P. 1
Türk Dil Kurumu (TDK) İmla Kılavuzu

Türk Dil Kurumu (TDK) İmla Kılavuzu

5.0

|Views: 5,105|Likes:
Yayınlayan: a_metin_13

More info:

Published by: a_metin_13 on Jul 09, 2011
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

05/04/2013

pdf

text

original

Türkçe İmla Kılavuzu − Türk Dil Kurumu —————————————————————— Türkçe İmla Kılavuzu Türk Dil Kurumu 2000

Kaynak: http://ekitap.kolayweb.com/

İçindekiler: • SUNUŞ • İMLÂ KURALLARI • KESMELİ SÖZLER DİZİNİ • DÜZELTME İŞARETLİ SÖZLER DİZİNİ • İMLÂ KILAVUZU'NUN 2000 BASKISINDAKİ DEĞİŞİKLİKLER •A •B •C •Ç •D •E •F •G •H •I •İ •J •K •L •M •N •O •Ö •P •R •S •Ş •T •U •Ü •V •W •Y •Z

(*)SUNUS 1

SUNUŞ Harf sistemini kullanan yazılarda üç türlü imlâ düzeni vardır: 1. Sese (söyleyişe) bağlı imlâ düzeni, 2. Kökene bağlı imlâ düzeni, 3. Geleneğe bağlı imlâ düzeni. Alfabe sistemi yüzyıllardan beri değişmemiş olan dillerde genellikle geleneğe bağlı imlâ düzeni hâkimdir. Böyle dillerdeki imlâ düzeni, başlangıçta sese ve kökene bağlı olsa da zaman içinde söyleyişte meydana gelen değişmeler imlâya yansıtılmadığı için imlâ, söyleyiş veya kökene bağlı olmaktan çıkar ve gelenekleşmiş olur. Yeni alfabelerin uygulandığı dillerde ise söyleyişe bağlı bir imlâ düzeni benimsenebilir. Ancak diller sürekli bir değişim içinde olduğu, dolayısıyla söyleyiş de sürekli olarak değiştiği için bu tür imlâ düzenlerinde de zamanla gelenekleşmeler başlar. Bilindiği gibi Türk alfabesi de 1928'de kabul ettiğimiz yeni bir alfabedir. Tabiî olarak yeni alfabemizde söyleyiş esas alınmış ve söyleyişe bağlı bir imlâ düzeni öngörülmüştür. Bu bakımdan yeni Türk alfabesi dünyada örnek gösterilecek alfabelerden biridir. Ancak aşağıda belirteceğimiz bazı sebepler yüzünden imlâmız bir türlü yerine oturamamış ve birtakım sıkıntılarla karşı karşıya kalınmıştır. Bu sebepler şunlardır: 1. Dil Encümeni tarafından hazırlanan ve 1929'da yayımlanan İmlâ Lûgati, bütün ihtiyaçlara cevap verebilecek ayrıntılardan yoksundu. Yeni alfabenin kabul edilmesinden çok kısa bir süre sonra basılan bu imlâ kılavuzunda birçok eksikliklerin olması tabiîdir. Ancak birkaç yıl içindeki uygulama da göz önünde bulundurularak eksiklikler giderilebilir ve fazla zaman kaybetmeden ayrıntılı bir imlâ kılavuzu çıkarılabilirdi. Oysa 1929'daki İmlâ Lûgati'nden ancak 12 yıl sonra, 1941'de yeni İmlâ Kılavuzu basılmıştır. 2. Geç de olsa 1941'de basılan İmlâ Kılavuzu, Türk imlâsının birçok sorununu çözmüş ve imlâda sorun olabilecek birçok konuyu istikrara kavuşturmuştu. İmlâ kurallarının çoğu 1929'dan 1965'e kadar, tam 36 yıl hiç değişmemiş ve böylece bir gelenek oluşmuştu. Ancak başına "yeni" sözü eklenerek ve 1. baskı olduğu belirtilerek 1965'te basılan Yeni İmlâ Kılavuzu bazı değişiklikler getirmiş ve oluşmuş geleneği sarsmıştır. Söz gelişi 1965'e kadar düzeltme işaretiyle yazılan lâstik, klâsik, plân, Lâtin gibi kelimelerden 1965'te düzeltme işareti kaldırılmıştır. 1965'e kadar ayrı yazılan baba tatlısı, mine çiçeği, salkım söğüt gibi kelimeler, 36 yıl sonra birleştirilmiştir. 1965'e kadar arabasiyle, ordusiyle şeklinde yazılan kelimelerin 1965 kılavuzuna göre arabasıyla, ordusuyla şeklinde yazılması gerekmiştir. Burada birkaç örneğini gösterdiğimiz değişiklikler 1965 kılavuzuyla sınırlı kalmamış, yerleşmiş düzen bir defa sarsılınca artık sık sık değişikliklere gidilmiş ve imlâdaki istikrar iyice bozulmuştur. Söz gelişi 1965'te sadece batı kökenli kelimelerden kaldırılan düzeltme işareti, 1970'te lâtif, telâffuz gibi doğu kökenli kelimelerden de kaldırılmıştır. 36 yıllık arabasiyle sözünü 1965'te arabasıyla yapan yeni kılavuz 1970'te bu defa arabasıyle biçimini benimsemiş, 1977'de ise tekrar 1965'e dönmüştür. Meslekî, millî, resmî gibi kelimelerde 1977'ye kadar, tam 48 yıl kullanılan düzeltme işareti 1977'de nispet î'sinin üzerinden kaldırılmıştır. 1965'teki Yeni İmlâ Kılavuzu'yla başlayan ve burada ancak küçük bir kısmını gösterdiğimiz bu değişiklikler, hem imlâmızdaki gelenek ve istikrarı ortadan kaldırmış, hem de toplumda birçok tartışmalara yol açmıştır. 1982'de bir anayasa kuruluşu hâline getirilen ve buna göre yeniden düzenlenen Türk Dil Kurumunun 1985'teki İmlâ Kılavuzu'nda da birtakım değişikliklerin olması tabiîydi. Çünkü Kurum imlâda ilk defa değişiklik yapmıyordu. Maalesef 1965'te değişiklikler başlamış ve imlâmızdaki istikrar bozulmuştu. Kurumun istikrarsızlığa bir çözüm araması ve 1985'te çözümünü kamuoyuna sunması çok normaldi. Elbette bu çözüm teklifine karşı da eleştiriler olacaktı ve oldu. Ancak tartışmaların ardı arkası kesilmediği gibi imlâmızdaki istikrar da bir türlü sağlanamadı. Bütün bunları göz önünde bulunduran Türk Dil Kurumu, yeni baskı için İmlâ Kılavuzu'nu tekrar gözden geçirmeye karar verdi. Kurum üyeleri arasından 7 kişilik bir komisyon oluşturuldu. Talim ve Terbiye Kurulunun edebiyatçı iki üyesi de komisyona davet edildi. Bazen haftada birkaç defa toplanılarak iki yıla yakın süreyle kılavuz üzerinde çalışıldı. Komisyonun hazırladığı taslak, dört gün boyunca 40 kişilik Bilim Kurulunda tartışıldı ve taslağa son şekil verildi. Komisyon, yeni baskıda, aşağıdaki hususların göz önünde bulundurulmasına karar vermişti:

2

1. İmlâ kuralları mümkün olduğu kadar kesin olmalı ve kesin bir ifade ile belirtilmelidir. Ancak çok zorunlu durumlarda ikili şekillere ve ihtimallere izin verilmelidir. 2. İmlâ Kılavuzu üzerindeki eleştiriler de dikkate alınarak uzlaşmacı bir yol tutulmalıdır. Yeni değişikliklerle yeni bir istikrarsızlığa yol açmak yerine imlâmızda az çok gelenekleşmiş hususlar benimsenmeli; tespit edilen ilkelere aykırı da olsa gelenekleşmiş yazılışlar tercih edilmelidir. 3. İlkeler mümkün olduğu kadar ayrıntılı olmalı ve bol örneklerle açıklanmalıdır. 4. Kılavuzun dizin bölümü geniş tutulmalı, sözlükteki bütün maddeleri, hatta daha fazlasını kapsamalıdır. Dizine bakan okuyucu, bitişik ayrı demeden her kelimeyi orada bulabilmelidir. Yukarıdaki kararların uygulanması tabiî ki kolay olmamıştır. Özellikle ilkelerle gelenekleşmiş yazılışlar arasındaki çelişki bizi sürekli olarak zorlamıştır. En büyük sıkıntının da birleşik kelimelerde ortaya çıktığı görülmüştür. Birleşik kelimelerdeki bitişik yazma eğiliminin sınır tanımaz bir şekilde yaygınlaşması karşısında bunu sınırlayıcı bir kuralın getirilmesi şart olmuştu. Yanlış eğilimi yaygınlaştıran düşünce şuydu: İki veya üç kelimeden oluşan bir yapı; yeni bir nesne, kavram veya hareketi karşılıyorsa bitişik yazılır. Bu durumda masa saati, duvar saati, masa takvimi, duvar takvimi, beyaz peynir, dil peyniri, şiş kebabı, kuş uçuşu, lâvanta mavisi, kefal balığı, muhalefet partisi, örümcek ağı, pul biber, yok etmek, var olmak, arz etmek, azat edilmek gibi binlerce kelimenin bitişik yazılması gerekecekti. Bir kısmı yazılmaya başlanmıştı bile. Evet bunlar yeni nesne, kavram ve hareketleri karşılayan birleşik kelimelerdi; ama Türk imlâ geleneğinde bunları bitişik yazmak yoktu. Üstelik bunları bitişik yazmak Türkçenin yapısına da uygun düşmüyordu; bitişik yazılan kelime, tek kelime gibi algılanıyor ve vurgunun yeri değiştirilebiliyordu. Kara borsa ve yaş çay kelimelerini bitişik gören spikerlerimiz vurguyu ikinci kelimeye kaydırarak dilimizin vurgu sistemini bozuyorlardı. Esasen Türkçe; binlerce nesne, kavram ve hareketi tek kelimeyle değil, iki kelimeyle karşılayan bir dildi ve bugüne kadar olduğu gibi bunların ayrı yazılmasında hiçbir sakınca yoktu. Bu bakımdan komisyonumuz, öncelikle bitişik yazılan birleşik kelime ile ayrı yazılan birleşik kelime kavramlarını birbirinden ayırdı ve bitişik yazılanlara bitişik kelime denmesini uygun gördü. Ses düşmesi, ses türemesi ve vurgunun yer değiştirmesiyle kaynaşmış hâle gelen bitişikler dışındaki bitişik kelimeler için şu kuralı getirdik: Kelimelerden biri veya ikisi, birleşme sırasında benzetme yoluyla anlam değişmesine uğrarsa bu tür birleşik kelimeler bitişik yazılır. Demek ki bitişik yazılmak için yeni bir kavramı karşılamak yetmeyecekti; kelimelerden en az birisinin anlam değişmesine uğraması şart olacaktı ve bu değişik anlam, kelimenin yalnızken taşıdığı anlamlardan biri olmayacaktı; birleşme sırasında ortaya çıkacaktı. Söz gelişi kapı kolu, kapı'dan da kol'dan da farklı yeni bir nesnenin adıdır; ama birleşiği oluşturan her iki kelime de kendi anlamını korumaktadır. Kol kelimesi "insanın kolu" anlamında olmadığı için ilk bakışta anlamca farklılaşmış görünüyorsa da kol'un bu anlamı yalnız kullanıldığında da mevcuttur; anlam farklılaşması birleşme sırasında olmamıştır; o hâlde bu birleşik, ayrı yazılmalıdır. Buna karşılık bir alet adı olan kargaburnu sözünde ne karga ne burun vardır; bu kelimeler birleşme sırasında kendi anlamlarından çıkmışlar ve benzetme yoluyla yeni bir nesneye ad olmuşlardır; o hâlde bu birleşik, bitişik yazılmalıdır. İmlâ kuralları bölümümüzde bütün bunlar gruplara ayrılarak ve bol örneklerle desteklenerek gösterilmiştir. Ayrıca gelenekten gelen bütün bitişik kelimeler de mümkün olduğu kadar sınıflandırılarak ayrı ayrı maddeler hâlinde belirtilmiştir. Aynı şekilde ayrı yazılan birleşik kelimeler de sınıflandırılmış ve madde madde gösterilmiştir. Hangi tür birleşik kelimenin bitişik yazılışının gelenekleştiği tabiî yine de tartışılacak bir konudur. Biz böyle durumlarda bütün imlâ kılavuzlarına başvurarak bitişik yazılışı gelenekleşmiş olan yapı ve kelimeleri belirlemeye çalıştık. İmlâ kılavuzlarının büyük çoğunluğunda bitişik olanları gelenekleşmiş saydık. Bitişik veya ayrı yazılışlar çeşitli imlâ kılavuzlarında farklılık gösteriyorsa tabiî ki yukarda belirlediğimiz kurala uyduk. Bu arada birçok imlâ kılavuzunda bitişik yazılan fakat yaygın olarak kullanılmayan yapı ve kelimeleri de gelenekleşmiş saymadık. Hane, zade, name, perver, perest gibi kelimelerle, Farsça kurala göre oluşturulan yemekhane, dayızade, beyanname, vatanperver, putperest gibi birleşiklerle yine Farsça ve Arapça kurallara göre oluşturulan ehvenişer, gayrimenkul, methüsena, özbeöz, daüssıla, aleykümselâm, maşallah, fisebilillâh gibi birleşiklerin bitişik yazılması tabiîdir. Bunlar kalıp olarak, tek bir kelime gibi dilimize yerleşmişlerdir ve bu kalıplar yeni 3

kelime yapımında artık kullanılmamaktadır. Buna karşılık Türkçe kurallara göre kurulan benzer anlamlardaki birleşiklerin, gelenekleşmedikleri takdirde bitişik yazılmalarına gerek yoktur. Söz gelişi aş evi, doğum evi ayrı yazılır. Bu örneklerde kelimeler kendi anlamlarını korumaktadır ve aynı yapıyla huzur evi, konuk evi gibi pek çok yeni terim yapılmıştır. Kuruluşların kanunca belirlenmiş adlarına da İmlâ Kılavuzu'nun müdahale etmesi düşünülemez. Dışişleri Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Yükseköğretim Kurulu gibi kuruluşların özel adları tabiî ki kanunda belirlendiği gibi kullanılacaktır; ancak bir kuruluş adı söz konusu olmayıp kavramlardan bahsediliyorsa bunların iç işleri, yüksek öğretim şeklinde ayrı yazılması, imlâ kurallarımızın gereğidir. Uzun ünlülerin belli durumlar dışında gösterilmemesi, kesmesiz söylenişi yadırganmayan kelimelerde kesme işaretlerinin kullanılmaması, Arapça ve Farsça kurallara göre oluşturulmuş birleşik yapıların tek bir kelime şeklinde bitişik yazılması ve bunlarda kesme, kısa çizgi gibi birtakım işaretlerin kullanılmaması vb. kurallar tabiî ki ilmî yayınları içine almaz. Eski metinlerin yeni yazıya çevrilmesinde, eski metinlerden yapılan alıntılarda ve bilimsel çalışmalarda, bu çalışmaların gerektirdiği yazılış ve işaretlere başvurulabilir; bu hususa kuralların ilgili bölümlerinde de yer verilmiştir. Ağızlara ait farklı söyleyişlerin de bilimsel çalışmalarda ve sanat eserlerinde gösterilebileceğini unutmamak gerekir. Kılavuz hazırlanırken bugüne kadarki bütün kılavuzlara bakılmış ve imlâda sorun olan birçok husus veya kelimenin eski kılavuzlarda yer almadığı hayretle görülmüştür. Biz, hiçbir konunun açıkta kalmamasına, sorun olan her nokta ve kelimenin kılavuzda yer almasına çalıştık. Bu bakımdan elimizdeki kılavuz, bugüne kadarki en ayrıntılı kılavuz olmuştur. Bütün bunlara rağmen imlâda istikrara kavuşmak, bütün toplumun uzlaşmasına ve bundan da önemli olarak herkesin imlâda titizlik göstermesine bağlıdır. Özellikle her gün insanımızın eline ulaşan basın yayın organlarının gerekli titizlik ve duyarlığı göstermesi şarttır. Gazetelerimizde imlâ kurallarına uyulursa bu dalga dalga bütün topluma yayılır. Tabiî okullarımızda imlâ kurallarının titizlikle öğretilmesi ve konunun öneminin öğrencilere benimsetilmesi temel şarttır. Bu kılavuzdan sonra da şüphesiz eleştiriler olacaktır. Yapıcı eleştirilerin dikkate alınacağı da muhakkaktır. İmlâ konusunda toplumca göstereceğimiz duyarlık, bu kılavuzun işlevinin daha iyi bir şekilde yerine getirilmesini sağlayacaktır. Türk Dil Kurumu

OKUYUCULARIN DİKKATİNE 1. Okuyucular İmlâ Kılavuzu'nun yalnız dizin bölümünü kullanmakla kalmamalı, kurallar bölümünü de okumalı, hatta sık sık bu bölüme de başvurmalıdırlar. 2. “İmlâ Kuralları” bölümünde bazı uyarılara yer verilmiştir. Uyarılar, yanlış anlamaları ve sık yapılan hataları önleyici niteliktedir. 3. Yine kurallar bölümünde, bazı bölüm ve cümlelerin sonunda bk. veya krş. şeklinde göndermeler yer almıştır. Kılavuzu kullananlar, gönderilen yere baktıkları takdirde konuyu daha iyi anlayacaklardır. 4. Kılavuzun dizin bölümüne, bitişik yazılsın, ayrı yazılsın bütün kelimeler alınmaya çalışılmıştır. Bitişik yazılan birleşik fiillerde hem −ma'lı, hem −mak'lı mastarlar alınmış; ayrı yazılanlarda −mak'lı mastarlarla yetinilmiştir. 5. Ver−, bil−, dur−, kal− yardımcı fiilleriyle kurulan birleşik fiiller, kalıplaşmış olanlar dışında, dizine alınmamıştır. Buna karşılık sınırlı sayıda fiille kullanılan gel−, koy−, yaz− yardımcı fiilleriyle kurulanlar dizinde gösterilmiştir.

4

6. Dilimizde iki şekilde kullanılan kelimeler vardır: Üzere−üzre, sahife−sayfa, İbranîce−İbranca gibi. Bu tür kelimelerin her iki şekli de yanlış olmadığı için dizinde kendi sıralarında ayrı ayrı yer almışlardır. 7. Dizinde, bazı sözlerin yanında yay ayraç içinde açıklamalar verilmiştir. Açıklamalar, kelimelerin doğrudan doğruya tanımını veya anlamını vermek üzere konulmamıştır. Sadece kelimenin ne olduğunu açıklamak ve karıştırılabilecek benzer kelimelerden o kelimeyi ayırmak için açıklamalara başvurulmuştur. 8. Eklerle kullanılırken bazı kelimelerin sonlarında çeşitli ses olayları meydana gelmektedir. Ağaç, kâğıt, kavak gibi kelimeler ünlüyle başlayan bir ek aldıklarında sonlarındaki ünsüz tonlulaşmaktadır: ağacı, kâğıdı, kavağı... Bazı kelimeler ise son hecedeki ünlülerini düşürmektedirler: gönlü, zikri, ağzı... Bütün bu değişmeler dizinde ağaç,−cı; gönül,−nlü şeklinde gösterilmiştir. Eklerle kullanılırken değişime uğramayan kelimeler için herhangi bir belirtmeye ihtiyaç duyulmamıştır. Söz gelişi hukuk kelimesi dizinde sadece hukuk şeklinde yer almaktadır. Bu, −u ekini aldığı zaman kelimenin hukuku şeklinde olduğunu, asla hukuğu şekline dönmediğini gösterir. Ancak bu konuda da ikili şekillerin bulunabileceğini gözden uzak tutmamak gerekir: yoku~yoğu, ağza~ağıza, göğse~göğüse. Bazı alıntı kelimelerde son hecede kalın ünlü bulunduğu hâlde, ek ince olarak gelmektedir. Bu durum da dizinde gösterilmiştir: kalp,−bi, saat,−ti. 9. İsim tamlaması yapısındaki birleşik kelimeler ek alırken araya bir n sesi girer: kaynanadilini, dereotunu... Bu tür birleşik kelimelerin çok az bir kısmında n bulunmaz: ayakkabıyı, yüzbaşıyı. Eki −yı şeklinde alanlar dizinde gösterilmiştir. Bu şekilde gösterilmeyenlerin eki −nı şeklinde aldığı unutulmamalıdır. İsim tamlaması yapısındaki yer adlarında ise ek hangi şekilde olursa olsun gösterilmiştir. Adapazarı'nı, Altınözü'nü... 10. Dilimize mal olmamış kelimeler (ödünçlemeler) dizinde eğik yazı ile ve özgün imlâları korunarak belirtilmiştir: check−up, fuel−oil... Türk Dil Kurumu

(*)KURALLAR

HARFLER VE ALFABE

Harfler Dildeki sesleri gösteren ve alfabeyi oluşturan işaretlere harf denir. Harf ile ses terimlerini birbirinden ayırmak gerekir. Ciğerlerden gelen havanın ses yolunda meydana getirdiği titreşim olarak tanımlanan ses, dili oluşturan en küçük birimdir. Harf ise seslerin yazıdaki karşılığıdır. Türk alfabesi Bir dildeki harflerin belirli bir sıraya dizilmiş bütününe alfabe denir. 5

Türk alfabesi, Lâtin harfleri esas alınarak, 1.XI.1928 gün ve 1353 sayılı kanunla tespit ve kabul edilmiştir. Bu kanuna göre, Türk alfabesinde 29 harf bulunmaktadır. Türk alfabesindeki harfler, kanuna göre aşağıdaki şekilde sıralanmıştır: Yeni Türk yazı sisteminde her ses için ayrı bir harf ilkesi gözetilmiştir. Ancak, boğumlanma noktaları farklı olan, kalın ve ince olmak üzere iki türü bulunan g, k, l sesleri için birer harf yeterli görülmüştür (bk. Düzeltme işareti 2). Lâtin harflerini kullanan yabancı milletlerin yazı sistemlerinde büyük i harfi noktasız yazılır. Ibsen, Illinois, Indiana, Innsbruck, Ionesco, Iowa, Istrati gibi. Türk imlâ kurallarında da yabancı isimlerde büyük i harfinin noktasız yazılışı benimsenmiştir. Sözlük, dizin ve ansiklopedilerde bu tür isimler noktasız yazılır; ancak, bu isimler i sırasında yer alır. Yabancı alfabelerde kullanılan q, w, x harfleri; sözlük, dizin ve ansiklopedilerde ... p, q, r ... ...v, w, x, y sırasına göre yer alır. SESLER VE SES UYUMLARI Türkçede sesler, ünlüler ve ünsüzler olmak üzere iki ana gruba ayrılır. Ünlülerin nitelikleri Dilimizde 8 ünlü vardır: a, e, ı, i, o, ö, u, ü. Bunlar, çıkış yeri ve dilin durumuna, dudakların durumuna, ağzın açıklığına göre şu şekilde sınıflandırılır: A. Çıkış yeri ve dilin durumuna göre 1. Kalın ünlüler: a, ı, o, u 2. İnce ünlüler: e, i, ö, ü B. Dudakların durumuna göre 1. Düz ünlüler: a, e, ı, i 2. Yuvarlak ünlüler: o, ö, u, ü C. Ağzın açıklığına göre 1. Geniş ünlüler: a, e, o, ö 2. Dar ünlüler: ı, i, u, ü Ünlülerin nitelikleri aşağıdaki çizelgede toplu olarak gösterilmiştir: DÜZ YUVARLAK

Geniş 6

Dar Geniş Dar Kalın a ı o u İnce e i ö ü Uzun ünlü Kökeni Türkçe olan kelimelerde uzun ünlü yoktur. Uzun ünlü, Arapça ve Farsçadan Türkçeye giren kelimelerde görülür: şair (şa:ir), numune (numu:ne), iman (i:man). Bu örneklerde iki noktadan önceki harfin gösterdiği ses uzun ünlüdür ve uzun söylenir. Ancak, birçok kelimede uzun ünlü kısalmıştır: beyaz, hiç, rahat, ruh. Bu örneklerdeki koyu harflerle belirtilen sesler, alındıkları dilde uzun oldukları hâlde Türkçede kısa söylenir. Uzun ünlülü kapalı hecelerle biten kelimeler ünlüyle başlayan ek aldıklarında veya yardımcı fiillerle birlikte kullanıldıklarında, açık hâle gelen hecenin ünlüsündeki uzunluk çoğunlukla yeniden ortaya çıkar: esas / esasen (esa:sen), esası (esa:sı); hayat / hayatı (haya:tı); kanun / kanunen (ka:nu:nen), kanunî (ka:nu:nî); ruh / ruhum (ru:hum), ruhanî (ru:ha:nî); usul / usulü (usu:lü); vicdan / vicdanen (vicda:nen), vicdanî (vicda:nî); ahbap olmak (ahba:b olmak), hitap etmek (hita:b etmek). Bazı örneklerde bu durumda da kısalma görülür: beyaz / beyazı, can / canım, Kemal / Kemal'i, kitap / kitaba, meydan / meydana, meydana gelmek. Uzun ünlüler, belli durumlar dışında yazıda gösterilmez: adalet (ada:let), badem (ba:dem), beraber (bera:ber), idare (ida:re), ifade (ifa:de), işaret (işa:ret), kaide (ka:ide), numune (numu:ne), rica (rica:), şair (şa:ir), şive (şi:ve), şube (şu:be), vali (va:li), vefa (vefa:). Ünlemlerde ünlemin şiddetini ve hecenin uzunluğunu ifade etmek üzere iki veya üç ünlü yan yana gelebilir: Oooh, aaah. Bu tür örneklerde ünlüler ayrı ayrı değil uzun olarak telâffuz edilir. Eski yazılı metinlerin yeni yazıya çevrilmesinde, eski metinlerden yapılan alıntılarda ve bilimsel çalışmalarda uzun ünlüler özel işaretlerle gösterilebilir. Düzeltme işareti Düzeltme işaretinin (^) iki görevi vardır: Uzatma ve inceltme. Bu işaretin kullanılacağı yerler aşağıda 7

gösterilmiştir: 1. Yazılışları bir, anlamları ve okunuşları ayrı olan kelimeleri ayırt etmek için, okunuşları uzun olan ünlülerin üzerine düzeltme işareti konur: adem (yokluk), âdem (insan); adet (sayı), âdet (gelenek, alışkanlık); alem (bayrak), âlem (dünya, evren); alim (her şeyi bilici), âlim (bilgin); aşık (ayak bileğindeki kemik), âşık (vurgun, tutkun); hakim (hikmet sahibi), hâkim (yargıç); hali (pazar yerini), hâli (durumu, vaziyeti); hala (babanın kız kardeşi), hâlâ (henüz); şura (şu yer), şûra (danışma kurulu). Yazılışları bir, işlevleri ve okunuşları farklı olan Arapça bi−, Farsça bî− ön eklerini birbirinden ayırt etmek için okunuşu uzun olan Farsça bî− ön ekinde düzeltme işareti kullanılır: bîçare (çaresiz), bîtaraf (tarafsız), bîvefa (vefasız); bihakkın (hakkı ile), bizatihi (kendiliğinden), bilumum (bütün, hepsi). UYARI : Katil (< katl = öldürme) kelimesiyle karışma ihtimali olduğu hâlde katil (ka:til = öldüren) kelimesinin düzeltme işareti konmadan yazılması yaygınlaşmıştır. Bu yaygınlaşmada düzeltme işaretinin k'yi ince okutması endişesi etkili olmuştur. 2. Arapça ve Farsçadan dilimize giren birtakım kelime ve eklerde g, k, l ünsüzlerinin ince okunduğunu göstermek için, bu ünsüzlerden sonra gelen a ve u sesleri üzerine düzeltme işareti konur: dergâh, gâvur, ordugâh, tezgâh, yadigâr; dükkân, hikâye, kâfir, kâğıt, kâr, mahkûm, mekân, mezkûr, sükûn, sükût; ahlâk, billûr, evlât, felâket, hilâl, ilâç, ilân, ilâve, iflâs, ihtilâl, istiklâl, kelâm, lâkin, lâle, lâzım, mahlâs, selâm, sülâle, telâş, üslûp. Batı kökenli kelimelerde de l ünsüzünün ince okunduğunu göstermek için düzeltme işareti kullanılır: klâsik, lâhana, lâik, lâmba, Lâtin, melânkoli, plâk, plâj, plân, reklâm. UYARI : Lâik sözünde l ince okunur, a uzatılmaz. Ses yansımalı kelimelerde de l ünsüzünün ince okunduğunu göstermek için düzeltme işareti kullanılır: lâpa lâpa, lâp lâp, lâkırdı, lâppadak. 3. Nispet î'sini göstermek için düzeltme işareti kullanılır: ahlâkî, dâhilî, dünyevî, edebî, fikrî, haricî, iktisadî, insanî, medenî, sıhhî, siyasî. Böylece (Türk) askeri ve askerî (okul), (İslâm) dini ve dinî (bilgiler), (fizik) ilmi ve ilmî (tartışmalar), (Atatürk'ün) resmi ve resmî (kuruluşlar) gibi anlamları farklı kelimelerin karıştırılması önlenmiş olur. Söyleyişte kısalmış olan nispet î'lerine düzeltme işareti konmaz: çengi, çini, tiryaki, zenci; Kutsi, Necmi, Ruhi. Nispet î'si bazı Türkçe kelimelerde de kullanılır: altunî, bayatî, gümüşî, kurşunî. Bu örneklerde ikinci heceler de uzun söylenir. Türkü (< Türkî), varsağı (< Varsağî), Hüsnü, Lütfü, kırmızı gibi kelimelerde nispet î'si ünlü uyumlarına uymuştur. Nispet î'si alan kelimelere Türkçe ekler getirildiğinde düzeltme işareti olduğu gibi kalır: ciddîleşmek, ciddîlik, millîleştirmek, millîlik, resmîleştirmek, resmîlik. Sözlük, dizin ve ansiklopedilerde düzeltme işareti almamış olan kelimeler önce gelir. adet (sayı) âdet (gelenek, alışkanlık). Ünsüzlerin nitelikleri 8

Dilimizde 21 ünsüz vardır: b, c, ç, d, f, g, ğ, h, j, k, l, m, n, p, r, s, ş, t, v, y, z. Ünsüzler ses tellerinin titreşime uğrayıp uğramamasına göre iki gruba ayrılır: 1. Tonlu (yumuşak) ünsüzler, 2. Tonsuz (sert) ünsüzler. Ses tellerinin titreşmesiyle oluşan ünsüzlere tonlu (yumuşak) ünsüzler adı verilir: b, c, d, g, ğ, j, l, m, n, r, v, y, z. Ses telleri titreşmeden oluşan ünsüzlere tonsuz (sert) ünsüzler denir: ç, f, h, k, p, s, ş, t. Türk alfabesinde her ünsüz bir harfle yazılır. Buna karşılık Almanca, Fransızca, İngilizce, Macarca gibi dillerde tek sesi göstermek için ikili veya üçlü harfler de kullanılır: ch, cs, cz, sch, sh, sz, zs gibi. Bunlar, sözlük, dizin ve ansiklopedilerde ch, cs ... şeklinde alfabetik sıraya girerler. Lâtin alfabesine dayanan Çek, Hırvat, Romen vb. ulusların yazı sistemlerinde birtakım özel harfler de vardır: , š, ~, c gibi. Bugünkü Türkiye Türkçesinde kökeni Türkçe olan kelimelerin sonunda tonlu (yumuşak) b, c, d, g ünsüzleri bulunmaz: ağaç, ak, at, büyük, ip, ot, saç, üç, yoğurt, yurt. Ancak, anlam farkını belirtmek üzere ad, od, sac gibi birkaç kelimenin yazılışında buna uyulmaz: ad (isim), at (binek hayvanı); od (ateş), ot (bitki); sac (yassı demir), saç (kıl). Dilimizdeki alıntılar da hac, şad, yad gibi birkaç örnek dışında, kelime sonunda tonsuzlaşma kuralına uymuştur: sebep (< sebeb), kitap (< kitab), bent (< bend), cilt (< cild), bant (< band), etüt (< etüd), metot (< metod), standart (< standard), ahenk (< aheng), hevenk (< aveng), renk (< reng). Bu gibi alıntılar ünlü ile başlayan bir ek aldıklarında tonsuz (sert) ünsüzler tonlulaşır (yumuşar): sebep / sebebi, kitap / kitabı, bent / bendi, cilt / cildi, etüt / etüdü, metot / metodu, ahenk / ahengi, hevenk / hevengi, renk / rengi. Buna karşılık bank, tank gibi birkaç yabancı kelime bu kurala uymaz. UYARI : Bazı alıntı sözlerde tonlulaşma (yumuşama) olmaz: ahlâk / ahlâkın, cumhuriyet / cumhuriyete, evrak / evrakı, hukuk / hukuku, ittifak / ittifaka, sepet / sepeti. Birden fazla heceli kelimelerin sonunda bulunan p, ç, t, k ünsüzleri iki ünlü arasında kalınca tonlulaşarak (yumuşayarak) b, c, d, ğ'ye dönüşür: çalap / çalabı, kelep / kelebi; ağaç / ağacı, kazanç / kazancı; geçit / geçidi, kanat / kanadı; başak / başağı, bıçak / bıçağı, çocuk / çocuğu, dudak / dudağı, durak / durağı, uzak / uzağı. Tek heceli kelimelerin sonunda bulunan p, ç, t, k ünsüzleri ise iki ünlü arasında kalınca çoğunlukla korunur: ak / akı; at / atı; ek / eki; et / eti; göç / göçü; ip / ipi; kaç / kaça, kaçıncı; kök / kökü; ok / oku; ot / otu; saç / saçı; sap / sapı; suç / suçu; üç / üçü, üçüncü. Ancak, tek heceli olduğu hâlde sonundaki ünsüzü tonlulaşan (yumuşayan) kelimeler de vardır: but / budu, dip / dibi, gök / göğü, kap / kabı, kurt / kurdu, uç / ucu, yurt / yurdu. Dilimizde tonsuz (sert) ünsüzle biten kelimelere gelen ekler tonsuz (sert) ünsüzle başlar: aç−tı, aş−çı, bak−tım, bas−kı, çiçek−ten, düş−kün, geç−tim, ipek−çi, seç−kin, seç−ti, süt−çü. Buna karşılık üçgen, dörtgen, beşgen, dikgen, çokgen kelimeleri bu kurala uymaz. Büyük ünlü uyumu Dilimizde bir kelimenin birinci hecesinde kalın bir ünlü (a, ı, o, u) bulunuyorsa, diğer hecelerdeki ünlüler de kalın; ince bir ünlü (e, i, ö, ü) bulunuyorsa diğer hecelerdeki ünlüler de ince olur: adım, ağız, ayak, boyun, 9

boyunduruk, burun, dalga, dudak, duvak, kırlangıç; beşik, bilezik, gelincik, gözlük, üzengi, vergi, yüzük. Buna büyük ünlü uyumu adı verilir. Dilimizde büyük ünlü uyumu kuralına uymayan birkaç kelime vardır: anne, dahi, elma, hangi, hani, inanmak, kardeş, şişman. Büyük ünlü uyumu alıntı kelimeler için söz konusu değildir: ahenk, badem, ceylân, çapari, çiroz, dükkân, fidan, gazete, hamsi, kestane, kiraz, kitap, liman, limon, maden, manifatura, metal, meydan, mikrop, minare, model, nişan, nişasta, pehlivan, rüzgâr, selâm, terazi, tercüman, tezgâh, tiyatro, valiz, vida, viraj, yadigâr, ziyafet, ziyaret. Ancak bazı alıntı sözler büyük ünlü uyumuna uydurulmuştur: duvar (< di:va:r), kalıp (< ka:lib), pırlanta (< brillante), surat (< su:ret). Dilimizdeki −daş (−taş), −gil, −ken, −ki, −leyin, −(ı, i, u, ü)mtırak, −(ı, i, u, ü)yor ekleri de bu kurala uymaz: gönüldaş, meslektaş; dayımgil, baklagiller; çalışırken, durmazken; akşamki, yarınki; akşamleyin, sabahleyin; ekşimtırak, yeşilimtırak; geliyor, gülüyor, içiyor, örüyor. Büyük ünlü uyumuna girmeyen kelimelerde ekler, kalınlık incelik bakımından son hecenin ünlüsüne uyar: adalet−sizlik, anne−si, elma−lı, harita−cılık, hangi−si, içiyor−lar, kardeş−lik, kare−li, kitap−lardan, metod−umuz, meslektaş−ımız, şişman−lık, tarih−çilerimiz, veriyor−du. Ancak, bazı alıntı kelimelerde ünlüsü kalın olan son heceden sonra ince ünlülü ekler getirilir: alkol / alkolü, emlâk / emlâkçilik, hakikat / hakikati, helâk / helâkimiz, kabul / kabulü, saat / saate, sadakat / sadakatten. Bu örneklerde ekin ince olmasının sebebi, kelimelerin sonundaki ünsüzlerin incelik özelliği taşımasıdır. Küçük ünlü uyumu Küçük ünlü uyumu kuralı iki yönlüdür: 1. Bir kelimenin birinci hecesinde düz bir ünlü (a, e, ı, i) varsa, sonraki hecelerde de düz ünlüler bulunur: anlaşmak, yanaşmak, kayıkçı, ısırmak, ılıklaşmak, seslenmek, yelek, bilek, çilek. 2. Bir kelimenin birinci hecesinde yuvarlak bir ünlü (o, ö, u, ü) varsa, yuvarlak ünlülü heceyi izleyen ilk hecede dar yuvarlak (u, ü) veya geniş düz (a, e) ünlüler bulunur: boyunduruk, çocuk, odun, yorgunluk, yoklamak, vurmak, yumurta, uçtu, önde, özlemek, güreşmek, sürmek. Bu tür kelimelere geniş düz (a, e) ünlü taşıyan bir ek geldiği zaman sonraki hecelerin ünlüleri geniş düz (a, e) olabildiği gibi düz dar (ı, i) da olabilir: boylarını, uygunlaşır, günleri, öndeyiz, yoldayız. Bu durum küçük ünlü uyumuna aykırı değildir. Dilimizde küçük ünlü uyumuna aykırı bazı kelimeler vardır: avuç, avurt, çamur, kabuk, kavuk, kavun, kavurmak, kavuşmak, savurmak, yağmur. Küçük ünlü uyumu alıntı kelimeler için söz konusu değildir alkol, daktilo, doktor, horoz, radyo, konsolos, profesör, aktör, bandrol, kabul, mühim, muzır, müzik, mümin, vakur. Ancak bazı alıntı sözler küçük ünlü uyumuna uydurulmuştur: müdür (< müdi:r), mümkün (< mümki:n), müşkül (< müşkil). Küçük ünlü uyumuna aykırı kelimelere getirilen ekler, kelimenin son ünlüsüne uyar: kavun−u, yağmur−luk, mümin−lik, müzik−çi. Unutmamak gerekir ki, Türkiye Türkçesindeki kelimelerin ünlü düzenini, büyük ünlü ve küçük ünlü uyumlarıyla, birinci heceden sonra o, ö seslerinin bulunmaması kuralı birlikte belirler. Bu ünlü düzeni ve ilk heceyi izleyen ünlü türleri aşağıdaki tabloda görülmektedir: −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− 10

a ’ a, ı (bakar, alır) o ’ u, a (omuz, oya) −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− e ’ e, i (geçer, gelir) ö ’ ü, e (ölçü, ördek) −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− ı ’ ı, a (kılıç, kısa) u ’ u, a (uzun, uzak) −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− i ’ i, e (ilik, ince) ü ’ ü, e (ütü, ürkek) −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− BAZI KELİME VE EKLERİN YAZILIŞI Türkçenin yazılışında tek sese tek harf ilkesi benimsendiği için genellikle büyük sorunlarla karşılaşılmaz. Ancak, bazı kelime ve eklerde özel durumlar söz konusudur. Bu bakımdan bu tür eklerle kelimelerin yazılışı üzerinde ayrıca durmak gerekir. Sayıların yazılışı da özel olarak ele alınması gereken konulardan biridir. a − ı, e − i değişmesi Dilimizde a, e ünlüsü ile biten fiillerin şimdiki zaman çekiminde, söyleyişte de yazılışta da a sesleri ı, u; e sesleri i, ü olur: başlıyor, kanıyor, oynuyor, doymuyor; izliyor, diyor, gelmiyor, gözlüyor. Birden çok heceli olup a, e ünlüleri ile biten fiiller, ünlüyle başlayan ek aldıkları zaman bu fiillerdeki a, e ünlülerinde söyleyişte yaygın bir daralma (ı ve i'ye dönme) eğilimi görülür. Ancak, söyleyişteki ı, i sesleri yazıya geçirilmez: başlayan, yaşayacak, atlayarak, saklayalı, atmayalım, gelmeyen, izlemeyecek, gitmeyerek, gizleyeli, besleyelim. Buna karşılık tek heceli olan demek ve yemek fiillerinde, söyleyişteki i sesi yazıya da geçirilir: diyen, diyerek, diyecek, diyelim, diye; yiyen, yiyerek, yiyecek, yiyelim, yiye, yiyince, yiyip. Ancak deyince, deyip örneklerindeki e yazılışta korunur. i − ı değişmesi Dilimize Arapçadan girmiş bulunan kelimelerde kalın k'den sonra gelen i sesi, ı'ya döner ve ı ile yazılır: inkılâp, inkıraz, inkısam, inkıta, inkıyat. UYARI : Hâkimiyet kelimesindeki k incedir. Dolayısıyla önündeki ünlü de i'dir. Hâkımiyet şeklinde telâffuz edilmemelidir. u − ü değişmesi "Kul" anlamına gelen Arapça abd kelimesiyle kurulmuş olan özel adlarda u sesi çoğunlukla ü'ye dönüşmüştür ve ü ile yazılır: Abdülaziz, Abdülhamit, Abdülkadir, Abdülkerim, Abdülmecit, Abdürrahim, Abdüsselâm. Buna karşılık Abdullah, Abdurrahman gibi birkaç örnekte u korunmuştur. Ünlü düşmesi Dilimizde iki heceli birtakım kelimelere ünlüyle başlayan bir ek getirildiği zaman ikinci hecedeki dar ünlüler 11

genellikle düşer ve bu ünlüler yazılmaz: ağız / ağzı, alın / alnı, bağır / bağra, bağrım, beniz / benzi, beyin / beynimiz, beyne, boyun / boynu, böğür / böğrüm, burun / burnu, geniz / genzi, göğüs / göğsün, gönül / gönlünüz, karın / karnı, oğul / oğlu, resim / resme; çevirmek / çevrilmek, devirmek / devrilmek. b − p değişmesi Alıntı kelimelerde s ünsüzünden sonra gelen b sesi ünsüz benzeşmesine uğrayarak p'ye dönüşür ve p ile yazılır: ispat, kispet, müspet, naspetmek, nispet, tespih, tespit. UYARI : s dışındaki tonsuzlardan sonra gelen b'ler p'ye dönmez: ikbal, makbul, takbih, tatbik, teşbih. c − ç değişmesi Alıntı kelimelerde tonsuz (sert) ünsüzlerden önce gelen c, ç sesine dönüşür ve ç ile yazılır: eçhel, içtihat, içtimaî, içtinap, meçhul. Buna karşılık Arapçadan dilimize giren kelimelerde tonsuz (sert) ünsüzlerden sonra gelen c korunmuştur: mescit, tehcir, tescil, teşci. d − t değişmesi Dilimize Farsçadan geçen −dar ekindeki d sesi tonsuz (sert) ünsüzlerden sonra ünsüz benzeşmesine uğrayarak t sesine dönüşmüştür: emektar, minnettar, silâhtar, taraftar. Dilimize Arapçadan geçen miktar kelimesi ile Hayrettin, Seyfettin, Necmettin gibi özel adlarda da d sesi t'ye dönmüştür. Buna karışlık Arapçadan dilimize giren birçok kelimede tonsuz (sert) ünsüzlerden sonra gelen d korunmuştur: takdim, takdir, takdis, tasdik, tekdir. Alıntı kelimelerin hece sonlarında bulunan d sesi ise kendisinden sonra gelen tonsuz ünsüzlerin etkisinde kalarak t sesine dönüşür ve t ile yazılır: metfun, methal, methiye, tetkik.

ğ − v değişmesi Dilimizde değişik biçimlerde yazılan birtakım Türkçe kelimeler vardır: döğmek, dövmek; göğermek, gövermek; oğmak, ovmak; öğmek, övmek; söğmek, sövmek. Dilimizde o, ö seslerinden sonra gelen ğ’lerin v’ye dönme eğilimi güçlüdür. Ortak söyleyişte v'li biçimler daha yaygın olmakla birlikte ğ’li biçimler de büsbütün ortadan kalkmış değildir. n − m değişmesi Dilimizde b ünsüzünden önce gelen n ünsüzü bazı örneklerde m'ye dönüşür: saklambaç (< saklanbaç), dolambaç (< dolanbaç), ambar (< anbar), amber (< anber), cambaz (< canbaz), çarşamba (< çeharşenbe), perşembe (< pencşenbe), çember (< çenber), kümbet (< gunbed), memba (< menba), mümbit (< munbit), tambur (< tunbur). Buna karşılık İstanbul, bin bir, binbaşı, onbaşı gibi kelimelerde söyleyişte m'ye doğru bir kayma olmasına rağmen yazıda n sesi korunur. Ünsüz türemesi (y − v) Türkçe kökenli kelimelerde iki ünlü yan yana bulunmadığından bazı alıntı kelimelerde ünlüler arasında y, v sesleri türemiştir: fiyat (< fiat), fayda (< faide), zayıf (< zaif), mavna (< ma'ûna); konservatuvar, lâboratuvar, pisuvar, repertuvar, trotuvar, tuval, tuvalet.

12

Buna karşılık birçok örnekte y, v türemesi görülmez: duayen, fail, faiz, fuar, fuaye, kuaför, kuartet, lâik, puan, suare. Ünsüz düşmesi Türkçede ikiz (şeddeli) ünsüz bulunmaz. Bu bakımdan Arapçadan dilimize girmiş olan ve sonunda ikiz ünsüz bulunan kelimelerin yalın durumunda ünsüzlerden biri düşer (ünsüz tekleşir): hak (< hakk), his (< hiss), ret (< redd), zan (< zann), zem (< zemm). Bu tür kelimelere ünlüyle başlayan bir ek geldiği zaman düşen ünsüz ortaya çıkar: hak / hakka, his / hissimiz, ret / reddi, zan / zannımca, zem / zemmi (bk. Birleşik kelimeler A. 3). Öte yandan afv kelimesinde v düşmüş ve bu durum yazıya da geçmiştir: af (< afv). Ancak, kelime ünlüyle başlayan bir ek aldığı zaman f sesi ikizleşir: affa uğramak (bk. Birleşik kelimeler A. 3). Alıntı kelimelerden ft, st ünsüz çiftleriyle bitenlerin bir kısmında t sesi söyleyişte düşme eğilimi göstermekle birlikte yazılışta korunur: çift, rast, serbest. Farsçadan dilimize girmiş hane sözüyle yapılan birleşik kelimelerde ha hecesi korunmuştur: birahane, muayenehane, yazıhane; darphane, dökümhane, yatakhane. Görüldüğü gibi kelime ünlüyle de ünsüzle de bitse ha hecesi korunmaktadır. Bazı örneklerde ise söyleyişte düşme eğilimi görülür. Yazıda birliğin sağlanabilmesi için bu tür örneklerde de ha hecesinin yazılması gerekir: dershane, eczahane, hastahane, pastahane, postahane (bk. Birleşik kelimeler A. 24). UYARI : Fransızcadan dilimize girmiş olan sürpriz kelimesinde söyleyişte de yazılışta da r ünsüzü korunur; kelimenin süpriz şeklinde söylenmesi yanlıştır. Mastar eklerinin yazılışı −ma, −me ile biten mastarlar −a, −e, −ı, −i ekleriyle genişletildiğinde araya y koruyucu ünsüzü girer: kazanma−y−a, aldanma−y−ı, okuma−y−a, yazma−y−ı, sevme−y−e, görme−y−i, gülme−y−e, silme−y−i. −mak, −mek ile biten mastarlardan sonra −a, −e, −ı, −i eklerinden biri gelirse −k ünsüzü yumuşar: ... yazmağa (başladı). ... bildirmeğe (geldim). Ancak mastarlarda y'li yazılışa doğru güçlü bir eğilim vardır. Fiil çekimi ile ilgili yazılışlar Gelecek zaman ekinin ünlüleri ile zaman ekinden önceki ünlü, söyleyişe bakılmaksızın bütün şahıslarda a, e ile yazılır: geleceğim, gelmeyeceğim, gelemeyeceğim, geleceğiz, gelmeyeceğiz, gelemeyeceğiz, gelmeyeceksin, gelemeyeceksin; alacağım, almayacağım, alamayacağım, almayacaksın, alamayacaksın, başlayacağım. Teklik ve çokluk 1. kişi emir eklerinin ünlüsü ile ekten önceki ünlü, söyleyişe bakılmaksızın a, e ile yazılır: başlayayım, gelmeyeyim; başlayalım, gelmeyelim. İstek ekinden önce gelen ünlü, söyleyişe bakılmaksızın a, e ile yazılır: başlayasın, başlaya, başlayasınız, başlayalar; gelmeyesin, gelmeye, gelmeyesiniz, gelmeyeler. −ken ekinin yazılışı −ken (< iken) eki büyük ünlü uyumuna uymaz. Getirildiği kelimenin ünlüleri kalın da olsa, bu ekin ünlüsü ince kalır: okur−ken (< okur iken), yazar−ken (< yazar iken), çalışır−ken (< çalışır iken), uyur−ken (< uyur iken), başlar−ken (< başlar iken), durmuş−ken (< durmuş iken), olgun−ken (< olgun iken), durgun−ken (< durgun iken), okulday−ken (< okulda iken), yolday−ken (< yolda iken). −ki aitlik ekinin yazılışı 13

−ki aitlik eki ünlü uyumlarına uymaz: akşamki, yarınki, duvardaki, Turgut'unki, yoldaki, ondaki, yazıdaki, onunki. Yalnız birkaç örnekte bu ek, ünlü uyumlarına uyar: bugünkü, dünkü, öbürkü. mı, mi, mu, mü soru ekinin yazılışı mı, mi, mu, mü soru eki gelenekleşmiş olarak ayrı yazılır; ancak, kendisinden önceki kelimenin son ünlüsüne bağlı olarak ünlü uyumlarına uyar ve mı, mi, mu, mü biçimlerini alır: Kaldı mı? Sen de mi Brutus? Olur mu? İnsanlık öldü mü? Soru ekine birtakım ekler de getirilebilir. Bu ekler soru ekiyle bitişik yazılır: Verecek misin? Okuyor muyuz? Çocuk muyum? Gelecek miydi? Ölür müsün, öldürür müsün? Bu ek sorudan başka görevlerde kullanıldığı zaman da ayrı yazılır: Güzel mi güzel! Yağmur yağdı mı dışarı çıkamayız. Da, de bağlacının yazılışı Da, de bağlacı ayrı yazılır; ancak, kendisinden önceki kelimenin son ünlüsüne bağlı olarak büyük ünlü uyumuna uyar ve da, de biçimini alır: Kızı da geldi gelini de. Orhan da biliyor. Oğluna da bildirdi. Sen de mi kardeşim? Güç de olsa. Konuşur da konuşur. İmlâmız, lisanımız düzelince, lisanımız da kafamız düzelince düzelecek, çünkü o da ancak onlar kadar bozuktur, fazla değil! (Yahya Kemal Beyatlı) UYARI : Ayrı yazılan da, de hiçbir zaman ta, te şeklinde yazılmaz. UYARI : Ya sözüyle birlikte kullanılan da mutlaka ayrı yazılır (ya da). UYARI : Da, de bağlacını kendisinden önceki kelimeden kesme ile ayırmak yanlıştır. Bu bağlacı tamamen ayrı yazmak gerekir: Ayşe de geldi (Ayşe'de geldi değil). UYARI : Bulunma hâli eki olan −da, −de, −ta, −te'nin da, de bağlacı ile hiçbir ilgisi yoktur; bulunma hâli eki getirildiği kelimeye bitişik yazılır: devede kulak, evde kalmak, yolda kalmak, ayakta durmak, çantada keklik. Yeme de yanında yat. Yurtta sulh, cihanda sulh. (Mustafa Kemal Atatürk) Dilde, fikirde, işte birlik. (İsmail Gaspıralı) İle sözünün ek olarak yazılışı 1. İle sözü, ünlüyle biten kelimelere ek olarak getirilince başındaki i ünlüsü düşer ve araya y ünsüzü girer; ek, büyük ünlü uyumuna uyar: baltayla (balta ile), çevreyle (çevre ile), yapıyla (yapı ile), keçiyle (keçi ile), kuzuyla (kuzu ile), sürüyle (sürü ile). 2. Üçüncü kişi iyelik ekinden sonra da baştaki i ünlüsü düşer ve araya y ünsüzü girer; ek, büyük ünlü uyumuna uyar: arkadaşıyla (arkadaşı ile), anasıyla (anası ile), dolayısıyla (dolayısı ile), kuyusuyla (kuyusu ile), ölçüsüyle (ölçüsü ile), sütüyle (sütü ile). 3. İle sözü ünsüzle biten kelimelere ek olarak getirilince başındaki i ünlüsü düşer ve büyük ünlü uyumuna 14

uyar: arkadaşla (arkadaş ile), kardeşle (kardeş ile), ayakla (ayak ile), başla (baş ile), sütle (süt ile), gümüşle (gümüş ile), oyunla (oyun ile). İmek ek fiilinin yazılışı İmek ek fiili ayrı yazıldığı zaman ünlü uyumlarına uymaz: kalır idim, durur idim, güzel idi, dargın imiş, yorgun ise. Ancak, imek fiili bugün daha çok ekleşmiş olarak kullanılmakta ve ünlü uyumlarına uymaktadır. Ünlüyle biten kelimelere eklendiği zaman i− ünlüsü düşebilir. Bu durumda araya y ünsüzü girer: satıcıydı (satıcı idi), yoncaymış (yonca imiş), yabancıymış (yabancı imiş), başıymış (başı imiş), sonuncuydu (sonuncu idi), ikinciymiş (ikinci imiş), neyse (ne ise), deliyse (deli ise). Ünsüzle biten kelimelere eklendiği zaman da i− ünlüsü düşebilir: kalırmış (kalır imiş), yorgundu (yorgun idi), yakarsa (yakar ise), toprakmış (toprak imiş), yakmışsa (yakmış ise), güzelmiş (güzel imiş), gelirse (gelir ise), alırsa (alır ise), bakacaksa (bakacak ise). Ki bağlacının yazılışı Ki bağlacı ayrı yazılır: demek ki, kaldı ki, bilmem ki. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir; yeter ki bu dil, şuurla işlensin. (Mustafa Kemal Atatürk) Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer. Olmaz ki! Böyle de yatılmaz ki! (Orhan Veli Kanık) Ruşen Eşref Ünaydın'ın "Diyorlar ki" adlı eseri ne güzeldir! Çiğ yemedim ki karnım ağrısın. Ancak ki bağlacı, birkaç örnekte kalıplaşmış olduğu için bitişik yazılır: belki, çünkü, hâlbuki, mademki, meğerki, oysaki, sanki. Bu örneklerden çünkü sözünde ek aynı zamanda uyuma girmiştir. Şüphe ve pekiştirme göreviyle kullanılan ki sözü de ayrı yazılır: Babam geldi mi ki? Başbakan konuşacak mı ki? Alıntı kelimelerde kesmeli yazılış Türkçenin ses düzeni gereğince iki ünlü arasındaki ünsüzler kendilerinden önce gelen ünlüyle değil kendilerinden sonra gelen ünlüyle hece kurarlar: a−ra−ba−cı, o−ku−lu−muz, se−vi−ne−cek−ler, ta−şı−na−bi−lir. Ancak içlerinde Arapçaya özgü gırtlak ünsüzü (ayın ve hemze) bulunan bazı alıntı kelimelerde, bu durumdaki ünsüzlerin kendilerinden önceki ünlüyle hece kurdukları da görülür: cüz−î, hal−etmek, iş−ar, iz−an, kıt−a, kur−a, Kur−an, mel−un, mer−i, meş−ale, meş−um, nez−etmek, sun−î, vak−a, vüs−at. Bu kelimeler yazılışta kesmeyle gösterilir: cüz'î, hal'etmek, iş'ar, iz'an, kıt'a, kur'a, Kur'an, mel'un, mer'i, meş'ale, meş'um, nez'etmek, 15

sun'î, vak'a, vüs'at. Bu yapıda olup da tamamen Türkçenin ses düzenine uymuş, çok sık kullanılan ve kesmesiz okunduğunda yadırganmayan kelimelerde kesme kullanılmaz: defa, defetmek, heyet, menetmek, mesele, neşe, neşet, sanat. Arapçadan alınmış bazı sözlerde gırtlak ünsüzü kelimenin sonunda bulunur. Bu durumda gırtlak ünsüzü söyleyiş bakımından tamamen erimiş durumdadır: cüz, def, hal, kat, men (bk. Birleşik kelimeler A. 5). Ancak bu kelimeler iyelik ekleriyle kullanıldığı takdirde, kelimeyle iyelik eki arasına kesme konur: cüz'ü, def'i, hal'i, kat'ı, men'i, nev'i, tab'ı, vaz'ı. Sonunda gırtlak ünsüzü bulunan kelimeler iyelik ekini −ı, −i biçiminde alırlar: bayi−i, cami−i, mâni−i, memba−ı, mısra−ı, sanayi−i. Ancak cami ve mâni sözlerinde iyelik eki −si biçiminde de gelebilir: cami−si, mâni−si. Bu tür kelimeler yönelme ve yükleme hâli eklerini (−e, −i) alınca, araya y sesi girebileceği gibi y'siz de yazılabilir: bayi−ye, cami−ye, memba−ya, mevzu−ya, mısra−ya; bayi−yi, cami−yi, memba−yı, mevzu−yu, mısra−yı; bayi−e, cami−e, memba−a, mevzu−a, mısra−a; bayi−i, cami−i, memba−ı, mevzu−u, mısra−ı. UYARI : Bayi, cami, sanayi gibi kelimeler yalın hâlde iken tek i ile yazılır. UYARI : Arapçadan alınmış bazı kelimelerde, gırtlak ünsüzü hecenin sonunda yer almaktadır. Bu tür kelimelerde gırtlak ünsüzü Türkçe söyleyişten tamamen kalkmakta ve kendisinden önceki ünlünün uzamasına yol açmaktadır. Bu tür kelimelerde kesme kullanılmaz, sadece söz konusu ünlü uzun okunur: dava (da:va), mamur (ma:mur), mana (ma:na), memur (me:mur), resen (re:sen), tamim (ta:mim), tecil (te:cil), tediye (te:diye), tehir (te:hir), telif (te:lif), tesir (te:sir). Hece yapısı ve satır sonunda kelimelerin bölünmesi Türkçede kelime içinde iki ünlü arasındaki ünsüz, kendinden önceki ünlüyle değil, kendinden sonraki ünlüyle hece kurar: a−ra−ba, ka−ra−ca, ta−le−be. Ancak bazı alıntı kelimelerde iki ünlü arasındaki ünsüz kendinden sonraki ünlüyle değil, kendinden önceki ünlüyle hece kurar: cüz'î, kur'a, Kur'an, vüs'at (bk. Alıntı kelimelerde kesmeli yazılşı). Kelime içinde yan yana gelen ünsüzlerden sonuncusu kendisinden sonraki ünlüyle, diğerleri kendilerinden önceki ünlüyle hece kurar: bir−lik, sev−mek, Türk−çe, Kork−maz. Türkçede satır sonunda kelimeler bölünebilir, fakat heceler bölünemez. Satıra sığmayan kelimeler bölünürken satır sonuna kısa çizgi (−) konur. Burasını ilk defa görüyormuş gibi duvarlara, perdelere, möblelere, eş−yalara bakıyor, hayret ediyordu. Bütün bu muhitte Türk hayatına, Türk ruhu− na ait bir gölge, bir çizgi bile yoktu. Birden Bursa'daki çocukluğunun geçti−ği baba evini hatırladı; sofada rahat ve beyaz örtülü divanlar vardı. (Ömer Seyfettin, Primo Türk Çocuğu) Bitişik yazılan kelimelerde de bu kurala uyulur: .........................................................................................................baş− öğretmen değil, ......................................................................................................... ba−

16

şöğ−ret−men; ...........................................................................................................ilk− okul değil, ......................................................................................................... il− ko−kul; ...........................................................................................Karaosman− oğlu değil, .......................................................................................Karaosmanoğ− lu. Ayırmada satır sonunda ve satır başında tek harf bırakılmaz: ......................................................................................................a− raba değil, .................................................................................................. ara− ba; .................................................................................................... u− çurtma değil, ................................................................................................uçurt− ma; ............................................................................................ müdafa− a değil, ............................................................................................... müda− faa; ................................................................................................. niha− î değil, ..................................................................................................... ni− haî. Kesme işareti satır sonuna geldiği zaman yalnız kesme işareti kullanılır; ayrıca çizgi kullanılmaz.

17

................................................................................................... Edirne' nin... .................................................................................................. Ankara' dan...

Rakamların satır sonuna gelmesi durumunda da yalnız kesme işareti kullanılır: ................................................................................................. 1996' da... Gırtlak ünsüzü için kesme kullanılan kelimelerde kesmeli heceler satır sonuna getirilmez: ...................................................................................................... meş'− aleyi değil, ..................................................................................................... meş'a− leyi; ....................................................................................................... vüs'− ati değil, ..................................................................................................... vüs'a− ti. Özgün imlâsıyla yazılan yabancı kelimeler satır sonunda kendi dillerinin kurallarına göre bölünür. Yabancı dillerde kullanılan ve tek sesi karşılayan ch, sh, sch, cz, sz gibi harfler satır sonunda birbirinden ayrılmaz. Sayıların yazılışı 1. Sayılar rakamla da yazıyla da yazılabilir. Sayıların ne zaman yazıyla, ne zaman rakamla gösterileceği konusunda dilimizde açık bir kural verilemez. Ancak, uygulamada birtakım ilkeler oluşmuştur. Bu ilkelere göre, küçük sayılar, yüz ile bin sayıları ve daha çok edebî karakter taşıyan metinlerde geçen sayılar yazıyla gösterilir: iki hafta sonra, haftanın beşinci günü, üç ayda bir, dört kardeş, üçüncü sınıf, bin yıldan beri. Yaş otuz beş, yolun yarısı eder. (Cahit Sıtkı Tarancı) Buna karşılık saat, para tutarı, ölçü, istatistik verilere ilişkin sayılar ile büyük sayılarda rakam kullanılır: öğleden sonra saat 17.30'da, 1.500.000 lira, 25 kilogram, 150 kilometre, 15 metre kumaş, 1.250.000 kişi. Saat ve dakikaların metin içinde yazıyla yazılması da mümkündür: saat dokuzu beş geçe, saat yediye çeyrek kala, saat sekizi on dakika üç saniye geçe, meselâ saat onda.

18

2. Birden fazla kelimeden oluşan sayılar ayrı yazılır: iki yüz, üç yüz altmış beş. Ancak para ile ilgili işlem ve belgelerde sayılar bitişik yazılır: yüzdoksanbin, ikiyüzellibin, beşyüzaltmışbin (bk. Birleşik kelimeler A. 22, B.17). 3. Sayılar daha çok Arap rakamlarıyla gösterilir: 25 milimetre, 150 kişi, 15.000 lira, 75 kilometre. Romen rakamları ancak yüzyıllarda, hükümdar adlarında, tarihlerin yazılışında, kitap ve dergi ciltlerinde ve kitapların asıl bölümlerinden önceki sayfaların numaralandırılmasında kullanılır: XX. yüzyıl, III. Selim, XIV. Louis, II. Wilhelm, V. Karl, VIII. Edward, 1.XI.1928, I. cilt, XII. cilt. Bu tür örneklerde Arap rakamlarının kullanılması da mümkündür. UYARI : Hükümdar adlarında kullanılan rakamlar hükümdarın adından önce yazılır: Wilhelm II değil II. Wilhelm, Selim 3 değil 3. Selim. 4. Beş ve beşten çok rakamlı sayılar sondan sayılmak üzere üçlü gruplara ayrılarak yazılır: 32 605, 326 197, 49 750 812, 28 434 250 310 500. Gruplar arasına nokta da konabilir: 326.197, 49.750.812, 28.434.250.310.500 (bk. Nokta 8). 5. Sayılarda kesirler virgül ile ayrılır: 15,2 (15 tam, onda 2), 5,26 (5 tam, yüzde 26) (bk. Virgül 13). 6. Sıra sayıları yazıyla ve rakamla gösterilebilir. Rakamla gösterilmesi durumunda ya rakamdan sonra bir nokta konur veya rakamdan sonra kesme konularak derece gösteren ek yazılır: 15., 56., XX.; 5' inci, 6' ncı. 7. Üleştirme sayıları rakamla değil yazıyla belirtilir: ikişer, dokuzar, yüzer; üçer üçer, onar onar.

KÜÇÜK VE BÜYÜK HARFLER Türkçede harflerin küçük (minüskül) ve büyük (majüskül) olmak üzere iki biçimi vardır. Yazıda yaygın olarak küçük harf kullanılır. Ancak belirli yerlerde büyük harflere başvurulur. Büyük harflerin kullanıldığı yerler Büyük harflerin kullanıldığı yerler aşağıda sıralanmıştır: A. Cümle büyük harfle başlar: Hayatta en hakikî mürşit ilimdir. Ak akça kara gün içindir. Ancak rakamla başlayan cümlelerde rakamdan sonra gelen kelime büyük harfle başlamaz: 1940 yılında Dil ve Tarih−Coğrafya Fakültesini bitirdim. Cümle içinde başkasından aktarılan ve tırnak içine alınan cümleler de büyük harfle başlar: Atatürk, gençliğe seslenirken "Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda, mevcuttur." diyor. Tırnak içinde aktarılan söz, tam bir cümle değilse veya cümlenin baş tarafı alınmamışsa büyük harfle başlamaz: Nabi'nin "... var içinde" redifli gazeli Divan'ında uyuyor. (Yahya Kemal Beyatlı, Edebiyata Dair) Ayrıca iki çizgi arasındaki açıklama cümleleri de büyük harfle başlamaz: Bir zamanlar − bu zamanlar çok da uzak değildir, bundan on, on iki yıl önce − Türk saltanatının maddî sınırları uçsuz bucaksız denilecek kadar genişti.

19

(Y. K. Karaosmanoğlu, Ergenekon) İki noktadan sonra gelen cümleler de büyük harfle başlar: Orhon Kitabesi’nde Türk hakanı şöyle diyor: Türk Tanrısı, Türk milleti yok olmasın diye atalarımı gönderdi ve beni gönderdi. Ben hakan olunca gündüz oturmadım, gece uyumadım. (Ziya Gökalp, Türkçülüğün Esasları) Bence edebiyatın temel görevi şudur: Hem günlük hayatı, hem geleceği hem de hayatın felsefesini işlemektir. (Cengiz Aytmatov, Röportajlar)

Ancak iki noktadan sonra cümle niteliğinde olmayan örnekler sıralanırsa bu örnekler büyük harfle başlamaz: Bazı örneklerde −sız eki kalıplaşmıştır: densiz, hırsız, ıssız, öksüz.

UYARI : Örnek niteliğindeki kelimelerle başlayan cümlede de ilk harf büyük yazılır: "Araba, banka, bütçe, devlet, fındık, kanepe, menekşe, şemsiye" gibi yüzlerce kelime, kökenleri yabancı olmakla birlikte artık dilimizin malı olmuştur. "Et−, ol−" fiilleri, dilimizde en sık kullanılan yardımcı fiillerdir. B. Mısralar büyük harfle başlar: Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi; Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi. (Muhibbî) Bakî kalan bu kubbede bir hoş seda imiş. (Bakî) Hak bellediğin bir yola yalnız gideceksin. (Tevfik Fikret) Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. (Mehmet Âkif Ersoy) Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik; Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik. (Yahya Kemal Beyatlı) Yolcuyum bir kuru yaprak misali, Rüzgârın önüne katılmışım ben. (Faruk Nafiz Çamlıbel) O zaferler getiren atların Nalları altındanmış;

20

Gidişleri akına, Gelişleri akındanmış. (Arif Nihat Asya) Bugün masal değil, Masaldan daha güzel, gerçek. (Cahit Sıtkı Tarancı) Dur, yolcu! Bilmeden gelip bastığın Bu toprak bir devrin battığı yerdir. Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın Bir vatan kalbinin attığı yerdir. (Necmettin Halil Onan)

C. Özel adlar büyük harfle başlar. 1. Kişi adlarıyla soyadları büyük harfle başlar: Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü, Kâzım Karabekir, Ahmet Haşim, Tevfik Fikret, Mehmet Emin Yurdakul, Hüseyin Cahit Yalçın, Orhan Veli Kanık, Sait Faik Abasıyanık, Yunus Emre, Evliya Çelebi, Gevherî, Karacaoğlan, Âşık Ömer, Shakespeare, Wolfgang von Goethe, Wilhelm Radloff, Vilhelm Thomsen, Victor Hugo. Takma adlar da büyük harfle başlar: Muhibbî (Kanunî Sultan Süleyman), Demirtaş (Ziya Gökalp), Tarhan (Ömer Seyfettin), Aka Gündüz (Hüseyin Avni, Enis Avni), Kirpi (Refik Halit Karay), Deli Ozan (Faruk Nafiz Çamlıbel), Server Bedi (Peyami Safa), İrfan Kudret (Cahit Sıtkı Tarancı), Mehmet Ali Sel (Orhan Veli Kanık). 2. Kişi adlarından önce ve sonra gelen saygı sözleri, unvanlar ve meslek adları büyük harfle başlar: Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, Sayın Hasan Eren, Hamdi Bey, Mustafa Efendi, Zeynep Hanım, Bay Ali Çiçekçi, Prof. Dr. Mehmet Kaplan, Doktor Behçet Uz, Mareşal Fevzi Çakmak, Yüzbaşı Cengiz Topel. Tarihî kişilerin adlarından önce gelen unvan ve lâkaplar da büyük harfle başlar: Fatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim, Kanunî Sultan Süleyman, Genç Osman, Deli İbrahim, Avcı Mehmet, Nişancı Mehmet Paşa, Aslan Yürekli Richard, Demirbaş Şarl, Deli Petro. Akrabalık adları bildiren kelimeler büyük harfle başlamaz: Fahriye abla, Ayşe teyze, Fatik nine, Saim amca, Ali enişte. Ancak akrabalık bildiren kelimeler başa gelirse lâkap yerine geçtiği için büyük harfle başlar: Nene Hatun, Baba Gündüz, Dayı Kemal, Hala Sultan. Bazı tarihî ve menkıbevî şahsiyetlerde ise akrabalık bildiren kelime sonda olduğu hâlde unvan değeri kazandığı için büyük harfle yazılır: Gül Baba, Susuz Dede, Adile Hala, Gülsüm Bacı, Sultan Ana. Resmî yazılarda saygı bildiren sözlerden sonra gelen ve makam, mevki, unvan bildiren kelimeler de büyük harfle başlar: Sayın Bakan, Sayın Başkan, Sayın Profesör,

21

Sayın Vali. Mektuplarda ve resmî yazışmalarda hitapların ilk kelimesi de büyük harfle başlar: Sevgili kardeşim, Aziz dostum, Değerli arkadaşım. 3. Hayvanlara verilen özel adlar büyük harfle başlar: Düldül, Sarıkız, Fino, Karabaş, Pamuk, Minnoş, Tekir. 4. Millet, boy, oymak adları büyük harfle başlar: Türk, Alman, İngiliz, Rus, Arap, Japon; Oğuz, Kazak, Kırgız, Özbek, Tatar; Karakeçili, Hacımusalı. 5. Dil ve lehçe adları büyük harfle başlar: Türkçe, Almanca, İngilizce, Rusça, Arapça; Oğuzca, Kazakça, Kırgızca, Özbekçe, Tatarca. 6. Devlet adları büyük harfle başlar: Türkiye Cumhuriyeti, Amerika Birleşik Devletleri, Suudî Arabistan, Azerbaycan Cumhuriyeti. 7. Din ve mezhep adları ile bunların mensuplarını anlatan sözler büyük harfle başlar: Müslüman / Müslümanlık, Hristiyan / Hristiyanlık, Musevî / Musevîlik, Budist / Budizm; Hanefî / Hanefîlik, Malikî / Malikîlik, Protestan / Protestanlık, Katolik / Katoliklik. 8. Din ve mitoloji kavramlarını karşılayan özel adlar büyük harfle başlar: Tanrı, Allah, Cebrail, Zeus, Oziris, Kibele. Ancak tanrı kelimesi özel ad olarak kullanılmadığı zaman küçük harfle başlar: Eski Yunan tanrıları. Bazı dinî kavramların da küçük harfle başlaması gelenekleşmiştir: cennet, cehennem, uçmak, tamu, sırat köprüsü, gayya kuyusu. 9. Gezegen ve yıldız adları büyük harfle başlar: Merkür, Dünya, Neptün, Plüton, Halley. Dünya, güneş, ay kelimeleri yalnız coğrafya ve gök bilimiyle ilgili yayınlarda terim olarak kullanıldığı zaman büyük harfle başlar; bunun dışındaki durumlarda küçük harf kullanılır. 10. Yer adları (kıt'a, ülke, bölge, il, ilçe, köy, semt, cadde, sokak vb.) büyük harfle başlar: Asya, Avrupa; Türkiye, Kazakistan, Fransa, Çin, Hindistan, Mısır; İç Anadolu, Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu, Yakın Doğu; Ankara, İstanbul, Taşkent, Bağdat, Moskova; Turgutlu, Ürgüp, Ahlat; Çayırbağı, Akçaköy; Bahçelievler, Cebeci; Atatürk Bulvarı, Ziya Gökalp Caddesi; Sankiyedim Sokağı, Asmalımescit Sokağı. Yer adlarında ilk isimden sonra gelen deniz, nehir, göl, dağ, boğaz vb. tür bildiren ikinci isimler küçük harfle başlar: Marmara denizi, Aral gölü, Balkaş gölü, Sakarya ırmağı, Meriç nehri, Tuna nehri, Alp dağları, Altay dağları, Erciyes dağı. Ancak, ikinci isim özel isme dâhil ise ve ikisi birden kastedilen kavramı karşılıyorsa, ikinci isim de büyük harfle başlar: Çanakkale Boğazı, İstanbul Boğazı; Beyşehir Gölü, Van Gölü, Tuz Gölü; Anadolu Kavağı, Rumeli Kavağı; Gülek Geçidi; Ağrı Dağı; Konya Ovası, Haymana Ovası, Muş Ovası; Adalar Denizi. Bu örneklerde ikinci isim kullanılmadığı takdirde söz konusu yer adı anlaşılmaz. Meselâ Çanakkale Boğazı sadece Çanakkale kelimesiyle anlatılamaz; sadece Çanakkale denildiği zaman Çanakkale şehri anlaşılır. Mahalle, meydan, bulvar, cadde, sokak adlarında geçen mahalle, meydan, bulvar, cadde, sokak kelimeleri büyük harfle başlar: Gazi Osmanpaşa Mahallesi, Yıldız Mahallesi, Yunus Emre Mahallesi, Karaköy Meydanı, Zafer Meydanı, Gazi Mustafa Kemal Bulvarı, Ziya Gökalp Bulvarı, Nene Hatun Caddesi, Cemal Nadir Sokağı, Fevzi Çakmak Sokağı, İnkılâp Sokağı, Reşat Nuri Sokağı, Türk Ocağı Sokağı. 11. Saray, köşk, han, kale, köprü, anıt vb. yapı adlarının bütün kelimeleri büyük harfle başlar: Topkapı Sarayı, 22

Dolmabahçe Sarayı, İshakpaşa Sarayı, Çankaya Köşkü, Horozlu Han, Ankara Kalesi, Alanya Kalesi, Galata Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, Mostar Köprüsü, Beyazıt Kulesi, Zafer Abidesi, Bilge Kağan Anıtı. 12. Kurum, kuruluş ve kurul adları büyük harfle başlar: Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk Dil Kurumu, Dil ve Tarih−Coğrafya Fakültesi, Devlet Malzeme Ofisi, Millî Kütüphane, Çocuk Esirgeme Kurumu, Atatürk Orman Çiftliği, Çankaya Lisesi; Türk Ocağı, Yeşilay Derneği, Muharip Gaziler Derneği, Emek İnşaat; Bakanlar Kurulu, Danışma Kurulu, Yüksek Öğretim Kurulu. Kurum, merkez, bakanlık, üniversite, fakülte, bölüm vb. kuruluş bildiren kelimeler, belli bir kurum kastedildiği zaman büyük harfle başlar: Bu yıl Meclis, yeni döneme erken başlayacaktır. Son aylarda Kurum, imlâ konusunda yoğun bir çalışma içine girmiştir. Yer bildiren özel isimlerde de kısaltmalı söyleyiş söz konusu olduğu zaman, kelime başında büyük harf kullanılır: Hisar’dan, Boğaz’dan, Bulvar’dan. 13. Kitap, dergi, gazete, tablo, heykel ve hukukla ilgili kanun, tüzük, yönetmelik, yönerge, genelge adlarının her kelimesi büyük harfle başlar: Nutuk, Safahat, Kendi Gök Kubbemiz, Anadolu Notları, Sinekli Bakkal; Türk Dili, Türk Kültürü, Varlık; Hürriyet, Milliyet, Türkiye, Yeni Yüzyıl, Yeni Asır; Halı Dokuyan Kızlar (tablo); Düşünen Adam (heykel); Medenî Kanun, Borçlar Hukuku (kanun), Atatürk Uluslar Arası Barış Ödülü Tüzüğü, Telif Hakkı Yayın ve Satış Yönetmeliği. Özel ada dâhil olmayan gazete, dergi, tablo vb. sözler büyük harfle başlamaz: Milliyet gazetesi, Türk Dili dergisi, Halı Dokuyan Kızlar tablosu. Kitap adlarında ve başlıklarda, arada ve sonda bulunan ve, ile, ya, veya, yahut, ki, da, de sözleriyle mı, mi, mu, mü soru eki küçük harfle yazılır: Maî ve Siyah, Suç ve Ceza, Leylâ ile Mecnun, Turfanda mı, Turfa mı? Diyorlar ki, Dünyaya İkinci Geliş yahut Sır İçinde Esrar, Ya Devlet Başa ya Kuzgun Leşe, Ben de Yazdım. Gazeteler ve dergiler oluşan geleneğe uyarak haber ve yazı başlıklarında çoklukla yalnız ilk kelimenin başında büyük harf kullanmaktadırlar: Kamyon eve girdi. Mini seçim yarın. 14. Millî ve dinî bayramların adları büyük harfle başlar: Cumhuriyet Bayramı, Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı, Nevruz Bayramı. Bayram niteliği kazanmış günlerin adları da büyük harfle başlar: Anneler Günü, Öğretmenler Günü, Tıp Bayramı. Kurultay (kongre), bilgi şöleni (sempozyum), açık oturum (panel) vb. toplantıları bildiren özel adlarda her kelime büyük harfle başlar: Uluslar Arası Türk Dili Kurultayı (1996), Manas Bilgi Şöleni, Türkçenin Yozlaşması Açık Oturumu, Türk Gramerinin Sorunları Toplantısı. Ancak genel nitelikteki günlerin, haftaların, mevsimlerin, kurultay, bilgi şöleni vb. toplantıların adları küçük harfle başlar: tiyatro günü, kitap haftası, film haftası, sağlık haftası, dil kurultayı. 15. Tarihî olay, çağ ve dönem adları büyük harfle başlar: Kurtuluş Savaşı, Millî Mücadele, Cilâlı Taş Devri, İlk Çağ, Yükselme Devri, Millî Edebiyat Dönemi, Tanzimat Dönemi. Ancak tarihî dönem bildirmeyip tür veya tarz bildiren terimler küçük harfle başlar: divan edebiyatı, divan şiiri, halk şiiri, eski Türk edebiyatı, klâsik Türk edebiyatı, Türk edebiyatı, Türk dili, Türk sanat müziği, Türk halk müziği, tekke edebiyatı, Servetifünun edebiyatı, Tanzimat edebiyatı. Bunlardan bölüm ve ana bilim dalı olarak kullanılıp özel ad durumuna gelmiş olanlar büyük harfle başlar: Eski Türk Edebiyatı Ana Bilim Dalı, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü. 16. Özel adlardan türetilen bütün kelimeler büyük harfle başlar: Türklük, Türkleşmek, Türkçü, Türkçülük, Türkçe, Türkolog, Türkoloji, Avrupalı, Avrupalılaşmak, Asyalılık, Darvinci, Konyalı, Bursalı. Özel ad kendi anlamı dışında yeni bir anlam kazanmışsa büyük harfle başlamaz: acem (Türk müziğinde bir 23

perde), hicaz (Türk müziğinde bir makam), nihavent (Türk müziğinde bir makam), acemi (tecrübesiz), amper (elektrik akımında şiddet birimi), jul (fizikte iş birimi), allahlık (saf, zararsız kimse), donkişotluk (gereği yokken kahramanlık göstermeye kalkışmak). Müzikte kullanılan makam ve tür adları da büyük harfle başlamaz: acemaşiran, acembuselik, bayatî, hicazkâr, türkü, varsağı, bayatı. 17. Yer, millet ve kişi adlarıyla kurulan birleşik kelimelerde özel adlar büyük harfle başlar: Antep fıstığı, Brüksel lâhanası, Behçet hastalığı, Frenk gömleği, Hindistan cevizi, İngiliz anahtarı, Japon gülü, Maraş dondurması, Van kedisi, Vaşington portakalı. Ç. Belli bir tarih bildiren ay ve gün adları büyük harfle başlar: 29 Mayıs 1453 Salı günü, 1919 senesi Mayısının 19'uncu günü Samsun'a çıktım, 29 Ekim 1923, 28 Aralık 1982'de göreve başladı. Ancak belli bir tarihi belirtmeyen ay ve gün adları küçük harfle başlar: Okullar genellikle eylülün ikinci haftasında öğretime başlar. Yürütme Kurulu toplantılarını perşembe günleri yaparız. D. Levhalar ve açıklama yazıları büyük harfle başlar: Giriş, Çıkış, Müdür, Vezne, Başkan, Doktor. Levhadaki yazı birkaç kelimeden oluştuğu zaman ilk kelime büyük harfle başlar: Otobüs durağı, Dolmuş durağı, Şehirler arası telefon. Levhaların ilk kelimesi rakamla yazılmış bir sayı adı ise sonraki kelime küçük harfle başlar: III. kat, IV. sınıf, I. blok. E. Bilim dallarında kullanılan terimlerin büyük harfle yazılışı ilgili dallardaki uygulamaya bağlıdır: Canis canis, Carduelis carduelis, Ardea alba, Populus alba, Prunus domestica, Pinus silvestris. BİRLEŞİK KELİMELER Dilimizde yeni bir kavramı karşılamak için yararlandığımız yollardan biri, kelime birleştirmesidir. Kelime birleştirmesi yoluyla kurulan sözlere birleşik kelime adı verilir. Birleşik kelimeler söz varlığımızda geniş bir yer tutar. Birleşik kelime terimi için bileşik kelime denilmesi yanlıştır. Dilimizde belirtisiz isim tamlamaları, sıfat tamlamaları, isnat grupları, birleşik fiiller, ikilemeler, kısaltma grupları ve kalıplaşmış çekimli fiillerden oluşan ifadeler, yeni bir kavramı karşıladıkları zaman birleşik kelime olurlar: yer çekimi, hanımeli, ses bilgisi; beyaz peynir, açıkgöz, toplu iğne; eli açık, ayak yalın, günü birlik, sırtı pek; söz etmek, zikretmek, hasta olmak; gelebilmek, yazadurmak, alıvermek; çoluk çocuk, çıtçıt, ev bark; baş üstüne, günaydın; sağ ol, ateşkes, külbastı. Görüldüğü gibi birleşik kelimeler bitişik de ayrı da yazılabilmektedir. A. Bitişik yazılan birleşik kelimeler (Bitişik kelimeler) Birleşik kelimeler, yazılış bakımından bitişik yazılanlar ve ayrı yazılanlar olmak üzere ikiye ayrılır. Bitişik yazılan birleşik kelimelere bitişik kelime adı verilir. Birleşik kelimeler aşağıdaki durumlarda bitişik kelime olurlar ve bitişik yazılırlar. 1. Ses düşmesine uğrayan birleşik kelimeler bitişik yazılır: kaynana (< kayın ana), kaynata (< kayın ata), nasıl (< ne asıl), niçin (< ne için), pazartesi (< pazar ertesi), sütlaç (< sütlü aş), birbiri (< biri biri). 2. Dilimize Arapçadan girmiş azil (< azl), emir (< emr), hüküm (< hükm), kayıp (< gayb), keşif (< keşf), küfür (< küfr), nakil (< nakl) gibi birtakım kelimeler etmek, edilmek, olmak, olunmak, eylemek yardımcı fiilleriyle birleşirken asıllarına uyarak ikinci hecedeki ünlülerini düşürürler. Bu gibi kelimelerle yapılan birleşik fiiller bitişik yazılır: azletmek, azledilmek, emretmek, hükmetmek, hükmolunmak, kaybolmak, kaydedilmek, keşfetmek, keşfedilmek, küfretmek, nakletmek, neşretmek, neşrolunmak, sabretmek, seyretmek, şükreylemek, zikretmek (krş. Birleşik kelimeler B. 1; Alıntı kelimelerin yazılışı 1). 24

UYARI : Bu kelimeler ünlüyle başlayan bir yardımcı fiil veya ek almadıkları zaman azil, defin, emir, hüküm, kayıp, keşif, meyil, nakil, sabır, vecit, zeyil, zikir şeklinde söylenir ve yazılır. UYARI : Söyleyişte tonlulaşma şeklinde ses değişmesine uğrayanlar ayrı yazılır: azat etmek, hamt etmek, derç etmek, iz'aç etmek, iktisap etmek, harp etmek. Bu örneklerde tonluluk söyleyişte belirtilir. 3. Dilimize Arapçadan girmiş af (< afv), his (< hiss), ret (< redd), zan (< zann), zem (< zemm) gibi birtakım kelimeler etmek, edilmek, olmak, olunmak, eylemek yardımcı fiilleriyle birleşirken sondaki sesler, asıllarına uyarak veya asıllarının etkisinde kalarak çift sese dönüşür. Bu tür birleşik fiiller bitişik yazılır: affetmek, affolunmak, halletmek, hissetmek, hissedilmek, reddeylemek, reddolunmak, zannetmek, zemmetmek (bk. Ünsüz düşmesi; krş. Birleşik Kelimeler B. 1). 4. İsim kısımları tek başına kullanılmayıp sadece etmek, olunmak yardımcı fiilleriyle kalıplaşan birleşik kelimeler bitişik yazılır: ahzetmek, bahşetmek, bahşolunmak, hamletmek, hazfetmek, nez'etmek, rekzetmek, serdetmek. 5. Sonunda Arapçaya özgü gırtlak ünsüzü (ayın ve hemze) olan kelimeler etmek, olunmak fiilleriyle birleşik fiil kurduklarında bitişik yazılır: defetmek, hal'etmek (tahttan indirmek), katetmek, menetmek, menolunmak, tabetmek (bk. Alıntı kelimelerde kesmeli yazılış). 6. Vurgusu son heceye kaymış birleşik kelimeler bitişik yazılır: açıkgöz, anaerkil, ataerkil, babayiğit, bastıbacak, boşboğaz, büyükbaş (hayvan), camgöz, cingöz, çınayaz, düztaban, elense, elverişli, günaydın, işveren, kafakol, Karagöz, karagöz (balığı), küçükbaş (hayvan), önayak (olmak), paragöz, pisboğaz, tepegöz, tıknefes. Vurgusu son hecede bulunan ikilemeler de bitişik yazılır: cırcır (böceği), cızbız, civciv, çıtçıt, dırdır, fırfır, fısfıs, hımhım, hoşbeş, şıpşıp (bir tür terlik), altüst (etmek), yüzgöz (olmak). 7. Eş anlamlı ikilemelerde vurgu normal olarak ikinci hecededir. Vurgusu ilk heceye kayan ikilemeler bitişik yazılır: darmadağın, darmadağınık, darmaduman, karmakarışık (krş. Birleşik kelimeler B. 7). 8. Kelimelerden biri veya ikisi, birleşme sırasında benzetme yoluyla anlam değişmesine uğrarsa bu tür birleşik kelimeler bitişik yazılır (krş. Birleşik Kelimeler B. 2). a. Organ bildiren sözlerle kurulan bitki, hayvan, hastalık, alet, eşya, tarz ve yiyecek adları: aslanağzı (bitki), aslankuyruğu (bitki), aslanpençesi (bitki), ayıkulağı (bitki), cinsaçı (bitki), civanperçemi (bitki), gelinparmağı (üzüm), geyikdili (bitki), horozgözü (bitki), horozibiği (bitki), itburnu (bitki), katırtırnağı (bitki), kazayağı (bitki), keçiboynuzu (bitki), keçimemesi (üzüm), keçisakalı (bitki), kızkalbi (bitki), koyungöbeği (mantar), köpekayası (bitki), kurtbağrı (bitki), kuşburnu (bitki), sığırödü (bitki), tavşanbıyığı (bitki), turnagagası (bitki); açıkağız (bitki), akkuyruk (çay), alabaş (bitki), altınbaş (kavun), altıparmak (palamut), beşbıyık (muşmula), karabaldır (bitki), topbaş (bitki). danaburnu (böcek), öküzburnu (kuş); akbaş (kuş), alabacak (at), beşparmak (deniz hayvanı), beşpençe (deniz hayvanı), çakırkanat (ördek), elmabaş (tepeli dalgıç), iribaş (kurbağa kurtçuğu), kababurun (balık), kamçıkuyruk (koyun), kamışkulak (at), karabaş, karagöz (balık), karakulak (hayvan; haberci), kepçeburun (yaban ördeği), kızılkanat (balık), sarıağız (balık), sarıgöz (balık), sarıkulak (balık), sarıkuyruk (balık), tokmakbaş (balık), uzunkuyruk (kuş), yeşilbaş (ördek). itdirseği (arpacık); delibaş (hastalık), karabacak (hastalık), karataban (hastalık). balıkgözü (halka), deveboynu (boru), domuzayağı (çubuk), domuztırnağı (kanca), horozayağı (burgu), kargaburnu (alet), keçitırnağı (oyma kalemi), kedigözü (lâmba), leylekgagası (alet), sıçankuyruğu (törpü); baltabaş (gemi) gagaburun (gemi), kancabaş (kayık). 25

ayıbacağı (yelken tarzı), balıksırtı (desen), civankaşı (nakış), eşeksırtı (çatı tarzı), kazkanadı (oyun), kırlangıçkuyruğu (işaret), koçboynuzu (işaret), köpekkuyruğu (spor), sıçandişi (dikiş). dilberdudağı (tatlı), hanımgöbeği (tatlı), hanımparmağı (tatlı), kadınbudu (köfte), kadıngöbeği (tatlı), kargabeyni (yemek), kedidili (bisküvi), tavukgöğsü (tatlı), vezirparmağı (tatlı). İlk ögesi organ adı olan şu örnekler de bitişik yazılır: bağrıkara (kuş), baldırıkara (bitki), baştankara (kuş), karnıkara (börülce), sırtıkara (balık), yanıkara (hastalık). b. Eşya veya nesne bildiren sözlerle kurulan bitki, hayvan, tarz, yiyecek ve oyun adları: acemborusu (bitki), çayırsedefi (bitki), çobançantası (bitki), çobandüdüğü (bitki), çobaniğnesi (bitki), çobantarağı (bitki), çobantuzluğu (bitki), gelinfeneri (bitki), güveyfeneri (bitki), katranköpüğü (mantar), keçisedefi (bitki), kuşekmeği (bitki), kuşyemi (bitki), kuzgunkılıcı (bitki), suibriği (bitki), suoku (bitki), suşeridi (bitki), şeytanarabası (uçuşan tohum), şeytanfeneri (bitki), şeytantersi (bitki), venüsçarığı (bitki), yılanyastığı (bitki). sazkayası (balık), şeytaniğnesi (hayvan), yılaniğnesi (balık). balgümeci (dikiş), beşikörtüsü (çatı tarzı), turnageçidi (fırtına). bülbülyuvası (tatlı), kuşlokumu (kurabiye). beştaş (oyun), dokuztaş (oyun), üçtaş (oyun). c. İnsana özgü isim ve sıfatlarla kurulan bitki, hayvan ve eşya adları: adayavrusu (tekne), akşamsefası (bitki), camgüzeli (bitki), çadıruşağı (bitki), çayırgüzeli (bitki), çayırmelikesi (bitki), gecesefası (bitki), gündüzsefası (bitki), saksıgüzeli (çiçek), yalıçapkını (kuş); bozbakkal (kuş), bozyürük (yılan), karadul (örümcek), sarısabır (bitki). ç. Benzetme yoluyla kurulan gök cisimlerinin adları: Altıkardeş (yıldız kümesi), Arıkovanı (yıldız kümesi), Büyükayı (yıldız kümesi), Demirkazık (yıldız), Güneybalığı (yıldız), Küçükaslan (yıldız), Küçükayı (yıldız kümesi), Kervankıran (yıldız), Samanuğrusu (yıldız kümesi), Samanyolu (yıldız kümesi), Üçkardeş (yıldız kümesi), Yedikardeş (yıldız kümesi) (krş. Birleşik kelimeler B. 2. ğ). d. İnsan isimleriyle kurulan bitki, hayvan ve yemek adları: alinazik (kebap), ayşekadın (fasulye), hafızali (üzüm), havvaanaeli (bitki), karafatma (böcek), meryemanaeldiveni (bitki). 9. −a, −e ve −ı, −i, −u, −ü ekleriyle yapılmış tasvir fiilleri, yardımcı fiil anlam değişmesine uğradığı için bitişik yazılır: düşünebilmek, yapabilmek; uyuyakalmak; gidedurmak, yazadurmak; çıkagelmek, olagelmek, süregelmek; düşeyazmak, öleyazmak; açıvermek, alıvermek, gelivermek, gülüvermek, uçuvermek. Görmek yardımcı fiiliyle yapılan ve emir biçiminde kullanılan birleşik fiiller de bitişik yazılır: düşmeyegör, ölmeyegör. Bilmek yardımcı fiiliyle yapılan ve kalıplaşmış olan alabildiğine kelimesi de bitişik yazılır. 10. Bir veya iki ögesi emir kipiyle kurulan kalıplaşmış birleşik kelimeler bitişik yazılır: alaşağı (etmek), albeni, ateşkes, çalçene, çalyaka, dönbaba, gelberi, incitmebeni, rastgele, sallabaş, sallasırt, sıkboğaz, unutmabeni; çekyat, geçgeç, kaçgöç, kapkaç(çı), örtbas, seçal (self−servis), veryansın (etmek), yapboz (puzzle), yazboz. 11. −an/−en, −r/−ar/−er ve −maz/−mez ekleriyle kurulmuş sıfat−fiil gruplarından kalıplaşmış birleşik kelimeler gelenekleşmiş olarak bitişik yazılır: 26

ağaçkakan, ağrıkesen, ahmakıslatan, alaybozan, boğazkesen, böcekkapan, buzkıran, cankurtaran, çobanaldatan, çöpçatan, dalgakıran, dalkıran, dalkurutan, damardaraltan, damargenişleten, demirkapan, elöpen, etyaran, fındıkkıran, filizkıran, gelinboğan, gökdelen, günebakan, ordubozan, oyunbozan, saçkıran, yelkovan, yolgeçen, yolkesen; akımtoplar, alkolölçer, altıpatlar, amperölçer, asitölçer, aynabakar, barışsever, basınçölçer, betonkarar, bilgisayar, bilgiyazar, çoksatar, dilsever, eğimölçer, füzeatar, gazölçer, özezer, özsever, pürüzalır, sanatsever, tekerçalar, uçaksavar, yurtsever; baştanımaz, değerbilmez, etyemez, hacıyatmaz, kadirbilmez, kargasekmez, karıncaezmez, karıncaincitmez, kuşkonmaz, külyutmaz, sugeçirmez, tanrıtanımaz, töretanımaz, varyemez, vurdumduymaz (krş. Birleşik kelimeler B. 3). 12. −dı (−di /−du / −dü, −tı/ −ti /−tu /−tü) ekiyle kurulan kalıplaşmış birleşik kelimeler bitişik yazılır: albastı, ciğerdeldi, çıtkırıldım, dalbastı, fırdöndü, gecekondu, gündöndü, günindi, hünkârbeğendi, imambayıldı, karyağdı, kaşbastı, kedibastı, kolbastı, külbastı, mirasyedi, papazkaçtı, serdengeçti, şıpsevdi, toprakbastı, zıpçıktı; eltieltiyeküstü (desen). 13. Her iki ögesi de −dı (−di /−du /−dü, −tı /−ti /−tu /−tü) veya −r /−ar /−er eklerini almış ve kalıplaşmış bulunan birleşik kelimeler bitişik yazılır: dedikodu, kaptıkaçtı, oldubitti, uçtuuçtu (oyun); biçerbağlar, biçerdöver, göçerkonar, kazaratar, konargöçer, okuryazar, uyurgezer, yanardöner, yüzergezer. Aynı yapıda olan çakaralmaz kelimesi de bitişik yazılır. 14. Hayvan, bitki, organ ve çeşitli nesne adlarıyla kurulan ve içinde renklerden birinin adı veya renk sözü geçmeyen renk adları bitişik yazılır: baklaçiçeği, balköpüğü, camgöbeği, devetüyü, fildişi, gülkurusu, güvercinboynu, güvercingöğsü, kazayağı, kavuniçi, kazboku, kızılşap, narçiçeği, ördekbaşı, ördekgagası, tavşanağzı, tavşankanı, turnagözü, vapurdumanı, vişneçürüğü, yavruağzı (krş. Birleşik kelimeler B. 4). Örneklerden sonra renk sözü kullanılırsa bu söz ayrı yazılır: devetüyü rengi, fildişi rengi, gülkurusu rengi. 15. Renk adlarıyla kurulan ve bitki, hayvan veya hastalık türlerinden birini gösteren birleşik kelimeler bitişik yazılır: akağaç, akçaağaç, akdarı, akdiken, akkavak, akmantar, aksöğüt, alacamenekşe, alaçam, karaağaç, karacaot, karaçalı, karadut, kızılağaç, sarıağaç, sarıçiçek; akbalık, akkefal, alabalık, sarıbalık; akdoğan, akkuş, alacabalıkçıl, alacakarga, alakarga, beyazsinek, bozayı, karakuş, karasinek; aksu, akbasma, karahumma, kızılyara, mavihastalık, maviküf. 16. Somut olarak yer bildirmeyen üst ve üzeri sözlerinin sona getirilmesiyle kurulan birleşik kelimeler bitişik yazılır: akşamüstü, akşamüzeri, ayaküstü, ayaküzeri, bayramüstü, gerçeküstü, ikindiüstü, olağanüstü, öğleüstü, öğleüzeri, suçüstü, yüzüstü. Somut olarak yer bildirmeyen alt sözüyle kurulan birleşik kelimeler de bitişik yazılır: ayakaltı, bilinçaltı, gözaltı, şuuraltı (krş. Birleşik kelimeler B. 16). 17. İki veya daha çok kelimenin birleşmesinden oluşmuş kişi adları, soyadları ve lâkaplar bitişik yazılır: Alper, Aydoğdu, Birol, Gülnihal, Gülseren, Gündoğdu, Şenol, Varol; Abasıyanık, Adıvar, Atatürk, Gökalp, Güntekin, İnönü, Karaosmanoğlu, Tanpınar, Yurdakul; Boynueğri Mehmet Paşa, Tepedelenli Ali Paşa, Yirmisekiz Çelebi Mehmet, Yedisekiz Hasan Paşa. 18. İki veya daha çok kelimeden oluşmuş Türkçe yer adları bitişik yazılır: Çanakkale, Gümüşhane; Acıpayam, Pınarbaşı, Şebinkarahisar; Beşiktaş, Kabataş. Şehir, kent, köy, mahalle, dağ, tepe, deniz, göl, ırmak, su vb. kelimelerle kurulmuş sıfat tamlaması ve belirtisiz isim tamlaması kalıbındaki yer adlarında birinci kelime tek başına söz konusu yer adını ifade 27

edemiyorsa bu tür yer adları bitişik yazılır: Akşehir, Eskişehir, Suşehri, Yenişehir; Atakent, Batıkent, Konutkent, Korukent, Çengelköy, Sarıyer, Yenimahalle; Karabağ, Karadağ, Uludağ; Kocatepe, Tınaztepe; Akdeniz, Karadeniz, Kızıldeniz; Acıgöl; Kızılırmak, Yeşilırmak; İncesu, Karasu, Sarısu, Akçay (krş. Birleşik kelimeler B. 9). 19. Şahıs adları ve unvanlarından oluşmuş mahalle, meydan, köy vb. yer ve kuruluş adlarındaki unvan grubu; unvan kelimesi sonda ise, gelenekleşmiş olarak bitişik yazılır: Abidinpaşa, Bayrampaşa, Davutpaşa, Ertuğrulgazi, Kemalpaşa (ilçesi); Necatibey (Caddesi), Mustafabey (Caddesi), Gazi Osmanpaşa (Üniversitesi) (bk. Birleşik kelimeler B. 10). 20. Ait olduğu dilde bitişik yazılan yabancı yer adları Türkçede de bitişik yazılır: Düsseldorf, Fontainebleau, Nürnberg, Neustadt, Schwarzwald (krş. Birleşik kelimeler B. 13). Ait olduğu dilde, içinde çizgi bulunan yabancı yer adları Türkçede de çizgili olarak yazılır: Ile−de−France, Saint−Bernard, Saint−Gothard. 21. Ara yönleri belirten kelimeler bitişik yazılır: güneybatı, güneydoğu, kuzeybatı, kuzeydoğu. 22. Senet, çek vb. ticarî belgelerde geçen sayılar bitişik yazılır: ikiyüzellialtımilyarbeşyüzyirmibeşmilyonyediyüzellibin lira (krş. Birleşik kelimeler B. 18). 23. Bunlardan başka dilimizde her iki ögesi de aslî anlamını koruduğu hâlde yaygın bir şekilde gelenekleşmiş olarak bitişik yazılan kelimeler de vardır. a. Baş sözüyle oluşturulan sıfat tamlamaları: başağırlık, başbakan, başçavuş, başeser, başfiyat, başhekim, başhemşire, başkahraman, başkarakter, başkent, başkomutan, başköşe, başmüfettiş, başöğretmen, başparmak, başpehlivan, başrol, başsavcı, başşehir, başyazar. b. Bir topluluğun yöneticisi anlamındaki başı sözüyle oluşturulan belirtisiz isim tamlamaları: ahçıbaşı, binbaşı, çarkçıbaşı, çeribaşı, elebaşı, mehterbaşı, onbaşı, ustabaşı, yüzbaşı. c. Oğlu, oğulları, kızı sözleriyle oluşturulan belirtisiz isim tamlamaları: Caferoğlu, Karaosmanoğlu, Topaloğlu, Orazbeykızı; Aydınoğulları, Candaroğulları, Osmanoğulları; çapanoğlu, dayıoğlu, eloğlu, halaoğlu, hinoğluhin, amcakızı, elkızı. ç. Ağa, bey, efendi, hanım, nine vb. sözlerle kurulan birleşik kelimeler: ağababa, ağabey, beyefendi, efendibaba, hanımanne, hanımefendi, hacıağa, hanımnine, hıyarağalık, kadınnine, paşababa. d. Dal sözüyle oluşturulan sıfat tamlamaları: dalkavuk, dalkılıç, daltaban, daluyku. e. Açıortay, adamkökü, adamotu, âdemotu, ağırbaşlı, ağırcanlı, ağırkanlı, ahududu, akarsu, akaryakıt, akciğer, akkor, aksakal, aktöre, akyuvar, alyuvar, anamal, anaokulu, anapara, anayasa, anneanne, atardamar, atarkanal, atasözü, aybaşı, ayçiçeği, ayçöreği, babaanne, basmakalıp, başıboş, başıbozuk, başıkabak, başörtü, başvurmak, beşibiryerde, bilirkişi, bindallı, birdenbire, birdirbir, birtakım, bozkır, bugün, buzdolabı, çeşitkenar, çiftetelli, delikanlı, demirbaş, denizaltı, denizaşırı, derebeyi, derebeylik, dereotu, dışbükey, dikdörtgen, dipnot, doludizgin, dolunay, dörtkenar, dörtnal, dörtnala, düzayak, ebekuşağı, ebemkuşağı, enikonu, erbaş, eşkenar, etobur, gelişigüzel, giderayak, gökyüzü, gözyaşı, günaşırı, güvenoyu, halkoyu, hayhay, içbükey, içgüdü, içtepi, içyağı, ikizkenar, ilkbahar, ilkokul, ilköğrenim, ilköğretim, ilkyaz, ipucu, kabataslak, kahverengi, kamuoyu, karaciğer, karekök, kartopu, kasımpatı, kenarortay, kelaynak, kongövde, külhanbeyi, külhanbeylik, külkedisi, milletvekili, murdarilik, omurilik, ortaokul, otobur, öngörmek, öngörü, önsezi, öteberi, özdeyiş, paralelkenar, pekâlâ, pekiyi, sacayağı, sacayak, sadeyağ, sağduyu, sağyağ, semizotu, serinkanlı, sıcakkanlı, sıkıyönetim, sıradağ, sıradağlar, sivrisinek, soğukkanlı, sonbahar, soyadı, sütana, sütanne, sütbaba, sütkardeş, sütnine, sütoğul, takımada, takımyıldız, tekdüze, tepetakla, tepetaklak, tereyağı, tıpkıbasım, tıpkıçekim, toplardamar, topyekûn, tozpembe, varoluş, varsayım, vazgeçmek, yanardağ, yarıçap, 28

yarımada, yarıyıl, yavrukurt, yerküre, yeryüzü, yılbaşı, yöneylem, yüznumara, yüzyıl, zeytinyağı kelime ve deyimleri de gelenekleşmiş ve yaygınlaşmış olarak bitişik yazılır. UYARI : Vazgeçmek birleşik fiili, mi soru ekiyle birlikte kullanıldığı zaman ayrı yazılır: Vaz mı geçtin? f. Biraz, birazı, birkaç, birkaçı, birtakım, birçok, birçoğu, hiçbir, hiçbiri, herhangi belirsizlik sıfat ve zamirleri de gelenekleşmiş olarak bitişik yazılır. 24. Hane kelimesiyle Farsça kurala göre oluşturulan birleşik kelimeler bitişik yazılır: çayhane, dershane, eczahane, hastahane, kahvehane, pastahane, postahane, süthane, yatakhane, yazıhane, yemekhane (bk. Ünsüz düşmesi). UYARI : Dershane, eczahane, hastahane, pastahane, postahane gibi sözlerde hane kelimesindeki h'nin yazılmaması doğru değildir. 25. Perver ve perest kelimeleriyle Farsça kurala göre oluşturulan birleşik kelimeler bitişik yazılır: hamiyetperver, hürriyetperver, misafirperver, vatanperver; ateşperest, hayalperest, menfaatperest.

26. Zade kelimesiyle Farsça kurala göre oluşturulan birleşik kelimeler bitişik yazılır: Recaîzade, Resülzade, Sami Paşazade, Sümbülzade, Vahapzade; amcazade, dayızade, teyzezade.

27. Name kelimesiyle Farsça kurala göre oluşturulan birleşik kelimeler bitişik yazılır: beyanname, davetname, kanunname, pendname, seyahatname, siyasetname; Battalname, Oğuzname.

28. Farsça kurala göre oluşturulan isim ve sıfat tamlamaları ile kalıplaşmış diğer ibareler bitişik yazılır: cürmümeşhut, dârıdünya, ehlibeyt, ehlisalip, ehlivukuf, ehvenişer, erkânıharp, fecrisadık, gayriahlâkî, gayriciddî, gayriinsanî, gayrikabil, gayrimenkul, gayrimeşru, gayrimuntazam, gayrimüslim, gayrisafi, gayrisıhhî; asgarımüşterek, hüsnühat, hüsnükabul, hüsnükuruntu, hüsnüniyet, suiistimal, suikast, suiniyet; hamdüsena, hercümerç, meddücezir, methüsena, tarumar; âlemşümul, âlicenap, gülfidan, mevlithan, sahipkıran; anbean, keşmekeş, özbeöz, yüzbeyüz; pürhiddet, pürmelâl.

29. Arapça kurala göre oluşturulan tamlamalar ve kalıplaşmış diğer ibareler bitişik yazılır: aliyyülâlâ, ceffelkalem, dârülâceze, dârülfünun, daüssıla, fevkalâde, fevkalbeşer, hayrülhalef, hıfzıssıhha, hüvelbaki, şeyhülislâm, tahtelbahir, tahteşşuur; aleykümselâm, Allahüâlem, bismillâh, fenafillâh, fisebilillâh, hafazanallah, inşallah, maşallah, mintarafillâh, velhâsıl, velhâsılıkelâm.

30. Müzikte kullanılan makam adları bitişik yazılır: acembuselik, hisarbuselik, muhayyerkürdî. Ancak bir sıfatla oluşturulan usul adlarında sıfat ayrı yazılır: ağır aksak, yürük aksak, yürük semaî.

31. Kanunda bitişik geçen veya bitişik olarak tescil ettirilmiş olan kuruluş adları bitişik yazılır: İçişleri, Dışişleri, Genelkurmay, Yükseköğretim (krş. Birleşik kelimeler B. 21). 29

*** Bugüne kadarki imlâ kılavuzlarında yer alan; ancak, birleşik kelimeler konusuna girmeyen pekiştirmeli sıfatların da bitişik yazılması gerektiği unutulmamalıdır: apaçık, apak, büsbütün, çepçevre, çepeçevre, çırçıplak, çırılçıplak, dümdüz, düpedüz, gömgök, güpegündüz, kapkara, kupkuru, paramparça, sapsağlam, sapasağlam, sapsarı, sırsıklam, sırılsıklam, sipsivri, yemyeşil. *** Yabancı dillerden geçen ön ek veya edatlar bitişik yazılır: alelhusus, alelâcele, bîçare, bilâistisna, bililtizam, bilvesile, bîvefa, ilelebet, lâdinî, lâkayt, naçar, namağlûp, namevcut, namüsait, namütenahi; devalüasyon, konfederasyon, koordinasyon, Panislâmizm, Panturanizm, Pantürkizm, reorganizasyon, reprodüksiyon, sürrealizm. Oto, tele, matik ögeleriyle kurulan alıntılar da bitişik yazılır: otobiyografi, otokritik, telekart, telekız, telekonferans, bankamatik. *** Arapça ve Farsça kelimelerle veya bu dillerin kurallarıyla oluşturulmuş tamlamalar ve kalıplaşmış ibareler; eski metinlerin yayımında, alıntılarda ve bilimsel yayınlarda, bilimsel yöntemlere uyularak yazılabilir: Devlet−i Osmaniye, Kur’ân−ı Kerim, Recaî−zade, sarf−ı Türkî, tahte’ş−şu’ur, Ahd−i atik, ehl−i vukuf, ehven−i şer; dârü'l−aceze, tahte'ş−şu'ur, hamiyyet−perver, hayal−perest, sahip−kıran, Hurşid−name, bî−vefa, lâ−dinî, na−mütenahî, bilâ−vasıta. B. Ayrı yazılan birleşik kelimeler 1. Etmek, edilmek, olmak, olunmak, eylemek, kılmak, kılınmak yardımcı fiilleriyle kurulan birleşik fiillerde, isim herhangi bir ses düşmesine veya türemesine uğramazsa bu tür birleşik fiiller ayrı yazılır: alay etmek, alt etmek, arz etmek, arz olunmak, boş olmak, dans etmek, deli olmak, el etmek, gelin olmak, gider olmak, göç etmek, hayret etmek, ilân edilmek, ilân etmek, işaret etmek, kabul etmek, kabul eylemek, kul etmek, kul olmak, namaz kılmak, namaz kılınmak, not etmek, okumuş olmak, oyun etmek, sağır olmak, sağ olmak, soracak olmak, söz etmek, var olmak, yardım etmek, yarış etmek, yok etmek, yok olmak; azat etmek, terk etmek; angaje olmak. 2. Birleşme sırasında kelimelerden hiçbiri anlam değişikliğine uğramamışsa bu tür birleşik kelimeler ayrı yazılır. Bunları şu alt gruplarda toplayabiliriz: a. Hayvan türlerinden birinin adıyla kurulan birleşik kelimeler: ada balığı, ateş balığı, çaça balığı, çupra balığı, dil balığı, dülger balığı, fulya balığı, kedi balığı, kılıç balığı, kırlangıç balığı, köpek balığı, mercan balığı, mersin balığı, mürekkep balığı, ördek balığı, ton balığı, turna balığı, yılan balığı, yunus balığı; acı balık, bıyıklı balık, dikenli balık. ardıç kuşu, arı kuşu, bayır kuşu, çalı kuşu, dalgıç kuşu, deve kuşu, fırtına kuşu, ishak kuşu, iskele kuşu, kaşıkçı kuşu, muhabbet kuşu, örümcek kuşu, saka kuşu, tarla kuşu, yağmur kuşu; alıcı kuş, boğmaklı kuş, makaralı kuş. ağustos böceği, ateş böceği, cırcır böceği, gelin böceği, hamam böceği, hanım böceği, ipek böceği, kız böceği, uçuç böceği, uğur böceği; ağılı böcek, çalgıcı böcek, makaslı böcek, sümüklü böcek. at sineği, cız sineği, et sineği, ev sineği, meyve sineği, sığır sineği, sirke sineği, su sineği, uyuz sineği. 30

deniz yılanı, katır yılanı, mercan yılanı, ok yılanı, su yılanı; Ankara keçisi, dağ keçisi, Maltız keçisi, yaban keçisi; fındık faresi, firavun faresi, tarla faresi; dağ sıçanı, tarla sıçanı, yer sıçanı; Beç tavuğu, dağ tavuğu, orman tavuğu; ada tavşanı, Amerika tavşanı, Arap tavşanı, yaban tavşanı; kaya örümceği, şeytan örümceği, yer örümceği; bal arısı, eşek arısı, yaban arısı; deniz ördeği, Pekin ördeği, yaban ördeği; Ankara kedisi, Van kedisi; Afrika domuzu, Hint domuzu, yaban domuzu; su aygırı, su sığırı, su samuru, yaban koyunu. b. Bitki türlerinden birinin adıyla kurulan birleşik kelimeler: ardıç otu, ayrık otu, beşparmak otu, boğan otu, canavar otu, çörek otu, dalak otu, eğrelti otu, engerek otu, geyik otu, güzelavrat otu, idris otu, kanarya otu, kelebek otu, kene otu, küstüm otu, melek otu, mercan otu, nevruz otu, ökse otu, pisipisi otu, taşkıran otu, yüksük otu; acı ot, sütlü ot. ateş çiçeği, atlas çiçeği, çadır çiçeği, çuha çiçeği, güzelhatun çiçeği, ıtır çiçeği, ipek çiçeği, kahkaha çiçeği, küpe çiçeği, lâvanta çiçeği, mahmur çiçeği, mum çiçeği, peygamber çiçeği, salon çiçeği, saray çiçeği, telgraf çiçeği, yayla çiçeği, yılan çiçeği, yıldız çiçeği; ölmez çiçek. ağı ağacı, avize ağacı, ban ağacı, çubuk ağacı, dantel ağacı, iğ ağacı, kâğıt ağacı, lâle ağacı, lâstik ağacı, mantar ağacı, mercan ağacı, öd ağacı, pelesenk ağacı, porsuk ağacı, sakız ağacı, süt ağacı, tespih ağacı; kör ağaç. altın kökü, boya kökü, eğir kökü, helvacı kökü, meyan kökü; ek kök, saçak kök, yumru kök. Amerika elması, dağ elması, deve elması, fil elması, kiraz elması, pamuk elması, yer elması; çalı dikeni, demir dikeni, deve dikeni, eşek dikeni, geyik dikeni; Amerika üzümü, ayı üzümü, Bektaşî üzümü, çavuş üzümü, deniz üzümü, köpek üzümü, kuş üzümü, tilki üzümü; Amerika armudu, çakal armudu, dağ armudu, Hint armudu; at kestanesi, Hint kestanesi, kuzu kestanesi; bardak eriği, can eriği, çakal eriği, dağ eriği, gövem eriği, Malta eriği, türbe eriği; çayır mantarı, horoz mantarı, kav mantarı, keçi mantarı, kuzu mantarı, yer mantarı; Hint kamışı, su kamışı, şeker kamışı; dağ nanesi, taş nanesi; ayı gülü, Çin gülü, Japon gülü, yaban gülü; Antep fıstığı, çam fıstığı; çalı fasulyesi, sırık fasulyesi, soya fasulyesi; Amerika bademi, Hint bademi, taş bademi; Afrika menekşesi, Cezayir menekşesi, deniz menekşesi, Frenk menekşesi; Japon sarmaşığı, kuzu sarmaşığı; Hint inciri, kavak inciri; armut kurusu, kayısı kurusu; su sarımsağı, şeker pancarı. kuru fasulye, kuru incir, kuru soğan, kuru üzüm, salkım söğüt. UYARI : Çiçek dışında anlamlar taşıyan baklaçiçeği (renk), narçiçeği (renk), suçiçeği (hastalık); ot dışında anlamlar taşıyan ağızotu (barut), sıçanotu (arsenik); ses düşmesine uğramış olan çöreotu ve yaygın bir şekilde gelenekleşmiş olan semizotu, dereotu bitişik yazılır. c. Nesne, eşya ve alet adlarından biriyle kurulan birleşik kelimeler: alçı taşı, bakır taşı, bileği taşı, cehennem taşı, çakmak taşı, damla taşı, değirmen taşı, Eskişehir taşı, göz taşı, Hacıbektaş taşı, inci taşı, kireç taşı, lüle taşı, musalla taşı, Necef taşı, Oltu taşı, ponza taşı, raspa taşı, satranç taşı, sünger taşı, yılan taşı, yıldız taşı; buzul taş, damla taş, dikili taş, kayağan taş, pamuk taş, sesli taş, yaprak taş. Arap sabunu, banyo sabunu, el sabunu, tıraş sabunu, yüz sabunu; el değirmeni, kahve değirmeni, su değirmeni, yel değirmeni; kahve dolabı, su dolabı; çalışma odası, oturma odası, yatak odası, yemek odası; cep saati, duvar saati, kol saati, masa saati; duvar takvimi, masa takvimi; çalışma masası, yemek masası; itfaiye aracı, kurtarma aracı; masa örtüsü, yatak örtüsü; el kitabı, Frenk gömleği, İngiliz anahtarı, İngiliz sicimi; alt geçit, tüp geçit, üst geçit, çekme demir, çekme kat, dolma kalem, dönme dolap, kesme kaya, toplu iğne, vurma çalgılar, vurma sazlar, yapma çiçek, yarma kereste. afyon ruhu, katran ruhu, lokman ruhu, nane ruhu, nışadır ruhu, tuz ruhu.*

31

ç. Yol ve ulaşımla ilgili birleşik kelimeler: Arnavut kaldırımı; çevre yolu, deniz yolu, hava yolu, kara yolu, keçi yolu, seğirdim yolu, sıçan yolu; köprü yol. d. Durum, olgu ve olay bildiren sözlerden biriyle kurulan birleşik kelimeler: açık oturum, açık öğretim, ana dili, ay tutulması, baş ağrısı, baş belâsı, baş dönmesi, çıkış yolu, çözüm yolu, dil birliği, din birliği, güç birliği, güneş tutulması, ırk birliği, iş birliği, iş bölümü, madde başı, masa başı, sofra başı, ses uyumu, yer çekimi. e. Bilim ve bilgi sözleriyle kurulan birleşik kelimeler: anlam bilimi, dil bilimi, edebiyat bilimi, gök bilimi, halk bilimi, iş bilimi, ruh bilimi, toplum bilimi, toprak bilimi, yer bilimi; dil bilgisi, halk bilgisi, ses bilgisi, şekil bilgisi. f. Yuvar ve küre sözleriyle kurulan birleşik kelimeler: alt hava yuvarı, göz yuvarı, hava yuvarı, ısı yuvarı, ışık yuvarı, iyon yuvarı, renk yuvarı, su yuvarı, taş yuvarı, yer yuvarı; ağır küre, düzlem küre, hava küre, ışık küre, renk küre, su küre, taş küre, yarı küre, yarım küre. g. Yiyecek, içecek adlarından biriyle kurulan birleşik kelimeler: bohça böreği, fincan böreği, kol böreği, muska böreği, puf böreği, sac böreği, sigara böreği, su böreği, talaş böreği, Tatar böreği, yufka böreği; badem yağı, balık yağı, çiçek yağı, kuyruk yağı, kekik yağı, susam yağı; arpa suyu, maden suyu, meyve suyu, portakal suyu, vişne suyu; çayır peyniri, Çerkez peyniri, dil peyniri, kaşar peyniri, tulum peyniri, beyaz peynir; Adana kebabı, çömlek kebabı, fırın kebabı, Manisa kebabı, Oltu kebabı, tas kebabı, Urfa kebabı; İnegöl köftesi, İzmir köftesi; düğün çorbası, ezogelin çorbası, işkembe çorbası, mantar çorbası, mercimek çorbası, pirinç çorbası, sebze çorbası, yayla çorbası, yoğurt çorbası; irmik helvası, kâğıt helvası, keten helvası, koz helvası, susam helvası, tahin helvası, un helvası; acı badem kurabiyesi, Cenevre kurabiyesi, un kurabiyesi; Kemalpaşa tatlısı, peynir tatlısı, yoğurt tatlısı; Çerkez tavuğu, badem şekeri, balık yumurtası, koç yumurtası. burgu makarna, çubuk makarna, fiyonk makarna, şerit makarna, yüksük makarna; çaylı kek, havuçlu kek, kakaolu kek, sade kek, tuzlu kek, üzümlü kek; bulgurlu köfte, çiğ köfte, içli köfte, mercimekli köfte; dolma biber, kesme şeker, süzme yoğurt, yarma şeftali, kuru yemiş. ğ. Gök cisimleri: Çoban Yıldızı, Kervan Yıldızı, Kutup Yıldızı, kuyruklu yıldız; gök kuşağı, yağmur kuşağı; gök taşı, hava taşı, meteor taşı (krş. Birleşik kelimeler A. 8. ç). h. Organ veya organ yerine geçen sözlerden biriyle kurulan birleşik kelimeler: aç göz, kene göz, patlak göz, petek göz, sulu göz, süzgün göz; atlas kemiği, aşık kemiği, bel kemiği, çekiç kemiği, dirsek kemiği, elmacık kemiği, kol kemiği, örs kemiği; orta parmak, serçe parmak, şahadet parmağı, yüzük parmağı; azı dişi, köpek dişi, süt dişi; kuyruk sokumu, safra kesesi; çatma kaş, takma bacak, takma diş, takma kirpik, takma kol; ekşi surat, kepçe surat; gaga burun, karga burun, kepçe kulak, ağır ayak, çakır pençe, demir yumruk, kuru kafa, kuru kemik. ı. Benzetme yoluyla insanın bir niteliğini anlatmak üzere bitki, hayvan ve nesne adlarıyla kurulan birleşik kelimeler: çetin ceviz, çöpsüz üzüm; eski kurt, sarı çıyan, sağmal inek; ağır top, deli balta, eksik etek, eski toprak, eski tüfek, kara maşa, dipsiz testi, sapsız balta, kapı mandalı, sabır taşı. i. Zamanla ilgili birleşik kelimeler: bağ bozumu, gece yarısı, gün ortası, hafta başı, hafta sonu, ay sonu, yıl sonu. 3. −r /−ar / −er, −maz /−mez ve −an /−en ekleriyle kurulan sıfat tamlaması yapısındaki birleşik kelimeler ayrı yazılır: akar amber, bakar kör, boyar madde, çalar saat, çıkar yol, döner ayna, döner kapı, döner kebap, döner kule, döner sahne, döner sermaye, duyar kat, geçer akçe, güler yüz, koşar adım, uçar kefal, yatar koltuk, yazar kasa, yeter sayı, yutar hücre, yüzer havuz, yüzer top; çıkmaz sokak, geçmez akçe, görünmez kaza, ölmez çiçek, tükenmez kalem; akan yıldız, değişen yıldız, doyuran buhar, uçan daire, uçan kale, uçan top (krş. Birleşik kelimeler A. 11). 4. Renk sözü veya renklerden birinin adıyla kurulmuş isim tamlaması yapısındaki renk adları ayrı yazılır: 32

bakır rengi, bal rengi, çivit rengi, duman rengi, fes rengi, gurup rengi, gül rengi, gümüş rengi, kiremit rengi, kurşun rengi, kül rengi, menekşe rengi, portakal rengi, saman rengi, şarap rengi, şarap tortusu rengi, ten rengi; ateş kırmızısı, bakla kırı, boncuk mavisi, Çingene pembesi, çivit mavisi, demir kırı, granit grisi, gece mavisi, kestane dorusu, küf yeşili, lâvanta mavisi, limon sarısı, maden mavisi, okyanus mavisi, safra yeşili, sıçan kırı, süt kırı, turna kırı (krş. Birleşik kelimeler A. 14). 5. Rengin tonunu belirtmek üzere renkten önce kullanılan sıfatlar ayrı yazılır: açık mavi, açık yeşil, kara sarı, kirli sarı, konur al, koyu mavi, koyu yeşil. 6. Sıfatı sonda olan birleşik kelimeler (isnat grupları) ayrı yazılır: ayak yalın, baş açık; başı açık, cebi delik, eli sıkı, gözü açık, kulağı delik. 7. Grup vurgusu ilk kelimede olan ikilemeler ayrı yazılır: adım adım, ağır ağır, akın akın, allak bullak, aval aval (bakmak), baka baka, cır cır (ötmek), cik cik (ötmek), çeşit çeşit, derin derin, gide gide, güzel güzel, kara kara, karış karış, konuşa konuşa, kös kös (dinlemek), kucak kucak, şıp şıp (damlamak), şıpır şıpır, tak tak (vurmak), takım takım, tıkır tıkır, uslu uslu, yavaş yavaş (krş. Birleşik kelimeler A. 6). bata çıka, çoluk çocuk, düşe kalka, eciş bücüş, eğri büğrü, enine boyuna, eski püskü, ev bark, konu komşu, pılı pırtı, salkım saçak, sere serpe, soy sop, süklüm püklüm, yana yakıla, yarım yamalak. m− ile yapılmış ikilemeler de ayrı yazılır: at mat, çocuk mocuk, dolap molap, kapı mapı, kitap mitap. İsim hâl ekleri ve iyelik ekiyle yapılan ikilemeler de ayrı yazılır: baş başa, diz dize, el ele, göz göze, iç içe, omuz omuza, yan yana; baştan başa, daldan dala, elden ele, günden güne, içten içe, yıldan yıla; başa baş, bire bir, dişe diş, göze göz, teke tek; ardı ardına, boşu boşuna, darı darına, günü gününe, peşi peşine, ucu ucuna. 8. Yer adlarında kullanılan Batı, Doğu, Güney, Kuzey, Güneybatı, Güneydoğu, Kuzeybatı, Kuzeydoğu, Aşağı, Orta, Yukarı, Küçük, Büyük, Eski, Yeni, İç, Yakın, Uzak kelimeleri ayrı yazılır: Batı Anadolu, Doğu Anadolu, Batı Trakya, Orta Anadolu, Kuzey Amerika, Orta Amerika, Güney Amerika, Orta Asya, Orta Avrupa, Orta Doğu, Yakın Doğu, Uzak Doğu, Güneybatı Anadolu, İç Anadolu, İç Asya, İç Erenköy, İç Aydınlıkevler, Küçük Çekmece, Büyük Çekmece, Aşağı Ayrancı, Yukarı Ayrancı, Küçük Çamlıca, Büyük Çamlıca, Küçük Menderes, Büyük Menderes, Küçük Melen, Büyük Melen, Eski Kızılelma, Yeni Kızılelma. 9. Köy, mahalle, dağ, tepe, göl, deniz, ırmak, su vb. kelimelerle kurulmuş sıfat tamlaması ve belirtisiz isim tamlaması kalıbındaki yer adlarında birinci kelime tek başına söz konusu yer adını anlatabiliyorsa bu tür yer adlarında köy, mahalle vb. kelimeler ayrı yazılır: Bahçelievler Mahallesi, Yunus Emre Mahallesi; Alp dağları, Altay dağları, Nemrut dağı; Aral gölü, Balkaş gölü, Léman gölü; Marmara denizi; Sakarya ırmağı, Meriç nehri, Tuna nehri. Bazı örneklerde birleşiğin ilk sözü bir özel isim, çoğu defa bir şehir adıdır. Bu tür örneklerde ikinci kelime kullanılmadığı takdirde göl, körfez, dağ, boğaz değil, şehir anlaşılır. Bundan dolayı ikinci kelimenin büyük harfle başladığını ilgili bölümde görmüştük. Bu tür birleşik kelimeler de ayrı yazılır: Burdur Gölü, Van Gölü; Çanakkale Boğazı, Gülek Boğazı, İstanbul Boğazı; İskenderun Körfezi, İzmir Körfezi; Ağrı Dağı (krş. Birleşik kelimeler A. 18). 10. Şahıs adlarından oluşmuş mahalle, bulvar, cadde, sokak, ilçe, köy vb. yer ve kuruluş adlarında sondaki unvanlar hariç, şahıs adları ayrı yazılır: Gazi Osmanpaşa Mahallesi, Yunus Emre Mahallesi; Gazi Mustafa Kemal Bulvarı; Ziya Gökalp Bulvarı; Nene Hatun Caddesi; Fevzi Çakmak Sokağı, Cemal Nadir Sokağı; Mustafa Kemalpaşa (ilçesi), Koca Mustafapaşa; Kâzım Karabekir Eğitim Fakültesi, Sultan Ahmet Camii, Sütçü İmam Üniversitesi (bk. Birleşik kelimeler A. 19). 11. Şehirlere sonradan verilmiş olan unvanlar ayrı yazılır: Gazi Antep, Gazi Magosa, Kahraman Maraş, Şanlı Urfa.

33

12. Bir kelime birden fazla yerin adı olarak kullanılıyorsa bu yerleri birbirinden ayırmak için başa getirilen kelimeler ayrı yazılır: Anadolu Kavağı, Rumeli Kavağı, Karadeniz (veya Zonguldak) Ereğlisi, Konya Ereğlisi, Marmara Ereğlisi. 13. Ait olduğu dilde ayrı yazılan yabancı yer adları Türkçede de ayrı yazılır: Buenos Aires, Frankfurt am Main, Freiburg im Breisgau, Hyde Park, Korlovy Vary, Mont Blanc, New Orleans, New York, Rio de Janeiro, San Marino, Wiener Neustadt, Titov Veles (krş. Birleşik kelimeler A. 20). 14. Ev, ocak ve yurt kelimeleriyle kurulan birleşik kelimeler ayrı yazılır: aş evi, bakım evi, doğum evi, düğün evi, gözlem evi, huzur evi, konuk evi, ordu evi, radyo evi, yayın evi; aile ocağı, aş ocağı, sağlık ocağı; öğrenci yurdu, sağlık yurdu, yetiştirme yurdu. 15. Ara, dış, öte, sıra sözlerinin sona getirilmesiyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler ayrı yazılır: devletler arası, kıt'alar arası, milletler arası, uluslar arası; ahlâk dışı, çağ dışı, din dışı, kanun dışı, olağan dışı, yasa dışı; fizik ötesi, kızıl ötesi, mor ötesi; aklı sıra, ardı sıra, peşi sıra, yanı sıra. 16. Somut olarak yer belirten üst sözüyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler ayrı yazılır: arka üstü, baş üstü, böbrek üstü (bezleri), kıç üstü, sırt üstü, tepe üstü. Somut olarak yer belirten alt sözüyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler de ayrı yazılır: deri altı, su altı, toprak altı, yer altı (krş. Birleşik kelimeler A. 16). 17. Alt, üst, ana, ön, art, arka, yan, karşı, iç, dış, orta, büyük, küçük, sağ, sol, peşin, bir, iki, tek, çok, çift sözlerinin başa getirilmesiyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler ayrı yazılır: alt tabaka, alt yapı, alt yazı; üst kat, üst küme, üst yapı; ana arı, ana bilim dalı, ana cadde, ana dil, ana dili, ana düşünce, ana fikir, ana kent, ana şehir, ana vatan, ana yön, ana yurt; ön çalışma, ön denetim, ön lisans, ön seçim, ön söz, ön şart, ön yargı; art damak, art düşünce, art niyet; arka teker; yan cümle, yan etki; karşı devrim, karşı görüş, karşı oy; iç barış, iç deniz, iç kulak, iç savaş, iç tüzük; dış borç, dış gezi, dış hat, dış piyasa; orta dalga, orta elçi, orta kulak, orta oyunu, orta öğrenim; büyük anne, büyük baba, büyük elçi, büyük şehir; küçük dil, küçük hanım, küçük harf, küçük parmak; sağ açık, sağ bek; sol açık, sol bek; peşin fikir, peşin hüküm; bir çenekliler, bir çenetli, bir gözeli, bir hücreli, bir terimli; iki anlamlı, iki canlı, iki cinslikli, iki çenekliler, iki düzlemli, iki eşeyli; tek anlamlı, tek erkçi, tek eşli, tek hücreli, tek renkli, tek sesli; çok anlamlı, çok düzlemli, çok eşli, çok fazlı, çok gözeli, çok hücreli; çift ayaklılar, çift dişliler, çift kanatlılar, çift parmaklılar. 18. Birden fazla kelimeden oluşan sayılar ayrı yazılır: on dört, elli iki, yüz altmış dört, kırk bir, üç yüz kırk yedi, bin dokuz yüz doksan altı (krş. Birleşik kelimeler A. 22). 19. Nota, oyun, tabanca vb. kavramları niteleyen sayılar da ayrı yazılır: on altılık, otuz ikilik; altmış altı, elli bir; yedi altmış beşlik, otuz sekizlik, kırk beşlik. 20. İçinde bulunduğumuz gün ve dönemin dışında belli bir tarihi gösteren bu gün kelimesiyle şu gün, o gün, ertesi gün, geçen gün, her gün, öbür gün kelimeleri ayrı yazılır. 21. Kanunda bitişik yazılanlar dışında kuruluş adları ayrı yazılır: Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk Dil Kurumu, Yüksek Seçim Kurulu, Devlet Malzeme Ofisi, Emekli Sandığı, Atatürk Orman Çiftliği (krş. Birleşik kelimeler A. 31). 22. Herhangi bir sözündeki bir kelimesi gelenekleşmiş olarak ayrı yazılır. *** Birleşik kelimelerin dışında kalan atasözleri ve deyimler ayrı yazılır: Akıl yaşta değil baştadır; akıntıya kürek çekmek, çam devirmek, çanak tutmak, gönlünden geçirmek, göz atmak, kulak asmak, kulak vermek, çantada keklik, devede kulak, kepçe kuyruk, yağlı kuyruk, yüz görümlüğü. 34

ALINTI KELİMELERİN YAZILIŞI Dilimize mal olmuş yabancı kökenli kelimeler, Türkçede söylendiği gibi yazılır: inci, kent, kamu, duvar, merdiven, çamaşır, pencere, kitap, memleket, ceviz, iskele, banka, sigorta, hidrojen, operasyon, futbol, portakal, sandalye, elektrik, otomobil, parlâmenter, parlâmento, şarjör. Ancak şu örneklerde söyleniş çoğunlukla değiştiği hâlde, yazılış korunmaktadır: arozöz, beysbol, blender, briyantin, çikolata, entelektüel, firkateyn, fosseptik, ıskonto, kampus, master, mikser, mokasen, mönü, pound, şanjman, trotuvar. Yabancı kökenli kelimelerin yazılışlarıyla ilgili bazı noktalar aşağıda ayrıca gösterilmiştir: 1. İki ünsüzle biten birtakım Arapça ve Farsça kökenli kelimelerin söylenişinde ünsüzler arasında bir ünlü türemiştir. Bu ünlü yazılışta da söyleyişte de belirtilir: bahis (< Arapça bahs), emir (< Arapça emr), fikir (< Arapça fikr), hüküm (< Arapça hükm), ilim (< Arapça ilm), keşif (< Arapça keşf), nakil (< Arapça nakl), nutuk (< Arapça nutk), ömür (< Arapça ömr), sabır (< Arapça sabr), şahıs (< Arapça şahs), şehir (< Farsça şehr 'kent'), zehir (< Farsça zehr). Bu kelimeler ünlüyle başlayan bir ek veya etmek, edilmek, olmak, olunmak, eylemek yardımcı fiillerini aldıkları zaman türemiş olan ünlü, söylenişte de yazılışta da düşer: bahse, emri, fikre, hükmün, nutku, ömrün, şahsı, şehre; keşfolunmak, nakletmek, şükretmek, seyredilmek, zehretmek, zikreylemek (bk. Birleşik kelimeler A. 2). 2. İki ünsüzle başlayan batı kökenli alıntılar, ünsüzler arasına ünlü konmadan yazılır: francala, gram, gramer, gramofon, grup, kral, kredi, kritik, plân, pratik, problem, profesör, program, proje, propaganda, protein, prova, psikoloji, slogan, snop, spiker, spor, staj, stil, stüdyo, trafik, tren, triptik. Ancak bu tür birkaç alıntıda, söz başında veya iki ünsüz arasında bir ünlü türemiştir. Bu ünlü söylenişte de yazılışta da gösterilir: iskarpin, iskele, iskelet, istasyon, istatistik, kulüp. 3. İçinde yan yana iki veya daha fazla ünsüz bulunan batı kökenli alıntılar, ünsüzler arasına ünlü konmadan yazılır: alafranga, apartman, biyografi, elektrik, gangster, kilogram, orkestra, paragraf, program, telgraf. 4. İki ünsüzle biten batı kökenli alıntılar, ünsüzler arasına ünlü konmadan yazılır: aks, film, form, lüks, modern, natürmort, risk, seks, slayt, teyp. 5. Batı kökenli alıntıların içindeki ve sonundaki g ünsüzleri olduğu gibi korunur: biyografi, diyagram, dogma, magma, monografi, paragraf, program; arkeolog, demagog, diyalog, filolog, jeolog, katalog, monolog, psikolog, Türkolog, ürolog. Ancak coğrafya, fotoğraf ve topoğraf kelimelerinde g 'ler, ğ 'ye döner. *** Aşağıdaki durumlarda batı kökenli kelimeler, özgün imlâları ile yazılırlar: 1. Ödünçlemeler (Dilimize mal olmamış yabancı kelimeler): by−pass (İngilizce), center (İngilizce), centrum (Lâtince), check−up (İngilizce), fuel oil (İngilizce), pipeline (İngilizce), pizza (İtalyanca), ravioli (İtalyanca), spaghetti (İtalyanca). 2. Bilim, sanat ve uzmanlık dallarında kullanılan bazı terimler: adagio, andante, cuprum, deseptyl, quercus, terminus technicus. 35

3. Lâtin yazı sistemini kullanan dillerden alınma deyim ve sözler: Veni, vidi, vici; conditio sine qua non; eppur si muove; to be or not to be; mehr Licht; l'art pour l'art; l'Etat c'est moi; traduttore, traditore; persona non grata; casus belli. Mesele falan değildi öyle, To be or not to be kendisi için; Bir akşam uyudu; Uyanmayıverdi. (Orhan Veli Kanık) YABANCI ÖZEL ADLARIN YAZILIŞI Arapça ve Farsça adların yazılışı 1. Arap ve Fars kökenli bazı kişi adları hem Türkler hem de Araplar ve Farslar tarafından kullanılmaktadır. Bu tür adlar Türkler tarafından kullanıldığı zaman Türkçe söylenişlerine göre yazılırlar: Ahmet, Bedrettin, Fuat, Mehmet, Necmettin, Nizamettin, Ömer, Rıza, Saadettin. Aynı isimler Araplar ve Farslar tarafından kullanıldığında yine Türkçe söyleniş esas alınır; ancak tonlu ünsüzler olduğu gibi kalır: Ahmed, Bedreddin, Celâleddin, Hafız−ı Şirazî, Muhammed, Necmeddin, Nizameddin, Nizamî, Osman, Ömer Hayyam. Eski metinlerin yeni yazıya çevrilmesinde, eski metinlerden yapılan alıntılarda ve bilimsel çalışmalarda, Türk adlarında da tonlu (yumuşak) ünsüzler gösterilebilir. 2. Arapça ve Farsça yer adları Türkçe söylenişlerine göre yazılır: Cezayir, Fas, Filistin, Mısır, Suudî Arabistan; Bağdat, Cidde, Erdebil, Halep, İsfahan, İskenderiye, Medine, Mekke, Şam, Şiraz, Tahran, Tebriz, Trablusgarp. Lâtin yazı sistemini kullanan dillerdeki adların yazılışı 1. Lâtin yazı sistemini kullanan dillerdeki özel adlar özgün imlâlarıyla yazılır: Beethoven, Cervantes, Chopin, Eminescu, Grimm, Horatius, Byron, Puccini, Rousseau, Shakespeare, Bologna, Buenos Aires, Iorga, Ile−de−France, Karlovy Vary, Latium, Loire, Mann, New York, Nice, Rio de Janerio, Vaasa, Wuppertal. Yabancı adların yazılışında Türk alfabesinde kullanılmayan birtakım ek işaretler geçtiği zaman özgün yazılışlarına uyulur: Molière, Grønbech, Plze@, Ibáñez. Basımda ilgili harf bulunmadığı zaman ek işaretler yazılmaz: Moliere, Plzen, Ibanez. Yabancı özel adlardan türetilmiş akım adları Türkçe söylenişlerine göre yazılır: Dekartçılık, Epikürcülük, Kalvenci, Kalvencilik, Kalvenizm, Kartezyenizm, Lüterci, Lütercilik, Marksçılık, Marksist, Marksizm. 2. Batı kökenli kişi ve yer adlarının bir bölümü eskiden beri dilimizde Türkçe biçimiyle yerleşmiştir. Bu gibi özel adlar Türkçe söylenişlerine göre yazılır: Napolyon, Şarlken, Şarl (Demirbaş Şarl); Atina, Brüksel, Cenevre, Londra, Marsilya, Münih, Paris, Roma, Selânik, Venedik, Viyana, Zürih; Hollânda. Yunanca adların yazılışı Yunanca adlarda Yunan harflerinin ses değerlerini karşılayan Türk harfleri kullanılır: Homeros, Herodotos, Euripides, Pindaros, Solon, Sokrates, Aristoteles, Platon, Venizelos, Karamanlis, Papandreu, Melina Mercouri, Onasis. Bu adları batı dillerinde kullanılan söyleniş biçimlerine uyarak Homer (Fransızca Homère), Öripid (Fransızca Euripide), Pindar (Fransızca Pindare) şeklinde yazmamak gerekir. 36

Ancak Hérodotos, Sokrates, Aristoteles, Platon, Pythagoras, Euklei− des adları dilimizde yaygın olarak Herodot, Sokrat, Aristo, Eflâtun, Pisagor, Öklid biçimlerinde yerleşmiştir. Rusça adların yazılışı 1. Rusça özel adlarda Rus harflerinin ses değerlerini karşılayan Türk harfleri kullanılır; vurguya bağlı söyleyiş ayrılıkları göz önüne alınmaz: Çaykovski, Gogol, Puşkin, Tolstoy; Omsk, Orenburg, Petersburg, Volga. Ancak Moskva kelimesi Türkçe söylenişine uygun olarak Moskova biçiminde yazılır. 2. Rusça e harfi, kelimelerin başında ve kelime içinde ünlüden sonra ye ses değerindedir ve ye olarak yazılır: Yenisey (Rusça yazılışı Enisei), Katayev (Rusça yazılışı Kataev), Dostoyevski (Rusça yazılışı Dostoevskiy), Fadeyev (Rusça yazılışı Fadeev), Mendeleyev (Rusça yazılışı Mendeleev), Yeltsin (Rusça yazılışı Eltsin). 3. Rusça x harfi, Türkçede h'ye çevrilir: Çehov (Rusça Çexov), Şolohov (Rusça Şoloxov). Bu harfi batı dillerinde olduğu gibi ch veya kh ile yazmak doğru değildir. 4. Özel adların sonundaki y'ler korunur: Klyaştornıy, İlminskiy. Ancak, Çaykovski, Dostoyevski gibi birkaç örnekte y'siz yazılışlar yerleşmiştir. 5. Rusçada ünsüzler için kullanılan inceltme işaretleri Türkçede kullanılmaz: Bolşevik, Gogol. Ancak inceltme işaretinden sonra e veya i geldiği zaman bu işaret y' ye çevrilir: Prokofyev, İlyiç. 6. Soyadlarında kullanılan −ov ve −ev ögeleri söylenişte f 'li olmasına rağmen bu söyleniş yazıya geçirilmez: Brejnev, Gorbaçov, Malov. Çince ve Japonca adların yazılışı 1. Çince adlar, Türkçede yerleşmiş biçimlerine göre yazılır: Honan, Huangho, Kanton, Nankin, Pekin, Şanghay, Vuhan. Çincede soyadları küçük adlardan önce gelir. Soyadları çoklukla tek hecelidir, küçük adlar ise bir veya iki heceden oluşur. Bu adlar büyük harfle başlar; heceler arasına çizgi konur: Sun Yat−sen, Lin Yu−tang. Yalnız Konfüçyüs gibi yaygınlık kazanmış adlar bitişik yazılır. 2. Japon yer ve kişi adları da Türkçede yerleşmiş biçimlerine göre yazılır: Tokyo, Hiroşima, Nagasaki, Osaka, Hokkaido, Kyoto; Hirohito, Haneda, Masao Mori. TÜRK DEVLET VE TOPLULUKLARINDAKİ ÖZEL ADLARIN YAZILIŞI 1. Türk devlet ve topluluklarındaki özel adlar ünlüler bakımından Türkiye Türkçesindeki söyleyişe göre yazılır: Azerbaycan, Özbekistan; Taşkent, Semerkant, Bakû, Bişkek; Cafer Cebbarlı, Samed Vurgun, Nebi Hazri, İslâm Kerimov, Abdürrauf Fıtrat, Osman Nasır, Cemal Kemal. 2. Ünsüzlerin yazılışında, ilgili Türk topluluğundaki kullanıma uyulur: Saparmurad Niyazov, Gasım Gasımzade, Cusupov, Joldasbekov, Kaydarov, Ğabdulla. Ancak öteden beri Türkiye'de tanınmış olan şahsiyetlerin adları ülkemizde yaygınlaşmış imlâları ile yazılabilir: Abdullah Tukay, Cengiz Aytmatov. Bunun yanı sıra Türkiye Türkçesi alfabesinde bulunmayan x “h” ile, w “v” ile, ñ “n” ile gösterilir: Bahtiyar 37

(Baxtiyar) Vahabzade, Muhtar Avezov (Muxtar Awezov), Baykonur (Baykoñur). NOKTALAMA İŞARETLERİ Duygu ve düşünceleri daha açık ifade etmek, cümlenin yapısını ve duraklama noktalarını belirlemek, okumayı ve anlamayı kolaylaştırmak, sözün vurgu ve ton gibi özelliklerini belirtmek üzere kullanılan işaretlere noktalama işaretleri denir. Nokta ( . ) 1. Cümlenin sonuna konur: Türk Dil Kurumu, 1932 yılında kurulmuştur. Artık o, ne üniformalı bir başkumandan, ne fraklı ve beyaz kravatlı bir devlet başkanıydı. (Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Panorama) Saatler geçtikçe yollara daha mahzun bir ıssızlık çöküyordu. (Reşat Nuri Güntekin, Çalıkuşu) Ancak, duraklamanın daha az yapıldığı sıralı cümlelerde nokta yerine virgül veya noktalı virgül konur: At ölür, meydan kalır; yiğit ölür, şan kalır. 2. Kısaltmaların sonuna konur: Alb. (albay), Dr. (doktor), Yard. Doç. (yardımcı doçent), Prof. (profesör), Cad. (cadde), Sok. (sokak), s. (sayfa), sf. (sıfat), vb. (ve başkaları, ve benzerleri, ve bunun gibi); T. (Türkçe), Alm. (Almanca), Ar. (Arapça), Far. (Farsça), Fr. (Fransızca), İng. (İngilizce), Lât. (Lâtince) (bk. Kısaltmalar). Ancak, bazı kısaltmalarda nokta kullanılmaz: TBMM (Türkiye Büyük Millet Meclisi), TDK (Türk Dil Kurumu); KB (Kutadgu Bilig), TD (Türk Dili); B (batı), D (doğu), GB (güneybatı), GD (güneydoğu); m (metre), cm (santimetre), g (gram), kg (kilogram), l (litre), hl (hektolitre); C (karbon), Fe (demir) (Ayrıntı için bk. Kısaltmalar). 3. Sayılardan sonra sıra bildirmek için konur: 3. (üçüncü), 15. (on beşinci), IV. (dördüncü); II. Mehmet, XIV. Louis, XV. yüzyıl; 2. Cadde, 20. Sokak (bk. Sayıların yazılışı 6). UYARI: Cadde ve sokak numaralarında nokta mutlaka kullanılmalıdır. Nokta kullanılmadığı takdirde yukarıdaki örneklerden 2 adet cadde, 20 adet sokak anlaşılır. 4. Bir yazının maddelerini gösteren rakam veya harflerden sonra konur: I. 1. A. a. II. 2. B. b. 5. Tarihlerin yazılışında gün, ay ve yılı gösteren sayıları birbirinden ayırmak için konur: 29.5.1453, 29.X.1923. Tarihlerde ay adları yazıyla da yazılabilir. Bu durumda ay adlarından önce ve sonra nokta kullanılmaz: 29 Mayıs 1453, 29 Ekim 1923. 6. Saat ve dakika gösteren sayıları birbirinden ayırmak için konur: Tren 09.15'te kalktı. Tören 17.30'da, hükûmet daireleri kapandıktan yarım saat sonra başlayacaktır. (Tarık Buğra)

38

7. Arka arkaya sıralanan virgülle veya çizgiyle ayrılan rakamlardan sadece sonuncu rakama nokta konur: 3, 4 ve 7. maddeler; XII – XIV. yüzyıllar arasında. 8. Bibliyografik künyelerin sonuna konur: Agâh Sırrı Levend, Türk Dilinde Gelişme ve Sadeleşme Evreleri, Ankara 1960. 9. Üçlü gruplara ayrılarak yazılan büyük sayılarda gruplar arasına konur: 16.551.000, 22.465.660. Gruplara ayrılan sayılarda nokta kullanılmaması da mümkündür (bk. Sayıların yazılışı 4). 10. Matematikte çarpma işareti yerine kullanılır: 4.5 = 20 Virgül ( , ) 1. Birbiri ardınca sıralanan eş görevli kelime ve kelime gruplarının arasına konur: Fırtınadan, soğuktan, karanlıktan ve biraz da korkudan sonra bu sıcak, aydınlık ve sevimli odanın havasında erir gibi oldum. (Halide Edip Adıvar, Kalp Ağrısı) Sessiz dereler, solgun ağaçlar, sarı güller Dillenmiş ağızlarda tutuk dilli gönüller (Faruk Nafiz Çamlıbel) 2. Sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için konur: Bir varmış, bir yokmuş. Umduk, bekledik, düşündük. (Yakup Kadri Karaosmanoğlu) Fakat yol otomobillere yasak olduğundan o da herkes gibi tramvaya biner, kimse kendisine dikkat etmez. (Falih Rıfkı Atay, Denizaşırı) 3. Cümlede özel olarak vurgulanması gereken ögelerden sonra konur: Binaenaleyh, biz her vasıtadan, yalnız ve ancak, bir noktainazardan istifade ederiz. (Mustafa Kemal Atatürk) 4. Uzun cümlelerde yüklemden uzak düşmüş olan ögeleri belirtmek için konur: Saniye Hanımefendi, merdivenlerde oğlunun ayak seslerini duyar duymaz, hasretlisini karşılamaya atılan bir genç kadın gibi, koltuğundan fırlamış ve ona kapıyı kendi eliyle açmaya gelmişti. (Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Panorama) 5. Cümle içinde ara sözleri ve ara cümleleri ayırmak için konur: Örnek olsun diye, örnek istemez ya, söylüyorum. Şimdi, efendiler, müsaade buyurursanız, size bir sual sorayım.

39

(Mustafa Kemal Atatürk) 6. Anlama güç kazandırmak için tekrarlanan kelimeler arasına konur: Akşam, yine akşam, yine akşam, Göllerde bu dem bir kamış olsam! (Ahmet Haşim) Kopar sonbahar tellerinden Derinden, derinden, derinden Biten yazla başlar keder musikisi (Yahya Kemal Beyatlı) Ancak, ikilemelerde kelimeler arasına virgül konmaz: akşam akşam, yavaş yavaş, bata çıka, koşa koşa. 7. Tırnak içinde olmayan aktarma cümlelerden sonra konur: Datça'ya yarın gideceğim, dedi. – Bugünlük bu kadar her gün üç mermi, diye düşündü. (Tarık Buğra, Küçük Ağa) 8. Konuşma çizgisinden önce konur: Hatta bahçede gezen hanımefendi bile işin farkına varıp, – Nen var senin çocuğum, diye sormak zorunda kaldı. (Haldun Taner, Hikâyeler) 9. Kendisinden sonraki cümleye bağlı olarak ret, kabul ve teşvik bildiren hayır, yok, yoo, evet, peki, pekâlâ, tamam, olur, hayhay, baş üstüne, öyle, haydi, elbette gibi kelimelerden sonra konur: Peki, gideriz. Olur, ben de size katılırım. Hayhay, memnun oluruz. Haydi, geç kalıyoruz. Evet, kırk seneden beri Türkçe merhale merhale Türkleşiyor. (Yahya Kemal Beyatlı) — Yoo, güvercinlerime dokunmayınız, dedi. (Yakup Kadri Karaosmanoğlu) 10. Bir kelimenin kendisinden sonra gelen kelime veya kelime gruplarıyla yapı ve anlam bakımından bağlantısı olmadığını göstermek için kullanılır: Bu, tek gözlü, genç fakat ihtiyar görünen bir adamcağızdır. (Halit Ziya Uşaklıgil, İzmir Hikâyeleri) Bu gece, eğlenceleri içlerine sinmedi. 40

(Reşat Nuri Güntekin, Bir Kadın Düşmanı). 11. Hitap için kullanılan kelimelerden sonra konur: Efendiler, bilirsiniz ki, hayat demek, mücadele, müsademe demektir. (Mustafa Kemal Atatürk) Sayın Başkan, Sevgili kardeşim, Değerli arkadaşım, 12. Yazışmalarda, başvurulan makamın adından sonra konur: Türk Dil Kurumu Başkanlığına, 13. Yazışmalarda, yer adlarını tarihlerden ayırmak için konur: Kuşadası, 7 Şubat (Reşat Nuri Güntekin, Çalıkuşu) 14. Sayıların yazılışında, kesirleri ayırmak için konur: 38,6 (otuz sekiz tam, onda altı), 25,33 (yirmi beş tam, yüzde otuz üç), 0,45 (sıfır tam, yüzde kırk beş) (bk. Sayıların yazılışı 5). 15. Bibliyografik künyelerde yazar, eser, basım evi vb. maddelerden sonra konur: Falih Rıfkı Atay, Tuna Kıyıları, Remzi Kitap Evi, İstanbul 1938. Yazarın soyadı önce yazılmışsa soyadından sonra da virgül konur: Ergin, Muharrem, Dede Korkut Kitabı, Ankara 1958.

UYARI: Metin içinde ve, veya, yahut bağlaçlarından önce de, sonra da virgül konmaz: Nihat sabaha kadar uyuyamadı ve şafak sökerken Faik'e bol teşekkürlerle dolu bir kâğıt bırakarak iki gün evvelki cephe dönüşü kıyafeti ile sokağa fırladı. (Peyami Safa, Mahşer)

Noktalı virgül ( ; ) 1. Cümle içinde virgüllerle ayrılmış tür veya takımları birbirinden ayırmak için konur: Erkek çocuklara Doğan, Tuğrul, Aslan, Orhan; kız çocuklara ise İnci, Çiçek, Gönül, Yonca adları verilir. 2. Ögeleri arasında virgül bulunan sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için konur: Sevinçten, heyecandan içim içime sığmıyor; bağırmak, kahkahalar atmak, ağlamak istiyorum. Sabahtan beri bekliyorum; ne gelen var, ne giden. İş işten geçti; artık gelse de olur, gelmese de. 3. Virgülle ayrılmış örnekleri farklı örneklerden ayırmak için konur: Türkiye, İngiltere, Azerbaycan; İstanbul, Londra, Bakû.

41

4. Kendilerinden evvelki cümleyle ilgi kuran ancak, yalnız, fakat, lâkin, çünkü, yoksa, bundan dolayı, binaenaleyh, sonuç olarak, bununla birlikte, öyleyse vb. cümle başı bağlaçlarından önce konur: Halis bir şiir fena okunabilir; lâkin sahte bir şiir iyi okunamaz. (Yahya Kemal Beyatlı) Bir millet ordusunu kaybedebilir, bağımsızlığını da kaybedebilir; fakat dilini sakladıkça o millet yaşıyor demektir. (Nihal Atsız, Türk Ülküsü) *** Sıralı cümleler arasında ancak, fakat, çünkü vb. cümle başı bağlayıcılarından önce yazar, araya nokta, virgül, noktalı virgül koymakta serbesttir. Bu husus, yazarın üslûptaki tercihiyle ilgilidir. İki nokta ( : ) 1. Kendisinden sonra örnek verilecek cümlenin sonuna konur: Millî Edebiyat akımının temsilcilerinden bir kısmını sıralayalım: Ömer Seyfettin, Halide Edip Adıvar, Ziya Gökalp, Mehmet Emin Yurdakul, Ali Canip Yöntem. Yeni harfler alındıktan sonra eski yazı ile bir tek kelime bile yazmayan iki kişi görmüşümdür: Atatürk ve İnönü! (Falih Rıfkı Atay, Çankaya) – Buğdayla arpadan başka ne biter bu topraklarda? Ziraatçı sayar: – Yulaf, pancar, zerzevat, tütün... (Falih Rıfkı Atay, Çankaya) 2. Kendisinden sonra açıklama yapılacak cümlenin sonuna konur: Bu kararın istinat ettiği en kuvvetli muhakeme ve mantık şu idi: Esas, Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. (Mustafa Kemal Atatürk) Kendimi takdim edeyim: Meclis kâtiplerindenim. (Falih Rıfkı Atay, Denizaşırı) Derler: İnsanda derin bir yaradır köksüzlük; Budur âlemde hudutsuz ve hazin öksüzlük. (Yahya Kemal Beyatlı) 3. Kütüphanecilik alanında yazar adı ile eser başlığı arasına konur: Yahya Kemal Beyatlı: Kendi Gök Kubbemiz, Falih Rıfkı Atay: Çankaya, Yakup Kadri Karaosmanoğlu: Yaban, Faruk Nafiz Çamlıbel: Bir Ömür Böyle Geçti (bk. Virgül 15). 42

4. Ses biliminde uzun ünlüyü göstermek için kullanılır: a:ile, ka:til, usu:le, i:cat. 5. Edebî eserlerdeki karşılıklı konuşmalarda, konuşan kişinin adından sonra konur: Bilge Kağan: Türklerim, işitin! Üstten gök çökmedikçe altan yer delinmedikçe ülkenizi, törenizi kim bozabilir sizin? Koro : Göğe erer başımız başınla senin ! Bilge Kağan : Ulusum birleşip yücelsin diye gece uyumadım, gündüz oturmadım. Türklerim Bilge Kağan der bana. Ben her şeyi onlar için bildim. Nöbetteyim ! (A. Turan Oflazoğlu, Anıtkabir) 6. Matematikte bölme işareti olarak kullanılır: 56:8=7, 100:2=50. Üç nokta ( ... ) 1. Tamamlanmamış cümlelerin sonuna konur: Ne çare ki, çirkinliği hemencecik ve herkes tarafından görülüveriyordu da, bu yanı... (Tarık Buğra, Dönemeçte) 2. Kaba sayıldığı için veya bir başka sebepten ötürü açıklanmak istenmeyen kelime ve bölümlerin yerine konur: Kılavuzu karga olanın burnu b...tan çıkmaz. B..., 7 Nisan (Reşat Nuri Güntekin, Çalıkuşu) Arabacı B...'a yaklaştığını söylüyor, ikide bir fırsat bularak arabanın içine doğru başını çeviriyordu. (Ahmet Hamdi Tanpınar, Huzur) 3. Alıntılarda; başta, ortada ve sonda alınmayan kelime ve bölümlerin yerine konur: Mümtaz, bu dükkâna bakarken hiç farkında olmadan Mallarmé'nin mısraını hatırladı: "Meçhul bir felâketten buraya düşmüş..." (Ahmet Hamdi Tanpınar, Huzur)

43

Alınmayan kelime ve bölümlerin yerine yay ayraç içinde üç nokta konması da mümkündür. 4. Sözün bir yerde kesilerek geri kalan bölümün okuyucunun muhayyilesine bırakıldığını göstermek veya ifadeye güç katmak için konur: Karşı sahilde mor, fark olunmaz sisler altındaki dağlar, korular, beyaz yalılar... Ve bütün bunların üzerinde bir esatir rüyasının havaî hakikati gibi uçan martı sürüleri... (Ömer Seyfettin, Bahar ve Kelebekler) Gök sarı, toprak sarı, çıplak ağaçlar sarı... (Faruk Nafiz Çamlıbel, Han Duvarları) Sana uğurlar olsun... Ayrılıyor yolumuz! (Faruk Nafiz Çamlıbel, Sanat) Binaenaleyh, biz her vasıtadan, yalnız ve ancak, bir noktainazardan istifade ederiz. O noktainazar şudur: Türk milletini, medenî cihanda, lâyık olduğu mevkie is'at etmek ve Türk cumhuriyetini sarsılmaz temelleri üzerinde, her gün, daha ziyade takviye etmek... (Mustafa Kemal Atatürk) 5. Ünlem ve seslenmelerde anlatımı pekiştirmek için konur: Gölgeler yaklaştılar. Bir adım kalınca onu kıyafetinden tanıdılar: — Koca Ali... Koca Ali, be!... (Ömer Seyfettin, Diyet) 6. Karşılıklı konuşmalarda, yeterli olmayan, eksik bırakılan cevaplarda kullanılır: — Yabancı yok! — Kimsin? — Ali... — Hangi Ali? — ... — Sen misin, Ali usta? — Benim!... — Ne arıyorsun bu vakit buralarda? — Hiç... — Nasıl hiç? Suya çekicini mi düşürdün yoksa !...

44

— !... (Ömer Seyfettin, Diyet) UYARI: Türk imlâsında iki nokta yan yana kullanılmaz. Soru işareti ( ? ) 1. Soru bildiren cümle veya sözlerin sonuna konur: Ne zaman tükenecek bu yollar, arabacı? (Faruk Nafiz Çamlıbel, Yolcu ile Arabacı) Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer? (Ahmet Haşim, Merdiven) Atatürk bana sordu: — Yeni yazıyı tatbik etmek için ne düşündünüz? (Falih Rıfkı Atay, Çankaya) Soru, vurguyla belirtildiği zaman da soru işareti kullanılır: Gümrükteki memur başını kaldırdı: — Adınız? Soru bildiren cümle veya sözlerde bazen cevabın ne olacağı sözün gelişinden belli olur. Bu tür cümle ve sözlerin sonunda da soru işareti kullanılır: Haksız mıyım? Liderler içinde Atatürk gibisi var mı? Yoksa bu sözümde yalan var mı? (Bilge Kağan) 2. Bilinmeyen yer, tarih vb. durumlar için kullanılır: Yunus Emre (1240?−1320), (Doğum yeri: ?). Türk halk felsefesinin, Türk nükteciliğinin ve mizah dehasının büyük mümessili Nasreddin Hoca da (Hâce Nasirüddin) bu asırda yaşamıştır (1208 ?−1284). (Türk Dünyası El Kitabı) 3. Bir bilginin şüpheyle karşılandığı veya kesin olmadığı durumlarda yay ayraç içinde soru işareti kullanılır: Ankara'dan Konya'ya 1,5 (?) saatte gitmiş. 1496 (?) yılında doğan Fuzulî ... UYARI : mı / mi eki −ınca / −ince anlamında zarf−fiil işleviyle kullanıldığı zaman soru işareti konmaz: Akşam oldu mu sürüler döner. Hava karardı mı eve gideriz. Alp Er Tonga öldi mü 45

Esiz ajun kaldı mu Ödlek öçin aldı mu Emdi yürek yırtılur. Bahar gelip de nehir çağıl çağıl kabarmaya başlamaz mı içimi geri kalmış bir saat huzursuzluğu kaplardı. (Haldun Taner, Onikiye Bir Var) UYARI : Soru ifadesi taşıyan sıralı ve bağlı cümlelerde soru işareti en sona konur: Çok yakından mı bu sesler, çok uzaklardan mı? Üsküdar'dan mı, Hisar'dan mı, Kavaklar'dan mı? (Yahya Kemal Beyatlı) Ruhunu karartan neydi, yağmur mu yağıyordu; yoksa şimşekler mi çakıyordu? Ünlem işareti ( ! ) 1. Sevinç, kıvanç, acı, korku, şaşma gibi duyguları anlatan cümlelerin sonuna konur: Ne mutlu Türküm diyene! (Mustafa Kemal Atatürk) Gurbet o kadar acı Ki ne varsa içimde Hepsi bana yabancı Hepsi başka biçimde! (Kemalettin Kâmi Kamu) Hava ne kadar da sıcak! Aşkolsun! Ne kadar akıllı adamlar var! 2. Seslenme, hitap ve uyarı sözlerinden sonra konur: Ordular! İlk hedefiniz Akdenizdir, ileri! (Mustafa Kemal Atatürk) Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir. (Mustafa Kemal Atatürk) Ak tolgalı beylerbeyi haykırdı: İlerle! (Yahya Kemal Beyatlı) 46

Ey köyleri hududa bağlayan yaslı yollar, Dönmeyen yolculara ağlayan yaslı yollar! (Faruk Nafiz Çamlıbel) Dur, yolcu! Bilmeden gelip bastığın Bu toprak bir devrin battığı yerdir. (Necmettin Halil Onan) Ünlem işareti, seslenme ve hitap sözlerinden hemen sonra konulabileceği gibi cümlenin sonuna da konabilir: Arkadaş, biz bu yolda türküler tuttururken Sana uğurlar olsun... Ayrılıyor yolumuz! (Faruk Nafiz Çamlıbel) 3. Bir söze alay, kinaye veya küçümseme anlamı kazandırmak için ayraç içinde ünlem işareti kullanılır: İsteseymiş bir günde bitirirmiş (!) ama ne yazık ki vakti yokmuş (!) Adam, akıllı (!) olduğunu söylüyor. Kısa çizgi ( − ) 1. Satıra sığmayan kelimeler bölünürken satır sonuna konur: Soğuktan mı titriyordum, yoksa heyecandan, üzüntüden mi bil− mem. Havuzun suyu bulanık. Kapının saatleri 12'yi geçmiş. Kanepe− lerde kimseler yok. Tramvay ne fena gıcırdadı! Tramvaydaki adam bir tanı− dık mı idi acaba? Ne diye öyle dönüp dönüp baktı? Yoksa kimsecik− lerin oturmadığı kanepelerde bu saatte pek başıboşlar mı oturur? (Sait Faik Abasıyanık, Havuz Başı) 2. Ara sözleri ve ara cümleleri ayırmak için kullanılır: Örnek olsun diye −örnek istemez ya− söylüyorum. 3. Dil bilgisinde kökleri ve ekleri ayırmak için konur: al−ış, dur−ak, Dur−sun, Dur−muş, gör−gü−süz−lük. 4. Dil bilgisinde fiil kök ve gövdelerini göstermek için kullanılır: al−, dur−, gör−, ver−; başar−, kana−, okut−, taşla−, yazdır−. 5. Dil bilgisinde eklerin başına konur: −den, −lık, −ış, −ak. 6. Dil bilgisinde heceleri göstermek için kullanılır: a−raş−tır−ma, bi−le−zik, du−ruş−ma, ku−yum−cu−luk, ya−zar−lık, prog−ram. 7. Eski harfli metinlerin yeni yazıya aktarılmasında Arapça ve Farsça kurallara göre yapılmış tamlamaların, birleşik ve türemiş kelimelerin ögelerini ayırmak için kullanılır: dârü'l−fünûn, resm−i geçit, resm−i kabûl, Cemiyet−i Akvâm, Hâkimiyet−i Milliye, Servet−i Fünûn, hokka−bâz, âteş−perest, menfaat−perest, bî−bedel, nâ−mağlûb, fî−sebîlillâh, min−tarafillâh, bilâ−ücret.

47

8. Kelimeler arasında “−den...−a, ve, ile, ilâ, arasında” anlamlarını vermek üzere kullanılır: Türkçe−Fransızca Sözlük, Aydın−İzmir yolu, Ankara−İstanbul uçak seferleri, Türk−Alman ilişkileri, Ural−Altay dil grubu, 09.30 − 10.30, Beşiktaş−Fenerbahçe karşılaşması, Manas Destanı'nda soy−dil−din üçgeni, 1914−1918 Birinci Dünya Savaşı, 1995−1996 öğretim yılı. 9. Bazı terim ve kuruluş adlarında kelimeler arasına konur: sıfat−fiil, zarf−fiil; Dil ve Tarih−Coğrafya Fakültesi, Fen−Edebiyat Fakültesi. 10. Yabancı özel adlarda ve henüz dilimize mal olmadığı için özgün imlâlarıyla yazılan yabancı kelimelerde kullanılır: Joliot−Curie, Lévy−Bruhl, Saint−Gotthard, Sainte−Beuve, Boulogne−sur−Mer, Bouches−du−Rhône, Salins−les−Bains, by−pass, check−up, Aix−en−Provence. 11. Adres yazarken semt ile şehir arasına konur: Kurtuluş − ANKARA 12. Matematikte çıkarma işareti olarak kullanılır: 50 − 20 = 30 Uzun çizgi (—) Yazıda satır başına alınan konuşmaları göstermek için kullanılır. Buna konuşma çizgisi de denir. Arabamız tutarken Erciyes'in yolunu: “Hancı dedim bildin mi Maraşlı Şeyhoğlu'nu?” Gözleri uzun uzun burkuldu kaldı bende, Dedi: — Hana sağ indi, ölü çıktı geçende! (Faruk Nafiz Çamlıbel, Han Duvarları) Frankfurt'a gelene herkesin sorduğu şunlardır: — Eski şehri gezdin mi? — Rothshild'in evine gittin mi? — Goethe'nin evini gezdin mi? (Ahmet Haşim, Frankfurt Seyahatnamesi) — Yoo, güvercinlerime dokunmayınız, dedi. (Yakup Kadri Karaosmanoğlu) Oyunlarda uzun çizgi konuşanın adından sonra konabilir: Sıtkı Bey — Oğlum ben kalenin teslimini düşünmüyorum. Kurtarmağa bir çare arıyorum. Kalenin teslimini düşünen seninle müzakere etmez a! İslâm Bey — Kurtarmağa çare... Kavga ederiz... Ölürüz... Teslim olmayız... Sıtkı Bey — Kaleyi kurtarmak için daha güzel bir çare var. Gerçekten ölecek adam ister. 48

İslâm Bey — Ben daha ölmedim. (Namık Kemal, Vatan yahut Silistre) UYARI : Konuşmalar tırnak içinde verildiği zaman uzun çizgi kullanılmaz. Eğik çizgi ( / ) 1. Şiirlerden yapılan alıntılarda, mısraların yan yana yazılması gereken durumlarda mısraları belirlemek için kullanılır: Ne sen, ne ben / Ne de hüsnünde toplanan bu mesâ / Ne de âlâm−ı fikre bir mersâ / Olan bu mâî deniz / Melâli anlamayan nesle âşinâ değiliz. (Ahmet Haşim, O Belde) 2. Adres yazarken apartman numarası ile daire numarası arasına konur: Altay Sokağı, Nu.: 21/6 3. Adres yazarken semt ile şehir arasına konur: Altay Sokağı, Nu.: 21/6 Kurtuluş / ANKARA 4. Dil bilgisinde eklerin farklı şekillerini göstermek için kullanılır: −a/−e, −an /−en, −lık /−lik, −madan /−meden. 5. Bölme işareti olarak kullanılır: 70 /2 = 35 Tırnak işareti ( “...” ) 1. Başka bir kimseden veya yazıdan olduğu gibi aktarılan sözler tırnak içine alınır: Dil ve Tarih−Coğrafya Fakültesinin ön cephesinde Atatürk'ün “Hayatta en hakikî mürşit ilimdir.” vecizesi yer almaktadır. Ulu önderin “Ne mutlu Türküm diyene!” sözü her Türk'ü duygulandırır. Bakınız, şair vatanı ne güzel tarif ediyor: “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır. Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.” UYARI : Aynen alınmayan söz ve yazılar tırnak içinde gösterilmez. UYARI : Tırnak içindeki alıntının sonunda bulunan işaret (nokta, soru işareti, ünlem işareti vb.) tırnak içinde kalır: “Akıl yaşta değil baştadır.” atasözü yüzyılların tecrübesinden süzülüp gelen bir gerçeği ifade etmiyor mu? “İzmir üzerine dünyada bir şehir daha yoktur!” diyorlar. (Yahya Kemal Beyatlı) UYARI : Uzun alıntılarda her paragraf ayrı ayrı tırnak içine alınır. 2. Özel olarak belirtilmek istenen sözler tırnak içine alınır: Yeni bir “barış taarruzu” başladı. Özel olarak belirtilmek istenen sözler tırnak içine alınmadan koyu yazılarak veya altı çizilerek de gösterilebilir. Höyük sözü Anadolu'da tepe olarak geçer. 3. Kitapların ve yazıların adları ve başlıkları tırnak içine alınır:

49

Edilgen " c.. Kitapların ve yazıların adları ve başlıkları tırnak içine alınmaksızın koyu yazılarak veya eğik yazıyla (italik) dizilerek de gösterilebilir: Cahit Sıtkı'nın Şairin Ölümü şiirini Yahya Kemal çok sevmişti. Denden işareti (") Bir yazıdaki maddelerin sıralanmasında veya bir çizelgede alt alta gelen aynı sözlerin veya söz gruplarının tekrar yazılmasını önlemek için kullanılır: a. Cümlenin yapısıyla doğrudan doğruya ilgili olmayan açıklamalar için kullanılır: Anadolu kentlerini. (Ahmet Hamdi Tanpınar) “İmlâ Kuralları” bölümünde bazı uyarılara yer verilmiştir. kendimizi göstermek için geziyoruz. Tırnak içinde verilen ve yeniden tırnağa alınması gereken bir sözü belirtmek için kullanılır: Edebiyat öğretmeni “Şiirler içinde ‘Han Duvarları’ gibisi var mı?” dedi ve Faruk Nafiz'in bu güzel şiirini okumaya başladı.Yahya Kemal'in bazı şiirleri “Kendi Gök Kubbemiz” adı altında çıktı. kavim’.) gezsek bile görmek için değil.” (Ahmet Hamdi Tanpınar) 2. “Şinasi'nin ‘safi Türkçe’ ile yazdığını söylediği şiirlerden sonra vardığı bu konuşulan dil fikri şüphesiz ki ondan gelen en büyük kazancımızdır. (Ahmet Hamdi Tanpınar) Bugünün gençleri Dar Kapı'yı okumalıdırlar. bütünüyle’. İşteş " Yay Ayraç ( ( ) ) 1. Dil yazılarında verilen örneğin anlamını göstermek için kullanılır: Göktürk Anıtları'nda geçen fakat günümüze ulaşmayan bazı örnekler: bodun ‘millet. tüketi ‘tamamen.. sab ‘söz’. (Ahmet Hamdi Tanpınar) UYARI : Tırnak içine alınan sözlerden sonra kesme işareti kullanılmaz: Yahya Kemal’in “Kendi Gök Kubbemiz”i okudunuz mu? Tek tırnak işareti ( ‘. eçü apa ‘ecdat. köylerini (Köy sözünü de çekinerek yazıyorum.’ ) 1. atalar’. Dönüşlü " ç. Etken fiil b. 50 .

. Benim gibi dertli bir ihtiyarla eğlenmek günahtır. Bir İçim Su) UYARI : Hakkında açıklama yapılan söze ait ek. Alıntıların aktarıldığı eseri veya yazarı göstermek için kullanılır: Cihanın tarihi. Bir yazının maddelerini gösteren rakam ve harflerden sonra kapama ayracı konur: I) 1) A) a) II) 2) B) b) Köşeli ayraç ( [ ] ) 1.. İhtiyar – (Evvelâ vurulmuş gibi sendeler. (Ahmet Hikmet Müftüoğlu) Eşin var. Düşman gemileri üstümüze toplarını çevirmişler. durumunu açıklamak ve göstermek için kullanılır: İhtiyar – (Yavaş yavaş Kaymakama yaklaşır... Senin kadar kimse kendi vatanına sahip olmağa hak kazanmamıştır. ayraç kapandıktan sonra yazılır: Yunus Emre (1240?− 1320)'nin. sonra derin ve saf bir bakışla Kaymakam ve arkadaşlarına) Etmeyin Efendiler. nedir derdin? (Safahat) 4. 7. vatanı uğrunda senin kadar uğraşan.. Alıntılarda. (Refik Halit Karay.. Sağ salim onu teslim edecekmişiz. kinaye veya küçümseme anlamı kazandırmak için kullanılan ünlem işareti yay ayraç içine alınır (bk. 6.. aşiyanın var. Ayraç içinde ayraç kullanılması gereken durumlarda yay ayraçtan önce köşeli ayraç kullanılır: 51 . Oğlunun katili ecnebi tebaasıymış. yay ayraç içine alınabilir (bk.. İstiklâl) 3.. ortada ve sonda alınmayan kelime ve bölümlerin yerine konulan üç nokta. Adalı'yı istiyorlar..(Nurullah Ataç.. Sizin gibi efendilere yakışmaz. baharın var ki beklerdin Kıyametler koparmak neydi ey bülbül. Soru işareti 3). Ünlem işareti 3)... Bu vatan ya senindir.. Tiyatro eserlerinde konuşanın hareketlerini.) Ne oluyor beyefendi? Allah rızası için bana da anlatın. Üç nokta 1). Kaymakam – (hiddetle) Ne olacak baba. ya kimsenin. Bir söze alay. kanını döken bir millet daha gösteremez. başta. UYARI : Yani ile yapılan açıklamalar ayraç içine alınmaz. Söyleşiler) Süleyman Şah'ın cenazesi sudan ihraç olunarak (çıkarılarak) hemen orada defnedilmiştir ki makarrı (durağı) hâlâ “Türk Mezarı” namiyle maruftur (tanınmıştır). Bir bilginin şüpheyle karşılandığını veya kesin olmadığını göstermek için kullanılan soru işareti yay ayraç içine alınır (bk. (Reşat Nuri Güntekin. 5.. 2..

Özel adlara getirilen iyelik ve hâl eklerini ayırmak için konur: Fatih Sultan Mehmet'e. Muratı. Zonguldakı şeklinde telâffuz edilmez. Türk Dil Kurumundan. Mehmedi. Mehmetler. UYARI : Özel adlar yerine kullanılan"o" zamiri cümle içinde büyük harfle yazılmaz ve kendisinden sonra gelen ekler kesme işaretiyle ayrılmaz. BNMAU−ın şinjleh U0aanı Akademii Tuu0ıyn )ureelen. 3. UYARI : Ahmet. Müslümanlıkta. Yurdakul'dan. Bordeaux'lu. Bu eklerden sonra da kesme işareti kullanılmaz: Türklüğün. Kâzım Karabekir'i. Sinopu. Türkleşmek.. Ereğliler. Yunus Emre'yi. Sait Halimpaşa Yalısı'ndan. Recebi. Zonguldak gibi örneklerde kesme işareti kullanılır. fakat araştırıcı tarafından tamamlanan bölümler köşeli ayraç içine alınır: Babam kağan öldüğünde küçük kardeşim Kül−tegin ye[di yaşında kaldı. Hristiyanlıktan. Ahmeti. Muradı. Avrupalılaşmak. metinde bulunmayan veya silinmiş olan. Murat. Mehmeti. Nasrettin Hocada. Akım. Enver Paşayı. Mehmet. Millî Edebiyat Akımının.Mongolın Ertniy Tüü0 (Arheologiyn Nayruulal) [Mogolistan'ın Eski Tarihi (Arkeolojik Araştırmalar)]. Genç Kalemler. Türkleşmekte. Ahmet Mithat Efendinin. Allaha emanet. Ancak aşağıda belirtilen özel adlardan sonra kesme işareti kullanılmaz: a.. Kişi adlarından sonra kullanılan unvanlar: Mustafa Kemal Paşaya. Gazi Antepi. Ahmetler. Türk'e. Aydınlı. Honolulu'lu. Jüpiter'den.. Hristiyanlık. Velinin külâhını Aliye. Konyalı. Çalıkuşu. Çankaya Köşkü'ne. Atatürk'üm. Bursalı. 52 . Alman'ı. Zonguldağı şeklinde telâffuz edilir. Sinop. (Çözülmüş Orhon Yazıtları) Kesme işareti ( ' ) 1. Halit. Bilimsel çalışmalarda. Venüs'ü. Sinekli Bakkal'ı. c. 2. Van Gölü'ne. Gazi Antep. Aydınlıdan. Yeni Lisan. Ayhan Beyden.]. Recep. UYARI : Yabancı özel adlar dışındaki özel adlara getirilen yapım ekleri ve çokluk eki kesmeyle ayrılmaz: Türklük. Türkçe. Yabancı özel adlardan sonra getirilen çokluk ve yapım ekleri kesme işaretiyle ayrılır: Nice'ler. Dil ve Tarih−Coğrafya Fakültesi Dekanlığına. Zeynep Hanıma. Alinin külâhını Veliye. Sinobu. b. Ancak kelimeler. Yükselme Döneminin. Yekta Bahir [Ömer Seyfettin]. Ziya Gökalp Bulvarı'nda. Ağrı Dağı'nın. Kurum ve kuruluş adları: Türkiye Büyük Millet Meclisine. Ziya Gökalp'tan. Türkçenin. Haliti. 2. Türkiye'm. Edebiyat−ı Cedide Topluluğunun. Dersaadet 1922. Avrupalı. Ahmedi. Bibliyografik künyelere ilişkin bazı ayrıntıları göstermek için kullanılır: Reşat Nuri [Güntekin]. Müslümanlık. Türkiye'de. Recepi. Enver Paşanın. Halidi. İnönü'den.. Yakup Kadriler. Deyimlerde geçen özel adlar: Allahtan hayırlısı. Lille'li. 30 Ağustos Çarşambadan sonra d. Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına. ç. Klâsik Türk Edebiyatına. çağ ve dönem adları: Eski Çağın. Gazi Antebi. Ay ve gün adları: 29 Ekime. Türkçü. Ulaanbaatar 1977.. Kiralık Konak'ta. Türkçülük.

3. mad. BDT'ye. m²ye (metre kareye).'nci değil 2'nci. Bir ek veya harften sonra gelen ekleri ayırmak için konur: A'dan Z'ye kadar.dan. Bu tür kısaltmalarda ek noktadan ve üs işaretinden sonra. büyük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen eklerde kısaltmanın son harfinin okunuşu esas alınır: kg'dan. TDK'nin. Seslerin vezin dolayısıyla şiirde veya konuşma sırasında düştüğünü göstermek için kesme kullanılır: K'oldu.'inci değil 8'inci. Ancak. 7. mm'den. 5. ayrıca nokta konmaz: 8. Ancak konuşmada ve vezin dolayısıyla şiirde bu tür kullanılışlar ortaya çıkabilmektedir.si.yi.dan. 2. Ancak kısaltması büyük harflerle yapıldığı hâlde bir kelime gibi okunan kısaltmalara getirilen eklerde bu okunuş esas alınır: ASELSAN'da. netmek. 53 . 10'ar değil onar. Nu.” 1985'te. Türkçede −daş'la yapılmış birçok söz vardır. 9. ABD'de. 64ten (altı üssü dörtten) 4. THY'de. BM'de. 8'inci madde.65’lik. İng. NATO'dan. 2'nci kat. b'nin m'ye dönüşmesi. TV'ye. BOTAŞ'ın. Alm. UYARI : Üleştirme sayıları rakamla değil yazıyla gösterilir: 6'şar değil altışar. cins isimler için yapılan açıklamalarda yay ayraçtan sonra doğal olarak kesme işaretine gerek yoktur: İmek fiili (ek fiil)nin geniş zamanı şahıs ekleriyle çekilir. Kısaltmalara getirilen ekleri ayırmak için konur: TBMM'nin. UYARI : Sıra sayıları ekle gösterildiği zaman rakamdan sonra sadece kesme işareti ve ek yazılır. TRT'den. UYARI : Küçük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen eklerde kelimenin okunuşu.leri. napmak gibi fiiller yoktur.65’lik. UYARI : Sonunda nokta bulunan kısaltmalarla üs işaretli kısaltmalar kesmeyle ayrılmaz. cm'yi. neylemek. 7. Özel adlar için yay ayraç içinde bir açıklama yapıldığı takdirde kesme işareti yay ayraçtan sonra konur: Yunus Emre (1240?−1320)'nin. Yakup Kadri (Karaosmanoğlu)'nin. Sayılara getirilen ekleri ayırmak için konur: “1919 senesi Mayısının 19'uncu günü Samsun'a çıktım. UNESCO'ya. Dilimizde kolmak. kelimenin ve üs işaretinin okunuşuna uygun olarak yazılır: vb. N'oldu? N'etsin? N'eylesin? N'apalım? Bir ok attım karlı dağın ardına Düştü m'ola sevdiğimin yurduna İl yanmazken ben yanarım derdine Engel aramızı açtı n'eyleyim (Karacaoğlan) 6. cm³e (santimetre küpe).

artı x çarpma işareti. çarpı 54 .YAZIDA KULLANILAN DİĞER İŞARETLER Yazıda sık sık kullanılan birtakım işaretler daha vardır: + toplama işareti.

gönderme işareti ~ benzerlik. Türkçede “ve” için böyle bir işaret kullanılamaz. AKDTYK (Atatürk Kültür./. TK (Türk Kültürü). kitap. terim veya özel adın içerdiği harflerden biri veya birkaçı ile daha kısa olarak ifade edilmesi ve sembolleştirilmesidir. İhtiyaca göre her zaman kısaltma yapılabilir. KB (Kutadgu Bilig). dergi ve yön adlarının kısaltmaları genellikle her kelimenin ilk harfinin büyük olarak yazılmasıyla yapılır: TBMM (Türkiye Büyük Millet Meclisi). GB (güneybatı). Önemli olan yapılan kısaltmanın benimsenmesi. KD (kuzeydoğu). Kısaltmalarla ilgili bu esasları şöyle gösterebiliriz: 1. KT (Kamus−ı Türkî). kelimeden önce farazîlik işareti ° derece işareti => devam işareti ® devam işareti. TDED (Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi). TD (Türk Dili). genel bir sistem bulunmamakla birlikte dilimizde bazı esasların yerleştiği de görülmektedir. bir kelime. Kısaltmalarda herkesçe uyulan.= eşitlik işareti % yüzde işareti 2 üs işareti § paragraf işareti + paragraf işareti . G (güney). Kuruluş. KISALTMALAR Kısaltma. çeviriniz * kelimeden sonra dipnot işareti. K (kuzey). KB (kuzeybatı). ABD (Amerika Birleşik Devletleri). D (doğu). GD (güneydoğu). yaklaşıklık işareti (alternasyon) < büyük. Dil ve Tarih Yüksek Kurumu). gramerde çıkma işareti > küçük. 55 . TDK (Türk Dil Kurumu). B (batı). yaygınlaşması ve tutunmasıdır. gramerde gelişme işareti @ yaklaşık olarak eşit · bitti *** bölüm sonu işareti • eksiği veya fazlası UYARI : &işareti İngilizceye özgüdür.

Sonunda nokta bulunan kısaltmalar kesmeyle ayrılmaz.K. is.leri. Ca (kalsiyum). (Kara Kuvvetleri Komutanlığı).K. (Avukat).O. (Albay). İng. Gen. H. sf. cm (santimetre). *** Küçük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen eklerde kelimenin okunuşu. FİSKOBİRLİK'in (söylenişi FİSKOBİRLİĞİN). B. g (gram). mm (milimetre). (Milâttan Önce).S. İLESAM (İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği). Fe (demir). (kimya). (İngilizce). Ancak askerî sözlerin kısaltılmalarında ve diğer bazı örneklerde nokta konulması gelenekleşmiştir: A. (General). Alb. fiz. kim. TÖMER (Türkçe Öğretim Merkezi). mm'den. (Doktor). özel ad. TRT'den.C. mg (miligram). BDT'ye. Güniz Sok. (fizik). Büyük harflerle yapılan kısaltmalarda genellikle nokta kullanılmaz. (isim). (hazırlayan).yi. ed. Alm. Kuruluş. cm'yi. M. USA) AFP Agence France Press (Fransız Basın Ajansı) 56 . cins isim ise ilk harf küçük olur: Alm. (Almanca). kısaltmanın akılda kalabilmesi için yeni bir kelime oluşturma amacı güdülür: ASELSAN (Askerî Elektronik Sanayii). kg (kilogram). km (kilometre). (çeviren). K. H. BOTAŞ (Boru Hatları ile Petrol Taşıma Anonim Şirketi). özellikle son kelimenin birkaç harfinin kısaltmaya alındığı da görülür. (Harp Okulu).si.dan. SEKA (Selüloz ve Kâğıt Sanayii Kurumu). dergi ve yön adlarıyla element ve ölçülerin dışında kalan kelime veya kelime gruplarının kısaltılmasında. Tonsuz (sert) ünsüzle biten kısaltmalar. İng. (sıfat). (Harp Akademisi). Av. hzl. T. Kısaltılan kelime veya kelime grubu. UNESCO'ya. Ancak kısaltması büyük harflerle yapıldığı hâlde bir kelime gibi okunan kısaltmalara getirilen eklerde bu okunuş esas alınır: ASELSAN'da. THY'de. CMUK'un (CMUĞ'un değil). kitap. (ede− biyat). (Milâttan Sonra). (Güniz Sokağı).E. hl (hektolitre). (Büyük Elçi). NATO'dan.dan.Ancak bazen kelimelerin. Bazen de aradaki kelimelerden hiç harf alınmadığı olur. cm² (santimetre kare) 3. (Posta Kutusu). unvan veya rütbe ise ilk harf büyük. TÜBİTAK'ın (TÜBİTAĞ'ın değil). (Alay). KISALTMALAR DİZİNİ A.A. M. büyük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen eklerde kısaltmanın son harfinin okunuşu esas alınır: kg'dan. çev. Ancak birlik kelimesiyle yapılan kısaltmalarda söyleyişte k'nin yumuşatılması normaldir: ÇUKOBİRLİK'e (söylenişi ÇUKOBİRLİĞE). Elementlerin ve ölçülerin milletler arası kısaltmaları genellikle Türkiye'de de olduğu gibi kabul edilmiştir: C (karbon). Dr. (Kocatepe Mahallesi). noktadan sonra ve kelimenin okunuşuna uygun olarak yazılır: vb. Kocatepe Mah.K. (Türkiye Cumhuriyeti). P. l (litre). Bu tür kısaltmalarda ek. m² (metre kare). BOTAŞ'ın. RTÜK'e (RTÜĞ'e değil). mad.Ö. ilk harfle birlikte kelimeyi oluşturan temel harfler (genellikle ünsüzler) dikkate alınır. Prof. Nu. ek aldıkları zaman okunuşta tonsuz ses tonlulaştırılmaz: AGİK'in (AGİĞ'in değil). (Profesör). m (metre). Alay AA Anadolu Ajansı AAM Atatürk Araştırma Merkezi AB Avrupa Birliği ABD Amerika Birleşik Devletleri (bk. Bu tür kısaltmalarda. 2.

bağışıklık yetersizliği) Akad. Astroloji AŞTİ Ankara Şehirler Arası Terminal İşletmesi AT Avrupa Topluluğu 57 . Astsubay ASELSAN Askerî Elektonik Sanayii Asist. Asistan ASKİ Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi astr. Albay Alm. askerlik Asb. akademi üyesi AKDTYK Atatürk Kültür. Almanca anat. Arkeoloji As. Asker. Gör. askerî. Araştırma Görevlisi ark. Dil ve Tarih Yüksek Kurumu AKM Atatürk Kültür Merkezi Alb. Arapça Ar. Adı geçen eser AGİK Avrupa Güvenlik ve İş Birliği Konferansı AI Amnesty International (Uluslar Arası Af Teşkilâtı) AIDS. Astronomi astrol. aids Acquired immune deficiency syndrome (İmmün yokluğu sendromu. Antropoloji AOÇ Atatürk Orman Çiftliği AP Associated Press (ABD Haber Ajansı) APS Acele Posta Servisi Apt. Apartman Ar. Anatomi ant. Akademi.age.

Büyük Elçi belgeç Belgegeçer (faks) bitb. Binbaşı bot. Botanik 58 . Biyoloji bk.Atğm. Atmosfer ATM Automatic Teller Machine (Otomatik para işlem makinesi) ATO Ankara Ticaret Odası AÜ Anadolu Üniversitesi AÜ Atatürk Üniversitesi AÜ Ankara Üniversitesi Av. Bitki bilimi biy. Avukat AYK Atatürk Yüksek Kurumu ( AKDTYK'nin kısa adı) B Batı B. Bölük BM Birleşmiş Milletler Bn. Bakınız Bl. Bağlaç BAĞ−KUR Esnaf Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu BBC British Broadcasting Corporation (İngiliz Radyo Televizyon Kurumu ) BCG Bacillus Calmette Guèrin (Verem aşısı) Bçvş. Bayan Bnb.E. Bay bağ. Başçavuş BDT Bağımsız Devletler Topluluğu B. Asteğmen atm.

basım Bşk. Cadde CD Corps Diplomatique (Kordiplomatik) Cerm. Dil bilimi 59 . Başkan. Cermence CIA Central Intelligence Agency (ABD Merkezî Haber Alma Teşkilâtı) cm Santimetre CMUK Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu coğ. Bulvar Bulg. Coğrafya COMECON Council for Mutual Economic Asistance (Doğu Bloku Ülkeleri Karşılıklı Ekonomik Yardım Konseyi) CÜ Cumhuriyet Üniversitesi çev. Başkanlık BşK. Çavuş D Doğu dam Dekametre DAP Doğu Anadolu Projesi db. çevirmen ÇS Çimento Sanayii ÇUKOBİRLİK Çukurova Pamuk Tarım Satış Kooperatifleri Birliği ÇÜ Çukurova Üniversitesi Çvş. Bulgarca BÜ Boğaziçi Üniversitesi C. Cilt Cad. Baskı. Başkomutan Bul. Bölüm bs. Çeviren.BOTAı Boru Hatları ile Petrol Taşıma Anonim Şirketi Böl.

Komutanlığı dzl. Doğum. Gaz.K. Doktor drl. Doçent doğ. Düzenleyen dzş. Edat Ecz. böcek öldürücü) DDY Devlet Deniz Yolları DGM Devlet Güvenlik Mahkemesi DHMİ Devlet Hava Meydanları İşletmesi DİE Devlet İstatistik Enstitüsü dk Dakika dl Desilitre dm Desimetre DMO Devlet Malzeme Ofisi Doç. Düzeltilmiş e. doğum tarihi DPT Devlet Plânlama Teşkilâtı Dr.Kuv. Deniz Kuvvetleri Dz.dbl.Kuv. Ekonomi 60 . Derleyen DSİ Devlet Su İşleri DTCF Dil ve Tarih−Coğrafya Fakültesi Dz. Otobüs İşletmeleri (Ankara Belediyesi) EKG Elektrokardiyogram (Kalp akım grafiği) ekon. Deniz Kuvvetleri Komutanı. Dil bilgisi DDT Dichloro−diphenol−trichloro−ethane (dedete. doğumu. Edebiyat EGO Elektrik. Eczacı ed.

Felsefe FIFA. Farsça FBI Federal Bureau of Investigation (ABD Federal Araştırma Bürosu) fel. Su. Fizik fizy. Enstitü Erm. Tramvay İşletmeleri (İzmir Belediyesi) EÜ Ege Üniversitesi F. belgeç FAO Food and Agriculture Organization (BM Gıda ve Tarım Teşkilâtı) Far. Fransızca G Güney g Gram GAP Güneydoğu Anadolu Projesi GB Güneybatı 61 . fifa Federation Internationale des Football Associations (Uluslar Arası Futbol Federasyonu) FILA Federation Internationale de Lutte Amateur (Uluslar Arası Amatör Güreş Federasyonu) FIR Flight Information Region (Uçuş hattı düzenlemesi) fil. Otobüs. Ermenice ESHOT Elektrik. Havagazı. Filoloji FİSKOBİRLİK Fındık Tarım Satış Kooperatifleri Birliği fiz. Fizyoloji FKB Fizik.EMK Elektromotor Kuvvet Ens. Kimya. Fiyat f. Fakülte faks bk. Biyoloji (Bölümü) FKÖ Filistin Kurtuluş Örgütü Fr. Fiil Fak.

Kuv. Harp Okulu Hst. Hukuk HÜ Hacettepe Üniversitesi Hv. General geom. Genişletilmiş Gön. hizmette 62 . Komutanlığı Hz. Hava Kuvvetleri Komutanı.Kuv.GB Gümrük Birliği GD Güneydoğu Gen.K. Halk ağzı hm Hektometre H. Geometri GESAM (Türkiye) Güzel Sanat Eseri Sahipleri Meslek Birliği gn. Hizmet.A. Gramer GSMH Gayrisafi millî hâsıla GÜ Gazi Üniversitesi hek. Genelkurmay GOÜ Gazi Osmanpaşa Üniversitesi gnş. Genel Gnkur. Hava Kuvvetleri Hv. Harp Akademisi HABITAT UNCHS Centre for Human Settlements (Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Konferansı) hl Hektolitre hlk. Hazret Hz. hekim H. Hastahane huk. Hekimlik.O. Gönderen gr.

İngilizce INTERPOL International Criminal Police Commission (Uluslar Arası Cinayet Polisi Komisyonu) IOC International Olympic Committee (Uluslar Arası Olimpiyat Komitesi ) IPI International Press Institute (Uluslar Arası Basın Enstitüsü) IRO International Refugee Organization (Uluslar Arası Mülteci Teşkilâtı ) is. İşleyen İŞOT İstanbul Şehirler Arası Otobüs Terminali İt. İspanyolca işl. Hazırlayan Hz. İbranca (İbranîce) icl. İnceleyen İETT İstanbul Elektrik. Hizmete özel İbr. Jeoloji 63 . Japonca jeol. İsim İSKİ İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi İSO İstanbul Sanayi Odası İsp.hzl. Tünel. İtalyanca ITO International Trade Organization (BM Uluslar Arası Ticaret Birliği) İTO İstanbul Ticaret Odası İTÜ İstanbul Teknik Üniversitesi İÜ İstanbul Üniversitesi J. Jandarma Jap. özl. Tramvay İşletmesi İLESAM (Türkiye) İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği ILO International Labor Organization (Uluslar Arası Çalışma Teşkilâtı) IMF International Monetary Fund (Uluslar Arası Para Fonu) İng.

Kimya KİT Kamu İktisadî Teşekkülü K. Milâdî 64 . Korgeneral krş. Komutan. Kurmay Kur. Başkanlığı l Litre Lât. Lâtince LPG Likit petrol gazı Ltd. Karşılaştırınız KTÜ Karadeniz Teknik Üniversitesi Kur. Limitet M. Kolordu Kora. Kurmay Başkanı. Kara Kuvvetleri Komutanı. Boğaz (Bölümü) KD Kuzeydoğu KDV Katma değer vergisi kg Kilogram KGB Komitet Gossudarrstvennoi Bezopastnosti (Sovyet Gizli Haber Alma Teşkilâtı) KHK Kanun hükmünde kararname kim. Koramiral Korg.K Kuzey K.Kuv.Bşk. Kara Kuvvetleri km Kilometre Kor.K. Komutanlığı KB Kuzeybatı KBB Kulak. Komutanlığı KKTC Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti K. Milât. Burun.K.

Mahalle Mah. Macarca mad. Matematik Md. Mareşal M. Mahkeme man. Müdür.S. Müdürlüğü MEB Millî Eğitim Bakanlığı mec. Madde Mah. Mantık mat.Ö. Mineraloji MİT Millî İstihbarat Teşkilâtı MK Medenî Kanun MKE Makine Kimya Endüstrisi MKS Metre−Kilogram−Saat MKYK Merkez Karar Yönetim Kurulu mm Milimetre M. Mimarlık min. Milâttan Sonra MSB Millî Savunma Bakanlığı MSÜ Mimar Sinan Üniversitesi MTA Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğü 65 . Milâttan Önce MPM Millî Prodüktivite Merkezi Mrş. Mecaz MESAM (Türkiye) Müzik Eserleri Sahipleri Meslek Birliği MGK Millî Güvenlik Kurulu mim.m Metre Mac.

Onbaşı OPEC Organization of Petroleum Exporting Countries (Petrol İhraç Eden Ülkeler Teşkilâtı ) Opr.Sb. Ordinaryüs Org. Orgeneral Ort. ortakları Osm. bk. Ortaklık. Ölüm. Osmanlı Türkçesi Öğ. Nöbetçi subayı Nr. Müracaat müz. ölüm tarihi ör. Operatör Or. Nu. Öğretmen öl. Nu.MÜ Marmara Üniversitesi Müh. Mühendis Mür. Ordu Ora. bk. Numara ODTÜ Orta Doğu Teknik Üniversitesi OECD Organization for Economic Cooperation and Development (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilâtı) Onb. Nu. Oramiral Ord. Örnek ÖSS Öğrenci Seçme Sınavı 66 . Nöbetçi Nö. Nö. ölümü. Nöbet. Müzik MYK Merkez Yönetim Kurulu NASA National Aeronautics and Space Administration (Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Araştırmaları Merkezi) NATO North Atlantic Treaty Organization (Kuzey Atlantik Antlaşması Teşkilâtı) No.

Özel ped. Editors. Sayın sn Saniye snt. Profesör psikol. Santral 67 . Portekizce Prof. Sıfat Sl.K. Psikoloji PTT Posta. Sayfa sa Saat Sb. Subay SBF Siyasal Bilgiler Fakültesi SEKA Selüloz ve Kâğıt Sanayii Kurumu sf. Telgraf. Telefon (İdaresi) RC Red Cross (Kızılhaç) RTÜK Radyo Televizyon Üst Kurulu Rum. Essayists and Novelists (Uluslar Arası Yazarlar Birliği) P. Pedagoji PEN International Association of Poets. Playwrights. Slavca Sn. Rumence Rus. Rusça S. Posta kutusu PO Petrol Ofisi POAŞ Petrol Ofisi Anonim Şirketi Port.ÖSYM Öğrenci Seçme Yerleştirme Merkezi ÖYS Öğrenci Yerleştirme Sınavı öz. Sayı s.

Tarih TARİŞ Tarım Satış Kooperatifleri Birliği TASS Telegrafnoe Agentstvo Sovetskogo Soyuza (Sovyetler Birliği Telgraf Ajansı) Tb. Spor SÜ Selçuk Üniversitesi Ş. teknoloji TEK Türkiye Elektrik Kurumu tel. Teknik. Telgraf 68 .C. Şirket Şb. Türkiye Cumhuriyeti TCDD Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları TCK Türkiye Cumhuriyeti Karayolları TCK Türk Ceza Kanunu TCMB Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası TDK Türk Dil Kurumu TED Türk Eğitim Derneği tek. Sokak sos.Sok. Tabur TBB Türkiye Barolar Birliği TBMM Türkiye Büyük Millet Meclisi T. Türkçe t Ton TAEK Türkiye Atom Enerjisi Kurumu tar. Şube T. Sosyoloji SOS Save our Souls (Denizde uluslar arası yardım isteme işareti) SSK Sosyal Sigortalar Kurumu sp.

Ticaret TİSK Türkiye İşverenler Sendikası Konfederasyonu tiy. Tiyatro TKAE Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü TKB Türk Kadınlar Birliği TKİ Türkiye Kömür İşletmeleri TL Türk lirası tlf.TEM Trans European Motor Way (Avrupa Transit Kara Yolu) TEV Türk Eğitim Vakfı TGS Türkiye Gazeteciler Sendikası Tğm. Teleks tls. Teğmen THA Türk Haberler Ajansı THK Türk Hava Kurumu THK Türk Hukuk Kurumu THY Türk Hava Yolları TIR Transport International Routier (Uluslar Arası Kara Yolu Taşımacılığı) tic. Telefon tlks. Topçu TÖMER Türkçe Öğretim Merkezi TP Türk Petrolleri 69 . Telsiz TM Türk Malı TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği TMO Toprak Mahsulleri Ofisi TOBB Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği TODAİE Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü Top.

Bilim ve Kültür Teşkilâtı) UNICEF United Nations International Children's Emergency Fund (Birleşmiş Milletler Uluslar Arası Çocuklara Yardım Fonu) UNO United Nations Organization (Birleşmiş Milletler Teşkilâtı) USA United States of America (Amerika Birleşik Devletleri) (bk. BM) UNAC United Nations Aid to Children (Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Teşkilâtı) UNESCO United Nations Educational. ABD) 70 . Tugay Tuğg.TPAO Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı tpl. Tümamiral Tümg. Toplayan TR Türkiye TRT Türkiye Radyo Televizyon Kurumu TSE Türk Standartları Enstitüsü TSK Türk Silâhlı Kuvvetleri TTB Türk Tabipler Birliği TTK Türk Tarih Kurumu Tug. Scientific and Cultural Organization (Birleşmiş Milletler Eğitim. Tümen Tüma. televizyon TYMB Türk Yüksek Mühendisler Birliği UEFA Union of European Football Associations (Avrupa Futbol Federasyonları Birliği) UN United Nations (krş. Tuğgeneral TUS Tıpta Uzmanlık Sınavı TÜBİTAK Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu Tüm. Tümgeneral TÜRK−İŞ Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu TÜTAV Türk Tanıtma Vakfı TV Teve.

Elektrik Genel Müdürlüğü YSK Yüksek Seçim Kurulu Yun. Üsteğmen vb. Veteriner vs. Yedek Subay YÖK Yükseköğretim Kurulu YSE Yol. Yarbay Yd. Mim. Su. Uzman Ü Üniversite Üçvş. Yardımcı Yard. Doç. ve bunun gibi vd.Sb. Müh. Yayın Yb. Yüksek Mimar Yük. Yüksek Yard. ve benzerleri. Yardımcı Doçent Yay. Yüksek Mühendis yy. Ünlem Üstğ.Uzm. Yüzbaşı 71 . Yüzyıl yyl. Üstçavuş ünl. Ve saire WB World Bank (Dünya Bankası) WHO World Health Organization (Dünya Sağlık Teşkilâtı) WMO World Meteorological Organization (Dünya Meteoroloji Teşkilâtı) Y. Yunanca Yük. Yayımlayan Yzb. Ve başkaları. Ve devamı Vet.

Zooloji (*)KESME KESME İŞARETİNİN KULLANILDIĞI SÖZLER DİZİNİ Bazı alıntı kelimelerde ünsüzler. Türkçenin hece yapısına aykırı olarak kendilerinden önceki ünlüyle hece kurarlar. Dilimizde sayılı olan bu tür alıntılar aşağıda gösterilmiştir: an'ane an'anevî bid'at cem'an cür'et cür'etkâr cür'etkârlık cür'etlenme cür'etlenmek cür'etli cüz'î def'aten fer'î 72 .ZF Ziraat Fakültesi zf. Zarf zm. Zamir zool.

gayrimes'ul hal'etmek hil'at is'at iş'ar iş'arî iz'aç iz'an iz'anlı iz'ansız iz'ansızca iz'ansızlık kat'î kat'îleşme kat'îleşmek kat'iyen kat'iyet kıt'a kur'a kur'acı Kur'an Kur'anıkerim mef'ul mel'anet mel'un mer'i mer'iyet 73 .

mes'ul mes'uliyet mes'uliyetli mes'uliyetsiz mes'uliyetsizlik mes'ut meş'ale meş'um müt'a nez'etmek ric'at rik'a sun'î sun'îlik sür'at sür'atle sür'atlendirme sür'atlendirmek sür'atlenme sür'atlenmek sür'atli şer'an şer'î şer’iye şuf'a tab’an tel'in 74 .

bu seslerden sonra gelen a ve u üzerine konmaktadır. okunuşları uzun olan ünlüler üzerinde: aciz (güçsüzlük) âciz (güçsüz) adem (yokluk) âdem (insan) adet (sayı) âdet (gelenek. 1. alışkanlık) akit (sözleşme) âkit (sözleşme yapan) ala (karışık renkli) âlâ (pekiyi) alem (bayrak) âlem (dünya. anlamları ve okunuşları ayrı olan kelimeleri ayırt etmek için.tes'it vak'a vak'anüvis vak'anüvislik vaz'ıhamil vüs'at Aşağıdaki kelimelerde kesmeli durum iyelik eki alındığı zaman ortaya çıkmaktadır: cem'i kat'ı tab'ı cüz'ü men'i vaz'ı def'i nev'i hal'i sem'i UZATMA GÖREVİNDEKİ DÜZELTME İŞARETİNİN KULLANILDIĞI SÖZLER DİZİNİ Düzeltme işareti. k. alıntı kelimelerdeki g. l seslerinin ince okunmasının söz konusu olduğu durumlarda. evren) Ali (kişi adı) âli (yüce. Bu bakımdan bu tür kelimelerin dizininin verilmesinde yarar görülmüştür. Ancak uzatma görevindeki düzeltme işareti kurala bağlı değildir. yüksek) 75 . inceltme görevindeki düzeltme işareti bu şekilde kurala bağlı olduğu için bu tür kelimelerin listelenmesine gerek görülmemiştir. Yazılışları bir. Bunlar aşağıda gösterilmiştir. Bilindiği üzere uzatma görevindeki düzeltme işareti de iki durumda kullanılmaktadır. hem uzatma hem de inceltme görevinde kullanılmaktadır. inceltme görevinde kullanılan düzeltme işareti.

merhamet eden) sadır (göğüs) sâdır (çıkan. vaziyet) hala (babanın kız kardeşi) hâlâ (henüz) hasıl (ekin) hâsıl (olan. tutkun) ayan (belli. açık) âyan (ileri gelenler) batın (karın) bâtın (iç. ortaya çıkan) haşa (kalın kumaş parçası) hâşâ (asla) havas (nitelikler) havâs (duygular) haya (er bezi) hayâ (utanma duygusu) mani (ruh hastalığı) mâni (şiir türü. çözme) hâl (durum. kör) amin (kimya terimi) âmin (dua sözü) aşık (ayak bileğindeki kemik) âşık (vurgun. engel) nakil (taşıma) nâkil (taşıyan) nar (bir meyve) nâr (ateş) nazım (manzume) nâzım (düzenleyen) rahim (döl yatağı) rahîm (koruyan. gizli) dahi (bile) dâhi (yaratıcı gücü olan kimse) dahil (karışma) dâhil (iç. görünen) sari (bir tür giysi) sâri (bulaşıcı) şahıs (kimse.alim (her şeyi bilici) âlim (bilgin) ama (fakat) âmâ (görmez. içeri) dar (ensiz) dâr (ev) fani (ışık şiddeti) fâni (ölümlü. kişi) şâhıs (sırık) 76 . gelip geçici) hadis (Peygamber sözü) hâdis (meydana gelen) hak (doğruluk) hâk (toprak) hakim (hikmet sahibi) hâkim (yargıç) hal (pazar yeri.

nispet î'si üzerinde: abadî abanî Abbasî abidevî acemkürdî adalî adedî adî adlî afakî ahdî ahlâkî ailevî aklî alenî Alevî 77 .şura (şu yer) şûra (danışma kurulu) tabi (elbette) tâbi (bağımlı. engin) yad (yabancı) yâd (anma) yar (uçurum) yâr (sevgili) zati (zaten) zatî (kendine özgü) (*)NISPET 2. basıcı) vakıf (para. mülk) vâkıf (bilen. vakfeden) varis (damar genişlemesi) vâris (mirasçı) vasi (mirası yöneten) vâsi (geniş. Nispet î'sini belirtme durumu ve iyelik ekinden ayırmak için.

altunî amelî amudî amudufıkarî an'anevî angudî anî arabankürdî Arabî arızî Arî armudî arzanî asabî asgarî askerî aslî asrî Asurî aşarî avdetî Avrupaî aynî azamî Azerî Babaî bağdadî 78 .

Bahaî bahrî barudî basarî Bâtınî bayatî bedenî bedevî bedihî bediî behimî Bektaşî beledî bendegî Berberî berrî beşerî beyzî Caferî cebrî Cedî cehennemî Celâlî cenubî cerrahî cevabî cevizî 79 .

cevvî cezaî cezrî ciddî cinaî cinsî cismanî coğrafî cüz'î çividî dağî dâhilî daimî dairevî dasitanî davudî demevî demirî derunî destanî devrî dinî divanî dünyevî Dürzî ebedî ebrulî 80 .

edebî eflâtunî efsanevî ehlî elâstikî enfüsî erguvanî esasî ezanî ezelî fağfurî fahrî farazî Farisî Fatımî fedaî felsefî fennî ferahî ferdî fer'î fevkanî fevrî fındıkî fıstıkî fıtrî fiilî 81 .

fikrî filizî firarî fizikî fuzulî garamî garbî garpkârî gayriahlâkî gayriaklî gayriciddî gayriihtiyarî gayriilmî gayriinsanî gayriiradî gayrikanunî gayrikıyasî gayrinizamî gayrisıhhî gayrişahsî gayrişuurî gayritabiî gıyabî gulyabanî gümüşî Habeşî hâkî 82 .

hakikî halkavî Halvetî hamasî Hambelî Hamî Hanefî harabatî harbî harekî Harezmî yolu haricî hasbî havaî havarî hayalî hayatî haydarî hayvanî hazarî helezonî hendesî hercaî hesabî hırpanî hicrî hissî 83 .

horasanî hukukî Hurufî hususî hükmî hüseynî ırkî ıstırarî ıtrî ibdaî İbranî içtimaî idadî idarî ihtimalî ihtiyarî ihtiyatî ihzarî iktisadî ilâhî illî ilmî iltihabî iltisakî iltizamî indî indifaî 84 .

insanî insirafî insiyakî intanî inzibatî iptidaî iradî irsî irticaî İsevî İslâmî istisnaî iş'arî itibarî izafî Kadirî kalbî kalenderî kalevî kamerî kanunî kanunuesasî karakuşî kastî kat'î kavmî keyfî 85 .

Kıptî kısmî kıyasî kimyevî kimyonî kispî kitabî kûfî kurşunî kutsî kuzgunî külhanî küllî kürdî kürevî lâciverdî lâdinî lafzî lâhurî lâhutî lâubalî leylâkî leylî limonî lûtî lüzucî maddî 86 .

madenî maderşahî Mağribî mahallî mahrutî mahşerî maî malî Malikî manevî mantıkî marazî Marunî maşerî mecazî mecburî meccanî Mecusî medenî mehdî Melâmî merkezî meslekî mesnevî meşrutî Mevlevî mevziî 87 .

mıknatısî midevî mihanikî milâdî millî mimarî mirî mizahî Muhammedî Musevî müddei− umumî mülkî nakdî naklî Nakşibendî Nasranî nazarî nebatî nebevî nefsanî neftî neharî Nesturî nevyunanî nihaî nisaî 88 .

nispî nizamî nohudî nuranî Nusayrî örfî patlıcanî pederşahî rabbanî Rafızî rahmanî resmî reybî riyazî rubaî Rufaî ruhanî ruhî Rumî rustaî samanî Samî samimî santurî sathî sebkihindî seferî 89 .

Selçukî semaî semavî senevî sevkıtabiî seylânî sıhhî sıhrî sincabî siyasî sultanî suflî sun'î sükûtî sümbülî Sünnî Süryanî Şafiî şahsî şakulî şalakî Şamanî şarabî şarkî şeddadî şehevî şehvanî 90 .

şeklî şemsî şer'î şeytanî şifahî Şiî şimalî tabiî tahinî tahlilî tahminî tahrirî takdiriilâhî taklidî takribî tamburî tarçınî tarihî tasavvufî tasvirî tatbikî tecrübî tedafüî tedricî telkârî temsilî tenkidî 91 .

terbiyevî terkibî tesadüfî teşriî tezyinî tıbbî Ticanî ticarî tufeylî tulânî Turanî udî ufkî uhrevî ulvî umumî uzvî ümmî üryanî üstüvanî vahşî vasatî vatanî vicahî vicdanî vilâdî yabanî 92 .

13 Ünlü düşmesi 93 . Bu tür örneklerde ünlüler ayrı ayrı değil uzun olarak telâffuz edilir. aaah. s.yayınispî yevmî Yezidî zahirî zamkıarabî zarurî zatî Zatülkürsî zebanî zecrî Zerdüştî zevalî zeytunî zımnî zifirî zihnî zimmî ziraî zuhurî zührevî (*)DEGISIK İMLÂ KILAVUZU’NUN 2000 BASKISINDAKİ DEĞİŞİKLİKLER s. 6 Ünlemlerde ünlemin şiddetini ve hecenin uzunluğunu ifade etmek üzere iki veya üç ünlü yan yana gelebilir: Oooh.

Dilimizde iki heceli birtakım kelimelere ünlüyle başlayan bir ek getirildiği zaman ikinci hecedeki dar ünlüler genellikle düşer ve bu ünlüler yazılmaz: ağız / ağzı. Millî Edebiyat Dönemi. Türk edebiyatı. s. övmek. gelmeyesin. resim / resme. 16 Fiil çekimi ile ilgili yazılışlar Gelecek zaman ekinin ünlüleri ile zaman ekinden önceki ünlü. 18 Ancak ki bağlacı. bağrım. Ancak tarihî dönem bildirmeyip tür veya tarz bildiren terimler küçük harfle başlar: divan edebiyatı. 27 9. başlayacağım. Dünya. İlk Çağ. II. s. kelime başında büyük harf kullanılır: Hisar’dan. Louis. Dünya. halk şiiri. söyleyişe bakılmaksızın a. s. alın / alnı. Tanzimat edebiyatı. söğmek. Bu tür örneklerde Arap rakamlarının kullanılması da mümkündür. tarihlerin yazılışında. klâsik Türk edebiyatı. başlayalar. Bulvar’dan. göğüs / göğsün. 26 Bazı tarihî ve menkıbevî şahsiyetlerde ise akrabalık bildiren kelime sonda olduğu hâlde unvan değeri kazandığı için büyük harfle yazılır: Gül Baba. Dilimizde o. cilt. gelemeyeceksin. göğermek. başlayalım. 94 . Selim. Wilhelm. Edward. Plüton. devirmek / devrilmek. oğul / oğlu. başlaya. oysaki. oğmak. gelmeyesiniz. Cilâlı Taş Devri. böğür / böğrüm. Servetifünun edebiyatı. XII. öğmek. mademki. beniz / benzi. gelmeyeyim. alamayacağım. gelmeyelim. başlayasınız.1928. bağır / bağra. beyne. gelmeyeceksin. gelmeyeceğiz. kitap ve dergi ciltlerinde ve kitapların asıl bölümlerinden önceki sayfaların numaralandırılmasında kullanılır: XX. almayacağım. divan şiiri. Susuz Dede. beyin / beynimiz. burun / burnu. e ile yazılır: geleceğim. ay kelimeleri yalnız coğrafya ve gök bilimiyle ilgili yayınlarda terim olarak kullanıldığı zaman büyük harfle başlar. gövermek. Ortak söyleyişte v'li biçimler daha yaygın olmakla birlikte ğ’li biçimler de büsbütün ortadan kalkmış değildir. alamayacaksın. geniz / genzi. güneş. 14 ğ − v değişmesi Dilimizde değişik biçimlerde yazılan birtakım Türkçe kelimeler vardır: döğmek. XIV. birkaç örnekte kalıplaşmış olduğu için bitişik yazılır: belki. III. alacağım. s. çünkü. boyun / boynu. gelemeyeceğiz. Millî Mücadele. ovmak. Türk halk müziği. 28 Yer bildiren özel isimlerde de kısaltmalı söyleyiş söz konusu olduğu zaman. hâlbuki. meğerki. dövmek. gelmeyeceğim. Boğaz’dan. kişi emir eklerinin ünlüsü ile ekten önceki ünlü. sövmek. almayacaksın. s. e ile yazılır: başlayayım. bunun dışındaki durumlarda küçük harf kullanılır. sanki. I. Yükselme Devri. 1. yüzyıl. Neptün. karın / karnı. ö seslerinden sonra gelen ğ’lerin v’ye dönme eğilimi güçlüdür. e ile yazılır: başlayasın. s. Tanzimat Dönemi. Türk dili. Türk sanat müziği. çevirmek / çevrilmek. s. cilt. söyleyişe bakılmaksızın bütün şahıslarda a. çağ ve dönem adları büyük harfle başlar: Kurtuluş Savaşı. Tarihî olay. İstek ekinden önce gelen ünlü. gelmeyeler. Teklik ve çokluk 1. VIII. 15. söyleyişe bakılmaksızın a. 29 15. Karl. Sultan Ana. Halley.XI. Bu örneklerden çünkü sözünde ek aynı zamanda uyuma girmiştir. 22 Romen rakamları ancak yüzyıllarda. geleceğiz. gelemeyeceğim. gönül / gönlünüz. tekke edebiyatı. s. gelmeye. Gezegen ve yıldız adları büyük harfle başlar: Merkür. V. Adile Hala. Gülsüm Bacı. hükümdar adlarında. eski Türk edebiyatı.

yüzüstü. meydan. pekâlâ. sütanne. yer ve kuruluş adlarındaki unvan grubu. soğukkanlı. hamiyyet−perver. murdarilik. otobur. tepetaklak. Mustafabey (Caddesi). Nene Hatun Caddesi. yavrukurt. topyekûn.Bunlardan bölüm ve ana bilim dalı olarak kullanılıp özel ad durumuna gelmiş olanlar büyük harfle başlar: Eski Türk Edebiyatı Ana Bilim Dalı. birdenbire. ağırkanlı. Kemalpaşa (ilçesi). bilimsel yöntemlere uyularak yazılabilir: Devlet−i Osmaniye. enikonu. Japon gülü. Sütçü İmam Üniversitesi s. Yunus Emre Mahallesi. anapara. bilinçaltı. bozkır. içtepi. zeytinyağı kelime ve deyimleri de gelenekleşmiş ve yaygınlaşmış olarak bitişik yazılır. tahte’ş−şu’ur. dârü'l−aceze. denizaltı. ağırbaşlı. sıradağlar. Fevzi Çakmak Sokağı. denizaşırı. tereyağı. sağduyu. Kur’ân−ı Kerim. 38 e. alyuvar. sıradağ. doludizgin. Bayrampaşa. alıntılarda ve bilimsel yayınlarda. 46 10. köy vb. ilkokul. gökyüzü. öğleüzeri. semizotu. kasımpatı. akciğer. na−mütenahî. dışbükey. bayramüstü. başvurmak. Ahd−i atik. sağyağ. birdirbir. gelişigüzel. varoluş. halkoyu. ayçöreği. Hurşid−name. sonbahar. akaryakıt. külhanbeyi. külhanbeylik. Açıortay. soyadı. Gazi Mustafa Kemal Bulvarı. yüzyıl. kelaynak. sütoğul. kıç üstü. eşkenar. şahıs adları ayrı yazılır: Gazi Osmanpaşa Mahallesi. mi soru ekiyle birlikte kullanıldığı zaman ayrı yazılır: Vaz mı geçtin? s. atarkanal. adamkökü. bulvar. ahududu. dikdörtgen. anayasa. dörtnal. ayçiçeği. takımada. akkor. tıpkıçekim. Sultan Ahmet Camii. Hindistan cevizi. çeşitkenar. tekdüze. başörtü. adamotu. Van kedisi. aktöre. sivrisinek. külkedisi. lâ−dinî. derebeyi. tıpkıbasım. pekiyi. başıkabak. basmakalıp. 36 19. 16). anneanne. 30 17. gelenekleşmiş olarak bitişik yazılır: Abidinpaşa. öteberi. sütkardeş. gözyaşı. Yer. ilköğrenim. başıbozuk. bilâ−vasıta. kongövde. paralelkenar. ilkbahar. sütbaba. karaciğer. sıcakkanlı. unvan kelimesi sonda ise. Gazi Osmanpaşa (Üniversitesi) (Sultanahmet buradan çıkarıldı) s. ebekuşağı. yanardağ. Koca Mustafapaşa. aksakal. millet ve kişi adlarıyla kurulan birleşik kelimelerde özel adlar büyük harfle başlar: Antep fıstığı. ilçe. Ertuğrulgazi. sıkıyönetim. sırt üstü. 95 . akşamüzeri. erbaş. sacayak. içbükey. Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü. 46 16. cadde. bilirkişi. milletvekili. yüznumara. düzayak. Kâzım Karabekir Eğitim Fakültesi. yılbaşı. yöneylem. âdemotu. akarsu. giderayak. dereotu. sahip−kıran. Somut olarak yer bildirmeyen üst ve üzeri sözlerinin sona getirilmesiyle kurulan birleşik kelimeler bitişik yazılır: akşamüstü. ipucu. öngörü. atardamar. s. s. birtakım. kahverengi. atasözü. ilkyaz. kenarortay. Şahıs adlarından oluşmuş mahalle. Cemal Nadir Sokağı. tepe üstü. özdeyiş. serinkanlı. böbrek üstü (bezleri). İngiliz anahtarı. sütnine. ortaokul. anaokulu. demirbaş. öngörmek. Brüksel lâhanası. Birleşik kelimeler B. Somut olarak yer belirten üst sözüyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler ayrı yazılır: arka üstü. yeryüzü. s. ilköğretim. buzdolabı. yerküre. eski metinlerin yayımında. suçüstü. gözaltı. dolunay. hayhay. Maraş dondurması. hayal−perest. Şahıs adları ve unvanlarından oluşmuş mahalle. s. ikizkenar. takımyıldız. güvenoyu. ikindiüstü. delikanlı. dörtkenar. tahte'ş−şu'ur. akyuvar. olağanüstü. bî−vefa. Somut olarak yer bildirmeyen alt sözüyle kurulan birleşik kelimeler de bitişik yazılır: ayakaltı. Ziya Gökalp Bulvarı. baş üstü. varsayım. Vaşington portakalı. derebeylik. ehl−i vukuf. yer ve kuruluş adlarında sondaki unvanlar hariç. dipnot. şuuraltı (krş. 37. ayaküstü. içyağı. etobur. babaanne. sokak. kamuoyu. 40 Arapça ve Farsça kelimelerle veya bu dillerin kurallarıyla oluşturulmuş tamlamalar ve kalıplaşmış ibareler. tozpembe. ebemkuşağı. kartopu. UYARI : Vazgeçmek birleşik fiili. bugün. yarıçap. Necatibey (Caddesi). sadeyağ. karekök. ehven−i şer. çiftetelli. öğleüstü. kabataslak. gerçeküstü. beşibiryerde. yarıyıl. anamal. başıboş. bindallı. günaşırı. sarf−ı Türkî. Davutpaşa. omurilik. aybaşı. vazgeçmek. ağırcanlı. Behçet hastalığı. yarımada. tepetakla. sacayağı. toplardamar. sütana. ayaküzeri. dörtnala. köy vb. Frenk gömleği. önsezi. 36 16. içgüdü. Mustafa Kemalpaşa (ilçesi). Recaî−zade.

16). 55 7. Panorama) Saatler geçtikçe yollara daha mahzun bir ıssızlık çöküyordu. (Reşat Nuri Güntekin. Bir yazının maddelerini gösteren rakam ve harflerden sonra kapama ayracı konur: I) 1) A) a) II) 2) B) b) s. s. toprak altı. Konuşma çizgisinden önce konur: Hatta bahçede gezen hanımefendi bile işin farkına varıp. 63 Ey Türk gençliği! Birinci vazifen. ilelebet. ) 1. 69. Artık o. ne üniformalı bir başkumandan. Türk istiklâlini. (Yakup Kadri Karaosmanoğlu. diye düşündü. Cümlenin sonuna konur: Türk Dil Kurumu. yer altı (krş. 96 . – Bugünlük bu kadar her gün üç mermi. 67 Süleyman Şah'ın cenazesi sudan ihraç olunarak (çıkarılarak) hemen orada defnedilmiştir ki makarrı (durağı) hâlâ “Türk Mezarı” namiyle maruftur (tanınmıştır). Hikâyeler) s. muhafaza ve müdafaa etmektir. Atatürk'üm. Küçük Ağa) 8. Bir İçim Su) s. (Refik Halit Karay. 69 7. (Haldun Taner. diye sormak zorunda kaldı. – Nen var senin çocuğum. Özel adlara getirilen iyelik ve hâl eklerini ayırmak için konur: Fatih Sultan Mehmet'e. Tırnak içinde olmayan aktarma cümlelerden sonra konur: Datça'ya yarın gideceğim.Somut olarak yer belirten alt sözüyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler de ayrı yazılır: deri altı. (Mustafa Kemal Atatürk) s. 1932 yılında kurulmuştur. Birleşik kelimeler A. su altı. Çalıkuşu) (Türküm örneği kaldırıldı) s. (Tarık Buğra. 53 Nokta ( . 70 Kesme işareti ( ' ) 1. dedi. Türk cumhuriyetini. ne fraklı ve beyaz kravatlı bir devlet başkanıydı.

Ayhan Beyden. Ahmet Mithat Efendinin. s. Van Gölü'ne. Yurdakul'dan.−ğu abajurlu abaküs abalı Abana (ilçe) 97 . mad. Ziya Gökalp Bulvarı'nda. Kurum ve kuruluş adları: Türkiye Büyük Millet Meclisine. Enver Paşayı. Sinekli Bakkal'ı. 30 Ağustos Çarşambadan sonra d. Deyimlerde geçen özel adlar: Allahtan hayırlısı. b. Allaha emanet. Çankaya Köşkü'ne. Venüs'ü.si. kelimenin ve üs işaretinin okunuşuna uygun olarak yazılır: vb. Jüpiter'den. Millî Edebiyat Akımının.− ğı abadî aba güreşi abajur abajurcu abajurculuk. İng. c. Yükselme Döneminin. Ancak aşağıda belirtilen özel adlardan sonra kesme işareti kullanılmaz: a. Ziya Gökalp'tan. 64ten (altı üssü dörtten) (*)A A ab aba abacı abacılık. Akım. Ağrı Dağı'nın. Alman'ı.. Yunus Emre'yi. Zeynep Hanıma. m²ye (metre kareye).. Türk Dil Kurumundan. Nasrettin Hocada.dan. Bu tür kısaltmalarda ek noktadan ve üs işaretinden sonra.Türkiye'm. Edebiyat−ı Cedide Topluluğunun. Kâzım Karabekir'i. Enver Paşanın. Nu. 71 UYARI : Sonunda nokta bulunan kısaltmalarla üs işaretli kısaltmalar kesmeyle ayrılmaz. Velinin külâhını Aliye. Ay ve gün adları: 29 Ekime. İnönü'den. Alm.leri. Klâsik Türk Edebiyatına. cm³e (santimetre küpe).yi. ç. çağ ve dönem adları: Eski Çağın. Sait Halimpaşa Yalısı'ndan. Türk'e.. Dil ve Tarih−Coğrafya Fakültesi Dekanlığına. Alinin külâhını Veliye. Kiralık Konak'ta. Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına.dan. Türkiye'de. Kişi adlarından sonra kullanılan unvanlar: Mustafa Kemal Paşaya.

−ğı abartmak abartmalı abartmasız abasız abaşo abat.−dı 98 .−ğı abartılı abartılma abartılmak abartısız abartış abartma abartmacı abartmacılık.abandırma abandırmak abandone abanî abanma abanmak abanoz abanozgiller abanozlaşma abanozlaşmak abartı abartıcı abartıcılık.

−ğı abdest abdest almak abdestbozan abdestbozan otu abdest bozmak abdesthane abdest küpesi abdestli abdestlik.−ği abdestsiz abdiâciz abdülleziz abece abecesel 99 .abat etmek abat eylemek abat olmak Abaza Abazaca abazan abazanlık.−ğı Abaza peyniri Abbasî abd abdal Abdal abdallık.

−ği abıhayat abıkevser abıru abide abideleşme abideleşmek abideleştirme abideleştirmek abidemsi abidevî abis abiye abla ablak.−ğı ablalık etmek ablâtif ablatya abli abluka abluka etmek 100 .−ğı ablalık.abece sırası aberasyon abes abeslik.−ğı ablakça ablaklık.

−ğu abur cubur 101 .−ğu abuli abullabut abullabutluk.−ği abone olmak abone yapmak abonman aborda aborda etmek abra abrakadabra abrama abramak abraş abril abstraksiyonizm abstre abstre sayı absürt.abone abone etmek abonelik.−dü absürt tiyatro abu abuhava abuk sabuk abuk sabukluk.

−ği acele etmek aceleleştirme aceleleştirmek acele posta Acem acemaşiran acemborusu (bitki) 102 .−bi acayipleşme acayipleşmek acayipleştirme acayipleştirmek acayiplik.−ği acayip olmak accelerando acele acele acele aceleci acelecilik.abus acaba acar Acar Acara acarlaşma acarlaşmak acarlık.−ğı acayip.

−ği acemilik etmek acemi ocağı acemi oğlanı Acem kılıcı acemkürdî Acem lâlesi Acemleşme Acemleşmek.−ği Acemleştirme Acemleştirmek.−ği Acem pilâvı acente acentelik.−ği Acemce Acem halayı acemi acemi ağası acemice acemi çaylak.acembuselik.−ği acep aceze acı 103 .−ğı acemi er acemileşme acemileşmek acemilik.

acı acı acı ağaç.−ğı acı kavun acıkılma acıkılmak acıklı acıklı komedi acıkma acıkmak acı kök acıktırma acıktırmak acı kuvvet acılanma 104 .−ğı acıca acı ceviz acı çiğdem acı elma Acıgöl (ilçe) acı hıyar acı karpuz acı kavak.−cı acı badem acı badem kurabiyesi acı bakla acı bal acı balık.

−ğı acınacak.acılanmak acılaşma acılaşmak acılaştırma acılaştırmak acılı acılık.−ğı acımsı acımtırak.−ğı acınılma acınılmak acınma acınmak 105 .−ğı acılılık.−ğı acındırma acındırmak acınılacak.−ğı acı meyan acımık.−ğı acıma acımak acı mantar acı marul acımasız acımasızca acımasızlık.

−czi (güçsüzlük) âciz (güçsüz) âcizane 106 .acı ot Acıpayam (ilçe) acı pelin acırak.−ğı acırga acı sakız acısız acı söz acı su (maden suyu) acı tatlı acıtış acıtma acıtmak acı yavşan acıyıcı acıyış acı yitimi acı yonca acibe acil acilen acil servis aciz.

−ğı açık açık açık ağıl açıkağız (bitki) açık ağızlı 107 .−lü acun acur acuze acyo acyocu aç açacak.−cı açelya aç göz aç gözlü aç gözlülük.−ğü açı açıcı açık.−ği acube acul.âcizleri âcizlik.−ğı aç acına açalya açan açar aç bîilâç.

−ğü 108 .açık alan açık artırma açık bilet açık bono açık bölge açık büfe açık celse açık ciro açıkça açıkçası açık çek açıkçı açık deniz açık devre açık dolaşım açık dolaşım sistemi açık duruşma açık düşme açık eksiltme açık elli açık ellilik.−ği açık fikirli açık fikirlilik.−ği açık giysi açık görüş açıkgöz açıkgözlük.

−bı açık imza açık işletme açık kahverengi açık kalp ameliyatı açık kalpli açık kalplilik.açık hava açık hava sineması açık hava tiyatrosu açık hece açık hesap.−ği açık kapı politikası açık kapı siyaseti açık kart açık kredi açıklama açıklama cümlesi açıklamak açıklamalı açıklama yapmak açıklanan açıklanma açıklanmak açıklar livası açıklaşma açıklaşmak açıklaştırma 109 .

−ğı açıklıkölçer açıklık politikası açık liman açık lise açık maaşı açık mavi açık mektup.−bu açık ordugâh açık oturum açık oy açık öğretim açık önerme açık pazar açık pembe açık piyasa açık poliçe açık raf açık rejim açık saçık.açıklaştırmak açıklatma açıklatmak açıklayan açıklayıcı açıklayış açıklık.−ğı açık sarı 110 .

−ğü açık şehir.açık sayım açık seçik.−hri açıktan açıktan açığa açıktan atama açıktan tayin açık taşıt açık teşekkür açık tohumlular açık tribün açık yara açık yeşil açık yürekli açık yüreklilik.−ği açık zaman açılama açılım açılış açılış konuşması açılış töreni açılma açılmak açım 111 .−ği açık senet açık sözlü açık sözlülük.

−dı aç karnına açkı 112 .açımlama açımlamak açımlanma açımlanmak açındırma açındırmak açınım açınma açınmak açınsama açınsamak açıortay açıortay düzlemi açıölçer açısal açısal bölge açısal çap açısal hız açısal ivme açısal sapma açısal uzaklık.−ğı açısal yol açış açış konuşması açıt.

−ğı açmaz açmaz halatı açmazlık.−ddi ada ada balığı adabımuaşeret adacık.açkıcı açkılama açkılamak açkılanma açkılanmak açkılatma açkılatmak açkılı açkısız açlık.−ğı 113 .−ğı açlık grevi açlık şekeri açma açmacı açmak açmalık.−ğı açtırma açtırmak ad ad.

−ği adalı 114 .−ğı adaklama adaklamak adaklanma adaklanmak adaklı Adaklı (ilçe) adaklık.adacyo ada çayı adagio adak.−ğı adaksız Adalar (ilçe) adale adaleli adalesiz adalet adalet divanı adalet kapısı adaletli adaletlilik.−ği adalet mahkemesi adalet örgütü adalet sarayı adaletsiz adaletsizlik.

−ği adamsız adamsızlık.−ğı adamotu adam sarrafı adam sendecilik.−bı Adapazarı'nı 115 .−ğı adamcıl adamcıllık.−ğı adam evlâdı adamkökü adamlık.−ğı Adana Adana kebabı adanma adanmak adap.adalî adam adama adamak adamakıllı adam azmanı adam boyu adamca adamcağız adamcasına adamcık.

−ğı ad cümlesi ad çekimi ad çekme ad çektirme addan türeme fiil 116 .−ğı ada tavşanı ada tepe adatma adatmak adavet aday aday adayı adayavrusu (tekne) adaylık.adap erkân adaptasyon adapte adapte etmek adapte olmak adaptör ada soğanı adaş adaşlık.−ğı aday olmak ad bilimi adcı adcılık.

addedilme addedilmek ad değişimi addetme addetmek addolunma addolunmak ad durumu adedî adem (yokluk) âdem (insan) Âdem Âdem baba Âdemci Âdemcilik.−ği ademimes’uliyet ademiyet âdemiyet âdemoğlu âdemotu adenit adenom 117 .−ği Âdem elması Âdem evlâdı ademimerkeziyet ademimerkeziyetçi ademimerkeziyet− çilik.

−sri 118 . alışkanlık) âdeta adetçe âdet edinmek âdet etmek adedimürettep.−ğı adımsayar Adıyaman adî adî adım adî defter adî kesir.−di (sayı) âdet (gelenek.−bi âdet olmak adezyon kuvveti ad gövdesi ad hoc adı geçen adıl adım adım adım adım başı adımlama adımlamak adımlık.adese adet.

−ği adî suçlu adisyon ad kökü adlandırılma adlandırılmak adlandırma adlandırmak adlanma adlanmak adlaşma adlaşmak adlaştırma adlaştırmak adlı adlı sanlı adlî adlî makam adlî merci.adil adilâne Adilcevaz (ilçe) adîleşme adîleşmek adîleştirme adîleştirmek adîlik.−i adlî polis 119 .

−bi adlî tatil adlî tıp.−bbı adliye adliyeci adliye encümeni adliye mahkemesi adliye nezareti adliye teşkilâtı adliye vekâleti adlî yıl adlî zabıta adrenalin adres adres defteri adres kartı adres kitabı adres makinesi adres rehberi adsız adsız parmak.−ği aerobik solunum aerodinamik.−ğı ad tamlaması aerobik.−ffı 120 .−ği af.adlî sicil adlî tabip.

−ği afal afal afal afallama afallamak afallaşma afallaşmak afallaştırma afallaştırmak afallatma afallatmak afat afazi aferin aferist afet afetzede affedersin affedersiniz affedilme affedilmek 121 .−ğı afak afakî afakîlik.afacan afacanlaşma afacanlaşmak afacanlık.

−ği afişe afişe etmek afişleme afişlemek afi yapmak afiyet 122 .affetme affetmek affettirme affettirmek affettuoso affeyleme affeylemek affolunma affolunmak Afgan Afganistan Afganlı Afgan tazısı afi afif afife afili afis afiş afişçi afişçilik.

afiyet olsun afoni aforizm aforoz aforoz etmek aforozlama aforozlamak aforozlu afralı tafralı afra tafra Afrika Afrika çekirgesi Afrika domuzu Afrikalı Afrikalılık.−ğu afsunlama afsunlamak afsunlanma afsunlanmak afsunlu Afşar Afşin (ilçe) aft 123 .−ğı Afrika menekşesi afsun afsuncu afsunculuk.

aftos afur tafur afyon Afyon Afyon kaymağı afyonkeş afyonkeşlik.−ği afyonlama afyonlamak afyonlanma afyonlanmak afyonlu afyon ruhu agâh agâh olmak agami aganta agaragar agel agitato aglütinasyon aglütinin agnosi agnostik.−ği agnostisizm agnozi agora 124 .

−ğu agulama agulamak aguş ağ ağa ağababa ağabey ağabeylik.−ği agucuk.−ği ağabeylik etmek ağaç.−ğı 125 .agorafobi agraf agrafi agrandisman agrandisör agrega agreje agreman agresif agu agu bebek.−ğı ağaççılık.−cı ağaç arısı ağaç balı ağaç biti ağaççık.

ağaç çileği ağaç çivi ağaçdelen ağaç ebegümeci ağaç işleri ağaçkakan ağaç kama ağaç kaplama ağaç kavunu ağaçkesen ağaç kurbağası ağaç kurdu ağaç küpesi ağaçlama ağaçlamak ağaçlandırılma ağaçlandırılmak ağaçlandırma ağaçlandırmak ağaçlanma ağaçlanmak ağaçlaşma ağaçlaşmak ağaçlı ağaçlık.−ğı ağaçlıklı ağaç mantarı 126 .

ağaç minesi ağaç mobilya ağaç nemi ağaç oyma Ağaçören (ilçe) ağaç parkı ağaç sakızı ağaç sansarı ağaç serçesi ağaçsı ağaçsız ağaç yılanı ağa kapısı ağalanma ağalanmak ağalık.−ğı ağarık.−ğı ağarma ağarmak ağartı ağartılma ağartılmak ağartma ağartmak ağa yamağı ağbenek.−ği (mantar) 127 .

−ğı ağda yapmak ağdırma ağdırmak ağı ağı ağacı ağı çiçeği ağıl ağılama ağılamak ağılanma ağılanmak ağılandırma ağılandırmak 128 .−ğı ağcılık.ağbeneklilik.−ği ağcı ağcık.−ğı ağda ağdacı ağdalanma ağdalanmak ağdalaşma ağdalaşmak ağdalaştırma ağdalaştırmak ağdalı ağdalık.

−ğı ağırca ağırcanlı ağırcanlılık.−ğı ağırbaşlı ağırbaşlılık.−ğı ağır aksak semaî ağır araç.−ğı ağır ceza ağır düyek ağır elli ağır ellilik.ağılaşma ağılaşmak ağılı ağılı böcek.−ği 129 .−cı ağır ayak.−ği ağıllanma ağıllanmak ağım ağımlı Ağın (ilçe) ağınma ağınmak ağı otu ağır ağır ağır ağır aksak.

−ğı ağır kayıp.−ğı ağırlıklı ağırlık merkezi ağır para cezası ağırsama 130 .−ğı ağır hava ağır hidrojen ağır iş ağırkanlı ağırkanlılık.ağır ezgi ağır hapis cezası ağır hasta ağır hastalık.−bı ağır kusur ağır küre ağırlama ağırlamak ağırlanma ağırlanmak ağırlaşma ağırlaşmak ağırlaştırma ağırlaştırmak ağırlatma ağırlatmak ağırlık.

−ğzı ağız alışkanlığı ağız birliği ağız bozukluğu ağız dalaşı ağızdan ağızdan ağıza 131 .−ğı ağırşaklanma ağırşaklanmak ağır top ağır uyku ağır vasıta ağır vasıta ehliyeti ağır yağ ağır yaralı ağış ağıt.−dı ağıtçı ağıtçılık.−ğı ağıtlama ağız.−i ağır sengin semaî ağır sıklet ağır söz ağır su ağırşak.ağırsamak ağır sanayi.

ağızdan dolma ağız değişikliği ağız dolusu ağız kâhyası ağız kalabalığı ağız kavafı ağız kavgası ağız kokusu ağızlama ağızlamak ağızlaşma ağızlaşmak ağızlı ağızlık.−ğı ağızlıkçı ağız nişanı ağızotu (barut) ağızsıl ağızsıl ünlü ağızsız ağız şakası ağız tadı ağız tatsızlığı ağız tüfeği ağız tütünü ağız ünlüsü ağ iğnesi 132 .

ağ ipliği ağ kayığı ağ kepçe ağ kurdu ağ kurşunu ağlama ağlamak ağlamaklı ağlamalı ağlamsı ağlanma ağlanmak ağlantı Ağlasun (ilçe) ağlaşma ağlaşmak ağlata ağlata ağlatı ağlatıcı ağlatış ağlatma ağlatmak ağlaya ağlaya ağlayıcı ağlayış ağlı Ağlı (ilçe) 133 .

ağma ağmak ağ mantarlar ağnam ağnama ağnamak ağnamcı ağraz ağrı Ağrı ağrıkesen ağrı kesici ağrı kesimi ağrılı ağrıma ağrıma asalakları ağrımak ağrısız ağrı sızı ağrıtma ağrıtmak ağ sayfası ağ sitesi ağsı ağ tabaka ağ tonoz ağ torba 134 .

ağustos ağustos böceği ağustos böcekleri ağyar ağ yatak.−ğı 135 .−ğı ağzı bir ağzı bozuk.−ğı ağzı kara ağzı kenetli ağzı kilitli ağzı pek ağzı pis ağzı sıkı ah aha ahacık ahali ahar aharlama aharlamak aharlı ahbap.−ğu ağzı gevşek.−bı ahbapça ahbaplık.−ğı ağzı açık.−ği ağzı kalabalık.

−ği ahenk tahtası ahenktar aheste aheste aheste aheste beste ah etmek ahfat.−yı.−dı ahım şahım 136 .−gi ahenk kaidesi ahenkleştirme ahenkleştirmek ahenkli ahenklilik. −nı ahçılık.−ği ahenksiz ahenksizlik.−ğı ahdetme ahdetmek ahdî Ahdiatik Ahdicedit ahenk.ahbaplık etmek ahbap olmak ahcar ahçı ahçıbaşı.

arkadaş) Ahi (özel isim) ahilik.−hzi ahize ahkâm ahlâf ahlâk 137 .−hdi ahitleşme ahitleşmek ahitname ahiz.ahır ahırlama ahırlamak Ahırlı (ilçe) Ahıska Türkleri ahi (dost.−ği Ahilik.−kti ahir zaman ahir zaman peygamberi ahit.−ği ahir ahiren ahiret ahiret adamı ahiret günü ahir vakit.

−ğı ahmakça 138 .−ğı ahlâksızlık etmek ahlâk yasası ahlâk zabıtası ahlama ahlamak ahlat (yaban armudu) ahlât (ögeler) Ahlat (ilçe) ahlâtıerbaa (dört öge) ahmak.−ğı ahlâk dışı ahlâk dışıcılık.−ğı ahlâken ahlâkıyat ahlâkî ahlâkî vazife ahlâklı ahlâklılık.ahlâk bilimi ahlâkça ahlâkçı ahlâkçılık.−ğı ahlâksız ahlâksızca ahlâksızlık.

−ği ahret suali ahret yolculuğu ahşa ahşap.−ğı Ahmetli (ilçe) ahraz ahret ahret kardeşi ahretlik.ahmakıslatan ahmaklaşma ahmaklaşmak ahmaklaştırma ahmaklaştırmak ahmaklık.−bı ahtapot ahu ahududu ahu gözlü ahval.−li ahzetme ahzetmek ahzüita ahzükabz aidat aidiyet aidiyet eki 139 .

aile aile adı aile bahçesi aile boyu aile bütçesi ailece ailecek aile dostu aile gazinosu aile hayatı aile hukuku ailelik.−ğı ajan provokatör ajans 140 .−ği aile meclisi aile ocağı aile plânlaması aile reisi aile saadeti ailesel ailesiz ailevî ait ait olmak ajan ajanda ajanlık.

−cı akait.−ğı akala akamber akamet 141 .ajitasyon ajitatör ajite etmek ajur ajurlu ak aka akabe akabinde akaç.−di akaju akak.−cı akaçlama akaçlamak akaçlatma akaçlatmak akademi akademici akademicilik.−ği akademik.−ği akademisyen ak ağa akağaç.

−ğı akbalıkçıl ak basma ak basmak akbaş (kuş) ak benek.−ğı akciğer akciğer göbeği akciğer kesecikleri 142 .−ği akbuğday akburçak.akan yıldız akar akar amber ak Arap akarca akaret akarlar akarsu akaryakıt akaryakıt istasyonu akasma akasya akbaba akbabagiller akbakla akbaldır akbalık.

−ğı Akçakent (ilçe) Akçakoca (ilçe) akçalı akça pakça akçasal akça yel akçe akçıl akçıllanma akçıllanmak akçıllaşma akçıllaşmak akçıllık.−cı akçaağaçgiller akça armudu Akçadağ (ilçe) Akçakale (ilçe) akçakavak.−ğı akçöpleme Akdağmadeni'ni 143 .akciğerliler akciğer lopçuğu akciğer peteği akciğer zarı akça Akçaabat (ilçe) akçaağaç.

−ğü akgürgen akhardal Akhisar (ilçe) akı akıbet akıcı akıcılık.−ğı akıcılık ölçeği akıcı ünsüz akıl.(ilçe) akdarı akdedilme akdedilmek ak demir Akdeniz Akdeniz humması Akdeniz mavisi akdetme akdetmek akdiken akdoğan akdut akemi ak gözlü akgünlük.−klı akılcı 144 .

−ğı akıl defteri akıl dışı akıl dışıcılık.akılcılık.−ğı akıllılık etmek akıllı uslu akılsal akılsallaştırma akılsallaştırmak akılsız akılsızlık.−ğı akılsızlık etmek 145 .−ğı akıl dişi akıl doktoru akıl hastahanesi akıl hastası akıl hocası akıl kethüdası akıl kumkuması akıl kutusu akıllandırma akıllandırmak akıllanma akıllanmak akıllı akıllıca akıllılık.

146 .akıl zayıflığı akım akımcı akımölçer akım ölçümü akımtoplar akın akın akın akıncı Akıncılar (ilçe) akıncılık.−ğı akın etmek akın akınkayası akıntı akıntı bilimi akıntı çağanozu akıntılı akıntıölçer akış akışkan akışkanlaşma akışkanlaşmak akışkanlaştırıcı akışkanlaştırıcılık.−ğı akıncılık etmek akındırık.

−ğı akıtma akıtmak akıtmalı akide akidesi bozuk.−ğı akışkanlaştırma akışkanlaştırmak akışkanlık.−kdi (sözleşme) âkit.−ksi akit.−ğu akide şekeri akik.−di (sözleşme yapan) akit vaadi ak kan ak kan yangısı akkaraman akkarınca 147 .−ğı akışma akışmaz akışmazlık.−ği akil akilâne akil baliğ akim akis.

−ği Akkışla (ilçe) ak kirpani akkor akkorluk.−li akkelebek.akkarıncalar akkavak.−ğu Akköy (ilçe) akkuş Akkuş (ilçe) akkuyruk.−ğu (çay) aklama aklama belgesi aklamak aklan aklanma aklanmak aklaşma aklaşmak aklaştırma aklaştırmak aklen aklevrek.−ği aklı aklı başında aklı evvel 148 .−ğı akkefal.

aklık.−ğı aklı karalı aklı kıt aklınca aklıselim aklı sıra aklî aklî denge akliyat akliye akliyeci akma ak madde akma hançer akmak akmantar akma sınırı akmaz akne akompanyatör akonitin akont akordeon akordeoncu akordu bozuk.−du akortçu 149 .−ğu akort.

−ğı akreditasyon akreditif akrep.akort etmek akortlama akortlamak akortlanma akortlanmak akortlatma akortlatmak akortlu akortsuz akortsuzlaştırma akortsuzlaştırmak akortsuzluk.−ğı akraba olmak akran akranlık.−ğu akort yapmak Akören (ilçe) ak pak akpas akpelin Akpınar (ilçe) akraba akraba diller akrabalık.−bi 150 .

−ği akromatin akromatopsi akromegali akronim akropol.−ğı aksakal aksaklık.−ğı akromatik.−ği akromatik iğ iplik.−ğı aksak semaî aksam aksama aksamak aksan aksanı bozuk.−ğu Aksaray aksata aksatış 151 .−lü akrostiş aks aksak.Akrep (burç) akrepler akrobasi akrobat akrobatlık.

aksatma aksatmak aksayış akse aksedir Akseki (ilçe) akselerograf akselerometre akseptans aksesuar aksesuarcı aksetme aksetmek aksettirme aksettirmek aksırık.−ğı aksırıklı aksırıklı tıksırıklı aksırış aksırma aksırmak aksırtma aksırtmak aksi aksi aksi aksilenme aksilenmek 152 .

−ği aksilik etmek aksine aksiseda aksiyom aksiyon aksiyoner aksoğan akson aksona aksöğüt.−ğı akşamdan akşama akşam ezanı 153 .aksileşme aksileşmek aksilik.−dü ak su Aksu (ilçe) aksungur aksülâmel ak sülümen akşam akşama doğru akşam akşam akşama sabaha akşam azadı akşamcı akşamcılık.

akşam gazetesi akşam güneşi akşam karanlığı akşamki akşamlama akşamlamak akşamları akşamlatma akşamlatmak akşamleyin akşamlık.−ğı akşamlı sabahlı akşamlık sabahlık akşam namazı akşam pazarı akşam piyasası akşam saati akşamsefası (bitki) akşam simidi akşamüstü akşamüzeri akşam yeli Akşam Yıldızı Akşehir (ilçe) akşın akşınlık.−ğı 154 .

−ğı aktarma aktarmacı aktarmacılık.−ğı aktarma cümlesi aktarmak aktarmalı aktarmasız aktarma yapmak aktartma aktartmak aktavşan aktif aktif fiil aktifleşme aktifleşmek aktifleştirme aktifleştirmek aktiflik.−du 155 .−ği aktif metot.aktar aktarıcı aktarılma aktarılmak aktarım aktarış aktariye aktarlık.

−ği aktüer akur akustik.−ğü aktris aktüalite aktüalizm aktüel aktüelleştirme aktüelleştirmek aktüellik.−ği akut akuzatif akü akümülâtör aküpunktür akva akvam 156 .aktif taşıma aktinit aktinoloji aktinyum aktinyumlu aktivite aktivizm aktör aktöre aktörlük.

−ğı alabalıkgiller alabanda alabanda ateş alabanda etmek alabanda iskele alabanda sancak 157 . −ğu akya balığı Akyaka (ilçe) Akyazı (ilçe) ak yazılı ak yel ak yem ak yıldız Akyurt (ilçe) akyuvar akzambak.−ğı (at) alabalık.akvarel akvaryum akvaryumcu akvaryumculuk.−ğı al ala (karışık renkli) âlâ (pekiyi) ala ala alabacak.

alabaş (bitki) alabildiğine alabora alabora olmak alabros alaca Alaca (ilçe) alaca aş alacabalıkçıl alaca bulaca alacak.−ğı alaca karanlık.−ğı alacakarga Alacakaya (ilçe) alacaklı alacaklı olmak alacak verecek alacalama alacalamak alacalandırma alacalandırmak alacalanma alacalanmak alacalı alacalı bulacalı alacalık.−ğı alacamenekşe 158 .

−ğı alafranga müzik.alacasansar alaçam Alaçam (ilçe) alaçık.−ğı alafrangalaşma alafrangalaşmak alafrangalaştırma alafrangalaştırmak alafrangalık. −ği alafranga saat.−ği ala gün alâimisema alâka alâkabahş alâkadar alâkadar etmek alâkadar olmak alâkalandırma 159 .−ğı Aladağ (ilçe) alafranga alafrangacı alafrangacılık.−ti alafranga tuvalet alâgarson alageyik.

alâkalandırmak alâkalanma alâkalanmak alâkalı alakarga alâkart alâkasız alâkasızlık.−ğı alâkok alalama alalamak alamana alamana ağı alâmet alâmetifarika alâmetifarikalı alâminüt alâminüt yemek.−ği alan alan araştırması alan hızı alan korkusu alan talan alan topu Alanya (ilçe) Alaplı (ilçe) alarga 160 .

−ğı alaturka müzik.−ği alaturka saat.−ti alaturka tuvalet alavere alavereci alavere tulumbası alay alay alay alay beyi alaybozan 161 .alarga etmek alârm ala sulu alaşağı etmek Alaşehir (ilçe) alaşım alaşımlama alaşımlamak ala tav ala tavlı alaten alaturka alaturkacı alaturkacılık.−ğı alaturkalaştırma alaturkalaştırmak alaturkalık.

alaycı alaycılık.−ğı alay etmek alâyıvalâ alâyiş alâyişli alaylı alaysı Ala Yuntlu alay yollu alaz alaza alaz alaz alazlama alazlamak alazlanma alazlanmak al basma albastı albatr albatros albay albaylık.−ğı albeni albenili albinizm 162 .−ğı al bayrak.

−ğı alçak ses alçak yaylak.−ğı alçak basınç.albinos albüm albümin albümin işeme albüminli alçacık. −ğü alçak kabartma alçak kavuşum alçaklaşma alçaklaşmak alçaklaştırma alçaklaştırmak alçaklık.−cı alçakça alçak gerilim alçak gönüllü alçak gönüllülük.−ğı alçalış alçalma alçalmak alçaltı alçaltıcı 163 .−ğı alçak.

−cı aldangıç.−cı aldanış aldanma aldanmak aldatıcı aldatılma aldatılmak aldatış aldatma aldatmaca 164 .−ğı alçı alçıcı alçı kalıp.alçaltış alçaltma alçaltmak alçarak.−bı alçılama alçılamak alçılanma alçılanmak alçılatma alçılatmak alçılı alçıpen alçı taşı aldanç.

−di aldırış aldırışsız aldırma aldırmak aldırmaz aldırmazlık.aldatmak aldehit.−ğı aldırtma aldırtmak alegori alegorik.−lü 165 .−ği alelhesap alelhusus alelıtlak alelumum alelusul alem (bayrak) âlem (evren) alemci alemdar âlemşümul.−bi alelâcele alelâde alelâdelik.−ği aleksi alelâcayip.

−ği alet olmak alev alev alev Alevî Alevîlik.âlem yapmak alenen alengirli alenî alenîleşme alenîleşmek aleniyet alerjen alerji alerjik.−ği alev kırmızısı alev lâmbası alevlendirme alevlendirmek alevlenme 166 .−ği alessabah alesta alet alet edevat alet etmek aletli aletli jimnastik.

−ğı aleykümselâm alfa alfabe alfabe dışı alfabe sırası alfabetik.−di alg algarina algı algı bıçağı algılama algılamak algılanma algılanmak algılatma 167 .alevlenmek alevli alev makinesi aleyh aleyhtar aleyhtarlık. −ğu alfabetik sıralama alfa ışınları alfaterapi alfenit.−ği alfabetik katalog.

algılatmak algılayıcı algın algler algoritma alıcı alıcı kuş alıcı verici alıcı yönetmeni alıç.−ğı alım alımcı alım çalım alım gücü alımlı 168 .−ğı alık alık alıklaşma alıklaşmak alıklaştırma alıklaştırmak alıklık.−ğı alıkonulma alıkonulmak alıkoyma alıkoymak alık salık.−cı alık.

−lnı alın çatısı alındı alındılı alıngan alınganlık.−ğı alın.−ğı alım satım alım satım bürosu alımsız alımsızlık.−ğı alınlık.−ğı alışıklık.−ğı alışılma 169 .−ğı alınma alınmak alın teri alıntı alıntı kelime alıntılama alıntılamak alın yazısı alırlık.alımlı çalımlı alımlılık.−ğı alış alış fiyatı alışık.

−ği alil alim (her şeyi bilici) âlim (bilgin) alimallah âlimane âlimlik.−bı âlicenaplık.−ğı alışma alışmak alıştırma alıştırma dönemi alıştırmak alışveriş Aliağa (ilçe) âli (yüce.−ğı alışkanlık edinmek alışkı alışkın alışkınlık.−ğı alifatik.−ği alinazik.−ği (kebap) 170 .alışılmak alışılmamış alışılmış alışkan alışkanlık. yüksek) âlicenap.

aliterasyon alivre alivre satış aliyyülâlâ alizarin alize Alka Evli alkali alkalik.−ğı alkışlama alkışlamak alkışlanma alkışlanmak alkil alkol.−lü 171 .−ği alkali metaller alkalimetre alkaloit.−di alkalölçer alkan al karısı alkarna alkım alkış alkış ağası alkışçı alkışçılık.

alkolik.−ği alkolizm alkollü alkolölçer Allah Allaha ısmarladık Allah aşkına Allah bilir Allah bir Allahın adamı Allahın belâsı Allahın cezası Allahın emri Allahın evi Allahın günü Allahın hikmeti Allahın kulu allahlık.−ğı Allah taksimi Allahüâlem Allahütealâ Allah vergisi Allah yapısı 172 .−ğı Allahsızlık.−ğı allahsız Allahsız allahsızlık.

−ği allanma allanmak allaşma allaşmak allegretto allegro allem allı allık.−cı almak almamazlık.−ğı allak bullak.allak.−ğı allama allamak allâme allâmelik.−ğı allı pullu alma almaç.−ğı Alman gümüşü Almanlaşma 173 .−ğı Almanca Almancı Almancılık.−ğı Alman almanak.

Almanlaşmak Almanlaştırma Almanlaştırmak Alman papatyası Almansever Alman usulü Almanya almaş almaşık.−ğı almaşık yapraklar almaşlı Almatı Almus (ilçe) alnaç.−cı alo alogami alotropi alp.−ğı Alpu (ilçe) alpyıldızı (çiçek) al sancak.−ğı 174 .−pı alpaka alpaks alperen alpinist alpinizm alplık.

−di alt güverte alt hava yuvarı altı 175 .alşimi alşimist alt alt alta Altay Altayca Altayist Altayistik.−ğı alt bölüm alt cins alt çene alt damak.−ği alt başlık.−ğı alt deri alt diş alt dudak.−bbı alternatör altes alt etmek alt familya alt geçit.−ğı alternatif alternatif akım alternatif tıp.

altıgen altık.−ği altın bilezik.−ği altıncı altıncı duygu altıncı his altın çağ altın çağı Altındağ (ilçe) Altınekin (ilçe) altın kaplama altın keseği altın kökü altın küpü altınlaşma altınlaşmak altınoluk.−ğı Altıkardeş (yıldız kümesi) altılama altılı altılık.−ğu 176 .−ği altın böcek.−ğı altın altın babası altınbaş (kavun) altın beşik.

−ğı (balık.−ğı altıpatlar altışar altı yol altı yol ağzı altız altimetre alt karşıt alt kat alt kurul altlama altlamak 177 .−ti altın sarısı altın suyu Altıntaş (ilçe) altıntop (greyfurt) altın topu altın varak.altın otu Altınova (ilçe) Altınözü'nü (ilçe) altın saat.−ğı altın yağmurcun Altınyayla (ilçe) altın yıl altıparmak. kumaş) altı parmak.

altlı altlık.−ğı alto alto saksafon alt olmak alt sınıf alt şube alt tabaka alt takım alttan alta alt tarafı alt tür Altunhisar (ilçe) altunî altüst altüst böreği altüst etmek altüst olmak alt yapı alt yazı 178 .−ğü altmışıncı altmışlık.−ğı altlı üstlü altmış altmış altı (oyun) altmışar altmış dörtlük.

−lü alvere tulumbası alyans alyon alyuvar am ama (fakat) âmâ (görmez.−ği alümin alümina alüminyum alüminyum taşı alüvyon alveol.alt yazılama alt yazılamak alt yazılayıcı alt yazılı Alucra (ilçe) alüfte alüftelik. kör) amabile amaç.−cı amaç dışı amaç edinmek amaçlama amaçlamak amaçlanma 179 .

−ğı amalierbaa aman amanın amanname amansız amansızca amansız hastalık.−ğü amazon ambalâj ambalâjcı ambalâjcılık.−li âmâlık.−ğı amade amal. −ğı aman zaman Amasra (ilçe) Amasya Amatör amatörce amatörlük.−ğı amaçsız amaçsızlık.−ğı ambalâjlama 180 .amaçlanmak amaçlı amaçlılık.

−ğı amcalık etmek amcaoğlu 181 .−ğı ambarda kurutma ambargo ambarlama ambarlamak amber amber ağacı amber balığı amberbaris amberbu amber çiçeği amblem amboli ambülâns amca amcakızı amcalık.ambalâjlamak ambalâjlı ambalâjsız ambalâj yapmak ambale etmek ambale olmak ambar ambarcı ambarcılık.

−ği amele taburu amelî amelimanda ameliyat ameliyathane ameliyatlı ameliyat masası ameliye amenajman amenna amentü (ana ilkeler) Amentü (dua) Amerika Amerika armudu Amerika bademi Amerika elması Amerikalı Amerikalılaşma Amerikalılaşmak amerikan (bez) Amerikan (Amerika’ya ait) Amerikan bar 182 .amcazade amel amele amelelik.

−ğu amil amilâz amin (kimya tterimi) âmin (dua sözü) 183 .−li ametist amfetamin amfi amfibi amfibi harekât amfibol.−lü amfibyumlar amfiteatr amfizem amfor amfora amigo amigoluk.Amerikan bezi Amerikanca Amerikanist Amerikan salatası Amerikansı Amerikanvari Amerika tavşanı Amerika üzümü amerikyum ametal.

−ği amirane amirce amiriita amirlik.−ğı 184 .−di amitoz amiyane amma amma velâkin amme amme davası amme efkârı amme hukuku amme idaresi amme menfaati amnezi amnios amnios suyu amonyak.aminoasit.−bi amipler amipli amir amiral.−li amirallik.−ği amit.−di amino grubu amip.

−ti ampir ampirik.−lü ampütasyon amudî amudufıkarî amut.−ği ampirist ampirizm amplifikatör ampul.−du amyant 185 .amonyaklama amonyaklamak amonyum amonyum karbonat amonyum sülfat amor amoralizm amorf amorti amorti etmek amortisman amortisör amper ampermetre amperölçer amper saat.

−ği ana doğrusu Anadolu Anadolulu anadut 186 .−ğı ana dal anadan doğma ana defter ana deniz ana deniz bilimi ana dil ana dili ana direk.an ana ana arı ana baba ana baba günü ana bilim dalı anabolizma ana cadde anacık.−cı ana çizgi anaçlaşma anaçlaşmak anaçlık.−ğı anacıl anaç.

−ğı anahtar taşı ana kadın ana kapı 187 .−ğı anahtar kelime anahtarlık.−ği anaerobik.ana duvar ana düşünce ana erki anaerkil anaerkillik.−ğu anafordan anaforlama anaforlamak anaforlu anagram ana haber sunucusu anahtar anahtar ağızlığı anahtar bitkiler anahtarcı anahtarcılık.−kri anafilâksi anafor anaforcu anaforculuk.−ği ana fikir.

−ği analoji analojik.−ğı analık etmek analıkızlı (yemek) analist analitik.−ği anam anamal 188 .−bı anakonda ana kök ana kraliçe anakronik.−ği anakronizm ana kubbe ana kucağı ana kuzusu analı analık.ana kara ana kent ana kitap.−ği analiz analizci analiz etmek analizör analjezi analjezik.

−ği an'anesiz ananet an'anevî anaokulu ana ortaklık.anamal birikimi anamalcı anamalcılık.−ği anarşist anarşistleşme anarşistleşmek anarşistlik.−ti 189 .−ğı anapara anarşi anarşik.−ğı ana mektebi ana motif ana muhalefet Anamur (ilçe) ananas ananasgiller an'ane an'aneci an'anecilik.−ği anarşizm anartri ana saat.

−ği anatomist ana toplardamar anavaşya ana vatan ana yapı ana yarısı anayasa anayasacı anayasal ana yol ana yön ana yurt.−du 190 .−ğı anason ana sözleşme ana şehir.ana sanlı ana sav ana sayaç.−hri anatomi anatomici anatomik.−cı anasıl ana sınıfı anasının gözü anasır anasız anasızlık.

−ğı Andırın (ilçe) andırış andırışma andırışmak andırma andırmak andız andız otu andropoz anekdot anele anemi 191 .−di andık.−ği andezit.ana yüreği anbean anca ancak anchorman ançüez andaç.−cı andante andantino andaval andavallı andemi andemik.

−ğı angarya angaryacı angıç.anemik.−cı angın Anglikan Anglikanizm Anglikanlık.−ğı Anglofil Anglosakson Angola Angolalı angström 192 .−ği anemometre anemon aneroit.−di anestezi anestezist anesteziyoloji anevrizma angaje angaje etmek angaje olmak angajman angajmanlı angajmansız angajmansızlık.

−ğı anıklama anıklamak anıklaşma anıklaşmak anıklık.−du angutluk.angudî angut.−ğu anha minha anhidrit anı anık.−ğı anılaşma anılaşmak anılma anılmak anımsama anımsamak anımsanma anımsanmak anımsatma anımsatmak anında anırış anırma anırmak anırtı 193 .

anırtma anırtmak anıştırma anıştırmak anıt Anıtkabir anıtlaşma anıtlaşmak anıtlaştırılma anıtlaştırılmak anıtlaştırma anıtlaştırmak anıt mezar anıtsal anıtsı anız anızlık.−ğı anî anî akın anîde anîden anif anî hız anilin anilin boyalar animasyon animato 194 .

−ğı 195 .animatör animizm anjanbıman anjin anjiyo anjiyografi anjiyoloji Anka Ankara Ankara keçisi Ankara kedisi ankastre ankastre fırın ankastre ocak.−ğı ankesörlü telefon anket anketçi anketçilik.−ği anketör anket yapmak ankiloz anlak.−ğı anlaklı anlam anlama anlamak anlamamazlık.

−ğı anlamsal anlamsız anlamsızlaşma anlamsızlaşmak anlamsızlaştırma anlamsızlaştırmak anlamsızlık.−ğı 196 .anlam aykırılığı anlamazlık.−ğı anlam bayağılaşması anlam bilimi anlam bilimsel anlam daralması anlamdaş anlamdaşlık.−ğı anlam değişmesi anlam genişlemesi anlam iyileşmesi anlam kayması anlam kötüleşmesi anlamlandırma anlamlandırmak anlamlı anlamlı anlamlı anlamlılık.

−ğı anlaşılma anlaşılmak anlaşılmaz anlaşma anlaşmak anlaşmalı anlaşma yapmak anlaşmazlık.−ğı anlaştırma anlaştırmak anlatı anlatıcı anlatılma anlatılmak anlatım anlatım bilimi anlatımcı anlatımcılık.−ğı anlatımlı anlatım tonu anlatış anlatma anlatmak anlattırma anlattırmak anlayış 197 .anlaşık.

−ği annelik etmek anne olmak anofel anomali anomnezi anonim anonim ortaklık.−ğı anonim şirket anons anons etmek anonsör anorak.−ğı anma töreni anne anneanne annelik.anlayışlı anlayışlılık.−ğı anlı şanlı anma anmak anmalık.−ğı anlık.−ğı anlıkçılık.−ği 198 .−ğı anorganik.−ğı anlayışsız anlayışsızlık.

−ği Antarktika antarktik kara anten 199 .−ği ansiklopedik.−li ansefalit ansıma ansımak ansız ansızın ansiklopedi ansiklopedici ansiklopedicilik.−ğü ansiklopedr ant.−ği anot.−dı antagonizma Antakya Antalya antant antarktik.anormal.−li anormalleşme anormalleşmek anormallik.−ği ansiklopedik sözlük.−du ansefal.

−ği antiasit.antenli antenli balık.−ğı anten yükselteci Antep baklavası Antep fıstığı Antep fıstığıgiller Antep işi (nakış) anterit anterograf anterosel anterostomi antet antetli ant etmek antetsiz antialerjik.−ği antidot antiemperyalist antiemperyalizm antifaşist antifaşizm antifriz antijen 200 .−di antibiyotik.−ği antibiyotik tedavisi antidemokratik.

−ği antipropaganda antisemit antisemitist antisemitizm 201 .antihijyenik.−ği antik.−ğı antikalık.−bu antiloplar antimon antinomi antioksidan antipati antipatik.−ğı antika mobilya antikapitalist antikapitalizm antikatot.−ği antika antikacı antikacılık.−du antik çağ antikiklon antikite antikomünist antikomünizm antikor antilop.

antisepsi antiseptik.−ğu 202 .−ğü antrepo antrepocu antrepoculuk.−di antropoitler antropolog.−ği antitoksin ant kardeşi antlaşma antlaşmak antlı antoloji antrakt antrasit antre antrenman antrenmanlı antrenmansız antrenör antrenörlük.−ğu antrkot antrok antropoit.−ği antisiklon antitez antitoksik.

−du anüri anüs anüs yüzgeci anyon anzarot aort apacı apaçık.−ğı apak.−ği antropomorfizm antroponim antroposantrizm antropozoik.−ğı apandis apandisit apansız apansızın aparat aparey aparkat 203 .−ğı apalak.−ğı apaçıklık.−ği antropozoik devir antrparantez anut.antropoloji antropolojik.

−ği aplikasyon 204 .−ğı apışma apışmak apıştırma apıştırmak apiko aplik.−ğı apayrı apaz apazlama apazlamak apel aperitif apış apışak.−ğı apış arası apışık.aparma aparmak apartman apar topar apart otel apaş apatit apaydın apaydınlık.−ğı apışlık.

−ği aport aposteriori apostrof apoşi apotr appassionato apraksi apre apreci apreleme aprelemek apreli apresiz april apriori apse apseleşme apseleşmek apsent apsis aptal aptal aptal 205 .−ği apokrif apolet apolitik.aplike apokaliptik.

aptalca aptalcasına aptallaşma aptallaşmak aptallaştırma aptallaştırmak aptallık.−ği arabankürdî 206 .−ğı arabalı vapur araba mezarlığı araban Araban (ilçe) arabanbuselik.−ğı aptallık etmek aptal olmak apteriks apukurya apul apul ar ara araba araba araba arabacı arabacılık.−ğı araba falakası arabalı arabalık.

−ğu aracı aracı banka aracı kurum aracılığıyla aracılık.−ği Arabizasyon ara bono arabozan arabozanlık.−ğı ara bozucu ara bozuculuk.ara başlık.−ğu ara bulma ara bulmak ara bulucu ara buluculuk.−ğı araba vapuru arabesk arabeskçi arabeskleşme arabeskleşmek Arabî Arabist Arabistan Arabistan defnesi Arabistik.−ğı aracılık etmek 207 .

−cı arakçı arakçılık.−cı Araç (ilçe) araççılık.−ğı araçlı araçlı jimnastik.−ğı arada bir ara deniz Araf Arafat aragonit arak araka ara kamışı ara kapı ara kararı ara kazanç.aracı şirket ara cümle araç.−ğı ara kesit arakıye araklama araklamak Araklı (ilçe) 208 .−ği araçsız araçsızlık.

ara konakçı Aral aralama aralamak aralanma aralanmak aralatma aralatmak aralık.−ğı Aralık (ilçe) aralık etmek aralıklı aralık oyunu aralıksız aralıkta arama arama bülteni arama emri arama izni aramak arama kararı ara mal arama ruhsatı arama tarama arama yapmak Aramîce ara nağme 209 .

karışık durum) Arapsun 210 .−ğı Arap rakamları Arap sabunu arapsaçı (bitki.ara nağmesi aranılma aranılmak aranje etmek aranjman aranjör aranma aranmak arantı Arap Arap aşı Arapça Arapçalaşma Arapçalaşmak Arapçalaştırma Arapçalaştırmak Arapkir (ilçe) Araplaşma Araplaşmak Araplaştırma Araplaştırmak Araplık.

Arap tavşanı Arap zamkı ararot ararot kamışı Arasat ara seçim ara sıcak.−ğı ara sınavı ara sıra arasız ara sokak.−ğı araştırılma araştırılmak araştırma araştırmacı araştırmacılık.−di araştırı araştırıcı araştırıcılık.−ğı araştırma filmi araştırma görevlisi araştırmak araştırman aratış 211 .−ğı ara söz arasta araşit.

−ği arazi arazi aracı arazi olmak arazi turu arazi vitesi arazi yarışı arbalet arbede arbitraj arboretum arda Arda Ardahan ardak.aratma aratmak ara tümce ara yerde arayıcı arayıcı fişeği arayış ara yön araz arazbar arazbarbuselik.−ğı ardaklanma ardaklanmak 212 .

−ğı ardışık görüntü ardışıklık.−ğı ardışık olgular ardışık sayılar ardiye ardiyeci arduaz arefe arefe günü arena areometre argaç.−cı 213 .Ardanuç (ilçe) Ardeşen (ilçe) ardı ardına ardıç.−cı ardıç kuşu ardıç otu ardıç rakısı ardıl ardıl görüntü ardılma ardılmak ardın ardın ardınca ardı sıra ardışık.

−ğı argıt.−ğı arı dalağı arık.−dı argo argon argonot Arguvan (ilçe) argüman Arhavi (ilçe) arı arı beyi arı biti Arıcak (ilçe) arıcı arıcılık.−ğı arıkçı arı kil arıklama arıklamak arıklaşma arıklaşmak arıklatma 214 .argaçlama argaçlamak argali argın argınlık.

−ğı arınış arınma arınmak arı sili arı sütü arış arıtıcı 215 .−ğı arındırma arındırmak arınık.−ğı arı kovanı Arıkovanı (yıldız kümesi) arı kuşu arı kuşugiller arılama arılamak arılanma arılanmak arılar arılaşma arılaşmak arılaştırma arılaştırmak arılık.arıklatmak arıklık.

−ğı arıtım arıtım evi arıtış arıtma arıtma ünitesi arıtmak arız arıza arızalanma arızalanmak arızalı arızasız arıza yapmak arızî arız olmak arî Arî aria Arî dil arif arifane arife arife günü arioso Aristocu Aristoculuk.−ğu 216 .arıtıcılık.

−ği aristokratlık.−cı arkadan arkaya arkadaş 217 .−ği ariya ariyet ariyeten ariza ariz amik arjantin Arjantin Arjantinli ark arka arka arka arka arkaya arka ayak.−ğı aritmetik.−ğı arkaç.−ği aritmetik dizi aritmetik işlem aritmetik orta aritmetiksel aritmi aritmik.aristokrasi aristokrat aristokratik.

−ğı arka teker arka üstü 218 .−cı arkalık.arkadaş canlısı arkadaşça arkadaşlık.−ği arkaizm arkalama arkalamak arkalanma arkalanmak arkalı arkalıç.−ğı arkadaşlık etmek arkadaş olmak arkaik.−ğı arkalıklı arkalıksız arka müziği arka plân arka plânda arkası kavi arkası pek arkası sıra arkası yufka arkasız arka sokak.

−ğü armatür armoni 219 .arka yüz arkebüz arkeen arkegon arkeolog.−ğu arkeoloji arkeolojik.−ği arlanma arlanmak arlanmaz arlı arma armada armador armadura armağan armağan etmek armalı armatör armatörlük.−ği arkeopteriks arketip arkıt arkoz arktik.

armonik.−du armutçu armut kabağı armut kurusu Armutlu (ilçe) armut top armuz Arnavut Arnavut bacası Arnavut biberi Arnavut ciğeri Arnavutça Arnavut kaldırımı Arnavutlaşma Arnavutlaşmak Arnavutlaştırma Arnavutlaştırmak Arnavutluk.−ğu arnika 220 .−ği armonika armoniler armoni orkestrası armonize armonyum armudî armudiye armut.

−ğı arpalık etmek arpa suyu arpa şehriye arpçı arpej arsa arsa payı arsenik.−ğı arpacık soğanı arpacılık.−ği arometrapi arozöz arp arpa arpacı arpacık.aroma aromalı aromatik.−ğı Arpaçay (ilçe) arpa güvesi arpağan arpalama arpalık.−ği arsıulusal arsız arsız arsız 221 .

−ğı arşidük arşidüşes arşiv arşivci arşivcilik.−ğı arsızlık etmek Arsin (ilçe) arslan arslanlı arş arşe arşetip arşıâlâ arşın arşınlama arşınlamak arşınlık.−dı artağan 222 .−ği arşivleme arşivlemek art.arsızca arsızlanma arsızlanmak arsızlaşma arsızlaşmak arsızlık.

−ğı artakalma artakalmak art arda art avurt.−ğı artık değer artık emek.−du art avurt ünsüzü art bölge artçı artçı deprem artçılık.−ğı art damak ünsüzü art düşünce arter arterit artezyen artezyen kuyusu artı artık.−ğı artçı şok art damak.−ği artık gün artıklama artıklamak artık yıl artım 223 .artağanlık.

−ği artistlik.−cu artik artikel artikülâsyon artist artistçe artistik.−ğı art niyet art oda Artova (ilçe) artrit artroz art teker Artvin 224 .artımlı artın artırılma artırılmak artırım artırma artırmak artı sayı artış artı uç.−ği artma artmak artmak.

art zamanlı art zamanlı dil bilimi art zamanlılık.−ğı aruz arya Aryanizm arz arzanî arz dairesi arz derecesi arz etmek arziyat arz odası arz talep kanunu arzu arzu etmek arzuhâl.−ği arzulama arzulamak arzulu arz ve talep.−li arzuhâlci arzuhâlcilik.−bi as asa asabî asabîleşme 225 .

−bı asar Asarcık (ilçe) asarıatika asayiş asbaşkan 226 .asabîleşmek asabîlik.−ğı asalak bilimi asalaklaşma asalaklaşmak asalaklık.−ği asabiye asabiyeci asabiyet asal asalak.−ğı asalet asaleten asaleten atama asaleten atanma asal gazlar asal sayı asamble asansör asansör boşluğu asansörcü asap.

asbest asbest yünü aselbent.−ği asetik asit.−di asetilen aseton asfalt asfaltit asfaltlama asfaltlamak asfaltlanma asfaltlanmak asgarımüşterek.−ği ases asesbaşı asetat asetatlı asetik.−di asenkron asepsi aseptik.−ği asgarî asgarî ücret ashap.−ğı asık suratlı 227 .−bı ası asık.

−ğı asi aside asidimetre asil asileşme 228 .asıl.−slı asılanma asılanmak asılı asılış asıllı asılma asılmak asılmışadam (bitki) asıl nüsha asıl sayılar asılsız asılsızlık.−ğı asıltı asıl vurgu asım asım takım asıntı asıntı olmak asır.−srı asırlarca asırlık.

asileşmek asilik.−ği asitölçer ask askarit as kat asker askerce askerci askercilik.−ği askerî askerî ambargo 229 .−ğı asit.−ği asimetri asimetrik.−ği asilzade asilzadelik.−ği asilik etmek asillik.−ği asimilâsyon asimile etmek asimptot asistan asistanlık.−lü asit borik.−di asit alkol.−ği asit fenik.

−ğı askıntı askıntı olmak askısız asklı 230 .askerî ataşe askerî inzibat askerî kaput askerîleşme askerîleşmek askerîleştirme askerîleştirmek askerî rüştiye askeriye asker kaçağı askerlik.−ği askerlik dairesi askerlik etmek askerlik hizmeti askerlik yapmak askerlik yoklaması asker ocağı asker olmak asker tayını askı askıcı askılı askılık.

−ğı aslan payı aslanpençesi (bitki) aslan sütü aslan yürekli aslen aslı astarı aslık.askospor asla aslan Aslan (burç) aslanağzı (bitki) aslan ağzı Aslanapa (ilçe) aslanca aslangiller aslankulağı (bitki) aslankuyruğu (bitki) aslanlık.−ğı aslında aslı nesli aslî aslî düşünce aslî maaş aslî nüsha asliye asma 231 .

−ğı asma merdiven asma yaprağı asmolen asonans asorti asosyal.−di asma köprü asmalı asmalık.asma bahçe asma bıyığı asma biti asmagiller asmak asma kabağı asma kat asma kilit.−li asparagas aspidistra aspiratör aspirin aspur asrısaadet asrî asrîleşme asrîleşmek asrîlik.−ği 232 .

−di astım astımlı astırma 233 .assai assolist ast Astana astar astar boyası astar kaplama astarlama astarlamak astarlanma astarlanmak astarlatma astarlatmak astarlı astarlık.−ğı astarlı zarf astarya astasım astat astatin asteğmen asteğmenlik.−ği astenik tip asteroit.

−ğı astsubay üstçavuş asude 234 .−ğu astropikal.−li astsubay astsubay başçavuş astsubay çavuş astsubay kıdemli başçavuş astsubay kıdemli çavuş astsubay kıdemli üstçavuş astsubaylık.−ğu astroloji astronom astronomi astronomik.−ği astronomik fiyat astronomik rakam astronot astronotluk.astırmak astigmat astigmatizm astragan astrofizik.−ği astrolog.

−ğı asyön aş aşağı aşağı bitkiler aşağılama aşağılamak aşağılanma aşağılanmak aşağılaşma aşağılaşmak aşağılatma aşağılatmak aşağılık.−ğı aşağılık duygusu aşağılık kompleksi aşağılı yukarılı aşağı mahalle aşağısama aşağısamak aşağısı 235 .asudelik.−ği asuman Asurca Asurî Asya Asyalı Asyalılık.

−ğı (ayak bile− ğindeki kemik) âşık.−yı.−kı.−ğı aşçılık.−ğı aş damı aşerat aş erme aş ermek aş evi aşhane aşı aşı boyalı aşı boyası aşıcı aşıcılık.aşağı yukarı aşama aşamalı aşama sırası aşar aşarî aşçı aşçı baltası aşçıbaşı. tutkun) aşı kâğıdı 236 .−ğı aşık.−ğı (vurgun.−nı aşçıbaşılık.

−ğı aşılama aşılamak aşılanma aşılanmak aşılatma aşılatmak aşılı aşılma aşılmak aşım aşındırma aşındırmak aşınım aşınma aşınmak aşınma payı aşıntı aşı olmak aşır.âşıkane aşık kemiği âşıklı âşıklık.−ğı âşık olmak âşıktaş âşıktaşlık.−şrı aşıramento 237 .

−ğı aşırı doyma aşırı duyarlık.aşırı aşırı bellem aşırı besi aşırıcılık.−dı aşı taşı aşikâr aşikâre 238 .−ğı aşırı duyu aşırı erime aşırılık.−cu aşırma aşırmacılık.−ğı aşırılma aşırılmak aşırıntı aşırı taşırı aşırı uç.−ğı aşırmak aşırma kayış aşırmasyon aşırtı aşırtma aşırtmak aşısız aşıt.

−ğı aşma aşmak aşna aşna fişne aş ocağı aşoz aştırma aştırmak aşure aşure ayı aşure günü 239 .aşikâr etmek aşikâr olmak aşina aşinalık.−ğı aşiret aşiyan aşk Aşkabat Aşkale (ilçe) aşkefza aşk etmek aşkın aşkıncılık.−ğı aşk olsun aşk eylemek aşlık.

−ği aşüfte aşüftelik.aşurelik.−ği atabey Atabey (ilçe) atacılık.−ği aş yermek at ata atabek.−ğı atak yapmak atalar sözü atalet atalık.−ğı atama atamak ataman at anası atanma atanmak ataraksiya 240 .−ğı ata erki ataerkil atak.−ğı ataklaşma ataklaşmak ataklık.

−ği Atatürkçü Atatürkçülük.−ğü atavik.−ği atavizm atbalığı (su aygırı) at başı at cambazı atçı atçılık.atardamar atari atarkanal atasözü ataş ataşe ataşelik.−ğı at donu (renk) ate atefleksiyon ateh ateist ateizm aterina ateş ateş balığı ateşbaz ateş boyu 241 .

ateş böceği ateş böcekleri ateşçi ateş çiçeği ateşçilik.−ği ateşlilik.−ği 242 .−ği ateş dikeni ateş etmek ateş gecesi ateş gemisi ateş hattı ateşin ateş kayığı ateşkes ateş kırmızısı ateşleme ateşlemek ateşlendirme ateşlendirmek ateşlenme ateşlenmek ateşletme ateşletmek ateşleyici ateşli ateşli ateşli ateşlik.

−ğı atık kâğıt.−tfı atıfet atık.−ğı atıf.−dı atık su atıl atılgan atılganlık.−ği ateş tuğlası atfen atfetme atfetmek at gezdirmeliği atgiller at gözlüğü atıcı atıcılık.−ğı atılım atılımcı atılış atılma 243 .ateşli silâh ateşli silâhlar ateş pahası ateş parçası ateşperest ateşten gömlek.

−ğı atımlık.atılmak atım atımcı atımcılık.−ği atiklik.−ği atkılama atkılamak atkılı atkuyruğu (bitki.−ği atik tetik. saç) 244 .−ğı atış atış alanı atışma atışmak atıştırma atıştırmak atıştırmalık.−ği Atkaracalar (ilçe) at kestanesi at kestanesigiller atkı atkı iplik.−ğı atıştırma yeri atış yeri ati atik.

atkuyruğugiller atlama atlama beygiri atlamak atlama tahtası atlama taşı atlambaç.−cı atlandırma atlandırmak atlangıç.−cı atlanılma atlanılmak atlanma atlanmak atlar anası atlas atlas çiçeği atlas çiçeğigiller atlas kemiği atlatılma atlatılmak atlatma atlatmak atlet atlet fanilâsı atletik.−ği atlitik tip 245 .

−ğı atmosfer atmosfer basıncı atmosferik.−ğu at meydanı atmık.−ğu atom çağı atom çekirdeği atom enerjisi 246 .−ği atol.−lü atom atom ağırlığı atomal.−li atom bombası atomcu atomculuk.atletizm atlı atlıkarınca (eğlence aracı) atlı karınca atlı spor atma atmaca atmak atmasyon atmasyoncu atmasyonculuk.

−ğı aval.−li aval aval aval avam Avam Kamarası avanak.−li atölye atölye resmi atraksiyon atropin at sineği attar attırma attırmak atvur aut av avadancı avadanlık.−ği atom numarası atom reaktörü atom santrali atom sayısı atonal.−ğı 247 .−ğı avanakça avanaklık.atomik.

−ği avare olmak avarız avarya avaz avcı 248 .−dı Avanos (ilçe) avanproje avans avanta avantacı avantacılık.avanaklık etmek avangart.−ğı avantadan avantaj avantajlı avantajsız avantür avantüriye Avar avara Avarca avare avare etmek avareleşme avareleşmek avarelik.

−ğı avlama avlamak avlanma avlanmak avlatma 249 .avcı çantası avcı eri avcı hattı Avcılar (ilçe) avcılık.−ğı avcılık etmek avcı otu avcı uçağı avdet avdet etmek avdetî av dönemi avene averaj avgın av hayvanı avisto avize avize ağacı av köpeği av kuşu avlak.

−ğı av tezkeresi avuç.−dı avrat pazarı avret Avro Avrupa Avrupaî Avrupa kayını Avrupalı Avrupalılaşma Avrupalılaşmak Avrupalılık.−cu avuç avuç avuç dolusu avuç içi avuçlama avuçlamak avukat avukatlık.−cu avundurma 250 .−ğı avunç.avlatmak avlu av mevsimi avokado Avrasya avrat.

−du avurtlama avurtlamak avurtlu avurt ünsüzü Avustralya Avustralya karatavuğu Avustralyalı Avusturya Avusturyalı avutma avutmak avutucu avutulma avutulmak av yasağı ay (takvim) ay (gök cismi) Ay (bilimsel yayınlarda) aya ay ağılı 251 .avundurmak avunma avunmak avuntu avurt.

−ğı ayakkabılık.−ğı ayaklı koşma 252 .−ğı ayakçı ayakçın ayak divanı ayak işi ayak izi ayakkabı.−ğı ayak keseri ayak kirası ayaklama ayaklamak ayaklandırma ayaklandırmak ayaklanma ayaklanmak ayaklı ayaklık.−yı ayakkabıcı ayakkabıcılık.ayak.−ğı ayakaltı ayak bağı ayakbastı ayak bileği ayakça ayakçak.

açık) âyan (ileri gelenler) ayan beyan Ayancık (ilçe) ayandon 253 .−li ayan (belli.ayaklı kütüphane ayaklı mâni ayak makinesi ayak oyunu ayak satıcısı ayaksız ayaksızlar ayakta ayak tabanı ayak takımı ayak tarağı ayaktaş ayak tedavisi ayak teri ayak topu ayakucu (gök bilimi) ayak ucu ayaküstü ayaküzeri ayak yalın ayakyolu ayal.

−ğu ayarlama ayarlamak ayarlanma ayarlanmak ayarlatma ayarlatmak ayarlı ayarlı pense ayarsız ayarsızlık.ayan olmak ayar ayarcı ayar etmek ayarı bozuk.−ğı ayartı ayartıcı ayartıcılık.−ğı ayartılma ayartılmak ayartma ayartmak Ayaş (ilçe) ayaz ayazlama ayazlamak ayazlandırılma 254 .

ayazlandırılmak ayazlandırılmış rakı ayazlanma ayazlanmak ayazlatma ayazlatmak ayazlık.−ğı ayazma ay balığı ay balığıgiller ay balta Aybastı (ilçe) aybaşı aybeay ayça ay çekirdeği ayçiçeği ayçiçeği yağı ayçöreği ay dede aydemir aydın Aydın Aydıncık (ilçe) aydınger aydınlanma aydınlanmak 255 .

Aydınlar (ilçe) aydınlatıcı aydınlatılma aydınlatılmak aydınlatma aydınlatmak aydınlık.−ğı aydınlıkölçer Aydıntepe (ilçe) ay dönümü ayet ay evi aygın aygın baygın aygır aygır deposu aygıt ay−gün takvimi ay−gün yılı ayı ayıbacağı (yelken tarzı) ayı balığı ayıboğan ayıcı ayıcılık.−ğı ayıgiller 256 .

−bı ayıp etmek ayıplama ayıplamak ayıplanma ayıplanmak 257 .ayı gülü ayık.−ğı ayılma ayılmak ayıltı ayıltma ayıltmak ayın ayınga ayıngacı ayıngacılık.−ğı ayıp.−ğı ayıkmak ayıkulağı (bitki) ayılık.−ğı ayıklama ayıklamak ayıklanma ayıklanmak ayıklatma ayıklatmak ayıklık.

ayıplı ayıpsız ayıraç.−ğı ayırıcı ayırım ayırım yapmak ayırma ayırmaç.−cı ayıran ayırgan ayırganlık.−cı ayırmak ayırt edilmek ayırt etmek ayırtı ayırtma ayırtmak ayırtman ayırtmanlık.−ğı ay ışığı ayıt ayı üzümü ayı yürüyüşü ayin ayinicem ay karanlığı aykırı 258 .

aykırı doğrular aykırı katmanlaşma aykırılama aykırılamak aykırılaşma aykırılaşmak aykırılık.−ğı aylaklık etmek aylak olmak aylama aylamak aylandız aylanma aylanmak aylı aylık.−ğı aylıkçı aylıklı ayma aymak aymaz 259 .−ğı aylaklık.−ğı aylakçı aylakçılık.−ğı aykırı olmak ayla aylak.

−ğı ay modülü ayn ayna aynabakar aynacı aynacılık.aymazlık.−kkı ayniyat ayniyet aynştaynyum 260 .−ğı aynalı aynalık.−ğı ayna taşı ayna tırnağı aynaz aynen aynı aynılık.−ğı aynalık tahtası aynalı sazan aynasız aynasızlık.−ğı aynısefa aynıyla aynı zamanda aynî aynî hak.

−ğı ayran delisi ayran gönüllü ayranlaşma ayranlaşmak ayrı ayrı ayrı ayrı basım ayrıca ayrıcalı ayrıcalık.−ğı ayrık küme 261 .−cı ayran ayran ağızlı ayran budalası ayrancı Ayrancı (ilçe) ayrancılık.ayol ay örümceği ayraç.−ğı ayrıcalıklı ayrıcalıksız ayrıcasız ayrı cinsten ayrıç.−cı ayrı çanak yapraklılar ayrık.

−ğı ayrık otu ayrıksı ayrıksı ay ayrıksı dağılış ayrıksılık.−ğı ayrılıkçı ayrılış ayrılışma ayrılışmak ayrılma ayrılmak ayrılmazlık.−ğı ayrım ayrımcı ayrımcılık.−ğı ayrımlama ayrımlaşma 262 .ayrıklı ayrıklık.−ğı ayrıksı yıl ayrıksız ayrılanma ayrılanmak ayrılaşma ayrılaşmak ayrılı ayrılık.

ayrımlaşmak ayrımlı ayrımlılık.−ğı ayrışıklık.−ğı ayrımsama ayrımsamak ayrımsız ayrımsızlık.−ğı ayrışım ayrışma ayrışmak ayrıştırma ayrıştırmak ayrıt ayrı taç yapraklılar ayriyeten aysar aysberg aysfilt.−ğı ayrıntı ayrıntılı ayrışık.−di aysız ayşekadın (fasulye) ay takvimi aytışma aytışmak 263 .

ay tutulması ayva ayvadana Ayvacık (ilçe) ayva hoşafı ayva kompostosu ayvalık.−ğı ay yıldız ay yılı ayyuk az aza azade azadelik.−ği azalma azalmak 264 .−ğı ayyar ayyarlık.−ğı Ayvalık (ilçe) ayva marmelâdı ayvan ayva reçeli ayva tüyü ayvaz ayvazlık.−ğı ayyaş ayyaşlık.

azaltma azaltmak azamet azametli azamî azap.−bı azaplı azar azar azar azarlama azarlamak azarlanma azarlanmak azarlatma azarlatmak azat.−dı azat etmek azat eylemek azatlı azatlık.−ğu azca az çok Azdavay (ilçe) azdırılma 265 .−ğı azatsız az az az buçuk.

−ğı azı dişi azık.−ği azgın azgınlaşma azgınlaşmak azgınlık.−ğı azınlık hükûmeti azışma azışmak 266 .−ğı azı azıcık.azdırılmak azdırma azdırmak azelya Azerbaycan Azerbaycanlı Azerî Azerîce az gelişmiş az gelişmişlik.−ğı azılı azımsama azımsamak azınlık.−ğı azıklı azıklık.

azıştırma azıştırmak azıtma azıtmak azil.−ğı azlolunma azlolunmak azma azmak 267 .−zli azim.−zmi azimet azimet etmek azimkâr azimkârane azimli azit.−di aziz azize aziziye Aziziye azizlik.−ği azizlik etmek azledilme azledilmek azletme azletmek azlık.

−di azotlama azotlamak azotlanmış azotlu azotometre azotölçer Azrail (*)B B baba baba adam 268 .azmak.−ği azol.−lü azonal.−li azot azot dioksit.−ğı azman azman kaya azmanlaşma azmanlaşmak azmetme azmetmek azmettirme azmettirmek aznavur aznif azoik.

−ğı babaç.babaanne baba bucağı babacan babacanca babacanlaşma babacanlaşmak babacanlık.−ği babaköş babalanma babalanmak babalı babalık.−cı babaçko Babadağ (ilçe) babadan oğula Babaeski (ilçe) baba evi babafingo baba hindi Babaî Babaîlik.−ğı babalık etmek baba mirası 269 .−ğı babacık babacıl babacılık.

−ği babayiğit.−ği baba yurdu Babıâli babında Babîlik.−ğı 270 .−ğı bacanaklık.−ğı bacak arası bacak kalemi bacakkıran bacaklı bacaklık.baba nasihati baba ocağı baba olmak babasız baba tatlısı baba yadigârı babayani babayanilik.−ğı bacaklı yazı bacaksız baca kulağı bacanak.−di babayiğitlik.−ği baca baca başı bacak.

−ğı bad badana badanacı badanacılık.−ğı badana etmek badanalama badanalamak badanalanma badanalanmak badanalatma badanalatmak badanalı badanasız badas badat bade badehu badeli badeli aşık.baca tomruğu bacı baç baççı baççılık.−ğı badem badema badem ağacı 271 .

−ğı bademcik.−cı badısaba badi badi badi badik.−ği badikleme badiklemek badikleşme badikleşmek badire badiye badminton badya Bafra (ilçe) 272 .−ği badem ezmesi badem gözlü badem içi badem kürk bademli bademlik.badem bıyık.−ği bademsi badem şekeri badem tırnak.−ğı badem yağı baderna badıç.

bagaj bagaj kapağı bagaj kilidi bagaj memuru baget bagetli bağ bağa bağan bağ bahçe bağ bıçağı bağboğan bağ bozumu bağcı bağcık.−ğı bağ çubuğu bağdadî bağdalama bağdalamak bağdama bağdamak bağdaş bağdaşık.−ğı bağcıklı bağcıksız Bağcılar (ilçe) bağcılık.−ğı 273 .

−ğı bağıl nem 274 .−ğı bağıl değer bağıllık. −ğı bağdaştırmak bağ doku bağ fiil bağı bağıcı bağıl bağıldak.bağdaşıklaşma bağdaşıklaşmak bağdaşıklaştırma bağdaşıklaştırmak bağdaşıklık.−ğı bağdaşılma bağdaşılmak bağdaşım bağdaşma bağdaşmak bağdaşmaz bağdaşmazlık.−ğı bağdaştırıcı bağdaştırma bağdaştırmacı bağdaştırmacılık.

−ğı bağımlı sıralı cümle bağımsız bağımsız bölüm bağımsızlaşma bağımsızlaşmak bağımsızlaştırma bağımsızlaştırmak bağımsızlık.bağım bağımlama bağımlamak bağımlaşma bağımlaşmak bağımlı bağımlılık.−ğrı bağırdak.−ğı bağır.−ğı 275 .−ğı bağımsız milletvekili bağımsız sıralı cümle bağın bağıntı bağıntıcı bağıntıcılık.−ğı bağıntılı bağıntılılık.

−ğı bağırtma bağırtmak bağır yeleği bağış bağışçı bağışık.−ğı bağırsak askısı bağırsak iltihabı bağırsak ingini bağırsak kazıntısı bağırsak kurdu bağırsak solucanı bağırtı bağırtkan bağırtlak.bağırgan bağırış bağırış çağırış bağırma bağırmak bağırsak.−ğı bağışıklık.−ğı bağışıklık bilimi bağışlama bağışlamak bağışlanma bağışlanmak 276 .

−ğı bağlanım 277 .−ğı bağlama zarf−fiili bağlamsal anlam bağlanak.−ğı bağlamak bağlamalık.bağışlatma bağışlatmak bağışlayıcı bağıt bağıtçı bağıtlanma bağıtlanmak bağıtlaşma bağıtlaşmak bağıtlı bağkesen bağlaç.−cı bağlaç grubu bağlaçlı bağlaçlı tamlama bağlaçlı yan cümle bağlaç öbeği bağlam bağlama bağlamacı bağlamacılık.

−ğı bağlantısızlık politikası bağlantısızlık siyaseti bağlantısız ülkeler bağlantı ünlüsü bağlantı ünsüzü bağlantı yapmak bağlaşık.bağlanış bağlanma bağlanmak bağlantı bağlantı doku bağlantı borusu bağlantılı bağlantısız bağlantısızlık.−ğı bağlaşıklık.−ğı bağlaşım bağlaşma bağlaşmak bağlatma bağlatmak bağlayıcı bağlayıcı ünlü bağlayıcı ünsüz 278 .

−ğı bağrıkara (kuş) bağrış bağrışa çağrışa bağrış çağrış bağrışma bağrışmak bağrıştırma bağrıştırmak bağrı yanık.bağlayış bağlı bağlık.−ğı bağlılaşım bağlılaşma bağlılaşmak bağlılık.−ği bağlı kredi bağlılaşık.−ğı bağlık bahçelik.−ğı bağrı yufka baha 279 .−ğı bağlı olmak bağlı su bağnaz bağnazlaşma bağnazlaşmak bağnazlık.

−ği 280 .−ğı Bahaî Bahaîlik.−ği bahane bahane etmek bahaneli bahanesiz bahar baharat baharatçı baharatçılık.−ğı baharatlandırma baharatlandırmak baharatlı baharatsız bahar bayramı baharcı bahar dönemi bahariye baharlı bahar nezlesi bahar noktası bahçe Bahçe (ilçe) bahçeci bahçecilik.bahadır bahadırlık.

−ğı bahir.bahçe domatesi bahçe kekiği bahçeli Bahçelievler (ilçe) bahçelik.−hsi bahisçi bahis konusu bahname bahri (kuş) bahrî (denizle ilgili) bahriye bahriye çiftetellisi bahriyeli bahsetme bahsetmek bahşetme bahşetmek 281 .−ği bahçe makası bahçemsi bahçe nanesi Bahçesaray (ilçe) bahçesiz bahçıvan bahçıvanlı bahçıvanlık.−hri bahis.

−ğı bahtı kara baht işi bahtiyar bahtiyarlık.−ğı bakanlar kurulu bakanlık.−ğı bahusus bakaç.Bahşili (ilçe) bahşiş baht bahtı açık.−ğı bahtlı bahtsız bahtsızlık.−ğı bakar bakara bakar kör bakaya 282 .−cı bakakalma bakakalmak bakalit bakalitli bakalorya bakam bakan bakanak.

−ğı bakındı bakınma bakınmak bakıntı bakır bakır alaşımı bakırcı bakırcılık.−ğı bakımlılık.−ğı bakılma bakılmak bakım bakımcı bakım evi bakımından bakımlı bakımlık.−ğı bakım yurdu bakıncak.−ğı bakır çalığı bakır kaplama Bakırköy (ilçe) 283 .bakı bakıcı bakıcılık.−ğı bakımsız bakımsızlık.

−ği bakiye bakkal bakkal çakkal 284 .−ğı bakışma bakışmak baki bakir bakire bakirelik.bakırlaşma bakırlaşmak bakırlı bakır oksit.−ğı bakışıksız bakışım bakışımlı bakışımsız bakışımsızlık.−di bakır pası bakır rengi bakır sülfat bakır taşı bakır tuzu bakış bakış açısı bakışık.−ği bakirlik.

bakkal defteri bakkaliye bakkal kâğıdı bakkallık.−ğı bakkam bakla baklaçiçeği (renk) bakla falı baklagiller bakla kırı (renk) baklalı baklalık.−ğı baklava dilimi baklavalı baklavalık.−ğı baklamsı baklamsı meyve baklan Baklan (ilçe) baklava baklava börek.−ği baklavacı baklavacılık.−ğı bakliyat bakliye bakma bakmak 285 .

−ğı balalayka balama balans balans ayarı balans pensi 286 .−ğu bakteriyoloji bakteriyolojik.−ğı balak.−ği bakteriyoskopi baktırma baktırmak Bakû bal bala Balâ (ilçe) balaban balaban kuşu balabanlaşma balabanlaşmak balabanlık.−di bakteriyel bakteriyolog.−cı bakteri bakteridi bakterigiller bakterisit.bakraç.

−ğı baldıran şerbeti 287 .balar bal arısı balast balast direnç.−ğı baldıran baldıranlık.−ğı balçık hurması balçık inciri balçıklaşma balçıklaşmak balçıklı bal çiçeği Balçova (ilçe) baldır baldırak.−dı balata balayı balbal bal başı balcı balcılık.−ci balast gemi balast yem balat.−ğı balçık.−ğı balçak.

−ğı baldırgan baldırı çıplak.−ğı Balık (burç) balık adam balık bilimci balık bilimi balıkçı balıkçı düğümü balıkçı kazağı 288 .−ğı baldırıkara (bitki) baldır kemiği baldırpatlatan baldırsokan baldız baldo bal dudaklı bale balerin balerinlik.baldır bacak.−ği balet balgam balgamlı balgam taşı balgümeci (dikiş) balhane balık.

balıkçıl balıkçılgiller balıkçılık.−ğı balıkçıllar balıkçın balıkçı yaka balık çorbası Balıkesir balıketi (tombulca) balık eti balıkgözü (halka) balıkgözü objektif balıkhane balık istifi balık kartalı balıklama balıklamak balıklandırma balıklandırmak balıklava balıklı balıknefesi (yağ) balık otu balık pazarı balıksırtı (desen) balıksız balık sütü 289 .

−ğu Balkanoloji Balkar Balkarca bal kelebeği balkı 290 .balık tabağı balık tutkalı balık unu balık yağı balık yemi balık yumurtası Balışeyh (ilçe) baliğ baliğ olmak balina balina çubuğu balinalar balinalı balina yağı balistik.−ği bal kabağı balkan Balkan Balkanlar Balkanlı Balkanlılık.−ğı Balkanolog.

−ği balonvari 291 .−ğı ballıklı ballı pasta bal mumu bal mumu macunu balo balon baloncu balon lâstik.balkıma balkımak balkır balkon balkonumsu balköpüğü (renk) ballandıra ballandıra ballandırma ballandırmak ballanma ballanmak ballı ballıbaba (bitki) ballıbabagiller ballı börek.−ği ballıdarı (incir) ballık.

−ğı Baltık Baltık dilleri baltrap balya Balya (ilçe) 292 .−ğü bal peteği bal rengi balsam balsıra bal suyu balta baltabaş (gemi) baltacı baltacık.−ğı baltalama baltalamak baltalayıcı baltalayıcılık.−ğı baltalı baltalık.balotaj balotaj kurulu baloz bal özlü bal özü bal özü bezi bal özülük.

−li 293 .−ğı bambu bambul bambul otu bam teli bamya bamyatarlası (mezarlık) ban bana ban ağacı banak.−ğı banal.balyalama balyalamak balyalanma balyalanmak balya makinesi balya yapmak balyemez balyos balyoz balyozlama balyozlamak balyozlanma balyozlanmak bambaşka bambaşkalık.

−ğu bandona bandrol.−lü bandrollü bangır bangır bangırdama bangırdamak Bangladeş Bangladeşli 294 .−ği Banaz (ilçe) banço bançolaşma bançolaşmak bandaj bandajlama bandajlamak bandajlatma bandajlatma bandana bandıra bandıralı bandırma Bandırma (ilçe) bandırmak bando bandocu bandoculuk.banallik.

bani bank banka bankacı bankacılık.−dı 295 .−ği banker bankerlik.−ği bankerzede banket bankiz banknot banko banko at bankomat banko sayı banlama banlamak banliyö banliyö treni banma banmak ban otu bant.−ğı banka cüzdanı banka defteri banka kartı bankamatik.

−ğı baraka barakacık.−bı bar baraj baraj ateşi baraj mesafesi baraj yapmak barak.−ğı 296 .bantlama bantlamak bantlayıcı bant zımpara ban yağı banyo banyo bataryası banyo dolabı banyo havlusu banyo kabini banyo kazanı banyo küveti banyolu banyo sabunu banyosuz banyo takımı banyo yapmak baobap.−bı bap.

−ğı barça barçak.baran barata baratarya bar ateşi barba barbakan barbar bar bar barbarca barbarizm barbarlaşma barbarlaşmak barbarlık.−ğı barbaşı barbata barbekü barbunya barbunyagiller barbut barbutçu barcı barcılık.−ğı bardacık eriği 297 .−ğı barda bardacık.

−ğı barışıklık.−ğı barındırma barındırmak barınma barınmak barış barışçı barışçıl barışçılık.−ğı barışma 298 .−ğı bardakaltı (örtü) bardakçı bardak eriği bardan bardan bardan bardo barem baret barfiks bargâh bargam barhana bar havası barı barınak.bardak.−ğı barışık.

barışmak barışsever barışseverlik.−du barlam barmen 299 .−ği barıştırma barıştırmak bari barikat barikatlama barikatlamak barisfer barit.−lü barklanma barklanmak barkot.−di baritin baritli baritli yıkama bariton bariyer bariz barizleşme barizleşmek bark barka barkarol.

barmenlik.−ğu barut rengi 300 .−ği baro baro başkanı barograf barok barokçu barokçuluk.−ğu barut esmeri barut fıçısı barut hakkı baruthane barut kabağı barutluk.−ğu barok müzik.−ğu baroskop.−ği barometre baron baronluk.−bu barparalel barsam barsama Bartın barudî barut barutçu barutçuluk.

−ğı basamak basamak basamaklı basar basarî basarna bas bariton bas bas basbayağı basen basgitar bası basıcı basıcılık.−ğı basık.baryum baryum karbonat baryum sülfat bas basak.−ğı basaklı basaksız basamak.−ğı basıla basılı 301 .−ğı basıklaştırma basıklaştırmak basıklık.

−cı basınçlama basınçlamak basınçlı basınçlı kap.−ğı basım evi basın basın ahlâkı basın ajansı basın ataşesi basın bildirisi basın bürosu basınç.basılış basılma basılma dayanımı basılmak basım basımcı basımcılık.−bı basınçlı su basınçölçer basınç ölçüm basın danışmanı basın dünyası basın hürriyeti basın kartı basın konferansı 302 .

−ği basit basit cisim.−smi basit cümle basitçe basit faiz basit kelime basit kesir.−sri basitleşme basitleşmek basitleştirme 303 .basın mensubu basın müşaviri basın özgürlüğü basın sözcüsü basın toplantısı basın yasağı basıölçer basırgama basırgamak basırganma basırganmak basış basil basiret basiretli basiretsiz basiretsizlik.

basitleştirmek basitlik.−smi baskısız baskı yapmak Baskil basklârnet 304 .−ğu basketçi basket yapmak baskı baskıcı baskıcılık.−ği basit renk.−ğı baskın baskıncı baskın yapmak baskı resim.−ğı baskıda baskı grubu baskı kalıbı baskılı baskılık.−gi Bask Baskça basket basketbol basketbolcu basketbolculuk.

−ğı basmahane basmak basma kalıbı basmakalıp.−ğı bastırak.baskül basma basmacı basmacılık.−ğı bastırılma bastırılmak bastırım bastırma bastırmak bastika baston 305 .−ğı bastırık.−ğı bastık.−bı basmakalıplaşma basmakalıplaşmak basmalı basmalık.−ğı basso bastana salatası bastarda bastı bastıbacak.

−ğı baş ağrısı başak.−ğı Başak (burç) başakçı başakçık.−ğu baston francala bastonlu bastonsuz basur basurlu basur memesi basur otu basübadelmevt basya baş başa baş baş açık başağaç.−ğı başaklama başaklamak başaklanma başaklanmak başaklı başaktör 306 .−cı başağırlık.bastoncu bastonculuk.

−ğı başarma başarmak başasistan başasistanlık.−i baş belâsı baş bezi 307 .başaktörlük.−ğı baş aşağı başat başat karakter başatlık.−ğü başaktris başaktrislik.−ğı baş başa başbayi.−ğı başatlık yasası başbakan başbakanlık.−ği başaltı (spor) baş altı (denizcilik) başarı başarılı başarılma başarılmak başarım başarısız başarısızlık.

−ğu başdizgici baş döndürücü baş dönmesi başdümenci baş dümeni başefendi başeksper başeser başeski başfiyat başgardiyan başgarson başgarsonluk.baş bıçağı baş biti başbuğ baş çanağı başçavuş başçavuşluk.−ğı Başçiftlik (ilçe) başdanışman başdekorcu başdekorculuk.−ğu başgedikli başhakem 308 .−ğu başçı başçık.

−ğu başı yumuşak.−ğu başı devletli başı dimdik.−ğı başına buyruk.−ği başhemşire başhemşirelik.başhekim başhekimlik.−ğu başıbozukluk.−ğu başıbozuk.−ğı başı bağlı başıboş başıboşluk.−ği başhostes başı açık.−ği başı dinç başı dumanlı başıkabak.−ğı başimam başka başkaca başkafiye başkahraman başkalaşım başkalaşma başkalaşmak başkalaştırma 309 .

−ğı başkanlık etmek başkanlık makamı başkanlık sistemi başkan vekili başkan yardımcısı başkarakter başkası başkâtip.başkalaştırmak başkaldırı baş kaldırma baş kaldırmak Başkale (ilçe) baş kaldırma baş kaldırmak başkalık.−ğı başkan başkanlık.−bi başkâtiplik.−ği başkesit başkilise baş kipesi başkişi başkomutan başkomutanlık.−ği başkent başkentlik.−ğı 310 .

başkonakçı başkonsolos başkonsolosluk.−ğu başköşe başkumandan başkumandanlık.−cı başlangıç noktası başlanılma başlanılmak başlanma başlanmak başlatılma başlatılmak başlatma başlatmak başlayıcı 311 . −ğı Başkurdistan Başkurt Başkurtça başlâhana başlama başlamak başlama meridyeni başlama vuruşu başlama yeri başlangıç.

−ği başmubassır başmuharrir başmuharrirlik.−ğı başmal başmisafir başmuallim başmuallimlik.−ğı başmaklık.−ğı başmüdür başmüdürlük.−ğü başmüfettiş başmüfettişlik.−ğı başlıkçı başlıklı başlıksız başmabeyinci başmak.−ğı başmakale başmakçı başmakçılık.başlayış başlı başlı başına başlıca başlık.−bı başmurakıplık.−ği 312 .−ği başmurakıp.

−ğı başpiskopos başpiskoposluk.−ğı başparmak.−ği başmürettip.başmühendis başmühendislik.−ğu başrahip.−di başnokta başoda başoyuncu başoyunculuk.−lü baş sağlığı 313 .−ği başmüsevvit.−bi başmürettiplik.−ği başörtü başörtülü baş örtüsü başpapaz başpapazlık.−bi başrahiplik.−ğu başöğretmen başöğretmenlik.−ği başrejisör başrejisörlük.−ğü başrol.−ğı başpehlivan başpehlivanlık.

−ği baş tacı baş tacı etmek baştan aşağı baştan başa baştanımaz baştanımazlık. −ğı baştan sona baştarda başteknisyen başucu (gök bilimi) baş ucu baş ucu kitabı 314 .−ğı başşehir.−ğı baştankara (kuş) baştan kara (git− mek.−ğı başsız başsızlık.−bi baştabiplik.−hri baştaban baştabip.başsavcı başsavcılık. etmek) baştankaragiller baştan savmacı baştan savmacılık.

başucu noktası başucu uzaklığı başuzman başuzmanlık.−ği Başyayla (ilçe) başyazar başyazarlık.−ğı başülke baş üstü(denizcilik) baş üstüne başvekâlet başvekil başvekillik.−ği başvurdurma başvurdurmak başvurma başvurmak başvuru başvurucu başvurulma başvuurlmak başyapıt başyardımcı başyargıcı baş yastığı başyaver başyaverlik.−ğı 315 .

başyazı başyazman başyazmanlık.−ğı başyemek.−ği başyıldız başyönetmen başyönetmenlik.−ğı batakçı batakçıl batakçılık.−ğı bataklık ardıcı bataklık baykuşu bataklık gazı bataklık keteni bataklık kırlangıcı bataklık kuşları bataklık nergisi batar batarya 316 .−ğı batak çulluğu batakhane bataklı bataklık.−ği başyukarı bat bata çıka batak.

−cı batıl itikat. gizli) Bâtınî Bâtıniye batırık.−ğı batık.−tnı (karın) bâtın (iç.−ğı batırılma batırılmak batırma 317 .−dı batın.−ğı batıl inanç.batarya ateşi batarya kutusu bataryalı bateri baterist batı batı bloku batıcı batıcılık.−ğı batıl batılı batılılaşma batılılaşmak batılılaştırma batılılaştırmak batılılık.

batırmak batış Batı Türkçesi bati batik.−ği batisfer batiskaf batkı batkın batkınlık.−li bav bavcı 318 .−ğı batma batmak batman Batman batonsale batöz batsat battal battal etmek Battalgazi (ilçe) battal olmak battaniye battaniyeli batur batyal.

−ği bayatlama bayatlamak 319 .bavlı bavlıma bavlımak bavul bavulcu bavullu bavul ticareti Bavyera Bavyeralı bay bayağı bayağı kesir.−ğı bayan bayançe bayat Bayat (ilçe) bayatı bayatî bayatîaraban bayatîbuselik.−sri bayağılaşma bayağılaşmak bayağılaştırma bayağılaştırmak bayağılık.

−ğı baygıntı bayıla bayıla bayılma bayılmak bayıltıcı bayıltma bayıltmak bayılttırma bayılttırmak bayındır Bayındır (ilçe) bayındırcı bayındırlaşma bayındırlaşmak bayındırlaştırma 320 .bayatlatma bayatlatmak bayatlık.−ğı bayatsı bayatsıma bayatsımak Bayburt baygın baygın baygın baygınlaşma baygınlaşmak baygınlık.

−ğı bayrakaltı (ordu hizmeti) bayrakçı bayrak direği bayraklaşma 321 .−i bayilik.−ğı baylanma baylanmak bayma baymak bayrak.bayındırlaştırmak bayındırlık.−ği Baykan (ilçe) baykuş baykuşgiller baylan baylanlık.−ğı Bayındur bayır bayır aşağı bayır kuşu bayırlaşma bayırlaşmak bayır turpu bayır yukarı bayi.

bayraklaşmak bayraklı bayraklık.−ğı 322 .−ğı bayraktarlık etmek bayrak töreni bayrak yarışı bayram bayram alayı bayram ayı bayram çocuğu bayramdan bayrama bayramda seyranda bayram gazetesi bayram günü bayram havası bayram hediyesi Bayramî Bayramiç (ilçe) Bayramîlik.−ği bayramlaşma bayramlaşmak bayramlık.−ğı bayrak merasimi bayraktar bayraktarlık.

−ğzı bayram namazı Bayramören (ilçe) Bayrampaşa (ilçe) bayram şekeri bayram tebriği bayram topu bayramüstü bayramüzeri bayram yeri bayram ziyareti bayrı bayrılık.−ğı baz baza bazal.−ğı baysal baysallık.bayramlık ad bayramlık ağız.−ğı baysungur baytar baytarlık.−li bazalt bazar bazen bazı bazı bazı 323 .

−ği bebeklik etmek 324 .bazıları bazısı baziçe bazidiyospor bazik.−ği bebekçe bebekleşme bebekleşmek bebeklik.−ği bazik oksitler bazilika bazit bazitli mantarlar bazlama bazlamaç.−ği bebek.−cı bazlaşma baz losyon baz morfin bazofil bazofobi bazuka be bebe bebe aspirini bebecik.

−ği beceriksiz beceriksizlik.−ği becerme becermek becet.−ğı bedavadan bedavalaşma 325 . budala) Beberuhi (Karagöz oyunundaki cüce) becayiş becayiş etmek becelleşme becelleşmek beceri becerikli beceriklilik.bebek ölümü beberuhi (sevimsiz.−di Beçene becit Beç tavuğu bedahet bedaheten bedava bedavacı bedavacılık.

−ği bedelsiz bedelsiz ithalât beden bedence 326 .−ğı bedbaht olmak bedbin bedbin etmek bedbinleşme bedbinleşmek bedbinleştirme bedbinleştirmek bedbinlik.−ği bedbin olmak bedçehre beddua beddua etmek bedel bedelci bedelli bedelli askerlik.bedavalaşmak bedavasına bedavaya bedayi bedbaht bedbaht etmek bedbahtlık.

−ği bedirlenme bedirlenmek bedirleşme bedirleşmek bedük.−ğü bednam 327 .beden cezası bedenci beden eğitimi bedenen bedenî beden işçisi bedenli bedensel beden terbiyesi bedesten bedevî bedevîlik.−dri bedirik.−ği bedir.−ği bedhah bedihî bediî bediîleşme bediîleşmek bediiyat bedik.

−ği Behçet hastalığı behemehâl beher beherglas behey behime behimî behimîlik.−ği 328 .−ği beğeniş beğenme beğenmek beğenmemek beğenmezlik.begayet Begdili begonvil begonya begonyagiller begüm beğence beğendi beğendirme beğendirmek beğeni beğenilme beğenilmek beğenirlik.

−e'si bej bek beka bekar (nota işareti) bekâr (evlenmemiş kimse) bekâret bekârhane bekârlık.−ğı bekâr odası bekas bekçi bekçilik.behişt behre behresiz beis.−ği bekçilik etmek Bekilli (ilçe) bekinme bekinmek bekitme bekitmek bekleme beklemek beklemeli bekleme odası 329 .

−ği beklenmezlik fiili beklenti bekleşme bekleşmek bekletilme bekletilmek bekletme bekletmek bekleyiş bekri bekrilik.−ği beklenmek beklenmez beklenmezlik.−ği 330 .bekleme salonu bekleme süresi bekleme yeri beklenilme beklenilmek beklenme beklenmedik.−ği Bektaşî Bektaşî babası Bektaşî dedesi bektaşîkavuğu (bitki) Bektaşîlik.

−ği belediye meclisi belediye nikâhı 331 .−ti belâlı bel bağı bel bel belce Belçika Belçikalı belde Beldeitayyibe (Medine) beledî belediye belediye başkanı belediyeci belediyecilik.−ği belediye çavuşu belediye encümeni belediyelik.Bektaşî sırrı Bektaşî üzümü bel belâ belâgat.−ti belâgatli belâgatsiz bel ağrısı belâhat.

belediye polisi belediye reisi belediye sarayı belediye suçları belediye teşkilâtı belek.−ği beleme belemek belemir belen Belen (ilçe) belenme belenmek belerme belermek belertme belertmek beleş beleşçi beleşçilik.−ği beleşten beletme beletmek bel evlâdı bel fıtığı belge belgeci 332 .

belgeç belgegeçer belgegeçer çevirgesi belgeleme belgelemek belgelendirme belgelendirmek belgelenme belgelenmek belgeli belgelik.−ği belgesel belgeselci belgeselcilik.−ği belgesel film bel gevşekliği belgi belgileme belgilemek belgili belgin belginlik.−ği belgisiz sıfat belgisiz zamir belgit 333 .−ği belgisiz belgisizlik.

−ği belirleme belirlemek belirlenim belirlenimci belirlenimcilik.−ğü beliğ belik.−ği belirlenme belirlenmek belirlenmezci belirlenmezcilik.beli beli bükük.−ği belik belik belikleme beliklemek belinleme belinlemek belirgi belirgin belirginleşme belirginleşmek belirginleştirme belirginleştirmek belirginlik.−ği belirleşme belirleşmek 334 .

−ği belirsizlik hâli belirsizlik sıfatı belirsizlik zamiri belirteç.−ci belirten belirti belirtik.−ği belirtilen belirtili belirtili nesne belirtili tamlama belirtilme belirtilmek belirtisiz belirtisiz nesne belirtisiz tamlama 335 .belirleyici belirli belirli belirsiz belirli geçmiş belirlilik.−ği belirli nesne belirme belirmek belirsiz belirsiz geçmiş belirsizlik.

−ği beliye bel kemeri bel kemiği belki belkili bel kündesi bellâdonna bellek.belirtken belirtme belirtme durumu belirtme grubu belirtmek belirtme sıfatı belit belitken belitleme belitlemek belitlenebilirlik.−ği bellek karışıklığı bellek kaybı bellek yitimi bellem belleme bellemek bellenme bellenmek 336 .

belleten belletici belletme belletmek belletmen belli belli başlı belli belirsiz belli etmek bellik.−ği belli olmak bellisiz belsem bel soğukluğu bel suyu bembeyaz bemol.−lü ben benbenci benbencilik.−ği bence benci bencil bencilce bencileyin bencilik.−ği 337 .−ği bellilik.

bencilleşme bencilleşmek bencillik.−ği beneklenme beneklenmek benekleşme benekleşmek benekli benekli köpek balığı bengi bengileme bengilemek bengileşme bengileşmek bengilik.−ği bencillik etmek bencil olmak bende bendegân bendegî bendehane bendezade bendir benek.−ği bengi su beniâdem 338 .

−ği benildeme benildemek benimseme benimsemek benimsenme benimsenmek benimsetme benimsetmek benimseyiş beniz.−ği benlik davası benlik ikileşmesi benlik yitimi benmari benmerkezci benmerkezcilik.−ği 339 .−ği benlik çatışması benlikçi benlikçilik.−nzi benizli benlenme benlenmek benli benlik.benibeşer beniçinci beniçincilik.

−ği benzeşme benzeşmek benzeşmezlik.−di bent etmek benzeme benzemek benzemeklik.−ği benzer şekiller benzeş benzeşen benzeşik.−ği benzeşim benzeşim oranı benzeşlik.−ği benzemez benzen benzer benzeri benzerlik.−ği benzeti benzetici benzetici ressam benzetilme benzetilmek 340 .−ği benzersiz benzersizlik.bent.

−ği benzetim sineması benzeti ressamı benzetiş benzetme benzetmek benzeyiş benzeyişsizlik.−ti beraat etmek beraatızimmet beraber beraberce beraberinde beraberlik.benzetim benzetimlik.−ği beraberlik müziği 341 .−ği benzin benzinci benzincilik.−ği benzin pompası benzol.−ği benzin istasyonu benzinleme benzinlemek benzinli benzinlik.−lü beraat.

berat Berat Gecesi Berat Kandili berbat berbat etmek berbat olmak berber berber balığı berber bataryası berber çırağı berber dükkânı Berberî berber kalfası berber koltuğu berberlik.−ği berber salonu berber ustası berceste berdel berdelâcuz berdevam berduş bere bereket bereketlenme bereketlenmek bereketli 342 .

−ği bereleme berelemek berelenme berelenmek bereli berenarı Bergama (ilçe) bergamodî bergamot bergüzar berhane berhava berhava etmek berhava olmak berhayat berhudar beri beribenzer beriberi beriki.bereketlilik.−ği bereketsiz bereketsizlik.−ni beril berilyum berjer berk 343 .

berkelyum berkemal berkime berkimek berkinme berkinmek berkitme berkitmek berklik.−ğı berrî bertafsil bertaraf bertaraf etmek bertaraf olmak bertik.−ği berlâm bermuda bermutat berrak.−ği bertilme bertilmek bertme 344 .−ğı berraklaşma berraklaşmak berraklaştırma berraklaştırmak berraklık.

−ği besi doku besi dokulu besi dokusu besi dokusuz besihane besi hayvanı besili besi merası besin besinli besinsiz besinsizlik.−ği 345 .−ği besermek besi besici besicilik.−ği besi örü besi suyu beslek.bertmek berzah besalet besbedava besbelli besbeter beselemek beserek.

besleme besleme basın beslemek besleme kız beslemelik.−ği beslenen beslengi beslenilme beslenilmek beslenme beslenme bozukluğu beslenme çantası beslenme eğitimcisi beslenme eğitimi beslenmek beslenme odası beslenme saati beslenme sorunu beslenme uzmanı beslenme yetersizliği besletme besletmek besleyici besmele 346 .

−dü beş duyu beşer beşerî 347 .−ği bestekâr besteleme bestelemek bestelenme bestelenmek besteli bestenigâr bestesiz beste yapmak best−seller beş beş altı beşaret beş beter beşbıyık.−ğı (muşmula) beş binlik.−ği beş bir beş dört.besmelesiz Besni (ilçe) beste besteci bestecilik.

−ği beşibiryerde beşik.−ği beşerli beşgen beşibirlik.beşerî coğrafya beşeriyet beşeriyetçi beşeriyetçilik.−ği beşikörtüsü (çatı örtüsü) beşik salıncak.−ği beşikçi Beşikdüzü'nü (ilçe) beş iki beşik kertiği beşik kertme beşiklik.−ğı Beşiktaş (ilçe) beşinci beşinci kol Beşiri (ilçe) beşiz beşizli beşkardeş (şamar) beşleme beşlemek 348 .

beşli beşlik.−di beta beta ışınları beta mikrobu betatron beteleme betelemek beter 349 .−ğu beş on beş paralık.−ğü bet bet.−ğı (deniz hayvanı) beşparmak otu beşpençe (deniz hayvanı) beştaş (oyun) beşuş beş üç beş vakit.−kti beş yüzlü beş yüzlük.−ği beşme beş milyonluk.−ğı beş parasız beşparmak.

beter etmek beterleşme beterleşmek beti betik.−ği betili betili sanat betim betimleme betimlemeci betimlemek betimlemeli betimlenme betimlenmek betimleyici betimsel betimsel dil bilgisi betisiz betisiz sanat beton betonarme betoncu betoniyer betonkarar beton santrali bet suratlı bevliye 350 .

−bı bey beyaban Beyağaç (ilçe) bey akdi beyan beyanat beyan etmek beyanname bey armudu beyaz beyaz adam beyaz altın beyaz baston beyaz cam beyaz dizi beyaz eşya beyaz et beyaz gümüş beyazımsı beyazımtırak.−ği bevvap.bevliyeci bevliyecilik.−bı 351 .−ğı beyaz ırk Beyazıt (ilçe) beyaz iş beyaz kitap.

−hri beybaba Beydağ (ilçe) beyefendi bey erki beygir beygirci 352 .−ğı beyaz oy beyaz perde beyaz peynir Beyaz Rus beyaz sabun beyazsinek.beyaz kömür beyazlanma beyazlanmak beyazlaşma beyazlaşmak beyazlatıcı beyazlatılma beyazlatılmak beyazlatma beyazlatmak beyazlı beyazlık.−ği beyaz şarap.−bı beyaztilki beyaz zehir.

beygir gücü beygirli beygirlik.−ği beyin göçü beyin gücü beyin jimnastiği beyin kanaması beyin karıncıkları beyinli beyin omurilik sıvısı beyin orağı beyinsel beyinsi beyinsiz beyin takımı beyin üçgeni beyin yıkama beyin zarı beyin zarları 353 .−yni beyin cerrahı beyin cerrahîsi beyincik.−ği beyhude yere beyin.−ği beygirsiz beyhude beyhudelik.

−ği beylikçi Beylikova (ilçe) beylik söz beynamaz beynelmilel beynelmilelci beynelmilelcilik.−ği beylik.−ği beyninde Beyoğlu'nu (ilçe) Beypazarı'nı (ilçe) beysbol beysbolcu Beyşehir (ilçe) beytülmal.−ği beyzî 354 .beyit.−li Beytüşşebap (ilçe) beyyine beyzade beyzadelik.−yti beyitli beyiye Beykoz (ilçe) beylerbeyi Beylerbeyi'ni beylerbeylik.

bez bezci bezcilik.−ği bezdirici bezdirilme bezdirilmek bezdirme bezdirmek beze bezek.−ği bezekçi bezekleme bezeklemek bezekli bezeleme bezelemek bezeli bezelye bezeme bezemeci bezemecilik.−ği bezemek bezemeli bezen bezeniş bezenme bezenmek 355 .

bezenti bezetme bezetmek bezeyici bezeyiş bezgi bezgin bezginleşme bezginleşmek bezginlik.−ğı bezirleme bezirlemek bezir yağı bezleme bezlemek bezm bezme bezmek bezsi bez tüyler 356 .−zri bezirgân bezirgânbaşı bezirgânlık.−ği bezik.−ği bezilme bezilmek bezir.

−ğı bıçakçı bıçakçılık.−ğı bıçılgan bıçkı bıçkıcı bıçkı evi bıçkıhane bıçkın bıçkınlaşma 357 .−ğı bıçak sırtı bıçık.bezzaz bezzazlık.−ğı bıçaklama bıçaklamak bıçaklanma bıçaklanmak bıçaklatma bıçaklatmak bıçaklı bıçaklık.−ğı bıcı bıcı bıcıl bıcılgan bıcır bıcır bıcırgan bıçak.

−ğı bıkılma bıkılmak bıkış bıkışma bıkışmak bıkkın bıkkınlık.−ğı bıkkıntı bıkma bıkmak bıktırıcı bıktırma bıktırmak bıldır bıldırcın bıldırcın eti bılkıma bılkımak bıllık bıllık bıngıl bıngıl bıngıldak.−ğı bıngıldama bıngıldamak 358 .−ğı bıçkı tozu bıdık.bıçkınlaşmak bıçkınlık.

−ğı bıyık.−ğı bızır bîaman biat.bırakılma bırakılmak bırakım bırakış bırakışma bırakışmak bırakıt bırakma bırakmak bıraktırma bıraktırmak bırıçka bıtırak.−ğı bıyıksız bızbız bızdık.−ğı bıyıklanma bıyıklanmak bıyıklı bıyıklı balık.−ti biat edilmek biat etmek bîbaht 359 .

−ği bicili bîçare 360 .−ği biberon biber salçası bibersiz biber turşusu bibi bibliyofil bibliyograf bibliyografi bibliyografik.−ği bibliyografya bibliyoman bibliyomani bibliyotek.−ği bibliyotekçi biblo bici bicik.bîbehre biber biber dolması biberiye biberleme biberlemek biberli biberlik.

−ği biçerbağlar biçerdöver biçici biçicilik.bîçarelik.−ği biçim değişimi biçimleme biçimlendirilme biçimlendirilmek biçimlendirme biçimlendirmek biçimlenme biçimlenmek biçimli biçimsel biçimselleştirme 361 .−ği biçilme biçilmek biçim biçim biçim biçim bilimi biçim birimi biçimci biçimcilik.−ği biçem biçem bilimi biçenek.

biçimselleştirmek biçimsellik.−li biftek.−ği biçimsiz biçimsizleşme biçimsizleşmek biçimsizlik.−ği Biga (ilçe) Bigadiç (ilçe) 362 .−ti bidayet bide bidon bidoncu bienal.−ği biçiş biçki biçkici biçki dikiş kursu biçki dikiş yurdu biçki yapmak biçki yurdu biçme biçmek biçtirme biçtirmek bîdar bid'at.

bîgâne bîgânelik.−kri bilâder ağacı bilâhare bilâistisna bilâkaydüşart bilâkis bilânço bilâr bilârdo bilârdocu bilârdoculuk.−ğu 363 .−ği bigudi bîgünah bîhaber bihakkın biheyviyorizm bîhuş bîilâç bijon anahtarı bijuteri bîkarar bikarbonat bîkes bîkeslik.−ği bikini bikir.

−bi bilâvasıta bilcümle bildik.bilârdo masası bilâsebep.−ği bildirge bildiri bildirilme bildirilmek bildirim bildirim ödencesi bildiriş bildirişim bildirişme bildirişmek bildirme bildirme cümlesi bildirmek bildirme kipi bildirme kipleri bile bile bile bilecen bilecenlik.−ği Bilecik bileği bileği taşı 364 .

−sri bileşik önerme bileşim bileşke bileşken bileşme bileşmek bileştirici bileştirme bileştirmek 365 .−bı bileşik kaplar bileşik kesir.bilek.−ği bileşik faiz bileşikgiller bileşik kap.−ği bilek damarı bilek gücü bilek güreşi bilek kuvveti bileklik.−ği bilek saati bileme bilemek bilenme bilenmek bileşen bileşik.

bilet biletçi biletçilik.−ği bilezikli bilfarz bilfiil bilge bilgece bilgelik.−ci bilgi çarpıtma bilgiç bilgiç bilgiçlik.−ği bilgi bilgici bilgicilik.−ği bilgiç.−ği bilezik.−ği bilgi işlem bilgi kuramı bilgilendirme bilgilendirmek 366 .−ği biletli biletsiz biletme biletmek bileyici bileyicilik.

−ği bilgin bilgince bilginlik.−ği bilgi şöleni bilgi toplumu bilgiyazar bilhassa bili bili bili bilici bililtizam bilim 367 .−ği bilgisayar bilgisayarcı bilgisayarcılık.bilgilenme bilgilenmek bilgili bilgilik.−ğı bilgisayarlamak bilgisayarlaşma bilgisayarlaşmak bilgisayarlı kesityazar bilgisayar masası bilgisiz bilgisizlik.

−ği bilimsel düşünce bilimselleştirme bilimselleştirmek bilimsellik.−ci bilinç akışı bilinçaltı bilinç dışı bilinç kaybı bilinçlendirme bilinçlendirmek bilinçlenme 368 .−ği bilimsel sosyalizm bilimsel toplantı bilimsiz bilimsizlik.−ği bilinç.bilim adamı bilimci bilimcilik.−ği bilim dışı bilim kadını bilim kuramı bilim kurgu bilim kurgusal bilimsel bilimsel deneycilik.

−ği bilinen bilinme bilinmedik.−ği bilinçsiz bilinçsizlik.−ği bilindik.−ği bilistifade biliş bilişim bilişim ağı bilişimci 369 .−ği bilir bilirkişi bilirkişilik.−ği bilinemez bilinemezci bilinemezcilik.−ği bilinmek bilinmeyen bilinmez bilinmezlik.bilinçlenmek bilinçli bilinçlilik.−ği bilirkişi raporu bilisiz bilisizlik.

−smi billûrî billûriye billûrlaşma billûrlaşmak billûrlaştırma billûrlaştırmak billûrlu billûrsu bilme bilmece bilmek bilmemezlik.−ği bilmez bilmezleme bilmezlemek bilmezlenme bilmezlenmek bilmezlik.bilişim teknolojisi bilişme bilişmek bilişsel billâhi billboard billûr billûr cisim.−ği bilmiş 370 .

−ğı bilyon bin bina binaen binaenaleyh bina etmek bînamaz binbaşı.bilmukabele bilmünasebe bilsat bilumum bilvasıta bilvesile bilye bilyeli bilyeli yatak.−yı binbaşılık.−ğı bin bir bindallı bindi bindirilme bindirilmek bindirilmiş kuvvetler bindirim bindirimli 371 .

−ğı (bitki) 372 .bindirme bindirmek bindirme kilit.−ği binilme binilmek bininci biniş binişme binişmek binit bin kat binlerce binlik.−ği binek atı binek taşı biner bingi Bingöl bini binici binicilik.−ği binme binmek binnetice bin türlü binyaprak.−di binek.

−ğı bira mayası bir an bir an önce bir ara bir araba bir arada bir aralık bir avuç.−ği biomikroskop.−bu bîperva bir bira bira bardağı biracı biracılık.binyıl biokütle biomedikal.−li biomekanik.−cu biraz 373 .−ğı birader bir ağızdan birahane birahaneci bir alay bir âlem biralık.

−ğı birden birdenbire birdirbir (oyun) bir dirhem bir dolu bir düziye 374 .−ğı birazdan birazı bir bakıma bir başına bir bir birbiri bir boy bir boyda bir boydan bir boya birci bircilik.birazcık.−ği bir çenekliler bir çenetli bir çırpıda bir çift birçoğu birçok.−ğu bir damla bir defa bir defalık.

−ği bireyleşme bireyleştirme bireyleştirmek bireylik.birebir (etkili) bire bir (ölçü) bire bir eşleme Birecik (ilçe) bir el (atış) birer birer birer birer ikişer bireşim bireşimli bir evcikli birey bireyci bireycilik.−ği bir gözeli bir gözeliler 375 .−ği bireyüstü bir gecelik.−ği birey oluş bireysel bireyselleştirme bireyselleştirmek bireysellik.

−ği bir iki birikim birikinti birikinti konisi birikiş birikişme birikişmek birikme birikme havzası birikmek biriktirim biriktirme biriktirmek birileri birim birim bölüğü birimci ekonomi birimler bölüğü birincasıf birinci 376 .bir güzel bir hamlede bir hayli bir hoş bir hücreli biri biricik.

−ği birinci olmak birinci orun birinci zar birisi birkaç birkaçı bir kalem bir karar bir karış bir kere bir kerecik bir koşu birleme birlemek birler birleşen birleşik.−bı birleşik kaplar 377 .−ği birleşik cümle birleşik fiil birleşik isim.−smi birleşik kap.−bu birincilik.birinci çağ birinci el birincil birincil grup.

−ği 378 .birleşik kelime birleşik oturum birleşik oy pusulası birleşik zaman birleşilme birleşilmek birleşim birleşme birleşme değeri birleşmek birleştirici birleştirme birleştirmek birli birlik.−ği birlikte yaşama bir nebze bir nefeste bir nice bir numara bir numaralı bir o kadar bir ölçüde bir örnek.−ği birlik olmak birlikte birliktelik.

bir parça bir parmak.−ğı birsam bir sıra bir solukta bir sürü bir şey birtakım bir tane bir temiz bir terimli birun bir vakit.−kti bir vakitler biryan bir yana biryancı bir yandan biryan pilâvı biryan yağı bir yol bir zaman bir zamanlar bisiklet bisikletçi bisikletçilik.−ği bisikletli 379 .

−ğı bitek.bisikletsiz bisiklet yolu bisküvi Bismil (ilçe) bismillâh bistro bisturi bisülfat bisülfür bişek bişi Bişkek bit bîtap.−ği bitim bitimli bitimsiz 380 .−ği bitiklik.−bı bîtaraf bîtaraflık.−ği bitelge bitevi biteviye biteviyelik.−ği bitey bitik.

−ği bitişik çanak yapraklılar bitişiklik.−ği bitişme bitişmek bitiştirme bitiştirmek 381 .bitirilme bitirilmek bitirim bitirimci bitirimhane bitirim yeri bitiriş bitiriş yemi bitirme bitirme fiili bitirmek bitirme tezi bitirmiş bitiş bitişik.−ği bitişik taç yapraklılar bitişimli bitişken bitişken dil bitişkenlik.

−ği bitki coğrafyası bitkileşme bitkileşmek bitkimsi bitkimsi hayvanlar bitkin bitki nakli bitkinlik.bitki bitki aktarımı bitki bilimci bitki bilimi bitki bitleri bitkici bitkicilik.−ği bitki örtüsü bitki patolojisi bitkisel bitkisel hayat bitkisel kazein bitkisel yağ bitki sütü bitki topluluğu bitki varlığı bitleme bitlemek bitlenme 382 .

−ği bit otu bitpazarı bittabi bitter bitüm bitümleme bitümlemek bitümlü bit yeniği bîvefa biyaprak.−ği biyoelektronik.−ği biyoenerji 383 .−ğı biye biyel biyelcik.bitlenmek bitler bitli Bitlis Bitlis köftesi bitme bitmek bitnik.−ği biyeli biyesiz biyoelektrik.

−ği biyometeoroloji biyonik.biyofizik.−ği biyojeografi biyokatalizör biyokimya biyolog.−ğu biyoloji biyolojici biyolojik.−ği biyogaz biyograf biyografi biyografik.−ği biyopsi biyopsi yapmak biyosfer biyoşimi biyotit biz Bizans bîzar bîzar etmek bîzar olmak bizatihi biz bize bizce 384 .

−ği bizimki bizleme bizlemek bizlengiç.bizcileyin bizden bizdenlik.−ci bizmut bizon bizzat blâstulâ blender blok blokaj bloke bloke çek bloke etmek blok inşaat bloklaşma bloklaşmak bloknot bloksuz bloksuzluk.−ğu blöf blöfçü blöf yapmak blûcin 385 .

blûm blûz boa boagiller boalar bobin bobinaj bobin kırıcı boca boca alabanda boca etmek bocalama bocalamak bocalatma bocalatmak boci bocuk.−ğu bocurgat bodoslama bodoslamadan bodoslamak bodrum Bodrum (ilçe) bodrum katı boduç.−cu bodur bodurlaşma 386 .

−ğı boğalık.−ğu bodur pas boğa Boğa (burç) boğada boğa güreşçisi boğa güreşi boğak.−ğı boğan otu boğasak.−ğı boğasama boğasamak boğası boğaz Boğaziçi'ni Boğazkale (ilçe) boğaz kavgası boğazkesen Boğazkesen (ilçe) Boğazköy (ilçe) boğazlama boğazlamak boğazlanma boğazlanmak 387 .−ğı boğanak.bodurlaşmak bodurluk.

boğazlaşma boğazlaşmak boğazlatma boğazlatmak boğazlı Boğazlıyan (ilçe) boğaz meselesi boğazsız boğdurma boğdurmak boğdurtma boğdurtmak boğdurulma boğdurulmak boğma boğmaca boğmacalı boğmak boğmaklı boğmaklı kuş boğucu boğuk.−ğu boğuk boğuk boğuklaşma boğuklaşmak boğula boğula boğulma 388 .

boğulmak boğum boğum boğum boğumlama boğumlamak boğumlanma boğumlanma bölgesi boğumlanmak boğumlanma noktası boğumlu boğuntu boğunuk.−ğu boğuşma boğuşmak boğuşulma boğuşulmak bohça bohça böreği bohçacı bohçacılık.−ğı bohçalama bohçalamak bohem bohem hayatı bohriyum bok bok böceği 389 .

−ğü bol bol.−ğu boks boksit boksör boksörlük.−cı bolca bolero boliçe Bolivya Bolivyalı bol kepçe 390 .−lü (içki) bolalma bolalmak bolarma bolarmak bol bol bol bolamat bol bulamaç.boklama boklamak boklanma boklanmak boklaşma boklaşmak boklu bokluk.

−ğu bolometre bol paça Bolşevik Bolşeviklik.bollanma bollanmak bollaşma bollaşmak bollaştırma bollaştırmak bollatma bollatmak bolluk.−ğı bombalama bombalamak bombalanma bombalanmak bombalatma bombalatmak bombardıman 391 .−ği Bolşevizm Bolu Bolvadin (ilçe) bom bomba bombacı bombacılık.

−ğu boncukçu boncukçuluk.−ğu boncuk fasulye boncuklanış boncuklanma boncuklanmak boncuklaşma boncuklaşmak boncuklu boncukluk.bombardıman etmek bombardıman uçağı bombardon bombe bombe bezi bombeli bombesiz bombok bomboş bomboz bonbon bonboncu bonbonculuk.−ğu 392 .−ğu bonbon şekeri boncuk.

−di borat borazan 393 .−ğü bonmarşe bono bon otu bonservis bop bopluk.boncuk mavisi boncuksuz boncuk tutkalı bone bonfile bonfilelik.−ği bonjur bonkör bonkörlük.−ğu bopstil bor Bor (ilçe) Bora borak boraks boralı boran borani borasit.

−ğı borç.−cu borç etmek borç harç Borçka (ilçe) borçlandırılma borçlandırılmak borçlandırma borçlandırmak borçlanılma borçlanılmak borçlanma borçlanmak borçlu borçluluk.−ğu borçluluk dengesi borçsuz borçsuz harçsız borçsuzluk.borazancı borazancıbaşı borazancılık.−ğu borç yapmak borda borda etmek borda fenerleri borda hattı bordalama 394 .

−ği borik asit.bordalamak bordo bordro bordür borik.−di borikli borina Bornova (ilçe) Bornova misketi bornoz borsa borsa acentesi borsa aracısı borsa cetveli borsacı borsacılık.−ğı borsa değeri borsa kâğıdı borsa komiseri borsa komisyoncusu borsa oyunu borsa simsarı borsa tahtası borş boru 395 .

boru ağı boru askısı boru bileziği borucu boru çiçeği boru çiçeğigiller boru hattı boruk.−ğu boru kabağı boru kelepçesi boru mengenesi borumsu boru yolu bos boslu Bosna Bosnalı bostan bostan bekçisi bostan bozuntusu bostancı bostancılık.−ğı 396 .−ğı bostancı ocağı bostan dolabı bostan kebabı bostan korkuluğu bostanlık.

−cı boşaltı boşaltılma boşaltılmak boşaltım boşaltım aygıtı boşaltım organı boşaltma boşaltma havzası boşaltmak boşama boşamak boşandırma boşandırmak boşanma boşanma davası boşanma ilâmı boşanmak boşatma boşatmak boşattırma boşattırmak 397 .bostan patlıcanı boş boşalım boşalma boşalmak boşaltaç.

−ğu boşluklu serpme boşluk tulumbası Boşnak Boşnakça Boşnak güzeli Boşnaklık.boşboğaz boşboğazlık.−cı boş kâğıdı boş küme boş lâf boşlama boşlamak boşluk.−ğı boş olmak boş söz boşta boşu boşuna boşuna boş vermek boş yere boş zaman bot botanik.−ği 398 .−ğrü boş inanç.−ğı boşboğazlık etmek boş böğür.

−ğı boyacı sandığı boya fırçası boyahane boya kalemi boya kökü boya kutusu boyalama boyalamak boyalanma boyalanmak boyalı boyalı basın boyama boyamak boyama kazanı boyama kitabı boyana 399 .botanik bahçesi botanikçi botanik parkı boy boya Boyabat (ilçe) boy abdesti boyacı boyacı küpü boyacılık.

−ğı boykot boykotaj boykotçu boykotçuluk.−ğu boykot etmek 400 .boyanma boyanmak boyar boyar madde boyasız boyasızlık.−ğı boydan boya boydaş boydaşlık.−ğı boya tabakası boya tabancası boyatılma boyatılmak boyatma boyatmak boyayıcı boy aynası boy beyi boy bos boy boy boyca boydak.

−ğü boynu eğri boynuna boynuz boynuzlama boynuzlamak boynuzlanma boynuzlanmak boynuzlaşma boynuzlaşmak boynuzlatma 401 .boylam boylama boylamak boylamasına boylanış boylanma boylanmak boyler boylu boylu boslu boylu boyunca boyluca boylu poslu boy menteşe boyna boyna etmek boynu bükük.

−ynu boyuna boyun bağı boyun borcu boyunca boyunduruk.−ğu boyut boyutlandırma boyutlandırmak boyutlar boyutlu boyutsuz 402 .boynuzlatmak boynuzlu boynuzlugiller boynuzluteke (böcek) boynuzsu boynuzsuz boy otu boy pos boysuz boyun.−ğu boyunduruk parası boyunlandırma boyunlandırmak boyunlu boyunluk.

boz boza bozacı bozacılık.−ğu 403 . kuş) Bozdoğan (ilçe) bozdurma bozdurmak bozdurtma bozdurtmak bozdurulma bozdurulmak bozgeven bozgun bozguncu bozgunculuk.−ğı bozarma bozarmak bozayı bozbakkal (kuş) boz bulanık.−ğı bozahane bozarık.−ğu bozgunluk.−ğı bozca Bozcaada (ilçe) bozdoğan (gürz.

−ği bozrak.bozkır Bozkır (ilçe) bozkır kedisi bozkır koyunu bozkırlaşma bozkırlaşmak bozkır tavuğu bozkurt.−ğı bozlama bozlamak bozma bozmacı boz madde bozmak Bozova (ilçe) bozördek.−ğı Boztepe (ilçe) bozuk.−ğu bozukça bozuk düzen bozukluk.−ğu bozuk para bozulma bozulmak 404 .−du Bozkurt (ilçe) bozlak.

−ğu Bozüyük (ilçe) Bozyazı (ilçe) boz yel bozyürük.bozuluş bozum bozumca bozum havası bozuntu bozuşma bozuşmak bozuşuk.−ği böbreksi böbrek taşı böbrek üstü bezi böbrek yağı böbür böbürlenme böbürlenmek böbürtü böce böcek.−ğü (yılan) böbrek.−ğu bozuşukluk.−ği böcekbaşı böcek bilimci 405 .

−ği böğürtme böğürtmek 406 .böcek bilimi böcekçil böcekçiller böcekhane böcekkabuğu (renk) böcekkapan böceklenme böceklenmek böcekler böcekli böceklik.−ği böceksavar böceksiz böcelenme böcelenmek böcü böcül böcül böğ böğür.−ğrü böğüre böğüre böğürme böğürmek böğürtlen böğürtlenlik.

−ğü bölüm bölümleme bölümlemek bölümlendirme 407 .−ğü bölükbaşı bölük bölük bölük pörçük.−ği bölgesel bölme bölmeç.−ği böldürme böldürmek bölen bölge bölgeci bölgecilik.−ci bölme işareti bölmek bölmeli bölü bölücü bölücülük.böğürtü böğürüş böke bökelik.−ğü bölük.

−ği bölüntü bölüntüler bölünüş bölüş bölüşme bölüşmek bölüştürme bölüştürmek bölüşüm bölüt bölütlenme bölütlü bön bön bön bönce 408 .bölümlendirmek bölümleniş bölümlenme bölümlenmek bölümsel bölünebilme bölünen bölüngü bölünme bölünmek bölünmez bölünmezlik.

−ği börtük.−ği börk börkenek.−ğü börek.−ğü börtülme börtülmek börülce bösme bösmek böyle böyle böyle böylece böylecene böylelikle böylemesine böylesi 409 .−ği böreklik.−ği börekçi börekçilik.bönleşme bönleşmek bönlük.−ği börtme börtmek börttürme börttürmek börtü böcek.

−ğı braket brakisefal.−ği briketleme briketlemek briyantin 410 .böylesine brahma Brahman Brahmanizm Brahmanlık.−li branda branda bezi branş bravo bre breş brezil brezilya Brezilya Brezilyalı brıçka briç brifing brik briket briketçi briketçilik.

−ği bromhidrik asit.−di bromür bromürlü bronş bronşçuk.briyantinli brizbiz brokar broket brokoli brom bromhidrik.−ğu bronşit bronz bronzlaşma bronzlaşmak broş broşür brovning bröve Brüksel lâhanası brülör brüt bu bu arada buat bubi tuzağı 411 .

−ğu buçuklu Buda budak.−ğı Bucak (ilçe) bucak bucak buçuk.−ğı budak deliği budaklanma budaklanmak budaklı budak özü budala budala budala budalaca budalacasına budalalaşma budalalaşmak budalalık.Buca (ilçe) bucak.−ğı budalalık etmek budama budamak budanış budanma budanmak budatma 412 .

budatmak Budist Budizm budun budun betimci budun betimi budun bilimci budun bilimi budun bilimsel budunsal bu gidişle bugün bugünkü bugünlük Buğdan (ilçe) buğday buğday benizli buğday biti buğdaycıl buğdaygiller buğday güvesi buğday pası buğday rengi buğdaysı buğdaysılar buğdaysı meyve buğdaysı tane 413 .

buğdaysı tohum buğday sürmesi buğday unu buğra buğu buğu evi buğu kebabı buğulama buğulamak buğulandırma buğulandırmak buğulanış buğulanma buğulanmak buğulaşma buğulaşmak buğulaştırıcı buğul buğul buğulu buğulu buğulu buğur buhar Buhara buhar kazanı Buharkent (ilçe) buhar kurutucusu buharlaşma 414 .

−ğı buhurluk.buharlaşmak buharlaşma noktası buharlaştırıcı buharlaştırma buharlaştırmak buharlayıcı buharlı buharlı gemi buharlı hamam buharlı ısıtma buharlı makine buharlı tren buharlı ütü buhar makinesi buhar valfı buhran buhranlı buhur buhurdan buhurdanlık.−ğu buhurumeryem buji bukağı bukağılama bukağılamak 415 .

−ğı 416 .−ğı bulama bulamaç.bukağılı bukağılık.−ğı bukalemun bukalemungiller bukanak.−cı bulamak Bulancak (ilçe) bulandırıcı bulandırılma bulandırılmak bulandırma bulandırmak bulanık.−ğı buke buket bukle bukle bukle bukleli buklesiz buklet bukran bul bula bulada bulak.

−ğı bulanış bulanma bulanmak bulantı bulaşıcı bulaşıcı hastalık.Bulanık (ilçe) bulanıkça bulanıklaşma bulanıklaşmak bulanıklaştırma bulanıklaştırmak bulanıklık.−ğı bulaşık makinesi bulaşık makinesi 417 .−ğı bulaşık adam bulaşık bezi bulaşıkçı bulaşıkçılık.−ğı bulaşık deniz bulaşık deterjanı bulaşık eldiveni bulaşık gemi bulaşıkhane bulaşık iş bulaşıklık.−ğı bulaşık.

−ğı 418 .−ğu buldurma buldurmak buldurtma buldurtmak Bulgar Bulgarca bulgari Bulgaristan Bulgaristanlı Bulgarlık.tuzu bulaşık suyu bulaşık tozu bulaşılma bulaşılmak bulaşkan bulaşkanlık.−ğı bulaşma bulaşmak bulaştırılma bulaştırılmak bulaştırma bulaştırmak Buldan (ilçe) buldok.−ğu buldozer buldumcuk.

−ğu bulgur çorbası bulgurlama bulgurlamak bulgurlanma bulgurlanmak bulgurluk.−ğu bulgurculuk.bulgu bulgulama bulgulamak bulgur bulgur bulgur bulgurcu bulgurcuk.−ğu bulgurlu köfte bulgurlu pilâv bulgur pilâvı bulgusal bulgusal yöntem bulma bulmaca bulmak bulucu bulûğ bulûğ çağı bulundurma bulundurmak 419 .

−ğu bumbuz bumerang bu meyanda bumlama 420 .−ğu bulutlanma bulutlanmak bulutlu bulutsu bulutsuz bulvar bumbar bumburuş bumburuşuk.bulunma bulunmak buluntu buluş buluş hakkı buluşma buluşmak buluşma yeri buluşturma buluşturmak buluşulma buluşulmak bulut bulutçuk.

−ğı bunakça bunaklık.−ğı bunalım bunalımlı bunalış bunalma bunalmak bunaltı bunaltıcı bunaltılma bunaltılmak bunaltma bunaltmak bunama bunamak bunayış bunca buncağız bunda bundan bungalov bungun bungunlaştırma 421 .bumlamak bun buna bunak.

−ğı burçlar kuşağı Burdur burdurma 422 .bungunlaştırmak bunlar bunlu bunluk.−cu burçak.−ğu bunma bunmak bunsuz bunu bunun bununla birlikte bura buracıkta burada buradan burağan buralı buram buram burası burcu burcu burcu burcuma burcumak burç.

burdurmak burgacık.−ği 423 .−ğı burgaç.−cı burgata burgu burgulama burgulamak burgulanma burgulanmak burgulu burgu makarna burgusuz burhan Burhaniye (ilçe) burjuva burjuvaca burjuva edebiyatı burjuvalık.−ğı burjuvazi burkma burkmak burkucu burkulma burkulmak burlesk burma burma bilezik.

−rnu burun boşlukları burun buruna burun deliği Burundi 424 .−ğı buru buruk.−ğü burnu havada burs Bursa burslu burssuz burtlak.−ğu buruk buruk burukça buruklaşma buruklaşmak burukluk.−ğu buruksu burulma burulma dayanımı burulmak burum burum burun.burmak burma kadayıf burnaz burnu büyük.

−ğu buruşukça buruşukluk.−ğu burun farkı burun kanadı burunlama burunlamak burunlu burunluk.−ğı buse bu sefer buselik.−ğı burunsalık.−ğu buruşuksuz busbulanık.−ğı buruntu buruş buruş buruşma buruşmak buruşturma buruşturmak buruşuk.−ği buselikaşiran 425 .−ğu burun otu burun perdesi burunsak.Burundili burunduruk.

−du buydurma buydurmak buyma buymak buyot buyruk.business class buşon but.−ği butlan buton buut.−ği butikçi butikçilik.−ğı buyurma 426 .−du butafor butaforcu butik.−ğu buyrukçu buyruk kulu buyrulma buyrulmak buyrultu buyruntu buyur buyurgan buyurganlık.

−ğu buzçözer buz dağı buzdolabı buz duvarı buzhane buz hokeyi buz kalıbı buzkıran buzla buzlanma buzlanmak buzlaşma buzlaşmak 427 .buyurmak buyuru buyurucu buz buzağı buzağılama buzağılamak buzağılaşma buzağılaşmak buzağılı buzağısız buz alanı buzcu buzculuk.

−ğü 428 .buzlu buzlu cam buzlu çay buzluğan buzluk.−ğu buz torbası buzuki buzul buzul bilimci buzul bilimi buzul çağı buzul devri buzul dönemi buzul kar buzul kaynağı buzullaşma buzullaşmak buzullu buzul masası buzul seli buzulsuz buzul taş buz yalağı bücür bücürleşme bücürleşmek bücürlük.

−ği büğeme büğemek büğet büğlü büğrü bühtan bühtan etmek bük büke büke büken büklük.−ğü bükük.−ği Bügdüz büğe büğelek.−ğü bükülgen 429 .büfe büfeci büfecilik.−ğü büklüm büklüm büklüm bükme bükmek büktürme büktürmek bükücü bükücülük.

bükülgenlik.−ği bükülme bükülmek bükülü bükülüş büküm bükümlü bükümsüz bükün bükünlü bükünlü dil bükünme bükünmek büküntü büküş bülbül bülbül çanağı bülbülkonağı (tatlı) bülbülleşme bülbülleşmek bülbülyuvası (tatlı) bülten Bünyan (ilçe) bünye bünyece bürgü bürgülü 430 .

−ği bürümcük.büro bürokrasi bürokrat bürokratik.−ğü bürülü bürüm bürümcek.−ğü bürümçek.−ği bürüme bürümek bürünme bürünmek büryan büryancı büryan pilâvı büsbütün büst bütan bütçe bütçe açığı bütçeleme bütçelemek bütçe yılı büten 431 .−ği bürudet bürük.

−ği büve büvelek.−ğü bütünleme bütünlemek bütünlemeli bütünleme sınavı bütünlenme bütünlenmek bütünler bütünler açı bütünleşme bütünleşmek bütünletme bütünletmek bütünleyen bütünleyici bütünlük.−ğü bütünsel bütünsellik.−ği büvet büyü 432 .bütün bütün bütün bütün bütüne bütüncü ekonomi bütüncül bütüncüllük.

büyücek.−ği büyük hanım büyük harf büyük kalori 433 .−ğü büyüğümsü büyük.−ği büyücü büyücülük.−li büyük ana büyük anne büyük atardamar Büyükayı (yıldız kümesi) büyük baba büyükbaş büyük boy büyükçe Büyük Çekmece (ilçe) büyük çember büyük dalga büyük defter büyük elçi büyük elçilik.−ğü büyük abdest büyük aile büyük amiral.

büyük kan dolaşımı büyüklenme büyüklenmek büyüklük.−hri büyük tansiyon büyük terim büyük tövbe ayı büyük ünlü uyumu büyüleme büyülemek büyüleniş büyülenme büyülenmek büyüleyici 434 .−ğü büyüklük hastalığı büyüklü küçüklü büyük mağaza büyük mevlit ayı Büyükorhan (ilçe) büyük önerme büyük para büyük peder büyükseme büyüksemek büyük sesli uyumu üyüksü büyük şehir.

−ğü büyütüş büyü yapmak büyüyüş büz büzdürme büzdürmek büzgen büzgü 435 .−ci büyültme büyültmek büyülü büyüme büyüme hızı büyümek büyüsel büyüteç.−ci büyütken büyütken doku büyütme büyütmek büyütülme büyütülmek büyütürlük. − ği büyüleyiş büyülteç.büyüleyici özellik.

−ğü by−pass by−pass ameliyatı (*)C C caba cabadan cacık.−ğı cadaloz cadalozlaşma cadalozlaşmak cadalozluk.−ğu cadde cadı 436 .−ğü büzüktaş büzülme büzülmek büzülüş büzüşme büzüşmek büzüşük.büzgüleme büzgülemek büzgülü büzgüsüz büzme büzmek büzük.

−ğı cahil cahilâne cahilce cahiliye cahiliyet cahillik.−ğı cakalanma cakalanmak 437 .cadı kazanı cadılaşma cadılaşmak cadılık.−ğı cadılık etmek cadısüpürgesi (mantar) cafcaf cafcaflı Caferî cağ cağ kebabı cağlık.−ği cahillik etmek caiz caize caka cakacı cakacılık.

−ğı cambul cumbul camcı camcı elması camcılık.−bi cam camadan camadanlı cambaz cambazhane cambazlık.cakalı cakasız cali calip.−ğı camcı macunu cam çivisi camekân camekânlı camekânlı kutu camekânsız cam evi camgöbeği (renk) camgöz (balık) cam göz (takma gözlü) camgüzeli (çiçek) camız 438 .

−i.−ğı camlı köşk cam macunu cam mozaik.−i (toplayan) camia camit cam kanatlılar camlama camlamak camlanma camlanmak camlaşma camlaşmak camlatma camlatmak camlı camlık.−si (ibadet yeri) cami.cami.−ği cam pamuğu cam resim.−smi camsı camsız cam suyu cam yuvası cam yünü can 439 .

−ğı canavar otu canavar otugiller cana yakın cana yakınlık.cana can acısı can alıcı canan can arkadaşı canavar canavarca canavar düdüğü canavarlaşma canavarlaşmak canavarlık.−ğı can direği can dostu can düşmanı 440 .−ğı can beraber can borcu can bunaltısı cancağız can ciğer can damarı candan candan candan candanlık.

−ğı 441 .−ği canip.−bi caniyane can korkusu can kurban cankurtaran cankurtaran çanı cankurtaran düdüğü cankurtaran gemisi cankurtaran kulübesi cankurtaranlık.can eriği can evi can feda canfes canfeza cangıl cangıl cungul can gözdesi canhıraş canı pek canı tatlı canı tez cani canice canilik.

−ğı canlandırılma canlandırılmak canlandırım canlandırma canlandırmak canlanma canlanmak canlı canlı canlı canlı cenaze canlıcılık.−smi 442 .cankurtaran salı cankurtaran sandalı cankurtaran simidi cankurtaran şamandırası cankurtaran yeleği can kuşu canla başla canlandırıcı canlandırıcılık.−ğı canlı model canlı müzik.−ği canlı özdekçilik.−ğı canlılık.−ği canlı resim.

−ğı can simidi cansiparane can sohbeti can tahtası cantiyane can yeleği can yoldaşı capcanlı car carcar car car carcur (fermuar) carcur etmek 443 .canlı yayın can noktası can pazarı can sağlığı can sıkıcı can sıkıntısı cansız cansız cansız cansız hedef cansızlaşma cansızlaşmak cansızlaştırma cansızlaştırmak cansızlık.

−bı cari kur cari masraf cari para cari ücret cariye cariyelik.−ğu cavalacoz cavlak.−ğı casino casus casusluk.cari cari gider cari hesap.−ğı cavlaklık.−ği carlama carlamak carlı carsız cart carta cartadak cartadan cart curt cascavlak.−ğı cavlama cavlamak 444 .

−ğı cazır cazır cazırdama cazırdamak cazırdatma 445 .−ğı caydırılma caydırılmak caydırış caydırma caydırmak caygın cayır cayır cayırdama cayırdamak cayırdatma cayırdatmak cayırtı cayış cayma caymak caz cazbant.−dı cazcı cazcılık.caydırıcı caydırıcılık.−ğı cazgır cazgırlık.

cazırdatmak cazırtı cazibe cazibedar cazibe kanunu cazibeleşme cazibeleşmek cazibeleştirme cazibeleştirmek cazibeli cazibesiz cazip.−bi cazipleşme cazipleşmek cazipleştirme cazipleştirmek cazipli caziplik.−ği cazlı cazsız caz takımı cebbar cebe cebeci Cebeci cebel cebeli 446 .

−bri cebire cebirsel cebirsel deyim cebirsel formül cebirsel ifade Cebrail cebren cebretme cebretmek cebrî cebrinefs cebriye cebrî yürüyüş Cedî (Oğlak burcu) cedit.−di cedre cefa cefa etmek cefakâr 447 .−ği cebin cebir.Cebelibereket cebelleşme cebelleşmek cebellezi ceberut cebi delik.

−li Celâlî Celâlîlik.−hdi cehre cehri ceket celâdet celâl.−hli cehit.cefakeş cefalı ceffelkalem cehalet cehdetme cehdetmek cehennem cehennem azabı cehennem hayatı cehennemî cehennem kütüğü cehennemleşme cehennemleşmek cehennemlik.−ği cehennem taşı cehennem zebanisi cehil.−ği celâllenme celâllenmek 448 .

−bi celp etmek celp kâğıdı celpname celse cemaat.−li cem'an cem'an yekûn cemaziyülâhır 449 .−dı cellâtlık.−ği celi celil celi yazı cellât.−ğı celp.−ği cemadat cemal.−bi celeplik.celâlli celâllice celbe celep.−ti cemaatimüslimin cemaatleşme cemaatleşmek cemaatli cemaatsiz cemaatsizlik.

−bı cenaze cenaze alayı cenaze duası cenaze levazımatı canaze merasimi cenaze namazı cenaze töreni 450 .−kkı cenah cenap.cemaziyülevvel cembiye cembiyeli cembiyesiz cemetme cemetmek cemi.−m'i cemil cemile cemilendirme cemilendirmek cemilenme cemilenmek cemiyet cemiyetli cemre cenabet Cenabıhak.

−ği 451 .−ği cenkleşme cenkleşmek cennet cennet balığı cennet balığıgiller cennet biberi cennet kuşu cennet kuşugiller cennetleşme cennetleşmek cennetlik.−ği cengel cenin ceninisakıt cenk.−gi cenkçi cenkçilik.cenbiye cendere cendereleşme cendereleşmek Ceneviz Cenevizli Cenevre kurabiyesi cengâver cengâverce cengâverlik.

−ği cep harçlığı cephe cephe gerisi cephelenme cephelenmek cepheleşme cepheleşmek cepheli 452 .−ği cep defteri cep feneri cephane cephaneci cephanelik.−ği centilmenlik anlaşması cenubî cenup.−bu cenuplu cep.−bi cepçi cepçilik.cennetmekân cennet öküzü cennet taamı centilmen centilmence centilmenlik.

−ti cerahatlenme cerahatlenmek cerahatli cerahatsiz cerbeze cerbezeli cereme ceren cereyan cereyan etmek cereyanlı cerh cerh etmek cer hocası ceride ceriha 453 .−rri cerahat.cepken cep kitabı cepleme ceplemek cep saati cep sözlüğü cep takvimi cep telefonu cep televizyonu cer.

−ği cesaretsiz cesaretsizlik.cerime Cermen Cermence Cermen dilleri cermen menteşe cerrah cerrahî cerrahî müdahale cerrahlık.−ğı cerrar cesamet cesametli cesaret cesaret etmek cesaretlendirilme cesaretlendirilmek cesaretlendirme cesaretlendirmek cesaretlenme cesaretlenmek cesaretli cesaretlilik.−ği ceset.−di cesim ceste 454 .

−ddi cetbecet cetvel cevaben cevabî cevahir cevahirci cevap.−bı cevap anahtarı cevap hakkı cevap kâğıdı cevaplama cevaplamak cevaplandırılma cevaplandırılmak cevaplandırma cevaplandırmak cevaplı cevaplı telgraf cevapsız cevaz cevelân 455 .−ğu cet.ceste ceste cesur cesurane cesurca cesurluk.

−vri ceviz cevizgiller cevizî ceviz içi cevizli cevizlik.−ği cevretme cevretmek cevval.cevher cevherli cevhersiz cevir.−li cevvaliyet cevvî Cevza (İkizler burcu) Ceyhan (ilçe) ceylân ceylânca ceylân bakışlı Ceylânpınar (ilçe) ceza ceza alanı ceza atışı ceza evi ceza hukuku 456 .

−zri cezire cezp.cezaî cezalandırılma cezalandırılmak cezalandırma cezalandırmak cezalanma cezalanmak cezalı ceza mahkemeleri ceza noktası ceza reisi ceza sahası cezasız ceza vuruşu Cezayir Cezayirli Cezayir menekşesi cezbe cezbelenme cezbelenmek cezbeli cezbesiz cezerye cezir.−bi cezp etmek 457 .

−ğı cık cılız cılızlaşma cılızlaşmak cılızlık.−ğı cılk cılkava cılk etmek cılklaşma cılklaşmak cılklık.−ğı cıda cıdağı cıdak.cezrî cezve challenge charter chat check−up cıbıl cıcık.−ğı cımbar cımbarlama cımbarlamak cımbız cımbızcı 458 .

cımbızlama cımbızlamak cıncık.−ğı cırmalama cırmalamak cırmık.−ğı cırlak cırlak cırlama cırlamak cırlatma cırlatmak cırlayık.−ğı cırnak.−ğı cıncık boncuk.−ğu cıngıl cırboğa cırcır cır cır cırcır böceği cırcır delgi cırcır kolu cırdaval cırıldama cırıldamak cırıltı cırlak.−ğı cırnaklama 459 .

−ğı cırt cırtlak.−ğı cıvık cıvık cıvıklanma cıvıklanmak cıvıklaşma cıvıklaşmak cıvıklaştırma cıvıklaştırmak cıvıklık.cırnaklamak cırnık.−ğı cıvık mantarlar cıvıl cıvıl cıvıldama cıvıldamak cıvıldaşma 460 .−ğı cırtlama cırtlamak cıs cıva cıvadra cıvalı cıvata cıvatalama cıvatalamak cıvık.

cıvıldaşmak cıvıltı cıvıltılı cıvıltısız cıvıma cıvımak cıvıtılma cıvıtılmak cıvıtma cıvıtmak cıvma cıvmak cıyak cıyak cıyaklama cıyaklamak cıyaklatma cıyaklatmak cıyırdama cıyırdamak cıyırdatma cıyırdatmak cıyırtı cız cızbız cız etmek cızgara cızık.−ğı 461 .

−ği cibinlik.−ği cibre Cibril cici cici anne cici bici cicik.−ği 462 .cızıktırma cızıktırmak cızıldama cızıldamak cızıltı cızıltılı cızır cızır cızırdama cızırdamak cızırdatma cızırdatmak cızırtı cızırtılı cızlam cızlama cızlamak cız sineği cibilliyet cibilliyetsiz cibilliyetsizlik.

−ğu cidal.−ği ciddiyet ciddiyetsiz ciddiyetsizlik.−ği Cide (ilçe) cif cife ciğer ciğer acısı ciğerci ciğerdeldi 463 .−li cidalci cidar cidden ciddî ciddî ciddî ciddîleşme ciddîleşmek ciddîlik.cicili bicili cicim cici mama cicim ayı cicoz cicozlama cicozlamak cicozluk.

−lü cihar ciharıdü ciharıse ciharıyek cihat.−ği cihannüma cihanşinas cihanşümul.ciğer otları ciğer otu ciğerpare ciğer sarma ciğer sotesi ciğer yarası cihan Cihanbeyli (ilçe) cihangir Cihangir cihangirane cihangirlik.−dı cihaz cihazlanma cihazlanmak cihet cihetiyle cikcik.−ği cilâ 464 .

−di cildiye cildiyeci cildiyecilik.−di ciltçi ciltçilik.cilâcı cilâcılık.−ğı cilâlama cilâlamak cilâlanma cilâlanmak cilâlatma cilâlatmak cilâlı Cilâlı Taş Devri cilâsız cilasun cilâ topu cilâ yağı cilban cilbent.−ği cilt.−ği cilt evi cilt kapağı ciltleme ciltlemek ciltlenme 465 .

ciltlenmek ciltletme ciltletmek ciltli ciltlik.−ği ciltsiz cilve cilvebaz cilvekâr cilvelenme cilvelenmek cilveleşme cilveleşmek cilveli cilvesiz cim cima.−ği cimrilik etmek cin 466 .−ı cimbakuka cimcime cimdallı cimri cimrice cimrileşme cimrileşmek cimrilik.

−ği cinsel taciz cinsî cinsilâtif cins isim.−ği 467 .cinaî cinas cinaslı cinayet cinci cin darısı cin fikirli cingöz cinlenme cinlenmek cinleşme cinleşmek cinli cin mısırı cinnet cins cinsaçı (bitki) cins cibilliyet cinsel cinsellik.−smi cins ismi cinsiyet cinslik.

−di civanmertlik.−di cirit atma ciritçi cirit oyunu cirit ucu ciro ciro etmek cisim.−ği cismen civan civankaşı (nakış) civanmert.−rmi cirit.cinslik bilimi cinsliksiz cin yolu cip cips ciranta cirim.−ği cisimlenme cisimlenmek cisimleşme cisimleşmek cismanî cismanîlik.−ği 468 .−smi cisimcik.

civanperçemi (bitki) civar civciv civcivli civcivlik.−ği ciyak ciyak ciyak ciyaklama ciyaklamak Cizre (ilçe) cizvit cizye clearing coğrafî coğrafî durum coğrafîk.−ğı conta contalama contalamak cop coplama coplamak 469 .−ği civelek.−ği coğrafya coğrafyacı coğrafyacılık.−ği civeleklik.

−ğu coşma coşmak coşturma coşturmak coşturucu coşturuculuk.−di cömertçe cömertleşme cömertleşmek 470 .−ğu coşturulma coşturulmak coşuntu cömert.coplanma coplanmak coplatma coplatmak corum coşku coşkulanma coşkulanmak coşkulu coşkun coşkunca coşkunlaşma coşkunlaşmak coşkunluk.

cömertlik.−yi Cumayeri'ni (ilçe) cumba cumbadak cumbalak.−ği cönk.−gü crescendo cudam cukka cuma cuma gecesi cuma namazı cumartesi.−ğı cumbalama cumbalamak cumbalatma cumbalatmak cumbalı cumbasız cumbul cumbul cumbuldama cumbuldamak cumbuldatma cumbuldatmak cumburdama cumburdamak cumbuldatma 471 .

−ği cumhuriyetperver cumhur reisi cunda cunta cuntacı cup cuppadak cura curacı cura zurna curcuna curcunalı curnata cuşiş 472 .cumbuldatmak cumburlop cumburtu cumhur cumhurbaşkanı cumhurbaşkanlığı cumhurca cumhur cemaat cumhuriyet Cumhuriyet Bayramı cumhuriyetçi cumhuriyetçilik.

−ğü cücüklenme cücüklenmek cücükleşme cücükleşmek cüda cühelâ cülûs cülûsiye cümbür cemaat cümbüş cümbüşçü cümbüşlü cümle cümle âlem cümle bilgisi cümlecik.cübbe cübbeci cübbeli cüce cüceleşme cüceleşmek cücelik.−ği cücük.−ği cümle kapısı cümlemsi cümlesi 473 .

−du cüruf cürüm.−rmü cüsse cüsseli cüssesiz cüz.−ğı cür'etlenme cür'etlenmek cür'etli cür’etsiz cürmümeşhut.cümleten cümudiye cünha cünun cünup.−ğu cür'et cür'et etmek cür'etkâr cür'etkârlık.−bu cünupluk.−z'ü cüzam cüzamlı cüzdan (*)Ç Ç çaba 474 .

−ğu çaça çaça balığı çaçaça çaçaron çaçaronca çaçaronluk.−ğu çadır çadır ağırşağı çadır bezi çadırcı 475 .çabalama çabalamak çabalanma çabalanmak çabalayış çabucacık çabucak çabuk çabukça çabuk çabuk çabuklaşma çabuklaşmak çabuklaştırılma çabuklaştırılmak çabuklaştırma çabuklaştırmak çabukluk.

−ğı çağcıl müzik.−ği çağdaş çağdaşlaşma 476 .−ğı çağanaklı çağanoz Çağatay Çağatayca çağcıl çağcıllaşma çağcıllaşmak çağcıllaştırma çağcıllaştırmak çağcıllık.−ğı çadır çanağı çadır çatı çadır çiçeği çadır devlet çadır direği çadır kent çadırlı çadırlı ordugâh çadır tiyatrosu çadıruşağı (bitki) çağ çağa çağanak.çadırcılık.

çağdaşlaşmak çağdaşlaştırma çağdaşlaştırmak çağdaşlık.−ğı çağ dışı çağ dışılık.−cı çağırtmak çağla çağlama çağlamak 477 .−ğı çağıl çağıl çağıldama çağıldamak çağıldayış çağıltı çağıltılı çağıra çağıra çağırı çağırıcı çağırım çağırış çağırma çağırmak çağırtı çağırtkan çağırtma çağırtmaç.

−ğı çağrı çağrıcı çağrıcılık.−ğı çağrışımlı çağrışımsal çağrışımsız çağrışma 478 .çağlar çağlayan Çağlayancerit (ilçe) çağlayık.−ğı çağrılış çağrılma çağrılmak çağrım çağrı numarası çağrısız çağrışım çağrışımcı çağrışımcılık.−ğı çağlayış çağma çağmak çağnak.−ğı çağrı cihazı çağrılı çağrılık.

−ğı çakıldama çakıldamak çakıldatma çakıldatmak çakılı çakıl kuşu çakıllık.çağrışmak çağrıştırma çağrıştırmak çak çakal çakal armudu çakalboğan çakal eriği çakaloz çakal yağmuru çakar çakaralmaz çak çak çaker çakı çakıcı çakıl çakıl çukul çakıldak.−ğı çakılma 479 .

çakılmak çakıl taşı çakıltı çakıl yol çakım çakın çakıntı çakıntılı çakıntısız çakır çakır ayaz çakırcı çakırcılık.−ğı çakışma 480 .−ğı çakır çukur çakırdiken çakırdikenlik.−ği çakısız çakış çakışık.−ği çakırdoğan çakırkanat (ördek) çakırkeyf çakırlaşma çakırlaşmak çakır pençe çakır pençelik.

çakışmak çakışmalı çakıştırma çakıştırmak çakma çakmacı çakmak çakmak.−ğı çakmaksız çakmak taşı çakozlama çakozlamak çakşır çakşırlı çakşırsız çaktırılma çaktırılmak çaktırış çaktırma 481 .−ğı çakmaklaşma çakmaklaşmak çakmaklı çakmaklık.−ğı çakma kapı çakmak çakmak çakmakçı çakmakçılık.

−ği Çaldıran (ilçe) çaldırılma çaldırılmak çaldırış çaldırma çaldırmak çalgı 482 .−ti çalçene çalçenelik.−bı çala paça çalar çalarma çalarmak çalar saat.−ğı çalâk çala kalem çala kamçı çala kaşık çala kılıç çala kürek çalap.çaktırmadan çaktırmak çal Çal (ilçe) çala çalacak.

−ğı çalgıhane çalgılı çalgılı çağanaklı çalgın çalgı orağı çalgısız çalı çalı bülbülü çalı çırpı çalı dikeni çalı fasulyesi çalı horozu çalık.−ğı çalı kuşu çalı kuşugiller çalılandırma çalılandırmak çalılık.−ği çalgıcılık.çalgı aleti çalgıcı çalgıcı böcek.−ğı çalı kakıcı çalık kavak.−ğı 483 .−ğı çalgıcı otu çalgıç.−cı çalgı çağanak.

−ğı çalışma çalışma barışı çalışma belgesi 484 .−ğı çalınma çalınmak çalıntı çalısız çalı süpürgesi çalış çalışılma çalışılmak çalışkan çalışkanlık.−ğı çalımsız çalımsızlık.çalım çalımcı çalımlama çalımlamak çalımlanış çalımlanma çalımlanmak çalımlayış çalımlı çalımlı çalımlı çalımlık.−ğı çalımlılık.

çalışmacı çalışma dolabı çalışma gezisi çalışma günü çalışma hayatı çalışma izni çalışmak çalışma karnesi çalışma masası çalışma odası çalışma ruhsatı çalışma saati çalışma saatleri çalışma yöntemi çalışma ziyareti çalıştıran çalıştırıcı çalıştırıcılık.−ğı çalkalama çalkalamak 485 .−ğı çalıştırılma çalıştırılmak çalıştırış çalıştırma çalıştırmak çalkağı çalkak.

−cı çalmak çalpara çaltı çaltılık.çalkalanış çalkalanma çalkalanmak çalkalatış çalkalatma çalkalatmak çalkalayış çalkama çalkamak çalkanış çalkanma çalkanmak çalkantı çalkantılı çalkantısız çalkar çalkatma çalkatmak çalkayış çalkı çalma çalmacı çalmaç.−ğı 486 .

−ğı çamaşır deterjanı çamaşır dolabı çamaşırhane çamaşır ipeği çamaşır ipi çamaşır kazanı çamaşır leğeni çamaşırlık.−ğı çamçak çamçak 487 .−ğı çamaşır makinesi çamaşır mandalı çamaşır sabunu çamaşır sepeti çamaşır sodası çamaşır suyu çamaşır takımı çam balı çamça çamçak.çalyaka çam Çamardı'nı (ilçe) Çamaş (ilçe) çamaşır çamaşır azgını çamaşırcı çamaşırcılık.

Çameli'ni (ilçe) çam fıstığı çamgiller Çamlıdere (ilçe) Çamlıhemşin (ilçe) çamlık.−ğu çamurcun çamur deryası çamur ığrıbı çamur kalemi çamurlama çamurlamak çamurlanma çamurlanmak çamurlaşma çamurlaşmak çamurlatma çamurlatmak çamurlu çamurluk.−ğu 488 .−ğı Çamlıyayla (ilçe) Çamoluk (ilçe) çam sakızı çamuka çamur çamur banyosu çamurcuk.

−ğı çanak ağızlı çanak anten çanakçı Çanakçı (ilçe) çanakçılık.−ği Çanakkale çanaklık.−ğı çan çan çan çiçeği 489 .−ğı çanak çömlek.−ğı çancı çancılık.çamurlukçu çamurlukçuluk.−ğu çamursuz çam yarması çam yeşili çan Çan (ilçe) çanak.−ğı çanak yaprağı çanak yaprak.−ğı çanaksı çanaksı hücreler çanak üzengi çanak yalayıcı çanak yalayıcılık.

−ğı çapaçul çapaçulcu çapaçulculuk.çan çiçeğigiller çandı çandır Çandır (ilçe) çangal çangıl çungul çangır çungur çangırdama çangırdamak çangırtı çanıltı Çankaya (ilçe) Çankırı'yı çan kulesi çanta çantacı çantacılık.−ğı çanta çiçeği çantalı çantasız çap çapa çapacı çapacılık.−ğu 490 .

−ğu çapak.−ğı çapkımak çapkın çapkınca 491 .−ğı Çapakçur çapaklanış çapaklanma çapaklanmak çapaklı çapaksız çapalama çapalamak çapalanış çapalanma çapalanmak çapalatma çapalatmak çapalı çapanoğlu çapar çaparız çapari çapasız çapçak.çapaçullaştırma çapaçullaştırmak çapaçulluk.

−ğı çapraşıklaşma çapraşıklaşmak çapraşıklık.−ğı çapraşık.çapkınlaşma çapkınlaşmak çapkınlık.−ğı çapraşma çapraşmak çapraz çapraz ateş çapraz kafiye çapraz kur çaprazlama çaprazlamak çaprazlaşma çaprazlaşmak çaprazlık.−ğı çaprazölçer çaprazvari 492 .−ğı çapla çaplama çaplamak çaplı çapma çapmak çaprak.

−ğı çapulcu çapulculuk.−ği çareviç çargâh çarık.çapsız çapul çapula çapulacı çapulacılık.−ğu çapullama çapullamak çaput çar çarçabuk çarçur çarçur etmek çarçur olmak çardak.−ğı Çardak (ilçe) çardaklı çardaksız çardaş çare çaresiz çaresizlik.−ğı çarıkçı 493 .

−bi çarıklık.−ği çarkıfelekgiller çarkıt çarklı çarksız çarlık.−ğı çarıksız çariçe çark çarka çarkacı çarkçı çarkçıbaşı çarkçılık.çarıkçılık.−ğı çark etmek çarkıfelek.−ğı çarıklı çarıklı erkânıharp.−ğı çarliston çarliston biber çarliston marka çarmıh çarnaçar çarpan çarpan balığı 494 .

−ğı çarpıkça çarpık çurpuk.çarpanlara ayırma çarpı çarpıcı çarpıcılık.−ğu çarpıklaşma çarpıklaşmak çarpıklaştırma çarpıklaştırmak çarpıklık.−ğı çarpık.−ğı çarpılan çarpılı çarpılış çarpılma çarpılmak çarpım çarpım cetveli çarpım tablosu çarpınma çarpınmak çarpıntı çarpıntılı çarpıntısız çarpış çarpışılma 495 .

−ğı çarşaflama çarşaflamak çarşaflanma çarşaflanmak çarşaflatma çarşaflatmak 496 .çarpışılmak çarpışma çarpışmak çarpıştırma çarpıştırmak çarpıtılma çarpıtılmak çarpıtma çarpıtmak çarpma çarpma işareti çarpmak çarpma kapı çarpsına çarptırış çarptırma çarptırmak çarşaf çarşaf çarşaf çarşafçı çarşafçılık.

−ğı çarşamba Çarşamba (ilçe) çarşamba karısı çarşamba pazarı çarşı çarşı ağası Çarşıbaşı'nı (ilçe) çarşı ekmeği çarşılı çasar çaşıt çaşıtlama çaşıtlamak çaşıtlık.çarşaflı çarşaflık.−ğı 497 .−ğzı çatal aşı çatal ayak.−ğı Çatak (ilçe) çatak bayrak çatal çatal ağız.−ğı çarşafsız çarşafsızlık.−ğı çat Çat (ilçe) çatak.

−ğı Çatalpınar (ilçe) çatal sakal çatal ses Çatalzeytin (ilçe) çatal zıpkın çatana çatanacı çatapat 498 .−ğu (balık) çatallanma çatallanmak çatallaşma çatallaşmak çatallaştırma çatallaştırmak çatallı çatallık.−ğı çatalkuyruk.−ğı çatal kundak.çatal bel çatal bıçak takımı Çatalca (ilçe) çatal çivi çatal don çatal iğne çatal kargı çatal kaşık.

çatı çatı arası çatıcı çatı ekleri çatı eteği çatık.−ğı çatık surat çatık yüz çatıldama çatıldamak çatılı çatılış çatılma çatılmak çatınma çatınmak çatı örtüsü çatı penceresi çatır çatır 499 .−ğı çatı kaplayıcı çatı katı çatık çehre çatı kirişi çatık kaş çatıklaşma çatıklaşmak çatıklık.

çatır çutur çatırdama çatırdamak çatırdatma çatırdatmak çatırtı çatırtılı çatısız çatış çatışık.−ğı çatlak ses 500 .−ğı çatlaklık.−ğı çatkın çatkınlık.−ğı çatkısız çatlak.−ğı çatışılma çatışılmak çatışkı çatışma çatışmak çatıştırma çatıştırmak çat kapı çatkı çatkılı çatkılık.

çatlak zurna çatlama çatlamak çatlatış çatlatma çatlatmak çatlayış çatma çatmak çatma kaş çatpat (çatapat) çat pat çatra patra çattırma çattırmak çav çavalye çavdar çavdar ekmeği Çavdarhisar (ilçe) çavdarlı çavdarmahmuzu (bitki) çavdarsız Çavdır (ilçe) çavelâ çavlan 501 .

−ğı Çaycuma (ilçe) çaydaçıra çaydanlık.−ğı Çayeli'ni (ilçe) çay evi çay fincanı 502 .−ğu çavuş üzümü çay Çay (ilçe) çayan çay bahçesi çay bardağı Çaybaşı'nı (ilçe) çaycı çaycılık.çavlanma çavlanmak çavlı çavma çavmak çavşır Çavuldur çavun çavuş çavuş kuşu çavuş kuşugiller çavuşluk.

−ği çayır Çayıralan (ilçe) çayırgüzeli (bitki) çayır hokeyi çayır kuşu çayırlama çayırlamak çayırlanma çayırlanmak çayırlaşma çayırlaşmak çayırlatma çayırlatmak çayırlı Çayırlı (ilçe) çayırlık.−ğı çayır mantarı çayırmelikesi (bitki) çayır otu çayır peyniri çayırsedefi (bitki) çayırsız çayır tavuğu 503 .çaygiller çayhane çayhaneci çayhanecilik.

−ğı çaylı çaylık.−ğı çaylakça çaylak fırtınası çaylaklık.−ğı çaylı kek çay ocağı çay saati çay servisi çay şekeri çay takımı çebiç.çayır teresi çayır tirfili çayır yulafı çaykara Çaykara (ilçe) çay kaşığı çaykızı (çiçek) çaylak.−ği 504 .−ci çecik.−ği çeç çeçe Çeçen Çeçence çedene çedik.

−ği çekemez çekemezlik.−ği çekecek.çeğmel çeğmellenme çeğmellenmek çehre çehrece çehreli çehre züğürdü çek Çek çekberi Çekçe çekçek.−ği çeker Çekerek (ilçe) çeki 505 .−ği çekek.−ği çekel çekeleme çekelemek çekelez çekem çekememe çekememek çekememezlik.

−ci çekiç atma çekiçhane çekiç kemiği çekiçleme çekiçlemek çekiç makinesi çeki düzen çekik.çekici çekicilik.−ği çekikçe çekiliş çekilme çekilmek çekim çekimci çekim eki çekim ekleri çekimleme çekimlemek çekimli çekimli fiil çekimölçer çekimsenme çekimsenmek çekimser 506 .−ği çekiç.

−ği çekince çekine çekine çekingen çekingence çekingenleşme çekingenleşmek çekingenlik.−ği çekirdek aile çekirdekçi çekirdekçilik.−ği çekinik.−ği çekinilme çekinilmek çekiniş çekinme çekinmek çekinti çekirdecik.−ği çekirdek kahve çekirdeklenme çekirdeklenmek çekirdekli çekirdeksel 507 .çekimserlik.−ği çekimsiz çekimsizlik.−ği çekirdek.

çekirdeksiz çekirge çekirge kuşu çekirge ötleğeni çekirge şalvar çekiş çekişken çekişli çekişme çekişmek çekişmeli çekişmesiz çekişte çekiştirici çekiştiricilik.−ği 508 .−ği çekiştirme çekiştirmek çekkin çekme çekmece çekmeceli çekmecesiz çekme demir çekmek çekme kat çekmeli çekmelik.

−fi çek vana çekyat çeldirici çeldirme çeldirmek çelebi Çelebi (ilçe) çelebice çelebilik.−ği çelik başlık.−gi çelgi çelik.−ğı 509 .−ği çelek.−ği çelen çelenk.çekmen Çekoslovak Çekoslovakya Çekoslovakyalı çektiri çektirici çektiriş çektirme çektirme ağı çektirmek çekül çek valf.

−ği çelişiklik ilkesi çelişken 510 .−ği çelişiklik.−ği çelim çelimli çelimsiz çelimsizlik.−ği çelişik.−ğı çelik halat Çelikhan (ilçe) çelikhane çelik kalemi çelik kapı çelik kasa çelikleme çeliklemek çelikleşme çelikleşmek çelikleştirme çelikleştirmek çelik macunu çelik metre çelik pamuğu çeliksi çelik yelek.çelik çember çelik çomak.

−ği çeltik.−ği çeltik kargası 511 .−ği Çeltik (ilçe) çeltikçi Çeltikçi (ilçe) çeltikçilik.−ği çeltek.−ği çelişmezlik ilkesi çello çelme çelmece çelmek çelmeleme çelmelemek çelmelenme çelmelenmek çelmeleyiş çelmik.çelişki çelişkili çelişkisiz çelişme çelişmek çelişmeli çelişmesiz çelişmezlik.−ği çeltiklik.

−ci Çemişgezek (ilçe) çemkiriş çemkirme çemkirmek 512 .−ğı çemberleme çemberlemek çemberlenme çemberlenmek çemberletme çemberletmek çemberli çember makası çember sakal çembersel bölge çembersiz çemçe çemen çemenleme çemenlemek çemenli çemiç.çeltikli çeltik tarlası çembalo çember çember açı çember kayık.

−ği çene kavafı çenekli çeneksiz çeneleşme çeneleşmek çeneli çenesi düşük.çemrek çemreme çemremek çemrenme çemrenmek çençen çene çenebaz çenebazlık.−ğü çenesi kuvvetli çenesiz çenet çenetli çene yarışı çene yarıştırıcı çene yarıştırma çengel çengel atış 513 .−ğı çene çukuru çenek.

çengel çeneliler çengel iğnesi çengelleme çengellemek çengellenme çengellenmek çengelleyiş çengelli çengelli iğne çengel sakızı çengelsi çengi çengi kolu çengilik.−ği çengi takımı çengüçağanak.−gi çentik.−ğı çengüçegâne çenileme çenilemek çenk.−ği çentikleme çentiklemek çentiklenme çentiklenmek çentikli çentilme 514 .

çentilmek çentme çentmek çepçevre çepeçevre çepel çepelleme çepellemek çepellenme çepellenmek çepelli çepellilik.−ği çeper çeperli çepez çepiç.−ci çepin Çepni çer çerçeve çerçeve anlaşma çerçeveci çerçevecilik.−ği çerçeveleme çerçevelemek çerçevelenme çerçevelenmek 515 .

−ğı Çerkeş (ilçe) Çerkez Çerkezce Çerkezköy (ilçe) Çerkezlik.−ği çerge çergeci çergi çergici çeri çeribaşı.−ği çerezlenme çerezlenmek çerezlik.−nı çeribaşılık.−ği 516 .çerçeveletme çerçeveletmek çerçeveli çerçevesiz çerçi çerçici çerçilik.−yı.−ği çer çöp çerden çöpten çerez çerezci çerezcilik.

−ği Çermik (ilçe) çerviş çervişli çeşit.−di çeşit çeşit çeşitkenar çeşitkenar üçgen çeşitleme çeşitlemek çeşitlendirme çeşitlendirmek çeşitlenme çeşitlenmek çeşitli çeşitlilik.−ği çeşme Çeşme (ilçe) çeşmibülbül çeşni çeşnici çeşnicibaşı çeşnicilik.−ği çeşnileme çeşnilemek 517 .Çerkez peyniri Çerkez tavuğu çermik.

−ği çete çeteci çetecilik.çeşnilenme çeşnilenmek çeşnili çeşnilik.−ği çetele çeteleşme çeteleşmek çeteleştirme çeteleştirmek çetene çete savaşı çetin çetince çetin ceviz çetinleşme çetinleşmek çetinleştirme çetinleştirmek çetinlik.−ği çetrefil çetrefilce çetrefilleşme çetrefilleşmek çetrefilli 518 .

−ği çeviri dili çevirim çevirim senaryosu çeviriş çevirme çevirme ağı çevirmek çevirmen çevirmenlik.−ği çeviren çevirge çevirgeç.−ci çevirgi çeviri çevirici çevirici dili çeviricilik.çetrefillilik.−ği 519 .−ği çevikçe çevikleşme çevikleşmek çevikleştirme çevikleştirmek çeviklik.−ği çetrefilsiz çevgen çevik.

çevir sesi çevir sinyali çevirtme çevirtmek çevre çevre açı çevre bilimci çevre bilimi çevre bilimsel çevreci çevrecilik.−ği çevren çevre sağlığı çevresel çevre teker çevre yolu çevri 520 .−ği çevre evi çevre kirlenmesi çevre kirliliği çevreleme çevrelemek çevreleniş çevrelenme çevrelenmek çevreleyiş çevrelik.

−ği çeyiz çemen çeyizleme çeyizlemek çeyizlenme çeyizlenmek çeyizli çeyizlik.−ği çevrileme çevrilemek çevrili çevriliş çevrilme çevrilmek çevrim çevrim içi çevrimli çevrimsel çevrinme çevrinmek çevrinti çevriyazı çeyiz çeyizci çeyizcilik.çevrik.−ği 521 .−ği çeyizsiz çeyrek.

−ğı Çıfıtlık.−ğı çıfıtlık etmek çığ çığa çığalanma çığalanmak çığıltı 522 .−cu çıban çıban ağırşağı çıbanbaşı çıbanlaşma çıbanlaşmak çıdam çıdama çıdamak çıfıt Çıfıt Çıfıt çarşısı çıfıtlık.çeyrek final.−li çeyrek finalist çeyrekleme çeyreklemek çeyreklenme çeyreklenmek çeyrek son çeyrek sonuç.

−ğı çığırtma çığırtmacı çığırtmak çığlık.−ğı çıkan çıkar çıkarayazmak çıkar budak.−ğı çığrış çığrışma çığrışmak çıkacak.−ğı çıkarcı çıkarcılık.−ğı çıkagelme çıkagelmek çıkak.−ğı çığlık çığlığa çığralık.−ğı çıkarılış 523 .çığır çığırış çığırma çığırmak çığırtı çığırtkan çığırtkanlık.

−ğı çıkıklık.−ğı çıkıkçı çıkıkçılık.−ğı çıkılama çıkılamak çıkılanma çıkılanmak çıkılatma 524 .çıkarılma çıkarılmak çıkarım çıkarış çıkarma çıkarma birliği çıkarma gemisi çıkarma harekâtı çıkarma işareti çıkarmak çıkarsama çıkartı çıkartılma çıkartılmak çıkartma çıkartmak çıkar yol çıkı çıkık.

çıkılatmak çıkılma çıkılmak çıkın çıkın etmek çıkınlama çıkınlamak çıkıntı çıkıntılı çıkıntısız çıkır çıkır çıkış çıkış belgesi çıkış çizgisi çıkış hakemi çıkış işlemi çıkış kapısı çıkışlı çıkışma çıkışmak çıkış noktası çıkış özeti çıkış takozu çıkıştırma çıkıştırmak çıkış yapmak çıkış yolu 525 .

−ğı çıkmalı tamlama çıkmalı tümleç.çıkıt çıkma çıkma durumu çıkmak çıkmaklık.−ğı çıkmaz sokak.−ğı çıkra çıkralık.−ğı çıkrık.−ğı çıkmalı çıkmalık.−ğı çıkrıkçın çıkrıklı çıkrıksız çıktı çılan çılbır Çıldır (ilçe) çıldırasıya çıldır çıldır çıldırış 526 .−ğı çıkrıkçı çıkrıkçılık.−ci çıkmaz çıkmazlık.

−ğı çıma çımacı çımacılık.çıldırma çıldırmak çıldırtıcı çıldırtıcılık.−ğı 527 .−ğı çımbar çımkırma çımkırmak çın çınar Çınar (ilçe) Çınarcık (ilçe) çınargiller çınarımsı çınarımsı isfendan çınarlı çınarlık.−ğı çıldırtma çıldırtmak çılgın çılgınca çılgıncasına çılgınlaşma çılgınlaşmak çılgınlık.

−ğı çıngıraklı çıngıraklı yılan çıngıraklı yılangiller çıngır çıngır çıngırdak.çınayaz çın çın çnçınlatmak çıngar çıngı çıngıl çıngırak.−ğı çıngırdama çıngırdamak çıngırdatma çıngırdatmak çıngırtı çınlak.−ğı çınlama çınlamak çınlamalı çınlatış çınlatma çınlatmak çınlayış 528 .−ğı çıngırakçı çıngırakçılık.

−ğı çıplak alev çıplak at çıplak gözle çıplaklar kampı çıplaklaşma çıplaklaşmak çıplaklaştırma çıplaklaştırmak çıplaklık.−smi çıplak tohumlular çıplak ücret çıplanma çıplanmak çıra çırağ çırak.çınsabah çıpı çıpı çıpıl çıpıl çıpıldak.−ğı çıplak maden çıplak mülkiyet çıplak resim.−ğı çıpır çıpır makinesi çıplak.−ğı çırak etmek 529 .

çıraklık.−ğı çırpı çırpıcı çırpı ipi çırpılma çırpılmak çırpını çırpını çırpınış çırpınma çırpınmak çırpıntı 530 .−ğı çırçıplaklık.−ğı çırnık.−ğı çıraklık etmek çırakma çırakman çıralı çıralık.−ğı çıramoz çırçıl çırçıplak.−ğı çırılçıplaklık.−ğı çırçır (alet) çır çır çırçırlama çırçırlamak çırılçıplak.

çırpıntılı çırpış çırpışma çırpışmak çırpıştırılma çırpıştırılmak çırpıştırma çırpıştırmak çırpma çırpmacı çırpmacılık.−ğı çırpmak çırptırma çırptırmak çıt çıta çıtak.−ğı çıtçıt (kopça) çıt çıt çıtçıtlama çıtçıtlamak çıtı pıtı çıtır çıtır çıtırdama çıtırdamak çıtırdata çıtırdata çıtırdatış 531 .

−ğı çıtpıt (çatapat) çıt pıt çıvdırma çıvdırmak çıvgar çıvgın çıvlama çıvlamak çıvma çıvmak çıyan çıyan gözlü 532 .−ğı çıtlama çıtlamak çıtlatılma çıtlatılmak çıtlatış çıtlatma çıtlatmak çıtlık.çıtırdatma çıtırdatmak çıtırdayış çıtır pıtır çıtırtı çıtkırıldım çıtkırıldımlık.

−ği 533 .−ği Çiçekdağı'nı (ilçe) çiçek durumu çiçek dürbünü çiçek evi çiçekleme çiçeklemek çiçeklendirme çiçeklendirmek çiçekleniş çiçeklenme çiçeklenmek çiçekleşme çiçekleşmek çiçekli çiçekli bitkiler çiçeklik.−ğı çıyanlık etmek çiçek.−ği çiçek aşısı çiçek bahçesi çiçek biti çiçek boyası çiçek bozuğu çiçekçi çiçekçi esnafı çiçekçilik.çıyanlık.

−ği çift cinsiyet çiftçi çiftçilik.−ğu çift dalma çift desimetre çift dikiş 534 .−ği çift çubuk.çiçek pazarı çiçek sapçığı çiçek sapı çiçeksever çiçeksime çiçeksimek çiçeksiz çiçeksiz bitkiler çiçek soğanı çiçek suyu çiçek tacı çiçek tozu çiçek yağı çiçek yaprağı çift çift atış çift ayaklılar çift camlı çift camlı pencere çift cinsellik.

−dı çiftetelli çifte vatandaşlık.−cı çifteleme çiftelemek çiftelenme çiftelenmek Çifteler (ilçe) çifteleşme çifteleşmek çifteli çifte nağra çifter çifter çifte standart.−ğı çift kanatlılar çift kapı çift kişilik.−ği çift dişliler çifte çifte dikiş çiftehane çifte kavrulmuş çifte kıskaç.çift direkli çift dirsek.−ği çift kol çift küme çiftleme 535 .

çiftlemek çiftlenme çiftlenmek çiftleşme çiftleşmek çiftleştiriş çiftleştirme çiftleştirmek çiftlik.−ği çift uçurvur çift vuruş çift yıldız çift zamanı Çigan Çigan müziği çiğ çiğ börek.−ği Çiftlik (ilçe) çiftlik kâhyası Çiftlikköy (ilçe) çift motorlu çift parmaklılar çift pencere çift sayı çiftteker çifttekerci çifttekercilik.−ği 536 .

−ği çiğ iplik.−ği çiğit.−ği çiğnemlik.−ği çiğnem çiğneme çiğnemek çiğnemik.çiğde çiğdem çiğe Çiğil çiğin çiğindirik.−ği çiğnek.−ği çiğneniş çiğnenme çiğnenmek çiğnetme çiğnetmek çiğneyiş çiğ renkçi 537 .−di çiğitli çiğ köfte çiğleşme çiğleşmek Çiğli (ilçe) çiğlik.

−ği çilek reçeli çilek suyu çilek üzümü çileli çileme çilemek çilenti Çilimli (ilçe) 538 .−ğı çiklet çikletçi çikletçilik.çiğ renkçilik.−ği çilekçi çilekçilik.−ği çilekeş çilekeşlik.−ği çiğ toprak.−ği çilehane çilek.−ğı çikolatalı çil çil çil çile çilecilik.−ği çikolata çikolatacı çikolatacılık.

−ği çimen çimenli çimenlik.−ğu çimentolama 539 .−ği çilingir sofrası çillenme çillenmek çilli çilsiz çim çimbali çimçek.−ği çimensiz çimento çimentocu çimentoculuk.−ği çimdikleme çimdiklemek çimdiklenme çimdiklenmek çimdirme çimdirmek çimek.çilingir çilingirlik.−ği çim çim çimdik.

çimentolamak çimentolanma çimentolanmak çimentolatma çimentolatmak çimentolu çimentosuz çimleme çimlemek çimlendirme çimlendirmek çimlenme çimlenmek çimleyiş çimme çimmek Çin çinakop Çin anasonu Çince Çin çamı çinçilya çinçilyagiller Çine (ilçe) Çingen çingene Çingene 540 .

−ği çinili çini mürekkebi çinisiz çinke çinko çinkograf çinkografi Çin lâhanası Çin leylâğı Çinli Çin Seddi 541 .−ği Çingenelik.−ği Çingene palamudu Çingene parası Çingene pembesi Çin gülü çini çinici çinicilik.Çingene borcu Çingenece Çingene çergesi Çingene düğünü Çingene kavgası çingeneleşme çingeneleşmek çingenelik.

Çintiyan çip çipil çipilleşme çipilleşmek çipilti çipo çipura çir çirçirci çiriş çirişçi çirişçi çanağı çirişçilik.−ği çirkin 542 .−ği çirişleme çirişlemek çirişlenme çirişlenmek çirişli çiriş otu çirkef çirkefçe çirkefleşme çirkefleşmek çirkefli çirkeflik.

−ği çirkinseme çirkinsemek çiroz çirozlaşma çirozlaşmak çirozluk.−ği çit çita çitar çitari çiten 543 .−ğu çis çise çiseleme çiselemek çiseme çisemek çisenti çiskin çiş çişik.çirkince çirkinleşme çirkinleşmek çirkinleştirme çirkinleştirmek çirkinlik.

−ği çitleme çitlemek çitme çitmek çitmik.−ği çit sarmaşığı çit sarmaşığıgiller çivi çivici çivicilik.çiti çitileme çitilemek çitilenme çitilenmek çitili çitilme çitilmek çitişme çitişmek çitlembik.−ği çividî çivileme çivilemek çivilenme çivilenmek çiviletme 544 .

çiviletmek çivileyici çivili çivisiz çivisiz kalkan çivit.−ği çizelge çizer 545 .−di çivit ağacı çivitleme çivitlemek çivitlenme çivitlenmek çivitli çivit mavisi çivit otu çivit rengi çivitsiz çivi yazısı çiviyukarı (spor) Çivril (ilçe) çiy çiyleme çiylemek çizdirme çizdirmek çizecek.

çizge çizgi çizgi film çizgi im çizgileme çizgilemek çizgilenme çizgilenmek çizgileşme çizgileşmek çizgili çizgilik.−ği çizik çizik çizikli çiziktirme çiziktirmek 546 .−smi çizgi roman çizgisel çizgisiz çizi çizici çizicilik.−ği çizik.−ği çizgi resim.−ği çizginme çizginmek çizgi ölçek.

çizili çiziliş çizilme çizilmek çizim çizimci çizin çizin çizinti çiziş çizme çizmeci çizmecilik.−ği çizmek çizmeli çoban çobanaldatan çobanaldatangiller çoban böreği çobançantası (bitki) çobandağarcığı (bitki) çobandeğneği(bitki) çobandüdüğü (bitki) çobaniğnesi (bitki) çoban kebabı çoban köpeği çobanlama 547 .

Çobanlar (ilçe) çobanlık.−ğu çocuk aklı çocuk bahçesi çocuk bakıcısı çocuk bezi çocuk bilimci çocuk bilimi çocukcağız çocukça çocukçu çocuk dili çocuk işi çocuklama çocuklamak 548 .−ğı çobanlık etmek çoban merhemi çobanpüskülü (bitki) çobanpüskülügiller çoban salatası çobansüzgeci (bitki) çobantarağı (bitki) çobantuzluğu (bitki) çoban üzümü Çoban Yıldızı çocuğumsu çocuk.

çocuklaşma çocuklaşmak çocuklaştırma çocuklaştırmak çocuklu çocukluk.−ğu çocuksuz çocuksuzluk.−ğu çocuk yuvası çoğalış çoğalma çoğalmak çoğaltan çoğaltıcı çoğaltım çoğaltış çoğaltma çoğaltmak çoğaltma makinesi çoğu 549 .−ğu çocukluk etmek çocuk olmak çocuk oyuncağı çocuk oyunu çocuk ruhlu çocuksu çocuksuluk.

−ğu çoğu zaman çok.−ğu çoğunlukla çoğunluk sistemi çoğurcuk.−ğı çok ayaklılar çokbilmiş 550 .−ğu çokal çok anlamlı çok anlamlılık.−ğu çoğul eki çoğul ekleri çoğullama çoğullamak çoğullaştırma çoğullaştırmak çoğulluk.çoğu kez çoğul çoğulcu çoğulcu demokrasi çoğulculuk.−ğu çoğumsama çoğumsamak çoğun çoğunca çoğunluk.

−ğu çok düzlemli çok eşli çok eşlilik.−ğı çok katlı otopark çok kısa dalga çok kocalı çok kocalılık.−ği çok fazlı çokgen çok gözeli çok hücreli çok hücreliler çok karılı çok karılılık.−ğu çokluk eki çoklukla çokluk ekleri çoklu ortam çok ortaklı 551 .çokbilmişlik.−ğı çokları çoklarınca çokluk.−ği çokça çok çok çokçu çokçuluk.

−ğı çok yönlü çok yüzlü çolak.−ğu 552 .−ğı çok tanrılı çok tasım çok terimli çok uluslu çok yanlı çok yıllık.−ğı Çolpan (yıldız) çoluk çocuk.−ği çok sözlü çok tanrıcı çok tanrıcılık.çok partili çokrağan çokrama çokramak çoksama çoksamak çoksatar çok seslendirilmiş çok sesli çok seslilik.−ğı çolaklık.−ğı çolpa çolpalık.

−ğı çomaklama çomaklamak çomar çopra çopra balığı çopur çopurina çopurlaşma çopurlaşmak çopurlaştırma çopurlaştırmak çopurluk.−ğı çoraklaşma çoraklaşmak çoraklaştırma çoraklaştırmak çoraklık.−ğı çorba çorbacı 553 .çoluklu çocuklu çolun çomak.−ğı çorap.−ğu çor çorak.−bı çorapçı çorapçılık.

−ği çökel çökelek.−ğı çotira çotiragiller çotra çotuk.−ği çökelekli 554 .−ğı çorba kâsesi çorba kaşığı çorbalık.çorbacılık.−ğu çöğdürme çöğdürmek çöğme çöğmek çöğüncek.−ğı çorba tabağı çorlu Çorlu (ilçe) Çoruh Çorum çotanak.−ği çöğünme çöğünmek çöğür çöğürcü çökek.

−ğü çöküm çöküntü çöküntü hendeği çöküş çöküşme 555 .−ğü çökme çökmek çöktürme çöktürme havuzu çöktürmek çökük.çökelge çökelme çökelmek çökelti çökeltme çökeltmek çökerme çökermek çökertici çökertme çökertmek çökkün çökkünleşme çökkünleşmek çökkünlük.−ğü çöküklük.

−ğü çöl tavuğu çöl tavuğugiller çömçe çömeliş çömelme çömelmek çömeltme çömeltmek çömez çömezlik.çöküşmek çöl Çölemerik çölleşme çölleşmek çölleştirme çölleştirmek çöllük.−ği çömlek.−ği çömlek hesabı çömlek kebabı çömlekleme çömleklemek çömme çömmek 556 .−ği çömlekçi çömlekçilik.

−ğı çöpçü çöpçülük.−ği çörek.−ğü çöplük horozu çöp sepeti çöpsüz çöpsüz üzüm çöp tenekesi çöp torbası çör çöp çördek.−ği çörekçi 557 .çöngül çöp çöp arabası çöpçatan çöpçatanlık.−ğü çöp kebabı çöp kovası çöp kutusu çöpleme çöplenme çöplenmek çöplü çöplük.−ğü çöplükçü çöplükçülük.

−ğü çözülme çözülmek çözülüm çözülüş çözüm 558 .çörekçilik.−ği çöreklenme çöreklenmek çöreklik.−ğü çözme çözmek çözücü çözük.−ği çörek mantarı çörek otu çöreotu çörkü çörten çörtü çöven çöz çözdürme çözdürmek çözelti çözgü çözgün çözgünlük.

−ğü çözüm yolu çözündürme çözündürmek çözünme çözünmek çözüntü çözüş çözüşme çözüşmek çözyağı çubuk.çözümcü çözümleme çözümlemek çözümlemeli çözümleniş çözümlenme çözümlenmek çözümleyici çözümleyiş çözümsel çözümsüz çözümsüzlük.−ğu çubuk ağacı Çubuk (ilçe) çubukçu çubuklama 559 .

−ğı çuhalı çuhçuh (tren) çuka çukur Çukurca (ilçe) çukurlanma çukurlanmak çukurlaşma çukurlaşmak çukurlatma çukurlatmak çukurlu çukurluk.−ğu çubuk makarna çubuk odası çubuksuz çucu çuha çuhacı çuhacılık.−ğu 560 .çubuklamak çubuklu çubukluk.−ğı çuha çiçeği çuha çiçeğigiller çuhadar çuhadarlık.

−ğu çullukgiller Çulpan (yıldız) çulsuz çultar çultarı çultutmaz Çumra (ilçe) çupra balığı çurçur çurlatma çurlatmak 561 .−ğı çulha çulha kuşu çullama çullamak çullandırma çullandırmak çullanış çullanma çullanmak çulluk.Çukurova çul çulcu çul çaput çulfa çulfalık.

−ğı çürükçül çürük gaz çürük iş çürüklü 562 .−ğı çuvaldız çuvallama çuvallamak çuvallanma çuvallanmak çuvallatma çuvallatmak çuvallı çuvalsız Çuvaş Çuvaşça çük çükündür çükür Çüngüş (ilçe) çünkü çürük.çuşka çuval çuvalcı çuvalcılık.−ğü çürük boya çürük çarık.

çürüklük.−ğü çürük para çürük sakız çürüksüz çürüme çürümek çürütme çürütmek çürütülme çürütülmek çürütüş çürüyüş çüş (*)D D da Dadacı Dadacılık.−ğı Dadaist Dadaizm dadandırma dadandırmak dadanma dadanmak 563 .

dadaş dadaşlık.−ğı Daday (ilçe) dadı dadılık.−ğı dağ çamı dağ çayı dağ çayırı dağ çileği dağdağa dağdağalı 564 .−ğı dağ armudu dağ aslanı dağ ayısı dağ başı dağ bayır dağ birliği (askerlik) dağcı dağcıl dağcılık.−ğı dağ dağ adamı dağ ağacı dağalası (balık) dağ anası dağar dağarcık.

−ğı dağınık yansıma dağıntı Dağıstan Dağıstanlı dağıtıcı dağıtıcılık.−ğı dağınıkça dağınık gözenek.−ğı dağıtılma dağıtılmak dağıtım 565 .−ğı dağıtık.dağdağasız dağ dalak otu dağ elması dağ eriği dağ eteği dağ evi dağ gölü dağ havası dağılım dağılış dağılma dağılmak dağınık.−ğı dağınıklık.−ği dağınık ışık.

−ğı dağıtım evi dağıtış dağıtma dağıtmak dağî dağ iklimi dağ ispinozu dağ keçisi dağ kedisi dağ kestanesi dağ kırlangıcı dağ kolu (coğrafya) dağ koyunu dağ köyü dağlağı dağ lâlesi dağlama dağlamak dağlama resmi dağlanış dağlanma dağlanmak dağlar anası dağlatış 566 .dağıtım bürosu dağıtımcı dağıtımcılık.

−ğı dağ merası dağ nanesi dağ oluşu dağ otlağı dağ reyhanı dağ serçesi dağ servisi dağ sıçanı dağ soğanı dağ sümbülü dağ taş dağ tavuğu dağ topu (askerlik) dağ yemişi dağ yolu dağ yürüyüşü dağ zebrası dah daha daha daha dahası 567 .−cı dağlık.dağlatma dağlatmak dağlayış dağlı dağlıç.

dahdah dahi (bile) dâhi (yaratıcı gücü olan kimse) dâhice dahil.−bi dâhilik.−hli (karışma) dâhil (iç. içeri) dâhilen dâhil etmek dâhilî dâhilî deniz dâhilî harp.−ği dâhilî nizamname dâhilî talimatname dâhiliye dâhiliyeci dâhiliye mütehassısı dâhiliye subayı dâhil olmak dâhiyane dahletme dahletmek dahra daim daima 568 .

daim etmek daim eylemek daimî daim olmak dair daire daire kesmesi daireli daire parçası dairesel dairesiz dairevî dakik dakika dakikane dakikasında daktilo daktilo etmek daktilograf daktilografi daktilo kâğıdı daktiloluk.−ğu daktilo makinesi daktilo masası daktiloskopi daktilo şeridi daktilotekni 569 .

−ğı dalak otu dalâlet dalama dalamak Dalaman (ilçe) dalan dalancı dalancılık.dal dalak.−ğı daldalan daldan dala daldırılma daldırılmak daldırış daldırma daldırma çay daldırmak 570 .−ği dalbastı dalcık.−ğı dalap olmak dalaş dalaşma dalaşmak dalavere dalavereci dalaverecilik.

daldırtma daldırtmak daldız dalfes dalfidan dalga dalga bandı dalga boyu dalgacı dalgacık.−ğı dalga çukuru dalga dalga dalga genliği dalga hızı dalgakıran dalga kuşağı dalgalandırıcı dalgalandırış dalgalandırma dalgalandırmak dalgalanış dalgalanma dalgalanmak dalgalı dalgalı akım dalgalı akım üreteci 571 .−ğı dalgacılık.

−ğı dalgıç tüpü dalgın dalgınca dalgın dalgın dalgınlaşma dalgınlaşmak dalgınlaştırma dalgınlaştırmak dalgınlık.−cı dalgıç böcekler dalgıç elbisesi dalgıç gözlüğü dalgıç kuşları dalgıç kuşu dalgıç kuşugiller dalgıçlık.−ğı dalgır 572 .dalgalı borçlar dalgaölçer dalga periyodu dalga sırtı dalgasız dalga tepesi dalga uzunluğu dalga yüksekliği dalgı dalgıç.

−ğu dalkavukluk etmek dalkılıç.dalgündüz dalıcı dalınç.−cı dalış dalız dalkavuk.−cı dalkıran dalkurutan dallama dallamak dallandırma dallandırmak dallanış dallanma dallanmak dallı dallı budaklı dallı güllü dalma dalmak dalöğle 573 .−ğu dalkavukça dalkavuklaşma dalkavuklaşmak dalkavukluk.

dalsı dalsız daltaban daltonizm daluyku dalya dalyan dalyan ağı dalyancı dalyan çorbası dalyan köftesi dalyasan dalyan sepeti dalyan tarlası dalyan yeri dalyarak.−ğı dam dama damacana damacı damak.−ğı damak eteği damaklı damaklı diş damaksı damaksıl damaksıllaşma 574 .

−dı dama tahtası 575 .−ğı damar damar damardaraltan damargenişleten damarı bozuk.−ğu damarlandırma damarlanma damarlanmak damarlı damar sertliği damarsız damar tabaka damar tıkanıklığı damasko damat.damaksıllaşmak damaksıllaşmış damaksıllaştırma damaksıllaştırmak damaksız damak tadı damak ünsüzü Damal (ilçe) damalı dam altı damar aktarma damarcık.

−ğı damıtılma damıtılmak damıtma damıtmak damızlık.dama taşı damatlık.−ğı damdazlak.−ğı damga damgacı damgacılık.−ğı dam koruğu 576 .−ğı damga harcı Damga Kanunu damgalama damgalamak damgalanma damgalanmak damgalatma damgalatmak damgalayış damgalı damga pulu damgasız damga vergisi damıtıcı damıtık.

dam koruğugiller damla damlacık.−ğı damla damla damla hastalığı damlalık.−ğı damlama damlamak damla sakızı damla taş damla taşı damlatılma damlatılmak damlatma damlatmak damlı damper damperli damping damsız dana danaayağı (bitki) danaburnu (böcek) danacı dana derisi danadili (cönk) dana eti 577 .

−ğı dangalakça dangalaklık.−ğı danışıklı danışıklı dövüş danışıklık.dana humması danakıran otu Danca dan dan dandini dan dun dane dang dangadak dangalak.−ğı dangıldama dangıldamak dangıl dungul dangırdama dangırdamak danış danışık.−ğı danışılma danışılmak danışma danışma bürosu danışmak 578 .

−ğı Danimarka Danimarka kırmızısı Danimarkalı daniska danişment.−ğü danssız dantel dantelâ dantel ağacı dantelâlı dantelli 579 .−ğı dansör dansörlük.danışma kurulu danışma meclisi danışman danışmanlık.−di dank dans dansçı dans etmek dansimetre dansing danslı danslık.−ğü dansöz dansözlük.

−ğı daraç.−ğı darasız daraşlık.−ğı dar (ensiz) dâr (ev) dara daraban daracık.−ği darbecilik.dapdar dapdaracık.−ğı darbe darbeci darbecik.−cı dar açı dara dar darağacı daralış daralma daralmak daraltı daraltıcı daraltılma daraltılmak daraltma daraltmak dar aralık.−ği 580 .

−ğı darca dardağan Darende (ilçe) Dargeçit (ilçe) dar gelirli dargın dargınlaşma dargınlaşmak dargınlık.darbeleme darbelemek darbımesel dar boğaz darbuka darbukacı darbukacılık.−ttı darı darıcan darı darına dârıdünya dârıfülfül darılgan darılganlık.−ğı darılma darılmaca 581 .−ğı dar görüşlü dar hat.

−ğı darmadağın darmadağınık.−ği dasdaracık.−ğı darmaduman darmaduman etmek darmaduman olmak darp.darılmak darıltma darıltmak dar kafalı darlaşma darlaşmak darlaştırma darlaştırmak darlık.−bı darp etmek darphane dârülâceze dârülbedayi.−ğı dasit dasitan 582 .−i dârüleytam dârülfünun dar ünlü dârüşşifa Darvincilik.

dasitanî dastar Datça (ilçe) datif daüssıla dav dava dava adamı davacı dava etmek davalaşma davalaşmak davalı davalık.−ğı davar Davas dava vekili davet davetçi davet etmek davetiye davetkâr davetli davetname davetsiz davlumbaz davrandırma 583 .

−ğı davranış töresi davranma davranmak davudî davul davulcu davulculuk.−ğı dayak arsızı dayak cezası dayak düşkünü dayak kaçkını dayaklama dayaklamak dayaklanma dayaklanmak dayaklı dayaklık.−ğı dayalı 584 .−ğu davul tokmağı davul tozu davya dayak.davrandırmak davranış davranış bilgisi davranış bozukluğu davranışçılık.

−ğı dayanışmak 585 .−ğı dayanışma dayanışmacı dayanışmacılık.−ğı dayanaklı dayanaklık.−ğı dayanılma dayanılmak dayanılmaz dayanım dayanım ömrü dayanırlık.−cı dayandırma dayandırmak dayanıklı dayanıklılık.−ğı dayanak noktası dayanaksız dayanç.−ğı dayanış dayanışık.dayalı döşeli dayama dayamak dayanak.−ğı dayanıksız dayanıksızlık.

dayanışmalı dayanma dayanmak dayanma ömrü dayantı dayatış dayatışma dayatışmak dayatma dayatmacı dayatmak dayattırma dayattırmak dayayış daye dayı dayıkızı dayılanma dayılanmak dayılık.−ğı daz dazara dazar dazara dazır Dazkırı'yı (ilçe) 586 .−ğı dayıoğlu dayızade daylak.

−ği debimetre debriyaj debriyaj pedalı deccal Deccal decrescendo dede dedebaba 587 .−ğı dazlama dazlamak de debagat debbağ debbe debboy debdebe debdebeli debeleniş debelenme debelenmek debi debil debillik.−ğı dazlaklaşma dazlaklaşmak dazlaklık.dazlak.

−f'i defa defalarca defans def'aten defetme defetmek defibratör defile defin.−ğu dedikodu etmek dedikodu kumkuması dedikodu yapmak dedirme dedirmek dedirtme dedirtmek dedüksiyon dedveyt def.−ği 588 .−fni define defineci definecilik.dedelik.−ği dedikodu dedikoducu dedikoduculuk.

−ği defterdar 589 .defin ruhsatı deflâsyon defleme deflemek defne defnedilme defnedilmek defnegiller defnetme defnetmek defneyaprağı (balık) defne yaprağı defnolunma defnolunmak defo defolma defolmak defolu deformasyon deforme deforme olmak defosuz defroster defter defterci deftercilik.

defterdarlık.−ği değerbilmez değerbilmezlik.−ği değer düşürme değer düşürümü değer kuramı değerleme değerlendirilme değerlendirilmek değerlendirme değerlendirmek değerlenme değerlenmek değerler dizisi 590 .−ğı defter emini defterhane defterihakanî defterikebir degajman değdiriş değdirme değdirmek değer değer analizi değer artırma değerbilir değerbilirlik.

−ği değer yargısı değgin değil değim değimli değimsiz değin değini değiniş değinme değinmek değinti değirme değirmek değirmen değirmenci değirmencilik.−dı değerlilik.−ği değersiz değersizlik.−ği Değirmendere fındığı değirmenlik.−ği değirmen taşı değirmi 591 .değerli değerli kâğıt.

−ği değişiklik.değirmileme değirmilemek değirmileşme değirmileşmek değirmilik.−ği değişiklik önergesi değişiklik teklifi değişiklik yapmak değişim değişimli değişimli ünsüzler değişim yönetimi değişinim değişinimci değişinimcilik.−ği değirmi sakal değiş değişebilir değişebilirlik.−ği değişen yıldız değiş etmek değişici değişik.−ği değişiş değişke değişken 592 .

−ği değişken ölçü değişkin değişkinlik.−ci değiştirici değiştiriliş değiştirilme değiştirilmek değiştirim değiştirme değiştirmek değiştirtme değiştirtmek değiş tokuş değme değmek değnek.−ği değnekleme değneklemek deh 593 .−ği değişme değişmek değişmez değiştirge değiştirgeç.−ği değnekçi değnekçilik.değişkenlik.

−ği dejenere olmak dek dekadan dekadanlık.−ğı dekagram 594 .deha dehalet dehhaş dehleme dehlemek dehlenme dehlenmek dehletme dehletmek dehliz dehşet dehşetlenme dehşetlenmek dehşetli deist deizm dejenerasyon dejenere dejenere etmek dejenereleşme dejenereleşmek dejenerelik.

−ğı dekar Dekartçı Dekartçılık.dekalitre dekametre dekan dekanlık.−ğu dekore dekore etmek dekovil 595 .−ğü dekorcu dekorculuk.−ğı dekaster dekatlon dekatloncu deklânşör deklârasyon deklâre deklâre etmek dekoder dekolte dekont dekor dekorasyon dekoratif dekoratör dekoratörlük.

−ği delegasyon delege delegelik.−ğu deli bozukluk.−ğu delice Delice (ilçe) delice doğan delicesine 596 .−ği delep delep delgeç.−ci delgi delgiç.dekstrin dekstroz delâlet delâlet etmek deldirme deldirmek delecek.−ci deli deli deli deli alacası deli bal deli balta delibaş (hastalık) deliboynuz deli bozuk.

−ği delikanlı delikanlılık.delici deli dana hastalığı deli divane deli dolu deli etmek deli fişek.−ğı delik deşik.−ği deli gömleği deli güllâbicisi deli ırmak.−ği deli mantar delimsirek delinme delinmek 597 .−ğı delik.−ği deli fişeklik.−ği delikli delikli demir delikliler deliksiz deliksiz uyku delil delilenme delilenmek delilik.

−ği delişmenlik etmek delk delme delmek delta delta kası dem demagog demagogluk.deli olmak deli orman (orman) Deliorman (yer adı) deli otu deliriş delirme delirmek delirtme delirtmek deli saçması delişmen delişmence delişmenlik.−ğu demagoji demagojik.−ci 598 .−ği demagoji yapmak deme demeç.

−ği demet demet demetleme demetlemek demetlenme demetlenmek demetletiş demetletme demetletmek demetleyiş demetli demevî demin demincek deminden deminki demir demir ağacı demirbaş demir bilek.−ği demir boku demirci Demirci (ilçe) demircik.−ği 599 .demek demet demetçi demetçik.

−ttı demirhindi (bitki) demirî demirkapan demir kapı Demirkapı (yer adı) Demirkazık (yıldız) demir kırı (renk) Demirköy (ilçe) demir kuş demir leblebi demirleme demirlemek demirleşme demirleşmek demirli demirli beton demir oksit.−di Demirözü'nü (ilçe) demir pası demir perde(tiyatro) Demiperde (doğu bloku) 600 .demircilik.−ği demirci mengenesi demir dikeni demirhane demir hat.

−ğu demir yolu demir yumruk.−ğu demiurgos demkeş demleme demlemek demlendirme demlendirmek demlendirme suyu demlenme demlenmek demli demlik.−ği demokrasi demokrat demokratik.−ği demir sülfat demir yeri demir yolcu demir yolculuk.−ği 601 .demir resmi demirsiz demirsizlik.−ği demode demograf demografi demografik.

−ğı demonstrasyon denaet denden denden işareti denek.demokratikleşme demokratikleşmek demokratikleştirme demokratikleştirmek demokratlaşma demokratlaşmak demokratlık.−ği denek taşı deneme denemeci denemecilik.−ği denetici 602 .−ği deneme çekimi deneme hayvanı denemek deneme tahtası deneme yayını denenme denenmek denet denetçi denetçilik.

−ği deneyimli deneyimsiz 603 .denetilme denetilmek denetim denetim bağı denetimci denetim kurulu denetimli denetim noktası denetim pulu denetimsiz denetleme denetlemek denetleme kurulu denetleme raporu denetleme yapmak denetlenme denetlenmek denetleyici deney deneyci deneycilik.−ği deneye dayalı deneyim deneyimci deneyimcilik.

−ği denge fiyatı denge kalası dengeleme dengelemek dengelenme dengelenmek dengeleyici dengeli dengeli beslenme dengelik.−ği deneysellik.−ği 604 .−ği deneysiz deney tüpü deneyüstü deneyüstücülük. −ğü denge dengeci dengecilik.deneyimsizlik.−ği deneyiş deney kabı deneyleme deneylemek deneyli deneysel deneyselcilik.

−ğı denizanası denizaslanı denizaşırı deniz ataşesi denizatı (balık) deniz aygırı deniz ayısı deniz aynası deniz basması deniz bilimci 605 .−yı deniz altı denizaltıcı denizaltıcılık.−ği dengeşik.dengesiz dengesiz beslenme dengesizleştirme dengesizleştirmek dengesizlik.−ği denge taşı deni denilme denilmek deniz deniz akıntısı denizalası (balık) denizaltı.

deniz bilimi deniz buzu denizci denizcilik.−ği denizçakısı (yumuşakça) deniz çulluğu denizdanteli (deniz hayvanı) deniz depremi deniz dibi deniz feneri deniz geçişi denizgergedanı denizgülü (hayvan) denizgüzeli (balık) deniz hamamı deniz haritası denizhıyarı (deniz hayvanı) denizhıyarları deniz hukuku denizısırganları (hayvan) denizibiği (bitki) deniziğnesi (balık) deniz iklimi 606 .

−ği 607 .denizineği denizkadayıfı (bitki) deniz kaplumbağaları deniz kaplumbağası deniz kazı denizkedisi (balık) denizkestanesi (yumuşakça) deniz kırlangıcı denizkızı (balık) deniz kızı (mitoloji) denizkozalağı (yumuşakça) denizköpüğü (lüle taşı) denizkulağı (yumuşakça) deniz kulağı (coğrafya) deniz kurdu deniz kuvvetleri denizlâleleri denizlâlesi (deniz hayvanı) Denizli denizlik.

deniz marulu deniz mavisi denizmaymunu (balık) deniz menekşesi (çiçek) deniz mili deniz motoru deniz otobüsü deniz ördeği deniz örümceği denizpalamudu (böcek) denizpelidi (böcek) deniz pırasası (yosun) deniz piyadesi deniz rezenesi deniz sarmaşığı deniz seviyesi deniz suyu denizşakayığı (hayvan) denizşakayıkları deniztarağı (yumuşakça) deniz tavşancılı 608 .

−ği denk küme denklem denkleme denklemek denklemler sistemi denkleşme 609 .−gi denkçi denkçilik.deniztavşanı (yumuşakça) deniz tedavisi deniz tekesi (karides) deniztilkisi (balık) deniz tutması deniz uçağı deniz üssü deniz üzümü deniz yeli deniz yılanı denizyıldızı (deniz hayvanı) denizyıldızları deniz yolu deniz yolu ulaşımı deniz yosunu denk.

−ği denklik belgesi denklik kuruluşu denktaş denli denlilik.denkleşmek denkleştirme denkleştirmek denklenme denklenmek denkleştirici denklik.−ği denme denmek densimetre densiz densizlenme densizlenmek densizleşme densizleşmek densizlik.−ği denşirme denşirmek deontoloji deodoran depar departman 610 .

−ğu depo etmek depolama depolamak depolanma depolanmak depolitizasyon depozit depozito depozitolu depozitosuz deprem deprem bilimci deprem bilimi deprem bölgesi depremçizer deprem dalgası deprem kuşağı deprem merkezi depremyazar depremzede deprenme deprenmek 611 .depderin deplâsman depo depocu depoculuk.

−di Derbent (ilçe) derç.depresyon depreşme depreşmek depreştirme depreştirmek derakap derbeder derbederlik.−ci derç etmek derdest derdest etmek dere derebeyi derebeylik.−ği Derebucak (ilçe) derece derece derece dereceleme derecelemek derecelendirilme derecelendirilmek derecelendirme derecelendirmek dereceli 612 .−ği derbent.

derecesiz derecik.−ği dereke Dereli (ilçe) dereotu Derepazarı'nı (ilçe) dere tepe dergâh dergi dergicilik.−ği derhâl deri deri altı derici dericilik.−ği Derik (ilçe) derili derilme derilmek derim evi derin derince derinden derinden derine derin derin derin devlet derin dondurucu 613 .

derin düşünme Derinkuyu (ilçe) derinlemesine derinleşme derinleşmek derinleştirme derinleştirmek derinletme derinletmek derinliğine derinlik.−ği derişme derişmek derivasyon derk derkenar derk etmek 614 .−ği derişiklik.−ği derinlik kayaçları derinlikölçer derinlik ölçümü derin soğutma derin soğutucu derinti derin uyku derisi dikenliler derişik.

−ğı dermatit dermatolog.−ği 615 .−ği derleme derlemek derlenme derlenmek derleyici derleyicilik.derlem derlemci derlemcilik.−ğu dermatoloji derme derme çatma dermek dermeyan dermeyan etmek dermit dernek.−ği derli toplu derman dermansız dermansızlaşma dermansızlaşmak dermansızlık.−ği dernekçi dernekçilik.

−ği dersiam ders içi dersiz topsuz derslik.dernekleşme dernekleşmek Dernekpazarı'nı (ilçe) derneşik.−di dert babası dert edinmek dert etmek dert küpü dertlenme dertlenmek dertleşme dertleşmek 616 .−ği ders yapmak dert.−ği derpiş derpiş etmek derrace ders ders dışı dershane dershaneci dershanecilik.

−ği dert olmak dertop dertop etmek dertop olmak dert ortağı dert sahibi dertsiz dertsizlik.−ği derya deryadil derz desen desenci desencilik.−ği desenleme desenlemek desenli 617 .dertli dertlilik.−ği deruhte deruhte etmek derun derunî derviş dervişane dervişçe dervişlik.

−ğu dessas dest destan destancı destanî destanlaşma destanlaşmak destanlı destanlık.desenli kaplama desensiz desibel desigram desikatör desilitre desimetre desinatör desinatörlük.−ğü desise desister deskriptif despot despotça despotik.−ğı destansal 618 .−ği despotizm despotluk.

destansı destansız destar destarî destarlı deste desteci deste deste destek.−ği destek doku destekleme destekleme alımı desteklemek desteklenme desteklenmek destekleşme destekleşmek destekleyiş destekli destekli bütçe destek olmak desteksiz desteleme destelemek destelenme destelenmek desteleyici 619 .

desteleyicilik.−ği deşilme deşilmek deşme deşmek detant detay detaylandırma detaylandırmak detektif detektiflik.−ği detektör deterjan deterjancı 620 .−ği destinasyon destroyer destur destursuz desturun deşarj deşarj olmak deşeleme deşelemek deşifre deşifre etmek deşifre olmak deşik.

deterjancılık.−ğı devamsız devamsızlık.−ğı determinant determinasyon determinist determinizm detone detone olmak dev deva devaimisk devalüasyon devam devam etmek devamlı devamlılık.−ği deve dikeni 621 .−ğı dev anası devasa devasız dev aynası devce deve deveboynu (boru) deveci devecilik.

−ği developer developman deveran deveranıdem devetabanı (bitki) deve tımarı devetüyü (renk) deve tüyü devetüyü rengi deve yükü deve yürekli devim devim bilimi devimli devimsel devimselcilik.−ği devimsiz devindirici 622 .−ği devimsellik.deve dişi deve döşlü deve elması deve kini deve kolu deve kuşu Develi (ilçe) develik.

−ği devinim devinme devinmek devinme olayı devir.−vri devirli devirme devirmek devitken devitme devitmek dev köpek balığıgiller devleşme devleşmek devleştirme devleştirmek devlet devlet adamı devlet baba devlet bakanı devlet bankası devlet başkanı 623 .devindirme devindirmek devin duyumu devingen devingenlik.

−ği devlet düşkünü devlethane devlet kapısı devlet kuşu devletler arası devletleştirilme devletleştirilmek devletleştirme devletleştirmek devletli devletlû devoniyen devralma devralmak devran devre devredilebilir devredilebilirlik.−ği devredilme devredilmek devredilmezlik.devletçi devletçilik.−ği Devrek (ilçe) Devrekâni (ilçe) devre mülk devren 624 .

devretme devretmek devrî devriâlem devridaim devrihindî devrik.−ği devrik cümle devrikebir devriklik.−hri devşirilme devşirilmek devşirim 625 .−ği devrirevan devrisaadet devrisi devriye devrolunma devrolunmak dev şar dev şehir.−ği devriliş devrilme devrilmek devrim devrimci devrimcilik.

−ğı 626 .−ğı dılak.devşirimli devşirimsiz devşirme devşirmek deyi deyim deyimleşme deyimleşmek deyimleştirme deyimleştirmek deyiş deyyus dezavantaj dezenfeksiyon dezenfektan dezenfektasyon dezenfekte dezenfekte etmek dezenformasyon dıbır dıbır dığan dığdığı dığdık.−ğı dımbırdatma dımbırdatmak dımdızlak.

−ğü dış ağ dış âlem dış alım dış alımcı dış alımcılık.−ğü dışa dönüklük.−ğı dışarı dışarılı dışarısı dışarlık.−ğı 627 .Dımışk dımışkî dıramudana dırdır dır dır dırdırcı dırdır etmek dırdırlanma dırdırlanmak dırıltı dırlanma dırlanmak dırlaşma dırlaşmak dış dış açı dışa dönük.

−ğı dış atışı dışa vurum dışa vurumcu dışa vurumculuk.−cu dışbükey dışbükeylik.−ği dış gezegen dış gezi dış güçler dış hat.−ttı dış hatlar 628 .−ği dış gebelik.dışarlıklı dış asalak.−ği dışbeslenen dış beslenme dış borç. −ğu dış başkalaşım dış bellek.−ği dış çevre dış çizgiler durumu dış çizgisi dış çokgen dış deri dış dünya dış evlilik.

−ğı dışınlı dış işleri dış kapak.−ği dışlaştırma dışlaştırmak dış merkezli dış merkezlik.−ğı dış kavuz dışkı dışkılama dışkılamak dışkılık.dış hissedar dışık.−ğı dışkısever dış kredi dış kulak.−ği dış odun dış pazar dış pazarlama dış piyasa 629 .−ğı dış kutsal dışlama dışlamak dışlanma dışlanmak dış lâstik.

−ğı dıştan dış ters açı dış ticaret dış ticaret açığı dış ticaret serbestliği dış yarıçap dış yüz dış zar dızdık.−ğı dızdız dızdızcı dızdızcılık.−lü diaspora 630 .−ğı dızlak.−ğı dızlama dızlamak dızman dia dialkol.dış plâzma dış politika dışrak.−ğı dışsal dış satım dış satımcı dış satımcılık.

−ği didar dide dideban didik didik didikleme didiklemek didikleniş didiklenme didiklenmek didilme didilmek didiniş didinme didinmek didinti didişim didişken didişme didişmek didon didona 631 .−ği dibek kafalı Dicle (ilçe) didaktik.diba dibace dibek.

−bı difraksiyon difteri difterili diftong diftonglaşma diftonglaşmak difüzyon Digor (ilçe) diğer diğeri diğerkâm diğerkâmlık.−ğı dijital.didon sakallı difana difenbahya diferansiyel diferansiyel denklem diferansiyel hesap.−li dik dik açı dik âlâsı dik başlı dik biçme dikçe 632 .

dikdörtgen dikdörtgensel dikdörtgensel bölge dikeç.−ği dikencikli diken diken diken dutu dikenleşme dikenleşmek dikenli dikenli balık.−ci dikel dikelme dikelmek diken dikence dikencik.−ğı dikenli balıkgiller dikenlice dikenlik.−ği dikenli meyan dikenli salyangoz dikenli tel dikenli yüzgeçliler dikensi dikensi çıkıntı dikensiz 633 .

−ği dikiş iğnesi dikişli dikiş makinesi dikiş okuması dikiş payı dikişsiz dikit dikiz 634 .−ği dikili Dikili (ilçe) dikiliş dikili taş dikilme dikilmek dikim dikim evi dikimhane dikine dikine tıraş dikiş dikişçi dikişçilik.dikey dikey geçiş dikgen dikici dikicilik.

−ği dikiz etmek dikizleme dikizlemek dik kafalı dikkat.−ti dikkat etmek dikkatli dikkatsiz dikkatsizlik.−ği dikkatsizlik etmek dikkat toplaşımı dik kenar dikkuyruk.−ğu (ördek) diklemesine diklenme diklenmek dikleşme dikleşmek dikleştirme dikleştirmek diklik.dikiz aynası dikizci dikizcilik.−ği dikme dikmek 635 .

−ğu dil dil ailesi dil akrabalığı dilaltı (hastalık) dil altı 636 .−ğı diktafon diktatör diktatörce diktatörlük.dikmelik.−ği dikmen Dikmen (ilçe) dik rüzgâr dikse dik silindir diksiyon dikta diktacı diktacılık.−ğü dikte dikte etmek diktirme diktirmek diktirtme diktirtmek dik üçgen dik yamuk.

−ği dil coğrafyası dil dalaşı dildaş dilden dile dil ebesi dilek.dil altı bezleri dil atlası dilâtometre dil avcısı dilâver dil balığı dilbasan dilbaz dilber dilberdudağı (tatlı) dil bilgisi dil bilimci dil bilimi dil bilimsel dil birliği dil cambazı dilci dilcik.−ği dilcilik.−ği dilekçe dilek kipi 637 .

−ğu dilim dilim dilim dilimleme dilimlemek dilimleniş dilimlenme dilimlenmek dilimleyiş dilinim 638 .dile kolay dileme dilemek dilemma dilenci dilenci çanağı dilencilik.−ği dilencilik etmek dilenci vapuru dilendirme dilendirmek dileniş dilenme dilenmek dileyici dil felsefesi dilfüruz dili bozuk.

dilinme dilinmek diliş dili tutuk.−ğı dilme dilmek dil oğlanı dil öğrenimi dil öğretimi dil pelesengi dil peyniri 639 .−ğu dili uzun dili yatkın dili zifir dil kavgası dil lâboratuvarı dillek.−ğü dilmaç.−cı dilmaçlık.−ği dillendirme dillendirmek dillenme dillenmek dilleşme dilleşmek dilli dilli düdük.

−ği dinamitleme dinamitlemek 640 .−ği dil sürçmesi dil şakası dil tutukluğu dilüviyum dil yarası dimağ dimdik.−ği dinamik analiz dinamikleşme dinamikleşmek dinamit dinamitçi dinamitçilik.dilsel dilsever dilsiz dilsizlik.−ği dimi diminuendo dimmer dimnit dimyat din din adamı dinamik.

−ği dindar dindarlık.−ğı dindaş dindaş olmak din dışı dindirme dindirmek 641 .dinamitlenme dinamitlenmek dinamit lokumu dinamizm dinamo dinamometre dinar Dinar (ilçe) din birliği dince dincelmek dinci dinci erki dincilik.−ği dinç dinçlenme dinçlenmek dinçleşme dinçleşmek dinçlik.

−gi dinleme 642 .−ği dinginleşme dinginleşmek dinginleştirme dinginleştirmek dinginlik.din doruğu dinelme dinelmek dinen dineri din erkçilik.−ği dingildeklik.−ği dingildeme dingildemek dingilli dingin dingincilik.−ği dinî dini bütün diniş dink.−ği din erki din felsefesi dingi dingil dingildek.

−ği dinleyiş dinme dinmek dinmez dinozor dinozorlar dinozorlaşma dinozorlaşmak din öncesi dinsel dinsiz 643 .dinlemek dinleme salonu dinlence dinlendirici dinlendirilmiş dinlendirme dinlendirmek dinlenme dinlenmek dinlenme kampı dinlenme salonu dinleti dinletme dinletmek dinleyici dinleyicilik.

−ği dip.−ğı dipçik.dinsizlik.−ğu dipfriz dip koçanı diplârya dipleme diplemek dipli diploit.−di diploma diplomalı diplomasız diplomasi diplomat diplomatça 644 .−bi dip ağı dip balıkçılığı dip bucak.−ği dipçikleme dipçiklemek dipçiklenme dipçiklenmek dipdam dipdinç dipdiri dip doruk.

−ği diplomatik dil diplomatlık.diplomatik.−ği direkçi direkli direklik.−ği direk.−ği direksiyon direkt direktif direktör direktörlük.−ci dirençli dirençsiz direngen 645 .−ğü direme diremek diren direnç.−ğı dipnot dipsiz dipsiz kuyu dipsiz testi dirayet dirayetli dirayetsiz dirayetsizlik.

direngenlik.−ği direnim direniş direnişçi direnleme direnlemek direnme direnmek direşken direşme direşmek diretme diretmek direy dirgen dirgenleme dirgenlemek dirhem dirhem dirhem diri dirice diri diri diriğ diriğ etmek diriksel diriksel ısı diril 646 .

−ği dirim suyu diri örtü dirlik.dirileşme dirileşmek diril ısı dirilik.−ği dirim bilimi dirim bilimsel dirim konisi dirim kurgu dirim kurgusal dirimli dirimlik.−ği dirimsel dirimselcilik.−ği diriliş dirilme dirilmek diriltici diriltme diriltmek dirim dirim bilimci dirim bilimcilik.−ği dirlik düzenlik.−ği dirliksiz 647 .

−ği dirsek kemiği dirsekleme dirseklemek dirseklenme dirseklenmek dirseklik.−ği disiplin suçu disk diskalifiye diskalifiye etmek diskalifiye olmak disk atma diskçi diskçilik.−ği dirsek teması dirsizlik.dirliksizlik.−ği dirsek.−ği disimilâsyon disiplin disiplin cezası disipline disipline etmek disiplin kurulu disiplinli disiplinsiz disiplinsizlik.−ği 648 .

−ci dispeççi dispersiyon eriyik.disket diskjokey disko diskotek.−ğı diş buğdayı diş çekimi diş çıkarma dişçi dişçik.−ği dişçi koltuğu dişçilik. −ği disponibilite disprosyum distribütör distribütörlük.−ğü diş diş ağrısı diş bademi dişbudak.−ği diskur disk zımpara dispanser dispeç.−ği diş−damak ünsüzü 649 .

−ği 650 .diş diş diş−dudak ünsüzü dişe diş dişeği dişeğileme dişeğilemek dişeme dişemek diş eti diş eti−damak ünsüzü diş eti−dudak ünsüzü diş eti ünsüzü diş fırçası diş hekimi diş hekimliği dişi dişi bakır dişi demir dişi klişe dişil dişileşme dişileşmek dişileştirme dişileştirmek dişilik.

−ği diş tababeti diş tabibi diş tacı diş taşı 651 .−ği dişli tırnaklı diş macunu diş otu diş otugiller diş özü dişsiz dişsizlik.dişilleştirme dişilleştirmek dişillik.−ği dişindirik.−ği dişleme dişlemek dişlenme dişlenmek dişletme dişletmek dişli dişlik.−ği dişi organ dişisel diş kirası dişlek.

−ği Divriği (ilçe) 652 .−bı ditme ditmek.−ği divit divitin divlek.diş ünsüzü ditiramp.−der div dival divan divançe divane divan edebiyatı divaneleşme divaneleşmek divanelik.−ği divanhane divanıâli divanıharp.−bi Divanıhümayun Divanımuhasebat divanî divanî kırması divan kalemi divan sazı divik.

diyabaz diyabet diyabet bilimi diyabetik.−ği diyalektikçi diyalektik materyalizm diyalektolog.−ği diyabetolog.−ğu diyabetoloji diyabet uzmanı Diyadin (ilçe) diyafram diyagonal.−li diyagram diyaklâz diyakoz diyakroni diyakronik.−ğu diyalektoloji diyalel diyaliz diyaliz makinesi diyalog.−ğu 653 .−ği diyalâj diyalekt diyalektik.

−ği diye diye diyerek diyet diyetetik.−lü diyatome diye diyecek.−ği diyetisyen diyet peyniri diyet uzmanı diyez diyoptri diyorit diz diz ağırşağı dizanteri dizanterili 654 .diyanet diyanet işleri diyapazon diyapozitif diyar Diyarbakır Diyarbakır karpuzu diyarıgurbet diyastaz diyastol.

dizayn dizayncı dizayner diz bağı diz boyu dizdar dizdirme dizdirmek diz dize dize dizel dizeleme dizelemek dizeleştirme dizeleştirmek dizem dizemli dizemsiz dizge dizgeli dizgesel dizgesiz dizgi dizgici dizgicilik.−ği dizgi hatası dizgin 655 .

−ği dizme 656 .dizginleme dizginlemek dizginlenme dizginlenmek dizginsiz dizgi yanlışı dizgi yeri dizi dizici dizi dizi dizi film dizileme dizilemek dizili diziliş dizilme dizilmek dizim dizim dizim dizin diziş diz kapağı diz kapağı kemiği dizleme dizlemek dizlik.

−ği dogmatik felsefe dogmatizm doğa doğa bilgisi doğa bilimci doğa bilimcilik.dizmek dizmen diz üstü diz üstü bilgisayar dizyem do do anahtarı dobra dobra doçent doçentlik.−ği Dodurga (ilçe) dogma dogmacı dogmacılık.−ğı doğacı doğacılık.−ğı 657 .−ğı dogmalaştırma dogmalaştırmak dogmatik.−ği doğa bilimleri doğacak.

−ğı Doğanhisar (ilçe) Doğankent (ilçe) Doğanşar (ilçe) Doğanşehir (ilçe) 658 .−ğı doğal coğrafya doğal gaz doğal gaz enerjisi doğallaşma doğallaşmak doğallaştırma doğallaştırmak doğallık.−ğı doğallıkla doğal sayı doğan doğancı doğancılık.−cı doğaçlama doğaçlamak doğaçlama tiyatro doğaçtan doğa dışı doğal doğal ayıklanma doğalcı doğalcılık.doğaç.

−ğı doğramak doğram doğram doğranma doğranmak doğratma doğratmak doğrayış doğru doğru açı doğru akım 659 .−ğü doğa yasası doğdurma doğdurmak doğma doğma büyüme doğmaca doğmak doğram doğrama doğramacı doğramacılık.Doğanyol (ilçe) Doğanyurt (ilçe) doğa ötesi doğasever doğaüstü doğaüstücülük.

−cı doğrultmak doğrultman doğrultu doğrulu doğruluk.−ğu doğrudan doğrudan doğruya doğru dürüst doğrulama doğrulamak doğrulanma doğrulanmak doğrulma doğrulmak doğrultma doğrultmaç.−ğu doğrulum doğru orantılı doğru parçası doğrusal doğrusu doğru yol doğu Doğubayazıt (ilçe) 660 .doğruca doğrucu doğruculuk.

doğu bilimci doğu bilimi doğu bloku doğu gürgeni doğu kayını doğulu doğululaşma doğululaşmak doğululuk.−ğu doğum doğum evi doğum günü doğumhane doğum ilmühaberi doğum incinmesi doğum kontrolü doğumlu doğum odası doğum oranı doğumsal doğum sancısı doğum tarihi doğum yapmak doğum yeri doğu noktası doğuranlar doğurgan 661 .

−ğı doktor doktora doktoralı doktorasız doktorluk.doğurganlaşma doğurganlaşmak doğurganlaştırma doğurganlaştırmak doğurganlık.−ğı doğurgu doğurma doğurmak doğurtma doğurtmak doğurucu doğuruş doğuş doğuştan doğuştancılık.−ğu doktrin 662 .−ğı Doğu Türkçesi dok doksan doksanar doksanıncı doksanlık.

−ğı dokumahane dokumak dokumalı dokuma tezgâhı dokunaç.−ğı doku nakli dokunca dokuncalı dokuncasız dokundurma dokundurmak dokunma dokunmabana (kanser) dokunma duyusu 663 .−cı dokunaklı dokunaklılık.doktrinci doku doku aktarımı doku bilimci doku bilimi doku bozukluğu dokum dokuma dokumacı dokumacılık.

−ğı dokunum dokunuş dokurcuk.dokunmak dokunmatik.−ğu dokurcun dokutma dokutmak dokuyucu dokuyuş dokuz dokuz altmış beş dokuz altmış beşlik.−ği dokunsal dokunulma dokunulmak dokunulmaz dokunulmazlık.−ği dokuzar dokuz babalı dokuz canlı dokuzgen dokuzlu dokuz on dokuztaş (oyun) dokuzuncu 664 .

−ğı dolaksız dolam dolama dolamak dolama otu dolama otugiller dolambaç.−ğı dolan dolandırıcı dolandırıcılık.doküman dokümantasyon dokümanter dolak.−ğı dolandırılış dolandırılma dolandırılmak dolandırış dolandırma dolandırmak dolanı dolanı dolanım dolanış dolanlı 665 .−cı dolambaçlı dolambaçsız dolamık.

−bı dolap beygiri dolapçı dolar dolaş dolaşık.−ğı dolaşıklık.dolanlı iflâs dolanma dolanmak dolan taşı dolantı dolap.−ğı dolaşıksız dolaşılma dolaşılmak dolaşım dolaşma dolaşmak dolaştırılma dolaştırılmak dolaştırma dolaştırmak dolay dolayı dolayı dolayı dolayısıyla dolay kutupsal 666 .

−ci dolaylı vergi dolaysız dolaysız vergi doldurma doldurmak doldurtma doldurtmak doldurulma doldurulmak dolduruş dolgu dolgulu dolgun dolgunca dolgunlaşma dolgunlaşmak dolgunluk.−li dolma dolma biber 667 .−ğu dolgun maaş dolgun ücret dolgu yapmak dolikosefal.dolaylama dolaylı dolaylı özne dolaylı tümleç.

−ğu dolmuş durağı dolmuş uçak.−ğu dolum dolunay dolu serpme dolusu doluş doluşma doluşmak domalan domalış domalma 668 .dolmak dolma kalem dolmalık.−ğı dolomit dolu doludizgin dolukma dolukmak doluluk.−ğı dolma otu dolma otugiller dolmen dolmuş dolmuşçu dolmuşçuluk.

−ği dominant domino dominyon domur domur domur domuz domuz arabası domuzayağı (çubuk) domuz ayrık otu domuz balığı domuz damı domuz derisi domuz dikeni domuzgiller domuz eti 669 .domalmak domaltma domaltmak Domaniç (ilçe) domates domates çorbası domates dolması domates salçası dombay domdom kurşunu domestik.

domuzlan domuzlanma domuzlanmak domuzlaşma domuzlaşmak domuzluk.−ğu domuzluk etmek domuz otu domuztırnağı (kanca) domuzuna domuz yağı don donakalma donakalmak donam donama donamak donanım donanım kilidi donanma donanmak donatı donatılı donatılma donatılmak donatım 670 .

−cı dondurma dondurmacı dondurmacılık.−ğu donlu donma donma derecesi donmak donma noktası donmuş sebze donra 671 .−ğı dondurmak dondurucu dondurulma dondurulmak dondurulmuş done don gömlek donjuan donkişotluk.donatımcı donatısız donatış donatma donatmak donattırma donattırmak donduraç.

−ğu don yağı dopdolu doping dopingleme dopinglemek doping yapmak doru doruk.donsuz donuk.−ğu doruk çizgisi dorukçu yaklaşım doruk dal doruklama doruklamak doruklaştırma doruklaştırmak doruk noktası doruk toplantısı dorum dosdoğru 672 .−ğu donuk donuk donuklaşma donuklaşmak donuklaştırma donuklaştırmak donukluk.

−ğu dostluk etmek dost olmak dostsuz dosya dosyalama dosyalamak dosyalanma dosyalanmak doya doya doyasıya doygu doygun doygunlaşma doygunlaşmak doygunluk.−ğu doyma doymak doymaz 673 .dost dostane dostça dost düşman dost edinmek dost kazığı dostlaşma dostlaşmak dostluk.

−ğı doymuş doyulma doyulmak doyum doyum evi doyumlu doyumluk.−ğu doyunma doyunmak doyuran doyuran buhar doyurma doyurmak doyurucu doyurulma doyurulmak doyuruş doyuş doyuşma doyuşmak doz dozaj dozer Döger 674 .doymazlık.−ğu doyumsuz doyumsuzluk.

döke döke döke saça dökme dökmeci dökmecilik.−ğü döküm evi dökümhane dökümleme dökümlemek dökümlü dökünme dökünmek 675 .−ği dökme çimento dökme demir dökme gaz dökmek döktürme döktürmek dökük.−ğü döküklük.−ğü dökülgen dökülme dökülmek dökülüş döküm dökümcü dökümcülük.

−ği döl eşi dölleme döllemek dölleniş döllenme döllenmek döllenmesiz döllenmesiz üreme döllü döşlü dölüt döl yatağı döl yolu dömifinal.döküntü döküntülü döküntüsüz döl döl ayı döl döş dölek.−li dömivole dönbaba (bitki) döndürme döndürmek döndürülme döndürülmek döndürüş 676 .

−ci dönence dönencel dönencel ay denenceli dönencel yıl dönenme dönenmek dönen top döner döner ayna dönerci dönercilik.−ğı 677 .−ği dönekçe döneklik.döneç.−ği dönel döneleme dönelemek dönelme dönelmek dönem dönemeç.−ci döne döne dönek.−ği döner dolap. −bı döner kapı döner kavşak.

−bı döner kule döner sahne döner sermaye döngel döngel orucu döngü dönme dönme dolap.−ğü dönüm noktası dönüş dönüşlü dönüşlü çatı dönüşlü fiil dönüşlülük.döner kebap.−bı dönme ekseni dönmek dönmeli dönük.−ğü dönüşlü zamir dönüşme dönüşmek dönüşsüz 678 .−ğü dönülme dönülmek dönüm dönümlük.

−ğı dört ayaklılar dört beş dört bir dört bucak.−ğü dönüşümlü döpiyes dörder dördül dördün dördüncü dördüncü çağ dördüz dördüzleme dördüz yumrucuklar dört.−ğı dörtcihar 679 .−dü dört ayak.dönüştürme dönüştürmek dönüştürücü dönüştürülme dönüştürülmek dönüştürüm dönüşüm dönüşümcü dönüşümcülük.

−li dörtlük.−ğü dörtgen dört göz dört işlem dört kaşlı dörtkenar dört köşe dörtleme dörtlemek dörtlü dörtlü final.−ği döşekli döşeli döşem döşemci 680 .dört çifte Dörtdivan (ilçe) dört dörtlük.−ğü Dörtyol (ilçe) dörtnal dörtnala dörttek (tekne) dört yol dört yol ağzı dört yüzlü döş döşek.

−ği döşemesiz döşeniş döşenme döşenmek döşetilme döşetilmek döşetme döşetmek döşeyici döşeyiş döşgömü (pastırma) döteryum dövdürme dövdürmek dövdürtme dövdürtmek dövdürtülme dövdürtülmek dövdürülme 681 .döşemcilik.−ği döşemek döşemeli döşemelik.−ği döşeme döşemeci döşemeci çivisi döşemecilik.

−ği dövme yapmak dövülgen dövülgenlik.−ği dövüşme dövüşmek dövüştürme dövüştürmek 682 .dövdürülmek döveç.−ği dövülme dövülmek dövülüş dövünme dövünmek dövünüş dövüş dövüşçü dövüşken dövüşkenlik.−ci döviz döviz kuru dövizzede dövme dövmeci dövmecilik.−ği dövmek dövmelik.

−ci dren drenaj dretnot drezin dripling dripling yapmak drog drosera droseragiller dua duacı dua etmek duahan duayen 683 .−ği dramatikleşme dramatikleşmek dramatize etmek dramaturg dreç.dragoman dragon drahmi drahoma draje dram drama dramatik.

−ğı dudak benzeşmesi dudak boyası dudak çukuru dudakdeğmez dudak eşlemesi dudak kalemi dudaksıl dudaksıllaşma dudak tiryakisi dudak ünlüsü 684 .duba dubar dubara dubaracı dubaracılık.−ğı duble duble etmek dubleks dubleks daire dublör dublörlük.−ğı dublâj dublâjcı dublâjcılık.−ğü dubniyum duçar dudak.

−ğı dul dulaptal otu dulaptal otugiller dulavrat otu dulda duldalama duldalamak duldalanma duldalanmak duldalı duldasız dulluk.−lü duhuliye duhuliye kartı duka dukalık.dudak ünsüzü dudak yarığı dudu dudu dilli duetto duhul.−ğu duluk.−ğu Duma dumağı duman dumanlama 685 .

−ğı durakı duraklama duraklamak duraklatma duraklatmak duraklayış duraklı 686 .−cı durağan Durağan (ilçe) durağan elektrik.−ğı durak.−ği durağanlaşma durağanlaşmak durağanlık.dumanlamak dumanlanma dumanlanmak dumanlı duman rengi dumansız dumdum Dumlupınar (ilçe) dumur dun duo dupduru duraç.

duraklı dalga duraklık.−ğı duraksama duraksamak duraksamalı duraksamasız duraksayış duraksız dural duralama duralamak duralayış durallık.−ğı durdurma durdurmak durdurtma durdurtmak durdurulma durdurulmak durduruş durendiş durgu durgun durgunlaşma durgunlaşmak durgunlaştırma durgunlaştırmak 687 .

−ğu durum durumca durum eki 688 .−ğu duruksun durulama durulamak durulanma durulanmak durulaşma durulaşmak durulma durulmak durultma durultmak duruluk.durgunluk.−ği Dursunbey (ilçe) duru durucu duruk.−ğu durukluk.−ği durgül durma durmadan durmak duromer plâstik.−ğu durgun şişkinlik.

durum güldürüsü durum ortacı durum ulacı durum vaziyeti durup durup duruş duruşma duş duşak.−ğu dutgiller dut kurusu dutluk.−ğı duvak düşkünü duvaklama duvaklamak 689 .−ğı duşaklama duşaklamak Duşanbe duş kabini duş teknesi duş yapmak dut dutçuluk.−ğı duvakçı duvakçılık.−ğu dut pekmezi duvak.

duvaklanma duvaklanmak duvaklı duvaksız duvar duvar ayağı duvarcı duvarcılık.−ğı duvar dayağı duvar dişi duvar gazetesi duvar halısı duvar ilânı duvar kâğıdı duvar pası duvar resmi duvar saati duvar sarmaşığı duvar sedefi duvar takvimi duvar topu duvar yapmak duy duyar duyarga duyargalılar duyar kat 690 .

−ğı duyarsız duyarsızlaşma duyarsızlaşmak duyarsızlaştırma duyarsızlaştırmak duyarsızlık.−ğı duyarlıklı duyarlılık.−ğu duygun duygunluk.−ğı duygulandırma duygulandırmak duygulanım duygulanış duygulanma duygulanmak duygulu duygululuk.−ğı duygan duygu duyguca duygudaş duygudaşlık.−ğu duygusal duygusal düşünme 691 .duyarlı duyarlık.

−ğı duygusuz duygusuzluk.−ğı duyumsatma duyumsatmak duyumsuz duyumsuzluk.−ğu 692 .duygusallık.−ğı duy priz duysal duyu duyulma duyulmak duyulmamış duyulur duyum duyumculuk.−ğu duyum eşiği duyum ikiliği duyumlu duyumölçer duyumsal duyumsama duyumsamak duyumsamazlık.−ğu duyma duymak duymazlık.

duyum yitimi duyurma duyurmak duyurmalık.−ğı duyuru duyurucu duyurulma duyurulmak duyurum duyuru tahtası duyusal duyuş duyuüstü düalist düalizm Dübbüasgar (Küçükayı) Dübbüekber (Büyükayı) dübel dübeş düden düdük.−ğü düdükçü düdükleme düdüklemek düdüklü 693 .

düdüklü tencere düdük makarnası düello düellocu düet dügâh düğme düğmeci düğmecilik.−ği düğmek düğmeleme düğmelemek düğmelenme düğmelenmek düğmeli düğmesiz düğü düğüm düğümcük.−ğü düğüm düğüm düğümleme düğümlemek düğümlenme düğümlenmek düğümlü düğüm noktası düğümsüz 694 .

Ali'nin atı) dülger dülger balığı dülgerlik.−ği dümbelek.−ğü dük dükkân dükkâncı düklük.−ğü düldül Düldül (Hz.−ği dümbelekçi 695 .−ği düğün evi düğün hamamı düğün pilâvı düğün salonu düğünsüz düğün yahnisi düğürcük.düğün düğün alayı düğüncü düğüncübaşı düğün çiçeği düğün çiçeğigiller düğün çorbası düğün dernek.

dümdar dümdüz dümen dümen bedeni dümen boğazı dümenci dümencilik.−ği dümen evi dümeni eğri dümen neferi dümensiz dümen suyu dümensiz dümtek dün dünden dünden bugüne dünit dünkü dünür dünürcü dünürcülük.−ğü dünya (gök cismi) Dünya (bilimsel 696 .−ğü dünürleşme dünürleşmek dünürlük.

−ğı dünya malı dünya nimeti dünya penceresi dünyevî düpedüz dürbün dürbünlü dürme dürmece dürmek dürtme dürtmek dürtü dürtükleme dürtüklemek dürtülme dürtülmek 697 .yayınlarda) dünya âlem dünyada dünya evi dünya görüşlü dünya görüşü dünya güzeli dünya kelâmı dünyalı dünyalık.

dürtüş dürtüşleme dürtüşlemek dürtüşme dürtüşmek dürtüştürme dürtüştürmek dürü dürülme dürülmek dürülü dürülüş dürüm dürüm dürüm dürümleme dürümlemek dürüst dürüstlük.−ğü dürüst oyun dürüşt Dürzî dürzü düse düstur düş düş azması düşçü 698 .

−ğü düşkün olmak düşleme düşlemek düşman düşman ağzı düşmanca düşmanlaşma düşmanlaşmak 699 .−ğü düşe kalka düşen piyasa düşes düşeslik.−ği düşkü düşkün düşkünler evi düşkünler yurdu düşkünleşme düşkünleşmek düşkünlük.−ği düşeş düşey düşeyazma düşeyazmak düşey çember düşey düzlem düşeylik.düşçülük.

−ği düşüncesizlik etmek düşündaş düşündürme düşündürmek düşündürmelik.−ğı düşmanlık etmek düşman olmak düşme düşmek düşmüş düşmüş olmak düşsel düşsüz düşük.düşmanlık.−ğü düşük yapmak düşün düşünce düşünce alışverişi düşüncel düşünceli düşüncelilik.−ği düşünce özgürlüğü düşüncesiz düşüncesizlik.−ği düşüncellik.−ğü düşüklük.−ği 700 .

düşündürtme düşündürtmek düşündürücü düşünme düşünmek düşünme yasaları düşünsel düşüntü düşüntülü düşünücü düşünücülük.−ğü düşünüş düşürme düşürmek düşürtme düşürtmek düşürülme düşürülmek düşürüm düşürüş düşüş düşüt 701 .−ğü düşünülme düşünülmek düşünüm düşünür düşünürlük.

düttürü düve düvel düven düvenci düven dişi düver düvesime düvesimek düyek düyun düz düzayak.−ği düzeltilme düzeltilmek 702 .−ci düzeçleme düzelme düzelmek düzelti düzeltici düzeltici jimnastik. −ği düzelticilik.−ğı düz baskı düzce Düzce (ilçe) düzeç.

düzeltim düzeltme düzeltme işareti düzeltmek düzeltmen düzem düzeme düzemek düzen düzen açıklaması düzen bağı düzenbaz düzenbazlık.−ği 703 .−ği düzenleme düzenlemeci düzenlemek düzenlenme düzenlenmek düzenleşik.−ği düzenek.−ği düzenleşim düzenleyici düzenli düzenlik.−ğı düzence düzenci düzencilik.

−ği düzen teker düzey düzeyli düzeysiz düzeysizlik.−ğü düzgüsel düzgüsüz düz hekim Düziçi'ni (ilçe) düziko düzine düz kanatlılar Düzköy (ilçe) düzlek yapı düzlem düzleme düzlemek 704 .düzenlilik.−ği düzenli ordu düzensiz düzensizlik.−ği düzgü düzgülü düzgün düzgüncü düzgünlü düzgünlük.

−ği düzmek düz rakı düztaban düztabanlık.düzlem geometri düzlem küre düzlemsel düzlenme düzlenmek düzleşme düzleşmek düzletme düzletmek düzlük.−ci düzülme düzülmek düzüm düzüm düz ünlü (*)E E ebabil ebat.−ğı düz tümleç.−ğü düzme düzmece düzmeci düzmecilik.−dı 705 .

−di ebcet hesabı ebe ebebulguru (kar) ebedî ebedîleşme ebedîleşmek ebedîleştirme ebedîleştirmek ebedîlik.−ği ebedî uyku ebediyen ebediyet ebegümeci ebegümecigiller ebekuşağı ebeleme ebelemek ebeleyiş ebeli ebelik.−ği ebemkuşağı ebesiz ebet.ebcet.−di ebeveyn ebleh eblehleşme 706 .

−bu ecdat.−ği ecza eczacı eczacı kalfası 707 .−ği ebonit ebru ebrucu ebruculuk.−ğu ebrulama ebrulamak ebrulî ebrulu ebucehil karpuzu ebülyoskop.−ği eciş bücüş ecnebi ecnebilik.−dı ece Eceabat (ilçe) ecel ecel beşiği ecel teri ecinni ecir.−cri ecirlik.eblehleşmek eblehlik.

−ğu eczasız eçhel eda eda etmek edalı edat edat grubu edatlı edatlı tümleç.−ğı ecza çantası ecza dolabı eczahane ecza kutusu eczalı eczalı pamuk.eczacılık.−ci edat tümleci ede edebî edebî eser edebikelâm edebî sanat edebî sanatlar edebiyat edebiyat bilimi edebiyatça edebiyatçı 708 .

edebiyatçılık.−ğı edebiyatsever edebiyat tarihi edep.−bi edep etmek edepleniş edeplenme edeplenmek edepli edepli edepli edepsiz edepsizce edepsiz edepsiz edepsizleşme edepsizleşmek edepsizlik.−ği edep yeri eder edevat edibane edik.−ği edilgen edilgen çatı edilgen fiil edilgenleşme edilgenleşmek edilgenleştirme 709 .

−bi Edirne edisyon editör editörlük.edilgenleştirmek edilgenlik.−ğü edna Edremit (ilçe) edvar edvar musikisi 710 .−ği edilme edilmek edim edimli edimsel edinç.−ği edilgenlik eki edilgi edilgin edilginlik.−ci edinilme edinilmek edinim edinme edinmek edinti edip.

−ği efelik etmek efemine efendi efendibaba efendice efendi efendi efendilik.−ği efendim efil efil efkâr efkâr etmek efkârıumumiye efkârlanış efkârlanma efkârlanmak efkârlı 711 .−ği efeleniş efelenme efelenmek efeleşme efeleşmek efelik.efe efece efekt efektif efelek.

−dı efsane efsaneleşme efsaneleşmek efsaneleştirilme efsaneleştirilmek efsaneleştirme efsaneleştirmek efsaneli efsanevî efsun efsunkâr efsunlama efsunlamak eften püften egale egale etmek ege Ege Egeli egemen 712 .−ki Eflâk Eflâni (ilçe) eflâtun eflâtunî efor efrat.eflâk.

egemen güçler egemenlik.−ği eglog ego egoist egoistlik.−ği egzotik çorba egzotizm egzoz egzozcu egzoz gazı eğdiriş eğdirme eğdirmek 713 .−ği egoizm egosantrik egosantrizm egotizm egzama egzamalı egzamamsı egzersiz egzistansiyalist egzistansiyalizm egzogami egzomorfizm egzotik.

−ği eğik biçme eğik çizgi eğik düzlem eğiklik.−ci eğik.eğe eğeleme eğelemek eğer eğiç.−ği eğinme eğinmek eğinti 714 .−ğni eğinik.−ği eğik silindir eğik yazı Eğil (ilçe) eğilim eğilimli eğiliş eğilme eğilmek eğim eğimli eğimölçer eğimsiz eğin.

−ği eğitim dönemi eğitim enstitüsü eğitim fakültesi eğitimli eğitim programı eğitimsel eğitim sistemi eğitimsiz eğitme 715 .eğir Eğirdir (ilçe) eğir kökü eğirme eğirmek eğirmen eğir mumu eğirtme eğirtmek eğiş eğitici eğiticilik.−ği eğitilme eğitilmek eğitim eğitim bilimi eğitimci eğitimcilik.

−ği eğleme eğlemek eğlence eğlence evi eğlenceli eğlencelik.−ği eğlencesiz eğlence yeri eğlendinlen alanı eğlendiri eğlendirici eğlendiriş eğlendirme eğlendirmek eğlenilme eğlenilmek eğleniş eğlenme eğlenmek eğlenti eğleşme 716 .−ği eğitsel eğitsellik.−ği eğlek.eğitmek eğitmen eğitmenlik.

−ği eğrez eğri eğri büğrü eğrice eğri çehre eğrili eğrilik.eğleşmek eğme eğmeç.−ği eğriliş eğrilme eğrilmek eğriltme eğriltmek eğrim eğrim eğrim eğri söz 717 .−ci eğmeçli eğmek Eğmür eğrelti eğrelti otu eğrelti otugiller eğreti eğretileme eğretilik.

−bi ehlisünnet ehlivukuf ehliyet ehliyetli 718 .−hli ehlî ehlibeyt ehlidil ehlihibre ehlikeyf ehlikitap.eğritme eğritmek eğri yüz eğsi eh ehem.−bı ehlîleşme ehlîleşmek ehlîleştirilme ehlîleştirilmek ehlîleştirme ehlîleştirmek ehlisalip.−mmi ehemmiyet ehemmiyetli ehemmiyetsiz ehil.

−ği ekenek.ehliyetname ehliyetsiz ehliyetsizlik.−ği ek eylem ek fiil ek görev ekici ekili 719 .−ği ehlizevk ehram Ehrimen ehven ehvenişer einstenyum ejder ejderha ejektör ek ekâbir ekalliyet ekarte etmek ek bileziği ek bütçe ek ders eke ekecek.

−ği ekinokok ekinoks Ekinözü'nü (ilçe) ekinti ekip.−ği eklektizm eklem eklem bacaklılar ekleme ekleme dişi eklemek eklemeli eklemleme eklemlemek 720 .−bi ekipman ek kök eklektik.−ği ekin iti ekin kargası ekinlik.ekilme ekilmek ekim ekin ekin biti ekinci ekincilik.

−ği 721 .−ği ekmek ağacı ekmek ayvası ekmekçi ekmekçilik.eklemlenme eklemlenmek eklemli eklemliler eklemsiz eklemsizler eklenme eklenmek eklenti eklentiler ekler eklesil ekleşme ekleşmek ekleştirme ekleştirmek ekletme ekletmek ekli ekli püklü ekme ekmek ekmek.

−ği ekonomik ambargo ekonomi politik.−ği ekolojik ortam ekolojist ekonometri ekonomi ekonomi coğrafya ekonomik.ekmek dolması ekmek düşmanı ekmek kadayıfı ekmek kapısı ekmek kavgası ekmek kaygısı ekmek küfü ekmeklik.−ği ekonomist 722 .−lü ekolâli ekoloji ekolojik.−ği ekmek mayası ekmek parası ekmeksiz ekmek tahtası ekmek tatlısı ekmek ufağı ekol.

−ği eksantrik mili ekselâns eksen eksen oyuncu eksen ülke ekser ekseri ekseriya ekseriyet eksi eksibe eksik.−ği ek poliçe ekran ekranda eksantrik.ekonomizm ekopraksi ekose ek oylum ek ödenek.−ği eksik gedik.−ği eksik artık eksik etek.−ği eksiklenme eksiklenmek eksikli 723 .

eksiklik.−ği ekspertiz ekspertiz raporu ekspoze ekspozisyon ekspres ekspres yol ekspresyonist ekspresyonizm ekstern 724 .−cu ekskavatör ekspedisyon eksper eksperimantalizm eksperlik.−ği eksiksiz eksilen eksiliş eksilme eksilmek eksiltilme eksiltilmek eksiltme eksiltmek eksin eksi sayı eksi uç.

−ği ekşimsi ekşimtırak.ekstern öğrenci ekstra ekstrafor ekstrasistol.−ğı (bitki) ekşili ekşili çorba ekşilik.−ği ekşi limon ekşi maya ekşime ekşimek ekşimik.−lü ekstre ekstrem ekşi ekşi elma ekşi kiraz ekşikulak.−ğı ekşi surat ekşitilme ekşitilmek ekşitme ekşitmek ekşi yonca ekşi yoncagiller 725 .

−li ekzotermik.−ği ekti püktüler ektirme ektirmek ektoderm ekü Ekvador ekvator ekvatoral.ekşi yüz ek tahsisat ekti ektilik.−ği el elâ el adamı el âlem el alışkanlığı elaman elan el arabası elâstik elâstikî elâstikiyet el ayası Elâzığ elbasan tavası 726 .

elbaş (spor) elbet elbette Elbeyli (ilçe) el bezi el bilgisayarı el birliği elbise elbise dolabı elbiseli elbiselik.−ği elbisesiz Elbistan (ilçe) el bombası elci elcik.−ği elçi elçilik.−ği el çabukluğu el çantası elçek.−ği elçilik etmek elçilik uzmanı elçilik yapmak elçim elde elde bir 727 .

eldeci el değirmeni eldeli elden elden düşme elden ele eldesiz Eldivan (ilçe) eldiven eldivenli eldivensiz el duşu elebaşı.−ğı eleğimsağma eleji elek.−ği elektrik dinamosu 728 .−ği elektrifikasyon elektrik.−ği elektrik anahtarı elektrik çarpması elektrikçi elektrikçilik.−ği eleklik.−ği elekçi elekçilik.−yı elebaşılık.

elektrik direği elektrik düğmesi elektrik fabrikası elektrik feneri elektrik fırını elektrik fincanı elektrik kaynağı elektrikleme elektriklemek elektriklendirme elektriklendirmek elektriklenme elektriklenmek elektrikli elektrikli basaç.−cı elektrikli daktilo elektrikli ısıtıcı elektrikli sandalye elektrikli tren elektrik ocağı elektrik saati elektrik santrali elektrik sayacı elektriksiz elektrik süpürgesi elektrik teli elektrik üreteci 729 .

elektrik yayı elektirk zili elektro elektroansefalog− rafi elektroansefa− logram elektrobiyoloji elektrodinamik.−ği elektromanyetik dalgalar elektromanyetik 730 .−ği elektrodinamo− metre elektrodiyaliz elektrofil elektrofon elektrogitar elektrojen elektrokardiyograf elektrokardiyografi elektrokardiyogram elektrokimya elektrolit elektrolit dengesi elektroliz elektromanyetik.

güç.−cü elektromanyetizma elektromekanik.−ği elektronik saat.−ği elektrometalürji elektrometre elektromıknatıs elektromobil elektromotor elektron elektron akışı elektron demeti elektronegatif elektron gazı elektronik.−ti elektron lâmbası elektron mikroskobu elektropozitif elektroradyoloji elektrosaz 731 . −yni elektronik çalgı elektronik çalgılar elektronikçi elektronik müzik.−ği elektronik beyin.

elektroskop.−bu elektrostatik.−ği elektrostatik serpme elektroşok elektrot.−du elektroteknik.−ği el ele elem eleman eleman sayısı eleme el emeği elemek element eleme sınavı elemge elemli elemsiz elenme elenmek elense (çekmek) elenti el erimi el erki Eleşkirt (ilçe) eleştirel 732 .

−ği el falı el feneri el freni elgin el gün elhak Elham elhamdülillâh elhâsıl 733 .−ği el etmek elezer elezerlik.−ği eleştirilme eleştirilmek eleştirim eleştirimci eleştirimcilik.eleştiri eleştirici eleştiricilik.−ği eleştirme eleştirmeci eleştirmecilik.−ği eleştirmek eleştirmeli eleştirmen eleştirmenlik.

−ği eli selek.−di eliptik.−ğı eli ağır eli bayraklı eli boş eli böğründe eli çabuk.−ği eli sıkı eli sopalı el işçiliği el işi el işi kâğıdı 734 .−ğu elif elifba elifî eli geniş eli hafif elik.el havlusu eli açık.−ğu elips elipsoidal.−li elipsoit.−ği el ilânı elim eli maşalı eline çabuk.

−ği ellinci ellişer elma elmabaş (tepeli dalgıç) elmacı 735 .−ği ellilik.elit eli uz eli uzun eli yatkın eli yordamlı el kantarı el kapısı el keseri el kılavuzu elkızı el kiri el kitabı elleme ellemek ellenme ellenmek elleşme elleşmek elli ellik.

−ğı elma çayı Elmadağ (ilçe) Elmalı (ilçe) elmalık.elmacık.−ğı elmas elma sirkesi elmasiye elmaslı elmastıraş elma suyu elma şarabı elma şekeri elma şurubu elmek eloğlu el oltası elöpen (kertenkele) el sabunu el sanatları el sözlüğü el şakası el tası el telefonu el telsizi 736 .−ğı elmacık kemiği elmacılık.

−ği elverişsiz elverişsizlik.elti eltieltiyeküstü eltilik.−ği 737 .−ği elverme el verme (tarikat) elvermek elyaf el yatkınlığı el yazısı el yazması el yordamı elzem em emanet emanetçi emanetçilik.−ı elverişli elverişlilik.−ği el topu el ulağı el ulaklığı el uzluğu elvan elvan elvan elveda.

−ği emdirme emdirmek emdirtme emdirtmek emeç.−ği emekleme emekleme çağı emekleme dönemi 738 .−ği emekçi emekçilik.−ği emaret emay emaye emaylama emaylamak embriyolog.−ğu embriyoloji embriyon emcek.−ği emcik.−ci emek.emanet dolabı emaneten emanet etmek emanetullah emare emarecik.

emeklemek emekli emekli aylığı emekli ikramiyesi emeklilik.−ği emeklilik çağı emekli maaşı emekli olmak emeksiz emeksiz evlât.−ğı emel emen Emet (ilçe) emici emici kıllar emici tüyler emik.−dı emektar emektarlık.−ği emilme emilmek emin emin olmak Eminönü'nü (ilçe) emir.−ği 739 .−mri emirber emirberlik.

emircik.−ği emir cümlesi emir çavuşu Emirdağ (ilçe) emir eri Emirgazi (ilçe) emir kipi emir kulu emirlik.−ği emme emme basma 740 .−ği emlâk vergisi emleme emlemek emlik.−ği emirname emir subayı emisyon emiş emişme emişmek emiştirme emiştirmek emlâk.−ki emlâk bürosu emlâkçi emlâkçilik.

−ci emmek emmi emmioğlu emniyet emniyet amiri emniyet durağı emniyet düğmesi emniyet etmek emniyet kemeri emniyet kilidi emniyetli emniyet müdürü emniyet pimi emniyetsiz emniyetsizlik.−di empermeabl emperyalist emperyalizm empoze empoze etmek empresyon empresyonist empresyonizm 741 .tulumba emmeç.−ği emniyet supabı emoroit.

emprezaryo emprime emraz emre muharrer senet.−ği emtia emval.−kkı emrivaki.−li emzik.−di emretme emretmek emreyleme emreylemek emrihak.−i emrivaki yapmak emsal.−ği emzik borusu emzikli emziksiz emzirilme emzirilmek emziriş emzirme emzirmek emzirtme 742 .−li emsalsiz emsalsizlik.

−ği encikleme enciklemek encümen en çok.−ği encik.−ğu endaht endam endam aynası endamlı endamsız endaze 743 .emzirtmek en en alt enam enayi enayice enayicesine enayi dümbeleği enayileşme enayileşmek enayilik.−ği en az enberi (gök bilimi) enbiya encam encek.

endazeleme endazelemek endazesiz endeks endeksleme endekslemek endekslenme endekslenmek endeksli endemik ender enderun enderunlu endirekt endişe endişe etmek endişelenme endişelenmek endişeli endişesiz endişesizlik.−ği endoderm endogami endokrin endokrinoloji Endonezya Endonezyalı 744 .

endoskop.−ği endotermik.−ği enez Enez (ilçe) eneze enezeleşme enezeleşmek enfarktüs 745 .−ği enerjiklik.−ği eneme enemek enenme enenmek enerji enerjik.−ği endüksiyon Endülüs endüstri endüstrileşme endüstrileşmek endüstriyalizm endüstriyel en düşük.−bu endoskopi endoskopik.−ğü en düşük düzey enek.

−ği engebesiz engel engel balığı engelleme engellemek engellenme engellenmek engelleyiş engelli engelli koşu engel olmak engel sınavı engelsiz 746 .enfeksiyon enfes enfiye enflâsyon enflâsyonist enflüanza enformasyon enformel enfraruj enfrastrüktür enfüsî engebe engebeli engebelik.

−ği engerekgiller engerek otu engin enginar enginleşme enginleşmek enginlik.−ği enikleme eniklemek enikonu enine boyuna enir enişte enjeksiyon enjeksiyoncu enjekte etmek enjektör enkaz en küçük.−ği engizisyon enik.−ğü enlem enlem dairesi enlemesine enli enlice 747 .engerek.

−ği enstalâsyon enstantane enstantane fotoğraf enstitü enstrüman enstrümantal.−ği ensülin entari entarilik.−ği entegrasyon entegre 748 .−ği enöte (gök bilimi) ense ense çukuru ense kökü enseleme enselemek enselenme enselenmek enser ensesi kalın ensiz ensizlik.−li enstrümantalizm enstrümantal müzik.enlilik.

−li enternasyonalci enternasyonalcilik. −ği enternasyonalizm enterne enterne etmek entertip entimem entipüften entomoloji entomolojist entrika entrikacı entrikacılık.−ği entelekya enteresan enteresanlık.−ğı enterfon enterkoneksiyon enternasyonal.−ğı en uygun en üst 749 .entel entelekt entelektüalizm entelektüel entelektüellik.

−di envaiçeşitli envaitürlü envanter envestisman en yüksek.−ı envaiçeşit.en üst düzey enva.−ği enzim eosen epe eper epey epeyce epeyi epidemi epidemioloji epiderm epifit epigenez epigrafi epigram epik.−ği epikerem epikriz Epikürcü Epikürcülük.−ğü 750 .

−ğu episot.epilepsi epileptik.−ğı er bezi erbin erbiyum erce ercecik.−du epistemoloji epitel epitelyum epizot.−ği ercik.−ği 751 .−bı erbaş erbaşlık.−ği epilog.−du epope e−posta eprime eprimek epsilon er eradikasyon erat Erbaa (ilçe) erbain erbap.

−ği er ekmeği ereksel ereksel neden eren Erendiz (Jüpiter) Erfelek (ilçe) erg 752 .Erciş (ilçe) Erciyes Erdek (ilçe) erdem erdemli Erdemli (ilçe) erdemlilik.−ği erden erdenlik.−ği erdemsiz erdemsizlik.−ği erek bilimi erekçilik.−ği Ereğli (ilçe) erek.−ği erdirme erdirmek er dişi er dişilik.−ği ereklilik.

Ergani (ilçe) erganun er geç ergen ergene ergenleşme ergenleşmek ergenleştirme ergenleştirmek ergenlik.−ği ergen olmak ergi ergilik.−ği ergime ergime ısısı ergimek ergime noktası ergime yasası ergimiş ergimiş maden ergin erginleme erginlemek erginlenme erginlenmek erginleşme erginleşmek 753 .

−ci erinçli 754 .−ği ergitme ergitmek ergonomi erguvan erguvangiller erguvanî erigen erik.−ği erinç.−ği erik hoşafı erik kompostosu eriklik.−ği erik marmelâdı erik pestili erik rakısı erik reçeli eril erillik.−ği erim erime erimek erim erim erimez erin erincek.erginlik.

−ği eriş erişilme erişilmek erişim erişkin erişkinlik.−ği erişme erişmek erişte eriştelik.−ği erinme erinmek erinsiz erirlik.−ği eristik.erinçsiz erinlik.−ği eriştirme eriştirmek eriten eritici eritilme eritilmek eritiş eritme eritmek eritme peynir 755 .

−ği eriyiş erk erkân erkânıharbiyei− umumiye erkânıharp.eritrosit eriyik.−ci erkeçsakalı (bitki) erkek.−bi erkânıharplik.−ği erkân kürkü erkân minderi erke erkeç.−ği erkek anahtar erkek bakır erkekçe erkekçil erkek demir erkek erkeğe erkek fiş erkek işi erkeklenme erkeklenmek erkekler hamamı erkekleşme 756 .

−ği erketelik.−ği erklilik.−ği erkeksiz erkek terzisi erken erken bunama erkence erkenci erkenden erkete erketeci erketecilik.−ği erkin erkinci erkincilik.−ği erkekli kadınlı erkeklik organı erkek organ erkeksi erkeksilik.−ği 757 .erkekleşmek erkekli erkekli dişili erkeklik.−ği erkinlik.−ği erkli erklik.

erksizlik.−ği erme ermek Ermenek (ilçe) Ermeni Ermenice er meydanı ermin ermiş ermişlik.−ği erotizm erozyon erselik.−ğu erotik.−ğı eros erosal erosçu erosçuluk.−ği eroinman eroinmanlık.−ği erseliklik.−ği eroin eroinci eroincilik.−ği erlik.−ği erseme ersemek 758 .

ersiz ersizlik.−ği er suyu erte erteleme ertelemek erteleniş ertelenme ertelenmek erteleyiş ertesi Eruh (ilçe) ervah erzak erzatz Erzin (ilçe) Erzincan Erzurum es esami esans esaret esas esas duruş esasen esasî esaslandırma 759 .

−ği 760 .esaslandırmak esaslanma esaslanmak esaslı esassız esas vaziyet esatir esatirî esbabımucibe esbap.−bı esbak esef esef etmek esefle eseflenme eseflenmek esefli eselemek beselemek eseme esen esenleme esenlemek Esenler (ilçe) esenleşme esenleşmek esenlik.

−ği esim esin esindirme esindirmek esinleme esinlemek esinlenme esinlenmek esinti esintili esintisiz esir esirci esircilik.esenlikli eser esericedit.−ği esire esir etmek esirgeme esirgemek 761 .−di esericedit kâğıdı eserme esermek esermek besermek esham esik.

−ği esirgenme esirgenmek esirgeyici esirgeyiş esirifiraş esirlik.esirgemezlik.−ği esirme esirmek esir olmak esiş eskalâsyon eskatologya eski eskice eskici eskicilik.−ği Eski Çağ eskiden Eski Dünya eski eserler eski kafalı eski kafalılık.−du Eskil (ilçe) eskileşme eskileşmek 762 .−ğı eski kurt.

−ği esleme eslemek 763 .−ği eski yazı eskiyiş eskiz eskort eskrim eskrimci eskülâbî eslâf eslek.eskilik.−ğı eski tüfek.−ği eskime eskimek Eskimo Eskimoca eskimsi Eskipazar (ilçe) eski püskü Eskişehir Eskişehir taşı eskitilme eskitilmek eskitme eskitmek eski toprak.

−ğı esnaf loncası esnasında esnek.esma esmayıhüsnâ esmayışerife esme esmek esmer esmer amber esmerce esmerimsi esmer küf esmer küfler esmerleşme esmerleşmek esmerleştirme esmerleştirmek esmerlik.−ği esmer su yosunları esmer şeker esna esnaf esnaf ağzı esnaflık.−ği esnekleşme esnekleşmek 764 .

−ği esneme esnemek esnetme esnetmek esneye esneye esneye gerine esneyiş esoterik.esnekleştirme esnekleştirmek esneklik.−ği espas espaslı Esperanto Esperantocu esperi Espiye (ilçe) espiyon espressivo espri esprili espritüel espri yapmak esrar esrarcı esrarcılık.−ğı esrarengiz 765 .

esrarengizlik.−ği esrarkeş esrarkeşlik.−ği estetikçi estetikçilik.−ği esrime esrimek esritme esritmek essah estağfurullah estamp estampaj estek köstek ester esterleşme estet estetik.−ği 766 .−ği esrar kumkuması esrarlı esrar otu esrar perdesi esrar tekkesi esre esri esrik.−ği esriklik.

−bı esvaplık.estetizm estireç.−ğı eş anlam eş anlamlı eş anlamlılık.−bı eş bacaklılar eş basınç.−ci estirilme estirilmek estirme estirmek estomp esvap.−ğı eşantiyon eşarp.−ği eş çekim 767 .−cı eş basınçlı eş başkan eş biçim eş biçimli eş biçimlilik.−ği eş cinsel eş cinsellik.−ğı eş eş adlı eş adlılık.

−ği eşek marulu eşek maydanozu eşekoğlu eşek.−ği eş deprem eş dost eşek.eş değer eş değerli eş değerlik.−ği eşek otu eş eksenli eşek sıpası eşeksırtı (çatı şekli) 768 .−ği eşek arısı eşekbaşı eşek cenneti eşekçe eşekçi eşek davası eşek dikeni eşek hıyarı eşek inadı eşek kafalı eşekkulağı (bitki) eşekleşme eşekleşmek eşeklik.

−ği eşilme eşilmek eşinme eşinmek eşir eşit eşit çenetli eşitçi 769 .−ği eşeyli üreme eşeysel eşeysiz eşeysiz çoğalma eş güdüm eş güdümcü eş güdümlü eşhas eşik.eşek şakası eşelek.−ği eşeleme eşelemek eşelenme eşelenmek eşelmobil eşey eşeyli eşeylilik.

−ğı eşkin eşkinci eşkinli eşkinsiz eşlek.eşitçilik.−li eş kanatlı eş kanatlılar eş kenar eşkenar dörtgen eşkenar üçgen eşkıya eşkıyalık.−ği eşitlik derecesi eşitlik eki eşitsiz eşitsizlik.−ği eşitleme eşitlemek eşitlenme eşitlenmek eşitleşme eşitleşmek eşitleştirme eşitleştirmek eşitlik.−ği 770 .−ği eşkâl.

eşleksel eşlem eşleme eşlemek eşlemeli eşlemesiz eşlenik.−ği eşlik etmek eşme Eşme (ilçe) eşmek eş merkezli eşofman eş ölçüm eşraf eşraflık.−ğı eşref eşref saati eşribegâh 771 .−ği eşlenme eşlenmek eşleşme eşleşmek eşleştirme eşleştirmek eşli eşlik.

−ği eş sıcak.−lü etap.−ği eştirme eştirmek eşya eşyalı eş yapı eş yapım eş yükselti eş yükselti eğrisi eş zaman eş zamanlı eş zamanlı dil bilimi eş zamanlık.−ğı et etajer etalon etamin etanol.−bı et beni 772 .−ğı eş zamanlılık.−ğı eş sıcak eğrisi eşsiz eşsizlik.eş sesli eş seslilik.

−ği etek bezi etek dolusu etek kiri etekleme eteklemek etekleyiş eteklik.−ği etelemek betelemek eten etene etenelenme etenelenmek eteneli eteneliler etenesiz etenesizler eter eterleme eterlemek eterleşme eterleşmek 773 .−ğü etek.etçi etçik.−ği etçil etçiller eteği düşük.

−ği etine dolgun etioloji Etiyopya Etiyopyalı et kafalı 774 .−ği etiketsiz etil etil alkol.−ğu etimoloji etimolojik.−ği etiketleme etiketlemek etiketlenme etiketlenmek etiketli etiketlik.−lü etilen Etimesğut (ilçe) etimolog.eterleştirme eterleştirmek etıbba Eti etik.−ği etiket etiketçi etiketçilik.

−ği 775 .−ği et kesimi et kırımı etki etkileme etkilemek etkilenme etkilenmek etkileşim etkileşme etkileşmek etkileyici etkili etkililik.etken etken fiil etkenlik.−ği etkili olmak etkime etkimek etkin etkinci etkincilik.−ği etkinleşme etkinleşmek etkinleştirme etkinleştirmek etkinlik.

−ği etlik.−ğu 776 .−ği etlenme etlenmek etli etli bitki etli butlu etli canlı etli ekmek.−ği etli meyve etli pide et lokması etme etmek etmen etnik.etkin okul etkin öğretim etkisiz etkisizleşme etkisizleşmek etkisizleştirilmiş etkisizleştirme etkisizleştirmek etkisizlik.−ği etnograf etnografya etnolog.

−lü etraf etraflı etraflıca et sığırı et sineği etsiz et sotesi et suyu et şeftalisi et tavuğu ettirgen ettirgen çatı ettirgen fiil ettirgenlik.−ği ettirme ettirmek ettoprak.−ğı et unu etüt.−dü etüt etmek etüv 777 .etnoloji etnolojik.−ği etobur etoburlar etokrasi etol.

−ği evcilleşme evcilleşmek evcilleştirilme evcilleştirilmek evcilleştirme evcilleştirmek evcillik.etyaran etyemez etyemezlik.−ği evcikkıran evcil Evciler (ilçe) evcil hayvan evcilik.−ği ev ev adamı ev altı evaze ev bark evcara evce evcek evci evcik.−ci 778 .−ği evcimen evç.

−ği evegen ev ekmeği ev ekonomisi evelemek gevelemek everme evermek ev eşyası evet evet efendimci evetleme evetlemek ev gailesi evgin ev halkı evham evhamlanma evhamlanmak evhamlı evhamsız eviç.evdeci evdemonizm evdeş evecen evecenlik.−vci evin 779 .

−ği evlâdüıyal evlât.−ği evirtim evirtmek evi sırtında ev işi eviye eviye sifonu ev kadını evkaf ev kirası evlâ evlâdiyelik.evinlenme evinlenmek evinli evinsiz evire çevire evirgen evirme evirmek evirtik.−dı evlât edinmek evlâtlı evlâtlık.−ğı evlâtsız evlek.−ği 780 .

−ğı evliya otu evolüsyon evrak evrak çantası evrak dolabı evrak memuru 781 .−ği evlilik birliği evlilik dışı evliya evliyalık.−ği evlilik.evlekleme evleklemek evlendirilme evlendirilmek evlendirme evlendirmek evleniş evlenme evlenmek evlenmek barklanmak evleviyet evleviyetle evli evli barklı evlik.

−ği evrik.−ği evrimleşme evrimleşmek evrişik.evrat.−ği evrilir evrim evrimci evrimcilik.−ğı 782 .−ği evropiyum evsaf ev sahibi evsel evsel atık.−dı evre evren Evren (ilçe) evren bilimi evren bilimsel evren doğumu evren pulu (mika) evrensel evrenselleşme evrenselleşmek evrenselleştirme evrenselleştirmek evrensellik.

evseme evsemek evsin ev sineği evsiz evsiz barksız evvel evvelâ evvelce evvelden evveli evveliyat evvelki evvelsi evye ev yemeği ey eyalet eyer eyerci eyercilik.−ği eyer kaltağı eyer kaşı eyerleme eyerlemek eyerlenme eyerlenmek 783 .

−ği eyleme eylemek eylemli eylemlik.−ği eylemsi eylemsiz eylemsizlik.−ği eylemsizlik ilkesi eylül Eynesil (ilçe) eytam eytam maaşı eytişim eytişimsel Eyüp (ilçe) eyvah eyvallah eyvan eyyam eyyam ağası eyyamcı 784 .eyerli eyersiz eyitmek eylem eylemci eylemcilik.

−ği ezberden ezbere ezber etmek ezberinde ezberleme ezberlemek ezberlenme ezberlenmek ezberletme ezberletmek ezberleyiş ezcümle ezdirme 785 .eyyamcılık.−ğı eyyam efendisi eza eza cefa ezan ezancı ezanî ezanî saat.−ti ezan saati ezansız ezan vakti ezber ezberci ezbercilik.

−ğü eziklik.ezdirmek ezdirtme ezdirtmek ezel ezel ebet ezelî ezelî ebedî ezelî takdir ezercesine ezgi ezgiç.−ci ezgilenme ezgilenmek ezgileşme ezgileşmek ezgileştirme ezgileştirmek ezgili ezgin ezgince ezginlik.−ği ezik büzük.−ği ezici ezik.−ği ezile büzüle ezilgen 786 .

−li faaliyet fa anahtarı fabl.−li fabrika 787 .eziliş ezilme ezilmek ezilmiş ezilmişlik.−ği ezim evi ezim ezim ezinç.−ci Ezine (ilçe) ezinti eziyet eziyet etmek eziyetli eziyetsiz ezkaza ezme ezme boya ezmek ezofori (*)F F fa faal.

−ğı fagosit fagositoz fagot fağfur fağfurî fahiş fahişe fahişelik.fabrikacı fabrikadan satış merkezi fabrikasyon fabrikatör fabrikatörlük.−ğü facia facialaşma facialaşmak facialı factoring faça faça etmek façalı façeta façetalı façuna façuna etmek façunalık.−ği 788 .

−kı faikıyet fail faili meçhul failimuhtar fainal four fair−play faiz faizci faizcilik.fahrenhayt fahrî fahrî konsolos fahriye fahte fahur faik.−ği faiz fiyatı faiz haddi faizlendirme faizlendirmek faizli faiz oranı faizsiz fak fakat fakfon fakır.−krı 789 .

fakih fakir fakirane fakirce fakir cevher fakir fukara fakirhane fakirizm fakirleşme fakirleşmek fakirleştirme fakirleştirmek fakirlik.−ği faks faksimile fakslama fakslamak faktitif faktör fakül fakülte fakülteli fal falaka falakacı falakalı falan 790 .

−ğı falçete falez falihayır.falanca falan festekiz falan feşmekân falan fıstık falan filân falanca falanıncı falanj falanjist falcı falcılık.−ği fanatizm fanfan 791 .−yrı fallus falname falso falsolu falsosuz falso yapmak fal taşı falya falyanos familya fanatik.

−ği fantaziye fantazya fantazyalı fantezi fantezist fanti fantom fanus fanuslu fanya fanyol far farad faraş 792 . gelip geçici) fâni dünya fanilâ fânilik.fanfar fanfin fanfin etmek fangri fani (ışık şiddeti) fâni (ölümlü.−ği fanta fantasma fantastik.

faraza farazî faraziyat faraziye farba farbala fare fare deliği faredişi (oya) farekulağı (bitki) farekuyruğu (testere) farenjit fare otu farfara farfaracı farfaracılık.−ğı farıma farımak fariğ fariğ olmak farika faril Farisî fariza fark 793 .−ğı farfaralık.

−ğı farmakodinami farmakodinamik.−ğu farmakoloji farmason farmasonluk.fark etmek farklı farklıca farklılaşma farklılaşmak farklılaştırma farklılaştırmak farklılık.−ğu fars Fars Farsça farta furta fart furt farz farz etmek farzımuhal.−li 794 .−ğı farksız farksızlaşma farksızlaşmak farksızlık.−ği farmakognozi farmakolog.

farz olmak farz olunmak Fas fasa fiso fasarya faset fasıl.−ğı 795 .−slı fasıla fasılalı fasılasız fasıl heyeti fasih fasikül fasile fasit fasit daire fasit olmak faska fasla fasla fasletme fasletmek Faslı fason fasone fason imalât fassal fassallık.

−ği faşizan faşizm fatalist fatalite fatalizm Fatımî Fatımiye fatih Fatih (ilçe) Fatiha fatihane Fatsa (ilçe) 796 .fast food fasulye fasulyegiller fasulye pilâkisi fasulye piyazı faş faş etmek faşır faşır faşing faşist faşistleşme faşistleşmek faşistleştirme faşistleştirmek faşistlik.

fatura faturalama faturalamak faturalı faturalı yaşam faturasız faul.−bı fayrap etmek 797 .−ğı fayda faydacı faydacıl faydacılık.−ğı faydalanma faydalanmak faydalı faydasız fay hattı fayrap.−lü faullü faulsüz fauna fava favori fay fayans fayansçı fayansçılık.

−ğı fazlalık etmek fazla olmak fecaat.−bi fecrisadık feda feda etmek fedaî fedaîce 798 .−ğu faz fazıl fazilet faziletkâr faziletli faziletsiz faziletsizlik.fayton faytoncu faytonculuk.−ti feci fecir.−ği faz kalemi fazla fazlaca fazlalaşma fazlalaşmak fazlalık.−cri fecrikâzip.

−ği fedakâr fedakârca fedakârlık. −hmi fehmetme fehmetmek fehva fehvasınca fek.−li federalist federalizm federalleşme federalleşmek federasyon federatif federe feding fehamet fehametlû fehim.−kki Feke (ilçe) fekül fel felâh Felâhiye (ilçe) felâket 799 .−ğı federal.fedaîlik.

−nni fena 800 .−li feldspat felek.−ği felekiyat Felemenk Felemenkçe Felemenkli felfelek.−ci felç etmek felçli felç olmak feldmareşal.−ği felfelleme felfellemek feliks fellâh fellek fellek fellik fellik felsefe felsefeci felsefî feminist feminizm fen.felâketli felâketzede felç.

−ğı fenalık etmek fena olmak fena yapmak fen bilimi fenci fener fener alayı fener balığı fener balığıgiller fenerci fenercilik.−ği Fenike Fenikeli Fenike portakalı 801 .fena etmek fenafillâh fena hâlde fena kalpli fenalaşma fenalaşmak fenalaştırma fenalaştırmak fenalık.−ği fenerli fenerli burgu fenersiz fenik.

−di feodal.fenlenme fenlenmek fennî fennî muayene fenol.−ği feragat.−ti feragat etmek feragatli ferağ ferah ferah fahur ferah ferah ferahfeza ferahî 802 .−lü fenomen fenomenal fenomenizm fenomenoloji fent.−ği fer ferace feraceli feracelik.−li feodalite feodalizm feodallik.

−ğı ferahnak.ferahlama ferahlamak ferahlandırma ferahlandırmak ferahlanma ferahlanmak ferahlatıcı ferahlatma ferahlatmak ferahlık.−ki ferahnakaşiran ferahnüma feraset ferasetli ferasetsiz ferç.−ci ferda ferde ferdî ferdiyet ferdiyetçi ferdiyetçilik.−ği ferhane fer'î feribot ferih 803 .

ferih fahur ferik.−ği (piliç) ferik ferik elması feriklik.−ği feriştah ferişte Ferizli (ilçe) ferli ferma ferman fermanlı fermanlı deli fermantasyon fermejüp fermene fermeneci fermeneli ferment fermiyum fermuar fernez fersah fersah fersah fersahlık.−ğı fersiz fersizleşme 804 .

−ği feryat.−shi fesleğen fes rengi festival.−ğı fesat kumkuması fesatlık.−ti fesat.−dı fesatçı fesatçılık.−dı feryat etmek feryat figan ferz fes fesahat.−li fesuphanallah fetha fethetme 805 .−di fertik.−ğı feshedilme feshedilmek feshetme feshetmek fesih.fersizleşmek fersizlik.−ği fersude fert.

−ğı fetüs fetva fetvacı fetvahane fetvayişerife fevç.−li fevkalâdelik.−ci fevç fevç feveran feveran etmek fevk fevkalâde fevkalâde hâl.−thi fetihname fetiş fetişist fetişizm fetret fettan fettanca fettane fettanlaşma fettanlaşmak fettanlık.fethetmek Fethiye (ilçe) fetih.−ği 806 .

−ği fevt fevt etmek fevt olmak fevvare feyezan feyiz.−yzi feyizlenme feyizlenmek feyizli feylesof feylesofça feylesofluk.fevkalbeşer fevkanî fevrî fevrîlik.−khı 807 .−ğı fıçılama fıçılamak fıkdan fıkıh.−ğu feyyaz feza fezleke fıçı fıçı balığı fıçıcı fıçıcılık.

−ğı fındık faresi fındıkî fındıkkabuğu (renk) 808 .fıkırdak.−ğı fıkırdaklık.−ğı fıkrama fıkramak fıldır fıldır fıldır fındık.−ğı fındık altını fındık ateşi fındık biti fındıkçı fındıkçılık.−ğı fıkırdama fıkırdamak fıkırdaşma fıkırdaşmak fıkırdatma fıkırdatmak fıkırdayış fıkır fıkır fıkırtı fıkra fıkracı fıkracılık.

−ğı fırçalama fırçalamak fırçalanma fırçalanmak fırçalatma fırçalatmak fırçalayış fırçalı fırçalık.fındıkkıran fındık kurdu Fındıklı (ilçe) fındıklık.−ğı fındık sıçanı fındık yağı fındıkyuvası (eldeki çukurluk) fır Fırat fırça fırçacı fırçacılık.−ğı fırdolayı fırdöndü fırfır (büzgülü süs) fır fır fırfırlı 809 .

fırıldak.−ğı fırka fırkacı fırkacılık.−ğı fırında makarna fırın kebabı fırınlama fırınlamak fırınlanma fırınlanmak fırınlatma fırınlatmak fırınlı fırınlık.−ğı 810 .−ğı fırıldakçı fırıldakçılık.−ğı fırıldak çiçeği fırıldanma fırıldanmak fırıldatma fırıldatmak fırıl fırıl fırın fırıncı fırıncılık.−ğı fırkata fırlak.

−ğı fırsat düşkünü fırsat yoksulu fırt fırt fırt fırtına fırtına kuşu fırtına kuşugiller fırtınalı fırtına uğrağı fırttırma fırttırmak fısfıs (püskürtme aracı) fıs fıs fısfıslama fısfıslamak 811 .fırlama fırlamak fırlatılma fırlatılmak fırlatış fırlatma fırlatmak fırlayış fırsat fırsatçı fırsatçılık.

−ğı fıstık ezmesi fıstıkî fıstıkî makam fıstıklamak fıstıklık.−ğı 812 .fısfıslanma fısfıslanmak fısıldama fısıldamak fısıldanma fısıldanmak fısıldaşma fısıldaşmak fısıl fısıl fısıltı fısıltı gazetesi fısır fısır fısırtı fıskiye fıslama fıslamak fıslanma fıslanmak fıstık.−ğı fıstık çamı fıstıkçı fıstıkçılık.

−ğı fışkırık.−ğı fışkırış fışkırma fışkırmak fışkırtı fışkırtıcı fışkırtılma fışkırtılmak fışkırtma fışkırtmak fışlama 813 .fış fış fışıldama fışıldamak fışıltı fışırdama fışırdamak fışırdatma fışırdatmak fışır fışır fışırtı fışkı fışkılama fışkılamak fışkılık.−ğı fışkın fışkırdak.

−ği fideizm fideleme fidelemek fidelik.−ğı fide fideci fidecilik.fışlamak fıtık.−ğı fıtık etmek fıtıklı fıtık olmak fıtrat fıtraten fıtrî fıtriye fi fiber fiberglas fibrin fibrinojen fidan fidan biti fidan boylu fidancık.−ğı fidanlık.−ği fidye 814 .

fidyeinecat fifre figan figan etmek figür figüran figüranlık.−ğu fiilî hizmet fiilî hizmet zammı fiilimsi fiiliyat fiil kökü 815 .−ğı figürasyon figüratif figüratif sanat figürlü fiğ fihrist fihristleme fihristlemek fiil fiil cümlesi fiil çekimi fiilen fiil gövdesi fiilî fiili bozuk.

fiil tabanı fikir.−ği fikir üretme fikir üretme toplantısı fikir yazısı fikren fikrî fikrisabit fikriyat fiks mönü fikstür fiktif fil filâman filân filânca 816 .−kri fikir adamı fikir edinmek fikir hürriyeti fikir işçisi fikirleşme fikirleşmek fikirleştirme fikirleştirmek fikirli fikirsiz fikirsizlik.

filân falan filân festekiz filânıncı filântrop filâriz filârizleme filârizlemek filârmoni filârmonik.−gi filet fileto fil faresi filgiller filhakika fil hastalığı 817 .−ği filbahar filbahri fildekoz fildişi (renk) fil dişi fil dişi karası (renk) Fildişi Kıyısı fildişi rengi Fildişi Sahili file fil elması filenk.

−ği filmleştirme filmleştirmek film müziği film yıldızı 818 .filigran filigranlı filika filikacı filinta Filipinler Filipinli filiskin Filistin Filistinli filiz filizcik.−ği filizî filizkıran filizleme filizlemek filizlenme filizlenmek filizli filkulağı (bitki) film filmci filmcilik.

−ği filotillâ filoz filozof filozofça filozofik filozoflaşma filozoflaşmak filozofluk.−ğu filoloji filolojik.−li finalist finalizm finans finansal finanse etmek 819 .−ğu filtre filtreli filtresiz filum filvaki.filo filojenez filoksera filolog.−i fil yürüyüşü Fin final.

−ğı fincan oyunu Fince fingirdek.finansman finansör fincan fincan böreği fincancı fincan fincan fincanlık.−ği fingirdeme fingirdemek fingirdeşme fingirdeşmek fingir fingir Fin hamamı Finike (ilçe) finiş fink (atmak) Finlândiya Finlândiyalı fino Fin−Ugor firak firaklı firar firar etmek 820 .

−ğu fire firez firfiri firik.−ği firkat.−ti firkateyn firkete firketeleme firketelemek firma firuze fisebilillâh fiskal fiske fiskeleme fiskelemek fiskos fiskos etmek fiskos masası fiskos sehpası 821 .firarî firavun firavun faresi firavun inciri firavunlaşma firavunlaşmak firavunluk.

−ği fişekçi fişekhane fişekli fişeklik.−ğı fistansız fisto fistolu fistül fiş fişe fişek.fistan fistanlı fistanlık.−ği fişeklikli fişka fişleme fişlemek fişlenme fişlenmek fişli fişlik.−ği fitil fitilci 822 .−ği fit fitçi fitçilik.

fitilleme fitillemek fitillenme fitillenmek fitilli fitil olmak fitilsiz fitin fitleme fitlemek fitlenme fitlenmek fitne fitneci fitnecilik.−ği fitne fücur fitne kumkuması fitneleme fitnelemek fitnelik.−ği fit olmak fitopatoloji fitre fiyaka fiyakacı fiyakalı fiyasko 823 .

−ğı fizyolog.−ği fizikçi fizik gücü fizikî fizikî coğrafya fizikî harita fizik kondisyonu fizikokimya fizik ötesi fiziksel fizik tedavi fizik tedavisi fizik tedavi uzmanı fizik yapısı fizyokrat fizyokratlık.−du fizibilite fizik.−gu fiyonk makarna fiyort.−ğu 824 .fiyat fiyatlandırma fiyatlandırmak fiyatlanma fiyatlanmak fiyatlı fiyonk.

−lü 825 .fizyoloji fizyolojik.−ği fizyolojist fizyonomi fizyoterapi fizyoterapist flâm flâma flâmacı Flâman Flâman atı Flâmanca flâmangiller Flâmenko Flâman kuşu flâmanlar flâmingo flândra flândra balığı flânel flâş flâş conta flâşör flâvta flebit flegmon fleol.

flit flitleme flitlemek flok flora flori florin floş flöre flört flört etmek flûrcun flûrya flüor flüoresan flüoresan lâmba flüoresans flüorışı flüorışıl flüorin flüorit flüorür flüt flütçü fob fobi Foça (ilçe) 826 .

−ğı fodra fodul fodulca fodulluk.−ğu folklorik.−ğu fok fokgiller fokstrot fokurdak.−ğu 827 .fodla fodlacı fodlacılık.−ği folklorist folk müziği folk sanatçısı folluk.−ğı fokurdama fokurdamak fokurdatma fokurdatmak fokur fokur fokurtu fol folk folklor folklorcu folklorculuk.

−ği fonolit fonolog.−ği fonetikçi fonksiyon fonksiyonalizm fonksiyonel fon müziği fonograf fonografi fonojenik.−ğu fonoloji fonotelgraf font fora forint form forma 828 .folyo kâğıdı fon fonda fonda etmek fondan fondip fondip yapmak fondöten fonem fonetik.

−ğı formalist formalite formaliteci formalizm formasyon format formatlama formatlamak formatlı formel formen formika formik asit.forma başlık.−lü formül formüle etmek formüler formülleşme formülleşmek formülleştirme formülleştirmek foroz foroz kayığı fors 829 .−di formalık.−ğı formaldehit.−di formol.

forsa forseps forslu forsmajör forte fortepiano fortissimo fort pense fortrak forum forvet fos fosfat fosfatlama fosfatlamak fosfatlı fosfor fosforışı fosforışıl fosforik.−di fosforlu fosforsuz fosgen fosil fosilleşme fosilleşmek 830 .−ği fosforik asit.

−ği fotofiniş fotoğraf fotoğrafçı fotoğrafçılık.fosilli foslama foslamak foslatma foslatmak fosseptik.−ğı fotoğrafhane 831 .−ği fosurdama fosurdamak fosurdatma fosurdatmak fosur fosur fosurtu foşa foşurdama foşurdamak foşurdata foşurdata foşurdatma foşurdatmak fota foto fotoakım fotoelektrik.

−ği fotokurgu fotolitografi fotomekanik.fotoğraflama fotoğraflamak fotoğraf makinesi fotojen fotojenik.−ği fotokimya fotokinezi fotokopi fotokopici fotokopicilik.−bu fotoşimi fototaksi fototaktizm fototek fototerapi 832 .−ği fotometre fotometri fotomodel fotomontaj fotomorfoz fotoroman fotosentez fotosfer fotoskop.

fototropizm foya fön fötr fragman frak fraklı fraksiyon francala francalacı francalacılık.−ğı Fransa Fransız Fransızca Fransızlaşma Fransızlaşmak Fransızlaştırma Fransızlaştırmak Fransızlık.−ğı frank.−ğı francalalık.−ğı fransiyum frapan frekans fren frenci 833 .−gı franlık.

−ği Frenk maydanozu Frenk menekşesi Frenk patlıcanı Frenk üzümü frenleme frenlemek frenlenme frenlenmek frenleyici fren mesafesi frenoloji 834 .frengi frengili Frengistan fren görevlisi Frenk Frenk asması Frenkçe Frenk çileği Frenk gömleği Frenk inciri Frenk lâhanası Frenkleşme Frenkleşmek Frenkleştirme Frenkleştirmek Frenklik.

−ği frijider frijidite frikik.fren yapmak frer fresk freze frezeci frezeleme frezelemek fribort.−ğı fuaye fuel−oil fuhuş.−du frigo frigorifik.−hşu fujer 835 .−ği friksiyon frisa frişka fritöz friz frize kaplama früktoz fuar fuarcı fuarcılık.

fukara fukara babası fukaralık.−ğı fukusgiller ful.−ğı fundamentalist fundamentalizm funda sıçanı funda tavuğu funda toprağı furgon furya fut futa futbol futbolcu fuzulî 836 .−lü fulâr fule full−time fulya fulya balığı fulya balığıgiller funda fundagiller fundalar fundalık.

fücceten fücur füg fülfül fülsüahmer fülüs füme fümerol.−ğu fütüroloji fütüvvet füze füzeatar füzen 837 .−u fürumaye füsun füsunkâr fütuhat fütuhatçı fütur fütursuz fütursuzca fütürist fütürizm fütürolog.−lü fünye Fürs füru.

−ği gabin Gabon Gabonlu gabro gabya gabyacı gabyar gabya yelkeni gacırdama gacırdamak gacırdatma gacırdatmak gacır gacır gacır gucur gacırtı gaco 838 .−cı gabardin gabari gabavet gabi gabilik.füzesavar füzyometre füzyon (*)G G gabardıç.

−dri gadirlik.−ğı gaddarlık etmek gaddar olmak gadir.gaddar gaddarca gaddar gaddar gaddarlık.−ği gadolinyum gadretme gadretmek gadrolma gadrolmak gadrolunma gadrolunmak gaf gaffar gafil gafilâne gafillik.−ği gafillik etmek gaflet gaflet uykusu gafur gaf yapmak gag gaga 839 .

−ği gaip.−ği gaita gale galeyanlı gak gaklama 840 .−bi gaiplik.gagaburun (gemi) gaga burun (insan) gagalama gagalamak gagalanma gagalanmak gagalaşma gagalaşmak gagalı memeli gagalı memeliler gagamsı Gagavuz Gagavuzca gâh gâhî gâhîce gaile gaileli gailesiz gailesizlik.

−ssi galatımeşhur galebe galenit galeri galerici galeta galeta unu galeyan galeyan etmek gali galiba galibarda galibiyet galip.gaklamak gala galâksi galalit galat galatıhis.−bi galiz galon galoş galsame galvaniz galvaniz banyosu galvanizci 841 .

galvanize galvanizleme galvanizlemek galvanizlenme galvanizlenmek galvanizletme galvanizletmek galvanizli galvanizm galvano galvanokoter galvanometre galvanoplâsti galvanoskop.−bu galvanotip galvanotipi galyot galyum gam gama gamaglobülin gama ışınları gamalı gamba gambot gamet gametli 842 .

gamlanma gamlanmak gamlı gamlılık.−ğı gamsele gamsız gamsızlık.−ğı gamze Gana Ganalı Gang gangama teknesi gangliyan gangliyon gangster gangsterlik.−ğı gammaz gammazlama gammazlamak gammazlanma gammazlanmak gammazlık.−ği gani gani gani gani gönüllü ganimet ganyan 843 .

−ğı garazlı garaz olmak garazsız garazsız ivazsız garbî garç gurç gard gardenparti gardenya gardıfren gardırop.−bi garaj garajcı garamî garanti garanti etmek garantileme garantilemek garantili garantisiz garantör garaz garazkâr garazkârlık.−bu 844 .gar garabet garaip.

−ği garipseme garipsemek gark gark etmek gark olmak garni garnitür garnitürlü garnizon garoz garp.−bı garpçı 845 .−bi garip garip garipleşme garipleşmek gariplik.−ğı garibe garip.−ğı garez gargar gargara gargara yapmak gariban garibanlık.gardıropçu gardiyan gardiyanlık.

−ğı garson garsoniyer garsonluk.−bu gastroskopi 846 .garpçılık.−bı gasil.−ğu gastroenteroloji gastronom gastronomi gastroskop.−sli gasletme gasletmek gasp gasp etmek gassal.−li gastrit gastroenterolog.−ğu Garzan gaseyan gasıp.−ğı garpkârî garplı garplılaşma garplılaşmak garplılaştırma garplılaştırmak garplılık.

gastrulâ gaşiy.−şyi gaşyolma gaşyolmak gato gauss gavot gâvur gâvurca gâvurcasına gâvur etmek gâvur eziyeti gâvur icadı gâvur inadı gâvurlaşma gâvurlaşmak gâvurluk.−ğu gâvurluk etmek gâvur olmak gayakol gaybubet gaybubet etmek gayda gaydacı gaye gayeli gayesiz 847 .

−ği gayretsiz gayretsizlik.gayet gayetle gayr.−ği gayretlenme gayretlenmek gayretli gayretlilik.−ği gayrı (artık) gayri (başka) gayriahlâkî gayriaklî gayriciddî gayriihtiyarî gayriilmî gayriinsanî gayriiradî gayrikabil gayrikabiliitiraz gayrikabilikıyas gayrikabilişifa gayrikabilitahmin 848 .−i (başka) gayret gayret etmek gayretkeş gayretkeşlik.

gayrikabilitelâfi gayrikâfi gayrikanunî gayrikıyasî gayrilâyık gayrimahdut.−du gayrimahsus gayrimakul.−bi gayrimüsavi gayrimüslim gayrimüsmir gayrimütecanis gayrinizamî 849 .−lü gayrimeskûn gayrimes'ul.−lü gayrimalûm gayrimemnun gayrimenkul.−lü gayrimeşru gayrimezru gayrimuayyen gayrimuhtemel gayrimuntazam gayrimutabık gayrimümbit gayrimümkün gayrimünasip.

−di gayrivazıh gayur gayya gayya kuyusu gayz gayzer gayzerit gaz gaza gazal.gayrisafi gayrisafi hâsılat gayrisafi millî hâsıla gayrisıhhî gayrişahsî gayrişuurî gayritabiî gayrivaki.−i gayrivarit.−bı gazaplandırma gazaplandırmak gazaplanma gazaplanmak gazaplı gaz bezi gaz bombası 850 .−li gazap.

−ğı gazeliyat gazelleme gazellemek gazellenme gazellenmek gazete gazeteci gazetecilik.−ği gazhane gazışı gazışıl gazi Gazi Antep gaz ibiği Gaziemir (ilçe) gaziler helvası gazilik.−ği gazetelik.gaz boyaması gaz detektörü gazeki gazel gazel damarı gazelhan gazelhanlık.−ği gazino gazinocu 851 .

gazinoculuk.−ğu gazi olmak Gazi Osmanpaşa (ilçe) Gazipaşa (ilçe) gazlama gazlamak gaz lâmbası gazlanma gazlanmak gazlaşma gazlaşmak gazlaştırma gazlaştırmak gazlı gazlı bez gaz maskesi gaz ocağı gazoil gazojen gazolin gazometre gazometri gazoyl gazoz gazoz ağacı (argo) gazozcu 852 .

gazozculuk.−ği geberme gebermek gebertilme gebertilmek gebertme gebertmek gebeş gebeşlik.−bu gazve gaz yağı gaz yuvarı gebe gebelik.−ği gebre gebreleme gebrelemek 853 .−ğu gazölçer gaz ölçümü gaz sayacı gazsız gaz sobası gaz taşı gazup.−ği gebelik testi gebe olmak geberik.

−ği 854 .gebrelenme gebrelenmek gebre otu gebre otugiller Gebze (ilçe) gece gece bekçisi gececi gece gündüz gece hayatı gece işçiliği gece kıyafeti geceki gecekondu gecekonducu gecekondulaşma gecekondulaşmak gece körlüğü gece kulübü gece kuşu geceleme gecelemek geceleri geceleyin geceli geceli gündüzlü gecelik.

gece mavisi gece öğretimi gecesefası (bitki) gecesefasıgiller gece uçuşu gece yanığı gece yarısı gece yatısı gece yayı gecikilme gecikilmek gecikiş gecikme gecikmek gecikmeli gecikmesiz geciktirilme geciktirilmek geciktirim geciktirme geciktirmek geç geççe geçe geçek.−ği geçeli geçen 855 .

−ği geçersiz geçersizleşme geçersizleşmek geçersizleştirme geçersizleştirmek geçersizlik.−ği geçici madde geçici teminat geçici plâka 856 .geçende geçenek.−ği geçgeç geçgeçleme geçgeçlemek geçgeç yapmak geçici geçicilik.−ği geçerlilik.−ği geçenlerde geçer geçer akçe geçerleme geçerlemek geçerletme geçerletmek geçerli geçerlik.

−ği geçim sıkıntısı geçimsiz geçimsizleşme geçimsizleşmek geçimsizlik.−ği geçimlilik.geçiliş geçilme geçilmek geçim geçim derdi geçim dünyası geçim endeksi geçim göstergesi geçim kapısı geçimli geçimlik.−ği geçim yolu geçim zorluğu geçindirme geçindirmek geçinilme geçinilmek geçinim geçinme geçinme endeksi geçinmek 857 .

−ği geçirimsiz geçirimsizlik.−ği geçirici geçirilme geçirilmek geçirim geçirimli geçirimlilik.geçirgen geçirgenlik.−ği geçiriş geçirme geçirmek geçirtilme geçirtilmek geçirtme geçirtmek geçiş geçiş hakkı geçişim geçişli geçişme geçişmek geçişsiz geçiştirici geçiştirilme geçiştirilmek 858 .

−ği gedikli gedilme 859 .−di geçit hakkı geçit resmi geçit töreni geçkin geçkinlik.−ği geçme geçmek geçmeli geçmelik.geçiştirme geçiştirmek geçiş üstünlüğü geçit.−ği geçmez geçmez akçe geçmiş geçmişi kandilli geçmişi kınalı geçmiş zaman geçmiş zaman görünümü geçmiş zaman sıfat−fiili geda gedik.

gedilmek Gediz (ilçe) gedme gedmek geğiriş geğirme geğirmek geğirti geğrek.−ği geleceklik hakkı gelecek zaman gelecek zaman görünümü gelecek zaman kipi gelecek zaman sıfat−fiili geleğen gelembe geleme gelen 860 .−ği geğrek batması gelberi gele gelecek.−ği gelecek bilimi gelecekçi gelecekçilik.

−ği gelenekçi gelenekçilik.−ği gelenekleşme gelenekleşmek gelenekleştirme gelenekleştirmek gelenekli geleneksel gelenekselleşme gelenekselleşmek Gelendost (ilçe) gelen geçen gelen giden geleni gelgeç gelgeççi gelgel gelgelelim gelgelli gelgit Gelibolu (ilçe) gelin gelin abla gelin alayı gelin alıcı gelinboğan 861 .gelenek.

gelin böceği gelincik.−ği gelincikgiller gelin çiçeği gelin etmek gelinfeneri (bitki) gelin hamamı gelin havası gelin kuşağı gelin kuşu gelinlik.−ği gelinlik çağı gelinlikçi gelinlik etmek gelinme gelinmek gelin olmak gelin otu gelinparmağı(üzüm) gelin teli gelip geçici gelir gelir dağılımı gelir gider gelir kaynağı gelir ortaklığı gelir vergisi 862 .

geliş gelişigüzel gelişim gelişkin gelişme gelişmek geliştirici geliştirilme geliştirilmek geliştirme geliştirmek gelme gelmek gelmiç.−ci gelmiş geçmiş gem Gemerek (ilçe) gemi gemi adamı gemi aslanı gemici gemicilik.−ği 863 .−ği gemi enkazı gemi ızgarası gemi iskeleti gemi leşi gemilik.

−ci Genç (ilçe) genç irisi gençleşme gençleşmek gençleştirilme gençleştirilmek gençleştirme gençleştirmek gençlik.−ği gençten gene genel genel af.gemi yatağı gemleme gemlemek gemlenme gemlenmek Gemlik (ilçe) gen gencecik.−ffı genel ağ genel başkan genel başkanlık.−ği gencelme gencelmek genç.−ğı 864 .

−ğü genel görüşme genel grev genel kadın genelkurmay genel kurul genel kütüphane genelleme genellemek genelleşme genelleşmek genelleştirilme genelleştirilmek genelleştirme genelleştirmek genellik.−ği 865 .genel bütçe genel coğrafya genel dil bilimi geneleme genel ev genelge genel gider genel görünüm genel görünümlü genel görüşlü genel görüşlülük.

−ği genel zekâ general.−ği genetik.−ğü genişleme genişlemek genişletilme genişletilmek genişletme genişletmek 866 .genellikle genelmek genel müdür genel müdürlük.−ği genel sekreter genel sekreterlik.−ğü genel ölçek.−ği geniş geniş açı genişçe geniş gönüllü geniş görüşlü geniş görüşlülük.−ği genel uygunluk bildirimi genel yazman genel yetenek.−li generallik.

−ği geniş mezhepli geniş ölçek.−ği geniş ufuklu geniş ünlü geniş yürekli geniş zaman geniş zaman görünümü geniş zaman sıfat−fiili genitif geniz.−nzi genizsi genizsileşme geniz ünlüsü geniz ünsüzü genleşme genleşmek genleşme kat sayısı genleşmeölçer genleştirme genleştirmek genlik.genişlik.−ği genom gensoru gensoru önergesi 867 .

−ci Gercüş (ilçe) gerçeğe aykırı gerçeğe aykırılık.−ğı gerçek kişi gerçekleme gerçeklemek gerçekleşme 868 . −ğı gerçeğe uygun gerçeğe uygunluk. −ğu gerçek.−di geometri geometrik.−ği geometrik çizim geometrik dizi geometrik yer gepegencecik.−ği genzel geoit.−ği gerçek dışı gerçek dışılık.−ği gerçekçi gerçekçilik.genzek.−ci gepgenç.−ği gepegenç.

−ği gerdel gerdirilme gerdirilmek gerdirme gerdirmek gereç.−ği gerdanlık.−ci Gerede (ilçe) 869 .−ğü gerçi gerdan gerdaniye gerdaniyebuselik.−ğı gerdek.gerçekleşmek gerçekleştirilme gerçekleştirilmek gerçekleştirme gerçekleştirmek gerçekli gerçeklik.−ği gerçek mantarlar gerçek sayı gerçekte gerçekten gerçeküstü gerçeküstücü gerçeküstücülük.

gere gere gereğince gerek.−ği gerektirim gerektirme gerektirmek 870 .−ği gerekçe gerekçelendirme gerekçelendirmek gerekçeli gerekçesiz gerekirci gerekircilik.−ği gereklilik kipi gerekme gerekmek gerekseme gereksemek gereksinim gereksinme gereksinmek gereksiz gereksizlik.−ği gerekli gereklik.−ği gereklik kipi gereklilik.

−ği geri hizmet geri kafalı geri kalmış geri kalmışlık.−ği gerileme 871 .−ğı gerilek.gerelti geren gergedan gergedan böceği gergedangiller gergef Gerger (ilçe) gergi gergili gergin gergince gerginleşme gerginleşmek gerginleştirici gerginleştirme gerginleştirmek gerginlik.−ği geri geriatri gerici gericilik.

−ği gerilim gerilimli gerilimölçer gerilim ölçümü gerilimsiz geriliş gerillâ gerillâcı gerillâcılık.−ğı gerillâlaşma gerillâlaşmak gerillâ savaşı gerilme gerilmek gerine gerine geriniş gerinme gerinmek geri ödeme 872 .gerilemek geriletme geriletmek gerileyici gerileyici benzeşme gerileyiş gerili gerilik.

−ğü geriye dönüş geriz geri zekâlı Germanist Germanistik.geri plân gerisingeri gerisingeriye geriş geri tepme geri vites geriye dönük.−ği gerze tavuğu gestalt gestapo getiri getirilme getirilmek 873 .−ği Germanofil germanyum germe germek germen Germencik (ilçe) gerundium Gerze (ilçe) gerzek.

−ği geveze gevezelenme gevezelenmek gevezelik.getirim getirimci getirimli getiriş getirme getirmek getirtme getirtmek getr getto Gevaş (ilçe) geveleme gevelemek geveleyiş geven gevenlik.−ği gevezelik etmek gevher geviş geviş getirenler geviş getirmeyenler gevme gevmek 874 .

−ği gevşek vurgu gevşeme gevşemek gevşetici gevşetilme gevşetilmek gevşetme gevşetmek gevşeyiş geyik.−ği gevşek ağızlı gevşeklik.−ği gevreme gevremek gevretilme gevretilmek gevretme gevretmek gevşek.−ği gevrekçi gevrekçilik.−ği geyik böceği geyik böcekleri geyik dikeni 875 .−ği gevreklik.gevrecik gevrek.

−ği gezginlik.−ği gezgin satıcı gezi gezici gezicilik.−ği 876 .geyikdili (bitki) geyikgiller geyik muhabbeti geyik otu geyşa Geyve (ilçe) gez gezdirilme gezdirilmek gezdiriş gezdirme gezdirmek gezegen gezegenler arası gezeğen gezeleme gezelemek gezenti gezerçalar gezgin gezginci gezgincilik.

−ği geziniş gezinme gezinmek gezinti gezinti yeri geziş gezi yazısı gezleme gezlemek gezlik.gezici topluluk.−ğı gıcıkça gıcık etmek gıcıklama gıcıklamak gıcıklanma gıcıklanmak gıcıklayış gıcık olmak 877 .−ğu geziliş gezilme gezilmek gezimcilik.−ği gezme gezmek gezmen gıcık.

−ğı gıdıklama gıdıklamak gıdıklanma gıdıklanmak gıdıklayış gıdım gıdım gıdım 878 .−ğı gıdı gıdı gıdık.gıcır gıcırdama gıcırdamak gıcırdatma gıcırdatmak gıcırdayış gıcır gıcır gıcırtı gıcırtılı gıcırtısız gıda gıdaklama gıdaklamak gıdaklayış gıdalı gıda rejimi gıdasız gıdasızlık.

gıgı gık gıldır gıldır gıllıgış gıllıgışlı gıllıgışsız gıllügiş gıllügişli gıllügişsiz gına gıpta gıpta etmek gır gırç gırç gırgır gır gır gırgırcı gırgırlama gırgırlamak gırıl gırıl gırla gırnata gırnatacı gırt gırt gırt gırtlak.−ğı gırtlak çıkıntısı 879 .

gırtlaklama gırtlaklamak gırtlaklaşma gırtlaklaşmak gırtlaklayış gırtlaksı gırtlak ünsüzü gırtlama gırtlamak gıyaben gıyabında gıyabî gıyabî hüküm.−kmü gıyabî tutuklama gıyap.−bı gıyap kararı gıybet gıybetçi gıybet etmek gıy gıy gıygıy gıygıycı gibi gibilerden gibisi gibisinden gicişme 880 .

gicişmek gide gide gideğen gider giderayak giderek gideren alan giderici giderilme giderilmek giderme gidermek gidertme gidertmek gidi gidici gidiliş gidilme gidilmek gidimli gidip gelme gidiş gidiş alayı gidişat gidiş dönüş gidiş geliş gidişme 881 .

−ği girift tezyinat giriftzen giriliş girilme 882 .gidişmek gidon gilâburu gine Gine Gineli ginseng gipür giranbaha giray girdap.−ği girift giriftar giriftar olmak giriftlik.−bı girdi girdisi çıktısı giren girenleme girenlemek Giresun girgin girginlik.

girilmek girim girimlik.−ği girişlik.−ği girinti girintili girintili çıkıntılı girintisiz girintisiz çıkıntısız giriş girişik.−ği 883 .−ği girişimölçer girişim ölçme giriş işlemi giriş kapısı giriş kartı giriş katı girişken girişkenlik.−ği girişik bezeme girişik cümle girişik tamlama girişilme girişilmek girişim girişimci girişimcilik.

−ği gişe gitar gitarcı gitarcılık.−ği giyiliş 884 .girişme girişmek giriş ücreti Girit Girit kekiği Giritli girizgâh girme girmek girmelik.−ğı gitarist gitgide gitme gitmek gittikçe giydirici giydirilme giydirilmek giydiriş giydirme giydirmek giyecek.

−di giyme giymek giyotin giysi giz gizem gizemci gizemcilik.−ği gizemli gizemsel gizil gizil güç.−ği giyiniş giyinme giyinmek giyiş giyit.−cü gizlem gizleme 885 .giyilme giyilmek giyim giyim evi giyim kuşam giyimli giyimli kuşamlı giyinik.

−ği gizli oturum gizli oy gizli polis gizli sıtma gizli şeker (hastalık) 886 .−ği gizliden gizliye gizli dernek.−ği gizli dil gizli din gizli duruşma gizli gizli gizli kapaklı gizlilik.gizlemek gizlemli gizlenilme gizlenilmek gizleniş gizlenme gizlenmek gizlenmiş gizleyiş gizli gizlice gizli celse gizli cemiyet gizlicilik.

−li globalleşme globalleşmek globülin glokom glokoni glüten glüten ekmeği glüten tutkalı gnays goblen gocuk.−ğu gocuklu gocundurma 887 .−lü glikoz glikozit.−di glikozüri gliserin global.gizli yama glâdyatör glâse glâsnost glâsyolog.−ğu glâsyoloji glâyöl glikojen glikol.

−ği gotik harfler 888 .−lü golcü golf golfçü golf pantolon golfstrim gollük.gocundurmak gocunma gocunmak gofret gol.−ğı gonca gondol gondolcu gonk.−ğü gol olmak gol toto gol yapmak gomalak.−gu gonokok goril goşist goşizm Got Gotça gotik.

−ği göbelez göce göcen göç göçebe göçebeleşme göçebeleşmek göçebelik.−ği göbek adı göbek bağı göbek dansı göbek havası göbeklenme göbeklenmek göbekli göbek odunu göbek otu göbek taşı göbel göbelek.−ği göçelge göçer 889 .−ğu göbek.gotik sanat Gotlar goygoycu goygoyculuk.

göçeri göçerkonar göçerme göçermek göçertme göçertmek göç etmek göçkün göçme göçmek göçmen göçmenleşme göçmenleşmek göçmenleştirme göçmenleştirmek göçmenlik.−ğü göçüm göçürme göçürmek göçürtme göçürtmek göçürücü göçürülme göçürülmek 890 .−ği göçü göçücü göçük.

−ğü göğüs sesi göğüs tahtası 891 .göçüş göçüşme göden göden bağırsağı gödeş göğem göğerti göğüs.−ğsü göğüs boşluğu göğüs cerrahisi göğüs çaprazı göğüs çukuru göğüs darlığı göğüs eti göğüs göğüse göğüs hastalığı göğüs ingini göğüs kafesi göğüs kemiği göğüs kovuğu göğüsleme göğüslemek göğüslü göğüslüce göğüslük.

gök.−ğü gök ada gök adası gök atlası gök bilimci gök bilimi gök bilimsel gök cismi gökçe Gökçeada (ilçe) Gökçebey (ilçe) gökçek.−ği gökçe yazın gökçül gökdelen gökdoğan gök ekseni gök eşleği gök evi gök fiziği gök gözlü gök gürlemesi gök gürültüsü gökgüvercin gökkandil (sarhoş) gök kır (renk) gök kubbe 892 .

gök kumu gök kuşağı gök kutbu gökkuzgun (kuş) gökkuzgungiller gökkuzgunlar gökkuzgunumsular gök küresi gökmen göksel Göksu (ilçe) Göksun (ilçe) gök taşı göktırmalayan gök tırmalayıcı Göktürk Göktürkçe gök yakut gökyolu (Samanyolu) gökyüzü gökyüzü mavisi göl gölalası (balık) göl ayağı (coğrafya) göl başı Gölbaşı'nı (ilçe) gölcük.−ğü 893 .

−ği gölgeli resim.−ğı gölge oyunu gölgesiz 894 .Gölcük (ilçe) gölcül Göle (ilçe) gölek.−ği gölerme gölermek gölet gölge gölge balığı gölge balığıgiller gölgecil gölge etmek gölgeleme gölgelemek gölgelendirme gölgelendirmek gölgelenme gölgelenmek gölgeleyici gölgeleyiş gölgeli gölgelik.−smi gölge olay gölge olaycılık.

−ği gömlekliler gömleksiz gömme gömme balkon 895 .gölge tiyatrosu Gölhisar (ilçe) göl kestanesi Gölköy (ilçe) gölleme göllemek göllenme göllenmek gölleşme gölleşmek göllük.−ği gömlekli gömleklik.−ğü Gölmarmara (ilçe) Gölova (ilçe) Gölpazarı'nı (ilçe) gölük.−ği gömlekçi gömlekçilik.−ğü Gölyaka (ilçe) Gömeç (ilçe) gömgök.−ğü gömlek.

−di gömü gömük.−ğü gönder gönderi gönderici gönderiliş gönderilme gönderilmek 896 .−bı gömmek gömme kilit.gömme banyo gömme dolap.−ğü gön göncü gönç gönçlük.−ğü gömüleme gömülemek gömülme gömülmek gömültü gömülü gömülüş gömüş gömüt gömütlük.−ğü gömüldürük.

gönderiş gönderli gönderme gönderme belgesi göndermek gönderme maddesi göndertme göndertmek gönen Gönen (ilçe) gönenç.−nlü 897 .−ci gönençli gönendirilme gönendirilmek gönendirme gönendirmek gönendirtme gönendirtmek gönenme gönenmek gönlü bol gönlü gani gönlü kara gönlünce gönlü tok gönlü zengin gönül.

−ğü gönül maskarası gönül meselesi gönül okşayıcı gönül rahatlığı gönül rızası gönülsüz gönülsüzce 898 .gönül avcısı gönül bağı gönül belâsı gönül birliği gönül borcu gönül borçlusu gönül çöküşü gönül darlığı gönüldaş gönül dilencisi gönül eğlencesi gönül eri gönül ferahlığı gönül hoşluğu gönüllenme gönüllenmek gönüllü gönüllüce gönüllü gönülsüz gönüllülük.

−ği görenekçi görenekçilik.gönülsüzlük.−ği Gördes (ilçe) gördürme gördürmek göre görece görececilik.−ği görecilik.−ğü gönül tokluğu gönül uğrusu gönül yarası gönye gönyeleme gönyelemek gördek.−ği göreceli görecelik.−ği görenekli göreneksel göreneksiz 899 .−ği Görele (ilçe) göreli görelik.−ği görenek.−ği görelilik.

−ği görevsel görevselcilik.göreneksizlik.−ği görevlendirilme görevlendirilmek görevlendirme görevlendirmek görevlenme görevlenmek görevli görevlilik.−ği görevsel dil bilimi görevsiz görevsizlik.−ğü görgü fukarası görgü kuralları görgülenme görgülenmek 900 .−ği görevsizlik kararı görgü görgücülük.−ği göresime göresimek görev görevcilik.−ği görevdaş görevdaşlık.

−ği görmüşlük.−ği görmez görmezlik.−ğü görgü tanığı görk görkem görkemli görklü görme görme açısı görmece görme gözesi görme hücresi görmek görmemezlik.görgülü görgülüce görgüsüz görgüsüzce görgüsüzlük.−ği görmemiş görmemişlik.−ğü görmüşlük duygusu görsel görsel basın görsel etkileme görsel−işitsel 901 .

−ği görümcelik etmek görümcelik yapmak görümlük.−ğü görülme görülmek görülmemiş görüm görümce görümcelik.görsel−işitsel çağrışım görsel−işitsel eğitim görsel sanatlar görü görücü görücülük.−ğü görümsetme görüngü görüngü bilimi görüngücülük.−ğü görünme görünmek görünmez görünmez kaza görünmez olmak görüntü görüntüleme 902 .

görüntülemek görüntüleyici görüntülük.−ğü görüntüsel görünüm görünümlü görünür görünürde görünürlerde görünürlük.−ğü görünüş görünüşte görüş görüş açısı görüş alışverişi görüş ayrılığı görüş birliği görüşme görüşmeci görüşmek görüşme yapmak görüş sahibi görüş tarzı görüştürme görüştürmek görüştürülme görüştürülmek 903 .

−ği gösterişli gösterişlice gösterişlilik.−ği gösteri yapmak gösteri yürüyüşü 904 .−ği gösterişsiz gösterişsizce gösterişsizlik.görüşülme görüşülmek göstere göstere gösteren gösterge gösterge bilimi gösterge çizelgesi gösterge çizgisi gösteri gösteri adamı gösterici gösterilen gösteriliş gösterilme gösterilmek gösterim gösteriş gösterişçi gösterişçilik.

−ği gösterme parmağı gösterme sıfatı gösterme zamiri gösterme zarfı göstertme göstertmek göt götten bacaklı götün götün götürme götürmek götürtme götürtmek götürü götürücü götürü iş götürülme götürülmek götürüm götürümlü götürümsüz 905 .gösterme göstermeci göstermecilik.−ği gösterme hakkı göstermek göstermelik.

−ği gövek.götürü pazarlık.−ğı götürüş götürü tur gövde gövde gösterisi gövdelenme gövdelenmek gövdeli gövdesel gövdesiz gövdesizlik.−ğü Göynük (ilçe) göynüme göynümek 906 .−ği gövel gövem gövem eriği göveri göveriş göverme gövermek göverti göyme göymek Göynücek (ilçe) göynük.

−ğü göyünme göyünmek göz göz akı göz alıcı gözaltı göz altı göz altı kremi göz aşısı göz aşinalığı gözaydın(a gitmek) göz bağcı göz bağcılık.göyük.−ğı göz bağı göz bankası göz banyosu göz bebeği göz bilimi göz boncuğu gözcü gözcülük.−ğü gözcülük etmek gözdağı gözde göz demiri göz dikeği 907 .

−ği gözer göz erimi göz etçiği gözetici gözetilme gözetilmek gözetim gözetiş gözetleme gözetleme deliği gözetlemek gözetleniş gözetlenme 908 .−ği gözenekli gözeneklilik.−ği gözeneksiz gözeneksizlik.göz dişi göze göze bilimi göze göz gözeler arası gözeme göz emeği gözemek gözene gözenek.

−ği gözettirme gözettirmek göz evi göze yutarlığı göze zarı göz göze gözgü göz hakkı göz hapsi göz kadehi göz kalemi göz kapağı göz kararı göz kesesi göz kuyruğu gözleği gözlem gözlemci 909 .gözetlenmek gözetletme gözetletmek gözetleyici gözetleyiş gözetme gözetmek gözetmen gözetmenlik.

−ğü gözlüklü gözlüklü yılan gözlüksüz göz memesi göz merceği göz nuru göz önü göz pencere göz pınarı 910 .−ğü gözlükçü gözlükçülük.−ği gözlemek gözlem evi gözlemleme gözlemlemek gözlenme gözlenmek gözletme gözletmek gözleyici gözleyiş gözlü gözlük.−ği gözleme gözlemeci gözlemecilik.gözlemcilik.

−ğı gözü bağlı gözü dışarıda gözü kapalı gözü kara gözü keskin gözükme gözükmek gözü pek gözü sulu gözü tok göz yangısı gözyaşı gözyaşı bezeleri gözyaşı bezleri gözyaşı etçiği gözyaşı memesi göz yoklaması göz yuvarı göz yuvası graben grado 911 .göz sevdası gözsüz göz taşı göz ucu gözü aç gözü açık.

−li gramer gramerci gramkuvvet gramofon gramsantimetre granat grandi grandük granit granit grisi granitleşme granül granülin granülit gravür gravürcü 912 .−ğu grafoloji grafometre gram gramağırlık.−ği grafikçi grafiker grafit grafolog.grafik.−ğı gramaj gramatikal.

−bi gripli grizu 913 .−ğü gravyer gregoryen takvimi Grejuva Grek Grekçe grekoromen gren grena gres gres pompası gres yağı grev grevci grev gözcüsü grev kırıcı grev kırıcılığı grev sözcüsü grev yapmak greyder greyderci greyfurt gri gril grip.gravürcülük.

−ği gufran gugu çiçeği 914 .−bu grup grup gruplandırma gruplandırmak gruplanma gruplanmak gruplaşma gruplaşmak grup mobilya guano guarani guaş Guatemalâ Guatemalâlı guatr gudde gudubet gudubetlik.grizumetre grizuölçer grosa grosmarket groston grostonluk.−ğu grotesk grup.

guguk.−ği gurbetzede gurk gurklama gurklamak gurlama gurlamak gurme guru guruldama guruldamak gurultu gurup.−ti gulâş gulden gulet gulgule gulu gulu gulyabanî gurbet gurbetçi gurbetçilik.−bu 915 .−ğu gugukgiller guguklu guguklu saat.−ği gurbet eli gurbetlik.

gurup etmek gurup rengi gurur gururlanma gururlanmak gururlu gururluca gusletme gusletmek gusto gusül.−slü gusülhane guşa gut guttasyon guvernör gübre gübre böceği gübre gazı gübreleme gübrelemek gübrelenme gübrelenmek gübreleşme gübreleşmek gübreli gübrelik.−ği 916 .

−ği güceniklik.−cü güç belâ güç birliği güç kaynağı güçlendirici güçlendirilme güçlendirilmek 917 .gübresiz Güce (ilçe) gücendirici gücendirme gücendirmek gücenik.−ği gücenilme gücenilmek güceniş gücenme gücenmek gücü gücü gücüne gücü ipliği gücük.−ğü gücük ay gücümseme gücümsemek gücün güç.

−ği 918 .−ğü güdek.−ği güdeksiz güdeleme güdelemek güderi güderici güdericilik.−ğü güçlükle Güçlükonak (ilçe) güçlü kuvvetli güçlülük.−ğü güçsünme güçsünmek güçsüz güçsüzce güçsüzlük.güçlendirme güçlendirmek güçleniş güçlenme güçlenmek güçleşme güçleşmek güçleştirme güçleştirmek güçlü güçlük.

−ğü güdükleşme güdükleşmek güdüklük.−ğü güdümleme güdümlemek güdümlü güdümlülük.−ğü Güdül (ilçe) güdülenme güdülme güdülmek güdüm güdüm bilimi güdümcü güdümcülük.−ğü güdümlü sanat güfte güfteci güğüm güherçile gül gülabdan 919 .güderileme güderilemek güdü güdücü güdük.

−ci güleçlik.−ğü güldeste güldür güldür güldürme güldürmek güldürü güldürücü gülecen güleç.Gülağaç (ilçe) gülbahar gülbank gülbeşeker gül böceği gülcü gülcülük.−ğü gülfidan gülgiller gülhatmi gülibrişim gülistan gülkurusu (renk) 920 .−ği güle güle güleğen güler yüz güler yüzlü güler yüzlülük.

−ğı gülme gülmece gülmeceli gülmek Gülnar (ilçe) gül rengi gül suyu Gülşehir (ilçe) gülücük.gülkurusu rengi güllâbi güllâbici güllâbicilik.−ğü gülük.−ğü güllük gülistanlık.−ği güllâbicilik etmek güllâç.−ğü gülümseme gülümsemek gülümser gülümseyiş gülünç.−cü 921 .−cı gülle gülle atma gülleci güllü güllük.

gülünçleşme gülünçleşmek gülünçleştirme gülünçleştirmek gülünçlü gülünçlük.−ğı gül yağı Gülyalı (ilçe) güm gümbedek gümbürdeme gümbürdemek gümbürdetme gümbürdetmek gümbürdeyiş gümbür gümbür 922 .−ğü gülünme gülünmek gülüş gülüşme gülüşmek gülüşülme gülüşülmek gülüt gülütçü gül yağcı gül yağcılık.

−ğü Gümrük Kanunu gümrükleme gümrüklemek gümrüklendirme gümrüklendirmek gümrüklenme gümrüklenmek gümrüklü gümrüksüz gümrüksüz mağaza 923 .−ci gümeç balı gümele güm güm gümleme gümlemek gümletme gümletmek gümrah gümrahlık.−ğü gümrük birliği gümrükçü gümrükçülük.−ğı gümrük.gümbürtü gümbürtülü güme gümeç.

gümrük tarifesi gümül gümüş gümüş balığı gümüş balığıgiller gümüşçü gümüşçün gümüşgöz gümüş grisi Gümüşhacıköy(ilçe) Gümüşhane gümüşî gümüşî akasya gümüşîleşme gümüşîleşmek gümüş kaplama gümüşleme gümüşlemek gümüşlenme gümüşlenmek gümüşletme gümüşletmek gümüşlü Gümüşova (ilçe) gümüş rengi gümüşservi gümüşsü 924 .

−ğı günah keçisi günahlı günahsız günahsızlık.−ğı günaşırı günaydın gün balı gün balığı gün batımı gün batısı günbegün günberi (gök bilimi) günce güncek.−ği güncel güncelik.−ğı gümüş yağmurcun gümüş yıl gün günah günahkâr günahkârlık.−ği güncelleme güncellemek 925 .−ğı günâşık.gümüşsüz gümüş varak.

−ği gündelikli gündem gündem dışı günden güne gündeş gün dikilmesi Gündoğmuş (ilçe) gün doğusu gündöndü gün dönümü gün durumu gündüz gündüzcü gündüz feneri gündüz gözüyle gündüzleri 926 .−ği gündelikçi gündelikçi kadın gündelikçilik.−ği gün çiçeği gündaş gündelik.güncelleşme güncelleşmek güncelleştirme güncelleştirmek güncellik.

gündüzlü gündüzlük.−ğü gündüzsefası (bitki) gündüzün gündüz yırtıcıları günebakan güneç.−ci güne doğrulum güneğik.−ği 927 .−ği güneş (gök cismi) Güneş (bilimsel yayınlarda) güneş banyosu güneş dil teorisi güneş gözlüğü güneş günü güneş hayvancıkları güneş kremi güneş lekeleri güneşleme güneşlemek güneşlenme güneşlenmek güneşletme güneşletmek güneşli güneşlik.

−ği güneş sütü güneş tacı güneş takvimi güneş tekeri güneştopu (bitki) güneş tutulması güneş yağı güneş yanığı güneş yılı güney Güney (ilçe) Güneybalığı (yıldız kümesi) güneybatı güneydoğu güney karamanı Güney Kutbu'nu güneyli güney noktası Güneysınır (ilçe) Güneysu (ilçe) 928 .güneş odası güneş saati güneşsel güneş sistemi güneşsiz güneşsizlik.

Güngören (ilçe) güngörmez güngörmüş güngörmüşlük.−ğü günü gününe 929 .−ğü günlük ağacı günlükçü günlük defter günlük güneşlik.−ği gün merkezli gün ortası günöte (gök bilimi) günsüler gün tutulması gün−tün eşitliği günü günü birliğine günü birlik günücü günücülük.−ğü gün gülü günindi günleme günlemek günlerce günlü günlük.

−ği güreş güreşçi güreşçi köprüsü güreşçilik.−ğü Gürcistan Gürcü Gürcüce güre gürecilik.−ği güreşilme güreşilmek güreş mayosu 930 .günüleme günülemek günün adamı gün yağmuru gün yapmak gün yayı gün yeli Günyüzü'nü (ilçe) güpegündüz güpgüzel gür gürbüz gürbüzleşme gürbüzleşmek gürbüzlük.

−ği gürleme gürlemek gürleşme gürleşmek gürleyiş gürlük.güreşme güreşmek güreş minderi güreştirme güreştirmek gürgen gürgengiller Gürgentepe (ilçe) gür gür gürlek.−ğü Güroymak (ilçe) gürpedek Gürpınar (ilçe) Gürsu (ilçe) güruh gürüldeme gürüldemek gürül gürül gürültü gürültücü gürültü etmek 931 .

−ci güven hesabı güven ışığı güvenilir güvenilirlik.−ci güvelâ güvelenme güvelenmek güvem eriği güven güvence güvence akçesi güvenceli güvencesiz güvenç.−ği 932 .gürültülü gürültülü patırtılı gürültü patırtı gürültüsüz gürültüsüzce gürültü yapmak Gürün (ilçe) gürz gütaperka gütme gütmek güve güveç.

−ği güvensizlik önergesi güven yazısı güvercin güvercinboynu (renk) güvercingiller güvercingöğsü (renk) güvercinler 933 .−ği güveniş güvenli güvenlik.güvenilme güvenilmek güvenirlik.−ği güvenlik borusu güvenlik görevlisi güvenlik vanası güvenme güvenmek güven mektubu güven oylaması güvenoyu güvensiz güvensizce güvensizlik.

−ğu güzel duyusal güzel güzel güzelhatun çiçeği güzelleme güzelleşme güzelleşmek güzelleştirilme güzelleştirilmek 934 .−si güveylik.güvercinlik.−i güveyfeneri (bitki) güveyi.−ği güverte güvey.−ği güvey yemeği güvez güya güz güzaf güz çiğdemi güz dönemi güzel güzelavrat otu Güzelbahçe (ilçe) güzelce güzel duyu güzel duyuculuk.

güzelleştirme güzelleştirmek güzellik.−ği güzleme güzlemek güzlük.−ği güzellik enstitüsü güzellik kraliçesi güzellikle güzellik malzemesi güzellik müstahzarları güzellik salonu güzellik yarışması güzel olmak güzel sanatlar güzel yazı sanatı Güzelyurt (ilçe) Güzergâh güzeşte güzey güzide güzlek.−ğü güz noktası (*)H H ha 935 .

−ği haber merkezi habersiz habersizce habersizlik.−ği haber stüdyosu Habeş Habeşî Habeşistan habip 936 .habanera habaset habbe haber haber ajansı haber bülteni haber bürosu haberci habercilik.−ği haberdar haberdar etmek haberdar olmak haber kaynağı haber kipi haberleşme haberleşmek haberli haberlik.

−ccı hacamat hacamat baltası hacamatçı hacamat etmek hacamatlama hacamatlamak hacamat şişesi hacamat yapmak haccetme haccetmek hacet hacet kapısı hacet penceresi hacet tepesi hacet yeri hacı hacıağa hacıağalık.ha bire habis habislik.−ğı Hacıbektaş (ilçe) Hacıbektaş taşı hacı devesi 937 .−ği habitat habitus hac.

−ğı hacı olmak hacı yağı hacıyatmaz hacıyolu (Samanyolu) hacim.−cmi hacimli hacimlice hacimsiz hacir.hacı fışfış Hacılar (ilçe) hacılar bayramı hacılar kuşağı (gök kuşağı) hacılaryolu (Samanyolu) hacılık.−cri Hacivat haciz.−czi hacizli haczetme haczetmek haç haçlama haçlamak haçlı 938 .

−ği hadım Hadım (ilçe) hadım ağası hadım etmek hadımlaştırma hadımlaştırmak hadımlık.Haçlılar haçvari had.−ddi hâd hadde haddeci hadde fabrikası haddehane haddeleme haddelemek haddizatında hademe hademeihayrat hademelik.−ğı hadi hadi hadi hadim hadis (Peygamber sözü) hâdis (meydana 939 .

−ğı hafi hafi celse hafif hafifçe hafif hafif hafif hapis cezası hafifleme 940 .gelen) hâdisat hâdise hâdiseli hadisene hâdisesiz hadsiz hesapsız haf hafakan hafazanallah hafız hafıza hafıza kaybı hafızalı hafızali (üzüm) hafızasız hafızıkütüp.−bü hafızlama hafızlamak hafızlık.

−di hafiye hafiyelik.−ği 941 .−bi hafif uyku hafif yollu Hafik (ilçe) hafit.−i hafifseme hafifsemek hafifseyiş hafif sıklet hafiften hafif tertip.−bi hafifletme hafifletmek hafifleyiş hafiflik.−bi hafif para cezası hafif sanayi.hafiflemek hafifleşme hafifleşmek hafifleştirme hafifleştirmek hafifletici hafifletici sebep.−ği hafiflik etmek hafifmeşrep.

−ğı hafta hafta arası hafta başı hafta içi haftalık.−ğı haftalıkçı haftalıklı hafta sonu haftaym hah haham hahambaşı hahambaşılık.−ğı hahha hahhah hahnyum hail haile hain haince hain hain 942 .−ğı hahamhane hahamlık.hafniyum hafriyat hafriyatçı hafriyatçılık.

−ği hak etmek hakeza 943 .−kki (oyma) hâk.−ği hainlik etmek haiz haiz olmak hak.hainleşme hainleşmek hainlik.−ki (toprak) hakan hakanlık.−kk’ı (Tanrı) hak.−ğı hakaret hakaretamiz hakaret etmek Hakas Hakasça hakça hakçası Hak dini hak ediş hakem hakem heyeti hakem kararı hakemlik.−kkı (doğruluk) Hak.

−ti hakikaten hakikatli hakikat olmak hakikatsiz hakikatsizlik.−ği hâkim olmak hakir hakkâk.−ki hakkaniyet Hakkâri hakketme hakketmek hakkıhıyar hakkıhuzur hakkımüktesep hakkında 944 .−ği hakikî hakim (hikmet sahibi) hâkim (yargıç) hakimane hâkimane hâkimiyet hâkimiyetimilliye hâkimlik.hâkî hakikat.

−lli (çözme.−ği haksız haksızca haksızlık.−ği haksever hakseverlik.−li (pazar yeri) hal.hakkısükût hakkıyla haklama haklamak haklaşma haklaşmak haklı haklılık.−ğı hakuran (kumru) hak yolu hal.−ğı haklı olmak hakperest hakperestlik.−ğı haksızlık etmek haksız yere hakşinas hakşinaslık. eritme) 945 .−ğı haktanır haktanırlık.

−ğı halaza halazade hâlbuki hal çaresi hâl değişimi haldır haldır 946 .hal.−l'i (tahttan indirme) hâl.−ğı halayıklı halayıklık.−li (durum) hala (babanın kız kardeşi) hâlâ (henüz) Halaç Halaçça halakızı halaoğlu halâs halâs etmek halâskâr halâs olmak halat halat çekme halâvet halay halayık.

hale halebî halef halef selef halef selef olmak halel haleldar haleldar etmek haleldar olmak halelenme halelenmek haleli hâlen Halep çıbanı halet haletiruhiye hal'etme hal'etmek halfa Halfeti (ilçe) half−time halhal halı halıcı halıcılık.−ğı halı saha hali 947 .

−kı halile halim halim selim halis halisane halis muhlis halisüddem halita haliyle halk halka halkacı halk adamı halka dizilişli halka dönük.−ği hâlihazır hâlihazırda halik.−ci Haliç hâli duman halife halifelik.haliç.−ğü halk ağzı halkalama halkalamak halkalanış 948 .

halkalanma halkalanmak halkalayış halkalı halkalı damar halkalı gözler halkalılar halkamsı halka olmak halka oyunları Halkapınar (ilçe) halk avcılığı halk avcısı halkavî halka yay halk bilgisi halk bilimci halk bilimi halk bilimsel halkçı halkçılık.−ğı halk dili halk edebiyatı halk etmek halk evi halk evleri halkiyat 949 .

−cı hallaçlık.halk matinesi halk müziği halk odası halk okulu halk oylaması halkoyu halk ozanı halk yardakçılığı halk yardakçısı hallaç.−ğı hallenme hallenmek halleşme halleşmek halletme halletmek hallice hallihamur (olmak) hallolma hallolmak hallolunma hallolunmak halojen hâlsiz hâlsizce hâlsizleşme 950 .

−ğı hamallık yapmak hamal semeri hamal sırığı hamam 951 .−ğı hamakat.−ği halt etmek halûk hâl ulacı halüsinasyon halvet halvethane Halvetî halvet olmak ham hamail hamak.−ti hamal hamalbaşı hamal camal hamaliye hamallık.−ği halt halter halterci haltercilik.hâlsizleşmek hâlsizlik.

−ğı hamam kesesi hamamlık.hamam anası hamam bohçası hamam böceği hamam böceğigiller hamamcı hamamcılık.−ğı hamam otu Hamamözü'nü (ilçe) hamam takımı hamam tası hamam yapmak hamarat hamaratça hamaratlaşma hamaratlaşmak hamaratlık.−ğı hamarat taze hamaset hamasî hamaylı Hambelî ham besi suyu hamburger hamburgerci 952 .

−ği hamilen hamilikart hamil olmak haminne hamisiz hamiş hamiyet hamiyetli hamiyetperver hamiyetperverlik.hamdüsena Hamel (Koç burcu) ham ervah ham gaz hamhalat ham hayal.−ği hamla hamlacı 953 .−li ham hum hamız hami Hamî hamil hamile hamilelik. −ği hamiyetsiz hamiyetsizlik.

−cı hamlama hamlamak hamlaşma hamlaşmak hamle hamleci hamle etmek hamletme hamletmek hamle yapmak hamlık.−dı hamt etmek hamule hamur 954 .hamlaç.−ğı ham madde ham payı hamse hamsi hamsi buğulama hamsi çorbası hamsigiller hamsikuşu (hamsi tavası) hamsili pilâv hamsin hamt.

Hamur (ilçe) hamur boya hamurcu hamurculuk.−du han Han (ilçe) Hanak (ilçe) hanay Hanbelî hancı 955 .−ğu hamur çorbası hamur işi hamurkâr hamurlama hamurlamak hamurlanma hamurlanmak hamurlaşma hamurlaşmak hamursu hamursuz Hamursuz Bayramı hamur tahtası hamur tatlısı hamur teknesi hamurumsu hamut.

−ğı hançer hançer çiçeği hançere hançerleme hançerlemek hançerlenme hançerlenmek handan hande handikap.−ğı Hanefî Hanefîlik.−bı handiyse hane hanedan hanedanlık.−ği hangar hangi hangisi hanım hanımanne 956 .−ği hanek haneli hanelik.−ği hanende hanendelik.hancılık.

−ğı hanımlık.−ğı hanımnine hanımparmağı(tatlı) hani Hani (ilçe) hanigiller hanlık.−ği hanımeli.−ğı Hanönü'nü (ilçe) hantal hantallaşma hantallaşmak hantallık.−ğı 957 .−yi hanımeligiller hanım evlâdı hanımgöbeği (tatlı) hanım hanımcık.hanım böceği hanımefendi hanımefendilik.−ğı hant hant hanüman hap hapaz hapazlama hapazlamacı hapazlamacılık.

−psi hapishane hapislik.−ğı hapşırıklı hapşırma hapşırmak hapşırtma hapşırtmak hapşu haptetme haptetmek har 958 .−ğı hap etmek hapır hapır hapır hupur hapis.hapazlamak hapçı hapçılık.−di haploloji hapsedilme hapsedilmek hapsetme hapsetmek hapsettirme hapsettirmek hapşırık.−ği haploit.

hara harabat harabatî harabatîlik.−ği haraç.−cı haraççı haraççılık.−ğı haraçlı harakiri harala gürele haram haram etmek harami haramilik.−ği haram olmak haram para haramsız haramzade haranı harap.−ğı harap olmak 959 .−bı harap etmek haraplaşma haraplaşmak haraplık.−ği harabe harabelik.

harar hararet hararetlendirme hararetlendirmek hararetlenme hararetlenmek hararetli hararetli hararetli haraşo haraza harbe harbi (alet.−ği harbiye harbiyeli Harbiye Nezareti harcama harcamak harcama kalemi harcanabilir harcanma harcanmak harcayış harcı harcıâlem harcırah 960 . hilesiz) harbî (savaşla ilgili) harbilik.

harç.−cı harçlı harçlık.−ğı hardal rengi hardalsı hardalsız hare harekât hareke harekeleme harekelemek harekeli harekesiz hareket hareket dairesi hareket etmek hareketlendirme hareketlendirmek hareketlenme hareketlenmek hareketli hareketlilik.−ği 961 .−ğı harçsız hardal hardaliye hardallı hardallık.

−fi harf çevirisi harfendaz harfendazlık.−ği harekî harelenme harelenmek hareli harem harem ağası Haremeyn harem kâhyası haremlik.−ğı harfi harfine harfitarif harfiyen har gür har har harharyas harharyasgiller har hur harılanma harılanmak 962 .−ği Harezmî yolu harf.hareket noktası hareketsiz hareketsizlik.

−ği harim harir haris harita haritacı haritacılık.harıldama harıldamak harıl harıl harıltı harım harın haricen haricî hariciye hariciyeci hariciyecilik.−ci hariç olmak harika harikulâde harikulâdelik.−ğı harlak.−ğı haritalık.−ğı harlama harlamak 963 .−ği hariciye nazırı hariç.

−bi (savaş) harp akademileri harp dairesi 964 .harlatma harlatmak harlı harman harmancı Harmancık (ilçe) harmancılık.−ğı harmandalı harman etmek harmani harmaniye harmanlama harmanlamak harmanlanma harmanlanmak harmanlatma harmanlatmak harmanlık.−bu harp (çalgı) harp.−ğı harman sonu harman yapmak harman yeri harmonyum harnup.

−dı hasatçı hasatçılık.−cu has Hasandede şarabı Hasandede üzümü Hasankeyf (ilçe) Hasanpaşa köftesi hasar hasarlı hasat.harp etmek harp malûlü harp okulu Harput köftesi harp zengini Harran (ilçe) harrangürra hars hart harta hartadak hartadan hartama hart hart hart hurt harttadak hartuç.−ğı 965 .

−di hasetçi haset etmek hasetlenme hasetlenmek hasetli hasetlik.−ği hasıl (ekin) hâsıl (olan. ortaya çıkan) hâsıla hâsılat hâsılatlı 966 .hasbelkader hasbetenlillâh hasbıhâl.−ği hasebi nesebi hasebiyle haseki hasekiküpesi (bitki) haseki sultan hasenat hasep.−li hasbıhâl etmek hasbî hasbîlik.−bi hasepsiz nesepsiz haset.

−ği hasislik etmek hasiyet hasiyetli Hasköy (ilçe) haslet haspa 967 .−smı hasımca hasımlık.−ğı hasır hasır.−ğı hasırlama hasırlamak hasırlanma hasırlanmak hasırlı hasır otu hasır otugiller hasis hasislik.−srı hasıraltı hasırcı hasırcılık.hâsılı hâsılıkelâm hâsılı velkelâm hâsıl olmak hasım.

−ğı hasta etmek hastahane hastahanelik.−ği hastahanelik etmek hastahanelik olmak hastalandırma hastalandırmak hastalanış 968 .−ği hasretme hasretmek hasrolunma hasrolunmak hassa Hassa (ilçe) hassa askeri hassas hassasiyet hassaslık.−ğı hassaten hasse hassiyum hasta hasta bakıcı hasta bakıcılık.hasret hasretli hasretlik.

−du haşa (kalın kumaş parçası) hâşâ (asla) haşarat haşarı haşarıca haşarılaşma haşarılaşmak haşarılık.−ğı hastalıklı hastalık tablosu hasta olmak hastel has un hasut.hastalanma hastalanmak hastalık.−ğı haşat haşat etmek haşefe haşere haşhaş haşhaşhane haşhaş yağı haşıl haşıllama 969 .

−şvi haşiye haşlak haşlama haşlamak haşlamlılar haşlanış haşlanma haşlanmak haşlatma haşlatmak haşmet haşmetli 970 .−şri haşir neşir haşiş haşiv.−ği haşir.haşıllamak haşırdama haşırdamak haşır haşır haşır huşur haşırtı haşırtılı haşin haşinleşme haşinleşmek haşinlik.

haşmetlû haşviyat haşyet hat.−ttı hata hata etmek hatalı hatalı yürüme hatasız hata vuruşu Hatay hat bekçisi hatıl hatıllama hatıllamak hatır hatıra hatıra defteri hatırat hatır belâsı hatır hatır hatır hutur hatırlama hatırlamak hatırlanma hatırlanmak hatırlatma 971 .

hatırlatmak hatırlayış hatırlı hatır senedi hatırsız hatırşinas hatif hatim.−ği hatmetme hatmetmek hatmi hatta hattat hattatlık.−bi hatiplik.−ğı hattıhareket hatun hav hava hava akımı hava alanı hava atışı hava basıncı hava bilgisi hava boşaltma 972 .−tmi hatime hatip.

−ği havaî mavi hava indirme havaiyat hava kanalı 973 .−ğı havacıva havadan havadar hava değişimi hava deliği havadis hava dolaşımı hava durumu hava düzenleyicisi hava gazı hava gazı beki hava gazı fırını hava gazı sayacı hava haritası hava hukuku havaî havaî fişek.makinesi hava boşluğu hava burgacı havacı havacılık.−ği havaîlik.

hava kapağı hava kesesi hava köprüsü hava kuvvetleri hava küre havalandırıcı havalandırılma havalandırılmak havalandırma havalandırmacı havalandırmak havalandırmalı havalanma havalanmak havale havale etmek havaleli havalename havalı havalı direksiyon havalı fren havali hava limanı hava meydanı hava musluğu havan havaneli (alet) 974 .

−ğı hava süzgeci hava şartları hava tahmini hava taşı hava tebdili hava ulaşımı hava üssü hava yastığı hava yastıklı hava yolu hava yolu ulaşımı hava yuvarı havhav (köpek) hav hav havi havil.havan topu hava oyunu hava parası hava raporu havarî havarîlik.−vli 975 .−ği havas (nitelikler) havâs (duygular) hava sahası havasız havasızlık.

−ğu havuzlama 976 .−du havuz havuzcu havuzcuk.−cu havuçlu kek havuç suyu havut.−ğu havra Havran (ilçe) Havsa (ilçe) havsala havsalası geniş havuç.havi olmak havlama havlamak havlanma havlanmak havlatma havlatmak havlayış havlı havlıcan havlu havlucu havluculuk.−ğu havluluk.

−li hayalât hayalbaz hayal bilim hayalci hayalcilik.havuzlamak havuzlanma havuzlanmak havuzlu havuzsuz Havva Havva ana havvaanaeli (bitki) havya havyar havza Havza (ilçe) hay haya (er bezi) hayâ (utanma duygusu) hayal.−ği hayal düzeyi hayalen hayalet hayal etmek hayal gücü 977 .

−ği hayal seviyesi hayal ülke hayâsız hayâsızca hayâsızlık.hayalhane hayâlı hayalî hayalifener hayalî ihracat hayal kırıklığı hayalli hayal meyal hayal olmak hayal oyunu hayalperest hayalperestlik.−ğı hayat hayat adamı hayat ağacı hayat arkadaşı hayat dolu hayat düzeyi hayat felsefesi hayat hikâyesi hayatî hayatiyet 978 .

hayatiyetli hayat kadını hayat kavgası hayat memat hayat memat meselesi hayat mücadelesi hayat okulu hayat pahalılığı hayat seviyesi hayat sigortası hayat standardı hayat suyu hayat şartları hayat tarzı hayat tecrübesi hayat umudu haybe haybeci haybeden hayda haydalama haydalamak haydalanma haydalanmak haydama haydamak haydarî 979 .

−yrı (iyilik) hayırdua hayırdua etmek hayırhah hayırhahlık. olmaz) hayır.−yfı hayıflanma hayıflanmak hayır (yok.−ğu haydutluk etmek hayfa hayhay hayhuy hayıf.haydarî yaka Haydarpaşa haydi haydi haydi haydin haydindi haydisene haydut.−du haydutluk.−ğı hayırlaşma hayırlaşmak hayırlı hayırperver hayır sahibi 980 .

−yzı haykırı haykırış haykırışma haykırışmak haykırma haykırmak haykırtı haykırtma haykırtmak haylamak haylaz haylazca haylazlaşma haylazlaşmak haylazlık.−ğı hayız.hayırsever hayırseverlik.−ği hayırsız hayırsızlık.−ğı haylazlık etmek hayli haymana Haymana (ilçe) haymana mandası haymana öküzü haymatlos 981 .

−ğı hayran olmak hayrat Hayrat (ilçe) hayret hayret etmek hayrola hayrülhalef haysiyet haysiyet divanı haysiyetiyle haysiyetli haysiyetsiz haysiyetsizlik.−ği hayta haytalık.−ğı haytalık etmek hayvan hayvanat hayvanat bahçesi hayvan bilimci hayvan bilimi hayvanca hayvancağız 982 .Hayrabolu (ilçe) hayran hayran hayran hayranlık.

−ti hazakatli hazan hazandide hazar Hazar Hazarca hazarî hazcı hazcılık.−zzı haza hazakat.−ğı hayvancılık.hayvancık.−ğı hazfetme hazfetmek 983 .−ğı hayvanlık etmek hayvansal hayvan varlığı haz.−ğı hayvanî hayvaniyet hayvan kömürü hayvanlaşma hayvanlaşmak hayvanlaştırma hayvanlaştırmak hayvanlık.

hazık hazım.−ğı hazırcı hazırcılık.−ğı hazın hazır hazır beton hazırcevap.−ğı hazır çorba hazır değer hazır etmek hazır giyim hazır kahve hazır kıt’a hazırlama hazırlamak hazırlanış hazırlanma hazırlanmak hazırlatma hazırlatmak hazırlayış hazırlık.−zmı hazımlı hazımsız hazımsızlık.−bı hazırcevaplık.−ğı 984 .

−ğı haziran haziran böceği hazire hazletme hazletmek hazmetme hazmetmek hazne hazret 985 .hazırlık devresi hazırlık dönemi hazırlıklı hazırlıklı olmak hazırlık sınıfı hazırlıksız hazırlıksız olmak hazırlop hazır ol hazır ol duruşu hazır olmak hazır para hazır yemek.−ği hazır yiyici hazin hazine hazinedar hazinedarlık.

−ği hece ölçüsü hece tahtası hece taşı hece vezni hece yutumu hecin hedef hedef kitle hedefleme 986 .Hazro (ilçe) hazzetme hazzetmek he heba heba etmek heba olmak hebenneka heccav hece hececi hececilik.−ği heceleme hecelemek heceletme heceletmek heceli hecelik.

−li 987 .−ği hedonist hedonizm hegemonya hekim hekimbaşı Hekimhan (ilçe) hekimlik.−ği hektar hektogram hektolitre hektometre helâ helâk.−ki helâk etmek helâk olmak helâl.−ği hediye hediye etmek hediyelik.hedeflemek hedeflenme hedeflenmek hedef olmak heder heder etmek heder olmak hedik.

−ği helâl olsun helâl hoş olsun helâlzade hele helecan helecanlanma helecanlanmak Helen Helenist Helenistik.−di helikon helikopter 988 .−ği Helenizm helezon helezonî helezonlaşma helezonlaşmak helezonlu helik.−ği helikoit.helâl etmek helâlî helâlinden helâlleşme helâlleşmek helâlli helâllik.

−gi hemati hematit hematolog.heliport helis helisel helke hellim (peynir) helme helmelenme helmelenmek helmeli helmintoloji helva helvacı helvacı kabağı helvacı kökü helvacılık.−ğu 989 .−ğı helvahane helvalaşma helvalaşmak helyodor helyograf helyoterapi helyum hem hemahenk.

hematoloji hemayar hemcins hemdert.−ği Hendek (ilçe) hendese 990 .−ği Hemşin (ilçe) hemşire hemşirelik.−li hemhudut.−ği hemşirezade hemze hemzemin hemzemin geçit.−di hemen hemencecik hemen hemen hemfikir.−du hemodiyaliz hemofil hemofili hemoglobin hempa hemşehri hemşehrilik.−di hendek.−kri hemhâl.

hendesî hengâm hengâme hentbol hentbolcu henüz hep hepatit hepatoloji hep beraber hep birden hepçil hepsi hepsi hepsi hepten hepyek her her an her bir her biri hercaî hercaîce hercaîlik.−ği hercaî menekşe hercümerç.−ci hercümerç etmek her daim 991 .

−ği herekleme hereklemek hergele hergeleci hergelelik. mutlaka) her hâlükârda herhangi herhangi bir herhangi biri herif herifçioğlu herik.−ği herk herke herkes herkeslik.her dem herek.−ği her gün herhâlde (belki) her hâlde (her du− rumda.−ği herk etmek her nasılsa her nedense her ne ise her ne kadar 992 .

−bı hesaplama hesaplamak hesaplanış hesaplanma hesaplanmak hesaplaşma hesaplaşmak hesaplatma hesaplatmak 993 .her neyse her şey hertz her yerdelik.−ği her zaman herze herzevekil hesabî hesap.−bı hesap belgesi hesap cetveli hesap cüzdanı hesapça hesapçı hesap etmek hesap günü hesap işi hesap kitap.

−ğı hesap uzmanı heterojen heterotrof heterotrofi hevenk.hesaplayış hesaplı hesaplıca hesaplı orun hesap makinesi hesap özeti hesapsız hesapsızca hesapsız kitapsız hesapsızlık.−gi hevenkleşme hevenkleşmek heves heves etmek heveskâr heveskârlık.−ğı hevesleniş heveslenme heveslenmek hevesli hevessiz hey 994 .

heyamola heybe heybeci heybet heybetli heybetlice heyecan heyecanlandırma heyecanlandırmak heyecanlanış heyecanlanma heyecanlanmak heyecanlı heyecanlılık.−ğı heyecansız heyecansızlık.−ğı heyelân heyet heyetiyle heyhat heyhey heykel heykelci heykelci kalemi heykelcilik.−ği heykelleştirme heykelleştirmek 995 .

heykelli heykeltıraş heykeltıraşlık.−ği hıdrellez hıfız.−ğı hıçkırış hıçkırma hıçkırmak hıçkırtma hıçkırtmak hıdiv hıdivlik.−fzı hıfzetme hıfzetmek hıfzıssıhha hık 996 .−ğı heyulâ hezaren hezaren örgü hezel hezeyan hezeyan etmek hezimet hezliyat hı hıçkıra hıçkıra hıçkırık.

−ğı hınzırlık etmek hır hıra hırbo hırboluk.−cı hınçlı hınçsız Hınıs (ilçe) hınk hınzır hınzırca hınzırlaşma hınzırlaşmak hınzırlık.hık mık hık mık etmek hıltan hıltar hımbıl hımbıllaşma hımbıllaşmak hımbıllık.−ğı hımhım hımhımlık.−ğı hımış hıncahınç hınç.−ğu 997 .

−ğı hırgür hırıldama hırıldamak hırıldaşma hırıldaşmak hırıldayış hırıl hırıl hırıltı hırıltıcı hırıltılı hırızma hırka hırkalı hırkasız hırlama hırlamak hırlaşma hırlaşmak 998 .−ğı hırçınlık etmek hırçınlık yapmak hırdavat hırdavatçı hırdavatçılık.hırçın hırçınlaşma hırçınlaşmak hırçınlık.

−ği hırs hırsız hırsız adım hırsız anahtarı hırsız feneri hırsız kelepçe hırsızlama hırsızlık.−ğı hırsızlık etmek hırsızlık yapmak hırsız yatağı hırslandırma hırslandırmak 999 .hırlatma hırlatmak hırlayış hırlı hırpalama hırpalamak hırpalanış hırpalanma hırpalanmak hırpalatma hırpalatmak hırpalayış hırpanî hırpanîlik.

−ğu hırtı pırtı hırtlamba hırtlık.hırslanış hırslanma hırslanmak hırslı hırssız hırt hırtapoz hırtapozluk.−ğı Hırvat Hırvatça Hırvatistan hısım hısım akraba hısımlık.−ğı hışıldama hışıldamak hışıldatma hışıldatmak hışıl hışıl hışıltı hışıltılı hışıltısız hışım.−şmı hışımlanma 1000 .

−ğı hışırtı hışırtılı hışırtısız hışlama hışlamak hıyaban hıyanet hıyanetlik.hışımlanmak hışımlı hışır hışırdama hışırdamak hışırdatma hışırdatmak hışırdayış hışır hışır hışırlık.−ğı hıyarağası hıyarcık.−ği hıyar hıyarağa hıyarağalık.−ğı 1001 .−ğı hıyarcıl hıyarlaşma hıyarlaşmak hıyarlık.

−ğı Hızır hızla hızlandırılma hızlandırılmak hızlandırma hızlandırmak hızlanış hızlanma hızlanmak hızlı hızlı akın hızlı hızlı hızlı hücum hızlılık.hıyarlık etmek hıyarşembe hız hızar hızarcı hızarcılık.−ğı hızma hızölçer hibe hibe etmek hicap.−bı hicap etmek hicaz 1002 .

Hicaz hicazkâr hiciv.−di hidayet hiddet hiddet etmek 1003 .−ği hiç kimse hiçleme hiçlemek hiçleştirme hiçleştirmek hiçlik.−ği hiçten hidatit.−cvi hicran hicret hicret etmek hicrî hicrî takvim hicvetme hicvetmek hicviye hiç hiçbir hiçbiri hiççi hiççilik.

−ği hidroelektrik santral.hiddetlendirme hiddetlendirmek hiddetleniş hiddetlenme hiddetlenmek hiddetli hiddetsiz hidra hidralar hidrasit.−di hidrat hidratlı hidrobiyoloji hidrodinamik.−li hidrofil hidrofobi hidrofor hidrograf hidrografi hidrojen hidrojen bombası hidrojenleme hidrojenlemek hidrojeoloji 1004 .−ği hidroelektrik.

hidrokarbon hidrokarbonat hidrokarbür hidroklorik asit.−ği hidroskopi hidrostatik.−lü hidrür higrofil higrometre higrometrik higroskop.−di hidrolik.−ği higrostat 1005 .−ğu hidroloji hidrometre hidroplân hidrosefal.−ği hidroliz hidrolog.−di hidroksil hidroksit.−bu higroskopik.−ği hidroterapi hidrozol.−li hidrosefali hidrosfer hidrosiyanik.

−ği hikâye hikâye birleşik zamanı hikâyeci hikâyecik.higrotropizm hijyen hijyenik.−ği hilâfıhakikat.−ti hilâfsız hilâl.−li hilâlî 1006 .−ği hikâyecilik.−ği hikâye etmek hikâyeleme hikâyelemek hikâyeleştirme hikâyeleştirmek hikem hikemî hikmet hikmetihuda hikmetli hilâf hilâfet hilâfetçi hilâfetçilik.

−ti hile hilebaz hileci hilecilik.hilâlleme hilâllemek hil'at.−ği himaye etmek himen himmet himmet etmek 1007 .−ğı hileli hileli iflâs hilesiz hileli yönlendirme hile yapmak hilkat.−ti hilkaten hilozoizm Hilvan (ilçe) hilye himaye himayeci himayecilik.−ği hileişer’iye hilekâr hilekârlık.

−ği hinoğlu hinoğluhin Hint Hint armudu Hint−Avrupa Hint bademi Hint baklası Hint bamyası Hint bezelyesi Hint biberi Hintçe Hint çiçeği Hint darısı 1008 .−ğu Hindoloji Hindu Hinduizm hinleşme hinleşmek hinlik.hin hindi hindiba hindici hindigiller Hindistan Hindistan cevizi Hindolog.

−dı Hint fıstığı Hint fulü Hint gergedanı Hint güreşi Hint hıyarı Hint horozu Hint hurması Hint inciri Hint ipeği Hint irmiği Hint kamışı Hint keneviri Hint kertenkelesi Hint kestanesi Hint kirazı Hint kobrası Hint kumaşı Hint leylâğı Hintli Hint mandası Hint pamuğu Hint pirinci Hint safranı Hint sarısı Hint tavuğu 1009 .Hint domuzu hinterlant.

−di hipermarket hipermetrop.−ği 1010 .−ği hirfet his.−ği hipotez hippi hippilik.Hint yağı Hint yağı ağacı hiperbol.−lü hiperbolik.−ssi hisar hisarbuselik.−bu hipertansiyon hipnoz hipoderm hipodrom hipofiz hipoglisemi hipopotam hipopotamgiller hipostaz hipotansiyon hipotenüs hipotetik.−ği hiperboloidal.−li hiperboloit.

Hisarcık (ilçe) hisleniş hislenme hislenmek hisli hisse hissedar hissedilme hissedilmek hisseişayia hisseişayialı hisseli hisse senedi hisset hissetme hissetmek hissettirme hissettirmek hissî hissikablelvuku.−u hissiselim hissiyat hissiz hissizlik.−ği histerezis histoloji hiş 1011 .

−bı hitap etmek Hitit Hititçe Hititolog.hişt hit hitabe hitaben hitabet hitam hitan hitap.−zbi hizipçi hizipçilik.−ğu Hititoloji hiyerarşi hiyerarşik hiyeroglif hiza hizalama hizalamak Hizan (ilçe) hizip.−ği hizipleşme hizipleşmek hizmet hizmet akdi 1012 .

−ği hizmet eri hizmet etmek hizmet içi eğitim hizmetkâr hizmetkârlık.hizmetçi hizmetçilik.−ğı hocalık etmek hodan hodangiller hodbehot hodbin hodbinlik.−ğı hizmetli hobi hoca Hocalar (ilçe) hocalık.−ğı hodpesent.−ği hodkâm hodkâmlık.−di hodri meydan hohlama hohlamak hokey hokka hokkabaz 1013 .

−ğı hol.−lü holding holdingleşme holdingleşmek holigan holiganlık.−ğı Hollânda Hollândaca Hollândalı holmiyum holosen holotüritler homojen homojenlik.−ği homolog.−ğu homolog kromozom homonim homoseksüel homoseksüellik.−ği homoteti homotetik.−ği homurdanış homurdanma homurdanmak homur homur homurtu 1014 .hokkabazlık.

−ği hoppalık.homurtulu homurtusuz hona Honaz (ilçe) Honduras Honduraslı hop Hopa (ilçe) hoparlör hoparlörlü hoparlörsüz hop hop hoplama hoplamak hoplatılma hoplatılmak hoplatış hoplatma hoplatmak hoplaya zıplaya hoplayış hoppa hoppaca hoppadak hoppala hoppala bebek.−ğı 1015 .

hoppalık etmek hopurdatma hopurdatmak hor hora horanta horasan Horasan (bölge. ilçe) horasanî Horasanlı horhor horlama horlamak horlanış horlanma horlanmak horlayış hormon hornblent.−ğı horoz akıllı horozayağı (burgu) horozbina horozbinagiller 1016 .−di horon horoz horoz ağırlık.

−ğı hortlama hortlamak hortlatma hortlatmak hortum hortumlama hortumlamak hortumlu 1017 .horozcuk otu horoz dövüşü horoz fasulyesi horozkarası (üzüm) horozgözü (bitki) horozibiği (bitki) horozibiğigiller horoz kafalı horozlanış horozlanma horozlanmak horozlaşma horozlaşmak horoz mantarı horoz sıklet horoz şekeri horoz vakti horst hortlak.

hortumlu böcekler hortumlular horuldama horuldamak horuldayış horul horul horultu hostes hosteslik.−ğı hoşbeş hoşbeş etmek hoş bulduk hoşça hoşça kal hoş geldin(iz) hoş gelmek hoşgörü hoşgörücü hoşgörülü hoşgörürlük.−ği hoş hoşaf hoşaflık.−ğü hoşgörüsüz hoşgörüsüzlük.−ğü hoşhoş hoş koku 1018 .

−ğu hoşsohbet hoşt hoşt hoşt hoşur Hotanto hotoz hotozlu hot zot etmek hovarda hovardaca hovardalaşma 1019 .−ğu hoşnut olmak hoşnutsuz hoşnutsuzluk.−ğu hoşnut.−du hoşnut etmek hoşnutluk.hoş kokulu hoşkuran hoşlanış hoşlanma hoşlanmak hoşlaşma hoşlaşmak hoşlaştırma hoşlaştırmak hoşluk.

−ğı hovardalık etmek hoyrat hoyratça hoyratlık.hovardalaşmak hovardalık.−ğü hödüklük etmek höl höllük.−ğü höpürdetme höpürdetmek höpürtü höpürtülü hörgüç.−cü hörgüçlü höst 1020 .−ğü hödükçe hödükleşme hödükleşmek hödüklük.−ğı hoyratlık etmek hoyuk.−ğu hozalma hozalmak hozan Hozat (ilçe) hödük.

höşmerim höt höykürme höykürmek höyük.−ğı hristo teyeli hu hububat huda Huda hudayinabit hudut.−ğü Hristiyan Hristiyanlaşma Hristiyanlaşmak Hristiyanlaştırma Hristiyanlaştırmak Hristiyanlık.−du hudut boyu hudut dışı hudutlandırma hudutlandırmak hudutlu hudutsuz huğ hukuk hukukçu 1021 .

−lü hulûs hulûskâr hulûskârlık.−ğu hulâsa hulâsa etmek hulâsaten hulliyat hulûl.−ğı hulya hulyalaşma hulyalaşmak hulyalaştırma hulyalaştırmak hulyalı humar humbara humbaracı humbarahane humbara ocağı humma 1022 .hukukçuluk.−ğu hukuken hukukî hukukî metroloji hukuklu hukuksal hukuksuzluk.

−ğı huri hurma hurma ağacı hurmalık.−ğı hurma tatlısı hurra huruç.−msu (bir tür yemek) hun hunhar hunharca hunharlık.−ğı huni hunnak hunriz hurafe hurç.−ğı hurdahaş hurdahaş etmek hurdalık.−cu 1023 .hummalı humus (organik toprak) humus.−cu hurda hurdacı hurdacılık.

−u huşunet Hut hutbe hutut huy huy edinmek huylandırma huylandırmak huylanış huylanma huylanmak huylu 1024 .−lü husumet husumetkâr husus hususî hususiyet hususuyla husye huş huşu.hurufat Hurufî Hurufîlik.−ği huruşan husuf husul.

huysuz huysuzca huysuzlanış huysuzlanma huysuzlanmak huysuzlaşma huysuzlaşmak huysuzlaştırma huysuzlaştırmak huysuzluk.−ğu hüccet hücre hücre bilimi hücreler arası hücre yutarlığı hücum hücumbot 1025 .−ğu huysuzluk etmek huzme huzmeli huzur huzur evi huzur hakkı huzurlu huzursuz huzursuzca huzursuzluk.

hücumcu hücum etmek hücum oyuncusu hükmen hükmetme hükmetmek hükmî hükmî şahsiyet hükmolunma hükmolunmak hükûmet hükûmet darbesi hükûmet erkânı hükûmet etmek hükûmet kapısı hükûmet komiseri hükûmet konağı hükûmet merkezi hüküm.−kmü hükümdar hükümdarlık.−ğı hükümsüz 1026 .−ğü hükümran hükümranlık.−ğı hükümferma hükümlü hükümlülük.

−bı hünnapgiller hünsa hür hürle hürlük.hükümsüzlük.−ğü hürmet hürmeten 1027 .−ğü hülle hülleci hümanist hümanistleşme hümanistleşmek hümanizm hümanizma hümayun hüner hünerli hünersiz hüngürdeme hüngürdemek hüngür hüngür hüngürtü hünkâr hünkârbeğendi (yemek) hünnap.

−ği Hürmüz hürriyet hürriyetçi hürriyetçilik.−li hüsnühâl kâğıdı hüsnühat.−lü hüsnükuruntu hüsnüniyet hüsnüniyetle hüsnütelâkki hüsnüteveccüh 1028 .−ği hür teşebbüs hürya hürya etmek hüryemez hüseynî hüseynîaşiran hüsnühâl.−ği hürriyetperver hürriyetsiz hürriyetsizlik.−ttı hüsnükabul.hürmet etmek hürmetkâr hürmetli hürmetsiz hürmetsizlik.

hüsnüyusuf hüsran hüsün.−ğü hüzzam hüzzam beşlisi (*)I I ıcığı cıcığı Iğdır ığıl 1029 .−snü Hüt hüthüt hüve hüvelbaki hüveyda hüviyet hüviyet cüzdanı Hüyük (ilçe) hüzün.−znü hüzünlendirme hüzünlendirmek hüzünleniş hüzünlenme hüzünlenmek hüzünlü hüzünsüz hüzünsüzlük.

−bı ığrıp kayığı ıh ıhı ıhlama ıhlamak ıhlamur ıhlamurgiller ıhma ıhmak ıhtırılma ıhtırılmak ıhtırma ıhtırmak ıkıl ıkıl ıkına sıkına ıkına tıkına ıkındırma ıkındırmak ıkınma ıkınmak ıkıntı ıklama ıklamak ıklım tıklım ılgama 1030 .ığıl ığıl ığrıp.

−ğı ılım ılıma 1031 .−ğı ılıkça ılık ılık ılıklaşma ılıklaşmak ılıklaştırma ılıklaştırmak ılıklık.−ğı ılık.ılgamak ılgar ılgarcı ılgar etmek ılgarlama ılgarlamak Ilgaz (ilçe) ılgım ılgım salgım ılgın Ilgın (ilçe) ılgıncar ılgıngiller ılgıt ılgıt ılıca Ilıca (ilçe) ılıcak.

−ğı Irak ırakça ırakgörür ıraklaşma ıraklaşmak Iraklı 1032 .−ğı ıpıssız ıra ırak.ılımak ılıman ılımlı ılımlılık.−ğı ılındırma ılındırmak ılınma ılınmak ılıştırma ılıştırmak ılıtma ılıtmak ıltar ımızganma ımızganmak ıncalız ıpıl ıpıl ıpıslak.

−ğı ıraksak.ıraklık.−ği ıraksama ıraksamak ıraksınma ıraksınmak ıralama ıralamak ırama ıramak ırgalama ırgalamak ırgalanma ırgalanmak ırgama ırgamak ırganma ırganmak ırgat ırgatbaşı ırgatlık.−ğı ırk ırk ayrımı ırk bilimi ırk birliği ırkçı 1033 .−ğı ıraksak mercek.

ırkçılık.−ğı ısıl ısın ısındırma ısındırmak ısınış 1034 .−ğı ırkî ırkiyat ırksal ırktaş ırmak.−ğı ırmaklaşma ırmaklaşmak ırmak roman ırz ırz düşmanı ırz ehli ıs ısfahan Isfahan ısı ısıalan ısıcak.−ğı ısı cam ısı dam ısıdenetir ısı kuşak.

−ğı ısırılma ısırılmak ısırımlık.−ğı ısırma ısırmak ısırtma ısırtmak ısı tedavisi ısıtıcı ısıtılma ısıtılmak ısıtış ısıtma ısıtmak ısıveren 1035 .ısınma ısınma ısısı ısınmak ısınma koşusu ısıot ısıölçer ısı ölçümü ısırgan ısırgangiller ısırgın ısırıcı ısırık.

ısıyayar ısı yayımı ısı yuvarı ıska ıskaça ıskala ıskalama ıskalamak ıskala yapmak ıskarça ıskarmoz ıskarta ıskat ıskatçı ıskonto ıskonto etmek ıskontolu ıskontosuz ıskota ıskuna ıslah ıslahat ıslahatçı ıslahatçılık.−ğı ıslah etmek ıslah evi ıslahhane 1036 .

−ğı ıslak sıçan ıslak zemin ıslama ıslamak ıslanış ıslanma ıslanmak ıslatıcı ıslatılma ıslatılmak ıslatış ıslatma ıslatmak ıslatma suyu ıslık.−ğı ıslıklama ıslıklamak ıslıklanış ıslıklanma ıslıklanmak ıslıklı ıslıklı ünsüz ısmarlama 1037 .−ğı ıslak karga ıslaklık.ıslah olmak ıslak.

−ğı ıstakoz ıstakoz ağı 1038 .−ğı ıspanakgiller ıspanaklar ıspanaklı ıspanaklı börek.−ği ıspanaklı yumurta ısparmaça Isparta Isparta gülü Isparta halısı ıspatula ıspavli ıspazmoz ısrar ısrar etmek ısrarlı ıssız ıssızlaşma ıssızlaşmak ıssızlık.ısmarlamak ısmarlanma ısmarlanmak ısmarlatma ısmarlatmak ıspanak.

ıstakozlar ıstakozluk.−ğı ıstampalama ıstampalamak ıstampa resim.−ğı 1039 .−ğu ıstampa ıstampacı ıstampacılık.−ğı ışık akısı ışık aylası ışık aynası ışık bacası ışık çanağı ışıkçı ışıkçılık.−bı ıstıraplı ıstırapsız ıstırar ıstırarî ışığa doğrulum ışığa göçüm ışığan ışık.−smi ıstar ıstıfa ıstılah ıstırap.

−ğı ışık yılı ışık yuvarı ışıl ışılak.−ğı ışılama 1040 .ışık eğrisi ışık göçüm ışık gölge ışık hızı ışık ışını ışıkkesen ışık korkusu ışık küre ışıklama ışıklandırılma ışıklandırılmak ışıklandırma ışıklandırmak ışıklanma ışıklanmak ışıklı ışıklılık.−ğı ışıklı teker ışıkölçer ışık ölçümü ışıksız ışıksızlık.

ışılamak ışılatma ışılatmak ışıldak.−ği ışınım ışınım akısı ışınım alıcısı ışınım basıncı ışınım dengesi ışınımölçer 1041 .−ğı ışıldama ışıldamak ışıldatma ışıldatmak ışıl ışıl ışıl küf ışıl küfler ışıl küflüce ışıltı ışıltılı ışıma ışımak ışın ışın bilimci ışın bilimi ışınetkin ışınetkinlik.

−ğı ıştın ıştır ıtır ıtır çiçeği ıtırlı ıtır yaprağı ıtlak 1042 .ışınlama ışınlamak ışınlandırma ışınlandırmak ışınlanma ışınlanmak ışınlayıcı ışınlı ışınlılar ışınölçer ışın tedavisi ışın tedavi uzmanı ışıntı ışıntı lâmbası ışıtım ışıtma ışıtmak ışkı ışkın ışkırlak.

−dı ıvır zıvır ıydiye ızbandut.−ğı ızgara parmaklığı ızgarasız ızgara yatağı ızgın ızrar (*)İ İ iade 1043 .ıtlak olunmak ıtnap.−ğı ıttıla.−bı ıtrah ıtrah etmek ıtrışahî ıtrî ıtriyat ıtriyatçı ıtriyatçılık.−ı ıttırat.−du ızgara ızgara demiri ızgara köfte ızgaralı ızgaralık.

−ği ibik.iade edilmek iade etmek iadeiitibar iadeiziyaret iadeli iadeli taahhütlü iane iare iaşe iaşe etmek iaşe ve ibate ibadet ibadet etmek ibadetgâh ibadethane ibadullah ibare ibaret ibaret olmak ibate ibate etmek ibda.−ı ibdaî ibibik.−ği ibikli ibiksi 1044 .

−ği ibra İbradı (ilçe) ibra etmek ibraname İbranca İbranî İbranîce ibraz ibraz etmek ibre ibret ibretamiz ibreten ibretiâlem ibretlik.−ği ibret olmak ibrik.−ği ibne ibnelik.ibis ibiş iblâğ iblâğ etmek iblis iblisane iblisçe iblisçilik.−ği 1045 .

−li icabet icabet etmek icabında icap.−li icmal etmek icra icraat icraatçı icracı 1046 .−bı içapçı icap etmek icar icat.ibrikçi ibriktar ibriktar usta ibrişim ibrişim kurdu ibzal.−dı icatçı icat etmek icaz icazet icazetname icbar icbar etmek icmal.

−ği iç bölge iç bulantısı içbükey iç bükün iç cep.−bi iç cümle iç çamaşırı iç çokgen iç denge iç deniz iç deri iç donu iç dünya içe bakış 1047 .icra etmek icra kuvveti İcra ve İflâs Hukuku icra vekili iç iç açıcı iç ağ iç ağa iç asalak.−ğı iç bakla iç barış iç başkalaşım iç bellek.

−ği içerleme içerlemek içerleyiş içerme içermek iç etmek iç evlilik.−ği içerikli içerisi içerlek.−ği içe dönük.−ği içe yöneliklik.içecek.−ğı içe kapanıklık.−ğı İçel içeri içerik.−ğü içe dönüklük.−ğü iç ek içe kapanık.−ği iç görüm iç görümlü içgörür içgösterir 1048 .−ği iç gezegen iç giyim iç göbek.

−ği iç harp.−i iç güveyi.içgüdü içgüdülü içgüdüsel iç güvey.−ği iç içe içi dar içi geniş içiliş içilme içilmek içim içimli içimlik.−ttı iç hissedar iç ısıstıcı içici içicilik.−ği için içinde içindekiler içinden pazarlıklı 1049 .−bi iç hastalıkları iç hastalıkları uzmanı iç hat.−si iç güveylik.

için için içirik.−ği içkili içkili lokanta içki masası içkin içkinlik.−ği 1050 .−ğı iç kavuz içki içki âlemi içkici içkicilik.−ği içirilme içirilmek içiriş içirme içirmek içirtme içirtmek içiş iç işleri içit içi tez içitim içitme içitmek iç kapak.

−ği içli köfte içlilik.−ğı içli dışlı olmak içlik.içki psikozu içki sefası içkisiz içki sofrası iç kulak.−ği içme içmece içmek içmeler iç merkez 1051 .−ğı iç kuyu iç lâstik.−ği içlem içlendirme içlendirmek içlene içlene içleniş içlenme içlenmek içler acısı içli içli dışlı içli dışlılık.

−ği içten içe içtenlik.−ği iç salgı iç salgı bezi iç salgı bilimi iç savaş içsel iç ses iç ses düşmesi içsiz iç spiker iç su içten içten evlilik.−ği içtenlikle 1052 .içme suyu iç mimar iç mimarî iç mimarlık.−ğı iç odun iç oğlanı iç pazar iç pilâv iç plâzma iç politika içre içrek.

−ği içten pazarlıklı içtensiz içtensizlik.−ı içtima etmek içtimaî içtimaiyat içtimaiyatçı içtinap.içtenlikli içtenliksiz içtenliksizlik.−dı içtima.−ği içtepi iç ters açı içtihat.−bı içtinap etmek iç turizm iç tümce iç türeme iç tüzük.−ğü içyağı iç yarıçap iç yüz iç zar id idadî idadiye 1053 .

−ği idareten idarî iddia 1054 .idam idam cezası idame idame etmek idam etmek idamlık.−ğı idam sehpası idare idarece idareci idarecilik.−ği idare etmek idarehane idare hukuku idareimaslahat idareimaslahatçı idareimaslahat etmek idareimaslahat politikası idare kandili idare lâmbası idareli idaresiz idaresizlik.

−li idealist idealistlik.iddiacı iddiacılık.−ğu ideologlar ideoloji ideolojik.−ği 1055 .−ği idealize idealize etmek idealizm idealleştirme idealleştirmek idealsiz idefiks identik.−ği ideolog.−ğı ide idea ideal.−ğı iddia etmek iddialaşma iddialaşmak iddialı iddia makamı iddianame iddiasız iddiasızlık.

idi idil İdil (ilçe) idiopati idman idmancı idmanlı idmansız idol.−ği 1056 .−ki idrak etmek idraksiz idraksizlik.−ği idrar idrar zoru idris ağacı idris otu ifa ifade ifade etmek ifadelendirme ifadelendirmek ifa etmek iffet iffetli iffetsiz iffetsizlik.−lü idrak.

−ı 1057 .ifildeme ifildemek ifil ifil iflâh iflâh etmek iflâh olmak iflâs iflâs anlaşması iflâs davası iflâs etmek iflâs masası ifna ifna etmek ifrağ ifrat ifrat derecede ifrat tefrit ifraz ifrazat ifraz etmek ifrit ifrit etmek ifritleşme ifritleşmek ifrit olmak ifsat.−dı ifşa.

ifşaat ifşa etmek iftar iftar etmek iftariye iftariyelik.−ği iftarlık.−ğı iftar sofrası iftar tabağı iftar topu iftar vakti iftar yemeği iftar zamanı iftihar iftihar etmek iftihar listesi iftira iftiracı iftiracılık.−ğı iftira etmek iguana iguanagiller iğ iğ ağacı iğbirar iğci iğde 1058 .

−ği iğneleme iğnelemek iğnelenme iğnelenmek iğneleyici iğneleyiş iğneli iğneli fıçı iğnelik.−ği iğnecilik.−ği iğneli söz iğne oyası 1059 .−ği iğne deliği iğnedenlik.−ği iğlik.−ği iğne iğne ardı iğneci iğnecik.iğdegiller iğdemir (alet) İğdir iğdiş iğdiş etmek iğfal.−li iğfal etmek iğ iplik.

−ci iğrençlik.iğne yapmak iğne yaprak.−ği iğrenilme iğrenilmek iğreniş iğrenme iğrenmek iğrenti iğreti iğretileme iğretilik.−ği iğtinam iğ yağı ihale ihale etmek iham ihanet ihanet etmek 1060 .−ğı iğne yapraklılar iğne yastığı iğne yurdu iğrenç.−ği iğrendirme iğrendirmek iğrengen iğrengenlik.

−ğı ihbar etmek ihbariye ihbarlama ihbarlamak ihbarlı ihbarname ihbar tazminatı ihdas ihdas etmek ihkakıhak.−li ihmalci ihmalcilik.−li ihlâl etmek ihlâs İhlâs ihlâslı ihmal.−kkı ihlâl.−ği ihmal etmek ihmalkâr ihmalkârlık.ihata ihata etmek ihatalı ihbar ihbarcı ihbarcılık.−ğı 1061 .

−ğı ihraç.−li ihtikâr ihtilâç.−cı ihtilâç etmek ihtilâf 1062 .−cı ihraç edilmek ihraç etmek ihraç izni ihram ihraz ihraz etmek ihsan ihsan etmek İhsangazi (ilçe) ihsanıhümayun İhsaniye (ilçe) ihsas ihsas etmek ihtar ihtar etmek ihtarname ihtida ihtifal.ihnaklama ihracat ihracatçı ihracatçılık.

−li ihtilâlci ihtilâlcilik.−bı ihtisar ihtisas ihtisaslaşma 1063 .−li ihtimalî ihtimaliyet hesabı ihtimaller hesabı ihtimam ihtimam etmek ihtira.−ı ihtira beratı ihtiram ihtiram birliği ihtiram duruşu ihtiram kıt'ası ihtiras ihtiraslı ihtiraz ihtisap.−ği ihtilâm ihtilâs ihtilât ihtilât etmek ihtilât yapmak ihtimal.ihtilâl.

−ğı ihtiyarlık sigortası ihtiyar meclisi ihtiyar olmak ihtiyarsız ihtiyat ihtiyat akçesi ihtiyaten ihtiyatî ihtiyatî tedbir 1064 .−cı ihtiyar ihtiyarcık.−ğı ihtiyar etmek ihtiyar heyeti ihtiyarî ihtiyarlama ihtiyarlamak ihtiyarlatma ihtiyarlatmak ihtiyarlayış ihtiyarlık.ihtisaslaşmak ihtisas yapmak ihtişam ihtişamlı ihtiva ihtiva etmek ihtiyaç.

−ğı ihtiyatlı ihtiyatlı olmak ihtiyatsız ihtiyatsızlık.ihtiyatkâr ihtiyatkârlık.−ı ika etmek ikame ikame etmek ikame mallar ikamet ikamet etmek ikametgâh ikametgâh ilmühaberi ikametgâh kâğıdı ikaz 1065 .−ğı ihtiyatsızlık etmek ihtizaz ihvan ihya ihya etmek ihya olmak ihzar ihzarî ihzar müzekkeresi ika.

−ğı iki ayaklı iki ayaklılık.−ğı iki bir iki buçukluk.−ğı ikici iki cihan iki cihanda ikicilik.−ğı iki başlı iki başlılık.ikaz etmek ikbal.−li ikbal düşkünlüğü ikbal düşkünü ikdam ikebana iken iki iki anlamlı iki anlamlılık.−ğu iki büklüm iki büklüm olmak iki canlı iki canlılık.−ği iki cinslikli iki çenekliler iki çenetli 1066 .

iki çenetliler iki çifte iki dilli iki dillilik.−ği ikili kök ikili öğretim ikili sigorta 1067 .−ği iki dünya iki düzlemli iki eşeyli iki evcikli iki fazlı iki geçeli iki kanatlılar iki katlı ikilem ikileme ikilemek ikilenme ikilenmek ikileşme ikileşmek ikiletme ikiletmek ikili ikili çatı ikilik.

−bu ikinci karşılaşma ikinci kırdırma ikincil ikincilik.−ği ikinci yarı ikinci zaman ikinci zar ikindi ikindi ezanı ikindi namazı ikindiüstü ikindiüzeri ikindi vakti ikindiyin ikindi zamanı iki nokta iki ölçü iki paralık.−ğı iki paralık etmek iki paralık olmak 1068 .ikili ünlü ikili yatak.−ğı ikinci ikinci çağ ikinci el ikinci ferik ikinci grup.

iki parmaklı ikircik.−ğü (riyakârlık) ikiz ikiz anlam ikiz anlamlı İkizce (ilçe) İkizdere (ilçe) 1069 .−ği ikircil ikircim ikircimli ikircimlik.−ği iki şekilli ikişer ikişer ikişer iki tek iki telli iki terimli iki üç iki yaşayışlı iki yüzlü ikiyüzlü (riyakâr) ikiyüzlülük.−ği ikirciklenme ikirciklenmek ikircikli ikirciklik.

−ğu İkizler (burç) ikizleşme ikizli ikizlilik.ikizkenar ikizkenar üçgen ikizkenar yamuk.−ği ikiz ünlü ikiz ünsüz iklim iklim bilimci iklim bilimi iklimleme iklimleme cihazı ikmal.−ı ikna etmek ikna olmak ikon ikona ikonografi ikrah ikrah etmek ikrahlık.−li ikmal etmek ikmal imtihanı ikna.−ğı ikram 1070 .

−ğı iktifa iktifa etmek iktiran iktisaden iktisadî iktisadiyat iktisap.−dı iktisatçı 1071 .ikramcı ikram etmek ikramiye ikramiyeli ikrar ikrar etmek ikraz ikraz etmek iks ışınları iksir iktibas iktibas etmek iktidar iktidarsız iktidarsızlaşma iktidarsızlaşmak iktidarsızlık.−bı iktisap etmek iktisat.

−ğı ilâçsız ilâçsızlık.−cı ilâç bilimci ilâç bilimi ilâçlama ilâçlamak ilâçlanış ilâçlanma ilâçlanmak ilâçlı ilâçlık.−ğı iktisat etmek iktisatlı iktisatsız iktisat yapmak iktiza iktiza etmek il ilâ ilâç.−ğı ilâh ilâhe ilâhi ilâhî ilâhiyat ilâhiyatçı 1072 .iktisatçılık.

ilâhlaşma ilâhlaşmak ilâhlaştırma ilâhlaştırmak ilâm ilâmaşallah ilâm etmek ilân ilâncılık.−ğı ilân edilmek ilânen ilân etmek ilânıaşk ilânıaşk etmek ilânihaye ilân panosu ilân tahtası ilârya ilâve ilâve etmek ilâveli ilâveten ilbay ilca ilca etmek ilçe ilçebay 1073 .

ile ilelebet ilen ilenç.−ği ileride ileri gelenler ileri geri ileri görüş ileri görüşlü ilerisi ileri teknoloji ileri uç.−ci ileniş ilenme ilenmek ilerde ileri ilerici ilericilik.−cu ileri uç oyuncusu ilerlek.−ği ilerleme ilerlemek ilerletme ilerletmek ilerleyici ilerleyici benzeşme 1074 .

−ği iletki iletme iletmek ilga ilga etmek ilgeç.−ci ilgi 1075 .−ci ilgeçli ilgeçli tümleç.ilerleyiş ileti iletici iletiliş iletilme iletilmek iletim iletiş iletişim iletişim ağı iletişim araçları iletişim merkezi iletişim ortamı iletişme iletişmek iletken iletken damarlar iletkenlik.

−ği ilgisiz ilgisizlik.−ği ilhak ilhak etmek ilham ilham etmek ilham kaynağı ilham perisi ilhan 1076 .−ği ilginç.ilgi alanı ilgi çekici ilgi eki ilgileme ilgilemek ilgilendiriş ilgilendirme ilgilendirmek ilgileniş ilgilenme ilgilenmek ilgileşim ilgili ilgililik.−ci ilginçleşme ilginçleşmek ilginçlik.

−ği ilikleme iliklemek iliklenme iliklenmek ilikleyiş ilikli iliksiz ilim.−ği ilineksel ilinti ilintileme ilintilemek ilintili ilistir ilişik.−ğı İliç (ilçe) ilik.−ği ilikçi ilikçilik.−ği ilişikli ilişiksiz ilişilme 1077 .ilhanlık.−ği ilim kadını ilinek.−lmi ilim adamı ilimcilik.

ilişilmek ilişim ilişken ilişkenli ilişki ilişkilendirme ilişkilendirmek ilişkili ilişkin ilişkisiz ilişkisizlik.−ği ilişme ilişmek iliştirilme iliştirilmek iliştirme iliştirmek ilk ilk adım ilk ağızda ilkah ilkah etmek ilkbahar İlk Çağ ilk dördün ilke ilkeci 1078 .

ilkecilik.−ği ilkel memeliler ilkel toplum ilkesel ilke söz ilk gösteri ilkin ilk kânun ilkokul ilköğrenim ilköğretim ilk önce ilk örnek.−ği ilkel ilkelce ilkelciler ilkelcilik.−ği ilk elden ilkeleşme ilkeleşmek ilkelleşme ilkelleşmek ilkelleştirme ilkelleştirmek ilkellik.−ği ilk sezi ilkten 1079 .

ilk teşrin ilk yardım ilk yardım hastahanesi ilk yarı ilkyaz illâ illâki illâllah illâllah etmek ille illegal.−li illet illet etmek illetli illet olmak ille velâkin illî illiyet illüstrasyon illüzyon illüzyonist illüzyonizm ilme ilmek ilmekleme ilmeklemek ilmî 1080 .

ilmiahlâk ilmî ahlak ilmihâl.−ği ilmikleme ilmiklemek ilmiklenme ilmiklenmek ilmikli ilmiksiz ilmiye ilmühaber ilsizleşme ilsizleşmek iltibas iltica iltica etmek iltica hakkı iltifat iltifat etmek iltifatlı iltihabî iltihak iltihak etmek iltihap.−li ilmik.−bı iltihaplanma iltihaplanmak 1081 .

−ğı iltimas etmek iltimaslı iltisak iltisakî iltisakî diller iltizam iltizamcı iltizam etmek iltizamî ilzam ilzam etmek im ima ima etmek imaj imal.iltihaplı iltihapsız iltimas iltimasçı iltimasçılık.−ğı imalâthane imalât resmi imale 1082 .−li imalât imalâtçı imalâtçılık.

−ğı imam nikâhı imam nikâhlı İmamoğlu'nu (ilçe) imam suyu iman iman etmek imaniye imanlı iman sahibi imansız imansızlık.imale etmek imal etmek imale yapmak imalı imam imambayıldı imame imamet imam evi imamkayığı (tabut) imamlık.−ğı imansız peynir iman tahtası imar imaret imarethane 1083 .

imar etmek imbat imbik.−ği im bilimi imbisat imbisat etmek imce imceleme imcelemek imceli imcesiz imdat.−dı imdat etmek imdi imece imek imge imgeci imgelem imgeleme imgelemek imgelenme imgelenmek imgeli imgesel imha imha ateşi 1084 .

−ği imparatorluk.−li immoralizm immünoloji imparator imparatoriçe imparatoriçelik.−ği imitasyon imkân imkânsız imkânsızlaşma imkânsızlaşmak imkânsızlık.−ği immoral.−ğı imlâ imlâ etmek imlâ yanlışı imleç.imha etmek imik.−ğu imparator otu imrahor İmraniye (ilçe) İmranlı (ilçe) imren 1085 .−ci imleme imlemek imlik.

imrence imrendirme imrendirmek imrenilme imrenilmek imreniş imrenme imrenmek imrenti imroz İmroz (ilçe) imsak.−ı imtina etmek imtisal.−li imtisal etmek imtisas imtiyaz imtiyazlı imtiyazsız 1086 .−ki imsak etmek imsakiye imsakli imsak vakti imtihan imtihan etmek imtihan olmak imtina.

imtizaç.−ğı inakçı inakçılık.−ğı 1087 .−cı imtizaç etmek imtizaçsız imza imza belgesi imza çizelgesi imza etmek imza günü imza kâğıdı imzalama imzalamak imzalanış imzalanma imzalanmak imzalatma imzalatmak imzalayış imzalı imza sahibi imzasız imza sirküleri imza töreni in inadına inak.

−ğı inandırılma inandırılmak inandırma inandırmak inanılma inanılmak inanılmaz inanırlık.inaksal inal inam inan inanca inancılık.−ğı inandırıcı inandırıcılık.−ğı inanış inanlı inanma inanmak inanmazlık.−ğı inançsız inançsızlık.−ğı inanç.−cı inançlı inançlılık.−ğı inansız 1088 .

−ğı inat etmek inatlaşma inatlaşmak inayet inayet etmek inayet eylemek inbisat ince ince ağrı ince ayrım ince bağırsak.−ğı (verem) ince iş ince kesim inceleme incelemeci 1089 .−dı inatçı inatçılık.−ği incecikten inceden inceden inceye ince donanma ince gül yağı ince hastalık.−ğı inat.inansızlık.−ğı incecik.

−ği inceliş incelme incelmek inceltici inceltiş inceltme inceltme işareti inceltmek incerek.−ği ince saz ince ses İncesu (ilçe) ince tutkal ince ünlü ince yağ ince yapılı ince zar inci 1090 .incelemek inceleniş incelenme incelenmek inceletiş inceletme inceletmek inceleyici incelik.

−ği İncirliova (ilçe) incirsi meyve inci taşı incitici incitilme incitilmek incitiş incitme incitmebeni (kanser) incitmek incizap.inci balığı inci çiçeği incik.−ğu incik kemiği İncil incinme incinmek incir incir kuşu incirlik.−ği incik boncuk.−bı inç inçık indeks indeterminist 1091 .

indeterminizm indî indifa.−ı indifa etmek indifaî indikatör indinde indirgeme indirgemek indirgen indirgenebilir indirgeniş indirgenlik.−ği indirgenme indirgenmek indirgeyici indirilme indirilmek indirim indirimli indirimli satışlar indirim saatleri indirim yapmak indiriş indirme indirme−bindirme indirmek 1092 .

−ği inek yağı infak 1093 .−ci indükleme indükleme akımı indüklemek indükleme makinesi indüksiyon İnebolu (ilçe) inebolukütüğü (mavna) ineç.−ci İnegöl (ilçe) İnegöl köftesi inek.−ği inekçi inekçilik.−ği inekhane inekleme ineklemek ineklik.indirtme indirtmek indis individüalist individüalizm indiyum indükleç.

−li infirak infirat.−ği İngiliz İngiliz anahtarı İngilizce İngiliz ipi İngiliz sicimi İngiliz siyaseti İngiliz tuzu İngiltere ingin inginlik.−dı infiratçı infiratçılık.−ğı infisah infisah etmek informatik.−ği inha inha etmek inhibitör inhidam 1094 .infaz infaz etmek infial.−li infilâk infilâk etmek infinitezimal.

−ğı inhisar etmek inhitat inhitat etmek ini inik.−li inhilâl etmek inhimak.−ği inikâs inikâs etmek inikat.−dı inik deniz inildeme inildemek inildetme inildetmek inildeyiş inileme inilemek inilme 1095 .inhilâl.−ki inhina inhiraf inhiraf etmek inhisar İnhisar (ilçe) inhisarcı inhisarcılık.

inilmek inilti iniltili inim inim inisiyatif inisyal iniş iniş aşağı iniş çıkış inişli inişli çıkışlı inişli yokuşlu iniş takımları iniş yokuş inkâr inkârcı inkârcılık.−ğı inkılâp.−ğı inkılâp etmek inkıraz inkısam inkıta.−bı inkılâpçı inkılâpçılık.−ı 1096 .−ğı inkâr etmek inkıbaz inkıbazlık.

−li inkişaf inkişaf etmek inleme inlemek inletme inletmek inleyiş inme inmek inmeli inorganik.−dı inkisar inkisar etmek inkisarıhayal.inkıyat.−ğı insan insan başlı 1097 .−ğı insafsız insafsızca insafsızlık.−ği inorganik kimya inorganik öge İnönü'nü (ilçe) insaf insaf etmek insaflı insaflılık.

−ğı insancıllaşma insancıllaşmak insan coğrafyası insan evlâdı insangiller insan hâli insanımsılar insanî insaniçincilik.−ği insaniyet insaniyetli insaniyetsiz insaniyetsizlik.−ği insan kurusu insanlaşma insanlaşmak insanlık.−ği insan bilimci insan bilimi insan bilimsel insanca insancı insancıl insancılık.−ğı insanlık etmek insanlık hâli 1098 .insan biçimcilik.

−ğı inşaat çivisi inşa etmek inşallah inşat.insan müsveddesi insanoğlu insan sarrafı insansı insansılar insanüstü insektaryum insert insicam insicamlı insicamlılık.−dı inşat etmek 1099 .−ğı insiraf insirafî insiyak insiyakî instant coffee inşa inşaat inşaatçı inşaatçılık.−ğı insicamsız insicamsızlık.

−ı intibah intibak intibak etmek intibaksız intibaksızlık.−ğı intifa intifa hakkı intiha intihabat 1100 .−li integral denklemi integral hesapları interferometre interferometri interferon interkinez intermezzo internet intiba.−cı intaç etmek intak intan intanî intaniye intaniyeci integral.inşirah intaç.

−bı intisap etmek intişar intişar etmek intizam intizamlı intizamsız intizamsızlık.intihal.−li intihap.−li inzibat inzibatî inzibatsız inzimam inzimam etmek inziva ip ip cambazı 1101 .−li intikal etmek intikam intikamcı intisap.−ğı intizar intizar etmek inzal.−bı intihar intihar etmek intikal.

ipçi ipçik.−ği ipçilik.−ği ipek gülü ipekhane ipekli ipek matı ipham ipi çürük.−ğı ipileme ipilemek ipil ipil ipilti ipince ipipullah 1102 .−ği ipek.−ğü ipi kırık.−ği ipeka ipek ağacı ipek baskı ipek baskıcı ipek böceği ipek böceği kelebeği ipek böcekçiliği ipekçi ipek çiçeği ipekçilik.

−ği iplikçi iplikçilik.−ği İpsala (ilçe) 1103 .ipka ipka etmek iplemek iplicik.−ği iplik.−ği iplikhane iplik iplik iplik kurdu ipliklenme ipliklenmek ipliksi iplik solucanlar ip merdiven ipnotize ipnotize etmek ipnotize olmak ipnotizma ipnotizmacı ipnotizmalı ipnoz ipotek.−ği ipotek etmek ipotekli ipotetik.

−ği irade dışı irade kaybı iradeli iradesiz iradesizlik.ipsi ipsiler ipsi solucanlar ipsiz ipsiz sapsız iptal.−bi iptilâ iptizal.−li iptal etmek iptida iptidaî iptidaîlik.−li ip torba ipucu irade irade beyanı iradeci iradecilik.−ği iptidaî mektep.−ği irade yitimi iradımesel iradî 1104 .

iradiye İran İranist İranistik İranlı irap.−ği irili ufaklı irin irinlenme irinlenmek 1105 .−ı irca etmek irdeleme irdelemek irfan iri iribaş (kurbağa kurtçuğu) irice iridyum iri kıyım iri lâf irileşme irileşmek irilik.−dı irat etmek irca.−bı irat.

−ği irmik helvası ironi irrasyonalizm irrasyonel irrealist irredantizm irs irsal.−li irsalât irsaliye 1106 .irinli irinti iris iriş iri yarı irkiliş irkilme irkilmek irkiltici irkiltme irkiltmek irkinti irkme irkmek İrlanda İrlandalı irmik.

−ı irtifak irtifak hakkı irtihal.−li irticalen irtifa.−dı irşat etmek irtibat irtica.−ı irticaî irtical.−li isale 1107 .−li irtihal etmek irtikâp.−bı irtisam irtişa is İsa isabet isabet etmek isabetli isabetsiz isaf isal.irsen irsî irsiyet irşat.

−dı is'at etmek İscehisar (ilçe) ise İsevî İsevîlik.−smi isim durumu isim gövdesi isim hakkı isim hâli isim kökü isimlendirme isimlendirmek isimli 1108 .is'at.−ği isfendan ishak kuşu ishal.−ği isim cümlesi isim çekimi isimden türeme fiil isimden türeme isim.−smi isimcilik.−li ishalli ishal olmak isilik.−ği isim.

−ği isimsiz isim tabanı isim tamlaması iskalârya iskambil iskambil kâğıdı iskân iskân belgesi iskân etmek iskandil iskandil etmek İskandinav İskandinav dilleri İskandinavya İskandinavyalı iskarpelâ iskarpin iskarto iskele iskele babası iskele kelepçesi iskele kuşu iskelet iskelet mobilya iskemle iskemle kavgası 1109 .isimlik.

İskenderun (ilçe) iskerlet iskete İskilip (ilçe) İskitçe İskitler İskoç İskoçça İskoçya İskoçyalı iskorbüt iskorçina iskorpit iskorpitgiller iskota İslâhiye (ilçe) İslâm İslâmcı İslâmcılık.−ğı İslâm gizemciliği İslâm hukuku İslâmî İslâmiyet İslâmlaşma İslâmlaşmak İslâmlaştırma İslâmlaştırmak 1110 .

İslâmlık.−di İspanyol müziği İspanyol nezlesi ispari 1111 .−ğı isleme islemek islenme islenmek isli isli kalem isli küf islim ismen ismet ismetli ismetsiz isnaden isnat.−dı isnat grubu ispalya ispanya İspanya İspanyol İspanyolca İspanyol dansı ispanyolet ispanyolet kilit.

ispat ispat etmek ispati ispatlama ispatlamak ispatlanış ispatlanma ispatlanmak ispatlayış ispatlı ispatlı şahitli ispenç.−ci ispenç horozu ispençiyari ispendek.−ğu ispirto ocağı 1112 .−ği ispermeçet ispermeçet balinası ispinoz ispinozgiller ispir İspir (ilçe) ispiralya ispirto ispirtocu ispirtolu ispirtoluk.

−ği istatistikçi istatistikî istavrit istavrit azmanı istavroz 1113 .−ğu ispiyonlama ispiyonlamak ispritizma ispritizmacı ispritizmacılık.−ğı israf israf etmek İsrafil İsrail İsrailli istadya İstanbul İstanbul efendisi istanbulin İstanbul kekiği istasyon istatistik.ispirtosuz ispit ispiyon ispiyoncu ispiyonculuk.

−ği istenç.−ği isteka isteklendirici isteklendirme isteklendirmek istekleniş isteklenme isteklenmek istekli isteksiz isteksizce isteksizlik.istek.−ği istenç dışı istençli 1114 .−ci istenççi istenççilik.−ği istek yutumu istem isteme istemek isteme kipleri istemeye istemeye istemli istemseme istemsiz istemsizlik.

−li 1115 .−ği istenç yitimi istenilme istenilmek istenme istenmek istenmeyen durum istenmeyen kişi ister isteri isterik.−dı istical.−dı istibat etmek istibdat.−bı istiap etmek istiap haddi istiare istibat.istençsiz istençsizlik.−ği isteri nöbeti ister istemez istetme istetmek isteyiş istiane istiane etmek istiap.

−li istidlâl etmek istif istifa istifade istifade etmek istifa etmek istifaname istifçi istifçilik.istical etmek isticar isticar etmek isticvap.−bı istida istidaname istidat.−ği istif etmek istifham istifleme istiflemek istifleniş istiflenme istiflenmek istifleyiş 1116 .−dı istidatlı istidatsız istidlâl.

−ğı istihkâm sınıfı istihkar 1117 .istifrağ istifrağ etmek istifsar istifsarıhatır istiğfar istiğfar etmek istiğna istiğrak istihale istihale etmek istihare istihbar istihbarat istihbarat dairesi istihbarat servisi istihbar etmek istihdaf istihdaf etmek istihdam istihdam etmek istihfaf istihfaf etmek istihkak istihkâm istihkâmcılık.

−ki istihlâk etmek istihraç.−li istikra istikrah istikrah etmek istikrar istikrarlı istikrarlılık.−li istikbal etmek istiklâl.−ğı istikrarsız istikrarsızlık.−cı istihraç etmek istihsal.−li istihsal etmek istihza istihza etmek istihzalı istihzar istika istikamet istikbal.istihkar etmek istihlâk.−ğı istikraz istikraz etmek istikşaf 1118 .

−ki istimlâk etmek istimna istimrar istimzaç.−dı istinat duvarı 1119 .−ğı istilâ etmek istilzam istilzam etmek istim istimal.istilâ istilâcı istilâcılık.−li istimal etmek istimara istimator istimbot istimdat.−cı istimzaç etmek istinabe istinaden istinaf istinaf mahkemesi istinas istinat.−dı istimdat etmek istimlâk.

−ti istirahat etmek istirdat.−li istiskal etmek istismar istismarcı istismarcılık.−cı istintaç etmek istintak istintak etmek istirahat.−dı istirham istirham etmek istiridye istiskal.−ğı istismar etmek istisna istisna etmek istisnaî 1120 .istinat etmek istinatgâh istinga istinga etmek istinkâf istinkâf etmek istinsah istinsah etmek istintaç.

−ğı iş 1121 .−ğı isyan etmek isyankâr isyankârlık.istisnasız istişare istişare etmek istişare heyeti istitrat.−dı istiva istiva hattı istizah istizah etmek istizan istizan etmek istop istop etmek istralya istrongilos İsveç İsveççe İsveçli İsviçre İsviçreli isyan isyancı isyancılık.

−ı iş başı iş başı yapmak iş bırakımcı iş bırakımı iş bilimi iş birliği iş birliği yapmak 1122 .iş adamı iş akdi iş alanı iş'ar işaret işaretçi işaret etmek işaretleme işaretlemek işaretlenme işaretlenmek işaretleşme işaretleşmek işaretli işaret parmağı işaret sıfatı işaretsiz iş'arî iş'arî oy işba.

−ği işgal etmek işgaliye işgaliye resmi iş gezisi iş gücü iş güç iş güç sahibi 1123 .iş birlikçi iş birlikli iş bölümü işbu işçi işçilik.−ği işçi sigortası iş donu işeme işemek işenme işenmek iş eri işetme işetmek işe uygun işe yarar işgal.−li işgalci işgalcilik.

−ği işitsel işittirme işittirmek işi yolunda iş kadını 1124 .işgüder işgüderlik.−ği iş günü işgüzar işgüzarca işgüzarlık.−ğı işgüzarlık etmek iş hacmi iş hanı işi duman işi tıkırında işitilme işitilmek işitilmemiş işitim işitiş işitme işitmek işitme kesesi işitmemezlik.−ği işitme taşı işitmezlik.

−ği işkilli olmak işkilsiz işkilsizlik.−ği işkine iş kolu 1125 .işkâl işkâl etmek iş kazası işkembe işkembeci işkembecilik.−ği işkembe çorbası işkembeli işkembesi geniş işkembesiz işkembe suratlı işkence işkenceci işkence etmek işkence yapmak işkil işkillendirme işkillendirmek işkillenme işkillenmek işkilli işkillilik.

−ği işletilme işletilmek işletiş işletme işletmeci işletmecilik.−ği 1126 .−ği işletme defteri işletmek işletmen işletmenlik.−ği işlem işlemci işleme işlemeci işlemecilik.−ği işlemek işlemeli işlem hacmi işleniş işlenme işlenmek işlenti işlerlik.−ği işlek ek işlek ekler işleklik.işlek.

−ği işlik orun işmar işmar etmek iş merkezi işporta işportacı işportacılık.−ği işlev yitimi işleyim işleyiş işli işlik.−ğı işporta malı işret iş saatleri iş seyahati işsiz işsiz güçsüz işsizlik.−ği iş sözleşmesi iştah 1127 .işletme şirketi işlev işlevcilik.−ği işlevsel işlevsiz işlevsizlik.

−ği iştial.iştahlandırma iştahlandırmak iştahlanma iştahlanmak iştahlı iştahlılık.−ğı işte işteş işteş çatı işteş fiil işteşlik.−ki iştirakçi iştirak etmek iştiyak iştiyaklı 1128 .−li iştial etmek iştigal.−li iştigal etmek iştiha iştihar iştikak iştira iştira etmek iştirak.−ğı iştahsız iştahsızlık.

−bı itap etmek itboğan itburnu (bitki) it canlı itçe itdirseği (arpacık) iteği 1129 .−ti itaat etmek itaatkâr itaatli itaatsiz itaatsizlik.−ği İtalya İtalyan İtalyanca itap.−ği ita emri italik.işve işveli işveren işyar iş yeri it ita ita amiri itaat.

−li ithalât ithalâtçı ithalâtçılık.ite kaka itekleme iteklemek iteleme itelemek itelenme itelenmek it elli itenek.−ğı ithal etmek ithal izni ithal malı 1130 .−ği ithaf ithaf etmek ithafname ithaf yazısı ithal.−ği iterbiyum itfa itfa etmek itfaiye itfaiye aracı itfaiyeci itfaiyecilik.

−dı itikatlı 1131 .−li itidalli itidal sahibi itikâf itikâl.−ğı itici iticilik.−li itikat.−ği itidal.itham itham etmek ithamname it hıyarı iti itibar itibaren itibar etmek itibarıyla itibarî itibarî hizmet zammı itibarî sayfa itibarlı itibar mektubu itibarsız itibarsızlaşma itibarsızlaşmak itibarsızlık.

−ğı itilâ itilâf itilâfçı itilâfçılık.−ğı itina itina etmek itinalı itinasız itinasızlık.−dı itimat etmek itimatlı itimat mektubu itimatname itimatsız itimatsızlık.−ğı itiraf itirafçı itiraf etmek itiraz itirazcı 1132 .itikatsız itikatsızlık.−ğı itilâf etmek itiliş itilme itilmek itimat.

−ği itmam itmam etmek itme itmek 1133 .−dı itiyat edinmek itiyat etmek itizar itizar etmek itki it kopuk.−ğu itkuyruğu (bitki) itlâf itlâf etmek itlenme itlenmek itleşme itleşmek itlik.itiraz etmek itirazsız itiş itiş kakış itişme itişmek itiştirme itiştirmek itiyat.

−dı ittihatçı ittihatçılık.−dı ittifak ittifak etmek ittifakla ittihat.−ği ivedi ivedilenme ivedilenmek 1134 .−ğı ittihat etmek ittihaz ittihaz etmek ittirme ittirmek ittisal.itminan itriyum itriyumlu ittırat.−li it üzümü ivaz ivazlı ivazsız ivdirme ivdirmek ivecen ivecenlik.

−ği ivedilikle iveğen ivesi ivgi ivinti ivinti yeri ivme ivmek ivmeölçer ivmeyazar İvrindi (ilçe) iye iyelik.−ği iyelik eki iyelikli tamlama iyi iyice iyicene iyicil iyiden iyiye İyidere (ilçe) 1135 .ivedileşme ivedileşmek ivedileştirme ivedileştirmek ivedili ivedilik.

−ği iyi niyet 1136 .−ği iyilik yapmak iyimser iyimserlik.−ği iyilikbilmez iyilikçi iyilikçilik.−ği iyilikbilir iyilikbilirlik.−li iyi hâl belgesi iyi kalpli iyi kötü iyileşme iyileşmek iyileştirme iyileştirmek iyilik.iyi gün iyi gün dostu iyi hâl.−ği iyilik etmek iyilik güzellik iyilikle iyilik perisi iyilik sağlık iyiliksever iyilikseverlik.

−cı iz'aç etmek izafe izafe etmek izafet izafeten izafî izafîlik.−du iyotlama iyotlu tuz iz izabe izabe fırını izabe noktası iz'aç.−ği iyonlanma iyonlaşma iyonlaştırma iyonlaştırmak iyon yuvarı iyot.iyi yürekli iyodür iyon iyonik.−ği izafiye izafiyet izah 1137 .

−ği izbiro izci izcilik.−u izam izam etmek izamik.−ği izdiham izdivaç.−ğı izaz izaz etmek izazüikram izbe izbelik.−ği iz'an iz'an etmek iz'anlı iz'ansız iz'ansızca iz'ansızlık.izahat izah etmek izahlı izale izale etmek izaleişüyu.−cı izdivaç etmek iz düşümlü 1138 .

−zni izin belgesi izinli izinname izinsiz izinsizlik.−ği izlek.−ği izlem izleme izlemek izlence izlenim izlenimci izlenimcilik.−ği izleniş izlenme izlenmek izletilme izletilmek izletme izletmek izleyici izleyiş 1139 .iz düşümsel iz düşümü izdüşüren izhar izhar etmek izin.

−ği 1140 .izmarit izmaritgiller izmihlâl.−dı izole etmek izomer izomeri izomerik.−ği izomerleşme izometri izomorf izomorfik.−li İzmir İzmir köfte İzmir köftesi İzmit İznik (ilçe) izobar izobar eğrisi izohips izohips eğrisi izolâsyon izolâtör izole izole bant.−ği izomorfizm izomori izomorlik.

−fsi izzetüikbal.−ğu jandarma jandarmalık.−ğı janjan janjanlı janr jant Japon Japon armudu Japon bezi Japonca 1141 .−li (*)J J jaguar jaketatay jaketataylı jakoben jakobenizm jakuzi jale jalûzi jambon jambonluk.izoterm izoterm eğrisi izotop izzet izzetinefis.

Japon denizi japone Japon elması Japon gülü Japon hurması Japon kaktüsü Japon sarmaşığı Japonya jargon jarse jartiyer jel jelâtin jelâtinleme jelâtinlemek jelâtinli jeloz jenerasyon jeneratör jenerik.−ğu 1142 .−ği jeofizik.−ği jeofizikçi jeokimya jeolog.−di jeodezi jeodinamik.−ği jenosit.

−ğu jikle jile jilet 1143 .−ğu jeomorfoloji jeopolitik.−ği jeosantrizm jeosenklinal.−ği jeomorfolog.jeoloji jeolojik.−ği jeotermal jeotermal enerji jeotermi jeotermik.−ği jeotropizma jersey jest jet jet motoru jeton jetoncu jet yakıtı jig jigolo jigololuk.−li jeosismik.−ği jeosantrik.

−ği jorjet jöle jön jönprömiye judo judocu jul.jimnastik.−ğu jinekoloji jips jiujitsu jiujitsucu jogging joker jokey jokeylik.−ği jimnastikçi jinekolog.−li jurnalci jurnalcilik.−ği jurnal etmek jurnalleme jurnallemek juro jübile Jüpiter 1144 .−lü jurnal.

−dı kabak çekirdeği 1145 .jüpon jüri jüt (*)K K kaba kababurun (balık) kabaca kabadayı kabadayıca kabadayılanma kabadayılanmak kabadayılaşma kabadayılaşmak kabadayılık.−ği kabak.−ği kabahatsiz kabahatsizlik.−ğı kaba kâğıt.−ğı Kabadüz (ilçe) kaba düzen kaba et kabahat.−ti kabahat etmek kabahatli kabahatlilik.

−ğu kaba kuvvet kabala kabalacı kabalacılık.−ğı kabak tadı kabak tatlısı kabakulak.−ğı kabakulak olmak kabakulak otu kaba kurgu kaba kuşluk.−ğı kabalak.−ğı 1146 .kabakçı kabak çiçeği kabakgiller kabak kafalı kabak kemane kabaklama kabaklamak kabaklaşma kabaklaşmak kabaklık.−ğı kabalaşma kabalaşmak kabalaştırma kabalaştırmak kabalık.

−ci kabare kabareci kabarecilik.−ği kabare tiyatrosu kabarık.−ğı kabarık deniz kabarıklık.−ğı kabarış kabarma kabarmak kabartı kabartıcı kabartılı kabartma kabartmak 1147 .−ğı kabarcıklı kabarcıklı düzeç.kabalist kabalizm kaballama kaballamak kaban kabana kabara kabara kabara kabaralı kabarcık.

−bri kabir azabı kabir suali 1148 .−bzı kabızlık.−ği kabin kabine kabir.−ğı kabız olmak kabil kabile kabiliyet kabiliyetli kabiliyetsiz kabiliyetsizlik.−ğı Kabataş (ilçe) kaba Türkçesi kaba yapı kaba yel Kâbe kabız.kabartmalı kabartma tozu kaba saba kaba sakal kaba sıva kaba sofu kaba şiş kabataslak.

kabl kablelmilât.−ğu kabuk bilimi kabuk böcekleri kabuk değiştirme kabuk kahvesi kabuklanma kabuklanmak kabuklaşma kabuklaşmak kabuklu kabuklu bit kabuklular kabuksu kabuksuz kabuk yönetim 1149 .−u kablo kablocu kablolu yayın kabotaj kabotaj bayramı kabotaj gemisi kabotaj hakkı kabristan kabuğunu çatlatma kabuk.−dı kablelvuku.

kabul.−ğı kaç kaça kaçak.−ğı kaça kaç kaçakçı kaçakçılık.−ğı 1150 .−lü kabul etmek kabul eylemek kabul günü kabul kredisi kabullenme kabullenmek kabul odası kabul salonu kabul töreni kabul yeri kaburga kâbus kâbuslu kabuz kabuzcu kabza kabzetme kabzetmek kabzımal kabzımallık.

−ğı kaçınılmaz kaçınma kaçınmak kaçıntı kaçırga 1151 .−ğı kaçık öz kaçılma kaçılmak kaçımsama kaçımsamak kaçımsar kaçıncı kaçıngan kaçınganlık.−ğı kaçamaklı kaçamak yapmak kaçamak yol kaçamak yolu kaçan kaçana kaçar kaçgöç kaçı kaçık.kaçaklık.−ğı kaçıkça kaçıklık.−ğı kaçamak.

kaçırılma kaçırılmak kaçırış kaçırma kaçırmak kaçırtma kaçırtmak kaçış kaçışılma kaçışılmak kaçışma kaçışmak kaçkın kaçlı kaçlık.−ğı kaçmaz kaçta kadana kadar kadastro kadastrolama kadastrolamak kadastrolanma kadastrolanmak 1152 .−ğı kaçma kaçmak kaçmaklık.

−ği kadehdaş kadem kademe kademe kademe kademe ilerlemesi kademeleme kademelemek kademelendirme kademelendirmek kademelenme kademelenmek kademeli kademesiz kademhane kademli kademsiz kademsizlik.−ğı kadeh kadeh arkadaşı kadeh arkadaşlığı kadehçik.kadavra kadavralaşma kadavralaşmak kadayıf kadayıfçı kadayıfçılık.−ği 1153 .

−ğı kadın kadınana kadın avcısı kadın berberi kadınbudu (köfte) kadınca kadıncağız kadıncık.−ği kaderiye kadersiz kadı Kadıköy (ilçe) Kadıköy taşı kadılık.kader kader birliği kaderci kadercilik.−ğı kadıncıl kadındüğmesi (bitki) kadın evi kadıngöbeği (tatlı) Kadınhanı'nı (ilçe) kadın hareketi kadın hastalıkları kadınımsı 1154 .

kadın kadına kadın kadıncık kadınlar hamamı kadınlaşma kadınlaşmak kadınlı kadınlı erkekli kadınlık.−ğı kadınsız kadın terzisi kadın ticareti kadıntuzluğu (bitki) kadırga kadırga balığı Kadışehri'ni (ilçe) kadife kadife çiçeği kadifeleşme kadifeleşmek kadifeleştirme kadifeleştirmek 1155 .−ğı kadınnine kadınsal kadınsı kadınsılaşma kadınsılaşmak kadınsılık.

kadifelik.−ği Kadiriye Kadirli (ilçe) kadir olmak kadirşinas kadirşinaslık.−dri (değer) kadir (güçlü) kadirbilir kadirbilirlik.−ği Kadir Gecesi Kadirî Kadirîlik.−ğı kadit.−ği kadirbilmez kadirbilmezlik.−ği kadifemsi kadim kadim dost kadinne kadir.−di kadmiyum kadmiyumlu kadran kadrat kadril kadro kadrolandırma 1156 .

−ğü kadük olmak kafa kafaca kafa çıkışı kafadan bacaklılar kafadan kontak.−ğı kafadar kafadarlık.−ğı kafadaş kafadaşlık.kadrolandırmak kadrolaşma kadrolaşmak kadrolu kadrosuz kadrosuzluk.−ğı kafa dengi kafa içi kafa işçisi kafa kâğıdı kafa koçanı kafakol kafalı kafası boş kafası bulutlu 1157 .−ğu kadük kadüklük.

−ğı kafası küflü kafası örümcekli kafası tembel kafasız kafasızlık.−ğı kafatası Kafdağı'nı kafein kafes kafesçi kafesleme kafeslemek kafesli kafes teli kafeşantan kafeterya kâffe kâffesi kâfi kafile 1158 .−ğı kafası dumanlı kafası iyi kafası kıyak.kafası çatlak.−ğı kafası kontak.−ğı kafatasçı kafatasçılık.

−dı kâğıt ağacı kâğıt balığı kâğıt balığıgiller kâğıtçı kâğıtçılık.−ğı kâğıt dutu Kâğıthane (ilçe) kâğıt helvacı kâğıt helvası 1159 .−ği kafiye kafiyeli kafiyesiz Kafkas Kafkasya Kafkasyalı kaftan kaftancı kâfur kâfur ağacı kâfuru kâgir kağan kağanlık.kâfir kâfiristan kâfirlik.−ğı kâğıt.

−ğı kağşama kağşamak kâh kahhar kahır.−ği kahir 1160 .−ğı kâğıt oyunu kâğıtsı kâğıt torba Kağızman (ilçe) kağnı kağnı mazısı kağşak.kâğıt kebabı kâğıtlama kâğıtlamak kâğıtlanma kâğıtlanmak kâğıtlı kâğıtlık.−hrı kahırlanma kahırlanmak kahırlı kâhil kâhillik.−ği kâhin kâhinlik.

−ği kahpelik etmek kahpenin dölü kahraman kahramanca kahramanlaşma kahramanlaşmak kahramanlık.kahir ekseriyet kahir kuvvet kahkaha kahkaha çiçeği kahpe kahpece kahpecik.−ği kahpelenme kahpelenmek kahpeleşme kahpeleşmek kahpelik.−ğı Kahraman Maraş kahretme kahretmek kahreyleme kahreylemek kahreyleyiş 1161 .−ği kahpe dölü kahpe felek.

−ği kahve değirmeni kahve dibeği kahve dolabı kahve falı kahve fincanı kahvehane kahvehaneci kahve kaşığı kahve makinesi kahve ocağı kahve parası kahverengi.kahrolası kahrolma kahrolmak kahroluş Kâhta (ilçe) kahvaltı.−yı kahvaltıcı kahvaltı etmek kahvaltılık.−ğı kahve kahve ağabeyi kahve cezvesi kahveci kahvecilik.−yi kahve tabağı 1162 .

−ğı kâhyalık etmek kaide kaideci kaideli kaidesiz kail kail olmak kaim kaime kaimelik.kahve takımı kahve tepsisi kâhya kâhyalık.−ği kaim olmak kâin kâinat kak kaka kakaç.−cı kakalama kakalamak kakalanma kakalanmak kakao kakolu kakaolu kek 1163 .

−ğı kakavanlık etmek kakıç.−ğı kakma kakma aşı kakmacı 1164 .−cı kakıntı kakırca kakırdak.kakavan kakavanlık.−ğı kakırdak poğaçası kakırdama kakırdamak kakır kakır kakırtı kakış kakışma kakışmak kakıştırma kakıştırmak kaklık.−cı kakılma kakılmak kakım kakıma kakımak kakınç.

kakmacılık.−ğı kalabalık ağızlı kalabalıkça kalabalık etmek kalabalıklaşma kalabalıklaşmak kalafat kalafatçı kalafatçılar kalafatçılık.−ğı kakmak kakmalı kaknem kakofoni kaktüs kaktüsgiller kakule kakuleli kakum kâkül kâküllü kal kala kalaazar kalaba Kalaba kalabalık.−ğı 1165 .

−ğı kala kala kalakalma kalakalmak kalamar kalamata Kalamış kalamin kalamit kalan Kalan kalandır kalandırcı kalandır makinesi kalanlı bölme kalantor kalantorca kalantorluk.−ğu kalas kalastra kalavra 1166 .kalafatlama kalafatlamak kalafatlanma kalafatlanmak kalafatsız kalafat yeri kalak.

kalavrahane kalay kalay balık.−ğı kalbi temiz kalbur kalburabastı kalburcu kalburculuk.−ğı kalayhane kalaylama kalaylamak kalaylanma kalaylanmak kalaylatma kalaylatmak kalaylı kalaysız kalben kalbî kalbi kırık.−ğu kalbur kemiği kalburlama kalburlamak kalburlanma kalburlanmak 1167 .−ğı kalaycı kalaycılık.

−ğı kaldırım işçisi kaldırım kabadayılığı kaldırım kabadayısı kaldırımlı 1168 .−ğı kalçasız kalçete kalçın kalçıncı kaldıraç.−cı kaldıran kaldırıcı kaldırılış kaldırılma kaldırılmak kaldırım kaldırımcı kaldırımcılık.kalburlatma kalburlatmak kalburüstü kalcı kalça kalça kemiği kalçalı kalçalık.

−ği kaleci kaleci eldiveni Kalecik (ilçe) kalecilik.kaldırım mühendisi kaldırım satışı kaldırımsı kaldırımsız kaldırım süpürgesi kaldırım taşı kaldırım yosması kaldırış kaldırma kaldırmak kaldırma kolcusu kaldırtma kaldırtmak kale Kale (ilçe) kale bedeni kalebent.−di kalebent etmek kalebentlik.−ği kale çizgisi kalem kalem açacağı kalem aşısı 1169 .

−ği 1170 .−ği kalem parmaklı kalem pil kalem sahibi kalemşor kalem şuarası kalemtıraş kalender kalenderce kalenderî Kalenderiye kalenderleşme kalenderleşmek kalenderlik.kalembek kalem beyi kalem efendisi kalem erbabı kalemis kalem işi kalemkâr kalemkârlık.−ğı kalem kaşlı kalem kavgası kalem kömürü kalem kulaklı kalem kutusu kalemlik.

−ğı kalım kalımlı kalımlılık.kalensöve kaleska kalevî kale vuruşu kaleydoskop.−bu kalfa kalfalık.−ğı kalınlaşma 1171 .−ğı kalıklık.−ğı kalımsız kalın kalın bağırsak.−ğı kalınca kalın kafa kalın kafalı kalın kafalılık.−ğı kalgıma kalgımak kalhane kalıcı kalıcılık.−cı kalık.−ğı kalıcı ruj kalıç.

−bı kalıpçı kalıpçılık. −ği kalıplatma kalıplatmak 1172 .−ğı kalınma kalınmak kalın ses kalıntı kalın ünlü kalın yağ kalıp.−ğı kalıp kıyafet kalıplama kalıplamak kalıplanma kalıplanmak kalıplaşma kalıplaşmak kalıplaşmış kalıplaşmış iyelik.kalınlaşmak kalınlaştırma kalınlaştırmak kalınlatma kalınlatmak kalınlık.

kalıplı kalıplı kıyafetli kalıpsız kalıpsız kıyafetsiz kalıp sigarası kalış kalıt kalıtçı kalıtım kalıtım bilimi kalıtımsal kalıtsal kalıtsallık.−ğı kaliborit kalibraj kalibrasyon kalibrasyon testi kalibre kalifikasyon kalifiye kalifiye işçi kaliforniyum kaligrafi kaliko kalinis kalinos kalipso 1173 .

−ği kalkan kalkan balığı kalkan balığıgiller kalkan bezi kalkan böcekleri kalkancık.kaliptra kalitatif kalite kalite çemberleri kalite kontrolü kaliteli kalite riski kalitesiz kalitesizlik.−ğı Kalkandere (ilçe) kalkan kıkırdağı kalk borusu kalker kalkerleşme kalkerleşmek kalkerli kalkersiz kalkık.−ğı kalkıklık.−ğı kalkındırma kalkındırmak 1174 .

−ği kalleşlik etmek kalma kalma durumu kalmak kalmalı kalmalı tümleç.−ci kaloma kalomel kalori 1175 .−ği kallavi kallavi fincan kalleş kalleşçe kalleşlik.kalkınış kalkınma kalkınma hızı kalkınmak kalkış kalkışılma kalkışılmak kalkışma kalkışmak kalkma kalkmak kalkojen kalkolitik.

−ğı kalp çarpıntısı kalpçi kalp etmek kalp kası kalp krizi kalplaşma 1176 .−ğı kalp aksesi kalpazan kalpazanlık.−ği kalorifer dairesi kalorifer kazanı kalorifer peteği kalorimetre kalorimetri kalp.−ğı kalpaklı kalpaklık.kalorifer kalorifer borusu kaloriferci kalorifercilik.−bi (yürek) kalp (sahte) kalp ağrısı kalpak.−ğı kalp akçe kalpakçı kalpakçılık.

kalplaşmak kalplık.−ği kalp spazmı kalp yarası kalseduan kalsemi kalsifikasyon kalsit kalsiyum kalsiyum fosfat kalsiyum karbonat kalsiyum klorür kalsiyumlu kalsiyum oksit.−di kalsiyumsuz kaltaban kaltabanlık.−ğı kaltakçı kaltaklık.−ğı kalûbelâ Kalvenci 1177 .−ğı kaltak.−ğı kalpli kalp olmak kalp sektesi kalpsiz kalpsizlik.

−ğı kamalama kamalamak kamalı kamamsı Kaman (ilçe) kamanço kamanço etmek kamara kamaramsı kamarillâ kamarot kamarotluk.−ği Kalvenizm kalya kalyon kalyoncu kam (şaman) kâm (dilek) kama kamacı kamacılık.−ğu kamasız kamaşma kamaşmak kamaştırma kamaştırmak 1178 .Kalvencilik.

−ğu kambiyo senedi kambriyen kambriyen öncesi kambur kambura kambura makinesi kambur felek.−ği kambur kambur kamburlaşma kamburlaşmak kamburlaştırma kamburlaştırmak kamburluk.kamber kambiyo kambiyo ajanı kambiyo cirosu kambiyocu kambiyoculuk.−ğu (koyun) kamçılama kamçılamak 1179 .−ğu kamburumsu kambur zambur kamçı kamçıbaşı (iplik) kamçıkuyruk.

kamçılanış kamçılanma kamçılanmak kamçılaşma kamçılaşmak kamçılatma kamçılatmak kamçılayış kamçılı kamçılılar kame kamelya kamer kamera kameraman kamer balığı kamerî kamerî ay kamerî takvim kameriye kameriyeli kamerî yıl kamersiz Kamerun Kamerunlu kamet kamga 1180 .

kamış kamışçık.−ğı (at) kamışlı kamışlık.−ğı kamışsı kamikaze kâmil kâmilen kamineto kamkaz kamp kampana kampanacı kampanya kampanyacı kampçı kampçılık.−ğı kamış kalem kamış kemik.−ğı kamping kamplaşma kamplaşmak kampus kamp yapmak kamu kamu davası 1181 .−ği kamışkulak.

−ğı kamutay kamu yararı 1182 .kamu denetçisi kamu düzeni kamuflâj kamufle kamufle etmek kamu güvenliği kamu hizmeti kamu hukuku kamu idaresi kamu kesimi kamu kurumu kamulaştırılma kamulaştırılmak kamulaştırma kamulaştırmak kamuoyu kamu personeli kamus kamu sağlığı kamusal kamusallaşma kamusallaşmak kamu sektörü kamu tanrıcı kamu tanrıcılık.

kamu yönetimi kamyon kamyoncu kamyonculuk.−ğı kanalet kanalıyla 1183 .−ğı kanaatli Kanada Kanada geyiği Kanada kavağı Kanadalı kanadiyen kana kan kana kana kan akçesi kan aktarımı kanal kanalcık.−ti kanaat etmek kanaatkâr kanaatkârlık.−ğu kamyonet kamyonetçi kamyonetçilik.−ği kan kana kanaat.

kanalizasyon kanama kanamak kanamalı kanara kanarya kanarya çiçeği kanaryalık.−dı kanata kanatçık.−ğı kanarya otu kanasta kanat.−ğı kanatış kanatlandırma kanatlandırmak kanatlanış kanatlanma kanatlanmak kanatlı kanatlılar kanatma kanatmak kanatsız kanatsızlar kanava kanaviçe 1184 .

−du kancasız kancık.−ğı kancıkça kancıklık.kan ayaklı kanayış kan bağı kan bankası kan basıncı kan bilimci kan bilimi kanbiyit kanca kancabaş (kayık) kancacı kancalama kancalamak kancalanma kancalanmak kancalı kancalı iğne kancalı kurt.−ğı kancıklık etmek kancıklık yapmak kancıl kancur kan çıbanı 1185 .

−ğı kandırılış kandırılma kandırılmak kandırış kandırma kandırmaca kandırmak kandidoz kandil kandilci kandil çiçeği kandil çöreği kandil gecesi kandil günü 1186 .−ğı kançılarya kandamlası (bitki) kandaş kandaşlık.−ğı kan davası kandelâ Kandıra (ilçe) kandıra ağacı kandıra otu kandırıcı kandırıcılık.kançılar kançılarlık.

−ği kandilli küfür kandilli selâm kandilli temenna kandil simidi kandil yağı kan doku kan dolaşımı kanepe kangal Kangal (ilçe) kangal köpeği kangallama kangallamak kangallanma kangallanmak kangren kangrenleşme kangrenleşmek kangrenleştirme kangrenleştirmek kangrenli 1187 .kandilisa kandilleşme kandilleşmek kandilli Kandilli kandillik.

−ğı kanıklanma kanıklanmak kanıklık.−ğu kanık.−ğı kanıkma kanıkmak kanıksama kanıksamak kanıksayış kanırma kanırmak kanırtma kanırtmaç.kangren olmak kan grubu kanguru kangurugiller kanı kanı ayaklı kanı bozuk.−cı kanırtmak kanı sıcak.−ğı kanış kanıt kanıtlama kanıtlamak kanıtlandırma 1188 .

kanıtlandırmak kanıtlanış kanıtlanma kanıtlanmak kanıtlı kanıtsama kanıtsamak kani.−i kani olmak kaniş kankan kan kanseri kan kardeşi kan kaybı kan kırmızı kankurutan kanlama kanlamak kanlandırma kanlandırmak kanlanma kanlanmak kanlı kanlı basur kanlı bıçaklı kanlı canlı kanlı katil 1189 .

−ğı kan nakli kano kanon kanotiye kan otu kan pahası kan parası kan plâzması kan portakalı kanser kanser bilimi kanserleşme kanserleşmek kanserleştirici kanserli kanserojen kanseroloji kan serumu kansız kansız ameliyat kansız cansız kansızlaşma kansızlaşmak 1190 .kanlılık.−ğı kanma kanmak kanmazlık.

−ğı kantarlı küfür kantarma kantaron kantar topu kan taşı kantat Kantçı Kantçılık.−ğı kantariye kantar kabağı kantar kolu kantarlama kantarlamak kantarlı kantarlık.−ğı kant.−ği kantitatif kantiyane kanto 1191 .kansızlık.−dı kantar kantar ağası kantarcı kantarcılık.−ğı kantin kantinci kantincilik.

−ğu kanton kantonit kanun (yasa. çalgı aleti) kânun (yılın ilk ve son ayları) kanun adamı kanuncu kanun dışı kanunen kanun hükmünde kararname kanunî kanuniyet kanun koyucu kanunlaşma kanunlaşmak kanunlaştırılma kanunlaştırılmak kanunlaştırma kanunlaştırmak kanun lâyihası kanun maddesi kanunname kanun sözcüsü 1192 .kantocu kantoculuk.

−bı (aşık kemiği) kapacık.−ğı kapak kızı kapaklanma kapaklanmak kapaklı 1193 .−ğı kapak bıçkıcısı kapak bıçkısı kapakçık.−ğu kanun tasarısı kanun teklifi kan unu kanunuesasî kânunuevvel kânunusani kanyak.−bı (mahfaza) kâp.−ğı kanyon kaolin kaolinit kaolinli kaos kap (giysi) kap.kanunsuz kanunsuzluk.−ğı kapak.

kapaklık.−ğı kapalı oturum kapalı rejim kapalı tohumlular kapalı tribün kapalı yer korkusu kapalı yüzme havuzu kapama kapamacı 1194 .−ğı kapaksız kapak tahtası kapak takımı kapak taşı kapak yıldızı kapalı kapalı bölge kapalı çarşı kapalı devre kapalı duruşma kapalı gişe kapalı hava kapalı hece kapalı kalp ameliyatı kapalı kutu kapalılık.

−cı kapamak kapan kapanca kapancı kapan duygu kapanık.−ğı kapanış kapaniçe kapan kapana kapanma kapanmak kapantı kapari kaparo kaparolu kaparosuz kaparoz kaparozcu kaparozculuk.kapamaç.−ğı kapanıklık.−ğu kaparozlama kaparozlamak kapasite kapasiteli kapasitesiz kapatılış 1195 .

−ğı kapıcılık.−ğı kapçık.kapatılma kapatılmak kapatış kapatma kapatmak kapattırma kapattırmak kapçak.−ğı kapçıklı kapçık meyve kapelâ kapı kapı ağası kapı ağzı kapıcı kapıcık.−ğı kapı çuhadarı kapı dışarı etmek kapı halkı kapı kâhyası kapı kapamaca kapı kethüdası kapı kolu kapı komşu kapıkule 1196 .

−ğı kapısız kapış kapışılma kapışılmak kapış kapış kapışma kapışmak kapıştırma kapıştırmak kapı tokmağı kapı yoldaşı kapik.kapı kulu kapılandırma kapılandırmak kapılanma kapılanmak kapılgan kapılganlık.−ğı kapılı kapılış kapılma kapılmak kapı mandalı kapı oğlanı kapı perdesi kapısı açık.−ği 1197 .

−ğı kaplamalı mobilya kaplamak kaplamalı kaplamlı kaplamsal kaplamsallık.−ğı kapkara kapkaranlık.−ğı kaplan kaplan atlaması 1198 .−li kapitalist kapitalistleşme kapitalistleşmek kapitalistleştirme kapitalistleştirmek kapitalizm kapitone kapitülâsyon kap kacak.−ğı kapkaç kapkaççı kapkaççılık.−ğı kaplam kaplama kaplamacı kaplamacılık.kapital.

−ği kaplan böcekler kaplan derisi kaplanış kaplanma kaplanmak kaplatış kaplatma kaplatmak kaplayış kaplı kaplıca kaplıcalık.−ğı kaplık.kaplanboğan kaplan böcek.−ğı kapriçyo 1199 .−ğı kaplumbağa kaplumbağalar kaplumbağa yürüyüşü kapma kapmaca kapmak kapnisit kaporta kaportacı kaportacılık.

kapris kaprisli kaprissiz kapris yapmak kapsam kapsama kapsama alanı kapsamak kapsamlı kapsayıcı kapsız kapsül kaptan kaptanıderya kaptan köprüsü kaptan köşkü kaptanlık.−ğı kaptan paşa kaptan pilot kaptıkaçtı kaptırma kaptırmak kapuçin kapuska kaput kaput bezi kaput etmek 1200 .

−ğı (mantar hastalığı) karabasan (kâbus) karabaş karabaşak.−ğı (kuş) karabatakgiller 1201 .−ğu kapuz kapüşon kar (yağış) kâr (kazanç) kara karaağaç.−ğı (mantar) kara baht kara bahtlı karabakal (kuş) karabaldır (bitki) karabalık.kaputluk.−cı karaasma karabacak.−ğı karabalina karaballık.−cı karaağaçgiller kara ağızlı karaardıç.−ğı karabatak.

−ğı karaciğer 1202 .−ğı kara boya karabuğday karabuğdaygiller kara bulut karaburçak.karabet karabiber karabibergiller karabina karabinyer kara borsa kara borsacı kara borsacılık.−ğı Karaburun (ilçe) Karabük karaca Karacabey (ilçe) karaca darısı kara cahil karaca kemiği karaca kuruca karacaot Karacasu (ilçe) karaceviz karacı karacılık.

karaçalı karaçalılık,−ğı karaçam karaçavuş (üzüm) Karaçay Karaçayca karaçayır Karaçaylı Karaçoban (ilçe) Karadağ Karadağlı kara damaklı kara davar Karadeniz karadul (örümcek) karadut kara düzen kara elmas kara et Kara Evli karafa karafaki karafatma (böcek) kara fırın karagevrek,−ği (üzüm) karagöz (balık;

1203

oyun) Karagöz (oyun− daki kişi) karagözcü karagözcülük,−ğü Karagözlük,−ğü Karagözlük etmek karagül kara gün kara gün dostu karagürgen karağı kara haber karahalile (bitki) Karahallı (ilçe) karahindiba karahidra karahumma karaiğne (karınca) karaiskete kara iklimi Karaim Karaimce Karaisalı (ilçe) karakabarcık,−ğı karakaçan (eşek) kara kafalı

1204

karakafes (bitki) kara kalem Karakalpak Karakalpakça kara kaplı kitap,−bı kara kaplumbağası karakarga kara kaş karakaş (koyun) karakavak,−ğı karakavuk,−ğu (bitki) karakavza (yaban havucu) karakeçi (balık) Karakeçili (ilçe) kara kehribar karakeme (yer mantarı) karakılçık,−ğı (buğday) kara kış kara koca Karakoçan (ilçe) karakol karakol gemisi karakolluk,−ğu

1205

karakolluk olmak karakoncolos kara kovan Karakoyunlu (ilçe) karakter karakteristik,−ği karakterize karakterize etmek karakterli karakteroloji karaktersiz karaktersizlik,−ği kara kucak,−ğı karakul karakulak,−ğı (hayvan; haberci) kara kullukçu kara kurbağası kara kuru kara kusmuk,−ğu karakuş (at hasta− lığı; kuş) karakuşî kara kutu kara kuvvet kara kuvvetleri karalâhana

1206

karalâhana çorbası karalama karalama defteri karalamak karalanma karalanmak karalatma karalatmak karalayış karaleylek,−ği karalı karalı beyazlı karalık,−ğı kara liste karaltı karama karamak karaman Karaman karamandola Karamanlı (ilçe) kara maşa karambol,−lü karamelâ kara mili kara mizah karamsar

1207

karamsarlaşma karamsarlaşmak karamsarlaştırma karamsarlaştırmak karamsarlık,−ğı karamsar olmak karamuk,−ğu karamusal Karamürsel (ilçe) karanfil karanfilci karanfilgiller karanfil yağı karanlık,−ğı karanlık etmek karanlık oda karantina karantina müddeti karantina süresi kara para kara pazar Karapınar (ilçe) Karapürçek (ilçe) karar karargâh kararınca kararış

1208

kararlama kararlamadan kararlamak kararlaşma kararlaşmak kararlaştırılma kararlaştırılmak kararlaştırma kararlaştırmak kararlı kararlı dalga kararlı denge kararlılık,−ğı kararma kararmak kararname kararsız kararsız denge kararsızlık,−ğı karartı karartılma karartılmak karartma karartmak kara saban karasakız (zift) karasal

1209

karasal iklim karasal kumul karasal oluşuk,−ğu kara sarı kara sevda kara sevdalı karasığır karasığırcık,−ğı karasinek,−ği karasu (glokom, göz hastalığı) Karasu (ilçe) kara su kara suları karaşın karataban (hastalık) kara tahta Karataş (ilçe) karatavuk,−ğu karatavukgiller Karatay (ilçe) karate karateci kara tren karaturp karavan

1210

karavana karavana borusu karavanacı kara vapuru karavaş karavaşlık,−ğı karavel karavelâ karavide Karay kara yağız karayaka (koyun türü) karayandık,−ğı (bitki) karayanık,−ğı (hastalık) kara yazı Karayazı (ilçe) Karayca kara yel kara yeli karayemiş karayemiş ağacı kara yer karayılan kara yolu

1211

kara yosunları kara yosunu kara yüz kara yüzlü kar baykuşu karbojen karboksil karboksilik,−ği karboksilli karbon karbonado karbonat karbonatlama karbonatlamak karbonatlı karbon dioksit,−di karbon dönemi karbon hidrat karbonifer karbonik,−ği karbonik asit,−di karbonil karbonit karbonizasyon karbon kâğıdı karbonlama karbonlamak

1212

karbonlaşma karbonlaşmak karbonlu karbon monoksit, −di karborundum karbür karbüratör karbürleme karcığar kar çiçeği kardelen kardeş kardeşçe kardeşkanı (sakız) kardeşkanı ağacı kardeş kardeş kardeş kavgası kardeşlenme kardeşlenmek kardeşlik,−ği kardeş okul kardeş parti kardeş payı kardeş şehir,−hri kardırma kardırmak

1213

kar dikeni kardinal,−li kardinal kuşu kardinallik,−ği kardiyak kardiyograf kardiyografi kardiyogram kardiyolog,−ğu kardiyoloji kardiyopati kardiyoskleroz kardiyoskop,−bu kardiyoskopi kare kare kare karekök kareleme karelemek kareli karesel bölge kâr etmek kar faresi karfiçe karga kargabeyni (yemek)

1214

kargaburnu (alet) karga burun kargabüken kargacık burgacık kargadelen karga düleği kargagiller kargasekmez kargaşa kargaşacı kargaşalık,−ğı karga tulumba karga yürüyüşü kargı Kargı (ilçe) kargılama kargılamak kargılık,−ğı kargıma kargımak kargın Kargın kargış kargış etmek kargışlama kargışlamak kargışlı

1215

kargo kargocu kargoculuk,−ğu karha kâr haddi kar helvası karı karı ağızlı karık,−ğı karıklama karıklamak karıkma karıkmak karı koca karı kocalık,−ğı karılaşma karılaşmak karılı karılık,−ğı karılık etmek karılı kocalı karılma karılmak karıma karımak karın,−rnı karın ağrısı

1216

karın boşluğu karınca karınca asidi karınca belli karınca duası karıncaezmez karıncaincitmez karınca kaderince karınca kararınca karınca kuşu karınca kuşugiller karıncalanış karıncalanma karıncalanmak karıncalar karıncalı karıncasever karıncayiyen karıncayiyengiller karınca yuvası karıncık,−ğı karın çatlağı karından ayaklılar karından bacaklılar karındaş karınlama karınlamak

1217

karınlı karınma karınmak karınsa karıntası karıntı karın zarı karın zarı iltihabı karın zarı yangısı karısı ağızlı karısı köylü karış karışık,−ğı karışıklık,−ğı karışılma karışılmak karışım karış karış karışlama karışlamak karışma karışmak karıştırıcı karıştırıcılık−ğı karıştırılma karıştırılmak karıştırış

1218

karıştırma karıştırmak kari,−i karides karides ağı karidesçi kariha karikatür karikatürcü karikatürcülük,−ğü karikatürist karikatürize karikatürize etmek karikatürleştirme karikatürleştirmek karikatürlük,−ğü karina karina etmek karinalılar karine kar ispinozu kariyer kariyer yapmak karizma karizmatik,−ği Karkamış (ilçe) karkara

1219

karkas kar kazı kar kuşu kar kuyusu karlama karlamak karlanma karlanmak karlı kârlı kârlı iş karlık,−ğı Karlıova (ilçe) Karluk karma karmaç,−cı karma eğitim karma ekonomi karmak karmakarış karmakarış etmek karmakarışık,−ğı karmakarışık etmek karmakarışık olmak karmakarış olmak

1220

karmalık,−ğı karman çorman karmanyola karmanyolacı karmanyolacılık,−ğı karma okul kâr marjı karma sergi karmaşa karmaşık,−ğı karmaşıklaşma karmaşıklaşmak karmaşık sayı karmaşma karmaşmak karmaştırma karmaştırmak karma tamlama kâr merkezi karmık,−ğı karmuk,−ğu karnabahar karnabit karnaval karnaval maskarası karnaval maskesi

1221

karne karnı aç karnı burnunda karnı geniş karnıkara (börülce) karnından konuşan karnı tok karnıyarık,−ğı karni karnivor karo karoser kâr payı kâr paylaşımı karpit karpit lâmbası karpuz karpuzcu karpuzculuk,−ğu karpuz fener Karpuzlu (ilçe) Kars karsak,−ğı kar sapanı kârsız karst karstik,−ği

1222

karşı karşı akın karşı casusluk,−ğu karşıcı karşıcılık,−ğı karşıdan karşıya karşı devrim karşı düşürüm karşı gelim karşı görüş karşı karşıya karşılama karşılamak karşılama töreni karşılanış karşılanma karşılanmak karşılaşma karşılaşmak karşılaşma takvimi karşılaştırılma karşılaştırılmak karşılaştırma karşılaştırmacı karşılaştırma derecesi karşılaştırmak

1223

karşılaştırmalı karşılaştırmalı dil bilgisi karşılaştırmalı dil bilimi karşılaştırmalı edebiyat karşılaştırmalı ses bilgisi karşılayıcı karşılayış karşılık,−ğı karşılıklı karşılıklılık,−ğı karşılıklı yapraklar karşılıksız karşılıksızı aşk karşılıksız çek karşın karşı olmak karşı olum karşı oy karşı sav karşıt karşıt anlamlı karşıtçı karşıtçılık,−ğı

1224

karşıt duygu karşıtlama karşıtlamak karşıtlaşma karşıtlaşmak karşıtlı karşıtlık,−ğı Karşıyaka (ilçe) kart kartal Kartal (ilçe) kartal ağacı kartalgiller kartallar kartallı kartallı eğrelti otu kartalma kartalmak kartaloş kartaloz kartça karteks karteks dolabı kartel kartelâ kartelleşme kartelleşmek

1225

Kartezyen Kartezyenizm karting kartlaşma kartlaşmak kartlık,−ğı kartograf kartografi kartografik,−ği karton kartoncu kartonlama kartonlamak kartonpiyer kartonumsu kartopu kartotek,−ği kartpostal kartpostalcı kartuk,−ğu kartuş kartvizit Karun karyağdı karye karyokinez karyola

1226

kas kasa kasaba kasabalı kasacı kasadar kasa defteri kasa fişi kasalama kasalamak kasalanma kasalanmak kasalı kasalık,−ğı kasap,−bı kasaphane kasaplık,−ğı kasara kasa sayımı kasatura kasavet kasavet etmek kasavetlenme kasavetlenmek kasavetli kasavetsiz kas doku

1227

kâse kâsecik,−ği kâseletme kâseletmek kasem kaset kasetçalar kasetçi kasetçilik,−ği kasık,−ğı kasık bağcı kasık bağı kasık biti kasık çatlağı kasık otu kasıl kasıl duyumlar kasılgan kasılganlık,−ğı kasılış kasılma kasılmak kasım kasım kasım kasımpatı kasınç,−cı kasınma

1228

kasınmak kasıntı kasıntılı kasıntısız kasır,−srı kasırga kasıt,−stı kasıtlı kasıtsız kaside kasideci kasidehan kasis kasiyer kask kaskat (fizik) kaskatı kasket kasketçi kasketçilik,−ği kasketli kasketsiz kasko kaslaşma kaslaşmak kaslı kasma

1229

kasmak kasnak,−ğı kasnakçı kasnaklama kasnaklamak kasnı kassız kast Kastamonu kastanyet kastanyola kastanyola yuvası kastar kastarcı kastarcılık,−ğı kastarlama kastarlamak kastarlı kasten kastetme kastetmek kastî kastor kas tutukluğu kasvet kasvetli kasvetsiz

1230

kaş Kaş (ilçe) kaşağı kaşağılama kaşağılamak kaşağılanma kaşağılanmak kaşağılatma kaşağılatmak kaşalot kaşan kaşandırma kaşandırmak kâşane kaşanma kaşanmak kaşan yeri kaşar kaşarlanma kaşarlanmak kaşarlı kaşar peyniri kaşbastı kaşe kaşeksi kaşeleme kaşelemek

1231

kaşelenme kaşelenmek kaşeletme kaşeletmek kaşeli kaşık,−ğı kaşık çalımı kaşıkçı kaşıkçı kuşu kaşıkçılık,−ğı kaşıkçın kaşık düşmanı kaşık havası kaşık kaşık kaşıklama kaşıklamak kaşıklanma kaşıklanmak kaşıklayış kaşıklık,−ğı kaşık otu kaşık oyunu kaşıma kaşımak kaşındırma kaşındırmak kaşınış

1232

kaşınma kaşınmak kaşınma kazığı kaşıntı kaşıntılı kâşif kaş jölesi kaşkariko kaşkaval kaşkol,−lü kaşkorse kaşlı kaşlı gözlü kaşmer kaşmerlik,−ği kaşmir kaşpusiye kat kat,−t'ı (kesme) katabolizma katafalk katafot katakofti katakomp katakulli katalanca katalepsi

1233

kataleptik,−ği katalitik,−ği katalitik soba kataliz katalizör katalog,−ğu kataloglama kataloglamak katalpa katana katar katarakt katar katar katarlama katarlamak katarlanma katarlanmak katavaşya katbekat katedral,−li kategori kategorik,−ği katetme katetmek katgüt katı katık,−ğı

1234

katı kalpli katık etmek katıklama katıklamak katıklı katıklı aş katıksız katıksız hapis,−psi katıla katıla katılaşma katılaşmak katılaştırma katılaştırmak katılgan doku katılık,−ğı katılım katılımcı katılış katılma katılmak katıltma katıltmak katım katımlık,−ğı katıntı katır katır boncuğu

1235

katırcı katırcılık,−ğı katır karı katır kutur katırkuyruğu (bitki) katırlaşma katırlaşmak katırlık,−ğı katırtırnağı (bitki) katır yılanı katı söz katışık,−ğı katışıklık,−ğı katışıksız katışma katışmaç,−cı katışmak katıştırma katıştırmak katı yağ katı yumurta katı yürekli kat'î kâtibe kâtibiadil,−dli katil,−tli (öldürme) katil (öldüren)

1236

kat'îleşme kat'îleşmek katillik,−ği kâtip,−bi kâtiplik,−ği kat irtifakı kat’î teminat kat'iyen kat'iyet kat kat katkı katkılanma katkılanmak katkılı katkı maddesi katkı payı katkısız katlama katlamak katlandırma katlandırmak katlanılma katlanılmak katlanış katlanma katlanmak katlatma

1237

katlatmak katlayış katletme katletmek katlı katlı kur katliam katma katma bütçe katma değer vergisi katmak katmalı katman katman bulut katmanlaşma katmanlaşmak katmanlı katmer katmerci katmercilik,−ği katmer katmer katmerleşme katmerleşmek katmerli katmerli badem katmerli birleşik

1238

zaman katmerli iyelik,−ği katmerli yalan katmersiz Katolik Katoliklik,−ği katolunma katolunmak katot,−du katrak,−ğı katran katran ağacı katrancı katrancılık,−ğı katran çamı katranköpüğü (mantar) katranlama katranlamak katranlanma katranlanmak katranlı katran ruhu katran suyu katran taşı katran yağı katre

1239

katre katre katrilyon kat sayı katur kutur katyon kat yuvarı kauçuk,−ğu kauçuklu kaurit tutkalı kav kavaf kavaf işi kavafiye kavaflık,−ğı kavait,−di kavak,−ğı Kavak (ilçe) kavakçılık,−ğı kavak inciri Kavaklıdere (ilçe) kavaklık,−ğı kaval kavalcı kaval kemiği kaval tüfek,−ği kavalye kavalyelik,−ği

1240

kavalyelik etmek kavanço kavanoz kavara kavaracı kavas kavaslık,−ğı kavasya kavat kavata kavelâ kavga kavga adamı kavgacı kavgacılık,−ğı kavga etmek kavga kaşağısı kavgalaşma kavgalaşmak kavgalı kavgasız kavgasızlık,−ğı kavi kavil,−vli kavileşme kavileşmek kavileştirme

1241

kavileştirmek kavilleşme kavilleşmek kavilya kavim,−vmi kavis,−vsi kavisli kavkı kavkılı kavlağan kavlak,−ğı kavlama kavlamak kavlanma kavlanmak kavlaşma kavlaşmak kavlatma kavlatmak kavlıç,−cı kavlık,−ğı kavlince kavlükarar kav mantarı kavmî kavmiyat kavmiyet

1242

kavmiyetçi kavmiyetçilik,−ği kavraç,−cı kavrak,−ğı kavram kavrama kavramak kavrama noktası kavramcılık,−ğı kavram karmaşası kavramlaşma kavramlaşmak kavramsal kavranılma kavranılmak kavranılmaz kavranma kavranmak kavratma kavratmak kavrayış kavrayışlı kavrayışsız kavruk,−ğu kavrukluk,−ğu kavrulma kavrulmak

1243

kavruluş kavşak,−ğı kavşak adası kavuk,−ğu kavukçu kavuklu kavukluk,−ğu kavun kavuncu kavuniçi (renk) kavunsu kavurga kavurma kavurmacı kavurmaç,−cı kavurmak kavurmalı kavurmalık,−ğı kavurtma kavurtmak kavuruş kavuşma kavuşmak kavuştak,−ğı kavuşturma kavuşturmak kavuşulma

1244

kavuşulmak kavuşum kavuşum devri kavuşur su yosunları kavut kavuz kavuzlular kavzama kavzamak kay,−yyı kaya kaya balığı kaya balığıgiller kayabaşı (ezgi; türkü) kayaç,−cı kaya güvercini kayağan kayağanlık,−ğı kayağan taş kaya hanisi (balık) kaya horozu kayak,−ğı kayakçı kayakçılık,−ğı kaya keleri

1245

kayak evi kayalık,−ğı kaya lifi kayan kaya örümceği kayar kayarlama kayarlamak kayarto kaya sansarı kaya sarımsağı kaya sarmaşığı kaya suyu kaya tuzu kaybedilme kaybedilmek kaybetme kaybetmek kaybolma kaybolmak kayboluş kayda değer kaydedici kaydedilme kaydedilmek kaydetme kaydetmek

1246

kaydettirme kaydettirmek kaydıhayat kaydıihtiyat,−dı kaydırak,−ğı kaydırılma kaydırılmak kaydırış kaydırma kaydırmak kaydırtma kaydırtmak kaydiye kaydolma kaydolmak kay etmek kaygan kaygana kayganalık,−ğı kayganlık,−ğı kaygı kaygılandırma kaygılandırmak kaygılanış kaygılanma kaygılanmak kaygılı

1247

kaygın kaygısız kaygısızca kaygısızlık,−ğı Kayı kayık,−ğı kayıkçı kayıkçı kavgası kayıkçılık,−ğı kayıkhane kayık salıncak,−ğı kayık tabak,−ğı kayık yaka kayın,−ynı kayın kayın baba kayın birader kayınço kayıngiller kayınlık,−ğı kayın peder kayıntı kayın valide kayıp,−ybı kayır kayırıcı kayırıcılık,−ğı

1248

kayırılma kayırılmak kayırış kayırma kayırmak kayırtma kayırtmak kayısı kayısı hoşafı kayısı kompostosu kayısı kurusu kayış kayış balığı kayışçı kayış dili kayışkıran kayıt,−ydı kayıt defteri kayıtım kayıtımla uslamlama kayıt kuyut,−du kayıtlama kayıtlamak kayıtlı kayıtlı sermaye kayıtma

1249

kayıtmak kayıtsız kayıtsızca kayıtsızlık,−ğı kayıtsız şartsız kaykaç,−cı kaykay kaykılma kaykılmak kaykıltma kaykıltmak kayma kaymak,−ğı kaymak kaymakaltı (süt) kaymakam kaymakamlık,−ğı kaymakçı kaymak kâğıdı kaymaklanma kaymaklanmak kaymaklı kaymaklı dondurma kaymak tabakası kaymak takımı kaymak taşı

1250

kaymalık,−ğı kayme kaymelik,−ği kaynaç,−cı kaynaç taşı kaynak,−ğı kaynakça kaynakçacı kaynakçı kaynakçılık,−ğı kaynak gösterme kaynakhane kaynak kişi kaynaklanma kaynaklanmak kaynak makinesi kaynak suyu kaynak yapmak kaynama kaynamak kaynama noktası kaynana kaynana ağzı kaynanadili (bitki) kaynanalık,−ğı kaynanalık etmek kaynana zırıltısı

1251

−ğı kaypama kaypamak kayra kayracılık.−ğı kaypakça kaypaklaşma kaypaklaşmak kaypaklık.kaynar kaynarca Kaynarca (ilçe) kaynaşık.−ğı kaynatılma kaynatılmak kaynatma kaynatmak kaynayış kaypak.−ğı kaynaşma kaynaşmak kaynaştırma kaynaştırmak kaynaştırma sesi kaynata kaynatalık.−ğı kayran 1252 .−ğı kayrak.

kayrılma kayrılmak kayser Kayseri Kayseri mantısı Kayseri pastırması kayşa kayşama kayşamak kayşat kaytaban kaytak.−ğu kaz kaza 1253 .−ğı kaytarmak kayyum kayyumluk.−ğı kaytaklık.−ğı kaytan kaytan bıyıklı kaytancı kaytanlı kaytarıcı kaytarış kaytarma kaytarmacı kaytarmacılık.

−ğı kaza kurşunu kazalı kazamat kazan Kazan (şehir.−ğı Kazak Kazakça Kazak çömelmesi Kazakistan kazaklık.−cı kazançlı kazançsız kazan dairesi kazandırma kazandırmak kazandibi (tatlı) kazanılma kazanılmak kazanılmış hak.kaza dairesi kazaen kaza etmek kazağı kazak.−ğı kazanç. ilçe) kazancı kazancılık.−kkı 1254 .

renk) kazaz kazazede kazboku (renk) kazdırma kazdırmak kazein kazein tutkalı kazevi (zembil) kazgıç.−cı kazı kazı bilimci kazı bilimi kazı bilimsel 1255 .kazanım kazanış kazanma kazanmak kazan taşı kazara kazaratar kazasız kazasız belâsız kazaska kazasker kazaskerlik.−ği kazayağı (bitki.

−ğı kazıkazan kazıkçı kazık kök kazıklama kazıklamak kazıklanma kazıklanmak kazıklayış kazıklı kazıklı humma kazık marka kazıl kazılış kazılma kazılmak kazım kazıma kazımak kazıma resim.−smi kazımık.−ğı Kâzımkarabekir (ilçe) kazınma kazınmak kazıntı kazıntılı 1256 .kazıcı kazık.

−cı kazma diş kazmak kazolit kazulet kazurat Keban (ilçe) kebap.kazıtma kazıtmak kazıyış kaziye kaz kafalı kazkanadı (oyun) kazma kazmacı kazmaç.−ğı kebaplı kebaplık.−bı kebapçı kebapçılık.−ğı kebe kebere kebir kebze kebzeci keçe keçeci 1257 .

−ği keçeleme keçelemek keçelenme keçelenmek keçeleşme keçeleşmek keçeleştirme keçeleştirmek keçeli keçi Keçiborlu (ilçe) keçiboynuzu (bitki) keçi inadı keçi kömüreni keçiler keçileşme keçileşmek keçilik.−ği keçilik etmek keçi mantarı keçimemesi (üzüm) Keçiören (ilçe) keçi postu keçisağan keçi sakal 1258 .keçecilik.

keçisakalı (bitki) keçisedefi (bitki) keçi söğüdü keçitırnağı (oyma kalemi) keçi yemişi keçi yolu keder kederlendirme kederlendirmek kederleniş kederlenme kederlenmek kederli kedersiz kedi kediayağı (bitki) kedi balı kedi balığı kedi balığıgiller kedibastı kedidili (bisküvi) kedigiller kedigözü (lâmba) kedi nanesi kedi otu kedi otugiller 1259 .

−ği kefenlik para kefensiz kefere kefil 1260 .kediyaladı kefal.−ği kefeki kefeleme kefelemek kefeli kefen kefenci kefenleme kefenlemek kefenleyiş kefenli kefenlik.−li kefalet kefaleten kefalet mektubu kefaletname kefalet senedi kefalgiller kefaller kefaret kefe kefek.

−ği kekikli 1261 .−ği kefil olmak kefir kefiye kefne kehanet Kehkeşan (Samanyolu) kehle kehribar kehribar balı kehribarcı kek kekâ kekâh keke kekeç.−ği kekik.−ci kekeleme kekelemek kekeleyiş kekelik.−ği kekeme kekemeleşme kekemeleşmek kekemelik.kefillik.

−ğı kele kelebek.−ği kekremsi kekremsilik.−bi 1262 .kekik yağı keklik.−ği kelebek camı kelebek çiçeği kelebek gözlük.−ği keleklik.−ği kekresi kel kelâm Kelâmıkadim kelâmıkibar kelaynak. −ğü kelebekler kelebek otu keleci kelek.−ği kekre kekrelik.−ği keleklik etmek kelem keleme kelep.

−ği kelime hazinesi kelimeişahadet kelime kadrosu 1263 .−ği kelepleme keleplemek kelepser keler keler balığı kelergiller Keles (ilçe) keleş keleşlik.kelepçe kelepçeleme kelepçelemek kelepçelenme kelepçelenmek kelepçeli kelepir kelepirci kelepircilik.−ği kelime kelime cambazı kelime cambazlığı kelimecik.−ği kelifit kelik.

kelime karışıklığı kelimeleşme kelimeleşmek kelime oyunu kelime sıklığı kelimesi kelimesine kelimesiz kelime türü kelime vurgusu kel kâhya Kelkit (ilçe) kelle kelleşme kelleşmek kelli felli kellik.−ği keloğlan (hindi) Keloğlan kem Kemah (ilçe) kemakân kemal.−li Kemalist Kemaliye (ilçe) Kemalizm Kemalpaşa (ilçe) 1264 .

−ğı kemane kemane çekme kemanî kemankeş keman yayı keme kemençe kemençeci kement.−ği kemer patlıcanı kemersiz kem göz 1265 .−di kementleme kementlemek kemer Kemer (ilçe) kemer bağlama kemere kemer gözü kemerleme kemerlemek kemerli kemerlik.Kemalpaşa tatlısı keman kemancı kemancılık.

−ği kemik doku kemik kanseri kemikleşme kemikleşmek kemikleştirme kemikleştirmek kemikli kemikli balıklar kemik rengi kemiksi kemiksi bölge kemiksiz kemik veremi kemik yalayıcı kemik zarı kemircik.−ği kemirgen kemirgenler kemirici kemiriciler kemirilme 1266 .kemha kemik.−ği kemirdek.−ği kemik bilimci kemik bilimi kemikçik.

kemirilmek kemiriş kemirme kemirmek kemiyet kem küm kem küm etmek kemlik.−ği kenar kenar bobini kenarcı kenarda köşede kenarlı kenarlık.−ği kemlik etmek kemoterapi kemre kemreleme kemrelemek kemrelik.−ğı kenar mahalle kenarortay kenar semt kenarsız kenar suyu kendi kendi başına 1267 .

−ği kendisince kendiüretir kene kene ağacı kenef kene göz 1268 .kendi beslek.−ği kendince kendinde kendinden kendine has kendine mahsus kendine özgü kendir kendircilik.−ği kendi kendine kendiliğinden kendiliğindenlik.−ği kendigelen kendi hâlinde kendiişler kendiişlerlik.−ği kendirgiller kendirik.−ği kendiliğinden üreme kendilik.

−ği kenevir helvası kengel kengel sakızı kenger kenger sakızı kent kental.keneler kene otu keneş kenet.−ği kentet kentilyon kentler arası kentleşme 1269 .−di kenet etmek kenetleme kenetlemek kenetleniş kenetlenme kenetlenmek kenetli kenet mili kenevir kenevircilik.−li kentçi kentçilik.

−ğı kepçe kuyruk.−ği kepekçi 1270 .−ğu kepçeleme kepçelemek kepçeli kepçe surat kepek.kentleşmek kentli kentlileşme kentlileşmek kentsel kent soylu kent soyluluk.−ğu kenttaş Kenya Kenyalı kep kepaze kepaze etmek kepazelik.−ği kepaze olmak kepbastı kepçe kepçeburun (yaban ördeği) kepçe kulak.

−ği kepenk.−gi kepez kepir kepme kepmek Kepsut (ilçe) kerahet kerahet vakti keramet kerametli kerata keratin keratinleşme keratinleşmek keratinli kerde kere kerem kerem etmek kerempe kerem sahibi keres kereste 1271 .kepeklenme kepeklenmek kepekli kepenek.

−ği keresteli kerestelik.keresteci kerestecilik.−ci kerpiççi kerpiçleşme kerpiçleşmek 1272 .−ği kerevet kerevides kerevit kereviz kerh kerhane kerhaneci kerhen kerih kerim kerime keriz kerizci kerkenez kerki kerli ferli kermen kermes kerpeten kerpiç.

kerrake kerrakeli kerrat kerrat cetveli kerte kerte kerte kerteleme kerteles kertenkele kertenkeleler kerteriz kerteriz noktası kerti kertik.−ği kertik kertik kertikleme kertiklemek kertikli kertilme kertilmek kertme kertmek kervan kervanbaşı kervancı kervan çulluğu Kervankıran 1273 .

(Çolpan) kervansaray Kervan Yıldızı kes kesafet kesat.−ği kese çiçeği kesedar kesek.−dı kesatlık.−ğı kese kesecik.−du keseliler 1274 .−ği kese kâğıdı keseklenme keseklenmek kesekli kesel keseleme keselemek keseleniş keselenme keselenmek keseletme keseletmek keseli keseli kurt.

−ği kesik piramit.kesel perdesi kesen kesene kesenek.−ği kesenekçi kesenkes keser kesici kesici diş kesif kesif yem kesik.−di kesik prizma kesiksiz kesiliş kesilme kesilmek kesim kesimci 1275 .−ği kesik hava kesik kelime kesik kerem kesik kesik kesik koni kesikli kesiklik.

−ği kesinlikle kesinme kesinmek kesinsizlik.−ği kesin kesin bilgi Kesin Hesap Kanunu kesinleme kesinleşme kesinleşmek kesinleştirme kesinleştirmek kesinlik.−sri kesirli kesirli sayı kesir ölçek.−ği kesirsiz kesiş 1276 .kesim evi kesimhane kesimlik.−ği kesinti kesintili kesintisiz kesin uyarı kesir.

kesişen kesişme kesişmek kesit kesityazar kesityazar belgesi keskenme keskenmek keski keskin Keskin (ilçe) keskinleşme keskinleşmek keskinleştirme keskinleştirmek keskinletme keskinletmek keskinlik.−ği kesme kesmece kesme imi kesme işareti kesmek kesme kaya kesmelik.−ği kesme şeker kesme taş 1277 .

−ği kestane dorusu kestane fişeği kestane kabağı kestane kargası kestanelik.−ği kestane rengi kestane şekeri Kestel (ilçe) kestere kestirilme kestirilmek kestirim kestiriş kestirme kestirmece kestirmeden kestirmek kesyap 1278 .kesmik.−ği kesmikli kesp.−bi kesp etmek kesre kesret kestane kestaneci kestanecik.

−şfi keşif kolu (askerlik) keşik.keş Keşan (ilçe) Keşap (ilçe) keşen keşfedilme keşfedilmek keşfetme keşfetmek keşfettirme keşfettirmek keşide keşideci keşif.−ği keşkekçi keşki keşkül 1279 .−ği keşikleme kesikleşme keşikleşmek keşiş keşişhane keşişleme keşişlik.−ği keşke keşkek.

−ğı ket ketal.−ği Keşmir keşşaf keşşaflık.−ği ketengiller keten helva keten helvacı keten helvası keten kuşu keten tohumu kethüda kethüda bey kethüdalık.−ğı keton ketum ketumiyet 1280 .−li ketçap kete ketebe keten ketencik.keşkülüfukara keşleme keşlemek keşmekeş keşmekeşlik.

ketumluk.−ğu ketum olmak ket vurma kevel kevelci keven kevgir Kevser keyci keyfetme keyfetmek keyfî keyfîlik.−ği keyfince keyfi sıra keyfi yerinde keyfiyet keyif.−yfi keyif ehli keyif hâli keyiflenme keyiflenmek keyifli keyifli keyifli keyifsiz keyifsizlenme keyifsizlenmek 1281 .

−ği kez keza kezalik kezzap.keyifsizlik.−ğı kıçın kıçın kıçtan bacaklı kıçtankara (gemi) kıç üstü (denizcilik) kıdem kıdemce kıdemli kıdemli başçavuş kıdemlilik.−ği kıdem tazminatı kıdım kıdım kığ 1282 .−ği kıdemli üstçavuş kıdemsiz kıdemsizlik.−bı kıble kıblenüma Kıbrıs Kıbrısçık (ilçe) Kıbrıslı kıç kıçı kırık.

kığı kığılama kığılamak kıh kıkırdak.−ğı kıkırtı kıl kılâde kılağı kılağılama kılağılamak kılağılı kılağısız kılâptan kılavuz kılavuz gemisi 1283 .−ğı kıkırdak bilimi kıkırdak doku kıkırdaklaşmış kıkırdaklı kıkırdama kıkırdamak kıkırdatma kıkırdatmak kıkırdayış kıkır kıkır kıkırlık.

−ğı 1284 .−ğı kılcan kıl çadır kılçık.−ğu kılavuzluk etmek kılbaz kıl burun kılcal kılcal boru kılcal damar kılcal etki kılcal kök kılcallık.−ğı kılçıklı kılçıksız kıldırma kıldırmak kıldırtma kıldırtmak kılgı kılgılı kılgın kılgısal kılıbık.kılavuz kaptan kılavuzlama kılavuzlamak kılavuzluk.

−ğu (balık) kılıçlama kılıçlamak kılıçlayış kılıçlı kılıç oyuncusu kılıç oyunu kılıç pabucu kılıf kılıfçı kılıflama kılıflamak 1285 .kılıbıklaşma kılıbıklaşmak kılıbıklık.−ğı kılıbıklık etmek kılıcına kılıç.−ğı kılıç balığı kılıç balığıgiller kılıççı kılıç gagalı kılıçhane kılıç kuşanma kılıçkuyruk.−cı kılıç alayı kılıç bacak.

−ğu kılkuyruk.−ğı kılınış kılınma kılınmak kılır kılış kılkapan kıl keçisi kılkıran kıl kuyruk.−ğu (kuş) kıllanma kıllanmak kıllı kılma 1286 .kılıflı kılıfsız kılık.−ğı kılı kılına kılık kıyafet kılık kıyafet düşkünü kılıklı kılıklı kıyafetli kılıksız kılıksızlaşma kılıksızlaşmak kılıksızlık.

kılmak kıl otu kıl payı kılsız kıl testere kılükal kıl yumağı kımıl kımıldama kımıldamak kımıldanış kımıldanma kımıldanmak kımıldatma kımıldatmak kımıldayış kımıl kımıl kımıltı kımız kımkım kımkım etmek kımlanma kımlanmak kın kına kına ağacı kınacık.−ğı 1287 .

−cı Kınık (ilçe) kın kanat kın kanatlılar kınlama kınlamak 1288 .kına çiçeği kına çiçeğigiller kına gecesi kınakına kınalama kınalamak kınalanma kınalanmak kınalı kınalı bamya kınalı keklik.−ğı kınama kınama cezası kınamak kınanma kınanmak kınasız kınayış kındıra kındıraç.−ği kınalı kuzu kınalı yapıncak.

−bı kınsız Kıpçak Kıpçakça kıpı kıpık.−ğı kıpırdaklık.kınlı kınnap.−ğı kıpırdama kıpırdamak kıpırdanma kıpırdanmak kıpırdaşma kıpırdaşmak kıpırdatma kıpırdatmak kıpır kıpır kıpırtı kıpırtılı kıpırtısız kıpıştırma kıpıştırmak kıpkıp kıpkırmızı 1289 .−ğı kıpırdak.−ğı kıpık gözlü kıpıklık.

kıpkırmızı olmak kıpkızıl kıpma kıpmak kıprama kıpramak kıprayış kıprayışlı kıprayışsız Kıptî Kıptîlik.−ğı kırağı kırağılı kıran kıran kırana kıranta kırat 1290 .−ği kır kıraat.−ti kıraat etmek kıraathane kıraathaneci kıracak.−cı kıraçlaşma kıraçlaşmak kıraçlık.−ğı kıraç.

−ğı kırbaç.−ğı kıray kırba kırbacık.kıratlık.−cı kırçıl kırçıllanma kırçıllanmak kırçıllaşma kırçıllaşmak kırçıllık.−ğı kır çiçeği kırdırma kırdırmak kırdırtma kırdırtmak 1291 .−cı kırbaç kurdu kırbaç kurtları kırbaçlama kırbaçlamak kırbaçlanma kırbaçlanmak kır bekçisi kırcı kırcı mantı kırcın kırç.

−ğı kırılgan kırılganlık.−ğı kırıkçı kırıkçılık.kır eğlencesi kır gerillâsı kırgın kırgınlık.−ğı kırık çizgi kırık dökük.−ğü kırık dölü Kırıkhan (ilçe) kırık hava Kırıkkale kırıklama kırıklamak kırıklık.−ğı kırılış kırılma kırılmak 1292 .−ğı kırık.−ğı Kırgız Kırgızca Kırgızistan kır gülü kırıcı kırıcılık.

−ğı kırışıksız kırış kırış kırışma kırışmak kırıştırma kırıştırmak kırıta kırıta kırıtım kırıtım kırıtım kırıtış kırıtkan kırıtkanlık.kırım Kırım kırım kırım Kırımlı kırınım kırınma kırınmak kırıntı kırıntı külte kırıntılı kırışık.−ğı kırıtma kırıtmak 1293 .−ğı kırışıklı kırışıklık.

−ğı (şamdan) kırkgeçit.−ği kırk ikindi 1294 .−ği kırk bir buçuk.kırk Kırkağaç (ilçe) Kırkağaç kavunu kır kahvesi kırkambar (kap) kırkar kırkayak.−ğı kırk basması kırkbayır (midenin gözü) kırk beşlik.−ğu kırkbudak.−di (ırmak türü) kırk hamamı kırkı kırkıcı kırkılma kırkılmak kırkım kırkımcı kırkıncı kırkıntı kırk ikilik.

−ğı kırkma kırkmak kırk merak kırkmerdiven (dik yokuş) kırk para kırktırma kırktırmak kırkyama (yama işi) kırk yıl kırk yıllık.−ğı kırlangıç.kırklama kırklamak kırklanma kırklanmak kırklar Kırklareli'ni kırklı kırklık.−cı kırlangıç balığı kırlangıç balığıgiller kırlangıç dönümü kırlangıç fırtınası kırlangıçgiller kırlangıçkuyruğu 1295 .

−ği kırmızı kart kırmızılâhana kırmızılaşma kırmızılaşmak kırmızılık.−ğü kırmızı et kırmızı fener kırmızı gömlek.−ğı kırma kırmacı kırmak kırmalı kırmasız kırmız kırmız böceği kırmızı kırmızıbiber kırmızıçizgi (hastalık) kırmızı çürük.(işaret) kırlangıç otu kırlaşma kırlaşmak kırlent kırlık.−ğı kırmızımsı 1296 .

−ğı kırpılma kırpılmak kırpıntı kırpıntı bohçası kırpışma kırpışmak kırpıştıra kırpıştıra kırpıştırma kırpıştırmak kırpma kırpmak kırptırma kırptırmak kırsal kırsal alan kırsal bölge kırsal nüfus kır serdarı Kırşehir kırtasiye 1297 .−ğı kırnav kırpık.kırmızımtırak.−ğı kırmızı oy kırmızıturp kırmız madeni kırnak.

−ğı kısalış kısalma kısalmak kısaltılma kısaltılmak kısaltım kısaltış 1298 .kırtasiyeci kırtasiyecilik.−ği kırtıklı kırtıpil kırtıpilleşme kırtıpilleşmek kırt kırt kısa kısaca kısacık.−ğı kısa çizgi kısa dalga kısa devre kısa far kısa görüşlü kısa kafalı kısa kısa kısa koşu kısa koşucu kısalık.

−smı kısım kısım kısımlama kısımlamak 1299 .−ğı kısas kısasa kısas kısas etmek kısa süreli film kısa ünlü kısa vadeli kısa yoldan kısık.−ğı kısıkça kısıklık.−ğı kısılış kısılma kısılmak kısım.kısaltma kısaltma grubu kısaltmak kısaltmalı kısaltmalı kelime kısalttırma kısalttırmak kısa mesafe kısa ömürlü kısarak.

−ğı kısış kısıt kısıtlama kısıtlamak kısıtlanış kısıtlanma kısıtlanmak kısıtlayıcı kısıtlayış kısıtlı kısıtlılık.−ğı 1300 .kısınma kısınmak kısıntı kısıntılı kısıntısız kısıntı yapmak kısır kısır döngü kısırgan kısırganma kısırganmak kısırlaşma kısırlaşmak kısırlaştırma kısırlaştırmak kısırlık.

−ğı kıskaç.kıska kıskacı kıskacılık.−cı kıskaç gözlük.−ğı kıskançlık etmek kıskandırma kıskandırmak kıskanılma kıskanılmak kıskanış kıskanma kıskanmak kıskı kıs kıs kıskıvrak kısma kısma ad kısmak kısmen kısmet kısmet ağacı kısmet kapısı 1301 .−cı kıskançlık.−ğü kıskaçlama kıskaçlamak kıskanç.

−ğı kıstas kıstelyevm kıstırılma kıstırılmak kıstırma kıstırmak kış kış dönemi kış dönencesi kış günü kışın kışır.−ği kısmık.kısmetli kısmet olmak kısmetsiz kısmetsizlik.−şrı kış kayıtı kışkırtı kışkırtıcı kışkırtıcı ajan 1302 .−ci kısmî seçim kısrak.−ğı kıssa kıstak.−ğı kısmî kısmî felç.

−ğı kıtı kıtına 1303 .−li kıt'alar arası kıt'a sahanlığı kıtık.kışkırtıcılık.−ğı kışlama kışlamak kışlatma kışlatmak kışlık.−ğı kışkırtmak kışkışlama kışkışlamak kış kıyamet kışla kışlak.−ğı kış uykusu kıt kıt'a kıtaat kıtal.−ğı kışkırtılma kışkırtılmak kışkırtış kışkırtma kışkırtmacı kışkırtmacılık.

kıtıklama kıtıklamak kıtıklı kıtıpiyos kıtıpiyosluk.−ğu kıtır kıtırcı kıtırdama kıtırdamak kıtırdatma kıtırdatmak kıtır kıtır kıtırtı kıt kanaat kıtlama kıtlaşma kıtlaşmak kıtlık.−ğı kıvam kıvamlanma kıvamlanmak kıvamlaştırıcı kıvamlaştırma kıvamlaştırmak kıvamlı kıvamsız kıvanç.−cı 1304 .

−ğı kıvırcık koyun kıvırcıklaşma kıvırcıklaşmak kıvırcık marul kıvırcık salata kıvırış kıvır kıvır kıvırma kıvırmak kıvırtma kıvırtmak kıvır zıvır kıvracık.kıvançlanma kıvançlanmak kıvançlı kıvanış kıvanma kıvanmak kıvıl kıvılcım kıvılcımlanma kıvılcımlanmak kıvılcımlı kıvılcımsız kıvıl kıvıl kıvırcık.−ğı 1305 .

−ğı kıvrılış kıvrılma kıvrılmak kıvrım kıvrım kıvrım kıvrımlanma kıvrımlanmak kıvrımlı kıvrıntı 1306 .−ğı kıvrama kıvramak kıvrandırma kıvrandırmak kıvranış kıvranma kıvranmak kıvrantı kıvratma kıvratmak kıvrık.−ğı kıvrıklık.−ğı kıvrakça kıvrak kıvrak kıvraklaşma kıvraklaşmak kıvraklık.kıvrak.

−ğı kıyakçı kıyaklaşma kıyaklaşmak kıyaklık.−ği kıyak.kıya kıyacı kıyafet kıyafet balosu kıyafet düşkünü kıyafetli kıyafetname kıyafetsiz kıyafetsizlik.−ğı kıyam kıyamet kıyamet alâmeti kıyamet günü kıyas kıyasa muhalefet kıyasen kıyasımukassem kıyasıya kıyasî kıyaslama kıyaslamak kıyaslanma 1307 .

kıyaslanmak kıydırma kıydırmak kıygı kıygın kıygınlık.−ğı kıyı kıyı balıkçılığı kıyı bankacılığı kıyı bucak.−ğı kıyıcılık etmek kıyıda bucakta kıyıda köşede kıyıdaş kıyı dili kıyık.−ğı kıyı kıyı kıyılama kıyılamak kıyılık.−ğı kıyıcı kıyıcılık.−ğı kıyılma kıyılmak kıyım kıyım kıyım kıyımlı 1308 .

−ğı kıymalık.kıyımlık.−ğı kıymalı makarna kıymalı pide kıymalı yumurta kıymasız kıymet kıymetlendirme kıymetlendirmek kıymetlenme kıymetlenmek kıymetleşme 1309 .−ği kıymalı ıspanak.−ğı kıyın kıyın kıyın kıyınma kıyınmak kıyıntı kıyış kıyışma kıyışmak kıyı tırmığı kıyma kıymak kıymalı kıymalı börek.

−ğı kıytırıklık.−ğı kızarık.−ğı kızak yapmak kızamık.−ğı kızaklama kızaklamak kızaklık.−ğı kıymıklı kıytırık.−ği kıymetsiz kıymetsizlik.−ğı kızamıklı kızan kızanlık.−ğı kızarıklık.kıymetleşmek kıymetleştirme kıymetleştirmek kıymetli kıymetli evrak kıymetlilik.−ğı kıyye kız kızak.−ği kıymettar kıymık.−ğı 1310 .−ğı kızamıkçık.

kızarış kızarma kızarmak kızartı kızartıcı kızartılı kızartılma kızartılmak kızartma kızartmak kız böceği kız böcekleri kızcağız kızdırıcı kızdırılma kızdırılmak kızdırma kızdırmak kızgın kızgın bulut kızgınlaşma kızgınlaşmak kızgınlık.−cı Kızılay 1311 .−ğı Kızık kızıl kızılağaç.

Kızılbaş Kızılbaşlık.−ğu 1312 .−ğı kızılboya (bitki) kızılca kızılcadişi (ağaç) Kızılcahamam (ilçe) kızılca kıyamet kızılcık.−ğı kızılcıkgiller kızılcık reçeli kızılcık şurubu kızılcık tarhanası kızılçam Kızılderili Kızılelma Kızılırmak (ilçe) kızıl ısı kızılış kızıl iblis kızılkanat (balık) kızılkantaron kızılkantarongiller kızıl kıyamet kızılkök kızılkurt.−du kızılkuyruk.

−ğü (yılancık) kızış kızışık.−dü kızılşap (renk) Kızıltepe (ilçe) kızıltı kızılyaprak.−ğı kızışma kızışmak kızıştırış kızıştırma kızıştırmak kızkalbi (bitki) 1313 .−ğı (bitki) kızılyara kızıl yel kızılyörük.−ğı kızılma kızılmak Kızılören (ilçe) kızıl ötesi kızıl su yosunları kızılsöğüt.(kuş) kızıllaşma kızıllaşmak kızıllık.

kız kardeş kız kızan kız kilimi kız kurusu kız kuşu kızlar ağası kızlık.−ğı kızlık zarı kızma kızmabirader (oyun) kızmaca kızmak kızmemesi (meyve) kız oğlan kız oğlan kız ki kibar kibarca kibar düşkünü kibarlar âlemi kibarlaşma kibarlaşmak kibarlık.−ğı kibarlık budalası kibarlık düşkünü 1314 .

−ği Kiğı (ilçe) kik 1315 .−bri kibirleniş kibirlenme kibirlenmek kibirli kibirsiz kibrit kibritçi kibritlik.−ği kibir.−ği kibrit suyu kibutz kifaf kifafınefs kifafınefs etmek kifaflanma kifaflanmak kifayet kifayet etmek kifayetli kifayetsiz kifayetsizlik.kibarlık etmek kibar lokması kibarzade kibernetik.

−ği kiklâ kiklon kiklotron kil kile kiler kilerci kilermeni kilim kilimci kilimcilik.−ği Kilis kilise kilise çanı kilise hukuku kilit.kikirik.−di kilit dili kilitleme kilitlemek kilitlenme kilitlenmek kilitletme kilitletmek kilitleyici kilitli kilit mevkii 1316 .

−lü kilokalori kilolu kiloluk.kilit noktası kilit sarma kilitsiz kilitsiz küreksiz kilit taşı kilit yeri kiliz kiliz balığı kilizman Kilizman killeme killemek killi kilo kiloamper kilogram kilogramağırlık.−ğu kilometre kilometre kare kilometrelerce 1317 .−ğı kilogramkuvvet kilogrammetre kilohertz kilojul.

−ği kimlik belgesi kimlik kartı kimono kimse kimsecik.−ti kilovolt kils kilüs kim kim bilir kimesne kimi kimisi kimi zaman kimlik.−ğı 1318 .−ği kimsecikler kimsesiz kimsesizlik.kilometre taşı kilosikl kiloton kilovat kilovat saat.−ği kimüs kimya kimyacı kimyacılık.

kimya doğrulumu kimyager kimyagerlik.−ği kinetik enerji kinik.−ği 1319 .−ğı kinematik.−ği kinestezi kinetik.−ği kindar kindarlık.−ği kimya göçümü kimya olmak kimyasal kimyasal savaş kimyasal silâh kimyasal tedavi kimyevî kimyevî tedavi kimyon kimyonî kimyonlu kin kinaye kinayeli kinayeli kinayeli kinci kincilik.

−ğı kira kontratı kiralama kiralamak kiralanma kiralanmak kiralayan kiralayıcı kiralı 1320 .kinin kininli kinin sülfatı kiniş kinizm kinlenme kinlenmek kinli kinsiz kip kipe kipkirli kiplik.−ği kir kira kira arabası kira bedeli kiracı kiracılık.

−ci kireççi kireççil kireç fabrikası kireç kaymağı kireç kuyusu kireçleme kireçlemek kireçlenme kireçlenmek kireçleşme 1321 .−ğı kiraz reçeli kiraz zamkı kirde kirdeci kirebolu kireç.−ğı kiralık adam kiralık ev kiralık kadın kiralık kasa kiralık katil kiralık kız kiraz Kiraz (ilçe) kiraz elması kirazlık.kiralık.

kireçleşmek kireçli kireçlik.−ği kiremit fabrikası kiremithane kiremitli kiremit rengi kirik.−ği kireç ocağı kireçsileme kireçsilemek kireçsiz kireçsizlenme kireçsizleştirme kireçsizleştirmek kireç suyu kireç sütü kireç taşı kireçyeren kiremit.−ği kiril kiril alfabesi kiriş kirişçi kirişhane 1322 .−di kiremitçi kiremitçilik.

−ği kirli sarı kirloş kirloz kirmen kir pas 1323 .kirişleme kirişlemek kirişli kirişlik.−ği kirizma kirizma etmek kirizmalama kirizmalamak kirizma yapmak kirizme kirkit kirlenme kirlenmek kirletme kirletmek kirli kirli çamaşır kirli çıkı kirli çıkın kirlihanım peyniri kirli kan kirlilik.

−ği kirpik besleyici kirpikli kirpikliler kirpiksi kirpiksi cisim.−ği kirvelik etmek kisedar kispet kispet çıkarılması kispî kist kistleşme kistleşmek kisve kişi kişi adı bilimi kişi eki kişiler arası kişiler arası ilişki 1324 .kirpi kirpigiller kirpik.−smi kirş kirtikli kirtil kirve kirvelik.

kişileşme kişileşmek kişileştirme kişilik.−ği kişilik dışı kişilikli kişiliksiz kişioğlu kişisel kişiye özel kişizade kişi zamiri kişmirî kişmiş kişneme kişnemek kişneyiş kişniş kişniş şekeri kit kitabe kitabet kitabî kitap.−bı kitap açacağı kitapça kitapçı 1325 .

−ği kitapsız kitin kitle kitle haberleşmesi kitlesel kitre kivi kivigiller kiyanus kiyaset kizir klâkson klân 1326 .−ğı kitap dolabı kitap ehli kitap evi kitap kurdu kitaplaştırma kitaplaştırmak kitaplık.−ğı kitaplık bilimci kitaplık bilimi kitaplık görevlisi kitap sarayı kitapsever kitapseverlik.kitapçılık.

klâpa klâpe klârnet klârnetçi klâs klâsik.−ği klâsisizm klâsman klâsör klâvsen klâvsenci klâvye klâvyeli kleptoman kleptomani klerikalizm klik.−ği klâsikleşme klâsikleşmek klâsiklik.−ği klikçi klikleme kliklemek klikleşme klikleşmek klima klimatolog.−ğu 1327 .

−bi klips klişe klişeci klişecilik.−ği klişehane klişeleşme klişeleşmek klitoris klon klonlama klonlamak klor klor hidrat klor hidrik.−ği klorik klorik asit.−di klorlama klorlamak klorlanma klorlanmak klorlu klorofil 1328 .−ği klinker klinometre klip.klimatoloji klinik.

kloroform klorometri kloroplâst kloroz klorölçer klorür klorürlendirme klorürlendirmek klorürleştirme klorürleştirmek klostrofobi kloş klozet klüz know−how koalisyon koalisyon hükûmeti koaptör kobalt kobalt bombası kobay kobaygiller kobra kobragiller koca Kocaali (ilçe) 1329 .

−ği Kocaeli'ni kocakarı kocakarı ilâcı kocakarılık.−ğı kocalma kocalmak kocaltma kocaltmak kocama kocamak kocaman kocamanca kocaman kocaman kocamanlaştırma kocamanlaştırmak 1330 .kocabaş (kuş) kocabaşı koca bebek.−ğu kocalak.−ğı kocalı kocalık.−ğı kocakarı masalı kocakarı soğuğu koca koca Kocaköy (ilçe) koca kuşluk.

−ğı koçaklama koçan koçancı koçancılık.kocaoğlan kocasız kocasızlık.−ğı Koçarlı (ilçe) koçbaşı (direk) koçboynuzu (çengel) koç burunlu Koçhisar (ilçe) koçkar koç katımı koç katımı fırtınası koçlanma koçlanmak koçma 1331 .−ğı Kocasinan (ilçe) kocatma kocatmak koca yemiş kocayış koç Koç (burç) koçak.

−ğı kofana Kofçaz (ilçe) koflaşma koflaşmak kofluk.koçmak koçsama koçsamak koçu koçuşmak koç yiğit.−ğu kof kofa kofalık.−ğı kodein kodeks kodes kodifikasyon kodoş kodoşluk.−di koç yumurtası kodaman kodamanlar kodamanlık.−ğu kofra koful koğuş 1332 .

−dı kokartlı koket koketlik.Koh basili kohenit kohezyon kok koka kokain kokainci kokainman kokainoman kokainomani kokak.−ğı kokak ağaç.−cı kokarca kokart.−cı kokar ağaç.−ği koketri kokimbit kok kömürü koklama koklamak koklaşma koklaşmak koklaştırma koklaştırmak 1333 .

−ği kokoroz kokorozlanma kokorozlanmak kokot kokoz kokozlanma kokozlanmak kokozluk.−ğu kokpit kokteyl koku koku alma duyusu koku alma organı kokucu kokulandırma kokulandırmak kokulanma 1334 .koklatma koklatmak koklayış kokma kokmak kokmuş kokona kokoreç.−ci kokoreççi kokoreççilik.

kokulanmak kokulu kokulu çayır otu kokulu kiraz kokulu sabun kokurdan kokusuz kokuş kokuşma kokuşmak kokuşturma kokuşturmak kokuşuk.−ğı kolaçan kolaçan etmek kola çıkma kola çıkmak kolagiller kolağası 1335 .−ğu koku tedavisi kokutma kokutmak kol kola kola cevizi kolacı kolacılık.

kol ağzı kolâj kol akımı kolalama kolalamak kolalanma kolalanmak kolalatma kolalatmak kolalayış kolalı kolan kolan balığı kolancı kolancılık.−ğı kolay kolayca kolaycacık.−ğı kolaycı kolaycılık.−ğı kolayda kolay kolay kolaylama kolaylamak kolaylanma kolaylanmak kolaylaşma 1336 .

kolaylaşmak kolaylaştırma kolaylaştırmak kolaylık.−ğı kolçaklı sandalye koldaş koldaşlık.−ğu kolej kolejli koleksiyon koleksiyoncu koleksiyonculuk.−ğı kol değirmeni kol demiri koledok. −ğu kolektif kolektif çalışma 1337 .−ğı kolaylıkla kol bağı kolbastı kolbaşı kolbaşılık.−ğu kolçak.−ğı kol böreği kolcu kolculuk.

−lü kolhoz koli kolibasil kolibri kolibrigiller kolik.kolektifleşme kolektifleşmek kolektifleştirme kolektifleştirmek kolektif ortaklık.−ğı kolektif şirket kolektivist kolektivizm kolektör kolemanit kolera koleralı kolesterin kolesterol.−ği kolit kol kapağı kol kemiği kol kola kollama kollamak kollanma 1338 .

−di kolokyum kolombiyum kolon koloni kolonya kolonyal kolonyalama kolonyalamak kolonyalanma kolonyalanmak kolonyalı kolonyalist kolordu koloridye kolorimetre kolorimetri kolostrum 1339 .−li koloit.kollanmak kollayıcı kollu kolluk.−ğu kolluk kuvveti kol nizamı kolodyum kolofan koloidal.

−ğu koltuk altı koltuk başı koltukçu koltukçuluk.kol saati kolsu ayaklılar kolsuz koltuğa girme koltuk.−ğu koltuk değneği koltuk düşkünü koltuk gözü koltuk kapısı koltuk kavgası koltuklama koltuklamak koltuklanma koltuklanmak koltuklu koltukluk.−ğu koltuk meyhanesi kolu uzun kolye kolyoz kolza kom koma 1340 .

−ğı komandit şirket komando komando er komar kombi kombina kombinasyon kombine kombinezon kombiyum komedi komedi yazarı komedya komedyacı komedyen komi komik.komalık.−ği komikleşme komikleşmek 1341 .−ğı komalık etmek komalık olmak komandit komandite komanditer komandit ortaklık.

−di kompleks kompleksli komplikasyon komplike kompliman komplo komplocu 1342 .−ğu komita komitacı komitacılık.−ği komiser komiserlik.−ği komisyon komisyoncu komisyonculuk.komiklik.−ğı komite komodin komodor komot kompartıman kompas kompetan kompetitif kompilâsyon komple komple kilit.

−ğı komünikasyon komünike komünist komünistlik.−ği komünizm 1343 .−ğu komşuluk etmek komşuluk yapmak komut komuta komuta etmek komutan komutanlık.komposto kompostoluk.−ğu kompoze kompozisyon kompozitör komprador kompres kompresör komprime kompüter komşu komşu açı komşu hatırı komşu kapısı komşuluk.

−ğü 1344 .−ğı Konak (ilçe) konakçı konaklama konaklamak konaklık.komütatör kona göçe konak.−cu konçerto konçina konçlu konçsuz kondansatör kondenseleşme kondisyon kondisyon aleti kondisyon bisikleti kondom kondurma kondurmak kondüit kondüktör kondüktörlük.−ğı konak yavrusu konalga konargöçer konç.

−ğı konfeti konfor konforlu konformizm konforsuz konforsuzluk.konektör konektör pensi konfederasyon konfederatif konfedere konfeksiyon konfeksiyoncu konfeksiyonculuk. −ğu konfeksiyon mağazası konferans konferansçı konferansçılık.−ğu konglomera Kongo Kongolu kongövde kongövdeli kongre koni 1345 .

konik.−ği konma konmak konsa konsantrasyon konsantre konsantre etmek konsantre olmak konsensüs konsept konseptüalizm konser konservatör konservatuvar konserve 1346 .−ği koniklik.−ği konje konjonktivite konjonktür konkasör konkav konken konkordato konkre konkret konkur konkurhipik.

konservecilik.−cu konsolide bütçe konsolit.−di konsolitçi konsolos konsoloshane konsolosluk.−ğu konsol saati konsomasyon konsomatris konsomatrislik.−ği konsey konsinye satış konsol konsolidasyon konsolide konsolide borç.−ği konson konsonant konsorsiyum konstellâsyon konstrüksiyon konstrüktivizm konsulto konsül konsültasyon konsültasyon 1347 .

−ğı kontratlı kontratsız 1348 .−ğı kontak anahtarı kontak kapama kontak lens kontekst kontenjan kontenjan sistemi kontes konteyner kontluk.−ğu kontör kontörlü kontörlü telefon kontra kontralto kontra mizana (denizcilik) kontrasomun kontrast kontrat kontratabla kontratak.yapmak konşimento kont kontak.

−ğı kontrpuan kontur kontuvar konu konuk.−lü kontrolcü kontrol etmek kontrol kalemi kontrol kulesi kontrolör kontrolörlük.−ğu konukçu konukçuluk.−ğu konuk etmek konuk evi konuk köşesi konuklama konuklamak 1349 .−ğü kontrol saati kontrpiye kontrplâk.kontrat yapmak kontrbas kontrbasçı kontrfile kontrgerillâ kontrol.

konukluk.−ğu konuk olmak konu komşu konuk sanatçı konuksever konukseverlik.−ği konulma konulmak konulu konum konu mankeni konumlama konumlamak konumlandırma konumlandırmak konumlanma konumlanmak konur konur al (renk) konusuz konuş konuşkan konuşkanlık.−ğı konuşlandırma konuşlandırmak konuşlanma konuşlanmak 1350 .

konuşma konuşma bozukluğu konuşmacı konuşma dili konuşma güçlüğü konuşmak konuşma korkusu konuşmama hakkı konuşma merkezi konuşma yapmak konuşma yetersizliği konuşturma konuşturmak konuşu konuşucu konuşulma konuşulmak konuşumluk.−ğu konut konut belgesi konut dokunulmazlığı konut fonu konut kredisi konutlanma 1351 .

−ği kooperatifleşme kooperatifleşmek koordinasyon koordinat koordinatlar koordinatör koordine koordine etmek 1352 .konutlanmak konvansiyon konvansiyonel konvansiyonel silâh konveks konveksiyon konvektör konvertibilite konvertibl konvertisör konveyör konvoy Konya konyak.−ğı Konyalı kooperatif kooperatifçi kooperatifçilik.

−ği (para birimi) kopil kopkoyu kopma kopmak 1353 .kopal kopanaki koparan koparılma koparılmak koparış koparma koparmak kopartılma kopartılmak kopartma kopartmak koparttırma koparttırmak kopça kopçalama kopçalamak kopçalanma kopçalanmak kopçalı kopçasız kopek.

kopolimer kopolimerleşme kopoy kopuk.−ği 1354 .−li koramiral.−ğı kopya defteri kopya etmek kopya kâğıdı kopya kalemi kopyalama kopyalamak kopyalanma kopyalanmak kopya mürekkebi kopya yapmak kor kora koral.−ğu kopukluk.−ğu kopuksuz kopuntu kopuz kopuzcu kopya kopyacı kopyacılık.−li koramirallik.

kordalılar kordiplomatik.−li korgenerallik.−ği Korgun (ilçe) korida koridor korindon korkak.−ğı korkaklık etmek korka korka korkalama 1355 .−ğı korkakça korkaklık.−ği kordon kordon boyu kordone Kore Korece koregraf koregrafi korekt korelâsyon Koreli koreograf koreografi Korgan (ilçe) korgeneral.

−ğu korkusuz korkusuzca korkusuzluk.−ğu Korkut (ilçe) Korkuteli'ni (ilçe) korkutma korkutmaca korkutmak korkutucu korlanma korlanmak korlaşma 1356 .korkalamak korkma korkmak korku korku damarı korkulma korkulmak korkulu korkuluk.−ğu korkunç.−cu korkunçlaşma korkunçlaşmak korkunçlaştırma korkunçlaştırmak korkunçluk.

−ğu korna kornea korner korner atışı korner direği kornet kornetçi korniş kornişçi kornişçilik.−ği korseli korsesiz kort korte 1357 .−ği kornişon korno koro koroner korporasyon korporatif korsan korsanlık.−ğı korse korseci korsecilik.korlaşmak korluk.

−ğı korumak korumalık.−ğı korunaklı korunaksız 1358 .−ğu korugan koruk.−cı koru korucu korucuk.korte etmek kortej korteks kortizon kortizonlu kortizonlu ilâç.−ğu koruculuk.−ğu koruk lüferi koruk suyu koruk şerbeti koruluk.−ğu koruma koruma aracı korumacılık.−ğı koruma polisi koruma ünsüzü korun korunak.

koruncak.−ğı korun dokusu korunga korungalık.−ğı korunma korunmak korunum koruyucu koruyucu hekimlik.−ği kostüm kostümcü kostümlü 1359 .−ğı kostaklanma kostaklanmak koster kostik.−ğu koruyucu ünsüz koruyuş korvet korza kosa kosinüs koskoca koskocaman kostak. −ği koruyuculuk.

−cı koşalık.kostümlük.−ğı koşnil koşturma koşturmak koşturulma koşturulmak koşu koşu atı koşucu koşuk.−ğu koşul koşullama koşullamak koşullandırma 1360 .−ğı koşaltı koşam koşamlama koşamlamak koşar adım koşin koşma koşmaca koşmak koşmalık.−ğü koşa koşaç.

−ğu koşutlaştırma 1361 .koşullandırmak koşullanma koşullanmak koşullu koşullu tepke koşullu yan cümle koşulma koşulmak koşulsuz koşulsuz tepke koşum koşum atı koşumcu koşum hayvanı koşumlu koşum takımı koşun koşun koşun koşuntu koşuşa koşuşa koşuşma koşuşmak koşuşturma koşuşturmak koşut koşutçuluk.

−ğu koşu yolu kot kot.−du kota kotan (büyük saban) kotarılma kotarılmak kotarma kotarmak kotlama kotlamak kotlet kotletpane koton kotonperle kotra kov kova Kova (burç) kova kova kovalama kovalamaca kovalamak kovalanış 1362 .koşutlaştırmak koşutluk.

−ğı kovan otu kovboy kovboyculuk.−ğu kovuk.−ğu kovboyluk.−ğu kovcu kovculuk.−ğı kovan kovan anahtar Kovancılar (ilçe) kovanlık.kovalanma kovalanmak kovalayış kovalık.−ğu kovulma kovulmak kovuluş kovuntu 1363 .−ğu kovdurma kovdurmak kov etmek kovlama kovlamak kovma kovmak kovucuk.

−ğı koyak.kovuş kovuşturma kovuşturmak kovuşturma yapmak koy koyacak.−di koyulaşma koyulaşmak koyulaştırma koyulaştırmak 1364 .−ğı koyar koycuk.−ğu koydurma koydurmak koygun koyma koyma akıl koymak koyu koyu gri koyu kahverengi koyu kır koyu kırmızı koyu koyu koyu lâcivert.

Koyulhisar (ilçe) koyulma koyulmak koyultma koyultmak koyuluk.−ğu koyu mavi koyun koyun.−ynu (kucak) koyun bakışlı koyuncu koyunculuk.−ğu koyun dede koyun eti koyungöbeği (mantar) koyungözü (bitki) koyun koyuna koyun mantarı koyuntu koyunyünü(sünger) koyu pembe koyu sarı koyut koyuverme koyuvermek koyu yeşil 1365 .

−ği kozmik.koyverme koyvermek koz koza kozacı kozacılık.−ğı kozak.−ği kozmografya 1366 .−ği kozmik ışınlar kozmik madde kozmogoni kozmogonik.−ğı Kozaklı (ilçe) kozalak.−ğı kozalaklılar kozalaksı kozalaksı bez kozalı Kozan (ilçe) kozasız koz helva koz helvacı koz helvası Kozlu Kozluk (ilçe) kozmetik.

kozmoloji kozmolojik.−ği köftün köhne köhneleşme köhneleşmek köhnelik.−ği köçekçe köçeklik.−ği köfter köfterlik.−ği kozmonot kozmopolit kozmos köçek.−ği köfte köfteci köftecilik.−ği köftehor köftelik.−ği köhneme köhnemek kök kök bacaklılar kök bilgisi kök boyası kökboyası (bitki) 1367 .

kökboyasıgiller kökçü kökçük.−ğü kök doğrayıcısı köken köken belgesi köken bilimci köken bilimi köken bilimsel kökenlenme kökenlenmek kökenli kökensel kökensiz kökertme kökertmek kök işareti kök kaplama kök kırmızısı kök kurdu kökleme köklemek köklendiriş köklendirme köklendirmek kökleniş köklenme 1368 .

−ği kökten sürme kökteş kökteş tümleç.−ğü kökten köktenci köktencilik.−ği kökten çiçekli kökten dinci kökten dincilik.köklenmek kökleşme kökleşmek kökleştiriş kökleştirme kökleştirmek köklü köklü aile kök mantar köknar köknar sakızı kök sap kök saplı köksel köksü köksüz köksüzlük.−ci Köktürk 1369 .

−ğü kömüren kömür kalem kömür kayası kömürleşme kömürleşmek kömürleştirilme 1370 .Köktürkçe kök yumru kölçer köle köleci köleleşme köleleşmek köleleştiriş köleleştirme köleleştirmek köleli kölelik.−ğü kömbe kömeç.−ği kölelik düzeni kölemen kölesiz kölük.−ci kömür kömürcü kömürcülük.

kömürleştirilmek kömürleştiriş kömürleştirme kömürleştirmek kömürlü kömürlük.−ğü kömüş köpek.−ği köpek memesi köpekoğlu 1371 .−ği köpekayası (bitki) köpek balığı köpek balıkları köpek dişi köpekgiller köpekkuyruğu (spor) köpekleme köpeklemek köpekleniş köpeklenme köpeklenmek köpekleşiş köpekleşme köpekleşmek köpekli köpeklik.

−ğü Köprüköy (ilçe) köprüleniş köprülenme köprülenmek köprülü köprü yol köpük. −ği köpek sarımsağı köpeksiz köpek soğanı köpek soyu köpek üzümü köpoğlu köpoğluluk.−ğu köprü köprü altı çocuğu köprü başı Köprübaşı'nı (ilçe) köprücü köprücük.−ğü köprücük kemiği köprücülük.−ğü köpükleniş köpüklenme köpüklenmek 1372 .köpekoğlu köpek.

−ğı kör boğaz körcesine kör çapa kör dövüşü kör duman kördüğüm köre körebe köreliş 1373 .−cı kör alan kör baca kör bağırsak.köpüklü köpüksüz köpüleme köpülemek köpüre köpüre köpürgen köpürme köpürmek köpürtme köpürtmek köpürtücü köpürtüş köpürüş kör kör ağaç.

−ği kör hat.−ğü körlemeden körleniş körlenme körlenmek körleşme körleşmek körleştiriş körleştirme körleştirmek 1374 .−ği kör kurşun kör kuyu körkütük.körelme körelmek köreltme köreltmek köreşe kör fare kör faregiller körfez Körfez (ilçe) körfezcik.−ttı kör kadı kör kandil kör kaya kör köstebek.

−ği körpelik.−ğü körükleme körüklemek körüklenme körüklenmek 1375 .körletiş körletme körletmek körlük.−ği kör sıçan kör şans kör şeytan kör talih kör tapa kör topal kör uçuş körük.−ğı kör nokta kör ocak.−ğü kör nişancı kör nişancılık.−ğü körükçü körükçülük.−ğı Köroğlu kör olası körpe körpecik.

körükleyici körüklü körü körüne körüksüz kör yılan kör yılangiller kös kösçü köse Köse (ilçe) köse buğday köseği kösele kösele suratlı kösele taşı köselik.−ği kösemenlik etmek köse sakal köskelmek kös kös köskötürüm kösnü kösnük.−ği kösem kösemen kösemenlik.−ğü kösnül 1376 .

−ğı köşe demiri köşe dolabı köşe dönmeci köşe dönücü 1377 .−ğü kösnülme kösnülmek kösnülü köstebek.−ği köstekleme kösteklemek köstekleniş kösteklenme kösteklenmek köstekleyiş köstekli köstek olmak kösteksiz köstere köşe köşe atışı köşe başı köşebent.−di köşe bucak.−ği köstebekgiller köstebek illeti köstek.kösnüllük.

−cı köşelik.köşe dönücülük.−ği köşe kadısı köşe kapmaca köşekleme köşeklemek köşe koltuğu köşeleme köşelemek köşeli köşeli ayraç.−ği köşeli parantez köşe minderi köşe penceresi köşe rafı köşesiz köşe taşı köşe vuruşu köşe yastığı köşe yazarı köşe yazarlığı köşe yazısı köşk Köşk (ilçe) köşker 1378 .−ğü köşegen köşek.

−ğü kötülük yapmak kötümseme kötümsemek 1379 .−ği köşklü kötek.−ğü kötülük etmek kötülükçü kötülükçülük.−ği kötü kötü adam kötücül kötü göz kötü kadın kötüleme kötülemek kötüleniş kötülenme kötülenmek kötüleşme kötüleşmek kötüleştiriş kötüleştirme kötüleştirmek kötüleyici kötüleyiş kötülük.köşkerlik.

kötümser kötümserleşme kötümserleşmek kötümserlik.−ğü kötürüm olmak köy köy ağası Köyceğiz (ilçe) köycü köycülük.−ğü köydeş köy ekmeği köy enstitüsü köygöçüren köy ihtiyar heyeti köy ihtiyar meclisi köy imamı köy koruculuğu köy korucusu köy köy köyleşme köyleşmek 1380 .−ği kötü olmak kötürüm kötürümleşme kötürümleşmek kötürümlük.

−ğı 1381 .−ğü köy meydanı köy muhtarı köy odası köy orta oyunu köy oyunu köy romanı köy seyirlik oyunu köy türküsü köy yeri köz közleme közlemek közleşme közleşmek kraça kraft kâğıdı kral kralcı kralcılık.−ğü köylü kentli köylük yer köylülük.köyleştirme köyleştirmek köylü köylü çorbası köylük.

kraliçe kraliçelik.−ği kraliyet krallık.−ğı kramp krampon kraniyoloji krank krater krater gölü kravat kravatlı kravatsız kravl kreasyon kreatör kredi kredi açıcı kredi anlaşması kredi kartı kredileme kredilemek kredilendirme kredilendirmek kredi limiti kredili satış kredi mektubu 1382 .

kredi sözleşmesi kreditör krem krema kremalı kremasız krematoryum kremleme kremlemek kreozot krep krepdöşin kreplin krepon krepon kâğıdı krepsaten kreş kretase kreten kretenizm kreton krezol.−lü kriket kriko krikocu krikoculuk.−ğu kriminolog.−ğu 1383 .

−li kristal cam kristalleşme kristalleşmek kristal mavisi kristaloit.−di kriter kritik.kriminoloji kripto kriptolog.−ği 1384 .−ğu kriptoloji kripton kristal.−di krizantem kriz masası krizolit kriz yöneticisi kriz yönetimi kroki krokodil krom kromaj kromatik.−ği kritisizm kriyoskopi kriz krizalit.

−ği kronikçi kronikleşme kronikleşmek kronograf kronoloji kronolojik.−ği kronometre kros kroşe kruasan krupiye krupiyelik.−ği kruvaze kruvazör 1385 .−ği kromatin kromatit kromatofor krome kromlu kromoplâst kromosfer kromotropizm kromozom kron kronaksi kronik.kromatik iplik.

−ğu kucak.−ğı kubbe Kubbealtı'nı kubbeli kubbeli delik.−ği kubbeli fırın kubbesiz kubur kuburluk.ksenofobi ksenon ksilofon kuaför kuartet kubarma kubarmak kubaşma kubaşmak kubat kubatlık.−ğı kucak çocuğu kucak dolusu kucak kucağa kucak kucak kucaklama kucaklamak kucaklanış 1386 .

−ğı kudurma kudurmak kudurtma kudurtmak kudurtucu kuduruk.kucaklanma kucaklanmak kucaklaşma kucaklaşmak kucaklayış kucaktan kucağa kuçukuçu (köpek) kuçu kuçu (ünlem) kudas kudema kudret kudret hamamı kudret helvası kudretli kudret narı kudretsiz kudretsizlik.−ğu kuduruş 1387 .−ği kudretten kudurgan kudurganlık.

−ğu kuduz otu kudüm kudümzen kûfî kuğu kuğurma kuğurmak kuhi kuintet kuka kukla kuklacı kuklacılık.kuduz kuduz böceği kuduz böcekleri kuduzluk.−ğı kuklalık.−ğı kukla oyunu kukla tiyatrosu kuklavarî kukuleta kukuletalı kukuletasız kukumav kul kula 1388 .

−ğı kulaç.−ğı kulak altı bezi kulakçı kulakçık.−ğı kulaklı somun kulak memesi kulak misafiri kulak misafiri olmak kulak sadakası 1389 .−ği kulağı tıkalı kulak.Kula (ilçe) kulacık.−cı kulaçlama kulaçlamak kulaçlayış kulağakaçan kulağı delik.−ğı kulak çivisi kulak davulu kulak demiri kulak dolgunluğu kulak erimi kulak kepçesi kulak kulağa kulaklı kulaklık.

−ğı kul cinsi kule kul etmek kul hakkı kulis kulis çalışması kulis faaliyeti kulis yapmak kul kâhyası kullandırma kullandırmak kullanıcı kullanılma kullanılmak kullanılmış kullanım kullanış 1390 .kulaksız kulaktan kulaktan dolma kulaktan kulağa kulak tıkacı kulak tırmalayıcı kulaktozu kulak zarı kulampara kulamparalık.

−ği kul oğlanı kuloğlu kul olmak kulp Kulp (ilçe) kulplu kulplu beygir kulpsuz kul taksimi Kulu (ilçe) kuluçka kuluçka devri kuluçka dönemi kuluçkahane kuluçkalık.−ğu kullukçu kulluk etmek kulluk kölelik.−bı kullaşma kullaşmak kulluk.−ğı kuluçka makinesi 1391 .kullanışlı kullanışsız kullanma kullanmak kullap.

−ğü kulüpler arası kulvar kul yapısı kulyuç.−cu kum kuma kumalı Kuman Kumanca kumanda kumanda etmek kumandan kumandan gemisi kumandanlı kumandanlık.−cu kulunlama kulunlamak kulunluk.−bü kulüpçü kulüpçülük.−ğı kumandansız 1392 .−ğu kulübe kulüp.kuluçka olmak kulun Kuluncak (ilçe) kulunç.

−ği kumasız kumaş kumaşçı kumaşçılık.Kumandı kumanya kumanyacı kumanyacılık.−ğı kumarcı kumarcılık.−ğı kumaş mengenesi kumaşsız kum balığı kum balığıgiller kumbara kumbaracı kumbarahane kumbaşı (kumsal) kumcu kumcul 1393 .−ğı kumar kumarbaz kumarbazlık.−ğı kumar ebesi kumarhane kumarhaneci kumarhanecilik.

−ğu kum otu kumpanya kumpas kumpir kumral kumru 1394 .kum çölü kum engereği kum fırtınası kum grisi kum havucu kum havuzu kum kamyonu kum kayası kumkazan kum kekliği kumkuma kumla kumlama kumlamak kumlaştırıcı kumlaştırma kumlaştırmak kumlu Kumlu (ilçe) Kumluca (ilçe) kumluk.

−ğı 1395 .−ğı kundakçı kundakçılık.−ğı kumsuz kum taşı kum torbası kumuç.−cu Kumuk Kumukça kumul kunda kundak.Kumru (ilçe) kumrucu kum saati kumsal kumsallık.−ğı kundaklama kundaklamak kundaklanış kundaklanma kundaklanmak kundaklayış kundaklı kundaksız kundura kunduracı kunduracılık.

−ğı 1396 .−ğı kurakçıl kuraklık.−ği kur'acı kurada kur'a efradı kurak.kunduru kunduz kunduz böceği kungfu kunt kup kupa kupes kupkuru kupkuru etmek kupon kupür kur kur'a kurabiye kurabiyeci kurabiyecilik.−ğı kural kurala aykırı kurala aykırılık.−ğı kuralcı kuralcılık.

−ğı kurbağalama kurbağalar kurbağa otu kurbağa testi 1397 .−ğı kuramsal Kur'an kurander Kur'anıkerim kurbağa kurbağa adam kurbağa balığı kurbağa balığıgiller kurbağacık.kural dışı kurallaşma kurallaşmak kurallaştırma kurallaştırmak kurallı kurallı cümle kuralsız kuram Kurama kuramlaştırma kuramlaştırmak kuramcı kuramcılık.

−ğı kurbanlık koyun kurban olmak kurca kurca çıbanı kurcalama kurcalamak kurcalanış kurcalanma kurcalanmak kurcalayış kurçatovyum kurdele kurdele balığı kurdele balığıgiller kurdeleli kurdelesiz kurdeşen kurdurma kurdurmak kurdurtma 1398 .kurbağazehiri(bitki) kurbağazehirigiller kurban Kurban Bayramı kurban eti kurban etmek kurbanlık.

−ğı kurna kurnalı kurnasız 1399 .−ğu kurgulama kurgulamak kurgulanma kurgulanmak kurgulu kurgu masası kurgu odası kurgusal kurgusuz kurk kurlağan kurma kurmaca kurmacılık.−ğı kurmak kurmay kurmay başkanı kurmaylık.kurdurtmak kurgan kurgu kurgu bilimi kurgucu kurguculuk.

−ğu kurşun erimi kurşungeçirmez kurşun grisi kurşunî kurşunîleşme kurşunîleşmek kurşun kalem kurşunlama kurşunlamak kurşunlanma kurşunlanmak kurşunlaşma kurşunlaşmak 1400 .kurnaz kurnazca kurnazlaşma kurnazlaşmak kurnazlık.−ğı kuron kurs kursak.−ğı kursaklı kursaksız kursiyer kurşun kurşuncu kurşunculuk.

−ğı kurtarılma kurtarılmak kurtarım kurtarımcılık.−ğı kurtarış kurtarma kurtarma aracı kurtarmacı kurtarmacılık.kurşunlu Kurşunlu (ilçe) kurşun otu kurşun rengi kurşunsuz kurt.−ğı kurtarma gemisi kurtarmak kurtarma kazısı kurtayağı (bitki) kurtayağı tozu kurtbağrı (bitki) kurt baklası kurt bilimci 1401 .−du kurtağzı Kurtalan (ilçe) kurtarıcı kurtarıcılık.

kurt bilimi kurtboğan kurtçuk.−ğu kurtçul kurt kapanı kurtkıyan (bitki) kurt köpeği Kurtköy kurt kuş kurt kuyusu kurtlandırma kurtlandırmak kurtlanış kurtlanma kurtlanmak kurtlaşma kurtlaşmak kurtlu kurtluca kurtluk.−ğu kurt mantarı kurt masalı kurtpençesi (bitki) kurt sineği kurtsuz kurttırnağı (bitki) kurtulma 1402 .

kurtulmak kurtulmalık.−ği kuru fasulye kuru filtre kuru gürültü kuru hava kuru iftira kuru incir kuru kafa kuru kahve kuru kahveci kuru kahvecilik.−ği kuru erik.−ğı kuru kayısı 1403 .−ğu kuru çay kuru çayır kuru çeşme kuru dere kuru duvar kuru ekmek.−ğı kurtuluş kurt yeniği kuru Kurucaşile (ilçe) kurucu kuruculuk.−ği kuru kalabalık.

−ğu kuruluş kuruluşlar bütünü kurum kuruma kurumak kuru meyve kurumlanış 1404 .−ği kuru köfte kuru kuruya kuru kuyu kurul kuru lâf kurulama kurulamak kurulanış kurulanma kurulanmak kurulaşma kurulaşmak kurulayış kurulma kurulmak kurultay kurulu kurulu düzen kuruluk.kuru kemik.

−ğu kuru söz kuruş kuruş kuruş kuruşlandırma 1405 .−ğü kuru pasta kuru pil kuru sebze kuru sıkı kuru soğan kuru soğuk.kurumlanma kurumlanmak kurumlaşma kurumlaşmak kurumlaştırma kurumlaştırmak kurumlu kurumsal kurumsallaşma kurumsallaşmak kurumsuz kuruntu kuruntucu kuruntu etmek kuruntulu kuruntusuz kuru öksürük.

−cı kuru tarım kuru temizleme kuru temizleyici kurutma kurutmaç.−ğı kurutma makinesi kurutucu kurutulma kurutulmak kurutuş kuru üzüm kuruyasıca kuru yemiş kuru yemişçi kuruyuş kuru yük kuru yük gemisi 1406 .kuruşlandırmak kuruşluk.−cı kurutmak kurutma kabı kurutma kâğıdı kurutmalı kurutmalık.−ğu kuruşu kuruşuna kurut kurutaç.

−ğu kusursuz kusursuzluk.−ğu kusturma kusturmak kusturucu kusturuş kusuntu kusur kusur etmek kusurlu kusurluluk.−ğü kuskus kuskus çorbası kuskus pilâvı kusma kusmak kusmuk.−ti kurvaziyer kurya kurye kuryelik.−ğu kuş 1407 .−ği kuskun kuskunlu kuskunsuz kuskunu düşük.kuru ziraat.

−ğı kuşak bağlama kuşaklama kuşaklamak kuşaklanma kuşaklanmak kuşaklı kuşaksız kuşane kuşanılma kuşanılmak kuşanış kuşanma kuşanmak kuşantı kuşatılma kuşatılmak kuşatış kuşatma kuşatmak kuş bakışı kuşbaşı kuşbaşılı kuşbaz kuş beyinli kuş bilimci 1408 .Kuşadası'nı (ilçe) kuşak.

−ğu kuşdili (dişbudak) kuş dili (çocuk dili) kuşe kuşe kâğıdı kuşekmeği (bitki) kuşet kuşetli kuşetsiz kuş evi kuşgömü(pastırma) kuş gözü (pencere) kuşhane kuş iğdesi kuş kafesi kuşkanadı (tıp) kuş kirazı kuşkonmaz (bitki) kuşku kuşkucu kuşkuculuk.kuş bilimi kuşburnu (bitki) kuşçu kuşçubaşı kuşçuluk.−ğu kuşkulandırma kuşkulandırmak 1409 .

−ğı kuşlar kuşlokumu (kurabiye) kuşluk.kuşkulanma kuşkulanmak kuşkulu kuşkulu kuşkulu kuşkusuz kuşlak.−ğu kuşluk namazı kuşluk vakti kuşluk yemeği kuşmar kuş otu kuşpalazı (difteri) kuş sütü kuş tüyü kuş uçumu kuş uçuşu kuş uykusu kuş üzümü kuşyemi (bitki) kuş yuvası kut kutan (saka kuşu) kutlama 1410 .

kutlamak kutlanış kutlanma kutlanmak kutlayış kutlu kutlulama kutlulamak kutluluk.−ğı kutsama kutsamak kutsî kutsîleşme kutsîleşmek kutsiyet kutsuz kutsuzluk.−ğu kutnu kutsal kutsallaşma kutsallaşmak kutsallaştırış kutsallaştırma kutsallaştırmak kutsallık.−ğu kutu kutucu 1411 .

−tru kuvantum kuvars kuvarsit kuver kuvertür kuvöz kuvve kuvvet 1412 .−tbu kutup engel kutuplanma kutuplanmak kutuplaşma kutuplaşmak kutupsal Kutup Yıldızı kutur.kutuculuk.−ğu kutu kutu kutulama kutulamak kutulanış kutulanma kutulanmak kutulayış kutulu kutulu telefon kutup.

−ğı kuyruk. −ği kuyruklu kurbağa kuyruklular kuyruklu piyano kuyruklu yalan kuyruklu yıldız 1413 .−ğu kuyruk acısı kuyrukkakan kuyruk kemiği kuyruklu kuyruklu kelebek.−ği kuymak.kuvvet çifti kuvvet komutanları kuvvetlendirici kuvvetlendiriş kuvvetlendirme kuvvetlendirmek kuvvetleniş kuvvetlenme kuvvetlenmek kuvvetli kuvvetlice kuvvetölçer kuvvetsiz kuvvetsizlik.

−ğu kuyumcu terazisi kuyu suyu kuyu topuğu kuz 1414 .−ğu kuyudat kuyu fındığı kuyu kebabı kuyum kuyumcu kuyumculuk.kuyruk olmak kuyruksallayan kuyruksallayan− giller kuyruk sokumu kuyruk sokumu kemiği kuyruksuz kuyruksuzlar kuyruksüren kuyruk yağı kuytu kuytuluk.−ğu kuyu kuyu bileziği Kuyucak (ilçe) kuyucu kuyuculuk.

kuzen kuzey kuzeybatı kuzeydoğu Kuzey Kutbu'nu kuzeyli kuzey noktası Kuzey Türkçesi Kuzey Yıldızı kuzgun kuzguncuk.−ğu Kuzguncuk (ilçe) kuzgunî kuzgunî siyah kuzgunkılıcı (bitki) kuzin kuzine kuzu kuzu dişi kuzu eti kuzugöbeği (mantar) kuzu kapama kuzu kapısı kuzu kestanesi kuzukulağı (bitki) kuzukulağı asidi 1415 .

−ğü küçük.−ğu kuzuluk kapısı kuzu mantarı kuzu sarmaşığı Küba Kübalı kübik.kuzu kuzu kuzulama kuzulamak kuzulaşma kuzulaşmak kuzulu kuzuluk.−ği kübist kübizm küçücük.−ğü küçük abdest küçük ad Küçükaslan (yıldız) Küçük Asya küçük ay (şubat) Küçükayı (yıldız kümesi) küçükbaş küçük bey küçük burjuva 1416 .

−ğü küçük martı küçük mevlit ayı küçük önerme küçük parmak.küçük çaplı küçük çapta küçükçe Küçük Çekmece (ilçe) küçük dalga küçük dil küçük dil ünsüzü küçük gazete küçük gezegen küçük hanım küçük harf küçük Hindistan cevizi küçük kan dolaşımı küçük karga küçük köprü küçük kumru küçükleşme küçükleşmek küçüklü büyüklü küçüklük.−ğı küçük sakarca 1417 .

−ği küfelik olmak 1418 .−ği küçümseme küçümsemek küçümsenme küçümsenmek küçümseyiş küçürek.−ği küfelik.küçüksemek küçük sesli uyumu küçük şalgam küçük tansiyon küçük terim küçük tövbe ayı küçük ünlü uyumu küçülme küçülmek küçültme küçültme eki küçültmek küçülüş küçümen küçümencik.−ği küf küfe küfeci küfecilik.

−dü kükürtatar kükürt çiçeği 1419 .−ğı küfür küfür küfüv.−ffü küf yeşili küheylân kükre kükreme kükremek kükreyiş kükürt.−frü küfürbaz küfürbazlık.küffar küf kokusu küflendirme küflendirmek küflenme küflenmek küfletme küfletmek küflü küflüce küfran küfretme küfretmek küfür.

kükürtleme kükürtlemek kükürtlenme kükürtlenmek kükürtlü kükürtsüz kül kül.−ği kül etmek külfet külfetli külfetsiz külfetsizce külhan 1420 .−ğı külçe külçeleşme külçeleşmek kül çöreği küldöken külek.−lli (bütün) külâh külâhçı külâhımsı külâhlı külâhsız külbastı külbastılık.

−ği külhancı külhanî külhan makinesi külkedisi külleme küllemek külleniş küllenme küllenmek küllî külliyat külliye külliyen külliyet külliyetli küllü küllük.külhanbeyce külhanbeyi külhanbeyi ağzı külhanbeylik.−ğü küllük ağzı küllü su kül olmak külot külotlu çorap.−bı külot pantolon 1421 .

−ğü kültür varlıkları külünk.−gü 1422 .kül rengi kül rengi et sineği kült kül tablası külte kültivatör kültür kültür akımı kültür balıkçılığı kültür bitkileri kültür çevresi kültüre alma kültürel kültürel antropoloji kültürfizik.−ğü kültür ortamı kültür sarayı kültür sitesi kültürsüz kültürsüzlük.−ği kültür göçü kültürlenme kültürlenmek kültürlü kültürlülük.

külüstür külüstürlük.−ğü külyutmaz kümbet küme küme bulut küme çalışması kümeden düşme küme küme kümeleme kümelemek kümeleniş kümelenme kümelenmek kümeleşim kümeleşme kümeleşmek kümeli kümes kümes hayvanları kümülâtif kümültü kümülüs küncü künde kündeleme kündelemek 1423 .

−gü künye künyesi bozuk.−ğu küp küpe küpe çiçeği küpe çiçeğigiller küpeli küpelik.−ği küpeşte küpleği küpleme küplü küp şeker kür kürar küraso küratör kürdan kürdanlık.−ğı kürdî 1424 .künefe küngüldeme küngüldemek küngürdeme küngürdemek künh künk.

−ği kürek ayaklılar kürek cezası kürekçi kürekçilik.−fi kürevî küreyici küreyve 1425 .−ği kürek kemiği kürek kürek küre kuşağı küreleme kürelemek kürelenme kürelenmek küreme küremek küremsi küresel küresel gök bilimi küreselleşme küreselleşmek küresel üçgen küresel valf.kürdîlihicazkâr küre Küre (ilçe) kürek.

−ğü kürklü kürneme kürnemek kürsü kürsü başkanı kürsü hocası kürsü şeyhi Kürt kürtaj kürtajcı kürtün Kürtün (ilçe) kürüme kürümek kür yapmak küs küseğen küskü küskün küskün küskün 1426 .kürit küriyum kürk kürkas kürk böceği kürkçü kürkçülük.

−ğü küs küs küsküt küskütük.−ğı küstahlık etmek küstere küstüm otu küstürme küstürmek küsuf küsur küsurat küsurlu küsursuz küsü küsülü 1427 .−ğü küslük.−ğü küsme küsmek küspe küstah küstahça küstahlaşma küstahlaşmak küstahlık.küskünleşme küskünleşmek küskünlük.

küsüşme küsüşmek küşade küşat.−dı küşayiş küşne küşüm küşümlenme küşümlenmek küt Kütahya kütikül kütin küt inici kütinleşme küt inme küt küt kütle kütleme kütlemek kütlesel kütleşme kütleşmek kütleştirme kütleştirmek kütletme kütletmek 1428 .

−ği kütürdeme kütürdemek kütürdetme kütürdetmek kütür kütür kütürtü küvet Küveyt (*)L L lâ lâakal lâbada lâbirent lâborant lâborantlık.−ğü kütüphane kütüphaneci kütüphanecilik.−ğü kütör küttedek kütük.−ğı 1429 .−ğü kütükleşme kütükleşmek kütüklük.kütlü kütlük.

−di lâcivertlik.−ği lâcivert taşı lâçın Lâçin (ilçe) lâçka lâçka etmek lâçkalacma lâçkalacmak lâçkalık.−ğı lâçka olmak lâden lâdengiller lâdenli lâdes lâdes kemiği lâdes oyunu Lâdik (ilçe) lâdin lâdinî lâedri 1430 .lâboratuvar lâboratuvar muayenesi lâbrador lâbros lâciverdî lâcivert.

−ğı lâf cambazı lâf cambazlığı lâfçı lâfçılık.−ğı lâf ebeliği lâf ebesi lâf etmek lâfız.−fzı lâflama lâflamak laflaya laflaya lâf olmak lâforizma lâf salatası lâfugüzaf lâfzen lâfzî lâgar lâgos lâgün lâğım lâğımcı lâğımcılık.lâedriye lâf lâfazan lâfazanlık.−ğı 1431 .

−ği 1432 .−ğu lâhos lâhurakî lâhurî lâhut lâhutî lâhza lâhzacık.−hdi lâhmacun lâhmacuncu lâhmacunculuk.lâğım çukuru lâğım döşemi lâğıv.−ğı lâhzada lâik.−ğvı lâğvedilme lâğvedilmek lâğvetme lâğvetmek lağvolma lağvolmak lâğvolunma lâğvolunmak lâhana lâhavle lâhika lâhit.

−ği lâin lâisizm lâk.−ğı lâke lâkerda lâkerdacı lâkırdı lâkırdıcı lâkırdı ebesi lâkırdı etmek lâkırdı kavafı lâkin lâklâk.−bı lâkaplı lâkaydî lâkayt lâkaytlık.−ğı lâklâka lâklâk etmek 1433 .lâiklecme lâiklecmek lâiklectirme lâiklectirmek lâiklik.−kı lâka lâkacı lâkap.

−di lâktoz lâl.−li lala lalalık.−ği lâlettayin lâlezar lâlüebkem lâm lâma lâmacı lâmacılık.−ği lâkoz lâkrimal.lâklâkıyat lâkonik.−ğı lalanga Lalapaca (ilçe) lâle lâle ağacı lâleli lâlelik.−li lâktaz lâktik asit.−ğı lâmaist lâmaizm lâmba lâmbada dansı 1434 .

lâmba karpuzu lâmbalama lâmbalamak lâmbalı lâmbalık.−ğı lâmbasız lâmbri lâme lâmekân lâmekân takımı lâmel lâminarya lâmise lânarkit lândo lândon lânet lânet etmek lânetleme lânetlemek lânetlenme lânetlenmek lânetli langır lungur lângırt lângur lângust 1435 .

lânolin lânoz lânse lânse etmek lântan lântanit lâp lâpa lâpacı lâpacılık.−ğı lâpa lâpa lâpçın lâpçınlı lâpilli lâpina lâpinagiller lâp lâp Lâpon Lâponca Lâponya Lâponyalı lâppadak Lâpseki (ilçe) lârenjit larghetto largo lârp 1436 .

lârpadak lârva lârvacıl lâskî lâskine lâso lâsta lâsteks lâstik.−ği lâstik ağacı lâstikçi lâstikli lâstikli söz lâstikotin lâstik tutkalı lâce lâta lâtanya lâteks lâterit lâteritli lâterna lâternacı lâtecbih lâtif lâtifçe lâtife 1437 .

−ğı lâtilokum Lâtin Lâtince Lâtin çiçeği Lâtin çiçeğigiller Lâtin çiçekleri Lâtin dilleri Lâtin halkları Lâtinlik.−ği lâubalîyane lâv lâva lâvabo lâvabo bataryası lâvabo musluğu 1438 .lâtifeci lâtife etmek lâtiflik.−ği lâtifundia lâtifundiacılık.−ği Lâtin yelkeni lâtunya Lâubalî lâubalîce lâubalîlecme lâubalîlecmek lâubalîlik.

−ğı lâv taşması lâvuar lâyemut lâyenkati lâyık.−ğı lâvanta mavisi lâvantin lâvac lâvdanom lâvman lâvrensiyum lâvrovit lâv silâhı lâvsonit lâvta lâvtacı lâvtacılık.−ğı lâvanta çiçeği lâvantalık.−ğı lâyıkıyla lâyık olmak 1439 .lâva etmek lâvaj lâvaj yapmak lâvanta lâvantacı lâvantacılık.

lâyiha lâytmotif lâyuhti Lâz lâza lâzanya Lâzca lâzer lâzım lâzıme lâzımlık.−ği leçelik.−ğı lâzut L demiri le lebalep.−bi lebbeyk lebdeğmez lebiderya leblebi leblebici leblebicilik.−ği 1440 .−ği leblebi cekeri leçe leçek.−ğı lâzım olmak Lazlık.

−cri Lefkoca legal.−ği leh Leh lehçe Lehçe lehçe bilimi lehçeci lehim lehimci lehimcilik.−ği lehimleme lehimlemek lehimlenme lehimlenmek 1441 .−ffi leffetme leffetmek leffünecir.−li legallecme legallecmek legato legorn leğen leğen ibrik.ledün.−nnü ledün ilmi lef.

−dı lejyon lejyoner leke lekeci lekeci kili lekecilik.lehimletme lehimletmek lehimli Lehistan Lehli lehtar lejant.−ği leke etmek lekeleme lekelemek lekelenme lekelenmek lekeli lekeli humma lekende leke olmak lekesiz leke yapmak leksik birim leksikograf leksikografi 1442 .

−ğu leksikoloji lektör lektörlük.−msi lenduha lenf lenfa lenfatik.−ği Leninci Lenincilik.−ğ lemis.−ği Leninist Leninizm lens lento leopar lep lepiska lepra lerzan lerze lesepase lec 1443 .leksikolog.−ği lenfatizm lenfosit lenger lengüistik.

−ğı levrek.−ği 1444 .−di leventlik.−ği levha levhacı levhacık.lecçil lecçil akbaba lec kargası lecker letafet letarji Letçe Leton dili Letonya Letonyalı leva Levanten levanti levazım levazımat levazımatçı levazım bölüğü levazımcı levazımcılık.−ğı levhacılık.−ğı levazım sınıfı levendane levent.

−ği leziz lezyon lezzet lezzetlendirme lezzetlendirmek lezzetlenme lezzetlenmek lezzetli 1445 .levrekgiller levüloz levye ley leylâk.−ği leylekayağı (bitki) leylekgagası (alet) leylekgiller leylekler leyleksiler leylî leylî meccanî leylünnehar lezar lezbiyen lezbiyenizm lezbiyenlik.−ğı leylâkî leylek.

−ği liberasyon liberasyon listesi libero libido liboc libre libretto Libya 1446 .−ği lığ lığlama lığlamak lığlanma lığlanmak lığlı lıkır lıkırdama lıkırdamak lıkır lıkır libas liberal.lezzetlilik.−li liberalizm liberallecme liberallecmek liberallik.−ği lezzetsiz lezzetsizlik.

−di 1447 .Libyalı Lice (ilçe) lider liderlik.−ği liet.−di lif lifleme liflemek liflenme liflenmek liflecme liflecmek liflectirme liflectirmek lifli lif lif lift lig liga lignin lika liken liken bilimi likidasyon likide etmek likidite likit.

likorinoz likör likör bardağı lilâ rengi limaki liman liman cüzdanı liman icçisi limanlama limanlamak limanlık.−ğı liman reisi limbo lime lime lime limit limitet limitet ortaklık.−ğı limitet cirket limitsiz limnoloji limon limon asidi limonata limonata bardağı limonatacı limonatacılık.−ğı 1448 .

−ğu limon otu limon sarısı limon suyu limon tozu limon tuzu limuzin linç.−ci linç etmek lineer linet linin link linolyum linotip linyit lipari 1449 .limoncu limon esansı limonî limonî hava limonit limon kabuğu limonküfü (renk) limonlama limonlamak limonlu limonluk.

−ği lirik ciir lirizm lisan lisanıhâl.−di lipom lipsos lir lira liralık.−li lisanımünasip.−bi lisanî lisaniyat lisans lisansiyer lisanslı lisansüstü lisansüstü eğitim lise liseler arası liseli liste liste başı listeci 1450 .liparit lipit.−ğı liret lirik.

−lü lizöz lobelya 1451 .−ği liturya lityum lityumlu liva livar livarlı livarlı tekne liyakat.listeleme listelemek literatür litografi litografya litografyacı litografya taşı litoloji litosfer litre litrelik.−ği liyan lizol.−ti liyakatli liyakat sahibi liyakatsiz liyakatsizlik.

−ği 1452 .−ğu logaritma logaritma tablosu logaritmik logo logos loğ loğlama loğlamak loğusa loğusa humması loğusalık.−ği lobut loca loça loda lodos lodos balığı lodoslama lodoslamak lodosluk.−ğı loğusa otu loğusa şekeri loğusa şerbeti lojik.lobi lobici lobicilik.

−li lokalizasyon lokalize etmek lokanta lokantacı lokantacılık.−ğı lokma etmek lokma göz lokma gözlü lokma lokma lokman ruhu lokma tatlısı lokomobil 1453 .−ğı lokmacılık.−ğı lokantalı lokatif lokavt lokma lokma anahtar lokma başlığı lokmacı lokmacık.−ği lojistik dairesi lojistik hizmet lojman lok lokal.lojistik.

−ğı lonca ustası longa longoz longplay lop lopçuk.−ğu lop et lop incir lop lop loppadak lopur lopur lopur lop yumurta lor lorentiyum lort.lokomotif lokomotifli lokomotifsiz lokum lolo lololo lombar lomboz lonca loncacılık.−du lorta 1454 .

−ğı lotus lök lökleme löklemek lökoplâst lökosit lökoz lökün löp 1455 .lortlar kamarası lostra lostracı lostra salonu lostromo lostromoluk.−ğu losyon loc locça loclacma loclacmak loşlaştırma loşlaştırmak loşluk.−ğu lota lotarya lotaryacı lotaryacılık.

−ğu 1456 .−ği lügol.löp löp löpür löpür lös lösemi lösemit lûmbago lûnapark lup lustrin lûtî lûtr Lübnan Lübnanlı lüfer lüferci lüfergiller lügat.−lü lük lük boyası lüks lüks baskı lüks hayat lüks koltuk.−ti lügatçe lügatçi lügatçilik.

−ği lütesyum lütten lütfetme lütfetmek 1457 .−ği lüleli lüle lüle lüle taşı lümen lümensaati.−i lüks tarife lüle Lüleburgaz (ilçe) lüleci lüleci çamuru lülecilik.−ğü lüpletme lüpletmek lüpten Lüterci Lütercilik.lüks lâmbası lüksmetre lüks mevki.−ti lünet lüp lüpçü lüpçülük.

−ğı lüzucet lüzucî lüzum lüzumlu lüzumlu lüzumsuz lüzumsuz lüzumsuzluk.lütfeyleme lütfeylemek lütuf.−ğu lüzumsuz adam lüzumsuzca (*)M M maada maaile maalesef maalmemnuniye maarif maarifçi maaş maaş bordrosu maaşlı maaşsız 1458 .−tfu lütufkâr lütufkârane lütufkâr!ık.

−di mabet ağacı mabeyin.−yni mabeyinci mabeyincilik.−ğu 1459 .−ğı maceralı maceraperest macerasız macun macuncu macunculuk.−du Macar Macar biberi Macarca Macar ineği Macaristan Macarlık.−ği mablak.−ğı Macar salamı macera maceracı maceracılık.maatteessüf maazallah mabat.−ğı mabude mabut.−dı mabet.

macun küreği macunlama macunlamak macunlanma macunlanmak macunlaşma macunlaşmak maç maça maça beyi maça kızı Maçka (ilçe) maç maç maço maçuna maç yapmak Madagaskar Madagaskarlı madalya madalyalı madalyasız madalya töreni madalyon madalyoncu madam madama madara 1460 .

−ği 1461 .madara etmek madaralaşma madaralaşmak madara olmak madde madde başı maddeci maddecilik.−ği maddiyat maddiyet madem mademki maden Maden (ilçe) maden bilimi maden cevheri madenci madencilik.−ği maddeleşme maddeleşmek maddesel maddesel nokta maddeten maddî maddîleşme maddîleşmek maddîlik.

−ği maderzat.−ğı madik.−dı madımak.maden damarı maden devri maden filizi maden gazı madenî madenî para madenî yağ madenî yün madenkırmız maden kirası maden kömürü maden kuyusu maden mavisi maden ocağı madensel madensi maden sodası maden suyu maden yatağı maden yünü mader maderşahî maderşahîlik.−ği madikçi 1462 .

−bu madun maestoso maestro mafevk mafiş mafsal mafya mafyacı mafyacılık.−ğı madreporlar madrup.−ğı magazin magazinleşme magazinleşmek magma magmasal 1463 .−ğı maganda magandalık.madik etmek madikleme madiklemek madlen madrabaz madrabazlık.−ğı mafyalaşma mafyalaşmak mafyalık.

−bu mağlûp etmek mağlûp olmak mağmum 1464 .−ği magnezyum magnezyum karbonat magnezyum klorür magnezyumlu magnezyum sülfat magri mağara mağara bilimci mağara bilimi mağara resmi mağara sesi mağaza mağazacı mağaza önü satışı mağdur mağduriyet mağdurluk.magmatik.−ğu mağfiret mağfiret etmek mağfur mağlûbiyet mağlûp.

−bi mağrur mağrurane mağrurca mağrurcasına mağrurlanma mağrurlanmak mağrurluk.−ğu mağşuş mahal.Mağribî mağrip.−lli mahalle mahalle arası mahalle arkadaşı mahalle bekçisi mahallece mahalle çapkını mahalle imamı mahalle kahvesi mahalle karısı mahalleli mahalle mektebi mahalle muhtarı mahallî mahallî idare mahallîleşme mahallîleşmek 1465 .

−hvı mahir 1466 .−ğu mahcup olmak mahcur mahcuz mahdum mahdut.mahallî seçim mahana maharet maharetli maharetsiz maharetsizlik.−du mahfaza mahfazalı mahfe mahfi mahfil mahfuz mahfuzen mahıv.−bu mahcup etmek mahcupluk.−ği mahbes mahbube mahbup.−bu mahcubiyet mahcup.

mahirane mahitap.−bi mahlûk mahlûkat mahlûl.−ği mahkemelik olmak mahkeme masrafı mahkûk mahkûkât mahkûm mahkûmane mahkûm etmek mahkûmiyet mahkûm olmak mahlâs mahlep.−bı mahiye mahiyet mahkeme mahkeme duvarı mahkeme kapısı mahkeme kararı mahkemeleşme mahkemeleşmek mahkemeli mahkemelik.−lü mahlût 1467 .

−ği mahrem mahremiyet 1468 .mahmude mahmudiye Mahmudiye (ilçe) mahmul.−lü mahmur mahmur bakış mahmur çiçeği mahmurlaşma mahmurlaşmak mahmurluk.−ğu mahra mahrama mahreç.−ci mahrek.−ğu mahmuz mahmuz çiçeği mahmuzlama mahmuzlamak mahmuzlanma mahmuzlanmak mahmuzlu mahna mahpus mahpushane mahpusluk.

mahremlik.−bu mahsup etmek mahsur mahsus mahsusen mahşer mahşer günü mahşerî mahşer midillisi mahunya mahur mahurbuselik.−lü mahsulât mahsuldar mahsup.−ği mahrukat mahrum mahrum etmek mahrumiyet mahrum olmak mahrut mahrutî mahsuben mahsul.−ği mahut mahvetme mahvetmek 1469 .

−ğı mahya şenliği mahzar mahzen mahzun mahzunane mahzun etmek mahzunlaşma mahzunlaşmak mahzunluk.−ğu mahzun mahzun mahzun olmak mahzur mahzurlu maî mail maile mailiinhidam mail olmak 1470 .−ğı mahya ışıklığı mahya kiremidi mahyalık.mahviyet mahvolma mahvolmak mahya mahyacı mahyacılık.

−bli makabline şamil makadam makadamlama makadamlamak makak.−ğı makale makam makam arabası makam odası makam otomobili makam ödeneği makam şoförü makam tazminatı makara makaralı makaralı kuş makarena makarna 1471 .main maişet maiyet maiyet memuru majeste majör majör gam majüskül makabil.

makarnacı makarnacılık.−lü makbul olmak makbuz Makedon Makedonca Makedonya Makedonyalı maket maket bıçağı 1472 .−ğı makas makasçı makasçılık.−ğı makas hakkı makaskâr makaslama makaslamak makaslama vuruş makaslanma makaslanmak makaslı makaslı böcek.−ği makas payı makastar makat makber makbul.

−dı maksatlı 1473 .−ği makine makineci makine dolabı makine gücü makineleşme makineleşmek makineleştirme makineleştirmek makineli makineli tabanca makineli tüfek.−li maksat.−ği makro makrome makromeli makrosefal.−ği makferlân maki makigiller makilik.maketçi maketçilik.−ği makine odası makine yağı makinist makinistlik.

−lü maktul olmak makul.−du makta.−ğı makyajlama makyajlamak makyajlı makyaj odası 1474 .−u maktu fiyat maktul.−ı maktel maktu.−lü makule makul olmak makûs makyaj makyajcı makyajcılık.−li maksimalist maksimizasyon maksimize etmek maksimum maksure maksut.maksatsız maksi maksi etek.−ği maksimal.

−ği Makyavelizm mal mala malafa malaga malak.makyajsız makyaj takımı makyaj yapmak Makyavelcilik.−ğı 1475 .−ğı malakit malaklama malaklamak malalama malalamak malama malarya Malatya malayani malaz Malazgirt (ilçe) mal beyanı mal bildirimi mal birliği malca mal canlısı malcılık.

−ği maliyet 1476 .−cı mal edinmek malen mal etmek Malezya Malezyalı malgama malın gözü malı taşı malî malî analist malî belge malî cebir malî destekçi malihulya malî işler malik malikâne Malikî Malikîlik.malç.−di maliye maliyeci maliyecilik.−ği malikiyet malik olmak malî senet.

maliyet fiyatı maliyetli maliyetsiz malî yıl Malkar Malkara (ilçe) Malkarca malkıran malkoç mallanma mallanmak mal müdürlüğü mal müdürü mal mülk mal olmak mal para mal sahibi mal sandığı malt Malta Malta eriği Malta humması Maltalı Malta palamudu Malta taşı Maltepe (ilçe) maltız 1477 .

Maltız Maltız keçisi maltlanma maltlanmak maltoz malûl. −ğu malûmatlı malûmat sahibi malûmatsız malûmattar malûmattar etmek malûm olmak malûmu ilâm etmek mal varlığı malya malzeme mama 1478 .−lü malûlen malûl gazi malûliyet malûllük.−ğü malûm malûmat malûmat edinmek malûmatfuruş malûmatfuruşluk.

mamafih Mamak (ilçe) mamaliga mambo mamelek.−ği mamul.−ğı manca mancana mancelina 1479 .−ğı manastır manat manav Manavgat (ilçe) manavlık.−lü mamulât mamur mamure mamut mana manaca manalandırma manalandırmak manalı manalı manalı manas manasız manasızlık.

−ğı mandagözü (yirmi kuruş) mandal mandalina mandallama mandallamak mandallanma mandallanmak mandallı mandalsız mandapost mandar mandarin mandarinlik.−ğı 1480 .mancınık.−ğı mancınıkçı mancınık işi Mançu Mançuca manda mandacı mandacılık.−ği mandater mandepsi mandıra mandıracı mandıracılık.

mandolin mandolinci manej manen manevî manevî evlât.−dı manevî ilim.−lmi manevî tazminat maneviyat manevî zarar manevra manevra fişeği manevra yapmak manga mangal mangal kömürü mangal yağı mangal yürekli mangan manganez manganin mangır mangırlı mangırsız mangiz mango mani (ruh hastalığı) 1481 .

−ği mânia mânialı manidar manifatura manifaturacı manifaturacılık.−ğü manikürlü manikürsüz mâni olmak maniple manipülâsyon manipülâtör Manisa Manisa kebabı Manisa lâlesi manişka manita 1482 . engel) Mani Manicilik.mâni.−si (şiir türü.−ğı manifesto Manihaizm manika manikür manikürcü manikürcülük.−i.

−bı mansıp.−ği manolya manolyagiller manometre mansap.−ğı manivelâ manivelâlı mankafa mankafalık.manitacı manitacılık.−bı mansiyon manşet manşon mantalite mantar mantar ağacı mantar bilimci mantar bilimi mantarcı mantarcılık.−ğı mantar çorbası mantardoğuran mantarhane mantar hastalığı 1483 .−ğı manken mankenlik.

−ğı mantar meşesi mantar özü mantarsı mantar tabakası mantar tabancası mantı mantıcı mantık.−ğı mantık dışı mantıken mantıkî mantıklı mantık öncesi mantıksal mantıksız mantıksızlık.−ğı mantıkça mantıkçı mantıkçılık.−ğı 1484 .mantar kent mantarlama mantarlamak mantarlar mantarlaşma mantarlaşmak mantarlı mantarlık.

manti mantin mantinota mantis manto mantolu mantoluk.−ği manyetik alan manyetik disk manyetik kart manyetik kartuş manyetik kaset manyetik şerit.−di manyetik tambur manyetit manyetize 1485 .−ğı manyakça manyaklaşma manyaklaşmak manyaklık.−ğı Manyas (ilçe) manyat manyetik.−ğu mantosuz manüel manya manyak.

−ğı marabut maral 1486 . −ğı manyeto manyetofon manyetolu manyetometre manyezi manyezit manyok manzara manzaralı manzarasız manzum manzume Maocu Maoculuk.−ğu mapa mapus mapushane maraba marabacılık.manyetize etmek manyetize olmak manyetizma manyetizmacı manyetizmacılık.

−di margarin marifet 1487 .−ği mareşallik asası margarik asit.−ğı marazlık etmek marda Mardin mareşal.−li mareşallik.marangoz marangoz balığı marangozhane marangozluk.−ğu marangoz mengenesi maranta Maraş dondurması Maraş işi maraton maratoncu maraz maraza marazî marazlanma marazlanmak marazlı marazlık.

−ğı mariz marizleme marizlemek marj marjinal.marifetli marifetsiz marihuana marina marinacılık.−li marjlı mark marka markacı markaj markalama markalamak markalanma markalanmak markalı markasız marke marke etmek market marketçi marketçilik.−ği marketing 1488 .

−cu marpuççu mars Mars 1489 .−ğı Marksist Marksizm marley Marmara (ilçe) Marmara çırası Marmara Ereğlisi'ni (ilçe) Marmaris (ilçe) marmelât.marki markiz markizet markka markör Marksçı Marksçılık.−ği maron marpuç.−dı marn marnlama marnlamak maroken marokenci marokencilik.

−ğu 1490 .−ğı marsıvan marsıvan ayısı marsıvan eşeği marsıvan otu mars olmak marş marşandiz marş marş mart martaloz martaval martavalcı martavalcılık.mars etmek marsık.−ğı mart dokuzu martı martıgiller martin martini mart kedisi martolos maruf marufiyet marul marulcu marulcuk.

−ssı masa masa başı masa başında masaj masajcı masajlama masajlamak masal masal âlemi masalcı masalımsı masallaştırma masallaştırmak masa örtüsü masara masarif masarika masa saati masat.marul gübresi Marunî maruz maruzat maruz olmak marya marya ağı mas.−dı 1491 .

−ğı masif masiko mask maskanyin maskara maskaraca maskara etmek maskaralanma maskaralanmak maskaralaşma maskaralaşmak maskaralık.−ğı maskara olmak maskarat maskarata maske maskeleme maskelemek maskelenme maskelenmek maskeli 1492 .masa tablası masa takvimi masa tenisi masa topu masa üstü yayıncılık.

−ğı maslak.−ğu masör masöz masraf masraf etmek masraf kapısı masraflı masrafsız masruf massetme massetmek mastar mastara 1493 .−bu masmavi masnu masnuat mason mason locası masonluk.maskeli balo maskesiz maskot maslahat maslahatgüzar maslahatgüzarlık.−ğı maslûp.

−ğı maşala maşalama maşalamak maşalanma maşalanmak maşalı 1494 .−ğu masum masum masun masuniyet masura maş maşa maşacı maşacılık.master mastı mastı çiçeği mastika mastor mastur masturi mastürbasyon masum masumane masume masumiyet masumluk.

−ğı matbah matbu.−u matbua matbuat matem matematik.maşalık.−ği matematikçi 1495 .−ğı maşer maşerî maşlah maşrapa maşrık maşuk maşuka mat matador matafora matafyon matah matara matbaa matbaacı matbaacılık.−ğı maşalık etmek maşallah maşatlık.

−li materyalist materyalizm mat etmek matine matiz matizlik.−bı matla.−li matriks 1496 .−ı matlaşma matlaşmak matlaştırma matlaştırmak matlık.−ğı matlup.−ği matiz olmak matkap.−bu matmazel mat olmak matrah matrak.matematiksel matem ayı matem havası matemli materyal.−ğı matrakçı matriarkal.

−ğı maviş mavna mavnacı mavruka mavzer maya 1497 .−ğu matrut.−ğu mavihastalık.matris matris kâğıdı matruş matruşluk.−ğı mavikantaron (bitki) maviküf (hastalık) mavileşme mavileşmek mavili mavilik.−ği mavimsi mavimtırak.−du matuf matuh maun maval mavera mavi mavi boncuk.

maya ağacı mayabozan mayalama mayalamak mayalandırma mayalandırmak mayalanma mayalanmak mayalı mayalık.−ğu mayasıl mayasıl otu mayasız maydanoz maydanozgiller mayhoş mayhoşluk.−ğu mayın mayıncı mayın gemisi mayınlama mayınlamak mayınlanma mayınlanmak mayınlı mayınsız 1498 .−ğı mayası bozuk.

mayın tarlası mayıs mayıs böceği mayıs böcekleri mayıslı mayışma mayışmak mayi.−i mayistra maymun maymun balığı maymuncuk.−ğu mayonez mayonezli 1499 .−ğu maymunsu mayna mayna etmek mayo mayocu mayoculuk.−ğu maymun iştahlı maymunlar maymunlaşma maymunlaşmak maymunlaştırma maymunlaştırmak maymunluk.

−ğı mazı meşesi mazi mazlum mazlumluk.−bı mazak.−ğu mazmun maznun mazoşist 1500 .mayşor maytap.−ğı mazarrat mazbata mazbata muharriri mazbut mazeret mazeret kâğıdı mazeretli mazeretsiz mazgal mazgallı Mazgirt (ilçe) mazhar mazhariyet mazhar olmak mazı Mazıdağı'nı (ilçe) mazılık.

−li mecalsiz mecalsizlik.−ği mecaz mecazen mecazî mecazlı mecbur 1501 .−li mealen mebde.mazoşizm mazot mazotlama mazotlamak mazruf mazur mazurka mazuryum me meal.−ğu mebzul.−i mebiz meblâğ mebni mebus mebusluk.−lü mebzuliyet mecal.

−ğı mecnun mecnunane mecnunca mecnun olmak mecra mecruh Mecus 1502 .−bu mecmu.−u mecmua mecmuacı mecmuacılık.mecburen mecbur etmek mecburî mecburî hizmet mecburiyet mecbur olmak meccanen meccanî mecelle mecidit mecidiye Mecitözü'nü (ilçe) meclis meclisara meclis araştırması meclûp.

−lü meçhulât medar medarıiftihar medar olmak meddah meddahlık.−ği meczup.Mecusî Mecusîlik.−thi 1503 .−ğı meddücezir.−di medih.−ği medet.−ği medenî nikâh medeniyeci medeniyet medeniyetçilik.−bu meç meçhul.−zri medenî Medenî Kanun medenîleşme medenîleşmek medenîleştirme medenîleştirmek medenîlik.−ği medeniyetsiz medeniyetsizlik.

−ği medyum medyumluk.−ğu mefkûre mefkûreci mefkûrecilik.−lü medrese medreseli medüz medya medya camiası medyacı medya maydanozu medya starı medyatik.−cu mefret 1504 .−ğu medyun medyun olmak mefahir mefharet mefhum mefhumcu mefhumculuk.Medine kurdu meditasyon mediyastin medlûl.−ği meflûç.

−ğu meftun olmak mef'ul.mefruş mefruşat mefruşatçı mefruşatçılık.−ğı mefsuh meftun meftun etmek meftuniyet meftunluk.−lü mega store megaton megatonluk.−lü mega megafon megahertz megaloman megalomani megapol.−ğı meğer meğerki meğerse mehabet mehabetli 1505 .−ğu megavat megavatlık.

−ği mekanikçi mekanikçilik.mehaz mehdî mehel mehil mehil müddeti mehle Mehmetçik. −ği 1506 .−ği mekanikleştiricilik.−ği mehtap.−bı mehtaplı mehter mehteran mehterbaşı mehterhane mehter musikisi mehter müziği mehter takımı mehter yürüyüşü meitneryum mekân mekân akustiği mekâncı mekân grupları mekanik.

−bu mektupçu mektupçuluk.−ği mekik diplomasisi mekik oyası mekkâre mekkâreci meknuz mekruh meksefe Meksika Meksikalı mektep.−ğu mektuplaşma mektuplaşmak mektup üstü melâike 1507 .−bi mektep çocuğu mektep kaçağı mektepli mektup.mekanizasyon mekanize mekanize birliği mekanizm mekanizma mekân zarfı mekik.

−ci meles meleş meleşme meleşmek melez melezleme melezlemek melezleşme melezleşmek 1508 .−li melâmet Melâmî Melâmîlik.−ği mel'anet melânit melânkoli melânkolik.−ği meleke melek otu melekût meleme melemek melengiç.−i melek.−ği melânurya melâs melce.melâl.

−ği memat memba.−ği melodram melon meltem mel'un mel'unca melül melül mahzun melül melül memalik.melezleştirme melezleştirmek melezlik.−ği melfuf melfufen melhuz melik melike Melikgazi (ilçe) melinit melisa mel mel melodi melodik.−ı memba suyu meme 1509 .

−kü memnu. 1510 .−u memnuiyet memnu meyve memnu mıntıka memnun memnunca memnun etmek memnuniyet memnuniyetle memnuniyetsiz memnuniyetsizlik.meme başı meme bezi memecik.−ği memleket havası memleketler arası memleketli memlûk.−ği memeli memeliler mememsi meme süngeri memişhane memleha memleket memleketçi memleketçilik.

−lü memul olmak memur memure memur etmek memurin memuriyet memurluk.−ğu men.−ğu mendelevyum menderes Menderes (ilçe) mendil mendilli 1511 .−i menafiiumumiye menajer menajerlik.−ği memnunluk.−bı menakıpname mendebur mendeburluk.−ğu memnun memnun memnun olmak memorandum memul.−ği menakıp.−n'i menafi.

−ği menfaatperver 1512 .−ti menfaatçi menfaat düşkünü menfaatperest menfaatperestlik.mendilsiz mendirek.−ği menedilme menedilmek menekşe menekşegiller menekşe gözlü menekşe gülü menekşe rengi menemen Menemen (ilçe) menenjit menent.−di menetme menetmek meneviş menevişlenme menevişlenmek menevişli menfa menfaat.

−bu mensup olmak mensur mensur şiir menşe.−i menşeli menşe şahadetnamesi 1513 .−lü menkul kıymetler menolunma menolunmak menopoz mensubiyet mensucat mensup.menfaattar menfez menfi menfilik.−ği menfur Mengen (ilçe) mengene menhiyat menhus meni menisk menkıbe menkul.

−ği menşur menteşe mentol.−ğı meral.−lü mentollü menus menüsküs menzil menzilci menzile mepsuten mera.−sı mera bitkileri merak merak etmek meraklandırma meraklandırmak meraklanış meraklanma meraklanmak meraklı merak olmak meraksız meraksızlık.Menşevik Menşeviklik.−li meram 1514 .

Meram (ilçe) meram etmek merasim merasimli merasim salonu merasimsiz merbut merbutiyet merbut olmak mercan mercan adası mercan ağacı mercan balığı mercancı mercaniğnesi (işleme) mercan kaya mercanköşk (bitki) mercanlar mercanlı mercan otu mercan resifi mercan teknesi mercan terliği mercan tespih mercan yeşili mercan yılanı 1515 .

−ği mercekli merci.−i mercimek.−di 1516 .mercek.−ği mercimek çorbası mercimek kemiği mercimek köftesi mercimekli köfte merdane merdaneleme merdanelemek merdiven merdiven altı merdiven boşluğu merdivenci merdiven evi merdiven korkuluğu merdivenkovası (mimarlık) merdivenli merdiven sahanlığı merdivensi merdivensiz merdümgiriz merek.−ği meres meret.

mergup.−ği merhem merhemleme merhemlemek merhem olmak merhum merhume merhum olmak mer'i Meriç (ilçe) meridyen meridyen aralığı meridyen çemberi meridyen dairesi meridyen düzlemi Merih 1517 .−bu merhaba merhabalaşma merhabalaşmak merhale merhamet merhameten merhamet etmek merhametli merhametsiz merhametsizce merhametsizlik.

−ti merkep.merinos merinos koyunu meristem mer'iyet merkantilist merkantilizm merkat.−ği merkezî merkezî ısıtma merkezî idare merkezîleşme merkezîleşmek merkezîleştirme merkezîleştirmek merkezî ülke merkeziyet merkeziyetçi merkeziyetçilik.−ği merkezî yıkama 1518 .−bi merkepçi merkez merkez açı merkezce merkezci merkezcil merkezcilik.

−bu Merkür merlânos mermer mermerci mermercilik.merkezî yönetim merkezkaç merkezkaç kuvvet merkezkaçlama merkezleme merkezlemek merkezlenme merkezlenmek merkezleşme merkezleşmek merkezleştirme merkezleştirmek merkum merkûp.−ği mermerşahi mermi merserize 1519 .−ği mermer kireci mermerleşme mermerleşmek mermerli mermerlik.

−di mertçe mertebe mertek.−ği mertlik.mersi mersin Mersin mersin ağacı mersin balığı mersin balığıgiller mersin balıkları mersingiller mersin morinası mersiye mersiyehan mert.−ği Meryem ana meryemana asması meryemana dikeni meryemanaeldiveni (bitki) meryemana kuşağı meryem pelesengi merzengûş Merzifon (ilçe) mesabe mesafe 1520 .

mesafeli mesafelik.−ği mesaha mesai mesai saati mesai yapmak mesaj mesamat mesame mesane mescit.−ği mesken meskenet Mesket Türkleri 1521 .−di mesel meselâ mesele mesel olmak mesen meserret meserretle meses mesh mesh etmek Mesih mesire mesirelik.

−ği meslektaş meslektaşlık.−ği mest etmek mest olmak mestur mesture mes’udane 1522 .−lli meskût meslek.−di mesnetli mesnetsiz mesnevî mesrur mest mestane mestçi mestçilik.−ği meslekî meslek içi eğitim mesleksel mesleksiz mesleksizlik.−ğı mesmu.−u mesnet.meskûkât meskûn meskûn mahal.

−lü meşgul etmek meşguliyet 1523 .−ği meşe kömürü meşelik.−u meşe meşecik.−ği mes'ul olmak mes'ut.Mesudiye (ilçe) mes'ul.−ğı meşbu.−lü mes'uliyet mes'uliyetli mes'uliyetsiz mes'uliyetsizlik.−du mes'ut etmek mes'ut olmak meşakkat.−ti meşakkatli meşakkatsiz meş'ale meş'aleci meşatlık.−ği meşe odunu meşe palamudu meşgale meşgul.

−ğı meşk meşk etmek meşkûk meşkûr meşrep.−du meşhut cürümler mahkemesi meşhut suç meşihat meşime meşin meşin suratlı meşin yuvarlak.−di meşhur meşhurluk.−bi meşru.meşgul olmak meşher meşhet.−u meşrubat meşrubatçı meşruhat meşruiyet meşrulaşma meşrulaşmak 1524 .−ğu meşhur olmak meşhut.

−ği metalografi metaloit.−ddi meta.meşrulaştırma meşrulaştırmak meşru müdafaa meşrut meşruta meşruten meşruten tahliye meşrutî meşrutiyet meşrutiyetçi meş'um meşveret meşveret etmek met met.−ği metafizikçi metafizikçilik.−li metal bilimi metalik.−ği metafor metal.−di 1525 .−ı metabolizma metafor metafizik.

metalsi metalürji metalürjik.−ği metapsişik.−u metelik.−ğu meteoroloji meteoroloji istasyonu 1526 .−ği meteor meteorit meteorolog.−ği metal yatak.−ği metamorfizm metamorfoz metan metanet metanetli metanetsiz metanetsizlik.−ği meteliksiz meteliksizlik.−ği metastaz metatez metazori metbu.−ğı metal yorulması metamorfik.

dayanıklı) metin.−li methaldar methetme methetmek methiye methüsena metil metilen metilik.−du metotlu metotsuz metotsuzluk.meteorolojik.−ği meteor taşı metfen metfun methal.−ği metot.−ğu metraj metrajlı metrdotel 1527 .−ği metodoloji metodolojik.−tni (yazı) metis metodik.−ği metin (sağlam.

−kü metrukât metruke metrukiyet mevali mevcudat mevcudiyet mevcut.−du mevcut durum mevcut olmak 1528 .metrdotellik.−ği metrik.−lü metropolit metropoliten metruk.−ği metres metre sistemi metreslik.−ği metre metre kare metre küp metrelik.−ği metrik sistem metris metro metroloji metronom metropol.

−ği Mevlevî pilâvı mevlit.mevdu.−du mevsim 1529 .−du mevrut.−di mevlit alayı mevlithan Mevlit Kandili mevlit şekeri mevlût.−u mevduat mevduat defteri mevhibe mevhibeiilâhiye mevhum mevize mevki.−i mevkuf mevkufen mevkufiyet mevkut mevkute mevlâ (sahip) Mevlâ (Tanrı) Mevlevî Mevlevîhane Mevlevîlik.

mevsimli mevsimlik.−u mevzuat mevzulu mevzun mevzusuz mevzuubahis.−i mevziî mevzilenme mevzilenmek mevzu.−ği mevsimli mevsimsiz mevsimsiz mevsuf mevsuk mevt mevta mevut mevzi.−hsi mevzuubahsetme mevzuubahsetmek mey meyan meyan balı meyancı meyancılık.−ğı meyane 1530 .

−ğı meydancılık.−ğı meydan muharebesi meydan saati meydan savaşı meydan sazı meyhane meyhaneci meyhanecilik.−yli meyilli meyilsiz meyletme meyletmek meymenet meymenetli meymenetsiz 1531 .−ği meyhaneci otu meyhane pilâvı meyil.meyan kökü meydan meydancı meydancık.−ğı meydan dayağı meydanî meydan korkusu meydanlık.

−ği meyve ortası meyve reçeli meyve sineği meyve sineğigiller meyvesiz meyvesizlik.−ği meyus meyus etmek meyusiyet meyus olmak meyve meyve ağacı meyve bahçesi meyveci meyvecilik.meymenetsizlik.−ği meyvedar meyve dışı meyve ezmesi meyvehoş meyve içi meyve kabuğu meyvelenme meyvelenmek meyveli meyvelik.−ği meyve suyu 1532 .

−ği mezcetme mezcetmek meze mezeci mezecilik.−dı mezatçı mezat malı mezbaha mezbele mezbelelik.−ğı mezar kaçkını mezarlık.−ği mezelik.−ğı mezar taşı mezat.−li meyyit mezalim mezamir mezar mezarcı mezarcılık.−ği mezellet mezesiz mezgeldek.meyve şekeri meyve yaprak.−ği 1533 .−ğı meyyal.

mezgit mezgitgiller mezhebi geniş mezhep.−ği meziyet meziyetli mezkûr mezoderm mezon Mezopotamya mezosfer mezozoik.−ğı mıgri mıh 1534 .−bi mezhepçi mezhepçilik.−ği mezozom mezraa mezru mezun mezuniyet mezun olmak mezura mezür mezzosoprano mı mıgırlık.

−ğı mıntıka 1535 .−bi mıknatıs mıknatısî mıknatısiyet mıknatıslama mıknatıslamak mıknatıslanma mıknatıslanmak mıknatıslı mıknatıslı ibre mıknatıslı iğne mıknatıslık.−ğı mıncıklama mıncıklamak mıncıklanma mıncıklanmak mıncık mıncık mıncırık.−ğı mıklep.mıhlama mıhlamak mıhlanma mıhlanmak mıhlayıcı mıhlı mıhsıçtı mıhsıçtılık.

−ğı mırnav mırra mısdak.−ğı mısır Mısır Mısır baklası mısırcı mısır ekmeği Mısır fulü mısır kalburu Mısırlı mısırlık.mırıldama mırıldamak mırıldanış mırıldanma mırıldanmak mırıl mırıl mırıltı mırın kırın mırın kırın etmek mırlama mırlamak mırmır (kedi) mır mır mırmırık.−ğı mısır özü 1536 .

−ğı mızıka mızıkacı mızıkalı mızıkçı mızıkçılık.−ı mıstar mışıldama mışıldamak mışıl mışıl mışmış mıymıntı mıymıntılık.mısır püskülü Mısır tavuğu Mısır turnası mısır unu mısır yağı mıskal mıskala mısmıl mısra.−ğı mızıkçılık etmek mızıklanma mızıklanmak mızıldanma mızıldanmak mızıma 1537 .

−li mızraksı mızraksız mızrap.−ğı mızraklı mızraklı ilmihâl.−bı mızraplı mi miat.mızımak mızırdanma mızırdanmak mızmız mızmızca mızmızlanma mızmızlanmak mızmızlık.−ğı mızmızlık etmek mızrak.−dı mibzer miçel miço mide mide ağzı mideci mide fesadı mide görüm midegörür 1538 .

−gi mihenk taşı mihman mihmandar mihmandarlık.−ğı 1539 .mide kapısı midesiz midevî midi midibüs midibüsçü midi etek.−ği midyelik.−ği miftah migmatit migren miğfer Mihalgazi (ilçe) Mihalıççık (ilçe) Mihalıççık peyniri mihanikî mihenk.−ği midilli Midilli Midyat (ilçe) midye midyeci midyecilik.

−ğu mikrobiyoloji mikrodalga mikrofilm mikrofon mikrofoncu mikrofonik.mihman olmak mihnet.−ği 1540 .−ği mikrobiyolog.−ti mihr mihrabımsı mihrace mihrak mihrap.−bı mihver mika mikado mikalı mikalı cam mikâp.−bı mikaşist mikoloji mikos mikoz mikro mikroamper mikrobik.

mikrokok mikrolit mikrometre mikron mikroorganizma mikrop.−ğu mikropsuz mikropsuzlandırma mikropsuzlandırmak mikropsuzlaştırma mikropsuzlaştırmak mikrosefal.−li mikrosinema mikroskobik.−ği mikroskop.−bu miksefe mikser miktar mikyas mikyaslı mikyassız mil milâdî 1541 .−bu mikroplanma mikroplanmak mikroplu mikropluk.

−ği milimikron milimi milimine milis militan militanlaşma militanlaşmak militanlaştırma militanlaştırmak militanlık.milâdî takvim milâdî tarih Milâs (ilçe) milât.−dı milâttan önce milâttan sonra mildiyu milel milenyum milföy milföy hamuru milibar miligram mililitre milim milimetre milimetrik.−ğı militarist 1542 .

−ği millîleşme millîleşmek millîleştirme millîleştirmek 1543 . −ğı millet meclisi milletsever milletseverlik.−ği milî hüviyet millî iktisat.−dı millî irade millî kimlik.−ği millettaş milletvekili milletvekilliği millî millî eğitim millî ekonomi millî gelir millî güvenlik.militarizm millenme millenmek millet milletçe milletler arası milletler arasıcılık.

millîlik.−ğı milyon milyoner milyonerlik.−ği milyarlarca milyarlık.−ği milyonlarca milyonluk.−ğu mim mimar mimarbaşı 1544 .−ği milliyetperver milliyetperverlik.−ği milliyetsiz milyar milyarder milyarderlik.−ği milliyetsever milliyetseverlik.−ği millî marş Millî Mücadele millî müdafaa millî savunma millî takım milliyet milliyetçi milliyetçilik.

−ği minarecilik.mimarî mimarîsiz mimarlık.−ğı mimik.−ği mimleme mimlemek mimlenme mimlenmek mimli mimoza minakop minare minare boyu minareci minarecik.−ği minare gölgesi minare kırması minareli minaresiz minber minder minder altı mine mineci mine çiçeği mine çiçeğigiller 1545 .

mineleme minelemek mineli mineral.−ğü minicik.−ğu mineraloji mineralsiz mini minibüs minibüsçü minibüsçülük.−ği mini gösterici minik.−li minimetre minimini minimize minimize etmek 1546 .−li mineral bilimci mineral bilimi mineralleştirici mineralleştirme mineralleştirmek mineralli mineralli yağlar mineralog.−ği mini etek.−ği minimal.

−ğı minnet minnet etmek minnettar minnettarane minnettarlık.−ğı minnoş minör mintan mintanlık.−ğü minyatürleştirme minyatürleştirmek minyon mir mira miraç.minimum mini put mink minkale minnacık.−cı Miraç Gecesi 1547 .−ğı mintarafillâh minüskül minval.−li minyatür minyatürcü minyatürcülük.

−ği misafir odası misafirperver misafirperverlik.−ği misafir salonu misak Misakımillî misal.−ği mirat mirî mirîci mirî kâtibi mirim mirî mal mirliva mirlivalık.Miraç Kandili miralay miralaylık.−ğı mirza mis misafir misafirhane misafirlik.−ğı miras mirasçı mirasyedi mirasyedilik.−li 1548 .

−ği 1549 .−ği mistisizm mis üzümü misvak misyon misyoner misyonerlik.misel misil.−li misket misket oyunu miskin miskinane miskince miskinhane miskinler tekkesi miskinleşme miskinleşmek miskinlik.−ği miskin miskin mis sabunu mister mistik.−sli misilleme misina misis misk miskal.

−ği mitos mitoz mitral.mit mitil miting mitingci mitleşme mitleşmek mitleştirme mitleştirmek mitokondri mitoloji mitolojik.−li mitral darlığı mitral hücreler mitral kapakçığı mitral yetersizliği mitral yetersizlik. −ği mitralyöz miyane miyar miyasma miyav miyavlama miyavlamak 1550 .

−ğı mizahî mizan mizana mizanpaj mizanpli mizansen mizantrop mnemotekni mobil 1551 .−ğu miyosen miza mizaç.−bu miyopluk.miyavlatma miyavlatmak miyaz miyokart.−cı mizaçgir mizaçgirlik.−ği mizaçlı mizaçsız mizah mizahçı mizahçılık.−dı miyom miyon miyop.

−ğı moda evi modalaşma modalaşmak modalaştırma modalaştırmak moda olmak model modelâj modelci modelcilik.−ği model salonu modem moderato modern 1552 .−ği modelist modellik.−ğı mobilyalı mobilyasız moda modacı modacılık.mobilet mobilize mobilize etmek mobilya mobilyacı mobilyacılık.

modernizasyon modernize modernize etmek modernleşme modernleşmek modernleştirme modernleştirmek modernlik.−ği modern mobilya modifikasyon modistra modül modülâsyon modüler modüler sistem Moğol Moğolca Moğolistan Mohs ölçeği moka mokasen mola molas molasız mola taşı Moldova Moldovalı 1553 .

molekül moleküler molibden molibdin molla mollalık.−ğı moment momentum monadizm monarşi monarşist monarşizm monat.−ğı Molotof kokteyli moloz moloz duvar molozluk.−ği monist 1554 .−ğı monden Mondros monetarist monetarizm Mongolist Mongolistik.−ğu moloz taş moltalık.−dı monatçılık.

−ğu monsenyör mont montaj montajcı montajcılık.−ğu monopol.−lü monoray monoteist monoteizm monotip.−bi monoton monotonlaşma monotonlaşmak monotonluk.−ğı monte etmek montör mor moral.monitör monizm monogam monogami monografi monokl.−li moral çöküntü moral eğitimi 1555 .−lü monolog.

−ği morg morg raporu morina Moritanya Moritanyalı morkaraman morlaşma morlaşmak morluk.moralizm morarış morarma morarmak morartı morartma morartmak moratoryum moren morfem morfin morfinlenme morfinlenmek morfinman morfoloji morfolojik.−ğu mormenekşe mor ötesi 1556 .

mors Mors Mors alfabesi morsalkım morsgiller mortadella mortlama mortlamak morto mortocu moruk.−ğı Moskof Moskof camı Moskof gâvuru Moskofluk.−ğı mostra olmak motamo 1557 .−ğu Moskof toprağı mosmor mostra mostralık.−ğu morulâ morumsu morumtırak.−ğu moruklaşma moruklaşmak morukluk.

−ği 1558 .−ğu motorin motorize motorkros motorkrosçu motorlu motorlu taşıt motorlu tren motor yağı motosiklet mototren motris motto mozaik.motamo çeviri motel motelci motelcilik.−ği motif motifli motifsiz motivasyon motive etmek motopomp motor motorbot motorcu motorculuk.

−ğı mozalak.−ğı Mozambik mozole möble möbleli möblesiz mönü mösyö mu muaccel muacciz muaddel muadele muadelet muadil muaf muafiyet muafiyet sınavı muaflık.mozaikçi mozaik döşeme mozaik plâka mozak.−ğı muahede muahedename muaheze muaheze etmek 1559 .

−di muaraza muare muarefe muarız muasır muasırlaşma muasırlaşmak muaşaka 1560 .−ği muamelât muamele muamele etmek muamma muammalı muammalık.−bi muallâ muallâk muallel muallim muallime muallimlik.−ğı muammer muammer olmak muannit.muahezename muahhar muahharen muakkip.

muaşeret muaşeret adabı muattal muattar muavenet muavenet etmek muavin muavinlik.−ği muayede muayene muayeneci muayene etmek muayenehane muayene olmak muayyen muayyeniyet muazzam muazzep.−bi muazzep etmek muazzep olmak muazzez mubah mubassır mubayaa mubayaacı mubayaa etmek mucibince 1561 .

mucip.−bi mucip olmak mucip sebep.−i mudil Mudurnu (ilçe) mufassal mufla muflon muflonlu mugaddi mugalâta mugalâtacı muganni muganniye mugayeret mugayir 1562 .−bi mucir mucit.−di mucize mucizeli mucuk.−ğu mucur Mucur (ilçe) muço Mudanya (ilçe) mudarebe mudi.

−ği muhaceret muhaceret etmek muhacim muhacir muhacir arabası muhacirlik.−ği muhaddep.muğber muğber olmak Muğla muğlâk muhabbet muhabbet çiçeği muhabbet çiçeğigiller muhabbet etmek muhabbet kuşu muhabbetname muhabbet tellâlı muhaberat muhabere muhabereci muhabere etmek muhabere memuru muhabere sınıfı muhabir muhabirlik.−bi 1563 .

−ğı muhafazalı muhafazasız muhafız muhafız alayı muhafız kıt'ası muhafızlık.−ğı muhakeme muhakeme etmek muhakeme usulü muhakkak muhakkik muhal.muhaddis muhafaza muhafaza etmek muhafazakâr muhafazakârlık.−ği muhallebi çocuğu Muhammed 1564 .−li muhalefet muhalefet etmek muhalefet partisi muhalefet şerhi muhalif muhallebi muhallebici muhallebicilik.

−ği muharriş muhasamat muhasara muhasara etmek muhasebat muhasebe muhasebeci muhasebecilik.Muhammedî muhammen muhammes muhammin muharebe muharip.−bi muharrem muharrer muharrik muharrir muharrirlik.−bi muhasiplik.−ği muhassala muhassas muhassasat muhassenat 1565 .−ği muhasım muhasır muhasip.

−lli muhip.muhassıl muhat muhatap.−bbi muhit muhit edinmek muhkem 1566 .−ği muhayyersümbüle muhayyile muhbir muhbirlik.−ği muhik. −ği muhayyerkürdî muhayyerlik.−bı muhatap olmak muhatara muhataralı muhavere muhavere etmek muhavereli muhavvil muhavvile muhayyel muhayyer muhayyerbuselik.−kkı muhil.

−ğı muhtaç olmak muhtar muhtariyet muhtarlık.−ğı muhtasar muhtasaran muhtekir muhtel.−lli muhtelif muhtelis muhtelit muhtemel muhtemelen muhtemel olmak muhterem muhteri muhteris muhteriz muhtesip.−bi muhteşem muhteva 1567 .−bi muhtaç.−cı muhtaç etmek muhtaçlık.muhlis muhrik muhrip.

−ği mukaar mukabele mukabeleci mukabele etmek mukabeleli mukabelesiz mukabil mukaddem mukaddema mukaddeme mukadder mukadderat mukaddes mukaddesat mukaddesatçı mukaddime mukaffa mukallit.−di 1568 .−di mujik.muhtevi muhteviyat muhtıra muhzır muin muinli muinsiz muit.

mukallitlik.−ği mukannen mukarenet mukarrer mukarrerat mukassem mukassi mukataa mukataalı mukattar mukavele mukaveleli mukavelename mukavelesiz mukavemet mukavemetçi mukavemet etmek mukavemet koşusu mukavemetli mukavemetsiz mukavim mukavva mukavves mukavvi mukayese mukayese etmek mukayeseli 1569 .

−di mukteza muktezi mukus mulâj mulâj kâğıdı mum mum ağacı mumaileyh mum ampul.mukayyet mukayyet olmak mukayyit.−i mukoza mukriz muktebes muktedir muktedir olmak muktesit.−ği 1570 .−di mukim mukni.−lü mum aydınlatma mum boya mum boyası mum cilâsı mumcu mum çiçeği mum direk.

−dı mum olmak mum palmiyesi mumsöndü mumya mumyalama mumyalamak mumyalanma mumyalanmak mumyalaşma mumyalaşmak mundar mundarlık.mum duruşu mum etmek mumhane mumlama mumlamak mumlanma mumlanmak mumlaşma mumlaşmak mumlayıcı mumlu mumluk.−ğı munfasıl munis 1571 .−ğu mumlu kâğıt.

munkabız munkalip.−dı 1572 .−ı murat.−bı murakıplık.−ğı murana murassa.−bi munkariz munsap.−ğı murabba.−bı muntazam muntazaman muntazır muntazır olmak munzam murabaha murabahacı murabahacılık.−ğı murakabe murakabe etmek murakıp.−ı murabıt murabut murabut kuşu Muradiye (ilçe) murafaa murahhas murahhaslık.

−ğı Murgul (ilçe) muris murt Musabeyli (ilçe) musaddak musaffa musahabe musahhih musahhihlik.−ği musahip.−bi musahiplik.−ı musannif 1573 .−ği murdarlık.−ği musakka musalla musallat musalla taşı musallat etmek musallat olmak musalli musandıra musanna.murat etmek Muratlı (ilçe) murç.−cu murdar murdarilik.

−ğı muslihane muslin musluk.−rrı musibet musikar musiki musikişinas muska muska böreği muskacı muskacılık.−bi 1574 .musap.−bı musavver Musevî Musevîlik.−ğu muslukçu muslukçuluk.−ğu musluklu musluksuz muson Mustafa Kemalpaşa (ilçe) Mustafa Kemalpaşa tatlısı mustarip.−ği Mushaf musır.

−bı mutabakat mutabık mutabık olmak 1575 .−ğu mut Mut (ilçe) muta mutaassıp.mustarip etmek mustatil muş Muş muşamba muşambalaşma muşambalaşmak muşmula muşmula suratlı muşta muştalama muştalamak muştu muştucu muştulama muştulamak muştulanma muştulanmak muştulu muştuluk.

−bi mutavaat mutavaat fiili mutavassıt mutazarrır mutçuluk.−di mutemet.−di mutemetlik.−ğı mutasavver mutasavvıf mutasyon mutasyonist mutasyonizm mutat.−ği mutekit.−ği mutena muteriz 1576 .−ğu muteber muteber olmak mutedil mutedillik.−dı mutatabbip.mutaf mutallâka mutantan mutariza mutasarrıf mutasarrıflık.

−ğı mutlak sıfır mutlandırma mutlandırmak mutlanma mutlanmak mutlu mutluca mutlu etmek mutlulandırma 1577 .mutezile mutfak.−ğı mutfak dolabı mutfak havalan− dırması mutfak havlusu mutfak merdiveni muti.−i Mutki (ilçe) mutlak mutlakçı mutlakçılık.−ğı mutlaka mutlak değer mutlakıyet mutlak mera mutlak nem mutlak sıcaklık.

−ğu mutluluk çubuğu mutluluk zinciri mutlu olmak mutmain mutmain olmak mutsuz mutsuzlaşma mutsuzlaşmak mutsuzluk.−i muttali olmak muttarit muttasıf muttasıl muvacehe muvafakat.mutlulandırmak mutlulanma mutlulanmak mutluluk. −ği 1578 .−ti muvafakat etmek muvaffak muvaffakıyet muvaffakıyetli muvaffakıyetsiz muvaffakıyetsizlik.−ğu muttali.

−ğı muvazzaf subay muylu muylu yatağı muymul muz 1579 .−ği muvazi muvazzaf muvazzaf hizmet muvazzaflık.muvaffak olmak muvafık.−ğı muvahhit.−di muvakkat.−ti muvakkaten muvakkit muvakkithane muvasala muvasalat muvasalat etmek muvaşşah muvazaa muvazaalı muvazat muvazene muvazeneli muvazenesiz muvazenesizlik.

−lli muztar mü mübadele mübadele etmek mübadil mübahase mübalâğa 1580 .−rrı muzırlaşma muzırlaşmak muzırlık.muzaffer muzafferane muzafferiyet muzaffer olmak muzaheret muzahir muzgiller muzır.−ğı muzır yayın muzip.−bi muzipçe muzipleşme muzipleşmek muziplik.−ği muziplik etmek muzlim muzmahil.

−di mücahitlik.mübalâğacı mübalâğacılık.−ği mücamaa mücavir mücazat mücbir mücbir sebep.−ği mübarek ay mübarek gün mübarek otu mübareze mübaşeret mübaşir mübaşirlik.−bi mücehhez 1581 .−ği mübayenet mübeşşir mübeyyiz mübrem mücadele mücadeleci mücahit.−ğı mübalâğa etmek mübalâğalı mübalâğasız mübarek.

−di müdafaa müdafaa etmek müdafaaname müdafi.mücellâ mücellit.−bi mücerret.−i müdahale müdahale etmek müdahil müdana 1582 .−ği mücevher kutusu mücevher mahfazası mücevher tarih mücmel mücrim mücver müçtehit.−ği mücerrep.−di mücellithane mücellitlik.−di mücessem mücevher mücevherat mücevherci mücevhercilik.

−ği müddet müddetli müddetsiz müdebbir müdekkik müdellel müderris müderrislik.−ği müdevven müdevvenat müdevver müdire müdrik müdrike müdrir müdür 1583 .müdana etmek müdara müdara etmek müdavi müdavim müdavim olmak müddei müddeialeyh müddeiumumî müddeiumumîlik.

−di müeccel müeddep.−bi müellefat müellif müemmen müennes müesses müessese müesseseleşme müesseseleşmek müessif müessir müessiriyet müessir olmak müessis müeyyide müezzin müezzinlik.−ğü müdür muavini müdür yardımcısı müebbet.müdüriyet müdürlük.−ği müfekkire müferrih müfessir müfettiş 1584 .

−ği müfit.−ği müfsit.−ği 1585 .−ğü müge mühendis mühendishane mühendislik.−di müfrez müfreze müfrit müfritlik.−ği müheyya müheyyiç.−di müflis müfredat müfredat programı müfret.müfettişlik.−mmi mühimmat mühimseme mühimsemek mühimsemezlik.−ci mühim.−di müft müftehir müfteri müftü müftülük.

−gi mührüsüleyman mühtedi mühür.−hrü mühürcü mühürcülük.mühlet mühlik mühliye mühmel mühre mühreleme mührelemek mühreli mühresenk.−ğü mühürdar mühür gözlü mühürleme mühürlemek mühürlenme mühürlenmek mühürletme mühürletmek mühürlü mühür mumu mühür pensi mühürsüz müjde 1586 .

müjdeci müjdeleme müjdelemek müjdelenme müjdelenmek müjdeli müjdelik.−ği mükerrer mükerreren mükevvenat mükeyyifat mükrim müktesebat müktesep.−bi 1587 .−ği mükâfat mükâfaten mükâfatlandırma mükâfatlandırmak mükâleme mükedder mükedder olmak mükellef mükellefiyet mükemmel mükemmelen mükemmeliyet mükemmellik.

−kkı mülâhaza mülâhaza yapmak mülâhazat mülâhazat hanesi mülâhham mülâkat mülâkat yapmak mülâki mülâki olmak mülâyemet mülâyim mülâyimlik.müktesep hak.−ği mülâzım mülemma.−di mülk mülkî 1588 .−ı mülevven mülevves müleyyin mülga mülhak mülhakat mülhak bütçe mülhem mülhem olmak mülhit.

−ği mümin müminlik.−ği 1589 .mülkî idare mülkî idare amiri mülkiye mülkiye idadîsi mülkiyeli mülkiye mektebi mülkiye memuru mülkiye müfettişi mülkiyet mülteci mültefit mültezim mültimedya mültipleks mültivizyon mümanaat mümanaat etmek mümarese mümas mümasil mümbit mümessil mümesillik.−ği mümeyyiz mümeyyizlik.

−i münacat münadi münafık.−ğı münafıklık.−ği münasip.mümkün mümkün mertebe mümkün olmak mümtaz mümteni.−bi münavebe münavebeli münazaa 1590 .−ğı münakalât münakale münakasa münakaşa münakaşa etmek münakaşalı münasebat münasebet münasebetiyle münasebetli münasebetsiz münasebetli münasebetsiz münasebetsizlik.

−ttı münhezim münkesir münkir 1591 .−di münekkitlik.−li münhani münharif münhasır münhasıran münhat.−ği münekkit.−di münfesih münhal.−ci münebbih müneccim müneccimbaşı müneccimlik.−ci mündericat münderiç.−ği münevver münezzeh münfail münferiden münferit.münazara müncer.−rri müncer olmak mündemiç.

−ği müptedi müptelâ müptelâ olmak müptezel müracaat müracaatçı müracaat etmek müradif mürai mürailik.−bi münteha müntehir müntesip.−gi mürdüm mürdüm eriği mürdümük.−bi münteşir münzevi müphem müphemiyet müphemlik.−ği mürdesenk.−ğü 1592 .münşeat münşi müntahabat müntahap.−bı müntahip.

−bi mürettip.−di mürt mürteci.−bi mürettiphane mürettiplik.−i mürtefi.−ği mürşit.−di müritlik.−ği mürevviç.mürebbi mürebbiye mürebbiyelik.−ci mürit.−i 1593 .−ği müreccah müreffeh müreffehen mürekkep.−bi mürekkep balığı mürekkepçi mürekkepleme mürekkeplemek mürekkeplenme mürekkeplenmek mürekkepli mürekkep olmak mürettebat mürettep.

−bi mürtesem mürtet.−ddi mürt olmak mürur müruriye müruruzaman mürüvvet mürüvvetli mürüvvetsiz mürver müsaade müsaade etmek müsabaka müsabık müsademe müsadere müsadere etmek müsadif müsait. −ğı müsamahalı 1594 .−di müsakkafat müsamaha müsamaha etmek müsamahakâr müsamahakârlık.mürtekip.

−ğı müsamere müsavat müsavatçılık.−ğı müsavi müsebbip.−di müshil müskirat Müslim Müslüman Müslüman adam Müslümanlaştırma 1595 .−bi müseccel müseddes müsekkin müsellem müselles müsellesat müsellim müselsel müsemma müsemmen müsevvit.−ğı müsavatsız müsavatsızlık.müsamahasız müsamahasızlık.

−lli müstakim müstamel 1596 .Müslümanlaştırmak Müslümanlık.−ğı müsmir müspet müspet ilimler müsrif müsriflik.−rrı müstakbel müstakil.−ddi müstakar.−ği müstacel müstacelen müstaceliyet müstafi müstağni müstahak müstahak olmak müstahdem müstahkem müstahkem bölge müstahkem mevki.−i müstahsil müstahzar müstahzarat müstait.

−di müstenkif müstensih müsterih 1597 .−di müstebitlik.−ği müstehlik müstehzi müstekreh müstelzim müstemirren müstemleke müstemlekeci müstemlekecilik.−ği müstecir müstefit müstefit etmek müstehase müstehcen müstehcenleşme müstehcenleşmek müstehcenlik.müstantik müstantiklik.−ği müstear müstebat müstebit.−ği müsteniden müstenit.

−dı müsvedde müsvedde defteri müsveddelik.−di müşareket müşareket etmek müşareket fiili müşarünileyh müşavere müşavir müşavirlik.−ği müşebbeh 1598 . −dı müşabehet müşabih müşahede müşahede etmek müşahhas müşahit.−ği müsveddelik kâğıt.−ğı müsteşrik müstevi müstevli müstezat.müsterih olmak müstesna müsteşar müsteşarlık.

−di müşrik müştak.−ği müşterek bahis.−kkı müştehi müşteki müşteki olmak müştemilât müşterek. −hsi müştereken müşteri Müşteri (Jüpiter) 1599 .müşekkel müşerref müşerref olmak müşevveş müşevvik müşfik müşir müşirlik.−ği müşkül müşkülât müşkülâtlı müşküle müşkülleşme müşkülleşmek müşkülpesent.

müşteri hizmeti müt'a mütalâa mütalâa etmek müt'a nikâhı mütareke müteaddit.−di müteaffin müteahhit.−di müteahhitlik.−ği müteakiben müteakip.−bi mütealiye müteallik müteammim mütearife mütebahhir mütebaki mütebasbıs mütebeddil mütebessim mütecanis mütecasir mütecaviz mütecessis mütedair mütedavil 1600 .

−ci mütekabil mütekabiliyet mütekait.−di mütekâmil 1601 .−ğı mütehassis mütehassis etmek mütehassis olmak mütehavvil mütehayyir mütehevvir müteheyyiç.mütedavil sermaye mütedeyyin müteessif müteessif olmak müteessir müteessir olmak mütefekkir mütefennin müteferrik müteferrika mütegallibe mütehakkim mütehammil müteharrik mütehassıs mütehassıslık.

−bi mütenavip.−bi mütenazır mütenebbih müteneffir mütenekkir mütenekkiren mütenevvi.−i müteradif müterakim müterakki müterakki vergi mütevelli heyeti mütercem 1602 .mütekâsif mütekebbir mütekellim mütelezziz mütemadi mütemadiyen mütemayil mütemayiz mütemekkin mütemerkiz mütemmim mütenakıs mütenakız mütenasip.

mütercim mütercimlik.−cu müteselsil kefil müteşebbis müteşekkil müteşekkir mütetebbi.−di mütesanit.−i mütevakkıf mütevali mütevazı.−ı mütevazi mütevazin müteveccih müteveccihen müteveffa mütevehhim mütevekkil mütevelli mütevellit.−di müteverrim 1603 .−di müteselli müteselli olmak müteselsil müteselsil borç.−ği mütereddi mütereddit.

müteyakkız mütezayit.−ği müyesser müyesser olmak müzaheret müzaheret etmek müzahir müzahrefat müzakerat müzakere müzakereci müzakere etmek müzakere yapmak müzayaka müzayede 1604 .−di müthiş müttefik müttefikan müttehiden müttehit.−i müvezzilik.−di müvekkil müvellidülhumuza müvellidülma müverrih müvesvis müvezzi.

−li müzikalite müzik bilimci müzik bilimi müzik corner müzikçi müzikçilik.−ci müzik.−bi müzekker müzekkere müzelik.müze müzebzep.−ği müzehhep.−ği müzevirlik etmek müzeyyen müziç.−bi müzeci müzecilik.−ği müzikal.−lü müzik köşesi müzik kutusu 1605 .−ği müzik dolabı müzikhol.−ği müzevir müzevirleme müzevirlemek müzevirlik.

−ği (*)N N na naaş naat nabekâr 1606 .müziklendirme müziklendirmek müzikli müzik market müzik odası müzikolog.−ğu müzikoloji müzik salonu müziksever müziksiz müzisyen müzmin müzminleşme müzminleşmek müzminleştirme müzminleştirmek müzminlik.

−ğı nadide nadim nadim olmak nadir nadirat nadiren nafaka nafakalanma nafakalanmak nafıa nafi.−i nafile nafile namazı nafile yere nafiz 1607 .−ğı nadas nadas etmek nadaslı nadaslık.nabız.−ğı naçar naçiz naçizane nadan nadanca nadanlık.−bzı nacak.

−bi naiplik.−ği nakarat 1608 .nafta naftalin naftalinleme naftalinlemek naftalinlenme naftalinlenmek nagehan nağme nağmeli nağmesiz nağme yapmak nah nahak nahak yere nahır nahırcı nahif nahiv.−hvi nahiye nahiye müdürü nahoş naif nail nail olmak naip.

−ğı nakış makinesi nakışsız nakız.−kşı nakışçı nakışçılık.−kzı nakibüleşraf nakil.−ğı nakış ipliği nakışlama nakışlamak nakışlı nakışlık.nakaratlı nakaratsız nakavt nakavt etmek nakavt olmak nakden nakdî nakdî ceza nakdî kıymet nakdî teminat nakdî vergi nakdî yardım nakıs nakış.−kli (taşıma) nâkil (taşıyan) 1609 .

−bi nakisa nakit.−ği nakşetme 1610 .nakil vasıtası nakip.−ğı nakledilme nakledilmek naklen naklen yayın nakletme nakletmek naklettirme naklettirmek naklî naklî mazi nakliyat nakliyatçı nakliyatçılık.−ğı nakliye nakliyeci nakliyecilik.−kdi nakit kartı nakit para nakkare nakkarhane nakkaş nakkaşlık.

−ğı nalbant.−dı nalbantlık.nakşetmek Nakşibendî Nakşibendîlik.−ğı nalbur nalburluk.−ğu nalça nalçalı nalçasız naldöken nale nalekâr nalın nalıncı nalıncı keseri 1611 .−ği Nakşîlik.−ği nakşolma nakşolmak nakşolunma nakşolunmak nakzen nakzetme nakzetmek nal nalân nalâyık.

nalıncılık.−ğı nalınlı nalınsız nallama nallamak nallanış nallanma nallanmak Nallıhan (ilçe) nam namağlûp.−ği namaz namaz bezi namazbozan (bitki) namazcı namazgâh namaz kılmak namazlağı namazlık.−bu namahrem namahremlik.−ğı namaz niyaz namaz örtüsü namaz seccadesi namazsız namaz vakti namdar 1612 .

−ği nanay 1613 .−bi namüsait.−di namertçe namertlik.−ğu namünasip.−ği namzet.−di namütenahi namütenahilik.name namert.−du Namibya Namibyalı namlı namlı şanlı namlu namus namus belâsı namus davası namuskâr namuslu namusluluk.−di namzetlik.−ği namevcut.−ğu namus sözü namussuz namussuzca namussuzluk.

−gi 1614 .−ği nanikleme naniklemek nankör nankörce nankörleşme nankörleşmek nankörlük.−ğu napalm napalm bombası nar (bir meyve) nâr (ateş) nara nar balinası narcıl narçiçeği (renk) nardenk.nane naneli nane likörü nanemolla nane ruhu nanesiz nane suyu nane şekeri nanıaziz nanik.−ğü nansuk.

−ğu narkozitör Narlıdere (ilçe) Narman (ilçe) narsis narsisizm narsis kompleksi narsislik.nardin narenç.−ği narkotik.−li narven nas.−ssı nasfet 1615 .−ci narenciye narenciyeci nargile nargile tütünü nargiller narh nârıbeyza narin narinlik.−ği narval.−ği narkotizm narkoz narkozcu narkozculuk.

nasıl nasılsa nasıp.−spı nasır nasırlanma nasırlanmak nasırlaşma nasırlaşmak nasırlı nasırsız nasihat.−bi nasip etmek nasiplenme nasiplenmek nasip olmak nasir naspetme naspetmek Nasranî Nasranîlik.−ti nasihatçi nasihatçilik.−ği nasyonalist 1616 .−ği nasihat etmek nasihatname nasihat yollu nasip.

nasyonalizm nasyonal sosyalizm naşi naşir natamam natıka natıkalı natıkasız natır natırlık.−ğı natır nalını nativizm natron natuk natura natür natüralist natüralizm natürel natürist natürizm natürmort.−du navçağan navlun naylon naylon fatura naylon kız 1617 .

−zmı (manzume) nâzım (düzenleyen) nazım birimi Nazımiye (ilçe) nâzım plân nazım türü nazır Nazi nazik.−ği nazikâne 1618 .naylon reçete naz nazal nazar nazaran nazar boncuğu nazarıdikkat.−ti nazarıitibar nazarî nazariyat nazariyatçı nazariye nazariyeci nazarlık.−ğı nazenin naz etmek nazım.

−ğı nazmen nazmetme nazmetmek ne ne âlâ nebat nebatat nebatat bahçesi 1619 .−ği nazil Nazileştirme Nazileştirmek Nazilli (ilçe) nazir nazire nazire yapmak nazirsiz Nazizm nazlanı nazlanı nazlanış nazlanma nazlanmak nazlı nazlılık.nazikçe nazikleşme nazikleşmek naziklik.

−bi nedamet nedametle nedbe neden neden bilimi nedeniyle nedenli nedenli nedensiz nedense nedensel nedensellik.nebatî nebevî nebi nebülöz nebze nebzecik.−ği necabet necaset necat nece Necef taşı neci necip.−ği nedensellik ilkesi nedensiz neden sonra 1620 .

−fyi 1621 .−ği nefes nefese nefha nefir nefis (hoş) nefis.−ğı nedim nedime nedret nefaset nefer nefes nefes borusu nefes darlığı nefes etmek nefes kesici nefesleme nefeslemek nefeslenme nefeslenmek nefesli nefesli çalgı nefeslik.neden tanrıcılık.−fsi (öz) nefis muhasebesi nefis mücadelesi nefis müdafaası nefiy.

nefret nefret etmek nefrit nefsanî nefsaniyet nefsi müdafaa neft neftî neftîleşme neftîleşmek neftîleştirme neftîleştirmek neftimsi neft yağı nefyedilme nefyedilmek nefyetme nefyetmek negatif negatif büyüklük.−hyi nekahet nekahethane 1622 .−hri nehir roman nehiy.−ğü negatif sayı neharî nehir.

nekais nekbet nekes nekeslik.−ği nekroloji nekrotik.−ği nekre nekrelik.−ğı neme yönelim nemf nemlendirici 1623 .−ği nekroz nektar nem nema nemalandırma nemalandırmak nemalanma nemalanmak nemcil Nemçe nemçeker nemdenetir neme gerek neme lâzım neme lâzımcı neme lâzımcılık.

−ği neolojizm neon neon lâmbası neon tüpü neoplâzma 1624 .−du Nemrut nemrutlaşma nemrutlaşmak nemrutluk.−ği nemli nemli nemölçer nemrut.nemlendirici krem nemlendirme nemlendirmek nemleniş nemlenme nemlenmek nemletme nemletmek nemli nemlilik.−ğu Nemse nene neodim neojen neolitik.

−ği nepotist nepotizm Neptün neptünyum nerde nerden nerdeyse nere nerede nereden nereden nereye neredeyse nereli neresi nereye nergis nergisgiller nergis zambağı neritik.−sci 1625 .−bi nesi nesiç.neozoik.−ği nervür nervürlü nesebi gayrisahih nesebi sahih nesep.

−sri neskafe nesne nesnel nesnelci nesnelcilik.−sli nesim nesir.nesih.−ği nesne öbeği nesnesel nesnesiz Nesturî neşe neşelendirme neşelendirmek neşeleniş neşelenme neşelenmek neşeli neşesiz neşesizlik.−ği nesnelleşme nesnelleşmek nesnellik.−shi nesil.−ği neşet neşet etmek 1626 .

neşetli neşide neşir.−şri neşredilme neşredilmek neşren neşretme neşretmek neşriyat neşrolunma neşrolunmak neşter neşterleme neşterlemek neşveli neşvünema net netameli netice neticelendirme neticelendirmek neticeleniş neticelenme neticelenmek neticeleşme neticeleşmek neticesiz 1627 .

−ği nevroloji 1628 .−vri nev'i şahsına münhasır nevmit.−ği net resim.−ği nevrasteni nevresim nevrofik.−ği nevale nevazil nevaziş nevbet neveser nevi.neticeten netleşme netleşmek netleştirme netleştirmek netlik.−smi net ücret neuzübillâh neva nevabuselik.−v'i nevir.−di nevralji nevraljik.

−ği nezaketsiz nezaketsizlik.−ği nevzat ney neyçe neyi neyse neyzen neyzen bakışlı nezafet nezahet nezaket nezaketen nezaketli nezaketlilik.−ği nezaret nezaret etmek nezarethane 1629 .nevropat nevroz nevruz Nevruz Bayramı nevruz otu Nevşehir nevton nevyunanî nevyunanîlik.

−zfi nezih nezir.−zri nezle nezleli nezle otu nezretme nezretmek nezt.−tru nışadır nışadır kaymağı nışadır ruhu nice nicel niceleme 1630 .−zdi nıkris nısfet nısfınnehar nısfiye nısıf.−sfı nısıf kutur.nezaretli nezaretsiz nezdinde nez'etme nez'etmek nez hâli nezif.

−ği nice nice niçin nida nifak nifakçı Niğde nihaî nihaî karar nihale nihan nihavent.−di nihayet nihayetinde nihayetlenme nihayetlenmek nihayetsiz nihilist nihilizm Nijerya Nijeryalı nikâh nikâh etmek nikâhlama 1631 .nicelemek niceleyici niceleyiş nicelik.

−ğı nikâhlılık.−bı Nikaragua Nikaragualı nikbet nikbin nikbinlik.−ğı nikâh şekeri nikap.−ğı nikâh memuru nikâhsız nikâhsızlık.−ği nikel nikelâj nikel kaplama nikelleme nikellemek nikelli nikelsiz nikotin nikriz 1632 .nikâhlamak nikâhlanış nikâhlanma nikâhlanmak nikâhlayış nikâhlı nikâhlık.

Niksar (ilçe) nilüfer Nilüfer (ilçe) nilüfergiller nim nimbus nimet nimet hakkı nimetşinas nine ninni nipel nirengi nirengi haritası nirengi noktası nisaî nisaiye nisaiyeci nisaiyecilik.−bı nispet nispetçi nispet eki nispeten 1633 .−ği nisan nisan balığı (şaka) nisan yağmuru nisap.

−ci nişan halkası nişanlama nişanlamak nişanlanış nişanlanma nişanlanmak nişanlı nişanlık.−ği nispet yapmak nispet y'si nispî nispî temsil nisyan niş nişaburek.nispet etmek nispet î'si nispetli nispetsiz nispetsizlik.−ği nişan nişancı nişancılık.−ğı nişanlılık.−ğı nişane nişangâh nişangeç.−ğı 1634 .

−ği nitelikli nitelikli işçi 1635 .−ğı nişastalanma nişastalanmak nite nitekim nitel niteleme niteleme belirteci nitelemek niteleme sıfatı niteleme zarfı nitelendirilme nitelendirilmek nitelendirme nitelendirmek niteleniş nitelenme nitelenmek niteleyiş nitelik.nişansız nişan yapmak nişan yüzüğü nişasta nişasta buğdayı nişastacılık.

−ği niteliksiz niteliksizlik.−ğu niyetleniş niyetlenme niyetlenmek niyetli 1636 .−ği niyet etmek niyeti bozuk.niteliklilik.−di nitrik oksit.−ği nitramit nitrat nitratin nitratlaşma nitratlı nitrik asit.−di nitrogliserin nitrojen nitroselüloz niyabet niyaz niyaz etmek niyaz eylemek niye niyet niyetçi niyetçilik.

−ğı Nizip (ilçe) nobelyum nobran nobranca nobranlık.niyetsiz niyobyum niza.−ğı nod nodul nodullama nodullamak nodullanma nodullanmak nodül Noel Noel ağacı Noel baba 1637 .−ı nizam nizamî nizamiye nizamiye kapısı nizamiye karakolu nizamlı nizamname nizamsız nizamsızlık.

Nogay Nogayca nohudî nohut.−ğı noksansız nokta noktacı noktacılık.−du nohutlu nohutsuz nokra noksan noksanlık.−ğı noktainazar noktalama noktalama işareti noktalama işaretleri noktalamak noktalanma noktalanmak noktalayış noktalı noktalı delik.−ği noktalı virgül nokta memuru nokta nokta noktası noktasına 1638 .

noktasız nom nominal.−ği nosyon 1639 .−li nominal değer nominalizm nominatif nomografi nonfigüratif nonoş non−stop norm normal.−ği normalüstü normatif norton eleği Norveç Norveççe Norveçli nostalji nostaljik.−li normalaltı normalleşme normalleşmek normalleştirme normalleştirmek normallik.

−ği nöbetleşe nöbetleşme nöbetleşmek nöbet şekeri nörolog.−ği nörotik karakter nörotik kişilik.−ği not etmek nova nöbet nöbetçi nöbetçilik.−ğu nöroloji nöron nörotik.not nota notalama notalamak notam noter noterlik.−ği nötr nötralizasyon nötralize nötralize etmek nötrleme 1640 .

−ğü nötron Nuh nuhuset nukut numara numaracı numaracılık.nötrlemek nötrleşme nötrleşmek nötrleştirme nötrleştirmek nötrlük.−ği 1641 .−ğı numaralama numaralamak numaralandırma numaralandırmak numaralanış numaralanma numaralanmak numaralayış numaralı numarasız numara yapmak numen numune numunelik.

−tku nü nüans nübüvvet nüfus nüfus bilimci nüfus bilimi nüfus bilimsel nüfus coğrafyası 1642 .nur nuranî Nurdağı'nı (ilçe) Nurhak (ilçe) nurlandırma nurlandırmak nurlanış nurlanma nurlanmak nurlu nursuz nursuz pirsiz nuruaynım nuruçeşmim nurudidem nur yüzlü Nusaybin (ilçe) Nusayrî nutuk.

nüfus cüzdanı nüfusçu nüfus kâğıdı nüfus kalemi nüfus kaydı nüfus kesafeti nüfus kütüğü nüfus memurluğu nüfus patlaması nüfus plânlaması nüfus sayımı nüfus tezkeresi nüfus yoğunluğu nüfuz nüfuz etmek nüfuzkâr nüfuzlu nüfuzsuz nüfuz ticareti nühüft nükleer nükleer enerji nükleer reaktör nükleer santral.−li nükleer silâh nükleon nükleoprotein 1643 .

−lü nüzullü (*)O O o 1644 .−lü nükul etmek nümayiş nümayişçi nümayişkâr nüsha nütasyon nüve nüzul.nüksetme nüksetmek nükte nükteci nüktecilik.−ğı nükteli nüktesiz nükte yapmak nükul.−ği nüktedan nüktedanlık.

oba obabaşı obelisk oberj obje objektif objektiflik.−ğu obruklu observatuvar obsesif obsesyon obstrüksiyon obua obuacı obur oburca oburlaşma oburlaşmak oburluk.−ğu obüs ocak.−ği objektif olmak objektivist objektivite objektivizm obruk.−ğı ocak başı 1645 .

−ğı ocak taşı ocumak od oda odabaşı odacı odacık.−ğı ocakeşeği (alet) ocak kaşı ocak katı ocaklı ocaklık.−ğı oda hapsi odak.ocakçı ocakçılık.−ğı odaklama odaklamak odaklanma odaklanmak odaklaşma odaklaşmak odaklaştırma odaklaştırmak odaklayıcı odak noktası 1646 .−ğı odacılık.

−ğu odun kömürü odunlaşma odunlaşmak odunluk.−ğı odsuz odsuz ocaksız odun odun bilimi oduncu oduncul odunculuk.odalı odalık.−ğu odun özü odun sobası odunsu odunumsu odyometre odyovizüel of Of (ilçe) 1647 .−ğı oda müziği oda spreyi o denli odeon oditoryum od ocak.

−bu Oğan oğlak.−ğı oğlan evi oğul.−ğu oğulduruk.−ğı oğlancılık.−ğu oftalmoloji oftalmoskop.ofis oflama oflamak oflaz ofris ofsayt.−ğı Oğlak (burç) Oğlak dönencesi oğlaklama oğlaklamak oğlan oğlancı oğlancık.−dı ofset ofsetçi oftalmolog.−ğu oğullanma 1648 .−ğlu oğul balı oğulcuk.

oğullanmak oğullu oğulluk.−ğı oğuz Oğuz Oğuzca Oğuzeli'ni (ilçe) Oğuzlar (ilçe) oh oha ohlama ohlamak ohm oje ojeli ojit ok okaliptüs okapi okar okazyon okçu okçuluk.−ğu oğul oğul oğul otu oğulsuz oğul uşak.−ğu 1649 .

−ğı okkalı kahve oklama oklamak oklanma oklanmak oklava okluk.−ği oksalik asit.okey okeyleme okeylemek okka okkalama okkalamak okkalı okkalık.−di oksidiyon taşı oksijen oksijen çadırı oksijenleme oksijenlemek 1650 .−ğu oklu kirpi ok meydanı okrama okramak oksalat oksalik.

−ğı okşanma okşanmak okşantı okşatma okşatmak okşayıcı okşayış oktan oktant oktav oktrua okul okul çocuğu okuldaş 1651 .oksijenlenebilir oksijenli oksijenli su oksilit oksit.−di oksitleme oksitlemek oksitlenme oksitlenmek oksiyür okşama okşamak okşamalık.

okul kaçağı okul kooperatifi okullaşma okullaşmak okullu okul öncesi okul sonrası okuma okumak okuma kitabı okuma saati okuma yazma okuma yitimi okume okumuş okumuşluk.−ğu okumuş olmak okunaklı okunaksız okunma okunmak okuntu okunulma okunulmak okunuş okur okuryazar 1652 .

−ğı okutturma okutturmak okutulma okutulmak okutuş okuyucu okuyuş oküler okültizm okyanus okyanus çukuru okyanus mavisi Okyanusya ok yılanı ol olabilir olabilirlik.−ğı okus pokus okutma okutmak okutman okutmanlık.okuryazarlık.−ği olabilme olabilmek olacak.−ğı olagelme 1653 .

−ğı olasılık hesabı olasıya olay olay bilimi 1654 .−ğı olağanüstü olağanüstü hâl.−ğı olasılı olasılık.−ğı olanca olası olasıcılık.−ğı olanaklı olanaksız olanaksızlaşma olanaksızlaşmak olanaksızlık.−li olağanüstülük.olagelmek olağan olağan dışı olağanlaşma olağanlaşmak olağanlaştırma olağanlaştırmak olağanlık.−ğü olamaz olanak.

−ği oleik asit.olaycılık.−ğu olaylaştırma olaylaştırmak olaylı olaysız olçum oldu oldubitti oldukça oldum bittim oldum olası oldu olacak oldurgan oldurma oldurmak ole olefin oleik.−di olein oleometre olgu olgucu olguculuk.−ğı olay fotocu olay fotoculuk.−ğu olgun 1655 .

−ğı olmaz olmazlı olmazlık.−ğu olgunluk çağı olgunluk sınavı olgunluk yaşı olgun odun oligarşi oligoklâz oligopol.−dı olivin olma olmadık.−ği olimpiyat.olgunlaşma olgunlaşmak olgunlaştırma olgunlaştırmak olgunluk.−lü oligosen olijist olimpik.−ğı olmak olmamış olmayacak.−ğı olmuş olsa olsa 1656 .

−ğu oluklaşma oluklaşmak oluklu oluk oluk olumlama olumlu olumlu bildirme eki olumlu cümle olumlu eylem olumlu fiil olumluluk.olta olta balığı oltacı oltacılık.−ğı olumsuz 1657 .−ğu olumlu tümce olumsal olumsallık.−ğı olta iğnesi olta takımı Oltu (ilçe) Oltu kebabı Oltu taşı Oltu tozu oluk.−ğu olukçuk.

−ğu olur olmaz oluş oluşma oluşmak oluşturma oluşturmak oluşturulma oluşturulmak oluşuk.−ğu oluşum oluşumcu oluşumculuk.−ğu om oma 1658 .−ğu olumsuzluk eki olumsuzluk kelimesi olumsuz tümce olunma olunmak olupbitti (oldubitti) Olur (ilçe) olurluk.olumsuz cümle olumsuz eylem olumsuz fiil olumsuzluk.

−mzu omuz başı omuzdaş omuzdaşlık.omaca ombra ombudsman omça omfazit omlet ommatidyum ommetre omnibüs omnivor omur omurga omurgalılar omurgasızlar omurilik.−ği omuz.−ğı omuz eklemi omuzlama omuzlamak omuzlanma omuzlanmak omuzlu omuzluk.−ğu omuz omuza 1659 .

−ğı onarma onarmak onar onar onartma onartmak onaşma oanaşmak onat onay on ayaklılar onaylama onaylamak 1660 .on ona on altılık.−ğı onama onamak onanizm onanma onanmak onar onarıcı onarılma onarılmak onarım onarımcı onarımcılık.

−ğı (bitki) on birli onca onculayın onda ondalık.onaylanış onaylanma onaylanmak onaylatma onaylatmak onaylı onaysız onbaşı.−ği on bir onbiraylık.−sri ondalık sayı Ondokuzmayıs (ilçe) 19 Mayıs ondan ondurma 1661 .−ğı ondalıkçı ondalık kesir.−yı onbaşılık.−ğı on beş on binlerce on binlik.

−ği 1662 .−ğu onikiparmak bağırsağı on iki telli oniks onkoloji onlar onlarca onlu onluk.−ğu onma onmadık.−ğı onmak onmaz on milyonluk.ondurmak ondurmaz ondülâtör ondüle ondüleli ondülesiz onejit ongen ongun ongun besi suyu ongunculuk.−ğu onomastik.−ğu ongunluk.

−ği ontojenez ontoloji ontolojik.−ği ontolojizm onu onulma onulmak onulmaz onum onun onuncu onur onur belgesi onur kurulu onurlandırma onurlandırmak onurlanma onurlanmak onurlu onursal onursal başkan 1663 .onomatope on paralık.−ğı on parasız ons onsuz ontik.

−ği optikçi optik kaydırma optimal 1664 .−ğü operatris operet operetçi oportünist oportünizm opsiyon optik.−ği operasyon operatör operatörleşme operatörleşmek operatörlük.onursuz onursuzluk.−ğu onur üyesi oosfer oosit opal.−li opalin opalleşme oparlör opera operacı operakomik.

optimetri optimist optimizasyon optimize etmek optimizm optimum opus ora oracık oracıkta orada oradan orak.−li oramirallik.−ğı oraklaşma oraklaşmak oral oralı oralılık.−ğı oramiral.−ğı orak ayı orak böceği orakçı orakçılık.−ği oran oranca oran dışı 1665 .

orangutan oranla oranlama oranlamak oranlı oransız oransızlık.−ğı orantı orantılama orantılamak orantılanma orantılanmak orantılı orası oratoryo oraya orcik.−ği ordinaryüs ordinat ordino ordonat ordövr ordövr arabası ordövr tabağı ordu Ordu ordubozan 1666 .

−ğı orducu ordu donatım ordu evi ordugâh ordu komutanı ordu merkezi ordusuz orfoz org organ organ aktarımı organik.−i organize suç organizma organlaşma organlaşmak organlık.ordubozanlık.−ği organikçi organik kimya organik kütle organik öge organizasyon organizatör organize etmek organize sanayi.−ğı organ nakli 1667 .

−ğı orman çayırı 1668 .−li orgenerallik.−ği orijinli orkestra orkestracı orkestralama orkestralı orkestrasız orkide orkinos orkit orlon orman ormancı ormancılık.−ği Orhaneli'ni (ilçe) Orhangazi (ilçe) orijin orijinal.−li orijinalite orijinallik.organoleptik.−ği organtin organze orgazm orgcu orgeneral.

−ğı orman sarmaşığı orman sıçanı ormansız ormansızlaşma ormansızlaşmak orman tavuğu orman tavuğugiller orman yeşili ornatma ornatmak ornitolog.orman evi orman gülü orman işletmesi orman kebabı orman kibarı orman köylüsü orman köyü orman kuşağı ormanlaşma ormanlaşmak ormanlaştırma ormanlaştırmak ormanlık.−gi orojeni 1669 .−ğu ornitoloji ornitorenk.

−ğu orospu yemeği orostopol orostopolluk.−ğu orsa orsa alabanda orsa boca orsalama orsalamak orsa poca orta Orta (ilçe) orta ağırlık.orospu orospu bohçası orospu böreği orospu çocuğu orospuluk.−ği 1670 .−cı Orta Çağ orta dalga orta damar orta deri orta dikme orta direk.−ğı orta boy orta boylu Ortaca (ilçe) ortaç.

−ğı ortaklaşma ortaklaşmak ortaklaştırma ortaklaştırmak 1671 .Orta Doğu orta elçi orta hâlli orta hece yutumu orta hizmetçisi orta hizmeti orta işi ortak.−ğı orta karar orta karın.−rnı ortak bölen ortak çarpan ortakçı ortakçılık.−bı ortak kat ortaklaşa ortaklaşacı ortaklaşacılık.−ğı ortak dil ortak etmek ortak fark ortak gider ortak hesap.

ortaklık.−ğı orta kulak boşluğu orta kulak iltihabı orta kuşak.−ğı ortak yönetim ortak yüklem ortalama ortalamak ortalamasına ortalı 1672 .−ci orta kulak.−ğı ortak yapım ortak yaşama ortakyaşar ortakyaşarlık.−ğı ortaklık senedi ortaklık sözleşmesi ortak mülkiyet ortak nesne ortak olmak ortak ölçülmez sayılar Ortaköy (ilçe) ortak özne ortak payda ortak tam bölen ortak tümleç.

−bi ortanca ortancalı ortanın sağı ortanın solu orta nokta ortaokul orta oyunculuğu orta oyuncusu orta oyunu orta öğrenim orta öğretim orta parmak.−ğı orta saha orta sıklet Orta Şark orta şekerli orta tedrisat orta terim orta uç.ortalık.−cu (santrafor) 1673 .−ğı ortalıkçı ortalıkta ortam orta malı orta masası orta mektep.

−ği ortopedist ortoz oruç.−ğu ortodonti ortoklâz ortopedi ortopedik.−ğu orta yuvar orta yuvarlak.−cu oruçlu oruçsuz orun orunlama orya oryantal.−ğı orta yol orta yolcu orta yolculuk.ortay orta yaşlı orta yaylak.−ğı Ortodoks Ortodoksluk.−li oryantalist oryantalizm oryantasyon o saat 1674 .

−ğı Osmanlıcılık.−ğı Osmanlı Türkçesi osmiyum osmiyumlu osteoloji osteoporoz osurgan osurgan böceği osurma osurmak osuruğu cinli osuruk.−ğu oşinografi ot otacı otacılık.o sırada Osmancık (ilçe) Osmaneli'ni (ilçe) Osmangazi (ilçe) Osmanî Osmaniye (ilçe) Osmanlı Osmanlıca Osmanlıcacılık.−ğı Osmanlılık.−ğı otağ 1675 .

−ğı otlakıye 1676 .−ği otizm otlak.−ğı otlakçı otlakçılık.otağcı otak otakçı otalama otalamak otama otamak otanazi otantik.−ği otel faresi otelgarni otist otistik.−ği otarma otarmak otarsi otarşi otçu otçul otel otelci otelcilik.

otlama otlamak otlanma otlanmak otlatılma otlatılmak otlatma otlatmak otlatma sistemi otlu otlubağa otluk.−ği otobüs otobüsçü otobüsçülük.−ğu Otlukbeli'ni (ilçe) otlu peynir oto otoban otobiyografi otobiyografik.−ğü otobüs durağı otodidakt otoerotizm otogar otografi otojestiyon 1677 .

−lü otokrasi otokrat otokritik.−ği otomatikman otomatik sigorta otomatizm otomobil otomobilci otomobilcilik.−ği otomatikleşme otomatikleşmek otomatiklik.otokar otoklâv otokontrol.−ği otokton otolit otoman otomasyon otomat otomatik.−ği otomotiv otonom otonomi otopark otoparkçı otoparkçılık.−ğı 1678 .

−ğu otsuz oturacak.−ğı oturak.otoplâsti otopomp otoprodüktör otopsi otoray otorite otoriteli otoriter otorizasyon otosist otostop otostopçu otostopçuluk.−ğu otostop yapmak ototrof ototrofi otoyol otsu otsul otsu topluluk.−ğı 1679 .−ğı oturak âlemi oturak kündesi oturaklı oturaklılık.

−ğu oturtma oturtmak oturtmalık.−ğı oturtulma oturtulmak oturulma oturulmak oturum oturuş oturuşma oturuşmak otuz 30 Ağustos otuzar otuz beşlik.−ğı oturma mobilyası oturma odası oturmuş oturmuşluk.oturma oturma belgesi oturma duvarı oturma grevi oturma grubu oturma izni oturmak oturmalık.−ği 1680 .

otuzluk.−ğu otuzuncu otyiyenler ova Ovacık (ilçe) oval.−li ovalama ovalamak ovalanma ovalanmak ovalatma ovalatmak ovalı ovalık.−cı ovmak ovogon ovogon dağarcığı ovolit ovucu ovulma 1681 .−ğı ovasız ovdurma ovdurmak ovdurtma ovdurtmak ovma ovmaç.

ovulmak ovunma ovunmak ovuşturma ovuşturmak oy oya oya ağacı oyacı oyacılık.−ğı oya çiçeği oyalama oyalamak oyalandırma oyalandırmak oyalanma oyalanmak oyalantı oyalayıcı oyalı oy birliği oyculuk.−ğu oy çokluğu oydaş oydurma oydurmak oy hakkı 1682 .

−ğu oylum oylumlama oylumlamak oylumlu oylum oylum oyma oyma akıl.−ğı oynakça oynak kemiği oynaklık.−ğı oynak.oylama oylamak oylanış oylanma oylanmak oyluk.−ğı oymak oymakbaşı oymak oymak oymalı oymalı yaprak.−ğı oynama oynamak 1683 .−klı oyma baskı oymacı oymacılık.

−ğu oyuklu oyulga oyulgalama oyulgalamak oyulgalanma oyulgalanmak 1684 .−ğı oynaşlık etmek oynaşma oynaşmak oynatılma oynatılmak oynatım oynatımcı oynatış oynatma oynatmak oynaya oynaya oynayış oysa oysaki oy sandığı oyuk.oynanış oynanma oynanmak oynaş oynaşlık.

−ğı oyuncakçı oyuncakçılık.−ğı oyunbozanlık etmek oyunca oyuncak.−ğı oyuncaklı oyuncu oyunculuk.oyulgama oyulgamak oyulganma oyulganmak oyulma oyulmak oyuluş oyum oyumlama oyumlamak oyun oyun alanı oyunbaz oyunbazlık.−ğu oyuncu seçimi oyun ebesi 1685 .−ğı oyunbozan oyunbozanlık.

−ğı ozansı ozansılık.oyun etmek oyun havası oyun kâğıdı oyun kurucu oyunlaştırılma oyunlaştırılmak oyunlaştırma oyunlaştırmak oyunluk.−ğu oyun masası oyun sahası oyun salonu oyuntu oyun yazarı oyun yazarlığı oyuş ozalit ozalitçi ozan ozanca ozanlık.−ğı ozmonoloji ozmos ozokerit ozon 1686 .

ozonlama ozonlama cihazı ozonlamak ozonlaşma ozonlaşmak ozonlayıcı ozonoliz ozonometre ozonosfer ozonoskop.−bu ozonölçer ozon ölçüm ozon tedavisi ozonür ozon yuvarı ozuga (*)Ö Ö öbek.−ği öbeklenme öbeklenmek öbekleşme 1687 .

−cü öçbe öçlenme öçlenmek öçlü öd öd ağacı öd dışı ödem ödeme ödemek ödemeli Ödemiş (ilçe) ödemli ödenek.−ği ödenekli ödeniş ödenme ödenmek ödenmez 1688 .öbekleşmek öbek öbek öbür öbür dünya öbürkü öbürü öcü öç.

−ği ödlekçe ödleklik.−ği ödül ödüllendirme ödüllendirmek ödün ödüncü ödünç.−cü ödünçleme 1689 .ödenti ödeşme ödeşmek ödetme ödetmek ödev ödev bilgisi ödevcil ödevlendirilme ödevlendirilmek ödevlendirme ödevlendirmek ödevli ödeyesiye ödiyometre öd kanalı öd kesesi ödlek.

ödünleme ödünlemek ödünlü ödünsüz ödyometre öf öfke öfkelendirici öfkelendirme öfkelendirmek öfkeleniş öfkelenme öfkelenmek öfkeli öfkesiz öge öglena öglenagiller öğle öğle ezanı öğlen öğle namazı öğlenci öğlende öğle paydosu öğle tatili öğle uykusu 1690 .

öğleüstü öğleüzeri öğle vakti öğle yemeği öğleyin öğrek.−ği öğrenci yurdu öğrenilme öğrenilmek öğrenim öğrenim belgesi öğrenimli öğreniş öğrenme öğrenmek öğrenmelik.−ği öğretilme 1691 .−ği öğreti öğretici öğreticilik.−ği öğrencelik.−ği öğrenci öğrenci belgesi öğrenci bileti öğrenci kartı öğrenci kimliği öğrencilik.

−ğü öğürme öğürmek öğür olmak öğürtleme öğürtlemek öğürtme öğürtmek 1692 .−ği öğün öğür öğürleşme öğürleşmek öğürlük.öğretilmek öğretim öğretim bilgisi öğretim görevlisi öğretim programı öğretim üyesi öğretim yardımcıları öğretim yılı öğretiş öğretme öğretmek öğretmen öğretmen evi öğretmenlik.

−dü öğütçü öğütleme öğütlemek öğütme öğütme haznesi öğütmek öğütücü öğütücü diş öğütülme öğütülmek öğütülüş öğütüş öhö ökçe ökçeci ökçe çene ökçeli ökçesiz öke ökelik.−ği ökleme ökse ökse çubuğu 1693 .öğürtü öğürtücü öğürüş öğüt.

−ğü öksürüklü öksürüklü tıksırıklı öksürük otu öksürük tıksırık.ökse kuşu ökseleme ökselemek ökseme ökse otu ökse otugiller öksürme öksürmek öksürtme öksürtmek öksürtücü öksürük.−ğü öksüzsevindiren öküz öküz arabası öküz balığı öküzburnu (kuş) öküz damı öküzdili (bitki) 1694 .−ğı öksürüş öksüz öksüzdoyuran öksüzlük.

−ği ölçek çizgisi ölçekli ölçer ölçerme ölçermek ölçme ölçmek ölçtürme ölçtürmek ölçü ölçü bilimci ölçü bilimi ölçücü ölçülebilir ölçülen ölçülendirme ölçülendirmek ölçülme ölçülmek ölçülü ölçülü biçili ölçülülük.öküzgözü (çiçek) öküzlük.−ğü 1695 .−ğü öküz soğuğu öl ölçek.

−ğü ölçüş ölçüşme ölçüşmek ölçüştürme ölçüştürmek ölçüt öldüresiye öldürme öldürmek öldürtme öldürtmek öldürücü öldürülme öldürülmek öldürüş ölesiye ölet 1696 .ölçüm ölçümleme ölçümlemek ölçümlü ölçün ölçünlü ölçünme ölçünmek ölçüsüz ölçüsüzlük.

−ği ölmezoğlu ölmez otu ölmüş ölü ölü açı ölü dalga ölü deniz ölü dil ölü doğum ölü fiyatına ölü helvası ölük.−ğü ölüm 1697 .−ği (bitki) ölmezleştirme ölmezleştirmek ölmezlik.−ğü ölme ölme hakkı ölmek ölmez ölmez çiçek.−ğü ölülük.öleyazma öleyazmak ölgün ölgünlük.

−ğü ölümlük dirimlik.−ği ölüm sessizliği ölüm sigortası ölümsü ölüm sükûtu ölümsüz 1698 .ölüm cezası ölümcül ölüm dirim ölüm döşeği ölüm emri ölü mevsim ölüm fermanı ölüm hâli ölüm ilmühaberi ölüm kalım ölüm kalım meselesi ölüm kalım savaşı ölüm korkusu ölümlü ölümlü dünya ölümlük.−ği ölümlülük.−ğü ölüm oranı ölüm orucu ölümsek.

−ğü ölüm tazminatı ölünme ölünmek ölü nokta ölü örtü ölü renk.−mrü 1699 .−ti ölü sezon ölü salı (teneşir) ölüsü kandilli ölüsü kınalı ölüş ölü yatırım ölü yemeği ölü yıkama ölü yıkayıcı ölü zaman Ömerli (ilçe) ömrübillâh ömrühayat ömrünce ömür.−gi ölü saat.ölümsüzleşme ölümsüzleşmek ölümsüzleştirme ölümsüzleştirmek ölümsüzlük.

−du ön avurt ünsüzü ön ayak.−ği önceden önceden satış önceki öncel öncel belirleme öncel düzen 1700 .−ğı önayak etmek önayak olmak ön belirti ön bilgi ön bilim önce önce bilim öncecilik.ömür adam ömür boyu ömür boyunca ömürlü ömürsüz ömür törpüsü ön ön ad ön alım ön alım hakkı ön avurt.

−ğü öncülük etmek öncü oyun öncü tiyatro ön çalışma ön damak.−ği öncü öncül öncülük.−ği öncelikle öncelikli öncesiz öncesizlik.önceleme öncelemek önceleri öncelik.−ği ön deyi ön deyiş ön doğru ön ek önel ön eleme 1701 .−ğı ön damak ünsüzü öndelik.−ği ön denetim önder önderlik.

−ği önerge öneri öneriş önerme önermek önerti öneze ön göğüs.−ğsü öngörme öngörmek öngörü öngörülme öngörülmek öngörülü ön gün 1702 .önem önemli önemlice önemseme önemsemek önemseniş önemsenme önemsenmek önemseyiş önemsiz önemsizce önemsizlik.

−ğü ön oda ön oluş ön oluşum ön ödeme ön rapor ön seçici ön seçim önsel önsellik.−ği ön ses 1703 .−ğü önlüklü önlüklük.ön içki ön kesinti ön kol ön kol kemiği ön koşul önlem önleme önlemek önleniş önlenme önlenmek önleyici önleyiş ön lisans önlük.

ön ses düşmesi önsezi önsezili ön soruşturma ön söz ön sözleşme ön şart ön tasar ön tasım ön teker ön türeme ön uyum önü sıra ön vurgu ön yargı ön yargılı ön yaylak.−ğı ön yetkinlik.−ğü öpülme öpülmek öpüş 1704 .−ği ön yüzbaşı.−yı öpme öpmek öptürme öptürmek öpücük.

öpüşme öpüşmek örcin ördek.−ği örf örfî örfî idare örge örgen örgensel örgü örgücü örgülü örgülü pilâv örgün örgün eğitim 1705 .−ği öreke ören örenlik.−ği ördek balığı ördekbaşı (renk) ördekgagası (renk) ördekgiller ördek yürüyüşü ördürme ördürmek örek.

−ği örneğin örnek.örgüsüz örgüt örgütçü örgütçülük.−ğü örgütleme örgütlemek örgütlendirilme örgütlendirilmek örgütlendirme örgütlendirmek örgütleniş örgütlenme örgütlenmek örgütleyiş örgütlü örgütsel örgütsüz örgütsüzlük.−ğü örk örkleme örklemek örme örmek örme kepenek.−ği örneklem 1706 .

−ğu örs örseleme örselemek örseleniş örselenme örselenmek örseleyiş örs kemiği örtbas örtbas etmek örtenek.örnekleme örneklemek örneklendirme örneklendirmek örneklenme örneklenmek örneklik.−ği örtme örtmece örtmek örttürme 1707 .−ği örnek olmak örnekseme örneksemek öro öroluk.

−ği örtünme örtünmek örtüsüz örtüş örtüşme örtüşmek örü örücü örücülük.−ğü örük.−ğü örtülme örtülmek örtülü örtülü omurgalılar örtülü ödenek.örttürmek örtü örtük.−ğü örükleme örüklemek örülme örülmek örülü örülüş örüm örümce örümceğimsiler 1708 .

örümcek.−şrü öşürcü öte öteberi ötede beride öteden beri öteden beriden öte gün öteki öteki beriki ötekisi öteleme ötelenme 1709 .−ği örümcek kafalı örümcek kuşu örümcek kuşugiller örümceklenme örümceklenmek örümcekler örümcekli örümceksi örümceksi zar örüş östaki östaki borusu östrojen tedavisi öşür.

ötesi berisi ötesinde berisinde öte yandan öteye beriye öteyi beriyi ötleğen ötleğengiller ötleği ötme ötmek ötre öttürme öttürmek ötücü ötücü kuşlar ötümlü ötümlüleşme ötümlüleşmek ötümlülük.−ğü ötümsüz ötümsüzleşme ötümsüzleşmek ötümsüzlük.−ğü ötürme ötürmek ötürü ötürük.−ğü 1710 .

−ği övünme övünmek övüntü övüş öykü 1711 .−ği övüngen övüngenlik.−cü övünç çizelgesi övündürücü övündürücülük.ötürüklü ötüş ötüşme ötüşmek öveç.−ğü övünek.−ci öve öve övgü övgücü övgücülük.−ğü övme övmek övülme övülmek övülüş övünce övünç.

−ği Özbek Özbekçe Özbekistan Özbek pilâvı özbeöz özbeslenen 1712 .öykücü öykücülük.−ğı özbek.−ğü öyküleme öykülemek öyküleştirme öyküleştirmek öykünce öykünme öykünmeci öykünmek öyle öylece öylelikle öylemesine öyle öyle öylesi öylesine öz Özalp (ilçe) öz bağışıklık.

−ği özdekçi özdekçilik.−ği 1713 .−ği özdeş özdeşleme özdeşlemek özdeşleşme özdeşleşmek özdeşleştirme özdeşleştirmek özdeşlik.−ci öze özek.öz beslenme özcesi özdek.−ği özdeştirme özdeştirmek öz devim öz devinim özdeyiş öz dışı öz dikeni öz direnç.−ği özdeksel özden öz denetim özdenlik.

özek ağacı özek demiri özek doku özel özel ad özel af.−ği özellikle özel mülkiyet özel okul özel radyo özel sayı özel sektör özel televizyon 1714 .−ffı özel dil öz eleştiri özel girişim özel girişimci özel girişimcilik.−ği özel kesim özel kurul özelleşme özelleşmek özelleştirme özelleştirmek özellik.−ği özel hayat özelik.

−ği özeni özenilme özenilmek özeniş özenli özenme özenmek özensiz özensizlik.−ği özentili 1715 .−ci özendirme özendirmek özene bezene özengen özengenlik.özel teşebbüs özel tiyatro özel ulak.−ğı özel yaşam özeme özemek özen özenci özenç.−ği özenti özentici özenticilik.

−ği öz geçmiş özgü özgül özgül ağırlık.özentisiz özerk özerkleşme özerkleşmek özerkleştirme özerkleştirmek özerklik.−ği özet özetle özetleme özetlemek özetlenme özetlenmek özezer özezerlik.−ğü 1716 .−ğı özgüleme özgülemek özgüllük.−ğü özgülük.−ği özge özgeci özgecil özgecilik.

−ğü öz güven öz ışın öz indükleme öz itme öz itmeli öz kardeş öz kaynak.−ğı öz kedi balığıgiller öz kesit özlem 1717 .özgün özgünleşme özgünleşmek özgünleştirme özgünleştirmek özgünlük.−ğü özgür özgürce özgürleşme özgürleşmek özgürleştirme özgürleştirmek özgürlük.−ğü özgürlükçü özgürlükçü demokrasi özgürlükçülük.

özleme özlemek özlemli özlenme özlenmek özlenti özlentili özleşme özleşmek özleştirme özleştirmeci özleştirmecilik.−ğü özlük hakkı özlük işleri özlü söz özlü un özne özne grubu öznel öznelci 1718 .−ği özleştirmek özletme özletmek özleyiş özlü özlü çamur özlük.

öznelcilik.−ğu özünlü özür.−ği özne öbeği öz odun öz öğrenim öz öğrenimli öz saygı özsel öz sermaye özsever özseverlik.−zrü özürlü özürsüz 1719 .−ği öz su öz tahta özümleme özümleme dokusu özümlemek özümlenme özümlenmek özümseme özümsemek özümsenme özümsenmek özün erosluk.−ği öznellik.

−cu pabuççu pabuççuluk.−ğı 1720 .özüt Özvatan (ilçe) özveren özveri özverili öz yapı öz yaşam öz yaşam öyküsü öz yönetim (*)P P pa pabucu yarım pabuç.−ğı paça günü paça kasnak.−ğu papuçsuz paça paçacı paçacılık.−ğu pabuçlu pabuçluk.−ğı paçal paçalı paçalık.

paçanga (börek) paçarız paçası düşük.−ğı paçavra hastalığı paçavralaşma paçavralaşmak paçoz padalya padişah padişahî padişahlık.−ğu pafta paftalı paftasız pagan paganizm pagoda pah paha pahacı pahacılık.−ğı padok.−ğü paçasız paçavra paçavracı paçavracılık.−ğı pahal 1721 .

pahalanma pahalanmak pahalı pahalıca pahalılaşma pahalılaşmak pahalılık.−ki paket paket etmek paketleme paketlemek paketleniş paketlenme paketlenmek paketletme paketletmek paketleyiş paket program paket taşı paket tur Pakistan Pakistanlı paklama paklamak 1722 .−ğı pahlama pahlamak pak.

−ğı pakt pal pala pala bıyık.−ğı pala bıyıklı palâdyum palalık.−du palamutlama palamutlamak palamutlular palamut meşesi palan palandız palandöken palanga palangalı palangasız palanka 1723 .−ğı palamar palamar boyu palamarcı palamar parası palamar resmi palamut.paklanma paklanmak paklık.

−dı palisat dokusu palmitat 1724 .−ği palet paletli paletsiz palikarya palisat.palas palaska palas pandıras palaspare palavra palavracı palavracılık.−ğı palaz palazlama palazlamak palazlanma palazlanmak palazlaşma palazlaşmak paldım paldır küldür paleograf paleografi paleontoloji paleozoik.

−ğu paltosuz Palu (ilçe) palûze palyaço palyaçoluk.−ği palmitik asit.palmitik.−ğu pamuk elması 1725 .−ği palto paltolu paltoluk.−ğu pamukaki pamuk balı pamuk balığı pamuk bezi pamukçu pamukçuk.−ğu palyatif palyoş pampa pamuk.−di palmitil palmitin palmiye palmiyegiller palmiyelik.−ğu pamukçuluk.

pamuk helvası pamuk ipliği pamuklanma pamuklanmak pamuklu Pamukova (ilçe) pamuk taş pamuk yağı panama Panama Panamalı panayır panayırcı panayırcılık.−ğı panayır yeri pancar pancarcı pancarcılık.−ğı pancarlaşma pancarlaşmak panda pandantif pandispanya pandispanya gazetesi pandomima pandül 1726 .

−ğı Panislâmizm panjur pankart pankartlı pankras pankreas pano panorama panoramik.panel panelist panel köprü panik.−ği panikatak.−ği pansiyon pansiyoncu pansiyonculuk.−ğu pansiyoner Panslavizm pansuman pansumancı pansumancılık.−ğı panikleme paniklemek panik olmak Panislâmcı Panislâmcılık.−ğı 1727 .

−ğı 1728 .−ğı Panturanizm Pantürkizm panzehir panzehir otu panzehir taşı panzer papa papağan papağan anahtarı papağangiller papağanlar papağanlık.pansuman yapmak panteist panteizm panteon panter pantograf pantolon pantoloncu pantolonculuk.−ğı papağan yemi papak.−ğu pantomim pantufla pantuflacı pantuflacılık.

papalık.−ğı papalina papara papatya papatya falı papatyalı papatyasız papaya papaz papaz balığı papaz balığıgiller papazi papazkaçtı (oyun) papazkarası (üzüm) papazlık.−ği papikçi papirüs papirüsgiller paprika papura papyekuşe papyon 1729 .−ğı papaz yahnisi papel papelci papelcilik.

−ği paraboloit.para para alım satımı para arzı para babası para basma parabellum para birimi parabol.−ğı para cüzdanı para çantası paraçol para darlığı para değişimi para desteği para destekçisi paradi paradigma paradoks paradoksal para dolaşımı 1730 .−lü parabolik.−di paraca para canlısı para cezası paracı paracılık.

para etmek paraf parafazi parafe parafe etmek parafeleme parafelemek parafin parafin banyosu parafinli parafinsiz paraflama paraflamak paraflı parafsız paragöz paragraf Paraguay Paraguaylı para işleri paraka parakete paraketeci para kısıtlaması para kısıtlayıcı paralâks paralama 1731 .

−ği paralel yüz paralı paralıca paralık.paralamak paralanma paralanmak paralatma paralatmak paralayıcı paralel paralel akım paralelizm paralel kaidesi paralelkenar paralelleştirme paralelleştirmek paralellik.−ği paralojizm paramatik.−ği parametre parametreleme parametrelemek parametreli parametrik.−ğı paralizi paralojik.−ği 1732 .

paramnezi paramparça paramparça olmak parankima paranoya paranoyak.−ğı parasız pulsuz parasız yatılı para şişkinliği paraşüt paraşüt birlikleri paraşütçü paraşütçülük.−ği parasempatik sinir sistemi parasız parasızlık.−ğü paraşüt kulesi paraşütlü paratiroit bezi paratoner paratüberküloz paravan 1733 .−ğı parantez parapet para pul parasal parasempatik.

−ğı parçalama parçalamak parçalanış parçalanma parçalanmak parçalatma parçalatmak parçalayıcı parçalayış parçalı parçalı bohça 1734 .paravana paravan menteşesi paravan yapmak parazit parazitlenme parazitlenmek parazitli parazitlik.−ğı parçacılık.−ği parazitoloji parazitsiz parça parça bohçası parça bölük parçacı parçacık.

−ğü parfümeri parıldama parıldamak parıldatma parıldatmak parıldayış parıl parıl parıltı parıltılı parıltısız parite park parka parkçı parkçılık.−ğü pardon pardösü pare pare pare parfüm parfümcü parfümcülük.−ğı parke parkeci 1735 .parçalı sistem parça parça parça pürçük.

−ğı parlama parlamak parlâmentarizm parlâmenter parlâmento parlatıcı parlatma parlatmak parlayış parmak.−ği parkeleme parkelemek parkeletme parkeletmek parke taşı park etmek parkmetre park saati parkur park yapmak park yeri parlak.−ğı parlaklaşma parlaklaşmak parlaklık.parkecilik.−ğı parmak hesabı 1736 .

parmak izi parmaklama parmaklamak parmaklık.−ğı parmaklıklı parmaklıksız parmak parmak parmaksı parmak tatlısı parmak üzümü parmıcan parodi parola parpa par par pars parsa parsel parselâsyon parselleme parsellemek parsellenme parsellenmek parselletme parselletmek parselli parşömen 1737 .

−bi partisyon partizan partizanca partizanlık.−ğı partner partöner part−time parya pas pasaj pasak.−ği partikül partileşme partileşmek partili partisip.−ğı pasaklı pasaklılık.−ğı pasaparola pasaport 1738 .parşömen kâğıdı partal partenojenez parter parti partici particilik.

−ği pasifist pasif korunma pasifleşme pasifleşmek pasifleştirme pasifleştirmek pasiflik.−ğı paskalya paskalya çöreği paskalya yumurtası paslandırma paslandırmak paslanış paslanma paslanmak paslanmaz paslanmaz çelik.−ği paslaşma 1739 .−ği Pasinler (ilçe) pasiyans paskal paskallık.pasata pasavan pasçı pasif pasifik.

paslaşmak paslatma paslatmak paslı pas mantarı pas mantarıgiller paso pasör paspal paspallık.−ğı paspaslama paspaslamak paspaslanma paspaslanmak paspaslatma paspaslatmak paspas yapmak pas rengi passız pasta pastacı pastacılık.−ğı pasta cilâsı 1740 .−ğı paspartu paspas paspasçı paspasçılık.

pastahane pastahaneci pastahanecilik.−li pastoral oyun pastörizasyon pastörize 1741 .−ğı pastırmalı pastırmalık.−ğı pastırmalı yumurta pastırma yazı pastil pastis pastiş pastişçi pastoral.−ği pasta kalıbı pasta kreması pastal pastalı pastav pastavla pazarlık.−ğı pastav makinesi pastel pastırma pastırmacı pastırmacılık.

−ğı pataklama pataklamak pataklanma pataklanmak patakrem patalya patapuf 1742 .−ğı paşa olmak paşa paşa paşazade paşmak paşmakçı pat pata patadak patak.pastörize etmek pastra pasveren paşa paşa ağacı paşababa paşaçadırı (bitki) paşa çayı paşa kapısı paşalı paşalık.

−ği patates çorbası patates köftesi patatesli patates püresi patates salatası patates sufle patavatsız patavatsızca patavatsızlık.−ği patırdama patırdamak patırdatma patırdatmak patır kütür patır patır patırtı patırtılı 1743 .patates patates böceği patatesçi patatesçilik.−ğı paten patenci patent patent damgası patent hakkı patetik.

patırtısız pati patik.−ği patika patinaj patinaj yapmak patinaj zinciri patis patiska patka patkrem pat küt patlak.−cı patlangıç.−ğı patlakça patlak göz patlama patlamak patlamalı patlangaç.−cı patlatma patlatmak patlayıcı patlayıcı ünsüz patlayış patlıcan patlıcan böreği 1744 .

−ği patrikhane patriklik.−ğu patoloji patolojik.−ğu patroniçe patronluk.−ğu 1745 .−bı patlıcan kızartması patlıcanlı patlıcan oturtması patlıcan salatası Patnos (ilçe) patojen patolog.−li patrik.patlıcangiller patlıcanî patlıcan inciri patlıcan kebap.−ği patpat pat pat patriarkal.−ği patron patrona patronaj patronca patroncu patronculuk.

pat sat pattadak pattadan pavkırma pavkırmak pavlonya pavurya pavyon pavyoncu pavyonculuk.−ğu pay payam payan payanda payandalama payandalamak payandalı payansız payansızlık.−ğı paydos paydos borusu paydos etmek paydos vakti paye 1746 .−ğı payda paydaş paydaşlık.

payelendirme payelendirmek payen payet pay etmek payidar payidar olmak payitaht paylama paylamak paylanma paylanmak paylaşılma paylaşılmak paylaşım paylaşma paylaşmak paylaştırma paylaştırmak paylatma paylatmak paylı payplayn payreks paytak.−ğı paytak adım paytakça 1747 .

−ğı pazar kayığı pazarlama pazarlamacı pazarlamacılık.−yi 1748 .−ğı pazarlıkçı pazarlık etmek pazarlıklı pazarlıklı alışveriş pazarlıksız pazartesi.paytaklık.−ğı pazarlamak pazarlanma pazarlanmak Pazarlar (ilçe) pazarlaşma pazarlaşmak pazarlık.−ğı paytak paytak payton paytoncu pazar Pazar (ilçe) pazarbaşı pazarcı Pazarcık (ilçe) pazarcılık.

−ci ped pedagog pedagoji 1749 .−di pazıbentli pazı kemiği pazılı pazısız pazval pazvant peç peçe peçeleme peçelemek peçelenme peçelenmek peçeli Peçenek Peçenekçe peçesiz peçete peçiç.pazar yeri Pazaryeri'ni (ilçe) Pazaryolu'nu (ilçe) pazen pazı pazıbent.

−ğı pehlivan yakısı pehpeh pehpehleme 1750 .−ğü pedodonti pedolog.−ği pediatri pediatrik.−ğu pedoloji pedometre peeling peganit pegmatit pehlivan pehlivanane pehlivan duası Pehlivanköy (ilçe) pehlivanlık.−ği pedal pedavra peder pederane pederşahî pederşahîlik.−ği pedikür pedikürcü pedikürcülük.pedagojik.

−smi pekiştirmeli kelime pekiştirmeli özne pekiştirmeli sıfat pekiştirmeli zarf pekiştirme sıfatı 1751 .−ği pejoratif pek pekâlâ pek başlı pek canlı pekçe pek çok.−ğu pek doku pekent.pehpehlemek pejmürde pejmürdelik.−di pek gözlü peki Pekin ördeği pekişme pekişmek pekiştirme pekiştirmek pekiştirmeli pekiştirmeli isim.

pekiştirme ünlüsü pekitme pekitmek pekiyi pekleşme pekleşmek pekleştirme pekleştirmek peklik.−ği pekmez toprağı pek pek peksimet.−li pek yürekli pek yüzlü peleme 1752 .−ği pekmez pekmezci pekmezcilik.−di pektin pektoral.−ği pekmez helvası pekmezkefi (renk) pekmezköpüğü (renk) pekmez köpüğü pekmezli pekmezlik.

−du 1753 .−ği peltek diş ünsüzü peltekleşme peltekleşmek pelteklik.−ği peltelenme peltelenmek pelteleşme pelteleşmek pelür pelüş pembe pembegemre (üzüm) pembekurt.−di pelte peltek.−gi pelesenk ağacı pelikan pelikangiller pelikansılar pelikül pelin pelin otu pelit.peleng pelerin pelesenk.

−ği pencüdü pencüse pencüyek pençe pençeleme pençelemek pençelenme pençelenmek pençeleşme pençeleşmek 1754 .pembeleşme pembeleşmek pembeleştirme pembeleştirmek pembelik.−ği pembemsi pembezar pena penaltı penaltı alanı penaltı atışı penaltı noktası pencere pencere eteği pencere kanadı pencereli pencik.

pençeletme pençeletmek pençeli pençe pençe pençesiz pençgâh pençik.−ği Pendik (ilçe) pendname peneplen penes pengö penguen penguengiller penguenler peni penis penisilin pens pense pentan pentatlon penuvar penye pepe pepeleme pepelemek 1755 .

−ğı 1756 .−ği pepsin pepton perakende perakendeci perakendecilik.pepelik.−ği pepeme pepemelik.−ği perçem perçemli perçin perçinleme perçinlemek perçinleniş perçinlenme perçinlenmek perçinleşme perçinleşmek perçinleştirme perçinleştirmek perçinleyiş perçinli perçinsiz perçin tabancası perdah perdahçı perdahçılık.

−ği pereme peremeci 1757 .−ği perdeli pilâv perde perde perdesi sıyrık.−ğı perdesi yırtık.−ği perdedar perdeleme perdelemek perdelenme perdelenmek perdeli perdelik.perdah etmek perdahlama perdahlamak perdahlanma perdahlanmak perdahlı perdahsız perde perde arkası perde ayaklılar perdeci perdecilik.−ğı perdesiz perdesizlik.

−ğı perhizli perhizsiz perhiz yapmak peri peri bacası pericik.peren perende perese perestiş perestiş etmek perestişkâr perestroyka perforaj performans pergament kâğıdı pergel pergel hareketi pergelleme pergellemek pergola perhiz perhizkâr perhizkârlık.−ği perido peridot peridotit 1758 .

periferi peri hastalığı perikart.−ğı perişan olmak periton peritonit periyodik.−du perki perküsyon perlit perlitli perlon perlon fırça perma permanant permanganat 1759 .−bu perişan perişan etmek perişanlık.−ği periyot.−dı perili peri masalı peri masası peri oyunu peripatetizm peri piramidi periskop.

−ğı perukâr Perulu perva pervane pervane balığı pervaneci pervaneli pervane olmak pervanesiz 1760 .−ğu peruka perukacı perukacılık.−gi personel perspektif perşembe Perşembe (ilçe) pertavsız Pertek (ilçe) Peru peruk.permeçe permi permiyen peroksit.−di peron peronospora persenk.

−ğı pervaz pervin pes pesek.−ği pespembe pestenkerani pestil pestilleşme pestilleşmek pesüs peş peşin peşinat peşinatsız 1761 .Pervari (ilçe) pervasız pervasızca pervasızlık.−ği peseta pes etmek pesimist pesimizm pesleşme pesleşmek peso pespaye pespayelik.

peşin cevap.−kmü peşin pazarlık.−bı peşinci peşinde peşinden peşinen peşin fikir.−kri peşin hüküm.−ği peşli peşmelba peş peşe peşrev peşrevlenme peşrevlenmek peştahta peştamal peştamalcı 1762 .−ğı peşin peşin peşin piyasa peşin satış peşin yargı peşi peşine peşi sıra peşkeş peşkir peşkirci peşkircilik.

peştamalcılık.−ği petek dokuma petek göz petek güvesi petrifikasyon petrografi petrokimya petrokimyacı petrol.−lü petrolcü petrol lâmbası petrol mavisi petroloji pet şişe petunya pey pey akçesi peyda peyda etmek peydahlama 1763 .−ğı peştamallı peştamallık.−di petek.−ğı peştamalsız Peştu Peştuca pet.

−ği peygamber öküzü peygamber üzümü peygambervari peyk peyke peyklik.−ği peyleme peylemek peylenme peylenmek peynir peynir ağacı peynirci 1764 .peydahlamak peydahlanma peydahlanmak peyda olmak peyderpey peygamber peygamber ağacı peygamberane peygamber balığı peygamber çiçeği peygamberdevesi (böcek) peygamber dikeni peygamberlik.

−gi pezevenklik.−ği peynir dişi peynirhane peynir helvası peynirleşme peynirleşmek peynirli peynirli börek.−ği peynirli kek peynirli pide peynirsiz peynir şekeri peynir tatlısı peyrev peyzaj pezevenk.peynircilik.−ği pezo pıhtı pıhtılanma pıhtılanmak pıhtılaşma pıhtılaşmak pıhtılaştırma pıhtılaştırmak pılı pırtı pıllım pıllım 1765 .

−cı pırlanma pırlanmak pırlanta pırlantalı pırnal pırnal kömürü pırnallık.−ğı pırpı pır pır 1766 .−ğı pırlama pırlamak pırlangıç.−ğı pırıldakçı pırıldama pırıldamak pırıl pırıl pırıltı pırıltılı pırlak.pınar Pınarbaşı'nı (ilçe) Pınarhisar (ilçe) pır pırasa pırasa bıyıklı pırazvana pırıldak.

−ğı pısırıkça pısırıklaşma pısırıklaşmak pısırıklık.−ğı pırtlak.pır pır etmek pırpırı pırpırlama pırpırlamak pırpırlanma pırpırlanmak pırpıt pırpıtçı pırtı pırtık.−ğı pırtlama pırtlamak pısırık.−ğı pısma pısmak pışpışlama pışpışlamak pışt pıt pıtırdama pıtırdamak pıtırdatma 1767 .

−ğı pıyrım pıyrım pianta piç piç etmek piç kurusu piçleşme piçleşmek piçlik.−ği piç olmak piçsinek.pıtırdatmak pıtır pıtır pıtırtı pıtırtı etmek pıt pıt pıtrak.−ği pideli pigme pigment pijama pik pikaj 1768 .−ği (olta iğnesi) piçuta pide pideci pidecilik.

−ci pilli pilot pilotaj pilot bölge 1769 .−di pil pilâki pilâv pilâvlık.−ği piknik alanı piknikçi piknik tip piknik tüpü piknik yapmak piknometre piko pikocu pikoculuk.pikajcı pikajcılık.−ğı pikap.−bı pik boru pike piket pike yapmak piknik.−ğı piliç.−ğu pikrik asit.

−li piramit.−ğu pim pimpirik.−ği pipet pipi pipiriklenme pipiriklenmek pipo pir piramidal.−ği pinekleme pineklemek pinel pines pingpong pingpong masası pinhan pinpon pinti pintileşme pintileşmek pintilik.−di piramitçik.pilot kabini pilot köşkü pilotluk.−ği piramitli 1770 .

piramitsi Piraziz (ilçe) pire pirekapan pirekateşin pirekıran pirelendirme pirelendirmek pirelenme pirelenmek pireler pireli pire otu pirifâni pirina pirinç.−ci pirinç çorbası pirinç örgü pirinç pilâvı pirinçsi pirinç taneleri (gök bilimi) pirinç unu pirit pirogravür pirohi piroksen 1771 .

−ğı pis pi sayısı pis bıyık.−ki piryol.−lü pirzola pirzolalık.−ğı pisboğaz pisboğazlık.−ği pisin pisi otu pisipisi (kedi) pisi pisi pisi pisine pisipisi otu piskopos piskoposhane piskoposluk.−ğu pis lâkırdı pisleme 1772 .pirometre pirometri pirosfer piruhi pirüpak.−ğı pisi pisi balığı pisik.

−ği pislik böceği pislikçil pis pis pis söz pis su pis su borusu pis su tesisatı pist piston pistonlu pisuvar pişdar pişeğen pişek.pislemek pislenme pislenmek pisletme pisletmek pislik.−ği pişekâr pişi pişik.−ci pişirici pişiriliş 1773 .−ği pişim pişirgeç.

−ği pişpirikçi pişt pişti piştov piti piti piton 1774 .−ğı pişman olmak pişme pişmek pişpirik.pişirilme pişirilmek pişirim pişirimlik.−ği pişiriş pişirme pişirmek pişirtme pişirtmek pişkin pişkince pişkinlik.−ği pişman pişman etmek pişmaniye pişmaniyeci pişmanlık.

pitoresk piyade piyale piyan piyango piyangocu piyangoculuk.−ğu piyano menteşe piyasa piyasacı piyasa ekonomisi piyasa etmek piyasa kurucu piyata piyata eğe piyata tabağı piyaz piyazcı piyazcılık.−ğu piyangolu piyanist piyano piyanocu piyanoculuk.−ğı piyazlama piyazlamak piyes 1775 .

−ğı pizzicato plâçka plâçkacı plâj plâjirizm plâjiyoklâz plâk.−ğı plâka plâkacı plâkacılık.piyon piyore pizolit pizza pizzacı pizzacılık.−ğı plâket plân plâncı plâncılık.−ğı plâkalı plâkasız plâkasız otomobil plâkçı plâkçılık.−ğı plânçete plânerit 1776 .

−ğü plânsız plânsız programsız plântasyon plânton plânya plânyacı plânyalama plânyalamak plâse plâse etmek plâseleme 1777 .plânet plânetaryum plânkton plânlama plânlamacı plânlamacılık.−ğı plânlamak plânlanış plânlanma plânlanmak plânlı plânlı büyüme plânlı ekonomi plânör plânörcü plânörcülük.

−ği plâstik ameliyat plâstik boru plâstik cam plâstik cerrahî plâstikçi plâstikçilik.−ği Plâtonizm 1778 .−ği plâstron plâterina plâtform plâtika plâtin plâto Plâtoncu Plâtonculuk.plâselemek plâsenta plâsiyer plâsman plâster plâstik.−ği plâstik sanatlar plâstik tutkal plâstomer plâstik.−ğu plâtonik.−ği Plâtonik.

play−back play−off plâza plâzma plâzma kimyası plâzmalaştırma plâzmalaştırmak plebisit pleistosen plevra pleybek pleybek yapmak pli plili plise plisiz pliyosen plonjon plüralist plüralizm plütokrasi Plüton plütonyum plüviyometre podösüet podyum pof 1779 .

−ği polargı polarıcı polarılma polarılmak polarimetre polarimetri polariskop.pofurdama pofurdamak pofurdatma pofurdatmak pofur pofur pog pogrom poğaça poğaçacı poğaçacılık.−ğı pohpoh pohpohçu pohpohlama pohpohlamak pohpohlanma pohpohlanmak poker pokerci pokercilik.−bu polarite 1780 .

−ği polen poliandri poliasit.−ği polemikçi polemikçilik.−ği polimer polimeri polimerleşme polimerleşme 1781 .−di polarölçer Polateli'ni (ilçe) Polatlı (ilçe) polemik.−di poliçe polietilen polifoni polifonik.−ği poligam poligami poligon polijini poliklinik.polarizasyon polarma polarma düzlemi polarmak polaroit.

−bi polis polisaj polis arabası polis evi polis hafiyesi polisiye polisiye film polisiye roman polislik.−ği polip.−ğı politika yapmak poliüretan polka polo Polonez 1782 .−ği polis noktası politeist politeizm politik.derecesi polimerleşmek polimerleştirme polimerleştirmek polimerlik.−ği politika politikacı politikacılık.

Polonya Polonyalı polonyum polyester Pomak Pomakça pomat.−ği ponçik.−dı pomel menteşe pompa pompaj pompalama pompalamak pompalanma pompalanmak pompalı silâh pompalı tüfek.−ği ponje ponje patis ponksiyon ponpon ponton ponza ponzalama ponzalamak ponzalanma ponzalanmak 1783 .

−ği porsiyon porsuk.ponza taşı pop popçu popçuluk.−ği porselen porselenci porselencilik.−ğu poplin pop müzik.−ğu porsuk ağacı porsukgiller porsuma porsumak portakal 1784 .−ği popo popülarite popülâsyon popüler popülerlik.−ği popülist popülizm porfir porfirit pornografi pornografik.

portakal bahçesi portakallık.−ğı pos bıyıklı 1785 .−ğü portre portreci pos posa posalanma posalanmak posalı posasız pos bıyık.−ğı portakal rengi portakal suyu portatif portbagaj portbebe porte Portekiz Portekizce Portekizli portföy portmanto portmone porto portör portörlük.

Posof (ilçe) post posta postacı postacılık.−ğı posta etmek postahane posta kartı posta kodu posta kutusu postal postalama postalamak postalanma postalanmak posta posta posta pulu posta treni posta yapmak poster postiş post it post kavgası postlu postnişin postrestant post−scriptum 1786 .

−ği potasyum potasyum hidroksit. −di potasyum klorür potasyum nitrat potasyum sülfat potasyum sülfür pot başı potin potkal 1787 .postsuz postulat poşet poşet çay poşetleme poşetlemek poşu poşulu pot pota potalı potalı atış potansiyel potansiyel farkı potansiyel suçlu potas potas kostik.

potlaç.−ği pozitif sayı 1788 .−ğu potur poturlu pot yapmak pot yeri pound poy poyra poyraz poyrazlama poyrazlamak poz Pozantı (ilçe) pozisyon pozitif pozitif bilim pozitif elektrik.−tbu pozitiflik.−ği pozitif film pozitif görüntü pozitif hukuk pozitif kutup.−cı potlanma potlanmak potpuri potuk.

−ğü pörsüme pörsümek pörtlek.−ğü pöf pörsük.−ği pörtleme pörtlemek pösteki pötibör pötifur pötikare prafa pragmacı pragmacılık.−ğı pragmatist pragmatizm pranga 1789 .pozitivist pozitivizm poziton pozitonyum pozitron pozitronyum pozsuz pöç pöçük.−ğü pörsüklük.

−ği pratisyen prefabrikasyon prefabrike prefabrike konut prehistorik.−dü prematüre prens prenses prenseslik.−ği prensip.−bi prenslik.−ği prehistorya prekambriyen prelüt.−ği pratika pratikleşme pratikleşmek pratiklik.−ği preparat pres 1790 .pranga cezası pranga kaçağı prangalı pranga mahkûmu prangasız praseodim pratik.

−ği presbitlik.−ği prese presesyon presleme preslemek preslenme preslenmek prestij presto pres yapmak prevantoryum prezantabl prezantasyon prezante etmek prezervatif prezidyum prim primadonna primat primatlar primitif primitivizm 1791 .−ği presçi presçilik.presbit presbiteryen presbiteryenlik.

printer priz prizma probabilizm problem problematik.−ğü profesyonel profesyonelleşme profesyonelleşmek profesyonellik.−ği problemli problemsiz prodüksiyon prodüktivite prodüktör prodüktörlük.−ği profil profiterol.−ğü profesör profesörlük.−lü proforma fatura program programcı programcılık.−ğı programlama programlamak programlanma 1792 .

−ğu prometyum promosyon promönat.−dı propaganda propagandacı propagandacılık. −ğı 1793 .programlanmak programlaşma programlaşmak programlaştırma programlaştırmak programlı programsız proje projeci projeksiyon projektör projektör ışığı projelendirme projelendirmek proje yapmak proletarya proleter proleterleşme proleterleşmek prolog.

−ğı protesto protesto etmek protez protezci protezcilik.−lü protokolcü proton protonema protoplâzma prototip prova 1794 .propagandist prosedür proses prospektüs prostat prostelâ prostelâlı protaktinyum protein proteinli proteinsiz protein yetersizliği Protestan Protestanlık.−ği protojin protokol.

prova yapmak providansiyalizm provizyon provizyonsuz provokasyon provokatör provoke etmek prozodi prömiyer Prusya Prusyalı pruva pruva hattı psikanaliz psikanalizci psikasteni psikiyatr psikiyatri psikolog.−ğu psikoloji psikolojik.−ği psikolojik savaş psikolojizm psikometri psikopat psikopati psikopatoloji 1795 .

−ği ptiyalin puan puanlama puanlamak puanlandırma puanlandırmak puanlı puanlık.−ğı pudra şeker pudriyer puf puf böreği pufla puflama 1796 .−ğı puantaj puanter puantör puding pudra pudralama pudralamak pudralı pudralık.−ği psikoterapi psikoz psişik.psikopatolojik.

−dı pul biber pulcu pulculuk.−cu 1797 .puflamak puhu pul pulat.−ğu pullukçu pullu sazan pulman pul pul pulsuz pul şişe puluç.−cu puluçluk.−ğu pul kanatlılar pullama pullamak pullanma pullanmak pullaştırma pullaştırmak pullu pulluk.−ğu puma pumba punç.

−du punto puntolu pupa pupa yelken puro pus pusarık.punt.−ğı pusarma pusarmak pusat pusatçı pusatlandırma pusatlandırmak pusatlanma pusatlanmak pusatlı puset pusetçi puslandırma puslandırmak puslanma puslanmak puslu pusma pusmak pusu 1798 .

pusucu pusula pusulalı pusulama pusulamak pusulasız pusuluk.−ğu pusval puşt puştluk.−ğu put putlaşma putlaşmak putlaştırma putlaştırmak putperest putperestlik.−ği putrel putrelli puya püf püfkürme püfkürmek püfleme püflemek püf noktası püfür püfür 1799 .

−ti pürtelâş pürtük.−ği pürçeklenme pürçeklenmek pürçekli pürçeksiz pürçük.−ğü pürçüklü pürdikkat.−ğü pürtüklenme pürtüklenmek 1800 .−ği pürizm pürmelâl.−ği pürin püriten püritenlik.−li pürneşe pürsıhhat.Pülümür (ilçe) pülverizatör pünez pür pürçek.−ti püre püren pürhiddet pürik.

−ğü püskül kuyruklular püsküllü püsküllü belâ püskülsüz püskürgeç.−ci püskürtme püskürtmek püskürtmeli püskürtmeli yazıcı püskürtme makinesi püskürtme tabancası 1801 .−ci püskürme püskürme benli püskürmek püskürteç.−ğü püskül püskülcük.pürtüklü pürüz pürüzalır pürüzlenme pürüzlenmek pürüzlü pürüzsüz pürüzsüzlük.

−bbi rabbanî Rabbena rabıt.püskürtü püskürtücü püskürtülme püskürtülmek püskürtüş püskürük.−ğü püskürük külte püskürük taş püstül püsür püsürlü püsürsüz pütür Pütürge (ilçe) pütürlenme pütürlenmek pütürlü pütür pütür pütürsüz (*)R R Rab.−ptı rabıta rabıtalı 1802 .

−ğı rabıt edatı rabıt sıygası raca raci.rabıtasız rabıtasızlık.−li radikalizm radikalleşme radikalleşmek radon radyan radyasyon radyatör radyatörcü radyo radyoaktif radyoaktif izotoplar 1803 .−i raci olmak racon radansa radar radarcı radarcılık.−ğı radde raddelerinde radika radikal.

−ği radyoelektriksel radyoelektronik.−ği radyofonik ses radyofoto radyo gazetesi radyografi radyogram radyo istasyonu radyoizotop radyokimya radyolink radyolog.−ği radyo etkinliği radyo evi radyofizik.−ğu radyodifüzyon radyoelektrik.radyoaktifleştirme radyoaktiflik.−ğu radyoloji 1804 .−ği radyoaktivite radyobiyoloji radyocu radyoculuk.−ği radyofizyoloji radyofoni radyofonik.

−ği rafinaj rafinatör rafine rafineri rafit.−di rafting rafya rağbet rağbet etmek 1805 .−ği radyo muhabiri radyo oyunu radyoskopi radyo taksi radyoteknoloji radyotelefon radyotelgraf radyoterapi radyoterapist radyo yayını radyum raf rafadan Rafızî Rafızîlik.radyometre radyometri radyometrik.

−ği rağm rağmen rahat rahatça rahat döşeği rahat duruş rahat etmek rahatlama rahatlamak rahatlatma rahatlatmak rahatlık.rağbetli rağbetsiz rağbetsizlik.−ğı rahatsız olmak rahibe 1806 .−ğı rahatlıkla rahat olmak rahat rahat rahatsız rahatsız etmek rahatsızlanma rahatsızlanmak rahatsızlaşma rahatsızlaşmak rahatsızlık.

−ği rahle rahman rahmanî rahmet rahmetli rahmetlik. merhamet eden) rahip.−ği rahmetlik olmak rahmetli olmak rahne raht rahvan rakam rakamlama rakamlamak rakamlı raket rakı rakı âlemi rakı bardağı rakıcı 1807 .−ği rahim.−bi rahiplik.rahibelik.−hmi (döl yatağı) rahîm (koruyan.

−bi rakiplik.−di rakkas rakkase rakkaslı rakor rakorlu musluk.−kı rakip.−ğı 1808 .−ği rakipsiz rakit.rakıcılık.−ğı rakım rakı meclisi rakibe rakik.−ği ramazan keyfi ramazanlık.−ğu raks raks aksağı raks etmek ralli rallici ram ramak ramazan Ramazan Bayramı ramazan davulu ramazaniyelik.

ramazan pidesi ramazan topu rambo rambursman ram etmek rami ram olmak ramp rampa rampacı rampa etmek rampalama rampalamak rampalı randa randevu randevucu randevuculuk.−ğu randevu evi randevulaşma randevulaşmak randıman randımanlı rant rantabilite rantabl rantçı 1809 .

−dı rasatçı 1810 .−ği ranza rap rapor raporcu raporlama raporlamak raporlu raportör raportörlük.−ğü rapor yazıcı rappadak rap rap rapsodi rapten raptetme raptetmek raptiye raptiyeleme raptiyelemek raptiyelenme raptiyelenmek rasat.−ğı rantiye rantiyeci rantiyecilik.rantçılık.

−ğı rastıklı rastlama rastlamak rastlanma rastlanmak rastlantı rastlaşma rastlaşmak rastlayış 1811 .−dı raspa raspacı raspa etmek raspalama raspalamak raspalanma raspalanmak raspa taşı rasyo rast rastgele rast geliş rast gelmek rast getirmek rast gitmek rastık.rasathane rasıt.

−ği raşitizm ratanya rate ratıp.−bı raunt.−du ravent.−ci rayiç fiyat rayiha 1812 .rasyon rasyonalist rasyonalite rasyonalizasyon rasyonalizm rasyonel rasyonelleşme rasyonelleşmek rasyonelleştirme rasyonelleştirmek rasyonel sayı raşe raşelenme raşelenmek raşî raşitik.−di ray rayba rayiç.

rayihalı razakı razı razı etmek razı olmak razmol.−bı rebiyülâhır rebiyülevvel recep.−lü re reaksiyon reaktör realist realist olmak realite realizasyon realizm reasürans reaya rebabî rebap.−ği 1813 .−cmi recmetme recmetmek reçel reçelci reçelcilik.−bi recim.

−ği reçete reçeteli reçetesiz reçina reçine reçine kanalı reçine kesesi reçineli reçine yağı redaksiyon redaktör redaktörlük.−ğü reddedilme reddedilmek reddediş reddetme reddetmek reddeyleme reddeylemek reddiye reddolunma reddolunmak redevans redif redingot redingotlu 1814 .reçellik.

−ti refakatçi refakat etmek referandum referans refetme refetmek refik refika refleks refleks yayı reflektif reflektör reform reformcu reformculuk.−ğu reformist reftiye 1815 .redoks redresör redüksiyon reel reenkarnasyon reeskont refah Refahiye (ilçe) refahlı refakat.

−ği rehberlik etmek rehber öğretmen rehbersiz rehin rehine rehin etmek reis reis bey reis efendi reisicumhur reislik.−ği reisülküttap.−bi Regaip Gecesi Regaip Kandili regl reglân regresyon regülâsyon regülâtör reha rehabilitasyon rehavet rehber rehberli rehberlik.−bı 1816 .refüj regaip.

−ğü rekabet rekabetçi rekabet etmek rekâket rekât rekiz.−ğı reklâm filmi reklâm ışıntısı reklâm kuşağı reklâm levhası reklâmlık.reji rejim reji masası rejim yapmak reji odası rejisör rejisörlük.−ğı reklâmveren rekolte rekonstrüksiyon rekor 1817 .−kzi reklâm reklâmasyon reklâm bandı reklâmcı reklâmcılık.

−ği remiz.−ğü rektum rekzetme rekzetmek remel remi remil.−ği rekreasyon rekreasyon alanı rektifiye rektör rektörlük.rekortmen rekortmenlik.−mzi rencide rencide etmek rencidelik.−mli remilci remilcilik.−ği rende rendeleme rendelemek rendelenme rendelenmek 1818 .−ği rencide olmak rençper rençperlik.

−gi ren geyiği renk.−ği renkli televizyon renkölçer renk ölçme 1819 .rendeli rendesiz rengârenk.−gi renk bilimi renk cümbüşü renkçi renkgideren renk körlüğü renk körü renk küre renkleme renklemek renklendirici renklendirme renklendirmek renklenme renklenmek renkli renkli basın renkli film renkli işitme renklilik.

−ğu reprodüksiyon resen resepsiyon reseptör resesif resesyon resif resim.renk renk renksemez renkser renksiz renksizlik.−smi resimci 1820 .−ğı renk uzmanı renk yuvarı renyum reomür reorganizasyon reosta repertuvar replik.−ği repo repocu repoculuk.−ği renktaş renktaşlık.

−ği 1821 .−ği resimli roman resimsi resim yazı resital.−lü resmîleşme resmîleşmek resmîleştirme resmîleştirmek resmîlik.−li resmen resmetme resmetmek resmî resmî dil resmî elbise resmigeçit.resimleme resimlemek resimlendirme resimlendirmek resimleşme resimleşmek resimleyici resimli resimlik.−di resmî giysi resmikabul.

−ği retrospektif reva revaç.resmî nikâh resmî olmayan eğitim resmiyet ressam ressamlık.−ddi retina retorik.−cı revak 1822 .−ğı rest restitüsyon restleşme restleşmek restoran restorasyon restore restore etmek resul.−li Reşadiye (ilçe) reşit reşit olmak reşme ret.−lü resülmal.

revakiye revalüasyon revan revani revanici revanicilik.−ğu revizyonist revizyonizm revnak revnaklı revolver revü rey reybî reye reye pantolon reyhan reyhanî 1823 .−ği revanlaşma revanlaşmak reverans revir reviş revize etmek revizyon revizyoncu revizyonculuk.

−ği rezil olmak rezistans rezonans rıh rıhdan 1824 .Reyhanlı (ilçe) reyon reyting (değerlendirme) rezalet reze rezede rezede çiçeği rezeksiyon rezeleme rezelemek rezene rezerv rezervasyon rezervuar rezidans rezil rezilce rezil etmek rezilleşme rezilleşmek rezillik.

−li ric'at ric'at etmek Richter ölçeği rik'a rikabdar rikkat.rıhtım rıza rızk riayet riayet etmek riayetkâr riayetsiz riayetsizlik.−ti rikkatli rimel rimelleme rimellemek rimellenme rimellenmek rimelli rina 1825 .−ği ribozom rica ricacı rica etmek rical.

−ği risale risk riskli risling ritm ritmik.−li riyala riyaset 1826 .−di rintlik.−ği ritmik sayma ritmli ritmsiz ritüel rivayet rivayet birleşik zamanı rivayet olunmak riya riyakâr riyakârane riyakârlık.−ğı riyal.rindane ring ringa ring seferi rint.

−ğu roda rodaj rodeo rodeocu Rodezya Rodezyalı rodyum roka roket 1827 .riyasız riyazet riyazî riyaziyat riyaziye riyaziyeci riyolit Rize riziko roba robalı robot robotik.−ği robotlaşma robotlaşmak robotlaştırma robotlaştırmak robotluk.

−lü rolcü rolcülük.−ğı Roman dilleri romanesk romanist romanlaştırma romanlaştırmak Romanolog.roketatar rokfor rokfor peyniri rokoko rol.−ği romantiklik.−ğü rol çatışması rol iflâsı rol yapmak rom Roma Romalı roman Roman romancı romancılık.−ğu Romanoloji romans romantik.−ği 1828 .

−ğu rot rota rotasyon rotatif rotatifçi rotil rotor roza rozbif roze rozet röfle rögar rölâns rölânti rölâtif 1829 .romantizm Romanya Romanyalı romatizma Romen Romen rakamları rondelâ rop.−bu ropdöşambr rosto rostoluk.

−ğı röportör röprezant röprodüksiyon rötar rötarlı rötuş rötuşçu rötuş etmek rötuşlama rötuşlamak rötuşlu 1830 .rölâtivist rölâtivite rölâtivizm röle rölyef römork römorkör Rönesans röntgen röntgenci röntgencilik.−ği röntgenleme röntgenlemek röportaj röportajcı röportajcılık.

−ği ruh bilimi ruh bilimsel ruh çöküntüsü ruh doktoru ruhen 1831 .−ğı ruh bilgini ruh bilimci ruh bilimcilik.rövanş röveşata ruam ruba rubaî rubidyum ruble rubu ruf Rufaî Rufaîlik.−ği rugan rugby ruh ruhanî ruhaniyet ruhban ruhbaniyet ruhbanlık.

−ğı ruh karmaşası ruhlu ruh ölçümü ruh ötesi ruh sağlığı ruhsal ruhsat ruhsatiye ruhsatlandırma ruhsatlandırmak ruhsatlı ruhsatname ruhsatsız ruhsuz ruhsuzlaşma ruhsuzlaşmak ruhsuzlaştırma ruhsuzlaştırmak ruhsuzluk.−ğu 1832 .ruh göçü ruh hastası ruh hekimi ruh hekimliği ruhî ruhiyat ruhiyatçı ruhiyatçılık.

−ğu rumuz rumuzlu run runik.ruj rujlama rujlamak rujlanma rujlanmak rulet rulman rulo Rum Rum ateşi rumba Rumca Rumeli'yi Rumelili Rumen Rumence Rumî Rumlaşma Rumlaşmak Rumlaştırma Rumlaştırmak Rumluk.−ği rupi 1833 .

Rus Rusça Ruslaşma Ruslaşmak Ruslaştırma Ruslaştırmak Rusluk.−ğu Rus ruleti Rus salatası rustaî Rusya rutenyum rutherfordyum rutin rutubet rutubetlendirme rutubetlendirmek rutubetlenme rutubetlenmek rutubetli rutubetsiz ruz ruziklenme ruziklenmek ruznamçe ruzname ruzuşeb 1834 .

−bu rüsva rüsvalık.−ği rüsum rüsumat rüsup.−knü rüküş rüküşlük.−u rükün.−u rücu etmek rücu hakkı rüçhan rüçhan hakkı rüesa rüfeka rükû.rübap.−dü rüştiye rüşvet rüşvetçi rüşvetçilik.−ği rütbe rütbeli 1835 .−ğı rüşeym rüşt.−ğü rüping sistemi rüstik.−bı rücu.

−ğı rüzgârsız (*)S S saadet saadet asrı saadethane saadetle saadetlû saadet zinciri saat.rütbesiz rüya rüyet rüzgâr rüzgâr altı rüzgârgülü rüzgârlama rüzgârlamak rüzgârlanma rüzgârlanmak rüzgârlı rüzgârlık.−ti saat açısı saat ayarı saat başı saat camı saat cebi 1836 .

saatçi saat çiçeği saatçilik.−ği saba sababuselik.−ği saat dairesi saat dilimi saat farkı saatinde saati saatine saat kulesi saatlerce saatli saatli bomba saatlik.−ği sabah sabaha doğru sabaha karşı sabah akşam sabahçı sabahçı kahvesi sabah ezanı sabah kahvaltısı sabah keyfi sabahki sabah koşusu sabahlama 1837 .

−brı sabırla 1838 .−ğı sabah namazı sabah sabah sabahtan sabahtan akşama sabah yeli sabahyıldızı (ağaç) saban saban balığı saban demiri saban kemiği sabankıran saban kulağı saba rüzgârı sabık sabıka sabıka kaydı sabıkalı sabıkasız sabır.sabahlamak sabahları sabahlatma sabahlatmak sabahleyin sabahlı sabahlık.

−kri sabitkadem sabit kalem sabitleşme sabitleşmek sabitleştirilmiş sabitleştirme sabitleştirmek sabitlik.−ğı sabır taşı sabi sabit sabite sabit fikir.sabırlı sabırsız sabırsızlanış sabırsızlanma sabırsızlanmak sabırsızlık.−ğı sabotaj yapmak sabote sabote etmek 1839 .−ği sabit olmak sabo sabotaj sabotajcı sabotajcılık.

−ğu sabun otu 1840 .−ğu sabunhane sabuniye sabunlama sabunlamak sabunlanış sabunlanma sabunlanmak sabunlaşma sabunlaşmak sabunlaştırma sabunlaştırmak sabunlayış sabunlu sabunluk.sabretme sabretmek sabreyleme sabreylemek sabuh sabuklanma sabuklanmak sabun sabun ağacı sabun balığı sabuncu sabunculuk.

sabunsuz sabun taşı sabun tozu sabur sabura sac sacayağı sacayak.−ğı saçılış 1841 .−ğı saçak bulut saçak kök saçaklanma saçaklanmak saçaklı saçalama saçalamak saçalanma saçalanmak saç baş saçı saçık.−ğı sac böreği sac ekmeği sac kavurması sac kebabı saç saçak.

−ğı sadaka 1842 .−ğı saçma sapan saçma tiyatro saç örgüsü saç saça saçsız saçula saçuzatan (bitki) sadak.saçılma saçılmak saçıntı saçış saçıştırma saçıştırmak saçkıran saçlı saçlı meşe saçlı sakallı saçma saçmacı saçmak saçmalama saçmalamak saçmalaşma saçmalaşmak saçmalık.

sadakat.−ğı sadıkane sadır.−ği sadet.−di sadeyağ sadık.−ği sadakatsiz sadakatsizlik. görünen) sâdır olmak 1843 .−ği sadaklı sadakor sadaret sade sade birimler bölüğü sadece sade kahve sade kek sadeleşme sadeleşmek sadeleştirme sadeleştirmek sadelik.−ti sadakatli sadakatlilik.−drı (göğüs) sâdır (çıkan.

−ği sadist sadistçe sadistlik.−ği sadizm sadme sadrazam sadrazamlık.−ğı saf safa safahat safalı safari safça safderun saf dışı safdil safer saffet safha safi safiha safir safir mavisi safiyet saf kan 1844 .−ği sadiklik.sadik.

−ğı sagar sagu sağ sağ açık.−ğı sağ akçe sağalma sağalmak sağaltıcı sağaltım sağaltma sağaltmak sağanak.−ğı safra safra kesesi safralı safran Safranbolu (ilçe) safra yeşili saf saf safsata safsatacı safsatacılık.−ğı 1845 .saflaşma saflaşmak saflaştırma saflaştırmak saflık.

sağanlar sağbeğeni sağ bek sağcı sağcılık.−cı sağdıç emeği sağdıçlık.−ğü sağ haf sağı sağıcı sağılış sağılma sağılmak sağım sağımlı 1846 .−ğı sağdırma sağdırmak sağduyu sağduyulu sağ eğilimli sağ esen sağgörü sağgörülü sağgörüsüz sağgörüsüzlük.−ğı sağ çıkarma sağdıç.

−ğı sağım makinesi sağın sağın bilimler sağır sağır dilsiz sağır duvar sağır etmek sağır kapı sağır kef sağırlaşma sağırlaşmak sağırlık.−dı sağlam sağlama sağlamak sağlamca sağlamcı sağlamlama 1847 .−ğı sağır nun sağır olmak sağır pencere sağır renk.−gi sağır yılan sağ iç sağistem sağ kanat.sağımlık.

−ğı sağlık bilgisi sağlık bilimi sağlık evi sağlık görevlisi sağlık havuzu sağlık hizmeti sağlık karnesi sağlık koruma sağlık kurulu sağlıklı sağlıklı yaşam 1848 .sağlamlamak sağlamlaşma sağlamlaşmak sağlamlaştırma sağlamlaştırmak sağlamlık. −ğu sağlık.−ğı sağlam para sağlanış sağlanma sağlanmak sağlayıcı sağlıcakla sağlığa uygun sağlığa uygunluk.

−di sağu 1849 .−ği sağ ol sağ olmak sağ para sağrı sağrı kemiği sağ salim sağ şerit.−ğı sağlık sigortası sağlık taraması sağlık yurdu sağlı sollu sağma sağmak sağmal sağmal inek.sağlıklı yaşam koşusu sağlıklı yaşam merkezi sağlık memuru sağlık merkezi sağlık muayenesi sağlık ocağı sağlıksal sağlıksız sağlıksızlık.

sağucu sağuculuk.−ğu sağyağ sah.−hhı saha Saha saha avantajı sahabe sahabet sahabetçi sahabet etmek Sahaca sahaf sahaflık.−ğı sahan sahanlık.−ğı sahavet sahi sahibe sahici sahiden sahife sahih sahil sahil boyu sahil çizgisi sahildar 1850 .

−bi sahipkıran sahiplenme sahiplenmek sahiplik.−ği sahn sahne sahneleme sahnelemek sahnelenme sahnelenmek sahneleyiş sahne olmak sahra sahra topu sahre sahte sahteci 1851 .−ği sahip olmak sahipsiz sahipsizlik.sahileşme sahileşmek sahileştirme sahileştirmek sahil kordonu sahil şeridi sahip.

sahtecilik.−ğı sakallanma sakallanmak sakallı 1852 .−ğı sahtelik.−ği sahtekâr sahtekârlık.−ğı sahur sahurluk.−ği sahtiyan sahtiyancı sahtiyancılık.−ğı saka kuşu sakal sakalı sakalık.−ğu sahur yemeği saik saika Saimbeyli (ilçe) sair sairfilmenam sak saka sakaf sakağı sakak.

−ğı sakar meke (yaban kazı) sakar otu sakaroz sakarozölçer Sakarya sakat sakatat sakatatçı sakatatçılık.sakallı kartal sakalsız sakamet sakametli sakandırık.−ğı sakatçı sakatlama sakatlamak sakatlanış 1853 .−ğı sakar sakarca sakarimetre sakarimetri sakarin sakarlaşma sakarlaşmak sakarlık.

−ğı sakınım sakınımlı sakınış sakınma sakınmak sakıntı sakıntılı sakıntısız sakırdama sakırdamak sakırga sakır sakır sakırtı sakıt Sakıt (Merih) sakıt olmak sakız Sakız 1854 .−ğı sakın sakınca sakıncalı sakıncasız sakıngan sakınganlık.sakatlanma sakatlanmak sakatlık.

−ği sakin olmak 1855 .sakız ağacı sakız bademi sakız baklası sakız dikeni sakız enginarı sakız kabağı sakızlaşma sakızlaşmak sakızlaştırma sakızlaştırmak sakız leblebisi sakızlı sakız rakısı sakız tatlısı saki sakil sakim sakin sakince sakinleme sakinlemek sakinleşme sakinleşmek sakinleştirme sakinleştirmek sakinlik.

−ğı saksı toprağı saksofon saksofoncu saksofonculuk.−cı saklanılma saklanılmak saklanış saklanma saklanmak saklantı saklatma saklatmak saklayış saklı saklık.sakin sakin sakit saklama saklamak saklambaç.−ğı saklı yazı sako saksağan saksı saksıgüzeli (bitki) saksılık.−ğu saksonya 1856 .

−ğı salangan salapurya salaş 1857 .−ğı salam salamandra salamanje salamura salamuracı salamuracılık.−ğı Salacak salâh salâhiyet salâhiyetli salâhiyetsiz salâhiyetsizlik.−ğı salakça salaklaşma salaklaşmak salaklık.−ğı salamuralık.sakuleta sal salâ salâbet salacak.−ği salâhiyettar salak.

−ğı saldırısız saldırış saldırma saldırmak 1858 .−ğı saldırı saldırıcı saldırıcılık.−ğı salâvat salâvat parmağı salcı salcılık.salaşpur salât salata salatalık.−ğı salça salçalama salçalamak salçalanma salçalanmak salçalı salçalık.−ğı salçalı makarna saldırgan saldırganlaşma saldırganlaşmak saldırganlık.

−ğı saldırmazlık antlaşması saldırmazlık paktı salep.−ğı salına salına salıncak.saldırmazlık.−ğı salıncakçı salıncaklı salıncaksız salınım 1859 .−ği salepgiller salgı salgılama salgılamak salgılayıcı salgılayış salgılı salgın salgıncı salgınlaşma salgınlaşmak salhane salı salık.−bi salepçi salepçilik.

−di salkım salkıma salkım ağacı salkımak 1860 .−ği salisilik asit.−bi salipli salipsiz salise salisen salisilât salisilik.salınış salınma salınmak salıntı salıntılı Salıpazarı'nı (ilçe) salıverilme salıverilmek salıverme salıvermek Salihli (ilçe) salik salik olmak salim salimen salip.

−ğı salkım küpe salkım saçak.salkım başak.−ğu salname 1861 .−ğı salkım salkım salkımsı salkım söğüt.−ğı salmastra salma tomruk.−ği sallasırt sallı salma salmak salmalık.−dü salkım topu sallabaş sallama sallamak sallana sallana sallandırma sallandırmak sallanış sallanma sallanmak sallantı sallapati sallapatilik.

−ğu salt değer saltık.−ğı salt çoğunluk.−ğı salt salta saltanat saltanatçı saltanatlı saltanatsız saltçılık.−ğı salt nem salto salt sıcaklık.−ğı salt sıfır Salur salvo salya 1862 .salon salon adamı salon çamı salon çiçeği saloz salozlaşma salozlaşmak salozluk.−ğu salpa salpak.

−ci saman nezlesi saman rengi saman sarısı Samanuğrusu (yıldız kümesi) Samanyolu (yıldız kümesi) samaryum samba Samî samimî samimîleşme samimîleşmek 1863 .−ğı samanlı kerpiç.salyamsı salyangoz sal yarışı sam saman saman alevi Samandağ (ilçe) samanî saman kâğıdı samankapan samanlı samanlı gübre samanlık.

−ği samsa Samsat (ilçe) samsun Samsun samur samuray samur kaşlı samur kürk samut sam yeli san sana sanal sanal nicelik.samimîlik.−ği sanal sayı sanat sanat adamı sanatçı sanatçılık.−ği samimî olmak samimiyet samimiyetle samimiyetsiz samimiyetsizlik.−ğı sanat dünyası sanat enstitüsü 1864 .

−ğı 1865 .−ğı sanatlı sanat okulu sanatoryum sanatsal sanatsever sanayi.sanat eri sanat eseri sanat evi (galeri) sanat filmi sanatkâr sanatkârane sanatkârlık.−ği sanayiinefise sanayi kuruluşu sanayileşme sanayileşmek sanayileştirme sanayileştirmek sanayi odası sanayi sitesi sanayi ülkesi sanayi yatırımı sancak.−i sanayi bölgesi sanayici sanayicilik.

−ğı sandalet sandalgiller sandalye sandalyeci sandalyecilik.sancak beyi sancaktar sancı sancılanma sancılanmak sancılı sancıma sancımak sancı otu sançma sançmak sandal sandal ağacı sandalcı sandalcılık.−ğı sandık balığı sandık balığıgiller 1866 .−ği sandalye kavgası sandalyeli sandalyelik.−ği sandalyesiz sandık.

−ğı 1867 .−ğı sandık emini sandık eşyası sandık kurulu sandıklama sandıklamak sandıklanma sandıklanmak sandık lekesi sandıklı Sandıklı (ilçe) sandık odası sandık sepet sandırma sandırmak sanduka sandviç sandviççi sanem sangı sangılama sangılamak sangılık.−ğı sanı sanık.sandık başkanı sandıkçı sandıkçılık.

−ği sanki sanlı sanma sanmak sanrı sanrılama sanrılamak sanrısal sansar sansargiller sansasyon sansasyonel Sanskrit sansüalizm sansür sansürcü sansürcülük.−ğü sansür etmek sansürleme sansürlemek 1868 .−ğı sanılma sanılmak sanidin sanitasyon saniye saniyelik.sanıklık.

−li santimantalite santimantalizm santimetre santimetrelik.sansürlenme sansürlenmek sansürlü santiar santigram santigrat.−ği santra santra çizgisi santral.−dı santilitre santim santimantal.−li santralci santra noktası santra yuvarlağı santrfor santrhaf santrifüj santrifüjör santrozom santur santurcu santurî 1869 .

−ğı sapan Sapanca (ilçe) saparna saparta sapasağlam sapçık.−ğı sapılma sapılmak sapınç.−ği sapış sapıtış sapıtma sapıtmak sapkı sapkın sapkın kaya 1870 .sap sapa sapak.−cı sapır sapır sapı silik.−ğı sapaklık.−ğı sapık.−ğı sapıkça sapıklaşma sapıklaşmak sapıklık.

−ğı saplama saplamak saplanış saplanma saplanmak saplantı saplantılı saplayış saplı saplı meşe sapma sapmak sapot ağacı sapotgiller saprofit sapsağlam sapsarı sapsarı olmak sapsız sapsız balta saptama saptamak saptanım saptanımcılık.sapkınlık.−ğı saptanış saptanma 1871 .

saptanmak saptayıcı saptayış saptırıcı saptırılma saptırılmak saptırma saptırmak sara saraç.−ti sarahaten sarahatle sarak saraka sarakacı saraka etmek saralı sararış sararma sararmak sarartı sarartma sarartmak 1872 .−cı saraçhane Saraçhane saraçlık.−ğı sarahat.

sarat saray Saray (ilçe) saray çiçeği Saraydüzü'nü (ilçe) Saraykent (ilçe) Sarayköy (ilçe) saraylı saray lokması saray menekşesi Sarayönü'nü (ilçe) saray patı sarban sarbanbaşı sarbanlık.−ğı sardalye sardırma sardırmak sardoğan sardun sardunya sardunyagiller sarf sarf etmek sarfınazar sarfınazar etmek sarfiyat 1873 .

−ğu sarhoş olmak sarı sarıağaç.−ğı Sarıcakaya (ilçe) sarıcık.−cı sarıağı (bitki) sarıağız (balık) sarıakrep.−bi sarıasma (kuş) sarıasmagiller sarıbalık.−ği sarı bez sarıca sarıcalık.−ğı sarı basın sarı benek.−ğı 1874 .sargı sargılama sargılamak sargılı sargın sargısız sarhoş sarhoş etmek sarhoşlaşma sarhoşlaşmak sarhoşluk.

−ği sarıçiğdem sarıdiken sarıengerek.−dı (balık) sarı kart Sarıkaya (ilçe) sarıkçı sarıkız sarıklı 1875 .−ğı sarıçalı sarıçam sarı çıyan sarıçiçek.sarıcı sarıcılık.−ği sarıerik.−ği (kayısı) sarıfiğ Sarıgöl (ilçe) sarıgöz (balık) sarığıburma (tatlı) sarıhalile (bitki) sarıhani (balık) sarıhumma sarı ırk sarık.−ğı Sarıkamış (ilçe) sarıkamışçın sarıkanat.

−ğı sarımsak hardalı sarımsaklama sarımsaklamak sarımsaklı sarımsak otu sarımsı 1876 .−ğı (balık) sarıkuyruk.−ğu (balık) sarılaşma sarılaşmak sarılgan sarılgan gövde sarılı sarılık.−ği sarımlı sarımsak.sarıkulak.−ğı sarılıklı sarılış sarılışma sarılışmak sarı lira sarılma sarılmak sarım sarımantar sarımercimek.

−ğı Sarıveliler (ilçe) sarı yağ sarı yağız Sarıyahşi (ilçe) Sarıyer (ilçe) sarıyelve sarıyonca Sarız (ilçe) sarızambak.−ğı sarınma sarınmak Sarıoğlan (ilçe) sarıpapatya sarısabır (bitki) sarısalkım sarı sendika sarı sendikacılık.−ğı sarışebboy sarış sarışın sarışınca sarışınlık.−ğı sarı sıcak.−ğı sari (bir tür giysi) sâri (geçici. bulaşıcı) 1877 .sarımtırak.

−ğı sarkıl sarkıntı sarkıntılık.sarig sarih sarih mef'ul sarkaç.−cı sarkaçlama sarkaçlamak sarkık.−ğı sarkıklık.−ğı sarkıntılık etmek sarkıntılık yapmak sarkıntı olmak sarkış sarkıt sarkıtma sarkıtmak sarkma sarkmak sarkom sarma sarmak sarma kafiye sarmal sarmalama sarmalamak 1878 .

−ğı sarsak sarsak 1879 .−cı sarnıç gemisi sarnıçlı sarnıç vagonu sarp sarpa sarpın sarpi sarplaşma sarplaşmak sarplık.−ğı sarmaşıkgiller sarmaşma sarmaşmak sarnıç.−ğı sarraf sarrafiye sarraflık.−ğı sarsakça sarsaklık.sarmalanma sarmalanmak sarman sarmaşan sarmaş dolaş sarmaşık.−ğı sarsak.

sarsak sursak sarsalama sarsalamak sarsıcı sarsık.−ğı sarsıla sarsıla sarsılış sarsılma sarsılmak sarsım sarsıntı sarsıntılı sarsıntısız sarsış sarsma sarsmak Saruhanlı (ilçe) sası sasıma sasımak sası sası Sason (ilçe) satanist satanizm sataşılma sataşılmak sataşkan 1880 .

−ğı satılış satılma satılmak satım satımcı satımlık.−thı satılık.sataşma sataşmak saten sathî sathîleşme sathîleşmek sathîleştirme sathîleştirmek sathîlik.−ğı satın alma satın almacı satın almak satır satır başı satır satır satır sonu 1881 .−ğı satıh.−ği satı satıcı satıcılık.

−cı satranççı satranççılık.−ğı satrançlı satranç tahtası satranç takımı satranç taşı satranç vezni 1882 .−ği satlıcan satma satmak satranç.satış satış bedeli satış değeri satış fiyatı satış işlem odası satış merkezi satış mukavelesi satış odası satış ruhsatı satış sarayı satış sözleşmesi satış şartnamesi satış yapmak satış yeri satir satirik.

−ğı savaklama savaklamak savan savana savaş savaşçı savaşçılık.satrap satsuma sattırma sattırmak Satürn satvet sauna sav sava savacı savak.−ğı savaşım savaşımcı savaşkan savaşma savaşmak Savaştepe (ilçe) savat savatlama savatlamak 1883 .

−ğu savrukluk.savatlı savca savcı savcılık.−ğı savdırma savdırmak savı kanıtsama savılma savılmak savla savlama savlamak savlayıcı savlet savma savmak savruk.−ğı savsaklama savsaklamak savsaklanma savsaklanmak 1884 .−ğu savrulma savrulmak savruluş savruntu savsak.

savsaklayış savsama savsamak savulma savulmak savunma savunmak savunmalık.−ğu savunulma savunulmak savunuş Savur (ilçe) savurgan savurganca savurganlık.−ğı savurma savurmak savurtma savurtmak savurtuş savuşma savuşmak savuşturma 1885 .−ğı savunmasız savunu savunucu savunuculuk.

−ğı sayaç.savuşturmak say saya sayacı sayacılık.−ğı saydam tabaka saydırma saydırmak saye sayeban sayesinde sayfa sayfa düzeni sayfa ekran sayfalama sayfalamak 1886 .−cı sayaç takımı saydam saydamlaşma saydamlaşmak saydamlaştırma saydamlaştırmak saydamlık.−ğı saydam resim.−smi saydamsız saydamsızlık.

−ğı saygısız saygısızca saygısızlık.−ğı sayha sayı sayı boncuğu sayıca sayıcı sayı farkı sayı göstergesi sayıklama sayıklamak sayılama sayılamak 1887 .sayfalandırma sayfalandırmak sayfalanmış sayfalanmış program sayfalık.−ğı sayfiye saygı saygıdeğer saygı duruşu saygılı saygın saygınlık.

−ğı sayış sayışma sayışmak saykal saykallama saykallamak saylama saylamak 1888 .sayı levhası sayılı sayılma sayılmak sayım sayım bilimi sayımlama sayımlamacı sayımlamak sayımlamalı sayımlı sayımsal sayım vergisi sayın sayısal sayısal loto sayı sıfatı sayısız sayısızlık.

−ğı sayrımsama sayrımsamak sayvan saz sazak.saylav sayma saymaca saymak sayman saymanlık.−ğı saymazlık.−ğı sazende sazendelik.−ğı Sazak (ilçe) sazan sazangiller saz benizli sazcı sazcılık.−ğı sayrı sayrıl sayrılar evi sayrılık.−ği saz eseri saz evi 1889 .−ğı sayrımsak.

sazkâr sazkayası (balık) sazlı sazlık.−ğı sazlı sözlü saz rengi saz semaîsi sazsız saz şairi saz şiiri saz takımı saz tavuğu score board scrable seaborgiyum seans sebat sebat etmek sebatkâr sebatlı sebatsız sebatsızlık.−ğı sebayüdü sebebiyet Seben (ilçe) sebep.−bi sebep bilimi 1890 .

−ği sebze çorbası sebzelik.−ği 1891 .−ği sebzevat seccade seccadeci secde secde etmek seci seciye seciyeli seciyesiz seciyesizlik.sebeplenme sebeplenmek sebepli sebepli sebepsiz sebep olmak sebepsiz sebepsizce sebil sebilci sebil etmek sebilhane sebkihindî sebze sebzeci sebzecilik.

−ği seçik.−ği seçkinler seçkinleşme 1892 .−ği seçiliş seçilme seçilmek seçilmiş seçim seçim bölgesi seçim çevresi seçimlik.−ği seçi seçici seçici kurul seçiciler kurulu seçicilik.seçal (self−servis) seçenek.−ği seçimlik ders seçim sandığı seçim tutanağı seçim yapmak seçim yasağı seçiş seçki seçkin seçkincilik.

−ğı sedasız sedasızlık.−ği seçme seçmece seçmeci seçmecilik.−ğı sedef 1893 .−ği seçme hakkı seçmek seçmeler seçmeli seçmeli ders seçmeli yemek.−ği seçmesiz yemek. −ği seçme süresi seçme yetkisi seçtirme seçtirmek seda sedalı sedalılık.−ği seçmen seçmen kütüğü seçmenlik.seçkinleşmek seçkinlik.

−ti sefalet sefaret sefarethane sefer seferber seferber etmek seferberlik.−ği sedyelik olmak sefa sefahat.−ği sedef hastalığı sedef kakma sedefkâr sedefli sedefli kalker sedef otu sedef otugiller sedefsi sedefsi bulut sedimantasyon sedir sedye sedyeci sedyelik.−ği seferber olmak 1894 .sedefçi sedefçilik.

−ği segâh segâh perdesi segman seğirdim seğirdim yolu seğirme seğirmek seğirtme seğirtmek seğmen seher 1895 .−li Seferihisar (ilçe) seferlik.−ği sefer tası sefih sefihane sefil sefilâne sefillik.−ği sefine sefir sefire sefirikebir sefirlik.seferî seferî durum seferî hâl.

−hmi sehiv.seher yeli sehim.−ği sekiz on sekiztek (tekne) sekiz yüzlü 1896 .−ği sekiş sekiz sekizer sekizgen sekizinci sekizli sekizlik.−hvi sehpa sehven sek sekant sekban sekbanbaşı sekel Sekendiz (Satürn) sekene seki sekileme sekilemek sekili sekincilik.

−bi sekter sektirme sektirmek sektirme pas 1897 .seklem sekme sekmek sekmen sekoya sekretarya sekreter sekreterlik.−ği seksen seksener sekseninci seksenlik.−ğu seksoloji sekstant seksüel sekte sekteikalp.−ği seksi seksiyon seksolog.−ği seks seksapel seksek.

−ği 1898 .−si selâtin meyhanesi selcik.−i.sektör sektöriyel sel selâm selâmet selâmetleme selâmetlemek selâm etmek selâmlama selâmlamak selâmlanma selâmlanmak selâmlaşma selâmlaşmak selâmlayış selâmlık.−ğı selâm otu selâm sabah selâmsız selâmsız sabahsız selâmünaleyküm selâmünkavlen selâset selâtin selâtin cami.

−bi selp.−ği seleksiyon selektör selen Selendi (ilçe) selentereler selenyum sele zeytini self−determinasyon self−servis selika selim Selim (ilçe) selinti selis sellemehüsselâm selofan seloteyp.Selçuk (ilçe) Selçukî Selçuklu Selçuklu (ilçe) sele selef selek.−bi selp etmek selsiyus 1899 .

−ı (işitme.selüloit.−mmi sema (gökyüzü) sema.−ği semaver semavî semazen semazenbaşı sembol.−ti semaî semaî kahvesi seman semantik.−di selüloz selülozik. ayin) semafor semah semahane semahat.−lü sembolik.−ği selva selviçe selzede sem.−ği sembolist sembolizm sembolleşme 1900 .

−ğu semi.−m'i semih seminer semirgin 1901 .−ği semere semereli semerleme semerlemek semerlenme semerlenmek semerletme semerletmek semerli semersiz seme tavuk.sembolleşmek sembolleştirme sembolleştirmek seme semeleşme semeleşmek semen semender semendergiller semer semerci semercilik.

−re’si sen sena 1902 .−ği semizotu semizotugiller sempati sempatik.−ği semiz semizce semizleme semizlemek semizlenme semizlenmek semizleşme semizleşmek semizlik.−ği sempatik sinir sistemi sempatizan sempozyum semptom semt semtürreis.semirme semirmek semirtme semirtmek semiyoloji semiyotik.

−ğı sendrom sene Senegal 1903 .senarist senaryo senaryocu senaryoculuk.−ği sendika sendikacı sendikacılık.−ğu senato senatör senatörlük.−ğı sendikal sendikalaşma sendikalaşmak sendikalaştırma sendikalaştırmak sendikalı sendikalılık.−ğü sendeleme sendelemek sendik.−ğı sendikalist sendikalizm sendikasız sendikasızlık.

−di senkretizm senkron senkroni senkronik.−ği senfoni orkestrası sengin semaî senir Senirkent (ilçe) senit.−ği senelik.−ği senkronizasyon senkronize etmek 1904 .−ği senet.Senegalli seneidevriye seneikebire senek.−di senetleşme senetleşmek senetli senetli sepetli senet sepet senetsiz senetsiz sepetsiz senevî senfoni senfonik.

−ği sepeleme sepelemek sepet sepetçi sepetçilik.−ği sensen sensor sent sentagma sentaks sentaktik.−ği sentez sentrozom senyör senyörlük.−ği sepetçi söğüdü sepet kafalı sepetkulpu (yayvan kemer) sepetleme sepetlemek 1905 .−ği sentetik.−ğü sepek.senkronizm senli benli senli benli olmak senozoik.

sepetlenme sepetlenmek sepetli sepetlik.−ğı 1906 .−ği sepetli motosiklet sepet sandık sepetsiz sepet topu sepi sepici sepicilik.−ği septisemi septisizm sepya ser sera seracı seracılık.−ği sepil sepileme sepilemek sepilenme sepilenmek sepili sepil sepil sepken septik.

−dı serbaz serbest serbest bölge serbest çalışma serbestçe serbest elektron serbest enerji serbest güreş serbesti serbest iş serbest kart serbestleme serbestlemek serbestlik.−ği serbest meslek.−ği serbest mıntıka serbest nazım 1907 .−ğı seramik.−ği serap.−ği seramikçi seramikçilik.−ği serazat.serak.−bı serapa serasker serasker kapısı seraskerlik.

serbest su serbest vuruş serbest yük serçe serçegiller serçe parmak.−dı serencam Serendi sere serpe seretan serf sergen sergerde sergerdelik.−ği 1908 .−ği serdetme serdetmek serdirme serdirmek serdümen sere seremoni seren serenat.−ğı serçin serdar serdengeçti serdengeçtilik.

−ddi seri (dizi) seri.−ği sergin sergüzeşt sergüzeştçi serhat.sergi sergici sergi evi sergileme sergilemek sergileniş sergilenme sergilenmek sergileyiş sergilik.−si (hızlı) serian serigraf serigrafi Serik (ilçe) serili seriliş serilme serilmek serim serin serince 1909 .

−ği serlevha sermaye sermayeci sermayecilik.−ği sermayedar sermayeli sermaye mal sermaye piyasası sermayesiz sermayesizlik.Serinhisar (ilçe) serinkanlı serinkanlılık.−ği serme sermek 1910 .−ği seriş serkeş serkeşlik.−ğı serinleme serinlemek serinlenme serinlenmek serinleşme serinleşmek serinletme serinletmek serinlik.

sermest sermestane sermestî sermestlik.−ği sermest olmak sermuharrir sermürettip.−bi serpantin serpeleme serpelemek serpe serpe serpici serpilme serpilmek serpinti serpiş serpiştirme serpiştirmek serpme serpmek serptirme serptirmek serpuş sersefil sersem sersemce sersem etmek 1911 .

−ğı sert doku sertelme sertelmek sertifika sertifikalı 1912 .sersemleme sersemlemek sersemleşme sersemleşmek sersemletme sersemletmek sersemlik.−ği sersem olmak sersem sepelek sersem sepet serseri serserice serserileşme serserileşmek serserilik.−ği serserilik etmek serseri mayın serseri serseri sert sertabip.−bi sert buğday sert damak.

sertifikasız sertifikasyon sertlenme sertlenmek sertleşme sertleşmek sertleştirici sertleştirme sertleştirmek sertlik.−ğı servet servet sahibi servi servi ağacı 1913 .−ği sert sert sert su sert tabaka sert ünsüz sert zar serum serüven serüvenci serüvencilik.−ği serüvenli serüvensiz servant servantlık.

servi boylu servigiller servilik.−ği servis servis arabası servis aracı servis asansörü servisçi servis istasyonu servis kapısı servis merdiveni servis otobüsü servis tabağı servis takımı servis yapmak seryaver seryum seryumlu serzeniş ses ses aleti ses aygıtı ses bilgisi ses bilimi ses birimi ses çevirgesi sesçi 1914 .

−ği seslendiriş seslendirme seslendirmek sesleniş seslenme seslenmek 1915 .sesçil sesçil alfabe sesçil imlâ sesçil yazım ses dalgaları ses değişmesi ses duvarı ses düşmesi seselim ses etmek ses ikizleşmesi ses kakışımı ses karşılanması ses kirişi ses kirişleri ses kuşağı seslem sesleme seslemek seslendirici seslendiricilik.

sesli sesli film sesli harf seslik.−ği seslikçi sesli okuma sesli sinema sesli taş sesli uyumu ses organları ses perdesi ses seda sessiz sessizce sessiz film sessiz harf sessizleşme sessizleşmek sessizlik.−ği sessiz okuma sessiz sedasız sessiz sessiz sessiz sinema sessiz uyumu sessiz yürüyüş ses soluk sestaş 1916 .

ses telleri ses türemesi ses uyumu sesyayar sesyazar ses yitimi ses yoğunluğu ses yolu ses yönetmeni set seter setir.−bı sevda sevdalanış sevdalanma sevdalanmak sevdalı sevdiceğim sevdirme sevdirmek sevecen 1917 .−tri setliç setre setretme setretmek setriavret sevap.

−ci sevinçli sevinçsiz sevindirici sevindirme 1918 .sevecenlik.−ği sever sevgi sevgili sevgi seli sevgisiz sevi sevici seviliş sevilme sevilmek sevim sevimli sevimlileşme sevimlileşmek sevimlileştirme sevimlileştirmek sevimlilik.−ği sevimsiz sevimsizleşme sevimsizleşmek sevimsizlik.−ği sevinç.

sevindirmek seviniş sevinme sevinmek Sevir (Boğa burcu) seviş sevişme sevişmek seviye seviyeli seviyesiz seviyesizlik.−ti seyahat acentesi seyahat etmek seyahatname 1919 .−ği sevk sevk edilmek sevk etmek sevkıtabiî sevkıyat sevk olmak sevk olunmak sevk pusulası sevkulceyş sevme sevmek seyahat.

Seydiler (ilçe) Seydişehir (ilçe) seyek seyelân seyfiye Seyhan (ilçe) seyir.−ği seyirlik oyun seyis seyishane seyislik.−yri seyirci seyirlik.−bı seyran seyran etmek seyranlık.−ği seyrekçe seyrekleşme seyrekleşmek 1920 .−ği seyit Seyitgazi (ilçe) seylânî Seylân taşı seylâp.−ğı seyredilme seyredilmek seyrek.

seyrekleştiriş seyrekleştirme seyrekleştirmek seyreklik.−ği seyreltilme seyreltilmek seyreltme seyreltmek seyretme seyretmek seyreyleme seyreylemek seyrüsefer seyyah seyyal.−ği seyreltiklik.−li seyyanen seyyar seyyare seyyar hastahane seyyar satıcı seyyiat seyyibe 1921 .−ği seyrek otlatma seyrelme seyrelmek seyreltik.

−ği sezgili sezgisel sezi sezilme sezilmek sezindirme sezindirmek sezinleme sezinlemek sezinleyiş sezinme sezinmek seziş sezme sezmek sezon sezonluk.−ğu 1922 .seyyie seza sezaryen sezaryenli sezaryensiz sezdiriş sezdirme sezdirmek sezgi sezgicilik.

−ğı sıcağı sıcağına sıcak.−bi sıcakkanlı sıcakkanlılık.−ğı sıcak kuşak.−ğı sıcakça sıcak dalgası sıcak harp.−ğı sıcaklaşma sıcaklaşmak sıcaklaştırma sıcaklaştırmak sıcaklık.−ğı sıcaklıkölçer sıcaklık seviyesi sıcaklıkyayar sıcak olmak sıcak para sıcak renkler sıcak savaş sıcak sıcak sıçan 1923 .sezü sezyum sfagnum sfenks sıcacık.

sıçandişi (dikiş) sıçangiller sıçanımsılar sıçan kırı (renk) sıçankulağı (bitki) sıçankuyruğu (törpü) sıçanotu (arsenik) sıçan yolu sıçırgan sıçırganlık.−dkı sıfat sıfat−fiil sıfat−fiil grubu sıfatlandırma sıfatlandırmak sıfatlaştırma 1924 .−ğı sıçma sıçmak sıçrama sıçramak sıçrama tahtası sıçratma sıçratmak sıçrayıcı sıçrayış sıdk.

−ğı sığınma hakkı sığınmak 1925 .sıfatlaştırmak sıfat takımı sıfat tamlaması sıfır sıfırcı sıfırlama sıfırlamak sığ sığa sığamsal sığdırılma sığdırılmak sığdırış sığdırma sığdırmak sığın sığınak.−ğı sığınılma sığınılmak sığınış sığınma sığınma cebi sığınmacı sığınmacılık.−ğı sığınık.

−ğı sığırdili (bitki) sığırdiligiller sığır eti sığırgözü (bitki) sığırkuyruğu (bitki) sığır mantarı sığırödü (bitki) sığır sineği sığır sineğigiller sığır şeridi sığır tenyası sığırtmaç.−cı sığır vebası sığışma sığışmak sığıştırma sığıştırmak sığla sığlaşma sığlaşmak sığla yağı sığlık.sığıntı sığır sığırcı sığırcık.−ğı sığırcılık.−ğı 1926 .

−ti sıhhatli sıhhî sıhhî imdat sıhhî tesisat sıhhî tesisatçı sıhhî tesisatçılık.sığma sığmak sıhhat.−ğı sıhhiye sıhhiyeci sıhrî sıhriyet sık sıkacak.−ğı sıkboğaz sıkboğaz etmek sıkça sıkı sıkı ağızlı sıkıca sıkıcı sıkı denetim sıkı doku sıkı düzen sıkı fıkı sıkılama 1927 .

−ğı sıkışma sıkışmak sıkıştırıcı sıkıştırılma sıkıştırılmak sıkıştırış 1928 .sıkılamak sıkılanma sıkılanmak sıkılgan sıkılganlık.−ğı sıkışıklık.−ğı sıkılık.−ğı sıkılış sıkılma sıkılmak sıkılmaz sıkılmazlık.−ğı sıkım sıkınma sıkınmak sıkıntı sıkıntılı sıkıntısız sıkı sıkı sıkı sıkıya sıkışık.

−ğı sıkma sıkma baş sıkmaç.−cı sıkmak sıkmalık.sıkıştırma sıkıştırmak sıkıt sıkıyönetim sıkkın sıkkınlık.−ğı sık otlatma sık sık sıktırma sıla sılacı sıla özlemi sıla sıygası sıma 1929 .−ğı sıklaşma sıklaşmak sıklaştırılma sıklaştırılmak sıklaştırma sıklaştırmak sıklet sıklık.

sımak sımsıcak sımsıkı sınaat.−ti sınaî sınama sınamak sınanma sınanmak sınatma sınatmak sınav sınayış sıncan sındı Sındırgı (ilçe) sındırılma sındırılmak sındırma sındırmak sıngın sınıf sınıflama sınıflamak sınıflandırılma sınıflandırılmak sınıflandırma 1930 .

sınıflandırmak sınıflanış sınıflanma sınıflanmak sınıflaşma sınıflaşmak sınıflı sınıfsal sınıfsız sınık.−ğı sınıkçı sınıkçılık.−ğı sınır dışı sınır karakolu sınırlama sınırlamak sınırlandırılmış sınırlandırma sınırlandırmak sınırlanış sınırlanma sınırlanmak 1931 .−ğı sınır sınır açı sınır boyu sınırdaş sınırdaşlık.

−ğu sınırlı uyuşturma sınır ötesi sınır ötesi harekât sınırsız sınırsız doğru sınırsız sayı sınırsız sorumluluk.−rrı (giz) sıra sıraca sıracagiller sıracalı 1932 .−ğı sınırlı sayı sınırlı sorumluluk.sınırlayış sınırlı sınırlı doğru sınırlı ortaklık. −ğu sınırsız yetki sınır taşı sınma sınmak sıpa sıpsıcak sır (vernik) sır.

−ğı sıra dayağı sıra dışı sıralaç.−cı sıralama sıralamak sıralanış sıralanma sıralanmak sıralatma sıralatmak sıralayıcı sıralayıcı harf.−fi sıralayış sıralı sıralı cümle sıralı oluş sıralı sırasız sıra makinesi sıra malı sıram sıram sıra olmak 1933 .sıraca otu sıracı sıradağ sıradağlar sıradan sıradanlık.

−ğı sırf sırık.−ğı sırıkçı sırık domatesi sırık fasulyesi sırık hamalı sırıkla atlama sırıklama sırıklamak sırılsıklam sırım sırıma sırımak sırıtık.−ğı 1934 .sıra saygı sıra sayı sıfatı sıra sıra sırasıyla sırasız sırat sırat köprüsü Sırbistan Sırbistanlı sırça sırdaş sırdaşça sırdaşlık.

sırıtış sırıtkan sırıtkanlık.−ğı sırıtma sırıtmak sır kâtibi sır küpü sırlama sırlamak sırlanma sırlanmak sırlı sırma sırmakeş sırmakeşhane sırmalı sırma saç sırnaşık.−ğı sırnaşıkça sırnaşıklık.−ğı sırnaşış sırnaşma sırnaşmak sırnaştırma sırnaştırmak Sırp Sırpça 1935 .

Sırplık.−ğı sırtıkara (balık) sırtı pek sırtı sıra sırtı yufka sırtlama sırtlamak sırtlan sırtlangiller sırtlık.−ğı sırt sırta sırt üstü sıska 1936 .−ğı sırsız sırt sırtar sırtar balığı sırtarma sırtarmak sırtçı sırtçılık.−ğı sırretme sırretmek sırrolma sırrolmak sırsıklam sırsıklam âşık.

−ğı sıska olmak sıtma sıtma bilimi sıtmalanma sıtmalanmak sıtmalı sıtmalık.sıskalaşma sıskalaşmak sıskalık.−ğı sıvalama sıvalamak sıvalı sıvama sıvamak sıvanma sıvanmak sıvaşma sıvaşmak sıvaştırma sıvaştırmak 1937 .−ğı sıtma nöbeti sıva sıvacı sıvacı kuşu sıvacı kuşugiller sıvacılık.

−ğı sıvışma sıvışmak sıvı yağ sıyanet sıyanet etmek sıyga sıygı sıyırga 1938 .−ğı sıvıklaştırma sıvıklaştırmak sıvılaştırma sıvılaştırmak sıvındırma sıvındırmak sıvınma sıvınmak sıvıölçer sıvırya sıvışık.sıvatma sıvatmak sıvazlama sıvazlamak sıvazlatma sıvazlatmak sıvı sıvık.

−ğı sıyrılış sıyrılma sıyrılmak sıyrıntı sızak.−ğı sıyırış sıyırma sıyırmak sıyırtma sıyırtmak sıyrık.sıyırık.−ğı sızdırılma sızdırılmak sızdırma sızdırmak sızgıt sızı sızıcı sızıcı ünsüz sızıldanma sızıldanmak sızılı sızıltı sızıltısız sızım sızım sızıntı 1939 .

−ği sidik borusu 1940 .sızıntılı sızırma sızırmak sızış sızlama sızlamak sızlanış sızlanma sızlanmak sızlatma sızlatmak sızlayış sızma sızmak si sibak sibernasyon sibernetik.−ği sicil sicilli Sicilya Sicilyalı sicim siderit sideroz sidik.

−ği sidikli meşe sidik söktürücü sidik torbası sidik yarışı sidik yolu sidik zoru sif sifilis sifon sifonlama sifonlamak sifonlular siftah siftah etmek siftahlama siftahlamak siftinlik.−ği siftinme siftinmek sigar sigara sigara böceği sigara böreği sigaracı sigara kâğıdı 1941 .sidikli sidiklik.

−ğı sigorta etmek sigortalama sigortalamak sigortalanma sigortalanmak sigortalı sigortalılık.sigaralı sigaralık.−ğı 1942 .−hri sihirbaz sihirbazlık.−ğı siğil siğil otu sih sihir.−ğı sigarasız sigara tabakası sigara tablası sigara tiryakisi sigorta sigortacı sigortacılık.−ğı sigorta olmak sigorta poliçesi sigorta primi sigortasız sigortasızlık.

sihirlenme sihirlenmek sihirli Siirt Siirt battaniyesi Siirt fıstığı sik sikalar sikatif sikke sikkeleme sikkelemek siklâmen siklon sikme sikmek siktirici siktirmek silâh silâhaltı silâhçı silâhendaz silâhhane silâhlama silâhlamak silâhlandırma silâhlandırmak 1943 .

−ği silgi silgiç.−ğı silâhlı kuvvetler silâhsız silâhsızlandırma silâhsızlandırmak silâhsızlanma silâhsızlanmak silâhşor silâhşorluk.−ğu silâhtar silâhtar ağa silâj sildirilme sildirilmek sildirme sildirmek sildirtme sildirtmek silecek.−ci sili silici Silifke (ilçe) 1944 .silâhlanma silâhlanmak silâhlı silâhlık.

−ği silindir kalıplama silindirli silindirsel silindirsel yüzey silindir şapka silindir yağı siliniş silinme silinmek silinti 1945 .silik.−ği silikat silikatlama silikatlamak silikatlaşma silikatlaşmış silikleşme silikleşmek silikleştirme silikleştirmek siliklik.−ği silindir silindiraj silindirik.−ği silikon silikoz sililik.

−di silisiz silisizlik.silis silisçil silisik asit.−ği silisli silisseven silisyum siliş Silivri (ilçe) silkeleme silkelemek silkelenme silkelenmek silkeleyiş silki silkindirme silkindirmek silkiniş silkinme silkinmek silkinti silkme silkmek silktirme silktirmek sille 1946 .

−ği simge simgeci 1947 .−ği simetrili simetrisiz simetrisizlik.sille tokat silme silmece silmeci silmek silme kalıbı silme makinesi silme tahtası silo silolama silolamak Silopi (ilçe) silsile silsilename siluet silüryen Silvan (ilçe) sim sima Simav (ilçe) simetri simetrik.

−ğı simsiyah simülâsyon simülâtör simültane simya simyacı sin (mezar) sin.−ği simsar simsariye simsarlık. −ğı simit.simgecilik.−ği simgeleme simgelemek simgeleşme simgeleşmek simgesel simgesel mantık.−di simitçi simitçilik.−nni (yaş) sinagog sinameki sinara sinarit sincabî 1948 .

Sincan (ilçe) Sincanlı (ilçe) sincap.−ğı sinekçil sinekkapan sinekkapangiller sinekkaydı sinek kuşu sineklenme sineklenmek sinekler 1949 .−bı sincapgiller Sincik (ilçe) sindirilme sindirilmek sindirim sindirim aygıtı sindirim bilimci sindirim bilimi sindirim organları sindirim sistemi sindiriş sindirme sindirmek sine sinek.−ği sinek ağırlık.

−bu sinematek.−ği sinematograf sinerama sinerji sineroman sinestezi 1950 .−ği sinema tekniği sinematik.−ği sinek mantarı sinekoloji sinekromi sineksavar sinek sıklet sinekyutan sinema sinemacı sinemacılık.−ğı sinema endüstrisi sinemalaştırma sinemalaştırmak sinema perdesi sinema salonu sinema sanatçısı sinema sanayii sinemasever sinemaskop.sineklik.

−ği 1951 .−ği sinir sinir argınlığı sinir bilimi sinir buhranı sinirce sinir doku sinir harbi sinir hastalığı sinir hastası sinir ilâcı sinir kanatlılar sinir küpü sinirleme sinirlemek sinirlendirici sinirlendirme sinirlendirmek sinirleniş sinirlenme sinirlenmek sinirleri kuvvetli sinirleri zayıf sinirli sinirlilik.singin sini sinik.

−ği sinir törpüsü siniş sinizm sinle sinlik.−ği sinsin sintigrafi 1952 .sinir olmak sinir otları sinir otu sinir otugiller sinir savaşı sinirsel sinir sistemi sinirsiz sinirsizlik.−ğu Sinoloji sinonim Sinop sinsi sinsice sinsileşme sinsileşmek sinsilik.−ği sinme sinmek Sinolog.

−di sinyal.−li sinüzoit.−ği sipariş siparişçi sipariş etmek siper siper etmek siperisaika siperlenme siperlenmek siperli siperlik.−ği sipolin sipsi sipsipullah sipsivri sirayet 1953 .−li sinyalizasyon sinyal lâmbası sinyal müziği sinyor sipahi sipahilik.sintine sinüs sinüzit sinüzoidal.

sirayet etmek siren sirer sirk sirkat,−ti sirke sirkeci sirkecilik,−ği sirkelenme sirkelenmek sirkeleşme sirkeleşmek sirkeli sirkelik,−ği sirken sirkengebin sirke ruhu sirke sineği sirkülâsyon sirküler sirmo siroko siroz sirozlu sirrus sirtaki sirto

1954

sis sis bombası sis farı sis lâmbası sislendirme sislendirmek sislenme sislenmek sisli sismik,−ği sismograf sismolog,−ğu sismoloji sis perdesi sistem sistematik,−ği sistemcilik,−ği sistemik,−ği sistemleşme sistemleşmek sistemleştirme sistemleştirmek sistemli sistemsiz sistemsizlik,−ği sistire sistireci

1955

sistireleme sistirelemek sistit sistol,−lü sit sit alanı sitayiş sitayişkâr site sitem sitem etmek sitemkâr sitemli sitil (su kovası) sitoloji sitoplâzma sitrik asit,−di sitteisevir,−vri sittinsene Sivas Sivaslı (ilçe) Siverek (ilçe) sivil sivilce sivilceli sivil idare sivilize

1956

sivilleşme sivilleşmek sivilleştirme sivilleştirmek sivillik,−ği sivil polis sivil savunma sivil yönetim sivri sivri akıllı sivri biber Sivrice (ilçe) sivriç sivri fare Sivrihisar (ilçe) sivrikuyruk,−ğu (solucan) sivrileşme sivrileşmek sivrileştirme sivrileştirmek sivrilik,−ği sivriliş sivrilme sivrilmek sivriltme sivriltmek

1957

sivrisinek,−ği siya siyah siyah beyaz siyahımsı siyahımtırak,−ğı siyah ırk siyahî siyahlanma siyahlanmak siyahlaşma siyahlaşmak siyahlatma siyahlatmak siyahlık,−ğı siyah zeytin siyak siyakat,−ti siyakat yazısı siyakusibak siyanojen siyanür siyanürik siyanürleme siyanürlemek siyasa siyasal

1958

siyasal parti siyaset siyasetçi siyasetçilik,−ği siyaseten siyaset meydanı siyasetname siyasî siyasî ambargo siyasî coğrafya siyasî harita siyasî parti siya siya siyasiyat siyatik,−ği siyek,−ği siyenit siyer siyim siyim siyme siymek siyonist siyonizm siz skandal skandiyum skavut

1959

skeç,−ci ski skif skink,−gi skinkgiller skleroz skolâstik,−ği skor slâlom slâlomcu Slav Slavca Slavcılık,−ğı Slavist Slavistik,−ği Slavlar Slavlaşma Slavlaşmak Slavlaştırma Slavlaştırmak Slavlık,−ğı slâyt,−dı slip slogan slogancı slogancılık,−ğı sloganlaşma

1960

sloganlaşmak sloganlaştırma sloganlaştırmak Slovak Slovakça Slovakya Slovakyalı Sloven Slovence Slovenya Slovenyalı smaç,−cı smaçör smokin snack−bar snobizm snop,−bu snopluk,−ğu soba sobacı sobacılık,−ğı sobalık,−ğı sobe sobeleme sobelemek soda sodyum

1961

sodyum bikarbonat sodyum flüorit sodyum fosfat sodyum hidroksit, −di sodyum hiposülfit sodyum karbonat sodyum klorür sodyumlu sodyum nitrat sodyum sülfat sof sofa sofî sofîlik,−ği sofist sofistik,−ği sofistike sofistlik,−ği sofiyan sofiyane sofizm sofora sofra sofra başı sofra bezi sofracı

1962

sofra duası sofralık,−ğı sofra örtüsü sofrası açık,−ğı sofra tahtası sofra takımı softa softaca softalaşma softalaşmak softalık,−ğı sofu sofuca sofuluk,−ğu soğan soğancı soğancık,−ğı soğancılık,−ğı soğan çiçeği soğanlama soğanlamak soğanlı soğansı Soğdca soğrulma soğrulmak soğrumsama

1963

soğuk,−ğu soğuk algınlığı soğuk bez soğuk büfe soğukça soğuk dalgası soğuk damga soğuk harp,−bi soğuk hava deposu soğuk ısırması soğukkanlı soğukkanlı hayvanlar soğukkanlılık,−ğı soğukkanlı olmak soğuklama soğuklamak soğuklaşma soğuklaşmak soğuklaştırma soğuklaştırmak soğukluk,−ğu soğuk neva soğuk nevale soğuk renkler soğuk savaş

1964

soğuk şaka soğulma soğulmak soğuma soğumak soğumölçer soğurgan soğurganlık,−ğı soğurma soğurmak soğurmalı soğurucu soğuruş soğuşma soğuşmak soğutkan soğutma soğutmaç,−cı soğutmak soğutucu soğutulma soğutulmak soğutuş soğuyuş sohbet sohbet etmek sohbet ustası

1965

sokak,−ğı sokak basketbolu sokak çocuğu sokak kadını sokak kapısı sokak kızı sokak süpürgesi soket sokma sokmak sokman sokra sokranma sokranmak sokturma sokturmak soku sokucu sokulgan sokulganlık,−ğı sokulma sokulmak sokulu sokuluş sokum sokur sokuşma

1966

sokuşmak sokuşturma sokuşturmak sol sol,−lü (nota) sol açık,−ğı solak,−ğı solaklık,−ğı sol anahtarı solâryum sol bek solcu solculuk,−ğu soldat soldurma soldurmak sol eğilimli solfej solgun solgunlaşma solgunlaşmak solgunluk,−ğu sol haf Solhan (ilçe) sol iç solidarist solidarizm

1967

solipsizm solist solistlik,−ği sollama sollamak sollayış solluk,−ğu solma solmak solmaz solo solocu solo yapmak sol şerit,−di solucan solucan düşürücü solucanlar solucan otu soluğan soluk,−ğu soluk borusu soluk darlığı soluk kesici soluklama soluklamak soluklanma soluklanmak

1968

soluklaşma soluklaşmak solukluk,−ğu soluk soluğa soluksuz soluksuzluk,−ğu soluma solumak solungaç,−cı solunma solunmak solunum solunum aygıtı solunum sistemi soluş solutma solutmak soluyuş solüsyon som soma Soma (ilçe) somak,−ğı somaki Somali Somalili somata

1969

somon somon balığı somon rengi somun somurdanma somurdanmak somurma somurmak somurtkan somurtkanlık,−ğı somurtma somurtmak somurtuk,−ğu somurtuş somurulma somurulmak somut somut isim,−smi somutlanma somutlanmak somutlaşma somutlaşmak somutlaştırma somutlaştırmak somutluk,−ğu somya son

1970

son adam sonar sonat sonbahar son birim son birim değer teorisi son birim faydası son birim geliri son birim maliyeti son birim yararı soncul sonda sondaj sondajcı sondaj kuyusu sondaj yapmak sondalama sondalamacı sondalamacılık,−ğı sondalamak son derece son deyiş sondör son dört,−dü sone son ek

1971

son görev son gürlüğü son kânun son kullanıcı (bilgisayarda) son kullanma tarihi sonlama sonlamak sonlu sonlu büyüklük,−ğü son nefes sonra sonradan sonradan görme sonradan görmelik,−ği sonradan görmüş sonradan görmüşlük,−ğü sonradan olma sonraki sonraları sonrasız sonrasızlık,−ğı sonsal son ses son ses düşmesi

1972

sonsuz sonsuz küçük,−ğü sonsuzlaşma sonsuzlaşmak sonsuzluk,−ğu son teşrin son turfanda sonuç,−cu sonuç karşılaşması sonuçlama sonuçlamak sonuçlandırılma sonuçlandırılmak sonuçlandırma sonuçlandırmak sonuçlanış sonuçlanma sonuçlanmak sonuç oyuncusu sonuçsuz sonuç takımı sonuç yarışması sonuncu sonunda sonurgu sonurtu sonuşmaz

1973

son vazife sop sopa sopalama sopalamak sopalanma sopalanmak sopalı soprano sopsoğuk,−ğu sora sora sordurma sordurmak sorgu sorguç,−cu sorguçlu sorguçsuz sorgu hâkimi sorgulama sorgulamak sorgulanış sorgulanma sorgulanmak sorgun Sorgun (ilçe) sorgu sual,−li sorgusuz

1974

sorgusuz sualsiz sorgu yargıcı sorit sorkun sorma sormaca sormak sormuk,−ğu sorti sorti yapmak soru soru cümlesi soru eki soru işareti sorulma sorulmak sorulu görünüm sorum soruma sorumak sorumlu sorumluluk,−ğu sorumsuz sorumsuzca sorumsuzlaşma sorumsuzlaşmak sorumsuzlaştırma

1975

sorumsuzlaştırmak sorumsuzluk,−ğu sorun sorunlu sorunsal sorunsuz soru sıfatı soruşma soruşmak soruşturma soruşturmacı soruşturmacılık,−ğı soruşturmak soruşturma kurulu soruşturma raporu soruşturucu sorutkan sorutma sorutmak soru zamiri soru zarfı sos sosis sosluk,−ğu sosyal,−li sosyal adalet sosyal antropoloji

1976

sosyal bilgiler sosyal bilim sosyal bilimler sosyal bünye sosyal değerler sosyal değişme sosyal demokrasi sosyal demokrat sosyal devlet sosyal düzen sosyal faaliyet sosyal gelişme sosyal güvenlik,−ği sosyal hayat sosyal ilişki sosyalist sosyalistik,−ği sosyalizasyon sosyalizm sosyal konut sosyalleşme sosyalleşmek sosyalleştirme sosyalleştirmek sosyal olay sosyal olgu sosyal oluşum

1977

sosyal psikoloji sosyal sigorta sosyal statü sosyal tabaka sosyal yapı sosyal yardım sosyal yaşam sosyete sosyetik,−ği sosyoekonomik,−ği sosyokültürel sosyolengüistik,−ği sosyolog,−ğu sosyoloji sosyolojizm sote sovhoz Sovyet soy soya soya çekim soyadı soya fasulyesi soy ağacı soydaş soydaşlık,−ğı soydurma

1978

soydurmak soy gazlar soygun soyguncu soygunculuk,−ğu soyka soy kırımı soylama soylamak soylu soylu erki soyluluk,−ğu soylu soplu soyma soymak soymuk,−ğu soy oluş soysal soy sop soysuz soysuzca soysuzlaşma soysuzlaşmak soysuzlaştırma soysuzlaştırmak soysuzluk,−ğu soytarı

1979

soytarılık,−ğı soyulma soyulmak soyunma soyunmak soyuntu soyunuş soyuş soyut soyutçuluk,−ğu soyut isim,−smi soyutlama soyutlamak soyutlaşma soyutlaşmak soyutlaştırma soyutlaştırmak soyutluk,−ğu soyut sayı söbe söbü söğürme söğüş söğüşlemek söğüşlük,−ğü söğüt,−dü Söğüt (ilçe)

1980

söğütgiller söğütlü Söğütlü (ilçe) söğütlük,−ğü Söke (ilçe) sökel sökme sökmek söktürme söktürmek sökük,−ğü sökükçü sökülme sökülmek sökülüş söküm sökün etmek söküntü sökü otu söküş sölom sölomlular sölpük,−ğü sölpüme sölpümek sömestr sömikok

1981

sömürge sömürgeci sömürgecilik,−ği sömürgeleşme sömürgeleşmek sömürgeleştirme sömürgeleştirmek sömürgen sömürgenlik,−ği sömürme sömürmek sömürü sömürücü sömürücülük,−ğü sömürülme sömürülmek sömürüş söndürme söndürmek söndürücü söndürülme söndürülmek sönme sönmek sönük,−ğü sönüklük,−ğü sönüm

1982

sönüm ayrımı sönümleme sönümlemek sönümlü sönümsüz sör sörf sörfçü sövdürme sövdürmek söve söven sövgü sövgücü sövme sövmek sövülme sövülmek sövüntü sövüş sövüşme sövüşmek sövüştürme sövüştürmek söylem söyleme söylemek

1983

söylemseme söylemsemek söylemseme yapmak söylence söylenilme söylenilmek söyleniş söylenme söylenmek söylenti söyleşi söyleşme söyleşmek söyletme söyletmek söylev söylevci söyleyiş söz söz başı söz birliği söz birliği etmek söz bölüğü söz bölükleri söz cambazı söz cambazlığı

1984

sözcü sözcük,−ğü sözcük hazinesi sözcük türü sözcük vurgusu sözcülük,−ğü sözçatar söz dağarcığı söz dalaşı sözde sözde özne söz dizimi söz dizimsel söz düellosu söz ebesi söz ehli sözel sözel öğrenme söz etmek söz gelimi söz gelişi söz gösterisi söz karışıklığı söz kesimi söz konusu söz konusu olmak sözlendirici

1985

sözlendiricilik,−ği sözlendirme sözlendirmek sözlenme sözlenmek sözleşme sözleşmek sözleşmeli sözleşmesiz sözleşme tutanağı sözleşme yapmak sözlü sözlü basın sözlü film sözlük,−ğü sözlük bilgisi sözlük bilimci sözlük bilimi sözlük birimi sözlükçü sözlükçülük,−ğü sözlü sınav sözlü soru söz meydanı söz misali söz olmak söz rüşveti

1986

söz sahibi söz sahibi olmak sözsüz sözsüz oyun söz temsili söz ustası sözüne sahip,−bi sözün kısası söz varlığı söz yarışı söz yazarı söz yitimi söz zinciri spaghetti spastik,−ği spazm spektroskop,−bu spektroskopi spekülâsyon spekülâtif spekülâtör sperm sperma sperma ana hücresi spermasızlık,−ğı spermatozoit,−di

1987

spesifik,−ği spesiyal,−li spesiyalist spesiyalite spiker spikerlik,−ği spiral,−li spiril spiritüalizm sponsor spontane spontaneizm spor sporcu sporculuk,−ğu spor kesesi sporlanma sporlanmak spor loto sporlular sporsever sportif sportmen spor toto spot spot alım spotçu

1988

spot lâmbası spot mağaza spot satım sprey sprint spritüel stabilizasyon stabilizatör stabilize stabilize etmek stabilize yol stadya stadyum stafilokok stagflâsyon staj stajyer stajyerlik,−ği stalâgmit stalâktit standardizasyon standart,−dı standart dil standartlaşma standartlaşmak standartlaştırma standartlaştırmak

1989

stand−by stand−up stant,−dı star starking start start yeri stat,−dı statik,−ği statolit stator statosist statü statüko stearik,−ği stearin sten steno stenograf stenografi stenotip step,−bi stepne ster steradyan stereo stereofoni

1990

stereofonik,−ği stereografi stereografik,−ği stereoskop,−bu stereoskopik,−ği stereoskopik çift stereotipi steril sterilizasyon sterilize sterilize etmek sterilleşme sterilleşmek sterlin sterol,−lü stetoskop,−bu steyşın stil stilist stilistik,−ği stil mobilya stilo stoacı stoacılık,−ğı stok stokçu stokçuluk,−ğu

1991

stok etmek stoklama stoklamak stop stopaj stop etmek stop lâmbası stop valf,−fi stor stor kapak,−ğı storlu strafor stratej strateji stratejik,−ği stratigrafi stratosfer stratus streç streptokok streptomisin stres streslenme streslenmek stresli stresör striknin

1992

striptiz striptizci stronsiyum strüktür strüktüralist strüktüralizm strüktürel stüdyo su su akrebi sual,−li sual etmek su altı su altı arkeolojisi su altı flâşı su altı fotoğrafçılığı su altı işleri suare su askıları su aygırı su aygırıgiller su bahçesi su baldıranı su bardağı subasar su basıncı su baskını

1993

su basmanı subaşı subay subaylık,−ğı su bidonu su bilimci su bilimi su biti su bitkileri su bombası su borusu su boyası su böceği su bölümü çizgisi su böreği subra subret subye su cenderesi sucu sucuk,−ğu sucukçu sucukçuluk,−ğu sucuklaşma sucuklaşmak sucul suculuk,−ğu

1994

suç suç aleti su çıkrığı suçiçeği (hastalık) suç duyurusu suçlama suçlamak suçlandırılma suçlandırılmak suçlandırma suçlandırmak suçlanma suçlanmak suçlayış suçlu suçluluk,−ğu suçluluk duygusu suçlu olmak suç olmak suçsuz suçsuzluk,−ğu su çulluğu suçüstü suçüstü mahkemesi suçüstü yakalama suç yükleme

1995

sudak,−ğı su damarı sudan Sudan Sudanlı Sudan tavuğu su değirmeni su deposu su dolabı su düzeyi su etmek sufle sufle etmek suflîleşme suflîleşmek suflör suflörlük,−ğü sugeçirmez su hattı suhulet su ısıtıcısı suibriği (bitki) suibriğigiller suiistimal,−li suiistimal etmek suikast suikastçı

1996

suiniyet suizan,−nnı su kabağı su kabı su kamışı su kamışıgiller su karanfili su kayağı su kaybı su keleri su kemeri su kesesi su kesimi su keteni su kireci su korkusu sukut sukut etmek sukutuhayal,−li su küre sulak,−ğı sulaklık,−ğı Sulakyurt (ilçe) sulama sulamak sulandırıcı sulandırma

1997

sulandırmak sulanma sulanmak sularında sulatma sulatmak sulfata sulh sulhçu sulh olmak sulhperver sulhsever sulp,−bü sulta sultan Sultanbeyli (ilçe) sultan böreği Sultandağı'nı (ilçe) sultan efendi Sultanhisar (ilçe) sultanî sultanîbuselik,−ği sultanîhüzzam sultanî tembel sultanî tembellik,−ği sultanîyegâh sultan kethüdası

1998

sultanlık,−ğı sultanoğlu sulu sulu boya sulu göz sulu gözlü suluk,−ğu suluk zinciri sululaşma sululaşmak sululuk,−ğu sululuk etmek sululuk yapmak Suluova (ilçe) Sulusaray (ilçe) sulu sepken sulu tarım sulu zırtlak,−ğı sumak,−ğı su mantarları sumen Sumer Sumerce su mercimeği su mercimeğigiller su mermeri Sumerolog,−ğu

1999

Sumeroloji sumsuk,−ğu sumsuklama sumsuklamak su muhallebisi suna suna boylu sunak,−ğı su nanesi sundurma sundurmak sungu sungur Sungurlu (ilçe) sun'î sun'î böbrek,−ği sun’î çayır sun'î gübre sun'î ipek,−ği sun'î kalp,−bi sun'îlik,−ği sun'î peyk sun'î solunum sun'î tahta sun'î teneffüs sunma sunmak

2000

sunta suntıraç,−cı suntıraş sunturlu sunturlu küfür,−frü sunu sunucu sunuculuk,−ğu sunu istem yasası sunulma sunulmak sunuluş sunum sunuş suoku (bitki) suokugiller suölçer su örümceği su örümceğigiller sup supanglez supap,−bı supara su perisi suphanallah su piresi suples

2001

supya sur sura surat surat düşkünü surat etmek suratlı suratsız suratsızlık,−ğı sure suret sureta suretiyle su rezenesi Suriye Suriyeli Suruç (ilçe) su saati susak,−ğı susak ağızlı susak burunlu susaklık,−ğı susallar susam susama susamak susamgiller

2002

−ğı sus payı suspus suspus olmak susta 2003 .−ğu susma susma hakkı susmak susmalık.susam helvası su samuru susam yağı su sarımsağı su sarnıcı susatma susatmak su sayacı susayış su seviyesi su sığırı su sineği susku suskun suskunlaşma suskunlaşmak suskunlaştırma suskunlaştırmak suskunluk.

−du su tabakası su tankeri su tası sutaşı (işlemeli şerit) su taşkını su tavuğu su tavuğugiller su tedavisi su terazisi su teresi su testisi 2004 .sustalı sustalı çakı susturma susturmak susturucu susturulma susturulmak Susurluk (ilçe) susuş susuz Susuz (ilçe) susuzluk.−ğu Suşehri'ni (ilçe) suşeridi (bitki) sut.

−ğu suyukçuluk.−ği su ürünleri suvarım suvarma suvarmak suvat su yatağı su yelvesi su yılanı su yılanıgiller su yılanları su yolcu suyolu (sutaşı) su yolu su yoncası su yosunları su yosunu suyuk.−ğu su yuvarı suzenî 2005 .sut kostik.−ği su topu su tulumbası su türbini sutyen sutyenci sutyencilik.

−du südreme südremek süet süflî süflîleşme 2006 .−ği sübekli sübjektif sübjektiflik.suzidil suzidilâra suzinak sübek.−ği sübjektivist sübjektivite sübjektivizm süblime süblimleşme süblimleşmek süblimleştirme süblimleştirmek sübut sübvanse etmek sübvansiyon sübyan sübyan koğuşu sübye sücut.

süflîleşmek süflîlik.−di sülfat sülfatlama sülfatlamak sülfatlanma sülfatlanmak sülfatlaşma sülfatlaşmak 2007 .−ği Süheyl (yıldız) sühulet sühunet süit süje süklüm püklüm sükse sükse yapmak sükûn sükûnet sükûnetli sükût sükût hakkı sükûtî sükûtîlik.−ği sülâle sülf sülfamit.

−ği sülfürik asit.−ğü7 sülükçü sülükler sülüklü sülümen sülün sülüngiller sülünlük.−kü sülûk etmek sülüğen sülük.−ğü sülüs sümbül sümbüle sümbülî sümbülteber (çiçek) 2008 .−di sülfürimetre sülfürleme sülfürlemek süline Süloğlu'nu (ilçe) sülûk.sülfit sülfitleme sülfür sülfürik.

−ğü sümük doku sümüklü sümüklü böcek.sümek.−ği sünger sünger avcısı 2009 .−ği sümüksel sümüksü sümüksü zar sündürme sündürmek sündüs süne sünepe sünepelik.−ğü sümter sümük.−ği sümkürme sümkürmek sümkürtme sümkürtmek sümmettedarik sümsük.−ğü sümsükgiller sümsükleşme sümsükleşmek sümsüklük.

−ği sünnet çocuğu sünnet düğünü sünnet ehli sünnet etmek 2010 .−ği sünger doku süngerler süngerleşme süngerleşmek süngerli süngersi sünger taşı süngü süngüleme süngülemek süngülenme süngülenmek süngüleşme süngüleşmek süngülü süngüsü düşük.−ğü sünme sünmek sünnet sünnetçi sünnetçilik.süngerci süngercilik.

sünnetleme sünnetlemek sünnetli sünnetlik.−ği süper süper benzin süper çimento süper fosfat süper lise süpermarket süpermarketçi süpermarketçilik.−ğü süpürge süpürgeci süpürgecilik.−ği süpürge çalısı süpürge darısı 2011 .−ği sünnet olmak sünnetsiz sünnet yapmak Sünnî Sünnîlik.−ği süper star süpervizör süprüntü süprüntücü süprüntülük.

−ği süpürge otu süpürme süpürmek süpürtme süpürtmek süpürülme süpürülmek süpürüş sürahi sür'at.−ti sür'at katarı sür'atle sür'atlendirme sür'atlendirmek sür'atlenme sür'atlenmek sür'atli sürç sürçme sürçmek sürçtürme sürçtürmek sürçülisan sürdürme sürdürmek sürdürüm 2012 .süpürgelik.

−ği 2013 .−ği sürekli ünsüz süreksiz süreksizlik.−ci süreduran süredurum süregelen süregelme süregelmek süreğen süreğenleşme süreğenleşmek sürek.−ği sürek avı sürekçi sürekli süreklilik.−ği süreksiz ünsüz süreli süreölçen süreölçer süre ölçümü sürerlik.sürdürümcü sürdürüş süre süre aşımı süreç.

sürerlik fiili sürerlik görünümü süresiz süre sonu süreyazar Süreyya (yıldız kümesi) sürfe sürfile sürfile makası sürfile makinesi sürfile yapmak sürgen doku sürgit sürgit etmek sürgit yapmak sürgü sürgü kolu sürgüleme sürgülemek sürgülenme sürgülenmek sürgülü sürgün sürgün avı sürgün olmak sürmanşet 2014 .

sürme sürmedan sürmek sürmeleme sürmelemek sürmelenme sürmelenmek sürmeli sürmelik.−ği sürme mantarıgiller sürme mantarları sürmenaj Sürmene (ilçe) sürmesiz sürnatüralist sürnatüralizm sürpriz sürpriz yapmak sürre sürre alayı sürrealist sürrealite sürrealizm sürre emini sürsat sürsür sürsürcülük.−ğü 2015 .

sürsür yarışı sürşarj sürtme sürtme ağı sürtmek sürtük.−ğü sürtükleşme sürtükleşmek sürtüklük.−ğü sürükleme sürüklemek 2016 .−ğü sürtülme sürtülmek sürtünme sürtünmek sürtünüş sürtüş sürtüşme sürtüşmek sürtüştürme sürtüştürmek sürur sürü sürücü sürücü belgesi sürücül sürücülük.

−ğü sürünceme süründürme süründürmek süründürülme süründürülmek sürüngen sürüngenler sürünme 2017 .sürüklendirme sürüklendirmek sürükleniş sürüklenme sürüklenmek sürükletme sürükletmek sürükleyici sürükleyiş sürülme sürülmek sürülüş sürüm sürüme sürümek sürümlü sürüm sürüm sürümsüz sürümsüzlük.

−ği süslemek süsleme sanatları süslendirme süslendirmek süsleniş süslenme süslenmek 2018 .sürünmek sürünüş sürür sürü sepet sürü sürü sürüş sürüştürme sürüştürmek sürütme sürütmek sürveyan Süryanî Süryanîce süs süs bitkisi süsen süsengiller süsleme süslemeci süslemecilik.

−ğı sütanne sütannelik.−ği süt asidi sütbaba sütbaşı (kaymak) sütbesüt süt beyaz süt çocuğu sütçü Sütçüler (ilçe) sütçülük.−bu süsme süsmek süspansiyon süs püs süssüz süt süt ağacı sütana sütanalık.−ğü süt danası 2019 .süsletme süsletmek süsleyici süslü süslü püslü süslü üslûp.

−cı sütleğen sütleğengiller sütlendirme sütlendirmek sütlenme sütlenmek sütliman sütlü sütlüce sütlük.−ğü sütlü kengel sütlü ot süt mavisi sütnine sütoğul.süt dişi süthane sütkardeş süt kırı (renk) sütkız süt kuzusu sütlâç.−ğlu süt otu süt otugiller sütölçer sütre sütsüz 2020 .

−ği süvari polisi süvari sınıfı süven süveter süveyda süyek süyüm süzdürme süzdürmek süzek.−ği süzeni süzgeç.−ğü süt şekeri süttaşırmaz süt tozu sütun sütuncuk.−ğu sütü bozuk.−ci süzgeç gagalılar süzgeçleme süzgeçlemek süzgeçli 2021 .−ğu süvari süvari alayı süvari bölüğü süvarilik.sütsüzlük.

−ğü süzüle süzüle süzülme süzülmek süzülüş süzüm süzüm (*)Ş Ş şaban şabanlaşma şabanlaşmak şabanlık.süzgü süzgün süzgün bakış süzgün göz süzgünleşme süzgünleşmek süzgünlük.−ğü süzme süzme bal süzmek süzme yoğurt.−du süzücü süzük.−ğı Şabanözü'nü (ilçe) şablon şabloncu 2022 .

−hsı (kimse.−ği şaft şaful şah şahadet şahadet etmek şahadetname şahadet parmağı şahane şahap.−ğı Şafiî Şafiîlik.−ğu şad şad etmek şadırvan şad olmak şafak.−bı şahbaz şah damarı şaheser şahım.şablonculuk.−hmı şahıs. kişi) şâhıs (sırık) şahika şahin şahin bakışlı 2023 .

−ğı şahmeran şahmerdan şahmerdancı şahne şahniş şahnişin şahnişli şahrem şahrem şahsen şahsî şahsiyat şahsiyet şahsiyetli 2024 .−ği şahitlik etmek şahit olmak şahitsiz şahlandırma şahlandırmak şahlanış şahlanma şahlanmak şahlık.−di şahitli şahitlik.Şahinbey (ilçe) şahinci şahit.

−ği şak şak.−ğı şakadan şaka etmek şakak.−ğı 2025 .şahsiyetlilik.−ği şaire şairlik.−ğı şakalaşma şakalaşmak şaka maka şakasız şakayık.−kkı (yarma) şaka şakacı şakacıktan şakacılık.−ği şahsiyetsiz şahsiyetsizlik.−ği şahtere şahteregiller şahtur şaibe şaibeli şair şairane şairanelik.

−di şakkadak şakketme şakketmek şaklaban şaklabanlık.−ğı şakıma şakımak şakırdama şakırdamak şakırdatma şakırdatmak şakır şakır şakır şukur şakırtı şakırtılı şakırtısız şakıt şakıyış şaki şakilik.−ğı şaklama şaklamak şaklatma 2026 .şaka yollu şaka yoluyla şakıldak.−ği şakirt.

−ğı (tahta maşa) şak şak şakşakçı şakşakçılık.−lü şakulî şakulleme şakullemek şal şalak.−ğı şakrama şakramak şakşak.şaklatmak şakrak.−ğı şalo şal örneği Şalpazarı'nı (ilçe) 2027 .−ğı şali şallak.−ğı şakul.−ğı şakrak kuşu şakraklık.−ğı şallak mallak.−ğı şalakî şale şalgam şal kuşak.

−ğı şamar şamarlama şamarlamak şamar oğlanı şamata şamatacı şamata etmek şamatalı şambaba (tatlı) şambabası (tatlı) şambrel 2028 .şalt binası şalter şalupa şalvar şalvarlı şama şamalı şamama şaman şamandıra şamandıralama şamandıralamak Şamanî Şamanist Şamanizm Şamanlık.

şamdan şamdancı şamdancılık.−ğı Şam fıstığı şamil şampanya şampanya bardağı şampanyalı şampiyon şampiyona şampiyonluk.−ğu şampuan şampuanlama şampuanlamak şan şandel şandelleme şandellemek şangırdama şangırdamak şangırdatma şangırdatmak şangır şungur şangırtı şanjan şanjanlı şanjman 2029 .

−ğı şantaj şantajcı şantajcılık.şanlı şanlı şöhretli Şanlı Urfa şano şans şansız şanslı şanslılık.−ğı şanson şansonet şansölye şansölyelik.−ğı şaphane 2030 .−ği şanssız şanssızlık.−ğı şantaj yapmak şantiye şantör şantöz şantung şap şapadanak şapçı şapçılık.

−ğı şapşalca 2031 .−ğı şapşal şapşalak.−ğı şapka işareti şapkalı şapkalık.−ğı şapkasız şaplak.Şaphane (ilçe) şap hastalığı şapırdama şapırdamak şapırdatma şapırdatmak şapır şapır şapır şupur şapırtı şapka şapkacı şapkacılık.−ğı şaplama şaplamak şaplatma şaplatmak şaplı şappadak şaprak.

−ğı şapşal yaka şap şap şap taşı şarabî şarampol.şapşallaşma şapşallaşmak şapşallık.−lü şarap.−ğı şarap fıçısı şaraphane şaraplı şarapnel şarap rengi şarap tortusu rengi şarbon şarıldama şarıldamak şarıl şarıl şarıltı şarj şarj etmek şarjör 2032 .−bı şarap bardağı şarap çanağı şarapçı şarapçılık.

−ğı Şarköy (ilçe) şarküteri şarlama şarlamak şarlatan şarlatanca şarlatanlık.şark şarkadak şark çıbanı şarkı şarkıcı şarkıcılık.−ğı şarpi şar şar şart şart etmek şartınca 2033 .−ğı şarklı şarklılık.−ğı Şarkışla (ilçe) şarkî Şarkîkaraağaç (ilçe) şarkiyat şarkiyatçı şarkiyatçılık.

şart kipi şartlama şartlamak şartlandırma şartlandırmak şartlanış şartlanma şartlanmak şartlaşma şartlaşmak şartlı şartlı birleşik cümle şartlı birleşik zaman şartlı refleks şartname şart olmak şartsız şartsız refleks şartsız şurtsuz şaryo şase şasi şaşaa şaşaalı şaşakalma şaşakalmak şaşalama 2034 .

−ğı şaşılma şaşılmak şaşırış şaşırma şaşırmak şaşırtıcı şaşırtma şaşırtmaca şaşırtmak şaşkaloz şaşkın şaşkınca şaşkınlaşma şaşkınlaşmak şaşkınlık.şaşalamak şaşalatma şaşalatmak şaşı şaşılası şaşılaşma şaşılaşmak şaşılık.−ğı şaşma 2035 .−ğı şaşkınlıkla şaşkın şaşkın şaşlık.

−ğı şavk şavkıma şavkımak Şavşat (ilçe) şavul şavullama şavullamak şayak.−i şayia şayka şaz 2036 .şaşmak şaşmaz şat şataf şatafat şatafatlı şatafatsız şathiyat şathiye şatır şato şavalak.−ğı şayan şayeste şayet şayi.

−ği şebekçi şebeke şebekler şebiarus Şebinkarahisar(ilçe) şebiyelda şebnem şecaat.−i şedaraban şeddadî şedde şeddeli şeddeli eşek.−di şef şefaat.şe şeamet şeb şebabet şebboy şebek.−ti şecere şecereli şecerename şeci.−ği şedit.−ti şefaatçi 2037 .

−ği şefkatsiz şefkatsizlik.−ği şeflik.şefaatçilik.−ğı şefik şefkat.−ği şehevî şehir.−ti şefkatli şefkatlilik.−hri şehirci şehircilik.−ği şefaat etmek Şefaatli (ilçe) şeffaf şeffaflaşma şaffaflaşmak şeffaflaştırma şeffaflaştırmak şeffaflık.−ği şehir coğrafyası şehir hatları şehirler arası şehirleşme 2038 .−ği şeftali şehbender şehbenderlik.

−ği şehir rehberi şehir turu şehit.−ği şehnişin şehremaneti şehremini şehriyar şehriye şehriye çorbası şehvanî şehvaniyet şehvet şehvetli 2039 .−ği şehit olmak şehlâ şehname şehnameci şehnaz şehnazbuselik.şehirleşmek şehirli şehirlileşme şehirlileşmek şehirlilik.−di şehit etmek Şehitkâmil (ilçe) şehitlik.

−ği şeker fasulyesi şeker hastalığı şeker kamışı şekerleme şekerlemeci şekerlemecilik.−ği şek.−kki şekavet şekel şeker şeker ağacı şeker aktarması Şeker Bayramı şekerci şekerciboyası (bitki) şekerciboyasıgiller şekercilik.−ği 2040 .−ği şekerlemek şekerlenme şekerlenmek şekerleşme şekerleşmek şekerli şekerlik.şehvetperest şehzade şehzadelik.

şekerli kahve şeker pancarı şekerpare şekerrenk.−kli şekil bilgisi şekilci şekilcilik.−ği şeklen şeklî şekva şekvacı şelâle şelek.−ği 2041 .−gi şekersiz şekil.−ğı şekil değiştirme şekillendirme şekillendirmek şekillenme şekillenmek şekilli şekilperest şekilsiz şekilsizlik.−ği şekilci olmak şekildaş şekildaşlık.

−i şeniyet Şenkaya (ilçe) şenlendirilme 2042 .−ği şen şenaat.−ti şendere şenelme şenelmek şeneltme şeneltmek şeni.şelf şem şema şemail şemalaştırma şemalaştırmak şematik.−ği şemsiyelik.−ği Şemdinli (ilçe) şempanze şems şemse şemsî şemsiye şemsiyeci şemsiyecilik.

−ği şenlikli şenliksiz Şenpazar (ilçe) şen şakrak.−ği 2043 .−ğı şen şatır şepit şer.−rri şerait şer'an şerare şerbet şerbetçi şerbetçilik.şenlendirilmek şenlendirme şenlendirmek şenleniş şenlenme şenlenmek şenlik.−ği şerbetçi otu şerbetleme şerbetlemek şerbetlenme şerbetlenmek şerbetli şerbetlik.

−ği şerefsizlik etmek şeref sözü şeref tribünü şeref üyesi şerefyap.−ği şeref locası şeref misafiri şeref salonu şerefsiz şerefsizlik.−ci şeref şerefe şerefiye şeref kıt'ası şeref konuğu şereflendirme şereflendirmek şereflenme şereflenmek şerefli Şereflikoçhisar(ilçe) şereflilik.−bı şerefyap olmak şeref yeri şergil 2044 .şerbetsiz şerç.

şerh şerha şerha şerha şerh etmek şer'î şeriat şeriatçı şeriatçılık.−di şerit balığı şeritçi şeritçilik.−ği şeritgiller şeritleme şeritlemek şeritler şeritli şerit makarna şerit metre şeritsiz şer’iye şer’iye 2045 .−ğı şerif şerik şeriklik.−ği şerir şerirlik.−ği şerit.

−dı şev şevahit.−ği şeyhülislâm 2046 .−di şevk şevkefza şevket şevketli şevkli şevksiz şevksizlik.mahkemeleri şeş şeşbeş şeşcihar şeşper şeşüdü şeşüse şeşyek şet.−ği şevval.−tmi şetlant.−ddi şetaret şetaretli şetim.−li şey şeyh şeyhlik.

−ğı şeytanlık etmek şeytanminaresi (böcek kabuğu) şeytan otu şeytan örümceği şeytansaçı (bitki) şeytan şalgamı şeytan taşlama şeytantersi (bitki) 2047 .−ğı şeytan şeytanarabası (uçuşan tohum) şeytan bezi şeytanca şeytan çekici şeytan elması şeytanet şeytanfeneri (bitki) şeytanılâin şeytanî şeytaniğnesi (hayvan) şeytaniğnesigiller şeytan kuşu şeytanlık.şeyhülislâm kapısı şeyhülislâmlık.

−ğı şımarıkça şımarıklık.şeytantırnağı (bitki) şeytan tırnağı şeytan uçurtması şezlong şık (güzel. zarif) şık.−ğı şımarık.−ğı şıldır şıldır şıllık.−kkı (seçenek) şıkırdama şıkırdamak şıkırdatma şıkırdatmak şıkır şıkır şıkırtı şıklaşma şıklaşmak şıklaştırma şıklaştırmak şıklık.−ğı şımarış şımarma şımarmak şımartılma şımartılmak 2048 .

−ği şıpşıp (terlik) şıp şıp şıra şıracı şırak şırakkadak şıralı şıralık.−ğı şıpın işi şıpırdama şıpırdamak şıpır şıpır şıpırtı şıpka şıppadak şıpsevdi şıpsevdilik.−ğı şıralık üzüm 2049 .şımartma şımartmak şıngıl şıngırdama şıngırdamak şıngır şıngır şıngırtı şıp şıpıdık.

şıraölçer şırfıntı şırıldama şırıldamak şırıl şırıl şırıltı şırınga şırınga etmek şırıngalama şırıngalamak şırınga yapmak şırlağan şırlama şırlamak Şırnak (ilçe) şıvgın Şia şiar şiber valf.−fi şiddet şiddetlendirme şiddetlendirmek şiddetlenme şiddetlenmek şiddetli şiddet olayı şif 2050 .

şifa şifahane şifahen şifahî şifalı şifa otu şifasız şifleme şiflemek şifon şifoniyer şifre şifre anahtarı şifreci şifreleme şifrelemek şifreli şifreli çanta şifreli hesap.−ği Şiir şiirce 2051 .−bı şifreli kasa şifreli kilit.−di şifreli telefon şifreli telgraf Şiî Şiîlik.

−ği şikâyet etmek şikâyetname şike şikeli şikemperver şikesiz şikeste şike yapmak şile Şile (ilçe) Şile bezi şilem şilep.−bi şilepçilik.−ği şilin şilt.−di 2052 .şiir defteri şiiriyet şiir kitabı şiirleştirme şiirleştirmek şiirli şiirsel şikâr şikâyet şikâyetçi şikâyetçilik.

−li şimalî şimdi şimdicik şimdiden şimdiki şimdilerde şimdileyin şimdilik şimdi şimdi şimendifer şimiotaksi şimiotropizm şimşek.−ği şinanay şinik.−ği şinikleme şiniklemek Şinto 2053 .−ği şimşeklenme şimşeklenmek şimşekli şimşek taşı şimşir şimşirgiller şimşirlik.şilte şimal.

−ğu Şintoizm şip şipşak şipşakçı şipşakçılık.Şintoculuk.−ği şirretlik etmek Şirvan (ilçe) şiryan şist şistleşme 2054 .−ğı şipşirin Şiran (ilçe) şiraze şirden şirin şirinlik.−ği şirk şirket şirketleşme şirketleşmek şirpençe şirret şirretçe şirretleşme şirretleşmek şirretlik.

−ği şiş şişe şişeci şişek.−bı şişkin şişkinlik.−ği 2055 .şistleşmek şistli şistlilik.−ği şişhane Şişhane şişinme şişinmek şişirilme şişirilmek şişiriş şişirme şişirmece şişirmek şişirtme şişirtmek şiş kebap.−ği şişeleme şişelemek şişelenme şişelenmek şişelik.

şişko şişkoluk.−ğı şişme şişmek şita şitaiye şive şivekâr şiveli şivesiz şivesizlik.−ğu şiş köfte şişleme şişlemek şişlenme şişlenmek Şişli (ilçe) şişlik.−ği şizofren şizofreni 2056 .−ği şişman şişmanca şişmanlama şişmanlamak şişmanlatma şişmanlatmak şişmanlık.

şlempe şnitzel şnorkel şofben şoför şoför ağzı şoför koltuğu şoförlük.−ğü şoför mahalli şoför muavini şoför okulu şoför yardımcısı şok şoke şoke etmek şoke olmak şokola şok tedavisi şolo şom şom ağızlı şopar şoparlık.−ğı Şor Şorca şorlama şorlamak 2057 .

−ği 2058 .−ğu şorolop şort şose şoset şoson şov şoven şovenizm şovenlik.−ği şovmen şovrum şov yapmak şöbiyet şöhret şöhretli şöhret sahibi şöhretsiz şölen şömine şömiz şömizye şövale şövalye şövalyece şövalyelik.şorolo şorololuk.

−ğu Şuhut (ilçe) şule şuna şuna buna şunca şuncacık şunda şunda bunda şundan 2059 .−ı şuara şubara şubat şube şu bu şuf'a şuf'a hakkı şuh şuhluk.şövalye ruhlu şövalye yüzüğü şöyle şöyle bir şöyle böyle şöylece şöylemesine şöylesine şu şua.

şundan bundan şunlar şunu şunu bunu şunun şunun bunun şura (şu yer) şûra (danışma kurulu) şuracık.−bu şusu busu şut şutlama şutlamak şuur şuuraltı şuurlaşma şuurlaşmak şuurlu şuurluluk.−ğı şuracıkta şurada şuralı şuralı buralı şurası Şûrayıdevlet şurup.−ğu 2060 .

−ği şüphe etmek şüphe kurdu şüphelendirme şüphelendirmek şüpheleniş şüphelenme şüphelenmek şüpheli şüphesiz şürekâ şüyu.şuursuz şuursuzluk.−lü şümullendirme şümullendirmek şümullü şüphe şüpheci şüphecilik.−u 2061 .−krü şümul.−ğu şüheda şükran şükretme şükretmek şükreyleme şükreylemek şükür.

−dü taaffün taaffün etmek taahhüt.−dü taannüt.−bü taaccüp etmek taaddüt.−dü taahhüt etmek taahhütlü taahhütlü mektup.−bu taahhütname taallûk taallûkat taallûk etmek taam taam etmek taammüden taammüm taammüm etmek taammüt.(*)T T ta taaccüp.−dü taannüt etmek taarruz taarruz etmek 2062 .

taassup.−bu taaşşuk taayyün taayyün etmek taayyüş taba tabaat tababet tabak.−ğı tabaka tabakalama tabakalamak tabakalanma tabakalanmak tabakalı tabakasız tabakçı tabakhane tabaklama tabaklamak tabaklanma tabaklanmak tabaklık.−ğı taban tab’an taban basma tabanca 2063 .

basıcı) tabiat tabiat bilgisi tabiat bilimleri 2064 .tabanca boyası tabanca cilâsı taban düzeyi taban fiyatı taban halısı tabanı yarık.−b'ı tabi (elbette) tâbi.−ğı tabansız tabansızlık.−ğı taban lâğımı tabanlı tabanlık.−i (bağımlı.−ğı tabetme tabetmek tabı tabı.−ğı tabanvay tabasbus tabasbus etmek tabelâ tabelâcı tabelâcılık.

tabiatıyla tabiatlı tabiatsız tabiatsızlık.−ğü tabiî tabiî afetler tabiî hukuk tabiîleşme tabiîleşmek tabiîlik.−ği tabir tabir etmek tabirname tabiye tabl tabla tablakâr 2065 .−ğı tabiatüstü tabiatüstücülük.−bi tabiplik.−ği tâbiiyet tâbiiyetli tâbiiyetsiz tâbiiyetsizlik.−ği tâbilik.−ği tâbi olmak tabip.

−ğu tabütüvan tabya Tacik Tacikçe Tacikistan tacil tacil etmek tacir taciz taciz ateşi taciz etmek 2066 .tablalı tabldot tablet tabliye tablo tabu tabulaşma tabulaşmak tabur taburcu taburcu edilmek taburcu etmek taburcu olmak tabure tabut tabutluk.

−dı tadat etmek tadım tadımlık.−yti taç giyme töreni taçlanma taçlanmak taçlı taçsız taçsız kral taçsızlar taç yaprağı taç yapraklı tadat.−ğı tadil tadilât tadilât etmek tadilât yapmak tadil etmek tadil teklifi taflan tafra tafracı 2067 .−cı taç atışı taç beyit.tacizlik.−ği tacizlik etmek taç.

−bü tagayyür tagayyür etmek tağşiş tağşiş etmek tağyir tağyir etmek tahaccür tahaccür etmek tahaffuz tahaffuzhane tahakkuk tahakkuk etmek tahakküm tahakküm etmek tahammuz tahammül tahammül etmek tahammülfersa tahammülsüz tahammülsüzlük.−ğü 2068 .tafsil tafsilât tafsilâtlı tafta tafzih tagaddi tagallüp.

−di tahdit etmek tahfif tahfif etmek 2069 .tahammür tahammür etmek taharet taharet bezi taharet borusu taharetlenme taharetlenmek taharri taharri etmek taharri memuru taharrüş taharrüş etmek tahassun tahassür tahassüs tahaşşüt.−dü tahattur tahattur etmek tahavvül tahavvül etmek tahayyül tahayyül etmek tahdidat tahdit.

−ği tahkik tahkikat tahkikat komisyonu tahkik etmek tahkim tahkimat tahkim etmek tahkimli tahkir tahkir etmek tahkiye tahkiye etmek tahlif tahlil tahlil etmek tahlilî tahlis tahlisiye tahliye 2070 .tahıl tahıl yemi tahin tahin helvası tahinî tahinli ekmek tahin rengi tahirbuselik.

tahliye etmek tahmil tahmin tahminen tahmin etmek tahminî tahmis tahmisçi tahnit tahnit sanatı tahra tahribat tahrif tahrifat tahrif etmek tahrik tahrikât tahrikçi tahrikçilik.−bi tahrip etmek tahripkâr tahrir tahrirat 2071 .−ği tahrik etmek tahril tahrilli tahrip.

−ğı tahta göğüs tahta göğüslü 2072 .tahrirat kâtibi tahriren tahrir heyeti tahrirî tahriş tahriş etmek tahsil tahsilât tahsildar tahsildarlık.−ğı tahsil etmek tahsis tahsisat tahsisatımesture tahsis etmek tahsisli tahsisli yol tahşiye taht tahta tahta biti tahtaboş tahtacı Tahtacı tahtacılık.

−ğı takarrüp.−hri tahterevalli tahteşşuur tahtırevan tahvil tahvilât tahvil etmek taife tak taka takacı takacılık.tahta kurdu tahtakuruları tahtakurusu tahtalaşma tahtalaşmak tahtalı tahtalı güvercin tahtalıköy tahta pamuk.−bü 2073 .−ğı takaddüm takallüs takallüs etmek takanak.−ğu tahta perde tahtelbahir.

−ği takatuka takayyüt.−dü takaza takaza etmek takbih takbih etmek takdim takdimci takdimcilik.−ti takatli takatsiz takatsizlik.takarrür takas takas etmek takaslama takaslamak takat.−ği takdim edilmek takdim etmek takdim olunmak takdim tehir takdim tehir yapmak takdir takdir etmek takdir hakkı takdiriilâhî 2074 .

−ğı takılı takılış takılma takılmak takım takımada takımca tekelleşme takım erki takım oyunu takım takım takım taklavat takım tekeli takımyıldız takınak.takdirkâr takdirname takdir olunmak takdir yetkisi takdis takdis etmek takeometre takı takılgan takılganlık.−ğı takınaklı takınaklı davranış takınaksız 2075 .

takınç.−ği 2076 .−bi takipçi takipçilik.−cı takınçlı takınma takınmak takıntı takıntılı takıntısız takırdama takırdamak takırdatma takırdatmak takır takır takırtı takır tukur takışma takışmak takıştırma takıştırmak takıyye takibat takiben takigraf takim takimetre takip.

−ği taklit etmek taklit mobilya takma takma ad takma ayak.−ği takipsizlik kararı takkadak takke takkeli takkesiz takla takla böceği takla böcekleri taklacı taklak.−ğı takma bacak.−bi taklip etmek taklit.−di taklitçi taklitçilik.−ğı taklidî taklidî kelime taklip.takip etmek takipsiz takipsizlik.−ğı takma diş 2077 .

takma isim.−ğı takometre takoz takozlama takozlamak takriben takribî takrip takrir takrir etmek takriz taksa taksalı taksa pulu taksi taksici taksicilik.−ği takma kol takma saç takmazlık.−ği taksim taksimat taksim etmek taksimetre taksir 2078 .−smi takmak takma kirpik.

−ği taktikçi taktir taktir etmek takt sahibi tak tuk takunya takunyacı takunyacılık.−ğı takunyalı takunyasız takva takvim 2079 .−i takti etmek taktik.taksirat taksirli taksirli suç taksit taksitlendirme taksitlendirmek taksit taksit taksonomi takt tak tak taktırma taktırmak takti.

takviye takviye etmek takyap takyapçı takyapçılık.−ğı talan etmek talanlama talanlamak Talas (ilçe) talaş talaş böreği talaş kebabı talaşlama talaşlamak talaşlanma talaşlanmak talaz 2080 .−ğı takyap ustası takyit.−di takyit etmek tal talâk talâkat talâkıselâse talan talancı talancılık.

−kı talika talik etmek talil talim talimar talimat talimatname talim etmek talimgâh talimhane talimli talimname 2081 .−bi talep etmek talepname tali talih talih kuşu talihli talihsiz talihsizlik.−ği talik.talazlanma talazlanmak talazlık.−ği talep.−ğı talebe talebelik.

−bi talipli talip olmak talk talkım talkın talk pudrası talk şist tallahi tallı bitkiler taltif taltif etmek talveg talyum tam tam açı tamah tamah etmek tamahkâr tamahkârlık.talip.−ğı tam algı tamam tamamen tamamı tamamına tamamıyla tamamiyet tamamlama 2082 .

−ğı tam bakım tam bakım merkezi tam bilet tam bölen tambur tambura tamburacı tamburî tam gaz tam gün tamı tamına tamik tamim tamim etmek tamir tamirat 2083 .tamamlamak tamamlanış tamamlanma tamamlanmak tamamlatma tamamlatmak tamamlayıcı tamamlayış tamam olmak tamanit tam asalak.

−ğı tam mesai tam otomatik.tamirci tamircilik.−ği tam pansiyon tampon tampon bölge tampon devlet tamponlama tamponlamak tam sayı tam siper tamtakır tamtakır olmak tamtam tam tamına tam tarife tamu 2084 .−ği tamir etmek tamirhane tamir takımı tam kafiye tamlama tamlanan tamlayan tamlayan durumu tamlık.

−ği tanecikli taneciksiz tanecil taneleme tanelemek tanelenme tanelenmek taneli tanen tane tane tangırdama 2085 .tam yol tamzara tan tanassur tandans tandem tandır tandır alevi tandır ateşi tandır böreği tandır çöreği tandır ekmeği tandır kebabı tandırname tane tanecik.

−ğı tanıklık etmek tanık olmak tanık tepe tanılama tanılamak tanım tanıma tanımak tanımazlık.−ğı tanımlama tanımlamak tanımlanma tanımlanmak 2086 .−ğı tanık.−ğı tanıklama tanıklamak tanıklık.tangırdamak tangırdatma tangırdatmak tangır tangır tangırtı tangırtılı tangır tungur tango tanı tanıdık.

−ğı tanış tanışık.−ğı tanıtış tanıtlama tanıtlamak tanıtlanış 2087 .−ğı tanışış tanışma tanışmak tanıştırma tanıştırmak tanıt tanıtıcı tanıtılış tanıtılma tanıtılmak tanıtım tanıtımcı tanıtımlık.−ğı tanışıklık.−ğı tanınış tanınma tanınmak tanınmış tanısızlık.tanımlayış tanımlık.

−ğı tanıtma yazısı tanıtsız tanıyış tanin taninli tanjant tank tankçı tanker tankerci tankercilik.−ği tanksavar tanlama tanlamak tannan tannanlık.−ğı tanıtma filmi tanıtmak tanıtma kartı tanıtmalık.tanıtlanma tanıtlanmak tanıtlayış tanıtlı tanıtma tanıtmacı tanıtmacılık.−ğı 2088 .

tanrı (ilâh) Tanrı tanrı bilimci tanrı bilimi tanrıcılık.−ğı tanrısız tanrısızlık.−ğı tansiyometre tansiyon tansiyon düşürücü tantal.−ğı tanrıça Tanrı kayrası tanrılaşma tanrılaşmak tanrılaştırma tanrılaştırmak tanrılık.−li tantana tantanacı 2089 .−ğı Tanrı vergisi tansık.−ğı Tanrı misafiri tanrısal tanrısallık.−ğı tanrıtanımaz tanrıtanımazlık.

−ğu Taoizm tapa tapalama tapalamak tapalanma tapalanmak tapalı tapan 2090 .tantanalı tantanasız tan tun tantuni tan yeli tan yeri Tanzanya Tanzanyalı tanzifat tanzifat amelesi tanzifat arabası tanzifat vergisi tanzim Tanzimat Tanzimatçı tanzim etmek tanzim satışı tanzir Taoculuk.

tapanlama tapanlamak tapasız tapı tapıklama tapıklamak tapınak.−ğı tapıncakçılık.−ğı tapınış tapınma tapınmak tapırdama tapırdamak tapırtı tapış tapışlama tapışlamak tapışlanma tapışlanmak tapi tapir tapirgiller tapma tapmak tapon taponcu 2091 .−ğı tapıncak.

−ğı taraf olmak tarafsız tarafsız bölge tarafsızlaştırılmış 2092 .−ği taraflı taraflılık.taptaze taptırma taptırmak tapu tapucu tapu kütüğü tapulama tapulamak tapulu tapu memuru tapu sicili tapu sicil muhafızı tapusuz tapyoka tar (çalgı) taraba taraça taraf tarafeyn tarafgir tarafgirlik.

tarafsızlaştırma tarafsızlaştırmak tarafsızlık,−ğı tarafsız olmak taraftar taraftarlık,−ğı taraftarlık etmek tarak,−ğı tarakçı tarakçılık,−ğı tarak dubası tarak işi taraklama taraklamak taraklı taraklılar Taraklı (ilçe) tarak otu tarak otugiller taraksı taraksı kas taraksız taralı tarama taramak taranga taranış

2093

taranma taranmak tarantı tarassut,−du tarassut etmek taraş taraşlama taraşlamak taratış taratma taratmak tarator taravet taravetli tarayıcı tarayış taraz tarazlama tarazlamak tarazlanma tarazlanmak taraz taraz tarçın tarçınî tardiye taret tarh

2094

tarhana tarhana çorbası tarhanalık,−ğı tarh etmek tarhun tarık tarım tarımcı tarımcılık,−ğı tarım coğrafyası tarımsal tarif tarife tarifeli tarifesiz tarif etmek tariflendirme tariflendirmek tarifli tarifname tarifsiz tarih tarihçe tarihçi tarihçilik,−ği tarihî tarihî coğrafya

2095

tarihî eser tarihî film tarihî maddeci tarihî maddecilik,−ği tarihî roman tarihî tiyatro tarihlendirme tarihlendirmek tarihli tarih öncesi tarihsel tarihsel özdekçi tarihsel özdekçilik,−ği tarihsel roman tarihsiz tarih yanılgısı tarih yazarı tarik tarikat tarikatçı tarikatçılık,−ğı tariz tariz etmek tarla tarla faresi tarlakoz tarla kuşu

2096

tarla kuşugiller tarla sıçanı tarlatan tarla tump,−bu tarpan tarsin tarsin etmek Tarsus (ilçe) tart,−dı (kovma) tart (meyveli pasta) tartaklama tartaklamak tartaklanış tartaklanma tartaklanmak tartaklayış tartak martak tartarak yenme tartarat tartarik,−ği tartarik asit,−di tart etmek tartı tartıcı tartıl tartılı tartılış

2097

tartılma tartılmak tartım tartımlı tartısız tartış tartışılma tartışılmak tartışma tartışmacı tartışmak tartışmalı tartışmasız tartma tartmak tart suçu tarttırma tarttırmak tartura tarumar tarumar etmek tarumar olmak tarz tarziye tas tasa tasa etmek

2098

tasalanma tasalanmak tasalı tasallut tasallut etmek tasallüp,−bü tasannu,−u tasar tasar çizim tasar çizimci tasarı tasarı geometri tasarım tasarımcı tasarımlama tasarımlamak tasarımlı tasarlama tasarlamak tasarlanış tasarlanma tasarlanmak tasarlayış tasarruf tasarruf bonosu tasarruf etmek tasarruflu

2099

tasasız tasasızlık,−ğı tasasız olmak tasavvuf tasavvufî tasavvur tasavvur etmek tasdi,−i tasdik tasdik edilmek tasdik etmek tasdikli tasdikname tasdiksiz tasfiye tasfiyeci tasfiye etmek tasfiyehane tasgir tashih tashihikarar tashih etmek tasım tasımlama tasımlamak tasımsal tas kebabı

2100

taslak,−ğı taslama taslamak tasma tasmim tasmim etmek tasni,−i tasnif tasnif etmek tasnifleme tasniflemek tasrif tasrif etmek tasrih tasrih etmek tastamam tas tas tastir tastir etmek tasvip,−bi tasvip etmek tasvir tasvir etmek tasvirî tasvirî dil bilgisi taş taşak,−ğı

2101

taşaklı taş ekmek,−ği taş arabası taş bademi taş balığı taş baskı taş basmacı taş basması taş bebek,−ği taş bilimi taş bina taş böceği taşçı taşçıl taşçılık,−ğı taşçı tarağı taşçı ustası taş devri taş dolgu taş döşeme taşemen taşemengiller taşeron taşeronluk,−ğu taşıl taşıl bilimi taşıllaşma

2102

taşıllaşmak taşıllı taşım taşıma taşımacı taşımacılık,−ğı taşımak taşımalık,−ğı taşımlık,−ğı taşımsı taşınabilir taşınır taşınır değer taşınış taşınma taşınmak taşınmaz taşınmaz mal taşıntı taşırma taşırmak taşıt taşıtçı taşıtma taşıtmak taşıttırma taşıttırmak

2103

taşıyıcı taşıyış taşikardi taş iliği taş kalpli taş kalplilik,−ği Taşkent (şehir; ilçe) taşkın taşkınca taşkınlık,−ğı taşkıran çiçeği taşkırangiller taşkıran otu taş kömürü Taşköprü (ilçe) taş küre taşlama taşlamacı taşlamacılık,−ğı taşlamak taşlanma taşlanmak taşlanmış ipek,−ği taşlanmış kot taşlaşma taşlaşmak taşlatma

2104

taşlatmak taş levreği taşlı Taşlıçay (ilçe) taşlık,−ğı taşma taşmak taş mantarı taş nanesi taş ocağı Taşova (ilçe) taş pamuğu taş pudra taşra taşra ağzı taşralı taş sarımsağı taşsız taş tahta taş toprak,−ğı taş yağı taş yuvarı taş yürekli taş yüreklilik,−ği tat Tat tat alma duyusu

2105

tat alma organı tatar (posta sürücüsü) Tatar tatar ağası tatar arabası Tatar böreği Tatarca tatarcık,−ğı tatarcık humması Tatar çorbası tatarımsı (yarı pişmiş) Tatarımsı Tataristan tatarlaşmak tatarsı (yarı pişmiş) Tatarsı tatbik tatbikat tatbikatçı tatbik etmek tatbikî tatbik imzası tatbik mührü tatbilir tat duyusu

2106

tatil tatil etmek tatil köyü tatil olmak tatil yapmak tatlandırıcı tatlandırıcılı tatlandırma tatlandırmak tatlanma tatlanmak tatlı tatlı belâ tatlıca tatlıcı tatlıcılık,−ğı tatlı dil tatlı dilli tatlılaşma tatlılaşmak tatlılaştırma tatlılaştırmak tatlılı tatlılık,−ğı tatlılıkla tatlı limon tatlımsı

2107

tatlı sert tatlısı tuzlusu tatlı söz tatlı sözlü tatlı su tatlı su Frengi tatlı su gelinciği (balık) tatlı su ıstakozu tatlı su kayası (balık) tatlı su kefali tatlı su levreği tatlı sülümen tatlı tatlı tatma tatmak tatmin tatmin etmek tatminkâr tatmin olmak tatminsiz tatminsizlik,−ği tatsız tatsızlaşma tatsızlaşmak tatsızlık,−ğı tatsız tuzsuz

2108

tattırma tattırmak tatula Tatvan (ilçe) taun tav tava tava böreği tava ekmeği tavaf tavaf etmek tavalık,−ğı tavan tavan aralığı tavan arası tavan fiyatı tavan penceresi tavan süpürgesi Tavas (ilçe) tavassut tavassut etmek tavattun tavattun etmek tavazzuh tavazzuh etmek tavcı tavcılık,−ğı

2109

taverna tavernacı tavhane tavır,−vrı tavik,−kı taviz tavizci tavizcilik,−ği tavla tavlacı tavlama tavlamak tavlandırma tavlandırmak tavlanma tavlanmak tavlı tavsama tavsamak tavsatma tavsatmak tavsız tavsif tavsif etmek tavsiye tavsiye etmek tavsiyeli

2110

tavsiye mektubu tavsiyename tavsiyesiz tavşan tavşanağzı (renk) tavşan anahtarı tavşanayağı (bitki) tavşanbıyığı (bitki) tavşancı tavşancıl tavşancılık,−ğı tavşancıl otu tavşan dudağı tavşan eti tavşangiller tavşankanı (renk) tavşankulağı (bitki) Tavşanlı (ilçe) tavşanlık,−ğı tavşanmemesi (bitki) tavşan uykusu tavşan yürekli tavuk,−ğu tavukayağı (maymuncuk) tavuk balığı tavuk biti

2111

tavuk budu tavukçu tavukçuluk,−ğu tavuk döner tavuk eti tavukgiller tavukgöğsü (tatlı) tavukgötü (siğil) tavukkarası (hastalık) tavuk köftesi tavuk kümesi tavuklar tavuklu tavukpençesi (bitki) tavuk sarması tavuksular tavuk suyu tavuk yahni tavukyelpazesi (yemek) tavulga tavus tavus kuşu tavuskuyruğu (kusmuk) tavus tüyü

2112

tavus yeşili tavzif tavzif etmek tavzih tavzih etmek tay taya tayalık,−ğı taydaş tayf tayfa tayfölçer tayf ölçümü tayfun tayga taygeldi tayın tayın bedeli tayin tayin edilmek tayin etmek tayinli tayinsiz tayip,−bi taylak,−ğı taylama taylamak

2113

Taylorculuk,−ğu tayming tayt tay tay taytay arabası Tayvan Tayvanlı tayyar tayyare tayyareci tayyarecilik,−ği tayyetme tayyetmek tayyör tazallüm tazallüm etmek tazammun tazammun etmek tazarru,−u taze tazece taze fasulye tazeleme tazelemek tazelenme tazelenmek tazeleşme

2114

tazeleşmek tazelik,−ği taze para tazı tazıcı tazılaşma tazılaşmak tazim tazimat tazim etmek tazip,−bi taziye taziyet taziyetname taziz tazmin tazminat tazmin etmek tazyik tazyik etmek T cetveli teadül teakup,−bu teakup etmek teali teamül teamül hukuku

2115

tearuz teati teati etmek teatral,−li teavün tebaa tebahhur tebahhur etmek tebaiyet tebarüz tebarüz etmek tebcil tebcil etmek tebdil tebdil etmek tebdilihava tebeddül tebeddülât tebelleş tebelleş etmek tebelleş olmak tebellüğ tebellüğ etmek tebellür tebellür etmek teber teberli

2116

teberru,−u teberru etmek teberrük teberrüken teberrüz tebersiz tebessüm tebessüm etmek tebessümlü tebessümsüz tebeşir tebeşirleşme tebeşirli tebeşirsiz tebeyyün tebeyyün etmek tebligat tebliğ tebliğ etmek tebrik tebrik etmek tebriye tebriye etmek tebşir tebşir etmek tebyiz tebyiz etmek

2117

tecahül tecahül etmek tecahülüarif tecahülüarifane tecanüs tecavüz tecavüz etmek tecavüzkâr tecdit,−di teceddüt,−dü tecelli tecelli etmek tecemmu,−u tecennün tecennün etmek tecerrüt,−dü tecerrüt etmek tecessüm tecessüm etmek tecessüs tecezzi tecezzi etmek tecil tecil etmek tecim tecimen tecim evi

2118

tecrit,−di tecrit etmek tecrübe tecrübe etmek tecrübeli tecrübelilik,−ği tecrübesiz tecrübesizlik,−ği tecrübî tecvit,−di tecvitli tecviz tecviz etmek tecziye tecziye etmek teçhil teçhil etmek teçhiz teçhizat teçhiz etmek tedafüî tedahül tedai tedai etmek tedarik tedarikçi tedarikçilik,−ği

2119

tedarik etmek tedarikleme tedariklemek tedarikli tedariksiz tedavi tedavi etmek tedavi olmak tedavi uzmanı tedavül tedbir tedbirli tedbirsiz tedbirsizce tedbirsizlik,−ği tedenni tedenni etmek tedfin tedhiş tedhişçi tedhişçilik,−ği tedhişli tedhişsiz tedip,−bi tedip etmek tedirgin tedirgin etmek

2120

tedirginleşme tedirginleşmek tedirginlik,−ği tedirgin olmak tediye tediye emri tediye etmek tedricen tedricî tedriç,−ci tedris tedrisat tedvin tedvin etmek tedvir tedviren tedvir etmek teeddüp,−bü teeddüp etmek teehhül teehhül etmek teehhür teemmül teenni teessüf teessüf etmek teessür

2121

teessürat teessür etmek teessüs teessüs etmek teeyyüt,−dü teeyyüt etmek tef tefahhus tefahür tefarik,−ği tefavüt tefcir tefe tefeci tefecilik,−ği tefehhüm tefekkür tefeli Tefenni (ilçe) teferruat teferruatlı teferrüç,−cü teferrüt,−dü tefessüh tefessüh etmek tefeül tefevvuk

2122

tefevvuk etmek tefeyyüz tefeyyüz etmek tefhim teflon tefrik,−kı tefrika tefrika etmek tefrika roman tefrik etmek tefriş tefrişat tefriş etmek tefrit tefsir tefsir etmek teftih teftiş teftiş etmek teftiş heyeti teftiş kurulu teftiş raporu tefviz tegafül tegafül etmek teganni teganni etmek

2123

teğelti teğet teğmen teğmenlik,−ği tehacüm tehalüf tehalüf etmek tehalük tehalük etmek tehcir tehcir etmek tehdit,−di tehdit etmek tehditkâr tehditsiz tehevvür tehevvür etmek teheyyüç,−cü tehi tehir tehir etmek tehiriicra tehirli tehirsiz tehlike tehlikeli tehlikeli olmak

2124

tehlikesiz tehyiç,−ci tehyiç etmek tehzil tein teizm tek tekabül tekabül etmek tek adam tek adam gösterisi tekâlif tekâmül tekâmül etmek tek anlamlı tek anlamlılık,−ğı tekâpu tekâsüf tekâsüf etmek tekâsül tekaüdiye tekaüt,−dü tekaüt ikramiyesi tekaütlük,−ğü tekaüt maaşı tekaüt olmak tek başına

2125

tekbenci tekbencilik,−ği tek biçim tekbir tek çekirdekli tek çekirdekliler tek çenekli tek çenekliler tek çeneklilik,−ği tekçi tekçilik,−ği tek delikliler tekdir tekdir etmek tekdüze tekdüzeleşme tekdüzeleşmek tekdüzelik,−ği teke tekebbür teke dikeni tekeffül tekeffül etmek tekel tekel bayii tekelci tekelci anamalcılık,

2126

−ğı tekelcilik,−ği tekelleşme tekelleşmek tekelleştirme tekelleştirmek tekellüf tekellüm tekellüm etmek tekel maddesi tekemmül tekemmül etmek teker tekercik,−ği tekerçalar tekerçalarcı tek erkçi tek erkçilik,−ği tek erklik,−ği tekerlek,−ği tekerlekçi tekerlekçilik,−ği tekerlekli tekerlekli koltuk,−ğu tekerlekli sandalye tekerlek pabucu tekerleme

2127

tekerlemek tekerlenme tekerlenmek tekerli tekerrür tekerrür etmek teker teker tekesakalı (bitki) tekesemek tekessür tekessür etmek tek eşli tek eşlilik,−ği teke tek tek evli tek evlilik,−ği tekevvün tek fazlı tekfin tekfin etmek tekfir tekfur tekfurluk,−ğu tek heceli dil tek hücreli tekiden tekil

2128

tekillik,−ği tekin tekinsiz tekir Tekirdağ tekit,−di tekit etmek tekke Tekkeköy (ilçe) tek kişilik,−ği tekleme teklemek tekleşme tekleşmek tekli teklif teklif etmek teklifli teklifname teklifsiz teklifsizce teklifsiz konuşma teklifsizlik,−ği teklif tekellüf teklik,−ği teklik eki tek liste

2129

Tekman (ilçe) tekme tekmeleme tekmelemek tekmelenme tekmelenmek tekmil tekmil haberi tekmilleme tekmillemek tekne tekneci teknecilik,−ği tekne kazıntısı teknetyum teknik,−ği teknikçi teknik eğitim tekniker teknik lise teknik okul teknik öğretim teknik şartname teknik üniversite teknisyen teknokrasi teknokrat

2130

teknokratçılık,−ğı teknoloji teknolojik,−ği tek örnek,−ği tek parmaklılar tek partili tekrar tekraren tekrar etmek tekrarlama tekrarlamak tekrarlanma tekrarlanmak tekrarlatma tekrarlatmak tekrarlı tekrar tekrar tek renkli tekrir tek sayı tek seçici tek sesli tek seslilik,−ği teksif teksif etmek teksir teksir etmek

2131

teksir kâğıdı teksir makinesi tekst tekstil tekstilci tek tanrıcı tek tanrıcılık,−ğı tek tanrılı tek taraflı tektaş (yüzük) tek tek tek tırnak işareti tektonik,−ği tek tük tekvando tekvin tekvin etmek tek yanlı tek yönlü yol tek yumurta ikizi tekzip,−bi tekzip etmek tel telâ telâffuz telâffuz cihazı telâffuz etmek

2132

telâffuz organı telâfi telâfi etmek telâki telâkki telâkki edilmek telâkki etmek telâkki olunmak telâlama telâlamak telâş telâşe telâşe müdürü telâşe nazırı telâş etmek telâşlandırma telâşlandırmak telâşlanış telâşlanma telâşlanmak telâşlı telâşlılık,−ğı telâşlı telâşlı telâşsız telâşsızlık,−ğı telâtin telâtum etmek

2133

tel cambazı telcik,−ği tel çivi tel dikiş tel dokuma tel dolap,−bı telef telefat teleferik,−ği telef etmek telef olmak telefon telefoncu telefonculuk,−ğu telefon diplomasisi telefon direği telefon etmek telefon hattı telefon kabini telefon kartı telefon kulübesi telefonlaşma telefonlaşmak telefonometre telefon rehberi telefon santrali telefotografi

2134

telek,−ği telekart teleke telekız telekinezi telekomünikasyon telekonferans teleks teleksçi teleksçilik,−ği telem teleme teleme peyniri telemetre telemetri teleobjektif teleoloji telepati telepatik,−ği teleradar teles telesekreter telesime telesimek telesine telesinema telesiyej

2135

teleski teleskop,−bu teleskopik,−ği Teleüt Teleütçe televizyon televizyon alıcısı televizyon bandrolü televizyoncu televizyonculuk,−ğu televizyon filmi televizyon oyunu televizyon programı televizyon verici istasyonu televizyon yayını tel fırça telfin telgraf telgrafçı telgrafçılık,−ğı telgraf çiçeği telgraf direği telgrafhane telgraf teli telgraf üslûbu tel halat

2136

telhis telhisçi telhis etmek telif telif etmek telif hakkı tel'in tel'in etmek tel'in mitingi telis tel kadayıf tel kafes telkârî telkih telkin telkin etmek tel kurdu tel küf tel küflüce tellâk,−ğı tellâklık,−ğı tellâl tellâliye tellâllık,−ğı telleme tellemek tellendirme

2137

tellendirmek tellenme tellenmek telli telli balıkçıl tellice telli çalgılar telli duvaklı telli pullu telli turna tellür telmih telmihen telmih etmek tel örgü telsi telsiz telsiz bağlantısı telsizci telsizcilik,−ği telsiz telefon telsiz telgraf tel şehriye tel tel teltik,−ği teltikli teltiksiz

2138

telve telvis etmek telyazı (telgraf) tel zımba tem tema temadi temadi etmek temaruz temaruz etmek temas temas etmek temaşa temaşa etmek temaşa sanatı tematik,−ği temayül temayüz temayüz etmek tembel tembelce tembelhane tembelleşme tembelleşmek tembelleştirme tembelleştirmek tembellik,−ği

2139

tembellik etmek tembel tembel tembih tembihat tembih etmek tembihleme tembihlemek tembihlenme tembihlenmek tembihli tembul temcit,−di temdit,−di temdit etmek temeddüh temeddüh etmek temeddün temek,−ği temel temel atma temel bilimler temel cümle temel çivisi temel direği temel duruş temel duvarı temel eğitim

2140

temel haklar temel harf,−fi temel kazısı temellendirme temellendirmek temellenme temellenmek temelleşme temelleşmek temelleştirme temelleştirmek temelli temelli senatör temellük temel öğretim temel önerme temel sayı temelsiz temel taşı temel tümce temenna temennah temenni temenni etmek temerküz temerküz etmek temerküz kampı

2141

temerrüt.−dü temerrüt etmek temessül temettü.−cü temeyyüz temeyyüz etmek temhir temin teminat teminat akçesi teminatlı teminat mektubu teminat senedi teminatsız temin etmek temiz temiz kâğıdı temiz kan temizleme temizlemek temizleniş temizlenme temizlenmek temizletme temizletmek 2142 .−ü temettü hissesi temevvüç.

temizleyici temizleyiş temizlik.−ği temizlik görevlisi temizlik işçisi temizlik işleri temizlik malzemesi temizlik yapmak temiz pak temiz para temiz raporu temiz temiz temiz yürekli temiz yüreklilik.−ği temizlikçi temizlikçi kadın temizlikçilik.−ği temlik temlik etmek temlikname temmuz 2143 .−ği temkin temkinli temkinlice temkinli temkinli temkinsiz temkinsizlik.

−ği temsil etmek temsilî temsilî istiare temsilî resim.−bü tenasüpsüz tenazur tencere 2144 .tempo tempolu temposuz temren temrin temriye temsil temsilci temsilcilik.−smi temtek temyiz temyiz etmek temyiz mahkemesi ten tenafür tenakus tenakuz tenasüh tenasül tenasüp.

tender tendürüst teneffüs teneffüs etmek teneffüshane teneke tenekeci tenekecilik.−ği teneşir tahtası tenevvü.−ği tenekeleme tenekelemek teneke mahallesi teneşir teneşir horozu teneşir kargası teneşirlik.−ü tenevvür tenevvür etmek tenezzüh tenezzül tenezzül etmek ten fanilâsı tenha tenhaca tenhalaşma tenhalaşmak 2145 .

−bi tensip etmek tente 2146 .−di tenkitçi tenkitçilik.−ği tenkit etmek tenkitli tenkiye tennure tenor tenor saksafon ten rengi tensik tensikat tensik etmek tensil tensip.−ğı tenis tenisçi tenis kortu tenkıye tenkidî tenkil tenkis tenkisat tenkis etmek tenkit.tenhalık.

tenteli tentene tenteneli tentenesiz tentesiz tentür tentürdiyot.−du tenvir tenvirat tenvirat tanzifat vergisi tenvir etmek tenya tenzih tenzih etmek tenzil tenzilât tenzilâtlı tenzilâtsız tenzilât yapmak tenzil etmek teogoni teokrasi teokratik.−ği teolog.−ğu teoloji teorem teori 2147 .

−cı tepeli deve kuşu tepeli deve kuşugiller 2148 .−ği tepeden inme tepeden inmeci tepeden inmecilik.−ği tepeden tırnağa tepegöz tepegözler tepe lâmbası tepeleme tepelemek tepelenme tepelenmek tepeletme tepeletmek tepeli tepeli akbaba tepeli bülbül tepeli dalgıç.−ği teorisyen tepe tepe açısı tepe aşağı tepebaşı (giysi) tepe camı tepecik.teorik.

tepeli horoz tepelik.−ği tepeli köstebek.−ği tepikleme tepiklemek tepilme tepilmek tepindirme tepindirmek tepiniş tepinme tepinmek tepir 2149 .−ğu tepeli tavukgiller tepeli toygar tepesiz tepetakla tepetaklak tepe tomurcuğu tepe üstü tephir tephirhane tepi tepik.−ği tepeli patka tepeli tarla kuşu tepeli tavuk.

tepirleme tepirlemek tepiş tepişme tepişmek tepke tepki tepkili tepkili uçak.−ği tepkisel tepkisel davranış tepkisiz tepkisizlik.−ği tepme tepmek tepme keçe tepserme tepsermek tepsi ter terakki terakki etmek terakkiperver 2150 .−ğı tepkime tepkimek tepkin tepkinlik.

teraküm teraküm etmek terane terapi terapist teras terasa teraslama teraslamak teraslanma teraslanmak teravi teravih teravi namazı terazi Terazi (burç) terazileme terazilemek ter bezi terbi.−i terbiye terbiyeci terbiye etmek terbiyeleme terbiyelemek terbiyeli terbiyeli çorba 2151 .

−di tercüman tercümanlık.−ği terbiyeli terbiyeli terbiyesiz terbiyesizce terbiyesizleşme terbiyesizleşmek terbiyesizlik.−ğı tercüman olmak tercüme tercüme etmek tercümeihâl.terbiyeli köfte terbiyelilik.−ği terbiyesizlik etmek terbiyevî terbiyum Tercan (ilçe) tercih tercihan tercihane tercih etmek terciibent.−li tercüme yapmak tere terebentin tereci 2152 .

−bü terekküp etmek terekküp tarzı terelelli terementi terennüm terennüm etmek teres teressüp.−bü terettüp etmek tereyağı terfi.−ği tereke terekküp.tereddi tereddi etmek tereddüt.−dü tereddüt etmek tereddütlü tereddütsüz terek.−i terfian terfi etmek terfih terfih etmek terfik 2153 .−bü teressüp etmek terettüp.

terfik etmek tergal.−li terhin terhin etmek terhis terhis edilmek terhis etmek terhis olmak terhis olunmak terilen terim terk terk edilmek terk etmek terki terkibî terkibibent.−di terkin terkin etmek terkip.−bi terkip etmek terkiphane terleme terlemek terletici terletme terletmek 2154 .

−ği termikleştirme termikleştirmek termik santral.−ği termoelektrik.−ği termoelektrik çifti termoelektrik maşa termoelektrik pil termofor termokimya termometre 2155 .terleyiş terli terlik.−li terminal.−ği terlikçi terlikçilik.−li Termal (ilçe) terme Terme (ilçe) termik.−ği terliksi termal.−li terminoloji termit termitler termiye termodinamik.

termonükleer termoplâst termos termosfer termosifon termostat termoterapi terorist terorizm terör terörcü terörcülük.−ğü ters ters açı tersane tersane kethüdası tersaneli tersane sergisi tersbeşik.−ği tersinme tersinmek 2156 .−ği (spor) ters evirme tersi tersim tersine tersinir tersinirlik.

tersin tersin tersiyer tersleme terslemek terslenme terslenmek tersleşme tersleşmek terslik.−ği 2157 .−bi tertipçi tertip etmek tertipleme tertiplemek tertiplenme tertiplenmek tertipleyici tertipli tertiplilik.−ği ters pers ters repo ters ters ters türs ters yüz tertemiz ter ter tertibat tertip.

−bü tesanüt.−ci terviç etmek terzi terzi çırağı terzihane terzi kalfası terzil terzil etmek terzilik.−ği tesadüf tesadüfen tesadüf etmek tesadüfî tesahup.−dü tescil tescil etmek tescilli tescilsiz teselli teselli etmek teselli mükâfatı 2158 .−bu tesahup etmek tesalüp.−ği terütaze terviç.tertipsiz tertipsizlik.

−bü teshil teshil etmek teshin teshin etmek teshir teshir etmek tesir tesir etmek tesirli tesirsiz tesis tesisat tesisatçı tesisatçılık.−di 2159 .tesellisiz tesellüm teselsül teselsül etmek tesettür tesettür etmek tesettürlü tesettür mağazası tesettür modası teseyyüp.−ğı tesis etmek tesisler bütünü tes'it.

tes'it etmek teskere (sedye) teskin teskin etmek teslim teslimat teslim bayrağı teslimatçı teslim etmek teslimiyet teslimiyetçi teslim olmak teslim taşı teslim tesellüm teslis tesmiye tesmiye etmek tespih tespih ağacı tespih ağacıgiller tespih böceği tespih böcekleri tespih çalısı tespihçi tespihçilik.−ği tespihli tespihli silme 2160 .

−di tesviye tesviye aleti tesviyeci tesviyecilik.−i tesri etmek test testere testere balığı testere balığıgiller testere çaprazı testereleme testerelemek testereli testi testici testicilik.−ği testi kabağı testi kebabı testilik.tespit tespit etmek tesri.−ği testis testosteron tesvit.−ği tesviye etmek tesviye ruhu 2161 .

−dü teşehhüt miktarı teşekkül teşekkül etmek teşekkür teşekkür etmek teşerrüf teşerrüf etmek teşevvüş teşhir teşhirci teşhircilik.−ği teşhir etmek teşhis teşhis etmek teşhis ve intak teşkil teşkilât teşkilâtçı 2162 .−i teşci etmek teşdit.−di teşebbüs teşebbüs etmek teşehhüt.teşbih teşbih etmek teşbih yapmak teşci.

−i teşrif teşrifat teşrifatçı teşrifatçılık.−ğı Teşkilâtıesasiye Kanunu teşkilâtlandırılma teşkilâtlandırılmak teşkilâtlandırma teşkilâtlandırmak teşkilâtlanma teşkilâtlanmak teşkilâtlı teşkilâtsız teşkilâtsızlık.−ğı teşrif etmek teşrih teşrih etmek teşrihhane teşriî 2163 .−ğı teşkil etmek teşmil teşmil etmek teşne teşne olmak teşri.teşkilâtçılık.

−u tetebbu etmek tetik.−ği 2164 .teşriî kuvvet teşriî masuniyet teşrik teşrikimesai teşri kuvveti teşrin teşrinievvel teşrinisani teşt teşvik teşvikçi teşvik etmek teşvikkâr teşviş teşyi.−i teşyi etmek tetabuk tetabuk etmek tetanos tetebbu.−ği tetikçi tetikçilik.−ği tetikleşme tetikleşmek tetiklik.

−i tevafuk tevahhuş tevahhuş etmek tevakki tevakki etmek tevakkuf tevakkuf etmek tevakkuf mahalli tevali tevali etmek tevarüs tevarüs etmek tevatür tevazu.−i tevdi etmek tevdiat 2165 .−u tevazulu tevazün tevbih tevcih tevcih etmek tevdi.tetir tetkik tetkikat tetkik etmek tevabi.

−dü tevellütlü teverrüm teverrüm etmek tevessü.teveccüh teveccüh etmek tevehhüm tevek.−ü tevessü etmek tevessül tevessül etmek tevettür tevfikan tevhit.−i tevkici 2166 .−ği tevekkel tevekkeli tevekkül tevekkül etmek tevekleme teveklemek tevellüt.−di tevhit ehli tevhit etmek tevil tevil etmek tevki.

−di tevlit etmek tevliyet Tevrat tevriye tevsi.−i tevsi etmek tevsik tevsik etmek tevşih tevzi.−i tevziat tevzi bürosu tevzi etmek teyakkuz teyel teyel ipliği teyelleme teyellemek teyellenme teyellenmek teyelli 2167 .tevkif tevkif etmek tevkifhane tevkil tevkil etmek tevlit.

−cü tezevvüç etmek 2168 .−dı tezatlı tezayüt.−ği tezekkür tezekkür etmek tezelden tezellül tezelzül tezene tezevvüç.−di teyit etmek teyp.teyel yapmak teyemmüm teyit.−dü tezayüt etmek tez beri tez canlı tezce tezek.−bi teyze teyzezade tez tezahür tezahürat tezahür etmek tezat.

−ğı tezgâhlama tezgâhlamak tezgâhlanma tezgâhlanmak tezgâh mengenesi tezgâhtar tezgâhtar ağzı tezgâhtarlık.tezgâh tezgâhçı tezgâhçılık.−bi tezhipçi tezkere tezkereci tezkire tezkireci tezkiye tezkiyesi bozuk.−ğı tezgâhtarlık etmek tezhip.−ğu tezleme tezlemek tezleşme tezleşmek tezleştirme tezleştirmek tezli 2169 .

−ği tezlik eylemi tezlik fiili tezpişti tez vakit.tezlik.−di tezyit etmek think−tank tıbben tıbbî tıbbiye tıbbiyeli tıfıl tıgala tığ tığlık.−kti tezvir tezvirat tezyif tezyif etmek tezyifkâr tezyin tezyinat tezyin etmek tezyinî tezyinî sanat tezyit.−ğı tıka basa 2170 .

−ğı tıkanıklık.tıkaç.−cı tıkaçlama tıkaçlamak tıkaçlanma tıkaçlanmak tıkaçlı tıkaçsız tıkalı tıkama tıkamak tıkamalı tıkanık.−ğı tıkanma tıkanmak tıkatma tıkatmak tıkılma tıkılmak tıkım tıkımlanma tıkımlanmak tıkınma tıkınmak tıkır tıkırdama tıkırdamak 2171 .

−ğı 2172 .−ğı tıklama tıklamak tıklatma tıklatmak tıklım tıklım tıkma tıkmak tıknaz tıknazlık.tıkırdatma tıkırdatmak tıkırtı tıkır tıkır tıkışık tıkışıklık.−ğı tıknefes tıknefeslik.−ği tıksırık.−ğı tıkışma tıkışmak tıkış tıkış tıkıştırma tıkıştırmak tıkız tıkızlaşma tıkızlaşmak tıkızlık.

−ği tımarlama tımarlamak tımarlı tımtıkız tın tınaz tınaz makinesi tıngadak tıngıldama tıngıldamak tıngıldatma tıngıldatmak tıngır tıngırdama tıngırdamak 2173 .tıksırıklı tıksırma tıksırmak tık tık tılsım tılsımlı tımar tımarcı tımar etmek tımarhane tımarhane kaçkını tımarhanelik.

tıngırdatma tıngırdatmak tıngır mıngır tıngırtı tıngır tıngır tını tınlama tınlamak tınlaşım tınlatıcı tınma tınmak tınmaz melâike tınnet tın tın tıntın tıp.−bbı tıpa tıpalama tıpalamak tıpalanma tıpalanmak tıpalı tıpasız tıpatıp Tıp Bayramı tıpırdama 2174 .

−ğı tıraş tıraş bıçağı tıraşçı tıraş etmek tıraş fırçası tıraş köpüğü tıraş kremi tıraşlama tıraşlamak 2175 .tıpırdamak tıpırdatma tıpırdatmak tıpırtı tıpır tıpır tıpışlama tıpışlamak tıpış tıpış tıpı tıpına tıpkı tıpkıbasım tıpkıçekim tıpkısı tıp tıp tır tırabzan tırabzan babası tırak.

tıraşlanma tıraşlanmak tıraşlı tıraş losyonu tıraş makinesi tıraş olmak tıraş sabunu tıraşsız tıraş tası tırhallı tırık tırık tırak tırıl tırıllama tırıllamak tırınk tırıs tırıs tırıs tırkaz tırkazlama tırkazlamak tırkızlanma tırkızlanmak tırkızlatma tırkızlatmak tırmalama tırmalamak 2176 .

−ğı tırnak besleyicisi tırnakçı tırnakçılık.−ğı tırnak derisi tırnak işareti tırnak kemiği tırnaklama tırnaklamak tırnaklanma tırnaklanmak tırnaklatma tırnaklatmak 2177 .tırmananlar tırmanıcılar tırmalanma tırmalanmak tırmanıcı tırmanış tırmanma tırmanmak tırmanma şeridi tırmık.−ğı tırmıklama tırmıklamak tırmıklanma tırmıklanmak tırnak.

−ği tırnak yeri tırpan tırpana tırpancı tırpanlama tırpanlamak tırpanlanma tırpanlanmak tırpanlatma tırpanlatmak tırsma tırsmak tırtık.−ğı tırnak makası tırnaksı tırnaksı kemik.−ğı tırtıklama tırtıklamak tırtıklanma tırtıklanmak tırtıklatma tırtıklatmak tırtıklı 2178 .−ğı tırtıkçı tırtıkçılık.tırnaklı tırnaklık.

−ği ticaret ticaret ataşesi 2179 .tırtık tırtık tırtıl tırtıl çekme tırtıllanma tırtıllanmak tırtıllı tırtıllı bıçak.−ğı tırtılsı tırtır tıs tıslama tıslamak tıslayış tıynet tıynetsiz ti tiabendazol.−lü Tibet Tibetçe Tibetli Tibet öküzü Tibet sığırı ti borusu Ticanî Ticanîlik.

−ğu tifo tiftik.−ği tiftik keçisi tiftiklenme 2180 .ticaret borsası ticaret coğrafyası ticaret filosu ticaretgâh ticaret gemisi ticaret gemileri ticarethane Ticaret Hukuku ticaret işletmesi Ticaret Kanunu ticaret limanı ticaret mahkemesi ticaret merkezi ticaret odası ticaret sicili ticarî ticarî ataşe ticarî dava ticarîleşme ticarîleşmek ticarî tüketim ticarî unvan tifdruk.

−ği tikel önerme tiksindirici tiksindirme tiksindirmek tiksinilme tiksinilmek tiksiniş tiksinme tiksinmek tiksinti tik tak tilâvet tilki tilkikuyruğu (bitki) tilkileşme tilkileşmek 2181 .tiftiklenmek tiftik tiftik tiftme tiftmek tifüs ti işareti tik tik ağacı tike tikel tikellik.

−ği tilki uykusu tilki üzümü tilmiz tilmizlik.−ği tipileme tipilemek tipleme tiplemek tipleşme tipleşmek tipleştirme 2182 .−li timüs tin tiner tinsel tinselcilik.−li timsah timsahlar timsal.tilkilik.−ği tin tin tip tipi tipili tipik.−ği tim timbal.

−di tiritlenme 2183 .−ği tipolojik tasnif tiraj tiramola tiran tirat.−dı tirbuşon tire Tire (ilçe) Tirebolu (ilçe) tirendaz tirfil tirfillenme tirfillenmek tirhandil tirhos tirildeme tirildemek tiril tiril tirit.tipleştirmek tipo tipocu tipografi tipografya tipoloji tipolojik.

−ği tişört titan titiz titizce titizlenme 2184 .tiritlenmek tiritleşme tiritleşmek tiriz tirle tirlin tiroit.−di tirokalsitonin tiroksin tirpidin tirpit tirpitil tirsi tirşe tirşe gözlü tirşeleşme tirşeleşmek tirşemsi tir tir tiryak tiryaki tiryakilik.

titizlenmek titizleşme titizleşmek titizlik.−ği titrek kavak.−ği titrem titreme titremek titremleme titremlemek titreşim titreşimli titreşimsiz titreşme titreşmek titreştirme titreştirmek titrete titrete titretiş titretme 2185 .−ğı titrekleşme titrekleşmek titreklik.−ği titizlikle titr titre etmek titrek.

−ğu 2186 .−ğu tohum kargası tohumlama tohumlamak tohumlanma tohumlanmak tohumlu tohumlu bitkiler tohumluk.−ğu tiyatrolaştırma tiyatrolaştırmak tiz tizleşme tizleşmek Togo Togolu toğrul Tohar Toharca toht tohum tohumcu tohumculuk.titretmek titreyiş tiyatro tiyatrocu tiyatroculuk.

−ğu tokmak.−dı Tokat tokatçı tokatçılık.−cı tokaçlama tokaçlamak tokaçlanma tokaçlanmak toka etmek tokalaşma tokalaşmak tokalı tokat.tohum zarı tok toka tokaç.−ğü toklu tokluk.−ğı tokatlama tokatlamak tokatlanma tokatlanmak tok gözlü tok gözlülük.−ğı tokmakbaş (balık) tokmakçı 2187 .

−cu tokurdama tokurdamak tokurdatma tokurdatmak tokurtu tokuş tokuşma tokuşmak tokuşturma tokuşturmak tokuz tokyo tol tolerans toleranslı 2188 .−ğu toksikoloji toksikoman toksikomani toksin tok sözlü tok sözlülük.−ğü tok tok tokuç.tokmaklama tokmaklamak tokmak ucunda toksikolog.

−ğı tolga tolgalı tolgasız tolkşov tolkşovcu tolüen tomahavk tomak.−ği tombilika tombilya tombul tombulca tombullaşma tombullaşmak 2189 .−ğı tomar Tomarza (ilçe) tombak.−ğı tombaz tombik.−ğı tombala tombalacı tombalacılık.−ği tombil tombilik.toleranssız toleranssızlık.−ğı tombalak.

−ğu tonlulaşma tonlu ünsüz tonlu vurgu tonmayster tonoz 2190 .−ği tonilâto tonilâtoluk.tombulluk.−ğu tomruklama tomruklamak tomruklanma tomruklanmak tomurcuk.−ğu tomografi tomruk.−ğu tonluk.−ğu tomurcuklanma tomurcuklanmak tomurma tomurmak ton tonaj tonalite ton balığı toner tonga tonik.

−ğı topallama topallamak topallayış topallık.tonsuzlaşma tonsuz ünsüz tonton Tonya (ilçe) Tonya yağı top topaç.−ğı topaklama topaklamak topaklanma topaklanmak topaklaşma topaklaşmak topaklaştırma topaklaştırmak topak topak topal topalak.−ğı top altı top arabası 2191 .−cı topak.−cı topaççı top ağaç.

−ğu top etmek tophane Tophane topik.−ği top kandil topla 2192 .toparlacık.−ğı top çam topçeker topçu topçuluk.−ğı toparlak.−ğı toparlakça toparlak hesap.−bı toparlak rakam toparlak sayı toparlama toparlamak toparlanış toparlanma toparlanmak toparlayıcı krem topatan top atımı topaz topbaş (bitki) topbaş balık.

−cı toplam toplama toplama işareti toplamak toplama kampı toplanan toplanık.toplaç.−ğı toplanılma toplanılmak toplanış toplanma toplanmak toplantı toplantı salonu toplantı yeri toplardamar toplaşma toplaşmak toplatılma toplatılmak toplatma toplatmak toplattırma toplattırmak toplayış toplu 2193 .

−ğu topluluk adı topluluk eki topluluk ismi topluluk sayısı toplum toplum bilimci toplum bilimcilik.toplu akın toplu bilet topluca toplu çalışma toplu durum toplu görüşme toplu iğne toplu iş sözleşmesi toplu konut topluluk.−ği toplum bilimi toplum bilimsel toplumcu toplumcu gerçekçi toplumcu gerçekçilik.−ği toplumculuk.−ğu toplumdaş toplum dışı toplum dil bilimi 2194 .

toplum felsefesi toplum içincilik.−ği toplumlar arası toplumlaşma toplumlaşmak toplumlaştırma toplumlaştırmak toplum polisi toplumsal toplumsal bilim toplumsal bunalım toplumsal bütünleşme toplumsal çözülme toplumsal davranış toplumsal dayanışma toplumsal değer toplumsal değişme toplumsal denge toplumsal farklılaşma toplumsal gelişme toplumsal ilişki toplumsallaşma toplumsallaşmak toplumsallaştırma 2195 .

−ği topoğrafik harita topoğrafya topoğrafya haritası topoloji topolojik.−ğı toplu yarış top mermisi topoğraf topoğrafik.−ği toponim top patlıcan toprak.toplumsallaştırmak toplumsal ruh bilimi toplumsal sınıflar toplumsal yapı toplumsal yardım toplum yapısı toplu savunma toplu sözleşme toplu tabanca toplu tartışma toplu taşıma toplu taşımacılık.−ğı toprak altı toprakbastı toprak bilimci 2196 .

−ğı top tekniği 2197 .toprak bilimi toprak boya toprakçıl toprak çimento toprak hukuku toprak kayması toprak köleliği toprak kölesi topraklama topraklamak topraklandırma topraklandırmak topraklaşma topraklaşmak topraklı toprak rengi topraksı toprak sıçanı topraksız top sağır top sakal top sakallı top sürme toptan toptancı toptancılık.

−ğı tor torak.top tüfek.−ği topuk.−di topyekûn top zambak.−ğu topuk demiri topukdöven topuk kemiği topuklama topuklamak topuklu topuksuz topur toput topu topu topuz topuzlu topuzlu kilit.−ğı toraman torba torba çay torba kadro torbalama torbalamak torbalanma torbalanmak 2198 .

torbalı Torbalı (ilçe) torba yoğurdu toreador torero torik.−ğu torna tornacı tornacılık.−ği torlak.−ğı torluk.−ğı tornado tornalama tornalamak tornalanma tornalanmak tornalatma tornalatmak tornalı tornavida tornet tornistan tornistan etmek torpido torpidobot torpido gözü torpil 2199 .

torpil balığı torpilci torpilcilik.−ği torpilleme torpillemek torpillenme torpillenmek torpilli tortop tortu tortul tortulanma tortulanmak tortulaşma tortulaşmak tortul bilimi tortullaşma tortullaşmak tortulu Tortum (ilçe) tortusuz Torul (ilçe) torum torun toryum tos tosbağa 2200 .

toslama toslamak toslaşma toslaşmak tost tostçu tostçuluk.−ğu Tosya (ilçe) total.−ğu tost ekmeği tost makinesi tostoparlak.−li totalitarizm totaliter totem totemcilik.−ği totemizm toto toy toyaka toyca toycu toydan toyga toyga çorbası 2201 .−ğı tosun tosuncuk.

−ğı toynaklılar toz toz ağacı tozan tozarma tozarmak toz bezi toz boya toz bulutu toz duman toz etmek toz fırçası tozkoparan tozlanma tozlanmak tozlaşma tozlaşmak tozlaştırma tozlaştırmak tozlu tozluk.−ğu toyluk etmek toynak.toygar toygiller toyluk.−ğu tozma 2202 .

−ğı tozuma tozumak tozuntu tozuta tozuta tozutma tozutmak töhmet töhmetlendirme töhmetlendirmek töhmetli tökezleme tökezlemek tökezlenme tökezlenmek tömbeki tör töre töre bilimi töreci töre dışı töre dışıcılık.−ğı 2203 .tozmak toz olmak tozpembe toz sabun toz şeker toz toprak.

−ği töreli törellik.−ği törelsiz tören tören düzeni törenli törensel töresel töretanımaz töretanımazlık.törel törelcilik.−ğı törpü törpüleme törpülemek törpülenme törpülenmek törpülü tös töskürme töskürmek töskürtme töskürtmek töskürü tövbe tövbe ayları tövbe etmek 2204 .

tövbe istiğfar etmek tövbekâr tövbekâr olmak tövbeli töz tözcülük.−ği trajikleşme 2205 .−ği trafik akımı trafik akışı trafikçi trafik işaretleri trafik lâmbası trafik müfettişi trafik şeridi trafo tragedya trahom trajedi trajik.−ğü tözel Trabzon Trabzon ekmeği Trabzon hurması Trabzon yağı tradisyon tradisyonel trafik.

−ği transseksüel transfer transfigürasyon transformasyon 2206 .−ği tramplen tramvay tramvay hattı trança trans transandantal.−li transandantalizm transatlantik.−ği trake trakeliler trakit traksiyon traktör traktörcü trakunya Trakya trampa trampet trampetçi trampetçilik.trajikleşmek trajikomedi trajikomik.

transformatör transformizm transfüzyon transistor transit transkripsiyon transliterasyon transmisyon transparan transplântasyon transport tranş trap trapez trapezci tras trata travers traverten travesti travma travmatoloji tre tremolit tren trençkot trençkotlu 2207 .

−di treyler trias tribün triftong trigonometri trigonometrik.−li trikotaj trikotajcı trikotajcılık.trent.−ğu trinketa trio tripleks tripoli triportör triptik.−ğı triloji trilyon trilyoner trilyonerlik.−ği trilyonluk.−ği triko trikosefal.−ği trişin triton trityum Troçkici 2208 .

−li tropikal bitki tropikal bölge tropikal iklim tropikal kuşak.Troçkicilik.−bu trompet trompetçi tropik.−ğı tropikal orman tropik kuşu tropizm troplar troposfer trotinet trotuvar troyka tröst truakar 2209 .−lü trolcü troleybüs trombon tromboncu tromp.−ği tropika tropikal.−ği trok trol.

−li tuğamirallik.trubadur trup trük tuba Tuba tubeless tufan Tufanbeyli (ilçe) tufeylî tufeylîlik.−ği tuğla tuğlacı tuğlacılık.−ği tuğbay tuğbaylık.−li tuğgenerallik.−ği tugay tuğ tuğamiral.−ğı tuğla harmanı tuğla oyunu tuğlu tuğra tuğrakeş 2210 .−ğı tuğcu tuğgeneral.

−u tulûat tulûatçı tulûatçılık.−ğı tuhaflık etmek tuhaf olmak tukan tukangiller tul.−lü tulânî tul derecesi tulû.−ği tuğyan tuh tuhaf tuhafiye tuhafiyeci tuhafiyecilik.−ği tuhafiye dükkânı tuhaflaşma tuhaflaşmak tuhaflık.−ğu 2211 .−ğı tulûat tiyatrosu tulûat yapmak tuluk.tuğrakeşlik.−ği tuğralı tuğrik.

−bu tulyum tumağı tuman tumba tumbadız tumba etmek tumşuk.−cu tunç bilekli tunç kafiye 2212 .−ğu tumturak tumturaklı tun Tunceli'yi tunç.tulum tulumba tulumbacı tulumbacılık.−ğı tulumba kolu tulumba tatlısı tulumcu tulumcuk.−ğu tulumlular tulum peyniri tulumsu tulumsular tulup.

−cı turalama turalamak Turan Turancı Turancılık.tunçlama tunçlamak tunçlaşma tunçlaşmak tunçlaştırma tunçlaştırmak tundra tungsten Tunguz Tunguzca tun tun Tunus Tunuslu tur tura turaç.−ğı Turanî Turanlı turba turbalık.−ğı turbo turfa 2213 .

−ği turlama turlamak turmalin turna turnaayağı (bitki) turna balığı turnacı 2214 .−ği turizm turizmci turizmcilik.−ği turfanda sebzecilik.turfalama turfalamak turfanda turfandacı turfandacılık.−ğı turfanda meyvecilik.−ği turfa olmak turgay turgor Turgutlu (ilçe) Turhal (ilçe) turist turistik.−ğı turfandalık.

−lü turnusol boyası turnusol kâğıdı turnuva tur operatörü turp turp filizi turpgiller turp otu turp salatası turşu turşu balığı turşucu turşucu dükkânı turşuculuk.turnagagası (bitki) turnageçidi (fırtına) turnagiller turnagözü (renk) turna katarı turna kırı (renk) turne turnike turno turnusol.−ğu turşulaşma turşulaşmak turşuluk.−ğu 2215 .

turşu olmak turşu suyu turşu yapmak turta turuncu turunculaşma turunculaşmak turunç.−ğı tutaç.−cı tutamaçlı tutamak.−ğı tutamaksız tutamlama tutamlamak tutamlık.−ğı 2216 .−ğı Tutak (ilçe) tutam tutamaç.−cı tutak.−cu turunçgiller tuş tuşe tuşe etmek tuşlama tuşlamak Tut (ilçe) tutacak.

−ğı tutkallama tutkallamak tutkallanma tutkallanmak tutkallı tutkalsız tutkal şerbeti tutku tutkulaşma tutkulaşmak tutkulu tutkun tutkunluk.−ğı tutarlılık.tutam tutam tutanak.−ğı tutarık.−ğı tutarsız tutarsızlık.−ğu tutma 2217 .−ğı tutar tutarak.−ğı tutkal tutkalcı tutkalcılık.−ğı tutarlı tutarlık.

−ğu tutuk.−ğı tutsaklık.−cı tutturma tutturmak tutturmalık.−ğı tutsak.−ğı tutsak pazarı tutturabildiğine tutturaç.−ğı tutturuş tutu tutucu tutuculaşma tutuculaşmak tutuculuk.tutmaç.−cı tutturgaç.−cı tutmak tutmalık.−ğu tutuk evi tutuklama tutuklamak tutuklanış tutuklanma tutuklanmak tutuklatma tutuklatmak 2218 .

−ğu tutuksuz tutulma tutulmak tutulmaz tutulmazlık.tutuklu tutukluk.−ğu tutukluluk.−ğu tutunma tutunmak tutunuş tuturuk.−ğu tutumsuz tutumsuzluk.−ğu tutuş tutuşma tutuşmak tutuşturma tutuşturmak 2219 .−ğı tutulmuş tutulmuş para tutulu tutulum tutuluş tutum tutumlu tutumluluk.

−ğı tuzaklama tuzaklamak tuzaklanma tuzaklanmak tuzaklı tuzcu tuzcul tuzla Tuzla (ilçe) tuzlak.−ğı tuzlama tuzlamak tuzlanma 2220 .−li tuvalet tuvaletçi tuvalet ispirtosu tuvalet kâğıdı tuvalet masası tuvalet sabunu tuvalet takımı tuyuğ tuz tuzak.tutya Tuva Tuvaca tuval.

−ği tüfekçi tüfekçilik.−ği 2221 .−ği tüh tükenik.−ği tüfekhane tüfeklik.tuzlanmak tuzlayış tuzlu tuzlu balgam Tuzluca (ilçe) tuzluk.−ğı tüf tüfek.−ğu tuz ruhu tuzsuz tuzu kuru tüberkülin tüberkülin testi tüberküloz tüccar tüccarlaşma tüccarlaşmak tüccarlık.−ğu Tuzlukçu (ilçe) tuzlu kek tuzluluk.

tükeniş tükenme tükenmek tükenmez tükenmez kalem tükenmezlik.−di tülbentçi tüllenme tüllenmek 2222 .−ği tükenmişlik.−ğü tükürük bezleri tükürük hokkası tükürükleme tükürüklemek tükürüklenme tükürüklenmek tükürük otu tül tülbent.−ği tüketici tüketici sayacı tüketim tüketme tüketmek tükürme tükürmek tükürük.

−ci tümleme tümlemek tümlenme tümlenmek 2223 .−li tümgenerallik.−ği tüm başkalaşma tüm başlılar tümbek tüm cahil tümce tümcemsi tümden tümden gelim tümel tümel kavram tümeller tümel önerme tümen tümen tümen tüme varım tümgeneral.−li tümamirallik.tülü tüm tümamiral.−ği tüm kirpikliler tümleç.

−ğı tümür tün tünaydın tünek.−ği tümsekleşme tümsekleşmek tümsekli tümselme tümselmek tüm tanrıcı tüm tanrıcılık.tümler tümler açı tümör tümörlenme tümörlenmek tümörleşme tümörleşmek tüm sayı tümsek.−ği tünekleme tüneklemek tünel tüneme tünemek tünmek tüp 2224 .

−ği tüpçü tüpçülük.−di tüpleme tüplemek tüplü tüplük.−ğü tüp gaz tüp geçit.tüp bebek.−bı türban türbe türbedar türbe eriği türbin türbülâns türdeş türdeşlik.−ği türe türedi türel türeme türemek türeme ünlü türeme ünsüz türemiş 2225 .−ğü tür türap.

türemiş fiil türemiş isim.−ğü Türkeli'ni (ilçe) Türkî Türkistan 2226 .−smi türemiş kelime türemiş sıfat türemiş zarf türetici türetme türetme eki türetmek türev türeyiş Türk Türk aksağı Türk biberi Türkçe Türkçeci Türkçecilik.−ği Türkçeleşme Türkçeleşmek Türkçeleştirme Türkçeleştirmek Türkçesi Türkçü Türkçülük.

−ğu Türkoloji türkuaz türkuaz yeşili türkü türkücü türkücülük.−ğü Türklük bilgisi Türkmen Türkmence Türkmenistan Türk meşesi Türkoğlu'nu (ilçe) Türkolog.−ğü türküleme 2227 .Türkistanlı Türkiyat Türkiye Türkiye Türkçesi Türk kahvesi Türkkâri türkkıyması (sünger) türkkupası (sünger) Türkleşme Türkleşmek Türkleştirme Türkleştirmek Türklük.

−ğü türüz otu tütme tütmek tütsü tütsü gözü tütsüleme tütsülemek tütsülenme tütsülenmek tütsülü tütsülük.−ğü tütsü yapmak tüttürme tüttürmek tütün tütün balığı tütüncü tütüncülük.−ğü 2228 .türkülemek türküleşme türküleşmek türküleştirme türküleştirmek türlü türlü türlü türüm türümcülük.

−ğü tütün rengi tüvana tüveyç.−ğu tüze tüzel tüzel kişi 2229 .−ci tüvit.tütünlük.−di tüy tüy ağırlık.−ğı tüydürme tüydürmek tüylendirme tüylendirmek tüylenme tüylenmek tüylü tüylü dalak otu tüylü meşe tüylü top tüyme tüymek tüyo tüy sıklet tüysüz tüy tüs tüyü bozuk.

−ğı uçak alanı uçaksavar 2230 .−ği tüzük.−ğı ucuzlama ucuzlamak ucuzlatılma ucuzlatılmak ucuzlatma ucuzlatmak ucuzluk.tüzel kişilik.−ğu ucuz pahalı ucuzuna uç.−cu uçak.−ğü (*)U U U borusu ubudiyet uca ucube ucun ucun ucu ucuna ucuz ucuzca ucuzcu ucuz halkçılık.

−ğı uçsuz uçsuz bucaksız uçtan uca uçtuuçtu (oyun) uç uca uçucu 2231 .−ğu uçkurutan uçlanma uçlanmak uçlu uçma uçmak uçrak.uçan daire uçan kale uçan kefal.−li uç beyi uç beyliği uçkun uçkur uçkurlu uçkurluk.−li uçan top uçar uçarı uçarılık.−ğı uçar kefal.

uçuculuk.−ğu uçuklama uçuklamak uçuklaşma uçuklaşmak uçuklaştırma uçuklaştırmak uçukluk uçum uçurma uçurmak uçurtma uçurtmak uçurulma uçurulmak uçurum uçurumlaşma uçurumlaşmak uçurvur uçuş uçuş kartı uçuşma uçuşmak udî U dönüşü 2232 .−ğu uçuç böceği uçuk.

U dönüşü yapmak uf ufacık.−ğı ufarakça ufkî ufku dar ufku geniş 2233 .−ğı ufacık tefecik.−ğı ufakça ufak çapta ufaklı ufaklık.−ğı ufak para ufaktan ufağa ufak tefek.−ği ufak ufak ufalama ufalamak ufalanma ufalanmak ufalayıcı ufalma ufalmak ufaltma ufaltmak ufarak.−ği ufak.

uflama uflamak ufuk.−fku ufuk çizgisi ufunet ufunetlendirme ufunetlendirmek ufunetlenme ufunetlenmek ufunetli Uganda Ugandalı uğra uğrak.−ğı uğralama uğralamak uğrama uğramak uğranma uğranmak uğraş uğraşı uğraşılma uğraşılmak uğraşma uğraşmak uğraştırma 2234 .

uğraştırmak uğratma uğratmak uğru uğrulama uğrulamak uğruluk.−ğı uğurlama uğurlamak uğurlanış uğurlanma uğurlanmak 2235 .−ğu uğrun uğrunda uğrun uğrun uğuldama uğuldamak uğultu uğultulu uğul uğul uğunma uğunmak uğur uğur.−ğru uğur böceği uğur böcekleri uğurcak.

−ğu uğursama uğursamak uğursuz uğursuzluk.uğurlayıcı uğurlayış uğurlu Uğurludağ (ilçe) uğurluk.−cı Ulah 2236 .−ğı uğut uhde uhrevî uhuvvet ukalâ ukalâca ukalâ dümbeleği ukalâlık.−ğı ukalâ ukalâ ukde uknum Ukrayna Ukraynalı ukubet Ula (ilçe) ulaç.−ğu uğuru açık.

−ğı ulam ulama ulamak ulam ulam ulan ulanma ulanmak ulantı Ulaş (ilçe) ulaşılma ulaşılmak ulaşım ulaşma ulaşmak ulaştırma ulaştırmak ulayıcı ulema ulemalık.Ulahça ulak.−ğı ulu Ulubey (ilçe) Uluborlu (ilçe) Uludere (ilçe) ulûfe ulûfeci 2237 .

−ği ulutma ulutmak 2238 .ulûhiyet Ulukışla (ilçe) ululama ululamak ululanma ululanmak ululuk.−ğı ulusçu ulusçuluk.−ğu ulûm uluma ulumak ulûmudiniye ulu orta ulus Ulus (ilçe) ulusal ulusallaştırma ulusallaştırmak ulusallık.−ğu uluslar arası uluslar arasıcılık. −ğı ulussever ulusseverlik.

−ğı umulmak umum umumhane umumî umumî af.−bi umumî kongre 2239 .−ğı umde umdurma umdurmak umma ummadık.−ffı umumî coğrafya umumî efkâr umumî heyet umumî kâtip.−ğı ummak umman umre umu umulma umulmadık.ulvî ulviyet umacı umar umarsız umarsızlık.

umumî vekâletname umumiyet umumiyetle umum müdür umum müdürlük.−du umut etmek umut ışığı umut kapısı umutlandırma umutlandırmak umutlanma umutlanmak umutlu umutsuz umutsuzluk. −ğü umur umursama umursamak umursamaz umursamazca umursamazlık.−ğu un 2240 .−ğı umursanma umursanmak umut.

−ğı unutma unutmabeni (bitki) unutmak unutturma unutturmak unutulma unutulmak unvan unvanlı upuslu upuygun upuzun 2241 .−ğu unsur un ufak etmek un ufak olmak unutkan unutkanlık.uncu unculuk.−ğu un çorbası un helvası un kurabiyesi unlama unlamak unlanma unlanmak unluk.

−ği Urla (ilçe) urlaşma urlaşmak urodel Uruguay 2242 .ur urağan Ural−Altay Ural dilleri uran uranlık.−ğı ur kaplama ur keklik.−ğı Uranüs uranyum uranyumlu uray urba urbalı Urban Urduca Urfa çıbanı Urfa kebabı Urfa peyniri urgan urgancı urgancılık.

−ğı uskumru uskumru dolması uskumrugiller uskumrumsugiller uskur 2243 .−cı usançlık.−ğu us dışı us dışıcılık.Uruguaylı uruk.−bu us usanç.−ğı usandırıcı usandırma usandırmak usangın usanılma usanılmak usanma usanmak usantı usare usa vurma usa vurmak usçu usçuluk.−ğu urup.

−ğu uslu uslu us payı ussal ussallaştırma ussallık.−cu ustura ustura midyesi ustura taşı 2244 .−ğı usta ustabaşı ustaca usta işi ustalaşma ustalaşmak ustalık.uskurlu uskuru uslamlama uslamlamak uslanma uslanmak uslu uslu akıllı usluluk.−ğı ustalıkla ustalıklı ustunç.

−ğı utana sıkıla utanç.−ğı Uşak uşakkapan (akbaba) uşaklık.−ğı uşaklık etmek uşak olmak uşkun uşşak ut.−bı usturmaça usturpa usturuplu usul.−cı 2245 .−lü usul boy usulca usulcacık usuldan usullacık usulsüz usulsüzlük.−ğü usul usul uşak.−du ut açıcı ut açıcılık.usturlâp.

−ğı utangan utanış utanma utanma duygusu utanmak utanmaz utanmazca utanmazlık.−cı utangaçlık.utanç duygusu utandırıcı utandırma utandırmak utangaç.−ğı 2246 .−ğı Utarit (Merkür) utçu utku utkulu utlu utma utmak utulma utulmak ut yeri uvertür uvertür yapmak uyak.

−ğı uyanıklaşma uyanıklaşmak uyanıklık.−ğı uyanış uyanma uyanmak uyaran uyarcı uyarcılık.−cı uyarlama uyarlamak uyarlanma uyarlanmak uyarlayıcı 2247 .−ğı uyarı uyarıcı uyarılma uyarılmak uyarım uyarınca uyarış uyarlaç.uyaklı uyaksız uyandırma uyandırmak uyanık.

−ğı 2248 .−ğı uyarma uyarmak uyarma komutu uyarsız uyartı uydu uydu kent uydulaşma uydulaşmak uydulaştırma uydulaştırmak uyduluk.−ğu uydurma uydurmaca uydurmacı uydurmacılık.−ğı uydurmak uydurmasyon uyduruk.−ğu uydurukçu uydurulma uydurulmak uygar uygarlaşma uygarlaşmak uygarlık.uyarlık.

−ği uygulanabilirlik raporu uygulanış uygulanma uygulanmak uygulayıcı uygulayım uygulayım bilimi uygulayımcı uygun uygun adım uygun değer uygun görme uygun katmanlaşma uygunluk.uygulama uygulamak uygulamalı uygulamalı bilimler uygulamalı dil bilimi uygulamalı ruh bilimi uygulamalı toplum bilimi uygulanabilirlik.−ğu 2249 .

−ğu Uygur Uygurca uyku uykucu uyku hastalığı uyku ilâcı uykulu uykuluk.−ğu uykulu uykulu uyku saati uyku semesi uyku sersemi uyku sersemliği uyku seti uykusu ağır uykusu hafif uykusuz uykusuzluk.−ğu uyku takımı uyku tulumu uylaşım uylaşma uylaşmak 2250 .uygun olmak uygunsuz uygunsuz kadın uygunsuzluk.

−ğı uyuklama uyuklamak uyulma uyulmak uyum uyuma uyumak uyumlu uyumsuz 2251 .uyluk.−ğı uyruk.−ğu uyluk kemiği uyma uymaca uymacılık.−ğı uymak uymaz uymazlık.−ğu uyruklu uyrukluk.−ğu uysal uysalca uysallaşma uysallaşmak uysallık.−ğu uyruksuz uyruksuzluk.

−ğu uyuşukluk.−ğu uyuşuk uyuşuk 2252 .uyumsuzluk.−ği uyur göz uyur uyanık.−ğu uyunma uyunmak uyuntu uyur uyurgezer uyurgezerlik.−ğı uyuşkan uyuşma uyuşmak uyuşmazlık.−ğı uyuşmazlık mahkemesi uyuşturan balığı uyuşturma uyuşturmak uyuşturucu uyuşturucu madde uyuşturucu madde bağımlısı uyuşturulma uyuşturulmak uyuşuk.

−ğu uyutma uyutmak uyutucu uyutulma uyutulmak uyuyuş uyuz uyuz böceği uyuz böcekleri uyuz etmek uyuz ilâcı uyuzlaşma uyuzlaşmak uyuzlu uyuzluk.−ğu uyuz merhemi uyuz olmak uyuz otu uyuz sineği uz uza devim uza duyum uzak.−ğı uzak akraba uzak benzeşme 2253 .uyuşum uyuşurluk.

−ğı uzak metatez uzaksama uzaksamak uzaktan komut uzaktan kumanda uzaktan kumandalı uzaktan uzağa uzaktan yakından 2254 .−ğü uzaklanma uzaklanmak uzaklaşılma uzaklaşılmak uzaklaşma uzaklaşmak uzaklaştırılma uzaklaştırılmak uzaklaştırma uzaklaştırmak uzaklık.uzak benzeşmezlik.−ği Uzak Doğu uzak göçüşme uzak görüş uzak görüşlü uzak görüşlülük.

uzam uzama uzamak uzana uzana uzanılma uzanılmak uzanım uzanış uzanma uzanmak uzantı uzatılma uzatılmak uzatım uzatış uzatma uzatmak uzatmalı uzatmalı çavuş uzatmalı nişanlı uzatmalı sevgili uzay uzay adamı uzay adamlığı uzaycı uzaycılık.−ğı uzay eğrisi 2255 .

−ğı uzlaştırıcı uzlaştırma 2256 .−ğı uzlaşmak uzlaşmalı uzlaşmaz uzlaşmazlık.uzay gemisi uzay geometri uzay hukuku uzay istasyonu uzay kapsülü uzaylı uzay pilotu uzay savaşı uzay taşı uzay uçuşu uzay üssü uzgören uzgörür uz iletişim uzlaşı uzlaşıcı uzlaşılma uzlaşılmak uzlaşma uzlaşmacı uzlaşmacılık.

−ğı uzman raporu uzo uzun uzun araç.−cı uzun atlama uzun bacaklılar uzun boylu uzunca uzunçalar uzun çizgi uzun dalga Uzundere (ilçe) uzun diş uzun dişli uzun don 2257 .−ğu uzman uzman çavuş uzman doktor uzman hekim uzman incelemesi uzmanlaşma uzmanlaşmak uzmanlık.uzlaştırmak uzlaştırma kurulu uzlet uzluk.

−ği (oyun) uzun etek.−ği uzun far uzun hava uzun hayvan uzun hece uzun hikâye uzun kafalı Uzunköprü (ilçe) uzun koşu uzun koşucu uzun kulaklı uzunkuyruk.−li 2258 .uzuneşek.−ğu (kuş) uzunlamasına uzun levrek.−ği uzunluk.−ğu uzunluk ölçüsü uzun ömürlü uzun öykü uzun sesli uzun süreli film uzun uzadıya uzun uzun uzun ünlü uzun vokal.

−ğı üç başlı üç beş üç bir üç birlik kuralı üç boyutlu 2259 .uzun yol sürücüsü uzun yol şoförü uzuv.−zvu uzvî uzvî kimya uzviyet (*)Ü Ü ücra ücret ücretlendirme ücretlendirmek ücretlendirme makinesi ücretli ücretlilik.−ğı (sehpa) üç aylar üç aylık.−ği ücretsiz üç üç adım üçayak.

üç boyutlu film üç buçuk.−ğu üçbudak.−di üçgen prizma üçgensel bölge üçgül üç hâl kanunu üç iki üçkâğıt üçkâğıtçı üçkâğıtçılık.−ğı Üçkardeş (yıldız kümesi) üç kat 2260 .−ği üçgen üçgen piramit.−ğı (tütün) üç buutlu üççatal (zıpkın) üççeyrek.−ği (keman) üç dört üç durum yasası üç düzlemli üçer üçer beşer üçerli üç etek.

−ğü üçüncünün olmazlığı üçüz üçüzleme 2261 .−ğü üç nokta üç parmaklı üçtaş (oyun) üçten dokuza üçteker (araba) üçüncü üçüncü çağ üçüncü dünya ülkeleri üçüncü kişi üçüncül üçüncülük.−hsi üçlü ganyan üçlük.üç katlı üçleme üçlemek üçler üçleşme üçleşmek üçlü üçlü alan üçlü bahis.

−ğü üğrüm üleş üleşilme üleşilmek üleşme üleşmek üleştirilme üleştirilmek 2262 .üçüzlü üdeba üfleç.−ğü üfürükçü üfürükçülük.−ci üfleme üflemek üflemeli üflemeli çalgı üflenme üflenmek üfleyici üful.−lü üfunet üfunetli üfunetsiz üfürme üfürmek üfürük.

üleştirim üleştirimli üleştirimli tüze üleştirme üleştirmek üleştirme sıfatı ülfet ülger ülke ülke coğrafyası ülkeler arası ülkeler coğrafyası Ülker (yıldız kümesi) ülkesel ülkesellik ülkü ülkücü ülkücülük.−ğü ülküdaş ülküleştirilme ülküleştirilmek ülküleştirme ülküleştirmek ülküsel ülser ültimatom 2263 .

−ği 2264 .ültimatomsu ültramodern ültrason ültrasonograf ültrasonografi ültraviyole ülûhiyet ülüş ümera ümit.−ği ümmet ümmetçe ümmetçi ümmetçilik.−di ümit dünyası ümit etmek ümit kapısı ümitlendirme ümitlendirmek ümitleniş ümitlenme ümitlenmek ümitli ümitsiz ümitsizlik.−ği ümmî ümmîlik.

−ği üniforma üniformalı ünik.ümran Ümraniye (ilçe) ümranlı ümük.−ğü ün ündeş ündeşlik.−li üniversalizm üniversite üniversiteler arası üniversiteli ünlem ünleme ünlemek ünlem işareti ünlenme ünlenmek ünletme ünletmek ünlü ünlü atlaması ünlü benzeşmesi 2265 .−ği ünite üniversal.

ünlü çarpışması ünlü çatışması ünlü daralması ünlü değişimi ünlü düşmesi ünlü düzleşmesi ünlü genişlemesi ünlü ikizleşmesi ünlü incelmesi ünlü kalınlaşması ünlü kaynaşması ünlü kısalması ünlüleşme ünlü olayları ünlü türemesi ünlü uyumu ünlü uzaması ünlü−ünsüz uyumu ünlü yuvarlaklaşması ünsiyet ünsüz ünsüz benzeşmesi ünsüz değişmesi ünsüz düşmesi ünsüz göçüşmesi ünsüz ikizleşmesi 2266 .

ünsüz tekleşmesi ünsüz türemesi ünsüz uyumu Ünye (ilçe) ürat ürbanizm Ürdün Ürdünlü üre ürem üreme üremek üreme organları üremi üremik.−ği üretici olmayan alan üretilme üretilmek üretim üretim araçları üretim artığı 2267 .−ği üremsel üreteç.−ci üretici üretici alan üreticilik.

−cü 2268 .−ği ürkek ürkek ürkme ürkmek ürkü ürkünç.−ği üretme üretmek üreyiş Ürgüp (ilçe) ürik asit.−ği ürkekçe ürkekleşme ürkekleşmek ürkeklik.−di ürkek.üretim biçimi üretimci dönüşüm− cü dil bilgisi üretim evi üretim güçleri üretim ilişkileri üretim kooperatifi üretimlik.−ği üretimsel üretiş üretken üretkenlik.

ürküntü ürküntülü ürküsüz ürküş ürkütme ürkütmek ürkütücü ürokültür ürolog.−ğu üroloji ürperiş ürperme ürpermek ürperti ürpertici ürpertili ürpertme ürpertmek ürtiker ürüme ürümek ürün ürünlü ürünsüz ürün yelpazesi ürüşme ürüşmek 2269 .

−ğu üst üstadane üst alize üstat.üryan üryanî üs.−ğı üst bitken üstçavuş üstçavuşluk.−ğı üst baş üst başlık.−ğu üslûplaştırma üslûplaştırmak üslûplu üslûpsuz üslûpsuzluk.−ssü üsera Üsküdar (ilçe) üsküf üsküre üslenme üslenmek üslûp.−ğu 2270 .−dı üstatlık.−bu üslûpçu üslûpçuluk.

−ğı üste üstecilik.−ği üst geçiş üst geçit.−di üst güverte üst insan üst kat üst küme 2271 .−ği üstenci üstencilik.−ği üstel üsteleme üstelemek üstelenme üstelenmek üstelik.−ği üsteğmen üsteğmenlik.−ği üstenme üstenmek üst eşik.üst çene üst denetçi üst deri üst deri altı üst diş üst dudak.

üstlenim üstlenme üstlenmek üstlük.−ğü üst perdeden üst sınıf üst sınır üstsubay üstsüz üst tabaka üst tarafı üstübeç.−ğü üstünkörü üstünleşme üstünleşmek üstünlük.−ğü üstünlük derecesi üstünlük duygusu üstünlük karmaşası üstünlük kompleksi üstünseme 2272 .−ci üstübeç macunu üstü kapalı üstün üstünde üstüne üstüne üstlük.

−ği üşenç.−ğı üstüpü üstüpüleme üstüpülemek üst üste üstüvane üstüvanî üst yapı üst yetkinlik.−ği üşenme üşenmek üşme üşmek üşniye üşüme üşümek üşüntü üşürme 2273 .−ci üşengeç.−ci üşengeçlik.üstünsemek üstün yapım üstün zekâ üstün zekâlı üstün zekâlılık.−ği üşengen üşengenlik.

üşürmek üşüşme üşüşmek üşütme üşütmek üşütücü üşütük.−ği ütopist ütopya ütopyacı ütü ütü altlığı ütü bezi ütücü ütücülük.−ğü ütme ütmek ütopi ütopik.−ğü ütüleme ütülemek ütülenme ütülenmek ütületme ütületmek ütülme ütülmek 2274 .

−ği üyelik aidatı üye olmak üye tam sayısı üzengi üzengi kayışı 2275 .−ği üvey kardeş üvey kız üveyme üveymek üvey oğul.ütülü ütü makinesi ütü masası ütüsüz ütü tahtası üvendire üvey.−ğu üvey evlât.−dı üveyik.−i üvey ana üvey anne üvey baba üvey çocuk.−ğlu üvez üye üye aidatı üyelik.

üzengi kemiği üzengileme üzengilemek üzengilenme üzengilenmek üzengisiz üzengi taşı üzenti üzere üzeri üzerinde üzerine üzerlik.−ği üzgü üzgülü üzgün üzgün balığı üzgünlük.−ğü üzgüsüz üzlük.−ğü üzme üzmek üzre üzücü üzülme üzülmek üzüm 2276 .

−cü üzünçlü üzüntü üzüntülü (*)V 2277 .−ğü üzüm çekirdeği üzümgüneşi (kelebek) üzüm hoşafı üzüm kompostosu üzüm kurusu üzümlü Üzümlü (ilçe) üzümlü kek üzüm pekmezi üzüm salkımı üzüm sirkesi üzüm suyu üzümsü üzümsüz üzüm şekeri üzüm şırası üzüm turşusu üzüm üzüm üzünç.üzüm asması üzümcü üzümcülük.

−bi vacip olmak vade vade bitimi vadeli vadeli döviz ticareti vadeli hesap.−bı vadesiz mevduat vade sonu vadetme vadetmek vadi vaftiz vaftizhane vagina vagon vagonet vagon restoran 2278 .−bı vadeli mevduat vadeli satış vadesiz vadesiz hesap.V vaat.−di vaaz vaaz etmek vabeste vacip.

−du vahi vahim vahit.−ği 2279 .vagotoni vah vaha vahamet vahametli vahdaniyet vahdet vahdetivücut.−hyi vahşet vahşî vahşîce vahşî hayvan vahşîleşme vahşîleşmek vahşîlik.−ği vahşî orman vahşiyane vahvahlanma vahvahlanmak vahyolunma vahyolunmak vaiz vaizlik.−di vahiy.

−ği vakar vakarlı vakarsız vakayiname vaketa vakfe vakfetme vakfetmek Vakfıkebir (ilçe) Vakfıkebir yağı vakfiye vakıa vakıf.vak'a vak'anüvis vak'anüvislik.−i 2280 .−kfı (para. mülk) vâkıf (bilen. vakfeden) vakıf arazisi vakıf geliri vakıf malı vakıfname vâkıf olmak vakıf senedi vakıf toprağı vaki.

−ği 2281 .vakit.−kti vakitçe vakitli vakitli vakitsiz vakitsiz vakit vakit vaklama vaklamak vaks vaktaki vaktikerahat vaktiyle vaktizamanında vakum vakumlama vakumlamak vakur vakvak (ördek) vak vak vakvaklama vakvaklamak vale valf vali valide valide sultan valilik.

−ğu vapurdumanı (renk) var varagele varagele bombardımanı 2282 .−ğu vantuz vapur vapurculuk.valiz vallahi vallahi billâhi vallahi tallahi valör vals vamp vampir Van vana vanadyum vandal vandalizm vandallık.−ğı vanilya Van kedisi vantilâtör vantrilok.

varagele botu varagele halatı varagele kayığı varak.−ğı varaka varakçı varaklama varaklamak varaklanma varaklanmak varaklı varakpare varan varda vardabandıra vardacı vardakosta vardelâ vardırma vardırmak vardiya vardiyacı vareste var etmek vargel vargel tezgâhı vargı 2283 .

−di varit olmak variyet variyetli var kuvvetiyle varlık.−ğı varlık bilimci 2284 .var gücüyle varılma varılmak varış varış çizgisi varışlı varışlılık.−ğı varış yeri varı yoğu varidat varidatçı varide varil varis (damar genişlemesi) vâris (mirasçı) varisli vârisli varissiz vârissiz varit.

varlık bilimi varlık birliği varlık kartı varlıklı varlıklılık.−ğu varoş varsağı varsayım varsayımlı varsayımsal varsıl varsıl erki varsıllaşma varsıllaşmak varsıllık.−ğı varta Varto (ilçe) varyant 2285 .−ğı varlık nedeni varlık sebebi varlıksız varma varmak var olmak varoluş varoluşçu varoluşçuluk.

−ğı vasıl vasıl olmak vasıta vasıta hâli 2286 .−ği var yok varyos vasat vasatî vasatî irtifa vasatî sür'at.−ti vasektomi vasıf.−sfı vasıflandırma vasıflandırmak vasıflanma vasıflanmak vasıflı vasıflı işçi vasıflılık.−ğı vasıfsız vasıfsız işçi vasıfsızlık.varyasyon varyemez varyete varyeteci varyetecilik.

−ğı vatan haini vatan hainliği vatanî vatanî görev 2287 . engin) vasilik.−si (mirası yöneten) vâsi.−ği vasistas vasiyet vasiyet etmek vasiyetname vaşak.vasıta hâli eki vasıtalı vasıtalık.−i (geniş.−ğı vasıtalı vergi vasıtasıyla vasıtasız vasıtasızlık.−ğı Vaşington portakalı vat vatan vatan borcu vatandaş vatandaşlık.−ğı vasıtasız vergi vasi.

−ğı vatman vatoz vat saat.−ğı vayvaycı vayvaycılık.−ti vatvat vaveylâ vay vaybabamcı (yankesici) vaybabamcılık.vatanî vazife vatanlaştırma vatanlaştırmak vatanperver vatanperverlik.−ğı vazedilme vazedilmek vazelin vazelinleme vazelinlemek 2288 .−ği vatansız vatansızlık.−ği vatansever vatanseverlik.−ğı vatka vatlık.

−mli vazııkanun vazıyet (el koyma) vazife vazife aşkı vazife etmek vazife kurbanı vazifelendirilme vazifelendirilmek vazifelendirme vazifelendirmek vazifeli vazife şehidi vazifeşinas vaziyet vazo vazolunma 2289 .vazetme vazetmek vazgeçilme vazgeçilmek vazgeçirme vazgeçirmek vazgeçme vazgeçmek vazı.−z'ı vazıh vaz'ıhamil.

−ı vecibe vecih.−ğı vefalı vefasız 2290 .−cdi veciz vecize veçhe veçhişebeh veda.vazolunmak ve veba vebal.−ı veda etmek vedalaşma vedalaşmak ve devamı vedia ve diğerleri vefa vefakâr vefakârlık.−li vebalı ve başkaları ve benzerleri veca.−çhi vecit.

−ğı vekillik.−ği 2291 .−ği vejetasyon vekâlet vekâleten vekâleten atama vekâleten atanma vekâlet etmek vekâletname vekâlet ücreti vekil vekilharç.−ğı vefat vefat etmek vefat ilmühaberi vefiyat vehim.−hmi vehimli vehleten vehmetme vehmetmek vejetalin vejetalizm vejetarizm vejetaryen vejetaryenlik.−cı vekilharçlık.vefasızlık.

−di velev velfecri velhâsıl velhâsılıkelâm veli veliaht.−ği velinimet veliyullah velûr velût.vekillik etmek vekil vükelâ vektör velâdet velâyet velâyetname veledizina velense velespit.−dı veliahtlık.−di velet.−du velvele velveleci vena Venezuelâ Venezuelâlı 2292 .−ğı velilik.

−ği verev verevine vergi vergi bağışıklığı vergi beyannamesi vergici vergicilik.−ği verecekli verem veremli verem olmak verese veresiye veresiyeci veresiyecilik.−ği 2293 .Venüs venüsçarığı (bitki) veranda veraset veraset ilâmı veraset ve intikal vergisi verdi verdirme verdirmek vere verecek.

vergi dairesi vergi dilimi vergi iadesi vergi kaçağı vergi kaçakçılığı vergi kaçakçısı Vergi Kanunu vergileme vergilemek vergilendirilme vergilendirilmek vergilendirme vergilendirmek vergili vergi matrahı vergi muafiyeti vergi mükellefi vergi rekortmeni vergisiz vergi yükümlüsü veri veri bankası verici veri dosyası veri işlem verile verile emri 2294 .

−ği verimsiz verimsizleşme verimsizleşmek verimsizlik.−ği veri ortamı veriş veriştirme veriştirmek verit.veriliş verilme verilmek verim verimkâr verimli verimlilik.−di veri tabanı veri toplama verkaç verme vermek vermut vernik.−ği vernikleme verniklemek verniklenme verniklenmek 2295 .

−kı vesaire vesait vesaitinakliye vesayet vesika vesikacı vesikacılık.−ğı vesika fotoğrafı vesikalı vesikalık.verniye veronika versiyon veryansın veryansın etmek vesaik.−smi vesikasız vesile vesselâm vestiyer vestiyerci veston vesvese vesveseli 2296 .−ğı vesikalık fotoğraf vesikalık resim.

−ği vetire veto veto etmek veto hakkı veya veyahut vezaret vezikül vezin.−ği vezirparmağı (tatlı) vezir vüzera vezne vezneci veznecilik.−ğı vıcıklama vıcıklamak 2297 .−zni vezinli vezinsiz vezir veziriazam Vezirköprü (ilçe) vezirlik.−ği veznedar veznedarlık.veteriner veteriner hekimliği veterinerlik.

vıcıklık.−ğı vıcırdama vıcırdamak vıcırdaşma vıcırdaşmak vıcır vıcır vıdı vıdı vıdı vıdı etmek vık vık vınıltı vınlama vınlamak vırıldama vırıldamak vırıldanma vırıldanmak vırıltı vırlama vırlamak vırt zırt vır vır vırvırcı vır vır etmek vız vızıldama 2298 .−ğı vıcık vıcık vıcık vıcıklık.

vızıldamak vızıldanma vızıldanmak vızıltı vızır vızır vızlama vızlamak vız vız vızvız böceği vibrasyon vibratör vibriyon vicahen vicahî vicdan vicdanen vicdanî vicdanlı vicdansız vicdansızca vicdansızlık.−ğı vida vidala vidalama vidalamak vidalanma vidalanmak 2299 .

−ğu videokaset videoteyp.vidalı vidanjör vidasız video videobant.−ci vinter vinyet vira 2300 .−bi vido vidolu vidosuz Vietnam Vietnamlı viglâ vikaye vikaye etmek vikont vikontes vilâdî vilâyet vilâyet binası villâ vinç.−dı videocu videoculuk.

−li visamiral.viraj virajlı virajsız viran virane viranelik.−ğı viran olmak Viranşehir (ilçe) virdizeban virdizeban etmek vire virgül virman virolog.−li viski viski bardağı viskonsül 2301 .−di virtüoz virtüozluk.−ğu viroloji virt.−ği viranlaşma viranlaşmak viranlık.−ğu virüs visal.

viskoz viskozite viskozite değeri vişnap.−ği vitrinleme vitrinlemek 2302 .−bı vişne vişneçürüğü (renk) vişne hoşafı vişneli ekmek.−tri vitray vitrin vitrincilik.−ği vitellüs vites vites dişlisi vites kolu vites kutusu vitesli vitir.−ği vişne reçeli vişne suyu vişne şurubu vitamin vitaminli vitaminsiz vitaminsizlik.

−ğü viyak viyaklama viyaklamak viyak viyak viyola viyolacı viyolonist viyolonsel viyolonselci viyolonselist vize Vize (ilçe) vize sınavı vizite viziyer vizon vizon kürk vizyon vizyon sahibi vodvil vokabüler vokal.−ği vokal uyumu 2303 .viya viyadük.−li vokalist vokal müzik.

−ğı vuku.−u vukuat vukuf 2304 .volân vole voleybol voleybolcu volfram voli voli ağı voli yeri volkan volkanik.−ği volontarizm volt volta voltaj voltametre voltamper voltmetre volüm vombat vonoz votka voyvo voyvoda voyvodalık.

−ğı vurdurma vurdurmak vurgu vurgulama vurgulamak vurgulu vurgulu hece vurgun vurguncu vurgunculuk.−ğu vurgusuz vurgusuz hece vurgu uzunluğu vurma vurma çalgılar vurmak vurmalı çalgı 2305 .−cı vurdulu kırdılı vurdumduymaz vurdumduymazlık.−ğu vulva vuraç.−ğu vurgunluk.vukuflu vukufsuz vukufsuzluk.

−du vücutça 2306 .−lü vuzuh vuzuhsuz vuzuhsuzluk.−ğu vuruk bilimi vurulma vurulmak vuruluş vurunma vurunmak vuruntu vuruş vuruşkan vuruşkanlık.−cü vurucu tim vuruk.vurma sazlar vurtut vuru vurucu vurucu güç.−ğu vücut.−ğı vuruş kırış vuruşma vuruşmak vuslat vusul.

vücut ısısı vücutlu vükelâ vülgarize vürut.−du vüs'at.−ti vüzera (*)W W walkman western (*)Y Y ya yaba yabalama yabalamak yaban yaban arısı yaban arısıgiller yaban armudu yaban asması yabancı yabancı dil yabancı çıta yabancıl 2307 .

−ğı yabanî yabanî akdiken yabanîce yabanî elma yabanî enginar 2308 .−ğı yabancıllık.−ğı yabancı para yabancı saha yaban defnesi yaban domuzu yaban enginarı yaban eriği yaban eşeği yaban fesleğeni yaban gülü yaban havucu yabanıl yabanıllaşma yabanıllaşmak yabanıllık.yabancılama yabancılamak yabancılaşma yabancılaşmak yabancılaştırma yabancılaştırmak yabancılık.

−ğı yaban maydanozu yaban mersini yaban nanesi yaban ördeği yaban pancarı 2309 .−ğı yabanî kimyon yabanî kimyongiller yabanî kiraz yabanî lâhana yabanîleşme yabanîleşmek yabanîlik.−ği yabanî marul yabanî menekşe yabanî mercanköşk yaban inciri yabanî turp yaban kazı yaban keçisi yaban kedisi yaban kekliği yaban keteni yaban koyunu yabanlık.yabanî gül yabanî hayvanlar yabanî ıspanak.

−ğı yaban turpu yaban yasemini yabgu yad (yabancı) yâd (anma) ya da yad el yad eller yad erklik.−ğı yabansıma yabansımak yaban sümbülü yaban tavşanı yaban tavuğu yaban teresi yabantırak.yaban pazısı yabansı yabansılık.−ği yadımlama yadımlamak yadın kurun yadırgama 2310 .−ği yad estetik.−ği yâd etmek yad gerekirci yad gerekircilik.

−ğı 2311 .yadırgamak yadırganma yadırganmak yadırgatıcı yadırgatma yadırgatmak yadigâr yadsıma yadsımak yadsınma yadsınmak yafa yafta yaftalama yaftalamak yaftalanma yaftalanmak yağ yağar yağ bal yağ bezi yağ bezleri yağcı yağcılık.−ğı yağcılık etmek yağ çubuğu yağdanlık.

yağdırılma yağdırılmak yağdırma yağdırmak yağ doku yağ göstergesi yağ gülü yağhane yağ hücresi yağı yağılaşma yağılaşmak yağılık.−ğı yağıltı yağımsı yağır yağış yağış düzeni yağış göstergesi yağış haritası yağışlı yağışölçer yağış rejimi yağışsız yağışsızlık.−ğı yağız yağız doru 2312 .

−cı yağlı ip yağlık.−dı yağlı kapı yağlı kara 2313 .−ğı yağlı kâğıt.yağ kesesi yağ kutusu yağ küpü yağlama yağlamak yağlama yağı yağlama yıkama yağ lâmbası yağlanma yağlanmak yağlatma yağlatmak yağlayıcı yağlı yağlı ballı yağlı bitki yağlı boya yağlı boyacı Yağlıdere (ilçe) yağlı güreş yağlı güreşçi yağlı harç.

−ğı yağma yağmacı yağmacılık.yağlıkçı yağlı kömür yağlı kuyruk.−ğu yağlılık.−ğı yağlı müşteri yağlı toprak.−ğı yağma etmek yağmak yağmalama yağmalamak yağmalanma yağmalanmak yağ mantısı yağ marulu yağmur yağmur bombası yağmur borusu yağmur bulutu yağmurca yağmurcun yağmur duası yağmur kapanı yağmur kuşağı yağmur kuşu 2314 .

yağmur kuşugiller yağmurlama yağmurlamak yağmurlayıcı yağmurlu yağmurluk.−ği yahu Yahudi Yahudi Almancası 2315 .−ğu yağmur mevsimi yağmur ormanları yağmurölçer yağmur suyu yağmursuz yağölçer yağrın yağsız yağsızlık.−ğı yağ şalgamı yağ taşı yağ tulumu yağ yakıt yahey yahni yahşi Yahşihan (ilçe) yahşilik.

−ği Yahudi pazarlığı Yahudi takvimi Yahudi tapınağı yahut Yahyalı (ilçe) yak yaka yakacak.−ğı yakalı kamçılılar yakalıklı 2316 .−ğı Yakacık yaka kartı Yakakent (ilçe) yakalama yakalamak yakalanış yakalanma yakalanmak yakalatma yakalatmak yakalı yakalık.Yahudi Arapçası Yahudi baklası Yahudice Yahudi ebegümeci Yahudilik.

yakalıksız yakamoz yakamozlanma yakamozlanmak yakarca yakarı yakarış yakarma yakarmak yakasız yakasız gömlek.−ği yakasız mintan yakı yakı ağacı yakıcı yakıcılık.−ğı yakılma yakılmak yakım yakımcı yakın yakın akraba yakın anlamlı yakın anlamlılık.−ğı yakın benzeşme yakın benzeşmezlik.−ği 2317 .

Yakın Çağ yakında yakından Yakın Doğu yakın dost yakın göçüşme yakınış yakın koruma yakınlarda yakınlaşma yakınlaşmak yakınlaştırma yakınlaştırmak yakınlık.−ği yakınsama yakınsamak yakın sesli 2318 .−ğı yakınsaklık.−ğı yakınsak mercek.−ğı yakınlık derecesi yakınlık durumu yakınlıkduyar yakınlık eylemi yakınlık fiili yakınma yakınmak yakınsak.

−ğı yaklaşık bilgi yaklaşık değer yaklaşılma yaklaşılmak 2319 .Yakın Şark yakın takip.−ğı yakışıklı yakışıklılık.−ğı yakışıksız yakışıksızlık.−bi yakıntı yakı otu yakış yakışık.−ğı yakışma yakışmak yakıştırma yakıştırmaca yakıştırmak yakıt yakıtçı yakıt deposu yakıt göstergesi yakıt parası yakin yakinen yaklaşık.

−ğı yakma resim.yaklaşım yaklaşma yaklaşma eylemi yaklaşma fiili yaklaşmak yaklaştırma yaklaştırmak yakma yakmaç.−ğı yalaka yalaka olmak yalama yalamak yalama olmak 2320 .−cı yakmak yakmalık.−smi yaktırma yaktırmak yakut Yakut Yakutça yal yalabık.−ğı yalabıma yalabımak yalak.

−di yalancı şöhret yalancı tanık.−ğı yalancı meyve yalancı öd ağacı yalancı pehlivan yalancı safran yalancı şahit.yalama uçuş yalama yazı yalamuk.−bi yalancı dolma yalancı dünya yalancı inci yalancıktan yalancılık.−ğı yalancı biber yalancı cep.−ğu yalan yalana yalana yalancı yalancı akasya yalancı ayak.−ğı yalancı taş yalandan yalan dolan yalan dünya yalan haber 2321 .

−ğı 2322 .yalanış yalanlama yalanlamak yalanlanma yalanlanmak yalanma yalanmak yalan makinesi yalansız yalan yanlış yalap şalap yalapşap yalap yalap yalatma yalatmak yalayıcı yalayış yalaz yalaza yalazlama yalazlamak yalazlanma yalazlanmak yalçın yalçınlaşma yalçınlaşmak yaldırak.

−ğı yalın cümle 2323 .yaldız yaldızcı yaldızcılık.−ğı yaldızlama yaldızlamak yaldızlanma yaldızlanmak yaldızlatma yaldızlatmak yaldızlı yaldızlı hap yalelli yalgın yalı yalı ağası yalı boyu yalı bülbülü yalıçapkını (kuş) yalıçapkınıgiller Yalıhüyük (ilçe) yalım yalım yalım yalın yalın ad yalın ayak.−ğı yalıncak.

−cı yalıngöz (kertenkele) yalın göz yalın hâl.−li yalın isim.−smi yalın kat yalın kelime yalın kılıç yalınlaşma yalınlaşmak yalınlık.yalınç.−ğı yalın sıfat yalın tümce yalın üslûp.−ğı yalın zaman yalın zarf yalıtıcı yalıtılma yalıtılmak yalıtım yalıtkan yalıtkanlık.−bu yalın yapıldak.−ğı yalıtma 2324 .−cı yalın durum yalıngaç.

yalıtmak yalı uşağı yalı yar yalız yallah yalman yalnız yalnız başına yalnızca yalnızcı yalnızcılık.−ğı Yalova Yalova misketi (üzüm) yalpa yalpak.−ğı yalpalama yalpalamak yalpalanma yalpalanmak yalpalatma yalpalatmak yalpı 2325 .−ğı yalpaklık.−ğı yalnızlaşma yalnızlaşmak yalnızlık.

−ğı yaltakçı yaltakçılık.−ğı yaltaklanış yaltaklanma yaltaklanmak yaltaklık.−ğı yamaç.−ğı yaltaklık etmek yalvaç.−ğı yalpılı yaltak.yalpık.−cı Yalvaç (ilçe) yalvaçlık.−ğı yalvarılma yalvarılmak yalvarış yalvarış yakarış yalvarma yalvarmak yalvartma yalvartmak yama yamacı yamacılık.−cı yamaç paraşütü yama işi 2326 .

−ğı yamaklık etmek yamalama yamalamak yamalanış yamalanma yamalanmak yamala yamala yamalı yamalı bohça yamalık.−ğı yamalma yamalmak yamama yamamak yaman yamanma yamanmak yamatma yamatmak yamçı yamçılı yamçısız yampiri yampirilik.−ğı yamaklık.yamak.−ği yampiri yampiri 2327 .

−ğu yamulma yamulmak yamyam yamyamlık.yamrulma yamrulmak yamru yumru yamuk.−ğu yamukluk.−ğı yanaklı yanak yanağa yanal yanal yüzey yanarca yanardağ yanardağ ağzı yanardağ bilimci yanardağ bilimi yanardağ bölgesi yanardağ patlaması yanardağ püskürmesi yanardöner 2328 .−ğı yamyassı yamyaş yan yanak.

−ğı yandık.yanaşık.−ğı yanaşık düzen yanaşıklık.−ğı yanaşık nizam yanaşılma yanaşılmak yanaşlık.−ğı yandırma yandırmak 2329 .−ğı yanaşma yanaşmak yanaştırma yanaştırmak yan atışı yanay yana yakıla yana yana yanay doğrusu yanay düzlemi yan bakış yancı yan cümle yan çizgisi yandan çarklı yandaş yandaşlık.

yan etki yangı yangılanma yangılanmak yangılı yangın yangın bombası yangıncı yangın çıkışı yangın hortumu yangın kulesi yangınlaşma yangınlaşmak yangın merdiveni yangın musluğu yangın sigortası yangın söndürücü yangın tulumbası yangın yeri yangısız yan hakem yanıcı yanıcı gaz yanık.−ğı yanık rüzgâr 2330 .−ğı yanıkara (hastalık) yanıklık.

−cı yanıltma haber yanıltmak yanında yanı sıra yanış yanışölçer yanıt yanıtlama yanıtlamak yanıtlandırılma yanıtlandırılmak yanıtlandırma 2331 .yanık ses yanık sesli yanıksı yanılgı yanılış yanılma yanılmaca yanılmak yanılsama yanıltı yanıltıcı yanıltma yanıltmaca yanıltmacı yanıltmaç.

−ğı yanlılık.−ğı 2332 .−ği yankı yankı bilimi yankıca yankılama yankılamak yankılanım yankılanma yankılanmak yankılı yankısız yankı yapmak yanlama yanlamak yanlamasına yanlı yanlık.yanıtlandırmak yanıtlanma yanıtlanmak yanıtlı yanıtsız yani yan kabağı yan kâğıdı yankesici yankesicilik.

−cı yansıta yansıta yansıtıcı yansıtılma yansıtılmak 2333 .−i yansı yansıca yansılama yansılamak yansılanım yansılanım aygıtı yansılanım cihazı yansılanım çizelgesi yansılanma yansılanmak yansıma yansımak yansımalı yansımasız yansıtaç.−ğı yanlışlıkla yanlış yunluş yanma yanmak yan ödeme yan sanayi.yanlış yanlışlık.

−ğı yanşak.−ğı yan tümce yan ürün yan yan yan yana yan yargıcı yan yüzergiller yapadurma yapadurmak yapağı yapağıcı yapak.−ğı yanşaklık.−ğı yapakçı 2334 .−ğı yanşama yanşamak yan tesir yantutmaz yantutmazlık.yansıtım yansıtma yansıtmak yansız yansızlaştırılmış yansızlaştırma yansızlaştırmak yansızlık.

−ğı yapı elemanı yapık.−bi yapaylaşma yapaylaşmak yapaylaştırma yapaylaştırmak yapaylık.−ğı Yaparlu yapay yapayalnız yapay böbrek.−ğı yapay solunum yapboz (puzzle) yapı yapı bilgisi yapı bilimi yapı bilimsel yapıcı yapıcılık.−ği yapay kalp.yapak yağı yapalak.−ği yapay dil yapay dölleme yapay döllenme yapay ipek.−ğı yapı kooperatifi 2335 .

−ğı yapısal dil bilimi yapısallaşma 2336 .−ğı yapınma yapınmak yapıntı yapıntıcılık.−ğı yapıntılı yapısal yapısalcı yapısalcılık.yapılabilirlik.−ği yapılanma yapılanmak yapılaşma yapılaşmak yapılı yapılıkçı dil bilimi yapılış yapılma yapılmak yapım yapı malzemesi yapımcı yapımcılık.−ğı yapım eki yapım evi yapıncak.

−ğı yapış yapışıcı yapışıcı sap yapışık.yapısallaşmak yapısallık.−ğı yapışık çeneliler yapışıklık.−ğı yapışkan yapışkanlık.−ğı yapmacık görünümü yapmacık gülüş yapmacıklı 2337 .−ğı yapışkan otu yapışma yapışmak yapıştırıcı yapıştırılma yapıştırılmak yapıştırma yapıştırmak yapış yapış yapıt yapı taşı yapma yapmacık.

−ğı yaprak.−ğı yaprakçıl yaprak dolması yaprak dökümü yaprak döner yaprak kını yaprak kurbağası yaprak kurdu yaprakkurusu (renk) 2338 .−ği yapmak yapma uydu yapracık.−ği yapma dil yapma gübre yapma ipek.yapmacıksız yapma çiçek.−ğı yaprak arıları yaprak arısı yaprak aşısı yaprak ayası yaprak biti yaprak bitleri yaprak böceği yaprak çay yaprakçık.

−ğı yaptırılma yaptırılmak yaptırım yaptırma yaptırmak yaptırtma yaptırtmak yapyakın yapyalnız yar (uçurum) yâr.yapraklanma yapraklanmak yapraklı Yapraklı (ilçe) yapraklı kara yosunları yaprak makinesi yaprak sarması yapraksı yapraksız yaprak sigarası yaprak taş yaprak tütün yaprak yaprak yapsatçı yapsatçılık.−ri (sevgili) 2339 .

−ğı yaramazlık etmek yaramaz olmak yâran yaranış 2340 .yara yarabbi yara bere Yaradan Yaradancılık.−ğı yaralama yaralamak yaralanış yaralanma yaralanmak yaralı yarama yaramak yaramaz yaramazca yaramazlaşma yaramazlaşmak yaramazlık.−ğı yaradılış yaradılışlı yaradılıştan yara izi yarak.

yaranma yaranmak yara otu yarar yararcı yararcılık.−ğı yararlı olmak yararsız yararsızlık.−ğı yararlanılma yararlanılmak yararlanma yararlanmak yararlı yararlık.−ğı yarasa yarasalar yaraş yaraşık.−ğı yaraşıklı yaraşıksız yaraşır yaraşma yaraşmak yaraştırma yaraştırmak yaratı 2341 .

−ğı yardakçı yardakçılık.−ğı yaratık.−ğı yaratılış yaratılma yaratılmak yaratım yaratımcı yaratış yaratma yaratmak yarayışlı yarbay yarbaylık.yaratıcı yaratıcılık.−ğı yarda yardak.−ğı yardakçılık etmek yardım yardımcı yardımcı ders yardımcı doçent yardımcı eylem yardımcı fiil yardımcı hakem yardımcı hücre 2342 .

−ği yardırma yardırmak yâren yârenbaşı yârence yârenlik.−ğı yargı denetimi 2343 .−bı yardımcılık.−ği yârenlik etmek yargı yargı alanı yargıcı yargıcılar kurulu yargıcılık.−ğı yardımcı olmak yardımcı oyuncu yardımcı yargıcı yardım etmek yardımlaşma yardımlaşmak yardım sandığı yardımsever yardımseverlik.−ğı yargıç.yardımcı kitap.−cı yargı çevresi yargıçlık.

yargı erki yargı evi yargı gücü yargılama yargılama giderleri yargılamak yargılama usulü yargılanış yargılanma yargılanmak yargı organları yargısal yargı usulü yargı yeri yargı yetkisi yargı yolu yarı yarı açık ceza evi yarı ağır sıklet yarı alan yarı asalak.−ğu yarıcı 2344 .−ğı yarı bel yarı belgesel yarı buçuk.−ğı yarı başkalaşma yarı başkanlık.

−ğı yarı kurak.yarıcılık.−ğı yarıçap yarı final.−ğı yarıklık.−ğı yarı kübik.−ği yarı göçebe yarı göçebelik.−ği yarı gölge yarı iletken yarık.−ğı yarı karanlık.−ği yarı küre yarılama yarılamak yarılanma yarılanmak yarılma yarılmak yarım yarımada yarım adam yarım ağız 2345 .−li yarı finalist yarı gece yarı geçirgen yarı geçirgenlik.

−lü yarım asalak.−ğı yarım mesai yarım pabuçlu yarım pansiyon yarım porsiyon yarım seren yarımşar 2346 .−ğı yarım baş ağrısı yarım boy yarımca Yarımca yarım daire yarım daire kanalları yarım doğru yarım gün yarım kafiye yarım kanatlılar yarım kubbe yarım küre yarımlama yarımlamak yarımlık.−ğı yarım ay yarım ayak.yarım akıllı yarı mamul.

yarım tarife yarım uyak.−cu yarış yarış arabası yarış atı yarışçı yarışçılık.−ğı yarış etmek yarışım yarışımcı yarış kayığı yarışlık.−li yarım yamalak.−ğı yarım vokal.−ği yarı sanayileşme yarı saydam yarı saydamlık.−ğı yarı son yarı sonuç.−ğı yarın yarınki yarıntı yarı orta sıklet yarı otomatik.−ğı yarışma yarışmacı yarışmak 2347 .

−ğı yarma yarma aşı yarma buğday yarma çorbası yarmak yarma kereste yarma kütüğü yarmalama yarmalamak yarmalık.yarış otomobili yarış tabancası yarıştırma yarıştırmak yarı ünlü yarı yarıya yarıyıl yarka yarkurul yarlıgama yarlıgamak yarlık.−ğı yarma saldırısı yarma şeftali yarma taarruzu yâr olmak yarpuz 2348 .

yârüağyar yas yasa yasa dışı yasak.−bı yasaklama yasaklamak yasaklanış yasaklanma yasaklanmak yasaklayıcı yasaklı yasak meyve yasak olmak yasa koyucu yasal yasalaşma yasalaşmak yasalaştırılma yasalaştırılmak yasalaştırma yasalaştırmak 2349 .−ğı yasak aşk yasak bölge yasakçı yasak etmek yasak kitap.

−ğı yasa sözcüsü yasa tasarısı yasa teklifi yasemin Yasin yaslama yaslamak 2350 .yasalı yasallaşma yasallaşmak yasama yasama dokunulmazlığı yasama dönemi yasama gücü yasama hakkı yasamak yasama kurulu yasama kuvveti yasamalı yasama meclisi yasama organı yasama yetkisi yasama yılı yasa önerisi yasasız yasasızlık.

yaslanma yaslanmak yaslı yasma yasmak yasmık.−ğı yassı yassı balıklar yassıca yassı kadayıf yassılama yassılamak yassılanma yassılanmak yassılaşma yassılaşmak yassılaştırma yassılaştırmak yassılık.−cı yastama 2351 .−ğı yassılma yassılmak yassıltma yassıltmak yassı solucanlar yassı solungaçlılar yastağaç.

yastamak yastık.−ğı yastık kılıfı yastıklama yastıklı yastık takoz yaş yaşa yaşam yaşama yaşamaca yaşama çabası yaşama gücü yaşamak yaşama sevinci yaşama uğraşısı yaşam biçimi yaşam düzeyi yaşam felsefesi yaşam güvencesi yaşam koşulları yaşam öyküsü yaşamsal yaşam sigortası yaşam standardı yaşanası 2352 .−ğı yastık bıyık.

−ğı yaşantı yaşarlık.−ğı yaşarma yaşarmak yaşartıcı yaşartma yaşartmak yaşasın yaşatıcı yaşatkan yaşatkan sinir sistemi yaşatma yaşatmak yaşayış yaş baş yaş çayır yaş dönümü yaş günü yaş haddi yaşın yaşın yaşıt 2353 .yaşanılma yaşanılmak yaşanma yaşanmak yaşanmışlık.

−ğı yaş kesim yaşlanma yaşlanmak yaşlı yaşlı başlı yaşlıca yaşlıca başlıca yaşlık.−ğı yaşmaklama yaşmaklamak yaşmaklanma yaşmaklanmak yaşmaklı yaşmaksız yaş pasta yaş sebze yaş sınırı yaş üzüm yat yatağan Yatağan (ilçe) 2354 .−ğı yaşlılar yurdu yaşlılık.yaşıtlık.−ğı yaşlılık bilimi yaşlılık sigortası yaşmak.

−ğı yatı yatık.−ğı yatalak olmak yatar koltuk.yatak.−ğı yatak çarşafı yatakçı yatakhane yataklı yataklı vagon yataklık.−ğu yatay yatay geçiş yatay seren yat borusu yatçı yatçılık.−ğı yatık çit 2355 .−ğı yataklık etmek yatak liman yatak limonu yatak mobilya yatak odası yatak örtüsü yatak takımı yatak yapmak yatalak.

yatık doğru yatık yazı yatılı yatılma yatılmak yatım yatır yatırılma yatırılmak yatırım yatırım bankası yatırımcı yatırım yapmak yatırma yatırmak yatısız yatış yatışma yatışmak yatıştırıcı yatıştırma yatıştırmak yatkın yatkınlaşma yatkınlaşmak yatkınlık.−ğı yat kulübü 2356 .

−ğı yavaş yavaşa yavaşça yavaşça yavaşça yavaşçacık yavaşlama yavaşlamak yavaşlatılma yavaşlatılmak yavaşlatılmış yavaşlatılmış hareket yavaşlatma 2357 .yatma yatmak yatmalık.−ğu yavan yavanlaşma yavanlaşmak yavanlaştırma yavanlaştırmak yavanlık.−ğı yatsı yatsı ezanı yatsı namazı yatuğan yatuk.

−du yavrulama yavrulamak yavsı yavşak.yavaşlatmak yavaşlık.−ği yavru yavruağzı (renk) yavrucağız yavrucak.−ğu yavru kapı yavrukurt.−ğı yavaş tütün yavaş yavaş yave yaver yaverlik.−ğı yavrucuk.−ğı yavşan yavşan otu yavuklama yavuklamak yavuklanma yavuklanmak yavuklu yavuz yavuzca 2358 .

−ğı yaygı yaygı balığı yaygın 2359 .−ğu yay Yay (burç) yaya yaya çivisi yaya geçidi yaya kaldırımı yaya köprüsü yayalık.−ğı yayan yayan yapıldak yaya yolu yay ayraç.−cı yayçizer yaydırma yaydırmak yaygara yaygaracı yaygaracılık.Yavuzeli'ni (ilçe) yavuzlanma yavuzlanmak yavuzlaşma yavuzlaşmak yavuzluk.

yaygın eğitim yaygınlaşma yaygınlaşmak yaygınlaştırma yaygınlaştırmak yaygınlık.−ğı yayık ağızlı yayıklama yayıklamak yayık makinesi yayılı yayılımcı yayılımcılık.−ğı yayılma hızı yayılmak yayım yayımcı yayımcılık.−ğı yayımlama yayımlamak 2360 .−ğı yaygın öğretim yaygın yanlış yayık.−ğı yayılış yayılma yayılmacı yayılmacılık.

−ğı yayla çayırı yayla çiçeği yayla çorbası 2361 .yayımlanma yayımlanmak yayımlatma yayımlatmak yayımlayan yayın yayın balığı yayın balığıgiller yayıncı yayındırıcı yayındırma yayın dışı yayın evi yayınık.−ğı yayınım yayınispî yayınma yayıntı yayış yay kabzası yay kolu yayla yaylacı yaylacılık.

−ğı yayla kekiği yaylakıye yaylama yaylamak yaylandırma yaylandırmak yaylanma yaylanmak yayla salatası yayla yavşanı yaylı yaylı araba yaylı çalgılar yaylım yaylım ateş yaylım ateşi yaylı sazlar yaylı tambur yaylı terazi yayma yaymacı 2362 .Yayladağı'nı (ilçe) Yayladere (ilçe) yayla gülü yaylagüzeli (bitki) yayla havası yaylak.

yaymacılık.−ğı yaymak yayvan yayvanlaşma yayvanlaşmak yayvanlık.−ğı yazar yazarçizer yazar hakkı yazar kasa yazarlık.−ğı yazboz tahtası yazdırma yazdırmak yaz dönemi yaz dönencesi yazgı yazgıcı yazgıcılık.−ğı yayvan yayvan yaz yazadurma yazadurmak yazanak.−ğı yazgısal yaz helvası yazı 2363 .

yazı bilgisi yazı bilimci yazı bilimi yazı boyu yazıcı yazıcı cihazı yazıcı kadın yazıcılık.−ğı yazı kadrosu yazı kâğıdı yazık etmek yazık günah yazıklanma yazıklanmak yazık olmak yazıksız yazı kurulu yazıla yazılama yazılamak 2364 .−ğı yazı çevrimi yazı dili Yazıhan (ilçe) yazıhane yazı hayatı yazı işleri yazık.

yazılı yazılı basın yazılı bildirim yazılı emir.−mri yazılı hani yazılı hukuk yazılı imtihan yazılı kâğıdı yazılım yazılım dizgesi yazılım paketi yazılım sistemi yazılı sınav yazılış yazılı yoklama yazılma yazılmak yazım yazı makinesi yazı masası yazımcı yazımsı yazın yazın bilimci yazın bilimi yazıncı yazın dili 2365 .

−ğı yazma eser yazmak yazman 2366 .−ğı yazlıkçı yazlı kışlı yazma yazmacı yazmacılık.yazın eri yazınsal yazın tarihi Yazır yazış yazışma yazışmak yazıt yazı tahtası yazı takımı yazıt bilimci yazıt bilimi yazı tura yazı yaban yaz kış yazlama yazlamak yazları yazlık.

yazmanlık.−ğı yedek subay yedekte yedek teker yedi yedi altmış beş 2367 .−ği yedekleme yedeklemek yedekleşme yedekleşmek yedekli yedeklik.−ği yedek akçe yedek besinler yedekçi yedek lâstik.−ği yedek oyuncu yedek parça yedek parçacı yedek parçacılık.−ğı yazma yitimi yaz ördeği yaz saati yaz sömestri yaz uykusu yaz yağmuru yedek.

−ği yedilme yedilmek yedinci yedinci sanat yedirilme yedirilmek yedirme yedirmek Yedisu (ilçe) yedişer yediveren 2368 .−ği Yedikardeş (yıldız kümesi) yediler yedili yedilik. −ği yedi belâ yedi canlı yediden yetmişe yedi düvel yediemin yedigen Yedigir (yıldız kümesi) yedi göbek.yedi altmış beşlik.

yediz yedme yedmek yegâh yegân yegâne yegân yegân yeğ yeğen yeğin yeğinleşme yeğinleşmek yeğinlik.−ği yeğnilme yeğnilmek yeğniltme yeğniltmek yeğniseme yeğnisemek 2369 .−ği yeğleme yeğlemek yeğlenme yeğlenmek yeğlik.−ği yeğni yeğnilemek yeğnilik.

yeğrek.−du yel yel değirmeni yeldirme yeldirmek yeldirmeli yeldirmesiz yele yeleç.−ği yeis.−ğı yekpare yeksan yekta yekten yekûn yekvücut.−e'si yek yekdiğeri yeke yekine yekine yekiniş yekinme yekinmek yekin yekin yeknesak yeknesaklık.−ği 2370 .−ci yelek.

−ci yelin yelken yelken balığı yelken bezi yelkenci yelkencilik.−ği yelken gemisi yelken gönderi yelken iğnesi yelkenleme yelkenlemek yelkenli yelkenli gemi yelken yarışı yelkesen yelkıran 2371 .−du yeleme yelengeç.yeleken yelekleme yeleklemek yeleklenme yeleklenmek yelelenme yelelenmek yeleli yeleli kurt.

−ği yelteniş yeltenme 2372 .yelkovan yelkovangiller yelleme yellemek yellenme yellenmek yelli yellim yelâlim yellim yepelek yelloz yelme yelmek yelölçer yelpaze yelpazeleme yelpazelemek yelpazelenme yelpazelenmek yelpaze tonoz yelpik.−ği yelpirdeme yelpirdemek yelseme yelsemek yeltek.

yeltenmek yelve yelveren yelyazar yel yepelek yel yeperek yelyutan yem yem borusu yemci yeme yeme içme yemek,−ği yemekaltı yemek borusu yemek dolabı yemek duası yemekhane yemek hizmeti yemekli yemeklik,−ği yemek listesi yemekli vagon yemek masası yemek odası yemek salonu yemeksiz

2373

Yemen yemeni yemenici yemenicilik,−ği yemenili Yemenli yemin yemin billâh yemin etmek yemin kasem yeminli yeminsiz yemiş yemişçi yemişçil yemişen yemişlenme yemişlenmek yemişli yemişlik,−ği yemleme yemlemek yemlenme yemlenmek yemlik,−ği yemlik arpa yemlikli

2374

yemliksiz yem torbası yem verimi yemyeşil yen yenge yengeç,−ci Yengeç (burç) Yengeç dönencesi yengeçvari yengelik,−ği yengi yeni yeni ay yenibahar (bitki) yeni baştan yenice Yenice (ilçe) yenici Yeni Çağ Yeniçağa (ilçe) yeniçeri yeniçeri ağası yeniçerilik,−ği yeniçeri ocağı yeni dalga yeniden

2375

yeniden kurma yeniden tasarımlama yeniden yapılanma yeniden yeniye yenidünya (meyve) Yeni Dünya Yeni Dünya aslanı (puma) yeni Eflâtuncu yeni Eflâtunculuk, −ğu yeni eleştirici yeni eleştiricilik,−ği Yenifakılı (ilçe) yeni gerçekçi yeni gerçekçilik,−ği Yeni Gine Yeni Gineli yeni gümüş Yenihisar (ilçe) yeni izlenimci yeni izlenimcilik,−ği yenik,−ği yenileme yenilemek yenilenme yenilenmek

2376

yenilerde yenileşme yenileşmek yenileştirme yenileştirmek yeniletme yeniletmek yenilgi yenilik,−ği yenilikçi yenilikçilik,−ği yenilik korkusu yenilik yapmak yeniliş yenilme yenilmek yenilmezlik,−ği yeni maden Yenimahalle (ilçe) yenimsi Yenipazar (ilçe) yenirce yeni sene Yenişarbademli (ilçe) Yenişehir (ilçe) yenişme

2377

yenişmek yeni yazı yeni yeni yeni yetme yeni yetmelik,−ği yeni yıl Yeni Zelânda Yeni Zelândalı yenli yenme yenmek yensiz yepelek,−ği yepisyeni yepyeni yer yer adı yer adı bilimi yer alıştırmaları yeraltı (metro) yer altı yer altı çarşısı yer altı dünyası yer altı kaynakları yer altı merdiveni yer altı müziği yer altı sanatı

2378

yer altı sineması yer altı suları yer altı treni yer belirteci yerberi (gök bilimi) yer biçimleri yer bilimci yer bilimi yer bilimsel yer cücesi yer çamı yer çekimi yer çekirdeği yer çöküntüsü yerdegezen (yılan) yer değiştirme yerden bitme yerden selâm yerden temenna yerden yapma yer domuzu yer domuzugiller yere doğrulum yeregeçen yerel yerel kanal yerelleşme

2379

yerelleşmek yerelleştirme yerelleştirmek yer elması yerel radyo yerel saat,−ti yerel televizyon yerel yayın yerel yönetim yereşeği (böcek) yer etmek yerey yere yönelim yer fesleğeni yer fıstığı yer geçidi yergi yergici yergicilik,−ği yer hizmetleri yer hostesi yerici yerilme yerilmek yerinde yerindelik,−ği yerinden yönetim

2380

yerinde vuruş yerine yerinme yerinmek yer istasyonu yer kabuğu yer katı Yerköy (ilçe) yerküre yerleşik,−ği yerleşiklik,−ği yerleşilme yerleşilmek yerleşim yerleşim alanı yerleşim merkezi yerleşke yerleşme yerleşmek yerleştirilme yerleştirilmek yerleştirme yerleştirmek yerli yerli dolap,−bı yerlileşme yerlileşmek

2381

yerli malı yerli yerinde yerli yerine yerli yersiz yer mantarı yerme yermeci yermek yermeli yer merkezci yer merkezcilik,−ği yer merkezli yer meşesi yer minderi yer mumu yer odası yer ölçümü yer örümceği yeröte (gök bilimi) yer özekçil yer özekçilik,−ği yer palamudu yer pelidi yer pırasası yer sakızı yer sarmaşığı yer sarsıntısı

2382

yersel yer servisi yer sıçanı yersiz yersizlik,−ği yersiz yurtsuz yer sofrası yer şekilleri yer şekli yer solucanı yer üstü yer yağı yer yatağı yer yer yer yurt yer yuvarı yer yuvarlağı yeryüzü yer zarfı yestehleme yestehlemek yesyeni yeşerme yeşermek yeşerti yeşertme yeşertmek

2383

yeşil yeşilbağa yeşilbaş (ördek) yeşilbiber yeşilçekirge Yeşilhisar (ilçe) yeşil ışık,−ğı yeşilimsi yeşilimtırak,−ğı yeşilkertenkele yeşil kuşak,−ğı yeşillenme yeşillenmek yeşilli Yeşilli (ilçe) yeşillik,−ği Yeşilova (ilçe) yeşil oy yeşil saat yeşil saha yeşilsazan Yeşilyurt (ilçe) yeşil zeytin yeşim yetenek,−ği yetenekli yeteneklilik,−ği

2384

yeteneksiz yeteneksizlik,−ği yeter yeterince yeterli yeterli beslenme yeterlik,−ği yeterlik belgesi yeterlik eğitimi yeterlik fiili yeterlik önergesi yeterlik sınavı yeterlilik,−ği yeter sayı yetersiz yetersizlik,−ği yeti yetik,−ği yetim yetimhane yetimlik,−ği yetingen yetingenlik,−ği yetinme yetinmek yetirme yetirmek

2385

yetişek,−ği yetişilme yetişilmek yetişim yetişkin yetişkin eğitimi yetişkinlik,−ği yetişme yetişmek yetişmiş yetiştirici yetiştirilme yetiştirilmek yetiştirim yetiştirme yetiştirmek yetiştirme yurdu yetke yetkeli yetki yetki belgesi yetki devri yetki gaspı Yetki Kanunu yetkilendirme yetkilendirmek yetkili

2386

yetkili merci,−i yetkili yargıç,−cı yetkin yetkinleşme yetkinleşmek yetkinlik,−ği yetkisiz yetkisizlik,−ği yetme yetmek yetmiş yetmişer yetmiş iki buçuk,−ğu yetmişinci yetmişlik,−ği yevmî yevmiye yevmiyeci yevmiye defteri yevmiyeli yeygi Yezidî Yezidîlik,−ği yezit,−di yezitlik,−ği yığdırma yığdırmak

2387

Yığılca (ilçe) yığılı yığılışma yığılışmak yığılma yığılmak yığın yığınak,−ğı yığın bulut yığın kültürü yığınla yığıntı yığış yığışık,−ğı yığışım yığışma yığışmak yığma yığmak yıkama yıkamaç,−cı yıkamak yıkanış yıkanma yıkanmak yıkatma yıkatmak

2388

yıkayıcı yıkayış yıkı yıkıcı yıkıcılık,−ğı yıkık,−ğı yıkık dökük yıkıla yıkıla yıkılış yıkılma yıkılmak yıkım yıkımcı yıkım olmak yıkıntı yıkıntı olmak yıkış yıkışma yıkışmak yıkkın yıkkınlık,−ğı yıkma yıkmacı yıkmak yıktırılma yıktırılmak yıktırma

2389

yıktırmak yıl yılan yılan balığı yılan balığıgiller yılanbaşı (deniz kabuğu) yılancı yılancık,−ğı yılancıl yılan çıyan yılan çiçeği yılan derisi yılandili (bitki) yılan gömleği yılan hikâyesi yılaniğnesi (balık) yılan kavı yılankavi yılan kemiği yılan taşı yılanyastığı (bitki) yılanyastığıgiller yılaşırı (bienal) yılbaşı yıldan yıla yıldırak

2390

Yıldırak (yıldız) yıldırama yıldıramak yıldırılma yıldırılmak yıldırım Yıldırım (ilçe) yıldırım aşkı yıldırımkıran yıldırımlı yıldırımlık,−ğı yıldırım nikâhı yıldırımsavar yıldırım siperi yıldırım takla yıldırım telgraf yıldırma yıldırmak yıldır yıldır yıldız yıldız anasonu yıldız barışıklığı yıldız bilimci yıldız bilimcilik,−ği yıldız bilimi yıldız böceği yıldız çiçeği

2391

Yıldızeli'ni (ilçe) yıldız falcılığı yıldız falcısı yıldız günü yıldızı dişi yıldızı düşük,−ğü yıldız karayel yıldız kurdu yıldız kümesi yıldızlama yıldızlamak yıldızlar arası yıldızlaşma yıldızlaşmak yıldızlı yıldızlık,−ğı yıldız omurlular yıldız poyraz yıldız saati yıldız savaşı yıldızsı yıldızsız yıldız tabya yıldız taşı yıldız yağmuru yıldız yasemini yıldız yeli

2392

yıldız yılı yıldız zamanı yıl dönümü yılgı yılgın yılgınca yılgınlık,−ğı yılgın yılgın yıl halkası yılık,−ğı yılışık,−ğı yılışıkça yılışıklık,−ğı yılışık yılışık yılışkan yılışkanlık,−ğı yılışma yılışmak yılkı yılkıcı yılkılık,−ğı yıllama yıllamak yıllanma yıllanmak yıllarca yıllar yılı

2393

yıllatma yıllatmak yıllık,−ğı yıllıkçı yıllıklı yıllık ortalama yılma yılmak yılmaz yılmazlık,−ğı yıl sonu yıprak,−ğı yıpranma yıpranmak yıpranma payı yıpratıcı yıpratma yıpratmak yır yırık,−ğı yırlama yırlamak yırtıcı yırtıcı hayvan yırtıcı kuş yırtıcılar yırtıcılık,−ğı

2394

yırtık,−ğı yırtıkça yırtıklık,−ğı yırtık pırtık,−ğı yırtılış yırtılma yırtılmak yırtılmış yırtılmışlık,−ğı yırtım yırtımcı yırtımcılık,−ğı yırtınış yırtınma yırtınmak yırtış yırtlak,−ğı yırtma yırtmaç,−cı yırtmaçlı yırtmaçsız yırtmak yırttırma yırttırmak yısa yısa yısa Yıva

2395

yıvışık,−ğı yıvışıklık,−ğı yıvışma yıvışmak yıvış yıvış yiddiş yiğit,−di yiğitbaşı yiğitçe yiğitleme yiğitlendirme yiğitlendirmek yiğitlenme yiğitlenmek yiğitleşme yiğitleşmek yiğitlik,−ği yiğitlik etmek yilbik,−ği yine yineleme yinelemek yinelemeli yineleniş yinelenme yinelenmek yineletme

2396

yineletmek yineleyiş yirik,−ği yirmi yirmi beşlik,−ği 29 Ekim yirmilik,−ği yirminci yirmişer yirmişerlik,−ği 23 Nisan yirmi yaş dişi yitik,−ği yitiklik,−ği yitim yitirilme yitirilmek yitiriş yitirme yitirmek yitme yitmek yiv yivaçar yivleme yivlemek yivli

2397

yiyecek,−ği yiyici yiyicilik,−ği yiyim yiyimli yiyinti yiyintili yiyiş yo yobaz yobazca yobazlaşma yobazlaşmak yobazlık,−ğı yoga yogi yoğ yoğalma yoğalmak yoğaltıcı yoğaltılma yoğaltılmak yoğaltım yoğaltma yoğaltmak yoğrulma yoğrulmak

2398

yoğrum yoğun yoğun bakım yoğunlaç,−cı yoğunlaşma yoğunlaşmak yoğunlaştırılmış yoğunlaştırma yoğunlaştırmak yoğunluk,−ğu yoğunlukölçer yoğun teker yoğurma yoğurmak yoğurt,−du yoğurt çiçeği yoğurt çorbası yoğurtçu yoğurtçuluk,−ğu yoğurthane yoğurtlama yoğurtlamak yoğurtlu yoğurtlu kebap,−bı yoğurtma yoğurtmak yoğurt otu

2399

yoğurt tatlısı yoğurum yok,−ğu,−ku yokçu yokçuluk,−ğu yok etmek yoklama yoklamacı yoklamak yoklama yapmak yoklanma yoklanmak yoklatma yoklatmak yokluk,−ğu yokluk eki yok olmak yok pahasına yoksa yoksul yoksullaşma yoksullaşmak yoksullaştırma yoksullaştırmak yoksulluk,−ğu yoksulluk belgesi yoksun

2400

yoksun etmek yoksunlu yoksunluk,−ğu yoksunma yoksunmak yoksun olmak yoksuz yoksuzluk,−ğu yokumsama yokumsamak yokuş yokuş aşağı yokuşçu yokuş yukarı yok yere yok yoksul yol yol ağzı yolak,−ğı yol ayrımı yol azığı yol bel yol boyu yolcu yolcu etmek yolcu gemisi yolculuk,−ğu

2401

yolculuk etmek yolcu salonu yoldaş yoldaşlık,−ğı yoldurma yoldurmak yol erkân yol evlâdı yolgeçen yolgeçen hanı yol halısı yol işareti yolkesen yol kilimi yollama yollamak yollanma yollanmak yollu yolluk,−ğu yolma yolmak yol parası yolsuz yolsuzluk,−ğu yolsuz yöntemsiz yolu açık,−ğı

2402

yol uğrağı yoluk,−ğu yolunma yolunmak yoluyla yol üstü yol yol yol yol olmak yol yordam yol yorgunu yom yoma Yomra (ilçe) yomsuz yomsuzluk,−ğu yonca yoncalık,−ğı yonca yaprağı yonga yongalama yongalamak yongalayıcı yongar yonma yonmak yont yont kuşu

2403

yontma yontmak Yontma Taş Çağı Yontma Taş Devri yontu yontucu yontuculuk,−ğu yontuk,−ğu yontuk düz yontulma yontulmak yonulmak yordam yordamlı yordamsız yordurma yordurmak yorga yorgalama yorgalamak yorgan yorgancı yorgancılık,−ğı yorgan çarşafı yorgan iğnesi yorgan ipliği yorgan kavgası

2404

yorgan yüzü yorgun yorgun argın yorgunluk,−ğu yorgunluk kahvesi yorgun yorgun yorma yormak yortma yortmak yortu yorucu yorulma yorulmak yorum yorumcu yorumculuk,−ğu yorumlama yorumlamak yorumlanma yorumlanmak yosma yosmaca yosmalık,−ğı yosun yosun balığı yosuncul

2405

yosun külü yosunlanma yosunlanmak yosunlaşma yosunlaşmak yosunlu yoz yozcu Yozgat yozlaşma yozlaşmak yozlaşmış yozlaştırma yozlaştırmak yozluk,−ğu yön yön belirteci yöndeş yöndeş açılar yön eki yönelik,−ği yönelim yöneliş yönelme yönelme durumu yönelme hâli yönelmek

2406

yönelmeli yönelmeli tümleç,−ci yönelteç,−ci yöneltilme yöneltilmek yöneltim yöneltme yöneltmek yönerge yönetici yöneticilik,−ği yönetilme yönetilmek yönetim yönetim biçimi yönetim gideri yönetim kurulu yönetimsel yönetim yeri yönetiş yönetme yönetmek yönetme kolu yönetmelik,−ği yönetmen yönetmenlik,−ği yönetmen

2407

yardımcısı yönetsel yöneylem yöneylem araştıması yön gösterme eki yönlendirme yönlendirmek yönleyici yönlü yönlü doğru yönseme yönsüz yöntem yöntem bilgisi yöntem bilimi yöntem bilimsel yöntemli yöntemlilik,−ği yöntemsiz yöntemsizlik,−ği yön zarfı yöre yöresel yöreselleşme yöreselleşmek yöresellik,−ği

2408

Yörük Yörük çadırı yörünge yudum yudumlama yudumlamak yudumlanma yudumlanmak yudumluk,−ğu yudum yudum yuf yuf borusu yufka yufka böreği yufkacı yufkacılık,−ğı yufka ekmeği yufka kebabı yufkalık,−ğı yufka yürekli Yugoslav Yugoslavya Yugoslavyalı yuh yuha yuhalama yuhalamak

2409

yuhalanma yuhalanmak yukaç,−cı yukarda yukardan yukarı yukarıda yukarıdan yukarı mahalle yukarısı yulaf yulaf unu yular yuları eksik,−ği yuma yumak yumak,−ğı yumaklama yumaklamak yumaklanma yumaklanmak yumak yumak yumdurma yumdurmak yumma yummak yumru

2410

yumrucuk,−ğu yumruk,−ğu yumruk hakkı yumruklama yumruklamak yumruklanma yumruklanmak yumruklaşma yumruklaşmak yumruk oyuncusu yumruk oyunu yumru kök yumruk topu yumrulanma yumrulanmak yumrulma yumrulmak yumruluk,−ğu yumru top yumuk,−ğu yumuk gözlü yumuklaşma yumuklaşmak yumuk yumuk yumulma yumulmak yumulu

2411

yumurcak,−ğı yumurta yumurta akı yumurtacı yumurtacık,−ğı yumurtacılık,−ğı yumurta hücresi yumurta kökü yumurtalık,−ğı Yumurtalık (ilçe) yumurta ökçe yumurta sarısı yumurta zarı yumurtlama yumurtlama borusu yumurtlamak yumurtlama mevsimi yumurtlatma yumurtlatmak yumurtlayanlar yumuş yumuşacık,−ğı yumuşak,−ğı yumuşak ağızlı yumuşak başlı yumuşak buğday

2412

yumuşakça yumuşakçalar yumuşak damak,−ğı yumuşak iniş yumuşaklaşma yumuşaklaşmak yumuşaklık,−ğı yumuşak su yumuşak ünsüz yumuşak yüzlü yumuşak yüzlülük, −ğü yumuşama yumuşamak yumuşatıcı yumuşatılma yumuşatılmak yumuşatış yumuşatma yumuşatmak yumuşatmalık,−ğı yuna yunak,−ğı Yunak (ilçe) Yunan Yunanca Yunanistan

2413

Yunanistanlı Yunanlı yundusuz yunma yunmak yunus yunus balığı yunus balığıgiller yurdu yurt,−du yurt bilgisi yurt dışı yurt içi yurtlandırma yurtlandırmak yurtlanma yurtlanmak yurtluk,−ğu yurtsal yurtsama yurtsamak yurtsever yurtseverlik,−ği yurtsuz yurttaş yurttaşlık,−ğı yurttaşlık bilgisi

2414

yurttaşlık hakları Yurttaşlık Hukuku Yurttaşlık Yasası yusufçuk,−ğu Yusufeli'ni (ilçe) yusyumru yusyuvarlak,−ğı yutak,−ğı yutak iltihabı yutar hücre yutkunma yutkunmak yutma yutmak yutturma yutturmaca yutturmak yutturulma yutturulmak yutucu yutulma yutulmak yuva yuvak,−ğı Yuva kavunu yuvalama yuvalamak

2415

yuvalanma yuvalanmak yuvalı yuvar yuvarlacık,−ğı yuvarlak,−ğı yuvarlak ağızlılar yuvarlak hesap,−bı yuvarlaklaşma yuvarlaklaşmak yuvarlaklaştırma yuvarlaklaştırmak yuvarlaklık,−ğı yuvarlak masa yuvarlak masa toplantısı yuvarlak sayı yuvarlak sıra yuvarlak solucanlar yuvarlak ünlü yuvarlak vokal,−li yuvarlama yuvarlamak yuvarlana yuvarlana yuvarlanış yuvarlanma yuvarlanmak

2416

yuvarlatma yuvarlatmak yuvarölçer yuvar yuvar yuvaya dönüş yuvgu yuvgulama yuvgulamak yüce yücelik,−ği yücelim yüceliş yücelme yücelmek yüceltilme yüceltilmek yüceltme yüceltmek yüğrük,−ğü yük yük arabası yük asansörü yükçü yükçülük,−ğü yük gemisi yük hayvanı yük katarı

2417

yüklem yüklem birliği yükleme yükleme durumu yükleme hâli yüklemek yüklem öbeği yüklenici yüklenilme yüklenilmek yüklenme yüklenmek yükletilme yükletilmek yükletme yükletmek yükleyici yükleyiş yüklü yüklüce yüklük,−ğü yüklülük,−ğü yük odası yük olmak yüksek,−ği yüksek atlama yüksek basınç,−cı

2418

yüksek fırın yüksek fiyat yüksek gerilim yükseklik,−ği yükseklik korkusu yükseklikölçer yüksek lisans yüksek okul Yüksekova (ilçe) yüksek öğrenim yüksek öğretim yüksek ses yüksek sosyete yüksek tahsil yüksek teknoloji yüksek yaylak,−ğı yükselen piyasa yükselim yükseliş yükselme yükselmek yükselteç,−ci yükseltgeme yükseltgemek yükseltgenme yükseltgenmek yükselti

2419

yükseltilme yükseltilmek yükseltme yükseltmek yüksük,−ğü yüksük kına yüksük makarna yüksük otu yüksünme yüksünmek yük treni yüküm yükümlendirme yükümlendirmek yükümlenme yükümlenmek yükümlü yükümlülük,−ğü yükün yükünme yükünmek yük vagonu yülgü yülük,−ğü yülüme yülümek yülünme

2420

yülünmek yün yünlü yüpürmek Yüregir yüreği dar yüreği delik,−ği yüreği dolu yüreği geniş yüreği katı yüreği pek Yüreğir (ilçe) yüreği temiz yüreği yanık,−ğı yüreği yaralı yüreği yufka yürek,−ği yürek acısı yürek ağrısı yürek çarpıntısı yürek darlığı yürek karası yüreklendirme yüreklendirmek yüreklenme yüreklenmek yürekli

2421

−ci yürütme yürütme gücü yürütmek yürütme kurulu yürütmeyi durdurma yürütücü yürütülme yürütülmek yürütülüş yürütüm 2422 .−ği yüreklilikle yüreksiz yüreksizlik.−ğı yürüklük.−ğü yürüteç.−ği yürekten yürek yarası yürük.−ğü yürük aksak.yüreklilik.−ğü yürük semaî yürüme yürümek yürünme yürünmek yürürçalar yürürlük.

−ği yüzde yüzdelik.−ğü yüzer yüzergezer yüzer havuz 2423 .−yı yüzbaşılık.−ğı yüz beşlik.yürüyen merdiven yürüyüş yürüyüş kolu yürüyüş yapmak yüsrü yüz yüz akı yüz aklığı yüzbaşı.−ği yüzden yüzde yüz yüzdürme yüzdürmek yüzdürülme yüzdürülmek yüze gülücü yüze gülücülük.−ği yüzbeyüz yüz binlerce yüz binlik.

yüzerlik.−ği yüzer top yüzer yüzer yüze soğurma yüzey yüzey bilimci yüzey bilimi yüzeyleşme yüzeyleşmek yüzeysel yüzey şekilleri yüzgeç.−ci yüzgeç ayaklılar yüz görümlüğü yüzgöz yüzgöz olmak yüz kalıbı yüz kaplama yüz karası yüz kere yüz kızartıcı yüz kızartıcı suç yüz kiri yüzleme yüzlemece yüzlemek yüzlenme 2424 .

yüzlenmek yüzler yüzlerce yüzleşme yüzleşmece yüzleşmek yüzleştirme yüzleştirmek yüzlü yüzlük.−ğü yüzlük birimler bölüğü yüzlü yüzlü yüzme yüzme havuzu yüzmek yüzme kesesi yüznumara yüz ölçümü yüz sabunu yüzsuyu (onur) yüzsüz yüzsüzce yüzsüzleşme yüzsüzleşmek yüzsüzleştirme yüzsüzleştirmek 2425 .

−ğü yüzük.−ğı (*)Z 2426 .yüzsüzlük.−ğı yüzü soğuk.−ğı yüzücü yüzücülük.−ğu yüzüstü yüz üstü yüzüş yüzü yerde yüzü yumuşak.−ğı yüz yazısı yüzyıl yüzyıllık.−ğü yüzsüz yüzsüz yüzü ak yüzü asık.−ğü yüzü kara yüzükoyun yüzük oyunu yüzük parmağı yüzülme yüzülmek yüzüncü yüzünden yüzü pek yüzü sıcak.

−ğı zafer Zafer Bayramı zafiyet zağ zağanos zağar zağara zağarcı zağarlık.−ği zaç zaç yağı zade zadegân zadegânlık.−ğı zağcı zağcılık.Z zaaf zabıt.−ğı zağlama zağlamak zağlanma 2427 .−ptı zabıta zabıtname zabit zabitan zabitlik.

−di zakkum zakkumgiller zakkumlaşma zakkumlaşmak zakkumlu zalim 2428 .−ği zahmet zahmet etmek zahmetli zahmet olmak zahmetsiz zahmetsizce zahter zail zail olmak Zaire Zaireli zait.−di zahitik.zağlanmak zağlı zahir zahirde zahire zahiren zahirî zahit.

zalimane zalimce zalimlik.−ği zam.−mmı zaman zaman aşımı zaman ayarlı zaman belirteci zaman bilimi zaman bilimsel zaman birimi zamandaş zaman dizini zamane zamane adamı zamane çocuğu zaman eki zamanında zamanla zamanlama zamanlamak zamanlı zamanlı zamansız zamansız zaman tüneli zaman zaman zaman zarfı 2429 .

−dı zamlanma zamlanmak zamlı zamsız zamme zammetme zammetmek zammı sure 2430 .zamazingo zambak.−ğı zambakgiller Zambiya Zambiyalı zamir zamk zamk ağacı zamk akasyası zamk hastalığı zamkıarabî zamkinos zamkinos etmek zamklama zamklamak zamklanma zamklanmak zamklı zamklı kâğıt.

−ğu zanka zanlı zannetme zannetmek zanneyleme zanneylemek zannolunma zannolunmak 2431 .−nnı zanaat zanaatçı zanaatçılık.zam paketi zampara zamparalık.−cu zangoçluk.−ğı zamparalık etmek zam yapmak zan.−ğı zangırdama zangırdamak zangırdatma zangırdatmak zangırtı zangır zangır zangoç.−ğı zanaatkâr zanaatkârlık.

−ğı zarf−fiil zarf−fiil grubu zarfında zarflama 2432 .zaparta zaping zaping yapmak zappino zapt zapt etmek zaptiye zaptiye memuru zapturapt zar Zara (ilçe) zarafet zarar zarar etmek zararına zarar kesme zararlı zararsız zarcı zar etmek zarf zarfçı zarfçılık.

−ği zari zari zar kanatlılar zarp.zarflamak zarflanma zarflanmak zarflı zargana zarif zarifane zarifçe zariflik.−bı zarp etmek zarplı zarsı zarta zart zurt zaruret zarurî zar zor zat zata mahsus zaten zatıâlileri zatıâliniz zati (zaten) zatî 2433 .

−bi Zatülkürsî (yıldız) zatürree zavallı zavallılık.−i zayiat zayiçe zayi etmek zayi olmak zeamet zeban zebanî zebanzet.zat işleri zatülcenp.−ğı zayıf nahif zayıf sesli zayıf ünlü zayi.−di 2434 .−ğı zaviye zaviyevî zayıf zayıflama zayıflamak zayıflatma zayıflatmak zayıflayış zayıflık.

−bı zehir.−hri 2435 .−ğu zebun olmak Zebur zecir.zebellâ zebercet.−di zebra zebun zebun etmek zebunküş zebunküşlük.−cri zecren zecrî zecrî tedbir zede zedeleme zedelemek zedeleniş zedelenme zedelenmek zedeli zedesiz zefir zehap.−ğü zebunlaşma zebunlaşmak zebunluk.

−ği zehirli mantarlar zehir olmak zehirsiz zehir zakkum zehir zemberek zehir zıkkım zehretme zehretmek zehrolma zehrolmak zekâ zekâ bölümü zekâ düzeyi zekâ geriliği zekât zekâ testi zekâvet zekâ yaşı 2436 .zehir etmek zehir hafiye zehirleme zehirlemek zehirlenme zehirlenmek zehirli zehirli gaz zehirlilik.

−mmi zemberek.−ği zemmetme zemmetmek 2437 .−ği zemberekçi zemberek kutusu zemberekli zemberek otu zembil zembil otu zemheri zemheri zürefası zemin zemin kat zemin katı zeminli zeminlik.zekâ yeteneği zeker Zekeriya sofrası zeki zekice zelil zelil etmek zelil olmak zelve zelzele zem.

−ği zendost zendostluk.−ği zengin olmak zenne zenneci zennelik.−ğu zengin zengin erki zengin etmek zengin kafiye zenginleme zenginlemek zenginleşme zenginleşmek zenginleştirme zenginleştirmek zenginlik.zemzem zemzem suyu zen zencefil zencefilgiller zencerf zenci zencifre zencir zencirek.−ği 2438 .

−li zevalî zevalî saat.zephiye zeplin zer zeravent.−ğü Zerdüştî zerk zerk etmek zerre zerrin zerzevat zerzevatçı zerzevatçılık.−ti zevalsiz zeval vakti zevat zevce zevcelik.−di zerdali zerde zerdeçal zerdeva Zerdüşt Zerdüştçülük.−ğı zevahir zeval.−ği 2439 .

−ği zeytin 2440 .−ği zevkusefa zevzek.−ği zeybek havası zeyil.−ci zeveban zeveban etmek zevk zevk ehli zevk etmek zevkiselim zevkiselim sahibi zevklenme zevklenmek zevkli zevksiz zevksizlik.−ği zevzekçe zevzeklenme zevzeklenmek zevzeklik.−ği zeyreklik.zevç.−yli zeyilname zeyrek.−ği zevzeklik etmek zeybek.

−ği zeytin rengi zeytinsi zeytinsi meyve zeytin sineği zeytinsiz zeytinyağı zeytinyağlı dolma zeytinyağlı fasulye zeytinyağlı sarma zeytinyağlı yemek. −ği zeytunî zıbarma zıbarmak zıbıdı zıbın 2441 .Zeytinburnu'nu (ilçe) zeytinci zeytincilik.−ği zeytin dalı zeytin ezmesi zeytingiller zeytin güvesi zeytin kurdu zeytinli zeytinlik.

zıddiyet zıh zıhlama zıhlamak zıhlanma zıhlanmak zıhlı zıkkım zıkkımlanma zıkkımlanmak zılgıt zılgıtlanma zılgıtlanmak zımba zımbalama zımbalamak zımbalanma zımbalanmak zımbalatma zımbalatmak zımbalı zımbalı defter zımbırdatma zımbırdatmak zımbırtı zımnen zımnında 2442 .

zımnî zımpara zımpara kâğıdı zımparalama zımparalamak zımparalanma zımparalanmak zımpara taşı zımpara tozu zındık.−ğı zıngadak zıngıldama zıngıldamak zıngıl zıngıl zıngırdama zıngırdamak zıngırdatma zıngırdatmak zıngırtı zıngır zıngır zınk zıp zıpçıktı zıpır zıpırlık.−ğı zındıklık.−ğı zıpka 2443 .

−cı zırhlı balık.−ği 2444 . yoyo) zıp zıp zıpzıp atlama zırcahil zırdeli zırh zırhlandırma zırhlandırmak zırhlanma zırhlanmak zırhlı zırhlı araç.zıpkın zıpkıncı zıpkınlama zıpkınlamak zıpkınlanma zıpkınlanmak zıplama zıplamak zıplatma zıplatmak zıplaya zıplaya zıppadak zıpzıp (bilye.−ğı zırhlı başlılar zırhlı birlik.

−cü zırhlı kuvvet zırhlı yayın zırhsız zırıldama zırıldamak zırıldanma zırıldanmak zırıltı zırıl zırıl zırlak.−ğı zırlama zırlamak zırlatma zırlatmak zırnık.zırhlı güç.−ğu zırt fırt zırtlak.−ğı zırtapoz zırtapozluk.−ğı zırt pırt zırt zırt zırva zırvalama zırvalamak zırzır (boşboğaz) zır zır 2445 .

−ğı zıvana zıvanalı zıvanalı sigara zıvanalı vida zıvanasız zıya.−ğı zibidi zibidilik.−ğı zifos zift ziftleme ziftlemek ziftlenme ziftlenmek 2446 .−tbu zıtlanma zıtlanmak zıtlaşma zıtlaşmak zıtlık.−ddı zıt anlamlı zıt kutup.−ı zıypak.zıt.−ği zifaf zifir zifirî zifirî karanlık.

zigot zihaf zihayat zihin.−kri zikredilme zikredilmek zikretme zikretmek zikrolunma zikrolunmak zikzak.−hni zihin açıklığı zihin berraklığı zihin bulanıklığı zihince zihin hesabı zihin jimnastiği zihin karışıklığı zihinsel zihin yorgunluğu zihnen zihnî zihniye zihniyet zikıymet zikir.−ğı zikzak dikişi 2447 .

zikzaklı zikzak makinesi zikzak yapmak zil Zile (ilçe) zilhicce zili zilkade zillet zilli zilli bebek.−di zilyetlik.−ği zil zurna zimamdar zimmet zimmî zina zincifre zincir zincirkıran zincirleme zincirleme isim tamlaması zincirlemek 2448 .−ği zilli maşa zilsiz zilyet.

−ğı ziraî ziraî işletme zirkon zirkonyum 2449 .zincirleme kaza zincirleme sıfat tamlaması zincirleme tepkime zincirlenme zincirlenmek zincirli zindan zindancı zindandelen zindan etmek zindan olmak zinde zinde kuvvet zindeleşme zindeleşmek zindelik.−ği zinhar zir zira ziraat ziraatçı ziraatçılık.

−ği ziya ziyadar ziyade ziyadeleşme ziyadeleşmek ziyadesiyle ziyafet ziyan ziyan etmek ziyankâr ziyankârlık.−ğu zirzopluk etmek zivircik.−bu zirzoplaşma zirzoplaşmak zirzopluk.zirve zirve konferansı zirve toplantısı zirzop.−ğı ziyan olmak ziyansız ziyaret ziyaretçi ziyaret etmek ziyaretgâh ziynet 2450 .

−ğu zooloji zoospor zootekni zor zoraki zor alım zorba zorbaca zorbalık.zloti Zodyak (burçlar kuşağı) zoka zom zom olmak zona Zonguldak zonklama zonklamak zonklatma zonklatmak zonk zonk zoolog.−ğı zorbalık etmek zor belâ zorca zorgu 2451 .

−ğu zorlukla zorsunma zorsunmak zorunlu zorunlu emeklilik.−ği zorunluk.zorgulu zorla zorlama zorlamak zorlamasız zorlanış zorlanma zorlanmak zorlaşma zorlaşmak zorlaştırma zorlaştırmak zorlaya zorlaya zorlayıcı zorlayış zorlu zorluk.−ğu zorunluluk.−ğu zorunlu öğrenim zorunlu sigorta zorunlu tasarruf 2452 .

−ğı zurnapa zurnazen zübde zücaciye züğürt.−lmü zum zurna zurnacı zurnacılık.−ğü 2453 .−dü züğürtleme züğürtlemek züğürtleşme züğürtleşmek züğürtlük.zoru zoruna zuhur zuhurat zuhur etmek zuhurî zuhurî kolu zula zula etmek zula olmak zulmet zulmetme zulmetmek zulüm.

−lü zükâm zül.−lfü zülüflü zümre zümre edebiyatı zümrüdî Zümrüdüanka zümrüt.Ali'nin kılıcı) zülfüyâr zülüf.−llü zülâl.−dü zümrütlenme zümrütlenmek zümrütleşme zümrütleşmek 2454 .−dü zühul.züğürt tesellisi Zühal (Satürn) Zühre (Venüs) zührevî zührevî hastalık.−ğı züht.−li Zülcelâl zülfaris (çiçek) zülfaruz (çiçek) Zülfikar (Hz.

kolayweb.com/ ekitap@kolaymail.−ı zürriyet züyuf züyuf akçe Kaynak: http://ekitap.zümrüt yeşili züppe züppece züppeleşme züppeleşmek züppeleştirme züppeleştirmek züppelik.−ği züppelik etmek zürafa zürafagiller zürra.com <(*)> 2455 .