisinin ana bolumlerinden biri. cosku. cumle âlem * Herkes. tambura benzer bir saz. sistem. tumlec. yuklem. cumlenin ogeleri * cumlenin kurulusunda baslica gorevleri yuklenmisolan kelimeler. cumudiye * Buzul. * Dusuncesizce. kabahatten agir ve cinayetten hafif olan suc. cunupluk * Cunup olma durumu. cumle * Dizge. cumbusyapmak * toplu hâlde eglenmek. tumce bilgisi. yureklilikle davranmak. dinin buyurdugu bicimde henuz yikanmadigiicin temiz sa yilmayan (kimse). ozne. * Sairlerin tahta cikan padisah icin yazdigisiir. herkes. * Kucuk cumle. * Canlilik.

caba harcamak * bir isi yapabilmek icin elden gelen butun gucu kullanmak. fasikul. suc ustu yakalanmak. para ve kâgit koymaya yarar kucuk canta. gucsuz. cussesiz * Ýnce yapili. cur'etlenmek * Cur'etli davranmak. * Bir kimsenin kimligini bildirmek icin resmî bir yerden kendisine verilen. cur'etsiz * Cur'eti olmayan. . iri govdeli. ceht.cur'etlenme * Cur'etlenmek durumu. -c * Kucultme eki. -ca / -ce (ÝÝ). zorlu. demir boku. cusse * Ýnsan govdesi. * Yanlislik. azicik. katisik. caba * Herhangi bir isi yapmak icin ortaya konan guc. cuz'î * Az. ugrasmak. curmumeshut hâlinde * sucu islerken. surekli calisma. Ce adiverilen bu harf. pek az. * Basilieserlerin ayribir kapak icinde satisa cikarilan bir veya birkac formalik bolumu. c c * Turk alfabesinin dorduncu harfi. * Kaloriferlerden cikan yanmiskomur artigi. cuzamli * Cuzam hastaligina tutulmusolan. cabalama * Cabalamak isi. dis. kusur veya hatadan dogan durum. cur'etli * Cur'eti olan. ufak tefek. c C * Turk alfabesinin dorduncu harfi. cuzam * Hansen basilinin sebep oldugu deri hastaligi. cuz * Bir butunu olusturan bolumlerden her biri. cep de fteri bicimindeki belge. diski. ses bilimi bakimindan otumsuz. caba gostermek * bir isi basarmak icin calismak. -ca / -ce * Bkz. * Tikel. curuf * Maden posasi. -ca / -ce (Ý). cuzdan * Cebe girecek buyuklukte. curum * Suc. -ca / -ce * Bkz. iri yari(insan). cusseli * Ýri yapili. * Kur'an`in bolunmusoldugu otuz parcadan her biri. curmumeshut * Sucustu.dis eti unsuzunu gosterir.

tacil. deri. cabuklastirilma * Cabuklastirilmak isi. vakit gecirmeden. tez. cabuklasma * Cabuklasmak isi. cabuklasmak * Cabukluk kazanmak. oldukca cabuk. cabuklastirilmak * Cabuklasmak isi yaptirilmak. cabuklastirma * Cabuklastirmak isi. cabuk isgor. sur'at. modern bir dans. zorlamanin yarariyok. cabuk ol (veya cabuk) * cabuk davran. cacaronca * Cacarona yakisir (bir bicimde). cacaca * Meksika'dan yayilmis. caca * (ticaret gemilerinde) Eski ve usta gemici. yavaskarsiti. cabalamak * Guc bir durumdan kurtulmaya ugrasmak. tasinabilir barinak. cabalayis* Cabalamak isi veya bicimi. cabucak * Cok cabuk. kil dokuma veya sik dokunmuskalin bezden yapilarak direklerle tutt urulan. * Acele et. cabuk cabuk * Cabuk olarak. geveze. . oyalanma!. hizla. otag. cabalanmak * Cabalamak isi yapilmak. cabucacik * Cabucak. oba. caca baligi * Hamsigillerden kucuk bir balik (Clupea sprattus). cabukca * Cabucacik. * Genel ev isleten kadin. cadir * Kece. cabuk * Alisilandan veya gosterilenden daha kisa bir zamanda. cabuklastirmak * Bir ise cabukluk vermek. hizlanmak. * Hizli. * Kisa surede ve kolaylikla. * Golgelik olarak kullanilan tente veya semsiye. tesri etmek. cabuk parlayan cabuk soner * olagan sayilmayacak kadar kisa bir zamanda olan bir gelismenin surekli olamaya caginianlatir. cerge. cabalanma * Cabalanmak isi. ivedilikle. cacaron * Karsisindakini susturacak bicimde ve cok konusan. sur'atle. * Bir isi basarmak icin ugrasmak.cabalama kaptan ben gidemem * bu isi yapacak gucte degilim. cabucacik. mama. oyalanma" anlaminda. sur'atle. cenesi kuvvetli. hareketli. cabukluk * Cabuk olma durumu hiz. cacaronluk * Cacaron olma durumu veya cacaronca davranis.

caganak * Bkz. cadir tiyatrosu * Oyunlarinive diger gosterilerini cok buyuk bir cadir icinde halka sunan gezici tiyatro veya gosteri grubu. cadir bezi * Pamuk veya ketenden dokunmuskalin. cadirliordugâh * Cadirlarda barindirilan askerî guc. devir. cadir canagi * Cadir direginin ucunda. sik bir tur bez. cadir yikmak * kurulu olan cadirlarisokup toplamak. cadir cati* Orta noktadan baslayarak dort tarafa bakan yuzeyi bulunan ve kare piramit bicimi ndeki cati. vakit. yas. * Bir katmanin olustugu sure. cag * Zaman parcasi. buyuk yaprakli. kohne. Cin ve Amerika irmaklarinda yetisen. elverisli zamani. * Askerlige alinma cagidisinda. caga * Cocuk. caganoz * Kabuklularin on ayaklilar alt takimindan. cadir diregi * Cadirin duzgun ve gergin kurularak cokmemesini saglayan orta direk. cadir bezini tutmaya yarayan oyuk agac. * Hayatin cocukluk. cagacmak * herhangi bir bakimdan oncekilerden farkliolan yeni bir evrensel gidise yol acm ak. cagdisi * Cagin gerektirdigi sartlarin gerisinde kalmis. * Cadira yerlesmisolan.cadir agirsagi * Cadirin direk basligi. cadir devlet * Gocebe boy ve asiretlerden olusan devlet. donem. cadirci * Cadir yapan veya satan kimse. cadirli * Cadiriolan. pembe v e beyaz cicekli bir bitki (Euryaleferox). cadircilik * Cadir yapma veya satma isi. . cagdisilik * Cagdisiolma durumu. calgicaganak. * Tarihin ayrildigidort buyuk bolumden her biri. kurun. * Kendine ozgu bir ozellik tasiyan zaman parcasi. bebek. cadir usagi * Maydanozgillerden. cagdisiolmak (veya kalmak) * yedek askerlik caginidoldurmusolmak. cadir cicegi * Nilufergillerden. pavuryaya benzer k ucuk su hayvani(Carcinus). * Bir seyin uygun. cadir kurmak * cadiriicinde oturulabilecek bir duruma getirmek. oz suyu hekimlikte kullanilan bir bitki (Dorema ammoniacum) . eti icin avlanan. genclik gibi turlu donemlerinden her biri.

akarken taslara. modernlik. cagdaslik * Cagdasolma durumu. cagil cagil * Cagildayarak akan sularin sesini yansilar. cagildayis* Cagildamak isi veya bicimi. cagirilmak * Cagrilmak. cagilti * Suyun. gereklerine uymak. modernlestirmek. ona gore davranan. ayak uyduramamak. anlayisina. asrîlesmek. cagcillik * Cagcil olma durumu. cagcillastirma * Cagcillastirmak isi. cagildama * Cagildamak isi. tutum ve davranislariyla bulundugu cagdan daha ileride olmak. yuzyilda olu san yazidili. modernlestirmek. cagirici * Cagiriisini yerine getiren kisi. sartlarina uygun olan. kayalara carparak cikardigises. Dogu Turkcesinin XV. muasirlasma. asrîlestirmek. muasirlasmak. cagigecmek * eskimek. cagiltili * Cagiltisiolan. muasir. Cagatayca * AdiniCengiz`in ikinci oglu Cagatay`dan alan.caganoz gibi * egri bugru (kimse). cagcillasma * Cagcillasmak isi. kayalara carparak ses cikarmak. cagdaslastirmak * Cagdaslasmasina yol acmak. asrîlik. cagdaslasmak * Cagin tutumuna. cagdas * Aynicagda yasayan. caginiasmak * dusunce. asrî. cagiri * Davetli. asrîlesme. cagcillasmak * Cagin yeniliklerine uygun duruma gelmek. modern. donemi veya modasigecmek. modern. cagdaslastirma * Cagdaslastirmak isi. modernlik. cagcillastirmak * Cagin gereklerine uydurmak. cagcil * (insan icin) Cagin yeniliklerini benimseyen. modernlesme. * Sahnede oyuncularitakdim eden kimse. davetci. modern. cagin gerisinde kalmak * gelismelere ve yeni dusuncelere uyum saglayamamak. * Teknigin. cagdaslasma * Cagdaslasmak isi. * Bulunulan cagin anlayisina. modernlesmek. . bilimin yeniliklerinden yararlanan. cagirilma * Cagrilma. cagira cagira * Surekli cagirarak. muasir. cagildamak * Sular akarken taslara.

caglama * Caglamak isi. ham yemis. cagirtma * Cagirtmak isi. kaynak. cagricihazi * Telefon sistemi ve agiduzeninde belli bir numara verilerek tasiyanina kolayca ulasilmasiniveya ona haber birakilmasinisaglayan alet. cagmak * (gunesisigi) Vurmak. buyukluk taslamak. cagiris * Cagirmak isi veya bicimi. cagirmak icin giden kimse. cagri * Birinin bir yere gelmesini isteme. caglayis * Caglamak isi veya bicimi. turku soylemek. cagirmak * Birinin gelmesini kendisine yuksek sesle soylemek. cagirtmac * Tellâl. davet etmek. cagma * Cagmak isi. kayisi. cagirti * Cagirma sesi. cigirtkan. cagirtmak * Cagirmak isini yaptirmak. caglamadan catlamak * gerekli olgunluga erismeden olgun davranislarda bulunmak. * Ruh cagirma sirasinda seans. davet. . cagirma * Cagirmak isi. kucuk se lâle. erik gibi tek cekirdekli yemislerin korpe iken yenilebilen ham sekli. seslenmek. caglamak * (akarsu) Kopurerek ve ses cikararak coskun bir bicimde akmak. * Cosmak. * Binmek icin bir arac istemek. cagnak * Dol kesesini dolduran ve dolutu icinde bulunduran sivi. cagrinumarasi * Cagricihazinin numarasi. cagrici * Cagirmak isini yapan. cok yuksek olmayan bir yerden dokulup aktigiyer. * Herhangi birinin bir yere gelmesini istemek. caglayan * Kucuk bir akarsuyun. amnios suyu. davetci. caglayik * Yerden ses cikararak. * Cagricihazi.cagirim * Cagirma isi. * Badem. gurultuyle kaynayarak cikan genellikle sicak su. cagla * Olmamis. * (yuksek sesle) Sarki. caglar * Caglayan. cagirtkan * Otusuyle kendi turunden olan kuslarin cevresine toplanmasiicin avcilarin yarar landigikus.

cakal * Et oburlardan. cagrisma * Cagrismak isi. . hatta bellek hayatinin hepsi ni. * Benzemek. andirmak.* Baziyerlere girmek isteyenleri sirasigelince cagiran kimse. * Hep birden bagirarak yaygara etmek. asagilik kimse. okuntu. cagrisiz * Cagrilmamisveya cagrilmayan kimse. suru durumunda yasayan. cagrim * Yuksek bir sesin yetisebilecegi kadar uzaklik. tedaî. cagrilmak * Cagirmak isi yapilmak. dusuncelerin cagrisimiile aciklamak isteyen doktrin. -cak * Ýsimden isim yapma eki. câk * Yirtik. cagristirma * Cagristirmak isi. cakal armudu * Yabanî armut. davetiye. yarik. * Akla getirmek. hatirlatmak. cagrisimli* Cagrisimiolan. * Davranislar. mubasir. gorgusuz. cagrilik * Davet icin yazilan kâgit. cagrisimci* Cagrisimcilik doktrini taraftariolan (kimse). davetli. cagrisim * Bir dusuncenin veya goruntunun. duzenci. * Kurnaz. andirmak. bir baskasinihatirlatmasi. cagrisimsal * Cagrisimla ilgili. bilinc alanina bunlardan birisi girince otekini de bilince cekmesi olayi. ahlat. dusunceler ve kavramlar arasinda yer ve zaman birliginin etkisiyl e kurulan baglantilar sonucu. cagrilis * Cagrilmak isi veya bicimi. cagrisim yapmak * cagristirmak. kurttan kucuk bir yaban hayvani(Canis a ureus). cagrismak * Birbirini cagirmak. cagricilik * Cagricinin gorevi. cagrilma * Cagrilmak isi. aklin butun ilkelerini. câk câk (olmak) * cok yirtik. bir yere veya birinin yanina cagrilmiskimse. huysuz. cagrisimsiz * Cagrisimiolmayan. parca parca (olmak). cagrili * Bir toplantiya. cagristirmak * Bir cagrisima yol acmak. * Titiz. yalanci. lime lime. cagrisimcilik * Butun bellek islemlerini.

* Uzunlugu iki yuz elli . cakil tasi. cariye. cakildak * Bir carkin yalniz bir yone dogru islemesine yol verip tersine donmesini onleye n veya degirmen. su dolabi gibi birtakim makinelerin isleyisini cikardigisesle kontrole yarayan parca. * Ýse yaramayacak durumda olan. bozuk. cakil yol * Cakil taslariile dosenmisyol. iri cekirdekli bir erik turu (Prunus spinosa). deniz cakisi. cakilip kalmak . cakilikalmak * bir yerde degismeden durmak. * Cakilmisbir seye bagli. cakil tasi* Deniz kiyilarinda veya derelerde suyun asindirmasiile sivrilikleri k aybolmus. cakaloz * Mermi olarak cakil tasiatan bir tur top veya bu topu kullanan topcu. * (kalitesiz) Tabanca. kole. cakildatma * Cakildatmak isi. degirmi biciminde bir cocuk oyuncagi. caki * Acilip kapanan bir veya birkac agizlikucuk cep bicagi. ne dedigi belli olmaksizin. * Bkz.uc yuz. cakil cukul * Karisik bicimde. cakar * Denizde. * Ýlkel bir bicimde uretilmis. cakal yagmuru * Gunesvarken yagan yagmur. yanasma. cakalbogan * Kirlarda rastlanan bir bitki. sert. cakici * Bicakci. sabit. cakildama * Cakildamak isi. cakigibi * canlive atik. cakaralmaz * Basit. cakil kusu * Yagmur kusugiller familyasindan kuzey bolgelerde yasayan sicak aylarda guneye gecen gocmen kus (Crocethia alba). kazik gibi bir seyle tutturulmus. aciga veya kiyilara yerlestirilen. * Koyunlarin kuyruklarialtindaki killara yapisip kuruyan pislik. * Yeri degismez. cakildamak * Surtunen. toparlak veya badem biciminde ufak bir tasturu. cakil * Kucuk veya orta boyda tasparcasi.cakal erigi * Cok eksi. belirli araliklarla yanip sonen ku cuk fener. yuvarlanan cakil taslarigibi ses cikarmak. genisligi on kulac olan balik agi. cakildatmak * Cakildamak isini yaptirmak. ilkel cakmak. cakili * Civi. caker * Kul. * Elde cevrildikce gurultulu ses cikaran.

cakim. cakirdogan * Yirticikuslardan bir dogan cesidi. cakirci * Kusavinda cakirdoganitutan kimse. becerikli olma durumu. cakim * Simsek. cakirdiken* Maydanozgillerden. * Kivilcim. serare. * Hizla dusup saplanmak. puruzlu yuzey. cakilti * Cakil taslarinin ve onlara benzer seylerin kimildatilinca cikardiklarises. becerikli (kimse) . cakirdikenlik * Cakir dikeni bol olan yer. cakir ayaz * Acik ama cok soguk hava. cakirkeyf. cakirkeyf * Yarisarhos. cakir * Sarap. cakintili * Cakintisiolan. togrul (Accipiter gentilis). beklenmeyen soz veya davranis. cakir * (goz icin) Acik mavi. cakirlasma * Cakirlasmak durumu. cakilmak * Cakmak isine konu olmak. * Ortaya cikmak. cakin * Bkz. cakintisiz * Cakintisiolmayan. cakirkanat* Kanatlarimavi hareli bir ordek cesidi (Anas crecca). cakinti * Simsek cakmasi. hekimlikte kullanilan bir bitki. * Girintili cikintili. deve elmasi(Arctium tomentos um). * Anî bulus. cakilli * Cakiliolan. cakirlasmak . giristigi veya ele aldigiher isi basaran. cakin. * Cakirdogan. cakir pence * Tuttugunu koparan. cakirkeyif * Bkz. cakir pencelik * Tuttugunu koparma. anlasilmak. cakillik * Cakil dosenmisveya birikmisyer. dusunce. cakilma * Cakilmak isi. farkina varilmak. parlamasi. cakir cukur * Cak cuk diye ses cikararak.* bir yerde uzun sure hareketsiz kalmak. hareli elâ. cakircilik * Cakircinin isi ve meslegi.

anlamak. cakmak * Vurarak sokup yerlestirmek. cakmak cakmak * atesyakabilmek icin cakmagitutusturmak. maddeden yapilmisgaz veya benzinle dolu tutusturma aleti. . bilmek. vurmak veya carpmak. yuzey gibi geometrik bicimler ust uste konulduklarinda birbirini b utunuyle orterek esit olmak. cakmak tasi * Demir veya celige surtuldugunde kivilcim cikartan bir tur kuvars. cakma * Cakmak isi.* Cakirkeyf olmaya baslamak. cakismali* Birbirine esit sekiller. * Civi ile tutturmak. * Dogru. * Ýcki icip keyfetmek. cakistirmak * Cakismak isini yaptirmak. cakmak cakmak * (gozler icin) Parlar durumda. * Tabanca veya tufeklerde bulunan tetik duzeni. * Anlamak. cakisiz * Cakisiolmayan. kabartmalisina da e rkek cakma denir. * Aynizaman dilimi icinde bulunmak. * Sezinlemek. isik vermek. * Ýcki icmek. alev alev. farkina varmak. ciban. * Kazik cakip hayvan baglamak. * Bu iste kullanilan kuyumcu kalibi. * Parildamak. * Saplamak. * Olgunlasmaya yuz tutmak. * Vurmak. cakisma * Cakismak isi. takilmak. * Kabul edilmeyecek bir seyi kurnazlikla kabul ettirmek. cukurlusuna disi cakma. aci. cakmak * Tasa vurulup kivilcim cikarilan celik parcasi. yara. * Bir seyi baska bir seye surtmek. * Celik. cakisik * Cakismisolan. plâstik vb. * Deri hastaligi. cakistirma * Cakistirmak isi. cakmak * Kuruyunca kalin kabuk baglayan kabarciklarla beliren ve genellikle yuzde cikan bir deri hastaligi. cakma kapi * Genellikle iki kusak uzerine tahtalarin civi ile tutturulmasiyontemiyle yapila n basit kapi. cakis * Cakmak isi veya bicimi. cakismak * Birbirine gecip kenetlenmek. cam. * Vurup cakarak yapilmiskuyumcu isi. tas. * Soz yarisietmek. cakmaci * Cakma isini yapan kimse.

* Tufek ve tabanca cakmaklariniyapan ve onaran kimse. cakmakli* Cakmak tasive zemberekle atesalan eski zaman tufegi. pacali(guvercin) veya baska (kus). kizarmak ve iyice acilmak. cal * Taslik yer. cakmaklasma * Cakmaklasmak durumu. cala kurek * Surekli kurek cekerek. cakozlamak * Uygunsuz bir durumu fark etmek. caksirli * Caksir giymis. * Ayaklarituylu. caksir * Paca bolumu diz ustunde veya diz altinda kalan bir tur erkek salvari. cala paca . caktirmadan * Belli etmeden. cakmaklik * Cakmakta kullanilacak olan. caksirsiz * Caksiriolmayan. cala kalem * Gelisiguzel. caktirma * Caktirmak isi veya durumu. cakmakci* Cakmak yapan veya satan kimse. caktirmak * Cakmak isini yaptirmak. ciplak tepe. cala kamci * Durmadan kamcilayarak. * Eski. cala * Belli isimlerden once gelerek fiile baglanir ve isimle ilgili bir cabukluk.* Duvenlerin altina cakilan kucuk ve kesici tas. cakmaksiz* Cakmagiolmayan. caktirilma * Caktirilmak isi. cala kilic * Durmadan kilic sallayarak. * Ýcine cakmak konulan koruyucu malzeme. caktirilmak * Caktirmak isi yapilmak. * Kuslarin ayaginda bulunan ve sus gibi gorunen tuy. su reklilik. durmadan yazarak. * Kibrit. dikkatsizlik anlamikatar. gizlice. caktiris * Caktirmak isi veya bicimi. cakmaklasmak * (goz) Cakmak cakmak olmak. * Birinin bir seyi sezmesini saglamak. cakmakcilik * Cakmak yapip satma isi. cala kasik * Soluk almadan yiyerek. sezdirmeden. kullanilmaz tabanca veya tufek. cakozlama * Cakozlamak durumu.

calgililokanta veya eglence yeri. * Muzik toplulugu. enstruman.* Zorla yuruterek. calcenelik * Calcene olma durumu. caldiris * Caldirmak isi veya bicimi. calgili . nuans. caldirma * Caldirmak isi. muzik. surukleye surukleye. zar arlibocek. cenesi dusuk. nese ve gurultu oldugu hâlde. calâk * Eline ayagina cabuk. calki. calacak * Yogurt mayasi. tezene. calcene * Durup dinlenmeden konusan. atik. calgioragi * Tirpan. * Hirsiza kaptirilmak. * Hirsiza kaptirmak. * Bahce supurgesi. calgicibocek * Yaklasik 5 mm boyunda. mizrap. kemik. caldirmak * Calmak isini yaptirmak. cevik. calgi * Muzik aleti. enstruman. Calap * Tanri. calgicalmak * bir muzik aletini seslendirmek. calar * Farklilik veya anlam inceligi. kurak yerlerde yetisen bir bitki cinsi (Sisymbrium). caldirilma * Caldirilmak isi. calarma * Calarmak isi. calar saat * Ayarlanisina gore istenilen zamanda calan saat. calgic * Bazicalgilarin tellerine vurmaya yarar kustuyu. calgialeti * Muzik yapmak icin kullanilan arac. boynuz gibi seylerden y apilmiscalma araci. calgihane * Muzik evi. * Calgicalma. calgiciotu * Turpgillerden. calgici * Calgicalmayikendine meslek edinmiskimse. calgicilik * Calgicinin isi. calarmak * Ekinler veya meyveler olmaga yuz tutmak. caldirilmak * Calmak isi yaptirilmak. basisert bir kabukla ortulu. kahverengi veya siyah. calgicaganak * Calgi.

calilandirmak * Corak bir araziyi caliekimi yontemi ile yesertmek. sepetci kavagi. sarkili. basikoyu kirmizi. calilik yerler i seven otucu bir kus (Troglodytes). caligibi * sik ve sert (sac. cali * Bogurtlen. * Yan yan giden. * Calgicalinarak yapilan. calilandirma * Calilandirmak isi. cirpiidi. * Calgin. karacali. caliidi. govdesine dogru rengi acilan. kendi renginden olmayan. calikusu * Sercegillerden. calik * Carpik. karsidakini etkileme amaciyla yapilan davranis. * Tabiî olmaktan uzaklasmis. * Koyunlarda cicek hastaligi. kucuk bir kus. gurultulu patirtili. bir duzen kurmus. calgin * Sicak veya soguktan gelisemeyerek ciliz kalan ekin. califasulyesi * Kilciklibir cesit fasulye. calidikeni* Bkz. calikakici* Eskiya bozuntusu. sakal). kocam kaba saba idiyse de. ahu dudu gibi agacciktan kucuk. . calim * Gosteris. * Ciban yeri. * Koturum. evim idi ya. * Adidefterden silinmis. erim. kurum. calibulbulu * Sercegillerden. calgilicaganakli * Eglenceli. calicirpi* Kolayca atesyakmaya yarayan ince ve kuru agac dali. * Kilicin keskin yani. calgili. neseli. * Menzil. kuru ot gibi seyl er. * Uzun zaman bakir kapta kalan tadibozulmusyemek. calik kavak * Dallarisepetcilikte kullanilan bir kavak turu. * Verev kesilmis. * Yuzunde ciban veya yara yeri olan. calikusugiller * Calikusu benzeri turleri icine alan kuslar familyasi. caka. kocam idi ya * her ne kadar evim derme catma. calihorozu * Tavukgillerden. calisupurgesi * Kirmizicicekleri olan ve supurge yapiminda kullanilan bir bitki. calilik * Calisicokca olan yer. guzel oten. sakat. dallaricok catallive saplariodunsu bitki. eti begenilen bir yaban kusu (Tetraourogallus).* Ýcinde calgicalinan. calgisiz * Calgisiolmayan. inmeli. calik. ayiidi uyu idi. otlegen (Sylvia communis). ya sayip gidiyordum.

calimindan gecilmemek * cok kurumlu olmak. calimli * Gosterisli. calimlanmak * Calimlidavranmak. * Basiyuksek. calis * Calmak isi veya bicimi. calimlayis* Calimlamak isi veya bicimi.* Biraz benzeme. calinmak * Calmak isine konu olmak. cok calimliolmak. calimina gelmek (veya getirmek) * uygun zaman veya durumu ele gecirmek. kurumlu. calisiz * Calisiolmayan. ayak veya vucutla sasirticihareke tlerde bulunmak. * Kendisine calim yapilmak. calimlamak * Oyunda topu karsitarafa kaptirmamak icin el. calim satmak * kurulup buyukluk taslamak. calim satarak. calimlama * Calimlamak isi. calisilma * Calisilmak isi. calimlicalimli * Calim gostererek. calimsizlik * Calimsiz olma durumu. calip cirpmak * eline geceni calmak. andirma. calimlilik * Calimliolma durumu. calimlik * Yogurt veya maya calmaya yetecek kadar. * Bir firsattan yararlanarak bir baskasinin hakkiolan bir seyi ele gecirmek. calimlanma * Calimlamak isi veya durumu. calimlanis* Calimlanmak isi veya bicimi. . calimlamak. calim atmak (veya yapmak) * Bkz. calimci * Calim yapan kimse. calinma * Calinmak isi. calimsiz * Calimiolmayan. gosterissiz. calinti * Calinmisolan (sey). * Geminin su kesiminden asagibolumunun basve kic bodoslamasina dogru darlasmasi. yapisidar (gemi). * Bir oyuncunun topu elinden veya ayagindan kacirmadan karsisindaki oyunculariki vrak hareketlerle aldatip gecmesi. calim yemek * futbolda calim ile gecilmek. * Ýnme inmek.

calistiricilik * Calistiricinin isi veya meslegi. faaliyet. * Ýsuzerinde bulunmak. * Ýsi veya gorevi olmak. calismaci* Saglik. calisma odasi * Ýcinde isyapilan oda. calisma belgesi * Bir isyerinde veya alaninda calisilabilecegini gosterir belge. yetistiren ve calistiran kisi. * Bir yapielemaninin yuk altinda bicim degistirmesi. emek. calisma gunu * Tatil gunleri disinda kalan ve calisilabilen her gun. calisma saatleri * Ýsin baslama ve bitisaniarasindaki saatler. * (makine veya âletler icin) Ýse yarar durumda olmak veya islemekte bulunmak. calisma * Calismak isi.calisilmak * Calismak isine konu olmak. calisma saati * Ýssaati. caba harcamak. calisma hayati * Ýshayati. issaatleri. faal. calisma masasi * Uzerinde isyapilan masa. say. calisma dolabi * Ust yuzeyinde calisma tablasibulunan. calistirilmak . * Bir seyi yapmak icin gereken carelere basvurmak. calistirilma * Calistirilmak durumu. * Bunyesindeki suyun azalmasiveya cogalmasisonucu agacin bicim ve boyutlarinin d egismesi. sporcuyu egiten. isgunu. calisma gezisi * Bir isbaglama veya on anlasma yapmak uzere cikilan gezi. onun iscilik durumu nu gosterir belge. calisip cabalamak * cok gayret gostermek. caliskanlik * Caliskan olma durumu. * Bir seyi ogrenmek veya yapmak icin emek vermek. calisma barisi * Ýshuzuru. on yuzeyinde kapak ve cekmeceleri olan m obilya. az veya cok zorlanmasi. calisma yontemi * Bir calisma veya issuresinde izlenen bilimsel ve metodik yontem. caliskan * Cok caliskan. calisma karnesi * Ýsveren tarafindan calisma hayatina baslayan isciye verilen. yonetim bilimi gibi konularda calisma yapan kimse. calismak * Bir seyi olusturmak veya ortaya cikarmak icin emek harcamak. antrenor. o seyi gerceklestirmek icin k endini zorlamak. calismayiseven. calistirici* Bir spor dalinda. * Ýssaati. calistiran * Ýsveren.

* Vucudun bir yerini surekli oynatmak. calkalatma * Calkalatmak isi. * Calkanmissey. calistirma * Calistirmak isi veya bicimi. * Tahilisarsarak kalburdan gecirmek. * Calismak isini yaptirmak. calkantili* Calkantisiolan. * (kulucka yumurtalarini) Cevirmek. * Sudan sarsarak gecirmek veya icinden suyu carparak gecirmek yolu ile bir seyi temizlemek. calkanis * Calkanmak isi veya bicimi. * Sagliginin bozulmasina yol acmak. calkalanma * Calkalanmak isi. calkalanis* Calkalanmak isi veya bicimi. calkak * Calkar. calkanmak * Calkamak isine konu olmak. gol icin) Dalgalanmak. * Coskunluk. calkagi * Calkar. calistiris * Calistirma isi. sikintilidurum. calkalatis* Calkalatma isi veya bicimi. karisik. * Calkalanarak yapilan. calkalamak * Ýcinde bir sey bulunan bir nesneyi sarsarak sallamak. calkanma * Calkanmak isi. calkalatmak * Calkatmak. calkalayis* Calkalama isi veya bicimi. elemek. calkanti * (deniz) Dalgalanma. * (deniz. * Cosmak. * Kargasa ve bunalimin yol actigiduzensiz. * Dalgalanmak. * Cosku. calkalanmak * Calkalanma isine konu olmak. calkalama * Calkalamak isi. calkama * Calkamak isi. * Sulu bir seyi sarsarak veya cirparak karistirmak.* Calisma yaptirilmak. * Kalbur yardimiyla ayrilan cer cop. * (haber. . hareketlilik icinde bulunmak. calistirmak * Calismasinisaglamak. soylenti) Herkesin agzinda dolasmak. calkamak * Tahil elemek.

* (zaman icin) Bosa harcatmak. katip karistirmak. * Ses cikarmak. calmak * Baskasinin malinigizlice almak. * Calinmis. * Basa sarilan sarik. calki * Calgic. * (madeni) Oymak. cali. calkatmak * Calkalamak isini yaptirmak. * Aciklarda kumluk alanlarda yasayan ve aglarikeserek balikcilara arar veren bir cesit caganoz (Portunus puber). vurmak. ses vermek. * Kakmaliolmayan. * Benzemek. calpara * Parmaklara takilip calinan zil veya buna benzer ses cikariciarac. * Kumasin bir parcasinikesmek.calkantisiz* Calkantisiolmayan. * Atmak. * bir ise cok hevesli gorunmek. * Kibrit. cam * Camgillerin ornek bitkisi olan ve yurdumuzda bircok turu yetisen bir orman aga ci(Pinus). asirmak. calmac * Tahtadan yapilmiskap. kalemle islemek. * Tirpan. hirsizlik etmek. calma * Calmak isi. calyaka * Birdenbire yakasina yapisarak. * Bir muzigi dinlemeyi saglayan aleti calistirmak. calmadan oynamak * cok keyifli ve sevincli durumda bulunmak. sirkat. cam bali . * Bozmak. carpmak. calmaci * Maden uzerine calma isi yapan usta. * Vurarak veya surterek ses cikartmak. * Yogurt yapmak icin sutu mayalamak. zarar vermek. calkagi. calti * Diken. ziyan etmek. * Hirsizlik. caltilik * Caltisicok olan yer. temizlemek. calkatma * Calkatmak isi. * Uzerine surmek. calkayis * Calkamak isi veya bicimi. * Supurmek. kalemle islenmis. calkar * Tahil tanesini yabancinesnelerden secmeye veya tohumlukta kullanilacak tahilia yirmaya yarayan doner kalburlu arac. andirmak. calyaka etmek * yakasina yapisip sikica tutmak.

camasir deterjani * Camasirlarin daha cabuk. camasircilik * Camasircinin isi. tahta veya plâstik kiskac. cam fistigi * Fistik caminin kozalak bicimindeki meyvesinden cikarilan sert kabuklu. camasir suyu * Camasirlarin beyazliginive kolayca temizlenmesini saglayan kimyasal birlesimli su. cam yarmasi(veya bolmesi) * iri govdeli insan. cam sakizi * Cam agacindan cikarilan recine. camasir makinesi * Camasir yikamaya yarayan arac. camasirhane . metal veya plâstikten yapilmis. mendil gibi esya. geniskap. camasir * Ýc giysisi. cam sakizigibi * tedirginlik verecek kadar bir insanin pesinden ayrilmayan. camasir sodasi * Beyaz camasirlarin yogun veya asitli kirlerini eritmek icin kullanilan sodyum karbonat. gomlek. camasir sepeti *Kirli veya yikanmiscamasirlarin icinde toplandigisepet. * Kirli esyalariyikama isi. * Yikanmasigerekli kirli. bir arada bohcaya konulup verilen hediye. daha iyi temizlenmesini saglayan kimyasal birlesim. camasir dolabi * Camasir saklamada kullanilan cekmeceli dolap. camasir sabunu * Camasir yikamak isinde kullanilan beyaz sabun. camasirci* Para ile baskalarinin camasiriniyikayan kimse. don. cam sakizicoban armagani * verilen bir armaganin sunuldugu kimsenin degerine uygun olmadiginive verenin g ucunun ancak buna yettigini ozur yollu anlatmak icin soylenir. yaglive nisastalitohum. camasir ipi * Kurutmak icin uzerine camasir asilan ip veya tel. cam devirmek * karsisindakine dokunacak veya kotu bir sonuc doguracak soz soylemek. camasir ipegi * Nakisyapmakta kullanilan ipek iplik. camasir legeni * Camasirlarin icinde yikandigi. camasir ertesi olmak * cok camasir yikamaktan asiriyorulup hasta olmak.* Arilarin saricam uzerinde biten yaprak bitlerine salgiladiklaribal sivisindan olusturduklaribir tur bal. camasir takimi * Fanilâ. camasir mandali * Kurutmak icin asilmiscamasirlariipe sikica tutturmak amaciyla kullanilan kucuk . cam yesili * Cam yapraklarina benzer yesilin bir tonu. corap. camasir degistirmek * ic giysilerini cikartip temizlerini giymek.

kara calmak. camura yatmak * borcunu odememek. * herkese satasip tedirginlik veren (kimse). camasirlik * Camasir yikamak icin kullanilan yer. camcak camcak * Bolca. pullarindan yalanciinci yapilan bir irmak baligi(Leuciscus rut ilus). camur kalemi * Heykeltiraslarin camura bicim verme sirasinda kullandiklarisimsir arac. sozunu yerine getirmemek. camurdan cekip cikarmak * birini kotu veya onurunu tehlikeye dusuren bir durumdan kurtarmak. camcak * Agactan oyularak yapilmiskulplu su kabi. Camukanin buyuklerine tokmak basdenir (Atherin a hepsetus). * Yanmaya elverisli cevherin bir bolumunun eski uretim alanlarinda birakilmasiso nucunda cikmasi . iftira etmek. * Sataskan. * Camasir yapimina yarayan. camuka * Gumusbaligina benzer bir balik. camur atmak (veya sicratmak) * birini kotu bir ise karismisgostermek. camura tasatmak * \343 cirkefe tasatmak. capcak. camurcun * Anadolu ve Kuzey Afrika'da yasayan bir tur ordek. bol miktarda. cevresine tedirginlik veren. camur deryasi * Her taraficamurla kaplanmisolan. * Yapiislerinde kullanilan cesitli malzeme ile yapilan harc. camur igribi * Denizin sigve camurlu yerlerinde kullanilan 25-30 kulac uzunlugunda bir balik agi. camgiller * Kozalaklilardan. camasirhane. tohumlari ciplak olarak kozalak pullariuzerinde bulunan.* Camasirlik. igne gibi ince ve uzun yapraklariniyaz kisdokmeyen. eti tatsiz bir gol ve bataklik baligi(Chrondro stoma nasus). sazandan kucuk. camat * Avlanilmisbaliklarielde tasimaya yarar cengel aski. koknar. camura bulasmak (veya batmak) * kirli ve uygunsuz bir ise karismak. bulasir ve icine batilir duruma gelmistoprak. camlik * Cam agaclaricok olan yer. camurlama * Camurlamak isi. camca * Sazangillerden. balcik. * Cam korusu. * Kopuklenerek akma. cam. camurcuk * Sazangillerden. lâdin gibi bitki turlerini icine alan recine li agaclar familyasi. camur * Su ile karisip. camur banyosu * Tedavi gucu olan camurla yapilan banyo. sulu (kimse). camur gibi * (ekmek icin) iyi pismemisve siyah unla yapilmis.

can can etmek (otmek veya konusmak) * yuksek sesle surekli gevezelik etmek. camurluk * Camuru cok olan yer. ornegi can cicegi olan bir bitki familyasi. can * Ýcinden sarkan tokmaginin kenarlara vurmasiyla ses cikaran madenden arac. * Surekli ve yuksek sesle edilen gevezelik. can cicegi * Can cicegigillerden. canak * Toprak. cicegi burnunda. can cicegigiller * Bitisik tac yapraklilardan. * Sir saklamaz. * Satasmaya koyulmak. camurlanmak * Uzerine camur surulmek. canak agizli * Buyuk agizli. * Cicegin en disinda bulunan yesil yapraklarin tumu. * Pacalaricamurdan korumak icin giyilen tozluk. Meryem ana eldiveni (Campanella). kampan a. camursuz * Camuru olmayan. camurlasmak * Camur durumuna gelmek. camuru karninda. cicegi burnunda * Bkz. camurlatmak * Camur surdurmek. camuru karninda. den yapilmisyayvan. kule. camurla sivatmak. ustunde camur bulunmayan. camurla sivamak. yuksek yapi. * Ayakkabilarin camurunu kazimak icin yapilarda giriskapisinin onunde. * Kotulemek. camurlukculuk * Camurlukcunun isi veya meslegi. camurlukcu * Araclarin camurluklariniyapan veya onaran kimse veya isyeri. ustunde veya icinde camur bulunan. camurlu * Camur bulasmis. cukurca kap.muhtemel yanginin onlenmesi isi. can can * Can sesine benzer ses cikararak. camurlatma * Camurlatmak isi veya bicimi. camurlanma * Camurlanmak isi. * Tasitlarda tekerleklerin ust bolumunu orten parca. . sus bitkisi olarak ekilen ve cicekleri can biciminde olan bir bitki cinsi. yere cime nto veya betonla tutturulan. metal vb. can calmak * herkese bildirmek. * Cevresine gore alcakta bulunan ve genellikle genistekne biciminde yer. * Goz cukuru. camurlamak * Camur surmek. demirden yapilmisturlu bicimlerdeki ayakkabisilecegi. camurlasma * Camurlasmak isi. can kulesi * Ýcinde can bulunan uzun.

canak yalayici * Dalkavuk. candi * Civisiz.canak anten * Belirli frekanslarda uzaydaki aktaricidan yapilan radyo ve televizyon yayinlar inialmaya yarayan tepsi biciminde anten. canak yalayicilik * Dalkavukluk. canak comlek * Topraktan yapilmisturlu kaplar. * Fasulye sirigi. cangirdama * Cangirdamak isi veya durumu. canak yalamak * dalkavukluk etmek. canak yapragi * Canagiolusturan yapraklarin her biri. canci * Can yapan veya satan kimse. * Asilanmamis. canilti . yaban. melez. tabanin buyuk bir bolumunu kaplayacak kadar genisuzengi. cangir cungur * Dusme veya birbirine carpma sirasinda kaba ve zevksiz ses cikararak. sirik. canaklik * Gemi direklerindeki gozetleme yeri. canak gibi. celme takma. candir * Karisik. canak tutmak (veya acmak) * davranislariveya sozleriyle kotu bir karsiliga yol acmak. cangal * Dallibudakliagac. cancilik * Cancinin isi veya meslegi. canak uzengi * Basilan yeri. cangirti * Cangirdama sesi. birbirine gecirilme yontemine gore hazir kesilmiskereste. * Tahta kapak veya tavan. cangal * Ayakta guresirken karsigurescinin koltugu altindan bir kolu sokarak bir ayakla o gurescinin bir bacagina cengel taktiktan sonra onu one dogru egip basiuzerinden atma oyunu. canaksi * Canaga benzeyen. canakci * Canak yapan veya satan kimse. cangil cungul * Kulaga hosgelmeyen kaba ses cikaran. cangirdamak * Duserek veya birbirine carparak gurultu cikarmak. canak yalayicilik etmek * dalkavukluk etmek. * Can calmakla gorevli kimse. canaksihucreler * Salgiolacagivakit sisen ve belirli bir hacme geldiklerinde iclerindeki sivisal gisinibosaltan bez hucreleri. canakcilik * Canak yapma veya satma isi.

yiyecek koyup tasimaya yarayan kap. * Capalamak isi. eti tatsiz. basibos(kimse). cantacilik * Canta yapma sanativeya canta satma isi. capaculluk * Capacul olma durumu. erguvanî veya sarirenkli bir sus bitkisi. capacullastirmak * Capacul duruma getirmek. mesin. canta * Kosele. capak * Sazan familyasindan. capaklanis* . cap * Genellikle cisimlerin genisligi. aykiri. tecrubelerle kazanmak. * Kilik kiyafete ozen gostermeyisi isedinme.* Can sesi. basibosluk. * Bozuk. * Buyukluk. kilciklibir tatlisu baligi(Abramis brama). capak * Goz pinarinda ve kirpiklerde birikerek pihtilasan veya kuruyan akinti. 50 cm uzunlugunda. torbada keklik. capacilik * Capacinin yaptigiis. tecrube ve yeteneklerin tumu. * Madenler dovulurken sicrayan ince. capaci * Capa ile calisan isci. pasakli. capacullastirma * Capacullastirmak isi veya durumu. * Bilgi. evrak . * Deger. cantali * Cantasiolan. vucudu yandan basik. 4-5 kg agirligind a. cantasiz * Cantasiolmayan. saripullu. cantadan yetismek * bir meslegi egitim gormeden. * Uc noktalaridairenin cevresi uzerinde bulunan ve cemberin merkezinden gecen do gru parcasi. * Yapinin veya arsanin boyutlarinive sinirlarinigosteren harita. capa * Cipo. dolasik. kumasgibi hafif malzemeden yapilip buyuklugune gore para. egri. cantaci * Canta yapan veya satan (kimse). capa * Tarlalarda topragiislemek icin kullanilan agac saplidemir kaziaraci. * Metal veya toprak esya kenarlarinda bulunan puruz. beyaz. capaculcu * Serseri. canta cicegi * Ýki ceneklilerden. olcu. ufak parca. capaculculuk * Serserilik. capacul * Kiliginin veya esyasinin duzgun ve temiz olmasina ozenmeyip duzensizlik icinde yasayan. cantada keklik * ele gecirilmesi o kadar kesin ki elde edilmissayilir. kutur. kilik kiyafete ozen gostermeyis.

capkimak * Enini boyunu olcmek. * Derisi. caplamak.Capaklanma isi veya bicimi. capalama * Capalamak isi. capanoglunun abdest suyu gibi * (icilecek seyler icin) sulu. aksin. * Agziacik fici. kuyruk tuyleri takilan bir tur olta takimi. capalanmak * Bir yer capa ile kabartilmak. capalanma * Capalanmak isi. capari * Cok igneli. capakli * Capagiolan. beden. ordek gibi kuslarin kanat. horoz. capalatma * Capalatmak isi. . camcak. capar * Postaci. capcak * Agactan oyularak yapilmissu kabi. capasiz * Capalanmamis(yer). alacali. capalamak * Capa ile kabartmak. capkinca * Capkin bir bicimde. * (hayvan ve bitki icin) Benekli. * Oksayicibir soz gibi de kullanilir. capaklanma * Capaklanmak isi. karisik is. kostek ve igne bolumlerinden meydana gelen. marti. killarive gozleri. * Capasiolmayan. capkin * Gecici asklar arkasinda kosan. * Haylaz. boya maddesi yoklugundan renksiz olan (insan veya h ayvan). * Cinsellik tasiyan veya hatirlatan. kaz. capalanis* Capalanmak isi veya bicimi. * Cicek bozugu yuz. capaklanmak * Capak olusmak. capanoglu * Basa dert olacak durum. her bir igneye hindi. capar * Takadan buyuk. capali * Capalanmis(yer). albinos. basve kic tarafiyukarikalkik bir cesit Karadeniz kayigi. capariz * Ýcinden cikilamayacak kadar guc olan. capkinlasma * Capkinlasmak isi. capaksiz * Capagiolmayan. ulak. tavuk. * Capasiolan. capalatmak * Capalamak isini yaptirmak. tatsiz ve kotu gorunuste olan.

bir veya iki kolla y apildigina gore tek capraz ve cift capraz denir. * Keresteleri dort kose olarak kesip bicmek. muglâk. capli * Capigenisolan. capraz ates * Karsilikliyonlerden silâhla saldirma.capkinlasmak * Capkin duruma gelmek. caprasiklasma * Caprasiklasmak isi. * Akin etmek. * Anlasilmasi. caprasiklasmak * Caprasik duruma gelmek. capraz kafiye * Dortluklerde birinci ile ucuncu. capraz kur * Ýki ulke parasiarasinda ucuncu bir ulkenin parasiyla belirlenen kombiyo surum de geri. * Bir tur olta ignesi. caplamak * Bir seyin enini. ikinci ile dorduncu dizelerin birbiriyle kafi yelenmesi duzeni. caprasiklik* Caprasik olma durumu. capla * Maden kazimak icin kullanilan celik kalem. caprasma * Caprasmak isi. caprazda surmek * capraza alinan hasmigeriye dogru hizla surmek. capkinlik * Capkin olma durumu veya capkinca davranis. capma * Capmak isi. capraza sarmak * bir isicinden cikilmaz duruma gelmek. capkimak. capraz * Egik olarak birbiriyle kesisen. caprazlama * Capraz olarak. saprak. capraza almak * caprazlama olarak davranmak. * Gureste hasminin koltuk altindan kol gecirip sarma oyunu. dugme. caprazlasmak. dolasik. cozulmesi veya icinden cikilmasiguc. boyunu olcmek. * Ýki sey birbiriyle capraz olarak kesismek. caprasik * Karisik. uc ulke parasinin birbirlerine orani. * Testerenin keserken sikismamasiicin dislerini belli olculere gore saga sola bu . capmak * Kosturmak. caplama * Caplamak isi. * Kopca. makaslama. * Karsit yon. caprasik. karisik. caprasmak * Karisik. cozulmez duruma gelmek. kosmak. caprak * Eyer ortusu.

carcur * Gereksiz yere harcama. * Degersiz. cardas * Ýki veya dort zamanliMacar halk dansi. capullama * Capullamak isi. caprazlasmak * Ýcinden cikilmaz duruma gelmek. capulaci * Capula yapan veya satan kimse. * Asma gibi bitkilerin dallarinisardirmak icin direklerle yapilmisyer. * Kolaylikla. tez elden. capulacilik* Capulacinin isi veya meslegi. ne yapilacagibilinemez duruma gelmek. * Bez. bahce gibi yerlerde agac dallarindan orulmusbarinak. plâckaci. verimi azalmisveya tukenmisolan. . yagmalamak. caprazvari* Capraz olarak. cardaksiz * Cardagiolmayan. caprazlamak * Capraz duruma getirmek. cabucacik. caprazlasma * Caprazlamak isi. caprazlik * Capraz olma durumu. caput * Eski bez parcasi. carcur etmek * gereksiz yerlere harcayip tuketmek. caprazolcer * Elde veya makinede caprazlanan dislerin egimini denetlemede yararlanilan yardi mcialet. talan. plâcka. ziyan olmak. captan dusmek * calisma gucu. car * Rus imparatorlarina ve Bulgar krallarina verilen unvan. talanci. capsiz * Capiolmayan. capulcu * Capul yolu ile baskasinin malinialan. pacavra. *Kameriye. cardakli * Cardagiolan. carcabuk * Pek cabuk. capula * Kaba deriden yapilmisucu sivri ve kivrik ayakkabi. * Evirme. capulculuk * Capulcunun yaptigiisveya davranis. capul * Yagma. hemencecik. capullamak * Capul yolu ile bir malialmak veya bir yeri soymak.kme. yagmaci. carcur olmak * gereksiz yere harcanmak. cardak * Tarla.

* Care bulamayan (kimse). carka * Osmanlilarda oncu gorevi. * Para cuzdani. caresiz * Caresi bulunmayan. * Bir seyi onleme. * geri donmek. deva. carkaci * Osmanliordusunda oncu suvari birliginde gorevli asker. carikci * Carik yapan veya satan kimse. * Carkla bicak bileyen kimse.care * Bir sonuca varmak. carikli * Ayagina carik giymis. bicimini ve duzenini bozmadan kanatlarindan biri cevres inde donerek yon degistirmesi. carice * Carin karisina veya kadin cara verilen unvan. cik ar yol. carkci * Vapurlarda makine bolumunu yoneten kimse. carik * Tabaklanmamissigir derisinden yapilan ve deliklerine gecirilen seritle sikica baglanan ayak giyecegi. tedavi yolu. carkcibasi* Vapurlarda birinci carkci. cark * Bir eksenin dondurdugu tekerlek bicimindeki makine parcasi. cozum yolu. cargâh * Turk muziginde "do" perdesinin adi. ortadaki engelleri kaldirmak icin tutulmasigereken yol. cark cevirmek * ayniyol uzerinde donerek gitmek. cariklik * Carik yapmaya elverisli. carevic * Carin oglu. caresiz kalmak * cozum yolu. * Bu perdede karar kilan makam. * Herhangi bir kit'anin. * Ýster istemez. bileyici. caresine bakmak * gerekeni yapmak. onulmaz. caresizlik * Caresiz olma durumu. carikcilik * Carik yapma veya satma isi. cariklierkâniharp * Kurnaz veya uyanik koyluler icin saka yollu soylenir. . cark etmek * (bir dogrultuda giden kimse veya sey) saga veya sola dogru yon degistirmek. bîcare. cikar yolu bulamamak. * Araba yokusasagigiderken tekerlegi frenlemek icin altina surulen demir levha. * Carik konulacak yer. carka vermek (veya carka cektirmek) * (kesici araclar icin) bilegi carkiile biletmek. cozum yolu bulmak. cariksiz * Carigiolmayan veya carik giymemis.

carliston * Birinci Dunya Savasi'ndan sonra Avrupa'da yayginlasan dans turu veya bu dansin muzigi. carpi * Kaba siva. uzun ve carpici. . trakuny a (Trachinus draco). kader. * Birbiriyle carpilan iki sayiarasina konulan isaret: "a x b" veya "a . carliston marka kereste * Az bulunan kereste. tatliyesilimsi biber. parlak kirmizicicekleri olan. bozuk.carkcilik * Carkcinin gorevi. carkit * Eski. carmih * Suclunun oldurulmek amaciyla civilendigi hac bicimindeki daragaci. carpma siva. * Talih. carliston marka * Yeni icat. carkidondurmek * gecimini saglamak. sakat. carkina etmek (veya okumak) * birine buyuk kotuluk yapmak veya isini bozarak zarar vermek. buyuk. antika. carlik * Car olma durumu. carpan * Bir carpmada carpilan sayiveya cebirsel anlatimlardan her biri. carktan cikma * yepyeni. duvar kenarlar ina ve kameriyeler cevresine ekilen tirmanicibir sus bitkisi. eti sevilen bir balik. * Yakilinca donerek kivilcim sacan donanma fisegi. carmiha germek * hac bicimindeki daragacina civilemek. * Ýnce. * Haddini bilmez. carkifelek * Carkifelekgillerden guzel. carmik * Bkz. * Her iki yanda birer carkibulunan vapur. * Ana direkleri ve gabya cubuklariniyandan tutan halatlar. carliston biber * Carliston adiverilen bir biber turu. carksiz * Carkiolmayan. carpanlara ayirma * bir sayiyiveya cebirsel anlatimiiki veya daha cok carpanin carpimidurumuna get irme. carkli * Carkiolan. carnacar * Ýster istemez. uzun ve kalin. yuzgecleri dikenli ve zehirli. carmih. ornegi carkifelek olan bir bitki familyas i. guzel. * Sivri uclu. * Carin yonetiminde bulunan devlet. carpan baligi * Levrekgillerden. firildak cicegi (Passiflora caerulea). carkifelekgiller * Ayricanak yaprakliiki ceneklilerden. az bulunur. b" "a ca rpib" diye okunur. terbiyesiz.

carpim tablosu * Birbiriyle carpilan sayilarin (cogu 1'den 9'a kadar) carpimlarinigosteren cize lge. carpintisiz * Carpintisiolmayan. carpicilik * Carpiciolma durumu. carpilma * Carpilmak isi. carpisilma * Carpisilmak isi veya bicimi. * Aksi. * Alinip gucenmek. * Cekiciligine kapilmak. huysuz. carpiklasma * Carpiklasmak isi. carpiklastirmak * Carpik duruma getirmek. egrilik. carpiklastirma * Carpiklastirmak isi. carpintili* Heyecanli. carpiklasmak * Carpik duruma gelmek. * Gercek niteligini yitirmis. carpintisitutmak * heyecen. carpik curpuk * Cok carpik. carpinmak* Cirpinmak. carpim * Carpma isleminin sonucu olan sayi. korku veya uzuntuden carpintinobeti gelmek.carpici * Etkili. carpilan * Bir carpma isleminde tekrarlanan sayi. carpilmak * Carpmak isine konu olmak. . carpili * Carpiisareti konmus. egri bugru. * Carpik duruma gelme. * Bir tur olta ignesi. carpim tablosu. carpim cetveli * Bkz. carpiklik * Carpik olma durumu. carpikca * Biraz carpik. carpik * Duzgunlugunu yitirerek egrilmis. ters. carpinma * Carpinmak isi. carpilis * Carpilmak isi veya bicimi. telâsli. carpis * Carpmak isi veya bicimi. * Carpik duruma gelmek. kerrat cetveli. carpinti * (kalp icin) Hizlive sik vurma.

carptirma * Carptirmak isi. sadme. * Cekiciligiyle etkilemek. * Varligina inanilan bir gucun ofkesine ugramak. * Hizliatmak. * Gercek anlamdan saptirmak. carpismak * Birbirine carpmak. * Onculerin veya kucuk birliklerin yaptiklarikucuk savasma. carpitma * Carpitmak isi. carptiris * Carptirmak isi veya bicimi. carpma isareti * Carpmak isleminin yapilmasinisaglayan x isareti. musademe. * Kurnazlikla. * Kuyu cengeli biciminde beskollu buyuk olta ignesi. * Eskiden kadinlarin kullandigive bastan ortulen. * Carpmak islemi. carpistirma * Carpistirmak isini yapmak. carpisma * Carpismak isi. * Hizla bir yere vurmak. . * Vurusmak. carpma kapi * Tek veya cift kanatliolan. * Biri carpilan. oburu carpan denilen iki sayiverildiginde. zarp. darp. * El cabuklugu ile calmak. zorla ele gecirmek. * Yanlisa ve kotu duruma goturmek. ozel mentesesi yardimiile ice ve disa dogru acilabi len kapituru. carpitmak * Carpik duruma getirmek.carpisilmak * Carpismak isi yapilmak. zarp etmek. * Alaturka muzikte temel notalarin arasina sikistirilmisve usulu bozmayan. * Birbirine ustun gelmeye calismak. carsaf carsaf * Olabildigince uzun. sasirtmak. tek p erdelik kucuk fazlalik. * Yankesiciye kaptirmak. uzun uzun. pelerinli. * Cirpilarak yapilan (sey). eteklikli sokak giy sisi. * Etkisiyle birdenbire hasta etmek. carpma * Carpmak isi. carsaf * Yatagin ustune serilen veya yorgan kaplanan bez ortu. carpanicarpilandaki birim kadar cogaltarak carpim adiverilen bir ucuncu sayiyielde etmek. vurmak. tokusmak. carpitilma * Carpitilmak isi veya bicimi. carpistirmak * Carpismak isini yaptirmak. carptirmak * Carpma isini yaptirmak veya carpmasina yol acmak. carpmak * Hizla degmek. carpitilmak * Carpitmak isi yapilmak.

dumduz ve durgun. carsi * Dukkânlarin bulundugu alisverisyeri. . carsafci * Carsaf yapan veya satan kimse. carsamba * Haftanin dorduncu gunu. carsaflama * Carsaflamak isi. carsaflatma * Carsaflatmak isi. carsafcilik * Carsaf yapma sanativeya carsaf satma isi. ustu basiozensiz kadin. saliile persembe arasinda bulunan gun. carsiekmegi * Has undan carsida yapilan ve satin alinan ekmek turu. * Carsaf giymemisolan. carsafsiz * Uzerinde carsaf olmayan. gol. carsafa dolanmak. carsaflamak * Yorganicarsafla kaplamak. carsive pazar dolasmak (veya gezmek) * alisverisedinilen her yeri dolasmak (gezmek). * Carsaf giymisolan (kimse). yeni yetisen kiz icin) carsaf giymeye baslamak. carsafa dolanmak * bir isin icinden cikamamak.carsaf gibi* (deniz. carsamba karisi * Sacibasikarmakarisik. carsaf kadar * (eni boyu kucuk olmasigereken seyler icin) pek buyuk. cok genis. casar * Viyana'da oturan Alman imparatoruna verilen unvan. carsamba pazarina cevirmek * ozellikle yuze vurarak cok dayak atmak. carsafli * Uzerinde carsaf olan. carsafa girmek * (eskiden. carsaflamak. cartir * Dolmusucak. carsiagasi * Carsiyive esnafiduzen altinda tutmakla gorevli kimse. carsaflanmak * Carsaflama isine konu olmak. carsaflik * Carsaf yapmaya elverisli olan (kumas). kotu ve basarisiz duruma dusmek. carsamba pazari * Hersey karmakarisik ortada olan yer. carsaflanma * Carsaflanmak isi. * Kotu ve basarisiz duruma dusmek. su icin) dalgasiz. carsaflatmak * Carsaflamak isini yaptirmak. carsafsizlik * Carsafsiz olma durumu. carsili * Carsiesnafi. * Al karisi. zor durumda kalma k. * Carsaf giymek.

catak * Ýki dagyamacinin kesismesi ile olusmusdere yatagi. * Ara sira. catal matal kac catal uzerine atlanip sirt . * Yol. cat pat * Biraz. genellikle ters V biciminde yere kurul an iki ayakliparca. catal civi * Elektrik ve telefon kablolarinisupurgelige. catal bel * Bahceyi bellemeye yarayan ucu catallive saplialet. cat * Sert bir seyin kirilirken cikardigises. delta. yarim yamalak. bir seyi iki gormek. casitlamak * Casusluk yapmak. cat orada cat burada cat kapiarkasinda * cok yer degistiren bir seyin durumunu anlatir. kasik. ikiz (meyve). kuru barbunya. kavsak. catal agiz * Bir irmagin denize kavustugu yerde liglarin birikmesiyle olusan ucgen bicimli ova. * Dirgen. U biciminde ozel civi. * Ýki anlamli. agac gibi. catal ayak * Atesli bir silâhin namlusuna destek olan. yarisikirmizirenkteki bayragi. casusluk. catal don * Pacalarikisa. iki turlu anlasilabilir. dovme sogan. tereyagive baharat kullanilarak ha zirlanan bir corba turu. * Kavgaci. * Ýki tarafli. kapiveya pencere pervazigibi ahsap yuzeylere tutturmakta kullanilan. casitlama * Casitlamak isi veya durumu. catal asi * Yesil mercimek. * Ara bozmak amaciyla soz tasiyan kimse. catal bicak takimi * Sofra icin gerekli olan catal. * Ucu kollara ayrilmis. casitlik * Casit olma durumu. uc veya dort uzun disli cogunlukla metal arac. vakitli vakitsiz. cat etmek * cat diye ses cikarmak. catal * Ýki veya daha cok kola ayrilan degnek. * Yapisik. diz ustunde kalan don. catak bayrak * Yenicerilerin yarisisari. bicak ve diger servis araclarinin tumu.casit * Casus. * Yemek yerken kullanilan iki. cat * Ýki yolun veya iki derenin birlestigi yer. * Uygunsuz zamanlarda. * Bir tur olta ignesi. kollara ayrilan seylerin ayrilma yeri. * Dalliolan seylerin her kolu. cat kapi * beklenmedik bir zamanda kapiyicalarak. iki ucu sivri. catal gormek * net gorememek.

bir evin daminikuran parcalarin butunu. catallasmak * Ýki veya daha cok ihtimal ortaya cikarak anlasilmasiguc bir duruma gelmek. catapat * Ayakla cignenince veya bir yere surtulunce cat pat diye patlayan bir eglence f isegi. belirli catieklerinin fiil kok veya govdeler ine getirilen turev. catal kundak * Acildigizaman V biciminde olan iki ayaklitop kundagi. istimbot. catanaci * Catana isleten kimse. catiekleri . catallastirmak * Catallasmasina yol acmak. * Yapinin tavaniile damiarasindaki genellikle az kullanilan yer. kucuk vapur. kurgu. catallastirma * Catallastirmak isi. * (ses icin) Puruzlu. * Hikâye. catiarasi* Tavanla catiortusu arasinda kalan bosbolum. catal kuyruk * Uzun ve ince govdeli. * Birbirine catilmiscakilmisseylerin butunu. sevindirmek (sev-in-dir-) gibi. catal kazik* Sonucta ne olacagibelirsiz. karanlik ve supheli durum. * Ýki veya daha cok ihtimali olan. catalli * Cataliolan veya catal durumunda olan. * Ýnsan ve hayvanda iskeletin kurulusu. catallanmak * Catal gibi ikiye ayrilmak. roman. catal kargi * Buyuk baliklarizipkinlayarak avlamakta kullanilan uc disli. * Bir yapiyiorten ve egik yuzeyleri olan damin tahtadan ic yapisi. ilik denizlerde yasayan bir balik turu (Lepidopus caudat us). catal ses * Ýki perdeden cikar gibi olan ve kulagitirmalayan ses. uzerinde oturanin tek veya catal bicimde kaldirilmiscift parmaginin kac oldugunu bilmesi temeline dayanan bir cesit birdir bir oyunu. cati * Bir yapinin.ina oturulacak gozleri kapali kisinin. * Ozne veya nesne durumlarina gore. sivri uclu arac. sevdirmek (sev-dir-). catallanma * Catallanmak isi. catal igne * Ýki veya uc cengeli olan olta ignesi. bina: Sevinmek (sev-in-). tavan arasi. * Barinilan. catal sakal* Sakaliortadan ikiye ayrilmis(kimse). piyes gibi edebî turlerde olay kurulusu. siginilan yer. catallik * Catal konulan yer. catal zipkin * Catal kargi. karisik. catallasma * Catallasmak isi. * Belli bir maksada yonelik kimselerin olusturdugu kurulus. catana * Filika buyuklugunde. islimle isleyen deniz teknesi.

* Zor kullanarak. baskiyaparak. ile kaplanan. yagislara karsiduvarin en ust bolumunu ko ruyan disa uzanmiskismi. (sev-dir-) gibi.* Fiil kok veya govdelerinden donuslu. yanarken yerinden sokulurken veya sikistirilinca cika n ses. (sev-is-). catiortusu* Catilarin ustune kiremit. * Catilmisolan. edilgen. catikaplayici * Ýskele kurup ahsap catikaplamasinive duvarlarikece veya ozel kâgitlar ile kaplayan usta. * Basina catkibaglanmisolan. catici * Catma isini yapan kimse. * Gucluk cekmeden. catik * Catilmisolan. binanin disduvarlariniasan. (gec-ir-). catikati * Yapilarda catiile son kat arasinda yapilan kucuk kat. catik cehre * Catik yuz. catiklasmak * Catik duruma gelmek. catik yuz * Ofkeli yuz (cehre. (sev-il). istes. catik surat* Catik yuz. cinko ve oluklu sac vb. catiklasma * Catiklasmak isi. catikirisi * Bir ucu tavanin ustune bindirilen ve uzerine kiremit altitahtalarinin kaplandi giana kiris. (kapa-t-). ettirgen catilar yapmaya yarayan ekler: (Sev-in-). catildamak * Catik duruma gelmek. catipenceresi * Tavan arasiniaydinlatmaya yarayan pencere veya camlikapak. tavana su gecmes ini onleyen yapibolumu. surat). catinmak * Kaslarinicatip surat asmak. catilmak * Catmak isine konu olmak. catietegi * Catinin. . catili * Catisiolan (yapi). catilis * Catilmak isi veya bicimi. catiklik * Catik olma durumu. catildama * Catildamak durumu. catinma * Catinmak isi. catik kas * Kaslaribirbirine cok yakin ve catik olan (kimse). catilma * Catilmak isi. catir catir * Sert bir sey kirilirken.

mutenakiz. catirti * Catirdama sesi. catirdatma * Catirdatmak isi. catir catir etmek * catir catir ses cikarmak. kavga ettirmek. catisilmak * Catismak isi yapilmak. * Turlu yonlerden uzanan kivrimlidagsiralarinin. catirdama * Catirdamak isi. catis * Catmak isi veya bicimi. catistirmak * Birbirine cattirmak. * (deve ve kopek icin) Ciftlesmek. catki * Uc uca. mutenakiz o lmak. birbirine catilan seylerin butunu. catirtili * Catirtisiolan.catir catir catlamak * cok catlamak. * Cokmeye. ustu acik (ev. yok olmaya yuz tutmak. * Alindan gecerek basin cevresine cember gibi baglanan bag. * Sehpa. birbirini celmek. catisilma * Catisilmak isi. catiski * Yasalarin veya onermelerin kendi aralarinda celisikligi. catir cutur* Bir sey kirilirken cikan sesi anlatir. birbirini celen. * Silâhlibuyuk kavga. catismak * Birbirine catmak veya catilmak. arbede. . * Savasmaksadiyla dusmana karsiilerleyen bir birligin kesif ve guvenlik kollaria rasinda ilk silâhlivurusma. * Karsiliklivurusmak. catirdamak * Catir diye ses cikarmak. kulube). catiyialmak * catiya ulasmak. catir catir sokmek * bir seyi zorlayarak yerinden sokup cikarmak. * cok kiskanmak. bir yerde dar bir aciile birbir ine yaklasip kaynasmasiveya dugumlenmesi. tehlikeli duruma dusmek. birbirine dusurmek. catirdatmak * Bir seyin catir diye sesini cikartmak. celisik. catisiz * Catisiolmayan. birbirine uymayan. iddia veya davranisla) Birbirini tutmamak. * (soz. catisik * Birbirini tutmayan. antinomi. catistirma * Catistirmak isi. kasbasti. * Kavga etmek. catisma * Catismak isi. * Aynizamana rastlamak.

* Bir cesit dosemelik kumas.* Bir isin butununun veya parcalarinin bir araya getirilmesinde uyulan yontem. catlama * Catlamak isi. * Deli. catlamak * Parcalariayrilip dagi_____lmayacak bicimde yarilmak. catlaklik * Catlak olma durumu. bosbogaz. acilma. * Catlamisyer. cizgiler olusmak. catlak. * Bir yuzeyde kirisiklar. icmekten. * Provada gecici olarak bir giysiye ilistirilmisolan parca. kiskanclik gibi ruhî durumlari asiriderecede duymak. catkisiz * Catkisiolmayan. geveze. bozuk ses. * Semerin agac kismi. * Catlamisyer. * Duvarlariagac govdesinden birbirine takilarak ve civisiz olarak yapilan yayla evi. * Delilik. * Asiriyemekten. * Sikinti. catkin * Catik. yoruk cadiri. catladin mi? * asirisabirsizlik gosterenlere soylenen kaba bir uyarma. catma * Catmak isi. * Dalgalarin sigkiyiya geldikleri zaman dokulup kopurmesi. catkili * Catkisiolan. catlak * Catlamisolan. catlasa da (veya catlasa da patlasa da) * elinden gelen her careye basvursa da. * Heykel yapiminda camuru ayakta tutan tel iskelet. catlatma * Catlatmak isi. sevinc. catkinlik * Catkin olma durumu. yalnizlik. * Uygun olmayan kuruma sonucu agacin boyu yonundeki lif ayrilmasi. * Catlama. catkilik * Cift okuzlerini birbirlerine baglayan cifte boyunduruklu agac. * Aklinikacirmak. catlak ses * Puruzlu. catma kas* . catlayis * Catlatmak isi veya bicimi. * Catlamasina yol acmak. catlak. catlatmak * Catlak duruma getirmek. catlatis * Catlatmak isi veya bicimi. * Ahsap yapilarda agac iskeletin temel parcalari. catlak zurna * Cirkin sesli. yorgunluktan veya (bebek) aglamaktan olecek duruma ge lmek veya olmek. sabirsizlik. * Tohumlarin dagilmasiicin meyve kabugunun yarilmasi. heyecan.

cavdar * Bugdaygillerden. cavdarli * Cavdar katismis. * Sirasigelmek. * (kas. * Sapmak. cavalye * Balikcilarin tuttuklaribaliklariicine attiklarisepet. * (kereste vb. karsilasmak. * Birine sert sozle soylemek veya yazilar yazmak. zamanigelmek. amactan sasmak. cavlanma * Cavlanmak isi. cav * Ses. catra patra * Bir dilin az cok ve yalan yanlisolarak konusuldugunu anlatir. sacilmak. gereci) Birbirine tutturmak. un. cavli * Henuz ava alistirilmamisdogan yavrusu. cavlanmak * Gurultusu cevreye yayilmak. 1-4 cm uzunlukta. catapat. 2-7 mm genislikte. yuz icin) Sertlik. catki. cav * Hosca kal anlaminda gencler arasinda kullanilan bir soz. cavmak * Gunesdogmak. tepelerinden birbiri ne caprazlama dayayarak durdurmak. yol degistirmek. tufek gibi uzun seylerden birkac tanesini. cattirmak * Catmak isini yaptirmak. haber. cavelâ * Tutulan baliklarin icine kondugu sepet. cavalye. cavdarmahmuzu * Bugdaygillerin ve en cok cavdarin basagiuzerinde tureyip koyu mor renkte bir h oroz mahmuzunu andiran. cavdarsiz * Cavdar katismamisolan. * Rastlamak. yazma gibi seyleri) Baglamak. cav * At. * (basa yemeni. esek gibi hayvanlarin erkeklik organi. catmak * Degnek. kolayca kirilabilen. suyu bulmak. * Uzucu olaylarla karsilasmak. cavsir . catpat * Bkz. ofke bildiren bir duruma sokmak. * (yuku hayvana) Ýki yanliyuklemek. kilic. unlu tane veren bir bitki (Secale cereale). selâle. silindir yapilicubuklar hâlinde olan ve hekimlikte kullanilan askilimantarlardan biri (Claviceps purpurea). * Bir seyi yapmak icin gerekli parcalaribir araya getirmek. * Dagilip yayilmak.Aralarinda kilsiz yer olmayip birbirine kavusmusolan kaslar. az cok kivrik. ozel ko kulu. cattirma * Cattirmak isi. cavlan * Caglayanin buyugu. * Dillere dusmek. cavdar ekmegi * Cavdar ve bugday unu karisimindan yapilan ekmek.

sekerlik ve altiveya on iki cay fincanindan olusan takim. cay fincani * Genellikle porselenden yapilan. sutluk. * Askerî okullarda sinif birincisi. pasta gibi icecek ve yiyeceklerle agirlandigitoplanti. cay * Dereden buyuk. cekirdegi ufak. cay sekeri * Cayitatlandirmak icin kullanilan katiseker. demlemek. cay bardagi * Cay icmekte kullanilan. cay * Caygillerden bir agaccik (Thea chinensis). iri taneli bir tur beyaz uzum. * Bu yapraklarin haslanmasiile elde edilen guzel kokulu ve sarimtirak kirmiziren kli icecek.* Maydanozgillerden bir bitki ve bunun eczacilikta kullanilan recinesi (Opopanax chironium). maksada ulasilacak bol arac varken emek harcayarak baska yollar aramak. cavusuzumu * Kabugu ince. cay kasigi* Kahve yaparken veya caya toz seker koyarken olcek olarak kullanilan ve sekeri ka ristirmaya yarayan kucuk kasik. belli bicimde cam bardak. * Cavusrutbesi. Cavuldur * Oguz Turklerinin 24 boyundan biri. cayhane. * Osmanliordusunda ust komutanlarin buyruklariniast komutanlara ulastiran gorevl i. cavun * Hayvan derisinden veya cavdan yapilmiskirbac. cay evi * Cay gibi iceceklerin hazirlandigive bunlarin icildigi yer. * Cay sunulurken kullanilan ortu ve pecetelerin hepsi. basisorguclu. cavuskusugiller * Ornegi cavuskusu olan bir kusfamilyasi. cay ocagi* Cay pisirilen veya cay icilen yer. ibibik. cay servisi* Cay dagitimi. * Konuklarin cay. . * Bir isin veya iscilerin basinda bulunan ve onlariyoneten sorumlu kimse. uzun yay bicimli gagali. * Bu agaccigin ozel islemlerle kurutulan yapragi. * Muzikli toplanti. cavuskusu * Cavuskusugillerden. huthut (Upopa epops). borek. cay takimi * Caydanlik. cay saati * Cay icmek icin belirlenmissaat. kulplu fincan. kahve ve alkolsuz ickilerin icildigi bahce. * Onbasidan sonra gelen ve gorevi manga komutanligiolan er rutbesi. cay icmeye yarayan. cay bahcesi * Cay. cay kenarinda kuyu kazmak * elde. irmaktan kucuk akarsu. guvercinden kucuk. kup sekeri. cay demlemek * Bkz. cavus * Osmanlidevleti teskilâtinda cesitli hizmetler yapan gorevli. kisa kanatlibir kus. cavusluk * Cavusolma durumu veya gorevi.

pasta gibi yiyecekler sunulan toplantiduzenleme k. zehirli hayvan. hayvan yemi olarak yetistirilen bir bitki (Trifolium pratense) . cayda cira * Elâzigve cevresinde kina gecesi veya dugunlerde. kirkayak vb. cayhane * Cay evi. cayir kusu * Tarla kusu. cayhaneci * Cayhane isleten kimse. caygiller * Ýki ceneklilerden. * Cay yetistiricisi. fleol (P hleum pratense). cayir * Uzerinde gur ot biten duz ve nemli yer. ellerde yanan mum tasinarak oyn anan turkulu bir halk oyunu veya bu oyunun muzigi. yabanî bir bitki (Cardemina pratensis). cayir tavugu * Orman tavugugillerden. cayir otu * Cayir olusturan cesitli bitkilerin genel adi. ciyan. yenebilen ve zehirli de olabilen mantar turl erinin ortak adi. caydanlik * Ýcinde cay pisirilen kap. cayir yulafi * Bugdaygillerden. yilan. sirtibeyaz cizgili siyah ve esmer. cayirlama * Cayirlamak isi. cayigormeden pacalarisivamak * Bkz. * Bugdaygillerden kuru ve kirecli yerlerde yetisen kucuk bir cayir otu. cay tiryakisi. cayir guzeli * Bugdaygillerden bir bitki cayir otu (Erogrostis major). cayir peyniri * Bir cesit az tuzlu veya tuzsuz taze peynir. . cayir teresi * Turpgillerden beyaz cicekli. * Cay icmeye duskun. caydan gecip derede bogulmak * buyuk guclukleri yenmisken onemsiz bir sebepten basarisizliga ugramak. dereyi gormeden pacalarisivamak. cayir mantari * Sapkasinin alt yuzu ince dilimli. * Cay yetistirme isi. cayirlamak * Cayirlanmak. yulafa benzeyen bir kir bitkisi (Avenastrum). yapraklarindan cay yapilan bir bitki familyasi. karnisiyah bir kus(T ympanuchus cupido). cayan * Akrep. cayci * Cay yapip satan kimse. caycilik * Cay yapma ve satma isi. corek.cay vermek * konuklara cay ve borek. cayhanecilik * Cayhanecinin isi veya meslegi. * Boyle yerde biten otlar. cayir tirfili * Baklagillerden.

caylak firtinasi * Kisbaslarinda olan firtina. caykara * Cay kenarinda cikan goze. caylakca * Caylaga yakisir (bicimde). cayirlasma * Cayirlasmak isi. kucuk kuslarive fare gibi zararlih ayvanlariavlayan. insana uyku hastaligiasilayan. caylikek * Ýcine cay karistirilarak yapilan kek. ses bilimi bakimindan otumsuz. cayli * Ýcinde cay bulunan. acemi. cayirlasmak * Cayir durumuna gelmek. katisik. civi. cayirmelikesi * Erkecsakali. caylaklik * Toyluk. tecrubesiz. caylik * Cay agacciklarinin yetistigi yer. tavuk buyuklugunde bir kus(Milvus migrans). uzun kanatli. caykizi * Bir tur cicek. caylak * Yirticilardan. ce * Ce adiverilen bu harf. kaynak. cayirlatmak * Cayirlanmasinisaglamak. cayirsiz * Cayiriolmayan. cayirlatma * Cayirlatmak isi. acemilik. koku ic surdurucu olarak kullan ilan bir bitki (Thalictrum). kecisakali.* (hayvan) Yedigi cayirdan hastalanmak. halka. cengel gagali. * Toy. cebic * Bir yasinda keci yavrusu. ce * Turk alfabesinin dorduncu harfinin adi. sinekten buyuk bir cins Guney . cece * Ýki kanatlilardan. * Cay icin kullanilan. cayirsedefi * Dugun cicegigillerden. sulak yerlerde yetisen. cayirli * Cayiriolan. pinar. dis-diseti unsu zunu gosterir. cayirlanma * Cayirlanmak isi. * Tahil elenen kalbur. cecik * Madenî kulp. tecrubesizlik. cec * Tahil yigini. cayirlik * Cayiriolan yer. cayirlanmak * (hayvan) Cayirda otlamak.

cek * Bir kimsenin. cek vana * Cek valf. cehre zugurdu * Yuzu cirkin. cedene * Bkz. cegmel * Yay veya cengel biciminde bukulmusolan. Cecen * Kafkasya'nin kuzeydogusundaki Cecen Cumhuriyeti'nde yasayan bir halk veya bu h alkin soyundan olan (kimse). cehresi bozulmak * yuzu. cehrece * Cehre bakimindan. ters yonde gaz akisiniotoma tik olarak kapayan ve durduran vana. * Terlik. * Ýcinden gaz akisinin gecmesine bir yonde izin veren. Cekce * Cek dili.Afrika bocegi (Glossina). tavirlaridusmek. cekberi * Harman yerinde yiginlaricekmeye yarayan alet. cegmellenmek * Yay veya cengel bicimini almak veya girmek. Cecence * Cecen dili. cekecegi olmak * basina sikintilicok isgelecek olmak. cehre * Yuz. * Cek halkina ozgu olan. cetene. cedik * Mesh uzerine giyilen saripabuc. cekap * Tam bakim. sima. gelberi. cehre etmek * surat etmek. Cek * Slavlarin batikolundan olan bir ulus veya bu ulusun soyundan gelen kimse. * Somurtkanlik. cekecek . cekcek * Dort tekerlekli el arabasi. * Gorunus. cehre almak * tavir takinmak. cegmellenme * Cegmellenmek isi. bankadaki parasinin diledigi kimseye odenmesi icin bankaya gonde rdigi yazilibelge. cehreli * Cehresi olan. cek valf * Depodaki suyun kacmasinionlemek icin kullanilan arac. cek arabani(veya yalniz cek!) * git buradan!.

alimli. * Kendisi icin egilim uyandiran. cekicilik * Cekici olma durumu. * Ýki yuz elli kiloya esit olan. boynuz ve plâstik maddeden yapilmisalet. ceki duzen vermek * duzgun duruma getirmek. ceker * Bir tartma aletinin kaldirabildigi agirlik miktari. * Kurtarma araci. madenleri dovmek gibi islerde kullanilan ve bir sapla dovecek bir maden bolumden yapilmis arac. kiskancliktan dogan davranis.20 m uzunlugundaki madenî tele baglive agirligi7. duzenlemek. sikinti. odun. cekememe * Cekememe isi veya durumu. ayagin ayakkabiya kolay girmesini saglaya n. * Cekme gucu. cekic * Civi cakmak. cazibeli. cekelemek* Tekrar tekrar cekmek. kirec gibi agir ve kaba seyleri tartmakta k ullanilan bir agirlik olcusu. cekeleme * Cekelemek isi veya durumu. cekel * Kucuk capa. * Cekici arac. mavna ve kucuk gemilerin karaya cekildikleri yer. ceki duzen * Duzenlilik. atese atildiginda catirdayarak yanan bir bitki. ozen. maden. cekici * Cekme isini yapan. pulluga yapisan topragiayirmaya yarayan demir bolum. * Kadinlarin baslarina bagladiklariortu. * Uvendirenin alt ucunda bulunan. cekemez * Kiskanc. cekic kemigi . intizam. cekelez * Sincap. cekememek * Cekmek isini yapamamak. dikensi. cekek * Kayik. * Uzuntu. * Yaklasik 1. cekememezlik * Cekememe durumu veya cekememekten.257 kg olan gulle. cekic atma * Cekicin en uzaga atilmasitemeline dayanan atletizm dali. cazibe. ihtimam. cekemezlik * Bkz. * Kiskanarak hosgormemek. * Bkz.* Ayakkabiile topuk arasina sokularak. ceki duzen. cekem * Yesil yaprakli. ceki tasigibi * agir ve kimildamaz. cazip. * Katlanamamak. itina. duzeltmek. cekememezlik. ceki * Tarti.

cekichane * Demir fabrikalarinda makine ile calisan cok agir cekiclerin bulundugu yer. * Herhangi bir cismin. * Bir gorevden. cokluk. ustlenmek. sahis iliskisi kuran birimler: ev-e. basma karsiti. cazibe. gel-di-ler gibi. ev-ler. * Bir isten bir gorevden kendi istegiyle ayrilmak. kisi ve kiplere. cekim * Cekmek isi. ricat etmek. cekilme * Cekilme isi. cekim ekleri * Fiil. baska bir cismi kendine dogru cekme gucu. * Kendini geriye veya bir yana cekmek. * Fiillerin cesitli zaman. * Katlanmak. * Bir yerden uzaklasmak. g el-di. biraz cekik. ev-im. zaman. ricat. istifa etmek. cekimli * Cekimi olan. isimlerin de isim hallerine gore ugr adiklaridegisiklikler. cekimlemek * (bir cismi) Genel cekim yasasina gore baska bir cismi cekmek. tahammul etmek. * Cekim ekleri alabilen. bir isten kendi istegi ile ayrilma. * Azalmak veya yok olmak. * Savasta. bir duruma gecmek. gel-di-m. isim kok veya govdelerine gelerek bagliolduklarikelime gruplarina gore k elimeler arasinda durum (hâl) iyelik. vazgecmek. * Katilmamak. * Alicinin surekli olarak bir kez calistirilmasiyla elde edilen film parcasi. cekimolcer . * Bir boksorun veya gurescinin herhangi bir sebeple karsilasmayibirakmasi. plân . * Ýceriye dogru kacmis. geri gitmek. * Bir yere. bir yere ugramamak. cekimleme * Cekimlemek isi. cekik * Yanlara dogru cekilerek gerilmisgibi olan.* Orta kulaktaki dort kucuk kemikten biri. cekicleme * Cekiclemek isi. cekikce * Cekige yakin. cekilis * Cekilme isi. * Kameraman. cekimli fiil * Kip zaman ve kisi eklerini almisfiil. cekilmek * Cekme isi yapilmak. batik. istifa. cekiclemek * Cekicle dovmek. * Gerilemek. cekic makinesi * Ayakkabiimalâtinda taban koselerinin burun kisimlariniincelten ve koseleleri dov erek duzelten bir makine. * Yerin yukselmesiyle bu yeri orten deniz sularinin gerilemesi. cekimci * Yapimci. tasrif. bir ordunun veya bir birligin dusmandan ayrilmak icin yaptigidavranis .

cekingen * Her seyden cekinme huyu olan. cekingenlesmek * Cekingen duruma gelmek. cekinmek * Saygi. sakindiginibelirtmek. urkek. mesguliyetine son vermek. cekimsenmek * Bir seyi yapmaktan geri durmak. cekimser * Oy vermekten. cekip almak * uzaklastirmak. cekingen davranmak * urkekce davranislarda bulunmak. korku. cekinis * Cekinmek isi veya bicimi. gravimetre. egilim gostermekten veya bir sey yapmaktan kacinan.* Cekim kuvvetlerini olcmeye yarayan arac. cekinilmek * Cekinmek isine konu olmak. ihtiraz. * Yer yer degisen yer cekiminin tam ve gercek degerini dikey olarak belirlemeye yarayan arac. cekingenlesme * Cekingenlesmek isi. yonetmek. cekingenlik * Cekingen olma durumu. cekingence * Cekingene yakisir (bicimde). cekine cekine * Cekinerek. cekip gitmek * birakip gitmek. sikilgan. * Cins. kacinmak. muhteriz. resesif. kararsizlik. urkekce. cekinik * Birkac kusak sonra ortaya cikan ve o zamana kadar aradaki dollerde gizli kalan soya cekim nitelikleri icin kullanilir. cekince * Herhangi bir konuda ileriyi dusunerek cekinmeyi gerektiren sebep veya durum. cekimsenme * Cekimsenmek isi. istinkâf etmek. kacinmak. mustenkif. cekince koymak * cekindigini. savusmak. ayrilmak. tereddut. cekimsizlik * Cekimsiz olma durumu. . cekirdecik * Hucre cekirdeginin icinde tek veya birden cok bulunan yuvarlak cisim. cekimsiz * Cekimi olmayan. cekinme * Cekinmek isi. el cekmek. cekip cevirmek * hâle yola koymak. cekinilme * Cekinilmek isi. cekinti * Duraksama. r ezerv. utanma gibi duygularla bir seyi yapmak istememek. kisi belirtmeden butun durumlarda degismeyen kelimeler. * Bir sey surunmek. koparmak. cekimserlik * Cekimser davranma durumu. sayi.

* Agaclarda soyulmayan bolum. cekirge * Duz kanatlilardan. * Bir seyin temelini olusturan oz. cekirdeksel * Atom cekirdegi ile ilgili. cekirdekten yetisme * herhangi bir iste. * Bir seyi birbirine karsicekmek. kucuk yastan baslayarak yetismisolan. cekirdeklenmek * Cekirdek baglamak. * Atom cekirdegi. cekirge salvar * Pacalaricok dar. * Yenmek icin satilan kabak veya aycicegi cekirdegi. cekise cekise pazarlik (etmek) * (alici) bir maliucuz almak icin titizce pazarlik (etmek). kavgaci(kimse). * Kuyumculukta kullanilan ve bessantigrama esit olan agirlik olcusu. * Agiz kavgasi. kâgit icin) Aralarinda cekmek. cetin. cekirdek kahve * Cekilmemisveya dovulmemiskahve. icinde cekirdegi bulunmayan. * (ad cekme. * Sert. cekirdekci* Cekirdek satan kimse. cekisli * Cekme gucunu on tekerleklerden alan arac. cekirge kusu * Sigircik (Sturnus vulgaris). * Bir motorun cekme gucu. gayret harcamak. cekis * Cekmek isi veya bicimi. * Agiz kavgasietmek. uzun olan art bacaklarina dayanarak uzaga sicrayabilen. cekirge otlegeni * Orta Asya ve Avrupa iclerinde yasayan otucu bir kus. baba ve henuz evlenmemiscocuklardan olusan aile. cekirdekli * Cekirdegi olan. cogu sert bir kabukla kapl itohum. cekirdekcilik * Cekirdek satma isi. cekirdek aile * Anne. cekirdeklenme * Cekirdeklenmek isi. bacak bolumu genisolarak dikilmissalvar. meslekte. cekismeli * Cekismeye yol acan. cekisken * Cekismeyi seven. zorlu. . cekismek * Ýki yonunden karsiliklicekmek. bir cok turleri olan bocek (Acridium). cekisme * Cekismek isi. nuve.cekirdek * Etli meyvelerin icinde bir veya birden cok bulunan. * Bir hucrenin merkezini olusturan cisimcik. icinde cekirdegi bulunan. nukleer. * Caba. cekirdeksiz * Cekirdegi olmayan. niyet.

dayanmak. cekkin * Elini etegini cekmis. * Atmak. * Bir kimsenin kotu taraflariniuzun uzadiya sayip doken (kimse). cekmecesiz * Cekmecesi olmayan. * Ýsyaparken giyilen bir tur salvar. * Parmak veya mizrapla calinan calgi. * Uzerinde bulunan bir silâhla saldirmak icin davranmak. dolap gibi seylerin disariya cekilen gozu. * Yuksekteki ince dallaricekip kesmeye yarar. cekistirme * Cekistirmek isi. cekiye gelmez * olcusuz derecede cok veya buyuk. * Bir yerden baska bir yere tasimak. cekistiricilik * Cekistiricinin isi. cekiste * Tuzla terbiye edilmisyesil zeytin. * Gemilerin barinabilecekleri koy. dolap gibi seylerin disariya cekilen gozu. . ilgisiz. * Masa. vurmak. cekme. * Tekrar tekrar cekerek koparmak. * Bir kimsenin kotu taraflariniuzun uzadiya sayip dokmek. cekmece * Masa. cekiye gelmek * duzene uymak. cekmeceli * Cekmecesi olan. duzene sokulamaz. * Ýcine almak. uzun sapli. ay biciminde. cekistirici * Cekistirmek isini yapan (kimse).cekismesiz * Cekismeye yol acmayan. cekiver kuyrugunu * artik ondan hayir bekleme. uzerine almak. cekme * Cekmek isi. * duzeltilemez. * (bir kimseyi veya bir seyi) Geri almak. * Vucut bolumlerinin bukucu kas gucu ile bir direnci kendisine yaklastirmasi. * Agacin yapisindaki nem oraninin azalmasisonucu boyutlarinin kuculmesi. suslu sandik. cekmece. * (tasit icin) Birakmak. katlanmak. * Germek. * Yuklenmek. agzitirt iklibicak. * Cekilerek giyilen veya kullanilan. * Solukla icine almak. * (guc durumlara) Ugramak. cekmek * Bir seyi tutup kendine veya baska bir yone dogru yurutmek. cekme kat* Apartmanda veya evlerde dort yaniteras olarak birakilan en ust kat. * Bir amacla ortadan kaldirmak. cekistirmek * Uclarinda tutarak ayriyonlere dogru cekmek. koymak. cekme demir * Haddeden gecirilmisdemir. * Duzgun bicimli. * Ýcinde mucevherat veya baska degerli seyler saklanan kucuk. etkisi altinda bulunmak.

* Sokulebilir elbise. * (bir kimse) Ailesinden birine herhangi bir bakimdan benzemek. * (bir seyi) Emip disariya cikarmak. * Masrafinikarsilamak. * Hosa gitmek. cektiri * Yelkenleri olmakla birlikte kurekle de yol alan eski zaman gemisi. yemek ve salon dolaplarinin tablalarinibirbirine tutturmak icin metal veya plâstikten yapilmisbaglantiparcasi. * Cizgi durumunda uzatmak. * Herhangi bir engel kurmak. * (sise. * Yurutmek. * Ogutmek. * Herhangi bir anlama almak. cektiris * Cektirmek isi veya bicimi. * Ortmek. * Daralip kisalmak. * Bir duyguyu icinde yasatmak.* (tartida) Agirligiolmak. cektirici * Tekstil imalâtinda dokunmusmalzemeyi istenilen boy ve ene gore cektiren aracical istiran isci. badana vb. * Bir yerden bir seyi yukaridogru almak. * Tasima gucu olmak. Cekoslovak * Cekoslovakya'da yasayan (kimse). * Ýcki icmek.) Surmek. giymek. * Ýmbik yardimiile elde etmek. * Asmak. icin) Tedavi amaciyla uygulamak. cektirme agi * Yan yana ilerleyen iki tekne tarafindan cekilen genisagizlibuyuk balik agi. police. sarmak. * (boya. cek gibi seyler icin) Duzenleyip yururluge koymak. ayagin daha rahat girmesi icin topuk uzer inde bulunan uzun cikinti. * Arabalarin gobek bilyalarinicikarmak icin kullanilan arac. vantuz. surmek. * Soylemek. cektirme. . * Kacan ilmegi ormek. * Tipkisiniyazmak veya cizmek. suluk vb. * (bir seyin ic yuzunu anlamak amaciyla) Sikistirmak. * (ad cekme. ay icin) Surmek. cekmelik * Genellikle yemeni gibi giyeceklerde. piyango icin) Sans denemek amaciyla hazirlanmiskâgitlardan bir ini almak. Cekoslovakyali * Cekoslovak halkindan olan kimse. * (protesto. * Buyuk yelken kayigi. * Goruntuyu bir aletle ozel bir nesne uzerinde tespit etmek. niyet. icin) Uzerine toplamak. * (dikkat. ilgi vb. * (yol. * Yollamak. * Cekmecesi olan. cekmeli * Cekmesi veya cekisi olan. * Dosemek. * Disi hayvaniciftlesmek icin erkegin yanina goturmek. * Cektiri. cektirme * Cektirmek isi.

celik comak * Cocuklarin. * Bir agaciasilamak amaciyla hazirlanmisdal. kanepe. sakul. celenc * Sporda rekor kiranlar arasinda elden ele gecen kupa ve bu kupayikazanmak icin yapilan yarisma. celik * Su verilerek cok sert ve esnek bir duruma getirilebilen. cekyat * Gerektiginde acilip yatak hâline getirilebilen koltuk. cekul * Ucuna kucuk bir agirlik baglanmisiple olusturulan. fakat guclu (vucut). olgun (kimse). tral aginidenizde c ekmeye yarayan halat. celebi * Gorgulu. * Kadinlarin baslarina taktiklarimucevher veya madenden yapilmissorguc. onulmaz duruma gelmesine yol acmak. * Kok salmak amaciyla yere dikilen dal. celenk koymak * bir kimseyi anmak icin mezarina veya anitina celenk birakmak. comakla celige vurarak oynadiklarioyun. uzerine halat veya ip gecirip tutturmaya yarayan agac veya metalden yapilmiskisa degnek. esya. celik * Kisa kesilmisdal. celgi * Alna baglanan yazma yemeni. celik halat * Celikten yapilan. celik gibi * zayif. * Birinin sikinticekmesine. sarilip ambalâjlanmasinda kullanilan dar. kisa degnek. celebilik * Celebi olma durumu veya celebice davranis. dal ve yapraklarla yapilmishalka. * Celikten yapilmis. celen * Ev sacagi. ik i tarafisivri. celebi gibi. birlesiminde az mikta rda karbon bulunan demir ve karbon alasimi. celebice * Celebiye yakisir (bicimde). yuk vb. * Gemilerde. havan ve top mermi parcalarinin etkilerine karsibasik orumak icin giyilen ozel baslik. celige su vermek * celigi hizla sogutarak ozel bir sekilde daha cok sertlesmesini saglamak. celenk * Cicek. celek * Boynuzu kirik veya egri hayvan. * Bay.cektirmek * Cekmek isini yaptirmak. terbiyeli. celik baslik * Hafif piyade silâhlarinin. yer cekiminin dogrultusunu belirtmek icin sarkitilarak kullanilan bir arac. celik serit. * Bektasî ve Mevlevî pirlerinin en buyuklerine verilen unvan. celik cember * Balya. * Hristiyan tuccar. asma kopru ayaklarinibirbirine baglayan. . pulat. * Cocuklarin celik comak oyununda ucuna comakla vurarak havaya kaldirdiklari.

celik iceren veya celikle kapli. tenakuz. tahta ve taslarikesme. celiksi * Celige benzeyen. celimli * Guclu. keskin uclu alet. celikleme * Celik dikerek agac yetistirme. celik yelek * Ozel alasim ve maddelerle kursun gecirmeyecek bicimde yapilmisust giysisi. celismeli. . mutenakiz. vernik. celigi andiran. celik pamugu * Verniklenmisyuzeyleri duzeltmeye veya matlastirmaya yarayan uzun ve keskin ken arlicelik tel tomari. celimsizlik * Celimsiz olma durumu. celiski * Celisme. dolgu ve renk gereclerinden hazirlanan boya astari. celiklestirmek * Celik durumuna getirmek. kuvvet. celimsiz * Gucsuz. ince celik met alden yapilmisolcme araci. celik kapi* Ana cevresi celikten. celismesiz. celim * Guc. mutenakiz. yuzeyi ahsaptan yapilan diskapi. celik macunu * Yag. celisiklik * Celisik olma durumu. celik kasa * Kiymetli esyayive parayimuhafaza etmek icin celikten yapilan kasa. * Celik gibi saglam olmak. celiklesmek * Celik durumuna gelmek. celiklemek * Celik dikerek agac yetistirmek. celikhane * Celik elde edilen fabrika. celiklesme * Celiklesmek isi. guc kazandirmak. celisken * Celisik. celiskili * Celisme durumunda olan. celisik * Celisme durumunda olan. * Guclendirmek. celiskisiz * Celisme durumunda olmayan. oyma ve yontma islerinde cekicle vurar ak kullanilan. nahif. celisiklik ilkesi * Ýki celisik onermenin hem dogru hem yanlisolamayacagiilkesi. celikten yapilmis. celiklestirme * Celiklestirmek isi. celik metre * Uzerinde olcu birimleri isaretlenmiskucuk bir kutuya girebilen. celikli * Celigi olan.celik kalemi * Her turlu metal. celismeli.

zikretmek. * Arkadan hafifce baglanan basortusu. celtik kargasi * Bkz. celtek * Coban yamagi. * Bir seyin kenariniverev veya capraz kesmek. usak. kara leylek. celtikci * Celtik yetistiricisi. celiskili. . * Onerme. gelismesini engellemek. celmelenme * Celmelenmek isi. celmelenmek * Celme takilmak. celismezlik * Ýcinde celisme yaratmayan kuram. celme * Celmek isi. bir sey) Ortunup iki ucunu baglamak. celme atmak (veya takmak) * celme ile yikmaya calismak. celmeleme * Celmelemek isi. celtik * Kabugu ayiklanmamispirinc. birbirini tutmama. celmek * Dusurmek. * (ortu vb. celismesiz * Celisigi olmayan. * Yolundan cevirmek. celtik tarlasi * Pirinc yetistirilen sulak tarla. * (dusunce ve davranisicin) Birbirini tutmamak. celmelemek * Celme takmak. mutenakiz olmak. celismek * (dusunce ve davranis) Birbirini tutmamak.celisme * Birbirine ters olma. kavram ve terimlerin birbirini tutmama durumu. engel olmak. celmik * Bugday ve basakla karisik iri saman. * Dua okumak. celtikli * Ýcinde celtik olan. celmece * Aklinikaristiracak bicimde. yargi. * (bir isveya kimse) Engellenmek. calmak. birbirlerine ters dusmek. yardimci. baltalanmak. engellemek. celismezlik ilkesi * Celisik onermeleri ozunde bulundurmayan ve yasaklayan kuram. * Birini yere dusurmek icin ayaginin onune ayak uzatmak. celiskisiz. cello * Viyolonselin kisaltilmisadi. * bir isi veya bir kimseyi baltalamak. celmeleyis* Celmelemek isi veya bicimi. celismeli * Celisik. celtikcilik * Celtik yetistirme isi. * Topa gidisyonunu degistirecek bicimde vurmak. birbirine ters dusmek.

cemberleme * Cemberlemek isi. cozumu guc durum. * Sandik. cemen * Maydanozgillerden bir bitki ve bunun kokulu tohumu (Cuminum cyminum). cem * Yesilligi bol olan yer. cembalo * Klâvsen. cemberlenmek * Cemberle kusatilmak. cemberi yarmak * kusatmadan. nin dagilmamasiicin uzerlerine gecirilen dayaniklibir ci simden kusak. * Cember gecirilmisolan. cember gecirmek * cemberle kusatmak. cemberlemek * Cemberle kusatmak. * Bu tohumu un durumuna getirip sarimsak. cemce * Comce. cember icine almak (veya cembere almak) * kusatmak. kirmizibiberle karistirarak yapilan. * Asilmasi. bir veya birkac noktayigecerek kurtulmak. cemberlenme * Cemberlenmek isi. cemberli * Cemberi olan. cemberletme * Cemberletmek isi. * Basketbolda icinden topun gecmesiyle sayikazanilan aglidemir halka. ficivb. cemberletmek * Cemberlenmesini saglamak. cembersel bolge * Cember ve cemberin icindeki noktalarin meydana getirdigi duz yuzey. cember sakal * Yuvarlak bir bicimde kesilmissakal. cember makasi * Karyola ve somya imalâtinda kullanilacak olan celik cemberleri kesmeye yarayan a rac. * Bu bicime getirilmiskaticisimlerin cevresi.celtiklik * Celtik ekmeye veya uretmeye elverisli yer. cembersiz * Cemberi olmayan. cember kayik * Arka tarafiyuvarlak kayik. * Buyuk yazma yemeni. * Cocuklarin oynamak icin cevirip arkasindan kostuklaritekerlek biciminde oyunca k. p . denk. * Cember durumuna gelmek. cember cevirmek * (cocuk) cemberi dondurmek. cemberden donmek * basariya ulasmak uzere iken olumsuz bir sonucla karsilasmak. * Cember gecirilmemisolan. cember * Merkez denilen sabit bir noktadan ayniuzaklik ve duzlemdeki noktalar kumesinin olusturdugu kapaliegri.

cencen * Geveze. * Omurgasiz hayvanlarda buna benzeyen yapi. cene yaristirma * karsilikligevezelik etme. cene calmak * gevezelik etmek. cenebaz * Cok konusan. cemkirmek * (birine) Karsigelmek. ceneli.astirma uzerine surulen macun. etegini toplamak. cenek * Tohumda embriyonu kaplayan etli bolum. * Kose. altliustlu disleri tasiyan ve agzin acilip kapanmasini saglayan parca. * Bkz. karsiliklicene calmak. cemremek * Kolunu veya pacalarinisivamak. cemenleme * Cemenlemek isi. cene yaristirmak * karsilikligevezelik etmek. pacalarisivamak. cemenli * Cemeni olan veya cemen surulmusolan. soz gostergesi. cemkiris * Cemkirmek isi veya bicimi. cenesi kuvvetli. cemreme * Cemremek isi. etek veya pacalarinicemremek. karsiliklicene calma. * Mengene veya kerpeten gibi araclarin esyayisikistiran karsilikliiki parcasinda n her biri. cemrenmek * Kendi kol. cemrek * Kollarive bacaklarisivanmis(kimse). cemenlemek * Cemen surmek. * Bir ise girismek icin hazirlanmak. cemrenme * Cemrenmek isi. * Cok konusma huyu. cene cukuru * Alt cenenin ucundaki cukur. cemkirme * Cemkirmek isi. cene yormak * bosuna soyleyip durmak. sert cevap vermek. cene * Omurgalilardan kemik veya kikirdak ile desteklenen. cene kavafi * Geveze. * Kopek kesik kesik havlamak. cene yarisi * Durmadan karsiliklikonusmak. cemic * Dut veya uzum kurusu. . cenebazlik* Cenebaz olma durumu.

* Cok konusan. cenelesme * Cenelesmek isi. * Boceklerde agzin iki yaninda bulunan parcalayicisert organ. * Ýstiridye gibi iki ceneli yumusakcalarda. cenekli * Cenegi olan. cenesini kapatmak * susturmak. cenesi dusmek * yerli yersiz konusup gevezelik etmek. cenesi atmak * (can cekisirken) cenesi titremek. cenesi dusuk * Cok gereksiz seyler konusan. cenesi oynamak * bir sey yemekte bulunmak. cenesini dagitmak * cok guclu bir yumrukla cenesine vurmak. geveze. cenesi kitlenmek * alt ve ust cene simsikibir durumda bir araya gelmek. durmadan konusup soyleyerek. cenesini actirmak * soz firsativermek. dusundugunu soylememek veya konusmaktan vazgecmek. cenesi durmamak * gereksiz yere surekli konusmak. cenesini bicak acmamak * sikintive uzuntuden konusmamak. durmadan konusmak. kolsu ayaklilarda kavkinin iki parcasi ndan her biri. cenesi kuvvetli * Kolay ve etkili soz soylemekten yorulmayan. cenen tutulsun * (som agizlilara) "soyleyemez ol! anlaminda beddua olarak kullanilir. cenet * Acildiginda tohumlarin ortaya ciktigikabuk. * Yerinde ve duzgun konusmasinibilmeyen. ceneli * Cenesi olan. cenetli * Ýki veya daha cok ceneti bulunan. cenesini tutmak * bildigini. cenesiz * Cenesi olmayan. bosbogaz. ceneye kuvvet * konusma gucuyle. cenesi acilmak * durmadan konusmak. cenesinin bagicozulmek * gevezelik etmek. . cenesini baglamak * olen bir kimsenin cenesi altindan gecirilen tulbendi basinin ustunde dugumleme k. ceng * Eski bir Turk sazi. * bir kimsenin olumunu istemek.* Kuslarin gagasiniolusturan alt ve ust bolumlerden her biri. ceneksiz * Cenegi olmayan ve cenekleri iyi gorulemeyen. gevezelik etmek. cenelesmek * Karsilikliolarak konusmak. yerli yersiz.

cengel * Bir yere takilmaya. cenilemek * Caniyanan kopek aglar gibi aciacises cikarmak. cengelsi * Cengeli andiran. cengel atis. cengellenmek * Cengel takilmak. * Cengelli igne. telli bir calgi. cengel takmak * ugrasmak veya kotuluk etmek icin el atmak. cengel ceneliler * Ceneleri gaga biciminde uzamisve tam kemiklesmemisbaliklar takimi. cengi kolu * Cengilerden olusan topluluk. . cengelli * Cengeli olan veya ucu cengel biciminde olan. cengel bicimli. cengelle tutturulmak. cengel sakizi * Kengel sakizi. cengelli igne * Tutturuldugu yerden kurtulmamasiicin ucu ozel yuvaya gecirilen igne. cengi * Calgiesliginde oynamayimeslek edinmiskadin. centik atmak * centiklemek. cengi takimi * Cengi kolu. cenileme * Cenilemek isi. * Cengel atisyapmak. cengel atmak * bir konuya taraftar toplama girisiminde bulunmak. * Kucuk oyuk. iliski kurmak. tirtik. yapisik cen eliler. cengelleyis * Cengellemek isi veya bicimi. cengelleme * Cengellemek isi. gecirilmeye yarayan egri ve ucu sivri demir. cengucegane * Saz eglentisi. cengellemek * Cengelini takmak. centik acmak * centik olusturmak. cenk * Harpiandiran. * Kertikli. * Basketbolda cembere yan durarak tek elle basuzerinden gecirilerek atilan sut. cengel ignesi * Cengel biciminde ilmiklerden olusan bir tur isleme. cengel atis* Cengel. * Basim sirasinda basim aletinin diyaframinibelirli bir acikliga getirecek duzen i isletmek icin filmin kenarina yapilan cukurluk. centik * Bir seyin kenarindan kesilerek veya kirilarak acilan kucuk kertik. cengilik * Cenginin yaptigiis.

* Bagcubugu. cepelleme * Cepellemek isi. * Zar. * Calicirpi. cepellilik * Cepelli olma durumu. gecimsiz kimse. cepez * Bozuk ipek kozasi. cepin * Bahcelerde kullanilan kucuk capa. cepellenme * Cepellenmek isi. centikli * Uzerinde centik bulunan. cepcevre * Bkz. . centilmek * Centmek isine konu olmak. * Bozuk. firdolayi. calicirpi. ceper * Cit. ceper cekmek * citten duvar cevirmek. pislik. centiklemek * Bir seyde centik acmak. huysuz. * Karisip bozulmak. tas. salatalik gibi seyleri kucuk ve ince parcalar durumunda dogramak. * Bir seyi ince dogramak. * Ahlâksiz. centme * Centmek isi.centikleme * Centiklemek isi. Cepni * Oguz Turklerinin 24 boyundan biri. cepellemek * Cepel duruma getirmek. yagmurlu hava. * Sebze bahcesi. cepelli * Ýcinde sap. ceperle cevrili bulunan. cepel * Kir. bulasik. centiklenmek * Centikli duruma gelmek. camur. karistirmak. toprak gibi yabancimadde bulunan. cepic * Cebic. ceperli * Ceperi olan. * Urune karismisyabancimadde. cepellenmek * Cepelli duruma gelmek. centmek * Bir seyin kenarinda kertik acmak. kapali. centiklenme * Centiklenmek isi. cepecevre * Butun yanlarinikusatacak bicimde. centilme * Centilmek durumu. cepecevre. * Sogan.

cercevelenme * Cercevelenmek isi. . zeytin gibi yiyecekler. yazi. * Filmi cevrilecek baslica cismin. cerci * Koy. cerez * Asil yemekten sayilmayan. * (bazibolgelerde) Tuhafiyeci. tablolara cerceve takma isiyle ugrasan kimse. pencere ile bunlarin cam veya tablalarinin yerlestirilmisoldugu kenarlik . cercevecilik * Cerceve yapma veya satma isi. cercevelenmek * Cerceve icine alinmak. * Bir dusunce alaninin sinirlariveya bu sinirlar icindeki alan. gerek buyukluk gerek yer bakimindan goruntu c ercevesine gore duzenlenmesi isi.cer * "Gelisiguzel ve dayaniksiz yapilmis" anlaminda cer cop veya cerden copten ikil emelerinde gecer. celimsiz. pazar ve benzeri yerlerde dolasarak ufak tefek tuhafiye esyasisatan gezgi nci esnaf. cercilik * Cercinin yaptigiis. supruntu. cercevesiz * Cerceve icinde olmayan. curuk. cerceveletme * Cerceveletmek isi. peynir. * Beden egitiminde asilma ve tirmanmalar icin kullanilan arac. * Yemek disinda yenilen yasveya kuru yemisgibi seyler. ayna gibi seyleri suslemek veya bir yere asilabilecek duruma geti rmek icin bunlara gecirilen kenarlik. cerceveletmek * Cerceve gecirtmek. narin. * Bazicocuk oyunlarinda dikkat anlaminda kullanilan uyarma sozu. * Dokuntu. cerceve anlasma * Hukûmet ile sendika ve isverenler arasinda toplu sozlesme oncesinde varilan on a nlasma. cerceveleme * Cercevelemek isi. cerceveci * Cerceve yapan kimse. cerceveli * Cerceve gecirilmisveya cerceve icine alinmisolan. cercevelemek * Bir seye cerceve gecirmek veya bir seyi cerceve icine alma. cerezci * Cerez satan kimse. cercici * Cerci. * Resimlere. cerceve * Resim. * Zayif. cer cop * Calicirpikirintisi. cerezcilik * Cerez satma isi. * Kapi. cerden copten * Dayaniksiz.

Cerkez peyniri * Peynir yapmak icin mayalanan sutun ince dilimler hâlinde sicak suya atilmasiyla yapilan. * Cingene cadiri. * Canlilarin bolumlenmesinde. cerge. cergici * Pazarlarda sergi acan gezginci esnaf. turlu turlu. cergeci * Padisah cadirinibeklemekle gorevli yeniceri. ceribasi * Alay beyi. . * Yemegin sulu kismi. Cerkez * Kafkasya'da yasayan bir boy veya bu boydan olan kimse. cerge * Derme catma cadir. gocebe cadiri. ceribasilik * Ceribasiolma durumu.cerezlenme * Cerezlenmek isi. hindi gibi kumes hayvanlarinin etinden yapilan ve salcasina dovulmuscev iz. cimlenmek. tur. Cerkezce * Cerkez dili. cervis * Kasaplik hayvanlardan elde edilen cesitli yaglarin eritilmisi. * Cerez konulan kap. cermik * Kaplica. cesit * Ayniturden olan seylerin baziozelliklerle ayrilan obeklerinden her biri. * Cerkezlere ozgu. cerkezlik * Cerkez gibi davranma egilimi. cesitkenar * Kenarlarindan hicbiri otekine esit olmayan (cokgen). * Otag. * Cingene topluluklarinin basi. cesit cesit * Cesitli olan. taze veya kuru olarak yenen tuzlu bir peynir turu. bireylerden olusan. cesitleme * Cesitlemek isi. Cerkez tavugu * Tavuk. cervisli * Cervisi olan. cerezlik * Cerez olabilecek seyler. ilica. turden daha kucuk birlik. cergi * Bkz. Cerkezlerle ilgili. nevi. * Turlu. * Bir seyden biraz yararlanmak. ceri * Asker. cesitkenar ucgen * Uc kenarida ayriuzunlukta olan ucgen. cerezlenmek * Cerez turunden bir seyler yemek. biber katilarak hazirlanan bir yemek.

turlu. cesnili * Cesnisi olan. cesitlendirme * Cesitlendirmek isi. * Hosa giden bir ozellik. cesitlenme * Cesitlenmek isi. borularla gelen suyun bir olukta n veya musluktan aktigi. cete savasi * Kucuk asker birlikleri veya ceteler tarafindan dusmaniyipratmak icin her turlu yola basvurarak yapilan . cesnicibasi * Bascesnici. var yasyon. cesnilik * Yemege cesni vermek icin katilan baharat vb. cesni * (yiyecek. cesnicilik * Cesnicinin isi. melodi ve ritmle susleyerek yeniden calma. ozel ve hosbir katkiyapmak. cesnici * Saraylarda ve buyuk konaklarda yemek ve sofra islerini yoneten kimse. tenevvu. yalaklisu hazinesi veya yapisi. cesnilenme * Cesnilenmek isi. cesitlendirmek * Cesitlerini artirmak. cesmibulbul * Uzeri beyaz. cesnisine bakmak * tadina bakmak. * Sikkelerin ayariniduzenleyen kimse. cesni tutmak * ekmekcilikte una karistirilacak suyun oraninibelirtmek. * Tutun veya ickilerin tat ve niteligini belirleyen kimse. cesmeye gitse cesme kuruyacak * cok talihsiz kimseler icin soylenir.* Belli bir temayidegisik armoni. cesnilemek * Cesni vermek. cesitlemek * Bir seyin cesidini artirmak. cesitlenmek * Cesitli duruma gelmek. cesitlilik * Cesidi cok olma durumu. cesni katmak * degisik. cesme * Cogunlukla herkesin yararlanmasiicin yapilan. * Sik sik esdegistiren erkek. icecek icin) Tat. cete * Ordu birliklerinden olmayan silâhlikucuk birlik. mutenevvi. cesnileme * Cesnilemek isi. cesnilenmek * Tadiyerine gelmek. tadimlik. sarmal susler ve cicek motifleri ile bezenmiscam islerine verilen ad. cesitli * Cesidi cok olan.

anlasilmasiveya sonuca baglanmasiguc. cetene * Kendir tohumu. cetrefillik * Cetrefil olma durumu.savas. cetince * Cetin (bir bicimde). cetrefilsiz * Basit ve anlasilmasikolay olan. cetinlesme * Cetinlesmek isi. cetrefilce * Biraz cetrefil. ceteci * Ceteden olan kimse. elde edilmesi. yapilmasizor olan is. cetrefillesmek * Cetrefil duruma gelmek. islenmesi guc veya engeli cok olan. cetinlik * Cetin olma durumu. cetelesme * Cetelesmek isi veya durumu. cozumlenmesi. cetelestirmek * Cete durumuna getirmek. cetin * Amaclanan duruma getirilmesi. cetrefilli * Karisik ve anlasilmasiguc olan. cetecilik * Ceteci olma durumu veya cetecinin yaptigiis. cetele * Cizilerek veya oyularak acilan kertik. uzunlamasina ikiye bolup uzerine kertikler center ek hesap tuttuklariagac dali. * Atlara binilerek degneklerle oynanan bir cesit top oyunu. cetinlesmek * Cetin duruma gelmek. sutcu gibi esnafin. cevgen * Degnek. . cetelestirme * Cetelestirmek isi veya durumu. cetin ceviz * Yola getirilmesi guc olan kimse. sertlik. engelli ve engebeli yer. cetelesmek * Cete durumuna gelmek. ceteleye donmek * (insanin yuzu veya baska bir tarafiicin) uzerinde bircok kesikler ve siyriklar olmak. cetrefillesme * Cetrefillesmek isi veya durumu. * Sarp. cetinlestirme * Cetinlestirmek isi veya durumu. muskul. cetele cekmek (veya tutmak) * hesap tutmak amaciile bir yere cizgiler cizmek. * Ekmekci. polo. cetrefil * Karisikligidolayisiyla. cetinlestirmek * Cetin duruma getirilmek. * Yapive ses kurallarina aykirikullanilan (dil).

siny al. ceviklik * Cevik olma durumu veya cevikce davranis. ceviklesme * Ceviklesmek isi. ceviren * Ceviri yapan kimse. komutator. cevirici * Sozlu veya yaziliceviri yapan kimse. kusatma. cevirim senaryosu * Cekimlere bolunmus.cevik * Kolaylik ve cabuklukla davranan. duyar katin uzerinde gi zli goruntulerin belirmesi. ceviri dili * Bir bilgisayarin sembolik makine dili. her cekimin sayisibelirtilmis. tedvir. dilmaclik. cevirmen. cevirme * Cevirmek isi. * Bir dilden baska dile cevrilmis. tercuman. tercume. mutercim. tercume. cevirici dili * Bilgisayarda makine dili komutlarinin sembollerle kaydedildigi alcak duzeyli p roglamlama dili. cevirgi * Cevrilebilen anahtar. ceviklestirme * Ceviklestirmek isi. komutato r. kor uzerinde cevrilerek pisirilmisi. tercumanlik. tercume. ihata. * Bir dilden baska bir dile cevrilmisyaziveya kitap. ceviris * Cevirmek isi veya bicimi. cevirgec * Elektrik akiminiacip kapama veya degistirme isini yapan arac. * Elektrik akiminin yonunu degistirmeye yarayan arac. salter. ceviklesmek * Cevik duruma gelmek. cevirme. cevir kaziyanmasin * karsisindakine dokunacak yersiz bir soz soyledigini fark eder etmez sozunu cev irmeye kalkisanlara alay veya saka yollu soylenir. ceviricilik * Ceviri isi yapma. cevir sinyali * Cevir sesi. * Kuzu. cevirim icin butun teknik a ciklamalarive konusmalari icine alan senaryo. cevirim * Cevirme isi. tokmak vb. cevikce * Cevik (bir bicimde). ceviklestirmek * Cevik duruma getirmek. . oglak gibi hayvanlarin siste. * Uzaktan dolasip dusmanin yan gerilerine duserek onu istemedigi bir durumda dov usmek zorunda birakma. cevir sesi * Telefon numarasinin aranmaya hazir oldugunu belirten ince ve monoton ses. * Sinema filmi elde etmek uzere alicinin calistirilmasi. araclar. tetik. ceviri * Dilden dile aktarma. dilmac.

kusatmak. cevre bilimsel * Cevre bilimiyle ilgili. cevre bilimi * Canlilarin aralarindaki baglantilarive ortamlariyla olan iliskilerini inceleye n biyoloji dali. cevirtmek * Cevirmek isi yaptirmak. * Bir dilden baska bir dile aktarmak. cevre * Bir seyin yakini. yoldan dondurmek. ekolojist. toplumsal. * Yonetmek.* Bir muzik parcasindaki araligin veya bir cumle parcasinin tiz sesini pese. pes sesini tize donusturmek isi. * Cevirmenin gorevi. * Cevrilemek. cevre bilimine dayanan. donusturmek. cevre sagligi * Belli bir cevrede yasayan kisilerin sagliginietkileyen disfaktorler ve alinan onlemler. mutercim. kulturel disfaktorlerin but unlugu. dolayi. cevirme agi * Balik surulerinin once cevrelerinin sarilmasi. mutercimlik. cevre bilimci * Cevre bilimi uzmani. * Sirma islemeli mendil. * Kotu bir duruma getirmek. * Bir yerin cevresini bir seyle sarmak. etraf. sonra agin altinin kapatilmasiy oluyla kacmalarinionleyerek avlamayisaglayan bir agturu. cevirmek * Bir seyin yonunu degistirmek. * Yolundan alikoymak. * Bir giyecegi sokup ic yuzunu disa getirmek. tercume etmek. tevil etmek. cevre kirliligi * Dogal kaynaklarin asirive yanliskullanilmasi. muhit. * Bir birimden once veya sonra gelen ayniturden birimlerin tumu. * Dondurerek hareket ettirmek. kosesi cember uzerinde bulunan aci. * (kâgit oyunu icin) Oynamak. cevre teker . bunlarin olustu rdugu kucuk grup. cevre aci* Geometride. ekoloji. idare etmek. konteks. tahrip edilmesi sonucunda cevred e dengenin olumsuz yonde bozulmasive birtakim sorunlarin ortaya cikmasi. ekolojik. * Hile. * Kisinin icinde bulundugu toplumu olusturan ortam. * Bir durumdan baska duruma getirmek. dalavere gibi durust olmayan davranislar icin yapmak. * Oteki yuzunu gorunur duruma getirmek. cevirtme * Cevirtmek isi. dolap. * Aynikonu ile ilgili bulunan kimselerin tumu. cevirmenlik * Cevirmen olma durumu. * Bir kimse ile iliskisi bulunanlar. * Bir durumdan baska duruma gecmek. * Geri gondermek. * Duzlem uzerindeki bir sekli sinirlayan cizgi. muhit. cevirmen * Bir yaziyiveya konusmayibir dilden baska bir dile ceviren kimse. * Hayatin gelismesinde etkili olan dogal. bir cemberin ic bolgesinde.

tavaf etmek. cevrilis * Cevrilmek isi veya bicimi. cevrimsel * Cevrimle ilgili veya cevrim biciminde olan. cevren * Ufuk. cevrinti * Bir seyin kendi ekseni cevresinde surekli donmesi. tahdit edilmek. tevil. cevrim * Devir. cevrinmek* Bir seyin etrafinda saygiile dolanmak. cevrilemek * Cevriye ugratmak. burgac. * Kendini cevirmek. cevrinme * Cevrinmek isi. * Bir konunun sinirlarinicizmek. cevrelemek * Ýcine almak. kusatilmis. cevrelenis* Cevrelenmek isi veya bicimi. mimarlikta ve dulgerlikte kullanilan butun kenar parcalari. becerikli. cevrelenme * Cevrelenmek isi. sarmak. * Donuk. devrî.* Sap ve kokte. tavaf. cevrik * Cevrilmis. cevrecilik * Cevrecinin yaptigiis. kusatmak. merkez bolumunun en diskusagi. cevreci * Cevre kirliligi sorunlariyla ugrasan kimse veya topluluk. idareli. cevrilme * Cevrilmek isi. goz erimi. ihata etmek. cevrimli * Ýsi iyi yoneten. cevrelenmek * Kusatilmak. ihata. cevrelik * Marangozlukta. cevre yolu * Sehir trafigini aksatmamak amaciyla yerlesim yerinin disindan gecen ve sehir y ollarina baglanan ana yol. kusatma. cevreleme * Cevrelemek isi. * Elektrik enerjisinin bir baska enerjiye donusturulmesi. cevrileme * Cevrilemek isi. birine donmek. cevri * Bir soz veya davranisigorunur anlamindan baska bir anlamda kabul etme. tevil etmek. sinir icine alinmak. cevrilmek * Cevirmek isine konu olmak. * Bir elektrik akiminin iletken uzerinde aldigiyol. cevresel * Cevre ile ilgili. tahdit etmek. cevreleyis* Cevrelemek isi veya bicimi. cevrili * Cevrilmis. * Anafor. . donuk. devre.

ceyiz duzmek * ceyiz hazirlamak. ceyizlenmek * Ceyizli duruma gelmek veya getirilmek. * Gumusmecidiyenin dortte biri degerinde olan beskurus. transkripsiyon. * Cesitli tahil karisigi. ceyizlik * Ceyiz olarak hazirlanan. ceyiz icin ayrilan. ceyizlenme * Ceyizlenmek isi. * Alman marki. ceyiz * Gelin icin hazirlanan her turlu esya. ceyiz cemen * Eksiksiz. agrive atesile kendini gosteren irin birikimi. ya zicevrimi. ceyizlemek * Evlenecek kizin ceyizini hazirlayip vermek. ceyrek finalist * Ceyrek final asamasina yukselme basarisinigosteren ekip veya kisi. -ci * Bkz. cevriyazi* Bir yaziyibutun ses inceliklerini belirterek baska bir alfabeye cevirme yolu. ceyrek son * Kosullarda yarifinal yarisina katilacak dort kisiyi secmek uzere sekiz kisi ve ya dort takimiayirmak icin sekiz takim arasinda duzenlenen secme yarisi. ceyrekleme * Ceyreklemek isi. ceyreklemek * Sut cocuklarinin kollarinive bacaklarinicaprazlayarak vucutlarina idman yaptir mak. kusursuz ceyiz.* Su ve hava cevrintisi. -ci/ -ci. ciban * Vucudun herhangi bir yerinde olusan ve cogu. * Ceyiz esyasi. ceyizli * Ceyizi olan. ceyizleme * Ceyizlemek isi. ceyizcilik * Ceyiz hazirlama veya satma isi. ceyizsiz * Ceyizi olmayan. ciban agirsagi * Cibanin patlamak uzere olan yeri. . ceyreklenme * Ceyreklenmek isi. ceyrek * Dortte bir. * On besdakikalik zaman. kizarti. ceyizci * Ceyiz hazirlayan veya satan kimse. deride siskinlik. ceyreklenmek * Ceyreklemek isi yapilmak. ceyrek final * Bir yarismada ikili eslemelerle son sekiz takimin olusturdugu grup veya asama.

ciga * Mersin baliginin. duzenbazlik. duzenbazlik etmek. cigir * Cigin kar uzerinde actigiiz. yontem baslatmak. cigir acmak * bir alanda yeni bir yol. keci yolu. ciggibi buyumek * (bir olay icin) birdenbire ve etkileyici bir sekilde buyumek. cibanbasi* Kurcalandigi. * Buyuk hattatlarin sanat yolu. * Hayvanlarin gide gele actiklariince yol. * (baskalarinin da uyabilecegi) Yeni bir bicim. cidamak * Sabretmek. * (kucuk c ile) Hilekârlik. cifit carsisi * Turlu seylerin karmakarisik bir durumda bulundugu yer. uzerine dusuldugu takdirde agir veya kotu bir sonuca varacak olan tehlikeli sorun veya konu. yontem veya yol. patika. cidam * Sabir. cifitlik etmek * hile yapmak.* Agir sonuclar dogurabilecek durum veya sorun. cigirindan cikmak * dogru ve uygun yolundan ayrilmak. cigiris * Cigirmak isi veya bicimi. * Bolme veya paravana. cigilti * Ciglikla karisik ses. duzenbaz. cigalanmak * (atin kuyrugu) Horoz kuyrugu gibi dikilmek. cennet kusu gibi birtakim kuslarin kuyrugundaki tuylerden en uzun ve go sterisli olani. ciga * Horoz. cigalanma * Cigalanmak isi. * (kucuk c ile) Hileci. ciban islemek * ciban irin akitmak. * Ýz. cibanlasmak * Ciban durumuna gelmek. cig * Dagin bir noktasindan kopup yuvarlanan ve yuvarlandikca buyuyen kar kumesi. cigirma * Cigirmak isi. Cifit * Yahudi. yumurtasindan havyar yapilan turu (Acipenser ruthenus). . cigdusmek * dagda asagicigyuvarlanmak. Cifitlik * Yahudilik. cibanin basinikoparmak * agir bir sorunun patlak vermesine yol acmak. cidama * Cidamak isi. cibanlasma * Cibanlasmak durumu.

dallarla acilan dar yol. cikar yol * Guc durumlarda insanibasariya ulastiran. cikarayazmak * Cikarma isi gerceklesecek olmak. * Cikarioldugu icin birini ovup koruyan kimse. cikar budak * Cevresi ile baglantisizayiflayan ve baziagac turlerinde kendiliginden dusebile n budak turu. cigrisma * Cigrismak isi. cigirti * Cigrisma sesleri. cikarci * Yalniz kendi cikarinidusunen. * Bogumlanma noktasi. cikacak * Hamamlarda disariya cikip giyinme yerine giderken kurulanmak uzere verilen hav lu. ciglik * Aciaciveya ince ve keskin bagirma. menfaat. cigirtkan * Cagirtkan. cikan * Cikarma isleminde butunden alinan sayi. * Turku soylemek. ciglik atmak (koparmak veya basmak) * kulak tirmalayicikorkunc sesler cikararak aciacibagirmak. cigralik * Karda kurekle. kucuk. nefesli bir calgi. ciglik cigliga * Ciglik atarak bagirip cagirarak. feryat. cigirtmaci* Cigirtma calan kimse. .cigirmak * Cagirmak. cikagelmek * Beklenmedik bir zamanda gelmek. cikit. seslenmek. cikar * Dolaylibir bicimde elde edilen kazanc. care. cozum yolu. cigirtkanlik * Cigirtkanin yaptigiis. * Bir seyi yuksek sesle cevreye duyuran. menfaatperest . * Bir tur calilik. cigrismak * Hep birden bagirip cagirarak gurultu etmek. kurtaran davranis. cikagelme * Cikagelmek isi. cikarinikollayan kimse. cigris * Haykiris. cikak * Cikilacak yer. mahrec. figan. * Basit. mahrec. * Boy olcusecek (kimse). -cik * Bkz. -cik / -cik. cigirtma * Cigirtmak isi. menfaatci. cigirtmak * Cagirtmak.

ortaya koymak. soymak. * Sebep olmak. ozel yapilmishafif ve ku cuk teknelerden kurulmusaskerî birlik. elde etmek. menfaatcilik. cikarilis * Cikarilmak isi veya bicimi. zevk gibi seyler icin) Cok hoslanmak. . hirs. istidlâl. cikaris * Cikarmak isi veya bicimi. asker cikarma. * Hatirlamak. cikarinitepmek * kendisine yarar saglayacak bir seyi veya bir durumu istememek. * Soylemek.cikarcilik * Yalniz kendi cikarinidusunme durumu. * Sunmak. * Belli onermelerin kabul edilen veya gercek olan dogruluklarindan veya yanlisli klarindan. cikarma isareti * Cikarma islemini anlatan isaret. * Sindirim yolundan disariatmak. cikarma harekâti * Dusman isgalinde olan bir kiyiya. cikarilma * Cikarilmak isi. guvenli bir kopru basikurmak amaciyla duzenl enen ve cesitli birliklerin gorev aldigiaskerî harekât. * Dokuntulu hastaliga tutulmak. altiduz kucu k deniz araci. * Yapmak. tarh. * Anlamak. bir davranisyuklemek. * Saglamak. cikarma gemisi * Cikarma yapilacak kiyiya asker. arac ve cephane tasimaya yarayan. * Yayimlamak. * Cikarmak islemi. * Bulmak. yol acmak. cikarma * Cikarmak isi. cikarim * Cikarmak isi. * Gidermek. * (keyif. cikmasina sebep olmak. * (ofke. * Gibi gostermek. boyle bir seyde n veya durumdan yararlanmamak. * Ýlgisini keserek uzaklastirmak. ne oldugunu bilmek. cikarmak * (birinin veya bir seyin) Cikmasinisaglamak. acigibi seyler icin) Zararinicektirmek. * Bir konuda kamuoyu olusturmak veya yandastoplamak icin yogun faaliyet gosterme k. menfaatperestlik. tat. cikarma birligi * Deniz kiyisinda cikarma harekâtiyapmak uzere egitilmis. * (cumlede zaman anlatan bir sozle) Sonunu getirmek. * Giysi. uretmek. * Kiyilara ve en cok dusman kiyilarina asker indirme. cikarilmak * Cikarmak isine konu olmak. baska onermelerin kabul edilen veya gercek olan dogruluk veya yanlisliklarinicikarma. ayakkabigibi seyleri vucuttan ayirmak. cikarina bakmak * sadece kendini ve kendi durumunu gozeterek cikar saglamak.

cikilama * Cikilamak isi. cikilamak * Cikiyapmak. cikartilma * Cikartilmak isi. * Bu yolla cikarilan resim. cikilatmak * Cikiyaptirmak. daha az degerli baska bir s ayikadar birim eksiltmek. cikin * Bir beze sarilarak dugumlenmiskucuk bohca. cikinti . cikiklik * Cikik olma durumu. intikal. cikartma * Cikartmak isi. cikilatma * Cikilatmak isi. cikina koymak. cikilanmak * Cikilamak isi yapilmak. cikikci * Cikiklariduzelten kimse. tarh etmek. cikik * Yerinden cikmis(kemik veya organ). cikikcilik * Cikikcinin meslegi. * Ucuncu bir sayielde etmek uzere belli bir sayidan. cikinlamak * Cikina koyup baglamak. gondermek. * Bir kemik veya organin yerinden cikmisolmasi. cikilma * Cikilmak isi. cikarsama * Bir onermeden. ozel olarak hazirl anmiszamklikâgit. kirikci. cikilanma * Cikilanmak isi.* Gostermek. cikinlamak. sinikci. itrah maddesi. * (bir seyi) Bir ornege gore yapmak. cikartilmak * Cikartmak isi yapilmak. cikin. cikarti * Bosaltim ile vucuttan disaricikan madde. cikinlama * Cikinlamak isi. cikartmak * Cikarmak isini yaptirmak. dusunce yoluyla bir baska onermeye gecme isi. * Yollamak. * Uzerindeki resim islatilarak yapistirildigiyere cikartilan. cikilmak * (disariveya yukari) Gidilmek. cikin etmek * cikina koyup baglamak. * Cikintisiolan. * Yuku bosaltmak. * Resim yapmak veya fotograf cektirmek. ciki * Kucuk bohca.

azarla mak. yetmek. cikiscizgisi * Yarisa baslangic olarak belirlenen beyaz cizgi. * Mezuniyet. karsidusuncede olanlarialt etmek icin sert davranista bulunmak . okul bitirme. sporcularin dizlerini yere dayadiktan sonra aya klarinibastirip itme gucu saglamak ve hiz kazanmak amaciyla kullandiklariozel arac. cikisbelgesi * Bir kimsenin bir okulu bitirdigini gostermek icin gecici olarak verilen belge. cikisli * Belli bir okulu veya ogrenim derecesini bitirmisolan. cikisma * Cikismak isi. c ikma. * Kambur. esit derecede olmamak. * Kusatilmisbir bolgedeki birliklerin yaptigisaldiri. cikistirmak . cikis * Cikmak isi veya bicimi. cikisyapmak * bir tartismada. * Bir yerden cikmak icin kullanilan yer. cikisalmak * isten ayrilmak. * Yeter olmak. * Verilen bir isaretle yarisa baslama. * Yokus. cikisvermek * belge duzenleyip isine son vermek. * Beklenilmeyen bir sirada yapilan sert konusma. mezun. * Havacilikta ucak. depar. cikintili * Cikintisiolan. cikisamamak * boy olcusememek. cikistakozu * Kisa mesafeli hiz kosularinda. * ucagin herhangi bir gorevle havalanmasi. * Bir metni duzeltmek veya ona bir sey eklemek icin satir disina yazilan yazi. * Birine sert sozler soylemek. nesetli. cikintisiz * Cikintisiolmayan. cikismak * Bir kimseye hosa gitmeyen bir davranisindan dolayisert sozler soylemek. cikisyolu * Cozum.* Bir yuzeyde ileri dogru cikan bolum. * Gureste cazgirin alana cikardigipehlivanlarin izleyicilere dogru yuruyerek cal im yapmaya baslamasi. cikishakemi * Yarisa baslama isaretini veren gorevli. cikistirma * Cikistirmak isi. cikisnoktasi * Bir seye baslanilan yer. * Bir malin ulke disina cikarilma iznini gosteren belge. cikiskapisi * Yapilarda disaricikmayisaglayan kapi. filo bir gorev icin ucusa baslama. cikir cikir * Sikir sikir.

* Davranista herhangi bir niteligi bulunmak. * Herhangi bir durumda oldugu anlasilmak. cikma durumu * Ýsim soyundan bir kelimenin kavraminda cikisigosteren durum. tasinmak. * Gitmek. * Gorunur veya belli bir durumda bulunmak. * Harcama zorunda kalmak. * Karaya ayak basmak. * Bir konu yetkililerce karara baglanmak. * Sonuca ulasmak. yetkili birini makaminda gormek. mezun ol mak. isabet etmek. kullanilmis. * Yapilmak. -den hâli. * Bitmek. * Yeni yetisip satisa sunulmak. * Bir seyin yukarisina varmak