P. 1
TDK.Büyük.Türkçe.Sözlük.v1.0

TDK.Büyük.Türkçe.Sözlük.v1.0

|Views: 1,925|Likes:
Yayınlayan: ibrahimyy

More info:

Published by: ibrahimyy on Jul 27, 2011
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as TXT, PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

01/16/2013

pdf

text

original

Buyuk Turkce Sozluk Surum No: 1.0 Farabi Aciklama (veya agzinin icine) bakmak * ne soyleyecegini beklemek.

* onun sozune gore davranmak. ... (bir) hâl almak * bir duruma gelmek. ... canlisi* duskunu. ... damgasinivurmak * (biri icin) kotu bir yargiya varmak. ... -e kuvvet * herhangi bir seye agirlik verildiginde kullanilir. ... firin ekmek yemesi lâzim * bir duruma erismek icin pek cok emek vermesi, calismasigerekir. ... gozuyle bakmak * yerine koymak. ... ile beraber * ile birlikte. ... kim ... kim * yakistirilan seyin uygunsuzlugunu belirtmeye yarar. ... olsun, ... olsun, * sozu gecen her sey. ... susu vermek * gercege aykiriolarak, kendisinde veya herhangi bir seyde ustun bir nitelik vey a deger varmisgibi gostermek. ... ziyafeti cekmek * herhangi bir seyi en iyi bicimde basarmak, herhangi bir yonuyle doyurmak. ...-a veya ...-e gelince * sira gelince anlamina gelerek bir konu bittikten sonra sozu baska bir konuya g ecirmeye yarar. * ayricalik gosteren bir dusunceye gecildigini anlatir. ...-a, ...-ya getirmek * birini bir duruma getirerek istedigi gibi davranmak. ...-den eylemek * yoksun birakmak. ...-inda / ...-inde degil * bir seyin soylenen niteligine onem vermeyi anlatir. ...i tutmak * bir isi yapacagive gorecegi o zamana rastlamak. ...ikinci plâna dusmek * bir kimsenin veya toplulugun gozunde eski onemini, degerini yitirmek. ...ile beraber * -digi/ -digi anda. * -dan / -den baska. * -digi/ -digi hâlde. ...-masiyla, ...-mesi bir olmak * aynianda, cabucacik, birden. ...maya veya ...meye gorsun (veya gor) * soz konusu fiilin doguracagisonuca kesinlik kazandirmak icin kullanilir. ...nin resmidir... * bir durumun olacagikesin ve bellidir. 19 Mayis 30 Agustos * Zafer Bayrami. a * Seslenme bildirir. a * (a:) Sasma, hatirlama, sevinme, acima, uzulme, kizma gibi duygulariguclendirir

, cumlenin basinda veya sonunda kullanilir. a / e * Cekimli fiilin sonuna gelerek anlamipekistirir. -a- / -e* Ýsimden fiil tureten ek. -a / -e * Yonelme durumu eki: daga, eve, yola, one. Unlu ile biten isimlerden sonra aray a y sesi girer. -a / -e * Fiilden zarf tureten ek: yaza yaza, gide gide, kosa kosa, duse kalka, gule oyn aya. Unlu ile biten fiillerden sonra araya y sesi girer: yasaya yasaya, bekleye bekleye, okuya okuya, yuruye yu ruye. Bu ek gore, kala, gece, sapa orneklerinde kaliplasmistir. a, A * Turk alfabesinin birinci harfi, ses bilimi bakimindan kalin unlulerin duz ve g enisolaninigosterir. * Nota isaretlerini harflerle gosterme yonteminde lâ sesini bildirir. ab * Su. aba * Yunden, dovulerek yapilan kalin ve kaba kumas. * Bu kumastan yapilmisyakasiz ve uzun ustluk. * Bu kumastan yapilmisolan. * Eskiden dervislerin giydigi abadan yapilmis, onu acik hirka. * Abla. * Anne. aba altindan degnek (sopa) gostermek * yumusak gorunmekle birlikte yine de gozunu korkutmak. aba gibi * (kumasicin) kaba ve kalin. aba guresi* Aba giyilerek ve bele kusak baglanarak yapilan bir tur gures. aba vakti yaba, yaba vakti aba * kisi, ihtiyaclarinivaktinden once ve ucuz oldugu zaman karsilamalidir. abaci * Aba yapan veya satan kimse. * Abadan giyecek yapan veya satan kimse. * Bedavaci, asalak. abacikebeci, ara yerde sen neci? * "anlamadigin bu ise ne karisiyorsun?" anlaminda kullanilan bir soz. abacilik * Aba yapma veya satma isi. * Abadan giyecek yapma veya satma isi. abadî * Kalinca ve acik saman renginde, yarimat bir yazikâgidituru. abajur * Ýsigibir yere toplamak, dogrudan dogruya gozlere vurmasinionlemek icin kullanila n lâmba siperi. * Genellikle uzeri siperli masa lâmbasiveya ayaklilâmba. abajurcu * Abajur yapan veya satan kimse. abajurculuk * Abajurcunun isi veya meslegi. abajurlu * Abajuru olan. abakus * Sayiboncugu, corku. abali

* Abasiolan, aba giymisolan. abandirma * Abandirmak isi. abandirmak * Bir kimsenin bir yere abanmasinisaglamak. * Bir hayvaniyere cokturmek. abandone * Dovusemeyecek duruma gelen (boksor). abandone etmek * dovusemeyecek duruma getirmek. abandone olmak * dovusemeyecek duruma gelmek. abanî * Sarimtirak dallinakislarla islenmisbir tur beyaz, ipek kumas. * Bu kumastan yapilmis. abanma * Abanmak isi. abanmak * Egilerek bir seyin, bir kimsenin uzerine kapanmak. * Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. * Bir seyin veya bir kimsenin uzerine cokup cullanmak. * Birine yuk olarak onun sirtindan gecinmeye bakmak. abanoz * Abanozgillerin agir, sert ve siyah renkli tahtasi. abanoz gibi * cok sert. abanoz kesilmek * sertleserek dayanikliligiartmak. * kirden matlasmak, rengini kaybetmek. abanozgiller * Ýki ceneklilerden, sicak ulkelerde yetisen ve kerestesine abanoz denilen bir bit ki familyasi. abanozlasma * Abanozlasmak durumu alma. abanozlasmak * Agac ve benzeri maddeler uzun sure suda kalarak kararmak. * (insan) uzun sure guneste kalarak kararmak, yanmak. abarti * Abartma, mubalâga. abartici * Bir seyi oldugundan buyuk veya cok gosterme huyunda olan (kimse), abartmaci, m ubalâgaci. abarticilik * Abarticiolma durumu, abartmacilik, mubalâgacilik. abartili * Oldugundan fazla gosterilen, mubalâgali. abartilma * Abartilmak isi. abartilmak * Abartmak isine konu olmak, mubalâga edilmek. abartisiz * Oldugundan fazla gosterilmeyen, mubalâgasiz. abartis * Abartmak isi veya bicimi. abartma * Abartmak isi, mubalâga. abartmaci* Abartici, mubalâgaci. abartmacilik * Abarticilik, mubalâgacilik.

abartmak * Bir seyi oldugundan buyuk veya cok gostererek anlatmak, mubalâga etmek. abartmali* Abartilmis, mubalâgali. abartmasiz * Abartilmamis, abartmadan, mubalâgasiz. abasiz * Abasiolmayan, aba giymemisolan. abaso * Alt, alttaki, asagi. * Gemiyi bastan veya kictan halatla karaya baglama. abat * Bayindir, mamur. * Sen, rahat. abat etmek * mamur etmek, rahata kavusturmak, zenginlestirmek, gonendirmek. abat eylemek * abat etmek. abat olmak * mutlu olmak, rahata kavusmak, gonenmek. abayisermek * bir yere teklifsizce yerlesmek. abayiyakmak * gonul vermek, tutulmak, âsik olmak. Abaza * KuzeybatiKafkasya'da yasayan bir halk ve bu halka mensup olan kimse. Abazaca * Abazalar tarafindan kullanilan dil. abazan * Karniac olan (kimse). * Uzun sure kadinsiz kalan (erkek). abazan kalmak * uzun sure cinsel iliskide bulunmamak, kadinsiz kalmak. abazanlik * Abazan olma durumu. Abbas yolcu * yola cikacak kimse. Abbasî * Abbas bin Abdulmuttalib soyundan gelen, Bagdat merkez olmak uzere On Asya ve K uzey Afrika'da 7501258 tarihleri arasinda hukum suren sulâle. abd * Kul. * Kole. Abdal * Safevîler devrinde Ýran'da yasayan Turk oymaklarindan biri. * Anadolu'da yasayan birtakim oymaklara verilen ad. abdal * Eskiden bazigezgin dervislere verilen ad. * Dilenci kilikli, ustu basiperisan kimse. * Bkz. aptal. abdala malûm olur * bir seyin olacaginionceden sezen kimseler icin saka yollu soylenir. abdallik * Abdal olma durumu. abdest * Muslumanlarin, baziibadetleri yapabilmek icin el, agiz, burun, yuz, kol, ayak yikama ve basa, enseye islak el gezdirme, kulagitemizleme biciminde yaptiklariarinma. * Ýdrar yapma ve kalin bagirsagibosaltma.

abdest almak * abdest yoluyla arinmak. * namaz kilmak icin gerekli yikama kurallariniyerine getirmek. abdest bozmak * ayak yoluna gitmek. abdest bozulmak * yeniden abdest alma geregi ortaya cikmak. abdest tazelemek * yeniden abdest almak. abdestbozan * Seritgillerden, vucudu yassi, birbirine kenetlenmisbogumlaribulunan ve bazisim etrelerce boyda olan bir bagirsak asalagi, tenya, serit. abdestbozan otu * Gulgillerden, siyah ve yesil boya cikarilan bir bitki (Poterium spinosum). abdesthane * Abdest bozacak yer, ayak yolu, tuvalet. abdesti gelmek (veya olmak) * abdest bozmaya ihtiyac duymak. abdesti kacmak * abdest bozma ihtiyacivarken yok olmak. abdestinde namazinda * dindar. abdestinden suphesi olmamak * yaptigiiste kusuru olmadiginikesin olarak bilmek. abdestini vermek * azarlamak. abdestli * Abdest almisbulunan veya abdesti bozulmamisolan. abdestlik * Abdest alinacak yer. * Abdest alinirken giyilen ve kolsuz hirkaya benzeyen bir tur giyecek. * Abdest almaya yarayan. abdestsiz * Abdest almamisveya abdesti bozulmusolan. abdestsiz yere basmamak * din buyruklarina titizlikle uymak. abdiâciz * Alcak gonulluluk bildirmek uzere "ben" yerine kullanilir. abdulleziz * Akdeniz bolgesinde ve Afrika'da yetisen cok yillik ve otsu bir bitki (Cyperus esculentus). * Bu bitkinin yemisgibi yenilen, tatlive yagliurunu. abece * Bkz. alfabe. abece sirasi * Bkz. alfabe sirasi. abecesel * Bkz. alfabetik. aberasyon * Sapinc. abes * Akla ve gercege aykiri. * Gereksiz, luzumsuz, yersiz, bos. abes bulmak * gereksiz, sacma saymak. abes kacmak * uygunsuz dusmek. abesle ugrasmak (veya abesle istigal etmek) * yersiz, yararsiz seylerle vakit oldurmek.

abeslik * Abes olma durumu. abihayat * Efsanelere gore icen kimseye olumsuzluk saglayan bir su, bengi su. abihayat icmis * yasicok ilerlemisoldugu hâlde genc gorunen (kimse). abikevser * Cennette bulunduguna inanilan Kevser irmaginin adi. abiru * Yuz suyu. * Ýrz, namus, seref, haysiyet. abide * Anit. abidelesme * Anitlasma. abidelesmek * Anitlasmak. abidelestirme * Anitlastirmak isi. abidelestirmek * Anitlastirmak. abidemsi * Anit benzeri. abidevî * Anitla ilgili, anitsal, anita benzer, anit gibi. abis * Okyanuslarin cok derin yeri ve daha ozel olarak, gunesisiginin erisemedigi kes im. abiye * Bayanlarin ozel gecelerde giydigi sik giysi veya tuvalet. abla * Bir kimsenin kendinden buyuk olan kiz kardesi. * Buyuk kiz kardesgibi saygive sevgi gosterilen kiz veya kadin. * Genel ev veya randevu evi isletmecisi kadin, caca, mama. ablak * Yayvan ve dolgun yuz veya yuzu boyle olan (kimse). ablakca * Ablak gibi, ablak tarzinda. ablaklik * Ablak olma durumu. ablalik * Abla olma durumu. ablalik etmek * abla gibi yakin ve koruyucu davranista bulunmak. ablâtif * Cikma durumu. ablatya * Uzunlugu 150, genisligi 4-10 kulac olan bir balik agi. abli * Yarim serenleri saga, sola veya ortaya cevirmek icin bunlarin ucuna baglibulun an donanim. abliyi kacirmak (veya birakmak) * sasirmak, soguk kanliliginiyitirmek, ipin ucunu kacirmak. abluka * Bir ulkenin veya bir yerin disdunya ile olan her turlu baglantisinikuvvet kull anarak kesme, kusatma, ihata. abluka altinda tutmak * ablukayidevam ettirmek. abluka etmek * genellikle denizden kusatmak.

* etrafinicevirmek, bulundugu yerden ayirmak. ablukaya almak * Bkz. abluka etmek. ablukayikaldirmak * abluka kararindan ve uygulamasindan vazgecmek. ablukayiyarmak * abluka bolgesini zor kullanarak yarip gecmek. abone * Onceden odemede bulunarak sureli yayinlara aliciolma isi. * Pesin para ile bir seye belli bir sure icin aliciolan kimse. * Bir yere gitmeyi aliskanlik hâline getirmek. abone etmek * pesin para ile belli bir sure icin bir seyi surekli olarak almayisaglamak. abone olmak * pesin para ile belli bir sure icin bir seyi surekli olarak almayionceden ustle nmek. abone yapmak * abone olmayisaglamak.. abonelik * Abone veya aboneler icin kullanilabilecek kadar olan. abonman * Bir saticiveya kamu kurulusu ile alicilar arasinda yapilan anlasma. aborda * Bir deniz teknesinin baska bir tekneye, bir iskeleye veya bir rihtima yaninive rerek yanasmasi. aborda etmek * (gemi icin) yanlamasina yanasmak. abra * Bozuk teraziyi dengelemek icin hafif gelen kefeye konulan tas, demir, civi gib i agirlik, dara. * Bir degistokusta uste verilen sey. abrakadabra * Eski caglarda bazihastaliklara iyi geldigine inanilan buyulu soz. * Sihirbazlarin sikca kullandigibuyulu soz. abrama * Abramak isi, idare. abramak * (deniz tasitlariicin) Yonetmek, idare etmek. abras * Alaca benekli. * (bitki yapraklarinda) Klorofil azligindan dolayiacik renkte lekeleri olan. * Cilli, copur yuzlu, acik renk gozlu, capar. * Deseni ve atkisibozuk hali. * Carpik, egri, duzgun olmayan. * Ters, kaba, gorgusuz. abril * Nisan, april. abstraksiyonizm * Bkz. soyutculuk. abstre * Soyut, somut karsiti, mucerret. abstre sayi * Bkz. soyut sayi. absurt * Sacma. absurt tiyatro * Bkz. sacma tiyatro. abu * Sasma ve korku bildirir. abuhava

* Ýklim. abuk sabuk * Akla, mantiga uymayan, dusunmeden soylenen, sacma sapan (soz). abuk sabuk konusmak * sacma sapan soz soylemek. abuk sabukluk * Ciddiyetsizlik, sacmalik. abuli * Ýstenc yitimi, irade kaybi. abullabut * Hantal, kaba ve anlayissiz (kimse). * Bicimsiz ve kotu giyinen, giyimine ozen gostermeyen (kimse). abullabutluk * Abullabut gibi davranma, abullabut olma durumu. abur cubur * Sirasi, tadi, yararigozetilmeksizin rastgele yenilen seyler. * Ýse yaramayan, bos. abus * Asik suratli, somurtkan (kimse). * Somurtkan, catik, asik (yuz). * Niteligi bilinmeyen, garip, acayip. Ac * Aktinyum'un kisaltmasi. acaba * Merak, kararsizlik veya kusku anlatir. -acak / -ecek * Fiil cekim eki (gelecek zaman eki). * Fiilden isim ve sifat yapma eki. Acar * GuneybatiKafkasya'nin Turkiye sinirina yakin bolgesinde yasayan bir halk. acar * Atilgan, gozu pek, yigit, kabadayi, yilmaz, kabina sigmaz. * Guclu ve becerikli, cevik, enerjik. * Yeni. Acara * Bkz. Acar. acarlasma * Acarlasmak isi. acarlasmak * Acar duruma gelmek. acarlik * Acar olma durumu. acayibine gitmek * yadirgamak, tuhafina gitmek. acayip * Sagduyuya, gorenege, olagana aykiri, sasilacak, sasmaya deger, garip, tuhaf, y adirganan, yabansi. * Sasma anlatir. acayip olmak * yadirganacak bir duruma girmek. acayiplesme * Acayiplesmek durumu. acayiplesmek * Baskalasmak, yadirganacak bir duruma girmek. acayiplestirme * Acayiplestirmek isi. acayiplestirmek * Acayip, yadirganacak bir duruma getirmek. acayiplik * Acayip olma durumu, yabansilik, gariplik, tuhaflik.

accelerando * Parcanin calinirken gittikce hizlanacaginianlatir. acele * Cabuk davranma zorunlulugu, ivedi, ivecenlik. * Vakit gecirmeden, tez olarak. acele acele * Cabuk cabuk, hizliolarak, buyuk bir cabuklukla. acele etmek * cabuk davranmak, ivmek. * telâsetmek, sabirsizlanmak. acele ise seytan karisir * dusunup tasinmadan, ivedi olarak yapilan isten iyi sonuc beklenmemesi gerektig ini anlatir. aceleci * Tez isgoren, cabuk davranan, telâsli, ivecen. acelecilik * Aceleci olma durumu, ivecenlik. acelelestirme * Acelelestirmek isi. acelelestirmek * Cabuklastirmak. aceleye gelmek * cabuk yapildigiicin gereken ozen gosterilmemisolmak. aceleye getirmek * zaman darligindan yararlanarak birini aldatmak veya bir isi ustunkoru yapmak. Acem * Ýranli. * Ýran'a ozgu. * Ýran ulkesi. acem * Turk muziginde mi notasina yakin bir perde. Acem halayi * Guney Anadolu yoresinde oynanan bir halk oyunu. Acem kilicigibi * hem birinden yana, hem ona karsiolabilen. Acem lâlesi * Taskirangillerden, turuncu ve sarirenkte cicekli, yillik ve cok yillik turleri olan, tohumla saksida ve tarlada uretilebilen bir sus bitkisi, gunestopu. Acem pilâvi * Safran ve zencefil ile yapilan Ýran usulu bir pilâv cesidi. acemasiran * Klâsik Turk muziginde kullanilan set makamlarindan biri. acemborusu * Canlikirmizicicekler acan bir sus bitkisi (Bigonia radicams). acembuselik * Klâsik Turk muziginde kullanilan birlesik bir makam. Acemce * Farsca. acemi * Bir isin yabancisiolan, eli ise alismamis, bir isi beceremeyen. * Ýsinde, mesleginde ilerlememis. * Bir yerin, bir seyin yabancisi. * Saraya yeni alinmiscariyelere verilen ad. acemi agasi * Hareme yeni alinan cariyelerin agasi. acemi caylak * Tecrubesiz, toy, beceriksiz. acemi er * Askere yeni alinan ve egitim donemini henuz tamamlamamiser.

acemi ocagi * Osmanliordusuna kapikulu eri yetistirmek icin kurulan okul. acemi oglani * Yeniceri ocaginda yetistirilmek uzere tutsaklardan veya devsirme yoluyla Hrist iyanlardan toplanan cocuk. acemice * Toyca, beceriksizce. acemilesme * Acemilesmek durumu. acemilesmek * Beceriksizlik gostermek, bocalamak. acemilik * Acemi olma durumu, aceminin cekingenligi ve urkekligi, acemice davranis, toylu k. acemilik cekmek * henuz alismadigibir iste zorluk cekmek, bocalamak. acemilik etmek * dusuncesizce hareket etmek, acemice davranmak. acemkurdi * Klâsik Turk muziginde birlesik bir makam. acemlesme * Acemlesmek durumuna gelmek. acemlesmek * Kultur ve medeniyet bakimindan Ýran'iveya Ýran halkiniornek almak. * Kendini Ýranligibi hissetmek veya Ýranligibi davranmak. acemlestirme * Acemlestirmek isi. acemlestirmek * Kultur veya medeniyet bakimindan Ýran'iveya Ýran halkiniornek aldirmak, Acem kultu runu yayginlastirmak. acente * Bir kurulusun malî veya ticarî islerini kazanc karsiliginda yuruten ticarethane. * Vapur ortakligiveya banka subesi. * Bir kurumun veya subelerinin basinda bulunan kimse. * Bir kurulusa bagliolmaksizin sozlesmeye dayanarak belirli bir yer ve bolge ici nde surekli olarak ticarethane veya isletmeyi ilgilendiren islerde aracilik eden, bunlario isletme adina yapan kimse. acentelik * Acentenin yaptigiis. * Acente kurulusu. acep * Acaba. aceze * Acizler, gucsuzler, eli ermezler, duskunler. aci * Tat alma organinda bazimaddelerin biraktigiyakicidurum, tatlikarsiti. * Tadibu nitelikte olan. * Keskin, hosa gitmeyen, siddetli. * Renk icin, koyu. * Agri, sanci. * Disaridan gelen bir etki ile disorganlarda birdenbire olusan ve o etkilerin ka lkmasiile duyulan rahatsizlik, istirap. * Kirici, uzucu, incitici, dokunakli, korkunc. * Olum, yangin, deprem gibi olaylarin yarattigiuzuntu, keder, elem. aciaci * Aciolarak, acivererek, aciduyurarak, uzuntu icinde. * Dokunakli, kirici, uzucu olarak, uzuntu icinde.

aciagac * Sedef otugillerden, sicak ulkelerde yetisen, kabugu ve odunu hekimlikte kullan ilan kucuk bir agac, kavasya (Quassia amara). acibadem * Gulgillerden bir meyve agaci(Amygdalus amara). * Bu agacin acimtirak, keskin kokulu meyvesi. acibadem kurabiyesi * Ýrmik ve sekerle yogrularak uzerine acibadem konduktan sonra firinda pisirilen b ir cesit kurabiye. acibakla * Baklagillerden, aciolan taneleri suda tatlilastirilarak yenilen otsu bir bitki , Yahudi baklasi(Lupinus termis). acibal * Deli bal. acibalik * Sazangillerden, Avrupa'da ve ulkemiz gollerinde yasayan, 8-10 cm uzunlugunda b ir balik, gordek (Rhodeus amarus). aciceviz * Genellikle Kuzey Amerika'da yetisen, guzel gorunuslu bir ceviz turu. acicekmek (veya duymak) * agri, siziduymak. * uzulmek, uzuntu icinde kalmak. acicigdem* Zambakgillerden, 10-30 cm boyunda, serit yapraklive acik renk cicekli, tohumlari romatizma tedavisinde kullanilan zehirli bir cigdem turu, guz cigdemi (Colchicum autumnale). acielma * Bkz. ebucehil karpuzu. acigelmek* dokunakli, kirici, uzucu gelmek. acigormus * kotu gunler yasamis. acihiyar * Bkz. ebucehil karpuzu. acikarpuz * Bkz. ebucehil karpuzu. acikavak * Dagkavagiveya titrek kavak (Populus tremula). acikavun * Bkz. esek hiyari. acikok * Logusa otu koklerinin kurutularak dovulmesiyle elde edilen acibir toz. acikuvvet* Sert, etkili, zorlu kuvvet. acimarul * Birlesikgillerden, tadiaci, disli yaprakli, surgununden cikan sutu uyusturucu ve yatistiriciolarak kullanilan iki yillik bir bitki (Lactuca virosa). acimeyan * Bkz. dikenli meyan. aciot * Kuzey Anadolu daglarinin ormanlarinda yetisen, toprak altinda bilek kalinligin da koku bulunan cok yillik ve otsu bir bitki (Tamus communis). acipatlicanikiragicalmaz * kotu durumda olan bir kimseyi yeni kotu durumlar etkilemez. acisakiz * Cam sakizi.

acisoylemek * olumsuz bir davranisa karsigercegi oldugu gibi soylemek. acisoz * Kisinin onuruna dokunan gonlunu inciten soz. acisu * Ýcindeki minerallerin etkisiyle tadisert olan kuyu veya pinar suyu. acitatli * Ýyi kotu. acivermek * uzuntuye sebep olmak, incitmek. aciyavsan * Tuylu dalak otu. aciyitimi * Sinir bozuklugu, cok ilâc alma, donma gibi sebeplerle aciduyumunun birazinin vey a tamaminin yok olmasi, analjezi. aciyonca * Kizil kantarongillerden, bataklik yerlerde yetisen, kotu kokulu ve cok aciolan yapraklarihekimlikte kullanilan bir bitki (Menyanthes trifoliata). acica * Oldukca aci. acikilma * Acikilmak isi veya durumu. acikilmak * Acikmak isine konu olmak. acikli * Acindiracak, aciverecek nitelikte olan, dokunakli, koygun. * Acigormus, yasli, kederli. aciklikomedi * Eglendirici olmayiamaclamayan, dramatik yonu agir basan, duygusal bir oyun tur u, trajikomik. acikma * Acikmak isi. acikmak * Aclik duymak, yemek yeme ihtiyaciduymak. * Uzun sure bir seyin yoklugunu ceken kimse, o seyden ne kadar cok elde etse, yi ne kendisine yetmeyecegini dusunur. aciktirma * Aciktirmak isi. aciktirmak * Aclik duymasina sebep olmak. * Ac birakmak, yeterince doyurmamak. acilanma * Acilanmak isi. acilanmak * Tadiaciolmak, acilasmak. * Acilidurumda olmak, uzuntuye kapilmak, uzulmek. acilasma * Acilasmak isi. acilasmak * Tadibozulmak, aciolmak. * Dokunakliduruma gelmek. * (konusma) Kirici, sert bir durum almak. * Yemlerde genellikle yagasitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmaya n koku ve tat meydana gelmek. acilastirma * Acilastirmak isi.

acilastirmak * Acibir duruma getirmek. acili * Acikatilmisolan. * Acisiolan, kederli. acilik * Aciolma durumu. * Dokunaklilik, kederlilik, yaslilik. acililik * Aciliolma durumu. acima * Acimak isi. * Baska bir kimsenin veya canlinin mutsuzluguna karsiduyulan uzuntu, merhamet. acimak * Tadiaciduruma gelmek, acilasmak. * Acili, agriliolmak. * Baskasinin acisina ortak olmak veya durumundan uzuntu duymak. * Baskasinin ugradigiveya ugrayacagikotu bir duruma uzulmek, merhamet etmek. * Bir seyi vermeye kiyamamak veya verdigine, elden cikardigina uzulmek. acimasiz * Acimaz, katiyurekli, merhametsiz. acimasizca * Acimasiz olarak, acimasiz bir bicimde, zalimce, zalimane. acimasizlik * Acimaz olma durumu, merhametsizlik, zulum. acimik * Bugday tarlalarinda yetisen, tohumu zehirli, yabanî bir bitki, belemir. acimsi * Aciya yakin tadiolan, tadiaz aciolan, acimtirak. * Dokunakli. acimtirak * Acimsi. acinacak * Uzuntu duyulacak, merhamet edilecek. acindan olmek * acliktan olmek. * cok acikmak. acindirma * Acindirmak isi. acindirmak * Bir kimsenin acimasina yol acmak, merhamete getirmek. acinilacak * Uzuntu duyulacak, merhamet edilecek durumda bulunan. acinilma * Acinilmak isi. acinilmak * Acinmak isine konu olmak. acinma * Acinmak isi. acinmak * Acimak isine konu olmak. * Baskasinin hesabina uzulmek, yaziklanmak, yerinmek, eseflenmek, esef etmek, te essuf etmek. acirak * Az aci, acimtirak. acirga * Yaban turpu. acisicikmak * olumsuz, kotu sonucu ortaya cikmak. acisiicine (veya yuregine) cokmek (veya islemek)

* bir seyin acisinipek cok duymak. * olmadan olacagidusunerek cok uzulmek. acisina dayanamamak * bir kimse bir yakininin olumunden buyuk uzuntu duymak. acisinialmak * aciliginigidermek. * siziyidindirmek. * kederini azaltmak. acisinibagrina basmak * sikâyet etmeden uzuntuye katlanmak. acisinicekmek * yapilan yanlisbir isin kotu sonucunu gormek. acisinicikarmak * (tat icin) aciliginiyok etmek. * ugradigimaddî veya manevî zararikarsilayacak bir isyapmak. * oc almak, intikam almak. acisinigormek * bir yakininin olumunu gormek. acisiz * Tadiaciolmayan. * Agri, siziduyulmayan. * Uzuntu, sikintiolmayan, kedersiz. acitis * Acitmak isi veya bicimi. acitma * Acitmak isi. acitmak * Acilik vermek. * Agrive siziduymasina sebep olmak. aciyici * Acima duygusu olan (kimse). aciyis * Acimak isi veya bicimi. acibe * Hic gorulmemis, alisilmamis, sasilacak veya yadirganacak sey. acil * Ývedi, ivedili. acil servis * (hastanelerde) Vakit yitirilmeden bakilmasigereken hastalarin ilk tedavilerini n yapildigiyer. acil sifalar dilemek * hastanin kisa surede iyilesmesi dileginde bulunmak. acilen * Hemen, hic zaman yitirmeden, tez elden, gecikmeden, ivedilikle. aciyo * Bkz. acyo. aciz * Gucu bir ise yetmez olanin durumu, gucsuzluk. * Beceriksizlik. * Birinin borcunu vaktinde odeyememesi durumu. âciz * Gucu bir ise yetmez olan, gucsuz. * Beceriksiz. âciz kalmak * cok ugrasmaya ragmen o isi yapamamak. âcizane * Soz soyleyen kimsenin kendi yaptiklariniabartmamak icin kullandigi"acizlere ya kisacak bicimde" anlaminda bir nezaket sozu. âcizleri

* Alcak gonulluluk gostermek icin "ben" zamiri yerine kullanilan bir soz. âcizlik * Beceriksizlik, gucsuzluk. acube * Tuhaf kimse. acul * Tez canli, ici tez, ivecen. * Hizli, cabuk. acun * Dunya. acur * Bkz. ajur. acur * Kabakgillerden, kabugu cizgili ve tuylu, sarimtirak, yesil veya sari, uzeri ye sil lekeli, irice bir cesit hiyar (Cucumis flexuosus). acurlu * Bkz. ajurlu. acuze * Huysuz, cirkin, yaslikadin, cadikari. acyo * Herhangi bir paranin gercek degeriyle surum degeri arasinda veya bir ticaret s enedinin uzerinde yazili miktar ile indirimden sonraki tutariarasinda dogan fark. * Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alinan komisyon. * Senetli kredi islemlerinde bankalarin yaptiklaritahsilât. acyocu * Borsa veya piyasada tahvil icin cesitli hileler uygulayan, dolaplar ceviren ki mse. acz icinde olmak * gucu yetmemek, becerememek. acze dusmek * caresiz kalmak, elinden birsey gelmemek. ac * Yemek yeme ihtiyaciolan veya yemesi gereken, tok karsiti. * Yiyecek bulamayan, yoksul kimse. * Gozu doymaz, haris. * Cok istekli, cok hevesli. *Karnidoymamisolarak. -ac / -ec * Ýsimden isim ve sifat yapma eki: bakr-ac, top-ac, kir-ac vb. * Fiilden sifat yapma eki: gul-ec vb. * Fiilden isim yapma eki: tika-c, say-ac, sur-ec vb. ac acina * ac olarak, bir sey yemeden. ac acik kalmak * yoksulluk icinde, evsiz barksiz kalmak. ac ayioynamaz * kendisinden isbeklenilen kimseden emeginin karsiligiesirgenmemelidir. ac birakmak * yiyecek vermemek veya karninidoyurmasina engel olmak. ac bîilâc * Surekli olarak ac ve bakimsiz. * Surekli olarak ac ve bakimsiz. ac doymam, tok acikmam sanir * ac insan elde ettiginden cogunu ister, varlikliinsan ise var olanla yetinir gi bi gorunur. ac doyurmak * yoksullaribeslemek. ac gezmektense tok olmek yegdir

* yoksulluk olumden de beterdir. ac goz * Gozu ac, doymaz, tamahkâr, haris. ac gozlu * Mala veya yiyecek icecek seylere doymak bilmeyen, gozu ac, doymaz, tamahkâr, har is, camgoz. ac gozlu * karsiti. ac gozluluk * Ac gozlu olma durumu veya ac gozluye yakisacak davranis, doymazlik, tamahkârlik, tamah. ac gozluluk * karsiti. ac gozluluk etmek * bir seye karsiasiriistek duymak, doyumsuzca davranmak, tamahkârlik etmek. ac gozunu, acarlar gozunu * "ugrasilarda uyanik bulunmak gerekir, yoksa umulmadik bir anda buyuk zararlarl a yuz yuze gelirsin" anlaminda kullanilir. ac kalmak * karninidoyuramamak. * yoksulluga dusmek. ac karnina* mide bosken henuz birsey yiyip icmemisken. ac kurt gibi (yemek, ususmek veya saldirmak) * buyuk bir istekle. ac susuz kalmak * yoksulluktan yasayamayacak bir duruma gelmek, yoksul bir duruma dusmek. ac tavuk kendini arpa ambarinda sanir * insanlar, yoklugunu, yoksullugunu cektikleri seyler icin olmayacak hayaller, d usler kurar. acacak * Acmaya yarayan arac. * Anahtar. acalya * Kokusuz, guzel renkli cicekler acan bir bitki, acelya, azelya. acan * Acmak isini yapan. * Oynak kemiklerin arasindaki acilarigenisletmeye yarayan kaslarin genel adi, bu ken karsiti. acar * Anahtar. * Ýstah acmak icin yemekten once icilen alkollu icki, aperitif. acelya * Bkz. acalya. aci * Birbirini kesen iki yuzeyin veya iki dogrunun olusturdugu cikinti. * Birbirini kesen iki yuzey veya ayninoktadan cikan iki yarim dogrunun olusturdu gu geometrik bicim, zaviye. * Gorus, bakim, yon. aciolcum * Aciolcmede soz konusu olan yontem ve teknik. acici * Acmak isini yapan. aciga alinmak * gorevine son verilmek. aciga alma * bir gorevliyi gecici bir sure isten alma. aciga almak

* gorevine son vermek. aciga cikarmak * isinden cikarmak. aciga cikmak * belli olmak, anlasilmak. * isinden cikarilmak. aciga vurmak * belli etmek, ortaya cikarmak. * gizli bir durumu ortaya cikarmak. acigicikmak * saklamakla gorevli bulundugu paranin veya malin eksik oldugu anlasilmak. aciginikapatmak * eksigini tamamlamak. acik * Acilmis, kapaliolmayan, kapalikarsiti. * Engelsiz. * Ortusuz, ciplak. * Bos. * Gorevlisi olmayan, bos(is, gorev), munhal. * Araligicok. * Ýsler durumda olan. * Kolay anlasilir, vazih. * Gizliligi olmayan, oldugu gibi gorunen. * Her turlu dusunceyi hosgoruyle karsilayabilen, etkisinde kalabilen. * (renk icin) Koyu olmayan. * (kitap, resim, film icin) Sevisme sahnelerini butun ciplakligiyla anlatan. * Kapaliolmayan (hava, isyeri). * Belli bir yerin biraz uzagi. * Denizin kiyidan uzakca olan yeri. * Dogru olarak, acikca. * Bir ihtiyacin karsilanamamasidurumu. acik acik * Saklamaksizin, gizli yer birakmaksizin, ictenlikle. acik agil * Koyunlarin ve kecilerin barindirildiklariustu acik, etrafitasduvar veya olu ci tlerle cevrili basit barinak. acik agizli* Aptal, sersem, ahmak. acik alinla * basarive ovunc ile. acik artirma * Bir malin satisinda alicilar arasinda fiyat artirma yarisina dayanan satis. acik bilet * Yolculuklarda donustarihi kararlastirilmamis, belirli bir donem icin gecerli, gidisdonusbileti. acik bono * Para hanesi bosbirakilarak imza edilen bono. acik bono vermek * sinirsiz yetki tanimak. acik bolge * Gumruk sinirlamalarinin olmadigibolge, serbest bolge, serbest mintika. acik celse * Acik durusma. acik ciro * Senet veya cek arkasina kime odenecegi belirtilmeden imzalanma yoluyla yapilan ciro. acik cek * Uzerine para miktariyazilmamis, cek. acik deniz * Denizin, kara sularinin disinda kalan bolumu.

* Yakin karalarla cevrili olmayan deniz, engin. acik devre * Ýcinden surekli akim gecmeyecek bir yalitkanla kesilmiselektrik devresi. acik dolasim sistemi * Genellikle butun eklem bacaklilarda ve bircok yumusakcada bulunan atardamar ve kan boslugundan olusmusacik bir dolasim sistemi. acik durusma * Mahkemede herkesin durusmayidinleyebilecegi oturum. acik dusme * Yagligureste pehlivanin kic ustu duserek yenilmissayilmasi. acik eksiltme * Yaptirilacak bir isin veya satin alinacak bir malin ucuza saglanmasiicin isi y apacak veya malisatacak kisiler arasinda fiyat dusurme yarisina dayanan islem. acik elli * Comert. acik ellilik * Comertlik. acik fikirli * Olaylarive ozellikle yenilikleri iyi anlayip geregi gibi karsilayabilen, dusun dugunu oldugu gibi soyleyebilen (kimse). acik fikirlilik * Acik fikirli olma durumu. acik hava * Bulutsuz hava. * Bahce, park gibi yapidisiolan yer. acik hava sinemasi * Yazin veya iklimi elverisli yerlerde surekli olarak calisan, ustu acik, yanlar ikapalisinema. acik hava tiyatrosu * Yazin veya iklimi elverisli yerlerde surekli olarak calisan, ustu acik, yanlar ikapalitiyatro. acik hece * Unlu ile biten hece. acik hesap * Pesin para veya bono vermeden yapilan alisveris. acik imza * Uzeri bosbirakilan bir kâgidin altina, dolduracak olana guvenilerek atilan imza. acik isletme * Maden yataginiorten verimsiz topraklar kaldirildiktan sonra acik havada yapila n isletme. acik kahverengi * Kahverenginin bir veya birkac ton acigi. acik kalp ameliyati * Kalbin ici acilmadan once dolasim sun'î kalp denilen bir aygita devredildikten s onra yapilan kalp ameliyati. acik kalpli * Bkz. acik yurekli. acik kalplilik * Bkz. acik yureklilik. acik kapamak * (butce) gider fazlasinipara saglayarak gidermek. acik kapibirakmak * gereginde, bir konuya yeniden donebilme imkânibirakmak, kesip atmamak. acik kapipolitikasi * Yabancimallaribir ulkeye serbestce sokma politikasi. acik kapisiyaseti * Acik kapipolitikasi.

acik konusmak * gercegi cekinmeden soylemek. acik kredi * Bankalarin guvendikleri musterilere rehin, ipotek veya kefil istemeksizin verd ikleri borc para. acik liman * Butun gemilerin formalite yonunden kolayca girip ciktiklariliman. * Hava sartlarindan kolayca etkilenen liman. acik maasi * Gorevinden alinan birine yasaca taninan, belirli bir sure icinde odenen aylik. acik mavi * Mavinin bir ton acigi. acik mektup * Zarfiyapistirilmamismektup. * Yazildigikimseye gonderilmeyip basin yoluyla aciklanan mektup. acik olmak * (o yerde) kendisi her zaman iyi karsilanmak. acik ordugâh * Kirda kurulan ordugâh. acik oturum * Guncel, siyasî, sosyal ve bilimsel konularin veya sorunlarin herkesin izleyebile cegi bir bicimde acik olarak tartisildigitoplanti. acik oy * Verenin adinigosteren ve konusulan sorun uzerindeki dusuncesini belli edecek y olda verilen oy. acik ogretim * Ders konulariradyo ve televizyon gibi araclarla yayimlanan veya posta ile ilgi lilere ulastirilan ogretim yontemi. acik onerme * Ýcerisinde degisken bulunan ve bu degiskenin alacagidegerle dogrulugu veya yanli sligikesinlesen onerme. acik pazar * Gumruk kaydiolmayan, her devletin maliniserbestce satabilecegi sehir veya ulke . acik pembe * Pembenin bir ton acigi. acik police * Eksik bilgileri sonradan tamamlanmak uzere duzenlenen police. acik rejim * Parlâmenter rejim. acik sacik * Gorenege aykiriderecede ciplak veya ortusuz. acik sacik konusmak * cinsî konularla ilgili sozler soylemek. acik sari * Sarinin bir ton acigi. acik sayim * Bir secim sonunda verilen oylarin acik olarak sayilmasi, aleni tadat. acik secik * Cok acik, cok belirgin. acik senet * Bkz. acik bono. acik soylemek * anlasilmamisyonunu birakmadan anlatmak veya cekinmeden soylemek. acik sozlu * Her seyi oldugu gibi soyleyen, sozunu esirgemeyen. acik sozluluk * Acik sozlu olma durumu.

acik sehir * Dusman saldirisina karsisavunma onlemleri alinmamis, icinde herhangi bir askerî hedef bulunmayan ve bu durumu onceden ilân edilmisolan sehir. acik tasit * Ustu ortulmemistasit (araba, otomobil vb.). acik tesekkur * Herhangi birine basin yoluyla edilen tesekkur. acik tohumlular * Tohumlarikozalak pullariuzerinde acik olarak bulunan cicekli bitkilerin ayrild igiiki buyuk daldan biri. acik tribun * Acik havadaki spor musabakalarinda seyircilerin oturdugu ve ustu kapaliolmayan bolum. acik tutmak * bir isyerinin calisir durumunu surdurmek. acik vermek * gelir, gideri karsilamamak. * gizlenmek istenen bir olayi, bir dusunceyi veya durumu elde olmayarak ortaya k oymak, aciklamak. acik yara * Kapanmamis, surekli isleyen yara. acik yesil * Yesilin bir ton acigi. acik yurekle * ozu sozu bir olarak, hicbir sey saklamaksizin. acik yurekli * Dusundugunu oldugu gibi soyleyen, ici temiz, gizli yonu olmayan (kimse), samimî, acik kalpli. acik yureklilik * Acik yurekli olma durumu, samimiyet, acik kalplilik. acik zaman * Tutkalin yuzeye suruldugu an ile pres edilip, sikilmasigereken an arasinda gec en sure. acikagiz * Turpgillerden bir bitki (Hesperis acris). acikca * Gizli bir yonu kalmaksizin, kolay anlasilir bir bicimde. acikcasi * Dogrusu, acik olani, anlasilir bicimi, gizli kapakliolmayan yani. * Acik olarak. acikci * Borsada fiyat dalgalanmalarindan yararlanarak aciktan para kazanan (kimse). acikgoz * Uyanik davranarak cikarinisaglayan, imkânlardan kurnazca yararlanmasinibilen. acikgozluk * Acikgozluluk. acikgozluluk * Acikgoz olanin durumu, acikgoze yakisacak davranis. aciklama * Aciklamak isi, izah. aciklama cumlesi * Bir onceki cumleyle baglantikuran yani, demek ki, oyle ki gibi baglayicilarla baslayan, soz konusu duygu veya dusunceyi butunleyen cumle. aciklama yapmak * herhangi bir konuyu aydinliga kavusturmak amaciyla konusmak veya yazmak. aciklamak * Bir konuyla ilgili olarak gerekli bilgileri vermek, izah etmek. * Bir sorunla ilgili olarak aydinlaticibilgi vermek, tavzih etmek.

* Bir sozun, bir yazinin ne anlatmak istedigini belirtmek, yorumlamak. * Acikca soylemek, ifsa etmek. * Belirtmek, gostermek, aciga vurmak, izhar etmek. aciklamali* Birtakim aciklamalarla anlasilmasi, ogrenilmesi kolaylastirilmis, izahli. aciklanan * Aciklamalar sonunda ortaya cikmasibeklenen kavram. aciklanma * Aciklanmak isi. aciklanmak * Aciklamak isi yapilmak, izah edilmek, ifsa edilmek. aciklar livasi * Ýsi gucu olmayan, bosta kalan kimse. aciklar livasi * isi gucu olmayan, bosta kalan kimse. aciklar livasiolmak * isbulamayarak issiz ve kazancsiz kalmak. aciklasma * Aciklasmak durumu almak. aciklasmak * Acik duruma gelmek. * Rengi acilmak. aciklastirma * Aciklastirmak isi. aciklastirmak * Acik duruma getirmek. * Rengini actirmak. aciklatma * Aciklatmak isi. aciklatmak * Aciklamasinisaglamak. aciklayan * Aciklamalar sonucunda elde edilen kavram. aciklayici* Bir sorunu gerekli acikliga kavusturan. * Kendinden once gelen kelimeyi belirten, aciklayan (kelime veya kelimeler): "At aturk yeni Turkiye'nin kurucusu, daima saygiile anilacaktir" cumlesindeki 'yeni Turkiye'nin kurucusu' s ozu Ataturk adinin aciklayicisidir. aciklayis * Aciklamak isi veya bicimi. acikliga kavusturmak * (bir konu veya sorunu) aydinlatmak, kapaliliktan kurtarmak, anlasilir duruma g etirmek. aciklik * Acik olma durumu. * Uzaklik, mesafe. * Ortusuz, ciplak yer. * Bosve genisyer. * Bir yerin uzaklara kadar bakilabilecek ve bakanin icinde ferahlik doguracak du rumda olmasi. * Gercegi oldugu gibi yansitma durumu. * Bir soz veya yazida maksadin acik olmasiozelligi, vuzuh. * Durbun, fotograf makinesi gibi optik araclarda agiz capi, isigin girebildigi d elik. aciklik getirmek (veya kazandirmak) * (bir konu veya sorunu) anlasilir duruma getirmek. aciklikolcer * Bir mikroskobun acikliginiolcmeye yarayan alet. acikta birakmak

* isve gorev vermemek, yersiz yurtsuz birakmak veya birkac kisiye birlikte sagla nan bir iyilikten birini yararlandirmamak. acikta kalmak (veya olmak) * isve gorev bulamamak, yersiz yurtsuz kalmak veya birkac kisinin birlikte erist igi bir iyilikten yararlanamamak. aciktan * Bir yerin uzagindan. * Sira ve asama gozetilmeden, disaridan atayarak. * Emek ve para harcamadan. aciktan (para) kazanmak * emek ve sermaye olmadan para kazanmak. aciktan aciga * Belirgin olarak, goz gore gore. aciktan kazanmak * emek ve sermaye koymadan kazanc saglamak. aciktan para almak * bir isveya mal icin, kararlastirilmisucret veya deger disinda para almak. aciktan tayin * Derece ve belli bir sira gozetilmeksizin yapilan atama. acilama * Ýleride, iclerinde en uygununun secilebilmesi icin, guc bir sahnenin cesitli aci lardan cekiminin yapilmasi. acilim * Acilma. * Bir yildizla gok ekvatoru arasindaki uzaklik; kuzeye dogru olaniarti, guneye d ogru olanida eksi isaretiyle olculur. acilip sacilmak * (kadin icin) cok acik sacik giyinmeye baslamak. * (kadin icin) eskisine gore olcusuz davranislarda bulunmaya baslamak. acilis * Acilmak isi veya bicimi. * Yeni bir yapinin, yerin veya yeni bir kurulusun calismaya baslamasi, kusat. aciliskonusmasi * Herhangi bir toplantinin acilmasisirasinda yapilan ilk konusma. acilistoreni * Bir acilisikutlamak icin yapilan toplanti, resmikusat. acilma * Acilmak isi. * Bir film cekiminde karanlikta baslayip gittikce aydinlanarak goruntulerin beli rmesine dayanan noktalama. * Bir grupta, siralarin jimnastik alistirmalariicin daginik duzene girmesi. * Catlama. acilmak * Acmak isi yapilmak veya acmak isine konu olmak. * (renk icin) Koyulugunu yitirmek. * Kendine gelmek, biraz iyilesmek, ferahlamak. * (gemi) Gitmek, uzaklasmak. * Sikilmasi, cekinmesi, tutuklugu kalmamak. * (kuruluslar icin) Ýlk kez veya yeniden ise baslamak. * Ýsini gereginden veya goturebileceginden genistutmak. * Genislemek, bollasmak. * Delinmek, yirtilmak. * (sis, karanlik, duman icin) Dagilmak, yogunlugunu yitirmek. * Gereken guce ulasmak. * Sirrini, uzuntusunu, sorunlarinibirine soylemek. * (pencere, kapi, yol icin) Gecit vermek. * Ayrintiya girmek.

* (yuzerken) Kiyidan uzaklasmak. acim * Acma, acilis, kusat. acimlama * Acimlamak isi, tesrih, serh. acimlamak * Bir sorunu veya konuyu ele alip en ince noktalarina kadar gozden gecirerek anl atmak, serh etmek, tesrih etmek. acimlanma * Acimlanmak isi. acimlanmak * Acimlamak isine konu olmak. acindirma * Acindirmak isi. acindirmak * Acinmasinisaglamak. * Bir cismin yuzeyini acarak bir duzlem uzerine yaymak. acinim * Acinmak isi, inkisaf. * Bir cismin yuzeylerinin acilip bir duzlem uzerine yayilmasi. acinma * Acinmak isi. acinmak * Gelismek. * (tohum, hastalik icin) Ýcindeki yetenekler uyanarak amacina varmak, gelismek, in kisaf etmek. acinsama * Acinsamak isi, istiksaf. acinsamak * Bir yerin ozelliklerini ortaya cikarmak icin arastirma ve inceleme yapmak, ist iksaf etmek. aciortay * Bir acisal bolgeyi, olculeri birbirine esit olan iki acisal bolgeye ayiran dog ru. aciortay duzlemi * Ýki duzlemli bir aciyiiki komsu ve esit aciya bolen duzlem. aciolcer * Bkz. iletki. acisal * Aciile ilgili. acisal bolge * Aciile ic bolgesinin birlesiminden olusan duzlem parcasi. acisal cap * Ay ve Gunesgibi gok cisimlerinin iki dogrusu arasindaki aci. acisal hiz * Hareket eden bir cismi duran bir noktaya birlestiren dogru parcasinin birim za manda taradigiaci. acisal ivme * Acisal hizin birim zamanda degisen niceligi. acisal sapma * Belli bir aciduzeyinde gerceklesen sapma. acisal uzaklik * Gok cisimlerinin (yildiz veya gezegen) birbirlerinin karsilasma duzlemine gore uzakligi. acisal yol * Hareket eden cismin birim zamanda gozlemciye gore aldigiyol. acis * Acmak isi veya bicimi. * Bir kurulusu calismaya baslatma.

aciskonusmasi * Herhangi bir toplantiyibaslatmak icin yapilan ilk konusma. acit * Bir duvarda acik birakilmisbulunan kapi, pencere, kemerleme benzeri aciklik. acki * Bir cismin yuzeyi uzerinde sert bir madde veya bir arac surterek onu duzlestir ip parlatma, perdah. * Demircilikte delik buyutmekte kullanilan arac. * Anahtar ve her turlu acma araci. ackici * Ackiyapan (kimse), perdahci. * Anahtarci. ackilama * Ackilamak isi. ackilamak * Ackiile parlatmak. ackilanma * Ackilanmak isi. ackilanmak * Ackiyapilmak, perdahlanmak. ackilatma * Ackilatmak isi. ackilatmak * Ackiisi yaptirmak, perdahlatmak. ackili * Ackiyapilmis, perdahlanmis, perdahli. ackisiz * Ackiyapilmamis, perdahlanmamis, perdahsiz. acligioldurmek * aclik hissini gecistirmek, yatistirmak. aclik * Ac olma durumu. * Kitlik. * Yoksulluk. * Asiriistek icinde bulunmak. aclik cekmek * yoksulluk icinde bulunmak. aclik grevi * Kendisine veya baskalarina yapilan bir haksizligiprotesto icin bir kimsenin ac durarak gosterdigi tepki. acliktan gozu (veya gozleri) kararmak (veya donmek) * cok acikmak. acliktan imanigevremek * cok acikmak. acliktan nefesi kokmak * yoksulluk icinde bulunmak. acliktan olmek * dayanilmaz derecede acikmak, cok acikmak. acliktan olmeyecek kadar * (yiyecek, icecek icin) pek az (yemek, icmek). * gereginden az. acma * Acmak isi. * Orman icinde agac kesme veya yakma yoluyla tarima elverisli bir duruma getiril en arazi. * Bir cesit susamsiz, kalinca yaglisimit. acmaci * Acma yapan veya satan kimse. acmak * Bir seyi kapalidurumdan kurtarmak.

* Bir seyin kapaginiveya ortusunu kaldirmak. * Engeli kaldirmak. * Sarilmis, katlanmis, ortulmusveya iliklenmisolan seyleri bu durumdan kurtarmak . * Oyarak veya kazarak cukur, delik olusturmak. * Tikalibir seyi, bu durumdan kurtarmak. * Cevresini genisletmek. * Birbirinden uzaklastirmak. * Yarmak. * Dugumu veya dolasmisbir seyi cozmek. * Bir kurulusu, bir isyerini, bir yeri isler veya ilk defa kullanilir duruma get irmek. * Bir aygiti, bir duzeni vb.lerini calisir duruma getirmek. * Alisverisi baslatmak. * Rengin koyulugunu azaltmak. * Yakismak, guzel gostermek. * Ferahlik vermek. * Bir konu ile ilgili konusmak. * Savasla almak, fethetmek. * Avunmak veya danismak icin soylemek. * Yapmak, duzenlemek. * Ayirmak, tahsis etmek. * Sikilganligini, utangacliginigidermek. * Gorunur duruma getirmek. * (hava icin) Bulutlarin dagilmasiyla gok yuzu aydinlanmak. * Gecit vermek. * Ýcini dokmek. acmalik * Kiri cikarmak veya esyayiiyice temizlemek icin kullanilan her turlu madde. acmaz * Satranc oyununda sahikoruyan taslardan birinin yerinden oynatilmamasidurumu. * Ýcinden zor cikilir durum. * (tulûatta) Karsisindakine bir nukte veya tekerleme soyleme kolayliginiveren soz. acmaz halati * Gemilerin limana baglanmasive sahilden esecek ruzgârla rihtimdan uzaklasmamasiic in kiyiya dikine baglanan halat. acmaza dusmek * icinden cikilmasiguc durumda kalmak. acmaza getirmek (veya dusurmek) * duzen, hile yapmak, bir kimseyi oyuna getirmek, zor duruma sokmak. acmazlik * Acmaz olma durumu. * Agzipek sikiolma durumu, ketumiyet. actiagzini, yumdu gozunu * ofkelenerek veya kizarak agir sozler soyledi. actirma * Actirmak isi. actirma kutuyu, soyletme kotuyu * kotu konusabilecek birine, bildiklerini aciklama firsativerilmemesi gerektigin i ogutler. actirmak * Acmak isini yaptirmak. ad * Bir kimseyi, bir seyi anlatmaya, tanimlamaya, aciklamaya, bildirmeye yarayan s oz, isim: Cocuk, kedi, agac, dusunce, iyilik, Ahmet, Ertugrul birer addir. * Herkesce taninmisveya isitilmisolma durumu, un, nam, sohret. * Anilacak deger, onem. * Ýsim.

ad * Sayma, sayilma. ad almak * kendisine ad verilmek. * un kazanma. ad bilimi * Ozel adlar uzerinde duran ve ozel adlarikoken bilgisi, tarihî gelisme, dil ve ku ltur sorunlariacisindan inceleyen bilim dali. ad cumlesi * Bkz. isim cumlesi. ad cekilmek * ad cekmek isi yapilmak. ad cekilmek * ad cekmek isi yapilmak. ad cekimi * Bkz. isim cekimi. ad cekme * Ad cekmek isi, kur'a. ad cekmek * raslantiya ve talihe baglibir ayirma yapmak icin, her birinde birer ad yazilmi skâgitlardan birini cekmek, kur'a cekmek. ad cekmeye girmek * kur'aya tâbi olmak. * oyunun baslangicinda, oyuncular arasinda alan secimi, baslama atisiveya karsil ama hakkiicin oncelik saglayan is. ad cektirmek * ad cekmek isini yaptirmak. ad degisimi * Bkz. mecazimursel. ad durumu * Bkz. isim hâli. ad govdesi * Bkz. isim govdesi. ad koymak * cagirmak veya anmak icin bir canliya, bir yere, bir seye ad vermek, adlandirma k, isim koymak, tesmiye etmek. ad koku * Bkz. isim koku. ad takmak * adlandirmak, ad koymak. ad tamlamasi * Bkz. isim tamlamasi. ad vermek* ad koymak, adlandirmak, tesmiye etmek. * bir isi kimin yaptiginisoylemek. ad yapmak * isim yapmak. ada * Her yanisu ile cevrilmiskara parcasi. * Trafige acik bir yol uzerinde sola donusleri saglayan, sagtarafta veya yol ort asinda yer alan kaldirim tasiyla ayrilmisalan. * Cevresi yollarla belirlenmisolan arsa ve boyle bir arsayikaplayan yapilar topl ulugu. ada baligi* Bkz. amber baligi.

ada cayi * Ballibabagillerden, yurdumuzda cok yetisen tuylu ve beyazimtirak yapraklariola n itirlibir bitki (Salvia oflicinalis). * Bu bitkiden yapilan sicak icecek. ada gibi gemi * pek buyuk (gemi). ada sogani * Zambakgillerden, soganindan ilâc olarak yararlanilan birtakim maddeler elde edil en cok yillik bir bitki (Urginea maritima). ada tavsani * Evcil cinsleri de olan tavsana yakin bir kemirici memeli (Oryetolagus cuniculu s). adabimuaseret * Terbiyeli, ince davranmak icin tutulmasigereken yollar, davranistoresi, davran isbilgisi, topluluk toresi, gorgu. adacik * Kucuk ada. adacilik * Kavramlarin gercek varliklar oldugunu kabul eden, kavram gerekligine karsit ol arak, tumel kavramlarin yalnizca nesnelerin adlarioldugunu ileri suren gorus, nominalizm. adagio * Yavas, agir olarak. * Bu bicimde calinan beste. adak * Adamak isi veya adanilan sey, nezir. adak adamak * bir dilegin gerceklesmesi amaciyla kurban kesip yoksullara dagitmak veya kutsa l bir guce yonelik bir niyette bulunmak. adaklama * Adaklamak durumu. adaklamak * Kucuk cocuk yurumeye baslamak. adaklanma * Adaklanmak isi veya durumu. adaklanmak * Nisanliduruma gelmek, nisanlanmak. adakli * Adagiolan, adak adamisolan. * Nisanli, yavuklu, sozlu. adaklik * Adak olarak ayrilmis(hayvan). * Adak adanan yer. adaksiz * Adagiolmayan, adak adamamisolan. * Nisanliolmayan. adale * Kas. adaleli * Kasli, kaslarisiki, gelismis. adalesiz * Kassiz. adalet * Hak ve hukuka uygunluk, hakkigozetme, dogruluk, ture. * Bu isi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluslari. * Herkese kendine uygun duseni, kendi hakkiolaniverme.

adalet dagitmak * kanunlarin saydigihaklarisahiplerine vermek, taninmak. adalet divani * Devletler arasindaki birtakim hukuk anlasmazliklarina bakan ve merkezi La Haye 'de bulunan uluslar arasi mahkeme. adalet kapisi * Hak ve hukukun aranmasiicin basvurulan merci, mahkeme. adalet mahkemesi * Bkz. adliye mahkemesi. adalet orgutu * Adliye teskilâti. adalet sarayi * Mahkemelerin bulundugu buyuk yapi. adalete teslim etmek * sanigi, adalet isleriyle ugrasan kurulusa goturmek. adalete teslim olmak * sanik, adalet isleriyle ugrasan kurulusa gidip hakkinda gerekli islemin yapilm asiniistemek. adaletine siginmak * (birinden) anlayis, hosgoru, yakinlik beklemek. adaletli * Adalete uygun dusen veya adaletli olan, adil. adaletlilik * Adaletli olma durumu. adaletsiz * Adalete aykiridusen veya adaleti olmayan. adaletsizlik * Adalete aykiridavranis. adali * Ada halkindan olan (kimse). adalî * Kas niteliginde olan; kasla ilgili olan, kasil. * Kaslariiyi gelismis, adaleli, kasli. adam * Ýnsan. * Erkek kisi. * Ýyi yetismis, degerli kimse. * Birinin yaninda ve isinde bulunan kimse. * Birinin yararlandigi, kullandigikimse. * Birinin sozunu dinleyen, naziniceken kimse, kayirici. * Ýyi huylu, guvenilir kimse. * (belirsizlik zamiri yerine), Herkes, kim olursa olsun. * Gorevli kimse. * (isim tamlamalarinda) Bir alanda derin bilgisi olan veya bir alanibenimseyen. * Es, koca. adam adama (savunma) * futbolda, basketbolda karsitakim oyuncusunu kollama, rahat hareket etmesini, s ayiyapmasiniengelleme. adam akilli * Bkz. adamakilli. adam almamak * son derece kalabalik olmak. adam azmani * Cok iri yapilikimse. adam basina * her kisiye, her birine. adam begenmemek * herkesi degersiz gormek. adam boyu

* Yaklasik olarak normal bir adam boyunda. * Ýnsan boyunca. adam degilim * herhangi bir durumun gerceklesmemesi hâlinde, kendisinin insan sayilamayacagianl aminda kullanilan ant, goz dagisozu. adam etmek * egitmek, yetistirmek, topluma yararliduruma getirmek. * bir yeri duzene sokmak veya bir seyi ise yarar duruma getirmek. adam evlâdi * Ýyi bir ailenin iyi yetismiscocugu. adam gibi * terbiyeli, akilliuslu. * adamliga, insanliga yarasir yolda. * iyice. adam hesabina koymak * birine deger vermek, saygigostermek. adam icine cikmak * topluluga karismak, degerli insanlarin bulundugu yerlere gitmek, ese dosta git mek. adam icine karismak * degerli bir topluluga girmek, kendisine deger verilir olmak. adam kitliginda (veya yoklugunda) * ise yarar kimselerin bulunmadigidurumda. adam kullanmak * iyi calistirmasinibilmek. adam olmak * gelismek, buyumek, sismanlamak. * iyi yetismek, iyi bir duruma gelmek. adam sarrafi * Ýnsanlarin karakterini cabuk anlayacak duruma gelmiskimse, insan sarrafi. adam sen de! (veya yalniz adam) * bir isin onemsenmedigini anlatmak icin soylenir. adam sirasina gecmek (veya girmek) * daha once toplumda onemli bir yeri veya ozel bir degeri yokken artik kendisine onem ve deger verilmek. adam yerine koymak * adamdan saymak, varliginikabul etmek. adama * Adamak isi. adama donmek (veya benzemek) * duzelmek. adamak * Bir dilegin gerceklesmesi amaciyla kurban kesip yoksullara dagitmak veya kutsa l bir guce yonelik bir niyette bulunmak, nezretmek. * Kutsal saydigibir sey ugruna kendini feda etmek, ant niteliginde soz vermek. * Ayirmak. adamakilli * Gereginden cok, iyice. adamakla mal tukenmez * buyuk vaatlerde bulunanlar icin alay yollu soylenir. adamca * Ýnsana yarasir bicimde. * Ýnsan sayisiolarak. adamcagiz* Kendisine karsisevgi veya acima duyulan adam. adamcasina * Adamca. adamcik

* Yerilen, kucumsenen; acinan (kimse). adamcil * Ýnsandan urkmeyen, insana alismisolan, insana sokulan, sicakkanli, munis. adamcillik * Adamcil olma durumu. adamdan saymak * bir kimseye degeri olmadigihâlde deger vermek, saygiduymak. adami * (bir isi) ustalikla yapan. adamin adicikacagina caniciksin * Bkz. insanin adicikacagina caniciksin. adamin alacasiicinde, hayvanin alacasidisinda * Bkz. insanin alacasiicinde, hayvanin alacasidisinda. adamin iyisi alisveriste (veya isbasinda) belli olur * bir kisiyi iyi bir insan olarak degerlendirebilmek icin alisveriste veya isbas inda ahlâk disidavranislarda bulunmamasigerekir. adamina catmak * Bkz. tam adamina catmak. adamina dusmek * (yapilacak bir is) guzel bir rastlantisonunda anlayanina, uzmanina verilmisolm ak. adamina gore * kisiler arasinda ayricalik gozeterek. * herkesin yetenegine uygun olarak. adaminibulmak * Bkz. tam adaminibulmak (veya adamina dusmek). adamkoku * Bkz. adamotu. adamlik * Ýnsana yakisacak durum, tutum ve davranis. * Yabanlik. adamlik sende kalsin * iyilik bilmese de sen yine iyilik et. * bu isi nasil olsa sana yaptiracaklar, bari kendiliginden yap da onurunu koru. adamotu * Patlicangillerden, genisyaprakli, kotu kokulu bir bitki, kankurutan, adamkoku (Mandragora autumnalis). adamsiz * Yardimcisiz, hizmetcisiz. * Erkeksiz, kocasiz. adamsizlik* Adamsiz olma durumu. a'dan z'ye kadar * bastan asagi, butunuyle. Adana kebabi * Kiymasina bolca acibiber katilarak hazirlanan siskofte. adanma * Adanmak isi. adanmak * Adamak isine konu olmak. adap * Tore. * Yol yordam, yol yontem. adap erkân * Yol yontem. adaptasyon * Uyarlama. * Bir eseri cevrildigi dilin, konusuldugu toplumun yasayisina, inanclarina uyarl ama.

* Uyma. adapte * Uyarlanmis. adapte etmek * uyarlamak. adapte olmak * uymak. adaptor * Bir âletin caplaribirbirinden farkliolan parcalarindan birini otekine gecirebilm ek icin yararlanilan baglayici. adas * Adlariayniolanlardan her biri. adaslik * Adasolma, ayniaditasima durumu. adatepe * Genellikle tropikal bolgelerde gorulen ve cevresindeki alcak alanlar uzerinde dik yamaclarla bir ada gibi yukselen, asinimdan dolayiortaya cikmistepe. adatma * Adatmak isini yaptirmak. adatmak * Adamak isini yaptirmak. adavet * Dusmanlik, yagilik. aday * Bir gorev, bir isicin kendini ileri suren veya baskalaritarafindan ileri surul en kimse. * Bir isicin yetistirilmekte olan kimse, namzet. aday adayi * Herhangi bir isi yapmak, bir gorevi yuklenmek icin adaylik asamasinikazanmak a maciyla basvuran kimse. * Milletvekili ve senator secimlerinde, partinin adayiolmak icin, partisinde yap ilan on secimlere adayligini koyan kimse. aday gostermek * bir isveya bir gorev icin birini aday olarak belirlemek: Anayasa. aday olmak * herhangi bir ise alinmak veya secilmek icin istekli olmak. adayavrusu * Ýki veya uc cifte kurekli kucuk balikciteknesi. adayliginikoymak * bir isveya goreve secilmek icin kendini ileri surmek. adaylik * Herhangi bir is, bir gorev icin kendini ileri surme veya baskalaritarafindan i leri surulme, namzetlik. * Bir gorevde yetistirilme. adci * Adcilik ogretisiyle ilgili olan. * Bu ogretiye baglikimse. adcilik * Kavramlarin gercek varliklar oldugunu kabul eden, kavram gercekligine karsit o larak, tumel kavramlarin yalnizca nesnelerin adlarioldugunu ileri suren gorus, isimcilik, nominalizm. addan tureme fiil * Bkz. isimden tureme fiil. addedilme * Addedilmek isi. addedilmek * Sayilmak. addetme

* Addetmek isi. addetmek * Saymak. addolunma * Addolunmak isi veya durumu. addolunmak * Sayilmak. adedî * Adetce, sayica. adem * Yokluk, hiclik, olum. * Osmanlica sozlerle birleserek "-siz, -lik" anlaminda kullanilir. Âdem * Dinî inanclara gore ilk yaratilan insan ve ilk peygamber. * Ýnsan, insanoglu, adam. * Ýnsanda bulunmasigereken olumlu ozelliklere sahip olan. Âdem baba * Ýnsanligin babasi, Hz. Âdem. * Hapishanede cevresindeki mahkûmlariharaca baglayan kimse. * Afyonkes. Âdem elmasi * Girtlak cikintisi. Âdem evlâdi * Bkz. âdemoglu. Âdemci * Âdemcilik yanlisiolan kimse. Âdemcilik * XX. yuzyilin basinda simgecilige karsibir tepki olarak Rusya'da ortaya cikan b ir edebiyat akimi. ademimerkeziyet * Yerinden yonetim. ademimerkeziyetci * Yerinden yonetimci. ademimerkeziyetcilik * Yerinden yonetimcilik. ademiyet * Yokluk. âdemiyet * Ýnsanlik. * Dogru durust insana yakisir durum, adamlik. âdemoglu * Ýnsan denilen yaratiklarin hepsi. âdemotu * Bkz. adamotu. adenit * Lenf dugumleri iltihabi. adese * Mercek. * Kovucuk. * Gorusderecesi, inceligi. adet * Sayi. * Herhangi bir sayida olan (sey), tane. âdet * Bir kimsenin yapmaya alismisoldugu sey, aliski. * Topluluk icinde eskiden beri uyulan kural, tore. * Ay basi. âdet edinmek * bir seyi aliskanlik ve huy durumuna getirmek. âdet gormek

* (kadin) ay basiolmak. âdet olmak * oteden beri yapilir olmak. * bir sey gelenek durumuna gelmisolmak. âdet yerini bulsun diye * gerekli goruldugu icin degil, yalniz alisilmisoldugu icin. âdeta * Bayagi, basbayagi, hemen hemen, sanki. * Bayagiyuruyusle. adetce * Sayibakimindan, sayica. adetimurettep * Bkz. tam sayi. adezyon kuvveti * Yan yana duran veya surtunen iki cismin molekulleri arasindaki cekiskuvveti. adi(veya ismi) gibi bilmek * cok iyi bilmek. adibatasi(veya adibatasica) * "yok olasi" anlaminda bir ilenme. adibatmak * (sevilmeyen bir sey veya kimse icin) unutulmak, adianilmaz olmak, artik sozu e dilmemek. adibelirsiz * unu olmayan, taninmayan, kim ve ne oldugu bilinmeyen. adibile okunmamak * birine hic onem verilmemek. adicikmak * kotu bir un kazanmak. * hakkiolmayan bir un kazanma. adicikmisdokuza, inmez sekize * birinin bir kere adiciktiktan sonra onun hakkindaki yaygin inanc artik kolay k olay duzelemez. adideliye cikmak * deli olmadigihâlde deli olarak taninmak. adiduyulmak * taninmak, unlenmek. adigecmek * anilmak, soz konusu olmak, ismi gecmek. * adiyazilmak. adikaldirilmak * anilmaz olmak, silinip gitmek. adikalmak * bir kimse veya bir sey ortadan cekildikten, oldukten sonra dillerde yalniz adi dolasmak. adikarismak * (kotu) bir isle birinin ilgisi bulundugu soylenilmek. adikotuye cikmak * unu kotu olarak yayilmak. adiolmak * gereksiz, yersiz unu olmak. adisani * bir kimsenin kimligi. adiustunde * adindan belli oldugu gibi. adivar * yasamayan, yalnizca hayalde var olan. adiverilmek * ad takilmak. adil * Zamir.

adim * Yurumek icin yapilan ayak atislarinin her biri. * Bir adimda alinan yol (bu uzunluk 75 cm sayilir). * Girisim, hamle. * Bir gosterge ucunun esolarak ayrilmisyaylardan biri boyunca aldigiyol. * Ayakta temel durustan, bir ayagin turlu yonlerde iki ayak boyu kadar ara ile y er degistirmesi. * Teknolojide iki disli arasindaki aralik. adim adim* Agir agir, yavasyavas. adim adim gezmek * her yerini dolasip gormek. adim adim izlemek * arkasindan izlemek. * gizlice takip etmek. adim atmak * yurumek icin ayaginione dogru uzatip basmak. * bir ise ilk kez girismek. adim atmamak * gitmemek, ugramamak, aramamak. adim basi* Birbirine yakin yerlerde, sik sik. adiminiattirmamak * bir yere girmesine engel olmak. adiminigeri almak * basladigibir isten geri donmek. adimlama * Adimlamak isi. adimlamak * Adimla olcmek. * Bir yerde ileriye geriye dogru giderek dolasmak. adimlariniacmak * yururken hizlanmak. adimlariniseyreklestirmek * hizliyururken adimlariniyavaslatmak. adimlarinisiklastirmak * daha kucuk ve cabuk adimlar atarak hizliyurumek, ivmek, acele etmek. adimlik * Adim uzunlugunda olan. * Bir yerin cok uzak olmadiginibelirtmek icin kullanilir. adimsayar * Yurume sirasinda gercek sonuclara varabilmek icin gecilen yerin uzunlugunu anl ayabilmek amaciyla ayaga takilan alet, pedometre. adina * o seyin veya o kimsenin yerinde olarak, namina, onun hesabina. adiniagzina almamak * darginlik, kirginlik, kizginlik gibi bir sebeple bir kimseden hic soz etmemek. adinialmak * ad takilmak, ad verilmek. adinianmak (veya anmamak) * birinden soz etmek (veya etmemek). adinibagislamak * bir baskasindan adinisoylemesini istemek. adinibozmak * andina uymamak, andina aykiridavranmak. adinikirletmek (veya lekelemek) * adinin kotuye cikmasina yol acmak. adinikoymak * karsiliginiveya fiyatinikararlastirmak.

adinitasimak * birinin adiyla anilmak, sahip oldugu adin sorumlulugunu yuklenmisolmak. adinivermek * birinin adinibildirmek. * biri tarafindan salik verildigini soylemek. adiyla saniyla * bilinen un ve niteligiyle. adî * Siradan, hicbir ozelligi olmayan. * Asagilik, bayagi, alcak. adî adim * Adimda uygunluk, beraberlik gerektirmeyen ve grup olarak yapilan bir tur yuruy us. adî defter * Bir isletmenin veya ticarethanenin yaptigiislemlerinin muhasebe kayitlarinin g ecirildigi ticarî defter. adî kesir * Bayagikesir. adî suclu * Basit suclariisleyen kimse. adil * Adaletle isgoren, adaletten, haktan ayrilmayan, hakkiyerine getiren, adaletli. * Hakka uygun, hakli. adilâne * Adalete uygun olarak, hakca. adîlesme * Adîlesmek durumu. adîlesmek * Adî bir duruma girmek, bayagilasmak. adîlestirme * Adîlestirmek isi. adîlestirmek * Adîlesmesine yol acmak. adîlik * Bayagilik, dusukluk, asagilik. adisyon * (lokanta, otel gibi yerlerde) Hesap. adlandirilma * Adlandirilmak isi. adlandirilmak * Ad vermek isi yapilmak. adlandirma * Adlandirmak isi. adlandirmak * Bir kimseyi veya bir seyi kullanarak belli etmek, ad vermek, ad koymak, tesmiy e etmek. * Ad koyma, ad vermeyi saglamak, tesmiye etmek. adlanma * Adlanmak isi. adlanmak * Kendisine ad verilmek. * Kotu un kazanmak. adlasma * Adlasmak durumu. adlasmak * Ad durumuna gelmek. adlastirma * Adlastirmak isi. adlastirmak * Ad durumuna getirmek.

adli * Adiolan. * Unlu. adliadiyla * herkesin bilip tanidigibicimde. adlisanli* Unlu. adlî * Adaletle ilgili. adlî makam * Adalet islerinin goruldugu ve sonuca baglandigikamuya ait yonetim yeri. adlî merci * Adaletle ilgili sorunlarin cozumu icin basvurulan resmî daireler. adlî polis * Adliye icerisinde guvenligi saglayip adlî islere yardimciolan kolluk gucu. adlî sicil * Bir kimsenin mahkûmiyetinin olup olmadiginin anlasilmasiicin konulmusolan kayit yontemi. adlî tabip * Adlî tipta gorevli doktor. adlî tatil * Her yil 20 Temmuz ile 5 Eylul tarihleri arasinda, kanunda yazilidurumlarin dis inda, hicbir adlî islemin yapilmadigisure. adlî tip * Tibbin adalete yardim eden kolu; adaletin bu isle ugrasan kurulusu. adlî yil * Mahkemelerin bir yil icindeki calisma suresi. adlî zabita * Bir suc sonrasisanigive suc delillerini adlî yetkililere sunan kolluk kuvveti. adliye * Hukuk ve adalet islerini goren devlet kuruluslari. * Hukuk ve âdalet islerinin goruldugu resmî yapi. adliye encumeni * Adalet komisyonu. adliye mahkemesi * Anayasa mahkemesi, genel mahkemeler, askerî ve idarî mahkemeler disinda kalan ve d enetim mahkemesi olan Yargitay ile hukum mahkemeleri. adliye nezareti * OsmanliÝmparatorlugunda adliye teskilâtinin baglioldugu en ust makam. adliye teskilâti * Yargiorganlarive bu organlarin birbirleriyle olan iliskilerini, derecelerini, gorev ve yetkilerini duzenleyen ve yuruten mekanizmanin butunu. adliye vekâleti * Adalet bakanligi. adliyeci * Adliye kurulusunda meslek gorevlisi. adrenalin * Bobrek ustu bezlerinin etkili bir maddesi; hekimlikte damarlaridaraltma, brons lariacma, kanamalarikesme gibi amaclarla kullanilir. adres * Bir kimsenin arandiginda bulunabilecegi yer, oturdugu yer. * Gonderilen seyin uzerine, alicinin adinive bulundugu yeri bildirmek icin yazil an yazi. adres birakmak (gostermek veya vermek) * arandiginda bulunabilecegi, oturdugu yeri bildirmek. adres defteri

* Kisilerin kendilerine lâzim olan adresleri topladiklaridefter. adres karti * Adres defteri. adres kitabi * Genellikle belli bir isveya meslekte olanlarin isve ev adreslerini toplu olara k gosteren kitap. adres makinesi * Posta gonderilerinin uzerine kâgit, plâstik veya madenden, adres basan alet. adres rehberi * Adres defteri. adsiz * Adiolmayan, isimsiz. * Turklerde, ailesinden ayrildigiicin artik onun adinitasimak, onun adiile anilm ak hakkiniyitirmisolan ve ancak bir yararlik gosterince ad kazanabilen delikanli. adsiz parmak * Orta parmak ve serce parmak arasindaki parmak, yuzuk parmagi. aerobik * Hizlimuzik temposu esliginde yapilan, vucudun cevikligine ve hareketliligine d ayanan bir tur jimnastik. aerobik solunum * Hucrede yalniz molekuler oksijenin kullanildigibir solunum sekli. aerodinamik * Hareket hâlinde olan bir cisim uzerinde havanin yarattigietkiyi inceleyen bilim. * Aerodinamik bilim alaniyla ilgili. * Fizik biliminin gazlarin hareketini inceleyen dali. af * Bir sucu, bir kusuru veya bir hatayibagislama. * Mazur gorme veya gorulme. * (gorevden) cikarilma. af buyurun! * "affedersiniz" veya "affinizirica ederim" anlaminda bir soz. af cikarilmak * bir sucun bagislanmasiicin Turkiye Buyuk Millet Meclisinden kanun cikarmak. af dilemek * bagislanmasiniistemek. af kapsamina alinmak * af kanununa girmek. afacan * Zeki ve yaramaz (cocuk). afacanlasma * Afacanlasmak isi. afacanlasmak * Yaramazlasmak, yaramaz, ele avuca sigmaz duruma gelmek. afacanlik * Afacan olma durumu, yaramazlik. afak * Ufuklar, dort bir taraf. afakan * Bkz. hafakan. afakî * Belli bir konu uzerine olmayan (konusma), dereden tepeden. * Nesnel, objektif. afakîlik * Bkz. objektiflik. afal afal * Saskin bir bicimde. afallama * Afallamak isi. afallamak

* Saskinliktan sersemlesmek. afallasma * Afallasmak isi. afallasmak* Saskinlik icinde kalmak, sasirip bir sey yapamaz olmak. afallastirma * Afallastirmak isi. afallastirmak * Saskinlik icinde birakmak, birini sasirip bir sey yapamaz duruma sokmak. afallatma * Afallatmak isi. afallatmak * Saskinliga dusurerek sersemlestirmek. afat * Afetler, belâlar, kiranlar. afazi * Bkz. soz yitimi. aferin * Oksama, alkislama, begenme gibi duygularibelirtmek icin soylenir, bravo. * Eskiden ogrencilere verilen begenme ve takdir kâgidi. aferin almak * degerli gorulup begenilmek. aferist * Vurguncu, dalavereci, cikarinibilen, cikarci. afet * Doganin sebep oldugu yikim. * Kiran. * Cok kotu. * Guzelligi ile insanisaskina ceviren, aklinibasindan alan kadin. * Hastaliklarin dokularda yaptigibozukluk. afetzede * Afete ugramis, afet gormus. affa ugramak * bagislanmak, affedilmek. affedersin veya affedersiniz * ozur dilemek icin soylenir. * karsicikmak icin soylenir. affedilme * Bagislanma. affedilmek * Bagislanmak. affetme * Bagislama. affetmek * Bagislamak. * Hosgoru ile karsilamak, mazur gormek. * Gorev veya isten cikarmak. affetmemek * bagislamamak, hosgormemek. affetmissin * "hic de oyle degil", yaniliyorsun" anlaminda kullanilir. affettirme * Affettirmek isi. affettirmek * Bagislanmasinisaglamak. affettuoso * Bir parcanin yumusak ve duygulu bir bicimde calinacaginianlatir. affeyleme * Affeylemek isi. affeylemek

* Affetmek. affinidilemek (veya istemek) * bir isveya gorevi yerine getiremeyecegini nezaketle bildirmek. affiniza siginarak * "bagislayacaginiza guvenerek" anlaminda bir nezaket sozu. affolunma * Affolunmak isi. affolunmak * Bagislanmak, affedilmek. Afgan * Afganistan halkindan veya bu halkin soyundan olan kimse. * Afganistan'a ve Afganistan halkina ozgu olan. Afganli * Afgan. afi * Gosteris, calim, caka. afi kesmek (satmak veya yapmak) * birine karsigosterisyapmak, kabadayilik etmek. afif * Ýffetli. afife * Namuslu, iffetli, saygideger (kadin). afili * Gosterisli, calimli. afis * Gumusbaliginin kucugu. afis * Bir seyi duyurmak, tanitmak icin hazirlanan, cogu resimli duvar ilâni. afisasmak * duvarlara ilân yapistirmak. afisyutmak * yalana dolana kanmak. afisci * Afisyapan sanatci. afiscilik * Afisyapma sanati. afise * Aciga cikmis, duyulmus. afise etmek * aciga vurmak, belirtmek, duyurmak, dile dusurmek, reklâm etmek. afise olmak * (bir kimse) bilinmeyen bir yonuyle taninmak. afisleme * Afisasma isi, afislemek isi. afislemek * Afisasip duyurmak. * Nitelemek, gostermek. afiste kalmak * (oyun icin) ilgi gorerek gunlerce oynanmak. afiyet * Hasta olmama durumu, saglik, esenlik. afiyet bulmak * iyilesmek, sagliginikazanmak. afiyet olsun * bir sey yiyip icenlere "yarasin" anlaminda soylenen iyi dilek sozu. afiyet seker olsun * "yarasin, agiz tadiyla yensin'" anlaminda soylenir. afiyet uzere olmak * saglikli, rahat yasamak. afiyetle

* agiz tadiyla, keyifle. afoni * Bkz. Ses yitimi. aforizm * Ozlu soz, ozdeyis. aforoz * Hristiyanlikta kilise tarafindan verilen "cemaatten kovma" cezasi. aforoz etmek * kilise birliginden cikarmak. * darilip biriyle konusmamak, yakiniolmaktan cikarmak, ilgiyi kesip uzaklastirma k, adiniduymak bile istememek. aforozlama * Aforozlamak isi. aforozlamak * Aforoz etmek, kovmak. aforozlu * Aforoz edilmis, kovulmus, uzaklastirilmis. afra tafra * Calim. * Calimli. afralitafrali * Calimli. Afrika cekirgesi * Degisik boyda ve renkte genellikle kuzey Afrika'da ekilmemisarazilerde rastlan an zararsiz bir cekirge (Locusta migratona). Afrika domuzu * Cift parmaklilardan, kalin derili, Afrika'da yasayan ve yaban domuzuna benzer bir hayvan (Phacochoerus aethiopicus). Afrika meneksesi * Ýki ceneklilerden, tuylu yaprakli, mor, pembe, beyaz renkli cicekleri olan, evle rde saksida yetistirilen cok yillik bir sus bitkisi (Saintpaulia ionantha). Afrikali * Afrika kokenli olan kimse. * Afrikalioyuncu. Afrikalilik * Afrikaliolma. afsun * Buyu, fusun. afsuncu * Buyucu, ufurukcu. afsunculuk * Afsuncunun yaptigiis. afsunlama * Afsunlamak isi. afsunlamak * Buyulemek. afsunlanma * Afsunlanmak isi. afsunlanmak * Buyulenmek. afsunlu * Buyulu, sihirli, fusunkâr. Afsar * Oguz Turklerinin 24 boyundan biri. aft * Pamukcuk.

aftos * Oynas, metres. afur tafur * Calim. afur tafura gelmemek * calim satmadan hoslanmamak; boyle bir davranisa karsitepki gostermek. afyon * Olgunlasmamishashaskapsullerine yapilan cizintilerden sizan, sonradan katilasa n sut; icinde morfin ve kodein gibi cok uyusturucu maddeler bulunan, guclu bir zehir olmakla birlikte, h ekimlikte kullanilan degerli bir ilâc. afyon cekmek * keyif icin afyon yutmak. afyon ruhu * Yatistiriciolarak kullanilan afyon tenturu. afyonkes* Keyif icin afyon yutan veya ceken (kimse), afyon tiryakisi. afyonkeslik * Afyon cekmeye duskunluk. afyonlama * Afyonlamak isi. afyonlamak * Afyon vererek uyusturmak, uyutmak. * Telkin yoluyla dogru dusunmeyi onleyerek zararlibir yola suruklemek. afyonlanma * Afyonlanmak isi. afyonlanmak * Afyonlamak isi yapilmak. afyonlu * Ýcinde afyon bulunan. * Afyon yutmus. * Dalgin, uyusmus, uyusuk (kimse). afyonu basina vurmak * asiridavranislarda bulunacak kadar ofkelenmek, ne yaptiginibilememek. afyonunu patlatmak * kendi keyfine dalmisolan birini ofkelendirmek. Ag * Gumus'un kisaltmasi. aga * Aga. agâh * Bilir, bilgili, haberli, uyanik. agâh olmak * bilgi edinmisolmak. agami * Guney Amerika'da yasayan, mavi ve yesil metalik yansimalibir kus. aganta * Yisa veya lâcka edilmekte olan bir halatin ve zincirin kisa bir sure elde tutulu p birakilmamasiicin verilen emir. agaragar * Deniz yosunlarindan cikarilan, beslenme endustrisinde, hekimlikte ve bakteriyo lojide kullanilan bir tur jelâtin, jeloz. agel * Arap erkeklerinin kefiyelerinin uzerine bagladiklari, yunden orulmuskalin cemb er bag. agitato * Bir parcanin canlive coskulu calinacaginianlatir. aglutinasyon * Kumelesim.

aglutinin * Serumda meydana gelen antikor. agnosi * Tanisizlik. agnostik * Bilinemezci. * Bilinemezcilikle ilgili. agnostisizm * Bilinemezcilik. agnozi * Duyularda herhangi bir bozukluk olmamasina ragmen sinav sisteminin belirli bir yerindeki doku bozuklugundan ileri gelen algikaybiveya yoklugu. Agop'un kazigibi bakmak * aptal aptal bakmak. agora * Yunan klâsik devrinde, sitenin yonetim, politika ve ticaret islerini konusmak ic in halkin toplandigialan, halk meydani. agorafobi * Bkz. alan korkusu. agraf * Kanca, kopca. agrafi * Bkz. yazma yitimi. agrandisman * Buyultme. agrandisor * (fotografcilikta) Buyultec. agreje * (yabanciulkelerde) Docent olmak icin sinav vermiskimse, docent. agreman * Bir elcinin bir ulkeye atanmasindan once o ulkeden istenen uygun gorme yazisi. agu * Sut cocuklarinin neselendikleri zaman cikardiklarises. agu bebek * Buyudugu hâlde bebeklige ozenen cocuklara alay yollu soylenir. agucuk * Sut cocugu. * Sut cocugunu sevmek icin soylenir. agulama * Agulamak isi. * Yeni dogmusbebeklerin cikardigises. agulamak * (bebek) Agu agu diye ses cikarmak. agus * Kucak. ag * Ýplik, sicim, tel gibi ince seylerden kafes biciminde yapilmisorgu. * Orumcek gibi birtakim hayvanlarin salgilariyla olusturduklariorgu. * Ulke yuzeyine yayginlastirilmisorgu, sebeke. * Tuzak. * Oyun alaniniortadan ikiye bolen iple yapilmisorgu. * Caprazlama orgu ile yapilan ve kale direkleri arkasina gerilen orgu, file. ag * Donun veya pantolonun apisarasina gelen yeri, apislik. agatmak (veya birakmak) * balik avlamak icin denize agsalmak. agbenek * Aciklikoyulu kahverengi aggorunusunde olan, arpa yapraklarina yerleserek olduk

ca onemli zararlara yol acan asklimantar. * Bu mantarin ortaya cikardigiekin hastaligi. agcekmek * yakalanan baliklaritoplamak icin agisudan cikarmak. agignesi * Agin orulmesinde kullanilan igbiciminde tahtadan veya plâstikten yapilmisalet. agipligi * Keten, kenevir, naylon gibi maddelerden agyapiminda kullanilan iplik. agkayigi* Balik aglarinitasiyan kayik. agkepce * Balikcilikta kullanilan, agdan orulerek yapilan uzun saplisepet. agkurdu * En cok elma ve erik gibi yemisagaclarina zarar veren bir kurt. agkursunu * Balik aglarinisuda tutmaya yarayan zeytin cekirdegi biciminde delikli kursun m adde. agmantarlar * Ýnsan ve hayvanlarda hastaliga yol acan ve bircok turu icine alan ilkel bitkiler toplulugu. agtabaka * Goz yuvarlarinin ic yuzeyinde gorme sinirinin yayilmasiile beliren, isiga duya rli, agimsibolum, retina. agtonos * Gotik mimaride kullanilmis, agbiciminde parcalitonos. agtorba * 25 cm genisliginde ve 50 cm uzunlugunda agdan yapilmiskirmiziyosunlarin suya d alinarak avlamada kullanilan, bir ip ve kayiktaki makara yardimiile suyun yuzeyine cikip inebilen bir torba. agyatak * Hamak. aga * Kirlik kesimde genistopraklariolan, sozu gecen, varliklikimse. * Halk arasinda sayilan ve sozu gecen erkeklere verilen san. * Buyuk kardes, agabey. * Okur yazar olmayan yaslica kisilerin adlariyla birlikte kullanilan san. * OsmanliÝmparatorlugunda bazikuruluslarin basinda bulunanlara verilen resmî san. aga borc eder, usak harc * aga para sikintisiicinde olup borc etse de, usak, hâlden anlamaz ve bol harcamay isurdurur. aga kapisi* Yeniceri agasinin dairesi. aga yamagi * Yeniceri agasina bagliemir cavusu. agababa * Dede, ata. * Sani"aga" olan babaya cocugunun seslenisi. * Bir yerde, bir topluluk icinde etkili olan, sozu gecen, ileri gelen (kimse). agabey * Bir kimsenin kendinden yasca buyuk olan erkek kardesi. * Kardesolmayanlar arasinda da genellikle yasca buyuk olanlara bir saygiseslenis i olarak kullanilir. agabeylik * Agabey olma durumu. agabeylik etmek (veya yapmak) * Birini agabey gibi korumak, gozetmek. agaca cikan kecinin dala bakan oglagiolur * cocuklar ana ve babalarindan ogrendiklerini yapmaya ozenirler. agaca ciksa pabucu yerde kalmaz

* davranislarina engel olacak hicbir takintisiyok. agaca dayanma kurur, adama (insana) dayanma olur * insan yapacagiiste baskalarina degil, kendine guvenmelidir. agacikurt, insanidert yer * kurt agacinasil icten ice kemirirse dert de insaniicten ice yer bitirir. agac * Govdesi odun veya kereste olmaya elverisli bulunan ve uzun yillar yasayabilen bitki. * Bu gibi bitkilerin govdesinden ve dallarindan yapilan. * Direk. agac arisi* Duzgun kanatli, kuyrugunda yumurtlama hortumu olan, 3-4 cm boyunda agac zararlis i. agac bali* Erik, kayisigibi agaclardan sizan zamk. agac biti * Yarim kanatlilardan, bitkiler uzerinde yasayan, sicrayicibir bocek turu (Psyll a). agac cilegi* Ahududu. agac ebegumeci * Ebegumecigillerden, boyu yuksek bir ot (Fr. lavatere). agac kaplama * Konut duvarlariniyalitma ve guzellestirme amaciyla agac veya agac urunlerinden yararlanilarak yapilan kaplama. agac kavunu * Turuncgillerden, Akdeniz ulkelerinde yetisen, tac yapraklarimavimsi pembe, kuc uk bir agac (Citrus medica). * Bu agacin iri bir limon gorunusundeki burusuk kabuklu yemisi. agac kurbagasi * Kurbagagillerden, boyu 3-5 cm olan, sirtiyaprak yesili, agaclara tirmanan bir kurbaga turu (Hyla arborea). agac kurdu * Agaclarikemirerek beslenen birtakim sinek kurtcuklarina verilen ad. agac kupesi * Hatmi. agac mantari * Agacta biten bazitli mantarlara verilen ad. agac minesi * Mine cicegigillerden, bahcelerde sus bitkisi olarak yetistirilen, kirmizi, mor cicekli bir agaccik (Lantana). agac mobilya * Oturma, yemek yeme, calisma, yatma vb. islerin yapilmasinda kolaylik ve rahatl ik saglayan, parcalarinin buyuk cogunlugu masif, lifli, yangalive tabakaliagac malzemeden yapilan, tasinab ilir veya sabit olarak kullanilan esya. agac nemi * Agacta bulunan su miktarinin, ayniagacin mutlak kuru agirligina orani. agac olmak * bir yerde ve ayakta cok beklemek. agac oyma * Oyma baskisanatlarindan duz bir baskiteknigi. agac sakizi * Recine. agac sansari * Sansargillerden, sirtikoyu esmer, karnidaha acik, iyi tirmanan, postu degerli bir memeli turu (Martes martes). agac yasiken egilir

* cocuklar kucuk yasta kolay egitilir, buyuk insan kolay kolay egitilemez. agaccik * Taflan gibi, dallaridibinden baslayarak catallanan kucuk agac. agaccilik * Agac yetistirme isi. agacdelen * Yuva yapmak icin agaclarioyan bocek. agackakan * Sercegillerden, agac kurtlariile gecinen bir kus(Picus). agackesen * Zar kanatlilardan, kurtcuklarien cok gul fidanlariuzerinde yasayarak yapraklar a zarar veren, kara renkli bir bocek (Hylotoma). agaclama * Agaclamak isi. agaclamak * Agaclandirmak. agaclandirilma * Agaclandirilmak isi. agaclandirilmak * Agacliduruma getirilmek. agaclandirma * Agaclandirmak isi. agaclandirmak * Bir yeri agacliduruma getirmek. agaclanma * Agaclanmak isi. agaclanmak * Agacliduruma gelmek. agaclasma * Agaclasmak durumu. * Bitki sekilleri gosteren ve akiklerde oldugu gibi maden filizlerinin gerek yuz eyinde gerek iclerinde rastlanan tabiî desen. agaclasmak * Agac durumuna gelmek. agacli * Agaciolan. agaclik * Agac obegi. * Agacibol olan (yer). agaclikli * Agaclaribol olan (yer). agacsi * Agaca benzeyen, agaciandiran. agacsiz * Agaciolmayan. agalanma * Agalanmak isi. agalanmak * Aga tavritakinarak calim yapmak. agalik * Aga olma durumu. * Kibar ve comertce davranis. -agan / -egen * Fiilden sifat ve isim yapma eki: yat-agan, gez-egen, ol-agan, dur-agan, pis-eg en vb. aganin alniterlemezse irgadin burnu kanamaz * isveren iscisi ile birlikte calismazsa isci ise var gucuyle sarilmaz. aganin eli tutulmaz

* comertligi, elinin acikligi, tartisilmaz. agarik * Aklasmis, rengi solmus. agarma * Agarmak isi. * Tan atma, safak sokme. agarmak * Ak olmak, ak duruma gelmek, beyazlanmak, solmak. * Aydinlanmak. agarti * Uzaktan ancak secilebilen, belli belirsiz bir aklik. * Sut, yogurt, peynir, ayran gibi yiyecek ve icecekler. agartilma * Agartilmak isi. agartilmak * Temizlenmek, beyazlatilmak. agartma * Agartmak isi. * Kuyumculukta gumusu temizleme isi. agartmak * Ak duruma getirmek, beyazlatmak. agbeneklilik * Arpa bitkisinde gorulen mantar hastaligi(Pyrenophora). agci * Agile balik tutarak gecinen kimse. agcik * Palmiyelerde ciceklerin dibinin cevresindeki telli kin. agcilik * Agile balik tutma. agda * Kaynatilarak cok koyu ve yapiskan bir macun durumuna getirilen pekmez veya lim onlu seker eriyigi. agda yapmak * vucuttaki fazla tuyleri agda ile almak, temizlemek. agdaci * Seker, tatlive helva yapiminda agda hazirlayan isci. * Agda ile vucuttaki fazla tuyleri veya killaritemizlemeyi meslek edinmiskimse. agdalanma * Agdalanmak isi. agdalanmak * Agda durumuna gelmek, agdalasmaya baslamak. * Agda bulasmak. agdalasma * Agdalasmak durumu. agdalasmak * Agda durumuna gelmek, agdalanmak. * (sohbet) Tam tadina varilir durum almak, koyulasmak. agdalastirma * Agdalastirmak isi. agdalastirmak * Agda durumuna getirmek. agdali * Agdalanmis. * (deyisicin) Bilinmeyen kelimelerle, anlasilmasiguc, dolambaclicumlelerden olus an. * Karmasik. agdalik * Pekmez yapmaktan baska ise yaramayan uzum. agdirma * Agdirmak isi.

agdirmak * Agmasina sebep olmak. * Asagiinmek, yuk veya terazide denge bozularak bir yaniagir gelmek. agi * Organizmaya girince kimyasal etkisiyle fizyolojik gorevleri bozan ve miktarina gore canliyioldurebilen madde, zehir. agiagaci * Zakkum. agicicegi * Zakkum. agigibi * aciveren, cok etkileyen. * cok sert, keskin. agiotu * Baldiran. agil * Koyun ve keci surulerinin geceledigi, cit veya duvarla cevrili yer. * Baziyildizlarin, ozellikle ayin cevresinde gorulen genisve aydinlik teker, ayl a, hale. * Bazigoruntulerdeki cok isiklicisimleri cevreleyen isikliteker. agilama * Agiverme, zehirleme. agilamak * Agivermek, zehirlemek. * (bir seye), Agikatmak. agilandirma * Agilandirmak isi. agilandirmak * Agiliduruma getirmek. agilanma * Agilanmak isi. agilanmak * Bilmeden veya farkinda olmadan zehirli bir sey yemek veya icmekle zehirlenmek. agilasma * Agilasmak durumu. agilasmak * Agiliduruma gelmek. agilda oglak dogsa ovada otu biter * Tanriher yarattiginin rizkiniverir. agili * Ýcinde agibulunan, zehirli. agilibocek * Kin kanatlilardan, baska bocekleri yemesi bakimindan yararlibir bocek. (Carabu s). agillanma * Agillanmak durumu. agillanmak * Toplanip bir arada durmak. * Cevresinde agil denen hale olusmak, halelenmek. agim * Ayagin ustundeki tumsek yer. agimli * Ustu asiritumsek olan (ayak). agina dusurmek * tuzagina dusurmek. aginma * Aginmak isi. aginmak * (hayvan) Yere yatip yuvarlanmak.

agir * Tartida cok ceken, hafif karsiti. * Davranislariyavasolan. * Degeri cok olan, gosterisli. * Capi, boyutlaribuyuk. * Cetin, guc. * Tehlikeli, korkulu, vahim. * Sikintiveren, bunaltici. * Dokunakli, insanin gucune giden, kirici. * Yavas. * Agirbasli, ciddî. * (koku icin) Keskin, bogucu. * (yiyecek icin) Sindirimi guc. * Yogun. * (uyku icin) Uyanilmasiguc, derin. * Kisik, alcak. * Guc isiten, sagir. * Agir siklet. agir agir * Acele etmeden. * Fazlasiyla. agir aksak yurumek (veya gitmek) * pek yavasolarak. agir almak * bir iste yavasdavranmak. agir arac * Agir vasita. agir ayak * Dogurmasiyakin (gebe kadin). agir basmak * agirligifazla gelmek. * bir iste gucu ve etkisi ustun gelmek. agir basmak * gucu, etkisi veya ozelligi daha ustun ve belirgin olmak. * bir iste gucu ve etkisi ustun gelmek. agir basmak * bir kimse kâbusa ugramak. agir canli* Cok yavasisyapan, cevik olmayan. * Varligisikintiveren sevimsiz. * Tembel. * Gebe (kadin). agir canlilik * Hareketlerin yavasolmasi, himbillik, tembelce davranisbicimi. agir ceza * Agir hapis ve besyildan yukariolan hapis cezalari. agir cekmek * tartida agir gelmek. agir durmak * ciddî, agirbasli, oturakli, sogukkanlihareket etmek. agir elli * Bkz. eli agir. agir ellilik * Eli agir olma durumu. agir ezgi * Cok agir, yavasyavas, ahenkli. agir gelmek * gucune gitmek, onuruna dokunmak. * yapilmasiguc gelmek. agir hapis cezasi

* 2-24 yil veya omur boyu hapis cezasi. agir hastalik * Olumle sona erebilecek gibi olan hastalik. agir hidrojen * Doteryum. agir is * Buyuk tehlikeler yaratan ve fazla guc isteyen her turlu is. agir isitmek (veya duymak) * kulaklariiyi isitmemek, kulaklariaz isitmek. agir kacmak * gucendirici olmak. agir kayba ugramak * maddî ve manevî buyuk zarar gormek. agir kayip * (savas, deprem, sel gibi dogal afetlerde) Buyuk kayip. * Maddî zarar. agir kure * Yer yuvarlaginin, yogunlugu ve katiligicok olan bolumu, barisfer. agir ol! * ciddî, agirbasli, sogukkanli, sabirliol!. * acele etme, yavasol!. agir oturmak * uslu durmak. agir para cezasi * Bazisuclara gore takdir edilen para cezasi. agir sanayi* Uretim araclariyapan sanayi. agir satmak * nazlanmak, gonulsuz davranmak. agir siklet * Bazispor dallarinda yarismacilarin agirligiile sinirlandirilan kategori, basag irlik. agir soylemek * aci, dokunakli, sozler soylemek. agir soz * Kisinin onuruna dokunan, dayanilmasiguc soz. agir su * Bazinukleer reaktor tiplerinde notron yavaslaticisiolarak kullanilan, icinde h idrojen atomlariyerine doteryum izotoplaribulunmasisonucu olusan su (DO). agir top * Guclu, unlu, taninmiskimse. agir uyku * Uyanilmasiguc, derin uyku. agir vasita * Motoru, agir yuk veya birden fazla romork tasimak amaciyla guclendirilmiskamyo n ve benzeri arac. agir vasita ehliyeti * Agir vasita suruculerine verilen kullanma belgesi. agir yag * Kalin yag. agirbasli * Davranislariolculu, olgun (kimse), vakur, ciddî. agirbaslilik* Agirbasliolma durumu, vakar, ciddiyet. agirca * Oldukca agir. agirdan * Agir olarak. agirdan almak

* bir isi gereken sure icinde bitirmemek. * bir isi gonulsuz, isteksiz yapmak, geciktirmek. agirkanli * Hippokrates'in ortaya attigiagir canlilik, sogukluk, kolayca duygulanmayisgibi nitelikleri kendinde toplayan kisilik tipi. * Bkz. agir canli. agirkanlilik * Agirkanliolma durumu. agirlama * Agirlamak isi, ikram, izaz. * Gelin veya guvey karsilanirken calinan kivrak bir hava. agirlamak * Konuga saygigostererek onun her turlu rahatini, ihtiyacinisaglamak, ikram etme k, izaz etmek. agirlanma * Agirlanmak isi. agirlanmak * Agirlamak isine konu olmak. agirlasma * Agirlasmak durumu. agirlasmak* (hava) Sikicive bunalticibir durum almak, bozulmak. * (hasta icin) Tehlikeli duruma gelmek, fenalasmak. * Yavaslamak. * (gebe kadin icin) Dogurmasiyaklasmak. * Agirbasliolmak. * (yiyecek) Bozulmaya yuz tutmak. * Guclesmek, zorlasmak. * (organ icin) Gorevini yapamaz duruma gelmek. agirlastirma * Agirlastirmak isi. agirlastirmak * Bir seyin agirlasmasina yol acmak. agirlatma * Agirlatmak isi. agirlatmak * Agirlamak isini yaptirmak. agirliginca altin degmek * cok degerli olmak. agirligini(ortaya) koymak * kimligini ve kisiligini kabul ettirmek. agirlik * Agir olma durumu. * Degerli olma durumu. * Agirbaslilik. * Tehlikeli olma durumu. * Sikintili, bunalticidurum. * Orduda bir birligin cephane, yiyecek ve esya yukleri. * Ceyizini duzmek icin guveyin geline verdigi para, kalin. * Uyusukluk ve gevseklik durumu. * Uykuda iken gelen ve insana bogulur gibi bir duygu veren durum. * Yer cekiminin, bir cismin molekulleri uzerindeki etkisinin olusturdugu bileske . * Taki. * Yuk, kulfet. * Sorumluluk. * Etki, yetki, baski, gucluk. * Dikkati ve onemi bir sey uzerinde yogunlastirmak. * Terazilerde tartma isi yapilirken bir kefeye konulan nesne.

* Degerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olaganin uzerinde ve belli o randa, fazladan bir deger taninmasi. agirlik basmak (veya cokmek) * gevseklik ve uyku gelmek. * (uykuda) sikintiliduruma girmek. * Agir bir hava kaplamak, sessizlik olusmak. agirlik merkezi * Bir cismin butun noktalarina ayriayrietki yapan yer cekimi kuvvetlerinden olus mustek kuvvet durumundaki bileskenin uygulama noktasi. * Bir isin en onemli bolumu. agirlik olmak * birine yuk olmak, kendi masrafinibaskasina cektirmek, sikintivermek. agirlikli * Degerlendirmelerde, herhangi bir konu veya evreye olaganin uzerinde ve belli b ir oranda, fazladan taninan (deger). agirsama * Agirsamak hareketi. agirsamak * Birine karsisoguk davranarak sikintiverdigini anlatmak. * Bir isi yavasyapmak, onemsememek, ilgilenmemek. * Bir isi agir bulmak, yuk saymak, yuksunmek. agirsak * Yun, iplik egirilen igi agirlastirmak icin alt ucuna gecirilen yarim kure bici minde, ortasidelik agac veya kemik parca. * Teker biciminde yassinesne, kurs. agirsaklanma * Agirsaklanmak isi veya durumu. agirsaklanmak * Cibanda veya (ergenlik sirasinda) memede agirsak biciminde bir tumsek olusmak. agis * Agmak isi veya bicimi. * (su buharinin ve baska gazlarin) Yerden havaya dogru cikisi, yagiskarsiti. agit * Olen bir kimsenin gencligini, guzelligini, iyiliklerini, degerlerini, arkada b iraktiklarinin acilariniveya buyuk felâketlerin acilietkilerini dile getiren soz veya okunan ezgi, yazilan yazi, sagu , mersiye. * Aglama, gelin olan bir kizin arkasindan meziyetlerini sayip dokerek aglama. agit yakmak (veya tutturmak) * agit soylemek, agit duzmek. agitci * Oluye agit soylemek icin para ile getirilen kimse, sagucu. agitcilik * Agitcinin isi veya meslegi. agitlama * Olmusleri anmak icin duzenlenen torende okunan ovgu. agiz * Yuzde, avurtlarla iki cene arasinda, ses cikarmaya, soluk alip vermeye ve besi nleri icine almaya yarayan bosluk. * Bu boslugun dudaklaricevreledigi bolumu. * Kaplarin veya ici bosseylerin acik yani. * Bir akarsuyun denize veya gole dokuldugu yer, munsap. * Koy, korfez, liman, yol gibi yerlerin acik yani. * Birkac yolun birbirine kavustugu yer, kavsak. * Kesici aletlerin keskin yani.

* Bir dilin sinirlariicinde, bolgelere ve siniflara gore degisen soyleyisozellig i. * Birini yaniltmak, kandirmak amaciyla dolambaclibirtakim sozler soyleme ozellig i. * Bir bolge ezgilerinde gorulen ozelliklerin tumu. * Bazen "kez" anlamina gelir. * Uslûp, ifade ozelligi. * (tehlikeli seyler icin) Pek yakin yer. agiz * Yeni dogurmusmemelilerin ilk sutu. agiz acmak * soz soylemek, konusmak. * azarlamak, paylamak. agiz acmamak * tek bir soz olsun soylememek, susup kalmak. agiz actirmamak * cok konusarak baskalarinin soz soylemesine, konusmasina engel olmak. agiz agiza * agzina kadar, tamamen. agiz agiza vermek (veya konusmak) * iki kisi birbirine pek yakin durarak baskalariisitmeyecek bicimde konusmak. agiz aliskanligi * Cok soylendigi icin bir sozu sik sik kullanma durumu. agiz aramak (veya yoklamak) * ogrenmek istenilen seyi soyletecek yolda dil kullanmak. agiz birligi * Bir konuda anlasarak aynibicimde konusma, soz birligi. agiz birligi etmek * bir konuda anlasarak aynisekilde konusmak, soz birligi etmek. agiz birligi etmek * bir konuda anlasarak aynibicimde konusmak, soz birligi etmek. agiz burun birbirine karismak * dayak yeme sonunda yuzu, yara bere icinde kalmak. * yuzde asiriofke, uzuntu, yorgunluk gibi durumlarin izleri gorunmek. agiz dalasi * Agiz kavgasi, karsilikliatisma, bagrisma, dil dalasi. agiz degisikligi * Yemegin cesidinde degisiklik. agiz degistirmek * once soyledigini baska turlu anlatmak. agiz dil vermemek * hic konusmamak, susmak. agiz dolusu * Agzin alabilecegi kadar. * (kufur icin) Birbiri ardinca, bircok. agiz kâhyasi * Birinin soyleyecegi sozlere karisan kimse. agiz kalabaligi * Birbirini tutmayan gereksiz sozler. agiz kalabaligina getirmek * birini gereksiz sozler soylemek yolu ile sasirtmak. * soz soyleme becerisine sahip olma. agiz kavafi * Karsisindakini kandirmak icin gerekli gereksiz cok soz soyleyen. agiz kavgasi * Karsilikliagir sozler soyleyerek yapilan cekisme, atisma, dil kavgasi. agiz kokusu * Bir kimsenin cekilmez davranislari, istekleri, sozleri. agiz kullanmak * duruma, ortama gore soz soylemek, sozunu amacina gore degistirmek.

agiz nisani * Yalniz sozle yapilan nisanlanma. agiz satmak * yuksekten atarak kendini ovmek. agiz sakasi * Sozle yapilan saka. agiz tadi * (ailede veya toplumda) Dirlik duzenlik, iyi gecinme veya rahatlik. agiz tadiyla * huzurla, rahatlik icinde, icine sine sine, lezzetini duyarak. agiz tamburasicalmak * sozle avutmaya, oyalamaya calismak. agiz tatsizligi * Bir topluluk icindeki gecimsizlik, huzursuzluk. agiz tikamak * konusma imkânivermemek. agiz tufegi * Mermileri siddetle uflenerek firlatilan bir cesit tufek taslagi. agiz tutunu * Keyif icin agizda cignenen bir tur tutun. agiz unlusu * Geniz yoluna kaymadan cikan unlu, agizsil unlu. agiz yapmak * birini kandirma, yaniltma amaciyla duygularini, dusuncelerini oldugundan baska turlu gosterecek bicimde konusmak. agiz yaymak * acik ve durust konusmaktan kacinmak. agiz yer, yuz utanir * armagan alan, armaganiverenin istegini yerine getirmeye calisir. agiz yoklamak * Bkz. agiz aramak. agizda dagilmak * (genellikle hamur isi icin) iyi pismisve lezzetli olmak. agizda sakiz gibi cignemek * bir soz veya dusunceyi sik sik tekrarlayip durmak. agizdan * Yaziliolmayarak, sozle, sozlu, sifahî. agizdan agiza * Herkes birbirine soyleyerek. agizdan agza dolasmak (veya gecmek) * herkes birbirine soylemek. agizdan burun yakin, kardesten karin yakin * "insanin kendi yarariher seyden onemlidir" anlaminda kullanilir. agizdan dolma * (top veya tufek icin) Namlusu agzindan doldurulan. agizdan kapmak * baskalarindan dinlemek yolu ile yarim yamalak birtakim bilgiler edinmek. agizlama * Agizlamak isi. agizlamak * Bir isi kolaylamak. * Bir parcayiyuvasina gecirmek icin once yuvanin agziniayarlamak. * Bir bogazin veya bir limanin agziniortalamak. agizlara sakiz olmak * herkesin diline dusmek. agizlasma * Agizlasmak isi veya durumu. agizlasmak * Ýki kan damari, birbiri icine acilmak.

agizli * Agziherhangi bir bicimde olan. agizlik * Bir ucuna sigara takilan, obur ucundan nefes cekilen cubuk bicimindeki arac. * Nefesli calgilarda agza gelen yer. * Yemiskufelerinin uzerine yapraklidallarla yapilan kapak. * Kuyu bilezigi. * Su tesisatinda su alip vermeye yarayan vanaliuc. * Hayvanin isirmasina, zararlibir sey yemesine engel olmak icin agzina takilan t el, deri gibi kafes. * (dokumacilikta) Cozgunun acilip kapandigive icinde mekigin gectigi yer. * Telefon ve benzeri cihazlarda agza yaklastirilan bolum. * Bir seyin basladigiyer. * Huni. agizlikci * Agizlik yapan veya satan kimse. agizotu * Toplariateslemek icin falyaya konulan ve barutun patlamasina sebep olan madde. agizsil * Agizla ilgili. agizsil unlu * Bkz. agiz unlusu. agizsiz * Agziolmayan. * Yumusak huylu, sessiz. agladiaglayacak * aglamak uzere olan. aglama * Aglamak isi. aglamak * Uzuntu, aci, sevinc, pismanlik aldanma vb.nin etkisiyle goz yasidokmek. * Agac budandiginda kesilen yerlerden besi suyu veya oz su akmak. * Sizlanmak, yakinmak. * Bir duruma karsiuzuntu duymak. aglamak para etmez * uzulmenin yarariolmaz. aglamakli* Aglar gibi olan, uzuntulu. aglamakliolmak * aglayacak duruma gelmek. aglamali * Aglar gibi olan, aglayacak gibi. * Acima duygusu uyandiracak hâlde, sizlamali. aglamayan cocuga meme vermezler * hakkiniaramasinibilmeyen kimsenin isi gorulmez. aglamsi * Aglayacak gibi, aglamali. aglanma * Aglanmak isi. aglanmak * Aglamak isi yapilmak. aglanti * Hafif hafif aglama. aglar gozden, sahte sozden kendini sakin * "kendini acindiranlardan kork" anlaminda kullanilir. aglasma * Aglasmak isi. aglasmak * Birlikte aglamak. * Sizlanmak.

aglata aglata * Surekli aglatarak, devamlieziyet ederek, uzerek. aglati * Trajedi. aglatici * Aglamaya yol acan. aglatis * Aglatmak isi veya bicimi. aglatma * Aglatmak isi. aglatmak * Aglamasina yol acmak. aglaya aglaya * Aglayarak. aglayanin maligulene hayretmez * birinden haksiz olarak alinan malin onu alana yarariolmaz. aglayici * Olunun ardindan aglamak icin para ile tutulan kimse, agitci, yasci. aglayis * Aglamak isi veya bicimi. agli * Agibulunan. agma * Agmak isi. * Akan yildiz, sahap. agmak * Sarkmak, asagiya inmek, egilmek, meyletmek. * Yukselmek, yukaricikmak. agnam * Koyun ve keci basina alinan vergi, sayim vergisi. agnama * Agnamak isi. agnamak * (hayvan) Yere yatip yuvarlanmak. agnamci * Agnam vergisi toplayan kimse. agraz * Kotu niyet ve dusmanliklar. agri * Vucudun herhangi bir yerinde duyulan surekli ve siddetli aci. agrikesici * Aciyi, siziyidindirici (ilâc). agrikesimi * Agriduyusunun kendiliginden veya tedavi sonucu yok olmasi, analjezi. agrisizi * Rahatsizlik veren aci, sanci. agrikesen * Agriduyusunu ortadan kaldiran, dindiren (ilâc vb.), analjezik. agrilarda goz agrisi, her kisinin oz agrisi * herkesi en cok ilgilendiren sey kendi derdidir. agrili * Agriyan, agrisiolan. agrima * Agrimak isi. * Memeli hayvanlarda gorulen ara konakcikenelerin bulastirdigiagrima asalaklarin dan ileri gelen hastalik. agrima asalaklari * Omurgalilardan alyuvar asalagiolarak yasayan turlu bicimlerdeki sporlular topl ulugu. agrimak

* (vucudun bir yeri) Agriliolmak. agrina gitmek * onuruna dokunmak veya gucune gitmek. agrisitutmak * (gebe kadin icin) dogum sancilaribaslamak. * (hasta bir organ) agrimaya baslamak. agrisiz * Agrisiolmayan. * Agrivermeden. * Dertsiz, tasasiz. agrisiz basina kasbastibaglamak * kendine gereksiz yere iscikarmak. agritma * Agritmak isi. agritmak * Agrimasina yol acmak. agsi * Aggorunusunde olan, aggibi orulmusolan. agu * Agi. agulamak * Agulamak. agustos * Yilin 31 gun suren sekizinci ayi. agustos bocegi * Eskanatlilardan, erkegi yazin karninin altindaki ozel bir organdan kesik ve su rekli ses cikaran bir bocek, orak bocegi (Cicada plebeja). agustos bocekleri * Genc surgunlerden oz su emerek tarim ve orman bitkilerine zarar veren bircok t urun bulundugu es kanatlilar familyasi. agyar * Baskalari, yabancilar, eller. agza alinmaz (veya agza alinmayacak) * soylenmesi ayip, cirkin (soz, kufur). agza almamak * anmamak, sozunu etmemek. agza dusmek * dedikodu konusu olmak. agza koyacak bir sey * yiyecek bir sey. agza tat, bogaza feryat * (yiyecek icin) miktaricok az olan. agziacik * Saskin, alik, bon. * Hayranlikla, buyulenmisolarak. agziacik (veya agzibir karisacik) kalmak * cok sasirmak, sasakalmak. agziacik ayran delisi (veya budalasi) * yeni gordugu her seye saskinlikla bakan, sasiran. * saf, bon. agzibir * Soz birligi etmis. agzibozuk * Sovmeyi aliskanlik edinmisolan, kufurbaz. agziburnu yerinde * oldukca guzel, yakisikli. agziciriscanagina donmek * agzikuruyup acilasmak.

agzidili baglanmak * herhangi bir sebeple konusamaz olmak. agzidili kurumak * herhangi bir sebeple tukuruk az olmak. agzidili tutulmak * beklenmedik bir durum karsisinda heyecanlanmak, hayranlik duymak. agzidolu dolu konusmak * heyecanlisoz soylemek. agzigevsek * Sir saklamaz, sir tutmaz. agzihavada * cevresindekilerden habersiz, alik, saskin. agzikalabalik * Birbirini tutmayan sozler soyleyen, yerli yersiz cok konusan, bosbogaz. agzikara * Kara haber vermekten hoslanan, som agizli. * Bir yerde konusulaniveya yapilaniduyup gormesi istenilmeyen (kimse). agzikenetli * Sir tutan, sir saklayan (kimse). agzikilitli * Dudaklaribeyaz (at). * Sir saklayan. agzikulaklarina varmak * cok sevinmek. agzikulaklarinda * cok sevincli, mutlu. agzikurumak * bir konuyu cok soylemek sebebiyle, ondan bikmak. * icecek ihtiyaciduymak. agzikurusun * felâket dileginde bulunanlara karsikullanilan bir ilenme. agzilâf (veya lâkirdi) yapmak * kolay konusma yetenegi olmak. * inandiricisoz soyleme yetenegi olmak. agzioynamak * bir seyler yemek. * konusmak. agzipek * Sir vermeyen, ketum. agzipis * Sovmeyi huy edinmisolan. agzisiki * Bkz. agzipek. agzisulanmak * imrenmek. agzisut kokmak * cok genc ve toy olmak. agziteneke kapli(olmak) * cok sicak veya cok aciseyleri kolaylikla icebilen veya yiyebilenler icin saka yollu soylenir. agzitorba degil ki buzesin * herkesin dedikodu yapmasinin onune gecilemeyecegini anlatir. agzivar, dili yok * pek sessiz, kendi hâlinde. * konusmayan, derdini anlatamayan. agzivarmamak * soylemeye, aciklamaya gonlu elvermemek. agziyanmak * o seyden buyuk zarar gormek. agzina (veya diline) kira istemek

* soylemesi beklenen seyi soylemekte nazlidavranmak. agzina (veya diline) saglik * bir sozu yerinde soyleyen kisilere soylenir. agzina (veya onune) bir kemik atmak * birini kucuk bir cikar gostererek susturmak. agzina abdestle almak * o kisiyi anarken cok saygilidavranmak. agzina almak * soylemek. agzina almamak * adiniagzina almamak. agzina almamak * soz konusu etmemek, anmamak, soylememek. agzina atmak * yemek icin agza koymak. agzina bakakalmak * sozlerine hayran olmak. agzina baktirmak * kendini zevk ile dinletmek. agzina bir parmak bal calmak * birini tatlisozlerle veya cesitli hediyelerle bir sure icin kandirmak, oyalama k. agzina bir sey (veya bir cop) koymamak * hicbir sey yememek. agzina bir zeytin verir, altina (veya ardina) tulum tutar. * yaptigikucuk iyiliklere karsilik buyuk cikar bekler. agzina burnuna bulastirmak * bir isi beceremeyip berbat etmek, bozmak. agzina dusmek * cok yaygin olarak bilinip konusulmak. agzina etmek * haddini bildirmek. agzina geldigi gibi * onunu sonunu dusunmeden. agzina geleni soylemek * nezaket disina cikarak agir ve kiricisozler soylemek. * cok ve dusuncesizce konusmak. agzina gem vurmak * susturmak, soyletmemek. agzina kadar * bosyeri kalmayacak bicimde. agzina kilit takmak (veya vurmak) * susturmak. agzina koymamak * yememek veya icmemek. agzina lâyik * bir yiyecegin tadianlatilirken "sen de yesen, begenirsin" anlamiile soylenir. agzina sakiz olmak * dedikodusuna konu olmak. agzina surmemek * bir seyden hic yememek. agzina tasalmis * soze karismayip susanlar icin kullanilir. agzina tikamak * susturmak, fazla konusmasina engel olmak. agzina tukurmek * birini kucultmek uzere kufur olarak kullanilan uygunsuz sozler sarf etmek. * birine benzemek. agzina verilmesini beklemek (veya istemek) * calismayip, islerinin baskalaritarafindan yapilmasinibeklemek.

agzina vur, lokmasinial * yumusak huylu kimseye her istenileni kolaylikla yaptirabilme anlaminda bir ata sozudur. agzina yakismamak * soylemesi ayip kacmak, uygun dusmemek, yakisik almamak. agzinda bakla islanmamak * hic sir saklamamak. agzinda birakmak * Bkz. lâf agzinda kalmak. agzinda buyumek * sevmediginden veya ici almadigindan yutamamak. agzinda gevelemek * acikca soylememek. agzinda yaskalmamak * bir dusuncesini bir kimseye bircok kez soylemisolmak. agzindan * birisinden dinleyerek. * adina. agzindan baklayicikarmak * Bkz. baklayiagzindan cikarmak. agzindan bal akmak * cok tatlikonusmak. agzindan cikani(veya cikan sozu) kulagiduymamak (isitmemek) * sozlerini tartmadan soylemek. agzindan cikmak * bir sozu istemeden, farkina varmadan soylemek, soylemisbulunmak. agzindan cit cikmamak * hicbir sey soylememek. agzindan dirhemle cikmak * cok az konusmak. agzindan dokulmek * acikca soylemekten cekindigi sey, konusmasindan belli olmak. agzindan dusmemek (veya dusurmemek) * her zaman sozunu etmek. agzindan girip burnundan cikmak * turlu yollara basvurarak birini bir seye razietmek, kandirmak. agzindan hayir cikmazsa bari ser soyleme * "lehte konusmuyorsun, bari aleyhte de konusma" anlaminda kullanilir. agzindan kacirmak * istemedigi hâlde bosbulunup soyleyivermek. agzindan kapmak * birinin bildigi seyleri, ustaliklikonusmalarla ona sezdirmeden ogrenmek. * birinin konusmasinikeserek kendi soze baslamak. agzindan lâkirdi(veya lâf) almak (veya cekmek) * karsisindakini konusturarak birtakim gizli seyleri ogrenmek. agzindan lokmasinialmak * birinin hakkiolan seyi ondan almak. agzindan yel alsin * agzinihayra ac. agzini(veya cenesini) tutmak * bosbogazlik etmemek. * kotu soz soylememe. * bir konuda arzu edilmeyen dusuncelerin aciga cikmasinibir sekilde onlemek. agziniacacagina gozunu ac * dikkatsiz kisileri uyarmak icin "dikkatli ol uyanik ol!" anlaminda kullanilir. agziniacip gozunu yummak * ofke ile, sonunu dusunmeden agzina gelen butun agir sozleri soylemek. agziniacmak * konusmaya baslamak. * agir sozler soylemeye baslamak.

* alik alik bakmak. agziniacmamak * hicbir soz soylememek, ses cikarmamak. agziniaramak (veya yoklamak) * Bkz. agiz aramak. agzinibicak acmamak * uzuntusunden soz soyleyecek durumda olmamak. agzinibozmak * kaba sozler soylemek, kufretmek. agziniburnunu carsamba canagina (veya pazarina) cevirmek * kirip parcalamak, dovmek. agziniburnunu dagitmak * birinin yuzune siddetle tokat, yumruk indirmek. agzinidilini baglamak * birini konusamaz duruma getirmek. agzinihavaya (veya poyraza) acmak * umdugunu elde edememek. agzinihayra ac! * kotu ihtimaller soz konusu edildiginde gerceklesmemesi dilegi ile soylenir. agzinihayra acmak * Bkz. agzinihayra ac!. agzinikapamak * kendisine cikar saglayarak bir kimseyi susturmak. agzinikapamak (veya kilitlemek) * susmak, bir sey soylemek istememek. agzinikiraya vermek * kendini de ilgilendiren bir konuda dusuncesini soylememek. agzinikoklamak * niyetini ve durumunu ogrenmek. agzinikullanmak (veya satmak) * birinin soylediklerini kendi dusuncesi gibi gostermeye calismak. agzinimuhurlemek * konusmamak, susmak. agziniopeyim (veya seveyim) * sevindirici bir soz soyleyene "ne guzel soyledin" anlaminda kullanilir. agzinisiki(veya pek) tutmak * sir vermemek. agzinitikamak * sozunu kesmek susturmak. agzinitoplamak * soylemekte oldugu kotu soz veya kufurleri kesmek. agziniyoklamak * birinin bir sey hakkinda bildigini kendisine sezdirmeden soyletmeye calismak. agzinin ici yangin yerine donmek * agzinin tadibozulmak, tat alma duyusunu yitirmek. agzinin icine baktirmak * sozlerini seve seve ve dikkatli dinletmek. agzinin icine girmek * cok yanasmak, iyice sokulmak. * hayranlikla, buyuk bir zevkle seyredip dinlemek. agzinin kasigi(kalibiveya lokmasi) olmamak * bir sey bir kimsenin ugrasabilecegi konulardan olmamak. * bir sey, bir kimsenin sozunu edemeyecegi kadar degerli olmak. agzinin kokusunu cekmek * bir kimsenin cekilmez davranislarina katlanmak. agzinin muhru ile * oruclu olarak. agzinin payini(veya olcusunu) vermek * verilen karsilikla bir kimseyi soyledigine veya yaptigina pisman etmek. agzinin perhizi yok

* agzina geleni soyler. agzinin suyu akmak * cok begenip istemek, imrenmek. agzinin tadibozulmak (veya kacmak) * bir kimsenin kurulu duzeni dirligi bozulmak. agzinin tadinialmak * o seyin acitecrubesini gecirmisbulunmak. agzinin tadinibilmek * guzel yemeklerden anlamak. * her seyin guzelini, iyisini bilmek, anlamak. agzinin tadinibilmek * guzel yemeklerden anlamak. * her seyin guzelini, iyisini bilmek, anlamak. agzinin tadinikacirmak * bir kimsenin kurulu duzenini bozmak; nesesini, keyfini bozmak. agziyla kustutsa... * ne yapsa, ne kadar caba ve ustalik gosterse. ah * Sesin tonuna gore pismanlik, ofke, ozlem, begenme, sevgi gibi duygular anlatir . * (a:h) Agri, aciduyuldugunda soylenir. * (â:h) Ýlenme, beddua. ah alan onmaz * "kotuluk ettigi icin beddua alan iflâh olmaz" anlaminda kullanilir. ah almak * birinin ilenmesini ustune cekmek. ah cekmek * derin bir keder veya ozlemle icten gelerek ah demek. ah etmek * aciile icini cekmek. * ilenmek. ah vah etmek * pismanligini, uzuntusunu dile getirmek. ah yerde kalmaz * "kotuluk cezasiz kalmaz" anlaminda kullanilir. aha * Ýste burada. ahacik * Dikkati cok yakin bir noktaya cekmek icin kullanilir. ahali * Aralarinda ayniyerde bulunmaktan baska hicbir ortak nitelik dusunulmeksizin bi r ulkede, sehirde veya semtte oturanlarin tamami. * Bir yerde toplanan kalabalik, halk. ahar * Hattatlarin kâgit cilâlamak icin kullandiklarinisasta ve yumurta akindan yapilan o zel bir karisim. aharlama * Aharlamak isi. aharlamak * Ahar surmek. aharli * Ahariolan, uzerine ahar surulmusolan. ahbap * Kendisiyle yakin iliski kurulup sevilen, sayilan kimse. * Seslenme sozu olarak da kullanilir. ahbap cavuslar * her vakit birlikte gorulen ve birbirine cok bagliolan arkadaslar icin soylenir . ahbap cikmak

* onceden tanismisolmak. ahbap kusuruna bakan ahbapsiz kalir * "dostlarin ufak tefek kusurlarina bakmamak gerekir" anlaminda kullanilir. ahbap olmak * arkadasolmak, dostluk kurmak, yakinlik kurmak. ahbapca * Dostca, icten, teklifsizce. ahbapliga dokmek * yerli yersiz yakinlik gostermek. ahbaplik * Ahbap olma durumu, unsiyet. ahbaplik etmek * arkadaslik etmek, arkadasca konusmak. ahcar * Taslar. ahci * Asci. ahcibasi * Ascibasi. ahcilik * Ascilik. ahde vefa (etmek) * (devletler hukukunda) devletlerin, katildiklarimilletler arasiantlasmalara uym a zorunlulugunda olduklarini belirten kural. * sozunde durma. ahdetme * Ahdetmek isi. ahdetmek * Bir seyi yapmak icin kendi kendine soz vermek. * Yemin etmek. ahdî * Antlasmaya gore olan, antlasma geregi olan. Ahdiatik * (Hristiyanlara gore Ýbranilerde) Ýsa'dan onceki kutsal kitaplar. Ahdicedit * (Hristiyanlara gore Ýbranilerde) Ýsa'dan sonraki kutsal kitaplar. ahengi bozulmak * dirligi, duzeni bozulmak. ahenk * Uyum. * Uyusma, anlasma. * Calgilieglence. ahenk almak * uyumlu hâle gelmek. ahenk kaidesi * Bkz. unlu uyumu. ahenk kurmak * uyusma saglamak, anlasma saglamak. ahenk saglamak * duzene sokmak, birligi saglamak. ahenk tahtasi * Telli calgilardan uzerine teller gerilmisbulunan kapak tahtasi. ahenk vermek * duzeni, uyumu saglamak. ahenk yapmak * calgilieglence duzenlemek. ahenklestirme * Ahenklestirmek isi. ahenklestirmek

duzenli. . ciftci gibi butun calisma kollariniicine alan ocak. ahi * Comert. ahenksizlik * Uyumsuzluk. bir hayvaniahira baglamak. uyumluluk. deger verilecek bir sey degil. ahira cevirmek * bir yeri pis. ahir * Evcil buyuk bashayvanlarin barindigikapaliyer. soy. en sonra. Duny a Savasisonlarinda Sovyetler Birliginin degisik bolgelerine surulen Turkler. duzensizlik. Ahilik * Koku eski Turk toresinde olan ve Anadolu'da yuksek bir gelisim gosteren esnaf. * Eglencesiz. ahenkli * Uyumlu. * Eglenceli. ahirlamak * (hayvan) Ahirda uzun sure kalip hamlasmak. ahir * Son. * Sonra. ancak 2. daginik. harap duruma getirmek. comertlik. agir agir. ahiyerde kalmamak * yaptigiilenme er gec etkisini gostermek.* Ahenk saglamak. duzensiz. aheste aheste * Yavasyavas. Ahfes'in kecisi gibi basinisallamak * soylenen sozu anlamadan kafa sallayarak onaylamak. ahenklilik * Ahenkli olma durumu. Ahi * Ahilik ocagindan olan kimse. ahitutmak * birinin ilenmeleri gerceklesmek. sonraki. deger verilecek bir sey degil. ahira cekmek * bir suruyu ahira kapamak. agir. ahir. usul usul. ahilik * Eli acik olma durumu. agir agir. ahfat * Torunlar. Ahiska Turkleri * Gurcistan'in Turkiye sinirlarina yakin bolgelerinde yasamisolan. ahicikmak * yaptigiilenme etkisini gostermek. ahim sahim * Begenilecek. bakimsiz. eli acik. aheste * Yavas. ahirlama * Ahirlamak isi. aheste beste * Yavasyavas. zanaatci. ahenksiz * Uyumsuz. hayvan dami. ahenktar * Ahenkli. sonunda. ahim sahim bir sey degil * begenilecek.

Muhammed. neyin hayata anlam kazandirdigi. reseptor.ahir vakit * Ýnsan omrunun son yillari. ahit * Kendi kendine soz vererek bir isi uzerine alma. uymak zorunda bulunduklaridavranis bicimleri ve kurallari. ahir zaman * Son zaman. ahlâk yasasi * Ahlâk islerini belirleyen. * Kabul etme. ahret. ahkâm * Yargilar. hukumler. ahize * Bir elektrik akiminialip baska bir kuvvete ceviren âlet. * Belli bir toplumun belli bir doneminde bireysel ve toplumsal davraniskurallari nitespit eden ve inceleyen bilim. eslâf karsiti. iyi. * (halk inanisina gore) Dunyanin son gunleri. kusaklar. etik. ahlâk disi* Tore disi. anlasma. ant. guzel huylar. ahretlik. bilir bilmez konusmak. ahlâf * Birinin yerine gecenler. ahitlesmek * Antlasmak. kotu gibi sorunlariinceleyen. kiyametin kopmak uzere bulundugu g unler veya yillar. antlasma. ahkâm cikarmak * kendi dusuncelerine dayanarak birtakim yargilara varmak. zaman. ahiz * Alma. neyin ugrunda savasilmaya deger. son gunlerde. ahir zaman peygamberi * Muslumanlarca son peygamber olduguna inanilan Hz. ahkâm kesmek * cekinmeden kesin yargilarda bulunmak. * Ýyi nitelikler. son olarak. ahiren * Son zamanlarda. ahlâk disicilik * Ahlâk bilimine aykiridavranma. ahlâk zabitasi . ahlâk * Bir toplum icinde kisilerin benimsedikleri. halefler. torelere dayanan bir davranisyasasig elistiren. ahlâk bilimi * Yarar. * Antlasma. * Devir. yakinlarda. kendine uyulmasiahlâk acisindan gerekli olan genel ve g ecer kural. ahkâm yurutmek * (bir sozden) kendi anlayisina gore sonuclar cikarmak. ahitname * Antlasma belgesi. alici. ahitlesme * Ahitlesmek isi. hangi davranisin iyi ve hang isinin kotu oldugu gibi sorunlari kendine konu edinen bilim. ahiretlik * Bkz. ahiret * Bkz.

* Bu agacin. ahlâkla ilgili. ahmaga yuz. ahlâkli * Ahlâk kurallarina bagli. kotu huylu. armuda benzeyen ve ancak iyice olgunlastiktan sonra yenilebilen yem isi. yaban armudu (Pirus piraster). ahlâtierbaa * Bedende bulundugu var sayilan dort oge. dogru bilindigi icin yapilmasigereken isler. ahlâksiz * Ahlâk kurallarina uymayan. torecilik. kendi kendine yetisen. * Ahlâk kurallarina uymama.* Buyuk sehir halkinin sosyal ve saglik durumunu koruyan. ah etmek. ahlâksizca davranis. * Her seyi ahlâk acisindan degerlendiren kimse. ahlâksizlik etmek * ahlâksizca davranmak. ahlâken * Ahlâka uygunlukla. ahlâkî vazife * Kanunun zorlamasiolmaksizin. uzerine armut asilanan agac. ahlamak * Ýc cekmek. yasalariile uyum icinde olma. ahlama * Ahlamak isi. sehir duzeni icin cali san teskilât. ahmakislatan . terbiyesiz. * Beden yapisinin temelini olusturan ogeler. ahlat * Gulgillerden. ahlâkca * Ahlâk anlayisina gore. abdala soz vermeye gelmez * ahmaga gereginden cok ilgi gosterirseniz sizi sik sik ugrastirir. bon. bunlara uygun davranan (kimse). aptalca. ogeler. moralizm. ahlâk degerlerine baglilikla. ahlâkci * Ahlâk konulariniinceleyen filozof veya bu konularla ugrasan kimse. bir amac sayan ogreti. ahlâkcilik * Ahlâkibir arac degil. yol iz bilmez kimse. ahmak * Aklinigeregi gibi kullanamayan. * Ahlâk kurallari. * Kaba adam. ahlât * Bir karisim icindeki parcalar. ahlâkiyat * Ahlâk bilimi. aptal. budala. ahlâksizlik * Ahlâksiz olma durumu. ahlâklilik * Bir insanin veya bir insan grubunun iyi ve kotu acisindan davranisbicimi ve ah lâkî dusunusu. ahlâkî * Ahlâka uygun. ah ceker gibi ses cikarmak. * (ahmak'ca) Ahmaga yakisir nitelikte. ahlatin (veya armudun) iyisini (dagda) ayilar yer * kendilerine yakismayan guzel bir seyi eline gecirenler icin kullanilir. ahmakca * Biraz ahmak. ahmak yerine koymak * bir kimseye aptalmis. anlamazmisgibi davranmak. ahlâksizca * Ahlâksiz bicimde veya tarzda. * Durust davranmayan.

dikenli bir bitki (Rubus idaeus). . aptallastirmak. yayilan. agac cilegi. ahretlik * Besleme kiz. obur dunya. ahtapot * Kafadan bacaklilardan. ahsa * Ýnsanin veya hayvanin gogsu ve karniicindeki organlar. aptallasmak. anlayissizlik. ahret kardesi * Ýnanc ve ibadette birbirinden ayrilmayan ve bu iliskiyi ahrette de surdurecekler ini dusunen kadinlara verilen ad. ahret adami * Dunya islerinden el cekip surekli ibadetle ugrasan kimse. ahu * Ceylan. zarif kadin. polip. cisenti. sagir ve dilsiz. * Genellikle burun zariuzerinde cikan bir cesit ur. bagirsak. ahmaklik * Zekâsiaz gelismisolma durumu. cekici. * Bir an icin sasalayip bocalamak. yapiskan kimse. ahrette on parmagiyakasinda olmak * kendisine karsisorumlu olan kimseden ahrette davaciolmak. * Bu bitkinin duta benzeyen. ahu parcasi * Cok guzel. ahreti (veya obur dunyayi) boylamak * olmek. ahududu * Gulgillerden. ahret suali * Gereksiz ve usandiricisoru. karaca. ahraz * Dilsiz. ciger gibi seyl er. ahmaklastirma * Ahmaklastirmak isi.* Yavasyavasve ince ince yagan yagmur. sulu ve kokulu yemisi. ahret * Dinî inanisa gore. budalalik. insanin oldukten sonra dirilip sonsuza dek kalacagive Tanri'y a hesap verecegi yer. ahmaklastirmak * Ahmaklasmasina sebep olmak. ahretini yapmak (veya zenginlestirmek) * hayir isleri yaparak sevap kazanmak. tahtadan yapilmis. ahu gibi * cok guzel. * Ahret kardesi olan kadinlardan her biri. ahsap * Agactan. ahu gozlu * Guzel gozleri olan. ince. akilsizlik. ahret yolculugu * Olum. * Guzel. dokunaclibir murekkep baligituru (Octopus). * somurmek amaciyla bircok ise. konuya el atan. cekici. ahmaklasma * Ahmaklasmak durumu. kirmizirenkli. ahmaklasmak * Ahmak duruma gelmek. ahtapot gibi * sirnasik.

ahzuita * Alisveris. ahzetme * Ahzetmek isi. kari. * Aynigaye uzerinde anlasan ve birlikte calisan kimselerin butunu. aidat * Odenti. ahzetmek * Almak. koca bazen de buyukler ve cocuklar arasindaki uyum. * Aralarinda kandaslik veya hisimlik bulunan kimselerin tumu. aile saadeti * Genellikle kari. ailece * Butun aile birlikte. * Temel niteligi bir olan dil. koca ve cocuklardan olusan topluluk. ailecek * Ailece. aile hayati* Aile bireylerinin butun islerini duzenli olarak ev icinde yapma durumu. koca. yerlestigi. gelistirdigi ev. aile dostu * Ailece tanisilan ve evlerine gidilip gelinen ahbap. aile bahcesi * Ailelerin rahatlikla gidebilecegi. aile reisi * Kanunlara gore aile yukumlulugunu tasiyan kimse. aksata. aidiyet * Ait olma durumu. * Birlikte oturan hisim ve yakinlarin tumu. alim satim. aile adi * Soyadi. aile gazinosu * Sadece evlilerin girebildigi ve birlikte eglendikleri yer. hayvan veya bitki toplulugu. kari. aile butcesi * Kisa bir sure icinde bir iscinin veya isci ailesinin hayat seviyesinde meydana gelen degismeleri belirlemek amaciyla yapilan istatistik calismasi. sevgi ve hosgoru. ahzukabz * Kendine mal etme. anlasma. iliskinlik. aile hukuku * Aileyi olusturan kisilerin karsiliklihak ve gorevlerini duzenleyen hukuk dali. genellikle ickisiz yer. * Es. aile * Evlilik ve kan bagina dayanan. . aile plânlamasi * Ailede cocuk edinmeyi sinirlama. vaziyetler. kabul etmek. hâller. aile meclisi * Aile makaminin gorevini yerine getiren kan veya soy hisimlarindan en az uc kis iden olusan heyet. * Kesenek. * Olaylar. dogum kontrolu. kardesler arasindaki ilis kilerin olusturdugu toplum icindeki en kucuk birlik. * Davranislar. aile ocagi* Ailenin kurdugu. * Kari.ahval * Durumlar. cocuklar. yakin. * Aynisoydan gelen kimseler zinciri.

iliskin. * Bir ticarî kurulusu tanitan. isgor evlisi. ilgili. birinin olmak. ak aga * Saraylarda hizmet goren hadim agalarinin beyaz irktan olani. ak don kara don gecitte belli olur . katarakt. andac. beyaz. rahat. tara-k. ajanda * Unutulmamasiicin gerekli notlariyazmaya yarayan takvimli defter. -e dusen. perde. kure-k vb. ajurlu * Ajuru olan veya her yaniajur biciminde islenmisbulunan. ait olmak * ilgilendirmek. ak benek * Gozun saydam tabakasinda bir yara veya ciban sonucunda olusmus. icin. * Temiz namuslu. ak basma * Ak su. gozenek. ajur * Delikli orgu. * Beyaz leke. ak * Kar. ajanlik * Ajan olma durumu. onunla ilgili bilgi aktaran ve bu yolla kazanc sagl ayan iskolu. ak basmak* Goze beyaz leke inerek gorme yetisini yitirmek. * Ajanin gorevi. ailevî * Aile ile ilgili. ben-ek vb. -ak / -ek * Fiilden alet isimleri tureten ek: or-ak. temsilci. sut gibi seylerin rengi. ajitasyon * Ruhsal gerginligin disa vurmasi. gozenekli. * Sikintisiz. * Bir kimsenin. bir ortakligin veya bir devletin baziislerini goren kimse. * Bu iskollarinin calistigiburo. kara ve siyah karsiti. bic-ak. gormeyi derece derece azaltan beyaz benek. ajan * Bir devlet veya kurulusun gizli amaclariicin calisan kimse. birine dusmek. casus. ak demir * Dovme demir. ait * Ýlgilendiren. -ak / -ek * Ýsimden isim tureten ek (kucultme eki): bas-ak. ele-k. ajans * Haber toplama ve yayma isiyle ugrasan kurulus. yat-ak vb. ilisik.ailelik * Aile sayisinin butunu. ak Arap * Arap sozcugu "zenci" anlamina da geldiginden asil Araplarin soz konusu oldugu anlatilmak istenirken kullanilir. * Bu renkte olan. -ak / -ek * Fiilden yer isimleri tureten ek: dur-ak. * Baziseylerde beyaz bolum. ailesiz * Ailesi olmayan.

sublime. hemen ardindan. mutsuz bir yasayisise yipratir. ak koyunun kara kuzusu da olur * iyi bir aileden kotu bir cocuk da cikabilir. ak yel * Guneyden esen ruzgâr. tefcir.* Bkz. drenaj. parlak. aka * Buyuk kardes. sansli. akaclama * Akaclamak isi. * sacisakaliagarmis. ark. beyaz bir toz. ak madde * Demet durumundaki sinir liflerinden olusan beynin ic. * Yer altisu olugu. agabey. akabinde * Arkasindan. ak sulumen * Civa ile klorun birlesimi olan. akikarasigecitte belli olur. akacak kan damarda durmaz * herhangi bir zarar karsisinda bunun kacinilmaz oldugunu anlatarak avundurmak i cin soylenir. oluk veya baska arac. ardindan. ak yem * Ýzmarit. ak dusmek * (sac ve sakal) tek tuk agarmaya baslamak. * Yer altisularinitoplayan tesisat. ak yazili * Bahtli. akac * Bir yerde birikip kalan sivilari. ak yildiz * Coban yildizi. ak gozlu * Gozlerinin rengi pek acik olan ve nazarinin hemen degdigine inanilan (kimse). salgam. ak sakaldan yok sakala gelmek * cok yaslanip iyice kuvvetten dusmek. ak pak * tertemiz. uskumru gibi baliklarin beyaz etinden yapilan ve oltada kulla nilan yem. su yolu. lodos. karnabahar gibi bitkilerin kok disindaki butun bolgelerine yerlesebilen. bir islem sonunda geriye kalan artiklari. istavrit. hemen arkadan. cok zehirli. ak kopek kara kopek gecit basinda belli olur * kimin ne oldugu deney veya sinav sonunda anlasilir. ak pas * Lâhana. ge reksiz nesneleri disariya akitmak icin kullanilan boru. ak gun agartir. ak mikara mionune dusunce gorursun * simdiden bosuna dusunme. sarp ve zor gecit. ak pak * Bembeyaz. sonuc belli oldugu zaman anlarsin. turp. sulumen. akaclamak . ak kan * Lenf. ak kan yangisi * Adenit. omuriligin distabakasi. temiz. * Kanal. akabe * Tehlikeli. ozellikle semiz otugillerde karsilasilan yosunumsu mantar (Albugo candida). kara gun karartir * mutlu bir yasayiskisiyi dinc kilar.

akan yildiz * Gunessistemine bagli. akademici* Kurallara bagliresim ve heykel calismasiyapan kisi veya sanatci.* Bir yerde birikmissulariakitmak. akamet * Kisirlik. akaclatma * Akaclatmak isi. * Bilimsel niteligi olan. akaclatmak * Akaclama isini yaptirmak. akademicilik * Resim veya heykel calismasinda kurallara baglilik. akait * Bir dinin ogrenilmesi gereken inanclarinin ve tapinma kurallarinin tumu veya b unlaritoplayan kitap. kerestesinden yararlanilan beyaz kabuklu bir turu (Betula alba ). soyleyecegi soze yer kalmamak. verimsizlik. odunu ceviz agacininkine benzeyen. akademi * Bilginler. agma. akademisyen * Akademi uyesi. * Yuksek okul. akala * Amerikan tohumundan yurdumuzda uretilen bir pamuk turu. * Egimi. * (su icin) Ývinti yeri. * Maundan yapilmis. sonucsuz kalmak. kucuk akarsu. dere. sahap. akamber * Ozellikle amber baliginin bagirsaklarindan cikarilan. cay. meteor. mecra. kesin yorungesi bulunmayan ve bu sebeple atmosferin ust katmanlarina girince ates kulcesi durumuna donusen kucuk gok cismi. yazarlar. * Ciplak modelden yapilmisinsan resmi. akagac * Gurgengillerin. baggibi mulk. akan sular durmak * itiraza. bukulgen ve misk gibi kokulu olan bir tas. akar amber * Asya ve Amerika'da yetisen. akamete ugramak * basarisiz. guzel kokulu oz suyu olan buyuk bir agac (Liquidambar orientalis). inisi fazla olan yer. akarca * Kemik veremi. * Basarisizlik. kul renginde. sonucsuzluk. * Ýrmak. . guzel kokulu rec ine. tarla. akaju * Maun. dukkân. yapiskan. * Sicak uÝkelerde yetisen bir agactan (Hymenea) elde edilen kati. akar * Kiraya verilerek gelir getiren ev. akademik * Akademi ile ilgili. * Batakliklariakac yoluyla kurutmak. sanatcilar kurulu. akak * Akarsu yatagi. yatak.

agiz yapilariisiri ci. mazot gibi sividurumunda olan yakacak. akasya * Baklagillerden. bahcelerde sus cicegi olarak yetisti rilen sarilicibir bitki. sokucu veya emici orumcegimsiler takimi. lesle besl enen. oldukca buyuk. deniz kazi(Bemicla). salkim agaci(Robini a pseudoacacia). Meryem ana asmasi(Clematis vitalba). eti kilcikli. bataklik. kisa ve ince gaga li. * Kucuk akarsu. * Ýhtiyar. kanatlarigenisve buyuk olan. sicak iklimlerde bircok cesitleri yetisen ve tanen. fistul. * Baklagillerden. yumurtasiile tarama yapilan bir balik (Leuciscus ). siyah bacakliyabanî bir tur kus. araliksiz. gaz. beyaz kabuklu. * Kesintisi olmayan. akbas * Yazin kutup bolgelerinde yasayan. akciger gobegi . baslarigogusle birlesik. iyi ucan buyuk k uslariicine alan bir familyasi. akaret * Kiraya verilerek gelir getiren ev. daglik yerlerde yasayan. basive boynu ciplak olan.* Surekli isleyen ciban. akbalikcil * Leyleksilerden. * Tek sira elmastan veya inciden gerdanlik. burcaga yakin bir bitki cinsi (Lathyrus sativus). kisin ilik kiyilara gocen. zamk. yaban asmasi. gaz yagi. akarsu * Yeryuzunde ve yer altinda belirli bir yatak icinde. akarlar * Tiknaz yapili. akbabagiller * Gunduz yirticilarialt takiminin. saglisollu iki parcali organ. cok yuksekten ucarak keskin gozleriyle cok uzaklarigorebilen. akburcak * Baklagillerden. iri ve yirticibir kus(Vultur monachus). egim boyunca surekli veya zaman zaman akan su. akbakla * Kuru fasulye. ekmeklik bugday. ak renkli bir kusturu (Egretta alba). beyaz cicek veren. akaryakit * Benzin. dukkân gibi mulk. motorin gibi yakitlarin satildigiyer. govdeleri halkasiz. akaryakit istasyonu * Benzin. akbugday * Kurak iklime dayanikli. * Kaplica. akbaba * Akbabagillerden. akciger * Gogus kafesinin buyuk bir bolumunu dolduran ve solunum organinin temeli olan. yurdumuzda yetisen bir sus ve golge agaci. akbalik * Sazangillerden. * Akya baligi. boya gibi maddelerinden yararlanilan bir agac (Acacia). irmak ve gol kiyilarinda yasayan. akasma * Dugun cicegigillerden.

akcillanma * Akcillanmak isi.* Akcigerin. akdedilme * Akdedilmek durumu. akcaagac * Akcaagacgillerden sus agaciolarak da dikilen tahtasihafif ve saglam bir agac. genisolmasi. yapraklarinin uzun. isfendan (Acer). sari. ic yan yuzunun hemen arkasinda brons. hava borucuklarinin sonunu o lusturan kesecik. bronscuklarin son bolumu. plevra. guzel (kadin). akcaagacgiller * Ýki ceneklilerden. ciceklerinin guzelligi dolay isiyla bahce cicekleri arasina giren zehirli bir bitki cinsi (Veratrum album). akciger lopcugu * Bircok akciger keseciginin birleserek olusturdugu parca. akcillanmak * Akcil duruma gelmek. rengini atmak veya atmisgibi olmak. akcil * Rengini atmis. akcakavak * Akkavak. akciger kesecikleri * Akciger lopcugunun parcalari. akce. agarmis. akciger zari * Gogus boslugunun icini ve bu boslugun icinde bulunan akcigerin disinikaplayan ince zar. kesisleme. akdari * Bugdaygillerden. sinir ve damarlarin girip cik tigiyer. akcillasmak * Akcil duruma gelmisolmak. icinde ak renk bulunan. akcigerliler * Karindan bacakliyumusakcalarin tek cigerle soluk alan bir takimi. Akdeniz hummasi . beyazca. akciger petegi * Akcigerlerde solunumda gaz alisverisini saglayan. akcopleme * Zambakgillerden. akca * Oldukca beyaz. akca yel * Guneydogudan esen yel. akca * Bkz. malî. akcillasma * Akcillasmak isi veya durumu. bir yillik veya daha uzun yasayabilen otsu bir bitki turu (Pa nicum miliaceum). akdedilmek * Akdetmek isi yapilmak. etli ve sulu bir tur armut. * Her tur madenî para. akcillik * Akcil olanin durumu. ornegi akcaagac olan bir bitki familyasi. akca pakca * Beyaz tenli. parayla ilgili. akcali * Paraya bagli. akca armudu * Ýnce kabuklu. akce * Kucuk gumuspara.

agiz boslugundaki yarikapalibir engele carpmasiyla olusan bol sesli unsuz (r. kara sacli. akibetine ugramak * birinin icinde bulundugu kotu duruma dusmek. herhangi birinin aklina gelebilir. gel cengele takil * bir sorunun nasil cozumlenecegini dusunememe durumu. akici * Akma ozelligi olan. ittifak gibi karsiliklibaglanma anlamitasiyan Arapca sozle rle) Yapmak. * Sonunda. akemi * Ýki elemanlimermer yapistiricisi. aki * Herhangi bir kuvvet alaninda. salik verilen yol. akicilik olcegi * Bir sivinin belli sicakliktaki akiciliginiolcmekte kullanilan alet. anlamca acik (anlatim). belli bir duzlemin belli bir bolumunden gectigi var sayilan guc cizgileri. * Soz. l. eninde sonunda. * Kolay soylenebilen. * Ogut. akhardal * Hekimlikte ic surdurucu olarak kullanilan hardal turlerinden biri (Sinapis alb a). seyelân. akil almak * danismak. akdut * Beyaz renkte olan dut. kara gozlu. akil akildan ustundur * bir kimsenin aklina gelmeyen bir care. aksungur. us. akiak karasikara * beyaz tenli. Akdeniz mavisi * Parlak ve canligorunumde mavi rengin bir turu. sonuc. akdogan * Kartalgillerden bir dogan turu. akdetmek * (mukavele. akicilik * Akiciolma durumu. * Hafiza. akil akil. akikarasigecitte belli olur * bir iddiadaki dogrulugun ancak deney veya sinav sonunda belli olacaginianlatma k icin soylenir.*Malta hummasi. akil * Dusunme. geyik dikeni (Rhamnus cathartica). gorusalmak. bellek. selis. akdetme * Akdetmek isi. anlama ve kavrama gucu. akiciunsuz * Cigerlerden gelen havanin. muahede. akgunluk * Tutsu olarak yakilan bir tur agac sakizi. kani. okunabilen. akibet * (bir isveya durum icin) Son. guvem e rigi. selâset. hekimlikte ve boyacilikta kullanilan bir bitki cinsi. akdiken * Hunnapgillerden. y). g. . * Dusunce. yazive anlatimin akiciolma ozelligi.

muhti ra defteri. gercege. ajanda. bastadir * akilliolma ile yasliolma arasinda ilgi yoktur. en iceride cikan azidisi. akil kethudasi * Herkese akil ogretme merakinda olan kimse. akil hastasi * Ruh hastasi. izan var) * kafa yormaya gerek yok. * Herkese akil ogretmeye meraklikimse. yol gostermek. not defteri.akil almamak * inanilacak gibi olmamak. us disicilik. deli. * Us disi. akil almaz * inanilacak gibi olmayan. gizli yonlerini anlayamamak. akil erdirmek * anlamak. akil vermek * bir konuda yol gostermek. akil kutusu * Cok akilli. akil durdurmak * bir sey cok sasirticinitelikte olmak. yirmi yasdisi. zeki kimse. akil disicilik * Akil disidavranma yanlisigorus. akil hocasi * Birine yol gosterip akil ogreten kimse. akla uygun gelmemek. akil etmek * herhangi bir onlem veya careyi zamaninda dusunmek. akil ogretmek. uygun olmayan. inanilmaz. akil var. akil yasta degil. akil icin yol (veya tarik) birdir * iyi dusunulunce ayriayrikimselerce varilacak sonuc hep aynidir. yakin var (veya akil var. irrasyonel. akil hastahanesi * Akil hastalarinin yatirildigihastahane. akil defteri * Hatirlanip yapilmasigereken seylerin yazildigikucuk defter. akil kumkumasi * Cok bilmiskimse. akil isi degil * akla uygun degil. irrasyonalizm. kendisinden ciddî bir dusunce. akil kâriolmamak * akillibir kisinin yapacagiisolmamak. sirrinicozmek. akil ogretmek * nasil davranacaginigostermek. akil disi * Akla. davranisbeklenmeyen (kimse). akil terelelli * pek delismen. akil danismak * bir konuda birinin gorusunu sormak. akil disi * Yirmi yassiralarinda altliustlu ve saglisollu. sirrinicozememek. akil havsala almamak * akla mantiga sigmamak. bazikucukler buyuklerden daha a . akil doktoru * Psikiyatrist. dogru degil. vaktinde hatirlamak. akil erdirememek (veya ermemek) * ne oldugunu anlayamamak. insanisasirtmak. gayriaklî. akil sir ermemek * bir isin niteligini. akil vermek.

uscu. rasyonalizm. akildan gecirmek * bir sey yapmayidusunmek. herkes yine kendi akilinialmis(veya akillar gelin ol mus. zihnini zorlamak. umudunu kesmek. * Akla ve akil yolu ile varilan yargiya inanma. akil yurutmek * herhangi bir konuda fikir vermek. akillaripazara cikarmislar. akilli * Gercegi iyi goren ve ona gore davranan. akillidusununceye kadar deli cocugunu (veya oglunu) everir * kendini akillisananlar cok kez akilsiz diye taninanlardan daha az basarigoster ir.killiolabilir. * Karsisindakinin dusuncesizligini belirtmek icin soylenilen uyarma sozu. akillanma * Akillanmak isi. akilda tutmak * unutmamak. akilliolmak . akilda kalmak * akilda yer etmek. herkes kendininkini begenmis) * "insan kendi aklinibaskasininkinden ustun gorur" anlaminda kullanilir. akil yormak * hatirlamaya calismak. akliye. akildan cikarmak * dusunmemek. unutmak. akillikopru arayincaya dek deli suyu gecer * atak kisi tehlikeyi goze alarak ise girisir ve cabuk sonuc alir. akil zayifligi * Delilige kadar varmayan akil bozuklugu. durumu. dusunmede ve tumden gelimli cikarmalarda bulan ogretilerin genel adi. rasyonalizm. akillanmak * Karsilasilan olaylarin sonuclarindan yararlanarak davranmak. rasyonalizm. akilligecinmek * kendini cok akillisanmak. * Bilginin evrensellik ve zorunlulugunun deneyden ve deneye dayanan genellemeden degil. akilcilik * Akla dayanan. akillara durgunluk vermek * cok sasilacak bir sey olmak. * Uslanmak. akla aykiriveya akil disihicbir seyi tanimama davranisive tutumu. usculuk. yalnizca akildan cikartilabilecegini savunan ogreti. akildan cikmak * unutulmak. akildan cikmamak * unutamamak. aklinibasina getirmek. tasarlamak. aptal. akilci * Akilcilikla ilgili. * Akilciliktan yana olan kimse. rasyonalist. * (alay yollu) Dusuncesiz. akillandirmak * Aklinikullanmasinisaglamak. akliye. dogrulugun olcutunu duyularda degil. unutulmamak. akillandirma * Akillandirmak isi. akildan cikmak * unutmak.

su gibi akiskan maddelerin veya elektrik yuklerinin belli bir yonde akis i. * Hava. ususmek. yildirma. * Sanatta. akim olcumu * Bir akarsuyun veya kanalin su yolunda bir saniyede akan su hacmini olcme. akilsiz * Akli. makul. gereksiz yere gidip gelme zahmetine katlanilir. akin * Kazak-Kirgiz Turklerinin saz sairlerine verdigi ad. akillilik etmek * yerinde ve uygun davranmak. akim * Akmak isi. amperolcer. yaramazlik etmeyerek. baskin yapmak. yer degistirmesi. akilsizlik etmek * dusuncesiz ve yersiz davranmak. akillilik * Akilliolma durumu. akumulâtor. * dusman ulkesine saldirmak. * Akla yakin. anlayisikit. akim derken bokum demek * sozunu yolunca soyleyememek. akinci * Dusman ulkesine akin yapan savasci. akimolcer * Bir elektrik akiminin siddetini olcmeye yarayan arac. akilsal * Dusunceyi ve gercegi somut degerlerle birbirine baglayan hakikati icine alan s ey. akilsallastirma * Akilsallastirmak durumu. har eket. dogru. yontem. akillica * Akla yakin. * Futbolda sayiyapmak amaciyla karsitakim kalesine dogru genellikle topluca giri silen saldiri. akimci * Belli bir akima baglikisi. hucum. cereyan tarz. * Akilsizca yapilan isveya davranis. akilliuslu * Akilliolarak. dogru olarak. * Debi. gercegi gorup ona gore davranmaya elverisli olmayan. akin akin * Arkasikesilmeyen kalabalik obekler durumunda. capul gibi amaclarla toplu olarak yapilan baskin. akin * Kalabalik bir seyin arkasikesilmeyen bir gelisdurumunda olmasi. akilsizlik * Akilsiz olma durumu.* gerceklere uygun davranmak. dengeli. akimtoplar * Aku. duzensiz seyler soylemek. . dusunce hayatinda ortaya cikan yeni bir gorus. * Dusman topraklarina tedirgin etme. siyasette. cereyan. akilsallastirmak * Bir seyi akilsa duruma getirmek. akilsiz basin cezasiniayak ceker (veya akilsiz iti veya kopegi yol kocatir) * dusuncesizlik veya tedbirsizlik yuzunden. uyaniklik. * Bilinc disiolaylarin mantik ve akla dayaliolarak aciklanmasi. akin etmek * toplu olarak gitmek.

akiskanlik * Akiskan olma durumu. akip gitmek * (zaman icin) cabuk gecmek. akis * Akmak isi veya bicimi. . seyyal. * Gecip gitme.* Gorevi karsitarafa top surmek ve sayiyapmak olan on siradaki oyuncu. akiskanlastirmak * Akiskan duruma getirmek. surup gitme. akiskanlasma * Akiskan duruma gelme. tedirgin etmek. egim. akinkayasi * Kaya baligigiller familyasindan derin ve uzaklarda yasayan ince. * Hastalik sebebiyle vucudun bir yerinden sulu madde akmasi. akindirik * Recine. akincilik etmek * dusman ulkesinde karsigucleri yildirmak. uzun bir bali k turu. * Akin. akintili * Akintisiolan. akiskan * Kendilerine ozgu bir bicimleri olmayip icinde bulunduklarikabin bicimini alan ve yigin olusturmayan (sivi veya gaz). akintiile birlikte suruklenmek. akinticaganozu * Akintiya kapilmisyengec. cereyan. * Siviyapistiricilarin agac yuzeylerine gereginden cok surulmesi ile olusan duru m. * Egiklik. akintiya kurek cekmek * olmayacak bir isugrunda bosuna cabalamak. akma. akintibilimi * Deniz akintilariniinceleme konusu edinen bilim dali. forvet. * Akiskanlarin niteligini duzeltmek icin yogunlasan akimiicinde parcaciklarin as iltisinisaglayan yontem. akiskanlastirici * Akiskan duruma getirme ozelligi olan. akincilik * Akinciolma durumu. meyilli. egik. akintiolcer * Bir akarsuyun ve kanalin akintihizinive duzeyini olcmeye yarayan alet. akim. cam sakizi. * etki altinda kalarak bir toplulugun davranisina katilmak. akiskanlasmak * Akiskan duruma gelmek. akiskanlastiricilik * Akiskan duruma getirme ozelligi olma. * Cam turu agaclarda bulunan recinenin eriyerek akmasiolayi. meyil. akintiya kapilmak * bir akintinin etki alanina girmek. akiskanlastirma * Akiskanlastirmak isi. akinti * Akmak isi. akisma * Kulaga hosgelen veya kolayca soylenen seslerin ozelligi. * Havanin veya suyun herhangi bir yone dogru yer degistirmesi. * Vucudunda goze carpacak bir carpiklik bulunan kimseler icin kullanilir.

yag. akik * Yuzuk tasi. * Hayvanlarin. inanc. seker veya pekmezle yogrularak civik bir duruma getiril en hamurun kizgin sac uzerinde pisirilmesiyle yapilan bir cesit tatli. akide. * Bir cismin. akismaz * Disetkenlerin tesiriyle akismazligidegismeyen. akidesi bozuk * Ýnancizayif olan (kimse). * Bir seyin baska bir sey uzerinde yarattigietki. akil baligolmak * dol verebilecek eriskin duruma gelmisolmak. basarisiz. parlak bir yuzeyde gorunmesi. akilâne * Akillica. akis * Ýsik veya ses dalgalarinin yansiticibir yuzeye carparak geri donmesi. akide * Bir seye inanarak baglanis. * rustunu ispat etme yasina gelmisolmak. tartisilmasina yol acmak. akitmali * Alninda akitmasiolan (hayvan). akideyi bozmak * dogru bilinen bir inanisveya gidisten ayrilmak. muhur gibi seyler yapmakta kullanilan. * Un. akit * Hukukî sonuc dogurmak amaciile iki veya daha cok kimsenin veya kurulusun karsili klive birbirine uygun . yarisaydam . * Evirme. dokmek. ilgi veya tepki yaratmak. sut. verimsiz. akil * Akilli. akim kalmak * sonuca ulasamamak. akitma * Akitmak isi. * Enli bilezik. basarisaglayamamak. akis uyandirmak * bir konunun uzerinde dusunulmesine. turlu renklerde. daha cok akide sekeri yerine kullanilir.akismali * Akisma ozelligi olan. dol veremeyen. erin. din inanci. akide * Sekerin kaynatilarak agda durumuna getirilmesi yolu ile yapilmisrenkli ve koku lu. duragan. akim * Kisir. akmasina yol acmak. kalseduan kuvarsinin bir turudur. * Sonucsuz. akismazlik * Akismaz veya duragan maddenin durumu. akil balig * Dol verebilecek duruma gelmisolan. parlak ve degerli bir tas. agizda guc eriyen seker. akide sekeri * Bkz. y anki. yumurta. akitmak * Akmasinisaglamak. evirtim. yansima. ozellikle atlarin alinlarinda bulunan ve burunlarina dogru uzanan beyaz leke.

Orta Anadolu ve Dogu Anadolu'nun batikesimlerinde yaygin olarak yetistirlen yerl i bir tur koyun. dusunmedigi seylerle daima karsilasabilir. akkefal * Sazangillerden bir cins tatlisu baligi(Alburnus). akla hayale gelmez * inanilmaz. akla yakin * aklin benimseyebilecegi. makul. akkus * Atmaca. isiricibocekler toplulugu. agiz. goz etrafi. iri basli. dusunulemez. it-ekle.. kara damarlibir kelebek (Aporia crataegi). so zlesme veya mukavele yapan. akla sigar gibi * aklin kabul edebilecegi bicimde. bitkilere cok zarar ve ren bir bocek cinsi. akkarincalar * Agiz parcalariiyi gelismis. makul. cildiracak gibi olmak. -akla / -ekle * Bazifiillerin siklik catilarinitureten ek: tart-akla. akkarinca * Duz kanatlilardan. burun. aklin kabul edebilecegi. zivanadan cikmak. akla karayisecmek * (bir isi basarincaya degin) cok sikinticekmek.vb. akit vaadi * On sozlesme. Hollan da kavagi(Populus alba). akkorluk * Akkor olma durumu. kontrat. gucluklerle karsilasmak. * Nikâh. akla zarar (veya ziyan) . akkelebek * Hemen butun meyve agaclarinda tomurcuk dusmanisayilan. kulak ve ayaklarda siyah lekeler buluna bilen. akla gelmez * hatirlanamaz. iri ak kanatlarikalin. termitler. akkuyruk * Tadiniartirmak icin cay harmanina katilan beyaz bir cay turu. akcakavak. yirticibir kus. akla gelmedik * dusunulemeyen. akkirpani * Ak. akla fenalik vermek * cok sasirmak. âkit * Bir isi karsilikliolarak kararlastirip ustlerine alan taraflardan her biri. akkaraman * Vucudu beyaz. sicak veya iliman ulkelerde yasayan. termit (Termes). akla yatkin* uygun. sozlesme. akkavak * Sogutgillerden. akillica.irade beyanlariile gerceklesen islem. kaba karisik yapagili. akkor * Ýsik sacacak beyazliga varincaya degin isitilmisolan. mukavele. yapraklarinin altibeyaz olan bir kavak turu. akla gelmeyen basa gelir * insan ummadigi. akla sigmak (veya sigmamak) * inanilacak gibi olmamak. fakat kirli.

aklibasinda * surekli akillidavranan. beyazlastirmak. kendine gelmek. aklialmamak * anlayamamak. akli * Akibulunan. aklibasindan gitmek * cok sevincten veya cok korkudan ne yapacaginisasirmak. beraat etmek. beyazlasmak. saskinliga ugratacak (sey). aklidurmak * dusunemez bir duruma gelmek. temizlenmek. aklicikmak * titizlikle uzerinde durmak. * Bir dava sonunda temiz ve ilisiksiz cikmak. kavrayamamak.* cok sasilacak. aklidagilmak * dusunceyi belli bir konu. * dogru durust. * Basariligosterilmek. aklan * Sularinibir denize veya gole gonderen bolge. * uygun bulmamak. maile. cok korkmak. aklevrek * Tatlisu levregi. aklibir yerde olmak * dusunulmesi gerekenden baska bir sey dusunmek. degerli olarak nitelendirilmek. aklibasindan bir karisyukari(veya yukarida) * dusunmeden aklina geleni yapan. aklama * Aklamak isi. * Bir dagsirasinin yamaclarindan her biri. tebriye e tmek. aklibaska yerde olmak * baska seyler dusunmek. * bir seyin olabilecegine inanmamak. ibra etmek. aklasma * Aklasmak isi. * ayilmak. cok korku gecirmek. akil geregince. aklen * Akil icabi. aklanma * Aklanmak isi. aklama belgesi * Alacak verecek kalmadiginigosteren belge. aklibasinda olmamak * iyi dusunebilir durumda olmamak. aklibasina gelmek * davranislarinin yanlisliginisezerek dogru yolu bulmak. akliermek . sasirmak. agarmak. kusursuz. aklastirma * Aklastirmak isi. ibraname. aklastirmak * Aklasmasinisaglamak. ibra. temize cikmak. aklibokuna karismak * korkudan sasirip ne yapacaginibilememek. aklanmak * Ak olmak. aklasmak * Ak duruma gelmek. sorun uzerinde toplayamamak. ak renkli. aklamak * Sucsuz veya borcsuz oldugu yargisina vararak birini temize cikarmak.

aklifikri bir seyde olmak * butun dusundugu bir konuda yogunlasmak. * akilca olgunlasmak. aklikesmek * bir seyin olabilecegine inanmak. akligitmek * sasirmak. * bir seyi yapmayidusunmek. aklizivanadan cikmak * delirmek. aklima gelen basima geldi * olmasindan korktugum sey oldu. * kafasinda bir dusunce dogmak. aklievvel * Densiz. aklina geleni soylemek * rastgele konusmak. sandigina gore. * Kadinlarin makyaj icin yuzlerine surdukleri beyaz bir sivi. bayilmak.* anlayabilmek. sasirmak. bocalamak. akliyatmak * anlamaya baslamak. dusunusune gore. animsamak. * cok begenmek. tatmin olmak. aklikalmak * begenilen bir seyi dusunmekten kendini alamamak. aklikarismak * ne yapacaginibilememek. aklina esmek * daha once dusunmemisoldugu seyi birden yapmaya karar vermek. aklisonradan gelmek * verdigi kararin yanlisoldugunu anlayip vazgecmek. munasebetsiz. korkmak. aklik * Ak olma durumu. aklisira * Aklinca. umduguna gore. tasarlamak. aklina getirmek . aklinioynatmak. aklievvel * Akilligecinen. aklina gelmek * hatirlamak. beyazlisiyahli. * Kendisini en akillisanan. aklisira * aklinca. duzgun. aklikesmemek * sonucu tahmin edememek. aklina birsey gelmek * suphelenmek. aklitam ayar * akliyerinde. aklitakilmak * zihni bir seyle ugrasmak. olacagina inanmak. aklina geleni yapmak * her istedigini dusunmeden yapmak istemek. aklina dusmek * hatirlamak. sagduyu sahibi olmayan. ilerisini gorememek. aklimda! * lâdes oyununa katilanlardan biri otekine bir sey verirken karsidakinin "unutmadi m" anlaminda soyledigi soz. aklikarali* Akive karasiolan.

cok sasirtmak. aklina sigmamak * anlayamamak. aklina tukurmek * birinin dusuncesini begenmemek. devsirmek) * akilsizca davranislarda bulunmaktan kendini kurtarmak. aklina koymak * bir kimse birine. hic unutmamak. * kararlastirmak. aklindan gecmek * dusunmek. * hatirlamak. aklinda olsun! * unutma!. aklina vurmak * birden dusunuvermek. aklindan cikarmamak * devamlihatirlamak. aklina takmak (veya aklinitakmak) * surekli olarak bir seyi dusunmek. tasarlamak. aklina sigdirmak * bir seyin olabilecegine inanmak. aklina uymak * birinin uygun olmayan gorusune gore isyapmak. aklinibaska yere vermek * konusulan konudan baska bir sey dusunur olmak. aklini(bir seyle) bozmak * bir sey uzerine duserek hep onunla ugrasip durmak. aklinibasindan almak * dusunemeyecek bir duruma getirmek. aklinda tutmak * ogrenmek. aklinicelmek * niyetinden. aklina turp sikayim * birinin dusuncesini ve yaptiginibegenmemek. bir dusunceye saplanip kalmak. aklinicalmak * ilgisini asiriderecede cekmek. bir sey telkin etmek. aklindan gecirmek * bir sey yapmayidusunmek.* hatirlatmak. aklina yelken etmek * dusuncesizce davranmak veya aklina geleni hemen yapmak. kararindan caydirmak. kinamak. aklinibasina almak (veya toplamak. bellemek. * dusunmek. aklisira. * olabilecegine inanmamak. aklina sasayim (veya sasarim) * adigecen kimsenin akilsizca bir davranista bulundugunu anlatir. aklina koymak * bir sey yapmaya kesin olarak karar vermek. * unutmamak. aklindan tutmak * bir sey dusunmek. cok istemek. aklialmak. aklinca * (kucumseme yollu) Dusuncesine gore. . aklindan zoru olmak * arada bir durum ve sartlarin gerektirdigi gibi davranmamak. aklindan cikmak * unutmak. kavrayamamak. aklinda kalmak * unutmamak. davranmak.

cam sakizi. keci mantari(Agaricus campestris). * (sivibir madde icin) Bir yerden cikmak. aklinikacirmak * delirmek. akmaz * Durgun su. * Recine. * Art arda ve toplu olarak gitmek. aklinla bin yasa * akla yakin gorulmeyen bir dusunce ileri surene soylenir. yere dusmek. * Cabucak savusmak. * (bir kap veya bir yer) Ýcindeki veya ustundeki siviyisizdirmak. aklinin terazisi bozulmak * akillica olmayan davranislarda bulunacak bir duruma dusmek.* ayartmak. akma * Akmak isi. yersiz isyapmak. akliyeci * Akil hastaliklariuzmani. aklinioynatmak * cildirmak. bastan cikarmak. akompanyator . usculuk. * gereksiz. akliselim * Sagduyu. * (boya icin) Birbirine karismak. akma hancer * Ortasioluklu hancer. akliyat * Akil yolu ile kazanilan bilgiler. * akil disiisler yapmak. akmasa da damlar * cok degilse bile. * Akil hastaliklariile ilgili hastahane bolumu. yersiz dusunmek. aklinin kosesinden gecmemek * hicbir zaman dusunmemek. akliye * Akil hastaliklariile ilgili hekimlik kolu. aklinipeynir ekmekle yemek * saskinca ve akilsizca isler yapmak. akmantar * Tadiguzel ve besleyici bir tur mantar. az cok bir gelir veya kazanc saglar. katilmak. akma siniri * Malzemenin belirli bir gerilme uygulanmasiyla sinirlive kalicideformasyona ugr amasiveya belirlenen toplam uzamaya maruz kalmasidurumundaki mukavemeti. aklinisasirmak * yerinde olmayan bir isyapmak. * Akilcilik. golet. akla dayanan. * (bu gibi maddeler) Asagiya. akmak * (sivimaddeler veya cok ince taneli katimaddeler icin) Bir yerden baska bir yer e dogru gitmek. * (kumasicin) Yipranip iplikleri erimeye baslamak. * Surup gitmek. aklî * Akilla ilgili. ortadan kaybolmak. aklinitakmak * surekli olarak aklibir seyle ugrasmak. * (zaman icin) Cabuk gecmek. rasyonalizm. * Karismak. akindirik.

akort etmek * calgilarin seslerini ayarlamak. duzenlemek. uyumsuz. akort edilmemis. akortlu * Akordu olan. ses veren araclariniayarlamak. akordeon. hisim. * Radyoda gercek ayar frekansiile dogru degeri arasindaki sapma. akortlatmak * Akortlamak isini yaptirmak. * Biri. akordeon * Ustundeki dugmelere veya tuslara basarak. akort * Bir calgiyidogru ses vermesi icin ayarlama. * Birbirini tutmayan. akortsuz. * Olusma yonunden aynikaynaga dayanan seyler. akortsuzluk * Ses duzensizligi veya ayarsizligi. akont * Bir borca karsilik. * Armoniyi saglayan seslerin birlesmesi. akraba olmak * evlilik yoluyla yakinlik kurmak. akrabalik * Akraba olma durumu. akort edilmis. akortcu * Piyano ve org gibi muzik aletlerini ayarlamayimeslek edinmiskimse. elde tasinabilir bir calgi. akortsuz * Akordu olmayan. hesabidaha sonra gorulmek uzere yapilan kismî odeme. akortlanma * Akortlanmak isi. akordiyoncu * Bkz.* Bir parca calindigizaman ses veya bir âletle ona katilan kimse. akort yapmak * calgilarin tellerini. uyumsuz. akortlanmak * Akortlanmak isi yapilmak. akraba * Kan veya evlilik yoluyla birbirine bagliolan kimseler. eslik eden. akortsuzlastirmak * Radyoda bir ayar frekansinda sapma meydana getirmek. akordu bozuk * Birbirini tutmayan. akordeoncu. akran . akraba diller * Ayniana dilden gelen diller. akordeoncu * Akordeon calan kimse. akortlama * Akortlamak isi. akordiyon * Bkz. akonitin * Bogan otundan cikarilan ve hekimlikte kullanilan zehirli bir madde. akortlatma * Akortlatmak isi. metal dilcikleri titretme yolu ile c alinan koruklu. * Kumaslarda makine ile yapilmiskirma. akraba cikmak * onceden tanismadan veya bilmeden konusarak akraba olduklarinianlamak. digerinin sonucu olan seyler.

* Hucrede boyayikabul etmeyen (bolum). muvassah. akrostis * Her dizenin ilk harfi yukaridan asagiya dogru okununca ortaya bir soz cikacak bicimde duzenlenmis manzume. akrep * Akreplerden. akropol * Eski Yunan sehirlerinde. akromatik * Beyaz isigicozumlemeden geciren. akrobatlik * Cambazlik. en onemli yapilarin ve tapinaklarin bulundugu ic kale . sicak ve nemli yerlerde yasayan. akromatopsi * Bkz. ucuncu bi r kisi yararina bir baska bankada veya aracisinda actirilan kredi. iyi islemeyen. * Eski Yunan ve Lâtin siir olcusunde. kivrik ve kalkik kuyrugunda zehi rli bir ignesi olan bocek (Scorpio). akromegali * Genel gelisme bittikten sonra el. * Saatin iki ibresinden kucugu. ornegi akrep olan takimi. * Ýyi gitmeyen. kromatin ile boyanmamis olan kromozomlari olusturan bolum. bir bankanin yukumlulugu altinda. akrobat * Cambaz. ogur. tevsih. sondan bir onceki hecesi kisa olacak yerde u zun olan dize. hafifce topallayan. aksak * Aksayan. akrobatlik. aks * Dingil. akrobasi * Cambazlik. akreditif * Belirli bir nicelikteki para icin. akrep gibi * her firsatta sozleriyle baskalariniincitme veya onlara kotuluk etme durumunda olan. boydas. akranlik * Akran olma durumu. * Turk muziginde oldukca kivrak bir usul. renk korlugu. yasitlik. cene. * Kredi mektubu. aksak esekle yuksek daga cikilmaz * eksik araclarla saglikliisyapilmaz. renksemez. akromatik igiplik * Mitozun ilk evresi sonunda butun hucrelerde beliren ve hucre boyalariyla pek b oyanamayan igbicimindeki olusum. yasit. Akrep * Zodyak uzerinde Terazi ile Yay burclariarasinda yer alan burc. akromatin * Hucre cekirdegi icindeki ince iplikciklerden yapilmis.* Yasca denk. buyumesi veya uzamasi. . burun gibi vucudun sivri kisimlarindak i kemiklerin kalinlasmasi. akrepler * Orumcegimsilerin. Zodyak.

yankivermek. yankilanmak. ancak kendine ozgu ayribir yara ribulunan alet. bir makinenin islevine katilmayan. grup vurgusu. eldiven. arac veya nesne. * (bir is) Geregi gibi yurumemek. yansilanmak. kemer. aksetme * Aksetmek isi. aksaklik * Aksak olma durumu. duyulmak. muc evher gibi esya. acik kahve rengi oz odunlu olan bir agac ( Thuya occidentalist).aksakal * Koyun veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. * Ermis. canta. akselerometre * Ývmeolcer. aksama * Aksamak isi. * (isik) Bir yere vurmak. aksanibozuk * Bir dildeki kelimeleri dogru soyleyemeyen. akselerograf * Ývmeyazar. aksayis * Aksamak isi veya bicimi. evliya. aksedir * Kaplamasimobilyacilikta kullanilan. * (bir isik veya bir sekil) Duz ve parlak bir yuzeye carpip orada aynen gorunmek . akseptans * Yabanciulkelerde okuyacak ogrenciler icin gonderilen kabul belgesi. aksata * "alma ve verme" Alisveris. bir sahne icinde yer alan veya oyuncun un dekor geregi kullandigi cesitli esya. bir isi geregi gibi yurutmemek. * Vurgu. yayilmak. * Evirmek. akse * Hastalik nobeti. aksesuarci * Aksesuarihazirlayan kimse. aksan * Bir ulkenin insanlarina veya bir cevreye ozgu soyleyisozelligi. * Aksesuar kullanmasiniseven. aksetmek * (ses) Bir yere carpip geri donmek. aksesuar * Bir aletin. aksamak * Hafif topallamak. geri kalmak. aksam * Kisimlar. * Konunun gerektirdigi olcude kullanilan. aksatmak * Aksamasina yol acmak. * Ulasmak. * Policelerin uzerine "kabulumdur" biciminde yazilarak altiimzalanan aciklama. kriz. . tersine cevirmek. sapka. * Kadin giyiminde giysiyi butunleyen ayakkabi. kelime vurgusu. aksatma * Aksatmak isi. aksatis * Aksatmak isi veya bicimi.

gurultulu soluk bosalmasiolayi. aksirma * Aksirmak isi. aksirikli * Aksiriga tutulmus. hapsirtmak. hircin. aksirma. aksirma bicimi. aksi takdirde * yoksa. aksiligi tutmak * gucluk cikarmak.aksettirme * Aksettirme isi. * Bir isin yolunda gitmemesi durumu. hastalikli. inatcilik etmek. sik sik aksiran. aksilik cikmak * engel ortaya cikmak. inadinda direnmek. aksi seytan * isler yolunda gitmedigi zaman "ne kadar ilgisiz. aksilesmek * Huysuzlanmak. hapsirmak. aksirigiolan. inatcilik. aksirtmak * Birinin aksirmasina sebep olmak. aksi hâlde. yaymak. uygunsuzluk. aksi aksi * Olumsuz bir bicimde. * (isigi) Yansitmak. * Uygun olmayan. huysuz. hapsirikli. hapsirik. aksi tesaduf * "sanssizliga bak" anlaminda kullanilir. aksilik olarak. huysuzluk. aksi gibi * istenmedigi hâlde. durumu. oyle olmazsa. gurultulu soluk bosaltmak. huysuzluk etmek. aksilik * Terslik. aksirtma * Aksirtmak isi. aksettirmek * (sesi) Yankilamak. aksilenme * Aksilenmek isi. menfi. aksiris * Aksirma. aksirik * Herhangi bir sebeple burun zarinin giciklanmasisonucu solunum kaslarinin birde nbire kasilmasiyla agiz ve burundan hizli. hapsirma. aksiriklitiksirikli * Yasli. ulastirmak. . ters davranmak. zit. aksirmak * Burun zarlarinin giciklanmasiile solunum kaslarinin birdenbire kasilmasiuzerin e. aksi hâlde * yoksa. duyurmak. agiz ve burundan hizli. * Ýnatci. aksi * Ters. olumsuz. aksilesme * Aksilesmek isi. huysuzlanmak. karsit. * Haberi. elverissizlik. munasebetsiz" anlaminda kulla nilir. aksilenmek * Aksilesmek. aksiligi ustunde * olumsuz davranisli. ters ve kizgin olarak.

* Sermayenin belirli bir bolumu. aksam azadi * Ders cikisi. . aksungur * Akdogan. gunesin battigisiralar. bir dusuncenin ortaya cikmasi. maddî bir etkenin. belit. akson * Sinir uyarmalarinisinir hucresinden ileriye uzatmaya yarayan. kabuklarieczacilikta kullanilan bir sogut turu (Salix alba). is. aksam ezani * Gunun dorduncu namaz vaktini bildiren ezan. ders paydosu. aksona * Vurgun hastaligina karsiuygulanan emniyet duraklari. aksam gazetesi * Baskisiogleden sonra. * Yaslilik donemi. aksogut * Sogutgillerden. perde. sinir hucrelerin in uzantilarindan en belirli ve uzun olani. reaksiyon. aksam ahira sabah cayira * hayatta yiyip icip yatmaktan baska kaygisiolmayanlar icin soylenir. gelisim. * Aksam vakti kilinan namaz. * Hareket. huysuzluk etmek. isportalarda aksama dogru tezgâhta kalmismallarin ucuz fiyatla satil isi. aksam pazari * Pazarlarda. aksu * Gozdeki billûr cismin saydamliginiyitirerek agarmasindan ileri gelen korluk. aksam * Gunduzun son ve gecenin ilk saatleri. katarakt. hikâye. inatcilik etmek. aksam gunesi * Etkisi azalmisgun isigi. aksam namazi * Ýkindi ile yatsinamaziarasinda kilinan namaz. aksiseda * Yanki. uyusmaya yanasmamak. * Bir oyuncunun sahne uzerindeki hareketi. ters d avranmak. aksogan * Ada sogani. * Hisse senedi.aksilik etmek * gucluk cikarmak. aksulâmel * Tepki. aksiyon * Bir kuvvetin. bu hareketten ortaya cikan gelisim. ozellikle aksama dogru yapilan gazete. pay senedi. aksam aksam * Aksamin oldugu su dar zamanda. * Ýnsan etkinliginin veya iradesinin aciga cikmasi. mutearife. aksine * Tersine. aksiyom * Kendiliginden apacik olan ve boyle oldugu icin oteki onermelerin on dayanagiol an temel onerme. * Oyunun temasinigelistiren baslica olay. * Gece. aksam karanligi * Alaca karanlik. ak basma.

aksamin isini sabaha (veya yarina) birakma * bu gun yapilmasigereken bir isi ertesi gune birakmak sakincalidir. aksamki * Aksam olan. bitmemek. aksama dogru. aksama kadar * butun gun. aksam yeli * Aksamlariesen serin ruzgâr. aksamdan aksama * Her aksam ust uste. ara vermeden.aksam piyasasi * Aksam uzerleri belli bir yerde yapilan gezinti. . aksam oldugunda. aksamleyin * Aksam saatlerinde. Culpan. aksama dogru * Gunduzun aksama yakin bir zamaninda. aksama sabaha * Neredeyse. aksamlar (veya aksam serifler) hayrolsun! * aksam vakti kullanilan esenleme sozu. aksama kalmak * (is) gecikmek. aksamdan * aksam olmak uzere iken. aksamlari* Aksam vakti. aksamcilik etmek * aksamcilar icki icmek amaciyla bir araya gelmek. aksam saati * Aksam vakti. aksamdan kavur. pek yakinda. aksamci * Aksamlariicki icme aliskanliginda olan kimse. iyi aksamlar!. Aksam Yildizi * Venus. aksamlamak * Butun gunu bir yerde veya bir iste gecirerek aksama erismek. aksamlatma * Aksamlatmak isi. susamlisimit. olan olduktan sonra gosterilen ilgi icin soylenir. aksamibulmak. aksam simidi * Ýkindi uzeri cikarilan sicak. aksamibulmak (veya aksamietmek) * aksamlamak. gunu bitirmek. * Her aksam. aksamleyin. aksamdan sonra merhaba (veya sabahlar hayrolsun) * isisten gectikten. * Calismasiaksama rastlayan. aksamlama * Aksamlamak durumu. aksamcilik * Aksamciolma durumu. kisa bir zaman icinde. aksamibuldurmak veya ettirmek. aksamdan kalmis(veya kalma) * geceki sarhoslugun mahmurlugunu tasiyan. sabaha savur * kazandiginigunu gunune harcayan tutumsuz kimselerin durumunu anlatmak icin kul lanilir. * Aksamibir yerde gecirmek. aksam vakti. aksamlatmak * Aksamiyaptirmak. * (ay) Dolun ay durumundan sonra gec dogmak. isi. * Calismalarinidaha yogun olarak aksam saatlerinde yapan. aksam yapilan.

aksinlik * Aksin olma durumu. * Voleybolda obur oyuncularin vurmasiicin topu. aksamlik * Aksama ozgu olan. aktar * Baharat. kacinilmaz sonuc pek yakin. aktarma etmek * aktarmak.aksamlisabahli * Her aksam ve her sabah. tutun vb. kâgit. aktarilmak * Aktarmak isine konu olmak. aksamsefasi * Gecesefasi. * Bir kitaptan veya bir yazidan bir bolumu almak. iplik. * Bir hesaptan baska bir hesaba para havale etme. satan kimse veya dukkân. aksin * Killarinda ve gozlerinde. aktarma * Aktarmak isi. gerecleri satan kimse veya dukkân. aksam yaklasirken. * Bir seyin yolunu. * Bir oyuncunun topu kendi takimindan bir baska oyuncuya gondermesi. aktarma isiyle ugrasma. iktibas etmek. * butcede bir bolumden baska bir bolume odenek gecirmek. aktarim * Aktarma isi. bazen de derisinde dogustan boya maddesi bulunmadigi icin her yaniak olan (hayvan veya insan) capar. aktarilma * Aktarilmak isi. * Goruntuyu bir bolgeden baska bir bolgeye ileten arac. nakil. aktarlik * Aktarin yaptigiis. ev ilâclari. aktarmak * Bir yerden. zarf. baharat. aksamlik sabahlik * Nerede ise. aksam icin. aktariye * Aktarin sattigiseyler. agin uzerine yukselten oyuncu. aktarmacilik * Aktarma isi. bir kaptan baska bir yere veya kaba gecirmek. aksamustu * Gunesin battigisiralarda. * Alinti. virman. * Surulmemistarlayiilk veya ikinci kez surme. yonunu degistirmek. iktibas. aktarici * Dam kiremitlerini aktarip kiriklariyenileyen kimse. aktarmaci* Aktarma isini yapan kimse. aksamustu. albino. tercume etmek. aktarma yapmak * bir tasittan otekine gecmek. * Anadolu'da igne. aksama dogru. aktaris * Aktarmak isi veya bicimi. aksamuzeri * Bkz. * Arilaribir kovandan otekine gecirme. * Catikiremitlerini gozden gecirerek kirik ve bozuk olanlarinin yerlerine saglam . * Bir tasittan baska bir tasita gecme. * Bir dilden baska bir dile cevirmek.

aktif duruma getirmek.KisaltmasiAc.larinikoymak. protaktinyum. aktif duruma gelmek. hareketli. * Bir kitabi. * Etken. * Surulmemistarlayiilk ve ikinci kez surmek. atom agirligi227 olan. aktiflestirmek * Aktiflesmesini saglamak. kuryum ve berkelyu m radyoaktif elementlerinin ortak adi. aktif rol oynamak * etkili olmak. aktif tasima * Bir maddenin hucre zarindan enerji harcanarak hucre icine veya disina tasinmas i. radyoaktif bir element. aktor * Erkek oyuncu. aktiflestirme * Aktiflestirmek isi. amerikyum. canli. etken. * Ýletmek. * Bir ticarethanenin. plûtonyum. aktif * Etkin. . aktinit * Aktinyum. tulyum. aktiflik * Etkinlik. etkili olmak. aktartma * Aktartmak isi yaptirmak. caliskan. aktivite * Etkinlik. aktif fiil * Etken fiil. aktavsan * Bir cins iri col sicani(Jaculus). uyarlamak. daha cok Kur'an'ibasindan sonuna kadar okumak. bildirmek. aktinoloji * Gunesisinlarinin hem insan hem de butun canlilar uzerinde etkisini inceleyen b ilim dali. aktif metot * Ogrencilerin. aktinyumlu * Ozunde aktinyum bulunduran. ortakligin para ile degerlendirilebilen mal ve haklarinin tumu. aktiflesme * Aktif duruma gelme. aktinyum * Atom numarasi89. aktivizm * Etkincilik. * Etkili. aktartmak * Aktarmak isi yaptirtmak. aktarmasiz * (tasitlar icin) Belli bir sure sonra inilip baska bir tasita binilmesini gerek tirmeyen. * Bir teknige gore bicimlendirmek. aktarmali* (tasitlar icin) Belli bir sure sonra inilip baska bir tasita binilmesini gerekti ren. toryum. aktiflesmek * Canlihareketli. kisisel calismalarinive isyapma yeteneklerini gelistirmeyi sagla yan bilimsel yontem.

10-15 bazen de 50-60 kg gelen bir balik. akvaryumculuk * Akvaryumcunun meslegi. akustik * Fizik biliminin konusu ses olan kolu. istenildiginde bunu elek trik enerjisi olarak veren cihaz. yankibilimi. akut * Ýlerlemis. yuvarlak hucre. akupunktur * Vucudun belirli noktalarina genellikle altin igne batirarak yapilan Cin'de yay ilmisolan tedavi. acil (hastalik). akvam * Kavimler. aktualite * Guncellik. kizgin (hayvan). edimselcilik. ufak pullu. lokosit . yankilanim. akvarel * Sulu boya resim. akyuvar * Kan ve lenf gibi vucut sivilarinda bulunan cekirdekli. akumulâtor * Elektrik enerjisini kimyasal enerji olarak depo eden. akya baligi * Uskumrugillerden. siddetli. * Kapalibir yerde seslerin dagilim bicimi. su bitkilerinin yapay bir ortamda beslendigi cam su kabi. aktorluk * Aktorun gorevi. aktore * Ahlâk. akzambak . aktorun yaptigiis. akur * Azgin. * Gunun olayiveya konusu. akbalik (Lichia amia). akvaryumcu * Akvaryum isiyle ugrasan kimse. aktuel * Guncel. ses dagilimi. simdiki. aktualizm * Gecmisjeolojik olaylarin bugunkulere bakarak aciklanabilecegini ileri suren og reti. * Oldugundan baska turlu gorunme. akva * Kuvvetli. * Bir tur sirmalive kostekli bicak. akvaryum * Tatliveya tuzlu su hayvanlarinin. akuzatif * Yukleme durumu. * Sus baligibeslemeciligi. aku * Akumulâtorun kisaltilmisadi. kendini baska turlu gosterme. * Edimsel. akimtoplar. aktualitesini kaybetmek * guncelligini yitirmek. saglam. * Kuvveden fiile gecmisolan hâl (Aristo felsefesi). aktris * Kadin oyuncu.* Oldugundan baska turlu gorunen kimse.

al elmaya tasatan cok olur * degerli kimselere satasan cok olur. al gulum ver gulum * iki sevgilinin birbirine sevgi gosterisinde bulunmalari. sus bitkisi olarak yetistirilen. pek iyi. al kan * Doymusalifatik hidrokarbonlarin genel adi. vurularak olmek. vur otekine (veya birine) * hicbiri ise yaramaz. al birini. -al. al benden de o kadar * ben de aynidurumdayim veya ben de aynidusuncedeyim. * Acik kestane renginde olan. kizil. allik. * aralarindaki senli benli iliskiyi surdurerek. al basmak * logusa albastihastaligina tutulmak. it -ele-. hile.vb. al (veya kanli) gomlek gizlenemez * gizli tutulmasielde olmayan seyler icin soylenir. âlâ * Ýyi. Al * Aluminyum'un kisaltmasi. elâ (goz). alaca. * Alabaligin kisaltilmisadi. * Kekligin boynundaki siyah halka. beklenilmeyen seylerin de olabilecegini anlatir. ozel vb. -ala. . * Bu renkte olan. al (veya alin) * iste. al karisi * Logusalara musallat olarak onlaribogdugu sanilan goruntu. silk-ele-. kak-ala-. al kanlara boyanmak * yaralanmak./ -ele* Fiilden siklik (tekerrur) catisitureten ek: calk-ala-. guz-el (<gozel). sehit olmak.* Zambakgillerden./ -el* Ýsimden fiil tureten ek. ala * Karisik renkli. al * Aldatma. duzen. al bayrak (veya sancak) * Turk bayragi. dog-al. kov-ala. al kiraz ustune kar yagmis * dusunulmeyen. tuzak. -al / -el * Ýsimden sifat tureten ek: gen-el. cekise cekise. al takke ver kulâh * uzun bir cekismeden sonra. * bir kimseye yapilan hizmetin hemen karsiliginibekleme durumu. govel (< gok-el). kirmizi. parajin. al sana bir daha * yeni bir aksilik olunca bezginlik bildirmek icin "iste" anlaminda soylenir. al giymedim ki alinayim * "bu isle hicbir ilgim olmadigiicin soylenen sozleri kendi uzerime almadim" anl aminda kullanilir. * Yuze surulen pembe duzgun. al * Kanin rengi. cok renkli. cicegi disve yuz sislerinin tedavisinde kullanilan bir bitki (Lilium candidum). * (at donu icin) Dorunun acigi. kizila calan. sas-ala-. hepsi bir ayarda.

ala tav * Az tavli. * isler alt ust olmak. alabacak * Ayagisekili (at). deniz araclaridevrilip ters donmek. ugursuz (kimse). alabanda iskele * Dumeni sol yana dogru sonuna kadar cevirme komutu. yariyasyarikuru olan (toprak). kemikli baliklarin bir familyasi. paylamak. * Baligitoplamak icin dalyan aginin yukariya alinmasi. salgama benzeyen bir bitki. eti turuncu ve lezzetli. soguk ve duru sularda yasayan. ala tavli * Bitkinin cimlenmesi icin yeterli tavibulmamis(toprak). * Birkac renkli iplikten yapilmisdokuma. alabora * Geminin devrilecek kadar yan yatmasi. alabora olmak * tekne. . borda karsiti. * Olanca hiziile. * Selâmlamak icin filika kureklerinin yukariya kaldirilmasi. alabalik * Ala balikgillerden. ala alaya kalkmak * bagrisarak gurultu etmeye kalkmak. sonuna kadar cevirme komutu. donek. sonuna kadar cevirmek. alabanda * Deniz teknelerinin ic yanlari. 25 0 gr dan 2 kg a kadar gelen bir tatlisu baligi(Trutta faris). * Ýki veya daha cok renkli. alabanda etmek * dumeni saga veya sola. * Ýyice pismemis(yemek). haslamak. suluca (yemek).ala ala * Toplu olarak yapilan islerde bagrisarak soylenen ala ala hey! unleminde gecer. * Bir serenin yatay durumdan dusey duruma getirilmesi. alabanda vermek * azarlamak. alabros * Firca gibi dik kesilmis(erkek saci). * Agacta ilk olgunlasan meyve. alaca * Birkac rengin karisimindan olusan renk. alabildigine * Sinirsiz. ala sulu * Yeni olgunlasmaya baslamis(meyve). alabandayiyemek * adamakilliazarlanmak. * Ýyi pismemis. sandal vb. ucsuz bucaksiz. * Asiriderecede. Ala Yuntlu * Oguz Turklerinin 24 boyundan biri. gereginden cok. ala gun * Yazin gunesbulut arkasinda kaldiginda olusan golgeli durum. alabanda ates * Geminin bir yaninda bulunan toplarla birden atesedilmesi komutu. alabanda sancak * Dumeni sagyana dogru. alabas * Turpgillerden. * Ara bozucu. alabalikgiller * Omurgalihayvanlardan.

alacali * Alaca. * Herhangi bir heyecan dolayisiyla benzi kizarip bozarmak. * Para verilerek alinacak sey. kul rengi. alacalanmak * Alaca bir duruma gelmek. daha cok uzume dusen ben. mal veya baska sey. alacalandirma * Alacalandirmak isi. alacalibulacali * Cok karisik ve cigrenkli. rengârenk. alacak * Bir hesap geregince daha alinmamisolan para. alacagiolsun! * "gunun birinde ondan ocumu alirim" anlaminda goz korkutma sozu. alacagiolmak * birinden alinacak parasiolmak. * vakit darligindan bir oneriyi kibarca geri cevirmek. borclu karsiti. renkten renge girmek. alacabalikcil * Balikcilgiller familyasindan. alacak verecek * alisverisiliskisi. alacalanma * Alacalanmak isi. . akla kara karisik. * Kotu huy. bildircin gibi kuslariavlamak icin kullanilan iki renkli bez. alacalamak * Renk renk. alacagim olsun da ala kargada olsun * alacakliolmak iyi bir seydir. verirken de gucluk cikaran kimse. alacakli * Birinden alacagiolan. alacakliolmak * birinden alacagibir sey bulunmak. benek benek boyamak. alaca as * Asure. alaca bulaca. alacaklicikmak * alacagivereceginden cok olmak. yarikaranlik. matlûp. alacalama * Alacalamak isi. alaca karanlik * Gunesdogmadan once veya battiktan hemen sonraki aydinlik. verecegine karga (veya kuzgun) * alirken kolaylik gosteren. * Birinden alacagiolan kimse.* Keklik. * Meyvelere. alacagina sahin. alacalandirmak * Alaca duruma getirmek. * Eriyen karlar arasindan yer yer toprak gorunmek. alacalik * Alacaliolma durumu. sa zliklarda yasayan bir kusturu (Ardeola ralloides). alaca bulaca * Cok karisik renkli. alacagina tutmak * bir seyi verecege veya borca karsilik saymak. alacakarga * Saksagan. uzunlugu 50 cm. alaca dusmek * (meyve) olgunlasmaya baslamak.

alaturka karsiti. * Oglan sacibiciminde kesilmis(kadin saci). alafranga davranmak. alafranga muzik * Batitarzinda ve olculerinde yapilmismuzik. alafrangaci * Alafranga hayatibenimsemisolan. alâkadar * Ýlgili. alâkabahs* Ýlgilendirici. alâka duymak * ilgi duymak. sigin (Dama dama). alacamenekse * Hercaî menekse. Avrupa egitimiyle yetismis(kimse). Guney Avrupa ve Kuzey Afrika'da yasayan bir cins geyik. alafrangalasmak * Alafranga olmak. alafrangalastirmak * Alafrangalasmasina sebep olmak. -alak / -elek * Fiilden sifat tureten ek: yat-alak. alafranga * Frenklerin tore.* Renkli ve renksiz killarin butun vucutta duzenli sekilde dagilmayarak buyuk ve kucuk parcalar hâlinde birlesmesiyle meydana gelen bir at donu. alafrangalik * Alafranga olma durumu. * Avrupa uygarliginibenimsemis. alafranga olma. postu benekli. alafrangalasma * Alafranga usulleri benimseme. cok-elek vb. âdet ve hayatina uygun. alacam * Rengi kizila yakin bir cam turu (Picea excelsa). * Alafranga saat. alageyik * Geyikgillerden. alâka cekmek (toplamak veya uyandirmak) * ilgi cekmek. alafranga saat * Gunu 24 saat sayarak. alacik * Uzeri dal ve hasirla ortulmuskulube. alafrangacilik * Alafrangaciolma durumu. ilgili bulunulan. Frenklerle ilgili. alâkadar etmek . as-alak. * Gonul bagi. gunun baslayisinigece yarisi01 olarak kabul eden saat si stemi. ilgi ceken. alafranga tuvalet * Batitarzinda kapakli. erkeklerinin boynuzlariuca dogru kurek bicimind e genisleyen. alacasansar * Benekli sansar turu. * Keceden yapilan cadir. uzerine oturulabilen klozetli tuvalet. alâimisema * Gok kusagi. alâka * Ýlgi. cardak. alâgarson * Kisa kesilmissac. ilginc. alafrangalastirma * Alafrangalastirmak isi.

alâkadar olmak * ilgilenmek. maskelemek. tuyleri alacalibir kusturu. alamana agi * Kiyilardan uzak sularda avlanmak icin iki alamana kayigitarafindan kullanilan. alalama * Alalamak isi. iliskisi kalmamak. genisligi 7 ile 25 kulac olan buyuk ag. alalamak * Beneklerle. duzluk. isaret. alâmetifarikali * Alâmetifarikasiolan. . alâkart * Yemek listesinden secilen. ayiriciozellik. * Saksagan. * Bir konu veya calisma cevresi. uzunlugu 200 ile 250. alâmet * Belirti. alâminut yemek * Kolayca hazirlanip tuketilebilen yemek. * Buyukluk. otucu. * Orman icinde duz ve agacsiz yer. alâkasizlik * Ýlgisizlik. * Yemek listesinden yemek secerek. ilgisini kesmek. * Ayiricinitelik.* ilgilendirmek. alâkalandirma * Alâkalandirmak isi. alâkalanma * Alâkalanmak isi. alakarga * Kargagillerden. irilik bakimindan sasilacak durumda olan sey. saha. yakinlik duymak. zevk almak. hemen. ha rf gibi ozel isaret. alâkalanmak * Ýlgilenmek. iz. ayrilmak. acik ve genisyer. fiyatlariayriayrihesaplanan (yemek). alamana * Balik avlamakta veya yuk tasimakta kullanilan buyuk kayik. alâkali * Ýlgili. * Gonul baglamak. nisan. ilgisi olmayan. * Bir sey cekici gelmek. kayran. kestane kargas i(Garrulus glandarius). alan * Duz. iri govdeli. alâkalandirmak * Ýlgilendirmek. alâminut * Carcabuk. alâkok * Rafadan. alâmetifarika * Baziticaret esyasiuzerine konulan. alâkayi(veya alâkasini) kesmek * ilgiyi. o esyayiureten veya satanitanitan resim. meydan. aninda. sipsak. alâkasiz * Ýlgisiz. tabldot karsit i. cizgilerle veya renklerle bezeyerek bir seyi bulundugu cevreye uyd urmak. marka. kamuflâj. kamufle etmek.

* Ýcinde birtakim kuvvet cizgilerinin yayilmisbulundugu var sayilan uzay parcasi. alasagietmek * birini. alarga * Aciktan gec. saha. * kapip yere vurmak. alan talan * Karmakarisik. ilgisiz davranmak. dagitmak. * geri cekilmek. alargada durmak * uzakta durmak. dayanabilecek duruma gelmek. yetkilerini elinden alip yerinden uzaklastirmak. uzaklasmak. abras. ag orafobi. alan korkusu * Bazikisilerin alan. * Eski Roma'da acik hava gosterisi yapilan genisyer. * Acik deniz. yaklasma. alârm * Bir tehlike oldugunda bunu herkesin haber almasiicin verilen isaret. alan talan olmak * her biri bir yana dagilmak. karismak istememek. alan talan etmek * allak bullak etmek. yontemsiz. duran bir noktaya birlestiren dogru parcasinin birim z amanda taradigialan. alasim elementlerini eriterek katmak. P. alasagivur yukari * cekise cekise (pazarlik). aciktan. alaturka * Eski Turk gelenek. alârma gecmek * beliren tehlikeye karsidirenebilecek. darmadaginik. alan topu * Tenis.* Yuz olcumu. karsilasmalarin ve oyunlarin yapildigiyer. engine acilmak. alarga durmak * uzak durmak. * Bu tore ve hayatibenimsemis(kimse). alt ust etmek. engin. * Uzaktan. alargadan seyretmek * Uzaktan bakmak. alaten * Cuzamli. C. alasim * Ýki veya daha cok metalden. atmak. alan hizi * Hareket eden bir cismi. * Bir alicimerceginin net bir goruntu saglayabildigi derinlik ve genisligin butu nu. alarga etmek * acik denize cikmak. kovmak. alafranga karsiti. yagma etmek. * Alaturka saat. allak bullak. * Yarismalarin. park. sokak gibi yerlerde duyduklariurkeklik hastaligi. gorenek. tore ve hayatina uygun. alasimlama * Alasimlamak isi. * Duzensiz. Te gibi elementlerd en olusan metal gorunumunde kativeya sivikarisim. alasimlamak * Cozen metale. alaturka saat . bazidurumlarda metallerle. alaturka muzik * Turk muzigi.

alay gibi gelmek * inanilacak gibi olmamak. * Kargasalik. alay beyi * Albay rutbesinde jandarma alay komutani. bir durumun. bir seyin. alaturkalasmak * Alaturka olmak. alay alay * Kalabalik olarak.* Cok miktarda. duzenli bir isyapmak. alaturkacilik * Alaturkaciolma durumu. alay etmek * bir kimsenin. * Turk muziginden yana olan. * Vapurlarda bu bicimde tasima isi icin bordalarda kurulan basamakliiskele. soyleyen. alaturkalasma * Alaturkalasmak durumu. alaturka eser veren kimse. alavere tulumbasi * Emme basma tulumbasi. bir seyle eglenme. davranisgibi yollarla biriyle. alay gecmek * alay etmek. fazla sayida. * Bir seyi elden ele vererek aktarma. eksik vb. hepsi. alaturkaci* Alaturka bilen. alaya almak . soz. alay * Ses tonu. * Bu tur muzigi seslendiren veya calan. pek cok. alay malay * hep birden. * Cok kalabalik. alaturka tuvalet * Tuvalet ihtiyacinigidermek amaciyla comelme usulune gore yapilan tuvalet. alay * Herhangi bir torende veya gosteride yer alan topluluk. alavandali* Bkz. yonlerini kuc umseyerek eglence konusu yapmak. * Genel olarak uc tabur (suvarilerde dort veya besboluk) ve bunlara baglibirlikl erden olusan asker toplulugu.* Gunesin batisinda 12'yi gosterecek bicimde ayarlanmissaat. alavere * Bir seyin elden ele gecmesi. * Butunu. birlikte. alavereci * Piyasada fiyatidusunce yukselir umuduyla mal alan ve fiyat yukselince malisata n toptanci. onu kucumseme . yalanla dolanla isgormek. spekulâtor. vurguncu. gulunc. alaturkalik * Alaturka olma durumu. andavalli. ezanî saat. alaturkalastirmak * Alaturkalasmasinisaglamak. kusurlu. alavere dalavere yapmak (veya cevirmek) * hileli. alaturkalastirma * Alaturkalastirmak isi.

mektepli kars iti. alaya cikmak * askerî bir okulda basarigosteremeyerek kitaya gonderilmek. alaycilik * Alay etmeyi huy edinmisolma durumu. alaz * Alev. eglenmek. albasma * Albasti. alaysi * Alaya benzer. * Alay eden. * Gerekli okul egitimini gormeden kendini yetistirmisolan (kimse). âlâyivâlâ ile * butun gosterisi ile. 1 m uzunlugunda. alayli * Erlikten yetismissubay. * Vucutta kizillik veya kizil lekeler belirmesi durumu. su mermeri. * Gosterisli. alazlanmak * Alazlamak isine konu olmak. alayinda olmak * isi onem vermeyerek yapmak. alazlanma * Alazlanmak isi. * Ýnsan derisi icin. alaz alaz * Alev alev. gorkemli. debdebeli. mustehzi. alaya bozmak * alay niteligi vermek. alâyisli * Gosterisli. sogan vb. yalaz. mustehzi. alayli * Alay edici. Atlantik Okyanusu'nda yasayan iri bir kusturu (Diomedea exulans). isi saka konusu yapmak. kucumseyen. ciddî olmayan.* alay etmek. kucumseyici. acivermek. albay * Rutbesi yarbay ile tuggeneral arasinda bulunan ve asil gorevi alay komutanligi . alazlamak * Bir seyin yuzunu alevden gecirmek. alazlama * Alazlamak isi. ustunde kizillik veya kizil lekeler belirmek. goz kamastirma. yakmak. alaybozan * Bir cesit fitilli tufek. albatros * Firtina kusugillerden. albasma. albatr * Kaymak tasi. kucumseyerek eglenen. alâyis * Gosteris. * Sizlatmak. alaza * Dokulen tohumlarla ertesi yil kendiliginden cikan tahil. alayci * Alay etme huyu olan. aleve tutmak. logusa hummasi. albasti * Dogum sirasinda temizlige dikkat edilmemesi yuzunden logusanin tutuldugu atesl i hastalik.

hayvanlarin doku ve sivilarinda bulunan. alcak gonullu * (makam. * Bile bile en kotu. * Asagi. alcak ses * Hafif ses. albumin * Bitkilerin. miralay. azot. albuminli * Ýcinde albumin bulunan. kendini cok begenmek. durumlarda) Asagiolanlarikendisiyle esit tutan veya kendi deg erini oldugundan asagi gosteren (kimse). asagilik. albumin iseme * Bircok hastaliklarda. ilgi toplamak. * Kalin ses. namert . cekici. albeni * Alim. rezil hain. mutevazi. yapiskan madde. albeni vermek * cekiciligini artirmak. beyaza yakin renkte. . en ahlâksizca davranislarda bulunan. alcak gerilim * Dusuk voltajlielektrik hatti. * Bir sanatcinin eserlerinin bir bolumunun yer aldigikaset.olan ustsubay. alcak gonulluluk * Alcak gonullu olma durumu. * Herhangi bir konu ile ilgili kisa aciklamalar verilerek resimler basilmisolan kitap. yuksek karsiti. oksijen . para vb. cekicilik. soysuz. fotograf. ak tutma. alcak * Yerden uzakligiaz olan. tekercala r. hidrojen ve kukurt olan. alcak yaylak * Devamlioturma bolgesinde. uzuncalar. * Degeri ve gucu az olan elektrik potansiyeli. normal tahil ziraatiyapilan alanlarin bitisiginde ge nellikle deniz seviyesinden 900-1200 metre yukseklikteki yaylak. alcacik daglariben yarattim demek * cok kurumlu olmak. suda eriyen. * (boy icin) Kisa. pul gibi seyleri dizip saklamaya yarayan bir tur defter. kotu havaya isaret olan hava durumu. alcak basinc * Barometrede 760 mm altinda bulunan. alcacik * Cok alcak. yuzeyden cikintisiaz olan kabartma. cazibe. albenisi olmak * cekiciligi bulunmak. birlesimi karbon. alcak kabartma * Heykel sanatinda. yuksek olmayan (yer). ozellikle bobrek hastaliklarinda idrarda albumin bulunma sidurumu. hosve guzel gostermek. cazibeli. albenili * Alimli. alcak kavusum * Kavusumda gezegenin gunesle yer arasinda bulunmasi. albaylik * Albay rutbesi veya albayin gorevi. album * Resim. albinos * Aksin.

alcarak * Az alcak. * Duskunluk. alcici * Alcitasinicikaran kimse. alcaklastirma * Alcaklastirmak durumu. alcaltis * Alcaltmak isi veya bicimi. jips. * (insan icin) Degeri azalmak. bayagilasma. zul. alcaklasma * Bayagilasmak durumu. alcalmak * Alcak duruma gelmek.alcakca * Oldukca alcak. alcilatmak . senaat. alcilamak * Alciile sivamak. * Topragin cokup oturmasi. alcitasi * Toprak icinde katman olarak bulunan ve pisirilip toz durumuna getirilerek alci yapmaya yarayan hidratli kalsiyum sulfat. alcaklastirmak * Alcaklasmasina sebep olmak. alcaltmak * Alcak duruma getirmek. * Alcak. alcaklasmak * Bayagilasmak. alcalis * Asagilasma. zillet. alcalti * Kucuk dusurme. * Tavan ve duvarlarin alciile kaplanmasinda calisan isci. * Alcikaristirmak. yuksekten asagidogru inmek. alcilanmak * Alcilamak isine konu olmak. hor gorme. * Alcakca davranis. alcilatma * Alcilatmak isi. alcilanma * Alcilanmak isi. alcaltici * Kucuk dusurucu. asagilik kimselere yarasircasina. cezir. inme. alcaltma * Alcaltmak isi. alcalma * Alcalmak isi. mezellet. alcilama * Alcilamak isi. * Degerini azaltmak. alcikalip * Bir seyin uzerine alcidokulerek alinan kalip. * Kabarma alcalma olayinda sularin indigi donem. alcaklik * Alcak olma durumu. alci * Alcitasinin pisirilip toz durumuna getirilmesinden elde edilen madde.

geregi gibi uyanik olmayis indan yararlanarak onun zararina kazanc saglamak. igfal etmek. ihanet etmek. aldatilma * Aldatilmak isi. * Alciile sarilmisolan. alciya almak (veya koymak) * kirilan bir kemigi geregi gibi kaynamasiicin alciya batirilmissargiile sarmak. ilgisiz kalmak. * (kariveya koca) Esine sadakatsizlik etmek. aldangic * Uzeri ot veya kumla ortulmuscukur. aldanis * Aldanmak isi veya bicimi. kotu yola suruklemek. * Bir seyin gorunurdeki durumu. * (bitkiler icin) Havanin birden isinmasiyla zamansiz acan cicek. alcili * Ýcinde alcibulunan. * Birine verilen sozu tutmamak. verdigi zararikarsilamamak. avutmak. * Ayartmak. yaniltici. sivatmak. aldirmamak. * Bir hileye. kandirici. ilgilenmemek. * Karsisindakinin dikkatsizliginden. aldatmaca * Aldatmaya dayanan davranis. aldatmak * Beklenmedik bir davranisla yaniltmak. oyalanmak. * Oyalamak. ilgisizliginden. bir yalana kanmak. aldanma * Aldanmak isi. umu rsamamak. alcipan * Tavan suslemelerinde kullanilan ve cesitli desenleri olan alcidan yapilmiskali p. soguk sebebiyl e donmak. aldatilmak * Aldatmak isine konu olmak. aldirisetmemek * onem vermemek. aldigiabdest urkuttugu kurbagaya degmemek * sagladigiyarar. aldanmak * Gorunuse kapilarak yanlisbir yargiya varmak. ilgi gostermemek. aldanc * Cabuk ve kolay aldatilan kimse. aldirissiz . aldatma * Aldatmak isi. yanilmak. kanma. aldatis * Aldatma isi veya bicimi. * Avunmak. aldehit * Alkolleri oksitlendirme veya asitleri indirgeme yolu ile elde edilen ucucu bir sivi. aldi * (halk edebiyatinda) soylemeye basladi. yalan soylemek.* Alciile kapattirmak. * Duskirikligina ugramak. aldiris * Aldirmak isi veya bicimi. bastan cikarmak. o seyin niteligi bakimindan yanlisbir kanivermek . tuzak. aldaticioyun. aldatici * Aldatma niteligi olan.

* Herkes. alegorik * Alegori ile ilgili. * Onem vermek. alelumum * Genel olarak. alelhusus * Hele. alelitlak * Genel olarak. * Aynikonu ile ilgili kimseler veya bu kimselerin ugraslarinin butunu. bambaska. * Bayagi. yontem uzere) Yol yordam geregince. garip. aldirmazlik * Aldirmaz olma durumu. . alegori * Bir goruntu. alelâde * Her zaman gorulen. * Sigdirmak. aldirmak * Almak isini yaptirmak. * Minare. aldirmaz * Bir seye onem vermeyen. kubbe. umursamayan. sancak diregi gibi yuksek seylerin tepesinde bulunan. kurala uygun bir bicimde. genellikle. carcabuk. * Durum ve sartlar. aldirtma * Aldirtmak isi. bir yasantiveya bir davranisin daha iyi kavranmasinisaglamak icin goz onunde canlandirip dile getirme. madenden yapilmisay yildiz veya lâle biciminde sus. soru veya sart bicimlerinde kullanilir). bu anlamiile ancak olumsuz. alelusul * (yontem geregi. kayitsiz. aleksi * Okuma yitimi. aldirma * Aldirmak isi. evren. âlem * Yeryuzu ve gokyuzundeki nesnelerin olusturdugu butun. en cok. * Ortam. ozellikle. ivedilikle.* Aldirmaz. alelâcele * Cok acele ederek. siradan. * Hayvan veya bitkilerin butunu. tasasizlik. umursamayan. * Getirtmek. baskalari. olagan. cihan. alem * Bayrak. * Elindekini baskasina kaptirmak. tuhaf. cevre. alelhesap * Hesaba sayarak. kayitsizlik. * Vucuttan herhangi bir parcayiveya organisaglik sebebiyle operasyonla cikartmak . aldirtmak * Aldirmak isini baskasina yaptirmak. alelâdelik * Alelâde olma durumu. alelâcayip * Acayip ustu cok acayip. lâkaydî. deger vermek (bu fiil. * Dunya. lâkayt.

alesta beklemek * hazir durumda beklemek. * Hosgorulmeyen bir ise yardimciveya araciolmayikabul eden kimse. uygulamaya yarayan ozel arac. alenîlesmek * Herkesce bilinir duruma gelmek. toz. âlemi var mi? * yakisik alir mi. koku gibi nesnelere karsihas talik derecesinde gosterdikleri asiritepki. alemdar * Bayragiveya sancagitasiyan. alerjik * Alerji ile ilgili olan. tetikte. alemci * Camilerin kubbelerine. * Duygu. aciklik. elin agzitorba degil ki buzesin. aleniyet * Acik olma durumu. ortada. * eglenceye. alet * Bir el isini veya mekanik bir isi gerceklestirmek icin ozel olarak yapilmisnes ne. meydanda. gizlemeden. alesta durmak * tetikte beklemek. herkesin icinde yapilan. * Onder. alenen * Aciktan aciga. herkesin icinde. bayraktar. sancaktar. zevkusefaya kapilmak. alesta tutmak * hemen kullanilabilecek durumda bulundurmak. * Bir sanatiyapmaya. uygun olur mu?. universel. * Herhangi bir maddeye veya kimseye karsiolumsuz duygulariolan. aygit. ilâclara. masa. alessabah * Sabah erkenden. acikca. alenîlesme * Alenîlesmek isi veya durumu. alesta * Harekete hazir. alengirli * Gosterisli. dusgucu. yakisikli. minarelerine alem yapan veya takan kimse. * Kendine ozgu bircok niteligi bulunan sey veya farklidavranisicinde bulunan kim se. evrensel. âlem yapmak * sazlisozlu eglenmek. alerjisi bulunan . âleme dalmak * cevre ile ilgisini kesip ic dunyasina kapanmak. * Bir kimseye veya bir seye karsiolumsuz yonde duyulan asiriduyarlik. alerji * Bazicanlilarin birtakim yiyeceklere. âlemsumul * Dunya olcusunde. alet edevat . âlemin agzitorba degil ki buzesin * Bkz. * Bir makineyi olusturan ve islemesine yardim eden parcalardan her biri. alenî * Acik. herkesin gozu onunde. dusunce.* Eglence. alem olmak * sembol olmak.

ucundan bir alev puskurterek yanan ve kursun boru i slerinde kullanilan bir arac. alevlenme * Alevlenmek isi. heyecana gelmek. aleyh * Karsi. yanmaya baslamak.* Bu el isini veya mekanik bir isi gerceklestirmek icin kullanilan araclar. aletli jimnastik * Birtakim aletler kullanilarak yapilan jimnastik. * Mizrak uclarina takilan kucuk bayrak. hararetli. alev sacagisarmak * bir olay. alevli * Alevi olan. * Ask atesi. alev gibi parlamak * canli. alev alev * Alevli olarak. tutusturmak. aleyhinde (veya aleyhine) soylemek (veya bulunmak) * cekistirmek. atesbacayisarmak. kivilcim. alevlendirmek * Alevlenmesini saglamak. yalim. alevlendirme * Alevlendirmek isi. alev * Yanan maddelerin veya gazlarin turlu bicimlerde uzanan isiklidili. onune gecilemez. alet etmek * bir iste birini uygun olmayan bir bicimde kullanmak. ofkelenmek. tehlikeli bir duruma gelmek. * Ates. * Vucut isisiherhangi bir sebeple artmisve bu sebeple kizarmisolarak. aletli * Aleti olan veya aletle yapilan. alaz. Alevî * Alevîlige bagli(kimse). vasit a olmak. alevlenmis. telâslanmak. aleyhinde olmak . * Zorlu. alev lâmbasi * Gaz veya benzinle calisan. alev almak* tutusmak. yermek. cogaltmak. karsit. * Siddetli. aleyhe donmek * karsidurum almak. Alevîlik * Halife Ali yanlisiolma durumu. flâma. karsiduruma gecmek. alev kirmizisi * Alev rengi. zit. * Etkisini. alev bacayi(veya sacagi) sarmak * atesbacayisarmak. * Parlamak. isil isil olmak. ofkeli veya heyecanlibir durum almak. sicaklik. alev makinesi * Dusman uzerine alevli sivilar puskurten tasinabilir alet. * cosmak. alevlenmek * Alev cikarmaya baslamak. siddetini artirmak. alet olmak * bilerek bir cikar karsiligiveya bilmeyerek kotu bir iste aracilik etmek. heyecanlanmak. yala z.

ki sa ve kalin dikme. haliyapiminda kullanilan bir b itki. algarina * Agir bir seyi denizden cikarmak veya denize indirmek isinde kullanilan buyuk v incli deniz teknesi. * Vergi. w. * Bazigemilerin basveya kic tarafindan egik olarak uzatilmisbulunan makarali. * Bir isin baslangici. aleyhtar * Karsiolan. idrak. birinin zararina olmak. alfabe sirasi * Harflerin alfabedeki belirli duzene gore dizilisi. alfa isinlari * Radyoaktif maddelerin yaydiklariuc isindan biri. q harfleri gibi. * Bir dilin harflerini tanitarak okuma ogrenmeyi saglayan kitap. karsitci. aleykumselâm * Arapca selâmunaleykum selâmlama sozune verilen "esenlik. alfabetik katalog * Eserleri yazarlarin soy adlarina veya adlarina gore siraya sokan katalog. * Rusvet. alfaterapi * Alfa isinlarinin tedavide kullanilmasina verilen ad. . algi * Hashassutunu toplamakta kullanilan kasik. aleyhte olmak * karsidurum almak. algi * Kazanc. * Esitlik ilkesini saglamak icin uyulan duzen. cinko. onun icin iyi olmamak. alg * Su yosunu. alfa * Yunan alfabesinin birinci harfi. aleyhine donmek * destek vermekten vazgecip karsiduruma gecmek. alfabetik siralama * Bkz. aleyhtarlik * Bir ise.* birine karsiolumsuz duygu ve davranisicinde bulunmak. aleyhine olmak * bir is. alfabe * Bir dilin seslerini gosteren. selâmet uzerinize olsun" an laminda karsilik. ip. alfabe disi * Bir milletin alfabesinde bulunmayan harf. karsitcilik. alfa * Kuzey Afrika'da ve Ýspanya'da yetisen ve kâgit. alfabe sirasi. harekete veya dusunceye karsiolma. alacak. algi * Bir seye dikkati yonelterek. alfenit * Ýcinde bakir. alfabetik * Alfabe sirasina gore dizilmis. belirli bir siraya gore dizilmisbelli sayida har flerin butunune verilen ad. Turk alfabesinde bulunmayan x. nikel bulunan ve catal bicak takimiyapmakta kullanilan gumu slu bir alasim. o seyin bilincine varma. algibicagi* Hashaskozasinicizmeye yarayan alet.

moru mor * telâsveya yorgunluktan yuzu kipkirmizikesilmis(olarak).algilama * Algilamak isi. algoritma * ÝX. Orta Cagda ondali k sayisistemine gore yapilan ve son zamanlarda belirli herhangi bir kurala baglibulunan her turlu hesap islemine verilen ad. gorme-y-eli vb. musteri.. algilayici * Algiyetkisi olan. tutkun. yuzyilin basinda yasamisolan Turk matematikcilerinden Musaoglu Harezmli Mehm ed'e Araplarin unvan olarak verdigi Elharezmî adindan batida yapilan bir terim. alicibulmak * musteri bulmak. canlikanli. algilamak * Bir olayiveya bir nesnenin varliginiduyum yolu ile yalin bir bicimde bilinc al anina almak. zayif. * Televizyon alicisinidogrudan calistiran kimse. alicicikmak * musteri bulunmak. idrak etmek. idrak ettirmek. kameraman. -ali/ -eli * ". * Birine gonul vermis. talip olmak. algler * Su yosunlari. algilanmak * Algilamak isine konu olmak. alicigozuyle bakmak * inceden inceye gozden gecirmek. idrak etme. algilatmak * Algilamak isini birine yaptirmak. alicihareketlerini gerceklestir en. kirlarda yetisen yabanî bir agac (Crataegus).-den beri" anlaminda zarf-fiil eki: al-ali. algilanma * Algilanmak isi veya durumu. idrak edilmek. * Bir elektrik akiminialip baska bir kuvvete ceviren cihaz. * istemek. * Azrail. . * Bu agacin mayhosyemisi. hastalikli. * Ahize. alial. kamera.. * Goruntuleri alan cihaz. almac. aliciverici* Bagisladiginigeri alan. algin * Ciliz. alicikiligina girmek * musteri gibi davranmak. alici * Satin almak isteyen kimse. algilatma * Algilatmak isi veya durumu. gid-eli. aliciyonetmeni * Aliciyidogrudan dogruya calistiran ve yoneten. alic * Gulgillerden. Harezmli yolu. * saglikli. vurgun. goruntulerin filme alinmasinisaglayan kimse. * Kendisine bir sey gonderilen kimse. kameraman. alicikus * Atmaca.

alimsiz . alik alik bakmak * aptalca. * Ayirip saklamak. aliklasma * Aliklasmak isi. aliklik * Alik olma durumu veya alikca bir is. * Kurumlu. alikoymak * Bir sure icin bir yerde tutmak. saskinlasmak. * Mahrum etmek. alim satim * Satin alma ve satma isi. alikoyma * Alikoymak isi. alikonulmak * Alikoymak isine konu olmak. cazibe. aliklastirma * Aliklastirmak isi. gonlu ceken durum.alik * Akilsiz. gid-elim. menedilmek. alim * Almak isi. alik alik * Aptalca. alimci * Baskasinin hesabina alacak toplayan veya kabul eden kimse. aliklasmak* Alik duruma gelmek. alik salik * Aptal. cekici. yapmakta oldugu veya yapmak istedigi isten geri tutmak. alikonulma * Alikonulmak isi. bekle-y-elim vb. kisi eki: al-alim. alik * Hayvan culu. * Birini. aptall asmak. ebleh. budala. alim satim burosu * Alisverisislerinin yapildigiveya duzenlendigi sube. gurur. * Gozu. calim. alim satim ofisi * Alim satim burosu. tatil edilmek. cekici hareket. * Eskimisgiyecek. * Kurum. engel olmak. gururlu. cazibeli. guzel. saskin saskin. sersem. saskin saskin. alim calim * Gosteris. yer. alisveris. * Aptalca. calimli. aliklastirmak * Alik duruma getirmek. alimlilik * Alimliolma durumu. alimlicalimli * Gosterisli. * Mani olmak. bir sey karsisinda aptallasip sasirmak. basla-y-alim. -alim / -elim * Ýstek kipinin cokluk 1. alimli * Alimiolan.

* Bir ocakta her turlu ayak. kuyu ve yolun ilerletilmekte olan yuz eyi. * Bir sozun. gecinememek. alip vermek * yurek carpintisigecirmek. alinganlik * Alingan olma durumu. emek vererek kazanmak. kirilan. alin yazisi* Yazgi. aktarma. alinlik * Kadinlarin alinlarina taktiklarialtin veya gumusten sus esyasi. * Yapilarda cephe susu. alinti * Bir yaziya baska bir yazarin yazisindan alinmisparca. alin damaricatlamak * Bkz. alindili * Yerine gitmesini saglamak icin gonderenin ek bir ucret odeyerek postaya alindi karsiliginda verilen (mektup. iktibas etmek. on yuz. alip sattigiolmamak * hic ilgisi bulunmamak. alintiyapma k. baca. iktibas. alip verememek * anlasamamak.). kaslarla saclar arasindaki bolumu. alinma * Alinmak isi. talih. * Elde edilmek. makbuz. * Baska bir dilden alinmiskelime. galeri. mukadderat. alintilama * Alintilamak isi. alindi * Para veya baska bir seyin teslim alindiginigosteren belge. alimsizlik * Alimsiz olma durumu. cekememek. alin * Yuzun. kirilmak v eya ofkelenmek.* Alimiolmayan. alin teri dokmek * cok emek vermek. alnin ortasi. bir davranisin kendisine karsioldugunu sanarak incinmek. alin teri * Emek. alip satmaz gorunmek * ilgisiz gorunmek veya davranmak. alinmak * Almak isi yapilmak. zahmetli bir isgormek. calisarak. . aktarmak. alintilamak * Bir yaziya baska bir yazarin yazisindan cumle veya cumleler almak. alingan * Asiriduygulu. * Uyarlanmak. alip verecegi olmamak * bir kimseyle hicbir ilgisi olmamak. alin teri ile kazanmak * hak ederek. adapte olunmak. ar damaricatlamis. * (baziseylerde) On. cazibesiz. paket vb. * Karsi. cabuk gucenen. kader. alin catisi* Ýki kasin arasi.

alirlik * Duygusal uyarimlarialabilme yetenegi. alisilmak * Bir seye alismisduruma gelinmek. aliskan * Aliskin. alisiklik * Alisik olma durumu. cogalmak. yayilmak. itiyat edinmek. arkadaslik.alip yurumek * az zamanda cok ilerlemek. . alismak * Bir isi tekrarlayarak kolaylikla yapabilmek. aliskin * Bir seye veya bir sey yapmaya alismisolan. alisilmamis * Nadir. alisik olmak * aliskanlik durumuna gelmek. aliskinlik * Aliskin olma durumu. aliskin olmak * iyice alismak. alisma * Alismak isi. derhal. aliskanliktan kopamamak * belli bir huydan vazgecememek. bilinmeyen. alisilma * Alisilmak isi. mutat. hic yabancilik cekmemek. alisfiyati* Bir mal icin alim karsiligiodenen para ve uretim gerecleri fiyati. * Ýliski. alis * Almak isi veya bicimi. munasebet. alisilmis * Her zamanki. huy hâline getirmek. * Yadirgamaz duruma gelmek. alisverisi kesmek * biriyle ilgisi kalmamak. unsiyet. * Yakinlik. idrak kabiliyeti. huy. alir almaz * hemen. aliskanlik edinmek * bir seyi surekli yapar olmak. alisverisyapmak * alim satim isini gerceklestirmek. alisikligibirakamamak. aliski * Yapilmaya alisilmisdavranis. itiyat. * Ýc ve disetkilerle davranislarin tekrarlanmasi. az rastlanan. aliskanlik. hep aynibicimde gerceklesmesi so nucu beliren. aliskanlik * Bir seye alismisolma durumu. alisveris * Alim satim isi. alisverise cikmak * alim satim isi icin carsiya gitmek. sartlanmis davranis. aliskanliginda olmak * iyice alisik bulunmak. artmak. alisik * Herhangi bir duruma alismisolan.

* Bir beceriyi. intibak etmek. bilici. ehlîlesmek. yetistigi zaman teslim edilmek uzere. Ali kiran baskesen * cok zorba.* Uyar duruma gelmek. . âlim * Bilgin. * Baglanmak. alismiskudurmustan beterdir * alisilan bir seyden kolayca vazgecilmez. alinazik * Kozlenmispatlican. * Onurlu. âlimlik * Bilginlik. idman. soylenen bir sozun dogruluguna inan dirmak icin kullanilir. * Evcillesmek. yanmaya baslamak. Veli'nin kulâhiniAli'ye giydirmek * (bir kimse) birinden aldiginiotekine. * Tutusmak. Ali kiran baskesen * zorba. alil * Hastalikli. alivre * Urun daha tarladayken. âli * Yuce. alistirma * Alistirmak isi. otekinden aldigin bir baskasina vererek isini yurutmek. onceden pey veril erek yapilan (satis). âlicenaplik* Âlicenap olma durumu. serefli. Ali'nin kulâhiniVeli'ye. âlimane * Âlime yakisan. Ali Cengiz oyunu * "kurnazca ve haince duzen" anlaminda kullanilir. * Etkisini yitirmek. egzersiz. bir baskasindan aldiginida ona vererek isini yurutme k. sakat. uygun gelmek. temrin. * Surekli ister olmak. alistirmak * Alismasina yol acmak. alimallah * Allah "Allah bilir" anlamina gelen bu soz. alifatik * Acik zincirli (organik madde). isinmak. * Uyar duruma getirmek. Ali * Kisi adiolarak asagidaki deyimlerde gecer. alim * Bilen. aliterasyon * Siir ve nesirde uyum saglamak icin soz baslarinda ve ortalarinda ayniunsuzun v eya aynihecelerin tekrarlanmasi. Veli'nin kulâhiniAli'ye giydirmek * birinden aldiginioburune. bilgiyi kazanmak icin yapilan tekrar. âlicenap * Comert. yuksek. sarimsakliyogurt ve kiyma ile yapilan bir cesit yemek. Ali'nin kulâhiniVeli'ye. * Vucudun biyolojik yonden gelisimini saglayan calisma. âlimin yaptigigibi.

takdir etmek. antiasit. mukemmel. Alka Evli *Oguz Turklerinin 24 boyundan biri. alkalolcer * Alkalilerin saflik derecesini belirtmeye yarayan cihaz. * taraftar olmak belli bir gorusten yana olmak. alkali * Alkali metallerin hidroksitleriyle amonyum hidroksitin genel adi.* Dagitim. alkaloit * Ozellikleri ile alkalileri andiran organik madde. alkis * Bir seyin begenildigini. alkislanma . alkisci * Alkislayan (kimse). agiz kismi demirden bir ag. alkiskopmak * birdenbire guclu bir bicimde el cirpilmak. rubidyum. onaylandiginianlatmak icin el cirpma. alkali metaller * Oksitlenmelerini sodyum. asitlerin kirmiziya cevirmisoldugu bitkisel mavi rengi eski durumuna dondurme ozelligi vardir. midye. potasyum. alkislama. alkalik * Alkali ile ilgili olan veya icinde alkali bulunan. tarak gibi kabuklu hayvanlariavlamak icin deniz dibini taramak ta kullanilan. alkistoplamak * cok alkislanmak. alkalimetre. yuze gulucu. alkislamak * Bir seyin begenildigini. lityum. onaylandiginianlatmak icin el cirpmak. alkistufanikopmak * surekli ve coskun alkisbaslamak. alize * Tropikal bolgelerdeki denizlerde butun yil suresince duzenli esen birtakim ruz gârlar. alkalimetre * Bkz. kok kirmizisi. en iyi. * Begenmek. dagitma. sezyum elementlerinin sag ladigimetaller. alkistutmak * el cirparak veya topluca. alivre satis * Vadeli satis. "var ol" gibi sozler ile birini alkislamak. alkisagasi* Padisahialkislamakla gorevli kimse. alkarna * Ýstiridye. alkalolcer. alkislama * Alkislamak isi. * Saksakci. yagci. alkisalmak * cok begenilmek. aliyyulâlâ * En guzel. kalevî. alizarin * Kok boyasi. alkiscilik * Alkisciolma durumu. dalkavuk. alkim * Gok kusagi. Bu maddelerd e. yuksek sesle "yasa".

en usta. kokulu. alkil * Alkol koku. ucucu. alkololcer * Sivilardaki alkol oraniniolcmeye yarayan cihaz. Allah belâsiniversin * ilenme sozu. Allah bilir * belli degil. Mevlâ. koruyucusu olduguna ve tek olduguna inan ilan yuce ve ustun varlik. Allah bahtindan guldursun * (evlenecek kiz icin) mutluluk dilegini belirtir. C2H5OH. Allah (veya Allahim) * bir sey karsisinda hayranlik veya yakarma bildirir. sevdigini) Tanrikazadan. Tanri. sarap gibi sivilarin veya pancar. Allah akil fikir versin (veya Allah akillar versin) * akilsizca bir davranista bulunanlar icin kullanilir. alkolik * Alkollu ickilere asiriderecede duskun olan (kimse). usanc bildirir. Allah artirsin * (gercek veya alay anlaminda) Tanridaha cogunu versin. Allah * Kâinatta var olan her seyin yaraticisi. ispirto. alkislanmak * Alkislamak isine konu olmak. * En buyuk. Allah Allah! * sasma veya can sikintisianlatan bir unlem. ben de sana * simdi sana borcumu odeyecek param yok. * Allah adibaziisim tamlamalarinda tamlanan kelimeyi guclendirir. yani ci. Allah beterinden saklasin (veya esirgesin) * Tanridaha kotu duruma dusurmesin. Allah aratmasin * yakinilacak bir durumda "Tanridaha kotusunu gostermesin" anlaminda kullanilir. * Her turlu alkollu icki.* Alkislanmak isi. Yaradan. renksiz sivi. Allah acisiniunutturmasin * Tanribu aciyiunutturacak daha buyuk bir acigostermesin. alkollu * Alkolden yapilmisveya icinde alkol bulunan. Allah (seni) inandirsin * inanilmasipek kolay olmayan bir sey anlatilirken yemin yerine soylenir. Allah (bin bir) bereket versin * bir kazanc karsisinda durumundan hosnut olmayibelirtir. alkolizm * Alkollu ickilere hastalik derecesinde duskun olma durumu. Allah bagislasin * (cocugunu. kazanirsam oderim. etanol. * Ýckili. belâdan korusun. etil alkol. patates nisastasinin sekere donusturul mesi sonucu ortaya cikan glikoz cozeltilerin mayalasmisozlerinin damitilmasiyla elde edilen. sasma. Allah askina * birlikte soylendigi sozun anlamina gore ant vermek veya yalvarmak icin "Allah' iniseversen" anlaminda. alkol * Bira. * Turk askerinin hucum narasi. Rab. Allah bana. esirgesin. .

Allah eksikligini gostermesin * pek gerekli olan bir seyin kusuru anlatilirken. Allah dokuzda verdigini sekizde almaz * alin yazisine ise o olur. * birinin yaptigibir hizmet anilirken onun icin tesekkur yollu soylenir. yarisasma yollu. Allah bir dediginden baska sozune inanilmaz * birinin cok yalancioldugunu anlatmak icin soylenir. Allah dusmanima vermesin * anlatilan bir kotulugun buyuklugunu belirtmek icin soylenir.* bana oyle geliyor ki. bereket versin. Allah gecinden versin * "cok yasayasin"' anlaminda kullanilan bir iyi dilek sozu. Allah derim * pek bozuk bir isicin sorulan "ne dersin?" sorusuna karsi"soyleyecek baska soz bulamiyorum" anlaminda kullanilir. Allah esirgesin (veya saklasin) * Tanrikorusun! Tanrikotu durumla karsilastirmasin!. Allah dagina gore kar verir * Tanriherkese dayanabilecegi olcude sikintiverir. Allah cezasinivermesin (veya Allah cezasiniversin) * yarisaka. Allah bir yastikta kocatsin * yeni evlenenlere "bir arada yaslanin" anlaminda soylenen bir iyi dilek sozu. dogrusu. Allah buyuktur * gunun birinde hakkinialacagina. Allah hakkiicin * ant icmek veya ant vermek icin kullanilir. Allah hayirlietsin * genellikle bir olay baslangicinda "Tanriugurlu etsin" anlaminda soylenir. kendine yapilmisolan haksizliklarin duzelecegi ne inanmak gerektigini anlatir. Allah ecir sabir versin * bassagligidilegi olarak soylenir. Allah icin * gercekten. Allah dort gozden ayirmasin * "Tanri. Allah emeklerini eline vermesin * Tanriemeklerini bosa cikarmasin. . cocugu yetim veya oksuz birakmasin" anlaminda bir iyi dilek sozu. kendisine iyiligi dokunan biri icin kullandigibir iyi dilek sozu . bazen de gercek ofke ile soylenen ilenme sozu. Allah gostermesin * Tanrikotu bir durumla karsilasmaktan korusun. Allah eksik etmesin * Tanriyoklugunu gostermesin. Allah dirlik duzenlik versin * Tanriaile huzuru versin. Allah Halil Ýbrahim bereketi versin * Tanricok versin. Allah bir * yemin yerine kullanilir. Allah herkesin gonlune gore versin * Tanriherkesin dilegini yerine getirsin. Allah hosnut olsun * bir kimsenin. boyle de olsa onun varligina s ukredildigini anlatir. Allah caninialsin * ilenme sozu. Allah etmesin * olmasiistenilmeyen bir durumdan veya bir olaydan soz edilirken soylenir.

* ne olursun. Allah senden raziolsun * yapilan bir iyilik karsisinda "Tanriseninle birlik olsun. Tanritaniktir. Allah kahretsin * "Tanricezasiniversin" anlaminda bir ilenme sozu. Allah ovmusde yaratmis * cok guzel olanlar icin soylenir. Allah son gurlugu versin . Allah kerim * Tanribuyuktur. Allah ne verdiyse * yemek olarak evde ne varsa. bulundugu yerden ayrilinca kalanlara kavusma dileginde bulunma k icin soylenen soz. gidersen git" anlaminda kullanilir. Allah omurler versin * saygigosterilen bir kimseye selâm veya tesekkur olarak soylenir. Allah saggozu (veya eli) sol goze (veya ele) muhtac etmesin * Tanrikimseyi kimseye. Allah mubarek etsin * kutlu olsun. Allah kuru iftiradan saklasin * bir suclama karsisinda bunun sirf iftira oldugunu anlatmak icin soylenir. Allah iyiligini (veya lâyigini) versin * hosa gitmeyen bir davraniskarsisinda hosgoru ile soylenir. ya iyi olsun. en yakinlarina bile muhtac etmesin. * uzaktaki tanidiklar anilirken kullanilir. * birinden pek yana olmayan bir soz soylenecegi zaman onun adindan once getirile n girissozu. iyiligini senden esi rgemesin" anlaminda tesekkur olarak kullanilir. Allah kazadan belâdan saklasin * Tanri'nin insaniturlu kotuluklerden korumasidilegiyle soylenen bir iyi dilek s ozu. kotu duruma dusurmesin!. Allah rahatlik versin * genellikle yatmaya gidilirken soylenen bir iyi dilek sozu. Tanri'ya guvenmeli. * "keyfin bilir. Allah mustahakiniversin * (gercek veya alay anlaminda) cikisma anlatan bir soz. Allah manda sifaligiversin * cok veya agir yemek yiyenler icin saka yollu soylenir.Allah iki iyilikten birisini versin * (agir hasta icin) ya olsun kurtulsun. Allah kismet ederse * Tanriizin verirse. * karsilik beklemeksizin. Allah selâmet versin * yola cikanlara "Tanrikazadan belâdan korusun" anlaminda soylenen bir ugurlama so zu. Allah korusun (veya saklasin) * Tanritehlikeye. Allah rizasiicin * dilencilerin para isterken soyledikleri yalvarma sozu. Allah rahmet eylesin * oluleri hayirla anmak icin soylenir. * onaylanmayan bir durumda alay yollu kullanilir. * yolda gucluk icinde bulunanlara iyi dilek sozu olarak kullanilir. Allah seni (veya sizi) inandirsin * dogru soyluyorum. Allah kavustursun * birinin yakini. Allah kabul etsin * sevap sayilan bir isyapildiginda soylenir.

Allah ziyade etsin * (kahve ve yemekten sonra) "Tanriartirsin" anlaminda kullanilan bir iyi dilek s ozu. * dilenciyi savmak icin soylenir. Allah'im! * siddetli bir duygulanma anlatan unlem. Allah tamamina eristirsin * herhangi bir isveya olayin iyi sonuclanmasidilegiyle soylenir. benden bir sey umma" anlaminda soylenir. .* Tanri. Allah'i(veya Allah'ini) seversen * "Allah askina" gibi. yaradilistan olan yetenek veya ozellik. "bereket versin" gibi durumdan memnun olundugunu anlatir. yerine gore ant verme. Allah yazdiise bozsun * gerceklesmesi istenmeyen bir olay veya durum icin kullanilir. Allah yarattidememek * kiyasiya dovmek. Allah'icok. Allah'a yalvar * kendi kusuru yuzunden guc bir duruma dusup yakinan kimseye "ben sana yardim ed emem. yaslilikta sikintigostermesin. kul taksimi karsiti. Allah yuru ya kulum demis * az zamanda cok para kazananlar veya isinde cok ilerleyenler icin soylenir. Allah yapisi * Ýnsanlar tarafindan degil de tabiatta oldugu gibi. Allah'a (bin) sukur * "hamdolsun". Allah sonunu hayir etsin * bir isin sonucu icin kaygiduyuldugunda soylenen bir iyi dilek sozu. bazen de takilma ve saka icin soylenir. Allah taksimi * esitlik gozetilmeden yapilan paylastirma. Allah taksiratiniaffetsin * (oluler icin) Tanrikusurlarinibagislasin. Allah taksimi * Esitlik gozetilmeden yapilan paylastirma kul taksimi karsiti. Allah vere de * iyi dilek anlatir. Allah'a emanet * "Tanriesirgesin" anlaminda birini overken soylenir. yalvarma icin kullanilmakla birlik te. Allah vergisi * Tanrivergisi. Allah'a emanet olun * ayrilanin kalana soyledigi bir esenleme sozu. Allah var (veya Allah'ivar) * dogrusunu soylemek gerekirse. Allah utandirmasin * bir ise girisenlere soylenen basaridilegi. Allah tekrarina erdirsin * tekrar bu gunleri gorun. Allah'a bir can borcu var * Allah'a verecegi canindan baska hic kimseye bir borcu yok. sasma veya usanc gibi duygular da anlatir. Allah vermesin * bir seyin olmamasidilegini anlatir. Allah versin * iyi bir sey ele gecirenlere memnunluk bildirmek icin. Allaha ismarladik * Ayrilanin kalan veya kalanlara soyledigi bir iyi dilek sozu. insaniaz bir yer * pek issiz ve kuytu bir yer. cok hirpalamak.

kimse. duzeni bozmak. aldatici. Allah'in binasiniyikmak * kendini veya baskasinioldurmek. Allahutealâ * Yuce Tanri. sasilacak bir durum almasinda kullanilir. Allahuâlem* Tanridaha iyisini bilir anlaminda kullanilir. vicdansiz. * insan gonlu. Allah'in evi * cami. insafsiz. * Acimasiz. Allah'in adami * garip. Allah'tan kork! * "yapma. kisi. bir olayin) beklenmedik. Allah'in emri * kader. ulu Allah. sirret. Allah'in gazabi * cok sikintiveren sey. Allah'in kulu * insan. utan. zavalli(kimse). mescit. donek. altiustune gelmek. Tanri'nin varligina inanmayan. * (aklini. duzeni bozul mak. allahsiz * Tanri'yitanimayan. sebebi anlasilmayan veya sasilan seyler icin kullanilir. Allah'tan korkmaz * can yakici. allahsizlik * Tanrisizlik. Tanrisiz. * (akil. * Kendisine guvenilmesi dogru olmayan (kimse). allak bullak etmek * karmakarisik bir duruma getirmek. * yaradilistan. Allah'in belâsi * varligiuzuntu veren. yaptigikotulugun cezasiniTanriversin. Allah'tan * iyi ki. yaziktir!". allahlik * Kendisinden hicbir iste yararlik umulmayan saf ve zararsiz (kimse). allak bullak olmak * cok karisik duruma gelmek. Allah'tan umut kesilmez * daha cok agir hastalar icin soylenilen "iyilesebilir" anlaminda bir iyi dilek sozu. karmakarisik olmak. sasirmak. allak * Sozunde durmaz. insafsiz. Allah'in hikmeti * beklenmeyen. karismak. saf. karmakarisik. Allah'in cezasi * pek yaramaz. . acimasiz. Allah'iniseversen * istek. Allah'in isine bak * (bir isin. zihin) saskina donmek. allak bullak * Alt ust. zihnini) dusunemez duruma getirmek.Allah'in (veya Tanri'nin) gunu * (bikkinlik duygusu ile) hemen hemen her gun. dilek ve yalvarma amaciyla kullanilir. Allah'indan bulsun * ben kendisine bir sey yapmayacagim.

* Burumek. sarmak. * Yaninda bulundurmak. allanma * Allanmak isi. neseli ve hizlicalinacaginianlatir. donatmak" anlamina gelen allamak pullamak deyiminde gecer. * Satin almak. * Kadinlarin sus icin yanaklarina surdukleri al boya. * Yolmak. resept or. cok bilgili. . * Zararli. allegro * Bir parcanin canli. allâmelik * Allâme olma durumu. kadin icin) . * Alinti. allem * Bir isi istedigi duruma getirmek icin "her turlu kurnazca careye basvurmak" an lamiyla allem etmek kallem etmek deyiminde gecer. iktibas. * Kabul etmek. * Bir seyi elle veya baska bir aracla tutarak bulundugu yerden ayirmak. * Kazanmak. alma * Almak isi. alici. fethetmek. ile evlenmek. * Ýcine sigmak. almak * Bir seyi veya kimseyi bulundugu yerden ayirmak. allik * Al olma durumu. kaldirma k. kaplamak.. allamak * "Suslemek. * (erkek. ahize. * Ýceri sizmak. * Kisaltmak. alli * Uzerinde al renk bulunan. allâme kesilmek * her seyi bilir gorunmek. * Birlikte goturmek. eksiltmek. * Surukleyip goturmek. allegretto * Bir parcanin allegrodan biraz daha agir calinacaginianlatir. allanmak * Suslenmek.allama * Allamak isi. icine cekmek. allasmak * Al duruma gelmek. * Ele gecirmek. koparmak. elde etmek.. allipullu * Goz alicirenkler ve seylerle suslenmis. allâmelik taslamak * bilgisiz oldugu hâlde her seyi bilir gorunmek. allâme * Derin ve cok bilgisi olan. almac * Bir elektrik akiminialip baska bir kuvvete ceviren cihaz. iletilmek. tehlikeli bir seye ugramak. allasma * Allasmak isi veya durumu. * Kendine ulastirmak.

meteoroloji. Almanca * Hint-Avrupa dillerinin Cermence kolundan. Alman gumusu * Cinko. yok etmek. Almanya'ya ozgu olan sey. Alman usulu * Bir topluluk icin yapilan harcamada giderlerin herkese esit olarak bolusturulm esi yontemi.. * Kazanc saglamak. * (sure icin) Degistirmek. Almanci * Almanya yanlisiolan (kimse). * Yutmak. * Ortmek. * Vucuttaki hasta bir organiameliyatla cikarmak. Almanlastirma * Almanlastirmak isi. * . Avusturya ile Ýsvicre'nin bir bolumunde kullanilan dil.* Yerini degistirmek. * Bu dile ozgu olan. * Almanlarin kullandigidil. * (iceri) Goturmek. * (motor) Calismasiicin gerekli olan elektrik veya yakittan yararlanir duruma ge lmek. * Almanya'da calisan Turk iscisi. Almanya. * Temizlemek. * Gorevden. Almancilik * Almancigibi davranma. * Goreve. maysor. * Alman halkina. hafta. cekmek. * (olum sebebiyle) Ayrilmak. almas . banyo icin) Yapmak. * Baslamak. * Soldurmak. gibi anlamak. * (yol icin) Gitmek. kullanmak.. * (tat veya koku icin) Duymak. isten cekmek. bakir ve nikelden yapilan. (mesafe) katetmek. * Davranisveya makam degistirmek. yikanmak. * Calmak. koymak. almamazlik * Kabul etmeme durumu. Alman papatyasi * Orta Avrupa'da yetisen bir papatya turu (Anfhemis mobilis). istatistik bilgilerini gosteren kitap biciminde takvim. bayram. Almanlasma * Almanlasmak isi veya durumu. gumusu andirir bir alasim. yil donumu gibi belli g unleri ve birtakim astronomi. * Bir yeri savasla ele gecirmek. ay gibi bolumlerinden baska. Alman * Cermen soyundan olan halk ve bu halktan olan kimse. * (dus. Almanlasmak * Alman yasayistarzinibenimsemek. * (icecek veya sigara icin) Ýcmek. * Gidermek. Almanlastirmak * Almanlara ozgu yasayistarzikazandirmak. almanak * Yilin gun. ise baslatmak.

* Ýki veya daha cok seyin sira ile degistirilerek kullanilmasiveya kendiliginden d egiserek calismasi. serefiyle. yigitlik. alp * Yigit. Guney Amerika'da yasayan. munavebe. kahraman. * Mucahit. bir solda bitmi syapraklar. Alp eren * Dervis. simya. alotropi * Karbon. alniacik yuzu ak * cekinecek hicbir durumu veya ayibiolmayan. kahramanlik. alo * Telefon konusmasinda kullanilan seslenme sozu. kotu talihi. alnindan opmek * begenmek. Alp yildizi * Daglarin cok yuksek yamaclarinda yetisen bir cicek (Paradisia liliastrum). alnina kara surmek * bir kimsenin haksiz yere kotu taninmasina yol acmak. almasik yapraklar * Sapin iki yaninda karsiliklidegil de aralikliolarak bir sagda. alpinizm * Dagcilik. alpinist * Dagci. alninin kara yazisi * kotu kaderi. alninda yazilmisolmak * bir olayin. kesikleme. u zun tuylu. alpaka * Cifte parmaklilar takiminin devegiller sinifindan. basarigostermisolarak. almasik * Ýki veya daha cok seyin siralanmalarinda degisiklik olan. * Almasliolarak isleyen. alnac * Bir seyin on tarafi. mutenavip. * Birinin dogru olmasiotekinin yanlisliginigerektiren iki onermenin olusturdugu sistem. memeli bir hayvan (Lama glama pacos). alplik * Alp olma durumu. alogami * Bir cicek tepeciginin baska bir cicek tozu ile tozlanmasi. fiziksel bakimdan ayriozellikler gosterebilmes i durumu. alninikarislamak * kucumseyerek meydan okumak. almasli * Almasniteligi olan. . alsimi * Elementleri altina cevirmek isteyen bir isalani. takdir etmek. alpaks * Kolayca bukulebilen aluminyum ve silisyum karisimi. tertemiz. fosfor gibi maddelerin. alternatif. kisinin basina gelmesini Allah'in buyurmusolduguna inanmak. alninin akiile * ayiplanacak bir duruma dusmeden. on yuzu. * Bu hayvanin yunu veya bu yunden dokunan kumas. almasiklik * Donusumlu ve duzenli siralanma.

. oburu tikel olumsuz. . alt alta ust uste * birbirleriyle itisir kalkisir durumda. hipoderm. * Alt kelimesi ". * Alt bir isimle tamlama kelime olusturdugunda a) onceki ismin kavramina etki ve ya yer anlamikatar: Ayak alti.. hipoderm.alsimist * Alsimi ile ugrasan kimse. alt irk * Ayniirk icinde yetistirme amacina ve cevreye baglikalinarak degisme ugratilmis ve bu yolla irk icinde ozellikle fizyolojik nitelikleri bakimindan kalitsal sapma gosteren hayvan toplu lugu. alt gecit * Trafik akiminikesmemek icin bir yolun altindan gecirilen yol. * Birkac seyin icinden bize gore uzak olani. biri tikel olumlu. * Bir nesnenin tabani. karsikars iya konmusiki onermeden her biri: Baziinsanlar bilgindirler" ile "Baziinsanlar bilgin degildirler" gibi. * Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bolumu. alt alta * Birbirinin altinda olarak. alt etmek * ustunluk saglamak. altinda" biciminde kullanildiginda "bir seyin etkisinde" anl aminiverir. alt bolum * Yazilarda bolumlerin ayrildigiparcalardan her biri. alt * Bir seyin yere bakan yani. alt karsit * Konusu ile yuklemi ayniolan. alt deri * Ust derinin altinda bulunan ikinci tabaka. alt cins * Bir cins icinden ayrilan ikinci derecede bir cins. yenmek. * (kaynatma veya pisirmede) Yanan ocak. alt kat * Bir yapinin veya aracin katlarindan altta bulunan bolumu. * Boceklerin agiz sisteminde bulunan alt parca. alt cene * Ýnsan ve hayvanlarda yiyecekleri cignemeye yarayan. alt guverte * Gemilerde guvertelerden altta bulunani. alt damak * Damaklardan altta olani. cogu kez hucre zarla rikalinlasmisozel doku. ust karsiti. alt dudak * Dudaklardan altta bulunani. sirtiniyere getirmek. alt dis * Alt cene uzerinde siralanmisdislerin biri. * (birkac seyden) Yere yakin olan. alt familya * Bir familyanin icinden ayrilan ikinci derecede bir familya. simyaci. ocak alevi. * Bazigovde ve yapraklarin ust derilerinin altinda bulunan. alt hava yuvari * Dunyamizikusatan atmosferin 10 km kalinliginda olan alt katmani. ayrim. icmek. oynayabilen cene. alt cene oynamak * yemek. * Bir seyin yere yakin bolumu. b) (siniflamalarda) ikinci derecede olan.

alt ust olmak * cok karisik duruma gelmek. alt olmak * yenilmek. alt ust boregi * Once bir yuzu. rahatsizlik vermek. Altayca * Altay Turkcesi. alt tur * Bir tur icinde ayrilan ikinci derecedeki tur. Mogol. alt yazi * Gazete. alt yazilamak * Alt yazilarihazirlamak ve gerceklestirmek. * cok karisik duruma getirmek. dergi gibi yayinlarda cikan resim ve fotograflariaciklayan yazi. uzulmek. alt yazili * Alt yazisibulunan (film. edebi . Mogol. tedirgin olmak. su. * Yabancidildeki bir filmin konusmalariniceviri olarak goruntunun altinda veren yazi. sonra cevrilerek obur yuzu kizartilarak pisirilen borek. * isin daha sonrasi. alt yanicikmaz sokak * sonu gelmeyen. olup olacagi. alt yazilayici * Alt yazilamak isini yapan (kimse).alt kurul * Belli bir konuyu ele almak amaciyla bir kurul icinden birkac kisi secilerek ol usturulan kurul. * huzursuz etmek. Japon ve Korelilerin dil. duzenini bozmak. Mancu-Tunguz. Kore ve Japon dillerinin kendisinden turedigi varsa yilan ana dil. Altayistik * Altay grubuna giren Turk. sonuc alinamayan isler icin soylenir. * Toplumun ekonomik yapisiniolusturan ve insan bilincinden bagimsiz olarak bicim lenen uretim iliskilerinin hepsi. alt takim * Bir takim icinde kurulan ikinci derecedeki takim. kanalizasyon. Altayist * Altayistik ile ugrasan kimse. alt ust etmek * alt yuzunu ust yuzune getirmek. alt yapi * Bir yapiicin gerekli olan yol. * rahatsizlanmak. alt tabaka * Tabakalardan altta bulunan. * heyecanlanmak. Mancu-Tunguz. ust yapikarsiti. * degeri. goruntu). alt ust * Cok karisik ve daginik. * Turk. alt tarafi(veya yani) * geriye kalani. alt yazilama * Alt yazilmak isi. yikmak. alt sinif * Bir sinif icinden ayrilan ikinci derecedeki sinif. yikilmak. * zarar vermek. elektrik gibi tesisatlarin he psi. alt sube * Bir sube icinde kurulan ikinci derecedeki sube.

altik * Konusu ile yuklemi ayniolan. altiyol * Altiyolun birlestigi yer. yuks ek degerli. Buyuk Ayi'nin karsisinda bulunan takim yildiz.9 olan. altikaval. * Bu unvanitasiyan kimse. altialay ustu kalay * ici disigibi ozenilmisolmayan seyler icin soylenir. * Divan edebiyatinda her bendi altimisradan olusan nazim bicimi. alternatif * Secilebilecek bir baska yol. * Niteligi iyi olan. altes * Prens ve prenseslere verilen seref unvani. altiokka etmek * birini kollarindan ve bacaklarindan tutup yukarikaldirarak sallamak veya gotur mek. biri tumel olumlu. altikaval ustu sishane. biri tumel olumsuz. altitane alabilen. mutedahil: "Kimi insanlar fanidir" onermesi "B utun insanlar fanidir" onermesinin altigiolur. atom agirligi196.yat. biri tikel olumlu. * Almasik. altikarisbeberuhi * kisa boylu olanlar icin alay yollu soylenir. Vl. ustune uymaz. alti * Besten sonra gelen sayinin adive bu sayiyigosteren rakam. altili * Altiparcadan olusan. 10640 C de eriyen. kolay islenen. altin * Atom sayisi79. secenek. altin adinibakir etmek * kotu isler yaparak temiz ve parlak ununu karartmak. kultur ve tarihleriyle ugrasan bilim dali. ustu sishane * (giyim icin) alti. 6. ustun nitelikte olan. kiz adidul oldu * uygunsuz davranislariyuzunden temiz taninan kisiligi lekelendi. alternator * Dalgalielektrik akimiveren uretec. * Besten bir artik. altin adipul oldu. altilik * Altisibir arada. altin anahtar her kapiyiacar . * Altindan yapilmissikke. kendinde herhangi bir seyden altitane bulunan. degerli. altidan yemek * hastahanelerde hic perhizi olmayan hastalara verilen tam yemek. altikaval ustu sishane * Bkz. * Ýskambil. altitaneden olusmus. kisaltmasiAu. altigen * Altikenarlicokgen. yontem. AltiKardes * Kuzey kutup yonunde. biri tikel olumsuz iki onerme arasindaki baglantidurumu. museddes. boyle bir ise girismekte sakincalar bulundugu a nlasilmak. * Dalgali(akim). paslanmaz element. altiyasolmak * ise birtakim oyunlar karismak. * Altindan yapilmis. domino gibi oyunlarda uzerinde altiisareti bulunan kâgit veya pul.

altin bilezik * Altindan yapilmiskola takilan ve pek cok turu olan sus esyasi. altin kaplama * Herhangi bir metal altin suyuna batirilarak ince bir altin tabaka ile sarilara k altina benzetilmek. altin kesmek * cok para kazanir olmak. altin tutsa. altin sarisi*Altin rengini andiran. altin eli bicak kesmez * varlikliveya degerli kisilerin elini kimse bukemez. altincihis . altinci * Altisayisinin sira sifati. altin legene kan kusmak * varlik icinde hastalik veya sikinticekerek yasamak. kusturucu niteligi olan bir kok. altina etmek (veya kacirmak) * yatagina veya donuna abdest etmek. altin koku * Guney Amerika'da yetisen. ipeka (Cephaelis ip eca cuanha). altin kesegi * Yerden temiz kulce durumunda cikan altin. altin yagmurcun * Bir tur kus. * Para getiren sanat veya meslek. yagmur kusu. sirada besinciden sonra gelen. gelirli kimse. sari. parasicok olan kimse. altin babasi * Cok zengin. sanati. prime time. toprak olur (veya altina yapissa elinde bakir kesilir) * giristigi islerde buyuk talihsizliklere ugrayan kimsenin durumunu anlatir. altinciduygu * On sezi. altin yurekli olmak * cok iyi niyetli olmak. parasicok olan. altin yil * Eslerin birlikte ulastiklari50. yuvarlak. altinbas * Daha cok Ege bolgesinde yetisen. * turist. altin kupu * Altin para biriktiren. altin saat * Ýzlenme oraninin en cok oldugu vakit. evlilik yili. altin cag * En parlak ve mutlu cag. altin topu * guzel ve tombul olan kucak cocuklariicin bir benzetme sozu olarak kullanilir. kalinca kabuklu guzel bir kavun tur u. altin gibi * altina benzeyen. altin besik * Bir elleriyle kendi bileklerini kavrayan iki kisinin. altin suyu * Bir kisim konsantre nitrik asit ile uc veya dort kisim konsantre hidroklorik a sitten olusmus. parasiolan. oteki elleriyle karsilik liolarak birbirlerinin bileklerini tutmalari. altin yumurtlayan tavuk * meslegi. ozellikle plâtin ve altin gibi metalleri cozmekte kullanilan bir karisim.* para olunca her gucluk yenilebilir. yumusak huylu gorunmek.

vurgulamak. her seferinde altisibir arada olan. * bir sey bulmak icin aramadik yer birakmamak. altipatlar * Altitane fisek alan toplu tabanca. * Bu agacin kanarya sarisirenginde. uzun. * Sariklarin ustune sarilan sirma serit. ustesinden gelememek. altisar * Altisayisinin ulestirme bicimi. altintop * Turuncgillerden.* Bkz. altinlasmak * Altin durumu veya gorunumu almak. altindan capanoglu cikmak * bir iste basa dert olacak bir durumla. altinicizmek * (bir sozun) onemini belirtmek. * kendini savunamamak. basarmak. * Altin sirma veya kilaptanla islenmiscizgili ipek kumasve bu cins kumaslarin us tunde bulunan sirma islemeli yollar. altinda kalmamak * karsiliginivermek. parayidusuncesizce harcayip tuketmek. sicak bolgelerde yetisen bir meyve agaci. tadiacimsimeyvesi. altinlasma * Altinlasmak isi veya durumu. altiz * Bir dogumda dunyaya gelen alti(kardes). altindan kalkmak * bir guclugu yenmek. karmakarisik etmek. altli * Altiolan. * Ayrirenkte altiyolu olan kumas. altlama * Altlamak isi. greyfrut. altimetre * Yukseklikolcer. gordugu iyilik veya kotulugu karsiliksiz birakmamak. altindan Capanoglu cikmak * girisilen iste basa dert olacak bir durumla karsilasmak. altiparmak * Ellerinde veya ayaklarinda altisar parmagiolan (kimse). dikenli ve kurecikler hâlinde saplariolan bir kaktus turu (Trollius ranunculoides). uzerine dikkati cekmek. altlamak * Ozel diye alinan bir seye. altinciduygu. kiz memesi. genel bir kavramin altinda yer vermek. altindan kalkamamak * bir isi basaramamak. bir sorunla karsilasmak. * Bu kumastan yapilan gelin giysisi. altiniustune getirmek * soz veya tutumuyla cevreyi birbirine dusurmek. altinoluk * Ýslemeli kadin salvari. revolver. altinda kalmak * ezilmek. altiniislatmak * yatagina veya donuna kucuk abdestini etmek. becerememek. * Ýri bir tur palamut baligi. altintop * Ýki ceneklilerden. greyfrut (Citrus de cumana). . altindan girip ustunden cikmak * mali. her birine alti.

alttan (veya asagidan) almak * sert konusan birine karsiyumusak. alumina * Bkz. * Altikere on. altmisar * Altmissifatinin ulestirme bicimi. beyaz. oynak. * Altmisyasinda olan veya gorunen. alttan alta * gizlice. altta kalanin caniciksin * "herkes basinin caresine baksin. cilveli (kadin).98 olan. aluminyum tasi * Boksit.altliustlu * Altive ustu birlikte. * Arabaya kosulan atlarin yollarikirletmemesi icin kuyrugunun altina yerlestiril en torba. beyaz bir toz olan aluminyum oksit (Al2O3) . olumlu davranmak. * Hayvanlarin altina yayilan ot veya saman. alumin * Suda cozunmeyen. * Kontralto. sirada elli dokuzuncudan sonra gelen. * Alt ve ust katta olmak uzere. fakir. altmisinci* Altmissifatinin sira bildiren bicimi. 60. altmislik * Ýcinde altmistane bulunan. altmis * Elli dokuzdan sonra gelen sayinin adive bu sayiyigosteren rakam. alttan guresmek * gizli gizli yenme yollarinikollamak. her defasinda altmisibir arada olan. 20500 C de eriyen. altmisdortluk * Bir notanin altmisdortte biri degerinde olan nota. altunî * Altin renginde olan. el altindan. KisaltmasiAl. alufte * Ýffetsiz. atom agirligi26. elli dokuzdan bir artik. 6600 C de eriyen hafif bir element. her birine altmis. cekismede yenilmek. birlikte. viyola. gumusparlakliginda. gucu yetmeyen ne olursa olsun" anlaminda kull anilir. alto * Kemanla viyolonsel arasibuyuk keman. altmisalti* Altmisaltisayialmakla kazanilan bir cesit iskambil oyunu. aluminyum * Atom numarasi13. altta kalmak * herhangi bir catismada. * Aluminyumdan yapilmis. altlik * Tabak veya bardak alti. aluftelik * Alufte olma durumu. LX. aluvyon . altmisaltiya baglamak * temelli olmayan bir cozumle durumu kurtarmisgorunmek. altta yok ustte yok * yoksul. alumin.

amacsizlik * Amacsiz olma durumu.* Akarsularin tasiyip yigdiklaribalcik. amac * Erisilmek istenilen sonuc. cekirdeksiz. gayesiz. amac disi*Gaye disi. amacsiz * Amaciolmayan. -am / -em * Fiilden isim tureten ek: tut-am. hedef alma. * Bir amaca yonelik. * Gaye. alvere tulumbasi * Emme basma tulumba. hedeflenen amacin disinda. * Beklenmeyen bir sonucu anlatan iki cumleyi onun sebebi durumunda olan cumleye baglar. * sasilacak niteligi olan. * Bazen dikkati cekmek icin cumlenin sonuna getirilir. * Bir yargiyiveya bir buyrugu pekistirmek icin de kullanilir. amaclilik * Amacliolma durumu. amac gutmek * bir amacigerceklestirmeye calismak. amacli * Amaciolan. yuvarlak. amma. ferc. alyuvar * Kana al rengini veren. amaclanmak * Amaclamak isine konu olmak. amaclama * Amaclamak isi. amaclamak * Bir amaca ulasmayiistemek. eritrosit. amac edinmek * bir amaca ulasma isteginde bulunmak. don-em vb. kucuk hucre. âmâ * Gormez. . alyans * Nisan yuzugu. baska bir cumleye ba glamaya yarar. kor. Am * Amerikyum'un kisaltmasi. amabile * Bir parcanin sevimli ve cana yakin calinacaginianlatir. lig. * Uyarma veya sartlibir ifade niteliginde olan bir cumleyi. * Hedef. gayeli. alyon * Para babasi. istihdaf etmek. am * Disilik organi. alveol * Torba biciminde kucuk bosluk veya genislemiskisim. kil gibi cok ince taneli seylerin kum ve cakilla karismasiyla olusan yigin. amaclanma * Amaclanmak isi. istihdaf. ama ne * ne hos. maksat. ama * Celiskili ve tutarsiz iki cumleyi birbirine baglamaya yarar.

* Dikkat uyandirmak icin kullanilir. begenme veya begenmeme. * Cok begenmeyi anlatir: Aman ne guzel sey! Bu anlamda kullanildiginda buna da e datida getirilebilir. Amasya'nin bardagi. korku gibi duygularibelirtmek icin kullanilir. aman dilemek * once direnirken zor karsisinda boyun egip caninin bagislanmasinidilemek. amanin * Korkma ve sasma sozu. islemler. aman vermek * caninibagislamak. * Bir sucun bagislanmasinin istenildigini anlatir. zor durumda birakmak. amansizca * Oldurucu bir durumda. kac-amak vb. aman bulmak * kurtulmak. acimasiz olarak. aman derim! * sakin ha. amasimamasiyok! * hicbir ozrun gecerli olamayacaginianlatir. amansiz hastalik * Kanser. amasivar * herkesin bilmedigi sakincasiveya kusurlarivar. . cana kiyici. goz actirmamak. amal * Ýsler. aman zaman * Karsisindakini yumusatmak icin soylenen sozleri anlatir. * Hosgorusuz olarak. yalniz zevki icin yapan kimse. prof esyonel karsiti. boyle bir isyapayim deme. oldurmemek. * acimayip oldurmek. âmâlik * Âmâ olma durumu. aman * Yardim istendigini anlatir. aman dedirtmek (veya amana getirmek) * karsikoyan birini boyun egmek zorunda birakmak. aman Allah (Allahim) * sasma. hic acimayan. * Usanc ve ofke anlatir. biri olmazsa biri daha * ele gecirilmeyen veya kacan bir seye uzulmek bostur. amalierbaa * Matematikte dort islem terimine verilen ad. -amak * Fiilden isim tureten ek: bas-amak. amana gelmek * once direnirken zor karsisinda boyun egmek. aman vermemek * rahat birakmamak. amansiz * Aman vermez.amade * (bir isi) Yapmaya hazir. tutamak. hevesli. cunku her zaman benzeri s aglanabilir. amator * Bir isi para kazanmak icin degil. amanname * Ýslâm devletlerinde dusmana guvenlik icinde oldugunu bildirmek uzere verilen belge . * Rica anlatir. * Sasma anlatir.

ambarlamak * Ambar isi yapmak. ambargo koymak * gemilerin limanlardan hareketini yasaklamak. bolge. amber * Amber baligindan cikarilan guzel kokulu. dusunemez duruma gelmek.amatorluk * Amator olma durumu. ambale olmak * Cok yorulup isgoremez. * Otomobili fazla gaz vermekten calismaz hâle sokmak. ambargo * Bir devletin. * siyasî. amber baligi * Balinagillerden. * Geminin yuk koymaya ayrilmisyeri. ambalâjci* Ambalâj yapan kimse. musadere etmek. tahta. amazon * (eski caglarin Amazonlarina benzetilerek) Erkek gibi. ambarlama * Ambar durumuna gelmek. ambalâj * Esyayisarmaya yarayan mukavva. disli. * Bir malin serbest surumunu engellemek icin konulan yasak. ambarda kurutma * Kapalibir yerde. ada baligi(Catodon . sosyal alanlarda caydirma amaciyla yaptirim uygulamak. cok yormak. * Guzel kokulu bazimaddelerin ortak adi. ambarci * Ambara bakan gorevli. * bir mala el koymak. savassaflarinda yer alan kadin. cakil gibi yapimalzemesini olcmekte kullanilan ve her yanicogunlukla 75 c m olan kup olcek. ambar * Genellikle tahil saklanan yer. gemilerin kendi limanlarindan ayrilmasiniyasaklama buyrugu. ekonomik. ambalâj yapmak * (bir seyi) bu gibi maddelerle paketlemek. * Esya tasima isleri yapan kurum veya ortaklik. ambalâjcilik * Ambalâjciolma durumu veya isi. kâgit. plâstik madde gibi malzeme. amber agaci * Baklagillerden bir cins mimoza (Geum urbonum). * bir malin serbest surumunu engellemek. ambar memuru. basibuyuk. boyu 25 m'ye kadar cikan. ambarcilik* Ambarcinin gordugu is. ambalâjlama * Ambalâjlamak isi. kul renginde bir madde. * Kum. * Yiyecek ve baziesyanin saklandigiyer. ambalâjlamak * Ambalâj yapmak. guclu bir vantilâtor kullanilarak saglanan hava akimiile yesil ve sulu yemlerin kurutulmasi. ambargoyu kaldirmak * ambargo ile ilgili yasaklamayikaldirmak. cok yirticibir ba lik. sandiklamak. ambale etmek * Birini dusunemez duruma getirmek. * Genellikle tahilin cok uretildigi yer. * Ata binen kadin.

amcalik etmek * birine amca gibi yakinlik gostermek. amblem * Soyut bir seyin. edim. Ýran'da yetisen. amber cicegi * Amber agacinin toparlak.macrocephalus). * Ýsbakimindan. cankurtaran. isustunde. ameliyat * Operatorun. oturuk. findik buyuklugunde. amele * Ýsci. pisince guzel bir koku veren. bir kavramin sembolu olan varlik veya esya. amele taburu * Genellikle yol yapim islerinde gorevli amelelerden olusan birlik. * Yaslierkeklere saygiicin kullanilan seslenme. Ýsler. kolay. operasyon. isce. islem. ameliyathane * Hastalarin ameliyat edildigi yer. amboli * Atardamarda kanin pihtilasmasiveya yagparcaciklarinin olusmasisonucunda meydan a gelen tikanma. fiil. * Surgun. pratik. amcazade * Amcanin oglu veya kizi. amelelik * Amele olma durumu. * Elverisli. belirtke. amca * Babanin erkek kardesi. faaliyetler. ishal. ameliyat gecirmek * ameliyat edilmisolmak. ameliyat masasi * Uzerinde ameliyat yapilan ozel donanimlimasa. kestirme. tatbikî. amberbaris * Saricali. . amcamla dayim. * c. ameliyatli* Ameliyat edilmis. amelî * Ýse dayanan. hasta uzerinde kesme ve dikme yoluyla yaptigimudahale. yalniz dusunce alaninda kalmayip ise donusen uygulamali . amberbu * Hindistan'da. hepsinden aldim payim * yakinlarindan bekledigi ilgi ve yardimigormeyen bir kimsenin artik yeni bir di lekte bulunmaya niyetli olmadiginianlatmak icin soylenir. amcalik * Amca olma durumu. iri ve uzun taneli bir tur pirinc. * Hareketle ilgili olan. tatbikî. altin sarisirenginde guzel kokul u cicegi. * Bir kimsenin dinin buyruklariniyerine getirmek icin yaptiklari. uygun. amel * Yapilan is. amelimanda * Ýsyapamaz durumda olan. cankurtaran (arabasi). ameliye * Yapilan is. ambulâns * Hasta arabasi. emekci.

Amerikanist * Amerikan tarihi ve kulturu ile ugrasan bilimci. Amerika uzumu * Sekerci boyasi. otel veya evlerde icki icin ayrilmiskose. amerikyum* Atom numarasi95. * Hem karada hem de suda hareket eden (tasit). * Bu agacin armuda benzer yemisi. amfibi harekât * Kara ve deniz araclariyla yapilan manevra. kucuk bir memeli kurk hayvani(Eriomys c hincilla). Amerika tavsani * Kemiricilerden. amfibol . Amentu * Kur'an surelerinden birinin adi. arka ayaklaricok uzun. Amerika'da yetisen bir agac. kaput bezi. ametal * Metal olmayan elementler. amerikan * Pamuktan duz dokuma. * Tabiî kaynaklarin isletilmesi.amenajman * Devlete ve kisilere ait ormanlarin. armuda benzer yemisi. ametist * Sus tasiolarak kullanilan mor renkte bir tur kuvars. Amerika armudu * Defnegillerden. Amerikali* Amerika Birlesik Devletleri halkindan olan kimse. "diyecek yok" gibi tasdik etme anlatir. KisaltmasiA m. "dogru". amfi * Amfiteatr kelimesinin kisaltilmisi. Amerika elmasi * Antep fistigigillerden. Amerika bademi * Aselbent ve zamk gibi maddeler veren bir sicak iklim agaci(Styrax americana). Amerikaligibi. amenna * Ýnandik anlamiile "oyledir". Amerikan bar * Lokanta. bilader agaci(Anacardium occidentale). Amerikanvarî * Amerikaliya yakisan bicimde. yapay olarak elde edilen aktinitlerden bir element. Amerikan salatasi * Rus salatasi. Amerikan bezi biciminde de kullanilir. Amerikalilasmak * Amerikalilarin yasayistarzinibenimsemek. amfibi * Ýki yasayisli. Amerika'da yetisen bir agac (Persea gratissima). * Amerika'ya ozgu. amerikan. Amerikanca * Amerika Birlisik Devletlerinde kullanilan Ýngilizce. Amerikan * Amerika Birlesik Devletleri halkindan olan kimse. Amerikalilasma * Amerikalilasmak isi veya durumu. * Bu agacin badem biciminde cekirdekli. Amerikan bezi * Bkz. Amerika ile ilgili olan. onceden hazirlanip kabul edilmisesaslara u ygun olarak isletilmesi. yuzergezer.

amfor. âmin * "Allah kabul etsin" anlaminda. amip * Amipler takimindan. ust. amirane * Amir gibi. sebep. amfiteatr * Dinleyicilerin oturdugu. amirce * Amire yakisir bicimde. dar boyunlu. amipli * Ýcinde amip bulunan. proteinlerin temel tasiolan o rganik bilesik. siralariarkaya dogru basamakliolarak yukselen salon. amil * Yapan. amir gibi. amfora * Bkz. faktor. amin * Amonyaktaki hidrojen yerine. amfizem * Vucut organlarindan bir bolumunun hava ile sismesi. tatlive tuzlu sularda yasayan bir hucreli canli(Amoibe). amitoz * Amip. * Amiplerin yol actigi. amiral * Deniz kuvvetlerinde. amfibyumlar * Kurbaga ve semenderleri icine alan iki yasayisliomurgalilar sinifi. * Toprak parcasi. amigo * Cogunlukla spor yarismalarinda seyircileri costuran kimse. vucudunun bicim degistirmesiyle olusan gecici kollar veya ayaklar uzerinde surunerek yer degistiren. * Bir iste emir verme yetkisi olan kimse.* Piroksenlere yakin siyah. etken. amigoluk * Amigonun yaptigiis. etmen. * Yunan ve Roma'da acik hava tiyatrosu. amire yakisan bicimde. aminoasit * Bir amino grubu ile bir karboksil grubu tasiyan. esmer. amfor * Ýki kulplu. karnigenistesti. ordudaki general rutbesine esit rutbedeki subay. amiyane . amilâz * Nisastayiparcalayarak sekere ceviren bir enzim. yesil renkli bir silikat grubu. akyuvar ve bazibakterilerde hucre bolunmesi yoluyla olan cogalma. emreden. * Amiralin makami. dibi sivri. amit * Amonyagin hidrojeni yerine bir asit kokunun gecmesiyle olusan birlesiklerin si nif adi. ita amiri. amir * Buyuran. tek degerli hidrokarbonlu koklerin gecmesiyle olu san urunlerin genel adi. dualarin arasinda ve sonunda kullanilir. amipler * Bir hucreli hayvanlarin kok bacaklilar sinifina giren bir takimi. amirallik * Amiral olma durumu. amirlik * Amir olma durumu. amiriita * Bkz.

Ama. amonyak * Azot ve hidrojen birlesimi olan. amoralizm* Ahlâk disicilik. * Faizin islemesine son vermek icin bir tahvilin birden odenmesi. nisadir ruhu. * Yanina getirildigi kelimenin anlamina asirilik katarak sasma veya hayranlik an latir. amorf * Bicimsiz. amortisman * Tasinmaz mallarin asinmalarina karsilik olarak. amorti * Birden odenerek faizinin islemesine son verilen tahvil. amonyaklamak * Baziyemlerin amonyak veya bir amonyum bilesigi ile karistirmak veya doyurmak. amiyane tabiriyle * halk agziile. amonyaklama * Amonyaklamak isi. * Piyangoda odenen para kadar odenen karsilik. amnios suyu * Dol kesesini dolduran ve cenini icinde bulunduran sivi. amme efkâri * Kamuoyu. amnezi * Hafiza kaybi. . amme * Halkin butunu. amma * Bkz. ammada yaptin ha! * soylenen bir soze pek inanilmadiginive sasildiginianlatir. amonyum * Amonyaklituzlarda maden rolu oynayan bir birlesim koku (NH4). amonyum sulfat * Sanayide sentez yolu ile elde edilen amonyum notr sulfat. amor * Bir cesit kumas. yillik kârdan ayrilan belirli pa y. bellek yitimi. amme idaresi * Kamu yonetimi. nisadir kaymagi. amma velâkin * Ancak. amorti etmek * bir girisimde yatirilan parayizamanla yeniden kazanmak. kamu.* Kibarca olmayan. amme hukuku * Kamu hukuku. amme davasi * Kamu davasi. amnios * Dol kesesi. amonyum karbonat * Hamur kabartmada maya olarak kullanilan karbonik asidin amonyum tuzu. bayagi. amme menfaati * Kamu yarari. tore disicilik. cagnak. halk deyisiyle. * Ýcinde bu gazin eritilmisbulundugu su. azotlu gubrelerin en cok kullanilanidir. bununla beraber. keskin kokulu bir gaz (NH3). * Siradan.

KisaltmasiA. ampermetre * Amperolcer. havasibosaltilmiscam sise. ampirist * Deneyci. an * Zihin. * Herhangi bir butunden bir parca kesme veya koparma. kok-en vb. amut * Dikme. amudufikarî * Omurga kemigi. * Ýcinde cogu kez zerk edilecek. * Yavrusu olan disi hayvan. . yaylarin gereksiz hareketlerini gidermeye yarayan duzen. elektrik akimiile akkor durumuna gelerek isik verebilen bir iletkeni bul unan. uslûbu. * Velinimet. -an / -en * Ýsimden isim tureten ek: ogul-an > oglan. ampirik * Bir kurama degil de yalnizca deneye. an * Zamanin bolunemeyecek kadar kisa bir parcasi. sallantigibi hareketleri en aza indiren. gozleme dayanan. amper saat * Bir amper siddetinde akim geciren bir iletkenden bir saat icinde gecen elektri k miktari. cihaz. yumusatmalik. amperolcer * Bir elektrik akiminin siddetini olcmeye yarayan aygit. yukseltec. an * Ýki tarla arasindaki sinir. amudî * Dikey. amper * Elektrik akiminda siddet birimi. lâhza. -an / -en * Fiilden sifat tureten ek. * Yaslikadinlara saygilibir seslenme sozu olarak kullanilir. amyant * Kolayca bukulen ve atese dayanan liflerden olusmus. amuda kalkmak * iki eli ustune dayanarak bacaklarinihavada dikey tutmak. * Dince aziz taninan bazikadinlara verilen saygiunvani. dikine. sividurumda ilâc bulunan kucuk veya buyuk cam tup. ampirizm * Deneycilik. * Bu duzeni kuran oge. ampir * Napoleon doneminde Fransa'da ve Avrupa'da yayilmisolan yapi. ana * Cocugu olan kadin. dik durumda. bel kemigi. giyim vb . ampul * Ýcinde.amortisor * Motorlu araclarda sarsinti. siddetini veya gucunu artirma ya yarayan arac. mobilya. bir tur ak asbest. akimolcer. anne. amputasyon * Bir organikesip cikarma. dik. amplifikator * Alcak veya yuksek frekansliakimlarin gerilimini. kiz-an.

* Donen koninin yan yuzunu olusturan dik ucgenin hipotenusune verilen ad. evindekilerden ve soyca baglioldugu topluluktan ogre ndigi dil. buyuk on kapisi. ana bir. dort bir yonunu cevreleyen kalin disduvar. ana bilim dali * Universite veya fakultelerde bolumlerin alt bilim veya uzmanlik dallari. ana dal * Agac. ana defter * Ticarî bir kurulusun. ana direk * Gemilerde. agaccik veya calilarda govdeden ilk cikan ve bitkinin catisiniolusturan dal. ana cadde * Sehirde ara sokaklarin acildigigenisyol. ana baba * Ana ile babanin olusturdugu birlik. buyuk defter. ana kapi * Bir yapinin suslu. ana deniz * Kitalaribirbirinden ayiran engin deniz. ana baba yavrusu * nazlibuyutulmuscocuk. ana ari * Aribeyi. telâsli. ana gibi yâr olmaz. ekleme direklerde dipteki temel parca. asil. faizin disinda olan bolumu. d efterikebir. ana kadin * Bir ailede veya bir toplulukta en cok sayilan kadin. tehlikeli zaman. ana avrat duz (veya dumduz) gitmek * sovmek. ana baba eline bakmak * ana ve babanin verdigi para ile gecinmek. esas. ana baba bir * ayniana ve babadan olan (kardesler). yer veya durum. umman. ana deniz bilimi * Osinografi. babalariayriolan (kardesler). aylik ve bilânco hesaplarinigosteren defter. ana baba gunu * Cok kalabalik. . ana cizgi * Belli bir kurala gore yurutulerek bir bicimin olusmasina yarayan cizgi. ana dusunce * Temel fikir. ana dogrusu * Donen silindirin yan yuzunu olusturan dikdortgenin bir kenari. ana fikir * Belirli bir konuda bir yazinin temeli olan dusunce. ana dili * Ýnsanin cocukken anasindan. o cizgin in. * Cizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sifat olarak geldiginde. Bagdad gibi diyar olmaz * insanlar icinde bize ana kadar candan baglidost yoktur. * Sikintilikalabalik. ana duvar * Bir yapinin. baba ayri * analaribir. kufretmek. * Temel. belirli bir kural altinda hareket ederek bir yuzey olusturmaya yaradiginianlatir. ana dil * Baska diller veya lehceler turetmisolan dil. okyanus.* Alacagin veya borcun.

holding. ana dagitim boru hatti baslangicina tesis edilen sayac sistemi.ana kara * Yeryuzundeki besbuyuk kara parcasindan her biri. anaokulu. ana kuzusu * Pek kucuk kucak cocugu. ana sozlesme * Taraflar arasiduzenlenen ilk ve temel sozlesme. kita. laytmot if. ana sayac * Belirli bir yerlesim birimine veya bir sehre verilen toplam gazin olculmesi am aciyla. ana sanli* Soyadiniana yonunden alan. ana sehir * Ana kent. . ana kuyu * bir ocakta ana cikisve havalandirmada kullanilan kuyu. ana sav * Ýleri surulerek savunulan dusuncelerin en belli basliolani. ana sinifi* Genellikle besyasinibitirmiscocuklariilkokul ogrenimine hazirlayan sinif. baht kuramamis) * kocasiiyi olmayan bir kadin. ana kitap * Bir bilim alaninda yazilmistemel kitap. ana rahmine dusmek * dol yataginda cenin olusmak. buyuk sehir. ana kucagi * Ananin sevgi ve sevecenlikle dolu cevresi. ana kizina taht kurar. ana toplardamar * Kirli kanikalbin sagkulakcigina bosaltan iki buyuk toplardamardan her biri. guc islere alismamis. ana kralice * Kralin annesi. * Aribeyi. ana muhalefet * Ýktidarin disinda sayica en ustun olan parti. kendi ne kadar zengin olursa olsun. ana saat * Bir gozlem evi veya kurumda. * Bir ulkede buyuk kentlerden herhangi biri. saatler icinde en dogru giden ve obur saatlerin a yarlanmasinda kullanilan saat. * Sikintiya. mutlu olamaz. buyuk sehir. metropol. ana kubbe * Camilerde ayaklar veya ana duvar uzerindeki kasnaga oturtulmuskubbe. ana kok * Tohumun cimlenmesinden sonra kokcugun topraga dalarak gelismesi sonucu olusan ilk kok. ana mektebi * Bkz. ana ortaklik * Bircok ortakligin pay senetlerini elinde bulundurarak onlaridenetimi altinda t utan sermaye yatirim ortakligi. nazlibuyutulmuscocuk veya genc. ana motif * Bir sanat eserinde sik sik tekrarlanarak ona ozellik kazandiran motif. ana kent * Bir ulkenin veya bir bolgenin cevresindeki yerlesim yerlerine ekonomik ve topl umsal yonlerden egemen olan ve genellikle ulkenin baska ulkelerle olan her turlu iliskilerinin saglandi gien onemli kenti. metropol. kiz bahtikocadan arar (veya ana kizina taht kurmus.

basina buyruk. anaclasmak * Anac duruma gelmek. tasasiz. deneyli. dogu ve batiyonlerinden her biri. * Ýri. anaerkillik * Kadinin ustunlugune dayalitoplumsal orgutlenme duzeni. ana yurt * Ýlk yurt edinilen yer. ana yuregi* Annelik duygusu. onemli bolum. ana sevecenligi. dirgen. * dogustan olan. matriarkal. anabolizma * Ozumleme. anadan (yeni) dogmusa donmek (veya anadan yeni dogmusgibi olmak) * dertsiz. anaerkil * Anaerki temeline dayanan. anaclasma * Anaclasmak isi. sempatik anne. ana yon * Kuzey. anacik * Kucuk anne. ana vatan. yaba. ana yol * Kucuk yollarin kendisine acildigibuyuk yol.ana vatan * Ana yurt. anacil * Anasina duskun (cocuk). sagliklibir duruma gelmek. anadut * Ekin veya ot demetlerini arabaya yuklemeye veya harmaniaktarmaya yarayan. * Sevimli. anaca * Ana olarak. * Bir seyin ilk kez yetistigi. madersahîlik. anaclik * Anac olma durumu. anadan dogma * cirilciplak. uzun sapliarac. Anadolu * On Asya'nin bir parcasiolarak Turkiye'nin Asya kitasinda bulunan topragina ver ilen ad. gorundugu yer. guney. anadan gorme * annesinde gordugu gibi. * Ananin egemen oldugu aile hayati. Anadolulu * Anadolu halkindan olan (kimse). * Cadde. . anaerki * Soyda temel olarak anayialan ve ailede cocuklariana klânina mal eden ilkel bir t oplum duzeni. kart. * Kurnaz. anac * Yavru yetistirecek duruma gelmisolan hayvan veya yemisverecek durumdaki agac. * geleneksel. ana yarisi* Teyze. ana yapi * Bir yapibutunu icinde yukseklik ve bicim bakimindan goze carpan. madersahî. bilgili.

burgac. guc durum. acar. anaforlama * Anaforlamak isi. anafora kaptirmak * emeksiz. istege gore elektrik akiminin gecmesini saglamak ici n kullanilan duzen. anahtar kelime * Bir kompozisyonda kullanilan temanin ifade edildigi baslica kelimelerden biri. * Karmakarisik.anaerobik * Oksijensiz yerde yasayabilen. kurgu. * Sifre yazmak ve cozmek icin kararlastirilmisolan yol. anahtar vermek * (tulûat tiyatrosunda) komige nukte yapma kolayligivermek. anahtar tasi * (yapicilikta) Kemerlerin en ustundeki tas. * Ýstenilen yere veya aygita. anagram * Bir kelimedeki harflerin yerini degistirerek elde edilen kelime. acki. anahtarcilik * Anahtarcinin yaptigiis. kilit tasi. arac. * Somunlariveya vidalaricevirerek sikistirip gevsetmek icin kullanilan celik sap liarac. * Notalarin muzik merdivenindeki yukseklik derecelerini gostermek ve buna gore o kunmasinisaglamak icin portenin basina konulan isaret. egrim. * Kapi. delikli metal ve plâstik gerec. acacak. ters akintilarin olusturdugu donme. anaforlamak * Yolsuz veya emeksiz olarak kazanc elde etmek. anahtar uydurmak * bir kilidi acmak icin kendi anahtarindan baska bir anahtar kullanmak. sinirli. anaforcu * Yolsuz veya emeksiz kazanc pesinde olan (kimse). anahtar agizligi * Mobilya kapaklarinin ve cekmecelerin yuzlerine acilan anahtar deliklerinin uze rine civilenen paslanmaz celik veya dokumden yapilmisortasianahtara uygun. anafor * Bir engelle karsilasan su veya hava akintisinin donerek ve cukurlasarak yaptig icevrinti. yetisebilen. * Bir seyin zemberegini kurmak icin kullanilan arac. anaforlu * Akintili. * Vesile. cereyanli. komutator. anahtar bitkiler * Mera uzerinde cok bulunan ve bunlarin dogru bir sekilde otlatilmalariile tum m eranin dogru bir sekilde otlanmisolacagikabul edilen bitki turleri. kasa gibi yerlere anahtar uydurarak hirsizlik yapan kimse. anahtaribeline takmak . anahtarci* Anahtar yapan. anafordan * yolsuz veya emeksiz olarak. girdap. cevri. * Konserve kutularinin kapaginikeserek acmaya yarayan alet. anaforculuk * Anaforcu olma durumu. anahtar * Bir kilidi acip kapamak icin kullanilan arac. satan veya onaran kimse. karsiliksiz olarak baskasinin yararlanmasina imkân vermek. * Yolsuz veya emeksiz elde edilen sey. vasita.

benzesme. cozumleyici. analist * Tahlil. . anali. analastirma * Analastirmak isi. agrikesen. eskimis. * Ana duygusu. analik * Ana olanin durumu. caga uymaz. kolayca kullanilmasinisaglamak icin takildig imaden. andirisma. analojik * Analoji ile ilgili. * Uvey ana. anahtarlik * Anahtarlarin kaybolmasinionlemek. * Caga uymama. analoji * Benzesim. analikuzu. analjezi * Agriyidindirme. analastirmak * Annedeki ozellikleri kazandirmak. aciyitimi. analiz etmek * Cozumlemek. anakronik * Cagigecmis. analikuzu kinalikuzu * Bkz. * Anaca davranis. analiz yapan kimse. anakronizm * Tarihe aykirilik. -anak / -enek * Fiil koklerinden isim tureten ek. anakonda * Bogagillerden tropikal Guney Amerika'da yasayan. tahlil. tahlil etmek. aciduyumunu yok etme. su. analiz * Cozumleme. benzesmeye dayanan. analizci * Analizle ugrasan veya analiz yapan kimse. analjezik * Bkz. analik etmek * analik gorevini yapmak veya ana gibi yakinlik gostermek. analizor * Analiz yapan cihaz.* evde yonetimi ele almak. aygit veya organ. * Ornekseme. analitik * Cozumlemeli. * Andiris. avinisararak ve sikarak oldur en yilan (Eunectes murinus). kinalikuzu * annesi sagolan cocuklarin mutlulugunu anlatir. analikizli* Salca. anali * Anasiolan. tuz. deri ve benzerinden yapilan halka veya kilif. bulgur ve kiymanin yogrularak kucuk kofteler hâline getirilmesi ve bu malzemenin et suyu ve nohut ile pisirilmesiyle hazirlanan yemek. * Ana yerini tutan veya ana kadar yakinlik gosteren kadin.

geleneksel. gelenekci. yurutulmesi icin gereken anapara ve paraya cevri lebilir mallarin butunu. an'ane * Gelenek. sicak ulkelerde yetisen bir agac (Ananas sativus). anamalci* Uretim araclariniozel mulkiyetinde bulunduran. bir ise razietmek icin gereginden cok overek yumusatmak amaciguduldugu nu baskasina anlatirken kullanilir. an'aneci * Ananeye bagliolan. uzuntu gibi duygular anlatir. anarsi * Siyasî ve idarî kurumlardaki cozulme sonucu olarak devlet denetiminin kalmamasidur umu. sicak ulkelerde yetisen ve ornegi ananas olan bitki familya si. anarsik * Anarsi niteliginde olan. anan yahsi. begenme. baban yahsi * birini. an'anevi * Gelenege dayanan. * Bir ticaret isinin kurulmasi. ananasgiller * Bir ceneklilerden. sermayedar. ananin ak sutu gibi (helâl olsun) * anamin sutu bana nasil helâl ise. an'anecilik * Gelenekcilik. * Anamalcilik duzenini benimsemis. * Bu agacin tadi. anam babam * teklifsiz bir seslenme. anapara * Ýsletilen paranin faiz katilmamisbutunu.anam avradim olsun * birini kesin olarak inandirmak icin soylenen cok kaba bir ant. bassizlik. anamal sahibi. * Kargasa. ananin orekesi * sacma bir soze karsiverilen karsilik. anamal birikimi * Anamalcinin elde ettigi artik degerin bir bolumunu kendi kullanirken buyuk bol umunu anamalina ekleyerek onu buyutmesi. ananas * Ananasgillerden. anamal * Sermaye. buyuk kucuk herkese karsikullanilan teklifsiz bir seslenmek. kapitalizm. basibosluk. an'anesiz * Gelenege sahip bulunmayan. anam! * Kadin erkek. * Sese verilen tona gore sasma. kokusu cok begenilen meyvesi. sermaye. . anaokulu * Ogrenim cagina henuz gelmemisiki ile altiyasarasindaki cocuklariokul duzenine hazirlayan egitim kurulusu. kapital. kapita list. bu da sana oyle helâl olsun. ananet * Erkekte cinsel gucsuzluk. anamalcilik * Anamala dayanan ve kâr amaciguden uretim duzeni. aci. pulucluk.

cok sikinticektirmek. anasinin korpe kuzusu * pek kucuk kucak cocugu. anasindan dogduguna pisman * cok tembel. anasinin ipini satmis(veya pazara cikarmis) * ipsiz. bakimindan anasina benzeyen. bezini al * bir kizin karakterini ogrenmek isteyenler. anarsizm * Tarihî sartlar ne olursa olsun devletin ortadan kaldirilmasina calisan ogreti. anasir * Unsurlar. bezdirmek. anarsistlesmek * Anarsist ozelligi tasimak. butun aile. . anasiz * Anasiolmayan. anasindan emdigi sut burnundan (fitil fitil) gelmek * bir isi yaparken cok sikinticekmek. anasindan dogduguna pisman etmek * cok eziyet etmek. anasil * Kokten. bitkin duruma gelmek. asil olarak. cok acik goz.anarsist * Anarsi ile ilgili olan. anasikilikli * gorus. huy vb. umursama. babasisalgam (veya sogan) * ne oldugu belirsiz kimselerin cocugu. anarsistlesme * Anarsistlesmek isi veya durumu. anasinin hâlini goz onune alirlarsa a ldanmamisolurlar. dikkate almama ve umursamama anlatir. anasina avradina sovmek * birinin anasinive karisiniamaclayarak cirkin soz soylemek. * Anarsizm yanlisiolan kimse. usengec. cok uzmek. kendisinden her turlu soysuzluk beklenebilen (kimse). kizinial. anartri * Dil tutuklugu. anasinin kizi * anasinin huylarikendisinde de gorulen kiz. anasinin gozu * cok kurnaz. isi. anasiaglamak * cok sikinticekmek. anasina bak. anasinisat! (veya satayim) * onem verme. anasidanasi * soyu sopu. anasinin nikâhiniistemek * bir seye degerinden cok para istemek. anasinibellemek * bir kimseye en buyuk kotulugu yapmak. kenarina bak. dalavereci. anasiyerinde * bir gencin anasikadar yasli(kadin). aldirma. anasiniesek kovalasin! * sozu edilen kimse veya isicin bikkinlik. bunun icin gam yeme (yemem)!. hinogluhin. * canindan bezmis. esaslibir bicimde. anasiturp (veya sarimsak). davranis. ogeler. eziyet cekmek. anarsistlik * Anarsist olma durumu. anasindan emdigi sutu burnundan getirmek anasiniaglatmak * bir kimseye cok eziyet etmek.

anatomici * Anatomi uzmani. gittikce. bir seyin daha cogunun. andante * Yariyavas. * Bir seyin olusumunda goze carpan ozel yapi. * Ýnsan vucudunun anatomisi ile ilgili. anayasal * Anayasa ile ilgili. anca beraber. * Beden yapisi. * "Lâkin". katavasya. govde yapisi. * Anatomi dersi veren ogretim uyesi. anavasya * Gocucu baliklarin Akdeniz'den Karadeniz'e cikmasi. anayasa okutan (kimse). il erisinin olmadiginigosterir. kanunuesasî. teskilâtiesasiye kanunu . andantino * Andante'den daha canli. * (cogul durumunda) Anilar. anatomi * Ýnsan. . anatomist * Anatomiyle ugrasan bilimci. andavalli* Bon ve gorgusuz. bon. ancuez * Genellikle hamsi. anayasaci*Anayasayisavunan. kanca beraber * bir iste iki veya daha cok kimsenin. hayvan ve bitkilerin yapisinive organlarinin birbiriyle olan ilgilerini i nceleyen bilim. "daha cok". aptal. tesrih. anca * Ancak. andaval * Ahmak. beceriksiz (kimse). yurttaslarin kamu haklarinibildiren temel yasa. hatirat. yargilama guclerinin nasil kullanilacaginigosteren. "en cok". * "Olsa olsa". o iskotu de gitse. yurdumuzda ekimi yapilan bitki (Pimpinella anisum). daha hizli. beceriksiz. yurutme. sardalye veya tirsi baliklarindan yapilan tuz lu ve yagliezme. "guclukle" gibi. anason * Maydanozgillerden. yasama. andac * Ajanda.anasizlik * Anasiz olma durumu. anbean * Dakikadan dakikaya. saskin. * Ani. ancak * "Yalniz. sadece" gibi sinirlama anlatir. * Anayasa konusunda yetkili olan. anatomik * Anatomi ile ilgili. birbirinden ayrilmamal arigerektigini anlatir. anayasadan yana olan. "ama". anayasa * Bir devletin yonetim bicimini belirten. bazen de caca. adagio ile andantino arasi. her an. andemi * Belli bir bolgede sik sik gorulen hastalik. yadigâr. * En erken. "yalniz" gibi bir dusunceye karsit ikinci bir dusunceyi anlatir. kokulu tohumu hamur islerinde ve rakiyapiminda kullanilan.

andezit * Plâjiyoklâzlibir yanardagkultesi. benzerlik durumu. andirmak * Anmak isini yaptirmak. andirma * Andirmak isi. duyum yitimi. andiz * Yapraklaridikenli olan bir cesit ardic. saricicekli. temsil. anemometre * Yelolcer. fikra. andiris * Andirmak isi veya bicimi. * Ýltibas. endoskopi. angaje * Sozle veya yaziliolarak baglanan. analoji. cagristirmak. nemli yerlerde yetisen. angaje olmak . andropoz * Erkeklerde yasdonumu. angaje etmek * birini soz veya yaziile baglamak. anemon * Daglâlesi. andirisma * Andirismak isi. anestezi * Uyusturucu bir ilâcla vucudun butununde veya belirli bir bolgesinde duyularin yo k olmasi. anekdot * Kisa veya ozlu anlatimiolan guldurucu hikâye. andoskop * Bkz. acive kokulu bir ot (Ýnu la). anele * Gemilerde turlu islerde kullanilan bir tur demir halka. * Ýki sey arasinda bazinoktalardaki uygunluk. aneroit * Civa yerine bir maden kutu kullanmak temeline dayanan kadranlibarometre. * Servi agaci. taahhut etmek. andirismak * (bir sey) Baska bir seyi andirmak. andoskopi* Bkz. anemi * Kansizlik. analoji. andiz otu * Birlesikgillerden. anevrizma * Bir atardamarin bir noktasinda olusan ur bicimindeki gevseme siskinligi. * Benzer yanlaribulunmak. andik * Sirtlan. anesteziyoloji * Duyum yitimi bilimi. * Kirlarda yetisen yabanî bir otun koku.andemik * Belli bir bolgede sik sik gorulen. anemik * Kansiz. anestezist * Anestezi uzmani. endoskop.

angajmanli * Baglantisi. Kis altmasiA. * Yasanmisolaylarin anlatildigiyazituru. * Usandirici. ucret vermeden yaptirilan is. angin * Unlu. hatir icin yapmaya mecbur olmak. anhidrit * Genellikle kaya tuzu ve alcitasiyla birlikte bulunan dogal. Anglosakson * V. taahhudu olmayan. biktirici. angaryaya kosmak * birini zorunlu olmadigihâlde bir iste calismaya zorlamak. zorla yapilan is. yuzyilda Buyuk Britanya'yiele geciren Cermen irkindan oymaklara verile n ad. angic * Harman zamanifazla sap yuklemek icin okuz ve at arabalarinin iki tarafina taki lan parmaklik. ustlenme. taahhut. angstrom * Metrenin on milyarda biri degerine esit olan isik dalgalariniolcme birimi. ani * Hatira. * Olaganustu durumlarda veya sikiyonetimde devletin vatandaslara ait tasitlara e l koymasi. meshur. kendi sularindaki yabancibir devletin ticaret g emilerine el koyarak bunlardan yararlanmasi. susuz kalsiyum sul fat. * Kolelik duzeninde koylunun derebeyine yaptigizorunlu ucretsiz hizmeti. evcillestirilebilen bir yaban kusu ( Casarca ferruginea). Anglofil * Ýngiliz yanlisi. * Ana dili Ýngilizce olan kimse. Angolali * Angola'da yasayan (kimse). kaba saba. anha minha * Asagiyukari. * Savasdurumundaki bir devletin. baglanti. angudî * Angut kusunun renginde. tuyleri kiremit renginde. * Ahmak.* sozle veya yaziliolarak bir seye baglanmak. anilmis. angaryaci* Baskasina ucretsiz isyaptiran kimse. angajman * Yuklenme. angut * Ordekgillerden. hatira. angarya * Bir kimseye veya bir topluluga zorla. Anglikanizm * Ýngiliz kilisesinin tuttugu inanc yolu. anik . angarya cekmek * bir isi isteksizce. ve VÝ. taahhudu olan. angajmansiz * Baglantisi. angajmansizlik * Angajmaniolmama durumu. * Ýngilizlere has olan. Anglikan * Ýngiliz kilisesine bagliolan (kimse).

anistirma * Anistirmak isi. goze carpacak buyuklukte. anitsal mezar. animsatmak * Hatirlatmak. anilasmak * Aniniteligi kazanmak. ima etmek ihs as etmek. * Onemi ve degeri cok olan eser. anidurumuna girme. * (kucuk a ile) Tarih degeri olan kisilerin mezariolarak yapilan anit degerindek . animsamak * Hatirlamak. anirtma * Anirtmak isi. abide. aniklik * Hazirlik. dolaylianlatmak. anit * Onemli bir olayiveya buyuk bir kisinin gelecek kusaklarca tarih boyunca anilma siicin yapilan. anirmak * (esek) Bagirmak. bir atasozunu anlatma veya cagristir ma sanati. anilma * Anilmak isi. animsanmak * Hatirlanmak. anistirmak * Bir seyi acikca soylemeyip ustu kapalianlatmak. aniklasmak * Hazir olma durumu. * Bir yazida veya siirde bilinen bir olayi. anilasma * Anilasmak isi. aniklama * Aniklamak isi. animsanma * Hatirlanma.* Hazir. anirma * Anirmak isi. anirtmak * Anirmasinisaglamak. animsatma * Hatirlatma. aniris * Anirma isi veya bicimi. Anitkabir * Ataturk'un mezari. animsama * Hatirlama. anilmak * Anmak isine konu olmak. anirti * Esegin anirirken cikardigises. sembol niteliginde yapi. aniklasma * Aniklasmak isi. telmih. hatirlamak. anit mezar * Gorkemli. aniklamak * Hazirlamak.

birdenbire. anilin boyalar * Taskomuru eterinden elde edilen. anîde * Hemencecik. anjiyo * Anjiyografinin kisaltmasi. * Saygive sevgi ile anilir duruma gelmek. abidelestirmek. farenjit. boya sanayi inde kullanilan organik boya cevheri. birden. gorunusu ve guzelligiyle gorenleri etkileyen. anitlasmak * Anit durumuna gelmek. apansiz. abidelesmek. birdenbire. basim islerinde. anizlik * Anizisokulmemistarla. animasyon * Canlandirma. animizm * Canlicilik. anjiyografi . anitsi * Anita benzer. anî * Bir anda oluveren. anif * Sert. hunnak. animato * Bir parcanin canlicalinacaginianlatir. anitlasma * Anitlasmak isi. * Buyuklugu. gorkemli. anitlastirma * Anitlastirmak isi. aniz bicmek * anizive tarla kenarindaki otlaribicmek. anilin * Benzenden tureyen bir amin. anîden * Ansizin. anita benzeyen. anitlastirilmak * Anitlastirmak durumuna getirmek. * Ansizin. fotografcilikta. anitsal * Anit niteliginde olan. anjin * Bogaz mukozasinin sismesi. anitlastirilma * Anitlastirilmak durumu. abidevî. * Ekin bicildikten sonra surulmemistarla.i yapi. anî akin * Bir anda gerceklestirilen hucum. aniz * Ekin bicildikten sonra tarlada kalan koklu sap. bir anda. yutak iltihabi. anjiyo olmak * anjiyografi cektirmek veya yaptirmak. aniz bozmak * anizialt ust etmek icin topragiyuzden surmek. bogak. anitlastirmak * Anit durumuna getirmek. anî hiz * Bir andaki hiz. kaba. anit degeri kazanmak.

bunlarin ha tirlattigidusunce veya nesne. anlam cikarmak * bir cumlede veya bir metinden yeni ve degisik bir anlam yakalamak veya bulup c ikarmak. anlam bayagilasmasi * Anlam kotulesmesi. kaymasiveya bayagilasmasi. sormaca. anket * Sorusturma. genislemesi. anketor * Anket yapan uzman. anladimsa arap olayim * hicbir sey anlamadim. * Bir onermenin. yanlisdegerlendirmek. bu kavramlar icinden tek bir anlam bildirme si durumu. anjiyoloji * Dolasim organlariniinceleyen anatomi bolumu. mana. ankesorlu telefon * Kutulu telefon. yuvaya yerlestirilmis(tesisat). anketcilik * Sorusturmacilik. bir sozden. anlam bilimsel * Anlam bilimi ile ilgili. anketci * Sorusturmaci. anlam aykiriligi * Karsit anlamlikelimelerin. sozlerin bir araya gelmesi. arastirma yapmak. semantik. tiftik kecisi. semantik. bir davranisveya olgudan anlasilan sey. anlam daralmasi * Geniskavramlariolan bir kelimenin. * yersiz ve gereksiz bir yargiya varmak. anlak * Zekâ. Ankara kecisi * Uzun. bir dusuncenin veya eserin anlatmak istedigi sey . anlam degismesi * Anlamin daralmasi. Ankara kedisi * Uzun tuylu ve Ankara yoresinde yetisen kedi irki. eklem kaynasmasi. anlam * Bir kelimeden. Anka * Masallarda adigecen ve gercekte var olmayan buyuk bir kus. bir tasarinin. anket yapmak * bir konuda sorusturma. . kivircik ve ipek gibi yumusak killariolan ve Ankara yoresinde yetistiril en evcil keci turu. anlam bilimi * Dili anlam acisindan inceleyen bilim dali. ankastre * Bir oyuga. soyleye nin aklindan gecmeyen bir anlam vermek. Zumruduanka. genel bir anlamdan ozel bir anlama gecis. anlakli * Zeki. ankiloz * Oynar eklemlerde oynakligin kalmamasiyla eklemin islemez duruma gelmesi. fehva.* Damar icine x isinlarinigecirmeyen bir madde siringa edildikten sonra damarlar in filminin alinmasi. bir soze.

vukuf. anlama * Anlamak isi. * Birinin duygularini. * (olumsuz veya soru biciminde) Ýyilik gormek. anlamsiz * Anlamiolmayan. anlamdas* Esanlamli. * Bir olay veya onermenin daha once bilinen bir kanunun veya formulun sonucu old ugunu gorme. yeni bilgileri esk ileriyle bir araya getirerek sonuc niteliginde baska bir bilgi edinmek. onemli bir sey anlatmayan. yararlanmak. dileginin yerine getirilmesini istemek. anlamlandirma * Anlamlandirmak isi. anlam kazandirmak. anlamak * Bir seyin ne demek oldugunu. neye isaret ettigini kavramak. anlamli * Anlamiolan. * Bir sey uzerinde bilgisi bulunmak. anlamsizlasma * Anlamsizlasmak durumu. dusuncelerini sezebilmek. anlamlilik * Anlamliolma durumu. anlamamazlik * Anlamazlik. anlamlianlamli * Anlamliolarak. anlam kotulesmesi * Anlamiiyi ve olumlu olan bir kelimenin zamanla kotu veya kotuye dogru giden bi r anlam kazanmasi. manasiz. * Sahip olmayiistemek. manali. anlamamak * hoslanmamak. anlam vermek. anlamlandirmak * Anlaminiaciklamak. anlamdaslik * Esanlamlilik. * Dogru ve yerinde bulmak. . ilgilenmemek. muradif. anlamazliktan gelmek * bir seyi anladigihâlde anlamamis. bir sey demek isteyen. anlamsizlasmak * Anlamsiz duruma gelmek. * Bkz. yorumlamak. dusundurucu.anlam genislemesi * Dar bir anlamda kullanilan bazikelimelerdeki anlamin ilgili kavramlara yayilma si. sinonim. anlamsal * Anlamla ilgili. anlamina gelmek (veya manaya gelmek) * (bir anlam) bildirmek. isimden tureme fiil. semantik. muteradif. * Sorup ogrenmek. farkina varmamisgibi davranmak. anlam vermek * kendince bir yargiya varmak. anlam iyilesmesi * Kotu ve olumsuz bir anlamiolan bir kelimenin zamanla iyi bir anlam kazanmasi. anlamazlik* Bir seyi anlamamis. isteklerini. anlam kaymasi * Yeni bir anlam vermek uzere kelimelerin gercek anlamlarindan kayarak kaliplasm alari. kavrayamamisgibi davranmak. manidar.

gercegi ogrenildi. manasizlik. anlasildiVehbi'nin kerrakesi * Bkz. anlasilan * anlasildigina gore. uzlasmayi. anlasildiVehbi'nin kerrakesi. anlasik * Aralarinda anlasma bulunan taraflardan. anlatim * Anlatmak isi. anlasmazlik cikmak * bir konuda uyusmazlik soz konusu olmak. antant. fikra gibi seyleri anlatan kimse. muglâk. stilistik. belli olmak. anlastirma * Anlastirmak isi. ovmek. * Bir duyguyu. anlasma yapmak * anlasma belgesi duzenleyip imzalamak. duygu. anlasilmak * Anlamak isine konu olmak. galiba. uyusmayisaglamak. anlasmak * Dusunce. uyusma. karisik. ekonomik. alanlarda yapilan uzlasma ve bu uz lasmanin tespit edildigi belge. anlastirmak * Anlasmayi. anlasmaya varmak * bir konuda birisiyle anlasmak. anlasilmaz * Anlasilmasiguc olan. bir anlam verilemeyen. anlatici * Hikâye. anlasildiVehbi'nin kerrakesi * isin ic yuzu. tahkiye. anlarsin ya! * aciklanmamasigereken bir olayidolayliyoldan anlatmak icin kullanilir. bir dusunceyi. kimselerden biri. amac bakimindan birlesmek. * Devletler arasisiyasî. ifade. anlatim bilimi * Uslûp yontemlerini inceleyen edebî arastirma. anlamsizlik * Anlamsiz olma durumu. bir konuyu soz veya yaziile bildirme. kulturel vb. ihtilâf. inceleme. uyusma zlik. itilâf. anlasilma * Anlasilmak isi. anlamsizlastirmak * Anlamsiz duruma getirmek. uyusma. itilâf.anlamsizlastirma * Anlamsizlastirmak durumu. anlasma * Anlasmak isi. anlatilmak * Anlatmak isine konu olmak. anlati * Hikâye etme. anlasmali* Anlasmaya dayanan. anlatilma * Anlatilmak isi. ortaya cikmak. anlatim tonu . anlasmazlik * Ýki veya daha cok tarafin karsilasan dusunce ve amaclariarasinda ayrilik. anlata anlata bitirememek * bir seyden cok soz etmek.

* Hosgorusuzluk. anlisanli* Guzel. feraset. takrir. izanli. oysa anlayissiz kimselere ne soylense yararsizdir. ent elektualizm. zeki. vurdumduymazlik. * Hosgorusuz. usa vurma. anlatma * Anlatmak isi. vurdumduymaz. anlayip dinlemek * (bir olayla ilgili olarak) iyice anlamak. kalin kafalilik. kafasiz. anlayis * Anlamak isi veya bicimi. * Ýnandirmak. anlatis * Anlatmak isi veya bicimi. telâkki.* Anlatimda mantik ve dusunce ozelligine gore olusan ton. anlikcilik * Duyu ve irade karsisinda anligin ustunlugunu ileri suren doktrin. ferasetli. * Duyu ve iradeden ayriolarak dusunulen bilme melekesi. anma toreni * Bir kisiyi veya bir olayihatirlamak icin yapilan toren. zihniyet. anlayislilik * Anlayisliolma durumu. anlayissizlik * Anlayiskitligi. izansizlik. anlik * Kisa suren. ihtifal. zihniye. zihniyet. aciklama yaptirmak. * Anlama yetenegi. anlayissiz * Anlayisikit olan. anlatmak * Bir konu uzerinde aciklamada bulunmak. anlayisgostermek * istenilen veya soylenilen bir seyi hosgoruyle karsilamak. * Olmusbir insanihatirlamak icin yapilan toren. * Eserlerinde hikâye etmeye. tahkiyeye agirlik veren (yazar). izansiz. belirtmek. anlattirmak * Bir konu uzerinde bilgisini olcmek. nakletmek. hâlden anlama. entelekt. bir an icinde olan. anma * Birini veya bir seyi akla getirerek sozunu etme. izan. anlama gucu. * Soylemek. anlayana sivri sinek saz. unlu. anlatimci* Yalnizca hikâye etmeye agirlik veren (eser). izah etmek. gaba vet. gosterisli. yargilama. kafasizlik. anlatimcilik * Bkz. * Ayiricibir nitelik olmak bakimindan gorus. anlamayana davul zurna az * anlayislikimseleri en kucuk bir soz bile etkiler. bilgi vermek. zekâ. * Hosgorulu. ekspresyonizm. anlatimli* Dusunce ve duyguyu guclu ve canlibir bicimde anlatan. anlattirma * Anlattirmak isi. * Hosgorme. anmak . anlayisli * Anlayisiolan. mudrike. f erasetsiz. gabi. kalin kafali. kavrayissiz.

anorganik * Ýnorganik. anons etmek * sozle veya yaziyla bir durumu. anonim ortaklik * Sermayesi paylara bolunmusolan ve her ortagin sorumlulugu sermayedeki payiyla sinirlibulunan ortaklik. berguzar. ansefalit * Beynin irinsiz iltihaplihastaligi. * Dengesi bozuk. sermayesi hisselere bolunmusve her ortagin sorumlulu gu sermayedeki hissesi ile sinirliortaklik. anormal * Genel olan ornege.* Birini veya bir seyi akla getirerek sozunu etmek veya onu dusunmek. ansima * Bkz. * Bir sozu agzina almak. hatira. artiuc . hatirlamak. anomali * Sapaklik. zikretmek. anot * Bir elektrolitte elektrik akiminin gelip baglandigive iceri girdigi uc. aykirilik. . annelik etmek * annelik gorevini yapmak veya anne gibi ilgi ve yakinlik gostermek. yadigâr. * Bir armaganla gonlunu almak. bir haberi halka bildirmek. anormallesmek * Anormal duruma gelmek. su gecirmeyen spor ceket. anonsor * Bkz. * Adlandirmak. anormallik * Anormal olma durumu. anmalik * Anilmak icin verilen sey. anonim * Adisanibilinmeyen. anonim sirket. animsama. duzgun olmayan. sunucu. anons * Duyuru. annelik * Anne olma niteligi veya durumu. anofel * Sitma mikrobunu asilayan bir tur sivrisinek (Anopheles maculipennis). gayritabiî. anonim ortaklik. alisilmisa ve kurala aykiriolan. anonim sirket * En az beskisinin kurdugu. duyurma. anne * Cocugunu dunyaya getiren kadin. * Yaraticisinin adibilinmeyen (eser). ansefal * Kafatasiicindeki beyin ve yardimciorganlarin hepsi. anneanne * Annenin annesi. anne olmak * (kadin) cocuk sahibi olmak. anorak * Baslikli. anormallesme * Anormallesmek isi. deli.

anî olarak. antant * Anlasma. * Duyarga. ansiz * Anlayissiz. ansiklopedici * Ansiklopedi hazirlayan veya satan (kimse). * Her konuda biraz bilgi sahibi olan. * Birdenbire. antenli * Anteni olan. uzlasmak. sanat dallarinitek veya bir arada belli bir yonteme gore inceleye n eser. ant verdirmek * bir seyi yapmasiicin bir kimseye ant icirmek.ansimak * Bkz. anten yukselteci * Anten ile aliciarasinda yer alarak elektromanyetik dalgalarin genligini yuksel ten cihaz. Antep baklavasi . ozel a dlarida icine alan sozluk turu. ant icmek (veya etmek) * bir seyi yapmaya veya yapmamaya ant ile soz vermek. ansizin * Hic hatira gelmedik bir sirada. * Kendi kendine soz verme. birdenbire. bir seyi tanik gostererek bir olayidog rulama. iskeleti kemiklesmis. animsamak. yemin. antarktik * Guney kutupla ilgili. ant kardesi * Bkz. mutabakat. antagonizma * Tezat. habersiz. anten * Boslukta yayilan elektromanyetik dalgalaritoplayarak bu dalgalarin transmisyon hatlariicerisinde yayilmasinisaglayan cihaz. akilsiz. ant * Tanri'yiveya kutsal bilinen bir kisiyi. sirt yuzgecleri uzamiskemikli ba lik turu. kan kardesi. antenli balik * Gogus yuzgecleri sapli. ansiklopedicilik * Ansiklopedicinin yaptigiis. itilâf. ansiklopedik * Ansiklopedi ile ilgili. anîden. ansiklopedik sozluk * Alfabetik siraya gore kelimelerin karsiliklarinigenisbir bicimde veren. antarktik kara * Guney kutuptaki kara bolgesi. yemin etmek. antant kalmak * anlasmak. * Olta samandirasinin alt ve ust kisminda bulunan ince uclar. ant vermek * "Allah askina. guney kutup yakininda olan. * Degisik alanlardaki bilgileri sistemli bir yontemle bir araya getirme veya top lama isi. bilgilik. uyusma. "cocuklarinin basiicin" gibi sozlerle karsisindakini bir seye z orlamak. ansiklopedi * Butun bilim.

antijen * Ýcerisine girdigi organizma araciligiyla antikor olusumunu saglayan bakteri. antiemperyalizm * Emperyalizme karsitutum. parazit gibi protein yapisinda madde. yurdumuzda Gazi Antep ve Siirt bolgelerin de yetisen.* Antep yoresinde yapilan ozel bir tatlituru. antik cag * Eski Yunan ve Roma uygarliklarinin gelisip yayildigicag. anterosel * Ýnce bagirsak fitigi. antik * Ýlk Cagdaki uygarliklarla. iplikleri cikarilmisve kafes seklini almiskumasuzeri ne aynirenk iplikle verevine sarilarak yapilan bir cesit el islemesi. * Bu agacin. bir cok mikroba karsikullanilan. antibiyotik * Bitkilerde. vir us. antifriz * Bir siviya katildiginda o sivinin donma derecesini dusurerek donmasinionleyen madde. antiasit * Alkalik. antetsiz * Basliksiz. anterit * Ýnce bagirsak iltihabi. ozellikle eski Yunan ve Roma uygarliklariile ilgili o lan. baslik. davranisveya ogreti. antibiyotik tedavisi * Bir veya bircok antibiyotigin durdurucu veya oldurucu etkisinden faydalanilara k yapilan tedavi. streptomisin gibi maddelerin ortak adi. ince ve sert kabuklu. kalevî. . anterostomi * Bagirsak dugumlenmesinin kesilip alinmasi. Antep fistigigiller * Ayritac yapraklilardan. Antep fistigi * Antep fistigigillerin ornek bitkisi. antidot * Bkz. anterograf* Bagirsak kasilmalariniolcmeye yarayan alet. antetli * Baslikli. antialerjik * Alerjilerin onlenmesinde veya tedavisinde kullanilan ilâclarin ozelligi. penisilin. panzehir. yagliyemisi. antiemperyalist * Emperyalizme karsiolan. antet * Kâgit veya zarf ustune basilmisad ve adres. * Bu caga ozgu olan. yanlisolarak Sam fistigida denilen bir agac (Pistacia vera). tipik ornegi Antep fistigiagaciolan bir familya. ozellikle kuf mantarlarinda bulunan veya sentezle elde edilen. antihijyenik * Saglik kurallarina aykiriolma. Antep isi * Gazi Antep yoresine ozgu. antidemokratik * Demokrasiye aykiriolan.

antipatik * Antipati uyandiran. antikaci * Antika esya veya eser satan veya toplayan kimse. * Bu hayvanin derisinden yapilmis. antinomi * Catiski. antikor * Hastalik etkenlerini zararsiz duruma getirmek icin vucudun cikardigimadde. * Karsit duygu. antika mobilya * En az yuz sene evvel imal edilmisolan. soguk. ajur. ana hatlarda herhangi bir degisiklik ya pilmamisve belli bir ekole gore isimlendirilen mobilya. * Mendil. antikasinibilmek * en iyisini bilmek. * Genele. kanikaynamamak. sevimsiz.76 olan. antikalik * Antika olma durumu. antikapitalist * Kapitalist rejime karsiolan kimse. ortu. antikomunizm * Komunizm aleyhtarligi. cogunlukla basim harfleri alasiminda kullanilan. * Antik. KisaltmasiSb. sogukluk. sican disi. olagana. antiloplar * Gevisgetiren memeli hayvanlarin bir familyasi. antipropaganda * Karsipropaganda. antilop * Antiloplardan. acayip. antipati * Sevimsizlik. atom agirligi121. tuhaf. mavimtirak beyaz renkte bir ele ment. antimon * Atom numarasi51. * Tuhaflik. antikapitalizm * Kapitalizme karsiolma. cok hizlikosan. antisemit * Yahudilik aleyhtarligi. antikite * Tarihte Ýlk Cag. antikatot * Basinciazaltilmisbir elektrik bosalma tupunde. antik devir. gelenege aykiri. katot isinlarinialan elektronik lâmbadaki genellikle metal yaprak. yatak carsafigibi bezlerin kenarlarina paralel ipliklerden bir b olumu cekilip dikey olanlarin ikisi. 6300 C de eriyen. antipatik bulmak * sevimsiz bulmak. sicak ulkelerde yasayan. boynuzlu bir hayvan (A nthilopus). . ucu bir arada tire ile sarilarak yapilan disdissus. haddede veya ceki c altinda islenemeyen. antikomunist * Komunizme karsi. antikacilik * Antika esya veya eserlerle ugrasma isi.antika * Eski caglardan kalma eser veya tarihî degeri olan eski esya.

idman. antrepoculuk * Antrepocunun yaptigiis. havanin sarmal bicimli hareketi icin kullanil ir. muahede. antrepo * Gumruklere gelmisticarî esyanin konuldugu. pakt. savasta ittifak gibi konularda ustlenme lerini belirttikleri belge ve belgede belirtilen durum. antisemitizm * Yahudilere karsidusmanca duygular besleyen ve Yahudilere karsiayirt edici tedb irler alinmasini isteyenlerin gorusu veya tutumu. antrasit * Guclukle tutusan. antrepocu * Antrepo isleten kimse. ahitlesmek. antrenmansiz * Antrenmaniolmayan. antitez * Karsisav. methal. korundugu yer. antre * Bir yapida girip gecilen yer. antrenor * Bir spor dalinda sporcuyu egiten. egzersiz. yetistiren ve calistiran kisi. * Baslangic yemegi. koku. antrakt * Ara. antrenorluk * Antrenorun isi veya meslegi.antisemitist * Yahudilere karsidusmanca duygular besleyen ve Yahudilere karsiayirt edici tedb irler alinmasiniisteyen goruse bagliolan (kimse). calistiricilik. bestecilerin eserlerinden alinmissecme parcalardan olus an kitap. buyuk bir isivererek yanan bir tur t askomuru. antrkot . antisepsi * Mikroplariilâcla oldurme yollari. antoloji * Sairlerin. guldeste. antiseptik * Antisepsi yapmak icin kullanilan veya antisepsi ozelligi olan (madde). antlasmak * Antlasma yapmak. alistirma yapmak. duman cikarmadan. ardiye. * Antrepoya bakan kimse. antitoksin * Ýcine giren toksinleri zararsiz hâle getirmek icin vucudun cikardigimadde. secki. antli * Ant icmisveya ant icirilmis. calistirici. antrenman * Bir spor dalinda yapilan alistirma veya hazirlik calismasi. antrenman yapmak * spor amaciyla calismak. antitoksik * Antitoksin. antlasma * Ýki veya daha cok devletin saldirmazlik. idmansiz. yazarlarin. antrenmanli * Ýdmanli. antisiklon * Yuksek basincliatmosfer kutlesi.

anzarot * Sicak ulkelerde yetisen bodur bir agac (Sarcocolla). toplumsal ve kulturel yonle rini inceleyen bilim. hicbir kuskuya yer birakmaksizin aydinlik. cok belirgin. insanicincilik. apaciklik * Apacik olma durumu. antroposantrizm * Ýnsanitabiatin merkezi sayan. apala . antropolojik * Ýnsan bilimiyle ilgili. insansi. derisi dikenlilerden. * Raki. * Bir seyin. evrimini. insansilar. antropolog * Ýnsan bilimi uzmani. * Bu agacin yara tedavisinde kullanilan recinesi. anus yuzgeci * Baliklarda anus bolgesinde tek olarak bulunan yuzgec. insan bilimsel. anuri * Ýdrariniyapamama seklinde agir bir bobrek rahatsizligibelirtisi. antrok * Triyas devri katmanlarinda bulunan. antropomorfizm * Ýnsan bicimcilik. anyon * Negatif elektrikle yuklu iyon. apaci * Cok aci. serc. antropozoik * Ýnsanin belirmesi ve yayilmasininiteleyen antropozoik devir teriminde gecer. istitrat. antropozoik devir * Antropozoik. antroponim * Kisi adlariniinceleyen bilim dali. antropoitler * Bkz. insan bilimi. acik bir bicimde gorunme si. antropoloji * Ýnsanin kokenini. eksin. antrparantez * Soz arasinda.* Sigirin iki kurek arasindan ve pirzolalik yerinden cikartilan kemiginden siyri lmiset dilimi. biyolojik ozelliklerini. apacik * Cok acik. sirasigelmisken. antropoit * Bkz. anut * Ýnatci. makat. aort * Kalbin sol karincigindan cikan ve vucuda kirmizikan dagitan buyuk atardamar. apak * Cok ak. ayak direyici. deniz lâlelerinin sapl ariniolusturan kalsiyum karbonat birlesimli fosil. anus * Sindirim kanalinin dogru bagirsak denilen son bolumundeki cikisdeligi. butun obur yaratiklarin insan icin yaratilmisolduk larinisoyleyen dinî nitelikli ogreti.

cok anî olarak. apis * Butlarin ic tarafi. apandisit * Apandisin iltihaplanmasi. aparey * Cesitli parcalardan meydana gelen alet. kabadayi. aperitif * Ýstahiacmak icin yemekten once icilen icki. apatit * Dogada. apandis * Kor bagirsagin ince bir parmak gibi olan son bolumu. aparma * Aparmak isi. apaz * Cok az. yaka paca. apaydinlik * Apaydin olma durumu. apazlamak * Avuclamak. acar. apas * Kulhan beyi. * Boyle esen bir ruzgârla. apayri * Busbutun ayri. icinde fluor veya klor olan dogal kalsiyum fo sfat. * Bir avuc dolusu. apisarasi* . apaydin * Cok aydinlik. apartman * Birkac katlive her katinda bir veya birkac daire bulunan yapi. cihaz. gurbuz. * Gizlice almak. bambaska. * Pupa ile orsa arasinda geminin omurgasina 450 aciile esen (ruzgâr). apar topar* Telâsve acele ile. iki bacak arasi. calmak. aparkat * Boksta bukuk kolla asagidan yukariya dogru atilan yumruk. apel * Anonim ortakliklarda sermaye artirimiicin yapilan odeme cagrisi. * Yelken ruzgârla dolup sismek. apart otel * Musterilerin kendi yeme ve icme ihtiyacinikarsilayabilmek icin gerekli malzeme ler ile donatilmisbagimsiz apartman veya villâ tipinde insa edilmisancak otel gibi isletilen konaklama tesisi . apaz * Avuc. apansiz * Hic beklenmedik bir sirada. apalak * (bebekler ve kucuk cocuklar icin) Tombul. pek ansizin. kemik dokusunda bulunan. alip kacmak. apazlama * Apazlamak isi. hayta. * (gemi) Apazlama ruzgârla gitmek. alip goturmek. iri. apansizin * Birdenbire. aparmak * Almak.* Abla.

apokaliptik * Anlasilmaz. appassionato * Bir parcanin coskunca calinacaginianlatir. * Ne yapacaginikestirememek. aplikasyon* Uygulama. kapali. omuzluk. sik. aplike * Duz veya desenli bir kumastan kesilmismotiflerin bir baska kumasa islenmisduru mu. apoletleri sokulmek * bir suc sebebiyle rutbesi indirilmek veya askerlikten atilmak. * Eldeki haritaya gore arazi uzerinde bir parseli kaziklarla belirtme. islev yitimi. duvar lâmbasi. buyuk gozlu ag. apistirmak * Hayvanicok yorarak yuruyecek gucunu birakmamak. aposi * Cember biciminde. apisik * Yorgun. torbaya benzer. apisip kalmak * sasirmak. apotr * Yardimci. apisak * Bacaklariniacarak yuruyen. * Derli toplu. bacaklariayirarak comelmek. karanlik (soz veya yazi). sonsal. aposteriori * Deney sonucu ortaya cikan (bilgi).Ýki bacagin arasinda kalan yer. saskin. apismak *Hayvan yorgunluktan bacaklarinibirbirinden ayirarak cokuvermek. apraksi * Bkz. apistirma * Apistirmak isi. sasirmak. * Bacaklariaca aca yurume. * Cifte demir atarak dondukce geminin bir alan icinde kalmasinisaglamak. aplik * Duvar samdani. apre . aport * Avin veya kendisine gosterilen seyin uzerine atilip getirmesi icin kopege veri len buyruk. apolet * Subaylarda rutbeyi gostermek icin uniformalarin omuzlarina takilan isaretli pa rca. telden yapilma. ayrik bacakli. * Giysilerin omuzlarina sus olarak takilan parca. apiko * Geminin. * Hazir. tetik. gucsuz. * Oturmak. koruyucu. havari. apislik * Ag. apokrif * Dogruluguna guvenilmez soz veya yazi. apisma * Apismak isi. * Kuyrugunu apisarasina alarak yilgin yilgin giden (hayvan). suslu. * Bir kumasuzerine baska bir kumasparcasiniveya bir danteli dikme yolu ile uygul ayarak yapilan sus. zinciri toplayip demirini kaldirmaya hazir bulunmasi.

aptallastirmak * Aptallasmasina sebep olmak. * Bir noktanin uzaydaki yerini bulmaya yarayan ana cizgilerden yatay olani. perdahlanmasi. aptallasmak * Zekâsiniisletemez olmak. aprelemek * Kumasveya deriyi cilâlamak. aptalca * Biraz aptal. aptal yerine koymak (veya koyulmak) * anlamaz. anlamaz gibi gorunmek. aptallastirma * Aptallastirmak isi veya durumu.* Kumasveya derinin cilâlanmasi. ahmakca. onsel. apselesme * Apselesmek durumu. apriori * Hicbir denemeye dayanmayan ve akil yordamiyla bulunup ortaya konan. apsis * Yonlu bir eksen uzerinde bir noktanin. apse yapmak * bir doku icinde iltihap olusmak. aptallik * Aptal olma durumu veya aptalca is. aptallasma * Aptallasmak isi veya durumu. apresiz * Apresi yapilmamis. apteriks . ciban. apsent * Pelinle kokulandirilmissert bir icki. baslangic noktasina olan uzakliginin ce birsel degeri. april * Nisan ayi. perdahlamak. bilmez sanmak (sanilmak). aptal duruma getirmek. aptal aptal* Aptal gibi. boyacilikta cilâ olarak kullanilan madde. aptalcasina * Aptala yakisir bicimde. aliklasmak. ahmaklastirmak. * Kucumseme belirten seslenme. zekâ yoksunu. aptallik etmek * aptalca davranmak veya aptalca isgormek. apreli * Apresi olan. aptalliga vurmak * bir seyi bilmez. * Dokumacilikta. apreleme * Aprelemek isi. apse * Ýrin birikimi. aptal * Zekâsipek gelismemis. aptal gibi. perdahlanmamisveya cilâlanmamis. koor dinat. ahmaklasmak. ahmak. aval aval. aptal gibi. apse yapmak. apselesmek * Yara irin baglamak. aptal olmak * aptal durumda bulunmak. alik. abril. * (apta'lca) Aptala yarasir nitelikte. apreci * Apre yapan kimse. azarlama. aptalca.

-ar. kalk-ar. siradakilerin birbirlerinden yanlamasina olan uzakliklari. kâr yili * birinin sikilmayibir yana birakarak yalniz cikarina baktigianlatilirken soylen ir. ara * Ýki seyi birbirinden ayiran uzaklik. ar yilidegil. apteshane * Bkz. cikar "menfaat" vb. * Bir oyunda. kivi. * Aralik. ar etmek * utanmak. fasila./ -er* Ýsimden gecissiz fiil tureten ek. * Toplu jimnastik dizilmelerinde. aptes * Bkz. abdestbozan. abdest. ar damaricatlamis * utanc duyulacak seyleri hic sikilmadan yapan. abdestli. aptesbozan otu * Bkz. olc-er vb. aptesbozan * Bkz. utanmaz. bic-er. gid-er-mek vb./ -er* Fiilden ettirgen catitureten ek: cik-ar-mak. antrakt./ -er* Belirli fiillere gelen geniszaman eki: ac-ar. utanc duyma. gec-er. bir filmde dinlenme suresi. abdestsiz. -ar. * Toplu bulunan nesnelerin veya kimselerin ici. -ar. utanc duymamak. * Ýki olguyu. apukurya * Et kesimi yortusu. bat-ar. abdestlik. haftayim. mesafe. aptesli * Bkz. apul apul * Tombul cocuklarin bacaklariniacarak salina salina yuruyuslerini anlatir. cik-ar. yuzsuzluk etmek. ar belâsi * namus ve onuru icin baskasisoz eder korkusu./ -er* Ýsimden gecisli fiil tureten ek: bas-ar-mak. aciklik. Bu ekle yapilmisisimler de vardir: keser. * Kisilerin veya topluluklarin birbirine karsiolan durumu veya ilgisi. Ar * Argon'un kisaltmasi. ar namus tertemiz * utanmasiolmayan. apteslik * Bkz. abdesthane. bosluk. * Futbol oyununun kirk beser dakikalik iki devresi arasinda oyunculara verilen o n besdakikalik dinlenme suresi. suv-ar-mak vb. abdestbozan otu. aralik. acar "anahtar". ar * Tarim alanlariicin yuz metre kare degerinde yuzey olcu birimi. ar ve hayâ perdesi yirtilmak * utanmamak. . iki olayibirbirinden ayiran zaman. ar * Utanma. aptessiz * Bkz. yat-ar. -ar.* Bkz.

sozsuz calinan parca. anlasmazliga yol acmak. fesat. ara secim * Genel secimler disinda yapilan ara donem secimleri. kocekce gibi kucuk gufteli bestelerde. zaman zaman. ara nagme. ara bono * Arada odenen olagan disibono. * Sik sik soylenen soz veya acilan sorun. gelisme evreleri sirasinda beslenip barindigikonakcilardan her biri. ara sicak * Soguk ve sicak yemek servisi arasinda ikram edilen hafif sicak yiyecekler. ara karari* Bir davanin bakilmasinikolaylastirmak icin yargidan once. ara kapi * Ýki yapiveya oda arasinda. munafiklik. ara nagme * Sarki. ara baslik * Esas bolumun alt basliklarinianlatmak icin kullanilir. fesatci. ara konakci * Asalagin. ara sira * Seyrek olarak. karalarin arasina sokulmusde niz. ara cumle * Birlesik veya yalin cumlelerde anlamibiraz daha aciklamak icin araya giren iki virgul veya iki kisa cizgi icinde verilen cumle. uzlastirici. fitci. ara buluculuk * Uzlastiricilik. ara kesit * Cizgilerin. ara bulucu* Uzlastiran kimse. fitcilik. arada onlem niteligind e verilen karar. ara acmak * dostlugu bozmak. ara nagmesi * Bkz. ara buluculuk etmek * ara bulmada yardimciolmak. yuzeylerin. ara sinavi* Universite ve yuksek okullarda yariyil icinde yapilan sinav. katicisimlerin birbirlerine rastladiklarive kesistikle ri yer. munafik. ara bulmak * anlasamayanlariuzlastirmak. guftenin iki kitasiarasin a. mola. basina. ara bulma * Anlasmazlik durumunda bulunan kimseleri uzlastirma isi. kolayca gecmek icin acilan kapi. ara bozucu * Ara bozan (kimse). ara deniz * Okyanuslardan dar ve az derin bogazlarla ayrilan. sonuna da gelebilen.* (basketbol ve voleybol icin) Takimlarin oyun sirasinda aldiklaribirer dakikali k dinlenme ve talimat alma suresi. ara mal * Uretimde gerekli malielde etmek icin kullanilan yariislenmismal. ara bozuculuk * Ara bozucu olma durumu. ara kazanc * Malibutunuyle devretmeden arada elde edilen kazanc. ara sokak . turku. mufsit.

arabacilik * Araba surme isi. araba vapuru. ara cumle. ara tumce * Bkz. vapur. arada. araba vapuru * Arabalivapur. bircok arabalarla. araba devrilince yol gosteren cok olur * isisten gectikten sonra verilen ogudun degeri yoktur. * Girisik bezeme. ara soz * Dogrudan dogruya konusulan veya yazilan konuyu ilgilendirmeyen dolaylisoz. buyuklerin yasayisina uyarlar. * Araba yapan veya satan kimse. araba kullanmak * araba surmek. * Araba yapma veya satma isi. durmak. araba araba * Arabalar dolusu. arabaci * Arabayisuren kimse. arabeskci * Arabesk muzik sanatcisi. araba mezarligi * Kullanilmaz hâle gelmisveya eski arabalarin birakildigiyer. arabesk * Arap uslûbunda olan (sey). arabanin tekerine taskoymak * gucluk cikarmak. arabanin on tekerlegi nereden gecerse art tekerlegi de oradan gecer * cocuklar. bir isi bir sure birakmak. arabasi * Pismisve dondurulmushamur yaninda yenen tavuklu veya hindili corba. ara yerde * arasinda. ara yon * Dort ana yonden ikisi arasinda olan yonlerden her biri. arabalik * Araba konulan yer. arabalivapur * Arabaya tasiyan vapur. * Araba vapuru. okun dibinde ve iki yaninda bulunan uclarina kosum kayisl aribaglanan agac bolum. arabali * Arabasiolan. arabesklesme . arabasiniduze cikarmak * karsilastigiguclukleri yenip isini kolay yurur hâle getirmek.* Ana yola acilan ikinci derecedeki yol. * Araba ile tasinmisveya tasinacak miktar. araba falakasi * Cift atliarabalarda. arabankurdî * Klâsik Turk muziginde az kullanilmisbirlesik bir makam. * Araba dolduracak miktar. garaj. motorlu veya motorsuz her turlu kara tasiti. araba * Tekerlekli. ara vermek * yeniden baslamak icin. araban * Klâsik Turk muziginde bir makam. ist itrat.

aracli * Aracla yapilan veya olan. vasitali. mutavassit. vasita. tavassut. fesatci. enstrumantalizm. munafik. arada bir * seyrek olarak. gucunden yararlanilan nesne. arada cikarmak * baska isler arasinda bir isi de yapivermek. vasitasiyla. aracsiz * Arac kullanilmadan. * Arapca. bilâvasita. vasita. arabozanlik * Ýki kisinin arasindaki dostluk veya gecimi bozma isi. kuramlarin. arac * Bir isyapmakta veya sonuclandirmakta. Araplara ozgu olan. anlasma saglayan kimse. arada kaynamak * karisik bir durumda gereken ilgiyi gormemek. Arabî * Araplarla ilgili.* Arabesk durumuna gelme. * Tasit. vasitasiz. araciligiyla * Araciolarak. arabizasyon * Araplastirma. * Kisiler veya nesneler arasinda baglantisaglayan sey. aracilik etmek * bir isin cozumunde araya girerek yardim etmek. aracsizlik * Aracsiz olma durumu. arada kalmak * iki tarafiuzlastirmak uzere araya girme dolayisiyla guc duruma dusmek. muz evir. yoluyla. aletli jimnastik. araccilik * Dusunme bicimlerinin. tavassut etmek. bilvasita. baglantikurarak. araci * Uzlastiran. Arabistik * Arap dili ve kulturu arastirmalari. mantik ve ahlâk bicimlerinin yalnizca hayatin degisik sartlarina uyma araclarioldugunu savunan dunya gorusu. muzevirlik. Asya ve Afrika'nin sicak bolgelerinde yetisen. uzlasma saglamak icin gorevlendirmek. munafiklik. araclijimnastik * Bkz. arabozan * Ýki kisinin arasindaki dostlugu veya gecimi bozan (kimse). aracikoymak * bir kimseyi. Arabist * Arap dili ve edebiyatiyla ugrasan kimse. kabuklar ihekimlikte kullanilan bir agaccik (Daphne gnidium). * Bir sonuca ulasmak icin kullanilan sey. aracilik * Aracinin gordugu is. bir seyi elde etmek icin yararlanilan kimse veya sey. . dogrudan dogruya yapilan veya olan. * Uretici ile tuketici arasinda alim satim konusunda baglantikuran ve bundan kaz anc saglayan kimse. Arabistan defnesi * Dulaptal otugillerden. arabesklesmek * Arabesk ozelligi kazanmak veya arabesk durumuna gelmek. * Bir seye ulasmak.

aralamak * Ýki sey arasinda aciklik olusturmak. caresiz kalmak. . aragonit * Beyaz. aradan kaldirmak * isyapma imkâniniyok etmek. arakiye * Dervislerin giydikleri. aralariniacmak * iki kisi arasindaki dostlugu. arakci * Araklayan. arakcilik * Hirsizlik. mavimsi gri renkte billûrlasmisbir tur kalsiyum karbonat. iki dostun arasina sogukluk girmek. * Aralikliduruma getirmek. yariacmak. Araf * Cennet ile cehennem arasinda bir yer. araka * Ýri taneli bezelye. araklama * Araklamak isi. * Bir tur kucuk zurna. seyreklestirmek. * Bitkilerin fazla dal ve cubuklarinikesmek. uzaklasmak. * Pirinc ve seker kamisindan elde edilen bir tur raki. aralanma * Aralanmak isi. aralarinda daglar kadar fark olmak * aralarinda her yonden buyuk ayriliklar bulunmak. seyreklestirmek. iliskiyi bozmak. calan. benzer nitelikler cok az olma k. aralama * Aralamak isi. tiftikten yapilmisince kulâh. yesil. * Seyrelmek. asirma. yanindan ayrilmak. aralariiyi * dostluklariduzenli. aralarindan kara kedi gecmek (veya aralarina kara kedi girmek) * iki dost birbirine gucenmek. aradan cikarmak * bircok isten birini yapip bitirivermek. calma. aralanmak * Biraz acilmak.aradan * o zamandan bu zamana dek. Arafat * Mekke'nin dogusunda. aralarindan su sizmamak * birbirleriyle cok yakin. kurban bayraminin arife gunu toplandiklaritepe . araklamak * Calmak. * Gitmek. aradan cekilmek * ilisigini kesmek. aralik olmak. hirsiz. sikifikiarkadaslik kurmak. -arak / -erek * Fiillerden zarf yapan ek. arak * Ter. asirmak. hacilarin. aralarinibozmak * iki kisi arasindaki iliskiyi bozmak. Arafatta soyulmushaciya donmek * her seyini kaybedip cirilciplak kalmak.

espas. elverisli durum. aramak * Birini veya bir seyi bulmaya calismak. taharri etmek. taharri. aralatma * Aralatmak isi. * Ziyarete. * Yilin 31 gun suren son ayi. silâh. isyer i gibi yerlerde. ozlemek. aralik oyunu * Tiyatroda iki perde arasinda yapilan koro. * Borsada hisse senetlerinin alim satim emirlerinin verildigi sure. arama yapmak * birini veya bir seyi bulmaya calismak. aralik vermek * yeniden baslamak icin bir isi kisa sure ile birakmak. * Bir seyin yoklugunu duyarak geri gelmesini istemek. * Yariacik. * Ayakyolu. arama * Aramak isi. harfler veya satirlar arasinda acikligiolan. * Denizdeki mayinlaritoplama veya yok etme islemi. tam kapanmamis. koridor. ilk kânun. aralik vermeden. * harfler arasinda veya satirlar arasinda bosluk birakmak. araliksiz * Birbirine bitisik olan. aralikta * Obur seyler arasinda. * Saklanan sanigin ve suc belgelerinin elde edilmesi icin bir kimsenin ev. kalina veya inceye dogru ayiran uzaklik. * Onem verip istemek. * Sira. uzerinde ve esyasinda yapilan arastirma islemi. espasli. * Toplu beden egitiminde art arda dizilenleri ayiran aciklik. aramak taramak (veya arayip taramak) . arama tarama * Polisin kuskulu gordugu kimseler uzerinde bicak. aralik etmek * aralamak. * Bir yontem bulmaya calismak. * (basimcilikta) Harfler veya satirlar arasindaki aciklik. monolog gibi eglendirici oyun . aralarinda aciklik bulunan. * Surekli. esrar gibi yasak seyler aramasi.aralarinibulmak * birbirleriyle anlasamayan iki kisiyi uzlastirmak. biraz actirmak. aralarinda aciklik bulunmayan. baristirmak. bale. * Portenin paralel cizgileri arasindaki bosluk. gecenek. aralatmak * Aralik duruma getirtmek. aralikli * Birbirine bitisik olmayan. * Sart kosulmak. hatir sormaya gitmek. * Dizgide kelimeler. * Uygun. arama emri * Yapilacak arastirma islemi icin yetkili organdan alinan buyruk. arama karari * Arama yapilabilmesi icin hâkim tarafindan verilmiskarar. mesafe. * Evin iki bolumu veya iki oda arasindaki dar gecit. * Arastirmak. * Kesik kesik. aralik * Ýki sey arasindaki aciklik. yoklamak. yariacmak. firsat. vakit. * Bir sesi bir baska sesten.

* Eksikligi duyulmak. Arap sabunu * Potasla yapilan. arap * Negatif fotograf. Aramîce. kotu davranislarda bulunarak cezayigerektirmek. aranti * Aranilan cozum. yumusak. * Bu dile ozgu olan. esmer bir sabun. * Koyu esmer veya kara. arap sacina donmek * isler cok karisip cozumlenmesi guc bir duruma gelmek. * Ýsteklisi bulunmak. aranjor * Duzenleyici. Arap * Orta Dogu ile Kuzey Afrika'nin buyuk bir bolumunde yasayan halk ve bu halkin s oyundan olan (kimse). arap sacigibi * karmakarisik. cok aramak.* dikkatle aramak. fellâh. * Soz konusu olmak. zamkiarabî. aranilmak * Aramak isine konu olmak. Arap olayim * (saka yollu) soylenen bir seyin dogruluguna inandirmak icin kullanilir. aramakla bulunmaz * cok degerli. aranje * Bu soz "duzenlemek" anlaminda "aranje etmek" biciminde kullanilir. Arapca * Samî dilleri ailesine giren ve Arap ulkelerinde kullanilan dil. aranmak * Aramak isine konu olmak. aranjman * Duzenleme. Arapcalastirma . Arap gibi olmak * simsiyah olmak. Arap zamki * Akasyadan elde edilen bir zamk. aranilma * Aranilmak isi veya durumu. * Olumsuz. ancak rastlantiile ele gecer. Arap uyandi(veya Arabin gozu acildi) * gecen bir olaydan ders alindiginianlatir. Aramca * Bkz. * (kucuk a ile) Zenci. kararmak. Arap rakamlari * Bugun kullandigimiz sayilarigosteren rakamlar. aranma * Aranmak isi. Arap tavsani * Kemirgen memelilerden bir hayvan (Daculus daculus). * Sart kosulmak. * Arap halkina ozgu olan sey. * Kendi ustunu aramak veya ortalikta kendi kendine bir seyler aramak. Aramîce * Samî dillerinin batilehcelerini icine alan ve milâttan onceki donemlerde kullanilm isbulunan olu bir dil.

Arapsaci* Kucuk. arasigecmeden * vakit gecmeden. Arapligibenimsemek. * Merakli. Arasat * Musluman inanisina gore. gecimsizlik olmak. arasi(veya aralari) acilmak (acik olmak veya bozulmak) * arkadasliklarisarsilmak. vira. arasina (veya aralarina) karismak * buyuyup yetismek. aralarinda gerginlik. arastirma * Arastirmak isi. arkasikesilmeden. arkadaslik baglarikopmak. arastirilmak * Arastirma yapilmak. arasiz * Surekli olarak. arastirilma * Arastirilmak isi. arasiolmamak * gecinememek. Araplasmak * Arap olmak. kiyamet gunu butun olulerin toplanacaklariyer. arastirmaci(kimse). mustemirren. * Bilim ve sanatla ilgili olarak yapilan yontemli calisma. birbirine darilmak. taharri. ara vermeden. * Arap dili ozelligi kazandirmak. arastiricilik * Arastiricinin yaptigiis. Araplastirma * Araplastirmak isi. gozden. Arapcalastirmak * Arapcaya cevirmek. Arapsaci* Cozumlenemeyecek kadar karisik durum. ararot * Sicak iklimlerde yetisen maranta adlikamistan ve baska bitkilerin kokunden cik arilan. Araplik * Arap olma durumu. arastirman. mutecessis. sicagisicagina. yuvarlak ve cok sik yesil yapraklariolan uzadikca asagidogru sa rkan bir tur sus bitkisi. gecirilmek. arasta * Carsilarda veya alisverisbolgelerinde ayniisi yapan esnafin bir arada bulundug u bolum. arasihos(veya iyi) olmamak * o seyden hoslanmamak. arastirma filmi * Herhangi bir bilimsel arastirmada alicinin salt bir kayit araciolarak kullanil . ararot kamisi * Maranta. arasisogumak * aradan zaman gecerek onemini yitirmek. arasit * Yer fistigi. Araplasma * Araplasmak durumu. inceleyen.* Arapcalastirmak isi. arastirici * Arastiran. arastiri * Arastirma. cocuk mamasi yapmaya yarayan un. Araplastirmak * Arap kimligini kazandirmak.

* Arama isiyle gorevlendirilmiskimse. arastirmaci * Bilim ve sanat alanlarinda arastirma yapan kimse. araya gitmek * harcanmak. karisikliga kurban olmak. * arasiacilmiskimse ile barismak. arastirmak * Birini veya bir seyi bulmak icin bir yeri gozden gecirmek. . arastirmacilik * Arastirmaciolma durumu. * bir isyapilirken ona engel olacak baska bir sey cikmak. asistan. inceleme ve deneylerde yardimci olan ve yetkili organlarca verilen gorevleri yapan ogretim yardimcisi. * iki kisiyi uzlastirmaya calismak. * Bir gercegi ortaya cikarmak icin aramalarda bulunmak. arayici * Bir seyi aramayiisedinen kimse. arayiyapmak * aralariacilmisiki kisiyi baristirmak. gorusalanigenis olan kucuk teleskop. sorusturmak. aratmamak * yenisi. araya girmek * iki kisinin arasindaki bir ise karismak. arayip soranibulunmamak (veya olmamak) * kimsesi olmamak. yoklugunu duyurmamak. araya almak * bir cevreye kabul etmek. * Arzu ettirmek. araya koymak * bir iste sozu gecer bir kimsenin araciligina basvurmak. arayip sormak * biri hakkinda haber sormak veya birinin ziyaretine giderek ona karsiilgi goste rmek. arayisogutmak * zaman gecmek.masiyla elde edilen film. dostluk kalmamak. istetmek. * Bilimde ve sanatta yontemli calismalar yapmak. eski yakinlik. * Ýstenilen yildiziteleskop icine getirebilmek icin buyuk teleskoplara paralel ola rak bagli. aratmak * Aramak isini bir baskasina yaptirmak. eskisinin yerini doldurabilmek. arayiacmak * aradaki uzaklik artmak. sormak. araya vermek * yararsiz bir ise harcamak. arayip da bulamamak * beklenmedik iyi bir durumla karsilasmak. arastirman. arastirma gorevlisi * Yuksek ogretim kurumlarinda yapilan arastirma. araya sogukluk girmek * dostluk bagigevsemek. arastirman * Arastirici. kaybolmak. aratis * Aratmak isi veya bicimi. arayicifisegi * Bir tur donanma fisegi. aratma * Aratmak isi.

araliksiz. cevreye uymak. tahvil. tukenmek. ardic rakisi * Cin. kar niak. * Bir cikarimda varilan sonuc. yabancipara gibi degerli kâgitlaridaha kârligorulen baska kâgi tlarla degistirme isi. oncel karsiti. araz * Belirtiler. ardaklanma * Ardaklanma isi. arda * Ýsaret olarak yere dikilen cubuk. ara vermeden. ardaklanmak * (agaclarda) Mantarlarin sebep oldugu curumeye ugramak. * Maden uzerine kazima yapmak ve cikrikta cevrilen seyleri yontmak icin kullanil an celik kalem. yuvarlak kara yemi sleri ilâc olarak kullanilan bir agaccik (Juniperus). yer. ardic kusu * Kara tavukgillerden. halef. ardak * Ýcten curumeye yuz tutmusagac. ardiarasikesilmemek * araliksiz olarak gelmek. * Ýlinek. arazi acma * fundalik. ardisira * Pesinden. durumu. tetikli yay. kuyrugu kara bir kus turu (Turdus pilaris). ardil * Birinin ardindan gelip onun yerine gecen kimse. semptom. koruluk. arazbar * Turk muziginde bir birlesik makam. guzel kokulu yapraklarinikisin da dokmeyen. gorunmemeye calismak. ardic otu * Ardic agacinin kucuk bitkisi. * Hastalik belirtileri. * Ardil. patirti. arazbarbuselik * Turk muziginde bir birlesik makam. arbalet * Kundakli. ardiardina * Birbirlerini kovalayarak. arbitraj * Hisse senedi. arbede * Gurultulu kavga. arboretum* Botanik bahcesinde agac ve benzeri bitkilerin dikimine ayrilmisbolum. sirtikahverengi. toprak. . arazi * Yer yuzu parcasi. Avrupa ve Asya ormanlarinda yasayan.arayis * Aramak isi veya bicimi. ardikesilmek * arkasigelmemek. sazlik yerleri temizleyerek tarima elverisli duruma getirme . araziye uymak * ortama. ardic * Servigillerden. arkasindan. yerey.

son vermek. antrepo. * Musallat olmak. ardinikesmek * arkasigelmemek. tamamlamak. argaclama . catmak. ardina (veya arkasina) dusmek * arkasindan gitmek. * Ardiyeye bakan kimse. uc gibi birbiri ardindan gelen sayilar. ardisik sayilar * Bir. durdurmak. pencere icin) sonuna kadar acik. depo. kayrak. boga guresi. * Boyle bir yerde saklanilan esya icin odenen ucret. ardisira. hemen ardindan. ardindan sapan tasiyetismez * bir kimsenin cok hizligittigini anlatmak icin kullanilir. ardina kadar acik * (kapi. oyun gibi turlu gosteriler yapilan alan. arife. ardiye * Genellikle ticaret esyasinisaklamaya yarar yer. ardiyeci * Ardiye isleten kimse. ardisik olgular * Bir hastaliktan sonra gorulebilen fakat hastaligin kesin sonucu olmayan olgula r. arduaz * Kayagan tas. ardilma * Ardilma isi. atki. arkasisira. ardisiklik * Ardisik olma durumu. pesini birakmamak. kurt sayilmaz * onemli kimseleri cekemeyip onlara dil uzatanlarin cok oldugunu anlatir. ardisik goruntu * Bir duyunun kaybolmasindan sonra da devam eden goruntu. takilmak. arife gunu. ardisik * Birbiri ardindan gelen. argac * Dokuma tezgâhlarinda enine atilan iplik. arena * Amfiteatrin ortasinda.ardil goruntu * Bir duyunun kaybolmasindan sonra geriye kalan goruntu. onlemek. areometre * Siviolcer. ardinibirakmamak * Bkz. arefe gunu * Bkz. ardisira. * Satasmak. iki. yaris. ardilmak * Birisinin sirtina asilmak. ardinca * Hemen arkasindan. pesini birakmamak. asilmak. * Siyasî cekismelerin gectigi yer. ardin ardin * Geri geri. ardindan (veya arkasindan) atlikovalamak * bir isi gereksiz bir telâsla yapanlar icin soylenir. mutevali. ardinda yuz kopek havlamayan kurt. ardinialmak (veya getirmek) * bitirmek. arefe * Bkz.

argolasmak * Karsilikliargo konusmak. kizilca renkli kucuk sinek (Braula caeca). atom agirligi39. kaolin. argali * Boynuzlugillerden. aribiti * Kor. argit * Gecit. KisaltmasiAr. * Keklik tutmakta kullanilan. * Soz argo durumuna gelmek.* Argaclamak isi. argo * Kullanilan ortak dilden ayriolarak aynimeslek veya topluluktaki insanlarin kul landigiozel dil veya soz dagarcigi. argonot * Kafadan bacaklilardan. arikil * Porselen yapmakta kullanilan bir cesit ak ve gevrek kil. derbent. ignesiyle sokan bocek (Apis mellific a). arigibi sokmak * ignelemek. bogaz. rengi. . salyangoz kabugu biciminde kabugu olan ve ahtapota benz eyen bir hayvan (Argonauta argo). Kuzeydogu Asya'da yasayan. halis. katisiksiz. zayif. argon * Atom numarasi18. arguman * Bir cikiskumesinin degiskenine verilen ad. dagbogazi. bitkin. havada %1 oraninda bulunan. aribal alacak cicegi bilir * isini bilen kimse nereye basvuracaginibilir. aribeyi * Her kovanda bir tane bulunan ana ari. kanatsiz. AriKovani * Yengec takim yildiziyoresinde bir yildiz kumesi. arigibi * cok caliskan. ari * Temiz. argolasma * Argolasmak ozelligi gosterme. * Serserilerin. ari * Zar kanatlilardan. argin * Yorgun. saf.9 olan. ko kusu ve tadiolmayan bir element. * Gunahsiz. munezzeh. * Yabanciseylerden arinmis. buyuk boynuzlariolan yaban koyun u (Ovis ammon). arginlik * Argin olma durumu. acisoz soylemek. tahtadan kapanlarin yan taraflarina baglanan agac parca. * Beceriksiz. bal ve bal mumu yapan. arikovani* Arilarin icinde bal yaptiklaricesitli maddelerden yapilmisyuva. kulhan beylerinin kullandigisoz veya deyim. aridalagi* Bal petegi. argaclamak * Dokumada argac atmak.

ciliz. arici * Bal almak icin ariyetistiren kimse. acik yerlerde yasayan bir kus(Merops apiaster). vucutlari. ariklasmak * Arik (ÝÝ) olmak. bozulan arklaritemizleyip acmak. arilama * Arilamak isi. arik * Eti. sirtisari. tenzih. ariduruma gelme. yagierimiszayif. arilasma * Arilasmak durumu. ozellikle karinlar ive arka ayaklarikillarla ortulu zar kanatlilar familyasi. O rta Asya'da az agaclikli. arik cekmek * tikanan. arilanma * Arilanmak durumu. arikusu * Arikusugillerden. ariklasma * Ariklasmak isi. ariklamak * Arik (ÝÝ) duruma gelmek. siskalik. arilastirma * Arilastirmak isi. saflasmak. arilasma. ek sure icinde harcadigive sonucunda artik deger yarattigi. arilar * Tek tek veya bir topluluk duzeni icinde yasayan. ozlesmek.arikovanigibi islemek * (bir yerin) gireni cikanicok olmak. aricilik * Bal almak icin ariyetistirme isi. arikusugiller * Omurgalihayvanlardan kuslar sinifina giren bir familya. ozlesme. Kuzey Afrika. Guney Avrupa. arilamak * Bir seyde herhangi bir ayip veya kusur bulunmadiginibildirmek. arisutu * Genc isci arinin basindaki bezlerden salgiladigiazotu cok madde. karsiligiod enmeyen emek. . arilanmak * Arilasmak. arik * Ark. ozlestirme. * Fide veya fidan dikilen yer. arik emek * Ýscinin. kuru. ariklatma * Ariklatmak durumu. tenzih etmek. arisili * Tertemiz. karnimavimsi yesil. ariklik * Zayiflik. ariklatmak * Arik (ÝÝ) duruma getirmek. arikci * Su yolu yapan kimse. arilasmak * Ariduruma gelmek. siska. ariklama * Ariklamak isi.

ariz * Sonradan ortaya cikan. petrol gibi maddelerin aritildigiyer. arinin yuvasina kazik (veya cop) durtmek * tehlikeli kisiyi kiskirtmak. arinis * Arinmak isi veya bicimi. arinma * Temizlenme. * Katisiksizlik. hidrokarbon kondanstlarini n tabiî gazdan ayrildigibirim. arindirma * Arindirmak isi. kovanlik. aritim * (petrol. aritis * Aritmak isi veya bicimi. * Deterjan. arilik * Temizlik. arindirmak * Arinmasinisaglamak. * sonradan ortaya cikmak. aritim evi * Seker. ariduruma gelmek. karbondioksit ve su buharo gibi hidrokarbon bilesigi olmayan gazlarla. surekli gorunur durumda olmak. rafinaj. * Sanat yoluyla duygularin arinmasi. ariza . aris * Cozgu. tasfiye etmek. aritma unitesi * Dogal gaz uretim kuyularindan toplama hatlariyla gelen gazin icerisindeki hidr ojen sulfur. ariticilik * Aritma isi. rafineri. aritici * Aritma ozelligi olan. * Ruhun tutkulardan temizlenmesi. arilik * Kovanlarin konuldugu yer. * Rahatlamak. aritma * Aritmak isi.arilastirmak * Ariduruma getirmek. ariz olmak* bulasmak. tasfiyehane. aritmak * Temizlemek. ozlestirmek. musallat olmus. aris * Kolun dirsekten parmaklara kadar olan bolumu. aris * Araba oku. arina dokunmak * utanc duymak. * Bulasmis. arinmak * Temizlenmek. * Gunahsizlik. * Katisiksiz. yagvb. icin) Aritma isi. * Katisiksiz duruma getirmek.

* Aksamayan. distan gelen. aristokrasi*Ekonomik. arizalanma * Arizalanmak isi. aksaklik. toplumsal ve siyasî gucun soylular sinifinin elinde bulundug u tarihî yonetim bicimi. * Aksama. * Bu halkla ilgili. arizî * Sonradan olan. Ari dil * Hint-Avrupa dil ailesinin Hint-Ýran grubuna verilen ad. arif olan anlasin (veya anlar) * herkesin anlayacagikadar acik soylenmeyen bir sozun gercek anlaminikavrayanlar icin soylenir. arioso * Dramatik ve lirik bakimdan yuksek bir anlatim gucu olan agir baslihava. arifane ile * ortaklasa. alcaltmak veya eski durumuna getirmek icin notanin soluna konulan diyez. . arife * Belirli bir gunun. bozulmadan isleyen. varisli. arizali * Engebeli. bozulmus. Ari * Ýran'dan gecerek Kuzey Hindistan'a yerlesen halk veya bu halktan olan kimse. ariza yapmak * Bozulmak. * Gecici. * Ozgur. arif * Cok anlayislive sezgili (kimse). arife gunu * Dinî bayramlardan onceki gun. * Yiyecegi ortaklasa saglanan (toplanti). * Bir notanin sesini yarim ton yukseltmek. aristokratik * Aristokratlikla ilgili. arî * Ciplak. arya. islemeyen. aria * Operalarda solistlerden birinin orkestra esliginde soyledigi sarki. on gun. * Yarim yamalak. arifane * Arif olana yakisacak yolda. arizasiz * Engebesiz. * Soylu. egreti. bicimde. arizalanmak * Ariza. duz. bemol ve bekâr isaretlerinin ortak adi. olayin bir onceki gunu veya ona yakin gunler. bu halka ozgu. mutlu. * Soylular sinifi. rahat. icin) Aksayan. * Huzurlu.* Engebe. aksaklik gostermek. aristokrat * Aristokrasi yanlisi. Aristocu * Aristotelesci. hur. idare edecek bicimde. islemez duruma gelmek. Aristoculuk * Aristotelescilik. * (Arac vb.

aristokratlik * Aristokrat olma durumu. dizinin terim sayisina bolunmesiyle elde edilen sayi. ariyet * Egreti. Arjantinli * Arjantin halkindan olan. ariyeten * Egreti olarak. cetvel.7. aritmetik dizi * Ardisik terimleri arasindaki ayrim degismeyen dizi: 1. iltimasci. * Gecmis. aritmetik orta * Bir diziyi olusturan sayilarin toplaminin. arjantin * Buyuk bira bardagi. ariya * Sancagi. gezimcilik. arkada bulunan. pes. * Geri kalan bolum. art arda. kayirici.5. * Bir seyin sirt durumunda olan yuzeyi. aritmi * Kalp atislarindaki duzensizlik ve esitsizlik. yelkeni veya sereni direkten asagialma. arik. ka nal. geride kalmiszaman. piston. aritmetik * Matematigin. * Otururken sirtin dayandigiyer.9. Aristotelescilik * Yunan filozoflarindan Aristoteles'in felsefesi. beden. arka * Bir seyin temel tutulan yuzunun tam ters yani. yabancigibi davranmak. hark. ariz amik * Enine boyuna.3. arka (veya sirt) cevirmek * eski ilgiyi gostermez olmak. * Belli bir tasinir malin kullanilmasinin geri verilmek sartiyla bedelsiz olarak bir kimseye birakilmasi. ariza * Yuksek bir makama sunulan mektup veya dilekce. odunc olarak. aritmetik islem * Aritmetik yoluyla yapilan cozum. * Koruyucu. Aristotelesci * Aristotelescilik yanlisiolan kimse. * Art. aritmetiksel * Aritmetik ile ilgili. duzensiz. odunc. arka arka * Geriye dogru. ark * Ýcinden su akitmak icin topragikazarak yapilan acik oluk.. konusu sayilar. dizisi aritme tik bir dizi olup ortak carpan denilen degismez orani2 sayisidir. * Bu bilimle ilgili.. . * Bu felsefeyi benimsemisolma durumu. arka arkaya * Hemen birbirinin arkasindan. her yonu ile. aritmik * Ritimli olmayan. * Arkada olan. bunlarin ozellikleri ve islemler olan kolu. * (insan icin) Vucut.

kayiricibulmak. destek olmak. arka tasi * zarar veren arkadaslar icin soylenir. omuzdaslik. arka kapidan cikmak * okuldan basarisizlikla ayrilmak. * Dagsirtlarinda davarlarin yatirildigiduz. * Birbirlerine karsisevgi ve anlayisgosteren kimselerden her biri. yâren. arkada kalmak * geriden gelmek. dayamak. dayanismak. el altindan. arkadaslik etmek . dedikodusunu yapmak. * degerce ileride olanlarin arkasinda kalmak.arka arkaya vermek * birbirini korumak icin birlesmek. arkadasa yakisir davranis. arkadaslarina cok duskun olan kimse. arka bulmak * bir koruyucu. gizlice. arka olmak * maddî. dostca. geride kalmak. refik. arkadasca * Arkadasolarak. arka muzigi * Bir oyunda hareket ve sozlerin yanisira etkiyi artirmak icin hafifce calinan m uzik. arkadasdegil. hempa. arka sokak * Ana yola acilan ikinci derecedeki sokak. arka cikmak * bir kimseyi baskalarina karsikorumak. * zaman bakimindan gecmiste birakmak. kayirmak. icten olmak. arka plânda * Geride. arkadas * Bir iste birlikte bulunanlardan her biri. ruzgâr almayan kuytu yer. arkada birakmak * bir seyden epey uzaklasmisbulunmak. arkadan arkaya * Gizli gizli. belli etmeden. arkada kalanlar (veya arkadakiler) * bir kimsenin oldugunde veya bir yere gittiginde geride biraktigiyakinlari. manevî yonden destek olmak. * Onemsiz. ileri gidememek. unsiyet. arka ayak * Hayvanlarda vucudun gerisinde bulunan ayaklardan biri. arkac * Agil. * (olen kimseye gore) dunyada birakmak. arkadascanlisi * arkadasliga deger veren. arkada birakmak * birinden daha ileri gitmek. arkadan soylemek * kendisi bulunmadigibir yerde kimseyi cekistirmek. arkadan vurmak * bir kimse kendisine guvenen ve inanan birine gizlice kotuluk etmek. arkadasolmak * bir kimseyle dostluk kurmak. arka teker * Araclarin arka duzeninde yer alan tekerlek. geride kalmak. arkadaslik * Arkadasolma durumu. ictenlikle. arka vermek * desteklemek. arka yuz * Bir seyin arkada kalan yuzu.

eslik etmek. . * Guzel sanatlarda klâsik cagoncesinden kalan. surekli olmak. * destegini saglamak. kullanimdan dusmusolan eski soz ve deyim. korumak. arkasina dusmek (veya takilmak) * bir isi sona erdirmek icin sikicalismak. arkali * Koruyani. * bir sure beraber bulunmak. * (birini) gozden ayirmayarak arkasindan gitmek. semer . arkasiyufka * Sevilen bir yemegin arkasindan baska bir yemegin bulunmadiginianlatmak icin so ylenir. bir yapinin ozellig i. arkalik * Ev icinde giyilen kolsuz. dayanagiolan. muzaheret. arkalanma * Arkalanmak isi. kalinca bir tur kisa hirka. * Soguga karsigeregi gibi giyinmemisolma durumu. destek olunmak. * Kullanildigicagdan daha eski bir cagdan kalma bir bicimin. arkalama * Arkalamak isi. sirt dayayacak yeri olmayan. destek olmak. arkasialinmak * sona erdirilmek. eskimis(soz veya eser). koruyucusu. tasimak. refakat etmek. yuklenmek.* bir iste birlikte bulunmak. arkasina bakmadan gitmek * arkada kalanlarla hic ilgilenmeden bir yerden ayrilmak. huyu ve dusunceleri birbirine uymak. son bulmak. * Sirt dayamaya yarar yer. arkasina almak * sirtina yuklemek. arkasipek * Guclu birine veya saglam bir seye guvenen. sirt dayayacak yeri olan. bir yerde durdurulmak. yerinden dusurulememek. arkasikesilmek * tukenmek. yuk tasirken kullandiklariarka yastigi. yardim. * Sirtinda yuk tasiyan hamallarin. pesinden. arkalamak * Arkasina almak. arkalanmak * Kendisine yardim edilmek. arkalic * Arkalik. arkalik. arkaik * Arkaizmle ilgili. arkasiolmamak * kayiracak kimsesi olmamak. birlikte gitmek. * Bir kimseye guven vererek yardim etmek. muzaheret etmek . arkaliksiz * Arkaligi. guclu olmak. bitirilmek. arkalikli * Arkaligi. arkasisira * arkasindan. arkasigelmek * devamliolmak. arkasi(veya sirti) yere gelmemek * sarsilmamak. arkasisira * Ardindan. arkaizm * Konusulan ve yazilan dilde.

arkit * Koy evlerinde kapilarin arkasina konulan kalin kusak. ertelemek. arkaya kalmak * geride kalmak. * birine cok ilgi duymak. arkasiz * Arkaligiolmayan. koruyucusu. gorusme firsatiaramak. geriden gelmek. arkasindan * birinin orada hazir bulunmamasidurumunda. arkasinda dolasmak (veya gezmek) * bir isi yaptirmak icin ilgili veya yetkili bir kimsenin ugradigiyerlere gidere k gorusme firsatiaramak. arkasindan suruklemek * arkasindan gelmesini saglamak. dayanagiolmayan. arkoz * Birlesiminde feldspat bulunan. arkasinialmak * bir isi tamamlamak. sonraya kalmak. arkeoloji * Tarih oncesi ve eski caglardan kalma eserleri tarih ve sanat bakimindan incele yen bilim. arkegon * Egrelti otlarinda. kazibilimi. arkaya birakmak (veya koymak) * sonraya. arkasini(birine) vermek * birinin koruyuculuguna guvenmek. arkasindan kosmak * isyaptirmak icin birinin arzusunu kollamak. butun kara yosunlarinda ve baziacik to humlularda gorulen disilik organi. * Koruyaniolmayan. bazisu yosunlarinda. ovmek. baska zamana veya isin sonuna birakmak. arkeen * Kambriyumlardan once olusan en eski yer kati. arkebuz * XV. arkasini(bir seye) vermek * donmek. kum tasiturunden bir tortul kayac. arkeolojik * Arkeoloji ile ilgili. arkasinigetirememek * basladigibir isi surdurup sona erdirememek. yuzyilda Fransa'da kullanilmaya baslanan. arkeolog * Kazibilimci. iltifat etmek. arke * Ýlk ana madde. tasinabilir atesli silâh. arkasinisivamak * oksamak. arktik . sozunden caymakta sakinca gormeyenler icin kul lanilir. arkasinidayamak * birinin koruyuculuguna guvenmek. arkeopteriks * Hem kushem surungen ozellikleri gosteren bir hayvan fosili. arkasini(veya pesini) birakmak * vazgecmek.arkasinda (veya sirtinda) yumurta kufesi yok ya! * eski dusuncesini degistirmekte. arkeoloji uzmaniveya bilgini. arkaustu * Arkasiyere gelecek bicimde.

armagan etmek * birine bir seyi armagan olarak vermek. kuvvet akiminitoplu bir duruma getirmek ici n bu kutuplar arasina yerlestirilen demir parcasi. limanda kislamak. * Akordeon. armagan * Birini sevindirmek. arlanmak * (olumsuz olarak veya olumsuz anlamlicumlelerde kullanilir) Utanmak. armonik * Armoni ile ilgili olan. arlanma * Arlanmak isi. utangac. * Bir miknatisin iki kutbu arasinda. yelken ve ip gibi donaniminiduzenleyen usta. sikilgan. seren. huysuz huyundan vazgecmez * herkes kendi karakterine gore davranista bulunur. ihsan. armador * Geminin direk. ip. arma soymak * hareketli olan armayi. halat ve yelken takimi. arma donatmak * armayiyerli yerine koymak.* Kuzey kutupla ilgili. * Gemi isletme isi. armator * Ticaret gemisi sahibi. armoni orkestrasi * Yalniz uflemeli calgilardan olusan orkestra. gemi isletmeciligi. armatorluk * Armator olma durumu. * Armonika. arma * Bir devletin. sikilmaz. armoni * Turlu sesler arasinda saglanan uyum. hediye. hediye etmek. harf veya sekil. mutlu etmek icin verilen sey. armada * Donanma. * Geminin yurumesine hizmet eden direk. armali * Armasibulunan. seren. mizika. arma ucurmak (veya arma budatmak) * armayiruzgâra kaptirmak. yagmur ve kardan korumak amaciyla bir sure icin sokmek. arli * Namuslu. armadura * Gemide direklere takilihalatlaribaglamak icin kupestenin ic tarafinda bulunan delikli ve cubuklu levha. * Bagis. ongun. arlanmaz * Utanmaz. * Bir bilim adaminin emek verdigi dalda onu anmak icin hazirlanan bilimsel eser. . armonika * Yan yana siralanmisdeliklerden her biri uflenince. armatur * Bir aletin ana bolumunu olusturan kisim. * Bir kondansatordeki iki iletken yuzeyden her biri. arliarindan. ayrinotada sesler cikaran k ucuk agiz calgisi. kuzey kutup yakininda olan. bir hanedanin veya bir sehrin sembolu olarak kabul edilmisresim. * Odul.

Arnavutlasmak * Arnavut dilini ve kulturunu benimsemek. Arnavutlastirmak * Arnavut kimligini kazandirmak. Arnavut cigeri * Ciger tavasi. Arnavut * Arnavutluk ve cevresinde yasayan bir halk. armut kabagi * Urunu. ana sesin frekansindan tam katiolan sesler.armoniler * Frekansi. armudun iyisini (dagda) ayilar yer * Bkz. Arnavut biberi * Acikirmizibiber. Arnavutluk * Arnavut olma durumu. armudî * Armut biciminde olan. armut top * Boksorun calismalarinda kullandigiici havali. * Bu halka ozgu olan (sey). hicbir seyi begenmemek. . armutun sapivar. bir agac (Pirus communis). armut biciminde olan bir sus kabagi. armonize * Tamamlayicisesler eklenmis(muzik parcasi). masticicegi. armut gibi * cok anlayissiz. Arnavutlastirma * Arnavutlastirmak durumu. armut * Gulgillerden. cicekleri beyaz. disideri. yumusak. armut kurusu * Daha sonraki mevsimlerde yenmek uzere kurutulmusarmut. armut pisagzima dus! * bir ise hic emek harcamaksizin onun kendiliginden olmasinibekleyenlerin durumu nu anlatir. armudiye * Armut biciminde nazarlik olarak takilan altin. uzumun (veya kirazin) copu var demek * her seye kusur bulmak. sulu. armonyum* Tasinabilir kucuk org. Arnavutlasma * Arnavutlasmak. armut biciminde top. sigir gozu. Ahlatin iyisini (dagda) ayilar yer. * Arnavut halkinin butunu. ufak ce kirdekli meyvesi. armuz * Gemilerde guverte ve borda kaplama tahtalarinin yan yana gelmeleri sonucu aral arinda olusturduklaricizgi. bon. Arnavutlarin kullandigidil. Arnavut bacasi * Catipenceresi. yurdumuzun her yerinde yetisen. Arnavutca * Hint-Avrupa dilleri ailesine giren. arnika * Okuz gozu. Arnavut kaldirimi * Yollarda irili ufaklitaslarla gelisiguzel yapilan kaldirim. * Bu agacin rengi saridan yesile kadar degisebilen tatli. * Fazla bon.

arpa suyu * Bira. * Muftu ve kazasker gibi din gorevlilerine aylik yerine verilen giyecek. araba gibi bir tasit aracina. * Arpa biciminde sehriye. * Basmaklik. tabanca gibi atesli silâhlarda namlunun en ileri bolumunde bulunan ve nis an alirken gezle birlikte goz ile hedef arasinda aynicizgi uzerine getirilen kucuk cikinti. taneleri ekmek ve bira yapiminda kullanilan. arpa tarlasi. aromali. * Karsiliksiz yarar saglanilan yer veya kimse. arpagan * Yabanî arpa. arpacik * Goz kapaginin kenarinda cikan kucuk ciban. arpa boyu kadar gitmek (veya yol almak) * pek az ilerlemek. * Tufek. * Arpa konulan yer. arpa * Bugdaygillerden. sulamaya yarar arac. arpacilik * Arpa yetistirme veya alip satma isi. * Cok arpa yemekten ileri gelen bir hayvan hastaligi. arpalik etmek * arpalik yapmak. daricikti * ters sonuc veren isler icin soylenir. arpacikumrusu gibi dusunmek * ne yapacaginibilmeyerek derin derin dusunmek. arpa ektim. arpa guvesi * Tahillara dadanan bir guve turu. doldurma ve bosaltma duzeni olan. arpalik yapmak * bir kaynaktan surekli olarak cikar saglamak. yiyecek gibi seyler veya para. * Hayvanin disinde bulunan ve hayvan yaslandikca silindigi icin yasinibelli eden bir nisan. arpa sehriye * Arpa biciminde dokulmussehriye. arpci . * Bu bitkinin taneleri. it dirsegi. arozoz * Kamyon. yurdumuzda cok yetistirilen bir bitki (Hordeum vulgare). arpacik sogani * Tohumdan yetistirilen ve tohumluk olarak kullanilan kucuk sogan. aromatik * Hoskokulu. hayvanlara yem o larak verilen. azmak.aroma * Bitki ozlerinden veya yaglarindan elde edilen hoskoku. arpalama * Atlarin ayaklarinda gorulen ve rahat yurumelerini onleyen bir hastalik. arp * Bkz. bir su deposu eklenmesiyle olusturulan. arpasicok gelmek * cosmak. arpaci * Arpa alan ve satan kimse. arpalik * Arpa ekilen yer. harp (ÝÝ). kudurmak.

* Tren. arsiz * Utanmasi. arsizlik etmek * utanmadan. arsizlik * Arsiz olanin durumu veya arsiza yakisacak davranis. yilisarak.* Arp calan kimse. yukariya dogru uzanmisdemir yay. arsizlanma * Arsizlanmak isi.7 olan. sirnasarak. troleybus. arsiâlâ * Dokuzuncu kat gok. maden filizlerinde cok yaygin bulunan. yilisik. * Kolayca ureyebilen (bitki). arse * Keman yayi. atom agirligi74. genisadimlarla dolasmak. ars * Ýslâm dinî inanisina gore gogun en yuksek kati. yogunlugu 5. ars * Askerlikte "yuru" komutu. yuzsuz (kimse). arsinlamak * Arsinla olcmek. arslanin adicikmis. arsin * Yaklasik olarak 68 cm ye esit olan uzunluk olcusu.91. sikilmasiolmayan. * Amacsiz. ac gozlu davranmak. zirnik. sican otu. arslanli * Osmanlidevletinde kullanilan arslan baskiligumussikke. . arpej * Bir akort olusturan seslerin birbiri arkasindan calinmasi. arsiza yakisan bicimde. tramvay gibi elektrikle isleyen tasitlarda telden elektrik ak imialmaya yarayan. cakallar baskeser * haksizligiveya kotulugu esas yapanin yerine bu konuda adion plâna cikan kisiler anlaminda kullanilir. arsizca * Arsiz gibi. yilisiklik. arsinlama * Arsinlamak isi. arsa * Uzerine yapiyapilmak icin ayrilmisyer. sikilmadan. arsizlasmak * Arsiz duruma gelmek. arsiulusal * Uluslar arasi. atmosfer basincialtin da 4500 C de sublimlesen. arsetip * Ýlk ornek. arslan * Aslan. arsiz arsiz * Utanmaz bir bicimde. arsenik * Atom numarasi33. * Ac gozlu davranan (kimse). Kisaltmasi As. metal gorunumunde basit elem ent. yuzsuzce davranmak. sirnasiklik. arsizlasma * Arsizlasmak isi. arsizlanmak * Arsizlik etmek.

art zamanlidil bilimi * Dil olaylarinidegisik zaman ve evrim acisindan ele alan dil bilimi. * Bir seyin obur yuzu. arsivcilik * Arsivcinin yaptigiisveya gorevi. geri. diyakronik. bazen de sizarak olusturdugu unsuz: k. artakalma * Artakalmak isi veya durumu. * Avusturya hanedaninda prenses. art zamanli * Evrim acisindan ele alinan sure icinde birbirini izleyen. artagan * Alisilandan veya beklenilenden artik verimi olan. art eteginde namaz kil * cok temiz huylu kimseler icin soylenir. . bereket. arsiv * Belgelik. arsivlemek * Arsive kaldirmak. art niyet * Art dusunce. art arda * Birbirinin arkasindan. art zamanlilik * Degisik zaman ve evrim acisindan incelenen dil olaylarinin ozelligi. ondan gizli olarak. g. * Cogalan. arsiduses * Arsidukun karisiveya kizi. art avurt unsuzu * Dil ucunun art damaga carpmasindan olusan ve dilin yanlarindan akan ses. art damak unsuzu * Cigerlerden gelen havanin dil sirtiyardimiyla art damagin cesitli noktalarinda bazen patlayarak. art teker * Ýtici gucu saglayarak bisikleti yuruten teker. arsivleme * Arsivlemek isi. g. arsin kadar. art damak * Damagin arka bolumu. hinterland. arsiduk * Avusturya'da imparator ailesi prenslerine verilen unvan. art avurt * Avurdun arka bolumu. bereketli. art oda * Gozde iris ile billûr cismin arasindaki bosluk. artimli. art * Arka. arsivci * Belgelik gorevlisi veya uzmani. diyakroni . art elden * birini oyalayip.arsinlik * Arsin olcusunde. art bolge * Deniz kiyisinda bulunan bir yerin gerisindeki bolge. fazlalasan. artaganlik * Alisilandan veya beklenilenden artik urun verme durumu. arsivde saklamak. art dusunce * Bir dusuncenin arkasinda gizli tutulan asil dusunce.

artirilma * Artirilmak isi. dort yilda bir gelen 29. artin * Katyon. dumdar. artezyen * Topragiburgu ile delinerek acilan ve suyu yuksege fiskiran kuyu. daha fazla. odenen degerin uzerinde urettigi ve isvereni n.artakalmak * Artmak. anot. artik gun * Artik yillarda subat ayina eklenen. artagan. metal uclar dan artiyuklu olani. artiklamak* Yemekte artik birakmak. arti * Toplama isleminde + isaretinin adi. gun. arter * Atardamar. pozitif sayi. artirilmak * Artirmak isine konu olmak. sifirdan buyuk sayi. artisayi * Kendisinden once + isareti bulunan. yenildikten veya kullanildiktan sonra geriye kalan. * Bir sey harcandiktan sonra onun artan bolumu. artiuc * Elektrikli cozumlemede. artis. artik deger * Ýscinin. tezyit edilmek. artci * Yuruyusdurumunda bulunan bir askerî birligin guvenligini saglamak icin arkadan g elmek uzere birakilan kita. artik emek * Ýscinin. isgucunun karsiligiolarak. cogalma. pozitif. * Daha cok. artcilik * Artcinin gorevi. eksi karsiti. artik * Ýcildikten. artezyen kuyusu * Artezyen. artiklama * Artiklamak isi. * Muzayedede artirma. * Gecmisbir sanat veya edebiyat cigirinisurduren (sanatci. geriye kalmak. karsiligiod enmeyen emek. fazla bulunmak. onunde artiisareti bulunan (sayi). artimli * Pisince sistigi icin miktariartmisgibi gorunen. ek sure icinde harcadigive sonucunda artik deger yarattigi. hareket). . artik yil * Dort yilda bir gelen 366 gunluk yil. siviya batirilip akimin gecmesini aglayan. daha. arterit * Atardamar bozuklugu. yeter. * Bundan boyle. * Trafigi yogun olan ana yol. artim * Artma. zait. seneikebire. cogaltilmak. sonra. karsiliginiodemeksizin sahip oldugu ek deger. artirim * Bir seyi idareli harcayarak onun bir bolumunu artirma isi. tasarruf. * Sifirdan buyuk. * Kalan veya artan bolum.

artist gibi. . Aryanizm * ÝV. * Degeri yukselmek. artmak * Eskisinden daha cok cogalmak. sanatkâr. artmak * Buyuk heybe. muzayede. arttirmak * Artirmak isi yapilmak. * Artist olma durumu. artim. arz * En. * Yukseltmek. iltihapsiz.artirma * Artirmak isi. artrit * Eklem romatizmasi. * Tutumlu davranip biriktirmek. arz * Sunma. * (buyuk bir makama) Anlatma. arttirma * Arttirmak isi. artistlik * Artistin gorevi. genislik. arz * Yer. genellikle kendi icinde butunlugu olan parca. artirmak * Artmasinisaglamak. artma. artis * Artmak isi veya bicimi. * Alicilar arasindaki yarismaya dayanan ve en yuksek fiyatisurene malin verilmes iyle biten yontem. * Geregince harcandiktan sonra bir miktar geri kalmak. fazlalasmak. artist * Guzel sanatlardan birini meslek edinen kimse. artroz * Genellikle sekil bozucu. sanatci. * Herhangi bir davranista ileri gitmek. tasarruf etmek. artist gibi * boylu poslu. yeryuzu. yuzyilda Arius adlibir papazin kurdugu ve Hristiyan inanisinin tersine olara k Ýsa'nin tanriliginiinkâr eden mezhep. arya * Operalarda solistlerden birinin orkestra esliginde soyledigi. * Eglence yerlerinde gosteri yapan kimse. guzel ve alimli(kimse). sanatli. cogalis. artma * Artmak isi. artistik * Guzel sanatlarin gerektirdigi nitelige uygun. suregen eklem hastaligi. kapalilik veya aciklik degerlerine gore turlu se s kaliplarindan olusan Divan Edebiyatinazim olcusu. bildirme. * Bir malibaska alicilarin verdigi fiyattan daha yuksek bir fiyatla almak isteme k. aruz * Hecelerin uzunluk ve kisalik. cogaltmak. artistce * Artiste benzer bicimde.

ozlemek. * Eskiden ihtiyarlarin baston yerine kullandiklariuzun sopa. dilek.arz dairesi* Bkz. arz odasi* Mevkii olan insanlarin. as kat * Herhangi bir olcu biriminin bolundugu esit parcalardan her biri. hukumdarlarin. hevesli. arziyat * Yer bilimi. * Bir iste basta gelen (kimse veya sey). istida. arzulamak * Ýstek duymak. maresallerin. arzuhâlci * Para ile dilekce. arzulama * Arzulamak isi. arzulu * Ýstekli. * saygiile bildirmek. arzu * Ýstek. yazan kimse. enlem dairesi. hevesini alamamak. eklendigi kelimenin daha asagiderecelisini anlatan yeni kelimeler turetmeye yarar. halkla gorustugu oda. torenlerde tasidiklaribir tur agac veya metalden degnek. asa * Baziulkelerde. din adamlarinin guc sembolu olarak . As * Arsenik'in kisaltmasi. * Heves. arzuhâl * Dilekce. arzu duymak * birine veya bir seye karsiistek duymak. as yon * Ara yon. enlem. arz ve talep * Ureticinin piyasaya mal cikarmasive tuketicinin piyasadan mal cekmesi olaylari . . sunu ve istem. arzu etmek * yurekten istemek. arzusu kalmak * istegi yerine gelmemek. arz talep kanunu * Belirli bir piyasada sunu ve talep dengesini duzenli tutma sistemi. arzanî * Enine olan. mektup vb. istemek. arzuhâlcilik * Arzuhâl yazma isi. as * Kakim. as* Ast sifatinin kisaltilmisi. as * Ýskambil kâgitlarinda birli. arzuhâl gibi (veya kadar) * bir mektubun cok uzun oldugunu anlatmak icin soylenir. jeoloji. arz derecesi * Bkz. arz etmek * sunmak.

kripton. ekti. o gorevin sahibi olan kimse. sinirsel. asabî yapiliolma. asil olarak. * Baskalarinin sirtindan gecinen (kimse). vekâleten karsiti. yasayisini. asalaklasmak * Asalak duruma gelmek. asabiyeci * Sinir hastaliklariuzmani. parazit. asamble * Kurul. temel niteliginde olan. asal gazlar * Atomlarinin diselektron halkalaritamamiyla veya gecici olarak elektrona doymus olan gazlar (helyum. asaleten * Bir gorevde temelli olarak. * Yazida veya sozde bayagisoz ve deyim bulunmamasidurumu.asabî * Sinirli. neon. asabiyet * Sinirlilik. asabiye * Sinir hastaliklariile ilgili hekimlik kolu. asalaklik * Asalak olanin durumu. * Kendi adina hareket ederek. soy gazlar. sinirlenmek. asal sayi(lar) * Bolenlerinin kumesi iki elemanliolan elemanlardan biri 1. esasî. asansor boslugu * Binalarda asansorun islemesi icin birakilan bosluk. asansor * Ýnsanlariveya yukleri bir yapinin bir katindan otekine veya yuksek yerlere cikar ip indiren elektrikle isler arac. asabîlesmek * Kizmak. * Sinir hastaliklariile ilgili hastahane bolumu. asaleten atama * Surekli gorev yapmak uzere bir goreve atama. asillik. asalet * Soyluluk. * Bir gorevi yuklenmisolan. asabîlik * Asabî olma durumu. tufeyli. oburu sayinin kendis i olan dogal sayi(lar). asabîlesme * Asabîlesmek isi. asalaklasma * Asalaklasmak durumu. sinirlilik belirtileri gostermek. ksenon). asalak bilimi * Asalaklarin yapisini. asal * Baslica. argon. * Sinirle ilgili. asansorcu * Asansorun bakim ve onariminiyapan kimse. asalak * Bir canlinin icinde veya uzerinde surekli veya gecici olarak. konakciyla iliskisini ve yaptigihastaliklarl a bu hastaliklara karsigirisilecek savasikonu alan bilim dali. . onun zararina ya sayan baska canli. ofkelenmek. vekillik karsi ti. parazitoloji.

asetilen * Renksiz. sirkeyle ayniozellikleri tasiyan. asesbasi * Yeniceri ocagindaki askerî gorevinin yanisira. kirilmadan bukulebilen ve ateste niteli gi degismeyen bir mineral. baslama ve bitme anlaribaska olan (olaylar). kolayca alev alir. duzenlilik. asetat * Asetik asidin tuzu veya esteri. senkron. asetik asit * Sirkeye tadinive ozelliklerinden bircogunu veren asit. * Bu recinenin elde edildigi agac (Styrax officinalis). * OsmanliÝmparatorlugunda yeniceri ocaginin kaldirilmasindan onceki guvenlik gorev lisi. asap * Sinirler. saydam. eszama n karsiti. eski eserler. ases * Gece bekcisi. eserler. tas pamugu.* Otel ve hastahane gibi buyuk kuruluslarda asansorun duzenli calismasinisaglaya n kimse. yadin kurun. kaya lifi. asetik * Sirkeyle ilgili. aseton * Bircok organik maddeyi eritmekte kullanilan ucucu. guvenlik. sarimsak kokulu. eter kok usunda bir sivi. asayis * Bir yerin duzen ve guvenlik icinde bulunmasidurumu. * Ana maddesi katran olan ve yollarin kaplanmasinda kullanilan karisim. asayisberkemal * Guvenligin yerinde oldugunu anlatir. asetatli * Birlesimine asetat karistirilmis. asepsi * Ýlâc kullanmadan. asbest * Tremolitin bozulmasindan olusan lifli. yalniz isiyardimiile aygit ve pansuman gerecleri gibi seyleri mi kropsuzlastirma isi. asar * Yapilar. asariatika * Eski yapilar. guclu ve beyaz bir isik vererek yanan hidrokarbonlu bir gaz. * Asfaltlanmis. ortanin corbacibasisina verilen ad. aseptik * Her turlu mikroptan arinmis. aselbent agacinin kabuklaricizilerek elde edilen bir recine. asfaltit * Petrolun ayrismasiile olusan ve coklukta tortul kayaclarin gozeneklerinde bulu . asfalt * Siyah renkte sekilsiz bir cins bitum. asbaskan * Ýkinci baskan. bassehrin duzenini korumakla da y ukumlu olan 28. aselbent * Hekimlikte ve koku yapiminda kullanilan. asenkron * Eszamanliolmayan. asbest yunu * Asbestin islenerek yun bicimine sokulmusu.

ortak payda. hakikat. asilma . ana. asik * Somurtkan. * Aranilan nitelikleri en cok kendinde toplamisolan. asilis * Asilmak isi veya bicimi. nesep. Muhammed'in meclislerinde ve konusmalarinda bulunanlar. gercek olarak. konut giyim. kokenli. asgarî ucret * Ýscilere bir calisma gunu karsiligiolarak odenen ve iscinin gida. asgarimusterek * Herkes tarafindan kabul edilen nokta. * Hz. ornek. s aglik. * Gerceklik. basta gelen. -asi/ -esi * Fiilden sifat yapan ek. ashap * Sahipler. asfaltlanmak * Asfalt dokulmek. asilli * Bir kokene dayanan. * Gercek. uzerinde anlasmaya varilan husus. asili * Asilmisolan. asfaltlanma * Asfaltlanmak isi. ulasim ve kultur gibi ihtiyaclarinigunun fiyatlariuzerinden en az duzeyde karsilamaya yetecek ucret. asilanmak * Bir seyden yarar saglamak. * Bir seyin temelini olusturan. kaynak. * Soy. asil vurgu * Kelimenin aslindaki vurgu. asil nusha * Bir yazma eserin veya belgenin kopyalarinin dayandigiozgun bicimi. en asagi. asil sayilar * Sira veya ulestirme eki almamisyalin sayilar. intifa. sahabeler. intifa etmek. * Asili.nan dogal bitum. esas. asgarî * En az. asfaltlamak * Asfaltla kaplamak. kizginliginiyuzune sert bir anlam vererek belirten" ofkeli go runuslu yuzu olan. asik suratli * Hosnutsuzlugunu. asilanma * Asilanmak isi. * (a'sil) Baslica. * Minimum. asida olmak (veya asida kalmak) * bir ise son verilmeyip oylece birakilmisolmak veya kalmak. asil * Bir seyin kendisi. asi * Asmak isi. koken. uyusul an konu. en azindan. * Kok. kopya karsiti. asfaltlama * Asfaltlamak isi. en dusuk. asfaltla kaplanmak.

isyan eden. suspansiyon. * Ýsrarla uzerine gitmek. tebellesolan kimse. asilesme * Asilesmek isi. suspansiyon. asilsiz * Dogru olmayan. temelsiz. * Bir yere tutunup sarkmak. * Cag. baskaldirmak. asintiolmak * tebellesolmak. * Hayirsiz. asim takim* Kadinlarin takindiklarisus esyasi. asidimetre * Asitolcer. koksuz (haber). * Hizla eline almak. asip kesmek * (genellikle isbasinda bulunan bir kimse icin) yasayicigneyerek sert davranmak. * Karsicinsin ilgisini cekmek icin carpicidavranislarda bulunmak. asalet. dayanaksiz. * Yuksek duygu ile yapilan. cicekleri asilmisbir insana benzeyen ve koklerinden salep cika rilan bir bitki. baskaldirmak. asinti * Bir isi hemen yapmayip bekleterek geri birakma. asil * Soylu. asilti * Cozunemeyen madde parcaciklarinin dibe cokmeden bir siviortamda kalmisdurumu. sonuna kadar mucadele etmek. israr etmek. asilik etmek * karsigelmek. asillik * Asil olma durumu. aside * Un. asilmisadam * Salepgillerden. asilmak * Asmak isi yapilmak veya asmak isine konu olmak. asilesmek * Karsigelmek. vekil karsiti.* Asilmak isi. isyankârlik. isyan etmek. asi * Baskaldiran. asirlik * Yuzyillik. * Tutup cekmek. * Boynuna ip gecirip sallandirilarak oldurulmek. * Bir gorevde temelli olan. . * Sirnasan. asir * Yuzyil. isyan etme. * Boyle bir sivikarisimi. dik basli. * Bir sey isterken karsisindakini tedirgin edecek derecede ileri gitmek usteleme k. tavik. idam edilmek. et ve bamya ile yapilan bir Arap yemegi. asim * Asma isi. tehir. asilik * Asi olma durumu. * Birini tedirgin edecek kadar uzerine dusme. asirlarca * Yuzlerce yil. sirnasmak.

asimilâsyon * Benzer hâle getirme. soyluluk.* Soylu olma durumu. asker kacagi * Askerlik odevini yapmamak icin asker ocagindan ayrilan veya oraya gitmekten ka can kimse. kendine benzetme. asker olmak * askerlik odevine baslamak. asimile * Bu soz "benzesmek". asidime tre. asilzade * Soylu. askli. "kendine uydurmak" anlaminda "asimile etmek" biciminde kul lanilir. disiplinli. asimetrik * Simetrik olmayan. tahkimli bolge. borik asit. asistan * Yardimci. * Benzesme. fenol. gemi. sonusmaz. asit * Turnusolun mavi rengini kirmiziya cevirmek ozelliginde olan ve birlesimindeki hidrojenin yerine maden alarak tuz olusturan hidrojenli birlesik. duzgun. * kiyilara ve en cok dusman kiyilarina asker indirme. asker gibi * disiplinli. * Topluluk duzenine saygisiolan. konsantrasyon derecesini olcmeye yarayan cihaz. asker cikarmak * (bir devlet) belli kanunlara bagliolarak asker toplamak. * Yurdun korunmasiyolunda iyi dovusmesini basaran. hamiz. tersane gibi hi zmet yerlerine verilen ad. asker * Erden maresale kadar orduda gorevli bulunan herkes. asimptot * Bir egriye giderek yaklasan. ozumleme. ordugâh. * Arastirma gorevlisi. askarit * Bagirsak solucani. bakisimsizlik. asit borik * Bkz. arastirma gorevlisi olma durumu asistanin gorevi. asistanlik * Asistan. ask * Bkz. ama sonuna kadar uzatilsa bile yaklastigihâlde egri yi kesmeyen dogru. asimetri * Simetrisi olmayan. kendine uydurma. bakisimsiz. . asker ocagi * Askerlik odevinin yapildigikisla. asitolcer * Bir asidin ozelligini. asit alkol * Aynizamanda asit ve alkol gruplariniiceren birlesiklere verilen ad. asilzadelik * Soyluluk. * Ordunun yalniz er rutbesinde olan bolumu. * Askerlik gorevi veya odevi. asit fenik * Bkz.

eksiltme gibi resmî isilânlarinin ilgili daire duvarinda belli bir zaman suresince asilidurmasi. askere gitmek * askerlik odevini yapmak icin orduya katilmak. askerlik * Asker olma durumu. * Cay. askerlik yoklamasi * Askerlik subelerine kayitlikimselerin belirli zamanlarda yapilan durum yoklama si. * Pantolon veya giysilerin dusmesini onlemek icin omuzdan asirilan bag. aski * Uzerine herhangi bir sey asmaya yarar nesne. askerlik hizmeti * Orduda belirli bir surede yapilan yurt odevi. askerci * Asker yanlisi. askerlik niteligi kazanmak. fener. askerî kaput * Askerlerin giydigi kalin kumastan ustluk. . askere cagrilmak * askerlik odevini yapmak icin subece istenmek. disiplini. * Saklanmak icin tavana asilmisdizi veya hevenk. askerlik yapmak * kanunlara gore yurttaslarin yukumlu olduklariordu odevinde bulunmak. askerîlestirmek * Asker yonetimine gecirmek. askere ozgu. askerlik etmek * askerlik yapmak. askerlik dairesi * Yurttaslariaskere alma isleriyle gorevli olan askerlik subelerinin baglibulund uklaribolge dairesi. kanunlariyurutmekle gorevli sinif v e bu siniftan olan asker. askerîlesme * Askerîlesmek isi. askerî inzibat * Askerî birlikler arasinda duzeni. * Bir tur cocuk oyunu. askere alinmak * askerlik odevini yapmak icin er egitim merkezine gonderilmek. askercilik * Askerci olma durumu. askerî ambargo * Bir ulkeyi cezalandirmak amaciyla askerî alanda yaptirim uygulama.asker tayini * Erlere verilen azik. * Hastahanelerde kirik kol veya bacaklarin asilarak tutturuldugu arac. askerlik odevi ordu hizmeti. askerî * Askerlikle ilgili. askeriye * Askerlik. kahve tasimaya yarar kahveci tepsisi. * Artirma. askerce * Askere yakisir bicimde. askerî rustiye * Askerî ortaokul. askerîlestirme * Askerîlestirmek isi. (bir seye) askerlik niteligi kazandirmak. askerîlesmek * Bir yer askerlikle iliskili duruma gelmek. askerî atase * Bir ulusun yabanciulkelerdeki elciliklerinde gorevli askerî uzman.

* oturmusveya batmisbir gemiyi yuzdurmek icin baska teknelere asarak kaldirmak. yirtici. askida kalmak * (bir is) bir engel dolayisiyla sonuca varamamak. * Gurbuz ve yigit adam. * sagligiyerinde. askli * Sporlariask denen torbalar icinde olusan (mantar). arslan. aslan * Kedigillerden. * Vestiyer. * Ýpek boceginin kozasinisarmasiicin yanina konulan calicirpi. askilik * Avcilarin sirtlarina taktiklariaskitakimi. aslan kesilmek * aslan gibi guclu ve cesur duruma gelmek. onun kisiligini belli eder. asla * Hicbir zaman. aslan yatagindan belli olur * bir kimsenin oturdugu yerin durumu. * Karsicinsi rahatsiz eden kimse. askiya cikmak * ipek bocegi koza sarmak uzere dallara cikmak. Afrika'da yasayan. erkekleri yeleli. Zodyak . uygun bir duru . askili * Askisiolan. * Asilip saklanacak sebze. hicbir bicimde. aslan gibi * boylu boslu.* Yeni yapilan yapilarin catisina. askiya almak * altibosalip destegi kalmayan yapiyidikmelerle boslukta tutarak yikilmaktan kur tarmak. aslan agzi* Havuz kenarlarina konulan ve agzindan su akan aslan biciminde sus tasi. * Gelinin oturacagiyerin ustune asilan susler. Aslan * Zodyak uzerinde. guclu ve yakisikli. cok koyu sarirenkli guclu bir memeli turu. uzunlugu 160 cm. askida birakmak * sonuca vardirmamak. * Kadinlarin kullandigialtin dizisi veya zincirli mucevherat. * Saz sairleri arasinda yapilan deyisyarisinda ustun gelene verilmek icin duvara asilan kumas. aslan payi* Hak edilenden daha cok alinan pay. askospor * Asklimantarlarin sporuna verilen ad. aslan sutu * Raki. askiya cikarmak (veya cikarilmak) * evlenecek kimselerin durumunu nufus kayitlarinin bulundugu yerde askiyoluyla i lân etmek. Yengec ile Basak burclariarasinda yer alan burcun adi. * Dugunlerde geline yakinlaritarafindan takilan hediye. askinti * Baskalarinin sirtindan gecinen. kuyrugu 70 cm ve ucu puskullu. tabanca gibi odul. meyve. ev sahibi tarafindan usta icin veya dugun ara balarina dugun sahibi tarafindan arabaciicin armagan olarak asilan kumas. * bir isi zamaninda yapmayip belirsiz bir zamana birakmak. savsaklamak.

aslanpencesi * Gulgillerden. aslanlik * Yigitlik. aslik * Kisir olan (kadin veya disi hayvan). aslî nusha * Bir yazinin cogaltilmasina orneklik eden ilk nusha. gercek sekli. asma biyigi * Asma dallarinin cevresine tutunmasina yarayan yesil uzantilar. yukselmeye temel olan her asamasi. suluk. * Sirpence.mda olmasigerekir. asliastari*Esasi. aslifasliyok * yalan. kokusuz cicekleri olan bir bitki. aslanim! * gencler. aslî * Temel olarak alinan. aslî dusunce * Ana fikir. aslanagzi* Siraca otugillerden. aslicikmak * gercek oldugu anlasilmak. sari. aslangiller * Kedi cinsinden olan butun et oburlariicine alan hayvan familyasi. esas olan. asma bahce * Ayak ve kemerler uzerine kurulan teraslardan yapilmisbahce. delikanlilar icin kullanilan bir seslenme sozu. aslen * Kok veya soy bakimindan. aslanca * Aslana yakisir yolda. dallaricardak uzerine yayilan bitkilere genel olarak verilen ad . asilsiz olmak. dogrulugu. gecerliligi. turlu renkte. asma * Asmak isi. yer pirasasi(Leonurus). asliastari* ic yuzu. guzel. asili. aslan yurekli * Cok yigit. beyaz cicekli bir yabanî bitki (Alchemilla). gercek oldugu ortaya cikmak. aslan gibi. uydurma. hicbir seyden korkmayan. eskiden hekimlikte terletici olarak kullanilan bir bitki. asliastari(veya asliasli) olmamak * yalan. asliye * Temel. cesaretlilik. aslanin agzinda * elde edilmesi cok guc. aslankuyrugu * Ballibabagillerden. yigitce. asma biti . aslî maas* Devlet dairelerinde calisan memurlara verilen ayligin. aslankulagi * Bir sap uzerinde dizili sariveya kirmizicicekli otsu bir bitki. esas. asma * Asmagillerden. aslinesli * Soyu sopu. * Belirli bir tur uzum veren bitki (Vitis). * Asilmis.

eksimtirak ilâc. asmak * Bir seyi asagiya sarkacak bicimde bir yere ilistirip sarkitmak. kusanmak. asma merdiven * Yukariucundan bir yere asilarak kullanilan ip merdiven. asparagas * Uydurma. ayniaksaniveren unlunun ondan sonra v eya once gelen unsuzu hic dikkate almadan tekrarlama seklinde uyak. idam etmek. aspirator * Havadaki duman. cagdaslasma. asrî * Modern. * Bu turun ince uzun. yapraklaridogrudan dogruya t opraktan cikan bir sus bitkisi. basik tavanli. putrel nervurler aras ina konulan delikli tugla. * Gitmek zorunda olunan bir yere ozursuz gitmemek veya gorevi olan bir isi ozurs uz yapmamak. aspidistra * Zambakgillerden. asma kilit * Kilitlenecek seyin ustundeki halkalara gecirilip kapatilacak bicimde yapilmisk ilit.* Eskanatlilardan. toz vb. emmec. gercek olmayan. asonans * Yarim kafiye. * Bir kimseyi bogazindan ip gecirip sarkitarak oldurmek. asma yapragi * Zeytinyaglive etli dolma yapmakta kullanilan korpe asma yapragi. filoksera (Phy lloxera vestatrix). sarimsirenkte bir bocek. asrîlesme * Cagcillasma. belli baslituru asma olan bitki familyasi. asrisaadet * Hz. mevsimlik bir kabak turu (Lageneria vul garis). yabancimaddeleri emerek disariatan cihaz. asosyal * Sosyal olmayan. asma kat * Yapilarda genellikle tabanla birinci kat arasina yapilan. aspirin * Agrikesici ve atesdusurucu olarak kullanilan beyaz renkli. sebze olarak kullanilan urunu. asmalara zarar veren. genellikle saksida yetistirilen. asortik * (daha cok giyimde) Birbirine uygun. * Uzerine takinmak. her dizenin sonunda gelen. curuf ve beton karisimindan yapilan kiris. asmali * Asmasiolan. birbirini tutar renk ve yapida olan. Muhammed'in yasadigizaman. . altib oskat. asmagiller * Ýki ceneklilerden. gercekmisgibi gosteren haber. aspur * Yalancisafran. cogunlukla uzun ve yuksek kopru. asmolen * Pismistoprak. asmalik * Asma icin ayrilmisyer veya toprak. birbirini tutar renk ve yapida olan. asma kabagi * Kabakgillerden surungen veya sarilgan. cagcil. asorti * (daha cok giyimde) Birbirine uygun. asma kopru * Ýki basindaki ayaklardan baska dayanagiolmayan.

astarlizarf* Ýc yuzune ince bir kâgit gecirilmiszarf.asrîlesmek*Cagcillasmak. agac vb. madun. astarli * Astar gecirilmis. astat * Atom numarasi85 olan. cagdaslasmak. astarlanmis. astar kaplama * Kontratablalarda kor agacin bicim degistirmesini onlemek amaciyla iki yuzune y apistirilan kaplama kati. astarlanmak * Astar gecirilmek. astarya * Bir gemiye yukleme veya bosaltma icin taninan sure. astatin . * Uzerine resim yapilacak bezin veya duvarin yagliboyayiemmesi icin. bizmutun alfa isinlariyla bombardimanisonucu elde edilen yapay element. elde edilen sonucun degerini asmak. * Birinin buyrugu altinda olan gorevli. astarlik * Astar olmaya elverisli (kumasvb. asrîlik * Cagcillik. cekmek) * astar boyasiile boyamak. ayakkabigibi seylerde. astar * Giyecek. halat. * Siva veya boyadan once vurulan kat. alaninda taninmisv e cok unlu olan sanatci. astar surmek. ast * Alt. astariyuzunden pahaliolmak * bir isin ayrintilarina harcanilan para veya emek. astarlama * Astarlamak isi. canta. astar vurmak. astarlatma * Astarlatmak isi. astar surmek (veya vurmak. astarlatmak * Astar yaptirmak veya gecirtmek. astarlanma * Astarlanmak isi. astarlamak * Astar gecirmek. KisaltmasiAt. cok agir. assolist * Bir muzik programinda daha cok en son olarak sahneye cikan. kiri kapatmak ve surulecek boyanin daya nikliliginiartirmak icin kullanilan boya.). astar boyasi * Boyacilikta asil boyadan once surulen. * (birine gore) Rutbe veya kidemce kucuk olan asker. * Gemicilikte bir seyi saglamlastirmak icin kullanilan bez. resim yapil madan once surulen boya. * Boyacilikta. assai * Birlikte kullanildigiterimin anlamina asirilik kazandirir: Adagio assai cok ya vas. perde. masrafliolmak. astasim * Oncullerinden biri onceki tasimin vargisidurumunda olan bir ek tasim. kumasin veya derinin ic tarafina gecirilen ince kat.

astronom * Astronomi bilgini. astronomik * Gok bilimiyle ilgili olan. astirmak * Asmak isini yaptirmak. muneccimlik. astigiastik. astronot * Uzay adami. cok sert veya istedigi gibi davranan kimseler icin kullanilir. astragan * Karakul kuzusunun kivircik ve parlak postu. astigmatizm * Gozun saydam tabakasinda meridyenlerin esitsizligi yuzunden net gorememe durum u. muneccim.* Astat. astsubay kidemli bascavus * Astsubayligin altincive son basamagi. kestigi kestik * acimasiz. astim * Bronslarin daralmasindan ileri gelen nefes darligi. astim hastaligina tutulmusolan. astigmatizme tutulmus(goz). astsubay cavus * Astsubayligin ilk basamagi. astronotluk *Uzay adamiolma durumu veya uzay adaminin gorevi. astegmen * Orduda en kucuk rutbeli subay. astirma * Astirmak isi. astronomik fiyat * Cok yuksek fiyat. astronomik rakam * Ýnsana saskinlik verecek derecede buyuk rakam. astsubay kidemli ustcavus * Astsubayligin dorduncu basamagi. astsubay * SilâhliKuvvetler yasasina gore astsubay okullarinda yetiserek SilâhliKuvvetlere ka tilan astsubay cavustan astsubay kidemli bascavusa kadar rutbesi olan asker. * Asiricok yuksek. astsubay bascavus * Astsubayligin besinci basamagi. astigmat * Net gormeyen. . astrolog * Yildiz faliyla ugrasan kimse. astrofizik * Gok fizigi. astropikal * Tropikal bolgelere yakin. fakat daha yuksek bir enlemde olan. felekiyat. astegmenlik * Astegmen rutbesi veya astegmenin gorevi. gok bilimci. * Bu posttan yapilmisolan. astroloji * Yildiz falciligi. astimli * Astimiolan. astsubay kidemli cavus * Astsubayligin ikinci basamagi. astronomi * Gok bilimi.

ashane. . * Yoksullara parasiz yemek yedirilen veya dagitilan yer. adî. * Dugun ve benzeri toplantilarda. sakin. mutluluk. * Niteligi dusuk. asermek. astsubaylik * Astsubay olma durumu veya astsubayin gorevi. lokanta. asuman * Gok. miktari. mutfak. asyermek * Bkz. * bir hizmette cok kullanilan kisice. asagi * Bir seyin alt bolumu. gokyuzu. Asyali * Asya'da yasayan kimse. onun pek gozde oldugunu anlatir. yikmak. asevi * Para ile yemek yenilen yer. asudelik * Huzur icinde olma. begenmemek. * Tekkelerde yemek pisirilen yer. mantarlar ve kara yosunlarigibi su disinda fazla boy atmayan dam arsiz bitkiler. deger yonunden daha az. asagibitkiler * Su yosunlari. * Bir yere gore daha alcak yerde bulunan. asagidusmek * duzeyi. as * Pisirilerek hazirlanan yemek. adî. aserme * Asermek durumu. asermek * hamilelikte baziyiyeceklere karsiasiriduskunluk gostermek. * Egimli bir yerin daha alcak olan yeri. * Asagiya. * Daha kucuk. kotu. asagi(falan) yukari * bir kimsenin adinin dilden dusurmedigini. asagialmak * devirmek. rahat. hor gormek. cok arzulamak veya nefret etmek. asdami * Bazibolgelerde yemek pisirilen yer. Asyalilik * Asyaliolma durumu. tiksinmek. asagigormek * kucuk gormek. asude * Sessiz. daha az. * Asya'ya ozgu olan. asocagi * Yemek pisirilip yoksullara dagitilan yer. Asya ile ilgili (olan). * Bayagi.astsubay ustcavus * Astsubayligin ucuncu basamagi. yere dogru. yakinma olarak kullanilir. niteligi alcalmak. astasinca kepceye paha olmaz * sikisik zamanlarda onemsiz seylerin degeri coktur. asci. Asurca * Samî dilleri ailesine giren ve Milâttan onceki donemlerde On Asya'da kullanilmisol an olu bir dil. verilecek yemekleri hazirlamak icin gecici ola rak mutfak gibi kullanilan yer.

* Kucultucu davranislarda bulunmak. * Genel ev. denk olan. asagilama * Asagilamak isi. asagiliyukarili * Asagisive yukarisiolan. asagiyukari(yurumek) * bir bastan bir basa (yurumek). * Varilmasiistenen bir amaca dogru gecilmesi gerekli donemlerden her biri. paye. benligini yetersiz ve kucuk g ormesi. asagilasma * Asagiduruma dusme. adilik. asagisiyukarisibirlikte. tezyif etmek. hafife almak. tenzil etmek. yaklasik olarak. asagisama * Asagisamak isi. adî. ru tbe.asagikalir yeri (veya yani) yok * nitelikleri bakimindan baskalariyla karsilastirildiginda eksigi olmayan. yerlesim bolgesi. asagiyukari * Tama yakin. asagilasmak * Asagilik duruma dusmek. asagilik kompleksi * Kendini oldugundan yetersiz. asagitukursem sakalim. asagikurtarmaz * bundan daha ucuza olmaz. yukaritukursem biyigim * iki karsit ve ayniderecede sakincalidurum karsisinda karar verme zorlugunu anl atir. alttan almak. asagimahalle * Yuksek bir yerlesim bolgesine gore alcakta kalan yer. * Niteligi dusuk. asagidan almak * sert konusan bir kimseye yumusak bir dil kullanmak. yeteneksiz ve gucsuz gorme duygusu. asagilatma * Asagilatmak isi. asagilik * Asagiolma durumu. asagilanma * Asagilanmak durumu. mezellet. asagisi * Asagitaraftaki. mertebe. asagikalmamak * herhangi bir nitelik bakimindan ondan geri olmamak. asagisamak * Bir kimseyi veya bir seyi asagilik ve degersiz gostermek. asama sirasi . asagilik duygusu * Kisinin gerceklere uyan veya uymayan sebeplerle. merhale. * daha asagibir durumu kendine lâyik gormez. asagilamak * Degerinden dusuk gostermek. asama * Onem veya deger bakimindan gitgide yukselen bir sira basamaklarin her biri. asagilatmak * Asagilamak isine ugratmak. hor gormek. basamak. asagilanmak * Asagiduruma dusurulmek. hafifs emek. evre.

kiremit rengi. asikâgidi*Asiolanlara verilen resmî belge. * Koyuca kirmizi. * Bir lokanta veya evde yemek pisirmekle gorevli kimse. asici * Asiyapan kimse. lokanta. o seyi elde etmedeki zorluklarihice saydig inianlatir. ascilik * Asciolma durumu veya ascinin gorevi. aserat * Onluklar. kademeli. ascibaltasi * Kemikli et kesmeye yarar kucuk balta. asiboyasi* Ýcine karisan demir hidroksit miktarina gore pas sarisi. ascibasinin gorevi. kizil veya koyu esmer ren k almisgevrek kil. aynifamilyanin daha iyi bir turunden alin an dal. asamali * Asamasiolan. tomurcuk gibi parcalarikaynastirma isi veya boylece eklenen parca. hiyerarsi. * Yemek pisirme zanaativeya bilgisi. asci * Yemek pisiren kimse. hiyerarsi. asarî * Ondalik. ahci. * Yemek yenilen dukkân. * Mutfak. ascibasi * Birkac ascinin birlikte calistigiyerde bulunanlarin basi. asiolmak * asiyapilmak. asiboyali* Asiboyasirenginde boyanmis. ashane * Asevi. asigicuk oturmak . asivurmak * bagisiklik veya tedavi amaciyla vucuda asivermek. âsiga Bagdad sorulmaz * bir seye cok istekli olan kimsenin. * Bu eriyigin uygulanmasi. * Yemek pisirip satan kimse. asitasi * Tasdurumundaki asiboyasi. * Otoritenin en genisolcude en ust mertebede olarak degisik onem siralariarasind a kative kesin bir bicimde dagildigitoplumsal teskilâtlanisbicimi.* Onem ve deger bakimindan gitgide yukselen basamaklar dizisi. asicilik * Asicinin yaptigiis. asiyapmak. asar * Ondalik. * Tarim urunlerinden alinan onda bir nisbetindeki vergiler. goz. o hastaligin mikrobuyla hazirlanmiseriyik. * Asili(kimse veya bitki). asevi. * Bir agacin daliveya govdesi uzerine. ascibasilik * Ascibasiolma durumu. asi * Organizmada belli birtakim hastaliklara karsibagisiklik saglamak icin vucuda v erilen.

telkin etmek. * Soguga sicak. âsiklik * Âsik olanin durumu. . tutkun (k imse). âsikane * Âsiga yarasir bicimde (olan). sicaga soguk su katmak. uzun mertek. asilamak * Organizmada bagisiklik yaratmak veya yerlesmisbir hastaliga karsikoyabilmek ic in hazirlanmisbir asiyi vucuda vermek. cevresi nde olup bitenlerle de ilgilenmez. asilanma * Asilanmak isi. âsigin gozu kordur * kendisini aska kaptiran kimse. * Bu yolla elde edilmis. duskunu. etkilemek. âsiktaslik * Karsiliklisevisme. * Soguga sicak. * Halk icinde yetisen. âsiktaslik etmek * karsiliklisevismek. kalender (kimse). asik * Baldir kemigi ile eklemleserek bilegin belli baslioynak merkezini olusturan. sevgilisinin kusurlarinigormedigi gibi. * Dalgin. âsigikesilmek * tutku hâline getirmek. âsiktas * Birbirleriyle sevisen erkek ve kadindan her biri. asik atmak (veya asik oynamak) * asik kemigiyle oyun oynamak. sicaga soguk su katma. yarismak. asik kemigi * Asik. ilkah. * Baskasina hastalik gecirmek. * Yapicatilarinda. asiyapmak.* isi cok olumlu bir bicim almak. arkadasgibi bir seslenme. * Birtakim dusunce veya duygularibaskasina benimsetmek. * Ahbap. asilama * Asilamak isi. tutulmak. * Elde edilmesi istenilen herhangi bir agacin bir parcasinianac uzerine kaynasti rarak uretmek. âsiklisi * cok seveni. muasaka. âsik olmak * sevmek. * Bitkilerin asiyoluyla uretilmesi. * Yeni asilanmisagac. asik atmak* yarisetmek. asirma. * Asilanmis(agac). asilanmak * Asilamak isine konu olmak. âsik * Bir kimseye veya bir seye karsiasirisevgi ve baglilik duyan. deyislerini sazla soyleyen. vurgun. * Sevisen bir ciftten kadina oranla genellikle erkege verilen ad. sozlu siir gelenegine bagliha lk sairi. a yak bileginde bulunan kucuk kemiklerden biri.

* (bir yere) Pek cok gidip gelmek. asilatmak * Asilamak isini yaptirmak. duzlesmek. * Yer kabugunu olusturan kayaclarin. yipranmak. asir * On sayisi. * Bir dinî toren sirasinda veya cemaatle namaz kilindiktan sonra Kur'an'dan okunan on ayetlik bolum. * Kendisine asiyapilmis(bitki). asiri * Alisilan veya dayanilabilen dereceden cok daha fazla. * Bir seye gereginden cok fazla baglanan. erozyon. * Bir seyin gereginden cok olani. asiriduyu * Herhangi bir duyu organiyla ve ozellikle dokunma duyusuyla saglanan her tur uy arana karsiolagan disibir duyarlik gosterme durumu. * Cikintilarisilinmek. asinti * Asinmisyer. cok. eriyebildigi kadar eriyen bir maddenin. taskin. asirma. asiramento * Calma. yerinden koparilmalariveya eritilmeleri. * Dokundugu cisimleri eriterek asinmasina yol acmak. otesinde. onem veren. asiribesi * Olaganustu nicelikte yemek yeme veya yedirme. asinmak * Birbirine surtunerek incelmek. sic akligin dusmesine karsin bir sinira kadar erimisolarak kalmasidurumu.asilatma * Asilatmak isi. basta akarsular olmak uzere turlu disetmenl erle yipratilip. asindirmak * Asinmak isine ugratmak. asim * Erkek hayvanin disisiyle ciftlesmesi. * Eskimek. asiridoyma * Belli sicakliktaki bir siviicinde. * Gereginden fazla. * Erozyon. mufrit. asilmak * Asmak isine konu olmak. asili * Herhangi bir hastaliga karsiasilanmisolan (kimse). asilma * Asilmak durumu. itikal. asiribellem* Belleme yetisinin olaganustu bir durumda gelismisolmasi. asindirma * Asindirmak isi. asinim * Asinmak isi. * Otede. asinma * Asinmak isi. asirierime * Erime noktasindan daha asagibir isiderecesine dusmesine ragmen birtakim sartla r altinda bir sivinin .

bakrac. apacik. asirma kayis * Bir carkidondurmek icin kasnaktan kasnaga gecirilen kusak bicimindeki kayiscem ber. * Yapicatilarinda uzun mertek. meydanda olan. * Tehlike icinde bulunan bir seyi acele kacirmak. * Calip goturmek. asirmacilik* Baskasina ait olan bir seyi izinsiz alma. misralar alip kendininmisgibi gosterme vey a baskalarinin konularini benimseyip degisik bicimde anlatma. asikâr etmek * aciklamak. * Bir yazarin baska bir yazarin eserinden konu veya bicim almasi. asik. * Asirilmis. asisiz * Herhangi bir hastaliga karsiasilanmamisolan (kimse). asirmak * Yuksek veya gecilmesi guc bir yerin ustunden ote yanina gecirmek. * Baskalarinin yazilarindan bolumler. usandirmak. belli etmek. . * Asilacak yer. asirilma * Asirilmak isi. * Asirmak. * Kucuk kazan. asirtmak * Asirmak isini yaptirmak. * Baskasinin eserinden parcalar alip kendininmisgibi gostermek. asirilmak * Asirmak isine konu olmak. belli ederek. asiritasiri* Cok asiri. asiricilik * Beklenenin ustunde asiridavranma egilimi. asikâr * Acik. asirinti * Asirilmisolan (sey). belirginlesmek. asikâr olmak * belli olmak. ortaya cikmak. belli.katilasmamasidurumu. asirma. asirtma * Asirtmak isi. asirigitmek * olcuyu kacirmak. intihal. kova. kuytu yer. asirti * Asirma isi. * Daggecidi. * Kendisine asiyapilmamis(bitki). asirmasyon * Calma. asikâre * Acikca. asirilik * Asiriolma durumu. asiriuc * Politika alaninda sagveya sol goruslerin en atesli ve yikicikanadi. asit * Siper. fazla miktarda. asirma * Asirmak isi. saklamadan.

cosmak. * Gizli dostluk. tanima. * Benzerlerinden ustun. fazla. * (sure) Gecmek. asiyan * Kusyuvasi. tanidiginibelli etmek. * Begenilmeyecek bir davranis. sevi. tanidik olan. sona ermek. ask * Asirisevgi ve bagli_____lik duygusu. sevismek. oturulan yer. * Bilinen. asmak * Yuksek. asinalik gostermek * ilgilenmek. * Tanisikligigosterir davranis. * Sirasigelince kullanilmak icin saklanan yemeklik seyler. mesken. arkadas. Asilama. * (erkek hayvan) Disisiyle ciftlesmek. sitem bildirir. tanisiklik. * Dovuldukten sonra savrularak temizlenen ve kurutulan bugday. aslik * Asyapmak icin hazirlanan ve saklanan seyler. bir tutum karsisinda kinama. * Gorunmeden kacmak. aslamak * Bkz. aska gelmek * bir seyi yapmak icin buyuk bir istek duymak. asinalik * Birbirini bilme. * Cok. coskunluk gostermek. aska dusmek * âsik olmak. asoz * Ahsap gemilerin omurgalarinin uzunlugunca ve iki yaninda borda kaplamalarinin en dar yuzunu yerlestirmek icin acilan keskin. ask etmek * hizla vurmak. Asilamak. sivri koseli yuva. bir tutumun cok begenildig ini bildirir. asma * Asmak isi. askincilik * Birey ve evrenseli birlestirmeye calisan ahlâkî nitelikli Amerikan felsefesi. * Ev. otesine gecmis. asiret * Oymak. uzak veya gecilmesi guc bir yerin ote yanina gecmek. asna * Asina. . bitmek.asina * Bildik. asna fisne * Gizli dost. aslama * Bkz. * Dervisler arasinda selâm sozu olarak kullanilir. ask olmayinca mesk olmaz * guclu bir istek olmayinca hicbir sey elde edilemez. ask yapmak * cinsel iliskide bulunmak. zahire. askin * Belli bir sureyi asmis. dost. tanidik. ask olsun * "Aferin" sozunden daha guclu olarak bir davranisin.

15 ile 30 m yukseklikte. at anasi * Bkz. kilic kusananin * her sey. at izi it izine karismak * iyiyi kotuden ayiramayacak kadar bir karisiklik ortaya cikmak. * Asure dagitmaya yarayan suslu kap. * Satrancta. asure gunu * Asurenin pisirildigi Muharrem ayinin onuncu gunu. asurelik * Asure yapmada kullanilan. binme. goz hizasinda bulunan korumalik.astirma * Astirmak isi. gelir-at vb. * Sirklerde veya eglence yerlerinde. asure * Bugday. degerlendirememe. at basi(beraber) gitmek * esit durumda olmak. at gibi * vucudu iri yariolan (kadin). at gozlugu * Atlarin kosum takiminda. at kestanesi * At kestanesigillerden. nohut gibi taneleri. kuru yemisleri sekerle kaynatarak yapilan bir tur tatli. * Bu agacin kestaneye benzeyen yemisi. sabit fikirlilik . at cevirmek * geri dondurmek. genisyaprakli. At * Astatin'in kisaltmasi. kokot. astirmak * Asmak isini yaptirmak. asufte * Oynak. onun tutumuna g ore davrandiklarinianlatir. at hirsizigibi * kilik kiyafeti ve tutumu guven vermeyen (adam). asure ayi* Muharrem ayi. atlar anasi. -at * Ýsimden isim tureten ek (Arapca cokluk eki): gidis-at. * Cevresinde olup bitenleri iyi algilayamama. baslarinda bulunan kisinin etkisi altinda kalarak. at * Atgillerden. yuk cekme veya tasima gibi hizmetlerde kullanilan memeli h ayvan. cicekleri kokul u bir agac (Aesculus hippocastanum). at ustunde hunerlerini gosteren kimse. at binenin (veya isbilenin). at calindiktan sonra ahirin kapisinikapamak * isisten gectikten sonra onlem almaya kalkismak. at cambazi * At alip satan kimse. at binicisine gore kisner * insanlarin. at kestanesigiller . her yonde siyahtan beyaza ve beyazdan siyaha bir hane atlayarak L b iciminde hareket eden tas. onu geregi gibi kullanmasinibilene yakisir. acik sacik kadin. asuftelik * Asufte olma durumu. at donu * Atin tuyunun rengi.

* yarismak. . at olmaz (bulunmaz) * gerekli sartlar her zaman bir arada bulunmaz. meydan olur (bulunur). plâka gibi gogse takilan seyler icin) pek buyuk. patriarkal.* Ýki ceneklilerden. ataerkil * Ataerki temeline dayanan. atacilik * Uzaklarda bulunan ve bircok kusaktan beri gorunmeyen birtakim ozelliklerin yen i bir kusakta birden ortaya cikmasi. meydan olmaz (bulunmaz). hamle. ozellikle Selcuklularda sehzadelerin egitimi veya bag imsiz olarak bir eyaletin yonetimi ile gorevli vezir. uygulamak. * Dedelerden ve buyuk babalardan her biri. atadan babadan gormek * gelenek hâlinde eskiden beri bilmek. madalya. at nalikadar * (nisan. yalanci. pedersahîlik. ataerki * Soyda temel olarak babayialan ve ailede cocuklaribaba soyuna mal eden topluluk duzeni. atavizm. atak * Atilim. at sinegi * Cift kanatlilardan. alabildigine rahat hareket edilebilecek yer ve ortam yaratmak. eklem bacaklibir sinek turu (Hippobosca equina). atilim yapmak. atabek * Bkz. ataklik * Atak olanin durumu veya atakca is. ata * Baba. * bildigi ve istedigi gibi davranmak. elmas. pedersahî. saldiris. at meydani * At veya at arabalarikosularinin yapildigiyer. atak * Dusuncesizce her ise atilan. ama kullanma imkâniyok. at pazarinda esek osurtmuyoruz! * soyleneni dinlemeyene soylenen bir uyarma sozu. ornegi at kestanesi olan bir bitki familyasi. meydan yok * yapacak guc var. at kosturmak * cok genis. at oynatmak * atla huner gostermek. cur'etkâr. ite ot vermek * bir isi ters yapmak. cur'et. at. at kosturacak kadar * pek genis. yapmak. atak yapmak * akin yapmak. ataya cekme. ata et. sigir ve domuzlarin bacak ve kuyruk aralarinda yasayan. akin. at olur. hucum. * Geveze. atabey * Eski Turk devletlerinde. uzunlugu 8 mm kadar olan. atalet * Tembellik. kanatlaribuyuk ve kut. * Saldiri. davranis. at var. veya bulmak. at meydani * at kosularinin yapildigimeydan. atabey.

kisi ozgurlugunu. elcilik uzmani.* Ýssizlik. atavizm * Atacilik. ataman * Eskiden Rus Kazaklarin basbuguna verilen unvan. atalik * Ataya yakisir davranis. atardamar * Kalbin sagkarincigindan akcigerlere. cagdasolmayiamaclayan. atci * Soy at yetistiricisi. atama * Atamak isi. atari * Bilgisayarlarda basit programlarla duzenlenmisbir oyun turu. Ataturkculuk * Ataturk'un dusunce ve uygulamalarindan kaynaklanan. birbiri ile uyumlu amaclar. ataraksiya * Hicbir heyecan veya zihin etkisiyle uyarilmayan ruh dinginligi. atarkanal * Spermayiidrar yoluna salan iki kanal. atbaligi * Su aygiri. satsan satilmaz vb. atase * Bir elcilige bagliuzman. babalik. sol karincigindan vucudun diger bolumleri ne kan tasiyan damar. bilime ve gercege day anan. atefleksiyon * Dol yataginin biciminin bozulmasi. atanmak * Bir goreve getirilmek. atasozu * Uzun deneme ve gozlemlere dayanilarak soylenmisve halka mal olmussoz. . millî egemenligi. atas * Tutacak. gelecege yonelik. tayin edilmek. tayin etmek. atanma * Bir goreve getirilme. tayin edilme. darbimes el: Ayaginiyorganina gore uzat. islemezlik. Ataturkcu * Ataturkculuk yanlisiolan (kimse). Kemalist. * Bu ilkeye baglilik. * Atasenin gorev yaptigiyer. Turk Devleti'nin bagimsizl ik ve butunlugunu. akla. aciya oldugu k adar kivanca karsida ilgisizlik. atanma yapmak * tayin etmek. ate * Ateist. issiz kalma. atamak * Birini bir goreve getirmek. ataselik * Atase olma durumu veya makami. at sergileri gibi calismalar. uygulamalar ve ilkeler butunu. siryan. evrensel agirlikli. Atsan atilmaz. atcilik * Soy at yetistiriciliginde yapilan at kosulari. atavik * Atacilikla ilgili. tayin.

atelye * Bkz. acele davranmak. bunaklik. atescikmak * Bkz. atesalmak * yanmak. * Buyuk uzuntu. * Kirmizi. atolye. ates * Yanicicisimlerin tutusmasiyla beliren isive isik. atesbacayi(veya sacagi) sarmak * bir olay. ornegi atesbocegi olan bocekler takimi. * telâslanmak. atesbocekleri * Kin kanatlilardan. meydanlarda atesyakmak. atesgecesi * Hristiyanlarda 24 Hazirana rastlayan Yahya yortusunun. alev renginde olan. yangin cikmak. ofkelenmek. atesgemisi * Eski caglarda dusman gemilerini yakmak icin ozel bir bicimde yapilmis. hinc. * Patlayicisilâhlarin atilmasi. ateskirmizisirenginde cicekler acan bir sus bitkisi (Salvia splendens). * (atesli silâh) patlamak. atesbocegi * Kin kanatlilardan. atesetmek * atesli silâhlarla mermi atmak. hirs. * Ofke. * Ýsitma veya pisirme icin kullanilan yer veya arac. ici yak icimaddelerle dolu gemi. cosmak. tutusmak. ihtiyarlik yuzunden alik duruma gelme. tehlikeli bir durum almak. karanlikta isildama ozelligi olan bocek (Lampyris noctiluca ). atesbaligi* Sardalye. od. felâket. atesalmaya migeldin? * ugradigiyerden hemen gitmeye kalkan kimseye sitem olarak soylenir. . atesacmak * atesli silâhla mermi atmaya baslamak. ateh getirmek * bunamak. ateist * Tanritanimaz. onune gecilemez. atesbasmak * kizarmak. aci. atescicegi* Ballibabagillerden. * Tutusmusolan cisim. sikilip basina kan yurumek.ateh * Bunama. atesdustugu yeri yakar * bir aciyionu cekenden baskasitam anlayamaz veya ayniolcude uzulemez. atesgibi * cok sicak. bu atesin ustunden atlamak ve cevresinde oynamak yolu ile kutlanan bir onceki gecesi. acele etmek. heyecanlanmak. * Tehlike. ateizm * Tanritanimazlik. * Coskunluk. * Vucut isisi. aterina * Gumusbaligi.

* Yangin sondurmede kullanilan tulumbayitasimak icin kullanilan buyuk ve geniska yik. atesvermek * tutusturmak. atestuglasi * Ocak. ateskayigi * Atesbaligiavlamak icin kullanilan ve icinde atesyakilan kayik. ateskesilmek * cok kizgin davranislarda bulunmak. atesolsa cirmi kadar yer yakar * hasmin pek onemsenmedigini anlatir. atespuskurmek. atese dayaniklitugla. atespahasi * Cok pahali. * kipkirmizi. * cevresindekilere agir sozler soylemek. * Atesle huner gosteren oyuncu. atesbaz * Osmanlilarda senlikler icin donanma fiseklerini hazirlayan kimse. atesci * Fabrika. atesgibi yanmak * atesi yukselmek. ates! * atesetmek icin verilen komut. * cok ofkeli olmak. * uzerine atesli silâhla mermi atmak. ofkeli konusmak. atese dayanikli * asiriisidan zarar gormeyen. atese vermek * atesicine sokmak. caliskan ve becerikli. becerikli. cok ofkelenmek. vapur. * Cok yaramaz (cocuk). . atesyagdirmak * atesli silâhlarla araliksiz mermi atmak. atespuskurmek * siddetli. * (sonradan) cok caliskan. ateshatti* Savasta en ilerideki birliklerin ellerindeki silâhlarla atesacabilecekleri hat. atesparcasi * Atesin bir bolumu.* zeki. hareketli ve becerikli olmak. lokomotif gibi atesle isleyen yerlerde ocaklara komur atip ate sin surekli yanmasinisaglayan kimse. atescilik * Atescinin isi. ateskesmek * atesli silâhlarla yapilan atisa son vermek. soba gibi yerlerde kullanilan. * Cok canli. hareketli. ateskirmizisi * Yanan atesin rengi. kundak sokmak. atese tutmak * az isitmak. * bir yeri kasten yakmak. caliskan. atessacmak * cok kizmak. atese atmak * bile bile cok tehlikeli bir ise girismek. atesolmayan yerden duman cikmaz * kucuk de olsa birtakim belirtilerin onemli olaylara isaret oldugunu anlatir.

* derece ile atesi olcmek. biri erkek iki gencin bir yerde yalniz baslarina kalmalarinin sakinc alioldugunu anlatmak icin soylenir. atesi dusmek * (hasta icin) atesi gecmek veya azalmak. * Kiskirtmak. atesle barut bir yerde durmaz * biri kiz. ateslemek * Tutusturmak. atesler icinde * (hasta) cok atesli bir durumda. ateslendirme * Ateslendirmek isi. atesletmek * Ateslemek isini yaptirmak. * Coskun. atesi uyandirmak * sonmek uzere olan atesi canlandirmak. atesi basina vurmak * cok ofkelenmek. atesleme * Ateslemek isi. siddetlenmek. yanmayiazaltmak. yakmak. * Cosmak. tufek gibi patlayicimaddeleri patlatmak. * Vucut isisiartmak. coskun. atesini almak * yuksek vucut isisinidusurmek. atesli * Atesi olan. * Patlayicimaddeleri ateslemekte kullanilan cihaz. atesletme * Atesletmek isi. atesleyici * Atesleme niteligi olan. costurucu. * Top. atese vursa duman vermez * pek cimri olanlar icin soylenir. atesine (veya nârina) yanmak * bir kimse yuzunden zarara ugramak. heveslendirmek. * aciyi.* asiritelâsa ve sikintiya dusurmek. . ateslenme * Ateslenmek isi. kizismak. atesle oynamak * pek tehlikeli bir isle ugrasmak. ateskes * Savasan iki kuvvetin karsilikliolarak savasidurdurmasi. atesin * Atesli. cosmak. * Cinsel istekleri guclu olan. ateslendirmek * Costurmak. sinirlenmek. ateslenmek * Ateslemek isine konu olmak. coskulu. atese vurmak * bir yemegi pismek uzere ocaga koymak. kiskirtmak. mutareke. siddetlendirmek. birakisma. * bir ulkeyi savasa sokarak veya kargasa ve karisiklik yaratarak sikintive yikim a ugratmak. atesi cikmak (veya yukselmek) * (hasta icin) vucut isisiolagandan cok artmak.

* Girisken. atesten gomlek * aci. isnat. yukleyerek. tufek gibi silâh. atil * Tembel. atilgan * Cekinip korkmadan kendini tehlike veya gucluklere atan. atifet * Ýyilik. cevirmek. atik kâgit * Kâgit. * Ýliskili bulma. atilma isi. ihsan. atfetme * Atfetmek isi. aylak. atik su * Evlerde. . esekleri ve zebralariicine alan. isleme surecinden veya kullanimdan sonra arta kalan ve kâgit veya karton ur etiminde ve kâgit hamuru yapiminda tekrar kullanilan kâgit veya karton parcalari. uzuntu veren. isyerlerinde kullanimdan dolayikirlenen ve bina disina sevkedilen pis su. cevirme. asilsiz seyler uydurup soyleyen. atici * Ýyi nisan alan. atilan. atesli silâh * Patlayicimadde araciile mermi atan top. sureduran. hamle. yuklemek. aticilik * Aticiolma durumu. dayanilmaz. atgiller * Atlari. savlet. attiginivuran kimse. atif * Yoneltme. atesperest * Atese tapan.atesli atesli * Yogun ve heyecanlibir bicimde. * Karsilik beklemeden gosterilen sevgi. hararetli hararetli. tek parmaklimemeliler familyasi. isnat etmek. atilganlik * Atilgan olma durumu. ateslilik * Atesli olma durumu. sikintilidurum. kayra. bagis. * Ýssiz. atik * Atilmis. * Hizla ilerleme. * Baziatesli silâhlar kullanarak yapilan spor. * Yalanci. atialan Uskudar'igecti * firsatin kacirilip artik yapilacak bir sey kalmadiginianlatir. atilim * Ýleri atilma. uydurmacilik. * Bkz. ateslik * Atesyakilan veya konulan yer. * Etkisiz. * Yalancilik. * Yoneltmek. atik * Sut veya yogurt calkamaya yarar kucuk yayik. lutuf. ise yaramaz. atfen * Mal ederek. inayet. atfetmek * Bir isi veya bir sozu bir kimseye mal etmek.

yazacak soz veya bilgi. atistirma * Atistirmak isi. hucum. atimci * Pamugu. atistirma yeri * Ayakustu yemek yenilen yer.* Herhangi bir konuda ilerleme cabasi. yunu yay veya tokmak gibi bir aracla kabartma. hallaclik. atistirmalik * Atistirmaya yarayan. poligon. * Bir seye dogru birden gitmek. ati * Gelecek. atilmak * Atmak isine konu olmak. * (yagmur veya kar) Serpistirmek. hallac. atik * Cabuk davranan. atimlik * Silâhidoldurmaya yetecek veya en az bir atim yapabilecek barut miktari. * Saz sairlerinin deyisle tartismalari. * Patlamak. * Atilan bir seyin gidebildigi uzaklik. atinisaglam kaziga baglamak * esegini saglam kaziga baglamak. atilim yapan. * Sayikazanmak amaciyla yapilan atilis. atilimci * Durumunu gelistirme gucu gosteren. . * abartmalikonusmak. atismak * Agiz kavgasietmek. birden bir davranista bulunmak. atisyeri * Silâh atma alistirmalariyapilan yer. carpis. baslamak. atilma. nabiz icin) Vurus. atilma * Atilmak isi. * (kalp. atistirmak * Acele olarak yemek veya icmek. hucum etmek. atip (veya atmak) tutmak * bir kimse veya bir sey icin kotu konusmak. * Saldirmak. belli bir ayak uzerine birbirlerini kucuk dusurmek amaciyla kars iliklideyissoylemek. cevik. ditme isini yapan kimse . * Kendisine dargin olan bir kimseye barisikmisgibi soz soylemek. * Bir ise girismek. hamle. atis * Atmak isi veya bicimi. hamleci. atin olumu arpadan olsun * cok sevilen bir sey yapilirken veya sevilen bir yiyecek yenilirken sonuc kotu de olsa katlanilacaginianlatir. atisma * Atismak isi. atilis * Atilmak isi veya bicimi. * Konusacak. atim * Atmak isi. atimcilik * Atimcinin isi. * Bir silâhin mermisini amaca ulastirmak icin gereken isve bilgi. * Saz sairleri.

argac. atkilama * Atkilamak isi. ara bozanlik etmek. atkili * Atkisiolan. atiklik * Cabukluk. atlama beygiri * Yuksekligi 1. atlangic. * Buyuk yaba. ornegi atkuyrugu olan bir bitki familyasi. yandan iliklenen ince uzun parca.70'e ayarlanabilen ve atlamalar icin kullanilan beden egitimi ara ci. atik tetik * Cabuk hareket edebilen. atlama * Atlamak isi. tasveya beton destek. . eski zamanla ilgili. * Sinifiokumadan gecmek. argaclamak. atlamak * Bir engeli sicrayarak veya firlayarak asmak. atlama tahtasi * Daha iyi bir duruma gecmek icin arac olarak kullanilan yer veya kimse. atkilamak * Dokuma tezgâhlarinda mekikle atkiatmak. basa. atkuyrugu * Atkuyrugugillerden. inmek. * Dokuma tezgâhlarinda mekikle enine atilan iplik. atla arpayidovusturmek (veya dalastirmak) * fesat karistirmak. * Okuma. cevik. * Belirli bir yerden gerilip hiz alarak yapilan sicrama ile vucudu yerden kesip daha uzak bir yere kondurma veya belli bir yukseklikten asirma. atladigecti Genc Osman! * bir isin bittigini veya tehlikenin atlatildiginianlatir. kok sapiomurlu olan. ust esik. ayakustu gelecek bicimde kendini birakmak. atlama tasiyapmak * daha iyi bir yere gecmek icin bir durumu veya bir kimseyi arac olarak kullanma k. * Genc kizlarin saclarinibaslarinin arkasina toplayarak uc bolumunu kaldirip ser best biraktiklarisac bicimi. * Bu bicimde en uzaga atlamak veya en yuksegi asmak amaciyla yarisilan atletizm dali. * Kapive pencerelerin yapiminda ust tarafa konan agac. atkuyrugugiller * Egrelti otugillerden. * (basinda) Haberi zamaninda verememek veya diger gazetelerden ogrenmek. * Yuksek bir yerden alcak bir yere. atlama tasi * Suyu gecerken uzerine basip atlamak icin konulan buyuk tas. atki * Soguga karsiomuzlara. * Yanilmak. sirta veya boyna alinan ortu. daha cok nemli yerlerde yetisen ve ilâc olarak kullanilan bir bitki (Equisetum arvense). * Bazikadin ayakkabilarinda ve cocuk patiklerinde ayagin ustunden gecen.atik * Eski. ceviklik. yaziyazma. aldanmak. * Binmek. * Cikmak. sayisayma gibi islerde bazibolumleri birakip gecmek. atkiiplik * Dokumacilikta mekikle enine atilan iplik kumasin en ipligi.

atlandirmak * Ata bindirmek veya binecek at vermek. arada esekler ezilir * buyuklerin catismasindan kucukler zarar gorur. atlas * Dunyanin. bir ulkenin. atlatilma * Atlatilmak isi. atlangic * Suyu gecerken uzerine basip atlamak icin konulan buyuk tas. * istekle. * Kotu bir durumu gecistirmek. ta rih gibi konularda toplu bilgi vermek icin bir araya getirilmiscografya haritalariderlemesi. bir bolgenin fiziksel ve siyasî cografyasiile ekonomi. parlak kirmizicicekler acan kaktus. atletik * Atletleri ilgilendiren. * Aldatmak. * Vucudu gelismis.atlambac * Cocuklarin atlama oyunu. atlas * Yuzu parlak. atlar anasi* Ýri yari. erkeksi kadin. atlas cicegigiller * Kaktusgiller. atlandirma * Atlandirmak isi. bicimli. atlar tepisir. atlanmak * Atlamak isi yapilmak. atlanilmak * Atlanmak. atlet fanilâsi * Kolsuz erkek fanilâsi. atlatmak * Atlamak isini yaptirmak. atlet gibi. atlanmak * Ata binmek veya at edinmek. . atlanma * Atlanmak isi. atlas cicegi * Uzun ve sarkik yaprakli. atlatma * Atlatmak isi. * Bir konuyu aciklamak icin hazirlanmisresim veya levhalardan olusmuskitap. atlaya ziplaya * atlayarak. atlas kemigi * Boyun omurlarinin ustten birincisi. sik dokunmusbir tur ipekli kumas. atlatilmak * Atlatmak isi yapilmak veya bu ise konu olmak. atlet * Atletizmle ugrasan kimse. atlanilma * Atlanilmak isi. atlar nallanirken kurbagalar ayak uzatmaz * kucukler buyuklerin yaninda hadlerini bilmelidir. * Savmak. * (basinda) Baska ilgililerden once bir haberin yayimlanmasinisaglamak. * Savsaklamak. isteyerek. atlama tasi.

bagirmak. * (kalp. disariya vermek. * (renk icin) Solmak. * Bir seyi yere dogru birakmak. * Catlamak. * (top. * Yerlestirmek. * Yay ve tokmakla ditmek. yollamak. * Sozle satasmak. ilgisini kesmek. * (yapilmiskotu bir isi birine) Yuklemek. tek basina yapilan vucut calismalari. kilic) Vurmak. atlispor * At uzerinde yapilan butun sporlarin genel adi. * Cikarmak. * Bilmeden. * Yaziliveya banda alinmisbir metinden bazibolumleri cikarmak. atlikarinca * Yere dikilmisbir eksen cercevesinde dondurulen askilara takilioyuncak atlar. gulle. * Degerini eksiltmek. u caklar vb. bir kenara koymak. * Goturmek. * Koymak. * Gondermek. * Kovmak. atma Recep. ilgisini kesip uzaklastirmak. atmak * Bir cismi bir yone dogru firlatmak.den olusan bir eglence araci. atli * Atiolan. atma * Atmak isi. carpmak. * (zaman bildiren tumleclerle) Geri birakmak. yetenekleri gelistirmeye yarayan kosu. atlikarinca * Ýri bir karinca turu (Ponera grandis). agirli k kaldirma ve atma gibi. * (kursun. farkindayiz. birakmak. kabartmak. ok gibi seyleri) Hedefe iletmek. * (bir kimseyi) Uzaklastirmak. * Ata binmiskimse. * Bir yerden baska bir yere tasimak. ava alistirilabilen kucuk bir yirticikus(Accipiter nisus). tokat. sahiplenmek. * Etkisi kaybolmak. kestirerek soylemek. * (sikintidolayisiyla) Giyilen bir seyi cikarmak. cevikligi. suvari. disariya cikarmak. * Haykirmak. * Binek atikullanan asker veya asker sinifi. nabiz gibi kan dolasimiile ilgili organlar icin) Vurmak.atletizm * Beden gucunu. din kardesiyiz * soylediklerin hep yalan (veya abartma). * Soylemek. atmaca * Kartalgillerden. * (sille. yirtilmak veya yapisik oldugu yerden ayrilmak. * Ýstenilmeyen bir seyi kendi maliolmaktan cikarmak. . * Yalan veya abartmalisoz soylemek. * Sapan. alismak. tufek gibi silâhlar icin) Patlatmak. gondermek. * Uzatmak. atlikovalarcasina * gereksiz yere acele ederek. * Ortmek. atlama. * Kullanilmasigelenek hâline gelmisbir seyi kullanmaktan vazgecmek. * Ýcki icmek. * Patlayicimaddelerle havaya ucurup yikmak.

artik bolunemez. gaz yuvari. meni. atmik * Erkeklerin cinsel organindan salgilanan madde. atom enerjisi * Atom cekirdeklerinin parcalanmasindan veya hafif atomlarin kaynasmasindan olus an buyuk enerji. atom agirligi * Herhangi bir atomun 16 sayisiile gosterilen oksijen atomuna gore agirligi. cevvî. atom bombasi * Atom cekirdeklerinin parcalanmasisonucu enerji olusmasitemeline dayanan bomba. atmasyoncu * Uydurmaci. er suyu. ton ve makam temeline baglikalmadan olustur .atmasyon * Uydurma. * Atomla ilgili. bel. atomal * Atomlarla ilgili olan. atom santrali * Atomdan yararlanarak enerji elde eden fabrika. bir tek tu ru ise bir kimyasal ogeyi olusturan parcacik. * Ýcinde yasanilan ve etkisinde kalinan ortam. atomculuk * Evrenin. 150 C de deniz yuzeyinde. * Hava yuvari. atmosfer * Yeri veya herhangi bir gok cismini saran gaz tabakasi. hava. cevresinde elektronlar dolasan. atom * Birkac turu birlesince cesitli kimyasal birlesikleri (molekulleri). palavraci(kimse). atom numarasi * Bir atom cekirdeginin icinde bulunan protonlarin sayisi. 76 cm uzunlugunda v e tabanil cm 2 olan civa sutununun agirligi(l kg 33 gr). halka biciminde adacik. * (eski Yunan filozoflarina gore) Gercegin son. proton ve n otronlardan olusan pozitif elektron yuklu merkez bolumu. bolunmez parcalarin kumelenmesinden olustugunu ileri suren ogreti. atom reaktoru * Nukleer parcalanma sonucu olusan enerjiyi kontrol etmekte kullanilan duzen. atonal * Yeni bir bestecilik cigirina gore. atmasyonculuk * Atmasyoncu olma durumu. atom sayisi * Bir atom cekirdeginin icerisinde bulunan protonlarin sayisi. atom cagi* Atom enerjisinin insanligin hizmetine girdigi cag. atmosfer basinci * Atmosferin yeryuzunde bulunan her cisim uzerine yaptigibasinc. bozulamaz diye tasarlanan temel ogeleri. atol * Mercanlarin bir araya toplanmasiile olusmus. atomik * Atomla ilgili olan. palavra. atmosferik * Atmosferle ilgili. atom cekirdegi * Atomun cekim kuvvetinin etkisiyle. atomcu * Atomculuk yanlisi(kimse). * Basinc birimi olarak kullanilan. sperma. mercan ad a.

ilgi cekici gosteri. aut * Top oyunlarinda topun karsitakim oyuncularinin vurusuyla oyun alaninin veya ka le cizgisinin arkasina gecmesi. aktar. av avlanmis. av kopegi * Tazi. islik . kopoy. eglendirici. isle-v. artik yapacak bir sey yok. denizde. musterileri oyalayici. * Bir hayvanin bir baska hayvaniyemek icin yakalamasi. ava cikmak * avlanmak icin gitmek. * Tuzaga dusurulen. bir aracionarmak icin kullanilan alet takimi. Au * Altin'in kisaltmasi. od-ev. av mevsimi * Av donemi. * Bu yollarla yakalanan hayvan. attirma * Attirmak isi. isisten gecmis. aval . kendisinden yararlanilan kimse. attirmak * Atmak isini yaptirmak. satsan satilmaz * ise yaramadigiveya sikintiverdigi hâlde vazgecilemeyen seyler ve kimseler icin s oylenir. ture-v vb. atsan atilmaz. zagar gibi ava yardimcilik etmeye alistirilmiskopek. attan inip esege binmek * bulundugu onemli gorevden daha asagibir goreve alinmak. avadanci* Eski Osmanlisarayinda bir sinif hademe. attar * Bkz.ulan (beste). atolye * Zanaatcilarin veya resim. av kusu * Avlanilan kus. golde veya akarsularda evcil olmayan hayvanlarivurma veya yak alama isi. avadanlik * Bir isi yapmak. av * Karada. av donemi * Av hayvanlarinin avlanmasiveya bu amacla kullanilan av araclarinin kullanilmas inin serbest oldugu yilin belirli bolumu. av yasagi* Yilin av donemi disinda kalan zamanda konulan yasak. atropin * Guzelavrat otundan cikarilip hekimlikte kullanilan zehirli bir ilâc. attigitirnak kadar olamamak * bir kimsenin sozu edilenden daha degersiz oldugunu anlatmak icin kullanilir. tav tavlanmis * olan olmus. atolye resmi * Bir isin ayrintilarinigosteren ve atolyede yapim sirasinda kullanilan 1/1 olcu deki teknik resim. -av / -ev * Fiilden isim tureten ek: sina-v. atraksiyon * Gazino gibi yerlerde yapilan. gor-ev. heykel sanatlariyla ugrasanlarin calistigiyer.

aval * Safligisersemlik derecesine varan (kimse). emek vermeden sagladigikazanc. avantajsiz * Yarar saglamayan.ÝX. * Halk. kotu. avangart * Oncu. avans almak * ondelik almak. * ÝÝÝ. aptal. yuzyillar arasinda Mogolistan'da VÝ. avanaga uygun dusen bicimde. * Kiyiya dayanilarak sandalin acilmasiicin kurekcilere verilen komut. avantaci * Cikarci. belescilik.* Ticarî senetlerde. belesci. avanak * Kolaylikla kandirilabilen veya aldatilabilen. * Uzerinde dondugu ve kendisini tasiyan milden bagimsiz olarak calisan mekanizma . avanaklik * Avanak olma durumu. avanaklik etmek * aptallik etmek. bon. maceraci. avara * Bir geminin baska bir gemiden veya kiyidan acilmasi. avanta * Bir kimsenin. yararli(durum veya sey). yarar. avantacilik* Cikarcilik. aptal aptal. avaraya almak . avanakca davranis. avans * Alacagina sayilmak uzere onceden yapilan odeme. macera.VÝ. aval aval * Aptal bir bicimde. bedavaci. kâr. odemeden sorumlu olanlarin odememesi hâlinde ucuncu bir kisinin alacaklilara senet bedelini odeyecegine iliskin verdigi guvence. ondelik. avantaj * Ustunluk saglayan sey. avantur * Seruven. bedavacilik. avanakca * Avanak gibi. . avans cekmek * ondelik cekmek. avans vermek * ondelik vermek. Avar * Kuzeydogu Kafkasya'da Dagistan Federe Cumhuriyeti'nde yasayan halk. avara * Ýse yaramaz. avantajli * Yarar saglayan. avantadan * bedavadan. avanak gibi davranmak. . pesinat. avam * Halkin asagitabakasi. belesten. avanturiyer * Seruvene atilan. avara kasnak islemek (veya donmek) * hicbir ise yaramadan bosuna. yuzyillar arasinda Orta Avrupa'da y samishalk. yararsiz.

sonralariise surekli olara k halktan toplanan vergi. kokusuz. avarelesmek * Aylaklik etmek. * Cesitli sebeplerle dayanikliliginive esnekligini kaybetmisyapagive yun. bir seyi) cok iyi ve ayrintiliolarak bilmek. avariz * Kazalar. aylak. nara. * Baska hayvanlariyakalamakta usta olan (hayvan). avcu kasinmak * halk inanisina gore eline bir yerden para gececegi anlasilmak. parlak zehirli bir bitki (Adonis). basibosluk. avare etmek * bir kimseyi isinden alikoymak. avcilik * Avciolma durumu veya isi. Avarca * Avarlarin kullandigidil. belâlar. * Engebeler. avare * Ýssiz. aylaklik. avaz avaz (bagirmak) * var gucuyle bagirmak. * Osmanlilarda onceleri yalniz olaganustu durumlarda. tanitan kimse. basibos. avcunun icine almak * bir kimseyi baskive etkisi altina almak. avare dolasmak * issiz. avcunun icinde tutmak * ona istedigini yaptiracak gucte olmak. issiz gucsuz. issiz gucsuz. avcunu yalamak * umdugunu ele gecirememek. avciucagi* Dusman ucaklarinidusurmek icin kullanilan ucak. * Bir seyi buyuk bir istekle izleyen ve bulup ortaya cikaran. avcilik etmek * avlanma ile ugrasmak.* o bolumun calismasinidurdurmak. avaz * Yuksek ses. avci * Avlanmayiseven veya avikendine isedinen kimse. yuzey bicimleri. avciotu * Dugun cicegigillerden. * Avcilara ozgu olan. aylak dolasmak. avarya * Bir deniz yolculugunda geminin veya yukunun gordugu zarar. avaziciktigikadar * cok yuksek sesle. tumsekler. avcuna saymak * pesin olarak odemek. avare olmak * issiz gucsuz dolasmak. . avcunun ici gibi bilmek * (bir yeri. engeller. avcihatti* Savasta dusmana dogru dagilarak on safta ilerleyen asker toplulugu. avarelesme * Avarelesmek durumu. avcieri * Piyade mangasinda her ere verilen ad. avarelik * Ýssizlik. basibos. basibosluk.

geri gelmek. avret * Ut yeri. Avrupa ile ilgili (olan). avdetî * (genellikle Musevîler icin) Ýslâm dinine donmusolan. avize biciminde sarkik.avdet * Donus. avlama * Avlamak isi. iri ve beyaz cicekli bir sus agaci(Yucca glosiosa). kurnazlikla kandirmak. geri gelme. . avlatmak * Avlanmak isini yaptirmak. * Voleybolda karsioyuncularin bosbiraktigive yetisemeyecegi yere topu yavasca in dirip sayialma. Avrupalilar gibi. avrat * Kadin. avlatma * Avlatmak isini yaptirma. avokado * Amerikan armudu (Persea americana). * Sayifarki. Avrupalilasma * Avrupalilasmak. avlak * Avicok olan yer. averaj * Ortalama. Avrupali* Avrupa'da yasayan. avlanma * Avlanmak isi. * Kari. duvarla cevrili alan. lâmbali. avdet etmek * donmek. Amerika'dan dunyanin her yanina yayilmisolan. avene * Yardakcilar. avlamak * Bir avidiri veya olu olarak ele gecirmek. avlu * Bir yapinin veya yapigrubunun ortasinda kalan ustu acik. * Ava gitmek. Avrupalilara benzer. samdanli. billûr. Avrupaî * Avrupalilara vergi. cam veya metal suslu aydinlatma araci. * Avrupa'ya ozgu olan. avisto * Odenmesi gereken policelere yazilan ve "goruldugunde" anlamina gelen bir terim . Avrupa halkindan olan kimse. avrat pazari * Cariyelerin satildigipazar. es. * Kadinlarin oteberi sattiklaripazar yeri. av yeri. * Tuzaga dusurmek. Avrupa kayini * Avrupa'da yetisen bir kayin turu. av icin dolasmak. avgin * Duvarda suyun gecmesi icin birakilan delik veya ustu kapalisu yolu. avlanmak * Avlamak isine konu olmak. avize * Tavana asilan. ava cikmak. avize agaci * Zambakgillerden.

avuclama * Avuclamak isi. * Gerekmedigi hâlde baskasinin savunmasiniustlenen kimse. bossavunma. avuc * Elin ic tarafi. avunma * Avunmak isi. teselli etmek. avurdu avurduna gecmek * cok zayiflamak. avundurmak * Oyalanmasinisaglamak. avundurma * Avundurmak isi. sikintilardan uzaklasmak. * (hayvan) Gebe kalmak. korumayimeslek edinen ve bunun icin yasanin gerektirdigi sartlaritasiya n kimse. * (para icin) Bol bol. devlet dairele rinde baskalarinin hakkini aramayi. teselli. * Avuclayarak. avuc avuc * Her defasinda bir avuc. yetinmek. avukat * Hak ve yasa islerinde isteyenlere yol gostermeyi. avunmak * Bir seyle ugrasarak acisiniunutmak. avuc (veya el) acmak * dilenmek. * Acisinihafifletmek. avurt satmak (veya avurt zavurt etmek) . avukatlik * Avukat meslegi. * Gereksiz. yardim istemek. Avsar * Bkz.Avrupalilasmak * Avrupalilarin dusunce. para istemek. dusunce ve davranista batiolculerinde bulunma. davranisve yasantilarinibenimsemek. avuc ici kadar * pek kucuk. Afsar. acisiniunutturmak. Avrupalilik * Cagdasolma. muteselli olmak. dar (yer). * Avukatin yaptigiis. avuntu * Ýnsaniavutan sey. teselli bulmak. avuclamak * Avucla kavramak. pek cok. avuntu. mahkemelerde. * Elin yariyumulmusdurumu. avurt * Yanagin agiz boslugu hizasina gelen bolumu. teselli. teselli. avuc ici * Elin parmak dipleri ile bilek arasindaki ic bolumu. avunc * Acinin hafiflemesi veya unutulmasi. avucla almak. * Oyalanmak. avuc dolusu * (para icin) Pek cok. avukat tutmak * adlî islemleri geregince yerine getirmek icin bir avukata vekâletname verip onu go revli kilmak. * Yariyumulmuselin alacagimiktar.

yuksekten atan. el. * Art arda gelen iki yeni ay arasinda gecen sure. avurt unsuzu * Dil ucunun on damaga veya art damaga carpmasindan olusan ve dilin yanlarindan akan ses: Dil. dal. avurt sisirmek * yanagin ic tarafindaki boslugu su veya havayla doldurup siskin duruma getirmek . hesap ortada. yapa-y vb. yuksekten atmak. * korkutucu buyuk sozler soylemek. hale. kemer baligi(Mola mola). ay agili * Ayin aylasi. agriveya sasirma. avurtlama * Avurtlamak isi. teselli etmek. gun-ey. erkeginin kuyrugu lir biciminde ve cok suslu bir Avustralya ku su (Maenura superba). -ay / -ey. bal. ay * Birdenbire duyulan aci. Avustralyali * Avustralya kokenli olan (kimse). avurtlamak * Buyulenmek. gorunusu balik basina benzeyen. ay balta . duz-ey.* beceremeyecegi seyleri becerebilecekmisgibi konusmak. bel. ay baligigiller * Kemikli baliklar takiminin cengel ceneliler alt takimina giren bir familya. avurtlaricokmek (veya avurtlaribirbirine gecmek) * cok zayifladigiyuzunden belli olmak. avutma * Avutmak isi. pervane baligi. avutulmak * Avutmak isine konu olmak. urkme veya sevinc anlatir. teselli eden. avurtlu * Calim satan. 3 m boyunda. kamer. -ay / -ey * Ýsimden isim tureten ek: kol-ay. yuz-ey vb. ay aydin. * Bir ayin herhangi bir gununden ertesi ayin aynigunune kadar gecen veya yaklasi k 30 gun olarak kabul edilen sure. al kelimelerindeki l unsuzu gibi. acik. * Yilin on iki bolumunden her biri. ay baligi * Ay baligigillerden. hesap belli * anlasilmayacak bir sey yok. * Oyalamak. Ay * Yer yuvarlaginin uydusu olan gok cismi. Avusturyali * Avusturya kokenli olan (kimse). avutmak * (bir kimsenin acisiniveya sikintisini) Yatistirmak. dene-y. Avustralya kara tavugu * Sercegillerden. y * Fiilden isim ve sifat tureten ek: ol-ay. avutulma * Avutulmak isi. avutucu * Avutan. * Calim satmak. teselli. kuyruk yuzgec i hilâl biciminde olan. Akdeniz'de yasayan bir balik turu.

ayaga dusmek * ise ilgisiz ve yetkisiz kimseler karismak. ay donumu * Aybasi. ayagialismak (veya alismamak) * bir yere surekli gitmek (veya gitmemek). ay takvimi * Ayin gokyuzundeki gorunen hareketine ve evrelerine gore duzenlenen takvim. . ay modulu * Gozlem araclariniicinde tasiyan. ayagidusmek * Bkz. * telâslanmak. telâsa kapilmak. mehtap. * Ayin dolunay durumundaki parlak durumu. ay orumcegi * Ay modulu. ay yildiz * Turk bayragindaki ayca ve besisinliyildizdan olusmussimge. ayaga kaldirmak * telâsve heyecana dusurmek. heyecanlanmak.* Agziyarim daire biciminde olan balta. yolu dusmek. avuc ici. ay gibi * Bkz. dikilmek. aya * Elin parmak dipleriyle bilek arasindaki ic bolumu. ayagi(veya ayaklari) dolasmak * yururken telâstan ayaklaribirbirine takilmak. * Genellikle vakit gecirmek icin ici yenen kuru yemiscesidi. kam er takvimi. Ay tutulmasi * Yer yuvarlaginin Gunesile Ay arasina girmesiyle. husuf. * (hasta) iyi olmak. ayaga firlamak * hizla ayaga kalkmak. ayaga kalkmak * ayaklariuzerinde durmak. ayak tabani. * saygigostermek icin oturma durumundan ayak uzeri durumuna gecmek. ay cekirdegi * Ay ciceginin tohumu. ay evi * Ayla. ay harmanlanmak * ayin cevresinde ayla olusmak. ay parcasi(gibi) * (kadin veya kiz icin) cok guzel. ay yili * Ayin on iki kez yeni aydan yeni aya gelmesi icin gecen sure (354 gun 8 saat). Ay'in yer yuvarlagigolgesinde kalmasi. geceyi acikta gecirmek. ay isigi * Ayin yeryuzune verdigi isik. iyilesmek. ayagi(veya ayaklari) suya ermek * bir gercegi anlayarak aklibasina gelmek. teber. ay dede * (cocuk dilinde) Ay. ay karanligi * Bulutlar arkasinda kalan ayin yaydigihafif aydinlik. ay parcasi. ay arastirmalariicin kullanilan ve ay yuzune yumusak inisyapan arac. ay dedeye misafir olmak * gece acikta yatmak. * Yapraklarin duz ve parlak bolumu.

* alisilan bir yere gitmekten kendini alamamak. ayagina celme takmak * biri yururken ayaklariarasina ayak uzatip dusurmek. ayagina gelmek * alcak gonulluluk gostererek birinin yanina gelmek. ayagini(veya ayaklarini) altina almak * tek bacagini(veya bacaklarini) kivirip uzerine oturmak. ayak islerini bikmadan. yarisevincle soylenen soz. ayagiyuruten bastir * halkin duzen icinde calismasinibastakiler saglar.ayagiduze basmak * guclukleri yenerek ilerisinden korkmayacak bir duruma girmek. saygigozetmeksizin birinin yanina gelmesini saglamak. ayagina gitmek * alcak gonulluluk ederek veya saygigostererek birinin yanina varmak. ayagina dolanmak (veya dolasmak) * baskasina yapmayitasarladigikotuluk kendi basina gelmek. * emek cekilmeden elde edilmek. ayagina ip takmak * bir kimseyi cekistirmek. * (birinin) isinde yukselmesine engel olmak. ayaginda donu yok. gitmeye usenmek. ayagina cabuk * bir yere alisilandan daha kisa surede gidip gelen. * bir tasita binip yaya yurumekten kurtulmak. ayagina kira istemek * gelmeye nazlanmak. ayagina cagirmak * yanina gelmesini istemek. . feslegen ister (veya takar) basina * yoksulluguna bakmayarak sus ve gosterisyapmak ister. ayagini(veya ayaklarini) opeyim * yalvaririm. ayagina usenmemek * hamarat olmak. ayagiugurlu * geldigi yere ugur getirdigine inanilan (kisi). ayagiuzengide * hemen yola cikmak uzere olan. yurumesine engel olmak. ayagina sicak su mu. ayagina bagolmak * (biri) bulundugu yerden ayrilmasina veya yaptigiisi surdurmesine engel olmak. ayagina getirmek * sira. ayagina bagvurmak * onune bir engel cikarmak. * bagislanmak icin yalvarmak. soguk su mu dokelim? * ender gelen bir konuga yarisitem. ayagina dusmek * cok yalvarmak. ayagiyerden kesilmek * ayagiyere degmez olmak. ayaginibaglamak * engel olmak. ayagina (veya ayaklarina) kapanmak * alcalircasina yalvarmak. ayaginialamamak * agriveya uyusma dolayisiyla ayaginioynatamamak. ayagiile (veya kendi ayagiile) gelmek * kendi istegiyle gelmek veya emek cekilmeden elde edilmek. * isyapmakta olan birine engel olmak. yorulmadan yapmak. ayagina (veya bacagina) gecirmek * aceleyle bir seyi giymek.

ayaginin (veya ayaklarinin) altiniopeyim * "pek cok yalvaririm" anlaminda kullanilir. * dikkat. destek veya bunlard an her biri. ayaginisurumek * verilen bir isi agirdan almak. * Yuruyusun agirlik veya cabukluk derecesi. ayaginikesmek * bir yere gitmez olmak. ayaginitek almak * bir iste iyi dusunup dikkatli davranmak. ayaginin bastigiyerde ot bitmez * ugradigiyere bereketsizlik. * Bacak. ayaginigiymek * ayakkabisinigiymek. ayaginin altina karpuz kabugu koymak * bir yolunu bulup bir kimseyi duzenle isinden uzaklastirmak. * serbest davranmasiniengelleyen iliskilere son vermek. ayak * Bacaklarin bilekten asagida bulunan ve yere basan bolumu. * olmek uzere olmak. * degersiz bir kimseyi ustun bir yere gecirmek. . ayaginin baginicozmek * karisinibosamak. ayaginin (veya ayaklar) altinda * (yuksek bir yerden) genisbir alanigorur durumda. ugursuzluk getirir. ayaginin altina almak * tekme ile dovmek. * halk inanisina gore bir kimsenin gelmesi. ayaginin tozunu silmeden * henuz yoldan gelmisken. * Birtakim seylerin yerden yuksekce durmasinisaglayan dayak. ardindan baskalarinin da gelmesine y ol acmak. ayaginin turabiolmak * bir kimse baska bir kimseye kul gibi baglanip onun her emrini yerine getirmek. ilgiyi kesmek. ayaginin pabucunu basina giymek * dengi olmayan bir kimseyle evlenmek. ayaginidenk basmak * dikkatli ve uyanik davranmak. * Gol ayagi. ayaginiyorganina gore uzatmak * giderini gelirine uydurmak. ayaginikaydirmak * bir yolunu bulup birini isinden veya gorevinden uzaklastirmak.ayaginicekmek * sik sik gittigi bir yere artik ugramaz olmak. henuz dinlenmeden. ayaginivurmak * ayakkabiayaginiyara etmek. * baskasinibir yere artik ugramaz duruma getirmek. ayaginin pabucu olamamak * degerce ondan cok asagiolmak. * bir yerden uzaklasmak uzere bulunmak. * Vucudun belden asagibolumu. ayaginidenk almak * baskalarinin kendisine yapmasiihtimali bulunan kotuluklere karsiuyanik davranm ak. ugramamak. ayaginin tozu ile * yoldan gelir gelmez. * Buyuk bir irmaga karisan ikinci derecedeki akarsularin her biri.

ayak izi * Herhangi bir zemin uzerinde ayagin biraktigiiz. * (bir yere veya meslege) girmek.* Basamak. ayak takimi * Gorgusuzlukleri veya bilgisizlikleri dolayisiyla toplum icinde asagidurumda ol an kisiler. tarak. ayak basmamak * bir yere hic ugramamak. * Halk edebiyatinda uyak. ayak degistirmek * talim yuruyusunde kisa bir adim atmak yolu ile adimlarinibaskalarininkine uydu rmak. * (buzdolabiolculerinde) Ýngiliz olcusu fut'un kubu alinarak hesaplanan deger. * Bir dogrunun baska bir dogruyu veya bir duzlemi kestigi nokta. ayak taragi * Bkz. * ilk kez gitmek. ayak saticisi * Gezgin satici. ayak ayak ustune atmak * otururken bir bacaginiotekinin ustune almak. * gonderilen yere istegi ile gitmemek. ayak atmak * girmek. ayak cekmek * kandirmaya calismak. fut. ayak bagi* Bir yere veya bir ise gidilmesine engel olan sey. kendi tutumundan sasmamak.5 cm uzunlugundaki olcu birimi. ayak keseri * Ayakta durarak agac yontmaya elverisli uzun saplikeser. bir davranisisonuna kadar surdurmek. avutmak. kadem. ayak oyunu * Hile. * Halk edebiyatinda kosuklarda kisa yedekli dizelere verilen ad. ayak makinesi * Ayak yardimiile isletilen makine. ayak divani * Olaganustu durumlarda o anda bulunulan yerde padisahin katilmasiyla bir konuyu gorusmek ve karara baglamak icin yapilan toplanti. ayakta toplanan meclis. ayak isi * Birtakim getir gotur isleri. * Yarim arsin veya 30. gelmek. ugramak. baglanmak. ayak bilegi * Baldir kemikleriyle tarak kemikleri arasinda bulunan ve yedi kemikten olusan a yagin arka bolumu. ayak kirasi * Bir haber veya esya getirene emegine karsilik verilen para. * 30. * Asagiduzeyde. . ayak basmak * bir yere varmak. ayak atmamak * bir yere hic gitmemek.4 cm degerinde Ýngiliz uzunluk olcusu birimi. ugramamak. ayak surumek * verilen bir isi agirdan almak. ayak teri. siradan. ayak diremek * bir dusunceyi. * girmek. ulasmak. * Ayakta yapilan sohbet. bayagi.

ayak tutmak * mani yarismalarinda karsisindakine uymasigereken uyagivermek. ayakcak * Merdiven. ayakcin * Dokuma tezgâhlarinda atkiipliklerini hareket ettirmek icin ayakla basilan tahta ayaklik. ayak kirasi. korumamak. ayakkabivurmak * (ayakkabi) ayagizedelemek. ayak teri * Ayak parmaklariarasindan cikan pis kokulu salgi. ayakaltinda birakmak * ezilmesine. ayakkabicilik * Ayakkabicinin isi. kosele gibi seyler). cambazlarin ayaklarina takip yurudukleri cifte sirik. ayakkabici * Ayakkabiyapan veya satan kimse. ayak yapmak * birini aldatmak. ayak topu * Futbol. ayagirahatsiz etmek. * Hizmet icin bir yere gonderilen kimseye verilen ucret. * Ayakkabiyapmaya elverisli olan (deri. * Ayak parmak uclarinin olusturdugu dar dayanak yuzeyi. yok olmasina goz yummak. gozden cikarilmak. * Dokuma tezgâhiayakligi. * Bir issuresince tutulan hizmetci. ayakaltina almak * hakir gorulmek. * Ayakkabisatilan yer. * Cocuklarin. pabuccu. * bazidavranislarla konugu gitmeye zorlamak. pabucculuk. * Gezici satici. ayakalti * Gelip gecenlerin cok oldugu yer. ayakbasti* Bir yere disaridan gelen insan ve esyadan alinan vergi. * kendi gidisve davranisinibaskasininkine benzetmek. ayakkabidolabi. ayakaltinda dolasmak * bir ise yaramadigihâlde herkesin isine engel olacak bicimde ortalikta dolasmak. ayak vermek * âsik atismalarinda dinleyicilerden biri uyak belirtmek. cerci. ayakci * Ayak islerinde kullanilan kimse. ayaklama . merdiven basamagi. lâstik gibi d ayaniklimaddelerden yapilan ayak giyecegi. ayakkabilarinicevirmek * konuk ayakkabilarinigidisyonune dogru duzgun bicimde siralamak. kandirmak icin dalavere cevirmek. ayakkabilik * Ayakkabikonulan yer. * Ayakta tedavi. ayak yalin * Yalin ayak. pabuc. toprakbasti. yeri. ayak uydurmak * yuruyuste adim atisinibaskalarininkine uydurmak.ayak tedavisi * Ayakta olusan bir hastaligin veya rahatsizligin tedavisi. ayak ucu * Yatanin veya yatilan bir yerin ayak uzatilan yonu. ayakkabi* Ozellikle sokakta ayagikorumak icin giyilen ve altikosele.

* Ayakla isletilen. ayaklarigeri geri gitmek * bir yere gonulsuz. baslar ayak olmak * degersiz kimseler basa gecip. cok sey okumusve ogrenmisolan. kiyam. sorulan her soruya cevap verebilen kimse. * Taban. ayaklandirma * Ayaklandirmak isi. * Ayakcak. ayaklikosma * Halk siirinde mustezat tarzinda soylenen deyis. ayaklarinisurumek * guclukle yurumek. ayaklamak * Ayakla olcmek. yaramaz. * Uyanmak. degerli kimseler ise en geride birakilmak. ayaklarinin (veya ayaginin) ucuna basmak * cok yavas. cin gibi cocuk. ayaklicanavar * Cok hareketli. ayaklik * Ayakla isletilen makinelerde ayagin bastigiyer. * Ayak basacak yer. uyanip kalkmak. * Ayaga kalkip gitmeye davranmak. ayaksizlar * Omurgalihayvanlarda amfibyumlar sinifinin en ilkel yapiliturlerini icine alan bir takim. * (bircok kimse) Cebir ve siddet kullanarak devlet guclerine karsigelmek. istemeye istemeye gitmek. gurultu yapmamaya ozen gostererek yurumek. sessiz. cignemek. ayakli * Ayagiolan. ayaklar altina almak * onem verilmesi gereken seyleri hice saymak. isyan. ayaklariniyerden kesmek * bir tasita binerek yurumekten kurtulmak. ayaklimani * Cinasliayaklarla soylenen bir mani turu. * Bircok kimsenin cebir ve siddet kullanarak devlet guclerine karsigelmesi. * (hasta icin) Yuruyebilir duruma gelmek. ayaklanmak * (cocuk icin) Yurumeye baslamak. bask aldirma. ayaklikutuphane * Pek cok konuda bilgisi olan. ayaklar bas. ayaklariyere degmemek * cok sevinmek. isyan etmek.* Ayaklamak isi. ayaklaridolasmak * yururken ayaklaribirbirine takilmak. ayaklarina (veya ayagina) kara su (veya sular) inmek * uzun sure ayakta kalmak veya yurumekten cok yorulmak. ayaklanma * Ayaklanmak isi. ayaksiz * Ayagiolmayan. ayaklandirmak * Ayaklanmak isini yaptirmak. * Bir destekle yere dayanan. ayakta . pedal. baskal dirmak. ayaginisurumek.

hempa. ayaktas * Arkadas. * Bir isveya bir davranista gereken olcu. ayarci * Esnafin kullandigiolcu aletlerini denetleyen gorevli. * Ahlâk. ayakta durarak.* Ayaga kalkmisdurumda. acik secik. ayakyolu * Ýnsanin besin artiklariyla idrarinibosalttigiyer. duzenli isler duruma getirmek. ayakucu * Yeryuzunde bir noktada cekulun gosterdigi dogrultudaki alt yon. cokmesine engel olmak. ayan * Belli. onemini korumak. * bozulmasina. es. mem ishane. kademhane. * Telâsli. kenef. * bir kurulusun yasamasinisaglamak. ayakta kalmak * oturacak yer bulamamak. yikilmasina. * Hazir yemek. ayan beyan * Besbelli. ayakta tutmak * o seyin surekliligini saglamak. ayal * Kari. * Acele olarak. ayaktan * (kesim hayvanlariicin) canliolarak. * Altin. festfut. ayaribozuk * Belli bir ayariolmayan. ayar etmek * (bir aygitin) calismasiniduzeltmek. ayakustu * Oturmadan. cokmemek. * yikilmamak. apacik. ayarlama * Ayarlamak isi. bilinir olmak. kisa surede. * Saatler icin belli bir yere gore kabul edilmisolan olcu. abdesthane. saskin veya yorgun olmak. ayan olmak * belli olmak. ayar * Bir aygitin gereken isi yapabilmesi durumu. gumusgibi madenlerden yapilmisseylerin saflik derecesi. . tuvalet. ayakta tedavi * hastanin yataga yatirilmasigerekli gorulmeyerek kendisine ayakta yapilan tedav i. ayakuzeri * Ayakustu. * Deger derecesi. ayandon * 18 Ocak'ta baslayan bir firtina. heyecanli. helâ. âyan * Ýleri gelenler. karakter veya akliyerinde olmayan. ayakta tutmak * oturtmak gerekirken oturtmamak. * degerini yitirmemek. acik. ayakta uyumak * asiridalgin. * Senato uyeleri. yoldas.

ayartmak * Bastan cikarmak. calistigiyerden ayirip baskasinin yaninda calismaya kandirmak. dogru calismasisaglanmis. * (altin ve gumusicin) Belirli bir ayariolan. ayartilma * Ayartilmak isi. ayaz vurmak * (sebze ve meyveler icin) donmak. ayarlipense * Vida. ayartma * Ayartmak isi. birbirine uygun duruma getirilmek. dogrulamak. duzensizlik. ayarlatmak * Ayar ettirmek. * Ýsleri birbiriyle catismayacak veya zamaninda bitirecek bicimde duzenlemek. agiz acikligia yarlanabilen ozel alet. sakin havada cikan kuru soguk. dogru. ayarli * (saat ve makine icin) Ayarlanmis. ayaribozuk. ayarlanma * Ayarlanmak isi. ayaz pasa kol geziyor * disarida cok soguk var. ayartilmak * Ayartmak isine konu olmak. ayartan. dogru yoldan saptiran. ayarlanmak * Ayar edilmek. ayaz kesmek * uzun sure sogukta kalip usumek. ayazlama * Ayazlamak isi. ayarti * Bastan cikarma. ayazlamak . eline bir sey gecmemek. duzensiz. * (altin ve gumusicin) Belli bir ayariolmayan. ayarlatma * Ayarlatmak isi. * Bir aygitibelli bir isyapabilecek duruma getirmek. ayaza cekmek * kisin kuru soguk artmak. * Davranislariolcusuz. * Olcusuzluk. duzen li. * Birini. * (hava ve gece icin) Soguk. * Kandirmak. ayarsizlik * Ayarsiz olma durumu. dogru yoldan saptirmak. ayazda kalmak * sogukta kalmak.ayarlamak * Bir olcunun dogrulugunu belli bir ornege gore duzeltmek. civata ve musluk aksaminisikistirmak amaciyla kullanilan. ayartici * Bastan cikaran. * bosyere beklemek. * Kandirmak. ayarticilik * Ayarticinin yaptigiis. ayaz * Duru. duzeltilmis. ayarsiz * Ayariyapilmamis.

ayazlandirma * Ayazlandirmak durumu. ay donumu. ayazlatmak * Sogukta bekletmek. aydinger * Parlak yuzeyli. gun cicegi. ayazlanmak * Ayazda birakilip sogumak. aycoregi * Ýcine tarcin. ayazlanma * Ayazlanmak isi. gorgulu. hilâl. ceviz konularak ay biciminde yapilmiscorek. * Bu bitkinin yagcikarilan tohumu. aybeay * Aydan aya. vazih. âdet gormek. gunebakan. tahtabos. sarirenkli cicegi cok iri olan. yurdumuzda cok yetistirilen bir bitki. balkon. aydinlanma * Aydinlanmak isi. ayazlatma * Ayazlatmak isi. . ay ay olarak. mimarlikta cizim icin kullanilan ozel bir kâgit. ayazlandirilma * Ayazlandirilmak durumu.* (hava) Ayaza cevirmek. * Kulturlu. aydinlik. aybasi * Ayin ilk gunu. ayda yilda bir * cok seyrek olarak. * Ayin ilk gunu. aydin * Ýsik alan. ayazlandirilmak * Ayazlanmasisaglanmak. saydam. ayazlandirilmisraki * Halk inanisina gore sitma tedavisinde kullanilmak uzere rakinin acilarak balko nda veya disarida bekletilmis hâli. * Bosyere beklemek. gundondu (Helianthus annuus). ayazma * Rumlarin kutsal saydiklarikaynak veya pinar. ayca * Ayin ilk gunlerinde aldigiyay bicimi. * Ayazda kalip usumek. aydemir * Yuzu yay biciminde bir cesit keser. * Bayrak ve sancak direklerinin tepesindeki pirincten yapilmisay yildizlisus. * Ayazda sogutmak. * Kolayca anlasilacak kadar acik (soz veya yazi). ayazlik * Evlerde serinlemek icin kullanilan onu acik yer. aybasiolmak * (kadinin) ayda bir dol yatagindan kan gelmek. ileri dusunceli (kimse). taraca. munevver. eline bir sey gecmemek. aycicegi yagi * Ay ciceginden cikarilan yag. okumus. aycicegi * Birlesikgillerden. al em. ayazlandirmak * Ayazlanmasinisaglamak. isikli.

aygin * Bitkin. * Kolay anlasilacak derecede acik olan. aydinlatilmak * Aydinlatmak isine konu olmak. cok yorgun. * Ýsik alan. * Bir sorunla ilgili gerekli bilgileri veren. saf. aydinlatma * Aydinlatmak isi. * Birkac aletin uygun bicimde eklenmesinden olusturulan ve bazibelli deneylerin yapilmasina yarayan takim. cihaz. aydinlatici * Aydinlik verici. * Sahnelerin isiklandirilmasiisi. ay-gun yili * Hem ay evreleri degisimi hem de gunesin gokyuzundeki gorunen hareketi goz onun e alinarak duzenlenmis olan takvim yili. aydinlatilma * Aydinlatilmak isi. tenevvur. vazih. ay-gun takvimi * Gunesin gorunen hareketlerine gore duzenlenen takvim. * Duyguda olcuyu kacirmis. ayi * Memelilerin et obur takimindan. * Kaba saba. * Kendinden gecercesine âsik. aygit * Bircok parcadan yapilmisalet. aygir gibi * iri yaricusseli. luksmetre. * Vucutta belirli bir gorevin saglanmasina yarayan organlarin hepsi. aydinlik * Bir yeri aydinlatan guc. aygir * Damizlik erkek at. damin ortas indan zemine kadar acilan bosluk. vurgun. guclu (kimse). tabanlarina basarak yuruyen. * Bir yapinin ortasina gelen oda ve obur bolumlerin isik almasiicin.* Bir sorun uzerine geregi kadar bilgi edinme. aydinlanmak * Aydinlik olmak. besparmakli. iri govdeli hayvan (Ursus arctos). cihaz. karsisina konulan esit isik kaynaklarinin sayisiile orantiliolara k aydinlik gorunmesi. tenevvur etmek. * Bir sorun uzerine bilgi vermek. aygin baygin * Gucsuz. aydinlatmak * Karanligigiderip gorunur duruma getirmek. yurd umuzda boz turu bulunan. ayet * Kur'an surelerini olusturan cumlelerden her biri. isik. aygir deposu * Aygirlarin bakildigibuyuk ahir. temiz. ayibaligi* . * Kotulukten uzak. aydinlikolcer * Aydinliklariolcmeye yarayan aygit. bitkin. * Bir yuzeyin. * Bir sorun uzerine geregi kadar bilgi edinmek.

* Sert. tuylu bir bitki (Arbutus uva ursi ). kucuk taneli yemisler veren. ayiklatmak * Ayiklamak isini yaptirmak. ise yaramayan. ayik * Sarhoslugu veya bayginligigecmisolan. yildiza itibarim (veya minnetim) yok * bir seyin en iyisine alistiktan sonra ondan asagiolanlar beni doyuramaz. ayibogan * Ýri yari. ayibacagi* Cift yan yelkenlerden birini sagdan. meslegi. ayigulu * Ýki cenekliler sinifinin dugun cicegigiller familyasindan bir sakayik turu (Peco nia corollina). * Yasayan varliklarda ortamin sartlarina en iyi uyan turlerin veya bireylerin ur eyip kalmasi. ayiklama * Ayiklamak isi. ayigordum. birini soldan kullanma bicimi. ayiuzumu * Fundagillerden. ayiyavrusu ile oynuyor * iri ve yetiskin birinin ufak tefek birine. uyanik. istifa. ayici * Ayioynatmayiisedinen kimse. anlayissiz (kimse). ayiklik * Ayik olma durumu. . * Sarhoslugu gecmisbir bicimde. gereksiz veya istenmeyen taneleri veya madde leri ayirip cikarmak. ayiyuruyusu * Gergin kol ve bacaklarla dort ayak yurume. ayigormeden bayram etme * bir isgerceklesmeden ona oldu gozuyle bakilip sevinilmemelidir. ayiklanmak * Ayiklamak isine konu olmak. bir cocuga el sakasiyapmasiveya guc unu onda denemesi karsisinda ayiplama yollu soylenir. temizlemek. ayikla pirincin tasini! * bir isin pek karisik ve icinden cikilmaz durumda oldugunu anlatmak icin kullan ilir. * Bir gorevde gereksiz gorulenleri isinden ayirmak. * kaba. ayiklatma * Ayiklatmak isi. kaba ve hoyrat (kimse). kaba ve anlayissiz (kimse). ayiklanma * Ayiklanmak isi. ayilariicine alan bir familya.Fok. * Anlayisli. ayigiller * Memeli et oburlardan. uyamayanlarin yok olmasi. ayiklamak * Bir seyin icinden. ayicilik * Ayicinin isi. ayigibi * iri yari. ayibiniyuzune vurmak * birinin kusurunu yuzune soylemek.

ayiptir soylemesi . ayiltmak * Ayilmasinisaglamak. ayilik etmek * kaba davranmak. ayiplanma * Ayiplanmak isi. ayikulagi* Cuha ciceginin bir turu (Primula auricula). ayiplamak * Kinamak. kaba davranis. * Kusur. bayginlik gibi bir durumdan kurtulmak. * Aklibasina gelip gercegi gormek. takbih. ayipsiz * Ayibi. ayilma * Ayilmak isi. ayip yerler* vucutta ortulu tutulmasigereken yerler. tutun. ayin on dordu * Dolunay. ayip * Toplumun ahlâk kurallarina aykiriolan. ayilmak * Sarhosluk. kirkida Ahlat ustune * bir kimsenin hep ayniseyi veya hikâyeyi anlatmasikarsisinda soylenir. * Utanc veren. kendine gelmek. * asiriolcude sinir bunalimlarigecirmek. aklibasina gelmek. bekle-y-eyim vb. eksiklik. ayin * Arap alfabesinde on sekizinci. ayinin kirk turkusu var. ayin on dordu gibi * yuzu cok guzel (kadin veya kiz). utanilacak durum veya davranis. kusuru olan. ayinlaricatlatmak * bu harfin gosterdigi Arapcaya ozgu sesi girtlakta bogumlamaya calismak. ayilik * Kabalik. mahmurluk. kendine gelmek.ayikmak * Ayilmak. ayingacilik * Tutun kacakciligi. kusuru olmayan. oku-y-ayim. ayinga * Kacak tutun. ayiltma * Ayiltmak isi. ayilti * Ýcki icmisbir kimsenin duydugu basagrisive sersemlik. ayingaci * Tutun kacakcisi. -ayim / -eyim * Ýstek kipi tekil 1. ayiplama * Ayiplamak isi. uyanmak. kisi eki: yaz-ayim. ayipli * Ayibi. ayilip bayilmak * birini kendinden gecercesine sevmek. ciz-eyim. Osmanlialfabesinde yirmi birinci harf. ayiplanmak * Ayiplamak isine konu olmak. takbih etmek. ayip etmek (veya yapmak) * yakisiksizca davranmak.

1-2 m boyunda bir agaccik. ayiran * Ýsigiyalin ogelerine ayirma ozelligi olan. ayirim yapmak * esit davranista bulunmamak. ayirtma * Ayirtmak isi. ayirt edilmek * Ayirt etmek isine konu olmak. ama soylemek zorundayim" anlamind a ozur dilemek icin kullanilir. * (bir sey veya yeri) Bir sey veya kimse icin kullanmayibelirlemek. mumeyyiz. fark gozetmek. ayit * Mine cicegigillerden. ayirim yaratmak * farklilik cikarmak. ayirmac * Bir seyi benzerlerinden ayirt etmeye yarayan durum veya oge. sorularin hazirlanmasindan notlarin verilmesine kadar butun degerl endirme calismalarina katilan gorevli. mumeyyizlik. hayit (Vitex agnus-castus). ayirtmak * Ayirmak isini yaptirmak. * Birbirinden uzaklastirmak. * Secmek. * ovunmek gibi olmasin ama. ayiyivurmadan postunu satmak * henuz ele gecmemisbir sey uzerinde hesap yapmak. ayirma * Ayirmak isi. uzlasmayibozmak. temyiz etmek. birlesime veya ayrisima ugratarak niteliklerini belirtmede kullanil an madde. ayirmak * Bolmek. . mavi. ikilik ortaya atmak. ayiya kaval calmak * anlayissiz bir kimseye bir sey anlatmaya calismak. saklamak. ayirt etmek * Birkac seyi birbirinden ayiran niteligi anlamak. ayirici * Ayirma ozelligi veya gucu olan. beyaz veya menekse ren ginde cicekler acan. * Nitelik degisikligini anlamak. miyar. * Ýki veya daha cok kimse arasindaki anlasmayi. ayirimlamak * Ayirim yapmak. ayirac * Cisimleri. Akdeniz cevresinde yetisen. nuans. tefrik etmek. ayirtman * Sinavlarda. * Bir yeri bir engelle bolmek. ayirimlama * Ayirim yapmak isi.* "bunu soylemek size karsisaygisizlik olacak. farika. ayirti * Aynicinsten olan seyler arasindaki ince fark. ayirtmanlik * Ayirtmanin gorevi. * Farklidavranmak. fark gozetmek. ayirim * Ayirmak isi. * Bir butunden bir parcayiherhangi bir amacla bir tarafa koymak. tahsis etmek .

duz yoldan ayrilmak. ters dusmek. aylandiz * Sedef otugillerden. aykiridusmek * uygun gelmemek. ters. bosoturmak. Avrupa'ya Cin'den getirilmis. aykirilasmak * Aykiriduruma gelmek. aykirilik * Aykiriolma durumu. issizlik. * Ýssiz. aykiriolmak * ters olmak. * Ýssizlik. mugayeret. aylak * Ýssiz.ayin * Dinî toren. aykiri * Alisilmisa. * Capraz. bosoturmak. * Surmek. avarelik. ters gelmek. calismamak. aylanma * Aylanmak isi. kotu kokan bir agac. yapacak bir isi olmamak. aylak olmak * bosta olmak. . aylanmak * Bir yerin cevresinde dolanmak. * Mevlevî tekkelerinde okunan agir bestelerin bicimi. devam etmek. hale. aykirikatmanlasma * Katmanlariduzenli bir bicimde olmayan katmanlasma. issiz gucsuz dolasmak. dogru diye bellenmise uygun olmayan. kokar agac (Ailanthus glandulosa). ters. avarelik. aylama * Aylamak isi. dinî muzikli so hbet toreni. * Gidilen yol uzerinde olmayip gidisyonune ters dusen. ay agili. mugayir. zit olmak. * Butun noktalariayniduzlemde bulunmayan. * Ayidolduran bir sure gecirmek. ibadet. aylaklik * Aylak olma durumu. aykirilasma * Aykirilasmak isi. kestirmeden gitmek. karsit. aylakci * Temelli isi olmayan isci. kisa zamanda yetisip boy att igiicin bir golge agaciolarak dikilen. aylakcilik * Temelli issahibi olmama durumu. ayinicem * Mevlevî ve Bektasî tekkelerinde kadin ve erkegin birlikte katildigi. bosgezen. aykirilama * Aykirilamak isi. aykirilamak * Dikey olarak gelmek. avare. aylarca kalmak. ayla * Ayin ve baziyildizlarin dolayindaki isik cevresi. muhalefet. bir sey yapmayarak. * Bazikutsal kisilerin basietrafinda gosterilen isik cevresi. aylamak * Beklemek. aylaklik etmek * bosdurmak. aykiridogrular * Ayniduzlemde bulunmayan dogrular.

anit ve cesme gibi yerlere konan yaziliveya yazisiz suslu tasle vha. bir durumu yansitan. * Kuregin yassiuc bolumu. * Dogramacilik ve yapicilikta cerceve icine gecirilen tahta veya taslevha. sey. isine hile karistiran. * (Karagoz oyununda) Perde. aylik vermek * aylik olarak ustlenilen parayiodemek. aylikci * Aylikla calisan kimse. mehtapli. . ayna tasi* Yapi. aydan beri var olan. gorevi karsiligiolarak veya gecimi icin her ay odenen para. aylik * Birine. durum. * Baska geliri olmayip yalniz aldigiaylikla gecinen kimse. ga flet. ayilmak.. ayn * Goz. * Ay olarak. ayna * Ýsigiyansitan. ayna tirnagi * Aynayiduvara tutturmak icin kullanilan nikel veya kromla kaplanmismetal parcas i. maasli. aymak * Kendine gelmek. aymaza yakisacak durum. * Ay isigiolan. cilâlive sirlicam. aynaci * Ayna yapan veya satan kimse. ayma * Aymak isi. aymazlik * Cevresinde olup bitenlerin farkina varamama durumu. * . * Karsiligiaylikla odenen. * Ýyi bir durumda. bir ay icin. * Bir olayi. aylikli * Aylik alan (kimse). * (atlarda) Diz kapagi. ayna gibi * dumduz ve parlak. maas. yolunda. * Gercegi anlamak. * gundelikten veya ucretten kadroya gecmek. aylik almak * bir aylik calisma karsiliginda para almak. gafil. * Hileci. * Bir ay icinde olan veya bir ay suren. varliklarin goruntusunu veren. * (deniz icin) kimiltisiz. yumurtamsi. aymaz * Cevresinde olup bitenlerin farkina varmayan. aynabakar * Buyuk. * Ayda bir kez yapilan veya cikan. goz onunde canlandiran olay. * Gemilerde isaretci erlerin kullandigidurbun.. ayliga gecmek * calismasikarsiligiolarak her ay belirli bir para alinacak bir ise baslamak. aklibasina gelmek.ayli * Uzerinde ay bicimi bulunan. durgun. kirmizimsimavi renkli bir erik turu. * Akintive anaforun birlestigi yerde olusan su burgaci. aylik baglamak * emekli olan veya baska sebeplerle calismayanlara her ay icin belirli bir paray iodemeyi ustlenmek.

ayni * Baskasidegil. madde olarak verilen. cicekleri sarirenkli bir kir bitkisi (Calendula arvensis). einsteiniyum. yine o. oldugu gibi. guzel. bicimsiz. aynidusunceyi ileri surmek. aynalik * Geminin ve baglibulundugu limanin adiyazilan. * Ayirt edilemeyecek kadar benzeri ozdesi. tasinmasikolay esya. ayniyla. ayniagzikullanmak * ayniseyi soylemek. ayniyolun yolcusu * kotu sonlaribirbirine esolan. ayol . ozdeslik. * Parlak yuzlu. ozdeslik. aynaz * Koy oyunlariniyoneten kimse. aynali * Aynasiolan. aynî * Gozle ilgili. yakisikli. aynisonuca varmak. kotu. yakisiksiz. aynikapiya cikmak * sonuc bakimindan fark etmemek. * Polis. cirkin. ayniyat * Kullanilmaya veya harcamaya elverisli. ters. aynasizlik * Aynasiz olma durumu. ayniyla * Hicbir degisiklik olmadan. ayniyet * Aynilik. aynalisazan * Uzerinde az sayida buyuk pullar bulunan bir tur sazan baligi. aynipotada erimek * benzer konularive sorunlaribirlikte dusunmek veya degerlendirmek. * Hosa gitmeyen. aynizamanda * Hem de. duz veya az yuvarlak kic bolum. aynen * Oldugu gibi. ayniyet. bununla birlikte. aynilik * Ayniolma durumu. aynisefa * Birlesikgillerden. aynstayniyum * Bkz. aynî * Para olarak degil.aynacilik * Aynacinin yaptigiisveya aynaciolma durumu. aynî hak * Tasinir veya tasinmaz uzerinde dogrudan dogruya egemenlik yetkisi veren ve her kese karsiileri surulebilen haklar. * Degismeyen. degistirmeden. aynaz * Bataklik. aynalik tahtasi * Sandallarin kic taraflarinda oturanin sirtinidayamasina yarayan tahta. aynasiz * Aynasiolmayan. tipkisi. aralarinda ayrim olmayan. aynitelden calmak * ayniseyi soylemek.

yarisisudur * yapilan bir isin yarim yamalak oldugu bildirilmek icin kullanilir. * (her biri) Ayriolarak. ayritac yapraklilar * Tac yapraklaribirbirine bitisik olmayip yan yana yer almisbulunan bitkiler. ayran agizli * Aptal. ayridusmek * birbirinden uzakta kalmak. * asiribir cinsel arzu duymak. * Yalniz. ayrac * Yay ayrac. baska turlu. ayraniyok icmeye. asil konu ile ilgisi az olan bir bolum sikistirmak. degisik. ayrancilik * Ayran yapip satma isi. ayranlasmak * Ayran durumuna gelmek. * Yogurdu sulandirarak yapilan icecek. ayrac acmak * soz veya yaziicine. ayran * Sut veya yogurt yayikta calkalanarak yagialindiktan sonra kalan sulu bolum. * Baska. safdil. . ayran delisi * Bon. tek basina olan. atla (veya tahtirevanla) gider sicmaya * yoksulluguna bakmadan gosterisyapmaya kalkanlarin gulunclugunu anlatmak icin k ullanilir. ayribascekmek * topluluktan ayrilip kendi basina isyapmak. ayricinsten * Farkliyapida olan. ayran gonullu * Cabuk âsik olan. heterojen. sersem. * uyusmamak. ayranlasma * Ayranlasmak ozelligi veya durumu. ayriseci yapmak * birkac sey arasinda fark gozetmek.* Daha cok kadinlarin kullandigibir seslenme sozu. ayran budalasi * Aptal. ayrigayribilmemek (veya ayrisigayrisiolmamak) * birbirinden hicbir sey esirgemeyecek durumda olmak. sersem. ayri * Yerleri bir olmayan. ayranim budur. ayranikabarmak * ofkelenmek. ayribasim * Genellikle bir dergide yayimlanmisbilimsel bir yazinin ayribir brosur olarak b asimi. budala. ayriayri * Birbirinden ayriolan. ayranci * Ayran yapan veya satan kimse. * Her biri icin. ayricanak yapraklilar * Canak yapraklaribirbirine bitismisolmayan bitkiler. ayritutmak * farklidavranmak. cosmak.

ayricasiz * Ayritutulmadan. o daga veya merkeze birlestiren dogrunun buyuk eksen ile yaptigiaci. ayriksi * Alisilagelmistore ve davranislara aykiriolan. istisnasiz. benzerlerine uymayan. * Onermelerin birbirine baglanmasiisleminde ya . * Kaplamlaribirbirinden ayriolmakla birlikte ayniyakin cinsin kaplamina giren ka vramlar arasindaki baglanti. bilâistisna. ayritutulan. * Kur'a disi. ayrik otu * Bugdaygillerden. imtiyazli. parabol. ayriksiay * Ayin yorungesindeki en beri noktasindan art arda iki gecisi arasindaki sure fa rki. * Bundan baska. ayricalik * Baskalarindan ayrive ustun tutulma durumu. istisnasiz. ayrilasma * Ayrilasmak isi. ayrik kume * Ortak elemanlariolmayan kume. ayricaliksiz * Ayricaligiolmayan. ayriklik * Ayrikliolma durumu. ayricali * Baskalarina benzemeyen. mustesna. * Duzgun ve uygun olmayan. * Ayritutulan. ayricalik taninan. baskalarina benzemeyen. hiperbol) uzerinde hareket eden bir cismi. ayritutulma. teferrut. * Bir konik (elips.. eksantrik.ayrica * Ayriolarak. carpik. ayriksiz * Hicbir ayrigiolmadan veya hicbirini ayrik tutmaksizin. daire. * Ayrik otu. ayricalik taninmayan. imtiyaz. mustesna. ayricalikli* Ayricaligiolan. ayricali. iki yolun ayrildigiyer. ayriksilik * Ayriksiolma durumu. kural disiolan. ayricalik taninmak (veya gostermek) * baskalarindan ayrive ustun tutmak. ayrilasmak* . imtiyazsiz. koku hekimlikte idrar sokturucu olarak kullanilan yabanî bir bi tki (Agropyrum repens). ayritutma. istisnaî. ayrilanma * Ayrilanmak durumu. * Ayribir onem verilerek.. ayrilanmak * Ayriduruma gelmek. ayriksiyil * Yerin kendi yorungesindeki gunberi noktasindan art arda iki gecisi arasindaki sure farki. ayrik * Ayrilmis. ayrikli * Ayritutulmus. ayric * Yol kavsagi. mustesna. istisna. ya ve ya da ile gosterilen il iski.

farklilik. bir seyi gormek. * Bir veya daha cok sahne icinde gelistirilip. . ayrimsamak * Bir seyi anlamak. ayrilik * Ayriolma durumu. ayrilmazlik * Ozelliklerin. * Birinden uzak dusme. baslica karakterlerin ayrintilariyla cizildigi. ayrimsama * Ayrimsamak isi veya durumu. ayrilma * Ayrilmak isi. degisik.Benzerleri arasinda ayribir yeri ve onemi olmak. aralarinda ayrim bulunan. * (karive koca icin) Evlilik birligini bozmak. ayrilisma * Ayrilismak isi veya durumu. ayrim * Ayirmak isi. farksiz. munfasil. baskalik. ayrili * Ayrilmisolan. * Dusunce. ayrilismak * Birbirinden ayrilmak. farklilasma. ayrimlasma * Ayrimlasmak isi. fark. tefrik. ayrimsizlik * Ayrimsiz olma durumu. farklilasma. teferrut etmek. * Alt bolum. * Bir yerden. senaryonun sahne ve ayrimlarinin belirlendigi. olayin tamamlanmisbir parcasinive ren film bolugu. ilineklerin tozle baglantisi. * Bir kimse veya nesnenin bir baskasiyla karistirilmamasinisaglayan ayrilik. * Bir ic kayanin katilasmasisurecinde yer ve zamana gore ayrimlarin ortaya cikma si. ayriduran. farkli. * Evlilik birliginin yargic karariile gecici bir sure icin kaldirilmasi. farksizlik. ayni. ayrimlasmak * Ayrimliduruma gelmek. farklilasmak. fark etmek. * Cinsleri ve turleri birbirinden ayiran ana karakter. gorusveya duygu arasindaki uymazlik. bir kimseden. ayrilis * Ayrilmak isi veya bicimi. ka licilik karsiti. * Ayrilma noktasi. ayrimli * Ayrimiolan. * Hucrelerin veya canliorganizmalarin islevlerine veya yasayisturlerine iliskin yapisal nitelik kazanmasi. ayrimlilik * Ayrimliolma durumu. farklilasma. konus malarin son bicimini aldigiasama. ayrimsiz * Ayrimliolmayan. * Bir bicmeden gecen beyaz isigin turlu renklerde gorunmesi. bir seyden uzaklasmak. ben zer seyleri birbirinden ayiran ozellik. fark. ayrimlama * Senaryonun hazirlanmasinda gelistirim ile cevrim senaryosu arasinda yer alan. kendilerini tasiyan nesnelerle. mubayenet. ayrilmak * Ayirmak isine konu olmak.

gece). ayva kompostosu * Ayvadan yapilan komposto. * Degisken huylu. ayva gobekli * gobegi cukur olan (kimse). t afsilât. * Bu agacin buyuk. lezzetli bir tur taze fasulye. detayli. ayristirma * Ayristirmak isi. ayrisiklik * Ayrisik olma durumu. ayrintilara inmek * bir konuyu en kucuk noktasina kadar inceleyip arastirmak. cicekleri iri ve pembe. sarirenkte. mayhos. ayva marmelâdi * Ayva ve sekerden yapilan ezme. teferruat. ayrisim * Ayrismak isi. aytismak * Atismak. detay. cumle veya esya. teferruatli. * Ayrismasinisaglamak. ayva hosafi * Ayvadan yapilan hosaf. * Ayriturden. * Halk sairleri belli bir ayak cercevesinde karsilikliatismak. mufassal. aysekadin * Kilciksiz. ayrit * Ýki duzlemin ara kesiti. turlu etkenler sebebiyle gecici olarak daha yalin atom veya moleku llere bolunmek. turlu etkenlerle gecici olarak daha yalin atom ve molekullere bo lunmesi. muhtelif. ayrismak * Birbirinden ayrilmak. tahallul. ufak cekirdekli mey vesi. tartismak. kararsiz (kimse). cesit cesit. munakasa etmek. ayrintili * Ayrintisiolan. aysberg * Buz dagi. aysar * Ayin etkisiyle huyunun degistigi sanilan (kimse).ayrinti * Bir butunun onemce ikinci derecede olan ogelerinden her biri. yapraklarinin altituylu. bankiz. ayrisma * Ayrismak isi. * Molekuller. * Bir tiyatro eserinde ana dusunceye yardimciolan kelime. * Edebiyat veya sanat eserlerinde bir butunun ogelerinden her biri. tafsilâtli. . tuylu. aytisma * Aytismak isi. ayva * Gulgillerden. ayristirmak * Butunun bozulmasina sebep olmak. aysiz * Ay isigiolmayan (gokyuzu. orta yukseklikt e bir agac (Cydonia vulgaris). ayrisik * Ayrismisolan. birligi bozmak. aysfild * Buzla. dokusu sertce. * Molekullerin.

erkek. az gelismis * gelismesi gecikmisolan. yavasyavas. ayyuka cikmak * (ses icin) yukselmek. es. oldukca. umulandan veya gerekenden eksik. ayyaslik * Ayyasolma durumu. soluk saricicekli. ayyuk * Gogun en yuksek yeri. * Kucuk olculerle. az * Alisilmisolandan. yayilmak. az bucuk * Bir parca. * Koca. nitelik. cok karsiti. * Gogun kuzey yarim kuresinde bulunan bir takim yildizin en parlak yildizi. sarituyler. ayyas * Ýckiye duskun. az cok * Bir parca. azimsamak. az az * Uzun sureli. dogal kayna klarinigeregince . * egitim duzeyi dusuk kalmis. * Nicelik. az saymak. sik tuylu. biraz. guc. sure bakimindan eksiklik bildirir. ayvadana * Yuksekligi 15-70 cm . az daha * az kalsin. neredeyse. Az * Azot'un kisaltilmasi. ayvan * Teras. hilekâr. ayva tuyu * Vucuttaki ince. isi bozulmak. sundurma. ayyarlik * Dolandiricilik. ayvazlik * Ayvazin gorevi. * Bir tarafidisariya acik olan oda. bekri. ayvaz * Buyuk konaklarda mutfak ve yemek hizmetlerinde calistirilan usak. cok yillik ve otsu bir bit ki (Achillea nobilis). ayyar * Dolandirici. Bu gaz N kisaltmasiile de gosterilir. ayvalik * Ayva agaclarinin cok bulundugu yer. az bulmak * yeterli gormemek. az degil! * birinin herhangi bir karakter bakimindan gorundugu gibi olmadiginianlatmak ici n soylenir. az buz olmamak * (bir sey) azimsanacak kadar olmak. ickici. uretimi daha cok ilkel tarima dayanan. * (dedikodu icin) herkesce duyulmak. icken. ayvayiyemek * kotu duruma dusmek. ikisi de bir. ayvaz kasap hep bir hesap * ha oyle ha boyle.ayva receli * Ayva ve sekerden yapilan kokulu recel.

aza coga bakmamak * olanla yetinmek. kirmak . azap * (Anadolu'nun bircok bolgesinde) Ciftlik usagi. uzak. calim satmak. * Gorkem. kurumlu. gerceklesmesi. * Etkisini yitirmesine sebep olmak. * Anadolu beyliklerinde donanmadaki gorevlerde kullanilan asker. * Organik veya ruhî buyuk sikinti. en cok. azap * (Muslumanlikta) Dunyada gunah islemisolanlara ahrette verilecek ceza. * Vucut parcasi. aza * Organlar. vucut parcalari. kurum. azade azade * bir seyden kurtulmus. * Gorkemli. cok gormusbulunmak. * Etkisini yitirmek. ezinc. az gelmek * yetmemek. azadelik * Azade olma durumu. azalma * Azalmak isi. azametli * Ulu. heybet. . * Gururlu. erkin. * Uye.degerlendiremeyen (ulke). serbest olarak gurultuden azade yasamak. en yuksek. serbest. azamî * En buyuk. hafiflemek. az kaldi(veya az kalsin) * bir isin olmasi. aza sormuslar: "nereye?" "cogun yanina" demis * kucuk kazanclarin bile hep varliklikimselere dustugu inancinibelirtir. azaltma * Azaltmak isi. organ. azaltmak * Az denecek bir miktara indirmek veya eskisinden az bir duruma getirmek. serbestlik. tenakus. az tamah cok ziyan getirir * hirslive pinti insan her zaman zararlicikar. maksimum. erkin. az gormek * umdugundan eksik bulmak. * Debdebeli. cok buyuk. heybetli. * Gurur. * Debdebe. bitmesi cok yakinken olmadiginianlatir. * azimsamak. daha cok istemek. * Basibos. azalmak * Az denecek bir miktara inmek veya eskisinden az bir duruma gelmek. tekebbur. azamet satmak * buyukluk taslamak. * Calimli. azade * Basibos. boburlenmek. hafifletmek. * Calim. eksilme. azamet * Ululuk. az gunun adamiolmamak * cok yasamis. buyukluk.

Azerî * Azerbaycan Cumhuriye'tinde ve guney Azerbaycan'da (Ýran'da) yasayan Turk soylu h alk veya bu halktan . azat * Serbest birakma. Azerbaycanli * Azerbaycan halkindan olan kimse. azarlatmak * Azarlamak isini yaptirmak veya azarlanmasina yol acmak. azar isitmek * azarlanmak. azdirma * Azdirmak isi. salivermek. azar * Paylama. az az. azatli * Azat edilmis(cariye veya kole). azarlamak * Paylamak. * Kotu davranisveya aliskanliklara suruklemek. kole). azelya * Acalya. yoldan cikarmak. azatlik * Azat olma durumu. kotu sozle karsilasmak. yavasyavas. azca *Oldukca az. tekdir etmek. azat etmek * serbest birakmak. azatsiz * Azat edilemez. paylanma. * (kole ve cariyeler icin) ozgurlugunu geri vermek. azat eylemek * azat etmek. * Kucuk olculerle. * Azgin duruma getirmek. azap vermek * acicektirmek. * Okullarda paydos. * Azat edilme vakti gelmisolan (cariye. * cok buyuk sikintiya ugramak. azdirmak * Azmasina sebep olmak. serbestlik. azarlatma * Azarlatmak isi. azdirilma * Azdirilmak isi. * Simartmak. uzmek. azarlama * Azarlamak isi. paylanmak. azdirilmak * Azmasina yol acmak. azar azar * Sureyi uzatarak. paylama.azap cekmek * ahrette ceza gormek. azarlanma * Azarlanmak isi. azarlanmak * Azarlamak isine konu olmak. * Serbest birakilmisolan.

* (ten icin) Cabuk iltihaplanan. azgin. * Azerî halkina ozgu olan. cok etkili. azi * Kopek dislerinden sonra iceriye dogru. daha fazlasiniistemek. ekalliyet. besin. azginlasma * Azginlasmak isi. * Okuz arabalarinda on ve arka yastiklaridingile baglayan agac civi. * Yoksullaridoyuran. * Cinsel istekleri asirilasmak. azismak . * Siddetli. az g ormek. karsidusunceye oy verenler den daha az olmak. Azerîce * Azerbaycan Turkcesi.olan kimse. ekalliyet. cogunluk karsiti. azili * Gozu bir seyden yilmayan. azinlikta kalmak * bir toplulukta belli bir sorun uzerine oy verenler. biraz. azidisi. * Bir ulkede egemen ulusa gore ayrisoydan ve sayica az olan topluluk. azicik asim kaygisiz basim * derdim olmasin da baska bir sey istemem. azidisi * Azi. azicik * Cok az. alt ve ust cenenin iki yaninda beser ta ne bulunan ve yiyecekleri ogutmeye yarayan dislerin ortak adi. azik * Yiyecek. * Hemen yemek uzere. biraz. Azerî halkiile ilgili (olan). azimsamak * Bir seyin umuldugundan az oldugu yargisina varmak. azginlik * Azgin olma durumu. azinlik * Bir toplulukta herhangi bir nitelik bakimindan ayrive otekilerden sayica az ol anlar. azikli * Azigiolan. gida. yarasihemen kapanmayan. azimsama * Azimsamak isi. az bulmak. * Cinsel istekleri asiriolan. aziklik * Azik olarak ayrilan veya hazirlanan yiyecekler. ogutucu dis. azginlasmak * Azgin duruma gelmek. azgin * Azmisolan. azicoga saymak (veya tutmak) * verilen kucuk bir armaganicok ve degerli kabul etmek. * Azik koymaya yarayan kap veya torba. korkunc. * (sure ve miktar icin) Az olarak. azisma * Azismak isi. azinlik hukûmeti * Mecliste cogunlugu olmayan bir partinin kurdugu hukûmet. harman zamanindan once bicilip savrulan ekin. * (cocuk icin) Cok yaramaz.

azitma * Azitmak isi. eren. golcuk. azimkârane * Kararli. azledilme * Azledilmek isi. azil * Gorevden alma. * Ýki ayriirkin karismasindan dogan. gorevden almak. tutumunda direnen. gorevinden cikarilmak. azizlik etmek * muziplik etmek. kararli.* Gittikce kizismak. kirma. cikarmak. azize * Ermiskadin. siddetlenmek. * Muziplik. azlik * Az olma durumu. azmak . muazzez. * Azinlik. azimet etmek * gitmek. azmak * Kucuk su birikintisi. * Ermis. * Cigirindan cikarmak. azimet * Gidis. azletmek * Bir gorevliyi isinden ayirip acikta birakmak. azistirma * Azistirmak isi. azim * Bir isteki engelleri yenme karari. yola cikmak. metis. aziz * Sevgide ustun tutulan. azit * Azothidrik asit HN3 deki hidrojenin yerine bir kokun gecmesi ile tureyen birle siklere verilen ad. * Kararlilikla. azma * Azmak isi. azlolunmak * Gorevinden alinmak. melez. azledilmek * Gorevden alinmak. azlolunma * Azlolunmak isi. aziziye * Sultan Abdulaziz'in ve devlet adamlarinin giydigi fes. azizlik * Aziz olma durumu. azletme * Azletmek isi. * Bataklik. kararliolarak. azimli * Kararinda. azitmak * Azgin duruma getirmek. azistirmak * Azismasina yol acmak.

azotometre * Bir organik maddede bulunan azotun gaz hacmini ayarlamaya yarayan aygit. azotlamak * Azotla karistirmak veya birlestirmek. azotlama * Azotlamak isi. azman kaya * Kaya baliginin bir cesidi. aznif * Bir tur domino oyunu. * (hayvanlar icin) Ýki ayriirktan dogmak. icin) Etkili. * En eski jeolojik (sistem). atom agirligi14. asik yuzlu. tadi olmayan element.* Taskinlikta ileri gitmek. * (yara. icin) Kabarmak. kokusu. iri "yari" "kirici" sinirli. azotolcer * Azotometre. azot * Atom numarasi7. azol * Heterosiklik birlesiklerin onemli bir sinifina verilen ad. azmanlasma * Azmanlasmak isi. * Azotlu besin almayan bitki veya hayvanlarin dokularindaki serbest azotu tespit etme isi. aznavur gibi * zalimce davranan. azmanlasmak * Ýrilesmek. tehlikeli duruma gelmek. azotlu * Ýcinde azot bulunan. azoik * Ýcinde fosil bulunmayan (toprak). azmetme * Azmetmek isi.008 olan. azman * Cok gelismis. Azrail'e bir can borcu olmak (veya kalmak) . * Azma. azmetmek * Bir isteki engelleri yenmeye karar vermisolmak. kocaman duruma gelmek. * Kerestelik tomruk. havada beste dort oraninda bulunan. Azrail * Tanribuyrugu ile insanlarin caninialmakla gorevli olduguna inanilan melek. aznavur * Gurcuce. * Cinsel duygulariartmak. azmettirme * Azmettirmek isi. azmiskudurmustan beterdir * "coskun ve heyecana kapilmiskimseyi zaptetmek zordur" anlaminda kullanilir. tasmak. * (camasir) Artik agartilamaz duruma gelmek. rengi. KisaltmasiN. * (deniz. azotlanmis * Azotlama islemi yapilmis. azonal * Yeryuzunun herhangi bir noktasinda enleme bagliolmaksizin meydana gelen olay. azmettirmek * Bir sucu veya herhangi bir isi kesinlikle yapmasina karar verdirmek. kotulugunu artirmak. irmak vb. sert kimse. hastalik vb.

Azrail'in elinden kurtulmak * olumden kurtulmak. iri demir.* nasil olsa olecegini kabul etmek. iyi yurekli. kurucu kimse. yasadigie v. toprak. * Tarikatlarin bazisinda tekke buyugu. baba ocagi * Babadan. Azrail'le burun buruna gelmek * olumle karsikarsiya gelmek. * Bu gibi kimselere verilen unvan. butun borclarindan kurtulmak. bir ulkeye veya bir topluluga yarar liolmuskimse. baba * Cocugun dunyaya gelmesinde etken olan erkek. B * Bor'un kisaltmasi. baba koruk (veya erik) yer. * Silâh kacakciligi. babalik duygulariile dolu kimse. baba nasihati * Bir babanin verdigi ogut. cift dudak patlayicisini gosterir. baba bucagi. baba degil.kara para aklama ve uyusturucu madde ticareti gibi kirli ve gi zli isler yapan cetenin basi. Be adiverilen bu harf. * Yaratici. * Catimertegi. agac veya beton dikme. dededen kalma mulk veya bir kimsenin icinde dogup buyudugu. ses bilimi bakimindan ot umlu. ama cocuklar babalariici n fedakârlikta bulunmazlar. B * Turk alfabesinin ikinci harfi. baba bucagi * \343 baba ocagi. b. baba ogluna bir bagbagislamis. agirbasli. yurt. baba hindi * Ýri ve iyi beslenmiserkek hindi. baba evi * Babadan. oglunun disi kamasir * babanin yaptigikotu isin sikintisinicocugu ceker. * Kazilarda cikarilan topragin miktarinihesaplayabilmek icin yer yer birakilan t oprak dikme. * Cocugu olmuserkek. . toprak ya da yurt. baba yurdu. * Ata. * hic kimseye borcu kalmamak. olgun adam. tirabzan babasi * babalik gorevlerini yapmayan babalar icin soylenir. azvay * Sarisabir. * Basso kisaltmasi. * Koruyucu. ogul babaya bir salkim uzum vermemis * babalar cocuklariicin buyuk fedakârliklara katlanirlar. baba evi. baba mirasi * Babanin yasadigidonemden kalan degerli mal veya dost. Ba * Baryum'un kisaltmasi. A lmanlar ise "si bemol"u gosterirler. dededen kalma ev. * Gemi veya iskelede halatin takildigiyuvarlak basli. baba baba adam* Yasli. * Nota isaretlerini harflerle gosterme yonteminde Ýngilizler b harfiyle "si" yi.

babalanma * Babalanmak isi. babakos * Ayaksiz oldugu icin yilan sanilan. olgun.baba olmak * (erkek icin) cocuk sahibi olmak. solucanla beslenen bir tur kertenkele (Angu is fragilis). babadan babaya * dedelere dogru zincirleme. babacilik * Devletin turlu siniflar uzerinde babalik ederek bu siniflar arasinda denge kur maya calismasiislemi. babaca * Baba gibi. babalarimiz * bizden. iyi kalpli. babadan ogula * torunlara dogru zincirleme. guvenilir (erkek). baba yadigâri * Babadan kalan. babacil * Babasinicok seven. babac * Erkek kumes hayvanlarinin en iri ve yasliolani. * Diklenmek. babali * Zaman zaman sinir nobeti geciren. Babaîlik * XÝÝÝ. babali * Babasiolan. babacan * Cana yakin. babacanlik* Babacan olma durumu. babacko * (kadin icin) Guclu ve gosterisli. babasina cok duskun olan. sambaba. cana yakinlik. babaanne * (cocuga gore) Babanin annesi. baba ocagi. babacanlasma * Babacanlasmak isi veya durumu. baba doneminde yapilmis. babacik * Kucuk baba. kabadayica davranmak. babaya yakin. yuzyilda Baba Ýshak'in kurdugu mezhep. cana yakin olarak. ofkelenmek. sempatik baba. babacanlasmak * Babacan duruma gelmek. babacanca * Sevgi ve sevecenlikle. paternalizm. hosgorulu. baba yurdu * Baba evi. babanin hatirasinitasiyan. * Sevimli. bizim kusaktan oncekiler. baba tatlisi * Bir cesit hamur tatlisi. hos. . babafingo * Yelkenli gemilerde direklerin ve gabyanin ustunde bulunan en yuksek bolum. iri yari. babalanmak * Babalaritutmak. Babaî * Babaîlik mezhebinden olan kimse. * atalarindan beri.

babalik firin has isler * babasinin parasiile gecinenlere sitem olarak kullanilir. babayigitce davranis. korkusuz adam. babasiz * Babasiolmuscocuk. Babî * "Bâb'a ait" Babîlik yanlisi. yetim. bir davraniskarsisinda "Allah senden raziolsun. babinda. babayigit * Guclu kuvvetli. babalik etmek * baba gibi davranmak. dahiliye ve ha riciye nezaretleri (Ýc isleri ve Disisleri bakanliklari) ile SûrayiDevlet (Danistay) dairelerinin bulundu gu yapi. Babiâli * Osmanliimparatorlugu doneminde Ýstanbul'da sadaret (Basbakanlik). babayani * Gosterisi ve ozentisi olmayan. babam! * teklifsiz bir seslenme sozu. * Kayin baba. * Uvey baba. * tekrarlanan iki emir kipi arasina getirilerek isin surekliligini anlatmaya yar ar. babasinin hayrina * hicbir cikar gozetmeksizin.babalik * Baba olma durumu. babayanilik * Babayani olma durumu. kabadayilik. * Osmanlihukûmeti. babasina cekmek * her yonu ile tamamen babaya benzemek. * Yasliveya kucumsenen adamlara seslenme olarak kullanilir. elimden gelen budur * gucum ancak bu kadariniyapmaya yeter. babinda * Konusunda. ofkesi her hâliyle belli olmak" anlaminda gecer . kabadayi. babasinin (veya babalarinin) ciftligi * bir maliveya kurulusu yalnizca kendi cikarlarina arac yapmak. babasinin oglu * her yonuyle babasina benzeyen erkek cocuk. * Mert. babana rahmet * yapilan bir is. . babayigitlik * Babayigit olma durumu." anlaminda kul lanilan bir soz. babasina rahmet okumak * hakkinda iyilik dusunmemek. Babîlik * XÝX. babamin (veya ustamin) adiHidir. yuzyilda. Ýran'da Ali Muhammed Bab'in kurdugu dinî ogreti. * Bir girisimde kendine guvenebilecek durumda olan. babasitutmak (veya babalariustunde olmak) * gibi deyimlerde "cok ofkelenmek. kayin peder. baca * Dumaniocaktan cekip havaya vermeye yarayan maden veya kâgir yol. * Ýstanbul'da bu cevredeki basin. babindan * Bkz.

* Hayvanlarda yurumeye veya atlamaya yarayan organ. huylar edinmis. herkesten farklialiskanliklar. bacasitutmek * (aile icin) yasamasisurup gitmek. bacakliyazi * Ýri ve okunakliyazi. vale. bac * OsmanliÝmparatorlugunda gumruk vergisi. baca basi* Ocagin ustundeki tasraf. * Bacaklariuzun olan. uzun boylu. harac. bacaklaritutmamak * ayaklarinin uzerine basip yuruyemeyecek duruma gelmek. bacaklarikopmak * cok yorulmak. baci * Buyuk kiz kardes. ayak. bacaklik * Ozellikle hokey oyuncularinin giydikleri deriden yapilmiskoruyucu. * Dost. destek veya bunlardan he r biri. * Baziseylerin yerden yuksekce durmasinisaglayan dayak. * Felemenk altinina verilen ad. bacasitutmez olmak * (aile icin) dagilmak veya isi bozulmak. oglan. baca kulagi * Ocagin iki yaninda tastan yapilmisufak raf. bacak kalemi * Kaval kemigi. bacakkiran * Nemli bolgelerde yetisen yesilimsi saricicekli bir bitki (Narthecium). bacak bacak ustune atmak * otururken bir bacaginiotekinin ustune koyarak oturmak. bacak * Vucudun kasiktan tabana kadar olan bolumu. * Bir evde uzun zaman calismisyaslikadinlara (daha cok yaslizenci kadinlara) ver ilen unvan. -bac * Fiilden isim tureten -mac/-mec ekinin turu. * Bacaklarikisa olan. bacaksiz * Bacagiolmayan. bacak kadar boyu var. abla. turlu turlu huyu var * daha kucuk. arkadas. baca tomrugu * Bacanin damdan yukaribolumu. bacanak * Karilarikardesolan erkeklerden her biri. bacanaklik* Bacanak olma durumu.* Su yolu. bacakli * Bacagiolan. maden ocagigibi yer altiyapilarinin hava deligi. * Zorla alinan para. bodur. kisa boylu. bacak kadar * ufacik. bacci . * Oyun kâgitlarinda. * Kiz kardes. * Yasindan buyuk islere kalkisan cocuklar icin soylenir. lâgim. * Tarikat seyhlerinin karisi. ama degisik.

badanalatmak * Badanalamak isini yaptirmak. badana * Duvarlariboyamak icin kullanilan sulandirilmiskirec veya boya. badanalamak * Duvarlariboyamak icin sulandirilmiskirec veya plâstik boya surmek. badem gozlu * Badem ici biciminde iri goz.* Bac alan kimse. badanaci* Gecimini badana yapmakla kazanan kimse. badem ezmesi * Ezilmisbademle yapilan sekerleme. badem ici . badeli âsik* Dusunde bir pirin elinden ask badesi icerek saz calip soyleyen halk sairi. * Badanasibozulmus. badas * Harman kaldirildiktan sonra yerde kalan toprak. baccilik * Bac alma isi veya gorevi. badehu * Ondan sonra. sekeri cok. badem agaci * Gulgillerden ilkbaharda beyaz ve pembe renkli cicekler acan yuksekce bir bitki . badana yapmak. yurdumuzun her yerinde yetisen agac (Amygdalus communis). bad * Yel. badanalanma * Badanalanmak isi. badem biyik * Badem ici biciminde ust dudagin her iki yaninda yer alan biyik. badat * Birlesikgillerden. badem (Amygdalus communis ve Prunus amygdalus). cop ve samanla karisik tahil t aneleri. icki. badem gibi * (salatalik icin) taze ve gevrek. bir tur yer elmasi. bade * Sarap. badanasiz * Badana edilmemis. * Bu agacin yasveya kuru yenilen yemisi. badanali * Badana edilmisolan. badanacilik * Badanacinin yaptigiis. ruzgâr. badana etmek (veya vurmak) * badanalamak. badanalanmak * Badana yapilmak. * Yuzune cok pudra ve boya surmusolan (kadin). badeli * Ask badesi icmiskimse. badanalama * Badanalamak isi. badanalatma * Badanalatmak isi. harman dokuntusu. badem * Gulgillerden.

palaz. badik * Ordek. fasulye. gonle ferahlik veren hafif ruzgâr. badem bicimindeki organ. vapur gibi tasitlarda yolcularin yuklerinin konuldugu yer. badiklemek * Ordek gibi iki yana sallana sallana yurumek. badem sekeri * Ýnce bir seker tabakasiyla kaplanmisic badem.* Bademin diskabugu alindiktan sonra kalan ici. * Kisa boylu. icinde tohumlarin siralanmisbulu ndugu kabuk. buyukce su kabi. badire * Birdenbire ortaya cikan tehlikeli durum. badiye * Col. badem parmak * Basparmak. * Otomobillerin yuk konulabilen. kosele gibi seyleri yumusatmak icin kullanilan yag . yayvan. badem kurk * Tilki postunun yalniz bacak kesiminden yapilan kurk. bagaj * Yolcu yuku. badiklesme * Badiklesmek durumu. badem yagi * Bademden cikarilan ve deri. badiklesmek * Ordek gibi saga sol yalpa vurarak yurume egilimi gostermek. genellikle arkada olan bolumleri. kosmak) * ordek gibi iki yana sallanarak yurumek (gitmek). bademcik * Bogazin iki yaninda birer tane bulunan. badic * Bakla. * Tren. badi * Ordek. badikleme * Badiklemek isi. bademsi * Badem biciminde olan. badem tirnak * Badem biciminde uzunca tirnak. badya * Agzigenis. badem bahcesi. halat sargisi. bademli * Ýcinde badem bulunan yiyecek. badisaba * Sabah vakti esen ve ruhu oksayan. bundan boyle. bagaj kapagi * Otomobillerde icine yuk konulabilen bagajlarikapatmaya veya kilitlemeye yaraya . badminton * Tenise benzeyen ve bir tur tuylu topla oynanan oyun. bademci * Badem satan kimse. badema * Bundan sonra. bezelye gibi taze sebzelerde. bademlik * Badem agaclaricok olan yer. baderna *Halatin asinabilecek yerine sarilan bez. badi badi yurumek (veya gitmek.

bagaj memuru * Toplu tasim yerlerinde ve araclarinda bagaj islerini yurutmekle gorevli kimse. dusuk. otur-up vb. tel gibi dugumlenebilir nesne. * Ur. bagan * Vakti gelmeden olu dogan yavru. * Sargi. deste. * Meyve bahcesi. bag * Uzum kutuklerinin dikili bulundugu toprak parcasi. seytansaci. bagdoku * Hucre sayisiaz. * Deniz kaplumbagasinin kabugu. * Olu dogan kuzunun derisi.n bolum. hucre arasimaddesi cok ve genel olarak diger dokularibirbirine baglayarak destek gorevi yapan doku. * Bu isin yapildigimevsim. karsilik bekledigi isten istedigini alabilmek icin gereken harcamalariya pmalidir. rabita. bagaj kilidi * Bagaj kapaginikilitlemeye yarayan alet. uzum olsun. bagfiil * Fiillerin zarf olarak kullanilan sekilleri. * Tiraslanmis. baga * Kaplumbaga. dikdortgen biciminde degerli tas. iliski. bagbicagi* Bagve bahcelerde yetisen meyve fidanlarini. bagbogan * Kuskut. bagbozumu * Bagda urunun toplanmasi. * Kaplumbaga kabugundan yapilmisveya bu kabugu andirir bicimde olan. bag * Bir seyi baska bir seye veya bircok seyi topluca birbirine tutturmak icin kull anilan ip. bagbozmak * bagin uzumlerini toplamak. . guz. * Kaplumbaga kabugu. sicim. bitki ve ozellikle uzum kutuklerini budamaya yarayan kesici alet. kisa degnek. ulac. ic organlariyerinde tutmaya yarayan lif demeti. bagbahce * Bahce gibi tasinmaz mal. demet. bagcubugu * Asma fidesi. * Baglam. * Ýlgi. sonbahar. kosarak. * Kemikleri birbirine baglamaya. baget * Ýnce. bagetli * Bageti olan. bagci * Bagyetistirip urununu satan kimse. * Dusuk gramajlikucuk boy ekmek. serit. yemeye yuzun olsun * kisi. baga bak. zarf fiil: gul-e gul-e. bagbudamak * bagdaki uzum kutuklerini budamak.

bagdadî * Agac direkler uzerine cakilmiscitalara siva vurularak yapilan (duvar veya tava n). bagciksiz * Bagiolmayan. bagdasik * Her yeri ayniozelligi gosteren. celme atmak. Bagdad'itamir etmek * karninidoyurmak. bagdasim * Tutarlik. bagdama * Bagdamak isi. bagdasilma * Bagdasilmak isi. tutarsiz. bagdaskurmak * bu bicimde oturmak. bagcikli * Bagiolan. gecimsizlik. bagdasmak * Anlasmak. insicam. bagdasiklastirmak * Bagdasik duruma getirmek. mutecanis. homojenlestirmek. homojenlik. bagdastirici * Bagdasma saglayan. bagcik * Baglama isinde kullanilan serit biciminde bag. bagdasma * Bagdasmak isi. bagdasmaz * Uyusmaz. bulunan. * Ýcinden cikilmayacak bir duruma getirmek. bagsiz. imtizac. bagdasiklasma * Bagdasiklasmak durumu. bagdasilmak * Bagdasmak isine konu olmak. sol ayagisaguylugun altina alarak oturma bicimi.* Baglayan veya soguk haddehaneden cikan metal serit bobinlere bant yapistiran ( kimse). uzlasmak. bagdamak * Birkac seyi birbirine gecirerek baglamak. tutarlilik. bagdastirma . * Cocuk oyunlarinda arkadasolmak. bagdas * Sagayagisol uylugun. * Yapilarda kullanilan cita. bagdalama * Bagdalamak isi. homojen duruma gelmek. kor dugum etmek. uymak. bagcilik * Bagyetistirme ve urununu satma isi. bagdasiklasmak * Ayniozelligi gostermek. bagdalamak * Dusurmek icin ayaginibirinin ayaklarina takmak. * Bagdaskurup oturmak. bagdasiklik * Bagdasik olma durumu. bagdasmazlik * Uyusmazlik. imtizac etmek. homojen. bagdasiklastirma * Bagdasiklastirmak isi.

iza fî deger. partiye bagliolmayan kimse.isaretleri yazildiktan sonraki degeri. bagi * Buyu. izafî. bagdastirmaci * Bagdastirmacilik yanlisikimse. tâbiiyet. ozerklig i olmayan. * Farklikokenlere sahip degisik kultur ozelliklerini birlestirme veya kaynastirm a isi. ozgurlugu. bagdastirmacilik * Pek cok degisik ogretiyi birlestirmeyi amaclayan felsefî veya dinî ogreti. tâbi. bagimsiz milletvekili * Herhangi bir partinin adayiolmadan secilen veya herhangi bir partiye bagliolma yan milletvekili. aynisartlardaki havani n doymussu buharinin agirligina orani. * Herhangi bir kurulusa. bagimlisiralicumle * Anlam bakimindan birbirine bagliolan ve ozneleri. aynizamanda kendine ozgu bir kimildanisida bulunan bir cismin gorunurdeki bu kimildanisinin niteligi. bagil nem * Bir metre kup hava icinde bulunan su buhariagirliginin. gucune veya yardimina bagliolan. bagimli * Baska bir seyin istemine. girisimlerini herhangi bir gucun etkisinde kalmadan duzenleyebilen. bagil deger * Bir aritmetik sayisinin. bagimsiz. tumlecleri veya yuklemleri o rtak olan cumle. etkisi altinda tutmak. * Baska bir cisme uyarak suruklenen. bagildak * Besikteki cocugun dusmemesi icin besige sarilip baglanan. ozgur. bagici * Buyucu. mustakil. * Kadinlarin âdet zamaninda bagladiklaribez. hur. * Bir sayinin rakamlarindan her birinin bulundugu basamaga gore aldigideger. bagdastirmak * Bagdasmasinisaglamak. bagim * Bir seyin veya bir kimsenin gucu ve etkisi altinda bulunma durumu. tutumunu. sihir. bagillik * Gorece olma durumu. bagimlasmak * Bir seye veya bir kimseye tamamen bagimliolmak. * Bastan cikarici. bagil * Gorece. tâbiiyet.* Bagdastirmak isi. bagimlasma * Bagimlasmak isi. rolâtivite. izafiyet. bagimlamak * Bir seyi bagim altina sokmak. bagimsiz siralicumle . bagimsiz * Davranislarini. bagimlama * Bagimlamak isi. onune + ve . bagimlilik * Bagimliolma durumu. kumastan yapilmisenl i bag. izafî.

* Anlam bakimindan birbirine baglioldugu hâlde ozneleri, tumlecleri, yuklemleri ay riolan cumle. bagimsizlasma * Bagimsizlasmak isi. bagimsizlasmak * Bagimsiz duruma gelmek. bagimsizlastirma * Bagimsizlastirmak isi. bagimsizlastirmak * Bagimsiz duruma getirmek. bagimsizlik * Bagimsiz olma durumu veya niteligi, istiklâl. bagin * Ýnsaatta veya kazisirasinda topragin cokmesini onlemek icin yerlestirilen parca veya dayak. bagin vurmak * kaziduvarlarinin cokmemesi icin baginlarla desteklemek. baginti * Bir nesneyi baska bir nesne ile uyarlikilan bag. * Esyayi, kavramlariveya tasarimlaribirlik, baglilik, birliktelik gibi durumlard a toplayan gorunusveya nitelik, gorelik, bagillik, izafet, rolâtivite. * Ýki veya daha cok nitelik arasinda matematik islemleri yardimiile kurulan baglil ik veya esitlik. bagintici* Baginticilik yanlisiolan kimse, goreci, rolâtivist. baginticilik * Bagintililik ogretisi; ozellikle bilginin bagintilioldugunu ileri suren her tu rlu felsefe ogretisi; gorecilik, izafiye, rolâtivizm. bagintili * Varligibaska bir seyin varligina baglibulunan, mutlak olmayan, goreli, izafî, ni spî, rolâtif. bagintililik * Var olabilmek veya belirlenebilmek icin, bagintiyolu ile baska bir seye baglib ulunma durumu, gorelilik, izafiyet, rolâtivite. bagir * Gogus. * (ok yayive dagicin) Orta bolum. * Ciger, bagirsak gibi vucut bosluklarinda bulunan organlarin ortak adi, ahsa. bagir yelegi * Eskiden zirh altina giyilen, koseleden yapilmisyelek. bagirdak * Bagildak. bagirgan * Bagirip cagiran, tepkisini hemen ve sert bir sekilde disa vuran kimse. bagiriyanmak * uzuntu cekmek, cok aciduymak. * cok susamisolmak. bagirip cagirmak * ofkeyle bagirmak. bagiris * Bagirmak isi veya bicimi. bagiriscagiris * Gurultu, samata. * Gurultuyle, samata ederek. bagirisma * Bkz. bagrisma. bagirismak * Bkz. bagrismak.

bagirma * Bagirmak isi. bagirmak * (insan) Yuksek ve gur ses cikarmak. * Kendini belli etmek. * Yuksek sesle azarlamak. bagirsak * Sindirim organinin mideden anuse kadar olan, ince bagirsak ve kalin bagirsakta n olusan bolumu. bagirsak askisi * Ýnce bagirsagikarnin arka bolumune baglayan ve karin zarinin bir bolumunden olus an aski. bagirsak iltihabi * Sindirim organinda olusan iltihabî durum ve buna baglihastalik. bagirsak ingini * Cogunlukla surgun ve karin agrisiile beliren bagirsak iltihabi. bagirsak kazintisi * Kalin bagirsak hastaliklarinda cikarilan sumuksu madde. bagirsak kurdu * Omurgalilarin ve de ozellikle insanlarin bagirsaginda yasayan asalak solucan. bagirsak otu * Farekulagi. bagirsak solucani * Ortalama 25 cm boyunda, insanlarin, ozellikle cocuklarin bagirsaklarinda asala k olarak yasayan yuvarlak solucan, askarit. bagirsaklarinideserim * "canina kiyarim, oldururum" anlaminda korkutmak, gozdagivermek uzere kullanili r. bagirti * Bagirma sesi. bagirtkan * Cok bagirip cagirmak huyunda olan (kimse). bagirtlak * Orta buyuklukte, eti sevilen bir cins gocebe ordek (Querquedula). bagirtma * Bagirtmak isi. bagirtmak * Bagirmasina yol acmak. * Bir haberi, bir istegi, birinin araciligiyla duyurmak. bagis * Bagislamak isi veya bicimi. * Bagislanan sey, hibe, teberru. bagisci * Bagisyapan kimse. bagisik * Herhangi bir odevin veya yukumlulugun disinda kalan, muaf. * Bazimikroplara karsiasiveya dogal yolla direnc kazanmisolan. bagisiklik * Bir odevin veya yukumlulugun disinda kalma durumu, muafiyet. * Bazimikroplara karsiasiveya dogal yolla kazanilmisdirenc durumu. bagisiklik bilimi * Bagisiklik olaylarinin ortaya cikma sartlarini, gelisimini, alinabilecek onlem leri ve yapilabilecek tedaviyi inceleyen tip dali, immunoloji. bagislama * Bagislamak isi, affetme, af. * Hibe etme. bagislamak * Bir mal veya hakkikarsilik beklemeden birine vermek, teberru etmek.

* Herhangi bir kotu davranisicin ceza vermekten vazgecmek, affetmek. * Gorevden cekmek, almak. * Deyimlerde "Tanriesirgesin, ayirmasin" gibi anlamlarda kullanilir. bagislamamak * karsisindakinin yanlisindan, kusurundan dogacak firsatlarikacirmamak, acimadan degerlendirmek. bagislanma * Bagislanmak isi, affedilme. bagislanmak * Bagislamak isine konu olmak, affa ugramak, affedilmek, affolunmak. bagislatma * Bagislatmak isi. bagislatmak * Bagislamak isini yaptirmak. bagislayici * Bagislayan. bagit * Sozlesme, akit, mukavele, kontrat. bagitci * Bagit yapanlardan her biri, âkit. bagitlanma * Bagitlanmak isi veya durumu. bagitlanmak * Bagit ile sonuclanmak. bagitlasma * Bagitlasmak isi veya durumu. bagitlasmak * Aralarinda bagit yapmak. bagitli * Bagitla, sozlesme ile baglanmisolan. bagkesen * Makaslibocek. baglac * Esgorevli kelimeleri veya onermeleri birbirine baglayan kelime turu, rabit: Ve , ya, veya, ya da birer baglactir. baglac grubu * Baglac obegi. baglac obegi * Baglacla veya baglacsiz birbirine baglanmisolan, ayninitelikte iki veya daha c ok kelimeden olusan obek. baglacli * Baglaciolan. baglaclitamlama * Ýsimleri, sifatlariarasina baglac alan isim veya sifat tamlamasi. baglacliyan cumle * Birlesik cumlelerde ki baglaciyla temel cumleye baglanan yan cumle. bagladigiyerde otlamak * Bkz. biraktigim (biraktigi) bagladigim (bagladigi) yerde (cayirda) otluyorsun (otluyor). baglam * Cinsleri ayniveya birbirine yakin olan seylerin bir arada baglanmisi, demet, d este. * Bir siirdeki dortluklerin her biri, bent. * (herhangi bir olguda) Olaylar, durumlar, iliskiler orgusu veya baglantisi, kon tekst. * Bir dil birimini cevreleyen, ondan once veya sonra gelen, bircok durumda soz k onusu birimi etkileyen, onun anlamini, degerini belirleyen birim veya birimler butunu, kontekst. baglama

* Baglamak isi. * Uc cift telli olan ve mizrapla calinan bir saz. * Yapilarda duvarlaribirbirine baglayan kiris, putrel vb. baglama zarf fiili * Ve baglacigorevinde kullanilarak, kendinden sonraki cekimli fiile veya fiilims iye zaman ve kisi bakimlarindan uyan -ip ekini almisfiil: Gelip gitti (Geldi ve gitti) Gulup gecti (Guldu ve gecti) gibi. baglamaci* Baglama yapan veya satan kimse. * Baglama calan kimse. baglamacilik * Baglamacinin isi veya meslegi. baglamak * Bagveya baska bir aracla tutturmak. * Dugumlemek. * (yara icin) Ýlâc koyup bezle sarmak. * Denk yapmak, paket yapmak. * Olusmak, tutmak, meydana gelmek. * Bir isveya kimse icin ayirmak, tahsis etmek. * (bir isicin) Anlasma yapmak. * Birinde bir seye karsiilgi, istek uyandirarak o seye ilgi, yakinlik duymasinis aglamak. * Uyulmasizorunlu olmak. * Baska bir isle ugrasamaz durumda olmak. * Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak. * Gonlunu kazanmak. * Butun ilgisini bir yerde yogunlastirmak. * Gecisi engellemek. baglamalik * Baglama yapmaya yarayan. baglamsal * Baglam ile ilgili. baglamsal anlam * Bir sozun kullanilan veya amaclanan baglama gore anlam kazanmasi. baglanak * Baglanilacak sey, baglanti, irtibat. baglanim * Baglanmak isi veya bicimi. * (siyasî veya sosyal konularda) Yan tutma. baglanis * Baglanmak isi veya bicimi. baglanma * Baglanmak isi. baglanmak * Baglamak isine konu olmak. * Sevmek, icten bagliolmak. * Beklenen sey elde edilmez olmak. * Yalnizca belli bir isle ugrasmak. * Bir sey bir kimseye ayrilmak, tahsis edilmek. baglanti * Ýki veya daha cok seyin birbiriyle bagli, ilisik veya ilgili bulunmasi, irtibat. * Ýki sey arasinda iliski saglayan bag. baglantiborusu * Katlardaki pis ve kirli sularitoplayan, kolona ileten boru. baglantikurmak * irtibat saglamak. * haberlesme saglamak. baglantiunlusu * Bkz. baglayiciunlu.

baglantiunsuzu * Bkz. baglayiciunsuz. baglantiyapmak * iliski kurmak; anlasma, sozlesme yapmak. baglantili* Aralarinda baglantibulunan, irtibatli, rabitali. baglantisiz * Aralarinda baglantibulunmayan. * Askerî, siyasî yonden hicbir bloka bagliolmayan (ulke), bloksuz. baglantisiz ulkeler * Baglantisizlik siyaseti izleyen ulkeler, bloksuz ulkeler. baglantisizlik * Baglantisiz olma durumu. baglantisizlik politikasi * Askerî, siyasî yonden hicbir bloka girmeme siyaseti. baglantisizlik siyaseti * Baglantisiz ulkelerin izledigi siyaset. baglasik * Aralarinda anlasma veya sozlesme saglanmisolan (kimse veya topluluk), muttefik . * Sonuc, sebep gibi birbiriyle sikisikiya baglive karsiliklibagimliolan (nesne, terim). baglasiklik * Baglasik olma durumu. baglasim * Esleme. * Aralarinda ortak cikar bulunan devletler iliskisi. baglasimli* Aralarinda karsiliklidestek ve bagimlilik bulunan. baglasma * Baglasmak isi, ittifak. baglasmak* Bir sey yapmak icin birbirine antlasma veya sozlesme ile baglanmak, ittifak etme k. baglatma * Baglatmak isi. baglatmak * Baglamak isini yaptirmak. baglayici* Baglama niteligi olan. * Baglamaya ve birlestirmeye yarayan: "Ve" baglayicibir edattir. * Uyulmasizorunlu. baglayiciunlu * Unsuzle biten kelime kok ve govdelerine unsuz ile baslayan eklerin getirilmesi sirasinda ve kok ile eki birbirine baglayan unlu: al-i-r, ac-i-l-mak, gec-i-k-mek vb. baglayiciunsuz * Unlu ile biten kelime kok ve govdelerine unlu ile baslayan bir ek eklendiginde araya giren y unsuzu, koruyucu unsuz: okul-da-y-im, eski-y-ince vb. bagli * Bir bagile tutturulmusolan. * Gerceklesmesi bir sartigerektiren, tâbi, vabeste. * Bir kimseye, bir dusunceye, bir hatiraya saygiveya ask gibi duygularla baglana n, tutkun. * Sinirlanmis, sinirli. * Kapatilmisolan, kapali. * Bir kurulusun yetkisi altinda bulunan. * Bir halk inanisina gore, buyu etkisiyle cinsel gucten yoksun edilmis(erkek). * Sadik. baglikalmak

* uymak, tâbi olmak. baglikredi * Kredi acan ulkeden mal veya hizmet satin alinmasisartiile saglanan kredi. bagliolmak * tâbi bulunmak. baglisu * Agacta hucre zarinin emdigi ve tasidigisu. baglik * Bagyeri, uzum baglaricok olan (yer). baglik bahcelik,-gi * Bagi, bahcesi zengin ve bol olan (yer). baglilasik * Biri otekine bagliolarak var olan; biri olmadan oteki dusunulemeyen iki seyin, bu iliski yonunden durumu. baglilasim * Ýki veya daha fazla degisken arasindaki baginti. * Organizmanin degisik yapi, ozellik ve olaylarinda gorulen karsilikliilgi, kore lâsyon. baglilasma * Baglilasmak isi. baglilasmak * Ýki sey arasinda karsiliklibagintiolmak veya baglilik kurmak. baglilik * Bagliolma durumu, merbutiyet. * Birine karsi, sevgi, saygiile yakinlik duyma ve gosterme, sadakat. * Bkz. Baglilasim. bagnaz * Bir dusunceye, bir inanisa asiriolcude baglanip ondan baska bir dusunce ve ina nisikabul etmeyen, mutaassip. bagnazlasma * Bagnazlasmak durumu. bagnazlasmak * Bagnaz duruma gelmek. bagnazlik * Bagnaz olma durumu, bagnazca davranis, taassup. * Bir dusunceye, bir inanisa asiriolcude baglanip ondan baskasinidusunmeme durum u, taassup. bagriyanik * Cok dert, aci, sikinticekmis. bagriyufka * Yufka yurekli, merhametli. bagrikara * Ýskete kusunun bir turu (Saxicola torquata). bagrina basmak * kucaklamak. * biriyle ilgilenerek onu koruyup kayirmak, yetistirmek. bagrina tasbasmak * sesini cikarmaksizin her turlu aciya katlanmak. bagrinidelmek * cok dokunmak, icine islemek. bagriniezmek * uzulmek, dertlenmek. bagris * Bagirmak isi veya bicimi. bagriscagris * Gurultu, samata. * Gurultuyle, samata ederek. bagrisa cagrisa * Buyuk gurultu ederek, bagirarak cagirarak.

bagrisma * Bagrismak isi, birlikte bagirma. bagrismak * Birlikte veya karsiliklibagirmak. bagristirma * Bagristirmak isi veya durumu. bagristirmak * Bagirmasina yol acmak, hep birden bagirtmak. bagsiz * Bagibulunmayan. baha * Paha. baha bicmek * degerini belirlemek. bahadir * Savaslarda, carpismalarda gucu ve yilmazligiyla ustunluk kazanan veya yigitlik gosteren (kimse). bahadirlik * Bahadir olma ozelligi, durumu. Bahaî * Bahaîlik yanlisikimse. Bahaîlik * XÝX. yuzyilda Babîlikten dogmusolan, Ýran'dan baska Avrupa ve Amerika'da da yayilmis bir din. bahane * Bir seyin gercek sebebi gizlenerek ileri surulen sozde sebep. bahane aramak * bir isi yapmamak icin sebep aramak. bahane bulmak * bir isi yapmak veya yapmamak icin sozde sebep gostermek. bahane etmek * herhangi bir seyi sebep olarak ileri surmek. bahaneli * Bahanesi olan. bahanesiz * Bahanesi olmayan. bahar * Kuzey yarim kure icin, 21 Martta gunduz gece esitligiyle baslayarak 22 Haziran da gun donumu ile biten, kisve yaz arasindaki mevsim; ilkyaz, ilkbahar. * Bu mevsimde agaclarda acan cicekler ve yapraklar. * Genclik cagi. bahar * Yiyecek ve iceceklere hoskoku ve tat vermek icin kullanilan tarcin, karanfil, zencefil, karabiber gibi maddeler. bahar bayrami * Genellikle mayis ayinin ilk gunlerinde kutlanan bayram. bahar donemi * Yilin kistan sonra gelen ilk aylari. bahar nezlesi * Bkz. saman nezlesi. bahar noktasi * Ýlkbaharda gunduz gece esitligi aninda gunesin gok ekvatoru cizgisi uzerinde bul undugu nokta. baharat * Tarcin, karanfil, zencefil, karabiber gibi maddelerin toplu adi. baharatci* Baharat satan kimse. baharatcilik

* Baharat satma isi. baharatlandirmak * Baharat ile suslemek, lezzetlendirmek veya baharat ekmek. baharatli* Baharatiolan. baharatsiz * Baharatiolmayan. baharci * Baharat alim satimiyla ugrasan (kimse). baharibasina vurmak * (alay yollu) gencligin verdigi coskuyla gereksiz veya asiridavranista bulunmak . bahariye * Divan edebiyatinda, bahar tasviri ile baslayan kaside. baharli * Ýcinde karabiber, karanfil, tarcin gibi bahar bulunan. bahce * Sebze yetistirilen yer, bostan. * Cicek ve agac yetistirilen yer. bahce domatesi * Tarla ve bahcelerde sun'î gubre kullanmadan, dogal olarak yetistirilen domates t uru. bahce kekigi * Bahcelerde ozel yontemlerle yetistirilen kekik. bahce makasi * Cesitli ot ve bitkileri duzgun kesmek ve budamak amaciyla yapilan bir makas tu ru. bahce nanesi * Bahcelerde yetistirilen bir nane turu. bahceci * Cicek, agac ve sebze yetistirme isiyle ugrasan kimse. bahcecilik * Bahcecinin isi. * Bahce yapma isi. bahceli * Bahcesi olan. bahcelik * Baglari, bahceleri olan (yer). bahcemsi * Bahceye benzeyen, bahce gibi duzenlenmisyer. bahcesiz * Bahcesi olmayan. bahcivan * Gecimini bahce urunlerini yetistirip satmakla saglayan kimse. * Bir bahcenin duzenlenmesi ve bakimiyla gorevli kimse. bahcivanli * Bahcivanibulunan. bahcivanlik * Bahcivanin yaptigiis. bahir * Deniz. * Aruzdaki vezin takimlarindan her biri. * Mevlid'in bolumlerinden her biri. bahis * Konusulan sey, konu. * Gorusunde veya iddiasinda haklicikacak tarafa bir sey verilmesini kabul eden s ozlu anlasma. * Soz. * Bir kitabin bolumlerinden her biri. bahis acmak (veya acilmak) * belli bir konuda konusmaya baslamak (baslanilmak).

bahis konusu * Soz konusu. bahis mevzuu olmak * uzerinde konusulmak, soz konusu olmak. bahis tutusmak * karsiliklibahse girmek. bahisci * Oyunlarda veya at yarislarinda yarisin sonuclarinitahmin ederek bahis oynayan veya oynatan kimse, musterek bahisci. bahname * Ýcinde cinsel konularla ilgili acik sacik yazilarin, resimlerin bulundugu eser. bahrî * Denizle ilgili. bahrî * Yalicapkini. bahriye * Bir devletin deniz guclerinin ve kuruluslarinin butunu. bahriye cifte tellisi * Hareketli bir halk oyunu ve ezgisi. bahriyeli * Deniz Kuvvetlerine bagliasker. * Deniz Harp Okulu ogrencisi. bahse girmek * gorusunde veya iddiasinda haklicikacak tarafa bir sey verilmesini kabul eden s ozlu anlasma yapmak. bahsetme * Bahsetmek isi. bahsetmek * Bir konu uzerinde soz soylemek, konusmak, sozunu etmek. bahsi gecmek * bir konu uzerinde konusulmusolmak. bahsi kapamak * bir konu uzerindeki konusmayikesmek. bahsi kaybetmek * ileri surulen, savunulan gorusun yanlisoldugu ortaya cikmak. bahsi kazanmak * ileri surulen, savunulan gorusun dogru oldugu belli olmak. bahsi tazelemek * konusmayiaynikonu uzerine getirmek. bahsetme * Bahsetmek isi. bahsetmek * Bagislamak, sunmak. bahsis * Bir hizmet gorene hakkindan ayriolarak verilen para. bahsis(veya beles) atin disine bakilmaz * para verilmeden saglanan bir seyin ufak tefek kusurlarinihosgormelidir. baht * Olacaklarin, kacinilmaz oldugunu belirleyen ilâhî iradenin insan icin veya bir top lum icin cizdigi hayat tarzi, kader, talih. * Sans, mutluluk. baht isi * Talihe birakilmis, talihe bagliis. bahtiacik * Talihli. bahtiacik olmak * bir konuda sansiyaver gitmek, talih yuzune gulmek. bahtiacilmak

* talihi donup uygun duruma veya arzulanan sonuca gelmek. bahtibagliolmak * talihi kapaliolmak. * (kizlar icin) evlenecek istekli cikmamak. bahtikapanmak * talihsizlige ugramak, istenen sonuca ulasmamak. bahtikara * Mutsuz, talihsiz. bahtikara olmak * surekli olarak talihi yaver gitmemek, mutsuz olmak. bahtina kusmek * talihsizliginden yakinmak. bahtiyar * Bahtiolan, bahtli, talihli, mutlu. bahtiyarlik* Bahtliolma durumu, mutluluk. bahtli * Bahtiiyi olan, mutlu, talihli. bahtsiz * Bahtikotu olan, mutsuz, talihsiz. bahtsizlik * Bahtsiz olma durumu, mutsuzluk. bahusus * Hele, ozellikle, ustelik. bak bak! * sasma bildirir. bak! * iste. * sasma anlatir. * kucumseme bildirir. bakac * Durbun. bakakalma * Bakakalmak isi veya durumu. bakakalmak * Saskinliga ugrayip ne yapacaginibilmez durumda kalmak. bakalim (veya bakayim) * icinde yer aldigicumlenin guvensizlik, kusku, merak, uyarma gibi anlamlarinipe kistirir. bakalit * Formaldehit ile bir fenolun yogunlasmasisonucu elde edilen yapay recine. bakalitli * Bakalit bulunduran, bakalit kaplamali. bakalorya * (eskiden universite ve yuksek okullara girebilmek icin lise ogreniminden sonra verilen) Olgunluk sinavi. bakam * Baklagillerden, odunundan kirmiziboya cikarilan bir agac, bakkam (Haematoxylon campechianum). bakan * Bakmak isini yapan (kimse). * Hukûmet islerinden birini yonetmek icin, genellikle milletvekilleri arasindan, b asbakan tarafindan secilerek cumhurbaskaninca onaylandiktan sonra isbasina getirilen yetkili, vekil, nazir. bakanak * Gevisgetiren hayvanlarin ayaklarinin arkasindaki korelmistirnak, kemik cikinti si. bakanlar kurulu * Basbakan ve bakanlardan olusan kurul, hukûmet. bakanlik

* Bakan olanin durumu ve gorevi, vekillik. * Bakanin yonetimi altindaki kuruluslarin butunu veya bu kuruluslarin bulundugu yer, nezaret, vekâlet. bakar * Okuz, sigir. bakar kor * Gozleri saglam gorundugu hâlde goremeyen. * Cok dikkatsiz (kimse). bakar misiniz? * seslenme unlemi. bakara * Ýskambil kâgidiile oynanan bir kumar. bakarak * gore. bakarsin * olur ki. bakaya * Kalintilar. * Askerlik cagina girenlerden son yoklamada bulunarak askere alinmisolduklarihâlde cagrildiklarinda gelmeyen veya gelip de kitalarina gitmeden toplandiklariyerlerden veya yollardan savusanlar. * Ait oldugu yil icinde toplanamayip ertesi yila kalan vergiler. baki * Ozellikle daglik yorelerde bir yamacin gunesisinlarina, guneye veya kuzeye kar sikonumunu belirleyen, bunun sonucu olarak da dogal sartlarinitespit eden durumu. * Fal. bakici * Bakmak isiyle gorevlendirilen kimse. * Bir seyi satin almayidusunmeden yalnizca bakarak ilgilenen (kimse). * Falci. bakicilik * Bakmak isi. * Falcilik. bakilma * Bakilmak isi. bakilmak * Bakmak isine konu olmak veya bakmak isi yapilmak. bakim * Bir seyin iyi gelismesi, iyi bir durumda kalmasiicin verilen emek veya emek ve rme bicimi. bakim evi * Bakima ihtiyaciolan kimselerin bakildiklari, barindiklarikurulus. * Kademe. * Kurum ve kuruluslarda motorlu araclarin onarildigive korundugu yer veya birim. bakim yapmak * arac ve gereclerin duzenli calismasiicin onariminiyapmak. bakim yurdu * Yoksul veya kimsesiz yaslive sakatlarin barindirilip bakildiklariyurt, darulâcez e. bakimci * Bakim isini yapan kimse. bakimindan * Bakisveya gorusacisi, yonu, degerlendirme acisi, -e gore. bakimli * Ýyi bakilmis, uzerinde iyi calisilmis. bakimlik * Filmin kartpostal buyuklugunde cam bir perde uzerinde gorunmesini saglayan cih az.

bakimlilik * Bakimliolma durumu. bakimsiz * Ozen gosterilmemis, bakilmamis. bakimsizlik * Bakimsiz olma, terk edilme, yuzustu birakilma durumu. bakincak * Tufeklerde hedefin uzakligina, yakinligina gore ayar edilecek bicimde yapilmis iner kalkar gez, nisangâh. bakindi * Bak hele, olacak sey mi? gibi sasma anlatir. bakinma * Bakinmak isi. bakinmak * Bakmak isi yapilmak, cevreye goz gezdirmek, arastirmak. *Muayene olmak. bakir * Atom numarasi29, yogunlugu 8.95 olan, 10840 C ye dogru eriyen, dogada serbest veya birlesik olarak bulunan, isive elektrigi iyi ileten, kolay dovulur ve islenir oldugundan eski ca glardan beri turlu islerde kullanilan, kizil renkli element. KisaltmasiCu. * Bakirdan yapilmiskap. * Bakirdan yapilmis. bakir alasimi * %1'in uzerinde cozunmuselementlerin olusturdugu bakir alasimlarinin genel adi. bakir caligi * Bakir tuzlariile zehirli duruma gelmis. * Yesile calar mavi renk. bakir calmak * (bakir kaptaki yemek) bakir tuzlariile zehirli duruma gelmek. bakir kaplama * Demir benzeri madenlerin yuzeyinde bakir katman olusturma islemi. bakir oksit * Kimyasal formulu CuO veya Cu2O olan bakirin oksit bicimi. bakir pasi* Bakir uzerinde nemli havalarda olusan bakir hidrokarbonat. bakir rengi * Kizila yakin kahverengi. * Bu renkte olan. bakir sulfat * Goz tasi. bakir tasi* Malakit. bakir tuzu * Bakir sulfat, goz tasi. bakirci * Bakir isleyen veya bakir kap kacak satan kimse. bakircilik * Bakir kap yapma veya satma isi. bakirlasma * Bakirlasmak durumu. bakirlasmak * Bakir rengini almak, (rengi) bakirin rengine benzemek. bakirli * Bakir iceren maddeler. bakis * Bakmak isi veya bicimi. bakisacisi * Bir olayda, konuyu, dusunceyi belirli bir yonden inceleme, gorusacisi.

bakisatmak * kisa bir surede bakip gecmek. bakisik * Bkz. bakisimli. bakisiksiz * Bkz. bakisimsiz. bakisim * Ýki veya daha cok sey arasinda konum, bicim ve belirli bir eksene gore olcu uygu nlugu. * Eksen olarak alinan bir dogrudan, benzer noktalarikarsilikliolarak ayniuzaklik ta bulunan iki benzer parcanin birbirine gore olan durumu, tenazur, simetri. bakisimli* Bakisimibulunan, simetrik, mutenazir. bakisimsiz* Aralarinda bakisim bulunmayan (iki sey) veya iki yaniarasinda bakisim olmayan (b ir sey), asimetrik. bakisimsizlik * Bakisimsiz olma durumu, asimetri. bakisma * Bakismak isi. bakismak * Ýki veya daha cok kimse birbirine bakmak. * Kacamak ve gizli olarak birbirine bakmak. baki * Surekli, kalici, daimî. * Bir seyden artan (miktar). baki kalmak * surekli, kalimliolmak. * bir seyden artmak. * artakalan, geride kalan, oteki. bakir * Cinsel iliskide bulunmamis(erkek). * El degmemis, kullanilmamis. * (toprak icin) Ýslenmemis. * Eskimemis, yipranmamis, yeni. bakire * Cinsel iliskide bulunmamisdisi; kiz, kiz oglan kiz. bakirelik * Bakire olma durumu, erdenlik. bakirlik * Bakir olma durumu; el degmemislik, bozulmamislik. bakiye * Artik, artan, kalan, geri kalan. * Kalinti. bakkal * Yiyecek, icecek ve baska ihtiyac maddelerini perakende olarak satan kimse. * Bu gibi seylerin satildigidukkân. bakkal cakkal * Bakkal ve benzeri islerle ugrasan esnaf icin kucumseme sozu. bakkal defteri * Karisik, duzensiz yazilarla dolu defter. bakkal kâgidi * Kalin ve kaba kâgit. bakkala birakma! * bir isi "bakalim!" diyerek savsaklamak isteyenlere soylenir. bakkaliye * Bakkal dukkâninda satilan seyler. * Buyuk bakkal dukkâni. bakkallik

* Bakkalin isi. bakkam * Bkz. bakam. bakla * Baklagillerden, yurdumuzun her yerinde yetistirilen, taneleri badic icinde bul unan bir bitki (Vicia faba). * Bu bitkinin yesil urunu veya kuru tanesi. * Bir zinciri olusturan halka veya parcalardan her biri. bakla cicegi * Sarimtirak eflâtuna calan beyaz renkte olan bitki. * Bu renkte olan. bakla dokmek (veya atmak) * bakla ile fala bakmak. bakla fali* Bakla taneleri ile bakilan bir fal turu. bakla islanmamak * Bkz. agzinda bakla islanmamak. bakla kadar * (bit, pire gibi kucuk bocekler icin) cok iri. bakla kiri* Beyazicogalmis, beyazlamaya yuz tutmusrenk. * At donlarindan koyu ve iri lekeli kir. bakla oda nohut sofa * Bkz. nohut oda. baklagiller * Bakla, fasulye, akasya, keciboynuzu gibi, badiclipek cok sebze ve agaclariicin e alan, iki cenekli ayritac yapraklilardan buyuk bir bitki familyasi, bakliye. baklali * Baklasiolan. baklalik * Bakla tarlasi. baklamsi* Bakla biciminde olan. baklamsimeyve * Bkz. badic. baklan * Anguta benzeyen kirmizirenkli bir cesit yaban kazi(Otis tarda). baklava * Cok ince yufkadan yapilarak arasina kaymak, fistik, ceviz, badem gibi seyler k onulan tatli. * Eskenar dortgen biciminde olan nesne. baklava acmak * baklava yapmak icin gerekli olan ince yufkalarihazirlamak. baklava borek * (bir baska seyle karsilastirildiginda) cok kolay ve zevkli (is). * cok tokluk durumunda "baklava borek olsa yemem" biciminde kullanilir. baklava dilimi * Eskenar dortgen biciminde olan. baklavaci* Baklava yapan veya satan kimse. baklavacilik * Baklava yapma veya satma isi. baklavali* Ýcinde baklava bulunan. * Ýcinde baklava desenleri olan. baklavalik * Baklava yapiminda kullanilan veya baklava yapmaya elverisli olan. baklayiagzindan cikarmak * sabritukenip o zamana kadar soylemedigi seyleri soylemeye baslamak.

* acik soylemekten kacindigibir sorunu sonunda aciklamak. bakliyat * Baklagillerden elde edilen urun. bakliye * Bkz. baklagiller. bakma * Bakmak isi. bakmak * Bakisibir sey uzerine cevirmek. * Aramak. * (yer icin) Yuzu bir yone dogru olmak. * Bir seyin gelismesi veya iyi bir durumda kalmasiicin emek vermek. * Beslemek, gecindirmek. * (bir is) Birinden beklenmek. * (hasta icin) Muayene etmek, tedavi etmek. * Yoklamak, incelemek, denemek. * Bir isi yapmak, bir isi yapmakla gorevli olmak. * Yapilabilmesi bir seye baglibulunmak. * Gozetmek, ilgilenmek. * Renklerde, Benzemek, andirmak. * Onem vermek, onem vererek uzerinde durmak. * Anlamak, farkina varmak. * Baska bir seyle ilgilenmeyip elindeki veya onundeki isle ugrasir olmak. bakrac * Cogunlukla bakirdan yapilan kucuk kova. * Bir bakracin alabildigi miktar. baksana! baksaniza! * seslenme icin kullanilir. * dikkat cekmek sozu. bakteri * Toprakta, suda, canlilarda bulunan, curume, mayalanma veya hastaliklara yol ac an, kuresel, silindirimsi, kivrik bicimde olan, bolunerek cogalan, klorofilsiz, tek hucre canli. bakteridi * Sarbon hucresi gibi hareketsiz bakteri. bakterigiller * Bakterilere verilen ad, bakterileri icine alan canlilar. bakterisit * Canlilarin vucudunda veya laboratuar deneylerinde bakterileri fiziksel, kimyas al etkiyle olduren (etken). bakteriyel * Bakterilerle ilgili. bakteriyolog * Bakterilerle ilgili, bakteriyoloji alaninda calisan kimse. bakteriyoloji * Bakterilerin ve genel olarak mikroplarin bicimlerini, niteliklerini inceleyen bilim. bakteriyolojik * Bakteri bilimi ile ilgili. bakteriyoskopi * Bakterilerin mikroskopla incelenmesi islemi. baktikca alir * guzelligi birdenbire goze carpmayan. baktirma * Baktirmak isi. baktirmak * Bakmasina yol acmak, bakmasinisaglamak. bal * Ozellikle bal arilarinin bitki ve ciceklerden topladiklaribal ozunden yapip, k ovanlarindaki petek gozlerine

doldurduklari, rengi beyazdan esmere kadar degisen tatli, koyu, sivimadde. * Olgunlasmisincirin, disina sizan tatlisi. * Agaclarin kabugundan sizarak pihtilasan besi suyu. bal alacak cicegi bilmek (veya bulmak) * cikar saglanabilecek yeri veya seyi bilmek veya bulmak. bal arisi * Zar kanatlilardan, bal yapan eklem bacaklituru (Apis mellifica). bal bal demekle agiz tatlilanmaz * sozde kalan dilek ve tasarilarin isbitirmede hicbir etkisi olmaz. bal basi * En temiz bal. bal cicegi * Almasik yaprakli, kirmiziveya kirmiziya calar sarirenkli cicekli agaccik. bal dok de yala * bir yerin cok temiz oldugunu anlatir. bal dudak * Bkz. bal dudakli. bal dudakli * Tatlidilli. bal gibi * pek tatli. * supheye yer birakmadan, cok iyi, adamakilli. bal kabagi * Ýci turuncu, iri ve tatlibir kabak cesidi (Cucurbita moschata). * Aptal, beyinsiz kimse. bal kelebegi * Bal kovanlarina cok zarar veren bir bocek (Galleria mellonella). bal mumu * Arilarin peteklerini yapmak icin karin halkalariarasindan salgiladiklariyumusa k ve sarimsimadde. * Bu maddenin sanayide kullanilmak icin yapay olarak hazirlanmisi. bal mumu gibi erimek * cok zayiflamak. bal mumu macunu * Mobilyadaki kusurlarin onariminda kullanilan, toprak boya ile renklendirilmisb al mumu. bal mumu yapistirmak * unutulmamasiicin isaret edip dikkati cekmek. bal ozlu * Bal ozu bulunduran. bal ozu * Baziciceklerin icinde bulunan, arilarin bal yapmak icin emdikleri tatlisivi, n ektar. bal ozu bezi * Bitkilerin yaprak, yumurtalik ve erkek organlarinin dibinde bulunan ve bal ozu cikaran bez. bal ozuluk * Ciceklerde bal ozunu cikaran bezlerin bulundugu organ. bal petegi * Arilarin icine bal doldurdugu bal mumu levha. bal rengi * Kahverengine calan sarirenk. * Bu renkte olan. bal sagmak * kovandan bal urunu almak. bal tutan parmaginiyalar * imkânlarigenisbir isin basinda bulunan kimse bu imkânlardan az da olsa yararlanir. bala * Yavru, cocuk. balaban

* Ýri, buyuk. * Sisman, gurbuz (kimse, cocuk). balaban * Atmaca veya dogan gibi yirticibir kus. balaban kusu * Batakliklarda yasayan, balikcila benzer, eti yaglive agir, iri bir kus(Botauru s). balabanlasma * Balabanlasmak durumu. balabanlasmak * Balaban duruma gelmek, irilesmek. balabanlik * Balaban olma durumu. balak * Bkz. malak. balalayka * Uc koseli, uc telli Rus halk sazi. balama * Orta oyununda Rum tipi. * Karagoz, matiz ve kulhan beyi tipleri tarafindan yabanciulkelerin tiplerine hi tap ederken kullanilan soz. balans * Denge, muvazene. balans ayari * Otomobilin sarsilmasinionlemek icin, tekerleklere geregi kadar balans pensi de nen kursun parcasitakarak denge saglama isi. balans pensi * Arabalarin tekerleklerindeki dengeli donmeyi saglamak icin cant ile lâstik kenar ina sikistirilan kursun parcasi. balar * Catikirisi olarak kullanilan ve kiremitlerin altina dosenen ince tahta, pedavr a. balast * Demir yollarinda traverslerin altina, soselerde duzeltilmistoprak uzerine dose nen taskiriklari. * Safra. balast direnc * Gerilimin buyuk degisimlerinde, devredeki akimisabit tutmak icin konulan diren c. balast gemi * Ambarlarinda yuk bulunmayan gemi. balast yem* Cok buyuk miktarda ham seluloz ihtiva eden ve dolayisiyla yogun yemlerden cok da ha dusuk sindirilebilir besin maddeleri ihtiva eden ve hayvanlara tokluk hissi vermek amaciyla kullanila n yem. balat * Orta Cagda, uc bentten olusan bir Batisiiri turu. * Batida, belirli danslara eslik eden bir tur sarki. * Serbest bicimli, romantik, muzik araclariyla calinan veya sarkiolarak okunan e ser. balata * Soguk ve sicakta buyuk bir surtunme kat sayisina sahip olan suya ve yaga dayan ikli, yavasasinan madde. * Motorlu araclarda fren yapmayisaglayan, tekerlek mili uzerine yerlestirilmisya rim ay bicimindeki alet. balayi * Evlilik hayatinin ilk ayiveya ilk gunleri.

balbal * Eski Turklerde kisinin anilmasiicin mezarinin veya bazikurganlarin etrafina di kilen tas. balci * Ariyetistirip bal alan veya satan kimse. balcilik * Ariyetistirme veya bal alip satma isi. balcak * Kabza. * Kabzanin demir siperi. balcik * Ýcinde cesitli organik maddeler bulunan, daha cok killi, koyu, yapiskan camur, m il. * Gucluk cikartan. * Ýcindeki kil oraniyuksek, yagli, su gecirmez, koyu toprak. balcik hurmasi * Sandiklara basilarak kurutulan hurma (veya kuru incir). balcik inciri * Kurutulmusincir, balcik hurmasi. balcikli * Balcigiolan. baldir * Bacagin dizden ayak bilegine kadar olan bolumu, incik. * Bu bolumun yumusak ve siskin olan arka tarafi. baldir bacak * Acik sacik gorulen kadin bacagi. baldir kemigi * Baldirda bulunan iki kemikten ince olani. baldirak * Don ve pantolon gibi giysilerin dizden asagiolan bolumu. * Kilic kayisinin asagiuzanan parcasi. baldiran * Maydanozgillerden, nemli yerlerde yetisen zehirli bitkilerin ortak adi, agu ot u. (Conium maculatum). * Bu bitkiden cikarilan zehir. baldiran serbeti * Acicekerek, yuz suyu dokerek elde edilen kazanc. baldiranlik* Cok baldiran yetisen yer. baldirgan * Baldiran. * Seytan otu, seytan tersi otu (Ferula assa-foetida). baldiriciplak * Ayak takimindan, issiz, serseri. baldirikara * Nemli yerlerde yetisen bircok egrelti otu turunun ortak adi, karabaldir. baldirpatlatan * Gureste hasmin bir ayaginitutarak diz kapagina kadar bukup uzerine yuklenme oy unu. baldirsokan * Cift kanatlilarin, sinekgiller familyasindan, karasinege cok benzeyen, kan eme n, hastalik bulastiran, hayvan sagligiyonunden zararlibir sinek turu (Stomaxys calcitrans). baldiz * Erkege gore karisinin kiz kardesi. baldo * Ýri ve dolgun taneli, pilâvlik pirinc. bale * Belli hafif figurlere, adim atislara, cogunlukla sahne duzenine ve muzige daya ligosteri turu.

* Bu tur gosteri yapan sanatcitoplulugu. balerin * Bale yapan kiz veya kadin sanatci. balerinlik * Asil meslegi balerin olan kimse. balet * Bale yapan erkek sanatci. balgam * Solunum organlarinin salgiladigi, agizdan disariatilan sumuksu madde. balgam atmak * yapilmakta olan bir isveya bir konu uzerine kusku uyandiracak bir soz soylemek . balgam tasi * Damarlive yarisaydam bir tur Kadikoy tasi, Hacibektastasi, muhresenk. balgamli * Balgamiolan. balgumeci* Bal petegini andiran bir tur dikisbuzgusu. balhane * Bal suzme ve paketleme islemlerinin yapildigiyer. baliga cikmak * balik avlamaya gitmek. balik * Omurgalilardan, suda yasayan, solungacla nefes alan ve yumurtadan ureyen hayva nlarin genel adi. balik * Zodyak uzerinde, Kova ile Koc burclariarasinda yer alan burcun adi. Zodyak. balik adam* Deniz dibine inilebilecek donanimla su altinda calismayiisedinen kimse, dalgic, kurbaga adam. balik bastan kokar * bir iste aksakligin basta olanlardan basladiginianlatir. balik bilimci * Baliklar sinifiniinceleyen bilim adami. balik bilimi * Su urunleri arastirmalarinda ozellikle baliklar sinifiniinceleyen bilim. balik corbasi * Beyaz etli baliklardan yapilan bir tur corba. * Suda pisirilip kilciklariayiklanmis, incecik kiyilmisbalik ile sogan, yag, hav uc, patetes ve domatesten hazirlanan bir corba turu. balik eti * Omurgalilardan, suda yasayan hayvanlarin yumusak ve acik renkli eti. balik etinde * Ne sisman, ne zayif olan, bicimli tombul. balik istifi * Cok sikisik olarak bir yere dolmus(insanlar). balik kartali * Kartallardan, su kiyilarinda yasayan, balikla beslenen, beyaz, kahverengi cizg ili, yirticikus(Pandion haliaetus). balik kavaga cikinca * hicbir zaman olmayacak isler icin soylenir. balik otu * Cava ve Malabar'da yetisen, zehirli meyvesiyle baliklarisersemleterek avlamaya yarayan bir bitki (Anamirta). balik pazari * Balikcilarin avladigibaliklarin gunluk ve taze olarak satisa sunuldugu yer, ti carî merkez.

balik sutu * Yumurtlama sirasinda erkek baliklarin cikardigibeyaz madde. balik tabagi * Balik koymaya yarayan kap. * Yayvan servis tabagi. balik tutkali * Balik endustrisi artiklarindan uretilen, yavaskuruyan, fakat baglama gucu yuks ek yapistirici. balik tutmak * baligiavlamak. balik unu * Kurutulmusbaliktan ozel islemlerle elde edilen un. balik yagi* Ýri balik ve deniz hayvanlarinin sanayide kullanilan yagi. * Morina baliginin karacigerinden cikarilan ve hekimlikte zayifliga karsikullani lan iyotlu, vitaminli yag. balik yemi * Balik avlamada oltanin ucuna takilan genellikle yiyecek turu madde. balik yumurtasi * Baliklarin daha cok sigyerlere biraktiklari, uremelerini saglayan yumurta. * Cogunlukla mersin baliginin, eritilmisbal mumuna batirilarak hazirlanan yumurt asi, havyar. balikci * Balik tutan veya satan kimse. * Balikcilara ozgu. balikcidugumu * Ýsleme baslangicinda yapilan ve sonra kolayca cozulerek isin tersine de tutturul an dugum sekli. balikcikazagi * Balikcilarin soguk ve nemli havalarda giydigi bogazlive yunlu kalin kazak. balikciyaka * Kazaklarda boynu saran ve katlanabilen yaka, bogazlik. balikcil * Balikla beslenen, balik yiyen. * Uzun bacaklilardan, boynu ve gagasiuzun, su kiyilarinda yasayan, balik yiyerek beslenen buyuk bir kus (Ardea cinerea). balikcilgiller * Leyleksiler takiminin balikcillar alt takimina giren bir familya. balikcilik * Balik tutma, avlama isi. * Balik uretme, baliktan yararlanma ve satma isi. balikcillar * Cogunlukla uzun bacakli, uzun gagalibalikcil cinsinden kuslar familyasi. balikcin * Perde ayaklilardan, uzunca gagali, uzun ve catal kuyruklu, deniz kiyilarinda y asayan bir kuscinsi, deniz kirlangici(Sterna hirundo). balikgozu * Ayakkabilarin baggecirilen deliklerine ve kemer deliklerine takilan maden, kem ik gibi seylerden yapilmis halka. balikgozu objektif * Normal objektiflerden cok daha genisaciyialan ve goruntuyu disbukey ayna gorun tusu biciminde veren objektif turu. balikhane * Baliklarin toptan satisa cikarildigi, soguk hava deposu olan yer. baliklama * (suya dalmada, atlamada) Balik gibi gergin, duz ve basasagibir bicimde.

* Bir ise, bir duruma, bir harekete sonucunun ne olacaginidusunmeden giriserek. baliklamak * Baliklama tarzisuya atlamak. baliklandirma * Baliklandirmak isi. baliklandirmak * Balik ile doldurmak, suslemek. baliklava * Deniz, gol ve irmaklarda balik yatagiolan yer. balikli * Baligiolan. baliknefesi * Balinagillerin basindan cikarilan ve kozmetik maddeler ve suslu mumlar yapimin da kullanilan bir yag. baliksirti* Balik kilcigibiciminde birbirine paralel ve capraz cizgili kumasdese ni. * Yollarda sularin ortada toplanmayarak iki yana akmasiicin yapilan siskinlik. baliksiz * Baligiolmayan. balig * Dol verme cagina eren, bulugcagina ermisolan. baligolmak * bulmak, erismek. * erinlik cagina ermek, erinlesmek, buluga ermek, akil baligolmak. balina * Balinalardan, uzunlugu 20 m, agirligi200 ton olan, yagive cubuklariicin avlana n memeli hayvan, kadirga baligi, falyanos (Balaena mistycetus). * Giysilerin dik ve duzgun durmasiicin baziyerlerine ozellikle yakalarina konula n sert, esnek, yassi, dar, uzun cubuk. balina cubugu * Balinanin agzina aldigisuyu disariya suzup icindeki deniz hayvanlarinitutmasin a yarayan ve ust cenesinin iki yaninda tarak disleri gibi siralanmis, boynuz dokusunda, esnek kemiksi bolum lerin adi. balina yagi * Ýspermecet balinasinin kafa sinuslerinde bulunan yag. balinalar * Ornek hayvanibalina olan, kutup denizlerinde yasayan memeli hayvanlar familyas i. balinali * Balina takilmisolan, balina gecirilmisolan (giysi). balistik * Atesli silâhlarda barut gazinin basinciile firlayip hedefe varincaya kadar mermi nin havadaki hareketini inceleyen bilim. balkan * Sarp ve ormanlik sira daglar. Balkanlar * Hirvatistan, Sirbistan, Karadag, Kosova, Slovenya, Arnavutluk, Makedonya, Bosn a-Hersek, Bulgaristan, Romanya, Yunanistan ve Trakya'yiicine alan bolge. Balkanli * Balkan devletlerinden olan, Balkanlarla ilgili. Balkanlilik* Balkanliolma durumu. Balkanolog * Balkanoloji uzmani. Balkanoloji

* Balkan uluslarinin dili, tarihi ve kulturu ile ugrasan bilim dali. Balkar * Bkz. Malkar. Balkarca * Bkz. Malkarca. balki * Guzel suslu, parlak. * Agri, sanci. balkima * Balkimak isi. balkimak * Parlamak, parildamak. * Simsek cakmak. * Su halkalanmak, dalgalanmak. * Kesik kesik agrimak, sancimak. balkir * Parilti. * Simsek. balkon * Bir yapinin genellikle ust katlarinda disariya dogru cikmis, cevresi duvar vey a parmaklikla cevrili bolumu. * Tiyatro ve sinema gibi buyuk salonlarda asma kat. balkonumsu * Balkona benzer. balkopugu* Acik sarirenk. ballandira ballandira * Ballandirarak. ballandirma * Ballandirmak isi. ballandirmak * Ýmrendirecek bicimde ovmek. ballanma * Ballanmak isi. ballanmak * Bal bulasmak, bal surulmek. * Tatlilasmak, tatlanmak, olgunlasmak. balli * Ýcinde bal bulunan. balliborek * Cok lezzetli. balliborekli olmak * cok iyi anlasmak. ballipasta * Bal ile yapilmisveya icine bal konmuspasta. ballibaba * Ballibabagillerden, beyaz cicekli ve cok yillik otsu bir bitki (Lamiumalbum). ballibabagiller * Nane, lâvanta cicegi, kekik gibi kokulu bitkileri icine alan ve iki cenekli biti sik tac yapraklilardan olusan bir familya. ballidari * Ýncir. ballik * Bal konulan kap. * Baglarda gorulen kulleme hastaligi. * Ballibaba. ballikli * Ballik hastaligiolan. balo

* Danslive resmî giyimli gece toplantisi. balo vermek * baloyu hazirlamak, duzenlemek. balon * Ýsitilmishava veya havadan daha hafif bir gazla doldurulan, atmosferde ucabilen, kure biciminde arac. * Hava veya gazla doldurulmus, kaucuktan yapilan cocuk oyuncagi. * Karniyuvarlak ve siskin, boynu dar cam kap. balon lâstik * Bisikletlerde kullanilan bir lâstik turu. balon ucurmak * ilgililerin ne diyeceklerini ve nasil davranacaklarinianlamak amaciyla asliolm ayan bir haber yaymak. baloncu * Balon satan kimse. baloncuk * Kucuk balon. balonculuk * Balon yapmak veya satmak isi. balonvari * Balona benzer, balon gibi. balotaj * Bir secimde adaylardan hicbirinin, gerekli oyu saglayamamasidolayisiyla secimi n sonucsuz kalmasi. baloz * Gemici, isci gibi kimselerin eglenmek icin gittikleri ickili, dansliyer. balsam * Baziagaclardan elde edilen, parfum ve ilâclarin yapiminda kullanilan recine, bel sem. balsamli * Balsam iceren, antiseptik ve besleyici ozelligi olan (ilâc, merhem vb.). balsira * Yapraklarin uzerinde olusan bir tur kuf. * Bir tur kudret helvasi. balta * Kesmek, yarmak, yontmak gibi islerde kullanilan agac sapli, demir arac. balta degmemis(girmemisveya gormemis) * icinden hic agac kesilmemis, sik ve gur (orman, koru). balta olmak * direnerek bir sey istemek, vakitli vakitsiz tedirgin etmek, asilmak, musallat olmak. balta vurmak * balta ile kesmek, parcalamak. baltabas * Basbodoslamasiomurga hattina dikey olarak celik lâmadan yapilmis(gemi). baltaci * Balta yapan veya satan kimse. * Odun kirici. * Yangin sondurme kuruluslarinda balta kullanan er. * Onceleri sefer sirasinda calilik ve ormanlik yerleri temizlemek, yol acmak, ca dirlarikurup kaldirmak, yukleri bindirip indirmekle; sonralarikizlar agasina bagliolarak sarayikorumak v e sarayin dishizmetlerini yapmakla gorevli kimse. baltacik * Kucuk el baltasi. * Degirmen tasinin ortasinda bulunan hac bicimindeki alet. baltadan kurtulmak * kesilmemek. baltalama

* Baltalamak isi, sabotaj. * Bilincli ve kasitliolarak, bir isi veya bir durumu bozarak zarara yol acan har ekette bulunma, sabote etme. baltalamak * Balta ile kesmek. * Bir isi, bilincli ve kasitliolarak bozacak veya yikacak davranista bulunmak, s abote etmek. baltalayici* Baltalama hareketini yapan kimse. baltalayicilik * Baltalama isini yapan kimse. baltali * Baltasiolan. * Yollariacma ve duzenlemede balta ile donatilmisasker sinifi. baltalik * Sik sik kesimi yapilan orman. * Bir koyun odun ihtiyacinisaglamasina izin verilen koruluk veya orman bolgesi. baltasikutukten cikmak * bir engelden, bir sikintidan kurtulmak. baltayitasa vurmak * farkinda olmayarak birine dokunacak sozler soylemek, pot kirmak. Baltik * Baltik denizine kiyisiolan ulkeler ve bu ulkelerin halki. Baltik dilleri * Baltik ulkelerinde konusulan Hint-Avrupa dil grubu. baltrap * Aticilikta hedef vazifesi goren plâkalarihavaya firlatan yaylialet. balya * Cember ve demir tellerle baglanmisticaret esyasi. balya makinesi * Degisik tarim urunlerini ip ya da cember ile balyalama veya denkleme isini yap an alet. balya yapmak * balyalamak. balyalama * Balyalamak isi. balyalamak * Balya yapmak, denk yapmak. balyalanma * Balyalanmak isi. balyalanmak * Balyalamak isi yapilmak. balyemez * Eskiden kara ve deniz savaslarinda kullanilan, orta capta, uzun menzilli tunct an top. balyos * OsmanliÝmparatorlugu doneminde Frenk ve ozellikle Venedik elcilerine verilen ad. balyoz * Taslarikirmak, kazik cakmak gibi islerde kullanilan, cok iri ve agir cekic, va ryos. balyoz gibi * cok agir, ezici (kol veya yumruk). balyozlama * Balyozlamak isi. balyozlamak * Balyozla vurmak, balyozla dovmek. balyozlanma * Balyozlanmak isi veya durumu. balyozlanmak * Balyoz ile dovulmek.

bam teli * Bazisazlarda kalin ses veren tel veya kiris. * Sakalin, alt dudagin hemen altindaki bolumu. bam teline basmak (veya dokunmak) * en cok kizacagiseyi yapmak veya sozu soylemek. bambaska * Busbutun baska, apayri, degisik, farkli. bambaskalik * Bambaska olma durumu. bambu * Bugdaygillerden, sicak ulkelerde yetisen, boyu 25 m kadar olabilen, mobilya, m erdiven, baston gibi bircok esyanin yapiminda kullanilan bir tur kamis, Hint kamisi, hezaren (Bambusa vulgar is). * Bu kamistan yapilmisolan. bambul * Kurtcuk evresinde ekinlerin kokunu, ergin evrede basaklarikemiren, kahverengi, kin kanatlibocek (Anisoplia austriaca). bambul otu * Sicak ve iliman bolgelerde yetisen otsu veya calituru bir bitki (Heliotropium) . bamya * Ebegumecigillerden bir bitki (Hibiscus esculentus). * Bu bitkinin hem taze, hem kurutularak yenilen urunu. bamya tarlasi * Mezarlik. ban * OsmanliÝmparatorlugu doneminde Macaristan ve Hirvatistan'da sancak beylerine ve kucuk prenslere verilen unvan. ban agaci * Asya'nin tropik bolgelerinde ve Afrika'nin kuzeyinde yetisen, yapraklaritelek damarli, cicekleri salkim durumunda, meyvesinden kokusuz bir yagelde edilen agac (Moringa oleifera). * Sepetci sogudu, sorgun. ban otu * Asya, Kuzey Afrika ve Avrupa'nin sicak bolgelerinde yetisen zehirli ve otsu bi r bitki (Hyoscyamus). ban yagi * Hint yagi. bana * Ben zamirinin yonelme hâli ekli bicimi. bana bak! * "beni dinle" anlaminda teklifsiz bir seslenme ve gozdagisozu. bana da ... demesinler * bir isin kesinlikle yapilacaginibelirtmek icin soylenir. bana dokunmayan (veya beni sokmayan) yilan bin yasasin * bircok kimseler, kendilerine kotulugu dokunmayan kisiye dokunmak istemezler. bana misin dememek * hicbir sey etkili olmamak, aldirisetmemek. banak * Ekmek parcasi, lokma. banal * Herkesin kullandigi, herkesin anladigi. * Bayagi, siradan. banallik * Banal olma durumu. banco * Amerika zencilerinin caldigigitar biciminde, madenî govdesi olan besveya daha co

k teli olan bir muzik aleti. bancolasma * Bancolasmak durumu. bancolasmak * Banco durumuna gelmek. banda almak * bir sesi, ses cihaziile bant uzerine kaydetmek. bandaj * Sargiile sarma. * Bag, sargi. bandajlama * Bandajlamak isi. bandajlamak * Sargiile sarmak. bandajlatma * Bandajlatmak isi. bandajlatmak * Sargiile sardirmak, bandaj yaptirmak. bandira * Geminin hangi devlete ait oldugunu gosteren bayrak. * Yabancidevlet bayragi. bandirali* Bandirasiolan. bandirma * Bandirmak isi. * Ýpe dizilmisceviz, badem ve benzerlerinin, nisasta ile kaynatilmisuzum suyuna ve ya baska bir tatliya batirilmasiyla yapilan sucuk. * Kurutulacak uzumun gunese serilmeden once icine batirildigipotaslisuyun konuld ugu kap. bandirmak * Banmak. * Cabuk kurumasive renginin parlak sariolmasiicin uzum salkimlariniveya inciri k ullu veya potasliilik suya daldirip cikarmak. bando * Turlu ufleme ve vurgulu calgilardan olusan ve daha cok gecit torenlerinde kull anilan mizikacilar toplulugu veya takimi, mizika. bandocu * Bandoda gorevi olan kimse, mizikaci. bandoculuk * Bandocu olma isi veya durumu. bandrol * Paket veya siselerin agizlarina konulan serit veya etiket. * Devletce verginin kesildigini gosteren etiket. * Bayrak direginin tepesine sus olarak konulan uzun, kumasserit. bandrollu * Bandrolu bulunan. bangir bangir * Yuksek sesle, gurultuyle. bangir bangir aglamak * yuksek sesle, hicrikarak aglamak. bangir bangir bagirmak * yuksek sesle, avaziciktigikadar bagirmak. bangirdama * Bangirdamak isi. bangirdamak * Ofkelenerek yuksek sesle bagirip cagirmak, bangir bangir bagirmak.

Bangladesli * Bangladeshalkindan olan kimse. bani * Kurucu. * Yapan, kuran. bank * Etibank, Sumerbank gibi belirtme gruplarinda banka sozunun yerine kullanilir. bank * Cogunlukla bahcelerde, parklarda oturulacak sira. banka * Faizle para alip veren, kredi,iskonto, kambiyo islemleri yapan, kasalarinda pa ra, degerli belge, esya saklayan ve daha baska ekonomik etkinliklerde bulunan kurulus. * Bankacilik isleminin yapildigiyer. banka cuzdani * Banka hesabiolanlarin sahip olduklarikucuk defter, banka cuzdani. banka defteri * Bkz. banka cuzdani. banka gibi* cok zengin (kimse). banka karti * Banka islemleri icin otomatik makinede kullanilan ozel sifreli kart. bankaci * Bankacilik islemleri ile ugrasan veya bankada gorevli kimse. bankacilik * Banka islemleri yapma isi. * Bankacinin meslegi. bankadan cekmek (veya almak) * bankadaki hesabindan para almak. bankamatik * Bankalarin para islemlerini gunun her saatinde otomatik olarak yapan makine. bankaya yatirmak * bankadaki hesabina para koymak, biriktirmek. banker * Banka sahibi. * Bankaci. * Para, altin gibi tasinir degerlerin ticaretiyle ugrasan kimse. * Cok zengin (kimse). bankerlik * Banker olma durumu. * Bankerin yaptigiis. bankerzede * Banker ile olan isiliskilerinde zarara ugrayan kimse. banket * Sehirler arasiyollarin iki tarafinda yayalarin yurumesine ve tasitlarin trafig i aksatmadan durabilmesine yarayan cakil veya toprak yol. bankiz * Buzla. banknot * Devlet bankasitarafindan piyasaya cikarilan kâgit para. banko * Ýsyerlerinde uzerine esya koymaya elverisli, istakibi icin gelenle gorevli arasi na konulmustezgâh. * Talih oyunlarinda, oyunu yonetenin ortaya koydugu para. * Talih oyunlarinda oyunu yoneten kimse. * Talih oyunlarinda ortada toplanan paranin hepsine oynandiginianlatir. * Su altitepeligi. banko at * Yarislarda dereceye girecegi kesin olarak tahmin edilen at.

banko gecme * Banko gecmek durumu. banko gecmek * Yarislarda veya toto, loto gibi oyunlarda, bir atin veya sayinin kesin olarak tutturulacaginitahmin edip isaretlemek. banko sayi * Sayisal loto oyununda, garanti olarak cikacagitahmin edilen sayi. banlama * Banlamak isi. banlamak * Horoz otmek. * Bagirmak. banliyo * Genellikle oturma alaniniteliginde olan, sehir merkezinden uzakta veya sinirla rina yakin yerlerde bulunan sehir yoresi, cevre, dolay. banliyo treni * Sehirle banliyo arasinda isleyen tren. banma * Banmak isi. banmak * Katibir seyi sulu veya tuz, biber gibi toz durumundaki maddelerin icine batiri p cikarmak. bant * Duz, ensiz, yassibag, serit. * Yara uzerine yapistirilan ozel olarak hazirlanmisilâclikucuk serit. * Ses alma cihazlarinda seslerin kaydiicin kullanilan manyetik oksitli plâstik vey a seluloz serit. bant cozmek * manyetik bir bant uzerine alinmissesleri yaziya aktarmak, desifre etmek. bant doldurmak * bir bandises kaydederek kullanmak. bant zimpara * Cekmeye dayanikli, uzun kâgit veya bezden uretilmis, genellikle zimparalama maki nelerinde kullanilan asindirma gereci. bantlama * Bantlamak isi. bantlamak * Bantla iki seyi birbirine tutturmak, bant yapistirmak. bantlayici* Bant yapan kimse. * Bantlama makinesi. banttan vermek * genellikle radyo ve televizyonda banttan yararlanarak daha onceden alinmisbir sesi veya goruntuyu yayinlamak. banyo * Yapilarda, icinde yikanilan bolum, hamam. * Banyo kuvetinde yikanma. * Tedavi amaciile hazirlanan ilâclisu. * Vucudun bir bolumunu veya butununu, fiziksel veya kimyasal bir etki altinda bi r sure bulundurma islemi. * Duyarliyuzeylerin islenmesinde belirli bir islemin gerektirdigi maddeyi erimis olarak icinde bulunduran sivi. banyo bataryasi * Sicak ve soguk su ile dusbaglantisinin bir arada bulundugu musluk takimi. banyo almak

* banyo yapmak. banyo dolabi * Banyo icin gereken butun malzemenin icinde bulunduruldugu dolap. banyo havlusu * Banyo sonrasikullanilan ve ozel olarak yapilan havlu. banyo kabini * Duskabini. banyo kazani * Banyoyu ve suyu isitmak icin yapilan ozel kazan veya isitma aleti. banyo kuveti * Genellikle icine su doldurulup yikanmaya elverisli tekne. banyo sabunu * Banyo yaparken vucudu yikamak icin kullanilan sabun. banyo takimi * Banyo odalarinda islak zemine serilen altiplâstik, ustu havlu benzeri dokuma ola n paspas. banyo yapmak * yikanmak. banyolu * Ýcinde banyo bolumu olan. * Banyodan henuz cikmisbir kimsenin durumu. banyosuz * Banyosu olmayan. baobap * Ebegumecigillerden, sicak ulkelerde yetisen, cok yuksek olmamakla birlikte, go vdesinin cevresi 20 m yi asabilen bir agac (Adansonia digitata). bap * Kapi. * (kitaplarda) Bolum, baslik. * Konu, husus. * Arap gramerinde mastar cesitlerinden her biri. bar * Anadolu'nun dogu ve kuzey bolgesinde, en cok Artvin ve Erzurum yorelerinde el ele tutusularak oynanan, agir ritmli bir halk oyunu. bar * Dansli, ickili eglence yeri. * Ayakustu icki icilen meyhane. * Bir salonda icki icmek icin hazirlanmiskose. bar * Hava basincibirimi. bar * Cam kaplarda olusan pas. bar * Halterde kaldirilmasigereken alet. bar atesi * Yogun yaylim atesi. bar baglamak * kir baglamak, paslanmak. bar bar * Bagirmak fiili ile kullanilarak bagirisin ofkeli ve yuksek sesle oldugunu anla tir. * Apacik gorunmek, ortada olmak. bar havasi * Bar oyunlarinda tek veya toplu olarak soylenen ezgi. bar tutmak * bar oynamak icin hazirlanmak ve oyuna baslamak. baraj * Suyu toplamak, gucunden yararlanmak amaciyla akarsu uzerinde yapilan bent, bug

et. * Herhangi bir alanda basariyitespit etmek icin gerekli olan sart. * Futbol veya hentbolda serbest atisiyapacak oyuncunun onunde karsitakim oyuncul arinin yanyana dizilip olusturduklariduvar. baraj atesi * Yogun yaylim atesi. baraj mesafesi * Serbest atissirasinda, atisnoktasindan kaleye dogru ve olusturulan baraja kada r belirlenen nizamî ara acikligi. baraj yapmak (veya kurmak) * (futbol veya hentbolda kaleye yapilan vuruslarionlemek icin) oyuncular kale on unu kapatacak bicimde siralanmak, duvar yapmak. barajiasmak * herhangi bir sebeple konulmusolan sartiyerine getirip basarisaglamak. barak * Tuylu, killicuha, kebe. * Bir cins tuylu av kopegi. baraka * Tahta, cinko gibi hafif seylerden yapilmis, temelsiz egreti yapi. barakacik * Kucuk baraka. baran * Yagmur. barata * Osmanlisarayinda genel olarak bostancilarin, baltacive kapicilarin giydikleri, kirmizicuhadan yapilmis, ucu kivrik, uzunca baslik. * Bilim doktorlarinin ve kardinallerin giydikleri dort kose kulâh veya baslik. baratarya * Kaptanin, tayfalarin, gemi sahibine, armatore veya sigorta ortakligina bilerek verdikleri zarar. barba * Ýhtiyar Rum meyhanecilerine seslenmek icin kullanilir. barbakan * Kale duvarlarinda dusmana ok atmak icin acilmisdelik. barbar * Uygarlasmamis. * Uygarlasmamiskavim, topluluk. * Kaba ve kirici. * Kaba saba, ilkel. barbarca * Barbara yakisan bir bicimde. * Kaba ve kiricibir davranisla. barbarizm * Bir sozun fonetik veya morfolojik yapisinda yapilan buyuk yanlislik. barbarlasma * Barbarlasmak isi. barbarlasmak * Barbar gibi davranmak. barbarlik * Barbar olma durumu. barbasi * Bar oyunlarinda siranin sagbasinda yer alan ve oyunun duzenini saglayan kimse. barbata * Kalelerde mazgal ve mazgal siperlerinin olusturdugu girintili cikintilidisduva rlarin ust bolumu, kale korkulugu.

barbeku * Ozellikle balkonlarda izgara et pisirmekte kullanilan ve duvar icerisine gomul musocak. barbunya * Barbunyagillerden, kirmizipullu, beyaz etli, kemikli bir balik (Mullus barbahi s). * Taneleri yuvarlak, oval veya yassi, kirmizibenekli, bir tur fasulye. barbunyagiller * Dikenli yuzgecliler alt takimina giren, vucutlariiri pullarla kapli, barbunya ve tekir turleri iyi bilinen bir familya. barbut * Zarla oynanan bir cesit kumar. barci * Bar isleten kimse. barcilik * Barciolma durumu. * Barcinin isi veya meslegi. barca * Orta Cagda kullanilan kurekli ve yelkenli tasima gemisi. * Kalyon turunden kucuk savasgemisi. barcak * Kilic kabzasinin siperi. barda * Dam ustalarinin kullandigi, basinin bir ucu cember parcasibiciminde egri, obur ucu keskin cekic. * Ficicikeseri. bardacik * Bir tur kucuk ve tatliyasincir. bardacik erigi * Bardak erigi. bardagitasiran damla * sabir tuketen asiridavranisveya durum. bardagitasirmak * sabrinituketmek. bardak * Su ve benzeri seyleri icmek icin kullanilan, genellikle camdan yapilan kap. * Bir bardagin alacagimiktar. * (bazibolgelerde) Toprak testi. bardak erigi * Ýri ve tatlibir tur erik. bardakalti* Bardagin konuldugu yeri kirletmemesi icin kullanilan, genellikle orgu, kâgit veya plâstik ortu. * Yemek oncesi yenilen bardak altibuyuklugunde bir tur lâhmacun. bardakci* Bardak veya comlek yapan veya satan kimse. bardaktan bosanircasina yagmak * (yagmur) cok siddetli yagmak. bardan * Cok beyaz. bardan * Yuk tasimak icin kullanilan canta veya cuval. bardan bardan * Beyaz beyaz. bardo * Aygir ile disi esek ciftlesmesinden uretilen her yastaki hayvan. barem * Devlet memurlarinin maaslarinin derece ve tutarlariniduzenleyen sistem ve cize lge. baret

* Ýscilerin baslarina giydikleri, metal veya plâstikten yapilmissapka. baret * Kucuk takke, papaz takkesi. * Bir tur sus ignesi. barfiks * Cesitli beden hareketleri yapmaya elverisli yukseklikte, iki ayak uzerine tutt urulmuscubuklu jimnastik araci. bargâh * Ýcine izinle girilen yer, otag, yuksek divan. bargam * Levrege benzer bir balik. barhana * Kafile, kucuk kervan, goc. * Goc esyasi, ev esyasi. bari * Bahce duvari, cit. barinak * Barinilacak yer, melce. barindirma * Barindirmak isi. barindirmak * Barinmasinisaglamak. barinma * Barinmak isi. barinmak * Doga etkilerinden korunmak icin kapalibir yere siginmak. * Yerlesmek, yasamak icin uygun sartlar bularak oturmak. * Cevresiyle uyumlu, dirlik icinde yasamak. * (soyut kavramlar icin) Bir yerde etkili olmak, gelisecek ortamibulmak. baris * Barismak isi. * Savasin bittiginin bir antlasmayla belirtilmesinden sonraki durum, sulh. * Boyle bir antlasmadan sonra insanlik tarihindeki surec. * Uyum, karsiliklianlayisve hosgoru ile olusturulan ortam. barisgorusolmak * her turlu darginligiunutarak barismak. barisyapmak * barisantlasmasiniimzalamak. barisci * Barisiseven, barissever, sulhcu, sulhsever, sulhperver. * Barisiamaclayan, barisiongoren. bariscil * Bkz. barisci. bariscilik * Barisciolma durumu, kavga etmeme egilimi. barisik * Baskasiile barisdurumunda bulunan, dargin veya dusman olmayan, sevecen, hosgor ulu. barisik olmak * sevecen ve hosgorulu davranmak. barisiklik * Barisik olma durumu. barisma * Barismak durumu, uzlasma, anlasma. barismak * Ýki taraf, aralarindaki darginligikaldirmak, uzlasmak, anlasmak. * Sevmek, zevk almak. barissever * Barisci, bariscil, sulhcu, sulhsever, sulhperver. barisseverlik

* Barissever olma durumu. baristirma * Baristirmak isi. baristirmak * Barismalarinisaglamak, ara bulmak. bari * Hic olmazsa, hic degilse, o hâlde, oyle ise. * Keske. barikat * Bir yolu veya gecidi kapamak icin her turlu aractan yararlanilarak yapilan eng el. barikat kurmak * engel olusturmak. barikat yapmak * cesitli araclarla bir engel olusturmak. barikatlama * Barikatlamak isi. barikatlamak * Barikat ile cevirmek, barikat yapmak. barisfer * Bkz. agir kure. barit * Baryum oksit (BaO) veya baryum hidroksit Ba(OH)2. baritin * Dogal baryum sulfat (BaSO4). baritli * Ýcinde barit bulunduran. baritli yikama * Kalinbagirsagin ve rektumun radyolojik islemde baryum sulfatla doldurulmasive yikanmasi. bariton * Tenor ve bas arasindaki erkek sesi. * Basso ile alto arasinda ses veren, pistonlu bir tur agiz calgisi. bariyer * Hemzemin gecitlerde kara yolu guvenligini saglamak icin kullanilan acilir kapa nir engel. * Kara yollarinin kenarlarina yapilan korkuluk, engel. * Herhangi bir yolu kapamak icin yapilan engel. * Engelli at yarislarinda uzerinden atlanmasigereken yapay engel. bariz * Acik, goze carpan, belirgin. barizlesme * Barizlesmek isi. barizlesmek * Bariz duruma gelmek. bark * Bkz. ev bark. barka * Buyuk sandal. barkarol * Venedik gondolculerinin soz ve muzigi onceden yazilmadan, iclerinden geldigi g ibi soyledikleri sarki. * Ritmi uc zamanlimuzik eseri. barklanma * Barklanmak isi veya durumu. barklanmak * Ev sahibi olmak; evlenmek. barkot * Cizgi im. barlam

* Bkz. barlam. barmen * Bar tezgâhtari. barmenlik * Bar tezgâhtarligi. baro * Bir sehir veya bir bolge avukatlarinin bagliolduklarimeslek kurulusu. baro baskani * Baro genel kurulunca en az on besyillik kidemi olan avukatlar arasindan secile n ve baroyu temsil eden baro uyesi. barograf * Bir hava tasitinin ucarken izledigi yolun yuksekliklerini cizgi hâlinde gosterme ye veya isaretlemeye yarayan alet, yukseklikolcer. barok * M.S 1600 ile 1750 yillariarasindaki klâsik sanatiizleyen resim, mimarlik uslûbu. * Batiedebiyatlarinda dengeden cok harekete, dusunceden cok duyuma, bicimlerin s erbestce yaratilmasindan duyulan coskuya onem veren, abartmali, etkileyici, celiskiden ce kinmeyen edebiyat akimi. barok muzik * Calgilar arasinda veya calgilarla sesler arasinda karsitliklar kuran XVl-XVlll . yuzyillar arasindaki muzik reformunu olusturan muzik. barokcu * Barokculuk yanlisiolan kimse. barokculuk * Barok sanat ve edebiyat gorusve ilkelerini benimseyen akim. barometre * Basincolcer. * Gosterge. baron * Batiulkelerinde vikont ile sovalye arasinda soyluluk unvani. baronluk * Baron olma durumu veya baronun gorevi. baroskop * Havanin icinde bulundugu cisimlerin agirligiuzerine yaptigihafifletici etkiyi gosteren ve havasi bosaltilabilen bir fanus icinde terazisi bulunan fizik cihazi. barparalel * Dusey direkler uzerine paralel olarak tutturulmusiki tahta cubuktan olusmusjim nastik araci. barsak * Bagirsak. barsam * Yuzgecleri dikenli ve zehirli bir cesit carpan baligi(Trachinus vipera). barsama * Guzel kokulu yapraklariyemeklere konulan, nane ve yaban kekiginin ortak adi. barudî * Koyu gri renkte olan. barut * Atesli silâhla bir merminin atilmasina veya herhangi bir aracin firlatilmasina y arayan, patlayici, katimadde. barut esmeri * Koyu esmer renkte olan (kimse). barut ficisi * Barut koymaya, doldurmaya ve muhafaza etmeye yarayan kutu, fici. barut ficisigibi * cok kizgin, sinirli ve kinle dolu kimse.

* her an olay cikacak yer veya kavgaya yol acacak durum. barut gibi * ofkeli, huysuz, sert, aksi (kimse). * pek eksi veya aci. barut hakki * Mermiyi istenilen uzakliga atabilmek icin gerekli barut gazibasincinisaglamaya yetecek miktarda barut. barut kesilmek (veya olmak) * cok ofkelenmek. barut kokusu gelmek * savastehlikesi sezilmek. barut rengi * Koyu giri. barutcu * Barut yapan kimse. barutculuk * Barut yapma veya alip satma isi. baruthane * Barut yapilan veya saklanan yer. barutla oynamak * tehlikeli islerle ugrasmak. barutluk * Barut saklanan kap veya yer. baryum * Atom sayisi56, yogunlugu 3.78 olan, dogada en cok baryum sulfat ve baryum karb onat olarak bulunan, havada cabuk oksitlenen, gumusrenginde, kative basit bir element. KisaltmasiBa. baryum karbonat * Karbondioksidin, barit uzerine etkisiyle elde edilen beyaz bir kati. baryum sulfat * Baritin. bas * En kalin erkek sesi. * Sesi boyle olan sanatci. * En kalin sesli orkestra calgisi. bas (veya bas git) * cekil, yuru, git, defol!. bas bariton * Basin cikamadigiince tonlara cikabilen, buna ragmen basin indigi kalin ve tok tonlara inemeyen sesi olan sanatci. bas bas * Bagirmak fiili ile kullanilarak bagirisin yuksek sesle oldugunu anlatir. bas tutmak * ince sesli calgilara tek perdeden eslik etmek. basak * Merdiven. basakli * Merdiveni olan. basaksiz * Merdiveni olmayan. basamak * Bir yere cikarken veya bir yerden inerken basilan ve art arda gelen, birbirind en belirli araliklarla yukselen duz yuzeylerden her biri. * Derece, asama, kerte. * Bir amaca ulasmak icin yararlanilan kisi, durum veya yer. * (aritmetikte) On kuralina gore yazilmisbir sayinin, her rakaminin bulundugu si ra, hane. * (cebirde) Bir tam denklemde bulunan bilinmeyenin en yuksek kuvveti.

basamak basamak * Yavasyavas(yukselme veya inme). * Derece derece. basamak yapmak * bir durumu daha yuksegine erismek icin arac olarak kullanmak. basamakli* Basamagiolan, basamak basamak olan. basar * Goz. * Ýleriyi gorme, algilama yetisi. basar * Merdivenin ayakla basilan yuzeyi. basarî * Gorme ile ilgili. basarna * Bir cismin bir yaninikaldiracla yukseltme isi. * Dalyanin kapak yeri. basbayagi* Alisilandan, bilinenden hicbir degisikligi olmayan. basen * Omurganin bel ile kalca arasindaki bolumu. * Kitasal uzantidan okyanus ortasisirtlarina kadar devam eden ve 4000-5000 m der inligi olan deniz dibi. basi * Resim klisesi, dokme harf, taskalip kullanarak makine yardimiile kâgida ve bez g ibi seylere yazi, resim cikarmak isi, tabi. basici * Kitap, dergi gibi seyleri basan kimse, tâbi. basicilik * Basiciolma durumu veya basicinin isi. basik * Basilmis, yassilasmis. * Cok yuksek olmayan, alcak. * Kisik. basiklastirma * Basiklastirmak isi. basiklastirmak * Basik durumuna getirmek. basiklik * Basik olma durumu. * Bir elipsin buyuk ve kucuk eksenleri arasindaki farkin buyuk eksene orani. basila * Basimcilikta, provalarda "basiniz, basilsin" anlamlarinda kullanilan terim. basila vermek * prova hâlindeki bir kitabin veya herhangi bir yazinin basima uygun oldugunu bild irmek. basili * Basilarak yerlestirilmis. * Basim evinde basilmis, matbu. basilis * Basilmak isi veya durumu. basilma * Basilmak isi. basilma dayanimi * Dokusunu basarak ezmeye calisan disetkilere agacin gosterdigi direnc. basilmak * Basmak isine konu olmak veya basmak isi yapilmak. basim * Basisanati, tabaat.

* Basiisi, tabi, tipografya. basim evi * Basiisi yapilan yer, matbaa. basimci * Basim evi isleten kimse, matbaaci. basimcilik * Basim evi isletme isi, kitap basma isi, matbaacilik. basin * Gazete, dergi gibi belirli zamanlarda cikan yayinlarin butunu, matbuat. basin atasesi * Resmî veya ozel kurum ve kuruluslarda, yabancitemsilciliklerde basin ile ilgili konulariduzenleyen yetkili ve sorumlu kimse. basin bildirisi * Basin yayin organlarina bilgi vermek amaciyla yetkili kurum veya kisiler taraf indan hazirlanmisyazili aciklama. basin dunyasi * Gorsel ve yazilibasin organlariile burada gorevlilerin tumu. basin karti * Meslegi basin isleri olan kimselerin tasidigikimlik belgesi. basin ozgurlugu * Gorusve dusunceleri basin ve yayin yoluyla aciklayabilme ve yayabilme hakki. basin toplantisi * Yetkili veya ilgili bir kimsenin, bir konu veya cesitli konular uzerinde acikl amada bulunmak icin gazetecilerle yaptigitoplanti. basin yasagi * Basin yayin organlarinin bir konu hakkinda yayin yapmasinikisitlayip engelleme . basinc * Bir yuzey uzerine etkide bulunan gucun yuz olcumu birimine dusen miktari, tazy ik. basinclama * Basinclamak isi. basinclamak * Hava tasit araclarinda, insan organizmasiicin yeterli basinc duzeyini saglamak veya ayarlamak. basincli * Basinc yuklenmisolan. basinclisu* Basinc yuklenerek fiskirtilma duzeyine getirilmissu, tazyikli su. basincolcer * Hava basinciniolcerek yer yukseltilerini ve hava degisimlerini tespit etmek ic in kullanilan alet, barometre. basincolcum * Hava basinciolcumlerini inceleyen birim. basiolcer * Buharin veya herhangi bir gazin bulundugu kabin yuzeyine yaptigibasincibelirle yen alet. * Akiskanlarin basinciniolcen arac. basip gecmek * onde gideni gecmek. * onem vermeyerek ugramamak. basip gitmek * birdenbire gitmek, aklina koydugu seyi yapmak uzere bulundugu yerden uzaklasma k, cekip gitmek. basirgama * Basirgamak isi. basirgamak

* Agirlik cokmek veya basmak. * Kâbus cokmek. basirganma * Basirganmak durumu. basirganmak * Uzerine agirlik basmak, kâbus cokmek. basis * Basmak isi. basil * Bakterilerin comak biciminde ince uzun olan turu. basiret * Dogru gorus, uzagigorus, sezis, uyaniklik, anlayis, kavrayis, basireti baglanmak * iyi dusunemez, gercegi goremez bir duruma dusmek. basiretli * Gercegi gorebilen, uzagigorebilen, basireti olan, saggorulu. basiretsiz * Gercekleri gorebilmekten uzak, ileri ve uzak goruslu olmayan, basiretsizlik * Gercekleri, ileriyi ve uzagigorememe, saggoruden yoksun olma. basit * Yapilmasiveya anlasilmasikolay olan, karisik olmayan, bayagi. * Sussuz, gosterissiz. * Bilgi ve gorgusu sinirliolan, bayagi, gorgusuz. * Her zaman rastlanan, ozelligi olmayan, olagan. * Kolay. basit cisim* Maddesi tek elementten olusmuscisim. basit cumle * Tek yargibildiren cumle. basit faiz * Faizleri uzerine eklenmemisana paraya belli bir donem sonunda basit kelime * Anlamliolarak daha kucuk parcaya bolunemeyen, kok durumundaki lime. basit kesir * Payipaydasindan kucuk olan kesir. basit renk * Bicmeden gecen beyaz isigin ayrildigirenklerden her biri. basitce * Basit olarak, kolay tarafindan. basite indirgemek * basitlestirmek, sade bir bicime dondurmek,basite irca etmek. basitlesme * Basitlesmek isi. basitlesmek * Basit duruma gelmek. basitlestirme * Basitlestirmek isi. basitlestirmek * Gereksiz ayrintilardan aritarak sade duruma getirmek. basitlik * Basit olma durumu. Baskca * Ýspanya'nin Bask bolgesinde kullanilan dil. basket * Basketbolda kazanilan sayi. basket yapmak * basketbolda sayikazanmak. basketbol

dikkat, saggoru.

saggorusuz.

verilen faiz. kelime, yalin ke

* Beser kisilik iki takim arasinda topu 3 m yukseklikteki karsilikliduran aggeci rilmisiki sepetten birine sokup sayikazanmak esasina dayanan bir oyun. basketbolcu * Basketbol oyuncusu. basketbolculuk * Basketbol oynama veya oynatmak isi. basketci * Basketbol oyuncusu, basketbolcu. baski * Bir eserin basilisbicimi veya durumu. * Basisayisi. * Bir eserin basilarak tekrarlanan her bir kezi. * Giysinin icine kivrilip dikilen kenari. * Hak ve ozgurlukleri kisitlayarak zor altinda bulundurma durumu, tazyik. * Bir maddeyi sikip ezen alet, pres. * Belirli ruhî etkinlik ve surecleri, kisinin istegi disinda bilincaltina itmesi v eya bu itilenlerin bilince cikmasini onleme durumu. * Karsitakim oyuncusunun hareketini ve sonuc almasiniengellemek amaciyla uygulan an yakin savunma durumu. baskialtinda tutmak * ozgurlugunu engellemek, kisitlamak. baskigrubu * Bir isin yapilmasinda, gerceklestirilmesinde veya tamamlanmasinda baskiolustur an guc. baskikalibi * Kitap kaplarina suslemeler basmak icin kullanilan kalip. baskiresim * Gravur teknigi ile yapilan resim, kazima resim. baskiyapmak * bir kimseyi bir isi yapmaya zorlamak, zor kullanmak. baskici * Ýslenecek kumaslar uzerine kaliplara resim basan kimse. * Matbaacilikta baskiislerini yapan kimse. * Kisitlayici. baskicilik * Baskicinin isi. baskida kalmak * yagmur yagdiktan sonra topragin ust kismisertleserek tohumlar fidelenip toprak ustune cikmak. baskili * Baskisiolan. baskilik * Bir masadaki kâgitlarin ucmamasiicin uzerlerine konulan ozel bicimdeki agirlik. baskin * Suc isledigi veya suclularin bulundugu sanilan bir yere ansizin girme. * Kisa sureli, beklenmedik saldiri. * (sertlik, zorluk bakimindan) Ustun. baskin basanindir * dusmanigafil avlayip saldiran taraf savasikazanir. baskin cikmak (veya gelmek) * (karsilastirma konusu olan kimseyi) gecmek, ustunlugunu gostermek. baskin vermek * anî ve habersiz girmek, saldirida bulunmak. baskin yapmak * suc islendigi veya suclularin bulundugu sanilan bir yere ansizin girmek. * dusmana ansizin saldirmak. * ansizin konuk gelmek.

baskina ugramak * dusmanin beklenmedik bir saldirisiyla karsilasmak. * bir yerde suc ustu yakalanmak. * beklenmedik bir zamanda konuklar gelmek. baskinci * Baskin yapan kimse. baskisiz * Hak ve ozgurlukleri kisitlanmamis. * Disiplinsiz. * Terbiyesiz, ahlâksiz. baskisiz buyumek * serbest bir egitimle yetismek. basklârnet* Kalin sesli klârnet. baskul * Cogunlukla bir kutleyi cok daha kucuk bir kutle yardimiyla tartmaya yarayan al et. * Ýki kolu sira ile kalkip inebilen, ortasindan veya uclarindan birine az cok yaki n degismez bir noktaya dayanan kaldirac. basma * Basmak isi. * Uzerinde basiile yapilmisrenkli bicimler bulunan pamuklu kumas. * Bu kumastan yapilmisolan. * Gazete, dergi, kitap gibi basiile hazirlanmisyaziliseyler, matbua. * Basilmis, matbu. * Ýskambil kâgidiile oynanan bir oyun. * Gubre, tezek. basma kalibi * Kitap, kumasgibi seylerin baskisiicin hazirlanan kalip. basmaci * Basma yapan veya satan kimse. * Pamuklu, tulbent vb. uzerine kalipla desen basan kimse. * Bohca ile koylerde esya satan kadin, bohcaci. basmacilik* Basma alim satimi. * Pamuklu, tulbent vb. uzerine kalipla desen basma isi. * Matbaacilik. basmahane * Basma yapilan isyeri. basmak * Vucudun agirliginiverecek bicimde ayak tabaninibir yere veya bir seyin uzerine koymak. * (kucuk cocuklar icin) Ayakta durabilmek. * Bir seyi, uzerine kuvvet vererek itmek. * Sikistirarak yerlestirmek. * Basiisi yapmak, tabetmek. * Ortmek, burumek, kaplamak. * Bir sey uzerinde kalip, muhur gibi bir aracla iz yapmak. * Baskin yapmak. * Baziisimlerle birlikte sertlik, asirilik anlamlarinda yardimcifiil olarak kull anilir. * Bir kimse bir yasa girmek. * Cevreyi kaplamak, cokmek. * Basinc yaparak sivive gazlariitmek. * Kumes hayvanlarikuluckaya yatmak. * Bir seyin etkisinde kalip eziklik, uzuntu ve agirlik duymak. basmakalip * Ozgunlugu olmayan, degisiklik gostermeyen, bilineni tekrarlayan, harciâlem, klis e.

basmakaliplasmak * Basmakalip durumuna gelmek. basmali * Basma ozelligi olan. basmalik * Uzerine basilacak sey. basso * En kalin erkek sesi. * En kalin sesli orkestra calgisi. bastana salatasi * Domates, taze sogan, yesilbiber, maydanoz, nane ve limon suyu kullanilarak yap ilan bir salata turu. bastarda * Bkz. bastarda. basti * Kiyma ile pisirilmissebze. * Bastirma. bastibacak * Bacaklarikisa veya carpik (kimse). * (cocuk icin) Yaramaz. bastigiyerde ot bitmez * gittigi yere ugursuzluk goturur, gittigi yerin bereketini kurutur. bastigiyeri bilmemek * cok sevinmek. * saskinliktan nerede oldugunu secememek, durumunu kontrol edememek. bastik * Pestil. bastirak * Yol yapiminda cakil, kum, curuf gibi maddeleri ezmeye ve sikistirmaya yarayan alet. bastirik * Kapiyiarkadan bastirmak icin kullanilan agac dayak. * Agirlik, baski, yuk. bastirilma * Bastirilmak isi. bastirilmak * Bastirmak isine konu olmak. bastirim * Ruh dunyasinda olusan tepkimelerin bilinc disina yansimasi. bastirma * Bastirmak isi. * Basti. bastirmak * Basmak isini yaptirmak. * Zararlibir olayionlemek. * Ustunlugunu gostermek. * Bir kumasin kenarinikivirip dikmek. * Gidermek. * (cevap icin) Hemen yetistirmek. * Ansizin birinin yanina gitmek. * Birdenbire ve pek cok etkisini gostermek. * Kumes hayvanlarinikuluckaya yatirmak. * Baskiyapmak, uzerine iyice dusmek. bastika * Bir yelken serenine veya herhangi bir agaca acilan delik. baston * Yururken dayanmaya yarayan agac veya metalden yapilan arac. * Geminin bastarafindaki yatik diregin (civadranin) disariya dogru uzanan parcas i. baston francala

* Ýnce, uzun ekmek. baston gibi (veya baston yutmusgibi) * dimdik duran veya yuruyen (kimse). bastoncu * Baston yapan veya satan kimse. bastonculuk * Baston yapma veya satma isi. bastonlu * Bastonu olan. bastonsuz * Bastonu olmayan. basur * Kalin bagirsagin alt bolumunde ve anuste toplardamarlarin genislemesiyle olusa n varis, hemoroit. basur memesi * Anuste genisleyip meme gibi uzamisdamar yigini. basur otu * Dugun cicegigillerden, nemli ormanlarda biten, koklerinde basur memelerine iyi gelen bir madde bulunan, saricicek acan kucuk bir bitki (Ranunculus ficaria). basurlu * Basuru olan, hemoroitli. basubadelmevt * Olumden sonra dirilme. basya * Sapotgillerden, tohumlarindan sabunculukta kullanilan bir yagelde edilen, Asya 'da yetisen bir agac (Basia). bas * Ýnsan ve hayvanlarda beyin, goz, kulak, burun, agiz gibi organlarikapsayan, vucu dun ust veya onunde bulunan bolum, kafa, ser. * Bir toplulugu yoneten kimse. * Baslangic. * Temel, esas. * Arazide en yuksek nokta. * Bir seyin genellikle toparlakca ucu. * Bir seyin uclarindan biri. * Kasaplik hayvanlarda ve baziyiyeceklerde tane. * Para degistirirken verilen veya alinan ustelik, sarrafiye. * Bir seyin yakiniveya cevresi. * "Bas" kelimesi bircok deyimde "oz varlik, kendisi" anlaminitasiyan bir zamir n iteligindedir. * Onem veya yonetim bakimindan ileride olan, en onemli, en ustun anlaminda birle sik kelimeler yapar. * Gureste pehlivanlarin ayrildiklaribesderecenin en yuksegi. * "... basina" adlardan sonra ve nicelik anlatan kelimeden once gelerek ulestirm e anlamiverir. * Deniz teknelerinde on taraf. * En uc, yuksek nokta veya en on. bas * Ciban. basagirlik * Agir siklet. basagrisi* Basin agrimasi, basta olusan rahatsizlik. * Surekli sikintiyaratan durum veya kimse. basagrisiolmak * sikintivermek, ugrastirmak. basagritmak * tedirgin etmek, bikkinlik vermek, can sikmak.

basalamamak * cok ugrastiran bir konu yuzunden vakit ve firsat bulamamak. basalmak * firsat bulmak. basasagi* Basiasagigelmek uzere. basasagidusmek * kisiliginden kaybederek toplum icindeki durumu sarsilmak. basasagietmek * tersine cevirmek. basasagigelmek * tepesi ustu dusmek. basasagigitmek * surekli zarar gormek veya kotulesmek. basasagigitmek * isleri ters gitmek, surekli zarar etmek. basbaglamak * basina bir ortu ortmek. * basak vermek. * birine veya bir seye baglanmak, intisap etmek. basbas * cocuklarin "Allaha ismarladik" anlaminda ellerini baslarina goturmelerini sagl amak icin soylenir. basbasa * Birlikte, beraberce. basbasa (veya kafa kafaya) vermek * iki veya daha cok kimse bir kenara cekilip konusmak. * dayanismak. basbasa birakmak * birinin, bir seyle veya bir kimseyle yalniz kalmasinisaglamak. basbasa kalmak * biriyle veya bir seyle yalniz kalmak. basbasa olmak * birlikte bulunmak, beraber yasamak. basbelâsi* Sikinti, uzuntu veren. basbezi * Mendil. basbicagi* Ustura. basbiti * Bkz. bit. basbulmak * (alisveriste) kazanc birakmak. bascanagi * Kafa tasi. bascekmek * on ayak olmak. bascevirtmek * basiarkaya dogru dondurtmek. * birinin arkasindan hayranlikla bakmak. basdondurmek * basaridan, gururdan, sevincten cok mutlu duruma getirmek, asiriheyecanlandirma k. basdondurucu * (cabuklukta) olaganustu, asiri. * bayginlik verici. basdondurucu * Saskina, serseme cevirici. basdonmesi

* Goz kararip dusecek gibi olma. basedebilmek * bir kimseyi yola getirmeye veya bir seyi yapmaya gucu yetmek. basegmek* saygigostermek icin basegerek selâmlamak. * direnmekten vazgecip buyruk altina girmek, inkiyat etmek. baselde iken * olmeden, yasarken sagiken. basetmek (veya edememek) * gucu yetmek (yetmemek), basarikazanmak (kazanmamak). basgelmek * yenmek, gucu yetmek. basgostermek * belirmek, ortaya cikmak, zuhur etmek, vuku bulmak. basgoz etmek * evlendirmek. basgoz olmak * evlenmek. baskaldirma * baskaldirmak isi, isyan. baskaldirmak * ayaklanmak, yonetime karsigelmek, isyan etmek. * iyice cosmak, kabarmak. baskaldirmamak * Bkz. basinikaldirmamak. baskesmek * selâm icin basegmek. baskic vurmak * bastan gelen dalgalarla gemi, basive kiciuzerinde inip kalkmak. baskirilir fes icinde, kol kirilir yen icinde * aile icindeki, arkadaslar arasindaki uyusmazliklar yabancilara duyurulmamalidi r. baskomak (koymak) * bir sey ugruna olumu goze almak. baskosmak * bir isi basarmak icin calismak. basnereye giderse, ayak da oraya gider * kucukler buyuklerin izinde gider, her iste onlariornek tutarlar. basol da, istersen sogan basiol * kucuk bir iste de olsa, basta olmak onemlidir. basolan bosolmaz * bir yerde basolan kimse tasidigideger dolayisiyla o yere gelmistir. * isbasindaki kisinin isi coktur. basortusu* Bkz. basortu. bassagligi * Olen bir kimsenin yakinlarina soylenen ilgi ve yakinlik anlatan soz. bassagligidilemek * olen bir kimsenin yakinlarina ilgi ve yakinlik anlatan soz soylemek. bassallamak * karsisindakinin her sozunu uygun bulur gorunmek. bastaci * Cok sevilen, cok yuksek tutulan (kimse veya sey). bastacietmek bastacietmek * cok sevmek ve saymak, el ustunde tutmak. bastutamamak * ruzgâr, firtina yuzunden, yapilisindaki veya yukselisindeki bir bozukluk sebebiy le gemi dumene uymamak, rotadan cikmak.

bastutmak * elebasiolmak. basucu * Yatilan bir yerin baskonulan yonu veya yakini. basucu kitabi * Sik sik yararlanilan, ana bilgileri veren, degerini hic yitirmeyen eser. basustunde tutmak * cok iyi agirlamak. basustunde yeri var * buyuk bir saygive ilgi ile karsilanir veya agirlanir. basustune * bir dilegin yerine getirilecegini ictenlikle belirtmek icin "peki" anlaminda k ullanilan soz. basvermek * (ciban) olgunlasmak. * (bugday vb. bitkiler) basak baglamaya baslamak, basak olusmak. * (gemi, kayik) dondurmek, cevirmek. basyakmak * kotu duruma dusurmek. basyapmak * (kuafor) sac bakim ve tuvaleti yapmak. basyarilir (kirilir) bork (fes) icinde, kol kirilir kurk (yen) icinde * aile icindeki kisilerin anlasmazliklariaile icinde kalmalidir. basyarma * Vida yapiminda kullanilacak olan percinlerin baslarina tornavida yerleri acmak isi. basyastigi * Yatakta basin altina konulan yastik. basyemek (basiniyemek) * birinin olumune veya yok olmasina sebep olmak. * birinin guc duruma dusmesine yol acmak. basa bas * birinden ustun olmadan. basa bas * Esit durumda, dengeli olarak. basa basgelmek * esit olmak, denk olmak. basa basnoktasi * bir yabanciparanin veya degerli kâgidin piyasa degeri ile ustunde yazilidegerin ayniolmasidurumu. basa cikmak * guclukler cikaran biriyle olan isini, kendi istedigi yolda sonuclandirabilmek. basa cikmak * bir seye gucu yetmek. basa gecmek * en ustun yeri almak. basa gelen cekilir * caresiz durumlara dusuldugunde insanin kendini uzuntuye kaptirmayip bu durumla ra katlanmasinin olagan ve dogru bulundugunu anlatir. basa gelmek * (kotu bir duruma) ugramak. basa guresmek * yagligureste, en usta pehlivanlar baspehlivanlik icin yarismak. * en ustun sonucu elde etmek icin mucadele vermek. basa vermek * degistokusyaparken uste baziseyler vermek. basagac * Boyuna dikey yonden kesilmisolan ve yil halkalaricember biciminde goruntu vere n agac.

Basak * Zodyak uzerinde Aslan ile Terazi burclariarasinda bulunan burcun adi, Zodyak. basak * Arpa, bugday, yulaf gibi ekinlerin taneleri tasiyan kilciklibasi. * Tarlalarda, baglarda dokulmusveya tek tuk kalmisolan urun. basak baglamak (veya tutmak) * arpa, bugday, yulaf gibi ekinlerde basak olusmak. basak toplamak * tarlalarda kalmisbasaklariveya baglarda dokulmusmeyveleri toplamak. basakci * Tarlalarda kalmisbasaklariveya baglarda dokulmusmeyveleri toplayan kimse. basakcik * Ciceklerde basagiolusturan cicek demeti veya toplulugu. basaklama * Basaklamak isi. basaklamak * Tarlalarda, baglarda kalmisdokuntuleri toplamak. basaklanma * Basaklanmak durumu. basaklanmak * Basak baglamak, tutmak. basakli * Basagiolan (ekin). * Arka ucu baska bicimde olan (ok). basaktor * Bir filmde veya bir tiyatro eserinde en onemli erkek oyuncu. basaktorluk * Basaktorun isi veya meslegi. basaktris * Bir filmde veya bir tiyatro eserinde en onemli kadin oyuncu. basaktrislik * Basaktrisin isi veya meslegi. basalti * Yagligureste pehlivanlarin ayrildigibesderecenin ikincisi. * Gemilerde tayfa ve erlerin bastaraftaki koguslari. basari * Basarmak isi veya basarilan is, muvaffakiyet. basarigostermek (veya kazanmak) * basarmak. basarili * Basarigosteren, muvaffakiyetli. * Basarilmis, ustesinden gelinmis. * Basarilibir bicimde, basarigostererek. basarilma * Basarilmak isi. basarilmak * Basariile sona ermek. basarim * Elde edilen bir basari. * Bir sporcunun yapabilecegi en iyi derece, takat siniri, performans. basarisiz * Basarigostermeyen, muvaffakiyetsiz. * Basarilamayan, muvaffakiyetsiz. * Basarigostermeyerek. basarisiz olmak * basarisaglayamamak, basarigosterememek. basarisizliga ugramak * basarisiz olmak. basarisizlik * Basarisiz olma durumu, muvaffakiyetsizlik.

basarma * Basarmak isi. basarmak * Bir isi istenilen bicimde bitirmek, muvaffak olmak. basasistan * En ust derecedeki asistan. basasistanlik * Basasistan olma durumu. * Basasistanin gorevi. basat * Benzerleri arasinda guc ve onem bakimindan basta gelen, hâkim, dominant. basat karakter * Bir melezde her zaman ortaya cikan karakter. basatlik * Basat olma durumu, hâkimiyet. basatlik yasasi * Ýrk karismasinda guclu oz yapinin sonraki soylardan ustun geldigini kanitlayan y asa. basbakan * Hukûmet baskani; bakanlar kurulunun basi, kabinenin basi, basvekil. basbakanlik * Basbakan olma durumu ve basbakanin gorevi. * Basbakanin makami. * Basbakan ve gorevlilerinin calistigidaire. basbayi * Bir dagitim isinde butun bayilerin baglibulundugu ana bayi. basbug * Eski Turklerde bas, baskan, komutan. * OsmanliÝmparatorlugunda savaszamanibaska birliklerden ayrilip bir araya getirile rek olusturulan birligin veya milis guclerinin komutani. bascavus* Astsubay bascavus. * Yeniceri ocaginin cavusu. bascavusluk * Astsubay bascavusrutbesi. basci * Ýsci basi. * Cigveya pismiskoyun, kuzu, sigir basisatan kimse. bascik * Ciceklerin erkek organlarinda cicek tozunu tasiyan torbacik, hasefe. basdanisman * Danismanlarin basi. basdanismanlik * Basdanismanin isi veya gorevi. basdekorcu * Dekorcularin basi, dekor hazirlamada en ust sorumlu. basdekorculuk * Basdekorcunun isi veya meslegi. basdizgici * Bir basim evindeki dizgicilerin basi, basmurettip, sermurettip. basdizgicilik * Dizgicilerin basi. basdumenci * Dumencilerin basi. basdumeni * Gemi veya teknelerin basina yerlestirilen ve iyi bir manevra saglayan dumen. basefendi * Devlet dairelerinde kidemli memur, baskâtip. baseksper * Eksperlerin basi.

baseser * Kendi turunde en mukemmel eser, basyapit, saheser. baseski * En kidemli kimse. * Yeniceri boluklerinin en kidemsiz subayive erlerinin en kidemlisi. basfiyat * En iyi urun icin tespit edilen fiyat. basgardiyan * Gardiyanlarin basi. basgarson * Garsonlarin basi, metrdotel. basgarsonluk * Basgarson olma durumu. * Basgarsonun isi, metrdotellik. basgedikli * En yuksek rutbeli astsubay. bashakem * Yarismayiveya oyunu yoneten hakemlerin basi. bashekim * Bir hastahaneyi yonetmekle gorevlendirilen hekim, bastabip, sertabip. bashekimlik * Bashekimin gorevi. * Bashekimin makami. bashemsire * Bir klinik veya hastahanede hemsireleri yonetmekle gorevlendirilmishemsire. bashemsirelik * Bashemsire olma durumu. bashostes * Hava yollarinda hosteslerin en deneyimlisi ve yapilan sefer boyunca hizmetten sorumlu kimse. basiacik * Ortu veya sapka ile basiortulmemis. basiagrimak * bir isten dolayisorumlu duruma dusmek. basibaglanmak * biri evlendirilmek. * birini yandasolarak kazanmak, kendi yaninda tutmak. basibagli* Serbest olmayan. * Evli. basibelâda * cozulmesi guc, sikintilibir durumda. basibelâya girmek (veya ugramak) * sikici, uzucu bir durumla karsilasmak. basibutun* esi hayatta olan (kariveya koca). basicatlamak * basicok agrimak. basicekmek * herhangi bir konuda onde gitmek, on ayak olmak. basidara dusmek * sikintiya girmek. basidaralmak * (para yonunden) sikintiya, darliga dusmek. basidarda kalmak * parasizliktan dolayisikintida olmak. basiderde girmek * sikintilibir duruma dusmek. basidertte * cozulmesi guc, sikintilidurumda.

basidevletli * Talihli, bahtiacik. basidimdik * Onurlu, gururlu. basidinc * Kaygisiz ve tasasiolmayan. basidonmek * insana, esyanin donmesi, ayaginin altindan yerin cekilmesi gibi bir duygu gelm ek. * sikintiyaratan bir durum karsisinda bunalmak. * gorkemli bir sey karsisinda sasirmak. * para veya mevki sebebiyle sasirip simarmak. basidumanli * Dorugunu sis burumus(dag). * Sevdadan veya ickiden sarhos. basigoge ermek (veya degmek) * beklenmeyen bir mutluluga ermek. basihavada * sevincli. basihosolmamak * bir seyden hoslanmamak. basiicin * "cocugumuzun basiicin", "annenizin basiicin" gibi sozlerde degerli bir kisi or taya konarak kullanilan ant veya yalvarma sozu. basikalabalik * yaninda bir isi konusamayacak kadar cok kimse var. basikazan gibi olmak * basinda cok agrive ugultulu bir sersemlik olmak. basinâra yanmak * baskasiugruna buyuk bir zarara ugramak. basionunde * uslu, cevrede gozu olmayan. basisikilmak (veya sikismak) * herhangi bir gucluk karsisinda kalmak, bunalmak. basisikiya gelmek * herhangi bir gucluk karsisinda bunalmak, zor durumda kalmak. basitasa degmek * agir bir durum kendisine ders olmak. basitutmak * gurultuden veya uzuntuden basiagrimak. basiustunde yeri olmak * her zaman iyi karsilanmak, agirlanmak. * bir dusunce veya davranisiuygun bulmak. basiyastiga dusmek * yorgunluktan veya gucsuzlukten uykuya dalmak. basiyastik yuzu gormemek * yataga yatip uyumamisolmak. basiyerde * utancla, kirginlikla, uzuntuyle. basiyerine gelmek * zihin yorgunlugu gecmisolmak. basiyukarda * onurlu, kibirli, kendini begenmis. basiyumusak * Uysal, soz dinler (kimse). basizapt olunmamak * binicisini alip goturmek. basibos * Bir seye veya kimseye bagliolmayan.

* Baglanmamis, serbest birakilmis. * Yonetimsiz, baskisiz, denetimsiz. basibosbirakmak * ustunde hicbir baskiveya denetim bulundurmamak, kendi havasina birakmak. basiboskalmak * baskialtinda bulunmamak, karisani, goruseni olmamak. basibosluk * Basibosolma durumu. basibozuk * Askerlerin arasina katilmissivil savasci. * Duzensiz topluluk. * Kargasali, karisik, icinden cikilamayan. basibozukluk * Basibozuk olma durumu. * Duzensiz davranis, duzensizlik, disiplinsizlik. basikabak * Sacidokulmusveya dibinden kesilmis. * Basiniortmeden. basim gozum ustune * belirtilen istekleri ictenlikle yapmayikabul etmeyi anlatir. basimla beraber * memnunlukla, seve seve. basin sagolsun * yakinlarindan birini topraga vermisbir kimseye soylenen ilgi ve yakinlik anlat an soz. basina balta kesilmek (veya olmak) * surekli istemek, israr etmek, inat etmek. basina belâ acmak * kotu bir olay dolayisiyla dert sahibi olmak. basina belâ almak * bir sorunla karsilasmak, kotu bir duruma dusmek. basina belâ olmak (veya kesilmek) * sikintivermek, tedirgin etmek, musallat olmak. basina bir hâl gelmek * kotu bir duruma ugramak. * olum ihtimalini bildirmek icin kullanilir. basina buyruk * kimseden izin almaksizin diledigi gibi davranan. basina calmak * bir seyi ofkeyle, nefretle geri vermek. basina calsin * birine verilmek istenilen bir seyin ofke ve nefretle geri cevrildigini anlatma k icin soylenir. basina cikarmak * simartmak, cok yuz vermek. basina cikmak * birinden yuz bulup ona karsipek simarikca davranmak. basina corap ormek * birine, haberi olmadan kotu duruma dusurucu davranista bulunmak. basina dert etmek (veya acmak) * bir seyi uzuntu konusu yapmak. basina devlet kusu konmak * beklemedigi buyuk bir nimeti ele gecirmek. basina dikmek * birini veya bir seyi korumak icin bir kimseyi gorevlendirmek. * bir icecegi kabiyukarikaldirarak sonuna dek icmek. basina dolamak * musallat etmek. basina dunyanin belâsinisarmak * buyuk felâket getirmek.

basina eksimek * agir yuk olmak. * ustune kalmak. basina gecirmek * basina giymek. * bir seyi ofke ile birisinin basina vurmak. basina gecmek * gorevi altinda bulundurmak. * bir isin yonetimini ele almak. * bir isi yapmaya baslamak. basina gelmek * bir gorevin basina gelmek. * kotu bir durumla karsilasmak. * beklenmedik, sasirticibir olay veya durumla karsilasmak. basina gunesgecmek * gunescarpmak. basina isacmak * ugrastiricive uzucu bir isin cikmasina yol acmak. basina iscikarmak * istenilmeyen veya ugrastiricibir ise yol acmak. basina iscikmak * bosa gitmeyen ve beklenmedik bir isveya olayla karsilasmak. basina kakinc etmek * yapilan bir iyiligi surekli olarak soyleyerek biktirmak. basina kakmak * yapilan bir iyiligi yuzune vurarak birini uzmek. basina kalmak * istemedigi hâlde bir isi yapmak veya bir kimseye bakmak zorunlugu ile karsilasma k. basina kan cikmak * ofkelenmek, hiddete kapilmak, kontrolunu yitirmek. basina karalar baglamak * cok kederlenmek. basina oturmak * Bir isi yapmaya baslamak, ise koyulmak. basina sarmak * birine musallat etmek. basina tac etmek * cok deger vermek, ilgi gostermek. basina tasdusmek (veya yagmak) * felâkete ugramak. basina vur, agzindan lokmasinial * uysal ve sessiz kimseler icin kullanilir. basina vurmak * (ictigi icki) ne yaptiginibilemez bir duruma dusurmek. * (gaz veya sicaktan) basiagrimak. basina yikmak * harap etmek, zor durumda birakmak. basinda * (bir seyin) sirada onde olani, onde geleni. basinda beklemek (veya durmak) * yaninda durup gozetlemek. basinda degirmen cevirmek * gurultu ile tedirgin etmek. basinda kavak yeli esmek * (genc icin) sorumluluk duygusundan uzak, zevk, eglence pesinde kosmak. * gerceklesmeyecek seyler dusunerek vakit gecirme. basinda olmak * aynisikintilidurumda bulunmak. basinda olmak

* yoneticisi olmak. basinda paralansin * yapilan bir iyilik cok soylendiginde o iyiligin artik istenmedigini belirten b ir soz. basinda torbasieksik * esek gibi bir adam. basindan almak * kurtulmak, sorumlulugu atmak. basindan asagikaynar sular dokulmek * uzuntulu veya kotu bir olay karsisinda birdenbire buyuk bir sikintiduymak. basindan askin olmak * isi pek cok olmak. basindan atmak * yapilmasiguc bir isi yapmaktan kendini kurtarmak. * surdurulmesi gereksiz gorulen bir bagliliga, bir iliskiye son vermek. basindan buyuk islere girismek (veya kalkismak) * gucunun ustunde olan islere kalkismak. basindan gecmek * daha once ayniduruma ugramisolmak. basindan kesmek * yapilmasiistenmeyen bir isi bastan engellemek. basindan korkmak * hayatindan kaygiduymak, cezalandirilmaktan korkmak. basindan savmak * bir istekte bulunanisozde bir sebeple uzaklastirmak. basiniagritmak * gereksiz sozlerle birini bunaltmak. * bir isicin birini tedirgin etmek, ugrastirmak. basiniagritmamak (veya basiniziagritmayayim) * uzun uzun anlatilan bir sorunu sonuca baglarken sozun uzadiginianlatmak icin s oylenir. basinialamamak * bir seyden kurtulamamak. basinialip gitmek * izin almadan ve gidecegi yeri bildirmeden gitmek, savusmak. basiniateslere yakmak * basina buyuk bir dert almak. basinibaglamak * birini nisanlamak veya evlendirmek. basinibeklemek * gozetlemek. basinibelâya sokmak * birini, kotu sonuclar verecek bir duruma itmek. basinibir yere baglamak * birini bir ise yerlestirmek, issizlikten, basibosluktan kurtarmak. basinibosbirakmak * yalniz veya serbest birakmak. basinicatmak * basagrisinionlemek icin alnin ustunden arkaya dogru esarp ve benzeri seyleri c epecevre baglamak. basinicikarmak * (bitki icin) filizlenmeye baslamak. basiniderde sokmak * sikintilibir duruma girmek veya getirilmek. basinidik tutmak * onurunu korumak. basinidinlemek * sessiz, sakin kalmak. basinidondurmek * mutluluktan yarisarhosduruma getirmek.

* kendine hayran birakmak. basiniduman almak * sis kaplamak, sis burumek. basiniezmek * bir daha kotuluk edemeyecek duruma getirmek. basinigozunu yarmak * bir isi kotu yapmak, bir isi istenildigi gibi yapmamak. basiniistemek * oldurulmesini istemek. basinikaldirmamak (veya kaldiramamak) * bir isi araliksiz surdurmek. * iyilesememek, yataktan cikamamak. basinikasimaya vakti olmamak (veya basinikasiyacak vakti olmamak) * arada en ufak baska bir isyapamayacak kadar sikisik durumda bulunmak. basinikoltugunun altina almak * olumu goze alarak bir ise girismek. basinikurtarmak * caninikorumak. * gecimini saglayacak bir duruma gelmek. basininâra yakmak * birini agir bir zarara ugratmak. basiniortaya koymak * bir ise girisirken olumu goze almak. basinisokmak * barinacak bir yer bulmak. basinitastan tasa vurmak * caresiz kalarak cok pisman olmak. basinitoplamak * (kadin) sacinitoplayip basina bir ceki duzen vermek. basiniucurmak * Bkz. kellesini ucurmak. basinivermek * kendini feda etmek. basiniyakmak * guc bir duruma sokmak. basiniyemek * yok olmasina sebep olmak. basinin altinda * yastiginin altinda. basinin altindan cikmak * birinin hilesiyle yapilmak. basinin caresine bakmak * kimseden yardim gormeden kendi isini kendi yapmak. basinin derdine dusmek * baska bir seyle ilgilenmeyecek kadar sikintilidurumda bulunmak. basinin dikine gitmek * kendi dusunce ve gorusunun en iyi olduguna inanarak kimsenin ogudunu, uyarisin idinlememek. basinin etini yemek * karsisindakini bezdirinceye, biktirincaya kadar surekli konusmak veya soylemek . basinin gozunun sadakasi * basa gelecek bir belâyisavmak veya onlemek icin yapilan bagis, ozveri. basimam * Birden cok imam bulunan camilerde yonetici durumundaki imam. baska * Bilinenden ayri, degisik, farkli, ozge. * Nitelik yonunden alisilmisin disinda bir ustunlugu olan. * Konu edilen, bilinenden ayrinesne ve kimse icin teklik veya cokluk olarak bask asi, baskalaribiciminde

kullanilir. * "Ayrica ustelik bir yana" anlamlarinda -dan / -den baska biciminde kullanilir. baska biri * diger bir kimse. baska isi yok mu? * Bu ise ne diye karisiyor? Bu isonu ilgilendirmez. baska olmak * farkliolmak, degisik gorunmek. baskaca * Ayrica. baskafiye * Dize baslarinda aynikelime olmamak kaydiyla aynisesleri veren kelimelerden olu san kafiye. baskahraman * Bir eserde basrolu oynayan kisi, baskisi. baskalasim* Bir kutlenin fizikce ve kimyaca degismesi, istihale, metamorfizm. baskalasma * Baskalasmak isi. * Embriyon evresinden ergin olana degin bir hayvanin gecirdigi bicim ve yapidegi simleri, istihale, metamorfoz. baskalasmak * Baska bir varliga, nitelige donusmek, degismek, farklilik kazanmak. * Bicim degistirmek, istihale etmek. * Kotulesmek, bozulmak. baskalastirma * Baskalastirmak isi. baskalastirmak * Baska bir duruma getirmek. baskaldiri* Ayaklanma, isyan. baskalik * Alisilana benzememe, degisik olma durumu, degisiklik. baskan * Bir toplulugun, bir toplantinin veya bir dernegin basinda bulunan kimse, reis. * Baziulkelerde devletin ve hukûmetin basi. baskan vekili * Baskanin isini gormesi icin yerine biraktigiveya yetki verdigi kimse. baskan yardimcisi * Baskana yardim eden sorumlu ve yetkili kimse. baskanlik * Baskan olma durumu. * Baskanin gorevi veya makami, reislik, riyaset. baskanlik etmek * bir toplantiveya toplulugu, baskan olarak yonetmek. baskanlik makami * Baskanin odasinin bulundugu veya oturdugu yer. baskanlik sistemi * Devlet yonetiminde tek bir kisinin baskanliginda hukûmet etme ve devleti yonetme esasina baglisiyasî sistem. baskarakter * Oyunun onde gelen aslî karakteri , aslî tipi. baskasi * Diger bir sahis, herhangi bir kimse, digeri, otekisi. baskâtip * Bir resmî dairede veya kurulusta calisan kâtiplerin basi, basyazman. baskâtiplik * Bir resmî dairede veya kurulusta calisan kâtiplerin basi, basyazman.

baskent * Bassehir. baskentlik * Baskent olma durumu. baskesit * Agacin boyuna dikey yonde kesilmesi sonunda yil halkalarinin cember biciminde goruntu verdigi yuzey. baskilise * Piskoposluk makamiolan buyuk kilise, katedral. baskisi * Bir eserin veya bir oyunun en onemli kisisi, baskahraman. baskomutan * Savasta bir devletin butun kara, deniz ve hava kuvvetlerine komuta eden en buy uk komutan, baskumandan, serdar. baskomutanlik * Baskomutanin gorevi. * Baskomutanin makami. baskonakci * Asalagin en iyi gelistigi, dolayisiyla en cok yararlandigive yasamaktan hoslan digikonakci. baskonsolos * En yuksek derecedeki konsolos. baskonsolosluk * Baskonsolosun gorevi. * Baskonsolosun makami. baskose * Bir yerde en saygin kisinin veya buyuklerin oturmasiicin ayrilan yer. baskoseye kurulmak * saygin kisilere ayrilan yere oturmak. baskumandan * Baskomutan. baskumandanlik * Baskomutanlik. Baskurt * Rusya'daki Baskurdistan Federe Cumhuriyeti'nde yasayan Turk halkiveya bu halki n soyundan olan kimse. * Bu halka ozgu olan, bu halkla ilgili. Baskurtca * Baskurt Turkcesi. baslâhana * Yapraklarisiki, yuvarlak baslilâhana (Brassica oleracea). baslama * Baslamak isi. baslama meridyeni * Boylamlarin hesabinda baslangic olarak kabul edilen meridyen. baslama vurusu * Futbolda oyuna ilk baslamada veya her golden sonra topu santrada yeniden oyuna sokmada yapilan vurus. baslama! * (hosolmayan bir soz veya davranisla ilgili olarak) "tekrarlama" anlaminda emir . baslamak * Bir ise girismek, harekete gecmek. * Calisir, isler, yurur duruma girmek. * Olmak, olusmak, ortaya cikmak, dogmak. * Gorunmek. * Etkisini gosterme. * Hosolmayan bir davranisa koyulmak. baslangic

* Bir isin, bir donemin, bir hayatin vb.nin ilk bolumu. * On soz veya giris, mukaddime. baslangic noktasi * Bir isin veya seyin basladigiyer. * Sifir sayisinin, sayidogrusundaki yeri. * Parametrelenmisbir yayin uclarindan biri. baslangic tutmak * bir isi, bir donemin, basladiginokta veya tarih olarak kabul etmek, belirtmek. baslanilma * Baslanilmak isi. baslanilmak * Baslanmak. baslanma * Baslanmak isi. baslanmak * Baslamak isine konu olmak. * Basolusmak. baslatilma * Baslatilmak isi. baslatilmak * Baslatmak isi yapilmak. baslatma * Baslatmak isi. baslatmak * Baslamasina yol acmak. * (birinin) Kotu konusmasina yol acmak. baslayici * Bir sey ogrenmeye yeni baslayan (kimse), muptedi. baslayis * Baslamak isi veya bicimi. basli * Basiolan. baslibasina * Baska seylerden ayriolarak kendi basina, tek basina. baslica * En onemli, basta gelen. baslik * Genellikle basikorumak icin giyilen nesne, takke, kulâh, serpus. * Hayvan kosumunun basa gecirilen bolumu. * Bir sutunun, bir diregin tepeligi. * Bir yazinin, bir kitabin bolumlerinin basina konulan ve konuyu kisaca tanitan yazi, serlevha, antet. * Bazibolgelerde, evlenirken, damadin kaynatasina odemesi gorenek olan para. * Tablalarin veya isparcalarinin duzgun kalmasinisaglamak amaciile bastaraflarin a takilan parca. * Tekerlek parmaklarinin cakilioldugu kisim, top. baslik atmak (veya koymak) * bir yaziya baslik olarak ad bulmak. baslik vermek * bazibolgelerde, evlenirken damat kaynatasina para veya mal vermek. baslikci * Baslik yapan veya satan (kimse). baslikli * Basligiolan. * Antetli, anteti olan. basliksiz * Basligiolmayan. basmabeyinci * Osmanlisarayinda mabeyincilerin basi. basmak

* Ayakkabi, pasmak. basmakale * Basyazi. basmakci* Ayakkabiyapan, satan kimse, pasmakci. * Camilerde, girisbolumunde, cikarilan ayakkabilara bekcilik eden kimse. basmakcilik * Basmakcinin isi. basmaklik * Padisahin anne, kiz kardes, kiz ve hasekilerine baglanan odenek, has, arpalik. * (camide) Ayakkabikonulan yer. basmal * Anamal, sermaye, kapital. basmisafir * En degerli konuk. basmuallim * Basogretmen. basmuallimlik * Basogretmenlik. basmubassir * Gozetmenlerin basiolan kimse. basmuharrir * Basyazar, sermuharrir. basmuharrirlik * Basyazar olma durumu. basmurakip * En ust duzeydeki denetci. basmurakiplik * Basmurakibin yaptigiis. basmudur * En ust duzeydeki mudur. basmudurluk * Basmudurle yonetilen kurulus. * Basmudurun calistigidaire. basmufettis * En ust duzeydeki mufettis. basmufettislik * Basmufettisolma durumu. basmuhendis * En ust duzeydeki muhendis. basmuhendislik * Basmuhendisin yaptigiisveya gorev. basmurettip * Basdizgici, sermurettip. basmurettiplik * Basmurettibin yaptigiis. basmusevvit * Yazimusveddeleri hazirlayan ve adina musevvit denen memurlarin baskani. basnokta * Baslangic noktasi. basoda * Geleneksel Turk evinde ozellikle konuklarin agirlandigibuyuk ve ozenli dosenmi soda. basoyuncu * Bir filmde veya tiyatro eserinde basrolu canlandiran oyuncu. basoyunculuk * Basoyuncu olma durumu. basogretmen * (ilkokullarda) Yonetimden sorumlu olan ogretmen, mudur. basogretmenlik

* Basogretmen olma durumu. basortu * Kadinlarin saclariniortmek icin kullandiklariortu, esarp. basortulu * Basinibasortu ile ortmusolan (kadin). baspapaz * Bazikiliselerin papazlarina, oteki papazlara gore bir ustunluk veren unvan. baspapazlik * Baspapazin gorevi ve makami. * Baspapazin sorumlulugunda olan bolge. basparmak * El ve ayakta bulunan en kalin parmak. baspehlivan * Bircok pehlivaniyenerek gucunu kabul ettirmispehlivan. baspehlivanlik * Baspehlivan olma durumu. baspiskopos * Katoliklerde piskoposlarin basiolan din adami. baspiskoposluk * Baspiskoposun gorevi ve makami. basrahip * Manastirlarda en kidemli ve yonetimden sorumlu rahip. basrahiplik * Basrahibin gorevi. basrejisor * Basyonetmen. basrejisorluk * Basyonetmenlik. basrol * Basoyuncunun rolu. * Bir filmin veya bir tiyatro eserinin baskisisini canlandirma isi. bassavci * En ust duzeydeki savci. bassavcilik* Bassavciolma durumu. * Bassavcinin gorevi veya makami. bassiz * Basiolmayan. * Yoneticisi, baskaniolmayan. bassizlik * Basiveya baskanibulunmama durumu. * Yasasive hukûmeti olmayan topluluk, erksizlik, anarsi. bassehir * Bir devletin yonetim merkezi olan sehir, devlet merkezi, baskent. basta (veya basinda) bulunmak * bir isin yoneticisi olmak. basta gelmek * onde olmak, ustun durumda olmak. basta gitmek * en ileri durumda bulunmak. basta tasimak * cok saygigostermek. bastaban * Yunan ve Roma mimarliklarinda, sutunlarin ustune oturan ve iki sutun arasindak i uzakligin ustunu orten buyuk, uzun taskirislerin olusturdugu bolum. bastabip * Bashekim. bastabiplik * Bashekimlik.

bastan * basindan alarak, bir kez daha, yeniden. bastan asagi * Hepsi, butunu, bir uctan obur uca kadar. bastan asmak * pek cok olmak, pek cogalmak. bastan basa * Tamamen, butunuyle, hepsi bir arada. * Basindan sonuna kadar. bastan cikarmak * ayartmak, kotu yola suruklemek, dogru yoldan saptirmak. bastan cikmak * ahlâkibozulmak. bastan kalmis(veya kalma) * baskasitarafindan kullanilmis. bastan kara etmek * batma tehlikesi karsisinda, gemi basinikaraya vurup oturmak. bastan kara gitmek (veya etmek) * sonunu dusunmeyerek hesapsiz, batarcasina yasamak. bastan savma * ustunkoru, ozen gostermeden. bastan savmaci * Bir isi yapmamak veya savsaklamak icin bahane bulma, basindan savma veya atma. bastan savmacilik * Bir isi yapmamak icin bahane bulma isi. bastan sona * Daima, her zaman. bastanimaz * Asi, isyanci, duzen bozucu. bastanimazlik * Anarsizm. bastankara * Otucu kuslar takiminin, bastankaragiller familyasindan, Kuzey Afrika, Avrupa v e Asya'da yasayan, cesitli renklerde olabilen bir kusturu (Parus maior). bastankaragiller * Omurgalihayvanlarin, otucu kuslar takimindan yuz kadar kusturunu icine alan ge nisbir familya. bastarda * Osmanlidonanmasinda yer alan kadirga cinsinden bir tur savasgemisi. basteknisyen * En yuksek duzeyde bulunan teknisyen. basteknisyenlik * Basteknisyenin gorevi. basucu * Bir yerin duseyinin gok kureyi kestigi nokta. basucu noktasi * Yeryuzundeki bir gozlem noktasindan gecen dusey dogrultusunun gokyuzunu deldig i iki noktadan, ufkun ustunde olani, semturreis. basucu uzakligi * Gokyuzunde verilen bir nokta veya yildizin basucu noktasindan acisal uzakligi. basuzman * En yuksek duzeyde bulunan uzman. basuzmanlik * Basuzman olma durumu. * Basuzmanin gorevi. basulke * Somurge imparatorluklarinda somurgelere egemen olan ulke. basustu

* Geminin on bolumunde capanin bulundugu yer. basvekâlet* Basbakanlik. basvekil * Basbakan. basvekillik * Basvekil olma durumu. basvurdurma * Basvurdurmak isi veya durumu. basvurdurmak * Basvuru isi yaptirmak, muracaat etmesini saglamak, muracaat ettirmek. basvurma * Basvurmak isi, muracaat. basvurmak * Bir isin yapilmasiicin bir kimsenin araciliginiistemek veya bir iste bir seyde n yararlanmak amaciyla ona el atmak, muracaat etmek. * Bilgi sahibi olmak icin bir kaynagikullanmak. basvuru * Basvurmak isi, muracaat. * Bilgi sahibi olmak icin bir kaynagikullanma, bilgiye ulasma, referans. basvurucu * Bir isicin basvuran kimse, muracaatci. basvurulma * Basvurulmak durumu. basvurulmak * Basvuru yapilmak, muracaat edilmek. basyapit * Saheser. basyardimci * Bir kurum veya kurulusta gorevli amirin yardimcilarindan en ust duzeyde olani. basyargici* Oyunu yoneten yargicilardan, anlasmazlik durumunda, kararda yetki ustunlugu olan i, bashakem. basyaver * Yaverlerin basiolan kimse. basyaverlik * Basyaver olma durumu. * Basyaverin gorevi veya makami. basyazar * Bir gazete veya derginin basyazilariniyazan kimse, basmuharrir, sermuharrir. basyazarlik * Basyazar olma durumu. * Basyazarin gorevi. basyazi * Gazete ve dergilerde ilk sutuna veya birinci sayfaya konulan onemli yazi, basm akale. basyazman * Bir dairedeki yazmanlarin basi, baskâtip. basyazmanlik * Basyazman olma durumu, baskâtiplik. * Basyazmanin gorevi veya makami. basyemek * Geleneksel Turk mutfaginda corbadan sonra gelen en onemli yemek. basyildiz * Cift yildizlarda buyuk olan yildiz. basyonetmen * Bir filmde veya tiyatro oyununda en ust duzeyde yonetmenlik yapan kimse, basre jisor. basyonetmenlik

* Basyonetmenin isi veya meslegi. basyukari* Bir yer altikuyusunun ust kismina gecmeyi saglayan gecit. bat * Kursun borularin agziniacmakta kullanilan, simsirden yapilmis, ucu sivri bir c esit takoz. bata cika * Guclukle zorlukla. bataga saplanmak * icinden cikilmasiguc bir durumda olmak. batak * Uzerine basinca coken camurlasmistoprak. * Hayir gelmez, yarar saglamaz, batmis. * Kotu durum, icinden cikilmaz is. batak cullugu * Cullukgillerden, batakliklarda yasayan, rengi kahverengiye calan siyah, 30 cm uzunlugunda bir culluk turu (Gallinago gallinago). batakci * Borcunu odememeyi aliskanlik hâline getirmisolan (kimse). * Eline gecen parayibatiran. batakcil * Batakliklariseven, batakliklarda yasayan (bitki, hayvan). batakcilik * Batakciolma durumu. batakhane * Gidenlerin dolandirildigiveya kotu bir durumda birakildigiyer. * Ýslerin zamaninda ve geregince yapilmadigiyer. batakli * Batakligiolan (yer). bataklik * Cok derin olmayan sularla ortulu batak bolge. * Uygunsuz ve kotu, ahlâk disidurum. bataklik ardici * Bataklik ve sik bitki ortulu yerlerde yasayan kucuk ve otucu kus(Acrocephahus palustris). bataklik baykusu * Baykusgiller familyasindan, sirt tuyleri pas rengi olan, batakliklarda yasayan bir kusturu, ishak kusu (Asio flammeus). bataklik gazi * Metan. bataklik keteni * Papirus familyasindan, batakliklarda yetisen bir bitki, pamuk otu (Eriophorum) . bataklik kirlangici * Kisa gagali, uzun kanatli, ucarken deniz kirlangiciniandiran bir tur kus(Glare da). bataklik kuslari * Omurgalihayvanlardan hem tavuksulardan, hem yagmur kuslariniicine alan kuslar sinifi. bataklik nergisi * Avrupa ve Kuzey Amerika'da gunesli su kiyilarinda yetisen cok yillik bir bitki (Caltha palustris). batar * Zaturree. batarya * En kucuk topcu birligi. * Savasgemilerinde borda toplarive bunlarin bulundugu guverte parcasi. * Birkac aygitin bir araya getirilerek belirli bicimde eklenmesinden olusan taki

m. batarya atesi * Bir bataryada bulunan toplarin hep birden atesduzenine gecmesi. batarya kutusu * Bataryanin butun olarak tasinmasinisaglayan sandik. bataryali * Batarya ile guclendirilmisveya desteklenmis. * Batarya ile calisan (radyo, telefon vb.). bateri * Orkestrada vurma calgilar takimi, davul. baterist * Bateri calan kimse, davulcu. bati * Yeryuzundeki baslica dort yonden gunesin battigiyon, gun indi, garp. * Bu yonde olan, bu yonle ilgili, garbî. * Bulunulan yere gore gunesin battigiyonde olan bolge, garp. * (siyasî anlamda) Avrupa ve Kuzey Amerika. * Gunesin 22 Martta ve 23 Eylulde battiginokta. batibloku * BatiAvrupa ulkeleri ile Kuzey Amerika ulkelerinin olusturdugu blok. BatiTurkcesi * Hazar Denizinin batisindaki Turk dunyasinda XÝÝÝ. yuzyildan beri kullanilan ve Oguzc aya dayanan Turk dili. batici * Batiyanlisiolan kimse, garpci. baticilik * Batiyanlisiolma durumu, garpcilik. batik * (gemi icin) Batmis. batil * Dogru ve hakliolmayan. * Curuk, temelsiz. batil inanc * Doga ustu olaylara, gizli ve akil disiguclere, kehanetlere asiriderecede bagli bosinanc, batil itikat. batil itikat * Bosinanc. batili * Batiulkeleri veya batibolgesi halkindan olan (kimse), garpli. * Batiuygarliginibenimsemisbulunan (kimse). batililasma * Batililasmak isi, garplilasma. batililasmak * Ozellikle Avrupa ulkelerinin dusuncede, calismada, gorusve anlayista izledikle ri temel ilkeleri benimsemis olmak, garplilasmak. batililastirma * Batililastirmak isi, garplilastirma. batililastirmak * Batililasmasinisaglamak, garplilastirmak. batililik * Batiliolma durumu. * Batiuygarliginibenimseme, garplilik. batin * Karin. * Gobek, kusak. Batinî * Batiniye mezhebinden olan kimse. * Ýcrek.

* Kirlenmek. bati * Yavas. yildiz icin) Dunyanin donusu dolayisiyla ufkun altina inmek. yok olma. batirilma * Batirilmak isi. * Bir iste sermayeyi yitirmek. * Ýflâs etmek. batis * Batmak isi veya bicimi. batmasinisaglam ak. * Cokmek.) ufkun altina inmesi. * Yikilmak egemenligi sona ermek. . Gunes. * Daha kotu bir duruma ugramak. batirik * Koftelik bulgur. Ay. iflâs. batiskaf * Deniz diplerinde inceleme yapmak icin kullanilan arac. agir. * Bu yontemle hazirlanmiskumas. * Yok edilmek. * Mahvetmek. * Saplanmak. batmak * Bir sivinin ustunde iken icine gomulmek. batman * Miktaribolgelere ve tartilacak seylere gore degisen eski bir agirlik olcusu. nane. * Bir kimseyi cekistirip iyice kotulemek. * Hosa gitmeyen bir duruma ugramak. * Yikilma. domates. cokme. batkinlik * Borclariniodeyemedigi mahkeme karariile tespit ve ilân olunan tuccarin durumu. batik * Kumas. batisfer * Su ustu araclarina celik kablo ile baglanmis. negatif yuzebilirligi bulunan da liskuresi. * Dokunmak. maydanoz. * (Gunes. batirilmak * Batirmak isine konu olmak. batirmak * Sivinin veya yumusak bir maddenin icine gomulmesine yol acmak. * Yok olmak. batki * Batkinlik. * Bu kumastan yapilmisolan (giysi).Batinîye * Gorunurdeki olaylarin ardinda gizli gerceklerin bulundugunu kabul eden tarikat lara verilen ad. i flâs. batma * Batmak isi. dovulmemisceviz ici. * (tedirgin etmemesi gereken seyler icin) Tedirgin etmek. incitmek. Yildiz vb. * Kirletmek. tahin ve limon suyu kullanilarak yapilan. * Bir gok cisminin (Ay. muflis. inkiraz. sogan. batkin * Borclariniodeyemez duruma dusen. taze asma yapragiveya lahanaya sarilarak tuketilen bir salata tutu. deri veya kâgit suslemede kullanilan bir yontem. iflâs etmis(kimse). batirma * Batirmak isi.

bavullu * Bavulu olan. * Gercekten. * Alisilmisolandan buyuk. bavlima * Bavlimak isi. malicok olan. . batsat * Ara sira.batonsale * Tuzlu hamurdan yapilan ince uzun cubuk. bayagi * Asagilik. ise yaramaz duruma gelmek. battaniye * Yorgan yerine veya yorgan ustunde kullanilan. batur * Bahadir. battibalik yan gider * isler kotu gittigine gore artik istenildigi gibi davranilabilir. icine esya konulan buyuk canta. pespaye. âdeta. battal etmek * kullanilamaz bir duruma getirmek. amiyane. * Erkek ozel adlariyerine kullanilir. bavli * Ava alistirilmis(hayvan). cogu yunden dokunmuskalinca ortu . cok. banal. Bavyerali* Bavyera halkindan olan (kimse). siradan. battal olmak * kullanilamaz. bavul ticareti * Gumruksuz ve vergisiz ithaline izin verilen esyayiyabanciulkelerden satin alip . bavul * Yolculukta. * Hemen hemen. * Kibar olmayan. oldukca. bozulmak. bay * Parasi. bavlimak * Sahin ve kopegi ava alistirmak. * Her zamanki gibi olan. bavulcu * Bavul yapan veya satan kimse. * Avcilarin. bavul veya cantalarla yolcu beraberinde sinirdan gecirerek ic piyasada degerlendirmek isi. battaniyeli * Battaniyesi olan. battal * Ýse yaramaz. batoz * Harman makinesi. bavci * Sahin ve kopek gibi hayvanlariavciliga alistiran kimse. zengin (kimse). epey. tuzlu cubuk. batyal * 200 ile 2000 m arasinda derinligi olan (deniz). bay * Bey yerine kullanilan bir unvan. bav * Hayvaniavciliga alistirma isi. kullanilmaz. battal edilmek * kullanilamaz duruma getirilmek. seyrek olarak tek tuk. basit adî. kopeklerini ava alistirmak icin kullandiklariyapay kusvb. harman dovme makinesi. hicbir ozelligi bulunmayan.

uygunsuz olmak. bayagikacmak * (soz. onemini. kari. * Kadin ozel adlariyerine kullanilir.* Cok iyi. bayagilastirmak * Bayagilasmasina sebep olmak. bayagibir duruma girmek. bayagilastirma * Bayagilastirmak isi. bayagilasmak * Bayagibir durum almak. bayagilik * Bayagiolma durumu veya bayagica davranis. * Gonul vermis. bayagilasma * Bayagilasmak durumu. bayatîaraban * Araban ve bayatî makamlarindan olusturulan bir birlesik makam. bayatlamak * Bayat duruma gelmek. giyinisicin) yakismamak. baygin * Bayilmis. baygin baygin bakmak * kendinden gecmisbir sekilde. bayatsimak * Bayatlamaya yuz tutmak. bayatîbuselik * Bayatî makaminin buselik beslisi veya dortlusu ile sona ermesinden olusan bir bi rlesik makam. tazeligini yitirmek. bayatlik * Bayat olma durumu. bayagikesir * Ondalik olmayan kesir. baygin dusmek * cok yorulmak. dokulmus. bayan * Hanim yerine kullanilan bir unvan. * Guncelligini. * hayranlikla seyretmek. ozelligini yitirmis. kendinden gecmis. cok soylenmis. bayatlatma * Bayatlatmak isi. cevreye goz gezdirmek. * Suzgun. bayati * Azerî ve Turkmen halk siirinde mani turune verilen ad. Bayat * Oguz Turklerinin 24 boyundan biri. bayginlasma . bayat * Taze olmayan. bayatlama * Bayatlamak durumu. bayatî * Klâsik Turk muziginde ussak dortlusune buselik beslisi katilmasiyla yapilmiseski bir makam. * Yigilmis. * Es. pekâlâ. * Ýnsanikendinden gecirir gibi olan. davranis. bayatsi * Bayatlamaya baslamis. bayatlatmak * Tazeyken kullanmayip bayatlamasiicin bekletmek.

bayilmak * Baygin duruma girmek. * cok heyecanlanmak. * Vermek. Bayindir * Oguz Turklerinin 24 boyundan biri. odemek. cok sevmek. kendini kaybetmek. istekle. bayginlasmak * Baygin duruma gelmek. aclik. * Duyumlarin durmasi. severek. kendinden gecme. * (goz icin) Suzulmek. imar etmek. vucud un kimildanamamasi gibi fizyolojik aksamalarla beliren kendinden gecme durumu. * Bayiltacak gibi etkide bulunan. bayir * Kucuk yokus. bayiltma * Bayiltmak isi. bayiltici * Bayiltan. imar. hayat sartlarinin uygun duruma getirilmesi ic in uzerinde calisilmisolan. kendinden gecmek. kan dolasiminin ve solunum gorevlerinin duraklamasi. telâslanmak. bayindirlik* Bayindir olma durumu. mamur. imar etme. bayindirci* Bayindir duruma getirici. bayilttirma * Bayilttirmak isi veya durumu. umran. * Ýpek boceklerinin sindirim organlarinda gorulen ve yemden kesilmelerine yol acan bir hastalik. yorgunluk gibi etkenlerle dayanma gucunu yitirmek. bayilttirmak * Bayilmasina yol acmak. bayilmasinisaglamak. * Cok hoslanmak. bayilmasina yol acmak. Bayindur * Oguz Turklerinin 24 boyundan biri. * Sicak. bayilma * Baygin duruma girme. bayindirlastirmak * Bir yeri bayindir duruma getirmek. bayginti * Bayginlik. uyur gibi olmak. * Bayindir duruma getirme isi. bayindir * (yer icin) Gelisip guzellesmesi. bayila bayila * Ýsteyerek.* Bayginlasmak isi. bu sebeple koza yapamama durumu. bayindirlasma * Bayindirlasmak durumu. bayiltmak * Bayilmasinisaglamak. . bayindirlastirma * Bayindirlastirmak isi. bayginlik gecirmek * bayilmak. susuzluk. cok isteyerek. bayginlik * Baygin olma durumu. bayindirlasmak * Bayindir duruma gelmek.

bayir turpu * Ýri bir turp turu (Cochlearia armoracia). * Baklagil ciceklerinde digerlerinden daha ustte bulunan. kandirmak. * Oncu. baykusgibi * ugursuzluk getirdigine inanilan kimseler icin soylenir. simarmak. * Aldatmak. baypas ameliyati * Kalpte tikanmisbir damarin besledigi bolgeye kan akisiniartirmak icin o bolgey e eklemek icin yapilan damar ameliyati. puhu gibi yirticikuslariicine alan kuslar f amilyasi. bayir yukari * Tepeye dogru. genellikle dik dortgen biciminde kumas. kulak yerinde iki sorgucu bulunan. dukkân veya kurulus. belli bir toplulugun veya bir kurulusun simgesi olarak kullanila n. * Bu isin yapildigiyer. acilip kapatilan kol. baylanlik * Zenginlik. baylanmak * Nazlanmak. baylanma * Baylanmak isi. baykusgiller * Buyuklukleri cesitli olan kukumav. isve. . simarik (bicimde). * Gerektiginde indirilip kaldirilan. bayragiyariya indirmek * millî yas ilân etmek icin bayragidiregin yarisina kadar indirmek. bayirlasmak * (yer ve yol icin) Diklesmek. mideyi bulandirmak. yokusbasina yonelerek. * Devre disibirakma. * Kaba. * Simge. yirticigece kuslarinin genel adi. baykus * Basinda. sembol. bayilik * Bir maddeyi surekli satma isi. baypas * Damar aktarma. bayir kusu * Calibulbulu. baymak * (yiyecek) Bayginlik vermek. naz. daha buyuk olan ve cog unlukla baska bir renkte ve yuvarlakca olan tac yapragi. baylan * Nazli. bayi * Bazimaddeleri satma izni olan kimse. terbiyesiz erkek. bayrak acmak * gonullu asker toplamaya girismek. bayma * Baymak isi. bayrak * Bir milletin. midede ezinti yapmak.bayir asagi * Tepeden duze dogru. * Simariklik. renk ve bicimle ozellestirilmis. bayirlasma * Bayirlasmak durumu. etki altinda birakmak.

seyran degil. askerlik. bayrak gibi * kendini belli edecek bir bicimde. bayraktar * Bayragitasiyan kimse. * Sevinc. * Gemilerde guvertenin en yuksek diregi. bayrak diregi * Bayrak asmak icin hazirlanmisuzun direk. uzerine bayrak cekilmisbulunan (yer). donatilmis. . bayram cocugu * Bayram dolayisiyla suslenmis. nese. bayram degil. * Ozel olarak kutlanan gun. enistem beni niye optu * gosterilen bu ilginin. bayraklasma * Bayraklasmak isi veya durumu. * Bkz. diken veya satan kimse.* bir ulku yolunda toplanmaya cagirmak. bayrak dikmek * bayraklibir sopayibir yere saplamak. bayrak toreni. bayrak toreni * Bayrak karsisindaki saygidurusu. eli bayrakli. bayraktarliginiyapmak * bir akimin. bayrak cekmek (veya asmak) * bayragibir direge veya ipe takmak. bayraklasmak * Bayrak degeri kazanmak. bayrak merasimi * Bkz. bayrakci * Bayrak ceken kimse. bir gorusun yayilmasinda oncu olarak calismak. bayraklariacmak * bagirip cagirarak. bayrak yarisi * Atletizmde dort sporcudan olusan ekibin aralarinda paylastiklarimesafelere bas larken elden ele gecirmek yoluyla bir sopayi. bayraklik * Bayrak olmaya uygun kumas. bayram etmek (veya yapmak) * cok sevinmek. hircinlik etmek. bayrakli * Bayragiolan. bayraktarlik * Bayraktarin gorevi. * Bayrak yapan. bayram * Millî veya dinî bakimdan onemi olan ve kutlanan gun veya gunler. yol gostermek. sevincli cocuk. * Bayrak asmaya uygun direk. bu yakinligin bir sebebi olacak. bayram ayi * (Hicrî takvime gore) Ramazandan sonra gelen ay. sevval. bayram alayi * Bayram gunlerinde padisahlarin camiye gidisve gelissirasinda yapilan toren. bayrakalti* Ordu hizmeti. * Bayram gunu dogmuscocuk. bayragidusurmeden yaptiklarikosu. bayraktarlik etmek * onculuk etmek. bayram gunu * Bayrama rastlayan. bayramin kutlandigigun.

bayramlik ad * Birisi tarafindan hakaret yollu kullanilan sozun kendisine ait oldugunu bildir mek icin kullanilir. sevincli bir ortam. kufretmek. bayram havasi * Neseli. bayramlik * Bayramda kullanilan. bayram hediyesi * Bayram gunleri karsilikliveya tek yanliverilen armagan. konu ile hicbir ilgisi olmayacak bicimde ters anlamak. bayramdan bayrama * cok seyrek olarak. baysungur* Sahin cinsinden. bayram namazi * Dinî bayramlarin ilk gununde sabah namazindan sonra kilinan ozel namaz.bayram haftasinimangal tahtasianlamak * sozu. Bayramustu. kadim. bayram tebrigi * Bayramikutlamak icin yazilip gonderilen kart veya birine yapilan ziyaret. baysal * Huzur ve refah icinde olan. nadir olarak. bayramda seyranda * seyrek olarak. bayramuzeri * Bkz. * Bayramlarda verilen armagan. bayrama ozgu olan. bayramlasma * Bayramlasmak isi. baytarlik . bayram ziyareti * Dinî bayram gunlerinde. bayram topu * Dinî bayramlarin basladiginiduyurmak icin atilan top. arada sirada. bayrilik * Bayriolma durumu. bayram kocu gibi * gosterisli ve zevksiz bir bicimde suslenmisolan. nadiren. kidem. Bayramî * HaciBayram Veli'nin tarikatina girmisolan kimse. bayri * Cok eski zamanda var olmusveya eskiden beri var olan. baysallik * Huzur ve refah icinde bulunma durumu. bayramustu * Bayrama yakin. bayramikutlamak icin yapilan kisa ziyaret. bayramlik agiz * kufur. baytar * Hayvan hastaliklarihekimi. * Bayramî tarikatindan olma durumu. veteriner. yirticibir kus. bayram sekeri * Ozellikle dinî bayramlarda konuklara ikram edilen seker veya cikolata. bayramlasmak * Birbirinin bayraminikutlamak. bayramlik agziniacmak * kaba konusmak. Bayramîlik * Bayramî tarikati. bayram yeri * Bayram gunlerinde cocuklar icin kurulan acik eglence yeri.

bazlamac * Bazlama. dikdortgen biciminde kilise. esas. bazen * Ara sira. arada bir. kimi vakit. * Dikdortgen biciminde. su ile birlesince baz etkisi gosteren. iki sira sutunla. u c salona ayrilmis. sert. bazilari(veya bazisi) * birtakimi. * Ortadaki yuksek. bazice * Oyun. alisveris. bazit * Bazit mantarlarin ureme organi. kimi. bazar * Carsi. yanlardakiler daha alcak olmak uzere ici. * Birlesiminde asit ve baz agirligioraninormal tuza gore az. bazalt * Koyu renkli. * Taban. uc kisminda yarim cembere benzeyen bir cikintisiolan Rom a mahkemesi. kimi vakit. arada bir. * Tatlisibol. bazik oksitler * Cogu oksijen bakimindan zayif olan. fakat baz oraninorm al tuza gore yuksek olan (tuz). * Bir asitle birlesince bir tuz olusturan madde. asi tlerle birlesince tuzlariveren oksitler. . bazi * Birtakim. arada bir. bir cesit yanardagkultesi. bazilika * Kral sarayi. bazidiyospor * Bazitli mantarlarin sporlarina verilen ad. kalin gozleme. bazik * Baz niteligi gosteren. baz * Temel. esas. bazal * Bazicok olan (tuz) veya bazin ozelliklerini tasiyan (madde). baza * Mobilyanin uzunlugunca konulan dar ayak. bazlama * Sacda pisirilmisyuvarlak pide. pazar. baz losyon * Cildin esnek ve saglikligorunmesini saglamak ve ozellikle yagliciltlerin parla k goruntusunu gidermek icin kullanilan bir tur losyon. * Pazarlik. bazitli mantarlar * Sporlaribazitlerin icinde bulunan mantarlar grubu. * Dolap govdesinin zemine duzgun oturmasina yarayan cerceve seklindeki kaide.* Baytarin meslegi. bazibazi* Ara sira. kimisi. esasî. * Ara sira. bazidingil doner baziteker * karsilikliiliskilerde her iki tarafa da zaman zaman soz soyleme hakkidogar anl aminda kullanilir.

maharet. * Yeni dogan yavrunun yetiskinlerin bakimina surekli olarak bagimlioldugu donem. .bazlasma * Bir maddenin baz durumuna gelmesi. elinden isgelen. yapilmasiguc alistirmalara yatkin olmasidurumu. * Vucudun. bebeklik * Bebek olma durumu. * Yasina yakismayacak davranislarda bulunan kimse. bebek olumu * Cesitli hastaliklardan. be * Turk alfabesinin ikinci harfinin adi. yahu. tahta. 0-2 yasgrubunda bulunanlarin olumu. * Sevgi seslenisi olarak kullanilir. becellesme * Becellesmek isi. * Bebek gibi davranislarda bulunma. becayis * Yer degisme. kucuk cocuk. bebe aspirini * Kucuk cocuklara icirilmek uzere. mahir. * Plâstik. karsilikliyer degistirme. * Kisinin yatkinlik ve ogrenime bagliolarak bir isi basarma ve bir islemi amaca uygun olarak sonuclandirma yetenegi. bebek gibi* cok guzel (kadin). maharetli. maharet. beceri * Elinden isgelme durumu. be * (teklifsiz konusmada) Ey. hey. ilâciozel olarak yapilmisaspirin. becellesmek * Cebellesmek. bebekce * Bebek gibi. * bebege yakisir bicimde. bebecik * Kucuk veya acinacak durumda olan bebek. bucur erkek. bazuka * Roketatar. bebek * Meme veya kucak cocugu. bebeklesmek * Simarikca davranislarda bulunmak. * (kucuk b ile) Sevimsiz. bebege yakisir bicimde. ustalik. bebeklesme * Bebeklesmek isi. bebeklik etmek * bebek gibi davranislarda bulunmak. Beberuhi * Karagoz oyunundaki kambur cucenin adi. bebek beklemek * (kadin) gebe durumda bulunmak. bez vb. karsilikliyer degistirmek. Be * Berilyum'un kisaltmasi.den yapilan insan biciminde oyuncak. becerikli * Becerisi olan. becayisetmek * degisik yerdeki gorevliler. bebe * Bebek. * Goz bebegi. usta. budala.

* Bir konuda hazirliksiz konusabilme yetenegi. bedbaht * Mutsuz. bozmak. ustesinden gelmek. beceriksiz * Becerisi olmayan. apacik olma durumu. usta olmayan. Becene * Oguz Turklerinin 24 boyundan biri. tuyu mavimtirak kul renginde. * Ýrzina gecmek. bedavaci* Her seyi bedavadan saglamaya calisan (kimse). kirletmek. * Birini oldurmek. bedavadan ucuz * cok ucuz. acele. parasiz.beceriklilik * Becerikli olma durumu. bedavasina * Bkz. bedbahtlik* Mutsuzluk. evcil bir hayvan (Numida meleagris). kirletmek. bedavalasma * Bedavalasmak durumu. beceriksizlik * Beceriksiz olma durumu. bedavadan. talihsiz. becerme * Becermek isi. bedavalasmak * Bedava duruma gelmek. becet * Sercegillerden. bedbin . bedava sirke baldan tatlidir * masrafsiz veya emeksiz elde edilen seylere herkes istek gosterir. tavuk buyuk lugunde. Bec tavugu * Tavukgillerden. * Bir seyi kullanilmaz duruma getirmek. bedbaht olmak * uzulmek. bedahet * Besbelli. * Ývedi. bedayi * Estetik yonu agir basan guzellikler. bedaheten * Birdenbire. ansizin. becit * Gerekli. ustalik. bedbaht etmek * uzmek. luzumlu. dusunmeksizin. bedava * Karsiliksiz. bahtsiz. bedavacilik * Bedavaciolma durumu. bedavadan * Bedava olarak. emeksiz. kucuk bir kus(Passer). basikucuk ve ciplak. bedavaya * Cok ucuza. bahtsizlik. becermek * Guc gorunen bir isveya duruma cozum bulmak. maharet.

bedduasitutmak * ilenci yerine gelmek. beddua sinmek * ilencin tutmasiyuzunden. bedbinlesme * Bedbinlesmek isi. bedbinlik * Kotumserlik. pesimizm. bedeli belirlenemeyen.* Kotumser. bas. * Baskasinin adina ve onun parasiile hacca giden kimse. karamsar olmak. * Esit. beddua * Ýlenme. coban. bedduasinialmak * biri tarafindan kendisine ilenilmek. vucut. * Asik suratli. bedelli * Bedeli olan. karamsarlik. intizar etmek. bedel odenilmeyen. bedel odenilen. * Kale duvari. * Askerlik yapmamak veya yapilacak sureyi kisaltmak isteyenlerin devlete odedikl eri para. karamsar duruma getirmek. bedbinlesmek * Kotumserlesmek. suratsiz. kiymet. lânetlenmis. pesimist. bedel vermek * askerlik yapmamak veya kisa sure yapmak icin devlete para odemek. * Vucudun. * Bedelci. bedel tutmak * kendi yerine askerlik yapmasiicin birini para ile tutmak. ilenc. * Cok degerli. bedbin etmek * uzmek. bedelci * Bedel verdigi icin kisa sure hizmet goren asker. hizmetci. bedbinlestirmek * Kotumser. bedelsiz ithalât * Yurt disindaki iscilerin veya gecici gorevle yurt disina giden kamu gorevliler inin donuslerinde kendi mesleklerinin icrasiveya kisisel kullanim icin getirdikleri mallar icin yapilan duzenleme. kol ve bacak disinda kalan bolumu. . govde. denk. beddua etmek * ilenmek. bedbinlestirme * Bedbinlestirmek isi. bedelsiz * Bedeli olmayan. bedcehre * Kotu yuzlu. bedbin olmak * umitsizlige dusmek. * Usak. bedelli askerlik * Askerlik cagina gelmisgenclerin belirlenen miktardaki parayiodeyerek yaptiklar ikisa sureli vatanî gorev. birinin isi surekli ters gitmek. kotumser olmak. beden * Canlivarliklarin maddî bolumu. umitsizlige dusurmek. kotumserlige kapilmak. bedel * Deger. * Bir seyin yerini tutabilen karsilik. fiyat. karamsar. karamsarliga sokmak.

* Bkz. bedirlesme * Bedirlesmek durumu. beden terbiyesi * Spor islerinden sorumlu makam. * Parlak ve saglikligorunmek.beden cezasi * Ýnsan vucudu uzerine uygulanan ceza. bedenen * Bedeniyle. bedhah * Kotuluk isteyen. ayin on dordu. * (buyuk b ile) XÝÝÝ. bedensel * Bedenle ilgili. bediîlesme * Bediîlesmek isi. cadirda yasayan gocebe. vucuduyla. bedensel. bedihî * Besbelli. bedenli * Bedeni olan. bedirlenmek. bedevîlik * Bedevî olma durumu. * (buyuk b ile) Bedevîlik tarikatindan olan dervis. bedirlesmek * Ay bedir durumunu almak. begenilen. bediîlesmek * Bediî duruma gelmek. guzel sanatlar. yuzyilda kurulan bir Sunnî tarikati. apacik. bedir * Dolunay. fiilen. bedirik * Temizlenip taranmisve egrilmeye hazir duruma getirilmisyun veya pamuk topagi. bedesten * Ýcinde degerli esya alinip satilan kapalicarsi. * Boyle bir hayat surduren kimse. bediî * Guzellik olculerine uyan. bedik * Kazak Turklerinde bir hastaligin iyilesmesi icin yapilan toren. bedirlenmek * Dolunay bicimini almak. bediiyat * Estetik bilimi. bednam * Kotu un kazanan. yumagi. bedevî * Colde. kotu yurekli. * Estetik. beden egitimi * Vucudu guclendirmek ve sagligikorumak amaciyla aracliveya aracsiz hareketler y apma. bedenî. bedenci * Beden egitimi ogretmeni. bedence * Beden bakimindan. bedenî * Bedenle ilgili. gozu gonlu oksayan. kotulugu ile dillere dusen. bedirlenme * Bedirlenmek durumu. beden egitimi. .

pek cok cesitl eri bulunan sicak ulke bitkisi (Begonia). begenme * Begenmek isi. hosa gitmek. asiri. hor gormek. hosgorunmesini saglamak. beglik * Beylik. begendi * Bkz. begenilen. begeni * Guzel veya cirkin yargisiniverdiren duygu. * Kucumsemek. begenilmek * Ýyi ve guzel bulunmak. behemehal . dekoratif yapraklarive renkli cicekleri olan. zevk. beg * Bey. begenirlik * Begenme durumu. begenis * Begenme. iyi veya guzel bulmama. kusku ile karsilamak. begenilir * Begenme duygusu veren. begenmezlik * Begenmeme. begenmemek * Ýyi veya guzel bulmamak. begendirmek * Begenilmesini. begum * Hint prenseslerine verilen unvan. hunkârbegendi. takriz. begenmeyen kizini(veya kucuk kizini) vermesin * bir durumun begenilmemesi karsisinda.beduk * Cam sakizi. * Onaylamak. begendirme * Begendirmek isi. begenilme * Begenilmek isi veya durumu. begonyagiller * Ýki ceneklilerden. ornegi begonya olan bir bitki familyasi. zevk. tasvip etmek. * Guzeli cirkinden ayirma yetisi. begonvil * Akdeniz bolgesinde yaygin bir cicek. behavyorizm * Davraniscilik. * Onaylamamak. begenmeyenin umursanmadiginianlatir. begayet * Son derece. recine. begenilir olma durumu. gusto. begonya * Begonyagillerden. begenmek * Ýyi veya guzel bulmak. * Sevilmek. Begdili * Oguz Turklerinin 24 boyundan biri. * Kusku duymak. begence * Ovucu tanitma yazisi. kabul etmek. pek cok. * Benzerleri arasindan birini secip ayirma.

tazelik. hisse. * Bu renkte olan. behey * Cikisma bildirmek icin kullanilan bir unlem. bekâra karibosamasikolaydir * bilgi ve tecrubesi olmayan bir kimsenin isi hafife almasi. gereg ince degerlendirememesi tâbiîdir. beis yok * zarariyok. behresiz * Payi. beher * Her bir. bekârhane * Bekârlarin kalmasiicin ayrilmisveya duzenlenmisoda. olmezlik. * Sanat ve dusuncede ozgunluk. olumsuzlesmek. nasip. behime * Dort ayaklihayvan. * Evli oldugu hâlde ailesinden ayri. * Bekârlarin yasadigimustakil ev. behimîlik * Behimî olma durumu. bek * Sert. tasradan gelmisiscilerin kalacagioda. bek * Savunucu. bekâret * Kiz oglan kiz olma durumu. bekar * Diyezli veya bemollu bir sesin eski durumuna getirilmesini gosteren nota isare ti. ne yapip yapip. masumluk. hissesi olmayan. zarar. * olum veya bosanma dolayisi_____yla esini yitirmek. evlenmemisolmak. kati. beka * Kalicilik. * Dogallik. bek * Hava gazilâmbasinin ucu. * Kotuluk. beka bulmak * olmezlik erdemine ulasmak. behimî * (duygular icin) Hayvanca. erdenlik. onemsememesi. bekâr * Evlenmemiskimse. kizlik. yalniz yasayan kimse. bekâr kalmak (veya yasamak) * evlenmemek. uymazlik. beis gormemek * sakinca. beis * Engel.* Her hâlde. bîbehre. bej * Sariya calan acik kahverengi. ne olursa olsun. yenilik. nasibi. behre * Pay. onemi yok. zarar gormemek. . saglam. * Saflik. mutlaka. hayvana yakisir bicimde olan. ucmak. behist * Cennet. temizlik. bekâr odasi * Bekârlarin.

bir kimseyi gozetmek. bekârlik sultanlik * evlenmeden tek basina yasamanin daha iyi oldugunu anlatir. bekleme odasi * Bir kimseyi veya bir tasitibeklemek icin gelenlerin oturduklariyer.bekârlik * Bekâr olma durumu. * Bir seyi. bekleme * Beklemek isi. bekci kalmak * koruyucu. korumak. gozcu. beklenme * Beklenmek durumu. beklenmezlik fiili * -acagi/-ecegi bicimindeki sifat-fiil ekine tutmak fiili getirilerek yapilan ve . beklenilmek * Beklenmek. bekleme yeri * Bir kimseyi veya tasitibeklemek icin ayrilan bolme. * Ummak. * Karsilasilmasiihtimali bulunmak. bekitmek * Kapamak. acele etmemek. durmak. bekinmek * Ýnat etmek. istemek. * Sure tanimak. biri gelinceye degin bir yerde kalmak. tikamak. avukat vb. bekleme odasi. beklemek * Bir isoluncaya. bekleme salonu * Doktor. * Aramak. beklenmez * Beklenmeyecek durumda olan. bekitme * Bekitmek isi. bekinme * Bekinmek isi. direnmek. beklemeli * Sinifta kalip derslere devam etmeyen (ogrenci). bekle yârin kosesini! * yakinda gerceklesecegi sanilmayan umutlar karsisinda soylenir. ansizin. denetleyici olarak beklemek. bekcilik etmek * (bir seyi) bekleyip korumak. beklenilme * Beklenilmek isi veya durumu. bekleme sal onu. bekci * Bir seyi veya bir yeri bekleyip korumakla gorevli kimse. beklenmek * Beklemek isine konu olmak. tikanmak. beklenmezlik * Beklenmeme durumu. bekas * Culluk. bekcilik * Bekcinin yaptigiis. * Vakit oldurme. ile gorusme oncesinde oturulan yer. * Kapanmak. beklenmedik * Birdenbire. muhafaza etmek.

meni. ickici. Bektasîlik * Bektasî tarikati. Bektasî babasi * Bektasî tarikatindan olan dervis. sirtin altina rastlayan bolgesi. Bektasî sirri * Cok gizli tutulan sir. bekrilik * Ýckiye duskunluk. bel * Ýsaret. sperm. * Dagsirtlarinda gecit veren cukur yer. ucu sivri kurek veya catal biciminde bir tarim araci. bektasîkavugu * Buyuk ve guzel cicekler veren. bekri * Ýckiye duskun. bel * Atmik. bekletme * Bekletmek isi. ayyas. ilik iklimlerde yetisen bir kaktus (Echinocactu s). beklesme * Beklesmek isi veya durumu. Bektasî dedesi * Bektasî tarikatinda daha ust makamlarda bulunan ve yonetimde sorumluluk tasiyan dervis. bekletmek * Beklemek isini birine yaptirmak. bel * Ses siddetiyle ilgili birim. beklesmek* Birlikte veya karsiliklibeklemek. bel agrisi* Bel cevresinde olusan ve duyulan agri. bel * Topragikazmaya veya kirizma yapmaya yarayan. Bektasî uzumu * Taskirangillerden bir cali(Ribes grossularia). * Bireyin belli sart ve durumlarin alacagibicimler veya kendisinden beklenenler konusundaki on gorusu. uzun sapli. Bektasî * HaciBektasVeli'nin tarikatina girmisolan kimse. . ayakla basilacak yeri tahta. * Bu calinin mayhos. * Bektasî tarikatindan olma durumu. nohut buyuklugunde. beklenti * Bir olgunun sonunda gerceklesmesi beklenen sey. * Bu bolumun. bel * Ýnsan bedeninde gogusle karin arasinda daralmisbolum.isin istenmeden. bekletilme * Bekletilmek isi veya durumu. * Hayvanlarda omuz basiile sagriarasi. ak veya kara yemisi. bekletilmek * Bekletmek isine konu olmak veya bekletmek isi yapilmak. ayyaslik. * Geminin orta bolumu. bekleyis * Beklemek isi veya bicimi. beklenmeden oldugunu anlatan birlesik fiil.

belâ okumak * birine beddua etmek. isaret vermek. bel bellemek * topragibelle kazmak. bel kundesi * (gureste) Ellerin arkadan gelip hasmin gobegi uzerinde kilitlenmesi yolundaki kundeleme. yapmaciktan uzak. belâgatsiz . * (istenmedik bir davranisa zorlayan) Etki. bel baglamak * birisinin kendisine yardimciolacagina inanmak. anlamsiz bakmayianlatan bel bel bakmak deyiminde gecer. temel. * Soz sanatlariniinceleyen bilgi dali. bel vermek * (duvar gibi dik seyler) disariya veya (tavan gibi yatay seyler) asagiya dogru kamburlasmak. * destek olmak. duzgun anlatma sanati. retorik. bel sogukluguna ugratmak * bir ise veya bir soze gereksiz yere karisarak onun akisinisektirmek. musallat olmak. bel soguklugu * Ureme organlarinin akintilive bulasicibir hastaligi. bel kirmak * govdeyi. * Buyuk zarar ve sikintiya yol acan olay veya kimse. belden saga sola bukmek. belâ * Ýcinden cikilmasiguc. guvenmek. sakincalidurum. esas. * Konuyu butun yonleriyle kavrayarak. bel evlâdi* (bir kimsenin) Oz cocugi. * Bir seyin varligiile ilgili en onemli bolumu. bel kemigi * Omurga. bel gevsekligi * Cinsel gucu yitirme. belâgat * Ýyi konusma.bel bagi * Bel kemeri. bel bel * Durgun. deri. belâ cikarmak * kavga cikarmak. sozle inandirma yetenegi. kumasveya metal den yapilan ozel bag. bel fitigi * Bel bolgesinde fitik. * Bir seyde gizli olan derin anlam. * Hak edilen ceza. bel kira kira * kirita kirita. belâ kesilmek * birisine sikintive eziyet vermek. salina salina. belâgatli * Belâgati olan. belâ aramak * kavga cikarmak icin firsat aramak. hicbir yanlisve eksik anlayisa yer birakma yan. bel etmek * isaret koymak. yorum gerektirmeyen. bel kemeri * Elbise uzerinden bele dolayarak bir toka ile tutturulan.

uyeleri halk tarafindan secilen. . can sikici. belâsinibulmak * hak ettigi cezayigormek. belediye baskani * Belediye teskilâtiniyoneten kimse. belâsi * -den dolayi. belce * Ýki kasarasi. yer. belde * Sehir. belâya catmak (girmek veya ugramak) * beklenmedik bir belâ ile karsilasmak. belediye nikâhi * Medenî kanuna gore kiyilan resmî nikâh. belediye sarayi * Belediyeye ait butun islerin yapildigive burolarin bir arada bulundugu buyuk y api. ilce. belediye meclisi toplu bulunmadigizaman. belediye cavusu * Zabita islerinde ust gorevli. belâli * Yorucu. kacinilan bir durumun gerceklestigi bildirilirken alay yollu soy lenir. cevre. * Yerlesik. tuzel kisiligi olan teskilât. uzucu. * Yolsuz kadinlarin zorba dostu. belediye suclari * Belediye buyruklarina ve yasaklarina aykiridavranislar.* Belâgati olmayan. belediye polisi * Zabita gorevlisi. * Mekân. belediye meclisi * Belediye tuzel kisiligine taninan yetkileri kendinde toplayan organ. tetkik eden ve karara baglay an organ. * Bir tur pamuklu. * Kavgaci. aydinlatma. belâya ugramak * cok kotu bir durumla karsilasmak. * Bu teskilâtin bulundugu bina. belediye * Ýl. belâlar mubaregi * istenilmeyen. ozel kanunlarla beledi ye meclisince verilen gorevleri. -den sebebiyle. belâyisatin almak * goz gore gore belâyiustune cekmek. Belcikali * Belcika halkindan olan (kimse). sirret. belediye reisi * Belediye baskani. beledî * Sehirle ilgili. belediye encumeni * Belediye kanununda belirtilmisgorevleri yerine getiren. su ve esnafin denetimi gibi kamu hizmetlerine bakan. belâhat * Aliklik. kalin kumas. bucak gibi yerlesim merkezlerinde temizlik. beldeitayyibe * Medine sehri.

fotograf. bulasmak. bayir. lupcu. * Daguzerindeki yuksek gecit. belediye meclisi. beletme * Beletmek isi. belermek * (goz icin) Akiiyice belirecek bicimde acilmak. * Bulamak. * Bulanmak. mavi kantaron (Cephalaria syriaca). belemek * (cocugu) Kundaklamak. belertmek * Gozlerini. belescilik * Belesci olma durumu. belek * Kundak. parasiz elde edilen.belediye teskilâti * Nufusu iki binden fazla olan yerlesim yerlerinde hukûmet karariyla kurulan. akicok gorunecek bicimde acmak. ortulmek. . para vermeden elde etmek. * Besige konulan yatak. film vb. beles(veya bahsis) atin disine (veya yasina) bakilmaz * bedava gelen seyde kusur aranmaz. belerme * Belermek isi. cicekleri mavimsi renkte bir yillik bir bi tki. bele diye baskani. belemir * Orta Anadolu'da tarlalarda yetisen. belesci * Parasiz gecinmeyi seven. belediyecilik * Belediye isleri. beletmek * Kundaklatmak. belese konmak * emek. belediyeci * Belediye isleri gorevlisi. peygamber cicegi. resim. dokuman. yuksek yer. belge * Bir gercege taniklik eden yazi. belertme * Belertmek isi. belenme * Belenmek isi. vesika. beleme * Belemek isi. * Besige yatirip baglamak. belesten * Emek vermeden. dik dagyolu. bulastirmak. belen * Bel. cocuk bezi. belediye encumeni ve belediye memurlarindan olusan kurulus. beles * Karsiliksiz. * Tepe. belenmek * Kundaklanmak. belediyelik * Belediyeyle ilgili. belediyelik olmak * belediye ile ilgili bir isi olmak. karsiliksiz. emeksiz. bedavaci.

dokumanter. belginlik * Belgin olma durumu. * Duyus. faks. ortaya cikarmak. * Ýki yil ust uste sinifta kaldigiicin okula devam etme hakkiniyitirerek belge ala n. dusunusve inanistaki ayiriciozellik. kendi tabiî cevresi ve akisiicinde veya ger cege en yakin bicimde hazirlanmisyapay bir yerde isleyen. belgelendirmek * Belge gostererek belirtmek. belirli bir amaciyansitan film. belgelenmek * Belgelemek isine konu olmak. belgeleme * Belgelemek isi. bilgi ve belgelerin telefon sistemi vasitasiyla bir yerden bir yere il etilmesini aninda saglayan arac. arsiv. * Belge niteligi tasiyan film veya televizyon programi. belirsizlik sifati. belirli olan. yoneten sinemaci. siar. belgisiz sifat * Bkz. isaret edilemeyen. okuldan cikarilmak. siar. belgegecer * Yazili. sarahat. belgilemek * Belgi ile gostermek. belgileme * Belgilemek isi. * Belgesel niteligindeki eserleri seven veya bunlarla ilgilenen (kimse). belgeselcilik * Belgeselcinin yaptigiis. belirsizlik zamiri. belgelendirme * Belgelendirmek isi. film ceken veya bunun uzerinde calisan (kimse). belgisizlik . tevsik. nisan. belgelik * Belge ve yazilarin saklandigiyer. alâmet. belgeselci * Belgesel. belgesel film * Hayattan alinan herhangi bir olguyu. belgili * Belgiye dayanan. belgisiz * Belirli olmayan. belgin * Tam ve kesin olarak belirlenmisolan. belgelemek * Bir olgunun dogru oldugunu belge ile gostermek. sarih. tevsik etmek. * Ýki yil ust uste aynisinifta kalan ogrenci okuldan cikarilmak. belgisiz zamir * Bkz. gayrimuayyen. belgi * Bir seyi benzerlerinden ayiran ozellik. belgeli * Belgesi olan.belge almak * (iki yil aynisinifta ust uste kalan ogrenci) okuldan uzaklastirilmak. belgelenme * Belgelenmek isi. belgeci * Belgesel filmler yapan. belgesel * Belge niteligi bulunan (sey).

acik. belig * Belâgati olan. belirleme * Belirlemek isi. beliklemek * Saclariormek. bir isyapamayacak duruma dusmek. besbelli. bariz. burhan. * Bir onermeyi tanitlamak icin gosterilen ve daha once dogru diye kabul edilen b aska onerme. belini dogrultmak (veya dogrultamamak) * yeniden durumunu duzeltmek. belinden gelmek * birinin dolu olmak. beli * Evet. ozunu olusturan ogeleri aciklayarak tanimlamak. kapsam bakimindan daraltmak. beli gelmek * cinsel birlesme sirasinda salgibosalmak. belinleme * Belinlemek isi. belâgatli. irkilmek. . belini vermek * dayamak. belinlemek * Birden uyanarak cevresine korku ile saskin saskin bakmak. belirginlesmek * Belirgin duruma gelmek. belini bukmek * caresizlik icinde birakmak. tayin. belirginlestirmek * Belirgin duruma getirmek.yaslanmak. sarih. beli cokmek * kamburlasmak. orgu hâlinde. beli bukulmek * yaslilik yuzunden gucsuz kalmak. * Yeni bir kavrami. belirginlestirme * Belirgin duruma getirme. sinirlamak. belirlemek * Belirli duruma getirmek. belgit * Senet. beli bukuk* Beli bukulmus. huccet. belirginlesme * Belirgin duruma gelme. gucsuz. zavalli. beli acilmak * kucuk aptesini tutamaz olmak. tayin etmek. * Bir kavrami. belirli kilmak. ayiricibir oge ekleyerek sinirlamak.* Belgisiz olma durumu. belirgin * Belirmisdurumda olan. belik * Sac orgusu. belirginlik * Belirgin olma durumu. belik belik * Orgu orgu. belini kirmak * birini bir seyi yapamaz duruma getirmek. belikleme * Beliklemek isi.

* Bir dusunce veya durum icin. belirlilik * Belirli olma durumu.Aldi. tezahur etmek. belirlenme * Belirlenmek isi. gorulmeyen gecmis. determinizm. -mis'li gecmis. indeterminizm. belirlenmezci * Belirlenmezcilik yanlisiolan (kimse). belirli nesne * Belirtme durumu ekini almis. belirlenimcilik * Her olayin baska olaylarin gerekli ve kacinilmaz bir sonucu oldugunu ileri sur en ogreti. iceriginin. * Bilinmeyen. belirlenimci * Belirlenimcilik yanlisiolan (kimse). gerekircilik. bir sebebe baglanmayan olay ve durumlarin d a bulundugunu one suren gorus. belirlesme * Belirlesmek isi veya durumu. * Niteligi hakkinda tam bir bilgi edinilemeyen. kesin bir bicim almak. tebaruz etmek. mechul. Turkcede bu zaman -mis/ -misekiyle kurulur: Gelmis. tebellur etme. yapisinin veya sinirlarinin tam olarak bel irlenmesi isi. * Bir kavramin anlaminin. gulmus. belirlenmek * Belirli duruma getirilmek. insanin ozgur iradesinin nedensellik yasasina bagliolmadiginisavunan gorus. belirli belirsiz * Yaribelirgin durumda. aglamisgibi. indeterminizm. * Ýyice gorunur ve anlasilir bir durum almak. icinde bulunulan zamandan once olup bittigini bask asindan duyarak veya belirsiz olarak bildiren kip. muayyen. belirli gecmis * Fiilin belirttigi kavramin. determinasyon. icinde bulundugu sartlarla belirl enmedigini. belirmek * (once belli veya gorunur olmayan bir sey icin) Ortaya cikmak. belirlenim * Belirli duruma gelme isi.genellemek karsiti. belirme * Belirmek isi. gerektirim. Bu zaman Turkcede -di(-di) / -ti(-ti) ekiyle karsilanir. bi cti. gorulen gecmis. -di'li gecmis. gayrimuayyen. belirsizlik . belirlesmek * Belirgin duruma girmek. belirli * Acik ve kesin olarak sinirlanmisveya kararlastirilmisolan. belirsiz * Belirli olmayan. * Ýnsan iradesinin hicbir sarta bagliolmadigini. determinist. indeterminist. belirsiz gecmis * Fiilin belirttigi kavramin. uctu vb. gerekirci. tebellur etmek. belirlenmezcilik * Nedensellik yasasina bagliolmayan. az cok belli olan. muphem. icinde bulunan zamandan once olup bittigini kesinl ikle bildiren kip. gecisli fiil durumunda olan yuklemle ilgili kelim e veya kelime grubu.

belirtilen * Tamlanan. belirtili tamlama * Tamlayani-in (-nin) takisi. sarih meful. sarih. belirli kilinan. tasrih.* Belirsiz olma durumu. belirtilmek * Belirtmek isine konu olmak. * Soyut bir seyin. akuzatif. belirtme * Belirli kilma. amblem. kabataslak tutan zamir: bazisi. her. tamlananiucuncu kisi iyelik eki alan ve belirli bi r kavram tasiyan tamlama: Dogan'in kalemi. belirtisiz nesne * Yalin durumdaki nesne. azi. Kac ogrenci? Hangi ev? Uc cocuk gibi. Yaziyiokudum. belit * Kendiliginden apacik ve bundan dolayioteki onermelerin on dayanagisayilan teme . Birinci donem. birtakim. belirtili * Belirtisi olan. birkaci. filan vb. bir kavramin sembolu olan varlik veya esya. -u. belirtilme * Belirtilmek isi. i hâli. yukleme durumu. belirtisiz * Belirtisi olmayan. gorusbildirme. belirsizlik sifati * Ýsimleri yaklasik. bircogu. kabataslak belirten sifat: bazi. belirti * Bir olayin veya durumun anlasilmasina yardim eden sey. belirtili nesne * Belirtme durumundaki nesne. belirten * Tamlayan. belirsizlik zamiri * Ýsmin yerini belirsiz. Evi gordum. belirtme durumu * Yuklemi gecisli bir fiil olan cumlede fiilin dogrudan etkiledigi -i (-i. belirtken * Bir ozlu sozle birlikte kullanilan isaret. sayiveya belirsizlik bakimlarindan belirten sifat: Bu kapi. belirtmek * Aciklamak. * Gosterge. * Belirtilmisolan. he rkes. nisane. belirtme grubu * Tamlamalardan daha geniskelime dizisi: Kalin bir kitabin suslu cilt kapagibir belirtme grubudur. biri vb. * Belirtilmemisolan. u) ekini almisisim. belirtik * Acik. belirtme sifati * Bir ismi gosterme. belirtec * Zarf. muphemiyet. tebaruz ettirmek. soru. birkac. belirtisiz tamlama * Tamlayaniyalin durumda olan. nisan. Tuz Golu gibi. belli. alâmet. tamlananigenellikle ucuncu kisi iyelik eki alan v e cogu kez tur kavrami veren isim tamlamasi: Ankara kedisi. cicegin kokusu gibi.

l onerme. yanlisda olabilen. * Belitleme kuraminiortaya koymak. yapik. belladonna * Guzelavrat otu. hasa. bellemek * Bel denilen aracla topragiislemek. keder. bellek karisikligi * Kelimelerin dogru anlaminihatirlayamamak veya ilk olarak gorulen bir seyi once gordugunu sanma duygusuna kapilmak biciminde beliren bir ruh hastaligi. bellek yitimi * Buyuk sarsintiveya humma yuzunden bellegin bozulmasiveya kaybolmasibiciminde b eliren ruh hastaligi. * Tumden gelisimci bir bilime esas olacak belit sistemi. ya . belkili * Olasili. * Dogru olabilecegi gibi. bellenmek * Bellenmek (ÝÝ) isine konu olmak. tasa. aksiyom: "Tum. dagarcik. parcalarin her birinden buyuktur" sozu bir belittir. olabilir ki. bellek * Yasananlari. ihtimal. beliye * Felâket. bunlarin gecmisle iliskisini bilincli olarak zihinde saklama gucu. programidegismeyen verileri. belli ve kesin olmayan. bellem * Bellemek yetisi. * Bir bilgisayarda. * Olsa olsa. belitlenebilirlik * Belitlenebilen kuram. hafiza. akil. bellek kaybi * Bellek yitimi. belitlemek * Belgeye dayanarak ortaya koymak. belitleme * Belitlemek isi. ogrenilmek. bellemek * Ogrenip akilda tutmak. ya. olasili. bellegini yitirmek * bellek kaybina ugramak. belleme * Bellemek isi. ogrenilen konulari. belitken * Belitler sistemi. belleten . belki de * su da olabilir. mutearife. * Sanmak.. muhtemel. belki * Muhtemel olarak. * Bellegin kisa bir sure durup islememesi. ih timalî. bellenmek * Bellenmek (Ý) isine konu olmak. belleme * At ve benzeri hayvanlarin sirtina vurulan kece. mesin veya kalin kumasparcasi.. yapilacak isicin gerekli olan a ra sonuclaritoplayan bolum.

muzakereci. ben * Cogu dogustan. ben * Tekil birinci kisiyi gosteren zamir. marka. balsam. bedihî. * Bir kimsenin kisiligini olusturan temel oge. tende bulunan ufak. yaribelli. muayyen. * Piril piril. cok az belli olan. ogretmek. zahir. hissettirmek. kibirli. bembeyaz * Cok beyaz veya her yanibeyaz. gururlu. ben hanci. bellilik * Belli olma durumu. belli * Beli olan. belli * Bilinmedik bir yaniolmayan. * Onemli. belli belirsiz * Zorlukla secilebilen. belsem * Bkz. belli etmek * aciklamak. bilinemeyen. hep kendinden soz eden. aciklanmak. bellisiz * Belli olmayan. ogretici. * Sacta. sen yolcu oldukca * ozel iliskilerimiz surup gittikce (senin bana isin duser). * Kusun yavrusuna tasidigiyem. * sezdirmek. * En cok uzumde gorulen olgunlasma belirtisi. ben bu iste yokum * ben bu ise karismam. belletici. sakalda beliren beyazlik. apak. * Kisiyi obur varliklardan ayiran bilinc. benbenci * Kendini cok oven. bellik * Ýsaret. belli basli* Belirli. benbencilik * Benbenci olma durumu. belletici * Calistirici. ben * Olta veya tuzaga konulan yem. belletmen * Orta ogretimde etutleri denetleyen kimse. muayyen. bemol * Bir sesin yarim ton kalinlastirilacaginigosteren nota isareti. duyulabilen. koyu renkli leke veya kabarti. anlasilan. * Gizli olmayan. apacik. belletmek * Bellemesini saglamak. malûm. asikâr.* Bilim kurumlarinin calismalariile ilgili yazive haberlerin yayimlandigidergi. bedahet. belletme * Belletmek isi. . ego. * Boylece kalinlastirilmis(ses). iyice gorunur anlasilir duruma getirmek. belli olmak * anlasilmak. yaribellisiz. ortada olan. * Belirli. muayyeniyet. ben sahimi(veya seyhimi) bu kadar severim * ben bundan daha cok ozveride bulunamam.

kendini her konuda ustun goren. puan. benci * Kendini begenen.bence * Bana gore. bencil * Yalniz kendini dusunen. kolelik. bendeniz * alcak gonullulukle ben yerine ve "koleniz'" anlaminda kullanilir. bencillesme * Bencillesmek isi. * Kendi benini ve cikarinihayatin mutlak ilkesi yapan anlayis. benden gunah gitti * Bkz. bendegân * Kullar. al benden de o kadar. beneklenme * Beneklenmek isi. beneklenmek . bendezade * Bendenin oglu. bencilce * Bencile yakisir bicimde. dusundugum gibi. bencillesmek * Bencil duruma gelmek. * Kole ile ilgili. kendimi suclu saymam. bendir * Alaturka calgialeti. benden soylemesi * ben uzerime borc saydigim seyi soyledim. h odkâm. hodbinlik. hodpesentlik. benden soylemesi. koleler. bencileyin * Benim gibi. egoistlik. nokta. egoist. egoizm. parlak taneciklerden ve parlak damarlardan ol usmusbolum. bendeniz cennet kusu * kendini tanitirken kullanilan bir deyim. bende * Kul. koleye ait. * Bencillik ogretisine inanan. kendi cikarlariniherkesinkinden ustun tutan. bencillik etmek * bencil davranmak. egoizm. fekul. * Guneslekeleri yoresinde gorulen. benefse * Menekse. kolenin evi. benek * Herhangi bir sey uzerindeki ufak leke. bencilik * Benci olma durumu. hodbin. bencil olmak * bencilce davranista bulunmak. bendehane * Bendenin. benden de al o kadar * Bkz. hodpesent. * Ýnsanin butun eylemlerinin ben sevgisiyle belirlenmisoldugunu. bendegî * Kulluk. kole. megaloman. bencillik * Bencil olma durumu. buna gore ahlâklili gin da yalnizca kendini koruma icgudusunun bir bicimi oldugunu ileri suren ogreti.

bengilesme * Bengilesmek isi. benekli kopek baligi * Kara benekli. benmerkezcilik. benim oglum bina okur. beneklesme * Beneklesmek isi veya durumu. benimsenmek * Benimsenmek isine konu olmak. beniâdem * Âdemogullari. tesahup etmek. benildemek * Belinlemek. kabullenmek. benildeme * Benildemek isi. benekli * Ufak lekeleri bulunan. . abihayat. olumsuzlestirmek. sahip cikma. kucuk boyda bir cins kopek baligi(Scylliorhinus canicula). * Bir seye. bengileme * Bengilemek isi. hep kalacak olan. tesahup. * Olmezlik. ebedîlestirm ek. bengilesmek * Sonsuz yasama niteligi kazanmak. sonsuz yasama niteligi kazandirmak. ebedî. bengilik * Zamanla ilgisi. egosant rizm. guclu olduguna inanan. baslangicive sonu olmayan varlik. bengi * Ege ve Guney Marmara bolgesinin halk oyunlarindan biri. bengi * Sonu olmayan. beneklesmek * Benek benek durum almak. doner doner yine okur * "cok calismasina karsilik verimli ve yararliolmuyor" anlaminda kinama veya ele stiri belirtmek icin kullanilir. benibeser * Ýnsan. benicinci * Kisinin benligini merkez sayma gorusu. ebedîlesmek. beni sokmayan yilan bin (yil) yasasin * zararlioldugu bilinen. olumsuz.* Benek olusmak. sahip cikmak. insanlar. olumsuzlesmek. ebedîlik. benimsemek * Bir seyi kendine mal etmek. * Sonsuz ve olculmez zaman. bengi su * Ýcene sonsuz hayat verdigine inanilan ve efsanelerde gecen su. bengilemek * Bengi kilmak. benimseme * Benimsemek isi. benmerkezci. birine baglanmak. ama kimseye kotulugu dokunmayan kisiyle ugrasmamalidir. benicincilik * Dunyada kisinin benligini merkez sayan felsefe gorusu. benim diyen * kendine guvenen. benimsetme * Benimsetmek isi. benimsenme * Benimsenmek isi. isinmak.

benmerkezci * Benicinci. gurur. kisiligini ustun gorme. benlenme * Benlenmek isi. onu kendisi yapan sey. buget. benligi yogurmak * kisiligi olusturmak. tutulmak. benlik yitimi * Kisilik duygusunun ve benlik bilincinin yitirilmesi ile beliren ruh hastaligi. benlik * Bir kimsenin oz varligi. hep kendinden soz eden (kimse). benmari * Bir kabikaynar suya oturtmak yolu ile icindekini isitmak veya eritmek yontemi. beniz gecmek * benzi solmak. benizli * Benzi bulunan. benze sahip olan. * Baglam. benlik catismasi * Benligin on plâna cikmasiile basgosteren catismasi. bent etmek * kendine baglamak. benliginden cikmak * kendine benzemez olmak. benlenmek * Ben olusmak. egotizm. butun davranislarinin ilkesi yapan kisinin niteli gi. kitaplarda kendi icinde butunluk olusturan bolum. benimseyis * Benimsemek isi veya durumu. benlik ikilesmesi * Oznenin kisiligini iki veya daha cok bilinc merkezine bolen ve tek kiside cesi tli kisilikler durumunda beliren bir ruh hastaligi. bent olmak * baglanmak. beniz * Yuz rengi. * Kendi benliginin gelisimini. * Kendi kisiligine onem verme. benzeme * Benzemek isi. senli benli.benimsetmek * Birinin benimsemesini saglamak. kisiligi. * Suyu biriktirmek icin onune yapilan set. benlik davasi * Her seyi kendi dusuncesine uydurmak ve her seyde soz sahibi olmak cabasi. benli * Teninde ben bulunan. rabit. * Kanun maddesi. . hep kendinden soz etme durumu. benlikci * Her konuda hep kendini ileri suren. benlikcilik * Her konuda hep kendini ileri surme. benli * Bkz. * Gazete yazisi. bent * Bag. * Benlikcilik yanlisiolan (kimse). kibir. benmerkezcilik * Benicincilik. kendilik. sahsiyet.

aralarinda benzerlik bulunan. benzesmek * Birbirine benzemek. benzesmezlik * Bir kelimede bulunan ayniveya benzeri seslerden birinin degisiklige ugramasi. nazir. benzen * Maden komuru katranindan cikarilan C6H6 formulundeki hidrokarbonun bilimsel ad i. benzer sekiller * Kenarlarinin uzunluklariarasindaki oran degismemekle birlikte karsilikliacilar iesit olan sekiller. benzemez * Ýskambil veya okey oyununda farklikâgitlarin veya taslarin bir araya gelmesi. * Bazionemsiz veya tehlikeli sahnelerde asil oyuncunun yerine cikan. gibi gorunmek. * Bir kelimede bir sesin baska bir sesi kendisine benzetme etkisi: yurt-das> yur ttas. musabih. musabih.benzemek * Ýki kisi veya nesne arasinda birbirini andiracak kadar ortak nitelikler bulunmak . benzeri * Benzerlik gosteren. mumasil. musabih olmak. essiz. dublor. carsanba > carsamba. odalardan (oda-lar-dan) kelimelerinde bulunan -cu. benzer. karsil ikliacilarinin esit bulunmasi durumu. benzemeklik * Benzer olma durumu. * Sanisiniuyandirmak. benzeslik * Benzesolma durumu. benzesim orani * Ýki seklin kenarlarinin arasindaki oran. andirmak. benzersizlik * Benzersiz olma durumu. benzes * Birbirine benzeyen. benzesim. musabehet. -ten. ekmekten (ekmekten). benzesim * Baziortak yonleri olan iki sey arasindaki benzesme. disimilâsyon: Kinnap > . o + bir < obur gibi. * Ýki seklin kenarlarinin uzunluklariarasindaki oran degismemekle birlikte. benzesme * Benzesmek isi. * Bkz. -dan eklerindeki unsuz veya unluler gibi. benzesen * Unlu veya unsuz benzesmelerinde etki altinda kalan unsuz veya unlu: Sutcu (sut -cu). * Ýki ucgende koselerinin eslenmesine gore karsilikliacilarin esve karsiliklikenar larin orantisindan dogan durum. benzesik * Benzesme ozelligi gosteren. benzerlik * Benzer olma durumu. yapive yuz bakimindan bu oyuncuyu andiran kimse. benzer * Nitelik. benzersiz * Benzeri olmayan. gorunusve yapibakimindan bir baskasina benzeyen veya ona esolan (sey) .

benzin * Petrolun damitilmasiile elde edilen. benzetis * Bir seyi baska bir seye benzetmek isi veya bicimi. * Benzen. benzetilmek * Benzetmek isine konu olmak. aslindan kopya edilmis. * Kotu bir duruma getirmek. benzetmek * Benzer duruma getirmek. benzi kul gibi olmak * yuzunden kan cekilmek. tesbih. yolculara dinlenme ve alisv erisimkâniveren tesis. benzincilik * Benzincinin isi veya meslegi. renksiz . ona benzetilen kims e veya sey icin kotu bir duygu beslenilmedigini anlatir.kirnap. benzinci * Benzin satilan yer veya benzin satan kimse. benzin pompasi * Benzinlikte arac depolarina benzin koyma ve verilen benzin tutarinigosterme ar aci. yaggibi ihtiyaclarinikarsilayan. benzinlik. benzinde kan kalmamak * kansizlik sebebiyle yuzu sararmak. benzetici ressam * Buyuk sanatcilarin uslûbunda calisarak. solmak. benzeti * Benzetme. benzi sararmak * yuzunun rengi solmak. sahteci. benzetme * Benzetmek isi. attar > aktar.65 olan. benzeti ressami * Buyuk sanatcilarin yaptiklarini. benzi ucmak * yuzu sararmak. tesbih. orijinaline bakarak yapan ve benzeti oldugunu belirten ressam. bozmak. kendine ozgu kokusu bulunan bir sivi. . kehribar > kehlibar gibi. benzi atmak (veya ucmak) * ansizin yuzunun rengi sararmak. * Bir seyin neteligini anlatmak icin. yaptigiisleri orijinal eser diye satan s ahteci ressam. benzeyissizlik * Benzesmemek durumu. * Bir seyde baska seye benzeyen yonler bulmak. * Dovmek. benzetilme * Benzetilmek isi. benzetici * Benzeterek yapan. benzeyis * Bir seyin baska bir seye benzemesi durumu. ucucu. o niteligi eksiksiz tasiyan bir seyi ornek olarak gosterme isi. benzetmek gibi olmasin * kotu bir sona ugramisbirinden veya bir seyden soz ederken. ozgul agirligiyaklasik 0. kopyaci. yuzu sararmak. benzin istasyonu * Araclarin benzin.

temize cikmak. beraatizimmet asikdir * tersi ispatlanmadikca insanlarin sucsuz sayilmalariilkesini anlatir. berbat * Kotu. koro veya oda muziginde oldugu gibi bircok sesin olusturdugu muzik. nisan veya ayric alik verilen kimseler icin cikarilan padisah buyrugu.benzine kan gelmek (veya benzi kanlanmak) * saglikliduruma gelmek. borcsuzluk. beraberinde * yaninda. perisan. aylik baglanan. . * Ayniduzeyde. Berat Gecesi. berabere bitmek * (oyun. yarisma icin) takimlar aynisayiyialmak veya denk gelmek. benzinlik * Benzin satilan yer. -e karsin. beraatizimmet * Borcu. * Bozuk. yarisma) takimlarin aynisayiyialmasiyla sonuclanmak. Muhammed'e peygamberligin Cebrail araciligiyla bildirildigi saban ayinin 1 5. basa baskalmak . beraat * Aklanma. benzinlemek * Benzin dokerek yakmak. verecegi olmama durumu. begenilmeyen. bir haktan yararlanmak icin devletce verilen belge. * Bir nesneyi benzine bulamak. benzol * Benzin ve toluen karisimibir akaryakit. gecesine rastlayan kandil gecesi. makine vb. berat * Bir bulustan. * Darmadagin. viran. beraber * Birlikte. canlanmak. * bozmak. bakimsiz. san. benzin istasyonu. patent. berbat olmak * kotu duruma gelmek. * Basbasa kalma durumu. berabere kalmak * (oyun. Berat Gecesi * Hz. kirlenmek. Berat Kandili * Bkz. beraberlik * Birlikte olma durumu. basa basgelmek. bir arada. beraberce * Birlikte. beraber olarak. beraat etmek * aklanmak. berbat etmek (veya eylemek) * kotu duruma getirmek. benzinli * Benzinle calisan (motor. * -e ragmen. beraberlik muzigi * Orkestra. * Cirkin. * OsmanliÝmparatorlugunda bir goreve atanan. benzinleme * Benzinlemek isi veya durumu.).

berberlik * Berberin yaptigiis. Akdeniz'de yasayan. berdevam * Surmekte olan. 9-18 Mart arasinda gorulen kocakarisogugu. eti yenilen bir balik (Serranus anthias). * Herhangi bir seyde gorulen cizik. Berberî * Kuzey Afrika'daki Cezayir bolgesinde Berberistan halkindan veya bu halkin soyu ndan olan kimse. taranmasive yapilmasiisiyle ugrasan veya bunu meslek edinen kimse. berdelacuz * Halk tahminine gore. feyz. bakimsiz. kuyrugunun catalicok uzun olan. berber dukkâni * Berber. bereketli * Bol. * Sanat degeri yuksek anlamlar tasiyan dize. neyse ki. bereketlilik * Bereketli olma durumu. * Secilmis. verimli. bereket ki (veya bereket versin ki) * iyi ki. * Ýyi ki. artmak. berber salonu * Buyuk berber dukkâni. gurluk. bere * Vurma ve incitme sonucu vucudun herhangi bir yerinde olusan curuk. berber koltugu * Berberler icin yapilan hareketli. berber bataryasi * Berber dukkânlarinda lâvaboya su akmasinisaglayan deve boynu bicimindeki musluk ta kimi. teselli bulmasi. bozuk. * bir kimsenin bir durumdan hosnutlugunu anlatmasi. berber baligi * Hanigillerden.* bozulmak. berber ciragi * Berber ustasinin yaninda yetistirilmek uzere calisan cocuk. * Bu isin yapildigidukkân. berber * Sac ve sakalin kesilmesi. bereket versin * para alan kimsenin soyledigi iyi dilek sozu. feyezan. Tanri'ya sukur ki. serseri. bereketlenme * Bereketlenmek isi veya durumu. bereketli ola! (veya olsun!) * yemek yemekte olanlara veya urunlerini devsirenlere soylenen iyi dilek sozu. * Pis. ongunluk. yassive sipersiz baslik. surup giden. iyi bir rastlantiolarak. bereket * Bolluk. secme. ezik. berceste * Saglam ve lâtif. bereketlenmek * Cogalmak. oynar baslikliozel koltuk. bere * Yuvarlak. * Yagmur. . berdus * Basibos.

bereli * Beresi olan. berelenmek * Bereli duruma gelmek. alelâde. * Bu uzaklikta bulunan. yok etmek. biraz. beribenzer * Siradan bayagi. cogu yesil renkli berilyum v e aliminyum silikat. beril * Dogada altigen billûrlar durumunda bulunan. beriberi * Genellikle Uzak Dogu ulkelerinde B vitamini eksikliginden ileri gelen bir hast alik. . beri * Konusanin onundeki iki uzakliktan kendisine daha yakin olani. berhava etmek * havaya ucurmak. kabuklarindan recel yapilan ve esans cikarilan meyvesi. saydam. harap. * Yararsiz. bereketsizlik * Bereketsiz olma durumu. armagan. kullanissiz ev. yasayan. berenari * Soyle boyle. * Bu agacin. bergamodî * Sarimsipembe renginde olan. berelemek * Bereli duruma getirmek. bereli * Beresi olan. ucurulmus. berelenme * Berelenmek isi veya durumu. bereleme * Berelemek isi. oldukca. berhane * Buyuk. berhava olmak * patlama yolu ile havaya ucmak. az cok. beriki * Beride olan. * Cikma durumundaki kelimelerden sonra getirilerek bir isin baslangicinigosterir . * bitirmek. bos. canli. berguzar * Anmak icin verilen hatira.bereketsiz * Kendinden beklenen yararligisaglayamayan (sey). * bosa gitmek. berhayat * Hayatta olan. berhudar * Mutlu. * Beride olan sey veya kimse. berhudar ol! * "iyi gunler goresin" anlaminda dilek olarak kullanilir. yadigâr. berhane gibi * gereginden cok buyuk (ev). berhava * Havaya verilmis. bergamot * Turuncgillerden bir agac (Citrus bergamia).

berraklik * Berrak olma durumu. berkinmek * Berkimek. berraklasmak * Berrak duruma gelmek. zumrut gibi bazitasla rin birlesiminde bulunan. pek iyi. * Saglam. berraklastirma * Berraklastirmak isi. durulasmak. uzun uzadiya. acik. pekismek. berri * Kara ile (toprakla) ilgili. berklik * Saglamlik. berraklasma * Berraklasmak isi veya durumu. berrak * Duru. amerikyum veya kuryumdan elde edilen yap ay element. * Sertlik. takviye etmek. yanlarive karnibeyaz. kati. guc kazanmak. bertaraf etmek . temiz. bermuda * Dizlere kadar inen dar ve kisa pantolon. bertaraf * Bir yana. * Pekistirilmek. takviye.84. berkemal * Mukemmel. * Acik. soyle dursun. 29700C de eriyen. ortalama 30-40 cm boyund a. KisaltmasiBe. berlam * Ýnce pullu.berilyum * Atom numarasi4. her zaman oldugu gibi. durulastirmak. yogunlugu 1. KisaltmasiBk.013 olan. duruluk. atom agirligi294 olan. berkinme * Berkinmek isi veya durumu. berjer * Arkasikabarik ve yuksek oturacak yeri geniskoltuk. bertafsil * Aciklamali. Marmara ve Ege deniziyle Akdeniz'de bol bulunan bir balik turu (Merluccius merluccius). berraklastirmak * Berrak duruma getirmek. katilik. karasal. berkimek * Saglamlasmak. net ve kolay anlasilir duruma getirmek. atom agirligi9. berkitme * Saglamlastirma. berkime * Berkimek isi. tahkim. tahkim etmek. berk * Sert. havanin etkisine karsiince bir oksit tabakasiyla kaplielement. berkelyum* Atom numarasi97. berkitmek * Saglamlastirmak. aydinlik. acik olarak. bermutat * Alisilagelen bicimde. sirtiacik kahverengi.

gidermek. bertaraf olmak * ortadan kalkmak. * Deride mor leke. besi * Yasatmak ve gelistirmek icin gereken besinleri yedirip icirmek isi. besi merasi * Besleme degeri oldukca yuksek mera bitkileri ile kapliolan ve gerektiginde ilâve yemler de verilerek ozellikle kesime gonderilecek hayvanlarin fazla canliagirlik kazanmalariicin otl atildiklaridogal veya sun'î verimli mera. bertmek * Bertilmek. besi suyu . * Anlasildigina gore. besi hayvani * Beslenmek amaciyla yavru iken alinan veya besiye cekilen hayvan. curumek. burkulmak. apacik. beserek * Tuylu ve damizlik erkek deve. eselemek beselemek. besi oru * Tohum cimlenirken yeni cikan bitkiyi beslemeye yarayan ve embriyonun cevresine yayilmisbulunan besleyici maddelerin butunu. besi doku * Tohumlarin icinde embriyonu cevreleyen bolum. besi dokusu * Besi doku. * Berelenmek yaralanmak. besermek * Bkz. bertik * Yara. * Ýncinmis. * Morarmak. besbelli * Acik. esermek besermek.* ortadan kaldirmak. yararlilik. berzah * Kistak. yok edilmek. beselemek * Bkz. besi dokusuz * Besi dokusu olmayan. burkulmus. curuk. bertme * Bertmek isi. bertilme * Bertilmek isi veya durumu. bertilmek * Ýncinmek. cok belli. besi dokulu * Besi dokusu olan. bere. besbeter * Cok kotu. anlasiliyor ki. besalet * Yigitlik. * Yumurta akimaddesi. besbedava * Pek ucuz. * Bir seyi istenilen durumda tutmak ve oturtmak icin kullanilan takoz gibi seyle r. dar dil.

besicilik * Besicinin yaptigiis. besin * Yenilebilir. yeterli besin almayan. * Semirtmek. besiye cekmek * hayvanisemirtmek icin calistirmadan beslemek. doldurmak. desteklemek. pekistirmek. * Bir seyi korumak veya saglamca durmasinisaglamak icin. gida. besleme. besinsiz * Besini olmayan. * Yedirmek. cogaltmak. onun maddî yardimlaridolayisiyla koru korune destekleyen. davar gibi hayvanlaribesleyerek semirten. varliginisurdurmek icin gerekli sey. cevresini veya altinide steklemek. . * Yasamak. gidasizlik. beslemelik * Besleme. oysun gozunu * nankorluk edenler icin soylenir. beslenilmek * Beslenmek isine konu olmak. besleme kiz * Besleme. beslek * Besleme. beslenme * Beslenmek isi. ev islerinde calistirilan kiz. * Herhangi bir kurulusu. azik. * Evlâtlik olarak alinan. * Yetistirmek. hizmetci. besleme gibi * giydigini kendine yakistiramayan (kiz). * Bir duyguyu gonulde yasatmak. * Eklenmek. katilmak. besle kargayi. besihane * Besi yapilan yer. besleme basin * Cikar ugruna. * Besleme olarak. besinsizlik * Besinsiz olma durumu. beslemek * Yiyecek ve icecegini saglamak.* Bitkilerin damarlarinda dolasan besleyici su. * Maddî yardim yapmak. besili * Semiz. satan kimse. herhangi bir kurulusun veya iktidardaki guclerin goruslerini sav unan basin. besleme * Beslemek isi. * Vucut icin gerekli besin maddelerinin alimi. besinli * Besini olan. semirtilmis. gidasiz. gidali. evlâtlik. besici * Sigir. beslenmeye elverisli her tur madde. beslengi * Hizmetci. ahretlik. beslenen * Sonumsuz. beslenilme * Beslenilmek isi veya durumu.

bestesi yapilmak. beslenme cantasi * Anaokulu ve ilkogretim okullarinin ogrencilerinin beslenme saatinde yiyecekler ini icinde bulunduran canta. * Besmele cekmeden. besteci * Beste yapan kimse. beslemeye yarayan. besmele * "Aciyan ve esirgeyen Tanri'nin adiile" anlamina gelen ve bir ise baslarken soy lenilen Arapca bismillahirrahmanirrahim sozunun kisaltmasi. ilkogretim okulu gibi egitim kurumlarinda yemek yeme zamani. kompozitor. * Beslemek isine konu olmak. besteleme * Bestelemek isi. beslenmek * Kendini beslemek. inceleyen yetkili. iyi beslenmenin saglik yonunden onem i. mugaddi. besmele cekmek * bismillahirrahmanirrahim sozunu soylemek. beslenme saati * Anaokulu. beste * Bir muzik eserini olusturan ezgilerin butunu. beslenme uzmani * Beslenmenin genel ozelliklerini kitle capinda ele alan. ucuz ve dengeli beslenmenin yollarigibi konulariisleyen bilim dali. * Yuz ve boyunda guneslekelerini azaltip olu hucreleri atan krem turu. insan vucudunun gelismesinde yiyeceklerin etki si ve gorevi.beslenme bozuklugu * Baziorgan ve dokularda veya organizmanin butununde sekil veya calisma duzensiz ligi meydana getiren. bestelemek * Beste yapmak. besin degeri yuksek. bestekâr. yiyecek seciminde dikkat edilmesi gereken noktalar. besletmek * Beslemek isini baskasina yaptirmak. bir veya birkac beslenme gorevinin bozulmasi. ilkogretim okulu gibi egitim kurumlarinda yemek yenilen yer. beslenme egitimi * Besin maddelerinin ozellikleri. beste yapmak * bir muzik eseri yaratmak. bestelenmek * Bestelemek isine konu olmak. besli * Bkz. . beslenme odasi * Anaokulu. besletme * Besletmek isi veya durumu. beste baglamak * bestelemek. besleyici * Besleyen. besmelesiz * Cocuklar icin "pic" anlaminda kullanilan bir sovgu. beslenme egitimcisi * Beslenme egitimi ile ugrasan uzman. bestekâr * Besteci. besili. bestelenme * Bestelemek isi.

besyuzluk * Besyuz liralik butun kâgit para. pencudu. 5. bespara etmez * hicbir degeri yok. * Dortten bir fazla. besdort * Oyunda. * Bessinifliilkokul. . bir parca. besalti * Biraz. bestelik * Beste olma durumu. besvakit * Gunun belirli besvaktinde kilinan namaz. bestenigâr * Klâsik Turk muziginde en eski birlesik makamlardan biri. bayagi. atilan zarlardan birinin bes. besparalik olmak * alcalmak. besbeter * Besbeter. besparalik * Degersiz. besbir * Bkz. besduyu * Dokunma. asagilik. ise yaramaz. besyuzlu * Besyuzu olan cisim. oburunun dort benekli yuzunun uste gelme si. besbinlik * Besbin liralik butun kâgit para. biraz. birkac. besparmak bir olmaz * ana ve babalaribir oldugu hâlde kardesler arasinda cesitli farkliliklar bulunur. V. * Besve on santim olculerinde bicilmiskereste. bestseller * Coksatar. bespara almamak * hic para almamak. besmilyonluk * Besmilyon liralik butun kâgit para. tokat. besyukari. gorme. bestesiz * Bestesi olmayan. on paralik etmek. pencuyek. besuc * Bkz. bestelenmis. besparasiz * parasiz. koklama. uc asagi. tat alma duyulari. besasagibesyukari * Bkz. beskardes * Samar. bes * Dortten sonra gelen sayinin adive bu sayiyigosteren rakam. beson * Az sayida. besparalik etmek * Bkz.besteli * Bestesi olan. kusurlariaciga cikmak. pencuse. yoksul. besiki * Bkz. isitme.

besibirlik * Kadinlarin sus icin takindiklari. geriye bukulu ayak bileklerini ellerle kavrayarak karin uzer inde basve ayak yonunde sallanma. beseriyetcilik * Beseriyetci olma isi veya durumu. * Yuz ustu yatista. mujde. beser * Bessayisinin ulestirme bicimi. besikten mezara kadar * butun hayatiboyunca. tahta veya demirden y apilmissallanir bir cesit kucuk karyola. besiklik * Besik olmaya uygun. besik * Sut cocuklariniyatirmaya ve sallayarak uyutmaya yarayan. insan. besik salincak * Bayram yerinde kurulan bir tur salincak. beseriyetci * Beseriyet yanlisi(kimse). besiklik etmek * besik vazifesini. besigini sallamak * cocuklugundan veya cok eskiden tanimak. * Bir seyin dogup gelistigi yer. besaltin lira degerinde olan altin. her defasinda besi bir arada. beseriyet * Ýnsanlik.* Ýcinde besyuz tane bulunan. erim. buyumesine hizmet etmek. insancil. besgen * Beskenarlicokgen. * Bedensel. besibirlik. her birine bes. besikortusu * Ýki yana akintisiolan cati. fonksiyonunu yapmak. besaret * Ýyi haber. beser sasar * insan her zaman yanilabilir. beserli * Beser beser siralanmis. besibiryerde * Bkz. mustu. besik kertme * Daha besikte iken anasibabasitarafindan nisanlanma. insanogullari. beserî cografya * Ýnsanlarin yerlesik bulundugu yore ile ilgisini ve o yorenin veya yerin turlu ol aylariniinceleyen cografya kolu. beser * Ýnsanoglu. besik kertigi * Daha besikte iken anasibabasitarafindan nisanlanmiskimse. humanist. olunceye kadar. humanizm. insancillik. bedenle ilgili. . * Ambalâjlanacak malin bicimine uygun olarak alta konulan parca veya parcalarin tu mu. besikci * Besik yapan veya satan kimse. besbiyik * Ýri musmula. beserî * Ýnsanoglu ile ilgili.

yol kiyilarinda ve cayirlarda yetisen. tuhaf. bet * Kotu. besus * Guler yuzlu. besiz * Besi bir arada dogan (kardesler). bet beniz kalmamak * yuzu sararip solmak. "cehre" anlaminda ikileme olusturur. besizli * Bestanesi bir arada olan. besleme * Beslemek isi. konu ile ilgili ayniolcude bir cift dize nin baglanmasiyla olusan manzume. * Besi bir arada olan. bet * Beti benzi atmak. kentet. * Besmuzisyenin caldigicaz orkestrasi. beslik simit gibi kurulmak * kendine deger vererek bir yere yayilip oturmak. * Halk edebiyatinda uclemeli bir bende. kendinde herhangi bir seyden bestane bulunan. besparmak * Derisi dikenlilerden. beti benzi ucmak. gulumser. besme * Tabaklanmamisham deri. besisinliyildiz biciminde bir deniz hayvani. * Bir seyin sayisinibese cikarmak.besinci * Bessayisinin sira sifati. sirada dorduncuden sonra gelen. besinci kol * Bir ulkede gizli olarak. * Divan edebiyatinda besdizeli bolumlerden olusmusmanzume. domino gibi oyunlarda uzerinde besisareti bulunan kâgit veya pul. muhammes. * Cikrikcitezgâhinin kutugu. beti bereketi gelmek. kurt pencesi (Potentilla reptans). yollu bir cesit kumas. bir kotuluk yapacakmisgibi durmak. * Bet bereket kalmamak. besme * Her cubugu ayriayribesrenkte olan. . cirkin. * Ýskambil. dusman icin calisan orgut. beti bereketi kacmak gibi deyimler de bereket kelimesi ile birlikte "bolluk" anlaminda ikileme olusturur. besparmak otu * Gulgillerden. beslik * Bespara. besparmak. * Besrenkte dokunmuscubuklu kumas. surgune karsikullanilan b ir bitki. bet bet bakmak * kotu kotu bakmak. beskurusveya beslira degerinde olan akce. * Besses veya besmuzik araciicin yazilan muzik eseri. bestas * Bestasla oynanan bir tur cocuk oyunu. besli * Besparcadan olusan. bespence (U raster). bestane alabilen. beslemek * Bir isi beskez yapmak. gulec. bespence * Bkz. * Tahmis. beti benzi sararmak gibi deyimlerde beniz kelimesi ile birlikte.

betine gitmek * gucune gitmek. beterin beteri var * cok kotu bir duruma dusen kimse. betik * Yaziliolan sey. betili * Ýcinde insan. betimlemeci * Betimlemeye agirlik veren. betimleyici * Betimleme yanlisi. tasvir. figuratif. betimlenme * Betimlenmek durumu. figuratif sanat. bundan daha kotu durumlarin da bulundugunu du sunerek teselli bulmalidir. beter etmek * daha kotu duruma getirmek. beta isinlari * Radyoaktif cisimlerin yaydiklariuc isindan biri. betimleme * Betimlemek isi. beterlesme * Beterlesmek isi veya durumu. mektup. betimlemek * Bir nesnenin. beti bereketi kalmamak (veya kacmak) * azalmak. pusula. tasvir etmek. solmak veya beti benzi ucmak) * herhangi bir sebeple kanicekilip yuzu solmak. tasvirî dil bilgisi. bir kimseyi. tasvirci. tezkere. betim * Betimlemek isi. beta * Yunan alfabesinin ikinci harfi -B. betelemek * Bkz. betimsel * Betimle ilgili. betili sanat * Doganin gorunen bicimlerini isleyen sanat. betimlemeli dil bilgisi. betisiz .bet suratli* Yureginin kotulugu yuzunden belli olan. kafa tutmak. betelenmek * Karsigelmek. kitap. betatron * Elektronlarihizlandiran elektromanyetik bir arac. kendine ozgu belirtilerini tam ve acik bicimde soz veya yaziile anlatmak. tasvirî. beterlesmek * Beter duruma girmek veya o durumda bulunmak. betimsel dil bilgisi * Bir dilin belirli caginiinceleyen dil bilgisi. kendine yedirememek. beti * Resim ve heykel sanatlarinda varliklarin bicimi. korkmak. kitlasmak. beter * Ýyice kotu. bir olay veya duyguyu betimleyen soz veya yazi. hayvan ve doga ogeleri bulunan (resim veya heykel). betimleme. diklesmek. betimlenmek * Betimlemek isi yapilmak. etelemek betelemek. * Bir seyi. tasvir. beti benzi kirec kesilmek (beti benzi atmak. cabuk tukenmek.

dayanikli. hayvan ve doga ogeleri bulunmayan (resim veya heykel). bey mi yaman.* Ýcinde insan. el mi yaman * Bkz. d emirli beton. nonfigurati f. * Erkek sifatlarinin hemen arkasina eklenir. beton * Cimentonun su yardimiyla kum. betoniyer * Beton karma makinesi. sert. bevliyecilik * Bevliyecinin isi veya meslegi. * Boy gibi kucuk bir toplumun veya kucuk bir devletin baskani. bey (veya pasa) gibi yasamak * bolluk icinde yasamak. beyaban * Col. el mi yaman. bildirme. * guclu. dusuncelerin. bevvap * Kapici. * Komutan. beyan * Soyleme. bey kardes * erkekler icin seslenme sozu. bevliye * Ýdrar yollarihastaliklari. kokulu ve tatlibir armut turu. bunlarin anlatiminda tutulacak yollari konu edinen bir edebiyat bilgisi dali. * Es. betoncu * Yapilarda beton dokme isleriyle ugrasan usta veya isci. betonlasma * Betonlasmak durumu. bey mi yaman. beton gibi* cok saglam. bevliyeci * Ýdrar yolu hastaliklarihekimi. betonarme * Yapida gucu. dayanikli. * Bir eserde. beyan etmek . * Zengin. ileri gelen kimse. bey armudu * Ýri. bey erki * Zengin erki. * Erkek ozel adlariyerine kullanilir. betonlasmak * Beton duruma gelmek. plutokrasi. * Mahalle okullarinda hademe. koca. uroloji. * Ýskambil kâgitlarinda birli. bay. cakil gibi maddelerle karismasisonucu olusan ser t. hayallerin dogusve degerlerini. betisiz sanat * Beti kullanmayan nonfiguratif sanat. esnekligi artirmak icin metal ve cimentodan yararlanma yontemi. as. urolog. betonkarar * Beton karma makinesi. bey * Gunumuzde erkek adlarindan sonra kullanilan saygisozu. duygularin. baglayici yapay yigisim.

beyanat vermek (veya beyanatta bulunmak) * demec vermek. beyaz adam * Beyaz irka mensup olan kisi. beyaz * Ak. beyaz zehir * Eroin. soylemek. beyanname * Bildirge. beyaz etmek (veya beyaza cekmek) * yaziyitemize cekmek. . beyaz oy * Onaylayicioy. beyaz dizi * Genellikle sevgi konularinibasit bir bicimde isleyen romanlardan olusan dizi. * (baskida) Normal karalikta gorunen harf cesidi. kara karsiti. * Bu renkte olan. anlatmak. beyaz is * Beyaz pamuklu veya keten kumaslar uzerine beyaz veya renkli ipliklerle yapilan sarma is. beyazimsi* Beyaza calan. * Avrupali. beyaz peynir * Beyaz renkli bir tur peynir. beyaz baston * Gorme ozurlulerin yururken kullandiklarimadenî cubuk. beyaz perde * Gostericiden cikan goruntulerin uzerinde yansidigi. beyaz kitap * Bir sorunu aydinlatmak ve savunmak icin bir kurum veya hukûmetce yayimlanan kita p. beyanat * Demec. sinema filminin oynatildig iyuzey. ileri surmek. * Sinema. Guney ve BatiAsya ile Kuzey Afrika'da yasayan ve tenini n rengi acik olan irk. beyazimtirak * Beyaza calar renk. kokain gibi siviolmayan uyusturucu madde. beyaz esya* Buzdolabi. beyaz cam * Televizyon ekrani. beyaz sarap * Sadece beyaz uzum sirasindan yapilan sarap. beyaz komur * Akarsulardan elde edilen elektrik gucu. bulasik makinesi gibi ev aletlerine toplu olarak ve rilen ad. beyaz et * Tavuk. beyaz irk * Avrupa. beyaz sabun * Beyaz renkli bir tur sabun.* bildirmek. * Beyaz Rusya halkindan olan kimse. etlere verilen genel ad. balik vb. bildiri. Kuzey Amerika. * Beyaz irktan olan kimse. Beyaz Rus* Ekim ihtilâlinde komunist kizil yonetimden kacan Rusyalikimse. camasir makinesi.

beyazlatma * Beyazlatmak isi. beyazlasma * Beyazlasmak isi veya durumu. * Yararsiz. agarmak. beygir * At. beyaztilki * Tilkinin kislik tuyunden yapilan kurk. * Agarti. agartmak. * Beygir gucunde. beyazlanma * Beyaz duruma gelme. beyazsinek * Ozellikle pamuklarin uzerinde ureyerek bitkinin oz suyunu emen ve kurumasina s ebep olan bir sinek turu. beyazlatmak * Beyaz duruma getirmek. beyefendi * Saygibelirtmek icin erkek adlarinin sonuna getirilen veya bu adlarin yerine ku llanilan san. ustune binilen at. beyazli * Beyazibulunan. beygirlik * Beygire ait. beyazlasmak * Beyaz duruma getirmek. beyazlatici * Daha beyaz duruma getiren kimyasal madde. beybaba * Yaslierkeklere teklifsizce seslenisbicimi. beygir icin. beyhude * Bosuna. beyazlatilmak * Beyaz duruma getirilmek. beygirli * Beygiri olan. esmerin tadi * esmerleri ovmek icin soylenir. beygirci * Beygir besleyen veya kiraya veren kimse. beyazlik * Beyaz olma durumu. araba ceken.beyazin adi. agartilmak. geregi yokken. * Atlama beygiri. bosu bosuna. beyhude yere * bosyere. agarma. agartma. * Cocuklarin babalariicin kullandigisaygisozu. * Dokunan kumaslarin renk tonlariniacan veya beyazlatan ve kumaslar uzerindeki l ekeleri gideren (kimse). beyhudelik . beygir gucu * Saniyede 75 kilogrammetrelik isyapan bir motorun gucu. beygirsiz * Beygiri olmayan. * Yuk tasiyan. * (kâgitcilikta) Parlakligin iyilestirilmesi icin hamur bilesenlerinin renginin az veya cok oranda degistirilmesi veya giderilmesi. anlamsiz. beyazlanmak * Beyaz duruma gelmek.

beyinli * Beyni olan. dimagce. beyin cerrahîsi * Hastahanelerde beyin konusunda ameliyat yapabilen bolum. iki yarim yuvar biciminde sini r kutlesinden olusan. . baska yonde d usunur ve davranir duruma getirmek amaciyla cesitli yollarla etkilemek. duyum ve bilinc merkezlerinin bulundugu organ. dimag. beyinsiz * Beyni olmayan. beyin karinciklari * Ýcinde beyin-omurilik sivisibulunan. * Muhakeme. beyin ucgeni * Beynin alt tarafindaki uc kivrimliyuvarlak cikinti. beyincik * Kafatasinin art bolumunde ve beynin altinda. * Bir seyi yonetmede onemli gorevi olan kimse. beyin takimi * Bir kurum veya kurulusun yonetiminde etkin rol oynayan kimseler. beyit * Ev. beyin yikamak * insani. kendine ozgu dusunce ve dunya gorusune yabancilastirmak. beyin gucu * Bir ulkede ileri duzeyde iyi yetismisolan meslek ve bilim adamlariile uzmanlar in fikir gucu. * Bilgisi. zihin jimnastigi. beyin oragi * Beynin iki lopu arasindaki zar. beyinsel * Beyinle ilgili. kafa icinin.* Beyhude olma durumu. beyin omurilik sivisi * Orumceksi zarla ince zar arasindaki boslukta bulunan beyinle omuriligi cepecev re saran sivi. usa vurma. dusunceli. dusuncesi yuksek duzeyde olan kimse. beyin zarlari * Beyni ust uste saran uc zar. beyin zari* Beyni ust uste saran zar. * Anlam bakimindan birbirine bagliiki dizeden olusmussiir parcasi. * Akilli. egitimi. beyin * Kafatasinin ust bolumunde beyin zariile ortulu. hareket dengesi merkezi olan orga n. beyin cerrahi * Beyin konusunda uzmanlik yapmiscerrah. * Akilsiz. beyin gocu * Ýleri duzeydeki meslek ve bilim adamlariile uzmanlarin bir baska gelismisulkede yerlesip calismak amaci ile kendi ulkelerinden ayrilmasi. beyinsi * Beyne benzeyen. beyin kanamasi * Beyni besleyen damarlardan bir veya birkacindan disarikan sizmasisonucu. dort boslugundan her biri. korteks. besle nen bolgenin calismaz duruma gelmesi. beyin jimnastigi * Bkz. dusuncesiz.

beylerbeyi* Sancak beylerinin basi. beynelmilel * Milletler arasi. beylikci * Divanikaleminin basi. beylik soz * Herkesin kullandigi. emaret. * Merkeze tam bagliolmayarak bir beyin yonetimi altindaki ulke. beyni karincalanmak * zihin yorgunlugundan dusunemez olmak. milletler arasicilik. beyni kaynamak * asirisicaktan sersemlemek. beyni sicramak * aklibasindan gitmek. beyni sulanmak * duzgun dusunemez olmak. devlete ozgu olan. devlet maliolan. beyiye * Bkz. dusunemez olmak. beynine girmek * herhangi bir konuda birisini yonlendirmek. uluslar arasicilik. Amerika Birlesi k Devletlerinde yaygin bir . enternasyonal. beynamaz * Namazsiz. bunalmak. beynini kemirmek * rahatsizlik vermek. basmakalip. * Hukûmet. etkisi kalmamissoz. icinde beyit olan. * kotu bir sey sezinlemek. beylik firin has cikarir * devlet gorevlisi olmanin insana bircok kazanclar sagladiginisaka yollu anlatma k icin soylenir. enternasyonalizm. beyni atmak * Bkz. * Herkesin kullandigi. beysbol * Dokuzar kisilik iki takim arasinda bir top ve sopayla oynanan. pis (kimse). beyni bulanmak * sersemlemek. cok bilinen. ikna etmek. namaz kilmayan. sarsilmak. * Devletle ilgili. * zihninde birden bir dusunce dogmak. * Bir cesit kucuk ve ince asker battaniyesi. mirî. uluslar arasi. beynelmilelci * Bkz.beyitli * Beyti bulunan. tepesi atmak. beyninde simsekler cakmak * cok uzulmek. beynelmilelcilik * Milletlerin sosyal siniflariarasinda uygunluk olmasive birlikte davranilmasige rektigini savunan gorus. uluslar arasici. beyninde * Arasinda. beynine vurmak * (icki etkisiyle) ne yaptiginibilemez duruma gelmek. huzurunu kacirmak. emirlik. bunamak. beyninden vurulmusa donmek * beklenmedik bir durum karsisinda olaganustu bir uzuntu ve saskinliga ugramak. satimlik. * Rahat yasama. herkesin bildigi. beylik * Bey olma durumu.

* Bezden yapilmis. * Soylu kimse. bezcilik * Bezcinin isi veya meslegi. bezdirici * Usanc veren. bezek * Sus. beyzî * Yumurta biciminde. bezekci * Duvar ve tavanlariboyayip birtakim resim veya sekillerle susleyen kimse. bezdirme * Bezdirmek isi. bezdirmek * Biktirmak. kanit. beysbolcu * Beysbol oynayan ve oynatan (kimse). beyyine * Bir olayin dogrulugunu ortaya koyabilen yontem. * Bez (Ý). * Pamuktan. nakka s. ziynet. delil. tutamak. bez * Ýcinden gecen kandan veya oz sudan bazimaddeler ayirarak salgiolusturan organ. sobe. bez tuyler * Bitkilerde salgicikaran tuyler. bez baglamak * bebeklere altlarinikirletmesinler diye bez koymak. bezdirilmek * Bezmesine sebep olmak. bezdirilme * Bezdirilmek isi veya durumu. oval. * Herhangi bir isicin kullanilan dokuma. * Gelisiguzel kumasparcasi. g udde. duz dokuma. bikkinlik vermek. * Gelinleri susleyen kadin. beyzadelik * Soyluluk. bez * Pamuk veya keten ipliginden yapilan dokuma. usandirmak. nazlikimse. beyzade * Bey oglu. beze * Yara veya ciban sebebiyle vucudun herhangi bir yerinde olusan siskinlik. pazi. bezekleme . * Durusma sirasinda bir dusunceyi gerceklestirmek icin basvurulan belge. beze * Yumurta akive pudra sekeri ile yapilan bir cesit kuru pasta.cesit oyun. beytulmal * Devlet hazinesi. * Ozenle buyutulmus. * Herhangi bir cins kumas. caput. bezmesine yol acmak. * Bir eseri suslemeye yarayan motiflerin her biri. bezci * Bez yapan veya alip satan (kimse). beze * Hamur topagi.

bezeli * Bezegi olan. tezyin etmek. yorgunluk. bezginlesme * Bezginlesmek isi. bezelye * Baklagillerden. usanc. * Kendini bezemek. tezyin. bezginlesmek * Bezgin duruma gelmek. bezen * Bezek. bezilme * Bezilmek isi. susletmek. bezemeli * Suslu. bezelemek * Hamur topagiyapmak. bezeyici * Bezekleme yapan ressam. bezetme * Bezetmek isi. bezek. bezeleme * Bezelemek isi. sus. yurdumuzun her yaninda yetistirilen. susleyen sey. * Sus. donatmak. bezgi * Sus. * Bu bitkinin yuvarlak tanesi. bezemecilik * Bezemecinin yaptigiis. bezekli. bezgin * Yasama veya isgorme istegini yitirmis. bezeklemek * Suslemek. bezi herkesin arsinina gore vermezler * genel kurallar kisilerin isteklerine gore bozulmaz. bezenmek * Bezemek isine konu olmak. suslenmis. bezginlik * Bezgin olma durumu. bezemek.* Bezeklemek isi. dekoratif. bezetmek * Bezeme yaptirmak. bezeyis * Bezeme isi veya bicimi. bezenis * Bezenme isi veya bicimi. bezekli * Bezegi olan. suslenmek. suslu. uc veya dort kisi arasinda 96 kâgitla oynanan bir cesit iskambil kâgidioyunu. bezenme * Bezenmek isi veya durumu. dekorator. bezemek * Suslemek. bezik * Ýki. bezeme * Susleme. tirmanicibir bitki (Pisum sativum). suslenmek. bezilmek . bezemeci * Bezeme yapan oymaciveya nakkas.

manifaturaci. bezi andiran. * Meslegini sadece kazanc icin kullanan kimse. * Alisveriste cok kâr amaciniguden kimse. bezzaz * Kumasalip satan kimse. * Yahudilere verilen ad. bicir bicir * Surekli ve cok konusma icin kullanilir. bezirleme * Bezirlemek isi. bezirgânbasi * Padisahin kullanacagicuha. bicilgan. * Jilet. * Genellikle benzinliklerde bulunan otomobil yikama aleti ve yeri. bezir yagi. bezir * Keten tohumu. bezsi * Bez dokusunda olan. bezirlemek * Bezir yagiile yaglamak. bicibici * (cocuk dilinde) Yikanma. * Bu kemikle oynanan bir oyun. bikip usanmak. bicirgan * Boru bicimindeki maden parcalarin icini duzlestirip parlatmakta kullanilan ale t. bicilgan * Bkz. dost toplantisi. manifaturacilik. * Bir cocuk oyunu. bezmek durumuna gelinmek. bicak altina yatmak * (insan icin) ameliyat olmak. bicak * Bir sap ve celik bolumden olusan kesici arac. bezmek * Bezgin duruma gelmek. bezir yagi* Keten tohumundan cikarilan ve yagliboya yapmak icin icine renkli maddeler katila n. cocugu belemek. cabuk kurur bir yag. bezleme * Bezlemek isi. bicil * Asik kemiginin altinda bulunan kucuk bir kemik. bezirgânlik * Bezirgâna yakisir davranis. bezme * Bezmek isi. bezm * Ýcki meclisi. * Cesitli kesme islerinde kullanilan keskin agizliarac.* Bezmek isine konu olmak. bezginlik getirmek. bezlemek * Bez veya kumasile ortmek veya kaplamak. tulbent gibi esyalarisaglamak ve bunlarikoruma kla gorevli kimse. * Cocugun altina bez koymak. bezirgân * Tuccar. bezzazlik * Kumassatma isi. * Bkz. bezir yagisurmek. bez. bicibiciyapmak * yikanmak. .

bicaklama * Bicaklamak isi. bicak kemige dayanmak * cekilen sikintiartik katlanilamayacak bir duruma gelmek. bicak yemek * bicaklanmak. * bicaklamak. bicak yarasionulur. bicakli * Bicagiolan. * Cok az (fark). bicak sirti* Bicagin keskin olmayan ters yani. bicaklanma * Bicaklanmak isi. cok yakin (aralik). konusma. bicaklatma * Bicaklatmak isi. bicak vurmak * bicakla kesmek. sohbet) birden bitmek. * ameliyat etmek. bicak bicaga gelmek * bicakla birbirine saldiracak kadar zorlu kavga etmek. bicak gibi kesilmek * (soz. bicakcilik * Bicak ve benzeri seyleri yapma veya satma isi. bicaklatmak * Bicakla saldiriyitahrik etmek. * Bicak yapmaya elverisli (maden). bicak gibi * ince. * bicaklamak. bicaklik * Bicak koyacak yer. yayilmis(yara). * Bicakla yaralamak. bicak gibi saplanmak * (sanci. bicak cekmek * uzerindeki bicagibirden ele alarak birine saplamaya hazirlanmak. bicak gibi kesmek * cok keskin olmak. bicik * Sel veya dere yatagi. bicak kininikesmez * kotuler yararlandiklarikimselere kotuluk etmekten cekinirler. bicakci * Bicak ve daha baska kesici araclar yapan veya satan kimse. . * birdenbire ve tamamen ortadan kaldirmak. bicak silmek * bir isi bitirmek. bicaklanmak * Bicaklamak isine konu olmak. agir soz gibi gonul kiricidavranislarin hicbir zaman unutulmayacagini anlatir. keskin. agri) birden ve guclu olarak gelmek. dil yarasionulmaz * hakaret. bicaklamak * Bicakla kesmek. bicakla saldirtmak ve yaralatmak. bicilgan * Azmis. duruvermek.bicak atmak * bir hedefe bicak firlatmak.

bezmis. bickitozu * Dogramacilikta bickidan cikan ve coklukla yakacak olarak kullanilan toz ve tal as.* Hayvanlarin tirnak kokunde olusan yara. yurekli. bikilmak * Usanilmak. bikisma * Bikismak isi. * Dayanamaz duruma gelmek. bikismak * Karsilikliolarak birbirinden bikmak. bickici * Bickiile agac ve tahta kesen kimse. bikkinlik gelmek * bikmak. bickin * Kulhanbeyi. bikis * Bikma isi veya bicimi. * Bickiyapip satan kimse. bikkin * Cok bikmis. bunalmak. * Bagbudamaya yarayan disli bicak. bidik * Kisa ve tiknaz. * Korkusuz. biktirici . usanmak. surup gitmesi yuzunden bir seyden doygunluk veya yorgunluk duya rak onu istemez duruma gelmek. usanmak. bikip usanmak * cok bezmek. bickihane * Bickievi. usanmis. bikkinti * Bikma duygusu. boylarinive kenarlar iniduzgun ve esit olarak duzelten isyeri. bikkinlik * Cok bikmisolma durumu. * Motorla calisan bir cesit guclu testere. kalaslardan daha ince tahtalar kesen. bickinlasmak * Kabadayilik taslamak. bicki * Tahta veya agac bicmekte kullanilan. * Sarac bicagi. bikilma * Bikilmak isi. bikmak * Tekrarlanmasi. bickinlasma * Bickinlasmak isi. bickinlik * Bickin olma durumu. gozu pek. karsilikliiki sapiolan ve iki kisi tarafi ndan kullanilan buyuk testere. bikma * Bikmak isi. bickievi * Tomruklardan kalas. bikkinlik vermek * bir seyi surekli tekrarlayarak karsisindakini usandirmak. kabadayi. cesur.

birakim * Birakmak isi. * Koymak. terk edilmek.* Bikkinlik verici. birak Allah'iniseversen * bir kimse veya nesnenin degersizligini belirtmek icin kullanilir. * Eski bulundugu yerini veya durumunu degistirmemek. biktirmak * Bikmasina yol acmak. artirmak. bir yil once. bingildak * Kafatasikemiklesmeden once kemiklerin birlesme yerlerinde bulunan kikirdak bol umu. birakma * Birakmak isi. * Saliverme. boz renkli. bildircin gibi * kisa boylu. * Bir isi baska bir zamana ertelemek. dolgunca. bikkinlik vermek. carpisma gibi durumlarikarsiliklibirakmak. * Unutmak. birakilma * Birakilmak isi veya durumu. terk. etli butlu. ateskes. bildircin eti * Bildircin kusunun saka ve avcilarca begenilen kirmizieti. birakismak * Savasma. mutareke. bingildamak * (et ve siviicin) Yumusaklik veya sismanlik sebebiyle oynamak. usandirmak. alimli(kadin). titremek. birakilmak * Birakmak isine konu olmak. zedelenmek. birakmak * Elde bulunan bir seyi tutmaz olmak. yukumlulugunu baskasina vermek. . birakis * Birakma isi veya bicimi. yurdumuzda en cok guzun. birak ki * saymasak. gorevlendirmek. billik billik* Cok tombul. bildircin * Tavukgillerden. bilkimak * Bozulmak. erimek. * Engel olmamak. eti icin avlanan gocebe kus(Coturnix). birakisma * Karsiliklibirakmak isi. mutareke y apmak. birakit * Tereke. yumusamak. biktirma * Biktirmak isi. * Bir isin sorumlulugunu. bildir * Gecen yil. * Saklamak. hesaba katmasak da. benekli. bingildama * Bingildamak isi. bilkima * Bilkimak isi veya durumu. ateskes yapmak. bingil bingil * Dolgun ve pelte gibi titrek.

* (olen. korunmak icin vermek. biyiginibalta kesmez olmak * kimseden korkusu olmamak. kisi. biyik birakmak * biyik uzatmak. * (bulundugu veya dokundugu yerde) Olusturmak. biyiklibalik * Sazangillerden. * Bir pazarlikta. biyiginitirasetmisolan. * Bakilmak. * Ugrasmaz olmak. biyiginisilmek * bir isi olmusbitmissayarak onunla ugrasmaktan vazgecmek. biyiklanma * Biyiklanmak isi. * Yanina almamak. biyik altindan gulmek * birinin durumuna belli etmemeye calisarak gulumsemek. * (biyik veya sakal) Uzatmak. biyik burmak (veya bukmek) * calim yapmak amaciyla biyiklarinikivirmak. * Ayrilmak. buyuklerinin boyu 2 m yi bulan. meydana getirmek. yaninda goturmemek. birakmasina yol acmak. ayrilan birinden is. biyikli * Biyigiolan. klitoris. bizbiz * Davula sol elle vurulan ince degnek. biraktigim (biraktigi). * Kotu bir durumda terk etmek. artik ugrasmamak. biyiklanmak * Biyigicikmak. sarilip tutunmaya yarayan surgun. dondurmek.) Kalmak. * Sinif gecirmemek. terk etmek. biyik * Ust dudak uzerinde cikan killar. nesne vb. * Ozgurluk vermek. biyiksiz * Biyigiolmayan. bitirak * Kirlarda yetisen yabanî bir otun disidikenli tohumu. bagladigim (bagladigi) yerde (cayirda) otluyorsun (otluy or) * uzun suredir hicbir ilerleme ve degisiklik gostermiyor (veya gostermiyorsun). hurriyetine kavusmasinisaglamak. belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. bizir * Kadinlik organinin ust yaninda cinsel zevk duyumu noktasiolan bolum. biyigiterlemek * biyigiyeni yeni cikmaya baslamak. biraktirmak * Birakmasinisaglamak. bizdik * Ufak cocuk. * Bir aliskanliktan veya bir isten vazgecmek. eti sevilen bir balik (Barbus fluviatilis). biyiklariele almak * delikanlilik cagina girmek. * Baliklarda deri uzantisi. * Bosamak. biraktirma * Biraktirmak isi. * Sahiplik hakkinibaskasina vermek.* Sarkitmak. . * Asma gibi bitkilerde. * Yapisik olan bir sey yapisikliktan kurtulmak. biyiginitirasetmemisolan. biyikliduruma gelmek.

biberiye * Ballibabagillerden. biber gibi * cok aci. hala. zalim. * Acisiz. pay almamis. kaynaklaribilen uzman.Bi * Bizmut'un kisaltmasi. kadersiz. biber atmak * icine biber koymak. biber salcasi * Kirmizibiberden yapilmissalca. * Aci. bibliyofil * Kitapsever. cicekleri soluk mavi renkli. yurdumuzda cok yetisen bir bitki (Capsicum annuum). biberon * Genellikle sut cocuklarina sut ve sulu yiyecekleri icirmekte kullanilan emzikl i sise. biber katmak. goz vb. * OsmanliÝmparatorlugunda padisah olunce tahta gececek oglunun devlet yonetimindek i etkili gruplarca kabul ve tasdik edilmesi. biberleme * Biberlemek isi. tazeyken sebze olarak yenilen veya kurutulup baharat olarak yarar lanilan urunu. bibliyografik . biberli * Ýcine biber katilmis. bîbehre * Payiolmayan. kotu talihli. guzel kokulu yapraklarinid okmeyen. bibersiz * Ýcine biber katilmamis. cok yillik bir bitki (Rosmarinus officinalis). biat * Bir kimsenin egemenligini tanima. bîbaht * Bahtsiz. biber tursusu * Yalnizca uzun yesil biberden yapilmistursu. bîaman * Hosgorusuz. Akdeniz cevresinde cok yetisen. biberlik * Biber konulan kucuk kap. biber gibi yanmak * (deri. bibliyografi * Bibliyografya. biat etmek* birinin egemenligini tanimak. kabul etmek. * Biber yetistirilen yer. gaddar. amansiz. biberlemek * Biber serpmek. bibi * Babanin kiz kardesi. bibliyograf * Bibliyografya uzmani. * Bu bitkinin. biat edilmek * birinin egemenligi taninmak. biber * Patlicangillerden.) cok acimak.

caresizlik. samanibaglam veya balya durumuna getiren m akine. * Herhangi bir seyin benzeri. bibliyotek * Kitaplik. bicilme * Bicilmek isi. bicerdover * Ekin bicen. cici bici. bicili * Bkz. * Manzumelerin kurulusve uyak duzenlerine gore olan disgorunusu. bîcare * Caresiz. bibliyografya * Kaynaklar. bicik * Meme. biblo gibi * ufak tefek. cicili bicili. sekillenmek. zarif (kiz). bicem * Uslûp. * Tarz. bici * Bkz. bicici * Bicmek isini yapan (kimse). uygun sekil. zavallilik. hem de bagdurumuna getiren makine. kaynakca. bicim bilimi * Yapibilimi. bibliyomani * Hastalik derecesine varan kitap sevgisi. sekil. bicenek * Her yil belirli bir sure otlatildiktan sonra yeniden gelisen bitkilerin bicile rek degerlendirildigi tabiî cayir. bicicilik * Bicicinin isi veya meslegi. bicerbaglar * Ekini hem bicen. bicilmiskaftan * butunu ile uygun. sekil. elverisli (is). morfoloji. form. biblo * Cesitli maddelerden yapilan heykel. bibliyotekci * Kutuphaneci. bicim * Bicmek isi. belli bir bicime girmek. bicilmek * Bicmek isine konu olmak. doven. kitap duskunlugu. bicim almak * bicimlenmek. bîcare olmak * caresiz kalmak. zavalli(kimse).* Kaynakla ilgili. bibliyoman * Bibliyomanisi olan (kimse). bîcarelik * Bicare olma durumu. kutuphane. * Sanat ve edebiyat eserlerinde disgorunus. bicim * Disgorunus. . meme basi. vazo gibi zarif kucuk sus esyasi. taneleri ayiran. * Yakisik alan sekil.

bicimsizlesmek * Bicimsiz duruma gelmek. sekillenmek. formel. sekillendirmek. bicimleme * Cesitli maddelerin bicimsel imkânlariile birbirleri arasindaki duzen iliskilerin i arastirma isi. bicimlendirilme * Bicimlendirilmek isi. * Alisilmiskural. sekle ait. morfem. bicimlendirmek * Bir seye belirli bir bicim vermek. davranisveya belli bicimin disina cikmayan (kimse). * Kotu. bicimcilik * Bicime sikisikiya baglilik. firsatinibulmak. sekillenme. bicimci * Bicimcilik yanlisiolan (kimse). tutum. * Bir kuramibicimsel bir kurama donusturmek. *Kendine ozgu billûrlasmisbir bicimi olmayan (madde). bicimi bozuk. punduna getirmek. bicimlenme * Bicimlenmek isi. bicimlenmek * Bir sey belli bir bicim kazanmak. bicimsellestirme * Bicimsellestirmek isi. hosolmayan. bicimsizlesme * Bicimsizlesmek isi. bicime sokmak (veya bicim vermek) * bir seyi bicimlendirmek. bicimi bozulmak. * Cirkinlik. mevzun. bicimle ilgili. bicimsellestirmek * Bicimsel duruma getirmek. yalniz bicim uzerinde duran.bicim birimi * Kelimelere gramer bakimindan bicim veren. bicime agirli k veren gorus. yakisik alan. bicki * Dikilecek kumasibelli bir modele ve olcuye gore kesme sanati. * Ozu. bicimlendirilmek * Bir seye bicim verilmek. formaliteci. sekilsiz. bicimli * Bicimi guzel olan. bicis * Bicmek isi veya bicimi. . bicimsellik * Bicime uygun olma durumu. bicimsizlik * Bicimsiz olma durumu. bicki dikiskursu * Terzilik meslegini ogretmek amaciyla verilen kurs. en uygun durumunu yakalamak. formalist. seklî. amorf. * Ortamina uygun dusen. cogu ek durumunda olan oge. yakisiksizlik. icerigi yeterince onemsemeden. bicimsiz * Kendine ozgu bir bicimi olmayan. bicimsel * Bicime dayanan. bicki dikisyurdu * Halka acik terzilik meslegini ogretme ve uygulama yeri. sekillendirme. sek ilci. bicimlendirme * Bicimlendirmek isi. yakisiksiz. bicimine getirmek * sirasini.

bîhus * Saskin. fiyat) Koymak. biftek * Ýzgara veya tavada pisirilen dana eti dilimi. bictirmek * Bicmek isini yaptirmak. Muhammed zamanindan sonra ortaya cikan degisik yargilar ve ilkel er. bilgisiz. bîilâc * Ýlâcsiz. bide * Bedenin belden asagibolumlerini yikamakta kullanilan tuvalet araci. bidayet * Baslama. bicki yurdu * Bicki ve dikisokulu. cogunlukla silind ir biciminde kap. * (deger. uyumayan. bihakkin * Hakkiile. caresiz. bickici * Kumasibelli bir modele gore bicen (kimse). umutsuz. bigudi * Kadinlarin saclarinikivirmak icin kullandiklari. prizma. iki yilda bir olan. * Yaylim atesiyle oldurmek. * Ýlgisiz. bidoncu * Bidon satan kimse. * Alt ve ust tabanlaribirbirine paralel ve esit iki cokgenden. * Yontulmusyapitasi. metal veya plâstikten. bictirme * Bictirmek isi. bienal * Yil asiri. bidon * Ýcine sivimaddeler konulan. * Ekini. * Dikilecek kumasibelli bir olcuye ve modele uygun olarak makasla kesmek. bicme * Bicmek isi. bicmek * Belli bir bicim vererek kesmek. yanal ayritilarid a esit ve paralel dogrulardan olusan cok duzlemli cisim. paha. bid'at * Ýslâm dininde Hz. aklibasinda olmayan. sersem. sac. gunahsiz. bîgâne * Yabanci. gercekten. tirpanla. * Sonradan tureyen sey. plâstik veya cinkodan yapilmis. mensur. bîdar * Uyanik. hakkiolarak. bîhaber * Habersiz. bîgunah * Sucsuz. deli. bijon anahtari . baslangic.bicki yapmak * dikilecek kumasibelli bir modele ve olcuye gore kesmek. otu orakla. bîgânelik * Bîgâne olma durumu. makine ile kesmek. boru bic iminde kucuk arac.

ayriksiz. tam tersine.* Araba tekerleklerinin somunlarinisokmek icin kullanilan alet. cok bilmisoldugunu anlatir. * Degerli olmayan maden veya taslardan yapilmistaki. bikir * Kizlik. bildim bileli (veya bildik bileli) * oteden beri. * Girisilen herhangi bir iste. dolaysiz. bildiginden sasmamak (veya kalmamak) * hicbir etkiye aldirisetmeyerek dogru bildigi davranisisurdurmek. bildigini yedi mahalle bilmez * bir kimsenin cok kurnaz. herhangi bir kisitlama olmaksizin. istedigi gibi davranmak. . bikarbonat * Hidrojen karbonatlarin genel adi. bildigini yapmak * verilen ogutleri dinlemeyerek tutumunu surdurmek. bildigini okumak * herkes ne derse desin bildigi. bikini * Ýki parcalikadin mayosu. bilânco * Bir kurulusun veya bir ticarethanenin belirli bir donem sonundaki veya belirli bir gundeki tasinir ve tasinmaz varliklariile bunlarisaglamak icin kullanilan oz ve yabancikaynaklaride ngeli olarak gosteren cizelge. bîkarar * Kararsiz. bilâr *Katranlikildan yapilan ve kalafat islerinde kullanilan bir tur macun. daha sonra. tersine. bilcumle * Butun. bîkes * Kimsesiz. sonradan. bilâkaydusart * Kayitsiz ve sartsiz olarak. bilârdo * Yesil cuha kaplibir masa uzerinde. bijuteri * Kuyumcunun yaptigidegerli takilarin tamami. aksine. eskiden beri. belirli bir sure sonunda elde edilen iyi ve kotu sonuclarin karsiliklidurumu. erdenlik.. bilâder agaci * Amerika elmasi. sus esyasi. bilârdocu * Bilârdo oynayan veya oynatan kimse.-in hepsi. fil disi toplarla ve isteka ile oynanan bir oyun. tereddutlu. bilâistisna * Ýstisnasiz. aracsiz. aracisiz. bildik cikmak * birbirlerini eskiden bildiklerini veya ailece tanistiklarinianlamak. bilâhare * Sonra. ayrim yapilmadan. bilâkis * Tersine olarak. dogrudan dogruya. bilârdoculuk * Bilârdo salonunu isletme veya oynama isi. hep . bîkeslik * Bîkes olma durumu. sonralari.. bilâvasita * Vasitasiz. bildik * Tanidik.

kurum veya bir topluluk tarafindan herhangi bir durumu ilgilile re duyurmak icin yazilan yazi. * Aynizamanda. ihbar taz minati. isteyerek. her seyden anlayan. simdiki zaman. bildirim * Yaziliolarak yapilan aciklama. belirsiz gecmis. * Herhangi bir konuda bilgi vermek. teblig. bilegi tasi* . beyanname.bildirge * Bir kimsenin resmî bir kurulusa herhangi bir durumu bildirmek icin verdigi cizel ge. * Bilgiclik taslayan. geni szaman. bildirme kipleri * Belli zaman kavramiveren. bildirilmek * Bildirmek isine konu olmak. bile bile * Bilerek. bildirisim * Ýletisim. bildirisme * Bildirismek isi veya durumu. bildirilme * Bildirilmek isi veya durumu. bilerek aldanmisgorunm e. teblig. gelecek zaman kipleri: Gel-di. kasten. bilecen * Her seyi bilen. bildirim odencesi * Suresi belli olmayan surekli issozlesmelerinin daha once bildirim yapilmaksizi n yururlukten kaldirilmasi sebebiyle yukumlu olanlarca karsitarafa verilmesi zorunlu olan odence. * Anlatmak. * Vergi yukumlulerinin belli zamanlarda. bagliolduklarivergi dairelerine verdikl eri gelir bildirme belgesi. bildirismek * Bir duygu veya dusunceyi isaretle veya sesler dizgesiyle bildirerek anlasmak. teblig. duyurulmak. da. onceden tasarlayarak. gel-ecek gibi. beyanname. bile bile lâdes * Kotu bir durumu oyle gerektigi icin kabullenmisgorunme. * Bilimsel bir konu uzerine yazilan aciklama. dahi. beyan. de. haberlesme. ukalâ. bilecenlik * Bilecen olma durumu. bildiri * Resmî bir makam. bildirmek * Herhangi bir seyi haber vermek. dusunulerek. gel-iyor. tebligat. ifade etmek. bildirme * Bildirmek isi. * Bu aciklamanin yapildigikâgit. belirli gecmis. gelmis. haber verilmek. bildiris * Bildirmek isi veya bicimi. gel-ir. ihbarname. bilegi * Kesici araclaribilemek icin kullanilan alet. * Ustelik. bile * Birlikte. komunikasyon. bildirme cumlesi * Yuklemi bildirme kiplerinden biriyle kurulan cumle.

bilesik * Birleserek olusmus. keskinlestirmek. * (giysi etegi icin) yalniz ayaklar gorunecek kadar (uzun). ayakla bacagin birlestigi bolum. bilek gibi * (sac veya akarsu icin) gur. murekkep faiz. . bileklik * Oyunlarda bilegin incinmesini onlemek icin bilege takilan mesin sargi. bilegine guvenmek * gucune veya hunerine guvenmek. kar icin) ayaklariicine gomulecek bicimde. bilemedin (veya bilemediniz) * en cok. bilegine kadar (veya bileklerine kadar) * (camur. * Hirslanmak. bilesen * Bir bileske olusturan kuvvetlerin her biri. murekkep. etkisini artirmak. * Guclendirmek. bilesik kaplar * Birlesik kaplar. bilek kuvveti * Beden kuvveti. * Ses ve goruntunun birlikte yer aldigifilm parcasi. asiriderecede istemek. kasten. * Bir ise yogun bir bicimde hazirlanmak. basit olmayan. bilemek * Kesici aletleri zimpara veya bilegi tasinda keskinlestirmek. kuvvet. caki. bilek saati * Bilege takilan kucuk saat. bilerek * isteyerek. bilenmek * Bilemek isine konu olmak. * Guc.Bicak. kalin. kol kuvveti. en fazla. makas gibi kesici araclaribilemekte kullanilan ince taneli sarisist . bilek gucu * Kol kuvveti. bilek * Elle kolun. bileme * Bilemek isi. * Kimyasal tepkimeler sonucu iki veya daha cok elementten olusan ve bunlardan ba gimsiz fiziksel. konsantre olmak. bileginde altin bilezigi olmak * Bkz. kolunda altin bilezigi olmak. bilenme * Bilenmek isi. keskin duruma get irmek. bilek damari * Nabiz. bilesik faiz * Sure tarihine dek birikmisfaizlerin ana paraya eklenmesiyle elde edilen toplam ustunden odenen faiz. keskin duruma getirilmek. bilek guresi * Karsilikliiki kisi dirseklerini dayayarak birbirlerinin bilegini bukmek. bilesik kap * Birlesik kap. bileginin hakkiile * kendi gucu ve kendi calismasiile. kimyasal nitelikler gosteren (madde).

tiyatro gibi eglence yerlerine girme. * Bilesmek isi veya durumu. bileyicilik * Bileyicinin yaptigiis. bilet satmak. zagci. biletli * Bileti olan. ozellikle sizintiyionleme gibi amaclarla yerlestirilmis. * Motor pistonlarina. geometrik toplam. * Bir maddenin hangi kimyasal turlerden olustugunu belirleyen verilerin tamami. * Ýki veya daha cok vektorun. * Mobilyalarin ayak altlarina takilan kare. ulasim araclarina binme veya bir talih oyununa katilma imkâniniveren belge. * Bilesme sonucu olusan cisim. zagcilik. bilestirici * Bilestirmek isini yoneten kimse. terkip. bileyici * Kesici aletleri bilemeyi isedinmisolan kimse. * Kelepce. bilesim * Ýki veya daha cok oge bir araya gelerek yeni bir oge olusturma. genel olarak dokme demirden yapilmis. biletcilik * Bilet satma isi. dikdortgen.bilesik kesir * Payipaydasina esit veya payipaydasindan buyuk olan kesir. biletsiz * Bileti olmayan. uclariacik ve esnek halka. paralel kenar kuralina uygun olarak geometrik toplam inialmak. sogutma. bileske * Bir cisme uygulanan birkac kuvvetin toplam etkisine esit olan tek kuvvet. bilesik onerme * En az iki onermeden olusan yeni onerme. bilezik * Bilege sus icin takilan halka. * Ýki borunun ucunu birlestirmeye yarayan halkaya benzer parca. bilestirmek * Bilesmesini saglamak. biletci * Bilet satan gorevli. bilet kesmek * bileti koparip aliciya vermek. bazicinsleri ucucu yag veya sut tasiyan bir familya. terekkup etmek. terekkup. biletme * Biletmek isi. bilesmek * Ýki veya daha cok oge bir araya gelerek yeni bir oge olusturmak. silindir. muha ssala. konser. bilesikgiller * Bitisik yaprakliiki ceneklilerden. kesik koni ve benzeri sekilli. sinema. pirinc veya nikel . cicekleri komec durumunda toplu olarak bulu nan. bilet * Para ile alinan. bilesme * Bilesmek isi. biletmek * Bilemek isini yaptirmak. yaglama. bilestirme * Bilestirmek isi.

vukuf. sinir ve guvenilirlik bakimindan inceleyip arastiran felsefe dali. bilgic * Bilgili kimse. bilgilendirme * Bilgilendirmek isi veya durumu. sayalim ki. gercekten. bilgi almak. malûmat. bilgi islem * Ozellikle bilgisayar vb. bilge * Bilgili. bilgilendirmek * Bir konuda bilgi sahibi olmasinisaglamak. arastirma veya gozlem yolu ile elde edilen gercek. iki ucu delik gerec. bilgi toplamak * degisik yer ve kaynaklardan saglanan bilgileri bir araya getirmek. malûmat. * Bilgi. malûma t. * (Ýlk Cagfelsefesinde) Kendini tanimanin bilgisi. hakim. bilgi kurami * Bilginin temelini. * Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradigi_____temel dusunceler. hikmet. epistemoloji. bilgin gecinmek. bilfiil * Ýsolarak. sempozyum. * Ogrenme. soz gelisi. * Bilgisiz oldugu hâlde bilgili gorunmek isteyen. * Ýnsan zekâsinin calismasisonucu ortaya cikan dusunce urunu. bilgelik * Bilge olma durumu ve niteligi. * Bilim. bilfarz * Tutalim ki. olgun ve ornek (kimse). bilgilenme * Bilgilenmek isi veya durumu. * (bilisimde) Kurallardan yararlanarak kisinin veriye yonelttigi anlam. bilgicilik * Antik Yunan felsefesinde elestiri akimi. * Bir durumu ogrenmek. bilgiclik * Bilgic olma durumu. bilgi soleni * Belli bir konunun tartisildigibilimsel toplanti. gercek ve ilkelerin butunune verilen ad. vukuf. iyi ahlâkli. bilgici * Sofist. bilgece * Bilgeye yarasir (bicimde). safsatacilik. hâkimane.kaplidemirden yapilmis. bilezikli * Bilezigi olan. malûmat. * Baskasiniyaniltmak icin dogru olmadigibilinerek yapilan uslamlama ve cikarsama . isedinerek. bilgiclik satmak (veya taslamak) * bilmedigi hâlde bilir gorunmek. bilgili gecinen kimse. bilgi * Ýnsan aklinin erebilecegi olgu. bilgi edinmek * ogrenmek. * Bilezik takmisolan. diyelim ki. bilim alaninda uygulanan yontemleri. haberdar etmek. bilgic bilgic * Bilgisi oldugunu gostererek. bilgilenmek . bildirerek. sofizm. makinelerle yapilan islemlerin duzenli bicimde yurutu lmesi. vukuf.

* Bilgi sahibi olmak. mahsus. yapimcisiveya muhendisi. elektronik beyin. bilim adami * Bilimsel calismalarla ugrasan kimse. en cok. bilim disi* Bilime aykiri. âlim. haberli. bilgisayarci * Bilgisayar alim satimcisi. bilgisiz * Bilgi sahibi olmayan. bili * Bilgi. cehalet. bilgisayarlamak * Bilgisayara gecirmek. bilgisizlik * Bilgisiz olma veya bilgi yoklugu durumu. bilim kurgu . bilici * Bilen. * Bilerek. varsayimlariniarastiran felsefe dali. bilgince * Bilgine yakisir. ilkelerini. bilgiyazar * Elektronik sistemle dizgi yapan alet. ogrenmek. belli bir amaca yonelen bir bilg i edinme ve yontemli arastirma sureci. * Genel gecerlik ve kesinlik nitelikleri gosteren yontemli ve dizgesel bilgi. * Belli bir konuyu bilme isteginden yola cikan. bilginlik * Bilgin olma durumu. malûmatli. malûmatsiz. bilgin * Bilimsel bir konuda cok bilgisi olan (kimse). bilgisayarcilik * Bilgisayar ticareti veya uzmanligi. bilhassa * Hele. bilgin tavrinda. her seyden once. âlim. bilerek ve isteyerek. bilim kadini * Bkz. bilgisayar * Cok sayida aritmetiksel veya mantiksal islemlerden olusan bir isi. ozellikle. bilgin. bilim * Evrenin veya olaylarin bir bolumunu konu olarak secen. * Bilgisayar programcisi. gayriilmî. cahil. bililtizam * Bile bile. bilime uymaz. bilgisayarlasmak * Bilgisayar duzeniyle donatilmak. bilgin gibi. komputer. bilgili * Bilgi sahibi olan. bilim kurami * Bilimlerin koyduklaridusunsel sorunlariinceleyen ve tek tek bilimlerin yonteml erini. ilim. deneye dayanan yontemle r ve gerceklikten yararlanarak yasalar cikarmaya calisan duzenli bilgi. onceden ver ilmisbir programa gore yapip sonuclandiran elektronik arac. malûmat. bilgilik * Ansiklopedi. bilim adami. bili bili * Tavuk gibi kumes hayvanlarinicagirmak icin cikarilan ses. basta.

* Dimag. bilincli . bilinclendirme * Bilinclendirmek isi. bilinclendirmek * Bilincli duruma getirmek. bilimci * Bilgin. ilmî. ilimcilik. bilincini yitirmek * bilincini herhangi bir sebeple yitirmek. sinanabilecegini savun an felsefe akimi. bilimsel sosyalizim * Ýhtilâlci sosyalizm. bilimsellestirme * Bilimsellestirmek isi. kavramak. bilimsellestirmek * Bilimin metotlarina uygun duruma getirmek. * Algive bilgilerin zihinde duru ve aydinlik olarak izlenme sureci. bilinc akisi * Dusuncelerin arka arkaya birbirini izlemesi. temel gorus. bilimsel toplanti * Uzmanlarin katilimiile gundemi bilimsel konularin olusturdugu toplanti. baskialtinda tutulan isteklerle bunlara baglidusuncelerden olusan ve bilince ulasamayan bolumu. bilim kurgusal * Biyoloji ve elektrikle ilgili olan. bilimsizlik * Bilimsiz olma durumu bilimsizce is. * Bir toplumdaki ruhî etkinliklerin veya ruhî durumlarin butunu. suurlanmak. bilinclenme * Bilinclenmek isi. roman vb. temeli olarak yalniz bilim yontemine onem verme. bilincalti* Bilinc disiolmakla birlikte. biyonik. bilimsel dusunce * Bilim temeline dayanan ozgur elestirici. * Temel bilgi. suuralti tahtessuur. bilinc * Ýnsanin kendisini ve cevresini tanima yetenegi. arastiricive bagimsiz dusunce. bilimsel * Bilimle ilgili. bilimsiz * Bilime. bilimcilik * Bilginin. bilincine varmak * anlamak. Marxcilik. bilimsel deneycilik * Her bilginin deneyle veya gozlemle dogrulanabilecegini. * Ýnsan ruhunun. bilim yontemlerine uygun olmayan gayriilmî. bilimsellik * Bilimsel olma durumu. * Kisinin aklindan gecenlerin birinci kisi agzindan yansitilmasi. bilinc kaybi * Hafiza yitimi. bilinclenmek * Bilincli duruma gelmek. dilendigi zaman kapsamindakilerin bilin ce cagrilabildigi zihin bolgesi. bilime dayanan. suur. bilinc disi* Bilincsizce yapilan isve etkinliklerin butunu gayrisuur. suur.* Cagdasbilim verileriyle dusgucunden olusan film.

ehlihibre. bilinclilik * Bilincli olma durumu suurluluk. kendi etkinliginin farkinda olan. bilindik. * Tanri'nin ve evrenin nereden turediginin bilinmedigini ve bilinemeyecegini ile ri suren ogreti. bilinme * Bilinmek isi. . anlasilmak. bilisizlik * Bilisiz olma durumu. muglâk. olay ve islere karsiuyanik bulunmama durumu. suursuz. bilincle yapilan. bilinmezlik * Bilinmez olma durumu. * Nesne. * Nesne. lâedri. "sayar". bilindik * Bilinen. * Tanri'nin ve evrenin nereden turediginin bilinmedigini ve bilinemeyecegini ile ri suren ogretiyi benimseyen (kimse). eksper. ehlivukuf. * Belli olmaz. mechul. cahillik. "yapar" anlamlariile isimlerle birleserek birlesik sifat kur ar. bilir bilmez * yarim bilgi ile. agnostik. suurlu. ehlihibre. * Elestirmeli bir bicimde. bilir * "Anlar". bilinemez * Ýnsan akliyla bilinemeyen sey. bilincsizlik * Bilicsiz olma durumu. bilip bilmedigini goz onune almadan. bilincle yapilmayan. suursuzluk. bilincsiz * Bilinci olmayan. ogrenilmek. malûm. bilisiz * Ogrenim gormemis.* Bilinci olan. kuskulu. uzman. lâedriye. suurlu. bilinemezci * Bilginin bagintiliolduguna inanan (kimse). bilinmedik * Bilinmeyen. suursuz. bilinmez * Anlamigizli ve anlasilmasiguc olan. bilinmedik. bilirkisi * Belirli bir konudan iyi anlayan ve bir anlasmazligicozumlemek icin kendisine b asvurulan kimse. olay ve edimlere uyanik bulunma durumu. *Kendi etkinligini elestirmeli bir bicimde sezmeyen. bilinmek * Bilmek isine konu olmak. mechul. * Cozumlenmesi ozel veya bilimsel bilgiye dayanan konularda oyuna veya dusuncesi ne basvurulan kimse. bilirkisi raporu * Bilirkisinin hazirlamisoldugu rapor. agnostisizm. bilinmeyen (nicelik). suurluluk. bilinemezcilik * Bilginin bagintiliolduguna ve bundan dolayisalt olmadigina inanan ogreti. bilinmeyen * Degeri belli olmayan. bilirkisilik * Bilirkisinin yaptigiis. ehlivukuf. cahil. suursuzluk. bilinen * Degeri belli olan nicelik.

bilisim teknolojisi * Bilisimde kullanilan butun arac ve gereclerin olusturdugu sistem. sibernitik. biliscikmak * tanimak. dost. billûru andiran. * cok beyaz ve puruzsuz (kol. billûr gibi * cok duru. billûr cisim * Gozde. tanidik. * Bol isikli. billûr durumunda yogunlasmak. gerdan. billûrî * Billûra benzer. kristal. * Billûrdan yapilmis. billûrsu * Billûra benzeyen. billûrlastirmak * Billûr durumuna getirmek. mercek gorevini yapan. piril piril parlayan (yer). * Duru ve temiz kesme cam. * Herhangi bir cisim molekullerinin bazifizik ve kimya degismeleriyle geometrik bicim almasi. * Koc yumurtasi. * Belirgin duruma gelmek. billâhi * Tanri'ya ant icerim" anlaminda bir ant. onceden tanisolmak. vukuf. kristallesmek. kristallesme. bilisim agi * Teknik. kristaloit. bir nesne veya olayin varligina iliskin bilgili ve bilincli duruma g elmesi. gogus). muarefesi olmak. bilismek *Karsilikliolarak birbirini tanimak. billûr * Bazicisimlerin aldiklarigeometrik bicim. netlik kazanmak.bilistifade * Yararlanarak. billûrlastirma * Billûrlastirmak isi. * Bildik. billûrlasmak * Billûr durumuna gelmek. . ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletisimde kullanilan ve ozellikle e lektronik aletler araciligiile duzenli bir bicimde islenmeyi on goren bilim. informatik. koloit karsiti. billûrlasma * Billûr durumuna gelme. bilisim * Teknik. bilis * Canlinin. cok temiz (su). billûrlu * Ýcinde billûr bulunan. bilisimci * Bilisim alaninda uzman kisi. * Genellikle billûrdan yapilmisesya satan dukkân. billûr gibi. ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletisim sistemi. * (ses icin) puruzsuz. mercimek bicim ve buyuklugunde ki saydam cisim. billûriye * Billûrdan yapilmisveya billûrla ilgili. * "Ýnan olsun" anlaminda kullanilir. * Diyalize ugrayarak cozumlenen madde. irisin arkasinda. bilisme * Bilismek isi. * Ogrenmek.

techil. kadirbilmez gibi sozlerle "yapamaz".bilme * Bilmek isi. * sonucun ne olacaginikestiremeden. var saymak. * Bilinmeyen sey. * Bir seyin ne oldugunun bilincine varma. bilmek * Bir seyi anlamisveya ogrenmisbulunmak. anlasilir bicimde konusmamak. * Saymak. * Bir isyapmaya alismisolmak. bilmis * Her seyi bilir gecinen. ne) * onemli veya anlatilmasigerekli gorulmeyen seyler icin kullanilir. bilgiclik taslayan. elinden gelmek. bilmece * Bir seyin adinianmadan. bir sey bilmez gostermek. bilmeden * bilmeyerek. * Bazen "isine gelmek". bilmemek * birlikte kullanildigifiilin bir turlu gerceklesemedigini anlatir. sasma. bilmezlenme * Bilmezlenmek isi. bilmemezlik * Bilememe durumu. . hatirlamak. techil etmek. * Anlamak. niteliklerini ustu kapalisoyleyerek o seyin ne oldugun u bulmayidinleyene veya okuyana birakan oyun. muamma. * Sorumlu tutmak. kim. bilmezlik. bildigi belli olan bir seyi bilmez veya baska turlu bilir gorunecek y olda bir anlatissanati. bilmezlikten gelmek * bilmiyor gorunmek. tecahul etmek. cehalet. * Sanmak. "edemez" anlamlarinda kullanilir. * Tanimak. bilmezlikten gelmek. * Bilgi edinmenin gaye ve sonucu. bilmez * Anlamaz. "uygun bulmak" anlaminda da kullanilir. kavramaz. farz etmek. * Geniszamanin olumsuz birinci tekil kisisi olarak bilmem biciminde kullanilinca duraksama. anlaminda bir soz. muamma. * Bir bilim veya sanat dalinda yeterli olmak. bilmedigi besvakit namaz * her seyi pek iyi bilir. tecahuluarifane. tereddut anlaminiverir. hatirbilmez. bilmezlemek * Bir kimseyi. bilmezlenmek * Bilmiyor gibi gorunmek. nasil. bilmezlik * Bilmez olma durumu. * Ýnanmak. bilmece gibi konusmak * acik. bilmezleme * Bilmezlemek isi. bilmece cozmek * bilmecenin cevabinibulmak. bilmezlikten gelme * yazarin. * -a/-e ekli fiillerle yeterlik bildiren birlesik fiiller olusturur. bilmem hangi (veya bilmem kac.

sizlere de. bin dalli * Cogunlukla mor kadife uzerine sirma ile kabartma dal. kucuk yuvarlak. bilmunasebe * Sirasigelince. surekli olarak dusunce degistirmek. bilye * Tas. bencmarking. bin nasihatten bir musibet yegdir * yasanmisolaylar. cam gibi seylerden yapilmiskucuk yuvarlak. cok sayida. her sikintiyigideren. dokuz yuz doksan dokuzdan bir artik. M. asinmayive enerji yitimini onlemek icin. bin bir * Pek cok. dolayli. bilyon * Milyar. bin bilsen de bir bilene danis * bir insan bir seyi ne kadar iyi bilirse bilsin. maden. bilyeli yatak * Bisiklet. bin turlu * Birbirinden cok farkli. bilumum * Butun.. bilmukabele * Karsilikliolarak. 1000. bin tarakta bezi olmak * bircok isle ugrasmak. bilsat * Kuruluslar. size de. cok degisik. otomobil gibi tasitlarin tekerleklerinde surtunmeyi azaltmak amaciyl a icine celik bilye yerlestirilmis bolum. * (davranistoresinde) Ben de. bir basci * her ise. bin * On kere yuz. hep.. bin derde deva * pek cok ise yarayan. . dil dokmek. karsilik olarak. yaprak ve cicek islenmis giysi veya ortu. gonulden. bin kat * Pek cok. bilvasita * (birinin) Araciligiile. gobeklerdeki yataklara yerlestirilen. ogutlerden cok daha etkilidir. bilgilesim. toprak. -in hepsi. bin bir ayak bir ayak ustune * herkesin ayakta oldugu kalabalik. sirketler arasinda bilgi satma. cok bilmis. aracla. sirasidusunce.* Bkz. basolacak bir kimse gerekir. kiyaslanmayacak olcude. cogunlukla celikten. bin isci. kamu. misket. bin kaliba girmek * birbirine benzeyen bircok isyapmak. bilyeli * Bilyesi olan. bin yasa! . * Bu sayinin adive bu sayiyigosteren rakam. bin can ile * cok isteyerek. bin dereden su getirmek * birini kandirmak icin bircok sebep ileri surmek. bin pisman olmak * cok pisman olmak. dogrudan dogruya olmayarak. gene de onu kendisinden daha i yi bilen bulunabilir. * Bir isimden once geldiginde asirilik ve cokluk bildirir. * Motorlu tasitlarda donme veya surtunme etkilerini azaltmak.

* Arapca fiil catisinikonu edinen bilim ve kitap. bindi * Destek. kiremit. bindirme * Bindirmek isi. bindirmek * Bir kimseyi bir seyin uzerine cikartmak. oturtmak veya icine yerlestirmek. * Birbiri uzerine gelerek eklenen levha. binbasi * Rutbesi yuzbasiile yarbay arasinda bulunan ve asil gorevi tabur komutanligiola n subay. ahsap parcalarinin durumu. zam. gezmek veya binicilik sporu icin yetistirilen at. * (tasit) Bastarafindan baska bir tasita carpmak veya bir yere vurmak. binde bir * cok seyrek olarak. binmeye yarayan. binaen * -den dolayi. hamil. binbasilik * Binbasirutbesi veya binbasinin gorevi. bunun uzerine. buyuk zorlukla. -digi icin. bînamaz * Bkz. bindirilme * Bindirilmek isi veya durumu. biner . * Cikarma harekâtina katilacak birliklerin. bina etmek * yapmak. kendi eliyle yok etmek. katmak. * (bir dusunce sistemine gore) kurmak. dayamak. beynamaz. * Uzerine binilen. bin mesini saglamak. bindirilmek * Bindirmek isi yapilmak. bindirilmiskuvvetler * Motorlu tasitlara bindirilmisasker birlikleri. cikarma yerine gitmek icin kendilerine ayrilan deniz araclarina binmeleri.* (memnunluk bildirmek icin kullanilan soz) cok yasa!. binek ati* Sadece binmek. bina * Yapi. bindigi dalikesmek * (kendisine gerekli ve yararliolan seyi) farkinda olmadan yararsiz duruma getir mek. * Eklemek. kapak veya kapinin arkasina dogrudan vidalanan. yapmak. -den oturu. binek tasi* At veya arabaya binmek icin ustune cikilan yuksekce tas. insa etmek. bundan oturu. zamli. binek * Binmeye ayrilmissey ve daha cok at. bindirim * Fiyat artirma. bin zahmetle * cok zor. bunun icin. kurmak. * Cati. bindirimli * Fiyatiartirilmis. binaenaleyh * Bundan dolayi. bindirme kilit * Govdesi kutu biciminde olan. b asit mekanizmalikilit. * Dayanarak.

her birine bin. firina atilmadan once. binek hayvaniicin) Kullanmak. * Bin tanesi bir arada olan. her defasinda bini bir arada o larak. * Yuksek asamalibilginlerin ve yeniceri subaylarinin giydikleri cubbe. bininci * Bin sayisinin sira sifati. binek ati. binici * Binen. binmek * Yuksek bir seyin veya bir hayvanin ustune cikip ayaklarinisallandirarak oturma k. pek cok olan. sirada dokuz yuz doksan dokuzuncudan sonra gelen. * Yaklasik olarak uc litrelik buyuk sise. oburunun ustunde olmak. binit * Ustune binilen hayvan. binilmek * Binmek isi yapilmak. * pek cok yapilan. . binisme * Binismek durumu. * Kapi. * Universite ogretim uyelerinin giydikleri cubbe. * Kas kirisleri birbiri ustune binmek. * Bir yere gitmek icin tren. binlik * Bin liralik kâgit para.* Bin sayisinin ulestirme bicimi. binit * Hamur durumundaki ekmeklerin. binismek * Ýki parcadan biri. vapur. bini bir paraya * pek cok ve ucuz. * (bisiklet motosiklet. otomobil gibi bir tasitta yer almak. * Ata binilerek yapilan spor. * Atlialay. kanatlarikapaninca kalan araligiortebilmek icin bu kanatlarin kenarina cakilan cita. binilme * Binilmek isi. bini asmak * cok fazla olmak. binin yarisibesyuz (o da bizde yok) * cok dusunceli gorunen birine saka yollu "aldirma!" anlaminda soylenir. binis * Binmek isi veya bicimi. icine konuldugu oyuk gozl u tahta. pek cok. bingi * Kemerler uzerine oturtulmuskubbe ile kemerlerin arasinikapatan ucgen biciminde ki kubbe parcalarindan her biri. binicilik * Ata binme ustaligi. bini * Binme isi. ucak. dolap gibi seylerin. * Atlialayda giyilen giysi. * Kirik bir kemigin iki parcasibirbiri ustune gelmek. binme * Binmek isi. binlerce * Bircok bin. * Ata iyi binen kimse.

pek cok. bir suru. * Bir sey sikisarak yanindakinin ustune cikmak.. bir * Sayilarin ilki. bir (veya tek basina) * yalniz olarak. istek veya kesin o lmayan anlamlar katar. * Deger. birbirine esit. bir fincan kahvenin kirk yil hatirivardir. biomekanik * Biyoloji. Ý. * Cekinmeden. * Herhangi bir varligibelirsiz olarak gosterir. * Ortaklasa olan. * baska birinin yardimiolmaksizin.. bir agizdan cikip bin dile yayilir * ortaya atilan bir soz cok cabuk yayilir. bir (veya bir de) * hem . bir abam var atarim. bir acikahvenin kirk yil hatirivardir * Bkz. biokutle * Belirli zamanda sinirlaribelirli bir biyotopta bulunan canliorganizmalarin top lam kutlesi. sakinmaz.. * Fiyat artmak. bir boyda. beraberce. bir .* Ýsistenilmeyen veya beklenilmeyen bir bicim almak. birbirine benze r. korkusuz. bir alay * Bircok. * (tekrarlanarak) Bir kez.. * Sifat veya zarf durumunda basina geldigi kelimelere kuvvet. onem bakimlarindan birbirinden farksiz. hem. binnetice * Sonuc olarak. yalniz. * Birlesik. bir (veya sag) elinin verdigini obur (veya sol) elin duymasin * yapilan bir iyilik gizli tutulmali. bîperva * Cekinmez. * Eklenmek. biomedikal * Hem biyoloji hem de tipla ilgili olan. binyil * Bin yiliicine alan zaman dilimi. * Bu sayiyigosteren rakam 1. onunla ovunulmemelidir. nihayet. gozu pek. bir âlem * Kendine ozgu bir niteligi olan. bir an once * Bir ara. . ayni. bir agizdan * hep birlikte. * Sadece. fizyoloji ve tip konularinimekanik kanunlar yontemiyle irdeleme. korkmadan. olabildigi kadar tez. * Bu sayikadar olan. katilmak. hep birden.. bir an * Cok kisa bir sure icin kullanilir. * Es. musterek. * Ancak.. nerede olsam yatarim * tek basina bulunan kimsenin istedigi yerde barinip rahat edebilecegini anlatir . yaninda kimse bulunmadan. * Tek. biomikroskop * Kendine ozgu bir isik ile kullanilan cift goz mercekli mikroskop.

* Gecmiste bir zaman. bir boydan bir boya * Bir yerin bir ucundan obur ucuna kadar. toplu olarak. kucuk bir sorunu buyutmek. bir boy * Bir kez. * Oldugu gibi. bir araya gelmek * bir yerde toplanmak. bir bu eksikti . bir atimlik barutu olmak (veya kalmak) * bir konuda yapabilecegi cok az seyi bulunmak. bir de Allah bilir * sikintilidurumlarda soylenilen bir deyim. bulusmak.bir ara * Kisa bir sure. eksiksiz. bastan basa. bir ayak ustunde bin yalan soylemek (veya bir ayak ustunde kirk yalanin belini b ukmek) * cok kisa surede pek cok yalan soylemek. bir arpa boyu (gitmek veya yol almak) * cok az. bir bakima * Baska bir gorusle. bir ayak once (evvel) * bir an once. * Pek cok. bir bir * Bkz. birlikte. bir bastan (veya uctan) bir basa (veya uca) * bir yerin bir sinirdan obur sinirina kadar. bir arada * Toplu bir durumda. tam tamina. bir aralik * Bir ara. * Hele. komur gibi baziseylerin olcu birimi. baska bir dusunusle. bir asagibir yukari * amacsiz olarak gidip gelmeyi anlatir. bir boyda * Boylariesit. hepyek. cok az. bir bardak suda firtina koparmak * onemsiz. bir ayagicukurda olmak * yasayacak cok az zamanikalmisolmak. ayriayri. bir baltaya sap olmak * belirli bir issahibi olmak. bir bicimine getirmek * cozum yolu bulmak. bir ben. * Az. cok yaslanmisolmak. bir basina * Tek basina. bir araya getirmek * toplamak. dokuz evlât bir babayibeslemez * cok cocugu olan baba. her cocuk babasina bakilmasiniotekinden bekledigi icin s ikintida kalir. bir araba * Odun. bir baba dokuz evlâdibesler. bir bir * Birer birer. fazla. bir avuc * Bir avuc dolduracak kadar.

bir cift soz * Bir iki soz. bir de * ve olana katarak. bir dedigini iki etmemek * her istedigini hemen yapmak. bir catialtinda (olmak veya bulunmak) * ayniyapiicinde. tutarsiz konusmak. bir iki. cabucak. . bir cekirdek geri kalmamak * butunuyle denk olmak. * Biraz. bir cicekle bahar (veya yaz) olmaz * kucuk. bir defalik * Bir kere yapmaya yetecek kadar. bircok kimse tarafindan duzeltilemez. bir cenekliler * Ogulcugu bir cenekten olusmus. bir coklari * cok sayida olan (kimse veya sey). bir coplukte iki horoz otmez * bir yerde iki kisi basolmaz. * "ilk once". bir cift sozu olmak * soyleyecek bir seyleri bulunmak.* sikintilibir durum varken bir yenisinin cikmasiuzerine soylenir. bir dalda durmamak * sik sik isveya dusunce degistirmek. fazladan. bir cift * Bir takim. bir daha * bir kez daha. * hicbir zaman. bir cuval inciri berbat etmek * duzelmekte olan bir durumu yersiz. bir daha yuzune bakmamak * darilip ilgiyi kesmek. guzel bir belirti ile doyurucu sonuca ulasilmaz. bir dedigi iki olmamak * her istedigi yapilmak. bir deri bir kemik (kalmak) * cok zayiflamak. ele alir almaz. bir dedigi bir dedigini tutmamak * soyledikleri birbirine uymamak. bir deli kuyuya bir tasatar. * umulanin veya beklenilenin disinda bir durumu anlatan cumlelerin basina gelir. bir kereye ozgu olarak. bir cenetli * Kapsullu yemislerin tek parcaliolanlari. * capkin kimseler icin kullanilir. "hele" anlaminda da kullanilir. yanlisdavranislarla bozmak. bir cirpida* bir ele alista. bir derece (veya bir dereceye kadar) * biraz. * (cocuk icin) Cok kucuk. bir defada * ara vermeksizin. kapalitohumlulardan bir bitki sinifi. kirk akillicikaramazmis * bazen bir kimsenin yaptigiyersiz bir is. bir damla * Cok az. * Bir kereye ozgu olan. bir defa * Olup bitti anlatan cumlelere katilir.

iki el bir yuzu yikar * bazidurumlarda yardimcisiz isyapilmayacaginianlatir. bir fende kazik kakmak * bir bilgi veya bilim dalinda saplanmiskalmak. bir elini birakip otekini opmek * asirisaygigostermek.bir dikili agaciolmamak * evi veya mulku olmamak. * yardimlasarak isler daha kolay basarilir. bir dudagiyerde bir dudagigokte * masallardaki dev gibi korkunc ve cirkin. sagladigibir cikarla odetmek. bir gomlek asagi * bir derece daha dusuk (birinden). bir geceye ait. bir don bir gomlek * yariciplak. yarisibu * birbirlerine cok benzeyen kimseler icin kullanilir. bir dirhem et bin ayip orter * biraz kilo almak bazen insaniguzellestirir. bir el * (atesli silâh icin) bir kez atim. bir dolu * Bircok. bir goz gulmek * hem gulup hem aglamak. bir evcikli * Misir. bir el bir eli yikar. tek hucreli. birazcik. bir gomlek fazla eskitmisolmak * birinden daha yaslive daha gormusgecirmisolmak. ceviz. bir gecelik * Bir gece icin. bir dirhem bal icin bir ceki keciboynuzu cignemek * verimi az. ancak aynikok uzerinde bulunan (bitki). bir elden * aynikimse tarafindan. zahmeti cok olan bir isle ugrasmak. bir gun evvel . bir goz aglarken obur goz gulmez * keder veya sikintivarken dostlar. findik gibi erkek ve disi organlariayriciceklerde. bir dostluk kaldi! * az bir mal kalinca saticilarin kullandigibir ozendirme deyimi. * bir merkezden. bir eli yagda bir eli balda (olmak) * varlik ve bolluk icinde olmak. bir dokun bin ah isit (dinle) kaseifagfurdan * insanlarikonusturmak icin biraz dertlerini desmek yeter. bir elle verdigini obur elle almak * yapar gorundugu bir iyiligi. bir duziye * Surekli olarak. bir gece icinde olup biten. akrabalar eglenmemelidir. bir elin sesi cikmaz * bir davanin bir kisi tarafindan savunulmasietkili ve yeterli degildir. bir gozeliler * Yapisitek bir hucreden olusan hayvanlar veya bitkiler. bir elmanin yarisio. bir dirhem* Cok az. bir gozeli * Yapisitek bir hucreden olusan (hayvan veya bitki). bir fincan (veya bir aci) kahvenin kirk yil hatirivardir * iyilik kucuk de olsa unutulmaz.

bir iki * Birtakim. igne iplige donmek. bir kararda bir Allah * insan talihinin her an degisebilecegini ve bunun olagan karsilanmasiniogutler. bir iki demeden (demeye kalmadan) (veya bir iki derken) * duraksamadan. bir isaretine bakmak * bir isi yapmak icin hazir beklemek. karsisindakine vakit birakmadan. cok az sayida. * huyu degismek. bir kalem gecmek * bosvermek. * kazaya ugramak. * Cok az. garip. bezmek. bir guzel * Cok iyi. bir kalemde * birden ve toptan. benzer. bir karisbeberuhi * cok kisa boylu kimse. tek tur. bir hayli * Epey. * Ayni. bir gunden bir gune * hic. bazi. fen alik gelmek.* olabildigi kadar cabuk. duraksamadan. dirdir eder her gece . bir atilista. bir parca. kotu bir durum karsisinda soylenir. bir icim su (gibi) * (kadin icin) cok guzel. bir hos * Tuhaf bir sekilde. bir hamlede * Cabucak. bir karis * Cok kisa. bir kafada * aynidusuncede. hicbir zaman. biraz. olmek. bir hoseylemek * huzunlendirmek. bir gozeli. * huzunlenmek. bir kalem * Bir an icin. usanmak. bir an icin goz ardietmek. bir karar * Aynidurumunu koruyarak. belli durumunu degistirmeden. bir gunluk beylik beyliktir * hosa giden bir durum. bir nesesizligi olmak. kisa da surse cekici ve guzeldir. bir istir oldu * istenmeyen. birkac kez. iyice. cok. bir kariyla bir koca. bir hucreli * Bkz. bir hosolmak * sasirmak. bir hoslugu olmak * bir rahatsizligi. bir kapiya cikmak * aynisonuca varmak. bir igne bir iplik olmak * Bkz. bir hâl olmak * bir seyin cok tekrarlanmasiyuzunden bitkin duruma gelmek.

bir kerecik * Bir defaya mahsus olarak. bir parca. bir numara * Tek. ama o. yakinlarinin yanlarinda bulunmadiginiveya hic co cuklariolmadiginianlatir. bir lokma bir hirka * hayatta azla yetinmeyi. bir koseye atmak * gerektiginde kullanilmak icin bir yere koymak. cabucak. patirti. gucunun yetmedigi bir ozveriyi beklememek gerekir. bir kisi alir * guzel seyi herkes ister. * Bir kez. telâsolmak. . bir ornek * Aynibicimde olan. anlamsiz ko nusur. bagdasmak. bir nice * Bir hayli. bir Koroglu.* sikintiveya yalnizlik yuzunden iki dost (bile) birbiriyle dalasir. bir o kadar * Ne kadar varsa o kadar daha. birinci. bir kiyamettir gitmek (veya kopmak) * cok fazla gurultu. yeknesak. bir defa. bir nefeste * (soz ve icecekler icin) Ara vermeden. bir kati. uyusmak. biriktirmek. bir koyundan iki post cikmaz * birinden. bir kere * Aslinda. bir kenarda durmak * gerektigi zaman kullanmak uzere hazirda tutmak. bir kasik suda bogmak * bir kimseye cok kizmak veya cok ofkelenmek. bir nebze * Cok az. bir kosu * Kosarak. bir numarali * Birinci. bir olcude * Biraz. isbirligi yapmak. bir koseye koymak * saklamak. bircok yerlere. ancak bir kisiye kismet olur. bir kursun atimi * kursunun gidebilecegi uzaklik. bir bu yana * rastgele. bir o yana. bir Ayvaz * bir karikocanin cocuklarinin. bircok. belli oranda. bir koltuga iki karpuz sigmaz * aynizamanda birden cok isle ilgilenmek basariicin sakincalidir. basta gelen. kosa kosa. bir kulagindan girip obur kulagindan cikmak * soylenen soze onem vermemek. bir misli. bir kol cengi (olmak) * sen sozler ve davranislarla cevresine nese sacanlar icin soylenir. bir olmak * bir araya gelmek. bir kazanda kaynamak * anlasmak. bir kizibin kisi ister. dervisce gecinmeyi anlatir. cesitli yonlere. bir mum al da derdine yan * baskalariyla ugrasacagina kendi durumunu dusun.

bir postum var atarim. iki sicrarsin cekirge. bir tarafa birakmak (veya koymak) . bir sey sanmak * (bir kimseyi. bir seyler. bir sozunu iki etmemek * birinin her istedigini hemen yerine getirmek. bir seyler (veya bir sey) olmak * huyu. yegâne. yeni huylar edinmek. * belirtmek. bir sey soylemek * konusmak. cok kisa bir surede. bir seyin suyuu vukuundan beterdir * soylenti veya dedikodu olayin gerceklesmesinden daha kotudur. degerlendirmede yanilmak. sonunda yakalanirsin cekirge (veya ucuncusunde avucuma dusersin cekirge) * birkac kez saklanabilen bir suc gunun birinde ortaya cikarak yapanikotu bir du ruma dusurur. tutumu degismek. cok az. bir sikimlik caniolmak * cok ciliz ve gucsuz olmak. ifade etmek. ise yaramaz bir duruma dusurmek. bir suru * Cok sayida. istedigim bicimde davranirim. hemen. bir seyi. bir pul etmemek * hic degeri olmamak. bir tahtada * bir defada. bir seye benzememek * ise yarar durumda olmamak. nerede olsa yatarim * istedigim yere gider. bir parca * Biraz. bir sira * Ust uste. kisa kesmek gerektiginde soylenir. degeri olmamak. * Cok kucuk (cocuk). birden fenalik gelmek. geregi gibi soyledi. anlatmak. bir parmak * Parmak ucuyla alinan miktar veya parmak ucuyla alarak. * olmek. bir tane * Biricik. suclu cezasiz kalmaz. bir soyledi pir soyledi * uzatmadan. carcabuk. yarim akilli. bir soyle on dinle * az konusup cok dinlemek yaraliolur. bir yeri) gerceginden. bir tahtasieksik * akilca eksik.bir papel etmemek * hic bir ise yaramamak. * bayilir gibi olmak. durumu. bir sicrarsin cekirge. bir seyler * daha fazla aciklamamak. bir solukta * Cabucak. bir paralik etmek * cok utanacak. bir tanem * Sevgi sozu. yekten. oldugundan baska turlu dusunere k hayal kirikligina ugramak. pek cok. azicik. ardiardina. bir pula satmak * bir kimseyi bir cikar ugruna harcamak.

bir tutum bicimi belirlemek. bir torba kemik * cok zayif... * masal gibi gecip gitmis. vaktiyle. bir turlu * (tekrarlikullanildiginda) isin yapilmasinin da. artik hayal olmus. hem. bir temiz * Adamakilli. yapilmamasinin da ayniderecede kotu oldugunu belirtir. bir suru. bir yol tutturmak * bir davranis. bir tasla iki kusvurmak * bir davranisla birden cok yararlisonuca ulasmak. kuvvete yukseltme. * hicbir bicimde. bir yandan (yanda) * bir taraftan (tarafta). bira bardagi * Bira icmek icin yapilmisozel bardak. hicbir yolla. bir zamanlar * Zamaninda. sayilmazsa. bira * Arpa ile serbetci otunu mayalandirarak yapilan bir icki. * Belirli bir sure. eskiden. bir yiyip bin sukretmek * kotu durumda olanlara bakarak kendi durumunun degerini bilmek. bir tutmak (veya bir gormek) * esit saymak. bir yakadan bascikarmak * bir catialtinda dirlik duzenlik icinde yasamak. bir tek atmak * bir kadeh icki icmek. kok alma islemleri yapilac ak olan (nicelikleri gosteren terim). biraz. bir tuhafligiolmak * kendini iyi hissetmemek.* onemsememek. bolme. "eskiden" anlaminda soylenen bir tekerleme. esit gormek. hem . bir yigin * bircok. bir yana * -den baska. arpa suyu. bir yasina daha girmek * simdiye degin gormedigi sasilacak yeni bir seyle karsilasmak. haric tutulursa. vaktiyle. bir yana dunya bir yana * bir varliga cok deger verildigini anlatmak icin kullanir. bir yol * Bir kez. benimsememek. bir yastiga baskoymak * (karikoca) evli bulunmak. bir terimli * Aralarinda yalniz carpma. ertelemek. bir yolunu bulmak * bir isi sonuclandirmak icin care bulmak. pek cok. bir zaman * Gecmiszamanda. bir varmisbir yokmus * bir masala baslarken. bir vakitler * Gecmiszamanda. vaktiyle. eskiden. bira mayasi . bir yastikta kocamak * (karikoca birlikte) uzun bir omur surmek. eskiden.

birbiri ustune gelmek * arkasiarkasina. arkadas" anlaminda seslenme olarak kullanilir. bircogu . monizm. icin) dolasmak. biraz * Kisa bir sure icin. birbiri icin yaratilmisolmak * birbiriyle cok iyi anlasmak. agiz birligi yapmak. birbirine girmek * kavga etmek. biracilik * Bira yapma ve satma isi. birbirini tutmaz * birbiriyle ilgisi olmayan. birbirini yemek * iki veya daha cok kimse birbiriyle ugrasmak. * "Yahu. birbirine katmak * aralariniacmak. * Az miktarda. birazdan * Az sonra. birbirinin gozunu oymak * aralarinda asirigecimsizlik olmak. cozulmeyecek duruma gelmek. birazi * Bir parca. birahane * Genel olarak sadece bira icilen. * Masonlarin birbirlerine verdikleri ad. * karismak. birci * Tekci.* Mayalanmisdurumdaki biranin yuzunden alinan bir tur mantar. olay cikarmak. yeter olcude degil. tutarsiz. birbirinin gozunu cikarmak * kiyasiya dovusmek. aralarinibozmak. birazcik * Pek az. bir olayda sozlesmisgibi. oteki de onu. birader * Erkek kardes. biraci * Bira yapip satan kimse. * Yeterince degil. * Cok bira icen (kimse). cok degil. birbirine kotuluk etmek. dost. birbiri * Karsilikliolarak biri otekini. monist. * Biri digerinin yanisira. bircilik * Tekcilik. * (iplik vb. aralarinda anlasmazlik cikmak. dovusmek. ara vermeden. aynizamanda da cabuk hazirlanan bazisicak vey a soguk yemeklerin yenildigi yer. cok az. birbirinin agzina girmek * birbirine cok duskun olmak. birbirinin agzina tukurmek * bir sorunda. biralik * Bira yapmakta kullanilan. birbirine dusmek * aralariacilmak. birahaneci* Birahane isleten kimse.

birey * Kendine ozgu nitelikleri yitirmeden bolunemeyen tek varlik. insanlarin benzer yanlarinikendinde tasimakla bir likte. bire bir esleme * Ýki kumenin elemanlariarasinda. iradeyle ilgili nitelikleri toplum icinde belirlenen insanlarin her biri. terkip. biresimli * Biresim yolu ile elde edilen. bire bir * Verilen olcudeki karsilik. soy oluskarsiti. sentez. * Doga bilgisinde turu olusturan tek varliklardan her biri. ilkeden onun uygula nmasina. bire bin katmak * cok abartmak. arpa. fert. birebir * Etkisi kesin olan. uygun. bir elemana karsi. sentetik. beklenmedik bir sirada. ontogenez. hepsi bir arada. bire beskatmak * eklemek. kendine ozgu ayirici ozellikleri de bulunan tek can. sentez. hemencecik. * Birlikte. nohut. sayisibelirsiz. birebir gelmek * etkisini hemen ve kesin olarak gostermek. birer birer * Her biri ayriolarak. sun'î olarak bilesik cisimler olusturma. bir eleman alinarak yapilan e sleme. kullîden cuz'îye. birey ustu . kullanilan tohumun be lli bir katikadar urun vermek. * Toplumlariolusturan ve dusunsel. birey olus* Yumurtanin dollenmesinden bireyin yetkin duruma gelmesine kadar gecirdigi gelisi m evrelerinin butunu. * Yalindan karmasik olana. muteaddit. bire bin katmak. * Ýnsan topluluklariniolusturan.* Cok sayida olan kimse veya sey. birer ikiser * Tek veya birkacibirlikte olarak. onculden varilan sonuca giden dusunme bicimi. abartmak. biresim * Parcalarin veya ogelerin bir araya getirilip bir butun olarak birlestirilmesi. fert. her birine bir. * Element veya baska maddeleri bir araya getirerek. * Bir turun kapsamiicine giren somut varlik. beraberce.. vermek * (bugday. genel yasadan bireysel duruma. * Ýstenildigi gibi.. * Ansizin. birden * Bir defada. bir hayli. fert. bire . birdenbire * Ansizin. * Bu bicimde olusan butun. miktar. fasulye gibi urunler icin) toprak. birer * Bir sayisinin ulestirme sayisifati. duygusal. nedenden etkiye. zorunludan olasiya. hemencecik. birdirbir * Oyuncularin birbirinin ustunden atlayarak oynadiklaribir oyun. bircok * Oldukca cok.

ferdiyetcil ik. * Butune. * Bireycilikten yana olan. benzeri. * Toplumlarin kulturel varliklarinin gelisip genislemesi ve uygarlik duzeyinin y ukselmesi sureci. tek olana ustunluk taniyan gorus. ferdiyet. birikim * Birikme. bir yerde toplanip yigilma. biri * Bir tanesi. deneyler sonucu elde edilmisseylerin butunu. bireylik * Bir kimseyi disgozlemciler gozunde benzersiz. ferdiyetcilik. kendine ozgu olan seylerin. tutum veya politikalarin genel adi. * Yuklem durumunda olan bir isim takiminin belirtileni olarak kullanildiginda. tek. birice * En fazla. individualizm. bireylestirmek * Bireye ozgu kilmak. ferdiyetci. bireye. kiyamet ondan kopar * bir seyden yalniz bir veya birkac kisi yararlanir da baskalarina yararlanma im kâniverilmezse bundan buyuk sorunlar cikar. biri yer biri bakar. bireyci * Kisi haklarinisavunan. bireysellestirmek * Bir seyi ayriolarak. ferdiyet. biri cok olmak * haddini asarak karsisindakini usandirmak. bireysel * Bireyle ilgili olan. biri esikte biri besikte * ufak cocugu cok olan kimseler icin soylenir. bireysel olanin cekilip cikarilmasi. genele degil de. biricik * Esi. . * Bireyi benzerlerinden ayiran niteliklerin butunu. bireylesme * Turle ilgili bir ornegin bireyde gerceklesmesi. bireysel olarak goz onune almak. hor goruldugunu anlatir. ferdî. ikincisi olmayan ve cok sevilen. toplumsal ve tarihî gelismesinden. bireysellestirme * Bireysel duruma getirme. o zelliklerin. bireye ozgu olan. individualizm. * Bilinmeyen bir kimse. tek kilan ozellikler veya bunlar in tek bicimi. * Bir kisiyi benzerlerinden ayiran ozelliklerin butunu. * Gozlemler. bireysellik * Birey olma olgusu. * Tamlanan olarak kullanilan baziisim tamlamalarinda tamlayanin kucumsendigini. b elirtenin hor goruldugunu anlatir. tek. bireylestirme * Bireye ozgu kilma. bireycilik * Bireylerin yararlarinitoplumsal yararlardan daha ustun veya daha onemli sayan ogreti. * Bagimsiz kisilige varan gelisme sureci. * Genellikle fertlerin cevresini asan.* Tek bir bireyi asan. * Ýnsanlarin dogal. * Ancak ortaklasa ve genel olarak var olan seyi bireylere uygulama ve yayma. baskalarindan ayirmak. yegâne. bireylerin bilincinden bagimsiz olan.

* Sirada.* Mal ve paranin toplanip cogalma sureci. belli bir duzlemde yer alan obur ogelerle kurdu gu bagintilarla tanimlanan ayrinitelikli oge. tasarruf etmek. birinci olmak * basta gelmek. birikinti * Bir yerde kendi kendine birikmisolan sey. birikismek* Bir yere toplanmak. yer. * Bir niceligi olcmek icin kendi cinsinden ornek secilen degismez parca. birim * Bir kumenin her elemaniveya bir coklugu olusturan varliklarin her biri. unite. birincasif * Birlesikgillerden hekimlikte kullanilan bir bitki. paleozoik. biriktirmek * Toplayip yigmak. onem sirasinda en ustun olan kimse. unite.) Birinci mevki. vapur. kolek siyon yapmak. birikme havzasi * Kar ve yagmur sularinin biriktigi bolge. vahit. ucak vb. olusturdugu yapiicinde. * (ulasim araclarinda) Mevki. birimler bolugu * Birden dokuz yuz doksan dokuza kadar olan sayilar bolugu. tasarruf. * Herhangi bir asinma surecinde veya tasima isi yapilirken aluvyonlu maddelerin birakilmasi. onde gelmek. birikis * Birikme isi veya bicimi. * Herhangi bir kurulustaki alt bolumlerden her biri. * Dilin. * Bir seyi. * Ogrenme. birikisme * Birikismek isi. birikmek * Toplanip yigilmak. birinci gelmek (veya cikmak) * bircoklariarasinda en iyi olarak secilmek. bir araya gelmek. biriktirme * Biriktirmek isi. yarar saglama gibi sebeplerle bazinesneleri bir araya getirmek. * Birbirine eklenip cogalmak. * Zaman. birinci orun * (tren. birinci cag* Yeryuzunun yaklasik uc yuz milyon yillik cagi. birinci * Bir sayisinin sira sifati. sira bakimindan baskalarindan once gelen. birikinti konisi * Daglik bolgelerden veya yamaclardan sularin getirdigi kum veya tasparcalarinin bir duzlukte olusturdugu yelpaze bicimindeki yigin. parayiolculu kullanarak artirmak. biriktirim * Biriktirme. birimci ekonomi * Birime bagliekonomi. birinci zar . birileri * Bazikimseler. birikme * Toplanip yigilma. sinif. orun.

bakakalmak. * bir seyin yaninda ve ayakta beklemek. birlesen * Birbirini kesen.* Yemislerin derisi. bassehir. birlesik isim * Birlesik kelime biciminde belirli kurallar icinde kaliplasmisisim: Aslanagzi. birlesik kelime * Ses dusmesi. yay). birincivasif * Birlesikgillerden. birlesik fiil * Ýsim soyundan bir kelime ile bicim veya anlam bakimindan kaynasip butunlesen fii l: Reddetmek. esas. birinin basina dikilmek * birinin yanindan uzaklasmamak. hasta olmak. onu denetim altinda bulundurmak. * bir isi yaptirmak icin yaninda ayakta durmak. gecekondu gibi. sus turmak. hissetmek. birkaci * Az sayida olan kimse veya sey. tedavi etmek gibi. temel. kaptikacti. birlesik kaplar * Alt taraflarindan degisik boyut ve kesitlerde borularla birlestirilmissistem. birlesik cumle * Birkac yan cumle veya ara cumle ile bir temel cumleden kurulan cumle. birincil grup * Ýcten. birisinden biri * iclerinden biri. uzerindeki ekin gorevini kaybetmesi veya anlam kaymasidolayisiyla aralarina ek girmeyerek kaliplasmisiki veya daha cok sozden o lusan kelime: pazartesi (< pazar . samimî. zikretmek. meyve disi. birleme * Bir etme. kaybolmak. birlesmisolan. birkac * Cok olmayan. * Tanri'nin birligini dile getirme. kotuluk edemeyecek bir duruma getirmek (getirilmek). hekimlikte kullanilan bir bitki. * (cogul durumda) Sampiyonluk icin yapilan yarismalar. birlesik kap * Alt tarafindan birlestirilmiskaplardan her biri. az sayida. birinden) buz gibi sogumak * birinden tiksinmek. birlesik * Bir araya gelmis. onemde ilk yeri alan. birinin canina ot tikmak (tikamak veya tikanmak) * sesini cikaramayacak. * Tanri'nin birligini dile getirmek. diskabuk. birkac kisiden herhangi biri. birisi * Bilinmeyen bir kimse. tek duruma getirme. ana. yuz yuze iliskilere dayanan iki veya daha cok insandan meydana gele n topluluk. muttehit. birincilik * Birinci olma durumu. tek duruma getirmek. kelime turunun degismesi. az. birler * Ondalik sayisistemine gore yazilan bir tam sayida sagdan sola dogru ilk sayini n bulundugu basamak. bir noktada kesisen (dogru. tevhit. birlemek * Bir etmek. ses turemesi. birincil * Sirada.

* Askerlikte boluk. * Ýki veya daha cok nesnenin birlesmesini saglayan. * Bulusmak. * Belli bir toplulugun yararlarinikorumak icin kurulmusdernek. ayakkabi(< ayak kabi). * Bir taneden olusmus. delikanli(<deli kanli) . birlesik zaman * Yalin zamanlive cekimli bir fiilin -di (i-di). birlik olmak * bir isi yapmak icin anlasmak. birlikten kuvvet dogar . * Yaninda. * Uyusmak. birlesme degeri * Basit bir cismin bir atomu ile birlesebilecek olan hidrojen atomlarinin en yuk sek miktari. * Uzlasmayisaglayan. -se (i-se) gibi e k fiil eklerinden birini alarak bildirdigi zaman: Sevdiydi (sevdi-y-di <sevdi+i-di). * Baglilik. vahdet. beraberinde. bulusulmak. birlesilmek * Birlesmek isi yapilmak. birlesik oy pusulasi * Secime katilan butun partilerin adaylariniayriayrigosteren oy pusulasi. baglanti. tabur. bir tane alabilen. domino gibi oyunlarda bir isaretini tasiyan kâgit veya pul. birlestirmek * Bir araya getirmek. * Cinsel iliskide bulunmak. benzerlik. birlesmek * Ayriiken tek bir butun durumuna gelmek. * Kaynasmak. birlesik oturum * Bir arada yapilan oturum. birlestirici * Birligi saglayan. birlik * Tek.ertesi). birlesim * Birlesmek isi. * Bolunmezligi iceren yalin butun. beraberce. birlikte * Bir arada. as. birlesme * Birlesmek isi. sevecekmis(sev-ecek-mis< se v-ecek + i-mis) sev-er-se (sev-erse < sev-er + ise) gibi. hissetmek (< hiss etmek). * En buyuk degerdeki nota.). -mis(i-mis. aynigoruste olmak. bir araya gelinmek. birlestirme * Birlestirmek isi veya durumu. * Birlesmis. * Bir meclisin bir gun icindeki toplanmalari. kaptikacti(< kaptikacti) gibi. vahdet. birliktelik * Birlikte olma durumu. * Dollenmek icin erkekle disi hayvanin bir araya gelmesi. alay gibi bir butun sayilan topluluk. * Konunun bir ana dusunce cevresinde toplanmasi. vahdaniyet. inikat. birlesilme * Birlesilmek isi veya durumu. bir olma durumu. birli * Ýskambil. bir arada olma durumu. bir araya gelmek. * Ayniamac cevresinde toplanmak. dort dortluk.

birun * Osmanlisarayinda Harem dairesinin ve Enderun'un disinda kalan bolum. bisikletci * Bisikletle spor yapan kimse. halusinasyon. kimi. onarma isi. biskuvi * Un. bit kadar * en kucuk. korku gi bi duygularibelirten soz. * Bitlere karsikullanilan bir madde. bistro * Ýckili kahve. biryanci * Biryan yapan veya satan kimse.* toplu veya beraber davranmak daha buyuk guc saglar. bismillâh * "Allah'in adiile" anlaminda. bisulfur * Molekulunde iki kukurt atomu bulunduran birlesik. cifttekerci. bisek * Yayik dovmede kullanilan arac. birsam * Sanri. . cok kucuk. bisikletsiz * Bisikleti olmayan. bisi * Corek. bisikletli * Bisikleti olan. gevrek kuru pasta turu. biryan yagi * Tandirda susuz pisirilerek yapilan kebaptan cikan yag. tatlibir ekmek turu. bismillah demek * bir ise ugurlu olmasidilegi ile baslamak. kuskulu bir nokta. bisturi * Nester. bisiklet * Tekerlegin ayakla cevrilmesiyle hareket eden iki tekerlekli tasit. b azi. en ufak. bit * Yarim kanatlilar alt takimina giren. bisikletcilik * Bisikletle yapilan spor. insan ve memeli hayvanlarin vucudunda asa lak olarak yasayan bocek. bisiklet yolu * Trafikte bisikletlerin gecmesine ayrilmisdar yol. kehle (Pediculus). * Bisiklet satma. biryan * Tandirda susuz pisirilen kebap. bit yenigi * Bir isin gizli kalmiskotu ve aksak yani. bit otu * Siracagillerden. sut. kucuk lokanta. biryan pilâvi * Biryan yagiile pisirilen pilâv. bisulfat * Hidrojenli sulfatlara verilen ad. cifttekercilik. bir ise baslarken soylenen veya sasirma. bircok cesitleri bulunan ve kuzey yarim kurede yetisen bir bi tki. seker veya tuzla yapilan ince. ciftteker. birtakim * Belirsiz olarak coklugu anlatir (niteledigi isim cokluk bicimde olur).

zeki. bitey * Bitki ortusu. nihayet. yansizca davranis. bitirme * Bitirmek isi. * Yaman. tarafsiz. kahve.ekli. sonlu. cok begenilen. bitirmek . biti kanlanmak * sikintiicinde yasayan bir kisi para ve varlik yonunden guclenmek. bitek * Bol ve iyi bitki yetistiren. yardim cifiilin isaret ettigi zamandan once olup bittigini anlatan birlesik fiil. bîtaraf * Yansiz. * Yapisik. bitirim * Cok hosa giden (kimse. bitik * Yorgunluk veya hastaliktan gucu kalmamis. bitim * Bitmek isi. fena. bitelge * Topragin bitki yetistirme gucu.bîtap * Bitkin. bitirim yeri * Kumarhane. mumbit. biteviye. bitirisyemi * Et uretimi icin beslenen hayvanlara belirli bir devreden itibaren besi sonuna kadar yedirilen ve enerji degeri daha yuksek olan karma yem. bitirme fiili * Etmisbicimindeki sifat-fiille ve olmak yardimcisiyla yapilan ve fiilin. itmam. bitevi * Bkz. yorgun. bitirimhane * Kumar oynanan yer. bîtap dusmek * cok yorulmak. verimli (toprak). namutenahi. mezuniyet. biteviye * Aynibicimde. * Barbut oynatilan yer. bitirimci * Barbut kahvesi isleten. flora. bîtaraflik * Yansiz olma durumu. sinirlandirilip belirlenmeyen. bitimli * Sonu olan. yer). bitiklik * Bitik olma durumu. * Durumu kotu. kumarhane. bitirilme * Bitirilmek durumu. biteviyelik * Aynibicimde surup gitme durumu. yorgun dusmek. dolasik. surekli olarak. barbut oynatan kimse. bitimsiz * Sonu olmayan. kumarhane. bitirilmek * Bitirmek isine konu olmak. munteha. * Son.

iltisakî. bitki toplulugu * Benzer dogal olaylara ve yasama kosullarina uymus. . bitis * Bitmek isi veya bicimi. belirli bir gorunusalmisbit kilerin bir araya gelmis durumu. mahvetmek. bitey. bitisken * Kelime uretim ve cekiminde ekler getirilirken koku veya govdesi degisiklige ug ramayan (dil). ittisal. bitistirmek * Bitismesini saglamak. bitisken dil * Kelime kokleri degismeyen. bitki bilimi uzmani. bitki ortusu * Bir bolgede yetisen bitkilerin topu. bitisimli * Bitisken. bitki bilimi * Bitkileri inceleyen bilim kolu. bitkin duruma getirmek. tamamlamak. bitisiklik * Bitisik olma durumu. agac biti. yormak. dol veren ve hayatinitamamladiktan sonra kuruyarak varligi sona eren. bitki cografyasi * Yeryuzunun bitki ortusunu ve bu ortunun cevreyle ilgisini inceleyen cografya b ilimi. yosun.* Bitmesini saglamak. nebat. komsu. botanik. sona erme. yandaki. kirmiz bocegi. tuketmek. bitisik * Birbirine dokunacak kadar yakinlasmisveya yan yana olan. sonuclandirmak.sona erdirmek. agac gibi canlilarin genel adi. flora. botanikci. bitismek * Birbirine dokunacak kadar yanasmak. bitki patalojisi * Bitki hastaliklariniinceleyen bilim dali. bitisme * Bitismek isi. bitirmis * Bir bilim dalinda veya baska bir alanda bilginin doruguna ulasmis(kimse). * Yeni bir kelime turetmek icin koklere ek getirme ozelligi. * Gucsuz dusurmek. eklerle turetilen dil. bitki bilimci * Bitki bilimiyle ugrasan. cicek veya fidan biti gib i boceklerin ortak adi. * Yan. bitiskenlik * Bitisken olma durumu. bitisik tac yapraklilar * Tac yapraklaribirbirleriyle yandan bitisik olan bitkiler. bitistirme * Bitistirmek isi. * Yandaki ev. bitki bitleri * Bitkiler uzerinde yasayan. bitki * Bulundugu yere kokleriyle tutunup gelisen. bitki sutu * Sut gorunusunde bitki oz suyu. bitisik canak yapraklilar * Canak yapraklaribirbirine bitismisbulunan bitkiler. ot. * Bilgili. bitme. * Onulmaz duruma getirmek. acikgoz.

bitkimsi hayvanlar * Mercan. bitkisel hayat * Hastalik veya kaza sebebiyle bilincsiz ve hareketsiz duruma gelen kisinin haya ti. koftelik bulgur. bitler * Kanatlilar alt sinifina giren. bitmek * Bitki. bitkisel * Bitki ile ilgili. bitkiden elde edilen. memelilerd e yasayan ve kanla beslenen bir bocek takimi. agiz yapilarisokup emmeye elverisli. tuy. bitkimsi * Bitkiye benzer. sac gibi seyler icin. bitkilesme * Bitkilesmek isi veya durumu. her seyin isteklisi bulundugunu anlatir. bitkisel yag * Bitkilerden degisik yontemler kullanilarak elde edilen yag. bitli * Ustunde bit bulunan. * Cimri. * Kendi bitlerini ayiklamak. * Cok yorulmak. bitmek tukenmek bilmemek . yumurta ve baharat kullanilar ak hazirlanan ceviz buyuklugunde bir yemek. cikip yetismek. bitlenme * Bitlenmek isi. cok yorgun. gucsuz kalmak. bitli (veya kurtlu) baklanin da kor alicisiolur * ise yaramaz da olsa. yag.bitkici * Bitki yetistiren kimse. bitlemek * Birinin bitlerini ayiklamak. * Sona ermek. bitleme * Bitlemek isi. nebatî. bitki cinsinden olan. bitme * Bitmek isi. bayilmak. sunger gibi bitki gorunumunde olan hayvanlar. bitkilesmek * Bitki durumuna gelmek. * Cok sevmek. nar. pirinc. bitmek * Tukenmek. * Beklenmedik zamanda ortaya cikmak. bitlenmek * Uzerinde bit uremek. vucut temizligine bakmayan (kadin). bitkiyi andirir. bitkisel kazein * Kuspe ve siviyagartiklarindan elde edilen azotlu madde. cok zayiflamak. bitkin * Gucu tukenmisolan. Bitlis koftesi * Yagsiz kiyma. begenmek. bitli kokus * ustu basikirli. bitkinlik * Bitkin olma durumu. bitkicilik * Bitki yetistirme isi.

biyoelektronik * Molekuler biyolojinin hucrelerin yapisina giren molekuller arasinda gecerli el ektrostatik guclerini inceleyen bolumu. biyofizik * Fizyolojide gecen fiziksel olaylarin bilimi. komur to zundan briket yapiminda vb. bitumleme * Bitumlemek isi. bitmisi * pazarlikta bir seyin son fiyati. kullanilan. bitumlemek * Belirli bir kalinlikta bitum ile ortmek. biyesi olan. biyoenerji * Biyokutlenin kimyasal donusumuyle elde edilen enerji. alev ve koyu duman cikararak yanan. karbon ve hidrojen bakimi ndan cok zengin tabiî yakit maddelerinin genel adi. biyesiz * Biyesi olmayan. bitter * Bir cesit acibira. kol. daha cok akvaryumlarda bulundurulan su bitkisi. bitnik * Genel davranislarive hirpanî giysileri ile toplum hayatindan kopma egilimi goste ren ve toplum disinda bir yasantisiolan genc. bitum * Keskin bir koku. biyogaz * Ahir gubresinden elde edilen yanicigaz. bir ucu pistona. etek cevresine kendi kumasindan veya baska kuma stan gecirilen ince serit. biyel * Makinelerde. bitpazari* Eski esyanin alinip satildigipazar. kâgit ve catilarin su gecirmez duruma getirilmesinde. tabiî isida kati. gubre gazi. biye * Genellikle giysinin yaka. kucuk hareketli cubuk. bittabi * Dogal olarak.* bir turlu sonu gelmemek. vefasiz. bitumlu * Ýcinde bitum bulunan veya bitumun butun ozelliklerini gosteren. . koyu kestane renginde madd e. obur ucu volaniceviren kaldiraca gecirilmisbulun an hareketli cubuk. biyaprak * Yapraklarihalka dizilisli. ucsuz bucaksiz. eksilmemek. bitmez tukenmez (veya bitip tukenmez) * hic bitmeyen. tabiatiile. biye gecirilmemisolan. * Acicikolata. tabiî. sonu gelmeyen. * Bir cesit ardic rakisi. yer sakizi. elbette. bîvefa * Sevgisine bagliolmayan. yogunlugu bire yakin. biyelcik * Kucuk biyel. biyolojik fizik. biyoelektrik * Canlivarliklarin urettigi elektrik. biyeli * Biye gecirilmis. biyograf * Hayat hikâyesi yazari. * Yol kaplamasinda.

tercume-i hâl. biyokimya * Hucreden en gelismisorgana kadar canlidokulariinceleyen ve bunlariolusturan ma ddeleri arastiran bilim dali. bazen teklik birinci kisi zamiri ben yerine kullanilir. biyografik * Biyografi ile ilgili. ozelliklerimiz veya tutum ve davranislarimiz aynidir. biyoloji uzmani. biyolog * Biyoloji ile ugrasan kimse. sip (Acipenser nudiventris). hâl tercumesi. * Marasisinde kalin karton parcalarinin igneyi kirmamasinisaglamak ve delik delm ek isleminde kullanilmak uzere hazirlanmistahta sapli. biz bize benzeriz * aramizda fark yok. biyojeografi * Bitki ve hayvanlarin yeryuzu uzerindeki dagiliminive bunun sebeplerini inceley en bilim. biz attik kemik diye. dirimsel. * Resmî konusmada. biyokatalizor * Canlidokularin hepsinde cok az bulunan ve hayat icin gerekli kimyasal tepkimel eri uyandiran veya kolaylastiran madde. dirim bilimsel. celikten yap ilmis. biz kirk kisiyiz. tig. ureme gibi yasayisevrelerini inceleyen bi lim. biz bize * Yalniz biz. birbirimizi biliriz . biz * Cogul birinci kisi zamiri. gelisme. biyopsi * Mikroskopta yapisiniincelemek amaciyla canlidan bir doku parcasialma. biyotit * Bir cesit kara renkli mika. aramizda yabancibir kimse olmaksizin. biyolojik * Biyoloji ile ilgili. biyometeoroloji * Canlilar uzerinde hava olaylarinin etkisini inceleyen bilim. biyopsi yapmak * parca almak. biyoloji * Bitki ve hayvanlarin dogma. biyosfer * Uzerinde hayat olan yeryuzu bolgesi. * Dirim kurgu. * (baziyazarlar icin) Ben zamirinin yerine kullanilir. sivri uclu ve agac sapli arac. biz * Katibir seyi dikerken igne gecirecek yeri delmek icin kullanilan. biyonik * Biyoloji ve elektronikle ilgili olan. el kaptiilik diye * bizim ise yaramaz diye vazgectigimizi baskalaridegerli buldu. biz * Ulkemiz sularinda yasayan bir mersin baligituru.biyografi * Hayat hikâyesi. dirim bilimi. biyosimi * Organ dokularindaki kimyasal olaylariinceleyen kimya kolu. biyoloji cografyasi. ince sivri uclu bir tur cuvaldiz. biyolojici * Okulda biyoloji dersini veren ogretmen.

bizar etmek * tedirgin etmek. onun oyle bir ustun durumu olmadiginibiliriz . bizce * Bize gore. * Voleybolda. yardim eder. dostumuz. atom agirligi209 olan. * Ýlâc olarak kullanilan ve asil maddesi bizmut olan karisim. 271. bezmis. * Politik cikarlarisebebiyle birlik kuran devletler toplulugu. * Kadinlarin kocalarindan. kendisi. bizlemek * Ucu civili degnekle hayvanidurtmek. usanmis. blok * Kocaman ve agir kitle. bizzat * Kendi. bizleme * Bizlemek isi. * Birden cok bolumu bir araya getirilmisolan. bir butun olusturan. bizimki * Bizim olan. . morulâ. kendisi. akrabamiz baskalarina rahatca ictenlikl e. bizimle ilgili olan. onunde iki veya uc kisinin elleri ile olusturduklariperde. blender * Pisirmeden once malzemeyi kesip karistiran elektrikli alet. ozunden. blâstulâ * Yumurta hucresi embriyon olurken morulânin geliserek ici bosyuvarlak bicime girm esi durumu. bizlengic * Ucu civili degnek.* birbirimizi cok yakindan taniriz. * Birbirine bitisik buyuk yapilar. kendinden. tutar ellere basiniacar * bize yabanciduran yakinimiz. bize de mi lolo? * isin icinde bir isoldugunu bilmez miyiz saniyorsunuz?.8 olan. usandirmak. bezginlik getirmis. file ustunde karsioyuncunun topu sert vururken. bizden * Bizim tarafimizda olan (kimse). bizatihi * Kendiliginden.3° C de eriyen. ki zilimsibeyaz renkli. bizim gelin bizden kacar. blok insaat * Birbirine bitisik yapilan yapilar. bizon * Amerika'da yasayan bir cins horguclu yaban okuzu. kirilgan ve katibir element. blokaj * Bloke etmek isi. kocalarin karilarindan soz ederken kullandiklarisoz. KisaltmasiBi. bizmut * Atom sayisi83. bizdenlik * Bizden olma durumu. yogunlugu 9. * Ýcine resim veya yazikâgitlarikonulan karton kap. sahsen. * Yakin cevremizde olan bir kimseden soz ederken kullanilir. bîzar * Tedirgin. bizar olmak * usanmak. bizcileyin * Bizim gibi. bikmak.

* (kâgit ve karton icin) Tampon silindiri veya mihver boru etrafina sarilmiskâgit ve ya kartonun surekli uzunlugu. blofcu * Blof yapan (kimse). blûm * Bir tur iskambil oyunu. bobin * Makara. yalniz Guney Amerika'da yasayan. kaba pamuklu kumas. bloklasma * Bloklasmak isi. * Fotograf filmi rulosu. boalar * Surungenler sinifinin. * Sivri taslarin toprak zemine dikine cakilarak. genellikle ince kumastan yapilan veya iplikten o rulen kadin giysisi. blûz * Vucudun ust bolumune giyilen. baglantisizlik. el konulmus. bloklasmak * Blok durumuna gelmek. * Karsisindakini yaniltarak veya yildirarak bir isten caydirmak icin soylenen as ilsiz soz veya takinilan aldatici tavir. bloke etmek * kullanilmasinionlemek amaciyla el koymak. boyun kurku. durdurmak. boa * Boagillerden. blof yapmak * karsisindakini yaniltarak veya yildirarak bir isten caydirmak icin asliolmayan soz soylemek veya aldatici tavir takinmak. * savasdurumundaki bir ulkenin disulkelerle iliskisini engellemek. bloksuz * Hicbir bloka girmemisolan. baglantisiz. cok iri. bloke * Kullanilmasionlenmis. blûcin * Giysi yapilan bir tur mavi. * Kadinlarin boyunlarina aldiklariyilan biciminde dar ve uzun kurk. * Bankacilikta bir varligin yetkili otoritelerin izni olmadan sahibi tarafindan kullanilamamasidurumu. yilanlar takiminin bir bolumu. kuru siki. hareketini durdurma. boagiller * Avlariniyutmadan once uzun govdeleriyle sarip sikarak bogan ve ezen sarilgan y ilanlarikapsayan zehirsiz yilanlar familyasi. blof * Ýskambil oyunlarinda elindeki kâgitlarioldugundan baska gosterme davranisi. * kapatmak. zehirsiz. . * Bu kumastan yapilan (giysi).* Hareketine engel olma. guclu bir yi lan (Boa constrictor). bloksuzluk * Bloksuz davranma. * (futbolda kaleci) topu yakalamak. uzerine beton dokulmesiyle yapi lan dolgu. bloke cek * Kesideci tarafindan anlasmazligin cozumune kadar odemenin durduruldugu cek tur u. bloknot * Yapraklarikolayca cikartilabilecek bicimde yapilmisnot defteri.

* gelismemek. bodoslama * Bodoslamak isi. bocurgat * Agir yukleri cekmek icin manivelâ ile dondurulen ve donduruldukce. bocuk domuzuna donmek * cok semiz ve besili olmak. bodrum gibi * basik tavanli. bodrum kati * Bir yapinin zemin katinin altinda olan ve oturulabilen en alt kati. * Domuz. boduc * Agac veya topraktan yapilmiskucuk testi. genellikle gunesgormeyen (oda). bocuk * (Ortodokslarca kutlanan) Ýsa'nin dogum yortusu. bodur pas * Arpa yapraklarina yerlesen ve seyrek olarak yurdumuzda da gorulen ilkel mantar . * (birden cevirip) bosaltmak. makara tiresi gibi s arilibulundugu silindirden olusan aygit. bocalatma * Bocalatmak isi. orsa veya ruzgâr ustu karsiti. bodoslama * Gemi omurgasinin basve kic tarafindan yukariya uzanan agac veya demir direkler den her biri. cekilecek sey in baglibulundugu urganikendi uzerine saran cikrik. bodoslamadan * On taraftan. bocalamak * (gemi) Ruzgâra karsigidemeyerek suruklenmek. kararsiz olmak. bodur * Enine gore boyu kisa ve tiknaz. bocalama * Bocalamak isi. iki kalin ve kucuk tekerlegi olan el arabasi. ruzgâr ustu. dokmek. bobin kirici * Daginik iplik bobinlerini duzelten ve boyamaya elverisli bicime getiren makine de calisan (kimse). bastaraftan. boca etmek * geminin basinibocaya ruzgâr almayan tarafa cevirmek. belirtmek. poca. bobinaj * Bir filmi veya miknatislikusagibir makaradan baska bir makaraya sarma.* Ýcinden elektrik akimigecebilen yalitilmistel ile bu telin. ne yapacaginibilememek. bodrum * Bir yapinin yol duzeyinden asagida kalan bolumu. * Bir iste tutulmasigereken yolu kestirememek. boca * Geminin ruzgâr almayan yani. ileri surmek. bocalatmak * Bocalamasina yol acmak. boci * Agir yuk tasimaya yarayan. bodoslamak * Aciklamak. boca alabanda * Boca etme komutu. bodur kalmak * boyu uzamamak.

hazirlama sikintilari. bogaya cekmek * (inek) boga ile cinsel iliskide bulundurmak. bora. bogak * Anjin. gugum gibi kaplarda agza yakin dar bolum. bodurluk * Bodur olma durumu. bodur tavuk her gun (veya her dem) pilic * kisa boylular olduklarindan daha genc gorunurler. bodurlasmak * Bodur duruma gelmek. * Yiyecegi icecegi saglanan kimse. * Yedirip icirme yukumu. imik. bogaz * Boynun on bolumu ve bu bolumu olusturan organlar. ozellikle kokunde akonitin adinda bir zehir bulunan bit ki. bogalik * Boga olarak kullanilmak icin ayrilan bir yasindan yukarierkek sigir. derbent. iase.(Puccinia hordei). bogaz bogaza (veya girtlak girtlaga) gelmek * zorlu kavga etmek. ozel olarak yetistirilmisbogayiyenmek amaciyla y apilan gosteri. bogaz derdi * gecim icin ugrasma. bogasama * (inek) Bogasamak isi veya durumu. kurtbogan otu (Acunitum napellus). * Yeme icme. bogasak * Bogaya gelmisveya boga isteyen inek. keleye cekmek. bogada * Kullu veya sodalisu ile camasir yikama. boga gibi * cok guclu gorunen. * yemek pisirme. boga * Damizlik erkek sigir. bogan otu * Dugun cicegigillerden. Boga * Zodyak uzerinde. bogasi * Ýnce bez. boganak * Saganak. * Yikanmak uzere hazirlanmiscamasirin uzerine sicak kul suyu suzme isi. * Ýki dagarasinda dar gecit. \343 Zody ak. Koc ile Ýkizler burclariarasinda yer alan burcun adi. bogaz acmak * agaclarin dibini kazarak topragikabartmak. boga guresi * Daha cok Ýspanya ve Meksika'da. * Sise. . vucudu iyi gelismis(delikanli). bodurlasma * Bodurlasmak isi veya durumu. astar. * Ýki kara arasindaki dar deniz. bogasamak * (inek) Boga istemek veya bogaya gelmek. bogaz dokuz bogumdur * bir soz iyice dusunmeden soylenmemelidir. * Bu mantarin yol actigihastalik.

bogaz durmaz * yeme icme ihtiyacinin baska ihtiyaclar gibi geri birakilamayacaginianlatir. bogazinidoyurmak * karninidoyurmak. kaygigibi sebeplerle) isteksiz yemek. bogazina bir yumruk tikanmak (veya gelip oturmak) * konusamaz olmak. bogazinisikmak * bunaltmak. bogazina dikkat etmek * yiyecegine. * imrenmekten bogazisismek. bogazindan gecmemek * sevdigi bir kimsenin yoklugu veya yoksullugu dolayisiyla bir yiyecegi yalniz b asina yemekten uzuntu duymak. bogazina duskun * yiyip icmeyi cok seven (kimse). bogazindan artirmak * yiyeceginden kisip parasiniartirmak. bogaz tokluguna * ayrica ucret verilmeden yalniz karninidoyurarak. bogazinda dugumlenmek * soylemek istedigini heyecan veya uzuntu yuzunden diyememek. bogazina kadar * pek cok. bogazidugumlenmek * uzuntuden bogazitikanmak. bogaz olmak * bogaziagrimak. bogaziislemek * durmadan bir seyler yemek. istahikesilmek. iltihaplanmak. yemek yiyenlere soylenir. sesi cikmamak. bogaziacilmak * istahiartmak. bogazina indirmek * fazla ve gelisiguzel yemek. sikintivermek. bereketli olsun" anlamina. asiriolcude. bogazinisevmek * yiyip icmeye duskun olmak. yarasin. bogazikurumak * cok susamak. icecegine ozen gostermek. bogaz icinde kavga var * asiribir bicimde acliginigidermeye calisanlar icin soylenir. bogazindan kesmek * yiyip icmede cok tutumlu davranmak. bogazina sarilmak * ustune yurumek. bogaz ola * "afiyet olsun. bogazina dizilmek * (uzuntu. bogaziinmek * bademcikleri sismek. bogaz kavgasi * Gecim icin yapilan didinme. bogazinda kalmak * agzindaki lokmayiuzuntu dolayisiyla yutamaz duruma gelmek. bogaz meselesi * Gecim derdi. bogaziniyirtmak . bogazina durmak * yedigi seyi yutamamak. luzumundan fazla.

bogazli * Bogaziolan. bogmaca * Cogunlukla cocuklarda nobet nobet oksuruklerle gorulen bulasicibir hastalik. * Gelismesine engel olmak. * Gaddarca. alkol derecesi dusuk bir tur raki. yemek istegi cok olan. bogmacali * Bogmacaya tutulmusolan (kimse). istahsiz. bogma * Bogmak isi. * Bunaltmak. * Pespese yapmak. ip veya benzeri ile bir seyi cepecevre sikmak. * Ýncir. bogazlatmak * Bogazlamak isini yaptirmak. * Silik bir duruma getirmek. bogmak * Bir canliyi. bogdurmak * Bogmak isini yaptirmak. bogdurma * Bogdurmak isi. bogazsiz * Bogaziolmayan. soluk almasina engel olarak oldurmek. bogazlatma * Bogazlatmak isi. bogdurulma * Bogdurulmak isi. bogmak * Bogum yeri. bogazkesen * Bir bogazisavunmak icin deniz kiyisinda yapilan hisar. dut. bogdurulmak * Bogdurmak isi yapilmak. bastirmak. * (renkler icin) Uygun dusmemek. kan dokerek oldurmek. bogazlamak * Hayvan veya insanibogazindan keserek oldurmek. bogazlasma * Bogazlasmak isi. istahli. * Tamamiyla kaplamak. * Cok az yemek yiyen. bogazlanmak * Bogazlamak isine konu olmak veya bogazlamak isi yapilmak. * El. bir kimseyi bir seyin fazlasina eristirmek veya ugratmak. sarmak. bogazlama * Bogazlamak isi. . bogdurtma * Bogdurtmak isi.* olanca gucuyle bagirmak. bogazlasmak * Birbirini bogazlamak veya kiyasiya dovusmek. * Bir durumu baska bir durum yaratarak ortmeye calismak. * Cok yemek yiyen. * (motorlu tasitlarda) Fazla yakit. motoru calismaz duruma getirmek. kuru uzumun mayalandiktan sonra ilkel araclarla damitilmasiyla elde edilen. bogazlanma * Bogazlanmak isi. bogdurtmak * Bogdurmak isini birine yaptirmak.

* Cigerlerden gelen havanin. bogumlanma noktasi * Agiz boslugunda seslerin olustugu noktalarin her biri. bogmakli* Bogmaklariolan. bir isveya mal karsiligiolarak cok miktarda para cekmek. bogum bogum * Cok bogumlu. bogmaklikus * Toygar kusunun bir turu. * Havasizliktan olmek. bogumlu * Bogumu olan. boguklasma * Boguklasmak isi. * Solunumu guclestiren. kisiklasmak. boguk boguk * Boguk bir bicimde. * Bir seyi degerinden cok yuksege satma isi. boguklasmak * (Ses) Boguk duruma gelmek. bogucu * Bogma ozelligi olan. cikak.bogmak bogmak * bogum bogum. boguk * Kisilmis(ses). * Ýnce damarlarin veya sinirlerin yumak gibi toplandigiyer. boguk. saz gibi bitkilerin siskince bolumu. * Cok sicak. boguntuya getirmek * birini bunaltip sasirtmak yolu ile kendisinden. . bogula bogula * Bogulacakmisgibi. telâffuz. bogumlanma * Bogumlanmak isi. * Sikinti. agiz ve burundaki cesitli nokta ve bolgelerde engel lemeye ugrayarak ses olarak cikmasi. bogulmak * Bogmak isine konu olmak. bogum bogum olmak. * Parmak veya kamis. bogulma * Bogulmak isi. vurgunculuk. * Bir ses cikarmak icin ses yolunun herhangi bir yerinde daralma veya kapanma ol mak. bogumlama * Bogulmak isi. * Bunalmak. boguntu * Zor soluk alma. bogunuk * Kisik. bogumlanma bolgesi * Agiz boslugunda seslerin olustugu cesitli bolgelerden her biri. bogumlamak * Bogum durumuna getirmek. mahrec. bogumlanmak * Bogum olusmak. sikintiveren. ihtikar. boguk bir bicimde. sikilmisyer. bogum * Bogulmus. kisik kisik.

* Ufak ve secme tutun dengi. bok karistirmak * bir isi bozacak bicimde davranmak. tiksinilen. * Ýtisip kakismak. * Gureste rakibin kol ve ayaklariniust uste getirerek kimildayamaz hâlde alttan ka vrayip kucaklamak. bohem hayati * Basibosyasayis. bohem * Yarininidusunmeden gunu gunune tasasiz. * Guc durum. dovusmek. bok yemek . kapali. bok * Diski. bohcalamak * Bir seyi bohca icine koyup sarmak. bohcaci * Bohca icinde dokuma esya gezdirip satan kadin. bohca boregi * Bohca biciminde sarilan bir cesit borek. her ise karisan.* Sikintili. cok berbat. derbeder bir yasayisiolan edebiyat ve sanat cevresinden (kimse veya topluluk). bok pusur * hosa gitmeyen. bohcasinitoplamak * esyasinitoplamak. bok atmak * (birine) leke surmek. bogusulma * Bogusulmak isi veya durumu. bok canina olsun * bikilan. bok bocegi * Kin kanatlilardan. kara calmak. bok ustun bok * cok kotu. bohcacilik * Bohcacinin isi. donuk. isine son vermek. bohcasinikoltuguna almak * kendi istegiyle ayrilmak. bir seyi) bozmak. can sikan sey ve onun ayrintive puruzleri. elbise gibi seyler koyup sarmaya yarayan dort kose kumas. * (kaba konusmada) Hor gorulen. berbat etmek. genellikle otcul memeli hayvanlarin gubrelerinde yasayan ve bokla beslenen bocek (Geotrupes stercorarius). bok yedi basi * burnunu her ise sokan. bogusmak * Birbirinin bogazina sarilmak. bok etmek * (bir isi. kotulugu gorulen seylere karsibir sovgu sozu olarak soylenir. bohca * Ýcine camasir. bohcalama * Bohcalamak isi. bogusma * Bogusmak isi. bohcasinikoltuguna vermek * kovmak. bogusulmak * Bogusmak isi yapilmak.

. boku bokuna * bosu bosuna. ondan daha az kotu olaniguzel gorunur.* yakisiksiz bir isyapmak. boklanma * Boklanmak durumu. boklamak * (bir yeri veya bir isi) Kotu bir duruma getirmek. yararsiz. derme catma. bokunu cikarmak * bok etmek. boktan * temelsiz. bok yemek dusmek * birinin bir ise karismamasi. bolluk. boksorluk * Boksorun isi veya meslegi. boklanmak * Kotu bir duruma gelmek. bokunda boncuk bulmak * birine hak etmedigi hâlde cok deger vermek. bokun soyu (veya bok soyu) * kizilan veya tiksinilen bir seye karsisovgu olarak soylenir. yumruk oyunu. sikintiya dusmeden. bokuyla kavga etmek * cok sinirli ve gecimsiz olmak. bol bulamac * Bol bol. buyuk miktarda. bok yemenin Arapcasi * yakisiksizligin buyugu. boklasma * Boklasmak durumu. yumruk oyuncusu. bol bol * Fazla. yok yere. bok yoluna gitmek * yararsiz. pek cok. kit karsiti. dar karsiti. bol bolamat * Refah. sarap. boklu * Boku olan. boklasmak * Kotu bir duruma girmek. boka nispetle tezek amberdir * cok kotu bir seyin yaninda. * Kotu durum. boklama * Boklamak isi. boku cikmak * bir isveya durum tatsizlasmak. bol * Ýcine girecek seyin boyutlarindan daha buyuk veya genisolan. boksor * Boks oynayan kimse. bol * Ozel bir cam icinde likor. boks * Belirli kurallara uyularak yapilan yumruk dovusu. her seye ofkelenir olmak. boksit * Korindon. pislenmek. gereksiz bir sey ugruna yok olmak. burnunu sokmamasigerekir. bokluk * Pislik. pis. zenginlik. meyve ve maden suyu karistirilarak hazirlana n icki. * (nicelik bakimindan) Olagandan veya alisilandan cok.

* Dokuk. * Comert. bolarmak * Bol duruma gelmek. saci. genisletmek. * Her seyin bol oldugu (yer). bollastirmak * Bol duruma getirmek. bollastirma * Bollastirmak isi veya durumu. bollasmak * Bol durumda olmak. bol kepce * Servis sirasinda yiyecegi bol bol dagitma. bollanmak* Bol duruma gelmek. * Bu dansin muzigi. bom . cok. * Her seyin bol oldugu zaman. bolarma * Bolarmak isi veya durumu. cokca. * Bolseviklikle ilgili olan. Bolivyali* Bolivya halkindan olan. * Fazlalik. eli acik. bolca * Oldukca cok.bol dogramak * (parasini) sacip savurmak. zengin gonullu. bolometre * Ýsinimolcer. olcusuz. Bolseviklik * Rusya'da XX. bollatmak * Bol duruma getirmek. bolalmak * Bollasmak. genislemek. yuzyil baslarinda dogan ve Lenin tarafindan gelistirilen komunist hareket. bol keseden * bol bol. bollasma * Bollasmak isi veya durumu. komunistlik. sapsal. bol paca * Genispacali. * Oldukca genis. bolero * Kisa ve kolsuz kadin ceketi. bollanma * Bol duruma gelme. bolice * Yahudi kadini. bolluk * Bol olma durumu. * Agir ritmli bir Ýspanyol dansi. bolalma * Bolalmak isi veya durumu. Bolsevizm * Bolseviklik. Bolsevik * Bolseviklik yanlisikimse. bollatma * Bol duruma getirme.

bomba * Yan yelkenlerin alt yakasinigerip acmak icin kullanilan yatay seren. bombardon * Bandoda en kalin sesi veren. bombok * Cok kotu. * bir kimseyi agir sozlerle paylamak. nefesli calgi. pistonlu. birdenbire ve yuksek sesle bagirip cagirmak. tamamen bos. bombardiman ucagi * Bombalama isinde kullanilan ucak. bombe bezi * Ayakkabisayalarinin burun bolumlerine icten dikilen bir kumasturu. bombardiman * Topa tutma. bir veya iki yillik otsu bir bitki (Hyoscyamus niger). uyusturucu ve zehirli. cok calismis(ogrenci). atesli silâh. * bir olay birdenbire ortaya cikarak herkesi sasirtmak. ici yakicive yikicimaddelerle doldurulmus. saglam. bombacilik * Bombacinin isi veya meslegi. bomba gibi patlamak * ofkelenerek. bombalanma * Bombalanmak isi. bomboz * Cok boz. bombaci* Bomba kullanan veya yapan kimse. bon otu * Patlicangillerden. bombesiz * Bombesi olmayan. bombardiman etmek * top atesi veya bomba ile bir yere saldirmak. bombos * Busbutun. bombalatma * Bombalatmak isi. * iyi hazirlanmis. * Buyuk ficiveya varil. bombalanmak * Bombalanmak isine konu olmak. bombalama * Bombalamak isi.* Bir cesit kumar. bomba gibi * iyi. kabarikligiolan. kabariklik. bombeli * Siskinligi. bombalatmak * Bombalamak isini yaptirmak. tumsekli. bombalamak * Belli bir hedefe. kabarik. cok berbat. kalin demirden kap. * Bombalama. goz alici. . * Siskinlik. gosterisli. bomba atmak. bomba * Canliveya cansiz hedeflere atilan. cogunlukla havadan. hekimlikte kullanilan. * Bomba biciminde. bombe * Siskin. turlu buyuklukte patlayici.

ortasidelik. boncukcu * Boncuk yapan veya satan kimse. comertlik. cizgili pantolondan olusan erkek giysisi. eli aciklik. plâstik gibi maddelerden yapilan. tahta. boncuk tutkali * Boncuk biciminde gluten tutkali. * Eli acik. sus esyasioyuncak vb. boncuklu * Boncugu olan. satilan buyuk magaza. boncuk mavisi * Yesile calan bir mavi. bonbon. boncuklanmak * Gozyasi. boncuklanis * Boncuklanmak isi veya durumu. bel kemiginin iki yanindan asagiya dogru u zanan ve yumusakligi dolayisiyla begenilen et bolumu. boncuklasma * Boncuklasmak isi. ter boncuk biciminde yuvarlak taneler olusmak. boncukculuk * Boncukcunun isi veya meslegi. bonbonculuk * Bonbon yapma veya satma isi. cogu yuva rlak ve renkli sus tanesi. maddeden yapilan baslik. bonjur * Gunaydin. sedef. bonboncu * Bonbon yapan veya satan kimse. tas. comert. bonmarse * Ýcinde her turlu giyim. boncuksuz * Boncugu olmayan. * Uzun siyah ceketle. boncukluk * Boncuk olmaya elverisli (nesne). bonbon sekeri * Bkz. bono . boncuk gibi * kucucuk (goz). ciy. bonfile * Kasaplik hayvanlarda karnin icinde. bonkorluk * Ýyi yureklilik. boncuk * Cam. boncuklanma * Boncuklanmak isi. bone * Duz veya kivrimliher cesit yumusak kumasvb.bonbon * Seker serbeti icinde kaynatilip uzeri sekerle kaplanmismeyve. boncuk fasulye * Bir tur iri taneli fasulye. boncuklasmak * Boncuk bicimini almak. bonkor * Ýyi yurekli. boncukla suslenmis. boncuk boncuk * boncuk gibi yuvarlak taneler durumunda. bonfilelik * Bonfile yapmaya elverisli (et).

bop * Poker oyununda. sert ruzgârlive soguk havali. borali * Yagmurlu. belirli bir kimseye odeneceg ini belirten senet. bono kirdirmak * bir bonoyu. sert. bor * Atom sayisi5. borazancibasi * Bircok borazancinin basiolan borazanci. tabiatta bor asidi veya boratlar durumun da bulunan. KisaltmasiB. ekilmemis(toprak). bonservis * Calistigiyerden ayrilirken gorevini iyi yaptiginibelirtmek amaciyla birine ver ilen belge. borc para almak. borani * Pirincli.8 olan. * Bu bicimde giyinen kimse. borcunu bilmek (veya saymak) * bir sey yapmayiyerine getirilmesi gereken bir isolarak degerlendirmek. borat * Bor asidi ile bir oksidin birlesmesinden olusan tuz. borazancilik * Borazancinin isi. borasit * Sert billûr veya yumusak beyaz kutle durumunda bulunan magnezyum borati. yogunlugu 2. perdesiz calgi. temiz iskâgidi. atom agirligi10.45 olan basit element. yumurtalive yogurtlu ispanak veya benzeri sebze yemegi. siddetli. bopstil * Zuppece giyinisbicimi. eksigine paraya cevirmek. taslik. borazan * Ufleyerek calinan.* Belirli bir surenin sonunda. borazanci* Borazan calan kimse. bor * Ýslenmemis. suresi dolmadan. bopluk * Bop tutarinda olma. borak * Bor (Ý). oyuna girmek icin ortaya konmasigereken en az miktar. borcunu bilmek * borcunu zamaninda oder olmak. belirli bir paranin. bono vermek * borc alindiginigosteren vadeli senedi imzalayip teslim etmek. bora * Genellikle arkasindan yagmur getiren sert ve gecici yel. borcunu kapatmak (veya borctan kurtulmak) . borca batmak * cok borclu olmak. boran * Ruzgâr simsek ve gok gurultusu ile ortaya cikan sagnak yagislihava olayi. borca girmek * borclanmak. bora gibi * cok sert. boraks * Yogunlasmisbir borik asitten tureyen sodyum tuzu. boru. * Bu boruyu calan kimse. borca almak * veresiye almak. ofkeli.

borc girtlagina cikmak * Bkz. borclu cikmak * gorulen hesapta verecegi kalmak. borclu olmez. borc etmek * borclandirmak. borc bini asmak * (borc) pek cok olmak. borclandirma * Borclandirmak isi. borclandirilma * Borclandirilmak isi veya durumu. borc almak * daha sonra odemek uzere birinden para veya bir sey almak. borcluluk dengesi * Bir ulkenin belli bir tarihe kadar birikmisdisborc ve alacaklarinigosteren dur . borc yemek * borcla gecinmek. ancak hasta edecek kadar uzer. borc * Odenmesi gerekli para veya baska bir sey. borc edilmek. medyun. borclu duruma getirmek. * Birine karsibir seyi yerine getirme. borclandirmak * Borclanmasina yol acmak. borc odemekle (veya vermekle). vecibe. yukumluluk. borclu * Borcu olan. * Bir seyi birinin yardimiyla elde etmisolan. ama aldiklarinin kar siligikesesinden cikacaktir. kisiyi daha cok calismaya zorlar. borclanilma * Borclanilmak isi veya durumu. borcluluk * Borclu olma durumu.* borcunu odeyip bitirmek. gerekligi. borc altina girmek * borc para almak. benzi sararir * borc kisiyi oldurmez. borclandirilmak * Borclanmasina yol acilmak. borclanmak * Karsiliginisonra vermek sartiyla birinden para veya bir sey almak. borclanma * Borclanmak isi. borclanilmak * Borca girilmek. borc almisolan. aldiklarinin parasinihemen vermez. borc harc * Borclanarak veya benzeri yollara basvurarak. istikraz. borca batmak. yol yurumekle tukenir * birden odenmeyen bir borc azar azar verilerek odenebilir. * Manevî bir yukumluluk altina girmek. borc yiyen kesesinden yer * borcla alisverisyapan. borc * Pancar. verecekli. * Bir yukum altinda bulunan. borc yapmak * borc olarak almak. borc yigidin kamcisidir * borc. altindan kalkilamayacak duruma gelmek. lâhana ve et veya krema konularak yapilan sebze corbasi. borclu bulunmak (veya olmak) * borclu duruma dusmek.

* Banyo. borsa acentesi * Musteriden aldiklarialisve satisemirlerini borsada yerine getirip karsiliginda komisyon alan kimse. borsa degeri * Borsada arz ve talebe gore olusan fiyat. bordur * Kaldirimlarin kenarlarinda bulunan taslar. kisa kollu bir ustluk. * Cilt kapagindaki kalin cizgiler. havludan yapilmisgiy ecek. . borcsuz * Borcu olmayan. genis. borcsuz harcsiz * Hic borc yapmadan. borik asit * Etkisi az. alinip satilan hisse senedi. bordalamak * Gemiyle bir baska gemiye borda bordaya gelmek veya kazayla ona carpmak. bordo * Mora calan kirmizirenk. bordro * Bir hesabin ayrintilarinigosteren cizelge. borcsuzluk * Borcsuz olma durumu. borda etmek * yandan yanasmak. borsa * Bazituccarlarin ve ozellikle sarraflarla degerli kâgit ve tahvil alisverisiyle u grasanlarin alim satim ve degisim amaciyla devlet denetimi altinda isyaptiklariyer. tuvalet ve mutfak gibi islak zeminlerde duvar dosemeleri arasina konan motifli bir tur fayans. borda hatti * Donanma gemilerinin bir sirada ve paralel olarak gitmek icin aldiklaridurum. borina * Dort kose yelkenlerin yan yakalarina. * Bu renkte olan. borda bordaya * yan yana.um veya belge. sedef gorunumde bir madde. biri (sagda) yesil olarak iki yanda yakilan fe nerler. sarap tortusu rengi. borda * Geminin veya kayigin yani. Bornova misketi * Bir cesit uzum. bornoz * Banyodan cikarken kurulanmak icin kullanilan. borik * Bordan tureyen bir asit ve anhidrite verilen ad. * (genellikle giyim kusam malzemesindeki) Kenar susu. borsa cetveli * Borsada belirlenen fiyatlarigosteren gunluk bulten. onden acik. borsa kâgidi * Borsada kayitli. alt tarafa dogru baglanan halat. borda fenerleri * Gemilerde biri (solda) kirmizi. borikli * Ýcinde borik asit bulunan. bordalama * Bordalamak isi. asit borik. * Kuzey Afrika'da Berberîlerin giydikleri baslikli. beyaz.

* Boru montajinda calisan kimse. bors * Borc (ÝÝ). borsacilik * Borsacinin isi veya meslegi. bir veya daha fazla dagitim merkezl erine veya tuketim merkezlerine dogal gaz tasinmasiamaciyla tesis edilen boru sebekesi. borumsu * Boru biciminde olan. yetkisi olmak. boru cicegigiller * Can cicegigiller. boru calmak * borazan otturmek. borucu * Boru yapip satan kimse. * Tatula. kokulu. supurge ve yakacak olarak kullanilan bir ot turu. boru kelepcesi * Boruyu duvara tespit etmekte kullanilan gerec. borsa tahtasi * Borsada alim satim fiyatlarinin ilân edildigi pano. boru askisi * Her tur borunun asilmasinda kullanilan. borulu * Borusu olan. * Nefesle calinan perdesiz madenî calgi. borsaci * Degerli kâgit. lâma demiri veya celik cemberlerden yapi lan aski. boru agi * Tesisatiolusturan borularin butunu. boruk * Daglarda yetisen.borsa oyunu * Borsada oynanan hava oyunu. boru degil (veya boru mu bu?) * azimsanacak. boru cicegi * Can cicegi. borusu tutmak (veya ustunde) * (zenciler icin) agzikopurerek kriz gecirmek. uclariacik. kucumsenecek. bos . boru hatti * Dogal gaz aritma unitesinden alinan gazin. uzun ve dar silindir. ici bos. borsa simsari * Musteri ile borsa acenteleri arasinda aracilik yapan kimse. boru mengenesi * Kesme. para ve tahvil uzerine borsa oyunu yapan kimse. payplayn. borusunu calmak * cikar sagladigikimsenin davasinigutmek. boru bilezigi * Soba borularinin ek yerine gecirilen suslu cember. ciktigiyerden baska yere akitan boru tesisati. boru yolu * Petrolu. boru gibi uzun su kabagi. boru * Bir yerden baska bir yere siviveya gaz aktarmaya yarayan. cok ofkelenerek etrafa saldirmak. boru kabagi * Bogumsuz. onem verilmeyecek sey degil. disacma gibi islemler icin borunun sikica baglandigialet. borazan. borusu otmek * sozu gecmek.

bostan dolabi * Sebze bahcesini sulamak icin bir at baglanarak diklemesine donen kovalarla kuy udan su cikarmaya yarayan dolap. anlamsiz ve bilincsizce bakmak. iri ve yuvarlak bir patlican turu. bostanci * Bostan isleriyle ugrasan kimse. * Verimsiz. bos(veya bosta) gezmek veya gezinmek * issiz gucsuz dolasmak. yureksiz. boskalmak. * Yapilacak isi olmayan. boy bos. iyi sonuc vermek. bosbulunmak . bostan patlicani * Az cekirdekli. * Ýssiz. bostan korkulugu * Kuslariurkutup yaklastirmamak icin tarlaya dikilen kukla. ustunde hic kimse veya hicbir sey bulunmayan. * Gorevlisi olmayan (is. bosbirakmak * bir yerde kimse oturmamak. bos * Ýcinde. bostancilik * Bostan isleriyle ugrasma. bostan bozuntusu * Korkak. bosatip dolu tutmak (vurmak) * umutsuz olarak girisilen bir is. * issiz birakmamak. * Osmanlitarihinde sarayin korunmasina ve sehrin guvenligine bakmakla gorevli ol an erlerden her biri. munhal. bogur. bosbirakmamak * (para. bostanlik * Bostan olmaya elverisli yer. bosbasak dik durur * bilgisiz olan ustun gorunmek icin kasilir. gorev). bostan * Sebze bahcesi. * Bir ise yaramayan. bostan kebabi * Patlican ve yesillikler ile kugu inceliginin toprak tencerede pisirilmesiyle y apilan kebap. * Kavun. bostan bekcisi * Bostanikoruyan ve kollayan kimse. * Anlamsiz. bosbogur * Bkz. karpuz tarlasi.* Bkz. * Kendisinden beklenilen gorevi yapmayan veya kendisinden cekinilmeyen gucsuz ki mse. * Bostancinin gorevi. bostanciocagi * Bostancilarin bagliolduklariocak. * Bilgisiz. ise yaramaz adam. * Kavun ve karpuza verilen ortak ad. boylu boslu. bosbosbakmak * amacsiz. yiyecek gibi seylerle) yardim etmek. boslu * Bkz.

* issiz kalmak. boskonusmamak * gercekleri soylemek. bosolmak * evlilik birligi sona ermek. boskile dipsiz ambar * Bkz. bosvermek * aldirmamak. bosyerine vurmak * bogurlerine vurmak. calismamak. mahrum etmek. bosdusmek * (kadin) seriat hukumlerine gore kocasindan ayrilmak. boscikmak * umdugu gerceklesmemek. bosgezmekten bedava calismak yegdir * calismak insanitembellikten kurtarir. bilgisine dayanarak anlatmak. ayrilmak isteyen kocanin. boszaman * Calisarak gecirilen saatler disinda kalan sure. boskalmak * kimse oturmamak. sonuc vermemek. boslâf * Gereksiz. dipsiz kile bosambar. boskume * Hicbir ogesi olmayan kume. batil itikat. ise yaramayan sekilde konusma. bosoturmak * hicbir isi. boskâgidi * Eski seriat hukumlerine gore. bosgezenin boskalfasi * issiz gucsuz dolasan kimse. bossoz * Bir dusunce anlatmayan. bicimci inanma. verimsiz. bir kazancla cikmak. lâf olsun diye soylenmissoz. bosa almak . bosdurmamak * her zaman bir isle ugrasmak. bosyere * Bosuna. bosdurmak * issiz kalmak. bosanmak. karisina gonderdigi bo sanma kâgidi. * birinin yaptigina karsilik olarak bir harekette bulunmak.* dikkatsiz ve dalgin bulunmak. bostorba ile at tutulmaz * cikar veya karsilik gosterilmeden bir kimse bir yere baglanmaz. boskafali* akilsiz veya bilgisiz. boskoymak * yoksun birakmak. bosinanc * Kaynaklaribilimsel ve dinî temele dayanmayan. ugrasiolmamak. dar. boscikmamak * bir isten az da olsa. bosdonmek * hicbir sey elde edemeden geri gelmek. * soylenmesi sakincaliolan bir seyi soyleyivermek. bosgozlerle bakmak * anlamsiz bakmak. bosol (veya olsun) * erkegin karisinibosamak icin soyledigi soz.

bosa koysan dolmaz. doluya koysan almaz * icinden cikilamayan guc bir durum karsisinda kalindiginda soylenir. bosama * Bosamak isi. dokulmek. bosalmak * Bosduruma gelmek. inhilâl etmek. bosaltilma * Bosaltilmak isi veya durumu. bosaltim organi * Vucuttan disariatilmasigereken maddeleri toplayip bosaltan organ. bosandirma * Bosandirmak isi veya durumu. desarj. * Gevsemek. gerceklesmemek. bosa vermek * bosgecirmek. * Gevsetmek. rolântiye almak. * Sindirimden sonra bagirsaklarda kalan posanin. * (hayvan) Bagindan kurtulmak. acmak. bosalma * Bosalmak isi. * Sistemlerin calisabilmesi icin surekli olarak gereken bosaltma islemleri. * Disariya akmak. bosaltilmak * Bosaltmak isine konu olmak. desarj olmak. tukuruk. para) hicbir ise yaramamak. bosamak * Kanunlara gore iki es. idrar torbasindaki idrarin ve t er. ifrag. icinde bir sey kalmamak. * Elektrik yukunun baska bir iletkene gecisi veya sifira dusmesi. bosaltim * Bosaltmak isi. inhilâl. * Derdini birine acarak ferahlama. * Derdini dokmek. bosalti * Bosaltim. bosalim * Bosalmak isi. bosa cikmak * (umut. acilmak. * Kusmak. bosaltma * Bosaltmak isi.* askiya almak. * Derdini. bosa cikarmak * olumlu bir sonuc alinmasiniengellemek. bosa gitmek * (harcanan emek. * Karisiile arasindaki nikâh baginibozmak. dusunce gibi seyler) sonuc vermemek. * (motorlu araclarda) vites kolunu vitesten kurtarmak. sikintisinibirine anlatarak ferahlamak. boca etmek. olumlu bir sonuca ulasamamak. sumuk gibi salgilarin vucuttan disariatilmasi. * Dokmek. aile iliskisini kesmek. bosandirmak * Bosanmasinisaglamak. bosaltma havzasi * Sulariniirmaga veya gole veren yerlerin butunu. * Bir silâhta ne kadar mermi varsa hepsini arka arkaya patlatmak. rahatlama. bosaltac * Bir kabin icindeki havayibosaltmaya yarayan arac. bosaltmak * Bosduruma getirmek. hava bosaltma makinesi. .

Bosnakca * Cogunlukla Bosna-Hersek Cumhuriyet'inde yasayan Bosna Muslumanlarinin kullandi gidil. Bosnak guzeli * Sarisacli. ihmal. * Cok aglamak. . ablak yuzlu guzel. * Bosnaklara ozgu olan. yersiz. al yanakli. bosluk * Oyuk. bosanma davasi * Eslerden birinin evlilik birligine son verecek kararielde etmek icin actigidav a. bosattirma * Bosatma isini yaptirtma. * Bosgecen sure. * Birdenbire ve bol bol akmak. dusuncesiz konusmak. Bosnaklarla ilgili olan. bosanmak * (karive koca) Mahkeme karariile birbirinden ayrilmak. * Ýcinde hicbir cisim bulunmayan uzay. * Kesinti. * (baskialtinda gergin duran bir sey) Birden ve hizla kurtulmak. yakinmalarinianlatmak. * Yerli yersiz konusan (kimse). * Dertlerini. geveze. * Yetersizlik.* (kariile kocayi) Ýstekleri uzerine kanunlara uyarak ayirmak. * Eksiklik. yoksunluk duygusu. bosattirmak * Bosatma isini yaptirtmak. bosbogazlik * Bosbogaz olma durumu. kapanmamisyer. bosluklu serpme * Zimpara uretiminde tanecikler arasinda %50 bosluk kalacak bicimde duzenlenen t ane yapistirma islemi. * Eslerden birinin bosanma ilâmialmasiyla evlilik birliginin son bulmasi. cukur. * (kapalibir yerde bulunan insanlar) Birden disaricikmak. kopukluk. * Siyrilmak kurtulmak. bosanma ilâmi * Mahkemenin bosanmayikesin hukme bagladiginibelirterek verdigi resmî belge. boslama * Boslamak isi. * Ýlgi gostermemek. sir saklayamayan. vakum. bosbogazlik etmek * gereksiz. bosatmak * Bosamak isini yaptirmak. * (hayvan) Basligindan. bosaltac. Bosnak * Bosna halkindan veya bu halkin soyundan olan kimse. bosatma * Bosatmak isi. bosanma * Bosanmak isi. kosum takimindan veya bagindan kurtulmak. boslamak * Birakmak. ihmal etmek. bosbogaz * Saklanmasigereken seyleri soyleyiveren. bosluk tulumbasi * Bkz. Bosnaklik * Bosnak olma durumu.

nebatat. * Yol. * gosterisyapmak. boy boy * Cesitli buyukluk ve nitelikte. boy almak (veya surmek) * boyu uzamak. boy beyi * Boyun en saygin ve lider kimligine sahip kisisi. boy atmak * boyu uzamak. en sayilan iki kenar arasindaki uzaklik. bosuna. botanikci * Bitki bilimci. . boy aynasi * Ýnsanibutunuyle gosteren buyuk ayna. klân. gelismek. * Bir yuzeyde. yararsiz yere. beyhude. bosu bosuna * Gereksiz yere. tevekkeli. boy gostermek * gorunmek. * Agac. birbirleriyle kan akrabaligibulunduguna inanar ak evlenmeyen. boy abdesti * Ýslâm dininin gerekli buldugu durumlarda ve bicimde yikanip abdest alma. nafile. boy * Bir seyin tabaniile en yuksek noktasiarasindaki uzaklik. kabile. ataerkil anlayisiuygulayan geleneksel topluluk. plâstik veya kaucuktan yapilmiskucuk sandal. bosuna * gereksiz. * Destan. botanik bahcesi * Otsu veya calituru bitkilerin yetistirildigi ve incelemelerinin yapildigihalka acik bahce. * Sure. irmak. boy bos * Vucudun yapisibakimindan bicimi. yararsiz yere. * Uzunluk. botanik parki * Otsu ve calituru bitkiler ve degisik agac turleri ile duzenlenmis. kapaliayakkabi. beyhude. en karsiti.bosta gezmek * issiz olmak. toplumsal ve ekonomik iliskilerini anaerkil. nafile. deger. * Gecerlilik. bosta kalmak * issiz kalmak. boy * Ortak bir atadan turediklerine. gusul. bosuna * Bosyere. botanik * Bitki bilimi. deniz kiyisi. dinlenme ve gezme amaciyla halka acik genisalan. * Uzaklik. gereksiz. bosyere. * Kumasicin olcu. bot * Kucuk gemi. boylanmak. boylanmak. boy bos yerinde * uzun ve bicimli. bot * Uzun konclu.

disetkilerden korumak icin esyanin uzerine surulen veya icine kat ilan renkli madde. boya kullanmak * boyanmak. boyacisandigi * Ayakkabiboyacilarinin boya. omuza asilarak tasinabilir bir cesit kucuk sandik. boya fircasi * Boya surmek veya resim yapmak icin kullanilan degisik tur ve olculerde firca. * Yazmak icin kullanilan murekkep. cilâ gibi gereclerini koyduklarive musterinin ayaginibasip ayakkabisini boyattigi. boyacilik * Boya yapma veya satma isi. boya tabancasi * Siviboyayipuskurtmek icin kullanilan alet. boya vurmak (veya cekmek. * Boya satilan dukkân. kurutulan tohumlariceme n yapiminda kullanilan bir bitki (Trigonella faenum-graecum). makyaj yapmak. boya * Renk vermek. boya tabakasi * Sablonlarin sulu kenar kapaticisiile kaplanmasi. * Boyacinin yaptigiis. * Renk. boy vermemek * sigolmak. boyahane . boyacikupu * Bir isin kolayca ve cabucak yapilamayacaginianlatmak icin boyacikupu mu bu? bo yacikupu degil ki (hemen daldirip cikarasin) gibi deyimlerde kullanilir. uzamak.50 cm uzunlugunda mentese. boya tutmak * (boyanan nesne) iyi boyanir olmak. boy bos. boyaciligimeslek edinen kimse. boya kalemi * Resim yapmak icin kullanilan degisik renkli kalem. * Aldaticigorunus. * suya dalarak boyu ile suyun derinligini olcmek. boya kutusu * Ýcine cesitli renkli kalemleri ve fircalarikoymaya yarayan kutu. cicekleri mavi. boyacikupune girmisgibi * cok boyalikadin. boyaci * Boya satan kimse. boy olcusmek * yarismak.boy mentese * Duz yaprak mentese benzeri 1. boya cekmek * boyuna buyumek. boya koku * Bitki koklerinden elde edilen tabiî boya. (su) insan boyunu gecmemek. boy pos * Bkz. * buyumek. surmek) * boyamak. * Boyama isini. firca. boy otu * Baklagillerden.75-3. sariveya beyaz renkli. boy vermek * (su) insan boyunu asacak kadar derin olmak.

* Hucre oz suyu icinde eriyik durumunda bulunan renkli madde. boyalanma * Boyalanmak durumu. * Renkli. boyasiatmak * boyasisolmak. boyama * Boyamak isi. boyalanmak * Boya surulmek. boyasizlik * Boyasiz olma durumu. boyatilma * Boyatilma isi. yuzune boya surmek. . boyama kazani * Orgu yunlerinin veya ipliklerin boyanma isleminin yapildigibuyuk tekne. boyar madde. boyar * Tuna bolgesinde. * (kadin icin) Yuzunu boyamamisolan. * Rengi boya ile sonradan verilmisolan. Rusya'da soylulara verilen unvan. boyamak * Boya surerek veya boyaya batirarak renk vermek. * Renksiz. Transilvanya'da. boyar madde * Baziortamlarda cozunerek ortama belli renk veren dogal veya yapay renkli madde . kupon veya cekilislerle armagan dagitan basin. asagilamak. * (kadin icin) Yuzunu cok boyamisolan.* Boya isleri yapilan yer. boyali * Boya surulmus. boya surdurulmek. boyar * Boyama ozelligi olan madde. * Boya veya renkli bir sey surulmek. makyajli. boyalamak * Gelisiguzel boya surmek. boyanmisveya boyaya batirilmis. makyajsiz. boyana * Boyna. * Agir soz soylemek. boyanmak * Boyamak isi yapilmak. boya surdurmek. boyanma * Boyanmak isi. * Renkli yazma veya mendil. boyama kitabi * Kucukleri egitici nitelikte icinde boyanacak resimler bulunan kitap. boyasiz * Boya surulmemis. boyalibasin * Okuyucunun ilgisini cekmek icin renkli fotografa yazive haberden cok yer veren . boyatma * Boyatmak isi. boyatilmak * Boyamak isi yaptirilmak. makyaj yapmak. boyatmak * Boyamak isini yaptirmak. * Kendi kendini boyamak. boyalama * Boyalamak isi.

* Bir kimse. boylama * Boylamak isi. boydak * Yuku olmayan yaya. boykotculuk * Boykot yapma isi. * Dusmek. boylu boslu. yalniz. boyca * Boy bakimindan. boylu poslu * Bkz. boykotaj * Boykot etmek isi. boylanma * Boylanmak isi. boyu uzunlugunca. boykot * Bir isi. yakisikli. boydaslik * Boydasolma durumu. boylu boslu * Uzun boylu. cikmak. boydas * Ayniboyda olan. boylam * Yeryuzundeki herhangi bir noktanin meridyen dairesiyle baslangic olarak alinan Greenwich gozlem evinin meridyen dairesi arasindaki acidegeri. * Boyu benzerlerinden uzun olan. icindeki suyun isitilmasisagla nan depo. boykotcu * Boykot yapan veya boykota katilan kimse. boyluca * Uzun boylu gibi olan. boyler * Kalorifer kazaninin sicakligindan yararlanarak. * Yukselmek. boylamasina * Boyu dogrultusunda. bir davranisiyapmama kararialmak. * Destan soylemek. anlatmak. boykot etmek * bir isi. boylanis * Boylanmak isi veya bicimi. * Batmak. gosterisli. tul.boyayici * Boyama ozelligi olan. boylamak * Ýstemeyerek bir yere gitme durumunda kalmak. * Bekâr. boylu boyunca * Boyu uzanabildigi kadar. bir davranisiyapmama kararialma. . boylanmak * Boyu uzamak. boydan boya * Bir uctan obur uca kadar. serbest. bir topluluk veya bir ulkeyle amaca ulasmak icin her turlu iliskiyi kesme. boylu * Boyu olan. * Akran.

* (bitki icin) canliliginiyitirmek. boynuz egmek * istemeyerek uymak. * bir durumu.boyna * Sandalikictan yuruten kisa kurek. boynuzlama * Boynuzlamak isi. . karsitarafin gucunu kabul etmek. gebersin. susmek. boynunda kalmak * bir sozu iletmedigi veya birine odenecek parayiodemedigi icin uzerinde borc ka lmak. boynuna * ustune. boynu egri * Asmalarin yeni surgunlerini yiyen veya kemiren bagzararlisi. taktirmak) * (koca) karisibaska bir erkekle iliski kurarak aldatilmak. boynu bukuk * Uzgun. acinacak ve yardim bekler durumda. kimsesiz. tirnaksibir maddeden. Dimyat'a pirince gider ken evdeki bulgurdan olmak. zimmetine gecirmek. kivrik veya catal likorunma organi. boynuz kulagigecmek * bir konuda daha sonra yetisenler yetenek bakimindan eskileri gecmek. boynu kildan ince olmak * haksiz oldugu anlasildiginda verilecek her cezaya raziolmak. * (kadin icin) Kocasinibaska bir erkekle aldatmak. boynuna almak * bir seyi borc veya odev olarak uzerine almak. kirilmis. boynu armut sapina donmek * cok zayiflamak. boynu egri * herhangi bir sebeple birine karsidirenecek veya soz soyleyecek durumda olmayan . * Bu organdan yapilmis. * Kursun borudan kol alma isleminde kullanilan demirden yapilmisalet. boynunu vurmak * basinikeserek oldurmek. boyna etmek * sandalikictan tek kurekle yurutmek. boynunu uzatmak * her seye. boynunu bukmek * acindirici. zavalli. her cezaya raziolmak. boynu altinda kalsin! * olsun. mukemmelini ararken mevcut olaniyitirmek. caresiz bir durumda kalmak. boynuzlamak * (hayvan) Boynuzu ile vurmak. boynuz cekmek * boynuz kullanarak kan cekmek. boynuz isterken kulaktan olmak * daha iyisini. boynunu kirmak * cekip gitmek. uzun. bir isi ister istemez kabul etmek. boynuna gecirmek * bir seyi kendine mal etmek. boynuz * Bazihayvanlarin basinda bulunan. boynuz takmak (veya takinmak. hacamat etmek. boynuz dikmek * (kadin) baska erkekle iliski kurarak kocasinialdatmak.

omurgalilarin memeliler sinifi. huyu huyuna * karikoca veya arkadaslar arasinda her bakimdan uygunluk olmasigerekir. * Karisinin veya kadin yakinlarindan birinin iffetsizligine goz yuman (erkek). ici bosolan boynuzlarisurekli kal an ve dalliolmayan. boyu (veya boyuna. boyu (bosu) devrilsin (veya devrilesi) * "olsun" anlaminda ilenc sozu. * Sorumluluk. boynunu bukmek. boynuzlasmak * Boynuz durumuna girmek. boyunca) beraber * kendi boyu kadar. boyun * Govdenin basla omuz arasinda kalan bolgesi. boynuzlu * Boynuzu olan (hayvan). * Sise. boynuz gibi. boyun egmek * isteyerek veya istemeyerek uymak. boyun bir karisuzadi * geregi olmayan o isi yapmakla sanki yukseldin anlaminda soylenir. boyun kesmek * basiniegmek. sigir ve antiloplariicine alan. koyun. boyun bagi * Gomlek yakasinin altindan gecirilip sus olarak baglanan uzun. enlice kumasparc asi. gugum gibi kaplarin veya vida. boyunca. civata gibi araclarin dar olan ust bolumu . boyu * (bir isim tamlamasinda tamlanan oldugunda) suresince. * Troleybus. boyu bacadan miasti? * daha evlenecek yasta degil. * Dagsirtlarinda gecmeye elverisli alcak yer. vecibe. kravat. boyun borcu * Yapilmasigereken odev. katlanmak. kurtcugu mese agaclarinda yasayan bir bocek (Carambyx). boynuz yarasialmak. boynuzlasma * Boynuzlasmak isi veya durumu. boynuzlanmak * Boynuzu cikmak.boynuzlanma * Boynuzlanmak isi veya bicimi. * Boynuz batirilmak. boynuzluteke * Kin kanatlilardan. boynuzsuz * Boynuzu olmayan. boynuzlatmak * Erkek. boyu boyuna. boynuzlugiller * Keci. karisiveya bir kadin yakinitarafindan aldatilmak. * (erkek icin) Karisiveya bir kadin yakinitarafindan aldatilmak. boyun kirmak . boynuzsu * Boynuza benzer. boyun bukmek * Bkz. boynuzlatma * Boynuzlatmak isi. boysuz * Boyu benzerleri arasinda kisa olan.

boyunca * Boyu veya uzunlugu kadar. boyunluk * Boyuna sarilan sey. boyunlu * Boynu olan. boyunca cocugu olmak * yetiskin cocugu olmak. gelinin ayrildigiyerin delikanlilarina verdigi bahsis. uzunlamasina. boyunduruk * Cift suren veya arabaya kosulan hayvanlarin birlikte yurumelerini saglamak ici n boyunlarina gecirilen bir tur agac cember. * Mengenenin ust yanindaki kemer bicimli bolum. suresince. kapsam kazanmak. boyutlandirma * Boyutlandirmak isi. durmaksizin. * Dogrularin. boyunduruk altina girmek * baskasinin baskisialtinda kalmak. * Kapiveya pencere gibi acikliklarin uzerine konulan agac. yuzeylerin veya cisimlerin olculmesinde ele alinan uc dogrultudan uzunluk. genislik. * Surdugu zaman kadar. boyutlu * Boyutu olan. boyut kazanmak * yeni bir durum. boyunun olcusunu almak * kendi yetersizligini. kaynatanin. boyunduruk parasi * Bir mahalleden veya koyden baska yere gelin goturulurken. boyunduruga atmak (veya almak) * (gureste) hasmin basinikoltuk altina alip boynuna kol dolamak. boyunca. boz . genislik. boyutsuz * Boyutu olamayan. beceriksizligini anlamak. boyun olmak * kefil olmak. esaret. boyut katmak * baska veya yeni bir gorusacisivermek. boyuna bosuna bakmadan * fizik yapisinin geregince gelismemisolmasinigoz onunde bulundurmadan. tasveya beton kiris. boyunlandirmak * Kapsam kazandirmak. * (bo'yuna) Ara vermeden. boyut * Bir cismin herhangi bir yondeki uzanimi. bekledigi yakinligigorememek. genislik ve derinlikten her biri. icerik. boyunduruga vurmak * baskialtina almak.* saygiduyulan bir kimse karsisinda. lento. buut. kapsam. genislik. * Durum. tulânî. boyuna * Ene dik olarak. boyun vermek * buyruk altina girmek. * Nitelik. * Gureste hasmin basinikoltuk altina alip boynuna kol dolama oyunu. * Zulum ve zorbalik baskisi. kapsam ve icerik kazandirmak. ayakta iken basione bukmek. boyun sargisi.

bozbakkal* Karatavukgillerden. bozdurtmak * Bozdurmak. bozdogan * Bir dogan turu (Falco aesalon). ham tarla. * Yenilen bir ordunun. bozdur bozdur harca * cok az olan seyler icin alay olarak kullanilir. * Yeniceriler tarafindan kullanilan ve atlarin eyerlerinde asiliduran altitoplu gurz. bozgun * Bir toplulukta karsilikliguvenin bozulmasiile beliren karisiklik. misir. dari. bozacilik * Boza yapma veya satma isi. bozarik * Bozarmisolan. beyinde dis. * Bu durumda bulunan. bozum olmak. bozarmak * Rengi boz olmak. omurilikte ic tabaka. boz madde * Sinir hucrelerinden olusan. bozdurulmak * Bozmak isi yaptirilmak. bozdurulma * Bozdurulmak isi veya durumu. boz yel * Lodos. tatliveya mayhosicecek. . boza olmak * utanmak.* Acik toprak rengi. boza gibi * (sivilar icin) koyu ve bulanik. rengini atmak. hezimet. * Ýslenmemis. boza * Arpa. surulmemis(toprak). calilik toprak. bozdurtma * Bozdurtmak isi veya durumu. bozca * Rengi boza calan. boz renkli ardic kusu (Turdus pil ris). * Bu renkte olan. duzen baginiyitirerek asker onurunun gerektirdigi butun b aglaribozmasi. bugday gibi tahillarin hamurunun eksitilmesiyle yapilan koy uca. bozayi * Tehlikeli bir cins ayi. bozahane * Boza yapilan yer. bozarma * Bozarmak isi veya durumu. * Acilmamis. renk degistirmek. bozgeven * Yurdumuzda Erciyes daginda yetisen bir geven turu (Astragalus microcephalus). bozaci * Boza yapan veya satan kimse. bozdurma * Bozdurmak isi. bozdurmak * Bozmak isini yaptirmak. boz bulanik * Cok bulanik.

* Bicimi ve kullanilisidegistirilmis. step. . bozkir koyunu * Asya koyunu (Ovis vignei). yilgin. maglûp etmek. * (bir organ) Gorevini yapamaz duruma gelmis. bozlak * Orta ve Guney Anadolu'nun bircok bolgelerinde bir turku ezgisi. * Bicimini ve kullanilisinidegistirmek.* Morali bozulmus. bozlama * Bozlamak eylemi. bozgunluk * Bozgun. * Bir yerin. bozdurmak. bozkir * Kurakcil otsu bitkilerden olusan. bozmaci* Eski seyleri alip bozarak parca parca satan kimse. * Bozguna ugratmak. bir seyin duzenini karistirmak. bozrak * Rengi boza calan. * Birakmak. * Kotu duruma getirmek. bozkirlasma * Bozkirlasmak isi veya durumu. yenmek. bozkir tavugu * Bagirtlak. * Akliniyitirecek derecede bir seye duskun olmak. * Buyuk parayiufak birimlere ayirmak. bozkirlasmak * Bozkir durumuna gelmek. agacsiz dogal bolge. * Bu ezgiyle soylenen. konusu acikliturkuler. guc vb. bozordek * Tatlisularda bulunan bir tur ordek. bozkurt * Bircok Turk destaninda yer alan kutsal hayvan. zarar vermek. cokmus. bozguna ugramak (veya vermek) * yenilip perisan olmak. * Gecersiz bir duruma getirmek. * Bagveya bostanin son urununu toplamak. hezimete ugramak. dagitmak. bozgunculuk * Bozguncuya yakisir davranis. sicak ve iliman iklimlerde genisalanlara yay ilan. * Ciglik koparmak. bozguncu * Bozgunluk yaratan (kimse. * Dokunmak. bozkir kedisi * Genellikle bozkirlarda yasayan yabanî kedi (Otocolobus manul). * Kizligina zarar vermek. bozlamak * (deve) Bagirmak. bozmak * Bir seyi kendisinden beklenilen isi yapamayacak duruma getirmek. bozma * Bozmak isi. bozuk * Bozulmusolan. dagilmak. * Altiniparaya cevirmek.). * Bir kimseyi beklemedigi bir davraniskarsisinda birakarak veya sozunu yalana ci kararak kucuk dusurmek. * Bozgun olanin durumu.

bozuntu * Bozulmusbir seyin kalan bolumleri. ufaklik. bozguna ugramak. utangaclik. * Kotumser. * Bir seye kizmak. bozumca * Kursun renginde iri bir kertenkele. * Saskinliga dusme. yenilemeyecek duruma gelmek. bozum * Bozulmak isi. bozuk. karsiliklibozulma icinde. bozuk * Turk halk muziginde. utanacak duruma dusmek. duzeni bozuk olan. bozum olmak * utanmak. * Kendinde bulunmasigereken nitelikleri tasimayan kimse veya sey. bozusmak * Aralariacilmak. basikucuk. bozulma * Bozulmak isi. yenilmislik. mahcup etmek. ufaklik. bozuk para gibi harcamak * degerini dusurecek bicimde bir kimseden yararlanmaya kalkismak. bozuntuya vermemek * bir kimsenin hosa gitmeyen bir durumunda fark etmemisgibi davranmak. icerlemek. bozuk duzen * Duzensiz. baglamadan biraz buyuk ve meydan sazindan kucuk dokuz tel li bir saz. bozusuk * Aralariacilmis. bozum etmek * utandirmak. bozyuruk * Ustu hafif benekli. mahcup olmak. karisik. bobrek . bozusukluk * Bozuk durumda. bozuk calmak * canisikilmis. mahcupluk. * Sagliginiyitirip zayiflamak. kuyrugu kalin ve kisa. * Madenî. yuzu asilmisolmak. bozum havasi * Utangaclik. bozulmak * Bozmak isine konu olmak. bozukluk * Bozuk olma durumu. bozusma * Bozusmak isi. * (yiyecek icin) Kokmak. huzursuz. sikintili. kucuk degerli para. bozulus * Bozulmak isi veya bicimi. bozuntuya ugramak * saskinliga kapilmak. * Bir paranin ufak birimlere ayrilmisdurumu. dokuntu. bozuk gibi. * Ýyi ve degerli niteligini yitirmek. bozulmusolan. bozuk. eksimek. mahcupluk. bozuk para. bozuk para * Ufak birimlere ayrilmispara. * Dagilmak.* Kizgin. bozukca * Biraz. gergin. zehirsiz ve zararsiz bir yilan (Eryx).

boceklenme * Boceklenmek isi. derisi benekli. boce * Bocu. sindirmeye elveris li olan bitkilerin ortak adi. yirticihayvan (Hyrax sy riensis). idrar salan. hormon niteliginde salgisiolan bez (ÝÝ). kisa kiskacli. boburtu * Boburlenme. sarirenkli. sicak ulkelerde yasayan. bocek cikarmak * ipek bocegi yetistirmek. bocek gibi* ufak tefek ve esmer (cocuk). bocek kabugu * Mor ile yesil arasinda ve metal parlakliginda olan renk. bobreksi * Bobrek biciminde olan. entomoloji. bocekkapan *Ornek bitkisi drosera olan ve baziorganlaribocek yakalamaya. bobrek ustu bezi * Bobreklerin ustunde bulunan. * Ýstakoza benzer. bobur * Memelilerden. bocek bilimci * Bocek bilimi uzmani. gogus. bocekbasi* OsmanliÝmparatorlugunda zabita gorevlisi.* Kandaki zararlimaddeleri suzen. bobrek tasi * Bobreklerde olusan tas. bocekhane * Boceklik. bocekle beslenen (hayvan veya bitki). kibir. bocekciller * Omurgalihayvanlardan memeliler sinifina giren. karada yasayan hay vanlar takimi. altibacakli. karin ola rak eklemlerden olusmus hayvan sinifi. * Kelebek. uzunlugu 30-40 cm kadar olan. entomolojist. * Boburlenme. bobrek yagi * Kasaplik hayvanlarin bobreklerinin cevresinde olusan yag. yenile n bir deniz hayvani. omurganin sagve sol yaninda bulun an cift organlardan her biri. boburlenmek * Ovunerek kabarmak. bocek bilimi * Boceklerin yapisini. boburlenme * Boburlenmek isi. * Bu renkte olan. bocek * Eklem bacaklilarin. cogu kanatlive vucutlaribas. hasere. boceklenmek . boburlenmek * cok boburlenmek. kurt ve tirtilin disinda kalan kucuk hayvanciklara verilen ad. kurulmak. yasayisinive hastalik yapiciniteliklerini inceleyen bilim dali. bocek yiyen. bocekcil * Bocek yiyen.

bocelenmek * (tahil) Boceklenmek. bokelik * Boke olma durumu. bogurtu * Bogurme sesi. hortlak vb. sampiyona. bogurus * Bogurmek isi veya bicimi. guclu kimse. soluk sarirenkli. diken dutu (Rubus caesus). * Bu bitkinin once kirmiziiken olgunlasinca kararan mayhosyemisi. bogurtme * Bogurtmek isi. bogurtmek * Bogurtmek isini yaptirmak. bocekler * Vucutlaribas. bog * Eklem bacaklilardan. * Ulusal veya uluslar arasibir yarismada ilk dereceyi alan. deve) Bagirmak. boceksiz * Ýcinde bocek bulunmayan. zehirli bir orumcek turu. manda. gibi hayalî bir varliga verilen ad. boceklenmis. bogurtlen * Gulgillerden. bocekhane. ayaklariyla agiz parcalariucer cift olan eklem bacaklilar sinifi. bahce citlerinde. bocelenme * Bocelenmek isi veya durumu. bogure bogure * Bagirarak. birinci olan (kimse) . * Cocuklarikorkutmak icin soylenen ve hayalet. * Bocek. sampiyon. bogurmek * (okuz. * Yan taraf. * (insan) Anlasilmaz bir bicimde yuksek sesle bagirmak. bogurtlenlik * Bogurtlen calilarinin cok oldugu yer. bocekli * Ýcinde veya ustunde bocek bulunan. boke * Kahraman. boceklik * Ýpek bocegi yetistirilen yer. bocul bocul * Gozlerini iki yana oynatarak (bakmak). bogurme * Bogurmek isi. duyargalaribirer. sampiyonluk. bocu * Kurt.* Ýcinde veya ustunde bocek uremek. boceksavar * Evdeki zararlibocekleri savip oldurmekte kullanilan ve ilâc puskurten sprey. bosbogur. kana tlariikiser. yol kenarlarinda kendiliginden yetisen dikenli ve cok yillik bir cali. bogur * Ýnsan ve hayvan vucudunun kaburga ile kalca arasindaki bolumu. boldurmek . boldurme * Boldurmek isi. gogus ve karin olarak uc bolgeye ayrilan.

* Vucut yuzeyinde sinirlaribelli herhangi bir bolum. mintika. * Sac orgusu. bolucu * Bolme isini yapan. oda veya sofa gibi buyuk bir yerden ayrilmisdaha kucuk yer. bolge * Sinirlariidarî veya ekonomik birlige. nahiye. * Takimlardan olusan. * Bir niceligi iki veya daha cok esit parcaya ayirmak. taksim. boluk porcuk * Butunlugu saglanamamisdurumda. boluculuk * Bolucunun yaptigiis. ayirma. boluk boluk * Parcalara ayrilmis. bolmeli * Bolme ile ayrilmisolan. * On kuralina gore yazilan bir tam sayinin. alanikucuk oda veya kisimlara ayiran ince duvar veya tahta per de. bolu * Bolme islemini gosteren isaretin "/" okunusu. * Cins kavramlarinitur. bolgesel * Bolge ile ilgili veya bir bolgeye ozgu olan. iklim ve bitki ozelliklerinin benz erligine veya uzerinde yasayan insanlarin aynisoydan gelmisolmalarina gore belirlenen toprak parcasi. bozmayiamac edinen kimse. * Bir bayagikesrin gosterilisinde pay ile payda arasina konulan yatay cizginin o kunusu. bolen. * Birligin bozulmasina yol acmak. * Hizip. parcalamak. "a/b" kesri "a bolu b" diye okunur. boluk * Bir butunden ayrilmisolan parca. kisim. parca parca. bolme amacinda olan. bolme isareti * Bolme isleminin yapilacaginiifade eden bolu "/" isareti. bolgecilik * Belli bir bolgenin cikarlariicin calisma durumu. * Salon. bolen * Bir bolme isleminde bolunen sayinin kac esit parcaya ayrildiginigosteren sayi. bolmec * Ambalâj icinde bulunan mallaribirbirinden ayirmaya yarayan koruyucu parca. bolme * Bolmek isi. taksim etmek. su baskini. kisim kisim. munafik. sagdan sola dogru ucer ucer ayrilan basamaklarindan her bir uclu takimi. parcalama. ara kapilar kapaninca ar izanin veya hasarin yayilmasinionlemek icin kullanilan birbirlerinden ayrilmisyerler. toprak. ara bozuculuk. * Gemilerin icinde. * Bir toplulugu. "a bolu b" diye okunur. bolmek * Bir butunu iki veya daha cok parcaya ayirmak. ucu veya dordu bir tabur olusturan ve obur birliklerin tem eli sayilan birlik. * Buyuk bir yeri. yangin gibi durumlarda. taksim. "a/b" anlatimi.* Bolmek isi yaptirilmak. bolgeci * Belli bir bolgenin cikarlariicin calisan (kimse). fesatci. * Bolmek islemi. alt tur kavramlarina ayirmak isi. taksim. birligi parcalama. * Bir siyasî partinin birligini parcalamayi. . * Kalin agac govdesinden odun veya tekne yapmak icin ayrilan tomruk.

seksiyon. * Cag. bolumlemek * Bircok sey arasinda. payinia lmak. bolumlendirme * Bolumlendirmek isi. bolusme * Bolusmek isi. birbirine esit veya benzer olanlarikumelere ayirmak. boluntuler* Bir butunun ayrilmisoldugu bolumler. bolunmez * Parcalanamaz. * Bir okul veya universitenin herhangi bir bilim ve uzmanlik dalinda egitim sagl ayan birimlerinden her biri. ulesmek. devir. * Yarista toplu olarak kosarken birbirinden ayrilma. siniflama. belli bir buyukluge varinca esit bolumlere ayrilip cogalmasi.bolukbasi* Yeniceri ordusunda ust rutbeli bir gorevli. bolusturme . siniflandirma. taksim etmek. belirli bolumlere. * Bir kurulusun yonetim birimlerinden her biri. kisim. ayrilamaz. departman. * Hucrelerin. bolumlendirmek * Bir seyi bolumlere ayirmak. bolusmek * Ýki veya daha cok kimse aralarinda herhangi bir seyi paylasmak. bolunus * Bolunmek isi veya bicimi. taksimat. siniflanmak. * Canlilarin bolumlenmesinde filumlarin bir araya gelmesiyle olusan birlik. bolunme * Bolunmek isi. boluntu * Bolunmusparca. tasnif etmek. siniflandirmak. sini flamak. * Fraksiyon. kismî. bolunmek * Bir butun. esit bolumlere ayrilmasigereken miktar veya say i. parcalara ayrilmak. bolumlenis * Bolumlenmek isi veya bicimi. bolus * Bolmek isi veya bicimi. bolunen * Bolme islemine ugratilan sayi. tasnif. bolumlenmek * Bolumlemek isine konu olmak. bolunebilme * Kalansiz bolunur olma durumu. * Bolme islemi sonunda elde edilen sayi. bolungu * Fraksiyon. bolunmezlik * Bolunmez olma durumu. bolumsel * Bolunme ile ilgili. bolum * Bir butunu olusturan parcalarin her biri. bolumleme * Bolumlemek isi. departman. bolumlenme * Bolumlenmek isi veya durumu.

hal ka. bolusturmek * Bolusmek isini yaptirmak. bolutlu * Bolutlere. saflik. borek acmak * borek yapmak icin hamurdan ince yufkalar hazirlamak. paylasma. bonlesmek * Bon duruma gelmek. sersemlik. bortmek * Az pisirmek. borekci * Borek yapan veya satan kimse. bortturme * Bortturme isi. bonce * Budala. bortu bocek * Cesitli bocekler. bolusum * Bolusme. aptallasmak. safca. borekcilik * Borek yapma veya satma isi. bortuk * Haslanarak veya ateste biraz kizartilarak pismisolan (sey). boreklik * Borek yapmaya elverisli olan. bolutlenme * Dollenmisyumurtanin blâstulayiolusturuncaya dek art arda bolunmesi. aptallik. bonluk * Bon olma durumu. bon * Budala. bolut * Eklem bacaklilarin vucudunu olusturan yan yana dizili parcalarin her biri. kulâh. borek * Acilmishamurun veya yufkanin arasina.* Bolusturmek isi. budalalik. saf (bir bicimde). * Yagmurdan veya soguktan korunmak icin giyilen ucu sivri bosluk. borkenek * Gevisgetiren hayvanlarin midelerinin ikinci bolumu. halkalara ayrilmisolan. kiyma. bortturmek * Bortmek isi yaptirilmak. bon bon * Budala ve safca bakarak. bortulmek . bork * Genellikle hayvan postundan yapilan baslik. * Zigotun bolunmesinden sonra embriyonda ortaya cikan ve az cok birbirine benzey en parcalarin her biri. peynir. haslamak. bortulme * Bortulmek isi. bon bon bakmak * anlamayarak. ispanak gibi seyler konul arak pisirilen cesitli bicimlerde hamur isi. saskin saskin bakmak. borek icin ayrilmisolan. bonlesme * Bonlesmek isi. bortme * Bortmek isi. saf.

brahma * Ýri yapili. * Sonunda. astarlanmisbezden yapi lan. boylesine * Asiribir bicimde. Brahmanlik * Kalitim yoluyla gecen bir kast bolunmesine dayalitoplumsal bir kurulusu iceren Hint dini. brans * (bilim icin) Dal. boyle gelmisboyle gider * her zaman boyle olmus. bacaklarituylu. kol.* Bortmek isine konu olmak. Brahmanizm * Brahmanlik. kisa kafali. sonunda. bu bicimde. branda bezi * Keten ve pamuk ipliginden sik ve saglam dokunmusbez. gene de boyle olacak. branda * Gemilerde tayfa ve erlerin yattigidikdortgen biciminde. halatlarla bir yere tutturulan asiliyatak. boylelikle. "nasil" gibi sorular bulunan cumlelerin sonuna geldiginde. o cumled e anlatilan seyin hos karsilanmadiginiveya ona sasildiginianlatir. boyle tiras * kisilere yarasan islemler uygulanir. buna benzer. brakisefal * Kafatasinin on alt eksenine gore kisa olan (kimse). bosmek * Bir madde birdenbire gaz durumuna gelerek patlamak. boylelikle * Bu yolda yuruyerek. bravo . bu bicimde. * Bu kasttan olan kimse. boylece * Tam boyle. * Bu derece. Brahmanizm. boylecene * Boylece. borulce * Fasulyeye benzer bir bitki ve bunun gobegi koyu benekli tohumu (Vigna sinensis ). Br * Brom elementinin kisaltmasi. * Bu bitkinin sebze olarak yararlanilan yesil urunu. * Bu yolda. boylelikle. * Ýcinde "ne". infilâk etmek. boylesi * Bunun gibisi. bu bicimde olani. boylemesine * Bu bicimde. boyle boyle * Boylelikle. braket * Dikisten cikan kitaplarin sirtina makine ile bez gecirme. boyle basa. boyle * Bunun gibi. Brahman * Hint kastlarinda ilk kast. pacalibir tavuk irki. bu yolda. bosme * Bosmek isi.

seren yelkenli. briketcilik * Briketcinin isi veya meslegi. tugla bicimli y apimalzemesi. yayliat arabasi. brom * Atom numarasi35. haslanarak yemegi hazirlanan bir tur sebze. briyantin surunmus. hey" anlaminda kullanilir. Brahman. briyantin * Saciparlatmak ve yatirmak icin kullanilan guzel kokulu bir madde. bromhidrik * Bromun hidrojenle birlesmesinden olusan. yesil yumrular hâlinde olan. brokar * Sirma veya gumusislemeli bir tur ipekli kumas. brizbiz * Pencerelerin cercevesine. briketlemek * Briket hâline getirmek. brifing * Bir konuda ozet olarak verilen bilgi veya aciklama. atom agirligi79. bricka * Ustu kapali. pis kokulu. kemikli kirintilarin kaynasmasiyla ol usmuskutle. komur tozu ve katran tortusundan basincla elde edilen. * "Vay" gibi sasma anlatir. briyantinli* Briyantinle suslenmis. iceriden tutturulan ince perde. kabuklu. bromur * Bromhidrik asidin tuzu veya eteri. bazigollerde co k miktarda bulunan. Brehmen * Bkz. brik * Onde cok yuksek bir oturma yeri.97 olan kirmizirenkli. briketci * Briket yapan veya satan kimse. * Bir tur yapay mermer. bres * Dogal cimento ile lâvli. . briket * Linyit ve komur tozundan basincla elde edilen yakit.* Aferin. bromhidrik asit * Bromun hidrojenle birlesmesinden olusan HBr aside verilen ad. cosku anlatir. zehirli sivibir element. * Tekrarlanan iki emir kipi arasina getirilerek isin surekliligini anlatir. arkada da boylamasina yerlestirilmisoturacak yerleri bulunan dort tekerlekli. brezil * Baklagillerden baziagaclarin kirmiziboya cikarilan odunu.909 olan. briketleme * Briketlemek isi. kavkili. * "Be" yerine kullanilir. brik * Ýki direkli. yogunlugu 2. brokkoli * Kucuk. bre * "Ey. deniz sularinda az. bric * Dort kisi arasinda oynanan bir iskambil oyunu. * Linyit. Kisaltma siBr. yasa!. * Saskinlik. kisin kizak olarak kullanilan tek atli. yaylihafif araba. birkac top tasiyan gemi.

* Kabiile darasicikarilmadan tartilan (agirlik). bu cumleden * bunlar arasinda.65 mm lik otomatik tabanca. bu birkac gun icinde. bu turlu. bros * Kadinlarin takindiklarisus ignesi. brulor * Siviyakitikolayca yanabilecek taneciklere ayirarak puskurten arac. * Birlikte. Bruksel lâhanasi. Frenk lâhanasi(Brassica oleracea gemmifera). tunc renginde olan. Bruksel lâhanasi * Ceviz buyuklugunde bir lâhana turu. beraber. bu kadar . bu arada * Bu sure icinde. bu gunlerde * icinde bulundugumuz zamanda. bu * Yerde. bu tarzda. bu abdestle daha cok namaz kilinir * bir tutum veya davranisin etkisinin surekli olacaginianlatir. buna. Bruxelles lâhanasi * Bkz. bicimlerine girer. kesintisiz (para). brove * Diploma. bronsit * Bronsve bronscuklarin iltihaplanmasi. * En yakinda bulunan bir varligiveya biraz once anilan bir seyi isaret yolu ile belirtmek icin kullanilir (Cekim sirasinda bunu. bronz gibi* tunca benzeyen. bu gidisle * bu bicimde. bronzlasma * Bronzlasmak isi. zamanda veya soz zincirinde en yakin olanigosterir. bronscuk * Bronslarin uc dallarindan her biri. bundan. brut * Kesintisi yapilmamis. Cokluk bicimi bunlar). risale. bunlar gibi. brovning * 7. bu haysiyetle * bu bakimdan. bu (veya su) kadar * bir sayidan sonra gelerek o sayidan artik miktaribildirir. bronzlasmak * Bronz rengini almak. yakmac. bu kabil * bu gibi. brosur * Sayfa sayisiaz. cesidinden. bu gozle * bu anlayisla. bunda. kucuk kitap.bromurlu * Yapisinda bromur bulunan. brons * Soluk borusunun akcigerlere giden iki kolundan her biri ve bunlarin dallari. bronz * Tunc. sahadetname. bu kabilden * gibi.

* Bir seye asiriolcude duskun.* bu denli. budak * Agacin dal olacak surgunu. tek basina kullanilmaz) . bu ne perhiz bu ne lâhana tursusu! * sozleri ve davranislaribirbirini tutmuyor. * Zekâca geri olan kimse. kose. * Dalin govde icindeki baslangic yeri olan ve tahtalarda gorulen yuvarlak koyuca renkte sert bolum. bucak bucak kacmak * bir olay. bu bicimde. bucak * Kenar. bir durum veya bir kimseyle karsilasmamaya calismak. bu sefer * Bu defa. budak deligi * Tahtalardaki budak yerinin cikarilmasindan sonra acilan bosluk. her yanda. kutu. bu turlu * boyle. budala budala * budala gibi. bucuk * (sayive ulestirme sifatlarindan sonra gelir. bu sicaga kar midayanir? * asiriharcamalarla eldeki imkânlarin tukenecegini anlatir. celisiyor. nahiye. buat * Elektrik akimidevrelerinde birlestirme yapmak veya akimibir veya daha fazla ko llara ayirmak icin kullanilan arac. bu kadar kusur kadikizinda da bulunur * uzerinde durulmaya degmeyecek kadar kucuk bir kusurdur. bu kez. dallanmak. budaklanmak * Budak surmek. bucak bucak aramak * her yerde aramak. * Ýlcelerin. budak ozu* Taze surgun. ve ya rim. bunun icin. bu meyanda * Bkz. budaklanma * Budaklanmak isi. bucuklu * Kesirli. budakli * Budagiolan. kamufle edilmisbombadan olusan bubi tuzagiteri minde gecer.. budalaca. bu arada. bir mudurle yonetilen bolumlerinden her biri. bu meyanda * Bu arada. budala * Zekâca geri. bubi * Kucuk bir dokunma ile patlayan. bu yuzden * bundan dolayi. bucak bucak * Her yerde. * Dal.. her tarafta. budalaca . yer.

budalalik etmek * akilsizca davranmak. dil ve kultur ortakligibulunan. boy ve soy bakimindan da birb irine bagliinsan toplulugu. budatmak * Budamak isini yaptirmak. asma gibi bitk ilerin dallarinikesmek. budun bilimi * Etnoloji. Buddhist. kavim. budanis * Budanmak isi veya bicimi. Buddhist * Buddhizm dininden olan kimse. * Budalaca yapilan is. budalalasmak * Budala duruma gelmek. kavmiyat. budun bilimci * Budun bilimi uzmani. azaltmak. millet. budun betimi * Etnografya.* Budalaya yakisir (bicimde). budun betimci * Etnograf. etnik. * Bir seyi eksiltmek. budun bilimsel * Etnolojik. * (gureste) Rakibinin ayaklarinibir ayak oyunu veya vurusu ile yerden kesmek. * Ulus. irkiyat. . budama * Budamak isi. Hindistan ve Cin'de yaygin olan. budamak * Daha cok urun almak veya duzgun bir bicim vermek amaciyla agac. budanma * Budanmak isi. budun * Aralarinda tore. bundan da istirabin dogdugunu. budanmak* Budamak isine konu olmak. budalalik * Budala olma durumu. dallarinikisaltmak. budatma * Budatmak isi. budala gibi davranmak. etnolog. salt varligikoyarak onun insanda arzu biciminde belirdigini. Buddhizm* Tabiatustu kisilesmisbir tanridusuncesi yerine. Budist * Bkz. Buddha'nin ileri surdugu mistik dunya gorusu ve din. bugun * Ýcinde bulundugumuz gun. budunsal * Kavmî. * Yeni filiz surmesi icin bir bitkinin dallarinikesmek. istiraptan kurtulmak icin var olmakt an vazgecmek gerektigini ileri suren. budalacasina budalalasma * Budalalasmak isi.

vucudu yesil. * bugune degin. "sunu iyi bil ki" anlaminda kullanilir. bugun olan. cavdar. cicekleri basak durumunda buyuk bir bitki familyasi. bugun bana ise yarin sana * bugun birinin basina gelen kotu bir durumun. bugdaysi* Bugdayiandiran. bugunku tavuk yarinki kazdan iyidir * saglanmisbir kazancin umulan daha buyuk bir kazanca feda edilmemesini ogutler.* Ýcinde bulundugumuz cag. * Ýcinde bulundugumuz gunde. bugdaycil * Bataklik yerlerde. bugunku gunde * simdi. ekin biti (Sitophilus granarius). bambu olan. bugday unu * Yabancimaddelerinden temizlenmisve tavlanmisbugdaylarin teknigine uygun olarak ogutulmesiyle elde edilen bir urun. bugun yarin * cok yakinda. * Bu bitkinin basaktan ayrilmistanesi. bugday * Bugdaygillerin ornek bitkisi (Triticum). yulaf. bugday benizli * Acik esmer. misir. * Bu mantarin yol actigihastalik. pancar tarlalarinda yasayan gocucu bir kus(Luscini a svecica cyanecula). bugun yapilan. bugday pasi * Pas mantarigillerden asalak bir mantar (Puccinia graminisi). bugunluk yarinlik * cok yakinda olmasibeklenen seyler icin soylenir. bugdaygiller * Bir ceneklilerden. bugunden yarina * az zaman sonra. ekinlere zararlibir bocek. ayrik ve cayir otlari. * Bu mantarin bugday ve benzeri bitkilerin yapraklarinda olusturdugu hastalik. kamis. icinde bulundugumuz zamanda. derhal. patates. bugday rengi * (ten icin) Acik esmer. bugday biti * Yarim kanatlilardan. ornegi bugday. daha sonra baskasinin da basina g elebilecegini hatirlatmak icin soylenir. bugday guvesi * Tahila zarar veren kucuk bir kelebek (Tinea granella). * bugun yasayanlardan gelecek kusaklara. bugunku * Bugune ozgu. arpa. pirinc. bugday basak verince orak pahaya cikar * ihtiyac duyulan sey deger kazanir. bugunluk * Bugun icin. bugday surmesi * Bugday basaklarindan olusan ilkel mantar (Tilletia tritici). basisiyah. bugdaysimeyve . simdiki sartlarda. nerede ise. bugune bugun * "unutma ki". bugunden tezi yok * hemen simdi. zaman.

bugul bugul * Bugu cikararak. bugra * Erkek deve. bugdaysitohum * Bkz. bugulanmis. bugulasmak * Bugu durumuna gelmek. bugu ile kaplanmak. tephirhane. buharlasma. sicakligiazalmamisdurumda. bugdaysimeyve. * Buguda pismis(yemek).* Cok ince olan kabugu. * Soguk bir cisim uzerinde ince bir tabaka durumunda yogunlasmissivi. bugulanmak * Uzerinde bugu olusmak. bugulasma * Bugulasmak isi. bugdaysimeyve. bugu kebabi * Et. bugusu ustunde * sicak sicak. bugulandirma * Bugulandirmak isi. bugur * Bugra. bugu * Ýsietkisiyle gaz durumuna gecen sivi. zarindan ayrilmayacak derecede kaynasmisolan tohum izlen imi veren bir kuru meyve. buhar makinesi . kekik ve baharat kullanilarak hic su ko nmadan hazirlanan bir et yemegi. buhar * Ýsietkisiyle sivilarin ve bazikatilarin donustukleri gaz durumu. bugulamak * Bugudan gecirmek. bugulama * Bugulamak isi. bugulanis* Bugulanmak isi veya bicimi. buhar kazani * Buhar elde etmekte kullanilan kazan. bugulu bugulu * Nemli. iki horguclu deve. bugulu * Uzerinde bugu bulunan. bugu evi * Hastalik dolayisiyla mikroplu sayilan esyanin sicak bugu ile temizlendigi yer. * Baziyemekleri bugu ile pisirmek. bugulastirici * Suyu bugu durumuna getirmek icin kullanilan (arac). bugdaysitane * Bkz. arpacik sogani. bugulandirmak * Bugulanmasina yol acmak. sarimsak. dolu dolu. bugulanma * Bugulanmak isi. dalgin bakisliolan (goz). buharlasmak. domates. yasli. * Suzgun. buhar kurutucusu * Buhar icerisindeki su damlaciklariniayiran ve kuru buhar elde edilmesini sagla yan arac. buguya tutmak.

. bugulasmak. buharliisitma * Buharin tasidigiisidan yararlanarak yapilan isitma. demir kostek. buharliutu * Cikardigibuharla kuru camasirlariutulemeye hazir duruma getiren utu. buharlitren * Buhar gucuyle calisan tren. * Dalginlasmak. buhurluk * Ýcinde tutsu icin kullanilan maddeler yakilan kap. buharlasmak * Buhar durumuna donusmek. kriz. tebahhur etmek. buhur * Dinî torenlerde yakilan kokulu agac vb. buharlastirma * Buharlastirmak isi. buhar olmak * yok olmak. kaybolmak. buharligemi * Buhar gucuyle calisan gemi. buhrana tutulmak * buhran gecirmek. tutsu. maddeler. buharlastirmak * Bir siviyikaynatarak buhar durumuna getirmek. kalorifer dairelerinde buhar akisinikesmeye ve denge lemeye yarayan alet.* Buhar basinciyla isleyen makine. buharlasma * Buharlasmak isi. buhurdanlik * Buhur yapmak icin kullanilan arac. buji * Patlamalimotorlarda gazitutusturmaya yarayan elektrikli arac. hayaller icinde kalmak. buhurdan * Buhurluk. * Buhar gucu ile calisan. bugulasma. buharlasma noktasi * Bir sivinin kaynatilma sonucunda buhar durumuna gecme derecesi. buhranli * Bunalimli. buhran gecirmek * bunalim gecirmek. * Kacmamasiicin hayvanlarin ayagina takilan zincir. buhar valfi * Buharliisinma sisteminde. buharlastirici * Buharlasma islemini gerceklestiren alet. siklâmen. bunluk. buharlimakine * Buharla calisan makine. * Bir siviyiince damlaciklar durumunda damitmak. buhurumeryem * Tavsankulagi. bukagi * Agir cezalilarin ayaklarina takilip ucuna pranga baglanan demir halka. buharli * Buhariolan. bukagivurmak * bukagitakmak. buharlayici * Buhar hâline getiren (makine vb. tebahhur. buhran * Bunalim.).

* Bu iplikten dokunmus(giyecek). pinar. bukalemungiller * Surungenler sinifinin renklerini bulunduklariyerin rengine uyduran. buke * Guzel koku. bukle bukle * Kivrim kivrim. * kotu bir raslantiyianlatmak icin kullanilir. bukagili * Ayaginda bukagibulunan. bukleli * Kivrimlariolan (sac). bukanak * Ayak. bula bula bunu (onu. bukalemun gibi renkten renge girmek * surekli dusunce degistirmek. civik hamur. * Karisik. bukle * Kucuk lule durumunda. kivrimlisac. buket * Cicek demeti. renk degistirmesiyle unlu surungen turu. bulama * Bulamak isi. bir seyi.bukagilama * Bukagilamak isi. rayiha. bukalemun * Bukalemungillerden. * Bu koyulukta yapilan cesitli hamur yemekleri. bukagilik * Hayvanlarin ayagina bukagitakilacak yer. 20-30 cm boyunda. * Genellikle uzumsirasinin kaynatilmasiile yapilan koyu pekmez. bulamac * Sulu. bulamak * Bir nesnenin her yaninibir seye degdirerek ustunu onunla kaplamak. bulak * Kaynak. bukleli (sac). buklet * Bukulmusiplik. buklesiz * Kivrimlariolmayan (sac). * Cikarina gore davranisini. bir nesneyi baska bir maddeye . bilek. bukran * Saraclarin kullandigiyun kirpintisi. gorusunu degistiren kimse. bulada * Buyuk pilic. kaya keleri (Chamaeleo chamaeleon). bul * Yalniz iki genisyuzu testere ile duzeltilmistahta. hareketler i yavas. * Bilekleri beyaz olan (hayvan). bukalemun turlerini icine alan bir familyasi. bula * Yenge. bukagilamak * (hayvan icin) Ayaga bukagitakmak. amca veya dayikarisi. bir kimseyi) bulmak * var olanlarin en degersizini secmek. oradan buradan toplanmis.

* (ic. bulasik * Yiyecek veya icecekte kullanilan yikanmamismutfak esyasiveya kap kacak. * Kirletmek. bulasik adam * Yolsuz. * Acik secik gorunmeyen. bulaniklik * Bulanik olma durumu. bulasan. anlamsiz. * Ýki veya daha cok seyi birbirlerinden fark edilmeyecek bicimde karistirmak. * (bakis) icin. cok duru olmayan. bulasicihastalik * Mikrop yolu ile yayilan hastalik. midesini) bulandirmak. kapali. bulandirilmak * Bulandirmak isi yapilmak. bulasik eldiveni * Bulasik yikarken kullanilan plâstikten yapilmisgecirimsiz eldiven. nefret uyandiran. bulasik gemi . * Yapiskan. * Durulugunu yitirmek. bulaniklasmak * Bulanik olmak. * Karismak. * Ýz. * Niteligi tam anlasilmayan. etki. bulasik deniz * Mayin tehlikesi olan deniz. her yanibir seyle kaplanmak. bulanmasinisaglamak. bulasici * Birinden baskasina gecen. * Tiksindirici. bulanmak * Bulamak isine konu olmak. * Parlakliginive acikliginiyitirmek. sulu. bulaniklasma * Bulaniklasmak isi veya durumu. * Bulutlu. bulanti * Midede duyulan ve insana kusacak gibi bir duygu veren durum. bulanis * Bulanmak isi veya bicimi. Donuk. satasma aliskanligiolan kimse. kalinti. uygunsuz isler yapan.batirmak. bulantivermek * (icini. bulanik * Bulanmisolan. sri. bulandirici * Bulantiveren. bulanikca * Biraz bulanik olan. * Bulasmisolan. bulandirmak * Bulanmasina yol acmak. duru olmayan. net olmayan. bulanma * Bulanmak isi. bulasik bezi * Bulasiklariyikamak icin kullanilan bez. mide ici) Bulantisiolmak. bulasik deterjani * Bulasik tozu. fersiz. bulaniklastirmak * Bulanik duruma getirmek.

bulasik suyu * Bulasik yikarken kullanilan su. bulasilmak * Bulasmak isine konu olmak. bulasilma * Bulasilmak isi veya durumu. kirli is. kavga etme aliskanligiolan. * Catmak. alt cenesi usttekinden uzun. tedirgin etmek. uzerine surulen bir sey yuzunden kirlenmek. bulastirmak * Bulasmasina yol acmak. bulasikcilik * Bulasikcinin isi. * Satasma. bulasik makinesi * Bulasik yikamaya yarayan alet. uygunsuz. * Ýstenilmeyen bir madde bir seye surulmek. buldukca bunar (veya bulmusda bunuyor) * bulduguyla yetinmiyor da daha cogunu istiyor. bulastirilma * Bulastirilmak isi veya durumu. . bulaskan * Bulastigiyerden kolay temizlenemeyen. bulasikci* Ýsi kirli kaplariyikamak olan kimse. buldok * Kopekgillerden. bulasik tozu * Bulasiklariyikarken kullanilan. bulatmak * Bulastirmak. bulasikhane * Kisla. buldumcuk * Sonradan gorme. yapiskan. iri ve guclu bir kop ek turu (Canis familiaris molosus hibernicus). tekerlekli veya tirt illibir yol makinesi. tadituzu olmayan. * (hastalik) Gecmek. bulastirilmak * Bulastirmak isine konu olmak. bulastirma * Bulastirmak isi veya durumu. bulasmak * Bir nesne. bulasik makinesi tuzu * Bulasik makinelerinde suyun icinde veya yikananlarin uzerinde kirec kalintilar iniyok eden kimyasal bilesim. otel gibi yerlerde bulasik yikamaya ayrilan ozel bolum. satasmak. bulasik is* Yolsuz. bulasma * Bulasmak isi. temizleme ve aritma ozelligi bulunan toz. * Ýstemeden veya rastlantisonucu bir ise karismak. burnu basik. buldozer * Onundeki genisbicakla topragisiyirip engebeleri kaldiran. bulasik suyu gibi * (sulu yiyecek ve icecekler icin) kotu hazirlanmis. bulasiklik * Bulasik olma durumu. bulaskanlik * Bulaskan olma durumu. okul.* Tayfalarinda veya icindeki yolcular arasinda bulasicihastalik bulunan gemi. sirayet etmek.

bulgurcu * Bulgur yapan ve satan kimse. bulgulama * Bulgulamak isi. bulgurluk * Bulgur yapmaya elverisli. Bulgaristanla ilgili olan. Bulgurlu'ya gelin mi gidecek? * geregi yokken ivedi ve surekli olarak dikis. * Vucuttaki islevsel bir bozuklugun.buldumcuk olmak * bir seye sonradan ulasinca simarmak. sogan. semptom. bulgurlama * Bulgurlamak isi. bulgur * Kaynatilip kurutulduktan ve kabugu cikarildiktan sonra kirilan bugday. bulgur. buldurtma * Buldurtmak isi. taze biber. dairesel gorunuslu parcaciklardan her biri. bulgurcuk * Gunesyuzeyinde teleskopla secilebilen kucuk. Bulgarca * Bulgar dili. * Yeni olaylarive bilgileri bulma yontemi ve ogretisi. netice. ebe bulguru. buldurtmak * Bulmasiniveya buldurmasinisaglamak. bulgari * Dort telli baglama. nakisgibi islerle ugrasanlara sak . bulgu * Var oldugu hâlde bilinmeyeni bulup ortaya cikarma isi ve bu isin sonunda elde ed ilen sey. araz. bulgurculuk * Bulgurcunun isi veya meslegi. * Gunesyuzeyinde bulgurcuk denilen taneciklerin kaynasmasiolayi. bulgurlamak * Bulgur tanaleri gibi kucuk parcalara ayirmak. Bulgar * Slâvlarin guney kolundan olan bir halk veya bu halkin soyundan olan kimse. tereyagive salca kullanilarak hazirlanan b ir corba turu. * Bulgaristan'a ozgu olan. hastaligin belirlenmesine yarayan olgu veya olay. bulgurlu kofte * Ýnce bulgurla yogrulmuskofte. bulgurlanma * Bulgur taneleri gibi kucuk parcalara ayrilma. bulgur corbasi * Domates. * Arastirma verilerinin cozumlenmesinden cikarilan bilimsel sonuc. buldurmak * Bulmak isini yaptirmak. * Sert ve ufak taneler durumunda yagan kar. bulgur bulgur * Bulgur tanesi gibi. bulgurlu pilâv * Bulgurla pisirilen pilâv. Bulgaristanli * Bulgaristan halkindan olan ( kimse). buldurma * Buldurmak isi. bulgulamak * Yeni olaylarive bilgileri bulmak.

* Ýstenilen seye kavusmak. bulma * Bulmak isi. guc bulunan. * Bulunmaz. radyoaktif mineralleri. ogrencilerin kendilerinin bulmasinisaglayan ogretim y ontemi. * Ýlk kez yeni bir sey yaratmak. bulundurma * Bulundurmak isi. essiz. bulmak * Arayarak veya aramadan. bir bulusyapan kimse. kusur icin) Yuklemek. * Eksik etmemek. bir noktaya erismek. baligolma. bir kimse ile karsilasmak. aratarak buldurmayiamac edinen oyun. bulucu * Bir seyi bulan. * Sokakta bulunup alinan cocuk. ulasmak. bulûga ermek * erinlesmek. mayinlari. bulmaca * Cesitli bicimlerde duzenlenen ve dusundurerek. * Secmek. bulûg * Erin olma. bulgusal yontem * Ogretilmek istenen seyi. hazir bulunmasinisaglamak. bullak * Bkz. bir yargiya varmak. detektor. * Herhangi bir goruse. bir seyi elde et mek.a yollu soylenir. bulgusal * Bulguyla ilgili. nail olmak. bulup bulusturmak * caba gostererek saglamak. yaratmak. * (bir yerde) Olmak. bulguya ait. . icat etmek. suc. benzersiz. allak bullak. manyetik dalgalaribulmaya yarayan arac. kâsif. * Cezaya ugramak. uygun saymak. * (kabahat. bulunmak * Bulmak isine konu olmak. * Kaybedilen bir seyi yeniden ele gecirmek. bulunma * Bulunmak isi. * Varligibilinmeyen bir seyi ortaya cikarmak. * Gazlari. kesfetmek. * Erismek. * Bir yer. * Hatirlamak. bazen de rast gelinerek bulunan eski caglardan kalma esya. * Saglamak. * Herhangi bir durumda olmak. bulus * Bulmak isi veya bicimi. erinlik. temin etmek. buluntu * Kaziveya arastirmalarla ortaya cikarilmisolan. bulunmaz Hint kumasi * cok az bulundugu ve cok degerli oldugu sanilan sey. bulûgcagi * Ergenlik cagi. bulundurmak * Var olmasini. bir seyle.

acik. bulutcuk * Kucuk bulut. dusunce ve hayalde baskalarinin etkisinden siyrilarak. bulutlanma * Bulutlanmak isi. yukseklikleri ve yol actiklarihava olaylariyla birbirinden ayrilan yiginlar. bumbar * Buyukbasve kucukbashayvanlarin kalin bagirsagi. bulusturmak * Bir araya gelmelerini saglamak. * Bu bagirsaga ciger. bulushakki * Bir bulusun veya o bulusu uygulama alaninda kullanma hakkinin bir kimseye ait oldugunu gosteren belgeye karsilik kazanilan hak. bulutlanmis. * Kavusmak. bulusulma * Bulusulmak isi. bulusmak * Bir araya gelmek. endise. karsilasmak. icat. * Konu. net olmayan. huzunlenmek. duygu. bulusma * Bulusmak isi. geniscadde. bulut * Atmosferdeki su damlaciklarive buz taneciklerinin gorulebilir yogunluk kazanma siyla olusan. nebuloz. kiyma. buluttan nem kapmak * en kucuk bir seyden alinmak. bulutlu * Bulutlarla kaplanmis. bulutlanmak * Bulutlarla kaplanmak. bulutsu * Uzayda ekseni cevresinde yavasca donen. * Uzerinde bulut varmisgibi bulanik gorunen.* Ýlk defa yeni bir sey yaratma. bicimleri. pirinc veya bulgur doldurularak yapilan yemek. bumburusuk * Cok. bulut gibi * cok sarhos. bir araya getirmek. * Bilinen bilgilerden yararlanarak daha once bilinmeyen yeni bir bulguya ulasma veya yontem gelistirme. * (bellek icin) Karisik. bulutsuz * Bulutu bulunmayan. bulusulmak * Bulusmak isi yapilmak. * Herhangi bir seyden olusan yogun yigin. berrak. icat. bulusma yeri * Bulusulacak yer. * Kederlenmek. bulvar * Sehir icinde agacli. bulusturma * Bulusturmak isi. * Sogugun girmesini onlemek icin kapive pencere araliklarina takilan. bunlarin i slenisinde yeni bir yol tutma. cok alingan olmak. * Keder. * Onceden belirlenmisbir yer ve zamanda bir araya gelmek. . kizgin gaz ve tozlardan olusmusgok var ligi. iyice burusmusolan. uzun bez kilif. ici pamuk dolu.

damar tikanmasigibi ic seb . buna * Bu zamirinin yonelme eki almisdurumu. bunalimli* Gerginlik. bumlama * Bumlamak isi. bunakca * Bunaga benzer. bunaltma * Bunaltmak isi. bun * Sikinti. matuh. ic sikintisi. bunak * Bunamisolan (kimse). bunalti * Sikinti. bunaltici* Bogucu. bunalima dusmek * ruhî bakimdan gerginlik veya sikintiicine girmek.bumbuz * Cok soguk. * Bunaga yakisir (bir bicimde). satisdegerlerinin dusmesi. ateh getirmisolan (kimse). bunalma * Bunalmak isi. yeniden secip alarak. bunaltmak * Bunalmasina yol acmak. bunama * Frengi. sikici. * Cogunluga iliskin satin alma gucunun durmasi. iyilerini secmeye baslamisken once begenmeyip biraktikla rinida sonradan. birdenbire olan fizyolojik deg isiklik. * Tehlikeli sonuc dogurabilecek gerginlik. bunluk. bumerang * Kivrik bir sopaya benzeyen ve firlatildiginda geri donen. kriz. sikintiveren. bunalis * Bunalmak isi veya bicimi. biraz bunak. buna degdi (idi) buna degmedi (idi) diyerek * bircok sey arasindan. alkolizm gibi dissebeplerden veya yaslilik. bunalmak * Soluk almasiguclesmek. agactan yapilma bir av araci. bunalim gecirmek * herhangi sebeple olusan bunalimiyasamak. * Bir hastalikta iyilesme veya olumle sonuclanan. * Cok sikilmak. bunaltilmak * Bunalmasina yol acilmak. cok tedirgin olmak. kriz. bunaltilma * Bunaltilmak isi veya durumu. kriz. bunalim * Dogal bir surecte birdenbire olusan aykirilik. * Ruhî yonden sonucu tehlikeli olabilecek durum. buhran. gerginligi olan. bunaklik * Bunak olma durumu. calis ma gucunun azalmasigibi sebeplerle ortaya cikan iktisadî durum. buhran. bumlamak* Lâstik tirnaklarinin janta iyi oturmamasindan dolayijantin ic lâstik uzerine basmasi sonucu lâstik patlamak. sikintiveren. bunak gibi.

bunca * Epey. bungun * Sikintili. bu denli. kucumsemek. * Genellikle tahtadan yapilmis. bunda bir isvar * olayin bir ic yuzu. bunluk * Bunalim. bundan boyle * bundan sonra. durumun gizli bir yonu var. cok. ateh. ateh getirmek. bunun burasi * dikkati cekmek icin "burasi" anlaminda kullanilir. bundan * Bu zamirinin cikma eki almisdurumu.eplerden ileri gelen. zihnî bagintinin kopmasi. veranda ile cevrili ev. bunlu * Sikintili. bundan iyisi can sagligi * bu en iyisidir. alkolizm gibi dissebeplerden veya yaslilik. bunmak * Begenmemek. bunamak * Frengi. buradan * Buradan. genellikle tahtadan yapilmis. burdan bicimlerinin kullanildigida gorulur. daha iyisi olamaz. buncagiz * Bunun gibi. buracikta * Cok yakin ve belirli bir yeri gosterir. damar tikanmasigibi ic seb eplerle zihnî bagintikopmak. bura * (bu ve ara kelimelerinden) Bu yer. bunda * Bu zamirinin kalma durumu. bungunlastirmak * Bungun hâle getirmek. bununla birlikte * Buna ek olarak. bunun * Bu zamirinin tamlayan durumu. * Bu kadar. buragan . bunlar * Bu zamirinin cogul eki almisdurumu. azimsamak. burada * Bu yerde. * Kalma ve cikma durumlarinda orta hecenin dustugu ve burda. tek katliev. bunayis * Bunamak isi veya bicimi. bungalov * Hindistan'da tek katli. sikinti. * Bunun boyle olduguna bakmayarak. buradayim diye bagirmak * goze carpacak bir yerde bulunmak. bunu * Bu zamirinin belirtme eki almisdurumu.

burgu ile delinmek. * Zodyak uzerinde yer alan on iki takim yildiza verilen ortak ad. koku gibi havada yayilan seyler icin) Pek cok. Aslan. burgata * Tel ve bitkisel halatlarin pus (2. Yay. taneleri hayvan yemi olarak kullanilan yillik bir yem bitkisi (Vicia ervilia). celik alet. dort kose veya cok koseli kale cikin tisi. Oglak. * Burgulanmisolan. \343 Zodyak. * Yerin orta ve derin katmanlarina inebilmeyi saglayan delici alet. tirbuson. buram buram * (duman. burclar kusagi * Gok kuresinde tutulma cemberinin gectigi ve uzerinde on iki burcun (Koc. delik acmak. burgusuz . burcak * Baklagillerden. Ýkizler. Terazi. burcu burcu * (koku icin) Guzel guzel. burdurma * Burdurmak isi. telleri germeye yarayan mandal. burgulanmak * Burgulamak isine konu olmak. itir. yivli. girdap. burc * Okse otu. burasi * Bu yer. burcumak * Guzel koku yaymak. Basak. * Bu bitkinin mercimege benzeyen tanesi. burgu * Tahtada belirli delik acmaya yarayan delgiye takilisarma.54 cm) olarak cevresini belirten birim. Boga.* Guclu esen ruzgâr. Yengec. kargacik burgacik. Kova. burgulanma * Burgulanmak isi. burali * Bu memleketli. burc * Kale duvarlarindan daha yuksek. buralar * bu yerler. * Telli sazlarda. bura. burgulu * Burgusu olan. burcu * Guzel koku. burgac * Anafor. bu yerin halkindan. burgulama * Burgulamak isi. * Tipa cekmeye yarayan. burgulamak * Burgu ile delmek. keskin. pek guzel. yuvarlak. burdurmak * Burmak isini yaptirmak. Balik) esit araliklarla dagitildigikusak . burgacik * Bkz. burgu makarna * Burgu biciminde dokulmusve firinlanmismakarna. Akrep. ucu sivri ve helis biciminde demir alet.

burhan * Kanit. burkucu * Burkma isini yapan. kent soyluluk. burjuvazi * Burjuva sinifi. burkulma * Burkulmak isi. kivrilmis. burnaz * Ýri ve uzun burunlu. burularak yapilmis. burnu havada (veya kaf daginda) (olmak) . kent soylu. buyuklenmek. burjuvalik * Burjuva olma durumu. burma * Burmak isi. * (mide. burkma * Burkmak isi. * Musluk. * Burkulmak. burnu buyuk * kibirli. burnu bile kanamamak * tehlikeli bir durumdan yara bere almadan kurtulmak. * Hadim etmek. igdisetmek. * Hadim etme. burkulmak * Burkmak isine konu olmak. burjuva edebiyati *Orta sinif halk kesimine hitap eden edebiyat. burjuva * Sehirlerde yasayan. burkmak * Burarak cevirmek. burlesk * Sanat alaninda ve ozellikle edebiyatta rastlanan. * Vucuttaki organlardan biri birdenbire kendi eklemi uzerinde donmek. burmak * Bir seyi iki ucundan tutup ekseni cevresinde cevirerek bukmek. * Agza kekre tat vermek. * Uzucu.* Burgusu olmayan. sikintivermek. uzmek. * Sarigiburma tatlisinin bir adi. burjuvaca * Burjuva gibi. * Burgulanmamisolan. ozel imtiyazlardan yararlanan sehirli. * Uzmek. * Burularak yapilmisbilezik. * Belgit. igdisetme. burnu havada * kendini cok begenmis(olmak). bagirsak) Sancimak. komiklige dayanan bir tur. burnu buyumek * kibirlenmek. * Yasiken burularak kurutulan ot. * Acivermek. * Burulmus. * Uzuntu duymak. * Kuru incir. * Egrilmek icin bukulmusyun. * Orta siniftan olan kimse. burjuvaya yakisan bicimde.

bursu olmayan. uzaklasmamak. burs * Bir ogrencinin ogrenimini yapmasiveya bir kimsenin bilgi ve gorgusunu artirmas iicin belli bir sure devlet veya ozel kuruluslarca. cok huysuz olmak.* cok kibirli (olmak). burssuz * Burs almayan. kibirlenmek. * Bu amacla vakfedilmisparanin veya malin geliri. burnuna girmek * birine cok sokulmak. burnunun dibi * cok yakini. burnundan (fitil fitil) gelmek * elde ettigi guzel sey. burnunun dibine sokulmak * cok yaklasmak. * cok ofkelenmek. burnundan solumak * cok ofkelenmisolmak. burnunda (veya gozunde) tutmek * cok ozlemek. odenen aylik para. burnu surtulmek (veya burnu surtmek) * sikinticektikten sonra daha once begenmedigi bir durumu kabul etmek. burtlak . burslu * Burs alan. burnundan kil aldirmamak * kendisine hic soz soyletmemek. burnunun diregi sizlamak * (maddî veya manevî) cok aciduymak. bursu olan. burnunun yeli harman savurmak * buyuklenmek. burnu kirilmak * buyuklenemez duruma gelmek. kacamak bulamayacagiduruma getirmek. burnunu sokmak * gerekmedigi hâlde her ise karismak. burnundan dusen bin parca olmak * cok asik suratliolmak. burnunu kirmak * birini guc durumda birakarak buyuklenmesini veya direnisini yok etmek. burnunun dikine (veya dogrusuna) gitmek * ogut dinlemeyerek kendi bildigi gibi davranmak. iyice yaklasmak. kibirli. amacina ulasamamak. burnunun ucunu gormemek * cok sarhosolmak. sonradan gelen uzuntuler uzerine kendisine zehir olmak. gururunda n vazgecmek. burnundan yakalamak * birini yonetimi altina almak. burnunun diregi kirilmak * cok pis bir koku duyarak tedirgin olmak. * umdugunu bulamamak. burnu yere dusse almaz * kendini begenmis. burnundan ayrilmamak * yanindan gitmemek. burnunun ucundan otesini (veya ilerisini) gormemek * kit dusunceli olmak. burnunu cekmek * sumugunu cekmek. burnunu siksan canicikacak * cok zayif ve gucsuz kimseler icin kullanilir. cok uzulmek.

gucenmislik. kucumsemek. buruklasmak * Buruk durum almak. burun yapmak . * Alinarak kuskunluk gostermek. buruk buruk * Buruk bir bicimde. turlu bicimlerde denize uzanmis bolumu. begenmemek. * Karanin. burulmak * Ekseni cevresinde dondurulmek. burukca * Tadibiraz buruk olan. buruksu * Buruga benzer. buruk * Burulmusolan. * Kuskunluk. burun * Alinla ust dudak arasinda bulunan. * Baziseylerin on ve sivri bolumu. * Kibir. burun kanadi * Burun deliginin yan tarafindaki kabarik bolum. * karsisinda hissetmek. burukluk * Buruk olma durumu. burun sisirmek * kibirlenmek. cikintili. burun bukmek * begenmemek. burun kivirmak * onem vermemek. * Uygun olmayan sartlar sonucu donerek buyuyen agacin kerestesi. burum burum * Burulmak fiili ile birlikte "cok fazla burulmak" anlaminda kullanilir. kekrelik. burun buruna gelmek * beklenmedik bir anda karsilasmak. enfiye. mukozayla kaplibosluklar. buyuklenme. burun bosluklari * Burun deliklerinden yukaridogru acilan. ozellikle yuksek ve daglik kiyilarda. onem vermemek. buruklasma * Buruklasmak isi veya durumu. gucenmis(kimse). burulma * Burulmak isi. iki delikli koklama ve solunum o rgani. burun buruna * Birbirine cok yakin ve yuz yuze. buruntu. gucenmek. agrimak. * Tadikekre olan. buru * Sanci. burun perdesi * Burun boslugunu ikiye ayiran bolme. burulma dayanimi * Elyafinibukerek kirmaya calisan kuvvete karsiagacin gosterdigi direnc. burun otu * Burna cekilen tutun. calilik yer. * Alinarak kuskunluk gosteren.* Taslik. birbirlerine cok yaklasmak. * Sancimak. buruk gibi. burun deligi * Burnun iki boslugundan her biri.

burusturmak * Burusuk duruma getirmek. buse * Opucuk. * (agizda) Kekrelik duymak. yavas a. opus. burunlu * Herhangi bir bicimde burnu olan. burunsak * Hayvan yavrusunun anasindan sut emmesini onlemek icin burnuna gecirilen baslik . burusukca * Biraz burusuk olan. burusuk * Gerginligi. burusturma * Burusturmak isi. onurlu. * Kendini begenmis. * Hayvanlarin burunlarina gecirilen ip. burusukluk * Burusuk olma durumu. * Tiksinmek. * Hayvanlarin. duzgunlugu kalmamisburusmusolan. burunluk * Burunsak. sanci. butaforcu * Oyun icin gerekli sahne esyasiniyapan uzman. * Cikintisiolan. busbulanik * Cok bulanik. burunlamak * Dislamak. pek duzgun olmayan. uzerinde kirisik ve katlamalar olmak. burusma * Burusmak isi. bacaklarinin govdeye bitisik olan dolgun. burunduruk * Hayvanlarinallarken isirmamasiicin dudaklarinikistirmaya yarayan kiskac. burunsalik* Burunsak. burusmak * Duzgunlugu bozulmak. * Ciltte olusmuskirisik.* ustunluk taslamak. burusburus * Cok burusmus. butafor * Oyun icin gerekli sahne esyasi. buruntu * Buru. kibirli. hoslanmamak. Burundili * Burindi halkindan olan (kimse). etli bolumu. but * Vucudun kalca ile diz arasindaki bolumu. buselikasiran * Klâsik Turk muziginde birlesik bir makam. asagilamak. . bagirsak bozuklugu. opme. burusuksuz * Burusugu olmayan. buselik *Klâsik Turk muziginde on uc basit makamdan biri. busines klas * Ýslik orun.

buyurmak * Bir seyin yapilmasiniveya yapilmamasinikesin olarak soylemek. haksizlik. butikci * Butik isleten kimse. buyurgan * Sik sik buyruk veren. buyruk kulu * Emir kulu. buyur etmek * "buyurun" diyerek konugu saygiile iceri almak veya sofraya cagirmak. * Gecersizlik. buymak * Soguktan donarak olmek. * Egemenlik. buyurganlik * Buyurgan olma durumu. butikcilik * Butik isletme isi. buyma * Buymak isi. butlan * Batil olma durumu. buut * Boyut. buyruk * Belirli bir davranista bulunmaya zorlayicisoz. * Soylemek. * 'Etmek.butik * Giyim ve sus esyasisatilan dukkân. * Almak. dusuncesini bildirmek. buyurma * Buyurmak isi. emretmek. * Ýrade. buton * Calistirmaya yarayan dugme. buyot * Yatakta isinmak icin kullanilan sicak su torbasi. gitmek. hukumsuzluk. eylemek' anlaminda yardimcifiil olarak kullanilir. buyruk verir gibi konusan. gecmek. sozunuzu tekrarlar misiniz?. * Uzunluk. buyrulmak * Buyurmak isi yapilmak. demek. emrediniz. buyrulma * Buyrulmak isi. cok usutmek. vezir. emir. * Gelmek. * Cok usumek. * soyleyiniz. . buyrukcu * Buyuran. buyur? * anlamadim. emreden (kimse). buyur * Buyurun anlaminda bir hitap sozu. buydurmak * Dondurmak. buyrugu altina girmek * bir kimse baska bir kimsenin isteklerini ister istemez yerine getirmek zorunda olmak. * Yanlislik. girmek. beylerbeyi gibi yuksek devlet gorevlilerince yazilan buyruk. buyrultu * Sadrazam. ferman.

buzagilasmak * Buzagidurumuna gelmek. buz dagi* Kutup bolgelerinde buzullardan koparak akintilarla yer degistiren buyu k buz parcasi. buz kesmek * cok usumek. aysberg. buzagi * Sutten kesilmemissigir yavrusu. buz * Donarak katiduruma gelmissu. arkasive yanlaridik. buz yalagi* Yuksek daglarda kalicikar ve buzulun birlikte olusturdugu. uzulecek bir durum karsisinda donakalmak. buzagilama * Buzagilamak isi. buzculuk * Buzcunun isi veya meslegi. buz torbasi * Tedavi amaciyla kullanilan ve icinde buz parcalaribulunan plâstik bir torba. buzla kaplanmak. buz tutmak * (siviicin) ustunde buz olusmak. buz kalibi* Suyun belli bicimlerde donmasinisaglayan ozel kap. buzagilamak * (sigir icin) Yavrulamak. buyurucu * Buyruk. onu acik. emir veren.buyuru * Buyruk. buz duvari * Samimî olmamaktan ortaya cikan. * cok usumek. * sasilacak. * bir kimseye etki yapmayan sozler soylemek. buzagilasma * Buzagilasmak isi. saka yollu uzuntu anlatir. buzcozer * Buzu cozen. etkisi cok az olacak bir isyapmak. donmak. buyurun cenaze namazina! * hic beklenmedik kotu bir durum karsisinda. * (kotu nitelikler icin) kesin bir gercegi belirtir. buz alani* Buzla. buzcu * Buz satan kimse. buz baglamak * (sivilar icin) yuzeyi donmak. buzagili * Buzagisiolan. donmayionleyen alet. buz ustune yaziyazmak * suresi. * Cok soguk bir etki uyandiran sey veya kimseleri anlatmak icin kullanilir. * (et icin) temiz ve yagli. buz kesilmek * buz gibi sogumak. cember bicimli cukurluk. buz gibi * cok soguk. emir. . buzagisiz * Buzagisiolmayan. arada sogukluk yaratan durum. defroster. arzu edilmeyen. buz durumuna gelmek.

buzul masasi * Cevresindeki buzlar erirken.buzdolabi* Yiyecek ve icecek gibi seyleri soguk olarak saklamaya yarayan. buzul bilimi * Fizikî cografyanin buzullarive yeryuzundeki islevlerini konu alan bolumu. buzul kar * Bir buzulun olusmasinda temel olan katilasmiskar kumesi. buzla * Deniz suyunun donmasiyla kutup bolgelerinde olusan buz alani. buzul kaynagi * Buzulun eriyerek topragin altina inen suyunu disariya veren kaynak. gerginlik ortadan kalkmak. * Buzdolabinin icinde buz yapan bolme. buzluk * Yiyecek ve icecekleri sogutarak saklamak icin kullanilan. pleistosen. * aradaki sogukluk. darginlik. buzul donemi * Buzullarin yayildigidorduncu zaman. gol veya irmaklarda ulasimioteki gemilere kolaylastirmakta kullan ilan. altina rastlayan bolumu erimekten koruyan ve boyl ece buzdan bir ayak . buzlar cozulmek * buzlar erimeye ve kirilmaya baslamak. buzlasmak * Buz durumuna gelmek. buzlasma * Buzlasmak isi. buz baglamisolan. buzul cagi * Dorduncu zamanin. buzhane * Buz yapilan yer. buzlu * Buz tutmus. buzlanma * Buzlanmak isi. yeryuzunun bugunkunden daha buyuk bolgelerinin buzullarla or tulu bulundugu donemi. * Buz icinde tutularak. cumudiye. bozuk duzen calinan bir Yunan calgisi. bankiz. saydam olmayan. buzuki * Baglamaya benzer. motorla calisan d olap. glâsyolojist. icine buz katilarak sogutulmus. buzul bilimci * Buzul bilimi uzmani. * Soguk hava deposu. buzlugan * Uzerinde buz eksik olmayan yuksek dagtepesi. buzlarikirarak yol acmak icin yapilmisgemi. glâsyolo ji. * Bugulanmisgibi olan. buz tutmak. aysfild. buzul * Kutup bolgelerinde veya dagbaslarinda asagiya dogru agir agir yer degistiren b uyuk kar ve buz kutlesi. buzlu cam * Saydamligigiderilmiscam. buzkiran * Donmusdeniz. buzlanmak * Buzla kaplanmak. * Televizyon ekrani. buzla sogutulan kap veya dolap.

bucur * Ufak tefek ve kisa boylu. buzul seli * Buzulun erimesiyle olusan sel. bakirdan. buge * Buve. buhtan etmek * kara calmak. bufe * Ýcine sofra takimlarinin kondugu dolap. iftira etmek. bugemek * Suyu onune bent yaparak toplamak. bucurlesme * Bucurlesmek isi. soprano buglu. bariton buglu olarak dort turu bulunan . buhtan * Kara calma. buget * Su birikintisi. bufecilik * Bufe isletme isi. moren. bugeme * Bugemek isi. buzullu * Buzulu olan. uzerleri cok kez pariltiliveya ci zikli taslar. buglu * Kucuk buglu. egri bugru. bugelek * Buve. Budu * Bkz. bucurluk * Bucur olma durumu. buzullasma * Buzul durumuna gelme. Edi ile Budu. * Bogurtlen. Bugduz * Oguz Turklerinin 24 boyundan biri. alto buglu. buken . buzul tas* Buzullarin tasiyip biriktirdikleri. bodur (kimse). bugru * Bkz. * Akarsu kiyilarindaki verimli tarlalar. * Gecmiscaglarda ve simdi genisveya dar bir bolgenin buzullarla ortulmesi olayi. buzulsuz * Buzulu olmayan. * Donemec. perdeli veya pistonlu muzik araclarinin adi.uzerinde kalan kutle. buzullasmak * Buzul durumuna gelmek. * Toplantilarda yiyecek ve iceceklerin konuldugu masa. buk * Ovada veya dere kiyisinda calive diken toplulugu. golcuk. iftira. bucurlesmek * Bucur duruma gelmek. * Ýcki. yiyecek turu seylerin satilip tuketildigi yer. bufeci * Bufe isleten kimse.

* Bir seyin bukulmusyeri. bukumu olmayan. bukuculuk* Bukucunun isi veya meslegi. * Birkac tel ipligi burarak sarmak. katlanmak. bukulme * Bukulmek isi. bukulmek * Bukmek isine konu olmak. bukucu * Agac veya kontraplâklarikalipla veya elle bukerek sekil veren kimse. insiraf. bukturmek * Bukmek isini yaptirmak. * Vucudun bir bolumunu yanindaki bolum uzerine kivirma.* Oynak kemikleri arasindaki acilaridaraltan kaslarin genel adi. bukulu * Bukulmusolan. acan karsiti. * Bukunlu. kivrilmisseylerin olusturdugu kat. bukumsuz * Bukulmemisolan. icin) Bir defada egrilmisip miktari. bukme * Bukmek isi. * (iplik icin) Egrilmek. bukunlu * Turetmede ve cekimde kelime kokleri degisiklige ugrayan (dil). bukumlu * Bukulmusolan. buk. kivirtmak. * Egilmek. * Katlamak. bukluk * Akarsu kiyilarindaki verimli tarlalar. egilmisolan. buklum buklum * Cok buklumlu. bukumu olan. bukturme * Bukturmek isi. bukunlu dil * Gramer gorevleri ve yapibakimindan kelime koklerini degistiren dil: Arapca fai . kat. bukuk * Bukulmus. viraj. kivrim kivrim. * (iplik. bukun * Gramer gorevleri ve yapibakimindan. * Egmek. * Donemec. * Yonelmek. buklum * Bukulmus. bukum * Bukmek isi. bukulus * Bukulmek isi veya bicimi. bukulgenlik * Bukulgen olma durumu. bukulgen * Kolay egilip bukulen. insirafî. * Dondurmek. icinde veya son unda turlu degisikliklerin olmasi. kivirmak. bukmek * Sertce cevirmek. * Bukulmuskaytan veya iplik. kivrim. yun vb. kelime koklerinin basinda.

* Agridan. fiil. * Sesi cok guzel olan kimse. bulbul gibi konusturmak (veya soyletmek) * itiraf ettirmek. bulbulkonagi * Bir tur hamur tatlisi. bukuntu * Bukme sonucu olusan bicim veya iz. * Ýnce perde. neseyle konusmak. sancidan kivranmak. * Bagirsakta olan agri. * Carsaf. bulbul canagi * Cok ufak (kâse). bulbul * Karatavukgillerden. bukus * Bukmek isi veya bicimi. bulbul gibi sakimak * guzel sesle. bulbullesme * Bulbullesmek isi. okumak. bulbul gibi bilmek * cok iyi ogrenmisolmak. bunye bakimindan. kurulus. bulbul gibi soylemek * hicbir sey saklamadan bildiklerini soylemek. sair. sesinin guzelligi ile taninmisolan otucu kus(Luscinia mega rhynchos). viraj. itiraf etmek. bulbullesmek * Bulbul gibi otmek veya sakimak. burgu * Basortusu.l. ortasicukur ve bu cukur yere pistikten sonra dovulmusAntep fi stigikonulan bir tur hamur tatlisi. bulbulyuvasi * Daire biciminde. * Donemec. yurdu disinda ne kadar zengin olursa olsun. bukunmek * Kivrilmak. bulten * Ozel veya resmî kurum ve kuruluslar veya yetkili kisilerce herhangi bir durumla ilgili olarak sureli veya suresiz yayimlanan duyuru. * Yapi. * Dergi. bunyece * Bunye olarak. "ah vatanim" demis * kisi. siir gibi. * Atki. bukunme * Bukunmek isi. bukulmek. yine de yurdunu ozler. bulbul kesilmek * bir etki veya baskialtinda cokca konusmak. bunye * Vucut yapisi. burgulu . bulbulun cektigi dili belâsi * ilerisi dusunulmeden soylenen soz insanin basina dert acabilir. bulbul gibi konusmak (veya okumak) * kolaylikla konusmak. bulbulu altin kafese koymuslar.

yazihane. durulmus. buruk * Duvak. burudet * Sogukluk. baharat ve yagkarisimiyla firinda pisirilen bir pilâv turu. buryanci* Bkz. burume * Burumek isi. biryan. * Ham ipekten dokunan bir tur ic camasirikumasi. burumcuk * Ham ipekten dokunmusgiysi kumasi. * Bolum. butce * Devletin. buro * Calisma odasi. burokratik * Kirtasiyecilikle ilgili. burumcek * Koza gibi yumaklanmissey. guclu etkilemek. bir aile veya bir kimsenin gelecekteki belirli bir su re icin tasarladigigelir ve giderlerini tur ve ayrintilariyla gosteren cizelge. burulu * Burunmus. tamamiyla. pirinc. kaplamak. domates. burum * Burulmus.* Burgusu olan. burunmek * Burumek isine konu olmak. sogan. burumek * Sarmak. * Yazimasasi. burokrat * Devlet dairesinde calisan gorevli. buryan * Bkz. ortmek. * Cok. * Kamu yonetimi. biryanci. sube. omuzlarla birlikte gogusten yukaribolumu. * Bir gorunuse girmek. bazen de omuzlariicine alan sanat urunu. * Kirtasiyeci. butan * Metal bidonlar icinde az bir basinc altinda sivilasan. buryan pilâvi * Kemiksiz koyun eti. bust * Vucudun. gogsu. * Heykeltiraslikta basi. * Devlet ve oteki kurulusveya topluluklarin belirli bir donem icindeki gelir ve giderlerinin oranlama . katlanmisolan sey. burunme * Burunmek isi. ortunmek. tamamen. istilâ etmek. bir kurulusun. * Danisma ve yaziislerinin yurutuldugu isyeri. basmak. iyice. yakit olarak yararlanil an HC formulundeki hidrokarbur gazi. burokrasi * Kirtasiyecilik. * Kamu yonetimi ile ilgili. busbutun * Ýyiden iyiye. * Sarinmak. temelli.

butun butune * Butun olarak. mutemmim. bozukluk olmayan (para). butunu. butun. tek parca durumuna getirme. butunler * Butun durumuna getiren veya butun durumuna getirmek icin eklenen. butunler aci * Olculerinin toplamini180° ye cikaran acilardan her biri. butun * Eksiksiz. butunleme sinavi * Ýlk ve orta dereceli okullarla universite ve yuksek okullarda butunlemeye kalan ogrenciler icin genellikle yaz tatili veya donem sonunda acilan sinav.niceliklerini onceden belirleyen. ikmal. tamamlama. butunleme * Butunlemek isi. butuncu ekonomi * Ekonominin butun alanlarinikapsayan yapive olusum. butcelemek * Butce yapmak veya hazirlamak. * Ufak. ikmale kalmak. tamamlamak. onaylayan ve bu islemlerin yapilmasina izin ve ren kanun veya karar. tamamiyla. ikmal edilmek. * Cok sayidaki varlik ve nesnelerin hepsi. butce acigi * Butcede belirlenen giderlerin gelirlerden cok olmasidurumu. buten * Olefin grubundan C4H8 formulunde iki hidrokarbonun adi. * Parcalanmamis. tam. butuncul * Totaliter. * Ufaklik. butunlemeye kalmak * bir ogrenci yariyil veya ogretim yilisonunda bir veya birden cok dersten bir k ez daha sinava girmek uzere basarisizliga ugramak. butunlemeli * Butunleme sinavina girmesi gereken (ogrenci). * Butunleme sinavi. butunlesmek * Butun duruma gelmek. butceleme * Butcelemek isi. butunlemek * Eksiksiz duruma getirmek. tamamlatmak. * Birlik. butunletme * Butunletmek isi. makro ekonomi. butunlesme * Butunlesmek isi. butce yili* Bir butcenin uygulanmaya basladigigunden ertesi yil aynigune kadar gecen sure. tamamlanmak. butunlenme * Butunlenmek isi veya durumu. butunculluk * Butuncul olma durumu. butunletmek * Butun durumuna getirmek. . butunlenmek * Butunlemek isine konu olmak. ikmal imtihani. bozuk paralaribuyuk para durumuna getirmek. butun butun * Busbutun. tamlik.

buyuk amiral * Baziulkelerde kara ordusunda maresale denk sayilan donanma subaylarinin en yuk . buyu bozmak * yapilmisbir buyuyu etkisiz duruma getirmek. buyuk gibi. gelinlerinden ve cocukl arindan olusan aile. buvelek * Buve. afsun. * (soyut kavramlar icin) Cok. buvet * (istasyon. Buget. sihirbazlik. benzerlerinden daha fazla olan. buyucek * Biraz buyuk. buve * Daha cok sigirlara saldiran. buyu * Tabiat kanunlarina aykirisonuclar elde etmek iddiasinda olanlarin basvurduklar igizli islem ve davranislara verilen genel ad. buyu yapmak * buyu yolu ile etki altina almaya veya aldirmaya calismak. butunleyici * Butunleme isini yapan. tiyatro. sihirbaz. buyuk anne ile bunlarin evli ogullarindan. buyuklere ozgu. * Cevresindekileri cabuk ve guclu olarak etkileyen kimse. butunsellik * Butun olma durumu. * Ustun niteligi olan. buyuge yakin. mutemmim. * Yetiskin. bagi. fusun. buyucu * Buyu yapan kimse. belli bir yasa gelmis. viziltilariyla tedirginlik ya ratan sokucu sinek (Hypoderma bovis). buyuk aile * Buyuk baba. butunluk * Butun olma durumu. buyuk abdesti gelmek * goden bagirsaginibosaltma gerekligini duymak. kaka.butunleyen * Butun durumuna getiren. buvet * Bkz. sihir. total. * Niceligi cok olan. buyugumsu * Buyuge yakisir. butunsel * Butun niteliginde olan. butunle ilgili. * Karsidurulmaz guclu etki. * Onemli. buyuculuk * Buyucunun yaptigiis. buyuk * (somut nesneler icin) Boyutlari. onlarin kaniniemen. buyuk abdest * Diski. ortalamayiasan. kucuk karsiti . sinema gibi yerlerde) Yiyecek ve icecek satilan kucuk bufe . buyuk (soz) soylemek * yapacagibir sey hakkinda kesin konusarak ovunmek. buyu bozulmak * yapilmisbir buyu etkisiz duruma getirilmek.

buyuk ana * Buyuk anne. buyuk boy * Normal olculerden daha buyuk. buyuk basin derdi buyuk olur * buyuk islerin basinda bulunanlarin karsilasacagiguclukler de coktur. buyuk para * Cok para. buyuk mevlit ayi * Ay takviminin ucuncu ayi. buyuk dalga * (radyo yayiniicin) Uzun dalga. i. buyuk soz soylemek. buyuk kalori * 1 atmosfer basinc altinda 1 kg suyun sicakligini14. buyuk peder * Buyuk baba. major. buyuk harf * Ozel adlarla cumle baslarigibi yerlerde kullanilan ve buyuk yazilan. o.sek asamasindaki amiral. buyuk kan dolasimi * Kalbin surekli kasilip gevsemesiyle kan ve lenfin vucudun buyuk bolumunu dolas masi. yuceltmek. ozel bici mli harf. majuskul. buyuk oynamak * cok para koyarak kumar oynamak. gucsuzleri ezer. sonuclandiramayacagin bir konuda kesin sozler soyleme. rebiyulevvel. buyuk elci* Ustun asamalielci. buyuk baba * Annenin veya babanin babasi. buyuk elcilik * Buyuk elci olma durumu. buyuk magaza * Her turlu tuketim maddesinin bol miktarda satisa sunuldugu yer. nine. dede. kilokalori. * Buyuk elcinin makami. dede. buyuk sesli uyumu * Kelimede kalin unlulerden (a. . buyuk lokma ye buyuk soyleme * basaramayacagin. buyuk lâf etmek * Bkz. buyuk balik kucuk baligiyutar * gucluler. buyuk hanim * Yaslikadin. buyuk atardamar * Kalbin kasilmasiile karinciklardaki kanibutun vucuda tasiyan ana atardamar. buyuk cember * Bir kurenin merkezinden gecen bir duzlemde ara kesiti olan cember.50 C den 15. buyuk gormek (bilmek veya tutmak) * kendini veya baskasinioldugundan ustun saymak. o. buyuk defter * Ticarî bir kurulusun aylik ve bilânco hesaplarinigosteren defter. buyuk onerme * Tasimin oncullerinden buyuk olani.50 C ye cikarma k icin gereken isimiktari. i. ince unlulerden (e. u) sonra kalin. buyuk anne * Annenin veya babanin annesi. * buyuk bir tehlikeyi goze alarak bir ise girismek.

buyukluk taslamak * kendini ustun gormeye calismak. buyukce * Biraz buyuk. manda gibi hayvanlarin niteligini belirtmek icin kullanilir. buyukluk gostermek * gonul ululugu gostermek. cemaziyulevvel. * Oldukca onemli. ekber evlât hakki. Buyukayi* Kuzey yarim kurede yedi yildizdan olusmustakim yildiz. buyuklu kucuklu * Buyuk kucuk hepsi bir arada. * Buyuklere yarasir bagislayicidavranis. buyukluk taslamak. buyuk unlu uyumu * Turkce bir kelimenin ilk hecesinde kalin bir unlu varsa. Yedigir. buyuk unlu uyumu. buyuk tovbe ayi * Ay takvimin besinci ayi. buyuklenme * Kendini buyuk gosterme. kucuklerin gozlerinden opmek * sevgi ve saygigostermek. kucukle kucuk olmak * her yasve durumdaki kisilere karsidostca. denizcilik gibi. buyuksemek * Buyuk oldugunu kabul etmek. buyuklenmek * Kendini buyuk gostermek. ondan sonra gelen but un hecelerin kalin unlulerle. gosterme hastaligi. buyukbas* Sigir. buyukluk hastaligi * Kendini oldugundan daha buyuk ve onemli gorme. buyuk sozume tovbe! * bir konuda cok kesin konusuldugunda. buyuk yemin etmek * bir seyi yapmamak konusunda en kutsal seyler uzerine ant icmek. Dubbuekber. buyukten buyuge * mirasin once buyuge. kibirlenmek. tersi bir durumun basa gelmemesi dilegini belirtir. boburlenmek. buyuk terim * Kapsamidaha genisolan son uc onermesinin yuklemi gorevini tasiyan terim. arkadasca davranmak. buyuk sehir * Ana kent. buyuleme * Buyulemek isi. ince bir unlu varsa sonraki hecelerin de ince unlulerle surup gitmesi kurali: Co cuklasmak. buyuk tansiyon * Kan basincinin yuksek olmasi. buyulemek . o olunce kalanlarin en buyugune gecmesi kurali. buyukseme * Buyuksemek isi. buyumuse benzer. kibir. buyuklerin ellerinden.u) sonra ince unlulerin gelmesi kurali. buyukluk satmak * gururlanip ustunluk taslamak. buyukle buyuk. buyukluk * Buyuk olma durumu. buyuksu * Buyuk gibi. megalomani. ululuk.

* Genislemek. buyuleyis * Buyulemek isi veya bicimi. buyultup basmaya yarayan aygit. buyulu * Kendisine buyu yapilmis(kimse). buyultmek * Bir seyi buyuk duruma getirmek. buyumek * Organizmanin butununde veya bu butunun bir bolumunde. buyuleyici ozellik * Surekli buyuleyici ve etkileyici olma.* Buyu ile etki altina almak. sihirli. buyuklerinki gibi olan. agrandisor. buyulenis* Buyulenmek isi veya bicimi. * Etkisi altina almak. buyutulme * Buyutulmek isi. * Yetistirmek. buyultme * Buyultmek isi. buyulenme * Buyulenmek isi. pertavsiz. buyutulmek . yaslanmak. * Birisi tarafindan yetistirilmiskimse. buyuleyici* Etkileyen. * Buyu gucu olan. * Abartmak. eskisinden buyuk duruma gelmek. buyutme * Buyutmek isi. * Abartmak. * Uzakta duran cisimlere durbun veya benzeri bir aracla bakildiginda cismi goren acinin ciplak gozle bakildigizamanki aciya orani. bakmak. * Yasiartmak. buyutmek * Buyuk duruma getirmek. buyutken doku * Surgen doku. * Fotograf ve resimlere boyut kazandirma islemi. harita gibi seyler icin) Daha buyuk ornegini yapmak. * Yetismek. buyutec * Odak boyutu birkac santimetre olan yaklastiricimercek. boyutlar artmak. mubalâga etmek. buyultec * Fotograf ve resim buyultmeye. * (resim. buyume * Buyumek isi. cekici niteligi olan. * Onem ve deger kazanmak. buyutmek. * Organizmanin butununde veya bu butunun bir bolumunde boyutlarin artmasi. teshir etmek. buyulenmek * Buyulemek isine konu olmak. agrandisman. irilesm ek. * Artmak. birini kendine baglamak. guclenmek. siddeti artmak. buyusel * Buyu ile ilgili olan. genisletmek. * Sayica artmak. buyumusde kuculmus * (cocuk icin) konusmasive davranislariyasina uymayan.

buzusuk * Buzulerek yuzey veya hacmi kuculmusolan. buzulup oturmak (kalmak) * bir kenarda cekingen bir tavirla oturmak. * Yureklilik. soguk gibi etkenlerle bir kenara sinmek. buyutus * Buyutmek isi veya bicimi. buzulmek * Buzmek isi yapilmak. buzulus * Buzulmek isi veya bicimi. torba vb. buzme * Buzmek isi. buzusmus. * Korku. buz * Kunk. kafadar. buzmek * Burusturarak. buzgulu * Buzgusu olan. buyuyus * Buyumek isi veya bicimi. bir kenara cekilmek . * Buzmek isini birine yaptirmak. buyuturluk * Asirilastirma. buzuk * Toplanarak buzulmus. buzdurmek * Buzmek. * Agzibuzulerek kapatilan (kese.). buzguleme * Buzgulemek isini yapmak. * Kalin bagirsagin sona erdigi yer. kumasin bollugunu azaltan sik. buzuktas* Kafa dengi arkadas. cesaret. sikistirarak veya kivrim yaparak bir seyin alaninive hacmini kuc ultmek. bir seyin o kimsenin cekiciliginden kurtulam amak.* Buyutmek isi yapilmak. * Kapatmak. buzulerek dikilmisolan. buzgu * Dikiste kumasin bir ucundan istenilen yere kadar gecirilen bir ipligin cekilme si ile olusan. buzdurme * Buzdurmek isi. anus. kirismak. . dedikodu yapilmasina engel olmak. buzgen * Kasilarak vucuttaki herhangi bir deligi acan veya kapayan cember bicimindeki k aslarin genel adi. buzusme * Buzusmek isi. buzusmek * Buzulerek alan hacmini kucultmek. saskinlik. buzgulemek * Buzgu seklini vermek. kirisik. buzulme * Buzulmek isi. buzgusuz * Buzgusu olmayan. buyuye kapilmak (veya tutulmak) * yapilan buyunun etkisinde kalmak. kucuk kivrim.

"tarafindan" anlamina zarf turetir: Bakanlik-ca. * cok becerikli. -ca / -ce * Vurgusuz zarf eki: Kisa-ca. istah aciciyiyecek. * Nota isaretlerini harflerle gosterme yonteminde do sesini gosterir. acik-ca. * Romen rakamlarinda 100 sayisinigosterir. cacik * Bir tur ot. cadigibi * sacibasidaginik. dil adlarituretir: A lman-ca. karsiliksiz. kocakari). * Elektrik kapasitesinin kisaltilmasi. -ca / -ce. yavas-cacik.. cadalozlasma * Cadalozlasmak isi. gunler-ce. cadi * Geceleri dolasarak insanlara kotuluk ettigine inanilan hortlak. cogu kez sarimsakli. mert-ce vb. esmer-ce. cacik * Yogurt. Rus-ca. caddeyi tutmak * herhangi bir sebeple bir yoldan gecisi engellemek. caba * Bir sey odemeden. fazladan. yas-ca vb. sayica esitlik bildiren zarflar turetir: Yuzyillar-ca. cadalozlasmak * Cadaloz gibi davranmak. Ce adiverilen bu harf ses bilimi bakimindan otu mlu katisik dis. bedava. cabadan * Bedava olarak. Ýngiliz-ce. usul-cacik vb. * Fazla olarak. onca vb. aylar-ca. . Turkce vb. uzaklasmak. ev-ce. cadikazani * dedikodunun. C * Karbon'un kisaltmasi. tirnaklariuzun ve pis kadinlar icin kullanilir. huysuz ve sirret (kadin. sert -ce vb. cadaloz * Cok konusan. -ca / -ce. "bakimindan" anlamina zarf turetir: Para-ca. Ca * Kalsiyum'un kisaltmasi. * Huysuz. baypas. topluluk beraberlik anlatan zarflar turetir: Aile-ce. fesadin cok oldugu yer. C * Turk alfabesinin ucuncu harfi.diseti unsuzunu gosterir. * (korkulu bir durumda) basinialip gitmek. kapamak. "-a gore" anlamina z arf turetir: Onlar-ca. cirkin. ihtiyar kadin.by-pass * Bkz. ben-ce. soluk-ca. c. binler-ce vb. iyi-ce. cadde * Sehir icinde ana yol. * Cok guzel goz. -ca / -ce * Sifatlardan kucultme sifatlaritureten ek: Sarisin-ca. biz-ce. "kada r" anlamina zarf turetir: Bun-ca. hukumet-ce vb. koy-ce vb. ustelik. ayran icine hiyar veya marul dogranarak yapilan. para vermeden alinan sey. -cacik / -cecik * Zarf tureten ek (vurgusuz): hemen-cecik. cadalozluk * Cadaloz olma durumu. sen-ce vb.

cadilik * Cadiya yakisir davranis. Caferî * Siîligin bir kolu ve bu koldan olan kimse. cafcafli * Gosterisli. cav. bilgisizlik. bilgisi olmamak. gurultulu patirtili. okumamis. satafatli. korkuluk. cag * Lavabo. cahillik * Cahil olma durumu. cahiliye * Araplarda Muslumanliktan onceki cag. bilgisiz. yerlerde atik suyun akmasinisaglayan zemindeki delik. toyluk. cahile yakisir (bicimde). cahilce * Cahil gibi. deneysizlik yuzunden kusur isleme. * Belli bir konuda yeterli bilgisi olmayan. yerinde sayilan. caglik * Dokumacilikta. cadisupurgesi * Emecleri ozellikle dal uclarindaki kabuk altinda sikibir agorerek cekirdekli y emisagaclarinin ciceklenmesine. * Genclik. * Agiz kalabaligiile bir seyi elde eden. fazla sik. yakisik olan. banyo vb. huysuzluk. cahilâne * Cahilce. cag * Parmaklik. * Bitki bakimsizliktan yabanîlesmek. cahil kalmak * bilgi edinememek. yasa. deneysizlik ve bu yuzden islenen kusur. uygun. dus. cadigibi davranmak. cahile yakisir (bicimde). * Bu mantarin yol actigibitki hastaligi. cahillik etmek * bilgisizligini gostermek. * Hamam. * Deneysiz. cag * Buyuk bez veya deri torba. tore veya baska bakimdan islenmesinde. bilgisizlik. genc. caiz * Din. cahiliyet * Cahillik. dolayisiyla meyve verimine engel olan asklimantar (Taphrina cera si). cozgu makinesinde cozgu ipligi bobinlerinin desen ve renk siras ina gore yerlestirildigi sehpa. banyo. yapilmasinda sakinca olmayan . tehlikeli. toy (delikanliveya kiz). toyluk. cafcaf * Gosteris. yapilip islenmesine izin verilen. * genclik. cahil * Ogrenim gormemis. * Karisik.cadilasma * Cadilasmak isi. satafat. sirret. cadilik etmek * huysuzluk etmek. cadilasmak * (kadin) Cirkinlesip huysuzlasmak. caize * Sairlerin kasidelerle ovdukleri buyukler tarafindan kendilerine verilen bahsis .

azik. cakalanmak * Caka satmak.5 cm arasinda degisen ince ve bassiz tel ci vi. * (goz icin) donuk. * Yazida bir sozun oldugu gibi tekrarlandiginigostermek icin alt hizasina konula n tirnak bicimindeki noktalama isareti. Calvincilik * Bkz. gosterisli. cakali * Cakasiolan.5-2. kabadayilik. caka satmak * gosterisyapmak. -cak / -cek. * Cercevelerde camin yerlestirilmesi icin acilan yiv. Kalvencilik. cam macunu * Camiyuvasina tutturmak ve yalitkanlik saglamak amaciile kullanilan bezir yagiv e ustubec karisimi. calim satmak. cakaci * Caka yapmayiseven. cakacilik * Cakaciolma durumu veya cakalidavranis. Calvinci * Bkz. elma. cakasiz * Cakasiolmayan. calim. cam gibi * arkasigorunen.. cam evi * Cam takma isleri yapilan dukkân. cam * Soda veya potas katilmissilisli kumun ateste eritilmesiyle yapilan sert. cansiz. cam goz * Gozu takma olan. cam mozaik * Renkli tasparcalariyerine cam parcalarindan yapilan mozaik. calî * Yapmacikli. sahte. cakalanma * Caka satma. tamahkâr. sirca. * Tumu veya bir bolumu bu maddeden yapilmis. cam kanatlilar * Kurtcuklari. sayda m ve cabuk kirilir cisim. kuzu-cak vb. calip * Celp eden. Kalvenci. fiyaka. icki. kayin. * Ac gozlu. . ceken. * Kadeh. caka yapmak * gosterisli davranmak. camci. duzme. saydam. hortumlari korelmiskelebekler familyasi. mese ve gurgen agaclarina zarar veren. caka * Gosteris. seffaf. * Pencere. cekici. kavak. boylari1. caka ile yapilan. -cak / -cek * Kucultme isimleri tureten ek: Yavru-cak. kanatl aricamsi. cam civisi * Yaklasik caplari1 mm. fiyakalidurumda olmak. * Yol yiyecegi.

bukulebilir cam liflerinin olusturdugu isive ses yalitiminda kullani lan madde. bir veya daha cok bolume ayiran cam bolme. cambazhane * Cambazlarin oyunlarinigosterdikleri yer. agacin boceklere ve atese direncini artiran renksiz sivi. camadanifora etmek * baglarikoyuverip kisilmisyelkeni acmak. camadan vurmak * fazla ruzgâra karsiyelkeni kasmak. camekânlikutu . heyecan ve rici gosterileri yapan kimse. * Ser (ÝÝ). akrobatlik. * Usta. satilik seylerin sergilendigi camlibolme veya yer. camekân * Gostermelik. * At alip satma veya yetistirme isi. * Hamamlarda soyunulan camliyer. camci * Cam ticaretini veya cam takmayimeslek edinmiskimse. tehlikeli. * Kurnazlik. cambul cumbul * (yemek icin) Cok sulu. becerikli kimse. camcimacunu * Cam ile cerceve arasindaki araliklarikapatmakta kullanilan ve kaba ustubecle b ezir yagindan yapilan hamur. cambazlik * Cambazin isi veya meslegi. cam suyu * Potas veya sodanin kuvars ile eritilmesinden elde edilen. uzerinde dengeye dayanan. cam yuvasi * Cam evi.cam resim * Renkli camlarin kesilip birbirlerine kursun cubuklarla baglanmasiile yapilan s us veya resim. camadanli * Camadan giymisolan. * Bir yeri. hileci. bisiklet vb. * Evin icini pencereden gozetleme. suyu bol. donebilen elmas parcasiile camicizerek kesmeye yarayan arac. camadan * Capraz dugmeli. * At alip satan veya yetistiren kimse. at. camcilik * Cam alip satma veya takma isi. camlik. sergen. cam yunu * Cok ince. akrobasi. camcielmasi * Ucundaki kucuk. ipek veya sirma islemeli bir tur kisa yelek. * Gozluk. hilecilik. * Dort kose yelkenleri bogarak yuzeylerini kucultme isi. akrobat. camekânli * Camekaniolan (yer). cambaz * Yerde ve tel. * Kurnaz. * Evin icini pencereden gozetleyen kimse. * OsmanliDevletinde atliolan ve savaslarda padisahin onunde dusmana karsiilk sal diriya gecen birlik. vitrin .

zumre. * Donmus. camlasmak * Cama benzer duruma gelmek. camlanmak * Cam takilmak. bir araya getiren. camlikosk * Saraylarda veya bahcelerde soguktan korunmak icin camla ortulmusoda. cami * Muslumanlarin hep birlikte namaz kilmak icin toplandiklariyer. cama benzer. camgobegi * Yesile calar mavi renk. cam gecirilmis. eti lezzetli bi r tur kopek baligi(Galeius canis). camlasma * Camlasmak isi. camsi * Cam gibi saydam. komus. kirmizicicekler acan bir tur kina cice gi (Ýmpatiens sultani). camiz * Manda. icinde bulunduran. su sigiri. * Yerin icinden yuze cikan erimissicak maddelerin. camlatma * Camlatmak isi. salon. camsiz * Camiolmayan. camlik * Camlicerceve ile bolunmusyer. camiolan. camlama * Camlamak isi. camit * Cansiz.* Televizyon. camgoz * Deniz kiyisina yakin yasayan. camguzeli * Evlerde sus olarak yetistirilen. sebze gibi bitkileri disetkenlerden korumak icin yapilmiskucuk limonluk . ama mihrabiyerinde * yaslandigihâlde guzelligi bozulmamis(kadin). . camlatmak * Cam taktirmak. camlamak * Cam gecirmek. * Bu renkte olan. soguma sirasinda billûrlasmayip bicimsiz olarak katilasmisdurumu. camia * Topluluk. camekân. cam takmak. * Cicek. pembe. camli * Cam takilmis. camicerceveyi indirmek * etrafikirip dokmek. her seyi parcalayip dagitmak. cami yikilmis. camlanma * Camlanmak isi. * Ýcine alan. boyu bir bucuk metre kadar olan. camekânsiz * Camekâniolmayan. cami * Toplayan.

tukenmek. can alici * En onemli. ozu. dirlik. * Kisi. pek icten. * sona ermek. can atmak can basustune * istenilen seyin buyuk bir memnunlukla yapilacaginianlatir. can basina sicramak * cok korkmak. can beslemek * kaygisizca yiyip icip rahatina bakmak. * Yasama. can ciger kuzu sarmasi * icli disli. * Yakinlik duygusu belirten bir seslenme sozu. can beraber * Cok sevgili. sevimli. can alip can vermek * olum sikintisive acisiicinde bunalmak. can ciger olmak * birbiriyle cok yakin arkadasolmak. can cumleden aziz * insanin kendisi herkesten once gelir. can cabasi * varliginikanitlama amaciyla asirigayret. icecegini saglamak. birey. can cana. can alacak nokta (veya yer) * bir seyin en onemli yeri. kendi basinin kaygisina dustugu bir tehlike aninianlat ir. can arkadasi * Bkz. * Gonul. hayat. bunalma hâli. sirin. can bogazdan gelir (veya gecer) * insan yiyecegine onem vererek guclenebilir veya yemeden yasamak mumkun degildi r. * baskasinin yiyecegini. * Azrail. * Bektasîlik ve Mevlevîlikte tarikat kardesi. can ciger * Cok yakin. * Ýnsanin kendi varligi. bitmek. can cekismektense olmek yegdir * bir iste cesitli sikintive uzuntulerle karsilasip olaganustu gayret harcamakta . sikifiki. basbasa * herkesin kendi caninin. candan. * Cok icten. can bayilmak * ic gecmek. takatsizlik gostermek. * Guc.can * Ýnsan ve hayvanlarda yasamayisagladigina ve olumle vucuttan ayrildigina inanilan madde disivarlik. can dostu. can bunaltisi * Asiriuzuntu sebebiyle canin sikilma. pek icten (arkadas). en carpici. can borcunu odemek * olmek. sevilen. can acisi * Vucudun herhangi bir yerinde duyulan siddetli aci. can cekismek * olmek uzere bulunmak. * birbirini seven iki kisi bir arada yalniz olarak.

nsa o isten vazgecmek daha iyidir. gucu tukenmek. alt ve ust kapaklariarasinda dikili duran cubuk. can derdine dusmek * olum korkusuna kapilmak. can korkusu * Bkz. can kurban * Can feda. .. bir seyin yasamasiicin en onemli arac. can havli. can gozdesi * Sevgili. can cikmayinca (veya cikmadan) huy cikmaz * insanialiskanliklarindan. huylarindan vazgecirmek mumkun degildir. can damarina basmak * bir isin en onemli yonu uzerinde durmak. can kulagiile dinlemek * buyuk bir dikkatle dinlemek. can pahasina * caninivererek veya tehlikeye koyarak. can erigi * Genellikle yesilken yenen sert. can kusu * Ruh. oldurmeyi bile dusunen dusman. can evinden vurmak * en etkileyici yonunden saldirmak. can olmak * sevimli. * En duyarliyer. can kalmamak * bitkin bir duruma gelmek. can dayanmamak * bir sey karsisinda insanin dayanikliligielden gitmek. can feda * Cok imrenilen iyi veya guzel seyler. sirdas. can kurb an. can havli * olum korkusu. yurek. can dusmani * Asiridusmanlik guden kimse. vurgulanmasigereken yer. can gelmek * canlanmak. can kaygisina dusmek * her seyden vazgecip sadece kendi hayatinikoruma veya kurtarma cabasinda olmak. can dostu * Pek icten dost. sulu bir tur erik. can korkusu * Olum korkusu. can noktasi * En onemli husus. can havli ile. can kulagi * cok yakin dost. guclenmek.. davranislar karsisinda soylenir. hosgorunmek. can diregi * Kemanin icinde. can derdinde olmak * zor bir durumdan kurtulmaya calismak. * olum korkusundan dogan guclu bir tepki ile. can damari * En onemli veya hassas nokta. can evi * Yuregin altindaki bolge.

can sohbeti * Ýctenlikle konusan cok yakin dostlar bir arada soylesip dertlesme. cana kiymak * oldurmek. yirticihayvan. can sikintisi * yapilacak bir isolmamaktan ve hicbir seyle oyalanma imkânibulunamadigiicin duyul an tedirginlik. * Kurt.). tiz ses cikaran alet. * bir seyi cok istemek. acivermek. canavar gibi * iri yari. * canlanmasina yol acmak. uzucu. * bir kimseyi buyuk zarar ve ziyana sokmak. eziyet etmek. cana yakinlik * Cana yakin olma durumu. saldirgan. domuz gibi cana kiyan yaban hayvani. can yoldasi * Yalnizliktan kurtulmak icin birlikte yasanilan (kimse vb. * Aciacises cikaran ve uzaklara kadar tehlike isareti vermek icin kullanilan dud uk. canavar dudugu * Tasitlarda bulunan. . can sagligi * Ýnsanin sagve saglikliolmasi. can vermek * olmek. cana minnet saymak (veya bilmek) * bir lutuf olarak kabul etmek. canan * Gonulden sevilen. kotu ruhlu. cana * Sevgiliye hitap sozu. * Kopek baligi. cankurtaran yelegi. zalim (kimse). cana yakin * Sevimli. * ruha guc vermek. * Acimasiz. can sikici* Uzuntu yaratan. yaramaz cocuk. can sikmak * bikkinlik vermek. can tahtasi * Gogus kemigi. cana can katmak * yasama gucunu artirmak. sevgili. can yakmak * zulmetmek. canavar * Masallarda sozu gecen yabanî. gonul verilmisolan kadin. bunalim. * (tasavvufta) Tanri.can pazari * Herkesin kendi caninin kaygisina dustugu ve kendini kurtarmaya calistigibir du rum. * uzmek. can sevecek bir sey * hosa gidecek bir sey. * Hasari. can yelegi * Bkz. * cok fazla.

* Bu bicimdeki gurultu. caniburnunda olmak * cok yorgun ve bezgin olmak. canfeza * Turk muziginde cok az kullanilmisbir birlesik makam. tarim bitkilerine zarar veren asalak bi r bitki familyasi. caniburnuna (veya burnundan) gelmek * bir sey yaparken cok zorluk cekmek. canavarlasmak * Canavar gibi davranmak. kulak tirmalayan. . cancagiz * Cancagizim sozunde sevgi ve teklifsizlik. taze ve sinirsiz yaprak. * Ýctenlikle. urkutucu bir durum almak. sonucu aciduymak. canavarlik * Canavar gibi davranma. candarma * Jandarma. canfes gibi yaprak * (asma ve dut yapraklariicin) ince. rahatsiz olmak. tok. * Bu kumastan yapilmis. * asiriduygulanmak. candan yurekten * ictenlikle. parlak. cok heyecanlanmak. vurma vb. candanlik * Candan olma durumu. cancagiziisterse deyiminde ise onems emezlik anlatir. canavara uygun dusen bicimde. canavar otugiller * Bitisik tac yaprakliiki ceneklilerden.canavar kesilmek * hircinlasmak. cangil * Bkz. istekle. ilgiyle. * Korkunc. samimî. * uzulmek. aci. gonulden. canavar gibi olmak. candan gecmek * olmek. canavarca * Canavar gibi. canfes * Uzerinde desen bulunmayan. canavar otu * Canavar otugiller familyasinin ornek turlerinden olan ve kenevirle tutun kokle rinin asalaklarindan biri sayilan cicekli bitki (Orobanche ramosa). canhiras * Yurek paralayan. cangil cungul * Hayvanlara takilan canlarin veya baska maden esyanin cikardigikaba sesleri anl atir. caniacimak * carpma. cengel. caniagzina (veya bogazina) gelmek * buyuk bir tehlike karsisinda olecekmisgibi bir korkuya kapilmak. * Karisiklik. yurekten. canavarlasma * Canavarlasmak isi. candan candan * Ýctenlikli bir bicimde. ince dokunmus. candan * Ýcten. ipekli kumas. kargasa. tuyler urpertici.

canigitmek * ozen gosterilen. . tahammul etmemek. canipek * Aciya. canisikilmak * ici sikilmak. olum doseginde can cekismek. canisikkin* keyfi kacmis. canicekilmek * (vucudun herhangi bir organiicin) canliligiazalir gibi olmak. caniyanan esek attan yugruk olur * zarara veya kotuluge ugrayan kimse acisinicikarmak icin asiricaba harcar. * umit ve umitsizlik arasinda kalip heyecanlanmak. caniyanmak * cok aciduymak. canicehenneme * sevilmeyen bir kimse icin duyulan ofke ve nefreti bildirir. canigonulden (veya caniyurekten) * ictenlikle. yariofkelenmek. canitez * Beklemeye dayanamayan. canicikasica! * "buyuk zarara veya kotuluge ugrasin. gebersin" anlaminda bir ilenme sozu. * acibir deneme gecirmek. canigelip gitmek * ayilip bayilmak. canigelmek * yeniden canlanmak. caniyerine gelmek. canicekmek * bir seyi istemek. istek duymak. canigibi sevmek * cok guclu bir sevgiyle baglanmak. sabirsiz. * cok yipranmak. canisagolsun! * uzulmeye gerek olmadiginikarsitarafa bildirmek icin kullanilir. cok isteyerek. caniisterse * (olumsuz bir cevap karsisinda) "kabul etmezse etmesin!" anlaminda kullanilir. * yariuzulmek. olsun" anlamlarinda kullan ilan bir ilenme sozu. canicanina (veya icine) sigmamak * sabirsizlik gostermek. sikintiya karsidayanikli. caniile oynamak * tehlikeli islerle ugrasmak. arzulamak. yapacak bir isi olmamaktan tedirginlik duymak. perisan olsun. caniile ugrasmak * agir hasta olmak. * keyfi kacmak. canicikmak * cok yorulmak veya cok zorluk cekmek. cok sevilen bir seye zarar gelecek diye kaygilanmak.canicana olcmek * baskasina yapilacak seyi kendine yapilacak gibi dusunmek. * buyuk sikintiya dusmek. * ici ezilmek. * olmek. canitatli* Sikintiya ve aciya katlanmak istemeyen. bir iste zarar gormek. caniciksin! * "olsun. canicebinde * zayif ahlâklikimse. caniistemek * heves duymak.

canim dese. canim ciksin diyor sanmak * birinin en gonul oksayicisozleri bile kendisine dokunmak. caniyok mu? * birinin katlandigisikintiyibaskalarina ornek gostermek icin soylenir. canina acimamak * kendini dusunmeden. sabrikalmamak. canim! * hosnutsuzluk anlatir. hayranlik veya ofke gibi turlu duygular anlatir. canigonulden. canina yetmek * katlanamayacak duruma gelmek.caniyerine gelmek * yorgunlugu gecmek. bana gore hava hos" anlaminda kullanilir. * gucunden fazla isgorerek asiriderecede kendini yormak. canindan bezmek (veya bikmak. canina minnet * beklenilmeyen iyi bir durumla karsilasinca duyulan memnunlugu anlatmak icin so ylenir. canina tak demek (veya etmek) * dayanamaz duruma gelmek. sagligini. cok deger verilen. canina okumak * berbat ve perisan etmek. * birini oldurmeye hazirlanmak. canina yandigim (veya yandigimin) * sevgi. canimisokakta bulmadim * tehlikeye veya herhangi bir sikintiya katlanmaya hic niyetim yok. caniyurekten * Bkz. oldurmek. * kendini oldurmek. canina tukurdugumun (veya ufurdugumun) * kizginlik ve ofke belirtir. bezmek. usanmak) * olumu goze alacak kadar sikintiicinde olmak. canin isterse! * "diledigin gibi olsun. canina kiymak * acimadan oldurmek. bikmak. . canina duskun * kendine iyi bakan. canina gecmek. batmak. * sevgi seslenisi olarak kullanilir. * ruhu sad olmak. canindan gecmek * olmek icin hazir olmak. canina rahmet * "Alllah rahmetini esirgemesin" anlaminda kullanilir. canim cigerim * icten bir sevgi seslenisi. * birini oldurmeyi istemek. kendine bakmadan yasamak. canina degmek * cok hoslanmak. canina kasdetmek * intihara kalkismak. kendini koruyan. canina ezan okumak * bir kimsenin hakkindan gelmek. * (ca:nim) cok guzel. canina islemek (veya canina kâr etmek) * cok etkilemek. canimin ici * sefkat veya sevgi seslenisi. sen bilirsin. canina susamak * olmek istemek. gucunu kazanmak.

caninicikarmak * hirpalamak. * bir kimseyi. cankurtaran cani * Tipili veya sisli havalarda siginacak veya yonelecek yeri yolculara. fazla calistirmak. yiprandirmak. caninicehenneme gondermek (veya yollamak) * oldurmek. caniniacitmak * birine acivermek. cok sevmek. * bir seye cok duskun olmak. * caniniverdirecek kadar memnun etmek.canini(bir yere) dar atmak * bir tehlikeden guclukle kurtularak bir yere siginmak. cok sikintive zarara sokmak. gemilere belli etmek icin kullanilan can (veya duduk). canice. caninivermek * kendini feda etmek. cankurtaran dudugu * Cankurtaran cani. cok yormak. cankurtaran kulubesi * Daggecitlerinde tipiden veya soguktan korunmak icin siginak olarak yapilmiskul ube. caniniburnundan getirmek * cok yormak. caninibagislamak * oldurulmesi gerekirken vazgecmek. caninidisine almak (veya takmak) * her tehlikeyi goze alarak ise girismek. caniniyakmak * aciverecek bicimde cezalandirmak. canice * Cani gibi. canilik * Cani olma durumu. caninin derdine dusmek * canindan baska bir sey dusunemeyecek kadar sikintida olmak. nesesini kacirmak. caninin icine sokacagigelmek * cok hoslanmak. cankurtaran gemisi * Karaya oturan. * hicbir sey esirgememek. caninisokakta bulmak * sagligikorumak gerektigini anlatan bir soz. cani * Cinayet islemisolan kimse. cankurtaran * Hastahane veya kliniklere hasta veya yaralitasimaya ozgu arac. canip * Yan. ambulâns. taraf. caninialmak * (Tanri) oldurmek. kiyaci. * sikintiya sokmak. yanan veya batma tehlikesi ile karsikarsiya kalan gemileri kurt armaya yarayan gemi. cankurtaran sali . caniye yakisir (bicimde). * Havuz veya plâjda yuzme bilmeyenleri uyaran. caninisikmak * keyfini bozmak. cok sevmek. tehlikeden koruyan ve onlarikurtara n kimse. caniyane * Cani gibi.

hareketlilik kazanmak. fosforlu samandira. canlandirilmak * Canlandirmak isine konu olmak. canlandirici * Canlilik veren. hayvan. canlanmak * Gucu artmak. cankurtaran sandali * Deniz kazalarinda veya gemi batmak uzere iken insanlarikurtarmaya yarayan moto rlu. * Gecmiste yasanan bir olay veya durum yeniden hatirlanmak. var gucuyle. etkili. cankurtaranlik * Cankurtaran olma durumu. * Bir canliresim veya sema filmi icin hareketliligi saglayan tek tek resimleri y apan sanatci. cankurtaran simidi * Suda bogulma tehlikesine karsikullanilan ve sudan hafif maddelerden. canlanmasina yol acmak. canlandirilma * Canlandirilmak isi. canlanma * Canlanmak isi. * Heyecanla. * Yasayip yer degistirebilen yaratik. * Gecmisbir olayin gelismesini ve sonucunu aynibicimde yansitarak sunma. * Kisilestirme. yasayan. canlicanli* Diri diri. diri. canlandiricilik * Canlandiriciolma durumu. * Yogunluk. canlandirma * Canlandirmak isi. cankurtaran yelegi * Yelek biciminde yapilmiscankurtaran araci. * Etkinligi artmak. filika. cankurtaran samandirasi * Denize dusenlerin kolayca belirlenip kurtarilmalariicin denize birakilan ve ka zaya ugrayanlarin bulup kendilerini gostermeleri icin kullanilan. * Guclu. * Yasatmak. kurekli sandal. * Tek tek resimleri veya hareketsiz cisimleri gosterim sirasinda hareket duygusu verebilecek bicimde duzenleme ve filme aktarma isi. parlak renkli. canla basla * Seve seve her turlu yorgunlugu goze alarak. etkinlik kazandirmak. hayat dolu. hareketli. canli * Caniolan. tazelik.* Deniz kazalarinda kullanilmak uzere gemilerde bulundurulan sal. henuz olmemis. buyuk sim it veya yelek biciminde yapilmisarac. (birinin) kiligina girmek. cankurtaran yok mu! * olum tehlikesi karsisinda yardim isteme sozu. canlandirim * Ortada kalan kalintilarina gore bir eserin ana tasarisina uygun olarak yeniden cizimi. * Canlilik. canlilik kazandiran. * Depresmek. . canlandirmak * Canlanmasinisaglamak. dirilik getirmek. diri duruma gelmek.

cansizlik * Cansiz olma durumu. cantiyane * Kantiyane. * Bir disin canlidokusunu yok etmek. canliyayin * (televizyon ve radyo icin) Daha onceden herhangi bir gerec uzerine tespit edil memis. cansiz cansiz * Cansiz olarak. * Tek ve ayniruhun fikrî ve organik hayatin ilkesi oldugunu ileri suren ogreti. cansizlastirma * Cansizlastirmak isi. aliciyla tespit edildigi anda yapilan yayin. canlimodel * Figurlerle suslu veya heykeltiraslikta yararlanilan kadin veya erkek. cansiz gibi. cansiz hedef * Ýnsan ve hayvan disinda kalan hedef. canlimuzik * Gazino.canlicenaze * Cok zayif. cansiz * Caniniyitirmis. bir deri bir kemik kalmiskimse. ozveriyle. * Canliolmayan (varlik). * Neselilik. canliresim * Bir hareketi parcalarina ayirip bunlarin elle yapilan resimlerinin aliciyla te k tek cevrilmesine dayanan ve gosterimde surekli bir hareketi ortaya koyan film teknigi. cansizlasma * Cansizlasmak isi. mecalsiz. * Cocukta bir dusunce bicimi olarak butun cisimlerin canliolduguna inanma. canlicilik * Olup bitenin ruhlar alaninin gizli guclerince yonetildigine inanan ilkel anlay is. sonuk. cansizlastirmak * Cansiz duruma getirmek. canlilik * Canliolma durumu. hareketlilik. cansizlasmak * Cansiz duruma gelmek. canliozdekcilik * Evrenin temeli olarak dusunulen maddenin canlioldugunu savunan doktrin. cansiparane * Caniniverircesine. car . hilozo izm. animizm. * Gucsuz. * Durgun. * Ýlgi uyandirmayan. * Hareketsizlik. capcanli * Cok canli(bir bicimde). * Bagimsiz bir ruhî varligin insanda ve doga nesnelerinde yerlesik olduguna inanan ilkel dinî gorus. cansiz dusmek * hastalik veya yorgunluk yuzunden bitkin bir duruma gelmek. olmus. lokal vb. yerlerde yemek sirasinda bir veya birkac muzisyenin calgive sesleri ile parcalari seslendirmesi. camit.

cart curt * Gerekli gereksiz yerde soylenen. cariyelik * Cariye olma durumu. haykirmak. tellâl ile duyurma. nara atmak.* Cagri. gecen. ilân etmek. imdat. * Tehlike durumu. carlamak * Bagirarak konusmak. cariyelik etmek * cariye gibi hizmet etmek. yardim. cart curt etmek * goz korkutmak veya ovunmek amaciyla abartilikonusmak. carlama * Carlamak isi. cart kaba kâgit . car * Baziyerlerde kadinlarin kollarina orttukleri veya boydan boya ortundukleri car saf. cart cart otmek * kendini begenmisbir davranisla ve buyururcasina soz soylemek. alinip satilabilen. cari ucret * Ýsgucu piyasasinda isgucunun. sarjor. * Olagelen. cari * Akan. cart * Sert bir sey yirtilirken cikan ses. cari hesap * Ýki taraf arasinda surup giden alacak verecek islemlerinin tutulan hesabi. duyurmak. cariye * Yabanciulkelerden kacirilip ozgurlukten yoksun edilen. cok soylemek. gurultulu bir bicimde (konusma). carcur * Fermuar. yururlukte bulunan para. yururlukte olan. abartilisoz. zar. car car * Cok ve yuksek sesle. * Ýlân etmek. carcur * "Gelisiguzel konusmak" anlamina gelen carcur etmek deyiminde gecer. soz soylenen kimseye asiribir saygigostermisolmak icin kadinlar taraf indan "ben" zamiri yerine kullanilirdi. cariyeniz (veya cariyeleri) * eskiden. haykirmak. ilân. cari masraf * Belirli bir donemde yapilan harcamalar. carli * Cari(ÝÝ) olan. carcur * Bkz. * aynimaksatla genc kadinlardan soz edilirken onlarianlatan kelimelere bir unvan gibi getirilirdi. carsiz * Cari(ÝÝ) olmayan. car etmek * nara atmak. carcar * Geveze. her konuda efendisinin isteklerine baglibulunan genc kadin. yaygaraci. halayik. arz ve talebe gore belirlenen fiyati. cari para * Gecerli olan.

. caydiris * Caydirmak isi veya bicimi. ciplak kalmak. yirtildiginianlatmak icin kullanilir. derme catma. kararindan dondurulmek. tuyunu dokmek. cascavlak kalmak * butun imkânlarielinden alinmisolarak ortada kalmak. caygin * Vazgecip isin ardinibirakan. caydirici * Kararindan. cavlak * Ciplak. cartadan * Cartadak. casus * Bir devletin veya bir kimsenin sirlarinibaskasinin hesabina ogrenmeyi ustune a lan kimse. * Cirilciplak. sozunden dondurucu. caydiricilik * Caydiriciolma durumu. cayirdama * Cayirdamak isi. tuysuz. caydirmak * Caymasinisaglamak. * Siddetli. donek. cartadak * Birdenbire ve gurultu ile. cayir cayir * Bir cismin cabuk ve siddetle yandigini. cayirdatma * Cayirdatmak isi.* yuksekten atana veya calimlibir tavir takinana karsisoylenen hafifseme unlemi. carta * Yellenme. casitlik. cavlama * Cavlamak isi. cavalacoz * Degersiz. cavlamak * Kavlamak. vazgecirilmek. cayirdamak * (nesneler icin) Ses cikararak yanmak veya yirtilmak. caydirma * Caydirmak isi. cavlagicekmek * olmek. kararindan dondurmek. casusluk etmek * casus olarak calismak. cok tuysuz. cartayicekmek * olmek. caydirilmak * Caymasisaglanmak. casit. ortusuz. cag(ÝÝ). casusluk * Casus olma durumu. ciplaklik. etkili olarak. onemsiz. vazgecirmek. hic tuyu olmayan. cavlamak * Olmek. cascavlak * (basicin) Cok sacsiz. cav * Bkz. cavlaklik * Cavlak olma durumu.

vazgecmek. cazibelesme * Cazibelesmek durumu. caz * Baslangicta Kuzey Amerika zencilerinin muzigi iken sonralaributun dunyada beni msenen bir muzik turu.cayirdatmak * (nesneler icin) Sert. cazcilik * Cazcinin isi veya meslegi. cazbant * Caz muzigi calan orkestra. * Caz muzigi calan orkestra. alimliduruma getirmek. uzun. cazibe kanunu * Yer cekimini belirten kurallar butunu. kararindan donmek. . alimliduruma gelmek. cazibelestirmek * Cekici. caz takimi * Caz muzigi calan orkestranin butun calgilari. cazirti * Cazirdama sesi. cazci * Caz muzigi calan veya besteleyen kimse. cazirdama * Cazirdamak isi. gurultu. albeni. cazibe * Alim. alimli. * Fitneci. gurultulu ses cikartmak. cayirtivermek * gurultu ile gozdagivermek. cazirdamak * Caz diye ses cikarmak. cazibelesmek * Cekici. alimli. alimlilik. caymak * Sozunden. cayma * Caymak isi. * Cekim. yirtilma sesi. * Onemli. cekicilik. agirligiolan. albenili. cazirdatma * Cazirdatmak isi. cazirdatmak * Cazirdamasina yol acmak. cayirtiyibasmak (veya cayirtikoparmak) * birdenbire bagirip cagirmaya baslamak. cazir cazir * (bir cismin kaynama ve yanmasinibelirtirken) Guclu ve sesli olarak. cazgir * Guresecek olan pehlivanlariyuksek sesle izleyicilere tanitan ve dualariniokuya rak onlarialana suren kimse. cayirti * Siddetli yanma. cazgirlik * Cazgir olma durumu. cazibeli * Cekici. cazibedar * Cekiciligi olma. cayis * Caymak isi veya bicimi.

bebekleri eglendirmek icin cikarilan ses. albenili. cekici. cazsiz * Caziolmayan. savassirasinda timar. -ca / -ce (ÝÝ). zorba. * Ekilmemistarla. cebel * Dag. cebe * Zirh. ce * Turk alfabesinin ucuncu harfinin adi. -ce * Bkz. ekime elverisli olmayan yer. caziplik * Cazip olma durumu. cebbar * Zorlayici. Cb * Kolombiyum'un kisaltmasi. * Silâh. savasta ord unun silâh ve cephanesini ulastiran yaya kapikulu ocaklarindan bir sinif asker. cazip * Ýlgi uyandiran. ce demeye mi geldin? * "Bu kadar az oturmaya migeldin?" anlaminda kullanilir. * Gokyuzunun guneyinde bulunan bir yildiz kumesi. Cd * Kadmiyum'un kisaltmasi. caziplesme * Caziplesmek durumu. caziplestirme * Caziplestirmek durumu. * Sahipsiz. cazir cazir. cazli * Caziolan. -ca / -ce (Ý). * Kudret sahibi. acik goz (kadin). caziplestirmek * Cazip duruma getirmek. onaran ve bakimiile gorevli bulunan. cazipli * Cekici.cazibesiz * Cekici olmayan. alimli. cebeci * Yeniceri ordusunda silâh yapan. cebeli * OsmanliÝmparatorlugu doneminde. zeamet sahiplerinin dirlik . bostoprak. caziplesmek * Cazip duruma gelmek. cazur cazur * Bkz. * Becerikli. elverisli. CD * Yabancidevlet elciliklerine ait arabalarin plâkalarinda kullanilan kisaltma. Ce * Seryum'un kisaltmasi. Tanri. alimsiz. -ce * Bkz. ce * Kucak cocuklarini. cc * Kemanin sirt ve gogus tahtasiniiki yanindan C harfi biciminde centen oyuklar.

suyek. zor kullanarak. * ("buyuk kudret" anlamindan kayarak) Merhametsizlik. cebir * Zor. cebir * Artive eksi gercek sayilarla. cebirsel formul * Cebirsel deyim. cebellesme * Cebellesmek isi. parasiz. cebellezi etmek * cebine indirmek. cebi para gormek * parasiyokken para kazanmaya baslamak. bunlarin yerini tutan harfler yardimiyla nicelik ler arasinda genel baglantilar kuran matematik kolu. zoraki. cebini doldurmak * karsilastigielverisli durumlardan yararlanarak bol para kazanmak. mukavva veya tenekeden y apilmis. tartismak. cebin * Korkak. koaptor. cebirsel ifade * Cebirsel deyim. savurgan. cebretmek* Zorlamak. uzeri bezle kaplanan levha. cebellesmek * Ugrasmak. zorba.leri oranina gore yanlarinda goturmekle yukumlu bulunduklariatliasker. * Acimasiz. cebirsel deyim * Bilinen veya bilinmeyen buyukluk olculeri uzerinde. cebellezi * Hakkiolmayan bir seyi kendisine mal edip cebine koyma. zugurt. cebren * Zorla. zorbalik. zorlayis. * Alin. cebi delik * Tutumlu olmayan (kimse). * Aynidonemde illerdeki atliinzibat kuvveti. * (tasavvufta) Allah'a varmanin ucuncu basamagi. cebire * Kirik kemikleri yerinde tutmak icin kullanilan tahta. cebine indirmek (veya atmak) * (para icin) hakkiolmadigihâlde kendine mal etmek. cebi delik (kimse) * para tutmayan. cebinden cikarmak * ondan cok ustun olmak. munakasa etmek. cebine indirme. yuz. . cekismek. ceberut * Tanri'nin her seyin ustunde olan kudreti. cebirsel * Cebirle ilgili. merhametsiz. bunlara baglibir buyukluk olcusunu cikarmak icin gerekli islemleri gosteren ve birbirine cebirsel isaretlerle baglanan harf ve sa yilar butunu. cebretme * Cebretmek isi. cebir kullanmak * bir isi yaptirmak icin zora basvurmak.

eziyet. sikintiya katlanan. * Cok buyuk sikinti. bravo" veya "Tanrisenden raziolsun" anlaminda kullanilir. cebrinefs * Kendini zorlama. cefakâr * Cefali. bilmezlik. cehennem tasi * Gumusun nitrik asitte ergitilmesiyle elde edilen. uzgu. ceddine lânet (veya yedi ceddine lânet!) * "soyun sopunla birlikte Tanricezaniziversin!" anlaminda ilenme bildiren soz. eziyet etmek. gusa. ceddine rahmet! * "aferin. cebriye * Yazgicilik. cefa etmek * uzmek. kotuluk yapanlarin oldukten sonra ceza gorecekleri yer. cehennem azabi * Cehennemde ugranilacagina inanilan ceza. cehennem kutugu * Cehennemde yanmaya yarasir kimse. cefali * Sikintiya. cehennem hayati * Buyuk sikintive uzuntulerle dolu yasayis. * Cok sikintiliyer. cehalet * Bilgisizlik. cebrî yuruyus * Bir yere kuvvet yetistirmek veya dusmandan once varmak icin yapilan sikiyuruyu s. cehennem ol * defol!. cefakes * Cefa ceken. zor kullanilarak yaptirilan. ceffelkalem * Hic dusunup tasinmadan. cehennem olmak * defolmak. havaya dayanikli. cehennem gibi * cok sicak. cehdetmek * Calisip cabalamak. cefali. kadercilik. ta mu. fatalizm. eziyet. cedit * Yeni. cefa * Buyuk sikinti. cehdetme * Cehdetmek isi. cefa cekmek (veya gormek) * uzuntu. kendini tutma. Cedî * Oglak burcu. eziyete katlanmisveya katlanan. isikta boz . bir cirpida. cefaya katlanmak * sikintiveya uzuntuyu sabirla karsilayip tahammul etmek. cehennem * Dinî inanislara gore. sikinticekmek. cedre * Guatr.cebrî * Zorla yapilan.

cehenneme kadar yolu var * "defolsun.ulmayan beyaz kristal. cehennem gibi. Celâlîlik * Celâlî olma durumu. * Hamamin ocagi. genellikle onden dugmeli. cehennemlesme * Cehennemlesmek durumu. cehil * Bilgisizlik. yun. cehre * Pamuk. cehennem zebanisi * Zalim. cehenneme lâyik (kimse). * Hircin. -cek * Bkz. celâllenmek * Ofkelenmek. cehennemi boylamak * (sevilmeyen kimse icin) olmek. istedigi yere kadar gitsin. ceketatay * Bkz. kizmak. cehennemî * Cehennemle ilgili. Jaketatay. ig. cabalama. sonralarida tureyen butun eskiyaya verilen ad . cehennemin dibine gitmek * (kizilan kimse icin) defolup gitmek. kulhan. celâl * Buyukluk. -cak / -cek. coskun. ceht * Caba. * Uzucu. Celâlî * Ýlk olarak Yavuz Sultan Selim doneminde ortaya cikip devlete isyan eden Bozoklu DervisCelâl'in adamlarina ve ondan yana olanlara. celâdet * Yigitlik. kalcayiorten. kahramanlik. cehennemin bucagi(veya dibi) * cok uzak yer. celâlli * Sert ve ofkeli (kimse). kizginlik. cehri * Kok boyasigillerden. celâllice . koll u giysi. cehennemlesmek * Cehenneme donmek. acimasiz kimse. yakici. kabuk veya odunundan guzel kirmizirenk elde edilen bir kok (Rhamnus infectorius). cehennemlik * Oldukten sonra yerinin cehennem olacagisanilan. ceket * Erkeklerin ve kadinlarin giydigi. celâllenme * Celâllenmek isi. * Modern ekmek firinlarinda atesin bulundugu en sicak bolum. korkum yoktur" anlaminda sovme. * Asiriuzuntu ve sikinticekilen yer hâlini almak. meyve. * Ofke. ipek gibi seyleri egirip iplik durumuna getirmeye yarar arac. ululuk. bilmezlik.

* Parlak. keci. * Mahkeme tarafindan dava edene. cemaat ne kadar cok olsa (veya cami ne kadar buyuk olsa) imam gene bildigini oku r * bir yetkili kimse. cagribelgesi. * Katiyureklilik. celse * Oturum. cemaat * Bir imama uyup namaz kilan kisiler. zalim. cellât * Olum cezasina carptirilanlarioldurmekle gorevli olan kimse. celseyi tatil etmek * oturuma ara vermek. edilene veya taniklara gonderilen cagribelgesi. keci. Galata. sigir gibi kesilecek hayvanlarin ticaretini yapma isi. katiyurekli. celseyi acmak * oturumu acmak.* Celâlli gibi. celpname. celeplik * Koyun. celpname * Celp kâgidi. celbe * Avcicantasi. cemaatle namaz kilmak * imama uyarak namaz kilmak. kendi uzerine cekme. celil * Cok buyuk. sigir gibi kesilecek hayvanlarin ticaretini yapan kimse. kolaylikla suc isleyen. cagribelgesi. cevresindekilerin dusuncesi ne olursa olsun kendi istedigin i yapmaya calisir. celp * Getirtme. celp etmek * kendine cekmek. celî * Acik. * getirmek. cemaatimuslimin * Musluman halk. . asikâr. ulu. zalimlik. * Topkapi. Ýbrahim Pasa ve Edirne saraylarina alinip turlu devlet hizmetle ri icin aday olarak yetistirilen genc. celp kâgidi * Cagrikâgidi. cellâtlik * Cellâdin gorevi. cemaate uymak * icinde bulunulan bir topluluga uyarak davranmak. celâlliye benzer. * Ýnsan kalabaligi. celî yazi * (Arap harfleriyle) Uzaktan okunacak bicimde istif edilmisiri sulus levha yazis i. cellât gibi * acimasiz. cemaatlesme * Cemaatlesmek isi veya durumu. * Bir dinden veya bir soydan olanlarin toplulugu. cilâli. * Acimasiz. * Askerlik odevini yapmaya cagirma. * Tanri'nin sifatlarindan biri. celep * Koyun.

cemaziyulevvelini bilmek * bir kimsenin herkesce bilinmeyen. cembiye * Bir cesit egri kama. toplam olarak. * Topluluk. cemetme * Cemetmek isi.cemaatlesmek * Cemaat hâline gelmek. cemi * Butun. kucuk tovbe ayi. cemetmek * Toplamak. * Toplama. cokluk. cemilendirmek * Cogullandirmak. * Cogul. cemilenme * Cogullanma isi. (bir seyin) hepsi. (bir seyin) tumu. gecmisteki kotu bir yonunu veya kotu durumun u bilmek. cemilendirme * Cogullandirma isi. buyuk tovbe ayi. cansiz varliklar. cemiyetli . cemilenmek * Cogullanmak. cokluk hâline getirmek. * Bir olayiveya kisiyi kutlama amaciyla bir araya gelen topluluk. * Tanri'nin sifatlarindan biri. cembiyeli * Cembiyesi olan. cemaziyulevvel * Ay takviminin besinci ayi. * Birbirine uygun veya zit anlamlikelimeleri tenasup veya tezat sanatlariyoluyla bir araya getirme. cemile * (kadin icin) Guzel. cemiyet * Dernek. * Dugun. cem'an yekûn * Toplam olarak. cemil * (erkek icin) Guzel. cemaatli * Cemaati olan. hancer. cemadat * Cansizlar. cemaziyulâhir * Ay takviminin altinciayi. * Gonul alicidavranis. bir araya getirmek. cemaatsizlik * Cemaatsiz olma durumu. * Toplama. hepsinin tamami. cembiyesiz * Cembiyesi olmayan. cemal * Yuz guzelligi. hepsi. cem'an * Toplayarak. toplum. cemaatsiz * Cemaati olmayan. hep.

* Savasduzenindeki ordunun iki yanindan her biri. hoslanilmayan kimse veya sey. * Cenaze toreni. cenaze gibi * benzi sararmis. cemre dusmek * sicaklik yukselisi o hafta icindeki gunde baslamak. cengâverce * Cengâvere yakisir bicimde. ezmek gibi islerde kullanilan mekanizma. cenaze duasi * Cenaze defnedilirken okunan dua. derli toplu. pazi. cendereye sokmak * manevî baskialtina almak. * Manevî baski. cenaze namazi * Cenaze gomulmeden once musalla tasinin ustune konan tabutun onunde kilinan nam az. cenaze merasimi * Cenaze toreni. cenap * Saygi. dovusculuk. daginik olmayan. cenabet * Cunup. cenaze * Kefenlenip tabuta konmus. cenaze toreni * Cenaze namazindan mezara kadar yapilan dinî toren. savaskan. cenah * Kuskanadi. cenbiye * Agziegri bir tur Arap bicagi. cengel . * Kol. * Ýyi dovusen. onur ve buyukluk anlamiyla kullanilir. kotu. vuruskan. cengâver * Savasci. sonra suda ve en sonra topra kta olustugu sanilan sicaklik yukselisi. taraf. cenaze levazimati * Olunun kefenlenmesi sirasinda gerekli olan malzemeler. dovuscu. cenderelesmek * Manevî baskialtinda mucadele etmek. cenaze alayi * Oluyu kaldirma toreni veya bu torende yer alan veya cenazeyi izleyen topluluk. gomulmeye hazirlanmisinsan olusu. cengâverlik * Savascilik. cenderelesme * Cenderelesmek isi.* Cemiyet icinde gecen. cendere * Bir seyi sikmak. Cenabihak * Allah. pres. * Yan. gommek. Cenevizli * Ceneviz (bugunku Cenova sehri) Cumhuriyeti halkindan olan kimse. Tanri. cemre * Subat ayinda birer hafta araliklarla once havada. savaskanlik. cenazeyi kaldirmak * oluyu gommek uzere goturmek. * Pis.

cennet gibi * guzel. oldukten sonra sonsuz bi r mutluluga kavusacaklari yer. cennetlesme * Cennetlesmek durumu. cennetmekân * Cennetlik. bakimli(yer). * Buyuk caba. cennet baligi * Cennet baligigillerden. cennetmekân. cennet * Dinî inanislara gore. kavga. ucmak (ÝÝ). cennete donmek * guzel. gunahsizlarin. . cenk * Savas. cennete cevirmek * temiz. * Cennetin guzellikleriyle donanmak. cennetlik * Oldukten sonra yerinin cennet olacagina inanilan (kimse). kavgaci. cenklesmek * Savasmak. cenkcilik * Cenkci olma durumu. * Henuz pek kucukken olen bebek. cennetlesmek * Cennet durumuna girmek. gorgulu. cekismek. mavi yesil zemin uzerine bakir rengi cizgili tropikal balik (Macropodus viridiauratus). cennet kusugiller * Omurgalihayvanlardan kuslar sinifinin bir familyasi. cekisme. bakimli. ceninisakit * Dusuk. cennet baligigiller * Kemikli baliklar takiminin kefallar alt takimina giren bir familya. cenk etmek * savasmak. cennet kusu * Cennet kusugillerden. ugras. iyilik yapanlarin. munakasa etmek.* Otlarla ve sik agaclarla ortulu genisHindistan ormanlarina verilen ad. * (olmuskimse icin) Yeri cennet olan. cennet biberi * Zencefilgillerden karabiber tadinda bir bitki. tuyleri guzel renkli bir kus(Paradisea apoda). cenkci * Savasci. rahat yasanilir. cenklesme * Cenklesmek isi. cennet okuzu * Yuregi temiz ama budala denecek kadar saf kimse. alimlikadin. * Cok guzel. bakimlibir yer durumuna gelmek. cennet taami * Tadicok guzel olan yemek veya yiyecek. kibar (erkek). kavga. * Atismak. guzel bir yer durumuna getirmek. huzur veren yer. cenin * Ana rahminde dogma zamaninitamamlayamamisveya vaktinden once dusmuscocuk. centilmen * Ýyi arkadaslik eden. saygili. mucadele etmek. * Guzel.

cepci * Yankesici. yon. cenup * Guney. cep takvimi * Cepte tasinabilecek kucuk boy takvim. cep defteri * Cebe sigabilecek buyuklukteki defter. * Kablosuz telefon. guneye ozgu olan. cephaneci* Kara. centilmenlik * Centilmen olma durumu. cenuplu * Guneyli. cep sozlugu * Cepte tasinabilecek ve gunluk ihtiyaca hemen cevap verebilecek kucuk sozluk. cep feneri* Pille calisan ve cepte tasinan kucuk fener. deniz ve hava birliklerinde cephanelik gorevlisi veya sorumlusu olan kimse . cokertme. ancak taraflarin karsilikliguvenlerine dayanan sozlu antl asma. * Belirtisiz isim tamlamasiyapisinda. cep televizyonu * Cok kucuk boyutlariolan veya cebe sigabilecek kucuklukteki televizyon. . cep harcligi * Bir kimseye ufak tefek gundelik harcamalarikarsilamasiicin verilen para. cep telefonu * Cebe sigabilecek kucuklukte olan. cep saati * Cepte tasinan saat. cephane * Atesli silâhlarla atilmak icin hazirlanan her turlu patlayicimadde. * Trafigi kolaylastirmak icin yaya kaldirimlarinda veya yollarda yapilan cep bic imindeki tasit yanasma yeri. cepcilik * Yankesicilik. tamlayan gorevinde "cebe sigabilecek boyda " anlaminiverir. centilmenlik antlasmasi * Hukukî ve resmî olmayan. * Uzerinde savasin surdugu bolge. taraf. cenubî * Guneyle ilgili. cephe * (yapilarda) Yuz. * Savasalaninin bir yerinde dusmanin geriletilmesiyle ortaya cikan taktik durum. * Yan. cep harcliginicikarmak * gunluk masrafinikarsilayacak kadar kazanc sahibi olmak. giysinin belli bir yeri acilarak icine yerle stirilen astardan yapilmistorba veya giysinin uzerine konulan parca ile yapilmisyer.centilmence * Centilmene yakisir (bir bicimde). cebe girecek bicimde kucuk kitap. kablosuz telefon. cephanelik * Cephanenin saklanmasina yarar kapalive korunmusyer. tasinabilir. cep kitabi* Cepte tasinacak. cep * Genellikle bir sey koymaya yarar. alnac. * Centilmene yakisir davranis. guney.

yakasiz ust giysisi. irinli. . cerahatsiz * Ýrin toplamamis. cepten vermek * kendi kesesinden. hilekârlik. istek cevresinde saglanan beraberlik. cer hocasi * Tasrada imamlik yaparak para ve erzak toplayan genc medrese ogrencisi. cepheden hucuma gecmek * dolasik yollara sapmadan. * Kurnazlik. girginlik. surukleyerek goturme. cerbezeli * Girgin. ceplemek * Kazanmak. cereme * Baskasitarafindan yapilan veya kaza sonucu ortaya cikan zarariodeme. cerahat * Ýrin. cephelesme * Cephelesmek isi. savasa hazirlanmak ve baslamak. cephe gerisi * Savasalaninin gerisinde kalan bolge. direnmek. tarafli. cerahatli * Ýrin toplamis. cephe almak * hasim durumu takinmak. cephe acmak * savasolmayan bir bolgede. cephelenme * Cephelenmek isi. cerahatlenmek * (yara) Ýrin toplamak. kendi malindan odemek. kolaylikla ve inandiricisoz soyleyen. bir istek cevresinde birlik olusturmak. dilli. degisik cephelerde savasmak. harcla islenmisbir tur kisa. bir dusunceye karsiolmak. cerahatlenme * Cerahatlenmek isi. cephelesmek * Bir dusunce. cepheli * Yonlu. cepken * Kollariyirtmaclive uzun. cepten aramak * bir kimseyi cep telefonundan aramak. * Yara. cebine indirmek. cepheden cepheye kosmak * durmadan. cerbeze * Guzel konusma.* Belli bir dusunce. cepleme * Ceplemek isi. cer * Cekme. dogrudan dogruya konuyu ele alarak birine karsicikma k veya mucadeleyi aciktan aciga yapmak. irinsiz. cephelenmek * Cephe olusturmak. ceremesini cekmek * baskasinin yol actigizarariodemek. ceren * Ceylan. yilmak bilmemek. * Beceriklilik.

cerrahlik * Cerrah olma durumu veya cerrahin meslegi.cereyan * Bir yone dogru akma. * curutmek. cereyan etmek * gecmek. cerime * Cereme. 3. akis. sactan kivrilarak yapilmismentese. cereyanli* Akintili. Cermen * Bugunku Almanya'yi. cerrah * Operator. akinti. ceride * Gazete. yuzyila kadar oturan halk veya bu halktan olan kimse. cereyan carpmak * elektrik akimina tutulup etkisinde kalmak. ameliyatla tedavi yapan dali. cerh * Yaralama. veya iddia icin) Curutme. Cermen dilleri * Kuzey Avrupa'da konusulan ve Hint-Avrupa dil ailesi icinde yer alan diller. cereyana kapilmak * elektrik akimiyla carpilmak. aynigorusu paylasan kimselerin olusturdugu hareket. olma durumu. * Suvari kolu. cerrahî mudahale * Ameliyat. * Bir seyin gelisme. * Zorla para alan (kimse). cerrar * Cekici. cerrahî * Cerrahlikla ilgili. karsilikliacik pencere veya kapiarasinda meydana gelen hava a kintisinda kalip usutmek. * bir egilim. Bohemya ve Polonya'nin batibolumunu kapsayan Cermanya'da M . * (bir dusunce. * Tutanak. * Hekimligin. * Ayniegilimde olan. * Akim. * Akimli. bir gorushareketi icinde yer almak. olmak. . kayit defteri. * suyun akisiicinde kalip suruklenmek. inanc. cermen mentese * Bina kapilariile pencerelere takilan ve yapraklarimentese uzunlugunun yarisika dar olan. yuzyildan 9. * Dilenci. * Savasaraclariyla donatilmiskalabalik ordu. yapilmak. cerh etmek * yaralamak. * Onemsiz yaralariiyilestiren kimse. cereyanda kalmak * kapalibir yerde. ceriha * Yara. Cermence * Cermen dili. surukleyici.O.

cesaret etmek * korkulmasigereken bir ise korkmadan girismek. ceset * Olu vucut. cesaret * Guc veya tehlikeli bir ise girisirken kisinin kendinde buldugu guven. yigitlik. yigitlendirmek. ceste ceste * Azar azar. cesaretli * Hicbir seyden korkusu olmayan. atilganlik. yureklenme. yureklilik. yureklenmek. cesim * Buyuk. * Cekingen. iri. ceste * "Azar azar". davranistan guc almak. cesaretlenme * Cesaretlenmek isi. cesaretlendirilmek * Yureklendirilmek. cesamet * Buyukluk. cesaret vermek * birinin yilginliginigidermek. yurek ve goz pekligi. cesaret gelmek * yilginligigitmek. cesaretsiz * Yureksiz. irilik. cesaretini toplamak * kendine guven duygusunu. yureklil ik. yigitlendirme. cesaret gostermek * yurekli davranmak. yurekli. cesaretlendirilme * Cesaretlendirilmek isi. naas. . yigitlenme. cesaretli. cesaretsizlik * Cesaretsiz olma durumu. yurekliligini ve atilganliginibir araya getirmek. cesaretlendirmek * Yureklendirmek. cesur * Yurekli. yureklendirme. yureklenmek. iri. cesaretlendirme * Cesaretlendirmek isi. yureklendirilme. * Cekinmezlik. cesaretlilik * Cesaretli olma durumu. cesametli * Kocaman. yureklenmek. goze almak. cesaretlenmek * Yilginligigitmek. cesaret almak (veya bulmak) * herhangi bir durumdan. cesaretini kirmak * yurekliligini gidermek. korkutmak. "kisim kisim" anlamindaki ceste ceste ikilemesinde gecer. yureksizlik. cesarete gelmek * yilginligigitmek.cerre cikmak * (medreselerde okuyan softalar) para ve erzak toplamak icin belli aylarda koyle re dagilip imamlik veya muezzinlik yapmak. birini yureklendirmek. cesaret vermek. kocaman. yigit. yigitlenmek.

ters ve karsisindakinin beklemedigi bir karsilik vermek. bir istege. cevahir * Elmas. yanitlandirilmak. cevap * Bir soruya. iyi sonuc alinmak. yigitcesine. su kanali. karsiligiverilmek. cevap kâgidi * Sinavlarda sorulan sorularin cevaplarinin bulundugu kâgit. ata. * Ark. yanitlandirma. cesurluk * Yureklilik. plâstikten v eya madenden yapilmisarac. yanitlamak. cevaben * Cevap olarak. yanitlandirilma. cetbecet * Atalardan beri. * Liste. bir soz veya yaziya karsilik vermek. cevahirci * Mucevher alip satan kimse. bir soz veya yaziya verilen karsilik. soyca. * ihtiyacikarsilamak. buyuk baba. cevahir yumurtlamak * cevher yumurtlamak. cevaplamak * Bir soruya. gozu pek olma durumu. cevaplitelgraf * Cevabinin ucreti bir sey sorup cevap almak icin telgraf gonderen kimse tarafin dan onceden odenmisolan . cesurca * Cesura yakisan bicimde. yanitlandirmak. yapistirmak) * kesin. cevaplandirilmak * Bir seyin cevabi. cevabî * Cevap niteliginde olan. cizelge. karsilik olarak. yakut gibi degerli taslar. mucevherci. yanitli. dereceli veya derecesiz. cet * Dede. cesur gibi. cevaplama * Cevaplamak isi. cevapli * Ýcinde cevap bulunan. bir istege. yanit. yureklice.cesurane * Cesaretle. cevabidikmek (veya dayamak. * iyi sonuc vermek. cevaplandirma * Cevaplandirmak isi. karsiliginivermek. cevaplandirilma * Cevaplandirilmak isi. cevap vermek * karsilik olarak bildirmek veya soylemek. cizgilik. cevap hakki * Bir kimsenin sahsiyla ilgili basin yayin organlarinda cikan haberlere karsilik olarak ya duzeltme ya da cevap verme hakki. cevaplandirmak * Bir seyin cevabini. tahtadan. * Atilganlik. cetvel * Dogru cizgileri cizmeye yarayan. mucevher. cevap anahtari * Sinavlarda sorulan sorularin cozulmusbicimi.

cevretmek * Eziyet etmek. cevizli * Cevizi olan.telgraf turu. cevvaliyet * Cabukluk. ceviz * Cevizgillerin ornek bitkisi olan. cevizgiller * Ornegi ceviz olan. cevaz vermek * hosgormek. ceviz ici * Cevizin kabugu kirildiktan sonra kalan ic. gezinti. cevaz * Ýzin. Cevza * Ýkizler burcu. hata yapmak. cevvî * Atmosfer ile ilgili. yanitsiz. hareketlilik. gozlerinin guzelligi ile taninan. cevir * Eziyet. * Toz. mucevher. cevhersiz * Cevheri olmayan. cevval * Davranislaricabuk ve kesin olan. koz. * Ýyi yetenek. zarif. yurdumuzda cok yetisen agac (Juglans regia). . boynuzlugiller familyasindan. kerestesi degerl i. uygun bulmak. cevizî * Cevizden yapilmisveya cevizi andiran. cevapsiz birakmak * karsiliginda herhangi bir cevap vermemek. cevizlik * Ceviz agacinin cok oldugu yer. dolanma. cok hizli kosan. cevherli * Cevheri olan. collerde yasayan. cevher * Bir seyin ozu. cevapsiz * Cevabiverilmemis. * Bu agacin yagli. tacsiz iki ceneklilerden bir bitki familyasi. gevher. ceviz katilmis. * Ceviz agacinin kerestesinden yapilmis. cevelân * Dolasma. memeli hayvan. nisastaliyemisi. cevher yumurtlamak * degerli sozler soyledigini sanarak sacmalayanlar icin alay yollu soylenir. cevretme * Cevretmek isi. maya. ceylân * Cift parmaklilardan. cefa. gezinme. ince bacakli. govdesi kalin. karsiliksiz. uzun omurlu. uzgu. ceviz kirmak * yanlistutum veya davranista bulunmak. bir tepki gostermemek. gazal (Gazella dorcas). atmosferik. musaade. ceylân bakisli * Suzgun ve tatlibakisli. * Degerli sus tasi.

ceza * Uygun gorulmeyen tepki ve davranislarionlemek icin uzuntu. hapishane. ceza evi * Hukumlulerin icinde tutulduklariyapi. ceylâna uygun bicimde. ceza yazmak * Bkz. ozgurlugune. cezalanma * Cezalanmak isi. ceza hukuku * Suc kapsamiicine giren eylemler ile bunlara uygulanacak cezalariinceleyen huku k dali. hentbol vb. cezaya dayanan. cezalandirma * Cezalandirmak isi.ceylân gibi * yapisiince ve uyumlu. sucluya) para cezasiverdirmek. mallarina. cezali . sikinti. cezaya iliskin. ceza yemek * cezalandirilmak. * para cezasiodemek. * Suc isleyen bir kimsenin yasantisina. tecziye edilmek. cezalandirilmak * Cezaya carptirilmak. ceza vurusu * Ozellikle futbolda. cezaî * Ceza ile ilgili. ceza verilmek. * manevî bakimdan islenen sucun agirliginicekip sikintive uzuntu icinde kalmak. ceza kesmek. cezalandirmak * Bir kimseye veya varliga ceza vermek. mahpushane. * (gorevli. ceza alani. de) Bir oyuncunun bilerek yaptigikural disidavranisin penal tiile cezalandirildigiveya kalecinin topu elle tutmasina izin verilen alan. ceza reisi * Agir ceza mahkemesi baskani. ceza almak * ogrenci cezalandirilmak. cezalandirilmak. ceza sahasi * Bkz. bir oyuncunun oyun alaninda yanlisdavranisinicezalandirmak icin. ceza vermek * cezalandirmak. ceza alani* (futbol. cezalandirilma * Cezalandirilmak isi. cezalanmak * Cezaya carpilmak. karsitarafin yapmaya hak kazandigiserbest vurus. aciveren u ygulama. ceza gormek * kendisine ceza verilmek. ceza atisi* Ceza vurusu. ceza kesmek * (gorevli) para cezasiyazmak. ceylânca * Ceylân gibi. onuruna karsidev letin koydugu sinirlama. ceza cekmek * hapiste yatmak.

CGS * Santim. balik-ci. * Etkileyerek kendine baglama. cezbeye tutulmak (veya kapilmak) * bir duygu veya bir inanisin etkisiyle asiriolcude cosup kendinden gecmek. Cezayirli * Cezayir halkindan olan (kimse). seker vb. cezrî * Koklu. cezbelenmek * Cezbeye tutulmak. cezbetme * Cezbetmek durumu. cezire * (denizde) Ada. eklenerek yapilan bir tatlituru. charter * Bkz. cezbeli * Cezbesi olan. cezp * Kendine cekme. cezasiz * Cezaya carptirilmamis. cezbelenme * Cezbelenmek durumu. saniye kelimelerinin kisaltilmasindan olusan uluslar arasifizik birimleri sistemi. kendine ozgu mavi . radikal. kokten. Cf * Kaliforniyum'un kisaltmasi. gram. -cu / -cu * Ýsimden isim ve sifat tureten ek: kapi-ci. cezalandirilmamis. cezve surmek * kahveyi pisirmek icin cezveyi atese dogru itmek. cezerye * Ezilmishavuc icine findik. cezir * Kok. silindire benzer kucuk kap. cartir. check up * Bkz. sapli. kendinden gecmek. Cezayir meneksesi * Zakkumgillerden. bahcelerde sus bitkisi olarak yetistirilen. temelden. cezasinicekmek * yaptigibir kusur veya tedbirsizligin zararina ugramak. -ci/ -ci. su-cu. kofte-ci. . * Alcalma. kendini kaybetmek. cezbe * Bir duygu veya bir inanisin etkisiyle asiriolcude cosup kendinden gecme durumu . baglamak. turku-cu. cekap. cezbesiz * Cezbesi olmayan.* Cezalandirilmis(kimse). * hukmedilen cezayibitirmek. acik mor renkli cicekleri ve ortasicukur tac yapraklariolan bir bitki (Vinca). cezasinibulmak * hak ettigi kotu sona ugramak. cezve * Kahve pisirmeye yarayan. cezbetmek * Kendine cekmek. cezaya carptirmak * cezalandirmak.

nahif. anne-cik. yavru-cuk. yogurt-cu. insan-cil. . cik * "Yok olmaz" anlaminda kullanilir. cidak * Mizrak. cibil * Ciplak. ciliz * Cok zayif ve gucsuz. cilk * Bozularak kokmus. * Ýc organlar. curutmek. * Sus. cigara * Bkz. bosveya bozuk cikmak. dogru ve uygun yolundan ayrilmak. sonuk. * Derin. * (isik icin) Gucsuz. gecim darligiceken. cilk etmek * bozmak. cicigicikmak (veya ciciginicikartmak) * cok yorulmak. cilklasmak* Cilk duruma gelmek. hirpalanmak. -cil / -cil * Ýsimden "seven" anlamina sifat turetir: adam-cil. * Civik. cilizlasmak * Zayif ve gucsuz dusmek. buyuk ciban. cidagi * Atin iki omzunun arasi. * -ca ekli zarflardan pekistirme zarflarituretir: Yavasca-cik. cilkicikmak * bozulmak. * Onune bir unlu getirilerek sifat ve zarf turetir: az-icik. eneze. ev-cil v b. parasiz. * Gucunu. degerini yitirmek. cilizlik * Ciliz olma durumu. * Derisi soyulmuset. -cuk / -cuk * Ýsimden kucultme ve oksama isimleri tureten ek: baba-cik. cilklasma * Cilklasmak isi. * Yoksul. bir-i-cik vb. cicik * Guzel. cida * Mizrak. dara-cik. kurk-cu vb. cilizlasma * Cilizlasmak isi. cilklik * Cilk olma durumu. cilk cikmak * kusurlu. isleyen yara. zayiflamak. o pu-cuk vb. * Ýrinlenmis. balik-cil. sigara. * Sozunun eri olmayan.simit-ci. cilkava * Kurdun veya tilkinin ense postundan yapilan kurk. -cik / -cik.usulca-cik vb.

cirlak cirlak * Cok tiz ve ince bir sesle. cirdaval *Mese dalindan yapilan ucu demirli. cirlak. basliga veya giysiye takilan sus. c ingil. cirboga * Bir tur col sicani(Dipus Caegyptius). kolye gibi seyler.cimbar * Cimbar. circir * Kaynana ziriltisi. G. cirildama * Cirildamak isi. surgun. gumusveya altin para ile yapilmis. uzun cirit degnegi. cimbizci * Dokumacilikta cimbizlamak isini yapan (kimse). cirilti * Cir cir diye cikan ses. zayif. cirildamak * Cir cir diye ses cikarmak. * Dokumacilikta kumasyuzlerindeki dugum. yerli yersiz konusmak. * Circir bocegi. tabak gibi sircadan veya porselenden yapilan seyler. cimbarlama * Cimbarlamak isi. cop gibi maddeleri cimbizla temizlemek. cirlak * (ses icin) Hosa gitmeyen. cingil * Kucuk uzum salkimi. cincik * Bardak. tiz. kadeh. keskin ve cig. cir cir otmek * gereksiz. cop gibi maddeleri temizlemek te kullanilan el araci. * Ozellikle dokumacilikta kumasyuzlerindeki dugum. celimsiz cocuk. cincik boncuk * Yalancitaslardan yapilmiskupe. firinlarda.(Grill us domesticus. cir cir * Durup dinlenmeden ince ve usandiricises cikararak. circir delgi * Donme hareketini yivli govdesi uzerindeki parcanin ileri geri itilmesinden ala n ve kucuk delikler acmak icin kullanilan arac. zuccaciye. circir kolu * Lokma vidalarisokmeye yarayan alet. * Agustos bocegi. kirlarda yasayan bocek. circir bocegi * Duz kanatlilardan ocaklarda. * Pamuk kozalarinin pamugunu ve cekirdegini birbirinden ayiran cikrik. * Boncuk. . cimbizlama * Cimbizlamak isi. cimbiz * Kil gibi ince seyleri tutmak veya cekmek icin kullanilan kucuk masa. * Ciliz. * Filiz. * Geveze. cimbizlamak * Cimbizla yolmak. cimbarlamak * Dokunmakta olan halinin veya bezin kenarinicimbarla geriye almak. campestris).

* Agustos bocegi. civik civik * Soguk ve can sikiciolarak. cirlamak * Ýnce ve usandiricises cikarmak. gumusrenginde bir element. civatalamak * Civata ile tutturmak. cirtlak * Cirlak. cirt * Kâgit. ormanlik. atom agirligi200. cirmalamak * Tirmalamak. ele avuca sigmaz. guzel oten bir kus( Lanius). KisaltmasiHg.cirlama * Cirlamak isi. cirtlama * Cirtlamak isi. sebze).5 olan. calilik yerlerde yasayan. 80 C oldugundan. cirlayik * Orumcek kusugillerden. ucuna somun takilip sikistirilan iri baslivida. cirmik * Tirnak izi. cirnak * Yirticihayvan tirnagi. kumasgibi seyler yirtilirken cikan ses. cirlatma * Cirlatmak isi. cirnik * Set duvarlarinda su akacak delik. donma noktasi-38. civata * Birbirine baglanmak istenen agac veya demir parcalarin hazirlanmisolan delikle rden gecirilerek. civadra * Geminin bastarafindan havaya dogru biraz kalkik olarak uzatilmisbulunan direk. civatalama * Civatalamak isi. cok hareketli. 59 olan. cirnaklamak * Tirmalamak. bay agisicaklikta siviolarak bulunan. cirlatmak * Cirlamasina yol acmak. civali * Civasiolan. yogunlugu 13. * Olgunluktan ezilebilecek duruma gelmis(meyve. civik * Fazla suyla karistigiicin bicimini koruyamayacak kadar sulanmis. cirnaklama * Cirnaklamak isi. cirmalama * Cirmalamak isi. civa * Atom sayisi80. civa gibi * yerinde durmaz. cirtlamak * Cirt diye ses cikarmak. cis * Cocuklariatese ve tehlikeli seylere karsiuyarirken soylenir. * Soguk ve can sikicisakalar yapan (kimse). .

civimak * Civik duruma gelmek. civiltili * Civiltisiolan. ateslilik. vurup sapmak. peltemsi mantarlar. ilkel ve hayvanimsiyapili. civiklanma * Civiklanmak durumu. civildasma * Civildasmak isi. neseli.civik mantarlar * Bakterilerle ortak yasayan. civiklastirma * Civiklastirmak isi. ciyak ciyak * Bagirmak fiili ile birlikte kullanilarak ince. civiklastirmak * Civik duruma getirmek. civitma * Civitmak isi. civitilma * Civitilmak isi. civitmak * Civik duruma getirmek. civildama * Civildamak isi. civildasmak * Hep birden civildamak. * Canli. civil civil * (kuslar) Civiltiile otuserek. * Hareketli. civitilmak * Civik duruma getirilmek. civiklasmak * Civik duruma gelmek. * Canli. * (ses icin) Canlilik. civiklasma * Civiklasmak durumu. kalabalik. civima * Civimak isi. ciyaklama * Ciyaklamak isi. civiltisiz * Civiltisiolmayan. civmak * Sekmek. civiklik * Civik olma durumu. civilti * Kuslarin otusurken cikardiklarises. civildamak * Civil civil otmek. civiklanmak * Civik duruma gelmek. * Bir isi yakisik almayacak bir duruma getirmek. degip gecmek. . * (bir is) Cigirindan cikmak. hareketli olarak. * Saygisizca davranista bulunmak. acive yuksek sesle durmadan bag irmayianlatir. civma * Civmak isi.

ciziktirmak * Yazmak. * aciduymak. cizirdatmak * Cizirdamasina yol acmak. ciz * (cocuk dilinde) Ates. cizirdamak * Cizir cizir ses cikarmak. cizgara * Toplu hâlde Turk muzigi icra edilirken kullanilan bir yaylicalgituru. cizik * Cizgi. ciyaklatmak * Ciyaklamasina sebep olmak. ciyirdatma * Ciyirdatmak isi. cizbiz * Ýzgarada pisirilmis(et). ciyaklatma * Ciyaklatmak isi. karalamak. * Kizgin yagin icine bir sey atilinca cikan ses. kesilen camin veya yaziyaza rken kamiskalemin cikardigisesi anlatir. ciyirdamak * Yirtilirken ciyirticikarmak. ciyirti * Bez veya kâgit gibi seylerin yirtilirken cikardiklarises. ciyirdama * Ciyirdamak isi. cizildamak * Cizirdamak. cizirtili . * Ýz. ciz etmek * ciz diye ses cikarmak. yagda kizartilan yiyecegin. ciziktirma * Ciziktirmak isi. ciz sinegi * Bir tur buvelek. cizilti * Cizirti. ciyirdatmak * Cayirdamasina sebep olmak. cizirdatma * Cizirdatmak isi. cizir cizir * Pismekte olan kebabin. cizildama * Cizildamak isi. * Bogazindaki giciktan dolayikesik ve ince ses cikarmak. acive yuksek sesle bagirmak. * Kâgit uzerinde ustaca kalem oynatmak veya beceriyle yaziyazmak. cizirti * Cizirdama sesi. ciziltili * Cizirtisiolan. cizirdama * Cizirdamak isi.ciyaklamak * Ýnce.

* Agiz kavgasi. cibilliyetsizlik * Cibilliyetsiz olma durumu. . cizlamicekmek (veya cizlam etmek) * kacmak. guzel. cicim ayi* Balayi. cici * Sevimli. cibilliyet * (huy ve ahlâk bakimindan) Yaradilis. sutu bozuk. hos. cici anne * Bazicocuklarin. * Ciz etmek. cidal * Savasma. -ci * Bkz. * Uvey ana. uzaklasmak. cicili bicili * Goze carpan suslerle bezenmis. cekisme. buyuk annelerine veya o yastaki kadin yakinlarina verdikleri a d. cizirtisiolan. uvey anne. savusma. cicoz * Cam veya toprak bilyelerle oynanan bir cocuk oyunu. cicim * Ensiz olarak dokunmusparcalarin yan yana eklenmesiyle olusan. cibre * Sikilip suyu alinan uzum ve baska meyvelerin posasi. * Hic yok. -ci/ . cibilliyetsiz * Soysuz. cana yakin.ci. cizlamak * Ciz diye ses cikarmak. savusup gitmek. cicik * Ýnsan veya hayvan memesi. maya. cizlama * Cizlamak durumu. cenk.* Cizirdayan. cici bici * Suslu giysi veya sus esyasi. cicim! * bir sevgi sozu. cibinlik * Sivrisinekten ve baska boceklerden korunmak icin yatagin ustune ve yanlarina g erilen cadir biciminde tul. yeni evlilerin ilk haftalarda dillerinden dusurmedikleri sevgi sozu. cici mama * Kadinlarla dusup kalkmaya baslayan toy bir erkekten soz edilirken onun bu ilis kilerine verilen ad. cizlam * Kacma. cicozlamak * Kacmak. cicozlama * Cicozlamak durumu. * Bu oyundaki bilyelerin her biri. hosa giden. cicozluk * Cicoz olma durumu. perde veya ortu olarak kullanilan nakisli ince kilim. * alay yollu seslenme sozu.

ciger sotesi . agirbaslilik. saglam. * Ciddî durum. cigara * Bkz. ciddiyet * Ciddîlik. cidden * Sakasiz olarak. ciddiyetsiz * Ciddiyeti olmayan.cidalci * Savasci. gercek sanmak. ic. ciger acisi* Evlât acisi. * Ýgrenc sey. ciddî * Saka olmayan. * Gulmeyen. lâubali. ciddîlik * Ciddî davranis. endise veren. y umurta ve baharat karisimiyla firinda pisirilen bir kebap turu. * Yurek. ciger sarma * Ýnce kiyilmisak ve karaciger. vahim. ciger otu * Dugun cicegigillerden. * Eglendirme amacigutmeyen. * Tehlikeli. * Ceper. ciddiyetsizlik * Ciddiyetsiz olma durumu. * Onemli. cam fistigi. gercek. yurek ve karacigerin olusturdugu takim. yag. sigara. kusuzumu. * (kasaplikta) Akciger. ciger kebapcisi * Ciger kavurup satan kimse. ciger otlari * Yapraklarikara yosunlarindan bir bitki sinifi. ciddî olarak. pirinc. agir. gercekten. cif * Bir malin fiyatina sigorta ve navlun ucretinin de katilmisoldugunu gosteren Ýngi lizce bir terimin bas harflerinden olusturulmusbir kisaltma. onem verilen. yesil sogan. cok yillik otsu bir bitki (Hepatica). ciddîlesme * Ciddîlesmek isi. * Titizlik gosterilen. * Onem vererek. ciddî ciddî* Ciddî bir bicimde. cidar * Duvar. * Guvenilir. * Agirbasli. gercek olarak. ciddiye almak * inanmak. onem vermek. cife * Les. ciger * Akcigerlerle karacigerin ortak adi. ciddîlesmek * Ciddî bir durum almak.

kebap olmak * buyuk bir aciya ugramak. cihansumul * Evrensel. cihansinas* Dunyayitanimis. gizli dusuncelerini bilmek. cigerini yakmak * bir kimseye buyuk bir acicektirmek. * Dunya haritasi. cigerinin icini bilmek * cok yakindan tanimak. sak atatci. bas. yuregi yanmak. cigerdeldi * Kumasuzerine kucuk delikler acilarak yapilan isleme. cigerini okumak * onun aklindan gecenleri. camlicatikativeya taraca. asagilik (kimse). her turlu dusuncesini bilmek. . cigerci * Kesilen hayvanlarin ciger. (soz. yuregi parcalanmak. kisiye dayanilmaz bir uzuntu vermek. ayak. ciger yarasi * Ciger acisi. âlem. cigerine islemek * cok dokunmak. cigeri bespara etmez * degersiz. kule. * Dunya. cigerini delmek * aciklibir durum. kotu davranis) etkilemek. derin bir acima duygusuyla uzulmek. * cok sevgili evlâdim. herseyi yerli yerinde bilen kimse. cigeri yanmak * cok acive sikinticekmek.* Sote. cihannuma * Her yanigormeye elverisli. buyuk bir aciya ugramak. cigerini sokmek * bir kimseyi cok buyuk zararlara ugratmak. cihan * Evren. * Ciger pisirip satan kimse. ciger. cihangirlik * Cihangir olma durumu. iskembe gibi parcalarinisatan kimse. cigerimin kosesi * cok sevdigim. cihar * (tavla oyununda zarlar icin) Dort. cihangir * Dunyanin buyuk bir bolumunu eline geciren. cihangirane * Ulkeler fetheden cesur kahraman. cigerpare * Cok sevilen (kimse). cigerleri bayram etmek * her zamankinden daha iyi cins sigara icen veya temiz havaya cikan kisilerin so yledigi soz. * Bu delikleri acmakta kullanilan ucu sivri kucuk arac. cigeri (veya yuregi) sizlamak * cok acimak. cihanitutmak * dunyayitutmak. cigeri parcalanmak * Bkz. universal.

cilâlanmak* Cilâlamak isine konu olmak. cihazlanma * Donanima sahip olma. ciharise * Oyunda zarlardan birinin dortlu. cihaz * Aygit. -den oturu. asitsiz. cilâ topu * Cilâ eriyigini yuzeye surtmede kullanilan. * Nesesini artirmak. oburunun birli dusmesi. . * Gereksiz sus. cihat * Din ugruna yapilan savas. cilâlanacak yuzeyde kolayca kaymasinisaglayan. cilâlatma * Cilâlatmak isi. cilâ vermek * aydinlatmak. cilâlatmak * Cilâlamak isini yaptirmak. cilâlama * Cilâlamak isi. cilâci * Cilâ yapan. cihet * Yon. CilâliTasDevri * Tarihten onceki zamanlarin ayrildigiuc devirden biri. oburunun ikili dusmesi. cihat acmak * savasicin cagriyapmak. cilâlamak * Cilâ surmek. taraf. oburunun uclu dusmesi. cilâ ile parlatilmis. esyaya cilâ vuran kimse. cilâlanma * Cilâlanmak isi. cilâli * Cilâsiolan. * Ceyiz. cilâcilik * Esyaya cilâ vurma isi. cihetiyle * -den dolayi. renksiz ve r ecinesiz ince yag. gosteris. cilâ surulmus. cilâ * Bir seyi parlatmak icin kullanilan kimyasal birlesik. cihariyek * Oyunda zarlardan birinin dortlu. ici yikanmisyun ve ya pamuktan hazirlanan topac. takim. mucellâ. cilâ yagi * Cilâ topunun. -cik * -cik / -cik. cilâ vurmak. alet. -cil * -cil / -cil. cihazlanmak * Teknolojik gelismelerin en son urunleriyle donatilmak. yan. * Puruzunu gidererek parlatmak. * Parlaklik.ciharidu * Oyunda zarlardan birinin dortlu. sebebiyle. teknolojik gelismelerin en son urunleriyle donatilma. disidokuma bezden.

cilt evi * Cilt isleri yapan dukkân. ciltcilik * Ciltcinin isi. eli cabuk. ciltlenme * Ciltlenmek isi. mucellit. cilban * Cok kucuk taneli fasulye. cildiyecilik * Cildiyeci olma durumu. dermatoloji. ciltli * Ciltlenmisolan. kiritma. cilve etmek (veya yapmak) * nazlanmak. becerikli kimse. cilvelenme . * Ciltlerden olusan takim. naz. ciltlenmek * Ciltlemek isi yapilmak. ciltci * Kitaplariciltleyen kimse. * Gorunme. ciltci. cilvebaz * Cilve yapan. cilveli davranan kimse. dermatolog. cilbent * Klâsor. * Cilt evi. * Bir eserin ayriayribasilan bolumlerinden her biri. ciltletme * Ciltletmek isi. cilt * Deri. cilâsun * Yigit. cildiyeci * Deri hastaliklariuzmani. mucellitlik. ciltletmek * Ciltlemek isini yaptirmak.cilâsiz * Cilâ surulmemisveya cilâsikalmamisolan. cildiye * Deri hastaliklari. tecelli. bez veya kâgitla kaplikapak. ciltlik * Cilt yapmaya yarayan malzeme. ortaya cikma. ciltsiz * Ciltlenmemisolan. cilt kapagi * Forma veya fasikul hâlinde yayimlanan eserlerin bir ornek ciltlenip kullanilmasi icin hazirlanan bez veya plâstik kaplanmiskalin karton. ciltleme * Ciltlemek isi. ten. cilve * Hosa gitmek icin yapilan davranis. ciltlemek * Kitaba cilt yapmak. * Formalariveya yapraklaribirbirine dikilerek veya yapistirilarak bir kitaba gec irilen deri. kiritmak. cilvekâr * Cilveli.

kalin kumastan giysi veya pantalon. cin * Bugday. * Akilli. . cimrilik etmek * cimrice davranmak. cilvelesmek * Karsiliklicilve yapmak. * uykusuz gozlerle bakmak. kadin). cimrilesmek * Cimri gibi davranmaya baslamak. cilveli * Cilvesi olan. nekeslik. cimrilesme * Cimrilesmek isi. cin carpmak * (bir inanisa gore. cahil. cilvekâr. toy. pintilesmek. cin cin bakmak * kurnazca bakmak.* Cilvelenmek isi. cimrilik * Cimri olma durumu. * daha az vermek. pintilik. cin caligi* carpik veya disgorunusu cirkin olan insanlar icin kullanilir. cimrice * Cimri gibi. yulaf gibi tanelerden cikarilan ve ardicla kokulandirilan bir tu r alkollu icki. cilvelesme * Cilvelesmek isi. zeki. * acemi. cimdalli * Bir tur oyun. cimbakuka * Celimsiz ve bicimsiz (kimse). cin carpmisa donmek * neye ugradiginibilemeyecek kadar kotu bir duruma dusmek. cimriye yakin. cimri * Elindeki parayiharcamaya kiyamayan. cilvesiz * Cilvesi olmayan. * Kucuk ve sevimli (cocuk. cimnastikci * Bkz. cinsel iliski. cimnastik * Bkz. cin * Masallara ve baziinanclara gore. cimcime * Kucuk ve tatlibir tur karpuz. arpa. * Birbirine cok yakin arkadasmisgibi takilmak. cilve yapan. cim * Arap alfabesinde c sesini gosteren harfin adi. cilvelenmek * Cilve yapmak. goze gorunmeyen yaratik. cinlerin ofkesiyle) inme inmek. cin * (Cenova sehrinin adindan) Pamuklu. cim karninda bir nokta * hicbir bilgisi olmayan. cima * (insanlarda) Ciftlesme. esirgemek. jimnastikci. jimnastik.

cin misiri* Bir tur ufak taneli misir. zeki. cingil. cok kurnaz. cin tutmak * (bir inanisa gore cinlerin etkisiyle) delirmek. cin saci * Kuskut. her defasinda baska bir anlam yukleyerek birbirine ya kin birkac yerde kullanma. cini tutmak * cok sinirlenmek. cingoz * Acikgoz. cin darisi. cinlesmek * Cin gibi davranmak.cin darisi* Bkz. . cesit. cinas * Cok anlamlibir kelimeye. cinnet gecirmek * delirmek. cin ifrit olmak (veya kesilmek) * son derece kizmak ofkelenmek. * Adam oldurme derecesinde agir suc. cingil * Bkz. cin fikirli * Cok anlayisli. cinleri basina toplanmak (veya ususmek) * ofkelenmek. cinas sanatibulunan. cinleri ayaga kalkmak * sinirlenmek. cins * Tur. cinli * Ýcinde cinlerin olduguna inanilan. cinaî * Cinayetle ilgili veya konusu cinayet olan. * Ofkeli. cinlesme * Cinlesmek isi. cinlenme * Cinlenmek durumu. cinler cirit (veya top) oynamak * o yer issiz olmak. cinlenmek * Ofkelenmek. cinasli * Cinasiolan. sinirli (kimse). cinci * Cin cagirma ve onlarla konusma gibi bir iddia ile gecim saglayan (kimse). cinayet * Adam oldurme. * Cok anlamiolan bir kelimenin iyi anlaminikullanir gorunerek kotusunu one cikar ma. hic aldatilmayan. cin misiri. cinayet islemek * adam oldurmek. cinnet * Delilik. aklinikacirmak. cin gibi * anlayislive zeki. * Aralarinda ortak ozellikler bulunan varliklar toplulugu.

eseysiz. cinsî * Cinsiyetle ilgili. yuvarlak kesilerek kizartilmispatates. * Yuksek nitelikte olan. cinsilâtif * Kadin. cinslik bilimi * Cinsiyetle ilgili sorunlariinceleyen bilim. * Calisma hayatinda ekonomik guc. * Turlerine gore. cinsiyet * Bireye. cirim * Hacim. cinsellik * Cinsel ozelliklerin butunu. cins ismi * Bir turden olan varliklarin adi: Kedi. cinsliksiz * Cinsligi olmayan. asil. asil. hafif. sik dolasmak ve serbestce davranmak. cinsel taciz * Ahlâksizca ve ulu orta veya gizlice soz ve davranislarla karsicinse eziyet etme. cirit oyunu * Cirit. cips * Ýnce. cinyolu * Tarlalarin arasinda gorulen verimsiz topraklar. tuhaf. * Garip. cinsî. cirit * At kosturup birbirine degnek atarak topluca oynanan oyun. cins isim * Cins ismi. cirit ucu . tutar. guzel. * Miktar. motorlu tasit. cins cins * Cesitli. bolum. erkek veya disi olmayan. * Pek cok ortak ozellikleri bulunan turler toplulugu. alimli. genellikle karsi cinsi ahlâk disibirtakim tutum ve davranislarla cinsel yonden sikintiya sokup raha tsiz etmesi. ureme isinde ayribir rol veren ve erkekle disiyi ayirt ettiren ozel bi r yaratilis. cesit cesit. annelik gibi. nehir. hosa giden kadin. eseysel. ciranta * Bir senedi ciro eden kimse. cinslik. cins cibilliyet * Nitelik. dusunce. seks. ust makam veya baska etkili bir goreve sahip o lanlarin. keyfince davranmak. oylum. seksoloji.* Soy. cinsel. cip * Her turlu arazide kullanilabilen ufak. kok. tedirginlik ve sikintiverme. * Bu oyunda atilan degnek. cirit atmak * (bir yerde) cokca bulunmak. soy sop. cinslik * Cinsiyet. cirit oynamak * istedigi bicimde. esey. cirit atma * Atletizmin ciridi firlatmaya dayanan dali. cinsel * Bkz.

ciritci * Cirit oynayan kimse. civar * Yore. civankasi* Bir tur nakisve isleme. civanmertlik * Civanmert olma durumu. * Atom tanecigi. yalniz maddî temellere dayana n. . bedence. civciv * Kumes hayvanlarinin yumurtadan yeni cikmisyavrusu. ciro etmek * bir ticaret senedinin veya cekin arkasina gereken yaziyiyazmak. bircok turleri olan bir kir bitkisi. cisimlesmek * Cisim hâline gelmek. bedenle ilgili. civanmert * Mert yaradilisli. tecessum etmek. * Yeniceri ocagina yeni girmisdelikanli. civeleklik * Civelek olma durumu. civcivlik * Sekiz on haftalik oluncaya kadar civcivlerin bakimina ayrilan kumes. yakin yer. yigit. cisimlesme * Cisimlesmek durumu. cisimlenme * Cisimlenmek isi. neseli ve sokulgan. kandil cicegi (Achille a millefolium). alacaklitarafindan baskasina cevrilmesi ve senedin arka sina gereken yazinin yazilip imza edilmesi. cismanîlik * Maddîlik. civan * Yakisikligenc erkek veya genc kadin. civelek * Canli. cismanî * Cisimle. * Govde. beden. telâsli. * Genc ve yakisikliolan. yuce gonullu. * Dinî bir inanisla ilgili dusuncelere bagliolmayarak. vucutca. civanpercemi * Birlesikgillerden. temren. ciyak ciyak * Bkz. dolay. cisim * Maddenin bicim almisdurumu. ruhanî karsiti. civanim! * bir sevgi seslenisi. tecessum etmek. cisimlenmek * (cismi olmayan bir sey icin) Cisim durumuna gelmek.* Cirit sopasinin ucundaki demir. ciyak ciyak. vucut. cismen * Cisim olarak. ciro * Bir ticaret senedinin. cisimcik * Kucuk cisim. tecessum. civcivli * Gurultulu patirtili.

* Bir yeryuzu parcasini. cografyaci * Cografya arastirmalariyapan kimse. coplamak * Copla vurmak. contalamak * Conta koymak veya yerlestirmek. fizikî. cosku * Genellikle buyuk bir istekle ortaya cikan gecici hayranlik veya heyecan durumu . beserî. bir ulkeyi belirleyen. cografyacilik * Cografyaciolma durumu veya cografyacinin meslegi. cokey * Yarisatlarina binen. * Uskumrularin buyuk baliklardan korkarak kiyiya siginmasidurumu. contalama * Contalamak isi. * Polislerin kullandigiarac veya lâstik sopa. coplanma * Coplanmak isi. gen ellikle kaucuk ve kursundan yapilan ince parca. ciyaklamak * Ciyaklamak. cop * Kalin kisa degnek. conta * Gecirmezligi saglamak icin. cografik * Cografî. bir bolgeyi. siyasî gercekliklerin tumu. cografya * Yeryuzunu fizikî. Co * Kobalt`in kisaltmasi. sikistirilmisiki yuzey arasina yerlestirilmis. yetenekleri bu amaca gore gelistirilmiskimse. * Cografya ogretmeni. beserî. siyasî. coplanmak * Copla dovulmek. cografî durum * Bir yerin cevresi ile ilgisinin tespiti veya gorunumu.ciyaklama * Ciyaklama. coplama * Coplamak isi. Cl * Klor`un kisaltmasi. copla dovmek. cizvit * Ýsa Dernegi denilen bir Hristiyan derneginin uyesi. yonlerden inceleyen bilim. coplatmak* Coplamak isini yaptirmak. corum * Balik akini. cokeylik * Cokeyin yaptigiis. ek onomik. ekonomik. coplatma * Coplatmak isi. niteleyen. cografî * Cografya ile ilgili. cizye * Musluman devletlerde Musluman olmayanlardan alinan bir cesit vergi.

costuruculuk * Costurucu olma durumu. comertlesme * Comertlesmek isi. coskunlasmak * Coskun bir duruma gelmek. verimlilik. galeyan. Cr . galeyan etmek. coskun * Cosmusolan. * (doga olaylarindan herhangi biri) Birdenbire cogalip hizlanmak. comert davranmak * sakinmadan. * Sevinc gosterileriyle beliren guclu heyecan. cosmasina yol acmak. costurmak* Cosmasinisaglamak. bol bol. comertce * Comert bir bicimde. coskunlasma * Coskunlasmak isi. coskunluk * Coskun olma durumu veya coskunca yapilan is. selek.. eli acik. * Verimli. kendilerinin veya baskalarinin siirlerini derledikleri. * Saz sairlerinin. cosma * Cosmak isi. ruhun kendini asip yucelmesi. bir duyguyla dolarak yucelme. costurulma * Costurulmak isine konu olmak. * Bir dusunceyle. muruvvet. semih. semahat. deri kaplidefter. heyecanlidavranis. costurucu * Costuran. coskulanmak * Coskulu duruma gelmek. comert * Para ve maliniesirgemeden veren. coskunca * Coskun (bir bicimde). coskulanma * Coskulanmak isi. cosuntu * Cosku. sakinmadan. coskulu * Coskusu olan. costurma * Costurmak isi. costurulmak * Cosmak isi yaptirilmak. cosmak * Duygu ve dusunceleri guclu bir tepki ile disarivurmak. conk * Buyuk yelkenli gemi. uzunl amasina acilan. comertlesmek * Comertce davranmak. esirgemeden bol bol vermek. he yecan. * Salgibezleri ve dinamik etkinliklerle kendine ozgu iliskileri bulunan ic veya disuyaranlarin kamciladigi guclu duygu durumu. comertlik * El acikligi.

* Krom'un kisaltmasi. persembe ile cumartesi arasindaki gun. cumbuldamak . cukkayiyutmak * oyunda utulmek. cuma gecesi * Persembeyi cumaya baglayan gece. gucsuz. ana duvarlarin disina. gorgusuz kimse. cukka * Hayvan ve insan memesi. cumbalatmak * Cumbalamak isini yaptirmak. cumbuldama * Cumbuldamak isi. cumbul cumbul * Asiriolcude icilmisickinin veya yenmissulu yemegin vucutta cikardigisesi anlat ir. cumbalak * Takla. cuk * Bkz. cumba * Yapilarin ust katlarinda. * Cuma namazi. cuma namazi * Cuma gunu oglen ibadetinde cemaatle kilinan namaz. crescendo * Calgilar giderek daha yuksek ses verecek bicimde calinma durumu. cumbadak * Suya dusen bir cismin cikardigisesi anlatmak icin dusmek fiiliyle birlikte kul lanilir. cumbalama * Cumbalamak isi. -cik / -cik. cumbasiz * Cumbasiolmayan (yapi). -ci/ -ci. cuma ile pazar arasindaki gun. -cu * Bkz. cudam * Beceriksiz. Cu * Bakir'in kisaltmasi. cumbalatma * Cumbalatmak isi. cumbalamak * Bir parcanin dar kenarindaki testere izi veya benzeri girinti ve cikintilaridu zeltmek. cuma * Haftanin altincigunu. -cul * Bkz. * Eski evlerde pencere hizasindan sokaga dogru cikintisiolan kafesli bolum. cumartesi kibarigibi suslenmek * ozentili fakat zevksiz suslenmek. sokaga dogru cikintiyapmisbal kon. cumartesi * Haftanin yedinci gunu. cumbali * Cumbasiolan (yapi). asagicuk oturmak. -cuk * Bkz. Cs * Sezyum'un kisaltmasi. cil /-cil.

cumburtu * Suya dusen agir bir cismin veya calkalanan suyun cikardigises. cumhuriyetperver * Cumhuriyetci. reisicumhur. * Ufak tefek. cumhurreisi * Bkz. cura * Tezene ile calinan iki veya uc telli halk sazi. hep birlikte. curaci * Cura yapan veya calan kimse. cumhuriyet yanlisi. cumhur cemaat * Cumbur cemaat. cumburdama * Cumburdamak durumu. cura zurna * Bir cesit kucuk zurna. * Topluluk. cumbuldatmak * (bir siviicin) Bir kabin icinde calkalamak. cunta * Bir ulkede yonetime el koyan kimselerden olusan kurul. . cumhuriyetcilik * Cumhuriyet yanlisiolma durumu. * Bir cesit kucuk atmaca. cumburlop * Agir bir cismin suya dustugu zaman cikardigisesi anlatmak icin kullanilir. cumhurca * Toplu olarak. cuntaci * Cunta uyesi. cumhurbaskani. cumburdamak * Cumburtu sesi cikarmak. gelismemis. cup * Suya dusen bir seyin cikardigisesi anlatmak icin kullanilir. cumhuriyet * Milletin. cumhur * Halk.* Bir kabin icinde calkalanip ses cikarmak. cunda * Yatay serenlerin her iki basi. cuppadak * Cumbadak. cumhura muhalefet kuvveihatadandir * halkin tuttugu bir davaya karsicikilmaz. cumbuldatma * Cumbuldatmak isi. egemenligi kendi elinde tuttugu ve bunu belirli sureler icin sectigi millet vekilleri araciligiile kullandigidevlet bicimi. cumhuriyetci * Cumhuriyet yanlisiolan kimse. cumhurbaskanligi * Cumhurbaskaniolma durumu. * Cumhurbaskaninin makami. cumhurbaskani * Cumhuriyetle yonetilen ulkelerde devlet baskani. Cumhuriyet Bayrami * 29 Ekim 1923'te kurulan Cumhuriyeti kutlamak uzere yasayla kabul edilmisolan r esmî bayram.

civciv. tomurcuk. dondurmek (veya curcunaya vermek) * ortaligikarisik. curnal * Bkz. yanlarigenis. karisik durum. cuda etmek * ayirmak. jurnal. -cu * Bkz. -cul * Bkz. -cil /-cil. cubbeci * Cubbe yapan ve satan kimse. * Kumes hayvanlarinin yavrusu. cusis * Coskunluk. cucuklenme * Cucuklenmek isi. cubbe * Hukukcularin. gurultulu duruma sokmak. * Kusyavrusu. * Alaturka muzikte hizlibir usul.curcuna * Gurultulu. -cik /-cik. baba ocagigibi cok sevilen seylerden) Ayrilmisolan. cahiller. dugmesiz giysi. universitede belli bir asamaya ulasmisbilim adamlarinin elbise u stune giydikleri uzun. uzak kalmisolan. cucelesmek * Cuce durumuna gelmek. cucelik * Cuce olma durumu. cucuklesmek * Filizlenme durumu almak. -ci/ -ci. tahta oturma. normalden cok daha kisa olan (kimse). curcunali* Curcuna icinde olan (yer. * Gelismemis. cucuklenmek * Filizlenmek. hava). marul gibi katmerli bitkilerin en ic bolumu. cucelesme * Cucelesmek durumu. cuda * (yurt. cosma. cubbe gibi* cok genisve uzun (giysi). cubbeli * Cubbe giymisolan. cucuklesme * Cucuklesmek durumu. ses. curnata * Bildircin sokunu. * Sogan. cuhelâ * Bilgisizler. * Bir seyin kucugu veya onu andiran bir parcasi. cucuk * Filiz. culûs * Hukûmdarlik tahtina cikma. -cuk * Bkz. curcunaya cevirmek. . cuce * Boyu.

cunun * Delilik. tumce. cubbe. cuppe * Bkz. cur'etli. hareketli. * Canlilik. yureklilikle davranmak. saygiyiasan davranis. cenabet. cur'etkâr * Atak. cumlesi * Hepsi. cumle âlem * Herkes. . cumlenin ogeleri * cumlenin kurulusunda baslica gorevleri yuklenmisolan kelimeler. cumle kapisi * Yapilarda ana kapi. herkes. cunupluk * Cunup olma durumu. tambura benzer bir saz. cur'etkârlik * Cur'etkâr olma durumu. * Butun. sistem. * Maden govdeli. cumle * Dizge. cumlecik * Onerme. cur'et etmek * ataklik etmek. cumbuscu * Cumbuscalan (kimse). * Kucuk cumle. hepsi birden. hep. cur'et * Yureklilik. cumhur cemaat. soz dizimi. * Bir yargibildirmek icin tek basina cekimli bir fiil veya cekimli bir fiille ku llanilan kelimeler dizisi. cumleten * Hep birden. tumce bilgisi. ataklik. yuklem. cumbusyapmak * toplu hâlde eglenmek. cesaret. kabahatten agir ve cinayetten hafif olan suc. * Dusuncesizce. dil bilgisinin ana bolumlerinden biri. * Sairlerin tahta cikan padisah icin yazdigisiir. cumbus * Eglenti. cunup * Cinsel iliskiden sonra. cunha * Curum derecesindeki suc. ozne. tumlec. cumudiye * Buzul. cumbuslu * Eglentili. cosku. cumbur cemaat * Toplu olarak.culûsiye * Hukumdarlarin culûs torenlerinde dagittigibahsis. cumle bilgisi * Bir cumleyi olusturan kelime ve kelime gruplariarasindaki iliskiyi inceleyen v e siniflamalar yapan. dinin buyurdugu bicimde henuz yikanmadigiicin temiz sa yilmayan (kimse).

cur'etsiz * Cur'eti olmayan. cep de fteri bicimindeki belge. ugrasmak. katisik. * Tikel. cuz'î * Az. cabalama * Cabalamak isi. demir boku. curmumeshut * Sucustu. . c c * Turk alfabesinin dorduncu harfi. cuzdan * Cebe girecek buyuklukte. -ca / -ce (Ý). * Basilieserlerin ayribir kapak icinde satisa cikarilan bir veya birkac formalik bolumu. suc ustu yakalanmak. surekli calisma. -ca / -ce (ÝÝ). cussesiz * Ýnce yapili. cusse * Ýnsan govdesi. dis. ceht. -ca / -ce * Bkz. cur'etlenmek * Cur'etli davranmak. cur'etli * Cur'eti olan. caba * Herhangi bir isi yapmak icin ortaya konan guc. cuzam * Hansen basilinin sebep oldugu deri hastaligi. pek az. zorlu. Ce adiverilen bu harf. ufak tefek. cusseli * Ýri yapili. -c * Kucultme eki. * Kaloriferlerden cikan yanmiskomur artigi. gucsuz. curuf * Maden posasi. iri govdeli.dis eti unsuzunu gosterir. cuz * Bir butunu olusturan bolumlerden her biri. c C * Turk alfabesinin dorduncu harfi. azicik. * Yanlislik. * Bir kimsenin kimligini bildirmek icin resmî bir yerden kendisine verilen. iri yari(insan). ses bilimi bakimindan otumsuz. curmumeshut hâlinde * sucu islerken. cuzamli * Cuzam hastaligina tutulmusolan. * Kur'an`in bolunmusoldugu otuz parcadan her biri. caba gostermek * bir isi basarmak icin calismak. kusur veya hatadan dogan durum. curum * Suc. diski. fasikul.cur'etlenme * Cur'etlenmek durumu. caba harcamak * bir isi yapabilmek icin elden gelen butun gucu kullanmak. -ca / -ce * Bkz. para ve kâgit koymaya yarar kucuk canta.

. * Acele et. sur'atle. mama. ivedilikle. yavaskarsiti. cabukca * Cabucacik. cenesi kuvvetli. deri. hizla. cabuk ol (veya cabuk) * cabuk davran. * Hizli. tesri etmek. geveze.cabalama kaptan ben gidemem * bu isi yapacak gucte degilim. cadir * Kece. oyalanma" anlaminda. vakit gecirmeden. cacaronca * Cacarona yakisir (bir bicimde). * Golgelik olarak kullanilan tente veya semsiye. hareketli. * Genel ev isleten kadin. caca * (ticaret gemilerinde) Eski ve usta gemici. cabuk parlayan cabuk soner * olagan sayilmayacak kadar kisa bir zamanda olan bir gelismenin surekli olamaya caginianlatir. cerge. cabalamak * Guc bir durumdan kurtulmaya ugrasmak. cabuk isgor. cabuklasmak * Cabukluk kazanmak. cabalayis* Cabalamak isi veya bicimi. cabuklastirmak * Bir ise cabukluk vermek. oba. * Bir isi basarmak icin ugrasmak. caca baligi * Hamsigillerden kucuk bir balik (Clupea sprattus). sur'at. otag. * Kisa surede ve kolaylikla. sur'atle. cabuklasma * Cabuklasmak isi. cabucacik. oldukca cabuk. cabucak * Cok cabuk. cacaca * Meksika'dan yayilmis. cabuklastirma * Cabuklastirmak isi. cacaron * Karsisindakini susturacak bicimde ve cok konusan. cabucacik * Cabucak. tacil. kil dokuma veya sik dokunmuskalin bezden yapilarak direklerle tutt urulan. cabuk cabuk * Cabuk olarak. hizlanmak. tasinabilir barinak. cabalanma * Cabalanmak isi. oyalanma!. cabuklastirilmak * Cabuklasmak isi yaptirilmak. cabukluk * Cabuk olma durumu hiz. tez. cabalanmak * Cabalamak isi yapilmak. cabuklastirilma * Cabuklastirilmak isi. cabuk * Alisilandan veya gosterilenden daha kisa bir zamanda. modern bir dans. zorlamanin yarariyok. cacaronluk * Cacaron olma durumu veya cacaronca davranis.

cadir cati* Orta noktadan baslayarak dort tarafa bakan yuzeyi bulunan ve kare piramit bicimi ndeki cati. cagdisi * Cagin gerektirdigi sartlarin gerisinde kalmis. * Kendine ozgu bir ozellik tasiyan zaman parcasi. oz suyu hekimlikte kullanilan bir bitki (Dorema ammoniacum) . pavuryaya benzer k ucuk su hayvani(Carcinus). * Cadira yerlesmisolan. caganak * Bkz. cag * Zaman parcasi. cadircilik * Cadir yapma veya satma isi. * Hayatin cocukluk. pembe v e beyaz cicekli bir bitki (Euryaleferox). buyuk yaprakli. devir. cagacmak * herhangi bir bakimdan oncekilerden farkliolan yeni bir evrensel gidise yol acm ak. Cin ve Amerika irmaklarinda yetisen. cadir diregi * Cadirin duzgun ve gergin kurularak cokmemesini saglayan orta direk.cadir agirsagi * Cadirin direk basligi. * Bir seyin uygun. yas. elverisli zamani. cadir usagi * Maydanozgillerden. caga * Cocuk. cadir yikmak * kurulu olan cadirlarisokup toplamak. cadir cicegi * Nilufergillerden. calgicaganak. cadir tiyatrosu * Oyunlarinive diger gosterilerini cok buyuk bir cadir icinde halka sunan gezici tiyatro veya gosteri grubu. cadir bezini tutmaya yarayan oyuk agac. cadir bezi * Pamuk veya ketenden dokunmuskalin. genclik gibi turlu donemlerinden her biri. cagdisilik * Cagdisiolma durumu. cadirli * Cadiriolan. kohne. vakit. cagdisiolmak (veya kalmak) * yedek askerlik caginidoldurmusolmak. cadir canagi * Cadir direginin ucunda. cadir devlet * Gocebe boy ve asiretlerden olusan devlet. bebek. eti icin avlanan. donem. * Askerlige alinma cagidisinda. sik bir tur bez. cadirliordugâh * Cadirlarda barindirilan askerî guc. * Bir katmanin olustugu sure. . cadirci * Cadir yapan veya satan kimse. * Tarihin ayrildigidort buyuk bolumden her biri. cadir kurmak * cadiriicinde oturulabilecek bir duruma getirmek. kurun. caganoz * Kabuklularin on ayaklilar alt takimindan.

cagdaslasma * Cagdaslasmak isi. cagildayis* Cagildamak isi veya bicimi. * Sahnede oyuncularitakdim eden kimse. akarken taslara. modernlestirmek. cagcillik * Cagcil olma durumu. kayalara carparak cikardigises. cagilti * Suyun. modernlesme. cagdaslasmak * Cagin tutumuna. asrîlik. cagira cagira * Surekli cagirarak. cagildama * Cagildamak isi. modernlik. asrîlestirmek. modern. cagiri * Davetli. muasir.caganoz gibi * egri bugru (kimse). asrîlesmek. * Bulunulan cagin anlayisina. cagdas * Aynicagda yasayan. cagcillastirma * Cagcillastirmak isi. * Teknigin. asrî. caginiasmak * dusunce. modernlik. bilimin yeniliklerinden yararlanan. modern. asrîlesme. cagcillastirmak * Cagin gereklerine uydurmak. cagil cagil * Cagildayarak akan sularin sesini yansilar. ayak uyduramamak. cagirici * Cagiriisini yerine getiren kisi. cagcillasma * Cagcillasmak isi. gereklerine uymak. muasirlasma. modernlesmek. cagirilmak * Cagrilmak. cagdaslik * Cagdasolma durumu. . modernlestirmek. cagigecmek * eskimek. davetci. cagin gerisinde kalmak * gelismelere ve yeni dusuncelere uyum saglayamamak. cagirilma * Cagrilma. cagildamak * Sular akarken taslara. yuzyilda olu san yazidili. Cagatayca * AdiniCengiz`in ikinci oglu Cagatay`dan alan. kayalara carparak ses cikarmak. cagcil * (insan icin) Cagin yeniliklerini benimseyen. cagdaslastirmak * Cagdaslasmasina yol acmak. cagiltili * Cagiltisiolan. Dogu Turkcesinin XV. cagcillasmak * Cagin yeniliklerine uygun duruma gelmek. muasirlasmak. sartlarina uygun olan. cagdaslastirma * Cagdaslastirmak isi. anlayisina. ona gore davranan. muasir. donemi veya modasigecmek. modern. tutum ve davranislariyla bulundugu cagdan daha ileride olmak.

cagri * Birinin bir yere gelmesini isteme. caglayik * Yerden ses cikararak. cagirma * Cagirmak isi. caglayis * Caglamak isi veya bicimi. turku soylemek. caglamadan catlamak * gerekli olgunluga erismeden olgun davranislarda bulunmak. cagirtkan * Otusuyle kendi turunden olan kuslarin cevresine toplanmasiicin avcilarin yarar landigikus. caglar * Caglayan. ham yemis. cagirtmak * Cagirmak isini yaptirmak. * Cagricihazi. caglama * Caglamak isi. cagirtma * Cagirtmak isi.cagirim * Cagirma isi. cagirmak * Birinin gelmesini kendisine yuksek sesle soylemek. amnios suyu. . cagrici * Cagirmak isini yapan. * Herhangi birinin bir yere gelmesini istemek. * Badem. davetci. cagirmak icin giden kimse. erik gibi tek cekirdekli yemislerin korpe iken yenilebilen ham sekli. caglamak * (akarsu) Kopurerek ve ses cikararak coskun bir bicimde akmak. davet. kayisi. * Binmek icin bir arac istemek. * Cosmak. cagirti * Cagirma sesi. kaynak. * Ruh cagirma sirasinda seans. cagricihazi * Telefon sistemi ve agiduzeninde belli bir numara verilerek tasiyanina kolayca ulasilmasiniveya ona haber birakilmasinisaglayan alet. cagiris * Cagirmak isi veya bicimi. gurultuyle kaynayarak cikan genellikle sicak su. cagnak * Dol kesesini dolduran ve dolutu icinde bulunduran sivi. cagla * Olmamis. davet etmek. cagrinumarasi * Cagricihazinin numarasi. cagma * Cagmak isi. cagirtmac * Tellâl. cagmak * (gunesisigi) Vurmak. * (yuksek sesle) Sarki. cigirtkan. seslenmek. kucuk se lâle. cok yuksek olmayan bir yerden dokulup aktigiyer. buyukluk taslamak. caglayan * Kucuk bir akarsuyun.

cagrisimsiz * Cagrisimiolmayan. cagrilik * Davet icin yazilan kâgit. yalanci. cagrilma * Cagrilmak isi. cagrisimci* Cagrisimcilik doktrini taraftariolan (kimse). bir yere veya birinin yanina cagrilmiskimse. mubasir. * Hep birden bagirarak yaygara etmek. cagrilmak * Cagirmak isi yapilmak. duzenci. cagricilik * Cagricinin gorevi. cagrisimcilik * Butun bellek islemlerini. bilinc alanina bunlardan birisi girince otekini de bilince cekmesi olayi. -cak * Ýsimden isim yapma eki. yarik. . cagrisim yapmak * cagristirmak. dusuncelerin cagrisimiile aciklamak isteyen doktrin. davetiye. lime lime. asagilik kimse. okuntu. câk * Yirtik. * Benzemek. cagrisma * Cagrismak isi. parca parca (olmak). * Kurnaz. cagrismak * Birbirini cagirmak. * Davranislar. cagrim * Yuksek bir sesin yetisebilecegi kadar uzaklik. gorgusuz. davetli. câk câk (olmak) * cok yirtik. * Titiz. cagristirmak * Bir cagrisima yol acmak. andirmak. bir baskasinihatirlatmasi. cakal * Et oburlardan. huysuz. hatta bellek hayatinin hepsi ni. andirmak. ahlat. cakal armudu * Yabanî armut. aklin butun ilkelerini. cagristirma * Cagristirmak isi. cagrilis * Cagrilmak isi veya bicimi. cagrili * Bir toplantiya. cagrisimli* Cagrisimiolan. dusunceler ve kavramlar arasinda yer ve zaman birliginin etkisiyl e kurulan baglantilar sonucu. hatirlatmak. tedaî. cagrisiz * Cagrilmamisveya cagrilmayan kimse.* Baziyerlere girmek isteyenleri sirasigelince cagiran kimse. suru durumunda yasayan. * Akla getirmek. kurttan kucuk bir yaban hayvani(Canis a ureus). cagrisim * Bir dusuncenin veya goruntunun. cagrisimsal * Cagrisimla ilgili.

cakilip kalmak . yuvarlanan cakil taslarigibi ses cikarmak. belirli araliklarla yanip sonen ku cuk fener. degirmi biciminde bir cocuk oyuncagi. cakil tasi* Deniz kiyilarinda veya derelerde suyun asindirmasiile sivrilikleri k aybolmus. toparlak veya badem biciminde ufak bir tasturu.cakal erigi * Cok eksi. cakaralmaz * Basit. cakildama * Cakildamak isi. * Cakilmisbir seye bagli. caker * Kul. cakili * Civi. * Koyunlarin kuyruklarialtindaki killara yapisip kuruyan pislik. * Yeri degismez. sabit. deniz cakisi. ilkel cakmak. kole. * Bkz. * Uzunlugu iki yuz elli . cakilikalmak * bir yerde degismeden durmak. cakalbogan * Kirlarda rastlanan bir bitki. cakildatma * Cakildatmak isi. cakildamak * Surtunen. aciga veya kiyilara yerlestirilen. bozuk. cakil * Kucuk veya orta boyda tasparcasi. genisligi on kulac olan balik agi. cakil kusu * Yagmur kusugiller familyasindan kuzey bolgelerde yasayan sicak aylarda guneye gecen gocmen kus (Crocethia alba). * (kalitesiz) Tabanca. cakil tasi. cakildak * Bir carkin yalniz bir yone dogru islemesine yol verip tersine donmesini onleye n veya degirmen. su dolabi gibi birtakim makinelerin isleyisini cikardigisesle kontrole yarayan parca. cakil cukul * Karisik bicimde. caki * Acilip kapanan bir veya birkac agizlikucuk cep bicagi. cakaloz * Mermi olarak cakil tasiatan bir tur top veya bu topu kullanan topcu. ne dedigi belli olmaksizin. cakigibi * canlive atik. cakar * Denizde. cakildatmak * Cakildamak isini yaptirmak.uc yuz. * Ýlkel bir bicimde uretilmis. yanasma. * Elde cevrildikce gurultulu ses cikaran. cakal yagmuru * Gunesvarken yagan yagmur. sert. * Ýse yaramayacak durumda olan. kazik gibi bir seyle tutturulmus. iri cekirdekli bir erik turu (Prunus spinosa). cakil yol * Cakil taslariile dosenmisyol. cakici * Bicakci. cariye.

giristigi veya ele aldigiher isi basaran. cakirdogan * Yirticikuslardan bir dogan cesidi. cakintisiz * Cakintisiolmayan.* bir yerde uzun sure hareketsiz kalmak. dusunce. cakirkeyf. cakirdikenlik * Cakir dikeni bol olan yer. cakir * (goz icin) Acik mavi. * Cakirdogan. puruzlu yuzey. farkina varilmak. cakircilik * Cakircinin isi ve meslegi. cakilti * Cakil taslarinin ve onlara benzer seylerin kimildatilinca cikardiklarises. cakir cukur * Cak cuk diye ses cikararak. becerikli olma durumu. serare. hareli elâ. cakilmak * Cakmak isine konu olmak. cakirkeyif * Bkz. cakillik * Cakil dosenmisveya birikmisyer. cakirlasmak . cakirkanat* Kanatlarimavi hareli bir ordek cesidi (Anas crecca). becerikli (kimse) . * Ortaya cikmak. cakirci * Kusavinda cakirdoganitutan kimse. cakir pence * Tuttugunu koparan. cakirkeyf * Yarisarhos. cakir ayaz * Acik ama cok soguk hava. * Anî bulus. * Girintili cikintili. beklenmeyen soz veya davranis. anlasilmak. cakintili * Cakintisiolan. cakinti * Simsek cakmasi. cakilli * Cakiliolan. cakin. cakirdiken* Maydanozgillerden. togrul (Accipiter gentilis). cakir pencelik * Tuttugunu koparma. cakilma * Cakilmak isi. parlamasi. cakin * Bkz. cakim. hekimlikte kullanilan bir bitki. cakir * Sarap. * Hizla dusup saplanmak. cakim * Simsek. * Kivilcim. deve elmasi(Arctium tomentos um). cakirlasma * Cakirlasmak durumu.

* Kabul edilmeyecek bir seyi kurnazlikla kabul ettirmek. cam. * Ýcki icmek. vurmak veya carpmak. * Kazik cakip hayvan baglamak. cakma * Cakmak isi. * Vurup cakarak yapilmiskuyumcu isi. * Anlamak. * Tabanca veya tufeklerde bulunan tetik duzeni. * Bir seyi baska bir seye surtmek. aci. * Aynizaman dilimi icinde bulunmak. * Soz yarisietmek. cakmaci * Cakma isini yapan kimse. cakisiz * Cakisiolmayan. . * Olgunlasmaya yuz tutmak. cakmak * Tasa vurulup kivilcim cikarilan celik parcasi. takilmak. cakmak tasi * Demir veya celige surtuldugunde kivilcim cikartan bir tur kuvars. cukurlusuna disi cakma. cakmak * Vurarak sokup yerlestirmek. alev alev. bilmek. yuzey gibi geometrik bicimler ust uste konulduklarinda birbirini b utunuyle orterek esit olmak. * Celik. * Civi ile tutturmak. cakisik * Cakismisolan. maddeden yapilmisgaz veya benzinle dolu tutusturma aleti. * Bu iste kullanilan kuyumcu kalibi. farkina varmak. plâstik vb. * Dogru.* Cakirkeyf olmaya baslamak. anlamak. tas. yara. * Sezinlemek. ciban. cakismak * Birbirine gecip kenetlenmek. isik vermek. * Deri hastaligi. cakisma * Cakismak isi. cakismali* Birbirine esit sekiller. kabartmalisina da e rkek cakma denir. cakistirma * Cakistirmak isi. cakma kapi * Genellikle iki kusak uzerine tahtalarin civi ile tutturulmasiyontemiyle yapila n basit kapi. * Parildamak. cakmak * Kuruyunca kalin kabuk baglayan kabarciklarla beliren ve genellikle yuzde cikan bir deri hastaligi. cakmak cakmak * atesyakabilmek icin cakmagitutusturmak. cakistirmak * Cakismak isini yaptirmak. * Saplamak. cakmak cakmak * (gozler icin) Parlar durumda. * Vurmak. * Ýcki icip keyfetmek. cakis * Cakmak isi veya bicimi.

caktirmak * Cakmak isini yaptirmak. cakozlamak * Uygunsuz bir durumu fark etmek. pacali(guvercin) veya baska (kus). caktiris * Caktirmak isi veya bicimi. caksir * Paca bolumu diz ustunde veya diz altinda kalan bir tur erkek salvari. cala kilic * Durmadan kilic sallayarak. * Eski. cakmaklasmak * (goz) Cakmak cakmak olmak. cakmaklik * Cakmakta kullanilacak olan. caktirilma * Caktirilmak isi. caktirilmak * Caktirmak isi yapilmak. cala paca . cakmaklasma * Cakmaklasmak durumu. cakmaksiz* Cakmagiolmayan. caksirsiz * Caksiriolmayan. cakmakcilik * Cakmak yapip satma isi. durmadan yazarak. * Ayaklarituylu. * Tufek ve tabanca cakmaklariniyapan ve onaran kimse. kizarmak ve iyice acilmak. cala * Belli isimlerden once gelerek fiile baglanir ve isimle ilgili bir cabukluk.* Duvenlerin altina cakilan kucuk ve kesici tas. cala kasik * Soluk almadan yiyerek. cala kurek * Surekli kurek cekerek. dikkatsizlik anlamikatar. su reklilik. * Kuslarin ayaginda bulunan ve sus gibi gorunen tuy. * Birinin bir seyi sezmesini saglamak. sezdirmeden. cakmakli* Cakmak tasive zemberekle atesalan eski zaman tufegi. cakozlama * Cakozlamak durumu. cakmakci* Cakmak yapan veya satan kimse. gizlice. ciplak tepe. * Ýcine cakmak konulan koruyucu malzeme. cala kamci * Durmadan kamcilayarak. caktirma * Caktirmak isi veya durumu. caksirli * Caksir giymis. cal * Taslik yer. * Kibrit. kullanilmaz tabanca veya tufek. caktirmadan * Belli etmeden. cala kalem * Gelisiguzel.

basisert bir kabukla ortulu. cenesi dusuk. calar * Farklilik veya anlam inceligi. calar saat * Ayarlanisina gore istenilen zamanda calan saat. calarma * Calarmak isi. * Hirsiza kaptirmak. muzik. caldirilma * Caldirilmak isi. atik. calgicaganak * Calgi. enstruman. zar arlibocek. kahverengi veya siyah. * Calgicalma. calgihane * Muzik evi. surukleye surukleye. boynuz gibi seylerden y apilmiscalma araci. enstruman. caldirmak * Calmak isini yaptirmak. kurak yerlerde yetisen bir bitki cinsi (Sisymbrium). calgililokanta veya eglence yeri. calgioragi * Tirpan. calgicibocek * Yaklasik 5 mm boyunda.* Zorla yuruterek. calgicalmak * bir muzik aletini seslendirmek. calgicilik * Calgicinin isi. calki. kemik. cevik. caldirma * Caldirmak isi. calcenelik * Calcene olma durumu. Calap * Tanri. calâk * Eline ayagina cabuk. calgic * Bazicalgilarin tellerine vurmaya yarar kustuyu. calcene * Durup dinlenmeden konusan. calgi * Muzik aleti. caldirilmak * Calmak isi yaptirilmak. nuans. calgili . calacak * Yogurt mayasi. mizrap. calgici * Calgicalmayikendine meslek edinmiskimse. nese ve gurultu oldugu hâlde. calarmak * Ekinler veya meyveler olmaga yuz tutmak. calgialeti * Muzik yapmak icin kullanilan arac. * Bahce supurgesi. * Hirsiza kaptirilmak. calgiciotu * Turpgillerden. caldiris * Caldirmak isi veya bicimi. tezene. * Muzik toplulugu.

sakal). * Tabiî olmaktan uzaklasmis. * Menzil. bir duzen kurmus. gurultulu patirtili.* Ýcinde calgicalinan. inmeli. calgin * Sicak veya soguktan gelisemeyerek ciliz kalan ekin. karsidakini etkileme amaciyla yapilan davranis. cirpiidi. * Kilicin keskin yani. * Yan yan giden. calgili. * Uzun zaman bakir kapta kalan tadibozulmusyemek. karacali. otlegen (Sylvia communis). califasulyesi * Kilciklibir cesit fasulye. * Verev kesilmis. * Adidefterden silinmis. kurum. sepetci kavagi. calgilicaganakli * Eglenceli. sakat. caligibi * sik ve sert (sac. eti begenilen bir yaban kusu (Tetraourogallus). calikusu * Sercegillerden. govdesine dogru rengi acilan. ya sayip gidiyordum. * Calgicalinarak yapilan. calikakici* Eskiya bozuntusu. kocam idi ya * her ne kadar evim derme catma. dallaricok catallive saplariodunsu bitki. calilandirma * Calilandirmak isi. * Ciban yeri. * Koturum. calilik yerler i seven otucu bir kus (Troglodytes). calik kavak * Dallarisepetcilikte kullanilan bir kavak turu. * Yuzunde ciban veya yara yeri olan. calikusugiller * Calikusu benzeri turleri icine alan kuslar familyasi. cali * Bogurtlen. ahu dudu gibi agacciktan kucuk. evim idi ya. calilandirmak * Corak bir araziyi caliekimi yontemi ile yesertmek. calilik * Calisicokca olan yer. . basikoyu kirmizi. calik * Carpik. guzel oten. calidikeni* Bkz. sarkili. neseli. calicirpi* Kolayca atesyakmaya yarayan ince ve kuru agac dali. caliidi. kuru ot gibi seyl er. calibulbulu * Sercegillerden. erim. ayiidi uyu idi. kucuk bir kus. * Koyunlarda cicek hastaligi. calihorozu * Tavukgillerden. caka. calik. * Calgin. kendi renginden olmayan. kocam kaba saba idiyse de. calgisiz * Calgisiolmayan. calisupurgesi * Kirmizicicekleri olan ve supurge yapiminda kullanilan bir bitki. calim * Gosteris.

calip cirpmak * eline geceni calmak. calis * Calmak isi veya bicimi. kurumlu. gosterissiz. calim satmak * kurulup buyukluk taslamak.* Biraz benzeme. yapisidar (gemi). ayak veya vucutla sasirticihareke tlerde bulunmak. calimli * Gosterisli. cok calimliolmak. calisiz * Calisiolmayan. calimlilik * Calimliolma durumu. calimlik * Yogurt veya maya calmaya yetecek kadar. calim yemek * futbolda calim ile gecilmek. calimlanis* Calimlanmak isi veya bicimi. calimsiz * Calimiolmayan. * Basiyuksek. calinti * Calinmisolan (sey). calim atmak (veya yapmak) * Bkz. calinma * Calinmak isi. * Bir oyuncunun topu elinden veya ayagindan kacirmadan karsisindaki oyunculariki vrak hareketlerle aldatip gecmesi. calimlicalimli * Calim gostererek. andirma. calimina gelmek (veya getirmek) * uygun zaman veya durumu ele gecirmek. * Kendisine calim yapilmak. calisilma * Calisilmak isi. calimci * Calim yapan kimse. calinmak * Calmak isine konu olmak. * Ýnme inmek. calimsizlik * Calimsiz olma durumu. calimlama * Calimlamak isi. calimindan gecilmemek * cok kurumlu olmak. calimlanma * Calimlamak isi veya durumu. * Geminin su kesiminden asagibolumunun basve kic bodoslamasina dogru darlasmasi. calimlamak * Oyunda topu karsitarafa kaptirmamak icin el. calimlayis* Calimlamak isi veya bicimi. . calimlanmak * Calimlidavranmak. * Bir firsattan yararlanarak bir baskasinin hakkiolan bir seyi ele gecirmek. calim satarak. calimlamak.

say. yonetim bilimi gibi konularda calisma yapan kimse. calismaci* Saglik. calisma hayati * Ýshayati. antrenor. on yuzeyinde kapak ve cekmeceleri olan m obilya. calismayiseven. faal.calisilmak * Calismak isine konu olmak. o seyi gerceklestirmek icin k endini zorlamak. calisma saatleri * Ýsin baslama ve bitisaniarasindaki saatler. * (makine veya âletler icin) Ýse yarar durumda olmak veya islemekte bulunmak. calistiran * Ýsveren. calistiricilik * Calistiricinin isi veya meslegi. * Ýsuzerinde bulunmak. calisma gunu * Tatil gunleri disinda kalan ve calisilabilen her gun. emek. calisma masasi * Uzerinde isyapilan masa. sporcuyu egiten. caliskanlik * Caliskan olma durumu. calisma saati * Ýssaati. calisma yontemi * Bir calisma veya issuresinde izlenen bilimsel ve metodik yontem. calismak * Bir seyi olusturmak veya ortaya cikarmak icin emek harcamak. onun iscilik durumu nu gosterir belge. issaatleri. calistirilmak . * Bir seyi yapmak icin gereken carelere basvurmak. calisma odasi * Ýcinde isyapilan oda. * Ýsi veya gorevi olmak. isgunu. * Bir seyi ogrenmek veya yapmak icin emek vermek. calisip cabalamak * cok gayret gostermek. * Ýssaati. az veya cok zorlanmasi. calisma gezisi * Bir isbaglama veya on anlasma yapmak uzere cikilan gezi. calisma karnesi * Ýsveren tarafindan calisma hayatina baslayan isciye verilen. calisma dolabi * Ust yuzeyinde calisma tablasibulunan. calisma belgesi * Bir isyerinde veya alaninda calisilabilecegini gosterir belge. calisma barisi * Ýshuzuru. caliskan * Cok caliskan. faaliyet. calistirilma * Calistirilmak durumu. yetistiren ve calistiran kisi. caba harcamak. * Bunyesindeki suyun azalmasiveya cogalmasisonucu agacin bicim ve boyutlarinin d egismesi. calistirici* Bir spor dalinda. * Bir yapielemaninin yuk altinda bicim degistirmesi. calisma * Calismak isi.

* Dalgalanmak. karisik. calkalama * Calkalamak isi. calkagi * Calkar. gol icin) Dalgalanmak. hareketlilik icinde bulunmak. calkantili* Calkantisiolan. calkalatma * Calkalatmak isi. * Sudan sarsarak gecirmek veya icinden suyu carparak gecirmek yolu ile bir seyi temizlemek. * Cosmak. calistirma * Calistirmak isi veya bicimi. sikintilidurum. * (kulucka yumurtalarini) Cevirmek. calkanma * Calkanmak isi. . calkanis * Calkanmak isi veya bicimi. calkalamak * Ýcinde bir sey bulunan bir nesneyi sarsarak sallamak. calkanti * (deniz) Dalgalanma. * Vucudun bir yerini surekli oynatmak. * Calismak isini yaptirmak. calkak * Calkar. * Calkalanarak yapilan. calkama * Calkamak isi.* Calisma yaptirilmak. * Sulu bir seyi sarsarak veya cirparak karistirmak. calkalanma * Calkalanmak isi. * Coskunluk. * Sagliginin bozulmasina yol acmak. * Kalbur yardimiyla ayrilan cer cop. * Cosku. calkalatis* Calkalatma isi veya bicimi. calkalanmak * Calkalanma isine konu olmak. calkalanis* Calkalanmak isi veya bicimi. * Kargasa ve bunalimin yol actigiduzensiz. calkanmak * Calkamak isine konu olmak. calkalayis* Calkalama isi veya bicimi. soylenti) Herkesin agzinda dolasmak. calkamak * Tahil elemek. calistirmak * Calismasinisaglamak. * (haber. * (deniz. * Tahilisarsarak kalburdan gecirmek. calkalatmak * Calkatmak. calistiris * Calistirma isi. * Calkanmissey. elemek.

* Uzerine surmek. * Atmak. vurmak. * Calinmis. cali. * Bozmak. asirmak.calkantisiz* Calkantisiolmayan. calmac * Tahtadan yapilmiskap. calyaka etmek * yakasina yapisip sikica tutmak. * Basa sarilan sarik. * (madeni) Oymak. * Bir muzigi dinlemeyi saglayan aleti calistirmak. * Benzemek. * (zaman icin) Bosa harcatmak. * Aciklarda kumluk alanlarda yasayan ve aglarikeserek balikcilara arar veren bir cesit caganoz (Portunus puber). caltilik * Caltisicok olan yer. calti * Diken. calmak * Baskasinin malinigizlice almak. calpara * Parmaklara takilip calinan zil veya buna benzer ses cikariciarac. calma * Calmak isi. andirmak. * Kibrit. calkatma * Calkatmak isi. cam bali . katip karistirmak. * bir ise cok hevesli gorunmek. * Kumasin bir parcasinikesmek. calyaka * Birdenbire yakasina yapisarak. calkayis * Calkamak isi veya bicimi. kalemle islemek. carpmak. * Supurmek. * Ses cikarmak. calkagi. calki * Calgic. * Tirpan. sirkat. calmadan oynamak * cok keyifli ve sevincli durumda bulunmak. hirsizlik etmek. * Kakmaliolmayan. * Hirsizlik. kalemle islenmis. cam * Camgillerin ornek bitkisi olan ve yurdumuzda bircok turu yetisen bir orman aga ci(Pinus). calmaci * Maden uzerine calma isi yapan usta. calkatmak * Calkalamak isini yaptirmak. calkar * Tahil tanesini yabancinesnelerden secmeye veya tohumlukta kullanilacak tahilia yirmaya yarayan doner kalburlu arac. ziyan etmek. * Yogurt yapmak icin sutu mayalamak. zarar vermek. ses vermek. temizlemek. * Vurarak veya surterek ses cikartmak.

camasir deterjani * Camasirlarin daha cabuk. mendil gibi esya. camasir legeni * Camasirlarin icinde yikandigi. cam fistigi * Fistik caminin kozalak bicimindeki meyvesinden cikarilan sert kabuklu. camasir makinesi * Camasir yikamaya yarayan arac. camasir sabunu * Camasir yikamak isinde kullanilan beyaz sabun. metal veya plâstikten yapilmis. bir arada bohcaya konulup verilen hediye. camasir degistirmek * ic giysilerini cikartip temizlerini giymek. camasircilik * Camasircinin isi. daha iyi temizlenmesini saglayan kimyasal birlesim. cam sakizigibi * tedirginlik verecek kadar bir insanin pesinden ayrilmayan. camasir mandali * Kurutmak icin asilmiscamasirlariipe sikica tutturmak amaciyla kullanilan kucuk . camasir * Ýc giysisi. yaglive nisastalitohum. * Yikanmasigerekli kirli. cam sakizicoban armagani * verilen bir armaganin sunuldugu kimsenin degerine uygun olmadiginive verenin g ucunun ancak buna yettigini ozur yollu anlatmak icin soylenir. camasir ipegi * Nakisyapmakta kullanilan ipek iplik. camasir takimi * Fanilâ. camasir sepeti *Kirli veya yikanmiscamasirlarin icinde toplandigisepet. don. cam devirmek * karsisindakine dokunacak veya kotu bir sonuc doguracak soz soylemek. cam yarmasi(veya bolmesi) * iri govdeli insan. cam yesili * Cam yapraklarina benzer yesilin bir tonu. camasirci* Para ile baskalarinin camasiriniyikayan kimse. camasir dolabi * Camasir saklamada kullanilan cekmeceli dolap. cam sakizi * Cam agacindan cikarilan recine. camasir suyu * Camasirlarin beyazliginive kolayca temizlenmesini saglayan kimyasal birlesimli su. tahta veya plâstik kiskac. geniskap. gomlek. camasir sodasi * Beyaz camasirlarin yogun veya asitli kirlerini eritmek icin kullanilan sodyum karbonat. camasir ertesi olmak * cok camasir yikamaktan asiriyorulup hasta olmak. corap.* Arilarin saricam uzerinde biten yaprak bitlerine salgiladiklaribal sivisindan olusturduklaribir tur bal. * Kirli esyalariyikama isi. camasirhane . camasir ipi * Kurutmak icin uzerine camasir asilan ip veya tel.

sozunu yerine getirmemek. bulasir ve icine batilir duruma gelmistoprak. camlik * Cam agaclaricok olan yer. Camukanin buyuklerine tokmak basdenir (Atherin a hepsetus). cam. camurcuk * Sazangillerden. * Yapiislerinde kullanilan cesitli malzeme ile yapilan harc. camura bulasmak (veya batmak) * kirli ve uygunsuz bir ise karismak. sulu (kimse). camur kalemi * Heykeltiraslarin camura bicim verme sirasinda kullandiklarisimsir arac. camasirhane. camura yatmak * borcunu odememek. * Cam korusu. * herkese satasip tedirginlik veren (kimse). sazandan kucuk. camca * Sazangillerden. camur atmak (veya sicratmak) * birini kotu bir ise karismisgostermek.* Camasirlik. eti tatsiz bir gol ve bataklik baligi(Chrondro stoma nasus). camurdan cekip cikarmak * birini kotu veya onurunu tehlikeye dusuren bir durumdan kurtarmak. * Yanmaya elverisli cevherin bir bolumunun eski uretim alanlarinda birakilmasiso nucunda cikmasi . camur igribi * Denizin sigve camurlu yerlerinde kullanilan 25-30 kulac uzunlugunda bir balik agi. kara calmak. iftira etmek. camasirlik * Camasir yikamak icin kullanilan yer. camcak camcak * Bolca. cevresine tedirginlik veren. capcak. camgiller * Kozalaklilardan. bol miktarda. camurcun * Anadolu ve Kuzey Afrika'da yasayan bir tur ordek. pullarindan yalanciinci yapilan bir irmak baligi(Leuciscus rut ilus). camuka * Gumusbaligina benzer bir balik. lâdin gibi bitki turlerini icine alan recine li agaclar familyasi. camcak * Agactan oyularak yapilmiskulplu su kabi. camur * Su ile karisip. camura tasatmak * \343 cirkefe tasatmak. tohumlari ciplak olarak kozalak pullariuzerinde bulunan. koknar. camur banyosu * Tedavi gucu olan camurla yapilan banyo. camurlama * Camurlamak isi. balcik. * Sataskan. camur gibi * (ekmek icin) iyi pismemisve siyah unla yapilmis. camat * Avlanilmisbaliklarielde tasimaya yarar cengel aski. * Kopuklenerek akma. camur deryasi * Her taraficamurla kaplanmisolan. igne gibi ince ve uzun yapraklariniyaz kisdokmeyen. * Camasir yapimina yarayan.

camurla sivatmak. * Ayakkabilarin camurunu kazimak icin yapilarda giriskapisinin onunde. can can * Can sesine benzer ses cikararak. Meryem ana eldiveni (Campanella). den yapilmisyayvan. camurlukculuk * Camurlukcunun isi veya meslegi. camurlanmak * Uzerine camur surulmek. camurluk * Camuru cok olan yer. cicegi burnunda * Bkz. canak * Toprak. camuru karninda.muhtemel yanginin onlenmesi isi. can cicegi * Can cicegigillerden. demirden yapilmisturlu bicimlerdeki ayakkabisilecegi. * Cicegin en disinda bulunan yesil yapraklarin tumu. can can etmek (otmek veya konusmak) * yuksek sesle surekli gevezelik etmek. camurlukcu * Araclarin camurluklariniyapan veya onaran kimse veya isyeri. * Pacalaricamurdan korumak icin giyilen tozluk. * Kotulemek. camuru karninda. kule. kampan a. camurlu * Camur bulasmis. * Tasitlarda tekerleklerin ust bolumunu orten parca. * Satasmaya koyulmak. can kulesi * Ýcinde can bulunan uzun. can cicegigiller * Bitisik tac yapraklilardan. camursuz * Camuru olmayan. * Goz cukuru. metal vb. camurlanma * Camurlanmak isi. cicegi burnunda. yere cime nto veya betonla tutturulan. can * Ýcinden sarkan tokmaginin kenarlara vurmasiyla ses cikaran madenden arac. camurlasma * Camurlasmak isi. canak agizli * Buyuk agizli. ornegi can cicegi olan bir bitki familyasi. sus bitkisi olarak ekilen ve cicekleri can biciminde olan bir bitki cinsi. camurlatma * Camurlatmak isi veya bicimi. camurla sivamak. . * Surekli ve yuksek sesle edilen gevezelik. camurlasmak * Camur durumuna gelmek. * Cevresine gore alcakta bulunan ve genellikle genistekne biciminde yer. camurlatmak * Camur surdurmek. yuksek yapi. cukurca kap. can calmak * herkese bildirmek. camurlamak * Camur surmek. ustunde camur bulunmayan. * Sir saklamaz. ustunde veya icinde camur bulunan.

canak yalayicilik etmek * dalkavukluk etmek. canakci * Canak yapan veya satan kimse. canak tutmak (veya acmak) * davranislariveya sozleriyle kotu bir karsiliga yol acmak. canaklik * Gemi direklerindeki gozetleme yeri. melez. cancilik * Cancinin isi veya meslegi.canak anten * Belirli frekanslarda uzaydaki aktaricidan yapilan radyo ve televizyon yayinlar inialmaya yarayan tepsi biciminde anten. canci * Can yapan veya satan kimse. * Can calmakla gorevli kimse. cangirti * Cangirdama sesi. canak gibi. canaksi * Canaga benzeyen. cangal * Dallibudakliagac. cangirdama * Cangirdamak isi veya durumu. canak comlek * Topraktan yapilmisturlu kaplar. canak yalayici * Dalkavuk. cangil cungul * Kulaga hosgelmeyen kaba ses cikaran. cangirdamak * Duserek veya birbirine carparak gurultu cikarmak. canakcilik * Canak yapma veya satma isi. * Fasulye sirigi. canak yalayicilik * Dalkavukluk. candi * Civisiz. canak uzengi * Basilan yeri. sirik. birbirine gecirilme yontemine gore hazir kesilmiskereste. yaban. cangir cungur * Dusme veya birbirine carpma sirasinda kaba ve zevksiz ses cikararak. canak yapragi * Canagiolusturan yapraklarin her biri. celme takma. * Asilanmamis. canak yalamak * dalkavukluk etmek. canilti . canaksihucreler * Salgiolacagivakit sisen ve belirli bir hacme geldiklerinde iclerindeki sivisal gisinibosaltan bez hucreleri. tabanin buyuk bir bolumunu kaplayacak kadar genisuzengi. * Tahta kapak veya tavan. candir * Karisik. cangal * Ayakta guresirken karsigurescinin koltugu altindan bir kolu sokarak bir ayakla o gurescinin bir bacagina cengel taktiktan sonra onu one dogru egip basiuzerinden atma oyunu.

50 cm uzunlugunda. pasakli. evrak . * Deger. tecrubelerle kazanmak. capa * Tarlalarda topragiislemek icin kullanilan agac saplidemir kaziaraci. * Bilgi. saripullu. 4-5 kg agirligind a. canta cicegi * Ýki ceneklilerden. kilciklibir tatlisu baligi(Abramis brama). cantada keklik * ele gecirilmesi o kadar kesin ki elde edilmissayilir. dolasik. kilik kiyafete ozen gostermeyis. egri. beyaz. cap * Genellikle cisimlerin genisligi. kutur. capak * Goz pinarinda ve kirpiklerde birikerek pihtilasan veya kuruyan akinti. capaculcu * Serseri. capacilik * Capacinin yaptigiis. capak * Sazan familyasindan. ufak parca. eti tatsiz. vucudu yandan basik. torbada keklik.* Can sesi. * Metal veya toprak esya kenarlarinda bulunan puruz. cantadan yetismek * bir meslegi egitim gormeden. olcu. aykiri. * Buyukluk. * Kilik kiyafete ozen gostermeyisi isedinme. basibosluk. yiyecek koyup tasimaya yarayan kap. cantacilik * Canta yapma sanativeya canta satma isi. * Capalamak isi. * Yapinin veya arsanin boyutlarinive sinirlarinigosteren harita. * Uc noktalaridairenin cevresi uzerinde bulunan ve cemberin merkezinden gecen do gru parcasi. capacullastirma * Capacullastirmak isi veya durumu. capa * Cipo. capaklanis* . capaculculuk * Serserilik. capacullastirmak * Capacul duruma getirmek. canta * Kosele. * Bozuk. capaculluk * Capacul olma durumu. capaci * Capa ile calisan isci. cantali * Cantasiolan. basibos(kimse). erguvanî veya sarirenkli bir sus bitkisi. cantasiz * Cantasiolmayan. kumasgibi hafif malzemeden yapilip buyuklugune gore para. capacul * Kiliginin veya esyasinin duzgun ve temiz olmasina ozenmeyip duzensizlik icinde yasayan. tecrube ve yeteneklerin tumu. cantaci * Canta yapan veya satan (kimse). * Madenler dovulurken sicrayan ince. mesin.

capcak * Agactan oyularak yapilmissu kabi. capaksiz * Capagiolmayan. capaklanmak * Capak olusmak. horoz. capar * Postaci. ordek gibi kuslarin kanat. * Agziacik fici. aksin. camcak. * Haylaz. capkimak * Enini boyunu olcmek.Capaklanma isi veya bicimi. tatsiz ve kotu gorunuste olan. capanoglunun abdest suyu gibi * (icilecek seyler icin) sulu. basve kic tarafiyukarikalkik bir cesit Karadeniz kayigi. capanoglu * Basa dert olacak durum. capaklanma * Capaklanmak isi. * Oksayicibir soz gibi de kullanilir. alacali. capkinca * Capkin bir bicimde. capar * Takadan buyuk. albinos. * Capasiolan. * (hayvan ve bitki icin) Benekli. * Cicek bozugu yuz. capari * Cok igneli. capalatma * Capalatmak isi. capasiz * Capalanmamis(yer). capalanis* Capalanmak isi veya bicimi. capakli * Capagiolan. capalamak * Capa ile kabartmak. boya maddesi yoklugundan renksiz olan (insan veya h ayvan). * Capasiolmayan. capali * Capalanmis(yer). marti. karisik is. killarive gozleri. kaz. . tavuk. capkinlasma * Capkinlasmak isi. * Derisi. capkin * Gecici asklar arkasinda kosan. capalanma * Capalanmak isi. capalama * Capalamak isi. ulak. caplamak. * Cinsellik tasiyan veya hatirlatan. beden. kuyruk tuyleri takilan bir tur olta takimi. capalatmak * Capalamak isini yaptirmak. kostek ve igne bolumlerinden meydana gelen. her bir igneye hindi. capalanmak * Bir yer capa ile kabartilmak. capariz * Ýcinden cikilamayacak kadar guc olan.

uc ulke parasinin birbirlerine orani. caprak * Eyer ortusu. makaslama. capkinlik * Capkin olma durumu veya capkinca davranis.capkinlasmak * Capkin duruma gelmek. dolasik. capraz * Egik olarak birbiriyle kesisen. dugme. saprak. * Kopca. * Akin etmek. * Bir tur olta ignesi. capma * Capmak isi. * Karsit yon. caprasiklasma * Caprasiklasmak isi. capraz kur * Ýki ulke parasiarasinda ucuncu bir ulkenin parasiyla belirlenen kombiyo surum de geri. * Ýki sey birbiriyle capraz olarak kesismek. boyunu olcmek. caprasmak * Karisik. kosmak. caprasiklasmak * Caprasik duruma gelmek. caplamak * Bir seyin enini. caprasma * Caprasmak isi. capla * Maden kazimak icin kullanilan celik kalem. bir veya iki kolla y apildigina gore tek capraz ve cift capraz denir. caprazlasmak. caprasiklik* Caprasik olma durumu. karisik. capkimak. cozulmesi veya icinden cikilmasiguc. ikinci ile dorduncu dizelerin birbiriyle kafi yelenmesi duzeni. caprasik. cozulmez duruma gelmek. caprasik * Karisik. caplama * Caplamak isi. capraz ates * Karsilikliyonlerden silâhla saldirma. capraza sarmak * bir isicinden cikilmaz duruma gelmek. capraza almak * caprazlama olarak davranmak. capli * Capigenisolan. * Anlasilmasi. caprazlama * Capraz olarak. caprazda surmek * capraza alinan hasmigeriye dogru hizla surmek. * Testerenin keserken sikismamasiicin dislerini belli olculere gore saga sola bu . capraz kafiye * Dortluklerde birinci ile ucuncu. muglâk. * Keresteleri dort kose olarak kesip bicmek. * Gureste hasminin koltuk altindan kol gecirip sarma oyunu. capmak * Kosturmak.

caput * Eski bez parcasi. capsiz * Capiolmayan. capul * Yagma. capullama * Capullamak isi. yagmaci. capulcu * Capul yolu ile baskasinin malinialan. *Kameriye. plâcka. * Kolaylikla. * Bez. cardas * Ýki veya dort zamanliMacar halk dansi. cardaksiz * Cardagiolmayan. tez elden. capulacilik* Capulacinin isi veya meslegi.kme. talanci. caprazvari* Capraz olarak. capula * Kaba deriden yapilmisucu sivri ve kivrik ayakkabi. . capulculuk * Capulcunun yaptigiisveya davranis. pacavra. verimi azalmisveya tukenmisolan. cardak * Tarla. caprazolcer * Elde veya makinede caprazlanan dislerin egimini denetlemede yararlanilan yardi mcialet. hemencecik. caprazlasmak * Ýcinden cikilmaz duruma gelmek. caprazlasma * Caprazlamak isi. * Asma gibi bitkilerin dallarinisardirmak icin direklerle yapilmisyer. carcur olmak * gereksiz yere harcanmak. * Degersiz. capullamak * Capul yolu ile bir malialmak veya bir yeri soymak. bahce gibi yerlerde agac dallarindan orulmusbarinak. talan. capulaci * Capula yapan veya satan kimse. ne yapilacagibilinemez duruma gelmek. car * Rus imparatorlarina ve Bulgar krallarina verilen unvan. carcur * Gereksiz yere harcama. caprazlamak * Capraz duruma getirmek. * Evirme. cardakli * Cardagiolan. carcabuk * Pek cabuk. plâckaci. captan dusmek * calisma gucu. cabucacik. yagmalamak. carcur etmek * gereksiz yerlere harcayip tuketmek. caprazlik * Capraz olma durumu. ziyan olmak.

cariksiz * Carigiolmayan veya carik giymemis. cozum yolu bulmak. carevic * Carin oglu. cariklierkâniharp * Kurnaz veya uyanik koyluler icin saka yollu soylenir.care * Bir sonuca varmak. caresiz * Caresi bulunmayan. * Care bulamayan (kimse). . carikci * Carik yapan veya satan kimse. carikli * Ayagina carik giymis. * Araba yokusasagigiderken tekerlegi frenlemek icin altina surulen demir levha. carkaci * Osmanliordusunda oncu suvari birliginde gorevli asker. carka vermek (veya carka cektirmek) * (kesici araclar icin) bilegi carkiile biletmek. * Herhangi bir kit'anin. cik ar yol. * Para cuzdani. cikar yolu bulamamak. caresiz kalmak * cozum yolu. carikcilik * Carik yapma veya satma isi. tedavi yolu. deva. cark cevirmek * ayniyol uzerinde donerek gitmek. * Ýster istemez. onulmaz. ortadaki engelleri kaldirmak icin tutulmasigereken yol. carkci * Vapurlarda makine bolumunu yoneten kimse. * geri donmek. caresizlik * Caresiz olma durumu. cozum yolu. * Carkla bicak bileyen kimse. bileyici. cark * Bir eksenin dondurdugu tekerlek bicimindeki makine parcasi. * Bu perdede karar kilan makam. carka * Osmanlilarda oncu gorevi. cark etmek * (bir dogrultuda giden kimse veya sey) saga veya sola dogru yon degistirmek. cariklik * Carik yapmaya elverisli. carik * Tabaklanmamissigir derisinden yapilan ve deliklerine gecirilen seritle sikica baglanan ayak giyecegi. * Bir seyi onleme. * Carik konulacak yer. bicimini ve duzenini bozmadan kanatlarindan biri cevres inde donerek yon degistirmesi. caresine bakmak * gerekeni yapmak. carice * Carin karisina veya kadin cara verilen unvan. bîcare. carkcibasi* Vapurlarda birinci carkci. cargâh * Turk muziginde "do" perdesinin adi.

carkifelekgiller * Ayricanak yaprakliiki ceneklilerden. firildak cicegi (Passiflora caerulea). kader. ornegi carkifelek olan bir bitki familyas i. yuzgecleri dikenli ve zehirli. * Ýnce. carpan * Bir carpmada carpilan sayiveya cebirsel anlatimlardan her biri. terbiyesiz. carkifelek * Carkifelekgillerden guzel. b" "a ca rpib" diye okunur. carnacar * Ýster istemez.carkcilik * Carkcinin gorevi. tatliyesilimsi biber. * Sivri uclu. duvar kenarlar ina ve kameriyeler cevresine ekilen tirmanicibir sus bitkisi. * Ana direkleri ve gabya cubuklariniyandan tutan halatlar. carpma siva. carkit * Eski. carksiz * Carkiolmayan. carliston biber * Carliston adiverilen bir biber turu. carktan cikma * yepyeni. az bulunur. carmik * Bkz. * Carin yonetiminde bulunan devlet. eti sevilen bir balik. carpanlara ayirma * bir sayiyiveya cebirsel anlatimiiki veya daha cok carpanin carpimidurumuna get irme. . * Birbiriyle carpilan iki sayiarasina konulan isaret: "a x b" veya "a . sakat. carliston marka * Yeni icat. carliston marka kereste * Az bulunan kereste. bozuk. carkina etmek (veya okumak) * birine buyuk kotuluk yapmak veya isini bozarak zarar vermek. carkli * Carkiolan. carpan baligi * Levrekgillerden. buyuk. carkidondurmek * gecimini saglamak. carpi * Kaba siva. carmih. * Talih. * Her iki yanda birer carkibulunan vapur. carmih * Suclunun oldurulmek amaciyla civilendigi hac bicimindeki daragaci. parlak kirmizicicekleri olan. carmiha germek * hac bicimindeki daragacina civilemek. carlik * Car olma durumu. carliston * Birinci Dunya Savasi'ndan sonra Avrupa'da yayginlasan dans turu veya bu dansin muzigi. * Yakilinca donerek kivilcim sacan donanma fisegi. uzun ve kalin. antika. guzel. trakuny a (Trachinus draco). uzun ve carpici. * Haddini bilmez.

carpis * Carpmak isi veya bicimi.carpici * Etkili. carpiklasma * Carpiklasmak isi. carpilmak * Carpmak isine konu olmak. carpik curpuk * Cok carpik. carpik * Duzgunlugunu yitirerek egrilmis. carpilis * Carpilmak isi veya bicimi. carpintisitutmak * heyecen. * Cekiciligine kapilmak. carpintisiz * Carpintisiolmayan. carpinmak* Cirpinmak. egrilik. carpiklastirma * Carpiklastirmak isi. * Carpik duruma gelme. * Alinip gucenmek. carpiklik * Carpik olma durumu. kerrat cetveli. carpim tablosu * Birbiriyle carpilan sayilarin (cogu 1'den 9'a kadar) carpimlarinigosteren cize lge. huysuz. carpilan * Bir carpma isleminde tekrarlanan sayi. carpintili* Heyecanli. carpinti * (kalp icin) Hizlive sik vurma. carpinma * Carpinmak isi. egri bugru. carpisilma * Carpisilmak isi veya bicimi. * Gercek niteligini yitirmis. carpim cetveli * Bkz. carpiklasmak * Carpik duruma gelmek. telâsli. carpim tablosu. ters. carpilma * Carpilmak isi. carpicilik * Carpiciolma durumu. carpili * Carpiisareti konmus. * Bir tur olta ignesi. * Aksi. . carpim * Carpma isleminin sonucu olan sayi. carpikca * Biraz carpik. carpiklastirmak * Carpik duruma getirmek. korku veya uzuntuden carpintinobeti gelmek. * Carpik duruma gelmek.

sasirtmak. carpitma * Carpitmak isi. carpma isareti * Carpmak isleminin yapilmasinisaglayan x isareti. * Carpmak islemi. zarp. * Vurusmak. * Cekiciligiyle etkilemek. * Gercek anlamdan saptirmak. musademe. tek p erdelik kucuk fazlalik. * Cirpilarak yapilan (sey). ozel mentesesi yardimiile ice ve disa dogru acilabi len kapituru. * Etkisiyle birdenbire hasta etmek. * Kurnazlikla. carpma kapi * Tek veya cift kanatliolan. oburu carpan denilen iki sayiverildiginde. carpmak * Hizla degmek. zorla ele gecirmek. carptirmak * Carpma isini yaptirmak veya carpmasina yol acmak. * Birbirine ustun gelmeye calismak. carpma * Carpmak isi. * Biri carpilan. tokusmak. carpanicarpilandaki birim kadar cogaltarak carpim adiverilen bir ucuncu sayiyielde etmek. vurmak. darp. carpisma * Carpismak isi. * El cabuklugu ile calmak. carpitilmak * Carpitmak isi yapilmak. pelerinli. * Yankesiciye kaptirmak. * Alaturka muzikte temel notalarin arasina sikistirilmisve usulu bozmayan. carsaf carsaf * Olabildigince uzun. carpistirmak * Carpismak isini yaptirmak. * Yanlisa ve kotu duruma goturmek. * Onculerin veya kucuk birliklerin yaptiklarikucuk savasma. carpismak * Birbirine carpmak. . zarp etmek.carpisilmak * Carpismak isi yapilmak. sadme. carptirma * Carptirmak isi. carptiris * Carptirmak isi veya bicimi. uzun uzun. * Varligina inanilan bir gucun ofkesine ugramak. carsaf * Yatagin ustune serilen veya yorgan kaplanan bez ortu. eteklikli sokak giy sisi. carpistirma * Carpistirmak isini yapmak. * Eskiden kadinlarin kullandigive bastan ortulen. carpitmak * Carpik duruma getirmek. * Hizla bir yere vurmak. * Kuyu cengeli biciminde beskollu buyuk olta ignesi. * Hizliatmak. carpitilma * Carpitilmak isi veya bicimi.

saliile persembe arasinda bulunan gun. carsaf kadar * (eni boyu kucuk olmasigereken seyler icin) pek buyuk. carsaflatma * Carsaflatmak isi. carsafcilik * Carsaf yapma sanativeya carsaf satma isi. carsaflamak. carsaflamak * Yorganicarsafla kaplamak. carsafsizlik * Carsafsiz olma durumu. carsive pazar dolasmak (veya gezmek) * alisverisedinilen her yeri dolasmak (gezmek). carsi * Dukkânlarin bulundugu alisverisyeri. carsili * Carsiesnafi. carsafa dolanmak * bir isin icinden cikamamak. carsaflatmak * Carsaflamak isini yaptirmak. carsaflanma * Carsaflanmak isi. carsaflanmak * Carsaflama isine konu olmak. . * Carsaf giymisolan (kimse). carsamba pazarina cevirmek * ozellikle yuze vurarak cok dayak atmak. cok genis. carsamba pazari * Hersey karmakarisik ortada olan yer. carsamba karisi * Sacibasikarmakarisik. carsafci * Carsaf yapan veya satan kimse. carsiekmegi * Has undan carsida yapilan ve satin alinan ekmek turu. carsaflama * Carsaflamak isi. carsamba * Haftanin dorduncu gunu.carsaf gibi* (deniz. casar * Viyana'da oturan Alman imparatoruna verilen unvan. * Al karisi. kotu ve basarisiz duruma dusmek. zor durumda kalma k. carsafli * Uzerinde carsaf olan. ustu basiozensiz kadin. carsiagasi * Carsiyive esnafiduzen altinda tutmakla gorevli kimse. dumduz ve durgun. * Kotu ve basarisiz duruma dusmek. carsaflik * Carsaf yapmaya elverisli olan (kumas). gol. cartir * Dolmusucak. su icin) dalgasiz. carsafa girmek * (eskiden. carsafsiz * Uzerinde carsaf olmayan. * Carsaf giymemisolan. * Carsaf giymek. carsafa dolanmak. yeni yetisen kiz icin) carsaf giymeye baslamak.

catal matal kac catal uzerine atlanip sirt . catal bel * Bahceyi bellemeye yarayan ucu catallive saplialet. kavsak. iki ucu sivri. genellikle ters V biciminde yere kurul an iki ayakliparca. * Ucu kollara ayrilmis. cat etmek * cat diye ses cikarmak. * Kavgaci. dovme sogan. kasik. catal bicak takimi * Sofra icin gerekli olan catal. kuru barbunya. catal * Ýki veya daha cok kola ayrilan degnek. * Yol. delta. kollara ayrilan seylerin ayrilma yeri. casitlama * Casitlamak isi veya durumu. catak bayrak * Yenicerilerin yarisisari. * Dirgen. agac gibi. yarisikirmizirenkteki bayragi. diz ustunde kalan don. catal asi * Yesil mercimek. * Uygunsuz zamanlarda. * Ýki tarafli. casusluk. catal don * Pacalarikisa. bicak ve diger servis araclarinin tumu. iki turlu anlasilabilir. yarim yamalak. * Bir tur olta ignesi. cat * Sert bir seyin kirilirken cikardigises.casit * Casus. * Ýki anlamli. * Dalliolan seylerin her kolu. catal agiz * Bir irmagin denize kavustugu yerde liglarin birikmesiyle olusan ucgen bicimli ova. * Ara bozmak amaciyla soz tasiyan kimse. bir seyi iki gormek. catal ayak * Atesli bir silâhin namlusuna destek olan. U biciminde ozel civi. catal civi * Elektrik ve telefon kablolarinisupurgelige. catal gormek * net gorememek. cat * Ýki yolun veya iki derenin birlestigi yer. vakitli vakitsiz. cat pat * Biraz. casitlik * Casit olma durumu. casitlamak * Casusluk yapmak. * Yemek yerken kullanilan iki. uc veya dort uzun disli cogunlukla metal arac. tereyagive baharat kullanilarak ha zirlanan bir corba turu. catak * Ýki dagyamacinin kesismesi ile olusmusdere yatagi. * Ara sira. * Yapisik. kapiveya pencere pervazigibi ahsap yuzeylere tutturmakta kullanilan. cat orada cat burada cat kapiarkasinda * cok yer degistiren bir seyin durumunu anlatir. ikiz (meyve). cat kapi * beklenmedik bir zamanda kapiyicalarak.

bir evin daminikuran parcalarin butunu. tavan arasi. catal zipkin * Catal kargi. * Bir yapiyiorten ve egik yuzeyleri olan damin tahtadan ic yapisi. catiekleri . sivri uclu arac. uzerinde oturanin tek veya catal bicimde kaldirilmiscift parmaginin kac oldugunu bilmesi temeline dayanan bir cesit birdir bir oyunu. bina: Sevinmek (sev-in-). catal kargi * Buyuk baliklarizipkinlayarak avlamakta kullanilan uc disli. * Barinilan. catana * Filika buyuklugunde. * Ozne veya nesne durumlarina gore. catal kazik* Sonucta ne olacagibelirsiz. roman. belirli catieklerinin fiil kok veya govdeler ine getirilen turev. * Hikâye. kurgu. catal igne * Ýki veya uc cengeli olan olta ignesi. * Ýki veya daha cok ihtimali olan. catal kuyruk * Uzun ve ince govdeli. * (ses icin) Puruzlu. catalli * Cataliolan veya catal durumunda olan. ilik denizlerde yasayan bir balik turu (Lepidopus caudat us). catallanma * Catallanmak isi. karisik. catallanmak * Catal gibi ikiye ayrilmak. sevindirmek (sev-in-dir-) gibi. catal sakal* Sakaliortadan ikiye ayrilmis(kimse). kucuk vapur. catal kundak * Acildigizaman V biciminde olan iki ayaklitop kundagi. catapat * Ayakla cignenince veya bir yere surtulunce cat pat diye patlayan bir eglence f isegi. siginilan yer. catallastirma * Catallastirmak isi. istimbot. catallasma * Catallasmak isi.ina oturulacak gozleri kapali kisinin. catanaci * Catana isleten kimse. islimle isleyen deniz teknesi. catallastirmak * Catallasmasina yol acmak. sevdirmek (sev-dir-). catallik * Catal konulan yer. * Yapinin tavaniile damiarasindaki genellikle az kullanilan yer. catiarasi* Tavanla catiortusu arasinda kalan bosbolum. * Belli bir maksada yonelik kimselerin olusturdugu kurulus. piyes gibi edebî turlerde olay kurulusu. * Birbirine catilmiscakilmisseylerin butunu. karanlik ve supheli durum. * Ýnsan ve hayvanda iskeletin kurulusu. catallasmak * Ýki veya daha cok ihtimal ortaya cikarak anlasilmasiguc bir duruma gelmek. catal ses * Ýki perdeden cikar gibi olan ve kulagitirmalayan ses. cati * Bir yapinin.

edilgen. ile kaplanan. istes. catikati * Yapilarda catiile son kat arasinda yapilan kucuk kat. * Catilmisolan. baskiyaparak. catik surat* Catik yuz. catili * Catisiolan (yapi). catiklasma * Catiklasmak isi. catilmak * Catmak isine konu olmak. ettirgen catilar yapmaya yarayan ekler: (Sev-in-). catikaplayici * Ýskele kurup ahsap catikaplamasinive duvarlarikece veya ozel kâgitlar ile kaplayan usta. * Gucluk cekmeden. catildamak * Catik duruma gelmek. (kapa-t-). (sev-is-). binanin disduvarlariniasan. * Zor kullanarak. catinma * Catinmak isi. catinmak * Kaslarinicatip surat asmak. (sev-dir-) gibi. tavana su gecmes ini onleyen yapibolumu. catik yuz * Ofkeli yuz (cehre. catilis * Catilmak isi veya bicimi. catietegi * Catinin.* Fiil kok veya govdelerinden donuslu. catiklik * Catik olma durumu. catik * Catilmisolan. catilma * Catilmak isi. cinko ve oluklu sac vb. catiklasmak * Catik duruma gelmek. catik kas * Kaslaribirbirine cok yakin ve catik olan (kimse). (sev-il). . yanarken yerinden sokulurken veya sikistirilinca cika n ses. catir catir * Sert bir sey kirilirken. surat). catiortusu* Catilarin ustune kiremit. catipenceresi * Tavan arasiniaydinlatmaya yarayan pencere veya camlikapak. catildama * Catildamak durumu. catik cehre * Catik yuz. catikirisi * Bir ucu tavanin ustune bindirilen ve uzerine kiremit altitahtalarinin kaplandi giana kiris. * Basina catkibaglanmisolan. catici * Catma isini yapan kimse. (gec-ir-). yagislara karsiduvarin en ust bolumunu ko ruyan disa uzanmiskismi.

celisik. catistirma * Catistirmak isi. * Turlu yonlerden uzanan kivrimlidagsiralarinin. * Sehpa. catir catir etmek * catir catir ses cikarmak. catirdatma * Catirdatmak isi. kulube). catirti * Catirdama sesi. catis * Catmak isi veya bicimi. catki * Uc uca. catisiz * Catisiolmayan. kasbasti. mutenakiz o lmak. catisilmak * Catismak isi yapilmak. * Kavga etmek. kavga ettirmek. * (soz. catir catir sokmek * bir seyi zorlayarak yerinden sokup cikarmak. catirtili * Catirtisiolan. catismak * Birbirine catmak veya catilmak. . birbirine catilan seylerin butunu. catiski * Yasalarin veya onermelerin kendi aralarinda celisikligi. tehlikeli duruma dusmek. birbirini celen. birbirine dusurmek. * Silâhlibuyuk kavga. catirdama * Catirdamak isi. birbirine uymayan. * (deve ve kopek icin) Ciftlesmek. * Cokmeye.catir catir catlamak * cok catlamak. ustu acik (ev. arbede. yok olmaya yuz tutmak. catisilma * Catisilmak isi. catisik * Birbirini tutmayan. catir cutur* Bir sey kirilirken cikan sesi anlatir. catirdatmak * Bir seyin catir diye sesini cikartmak. catiyialmak * catiya ulasmak. * Aynizamana rastlamak. catisma * Catismak isi. birbirini celmek. mutenakiz. antinomi. bir yerde dar bir aciile birbir ine yaklasip kaynasmasiveya dugumlenmesi. * cok kiskanmak. catirdamak * Catir diye ses cikarmak. * Alindan gecerek basin cevresine cember gibi baglanan bag. catistirmak * Birbirine cattirmak. * Karsiliklivurusmak. iddia veya davranisla) Birbirini tutmamak. * Savasmaksadiyla dusmana karsiilerleyen bir birligin kesif ve guvenlik kollaria rasinda ilk silâhlivurusma.

* Bir yuzeyde kirisiklar. catkin * Catik. catlak ses * Puruzlu. acilma. * Sikinti. kiskanclik gibi ruhî durumlari asiriderecede duymak. catlayis * Catlatmak isi veya bicimi. heyecan. yorgunluktan veya (bebek) aglamaktan olecek duruma ge lmek veya olmek. icmekten. * Delilik. * Semerin agac kismi.* Bir isin butununun veya parcalarinin bir araya getirilmesinde uyulan yontem. catladin mi? * asirisabirsizlik gosterenlere soylenen kaba bir uyarma. * Dalgalarin sigkiyiya geldikleri zaman dokulup kopurmesi. * Tohumlarin dagilmasiicin meyve kabugunun yarilmasi. * Catlama. * Asiriyemekten. * Ahsap yapilarda agac iskeletin temel parcalari. catlak zurna * Cirkin sesli. catlatis * Catlatmak isi veya bicimi. cizgiler olusmak. catma kas* . bosbogaz. catma * Catmak isi. yalnizlik. catlamak * Parcalariayrilip dagi_____lmayacak bicimde yarilmak. catlaklik * Catlak olma durumu. catkinlik * Catkin olma durumu. * Catlamisyer. catlak. geveze. bozuk ses. catlak. * Provada gecici olarak bir giysiye ilistirilmisolan parca. * Aklinikacirmak. catlatmak * Catlak duruma getirmek. catkisiz * Catkisiolmayan. catlasa da (veya catlasa da patlasa da) * elinden gelen her careye basvursa da. * Bir cesit dosemelik kumas. * Catlamasina yol acmak. catlak * Catlamisolan. * Uygun olmayan kuruma sonucu agacin boyu yonundeki lif ayrilmasi. catlama * Catlamak isi. * Deli. catkili * Catkisiolan. * Duvarlariagac govdesinden birbirine takilarak ve civisiz olarak yapilan yayla evi. catlatma * Catlatmak isi. sevinc. * Catlamisyer. yoruk cadiri. * Heykel yapiminda camuru ayakta tutan tel iskelet. sabirsizlik. catkilik * Cift okuzlerini birbirlerine baglayan cifte boyunduruklu agac.

cavdarli * Cavdar katismis. karsilasmak. kolayca kirilabilen. cavlanmak * Gurultusu cevreye yayilmak. cavsir . cavelâ * Tutulan baliklarin icine kondugu sepet. catki. * (kereste vb. * Dillere dusmek. yazma gibi seyleri) Baglamak. sacilmak. * Dagilip yayilmak. catra patra * Bir dilin az cok ve yalan yanlisolarak konusuldugunu anlatir. * Uzucu olaylarla karsilasmak. cattirmak * Catmak isini yaptirmak. * Rastlamak. ozel ko kulu. catmak * Degnek. * Birine sert sozle soylemek veya yazilar yazmak. yuz icin) Sertlik. az cok kivrik. yol degistirmek. * (kas. * (yuku hayvana) Ýki yanliyuklemek. amactan sasmak. tepelerinden birbiri ne caprazlama dayayarak durdurmak. cavdarsiz * Cavdar katismamisolan. ofke bildiren bir duruma sokmak. 1-4 cm uzunlukta. 2-7 mm genislikte. cattirma * Cattirmak isi. selâle. cav * Hosca kal anlaminda gencler arasinda kullanilan bir soz. esek gibi hayvanlarin erkeklik organi. * Sapmak. unlu tane veren bir bitki (Secale cereale). suyu bulmak. zamanigelmek. * Sirasigelmek. * (basa yemeni.Aralarinda kilsiz yer olmayip birbirine kavusmusolan kaslar. tufek gibi uzun seylerden birkac tanesini. un. cavalye. * Bir seyi yapmak icin gerekli parcalaribir araya getirmek. kilic. silindir yapilicubuklar hâlinde olan ve hekimlikte kullanilan askilimantarlardan biri (Claviceps purpurea). catapat. catpat * Bkz. haber. gereci) Birbirine tutturmak. cavlan * Caglayanin buyugu. cavli * Henuz ava alistirilmamisdogan yavrusu. cavdar * Bugdaygillerden. cavlanma * Cavlanmak isi. cavalye * Balikcilarin tuttuklaribaliklariicine attiklarisepet. cavdarmahmuzu * Bugdaygillerin ve en cok cavdarin basagiuzerinde tureyip koyu mor renkte bir h oroz mahmuzunu andiran. cav * At. cav * Ses. cavmak * Gunesdogmak. cavdar ekmegi * Cavdar ve bugday unu karisimindan yapilan ekmek.

ibibik. cay kenarinda kuyu kazmak * elde. cayhane. kisa kanatlibir kus. cay takimi * Caydanlik.* Maydanozgillerden bir bitki ve bunun eczacilikta kullanilan recinesi (Opopanax chironium). cay fincani * Genellikle porselenden yapilan. kup sekeri. cay kasigi* Kahve yaparken veya caya toz seker koyarken olcek olarak kullanilan ve sekeri ka ristirmaya yarayan kucuk kasik. cay ocagi* Cay pisirilen veya cay icilen yer. * Cay sunulurken kullanilan ortu ve pecetelerin hepsi. cavuskusu * Cavuskusugillerden. maksada ulasilacak bol arac varken emek harcayarak baska yollar aramak. cay * Dereden buyuk. * Konuklarin cay. belli bicimde cam bardak. cay * Caygillerden bir agaccik (Thea chinensis). kulplu fincan. guvercinden kucuk. * Askerî okullarda sinif birincisi. cavun * Hayvan derisinden veya cavdan yapilmiskirbac. * Cavusrutbesi. cay icmeye yarayan. * Osmanliordusunda ust komutanlarin buyruklariniast komutanlara ulastiran gorevl i. kahve ve alkolsuz ickilerin icildigi bahce. huthut (Upopa epops). cavusluk * Cavusolma durumu veya gorevi. cay bardagi * Cay icmekte kullanilan. * Bu yapraklarin haslanmasiile elde edilen guzel kokulu ve sarimtirak kirmiziren kli icecek. cay sekeri * Cayitatlandirmak icin kullanilan katiseker. sutluk. basisorguclu. * Bir isin veya iscilerin basinda bulunan ve onlariyoneten sorumlu kimse. cavusuzumu * Kabugu ince. Cavuldur * Oguz Turklerinin 24 boyundan biri. borek. . cay servisi* Cay dagitimi. * Muzikli toplanti. * Bu agaccigin ozel islemlerle kurutulan yapragi. pasta gibi icecek ve yiyeceklerle agirlandigitoplanti. iri taneli bir tur beyaz uzum. cay demlemek * Bkz. cekirdegi ufak. * Onbasidan sonra gelen ve gorevi manga komutanligiolan er rutbesi. irmaktan kucuk akarsu. uzun yay bicimli gagali. cay evi * Cay gibi iceceklerin hazirlandigive bunlarin icildigi yer. cavus * Osmanlidevleti teskilâtinda cesitli hizmetler yapan gorevli. demlemek. cay saati * Cay icmek icin belirlenmissaat. cavuskusugiller * Ornegi cavuskusu olan bir kusfamilyasi. cay bahcesi * Cay. sekerlik ve altiveya on iki cay fincanindan olusan takim.

* Cay yetistirme isi. * Bugdaygillerden kuru ve kirecli yerlerde yetisen kucuk bir cayir otu. * Boyle yerde biten otlar. * Cay yetistiricisi. yapraklarindan cay yapilan bir bitki familyasi. cayirlama * Cayirlamak isi. kirkayak vb. pasta gibi yiyecekler sunulan toplantiduzenleme k. fleol (P hleum pratense). caydan gecip derede bogulmak * buyuk guclukleri yenmisken onemsiz bir sebepten basarisizliga ugramak. cayir mantari * Sapkasinin alt yuzu ince dilimli. cayhanecilik * Cayhanecinin isi veya meslegi.cay vermek * konuklara cay ve borek. zehirli hayvan. ellerde yanan mum tasinarak oyn anan turkulu bir halk oyunu veya bu oyunun muzigi. cayir tavugu * Orman tavugugillerden. cayir teresi * Turpgillerden beyaz cicekli. cayigormeden pacalarisivamak * Bkz. yilan. cayir * Uzerinde gur ot biten duz ve nemli yer. cayir kusu * Tarla kusu. * Cay icmeye duskun. karnisiyah bir kus(T ympanuchus cupido). yenebilen ve zehirli de olabilen mantar turl erinin ortak adi. cayir otu * Cayir olusturan cesitli bitkilerin genel adi. yabanî bir bitki (Cardemina pratensis). cayan * Akrep. . cayci * Cay yapip satan kimse. cay tiryakisi. hayvan yemi olarak yetistirilen bir bitki (Trifolium pratense) . caydanlik * Ýcinde cay pisirilen kap. cayda cira * Elâzigve cevresinde kina gecesi veya dugunlerde. cayir guzeli * Bugdaygillerden bir bitki cayir otu (Erogrostis major). sirtibeyaz cizgili siyah ve esmer. corek. cayir yulafi * Bugdaygillerden. ciyan. dereyi gormeden pacalarisivamak. cayhane * Cay evi. cayir tirfili * Baklagillerden. caycilik * Cay yapma ve satma isi. caygiller * Ýki ceneklilerden. cayirlamak * Cayirlanmak. yulafa benzeyen bir kir bitkisi (Avenastrum). cayir peyniri * Bir cesit az tuzlu veya tuzsuz taze peynir. cayhaneci * Cayhane isleten kimse.

sulak yerlerde yetisen. caylik * Cay agacciklarinin yetistigi yer. ce * Ce adiverilen bu harf. caylaklik * Toyluk. ce * Turk alfabesinin dorduncu harfinin adi. caylak * Yirticilardan. insana uyku hastaligiasilayan. ses bilimi bakimindan otumsuz. tecrubesizlik. cayirlanmak * (hayvan) Cayirda otlamak. cecik * Madenî kulp. cayirsiz * Cayiriolmayan. katisik. cayirsedefi * Dugun cicegigillerden. cayirlanma * Cayirlanmak isi. * Toy. cayirlatmak * Cayirlanmasinisaglamak. koku ic surdurucu olarak kullan ilan bir bitki (Thalictrum). caylak firtinasi * Kisbaslarinda olan firtina. acemi. uzun kanatli. halka. cengel gagali. kaynak. tavuk buyuklugunde bir kus(Milvus migrans). * Tahil elenen kalbur. cayirlasma * Cayirlasmak isi. kucuk kuslarive fare gibi zararlih ayvanlariavlayan. caykizi * Bir tur cicek. cayli * Ýcinde cay bulunan. caylikek * Ýcine cay karistirilarak yapilan kek. cayirlatma * Cayirlatmak isi. civi. * Cay icin kullanilan. cec * Tahil yigini. acemilik. cebic * Bir yasinda keci yavrusu.* (hayvan) Yedigi cayirdan hastalanmak. cayirlik * Cayiriolan yer. caylakca * Caylaga yakisir (bicimde). caykara * Cay kenarinda cikan goze. dis-diseti unsu zunu gosterir. sinekten buyuk bir cins Guney . cayirli * Cayiriolan. cayirmelikesi * Erkecsakali. cayirlasmak * Cayir durumuna gelmek. pinar. tecrubesiz. cece * Ýki kanatlilardan. kecisakali.

cedik * Mesh uzerine giyilen saripabuc. cegmel * Yay veya cengel biciminde bukulmusolan. * Somurtkanlik. Cecen * Kafkasya'nin kuzeydogusundaki Cecen Cumhuriyeti'nde yasayan bir halk veya bu h alkin soyundan olan (kimse). ters yonde gaz akisiniotoma tik olarak kapayan ve durduran vana. cegmellenme * Cegmellenmek isi. Cek * Slavlarin batikolundan olan bir ulus veya bu ulusun soyundan gelen kimse. cek arabani(veya yalniz cek!) * git buradan!. Cecence * Cecen dili. cedene * Bkz. cekecek . cek valf * Depodaki suyun kacmasinionlemek icin kullanilan arac. * Ýcinden gaz akisinin gecmesine bir yonde izin veren. cehre * Yuz. cekberi * Harman yerinde yiginlaricekmeye yarayan alet. cekecegi olmak * basina sikintilicok isgelecek olmak. cehreli * Cehresi olan. cehre zugurdu * Yuzu cirkin. cehre almak * tavir takinmak. cekap * Tam bakim. cehre etmek * surat etmek. cek vana * Cek valf. sima. * Gorunus. cehresi bozulmak * yuzu. cegmellenmek * Yay veya cengel bicimini almak veya girmek. * Cek halkina ozgu olan. cetene. gelberi. cek * Bir kimsenin. * Terlik. cekcek * Dort tekerlekli el arabasi. bankadaki parasinin diledigi kimseye odenmesi icin bankaya gonde rdigi yazilibelge. tavirlaridusmek.Afrika bocegi (Glossina). Cekce * Cek dili. cehrece * Cehre bakimindan.

cekemez * Kiskanc. ceki duzen. * Bkz. cekeleme * Cekelemek isi veya durumu. ceki duzen * Duzenlilik. ayagin ayakkabiya kolay girmesini saglaya n. cekic kemigi . * Ýki yuz elli kiloya esit olan. cekic atma * Cekicin en uzaga atilmasitemeline dayanan atletizm dali. kirec gibi agir ve kaba seyleri tartmakta k ullanilan bir agirlik olcusu. mavna ve kucuk gemilerin karaya cekildikleri yer. cekelez * Sincap. ceki duzen vermek * duzgun duruma getirmek. ceker * Bir tartma aletinin kaldirabildigi agirlik miktari. * Katlanamamak. itina. * Cekici arac. * Uzuntu. * Kendisi icin egilim uyandiran. atese atildiginda catirdayarak yanan bir bitki. * Kurtarma araci. cekelemek* Tekrar tekrar cekmek.20 m uzunlugundaki madenî tele baglive agirligi7. cekic * Civi cakmak. cekicilik * Cekici olma durumu. ihtimam. * Cekme gucu. * Yaklasik 1. ceki tasigibi * agir ve kimildamaz. duzeltmek. cekememek * Cekmek isini yapamamak. * Uvendirenin alt ucunda bulunan. alimli. cazip. maden. cekel * Kucuk capa. pulluga yapisan topragiayirmaya yarayan demir bolum. cazibeli. ozen. * Kiskanarak hosgormemek. cekem * Yesil yaprakli. cekememezlik * Cekememe durumu veya cekememekten. cekememe * Cekememe isi veya durumu.257 kg olan gulle. ceki * Tarti. odun.* Ayakkabiile topuk arasina sokularak. cazibe. cekek * Kayik. sikinti. boynuz ve plâstik maddeden yapilmisalet. cekemezlik * Bkz. dikensi. madenleri dovmek gibi islerde kullanilan ve bir sapla dovecek bir maden bolumden yapilmis arac. cekememezlik. * Kadinlarin baslarina bagladiklariortu. cekici * Cekme isini yapan. intizam. duzenlemek. kiskancliktan dogan davranis.

* Katilmamak. tahammul etmek. cekimolcer . geri gitmek. cazibe. cekilmek * Cekme isi yapilmak. kisi ve kiplere. * Azalmak veya yok olmak. ustlenmek. * Fiillerin cesitli zaman. * Herhangi bir cismin. ricat etmek. * Bir isten bir gorevden kendi istegiyle ayrilmak. batik. cokluk. bir isten kendi istegi ile ayrilma. gel-di-m.* Orta kulaktaki dort kucuk kemikten biri. * Katlanmak. cekimleme * Cekimlemek isi. * Bir yere. * Yerin yukselmesiyle bu yeri orten deniz sularinin gerilemesi. cekilme * Cekilme isi. cekic makinesi * Ayakkabiimalâtinda taban koselerinin burun kisimlariniincelten ve koseleleri dov erek duzelten bir makine. * Bir gorevden. plân . cekikce * Cekige yakin. bir yere ugramamak. cekicleme * Cekiclemek isi. istifa etmek. ricat. * Bir yerden uzaklasmak. gel-di-ler gibi. bir duruma gecmek. basma karsiti. * Kameraman. * Bir boksorun veya gurescinin herhangi bir sebeple karsilasmayibirakmasi. zaman. isimlerin de isim hallerine gore ugr adiklaridegisiklikler. * Gerilemek. cekimli * Cekimi olan. g el-di. cekichane * Demir fabrikalarinda makine ile calisan cok agir cekiclerin bulundugu yer. ev-im. * Kendini geriye veya bir yana cekmek. cekimci * Yapimci. baska bir cismi kendine dogru cekme gucu. biraz cekik. ev-ler. vazgecmek. cekimlemek * (bir cismi) Genel cekim yasasina gore baska bir cismi cekmek. * Alicinin surekli olarak bir kez calistirilmasiyla elde edilen film parcasi. istifa. cekik * Yanlara dogru cekilerek gerilmisgibi olan. sahis iliskisi kuran birimler: ev-e. tasrif. cekiclemek * Cekicle dovmek. bir ordunun veya bir birligin dusmandan ayrilmak icin yaptigidavranis . cekim ekleri * Fiil. * Savasta. isim kok veya govdelerine gelerek bagliolduklarikelime gruplarina gore k elimeler arasinda durum (hâl) iyelik. cekim * Cekmek isi. * Cekim ekleri alabilen. cekilis * Cekilme isi. * Ýceriye dogru kacmis. cekimli fiil * Kip zaman ve kisi eklerini almisfiil.

* Bir sey surunmek. cekinilmek * Cekinmek isine konu olmak. cekinis * Cekinmek isi veya bicimi. urkekce. sayi. mustenkif. cekingence * Cekingene yakisir (bicimde). . cekingen * Her seyden cekinme huyu olan. cekine cekine * Cekinerek. cekimser * Oy vermekten. mesguliyetine son vermek. cekinilme * Cekinilmek isi. r ezerv. cekinme * Cekinmek isi. ayrilmak. cekirdecik * Hucre cekirdeginin icinde tek veya birden cok bulunan yuvarlak cisim. cekinmek * Saygi. cekip gitmek * birakip gitmek. cekingenlik * Cekingen olma durumu. cekimsiz * Cekimi olmayan. cekimsizlik * Cekimsiz olma durumu. korku. cekingen davranmak * urkekce davranislarda bulunmak. tereddut. cekince * Herhangi bir konuda ileriyi dusunerek cekinmeyi gerektiren sebep veya durum. resesif. gravimetre. cekince koymak * cekindigini. cekimsenmek * Bir seyi yapmaktan geri durmak. cekip cevirmek * hâle yola koymak. cekip almak * uzaklastirmak. kisi belirtmeden butun durumlarda degismeyen kelimeler. cekingenlesme * Cekingenlesmek isi. cekimserlik * Cekimser davranma durumu. cekimsenme * Cekimsenmek isi.* Cekim kuvvetlerini olcmeye yarayan arac. sikilgan. kacinmak. cekingenlesmek * Cekingen duruma gelmek. el cekmek. sakindiginibelirtmek. * Cins. egilim gostermekten veya bir sey yapmaktan kacinan. * Yer yer degisen yer cekiminin tam ve gercek degerini dikey olarak belirlemeye yarayan arac. kacinmak. istinkâf etmek. urkek. koparmak. cekinik * Birkac kusak sonra ortaya cikan ve o zamana kadar aradaki dollerde gizli kalan soya cekim nitelikleri icin kullanilir. utanma gibi duygularla bir seyi yapmak istememek. kararsizlik. yonetmek. muhteriz. ihtiraz. savusmak. cekinti * Duraksama.

niyet. * Sert. kucuk yastan baslayarak yetismisolan. bir cok turleri olan bocek (Acridium). kavgaci(kimse). cekismeli * Cekismeye yol acan. * Caba. * Bir hucrenin merkezini olusturan cisimcik. gayret harcamak. cogu sert bir kabukla kapl itohum. * Agaclarda soyulmayan bolum. * Yenmek icin satilan kabak veya aycicegi cekirdegi. uzun olan art bacaklarina dayanarak uzaga sicrayabilen. * Bir motorun cekme gucu. kâgit icin) Aralarinda cekmek. bacak bolumu genisolarak dikilmissalvar. cekirdekci* Cekirdek satan kimse. cekirge salvar * Pacalaricok dar. zorlu. cekis * Cekmek isi veya bicimi. cekirdeklenme * Cekirdeklenmek isi. icinde cekirdegi bulunan. baba ve henuz evlenmemiscocuklardan olusan aile. cekisme * Cekismek isi. cetin. * Atom cekirdegi. * Bir seyin temelini olusturan oz. * Agiz kavgasi. cekirge * Duz kanatlilardan. cekise cekise pazarlik (etmek) * (alici) bir maliucuz almak icin titizce pazarlik (etmek). * (ad cekme. cekirge kusu * Sigircik (Sturnus vulgaris). nukleer. . cekisken * Cekismeyi seven. icinde cekirdegi bulunmayan. cekirdeksel * Atom cekirdegi ile ilgili. cekirdeklenmek * Cekirdek baglamak. cekirdeksiz * Cekirdegi olmayan. cekirdekli * Cekirdegi olan. * Kuyumculukta kullanilan ve bessantigrama esit olan agirlik olcusu. cekirdekten yetisme * herhangi bir iste. * Bir seyi birbirine karsicekmek. cekirdekcilik * Cekirdek satma isi. cekirge otlegeni * Orta Asya ve Avrupa iclerinde yasayan otucu bir kus. cekirdek kahve * Cekilmemisveya dovulmemiskahve. nuve. cekisli * Cekme gucunu on tekerleklerden alan arac. meslekte. cekismek * Ýki yonunden karsiliklicekmek. * Agiz kavgasietmek. cekirdek aile * Anne.cekirdek * Etli meyvelerin icinde bir veya birden cok bulunan.

dayanmak. * Solukla icine almak. * Bir kimsenin kotu taraflariniuzun uzadiya sayip dokmek. * duzeltilemez. cekmeceli * Cekmecesi olan. cekkin * Elini etegini cekmis. * (bir kimseyi veya bir seyi) Geri almak. cekiye gelmez * olcusuz derecede cok veya buyuk. suslu sandik. ilgisiz. cekmek * Bir seyi tutup kendine veya baska bir yone dogru yurutmek. * Gemilerin barinabilecekleri koy. * Germek. cekmece. cekme * Cekmek isi. dolap gibi seylerin disariya cekilen gozu. koymak. * Uzerinde bulunan bir silâhla saldirmak icin davranmak. cekistiricilik * Cekistiricinin isi. katlanmak. * (guc durumlara) Ugramak. cekme demir * Haddeden gecirilmisdemir. dolap gibi seylerin disariya cekilen gozu. duzene sokulamaz. * Ýcine almak. * Cekilerek giyilen veya kullanilan. * Masa. cekistirici * Cekistirmek isini yapan (kimse). ay biciminde. * Bir yerden baska bir yere tasimak. vurmak. * Ýsyaparken giyilen bir tur salvar. * Ýcinde mucevherat veya baska degerli seyler saklanan kucuk. cekiye gelmek * duzene uymak. uzerine almak. cekmecesiz * Cekmecesi olmayan.cekismesiz * Cekismeye yol acmayan. cekiver kuyrugunu * artik ondan hayir bekleme. * Yuksekteki ince dallaricekip kesmeye yarar. * Duzgun bicimli. cekiste * Tuzla terbiye edilmisyesil zeytin. cekme kat* Apartmanda veya evlerde dort yaniteras olarak birakilan en ust kat. agzitirt iklibicak. * Parmak veya mizrapla calinan calgi. * Agacin yapisindaki nem oraninin azalmasisonucu boyutlarinin kuculmesi. * (tasit icin) Birakmak. cekmece * Masa. uzun sapli. * Bir amacla ortadan kaldirmak. * Atmak. * Yuklenmek. etkisi altinda bulunmak. . cekme. * Vucut bolumlerinin bukucu kas gucu ile bir direnci kendisine yaklastirmasi. * Tekrar tekrar cekerek koparmak. * Bir kimsenin kotu taraflariniuzun uzadiya sayip doken (kimse). cekistirme * Cekistirmek isi. cekistirmek * Uclarinda tutarak ayriyonlere dogru cekmek.

* Arabalarin gobek bilyalarinicikarmak icin kullanilan arac. * Ogutmek. * Dosemek. cekmelik * Genellikle yemeni gibi giyeceklerde. * Kacan ilmegi ormek. * Ýmbik yardimiile elde etmek. * Hosa gitmek. suluk vb. ay icin) Surmek. * (protesto. * Herhangi bir engel kurmak. sarmak. * Cekmecesi olan. cektirme agi * Yan yana ilerleyen iki tekne tarafindan cekilen genisagizlibuyuk balik agi. cek gibi seyler icin) Duzenleyip yururluge koymak. * (dikkat.* (tartida) Agirligiolmak. ayagin daha rahat girmesi icin topuk uzer inde bulunan uzun cikinti. * Yollamak. icin) Tedavi amaciyla uygulamak. * Sokulebilir elbise. * (bir seyi) Emip disariya cikarmak. giymek. * (bir seyin ic yuzunu anlamak amaciyla) Sikistirmak. * Disi hayvaniciftlesmek icin erkegin yanina goturmek. police. * Goruntuyu bir aletle ozel bir nesne uzerinde tespit etmek. niyet. cektirici * Tekstil imalâtinda dokunmusmalzemeyi istenilen boy ve ene gore cektiren aracical istiran isci. . * (sise. cektiris * Cektirmek isi veya bicimi. * (yol. vantuz. * Bir duyguyu icinde yasatmak. * Bir yerden bir seyi yukaridogru almak. Cekoslovak * Cekoslovakya'da yasayan (kimse). cektiri * Yelkenleri olmakla birlikte kurekle de yol alan eski zaman gemisi. icin) Uzerine toplamak. * Herhangi bir anlama almak. * Daralip kisalmak. * (ad cekme. Cekoslovakyali * Cekoslovak halkindan olan kimse. * (bir kimse) Ailesinden birine herhangi bir bakimdan benzemek. surmek. piyango icin) Sans denemek amaciyla hazirlanmiskâgitlardan bir ini almak. * Yurutmek. * Ortmek. * Cektiri. * (boya. cektirme * Cektirmek isi. * Ýcki icmek. * Soylemek. * Cizgi durumunda uzatmak.) Surmek. yemek ve salon dolaplarinin tablalarinibirbirine tutturmak icin metal veya plâstikten yapilmisbaglantiparcasi. cektirme. * Masrafinikarsilamak. * Tipkisiniyazmak veya cizmek. badana vb. * Asmak. cekmeli * Cekmesi veya cekisi olan. ilgi vb. * Tasima gucu olmak. * Buyuk yelken kayigi.

celik baslik * Hafif piyade silâhlarinin. cekyat * Gerektiginde acilip yatak hâline getirilebilen koltuk. celek * Boynuzu kirik veya egri hayvan. * Hristiyan tuccar. sarilip ambalâjlanmasinda kullanilan dar. * Cocuklarin celik comak oyununda ucuna comakla vurarak havaya kaldirdiklari. celebice * Celebiye yakisir (bicimde). dal ve yapraklarla yapilmishalka. comakla celige vurarak oynadiklarioyun. cekul * Ucuna kucuk bir agirlik baglanmisiple olusturulan. yuk vb. celik cember * Balya. celik halat * Celikten yapilan. * Kadinlarin baslarina taktiklarimucevher veya madenden yapilmissorguc. * Gemilerde. celik comak * Cocuklarin. ik i tarafisivri. celige su vermek * celigi hizla sogutarak ozel bir sekilde daha cok sertlesmesini saglamak. celenk koymak * bir kimseyi anmak icin mezarina veya anitina celenk birakmak. asma kopru ayaklarinibirbirine baglayan. celgi * Alna baglanan yazma yemeni. olgun (kimse). tral aginidenizde c ekmeye yarayan halat. celik * Su verilerek cok sert ve esnek bir duruma getirilebilen. kisa degnek. celebi * Gorgulu. terbiyeli. celik gibi * zayif. * Kok salmak amaciyla yere dikilen dal. celebilik * Celebi olma durumu veya celebice davranis.cektirmek * Cekmek isini yaptirmak. * Birinin sikinticekmesine. uzerine halat veya ip gecirip tutturmaya yarayan agac veya metalden yapilmiskisa degnek. pulat. . * Bay. esya. fakat guclu (vucut). * Bektasî ve Mevlevî pirlerinin en buyuklerine verilen unvan. yer cekiminin dogrultusunu belirtmek icin sarkitilarak kullanilan bir arac. * Celikten yapilmis. onulmaz duruma gelmesine yol acmak. havan ve top mermi parcalarinin etkilerine karsibasik orumak icin giyilen ozel baslik. birlesiminde az mikta rda karbon bulunan demir ve karbon alasimi. celik serit. celenc * Sporda rekor kiranlar arasinda elden ele gecen kupa ve bu kupayikazanmak icin yapilan yarisma. * Bir agaciasilamak amaciyla hazirlanmisdal. celebi gibi. celen * Ev sacagi. celik * Kisa kesilmisdal. sakul. kanepe. celenk * Cicek.

. guc kazandirmak. celimli * Guclu. vernik. celik pamugu * Verniklenmisyuzeyleri duzeltmeye veya matlastirmaya yarayan uzun ve keskin ken arlicelik tel tomari. celik macunu * Yag. celik kasa * Kiymetli esyayive parayimuhafaza etmek icin celikten yapilan kasa. * Celik gibi saglam olmak. celik iceren veya celikle kapli. celimsizlik * Celimsiz olma durumu. celimsiz * Gucsuz. celiklemek * Celik dikerek agac yetistirmek. celigi andiran. * Guclendirmek. celik yelek * Ozel alasim ve maddelerle kursun gecirmeyecek bicimde yapilmisust giysisi. celiklesmek * Celik durumuna gelmek. dolgu ve renk gereclerinden hazirlanan boya astari. oyma ve yontma islerinde cekicle vurar ak kullanilan. mutenakiz. celiksi * Celige benzeyen. celikhane * Celik elde edilen fabrika. tahta ve taslarikesme. celiskisiz * Celisme durumunda olmayan. celim * Guc.celik kalemi * Her turlu metal. celiklestirme * Celiklestirmek isi. celiklesme * Celiklesmek isi. celismeli. celiklestirmek * Celik durumuna getirmek. ince celik met alden yapilmisolcme araci. celikli * Celigi olan. celiski * Celisme. celisiklik * Celisik olma durumu. celisik * Celisme durumunda olan. yuzeyi ahsaptan yapilan diskapi. celismesiz. celik kapi* Ana cevresi celikten. celikleme * Celik dikerek agac yetistirme. mutenakiz. celik metre * Uzerinde olcu birimleri isaretlenmiskucuk bir kutuya girebilen. celisiklik ilkesi * Ýki celisik onermenin hem dogru hem yanlisolamayacagiilkesi. celismeli. celikten yapilmis. tenakuz. celiskili * Celisme durumunda olan. kuvvet. celisken * Celisik. keskin uclu alet. nahif.

celismek * (dusunce ve davranis) Birbirini tutmamak. celtik * Kabugu ayiklanmamispirinc. * Bir seyin kenariniverev veya capraz kesmek. celtikli * Ýcinde celtik olan. * Dua okumak. celmece * Aklinikaristiracak bicimde. celtikci * Celtik yetistiricisi.celisme * Birbirine ters olma. celtik kargasi * Bkz. bir sey) Ortunup iki ucunu baglamak. baltalanmak. birbirlerine ters dusmek. celmek * Dusurmek. * Onerme. zikretmek. celmelenme * Celmelenmek isi. * Arkadan hafifce baglanan basortusu. celmeleyis* Celmelemek isi veya bicimi. * (dusunce ve davranisicin) Birbirini tutmamak. celismeli * Celisik. kavram ve terimlerin birbirini tutmama durumu. kara leylek. birbirine ters dusmek. yardimci. celmelemek * Celme takmak. celmelenmek * Celme takilmak. * Yolundan cevirmek. * Birini yere dusurmek icin ayaginin onune ayak uzatmak. celme * Celmek isi. celiskisiz. yargi. * (ortu vb. . celmik * Bugday ve basakla karisik iri saman. mutenakiz olmak. celtek * Coban yamagi. celmeleme * Celmelemek isi. celismezlik ilkesi * Celisik onermeleri ozunde bulundurmayan ve yasaklayan kuram. celismesiz * Celisigi olmayan. engellemek. celme atmak (veya takmak) * celme ile yikmaya calismak. cello * Viyolonselin kisaltilmisadi. * Topa gidisyonunu degistirecek bicimde vurmak. celismezlik * Ýcinde celisme yaratmayan kuram. calmak. celtikcilik * Celtik yetistirme isi. * (bir isveya kimse) Engellenmek. celtik tarlasi * Pirinc yetistirilen sulak tarla. usak. celiskili. * bir isi veya bir kimseyi baltalamak. engel olmak. gelismesini engellemek. birbirini tutmama.

cembersiz * Cemberi olmayan. cemberlemek * Cemberle kusatmak. ficivb. * Basketbolda icinden topun gecmesiyle sayikazanilan aglidemir halka. cember cevirmek * (cocuk) cemberi dondurmek. p . cemberlenmek * Cemberle kusatilmak. kirmizibiberle karistirarak yapilan. cember gecirmek * cemberle kusatmak. cemberli * Cemberi olan. cember icine almak (veya cembere almak) * kusatmak. cemberi yarmak * kusatmadan. cember * Merkez denilen sabit bir noktadan ayniuzaklik ve duzlemdeki noktalar kumesinin olusturdugu kapaliegri. * Cember durumuna gelmek. * Cember gecirilmemisolan. cemce * Comce. cemberleme * Cemberlemek isi. nin dagilmamasiicin uzerlerine gecirilen dayaniklibir ci simden kusak. cemberden donmek * basariya ulasmak uzere iken olumsuz bir sonucla karsilasmak. cemberletme * Cemberletmek isi. cemberletmek * Cemberlenmesini saglamak. * Buyuk yazma yemeni. cembersel bolge * Cember ve cemberin icindeki noktalarin meydana getirdigi duz yuzey. cember makasi * Karyola ve somya imalâtinda kullanilacak olan celik cemberleri kesmeye yarayan a rac. cozumu guc durum.celtiklik * Celtik ekmeye veya uretmeye elverisli yer. * Cocuklarin oynamak icin cevirip arkasindan kostuklaritekerlek biciminde oyunca k. cemberlenme * Cemberlenmek isi. * Sandik. * Bu bicime getirilmiskaticisimlerin cevresi. * Bu tohumu un durumuna getirip sarimsak. cember kayik * Arka tarafiyuvarlak kayik. cembalo * Klâvsen. * Asilmasi. cem * Yesilligi bol olan yer. denk. cemen * Maydanozgillerden bir bitki ve bunun kokulu tohumu (Cuminum cyminum). * Cember gecirilmisolan. cember sakal * Yuvarlak bir bicimde kesilmissakal. bir veya birkac noktayigecerek kurtulmak.

cene yaristirmak * karsilikligevezelik etmek.astirma uzerine surulen macun. . altliustlu disleri tasiyan ve agzin acilip kapanmasini saglayan parca. cenebaz * Cok konusan. * Bir ise girismek icin hazirlanmak. cemkiris * Cemkirmek isi veya bicimi. sert cevap vermek. cene kavafi * Geveze. karsiliklicene calma. cemenleme * Cemenlemek isi. cenebazlik* Cenebaz olma durumu. etegini toplamak. cemkirme * Cemkirmek isi. cenesi kuvvetli. cemenli * Cemeni olan veya cemen surulmusolan. soz gostergesi. cemic * Dut veya uzum kurusu. cemrenme * Cemrenmek isi. * Omurgasiz hayvanlarda buna benzeyen yapi. cemrek * Kollarive bacaklarisivanmis(kimse). * Kose. karsiliklicene calmak. ceneli. cene yormak * bosuna soyleyip durmak. cemreme * Cemremek isi. * Bkz. * Cok konusma huyu. cenek * Tohumda embriyonu kaplayan etli bolum. cemenlemek * Cemen surmek. cene cukuru * Alt cenenin ucundaki cukur. cemremek * Kolunu veya pacalarinisivamak. cemkirmek * (birine) Karsigelmek. cencen * Geveze. etek veya pacalarinicemremek. cemrenmek * Kendi kol. * Kopek kesik kesik havlamak. * Mengene veya kerpeten gibi araclarin esyayisikistiran karsilikliiki parcasinda n her biri. cene yaristirma * karsilikligevezelik etme. cene * Omurgalilardan kemik veya kikirdak ile desteklenen. cene yarisi * Durmadan karsiliklikonusmak. pacalarisivamak. cene calmak * gevezelik etmek.

cenesini dagitmak * cok guclu bir yumrukla cenesine vurmak. gevezelik etmek. cenetli * Ýki veya daha cok ceneti bulunan. ceneli * Cenesi olan. durmadan konusmak. * Cok konusan. cenelesmek * Karsilikliolarak konusmak. ceneye kuvvet * konusma gucuyle. cenekli * Cenegi olan. * Boceklerde agzin iki yaninda bulunan parcalayicisert organ. cenesinin bagicozulmek * gevezelik etmek. ceneksiz * Cenegi olmayan ve cenekleri iyi gorulemeyen. cenen tutulsun * (som agizlilara) "soyleyemez ol! anlaminda beddua olarak kullanilir. cenesini actirmak * soz firsativermek. bosbogaz. cenesini kapatmak * susturmak. cenesi dusmek * yerli yersiz konusup gevezelik etmek. cenesi kitlenmek * alt ve ust cene simsikibir durumda bir araya gelmek. cenesi dusuk * Cok gereksiz seyler konusan. cenesi kuvvetli * Kolay ve etkili soz soylemekten yorulmayan. cenet * Acildiginda tohumlarin ortaya ciktigikabuk. cenesi durmamak * gereksiz yere surekli konusmak. geveze. cenesi oynamak * bir sey yemekte bulunmak. . cenesiz * Cenesi olmayan. yerli yersiz. cenesini tutmak * bildigini. durmadan konusup soyleyerek. cenesini bicak acmamak * sikintive uzuntuden konusmamak.* Kuslarin gagasiniolusturan alt ve ust bolumlerden her biri. kolsu ayaklilarda kavkinin iki parcasi ndan her biri. cenelesme * Cenelesmek isi. * Yerinde ve duzgun konusmasinibilmeyen. * bir kimsenin olumunu istemek. * Ýstiridye gibi iki ceneli yumusakcalarda. ceng * Eski bir Turk sazi. cenesi atmak * (can cekisirken) cenesi titremek. dusundugunu soylememek veya konusmaktan vazgecmek. cenesi acilmak * durmadan konusmak. cenesini baglamak * olen bir kimsenin cenesi altindan gecirilen tulbendi basinin ustunde dugumleme k.

cengi kolu * Cengilerden olusan topluluk. yapisik cen eliler. * Kucuk oyuk. cenilemek * Caniyanan kopek aglar gibi aciacises cikarmak. cengel atmak * bir konuya taraftar toplama girisiminde bulunmak. * Basketbolda cembere yan durarak tek elle basuzerinden gecirilerek atilan sut.cengel * Bir yere takilmaya. cengelli igne * Tutturuldugu yerden kurtulmamasiicin ucu ozel yuvaya gecirilen igne. tirtik. cengelsi * Cengeli andiran. cengel takmak * ugrasmak veya kotuluk etmek icin el atmak. * Cengel atisyapmak. cengel atis* Cengel. cengelle tutturulmak. . centik acmak * centik olusturmak. cengel bicimli. cengi takimi * Cengi kolu. cengel atis. cengelli * Cengeli olan veya ucu cengel biciminde olan. cengelleyis * Cengellemek isi veya bicimi. * Kertikli. gecirilmeye yarayan egri ve ucu sivri demir. telli bir calgi. cengel sakizi * Kengel sakizi. cengucegane * Saz eglentisi. cengi * Calgiesliginde oynamayimeslek edinmiskadin. iliski kurmak. cenileme * Cenilemek isi. centik atmak * centiklemek. cengellemek * Cengelini takmak. cenk * Harpiandiran. cengelleme * Cengellemek isi. cengel ignesi * Cengel biciminde ilmiklerden olusan bir tur isleme. * Basim sirasinda basim aletinin diyaframinibelirli bir acikliga getirecek duzen i isletmek icin filmin kenarina yapilan cukurluk. cengel ceneliler * Ceneleri gaga biciminde uzamisve tam kemiklesmemisbaliklar takimi. * Cengelli igne. cengilik * Cenginin yaptigiis. centik * Bir seyin kenarindan kesilerek veya kirilarak acilan kucuk kertik. cengellenmek * Cengel takilmak.

* Zar. * Bozuk. yagmurlu hava. cepellenme * Cepellenmek isi.centikleme * Centiklemek isi. ceperle cevrili bulunan. cepelli * Ýcinde sap. * Sogan. centikli * Uzerinde centik bulunan. centilmek * Centmek isine konu olmak. * Calicirpi. centmek * Bir seyin kenarinda kertik acmak. calicirpi. kapali. cepellenmek * Cepelli duruma gelmek. cepic * Cebic. bulasik. Cepni * Oguz Turklerinin 24 boyundan biri. centiklenme * Centiklenmek isi. karistirmak. toprak gibi yabancimadde bulunan. centilme * Centilmek durumu. * Bagcubugu. pislik. cepecevre * Butun yanlarinikusatacak bicimde. gecimsiz kimse. cepel * Kir. camur. cepez * Bozuk ipek kozasi. centme * Centmek isi. firdolayi. * Urune karismisyabancimadde. * Sebze bahcesi. cepellemek * Cepel duruma getirmek. cepecevre. salatalik gibi seyleri kucuk ve ince parcalar durumunda dogramak. * Ahlâksiz. tas. cepellilik * Cepelli olma durumu. centiklemek * Bir seyde centik acmak. centiklenmek * Centikli duruma gelmek. ceper * Cit. cepelleme * Cepellemek isi. huysuz. * Karisip bozulmak. . ceper cekmek * citten duvar cevirmek. ceperli * Ceperi olan. cepcevre * Bkz. * Bir seyi ince dogramak. cepin * Bahcelerde kullanilan kucuk capa.

cerceveli * Cerceve gecirilmisveya cerceve icine alinmisolan. cercevelenme * Cercevelenmek isi. * Kapi. tablolara cerceve takma isiyle ugrasan kimse. yazi. cerceve anlasma * Hukûmet ile sendika ve isverenler arasinda toplu sozlesme oncesinde varilan on a nlasma. * Bazicocuk oyunlarinda dikkat anlaminda kullanilan uyarma sozu.cer * "Gelisiguzel ve dayaniksiz yapilmis" anlaminda cer cop veya cerden copten ikil emelerinde gecer. * Beden egitiminde asilma ve tirmanmalar icin kullanilan arac. . * (bazibolgelerde) Tuhafiyeci. narin. curuk. * Yemek disinda yenilen yasveya kuru yemisgibi seyler. cerezci * Cerez satan kimse. celimsiz. cercevelemek * Bir seye cerceve gecirmek veya bir seyi cerceve icine alma. cerceve * Resim. cerceveleme * Cercevelemek isi. cercevecilik * Cerceve yapma veya satma isi. pazar ve benzeri yerlerde dolasarak ufak tefek tuhafiye esyasisatan gezgi nci esnaf. pencere ile bunlarin cam veya tablalarinin yerlestirilmisoldugu kenarlik . cerceveletme * Cerceveletmek isi. zeytin gibi yiyecekler. cer cop * Calicirpikirintisi. cerezcilik * Cerez satma isi. cerceveletmek * Cerceve gecirtmek. ayna gibi seyleri suslemek veya bir yere asilabilecek duruma geti rmek icin bunlara gecirilen kenarlik. cerez * Asil yemekten sayilmayan. * Bir dusunce alaninin sinirlariveya bu sinirlar icindeki alan. cercevesiz * Cerceve icinde olmayan. supruntu. * Dokuntu. * Zayif. cercilik * Cercinin yaptigiis. * Resimlere. cercici * Cerci. cerden copten * Dayaniksiz. cercevelenmek * Cerceve icine alinmak. cerceveci * Cerceve yapan kimse. cerci * Koy. * Filmi cevrilecek baslica cismin. gerek buyukluk gerek yer bakimindan goruntu c ercevesine gore duzenlenmesi isi. peynir.

cesitkenar ucgen * Uc kenarida ayriuzunlukta olan ucgen. . taze veya kuru olarak yenen tuzlu bir peynir turu. cergeci * Padisah cadirinibeklemekle gorevli yeniceri. bireylerden olusan. * Otag. ceribasi * Alay beyi. cerkezlik * Cerkez gibi davranma egilimi. * Cerez konulan kap. ceribasilik * Ceribasiolma durumu. * Yemegin sulu kismi. cesit * Ayniturden olan seylerin baziozelliklerle ayrilan obeklerinden her biri. cesitleme * Cesitlemek isi. cerge. hindi gibi kumes hayvanlarinin etinden yapilan ve salcasina dovulmuscev iz. cerezlenmek * Cerez turunden bir seyler yemek. Cerkez peyniri * Peynir yapmak icin mayalanan sutun ince dilimler hâlinde sicak suya atilmasiyla yapilan. cesit cesit * Cesitli olan. Cerkez * Kafkasya'da yasayan bir boy veya bu boydan olan kimse. cermik * Kaplica. cerge * Derme catma cadir. Cerkez tavugu * Tavuk. * Cingene cadiri. cergici * Pazarlarda sergi acan gezginci esnaf. gocebe cadiri. ilica. * Bir seyden biraz yararlanmak. * Cerkezlere ozgu. cesitkenar * Kenarlarindan hicbiri otekine esit olmayan (cokgen). cimlenmek.cerezlenme * Cerezlenmek isi. * Canlilarin bolumlenmesinde. Cerkezce * Cerkez dili. Cerkezlerle ilgili. turden daha kucuk birlik. cervis * Kasaplik hayvanlardan elde edilen cesitli yaglarin eritilmisi. nevi. tur. cergi * Bkz. cervisli * Cervisi olan. * Turlu. * Cingene topluluklarinin basi. cerezlik * Cerez olabilecek seyler. biber katilarak hazirlanan bir yemek. turlu turlu. ceri * Asker.

cesitli * Cesidi cok olan. ozel ve hosbir katkiyapmak. cete savasi * Kucuk asker birlikleri veya ceteler tarafindan dusmaniyipratmak icin her turlu yola basvurarak yapilan . cesnici * Saraylarda ve buyuk konaklarda yemek ve sofra islerini yoneten kimse. * Sikkelerin ayariniduzenleyen kimse.* Belli bir temayidegisik armoni. cesitlenme * Cesitlenmek isi. * Hosa giden bir ozellik. var yasyon. cesnicilik * Cesnicinin isi. icecek icin) Tat. yalaklisu hazinesi veya yapisi. turlu. tadimlik. tenevvu. cesitlendirme * Cesitlendirmek isi. cete * Ordu birliklerinden olmayan silâhlikucuk birlik. cesmeye gitse cesme kuruyacak * cok talihsiz kimseler icin soylenir. * Tutun veya ickilerin tat ve niteligini belirleyen kimse. cesnilenme * Cesnilenmek isi. cesni katmak * degisik. sarmal susler ve cicek motifleri ile bezenmiscam islerine verilen ad. cesitlendirmek * Cesitlerini artirmak. cesnileme * Cesnilemek isi. melodi ve ritmle susleyerek yeniden calma. * Sik sik esdegistiren erkek. cesni * (yiyecek. cesnicibasi * Bascesnici. cesnilik * Yemege cesni vermek icin katilan baharat vb. cesitlemek * Bir seyin cesidini artirmak. borularla gelen suyun bir olukta n veya musluktan aktigi. cesnisine bakmak * tadina bakmak. cesnilemek * Cesni vermek. mutenevvi. cesme * Cogunlukla herkesin yararlanmasiicin yapilan. cesitlilik * Cesidi cok olma durumu. cesmibulbul * Uzeri beyaz. cesnilenmek * Tadiyerine gelmek. cesni tutmak * ekmekcilikte una karistirilacak suyun oraninibelirtmek. cesnili * Cesnisi olan. cesitlenmek * Cesitli duruma gelmek.

elde edilmesi. polo. sutcu gibi esnafin. * Sarp. cetrefilli * Karisik ve anlasilmasiguc olan. sertlik. uzunlamasina ikiye bolup uzerine kertikler center ek hesap tuttuklariagac dali. cetelestirmek * Cete durumuna getirmek. anlasilmasiveya sonuca baglanmasiguc. muskul. cetrefilsiz * Basit ve anlasilmasikolay olan. cetinlestirme * Cetinlestirmek isi veya durumu. cetecilik * Ceteci olma durumu veya cetecinin yaptigiis. islenmesi guc veya engeli cok olan. cetinlestirmek * Cetin duruma getirilmek. cetinlesmek * Cetin duruma gelmek. * Ekmekci. yapilmasizor olan is. cetinlik * Cetin olma durumu. cetelestirme * Cetelestirmek isi veya durumu. cetin * Amaclanan duruma getirilmesi. ceteleye donmek * (insanin yuzu veya baska bir tarafiicin) uzerinde bircok kesikler ve siyriklar olmak. cetelesme * Cetelesmek isi veya durumu. cetele cekmek (veya tutmak) * hesap tutmak amaciile bir yere cizgiler cizmek. cetin ceviz * Yola getirilmesi guc olan kimse. cetene * Kendir tohumu. cetelesmek * Cete durumuna gelmek. cetinlesme * Cetinlesmek isi. cevgen * Degnek. engelli ve engebeli yer.savas. * Yapive ses kurallarina aykirikullanilan (dil). cetrefil * Karisikligidolayisiyla. ceteci * Ceteden olan kimse. cetince * Cetin (bir bicimde). cetele * Cizilerek veya oyularak acilan kertik. . cetrefillesme * Cetrefillesmek isi veya durumu. cetrefilce * Biraz cetrefil. * Atlara binilerek degneklerle oynanan bir cesit top oyunu. cozumlenmesi. cetrefillik * Cetrefil olma durumu. cetrefillesmek * Cetrefil duruma gelmek.

ceviren * Ceviri yapan kimse. kor uzerinde cevrilerek pisirilmisi. salter. ihata. ceviri * Dilden dile aktarma. ceviklesmek * Cevik duruma gelmek. cevir sinyali * Cevir sesi. ceviricilik * Ceviri isi yapma. dilmaclik. * Bir dilden baska dile cevrilmis. her cekimin sayisibelirtilmis. * Elektrik akiminin yonunu degistirmeye yarayan arac. kusatma. * Bir dilden baska bir dile cevrilmisyaziveya kitap. tercuman. oglak gibi hayvanlarin siste. tokmak vb. siny al. komutator. cevirim icin butun teknik a ciklamalarive konusmalari icine alan senaryo. dilmac. cevirme. cevirgi * Cevrilebilen anahtar. duyar katin uzerinde gi zli goruntulerin belirmesi. cevir kaziyanmasin * karsisindakine dokunacak yersiz bir soz soyledigini fark eder etmez sozunu cev irmeye kalkisanlara alay veya saka yollu soylenir. tercume. cevirim * Cevirme isi. ceviklestirmek * Cevik duruma getirmek. cevirme * Cevirmek isi. cevirici dili * Bilgisayarda makine dili komutlarinin sembollerle kaydedildigi alcak duzeyli p roglamlama dili. ceviri dili * Bir bilgisayarin sembolik makine dili. cevirici * Sozlu veya yaziliceviri yapan kimse. cevir sesi * Telefon numarasinin aranmaya hazir oldugunu belirten ince ve monoton ses. tedvir. ceviklesme * Ceviklesmek isi. . ceviklestirme * Ceviklestirmek isi. araclar. * Uzaktan dolasip dusmanin yan gerilerine duserek onu istemedigi bir durumda dov usmek zorunda birakma. tercumanlik.cevik * Kolaylik ve cabuklukla davranan. cevirgec * Elektrik akiminiacip kapama veya degistirme isini yapan arac. tetik. * Kuzu. cevikce * Cevik (bir bicimde). ceviris * Cevirmek isi veya bicimi. mutercim. ceviklik * Cevik olma durumu veya cevikce davranis. tercume. komutato r. tercume. cevirim senaryosu * Cekimlere bolunmus. * Sinema filmi elde etmek uzere alicinin calistirilmasi. cevirmen.

* Oteki yuzunu gorunur duruma getirmek. tahrip edilmesi sonucunda cevred e dengenin olumsuz yonde bozulmasive birtakim sorunlarin ortaya cikmasi. * Bir giyecegi sokup ic yuzunu disa getirmek. mutercimlik. muhit. cevirtme * Cevirtmek isi. * Bir kimse ile iliskisi bulunanlar. ekolojik. * Bir yerin cevresini bir seyle sarmak. cevirmen * Bir yaziyiveya konusmayibir dilden baska bir dile ceviren kimse. pes sesini tize donusturmek isi. cevre bilimsel * Cevre bilimiyle ilgili. * Sirma islemeli mendil. tevil etmek. donusturmek. muhit. * Bir birimden once veya sonra gelen ayniturden birimlerin tumu. * Kotu bir duruma getirmek. toplumsal. konteks. bunlarin olustu rdugu kucuk grup. cevre aci* Geometride.* Bir muzik parcasindaki araligin veya bir cumle parcasinin tiz sesini pese. sonra agin altinin kapatilmasiy oluyla kacmalarinionleyerek avlamayisaglayan bir agturu. cevre teker . dolayi. * Bir dilden baska bir dile aktarmak. * Bir durumdan baska duruma gecmek. tercume etmek. dalavere gibi durust olmayan davranislar icin yapmak. ekoloji. cevirmek * Bir seyin yonunu degistirmek. * Bir durumdan baska duruma getirmek. * Kisinin icinde bulundugu toplumu olusturan ortam. * Cevirmenin gorevi. * Duzlem uzerindeki bir sekli sinirlayan cizgi. cevre bilimi * Canlilarin aralarindaki baglantilarive ortamlariyla olan iliskilerini inceleye n biyoloji dali. cevirmenlik * Cevirmen olma durumu. cevre bilimine dayanan. etraf. ekolojist. * Yolundan alikoymak. kosesi cember uzerinde bulunan aci. dolap. kusatmak. * Hile. * Geri gondermek. cevre kirliligi * Dogal kaynaklarin asirive yanliskullanilmasi. mutercim. cevre bilimci * Cevre bilimi uzmani. cevre sagligi * Belli bir cevrede yasayan kisilerin sagliginietkileyen disfaktorler ve alinan onlemler. yoldan dondurmek. * Yonetmek. * Hayatin gelismesinde etkili olan dogal. cevre * Bir seyin yakini. bir cemberin ic bolgesinde. * Cevrilemek. * Aynikonu ile ilgili bulunan kimselerin tumu. cevirme agi * Balik surulerinin once cevrelerinin sarilmasi. kulturel disfaktorlerin but unlugu. idare etmek. * (kâgit oyunu icin) Oynamak. cevirtmek * Cevirmek isi yaptirmak. * Dondurerek hareket ettirmek.

idareli. cevrelenmek * Kusatilmak. becerikli. kusatmak. cevrilme * Cevrilmek isi. cevrelenis* Cevrelenmek isi veya bicimi. cevrinmek* Bir seyin etrafinda saygiile dolanmak. cevrelik * Marangozlukta. donuk. ihata. kusatilmis. cevrik * Cevrilmis. tevil. tahdit edilmek. sinir icine alinmak. * Bir elektrik akiminin iletken uzerinde aldigiyol. cevrinme * Cevrinmek isi. tahdit etmek. cevrelemek * Ýcine almak. kusatma. cevrelenme * Cevrelenmek isi. cevrinti * Bir seyin kendi ekseni cevresinde surekli donmesi. mimarlikta ve dulgerlikte kullanilan butun kenar parcalari. merkez bolumunun en diskusagi. tavaf etmek. cevrimsel * Cevrimle ilgili veya cevrim biciminde olan. tevil etmek. cevrilmek * Cevirmek isine konu olmak. cevreci * Cevre kirliligi sorunlariyla ugrasan kimse veya topluluk. cevre yolu * Sehir trafigini aksatmamak amaciyla yerlesim yerinin disindan gecen ve sehir y ollarina baglanan ana yol. cevresel * Cevre ile ilgili. devrî. burgac. cevren * Ufuk. cevreleyis* Cevrelemek isi veya bicimi. cevrileme * Cevrilemek isi. * Donuk. cevrimli * Ýsi iyi yoneten.* Sap ve kokte. birine donmek. * Kendini cevirmek. cevri * Bir soz veya davranisigorunur anlamindan baska bir anlamda kabul etme. * Bir konunun sinirlarinicizmek. cevreleme * Cevrelemek isi. devre. goz erimi. cevrili * Cevrilmis. . * Anafor. cevrim * Devir. cevrilemek * Cevriye ugratmak. ihata etmek. cevrilis * Cevrilmek isi veya bicimi. cevrecilik * Cevrecinin yaptigiis. tavaf. * Elektrik enerjisinin bir baska enerjiye donusturulmesi. sarmak.

ceyrek finalist * Ceyrek final asamasina yukselme basarisinigosteren ekip veya kisi. * On besdakikalik zaman. agrive atesile kendini gosteren irin birikimi. ya zicevrimi. kusursuz ceyiz. ceyiz duzmek * ceyiz hazirlamak. ceyizsiz * Ceyizi olmayan. cevriyazi* Bir yaziyibutun ses inceliklerini belirterek baska bir alfabeye cevirme yolu. ceyizcilik * Ceyiz hazirlama veya satma isi. ceyizlenmek * Ceyizli duruma gelmek veya getirilmek. ceyrekleme * Ceyreklemek isi. ceyizlik * Ceyiz olarak hazirlanan. -ci/ -ci. ceyiz * Gelin icin hazirlanan her turlu esya. ceyiz cemen * Eksiksiz. ceyizli * Ceyizi olan. ceyreklemek * Sut cocuklarinin kollarinive bacaklarinicaprazlayarak vucutlarina idman yaptir mak. ceyiz icin ayrilan. ceyizleme * Ceyizlemek isi. ciban * Vucudun herhangi bir yerinde olusan ve cogu. deride siskinlik. -ci * Bkz. kizarti. ceyizci * Ceyiz hazirlayan veya satan kimse. ceyizlemek * Evlenecek kizin ceyizini hazirlayip vermek. ceyizlenme * Ceyizlenmek isi. transkripsiyon.* Su ve hava cevrintisi. ceyreklenmek * Ceyreklemek isi yapilmak. ceyrek son * Kosullarda yarifinal yarisina katilacak dort kisiyi secmek uzere sekiz kisi ve ya dort takimiayirmak icin sekiz takim arasinda duzenlenen secme yarisi. ciban agirsagi * Cibanin patlamak uzere olan yeri. ceyrek * Dortte bir. ceyreklenme * Ceyreklenmek isi. * Gumusmecidiyenin dortte biri degerinde olan beskurus. * Ceyiz esyasi. . ceyrek final * Bir yarismada ikili eslemelerle son sekiz takimin olusturdugu grup veya asama. * Alman marki. * Cesitli tahil karisigi.

cibanlasmak * Ciban durumuna gelmek. * Bolme veya paravana. * Ýz. cigirindan cikmak * dogru ve uygun yolundan ayrilmak. duzenbaz. Cifit * Yahudi. yontem baslatmak. * (baskalarinin da uyabilecegi) Yeni bir bicim. cennet kusu gibi birtakim kuslarin kuyrugundaki tuylerden en uzun ve go sterisli olani. ciban islemek * ciban irin akitmak. yumurtasindan havyar yapilan turu (Acipenser ruthenus). * Hayvanlarin gide gele actiklariince yol. cidam * Sabir. . * (kucuk c ile) Hileci. keci yolu. * Buyuk hattatlarin sanat yolu. cidama * Cidamak isi. cidamak * Sabretmek. ciga * Mersin baliginin. cigiris * Cigirmak isi veya bicimi. uzerine dusuldugu takdirde agir veya kotu bir sonuca varacak olan tehlikeli sorun veya konu. patika. cigilti * Ciglikla karisik ses.* Agir sonuclar dogurabilecek durum veya sorun. cibanin basinikoparmak * agir bir sorunun patlak vermesine yol acmak. cig * Dagin bir noktasindan kopup yuvarlanan ve yuvarlandikca buyuyen kar kumesi. ciga * Horoz. cigdusmek * dagda asagicigyuvarlanmak. cifitlik etmek * hile yapmak. cibanbasi* Kurcalandigi. cigirma * Cigirmak isi. yontem veya yol. ciggibi buyumek * (bir olay icin) birdenbire ve etkileyici bir sekilde buyumek. Cifitlik * Yahudilik. cigalanma * Cigalanmak isi. cibanlasma * Cibanlasmak durumu. duzenbazlik. cigir acmak * bir alanda yeni bir yol. * (kucuk c ile) Hilekârlik. cifit carsisi * Turlu seylerin karmakarisik bir durumda bulundugu yer. cigalanmak * (atin kuyrugu) Horoz kuyrugu gibi dikilmek. cigir * Cigin kar uzerinde actigiiz. duzenbazlik etmek.

cigirtmaci* Cigirtma calan kimse. -cik * Bkz. cigrismak * Hep birden bagirip cagirarak gurultu etmek. cikarci * Yalniz kendi cikarinidusunen. * Bir tur calilik. cikagelmek * Beklenmedik bir zamanda gelmek. cikacak * Hamamlarda disariya cikip giyinme yerine giderken kurulanmak uzere verilen hav lu. * Cikarioldugu icin birini ovup koruyan kimse. -cik / -cik. menfaat. ciglik * Aciaciveya ince ve keskin bagirma. * Turku soylemek. .cigirmak * Cagirmak. cikarinikollayan kimse. * Basit. figan. cikar yol * Guc durumlarda insanibasariya ulastiran. * Bogumlanma noktasi. nefesli bir calgi. cigralik * Karda kurekle. care. * Bir seyi yuksek sesle cevreye duyuran. menfaatperest . cigirtmak * Cagirtmak. * Boy olcusecek (kimse). cigrisma * Cigrismak isi. mahrec. cikagelme * Cikagelmek isi. cigirtkan * Cagirtkan. cigirtkanlik * Cigirtkanin yaptigiis. ciglik cigliga * Ciglik atarak bagirip cagirarak. seslenmek. cikit. ciglik atmak (koparmak veya basmak) * kulak tirmalayicikorkunc sesler cikararak aciacibagirmak. cigirti * Cigrisma sesleri. cigirtma * Cigirtmak isi. cigris * Haykiris. cikak * Cikilacak yer. kurtaran davranis. cozum yolu. feryat. cikar budak * Cevresi ile baglantisizayiflayan ve baziagac turlerinde kendiliginden dusebile n budak turu. cikarayazmak * Cikarma isi gerceklesecek olmak. cikan * Cikarma isleminde butunden alinan sayi. dallarla acilan dar yol. kucuk. menfaatci. cikar * Dolaylibir bicimde elde edilen kazanc. mahrec.

* Cikarmak islemi. cikaris * Cikarmak isi veya bicimi. acigibi seyler icin) Zararinicektirmek. uretmek. altiduz kucu k deniz araci. arac ve cephane tasimaya yarayan. * Gibi gostermek. ortaya koymak. istidlâl. cikarilmak * Cikarmak isine konu olmak. * Bulmak. * Saglamak. cikarmak * (birinin veya bir se