Türkçe İmla Kılavuzu − Türk Dil Kurumu —————————————————————— Türkçe İmla Kılavuzu Türk Dil Kurumu 2000

Kaynak: http://ekitap.kolayweb.com/

İçindekiler: • SUNUŞ • İMLÂ KURALLARI • KESMELİ SÖZLER DİZİNİ • DÜZELTME İŞARETLİ SÖZLER DİZİNİ • İMLÂ KILAVUZU'NUN 2000 BASKISINDAKİ DEĞİŞİKLİKLER •A •B •C •Ç •D •E •F •G •H •I •İ •J •K •L •M •N •O •Ö •P •R •S •Ş •T •U •Ü •V •W •Y •Z

(*)SUNUS 1

SUNUŞ Harf sistemini kullanan yazılarda üç türlü imlâ düzeni vardır: 1. Sese (söyleyişe) bağlı imlâ düzeni, 2. Kökene bağlı imlâ düzeni, 3. Geleneğe bağlı imlâ düzeni. Alfabe sistemi yüzyıllardan beri değişmemiş olan dillerde genellikle geleneğe bağlı imlâ düzeni hâkimdir. Böyle dillerdeki imlâ düzeni, başlangıçta sese ve kökene bağlı olsa da zaman içinde söyleyişte meydana gelen değişmeler imlâya yansıtılmadığı için imlâ, söyleyiş veya kökene bağlı olmaktan çıkar ve gelenekleşmiş olur. Yeni alfabelerin uygulandığı dillerde ise söyleyişe bağlı bir imlâ düzeni benimsenebilir. Ancak diller sürekli bir değişim içinde olduğu, dolayısıyla söyleyiş de sürekli olarak değiştiği için bu tür imlâ düzenlerinde de zamanla gelenekleşmeler başlar. Bilindiği gibi Türk alfabesi de 1928'de kabul ettiğimiz yeni bir alfabedir. Tabiî olarak yeni alfabemizde söyleyiş esas alınmış ve söyleyişe bağlı bir imlâ düzeni öngörülmüştür. Bu bakımdan yeni Türk alfabesi dünyada örnek gösterilecek alfabelerden biridir. Ancak aşağıda belirteceğimiz bazı sebepler yüzünden imlâmız bir türlü yerine oturamamış ve birtakım sıkıntılarla karşı karşıya kalınmıştır. Bu sebepler şunlardır: 1. Dil Encümeni tarafından hazırlanan ve 1929'da yayımlanan İmlâ Lûgati, bütün ihtiyaçlara cevap verebilecek ayrıntılardan yoksundu. Yeni alfabenin kabul edilmesinden çok kısa bir süre sonra basılan bu imlâ kılavuzunda birçok eksikliklerin olması tabiîdir. Ancak birkaç yıl içindeki uygulama da göz önünde bulundurularak eksiklikler giderilebilir ve fazla zaman kaybetmeden ayrıntılı bir imlâ kılavuzu çıkarılabilirdi. Oysa 1929'daki İmlâ Lûgati'nden ancak 12 yıl sonra, 1941'de yeni İmlâ Kılavuzu basılmıştır. 2. Geç de olsa 1941'de basılan İmlâ Kılavuzu, Türk imlâsının birçok sorununu çözmüş ve imlâda sorun olabilecek birçok konuyu istikrara kavuşturmuştu. İmlâ kurallarının çoğu 1929'dan 1965'e kadar, tam 36 yıl hiç değişmemiş ve böylece bir gelenek oluşmuştu. Ancak başına "yeni" sözü eklenerek ve 1. baskı olduğu belirtilerek 1965'te basılan Yeni İmlâ Kılavuzu bazı değişiklikler getirmiş ve oluşmuş geleneği sarsmıştır. Söz gelişi 1965'e kadar düzeltme işaretiyle yazılan lâstik, klâsik, plân, Lâtin gibi kelimelerden 1965'te düzeltme işareti kaldırılmıştır. 1965'e kadar ayrı yazılan baba tatlısı, mine çiçeği, salkım söğüt gibi kelimeler, 36 yıl sonra birleştirilmiştir. 1965'e kadar arabasiyle, ordusiyle şeklinde yazılan kelimelerin 1965 kılavuzuna göre arabasıyla, ordusuyla şeklinde yazılması gerekmiştir. Burada birkaç örneğini gösterdiğimiz değişiklikler 1965 kılavuzuyla sınırlı kalmamış, yerleşmiş düzen bir defa sarsılınca artık sık sık değişikliklere gidilmiş ve imlâdaki istikrar iyice bozulmuştur. Söz gelişi 1965'te sadece batı kökenli kelimelerden kaldırılan düzeltme işareti, 1970'te lâtif, telâffuz gibi doğu kökenli kelimelerden de kaldırılmıştır. 36 yıllık arabasiyle sözünü 1965'te arabasıyla yapan yeni kılavuz 1970'te bu defa arabasıyle biçimini benimsemiş, 1977'de ise tekrar 1965'e dönmüştür. Meslekî, millî, resmî gibi kelimelerde 1977'ye kadar, tam 48 yıl kullanılan düzeltme işareti 1977'de nispet î'sinin üzerinden kaldırılmıştır. 1965'teki Yeni İmlâ Kılavuzu'yla başlayan ve burada ancak küçük bir kısmını gösterdiğimiz bu değişiklikler, hem imlâmızdaki gelenek ve istikrarı ortadan kaldırmış, hem de toplumda birçok tartışmalara yol açmıştır. 1982'de bir anayasa kuruluşu hâline getirilen ve buna göre yeniden düzenlenen Türk Dil Kurumunun 1985'teki İmlâ Kılavuzu'nda da birtakım değişikliklerin olması tabiîydi. Çünkü Kurum imlâda ilk defa değişiklik yapmıyordu. Maalesef 1965'te değişiklikler başlamış ve imlâmızdaki istikrar bozulmuştu. Kurumun istikrarsızlığa bir çözüm araması ve 1985'te çözümünü kamuoyuna sunması çok normaldi. Elbette bu çözüm teklifine karşı da eleştiriler olacaktı ve oldu. Ancak tartışmaların ardı arkası kesilmediği gibi imlâmızdaki istikrar da bir türlü sağlanamadı. Bütün bunları göz önünde bulunduran Türk Dil Kurumu, yeni baskı için İmlâ Kılavuzu'nu tekrar gözden geçirmeye karar verdi. Kurum üyeleri arasından 7 kişilik bir komisyon oluşturuldu. Talim ve Terbiye Kurulunun edebiyatçı iki üyesi de komisyona davet edildi. Bazen haftada birkaç defa toplanılarak iki yıla yakın süreyle kılavuz üzerinde çalışıldı. Komisyonun hazırladığı taslak, dört gün boyunca 40 kişilik Bilim Kurulunda tartışıldı ve taslağa son şekil verildi. Komisyon, yeni baskıda, aşağıdaki hususların göz önünde bulundurulmasına karar vermişti:

2

1. İmlâ kuralları mümkün olduğu kadar kesin olmalı ve kesin bir ifade ile belirtilmelidir. Ancak çok zorunlu durumlarda ikili şekillere ve ihtimallere izin verilmelidir. 2. İmlâ Kılavuzu üzerindeki eleştiriler de dikkate alınarak uzlaşmacı bir yol tutulmalıdır. Yeni değişikliklerle yeni bir istikrarsızlığa yol açmak yerine imlâmızda az çok gelenekleşmiş hususlar benimsenmeli; tespit edilen ilkelere aykırı da olsa gelenekleşmiş yazılışlar tercih edilmelidir. 3. İlkeler mümkün olduğu kadar ayrıntılı olmalı ve bol örneklerle açıklanmalıdır. 4. Kılavuzun dizin bölümü geniş tutulmalı, sözlükteki bütün maddeleri, hatta daha fazlasını kapsamalıdır. Dizine bakan okuyucu, bitişik ayrı demeden her kelimeyi orada bulabilmelidir. Yukarıdaki kararların uygulanması tabiî ki kolay olmamıştır. Özellikle ilkelerle gelenekleşmiş yazılışlar arasındaki çelişki bizi sürekli olarak zorlamıştır. En büyük sıkıntının da birleşik kelimelerde ortaya çıktığı görülmüştür. Birleşik kelimelerdeki bitişik yazma eğiliminin sınır tanımaz bir şekilde yaygınlaşması karşısında bunu sınırlayıcı bir kuralın getirilmesi şart olmuştu. Yanlış eğilimi yaygınlaştıran düşünce şuydu: İki veya üç kelimeden oluşan bir yapı; yeni bir nesne, kavram veya hareketi karşılıyorsa bitişik yazılır. Bu durumda masa saati, duvar saati, masa takvimi, duvar takvimi, beyaz peynir, dil peyniri, şiş kebabı, kuş uçuşu, lâvanta mavisi, kefal balığı, muhalefet partisi, örümcek ağı, pul biber, yok etmek, var olmak, arz etmek, azat edilmek gibi binlerce kelimenin bitişik yazılması gerekecekti. Bir kısmı yazılmaya başlanmıştı bile. Evet bunlar yeni nesne, kavram ve hareketleri karşılayan birleşik kelimelerdi; ama Türk imlâ geleneğinde bunları bitişik yazmak yoktu. Üstelik bunları bitişik yazmak Türkçenin yapısına da uygun düşmüyordu; bitişik yazılan kelime, tek kelime gibi algılanıyor ve vurgunun yeri değiştirilebiliyordu. Kara borsa ve yaş çay kelimelerini bitişik gören spikerlerimiz vurguyu ikinci kelimeye kaydırarak dilimizin vurgu sistemini bozuyorlardı. Esasen Türkçe; binlerce nesne, kavram ve hareketi tek kelimeyle değil, iki kelimeyle karşılayan bir dildi ve bugüne kadar olduğu gibi bunların ayrı yazılmasında hiçbir sakınca yoktu. Bu bakımdan komisyonumuz, öncelikle bitişik yazılan birleşik kelime ile ayrı yazılan birleşik kelime kavramlarını birbirinden ayırdı ve bitişik yazılanlara bitişik kelime denmesini uygun gördü. Ses düşmesi, ses türemesi ve vurgunun yer değiştirmesiyle kaynaşmış hâle gelen bitişikler dışındaki bitişik kelimeler için şu kuralı getirdik: Kelimelerden biri veya ikisi, birleşme sırasında benzetme yoluyla anlam değişmesine uğrarsa bu tür birleşik kelimeler bitişik yazılır. Demek ki bitişik yazılmak için yeni bir kavramı karşılamak yetmeyecekti; kelimelerden en az birisinin anlam değişmesine uğraması şart olacaktı ve bu değişik anlam, kelimenin yalnızken taşıdığı anlamlardan biri olmayacaktı; birleşme sırasında ortaya çıkacaktı. Söz gelişi kapı kolu, kapı'dan da kol'dan da farklı yeni bir nesnenin adıdır; ama birleşiği oluşturan her iki kelime de kendi anlamını korumaktadır. Kol kelimesi "insanın kolu" anlamında olmadığı için ilk bakışta anlamca farklılaşmış görünüyorsa da kol'un bu anlamı yalnız kullanıldığında da mevcuttur; anlam farklılaşması birleşme sırasında olmamıştır; o hâlde bu birleşik, ayrı yazılmalıdır. Buna karşılık bir alet adı olan kargaburnu sözünde ne karga ne burun vardır; bu kelimeler birleşme sırasında kendi anlamlarından çıkmışlar ve benzetme yoluyla yeni bir nesneye ad olmuşlardır; o hâlde bu birleşik, bitişik yazılmalıdır. İmlâ kuralları bölümümüzde bütün bunlar gruplara ayrılarak ve bol örneklerle desteklenerek gösterilmiştir. Ayrıca gelenekten gelen bütün bitişik kelimeler de mümkün olduğu kadar sınıflandırılarak ayrı ayrı maddeler hâlinde belirtilmiştir. Aynı şekilde ayrı yazılan birleşik kelimeler de sınıflandırılmış ve madde madde gösterilmiştir. Hangi tür birleşik kelimenin bitişik yazılışının gelenekleştiği tabiî yine de tartışılacak bir konudur. Biz böyle durumlarda bütün imlâ kılavuzlarına başvurarak bitişik yazılışı gelenekleşmiş olan yapı ve kelimeleri belirlemeye çalıştık. İmlâ kılavuzlarının büyük çoğunluğunda bitişik olanları gelenekleşmiş saydık. Bitişik veya ayrı yazılışlar çeşitli imlâ kılavuzlarında farklılık gösteriyorsa tabiî ki yukarda belirlediğimiz kurala uyduk. Bu arada birçok imlâ kılavuzunda bitişik yazılan fakat yaygın olarak kullanılmayan yapı ve kelimeleri de gelenekleşmiş saymadık. Hane, zade, name, perver, perest gibi kelimelerle, Farsça kurala göre oluşturulan yemekhane, dayızade, beyanname, vatanperver, putperest gibi birleşiklerle yine Farsça ve Arapça kurallara göre oluşturulan ehvenişer, gayrimenkul, methüsena, özbeöz, daüssıla, aleykümselâm, maşallah, fisebilillâh gibi birleşiklerin bitişik yazılması tabiîdir. Bunlar kalıp olarak, tek bir kelime gibi dilimize yerleşmişlerdir ve bu kalıplar yeni 3

kelime yapımında artık kullanılmamaktadır. Buna karşılık Türkçe kurallara göre kurulan benzer anlamlardaki birleşiklerin, gelenekleşmedikleri takdirde bitişik yazılmalarına gerek yoktur. Söz gelişi aş evi, doğum evi ayrı yazılır. Bu örneklerde kelimeler kendi anlamlarını korumaktadır ve aynı yapıyla huzur evi, konuk evi gibi pek çok yeni terim yapılmıştır. Kuruluşların kanunca belirlenmiş adlarına da İmlâ Kılavuzu'nun müdahale etmesi düşünülemez. Dışişleri Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Yükseköğretim Kurulu gibi kuruluşların özel adları tabiî ki kanunda belirlendiği gibi kullanılacaktır; ancak bir kuruluş adı söz konusu olmayıp kavramlardan bahsediliyorsa bunların iç işleri, yüksek öğretim şeklinde ayrı yazılması, imlâ kurallarımızın gereğidir. Uzun ünlülerin belli durumlar dışında gösterilmemesi, kesmesiz söylenişi yadırganmayan kelimelerde kesme işaretlerinin kullanılmaması, Arapça ve Farsça kurallara göre oluşturulmuş birleşik yapıların tek bir kelime şeklinde bitişik yazılması ve bunlarda kesme, kısa çizgi gibi birtakım işaretlerin kullanılmaması vb. kurallar tabiî ki ilmî yayınları içine almaz. Eski metinlerin yeni yazıya çevrilmesinde, eski metinlerden yapılan alıntılarda ve bilimsel çalışmalarda, bu çalışmaların gerektirdiği yazılış ve işaretlere başvurulabilir; bu hususa kuralların ilgili bölümlerinde de yer verilmiştir. Ağızlara ait farklı söyleyişlerin de bilimsel çalışmalarda ve sanat eserlerinde gösterilebileceğini unutmamak gerekir. Kılavuz hazırlanırken bugüne kadarki bütün kılavuzlara bakılmış ve imlâda sorun olan birçok husus veya kelimenin eski kılavuzlarda yer almadığı hayretle görülmüştür. Biz, hiçbir konunun açıkta kalmamasına, sorun olan her nokta ve kelimenin kılavuzda yer almasına çalıştık. Bu bakımdan elimizdeki kılavuz, bugüne kadarki en ayrıntılı kılavuz olmuştur. Bütün bunlara rağmen imlâda istikrara kavuşmak, bütün toplumun uzlaşmasına ve bundan da önemli olarak herkesin imlâda titizlik göstermesine bağlıdır. Özellikle her gün insanımızın eline ulaşan basın yayın organlarının gerekli titizlik ve duyarlığı göstermesi şarttır. Gazetelerimizde imlâ kurallarına uyulursa bu dalga dalga bütün topluma yayılır. Tabiî okullarımızda imlâ kurallarının titizlikle öğretilmesi ve konunun öneminin öğrencilere benimsetilmesi temel şarttır. Bu kılavuzdan sonra da şüphesiz eleştiriler olacaktır. Yapıcı eleştirilerin dikkate alınacağı da muhakkaktır. İmlâ konusunda toplumca göstereceğimiz duyarlık, bu kılavuzun işlevinin daha iyi bir şekilde yerine getirilmesini sağlayacaktır. Türk Dil Kurumu

OKUYUCULARIN DİKKATİNE 1. Okuyucular İmlâ Kılavuzu'nun yalnız dizin bölümünü kullanmakla kalmamalı, kurallar bölümünü de okumalı, hatta sık sık bu bölüme de başvurmalıdırlar. 2. “İmlâ Kuralları” bölümünde bazı uyarılara yer verilmiştir. Uyarılar, yanlış anlamaları ve sık yapılan hataları önleyici niteliktedir. 3. Yine kurallar bölümünde, bazı bölüm ve cümlelerin sonunda bk. veya krş. şeklinde göndermeler yer almıştır. Kılavuzu kullananlar, gönderilen yere baktıkları takdirde konuyu daha iyi anlayacaklardır. 4. Kılavuzun dizin bölümüne, bitişik yazılsın, ayrı yazılsın bütün kelimeler alınmaya çalışılmıştır. Bitişik yazılan birleşik fiillerde hem −ma'lı, hem −mak'lı mastarlar alınmış; ayrı yazılanlarda −mak'lı mastarlarla yetinilmiştir. 5. Ver−, bil−, dur−, kal− yardımcı fiilleriyle kurulan birleşik fiiller, kalıplaşmış olanlar dışında, dizine alınmamıştır. Buna karşılık sınırlı sayıda fiille kullanılan gel−, koy−, yaz− yardımcı fiilleriyle kurulanlar dizinde gösterilmiştir.

4

6. Dilimizde iki şekilde kullanılan kelimeler vardır: Üzere−üzre, sahife−sayfa, İbranîce−İbranca gibi. Bu tür kelimelerin her iki şekli de yanlış olmadığı için dizinde kendi sıralarında ayrı ayrı yer almışlardır. 7. Dizinde, bazı sözlerin yanında yay ayraç içinde açıklamalar verilmiştir. Açıklamalar, kelimelerin doğrudan doğruya tanımını veya anlamını vermek üzere konulmamıştır. Sadece kelimenin ne olduğunu açıklamak ve karıştırılabilecek benzer kelimelerden o kelimeyi ayırmak için açıklamalara başvurulmuştur. 8. Eklerle kullanılırken bazı kelimelerin sonlarında çeşitli ses olayları meydana gelmektedir. Ağaç, kâğıt, kavak gibi kelimeler ünlüyle başlayan bir ek aldıklarında sonlarındaki ünsüz tonlulaşmaktadır: ağacı, kâğıdı, kavağı... Bazı kelimeler ise son hecedeki ünlülerini düşürmektedirler: gönlü, zikri, ağzı... Bütün bu değişmeler dizinde ağaç,−cı; gönül,−nlü şeklinde gösterilmiştir. Eklerle kullanılırken değişime uğramayan kelimeler için herhangi bir belirtmeye ihtiyaç duyulmamıştır. Söz gelişi hukuk kelimesi dizinde sadece hukuk şeklinde yer almaktadır. Bu, −u ekini aldığı zaman kelimenin hukuku şeklinde olduğunu, asla hukuğu şekline dönmediğini gösterir. Ancak bu konuda da ikili şekillerin bulunabileceğini gözden uzak tutmamak gerekir: yoku~yoğu, ağza~ağıza, göğse~göğüse. Bazı alıntı kelimelerde son hecede kalın ünlü bulunduğu hâlde, ek ince olarak gelmektedir. Bu durum da dizinde gösterilmiştir: kalp,−bi, saat,−ti. 9. İsim tamlaması yapısındaki birleşik kelimeler ek alırken araya bir n sesi girer: kaynanadilini, dereotunu... Bu tür birleşik kelimelerin çok az bir kısmında n bulunmaz: ayakkabıyı, yüzbaşıyı. Eki −yı şeklinde alanlar dizinde gösterilmiştir. Bu şekilde gösterilmeyenlerin eki −nı şeklinde aldığı unutulmamalıdır. İsim tamlaması yapısındaki yer adlarında ise ek hangi şekilde olursa olsun gösterilmiştir. Adapazarı'nı, Altınözü'nü... 10. Dilimize mal olmamış kelimeler (ödünçlemeler) dizinde eğik yazı ile ve özgün imlâları korunarak belirtilmiştir: check−up, fuel−oil... Türk Dil Kurumu

(*)KURALLAR

HARFLER VE ALFABE

Harfler Dildeki sesleri gösteren ve alfabeyi oluşturan işaretlere harf denir. Harf ile ses terimlerini birbirinden ayırmak gerekir. Ciğerlerden gelen havanın ses yolunda meydana getirdiği titreşim olarak tanımlanan ses, dili oluşturan en küçük birimdir. Harf ise seslerin yazıdaki karşılığıdır. Türk alfabesi Bir dildeki harflerin belirli bir sıraya dizilmiş bütününe alfabe denir. 5

Türk alfabesi, Lâtin harfleri esas alınarak, 1.XI.1928 gün ve 1353 sayılı kanunla tespit ve kabul edilmiştir. Bu kanuna göre, Türk alfabesinde 29 harf bulunmaktadır. Türk alfabesindeki harfler, kanuna göre aşağıdaki şekilde sıralanmıştır: Yeni Türk yazı sisteminde her ses için ayrı bir harf ilkesi gözetilmiştir. Ancak, boğumlanma noktaları farklı olan, kalın ve ince olmak üzere iki türü bulunan g, k, l sesleri için birer harf yeterli görülmüştür (bk. Düzeltme işareti 2). Lâtin harflerini kullanan yabancı milletlerin yazı sistemlerinde büyük i harfi noktasız yazılır. Ibsen, Illinois, Indiana, Innsbruck, Ionesco, Iowa, Istrati gibi. Türk imlâ kurallarında da yabancı isimlerde büyük i harfinin noktasız yazılışı benimsenmiştir. Sözlük, dizin ve ansiklopedilerde bu tür isimler noktasız yazılır; ancak, bu isimler i sırasında yer alır. Yabancı alfabelerde kullanılan q, w, x harfleri; sözlük, dizin ve ansiklopedilerde ... p, q, r ... ...v, w, x, y sırasına göre yer alır. SESLER VE SES UYUMLARI Türkçede sesler, ünlüler ve ünsüzler olmak üzere iki ana gruba ayrılır. Ünlülerin nitelikleri Dilimizde 8 ünlü vardır: a, e, ı, i, o, ö, u, ü. Bunlar, çıkış yeri ve dilin durumuna, dudakların durumuna, ağzın açıklığına göre şu şekilde sınıflandırılır: A. Çıkış yeri ve dilin durumuna göre 1. Kalın ünlüler: a, ı, o, u 2. İnce ünlüler: e, i, ö, ü B. Dudakların durumuna göre 1. Düz ünlüler: a, e, ı, i 2. Yuvarlak ünlüler: o, ö, u, ü C. Ağzın açıklığına göre 1. Geniş ünlüler: a, e, o, ö 2. Dar ünlüler: ı, i, u, ü Ünlülerin nitelikleri aşağıdaki çizelgede toplu olarak gösterilmiştir: DÜZ YUVARLAK

Geniş 6

Dar Geniş Dar Kalın a ı o u İnce e i ö ü Uzun ünlü Kökeni Türkçe olan kelimelerde uzun ünlü yoktur. Uzun ünlü, Arapça ve Farsçadan Türkçeye giren kelimelerde görülür: şair (şa:ir), numune (numu:ne), iman (i:man). Bu örneklerde iki noktadan önceki harfin gösterdiği ses uzun ünlüdür ve uzun söylenir. Ancak, birçok kelimede uzun ünlü kısalmıştır: beyaz, hiç, rahat, ruh. Bu örneklerdeki koyu harflerle belirtilen sesler, alındıkları dilde uzun oldukları hâlde Türkçede kısa söylenir. Uzun ünlülü kapalı hecelerle biten kelimeler ünlüyle başlayan ek aldıklarında veya yardımcı fiillerle birlikte kullanıldıklarında, açık hâle gelen hecenin ünlüsündeki uzunluk çoğunlukla yeniden ortaya çıkar: esas / esasen (esa:sen), esası (esa:sı); hayat / hayatı (haya:tı); kanun / kanunen (ka:nu:nen), kanunî (ka:nu:nî); ruh / ruhum (ru:hum), ruhanî (ru:ha:nî); usul / usulü (usu:lü); vicdan / vicdanen (vicda:nen), vicdanî (vicda:nî); ahbap olmak (ahba:b olmak), hitap etmek (hita:b etmek). Bazı örneklerde bu durumda da kısalma görülür: beyaz / beyazı, can / canım, Kemal / Kemal'i, kitap / kitaba, meydan / meydana, meydana gelmek. Uzun ünlüler, belli durumlar dışında yazıda gösterilmez: adalet (ada:let), badem (ba:dem), beraber (bera:ber), idare (ida:re), ifade (ifa:de), işaret (işa:ret), kaide (ka:ide), numune (numu:ne), rica (rica:), şair (şa:ir), şive (şi:ve), şube (şu:be), vali (va:li), vefa (vefa:). Ünlemlerde ünlemin şiddetini ve hecenin uzunluğunu ifade etmek üzere iki veya üç ünlü yan yana gelebilir: Oooh, aaah. Bu tür örneklerde ünlüler ayrı ayrı değil uzun olarak telâffuz edilir. Eski yazılı metinlerin yeni yazıya çevrilmesinde, eski metinlerden yapılan alıntılarda ve bilimsel çalışmalarda uzun ünlüler özel işaretlerle gösterilebilir. Düzeltme işareti Düzeltme işaretinin (^) iki görevi vardır: Uzatma ve inceltme. Bu işaretin kullanılacağı yerler aşağıda 7

gösterilmiştir: 1. Yazılışları bir, anlamları ve okunuşları ayrı olan kelimeleri ayırt etmek için, okunuşları uzun olan ünlülerin üzerine düzeltme işareti konur: adem (yokluk), âdem (insan); adet (sayı), âdet (gelenek, alışkanlık); alem (bayrak), âlem (dünya, evren); alim (her şeyi bilici), âlim (bilgin); aşık (ayak bileğindeki kemik), âşık (vurgun, tutkun); hakim (hikmet sahibi), hâkim (yargıç); hali (pazar yerini), hâli (durumu, vaziyeti); hala (babanın kız kardeşi), hâlâ (henüz); şura (şu yer), şûra (danışma kurulu). Yazılışları bir, işlevleri ve okunuşları farklı olan Arapça bi−, Farsça bî− ön eklerini birbirinden ayırt etmek için okunuşu uzun olan Farsça bî− ön ekinde düzeltme işareti kullanılır: bîçare (çaresiz), bîtaraf (tarafsız), bîvefa (vefasız); bihakkın (hakkı ile), bizatihi (kendiliğinden), bilumum (bütün, hepsi). UYARI : Katil (< katl = öldürme) kelimesiyle karışma ihtimali olduğu hâlde katil (ka:til = öldüren) kelimesinin düzeltme işareti konmadan yazılması yaygınlaşmıştır. Bu yaygınlaşmada düzeltme işaretinin k'yi ince okutması endişesi etkili olmuştur. 2. Arapça ve Farsçadan dilimize giren birtakım kelime ve eklerde g, k, l ünsüzlerinin ince okunduğunu göstermek için, bu ünsüzlerden sonra gelen a ve u sesleri üzerine düzeltme işareti konur: dergâh, gâvur, ordugâh, tezgâh, yadigâr; dükkân, hikâye, kâfir, kâğıt, kâr, mahkûm, mekân, mezkûr, sükûn, sükût; ahlâk, billûr, evlât, felâket, hilâl, ilâç, ilân, ilâve, iflâs, ihtilâl, istiklâl, kelâm, lâkin, lâle, lâzım, mahlâs, selâm, sülâle, telâş, üslûp. Batı kökenli kelimelerde de l ünsüzünün ince okunduğunu göstermek için düzeltme işareti kullanılır: klâsik, lâhana, lâik, lâmba, Lâtin, melânkoli, plâk, plâj, plân, reklâm. UYARI : Lâik sözünde l ince okunur, a uzatılmaz. Ses yansımalı kelimelerde de l ünsüzünün ince okunduğunu göstermek için düzeltme işareti kullanılır: lâpa lâpa, lâp lâp, lâkırdı, lâppadak. 3. Nispet î'sini göstermek için düzeltme işareti kullanılır: ahlâkî, dâhilî, dünyevî, edebî, fikrî, haricî, iktisadî, insanî, medenî, sıhhî, siyasî. Böylece (Türk) askeri ve askerî (okul), (İslâm) dini ve dinî (bilgiler), (fizik) ilmi ve ilmî (tartışmalar), (Atatürk'ün) resmi ve resmî (kuruluşlar) gibi anlamları farklı kelimelerin karıştırılması önlenmiş olur. Söyleyişte kısalmış olan nispet î'lerine düzeltme işareti konmaz: çengi, çini, tiryaki, zenci; Kutsi, Necmi, Ruhi. Nispet î'si bazı Türkçe kelimelerde de kullanılır: altunî, bayatî, gümüşî, kurşunî. Bu örneklerde ikinci heceler de uzun söylenir. Türkü (< Türkî), varsağı (< Varsağî), Hüsnü, Lütfü, kırmızı gibi kelimelerde nispet î'si ünlü uyumlarına uymuştur. Nispet î'si alan kelimelere Türkçe ekler getirildiğinde düzeltme işareti olduğu gibi kalır: ciddîleşmek, ciddîlik, millîleştirmek, millîlik, resmîleştirmek, resmîlik. Sözlük, dizin ve ansiklopedilerde düzeltme işareti almamış olan kelimeler önce gelir. adet (sayı) âdet (gelenek, alışkanlık). Ünsüzlerin nitelikleri 8

Dilimizde 21 ünsüz vardır: b, c, ç, d, f, g, ğ, h, j, k, l, m, n, p, r, s, ş, t, v, y, z. Ünsüzler ses tellerinin titreşime uğrayıp uğramamasına göre iki gruba ayrılır: 1. Tonlu (yumuşak) ünsüzler, 2. Tonsuz (sert) ünsüzler. Ses tellerinin titreşmesiyle oluşan ünsüzlere tonlu (yumuşak) ünsüzler adı verilir: b, c, d, g, ğ, j, l, m, n, r, v, y, z. Ses telleri titreşmeden oluşan ünsüzlere tonsuz (sert) ünsüzler denir: ç, f, h, k, p, s, ş, t. Türk alfabesinde her ünsüz bir harfle yazılır. Buna karşılık Almanca, Fransızca, İngilizce, Macarca gibi dillerde tek sesi göstermek için ikili veya üçlü harfler de kullanılır: ch, cs, cz, sch, sh, sz, zs gibi. Bunlar, sözlük, dizin ve ansiklopedilerde ch, cs ... şeklinde alfabetik sıraya girerler. Lâtin alfabesine dayanan Çek, Hırvat, Romen vb. ulusların yazı sistemlerinde birtakım özel harfler de vardır: , š, ~, c gibi. Bugünkü Türkiye Türkçesinde kökeni Türkçe olan kelimelerin sonunda tonlu (yumuşak) b, c, d, g ünsüzleri bulunmaz: ağaç, ak, at, büyük, ip, ot, saç, üç, yoğurt, yurt. Ancak, anlam farkını belirtmek üzere ad, od, sac gibi birkaç kelimenin yazılışında buna uyulmaz: ad (isim), at (binek hayvanı); od (ateş), ot (bitki); sac (yassı demir), saç (kıl). Dilimizdeki alıntılar da hac, şad, yad gibi birkaç örnek dışında, kelime sonunda tonsuzlaşma kuralına uymuştur: sebep (< sebeb), kitap (< kitab), bent (< bend), cilt (< cild), bant (< band), etüt (< etüd), metot (< metod), standart (< standard), ahenk (< aheng), hevenk (< aveng), renk (< reng). Bu gibi alıntılar ünlü ile başlayan bir ek aldıklarında tonsuz (sert) ünsüzler tonlulaşır (yumuşar): sebep / sebebi, kitap / kitabı, bent / bendi, cilt / cildi, etüt / etüdü, metot / metodu, ahenk / ahengi, hevenk / hevengi, renk / rengi. Buna karşılık bank, tank gibi birkaç yabancı kelime bu kurala uymaz. UYARI : Bazı alıntı sözlerde tonlulaşma (yumuşama) olmaz: ahlâk / ahlâkın, cumhuriyet / cumhuriyete, evrak / evrakı, hukuk / hukuku, ittifak / ittifaka, sepet / sepeti. Birden fazla heceli kelimelerin sonunda bulunan p, ç, t, k ünsüzleri iki ünlü arasında kalınca tonlulaşarak (yumuşayarak) b, c, d, ğ'ye dönüşür: çalap / çalabı, kelep / kelebi; ağaç / ağacı, kazanç / kazancı; geçit / geçidi, kanat / kanadı; başak / başağı, bıçak / bıçağı, çocuk / çocuğu, dudak / dudağı, durak / durağı, uzak / uzağı. Tek heceli kelimelerin sonunda bulunan p, ç, t, k ünsüzleri ise iki ünlü arasında kalınca çoğunlukla korunur: ak / akı; at / atı; ek / eki; et / eti; göç / göçü; ip / ipi; kaç / kaça, kaçıncı; kök / kökü; ok / oku; ot / otu; saç / saçı; sap / sapı; suç / suçu; üç / üçü, üçüncü. Ancak, tek heceli olduğu hâlde sonundaki ünsüzü tonlulaşan (yumuşayan) kelimeler de vardır: but / budu, dip / dibi, gök / göğü, kap / kabı, kurt / kurdu, uç / ucu, yurt / yurdu. Dilimizde tonsuz (sert) ünsüzle biten kelimelere gelen ekler tonsuz (sert) ünsüzle başlar: aç−tı, aş−çı, bak−tım, bas−kı, çiçek−ten, düş−kün, geç−tim, ipek−çi, seç−kin, seç−ti, süt−çü. Buna karşılık üçgen, dörtgen, beşgen, dikgen, çokgen kelimeleri bu kurala uymaz. Büyük ünlü uyumu Dilimizde bir kelimenin birinci hecesinde kalın bir ünlü (a, ı, o, u) bulunuyorsa, diğer hecelerdeki ünlüler de kalın; ince bir ünlü (e, i, ö, ü) bulunuyorsa diğer hecelerdeki ünlüler de ince olur: adım, ağız, ayak, boyun, 9

boyunduruk, burun, dalga, dudak, duvak, kırlangıç; beşik, bilezik, gelincik, gözlük, üzengi, vergi, yüzük. Buna büyük ünlü uyumu adı verilir. Dilimizde büyük ünlü uyumu kuralına uymayan birkaç kelime vardır: anne, dahi, elma, hangi, hani, inanmak, kardeş, şişman. Büyük ünlü uyumu alıntı kelimeler için söz konusu değildir: ahenk, badem, ceylân, çapari, çiroz, dükkân, fidan, gazete, hamsi, kestane, kiraz, kitap, liman, limon, maden, manifatura, metal, meydan, mikrop, minare, model, nişan, nişasta, pehlivan, rüzgâr, selâm, terazi, tercüman, tezgâh, tiyatro, valiz, vida, viraj, yadigâr, ziyafet, ziyaret. Ancak bazı alıntı sözler büyük ünlü uyumuna uydurulmuştur: duvar (< di:va:r), kalıp (< ka:lib), pırlanta (< brillante), surat (< su:ret). Dilimizdeki −daş (−taş), −gil, −ken, −ki, −leyin, −(ı, i, u, ü)mtırak, −(ı, i, u, ü)yor ekleri de bu kurala uymaz: gönüldaş, meslektaş; dayımgil, baklagiller; çalışırken, durmazken; akşamki, yarınki; akşamleyin, sabahleyin; ekşimtırak, yeşilimtırak; geliyor, gülüyor, içiyor, örüyor. Büyük ünlü uyumuna girmeyen kelimelerde ekler, kalınlık incelik bakımından son hecenin ünlüsüne uyar: adalet−sizlik, anne−si, elma−lı, harita−cılık, hangi−si, içiyor−lar, kardeş−lik, kare−li, kitap−lardan, metod−umuz, meslektaş−ımız, şişman−lık, tarih−çilerimiz, veriyor−du. Ancak, bazı alıntı kelimelerde ünlüsü kalın olan son heceden sonra ince ünlülü ekler getirilir: alkol / alkolü, emlâk / emlâkçilik, hakikat / hakikati, helâk / helâkimiz, kabul / kabulü, saat / saate, sadakat / sadakatten. Bu örneklerde ekin ince olmasının sebebi, kelimelerin sonundaki ünsüzlerin incelik özelliği taşımasıdır. Küçük ünlü uyumu Küçük ünlü uyumu kuralı iki yönlüdür: 1. Bir kelimenin birinci hecesinde düz bir ünlü (a, e, ı, i) varsa, sonraki hecelerde de düz ünlüler bulunur: anlaşmak, yanaşmak, kayıkçı, ısırmak, ılıklaşmak, seslenmek, yelek, bilek, çilek. 2. Bir kelimenin birinci hecesinde yuvarlak bir ünlü (o, ö, u, ü) varsa, yuvarlak ünlülü heceyi izleyen ilk hecede dar yuvarlak (u, ü) veya geniş düz (a, e) ünlüler bulunur: boyunduruk, çocuk, odun, yorgunluk, yoklamak, vurmak, yumurta, uçtu, önde, özlemek, güreşmek, sürmek. Bu tür kelimelere geniş düz (a, e) ünlü taşıyan bir ek geldiği zaman sonraki hecelerin ünlüleri geniş düz (a, e) olabildiği gibi düz dar (ı, i) da olabilir: boylarını, uygunlaşır, günleri, öndeyiz, yoldayız. Bu durum küçük ünlü uyumuna aykırı değildir. Dilimizde küçük ünlü uyumuna aykırı bazı kelimeler vardır: avuç, avurt, çamur, kabuk, kavuk, kavun, kavurmak, kavuşmak, savurmak, yağmur. Küçük ünlü uyumu alıntı kelimeler için söz konusu değildir alkol, daktilo, doktor, horoz, radyo, konsolos, profesör, aktör, bandrol, kabul, mühim, muzır, müzik, mümin, vakur. Ancak bazı alıntı sözler küçük ünlü uyumuna uydurulmuştur: müdür (< müdi:r), mümkün (< mümki:n), müşkül (< müşkil). Küçük ünlü uyumuna aykırı kelimelere getirilen ekler, kelimenin son ünlüsüne uyar: kavun−u, yağmur−luk, mümin−lik, müzik−çi. Unutmamak gerekir ki, Türkiye Türkçesindeki kelimelerin ünlü düzenini, büyük ünlü ve küçük ünlü uyumlarıyla, birinci heceden sonra o, ö seslerinin bulunmaması kuralı birlikte belirler. Bu ünlü düzeni ve ilk heceyi izleyen ünlü türleri aşağıdaki tabloda görülmektedir: −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− 10

a ’ a, ı (bakar, alır) o ’ u, a (omuz, oya) −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− e ’ e, i (geçer, gelir) ö ’ ü, e (ölçü, ördek) −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− ı ’ ı, a (kılıç, kısa) u ’ u, a (uzun, uzak) −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− i ’ i, e (ilik, ince) ü ’ ü, e (ütü, ürkek) −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− BAZI KELİME VE EKLERİN YAZILIŞI Türkçenin yazılışında tek sese tek harf ilkesi benimsendiği için genellikle büyük sorunlarla karşılaşılmaz. Ancak, bazı kelime ve eklerde özel durumlar söz konusudur. Bu bakımdan bu tür eklerle kelimelerin yazılışı üzerinde ayrıca durmak gerekir. Sayıların yazılışı da özel olarak ele alınması gereken konulardan biridir. a − ı, e − i değişmesi Dilimizde a, e ünlüsü ile biten fiillerin şimdiki zaman çekiminde, söyleyişte de yazılışta da a sesleri ı, u; e sesleri i, ü olur: başlıyor, kanıyor, oynuyor, doymuyor; izliyor, diyor, gelmiyor, gözlüyor. Birden çok heceli olup a, e ünlüleri ile biten fiiller, ünlüyle başlayan ek aldıkları zaman bu fiillerdeki a, e ünlülerinde söyleyişte yaygın bir daralma (ı ve i'ye dönme) eğilimi görülür. Ancak, söyleyişteki ı, i sesleri yazıya geçirilmez: başlayan, yaşayacak, atlayarak, saklayalı, atmayalım, gelmeyen, izlemeyecek, gitmeyerek, gizleyeli, besleyelim. Buna karşılık tek heceli olan demek ve yemek fiillerinde, söyleyişteki i sesi yazıya da geçirilir: diyen, diyerek, diyecek, diyelim, diye; yiyen, yiyerek, yiyecek, yiyelim, yiye, yiyince, yiyip. Ancak deyince, deyip örneklerindeki e yazılışta korunur. i − ı değişmesi Dilimize Arapçadan girmiş bulunan kelimelerde kalın k'den sonra gelen i sesi, ı'ya döner ve ı ile yazılır: inkılâp, inkıraz, inkısam, inkıta, inkıyat. UYARI : Hâkimiyet kelimesindeki k incedir. Dolayısıyla önündeki ünlü de i'dir. Hâkımiyet şeklinde telâffuz edilmemelidir. u − ü değişmesi "Kul" anlamına gelen Arapça abd kelimesiyle kurulmuş olan özel adlarda u sesi çoğunlukla ü'ye dönüşmüştür ve ü ile yazılır: Abdülaziz, Abdülhamit, Abdülkadir, Abdülkerim, Abdülmecit, Abdürrahim, Abdüsselâm. Buna karşılık Abdullah, Abdurrahman gibi birkaç örnekte u korunmuştur. Ünlü düşmesi Dilimizde iki heceli birtakım kelimelere ünlüyle başlayan bir ek getirildiği zaman ikinci hecedeki dar ünlüler 11

genellikle düşer ve bu ünlüler yazılmaz: ağız / ağzı, alın / alnı, bağır / bağra, bağrım, beniz / benzi, beyin / beynimiz, beyne, boyun / boynu, böğür / böğrüm, burun / burnu, geniz / genzi, göğüs / göğsün, gönül / gönlünüz, karın / karnı, oğul / oğlu, resim / resme; çevirmek / çevrilmek, devirmek / devrilmek. b − p değişmesi Alıntı kelimelerde s ünsüzünden sonra gelen b sesi ünsüz benzeşmesine uğrayarak p'ye dönüşür ve p ile yazılır: ispat, kispet, müspet, naspetmek, nispet, tespih, tespit. UYARI : s dışındaki tonsuzlardan sonra gelen b'ler p'ye dönmez: ikbal, makbul, takbih, tatbik, teşbih. c − ç değişmesi Alıntı kelimelerde tonsuz (sert) ünsüzlerden önce gelen c, ç sesine dönüşür ve ç ile yazılır: eçhel, içtihat, içtimaî, içtinap, meçhul. Buna karşılık Arapçadan dilimize giren kelimelerde tonsuz (sert) ünsüzlerden sonra gelen c korunmuştur: mescit, tehcir, tescil, teşci. d − t değişmesi Dilimize Farsçadan geçen −dar ekindeki d sesi tonsuz (sert) ünsüzlerden sonra ünsüz benzeşmesine uğrayarak t sesine dönüşmüştür: emektar, minnettar, silâhtar, taraftar. Dilimize Arapçadan geçen miktar kelimesi ile Hayrettin, Seyfettin, Necmettin gibi özel adlarda da d sesi t'ye dönmüştür. Buna karışlık Arapçadan dilimize giren birçok kelimede tonsuz (sert) ünsüzlerden sonra gelen d korunmuştur: takdim, takdir, takdis, tasdik, tekdir. Alıntı kelimelerin hece sonlarında bulunan d sesi ise kendisinden sonra gelen tonsuz ünsüzlerin etkisinde kalarak t sesine dönüşür ve t ile yazılır: metfun, methal, methiye, tetkik.

ğ − v değişmesi Dilimizde değişik biçimlerde yazılan birtakım Türkçe kelimeler vardır: döğmek, dövmek; göğermek, gövermek; oğmak, ovmak; öğmek, övmek; söğmek, sövmek. Dilimizde o, ö seslerinden sonra gelen ğ’lerin v’ye dönme eğilimi güçlüdür. Ortak söyleyişte v'li biçimler daha yaygın olmakla birlikte ğ’li biçimler de büsbütün ortadan kalkmış değildir. n − m değişmesi Dilimizde b ünsüzünden önce gelen n ünsüzü bazı örneklerde m'ye dönüşür: saklambaç (< saklanbaç), dolambaç (< dolanbaç), ambar (< anbar), amber (< anber), cambaz (< canbaz), çarşamba (< çeharşenbe), perşembe (< pencşenbe), çember (< çenber), kümbet (< gunbed), memba (< menba), mümbit (< munbit), tambur (< tunbur). Buna karşılık İstanbul, bin bir, binbaşı, onbaşı gibi kelimelerde söyleyişte m'ye doğru bir kayma olmasına rağmen yazıda n sesi korunur. Ünsüz türemesi (y − v) Türkçe kökenli kelimelerde iki ünlü yan yana bulunmadığından bazı alıntı kelimelerde ünlüler arasında y, v sesleri türemiştir: fiyat (< fiat), fayda (< faide), zayıf (< zaif), mavna (< ma'ûna); konservatuvar, lâboratuvar, pisuvar, repertuvar, trotuvar, tuval, tuvalet.

12

Buna karşılık birçok örnekte y, v türemesi görülmez: duayen, fail, faiz, fuar, fuaye, kuaför, kuartet, lâik, puan, suare. Ünsüz düşmesi Türkçede ikiz (şeddeli) ünsüz bulunmaz. Bu bakımdan Arapçadan dilimize girmiş olan ve sonunda ikiz ünsüz bulunan kelimelerin yalın durumunda ünsüzlerden biri düşer (ünsüz tekleşir): hak (< hakk), his (< hiss), ret (< redd), zan (< zann), zem (< zemm). Bu tür kelimelere ünlüyle başlayan bir ek geldiği zaman düşen ünsüz ortaya çıkar: hak / hakka, his / hissimiz, ret / reddi, zan / zannımca, zem / zemmi (bk. Birleşik kelimeler A. 3). Öte yandan afv kelimesinde v düşmüş ve bu durum yazıya da geçmiştir: af (< afv). Ancak, kelime ünlüyle başlayan bir ek aldığı zaman f sesi ikizleşir: affa uğramak (bk. Birleşik kelimeler A. 3). Alıntı kelimelerden ft, st ünsüz çiftleriyle bitenlerin bir kısmında t sesi söyleyişte düşme eğilimi göstermekle birlikte yazılışta korunur: çift, rast, serbest. Farsçadan dilimize girmiş hane sözüyle yapılan birleşik kelimelerde ha hecesi korunmuştur: birahane, muayenehane, yazıhane; darphane, dökümhane, yatakhane. Görüldüğü gibi kelime ünlüyle de ünsüzle de bitse ha hecesi korunmaktadır. Bazı örneklerde ise söyleyişte düşme eğilimi görülür. Yazıda birliğin sağlanabilmesi için bu tür örneklerde de ha hecesinin yazılması gerekir: dershane, eczahane, hastahane, pastahane, postahane (bk. Birleşik kelimeler A. 24). UYARI : Fransızcadan dilimize girmiş olan sürpriz kelimesinde söyleyişte de yazılışta da r ünsüzü korunur; kelimenin süpriz şeklinde söylenmesi yanlıştır. Mastar eklerinin yazılışı −ma, −me ile biten mastarlar −a, −e, −ı, −i ekleriyle genişletildiğinde araya y koruyucu ünsüzü girer: kazanma−y−a, aldanma−y−ı, okuma−y−a, yazma−y−ı, sevme−y−e, görme−y−i, gülme−y−e, silme−y−i. −mak, −mek ile biten mastarlardan sonra −a, −e, −ı, −i eklerinden biri gelirse −k ünsüzü yumuşar: ... yazmağa (başladı). ... bildirmeğe (geldim). Ancak mastarlarda y'li yazılışa doğru güçlü bir eğilim vardır. Fiil çekimi ile ilgili yazılışlar Gelecek zaman ekinin ünlüleri ile zaman ekinden önceki ünlü, söyleyişe bakılmaksızın bütün şahıslarda a, e ile yazılır: geleceğim, gelmeyeceğim, gelemeyeceğim, geleceğiz, gelmeyeceğiz, gelemeyeceğiz, gelmeyeceksin, gelemeyeceksin; alacağım, almayacağım, alamayacağım, almayacaksın, alamayacaksın, başlayacağım. Teklik ve çokluk 1. kişi emir eklerinin ünlüsü ile ekten önceki ünlü, söyleyişe bakılmaksızın a, e ile yazılır: başlayayım, gelmeyeyim; başlayalım, gelmeyelim. İstek ekinden önce gelen ünlü, söyleyişe bakılmaksızın a, e ile yazılır: başlayasın, başlaya, başlayasınız, başlayalar; gelmeyesin, gelmeye, gelmeyesiniz, gelmeyeler. −ken ekinin yazılışı −ken (< iken) eki büyük ünlü uyumuna uymaz. Getirildiği kelimenin ünlüleri kalın da olsa, bu ekin ünlüsü ince kalır: okur−ken (< okur iken), yazar−ken (< yazar iken), çalışır−ken (< çalışır iken), uyur−ken (< uyur iken), başlar−ken (< başlar iken), durmuş−ken (< durmuş iken), olgun−ken (< olgun iken), durgun−ken (< durgun iken), okulday−ken (< okulda iken), yolday−ken (< yolda iken). −ki aitlik ekinin yazılışı 13

−ki aitlik eki ünlü uyumlarına uymaz: akşamki, yarınki, duvardaki, Turgut'unki, yoldaki, ondaki, yazıdaki, onunki. Yalnız birkaç örnekte bu ek, ünlü uyumlarına uyar: bugünkü, dünkü, öbürkü. mı, mi, mu, mü soru ekinin yazılışı mı, mi, mu, mü soru eki gelenekleşmiş olarak ayrı yazılır; ancak, kendisinden önceki kelimenin son ünlüsüne bağlı olarak ünlü uyumlarına uyar ve mı, mi, mu, mü biçimlerini alır: Kaldı mı? Sen de mi Brutus? Olur mu? İnsanlık öldü mü? Soru ekine birtakım ekler de getirilebilir. Bu ekler soru ekiyle bitişik yazılır: Verecek misin? Okuyor muyuz? Çocuk muyum? Gelecek miydi? Ölür müsün, öldürür müsün? Bu ek sorudan başka görevlerde kullanıldığı zaman da ayrı yazılır: Güzel mi güzel! Yağmur yağdı mı dışarı çıkamayız. Da, de bağlacının yazılışı Da, de bağlacı ayrı yazılır; ancak, kendisinden önceki kelimenin son ünlüsüne bağlı olarak büyük ünlü uyumuna uyar ve da, de biçimini alır: Kızı da geldi gelini de. Orhan da biliyor. Oğluna da bildirdi. Sen de mi kardeşim? Güç de olsa. Konuşur da konuşur. İmlâmız, lisanımız düzelince, lisanımız da kafamız düzelince düzelecek, çünkü o da ancak onlar kadar bozuktur, fazla değil! (Yahya Kemal Beyatlı) UYARI : Ayrı yazılan da, de hiçbir zaman ta, te şeklinde yazılmaz. UYARI : Ya sözüyle birlikte kullanılan da mutlaka ayrı yazılır (ya da). UYARI : Da, de bağlacını kendisinden önceki kelimeden kesme ile ayırmak yanlıştır. Bu bağlacı tamamen ayrı yazmak gerekir: Ayşe de geldi (Ayşe'de geldi değil). UYARI : Bulunma hâli eki olan −da, −de, −ta, −te'nin da, de bağlacı ile hiçbir ilgisi yoktur; bulunma hâli eki getirildiği kelimeye bitişik yazılır: devede kulak, evde kalmak, yolda kalmak, ayakta durmak, çantada keklik. Yeme de yanında yat. Yurtta sulh, cihanda sulh. (Mustafa Kemal Atatürk) Dilde, fikirde, işte birlik. (İsmail Gaspıralı) İle sözünün ek olarak yazılışı 1. İle sözü, ünlüyle biten kelimelere ek olarak getirilince başındaki i ünlüsü düşer ve araya y ünsüzü girer; ek, büyük ünlü uyumuna uyar: baltayla (balta ile), çevreyle (çevre ile), yapıyla (yapı ile), keçiyle (keçi ile), kuzuyla (kuzu ile), sürüyle (sürü ile). 2. Üçüncü kişi iyelik ekinden sonra da baştaki i ünlüsü düşer ve araya y ünsüzü girer; ek, büyük ünlü uyumuna uyar: arkadaşıyla (arkadaşı ile), anasıyla (anası ile), dolayısıyla (dolayısı ile), kuyusuyla (kuyusu ile), ölçüsüyle (ölçüsü ile), sütüyle (sütü ile). 3. İle sözü ünsüzle biten kelimelere ek olarak getirilince başındaki i ünlüsü düşer ve büyük ünlü uyumuna 14

uyar: arkadaşla (arkadaş ile), kardeşle (kardeş ile), ayakla (ayak ile), başla (baş ile), sütle (süt ile), gümüşle (gümüş ile), oyunla (oyun ile). İmek ek fiilinin yazılışı İmek ek fiili ayrı yazıldığı zaman ünlü uyumlarına uymaz: kalır idim, durur idim, güzel idi, dargın imiş, yorgun ise. Ancak, imek fiili bugün daha çok ekleşmiş olarak kullanılmakta ve ünlü uyumlarına uymaktadır. Ünlüyle biten kelimelere eklendiği zaman i− ünlüsü düşebilir. Bu durumda araya y ünsüzü girer: satıcıydı (satıcı idi), yoncaymış (yonca imiş), yabancıymış (yabancı imiş), başıymış (başı imiş), sonuncuydu (sonuncu idi), ikinciymiş (ikinci imiş), neyse (ne ise), deliyse (deli ise). Ünsüzle biten kelimelere eklendiği zaman da i− ünlüsü düşebilir: kalırmış (kalır imiş), yorgundu (yorgun idi), yakarsa (yakar ise), toprakmış (toprak imiş), yakmışsa (yakmış ise), güzelmiş (güzel imiş), gelirse (gelir ise), alırsa (alır ise), bakacaksa (bakacak ise). Ki bağlacının yazılışı Ki bağlacı ayrı yazılır: demek ki, kaldı ki, bilmem ki. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir; yeter ki bu dil, şuurla işlensin. (Mustafa Kemal Atatürk) Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer. Olmaz ki! Böyle de yatılmaz ki! (Orhan Veli Kanık) Ruşen Eşref Ünaydın'ın "Diyorlar ki" adlı eseri ne güzeldir! Çiğ yemedim ki karnım ağrısın. Ancak ki bağlacı, birkaç örnekte kalıplaşmış olduğu için bitişik yazılır: belki, çünkü, hâlbuki, mademki, meğerki, oysaki, sanki. Bu örneklerden çünkü sözünde ek aynı zamanda uyuma girmiştir. Şüphe ve pekiştirme göreviyle kullanılan ki sözü de ayrı yazılır: Babam geldi mi ki? Başbakan konuşacak mı ki? Alıntı kelimelerde kesmeli yazılış Türkçenin ses düzeni gereğince iki ünlü arasındaki ünsüzler kendilerinden önce gelen ünlüyle değil kendilerinden sonra gelen ünlüyle hece kurarlar: a−ra−ba−cı, o−ku−lu−muz, se−vi−ne−cek−ler, ta−şı−na−bi−lir. Ancak içlerinde Arapçaya özgü gırtlak ünsüzü (ayın ve hemze) bulunan bazı alıntı kelimelerde, bu durumdaki ünsüzlerin kendilerinden önceki ünlüyle hece kurdukları da görülür: cüz−î, hal−etmek, iş−ar, iz−an, kıt−a, kur−a, Kur−an, mel−un, mer−i, meş−ale, meş−um, nez−etmek, sun−î, vak−a, vüs−at. Bu kelimeler yazılışta kesmeyle gösterilir: cüz'î, hal'etmek, iş'ar, iz'an, kıt'a, kur'a, Kur'an, mel'un, mer'i, meş'ale, meş'um, nez'etmek, 15

sun'î, vak'a, vüs'at. Bu yapıda olup da tamamen Türkçenin ses düzenine uymuş, çok sık kullanılan ve kesmesiz okunduğunda yadırganmayan kelimelerde kesme kullanılmaz: defa, defetmek, heyet, menetmek, mesele, neşe, neşet, sanat. Arapçadan alınmış bazı sözlerde gırtlak ünsüzü kelimenin sonunda bulunur. Bu durumda gırtlak ünsüzü söyleyiş bakımından tamamen erimiş durumdadır: cüz, def, hal, kat, men (bk. Birleşik kelimeler A. 5). Ancak bu kelimeler iyelik ekleriyle kullanıldığı takdirde, kelimeyle iyelik eki arasına kesme konur: cüz'ü, def'i, hal'i, kat'ı, men'i, nev'i, tab'ı, vaz'ı. Sonunda gırtlak ünsüzü bulunan kelimeler iyelik ekini −ı, −i biçiminde alırlar: bayi−i, cami−i, mâni−i, memba−ı, mısra−ı, sanayi−i. Ancak cami ve mâni sözlerinde iyelik eki −si biçiminde de gelebilir: cami−si, mâni−si. Bu tür kelimeler yönelme ve yükleme hâli eklerini (−e, −i) alınca, araya y sesi girebileceği gibi y'siz de yazılabilir: bayi−ye, cami−ye, memba−ya, mevzu−ya, mısra−ya; bayi−yi, cami−yi, memba−yı, mevzu−yu, mısra−yı; bayi−e, cami−e, memba−a, mevzu−a, mısra−a; bayi−i, cami−i, memba−ı, mevzu−u, mısra−ı. UYARI : Bayi, cami, sanayi gibi kelimeler yalın hâlde iken tek i ile yazılır. UYARI : Arapçadan alınmış bazı kelimelerde, gırtlak ünsüzü hecenin sonunda yer almaktadır. Bu tür kelimelerde gırtlak ünsüzü Türkçe söyleyişten tamamen kalkmakta ve kendisinden önceki ünlünün uzamasına yol açmaktadır. Bu tür kelimelerde kesme kullanılmaz, sadece söz konusu ünlü uzun okunur: dava (da:va), mamur (ma:mur), mana (ma:na), memur (me:mur), resen (re:sen), tamim (ta:mim), tecil (te:cil), tediye (te:diye), tehir (te:hir), telif (te:lif), tesir (te:sir). Hece yapısı ve satır sonunda kelimelerin bölünmesi Türkçede kelime içinde iki ünlü arasındaki ünsüz, kendinden önceki ünlüyle değil, kendinden sonraki ünlüyle hece kurar: a−ra−ba, ka−ra−ca, ta−le−be. Ancak bazı alıntı kelimelerde iki ünlü arasındaki ünsüz kendinden sonraki ünlüyle değil, kendinden önceki ünlüyle hece kurar: cüz'î, kur'a, Kur'an, vüs'at (bk. Alıntı kelimelerde kesmeli yazılşı). Kelime içinde yan yana gelen ünsüzlerden sonuncusu kendisinden sonraki ünlüyle, diğerleri kendilerinden önceki ünlüyle hece kurar: bir−lik, sev−mek, Türk−çe, Kork−maz. Türkçede satır sonunda kelimeler bölünebilir, fakat heceler bölünemez. Satıra sığmayan kelimeler bölünürken satır sonuna kısa çizgi (−) konur. Burasını ilk defa görüyormuş gibi duvarlara, perdelere, möblelere, eş−yalara bakıyor, hayret ediyordu. Bütün bu muhitte Türk hayatına, Türk ruhu− na ait bir gölge, bir çizgi bile yoktu. Birden Bursa'daki çocukluğunun geçti−ği baba evini hatırladı; sofada rahat ve beyaz örtülü divanlar vardı. (Ömer Seyfettin, Primo Türk Çocuğu) Bitişik yazılan kelimelerde de bu kurala uyulur: .........................................................................................................baş− öğretmen değil, ......................................................................................................... ba−

16

şöğ−ret−men; ...........................................................................................................ilk− okul değil, ......................................................................................................... il− ko−kul; ...........................................................................................Karaosman− oğlu değil, .......................................................................................Karaosmanoğ− lu. Ayırmada satır sonunda ve satır başında tek harf bırakılmaz: ......................................................................................................a− raba değil, .................................................................................................. ara− ba; .................................................................................................... u− çurtma değil, ................................................................................................uçurt− ma; ............................................................................................ müdafa− a değil, ............................................................................................... müda− faa; ................................................................................................. niha− î değil, ..................................................................................................... ni− haî. Kesme işareti satır sonuna geldiği zaman yalnız kesme işareti kullanılır; ayrıca çizgi kullanılmaz.

17

................................................................................................... Edirne' nin... .................................................................................................. Ankara' dan...

Rakamların satır sonuna gelmesi durumunda da yalnız kesme işareti kullanılır: ................................................................................................. 1996' da... Gırtlak ünsüzü için kesme kullanılan kelimelerde kesmeli heceler satır sonuna getirilmez: ...................................................................................................... meş'− aleyi değil, ..................................................................................................... meş'a− leyi; ....................................................................................................... vüs'− ati değil, ..................................................................................................... vüs'a− ti. Özgün imlâsıyla yazılan yabancı kelimeler satır sonunda kendi dillerinin kurallarına göre bölünür. Yabancı dillerde kullanılan ve tek sesi karşılayan ch, sh, sch, cz, sz gibi harfler satır sonunda birbirinden ayrılmaz. Sayıların yazılışı 1. Sayılar rakamla da yazıyla da yazılabilir. Sayıların ne zaman yazıyla, ne zaman rakamla gösterileceği konusunda dilimizde açık bir kural verilemez. Ancak, uygulamada birtakım ilkeler oluşmuştur. Bu ilkelere göre, küçük sayılar, yüz ile bin sayıları ve daha çok edebî karakter taşıyan metinlerde geçen sayılar yazıyla gösterilir: iki hafta sonra, haftanın beşinci günü, üç ayda bir, dört kardeş, üçüncü sınıf, bin yıldan beri. Yaş otuz beş, yolun yarısı eder. (Cahit Sıtkı Tarancı) Buna karşılık saat, para tutarı, ölçü, istatistik verilere ilişkin sayılar ile büyük sayılarda rakam kullanılır: öğleden sonra saat 17.30'da, 1.500.000 lira, 25 kilogram, 150 kilometre, 15 metre kumaş, 1.250.000 kişi. Saat ve dakikaların metin içinde yazıyla yazılması da mümkündür: saat dokuzu beş geçe, saat yediye çeyrek kala, saat sekizi on dakika üç saniye geçe, meselâ saat onda.

18

2. Birden fazla kelimeden oluşan sayılar ayrı yazılır: iki yüz, üç yüz altmış beş. Ancak para ile ilgili işlem ve belgelerde sayılar bitişik yazılır: yüzdoksanbin, ikiyüzellibin, beşyüzaltmışbin (bk. Birleşik kelimeler A. 22, B.17). 3. Sayılar daha çok Arap rakamlarıyla gösterilir: 25 milimetre, 150 kişi, 15.000 lira, 75 kilometre. Romen rakamları ancak yüzyıllarda, hükümdar adlarında, tarihlerin yazılışında, kitap ve dergi ciltlerinde ve kitapların asıl bölümlerinden önceki sayfaların numaralandırılmasında kullanılır: XX. yüzyıl, III. Selim, XIV. Louis, II. Wilhelm, V. Karl, VIII. Edward, 1.XI.1928, I. cilt, XII. cilt. Bu tür örneklerde Arap rakamlarının kullanılması da mümkündür. UYARI : Hükümdar adlarında kullanılan rakamlar hükümdarın adından önce yazılır: Wilhelm II değil II. Wilhelm, Selim 3 değil 3. Selim. 4. Beş ve beşten çok rakamlı sayılar sondan sayılmak üzere üçlü gruplara ayrılarak yazılır: 32 605, 326 197, 49 750 812, 28 434 250 310 500. Gruplar arasına nokta da konabilir: 326.197, 49.750.812, 28.434.250.310.500 (bk. Nokta 8). 5. Sayılarda kesirler virgül ile ayrılır: 15,2 (15 tam, onda 2), 5,26 (5 tam, yüzde 26) (bk. Virgül 13). 6. Sıra sayıları yazıyla ve rakamla gösterilebilir. Rakamla gösterilmesi durumunda ya rakamdan sonra bir nokta konur veya rakamdan sonra kesme konularak derece gösteren ek yazılır: 15., 56., XX.; 5' inci, 6' ncı. 7. Üleştirme sayıları rakamla değil yazıyla belirtilir: ikişer, dokuzar, yüzer; üçer üçer, onar onar.

KÜÇÜK VE BÜYÜK HARFLER Türkçede harflerin küçük (minüskül) ve büyük (majüskül) olmak üzere iki biçimi vardır. Yazıda yaygın olarak küçük harf kullanılır. Ancak belirli yerlerde büyük harflere başvurulur. Büyük harflerin kullanıldığı yerler Büyük harflerin kullanıldığı yerler aşağıda sıralanmıştır: A. Cümle büyük harfle başlar: Hayatta en hakikî mürşit ilimdir. Ak akça kara gün içindir. Ancak rakamla başlayan cümlelerde rakamdan sonra gelen kelime büyük harfle başlamaz: 1940 yılında Dil ve Tarih−Coğrafya Fakültesini bitirdim. Cümle içinde başkasından aktarılan ve tırnak içine alınan cümleler de büyük harfle başlar: Atatürk, gençliğe seslenirken "Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda, mevcuttur." diyor. Tırnak içinde aktarılan söz, tam bir cümle değilse veya cümlenin baş tarafı alınmamışsa büyük harfle başlamaz: Nabi'nin "... var içinde" redifli gazeli Divan'ında uyuyor. (Yahya Kemal Beyatlı, Edebiyata Dair) Ayrıca iki çizgi arasındaki açıklama cümleleri de büyük harfle başlamaz: Bir zamanlar − bu zamanlar çok da uzak değildir, bundan on, on iki yıl önce − Türk saltanatının maddî sınırları uçsuz bucaksız denilecek kadar genişti.

19

(Y. K. Karaosmanoğlu, Ergenekon) İki noktadan sonra gelen cümleler de büyük harfle başlar: Orhon Kitabesi’nde Türk hakanı şöyle diyor: Türk Tanrısı, Türk milleti yok olmasın diye atalarımı gönderdi ve beni gönderdi. Ben hakan olunca gündüz oturmadım, gece uyumadım. (Ziya Gökalp, Türkçülüğün Esasları) Bence edebiyatın temel görevi şudur: Hem günlük hayatı, hem geleceği hem de hayatın felsefesini işlemektir. (Cengiz Aytmatov, Röportajlar)

Ancak iki noktadan sonra cümle niteliğinde olmayan örnekler sıralanırsa bu örnekler büyük harfle başlamaz: Bazı örneklerde −sız eki kalıplaşmıştır: densiz, hırsız, ıssız, öksüz.

UYARI : Örnek niteliğindeki kelimelerle başlayan cümlede de ilk harf büyük yazılır: "Araba, banka, bütçe, devlet, fındık, kanepe, menekşe, şemsiye" gibi yüzlerce kelime, kökenleri yabancı olmakla birlikte artık dilimizin malı olmuştur. "Et−, ol−" fiilleri, dilimizde en sık kullanılan yardımcı fiillerdir. B. Mısralar büyük harfle başlar: Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi; Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi. (Muhibbî) Bakî kalan bu kubbede bir hoş seda imiş. (Bakî) Hak bellediğin bir yola yalnız gideceksin. (Tevfik Fikret) Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. (Mehmet Âkif Ersoy) Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik; Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik. (Yahya Kemal Beyatlı) Yolcuyum bir kuru yaprak misali, Rüzgârın önüne katılmışım ben. (Faruk Nafiz Çamlıbel) O zaferler getiren atların Nalları altındanmış;

20

Gidişleri akına, Gelişleri akındanmış. (Arif Nihat Asya) Bugün masal değil, Masaldan daha güzel, gerçek. (Cahit Sıtkı Tarancı) Dur, yolcu! Bilmeden gelip bastığın Bu toprak bir devrin battığı yerdir. Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın Bir vatan kalbinin attığı yerdir. (Necmettin Halil Onan)

C. Özel adlar büyük harfle başlar. 1. Kişi adlarıyla soyadları büyük harfle başlar: Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü, Kâzım Karabekir, Ahmet Haşim, Tevfik Fikret, Mehmet Emin Yurdakul, Hüseyin Cahit Yalçın, Orhan Veli Kanık, Sait Faik Abasıyanık, Yunus Emre, Evliya Çelebi, Gevherî, Karacaoğlan, Âşık Ömer, Shakespeare, Wolfgang von Goethe, Wilhelm Radloff, Vilhelm Thomsen, Victor Hugo. Takma adlar da büyük harfle başlar: Muhibbî (Kanunî Sultan Süleyman), Demirtaş (Ziya Gökalp), Tarhan (Ömer Seyfettin), Aka Gündüz (Hüseyin Avni, Enis Avni), Kirpi (Refik Halit Karay), Deli Ozan (Faruk Nafiz Çamlıbel), Server Bedi (Peyami Safa), İrfan Kudret (Cahit Sıtkı Tarancı), Mehmet Ali Sel (Orhan Veli Kanık). 2. Kişi adlarından önce ve sonra gelen saygı sözleri, unvanlar ve meslek adları büyük harfle başlar: Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, Sayın Hasan Eren, Hamdi Bey, Mustafa Efendi, Zeynep Hanım, Bay Ali Çiçekçi, Prof. Dr. Mehmet Kaplan, Doktor Behçet Uz, Mareşal Fevzi Çakmak, Yüzbaşı Cengiz Topel. Tarihî kişilerin adlarından önce gelen unvan ve lâkaplar da büyük harfle başlar: Fatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim, Kanunî Sultan Süleyman, Genç Osman, Deli İbrahim, Avcı Mehmet, Nişancı Mehmet Paşa, Aslan Yürekli Richard, Demirbaş Şarl, Deli Petro. Akrabalık adları bildiren kelimeler büyük harfle başlamaz: Fahriye abla, Ayşe teyze, Fatik nine, Saim amca, Ali enişte. Ancak akrabalık bildiren kelimeler başa gelirse lâkap yerine geçtiği için büyük harfle başlar: Nene Hatun, Baba Gündüz, Dayı Kemal, Hala Sultan. Bazı tarihî ve menkıbevî şahsiyetlerde ise akrabalık bildiren kelime sonda olduğu hâlde unvan değeri kazandığı için büyük harfle yazılır: Gül Baba, Susuz Dede, Adile Hala, Gülsüm Bacı, Sultan Ana. Resmî yazılarda saygı bildiren sözlerden sonra gelen ve makam, mevki, unvan bildiren kelimeler de büyük harfle başlar: Sayın Bakan, Sayın Başkan, Sayın Profesör,

21

Sayın Vali. Mektuplarda ve resmî yazışmalarda hitapların ilk kelimesi de büyük harfle başlar: Sevgili kardeşim, Aziz dostum, Değerli arkadaşım. 3. Hayvanlara verilen özel adlar büyük harfle başlar: Düldül, Sarıkız, Fino, Karabaş, Pamuk, Minnoş, Tekir. 4. Millet, boy, oymak adları büyük harfle başlar: Türk, Alman, İngiliz, Rus, Arap, Japon; Oğuz, Kazak, Kırgız, Özbek, Tatar; Karakeçili, Hacımusalı. 5. Dil ve lehçe adları büyük harfle başlar: Türkçe, Almanca, İngilizce, Rusça, Arapça; Oğuzca, Kazakça, Kırgızca, Özbekçe, Tatarca. 6. Devlet adları büyük harfle başlar: Türkiye Cumhuriyeti, Amerika Birleşik Devletleri, Suudî Arabistan, Azerbaycan Cumhuriyeti. 7. Din ve mezhep adları ile bunların mensuplarını anlatan sözler büyük harfle başlar: Müslüman / Müslümanlık, Hristiyan / Hristiyanlık, Musevî / Musevîlik, Budist / Budizm; Hanefî / Hanefîlik, Malikî / Malikîlik, Protestan / Protestanlık, Katolik / Katoliklik. 8. Din ve mitoloji kavramlarını karşılayan özel adlar büyük harfle başlar: Tanrı, Allah, Cebrail, Zeus, Oziris, Kibele. Ancak tanrı kelimesi özel ad olarak kullanılmadığı zaman küçük harfle başlar: Eski Yunan tanrıları. Bazı dinî kavramların da küçük harfle başlaması gelenekleşmiştir: cennet, cehennem, uçmak, tamu, sırat köprüsü, gayya kuyusu. 9. Gezegen ve yıldız adları büyük harfle başlar: Merkür, Dünya, Neptün, Plüton, Halley. Dünya, güneş, ay kelimeleri yalnız coğrafya ve gök bilimiyle ilgili yayınlarda terim olarak kullanıldığı zaman büyük harfle başlar; bunun dışındaki durumlarda küçük harf kullanılır. 10. Yer adları (kıt'a, ülke, bölge, il, ilçe, köy, semt, cadde, sokak vb.) büyük harfle başlar: Asya, Avrupa; Türkiye, Kazakistan, Fransa, Çin, Hindistan, Mısır; İç Anadolu, Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu, Yakın Doğu; Ankara, İstanbul, Taşkent, Bağdat, Moskova; Turgutlu, Ürgüp, Ahlat; Çayırbağı, Akçaköy; Bahçelievler, Cebeci; Atatürk Bulvarı, Ziya Gökalp Caddesi; Sankiyedim Sokağı, Asmalımescit Sokağı. Yer adlarında ilk isimden sonra gelen deniz, nehir, göl, dağ, boğaz vb. tür bildiren ikinci isimler küçük harfle başlar: Marmara denizi, Aral gölü, Balkaş gölü, Sakarya ırmağı, Meriç nehri, Tuna nehri, Alp dağları, Altay dağları, Erciyes dağı. Ancak, ikinci isim özel isme dâhil ise ve ikisi birden kastedilen kavramı karşılıyorsa, ikinci isim de büyük harfle başlar: Çanakkale Boğazı, İstanbul Boğazı; Beyşehir Gölü, Van Gölü, Tuz Gölü; Anadolu Kavağı, Rumeli Kavağı; Gülek Geçidi; Ağrı Dağı; Konya Ovası, Haymana Ovası, Muş Ovası; Adalar Denizi. Bu örneklerde ikinci isim kullanılmadığı takdirde söz konusu yer adı anlaşılmaz. Meselâ Çanakkale Boğazı sadece Çanakkale kelimesiyle anlatılamaz; sadece Çanakkale denildiği zaman Çanakkale şehri anlaşılır. Mahalle, meydan, bulvar, cadde, sokak adlarında geçen mahalle, meydan, bulvar, cadde, sokak kelimeleri büyük harfle başlar: Gazi Osmanpaşa Mahallesi, Yıldız Mahallesi, Yunus Emre Mahallesi, Karaköy Meydanı, Zafer Meydanı, Gazi Mustafa Kemal Bulvarı, Ziya Gökalp Bulvarı, Nene Hatun Caddesi, Cemal Nadir Sokağı, Fevzi Çakmak Sokağı, İnkılâp Sokağı, Reşat Nuri Sokağı, Türk Ocağı Sokağı. 11. Saray, köşk, han, kale, köprü, anıt vb. yapı adlarının bütün kelimeleri büyük harfle başlar: Topkapı Sarayı, 22

Dolmabahçe Sarayı, İshakpaşa Sarayı, Çankaya Köşkü, Horozlu Han, Ankara Kalesi, Alanya Kalesi, Galata Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, Mostar Köprüsü, Beyazıt Kulesi, Zafer Abidesi, Bilge Kağan Anıtı. 12. Kurum, kuruluş ve kurul adları büyük harfle başlar: Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk Dil Kurumu, Dil ve Tarih−Coğrafya Fakültesi, Devlet Malzeme Ofisi, Millî Kütüphane, Çocuk Esirgeme Kurumu, Atatürk Orman Çiftliği, Çankaya Lisesi; Türk Ocağı, Yeşilay Derneği, Muharip Gaziler Derneği, Emek İnşaat; Bakanlar Kurulu, Danışma Kurulu, Yüksek Öğretim Kurulu. Kurum, merkez, bakanlık, üniversite, fakülte, bölüm vb. kuruluş bildiren kelimeler, belli bir kurum kastedildiği zaman büyük harfle başlar: Bu yıl Meclis, yeni döneme erken başlayacaktır. Son aylarda Kurum, imlâ konusunda yoğun bir çalışma içine girmiştir. Yer bildiren özel isimlerde de kısaltmalı söyleyiş söz konusu olduğu zaman, kelime başında büyük harf kullanılır: Hisar’dan, Boğaz’dan, Bulvar’dan. 13. Kitap, dergi, gazete, tablo, heykel ve hukukla ilgili kanun, tüzük, yönetmelik, yönerge, genelge adlarının her kelimesi büyük harfle başlar: Nutuk, Safahat, Kendi Gök Kubbemiz, Anadolu Notları, Sinekli Bakkal; Türk Dili, Türk Kültürü, Varlık; Hürriyet, Milliyet, Türkiye, Yeni Yüzyıl, Yeni Asır; Halı Dokuyan Kızlar (tablo); Düşünen Adam (heykel); Medenî Kanun, Borçlar Hukuku (kanun), Atatürk Uluslar Arası Barış Ödülü Tüzüğü, Telif Hakkı Yayın ve Satış Yönetmeliği. Özel ada dâhil olmayan gazete, dergi, tablo vb. sözler büyük harfle başlamaz: Milliyet gazetesi, Türk Dili dergisi, Halı Dokuyan Kızlar tablosu. Kitap adlarında ve başlıklarda, arada ve sonda bulunan ve, ile, ya, veya, yahut, ki, da, de sözleriyle mı, mi, mu, mü soru eki küçük harfle yazılır: Maî ve Siyah, Suç ve Ceza, Leylâ ile Mecnun, Turfanda mı, Turfa mı? Diyorlar ki, Dünyaya İkinci Geliş yahut Sır İçinde Esrar, Ya Devlet Başa ya Kuzgun Leşe, Ben de Yazdım. Gazeteler ve dergiler oluşan geleneğe uyarak haber ve yazı başlıklarında çoklukla yalnız ilk kelimenin başında büyük harf kullanmaktadırlar: Kamyon eve girdi. Mini seçim yarın. 14. Millî ve dinî bayramların adları büyük harfle başlar: Cumhuriyet Bayramı, Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı, Nevruz Bayramı. Bayram niteliği kazanmış günlerin adları da büyük harfle başlar: Anneler Günü, Öğretmenler Günü, Tıp Bayramı. Kurultay (kongre), bilgi şöleni (sempozyum), açık oturum (panel) vb. toplantıları bildiren özel adlarda her kelime büyük harfle başlar: Uluslar Arası Türk Dili Kurultayı (1996), Manas Bilgi Şöleni, Türkçenin Yozlaşması Açık Oturumu, Türk Gramerinin Sorunları Toplantısı. Ancak genel nitelikteki günlerin, haftaların, mevsimlerin, kurultay, bilgi şöleni vb. toplantıların adları küçük harfle başlar: tiyatro günü, kitap haftası, film haftası, sağlık haftası, dil kurultayı. 15. Tarihî olay, çağ ve dönem adları büyük harfle başlar: Kurtuluş Savaşı, Millî Mücadele, Cilâlı Taş Devri, İlk Çağ, Yükselme Devri, Millî Edebiyat Dönemi, Tanzimat Dönemi. Ancak tarihî dönem bildirmeyip tür veya tarz bildiren terimler küçük harfle başlar: divan edebiyatı, divan şiiri, halk şiiri, eski Türk edebiyatı, klâsik Türk edebiyatı, Türk edebiyatı, Türk dili, Türk sanat müziği, Türk halk müziği, tekke edebiyatı, Servetifünun edebiyatı, Tanzimat edebiyatı. Bunlardan bölüm ve ana bilim dalı olarak kullanılıp özel ad durumuna gelmiş olanlar büyük harfle başlar: Eski Türk Edebiyatı Ana Bilim Dalı, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü. 16. Özel adlardan türetilen bütün kelimeler büyük harfle başlar: Türklük, Türkleşmek, Türkçü, Türkçülük, Türkçe, Türkolog, Türkoloji, Avrupalı, Avrupalılaşmak, Asyalılık, Darvinci, Konyalı, Bursalı. Özel ad kendi anlamı dışında yeni bir anlam kazanmışsa büyük harfle başlamaz: acem (Türk müziğinde bir 23

perde), hicaz (Türk müziğinde bir makam), nihavent (Türk müziğinde bir makam), acemi (tecrübesiz), amper (elektrik akımında şiddet birimi), jul (fizikte iş birimi), allahlık (saf, zararsız kimse), donkişotluk (gereği yokken kahramanlık göstermeye kalkışmak). Müzikte kullanılan makam ve tür adları da büyük harfle başlamaz: acemaşiran, acembuselik, bayatî, hicazkâr, türkü, varsağı, bayatı. 17. Yer, millet ve kişi adlarıyla kurulan birleşik kelimelerde özel adlar büyük harfle başlar: Antep fıstığı, Brüksel lâhanası, Behçet hastalığı, Frenk gömleği, Hindistan cevizi, İngiliz anahtarı, Japon gülü, Maraş dondurması, Van kedisi, Vaşington portakalı. Ç. Belli bir tarih bildiren ay ve gün adları büyük harfle başlar: 29 Mayıs 1453 Salı günü, 1919 senesi Mayısının 19'uncu günü Samsun'a çıktım, 29 Ekim 1923, 28 Aralık 1982'de göreve başladı. Ancak belli bir tarihi belirtmeyen ay ve gün adları küçük harfle başlar: Okullar genellikle eylülün ikinci haftasında öğretime başlar. Yürütme Kurulu toplantılarını perşembe günleri yaparız. D. Levhalar ve açıklama yazıları büyük harfle başlar: Giriş, Çıkış, Müdür, Vezne, Başkan, Doktor. Levhadaki yazı birkaç kelimeden oluştuğu zaman ilk kelime büyük harfle başlar: Otobüs durağı, Dolmuş durağı, Şehirler arası telefon. Levhaların ilk kelimesi rakamla yazılmış bir sayı adı ise sonraki kelime küçük harfle başlar: III. kat, IV. sınıf, I. blok. E. Bilim dallarında kullanılan terimlerin büyük harfle yazılışı ilgili dallardaki uygulamaya bağlıdır: Canis canis, Carduelis carduelis, Ardea alba, Populus alba, Prunus domestica, Pinus silvestris. BİRLEŞİK KELİMELER Dilimizde yeni bir kavramı karşılamak için yararlandığımız yollardan biri, kelime birleştirmesidir. Kelime birleştirmesi yoluyla kurulan sözlere birleşik kelime adı verilir. Birleşik kelimeler söz varlığımızda geniş bir yer tutar. Birleşik kelime terimi için bileşik kelime denilmesi yanlıştır. Dilimizde belirtisiz isim tamlamaları, sıfat tamlamaları, isnat grupları, birleşik fiiller, ikilemeler, kısaltma grupları ve kalıplaşmış çekimli fiillerden oluşan ifadeler, yeni bir kavramı karşıladıkları zaman birleşik kelime olurlar: yer çekimi, hanımeli, ses bilgisi; beyaz peynir, açıkgöz, toplu iğne; eli açık, ayak yalın, günü birlik, sırtı pek; söz etmek, zikretmek, hasta olmak; gelebilmek, yazadurmak, alıvermek; çoluk çocuk, çıtçıt, ev bark; baş üstüne, günaydın; sağ ol, ateşkes, külbastı. Görüldüğü gibi birleşik kelimeler bitişik de ayrı da yazılabilmektedir. A. Bitişik yazılan birleşik kelimeler (Bitişik kelimeler) Birleşik kelimeler, yazılış bakımından bitişik yazılanlar ve ayrı yazılanlar olmak üzere ikiye ayrılır. Bitişik yazılan birleşik kelimelere bitişik kelime adı verilir. Birleşik kelimeler aşağıdaki durumlarda bitişik kelime olurlar ve bitişik yazılırlar. 1. Ses düşmesine uğrayan birleşik kelimeler bitişik yazılır: kaynana (< kayın ana), kaynata (< kayın ata), nasıl (< ne asıl), niçin (< ne için), pazartesi (< pazar ertesi), sütlaç (< sütlü aş), birbiri (< biri biri). 2. Dilimize Arapçadan girmiş azil (< azl), emir (< emr), hüküm (< hükm), kayıp (< gayb), keşif (< keşf), küfür (< küfr), nakil (< nakl) gibi birtakım kelimeler etmek, edilmek, olmak, olunmak, eylemek yardımcı fiilleriyle birleşirken asıllarına uyarak ikinci hecedeki ünlülerini düşürürler. Bu gibi kelimelerle yapılan birleşik fiiller bitişik yazılır: azletmek, azledilmek, emretmek, hükmetmek, hükmolunmak, kaybolmak, kaydedilmek, keşfetmek, keşfedilmek, küfretmek, nakletmek, neşretmek, neşrolunmak, sabretmek, seyretmek, şükreylemek, zikretmek (krş. Birleşik kelimeler B. 1; Alıntı kelimelerin yazılışı 1). 24

UYARI : Bu kelimeler ünlüyle başlayan bir yardımcı fiil veya ek almadıkları zaman azil, defin, emir, hüküm, kayıp, keşif, meyil, nakil, sabır, vecit, zeyil, zikir şeklinde söylenir ve yazılır. UYARI : Söyleyişte tonlulaşma şeklinde ses değişmesine uğrayanlar ayrı yazılır: azat etmek, hamt etmek, derç etmek, iz'aç etmek, iktisap etmek, harp etmek. Bu örneklerde tonluluk söyleyişte belirtilir. 3. Dilimize Arapçadan girmiş af (< afv), his (< hiss), ret (< redd), zan (< zann), zem (< zemm) gibi birtakım kelimeler etmek, edilmek, olmak, olunmak, eylemek yardımcı fiilleriyle birleşirken sondaki sesler, asıllarına uyarak veya asıllarının etkisinde kalarak çift sese dönüşür. Bu tür birleşik fiiller bitişik yazılır: affetmek, affolunmak, halletmek, hissetmek, hissedilmek, reddeylemek, reddolunmak, zannetmek, zemmetmek (bk. Ünsüz düşmesi; krş. Birleşik Kelimeler B. 1). 4. İsim kısımları tek başına kullanılmayıp sadece etmek, olunmak yardımcı fiilleriyle kalıplaşan birleşik kelimeler bitişik yazılır: ahzetmek, bahşetmek, bahşolunmak, hamletmek, hazfetmek, nez'etmek, rekzetmek, serdetmek. 5. Sonunda Arapçaya özgü gırtlak ünsüzü (ayın ve hemze) olan kelimeler etmek, olunmak fiilleriyle birleşik fiil kurduklarında bitişik yazılır: defetmek, hal'etmek (tahttan indirmek), katetmek, menetmek, menolunmak, tabetmek (bk. Alıntı kelimelerde kesmeli yazılış). 6. Vurgusu son heceye kaymış birleşik kelimeler bitişik yazılır: açıkgöz, anaerkil, ataerkil, babayiğit, bastıbacak, boşboğaz, büyükbaş (hayvan), camgöz, cingöz, çınayaz, düztaban, elense, elverişli, günaydın, işveren, kafakol, Karagöz, karagöz (balığı), küçükbaş (hayvan), önayak (olmak), paragöz, pisboğaz, tepegöz, tıknefes. Vurgusu son hecede bulunan ikilemeler de bitişik yazılır: cırcır (böceği), cızbız, civciv, çıtçıt, dırdır, fırfır, fısfıs, hımhım, hoşbeş, şıpşıp (bir tür terlik), altüst (etmek), yüzgöz (olmak). 7. Eş anlamlı ikilemelerde vurgu normal olarak ikinci hecededir. Vurgusu ilk heceye kayan ikilemeler bitişik yazılır: darmadağın, darmadağınık, darmaduman, karmakarışık (krş. Birleşik kelimeler B. 7). 8. Kelimelerden biri veya ikisi, birleşme sırasında benzetme yoluyla anlam değişmesine uğrarsa bu tür birleşik kelimeler bitişik yazılır (krş. Birleşik Kelimeler B. 2). a. Organ bildiren sözlerle kurulan bitki, hayvan, hastalık, alet, eşya, tarz ve yiyecek adları: aslanağzı (bitki), aslankuyruğu (bitki), aslanpençesi (bitki), ayıkulağı (bitki), cinsaçı (bitki), civanperçemi (bitki), gelinparmağı (üzüm), geyikdili (bitki), horozgözü (bitki), horozibiği (bitki), itburnu (bitki), katırtırnağı (bitki), kazayağı (bitki), keçiboynuzu (bitki), keçimemesi (üzüm), keçisakalı (bitki), kızkalbi (bitki), koyungöbeği (mantar), köpekayası (bitki), kurtbağrı (bitki), kuşburnu (bitki), sığırödü (bitki), tavşanbıyığı (bitki), turnagagası (bitki); açıkağız (bitki), akkuyruk (çay), alabaş (bitki), altınbaş (kavun), altıparmak (palamut), beşbıyık (muşmula), karabaldır (bitki), topbaş (bitki). danaburnu (böcek), öküzburnu (kuş); akbaş (kuş), alabacak (at), beşparmak (deniz hayvanı), beşpençe (deniz hayvanı), çakırkanat (ördek), elmabaş (tepeli dalgıç), iribaş (kurbağa kurtçuğu), kababurun (balık), kamçıkuyruk (koyun), kamışkulak (at), karabaş, karagöz (balık), karakulak (hayvan; haberci), kepçeburun (yaban ördeği), kızılkanat (balık), sarıağız (balık), sarıgöz (balık), sarıkulak (balık), sarıkuyruk (balık), tokmakbaş (balık), uzunkuyruk (kuş), yeşilbaş (ördek). itdirseği (arpacık); delibaş (hastalık), karabacak (hastalık), karataban (hastalık). balıkgözü (halka), deveboynu (boru), domuzayağı (çubuk), domuztırnağı (kanca), horozayağı (burgu), kargaburnu (alet), keçitırnağı (oyma kalemi), kedigözü (lâmba), leylekgagası (alet), sıçankuyruğu (törpü); baltabaş (gemi) gagaburun (gemi), kancabaş (kayık). 25

ayıbacağı (yelken tarzı), balıksırtı (desen), civankaşı (nakış), eşeksırtı (çatı tarzı), kazkanadı (oyun), kırlangıçkuyruğu (işaret), koçboynuzu (işaret), köpekkuyruğu (spor), sıçandişi (dikiş). dilberdudağı (tatlı), hanımgöbeği (tatlı), hanımparmağı (tatlı), kadınbudu (köfte), kadıngöbeği (tatlı), kargabeyni (yemek), kedidili (bisküvi), tavukgöğsü (tatlı), vezirparmağı (tatlı). İlk ögesi organ adı olan şu örnekler de bitişik yazılır: bağrıkara (kuş), baldırıkara (bitki), baştankara (kuş), karnıkara (börülce), sırtıkara (balık), yanıkara (hastalık). b. Eşya veya nesne bildiren sözlerle kurulan bitki, hayvan, tarz, yiyecek ve oyun adları: acemborusu (bitki), çayırsedefi (bitki), çobançantası (bitki), çobandüdüğü (bitki), çobaniğnesi (bitki), çobantarağı (bitki), çobantuzluğu (bitki), gelinfeneri (bitki), güveyfeneri (bitki), katranköpüğü (mantar), keçisedefi (bitki), kuşekmeği (bitki), kuşyemi (bitki), kuzgunkılıcı (bitki), suibriği (bitki), suoku (bitki), suşeridi (bitki), şeytanarabası (uçuşan tohum), şeytanfeneri (bitki), şeytantersi (bitki), venüsçarığı (bitki), yılanyastığı (bitki). sazkayası (balık), şeytaniğnesi (hayvan), yılaniğnesi (balık). balgümeci (dikiş), beşikörtüsü (çatı tarzı), turnageçidi (fırtına). bülbülyuvası (tatlı), kuşlokumu (kurabiye). beştaş (oyun), dokuztaş (oyun), üçtaş (oyun). c. İnsana özgü isim ve sıfatlarla kurulan bitki, hayvan ve eşya adları: adayavrusu (tekne), akşamsefası (bitki), camgüzeli (bitki), çadıruşağı (bitki), çayırgüzeli (bitki), çayırmelikesi (bitki), gecesefası (bitki), gündüzsefası (bitki), saksıgüzeli (çiçek), yalıçapkını (kuş); bozbakkal (kuş), bozyürük (yılan), karadul (örümcek), sarısabır (bitki). ç. Benzetme yoluyla kurulan gök cisimlerinin adları: Altıkardeş (yıldız kümesi), Arıkovanı (yıldız kümesi), Büyükayı (yıldız kümesi), Demirkazık (yıldız), Güneybalığı (yıldız), Küçükaslan (yıldız), Küçükayı (yıldız kümesi), Kervankıran (yıldız), Samanuğrusu (yıldız kümesi), Samanyolu (yıldız kümesi), Üçkardeş (yıldız kümesi), Yedikardeş (yıldız kümesi) (krş. Birleşik kelimeler B. 2. ğ). d. İnsan isimleriyle kurulan bitki, hayvan ve yemek adları: alinazik (kebap), ayşekadın (fasulye), hafızali (üzüm), havvaanaeli (bitki), karafatma (böcek), meryemanaeldiveni (bitki). 9. −a, −e ve −ı, −i, −u, −ü ekleriyle yapılmış tasvir fiilleri, yardımcı fiil anlam değişmesine uğradığı için bitişik yazılır: düşünebilmek, yapabilmek; uyuyakalmak; gidedurmak, yazadurmak; çıkagelmek, olagelmek, süregelmek; düşeyazmak, öleyazmak; açıvermek, alıvermek, gelivermek, gülüvermek, uçuvermek. Görmek yardımcı fiiliyle yapılan ve emir biçiminde kullanılan birleşik fiiller de bitişik yazılır: düşmeyegör, ölmeyegör. Bilmek yardımcı fiiliyle yapılan ve kalıplaşmış olan alabildiğine kelimesi de bitişik yazılır. 10. Bir veya iki ögesi emir kipiyle kurulan kalıplaşmış birleşik kelimeler bitişik yazılır: alaşağı (etmek), albeni, ateşkes, çalçene, çalyaka, dönbaba, gelberi, incitmebeni, rastgele, sallabaş, sallasırt, sıkboğaz, unutmabeni; çekyat, geçgeç, kaçgöç, kapkaç(çı), örtbas, seçal (self−servis), veryansın (etmek), yapboz (puzzle), yazboz. 11. −an/−en, −r/−ar/−er ve −maz/−mez ekleriyle kurulmuş sıfat−fiil gruplarından kalıplaşmış birleşik kelimeler gelenekleşmiş olarak bitişik yazılır: 26

ağaçkakan, ağrıkesen, ahmakıslatan, alaybozan, boğazkesen, böcekkapan, buzkıran, cankurtaran, çobanaldatan, çöpçatan, dalgakıran, dalkıran, dalkurutan, damardaraltan, damargenişleten, demirkapan, elöpen, etyaran, fındıkkıran, filizkıran, gelinboğan, gökdelen, günebakan, ordubozan, oyunbozan, saçkıran, yelkovan, yolgeçen, yolkesen; akımtoplar, alkolölçer, altıpatlar, amperölçer, asitölçer, aynabakar, barışsever, basınçölçer, betonkarar, bilgisayar, bilgiyazar, çoksatar, dilsever, eğimölçer, füzeatar, gazölçer, özezer, özsever, pürüzalır, sanatsever, tekerçalar, uçaksavar, yurtsever; baştanımaz, değerbilmez, etyemez, hacıyatmaz, kadirbilmez, kargasekmez, karıncaezmez, karıncaincitmez, kuşkonmaz, külyutmaz, sugeçirmez, tanrıtanımaz, töretanımaz, varyemez, vurdumduymaz (krş. Birleşik kelimeler B. 3). 12. −dı (−di /−du / −dü, −tı/ −ti /−tu /−tü) ekiyle kurulan kalıplaşmış birleşik kelimeler bitişik yazılır: albastı, ciğerdeldi, çıtkırıldım, dalbastı, fırdöndü, gecekondu, gündöndü, günindi, hünkârbeğendi, imambayıldı, karyağdı, kaşbastı, kedibastı, kolbastı, külbastı, mirasyedi, papazkaçtı, serdengeçti, şıpsevdi, toprakbastı, zıpçıktı; eltieltiyeküstü (desen). 13. Her iki ögesi de −dı (−di /−du /−dü, −tı /−ti /−tu /−tü) veya −r /−ar /−er eklerini almış ve kalıplaşmış bulunan birleşik kelimeler bitişik yazılır: dedikodu, kaptıkaçtı, oldubitti, uçtuuçtu (oyun); biçerbağlar, biçerdöver, göçerkonar, kazaratar, konargöçer, okuryazar, uyurgezer, yanardöner, yüzergezer. Aynı yapıda olan çakaralmaz kelimesi de bitişik yazılır. 14. Hayvan, bitki, organ ve çeşitli nesne adlarıyla kurulan ve içinde renklerden birinin adı veya renk sözü geçmeyen renk adları bitişik yazılır: baklaçiçeği, balköpüğü, camgöbeği, devetüyü, fildişi, gülkurusu, güvercinboynu, güvercingöğsü, kazayağı, kavuniçi, kazboku, kızılşap, narçiçeği, ördekbaşı, ördekgagası, tavşanağzı, tavşankanı, turnagözü, vapurdumanı, vişneçürüğü, yavruağzı (krş. Birleşik kelimeler B. 4). Örneklerden sonra renk sözü kullanılırsa bu söz ayrı yazılır: devetüyü rengi, fildişi rengi, gülkurusu rengi. 15. Renk adlarıyla kurulan ve bitki, hayvan veya hastalık türlerinden birini gösteren birleşik kelimeler bitişik yazılır: akağaç, akçaağaç, akdarı, akdiken, akkavak, akmantar, aksöğüt, alacamenekşe, alaçam, karaağaç, karacaot, karaçalı, karadut, kızılağaç, sarıağaç, sarıçiçek; akbalık, akkefal, alabalık, sarıbalık; akdoğan, akkuş, alacabalıkçıl, alacakarga, alakarga, beyazsinek, bozayı, karakuş, karasinek; aksu, akbasma, karahumma, kızılyara, mavihastalık, maviküf. 16. Somut olarak yer bildirmeyen üst ve üzeri sözlerinin sona getirilmesiyle kurulan birleşik kelimeler bitişik yazılır: akşamüstü, akşamüzeri, ayaküstü, ayaküzeri, bayramüstü, gerçeküstü, ikindiüstü, olağanüstü, öğleüstü, öğleüzeri, suçüstü, yüzüstü. Somut olarak yer bildirmeyen alt sözüyle kurulan birleşik kelimeler de bitişik yazılır: ayakaltı, bilinçaltı, gözaltı, şuuraltı (krş. Birleşik kelimeler B. 16). 17. İki veya daha çok kelimenin birleşmesinden oluşmuş kişi adları, soyadları ve lâkaplar bitişik yazılır: Alper, Aydoğdu, Birol, Gülnihal, Gülseren, Gündoğdu, Şenol, Varol; Abasıyanık, Adıvar, Atatürk, Gökalp, Güntekin, İnönü, Karaosmanoğlu, Tanpınar, Yurdakul; Boynueğri Mehmet Paşa, Tepedelenli Ali Paşa, Yirmisekiz Çelebi Mehmet, Yedisekiz Hasan Paşa. 18. İki veya daha çok kelimeden oluşmuş Türkçe yer adları bitişik yazılır: Çanakkale, Gümüşhane; Acıpayam, Pınarbaşı, Şebinkarahisar; Beşiktaş, Kabataş. Şehir, kent, köy, mahalle, dağ, tepe, deniz, göl, ırmak, su vb. kelimelerle kurulmuş sıfat tamlaması ve belirtisiz isim tamlaması kalıbındaki yer adlarında birinci kelime tek başına söz konusu yer adını ifade 27

edemiyorsa bu tür yer adları bitişik yazılır: Akşehir, Eskişehir, Suşehri, Yenişehir; Atakent, Batıkent, Konutkent, Korukent, Çengelköy, Sarıyer, Yenimahalle; Karabağ, Karadağ, Uludağ; Kocatepe, Tınaztepe; Akdeniz, Karadeniz, Kızıldeniz; Acıgöl; Kızılırmak, Yeşilırmak; İncesu, Karasu, Sarısu, Akçay (krş. Birleşik kelimeler B. 9). 19. Şahıs adları ve unvanlarından oluşmuş mahalle, meydan, köy vb. yer ve kuruluş adlarındaki unvan grubu; unvan kelimesi sonda ise, gelenekleşmiş olarak bitişik yazılır: Abidinpaşa, Bayrampaşa, Davutpaşa, Ertuğrulgazi, Kemalpaşa (ilçesi); Necatibey (Caddesi), Mustafabey (Caddesi), Gazi Osmanpaşa (Üniversitesi) (bk. Birleşik kelimeler B. 10). 20. Ait olduğu dilde bitişik yazılan yabancı yer adları Türkçede de bitişik yazılır: Düsseldorf, Fontainebleau, Nürnberg, Neustadt, Schwarzwald (krş. Birleşik kelimeler B. 13). Ait olduğu dilde, içinde çizgi bulunan yabancı yer adları Türkçede de çizgili olarak yazılır: Ile−de−France, Saint−Bernard, Saint−Gothard. 21. Ara yönleri belirten kelimeler bitişik yazılır: güneybatı, güneydoğu, kuzeybatı, kuzeydoğu. 22. Senet, çek vb. ticarî belgelerde geçen sayılar bitişik yazılır: ikiyüzellialtımilyarbeşyüzyirmibeşmilyonyediyüzellibin lira (krş. Birleşik kelimeler B. 18). 23. Bunlardan başka dilimizde her iki ögesi de aslî anlamını koruduğu hâlde yaygın bir şekilde gelenekleşmiş olarak bitişik yazılan kelimeler de vardır. a. Baş sözüyle oluşturulan sıfat tamlamaları: başağırlık, başbakan, başçavuş, başeser, başfiyat, başhekim, başhemşire, başkahraman, başkarakter, başkent, başkomutan, başköşe, başmüfettiş, başöğretmen, başparmak, başpehlivan, başrol, başsavcı, başşehir, başyazar. b. Bir topluluğun yöneticisi anlamındaki başı sözüyle oluşturulan belirtisiz isim tamlamaları: ahçıbaşı, binbaşı, çarkçıbaşı, çeribaşı, elebaşı, mehterbaşı, onbaşı, ustabaşı, yüzbaşı. c. Oğlu, oğulları, kızı sözleriyle oluşturulan belirtisiz isim tamlamaları: Caferoğlu, Karaosmanoğlu, Topaloğlu, Orazbeykızı; Aydınoğulları, Candaroğulları, Osmanoğulları; çapanoğlu, dayıoğlu, eloğlu, halaoğlu, hinoğluhin, amcakızı, elkızı. ç. Ağa, bey, efendi, hanım, nine vb. sözlerle kurulan birleşik kelimeler: ağababa, ağabey, beyefendi, efendibaba, hanımanne, hanımefendi, hacıağa, hanımnine, hıyarağalık, kadınnine, paşababa. d. Dal sözüyle oluşturulan sıfat tamlamaları: dalkavuk, dalkılıç, daltaban, daluyku. e. Açıortay, adamkökü, adamotu, âdemotu, ağırbaşlı, ağırcanlı, ağırkanlı, ahududu, akarsu, akaryakıt, akciğer, akkor, aksakal, aktöre, akyuvar, alyuvar, anamal, anaokulu, anapara, anayasa, anneanne, atardamar, atarkanal, atasözü, aybaşı, ayçiçeği, ayçöreği, babaanne, basmakalıp, başıboş, başıbozuk, başıkabak, başörtü, başvurmak, beşibiryerde, bilirkişi, bindallı, birdenbire, birdirbir, birtakım, bozkır, bugün, buzdolabı, çeşitkenar, çiftetelli, delikanlı, demirbaş, denizaltı, denizaşırı, derebeyi, derebeylik, dereotu, dışbükey, dikdörtgen, dipnot, doludizgin, dolunay, dörtkenar, dörtnal, dörtnala, düzayak, ebekuşağı, ebemkuşağı, enikonu, erbaş, eşkenar, etobur, gelişigüzel, giderayak, gökyüzü, gözyaşı, günaşırı, güvenoyu, halkoyu, hayhay, içbükey, içgüdü, içtepi, içyağı, ikizkenar, ilkbahar, ilkokul, ilköğrenim, ilköğretim, ilkyaz, ipucu, kabataslak, kahverengi, kamuoyu, karaciğer, karekök, kartopu, kasımpatı, kenarortay, kelaynak, kongövde, külhanbeyi, külhanbeylik, külkedisi, milletvekili, murdarilik, omurilik, ortaokul, otobur, öngörmek, öngörü, önsezi, öteberi, özdeyiş, paralelkenar, pekâlâ, pekiyi, sacayağı, sacayak, sadeyağ, sağduyu, sağyağ, semizotu, serinkanlı, sıcakkanlı, sıkıyönetim, sıradağ, sıradağlar, sivrisinek, soğukkanlı, sonbahar, soyadı, sütana, sütanne, sütbaba, sütkardeş, sütnine, sütoğul, takımada, takımyıldız, tekdüze, tepetakla, tepetaklak, tereyağı, tıpkıbasım, tıpkıçekim, toplardamar, topyekûn, tozpembe, varoluş, varsayım, vazgeçmek, yanardağ, yarıçap, 28

yarımada, yarıyıl, yavrukurt, yerküre, yeryüzü, yılbaşı, yöneylem, yüznumara, yüzyıl, zeytinyağı kelime ve deyimleri de gelenekleşmiş ve yaygınlaşmış olarak bitişik yazılır. UYARI : Vazgeçmek birleşik fiili, mi soru ekiyle birlikte kullanıldığı zaman ayrı yazılır: Vaz mı geçtin? f. Biraz, birazı, birkaç, birkaçı, birtakım, birçok, birçoğu, hiçbir, hiçbiri, herhangi belirsizlik sıfat ve zamirleri de gelenekleşmiş olarak bitişik yazılır. 24. Hane kelimesiyle Farsça kurala göre oluşturulan birleşik kelimeler bitişik yazılır: çayhane, dershane, eczahane, hastahane, kahvehane, pastahane, postahane, süthane, yatakhane, yazıhane, yemekhane (bk. Ünsüz düşmesi). UYARI : Dershane, eczahane, hastahane, pastahane, postahane gibi sözlerde hane kelimesindeki h'nin yazılmaması doğru değildir. 25. Perver ve perest kelimeleriyle Farsça kurala göre oluşturulan birleşik kelimeler bitişik yazılır: hamiyetperver, hürriyetperver, misafirperver, vatanperver; ateşperest, hayalperest, menfaatperest.

26. Zade kelimesiyle Farsça kurala göre oluşturulan birleşik kelimeler bitişik yazılır: Recaîzade, Resülzade, Sami Paşazade, Sümbülzade, Vahapzade; amcazade, dayızade, teyzezade.

27. Name kelimesiyle Farsça kurala göre oluşturulan birleşik kelimeler bitişik yazılır: beyanname, davetname, kanunname, pendname, seyahatname, siyasetname; Battalname, Oğuzname.

28. Farsça kurala göre oluşturulan isim ve sıfat tamlamaları ile kalıplaşmış diğer ibareler bitişik yazılır: cürmümeşhut, dârıdünya, ehlibeyt, ehlisalip, ehlivukuf, ehvenişer, erkânıharp, fecrisadık, gayriahlâkî, gayriciddî, gayriinsanî, gayrikabil, gayrimenkul, gayrimeşru, gayrimuntazam, gayrimüslim, gayrisafi, gayrisıhhî; asgarımüşterek, hüsnühat, hüsnükabul, hüsnükuruntu, hüsnüniyet, suiistimal, suikast, suiniyet; hamdüsena, hercümerç, meddücezir, methüsena, tarumar; âlemşümul, âlicenap, gülfidan, mevlithan, sahipkıran; anbean, keşmekeş, özbeöz, yüzbeyüz; pürhiddet, pürmelâl.

29. Arapça kurala göre oluşturulan tamlamalar ve kalıplaşmış diğer ibareler bitişik yazılır: aliyyülâlâ, ceffelkalem, dârülâceze, dârülfünun, daüssıla, fevkalâde, fevkalbeşer, hayrülhalef, hıfzıssıhha, hüvelbaki, şeyhülislâm, tahtelbahir, tahteşşuur; aleykümselâm, Allahüâlem, bismillâh, fenafillâh, fisebilillâh, hafazanallah, inşallah, maşallah, mintarafillâh, velhâsıl, velhâsılıkelâm.

30. Müzikte kullanılan makam adları bitişik yazılır: acembuselik, hisarbuselik, muhayyerkürdî. Ancak bir sıfatla oluşturulan usul adlarında sıfat ayrı yazılır: ağır aksak, yürük aksak, yürük semaî.

31. Kanunda bitişik geçen veya bitişik olarak tescil ettirilmiş olan kuruluş adları bitişik yazılır: İçişleri, Dışişleri, Genelkurmay, Yükseköğretim (krş. Birleşik kelimeler B. 21). 29

*** Bugüne kadarki imlâ kılavuzlarında yer alan; ancak, birleşik kelimeler konusuna girmeyen pekiştirmeli sıfatların da bitişik yazılması gerektiği unutulmamalıdır: apaçık, apak, büsbütün, çepçevre, çepeçevre, çırçıplak, çırılçıplak, dümdüz, düpedüz, gömgök, güpegündüz, kapkara, kupkuru, paramparça, sapsağlam, sapasağlam, sapsarı, sırsıklam, sırılsıklam, sipsivri, yemyeşil. *** Yabancı dillerden geçen ön ek veya edatlar bitişik yazılır: alelhusus, alelâcele, bîçare, bilâistisna, bililtizam, bilvesile, bîvefa, ilelebet, lâdinî, lâkayt, naçar, namağlûp, namevcut, namüsait, namütenahi; devalüasyon, konfederasyon, koordinasyon, Panislâmizm, Panturanizm, Pantürkizm, reorganizasyon, reprodüksiyon, sürrealizm. Oto, tele, matik ögeleriyle kurulan alıntılar da bitişik yazılır: otobiyografi, otokritik, telekart, telekız, telekonferans, bankamatik. *** Arapça ve Farsça kelimelerle veya bu dillerin kurallarıyla oluşturulmuş tamlamalar ve kalıplaşmış ibareler; eski metinlerin yayımında, alıntılarda ve bilimsel yayınlarda, bilimsel yöntemlere uyularak yazılabilir: Devlet−i Osmaniye, Kur’ân−ı Kerim, Recaî−zade, sarf−ı Türkî, tahte’ş−şu’ur, Ahd−i atik, ehl−i vukuf, ehven−i şer; dârü'l−aceze, tahte'ş−şu'ur, hamiyyet−perver, hayal−perest, sahip−kıran, Hurşid−name, bî−vefa, lâ−dinî, na−mütenahî, bilâ−vasıta. B. Ayrı yazılan birleşik kelimeler 1. Etmek, edilmek, olmak, olunmak, eylemek, kılmak, kılınmak yardımcı fiilleriyle kurulan birleşik fiillerde, isim herhangi bir ses düşmesine veya türemesine uğramazsa bu tür birleşik fiiller ayrı yazılır: alay etmek, alt etmek, arz etmek, arz olunmak, boş olmak, dans etmek, deli olmak, el etmek, gelin olmak, gider olmak, göç etmek, hayret etmek, ilân edilmek, ilân etmek, işaret etmek, kabul etmek, kabul eylemek, kul etmek, kul olmak, namaz kılmak, namaz kılınmak, not etmek, okumuş olmak, oyun etmek, sağır olmak, sağ olmak, soracak olmak, söz etmek, var olmak, yardım etmek, yarış etmek, yok etmek, yok olmak; azat etmek, terk etmek; angaje olmak. 2. Birleşme sırasında kelimelerden hiçbiri anlam değişikliğine uğramamışsa bu tür birleşik kelimeler ayrı yazılır. Bunları şu alt gruplarda toplayabiliriz: a. Hayvan türlerinden birinin adıyla kurulan birleşik kelimeler: ada balığı, ateş balığı, çaça balığı, çupra balığı, dil balığı, dülger balığı, fulya balığı, kedi balığı, kılıç balığı, kırlangıç balığı, köpek balığı, mercan balığı, mersin balığı, mürekkep balığı, ördek balığı, ton balığı, turna balığı, yılan balığı, yunus balığı; acı balık, bıyıklı balık, dikenli balık. ardıç kuşu, arı kuşu, bayır kuşu, çalı kuşu, dalgıç kuşu, deve kuşu, fırtına kuşu, ishak kuşu, iskele kuşu, kaşıkçı kuşu, muhabbet kuşu, örümcek kuşu, saka kuşu, tarla kuşu, yağmur kuşu; alıcı kuş, boğmaklı kuş, makaralı kuş. ağustos böceği, ateş böceği, cırcır böceği, gelin böceği, hamam böceği, hanım böceği, ipek böceği, kız böceği, uçuç böceği, uğur böceği; ağılı böcek, çalgıcı böcek, makaslı böcek, sümüklü böcek. at sineği, cız sineği, et sineği, ev sineği, meyve sineği, sığır sineği, sirke sineği, su sineği, uyuz sineği. 30

deniz yılanı, katır yılanı, mercan yılanı, ok yılanı, su yılanı; Ankara keçisi, dağ keçisi, Maltız keçisi, yaban keçisi; fındık faresi, firavun faresi, tarla faresi; dağ sıçanı, tarla sıçanı, yer sıçanı; Beç tavuğu, dağ tavuğu, orman tavuğu; ada tavşanı, Amerika tavşanı, Arap tavşanı, yaban tavşanı; kaya örümceği, şeytan örümceği, yer örümceği; bal arısı, eşek arısı, yaban arısı; deniz ördeği, Pekin ördeği, yaban ördeği; Ankara kedisi, Van kedisi; Afrika domuzu, Hint domuzu, yaban domuzu; su aygırı, su sığırı, su samuru, yaban koyunu. b. Bitki türlerinden birinin adıyla kurulan birleşik kelimeler: ardıç otu, ayrık otu, beşparmak otu, boğan otu, canavar otu, çörek otu, dalak otu, eğrelti otu, engerek otu, geyik otu, güzelavrat otu, idris otu, kanarya otu, kelebek otu, kene otu, küstüm otu, melek otu, mercan otu, nevruz otu, ökse otu, pisipisi otu, taşkıran otu, yüksük otu; acı ot, sütlü ot. ateş çiçeği, atlas çiçeği, çadır çiçeği, çuha çiçeği, güzelhatun çiçeği, ıtır çiçeği, ipek çiçeği, kahkaha çiçeği, küpe çiçeği, lâvanta çiçeği, mahmur çiçeği, mum çiçeği, peygamber çiçeği, salon çiçeği, saray çiçeği, telgraf çiçeği, yayla çiçeği, yılan çiçeği, yıldız çiçeği; ölmez çiçek. ağı ağacı, avize ağacı, ban ağacı, çubuk ağacı, dantel ağacı, iğ ağacı, kâğıt ağacı, lâle ağacı, lâstik ağacı, mantar ağacı, mercan ağacı, öd ağacı, pelesenk ağacı, porsuk ağacı, sakız ağacı, süt ağacı, tespih ağacı; kör ağaç. altın kökü, boya kökü, eğir kökü, helvacı kökü, meyan kökü; ek kök, saçak kök, yumru kök. Amerika elması, dağ elması, deve elması, fil elması, kiraz elması, pamuk elması, yer elması; çalı dikeni, demir dikeni, deve dikeni, eşek dikeni, geyik dikeni; Amerika üzümü, ayı üzümü, Bektaşî üzümü, çavuş üzümü, deniz üzümü, köpek üzümü, kuş üzümü, tilki üzümü; Amerika armudu, çakal armudu, dağ armudu, Hint armudu; at kestanesi, Hint kestanesi, kuzu kestanesi; bardak eriği, can eriği, çakal eriği, dağ eriği, gövem eriği, Malta eriği, türbe eriği; çayır mantarı, horoz mantarı, kav mantarı, keçi mantarı, kuzu mantarı, yer mantarı; Hint kamışı, su kamışı, şeker kamışı; dağ nanesi, taş nanesi; ayı gülü, Çin gülü, Japon gülü, yaban gülü; Antep fıstığı, çam fıstığı; çalı fasulyesi, sırık fasulyesi, soya fasulyesi; Amerika bademi, Hint bademi, taş bademi; Afrika menekşesi, Cezayir menekşesi, deniz menekşesi, Frenk menekşesi; Japon sarmaşığı, kuzu sarmaşığı; Hint inciri, kavak inciri; armut kurusu, kayısı kurusu; su sarımsağı, şeker pancarı. kuru fasulye, kuru incir, kuru soğan, kuru üzüm, salkım söğüt. UYARI : Çiçek dışında anlamlar taşıyan baklaçiçeği (renk), narçiçeği (renk), suçiçeği (hastalık); ot dışında anlamlar taşıyan ağızotu (barut), sıçanotu (arsenik); ses düşmesine uğramış olan çöreotu ve yaygın bir şekilde gelenekleşmiş olan semizotu, dereotu bitişik yazılır. c. Nesne, eşya ve alet adlarından biriyle kurulan birleşik kelimeler: alçı taşı, bakır taşı, bileği taşı, cehennem taşı, çakmak taşı, damla taşı, değirmen taşı, Eskişehir taşı, göz taşı, Hacıbektaş taşı, inci taşı, kireç taşı, lüle taşı, musalla taşı, Necef taşı, Oltu taşı, ponza taşı, raspa taşı, satranç taşı, sünger taşı, yılan taşı, yıldız taşı; buzul taş, damla taş, dikili taş, kayağan taş, pamuk taş, sesli taş, yaprak taş. Arap sabunu, banyo sabunu, el sabunu, tıraş sabunu, yüz sabunu; el değirmeni, kahve değirmeni, su değirmeni, yel değirmeni; kahve dolabı, su dolabı; çalışma odası, oturma odası, yatak odası, yemek odası; cep saati, duvar saati, kol saati, masa saati; duvar takvimi, masa takvimi; çalışma masası, yemek masası; itfaiye aracı, kurtarma aracı; masa örtüsü, yatak örtüsü; el kitabı, Frenk gömleği, İngiliz anahtarı, İngiliz sicimi; alt geçit, tüp geçit, üst geçit, çekme demir, çekme kat, dolma kalem, dönme dolap, kesme kaya, toplu iğne, vurma çalgılar, vurma sazlar, yapma çiçek, yarma kereste. afyon ruhu, katran ruhu, lokman ruhu, nane ruhu, nışadır ruhu, tuz ruhu.*

31

ç. Yol ve ulaşımla ilgili birleşik kelimeler: Arnavut kaldırımı; çevre yolu, deniz yolu, hava yolu, kara yolu, keçi yolu, seğirdim yolu, sıçan yolu; köprü yol. d. Durum, olgu ve olay bildiren sözlerden biriyle kurulan birleşik kelimeler: açık oturum, açık öğretim, ana dili, ay tutulması, baş ağrısı, baş belâsı, baş dönmesi, çıkış yolu, çözüm yolu, dil birliği, din birliği, güç birliği, güneş tutulması, ırk birliği, iş birliği, iş bölümü, madde başı, masa başı, sofra başı, ses uyumu, yer çekimi. e. Bilim ve bilgi sözleriyle kurulan birleşik kelimeler: anlam bilimi, dil bilimi, edebiyat bilimi, gök bilimi, halk bilimi, iş bilimi, ruh bilimi, toplum bilimi, toprak bilimi, yer bilimi; dil bilgisi, halk bilgisi, ses bilgisi, şekil bilgisi. f. Yuvar ve küre sözleriyle kurulan birleşik kelimeler: alt hava yuvarı, göz yuvarı, hava yuvarı, ısı yuvarı, ışık yuvarı, iyon yuvarı, renk yuvarı, su yuvarı, taş yuvarı, yer yuvarı; ağır küre, düzlem küre, hava küre, ışık küre, renk küre, su küre, taş küre, yarı küre, yarım küre. g. Yiyecek, içecek adlarından biriyle kurulan birleşik kelimeler: bohça böreği, fincan böreği, kol böreği, muska böreği, puf böreği, sac böreği, sigara böreği, su böreği, talaş böreği, Tatar böreği, yufka böreği; badem yağı, balık yağı, çiçek yağı, kuyruk yağı, kekik yağı, susam yağı; arpa suyu, maden suyu, meyve suyu, portakal suyu, vişne suyu; çayır peyniri, Çerkez peyniri, dil peyniri, kaşar peyniri, tulum peyniri, beyaz peynir; Adana kebabı, çömlek kebabı, fırın kebabı, Manisa kebabı, Oltu kebabı, tas kebabı, Urfa kebabı; İnegöl köftesi, İzmir köftesi; düğün çorbası, ezogelin çorbası, işkembe çorbası, mantar çorbası, mercimek çorbası, pirinç çorbası, sebze çorbası, yayla çorbası, yoğurt çorbası; irmik helvası, kâğıt helvası, keten helvası, koz helvası, susam helvası, tahin helvası, un helvası; acı badem kurabiyesi, Cenevre kurabiyesi, un kurabiyesi; Kemalpaşa tatlısı, peynir tatlısı, yoğurt tatlısı; Çerkez tavuğu, badem şekeri, balık yumurtası, koç yumurtası. burgu makarna, çubuk makarna, fiyonk makarna, şerit makarna, yüksük makarna; çaylı kek, havuçlu kek, kakaolu kek, sade kek, tuzlu kek, üzümlü kek; bulgurlu köfte, çiğ köfte, içli köfte, mercimekli köfte; dolma biber, kesme şeker, süzme yoğurt, yarma şeftali, kuru yemiş. ğ. Gök cisimleri: Çoban Yıldızı, Kervan Yıldızı, Kutup Yıldızı, kuyruklu yıldız; gök kuşağı, yağmur kuşağı; gök taşı, hava taşı, meteor taşı (krş. Birleşik kelimeler A. 8. ç). h. Organ veya organ yerine geçen sözlerden biriyle kurulan birleşik kelimeler: aç göz, kene göz, patlak göz, petek göz, sulu göz, süzgün göz; atlas kemiği, aşık kemiği, bel kemiği, çekiç kemiği, dirsek kemiği, elmacık kemiği, kol kemiği, örs kemiği; orta parmak, serçe parmak, şahadet parmağı, yüzük parmağı; azı dişi, köpek dişi, süt dişi; kuyruk sokumu, safra kesesi; çatma kaş, takma bacak, takma diş, takma kirpik, takma kol; ekşi surat, kepçe surat; gaga burun, karga burun, kepçe kulak, ağır ayak, çakır pençe, demir yumruk, kuru kafa, kuru kemik. ı. Benzetme yoluyla insanın bir niteliğini anlatmak üzere bitki, hayvan ve nesne adlarıyla kurulan birleşik kelimeler: çetin ceviz, çöpsüz üzüm; eski kurt, sarı çıyan, sağmal inek; ağır top, deli balta, eksik etek, eski toprak, eski tüfek, kara maşa, dipsiz testi, sapsız balta, kapı mandalı, sabır taşı. i. Zamanla ilgili birleşik kelimeler: bağ bozumu, gece yarısı, gün ortası, hafta başı, hafta sonu, ay sonu, yıl sonu. 3. −r /−ar / −er, −maz /−mez ve −an /−en ekleriyle kurulan sıfat tamlaması yapısındaki birleşik kelimeler ayrı yazılır: akar amber, bakar kör, boyar madde, çalar saat, çıkar yol, döner ayna, döner kapı, döner kebap, döner kule, döner sahne, döner sermaye, duyar kat, geçer akçe, güler yüz, koşar adım, uçar kefal, yatar koltuk, yazar kasa, yeter sayı, yutar hücre, yüzer havuz, yüzer top; çıkmaz sokak, geçmez akçe, görünmez kaza, ölmez çiçek, tükenmez kalem; akan yıldız, değişen yıldız, doyuran buhar, uçan daire, uçan kale, uçan top (krş. Birleşik kelimeler A. 11). 4. Renk sözü veya renklerden birinin adıyla kurulmuş isim tamlaması yapısındaki renk adları ayrı yazılır: 32

bakır rengi, bal rengi, çivit rengi, duman rengi, fes rengi, gurup rengi, gül rengi, gümüş rengi, kiremit rengi, kurşun rengi, kül rengi, menekşe rengi, portakal rengi, saman rengi, şarap rengi, şarap tortusu rengi, ten rengi; ateş kırmızısı, bakla kırı, boncuk mavisi, Çingene pembesi, çivit mavisi, demir kırı, granit grisi, gece mavisi, kestane dorusu, küf yeşili, lâvanta mavisi, limon sarısı, maden mavisi, okyanus mavisi, safra yeşili, sıçan kırı, süt kırı, turna kırı (krş. Birleşik kelimeler A. 14). 5. Rengin tonunu belirtmek üzere renkten önce kullanılan sıfatlar ayrı yazılır: açık mavi, açık yeşil, kara sarı, kirli sarı, konur al, koyu mavi, koyu yeşil. 6. Sıfatı sonda olan birleşik kelimeler (isnat grupları) ayrı yazılır: ayak yalın, baş açık; başı açık, cebi delik, eli sıkı, gözü açık, kulağı delik. 7. Grup vurgusu ilk kelimede olan ikilemeler ayrı yazılır: adım adım, ağır ağır, akın akın, allak bullak, aval aval (bakmak), baka baka, cır cır (ötmek), cik cik (ötmek), çeşit çeşit, derin derin, gide gide, güzel güzel, kara kara, karış karış, konuşa konuşa, kös kös (dinlemek), kucak kucak, şıp şıp (damlamak), şıpır şıpır, tak tak (vurmak), takım takım, tıkır tıkır, uslu uslu, yavaş yavaş (krş. Birleşik kelimeler A. 6). bata çıka, çoluk çocuk, düşe kalka, eciş bücüş, eğri büğrü, enine boyuna, eski püskü, ev bark, konu komşu, pılı pırtı, salkım saçak, sere serpe, soy sop, süklüm püklüm, yana yakıla, yarım yamalak. m− ile yapılmış ikilemeler de ayrı yazılır: at mat, çocuk mocuk, dolap molap, kapı mapı, kitap mitap. İsim hâl ekleri ve iyelik ekiyle yapılan ikilemeler de ayrı yazılır: baş başa, diz dize, el ele, göz göze, iç içe, omuz omuza, yan yana; baştan başa, daldan dala, elden ele, günden güne, içten içe, yıldan yıla; başa baş, bire bir, dişe diş, göze göz, teke tek; ardı ardına, boşu boşuna, darı darına, günü gününe, peşi peşine, ucu ucuna. 8. Yer adlarında kullanılan Batı, Doğu, Güney, Kuzey, Güneybatı, Güneydoğu, Kuzeybatı, Kuzeydoğu, Aşağı, Orta, Yukarı, Küçük, Büyük, Eski, Yeni, İç, Yakın, Uzak kelimeleri ayrı yazılır: Batı Anadolu, Doğu Anadolu, Batı Trakya, Orta Anadolu, Kuzey Amerika, Orta Amerika, Güney Amerika, Orta Asya, Orta Avrupa, Orta Doğu, Yakın Doğu, Uzak Doğu, Güneybatı Anadolu, İç Anadolu, İç Asya, İç Erenköy, İç Aydınlıkevler, Küçük Çekmece, Büyük Çekmece, Aşağı Ayrancı, Yukarı Ayrancı, Küçük Çamlıca, Büyük Çamlıca, Küçük Menderes, Büyük Menderes, Küçük Melen, Büyük Melen, Eski Kızılelma, Yeni Kızılelma. 9. Köy, mahalle, dağ, tepe, göl, deniz, ırmak, su vb. kelimelerle kurulmuş sıfat tamlaması ve belirtisiz isim tamlaması kalıbındaki yer adlarında birinci kelime tek başına söz konusu yer adını anlatabiliyorsa bu tür yer adlarında köy, mahalle vb. kelimeler ayrı yazılır: Bahçelievler Mahallesi, Yunus Emre Mahallesi; Alp dağları, Altay dağları, Nemrut dağı; Aral gölü, Balkaş gölü, Léman gölü; Marmara denizi; Sakarya ırmağı, Meriç nehri, Tuna nehri. Bazı örneklerde birleşiğin ilk sözü bir özel isim, çoğu defa bir şehir adıdır. Bu tür örneklerde ikinci kelime kullanılmadığı takdirde göl, körfez, dağ, boğaz değil, şehir anlaşılır. Bundan dolayı ikinci kelimenin büyük harfle başladığını ilgili bölümde görmüştük. Bu tür birleşik kelimeler de ayrı yazılır: Burdur Gölü, Van Gölü; Çanakkale Boğazı, Gülek Boğazı, İstanbul Boğazı; İskenderun Körfezi, İzmir Körfezi; Ağrı Dağı (krş. Birleşik kelimeler A. 18). 10. Şahıs adlarından oluşmuş mahalle, bulvar, cadde, sokak, ilçe, köy vb. yer ve kuruluş adlarında sondaki unvanlar hariç, şahıs adları ayrı yazılır: Gazi Osmanpaşa Mahallesi, Yunus Emre Mahallesi; Gazi Mustafa Kemal Bulvarı; Ziya Gökalp Bulvarı; Nene Hatun Caddesi; Fevzi Çakmak Sokağı, Cemal Nadir Sokağı; Mustafa Kemalpaşa (ilçesi), Koca Mustafapaşa; Kâzım Karabekir Eğitim Fakültesi, Sultan Ahmet Camii, Sütçü İmam Üniversitesi (bk. Birleşik kelimeler A. 19). 11. Şehirlere sonradan verilmiş olan unvanlar ayrı yazılır: Gazi Antep, Gazi Magosa, Kahraman Maraş, Şanlı Urfa.

33

12. Bir kelime birden fazla yerin adı olarak kullanılıyorsa bu yerleri birbirinden ayırmak için başa getirilen kelimeler ayrı yazılır: Anadolu Kavağı, Rumeli Kavağı, Karadeniz (veya Zonguldak) Ereğlisi, Konya Ereğlisi, Marmara Ereğlisi. 13. Ait olduğu dilde ayrı yazılan yabancı yer adları Türkçede de ayrı yazılır: Buenos Aires, Frankfurt am Main, Freiburg im Breisgau, Hyde Park, Korlovy Vary, Mont Blanc, New Orleans, New York, Rio de Janeiro, San Marino, Wiener Neustadt, Titov Veles (krş. Birleşik kelimeler A. 20). 14. Ev, ocak ve yurt kelimeleriyle kurulan birleşik kelimeler ayrı yazılır: aş evi, bakım evi, doğum evi, düğün evi, gözlem evi, huzur evi, konuk evi, ordu evi, radyo evi, yayın evi; aile ocağı, aş ocağı, sağlık ocağı; öğrenci yurdu, sağlık yurdu, yetiştirme yurdu. 15. Ara, dış, öte, sıra sözlerinin sona getirilmesiyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler ayrı yazılır: devletler arası, kıt'alar arası, milletler arası, uluslar arası; ahlâk dışı, çağ dışı, din dışı, kanun dışı, olağan dışı, yasa dışı; fizik ötesi, kızıl ötesi, mor ötesi; aklı sıra, ardı sıra, peşi sıra, yanı sıra. 16. Somut olarak yer belirten üst sözüyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler ayrı yazılır: arka üstü, baş üstü, böbrek üstü (bezleri), kıç üstü, sırt üstü, tepe üstü. Somut olarak yer belirten alt sözüyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler de ayrı yazılır: deri altı, su altı, toprak altı, yer altı (krş. Birleşik kelimeler A. 16). 17. Alt, üst, ana, ön, art, arka, yan, karşı, iç, dış, orta, büyük, küçük, sağ, sol, peşin, bir, iki, tek, çok, çift sözlerinin başa getirilmesiyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler ayrı yazılır: alt tabaka, alt yapı, alt yazı; üst kat, üst küme, üst yapı; ana arı, ana bilim dalı, ana cadde, ana dil, ana dili, ana düşünce, ana fikir, ana kent, ana şehir, ana vatan, ana yön, ana yurt; ön çalışma, ön denetim, ön lisans, ön seçim, ön söz, ön şart, ön yargı; art damak, art düşünce, art niyet; arka teker; yan cümle, yan etki; karşı devrim, karşı görüş, karşı oy; iç barış, iç deniz, iç kulak, iç savaş, iç tüzük; dış borç, dış gezi, dış hat, dış piyasa; orta dalga, orta elçi, orta kulak, orta oyunu, orta öğrenim; büyük anne, büyük baba, büyük elçi, büyük şehir; küçük dil, küçük hanım, küçük harf, küçük parmak; sağ açık, sağ bek; sol açık, sol bek; peşin fikir, peşin hüküm; bir çenekliler, bir çenetli, bir gözeli, bir hücreli, bir terimli; iki anlamlı, iki canlı, iki cinslikli, iki çenekliler, iki düzlemli, iki eşeyli; tek anlamlı, tek erkçi, tek eşli, tek hücreli, tek renkli, tek sesli; çok anlamlı, çok düzlemli, çok eşli, çok fazlı, çok gözeli, çok hücreli; çift ayaklılar, çift dişliler, çift kanatlılar, çift parmaklılar. 18. Birden fazla kelimeden oluşan sayılar ayrı yazılır: on dört, elli iki, yüz altmış dört, kırk bir, üç yüz kırk yedi, bin dokuz yüz doksan altı (krş. Birleşik kelimeler A. 22). 19. Nota, oyun, tabanca vb. kavramları niteleyen sayılar da ayrı yazılır: on altılık, otuz ikilik; altmış altı, elli bir; yedi altmış beşlik, otuz sekizlik, kırk beşlik. 20. İçinde bulunduğumuz gün ve dönemin dışında belli bir tarihi gösteren bu gün kelimesiyle şu gün, o gün, ertesi gün, geçen gün, her gün, öbür gün kelimeleri ayrı yazılır. 21. Kanunda bitişik yazılanlar dışında kuruluş adları ayrı yazılır: Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk Dil Kurumu, Yüksek Seçim Kurulu, Devlet Malzeme Ofisi, Emekli Sandığı, Atatürk Orman Çiftliği (krş. Birleşik kelimeler A. 31). 22. Herhangi bir sözündeki bir kelimesi gelenekleşmiş olarak ayrı yazılır. *** Birleşik kelimelerin dışında kalan atasözleri ve deyimler ayrı yazılır: Akıl yaşta değil baştadır; akıntıya kürek çekmek, çam devirmek, çanak tutmak, gönlünden geçirmek, göz atmak, kulak asmak, kulak vermek, çantada keklik, devede kulak, kepçe kuyruk, yağlı kuyruk, yüz görümlüğü. 34

ALINTI KELİMELERİN YAZILIŞI Dilimize mal olmuş yabancı kökenli kelimeler, Türkçede söylendiği gibi yazılır: inci, kent, kamu, duvar, merdiven, çamaşır, pencere, kitap, memleket, ceviz, iskele, banka, sigorta, hidrojen, operasyon, futbol, portakal, sandalye, elektrik, otomobil, parlâmenter, parlâmento, şarjör. Ancak şu örneklerde söyleniş çoğunlukla değiştiği hâlde, yazılış korunmaktadır: arozöz, beysbol, blender, briyantin, çikolata, entelektüel, firkateyn, fosseptik, ıskonto, kampus, master, mikser, mokasen, mönü, pound, şanjman, trotuvar. Yabancı kökenli kelimelerin yazılışlarıyla ilgili bazı noktalar aşağıda ayrıca gösterilmiştir: 1. İki ünsüzle biten birtakım Arapça ve Farsça kökenli kelimelerin söylenişinde ünsüzler arasında bir ünlü türemiştir. Bu ünlü yazılışta da söyleyişte de belirtilir: bahis (< Arapça bahs), emir (< Arapça emr), fikir (< Arapça fikr), hüküm (< Arapça hükm), ilim (< Arapça ilm), keşif (< Arapça keşf), nakil (< Arapça nakl), nutuk (< Arapça nutk), ömür (< Arapça ömr), sabır (< Arapça sabr), şahıs (< Arapça şahs), şehir (< Farsça şehr 'kent'), zehir (< Farsça zehr). Bu kelimeler ünlüyle başlayan bir ek veya etmek, edilmek, olmak, olunmak, eylemek yardımcı fiillerini aldıkları zaman türemiş olan ünlü, söylenişte de yazılışta da düşer: bahse, emri, fikre, hükmün, nutku, ömrün, şahsı, şehre; keşfolunmak, nakletmek, şükretmek, seyredilmek, zehretmek, zikreylemek (bk. Birleşik kelimeler A. 2). 2. İki ünsüzle başlayan batı kökenli alıntılar, ünsüzler arasına ünlü konmadan yazılır: francala, gram, gramer, gramofon, grup, kral, kredi, kritik, plân, pratik, problem, profesör, program, proje, propaganda, protein, prova, psikoloji, slogan, snop, spiker, spor, staj, stil, stüdyo, trafik, tren, triptik. Ancak bu tür birkaç alıntıda, söz başında veya iki ünsüz arasında bir ünlü türemiştir. Bu ünlü söylenişte de yazılışta da gösterilir: iskarpin, iskele, iskelet, istasyon, istatistik, kulüp. 3. İçinde yan yana iki veya daha fazla ünsüz bulunan batı kökenli alıntılar, ünsüzler arasına ünlü konmadan yazılır: alafranga, apartman, biyografi, elektrik, gangster, kilogram, orkestra, paragraf, program, telgraf. 4. İki ünsüzle biten batı kökenli alıntılar, ünsüzler arasına ünlü konmadan yazılır: aks, film, form, lüks, modern, natürmort, risk, seks, slayt, teyp. 5. Batı kökenli alıntıların içindeki ve sonundaki g ünsüzleri olduğu gibi korunur: biyografi, diyagram, dogma, magma, monografi, paragraf, program; arkeolog, demagog, diyalog, filolog, jeolog, katalog, monolog, psikolog, Türkolog, ürolog. Ancak coğrafya, fotoğraf ve topoğraf kelimelerinde g 'ler, ğ 'ye döner. *** Aşağıdaki durumlarda batı kökenli kelimeler, özgün imlâları ile yazılırlar: 1. Ödünçlemeler (Dilimize mal olmamış yabancı kelimeler): by−pass (İngilizce), center (İngilizce), centrum (Lâtince), check−up (İngilizce), fuel oil (İngilizce), pipeline (İngilizce), pizza (İtalyanca), ravioli (İtalyanca), spaghetti (İtalyanca). 2. Bilim, sanat ve uzmanlık dallarında kullanılan bazı terimler: adagio, andante, cuprum, deseptyl, quercus, terminus technicus. 35

3. Lâtin yazı sistemini kullanan dillerden alınma deyim ve sözler: Veni, vidi, vici; conditio sine qua non; eppur si muove; to be or not to be; mehr Licht; l'art pour l'art; l'Etat c'est moi; traduttore, traditore; persona non grata; casus belli. Mesele falan değildi öyle, To be or not to be kendisi için; Bir akşam uyudu; Uyanmayıverdi. (Orhan Veli Kanık) YABANCI ÖZEL ADLARIN YAZILIŞI Arapça ve Farsça adların yazılışı 1. Arap ve Fars kökenli bazı kişi adları hem Türkler hem de Araplar ve Farslar tarafından kullanılmaktadır. Bu tür adlar Türkler tarafından kullanıldığı zaman Türkçe söylenişlerine göre yazılırlar: Ahmet, Bedrettin, Fuat, Mehmet, Necmettin, Nizamettin, Ömer, Rıza, Saadettin. Aynı isimler Araplar ve Farslar tarafından kullanıldığında yine Türkçe söyleniş esas alınır; ancak tonlu ünsüzler olduğu gibi kalır: Ahmed, Bedreddin, Celâleddin, Hafız−ı Şirazî, Muhammed, Necmeddin, Nizameddin, Nizamî, Osman, Ömer Hayyam. Eski metinlerin yeni yazıya çevrilmesinde, eski metinlerden yapılan alıntılarda ve bilimsel çalışmalarda, Türk adlarında da tonlu (yumuşak) ünsüzler gösterilebilir. 2. Arapça ve Farsça yer adları Türkçe söylenişlerine göre yazılır: Cezayir, Fas, Filistin, Mısır, Suudî Arabistan; Bağdat, Cidde, Erdebil, Halep, İsfahan, İskenderiye, Medine, Mekke, Şam, Şiraz, Tahran, Tebriz, Trablusgarp. Lâtin yazı sistemini kullanan dillerdeki adların yazılışı 1. Lâtin yazı sistemini kullanan dillerdeki özel adlar özgün imlâlarıyla yazılır: Beethoven, Cervantes, Chopin, Eminescu, Grimm, Horatius, Byron, Puccini, Rousseau, Shakespeare, Bologna, Buenos Aires, Iorga, Ile−de−France, Karlovy Vary, Latium, Loire, Mann, New York, Nice, Rio de Janerio, Vaasa, Wuppertal. Yabancı adların yazılışında Türk alfabesinde kullanılmayan birtakım ek işaretler geçtiği zaman özgün yazılışlarına uyulur: Molière, Grønbech, Plze@, Ibáñez. Basımda ilgili harf bulunmadığı zaman ek işaretler yazılmaz: Moliere, Plzen, Ibanez. Yabancı özel adlardan türetilmiş akım adları Türkçe söylenişlerine göre yazılır: Dekartçılık, Epikürcülük, Kalvenci, Kalvencilik, Kalvenizm, Kartezyenizm, Lüterci, Lütercilik, Marksçılık, Marksist, Marksizm. 2. Batı kökenli kişi ve yer adlarının bir bölümü eskiden beri dilimizde Türkçe biçimiyle yerleşmiştir. Bu gibi özel adlar Türkçe söylenişlerine göre yazılır: Napolyon, Şarlken, Şarl (Demirbaş Şarl); Atina, Brüksel, Cenevre, Londra, Marsilya, Münih, Paris, Roma, Selânik, Venedik, Viyana, Zürih; Hollânda. Yunanca adların yazılışı Yunanca adlarda Yunan harflerinin ses değerlerini karşılayan Türk harfleri kullanılır: Homeros, Herodotos, Euripides, Pindaros, Solon, Sokrates, Aristoteles, Platon, Venizelos, Karamanlis, Papandreu, Melina Mercouri, Onasis. Bu adları batı dillerinde kullanılan söyleniş biçimlerine uyarak Homer (Fransızca Homère), Öripid (Fransızca Euripide), Pindar (Fransızca Pindare) şeklinde yazmamak gerekir. 36

Ancak Hérodotos, Sokrates, Aristoteles, Platon, Pythagoras, Euklei− des adları dilimizde yaygın olarak Herodot, Sokrat, Aristo, Eflâtun, Pisagor, Öklid biçimlerinde yerleşmiştir. Rusça adların yazılışı 1. Rusça özel adlarda Rus harflerinin ses değerlerini karşılayan Türk harfleri kullanılır; vurguya bağlı söyleyiş ayrılıkları göz önüne alınmaz: Çaykovski, Gogol, Puşkin, Tolstoy; Omsk, Orenburg, Petersburg, Volga. Ancak Moskva kelimesi Türkçe söylenişine uygun olarak Moskova biçiminde yazılır. 2. Rusça e harfi, kelimelerin başında ve kelime içinde ünlüden sonra ye ses değerindedir ve ye olarak yazılır: Yenisey (Rusça yazılışı Enisei), Katayev (Rusça yazılışı Kataev), Dostoyevski (Rusça yazılışı Dostoevskiy), Fadeyev (Rusça yazılışı Fadeev), Mendeleyev (Rusça yazılışı Mendeleev), Yeltsin (Rusça yazılışı Eltsin). 3. Rusça x harfi, Türkçede h'ye çevrilir: Çehov (Rusça Çexov), Şolohov (Rusça Şoloxov). Bu harfi batı dillerinde olduğu gibi ch veya kh ile yazmak doğru değildir. 4. Özel adların sonundaki y'ler korunur: Klyaştornıy, İlminskiy. Ancak, Çaykovski, Dostoyevski gibi birkaç örnekte y'siz yazılışlar yerleşmiştir. 5. Rusçada ünsüzler için kullanılan inceltme işaretleri Türkçede kullanılmaz: Bolşevik, Gogol. Ancak inceltme işaretinden sonra e veya i geldiği zaman bu işaret y' ye çevrilir: Prokofyev, İlyiç. 6. Soyadlarında kullanılan −ov ve −ev ögeleri söylenişte f 'li olmasına rağmen bu söyleniş yazıya geçirilmez: Brejnev, Gorbaçov, Malov. Çince ve Japonca adların yazılışı 1. Çince adlar, Türkçede yerleşmiş biçimlerine göre yazılır: Honan, Huangho, Kanton, Nankin, Pekin, Şanghay, Vuhan. Çincede soyadları küçük adlardan önce gelir. Soyadları çoklukla tek hecelidir, küçük adlar ise bir veya iki heceden oluşur. Bu adlar büyük harfle başlar; heceler arasına çizgi konur: Sun Yat−sen, Lin Yu−tang. Yalnız Konfüçyüs gibi yaygınlık kazanmış adlar bitişik yazılır. 2. Japon yer ve kişi adları da Türkçede yerleşmiş biçimlerine göre yazılır: Tokyo, Hiroşima, Nagasaki, Osaka, Hokkaido, Kyoto; Hirohito, Haneda, Masao Mori. TÜRK DEVLET VE TOPLULUKLARINDAKİ ÖZEL ADLARIN YAZILIŞI 1. Türk devlet ve topluluklarındaki özel adlar ünlüler bakımından Türkiye Türkçesindeki söyleyişe göre yazılır: Azerbaycan, Özbekistan; Taşkent, Semerkant, Bakû, Bişkek; Cafer Cebbarlı, Samed Vurgun, Nebi Hazri, İslâm Kerimov, Abdürrauf Fıtrat, Osman Nasır, Cemal Kemal. 2. Ünsüzlerin yazılışında, ilgili Türk topluluğundaki kullanıma uyulur: Saparmurad Niyazov, Gasım Gasımzade, Cusupov, Joldasbekov, Kaydarov, Ğabdulla. Ancak öteden beri Türkiye'de tanınmış olan şahsiyetlerin adları ülkemizde yaygınlaşmış imlâları ile yazılabilir: Abdullah Tukay, Cengiz Aytmatov. Bunun yanı sıra Türkiye Türkçesi alfabesinde bulunmayan x “h” ile, w “v” ile, ñ “n” ile gösterilir: Bahtiyar 37

(Baxtiyar) Vahabzade, Muhtar Avezov (Muxtar Awezov), Baykonur (Baykoñur). NOKTALAMA İŞARETLERİ Duygu ve düşünceleri daha açık ifade etmek, cümlenin yapısını ve duraklama noktalarını belirlemek, okumayı ve anlamayı kolaylaştırmak, sözün vurgu ve ton gibi özelliklerini belirtmek üzere kullanılan işaretlere noktalama işaretleri denir. Nokta ( . ) 1. Cümlenin sonuna konur: Türk Dil Kurumu, 1932 yılında kurulmuştur. Artık o, ne üniformalı bir başkumandan, ne fraklı ve beyaz kravatlı bir devlet başkanıydı. (Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Panorama) Saatler geçtikçe yollara daha mahzun bir ıssızlık çöküyordu. (Reşat Nuri Güntekin, Çalıkuşu) Ancak, duraklamanın daha az yapıldığı sıralı cümlelerde nokta yerine virgül veya noktalı virgül konur: At ölür, meydan kalır; yiğit ölür, şan kalır. 2. Kısaltmaların sonuna konur: Alb. (albay), Dr. (doktor), Yard. Doç. (yardımcı doçent), Prof. (profesör), Cad. (cadde), Sok. (sokak), s. (sayfa), sf. (sıfat), vb. (ve başkaları, ve benzerleri, ve bunun gibi); T. (Türkçe), Alm. (Almanca), Ar. (Arapça), Far. (Farsça), Fr. (Fransızca), İng. (İngilizce), Lât. (Lâtince) (bk. Kısaltmalar). Ancak, bazı kısaltmalarda nokta kullanılmaz: TBMM (Türkiye Büyük Millet Meclisi), TDK (Türk Dil Kurumu); KB (Kutadgu Bilig), TD (Türk Dili); B (batı), D (doğu), GB (güneybatı), GD (güneydoğu); m (metre), cm (santimetre), g (gram), kg (kilogram), l (litre), hl (hektolitre); C (karbon), Fe (demir) (Ayrıntı için bk. Kısaltmalar). 3. Sayılardan sonra sıra bildirmek için konur: 3. (üçüncü), 15. (on beşinci), IV. (dördüncü); II. Mehmet, XIV. Louis, XV. yüzyıl; 2. Cadde, 20. Sokak (bk. Sayıların yazılışı 6). UYARI: Cadde ve sokak numaralarında nokta mutlaka kullanılmalıdır. Nokta kullanılmadığı takdirde yukarıdaki örneklerden 2 adet cadde, 20 adet sokak anlaşılır. 4. Bir yazının maddelerini gösteren rakam veya harflerden sonra konur: I. 1. A. a. II. 2. B. b. 5. Tarihlerin yazılışında gün, ay ve yılı gösteren sayıları birbirinden ayırmak için konur: 29.5.1453, 29.X.1923. Tarihlerde ay adları yazıyla da yazılabilir. Bu durumda ay adlarından önce ve sonra nokta kullanılmaz: 29 Mayıs 1453, 29 Ekim 1923. 6. Saat ve dakika gösteren sayıları birbirinden ayırmak için konur: Tren 09.15'te kalktı. Tören 17.30'da, hükûmet daireleri kapandıktan yarım saat sonra başlayacaktır. (Tarık Buğra)

38

7. Arka arkaya sıralanan virgülle veya çizgiyle ayrılan rakamlardan sadece sonuncu rakama nokta konur: 3, 4 ve 7. maddeler; XII – XIV. yüzyıllar arasında. 8. Bibliyografik künyelerin sonuna konur: Agâh Sırrı Levend, Türk Dilinde Gelişme ve Sadeleşme Evreleri, Ankara 1960. 9. Üçlü gruplara ayrılarak yazılan büyük sayılarda gruplar arasına konur: 16.551.000, 22.465.660. Gruplara ayrılan sayılarda nokta kullanılmaması da mümkündür (bk. Sayıların yazılışı 4). 10. Matematikte çarpma işareti yerine kullanılır: 4.5 = 20 Virgül ( , ) 1. Birbiri ardınca sıralanan eş görevli kelime ve kelime gruplarının arasına konur: Fırtınadan, soğuktan, karanlıktan ve biraz da korkudan sonra bu sıcak, aydınlık ve sevimli odanın havasında erir gibi oldum. (Halide Edip Adıvar, Kalp Ağrısı) Sessiz dereler, solgun ağaçlar, sarı güller Dillenmiş ağızlarda tutuk dilli gönüller (Faruk Nafiz Çamlıbel) 2. Sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için konur: Bir varmış, bir yokmuş. Umduk, bekledik, düşündük. (Yakup Kadri Karaosmanoğlu) Fakat yol otomobillere yasak olduğundan o da herkes gibi tramvaya biner, kimse kendisine dikkat etmez. (Falih Rıfkı Atay, Denizaşırı) 3. Cümlede özel olarak vurgulanması gereken ögelerden sonra konur: Binaenaleyh, biz her vasıtadan, yalnız ve ancak, bir noktainazardan istifade ederiz. (Mustafa Kemal Atatürk) 4. Uzun cümlelerde yüklemden uzak düşmüş olan ögeleri belirtmek için konur: Saniye Hanımefendi, merdivenlerde oğlunun ayak seslerini duyar duymaz, hasretlisini karşılamaya atılan bir genç kadın gibi, koltuğundan fırlamış ve ona kapıyı kendi eliyle açmaya gelmişti. (Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Panorama) 5. Cümle içinde ara sözleri ve ara cümleleri ayırmak için konur: Örnek olsun diye, örnek istemez ya, söylüyorum. Şimdi, efendiler, müsaade buyurursanız, size bir sual sorayım.

39

(Mustafa Kemal Atatürk) 6. Anlama güç kazandırmak için tekrarlanan kelimeler arasına konur: Akşam, yine akşam, yine akşam, Göllerde bu dem bir kamış olsam! (Ahmet Haşim) Kopar sonbahar tellerinden Derinden, derinden, derinden Biten yazla başlar keder musikisi (Yahya Kemal Beyatlı) Ancak, ikilemelerde kelimeler arasına virgül konmaz: akşam akşam, yavaş yavaş, bata çıka, koşa koşa. 7. Tırnak içinde olmayan aktarma cümlelerden sonra konur: Datça'ya yarın gideceğim, dedi. – Bugünlük bu kadar her gün üç mermi, diye düşündü. (Tarık Buğra, Küçük Ağa) 8. Konuşma çizgisinden önce konur: Hatta bahçede gezen hanımefendi bile işin farkına varıp, – Nen var senin çocuğum, diye sormak zorunda kaldı. (Haldun Taner, Hikâyeler) 9. Kendisinden sonraki cümleye bağlı olarak ret, kabul ve teşvik bildiren hayır, yok, yoo, evet, peki, pekâlâ, tamam, olur, hayhay, baş üstüne, öyle, haydi, elbette gibi kelimelerden sonra konur: Peki, gideriz. Olur, ben de size katılırım. Hayhay, memnun oluruz. Haydi, geç kalıyoruz. Evet, kırk seneden beri Türkçe merhale merhale Türkleşiyor. (Yahya Kemal Beyatlı) — Yoo, güvercinlerime dokunmayınız, dedi. (Yakup Kadri Karaosmanoğlu) 10. Bir kelimenin kendisinden sonra gelen kelime veya kelime gruplarıyla yapı ve anlam bakımından bağlantısı olmadığını göstermek için kullanılır: Bu, tek gözlü, genç fakat ihtiyar görünen bir adamcağızdır. (Halit Ziya Uşaklıgil, İzmir Hikâyeleri) Bu gece, eğlenceleri içlerine sinmedi. 40

(Reşat Nuri Güntekin, Bir Kadın Düşmanı). 11. Hitap için kullanılan kelimelerden sonra konur: Efendiler, bilirsiniz ki, hayat demek, mücadele, müsademe demektir. (Mustafa Kemal Atatürk) Sayın Başkan, Sevgili kardeşim, Değerli arkadaşım, 12. Yazışmalarda, başvurulan makamın adından sonra konur: Türk Dil Kurumu Başkanlığına, 13. Yazışmalarda, yer adlarını tarihlerden ayırmak için konur: Kuşadası, 7 Şubat (Reşat Nuri Güntekin, Çalıkuşu) 14. Sayıların yazılışında, kesirleri ayırmak için konur: 38,6 (otuz sekiz tam, onda altı), 25,33 (yirmi beş tam, yüzde otuz üç), 0,45 (sıfır tam, yüzde kırk beş) (bk. Sayıların yazılışı 5). 15. Bibliyografik künyelerde yazar, eser, basım evi vb. maddelerden sonra konur: Falih Rıfkı Atay, Tuna Kıyıları, Remzi Kitap Evi, İstanbul 1938. Yazarın soyadı önce yazılmışsa soyadından sonra da virgül konur: Ergin, Muharrem, Dede Korkut Kitabı, Ankara 1958.

UYARI: Metin içinde ve, veya, yahut bağlaçlarından önce de, sonra da virgül konmaz: Nihat sabaha kadar uyuyamadı ve şafak sökerken Faik'e bol teşekkürlerle dolu bir kâğıt bırakarak iki gün evvelki cephe dönüşü kıyafeti ile sokağa fırladı. (Peyami Safa, Mahşer)

Noktalı virgül ( ; ) 1. Cümle içinde virgüllerle ayrılmış tür veya takımları birbirinden ayırmak için konur: Erkek çocuklara Doğan, Tuğrul, Aslan, Orhan; kız çocuklara ise İnci, Çiçek, Gönül, Yonca adları verilir. 2. Ögeleri arasında virgül bulunan sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için konur: Sevinçten, heyecandan içim içime sığmıyor; bağırmak, kahkahalar atmak, ağlamak istiyorum. Sabahtan beri bekliyorum; ne gelen var, ne giden. İş işten geçti; artık gelse de olur, gelmese de. 3. Virgülle ayrılmış örnekleri farklı örneklerden ayırmak için konur: Türkiye, İngiltere, Azerbaycan; İstanbul, Londra, Bakû.

41

4. Kendilerinden evvelki cümleyle ilgi kuran ancak, yalnız, fakat, lâkin, çünkü, yoksa, bundan dolayı, binaenaleyh, sonuç olarak, bununla birlikte, öyleyse vb. cümle başı bağlaçlarından önce konur: Halis bir şiir fena okunabilir; lâkin sahte bir şiir iyi okunamaz. (Yahya Kemal Beyatlı) Bir millet ordusunu kaybedebilir, bağımsızlığını da kaybedebilir; fakat dilini sakladıkça o millet yaşıyor demektir. (Nihal Atsız, Türk Ülküsü) *** Sıralı cümleler arasında ancak, fakat, çünkü vb. cümle başı bağlayıcılarından önce yazar, araya nokta, virgül, noktalı virgül koymakta serbesttir. Bu husus, yazarın üslûptaki tercihiyle ilgilidir. İki nokta ( : ) 1. Kendisinden sonra örnek verilecek cümlenin sonuna konur: Millî Edebiyat akımının temsilcilerinden bir kısmını sıralayalım: Ömer Seyfettin, Halide Edip Adıvar, Ziya Gökalp, Mehmet Emin Yurdakul, Ali Canip Yöntem. Yeni harfler alındıktan sonra eski yazı ile bir tek kelime bile yazmayan iki kişi görmüşümdür: Atatürk ve İnönü! (Falih Rıfkı Atay, Çankaya) – Buğdayla arpadan başka ne biter bu topraklarda? Ziraatçı sayar: – Yulaf, pancar, zerzevat, tütün... (Falih Rıfkı Atay, Çankaya) 2. Kendisinden sonra açıklama yapılacak cümlenin sonuna konur: Bu kararın istinat ettiği en kuvvetli muhakeme ve mantık şu idi: Esas, Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. (Mustafa Kemal Atatürk) Kendimi takdim edeyim: Meclis kâtiplerindenim. (Falih Rıfkı Atay, Denizaşırı) Derler: İnsanda derin bir yaradır köksüzlük; Budur âlemde hudutsuz ve hazin öksüzlük. (Yahya Kemal Beyatlı) 3. Kütüphanecilik alanında yazar adı ile eser başlığı arasına konur: Yahya Kemal Beyatlı: Kendi Gök Kubbemiz, Falih Rıfkı Atay: Çankaya, Yakup Kadri Karaosmanoğlu: Yaban, Faruk Nafiz Çamlıbel: Bir Ömür Böyle Geçti (bk. Virgül 15). 42

4. Ses biliminde uzun ünlüyü göstermek için kullanılır: a:ile, ka:til, usu:le, i:cat. 5. Edebî eserlerdeki karşılıklı konuşmalarda, konuşan kişinin adından sonra konur: Bilge Kağan: Türklerim, işitin! Üstten gök çökmedikçe altan yer delinmedikçe ülkenizi, törenizi kim bozabilir sizin? Koro : Göğe erer başımız başınla senin ! Bilge Kağan : Ulusum birleşip yücelsin diye gece uyumadım, gündüz oturmadım. Türklerim Bilge Kağan der bana. Ben her şeyi onlar için bildim. Nöbetteyim ! (A. Turan Oflazoğlu, Anıtkabir) 6. Matematikte bölme işareti olarak kullanılır: 56:8=7, 100:2=50. Üç nokta ( ... ) 1. Tamamlanmamış cümlelerin sonuna konur: Ne çare ki, çirkinliği hemencecik ve herkes tarafından görülüveriyordu da, bu yanı... (Tarık Buğra, Dönemeçte) 2. Kaba sayıldığı için veya bir başka sebepten ötürü açıklanmak istenmeyen kelime ve bölümlerin yerine konur: Kılavuzu karga olanın burnu b...tan çıkmaz. B..., 7 Nisan (Reşat Nuri Güntekin, Çalıkuşu) Arabacı B...'a yaklaştığını söylüyor, ikide bir fırsat bularak arabanın içine doğru başını çeviriyordu. (Ahmet Hamdi Tanpınar, Huzur) 3. Alıntılarda; başta, ortada ve sonda alınmayan kelime ve bölümlerin yerine konur: Mümtaz, bu dükkâna bakarken hiç farkında olmadan Mallarmé'nin mısraını hatırladı: "Meçhul bir felâketten buraya düşmüş..." (Ahmet Hamdi Tanpınar, Huzur)

43

Alınmayan kelime ve bölümlerin yerine yay ayraç içinde üç nokta konması da mümkündür. 4. Sözün bir yerde kesilerek geri kalan bölümün okuyucunun muhayyilesine bırakıldığını göstermek veya ifadeye güç katmak için konur: Karşı sahilde mor, fark olunmaz sisler altındaki dağlar, korular, beyaz yalılar... Ve bütün bunların üzerinde bir esatir rüyasının havaî hakikati gibi uçan martı sürüleri... (Ömer Seyfettin, Bahar ve Kelebekler) Gök sarı, toprak sarı, çıplak ağaçlar sarı... (Faruk Nafiz Çamlıbel, Han Duvarları) Sana uğurlar olsun... Ayrılıyor yolumuz! (Faruk Nafiz Çamlıbel, Sanat) Binaenaleyh, biz her vasıtadan, yalnız ve ancak, bir noktainazardan istifade ederiz. O noktainazar şudur: Türk milletini, medenî cihanda, lâyık olduğu mevkie is'at etmek ve Türk cumhuriyetini sarsılmaz temelleri üzerinde, her gün, daha ziyade takviye etmek... (Mustafa Kemal Atatürk) 5. Ünlem ve seslenmelerde anlatımı pekiştirmek için konur: Gölgeler yaklaştılar. Bir adım kalınca onu kıyafetinden tanıdılar: — Koca Ali... Koca Ali, be!... (Ömer Seyfettin, Diyet) 6. Karşılıklı konuşmalarda, yeterli olmayan, eksik bırakılan cevaplarda kullanılır: — Yabancı yok! — Kimsin? — Ali... — Hangi Ali? — ... — Sen misin, Ali usta? — Benim!... — Ne arıyorsun bu vakit buralarda? — Hiç... — Nasıl hiç? Suya çekicini mi düşürdün yoksa !...

44

— !... (Ömer Seyfettin, Diyet) UYARI: Türk imlâsında iki nokta yan yana kullanılmaz. Soru işareti ( ? ) 1. Soru bildiren cümle veya sözlerin sonuna konur: Ne zaman tükenecek bu yollar, arabacı? (Faruk Nafiz Çamlıbel, Yolcu ile Arabacı) Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer? (Ahmet Haşim, Merdiven) Atatürk bana sordu: — Yeni yazıyı tatbik etmek için ne düşündünüz? (Falih Rıfkı Atay, Çankaya) Soru, vurguyla belirtildiği zaman da soru işareti kullanılır: Gümrükteki memur başını kaldırdı: — Adınız? Soru bildiren cümle veya sözlerde bazen cevabın ne olacağı sözün gelişinden belli olur. Bu tür cümle ve sözlerin sonunda da soru işareti kullanılır: Haksız mıyım? Liderler içinde Atatürk gibisi var mı? Yoksa bu sözümde yalan var mı? (Bilge Kağan) 2. Bilinmeyen yer, tarih vb. durumlar için kullanılır: Yunus Emre (1240?−1320), (Doğum yeri: ?). Türk halk felsefesinin, Türk nükteciliğinin ve mizah dehasının büyük mümessili Nasreddin Hoca da (Hâce Nasirüddin) bu asırda yaşamıştır (1208 ?−1284). (Türk Dünyası El Kitabı) 3. Bir bilginin şüpheyle karşılandığı veya kesin olmadığı durumlarda yay ayraç içinde soru işareti kullanılır: Ankara'dan Konya'ya 1,5 (?) saatte gitmiş. 1496 (?) yılında doğan Fuzulî ... UYARI : mı / mi eki −ınca / −ince anlamında zarf−fiil işleviyle kullanıldığı zaman soru işareti konmaz: Akşam oldu mu sürüler döner. Hava karardı mı eve gideriz. Alp Er Tonga öldi mü 45

Esiz ajun kaldı mu Ödlek öçin aldı mu Emdi yürek yırtılur. Bahar gelip de nehir çağıl çağıl kabarmaya başlamaz mı içimi geri kalmış bir saat huzursuzluğu kaplardı. (Haldun Taner, Onikiye Bir Var) UYARI : Soru ifadesi taşıyan sıralı ve bağlı cümlelerde soru işareti en sona konur: Çok yakından mı bu sesler, çok uzaklardan mı? Üsküdar'dan mı, Hisar'dan mı, Kavaklar'dan mı? (Yahya Kemal Beyatlı) Ruhunu karartan neydi, yağmur mu yağıyordu; yoksa şimşekler mi çakıyordu? Ünlem işareti ( ! ) 1. Sevinç, kıvanç, acı, korku, şaşma gibi duyguları anlatan cümlelerin sonuna konur: Ne mutlu Türküm diyene! (Mustafa Kemal Atatürk) Gurbet o kadar acı Ki ne varsa içimde Hepsi bana yabancı Hepsi başka biçimde! (Kemalettin Kâmi Kamu) Hava ne kadar da sıcak! Aşkolsun! Ne kadar akıllı adamlar var! 2. Seslenme, hitap ve uyarı sözlerinden sonra konur: Ordular! İlk hedefiniz Akdenizdir, ileri! (Mustafa Kemal Atatürk) Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir. (Mustafa Kemal Atatürk) Ak tolgalı beylerbeyi haykırdı: İlerle! (Yahya Kemal Beyatlı) 46

Ey köyleri hududa bağlayan yaslı yollar, Dönmeyen yolculara ağlayan yaslı yollar! (Faruk Nafiz Çamlıbel) Dur, yolcu! Bilmeden gelip bastığın Bu toprak bir devrin battığı yerdir. (Necmettin Halil Onan) Ünlem işareti, seslenme ve hitap sözlerinden hemen sonra konulabileceği gibi cümlenin sonuna da konabilir: Arkadaş, biz bu yolda türküler tuttururken Sana uğurlar olsun... Ayrılıyor yolumuz! (Faruk Nafiz Çamlıbel) 3. Bir söze alay, kinaye veya küçümseme anlamı kazandırmak için ayraç içinde ünlem işareti kullanılır: İsteseymiş bir günde bitirirmiş (!) ama ne yazık ki vakti yokmuş (!) Adam, akıllı (!) olduğunu söylüyor. Kısa çizgi ( − ) 1. Satıra sığmayan kelimeler bölünürken satır sonuna konur: Soğuktan mı titriyordum, yoksa heyecandan, üzüntüden mi bil− mem. Havuzun suyu bulanık. Kapının saatleri 12'yi geçmiş. Kanepe− lerde kimseler yok. Tramvay ne fena gıcırdadı! Tramvaydaki adam bir tanı− dık mı idi acaba? Ne diye öyle dönüp dönüp baktı? Yoksa kimsecik− lerin oturmadığı kanepelerde bu saatte pek başıboşlar mı oturur? (Sait Faik Abasıyanık, Havuz Başı) 2. Ara sözleri ve ara cümleleri ayırmak için kullanılır: Örnek olsun diye −örnek istemez ya− söylüyorum. 3. Dil bilgisinde kökleri ve ekleri ayırmak için konur: al−ış, dur−ak, Dur−sun, Dur−muş, gör−gü−süz−lük. 4. Dil bilgisinde fiil kök ve gövdelerini göstermek için kullanılır: al−, dur−, gör−, ver−; başar−, kana−, okut−, taşla−, yazdır−. 5. Dil bilgisinde eklerin başına konur: −den, −lık, −ış, −ak. 6. Dil bilgisinde heceleri göstermek için kullanılır: a−raş−tır−ma, bi−le−zik, du−ruş−ma, ku−yum−cu−luk, ya−zar−lık, prog−ram. 7. Eski harfli metinlerin yeni yazıya aktarılmasında Arapça ve Farsça kurallara göre yapılmış tamlamaların, birleşik ve türemiş kelimelerin ögelerini ayırmak için kullanılır: dârü'l−fünûn, resm−i geçit, resm−i kabûl, Cemiyet−i Akvâm, Hâkimiyet−i Milliye, Servet−i Fünûn, hokka−bâz, âteş−perest, menfaat−perest, bî−bedel, nâ−mağlûb, fî−sebîlillâh, min−tarafillâh, bilâ−ücret.

47

8. Kelimeler arasında “−den...−a, ve, ile, ilâ, arasında” anlamlarını vermek üzere kullanılır: Türkçe−Fransızca Sözlük, Aydın−İzmir yolu, Ankara−İstanbul uçak seferleri, Türk−Alman ilişkileri, Ural−Altay dil grubu, 09.30 − 10.30, Beşiktaş−Fenerbahçe karşılaşması, Manas Destanı'nda soy−dil−din üçgeni, 1914−1918 Birinci Dünya Savaşı, 1995−1996 öğretim yılı. 9. Bazı terim ve kuruluş adlarında kelimeler arasına konur: sıfat−fiil, zarf−fiil; Dil ve Tarih−Coğrafya Fakültesi, Fen−Edebiyat Fakültesi. 10. Yabancı özel adlarda ve henüz dilimize mal olmadığı için özgün imlâlarıyla yazılan yabancı kelimelerde kullanılır: Joliot−Curie, Lévy−Bruhl, Saint−Gotthard, Sainte−Beuve, Boulogne−sur−Mer, Bouches−du−Rhône, Salins−les−Bains, by−pass, check−up, Aix−en−Provence. 11. Adres yazarken semt ile şehir arasına konur: Kurtuluş − ANKARA 12. Matematikte çıkarma işareti olarak kullanılır: 50 − 20 = 30 Uzun çizgi (—) Yazıda satır başına alınan konuşmaları göstermek için kullanılır. Buna konuşma çizgisi de denir. Arabamız tutarken Erciyes'in yolunu: “Hancı dedim bildin mi Maraşlı Şeyhoğlu'nu?” Gözleri uzun uzun burkuldu kaldı bende, Dedi: — Hana sağ indi, ölü çıktı geçende! (Faruk Nafiz Çamlıbel, Han Duvarları) Frankfurt'a gelene herkesin sorduğu şunlardır: — Eski şehri gezdin mi? — Rothshild'in evine gittin mi? — Goethe'nin evini gezdin mi? (Ahmet Haşim, Frankfurt Seyahatnamesi) — Yoo, güvercinlerime dokunmayınız, dedi. (Yakup Kadri Karaosmanoğlu) Oyunlarda uzun çizgi konuşanın adından sonra konabilir: Sıtkı Bey — Oğlum ben kalenin teslimini düşünmüyorum. Kurtarmağa bir çare arıyorum. Kalenin teslimini düşünen seninle müzakere etmez a! İslâm Bey — Kurtarmağa çare... Kavga ederiz... Ölürüz... Teslim olmayız... Sıtkı Bey — Kaleyi kurtarmak için daha güzel bir çare var. Gerçekten ölecek adam ister. 48

İslâm Bey — Ben daha ölmedim. (Namık Kemal, Vatan yahut Silistre) UYARI : Konuşmalar tırnak içinde verildiği zaman uzun çizgi kullanılmaz. Eğik çizgi ( / ) 1. Şiirlerden yapılan alıntılarda, mısraların yan yana yazılması gereken durumlarda mısraları belirlemek için kullanılır: Ne sen, ne ben / Ne de hüsnünde toplanan bu mesâ / Ne de âlâm−ı fikre bir mersâ / Olan bu mâî deniz / Melâli anlamayan nesle âşinâ değiliz. (Ahmet Haşim, O Belde) 2. Adres yazarken apartman numarası ile daire numarası arasına konur: Altay Sokağı, Nu.: 21/6 3. Adres yazarken semt ile şehir arasına konur: Altay Sokağı, Nu.: 21/6 Kurtuluş / ANKARA 4. Dil bilgisinde eklerin farklı şekillerini göstermek için kullanılır: −a/−e, −an /−en, −lık /−lik, −madan /−meden. 5. Bölme işareti olarak kullanılır: 70 /2 = 35 Tırnak işareti ( “...” ) 1. Başka bir kimseden veya yazıdan olduğu gibi aktarılan sözler tırnak içine alınır: Dil ve Tarih−Coğrafya Fakültesinin ön cephesinde Atatürk'ün “Hayatta en hakikî mürşit ilimdir.” vecizesi yer almaktadır. Ulu önderin “Ne mutlu Türküm diyene!” sözü her Türk'ü duygulandırır. Bakınız, şair vatanı ne güzel tarif ediyor: “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır. Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.” UYARI : Aynen alınmayan söz ve yazılar tırnak içinde gösterilmez. UYARI : Tırnak içindeki alıntının sonunda bulunan işaret (nokta, soru işareti, ünlem işareti vb.) tırnak içinde kalır: “Akıl yaşta değil baştadır.” atasözü yüzyılların tecrübesinden süzülüp gelen bir gerçeği ifade etmiyor mu? “İzmir üzerine dünyada bir şehir daha yoktur!” diyorlar. (Yahya Kemal Beyatlı) UYARI : Uzun alıntılarda her paragraf ayrı ayrı tırnak içine alınır. 2. Özel olarak belirtilmek istenen sözler tırnak içine alınır: Yeni bir “barış taarruzu” başladı. Özel olarak belirtilmek istenen sözler tırnak içine alınmadan koyu yazılarak veya altı çizilerek de gösterilebilir. Höyük sözü Anadolu'da tepe olarak geçer. 3. Kitapların ve yazıların adları ve başlıkları tırnak içine alınır:

49

Dönüşlü " ç. kavim’.” (Ahmet Hamdi Tanpınar) 2. Dil yazılarında verilen örneğin anlamını göstermek için kullanılır: Göktürk Anıtları'nda geçen fakat günümüze ulaşmayan bazı örnekler: bodun ‘millet. eçü apa ‘ecdat. Tırnak içinde verilen ve yeniden tırnağa alınması gereken bir sözü belirtmek için kullanılır: Edebiyat öğretmeni “Şiirler içinde ‘Han Duvarları’ gibisi var mı?” dedi ve Faruk Nafiz'in bu güzel şiirini okumaya başladı. kendimizi göstermek için geziyoruz.. “Şinasi'nin ‘safi Türkçe’ ile yazdığını söylediği şiirlerden sonra vardığı bu konuşulan dil fikri şüphesiz ki ondan gelen en büyük kazancımızdır. (Ahmet Hamdi Tanpınar) UYARI : Tırnak içine alınan sözlerden sonra kesme işareti kullanılmaz: Yahya Kemal’in “Kendi Gök Kubbemiz”i okudunuz mu? Tek tırnak işareti ( ‘. Edilgen " c. (Ahmet Hamdi Tanpınar) “İmlâ Kuralları” bölümünde bazı uyarılara yer verilmiştir. Denden işareti (") Bir yazıdaki maddelerin sıralanmasında veya bir çizelgede alt alta gelen aynı sözlerin veya söz gruplarının tekrar yazılmasını önlemek için kullanılır: a. Kitapların ve yazıların adları ve başlıkları tırnak içine alınmaksızın koyu yazılarak veya eğik yazıyla (italik) dizilerek de gösterilebilir: Cahit Sıtkı'nın Şairin Ölümü şiirini Yahya Kemal çok sevmişti. Cümlenin yapısıyla doğrudan doğruya ilgili olmayan açıklamalar için kullanılır: Anadolu kentlerini. atalar’. bütünüyle’.. sab ‘söz’. (Ahmet Hamdi Tanpınar) Bugünün gençleri Dar Kapı'yı okumalıdırlar.) gezsek bile görmek için değil. Etken fiil b. İşteş " Yay Ayraç ( ( ) ) 1.’ ) 1. 50 .Yahya Kemal'in bazı şiirleri “Kendi Gök Kubbemiz” adı altında çıktı. tüketi ‘tamamen. köylerini (Köy sözünü de çekinerek yazıyorum.

Alıntılarda. Üç nokta 1). 5. ortada ve sonda alınmayan kelime ve bölümlerin yerine konulan üç nokta. ayraç kapandıktan sonra yazılır: Yunus Emre (1240?− 1320)'nin.. (Reşat Nuri Güntekin. durumunu açıklamak ve göstermek için kullanılır: İhtiyar – (Yavaş yavaş Kaymakama yaklaşır. başta. İhtiyar – (Evvelâ vurulmuş gibi sendeler. (Refik Halit Karay. 7.. UYARI : Yani ile yapılan açıklamalar ayraç içine alınmaz. Düşman gemileri üstümüze toplarını çevirmişler.. 2. Tiyatro eserlerinde konuşanın hareketlerini. Bu vatan ya senindir.. sonra derin ve saf bir bakışla Kaymakam ve arkadaşlarına) Etmeyin Efendiler. Ünlem işareti 3). 6.. Soru işareti 3). nedir derdin? (Safahat) 4. Sizin gibi efendilere yakışmaz. İstiklâl) 3. Adalı'yı istiyorlar.. kinaye veya küçümseme anlamı kazandırmak için kullanılan ünlem işareti yay ayraç içine alınır (bk. baharın var ki beklerdin Kıyametler koparmak neydi ey bülbül.. kanını döken bir millet daha gösteremez. Sağ salim onu teslim edecekmişiz.. Alıntıların aktarıldığı eseri veya yazarı göstermek için kullanılır: Cihanın tarihi. vatanı uğrunda senin kadar uğraşan.) Ne oluyor beyefendi? Allah rızası için bana da anlatın... Senin kadar kimse kendi vatanına sahip olmağa hak kazanmamıştır. Benim gibi dertli bir ihtiyarla eğlenmek günahtır.(Nurullah Ataç. Kaymakam – (hiddetle) Ne olacak baba. yay ayraç içine alınabilir (bk.. Bir yazının maddelerini gösteren rakam ve harflerden sonra kapama ayracı konur: I) 1) A) a) II) 2) B) b) Köşeli ayraç ( [ ] ) 1. (Ahmet Hikmet Müftüoğlu) Eşin var.. Söyleşiler) Süleyman Şah'ın cenazesi sudan ihraç olunarak (çıkarılarak) hemen orada defnedilmiştir ki makarrı (durağı) hâlâ “Türk Mezarı” namiyle maruftur (tanınmıştır). Oğlunun katili ecnebi tebaasıymış.. ya kimsenin. Bir söze alay. Bir bilginin şüpheyle karşılandığını veya kesin olmadığını göstermek için kullanılan soru işareti yay ayraç içine alınır (bk. Bir İçim Su) UYARI : Hakkında açıklama yapılan söze ait ek.. Ayraç içinde ayraç kullanılması gereken durumlarda yay ayraçtan önce köşeli ayraç kullanılır: 51 . aşiyanın var...

Türkçenin. Konyalı. Sinobu.. Genç Kalemler. Venüs'ü. İnönü'den. UYARI : Yabancı özel adlar dışındaki özel adlara getirilen yapım ekleri ve çokluk eki kesmeyle ayrılmaz: Türklük. Ulaanbaatar 1977. Ziya Gökalp Bulvarı'nda. Bu eklerden sonra da kesme işareti kullanılmaz: Türklüğün. Zonguldağı şeklinde telâffuz edilir. Alinin külâhını Veliye. Çalıkuşu. Türk'e. Haliti. Bilimsel çalışmalarda. Yurdakul'dan. Yekta Bahir [Ömer Seyfettin].Mongolın Ertniy Tüü0 (Arheologiyn Nayruulal) [Mogolistan'ın Eski Tarihi (Arkeolojik Araştırmalar)]. Avrupalı. Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına. Nasrettin Hocada.. Klâsik Türk Edebiyatına. Lille'li. Türkçü.. Honolulu'lu. Türkçülük. Zeynep Hanıma. 2. Dersaadet 1922. BNMAU−ın şinjleh U0aanı Akademii Tuu0ıyn )ureelen. Mehmet. Sinop. Ahmeti. Kiralık Konak'ta. Türkleşmekte. Aydınlıdan. Hristiyanlık. Yakup Kadriler. Velinin külâhını Aliye. UYARI : Özel adlar yerine kullanılan"o" zamiri cümle içinde büyük harfle yazılmaz ve kendisinden sonra gelen ekler kesme işaretiyle ayrılmaz. 2. fakat araştırıcı tarafından tamamlanan bölümler köşeli ayraç içine alınır: Babam kağan öldüğünde küçük kardeşim Kül−tegin ye[di yaşında kaldı. Recebi. c. Avrupalılaşmak. Recep. 30 Ağustos Çarşambadan sonra d. Kişi adlarından sonra kullanılan unvanlar: Mustafa Kemal Paşaya. Çankaya Köşkü'ne. Türk Dil Kurumundan. Recepi. Edebiyat−ı Cedide Topluluğunun. Mehmetler.. Dil ve Tarih−Coğrafya Fakültesi Dekanlığına. Halidi. Jüpiter'den. Bursalı. Sait Halimpaşa Yalısı'ndan. Ağrı Dağı'nın. b. Bordeaux'lu. Hristiyanlıktan. (Çözülmüş Orhon Yazıtları) Kesme işareti ( ' ) 1. Aydınlı. Gazi Antepi. 52 . çağ ve dönem adları: Eski Çağın.. Deyimlerde geçen özel adlar: Allahtan hayırlısı. Ahmedi.]. Enver Paşayı. Yükselme Döneminin. Müslümanlık. ç. Gazi Antep. Murat. Mehmeti. Ay ve gün adları: 29 Ekime. Yunus Emre'yi. 3. Müslümanlıkta. Ancak kelimeler. Özel adlara getirilen iyelik ve hâl eklerini ayırmak için konur: Fatih Sultan Mehmet'e. Sinopu. Ahmetler. UYARI : Ahmet. Yeni Lisan. Türkiye'm. Ancak aşağıda belirtilen özel adlardan sonra kesme işareti kullanılmaz: a. Muradı. metinde bulunmayan veya silinmiş olan. Van Gölü'ne. Akım. Kâzım Karabekir'i. Mehmedi. Türkçe. Millî Edebiyat Akımının. Kurum ve kuruluş adları: Türkiye Büyük Millet Meclisine. Sinekli Bakkal'ı. Yabancı özel adlardan sonra getirilen çokluk ve yapım ekleri kesme işaretiyle ayrılır: Nice'ler. Enver Paşanın. Ahmet Mithat Efendinin. Muratı. Ayhan Beyden. Gazi Antebi. Zonguldakı şeklinde telâffuz edilmez. Ziya Gökalp'tan. Bibliyografik künyelere ilişkin bazı ayrıntıları göstermek için kullanılır: Reşat Nuri [Güntekin]. Ereğliler. Zonguldak gibi örneklerde kesme işareti kullanılır. Atatürk'üm. Türkiye'de. Alman'ı. Türkleşmek. Allaha emanet. Halit.

TV'ye. TRT'den. cm³e (santimetre küpe).si. cins isimler için yapılan açıklamalarda yay ayraçtan sonra doğal olarak kesme işaretine gerek yoktur: İmek fiili (ek fiil)nin geniş zamanı şahıs ekleriyle çekilir. mad. 8'inci madde.yi. Bir ek veya harften sonra gelen ekleri ayırmak için konur: A'dan Z'ye kadar.3. 64ten (altı üssü dörtten) 4. 9. Sayılara getirilen ekleri ayırmak için konur: “1919 senesi Mayısının 19'uncu günü Samsun'a çıktım. İng. Türkçede −daş'la yapılmış birçok söz vardır. b'nin m'ye dönüşmesi. 7. büyük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen eklerde kısaltmanın son harfinin okunuşu esas alınır: kg'dan. 53 . TDK'nin. 10'ar değil onar. netmek.dan. mm'den.” 1985'te. Yakup Kadri (Karaosmanoğlu)'nin. Ancak kısaltması büyük harflerle yapıldığı hâlde bir kelime gibi okunan kısaltmalara getirilen eklerde bu okunuş esas alınır: ASELSAN'da. 7. 2'nci kat. ayrıca nokta konmaz: 8. UNESCO'ya. 5.65’lik. ABD'de. UYARI : Sıra sayıları ekle gösterildiği zaman rakamdan sonra sadece kesme işareti ve ek yazılır.65’lik. Nu. UYARI : Küçük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen eklerde kelimenin okunuşu. Ancak. Seslerin vezin dolayısıyla şiirde veya konuşma sırasında düştüğünü göstermek için kesme kullanılır: K'oldu. UYARI : Üleştirme sayıları rakamla değil yazıyla gösterilir: 6'şar değil altışar. napmak gibi fiiller yoktur. cm'yi.leri. 2. m²ye (metre kareye). BM'de. kelimenin ve üs işaretinin okunuşuna uygun olarak yazılır: vb. BOTAŞ'ın. N'oldu? N'etsin? N'eylesin? N'apalım? Bir ok attım karlı dağın ardına Düştü m'ola sevdiğimin yurduna İl yanmazken ben yanarım derdine Engel aramızı açtı n'eyleyim (Karacaoğlan) 6. Alm. Özel adlar için yay ayraç içinde bir açıklama yapıldığı takdirde kesme işareti yay ayraçtan sonra konur: Yunus Emre (1240?−1320)'nin. BDT'ye. UYARI : Sonunda nokta bulunan kısaltmalarla üs işaretli kısaltmalar kesmeyle ayrılmaz. neylemek.'inci değil 8'inci. Ancak konuşmada ve vezin dolayısıyla şiirde bu tür kullanılışlar ortaya çıkabilmektedir.'nci değil 2'nci. Dilimizde kolmak.dan. NATO'dan. THY'de. Kısaltmalara getirilen ekleri ayırmak için konur: TBMM'nin. Bu tür kısaltmalarda ek noktadan ve üs işaretinden sonra.

artı x çarpma işareti. çarpı 54 .YAZIDA KULLANILAN DİĞER İŞARETLER Yazıda sık sık kullanılan birtakım işaretler daha vardır: + toplama işareti.

KISALTMALAR Kısaltma. kelimeden önce farazîlik işareti ° derece işareti => devam işareti ® devam işareti. İhtiyaca göre her zaman kısaltma yapılabilir. Kısaltmalarda herkesçe uyulan. Türkçede “ve” için böyle bir işaret kullanılamaz. KB (kuzeybatı). TDED (Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi). Önemli olan yapılan kısaltmanın benimsenmesi. 55 . TD (Türk Dili). yaygınlaşması ve tutunmasıdır. dergi ve yön adlarının kısaltmaları genellikle her kelimenin ilk harfinin büyük olarak yazılmasıyla yapılır: TBMM (Türkiye Büyük Millet Meclisi). KB (Kutadgu Bilig). K (kuzey). AKDTYK (Atatürk Kültür. D (doğu). GD (güneydoğu)./. yaklaşıklık işareti (alternasyon) < büyük. KD (kuzeydoğu). gramerde çıkma işareti > küçük. Dil ve Tarih Yüksek Kurumu). gramerde gelişme işareti @ yaklaşık olarak eşit · bitti *** bölüm sonu işareti • eksiği veya fazlası UYARI : &işareti İngilizceye özgüdür. Kısaltmalarla ilgili bu esasları şöyle gösterebiliriz: 1.= eşitlik işareti % yüzde işareti 2 üs işareti § paragraf işareti + paragraf işareti . B (batı). kitap. Kuruluş. ABD (Amerika Birleşik Devletleri). TK (Türk Kültürü). terim veya özel adın içerdiği harflerden biri veya birkaçı ile daha kısa olarak ifade edilmesi ve sembolleştirilmesidir. G (güney). gönderme işareti ~ benzerlik. TDK (Türk Dil Kurumu). KT (Kamus−ı Türkî). bir kelime. genel bir sistem bulunmamakla birlikte dilimizde bazı esasların yerleştiği de görülmektedir. GB (güneybatı). çeviriniz * kelimeden sonra dipnot işareti.

Kuruluş. K. kg (kilogram). (fizik). (çeviren).dan.si. H. (General). kitap. TRT'den.yi. Av. sf. Tonsuz (sert) ünsüzle biten kısaltmalar. Sonunda nokta bulunan kısaltmalar kesmeyle ayrılmaz. ilk harfle birlikte kelimeyi oluşturan temel harfler (genellikle ünsüzler) dikkate alınır. mg (miligram). Kocatepe Mah.S. Dr. hl (hektolitre). ed. (Türkiye Cumhuriyeti). mm'den. NATO'dan. (ede− biyat). özel ad. cm² (santimetre kare) 3.Ancak bazen kelimelerin. cm (santimetre). Ancak birlik kelimesiyle yapılan kısaltmalarda söyleyişte k'nin yumuşatılması normaldir: ÇUKOBİRLİK'e (söylenişi ÇUKOBİRLİĞE). (Profesör).K. Bu tür kısaltmalarda ek. (Kocatepe Mahallesi). (Doktor). cm'yi.K. çev. CMUK'un (CMUĞ'un değil).E. l (litre). Kısaltılan kelime veya kelime grubu. (Almanca). Alb. FİSKOBİRLİK'in (söylenişi FİSKOBİRLİĞİN). hzl. (Kara Kuvvetleri Komutanlığı). Alay AA Anadolu Ajansı AAM Atatürk Araştırma Merkezi AB Avrupa Birliği ABD Amerika Birleşik Devletleri (bk. BDT'ye. mm (milimetre).O. BOTAŞ'ın. (Güniz Sokağı). (Büyük Elçi). özellikle son kelimenin birkaç harfinin kısaltmaya alındığı da görülür. İLESAM (İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği). TÖMER (Türkçe Öğretim Merkezi). USA) AFP Agence France Press (Fransız Basın Ajansı) 56 . M. unvan veya rütbe ise ilk harf büyük. Alm. (Milâttan Önce). noktadan sonra ve kelimenin okunuşuna uygun olarak yazılır: vb. g (gram). (sıfat). cins isim ise ilk harf küçük olur: Alm. Ca (kalsiyum). (isim). Fe (demir). RTÜK'e (RTÜĞ'e değil). BOTAŞ (Boru Hatları ile Petrol Taşıma Anonim Şirketi). (Albay). İng. Elementlerin ve ölçülerin milletler arası kısaltmaları genellikle Türkiye'de de olduğu gibi kabul edilmiştir: C (karbon). fiz. (Harp Akademisi). Prof. (Alay).K. B.C. KISALTMALAR DİZİNİ A. (kimya). dergi ve yön adlarıyla element ve ölçülerin dışında kalan kelime veya kelime gruplarının kısaltılmasında. H. Gen. UNESCO'ya. Ancak kısaltması büyük harflerle yapıldığı hâlde bir kelime gibi okunan kısaltmalara getirilen eklerde bu okunuş esas alınır: ASELSAN'da. m² (metre kare).dan. mad. (Avukat). kısaltmanın akılda kalabilmesi için yeni bir kelime oluşturma amacı güdülür: ASELSAN (Askerî Elektronik Sanayii). SEKA (Selüloz ve Kâğıt Sanayii Kurumu). TÜBİTAK'ın (TÜBİTAĞ'ın değil). P. (İngilizce). (Harp Okulu). Nu.A. *** Küçük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen eklerde kelimenin okunuşu.Ö. İng. Bu tür kısaltmalarda. Güniz Sok. (hazırlayan). ek aldıkları zaman okunuşta tonsuz ses tonlulaştırılmaz: AGİK'in (AGİĞ'in değil). km (kilometre). THY'de. M. Büyük harflerle yapılan kısaltmalarda genellikle nokta kullanılmaz. is.leri. (Posta Kutusu). 2. Bazen de aradaki kelimelerden hiç harf alınmadığı olur. m (metre). (Milâttan Sonra). büyük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen eklerde kısaltmanın son harfinin okunuşu esas alınır: kg'dan. kim. T. Ancak askerî sözlerin kısaltılmalarında ve diğer bazı örneklerde nokta konulması gelenekleşmiştir: A.

Akademi. Asistan ASKİ Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi astr. askerî. askerlik Asb. bağışıklık yetersizliği) Akad. akademi üyesi AKDTYK Atatürk Kültür. Astsubay ASELSAN Askerî Elektonik Sanayii Asist. Antropoloji AOÇ Atatürk Orman Çiftliği AP Associated Press (ABD Haber Ajansı) APS Acele Posta Servisi Apt. Albay Alm. Dil ve Tarih Yüksek Kurumu AKM Atatürk Kültür Merkezi Alb. Anatomi ant. Apartman Ar. aids Acquired immune deficiency syndrome (İmmün yokluğu sendromu. Arkeoloji As. Astronomi astrol.age. Asker. Almanca anat. Araştırma Görevlisi ark. Adı geçen eser AGİK Avrupa Güvenlik ve İş Birliği Konferansı AI Amnesty International (Uluslar Arası Af Teşkilâtı) AIDS. Arapça Ar. Astroloji AŞTİ Ankara Şehirler Arası Terminal İşletmesi AT Avrupa Topluluğu 57 . Gör.

Asteğmen atm. Bağlaç BAĞ−KUR Esnaf Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu BBC British Broadcasting Corporation (İngiliz Radyo Televizyon Kurumu ) BCG Bacillus Calmette Guèrin (Verem aşısı) Bçvş. Bakınız Bl. Büyük Elçi belgeç Belgegeçer (faks) bitb. Bayan Bnb. Botanik 58 . Bitki bilimi biy. Avukat AYK Atatürk Yüksek Kurumu ( AKDTYK'nin kısa adı) B Batı B. Biyoloji bk. Başçavuş BDT Bağımsız Devletler Topluluğu B. Bölük BM Birleşmiş Milletler Bn. Bay bağ. Atmosfer ATM Automatic Teller Machine (Otomatik para işlem makinesi) ATO Ankara Ticaret Odası AÜ Anadolu Üniversitesi AÜ Atatürk Üniversitesi AÜ Ankara Üniversitesi Av. Binbaşı bot.E.Atğm.

BOTAı Boru Hatları ile Petrol Taşıma Anonim Şirketi Böl. Cilt Cad. Coğrafya COMECON Council for Mutual Economic Asistance (Doğu Bloku Ülkeleri Karşılıklı Ekonomik Yardım Konseyi) CÜ Cumhuriyet Üniversitesi çev. Cadde CD Corps Diplomatique (Kordiplomatik) Cerm. Bulgarca BÜ Boğaziçi Üniversitesi C. Başkan. Dil bilimi 59 . Çeviren. Başkanlık BşK. Başkomutan Bul. Cermence CIA Central Intelligence Agency (ABD Merkezî Haber Alma Teşkilâtı) cm Santimetre CMUK Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu coğ. Bulvar Bulg. Bölüm bs. basım Bşk. Baskı. Çavuş D Doğu dam Dekametre DAP Doğu Anadolu Projesi db. çevirmen ÇS Çimento Sanayii ÇUKOBİRLİK Çukurova Pamuk Tarım Satış Kooperatifleri Birliği ÇÜ Çukurova Üniversitesi Çvş.

Edebiyat EGO Elektrik. böcek öldürücü) DDY Devlet Deniz Yolları DGM Devlet Güvenlik Mahkemesi DHMİ Devlet Hava Meydanları İşletmesi DİE Devlet İstatistik Enstitüsü dk Dakika dl Desilitre dm Desimetre DMO Devlet Malzeme Ofisi Doç. Doğum. Derleyen DSİ Devlet Su İşleri DTCF Dil ve Tarih−Coğrafya Fakültesi Dz. Otobüs İşletmeleri (Ankara Belediyesi) EKG Elektrokardiyogram (Kalp akım grafiği) ekon. doğum tarihi DPT Devlet Plânlama Teşkilâtı Dr. Eczacı ed. Gaz.Kuv.Kuv. Edat Ecz. Doktor drl. Ekonomi 60 . Deniz Kuvvetleri Komutanı. Düzeltilmiş e. Doçent doğ. Deniz Kuvvetleri Dz.dbl. doğumu. Komutanlığı dzl. Düzenleyen dzş. Dil bilgisi DDT Dichloro−diphenol−trichloro−ethane (dedete.K.

Havagazı. fifa Federation Internationale des Football Associations (Uluslar Arası Futbol Federasyonu) FILA Federation Internationale de Lutte Amateur (Uluslar Arası Amatör Güreş Federasyonu) FIR Flight Information Region (Uçuş hattı düzenlemesi) fil. Otobüs. Enstitü Erm. Su. Fiil Fak. Filoloji FİSKOBİRLİK Fındık Tarım Satış Kooperatifleri Birliği fiz. Fransızca G Güney g Gram GAP Güneydoğu Anadolu Projesi GB Güneybatı 61 . Biyoloji (Bölümü) FKÖ Filistin Kurtuluş Örgütü Fr. Fakülte faks bk. Felsefe FIFA. Fizyoloji FKB Fizik. Fiyat f. Fizik fizy. Ermenice ESHOT Elektrik. Kimya. belgeç FAO Food and Agriculture Organization (BM Gıda ve Tarım Teşkilâtı) Far. Tramvay İşletmeleri (İzmir Belediyesi) EÜ Ege Üniversitesi F.EMK Elektromotor Kuvvet Ens. Farsça FBI Federal Bureau of Investigation (ABD Federal Araştırma Bürosu) fel.

O. hekim H. Hekimlik. Gramer GSMH Gayrisafi millî hâsıla GÜ Gazi Üniversitesi hek. Genişletilmiş Gön. Hazret Hz.Kuv. Geometri GESAM (Türkiye) Güzel Sanat Eseri Sahipleri Meslek Birliği gn.K.GB Gümrük Birliği GD Güneydoğu Gen. Hava Kuvvetleri Komutanı. Gönderen gr. Harp Akademisi HABITAT UNCHS Centre for Human Settlements (Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Konferansı) hl Hektolitre hlk.Kuv. Genelkurmay GOÜ Gazi Osmanpaşa Üniversitesi gnş. Hava Kuvvetleri Hv. Harp Okulu Hst. Halk ağzı hm Hektometre H. Hizmet. Komutanlığı Hz. General geom. hizmette 62 . Hukuk HÜ Hacettepe Üniversitesi Hv.A. Hastahane huk. Genel Gnkur.

Jandarma Jap. Jeoloji 63 . İbranca (İbranîce) icl. İngilizce INTERPOL International Criminal Police Commission (Uluslar Arası Cinayet Polisi Komisyonu) IOC International Olympic Committee (Uluslar Arası Olimpiyat Komitesi ) IPI International Press Institute (Uluslar Arası Basın Enstitüsü) IRO International Refugee Organization (Uluslar Arası Mülteci Teşkilâtı ) is. İsim İSKİ İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi İSO İstanbul Sanayi Odası İsp. Hazırlayan Hz. İnceleyen İETT İstanbul Elektrik. özl. İspanyolca işl. Tramvay İşletmesi İLESAM (Türkiye) İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği ILO International Labor Organization (Uluslar Arası Çalışma Teşkilâtı) IMF International Monetary Fund (Uluslar Arası Para Fonu) İng. İtalyanca ITO International Trade Organization (BM Uluslar Arası Ticaret Birliği) İTO İstanbul Ticaret Odası İTÜ İstanbul Teknik Üniversitesi İÜ İstanbul Üniversitesi J. Tünel. Hizmete özel İbr. İşleyen İŞOT İstanbul Şehirler Arası Otobüs Terminali İt.hzl. Japonca jeol.

Komutan.K. Lâtince LPG Likit petrol gazı Ltd. Kolordu Kora. Burun. Kara Kuvvetleri km Kilometre Kor. Başkanlığı l Litre Lât. Karşılaştırınız KTÜ Karadeniz Teknik Üniversitesi Kur. Kimya KİT Kamu İktisadî Teşekkülü K. Kurmay Kur. Milât. Boğaz (Bölümü) KD Kuzeydoğu KDV Katma değer vergisi kg Kilogram KGB Komitet Gossudarrstvennoi Bezopastnosti (Sovyet Gizli Haber Alma Teşkilâtı) KHK Kanun hükmünde kararname kim. Komutanlığı KKTC Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti K. Limitet M. Korgeneral krş.K. Kara Kuvvetleri Komutanı. Milâdî 64 . Komutanlığı KB Kuzeybatı KBB Kulak.Bşk. Koramiral Korg. Kurmay Başkanı.Kuv.K Kuzey K.

Müdür. Mareşal M. Mantık mat.S. Milâttan Önce MPM Millî Prodüktivite Merkezi Mrş.m Metre Mac. Mahalle Mah. Macarca mad. Müdürlüğü MEB Millî Eğitim Bakanlığı mec.Ö. Mineraloji MİT Millî İstihbarat Teşkilâtı MK Medenî Kanun MKE Makine Kimya Endüstrisi MKS Metre−Kilogram−Saat MKYK Merkez Karar Yönetim Kurulu mm Milimetre M. Milâttan Sonra MSB Millî Savunma Bakanlığı MSÜ Mimar Sinan Üniversitesi MTA Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğü 65 . Mecaz MESAM (Türkiye) Müzik Eserleri Sahipleri Meslek Birliği MGK Millî Güvenlik Kurulu mim. Mimarlık min. Mahkeme man. Matematik Md. Madde Mah.

bk. Nu. Ordu Ora. Ordinaryüs Org. ölüm tarihi ör. ortakları Osm. Nu. Nu. Nöbet. Orgeneral Ort. Onbaşı OPEC Organization of Petroleum Exporting Countries (Petrol İhraç Eden Ülkeler Teşkilâtı ) Opr. Operatör Or. Ölüm. ölümü. Osmanlı Türkçesi Öğ. Mühendis Mür. Ortaklık. Müzik MYK Merkez Yönetim Kurulu NASA National Aeronautics and Space Administration (Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Araştırmaları Merkezi) NATO North Atlantic Treaty Organization (Kuzey Atlantik Antlaşması Teşkilâtı) No.MÜ Marmara Üniversitesi Müh. Nö. Örnek ÖSS Öğrenci Seçme Sınavı 66 . Nöbetçi Nö. Müracaat müz. Nöbetçi subayı Nr.Sb. bk. Numara ODTÜ Orta Doğu Teknik Üniversitesi OECD Organization for Economic Cooperation and Development (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilâtı) Onb. Oramiral Ord. Öğretmen öl.

Rusça S. Psikoloji PTT Posta. Portekizce Prof. Sayfa sa Saat Sb. Essayists and Novelists (Uluslar Arası Yazarlar Birliği) P. Editors. Telefon (İdaresi) RC Red Cross (Kızılhaç) RTÜK Radyo Televizyon Üst Kurulu Rum. Rumence Rus. Özel ped. Sayın sn Saniye snt.K. Subay SBF Siyasal Bilgiler Fakültesi SEKA Selüloz ve Kâğıt Sanayii Kurumu sf. Sayı s. Pedagoji PEN International Association of Poets. Telgraf. Sıfat Sl. Playwrights. Santral 67 . Slavca Sn. Posta kutusu PO Petrol Ofisi POAŞ Petrol Ofisi Anonim Şirketi Port.ÖSYM Öğrenci Seçme Yerleştirme Merkezi ÖYS Öğrenci Yerleştirme Sınavı öz. Profesör psikol.

Şube T. Spor SÜ Selçuk Üniversitesi Ş. Tarih TARİŞ Tarım Satış Kooperatifleri Birliği TASS Telegrafnoe Agentstvo Sovetskogo Soyuza (Sovyetler Birliği Telgraf Ajansı) Tb.C. Sosyoloji SOS Save our Souls (Denizde uluslar arası yardım isteme işareti) SSK Sosyal Sigortalar Kurumu sp. Türkçe t Ton TAEK Türkiye Atom Enerjisi Kurumu tar. Türkiye Cumhuriyeti TCDD Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları TCK Türkiye Cumhuriyeti Karayolları TCK Türk Ceza Kanunu TCMB Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası TDK Türk Dil Kurumu TED Türk Eğitim Derneği tek. Telgraf 68 . teknoloji TEK Türkiye Elektrik Kurumu tel.Sok. Tabur TBB Türkiye Barolar Birliği TBMM Türkiye Büyük Millet Meclisi T. Teknik. Sokak sos. Şirket Şb.

Telefon tlks. Topçu TÖMER Türkçe Öğretim Merkezi TP Türk Petrolleri 69 . Ticaret TİSK Türkiye İşverenler Sendikası Konfederasyonu tiy. Teleks tls. Telsiz TM Türk Malı TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği TMO Toprak Mahsulleri Ofisi TOBB Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği TODAİE Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü Top. Teğmen THA Türk Haberler Ajansı THK Türk Hava Kurumu THK Türk Hukuk Kurumu THY Türk Hava Yolları TIR Transport International Routier (Uluslar Arası Kara Yolu Taşımacılığı) tic. Tiyatro TKAE Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü TKB Türk Kadınlar Birliği TKİ Türkiye Kömür İşletmeleri TL Türk lirası tlf.TEM Trans European Motor Way (Avrupa Transit Kara Yolu) TEV Türk Eğitim Vakfı TGS Türkiye Gazeteciler Sendikası Tğm.

Tuğgeneral TUS Tıpta Uzmanlık Sınavı TÜBİTAK Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu Tüm. BM) UNAC United Nations Aid to Children (Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Teşkilâtı) UNESCO United Nations Educational.TPAO Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı tpl. ABD) 70 . Toplayan TR Türkiye TRT Türkiye Radyo Televizyon Kurumu TSE Türk Standartları Enstitüsü TSK Türk Silâhlı Kuvvetleri TTB Türk Tabipler Birliği TTK Türk Tarih Kurumu Tug. Tümamiral Tümg. televizyon TYMB Türk Yüksek Mühendisler Birliği UEFA Union of European Football Associations (Avrupa Futbol Federasyonları Birliği) UN United Nations (krş. Tümgeneral TÜRK−İŞ Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu TÜTAV Türk Tanıtma Vakfı TV Teve. Scientific and Cultural Organization (Birleşmiş Milletler Eğitim. Bilim ve Kültür Teşkilâtı) UNICEF United Nations International Children's Emergency Fund (Birleşmiş Milletler Uluslar Arası Çocuklara Yardım Fonu) UNO United Nations Organization (Birleşmiş Milletler Teşkilâtı) USA United States of America (Amerika Birleşik Devletleri) (bk. Tümen Tüma. Tugay Tuğg.

Yüksek Yard.Uzm. Üsteğmen vb. Elektrik Genel Müdürlüğü YSK Yüksek Seçim Kurulu Yun. Yayın Yb. Su. Uzman Ü Üniversite Üçvş. Yunanca Yük. Ve başkaları. Mim. Yüksek Mimar Yük. Yüksek Mühendis yy. Yüzyıl yyl. Üstçavuş ünl. Yayımlayan Yzb. Yardımcı Yard.Sb. Yardımcı Doçent Yay. Yedek Subay YÖK Yükseköğretim Kurulu YSE Yol. Doç. Müh. Ve saire WB World Bank (Dünya Bankası) WHO World Health Organization (Dünya Sağlık Teşkilâtı) WMO World Meteorological Organization (Dünya Meteoroloji Teşkilâtı) Y. Ünlem Üstğ. ve bunun gibi vd. Ve devamı Vet. Yüzbaşı 71 . Yarbay Yd. ve benzerleri. Veteriner vs.

Dilimizde sayılı olan bu tür alıntılar aşağıda gösterilmiştir: an'ane an'anevî bid'at cem'an cür'et cür'etkâr cür'etkârlık cür'etlenme cür'etlenmek cür'etli cüz'î def'aten fer'î 72 . Zamir zool. Türkçenin hece yapısına aykırı olarak kendilerinden önceki ünlüyle hece kurarlar. Zarf zm.ZF Ziraat Fakültesi zf. Zooloji (*)KESME KESME İŞARETİNİN KULLANILDIĞI SÖZLER DİZİNİ Bazı alıntı kelimelerde ünsüzler.

gayrimes'ul hal'etmek hil'at is'at iş'ar iş'arî iz'aç iz'an iz'anlı iz'ansız iz'ansızca iz'ansızlık kat'î kat'îleşme kat'îleşmek kat'iyen kat'iyet kıt'a kur'a kur'acı Kur'an Kur'anıkerim mef'ul mel'anet mel'un mer'i mer'iyet 73 .

mes'ul mes'uliyet mes'uliyetli mes'uliyetsiz mes'uliyetsizlik mes'ut meş'ale meş'um müt'a nez'etmek ric'at rik'a sun'î sun'îlik sür'at sür'atle sür'atlendirme sür'atlendirmek sür'atlenme sür'atlenmek sür'atli şer'an şer'î şer’iye şuf'a tab’an tel'in 74 .

Bu bakımdan bu tür kelimelerin dizininin verilmesinde yarar görülmüştür. 1. yüksek) 75 . inceltme görevindeki düzeltme işareti bu şekilde kurala bağlı olduğu için bu tür kelimelerin listelenmesine gerek görülmemiştir. Bunlar aşağıda gösterilmiştir.tes'it vak'a vak'anüvis vak'anüvislik vaz'ıhamil vüs'at Aşağıdaki kelimelerde kesmeli durum iyelik eki alındığı zaman ortaya çıkmaktadır: cem'i kat'ı tab'ı cüz'ü men'i vaz'ı def'i nev'i hal'i sem'i UZATMA GÖREVİNDEKİ DÜZELTME İŞARETİNİN KULLANILDIĞI SÖZLER DİZİNİ Düzeltme işareti. alışkanlık) akit (sözleşme) âkit (sözleşme yapan) ala (karışık renkli) âlâ (pekiyi) alem (bayrak) âlem (dünya. okunuşları uzun olan ünlüler üzerinde: aciz (güçsüzlük) âciz (güçsüz) adem (yokluk) âdem (insan) adet (sayı) âdet (gelenek. hem uzatma hem de inceltme görevinde kullanılmaktadır. l seslerinin ince okunmasının söz konusu olduğu durumlarda. Yazılışları bir. anlamları ve okunuşları ayrı olan kelimeleri ayırt etmek için. bu seslerden sonra gelen a ve u üzerine konmaktadır. inceltme görevinde kullanılan düzeltme işareti. k. Bilindiği üzere uzatma görevindeki düzeltme işareti de iki durumda kullanılmaktadır. alıntı kelimelerdeki g. Ancak uzatma görevindeki düzeltme işareti kurala bağlı değildir. evren) Ali (kişi adı) âli (yüce.

vaziyet) hala (babanın kız kardeşi) hâlâ (henüz) hasıl (ekin) hâsıl (olan. merhamet eden) sadır (göğüs) sâdır (çıkan. görünen) sari (bir tür giysi) sâri (bulaşıcı) şahıs (kimse. içeri) dar (ensiz) dâr (ev) fani (ışık şiddeti) fâni (ölümlü. çözme) hâl (durum. açık) âyan (ileri gelenler) batın (karın) bâtın (iç. tutkun) ayan (belli. engel) nakil (taşıma) nâkil (taşıyan) nar (bir meyve) nâr (ateş) nazım (manzume) nâzım (düzenleyen) rahim (döl yatağı) rahîm (koruyan. ortaya çıkan) haşa (kalın kumaş parçası) hâşâ (asla) havas (nitelikler) havâs (duygular) haya (er bezi) hayâ (utanma duygusu) mani (ruh hastalığı) mâni (şiir türü.alim (her şeyi bilici) âlim (bilgin) ama (fakat) âmâ (görmez. kör) amin (kimya terimi) âmin (dua sözü) aşık (ayak bileğindeki kemik) âşık (vurgun. gelip geçici) hadis (Peygamber sözü) hâdis (meydana gelen) hak (doğruluk) hâk (toprak) hakim (hikmet sahibi) hâkim (yargıç) hal (pazar yeri. kişi) şâhıs (sırık) 76 . gizli) dahi (bile) dâhi (yaratıcı gücü olan kimse) dahil (karışma) dâhil (iç.

mülk) vâkıf (bilen. Nispet î'sini belirtme durumu ve iyelik ekinden ayırmak için. engin) yad (yabancı) yâd (anma) yar (uçurum) yâr (sevgili) zati (zaten) zatî (kendine özgü) (*)NISPET 2. nispet î'si üzerinde: abadî abanî Abbasî abidevî acemkürdî adalî adedî adî adlî afakî ahdî ahlâkî ailevî aklî alenî Alevî 77 . vakfeden) varis (damar genişlemesi) vâris (mirasçı) vasi (mirası yöneten) vâsi (geniş. basıcı) vakıf (para.şura (şu yer) şûra (danışma kurulu) tabi (elbette) tâbi (bağımlı.

altunî amelî amudî amudufıkarî an'anevî angudî anî arabankürdî Arabî arızî Arî armudî arzanî asabî asgarî askerî aslî asrî Asurî aşarî avdetî Avrupaî aynî azamî Azerî Babaî bağdadî 78 .

Bahaî bahrî barudî basarî Bâtınî bayatî bedenî bedevî bedihî bediî behimî Bektaşî beledî bendegî Berberî berrî beşerî beyzî Caferî cebrî Cedî cehennemî Celâlî cenubî cerrahî cevabî cevizî 79 .

cevvî cezaî cezrî ciddî cinaî cinsî cismanî coğrafî cüz'î çividî dağî dâhilî daimî dairevî dasitanî davudî demevî demirî derunî destanî devrî dinî divanî dünyevî Dürzî ebedî ebrulî 80 .

edebî eflâtunî efsanevî ehlî elâstikî enfüsî erguvanî esasî ezanî ezelî fağfurî fahrî farazî Farisî Fatımî fedaî felsefî fennî ferahî ferdî fer'î fevkanî fevrî fındıkî fıstıkî fıtrî fiilî 81 .

fikrî filizî firarî fizikî fuzulî garamî garbî garpkârî gayriahlâkî gayriaklî gayriciddî gayriihtiyarî gayriilmî gayriinsanî gayriiradî gayrikanunî gayrikıyasî gayrinizamî gayrisıhhî gayrişahsî gayrişuurî gayritabiî gıyabî gulyabanî gümüşî Habeşî hâkî 82 .

hakikî halkavî Halvetî hamasî Hambelî Hamî Hanefî harabatî harbî harekî Harezmî yolu haricî hasbî havaî havarî hayalî hayatî haydarî hayvanî hazarî helezonî hendesî hercaî hesabî hırpanî hicrî hissî 83 .

horasanî hukukî Hurufî hususî hükmî hüseynî ırkî ıstırarî ıtrî ibdaî İbranî içtimaî idadî idarî ihtimalî ihtiyarî ihtiyatî ihzarî iktisadî ilâhî illî ilmî iltihabî iltisakî iltizamî indî indifaî 84 .

insanî insirafî insiyakî intanî inzibatî iptidaî iradî irsî irticaî İsevî İslâmî istisnaî iş'arî itibarî izafî Kadirî kalbî kalenderî kalevî kamerî kanunî kanunuesasî karakuşî kastî kat'î kavmî keyfî 85 .

Kıptî kısmî kıyasî kimyevî kimyonî kispî kitabî kûfî kurşunî kutsî kuzgunî külhanî küllî kürdî kürevî lâciverdî lâdinî lafzî lâhurî lâhutî lâubalî leylâkî leylî limonî lûtî lüzucî maddî 86 .

madenî maderşahî Mağribî mahallî mahrutî mahşerî maî malî Malikî manevî mantıkî marazî Marunî maşerî mecazî mecburî meccanî Mecusî medenî mehdî Melâmî merkezî meslekî mesnevî meşrutî Mevlevî mevziî 87 .

mıknatısî midevî mihanikî milâdî millî mimarî mirî mizahî Muhammedî Musevî müddei− umumî mülkî nakdî naklî Nakşibendî Nasranî nazarî nebatî nebevî nefsanî neftî neharî Nesturî nevyunanî nihaî nisaî 88 .

nispî nizamî nohudî nuranî Nusayrî örfî patlıcanî pederşahî rabbanî Rafızî rahmanî resmî reybî riyazî rubaî Rufaî ruhanî ruhî Rumî rustaî samanî Samî samimî santurî sathî sebkihindî seferî 89 .

Selçukî semaî semavî senevî sevkıtabiî seylânî sıhhî sıhrî sincabî siyasî sultanî suflî sun'î sükûtî sümbülî Sünnî Süryanî Şafiî şahsî şakulî şalakî Şamanî şarabî şarkî şeddadî şehevî şehvanî 90 .

şeklî şemsî şer'î şeytanî şifahî Şiî şimalî tabiî tahinî tahlilî tahminî tahrirî takdiriilâhî taklidî takribî tamburî tarçınî tarihî tasavvufî tasvirî tatbikî tecrübî tedafüî tedricî telkârî temsilî tenkidî 91 .

terbiyevî terkibî tesadüfî teşriî tezyinî tıbbî Ticanî ticarî tufeylî tulânî Turanî udî ufkî uhrevî ulvî umumî uzvî ümmî üryanî üstüvanî vahşî vasatî vatanî vicahî vicdanî vilâdî yabanî 92 .

13 Ünlü düşmesi 93 . Bu tür örneklerde ünlüler ayrı ayrı değil uzun olarak telâffuz edilir. aaah.yayınispî yevmî Yezidî zahirî zamkıarabî zarurî zatî Zatülkürsî zebanî zecrî Zerdüştî zevalî zeytunî zımnî zifirî zihnî zimmî ziraî zuhurî zührevî (*)DEGISIK İMLÂ KILAVUZU’NUN 2000 BASKISINDAKİ DEĞİŞİKLİKLER s. s. 6 Ünlemlerde ünlemin şiddetini ve hecenin uzunluğunu ifade etmek üzere iki veya üç ünlü yan yana gelebilir: Oooh.

hükümdar adlarında. Servetifünun edebiyatı.1928. Bu örneklerden çünkü sözünde ek aynı zamanda uyuma girmiştir. gelmeyeceğim. boyun / boynu. s. böğür / böğrüm. alacağım. Türk halk müziği. oğmak. gelemeyeceğiz. alın / alnı. gelmeyesiniz. 94 . oysaki. dövmek. karın / karnı. halk şiiri. gelmeyesin. Bulvar’dan. gelemeyeceksin. Tanzimat Dönemi. gelemeyeceğim.XI. klâsik Türk edebiyatı. Türk edebiyatı. İstek ekinden önce gelen ünlü. 14 ğ − v değişmesi Dilimizde değişik biçimlerde yazılan birtakım Türkçe kelimeler vardır: döğmek. çağ ve dönem adları büyük harfle başlar: Kurtuluş Savaşı. Cilâlı Taş Devri. Gezegen ve yıldız adları büyük harfle başlar: Merkür. Neptün. 22 Romen rakamları ancak yüzyıllarda. Edward. Millî Edebiyat Dönemi. s. V. gelmeyeceğiz. beniz / benzi. 26 Bazı tarihî ve menkıbevî şahsiyetlerde ise akrabalık bildiren kelime sonda olduğu hâlde unvan değeri kazandığı için büyük harfle yazılır: Gül Baba. hâlbuki. resim / resme. s. Gülsüm Bacı. Dilimizde o. devirmek / devrilmek. Millî Mücadele. burun / burnu. bağır / bağra. sanki. çevirmek / çevrilmek. tarihlerin yazılışında. gelmeye. başlayalım. sövmek. Yükselme Devri. bağrım. Halley. kelime başında büyük harf kullanılır: Hisar’dan. başlaya. gövermek. e ile yazılır: geleceğim. s. alamayacaksın. İlk Çağ. göğüs / göğsün. s. e ile yazılır: başlayasın. Türk sanat müziği. geleceğiz. oğul / oğlu. Tanzimat edebiyatı. Adile Hala. II. Karl. söğmek. yüzyıl. gelmeyeler. göğermek. 16 Fiil çekimi ile ilgili yazılışlar Gelecek zaman ekinin ünlüleri ile zaman ekinden önceki ünlü. ay kelimeleri yalnız coğrafya ve gök bilimiyle ilgili yayınlarda terim olarak kullanıldığı zaman büyük harfle başlar.Dilimizde iki heceli birtakım kelimelere ünlüyle başlayan bir ek getirildiği zaman ikinci hecedeki dar ünlüler genellikle düşer ve bu ünlüler yazılmaz: ağız / ağzı. gelmeyeyim. Dünya. başlayasınız. söyleyişe bakılmaksızın a. Türk dili. beyne. meğerki. 27 9. söyleyişe bakılmaksızın bütün şahıslarda a. eski Türk edebiyatı. çünkü. Selim. gelmeyeceksin. gönül / gönlünüz. I. s. s. 28 Yer bildiren özel isimlerde de kısaltmalı söyleyiş söz konusu olduğu zaman. Sultan Ana. 15. Teklik ve çokluk 1. divan şiiri. e ile yazılır: başlayayım. güneş. Dünya. birkaç örnekte kalıplaşmış olduğu için bitişik yazılır: belki. Ancak tarihî dönem bildirmeyip tür veya tarz bildiren terimler küçük harfle başlar: divan edebiyatı. Ortak söyleyişte v'li biçimler daha yaygın olmakla birlikte ğ’li biçimler de büsbütün ortadan kalkmış değildir. mademki. XII. öğmek. Susuz Dede. başlayacağım. Tarihî olay. bunun dışındaki durumlarda küçük harf kullanılır. Bu tür örneklerde Arap rakamlarının kullanılması da mümkündür. Boğaz’dan. VIII. III. Louis. tekke edebiyatı. Wilhelm. Plüton. XIV. söyleyişe bakılmaksızın a. kişi emir eklerinin ünlüsü ile ekten önceki ünlü. almayacaksın. cilt. 18 Ancak ki bağlacı. kitap ve dergi ciltlerinde ve kitapların asıl bölümlerinden önceki sayfaların numaralandırılmasında kullanılır: XX. ovmak. övmek. cilt. gelmeyelim. 29 15. ö seslerinden sonra gelen ğ’lerin v’ye dönme eğilimi güçlüdür. almayacağım. s. 1. beyin / beynimiz. alamayacağım. geniz / genzi. başlayalar.

dörtkenar. basmakalıp. ortaokul. denizaltı. ehven−i şer. derebeyi. Hindistan cevizi. dolunay. ebemkuşağı. kongövde. tahte’ş−şu’ur. Şahıs adlarından oluşmuş mahalle. öğleüzeri. sütkardeş. çeşitkenar. alıntılarda ve bilimsel yayınlarda. başörtü. Fevzi Çakmak Sokağı. tereyağı. yüzüstü. Frenk gömleği. bilinçaltı. yüznumara. kahverengi. sağduyu. yer ve kuruluş adlarındaki unvan grubu. akciğer. ayaküstü. kartopu. cadde. olağanüstü. Ahd−i atik. gözaltı. hamiyyet−perver. Somut olarak yer belirten üst sözüyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler ayrı yazılır: arka üstü. anayasa. suçüstü. dışbükey. kıç üstü. takımyıldız. gökyüzü. sokak. bilimsel yöntemlere uyularak yazılabilir: Devlet−i Osmaniye. ikizkenar. kenarortay. yanardağ. atardamar. düzayak. zeytinyağı kelime ve deyimleri de gelenekleşmiş ve yaygınlaşmış olarak bitişik yazılır. adamotu. ayaküzeri. dârü'l−aceze. ilçe. babaanne. Gazi Mustafa Kemal Bulvarı. aktöre. öğleüstü. yarıçap. böbrek üstü (bezleri). bayramüstü. ikindiüstü. murdarilik. meydan. bozkır. paralelkenar. tozpembe. gelenekleşmiş olarak bitişik yazılır: Abidinpaşa. Somut olarak yer bildirmeyen üst ve üzeri sözlerinin sona getirilmesiyle kurulan birleşik kelimeler bitişik yazılır: akşamüstü. ilkyaz. öteberi. sütanne. varsayım. Kemalpaşa (ilçesi). başıbozuk. sütnine. 40 Arapça ve Farsça kelimelerle veya bu dillerin kurallarıyla oluşturulmuş tamlamalar ve kalıplaşmış ibareler. sıradağ. Kur’ân−ı Kerim. Behçet hastalığı. yeryüzü. anamal. yüzyıl. yerküre. s. içgüdü. atarkanal. dikdörtgen. lâ−dinî. çiftetelli. pekiyi. derebeylik. 36 19. ağırbaşlı. kamuoyu. köy vb. köy vb. başvurmak. sağyağ. başıboş. hayhay. Van kedisi. ilköğretim. aksakal. millet ve kişi adlarıyla kurulan birleşik kelimelerde özel adlar büyük harfle başlar: Antep fıstığı. delikanlı. otobur. s. akarsu. Brüksel lâhanası. atasözü. Bayrampaşa. kasımpatı. akkor. kelaynak. öngörü. Ertuğrulgazi. Sütçü İmam Üniversitesi s. yarıyıl. Necatibey (Caddesi). yer ve kuruluş adlarında sondaki unvanlar hariç. sivrisinek. 16). dereotu. etobur. sarf−ı Türkî. pekâlâ. birdenbire. ipucu. ağırkanlı. sıkıyönetim. ağırcanlı. Açıortay. bilâ−vasıta. Mustafa Kemalpaşa (ilçesi). şahıs adları ayrı yazılır: Gazi Osmanpaşa Mahallesi. 46 10. ilköğrenim. Davutpaşa. sütbaba. beşibiryerde. dörtnala. tepe üstü. doludizgin. Recaî−zade. tıpkıçekim. Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü. sırt üstü. günaşırı. birtakım. tahte'ş−şu'ur. sahip−kıran. eski metinlerin yayımında. karekök. akşamüzeri. sütana. sıcakkanlı. önsezi. baş üstü. sadeyağ. bindallı. s. Yer. Cemal Nadir Sokağı. yarımada. güvenoyu. Nene Hatun Caddesi. demirbaş. milletvekili. külkedisi. Koca Mustafapaşa. Kâzım Karabekir Eğitim Fakültesi. sacayağı. adamkökü. yavrukurt. dipnot. birdirbir. ilkokul. ehl−i vukuf. sıradağlar. şuuraltı (krş. Sultan Ahmet Camii. İngiliz anahtarı. Gazi Osmanpaşa (Üniversitesi) (Sultanahmet buradan çıkarıldı) s. Yunus Emre Mahallesi. ilkbahar. gerçeküstü. karaciğer. s. akyuvar. tepetaklak. vazgeçmek. anapara. bî−vefa. Hurşid−name. içbükey. mi soru ekiyle birlikte kullanıldığı zaman ayrı yazılır: Vaz mı geçtin? s. Ziya Gökalp Bulvarı. sonbahar. 36 16. UYARI : Vazgeçmek birleşik fiili. anneanne. buzdolabı. ebekuşağı. 95 . Maraş dondurması. tepetakla. toplardamar. 38 e.Bunlardan bölüm ve ana bilim dalı olarak kullanılıp özel ad durumuna gelmiş olanlar büyük harfle başlar: Eski Türk Edebiyatı Ana Bilim Dalı. Mustafabey (Caddesi). Birleşik kelimeler B. aybaşı. bulvar. tekdüze. külhanbeyi. 30 17. içyağı. serinkanlı. yöneylem. gözyaşı. bugün. Şahıs adları ve unvanlarından oluşmuş mahalle. soyadı. akaryakıt. hayal−perest. âdemotu. erbaş. gelişigüzel. takımada. Vaşington portakalı. bilirkişi. eşkenar. öngörmek. özdeyiş. enikonu. giderayak. kabataslak. içtepi. semizotu. omurilik. varoluş. ahududu. anaokulu. külhanbeylik. ayçöreği. sütoğul. soğukkanlı. Japon gülü. dörtnal. unvan kelimesi sonda ise. Somut olarak yer bildirmeyen alt sözüyle kurulan birleşik kelimeler de bitişik yazılır: ayakaltı. halkoyu. denizaşırı. yılbaşı. 46 16. ayçiçeği. topyekûn. na−mütenahî. 37. sacayak. tıpkıbasım. başıkabak. alyuvar.

Küçük Ağa) 8. – Nen var senin çocuğum. Bir yazının maddelerini gösteren rakam ve harflerden sonra kapama ayracı konur: I) 1) A) a) II) 2) B) b) s. Artık o. Tırnak içinde olmayan aktarma cümlelerden sonra konur: Datça'ya yarın gideceğim. ne üniformalı bir başkumandan. (Yakup Kadri Karaosmanoğlu. 69 7. Atatürk'üm. (Refik Halit Karay. Hikâyeler) s. Konuşma çizgisinden önce konur: Hatta bahçede gezen hanımefendi bile işin farkına varıp. 96 . yer altı (krş. 69. 70 Kesme işareti ( ' ) 1. ) 1.Somut olarak yer belirten alt sözüyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler de ayrı yazılır: deri altı. (Haldun Taner. Özel adlara getirilen iyelik ve hâl eklerini ayırmak için konur: Fatih Sultan Mehmet'e. dedi. 53 Nokta ( . ilelebet. (Mustafa Kemal Atatürk) s. diye sormak zorunda kaldı. (Tarık Buğra. muhafaza ve müdafaa etmektir. Türk cumhuriyetini. 67 Süleyman Şah'ın cenazesi sudan ihraç olunarak (çıkarılarak) hemen orada defnedilmiştir ki makarrı (durağı) hâlâ “Türk Mezarı” namiyle maruftur (tanınmıştır). Çalıkuşu) (Türküm örneği kaldırıldı) s. s. diye düşündü. Cümlenin sonuna konur: Türk Dil Kurumu. Bir İçim Su) s. 55 7. ne fraklı ve beyaz kravatlı bir devlet başkanıydı. 63 Ey Türk gençliği! Birinci vazifen. Panorama) Saatler geçtikçe yollara daha mahzun bir ıssızlık çöküyordu. – Bugünlük bu kadar her gün üç mermi. toprak altı. (Reşat Nuri Güntekin. Türk istiklâlini. Birleşik kelimeler A. 1932 yılında kurulmuştur. su altı. 16).

Allaha emanet. Alinin külâhını Veliye. Kâzım Karabekir'i. Ziya Gökalp Bulvarı'nda. Nasrettin Hocada. Jüpiter'den. Yükselme Döneminin. Dil ve Tarih−Coğrafya Fakültesi Dekanlığına. Edebiyat−ı Cedide Topluluğunun.leri. 71 UYARI : Sonunda nokta bulunan kısaltmalarla üs işaretli kısaltmalar kesmeyle ayrılmaz. İng. Kurum ve kuruluş adları: Türkiye Büyük Millet Meclisine. Türk Dil Kurumundan. Zeynep Hanıma. Alman'ı. Bu tür kısaltmalarda ek noktadan ve üs işaretinden sonra. 30 Ağustos Çarşambadan sonra d.. Alm. Millî Edebiyat Akımının. s. Ağrı Dağı'nın. Çankaya Köşkü'ne.Türkiye'm. Kişi adlarından sonra kullanılan unvanlar: Mustafa Kemal Paşaya.. İnönü'den. Yunus Emre'yi. Ancak aşağıda belirtilen özel adlardan sonra kesme işareti kullanılmaz: a. Türkiye'de. Kiralık Konak'ta.dan. kelimenin ve üs işaretinin okunuşuna uygun olarak yazılır: vb. mad. c. Ay ve gün adları: 29 Ekime. Ayhan Beyden. Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına. Türk'e.dan.. Deyimlerde geçen özel adlar: Allahtan hayırlısı. Klâsik Türk Edebiyatına. Yurdakul'dan. Velinin külâhını Aliye. m²ye (metre kareye). Nu. cm³e (santimetre küpe). Venüs'ü. çağ ve dönem adları: Eski Çağın. Sinekli Bakkal'ı.si. ç. Enver Paşanın. Akım. b. 64ten (altı üssü dörtten) (*)A A ab aba abacı abacılık. Ahmet Mithat Efendinin.yi.−ğu abajurlu abaküs abalı Abana (ilçe) 97 . Enver Paşayı. Ziya Gökalp'tan. Sait Halimpaşa Yalısı'ndan. Van Gölü'ne.− ğı abadî aba güreşi abajur abajurcu abajurculuk.

−ğı abartılı abartılma abartılmak abartısız abartış abartma abartmacı abartmacılık.−ğı abartmak abartmalı abartmasız abasız abaşo abat.−dı 98 .abandırma abandırmak abandone abanî abanma abanmak abanoz abanozgiller abanozlaşma abanozlaşmak abartı abartıcı abartıcılık.

abat etmek abat eylemek abat olmak Abaza Abazaca abazan abazanlık.−ği abdestsiz abdiâciz abdülleziz abece abecesel 99 .−ğı Abaza peyniri Abbasî abd abdal Abdal abdallık.−ğı abdest abdest almak abdestbozan abdestbozan otu abdest bozmak abdesthane abdest küpesi abdestli abdestlik.

abece sırası aberasyon abes abeslik.−ğı ablalık.−ğı ablakça ablaklık.−ğı ablalık etmek ablâtif ablatya abli abluka abluka etmek 100 .−ği abıhayat abıkevser abıru abide abideleşme abideleşmek abideleştirme abideleştirmek abidemsi abidevî abis abiye abla ablak.

abone abone etmek abonelik.−ğu abuli abullabut abullabutluk.−ğu abur cubur 101 .−ği abone olmak abone yapmak abonman aborda aborda etmek abra abrakadabra abrama abramak abraş abril abstraksiyonizm abstre abstre sayı absürt.−dü absürt tiyatro abu abuhava abuk sabuk abuk sabukluk.

−bi acayipleşme acayipleşmek acayipleştirme acayipleştirmek acayiplik.−ği acele etmek aceleleştirme aceleleştirmek acele posta Acem acemaşiran acemborusu (bitki) 102 .−ği acayip olmak accelerando acele acele acele aceleci acelecilik.−ğı acayip.abus acaba acar Acar Acara acarlaşma acarlaşmak acarlık.

−ği Acem pilâvı acente acentelik.acembuselik.−ği Acemce Acem halayı acemi acemi ağası acemice acemi çaylak.−ği acemilik etmek acemi ocağı acemi oğlanı Acem kılıcı acemkürdî Acem lâlesi Acemleşme Acemleşmek.−ğı acemi er acemileşme acemileşmek acemilik.−ği Acemleştirme Acemleştirmek.−ği acep aceze acı 103 .

acı acı acı ağaç.−ğı acıca acı ceviz acı çiğdem acı elma Acıgöl (ilçe) acı hıyar acı karpuz acı kavak.−cı acı badem acı badem kurabiyesi acı bakla acı bal acı balık.−ğı acı kavun acıkılma acıkılmak acıklı acıklı komedi acıkma acıkmak acı kök acıktırma acıktırmak acı kuvvet acılanma 104 .

−ğı acındırma acındırmak acınılacak.acılanmak acılaşma acılaşmak acılaştırma acılaştırmak acılı acılık.−ğı acılılık.−ğı acınacak.−ğı acımsı acımtırak.−ğı acınılma acınılmak acınma acınmak 105 .−ğı acı meyan acımık.−ğı acıma acımak acı mantar acı marul acımasız acımasızca acımasızlık.

acı ot Acıpayam (ilçe) acı pelin acırak.−ğı acırga acı sakız acısız acı söz acı su (maden suyu) acı tatlı acıtış acıtma acıtmak acı yavşan acıyıcı acıyış acı yitimi acı yonca acibe acil acilen acil servis aciz.−czi (güçsüzlük) âciz (güçsüz) âcizane 106 .

−cı açelya aç göz aç gözlü aç gözlülük.âcizleri âcizlik.−ğı aç acına açalya açan açar aç bîilâç.−ğü açı açıcı açık.−ği acube acul.−lü acun acur acuze acyo acyocu aç açacak.−ğı açık açık açık ağıl açıkağız (bitki) açık ağızlı 107 .

açık alan açık artırma açık bilet açık bono açık bölge açık büfe açık celse açık ciro açıkça açıkçası açık çek açıkçı açık deniz açık devre açık dolaşım açık dolaşım sistemi açık duruşma açık düşme açık eksiltme açık elli açık ellilik.−ği açık fikirli açık fikirlilik.−ği açık giysi açık görüş açıkgöz açıkgözlük.−ğü 108 .

açık hava açık hava sineması açık hava tiyatrosu açık hece açık hesap.−ği açık kapı politikası açık kapı siyaseti açık kart açık kredi açıklama açıklama cümlesi açıklamak açıklamalı açıklama yapmak açıklanan açıklanma açıklanmak açıklar livası açıklaşma açıklaşmak açıklaştırma 109 .−bı açık imza açık işletme açık kahverengi açık kalp ameliyatı açık kalpli açık kalplilik.

açıklaştırmak açıklatma açıklatmak açıklayan açıklayıcı açıklayış açıklık.−bu açık ordugâh açık oturum açık oy açık öğretim açık önerme açık pazar açık pembe açık piyasa açık poliçe açık raf açık rejim açık saçık.−ğı açıklıkölçer açıklık politikası açık liman açık lise açık maaşı açık mavi açık mektup.−ğı açık sarı 110 .

−ğü açık şehir.−ği açık zaman açılama açılım açılış açılış konuşması açılış töreni açılma açılmak açım 111 .−ği açık senet açık sözlü açık sözlülük.açık sayım açık seçik.−hri açıktan açıktan açığa açıktan atama açıktan tayin açık taşıt açık teşekkür açık tohumlular açık tribün açık yara açık yeşil açık yürekli açık yüreklilik.

açımlama açımlamak açımlanma açımlanmak açındırma açındırmak açınım açınma açınmak açınsama açınsamak açıortay açıortay düzlemi açıölçer açısal açısal bölge açısal çap açısal hız açısal ivme açısal sapma açısal uzaklık.−dı aç karnına açkı 112 .−ğı açısal yol açış açış konuşması açıt.

−ddi ada ada balığı adabımuaşeret adacık.açkıcı açkılama açkılamak açkılanma açkılanmak açkılatma açkılatmak açkılı açkısız açlık.−ğı açlık grevi açlık şekeri açma açmacı açmak açmalık.−ğı açmaz açmaz halatı açmazlık.−ğı 113 .−ğı açtırma açtırmak ad ad.

−ği adalet mahkemesi adalet örgütü adalet sarayı adaletsiz adaletsizlik.−ğı adaksız Adalar (ilçe) adale adaleli adalesiz adalet adalet divanı adalet kapısı adaletli adaletlilik.−ği adalı 114 .adacyo ada çayı adagio adak.−ğı adaklama adaklamak adaklanma adaklanmak adaklı Adaklı (ilçe) adaklık.

−ği adamsız adamsızlık.−ğı adamotu adam sarrafı adam sendecilik.−ğı adamcıl adamcıllık.−ğı adam evlâdı adamkökü adamlık.adalî adam adama adamak adamakıllı adam azmanı adam boyu adamca adamcağız adamcasına adamcık.−bı Adapazarı'nı 115 .−ğı Adana Adana kebabı adanma adanmak adap.

adap erkân adaptasyon adapte adapte etmek adapte olmak adaptör ada soğanı adaş adaşlık.−ğı ad cümlesi ad çekimi ad çekme ad çektirme addan türeme fiil 116 .−ğı ada tavşanı ada tepe adatma adatmak adavet aday aday adayı adayavrusu (tekne) adaylık.−ğı aday olmak ad bilimi adcı adcılık.

addedilme addedilmek ad değişimi addetme addetmek addolunma addolunmak ad durumu adedî adem (yokluk) âdem (insan) Âdem Âdem baba Âdemci Âdemcilik.−ği ademimes’uliyet ademiyet âdemiyet âdemoğlu âdemotu adenit adenom 117 .−ği Âdem elması Âdem evlâdı ademimerkeziyet ademimerkeziyetçi ademimerkeziyet− çilik.

−bi âdet olmak adezyon kuvveti ad gövdesi ad hoc adı geçen adıl adım adım adım adım başı adımlama adımlamak adımlık.adese adet.−sri 118 .−ğı adımsayar Adıyaman adî adî adım adî defter adî kesir.−di (sayı) âdet (gelenek. alışkanlık) âdeta adetçe âdet edinmek âdet etmek adedimürettep.

−i adlî polis 119 .−ği adî suçlu adisyon ad kökü adlandırılma adlandırılmak adlandırma adlandırmak adlanma adlanmak adlaşma adlaşmak adlaştırma adlaştırmak adlı adlı sanlı adlî adlî makam adlî merci.adil adilâne Adilcevaz (ilçe) adîleşme adîleşmek adîleştirme adîleştirmek adîlik.

−ği af.−bbı adliye adliyeci adliye encümeni adliye mahkemesi adliye nezareti adliye teşkilâtı adliye vekâleti adlî yıl adlî zabıta adrenalin adres adres defteri adres kartı adres kitabı adres makinesi adres rehberi adsız adsız parmak.−bi adlî tatil adlî tıp.−ğı ad tamlaması aerobik.−ği aerobik solunum aerodinamik.−ffı 120 .adlî sicil adlî tabip.

afacan afacanlaşma afacanlaşmak afacanlık.−ği afal afal afal afallama afallamak afallaşma afallaşmak afallaştırma afallaştırmak afallatma afallatmak afat afazi aferin aferist afet afetzede affedersin affedersiniz affedilme affedilmek 121 .−ğı afak afakî afakîlik.

affetme affetmek affettirme affettirmek affettuoso affeyleme affeylemek affolunma affolunmak Afgan Afganistan Afganlı Afgan tazısı afi afif afife afili afis afiş afişçi afişçilik.−ği afişe afişe etmek afişleme afişlemek afi yapmak afiyet 122 .

−ğı Afrika menekşesi afsun afsuncu afsunculuk.afiyet olsun afoni aforizm aforoz aforoz etmek aforozlama aforozlamak aforozlu afralı tafralı afra tafra Afrika Afrika çekirgesi Afrika domuzu Afrikalı Afrikalılık.−ğu afsunlama afsunlamak afsunlanma afsunlanmak afsunlu Afşar Afşin (ilçe) aft 123 .

−ği afyonlama afyonlamak afyonlanma afyonlanmak afyonlu afyon ruhu agâh agâh olmak agami aganta agaragar agel agitato aglütinasyon aglütinin agnosi agnostik.−ği agnostisizm agnozi agora 124 .aftos afur tafur afyon Afyon Afyon kaymağı afyonkeş afyonkeşlik.

−ğı 125 .−ği agucuk.−ğu agulama agulamak aguş ağ ağa ağababa ağabey ağabeylik.−ği ağabeylik etmek ağaç.−cı ağaç arısı ağaç balı ağaç biti ağaççık.−ğı ağaççılık.agorafobi agraf agrafi agrandisman agrandisör agrega agreje agreman agresif agu agu bebek.

−ğı ağaçlıklı ağaç mantarı 126 .ağaç çileği ağaç çivi ağaçdelen ağaç ebegümeci ağaç işleri ağaçkakan ağaç kama ağaç kaplama ağaç kavunu ağaçkesen ağaç kurbağası ağaç kurdu ağaç küpesi ağaçlama ağaçlamak ağaçlandırılma ağaçlandırılmak ağaçlandırma ağaçlandırmak ağaçlanma ağaçlanmak ağaçlaşma ağaçlaşmak ağaçlı ağaçlık.

−ğı ağarma ağarmak ağartı ağartılma ağartılmak ağartma ağartmak ağa yamağı ağbenek.−ğı ağarık.ağaç minesi ağaç mobilya ağaç nemi ağaç oyma Ağaçören (ilçe) ağaç parkı ağaç sakızı ağaç sansarı ağaç serçesi ağaçsı ağaçsız ağaç yılanı ağa kapısı ağalanma ağalanmak ağalık.−ği (mantar) 127 .

−ği ağcı ağcık.−ğı ağcılık.−ğı ağda yapmak ağdırma ağdırmak ağı ağı ağacı ağı çiçeği ağıl ağılama ağılamak ağılanma ağılanmak ağılandırma ağılandırmak 128 .−ğı ağda ağdacı ağdalanma ağdalanmak ağdalaşma ağdalaşmak ağdalaştırma ağdalaştırmak ağdalı ağdalık.ağbeneklilik.

−ğı ağırbaşlı ağırbaşlılık.−ği ağıllanma ağıllanmak ağım ağımlı Ağın (ilçe) ağınma ağınmak ağı otu ağır ağır ağır ağır aksak.ağılaşma ağılaşmak ağılı ağılı böcek.−ğı ağır aksak semaî ağır araç.−cı ağır ayak.−ği 129 .−ğı ağırca ağırcanlı ağırcanlılık.−ğı ağır ceza ağır düyek ağır elli ağır ellilik.

ağır ezgi ağır hapis cezası ağır hasta ağır hastalık.−ğı ağır kayıp.−ğı ağır hava ağır hidrojen ağır iş ağırkanlı ağırkanlılık.−ğı ağırlıklı ağırlık merkezi ağır para cezası ağırsama 130 .−bı ağır kusur ağır küre ağırlama ağırlamak ağırlanma ağırlanmak ağırlaşma ağırlaşmak ağırlaştırma ağırlaştırmak ağırlatma ağırlatmak ağırlık.

−i ağır sengin semaî ağır sıklet ağır söz ağır su ağırşak.ağırsamak ağır sanayi.−ğzı ağız alışkanlığı ağız birliği ağız bozukluğu ağız dalaşı ağızdan ağızdan ağıza 131 .−ğı ağırşaklanma ağırşaklanmak ağır top ağır uyku ağır vasıta ağır vasıta ehliyeti ağır yağ ağır yaralı ağış ağıt.−dı ağıtçı ağıtçılık.−ğı ağıtlama ağız.

−ğı ağızlıkçı ağız nişanı ağızotu (barut) ağızsıl ağızsıl ünlü ağızsız ağız şakası ağız tadı ağız tatsızlığı ağız tüfeği ağız tütünü ağız ünlüsü ağ iğnesi 132 .ağızdan dolma ağız değişikliği ağız dolusu ağız kâhyası ağız kalabalığı ağız kavafı ağız kavgası ağız kokusu ağızlama ağızlamak ağızlaşma ağızlaşmak ağızlı ağızlık.

ağ ipliği ağ kayığı ağ kepçe ağ kurdu ağ kurşunu ağlama ağlamak ağlamaklı ağlamalı ağlamsı ağlanma ağlanmak ağlantı Ağlasun (ilçe) ağlaşma ağlaşmak ağlata ağlata ağlatı ağlatıcı ağlatış ağlatma ağlatmak ağlaya ağlaya ağlayıcı ağlayış ağlı Ağlı (ilçe) 133 .

ağma ağmak ağ mantarlar ağnam ağnama ağnamak ağnamcı ağraz ağrı Ağrı ağrıkesen ağrı kesici ağrı kesimi ağrılı ağrıma ağrıma asalakları ağrımak ağrısız ağrı sızı ağrıtma ağrıtmak ağ sayfası ağ sitesi ağsı ağ tabaka ağ tonoz ağ torba 134 .

−bı ahbapça ahbaplık.−ğı 135 .−ğu ağzı gevşek.−ğı ağzı kara ağzı kenetli ağzı kilitli ağzı pek ağzı pis ağzı sıkı ah aha ahacık ahali ahar aharlama aharlamak aharlı ahbap.−ği ağzı kalabalık.−ğı ağzı açık.ağustos ağustos böceği ağustos böcekleri ağyar ağ yatak.−ğı ağzı bir ağzı bozuk.

−nı ahçılık.−ği ahenksiz ahenksizlik.−ğı ahdetme ahdetmek ahdî Ahdiatik Ahdicedit ahenk.−yı.−gi ahenk kaidesi ahenkleştirme ahenkleştirmek ahenkli ahenklilik.−dı ahım şahım 136 .ahbaplık etmek ahbap olmak ahcar ahçı ahçıbaşı.−ği ahenk tahtası ahenktar aheste aheste aheste aheste beste ah etmek ahfat.

−ği ahir ahiren ahiret ahiret adamı ahiret günü ahir vakit.−ği Ahilik. arkadaş) Ahi (özel isim) ahilik.ahır ahırlama ahırlamak Ahırlı (ilçe) Ahıska Türkleri ahi (dost.−hdi ahitleşme ahitleşmek ahitname ahiz.−hzi ahize ahkâm ahlâf ahlâk 137 .−kti ahir zaman ahir zaman peygamberi ahit.

−ğı ahlâken ahlâkıyat ahlâkî ahlâkî vazife ahlâklı ahlâklılık.−ğı ahmakça 138 .−ğı ahlâksızlık etmek ahlâk yasası ahlâk zabıtası ahlama ahlamak ahlat (yaban armudu) ahlât (ögeler) Ahlat (ilçe) ahlâtıerbaa (dört öge) ahmak.−ğı ahlâksız ahlâksızca ahlâksızlık.ahlâk bilimi ahlâkça ahlâkçı ahlâkçılık.−ğı ahlâk dışı ahlâk dışıcılık.

ahmakıslatan ahmaklaşma ahmaklaşmak ahmaklaştırma ahmaklaştırmak ahmaklık.−ğı Ahmetli (ilçe) ahraz ahret ahret kardeşi ahretlik.−li ahzetme ahzetmek ahzüita ahzükabz aidat aidiyet aidiyet eki 139 .−bı ahtapot ahu ahududu ahu gözlü ahval.−ği ahret suali ahret yolculuğu ahşa ahşap.

aile aile adı aile bahçesi aile boyu aile bütçesi ailece ailecek aile dostu aile gazinosu aile hayatı aile hukuku ailelik.−ğı ajan provokatör ajans 140 .−ği aile meclisi aile ocağı aile plânlaması aile reisi aile saadeti ailesel ailesiz ailevî ait ait olmak ajan ajanda ajanlık.

−cı akait.−ğı akala akamber akamet 141 .−ği akademik.−cı akaçlama akaçlamak akaçlatma akaçlatmak akademi akademici akademicilik.ajitasyon ajitatör ajite etmek ajur ajurlu ak aka akabe akabinde akaç.−di akaju akak.−ği akademisyen ak ağa akağaç.

−ğı akciğer akciğer göbeği akciğer kesecikleri 142 .akan yıldız akar akar amber ak Arap akarca akaret akarlar akarsu akaryakıt akaryakıt istasyonu akasma akasya akbaba akbabagiller akbakla akbaldır akbalık.−ği akbuğday akburçak.−ğı akbalıkçıl ak basma ak basmak akbaş (kuş) ak benek.

−ğı Akçakent (ilçe) Akçakoca (ilçe) akçalı akça pakça akçasal akça yel akçe akçıl akçıllanma akçıllanmak akçıllaşma akçıllaşmak akçıllık.−ğı akçöpleme Akdağmadeni'ni 143 .akciğerliler akciğer lopçuğu akciğer peteği akciğer zarı akça Akçaabat (ilçe) akçaağaç.−cı akçaağaçgiller akça armudu Akçadağ (ilçe) Akçakale (ilçe) akçakavak.

−ğı akıcılık ölçeği akıcı ünsüz akıl.(ilçe) akdarı akdedilme akdedilmek ak demir Akdeniz Akdeniz humması Akdeniz mavisi akdetme akdetmek akdiken akdoğan akdut akemi ak gözlü akgünlük.−klı akılcı 144 .−ğü akgürgen akhardal Akhisar (ilçe) akı akıbet akıcı akıcılık.

−ğı akıl dişi akıl doktoru akıl hastahanesi akıl hastası akıl hocası akıl kethüdası akıl kumkuması akıl kutusu akıllandırma akıllandırmak akıllanma akıllanmak akıllı akıllıca akıllılık.−ğı akıl defteri akıl dışı akıl dışıcılık.−ğı akılsızlık etmek 145 .−ğı akıllılık etmek akıllı uslu akılsal akılsallaştırma akılsallaştırmak akılsız akılsızlık.akılcılık.

−ğı akıncılık etmek akındırık.akıl zayıflığı akım akımcı akımölçer akım ölçümü akımtoplar akın akın akın akıncı Akıncılar (ilçe) akıncılık.−ğı akın etmek akın akınkayası akıntı akıntı bilimi akıntı çağanozu akıntılı akıntıölçer akış akışkan akışkanlaşma akışkanlaşmak akışkanlaştırıcı akışkanlaştırıcılık. 146 .

−ğu akide şekeri akik.−kdi (sözleşme) âkit.−di (sözleşme yapan) akit vaadi ak kan ak kan yangısı akkaraman akkarınca 147 .−ksi akit.−ğı akışma akışmaz akışmazlık.−ği akil akilâne akil baliğ akim akis.−ğı akışkanlaştırma akışkanlaştırmak akışkanlık.−ğı akıtma akıtmak akıtmalı akide akidesi bozuk.

−ği aklı aklı başında aklı evvel 148 .−ğu (çay) aklama aklama belgesi aklamak aklan aklanma aklanmak aklaşma aklaşmak aklaştırma aklaştırmak aklen aklevrek.−li akkelebek.−ği Akkışla (ilçe) ak kirpani akkor akkorluk.akkarıncalar akkavak.−ğı akkefal.−ğu Akköy (ilçe) akkuş Akkuş (ilçe) akkuyruk.

−du akortçu 149 .aklık.−ğı aklı karalı aklı kıt aklınca aklıselim aklı sıra aklî aklî denge akliyat akliye akliyeci akma ak madde akma hançer akmak akmantar akma sınırı akmaz akne akompanyatör akonitin akont akordeon akordeoncu akordu bozuk.−ğu akort.

−ğu akort yapmak Akören (ilçe) ak pak akpas akpelin Akpınar (ilçe) akraba akraba diller akrabalık.−bi 150 .akort etmek akortlama akortlamak akortlanma akortlanmak akortlatma akortlatmak akortlu akortsuz akortsuzlaştırma akortsuzlaştırmak akortsuzluk.−ğı akreditasyon akreditif akrep.−ğı akraba olmak akran akranlık.

−lü akrostiş aks aksak.−ği akromatik iğ iplik.Akrep (burç) akrepler akrobasi akrobat akrobatlık.−ğı aksakal aksaklık.−ğı akromatik.−ğı aksak semaî aksam aksama aksamak aksan aksanı bozuk. −ği akromatin akromatopsi akromegali akronim akropol.−ğu Aksaray aksata aksatış 151 .

aksatma aksatmak aksayış akse aksedir Akseki (ilçe) akselerograf akselerometre akseptans aksesuar aksesuarcı aksetme aksetmek aksettirme aksettirmek aksırık.−ğı aksırıklı aksırıklı tıksırıklı aksırış aksırma aksırmak aksırtma aksırtmak aksi aksi aksi aksilenme aksilenmek 152 .

−ğı akşamdan akşama akşam ezanı 153 .−ği aksilik etmek aksine aksiseda aksiyom aksiyon aksiyoner aksoğan akson aksona aksöğüt.aksileşme aksileşmek aksilik.−dü ak su Aksu (ilçe) aksungur aksülâmel ak sülümen akşam akşama doğru akşam akşam akşama sabaha akşam azadı akşamcı akşamcılık.

−ğı akşamlı sabahlı akşamlık sabahlık akşam namazı akşam pazarı akşam piyasası akşam saati akşamsefası (bitki) akşam simidi akşamüstü akşamüzeri akşam yeli Akşam Yıldızı Akşehir (ilçe) akşın akşınlık.akşam gazetesi akşam güneşi akşam karanlığı akşamki akşamlama akşamlamak akşamları akşamlatma akşamlatmak akşamleyin akşamlık.−ğı 154 .

−du 155 .−ğı aktarma aktarmacı aktarmacılık.−ğı aktarma cümlesi aktarmak aktarmalı aktarmasız aktarma yapmak aktartma aktartmak aktavşan aktif aktif fiil aktifleşme aktifleşmek aktifleştirme aktifleştirmek aktiflik.−ği aktif metot.aktar aktarıcı aktarılma aktarılmak aktarım aktarış aktariye aktarlık.

aktif taşıma aktinit aktinoloji aktinyum aktinyumlu aktivite aktivizm aktör aktöre aktörlük.−ği aktüer akur akustik.−ğü aktris aktüalite aktüalizm aktüel aktüelleştirme aktüelleştirmek aktüellik.−ği akut akuzatif akü akümülâtör aküpunktür akva akvam 156 .

−ğı alabalıkgiller alabanda alabanda ateş alabanda etmek alabanda iskele alabanda sancak 157 .akvarel akvaryum akvaryumcu akvaryumculuk. −ğu akya balığı Akyaka (ilçe) Akyazı (ilçe) ak yazılı ak yel ak yem ak yıldız Akyurt (ilçe) akyuvar akzambak.−ğı (at) alabalık.−ğı al ala (karışık renkli) âlâ (pekiyi) ala ala alabacak.

−ğı alaca karanlık.−ğı alacamenekşe 158 .−ğı alacakarga Alacakaya (ilçe) alacaklı alacaklı olmak alacak verecek alacalama alacalamak alacalandırma alacalandırmak alacalanma alacalanmak alacalı alacalı bulacalı alacalık.alabaş (bitki) alabildiğine alabora alabora olmak alabros alaca Alaca (ilçe) alaca aş alacabalıkçıl alaca bulaca alacak.

alacasansar alaçam Alaçam (ilçe) alaçık. −ği alafranga saat.−ğı alafranga müzik.−ği ala gün alâimisema alâka alâkabahş alâkadar alâkadar etmek alâkadar olmak alâkalandırma 159 .−ğı alafrangalaşma alafrangalaşmak alafrangalaştırma alafrangalaştırmak alafrangalık.−ğı Aladağ (ilçe) alafranga alafrangacı alafrangacılık.−ti alafranga tuvalet alâgarson alageyik.

−ğı alâkok alalama alalamak alamana alamana ağı alâmet alâmetifarika alâmetifarikalı alâminüt alâminüt yemek.−ği alan alan araştırması alan hızı alan korkusu alan talan alan topu Alanya (ilçe) Alaplı (ilçe) alarga 160 .alâkalandırmak alâkalanma alâkalanmak alâkalı alakarga alâkart alâkasız alâkasızlık.

−ti alaturka tuvalet alavere alavereci alavere tulumbası alay alay alay alay beyi alaybozan 161 .−ği alaturka saat.−ğı alaturkalaştırma alaturkalaştırmak alaturkalık.−ğı alaturka müzik.alarga etmek alârm ala sulu alaşağı etmek Alaşehir (ilçe) alaşım alaşımlama alaşımlamak ala tav ala tavlı alaten alaturka alaturkacı alaturkacılık.

−ğı albeni albenili albinizm 162 .−ğı alay etmek alâyıvalâ alâyiş alâyişli alaylı alaysı Ala Yuntlu alay yollu alaz alaza alaz alaz alazlama alazlamak alazlanma alazlanmak al basma albastı albatr albatros albay albaylık.−ğı al bayrak.alaycı alaycılık.

−ğı alçak ses alçak yaylak.−ğı alçak. −ğü alçak kabartma alçak kavuşum alçaklaşma alçaklaşmak alçaklaştırma alçaklaştırmak alçaklık.−ğı alçak basınç.−ğı alçalış alçalma alçalmak alçaltı alçaltıcı 163 .albinos albüm albümin albümin işeme albüminli alçacık.−cı alçakça alçak gerilim alçak gönüllü alçak gönüllülük.

−ğı alçı alçıcı alçı kalıp.−cı aldangıç.alçaltış alçaltma alçaltmak alçarak.−cı aldanış aldanma aldanmak aldatıcı aldatılma aldatılmak aldatış aldatma aldatmaca 164 .−bı alçılama alçılamak alçılanma alçılanmak alçılatma alçılatmak alçılı alçıpen alçı taşı aldanç.

aldatmak aldehit.−ği aleksi alelâcayip.−lü 165 .−di aldırış aldırışsız aldırma aldırmak aldırmaz aldırmazlık.−ğı aldırtma aldırtmak alegori alegorik.−bi alelâcele alelâde alelâdelik.−ği alelhesap alelhusus alelıtlak alelumum alelusul alem (bayrak) âlem (evren) alemci alemdar âlemşümul.

−ği alev kırmızısı alev lâmbası alevlendirme alevlendirmek alevlenme 166 .âlem yapmak alenen alengirli alenî alenîleşme alenîleşmek aleniyet alerjen alerji alerjik.−ği alet olmak alev alev alev Alevî Alevîlik.−ği alessabah alesta alet alet edevat alet etmek aletli aletli jimnastik.

−ği alfabetik katalog. −ğu alfabetik sıralama alfa ışınları alfaterapi alfenit.−ğı aleykümselâm alfa alfabe alfabe dışı alfabe sırası alfabetik.−di alg algarina algı algı bıçağı algılama algılamak algılanma algılanmak algılatma 167 .alevlenmek alevli alev makinesi aleyh aleyhtar aleyhtarlık.

−ğı alım alımcı alım çalım alım gücü alımlı 168 .−cı alık.algılatmak algılayıcı algın algler algoritma alıcı alıcı kuş alıcı verici alıcı yönetmeni alıç.−ğı alık alık alıklaşma alıklaşmak alıklaştırma alıklaştırmak alıklık.−ğı alıkonulma alıkonulmak alıkoyma alıkoymak alık salık.

−ğı alışıklık.−ğı alışılma 169 .−lnı alın çatısı alındı alındılı alıngan alınganlık.−ğı alım satım alım satım bürosu alımsız alımsızlık.−ğı alınlık.−ğı alınma alınmak alın teri alıntı alıntı kelime alıntılama alıntılamak alın yazısı alırlık.−ğı alış alış fiyatı alışık.−ğı alın.alımlı çalımlı alımlılık.

−bı âlicenaplık.−ği (kebap) 170 .−ğı alışkanlık edinmek alışkı alışkın alışkınlık.−ğı alışma alışmak alıştırma alıştırma dönemi alıştırmak alışveriş Aliağa (ilçe) âli (yüce. yüksek) âlicenap.−ği alinazik.−ğı alifatik.−ği alil alim (her şeyi bilici) âlim (bilgin) alimallah âlimane âlimlik.alışılmak alışılmamış alışılmış alışkan alışkanlık.

−di alkalölçer alkan al karısı alkarna alkım alkış alkış ağası alkışçı alkışçılık.aliterasyon alivre alivre satış aliyyülâlâ alizarin alize Alka Evli alkali alkalik.−ği alkali metaller alkalimetre alkaloit.−ğı alkışlama alkışlamak alkışlanma alkışlanmak alkil alkol.−lü 171 .

−ğı allahsız Allahsız allahsızlık.alkolik.−ğı Allahsızlık.−ğı Allah taksimi Allahüâlem Allahütealâ Allah vergisi Allah yapısı 172 .−ği alkolizm alkollü alkolölçer Allah Allaha ısmarladık Allah aşkına Allah bilir Allah bir Allahın adamı Allahın belâsı Allahın cezası Allahın emri Allahın evi Allahın günü Allahın hikmeti Allahın kulu allahlık.

−ğı Almanca Almancı Almancılık.−ğı Alman gümüşü Almanlaşma 173 .−cı almak almamazlık.−ğı allak bullak.allak.−ğı Alman almanak.−ğı allı pullu alma almaç.−ği allanma allanmak allaşma allaşmak allegretto allegro allem allı allık.−ğı allama allamak allâme allâmelik.

−ğı Alpu (ilçe) alpyıldızı (çiçek) al sancak.−ğı almaşık yapraklar almaşlı Almatı Almus (ilçe) alnaç.−pı alpaka alpaks alperen alpinist alpinizm alplık.−cı alo alogami alotropi alp.Almanlaşmak Almanlaştırma Almanlaştırmak Alman papatyası Almansever Alman usulü Almanya almaş almaşık.−ğı 174 .

−ğı alt deri alt diş alt dudak.−ği alt başlık.alşimi alşimist alt alt alta Altay Altayca Altayist Altayistik.−bbı alternatör altes alt etmek alt familya alt geçit.−ğı alternatif alternatif akım alternatif tıp.−di alt güverte alt hava yuvarı altı 175 .−ğı alt bölüm alt cins alt çene alt damak.

−ği altın bilezik.−ği altın böcek.−ği altıncı altıncı duygu altıncı his altın çağ altın çağı Altındağ (ilçe) Altınekin (ilçe) altın kaplama altın keseği altın kökü altın küpü altınlaşma altınlaşmak altınoluk.altıgen altık.−ğu 176 .−ğı altın altın babası altınbaş (kavun) altın beşik.−ğı Altıkardeş (yıldız kümesi) altılama altılı altılık.

−ti altın sarısı altın suyu Altıntaş (ilçe) altıntop (greyfurt) altın topu altın varak.−ğı (balık. kumaş) altı parmak.−ğı altın yağmurcun Altınyayla (ilçe) altın yıl altıparmak.−ğı altıpatlar altışar altı yol altı yol ağzı altız altimetre alt karşıt alt kat alt kurul altlama altlamak 177 .altın otu Altınova (ilçe) Altınözü'nü (ilçe) altın saat.

−ğı altlı üstlü altmış altmış altı (oyun) altmışar altmış dörtlük.altlı altlık.−ğı alto alto saksafon alt olmak alt sınıf alt şube alt tabaka alt takım alttan alta alt tarafı alt tür Altunhisar (ilçe) altunî altüst altüst böreği altüst etmek altüst olmak alt yapı alt yazı 178 .−ğü altmışıncı altmışlık.

−lü alvere tulumbası alyans alyon alyuvar am ama (fakat) âmâ (görmez. kör) amabile amaç.−ği alümin alümina alüminyum alüminyum taşı alüvyon alveol.−cı amaç dışı amaç edinmek amaçlama amaçlamak amaçlanma 179 .alt yazılama alt yazılamak alt yazılayıcı alt yazılı Alucra (ilçe) alüfte alüftelik.

−ğü amazon ambalâj ambalâjcı ambalâjcılık.−ğı amalierbaa aman amanın amanname amansız amansızca amansız hastalık.−ğı amade amal.−li âmâlık.−ğı amaçsız amaçsızlık.−ğı ambalâjlama 180 . −ğı aman zaman Amasra (ilçe) Amasya Amatör amatörce amatörlük.amaçlanmak amaçlı amaçlılık.

−ğı amcalık etmek amcaoğlu 181 .−ğı ambarda kurutma ambargo ambarlama ambarlamak amber amber ağacı amber balığı amberbaris amberbu amber çiçeği amblem amboli ambülâns amca amcakızı amcalık.ambalâjlamak ambalâjlı ambalâjsız ambalâj yapmak ambale etmek ambale olmak ambar ambarcı ambarcılık.

amcazade amel amele amelelik.−ği amele taburu amelî amelimanda ameliyat ameliyathane ameliyatlı ameliyat masası ameliye amenajman amenna amentü (ana ilkeler) Amentü (dua) Amerika Amerika armudu Amerika bademi Amerika elması Amerikalı Amerikalılaşma Amerikalılaşmak amerikan (bez) Amerikan (Amerika’ya ait) Amerikan bar 182 .

−ğu amil amilâz amin (kimya tterimi) âmin (dua sözü) 183 .−lü amfibyumlar amfiteatr amfizem amfor amfora amigo amigoluk.−li ametist amfetamin amfi amfibi amfibi harekât amfibol.Amerikan bezi Amerikanca Amerikanist Amerikan salatası Amerikansı Amerikanvari Amerika tavşanı Amerika üzümü amerikyum ametal.

aminoasit.−bi amipler amipli amir amiral.−li amirallik.−ğı 184 .−ği amirane amirce amiriita amirlik.−di amino grubu amip.−ği amit.−di amitoz amiyane amma amma velâkin amme amme davası amme efkârı amme hukuku amme idaresi amme menfaati amnezi amnios amnios suyu amonyak.

−ti ampir ampirik.−du amyant 185 .−lü ampütasyon amudî amudufıkarî amut.amonyaklama amonyaklamak amonyum amonyum karbonat amonyum sülfat amor amoralizm amorf amorti amorti etmek amortisman amortisör amper ampermetre amperölçer amper saat.−ği ampirist ampirizm amplifikatör ampul.

−cı ana çizgi anaçlaşma anaçlaşmak anaçlık.an ana ana arı ana baba ana baba günü ana bilim dalı anabolizma ana cadde anacık.−ğı ana dal anadan doğma ana defter ana deniz ana deniz bilimi ana dil ana dili ana direk.−ği ana doğrusu Anadolu Anadolulu anadut 186 .−ğı anacıl anaç.

−ğı anahtar taşı ana kadın ana kapı 187 .−ği ana fikir.−ğı anahtar kelime anahtarlık.−ği anaerobik.ana duvar ana düşünce ana erki anaerkil anaerkillik.−kri anafilâksi anafor anaforcu anaforculuk.−ğu anafordan anaforlama anaforlamak anaforlu anagram ana haber sunucusu anahtar anahtar ağızlığı anahtar bitkiler anahtarcı anahtarcılık.

−bı anakonda ana kök ana kraliçe anakronik.−ğı analık etmek analıkızlı (yemek) analist analitik.−ği anakronizm ana kubbe ana kucağı ana kuzusu analı analık.−ği analoji analojik.−ği anam anamal 188 .ana kara ana kent ana kitap.−ği analiz analizci analiz etmek analizör analjezi analjezik.

−ğı anapara anarşi anarşik.−ği anarşizm anartri ana saat.−ği anarşist anarşistleşme anarşistleşmek anarşistlik.anamal birikimi anamalcı anamalcılık.−ğı ana mektebi ana motif ana muhalefet Anamur (ilçe) ananas ananasgiller an'ane an'aneci an'anecilik.−ği an'anesiz ananet an'anevî anaokulu ana ortaklık.−ti 189 .

−hri anatomi anatomici anatomik.−du 190 .ana sanlı ana sav ana sayaç.−cı anasıl ana sınıfı anasının gözü anasır anasız anasızlık.−ğı anason ana sözleşme ana şehir.−ği anatomist ana toplardamar anavaşya ana vatan ana yapı ana yarısı anayasa anayasacı anayasal ana yol ana yön ana yurt.

ana yüreği anbean anca ancak anchorman ançüez andaç.−cı andante andantino andaval andavallı andemi andemik.−ğı Andırın (ilçe) andırış andırışma andırışmak andırma andırmak andız andız otu andropoz anekdot anele anemi 191 .−ği andezit.−di andık.

anemik.−ği anemometre anemon aneroit.−di anestezi anestezist anesteziyoloji anevrizma angaje angaje etmek angaje olmak angajman angajmanlı angajmansız angajmansızlık.−ğı angarya angaryacı angıç.−ğı Anglofil Anglosakson Angola Angolalı angström 192 .−cı angın Anglikan Anglikanizm Anglikanlık.

angudî angut.−ğu anha minha anhidrit anı anık.−ğı anılaşma anılaşmak anılma anılmak anımsama anımsamak anımsanma anımsanmak anımsatma anımsatmak anında anırış anırma anırmak anırtı 193 .−ğı anıklama anıklamak anıklaşma anıklaşmak anıklık.−du angutluk.

anırtma anırtmak anıştırma anıştırmak anıt Anıtkabir anıtlaşma anıtlaşmak anıtlaştırılma anıtlaştırılmak anıtlaştırma anıtlaştırmak anıt mezar anıtsal anıtsı anız anızlık.−ğı anî anî akın anîde anîden anif anî hız anilin anilin boyalar animasyon animato 194 .

−ğı ankesörlü telefon anket anketçi anketçilik.−ği anketör anket yapmak ankiloz anlak.animatör animizm anjanbıman anjin anjiyo anjiyografi anjiyoloji Anka Ankara Ankara keçisi Ankara kedisi ankastre ankastre fırın ankastre ocak.−ğı anlaklı anlam anlama anlamak anlamamazlık.−ğı 195 .

−ğı anlamsal anlamsız anlamsızlaşma anlamsızlaşmak anlamsızlaştırma anlamsızlaştırmak anlamsızlık.−ğı anlam değişmesi anlam genişlemesi anlam iyileşmesi anlam kayması anlam kötüleşmesi anlamlandırma anlamlandırmak anlamlı anlamlı anlamlı anlamlılık.−ğı anlam bayağılaşması anlam bilimi anlam bilimsel anlam daralması anlamdaş anlamdaşlık.−ğı 196 .anlam aykırılığı anlamazlık.

−ğı anlatımlı anlatım tonu anlatış anlatma anlatmak anlattırma anlattırmak anlayış 197 .−ğı anlaştırma anlaştırmak anlatı anlatıcı anlatılma anlatılmak anlatım anlatım bilimi anlatımcı anlatımcılık.−ğı anlaşılma anlaşılmak anlaşılmaz anlaşma anlaşmak anlaşmalı anlaşma yapmak anlaşmazlık.anlaşık.

−ğı anlayışsız anlayışsızlık.−ğı anma töreni anne anneanne annelik.−ğı anlık.−ği 198 .−ğı anlıkçılık.−ğı anorganik.−ğı anonim şirket anons anons etmek anonsör anorak.−ği annelik etmek anne olmak anofel anomali anomnezi anonim anonim ortaklık.anlayışlı anlayışlılık.−ğı anlı şanlı anma anmak anmalık.

−ği anot.−ği ansiklopedik.−dı antagonizma Antakya Antalya antant antarktik.−li ansefalit ansıma ansımak ansız ansızın ansiklopedi ansiklopedici ansiklopedicilik.anormal.−ği ansiklopedik sözlük.−ğü ansiklopedr ant.−ği Antarktika antarktik kara anten 199 .−li anormalleşme anormalleşmek anormallik.−du ansefal.

−di antibiyotik.−ğı anten yükselteci Antep baklavası Antep fıstığı Antep fıstığıgiller Antep işi (nakış) anterit anterograf anterosel anterostomi antet antetli ant etmek antetsiz antialerjik.antenli antenli balık.−ği antibiyotik tedavisi antidemokratik.−ği antidot antiemperyalist antiemperyalizm antifaşist antifaşizm antifriz antijen 200 .−ği antiasit.

−ğı antikalık.antihijyenik.−ği antik.−bu antiloplar antimon antinomi antioksidan antipati antipatik.−ği antipropaganda antisemit antisemitist antisemitizm 201 .−ğı antika mobilya antikapitalist antikapitalizm antikatot.−du antik çağ antikiklon antikite antikomünist antikomünizm antikor antilop.−ği antika antikacı antikacılık.

−ği antisiklon antitez antitoksik.−ği antitoksin ant kardeşi antlaşma antlaşmak antlı antoloji antrakt antrasit antre antrenman antrenmanlı antrenmansız antrenör antrenörlük.−ğu 202 .−di antropoitler antropolog.−ğu antrkot antrok antropoit.−ğü antrepo antrepocu antrepoculuk.antisepsi antiseptik.

−ği antropozoik devir antrparantez anut.−ğı apaçıklık.−du anüri anüs anüs yüzgeci anyon anzarot aort apacı apaçık.−ği antropomorfizm antroponim antroposantrizm antropozoik.−ğı apandis apandisit apansız apansızın aparat aparey aparkat 203 .antropoloji antropolojik.−ğı apalak.−ğı apak.

−ğı apış arası apışık.−ğı apayrı apaz apazlama apazlamak apel aperitif apış apışak.−ği aplikasyon 204 .aparma aparmak apartman apar topar apart otel apaş apatit apaydın apaydınlık.−ğı apışma apışmak apıştırma apıştırmak apiko aplik.−ğı apışlık.

−ği aport aposteriori apostrof apoşi apotr appassionato apraksi apre apreci apreleme aprelemek apreli apresiz april apriori apse apseleşme apseleşmek apsent apsis aptal aptal aptal 205 .−ği apokrif apolet apolitik.aplike apokaliptik.

−ğı araba falakası arabalı arabalık.−ğı arabalı vapur araba mezarlığı araban Araban (ilçe) arabanbuselik.−ğı aptallık etmek aptal olmak apteriks apukurya apul apul ar ara araba araba araba arabacı arabacılık.−ği arabankürdî 206 .aptalca aptalcasına aptallaşma aptallaşmak aptallaştırma aptallaştırmak aptallık.

ara başlık.−ğu ara bulma ara bulmak ara bulucu ara buluculuk.−ği Arabizasyon ara bono arabozan arabozanlık.−ğı ara bozucu ara bozuculuk.−ğı araba vapuru arabesk arabeskçi arabeskleşme arabeskleşmek Arabî Arabist Arabistan Arabistan defnesi Arabistik.−ğı aracılık etmek 207 .−ğu aracı aracı banka aracı kurum aracılığıyla aracılık.

−ğı araçlı araçlı jimnastik.−ği araçsız araçsızlık.−cı Araç (ilçe) araççılık.−cı arakçı arakçılık.−ğı ara kesit arakıye araklama araklamak Araklı (ilçe) 208 .aracı şirket ara cümle araç.−ğı arada bir ara deniz Araf Arafat aragonit arak araka ara kamışı ara kapı ara kararı ara kazanç.

ara konakçı Aral aralama aralamak aralanma aralanmak aralatma aralatmak aralık.−ğı Aralık (ilçe) aralık etmek aralıklı aralık oyunu aralıksız aralıkta arama arama bülteni arama emri arama izni aramak arama kararı ara mal arama ruhsatı arama tarama arama yapmak Aramîce ara nağme 209 .

−ğı Arap rakamları Arap sabunu arapsaçı (bitki.ara nağmesi aranılma aranılmak aranje etmek aranjman aranjör aranma aranmak arantı Arap Arap aşı Arapça Arapçalaşma Arapçalaşmak Arapçalaştırma Arapçalaştırmak Arapkir (ilçe) Araplaşma Araplaşmak Araplaştırma Araplaştırmak Araplık. karışık durum) Arapsun 210 .

Arap tavşanı Arap zamkı ararot ararot kamışı Arasat ara seçim ara sıcak.−ğı araştırılma araştırılmak araştırma araştırmacı araştırmacılık.−di araştırı araştırıcı araştırıcılık.−ğı ara sınavı ara sıra arasız ara sokak.−ğı ara söz arasta araşit.−ğı araştırma filmi araştırma görevlisi araştırmak araştırman aratış 211 .

−ğı ardaklanma ardaklanmak 212 .−ği arazi arazi aracı arazi olmak arazi turu arazi vitesi arazi yarışı arbalet arbede arbitraj arboretum arda Arda Ardahan ardak.aratma aratmak ara tümce ara yerde arayıcı arayıcı fişeği arayış ara yön araz arazbar arazbarbuselik.

−cı ardıç kuşu ardıç otu ardıç rakısı ardıl ardıl görüntü ardılma ardılmak ardın ardın ardınca ardı sıra ardışık.−ğı ardışık olgular ardışık sayılar ardiye ardiyeci arduaz arefe arefe günü arena areometre argaç.Ardanuç (ilçe) Ardeşen (ilçe) ardı ardına ardıç.−cı 213 .−ğı ardışık görüntü ardışıklık.

argaçlama argaçlamak argali argın argınlık.−ğı arı dalağı arık.−dı argo argon argonot Arguvan (ilçe) argüman Arhavi (ilçe) arı arı beyi arı biti Arıcak (ilçe) arıcı arıcılık.−ğı arıkçı arı kil arıklama arıklamak arıklaşma arıklaşmak arıklatma 214 .−ğı argıt.

−ğı arınış arınma arınmak arı sili arı sütü arış arıtıcı 215 .−ğı arı kovanı Arıkovanı (yıldız kümesi) arı kuşu arı kuşugiller arılama arılamak arılanma arılanmak arılar arılaşma arılaşmak arılaştırma arılaştırmak arılık.−ğı arındırma arındırmak arınık.arıklatmak arıklık.

−ğı arıtım arıtım evi arıtış arıtma arıtma ünitesi arıtmak arız arıza arızalanma arızalanmak arızalı arızasız arıza yapmak arızî arız olmak arî Arî aria Arî dil arif arifane arife arife günü arioso Aristocu Aristoculuk.arıtıcılık.−ğu 216 .

−ği ariya ariyet ariyeten ariza ariz amik arjantin Arjantin Arjantinli ark arka arka arka arka arkaya arka ayak.−cı arkadan arkaya arkadaş 217 .−ği aritmetik dizi aritmetik işlem aritmetik orta aritmetiksel aritmi aritmik.−ğı arkaç.−ğı aritmetik.−ği aristokratlık.aristokrasi aristokrat aristokratik.

−ği arkaizm arkalama arkalamak arkalanma arkalanmak arkalı arkalıç.−ğı arkalıklı arkalıksız arka müziği arka plân arka plânda arkası kavi arkası pek arkası sıra arkası yufka arkasız arka sokak.−cı arkalık.−ğı arka teker arka üstü 218 .arkadaş canlısı arkadaşça arkadaşlık.−ğı arkadaşlık etmek arkadaş olmak arkaik.

−ğu arkeoloji arkeolojik.−ğü armatür armoni 219 .−ği arkeopteriks arketip arkıt arkoz arktik.−ği arlanma arlanmak arlanmaz arlı arma armada armador armadura armağan armağan etmek armalı armatör armatörlük.arka yüz arkebüz arkeen arkegon arkeolog.

−ği armonika armoniler armoni orkestrası armonize armonyum armudî armudiye armut.−du armutçu armut kabağı armut kurusu Armutlu (ilçe) armut top armuz Arnavut Arnavut bacası Arnavut biberi Arnavut ciğeri Arnavutça Arnavut kaldırımı Arnavutlaşma Arnavutlaşmak Arnavutlaştırma Arnavutlaştırmak Arnavutluk.−ğu arnika 220 .armonik.

aroma aromalı aromatik.−ğı Arpaçay (ilçe) arpa güvesi arpağan arpalama arpalık.−ği arsıulusal arsız arsız arsız 221 .−ğı arpacık soğanı arpacılık.−ği arometrapi arozöz arp arpa arpacı arpacık.−ğı arpalık etmek arpa suyu arpa şehriye arpçı arpej arsa arsa payı arsenik.

−ğı arsızlık etmek Arsin (ilçe) arslan arslanlı arş arşe arşetip arşıâlâ arşın arşınlama arşınlamak arşınlık.arsızca arsızlanma arsızlanmak arsızlaşma arsızlaşmak arsızlık.−ği arşivleme arşivlemek art.−ğı arşidük arşidüşes arşiv arşivci arşivcilik.−dı artağan 222 .

−du art avurt ünsüzü art bölge artçı artçı deprem artçılık.−ğı artakalma artakalmak art arda art avurt.artağanlık.−ğı art damak ünsüzü art düşünce arter arterit artezyen artezyen kuyusu artı artık.−ğı artçı şok art damak.−ğı artık değer artık emek.−ği artık gün artıklama artıklamak artık yıl artım 223 .

−cu artik artikel artikülâsyon artist artistçe artistik.−ğı art niyet art oda Artova (ilçe) artrit artroz art teker Artvin 224 .artımlı artın artırılma artırılmak artırım artırma artırmak artı sayı artış artı uç.−ği artistlik.−ği artma artmak artmak.

art zamanlı art zamanlı dil bilimi art zamanlılık.−bi as asa asabî asabîleşme 225 .−ği arzulama arzulamak arzulu arz ve talep.−li arzuhâlci arzuhâlcilik.−ğı aruz arya Aryanizm arz arzanî arz dairesi arz derecesi arz etmek arziyat arz odası arz talep kanunu arzu arzu etmek arzuhâl.

−ği asabiye asabiyeci asabiyet asal asalak.asabîleşmek asabîlik.−ğı asalet asaleten asaleten atama asaleten atanma asal gazlar asal sayı asamble asansör asansör boşluğu asansörcü asap.−ğı asalak bilimi asalaklaşma asalaklaşmak asalaklık.−bı asar Asarcık (ilçe) asarıatika asayiş asbaşkan 226 .

−ğı asık suratlı 227 .−bı ası asık.asbest asbest yünü aselbent.−ği asetik asit.−di asenkron asepsi aseptik.−ği ases asesbaşı asetat asetatlı asetik.−ği asgarî asgarî ücret ashap.−di asetilen aseton asfalt asfaltit asfaltlama asfaltlamak asfaltlanma asfaltlanmak asgarımüşterek.

asıl.−ğı asıltı asıl vurgu asım asım takım asıntı asıntı olmak asır.−ğı asi aside asidimetre asil asileşme 228 .−srı asırlarca asırlık.−slı asılanma asılanmak asılı asılış asıllı asılma asılmak asılmışadam (bitki) asıl nüsha asıl sayılar asılsız asılsızlık.

−ği asilik etmek asillik.−ği asilzade asilzadelik.−ği asimetri asimetrik.−ğı asit.−ği askerî askerî ambargo 229 .−ği asitölçer ask askarit as kat asker askerce askerci askercilik.−ği asit fenik.−di asit alkol.−lü asit borik.−ği asimilâsyon asimile etmek asimptot asistan asistanlık.asileşmek asilik.

−ğı askıntı askıntı olmak askısız asklı 230 .askerî ataşe askerî inzibat askerî kaput askerîleşme askerîleşmek askerîleştirme askerîleştirmek askerî rüştiye askeriye asker kaçağı askerlik.−ği askerlik dairesi askerlik etmek askerlik hizmeti askerlik yapmak askerlik yoklaması asker ocağı asker olmak asker tayını askı askıcı askılı askılık.

askospor asla aslan Aslan (burç) aslanağzı (bitki) aslan ağzı Aslanapa (ilçe) aslanca aslangiller aslankulağı (bitki) aslankuyruğu (bitki) aslanlık.−ğı aslında aslı nesli aslî aslî düşünce aslî maaş aslî nüsha asliye asma 231 .−ğı aslan payı aslanpençesi (bitki) aslan sütü aslan yürekli aslen aslı astarı aslık.

−di asma köprü asmalı asmalık.−li asparagas aspidistra aspiratör aspirin aspur asrısaadet asrî asrîleşme asrîleşmek asrîlik.−ği 232 .asma bahçe asma bıyığı asma biti asmagiller asmak asma kabağı asma kat asma kilit.−ğı asma merdiven asma yaprağı asmolen asonans asorti asosyal.

−ğı astarlı zarf astarya astasım astat astatin asteğmen asteğmenlik.assai assolist ast Astana astar astar boyası astar kaplama astarlama astarlamak astarlanma astarlanmak astarlatma astarlatmak astarlı astarlık.−di astım astımlı astırma 233 .−ği astenik tip asteroit.

−ği astrolog.−ğı astsubay üstçavuş asude 234 .−ğu astropikal.−ği astronomik fiyat astronomik rakam astronot astronotluk.−li astsubay astsubay başçavuş astsubay çavuş astsubay kıdemli başçavuş astsubay kıdemli çavuş astsubay kıdemli üstçavuş astsubaylık.astırmak astigmat astigmatizm astragan astrofizik.−ğu astroloji astronom astronomi astronomik.

−ği asuman Asurca Asurî Asya Asyalı Asyalılık.asudelik.−ğı asyön aş aşağı aşağı bitkiler aşağılama aşağılamak aşağılanma aşağılanmak aşağılaşma aşağılaşmak aşağılatma aşağılatmak aşağılık.−ğı aşağılık duygusu aşağılık kompleksi aşağılı yukarılı aşağı mahalle aşağısama aşağısamak aşağısı 235 .

−ğı (ayak bile− ğindeki kemik) âşık.−ğı (vurgun.−nı aşçıbaşılık. tutkun) aşı kâğıdı 236 .−yı.−ğı aş damı aşerat aş erme aş ermek aş evi aşhane aşı aşı boyalı aşı boyası aşıcı aşıcılık.−ğı aşık.−ğı aşçılık.aşağı yukarı aşama aşamalı aşama sırası aşar aşarî aşçı aşçı baltası aşçıbaşı.−kı.

−ğı âşık olmak âşıktaş âşıktaşlık.âşıkane aşık kemiği âşıklı âşıklık.−ğı aşılama aşılamak aşılanma aşılanmak aşılatma aşılatmak aşılı aşılma aşılmak aşım aşındırma aşındırmak aşınım aşınma aşınmak aşınma payı aşıntı aşı olmak aşır.−şrı aşıramento 237 .

−cu aşırma aşırmacılık.−ğı aşırmak aşırma kayış aşırmasyon aşırtı aşırtma aşırtmak aşısız aşıt.−ğı aşırı doyma aşırı duyarlık.−ğı aşırı duyu aşırı erime aşırılık.−ğı aşırılma aşırılmak aşırıntı aşırı taşırı aşırı uç.aşırı aşırı bellem aşırı besi aşırıcılık.−dı aşı taşı aşikâr aşikâre 238 .

aşikâr etmek aşikâr olmak aşina aşinalık.−ğı aşiret aşiyan aşk Aşkabat Aşkale (ilçe) aşkefza aşk etmek aşkın aşkıncılık.−ğı aşk olsun aşk eylemek aşlık.−ğı aşma aşmak aşna aşna fişne aş ocağı aşoz aştırma aştırmak aşure aşure ayı aşure günü 239 .

−ğı atama atamak ataman at anası atanma atanmak ataraksiya 240 .−ğı ataklaşma ataklaşmak ataklık.−ğı ata erki ataerkil atak.−ği aş yermek at ata atabek.−ği aşüfte aşüftelik.aşurelik.−ğı atak yapmak atalar sözü atalet atalık.−ği atabey Atabey (ilçe) atacılık.

−ğı at donu (renk) ate atefleksiyon ateh ateist ateizm aterina ateş ateş balığı ateşbaz ateş boyu 241 .atardamar atari atarkanal atasözü ataş ataşe ataşelik.−ği atavizm atbalığı (su aygırı) at başı at cambazı atçı atçılık.−ğü atavik.−ği Atatürkçü Atatürkçülük.

−ği ateş dikeni ateş etmek ateş gecesi ateş gemisi ateş hattı ateşin ateş kayığı ateşkes ateş kırmızısı ateşleme ateşlemek ateşlendirme ateşlendirmek ateşlenme ateşlenmek ateşletme ateşletmek ateşleyici ateşli ateşli ateşli ateşlik.−ği 242 .−ği ateşlilik.ateş böceği ateş böcekleri ateşçi ateş çiçeği ateşçilik.

−ği ateş tuğlası atfen atfetme atfetmek at gezdirmeliği atgiller at gözlüğü atıcı atıcılık.−dı atık su atıl atılgan atılganlık.ateşli silâh ateşli silâhlar ateş pahası ateş parçası ateşperest ateşten gömlek.−ğı atıf.−tfı atıfet atık.−ğı atık kâğıt.−ğı atılım atılımcı atılış atılma 243 .

saç) 244 .atılmak atım atımcı atımcılık.−ği atik tetik.−ği atiklik.−ğı atımlık.−ğı atıştırma yeri atış yeri ati atik.−ği Atkaracalar (ilçe) at kestanesi at kestanesigiller atkı atkı iplik.−ğı atış atış alanı atışma atışmak atıştırma atıştırmak atıştırmalık.−ği atkılama atkılamak atkılı atkuyruğu (bitki.

−cı atlandırma atlandırmak atlangıç.−ği atlitik tip 245 .−cı atlanılma atlanılmak atlanma atlanmak atlar anası atlas atlas çiçeği atlas çiçeğigiller atlas kemiği atlatılma atlatılmak atlatma atlatmak atlet atlet fanilâsı atletik.atkuyruğugiller atlama atlama beygiri atlamak atlama tahtası atlama taşı atlambaç.

−lü atom atom ağırlığı atomal.−ği atol.−ğu at meydanı atmık.−li atom bombası atomcu atomculuk.−ğu atom çağı atom çekirdeği atom enerjisi 246 .−ğı atmosfer atmosfer basıncı atmosferik.atletizm atlı atlıkarınca (eğlence aracı) atlı karınca atlı spor atma atmaca atmak atmasyon atmasyoncu atmasyonculuk.

−ği atom numarası atom reaktörü atom santrali atom sayısı atonal.−ğı aval.−ğı 247 .atomik.−ğı avanakça avanaklık.−li aval aval aval avam Avam Kamarası avanak.−li atölye atölye resmi atraksiyon atropin at sineği attar attırma attırmak atvur aut av avadancı avadanlık.

avanaklık etmek avangart.−ğı avantadan avantaj avantajlı avantajsız avantür avantüriye Avar avara Avarca avare avare etmek avareleşme avareleşmek avarelik.−ği avare olmak avarız avarya avaz avcı 248 .−dı Avanos (ilçe) avanproje avans avanta avantacı avantacılık.

avcı çantası avcı eri avcı hattı Avcılar (ilçe) avcılık.−ğı avcılık etmek avcı otu avcı uçağı avdet avdet etmek avdetî av dönemi avene averaj avgın av hayvanı avisto avize avize ağacı av köpeği av kuşu avlak.−ğı avlama avlamak avlanma avlanmak avlatma 249 .

−cu avundurma 250 .−dı avrat pazarı avret Avro Avrupa Avrupaî Avrupa kayını Avrupalı Avrupalılaşma Avrupalılaşmak Avrupalılık.−ğı avunç.−ğı av tezkeresi avuç.avlatmak avlu av mevsimi avokado Avrasya avrat.−cu avuç avuç avuç dolusu avuç içi avuçlama avuçlamak avukat avukatlık.

avundurmak avunma avunmak avuntu avurt.−du avurtlama avurtlamak avurtlu avurt ünsüzü Avustralya Avustralya karatavuğu Avustralyalı Avusturya Avusturyalı avutma avutmak avutucu avutulma avutulmak av yasağı ay (takvim) ay (gök cismi) Ay (bilimsel yayınlarda) aya ay ağılı 251 .

−yı ayakkabıcı ayakkabıcılık.−ğı ayaklı koşma 252 .−ğı ayakkabılık.−ğı ayakçı ayakçın ayak divanı ayak işi ayak izi ayakkabı.−ğı ayakaltı ayak bağı ayakbastı ayak bileği ayakça ayakçak.−ğı ayak keseri ayak kirası ayaklama ayaklamak ayaklandırma ayaklandırmak ayaklanma ayaklanmak ayaklı ayaklık.ayak.

açık) âyan (ileri gelenler) ayan beyan Ayancık (ilçe) ayandon 253 .ayaklı kütüphane ayaklı mâni ayak makinesi ayak oyunu ayak satıcısı ayaksız ayaksızlar ayakta ayak tabanı ayak takımı ayak tarağı ayaktaş ayak tedavisi ayak teri ayak topu ayakucu (gök bilimi) ayak ucu ayaküstü ayaküzeri ayak yalın ayakyolu ayal.−li ayan (belli.

ayan olmak ayar ayarcı ayar etmek ayarı bozuk.−ğı ayartı ayartıcı ayartıcılık.−ğu ayarlama ayarlamak ayarlanma ayarlanmak ayarlatma ayarlatmak ayarlı ayarlı pense ayarsız ayarsızlık.−ğı ayartılma ayartılmak ayartma ayartmak Ayaş (ilçe) ayaz ayazlama ayazlamak ayazlandırılma 254 .

−ğı ayazma ay balığı ay balığıgiller ay balta Aybastı (ilçe) aybaşı aybeay ayça ay çekirdeği ayçiçeği ayçiçeği yağı ayçöreği ay dede aydemir aydın Aydın Aydıncık (ilçe) aydınger aydınlanma aydınlanmak 255 .ayazlandırılmak ayazlandırılmış rakı ayazlanma ayazlanmak ayazlatma ayazlatmak ayazlık.

Aydınlar (ilçe) aydınlatıcı aydınlatılma aydınlatılmak aydınlatma aydınlatmak aydınlık.−ğı ayıgiller 256 .−ğı aydınlıkölçer Aydıntepe (ilçe) ay dönümü ayet ay evi aygın aygın baygın aygır aygır deposu aygıt ay−gün takvimi ay−gün yılı ayı ayıbacağı (yelken tarzı) ayı balığı ayıboğan ayıcı ayıcılık.

−ğı ayılma ayılmak ayıltı ayıltma ayıltmak ayın ayınga ayıngacı ayıngacılık.ayı gülü ayık.−ğı ayıkmak ayıkulağı (bitki) ayılık.−ğı ayıp.−bı ayıp etmek ayıplama ayıplamak ayıplanma ayıplanmak 257 .−ğı ayıklama ayıklamak ayıklanma ayıklanmak ayıklatma ayıklatmak ayıklık.

−cı ayıran ayırgan ayırganlık.ayıplı ayıpsız ayıraç.−cı ayırmak ayırt edilmek ayırt etmek ayırtı ayırtma ayırtmak ayırtman ayırtmanlık.−ğı ayırıcı ayırım ayırım yapmak ayırma ayırmaç.−ğı ay ışığı ayıt ayı üzümü ayı yürüyüşü ayin ayinicem ay karanlığı aykırı 258 .

−ğı aykırı olmak ayla aylak.−ğı aylakçı aylakçılık.−ğı aylaklık.−ğı aylaklık etmek aylak olmak aylama aylamak aylandız aylanma aylanmak aylı aylık.−ğı aylıkçı aylıklı ayma aymak aymaz 259 .aykırı doğrular aykırı katmanlaşma aykırılama aykırılamak aykırılaşma aykırılaşmak aykırılık.

−kkı ayniyat ayniyet aynştaynyum 260 .−ğı aynalı aynalık.−ğı ayna taşı ayna tırnağı aynaz aynen aynı aynılık.−ğı aynısefa aynıyla aynı zamanda aynî aynî hak.aymazlık.−ğı aynalık tahtası aynalı sazan aynasız aynasızlık.−ğı ay modülü ayn ayna aynabakar aynacı aynacılık.

ayol ay örümceği ayraç.−ğı ayrık küme 261 .−cı ayrı çanak yapraklılar ayrık.−ğı ayrıcalıklı ayrıcalıksız ayrıcasız ayrı cinsten ayrıç.−cı ayran ayran ağızlı ayran budalası ayrancı Ayrancı (ilçe) ayrancılık.−ğı ayran delisi ayran gönüllü ayranlaşma ayranlaşmak ayrı ayrı ayrı ayrı basım ayrıca ayrıcalı ayrıcalık.

−ğı ayrımlama ayrımlaşma 262 .−ğı ayrılıkçı ayrılış ayrılışma ayrılışmak ayrılma ayrılmak ayrılmazlık.−ğı ayrım ayrımcı ayrımcılık.−ğı ayrık otu ayrıksı ayrıksı ay ayrıksı dağılış ayrıksılık.−ğı ayrıksı yıl ayrıksız ayrılanma ayrılanmak ayrılaşma ayrılaşmak ayrılı ayrılık.ayrıklı ayrıklık.

−di aysız ayşekadın (fasulye) ay takvimi aytışma aytışmak 263 .−ğı ayrışıklık.−ğı ayrımsama ayrımsamak ayrımsız ayrımsızlık.ayrımlaşmak ayrımlı ayrımlılık.−ğı ayrışım ayrışma ayrışmak ayrıştırma ayrıştırmak ayrıt ayrı taç yapraklılar ayriyeten aysar aysberg aysfilt.−ğı ayrıntı ayrıntılı ayrışık.

−ğı Ayvalık (ilçe) ayva marmelâdı ayvan ayva reçeli ayva tüyü ayvaz ayvazlık.−ğı ayyaş ayyaşlık.ay tutulması ayva ayvadana Ayvacık (ilçe) ayva hoşafı ayva kompostosu ayvalık.−ği azalma azalmak 264 .−ğı ayyar ayyarlık.−ğı ay yıldız ay yılı ayyuk az aza azade azadelik.

−dı azat etmek azat eylemek azatlı azatlık.−ğu azca az çok Azdavay (ilçe) azdırılma 265 .−ğı azatsız az az az buçuk.−bı azaplı azar azar azar azarlama azarlamak azarlanma azarlanmak azarlatma azarlatmak azat.azaltma azaltmak azamet azametli azamî azap.

−ğı azılı azımsama azımsamak azınlık.−ğı azınlık hükûmeti azışma azışmak 266 .−ğı azı azıcık.azdırılmak azdırma azdırmak azelya Azerbaycan Azerbaycanlı Azerî Azerîce az gelişmiş az gelişmişlik.−ğı azı dişi azık.−ğı azıklı azıklık.−ği azgın azgınlaşma azgınlaşmak azgınlık.

azıştırma azıştırmak azıtma azıtmak azil.−ği azizlik etmek azledilme azledilmek azletme azletmek azlık.−ğı azlolunma azlolunmak azma azmak 267 .−di aziz azize aziziye Aziziye azizlik.−zmi azimet azimet etmek azimkâr azimkârane azimli azit.−zli azim.

−lü azonal.−li azot azot dioksit.−di azotlama azotlamak azotlanmış azotlu azotometre azotölçer Azrail (*)B B baba baba adam 268 .azmak.−ğı azman azman kaya azmanlaşma azmanlaşmak azmetme azmetmek azmettirme azmettirmek aznavur aznif azoik.−ği azol.

−ğı babaç.−cı babaçko Babadağ (ilçe) babadan oğula Babaeski (ilçe) baba evi babafingo baba hindi Babaî Babaîlik.−ğı babacık babacıl babacılık.−ğı babalık etmek baba mirası 269 .babaanne baba bucağı babacan babacanca babacanlaşma babacanlaşmak babacanlık.−ği babaköş babalanma babalanmak babalı babalık.

−ğı 270 .−ği baca baca başı bacak.−ği babayiğit.−di babayiğitlik.−ğı bacanaklık.−ğı bacak arası bacak kalemi bacakkıran bacaklı bacaklık.−ğı bacaklı yazı bacaksız baca kulağı bacanak.baba nasihati baba ocağı baba olmak babasız baba tatlısı baba yadigârı babayani babayanilik.−ği baba yurdu Babıâli babında Babîlik.

−ğı badem badema badem ağacı 271 .−ğı badana etmek badanalama badanalamak badanalanma badanalanmak badanalatma badanalatmak badanalı badanasız badas badat bade badehu badeli badeli aşık.−ğı bad badana badanacı badanacılık.baca tomruğu bacı baç baççı baççılık.

−ğı bademcik.badem bıyık.−ği badem ezmesi badem gözlü badem içi badem kürk bademli bademlik.−ği bademsi badem şekeri badem tırnak.−ğı badem yağı baderna badıç.−ği badikleme badiklemek badikleşme badikleşmek badire badiye badminton badya Bafra (ilçe) 272 .−cı badısaba badi badi badi badik.

−ğı bağ çubuğu bağdadî bağdalama bağdalamak bağdama bağdamak bağdaş bağdaşık.−ğı bağcıklı bağcıksız Bağcılar (ilçe) bağcılık.−ğı 273 .bagaj bagaj kapağı bagaj kilidi bagaj memuru baget bagetli bağ bağa bağan bağ bahçe bağ bıçağı bağboğan bağ bozumu bağcı bağcık.

bağdaşıklaşma bağdaşıklaşmak bağdaşıklaştırma bağdaşıklaştırmak bağdaşıklık.−ğı bağıl değer bağıllık.−ğı bağdaşılma bağdaşılmak bağdaşım bağdaşma bağdaşmak bağdaşmaz bağdaşmazlık.−ğı bağdaştırıcı bağdaştırma bağdaştırmacı bağdaştırmacılık.−ğı bağıl nem 274 . −ğı bağdaştırmak bağ doku bağ fiil bağı bağıcı bağıl bağıldak.

bağım bağımlama bağımlamak bağımlaşma bağımlaşmak bağımlı bağımlılık.−ğı bağımsız milletvekili bağımsız sıralı cümle bağın bağıntı bağıntıcı bağıntıcılık.−ğı bağır.−ğrı bağırdak.−ğı bağıntılı bağıntılılık.−ğı bağımlı sıralı cümle bağımsız bağımsız bölüm bağımsızlaşma bağımsızlaşmak bağımsızlaştırma bağımsızlaştırmak bağımsızlık.−ğı 275 .

−ğı bağışıklık bilimi bağışlama bağışlamak bağışlanma bağışlanmak 276 .−ğı bağırtma bağırtmak bağır yeleği bağış bağışçı bağışık.−ğı bağışıklık.bağırgan bağırış bağırış çağırış bağırma bağırmak bağırsak.−ğı bağırsak askısı bağırsak iltihabı bağırsak ingini bağırsak kazıntısı bağırsak kurdu bağırsak solucanı bağırtı bağırtkan bağırtlak.

−ğı bağlama zarf−fiili bağlamsal anlam bağlanak.−ğı bağlanım 277 .−ğı bağlamak bağlamalık.bağışlatma bağışlatmak bağışlayıcı bağıt bağıtçı bağıtlanma bağıtlanmak bağıtlaşma bağıtlaşmak bağıtlı bağkesen bağlaç.−cı bağlaç grubu bağlaçlı bağlaçlı tamlama bağlaçlı yan cümle bağlaç öbeği bağlam bağlama bağlamacı bağlamacılık.

−ğı bağlaşıklık.−ğı bağlaşım bağlaşma bağlaşmak bağlatma bağlatmak bağlayıcı bağlayıcı ünlü bağlayıcı ünsüz 278 .bağlanış bağlanma bağlanmak bağlantı bağlantı doku bağlantı borusu bağlantılı bağlantısız bağlantısızlık.−ğı bağlantısızlık politikası bağlantısızlık siyaseti bağlantısız ülkeler bağlantı ünlüsü bağlantı ünsüzü bağlantı yapmak bağlaşık.

−ğı bağlılaşım bağlılaşma bağlılaşmak bağlılık.bağlayış bağlı bağlık.−ğı bağrı yufka baha 279 .−ğı bağrıkara (kuş) bağrış bağrışa çağrışa bağrış çağrış bağrışma bağrışmak bağrıştırma bağrıştırmak bağrı yanık.−ği bağlı kredi bağlılaşık.−ğı bağlı olmak bağlı su bağnaz bağnazlaşma bağnazlaşmak bağnazlık.−ğı bağlık bahçelik.

bahadır bahadırlık.−ğı baharatlandırma baharatlandırmak baharatlı baharatsız bahar bayramı baharcı bahar dönemi bahariye baharlı bahar nezlesi bahar noktası bahçe Bahçe (ilçe) bahçeci bahçecilik.−ği 280 .−ği bahane bahane etmek bahaneli bahanesiz bahar baharat baharatçı baharatçılık.−ğı Bahaî Bahaîlik.

−hri bahis.−ği bahçe makası bahçemsi bahçe nanesi Bahçesaray (ilçe) bahçesiz bahçıvan bahçıvanlı bahçıvanlık.bahçe domatesi bahçe kekiği bahçeli Bahçelievler (ilçe) bahçelik.−hsi bahisçi bahis konusu bahname bahri (kuş) bahrî (denizle ilgili) bahriye bahriye çiftetellisi bahriyeli bahsetme bahsetmek bahşetme bahşetmek 281 .−ğı bahir.

−ğı bahtlı bahtsız bahtsızlık.−ğı bakar bakara bakar kör bakaya 282 .−ğı bahusus bakaç.Bahşili (ilçe) bahşiş baht bahtı açık.−ğı bakanlar kurulu bakanlık.−ğı bahtı kara baht işi bahtiyar bahtiyarlık.−cı bakakalma bakakalmak bakalit bakalitli bakalorya bakam bakan bakanak.

−ğı bakımsız bakımsızlık.−ğı bakım yurdu bakıncak.−ğı bakılma bakılmak bakım bakımcı bakım evi bakımından bakımlı bakımlık.−ğı bakındı bakınma bakınmak bakıntı bakır bakır alaşımı bakırcı bakırcılık.−ğı bakımlılık.bakı bakıcı bakıcılık.−ğı bakır çalığı bakır kaplama Bakırköy (ilçe) 283 .

−ği bakiye bakkal bakkal çakkal 284 .−ğı bakışma bakışmak baki bakir bakire bakirelik.bakırlaşma bakırlaşmak bakırlı bakır oksit.−ği bakirlik.−di bakır pası bakır rengi bakır sülfat bakır taşı bakır tuzu bakış bakış açısı bakışık.−ğı bakışıksız bakışım bakışımlı bakışımsız bakışımsızlık.

−ğı baklava dilimi baklavalı baklavalık.−ğı bakliyat bakliye bakma bakmak 285 .bakkal defteri bakkaliye bakkal kâğıdı bakkallık.−ğı bakkam bakla baklaçiçeği (renk) bakla falı baklagiller bakla kırı (renk) baklalı baklalık.−ğı baklamsı baklamsı meyve baklan Baklan (ilçe) baklava baklava börek.−ği baklavacı baklavacılık.

−ğı balalayka balama balans balans ayarı balans pensi 286 .−ğu bakteriyoloji bakteriyolojik.−di bakteriyel bakteriyolog.bakraç.−ği bakteriyoskopi baktırma baktırmak Bakû bal bala Balâ (ilçe) balaban balaban kuşu balabanlaşma balabanlaşmak balabanlık.−cı bakteri bakteridi bakterigiller bakterisit.−ğı balak.

−dı balata balayı balbal bal başı balcı balcılık.−ğı balçak.−ğı balçık hurması balçık inciri balçıklaşma balçıklaşmak balçıklı bal çiçeği Balçova (ilçe) baldır baldırak.−ci balast gemi balast yem balat.balar bal arısı balast balast direnç.−ğı baldıran baldıranlık.−ğı baldıran şerbeti 287 .−ğı balçık.

−ğı Balık (burç) balık adam balık bilimci balık bilimi balıkçı balıkçı düğümü balıkçı kazağı 288 .−ğı baldırıkara (bitki) baldır kemiği baldırpatlatan baldırsokan baldız baldo bal dudaklı bale balerin balerinlik.−ğı baldırgan baldırı çıplak.baldır bacak.−ği balet balgam balgamlı balgam taşı balgümeci (dikiş) balhane balık.

balıkçıl balıkçılgiller balıkçılık.−ğı balıkçıllar balıkçın balıkçı yaka balık çorbası Balıkesir balıketi (tombulca) balık eti balıkgözü (halka) balıkgözü objektif balıkhane balık istifi balık kartalı balıklama balıklamak balıklandırma balıklandırmak balıklava balıklı balıknefesi (yağ) balık otu balık pazarı balıksırtı (desen) balıksız balık sütü 289 .

−ğı Balkanolog.balık tabağı balık tutkalı balık unu balık yağı balık yemi balık yumurtası Balışeyh (ilçe) baliğ baliğ olmak balina balina çubuğu balinalar balinalı balina yağı balistik.−ği bal kabağı balkan Balkan Balkanlar Balkanlı Balkanlılık.−ğu Balkanoloji Balkar Balkarca bal kelebeği balkı 290 .

balkıma balkımak balkır balkon balkonumsu balköpüğü (renk) ballandıra ballandıra ballandırma ballandırmak ballanma ballanmak ballı ballıbaba (bitki) ballıbabagiller ballı börek.−ğı ballıklı ballı pasta bal mumu bal mumu macunu balo balon baloncu balon lâstik.−ği balonvari 291 .−ği ballıdarı (incir) ballık.

−ğı Baltık Baltık dilleri baltrap balya Balya (ilçe) 292 .balotaj balotaj kurulu baloz bal özlü bal özü bal özü bezi bal özülük.−ğü bal peteği bal rengi balsam balsıra bal suyu balta baltabaş (gemi) baltacı baltacık.−ğı baltalı baltalık.−ğı baltalama baltalamak baltalayıcı baltalayıcılık.

balyalama balyalamak balyalanma balyalanmak balya makinesi balya yapmak balyemez balyos balyoz balyozlama balyozlamak balyozlanma balyozlanmak bambaşka bambaşkalık.−ğı banal.−li 293 .−ğı bambu bambul bambul otu bam teli bamya bamyatarlası (mezarlık) ban bana ban ağacı banak.

banallik.−ğu bandona bandrol.−ği Banaz (ilçe) banço bançolaşma bançolaşmak bandaj bandajlama bandajlamak bandajlatma bandajlatma bandana bandıra bandıralı bandırma Bandırma (ilçe) bandırmak bando bandocu bandoculuk.−lü bandrollü bangır bangır bangırdama bangırdamak Bangladeş Bangladeşli 294 .

bani bank banka bankacı bankacılık.−ği bankerzede banket bankiz banknot banko banko at bankomat banko sayı banlama banlamak banliyö banliyö treni banma banmak ban otu bant.−dı 295 .−ği banker bankerlik.−ğı banka cüzdanı banka defteri banka kartı bankamatik.

−bı bar baraj baraj ateşi baraj mesafesi baraj yapmak barak.bantlama bantlamak bantlayıcı bant zımpara ban yağı banyo banyo bataryası banyo dolabı banyo havlusu banyo kabini banyo kazanı banyo küveti banyolu banyo sabunu banyosuz banyo takımı banyo yapmak baobap.−ğı baraka barakacık.−ğı 296 .−bı bap.

−ğı barda bardacık.−ğı bardacık eriği 297 .−ğı barbaşı barbata barbekü barbunya barbunyagiller barbut barbutçu barcı barcılık.−ğı barça barçak.baran barata baratarya bar ateşi barba barbakan barbar bar bar barbarca barbarizm barbarlaşma barbarlaşmak barbarlık.

−ğı barışma 298 .bardak.−ğı barındırma barındırmak barınma barınmak barış barışçı barışçıl barışçılık.−ğı bardakaltı (örtü) bardakçı bardak eriği bardan bardan bardan bardo barem baret barfiks bargâh bargam barhana bar havası barı barınak.−ğı barışık.−ğı barışıklık.

−ği barıştırma barıştırmak bari barikat barikatlama barikatlamak barisfer barit.barışmak barışsever barışseverlik.−du barlam barmen 299 .−lü barklanma barklanmak barkot.−di baritin baritli baritli yıkama bariton bariyer bariz barizleşme barizleşmek bark barka barkarol.

−ğu barut esmeri barut fıçısı barut hakkı baruthane barut kabağı barutluk.−ğu barok müzik.−ği baro baro başkanı barograf barok barokçu barokçuluk.−bu barparalel barsam barsama Bartın barudî barut barutçu barutçuluk.barmenlik.−ği barometre baron baronluk.−ğu barut rengi 300 .−ğu baroskop.

−ğı basık.−ğı basamak basamak basamaklı basar basarî basarna bas bariton bas bas basbayağı basen basgitar bası basıcı basıcılık.−ğı basaklı basaksız basamak.−ğı basıklaştırma basıklaştırmak basıklık.baryum baryum karbonat baryum sülfat bas basak.−ğı basıla basılı 301 .

−cı basınçlama basınçlamak basınçlı basınçlı kap.−ğı basım evi basın basın ahlâkı basın ajansı basın ataşesi basın bildirisi basın bürosu basınç.basılış basılma basılma dayanımı basılmak basım basımcı basımcılık.−bı basınçlı su basınçölçer basınç ölçüm basın danışmanı basın dünyası basın hürriyeti basın kartı basın konferansı 302 .

−smi basit cümle basitçe basit faiz basit kelime basit kesir.−sri basitleşme basitleşmek basitleştirme 303 .−ği basit basit cisim.basın mensubu basın müşaviri basın özgürlüğü basın sözcüsü basın toplantısı basın yasağı basıölçer basırgama basırgamak basırganma basırganmak basış basil basiret basiretli basiretsiz basiretsizlik.

−ğı baskın baskıncı baskın yapmak baskı resim.basitleştirmek basitlik.−ği basit renk.−ğu basketçi basket yapmak baskı baskıcı baskıcılık.−smi baskısız baskı yapmak Baskil basklârnet 304 .−gi Bask Baskça basket basketbol basketbolcu basketbolculuk.−ğı baskıda baskı grubu baskı kalıbı baskılı baskılık.

−ğı basmahane basmak basma kalıbı basmakalıp.−ğı basso bastana salatası bastarda bastı bastıbacak.−ğı bastık.−ğı bastırılma bastırılmak bastırım bastırma bastırmak bastika baston 305 .−bı basmakalıplaşma basmakalıplaşmak basmalı basmalık.baskül basma basmacı basmacılık.−ğı bastırık.−ğı bastırak.

−ğı Başak (burç) başakçı başakçık.bastoncu bastonculuk.−ğu baston francala bastonlu bastonsuz basur basurlu basur memesi basur otu basübadelmevt basya baş başa baş baş açık başağaç.−ğı baş ağrısı başak.−ğı başaklama başaklamak başaklanma başaklanmak başaklı başaktör 306 .−cı başağırlık.

−ğı baş aşağı başat başat karakter başatlık.−ğı başatlık yasası başbakan başbakanlık.başaktörlük.−i baş belâsı baş bezi 307 .−ği başaltı (spor) baş altı (denizcilik) başarı başarılı başarılma başarılmak başarım başarısız başarısızlık.−ğı başarma başarmak başasistan başasistanlık.−ğü başaktris başaktrislik.−ğı baş başa başbayi.

−ğu başçı başçık.−ğu başgedikli başhakem 308 .−ğu başdizgici baş döndürücü baş dönmesi başdümenci baş dümeni başefendi başeksper başeser başeski başfiyat başgardiyan başgarson başgarsonluk.baş bıçağı baş biti başbuğ baş çanağı başçavuş başçavuşluk.−ğı Başçiftlik (ilçe) başdanışman başdekorcu başdekorculuk.

−ği başhemşire başhemşirelik.−ğu başı devletli başı dimdik.−ğı başına buyruk.−ğu başıbozukluk.başhekim başhekimlik.−ğı başimam başka başkaca başkafiye başkahraman başkalaşım başkalaşma başkalaşmak başkalaştırma 309 .−ği başhostes başı açık.−ğu başıbozuk.−ğu başı yumuşak.−ği başı dinç başı dumanlı başıkabak.−ğı başı bağlı başıboş başıboşluk.

−ği başkesit başkilise baş kipesi başkişi başkomutan başkomutanlık.−ğı başkanlık etmek başkanlık makamı başkanlık sistemi başkan vekili başkan yardımcısı başkarakter başkası başkâtip.−ği başkent başkentlik.−ğı 310 .−ğı başkan başkanlık.−bi başkâtiplik.başkalaştırmak başkaldırı baş kaldırma baş kaldırmak Başkale (ilçe) baş kaldırma baş kaldırmak başkalık.

−ğu başköşe başkumandan başkumandanlık.başkonakçı başkonsolos başkonsolosluk. −ğı Başkurdistan Başkurt Başkurtça başlâhana başlama başlamak başlama meridyeni başlama vuruşu başlama yeri başlangıç.−cı başlangıç noktası başlanılma başlanılmak başlanma başlanmak başlatılma başlatılmak başlatma başlatmak başlayıcı 311 .

−ğı başmal başmisafir başmuallim başmuallimlik.başlayış başlı başlı başına başlıca başlık.−ğı başlıkçı başlıklı başlıksız başmabeyinci başmak.−ği 312 .−ğü başmüfettiş başmüfettişlik.−ğı başmaklık.−ği başmurakıp.−ğı başmüdür başmüdürlük.−ği başmubassır başmuharrir başmuharrirlik.−ğı başmakale başmakçı başmakçılık.−bı başmurakıplık.

−ğü başrol.−ğı başpiskopos başpiskoposluk.−ğı başparmak.−bi başmürettiplik.−ğu başöğretmen başöğretmenlik.−ğu başrahip.−bi başrahiplik.−ği başörtü başörtülü baş örtüsü başpapaz başpapazlık.−ği başrejisör başrejisörlük.−ği başmüsevvit.−lü baş sağlığı 313 .−di başnokta başoda başoyuncu başoyunculuk.−ği başmürettip.başmühendis başmühendislik.−ğı başpehlivan başpehlivanlık.

−ğı başsız başsızlık. −ğı baştan sona baştarda başteknisyen başucu (gök bilimi) baş ucu baş ucu kitabı 314 .−ğı başşehir.başsavcı başsavcılık.−ği baş tacı baş tacı etmek baştan aşağı baştan başa baştanımaz baştanımazlık.−hri baştaban baştabip.−ğı baştankara (kuş) baştan kara (git− mek.−bi baştabiplik. etmek) baştankaragiller baştan savmacı baştan savmacılık.

−ğı 315 .başucu noktası başucu uzaklığı başuzman başuzmanlık.−ğı başülke baş üstü(denizcilik) baş üstüne başvekâlet başvekil başvekillik.−ği başvurdurma başvurdurmak başvurma başvurmak başvuru başvurucu başvurulma başvuurlmak başyapıt başyardımcı başyargıcı baş yastığı başyaver başyaverlik.−ği Başyayla (ilçe) başyazar başyazarlık.

−ğı batakçı batakçıl batakçılık.−ği başyıldız başyönetmen başyönetmenlik.−ğı bataklık ardıcı bataklık baykuşu bataklık gazı bataklık keteni bataklık kırlangıcı bataklık kuşları bataklık nergisi batar batarya 316 .−ğı başyemek.−ğı batak çulluğu batakhane bataklı bataklık.başyazı başyazman başyazmanlık.−ği başyukarı bat bata çıka batak.

−ğı batıl inanç.−ğı batıl batılı batılılaşma batılılaşmak batılılaştırma batılılaştırmak batılılık.−tnı (karın) bâtın (iç.−ğı batırılma batırılmak batırma 317 .−cı batıl itikat.−ğı batık.−dı batın. gizli) Bâtınî Bâtıniye batırık.batarya ateşi batarya kutusu bataryalı bateri baterist batı batı bloku batıcı batıcılık.

−li bav bavcı 318 .−ğı batma batmak batman Batman batonsale batöz batsat battal battal etmek Battalgazi (ilçe) battal olmak battaniye battaniyeli batur batyal.−ği batisfer batiskaf batkı batkın batkınlık.batırmak batış Batı Türkçesi bati batik.

bavlı bavlıma bavlımak bavul bavulcu bavullu bavul ticareti Bavyera Bavyeralı bay bayağı bayağı kesir.−ği bayatlama bayatlamak 319 .−sri bayağılaşma bayağılaşmak bayağılaştırma bayağılaştırmak bayağılık.−ğı bayan bayançe bayat Bayat (ilçe) bayatı bayatî bayatîaraban bayatîbuselik.

−ğı bayatsı bayatsıma bayatsımak Bayburt baygın baygın baygın baygınlaşma baygınlaşmak baygınlık.−ğı baygıntı bayıla bayıla bayılma bayılmak bayıltıcı bayıltma bayıltmak bayılttırma bayılttırmak bayındır Bayındır (ilçe) bayındırcı bayındırlaşma bayındırlaşmak bayındırlaştırma 320 .bayatlatma bayatlatmak bayatlık.

−i bayilik.−ğı baylanma baylanmak bayma baymak bayrak.−ği Baykan (ilçe) baykuş baykuşgiller baylan baylanlık.bayındırlaştırmak bayındırlık.−ğı bayrakaltı (ordu hizmeti) bayrakçı bayrak direği bayraklaşma 321 .−ğı Bayındur bayır bayır aşağı bayır kuşu bayırlaşma bayırlaşmak bayır turpu bayır yukarı bayi.

−ği bayramlaşma bayramlaşmak bayramlık.bayraklaşmak bayraklı bayraklık.−ğı bayrak merasimi bayraktar bayraktarlık.−ğı 322 .−ğı bayraktarlık etmek bayrak töreni bayrak yarışı bayram bayram alayı bayram ayı bayram çocuğu bayramdan bayrama bayramda seyranda bayram gazetesi bayram günü bayram havası bayram hediyesi Bayramî Bayramiç (ilçe) Bayramîlik.

−li bazalt bazar bazen bazı bazı bazı 323 .−ğı baysal baysallık.−ğı baz baza bazal.−ğzı bayram namazı Bayramören (ilçe) Bayrampaşa (ilçe) bayram şekeri bayram tebriği bayram topu bayramüstü bayramüzeri bayram yeri bayram ziyareti bayrı bayrılık.−ğı baysungur baytar baytarlık.bayramlık ad bayramlık ağız.

−ği bazik oksitler bazilika bazit bazitli mantarlar bazlama bazlamaç.−ği bebekçe bebekleşme bebekleşmek bebeklik.−cı bazlaşma baz losyon baz morfin bazofil bazofobi bazuka be bebe bebe aspirini bebecik.−ği bebeklik etmek 324 .−ği bebek.bazıları bazısı baziçe bazidiyospor bazik.

−ği becerme becermek becet.−di Beçene becit Beç tavuğu bedahet bedaheten bedava bedavacı bedavacılık. budala) Beberuhi (Karagöz oyunundaki cüce) becayiş becayiş etmek becelleşme becelleşmek beceri becerikli beceriklilik.bebek ölümü beberuhi (sevimsiz.−ği beceriksiz beceriksizlik.−ğı bedavadan bedavalaşma 325 .

−ği bedbin olmak bedçehre beddua beddua etmek bedel bedelci bedelli bedelli askerlik.−ği bedelsiz bedelsiz ithalât beden bedence 326 .−ğı bedbaht olmak bedbin bedbin etmek bedbinleşme bedbinleşmek bedbinleştirme bedbinleştirmek bedbinlik.bedavalaşmak bedavasına bedavaya bedayi bedbaht bedbaht etmek bedbahtlık.

beden cezası bedenci beden eğitimi bedenen bedenî beden işçisi bedenli bedensel beden terbiyesi bedesten bedevî bedevîlik.−dri bedirik.−ğü bednam 327 .−ği bedhah bedihî bediî bediîleşme bediîleşmek bediiyat bedik.−ği bedir.−ği bedirlenme bedirlenmek bedirleşme bedirleşmek bedük.

−ği Behçet hastalığı behemehâl beher beherglas behey behime behimî behimîlik.begayet Begdili begonvil begonya begonyagiller begüm beğence beğendi beğendirme beğendirmek beğeni beğenilme beğenilmek beğenirlik.−ği beğeniş beğenme beğenmek beğenmemek beğenmezlik.−ği 328 .

behişt behre behresiz beis.−ğı bekâr odası bekas bekçi bekçilik.−e'si bej bek beka bekar (nota işareti) bekâr (evlenmemiş kimse) bekâret bekârhane bekârlık.−ği bekçilik etmek Bekilli (ilçe) bekinme bekinmek bekitme bekitmek bekleme beklemek beklemeli bekleme odası 329 .

−ği 330 .−ği Bektaşî Bektaşî babası Bektaşî dedesi bektaşîkavuğu (bitki) Bektaşîlik.−ği beklenmezlik fiili beklenti bekleşme bekleşmek bekletilme bekletilmek bekletme bekletmek bekleyiş bekri bekrilik.−ği beklenmek beklenmez beklenmezlik.bekleme salonu bekleme süresi bekleme yeri beklenilme beklenilmek beklenme beklenmedik.

−ti belâlı bel bağı bel bel belce Belçika Belçikalı belde Beldeitayyibe (Medine) beledî belediye belediye başkanı belediyeci belediyecilik.−ği belediye çavuşu belediye encümeni belediyelik.−ği belediye meclisi belediye nikâhı 331 .−ti belâgatli belâgatsiz bel ağrısı belâhat.Bektaşî sırrı Bektaşî üzümü bel belâ belâgat.

belediye polisi belediye reisi belediye sarayı belediye suçları belediye teşkilâtı belek.−ği beleşten beletme beletmek bel evlâdı bel fıtığı belge belgeci 332 .−ği beleme belemek belemir belen Belen (ilçe) belenme belenmek belerme belermek belertme belertmek beleş beleşçi beleşçilik.

−ği belgisiz sıfat belgisiz zamir belgit 333 .−ği belgisiz belgisizlik.−ği belgesel film bel gevşekliği belgi belgileme belgilemek belgili belgin belginlik.belgeç belgegeçer belgegeçer çevirgesi belgeleme belgelemek belgelendirme belgelendirmek belgelenme belgelenmek belgeli belgelik.−ği belgesel belgeselci belgeselcilik.

−ği belirlenme belirlenmek belirlenmezci belirlenmezcilik.−ğü beliğ belik.−ği belirleme belirlemek belirlenim belirlenimci belirlenimcilik.−ği belirleşme belirleşmek 334 .beli beli bükük.−ği belik belik belikleme beliklemek belinleme belinlemek belirgi belirgin belirginleşme belirginleşmek belirginleştirme belirginleştirmek belirginlik.

−ği belirli nesne belirme belirmek belirsiz belirsiz geçmiş belirsizlik.−ği belirtilen belirtili belirtili nesne belirtili tamlama belirtilme belirtilmek belirtisiz belirtisiz nesne belirtisiz tamlama 335 .−ci belirten belirti belirtik.belirleyici belirli belirli belirsiz belirli geçmiş belirlilik.−ği belirsizlik hâli belirsizlik sıfatı belirsizlik zamiri belirteç.

belirtken belirtme belirtme durumu belirtme grubu belirtmek belirtme sıfatı belit belitken belitleme belitlemek belitlenebilirlik.−ği bellek karışıklığı bellek kaybı bellek yitimi bellem belleme bellemek bellenme bellenmek 336 .−ği beliye bel kemeri bel kemiği belki belkili bel kündesi bellâdonna bellek.

−lü ben benbenci benbencilik.−ği belli olmak bellisiz belsem bel soğukluğu bel suyu bembeyaz bemol.−ği 337 .−ği bence benci bencil bencilce bencileyin bencilik.belleten belletici belletme belletmek belletmen belli belli başlı belli belirsiz belli etmek bellik.−ği bellilik.

−ği bencillik etmek bencil olmak bende bendegân bendegî bendehane bendezade bendir benek.bencilleşme bencilleşmek bencillik.−ği bengi su beniâdem 338 .−ği beneklenme beneklenmek benekleşme benekleşmek benekli benekli köpek balığı bengi bengileme bengilemek bengileşme bengileşmek bengilik.

benibeşer beniçinci beniçincilik.−ği benildeme benildemek benimseme benimsemek benimsenme benimsenmek benimsetme benimsetmek benimseyiş beniz.−ği 339 .−ği benlik davası benlik ikileşmesi benlik yitimi benmari benmerkezci benmerkezcilik.−ği benlik çatışması benlikçi benlikçilik.−nzi benizli benlenme benlenmek benli benlik.

−ği benzeşim benzeşim oranı benzeşlik.−ği benzeti benzetici benzetici ressam benzetilme benzetilmek 340 .−ği benzersiz benzersizlik.−di bent etmek benzeme benzemek benzemeklik.−ği benzemez benzen benzer benzeri benzerlik.−ği benzeşme benzeşmek benzeşmezlik.bent.−ği benzer şekiller benzeş benzeşen benzeşik.

−ği beraberlik müziği 341 .−ği benzin pompası benzol.−lü beraat.−ği benzin istasyonu benzinleme benzinlemek benzinli benzinlik.−ti beraat etmek beraatızimmet beraber beraberce beraberinde beraberlik.−ği benzin benzinci benzincilik.−ği benzetim sineması benzeti ressamı benzetiş benzetme benzetmek benzeyiş benzeyişsizlik.benzetim benzetimlik.

−ği berber salonu berber ustası berceste berdel berdelâcuz berdevam berduş bere bereket bereketlenme bereketlenmek bereketli 342 .berat Berat Gecesi Berat Kandili berbat berbat etmek berbat olmak berber berber balığı berber bataryası berber çırağı berber dükkânı Berberî berber kalfası berber koltuğu berberlik.

bereketlilik.−ği bereketsiz bereketsizlik.−ni beril berilyum berjer berk 343 .−ği bereleme berelemek berelenme berelenmek bereli berenarı Bergama (ilçe) bergamodî bergamot bergüzar berhane berhava berhava etmek berhava olmak berhayat berhudar beri beribenzer beriberi beriki.

−ği bertilme bertilmek bertme 344 .−ğı berraklaşma berraklaşmak berraklaştırma berraklaştırmak berraklık.berkelyum berkemal berkime berkimek berkinme berkinmek berkitme berkitmek berklik.−ğı berrî bertafsil bertaraf bertaraf etmek bertaraf olmak bertik.−ği berlâm bermuda bermutat berrak.

−ği besi örü besi suyu beslek.−ği besermek besi besici besicilik.bertmek berzah besalet besbedava besbelli besbeter beselemek beserek.−ği 345 .−ği besi doku besi dokulu besi dokusu besi dokusuz besihane besi hayvanı besili besi merası besin besinli besinsiz besinsizlik.

−ği beslenen beslengi beslenilme beslenilmek beslenme beslenme bozukluğu beslenme çantası beslenme eğitimcisi beslenme eğitimi beslenmek beslenme odası beslenme saati beslenme sorunu beslenme uzmanı beslenme yetersizliği besletme besletmek besleyici besmele 346 .besleme besleme basın beslemek besleme kız beslemelik.

besmelesiz Besni (ilçe) beste besteci bestecilik.−dü beş duyu beşer beşerî 347 .−ği bestekâr besteleme bestelemek bestelenme bestelenmek besteli bestenigâr bestesiz beste yapmak best−seller beş beş altı beşaret beş beter beşbıyık.−ğı (muşmula) beş binlik.−ği beş bir beş dört.

−ği beşikörtüsü (çatı örtüsü) beşik salıncak.−ği beşerli beşgen beşibirlik.beşerî coğrafya beşeriyet beşeriyetçi beşeriyetçilik.−ğı Beşiktaş (ilçe) beşinci beşinci kol Beşiri (ilçe) beşiz beşizli beşkardeş (şamar) beşleme beşlemek 348 .−ği beşikçi Beşikdüzü'nü (ilçe) beş iki beşik kertiği beşik kertme beşiklik.−ği beşibiryerde beşik.

beşli beşlik.−ğı beş parasız beşparmak.−ğü bet bet.−ğu beş on beş paralık.−ği beşme beş milyonluk.−di beta beta ışınları beta mikrobu betatron beteleme betelemek beter 349 .−kti beş yüzlü beş yüzlük.−ğı (deniz hayvanı) beşparmak otu beşpençe (deniz hayvanı) beştaş (oyun) beşuş beş üç beş vakit.

beter etmek beterleşme beterleşmek beti betik.−ği betili betili sanat betim betimleme betimlemeci betimlemek betimlemeli betimlenme betimlenmek betimleyici betimsel betimsel dil bilgisi betisiz betisiz sanat beton betonarme betoncu betoniyer betonkarar beton santrali bet suratlı bevliye 350 .

−ğı beyaz ırk Beyazıt (ilçe) beyaz iş beyaz kitap.bevliyeci bevliyecilik.−bı bey beyaban Beyağaç (ilçe) bey akdi beyan beyanat beyan etmek beyanname bey armudu beyaz beyaz adam beyaz altın beyaz baston beyaz cam beyaz dizi beyaz eşya beyaz et beyaz gümüş beyazımsı beyazımtırak.−bı 351 .−ği bevvap.

−ğı beyaz oy beyaz perde beyaz peynir Beyaz Rus beyaz sabun beyazsinek.−hri beybaba Beydağ (ilçe) beyefendi bey erki beygir beygirci 352 .−ği beyaz şarap.−bı beyaztilki beyaz zehir.beyaz kömür beyazlanma beyazlanmak beyazlaşma beyazlaşmak beyazlatıcı beyazlatılma beyazlatılmak beyazlatma beyazlatmak beyazlı beyazlık.

−yni beyin cerrahı beyin cerrahîsi beyincik.−ği beygirsiz beyhude beyhudelik.−ği beyhude yere beyin.beygir gücü beygirli beygirlik.−ği beyin göçü beyin gücü beyin jimnastiği beyin kanaması beyin karıncıkları beyinli beyin omurilik sıvısı beyin orağı beyinsel beyinsi beyinsiz beyin takımı beyin üçgeni beyin yıkama beyin zarı beyin zarları 353 .

−yti beyitli beyiye Beykoz (ilçe) beylerbeyi Beylerbeyi'ni beylerbeylik.−ği beyninde Beyoğlu'nu (ilçe) Beypazarı'nı (ilçe) beysbol beysbolcu Beyşehir (ilçe) beytülmal.−ği beylikçi Beylikova (ilçe) beylik söz beynamaz beynelmilel beynelmilelci beynelmilelcilik.−ği beyzî 354 .−li Beytüşşebap (ilçe) beyyine beyzade beyzadelik.beyit.−ği beylik.

bez bezci bezcilik.−ği bezemek bezemeli bezen bezeniş bezenme bezenmek 355 .−ği bezekçi bezekleme bezeklemek bezekli bezeleme bezelemek bezeli bezelye bezeme bezemeci bezemecilik.−ği bezdirici bezdirilme bezdirilmek bezdirme bezdirmek beze bezek.

bezenti bezetme bezetmek bezeyici bezeyiş bezgi bezgin bezginleşme bezginleşmek bezginlik.−zri bezirgân bezirgânbaşı bezirgânlık.−ğı bezirleme bezirlemek bezir yağı bezleme bezlemek bezm bezme bezmek bezsi bez tüyler 356 .−ği bezilme bezilmek bezir.−ği bezik.

−ğı bıcı bıcı bıcıl bıcılgan bıcır bıcır bıcırgan bıçak.−ğı bıçak sırtı bıçık.bezzaz bezzazlık.−ğı bıçaklama bıçaklamak bıçaklanma bıçaklanmak bıçaklatma bıçaklatmak bıçaklı bıçaklık.−ğı bıçılgan bıçkı bıçkıcı bıçkı evi bıçkıhane bıçkın bıçkınlaşma 357 .−ğı bıçakçı bıçakçılık.

bıçkınlaşmak bıçkınlık.−ğı bıkılma bıkılmak bıkış bıkışma bıkışmak bıkkın bıkkınlık.−ğı bıçkı tozu bıdık.−ğı bıngıldama bıngıldamak 358 .−ğı bıkkıntı bıkma bıkmak bıktırıcı bıktırma bıktırmak bıldır bıldırcın bıldırcın eti bılkıma bılkımak bıllık bıllık bıngıl bıngıl bıngıldak.

−ğı bıyıklanma bıyıklanmak bıyıklı bıyıklı balık.−ğı bıyık.bırakılma bırakılmak bırakım bırakış bırakışma bırakışmak bırakıt bırakma bırakmak bıraktırma bıraktırmak bırıçka bıtırak.−ğı bıyıksız bızbız bızdık.−ğı bızır bîaman biat.−ti biat edilmek biat etmek bîbaht 359 .

bîbehre biber biber dolması biberiye biberleme biberlemek biberli biberlik.−ği biberon biber salçası bibersiz biber turşusu bibi bibliyofil bibliyograf bibliyografi bibliyografik.−ği bibliyotekçi biblo bici bicik.−ği bicili bîçare 360 .−ği bibliyografya bibliyoman bibliyomani bibliyotek.

−ği biçim değişimi biçimleme biçimlendirilme biçimlendirilmek biçimlendirme biçimlendirmek biçimlenme biçimlenmek biçimli biçimsel biçimselleştirme 361 .−ği biçilme biçilmek biçim biçim biçim biçim bilimi biçim birimi biçimci biçimcilik.−ği biçem biçem bilimi biçenek.−ği biçerbağlar biçerdöver biçici biçicilik.bîçarelik.

−ği biçiş biçki biçkici biçki dikiş kursu biçki dikiş yurdu biçki yapmak biçki yurdu biçme biçmek biçtirme biçtirmek bîdar bid'at.−ği biçimsiz biçimsizleşme biçimsizleşmek biçimsizlik.−li biftek.−ği Biga (ilçe) Bigadiç (ilçe) 362 .biçimselleştirmek biçimsellik.−ti bidayet bide bidon bidoncu bienal.

−ği bigudi bîgünah bîhaber bihakkın biheyviyorizm bîhuş bîilâç bijon anahtarı bijuteri bîkarar bikarbonat bîkes bîkeslik.−ğu 363 .−ği bikini bikir.bîgâne bîgânelik.−kri bilâder ağacı bilâhare bilâistisna bilâkaydüşart bilâkis bilânço bilâr bilârdo bilârdocu bilârdoculuk.

−bi bilâvasıta bilcümle bildik.−ği bildirge bildiri bildirilme bildirilmek bildirim bildirim ödencesi bildiriş bildirişim bildirişme bildirişmek bildirme bildirme cümlesi bildirmek bildirme kipi bildirme kipleri bile bile bile bilecen bilecenlik.−ği Bilecik bileği bileği taşı 364 .bilârdo masası bilâsebep.

bilek.−bı bileşik kaplar bileşik kesir.−ği bilek damarı bilek gücü bilek güreşi bilek kuvveti bileklik.−sri bileşik önerme bileşim bileşke bileşken bileşme bileşmek bileştirici bileştirme bileştirmek 365 .−ği bilek saati bileme bilemek bilenme bilenmek bileşen bileşik.−ği bileşik faiz bileşikgiller bileşik kap.

−ği bilgi bilgici bilgicilik.−ği biletli biletsiz biletme biletmek bileyici bileyicilik.−ği bilgi işlem bilgi kuramı bilgilendirme bilgilendirmek 366 .−ği bilezikli bilfarz bilfiil bilge bilgece bilgelik.−ci bilgi çarpıtma bilgiç bilgiç bilgiçlik.−ği bilgiç.−ği bilezik.bilet biletçi biletçilik.

bilgilenme bilgilenmek bilgili bilgilik.−ği bilgi şöleni bilgi toplumu bilgiyazar bilhassa bili bili bili bilici bililtizam bilim 367 .−ği bilgisayar bilgisayarcı bilgisayarcılık.−ğı bilgisayarlamak bilgisayarlaşma bilgisayarlaşmak bilgisayarlı kesityazar bilgisayar masası bilgisiz bilgisizlik.−ği bilgin bilgince bilginlik.

−ği bilim dışı bilim kadını bilim kuramı bilim kurgu bilim kurgusal bilimsel bilimsel deneycilik.−ci bilinç akışı bilinçaltı bilinç dışı bilinç kaybı bilinçlendirme bilinçlendirmek bilinçlenme 368 .−ği bilinç.−ği bilimsel sosyalizm bilimsel toplantı bilimsiz bilimsizlik.bilim adamı bilimci bilimcilik. −ği bilimsel düşünce bilimselleştirme bilimselleştirmek bilimsellik.

−ği bilinçsiz bilinçsizlik.−ği bilirkişi raporu bilisiz bilisizlik.−ği bilinen bilinme bilinmedik.bilinçlenmek bilinçli bilinçlilik.−ği bilistifade biliş bilişim bilişim ağı bilişimci 369 .−ği bilinmek bilinmeyen bilinmez bilinmezlik.−ği bilindik.−ği bilinemez bilinemezci bilinemezcilik.−ği bilir bilirkişi bilirkişilik.

−ği bilmiş 370 .−ği bilmez bilmezleme bilmezlemek bilmezlenme bilmezlenmek bilmezlik.bilişim teknolojisi bilişme bilişmek bilişsel billâhi billboard billûr billûr cisim.−smi billûrî billûriye billûrlaşma billûrlaşmak billûrlaştırma billûrlaştırmak billûrlu billûrsu bilme bilmece bilmek bilmemezlik.

bilmukabele bilmünasebe bilsat bilumum bilvasıta bilvesile bilye bilyeli bilyeli yatak.−ğı bin bir bindallı bindi bindirilme bindirilmek bindirilmiş kuvvetler bindirim bindirimli 371 .−yı binbaşılık.−ğı bilyon bin bina binaen binaenaleyh bina etmek bînamaz binbaşı.

−ği binek atı binek taşı biner bingi Bingöl bini binici binicilik.−ği binme binmek binnetice bin türlü binyaprak.bindirme bindirmek bindirme kilit.−di binek.−ğı (bitki) 372 .−ği binilme binilmek bininci biniş binişme binişmek binit bin kat binlerce binlik.

−ğı bira mayası bir an bir an önce bir ara bir araba bir arada bir aralık bir avuç.−li biomekanik.−ği biomikroskop.−cu biraz 373 .−bu bîperva bir bira bira bardağı biracı biracılık.−ğı birader bir ağızdan birahane birahaneci bir alay bir âlem biralık.binyıl biokütle biomedikal.

−ği bir çenekliler bir çenetli bir çırpıda bir çift birçoğu birçok.−ğu bir damla bir defa bir defalık.birazcık.−ğı birazdan birazı bir bakıma bir başına bir bir birbiri bir boy bir boyda bir boydan bir boya birci bircilik.−ğı birden birdenbire birdirbir (oyun) bir dirhem bir dolu bir düziye 374 .

−ği bir gözeli bir gözeliler 375 .birebir (etkili) bire bir (ölçü) bire bir eşleme Birecik (ilçe) bir el (atış) birer birer birer birer ikişer bireşim bireşimli bir evcikli birey bireyci bireycilik.−ği birey oluş bireysel bireyselleştirme bireyselleştirmek bireysellik.−ği bireyüstü bir gecelik.−ği bireyleşme bireyleştirme bireyleştirmek bireylik.

bir güzel bir hamlede bir hayli bir hoş bir hücreli biri biricik.−ği bir iki birikim birikinti birikinti konisi birikiş birikişme birikişmek birikme birikme havzası birikmek biriktirim biriktirme biriktirmek birileri birim birim bölüğü birimci ekonomi birimler bölüğü birincasıf birinci 376 .

−smi birleşik kap.−bı birleşik kaplar 377 .−bu birincilik.−ği birleşik cümle birleşik fiil birleşik isim.birinci çağ birinci el birincil birincil grup.−ği birinci olmak birinci orun birinci zar birisi birkaç birkaçı bir kalem bir karar bir karış bir kere bir kerecik bir koşu birleme birlemek birler birleşen birleşik.

−ği birlikte yaşama bir nebze bir nefeste bir nice bir numara bir numaralı bir o kadar bir ölçüde bir örnek.birleşik kelime birleşik oturum birleşik oy pusulası birleşik zaman birleşilme birleşilmek birleşim birleşme birleşme değeri birleşmek birleştirici birleştirme birleştirmek birli birlik.−ği 378 .−ği birlik olmak birlikte birliktelik.

bir parça bir parmak.−kti bir vakitler biryan bir yana biryancı bir yandan biryan pilâvı biryan yağı bir yol bir zaman bir zamanlar bisiklet bisikletçi bisikletçilik.−ği bisikletli 379 .−ğı birsam bir sıra bir solukta bir sürü bir şey birtakım bir tane bir temiz bir terimli birun bir vakit.

−ğı bitek.−ği bitiklik.−ği bitey bitik.bisikletsiz bisiklet yolu bisküvi Bismil (ilçe) bismillâh bistro bisturi bisülfat bisülfür bişek bişi Bişkek bit bîtap.−ği bitelge bitevi biteviye biteviyelik.−bı bîtaraf bîtaraflık.−ği bitim bitimli bitimsiz 380 .

−ği bitişik çanak yapraklılar bitişiklik.bitirilme bitirilmek bitirim bitirimci bitirimhane bitirim yeri bitiriş bitiriş yemi bitirme bitirme fiili bitirmek bitirme tezi bitirmiş bitiş bitişik.−ği bitişik taç yapraklılar bitişimli bitişken bitişken dil bitişkenlik.−ği bitişme bitişmek bitiştirme bitiştirmek 381 .

−ği bitki örtüsü bitki patolojisi bitkisel bitkisel hayat bitkisel kazein bitkisel yağ bitki sütü bitki topluluğu bitki varlığı bitleme bitlemek bitlenme 382 .bitki bitki aktarımı bitki bilimci bitki bilimi bitki bitleri bitkici bitkicilik.−ği bitki coğrafyası bitkileşme bitkileşmek bitkimsi bitkimsi hayvanlar bitkin bitki nakli bitkinlik.

−ği biyoelektronik.−ğı biye biyel biyelcik.−ği bit otu bitpazarı bittabi bitter bitüm bitümleme bitümlemek bitümlü bit yeniği bîvefa biyaprak.−ği biyoenerji 383 .−ği biyeli biyesiz biyoelektrik.bitlenmek bitler bitli Bitlis Bitlis köftesi bitme bitmek bitnik.

biyofizik.−ği biyogaz biyograf biyografi biyografik.−ği biyometeoroloji biyonik.−ği biyopsi biyopsi yapmak biyosfer biyoşimi biyotit biz Bizans bîzar bîzar etmek bîzar olmak bizatihi biz bize bizce 384 .−ğu biyoloji biyolojici biyolojik.−ği biyojeografi biyokatalizör biyokimya biyolog.

−ğu blöf blöfçü blöf yapmak blûcin 385 .bizcileyin bizden bizdenlik.−ği bizimki bizleme bizlemek bizlengiç.−ci bizmut bizon bizzat blâstulâ blender blok blokaj bloke bloke çek bloke etmek blok inşaat bloklaşma bloklaşmak bloknot bloksuz bloksuzluk.

−ğu bocurgat bodoslama bodoslamadan bodoslamak bodrum Bodrum (ilçe) bodrum katı boduç.−cu bodur bodurlaşma 386 .blûm blûz boa boagiller boalar bobin bobinaj bobin kırıcı boca boca alabanda boca etmek bocalama bocalamak bocalatma bocalatmak boci bocuk.

bodurlaşmak bodurluk.−ğı boğasama boğasamak boğası boğaz Boğaziçi'ni Boğazkale (ilçe) boğaz kavgası boğazkesen Boğazkesen (ilçe) Boğazköy (ilçe) boğazlama boğazlamak boğazlanma boğazlanmak 387 .−ğı boğalık.−ğı boğanak.−ğu bodur pas boğa Boğa (burç) boğada boğa güreşçisi boğa güreşi boğak.−ğı boğan otu boğasak.

−ğu boğuk boğuk boğuklaşma boğuklaşmak boğula boğula boğulma 388 .boğazlaşma boğazlaşmak boğazlatma boğazlatmak boğazlı Boğazlıyan (ilçe) boğaz meselesi boğazsız boğdurma boğdurmak boğdurtma boğdurtmak boğdurulma boğdurulmak boğma boğmaca boğmacalı boğmak boğmaklı boğmaklı kuş boğucu boğuk.

boğulmak boğum boğum boğum boğumlama boğumlamak boğumlanma boğumlanma bölgesi boğumlanmak boğumlanma noktası boğumlu boğuntu boğunuk.−ğu boğuşma boğuşmak boğuşulma boğuşulmak bohça bohça böreği bohçacı bohçacılık.−ğı bohçalama bohçalamak bohem bohem hayatı bohriyum bok bok böceği 389 .

−ğu boks boksit boksör boksörlük.−ğü bol bol.−lü (içki) bolalma bolalmak bolarma bolarmak bol bol bol bolamat bol bulamaç.boklama boklamak boklanma boklanmak boklaşma boklaşmak boklu bokluk.−cı bolca bolero boliçe Bolivya Bolivyalı bol kepçe 390 .

−ğu bolometre bol paça Bolşevik Bolşeviklik.−ğı bombalama bombalamak bombalanma bombalanmak bombalatma bombalatmak bombardıman 391 .−ği Bolşevizm Bolu Bolvadin (ilçe) bom bomba bombacı bombacılık.bollanma bollanmak bollaşma bollaşmak bollaştırma bollaştırmak bollatma bollatmak bolluk.

−ğu boncuk fasulye boncuklanış boncuklanma boncuklanmak boncuklaşma boncuklaşmak boncuklu boncukluk.−ğu boncukçu boncukçuluk.−ğu 392 .−ğu bonbon şekeri boncuk.bombardıman etmek bombardıman uçağı bombardon bombe bombe bezi bombeli bombesiz bombok bomboş bomboz bonbon bonboncu bonbonculuk.

boncuk mavisi boncuksuz boncuk tutkalı bone bonfile bonfilelik.−ğü bonmarşe bono bon otu bonservis bop bopluk.−ği bonjur bonkör bonkörlük.−ğu bopstil bor Bor (ilçe) Bora borak boraks boralı boran borani borasit.−di borat borazan 393 .

−cu borç etmek borç harç Borçka (ilçe) borçlandırılma borçlandırılmak borçlandırma borçlandırmak borçlanılma borçlanılmak borçlanma borçlanmak borçlu borçluluk.borazancı borazancıbaşı borazancılık.−ğu borçluluk dengesi borçsuz borçsuz harçsız borçsuzluk.−ğı borç.−ğu borç yapmak borda borda etmek borda fenerleri borda hattı bordalama 394 .

bordalamak bordo bordro bordür borik.−ği borik asit.−di borikli borina Bornova (ilçe) Bornova misketi bornoz borsa borsa acentesi borsa aracısı borsa cetveli borsacı borsacılık.−ğı borsa değeri borsa kâğıdı borsa komiseri borsa komisyoncusu borsa oyunu borsa simsarı borsa tahtası borş boru 395 .

−ğı bostancı ocağı bostan dolabı bostan kebabı bostan korkuluğu bostanlık.boru ağı boru askısı boru bileziği borucu boru çiçeği boru çiçeğigiller boru hattı boruk.−ğu boru kabağı boru kelepçesi boru mengenesi borumsu boru yolu bos boslu Bosna Bosnalı bostan bostan bekçisi bostan bozuntusu bostancı bostancılık.−ğı 396 .

−cı boşaltı boşaltılma boşaltılmak boşaltım boşaltım aygıtı boşaltım organı boşaltma boşaltma havzası boşaltmak boşama boşamak boşandırma boşandırmak boşanma boşanma davası boşanma ilâmı boşanmak boşatma boşatmak boşattırma boşattırmak 397 .bostan patlıcanı boş boşalım boşalma boşalmak boşaltaç.

−ği 398 .−ğrü boş inanç.boşboğaz boşboğazlık.−ğı boş olmak boş söz boşta boşu boşuna boşuna boş vermek boş yere boş zaman bot botanik.−ğu boşluklu serpme boşluk tulumbası Boşnak Boşnakça Boşnak güzeli Boşnaklık.−ğı boşboğazlık etmek boş böğür.−cı boş kâğıdı boş küme boş lâf boşlama boşlamak boşluk.

botanik bahçesi botanikçi botanik parkı boy boya Boyabat (ilçe) boy abdesti boyacı boyacı küpü boyacılık.−ğı boyacı sandığı boya fırçası boyahane boya kalemi boya kökü boya kutusu boyalama boyalamak boyalanma boyalanmak boyalı boyalı basın boyama boyamak boyama kazanı boyama kitabı boyana 399 .

−ğı boykot boykotaj boykotçu boykotçuluk.−ğu boykot etmek 400 .−ğı boydan boya boydaş boydaşlık.−ğı boya tabakası boya tabancası boyatılma boyatılmak boyatma boyatmak boyayıcı boy aynası boy beyi boy bos boy boy boyca boydak.boyanma boyanmak boyar boyar madde boyasız boyasızlık.

boylam boylama boylamak boylamasına boylanış boylanma boylanmak boyler boylu boylu boslu boylu boyunca boyluca boylu poslu boy menteşe boyna boyna etmek boynu bükük.−ğü boynu eğri boynuna boynuz boynuzlama boynuzlamak boynuzlanma boynuzlanmak boynuzlaşma boynuzlaşmak boynuzlatma 401 .

boynuzlatmak boynuzlu boynuzlugiller boynuzluteke (böcek) boynuzsu boynuzsuz boy otu boy pos boysuz boyun.−ynu boyuna boyun bağı boyun borcu boyunca boyunduruk.−ğu boyunduruk parası boyunlandırma boyunlandırmak boyunlu boyunluk.−ğu boyut boyutlandırma boyutlandırmak boyutlar boyutlu boyutsuz 402 .

−ğu bozgunluk.boz boza bozacı bozacılık.−ğı bozca Bozcaada (ilçe) bozdoğan (gürz.−ğı bozarma bozarmak bozayı bozbakkal (kuş) boz bulanık. kuş) Bozdoğan (ilçe) bozdurma bozdurmak bozdurtma bozdurtmak bozdurulma bozdurulmak bozgeven bozgun bozguncu bozgunculuk.−ğu 403 .−ğı bozahane bozarık.

−ği bozrak.−ğu bozukça bozuk düzen bozukluk.bozkır Bozkır (ilçe) bozkır kedisi bozkır koyunu bozkırlaşma bozkırlaşmak bozkır tavuğu bozkurt.−ğu bozuk para bozulma bozulmak 404 .−ğı bozlama bozlamak bozma bozmacı boz madde bozmak Bozova (ilçe) bozördek.−ğı Boztepe (ilçe) bozuk.−du Bozkurt (ilçe) bozlak.

−ğu Bozüyük (ilçe) Bozyazı (ilçe) boz yel bozyürük.−ğu bozuşukluk.−ğü (yılan) böbrek.−ği böcekbaşı böcek bilimci 405 .bozuluş bozum bozumca bozum havası bozuntu bozuşma bozuşmak bozuşuk.−ği böbreksi böbrek taşı böbrek üstü bezi böbrek yağı böbür böbürlenme böbürlenmek böbürtü böce böcek.

−ği böğürtme böğürtmek 406 .−ğrü böğüre böğüre böğürme böğürmek böğürtlen böğürtlenlik.−ği böceksavar böceksiz böcelenme böcelenmek böcü böcül böcül böğ böğür.böcek bilimi böcekçil böcekçiller böcekhane böcekkabuğu (renk) böcekkapan böceklenme böceklenmek böcekler böcekli böceklik.

böğürtü böğürüş böke bökelik.−ğü bölük.−ğü bölükbaşı bölük bölük bölük pörçük.−ği böldürme böldürmek bölen bölge bölgeci bölgecilik.−ci bölme işareti bölmek bölmeli bölü bölücü bölücülük.−ği bölgesel bölme bölmeç.−ğü bölüm bölümleme bölümlemek bölümlendirme 407 .

−ği bölüntü bölüntüler bölünüş bölüş bölüşme bölüşmek bölüştürme bölüştürmek bölüşüm bölüt bölütlenme bölütlü bön bön bön bönce 408 .bölümlendirmek bölümleniş bölümlenme bölümlenmek bölümsel bölünebilme bölünen bölüngü bölünme bölünmek bölünmez bölünmezlik.

−ği börtük.−ği börekçi börekçilik.−ği börk börkenek.−ği börtme börtmek börttürme börttürmek börtü böcek.−ği böreklik.−ğü börek.−ğü börtülme börtülmek börülce bösme bösmek böyle böyle böyle böylece böylecene böylelikle böylemesine böylesi 409 .bönleşme bönleşmek bönlük.

−li branda branda bezi branş bravo bre breş brezil brezilya Brezilya Brezilyalı brıçka briç brifing brik briket briketçi briketçilik.−ğı braket brakisefal.böylesine brahma Brahman Brahmanizm Brahmanlık.−ği briketleme briketlemek briyantin 410 .

−ği bromhidrik asit.−ğu bronşit bronz bronzlaşma bronzlaşmak broş broşür brovning bröve Brüksel lâhanası brülör brüt bu bu arada buat bubi tuzağı 411 .−di bromür bromürlü bronş bronşçuk.briyantinli brizbiz brokar broket brokoli brom bromhidrik.

Buca (ilçe) bucak.−ğı Bucak (ilçe) bucak bucak buçuk.−ğu buçuklu Buda budak.−ğı budak deliği budaklanma budaklanmak budaklı budak özü budala budala budala budalaca budalacasına budalalaşma budalalaşmak budalalık.−ğı budalalık etmek budama budamak budanış budanma budanmak budatma 412 .

budatmak Budist Budizm budun budun betimci budun betimi budun bilimci budun bilimi budun bilimsel budunsal bu gidişle bugün bugünkü bugünlük Buğdan (ilçe) buğday buğday benizli buğday biti buğdaycıl buğdaygiller buğday güvesi buğday pası buğday rengi buğdaysı buğdaysılar buğdaysı meyve buğdaysı tane 413 .

buğdaysı tohum buğday sürmesi buğday unu buğra buğu buğu evi buğu kebabı buğulama buğulamak buğulandırma buğulandırmak buğulanış buğulanma buğulanmak buğulaşma buğulaşmak buğulaştırıcı buğul buğul buğulu buğulu buğulu buğur buhar Buhara buhar kazanı Buharkent (ilçe) buhar kurutucusu buharlaşma 414 .

buharlaşmak buharlaşma noktası buharlaştırıcı buharlaştırma buharlaştırmak buharlayıcı buharlı buharlı gemi buharlı hamam buharlı ısıtma buharlı makine buharlı tren buharlı ütü buhar makinesi buhar valfı buhran buhranlı buhur buhurdan buhurdanlık.−ğu buhurumeryem buji bukağı bukağılama bukağılamak 415 .−ğı buhurluk.

−ğı bulama bulamaç.−ğı bukalemun bukalemungiller bukanak.bukağılı bukağılık.−ğı buke buket bukle bukle bukle bukleli buklesiz buklet bukran bul bula bulada bulak.−cı bulamak Bulancak (ilçe) bulandırıcı bulandırılma bulandırılmak bulandırma bulandırmak bulanık.−ğı 416 .

−ğı bulanış bulanma bulanmak bulantı bulaşıcı bulaşıcı hastalık.−ğı bulaşık deniz bulaşık deterjanı bulaşık eldiveni bulaşık gemi bulaşıkhane bulaşık iş bulaşıklık.−ğı bulaşık.Bulanık (ilçe) bulanıkça bulanıklaşma bulanıklaşmak bulanıklaştırma bulanıklaştırmak bulanıklık.−ğı bulaşık makinesi bulaşık makinesi 417 .−ğı bulaşık adam bulaşık bezi bulaşıkçı bulaşıkçılık.

−ğı 418 .−ğı bulaşma bulaşmak bulaştırılma bulaştırılmak bulaştırma bulaştırmak Buldan (ilçe) buldok.−ğu buldozer buldumcuk.−ğu buldurma buldurmak buldurtma buldurtmak Bulgar Bulgarca bulgari Bulgaristan Bulgaristanlı Bulgarlık.tuzu bulaşık suyu bulaşık tozu bulaşılma bulaşılmak bulaşkan bulaşkanlık.

−ğu bulgurlu köfte bulgurlu pilâv bulgur pilâvı bulgusal bulgusal yöntem bulma bulmaca bulmak bulucu bulûğ bulûğ çağı bulundurma bulundurmak 419 .−ğu bulgur çorbası bulgurlama bulgurlamak bulgurlanma bulgurlanmak bulgurluk.bulgu bulgulama bulgulamak bulgur bulgur bulgur bulgurcu bulgurcuk.−ğu bulgurculuk.

bulunma bulunmak buluntu buluş buluş hakkı buluşma buluşmak buluşma yeri buluşturma buluşturmak buluşulma buluşulmak bulut bulutçuk.−ğu bulutlanma bulutlanmak bulutlu bulutsu bulutsuz bulvar bumbar bumburuş bumburuşuk.−ğu bumbuz bumerang bu meyanda bumlama 420 .

bumlamak bun buna bunak.−ğı bunalım bunalımlı bunalış bunalma bunalmak bunaltı bunaltıcı bunaltılma bunaltılmak bunaltma bunaltmak bunama bunamak bunayış bunca buncağız bunda bundan bungalov bungun bungunlaştırma 421 .−ğı bunakça bunaklık.

−ğı burçlar kuşağı Burdur burdurma 422 .bungunlaştırmak bunlar bunlu bunluk.−ğu bunma bunmak bunsuz bunu bunun bununla birlikte bura buracıkta burada buradan burağan buralı buram buram burası burcu burcu burcu burcuma burcumak burç.−cu burçak.

−cı burgata burgu burgulama burgulamak burgulanma burgulanmak burgulu burgu makarna burgusuz burhan Burhaniye (ilçe) burjuva burjuvaca burjuva edebiyatı burjuvalık.−ğı burgaç.−ği 423 .−ğı burjuvazi burkma burkmak burkucu burkulma burkulmak burlesk burma burma bilezik.burdurmak burgacık.

−rnu burun boşlukları burun buruna burun deliği Burundi 424 .−ğu buruksu burulma burulma dayanımı burulmak burum burum burun.−ğı buru buruk.−ğu buruk buruk burukça buruklaşma buruklaşmak burukluk.burmak burma kadayıf burnaz burnu büyük.−ğü burnu havada burs Bursa burslu burssuz burtlak.

−ğu burun farkı burun kanadı burunlama burunlamak burunlu burunluk.−ğu buruşukça buruşukluk.−ğı buruntu buruş buruş buruşma buruşmak buruşturma buruşturmak buruşuk.−ğı burunsalık.−ğu buruşuksuz busbulanık.Burundili burunduruk.−ğu burun otu burun perdesi burunsak.−ği buselikaşiran 425 .−ğı buse bu sefer buselik.

−ğı buyurma 426 .−ğu buyrukçu buyruk kulu buyrulma buyrulmak buyrultu buyruntu buyur buyurgan buyurganlık.−ği butikçi butikçilik.business class buşon but.−du butafor butaforcu butik.−ği butlan buton buut.−du buydurma buydurmak buyma buymak buyot buyruk.

buyurmak buyuru buyurucu buz buzağı buzağılama buzağılamak buzağılaşma buzağılaşmak buzağılı buzağısız buz alanı buzcu buzculuk.−ğu buzçözer buz dağı buzdolabı buz duvarı buzhane buz hokeyi buz kalıbı buzkıran buzla buzlanma buzlanmak buzlaşma buzlaşmak 427 .

buzlu buzlu cam buzlu çay buzluğan buzluk.−ğü 428 .−ğu buz torbası buzuki buzul buzul bilimci buzul bilimi buzul çağı buzul devri buzul dönemi buzul kar buzul kaynağı buzullaşma buzullaşmak buzullu buzul masası buzul seli buzulsuz buzul taş buz yalağı bücür bücürleşme bücürleşmek bücürlük.

−ğü bükük.−ği Bügdüz büğe büğelek.büfe büfeci büfecilik.−ği büğeme büğemek büğet büğlü büğrü bühtan bühtan etmek bük büke büke büken büklük.−ğü büklüm büklüm büklüm bükme bükmek büktürme büktürmek bükücü bükücülük.−ğü bükülgen 429 .

−ği bükülme bükülmek bükülü bükülüş büküm bükümlü bükümsüz bükün bükünlü bükünlü dil bükünme bükünmek büküntü büküş bülbül bülbül çanağı bülbülkonağı (tatlı) bülbülleşme bülbülleşmek bülbülyuvası (tatlı) bülten Bünyan (ilçe) bünye bünyece bürgü bürgülü 430 .bükülgenlik.

−ği bürüme bürümek bürünme bürünmek büryan büryancı büryan pilâvı büsbütün büst bütan bütçe bütçe açığı bütçeleme bütçelemek bütçe yılı büten 431 .−ğü bürülü bürüm bürümcek.büro bürokrasi bürokrat bürokratik.−ğü bürümçek.−ği bürümcük.−ği bürudet bürük.

−ğü bütünleme bütünlemek bütünlemeli bütünleme sınavı bütünlenme bütünlenmek bütünler bütünler açı bütünleşme bütünleşmek bütünletme bütünletmek bütünleyen bütünleyici bütünlük.bütün bütün bütün bütün bütüne bütüncü ekonomi bütüncül bütüncüllük.−ğü bütünsel bütünsellik.−ği büvet büyü 432 .−ği büve büvelek.

−ği büyük hanım büyük harf büyük kalori 433 .−ğü büyük abdest büyük aile büyük amiral.−li büyük ana büyük anne büyük atardamar Büyükayı (yıldız kümesi) büyük baba büyükbaş büyük boy büyükçe Büyük Çekmece (ilçe) büyük çember büyük dalga büyük defter büyük elçi büyük elçilik.büyücek.−ğü büyüğümsü büyük.−ği büyücü büyücülük.

büyük kan dolaşımı büyüklenme büyüklenmek büyüklük.−ğü büyüklük hastalığı büyüklü küçüklü büyük mağaza büyük mevlit ayı Büyükorhan (ilçe) büyük önerme büyük para büyük peder büyükseme büyüksemek büyük sesli uyumu üyüksü büyük şehir.−hri büyük tansiyon büyük terim büyük tövbe ayı büyük ünlü uyumu büyüleme büyülemek büyüleniş büyülenme büyülenmek büyüleyici 434 .

büyüleyici özellik.−ci büyütken büyütken doku büyütme büyütmek büyütülme büyütülmek büyütürlük. − ği büyüleyiş büyülteç.−ğü büyütüş büyü yapmak büyüyüş büz büzdürme büzdürmek büzgen büzgü 435 .−ci büyültme büyültmek büyülü büyüme büyüme hızı büyümek büyüsel büyüteç.

−ğü büzüktaş büzülme büzülmek büzülüş büzüşme büzüşmek büzüşük.büzgüleme büzgülemek büzgülü büzgüsüz büzme büzmek büzük.−ğu cadde cadı 436 .−ğı cadaloz cadalozlaşma cadalozlaşmak cadalozluk.−ğü by−pass by−pass ameliyatı (*)C C caba cabadan cacık.

cadı kazanı cadılaşma cadılaşmak cadılık.−ği cahillik etmek caiz caize caka cakacı cakacılık.−ğı cahil cahilâne cahilce cahiliye cahiliyet cahillik.−ğı cadılık etmek cadısüpürgesi (mantar) cafcaf cafcaflı Caferî cağ cağ kebabı cağlık.−ğı cakalanma cakalanmak 437 .

cakalı cakasız cali calip.−ğı cambul cumbul camcı camcı elması camcılık.−bi cam camadan camadanlı cambaz cambazhane cambazlık.−ğı camcı macunu cam çivisi camekân camekânlı camekânlı kutu camekânsız cam evi camgöbeği (renk) camgöz (balık) cam göz (takma gözlü) camgüzeli (çiçek) camız 438 .

−ği cam pamuğu cam resim.−smi camsı camsız cam suyu cam yuvası cam yünü can 439 .cami.−si (ibadet yeri) cami.−i (toplayan) camia camit cam kanatlılar camlama camlamak camlanma camlanmak camlaşma camlaşmak camlatma camlatmak camlı camlık.−ğı camlı köşk cam macunu cam mozaik.−i.

−ğı canavar otu canavar otugiller cana yakın cana yakınlık.−ğı can direği can dostu can düşmanı 440 .−ğı can beraber can borcu can bunaltısı cancağız can ciğer can damarı candan candan candan candanlık.cana can acısı can alıcı canan can arkadaşı canavar canavarca canavar düdüğü canavarlaşma canavarlaşmak canavarlık.

−ğı 441 .−ği canip.−bi caniyane can korkusu can kurban cankurtaran cankurtaran çanı cankurtaran düdüğü cankurtaran gemisi cankurtaran kulübesi cankurtaranlık.can eriği can evi can feda canfes canfeza cangıl cangıl cungul can gözdesi canhıraş canı pek canı tatlı canı tez cani canice canilik.

−smi 442 .−ği canlı özdekçilik.−ği canlı resim.cankurtaran salı cankurtaran sandalı cankurtaran simidi cankurtaran şamandırası cankurtaran yeleği can kuşu canla başla canlandırıcı canlandırıcılık.−ğı canlılık.−ğı canlandırılma canlandırılmak canlandırım canlandırma canlandırmak canlanma canlanmak canlı canlı canlı canlı cenaze canlıcılık.−ğı canlı model canlı müzik.

canlı yayın can noktası can pazarı can sağlığı can sıkıcı can sıkıntısı cansız cansız cansız cansız hedef cansızlaşma cansızlaşmak cansızlaştırma cansızlaştırmak cansızlık.−ğı can simidi cansiparane can sohbeti can tahtası cantiyane can yeleği can yoldaşı capcanlı car carcar car car carcur (fermuar) carcur etmek 443 .

−ğı cavlaklık.−ğı cavlama cavlamak 444 .−ğu cavalacoz cavlak.cari cari gider cari hesap.−bı cari kur cari masraf cari para cari ücret cariye cariyelik.−ği carlama carlamak carlı carsız cart carta cartadak cartadan cart curt cascavlak.−ğı casino casus casusluk.

−ğı caydırılma caydırılmak caydırış caydırma caydırmak caygın cayır cayır cayırdama cayırdamak cayırdatma cayırdatmak cayırtı cayış cayma caymak caz cazbant.−ğı cazır cazır cazırdama cazırdamak cazırdatma 445 .−ğı cazgır cazgırlık.−dı cazcı cazcılık.caydırıcı caydırıcılık.

−ği cazlı cazsız caz takımı cebbar cebe cebeci Cebeci cebel cebeli 446 .cazırdatmak cazırtı cazibe cazibedar cazibe kanunu cazibeleşme cazibeleşmek cazibeleştirme cazibeleştirmek cazibeli cazibesiz cazip.−bi cazipleşme cazipleşmek cazipleştirme cazipleştirmek cazipli caziplik.

−bri cebire cebirsel cebirsel deyim cebirsel formül cebirsel ifade Cebrail cebren cebretme cebretmek cebrî cebrinefs cebriye cebrî yürüyüş Cedî (Oğlak burcu) cedit.Cebelibereket cebelleşme cebelleşmek cebellezi ceberut cebi delik.−di cedre cefa cefa etmek cefakâr 447 .−ği cebin cebir.

−ği cehennem taşı cehennem zebanisi cehil.−li Celâlî Celâlîlik.−hli cehit.−ği celâllenme celâllenmek 448 .−hdi cehre cehri ceket celâdet celâl.cefakeş cefalı ceffelkalem cehalet cehdetme cehdetmek cehennem cehennem azabı cehennem hayatı cehennemî cehennem kütüğü cehennemleşme cehennemleşmek cehennemlik.

−li cem'an cem'an yekûn cemaziyülâhır 449 .−ti cemaatimüslimin cemaatleşme cemaatleşmek cemaatli cemaatsiz cemaatsizlik.−ğı celp.celâlli celâllice celbe celep.−ği cemadat cemal.−dı cellâtlık.−bi celeplik.−bi celp etmek celp kâğıdı celpname celse cemaat.−ği celi celil celi yazı cellât.

−m'i cemil cemile cemilendirme cemilendirmek cemilenme cemilenmek cemiyet cemiyetli cemre cenabet Cenabıhak.−kkı cenah cenap.cemaziyülevvel cembiye cembiyeli cembiyesiz cemetme cemetmek cemi.−bı cenaze cenaze alayı cenaze duası cenaze levazımatı canaze merasimi cenaze namazı cenaze töreni 450 .

−gi cenkçi cenkçilik.cenbiye cendere cendereleşme cendereleşmek Ceneviz Cenevizli Cenevre kurabiyesi cengâver cengâverce cengâverlik.−ği 451 .−ği cenkleşme cenkleşmek cennet cennet balığı cennet balığıgiller cennet biberi cennet kuşu cennet kuşugiller cennetleşme cennetleşmek cennetlik.−ği cengel cenin ceninisakıt cenk.

−ği cep harçlığı cephe cephe gerisi cephelenme cephelenmek cepheleşme cepheleşmek cepheli 452 .−ği centilmenlik anlaşması cenubî cenup.−bu cenuplu cep.cennetmekân cennet öküzü cennet taamı centilmen centilmence centilmenlik.−ği cep defteri cep feneri cephane cephaneci cephanelik.−bi cepçi cepçilik.

cepken cep kitabı cepleme ceplemek cep saati cep sözlüğü cep takvimi cep telefonu cep televizyonu cer.−ti cerahatlenme cerahatlenmek cerahatli cerahatsiz cerbeze cerbezeli cereme ceren cereyan cereyan etmek cereyanlı cerh cerh etmek cer hocası ceride ceriha 453 .−rri cerahat.

−ği cesaretsiz cesaretsizlik.−di cesim ceste 454 .cerime Cermen Cermence Cermen dilleri cermen menteşe cerrah cerrahî cerrahî müdahale cerrahlık.−ği ceset.−ğı cerrar cesamet cesametli cesaret cesaret etmek cesaretlendirilme cesaretlendirilmek cesaretlendirme cesaretlendirmek cesaretlenme cesaretlenmek cesaretli cesaretlilik.

−bı cevap anahtarı cevap hakkı cevap kâğıdı cevaplama cevaplamak cevaplandırılma cevaplandırılmak cevaplandırma cevaplandırmak cevaplı cevaplı telgraf cevapsız cevaz cevelân 455 .−ğu cet.−ddi cetbecet cetvel cevaben cevabî cevahir cevahirci cevap.ceste ceste cesur cesurane cesurca cesurluk.

cevher cevherli cevhersiz cevir.−vri ceviz cevizgiller cevizî ceviz içi cevizli cevizlik.−li cevvaliyet cevvî Cevza (İkizler burcu) Ceyhan (ilçe) ceylân ceylânca ceylân bakışlı Ceylânpınar (ilçe) ceza ceza alanı ceza atışı ceza evi ceza hukuku 456 .−ği cevretme cevretmek cevval.

−bi cezp etmek 457 .−zri cezire cezp.cezaî cezalandırılma cezalandırılmak cezalandırma cezalandırmak cezalanma cezalanmak cezalı ceza mahkemeleri ceza noktası ceza reisi ceza sahası cezasız ceza vuruşu Cezayir Cezayirli Cezayir menekşesi cezbe cezbelenme cezbelenmek cezbeli cezbesiz cezerye cezir.

−ğı cık cılız cılızlaşma cılızlaşmak cılızlık.−ğı cımbar cımbarlama cımbarlamak cımbız cımbızcı 458 .cezrî cezve challenge charter chat check−up cıbıl cıcık.−ğı cılk cılkava cılk etmek cılklaşma cılklaşmak cılklık.−ğı cıda cıdağı cıdak.

−ğı cıncık boncuk.−ğu cıngıl cırboğa cırcır cır cır cırcır böceği cırcır delgi cırcır kolu cırdaval cırıldama cırıldamak cırıltı cırlak.−ğı cırlak cırlak cırlama cırlamak cırlatma cırlatmak cırlayık.−ğı cırnak.cımbızlama cımbızlamak cıncık.−ğı cırmalama cırmalamak cırmık.−ğı cırnaklama 459 .

−ğı cıvık cıvık cıvıklanma cıvıklanmak cıvıklaşma cıvıklaşmak cıvıklaştırma cıvıklaştırmak cıvıklık.−ğı cıvık mantarlar cıvıl cıvıl cıvıldama cıvıldamak cıvıldaşma 460 .−ğı cırtlama cırtlamak cıs cıva cıvadra cıvalı cıvata cıvatalama cıvatalamak cıvık.−ğı cırt cırtlak.cırnaklamak cırnık.

cıvıldaşmak cıvıltı cıvıltılı cıvıltısız cıvıma cıvımak cıvıtılma cıvıtılmak cıvıtma cıvıtmak cıvma cıvmak cıyak cıyak cıyaklama cıyaklamak cıyaklatma cıyaklatmak cıyırdama cıyırdamak cıyırdatma cıyırdatmak cıyırtı cız cızbız cız etmek cızgara cızık.−ğı 461 .

−ği 462 .cızıktırma cızıktırmak cızıldama cızıldamak cızıltı cızıltılı cızır cızır cızırdama cızırdamak cızırdatma cızırdatmak cızırtı cızırtılı cızlam cızlama cızlamak cız sineği cibilliyet cibilliyetsiz cibilliyetsizlik.−ği cibinlik.−ği cibre Cibril cici cici anne cici bici cicik.

−ğu cidal.−li cidalci cidar cidden ciddî ciddî ciddî ciddîleşme ciddîleşmek ciddîlik.cicili bicili cicim cici mama cicim ayı cicoz cicozlama cicozlamak cicozluk.−ği ciddiyet ciddiyetsiz ciddiyetsizlik.−ği Cide (ilçe) cif cife ciğer ciğer acısı ciğerci ciğerdeldi 463 .

−ği cilâ 464 .−dı cihaz cihazlanma cihazlanmak cihet cihetiyle cikcik.−lü cihar ciharıdü ciharıse ciharıyek cihat.ciğer otları ciğer otu ciğerpare ciğer sarma ciğer sotesi ciğer yarası cihan Cihanbeyli (ilçe) cihangir Cihangir cihangirane cihangirlik.−ği cihannüma cihanşinas cihanşümul.

−di cildiye cildiyeci cildiyecilik.cilâcı cilâcılık.−ği cilt evi cilt kapağı ciltleme ciltlemek ciltlenme 465 .−ği cilt.−ğı cilâlama cilâlamak cilâlanma cilâlanmak cilâlatma cilâlatmak cilâlı Cilâlı Taş Devri cilâsız cilasun cilâ topu cilâ yağı cilban cilbent.−di ciltçi ciltçilik.

ciltlenmek ciltletme ciltletmek ciltli ciltlik.−ği cimrilik etmek cin 466 .−ı cimbakuka cimcime cimdallı cimri cimrice cimrileşme cimrileşmek cimrilik.−ği ciltsiz cilve cilvebaz cilvekâr cilvelenme cilvelenmek cilveleşme cilveleşmek cilveli cilvesiz cim cima.

−smi cins ismi cinsiyet cinslik.cinaî cinas cinaslı cinayet cinci cin darısı cin fikirli cingöz cinlenme cinlenmek cinleşme cinleşmek cinli cin mısırı cinnet cins cinsaçı (bitki) cins cibilliyet cinsel cinsellik.−ği cinsel taciz cinsî cinsilâtif cins isim.−ği 467 .

cinslik bilimi cinsliksiz cin yolu cip cips ciranta cirim.−ği cisimlenme cisimlenmek cisimleşme cisimleşmek cismanî cismanîlik.−di civanmertlik.−di cirit atma ciritçi cirit oyunu cirit ucu ciro ciro etmek cisim.−smi cisimcik.−ği 468 .−rmi cirit.−ği cismen civan civankaşı (nakış) civanmert.

−ği coğrafya coğrafyacı coğrafyacılık.−ğı conta contalama contalamak cop coplama coplamak 469 .civanperçemi (bitki) civar civciv civcivli civcivlik.−ği civeleklik.−ği civelek.−ği ciyak ciyak ciyak ciyaklama ciyaklamak Cizre (ilçe) cizvit cizye clearing coğrafî coğrafî durum coğrafîk.

coplanma coplanmak coplatma coplatmak corum coşku coşkulanma coşkulanmak coşkulu coşkun coşkunca coşkunlaşma coşkunlaşmak coşkunluk.−di cömertçe cömertleşme cömertleşmek 470 .−ğu coşma coşmak coşturma coşturmak coşturucu coşturuculuk.−ğu coşturulma coşturulmak coşuntu cömert.

−yi Cumayeri'ni (ilçe) cumba cumbadak cumbalak.cömertlik.−ğı cumbalama cumbalamak cumbalatma cumbalatmak cumbalı cumbasız cumbul cumbul cumbuldama cumbuldamak cumbuldatma cumbuldatmak cumburdama cumburdamak cumbuldatma 471 .−ği cönk.−gü crescendo cudam cukka cuma cuma gecesi cuma namazı cumartesi.

−ği cumhuriyetperver cumhur reisi cunda cunta cuntacı cup cuppadak cura curacı cura zurna curcuna curcunalı curnata cuşiş 472 .cumbuldatmak cumburlop cumburtu cumhur cumhurbaşkanı cumhurbaşkanlığı cumhurca cumhur cemaat cumhuriyet Cumhuriyet Bayramı cumhuriyetçi cumhuriyetçilik.

−ği cücük.−ği cümle kapısı cümlemsi cümlesi 473 .−ğü cücüklenme cücüklenmek cücükleşme cücükleşmek cüda cühelâ cülûs cülûsiye cümbür cemaat cümbüş cümbüşçü cümbüşlü cümle cümle âlem cümle bilgisi cümlecik.cübbe cübbeci cübbeli cüce cüceleşme cüceleşmek cücelik.

−du cüruf cürüm.−z'ü cüzam cüzamlı cüzdan (*)Ç Ç çaba 474 .−rmü cüsse cüsseli cüssesiz cüz.−bu cünupluk.cümleten cümudiye cünha cünun cünup.−ğu cür'et cür'et etmek cür'etkâr cür'etkârlık.−ğı cür'etlenme cür'etlenmek cür'etli cür’etsiz cürmümeşhut.

−ğu çaça çaça balığı çaçaça çaçaron çaçaronca çaçaronluk.−ğu çadır çadır ağırşağı çadır bezi çadırcı 475 .çabalama çabalamak çabalanma çabalanmak çabalayış çabucacık çabucak çabuk çabukça çabuk çabuk çabuklaşma çabuklaşmak çabuklaştırılma çabuklaştırılmak çabuklaştırma çabuklaştırmak çabukluk.

çadırcılık.−ğı çadır çanağı çadır çatı çadır çiçeği çadır devlet çadır direği çadır kent çadırlı çadırlı ordugâh çadır tiyatrosu çadıruşağı (bitki) çağ çağa çağanak.−ği çağdaş çağdaşlaşma 476 .−ğı çağcıl müzik.−ğı çağanaklı çağanoz Çağatay Çağatayca çağcıl çağcıllaşma çağcıllaşmak çağcıllaştırma çağcıllaştırmak çağcıllık.

−cı çağırtmak çağla çağlama çağlamak 477 .−ğı çağıl çağıl çağıldama çağıldamak çağıldayış çağıltı çağıltılı çağıra çağıra çağırı çağırıcı çağırım çağırış çağırma çağırmak çağırtı çağırtkan çağırtma çağırtmaç.çağdaşlaşmak çağdaşlaştırma çağdaşlaştırmak çağdaşlık.−ğı çağ dışı çağ dışılık.

−ğı çağrı çağrıcı çağrıcılık.çağlar çağlayan Çağlayancerit (ilçe) çağlayık.−ğı çağrışımlı çağrışımsal çağrışımsız çağrışma 478 .−ğı çağrı cihazı çağrılı çağrılık.−ğı çağrılış çağrılma çağrılmak çağrım çağrı numarası çağrısız çağrışım çağrışımcı çağrışımcılık.−ğı çağlayış çağma çağmak çağnak.

−ğı çakılma 479 .−ğı çakıldama çakıldamak çakıldatma çakıldatmak çakılı çakıl kuşu çakıllık.çağrışmak çağrıştırma çağrıştırmak çak çakal çakal armudu çakalboğan çakal eriği çakaloz çakal yağmuru çakar çakaralmaz çak çak çaker çakı çakıcı çakıl çakıl çukul çakıldak.

−ği çakısız çakış çakışık.çakılmak çakıl taşı çakıltı çakıl yol çakım çakın çakıntı çakıntılı çakıntısız çakır çakır ayaz çakırcı çakırcılık.−ğı çakışma 480 .−ği çakırdoğan çakırkanat (ördek) çakırkeyf çakırlaşma çakırlaşmak çakır pençe çakır pençelik.−ğı çakır çukur çakırdiken çakırdikenlik.

−ğı çakmaklaşma çakmaklaşmak çakmaklı çakmaklık.−ğı çakmaksız çakmak taşı çakozlama çakozlamak çakşır çakşırlı çakşırsız çaktırılma çaktırılmak çaktırış çaktırma 481 .çakışmak çakışmalı çakıştırma çakıştırmak çakma çakmacı çakmak çakmak.−ğı çakma kapı çakmak çakmak çakmakçı çakmakçılık.

çaktırmadan çaktırmak çal Çal (ilçe) çala çalacak.−ği Çaldıran (ilçe) çaldırılma çaldırılmak çaldırış çaldırma çaldırmak çalgı 482 .−ğı çalâk çala kalem çala kamçı çala kaşık çala kılıç çala kürek çalap.−bı çala paça çalar çalarma çalarmak çalar saat.−ti çalçene çalçenelik.

−ği çalgıcılık.−ğı çalı kakıcı çalık kavak.−ğı çalı kuşu çalı kuşugiller çalılandırma çalılandırmak çalılık.−ğı çalgıcı otu çalgıç.−ğı 483 .çalgı aleti çalgıcı çalgıcı böcek.−cı çalgı çağanak.−ğı çalgıhane çalgılı çalgılı çağanaklı çalgın çalgı orağı çalgısız çalı çalı bülbülü çalı çırpı çalı dikeni çalı fasulyesi çalı horozu çalık.

−ğı çalımsız çalımsızlık.−ğı çalışma çalışma barışı çalışma belgesi 484 .−ğı çalınma çalınmak çalıntı çalısız çalı süpürgesi çalış çalışılma çalışılmak çalışkan çalışkanlık.çalım çalımcı çalımlama çalımlamak çalımlanış çalımlanma çalımlanmak çalımlayış çalımlı çalımlı çalımlı çalımlık.−ğı çalımlılık.

çalışmacı çalışma dolabı çalışma gezisi çalışma günü çalışma hayatı çalışma izni çalışmak çalışma karnesi çalışma masası çalışma odası çalışma ruhsatı çalışma saati çalışma saatleri çalışma yöntemi çalışma ziyareti çalıştıran çalıştırıcı çalıştırıcılık.−ğı çalkalama çalkalamak 485 .−ğı çalıştırılma çalıştırılmak çalıştırış çalıştırma çalıştırmak çalkağı çalkak.

−cı çalmak çalpara çaltı çaltılık.−ğı 486 .çalkalanış çalkalanma çalkalanmak çalkalatış çalkalatma çalkalatmak çalkalayış çalkama çalkamak çalkanış çalkanma çalkanmak çalkantı çalkantılı çalkantısız çalkar çalkatma çalkatmak çalkayış çalkı çalma çalmacı çalmaç.

−ğı çamaşır makinesi çamaşır mandalı çamaşır sabunu çamaşır sepeti çamaşır sodası çamaşır suyu çamaşır takımı çam balı çamça çamçak.−ğı çamaşır deterjanı çamaşır dolabı çamaşırhane çamaşır ipeği çamaşır ipi çamaşır kazanı çamaşır leğeni çamaşırlık.çalyaka çam Çamardı'nı (ilçe) Çamaş (ilçe) çamaşır çamaşır azgını çamaşırcı çamaşırcılık.−ğı çamçak çamçak 487 .

−ğı Çamlıyayla (ilçe) Çamoluk (ilçe) çam sakızı çamuka çamur çamur banyosu çamurcuk.Çameli'ni (ilçe) çam fıstığı çamgiller Çamlıdere (ilçe) Çamlıhemşin (ilçe) çamlık.−ğu çamurcun çamur deryası çamur ığrıbı çamur kalemi çamurlama çamurlamak çamurlanma çamurlanmak çamurlaşma çamurlaşmak çamurlatma çamurlatmak çamurlu çamurluk.−ğu 488 .

−ği Çanakkale çanaklık.−ğı çanaksı çanaksı hücreler çanak üzengi çanak yalayıcı çanak yalayıcılık.−ğı çan çan çan çiçeği 489 .çamurlukçu çamurlukçuluk.−ğı çanak ağızlı çanak anten çanakçı Çanakçı (ilçe) çanakçılık.−ğu çamursuz çam yarması çam yeşili çan Çan (ilçe) çanak.−ğı çanak çömlek.−ğı çancı çancılık.−ğı çanak yaprağı çanak yaprak.

çan çiçeğigiller çandı çandır Çandır (ilçe) çangal çangıl çungul çangır çungur çangırdama çangırdamak çangırtı çanıltı Çankaya (ilçe) Çankırı'yı çan kulesi çanta çantacı çantacılık.−ğı çapaçul çapaçulcu çapaçulculuk.−ğı çanta çiçeği çantalı çantasız çap çapa çapacı çapacılık.−ğu 490 .

−ğı Çapakçur çapaklanış çapaklanma çapaklanmak çapaklı çapaksız çapalama çapalamak çapalanış çapalanma çapalanmak çapalatma çapalatmak çapalı çapanoğlu çapar çaparız çapari çapasız çapçak.çapaçullaştırma çapaçullaştırmak çapaçulluk.−ğu çapak.−ğı çapkımak çapkın çapkınca 491 .

çapkınlaşma çapkınlaşmak çapkınlık.−ğı çapla çaplama çaplamak çaplı çapma çapmak çaprak.−ğı çapraşık.−ğı çapraşma çapraşmak çapraz çapraz ateş çapraz kafiye çapraz kur çaprazlama çaprazlamak çaprazlaşma çaprazlaşmak çaprazlık.−ğı çaprazölçer çaprazvari 492 .−ğı çapraşıklaşma çapraşıklaşmak çapraşıklık.

−ğu çapullama çapullamak çaput çar çarçabuk çarçur çarçur etmek çarçur olmak çardak.çapsız çapul çapula çapulacı çapulacılık.−ğı çapulcu çapulculuk.−ğı çarıkçı 493 .−ği çareviç çargâh çarık.−ğı Çardak (ilçe) çardaklı çardaksız çardaş çare çaresiz çaresizlik.

−ğı çark etmek çarkıfelek.−ğı çarıklı çarıklı erkânıharp. −bi çarıklık.çarıkçılık.−ğı çarıksız çariçe çark çarka çarkacı çarkçı çarkçıbaşı çarkçılık.−ğı çarliston çarliston biber çarliston marka çarmıh çarnaçar çarpan çarpan balığı 494 .−ği çarkıfelekgiller çarkıt çarklı çarksız çarlık.

çarpanlara ayırma çarpı çarpıcı çarpıcılık.−ğu çarpıklaşma çarpıklaşmak çarpıklaştırma çarpıklaştırmak çarpıklık.−ğı çarpık.−ğı çarpılan çarpılı çarpılış çarpılma çarpılmak çarpım çarpım cetveli çarpım tablosu çarpınma çarpınmak çarpıntı çarpıntılı çarpıntısız çarpış çarpışılma 495 .−ğı çarpıkça çarpık çurpuk.

çarpışılmak çarpışma çarpışmak çarpıştırma çarpıştırmak çarpıtılma çarpıtılmak çarpıtma çarpıtmak çarpma çarpma işareti çarpmak çarpma kapı çarpsına çarptırış çarptırma çarptırmak çarşaf çarşaf çarşaf çarşafçı çarşafçılık.−ğı çarşaflama çarşaflamak çarşaflanma çarşaflanmak çarşaflatma çarşaflatmak 496 .

−ğı 497 .−ğı çat Çat (ilçe) çatak.çarşaflı çarşaflık.−ğı Çatak (ilçe) çatak bayrak çatal çatal ağız.−ğzı çatal aşı çatal ayak.−ğı çarşamba Çarşamba (ilçe) çarşamba karısı çarşamba pazarı çarşı çarşı ağası Çarşıbaşı'nı (ilçe) çarşı ekmeği çarşılı çasar çaşıt çaşıtlama çaşıtlamak çaşıtlık.−ğı çarşafsız çarşafsızlık.

−ğu (balık) çatallanma çatallanmak çatallaşma çatallaşmak çatallaştırma çatallaştırmak çatallı çatallık.−ğı çatalkuyruk.−ğı çatal kundak.−ğı Çatalpınar (ilçe) çatal sakal çatal ses Çatalzeytin (ilçe) çatal zıpkın çatana çatanacı çatapat 498 .çatal bel çatal bıçak takımı Çatalca (ilçe) çatal çivi çatal don çatal iğne çatal kargı çatal kaşık.

−ğı çatık surat çatık yüz çatıldama çatıldamak çatılı çatılış çatılma çatılmak çatınma çatınmak çatı örtüsü çatı penceresi çatır çatır 499 .−ğı çatı kaplayıcı çatı katı çatık çehre çatı kirişi çatık kaş çatıklaşma çatıklaşmak çatıklık.çatı çatı arası çatıcı çatı ekleri çatı eteği çatık.

−ğı çatkın çatkınlık.−ğı çatlaklık.−ğı çatlak ses 500 .−ğı çatışılma çatışılmak çatışkı çatışma çatışmak çatıştırma çatıştırmak çat kapı çatkı çatkılı çatkılık.−ğı çatkısız çatlak.çatır çutur çatırdama çatırdamak çatırdatma çatırdatmak çatırtı çatırtılı çatısız çatış çatışık.

çatlak zurna çatlama çatlamak çatlatış çatlatma çatlatmak çatlayış çatma çatmak çatma kaş çatpat (çatapat) çat pat çatra patra çattırma çattırmak çav çavalye çavdar çavdar ekmeği Çavdarhisar (ilçe) çavdarlı çavdarmahmuzu (bitki) çavdarsız Çavdır (ilçe) çavelâ çavlan 501 .

çavlanma çavlanmak çavlı çavma çavmak çavşır Çavuldur çavun çavuş çavuş kuşu çavuş kuşugiller çavuşluk.−ğı Çaycuma (ilçe) çaydaçıra çaydanlık.−ğı Çayeli'ni (ilçe) çay evi çay fincanı 502 .−ğu çavuş üzümü çay Çay (ilçe) çayan çay bahçesi çay bardağı Çaybaşı'nı (ilçe) çaycı çaycılık.

çaygiller çayhane çayhaneci çayhanecilik.−ği çayır Çayıralan (ilçe) çayırgüzeli (bitki) çayır hokeyi çayır kuşu çayırlama çayırlamak çayırlanma çayırlanmak çayırlaşma çayırlaşmak çayırlatma çayırlatmak çayırlı Çayırlı (ilçe) çayırlık.−ğı çayır mantarı çayırmelikesi (bitki) çayır otu çayır peyniri çayırsedefi (bitki) çayırsız çayır tavuğu 503 .

−ğı çaylakça çaylak fırtınası çaylaklık.−ğı çaylı kek çay ocağı çay saati çay servisi çay şekeri çay takımı çebiç.−ğı çaylı çaylık.−ği 504 .çayır teresi çayır tirfili çayır yulafı çaykara Çaykara (ilçe) çay kaşığı çaykızı (çiçek) çaylak.−ği çeç çeçe Çeçen Çeçence çedene çedik.−ci çecik.

−ği çekel çekeleme çekelemek çekelez çekem çekememe çekememek çekememezlik.−ği çekek.−ği çeker Çekerek (ilçe) çeki 505 .−ği çekecek.çeğmel çeğmellenme çeğmellenmek çehre çehrece çehreli çehre züğürdü çek Çek çekberi Çekçe çekçek.−ği çekemez çekemezlik.

çekici çekicilik.−ği çekikçe çekiliş çekilme çekilmek çekim çekimci çekim eki çekim ekleri çekimleme çekimlemek çekimli çekimli fiil çekimölçer çekimsenme çekimsenmek çekimser 506 .−ci çekiç atma çekiçhane çekiç kemiği çekiçleme çekiçlemek çekiç makinesi çeki düzen çekik.−ği çekiç.

çekimserlik.−ği çekirdek.−ği çekimsiz çekimsizlik.−ği çekirdek aile çekirdekçi çekirdekçilik.−ği çekinilme çekinilmek çekiniş çekinme çekinmek çekinti çekirdecik.−ği çekince çekine çekine çekingen çekingence çekingenleşme çekingenleşmek çekingenlik.−ği çekinik.−ği çekirdek kahve çekirdeklenme çekirdeklenmek çekirdekli çekirdeksel 507 .

−ği çekiştirme çekiştirmek çekkin çekme çekmece çekmeceli çekmecesiz çekme demir çekmek çekme kat çekmeli çekmelik.−ği 508 .çekirdeksiz çekirge çekirge kuşu çekirge ötleğeni çekirge şalvar çekiş çekişken çekişli çekişme çekişmek çekişmeli çekişmesiz çekişte çekiştirici çekiştiricilik.

−ğı 509 .−ği çelen çelenk.−ği çelek.çekmen Çekoslovak Çekoslovakya Çekoslovakyalı çektiri çektirici çektiriş çektirme çektirme ağı çektirmek çekül çek valf.−gi çelgi çelik.−fi çek vana çekyat çeldirici çeldirme çeldirmek çelebi Çelebi (ilçe) çelebice çelebilik.−ği çelik başlık.

−ği çelişiklik.−ğı çelik halat Çelikhan (ilçe) çelikhane çelik kalemi çelik kapı çelik kasa çelikleme çeliklemek çelikleşme çelikleşmek çelikleştirme çelikleştirmek çelik macunu çelik metre çelik pamuğu çeliksi çelik yelek.−ği çelim çelimli çelimsiz çelimsizlik.çelik çember çelik çomak.−ği çelişik.−ği çelişiklik ilkesi çelişken 510 .

−ği çeltek.çelişki çelişkili çelişkisiz çelişme çelişmek çelişmeli çelişmesiz çelişmezlik.−ği çeltiklik.−ği çeltik kargası 511 .−ği çelişmezlik ilkesi çello çelme çelmece çelmek çelmeleme çelmelemek çelmelenme çelmelenmek çelmeleyiş çelmik.−ği çeltik.−ği Çeltik (ilçe) çeltikçi Çeltikçi (ilçe) çeltikçilik.

−ğı çemberleme çemberlemek çemberlenme çemberlenmek çemberletme çemberletmek çemberli çember makası çember sakal çembersel bölge çembersiz çemçe çemen çemenleme çemenlemek çemenli çemiç.−ci Çemişgezek (ilçe) çemkiriş çemkirme çemkirmek 512 .çeltikli çeltik tarlası çembalo çember çember açı çember kayık.

çemrek çemreme çemremek çemrenme çemrenmek çençen çene çenebaz çenebazlık.−ği çene kavafı çenekli çeneksiz çeneleşme çeneleşmek çeneli çenesi düşük.−ğü çenesi kuvvetli çenesiz çenet çenetli çene yarışı çene yarıştırıcı çene yarıştırma çengel çengel atış 513 .−ğı çene çukuru çenek.

−ği çentikleme çentiklemek çentiklenme çentiklenmek çentikli çentilme 514 .−gi çentik.−ğı çengüçegâne çenileme çenilemek çenk.çengel çeneliler çengel iğnesi çengelleme çengellemek çengellenme çengellenmek çengelleyiş çengelli çengelli iğne çengel sakızı çengelsi çengi çengi kolu çengilik.−ği çengi takımı çengüçağanak.

−ği çerçeveleme çerçevelemek çerçevelenme çerçevelenmek 515 .−ği çeper çeperli çepez çepiç.−ci çepin Çepni çer çerçeve çerçeve anlaşma çerçeveci çerçevecilik.çentilmek çentme çentmek çepçevre çepeçevre çepel çepelleme çepellemek çepellenme çepellenmek çepelli çepellilik.

−ğı Çerkeş (ilçe) Çerkez Çerkezce Çerkezköy (ilçe) Çerkezlik.çerçeveletme çerçeveletmek çerçeveli çerçevesiz çerçi çerçici çerçilik.−ği çerge çergeci çergi çergici çeri çeribaşı.−ği çerezlenme çerezlenmek çerezlik.−nı çeribaşılık.−yı.−ği 516 .−ği çer çöp çerden çöpten çerez çerezci çerezcilik.

−ği çeşnileme çeşnilemek 517 .−ği Çermik (ilçe) çerviş çervişli çeşit.Çerkez peyniri Çerkez tavuğu çermik.−di çeşit çeşit çeşitkenar çeşitkenar üçgen çeşitleme çeşitlemek çeşitlendirme çeşitlendirmek çeşitlenme çeşitlenmek çeşitli çeşitlilik.−ği çeşme Çeşme (ilçe) çeşmibülbül çeşni çeşnici çeşnicibaşı çeşnicilik.

−ği çetele çeteleşme çeteleşmek çeteleştirme çeteleştirmek çetene çete savaşı çetin çetince çetin ceviz çetinleşme çetinleşmek çetinleştirme çetinleştirmek çetinlik.−ği çetrefil çetrefilce çetrefilleşme çetrefilleşmek çetrefilli 518 .−ği çete çeteci çetecilik.çeşnilenme çeşnilenmek çeşnili çeşnilik.

−ği çetrefilsiz çevgen çevik.−ci çevirgi çeviri çevirici çevirici dili çeviricilik.−ği çeviren çevirge çevirgeç.−ği çevikçe çevikleşme çevikleşmek çevikleştirme çevikleştirmek çeviklik.çetrefillilik.−ği 519 .−ği çeviri dili çevirim çevirim senaryosu çeviriş çevirme çevirme ağı çevirmek çevirmen çevirmenlik.

−ği çevren çevre sağlığı çevresel çevre teker çevre yolu çevri 520 .çevir sesi çevir sinyali çevirtme çevirtmek çevre çevre açı çevre bilimci çevre bilimi çevre bilimsel çevreci çevrecilik.−ği çevre evi çevre kirlenmesi çevre kirliliği çevreleme çevrelemek çevreleniş çevrelenme çevrelenmek çevreleyiş çevrelik.

−ği çeyizsiz çeyrek.çevrik.−ği çevrileme çevrilemek çevrili çevriliş çevrilme çevrilmek çevrim çevrim içi çevrimli çevrimsel çevrinme çevrinmek çevrinti çevriyazı çeyiz çeyizci çeyizcilik.−ği çeyiz çemen çeyizleme çeyizlemek çeyizlenme çeyizlenmek çeyizli çeyizlik.−ği 521 .

çeyrek final.−cu çıban çıban ağırşağı çıbanbaşı çıbanlaşma çıbanlaşmak çıdam çıdama çıdamak çıfıt Çıfıt Çıfıt çarşısı çıfıtlık.−ğı çıfıtlık etmek çığ çığa çığalanma çığalanmak çığıltı 522 .−li çeyrek finalist çeyrekleme çeyreklemek çeyreklenme çeyreklenmek çeyrek son çeyrek sonuç.−ğı Çıfıtlık.

−ğı çığırtma çığırtmacı çığırtmak çığlık.−ğı çıkagelme çıkagelmek çıkak.−ğı çıkarılış 523 .−ğı çıkan çıkar çıkarayazmak çıkar budak.−ğı çığlık çığlığa çığralık.çığır çığırış çığırma çığırmak çığırtı çığırtkan çığırtkanlık.−ğı çığrış çığrışma çığrışmak çıkacak.−ğı çıkarcı çıkarcılık.

−ğı çıkılama çıkılamak çıkılanma çıkılanmak çıkılatma 524 .−ğı çıkıklık.çıkarılma çıkarılmak çıkarım çıkarış çıkarma çıkarma birliği çıkarma gemisi çıkarma harekâtı çıkarma işareti çıkarmak çıkarsama çıkartı çıkartılma çıkartılmak çıkartma çıkartmak çıkar yol çıkı çıkık.−ğı çıkıkçı çıkıkçılık.

çıkılatmak çıkılma çıkılmak çıkın çıkın etmek çıkınlama çıkınlamak çıkıntı çıkıntılı çıkıntısız çıkır çıkır çıkış çıkış belgesi çıkış çizgisi çıkış hakemi çıkış işlemi çıkış kapısı çıkışlı çıkışma çıkışmak çıkış noktası çıkış özeti çıkış takozu çıkıştırma çıkıştırmak çıkış yapmak çıkış yolu 525 .

−ğı çıkmaz sokak.−ğı çıkrıkçın çıkrıklı çıkrıksız çıktı çılan çılbır Çıldır (ilçe) çıldırasıya çıldır çıldır çıldırış 526 .−ğı çıkrıkçı çıkrıkçılık.−ğı çıkrık.−ci çıkmaz çıkmazlık.−ğı çıkmalı çıkmalık.çıkıt çıkma çıkma durumu çıkmak çıkmaklık.−ğı çıkmalı tamlama çıkmalı tümleç.−ğı çıkra çıkralık.

−ğı çıma çımacı çımacılık.çıldırma çıldırmak çıldırtıcı çıldırtıcılık.−ğı çıldırtma çıldırtmak çılgın çılgınca çılgıncasına çılgınlaşma çılgınlaşmak çılgınlık.−ğı 527 .−ğı çımbar çımkırma çımkırmak çın çınar Çınar (ilçe) Çınarcık (ilçe) çınargiller çınarımsı çınarımsı isfendan çınarlı çınarlık.

−ğı çınlama çınlamak çınlamalı çınlatış çınlatma çınlatmak çınlayış 528 .−ğı çıngırdama çıngırdamak çıngırdatma çıngırdatmak çıngırtı çınlak.−ğı çıngırakçı çıngırakçılık.çınayaz çın çın çnçınlatmak çıngar çıngı çıngıl çıngırak.−ğı çıngıraklı çıngıraklı yılan çıngıraklı yılangiller çıngır çıngır çıngırdak.

−ğı çıpır çıpır makinesi çıplak.−smi çıplak tohumlular çıplak ücret çıplanma çıplanmak çıra çırağ çırak.−ğı çırak etmek 529 .çınsabah çıpı çıpı çıpıl çıpıl çıpıldak.−ğı çıplak maden çıplak mülkiyet çıplak resim.−ğı çıplak alev çıplak at çıplak gözle çıplaklar kampı çıplaklaşma çıplaklaşmak çıplaklaştırma çıplaklaştırmak çıplaklık.

−ğı çırnık.−ğı çıramoz çırçıl çırçıplak.çıraklık.−ğı çırçıplaklık.−ğı çırçır (alet) çır çır çırçırlama çırçırlamak çırılçıplak.−ğı çırpı çırpıcı çırpı ipi çırpılma çırpılmak çırpını çırpını çırpınış çırpınma çırpınmak çırpıntı 530 .−ğı çırılçıplaklık.−ğı çıraklık etmek çırakma çırakman çıralı çıralık.

çırpıntılı çırpış çırpışma çırpışmak çırpıştırılma çırpıştırılmak çırpıştırma çırpıştırmak çırpma çırpmacı çırpmacılık.−ğı çırpmak çırptırma çırptırmak çıt çıta çıtak.−ğı çıtçıt (kopça) çıt çıt çıtçıtlama çıtçıtlamak çıtı pıtı çıtır çıtır çıtırdama çıtırdamak çıtırdata çıtırdata çıtırdatış 531 .

−ğı çıtlama çıtlamak çıtlatılma çıtlatılmak çıtlatış çıtlatma çıtlatmak çıtlık.−ğı çıtpıt (çatapat) çıt pıt çıvdırma çıvdırmak çıvgar çıvgın çıvlama çıvlamak çıvma çıvmak çıyan çıyan gözlü 532 .çıtırdatma çıtırdatmak çıtırdayış çıtır pıtır çıtırtı çıtkırıldım çıtkırıldımlık.

−ği 533 .−ği Çiçekdağı'nı (ilçe) çiçek durumu çiçek dürbünü çiçek evi çiçekleme çiçeklemek çiçeklendirme çiçeklendirmek çiçekleniş çiçeklenme çiçeklenmek çiçekleşme çiçekleşmek çiçekli çiçekli bitkiler çiçeklik.−ği çiçek aşısı çiçek bahçesi çiçek biti çiçek boyası çiçek bozuğu çiçekçi çiçekçi esnafı çiçekçilik.−ğı çıyanlık etmek çiçek.çıyanlık.

−ğu çift dalma çift desimetre çift dikiş 534 .çiçek pazarı çiçek sapçığı çiçek sapı çiçeksever çiçeksime çiçeksimek çiçeksiz çiçeksiz bitkiler çiçek soğanı çiçek suyu çiçek tacı çiçek tozu çiçek yağı çiçek yaprağı çift çift atış çift ayaklılar çift camlı çift camlı pencere çift cinsellik.−ği çift cinsiyet çiftçi çiftçilik.−ği çift çubuk.

−cı çifteleme çiftelemek çiftelenme çiftelenmek Çifteler (ilçe) çifteleşme çifteleşmek çifteli çifte nağra çifter çifter çifte standart.−ği çift dişliler çifte çifte dikiş çiftehane çifte kavrulmuş çifte kıskaç.−ğı çift kanatlılar çift kapı çift kişilik.çift direkli çift dirsek.−dı çiftetelli çifte vatandaşlık.−ği çift kol çift küme çiftleme 535 .

−ği 536 .çiftlemek çiftlenme çiftlenmek çiftleşme çiftleşmek çiftleştiriş çiftleştirme çiftleştirmek çiftlik.−ği çift uçurvur çift vuruş çift yıldız çift zamanı Çigan Çigan müziği çiğ çiğ börek.−ği Çiftlik (ilçe) çiftlik kâhyası Çiftlikköy (ilçe) çift motorlu çift parmaklılar çift pencere çift sayı çiftteker çifttekerci çifttekercilik.

−ği çiğnek.−ği çiğnem çiğneme çiğnemek çiğnemik.−ği çiğ iplik.−ği çiğit.−di çiğitli çiğ köfte çiğleşme çiğleşmek Çiğli (ilçe) çiğlik.−ği çiğneniş çiğnenme çiğnenmek çiğnetme çiğnetmek çiğneyiş çiğ renkçi 537 .çiğde çiğdem çiğe Çiğil çiğin çiğindirik.−ği çiğnemlik.

−ğı çikolatalı çil çil çil çile çilecilik.−ği çilek reçeli çilek suyu çilek üzümü çileli çileme çilemek çilenti Çilimli (ilçe) 538 .çiğ renkçilik.−ği çilekeş çilekeşlik.−ğı çiklet çikletçi çikletçilik.−ği çiğ toprak.−ği çilehane çilek.−ği çikolata çikolatacı çikolatacılık.−ği çilekçi çilekçilik.

−ği çim çim çimdik.−ği çimensiz çimento çimentocu çimentoculuk.−ğu çimentolama 539 .−ği çimdikleme çimdiklemek çimdiklenme çimdiklenmek çimdirme çimdirmek çimek.çilingir çilingirlik.−ği çilingir sofrası çillenme çillenmek çilli çilsiz çim çimbali çimçek.−ği çimen çimenli çimenlik.

çimentolamak çimentolanma çimentolanmak çimentolatma çimentolatmak çimentolu çimentosuz çimleme çimlemek çimlendirme çimlendirmek çimlenme çimlenmek çimleyiş çimme çimmek Çin çinakop Çin anasonu Çince Çin çamı çinçilya çinçilyagiller Çine (ilçe) Çingen çingene Çingene 540 .

−ği Çingene palamudu Çingene parası Çingene pembesi Çin gülü çini çinici çinicilik.Çingene borcu Çingenece Çingene çergesi Çingene düğünü Çingene kavgası çingeneleşme çingeneleşmek çingenelik.−ği Çingenelik.−ği çinili çini mürekkebi çinisiz çinke çinko çinkograf çinkografi Çin lâhanası Çin leylâğı Çinli Çin Seddi 541 .

−ği çirkin 542 .Çintiyan çip çipil çipilleşme çipilleşmek çipilti çipo çipura çir çirçirci çiriş çirişçi çirişçi çanağı çirişçilik.−ği çirişleme çirişlemek çirişlenme çirişlenmek çirişli çiriş otu çirkef çirkefçe çirkefleşme çirkefleşmek çirkefli çirkeflik.

−ğu çis çise çiseleme çiselemek çiseme çisemek çisenti çiskin çiş çişik.−ği çirkinseme çirkinsemek çiroz çirozlaşma çirozlaşmak çirozluk.çirkince çirkinleşme çirkinleşmek çirkinleştirme çirkinleştirmek çirkinlik.−ği çit çita çitar çitari çiten 543 .

−ği çividî çivileme çivilemek çivilenme çivilenmek çiviletme 544 .çiti çitileme çitilemek çitilenme çitilenmek çitili çitilme çitilmek çitişme çitişmek çitlembik.−ği çit sarmaşığı çit sarmaşığıgiller çivi çivici çivicilik.−ği çitleme çitlemek çitme çitmek çitmik.

−ği çizelge çizer 545 .−di çivit ağacı çivitleme çivitlemek çivitlenme çivitlenmek çivitli çivit mavisi çivit otu çivit rengi çivitsiz çivi yazısı çiviyukarı (spor) Çivril (ilçe) çiy çiyleme çiylemek çizdirme çizdirmek çizecek.çiviletmek çivileyici çivili çivisiz çivisiz kalkan çivit.

çizge çizgi çizgi film çizgi im çizgileme çizgilemek çizgilenme çizgilenmek çizgileşme çizgileşmek çizgili çizgilik.−ği çizgi resim.−ği çizginme çizginmek çizgi ölçek.−smi çizgi roman çizgisel çizgisiz çizi çizici çizicilik.−ği çizik çizik çizikli çiziktirme çiziktirmek 546 .−ği çizik.

çizili çiziliş çizilme çizilmek çizim çizimci çizin çizin çizinti çiziş çizme çizmeci çizmecilik.−ği çizmek çizmeli çoban çobanaldatan çobanaldatangiller çoban böreği çobançantası (bitki) çobandağarcığı (bitki) çobandeğneği(bitki) çobandüdüğü (bitki) çobaniğnesi (bitki) çoban kebabı çoban köpeği çobanlama 547 .

−ğı çobanlık etmek çoban merhemi çobanpüskülü (bitki) çobanpüskülügiller çoban salatası çobansüzgeci (bitki) çobantarağı (bitki) çobantuzluğu (bitki) çoban üzümü Çoban Yıldızı çocuğumsu çocuk.−ğu çocuk aklı çocuk bahçesi çocuk bakıcısı çocuk bezi çocuk bilimci çocuk bilimi çocukcağız çocukça çocukçu çocuk dili çocuk işi çocuklama çocuklamak 548 .Çobanlar (ilçe) çobanlık.

−ğu çocuk yuvası çoğalış çoğalma çoğalmak çoğaltan çoğaltıcı çoğaltım çoğaltış çoğaltma çoğaltmak çoğaltma makinesi çoğu 549 .−ğu çocukluk etmek çocuk olmak çocuk oyuncağı çocuk oyunu çocuk ruhlu çocuksu çocuksuluk.−ğu çocuksuz çocuksuzluk.çocuklaşma çocuklaşmak çocuklaştırma çocuklaştırmak çocuklu çocukluk.

çoğu kez çoğul çoğulcu çoğulcu demokrasi çoğulculuk.−ğı çok ayaklılar çokbilmiş 550 .−ğu çoğu zaman çok.−ğu çoğumsama çoğumsamak çoğun çoğunca çoğunluk.−ğu çoğul eki çoğul ekleri çoğullama çoğullamak çoğullaştırma çoğullaştırmak çoğulluk.−ğu çoğunlukla çoğunluk sistemi çoğurcuk.−ğu çokal çok anlamlı çok anlamlılık.

−ğu çok düzlemli çok eşli çok eşlilik.çokbilmişlik.−ği çokça çok çok çokçu çokçuluk.−ğu çokluk eki çoklukla çokluk ekleri çoklu ortam çok ortaklı 551 .−ğı çok katlı otopark çok kısa dalga çok kocalı çok kocalılık.−ğı çokları çoklarınca çokluk.−ği çok fazlı çokgen çok gözeli çok hücreli çok hücreliler çok karılı çok karılılık.

−ğı çok yönlü çok yüzlü çolak.−ğu 552 .−ğı çolpa çolpalık.−ği çok sözlü çok tanrıcı çok tanrıcılık.−ğı çolaklık.−ğı çok tanrılı çok tasım çok terimli çok uluslu çok yanlı çok yıllık.−ğı Çolpan (yıldız) çoluk çocuk.çok partili çokrağan çokrama çokramak çoksama çoksamak çoksatar çok seslendirilmiş çok sesli çok seslilik.

−bı çorapçı çorapçılık.−ğı çorap.−ğı çoraklaşma çoraklaşmak çoraklaştırma çoraklaştırmak çoraklık.−ğu çor çorak.−ğı çomaklama çomaklamak çomar çopra çopra balığı çopur çopurina çopurlaşma çopurlaşmak çopurlaştırma çopurlaştırmak çopurluk.çoluklu çocuklu çolun çomak.−ğı çorba çorbacı 553 .

−ği çökel çökelek.−ğı çotira çotiragiller çotra çotuk.−ğu çöğdürme çöğdürmek çöğme çöğmek çöğüncek.çorbacılık.−ği çökelekli 554 .−ğı çorba tabağı çorlu Çorlu (ilçe) Çoruh Çorum çotanak.−ğı çorba kâsesi çorba kaşığı çorbalık.−ği çöğünme çöğünmek çöğür çöğürcü çökek.

−ğü çöküklük.çökelge çökelme çökelmek çökelti çökeltme çökeltmek çökerme çökermek çökertici çökertme çökertmek çökkün çökkünleşme çökkünleşmek çökkünlük.−ğü çöküm çöküntü çöküntü hendeği çöküş çöküşme 555 .−ğü çökme çökmek çöktürme çöktürme havuzu çöktürmek çökük.

çöküşmek çöl Çölemerik çölleşme çölleşmek çölleştirme çölleştirmek çöllük.−ğü çöl tavuğu çöl tavuğugiller çömçe çömeliş çömelme çömelmek çömeltme çömeltmek çömez çömezlik.−ği çömlek hesabı çömlek kebabı çömlekleme çömleklemek çömme çömmek 556 .−ği çömlek.−ği çömlekçi çömlekçilik.

−ğı çöpçü çöpçülük.−ği çörek.−ğü çöplükçü çöplükçülük.çöngül çöp çöp arabası çöpçatan çöpçatanlık.−ği çörekçi 557 .−ğü çöp kebabı çöp kovası çöp kutusu çöpleme çöplenme çöplenmek çöplü çöplük.−ğü çöplük horozu çöp sepeti çöpsüz çöpsüz üzüm çöp tenekesi çöp torbası çör çöp çördek.

çörekçilik.−ğü çözülme çözülmek çözülüm çözülüş çözüm 558 .−ğü çözme çözmek çözücü çözük.−ği çörek mantarı çörek otu çöreotu çörkü çörten çörtü çöven çöz çözdürme çözdürmek çözelti çözgü çözgün çözgünlük.−ği çöreklenme çöreklenmek çöreklik.

−ğu çubuk ağacı Çubuk (ilçe) çubukçu çubuklama 559 .çözümcü çözümleme çözümlemek çözümlemeli çözümleniş çözümlenme çözümlenmek çözümleyici çözümleyiş çözümsel çözümsüz çözümsüzlük.−ğü çözüm yolu çözündürme çözündürmek çözünme çözünmek çözüntü çözüş çözüşme çözüşmek çözyağı çubuk.

−ğu çubuk makarna çubuk odası çubuksuz çucu çuha çuhacı çuhacılık.çubuklamak çubuklu çubukluk.−ğı çuha çiçeği çuha çiçeğigiller çuhadar çuhadarlık.−ğu 560 .−ğı çuhalı çuhçuh (tren) çuka çukur Çukurca (ilçe) çukurlanma çukurlanmak çukurlaşma çukurlaşmak çukurlatma çukurlatmak çukurlu çukurluk.

−ğı çulha çulha kuşu çullama çullamak çullandırma çullandırmak çullanış çullanma çullanmak çulluk.−ğu çullukgiller Çulpan (yıldız) çulsuz çultar çultarı çultutmaz Çumra (ilçe) çupra balığı çurçur çurlatma çurlatmak 561 .Çukurova çul çulcu çul çaput çulfa çulfalık.

−ğı çuvaldız çuvallama çuvallamak çuvallanma çuvallanmak çuvallatma çuvallatmak çuvallı çuvalsız Çuvaş Çuvaşça çük çükündür çükür Çüngüş (ilçe) çünkü çürük.−ğı çürükçül çürük gaz çürük iş çürüklü 562 .−ğü çürük boya çürük çarık.çuşka çuval çuvalcı çuvalcılık.

çürüklük.−ğı Dadaist Dadaizm dadandırma dadandırmak dadanma dadanmak 563 .−ğü çürük para çürük sakız çürüksüz çürüme çürümek çürütme çürütmek çürütülme çürütülmek çürütüş çürüyüş çüş (*)D D da Dadacı Dadacılık.

−ğı Daday (ilçe) dadı dadılık.−ğı dağ çamı dağ çayı dağ çayırı dağ çileği dağdağa dağdağalı 564 .−ğı dağ armudu dağ aslanı dağ ayısı dağ başı dağ bayır dağ birliği (askerlik) dağcı dağcıl dağcılık.dadaş dadaşlık.−ğı dağ dağ adamı dağ ağacı dağalası (balık) dağ anası dağar dağarcık.

−ği dağınık ışık.−ğı dağıtık.−ğı dağınık yansıma dağıntı Dağıstan Dağıstanlı dağıtıcı dağıtıcılık.−ğı dağınıklık.−ğı dağınıkça dağınık gözenek.dağdağasız dağ dalak otu dağ elması dağ eriği dağ eteği dağ evi dağ gölü dağ havası dağılım dağılış dağılma dağılmak dağınık.−ğı dağıtılma dağıtılmak dağıtım 565 .

−ğı dağıtım evi dağıtış dağıtma dağıtmak dağî dağ iklimi dağ ispinozu dağ keçisi dağ kedisi dağ kestanesi dağ kırlangıcı dağ kolu (coğrafya) dağ koyunu dağ köyü dağlağı dağ lâlesi dağlama dağlamak dağlama resmi dağlanış dağlanma dağlanmak dağlar anası dağlatış 566 .dağıtım bürosu dağıtımcı dağıtımcılık.

dağlatma dağlatmak dağlayış dağlı dağlıç.−ğı dağ merası dağ nanesi dağ oluşu dağ otlağı dağ reyhanı dağ serçesi dağ servisi dağ sıçanı dağ soğanı dağ sümbülü dağ taş dağ tavuğu dağ topu (askerlik) dağ yemişi dağ yolu dağ yürüyüşü dağ zebrası dah daha daha daha dahası 567 .−cı dağlık.

−ği dâhilî nizamname dâhilî talimatname dâhiliye dâhiliyeci dâhiliye mütehassısı dâhiliye subayı dâhil olmak dâhiyane dahletme dahletmek dahra daim daima 568 . içeri) dâhilen dâhil etmek dâhilî dâhilî deniz dâhilî harp.dahdah dahi (bile) dâhi (yaratıcı gücü olan kimse) dâhice dahil.−bi dâhilik.−hli (karışma) dâhil (iç.

−ğu daktilo makinesi daktilo masası daktiloskopi daktilo şeridi daktilotekni 569 .daim etmek daim eylemek daimî daim olmak dair daire daire kesmesi daireli daire parçası dairesel dairesiz dairevî dakik dakika dakikane dakikasında daktilo daktilo etmek daktilograf daktilografi daktilo kâğıdı daktiloluk.

−ği dalbastı dalcık.−ğı daldalan daldan dala daldırılma daldırılmak daldırış daldırma daldırma çay daldırmak 570 .−ğı dalak otu dalâlet dalama dalamak Dalaman (ilçe) dalan dalancı dalancılık.dal dalak.−ğı dalap olmak dalaş dalaşma dalaşmak dalavere dalavereci dalaverecilik.

daldırtma daldırtmak daldız dalfes dalfidan dalga dalga bandı dalga boyu dalgacı dalgacık.−ğı dalga çukuru dalga dalga dalga genliği dalga hızı dalgakıran dalga kuşağı dalgalandırıcı dalgalandırış dalgalandırma dalgalandırmak dalgalanış dalgalanma dalgalanmak dalgalı dalgalı akım dalgalı akım üreteci 571 .−ğı dalgacılık.

−ğı dalgıç tüpü dalgın dalgınca dalgın dalgın dalgınlaşma dalgınlaşmak dalgınlaştırma dalgınlaştırmak dalgınlık.dalgalı borçlar dalgaölçer dalga periyodu dalga sırtı dalgasız dalga tepesi dalga uzunluğu dalga yüksekliği dalgı dalgıç.−cı dalgıç böcekler dalgıç elbisesi dalgıç gözlüğü dalgıç kuşları dalgıç kuşu dalgıç kuşugiller dalgıçlık.−ğı dalgır 572 .

−ğu dalkavukça dalkavuklaşma dalkavuklaşmak dalkavukluk.−cı dalış dalız dalkavuk.−cı dalkıran dalkurutan dallama dallamak dallandırma dallandırmak dallanış dallanma dallanmak dallı dallı budaklı dallı güllü dalma dalmak dalöğle 573 .−ğu dalkavukluk etmek dalkılıç.dalgündüz dalıcı dalınç.

−ğı damak eteği damaklı damaklı diş damaksı damaksıl damaksıllaşma 574 .−ğı dam dama damacana damacı damak.dalsı dalsız daltaban daltonizm daluyku dalya dalyan dalyan ağı dalyancı dalyan çorbası dalyan köftesi dalyasan dalyan sepeti dalyan tarlası dalyan yeri dalyarak.

−dı dama tahtası 575 .damaksıllaşmak damaksıllaşmış damaksıllaştırma damaksıllaştırmak damaksız damak tadı damak ünsüzü Damal (ilçe) damalı dam altı damar aktarma damarcık.−ğu damarlandırma damarlanma damarlanmak damarlı damar sertliği damarsız damar tabaka damar tıkanıklığı damasko damat.−ğı damar damar damardaraltan damargenişleten damarı bozuk.

−ğı damga damgacı damgacılık.dama taşı damatlık.−ğı damdazlak.−ğı dam koruğu 576 .−ğı damga harcı Damga Kanunu damgalama damgalamak damgalanma damgalanmak damgalatma damgalatmak damgalayış damgalı damga pulu damgasız damga vergisi damıtıcı damıtık.−ğı damıtılma damıtılmak damıtma damıtmak damızlık.

dam koruğugiller damla damlacık.−ğı damlama damlamak damla sakızı damla taş damla taşı damlatılma damlatılmak damlatma damlatmak damlı damper damperli damping damsız dana danaayağı (bitki) danaburnu (böcek) danacı dana derisi danadili (cönk) dana eti 577 .−ğı damla damla damla hastalığı damlalık.

dana humması danakıran otu Danca dan dan dandini dan dun dane dang dangadak dangalak.−ğı dangıldama dangıldamak dangıl dungul dangırdama dangırdamak danış danışık.−ğı danışılma danışılmak danışma danışma bürosu danışmak 578 .−ğı dangalakça dangalaklık.−ğı danışıklı danışıklı dövüş danışıklık.

danışma kurulu danışma meclisi danışman danışmanlık.−di dank dans dansçı dans etmek dansimetre dansing danslı danslık.−ğü dansöz dansözlük.−ğü danssız dantel dantelâ dantel ağacı dantelâlı dantelli 579 .−ğı dansör dansörlük.−ğı Danimarka Danimarka kırmızısı Danimarkalı daniska danişment.

−ği darbecilik.−ğı darasız daraşlık.−ğı daraç.−ği 580 .dapdar dapdaracık.−cı dar açı dara dar darağacı daralış daralma daralmak daraltı daraltıcı daraltılma daraltılmak daraltma daraltmak dar aralık.−ğı dar (ensiz) dâr (ev) dara daraban daracık.−ğı darbe darbeci darbecik.

−ğı dar görüşlü dar hat.−ğı darca dardağan Darende (ilçe) Dargeçit (ilçe) dar gelirli dargın dargınlaşma dargınlaşmak dargınlık.darbeleme darbelemek darbımesel dar boğaz darbuka darbukacı darbukacılık.−ttı darı darıcan darı darına dârıdünya dârıfülfül darılgan darılganlık.−ğı darılma darılmaca 581 .

−ğı dasit dasitan 582 .−ğı darmaduman darmaduman etmek darmaduman olmak darp.darılmak darıltma darıltmak dar kafalı darlaşma darlaşmak darlaştırma darlaştırmak darlık.−ği dasdaracık.−i dârüleytam dârülfünun dar ünlü dârüşşifa Darvincilik.−ğı darmadağın darmadağınık.−bı darp etmek darphane dârülâceze dârülbedayi.

dasitanî dastar Datça (ilçe) datif daüssıla dav dava dava adamı davacı dava etmek davalaşma davalaşmak davalı davalık.−ğı davar Davas dava vekili davet davetçi davet etmek davetiye davetkâr davetli davetname davetsiz davlumbaz davrandırma 583 .

−ğu davul tokmağı davul tozu davya dayak.−ğı davranış töresi davranma davranmak davudî davul davulcu davulculuk.davrandırmak davranış davranış bilgisi davranış bozukluğu davranışçılık.−ğı dayalı 584 .−ğı dayak arsızı dayak cezası dayak düşkünü dayak kaçkını dayaklama dayaklamak dayaklanma dayaklanmak dayaklı dayaklık.

dayalı döşeli dayama dayamak dayanak.−ğı dayanışma dayanışmacı dayanışmacılık.−ğı dayanış dayanışık.−ğı dayanıksız dayanıksızlık.−ğı dayanışmak 585 .−ğı dayanak noktası dayanaksız dayanç.−ğı dayanılma dayanılmak dayanılmaz dayanım dayanım ömrü dayanırlık.−ğı dayanaklı dayanaklık.−cı dayandırma dayandırmak dayanıklı dayanıklılık.

−ğı dayıoğlu dayızade daylak.dayanışmalı dayanma dayanmak dayanma ömrü dayantı dayatış dayatışma dayatışmak dayatma dayatmacı dayatmak dayattırma dayattırmak dayayış daye dayı dayıkızı dayılanma dayılanmak dayılık.−ğı daz dazara dazar dazara dazır Dazkırı'yı (ilçe) 586 .

−ği debimetre debriyaj debriyaj pedalı deccal Deccal decrescendo dede dedebaba 587 .dazlak.−ğı dazlaklaşma dazlaklaşmak dazlaklık.−ğı dazlama dazlamak de debagat debbağ debbe debboy debdebe debdebeli debeleniş debelenme debelenmek debi debil debillik.

−ği 588 .−ği dedikodu dedikoducu dedikoduculuk.−ğu dedikodu etmek dedikodu kumkuması dedikodu yapmak dedirme dedirmek dedirtme dedirtmek dedüksiyon dedveyt def.−fni define defineci definecilik.dedelik.−f'i defa defalarca defans def'aten defetme defetmek defibratör defile defin.

−ği defterdar 589 .defin ruhsatı deflâsyon defleme deflemek defne defnedilme defnedilmek defnegiller defnetme defnetmek defneyaprağı (balık) defne yaprağı defnolunma defnolunmak defo defolma defolmak defolu deformasyon deforme deforme olmak defosuz defroster defter defterci deftercilik.

−ği değer düşürme değer düşürümü değer kuramı değerleme değerlendirilme değerlendirilmek değerlendirme değerlendirmek değerlenme değerlenmek değerler dizisi 590 .−ğı defter emini defterhane defterihakanî defterikebir degajman değdiriş değdirme değdirmek değer değer analizi değer artırma değerbilir değerbilirlik.−ği değerbilmez değerbilmezlik.defterdarlık.

−ği değirmen taşı değirmi 591 .−ği değer yargısı değgin değil değim değimli değimsiz değin değini değiniş değinme değinmek değinti değirme değirmek değirmen değirmenci değirmencilik.−ği Değirmendere fındığı değirmenlik.değerli değerli kâğıt.−dı değerlilik.−ği değersiz değersizlik.

−ği değişen yıldız değiş etmek değişici değişik.−ği değişiklik.−ği değirmi sakal değiş değişebilir değişebilirlik.değirmileme değirmilemek değirmileşme değirmileşmek değirmilik.−ği değişiş değişke değişken 592 .−ği değişiklik önergesi değişiklik teklifi değişiklik yapmak değişim değişimli değişimli ünsüzler değişim yönetimi değişinim değişinimci değişinimcilik.

−ci değiştirici değiştiriliş değiştirilme değiştirilmek değiştirim değiştirme değiştirmek değiştirtme değiştirtmek değiş tokuş değme değmek değnek.−ği değişme değişmek değişmez değiştirge değiştirgeç.−ği değişken ölçü değişkin değişkinlik.−ği değnekleme değneklemek deh 593 .değişkenlik.−ği değnekçi değnekçilik.

−ğı dekagram 594 .deha dehalet dehhaş dehleme dehlemek dehlenme dehlenmek dehletme dehletmek dehliz dehşet dehşetlenme dehşetlenmek dehşetli deist deizm dejenerasyon dejenere dejenere etmek dejenereleşme dejenereleşmek dejenerelik.−ği dejenere olmak dek dekadan dekadanlık.

dekalitre dekametre dekan dekanlık.−ğı dekar Dekartçı Dekartçılık.−ğı dekaster dekatlon dekatloncu deklânşör deklârasyon deklâre deklâre etmek dekoder dekolte dekont dekor dekorasyon dekoratif dekoratör dekoratörlük.−ğu dekore dekore etmek dekovil 595 .−ğü dekorcu dekorculuk.

−ğu deli bozukluk.−ci deli deli deli deli alacası deli bal deli balta delibaş (hastalık) deliboynuz deli bozuk.−ğu delice Delice (ilçe) delice doğan delicesine 596 .−ci delgi delgiç.−ği delegasyon delege delegelik.dekstrin dekstroz delâlet delâlet etmek deldirme deldirmek delecek.−ği delep delep delgeç.

delici deli dana hastalığı deli divane deli dolu deli etmek deli fişek.−ğı delik deşik.−ğı delik.−ği deli gömleği deli güllâbicisi deli ırmak.−ği delikanlı delikanlılık.−ği deli fişeklik.−ği delikli delikli demir delikliler deliksiz deliksiz uyku delil delilenme delilenmek delilik.−ği deli mantar delimsirek delinme delinmek 597 .

−ği delişmenlik etmek delk delme delmek delta delta kası dem demagog demagogluk.−ği demagoji yapmak deme demeç.−ci 598 .deli olmak deli orman (orman) Deliorman (yer adı) deli otu deliriş delirme delirmek delirtme delirtmek deli saçması delişmen delişmence delişmenlik.−ğu demagoji demagojik.

−ği 599 .−ği demir boku demirci Demirci (ilçe) demircik.demek demet demetçi demetçik.−ği demet demet demetleme demetlemek demetlenme demetlenmek demetletiş demetletme demetletmek demetleyiş demetli demevî demin demincek deminden deminki demir demir ağacı demirbaş demir bilek.

demircilik.−ttı demirhindi (bitki) demirî demirkapan demir kapı Demirkapı (yer adı) Demirkazık (yıldız) demir kırı (renk) Demirköy (ilçe) demir kuş demir leblebi demirleme demirlemek demirleşme demirleşmek demirli demirli beton demir oksit.−di Demirözü'nü (ilçe) demir pası demir perde(tiyatro) Demiperde (doğu bloku) 600 .−ği demirci mengenesi demir dikeni demirhane demir hat.

demir resmi demirsiz demirsizlik.−ği demir sülfat demir yeri demir yolcu demir yolculuk.−ğu demir yolu demir yumruk.−ği demokrasi demokrat demokratik.−ği 601 .−ğu demiurgos demkeş demleme demlemek demlendirme demlendirmek demlendirme suyu demlenme demlenmek demli demlik.−ği demode demograf demografi demografik.

−ği denek taşı deneme denemeci denemecilik.−ği denetici 602 .demokratikleşme demokratikleşmek demokratikleştirme demokratikleştirmek demokratlaşma demokratlaşmak demokratlık.−ğı demonstrasyon denaet denden denden işareti denek.−ği deneme çekimi deneme hayvanı denemek deneme tahtası deneme yayını denenme denenmek denet denetçi denetçilik.

−ği deneyimli deneyimsiz 603 .denetilme denetilmek denetim denetim bağı denetimci denetim kurulu denetimli denetim noktası denetim pulu denetimsiz denetleme denetlemek denetleme kurulu denetleme raporu denetleme yapmak denetlenme denetlenmek denetleyici deney deneyci deneycilik.−ği deneye dayalı deneyim deneyimci deneyimcilik.

−ği deneysellik.−ği 604 .−ği deneyiş deney kabı deneyleme deneylemek deneyli deneysel deneyselcilik.deneyimsizlik. −ğü denge dengeci dengecilik.−ği deneysiz deney tüpü deneyüstü deneyüstücülük.−ği denge fiyatı denge kalası dengeleme dengelemek dengelenme dengelenmek dengeleyici dengeli dengeli beslenme dengelik.

−ği dengeşik.dengesiz dengesiz beslenme dengesizleştirme dengesizleştirmek dengesizlik.−yı deniz altı denizaltıcı denizaltıcılık.−ğı denizanası denizaslanı denizaşırı deniz ataşesi denizatı (balık) deniz aygırı deniz ayısı deniz aynası deniz basması deniz bilimci 605 .−ği denge taşı deni denilme denilmek deniz deniz akıntısı denizalası (balık) denizaltı.

−ği denizçakısı (yumuşakça) deniz çulluğu denizdanteli (deniz hayvanı) deniz depremi deniz dibi deniz feneri deniz geçişi denizgergedanı denizgülü (hayvan) denizgüzeli (balık) deniz hamamı deniz haritası denizhıyarı (deniz hayvanı) denizhıyarları deniz hukuku denizısırganları (hayvan) denizibiği (bitki) deniziğnesi (balık) deniz iklimi 606 .deniz bilimi deniz buzu denizci denizcilik.

denizineği denizkadayıfı (bitki) deniz kaplumbağaları deniz kaplumbağası deniz kazı denizkedisi (balık) denizkestanesi (yumuşakça) deniz kırlangıcı denizkızı (balık) deniz kızı (mitoloji) denizkozalağı (yumuşakça) denizköpüğü (lüle taşı) denizkulağı (yumuşakça) deniz kulağı (coğrafya) deniz kurdu deniz kuvvetleri denizlâleleri denizlâlesi (deniz hayvanı) Denizli denizlik.−ği 607 .

deniz marulu deniz mavisi denizmaymunu (balık) deniz menekşesi (çiçek) deniz mili deniz motoru deniz otobüsü deniz ördeği deniz örümceği denizpalamudu (böcek) denizpelidi (böcek) deniz pırasası (yosun) deniz piyadesi deniz rezenesi deniz sarmaşığı deniz seviyesi deniz suyu denizşakayığı (hayvan) denizşakayıkları deniztarağı (yumuşakça) deniz tavşancılı 608 .

−gi denkçi denkçilik.deniztavşanı (yumuşakça) deniz tedavisi deniz tekesi (karides) deniztilkisi (balık) deniz tutması deniz uçağı deniz üssü deniz üzümü deniz yeli deniz yılanı denizyıldızı (deniz hayvanı) denizyıldızları deniz yolu deniz yolu ulaşımı deniz yosunu denk.−ği denk küme denklem denkleme denklemek denklemler sistemi denkleşme 609 .

denkleşmek denkleştirme denkleştirmek denklenme denklenmek denkleştirici denklik.−ği denşirme denşirmek deontoloji deodoran depar departman 610 .−ği denme denmek densimetre densiz densizlenme densizlenmek densizleşme densizleşmek densizlik.−ği denklik belgesi denklik kuruluşu denktaş denli denlilik.

−ğu depo etmek depolama depolamak depolanma depolanmak depolitizasyon depozit depozito depozitolu depozitosuz deprem deprem bilimci deprem bilimi deprem bölgesi depremçizer deprem dalgası deprem kuşağı deprem merkezi depremyazar depremzede deprenme deprenmek 611 .depderin deplâsman depo depocu depoculuk.

−ci derç etmek derdest derdest etmek dere derebeyi derebeylik.−di Derbent (ilçe) derç.−ği Derebucak (ilçe) derece derece derece dereceleme derecelemek derecelendirilme derecelendirilmek derecelendirme derecelendirmek dereceli 612 .−ği derbent.depresyon depreşme depreşmek depreştirme depreştirmek derakap derbeder derbederlik.

−ği dereke Dereli (ilçe) dereotu Derepazarı'nı (ilçe) dere tepe dergâh dergi dergicilik.−ği derhâl deri deri altı derici dericilik.derecesiz derecik.−ği Derik (ilçe) derili derilme derilmek derim evi derin derince derinden derinden derine derin derin derin devlet derin dondurucu 613 .

derin düşünme Derinkuyu (ilçe) derinlemesine derinleşme derinleşmek derinleştirme derinleştirmek derinletme derinletmek derinliğine derinlik.−ği derişme derişmek derivasyon derk derkenar derk etmek 614 .−ği derişiklik.−ği derinlik kayaçları derinlikölçer derinlik ölçümü derin soğutma derin soğutucu derinti derin uyku derisi dikenliler derişik.

−ği dernekçi dernekçilik.−ği derleme derlemek derlenme derlenmek derleyici derleyicilik.−ği 615 .−ğı dermatit dermatolog.−ğu dermatoloji derme derme çatma dermek dermeyan dermeyan etmek dermit dernek.−ği derli toplu derman dermansız dermansızlaşma dermansızlaşmak dermansızlık.derlem derlemci derlemcilik.

dernekleşme dernekleşmek Dernekpazarı'nı (ilçe) derneşik.−ği ders yapmak dert.−ği dersiam ders içi dersiz topsuz derslik.−ği derpiş derpiş etmek derrace ders ders dışı dershane dershaneci dershanecilik.−di dert babası dert edinmek dert etmek dert küpü dertlenme dertlenmek dertleşme dertleşmek 616 .

−ği dert olmak dertop dertop etmek dertop olmak dert ortağı dert sahibi dertsiz dertsizlik.−ği deruhte deruhte etmek derun derunî derviş dervişane dervişçe dervişlik.−ği derya deryadil derz desen desenci desencilik.−ği desenleme desenlemek desenli 617 .dertli dertlilik.

desenli kaplama desensiz desibel desigram desikatör desilitre desimetre desinatör desinatörlük.−ğu dessas dest destan destancı destanî destanlaşma destanlaşmak destanlı destanlık.−ğü desise desister deskriptif despot despotça despotik.−ği despotizm despotluk.−ğı destansal 618 .

−ği destek doku destekleme destekleme alımı desteklemek desteklenme desteklenmek destekleşme destekleşmek destekleyiş destekli destekli bütçe destek olmak desteksiz desteleme destelemek destelenme destelenmek desteleyici 619 .destansı destansız destar destarî destarlı deste desteci deste deste destek.

−ği destinasyon destroyer destur destursuz desturun deşarj deşarj olmak deşeleme deşelemek deşifre deşifre etmek deşifre olmak deşik.desteleyicilik.−ği detektör deterjan deterjancı 620 .−ği deşilme deşilmek deşme deşmek detant detay detaylandırma detaylandırmak detektif detektiflik.

−ğı devamsız devamsızlık.−ği deve dikeni 621 .−ğı determinant determinasyon determinist determinizm detone detone olmak dev deva devaimisk devalüasyon devam devam etmek devamlı devamlılık.−ğı dev anası devasa devasız dev aynası devce deve deveboynu (boru) deveci devecilik.deterjancılık.

deve dişi deve döşlü deve elması deve kini deve kolu deve kuşu Develi (ilçe) develik.−ği devimsiz devindirici 622 .−ği devimsellik.−ği developer developman deveran deveranıdem devetabanı (bitki) deve tımarı devetüyü (renk) deve tüyü devetüyü rengi deve yükü deve yürekli devim devim bilimi devimli devimsel devimselcilik.

devindirme devindirmek devin duyumu devingen devingenlik.−vri devirli devirme devirmek devitken devitme devitmek dev köpek balığıgiller devleşme devleşmek devleştirme devleştirmek devlet devlet adamı devlet baba devlet bakanı devlet bankası devlet başkanı 623 .−ği devinim devinme devinmek devinme olayı devir.

−ği devredilme devredilmek devredilmezlik.−ği Devrek (ilçe) Devrekâni (ilçe) devre mülk devren 624 .−ği devlet düşkünü devlethane devlet kapısı devlet kuşu devletler arası devletleştirilme devletleştirilmek devletleştirme devletleştirmek devletli devletlû devoniyen devralma devralmak devran devre devredilebilir devredilebilirlik.devletçi devletçilik.

−hri devşirilme devşirilmek devşirim 625 .devretme devretmek devrî devriâlem devridaim devrihindî devrik.−ği devriliş devrilme devrilmek devrim devrimci devrimcilik.−ği devrik cümle devrikebir devriklik.−ği devrirevan devrisaadet devrisi devriye devrolunma devrolunmak dev şar dev şehir.

−ğı 626 .−ğı dımbırdatma dımbırdatmak dımdızlak.devşirimli devşirimsiz devşirme devşirmek deyi deyim deyimleşme deyimleşmek deyimleştirme deyimleştirmek deyiş deyyus dezavantaj dezenfeksiyon dezenfektan dezenfektasyon dezenfekte dezenfekte etmek dezenformasyon dıbır dıbır dığan dığdığı dığdık.−ğı dılak.

−ğü dışa dönüklük.−ğı 627 .−ğü dış ağ dış âlem dış alım dış alımcı dış alımcılık.−ğı dışarı dışarılı dışarısı dışarlık.Dımışk dımışkî dıramudana dırdır dır dır dırdırcı dırdır etmek dırdırlanma dırdırlanmak dırıltı dırlanma dırlanmak dırlaşma dırlaşmak dış dış açı dışa dönük.

−ği dış çevre dış çizgiler durumu dış çizgisi dış çokgen dış deri dış dünya dış evlilik.−ği dış gezegen dış gezi dış güçler dış hat.−ğı dış atışı dışa vurum dışa vurumcu dışa vurumculuk.−ği dış gebelik.−ttı dış hatlar 628 . −ğu dış başkalaşım dış bellek.dışarlıklı dış asalak.−ği dışbeslenen dış beslenme dış borç.−cu dışbükey dışbükeylik.

−ği dış odun dış pazar dış pazarlama dış piyasa 629 .−ğı dış kavuz dışkı dışkılama dışkılamak dışkılık.dış hissedar dışık.−ğı dış kutsal dışlama dışlamak dışlanma dışlanmak dış lâstik.−ği dışlaştırma dışlaştırmak dış merkezli dış merkezlik.−ğı dışınlı dış işleri dış kapak.−ğı dışkısever dış kredi dış kulak.

−ğı dışsal dış satım dış satımcı dış satımcılık.dış plâzma dış politika dışrak.−lü diaspora 630 .−ğı dıştan dış ters açı dış ticaret dış ticaret açığı dış ticaret serbestliği dış yarıçap dış yüz dış zar dızdık.−ğı dızdız dızdızcı dızdızcılık.−ğı dızlak.−ğı dızlama dızlamak dızman dia dialkol.

diba dibace dibek.−ği dibek kafalı Dicle (ilçe) didaktik.−ği didar dide dideban didik didik didikleme didiklemek didikleniş didiklenme didiklenmek didilme didilmek didiniş didinme didinmek didinti didişim didişken didişme didişmek didon didona 631 .

didon sakallı difana difenbahya diferansiyel diferansiyel denklem diferansiyel hesap.−bı difraksiyon difteri difterili diftong diftonglaşma diftonglaşmak difüzyon Digor (ilçe) diğer diğeri diğerkâm diğerkâmlık.−ğı dijital.−li dik dik açı dik âlâsı dik başlı dik biçme dikçe 632 .

−ci dikel dikelme dikelmek diken dikence dikencik.−ği dikenli meyan dikenli salyangoz dikenli tel dikenli yüzgeçliler dikensi dikensi çıkıntı dikensiz 633 .dikdörtgen dikdörtgensel dikdörtgensel bölge dikeç.−ği dikencikli diken diken diken dutu dikenleşme dikenleşmek dikenli dikenli balık.−ğı dikenli balıkgiller dikenlice dikenlik.

dikey dikey geçiş dikgen dikici dikicilik.−ği dikiş iğnesi dikişli dikiş makinesi dikiş okuması dikiş payı dikişsiz dikit dikiz 634 .−ği dikili Dikili (ilçe) dikiliş dikili taş dikilme dikilmek dikim dikim evi dikimhane dikine dikine tıraş dikiş dikişçi dikişçilik.

−ğu (ördek) diklemesine diklenme diklenmek dikleşme dikleşmek dikleştirme dikleştirmek diklik.−ği dikkatsizlik etmek dikkat toplaşımı dik kenar dikkuyruk.−ti dikkat etmek dikkatli dikkatsiz dikkatsizlik.−ği dikme dikmek 635 .−ği dikiz etmek dikizleme dikizlemek dik kafalı dikkat.dikiz aynası dikizci dikizcilik.

dikmelik.−ği dikmen Dikmen (ilçe) dik rüzgâr dikse dik silindir diksiyon dikta diktacı diktacılık.−ğü dikte dikte etmek diktirme diktirmek diktirtme diktirtmek dik üçgen dik yamuk.−ğu dil dil ailesi dil akrabalığı dilaltı (hastalık) dil altı 636 .−ğı diktafon diktatör diktatörce diktatörlük.

−ği dilekçe dilek kipi 637 .−ği dil coğrafyası dil dalaşı dildaş dilden dile dil ebesi dilek.−ği dilcilik.dil altı bezleri dil atlası dilâtometre dil avcısı dilâver dil balığı dilbasan dilbaz dilber dilberdudağı (tatlı) dil bilgisi dil bilimci dil bilimi dil bilimsel dil birliği dil cambazı dilci dilcik.

−ği dilencilik etmek dilenci vapuru dilendirme dilendirmek dileniş dilenme dilenmek dileyici dil felsefesi dilfüruz dili bozuk.−ğu dilim dilim dilim dilimleme dilimlemek dilimleniş dilimlenme dilimlenmek dilimleyiş dilinim 638 .dile kolay dileme dilemek dilemma dilenci dilenci çanağı dilencilik.

−ği dillendirme dillendirmek dillenme dillenmek dilleşme dilleşmek dilli dilli düdük.−ğu dili uzun dili yatkın dili zifir dil kavgası dil lâboratuvarı dillek.−ğı dilme dilmek dil oğlanı dil öğrenimi dil öğretimi dil pelesengi dil peyniri 639 .−ğü dilmaç.dilinme dilinmek diliş dili tutuk.−cı dilmaçlık.

−ği dinamik analiz dinamikleşme dinamikleşmek dinamit dinamitçi dinamitçilik.−ği dil sürçmesi dil şakası dil tutukluğu dilüviyum dil yarası dimağ dimdik.−ği dimi diminuendo dimmer dimnit dimyat din din adamı dinamik.dilsel dilsever dilsiz dilsizlik.−ği dinamitleme dinamitlemek 640 .

−ği dinç dinçlenme dinçlenmek dinçleşme dinçleşmek dinçlik.dinamitlenme dinamitlenmek dinamit lokumu dinamizm dinamo dinamometre dinar Dinar (ilçe) din birliği dince dincelmek dinci dinci erki dincilik.−ği dindar dindarlık.−ğı dindaş dindaş olmak din dışı dindirme dindirmek 641 .

−ği din erki din felsefesi dingi dingil dingildek.din doruğu dinelme dinelmek dinen dineri din erkçilik.−ği dingildeme dingildemek dingilli dingin dingincilik.−ği dinginleşme dinginleşmek dinginleştirme dinginleştirmek dinginlik.−ği dingildeklik.−gi dinleme 642 .−ği dinî dini bütün diniş dink.

−ği dinleyiş dinme dinmek dinmez dinozor dinozorlar dinozorlaşma dinozorlaşmak din öncesi dinsel dinsiz 643 .dinlemek dinleme salonu dinlence dinlendirici dinlendirilmiş dinlendirme dinlendirmek dinlenme dinlenmek dinlenme kampı dinlenme salonu dinleti dinletme dinletmek dinleyici dinleyicilik.

−ği dipçikleme dipçiklemek dipçiklenme dipçiklenmek dipdam dipdinç dipdiri dip doruk.−ği dip.−bi dip ağı dip balıkçılığı dip bucak.−di diploma diplomalı diplomasız diplomasi diplomat diplomatça 644 .dinsizlik.−ğu dipfriz dip koçanı diplârya dipleme diplemek dipli diploit.−ğı dipçik.

−ği direkçi direkli direklik.−ğı dipnot dipsiz dipsiz kuyu dipsiz testi dirayet dirayetli dirayetsiz dirayetsizlik.−ci dirençli dirençsiz direngen 645 .−ği direk.−ği diplomatik dil diplomatlık.−ği direksiyon direkt direktif direktör direktörlük.diplomatik.−ğü direme diremek diren direnç.

direngenlik.−ği direnim direniş direnişçi direnleme direnlemek direnme direnmek direşken direşme direşmek diretme diretmek direy dirgen dirgenleme dirgenlemek dirhem dirhem dirhem diri dirice diri diri diriğ diriğ etmek diriksel diriksel ısı diril 646 .

−ği dirim bilimi dirim bilimsel dirim konisi dirim kurgu dirim kurgusal dirimli dirimlik.dirileşme dirileşmek diril ısı dirilik.−ği dirim suyu diri örtü dirlik.−ği diriliş dirilme dirilmek diriltici diriltme diriltmek dirim dirim bilimci dirim bilimcilik.−ği dirliksiz 647 .−ği dirlik düzenlik.−ği dirimsel dirimselcilik.

−ği disimilâsyon disiplin disiplin cezası disipline disipline etmek disiplin kurulu disiplinli disiplinsiz disiplinsizlik.−ği dirsek.−ği 648 .−ği dirsek kemiği dirsekleme dirseklemek dirseklenme dirseklenmek dirseklik.dirliksizlik.−ği dirsek teması dirsizlik.−ği disiplin suçu disk diskalifiye diskalifiye etmek diskalifiye olmak disk atma diskçi diskçilik.

−ği disponibilite disprosyum distribütör distribütörlük.−ği diş−damak ünsüzü 649 .disket diskjokey disko diskotek.−ci dispeççi dispersiyon eriyik.−ği dişçi koltuğu dişçilik.−ğü diş diş ağrısı diş bademi dişbudak.−ği diskur disk zımpara dispanser dispeç.−ğı diş buğdayı diş çekimi diş çıkarma dişçi dişçik.

diş diş diş−dudak ünsüzü dişe diş dişeği dişeğileme dişeğilemek dişeme dişemek diş eti diş eti−damak ünsüzü diş eti−dudak ünsüzü diş eti ünsüzü diş fırçası diş hekimi diş hekimliği dişi dişi bakır dişi demir dişi klişe dişil dişileşme dişileşmek dişileştirme dişileştirmek dişilik.−ği 650 .

−ği dişleme dişlemek dişlenme dişlenmek dişletme dişletmek dişli dişlik.−ği dişindirik.−ği dişi organ dişisel diş kirası dişlek.−ği diş tababeti diş tabibi diş tacı diş taşı 651 .dişilleştirme dişilleştirmek dişillik.−ği dişli tırnaklı diş macunu diş otu diş otugiller diş özü dişsiz dişsizlik.

−bı ditme ditmek.−ği Divriği (ilçe) 652 .−ği divit divitin divlek.−ği divanhane divanıâli divanıharp.−der div dival divan divançe divane divan edebiyatı divaneleşme divaneleşmek divanelik.−bi Divanıhümayun Divanımuhasebat divanî divanî kırması divan kalemi divan sazı divik.diş ünsüzü ditiramp.

diyabaz diyabet diyabet bilimi diyabetik.−li diyagram diyaklâz diyakoz diyakroni diyakronik.−ğu 653 .−ği diyabetolog.−ği diyalektikçi diyalektik materyalizm diyalektolog.−ğu diyabetoloji diyabet uzmanı Diyadin (ilçe) diyafram diyagonal.−ğu diyalektoloji diyalel diyaliz diyaliz makinesi diyalog.−ği diyalâj diyalekt diyalektik.

−lü diyatome diye diyecek.−ği diye diye diyerek diyet diyetetik.diyanet diyanet işleri diyapazon diyapozitif diyar Diyarbakır Diyarbakır karpuzu diyarıgurbet diyastaz diyastol.−ği diyetisyen diyet peyniri diyet uzmanı diyez diyoptri diyorit diz diz ağırşağı dizanteri dizanterili 654 .

dizayn dizayncı dizayner diz bağı diz boyu dizdar dizdirme dizdirmek diz dize dize dizel dizeleme dizelemek dizeleştirme dizeleştirmek dizem dizemli dizemsiz dizge dizgeli dizgesel dizgesiz dizgi dizgici dizgicilik.−ği dizgi hatası dizgin 655 .

dizginleme dizginlemek dizginlenme dizginlenmek dizginsiz dizgi yanlışı dizgi yeri dizi dizici dizi dizi dizi film dizileme dizilemek dizili diziliş dizilme dizilmek dizim dizim dizim dizin diziş diz kapağı diz kapağı kemiği dizleme dizlemek dizlik.−ği dizme 656 .

−ği dogmatik felsefe dogmatizm doğa doğa bilgisi doğa bilimci doğa bilimcilik.−ğı 657 .dizmek dizmen diz üstü diz üstü bilgisayar dizyem do do anahtarı dobra dobra doçent doçentlik.−ği Dodurga (ilçe) dogma dogmacı dogmacılık.−ğı doğacı doğacılık.−ğı dogmalaştırma dogmalaştırmak dogmatik.−ği doğa bilimleri doğacak.

−cı doğaçlama doğaçlamak doğaçlama tiyatro doğaçtan doğa dışı doğal doğal ayıklanma doğalcı doğalcılık.doğaç.−ğı doğal coğrafya doğal gaz doğal gaz enerjisi doğallaşma doğallaşmak doğallaştırma doğallaştırmak doğallık.−ğı doğallıkla doğal sayı doğan doğancı doğancılık.−ğı Doğanhisar (ilçe) Doğankent (ilçe) Doğanşar (ilçe) Doğanşehir (ilçe) 658 .

−ğü doğa yasası doğdurma doğdurmak doğma doğma büyüme doğmaca doğmak doğram doğrama doğramacı doğramacılık.Doğanyol (ilçe) Doğanyurt (ilçe) doğa ötesi doğasever doğaüstü doğaüstücülük.−ğı doğramak doğram doğram doğranma doğranmak doğratma doğratmak doğrayış doğru doğru açı doğru akım 659 .

doğruca doğrucu doğruculuk.−ğu doğrudan doğrudan doğruya doğru dürüst doğrulama doğrulamak doğrulanma doğrulanmak doğrulma doğrulmak doğrultma doğrultmaç.−ğu doğrulum doğru orantılı doğru parçası doğrusal doğrusu doğru yol doğu Doğubayazıt (ilçe) 660 .−cı doğrultmak doğrultman doğrultu doğrulu doğruluk.

doğu bilimci doğu bilimi doğu bloku doğu gürgeni doğu kayını doğulu doğululaşma doğululaşmak doğululuk.−ğu doğum doğum evi doğum günü doğumhane doğum ilmühaberi doğum incinmesi doğum kontrolü doğumlu doğum odası doğum oranı doğumsal doğum sancısı doğum tarihi doğum yapmak doğum yeri doğu noktası doğuranlar doğurgan 661 .

−ğı doktor doktora doktoralı doktorasız doktorluk.−ğu doktrin 662 .−ğı doğurgu doğurma doğurmak doğurtma doğurtmak doğurucu doğuruş doğuş doğuştan doğuştancılık.−ğı Doğu Türkçesi dok doksan doksanar doksanıncı doksanlık.doğurganlaşma doğurganlaşmak doğurganlaştırma doğurganlaştırmak doğurganlık.

−ğı doku nakli dokunca dokuncalı dokuncasız dokundurma dokundurmak dokunma dokunmabana (kanser) dokunma duyusu 663 .doktrinci doku doku aktarımı doku bilimci doku bilimi doku bozukluğu dokum dokuma dokumacı dokumacılık.−cı dokunaklı dokunaklılık.−ğı dokumahane dokumak dokumalı dokuma tezgâhı dokunaç.

dokunmak dokunmatik.−ğı dokunum dokunuş dokurcuk.−ği dokuzar dokuz babalı dokuz canlı dokuzgen dokuzlu dokuz on dokuztaş (oyun) dokuzuncu 664 .−ğu dokurcun dokutma dokutmak dokuyucu dokuyuş dokuz dokuz altmış beş dokuz altmış beşlik.−ği dokunsal dokunulma dokunulmak dokunulmaz dokunulmazlık.

doküman dokümantasyon dokümanter dolak.−ğı dolaksız dolam dolama dolamak dolama otu dolama otugiller dolambaç.−ğı dolandırılış dolandırılma dolandırılmak dolandırış dolandırma dolandırmak dolanı dolanı dolanım dolanış dolanlı 665 .−ğı dolan dolandırıcı dolandırıcılık.−cı dolambaçlı dolambaçsız dolamık.

−ğı dolaşıklık.dolanlı iflâs dolanma dolanmak dolan taşı dolantı dolap.−ğı dolaşıksız dolaşılma dolaşılmak dolaşım dolaşma dolaşmak dolaştırılma dolaştırılmak dolaştırma dolaştırmak dolay dolayı dolayı dolayı dolayısıyla dolay kutupsal 666 .−bı dolap beygiri dolapçı dolar dolaş dolaşık.

dolaylama dolaylı dolaylı özne dolaylı tümleç.−ğu dolgun maaş dolgun ücret dolgu yapmak dolikosefal.−li dolma dolma biber 667 .−ci dolaylı vergi dolaysız dolaysız vergi doldurma doldurmak doldurtma doldurtmak doldurulma doldurulmak dolduruş dolgu dolgulu dolgun dolgunca dolgunlaşma dolgunlaşmak dolgunluk.

−ğı dolma otu dolma otugiller dolmen dolmuş dolmuşçu dolmuşçuluk.−ğı dolomit dolu doludizgin dolukma dolukmak doluluk.−ğu dolum dolunay dolu serpme dolusu doluş doluşma doluşmak domalan domalış domalma 668 .−ğu dolmuş durağı dolmuş uçak.dolmak dolma kalem dolmalık.

domalmak domaltma domaltmak Domaniç (ilçe) domates domates çorbası domates dolması domates salçası dombay domdom kurşunu domestik.−ği dominant domino dominyon domur domur domur domuz domuz arabası domuzayağı (çubuk) domuz ayrık otu domuz balığı domuz damı domuz derisi domuz dikeni domuzgiller domuz eti 669 .

domuzlan domuzlanma domuzlanmak domuzlaşma domuzlaşmak domuzluk.−ğu domuzluk etmek domuz otu domuztırnağı (kanca) domuzuna domuz yağı don donakalma donakalmak donam donama donamak donanım donanım kilidi donanma donanmak donatı donatılı donatılma donatılmak donatım 670 .

−ğu donlu donma donma derecesi donmak donma noktası donmuş sebze donra 671 .donatımcı donatısız donatış donatma donatmak donattırma donattırmak donduraç.−cı dondurma dondurmacı dondurmacılık.−ğı dondurmak dondurucu dondurulma dondurulmak dondurulmuş done don gömlek donjuan donkişotluk.

−ğu don yağı dopdolu doping dopingleme dopinglemek doping yapmak doru doruk.−ğu doruk çizgisi dorukçu yaklaşım doruk dal doruklama doruklamak doruklaştırma doruklaştırmak doruk noktası doruk toplantısı dorum dosdoğru 672 .donsuz donuk.−ğu donuk donuk donuklaşma donuklaşmak donuklaştırma donuklaştırmak donukluk.

−ğu dostluk etmek dost olmak dostsuz dosya dosyalama dosyalamak dosyalanma dosyalanmak doya doya doyasıya doygu doygun doygunlaşma doygunlaşmak doygunluk.dost dostane dostça dost düşman dost edinmek dost kazığı dostlaşma dostlaşmak dostluk.−ğu doyma doymak doymaz 673 .

doymazlık.−ğu doyumsuz doyumsuzluk.−ğı doymuş doyulma doyulmak doyum doyum evi doyumlu doyumluk.−ğu doyunma doyunmak doyuran doyuran buhar doyurma doyurmak doyurucu doyurulma doyurulmak doyuruş doyuş doyuşma doyuşmak doz dozaj dozer Döger 674 .

−ğü dökülgen dökülme dökülmek dökülüş döküm dökümcü dökümcülük.−ğü döküklük.−ğü döküm evi dökümhane dökümleme dökümlemek dökümlü dökünme dökünmek 675 .döke döke döke saça dökme dökmeci dökmecilik.−ği dökme çimento dökme demir dökme gaz dökmek döktürme döktürmek dökük.

−li dömivole dönbaba (bitki) döndürme döndürmek döndürülme döndürülmek döndürüş 676 .döküntü döküntülü döküntüsüz döl döl ayı döl döş dölek.−ği döl eşi dölleme döllemek dölleniş döllenme döllenmek döllenmesiz döllenmesiz üreme döllü döşlü dölüt döl yatağı döl yolu dömifinal.

−ğı 677 .−ği dönekçe döneklik.döneç. −bı döner kapı döner kavşak.−ci döne döne dönek.−ci dönence dönencel dönencel ay denenceli dönencel yıl dönenme dönenmek dönen top döner döner ayna dönerci dönercilik.−ği dönel döneleme dönelemek dönelme dönelmek dönem dönemeç.−ği döner dolap.

−ğü dönüm noktası dönüş dönüşlü dönüşlü çatı dönüşlü fiil dönüşlülük.−ğü dönüşlü zamir dönüşme dönüşmek dönüşsüz 678 .döner kebap.−bı dönme ekseni dönmek dönmeli dönük.−bı döner kule döner sahne döner sermaye döngel döngel orucu döngü dönme dönme dolap.−ğü dönülme dönülmek dönüm dönümlük.

−ğı dörtcihar 679 .−dü dört ayak.−ğı dört ayaklılar dört beş dört bir dört bucak.dönüştürme dönüştürmek dönüştürücü dönüştürülme dönüştürülmek dönüştürüm dönüşüm dönüşümcü dönüşümcülük.−ğü dönüşümlü döpiyes dörder dördül dördün dördüncü dördüncü çağ dördüz dördüzleme dördüz yumrucuklar dört.

dört çifte Dörtdivan (ilçe) dört dörtlük.−ğü dörtgen dört göz dört işlem dört kaşlı dörtkenar dört köşe dörtleme dörtlemek dörtlü dörtlü final.−ğü Dörtyol (ilçe) dörtnal dörtnala dörttek (tekne) dört yol dört yol ağzı dört yüzlü döş döşek.−ği döşekli döşeli döşem döşemci 680 .−li dörtlük.

−ği döşeme döşemeci döşemeci çivisi döşemecilik.−ği döşemek döşemeli döşemelik.−ği döşemesiz döşeniş döşenme döşenmek döşetilme döşetilmek döşetme döşetmek döşeyici döşeyiş döşgömü (pastırma) döteryum dövdürme dövdürmek dövdürtme dövdürtmek dövdürtülme dövdürtülmek dövdürülme 681 .döşemcilik.

−ği dövüşme dövüşmek dövüştürme dövüştürmek 682 .dövdürülmek döveç.−ği dövme yapmak dövülgen dövülgenlik.−ği dövmek dövmelik.−ci döviz döviz kuru dövizzede dövme dövmeci dövmecilik.−ği dövülme dövülmek dövülüş dövünme dövünmek dövünüş dövüş dövüşçü dövüşken dövüşkenlik.

−ği dramatikleşme dramatikleşmek dramatize etmek dramaturg dreç.dragoman dragon drahmi drahoma draje dram drama dramatik.−ci dren drenaj dretnot drezin dripling dripling yapmak drog drosera droseragiller dua duacı dua etmek duahan duayen 683 .

−ğı duble duble etmek dubleks dubleks daire dublör dublörlük.−ğı dudak benzeşmesi dudak boyası dudak çukuru dudakdeğmez dudak eşlemesi dudak kalemi dudaksıl dudaksıllaşma dudak tiryakisi dudak ünlüsü 684 .−ğı dublâj dublâjcı dublâjcılık.duba dubar dubara dubaracı dubaracılık.−ğü dubniyum duçar dudak.

−lü duhuliye duhuliye kartı duka dukalık.−ğı dul dulaptal otu dulaptal otugiller dulavrat otu dulda duldalama duldalamak duldalanma duldalanmak duldalı duldasız dulluk.−ğu Duma dumağı duman dumanlama 685 .dudak ünsüzü dudak yarığı dudu dudu dilli duetto duhul.−ğu duluk.

−ğı durakı duraklama duraklamak duraklatma duraklatmak duraklayış duraklı 686 .−ği durağanlaşma durağanlaşmak durağanlık.dumanlamak dumanlanma dumanlanmak dumanlı duman rengi dumansız dumdum Dumlupınar (ilçe) dumur dun duo dupduru duraç.−ğı durak.−cı durağan Durağan (ilçe) durağan elektrik.

duraklı dalga duraklık.−ğı durdurma durdurmak durdurtma durdurtmak durdurulma durdurulmak durduruş durendiş durgu durgun durgunlaşma durgunlaşmak durgunlaştırma durgunlaştırmak 687 .−ğı duraksama duraksamak duraksamalı duraksamasız duraksayış duraksız dural duralama duralamak duralayış durallık.

−ğu durgun şişkinlik.−ğu durum durumca durum eki 688 .−ğu duruksun durulama durulamak durulanma durulanmak durulaşma durulaşmak durulma durulmak durultma durultmak duruluk.−ğu durukluk.−ği durgül durma durmadan durmak duromer plâstik.durgunluk.−ği Dursunbey (ilçe) duru durucu duruk.

−ğı duvakçı duvakçılık.durum güldürüsü durum ortacı durum ulacı durum vaziyeti durup durup duruş duruşma duş duşak.−ğı duvak düşkünü duvaklama duvaklamak 689 .−ğu dut pekmezi duvak.−ğı duşaklama duşaklamak Duşanbe duş kabini duş teknesi duş yapmak dut dutçuluk.−ğu dutgiller dut kurusu dutluk.

duvaklanma duvaklanmak duvaklı duvaksız duvar duvar ayağı duvarcı duvarcılık.−ğı duvar dayağı duvar dişi duvar gazetesi duvar halısı duvar ilânı duvar kâğıdı duvar pası duvar resmi duvar saati duvar sarmaşığı duvar sedefi duvar takvimi duvar topu duvar yapmak duy duyar duyarga duyargalılar duyar kat 690 .

duyarlı duyarlık.−ğu duygun duygunluk.−ğu duygusal duygusal düşünme 691 .−ğı duyarsız duyarsızlaşma duyarsızlaşmak duyarsızlaştırma duyarsızlaştırmak duyarsızlık.−ğı duygan duygu duyguca duygudaş duygudaşlık.−ğı duyarlıklı duyarlılık.−ğı duygulandırma duygulandırmak duygulanım duygulanış duygulanma duygulanmak duygulu duygululuk.

duygusallık.−ğı duyumsatma duyumsatmak duyumsuz duyumsuzluk.−ğu 692 .−ğı duy priz duysal duyu duyulma duyulmak duyulmamış duyulur duyum duyumculuk.−ğu duyum eşiği duyum ikiliği duyumlu duyumölçer duyumsal duyumsama duyumsamak duyumsamazlık.−ğu duyma duymak duymazlık.−ğı duygusuz duygusuzluk.

−ğü düdükçü düdükleme düdüklemek düdüklü 693 .−ğı duyuru duyurucu duyurulma duyurulmak duyurum duyuru tahtası duyusal duyuş duyuüstü düalist düalizm Dübbüasgar (Küçükayı) Dübbüekber (Büyükayı) dübel dübeş düden düdük.duyum yitimi duyurma duyurmak duyurmalık.

−ği düğmek düğmeleme düğmelemek düğmelenme düğmelenmek düğmeli düğmesiz düğü düğüm düğümcük.düdüklü tencere düdük makarnası düello düellocu düet dügâh düğme düğmeci düğmecilik.−ğü düğüm düğüm düğümleme düğümlemek düğümlenme düğümlenmek düğümlü düğüm noktası düğümsüz 694 .

−ği düğün evi düğün hamamı düğün pilâvı düğün salonu düğünsüz düğün yahnisi düğürcük.−ği dümbelekçi 695 .düğün düğün alayı düğüncü düğüncübaşı düğün çiçeği düğün çiçeğigiller düğün çorbası düğün dernek.−ğü düldül Düldül (Hz.−ğü dük dükkân dükkâncı düklük.Ali'nin atı) dülger dülger balığı dülgerlik.−ği dümbelek.

−ğü dünürleşme dünürleşmek dünürlük.−ği dümen evi dümeni eğri dümen neferi dümensiz dümen suyu dümensiz dümtek dün dünden dünden bugüne dünit dünkü dünür dünürcü dünürcülük.dümdar dümdüz dümen dümen bedeni dümen boğazı dümenci dümencilik.−ğü dünya (gök cismi) Dünya (bilimsel 696 .

yayınlarda) dünya âlem dünyada dünya evi dünya görüşlü dünya görüşü dünya güzeli dünya kelâmı dünyalı dünyalık.−ğı dünya malı dünya nimeti dünya penceresi dünyevî düpedüz dürbün dürbünlü dürme dürmece dürmek dürtme dürtmek dürtü dürtükleme dürtüklemek dürtülme dürtülmek 697 .

dürtüş dürtüşleme dürtüşlemek dürtüşme dürtüşmek dürtüştürme dürtüştürmek dürü dürülme dürülmek dürülü dürülüş dürüm dürüm dürüm dürümleme dürümlemek dürüst dürüstlük.−ğü dürüst oyun dürüşt Dürzî dürzü düse düstur düş düş azması düşçü 698 .

düşçülük.−ğü düşkün olmak düşleme düşlemek düşman düşman ağzı düşmanca düşmanlaşma düşmanlaşmak 699 .−ği düşkü düşkün düşkünler evi düşkünler yurdu düşkünleşme düşkünleşmek düşkünlük.−ğü düşe kalka düşen piyasa düşes düşeslik.−ği düşeş düşey düşeyazma düşeyazmak düşey çember düşey düzlem düşeylik.

−ği düşünce özgürlüğü düşüncesiz düşüncesizlik.−ği 700 .−ğı düşmanlık etmek düşman olmak düşme düşmek düşmüş düşmüş olmak düşsel düşsüz düşük.düşmanlık.−ğü düşüklük.−ği düşüncesizlik etmek düşündaş düşündürme düşündürmek düşündürmelik.−ği düşüncellik.−ğü düşük yapmak düşün düşünce düşünce alışverişi düşüncel düşünceli düşüncelilik.

−ğü düşünülme düşünülmek düşünüm düşünür düşünürlük.düşündürtme düşündürtmek düşündürücü düşünme düşünmek düşünme yasaları düşünsel düşüntü düşüntülü düşünücü düşünücülük.−ğü düşünüş düşürme düşürmek düşürtme düşürtmek düşürülme düşürülmek düşürüm düşürüş düşüş düşüt 701 .

−ğı düz baskı düzce Düzce (ilçe) düzeç.−ci düzeçleme düzelme düzelmek düzelti düzeltici düzeltici jimnastik.−ği düzeltilme düzeltilmek 702 .düttürü düve düvel düven düvenci düven dişi düver düvesime düvesimek düyek düyun düz düzayak. −ği düzelticilik.

−ğı düzence düzenci düzencilik.−ği 703 .−ği düzenek.−ği düzenleşim düzenleyici düzenli düzenlik.−ği düzenleme düzenlemeci düzenlemek düzenlenme düzenlenmek düzenleşik.düzeltim düzeltme düzeltme işareti düzeltmek düzeltmen düzem düzeme düzemek düzen düzen açıklaması düzen bağı düzenbaz düzenbazlık.

−ği düzenli ordu düzensiz düzensizlik.−ğü düzgüsel düzgüsüz düz hekim Düziçi'ni (ilçe) düziko düzine düz kanatlılar Düzköy (ilçe) düzlek yapı düzlem düzleme düzlemek 704 .−ği düzen teker düzey düzeyli düzeysiz düzeysizlik.düzenlilik.−ği düzgü düzgülü düzgün düzgüncü düzgünlü düzgünlük.

−dı 705 .−ğü düzme düzmece düzmeci düzmecilik.−ği düzmek düz rakı düztaban düztabanlık.−ğı düz tümleç.düzlem geometri düzlem küre düzlemsel düzlenme düzlenmek düzleşme düzleşmek düzletme düzletmek düzlük.−ci düzülme düzülmek düzüm düzüm düz ünlü (*)E E ebabil ebat.

−ği ebemkuşağı ebesiz ebet.−ği ebedî uyku ebediyen ebediyet ebegümeci ebegümecigiller ebekuşağı ebeleme ebelemek ebeleyiş ebeli ebelik.−di ebeveyn ebleh eblehleşme 706 .−di ebcet hesabı ebe ebebulguru (kar) ebedî ebedîleşme ebedîleşmek ebedîleştirme ebedîleştirmek ebedîlik.ebcet.

−ği ebonit ebru ebrucu ebruculuk.−ği eciş bücüş ecnebi ecnebilik.−dı ece Eceabat (ilçe) ecel ecel beşiği ecel teri ecinni ecir.−cri ecirlik.eblehleşmek eblehlik.−ği ecza eczacı eczacı kalfası 707 .−bu ecdat.−ğu ebrulama ebrulamak ebrulî ebrulu ebucehil karpuzu ebülyoskop.

−ğı ecza çantası ecza dolabı eczahane ecza kutusu eczalı eczalı pamuk.−ci edat tümleci ede edebî edebî eser edebikelâm edebî sanat edebî sanatlar edebiyat edebiyat bilimi edebiyatça edebiyatçı 708 .eczacılık.−ğu eczasız eçhel eda eda etmek edalı edat edat grubu edatlı edatlı tümleç.

−bi edep etmek edepleniş edeplenme edeplenmek edepli edepli edepli edepsiz edepsizce edepsiz edepsiz edepsizleşme edepsizleşmek edepsizlik.−ğı edebiyatsever edebiyat tarihi edep.−ği edilgen edilgen çatı edilgen fiil edilgenleşme edilgenleşmek edilgenleştirme 709 .edebiyatçılık.−ği edep yeri eder edevat edibane edik.

−bi Edirne edisyon editör editörlük.−ci edinilme edinilmek edinim edinme edinmek edinti edip.−ği edilgenlik eki edilgi edilgin edilginlik.−ği edilme edilmek edim edimli edimsel edinç.edilgenleştirmek edilgenlik.−ğü edna Edremit (ilçe) edvar edvar musikisi 710 .

−ği efeleniş efelenme efelenmek efeleşme efeleşmek efelik.−ği efendim efil efil efkâr efkâr etmek efkârıumumiye efkârlanış efkârlanma efkârlanmak efkârlı 711 .efe efece efekt efektif efelek.−ği efelik etmek efemine efendi efendibaba efendice efendi efendi efendilik.

eflâk.−ki Eflâk Eflâni (ilçe) eflâtun eflâtunî efor efrat.−dı efsane efsaneleşme efsaneleşmek efsaneleştirilme efsaneleştirilmek efsaneleştirme efsaneleştirmek efsaneli efsanevî efsun efsunkâr efsunlama efsunlamak eften püften egale egale etmek ege Ege Egeli egemen 712 .

−ği eglog ego egoist egoistlik.−ği egoizm egosantrik egosantrizm egotizm egzama egzamalı egzamamsı egzersiz egzistansiyalist egzistansiyalizm egzogami egzomorfizm egzotik.egemen güçler egemenlik.−ği egzotik çorba egzotizm egzoz egzozcu egzoz gazı eğdiriş eğdirme eğdirmek 713 .

−ği eğik biçme eğik çizgi eğik düzlem eğiklik.−ci eğik.−ği eğik silindir eğik yazı Eğil (ilçe) eğilim eğilimli eğiliş eğilme eğilmek eğim eğimli eğimölçer eğimsiz eğin.−ği eğinme eğinmek eğinti 714 .−ğni eğinik.eğe eğeleme eğelemek eğer eğiç.

eğir Eğirdir (ilçe) eğir kökü eğirme eğirmek eğirmen eğir mumu eğirtme eğirtmek eğiş eğitici eğiticilik.−ği eğitilme eğitilmek eğitim eğitim bilimi eğitimci eğitimcilik.−ği eğitim dönemi eğitim enstitüsü eğitim fakültesi eğitimli eğitim programı eğitimsel eğitim sistemi eğitimsiz eğitme 715 .

−ği eğlek.−ği eğleme eğlemek eğlence eğlence evi eğlenceli eğlencelik.−ği eğitsel eğitsellik.eğitmek eğitmen eğitmenlik.−ği eğlencesiz eğlence yeri eğlendinlen alanı eğlendiri eğlendirici eğlendiriş eğlendirme eğlendirmek eğlenilme eğlenilmek eğleniş eğlenme eğlenmek eğlenti eğleşme 716 .

−ği eğriliş eğrilme eğrilmek eğriltme eğriltmek eğrim eğrim eğrim eğri söz 717 .−ği eğrez eğri eğri büğrü eğrice eğri çehre eğrili eğrilik.eğleşmek eğme eğmeç.−ci eğmeçli eğmek Eğmür eğrelti eğrelti otu eğrelti otugiller eğreti eğretileme eğretilik.

−mmi ehemmiyet ehemmiyetli ehemmiyetsiz ehil.−bi ehlisünnet ehlivukuf ehliyet ehliyetli 718 .eğritme eğritmek eğri yüz eğsi eh ehem.−bı ehlîleşme ehlîleşmek ehlîleştirilme ehlîleştirilmek ehlîleştirme ehlîleştirmek ehlisalip.−hli ehlî ehlibeyt ehlidil ehlihibre ehlikeyf ehlikitap.

−ği ek eylem ek fiil ek görev ekici ekili 719 .ehliyetname ehliyetsiz ehliyetsizlik.−ği ekenek.−ği ehlizevk ehram Ehrimen ehven ehvenişer einstenyum ejder ejderha ejektör ek ekâbir ekalliyet ekarte etmek ek bileziği ek bütçe ek ders eke ekecek.

−ği ekinokok ekinoks Ekinözü'nü (ilçe) ekinti ekip.ekilme ekilmek ekim ekin ekin biti ekinci ekincilik.−ği eklektizm eklem eklem bacaklılar ekleme ekleme dişi eklemek eklemeli eklemleme eklemlemek 720 .−ği ekin iti ekin kargası ekinlik.−bi ekipman ek kök eklektik.

−ği ekmek ağacı ekmek ayvası ekmekçi ekmekçilik.eklemlenme eklemlenmek eklemli eklemliler eklemsiz eklemsizler eklenme eklenmek eklenti eklentiler ekler eklesil ekleşme ekleşmek ekleştirme ekleştirmek ekletme ekletmek ekli ekli püklü ekme ekmek ekmek.−ği 721 .

−ği ekonomist 722 .−ği ekmek mayası ekmek parası ekmeksiz ekmek tahtası ekmek tatlısı ekmek ufağı ekol.−ği ekolojik ortam ekolojist ekonometri ekonomi ekonomi coğrafya ekonomik.−ği ekonomik ambargo ekonomi politik.−lü ekolâli ekoloji ekolojik.ekmek dolması ekmek düşmanı ekmek kadayıfı ekmek kapısı ekmek kavgası ekmek kaygısı ekmek küfü ekmeklik.

−ği eksiklenme eksiklenmek eksikli 723 .−ği eksik artık eksik etek.ekonomizm ekopraksi ekose ek oylum ek ödenek.−ği eksik gedik.−ği ek poliçe ekran ekranda eksantrik.−ği eksantrik mili ekselâns eksen eksen oyuncu eksen ülke ekser ekseri ekseriya ekseriyet eksi eksibe eksik.

−ği eksiksiz eksilen eksiliş eksilme eksilmek eksiltilme eksiltilmek eksiltme eksiltmek eksin eksi sayı eksi uç.−ği ekspertiz ekspertiz raporu ekspoze ekspozisyon ekspres ekspres yol ekspresyonist ekspresyonizm ekstern 724 .−cu ekskavatör ekspedisyon eksper eksperimantalizm eksperlik.eksiklik.

−ğı (bitki) ekşili ekşili çorba ekşilik.−ği ekşimsi ekşimtırak.−ği ekşi limon ekşi maya ekşime ekşimek ekşimik.−lü ekstre ekstrem ekşi ekşi elma ekşi kiraz ekşikulak.−ğı ekşi surat ekşitilme ekşitilmek ekşitme ekşitmek ekşi yonca ekşi yoncagiller 725 .ekstern öğrenci ekstra ekstrafor ekstrasistol.

−ği ekti püktüler ektirme ektirmek ektoderm ekü Ekvador ekvator ekvatoral.−ği el elâ el adamı el âlem el alışkanlığı elaman elan el arabası elâstik elâstikî elâstikiyet el ayası Elâzığ elbasan tavası 726 .−li ekzotermik.ekşi yüz ek tahsisat ekti ektilik.

−ği elçilik etmek elçilik uzmanı elçilik yapmak elçim elde elde bir 727 .−ği el çabukluğu el çantası elçek.elbaş (spor) elbet elbette Elbeyli (ilçe) el bezi el bilgisayarı el birliği elbise elbise dolabı elbiseli elbiselik.−ği elçi elçilik.−ği elbisesiz Elbistan (ilçe) el bombası elci elcik.

−ği elekçi elekçilik.−ği elektrifikasyon elektrik.−ği elektrik anahtarı elektrik çarpması elektrikçi elektrikçilik.−ği eleklik.eldeci el değirmeni eldeli elden elden düşme elden ele eldesiz Eldivan (ilçe) eldiven eldivenli eldivensiz el duşu elebaşı.−ğı eleğimsağma eleji elek.−ği elektrik dinamosu 728 .−yı elebaşılık.

−cı elektrikli daktilo elektrikli ısıtıcı elektrikli sandalye elektrikli tren elektrik ocağı elektrik saati elektrik santrali elektrik sayacı elektriksiz elektrik süpürgesi elektrik teli elektrik üreteci 729 .elektrik direği elektrik düğmesi elektrik fabrikası elektrik feneri elektrik fırını elektrik fincanı elektrik kaynağı elektrikleme elektriklemek elektriklendirme elektriklendirmek elektriklenme elektriklenmek elektrikli elektrikli basaç.

−ği elektrodinamo− metre elektrodiyaliz elektrofil elektrofon elektrogitar elektrojen elektrokardiyograf elektrokardiyografi elektrokardiyogram elektrokimya elektrolit elektrolit dengesi elektroliz elektromanyetik.elektrik yayı elektirk zili elektro elektroansefalog− rafi elektroansefa− logram elektrobiyoloji elektrodinamik.−ği elektromanyetik dalgalar elektromanyetik 730 .

−ği elektrometalürji elektrometre elektromıknatıs elektromobil elektromotor elektron elektron akışı elektron demeti elektronegatif elektron gazı elektronik.−cü elektromanyetizma elektromekanik.güç. −yni elektronik çalgı elektronik çalgılar elektronikçi elektronik müzik.−ti elektron lâmbası elektron mikroskobu elektropozitif elektroradyoloji elektrosaz 731 .−ği elektronik saat.−ği elektronik beyin.

−du elektroteknik.−ği el ele elem eleman eleman sayısı eleme el emeği elemek element eleme sınavı elemge elemli elemsiz elenme elenmek elense (çekmek) elenti el erimi el erki Eleşkirt (ilçe) eleştirel 732 .elektroskop.−ği elektrostatik serpme elektroşok elektrot.−bu elektrostatik.

−ği el falı el feneri el freni elgin el gün elhak Elham elhamdülillâh elhâsıl 733 .−ği eleştirmek eleştirmeli eleştirmen eleştirmenlik.eleştiri eleştirici eleştiricilik.−ği eleştirme eleştirmeci eleştirmecilik.−ği eleştirilme eleştirilmek eleştirim eleştirimci eleştirimcilik.−ği el etmek elezer elezerlik.

−ği eli sıkı eli sopalı el işçiliği el işi el işi kâğıdı 734 .−ğı eli ağır eli bayraklı eli boş eli böğründe eli çabuk.−li elipsoit.−ği el ilânı elim eli maşalı eline çabuk.−ği eli selek.−ğu elips elipsoidal.−ğu elif elifba elifî eli geniş eli hafif elik.−di eliptik.el havlusu eli açık.

−ği ellilik.−ği ellinci ellişer elma elmabaş (tepeli dalgıç) elmacı 735 .elit eli uz eli uzun eli yatkın eli yordamlı el kantarı el kapısı el keseri el kılavuzu elkızı el kiri el kitabı elleme ellemek ellenme ellenmek elleşme elleşmek elli ellik.

−ğı elmacık kemiği elmacılık.elmacık.−ğı elma çayı Elmadağ (ilçe) Elmalı (ilçe) elmalık.−ğı elmas elma sirkesi elmasiye elmaslı elmastıraş elma suyu elma şarabı elma şekeri elma şurubu elmek eloğlu el oltası elöpen (kertenkele) el sabunu el sanatları el sözlüğü el şakası el tası el telefonu el telsizi 736 .

−ği 737 .−ği el topu el ulağı el ulaklığı el uzluğu elvan elvan elvan elveda.−ği elverme el verme (tarikat) elvermek elyaf el yatkınlığı el yazısı el yazması el yordamı elzem em emanet emanetçi emanetçilik.−ği elverişsiz elverişsizlik.elti eltieltiyeküstü eltilik.−ı elverişli elverişlilik.

−ği emaret emay emaye emaylama emaylamak embriyolog.−ğu embriyoloji embriyon emcek.−ği emdirme emdirmek emdirtme emdirtmek emeç.−ği emcik.−ği emekçi emekçilik.−ği emekleme emekleme çağı emekleme dönemi 738 .emanet dolabı emaneten emanet etmek emanetullah emare emarecik.−ci emek.

−ği emilme emilmek emin emin olmak Eminönü'nü (ilçe) emir.−ği emeklilik çağı emekli maaşı emekli olmak emeksiz emeksiz evlât.−dı emektar emektarlık.−mri emirber emirberlik.−ğı emel emen Emet (ilçe) emici emici kıllar emici tüyler emik.−ği 739 .emeklemek emekli emekli aylığı emekli ikramiyesi emeklilik.

−ği emirname emir subayı emisyon emiş emişme emişmek emiştirme emiştirmek emlâk.−ği emme emme basma 740 .−ği emlâk vergisi emleme emlemek emlik.−ki emlâk bürosu emlâkçi emlâkçilik.−ği emir cümlesi emir çavuşu Emirdağ (ilçe) emir eri Emirgazi (ilçe) emir kipi emir kulu emirlik.emircik.

−ci emmek emmi emmioğlu emniyet emniyet amiri emniyet durağı emniyet düğmesi emniyet etmek emniyet kemeri emniyet kilidi emniyetli emniyet müdürü emniyet pimi emniyetsiz emniyetsizlik.tulumba emmeç.−ği emniyet supabı emoroit.−di empermeabl emperyalist emperyalizm empoze empoze etmek empresyon empresyonist empresyonizm 741 .

−kkı emrivaki.−ği emtia emval.−ği emzik borusu emzikli emziksiz emzirilme emzirilmek emziriş emzirme emzirmek emzirtme 742 .−li emzik.emprezaryo emprime emraz emre muharrer senet.−di emretme emretmek emreyleme emreylemek emrihak.−i emrivaki yapmak emsal.−li emsalsiz emsalsizlik.

emzirtmek en en alt enam enayi enayice enayicesine enayi dümbeleği enayileşme enayileşmek enayilik.−ği en az enberi (gök bilimi) enbiya encam encek.−ği encikleme enciklemek encümen en çok.−ğu endaht endam endam aynası endamlı endamsız endaze 743 .−ği encik.

endazeleme endazelemek endazesiz endeks endeksleme endekslemek endekslenme endekslenmek endeksli endemik ender enderun enderunlu endirekt endişe endişe etmek endişelenme endişelenmek endişeli endişesiz endişesizlik.−ği endoderm endogami endokrin endokrinoloji Endonezya Endonezyalı 744 .

−ği endüksiyon Endülüs endüstri endüstrileşme endüstrileşmek endüstriyalizm endüstriyel en düşük.−ği eneme enemek enenme enenmek enerji enerjik.endoskop.−ği enez Enez (ilçe) eneze enezeleşme enezeleşmek enfarktüs 745 .−ğü en düşük düzey enek.−ği endotermik.−bu endoskopi endoskopik.−ği enerjiklik.

−ği engebesiz engel engel balığı engelleme engellemek engellenme engellenmek engelleyiş engelli engelli koşu engel olmak engel sınavı engelsiz 746 .enfeksiyon enfes enfiye enflâsyon enflâsyonist enflüanza enformasyon enformel enfraruj enfrastrüktür enfüsî engebe engebeli engebelik.

engerek.−ğü enlem enlem dairesi enlemesine enli enlice 747 .−ği engerekgiller engerek otu engin enginar enginleşme enginleşmek enginlik.−ği enikleme eniklemek enikonu enine boyuna enir enişte enjeksiyon enjeksiyoncu enjekte etmek enjektör enkaz en küçük.−ği engizisyon enik.

−ği enstalâsyon enstantane enstantane fotoğraf enstitü enstrüman enstrümantal.−ği ensülin entari entarilik.−ği entegrasyon entegre 748 .−li enstrümantalizm enstrümantal müzik.enlilik.−ği enöte (gök bilimi) ense ense çukuru ense kökü enseleme enselemek enselenme enselenmek enser ensesi kalın ensiz ensizlik.

entel entelekt entelektüalizm entelektüel entelektüellik.−ği entelekya enteresan enteresanlık.−ğı enterfon enterkoneksiyon enternasyonal.−li enternasyonalci enternasyonalcilik.−ğı en uygun en üst 749 . −ği enternasyonalizm enterne enterne etmek entertip entimem entipüften entomoloji entomolojist entrika entrikacı entrikacılık.

−ğü 750 .−ği epikerem epikriz Epikürcü Epikürcülük.−ı envaiçeşit.−di envaiçeşitli envaitürlü envanter envestisman en yüksek.en üst düzey enva.−ği enzim eosen epe eper epey epeyce epeyi epidemi epidemioloji epiderm epifit epigenez epigrafi epigram epik.

−du epope e−posta eprime eprimek epsilon er eradikasyon erat Erbaa (ilçe) erbain erbap.−ği epilog.−ği 751 .−bı erbaş erbaşlık.−du epistemoloji epitel epitelyum epizot.−ğı er bezi erbin erbiyum erce ercecik.epilepsi epileptik.−ği ercik.−ğu episot.

−ği erdemsiz erdemsizlik.−ği ereklilik.−ği Ereğli (ilçe) erek.−ği erden erdenlik.−ği er ekmeği ereksel ereksel neden eren Erendiz (Jüpiter) Erfelek (ilçe) erg 752 .−ği erdirme erdirmek er dişi er dişilik.−ği erek bilimi erekçilik.Erciş (ilçe) Erciyes Erdek (ilçe) erdem erdemli Erdemli (ilçe) erdemlilik.

Ergani (ilçe) erganun er geç ergen ergene ergenleşme ergenleşmek ergenleştirme ergenleştirmek ergenlik.−ği ergen olmak ergi ergilik.−ği ergime ergime ısısı ergimek ergime noktası ergime yasası ergimiş ergimiş maden ergin erginleme erginlemek erginlenme erginlenmek erginleşme erginleşmek 753 .

−ği erik marmelâdı erik pestili erik rakısı erik reçeli eril erillik.−ği erinç.−ği erik hoşafı erik kompostosu eriklik.erginlik.−ği erim erime erimek erim erim erimez erin erincek.−ci erinçli 754 .−ği ergitme ergitmek ergonomi erguvan erguvangiller erguvanî erigen erik.

erinçsiz erinlik.−ği erinme erinmek erinsiz erirlik.−ği erişme erişmek erişte eriştelik.−ği eristik.−ği eriştirme eriştirmek eriten eritici eritilme eritilmek eritiş eritme eritmek eritme peynir 755 .−ği eriş erişilme erişilmek erişim erişkin erişkinlik.

−ği erkân kürkü erkân minderi erke erkeç.−bi erkânıharplik.eritrosit eriyik.−ği eriyiş erk erkân erkânıharbiyei− umumiye erkânıharp.−ci erkeçsakalı (bitki) erkek.−ği erkek anahtar erkek bakır erkekçe erkekçil erkek demir erkek erkeğe erkek fiş erkek işi erkeklenme erkeklenmek erkekler hamamı erkekleşme 756 .

−ği erkin erkinci erkincilik.−ği erketelik.−ği erkekli kadınlı erkeklik organı erkek organ erkeksi erkeksilik.−ği erkli erklik.erkekleşmek erkekli erkekli dişili erkeklik.−ği erklilik.−ği erkeksiz erkek terzisi erken erken bunama erkence erkenci erkenden erkete erketeci erketecilik.−ği 757 .−ği erkinlik.

−ği eroinman eroinmanlık.−ği erme ermek Ermenek (ilçe) Ermeni Ermenice er meydanı ermin ermiş ermişlik.−ği eroin eroinci eroincilik.−ği erseliklik.erksizlik.−ğı eros erosal erosçu erosçuluk.−ği erotizm erozyon erselik.−ğu erotik.−ği erseme ersemek 758 .−ği erlik.

−ği er suyu erte erteleme ertelemek erteleniş ertelenme ertelenmek erteleyiş ertesi Eruh (ilçe) ervah erzak erzatz Erzin (ilçe) Erzincan Erzurum es esami esans esaret esas esas duruş esasen esasî esaslandırma 759 .ersiz ersizlik.

esaslandırmak esaslanma esaslanmak esaslı esassız esas vaziyet esatir esatirî esbabımucibe esbap.−bı esbak esef esef etmek esefle eseflenme eseflenmek esefli eselemek beselemek eseme esen esenleme esenlemek Esenler (ilçe) esenleşme esenleşmek esenlik.−ği 760 .

−di esericedit kâğıdı eserme esermek esermek besermek esham esik.esenlikli eser esericedit.−ği esire esir etmek esirgeme esirgemek 761 .−ği esim esin esindirme esindirmek esinleme esinlemek esinlenme esinlenmek esinti esintili esintisiz esir esirci esircilik.

−du Eskil (ilçe) eskileşme eskileşmek 762 .esirgemezlik.−ğı eski kurt.−ği Eski Çağ eskiden Eski Dünya eski eserler eski kafalı eski kafalılık.−ği esirme esirmek esir olmak esiş eskalâsyon eskatologya eski eskice eskici eskicilik.−ği esirgenme esirgenmek esirgeyici esirgeyiş esirifiraş esirlik.

−ği eskime eskimek Eskimo Eskimoca eskimsi Eskipazar (ilçe) eski püskü Eskişehir Eskişehir taşı eskitilme eskitilmek eskitme eskitmek eski toprak.eskilik.−ği esleme eslemek 763 .−ği eski yazı eskiyiş eskiz eskort eskrim eskrimci eskülâbî eslâf eslek.−ğı eski tüfek.

−ği esnekleşme esnekleşmek 764 .−ği esmer su yosunları esmer şeker esna esnaf esnaf ağzı esnaflık.esma esmayıhüsnâ esmayışerife esme esmek esmer esmer amber esmerce esmerimsi esmer küf esmer küfler esmerleşme esmerleşmek esmerleştirme esmerleştirmek esmerlik.−ğı esnaf loncası esnasında esnek.

−ğı esrarengiz 765 .esnekleştirme esnekleştirmek esneklik.−ği espas espaslı Esperanto Esperantocu esperi Espiye (ilçe) espiyon espressivo espri esprili espritüel espri yapmak esrar esrarcı esrarcılık.−ği esneme esnemek esnetme esnetmek esneye esneye esneye gerine esneyiş esoterik.

−ği 766 .−ği esrime esrimek esritme esritmek essah estağfurullah estamp estampaj estek köstek ester esterleşme estet estetik.−ği estetikçi estetikçilik.−ği esriklik.−ği esrarkeş esrarkeşlik.esrarengizlik.−ği esrar kumkuması esrarlı esrar otu esrar perdesi esrar tekkesi esre esri esrik.

−cı eş basınçlı eş başkan eş biçim eş biçimli eş biçimlilik.−bı eş bacaklılar eş basınç.−ğı eş eş adlı eş adlılık.−ğı eş anlam eş anlamlı eş anlamlılık.−ci estirilme estirilmek estirme estirmek estomp esvap.−ği eş çekim 767 .estetizm estireç.−bı esvaplık.−ğı eşantiyon eşarp.−ği eş cinsel eş cinsellik.

−ği eşek otu eş eksenli eşek sıpası eşeksırtı (çatı şekli) 768 .eş değer eş değerli eş değerlik.−ği eşek arısı eşekbaşı eşek cenneti eşekçe eşekçi eşek davası eşek dikeni eşek hıyarı eşek inadı eşek kafalı eşekkulağı (bitki) eşekleşme eşekleşmek eşeklik.−ği eşek marulu eşek maydanozu eşekoğlu eşek.−ği eş deprem eş dost eşek.

−ği eşeleme eşelemek eşelenme eşelenmek eşelmobil eşey eşeyli eşeylilik.−ği eşilme eşilmek eşinme eşinmek eşir eşit eşit çenetli eşitçi 769 .eşek şakası eşelek.−ği eşeyli üreme eşeysel eşeysiz eşeysiz çoğalma eş güdüm eş güdümcü eş güdümlü eşhas eşik.

−ği eşitleme eşitlemek eşitlenme eşitlenmek eşitleşme eşitleşmek eşitleştirme eşitleştirmek eşitlik.−ği 770 .−ğı eşkin eşkinci eşkinli eşkinsiz eşlek.−li eş kanatlı eş kanatlılar eş kenar eşkenar dörtgen eşkenar üçgen eşkıya eşkıyalık.−ği eşitlik derecesi eşitlik eki eşitsiz eşitsizlik.−ği eşkâl.eşitçilik.

−ğı eşref eşref saati eşribegâh 771 .−ği eşlik etmek eşme Eşme (ilçe) eşmek eş merkezli eşofman eş ölçüm eşraf eşraflık.eşleksel eşlem eşleme eşlemek eşlemeli eşlemesiz eşlenik.−ği eşlenme eşlenmek eşleşme eşleşmek eşleştirme eşleştirmek eşli eşlik.

−ği eş sıcak.−ğı eş zamanlılık.−bı et beni 772 .−ğı et etajer etalon etamin etanol.−ği eştirme eştirmek eşya eşyalı eş yapı eş yapım eş yükselti eş yükselti eğrisi eş zaman eş zamanlı eş zamanlı dil bilimi eş zamanlık.−lü etap.eş sesli eş seslilik.−ğı eş sıcak eğrisi eşsiz eşsizlik.

−ği etçil etçiller eteği düşük.−ği etelemek betelemek eten etene etenelenme etenelenmek eteneli eteneliler etenesiz etenesizler eter eterleme eterlemek eterleşme eterleşmek 773 .−ği etek bezi etek dolusu etek kiri etekleme eteklemek etekleyiş eteklik.etçi etçik.−ğü etek.

−ği etiketsiz etil etil alkol.−ği etiket etiketçi etiketçilik.eterleştirme eterleştirmek etıbba Eti etik.−ği etine dolgun etioloji Etiyopya Etiyopyalı et kafalı 774 .−lü etilen Etimesğut (ilçe) etimolog.−ği etiketleme etiketlemek etiketlenme etiketlenmek etiketli etiketlik.−ğu etimoloji etimolojik.

−ği etkinleşme etkinleşmek etkinleştirme etkinleştirmek etkinlik.etken etken fiil etkenlik.−ği 775 .−ği etkili olmak etkime etkimek etkin etkinci etkincilik.−ği et kesimi et kırımı etki etkileme etkilemek etkilenme etkilenmek etkileşim etkileşme etkileşmek etkileyici etkili etkililik.

−ği etlik.−ği etnograf etnografya etnolog.−ğu 776 .−ği etli meyve etli pide et lokması etme etmek etmen etnik.−ği etlenme etlenmek etli etli bitki etli butlu etli canlı etli ekmek.etkin okul etkin öğretim etkisiz etkisizleşme etkisizleşmek etkisizleştirilmiş etkisizleştirme etkisizleştirmek etkisizlik.

etnoloji etnolojik.−dü etüt etmek etüv 777 .−ği etobur etoburlar etokrasi etol.−lü etraf etraflı etraflıca et sığırı et sineği etsiz et sotesi et suyu et şeftalisi et tavuğu ettirgen ettirgen çatı ettirgen fiil ettirgenlik.−ği ettirme ettirmek ettoprak.−ğı et unu etüt.

etyaran etyemez etyemezlik.−ği ev ev adamı ev altı evaze ev bark evcara evce evcek evci evcik.−ci 778 .−ği evcikkıran evcil Evciler (ilçe) evcil hayvan evcilik.−ği evcimen evç.−ği evcilleşme evcilleşmek evcilleştirilme evcilleştirilmek evcilleştirme evcilleştirmek evcillik.

−vci evin 779 .evdeci evdemonizm evdeş evecen evecenlik.−ği evegen ev ekmeği ev ekonomisi evelemek gevelemek everme evermek ev eşyası evet evet efendimci evetleme evetlemek ev gailesi evgin ev halkı evham evhamlanma evhamlanmak evhamlı evhamsız eviç.

−ği 780 .−ğı evlâtsız evlek.evinlenme evinlenmek evinli evinsiz evire çevire evirgen evirme evirmek evirtik.−dı evlât edinmek evlâtlı evlâtlık.−ği evlâdüıyal evlât.−ği evirtim evirtmek evi sırtında ev işi eviye eviye sifonu ev kadını evkaf ev kirası evlâ evlâdiyelik.

−ği evlilik.evlekleme evleklemek evlendirilme evlendirilmek evlendirme evlendirmek evleniş evlenme evlenmek evlenmek barklanmak evleviyet evleviyetle evli evli barklı evlik.−ği evlilik birliği evlilik dışı evliya evliyalık.−ğı evliya otu evolüsyon evrak evrak çantası evrak dolabı evrak memuru 781 .

−ği evropiyum evsaf ev sahibi evsel evsel atık.−dı evre evren Evren (ilçe) evren bilimi evren bilimsel evren doğumu evren pulu (mika) evrensel evrenselleşme evrenselleşmek evrenselleştirme evrenselleştirmek evrensellik.evrat.−ği evrilir evrim evrimci evrimcilik.−ği evrik.−ğı 782 .−ği evrimleşme evrimleşmek evrişik.

evseme evsemek evsin ev sineği evsiz evsiz barksız evvel evvelâ evvelce evvelden evveli evveliyat evvelki evvelsi evye ev yemeği ey eyalet eyer eyerci eyercilik.−ği eyer kaltağı eyer kaşı eyerleme eyerlemek eyerlenme eyerlenmek 783 .

eyerli eyersiz eyitmek eylem eylemci eylemcilik.−ği eylemsizlik ilkesi eylül Eynesil (ilçe) eytam eytam maaşı eytişim eytişimsel Eyüp (ilçe) eyvah eyvallah eyvan eyyam eyyam ağası eyyamcı 784 .−ği eylemsi eylemsiz eylemsizlik.−ği eyleme eylemek eylemli eylemlik.

−ği ezberden ezbere ezber etmek ezberinde ezberleme ezberlemek ezberlenme ezberlenmek ezberletme ezberletmek ezberleyiş ezcümle ezdirme 785 .−ti ezan saati ezansız ezan vakti ezber ezberci ezbercilik.−ğı eyyam efendisi eza eza cefa ezan ezancı ezanî ezanî saat.eyyamcılık.

−ği ezile büzüle ezilgen 786 .−ği ezik büzük.ezdirmek ezdirtme ezdirtmek ezel ezel ebet ezelî ezelî ebedî ezelî takdir ezercesine ezgi ezgiç.−ği ezici ezik.−ğü eziklik.−ci ezgilenme ezgilenmek ezgileşme ezgileşmek ezgileştirme ezgileştirmek ezgili ezgin ezgince ezginlik.

−ği ezim evi ezim ezim ezinç.−li faaliyet fa anahtarı fabl.−ci Ezine (ilçe) ezinti eziyet eziyet etmek eziyetli eziyetsiz ezkaza ezme ezme boya ezmek ezofori (*)F F fa faal.eziliş ezilme ezilmek ezilmiş ezilmişlik.−li fabrika 787 .

−ği 788 .−ğı fagosit fagositoz fagot fağfur fağfurî fahiş fahişe fahişelik.−ğü facia facialaşma facialaşmak facialı factoring faça faça etmek façalı façeta façetalı façuna façuna etmek façunalık.fabrikacı fabrikadan satış merkezi fabrikasyon fabrikatör fabrikatörlük.

fahrenhayt fahrî fahrî konsolos fahriye fahte fahur faik.−krı 789 .−kı faikıyet fail faili meçhul failimuhtar fainal four fair−play faiz faizci faizcilik.−ği faiz fiyatı faiz haddi faizlendirme faizlendirmek faizli faiz oranı faizsiz fak fakat fakfon fakır.

−ği faks faksimile fakslama fakslamak faktitif faktör fakül fakülte fakülteli fal falaka falakacı falakalı falan 790 .fakih fakir fakirane fakirce fakir cevher fakir fukara fakirhane fakirizm fakirleşme fakirleşmek fakirleştirme fakirleştirmek fakirlik.

−ğı falçete falez falihayır.falanca falan festekiz falan feşmekân falan fıstık falan filân falanca falanıncı falanj falanjist falcı falcılık.−ği fanatizm fanfan 791 .−yrı fallus falname falso falsolu falsosuz falso yapmak fal taşı falya falyanos familya fanatik.

−ği fantaziye fantazya fantazyalı fantezi fantezist fanti fantom fanus fanuslu fanya fanyol far farad faraş 792 . gelip geçici) fâni dünya fanilâ fânilik.fanfar fanfin fanfin etmek fangri fani (ışık şiddeti) fâni (ölümlü.−ği fanta fantasma fantastik.

−ğı farfaralık.faraza farazî faraziyat faraziye farba farbala fare fare deliği faredişi (oya) farekulağı (bitki) farekuyruğu (testere) farenjit fare otu farfara farfaracı farfaracılık.−ğı farıma farımak fariğ fariğ olmak farika faril Farisî fariza fark 793 .

−ği farmakognozi farmakolog.−li 794 .−ğı farksız farksızlaşma farksızlaşmak farksızlık.−ğu fars Fars Farsça farta furta fart furt farz farz etmek farzımuhal.−ğı farmakodinami farmakodinamik.−ğu farmakoloji farmason farmasonluk.fark etmek farklı farklıca farklılaşma farklılaşmak farklılaştırma farklılaştırmak farklılık.

−slı fasıla fasılalı fasılasız fasıl heyeti fasih fasikül fasile fasit fasit daire fasit olmak faska fasla fasla fasletme fasletmek Faslı fason fasone fason imalât fassal fassallık.farz olmak farz olunmak Fas fasa fiso fasarya faset fasıl.−ğı 795 .

fast food fasulye fasulyegiller fasulye pilâkisi fasulye piyazı faş faş etmek faşır faşır faşing faşist faşistleşme faşistleşmek faşistleştirme faşistleştirmek faşistlik.−ği faşizan faşizm fatalist fatalite fatalizm Fatımî Fatımiye fatih Fatih (ilçe) Fatiha fatihane Fatsa (ilçe) 796 .

fatura faturalama faturalamak faturalı faturalı yaşam faturasız faul.−ğı fayda faydacı faydacıl faydacılık.−lü faullü faulsüz fauna fava favori fay fayans fayansçı fayansçılık.−ğı faydalanma faydalanmak faydalı faydasız fay hattı fayrap.−bı fayrap etmek 797 .

−ği faz kalemi fazla fazlaca fazlalaşma fazlalaşmak fazlalık.−ti feci fecir.−bi fecrisadık feda feda etmek fedaî fedaîce 798 .−ğu faz fazıl fazilet faziletkâr faziletli faziletsiz faziletsizlik.−cri fecrikâzip.−ğı fazlalık etmek fazla olmak fecaat.fayton faytoncu faytonculuk.

fedaîlik.−ği fedakâr fedakârca fedakârlık.−ğı federal.−kki Feke (ilçe) fekül fel felâh Felâhiye (ilçe) felâket 799 . −hmi fehmetme fehmetmek fehva fehvasınca fek.−li federalist federalizm federalleşme federalleşmek federasyon federatif federe feding fehamet fehametlû fehim.

−ği felekiyat Felemenk Felemenkçe Felemenkli felfelek.−ci felç etmek felçli felç olmak feldmareşal.−nni fena 800 .felâketli felâketzede felç.−ği felfelleme felfellemek feliks fellâh fellek fellek fellik fellik felsefe felsefeci felsefî feminist feminizm fen.−li feldspat felek.

−ğı fenalık etmek fena olmak fena yapmak fen bilimi fenci fener fener alayı fener balığı fener balığıgiller fenerci fenercilik.fena etmek fenafillâh fena hâlde fena kalpli fenalaşma fenalaşmak fenalaştırma fenalaştırmak fenalık.−ği fenerli fenerli burgu fenersiz fenik.−ği Fenike Fenikeli Fenike portakalı 801 .

−ti feragat etmek feragatli ferağ ferah ferah fahur ferah ferah ferahfeza ferahî 802 .−di feodal.−ği feragat.−li feodalite feodalizm feodallik.−ği fer ferace feraceli feracelik.−lü fenomen fenomenal fenomenizm fenomenoloji fent.fenlenme fenlenmek fennî fennî muayene fenol.

−ki ferahnakaşiran ferahnüma feraset ferasetli ferasetsiz ferç.−ği ferhane fer'î feribot ferih 803 .−ci ferda ferde ferdî ferdiyet ferdiyetçi ferdiyetçilik.−ğı ferahnak.ferahlama ferahlamak ferahlandırma ferahlandırmak ferahlanma ferahlanmak ferahlatıcı ferahlatma ferahlatmak ferahlık.

ferih fahur ferik.−ği feriştah ferişte Ferizli (ilçe) ferli ferma ferman fermanlı fermanlı deli fermantasyon fermejüp fermene fermeneci fermeneli ferment fermiyum fermuar fernez fersah fersah fersah fersahlık.−ği (piliç) ferik ferik elması feriklik.−ğı fersiz fersizleşme 804 .

−dı feryat etmek feryat figan ferz fes fesahat.−dı fesatçı fesatçılık.−shi fesleğen fes rengi festival.−li fesuphanallah fetha fethetme 805 .−ği fersude fert.−ti fesat.−di fertik.fersizleşmek fersizlik.−ği feryat.−ğı feshedilme feshedilmek feshetme feshetmek fesih.−ğı fesat kumkuması fesatlık.

−thi fetihname fetiş fetişist fetişizm fetret fettan fettanca fettane fettanlaşma fettanlaşmak fettanlık.−li fevkalâdelik.fethetmek Fethiye (ilçe) fetih.−ği 806 .−ci fevç fevç feveran feveran etmek fevk fevkalâde fevkalâde hâl.−ğı fetüs fetva fetvacı fetvahane fetvayişerife fevç.

−ği fevt fevt etmek fevt olmak fevvare feyezan feyiz.−khı 807 .−yzi feyizlenme feyizlenmek feyizli feylesof feylesofça feylesofluk.−ğu feyyaz feza fezleke fıçı fıçı balığı fıçıcı fıçıcılık.fevkalbeşer fevkanî fevrî fevrîlik.−ğı fıçılama fıçılamak fıkdan fıkıh.

−ğı fındık faresi fındıkî fındıkkabuğu (renk) 808 .−ğı fıkırdama fıkırdamak fıkırdaşma fıkırdaşmak fıkırdatma fıkırdatmak fıkırdayış fıkır fıkır fıkırtı fıkra fıkracı fıkracılık.fıkırdak.−ğı fıkırdaklık.−ğı fındık altını fındık ateşi fındık biti fındıkçı fındıkçılık.−ğı fıkrama fıkramak fıldır fıldır fıldır fındık.

−ğı fırçalama fırçalamak fırçalanma fırçalanmak fırçalatma fırçalatmak fırçalayış fırçalı fırçalık.fındıkkıran fındık kurdu Fındıklı (ilçe) fındıklık.−ğı fındık sıçanı fındık yağı fındıkyuvası (eldeki çukurluk) fır Fırat fırça fırçacı fırçacılık.−ğı fırdolayı fırdöndü fırfır (büzgülü süs) fır fır fırfırlı 809 .

−ğı fırkata fırlak.fırıldak.−ğı fırında makarna fırın kebabı fırınlama fırınlamak fırınlanma fırınlanmak fırınlatma fırınlatmak fırınlı fırınlık.−ğı fırka fırkacı fırkacılık.−ğı fırıldak çiçeği fırıldanma fırıldanmak fırıldatma fırıldatmak fırıl fırıl fırın fırıncı fırıncılık.−ğı 810 .−ğı fırıldakçı fırıldakçılık.

fırlama fırlamak fırlatılma fırlatılmak fırlatış fırlatma fırlatmak fırlayış fırsat fırsatçı fırsatçılık.−ğı fırsat düşkünü fırsat yoksulu fırt fırt fırt fırtına fırtına kuşu fırtına kuşugiller fırtınalı fırtına uğrağı fırttırma fırttırmak fısfıs (püskürtme aracı) fıs fıs fısfıslama fısfıslamak 811 .

−ğı 812 .fısfıslanma fısfıslanmak fısıldama fısıldamak fısıldanma fısıldanmak fısıldaşma fısıldaşmak fısıl fısıl fısıltı fısıltı gazetesi fısır fısır fısırtı fıskiye fıslama fıslamak fıslanma fıslanmak fıstık.−ğı fıstık ezmesi fıstıkî fıstıkî makam fıstıklamak fıstıklık.−ğı fıstık çamı fıstıkçı fıstıkçılık.

−ğı fışkırış fışkırma fışkırmak fışkırtı fışkırtıcı fışkırtılma fışkırtılmak fışkırtma fışkırtmak fışlama 813 .−ğı fışkın fışkırdak.−ğı fışkırık.fış fış fışıldama fışıldamak fışıltı fışırdama fışırdamak fışırdatma fışırdatmak fışır fışır fışırtı fışkı fışkılama fışkılamak fışkılık.

fışlamak fıtık.−ğı fıtık etmek fıtıklı fıtık olmak fıtrat fıtraten fıtrî fıtriye fi fiber fiberglas fibrin fibrinojen fidan fidan biti fidan boylu fidancık.−ği fidye 814 .−ğı fidanlık.−ği fideizm fideleme fidelemek fidelik.−ğı fide fideci fidecilik.

fidyeinecat fifre figan figan etmek figür figüran figüranlık.−ğu fiilî hizmet fiilî hizmet zammı fiilimsi fiiliyat fiil kökü 815 .−ğı figürasyon figüratif figüratif sanat figürlü fiğ fihrist fihristleme fihristlemek fiil fiil cümlesi fiil çekimi fiilen fiil gövdesi fiilî fiili bozuk.

−ği fikir üretme fikir üretme toplantısı fikir yazısı fikren fikrî fikrisabit fikriyat fiks mönü fikstür fiktif fil filâman filân filânca 816 .−kri fikir adamı fikir edinmek fikir hürriyeti fikir işçisi fikirleşme fikirleşmek fikirleştirme fikirleştirmek fikirli fikirsiz fikirsizlik.fiil tabanı fikir.

−ği filbahar filbahri fildekoz fildişi (renk) fil dişi fil dişi karası (renk) Fildişi Kıyısı fildişi rengi Fildişi Sahili file fil elması filenk.filân falan filân festekiz filânıncı filântrop filâriz filârizleme filârizlemek filârmoni filârmonik.−gi filet fileto fil faresi filgiller filhakika fil hastalığı 817 .

−ği filmleştirme filmleştirmek film müziği film yıldızı 818 .−ği filizî filizkıran filizleme filizlemek filizlenme filizlenmek filizli filkulağı (bitki) film filmci filmcilik.filigran filigranlı filika filikacı filinta Filipinler Filipinli filiskin Filistin Filistinli filiz filizcik.

filo filojenez filoksera filolog.−i fil yürüyüşü Fin final.−ği filotillâ filoz filozof filozofça filozofik filozoflaşma filozoflaşmak filozofluk.−li finalist finalizm finans finansal finanse etmek 819 .−ğu filtre filtreli filtresiz filum filvaki.−ğu filoloji filolojik.

finansman finansör fincan fincan böreği fincancı fincan fincan fincanlık.−ği fingirdeme fingirdemek fingirdeşme fingirdeşmek fingir fingir Fin hamamı Finike (ilçe) finiş fink (atmak) Finlândiya Finlândiyalı fino Fin−Ugor firak firaklı firar firar etmek 820 .−ğı fincan oyunu Fince fingirdek.

−ğu fire firez firfiri firik.firarî firavun firavun faresi firavun inciri firavunlaşma firavunlaşmak firavunluk.−ti firkateyn firkete firketeleme firketelemek firma firuze fisebilillâh fiskal fiske fiskeleme fiskelemek fiskos fiskos etmek fiskos masası fiskos sehpası 821 .−ği firkat.

−ği fitil fitilci 822 .fistan fistanlı fistanlık.−ğı fistansız fisto fistolu fistül fiş fişe fişek.−ği fişekçi fişekhane fişekli fişeklik.−ği fit fitçi fitçilik.−ği fişeklikli fişka fişleme fişlemek fişlenme fişlenmek fişli fişlik.

fitilleme fitillemek fitillenme fitillenmek fitilli fitil olmak fitilsiz fitin fitleme fitlemek fitlenme fitlenmek fitne fitneci fitnecilik.−ği fit olmak fitopatoloji fitre fiyaka fiyakacı fiyakalı fiyasko 823 .−ği fitne fücur fitne kumkuması fitneleme fitnelemek fitnelik.

−gu fiyonk makarna fiyort.−ğu 824 .−du fizibilite fizik.−ğı fizyolog.fiyat fiyatlandırma fiyatlandırmak fiyatlanma fiyatlanmak fiyatlı fiyonk.−ği fizikçi fizik gücü fizikî fizikî coğrafya fizikî harita fizik kondisyonu fizikokimya fizik ötesi fiziksel fizik tedavi fizik tedavisi fizik tedavi uzmanı fizik yapısı fizyokrat fizyokratlık.

−lü 825 .fizyoloji fizyolojik.−ği fizyolojist fizyonomi fizyoterapi fizyoterapist flâm flâma flâmacı Flâman Flâman atı Flâmanca flâmangiller Flâmenko Flâman kuşu flâmanlar flâmingo flândra flândra balığı flânel flâş flâş conta flâşör flâvta flebit flegmon fleol.

flit flitleme flitlemek flok flora flori florin floş flöre flört flört etmek flûrcun flûrya flüor flüoresan flüoresan lâmba flüoresans flüorışı flüorışıl flüorin flüorit flüorür flüt flütçü fob fobi Foça (ilçe) 826 .

−ği folklorist folk müziği folk sanatçısı folluk.−ğı fodra fodul fodulca fodulluk.fodla fodlacı fodlacılık.−ğu fok fokgiller fokstrot fokurdak.−ğı fokurdama fokurdamak fokurdatma fokurdatmak fokur fokur fokurtu fol folk folklor folklorcu folklorculuk.−ğu folklorik.−ğu 827 .

−ği fonolit fonolog.−ği fonetikçi fonksiyon fonksiyonalizm fonksiyonel fon müziği fonograf fonografi fonojenik.−ğu fonoloji fonotelgraf font fora forint form forma 828 .folyo kâğıdı fon fonda fonda etmek fondan fondip fondip yapmak fondöten fonem fonetik.

−ğı formaldehit.−lü formül formüle etmek formüler formülleşme formülleşmek formülleştirme formülleştirmek foroz foroz kayığı fors 829 .−ğı formalist formalite formaliteci formalizm formasyon format formatlama formatlamak formatlı formel formen formika formik asit.forma başlık.−di formol.−di formalık.

forsa forseps forslu forsmajör forte fortepiano fortissimo fort pense fortrak forum forvet fos fosfat fosfatlama fosfatlamak fosfatlı fosfor fosforışı fosforışıl fosforik.−ği fosforik asit.−di fosforlu fosforsuz fosgen fosil fosilleşme fosilleşmek 830 .

fosilli foslama foslamak foslatma foslatmak fosseptik.−ğı fotoğrafhane 831 .−ği fotofiniş fotoğraf fotoğrafçı fotoğrafçılık.−ği fosurdama fosurdamak fosurdatma fosurdatmak fosur fosur fosurtu foşa foşurdama foşurdamak foşurdata foşurdata foşurdatma foşurdatmak fota foto fotoakım fotoelektrik.

−ği fotokimya fotokinezi fotokopi fotokopici fotokopicilik.−ği fotokurgu fotolitografi fotomekanik.−ği fotometre fotometri fotomodel fotomontaj fotomorfoz fotoroman fotosentez fotosfer fotoskop.−bu fotoşimi fototaksi fototaktizm fototek fototerapi 832 .fotoğraflama fotoğraflamak fotoğraf makinesi fotojen fotojenik.

−ğı fransiyum frapan frekans fren frenci 833 .−ğı francalalık.−gı franlık.−ğı Fransa Fransız Fransızca Fransızlaşma Fransızlaşmak Fransızlaştırma Fransızlaştırmak Fransızlık.fototropizm foya fön fötr fragman frak fraklı fraksiyon francala francalacı francalacılık.−ğı frank.

−ği Frenk maydanozu Frenk menekşesi Frenk patlıcanı Frenk üzümü frenleme frenlemek frenlenme frenlenmek frenleyici fren mesafesi frenoloji 834 .frengi frengili Frengistan fren görevlisi Frenk Frenk asması Frenkçe Frenk çileği Frenk gömleği Frenk inciri Frenk lâhanası Frenkleşme Frenkleşmek Frenkleştirme Frenkleştirmek Frenklik.

−ğı fuaye fuel−oil fuhuş.−hşu fujer 835 .−du frigo frigorifik.−ği friksiyon frisa frişka fritöz friz frize kaplama früktoz fuar fuarcı fuarcılık.fren yapmak frer fresk freze frezeci frezeleme frezelemek fribort.−ği frijider frijidite frikik.

−ğı fukusgiller ful.−lü fulâr fule full−time fulya fulya balığı fulya balığıgiller funda fundagiller fundalar fundalık.−ğı fundamentalist fundamentalizm funda sıçanı funda tavuğu funda toprağı furgon furya fut futa futbol futbolcu fuzulî 836 .fukara fukara babası fukaralık.

−ğu fütüroloji fütüvvet füze füzeatar füzen 837 .−lü fünye Fürs füru.fücceten fücur füg fülfül fülsüahmer fülüs füme fümerol.−u fürumaye füsun füsunkâr fütuhat fütuhatçı fütur fütursuz fütursuzca fütürist fütürizm fütürolog.

füzesavar füzyometre füzyon (*)G G gabardıç.−ği gabin Gabon Gabonlu gabro gabya gabyacı gabyar gabya yelkeni gacırdama gacırdamak gacırdatma gacırdatmak gacır gacır gacır gucur gacırtı gaco 838 .−cı gabardin gabari gabavet gabi gabilik.

−dri gadirlik.−ği gadolinyum gadretme gadretmek gadrolma gadrolmak gadrolunma gadrolunmak gaf gaffar gafil gafilâne gafillik.−ği gafillik etmek gaflet gaflet uykusu gafur gaf yapmak gag gaga 839 .gaddar gaddarca gaddar gaddar gaddarlık.−ğı gaddarlık etmek gaddar olmak gadir.

−ği gaita gale galeyanlı gak gaklama 840 .−bi gaiplik.gagaburun (gemi) gaga burun (insan) gagalama gagalamak gagalanma gagalanmak gagalaşma gagalaşmak gagalı memeli gagalı memeliler gagamsı Gagavuz Gagavuzca gâh gâhî gâhîce gaile gaileli gailesiz gailesizlik.−ği gaip.

gaklamak gala galâksi galalit galat galatıhis.−ssi galatımeşhur galebe galenit galeri galerici galeta galeta unu galeyan galeyan etmek gali galiba galibarda galibiyet galip.−bi galiz galon galoş galsame galvaniz galvaniz banyosu galvanizci 841 .

−bu galvanotip galvanotipi galyot galyum gam gama gamaglobülin gama ışınları gamalı gamba gambot gamet gametli 842 .galvanize galvanizleme galvanizlemek galvanizlenme galvanizlenmek galvanizletme galvanizletmek galvanizli galvanizm galvano galvanokoter galvanometre galvanoplâsti galvanoskop.

−ğı gamsele gamsız gamsızlık.−ği gani gani gani gani gönüllü ganimet ganyan 843 .−ğı gammaz gammazlama gammazlamak gammazlanma gammazlanmak gammazlık.−ğı gamze Gana Ganalı Gang gangama teknesi gangliyan gangliyon gangster gangsterlik.gamlanma gamlanmak gamlı gamlılık.

−bi garaj garajcı garamî garanti garanti etmek garantileme garantilemek garantili garantisiz garantör garaz garazkâr garazkârlık.−bu 844 .−ğı garazlı garaz olmak garazsız garazsız ivazsız garbî garç gurç gard gardenparti gardenya gardıfren gardırop.gar garabet garaip.

−bı garpçı 845 .−ğı garez gargar gargara gargara yapmak gariban garibanlık.−bi garip garip garipleşme garipleşmek gariplik.gardıropçu gardiyan gardiyanlık.−ğı garibe garip.−ği garipseme garipsemek gark gark etmek gark olmak garni garnitür garnitürlü garnizon garoz garp.

−ğu gastroenteroloji gastronom gastronomi gastroskop.−ğu Garzan gaseyan gasıp.−ğı garpkârî garplı garplılaşma garplılaşmak garplılaştırma garplılaştırmak garplılık.−ğı garson garsoniyer garsonluk.−li gastrit gastroenterolog.−bu gastroskopi 846 .garpçılık.−sli gasletme gasletmek gasp gasp etmek gassal.−bı gasil.

−ğu gâvurluk etmek gâvur olmak gayakol gaybubet gaybubet etmek gayda gaydacı gaye gayeli gayesiz 847 .gastrulâ gaşiy.−şyi gaşyolma gaşyolmak gato gauss gavot gâvur gâvurca gâvurcasına gâvur etmek gâvur eziyeti gâvur icadı gâvur inadı gâvurlaşma gâvurlaşmak gâvurluk.

−ği gayrı (artık) gayri (başka) gayriahlâkî gayriaklî gayriciddî gayriihtiyarî gayriilmî gayriinsanî gayriiradî gayrikabil gayrikabiliitiraz gayrikabilikıyas gayrikabilişifa gayrikabilitahmin 848 .−ği gayretsiz gayretsizlik.−i (başka) gayret gayret etmek gayretkeş gayretkeşlik.−ği gayretlenme gayretlenmek gayretli gayretlilik.gayet gayetle gayr.

−lü gayrimeşru gayrimezru gayrimuayyen gayrimuhtemel gayrimuntazam gayrimutabık gayrimümbit gayrimümkün gayrimünasip.−lü gayrimeskûn gayrimes'ul.−bi gayrimüsavi gayrimüslim gayrimüsmir gayrimütecanis gayrinizamî 849 .−du gayrimahsus gayrimakul.−lü gayrimalûm gayrimemnun gayrimenkul.gayrikabilitelâfi gayrikâfi gayrikanunî gayrikıyasî gayrilâyık gayrimahdut.

−li gazap.−bı gazaplandırma gazaplandırmak gazaplanma gazaplanmak gazaplı gaz bezi gaz bombası 850 .−i gayrivarit.−di gayrivazıh gayur gayya gayya kuyusu gayz gayzer gayzerit gaz gaza gazal.gayrisafi gayrisafi hâsılat gayrisafi millî hâsıla gayrisıhhî gayrişahsî gayrişuurî gayritabiî gayrivaki.

−ğı gazeliyat gazelleme gazellemek gazellenme gazellenmek gazete gazeteci gazetecilik.−ği gazino gazinocu 851 .gaz boyaması gaz detektörü gazeki gazel gazel damarı gazelhan gazelhanlık.−ği gazhane gazışı gazışıl gazi Gazi Antep gaz ibiği Gaziemir (ilçe) gaziler helvası gazilik.−ği gazetelik.

gazinoculuk.−ğu gazi olmak Gazi Osmanpaşa (ilçe) Gazipaşa (ilçe) gazlama gazlamak gaz lâmbası gazlanma gazlanmak gazlaşma gazlaşmak gazlaştırma gazlaştırmak gazlı gazlı bez gaz maskesi gaz ocağı gazoil gazojen gazolin gazometre gazometri gazoyl gazoz gazoz ağacı (argo) gazozcu 852 .

−ği geberme gebermek gebertilme gebertilmek gebertme gebertmek gebeş gebeşlik.−ğu gazölçer gaz ölçümü gaz sayacı gazsız gaz sobası gaz taşı gazup.−bu gazve gaz yağı gaz yuvarı gebe gebelik.gazozculuk.−ği gebelik testi gebe olmak geberik.−ği gebre gebreleme gebrelemek 853 .

−ği 854 .gebrelenme gebrelenmek gebre otu gebre otugiller Gebze (ilçe) gece gece bekçisi gececi gece gündüz gece hayatı gece işçiliği gece kıyafeti geceki gecekondu gecekonducu gecekondulaşma gecekondulaşmak gece körlüğü gece kulübü gece kuşu geceleme gecelemek geceleri geceleyin geceli geceli gündüzlü gecelik.

gece mavisi gece öğretimi gecesefası (bitki) gecesefasıgiller gece uçuşu gece yanığı gece yarısı gece yatısı gece yayı gecikilme gecikilmek gecikiş gecikme gecikmek gecikmeli gecikmesiz geciktirilme geciktirilmek geciktirim geciktirme geciktirmek geç geççe geçe geçek.−ği geçeli geçen 855 .

geçende geçenek.−ği geçerlilik.−ği geçenlerde geçer geçer akçe geçerleme geçerlemek geçerletme geçerletmek geçerli geçerlik.−ği geçici madde geçici teminat geçici plâka 856 .−ği geçgeç geçgeçleme geçgeçlemek geçgeç yapmak geçici geçicilik.−ği geçersiz geçersizleşme geçersizleşmek geçersizleştirme geçersizleştirmek geçersizlik.

geçiliş geçilme geçilmek geçim geçim derdi geçim dünyası geçim endeksi geçim göstergesi geçim kapısı geçimli geçimlik.−ği geçimlilik.−ği geçim sıkıntısı geçimsiz geçimsizleşme geçimsizleşmek geçimsizlik.−ği geçim yolu geçim zorluğu geçindirme geçindirmek geçinilme geçinilmek geçinim geçinme geçinme endeksi geçinmek 857 .

−ği geçirici geçirilme geçirilmek geçirim geçirimli geçirimlilik.geçirgen geçirgenlik.−ği geçiriş geçirme geçirmek geçirtilme geçirtilmek geçirtme geçirtmek geçiş geçiş hakkı geçişim geçişli geçişme geçişmek geçişsiz geçiştirici geçiştirilme geçiştirilmek 858 .−ği geçirimsiz geçirimsizlik.

−ği geçme geçmek geçmeli geçmelik.−di geçit hakkı geçit resmi geçit töreni geçkin geçkinlik.geçiştirme geçiştirmek geçiş üstünlüğü geçit.−ği gedikli gedilme 859 .−ği geçmez geçmez akçe geçmiş geçmişi kandilli geçmişi kınalı geçmiş zaman geçmiş zaman görünümü geçmiş zaman sıfat−fiili geda gedik.

−ği gelecek bilimi gelecekçi gelecekçilik.−ği geleceklik hakkı gelecek zaman gelecek zaman görünümü gelecek zaman kipi gelecek zaman sıfat−fiili geleğen gelembe geleme gelen 860 .−ği geğrek batması gelberi gele gelecek.gedilmek Gediz (ilçe) gedme gedmek geğiriş geğirme geğirmek geğirti geğrek.

gelenek.−ği gelenekçi gelenekçilik.−ği gelenekleşme gelenekleşmek gelenekleştirme gelenekleştirmek gelenekli geleneksel gelenekselleşme gelenekselleşmek Gelendost (ilçe) gelen geçen gelen giden geleni gelgeç gelgeççi gelgel gelgelelim gelgelli gelgit Gelibolu (ilçe) gelin gelin abla gelin alayı gelin alıcı gelinboğan 861 .

gelin böceği gelincik.−ği gelinlik çağı gelinlikçi gelinlik etmek gelinme gelinmek gelin olmak gelin otu gelinparmağı(üzüm) gelin teli gelip geçici gelir gelir dağılımı gelir gider gelir kaynağı gelir ortaklığı gelir vergisi 862 .−ği gelincikgiller gelin çiçeği gelin etmek gelinfeneri (bitki) gelin hamamı gelin havası gelin kuşağı gelin kuşu gelinlik.

−ği 863 .−ği gemi enkazı gemi ızgarası gemi iskeleti gemi leşi gemilik.geliş gelişigüzel gelişim gelişkin gelişme gelişmek geliştirici geliştirilme geliştirilmek geliştirme geliştirmek gelme gelmek gelmiç.−ci gelmiş geçmiş gem Gemerek (ilçe) gemi gemi adamı gemi aslanı gemici gemicilik.

−ği gencelme gencelmek genç.gemi yatağı gemleme gemlemek gemlenme gemlenmek Gemlik (ilçe) gen gencecik.−ci Genç (ilçe) genç irisi gençleşme gençleşmek gençleştirilme gençleştirilmek gençleştirme gençleştirmek gençlik.−ffı genel ağ genel başkan genel başkanlık.−ği gençten gene genel genel af.−ğı 864 .

genel bütçe genel coğrafya genel dil bilimi geneleme genel ev genelge genel gider genel görünüm genel görünümlü genel görüşlü genel görüşlülük.−ği 865 . −ğü genel görüşme genel grev genel kadın genelkurmay genel kurul genel kütüphane genelleme genellemek genelleşme genelleşmek genelleştirilme genelleştirilmek genelleştirme genelleştirmek genellik.

−ği genel uygunluk bildirimi genel yazman genel yetenek.−ği geniş geniş açı genişçe geniş gönüllü geniş görüşlü geniş görüşlülük.−li generallik.−ği genel sekreter genel sekreterlik.genellikle genelmek genel müdür genel müdürlük.−ğü genişleme genişlemek genişletilme genişletilmek genişletme genişletmek 866 .−ğü genel ölçek.−ği genetik.−ği genel zekâ general.

−nzi genizsi genizsileşme geniz ünlüsü geniz ünsüzü genleşme genleşmek genleşme kat sayısı genleşmeölçer genleştirme genleştirmek genlik.−ği genom gensoru gensoru önergesi 867 .−ği geniş mezhepli geniş ölçek.−ği geniş ufuklu geniş ünlü geniş yürekli geniş zaman geniş zaman görünümü geniş zaman sıfat−fiili genitif geniz.genişlik.

−ğı gerçeğe uygun gerçeğe uygunluk.−ci gepgenç.−ği genzel geoit.−ği gerçekçi gerçekçilik. −ğu gerçek.genzek.−ğı gerçek kişi gerçekleme gerçeklemek gerçekleşme 868 .−di geometri geometrik.−ci Gercüş (ilçe) gerçeğe aykırı gerçeğe aykırılık.−ği geometrik çizim geometrik dizi geometrik yer gepegencecik.−ği gepegenç.−ği gerçek dışı gerçek dışılık.

−ğü gerçi gerdan gerdaniye gerdaniyebuselik.−ğı gerdek.−ci Gerede (ilçe) 869 .gerçekleşmek gerçekleştirilme gerçekleştirilmek gerçekleştirme gerçekleştirmek gerçekli gerçeklik.−ği gerçek mantarlar gerçek sayı gerçekte gerçekten gerçeküstü gerçeküstücü gerçeküstücülük.−ği gerdel gerdirilme gerdirilmek gerdirme gerdirmek gereç.−ği gerdanlık.

−ği gerekli gereklik.−ği gereklilik kipi gerekme gerekmek gerekseme gereksemek gereksinim gereksinme gereksinmek gereksiz gereksizlik.−ği gerektirim gerektirme gerektirmek 870 .−ği gerekçe gerekçelendirme gerekçelendirmek gerekçeli gerekçesiz gerekirci gerekircilik.gere gere gereğince gerek.−ği gereklik kipi gereklilik.

−ği geri hizmet geri kafalı geri kalmış geri kalmışlık.gerelti geren gergedan gergedan böceği gergedangiller gergef Gerger (ilçe) gergi gergili gergin gergince gerginleşme gerginleşmek gerginleştirici gerginleştirme gerginleştirmek gerginlik.−ğı gerilek.−ği gerileme 871 .−ği geri geriatri gerici gericilik.

gerilemek geriletme geriletmek gerileyici gerileyici benzeşme gerileyiş gerili gerilik.−ğı gerillâlaşma gerillâlaşmak gerillâ savaşı gerilme gerilmek gerine gerine geriniş gerinme gerinmek geri ödeme 872 .−ği gerilim gerilimli gerilimölçer gerilim ölçümü gerilimsiz geriliş gerillâ gerillâcı gerillâcılık.

−ği gerze tavuğu gestalt gestapo getiri getirilme getirilmek 873 .−ği Germanofil germanyum germe germek germen Germencik (ilçe) gerundium Gerze (ilçe) gerzek.geri plân gerisingeri gerisingeriye geriş geri tepme geri vites geriye dönük.−ğü geriye dönüş geriz geri zekâlı Germanist Germanistik.

getirim getirimci getirimli getiriş getirme getirmek getirtme getirtmek getr getto Gevaş (ilçe) geveleme gevelemek geveleyiş geven gevenlik.−ği geveze gevezelenme gevezelenmek gevezelik.−ği gevezelik etmek gevher geviş geviş getirenler geviş getirmeyenler gevme gevmek 874 .

−ği gevrekçi gevrekçilik.−ği geyik böceği geyik böcekleri geyik dikeni 875 .gevrecik gevrek.−ği gevşek vurgu gevşeme gevşemek gevşetici gevşetilme gevşetilmek gevşetme gevşetmek gevşeyiş geyik.−ği gevreme gevremek gevretilme gevretilmek gevretme gevretmek gevşek.−ği gevreklik.−ği gevşek ağızlı gevşeklik.

geyikdili (bitki) geyikgiller geyik muhabbeti geyik otu geyşa Geyve (ilçe) gez gezdirilme gezdirilmek gezdiriş gezdirme gezdirmek gezegen gezegenler arası gezeğen gezeleme gezelemek gezenti gezerçalar gezgin gezginci gezgincilik.−ği 876 .−ği gezginlik.−ği gezgin satıcı gezi gezici gezicilik.

−ğu geziliş gezilme gezilmek gezimcilik.gezici topluluk.−ğı gıcıkça gıcık etmek gıcıklama gıcıklamak gıcıklanma gıcıklanmak gıcıklayış gıcık olmak 877 .−ği gezme gezmek gezmen gıcık.−ği geziniş gezinme gezinmek gezinti gezinti yeri geziş gezi yazısı gezleme gezlemek gezlik.

−ğı gıdı gıdı gıdık.−ğı gıdıklama gıdıklamak gıdıklanma gıdıklanmak gıdıklayış gıdım gıdım gıdım 878 .gıcır gıcırdama gıcırdamak gıcırdatma gıcırdatmak gıcırdayış gıcır gıcır gıcırtı gıcırtılı gıcırtısız gıda gıdaklama gıdaklamak gıdaklayış gıdalı gıda rejimi gıdasız gıdasızlık.

gıgı gık gıldır gıldır gıllıgış gıllıgışlı gıllıgışsız gıllügiş gıllügişli gıllügişsiz gına gıpta gıpta etmek gır gırç gırç gırgır gır gır gırgırcı gırgırlama gırgırlamak gırıl gırıl gırla gırnata gırnatacı gırt gırt gırt gırtlak.−ğı gırtlak çıkıntısı 879 .

gırtlaklama gırtlaklamak gırtlaklaşma gırtlaklaşmak gırtlaklayış gırtlaksı gırtlak ünsüzü gırtlama gırtlamak gıyaben gıyabında gıyabî gıyabî hüküm.−kmü gıyabî tutuklama gıyap.−bı gıyap kararı gıybet gıybetçi gıybet etmek gıy gıy gıygıy gıygıycı gibi gibilerden gibisi gibisinden gicişme 880 .

gicişmek gide gide gideğen gider giderayak giderek gideren alan giderici giderilme giderilmek giderme gidermek gidertme gidertmek gidi gidici gidiliş gidilme gidilmek gidimli gidip gelme gidiş gidiş alayı gidişat gidiş dönüş gidiş geliş gidişme 881 .

gidişmek gidon gilâburu gine Gine Gineli ginseng gipür giranbaha giray girdap.−ği girift giriftar giriftar olmak giriftlik.−ği girift tezyinat giriftzen giriliş girilme 882 .−bı girdi girdisi çıktısı giren girenleme girenlemek Giresun girgin girginlik.

−ği girinti girintili girintili çıkıntılı girintisiz girintisiz çıkıntısız giriş girişik.−ği girişlik.−ği girişimölçer girişim ölçme giriş işlemi giriş kapısı giriş kartı giriş katı girişken girişkenlik.−ği girişik bezeme girişik cümle girişik tamlama girişilme girişilmek girişim girişimci girişimcilik.−ği 883 .girilmek girim girimlik.

−ği gişe gitar gitarcı gitarcılık.−ği giyiliş 884 .−ğı gitarist gitgide gitme gitmek gittikçe giydirici giydirilme giydirilmek giydiriş giydirme giydirmek giyecek.girişme girişmek giriş ücreti Girit Girit kekiği Giritli girizgâh girme girmek girmelik.

−di giyme giymek giyotin giysi giz gizem gizemci gizemcilik.−ği giyiniş giyinme giyinmek giyiş giyit.−cü gizlem gizleme 885 .giyilme giyilmek giyim giyim evi giyim kuşam giyimli giyimli kuşamlı giyinik.−ği gizemli gizemsel gizil gizil güç.

−ği gizli oturum gizli oy gizli polis gizli sıtma gizli şeker (hastalık) 886 .−ği gizliden gizliye gizli dernek.−ği gizli dil gizli din gizli duruşma gizli gizli gizli kapaklı gizlilik.gizlemek gizlemli gizlenilme gizlenilmek gizleniş gizlenme gizlenmek gizlenmiş gizleyiş gizli gizlice gizli celse gizli cemiyet gizlicilik.

−ğu gocuklu gocundurma 887 .−di glikozüri gliserin global.−ğu glâsyoloji glâyöl glikojen glikol.−li globalleşme globalleşmek globülin glokom glokoni glüten glüten ekmeği glüten tutkalı gnays goblen gocuk.gizli yama glâdyatör glâse glâsnost glâsyolog.−lü glikoz glikozit.

−gu gonokok goril goşist goşizm Got Gotça gotik.−ğü gol olmak gol toto gol yapmak gomalak.gocundurmak gocunma gocunmak gofret gol.−lü golcü golf golfçü golf pantolon golfstrim gollük.−ği gotik harfler 888 .−ğı gonca gondol gondolcu gonk.

−ği göbek adı göbek bağı göbek dansı göbek havası göbeklenme göbeklenmek göbekli göbek odunu göbek otu göbek taşı göbel göbelek.−ği göçelge göçer 889 .gotik sanat Gotlar goygoycu goygoyculuk.−ği göbelez göce göcen göç göçebe göçebeleşme göçebeleşmek göçebelik.−ğu göbek.

−ğü göçüm göçürme göçürmek göçürtme göçürtmek göçürücü göçürülme göçürülmek 890 .göçeri göçerkonar göçerme göçermek göçertme göçertmek göç etmek göçkün göçme göçmek göçmen göçmenleşme göçmenleşmek göçmenleştirme göçmenleştirmek göçmenlik.−ği göçü göçücü göçük.

−ğsü göğüs boşluğu göğüs cerrahisi göğüs çaprazı göğüs çukuru göğüs darlığı göğüs eti göğüs göğüse göğüs hastalığı göğüs ingini göğüs kafesi göğüs kemiği göğüs kovuğu göğüsleme göğüslemek göğüslü göğüslüce göğüslük.göçüş göçüşme göden göden bağırsağı gödeş göğem göğerti göğüs.−ğü göğüs sesi göğüs tahtası 891 .

gök.−ğü gök ada gök adası gök atlası gök bilimci gök bilimi gök bilimsel gök cismi gökçe Gökçeada (ilçe) Gökçebey (ilçe) gökçek.−ği gökçe yazın gökçül gökdelen gökdoğan gök ekseni gök eşleği gök evi gök fiziği gök gözlü gök gürlemesi gök gürültüsü gökgüvercin gökkandil (sarhoş) gök kır (renk) gök kubbe 892 .

−ğü 893 .gök kumu gök kuşağı gök kutbu gökkuzgun (kuş) gökkuzgungiller gökkuzgunlar gökkuzgunumsular gök küresi gökmen göksel Göksu (ilçe) Göksun (ilçe) gök taşı göktırmalayan gök tırmalayıcı Göktürk Göktürkçe gök yakut gökyolu (Samanyolu) gökyüzü gökyüzü mavisi göl gölalası (balık) göl ayağı (coğrafya) göl başı Gölbaşı'nı (ilçe) gölcük.

−ğı gölge oyunu gölgesiz 894 .−ği gölerme gölermek gölet gölge gölge balığı gölge balığıgiller gölgecil gölge etmek gölgeleme gölgelemek gölgelendirme gölgelendirmek gölgelenme gölgelenmek gölgeleyici gölgeleyiş gölgeli gölgelik.−ği gölgeli resim.−smi gölge olay gölge olaycılık.Gölcük (ilçe) gölcül Göle (ilçe) gölek.

−ği gömlekçi gömlekçilik.−ği gömlekli gömleklik.−ğü Gölmarmara (ilçe) Gölova (ilçe) Gölpazarı'nı (ilçe) gölük.−ği gömlekliler gömleksiz gömme gömme balkon 895 .−ğü gömlek.−ğü Gölyaka (ilçe) Gömeç (ilçe) gömgök.gölge tiyatrosu Gölhisar (ilçe) göl kestanesi Gölköy (ilçe) gölleme göllemek göllenme göllenmek gölleşme gölleşmek göllük.

gömme banyo gömme dolap.−ğü gömüleme gömülemek gömülme gömülmek gömültü gömülü gömülüş gömüş gömüt gömütlük.−ğü gön göncü gönç gönçlük.−ğü gömüldürük.−ğü gönder gönderi gönderici gönderiliş gönderilme gönderilmek 896 .−di gömü gömük.−bı gömmek gömme kilit.

gönderiş gönderli gönderme gönderme belgesi göndermek gönderme maddesi göndertme göndertmek gönen Gönen (ilçe) gönenç.−ci gönençli gönendirilme gönendirilmek gönendirme gönendirmek gönendirtme gönendirtmek gönenme gönenmek gönlü bol gönlü gani gönlü kara gönlünce gönlü tok gönlü zengin gönül.−nlü 897 .

−ğü gönül maskarası gönül meselesi gönül okşayıcı gönül rahatlığı gönül rızası gönülsüz gönülsüzce 898 .gönül avcısı gönül bağı gönül belâsı gönül birliği gönül borcu gönül borçlusu gönül çöküşü gönül darlığı gönüldaş gönül dilencisi gönül eğlencesi gönül eri gönül ferahlığı gönül hoşluğu gönüllenme gönüllenmek gönüllü gönüllüce gönüllü gönülsüz gönüllülük.

gönülsüzlük.−ği görenek.−ği Görele (ilçe) göreli görelik.−ği göreceli görecelik.−ği görecilik.−ği görenekçi görenekçilik.−ği Gördes (ilçe) gördürme gördürmek göre görece görececilik.−ğü gönül tokluğu gönül uğrusu gönül yarası gönye gönyeleme gönyelemek gördek.−ği görelilik.−ği görenekli göreneksel göreneksiz 899 .

−ği göresime göresimek görev görevcilik.−ği görevsizlik kararı görgü görgücülük.−ği görevsel görevselcilik.−ği görevsel dil bilimi görevsiz görevsizlik.−ği görevdaş görevdaşlık.−ği görevlendirilme görevlendirilmek görevlendirme görevlendirmek görevlenme görevlenmek görevli görevlilik.göreneksizlik.−ğü görgü fukarası görgü kuralları görgülenme görgülenmek 900 .

−ğü görmüşlük duygusu görsel görsel basın görsel etkileme görsel−işitsel 901 .görgülü görgülüce görgüsüz görgüsüzce görgüsüzlük.−ği görmüşlük.−ği görmemiş görmemişlik.−ğü görgü tanığı görk görkem görkemli görklü görme görme açısı görmece görme gözesi görme hücresi görmek görmemezlik.−ği görmez görmezlik.

görsel−işitsel çağrışım görsel−işitsel eğitim görsel sanatlar görü görücü görücülük.−ğü görünme görünmek görünmez görünmez kaza görünmez olmak görüntü görüntüleme 902 .−ğü görümsetme görüngü görüngü bilimi görüngücülük.−ğü görülme görülmek görülmemiş görüm görümce görümcelik.−ği görümcelik etmek görümcelik yapmak görümlük.

−ğü görünüş görünüşte görüş görüş açısı görüş alışverişi görüş ayrılığı görüş birliği görüşme görüşmeci görüşmek görüşme yapmak görüş sahibi görüş tarzı görüştürme görüştürmek görüştürülme görüştürülmek 903 .görüntülemek görüntüleyici görüntülük.−ğü görüntüsel görünüm görünümlü görünür görünürde görünürlerde görünürlük.

−ği gösterişsiz gösterişsizce gösterişsizlik.−ği gösteri yapmak gösteri yürüyüşü 904 .görüşülme görüşülmek göstere göstere gösteren gösterge gösterge bilimi gösterge çizelgesi gösterge çizgisi gösteri gösteri adamı gösterici gösterilen gösteriliş gösterilme gösterilmek gösterim gösteriş gösterişçi gösterişçilik.−ği gösterişli gösterişlice gösterişlilik.

−ği gösterme parmağı gösterme sıfatı gösterme zamiri gösterme zarfı göstertme göstertmek göt götten bacaklı götün götün götürme götürmek götürtme götürtmek götürü götürücü götürü iş götürülme götürülmek götürüm götürümlü götürümsüz 905 .−ği gösterme hakkı göstermek göstermelik.gösterme göstermeci göstermecilik.

götürü pazarlık.−ği gövek.−ği gövel gövem gövem eriği göveri göveriş göverme gövermek göverti göyme göymek Göynücek (ilçe) göynük.−ğü Göynük (ilçe) göynüme göynümek 906 .−ğı götürüş götürü tur gövde gövde gösterisi gövdelenme gövdelenmek gövdeli gövdesel gövdesiz gövdesizlik.

−ğü göyünme göyünmek göz göz akı göz alıcı gözaltı göz altı göz altı kremi göz aşısı göz aşinalığı gözaydın(a gitmek) göz bağcı göz bağcılık.göyük.−ğı göz bağı göz bankası göz banyosu göz bebeği göz bilimi göz boncuğu gözcü gözcülük.−ğü gözcülük etmek gözdağı gözde göz demiri göz dikeği 907 .

göz dişi göze göze bilimi göze göz gözeler arası gözeme göz emeği gözemek gözene gözenek.−ği gözer göz erimi göz etçiği gözetici gözetilme gözetilmek gözetim gözetiş gözetleme gözetleme deliği gözetlemek gözetleniş gözetlenme 908 .−ği gözenekli gözeneklilik.−ği gözeneksiz gözeneksizlik.

gözetlenmek gözetletme gözetletmek gözetleyici gözetleyiş gözetme gözetmek gözetmen gözetmenlik.−ği gözettirme gözettirmek göz evi göze yutarlığı göze zarı göz göze gözgü göz hakkı göz hapsi göz kadehi göz kalemi göz kapağı göz kararı göz kesesi göz kuyruğu gözleği gözlem gözlemci 909 .

gözlemcilik.−ğü gözlükçü gözlükçülük.−ği gözlemek gözlem evi gözlemleme gözlemlemek gözlenme gözlenmek gözletme gözletmek gözleyici gözleyiş gözlü gözlük.−ğü gözlüklü gözlüklü yılan gözlüksüz göz memesi göz merceği göz nuru göz önü göz pencere göz pınarı 910 .−ği gözleme gözlemeci gözlemecilik.

göz sevdası gözsüz göz taşı göz ucu gözü aç gözü açık.−ğı gözü bağlı gözü dışarıda gözü kapalı gözü kara gözü keskin gözükme gözükmek gözü pek gözü sulu gözü tok göz yangısı gözyaşı gözyaşı bezeleri gözyaşı bezleri gözyaşı etçiği gözyaşı memesi göz yoklaması göz yuvarı göz yuvası graben grado 911 .

grafik.−ğu grafoloji grafometre gram gramağırlık.−ği grafikçi grafiker grafit grafolog.−ğı gramaj gramatikal.−li gramer gramerci gramkuvvet gramofon gramsantimetre granat grandi grandük granit granit grisi granitleşme granül granülin granülit gravür gravürcü 912 .

gravürcülük.−bi gripli grizu 913 .−ğü gravyer gregoryen takvimi Grejuva Grek Grekçe grekoromen gren grena gres gres pompası gres yağı grev grevci grev gözcüsü grev kırıcı grev kırıcılığı grev sözcüsü grev yapmak greyder greyderci greyfurt gri gril grip.

−bu grup grup gruplandırma gruplandırmak gruplanma gruplanmak gruplaşma gruplaşmak grup mobilya guano guarani guaş Guatemalâ Guatemalâlı guatr gudde gudubet gudubetlik.−ğu grotesk grup.grizumetre grizuölçer grosa grosmarket groston grostonluk.−ği gufran gugu çiçeği 914 .

guguk.−ği gurbetzede gurk gurklama gurklamak gurlama gurlamak gurme guru guruldama guruldamak gurultu gurup.−bu 915 .−ti gulâş gulden gulet gulgule gulu gulu gulyabanî gurbet gurbetçi gurbetçilik.−ği gurbet eli gurbetlik.−ğu gugukgiller guguklu guguklu saat.

−ği 916 .gurup etmek gurup rengi gurur gururlanma gururlanmak gururlu gururluca gusletme gusletmek gusto gusül.−slü gusülhane guşa gut guttasyon guvernör gübre gübre böceği gübre gazı gübreleme gübrelemek gübrelenme gübrelenmek gübreleşme gübreleşmek gübreli gübrelik.

gübresiz Güce (ilçe) gücendirici gücendirme gücendirmek gücenik.−ğü gücük ay gücümseme gücümsemek gücün güç.−cü güç belâ güç birliği güç kaynağı güçlendirici güçlendirilme güçlendirilmek 917 .−ği gücenilme gücenilmek güceniş gücenme gücenmek gücü gücü gücüne gücü ipliği gücük.−ği güceniklik.

−ği 918 .−ğü güçlükle Güçlükonak (ilçe) güçlü kuvvetli güçlülük.−ğü güdek.−ğü güçsünme güçsünmek güçsüz güçsüzce güçsüzlük.−ği güdeksiz güdeleme güdelemek güderi güderici güdericilik.güçlendirme güçlendirmek güçleniş güçlenme güçlenmek güçleşme güçleşmek güçleştirme güçleştirmek güçlü güçlük.

−ğü güdümleme güdümlemek güdümlü güdümlülük.−ğü Güdül (ilçe) güdülenme güdülme güdülmek güdüm güdüm bilimi güdümcü güdümcülük.−ğü güdümlü sanat güfte güfteci güğüm güherçile gül gülabdan 919 .−ğü güdükleşme güdükleşmek güdüklük.güderileme güderilemek güdü güdücü güdük.

−ği güle güle güleğen güler yüz güler yüzlü güler yüzlülük.Gülağaç (ilçe) gülbahar gülbank gülbeşeker gül böceği gülcü gülcülük.−ğü gülfidan gülgiller gülhatmi gülibrişim gülistan gülkurusu (renk) 920 .−ci güleçlik.−ğü güldeste güldür güldür güldürme güldürmek güldürü güldürücü gülecen güleç.

−ğü gülümseme gülümsemek gülümser gülümseyiş gülünç.−cı gülle gülle atma gülleci güllü güllük.−ği güllâbicilik etmek güllâç.−ğü gülük.gülkurusu rengi güllâbi güllâbici güllâbicilik.−cü 921 .−ğı gülme gülmece gülmeceli gülmek Gülnar (ilçe) gül rengi gül suyu Gülşehir (ilçe) gülücük.−ğü güllük gülistanlık.

−ğü gülünme gülünmek gülüş gülüşme gülüşmek gülüşülme gülüşülmek gülüt gülütçü gül yağcı gül yağcılık.−ğı gül yağı Gülyalı (ilçe) güm gümbedek gümbürdeme gümbürdemek gümbürdetme gümbürdetmek gümbürdeyiş gümbür gümbür 922 .gülünçleşme gülünçleşmek gülünçleştirme gülünçleştirmek gülünçlü gülünçlük.

−ğü Gümrük Kanunu gümrükleme gümrüklemek gümrüklendirme gümrüklendirmek gümrüklenme gümrüklenmek gümrüklü gümrüksüz gümrüksüz mağaza 923 .gümbürtü gümbürtülü güme gümeç.−ğü gümrük birliği gümrükçü gümrükçülük.−ci gümeç balı gümele güm güm gümleme gümlemek gümletme gümletmek gümrah gümrahlık.−ğı gümrük.

gümrük tarifesi gümül gümüş gümüş balığı gümüş balığıgiller gümüşçü gümüşçün gümüşgöz gümüş grisi Gümüşhacıköy(ilçe) Gümüşhane gümüşî gümüşî akasya gümüşîleşme gümüşîleşmek gümüş kaplama gümüşleme gümüşlemek gümüşlenme gümüşlenmek gümüşletme gümüşletmek gümüşlü Gümüşova (ilçe) gümüş rengi gümüşservi gümüşsü 924 .

−ğı günâşık.−ği güncelleme güncellemek 925 .−ğı günah keçisi günahlı günahsız günahsızlık.−ğı günaşırı günaydın gün balı gün balığı gün batımı gün batısı günbegün günberi (gök bilimi) günce güncek.gümüşsüz gümüş varak.−ği güncel güncelik.−ğı gümüş yağmurcun gümüş yıl gün günah günahkâr günahkârlık.

−ği gün çiçeği gündaş gündelik.−ği gündelikli gündem gündem dışı günden güne gündeş gün dikilmesi Gündoğmuş (ilçe) gün doğusu gündöndü gün dönümü gün durumu gündüz gündüzcü gündüz feneri gündüz gözüyle gündüzleri 926 .−ği gündelikçi gündelikçi kadın gündelikçilik.güncelleşme güncelleşmek güncelleştirme güncelleştirmek güncellik.

−ğü gündüzsefası (bitki) gündüzün gündüz yırtıcıları günebakan güneç.−ği 927 .−ci güne doğrulum güneğik.gündüzlü gündüzlük.−ği güneş (gök cismi) Güneş (bilimsel yayınlarda) güneş banyosu güneş dil teorisi güneş gözlüğü güneş günü güneş hayvancıkları güneş kremi güneş lekeleri güneşleme güneşlemek güneşlenme güneşlenmek güneşletme güneşletmek güneşli güneşlik.

−ği güneş sütü güneş tacı güneş takvimi güneş tekeri güneştopu (bitki) güneş tutulması güneş yağı güneş yanığı güneş yılı güney Güney (ilçe) Güneybalığı (yıldız kümesi) güneybatı güneydoğu güney karamanı Güney Kutbu'nu güneyli güney noktası Güneysınır (ilçe) Güneysu (ilçe) 928 .güneş odası güneş saati güneşsel güneş sistemi güneşsiz güneşsizlik.

−ğü günü gününe 929 .Güngören (ilçe) güngörmez güngörmüş güngörmüşlük.−ğü günlük ağacı günlükçü günlük defter günlük güneşlik.−ği gün merkezli gün ortası günöte (gök bilimi) günsüler gün tutulması gün−tün eşitliği günü günü birliğine günü birlik günücü günücülük.−ğü gün gülü günindi günleme günlemek günlerce günlü günlük.

günüleme günülemek günün adamı gün yağmuru gün yapmak gün yayı gün yeli Günyüzü'nü (ilçe) güpegündüz güpgüzel gür gürbüz gürbüzleşme gürbüzleşmek gürbüzlük.−ği güreş güreşçi güreşçi köprüsü güreşçilik.−ğü Gürcistan Gürcü Gürcüce güre gürecilik.−ği güreşilme güreşilmek güreş mayosu 930 .

−ğü Güroymak (ilçe) gürpedek Gürpınar (ilçe) Gürsu (ilçe) güruh gürüldeme gürüldemek gürül gürül gürültü gürültücü gürültü etmek 931 .güreşme güreşmek güreş minderi güreştirme güreştirmek gürgen gürgengiller Gürgentepe (ilçe) gür gür gürlek.−ği gürleme gürlemek gürleşme gürleşmek gürleyiş gürlük.

−ci güvelâ güvelenme güvelenmek güvem eriği güven güvence güvence akçesi güvenceli güvencesiz güvenç.gürültülü gürültülü patırtılı gürültü patırtı gürültüsüz gürültüsüzce gürültü yapmak Gürün (ilçe) gürz gütaperka gütme gütmek güve güveç.−ci güven hesabı güven ışığı güvenilir güvenilirlik.−ği 932 .

güvenilme güvenilmek güvenirlik.−ği güvenlik borusu güvenlik görevlisi güvenlik vanası güvenme güvenmek güven mektubu güven oylaması güvenoyu güvensiz güvensizce güvensizlik.−ği güvensizlik önergesi güven yazısı güvercin güvercinboynu (renk) güvercingiller güvercingöğsü (renk) güvercinler 933 .−ği güveniş güvenli güvenlik.

−i güveyfeneri (bitki) güveyi.güvercinlik.−ği güverte güvey.−si güveylik.−ği güvey yemeği güvez güya güz güzaf güz çiğdemi güz dönemi güzel güzelavrat otu Güzelbahçe (ilçe) güzelce güzel duyu güzel duyuculuk.−ğu güzel duyusal güzel güzel güzelhatun çiçeği güzelleme güzelleşme güzelleşmek güzelleştirilme güzelleştirilmek 934 .

güzelleştirme güzelleştirmek güzellik.−ği güzleme güzlemek güzlük.−ği güzellik enstitüsü güzellik kraliçesi güzellikle güzellik malzemesi güzellik müstahzarları güzellik salonu güzellik yarışması güzel olmak güzel sanatlar güzel yazı sanatı Güzelyurt (ilçe) Güzergâh güzeşte güzey güzide güzlek.−ğü güz noktası (*)H H ha 935 .

−ği haber stüdyosu Habeş Habeşî Habeşistan habip 936 .−ği haber merkezi habersiz habersizce habersizlik.−ği haberdar haberdar etmek haberdar olmak haber kaynağı haber kipi haberleşme haberleşmek haberli haberlik.habanera habaset habbe haber haber ajansı haber bülteni haber bürosu haberci habercilik.

−ğı Hacıbektaş (ilçe) Hacıbektaş taşı hacı devesi 937 .ha bire habis habislik.−ccı hacamat hacamat baltası hacamatçı hacamat etmek hacamatlama hacamatlamak hacamat şişesi hacamat yapmak haccetme haccetmek hacet hacet kapısı hacet penceresi hacet tepesi hacet yeri hacı hacıağa hacıağalık.−ği habitat habitus hac.

−czi hacizli haczetme haczetmek haç haçlama haçlamak haçlı 938 .−ğı hacı olmak hacı yağı hacıyatmaz hacıyolu (Samanyolu) hacim.hacı fışfış Hacılar (ilçe) hacılar bayramı hacılar kuşağı (gök kuşağı) hacılaryolu (Samanyolu) hacılık.−cmi hacimli hacimlice hacimsiz hacir.−cri Hacivat haciz.

−ğı hadi hadi hadi hadim hadis (Peygamber sözü) hâdis (meydana 939 .−ği hadım Hadım (ilçe) hadım ağası hadım etmek hadımlaştırma hadımlaştırmak hadımlık.−ddi hâd hadde haddeci hadde fabrikası haddehane haddeleme haddelemek haddizatında hademe hademeihayrat hademelik.Haçlılar haçvari had.

−bü hafızlama hafızlamak hafızlık.gelen) hâdisat hâdise hâdiseli hadisene hâdisesiz hadsiz hesapsız haf hafakan hafazanallah hafız hafıza hafıza kaybı hafızalı hafızali (üzüm) hafızasız hafızıkütüp.−ğı hafi hafi celse hafif hafifçe hafif hafif hafif hapis cezası hafifleme 940 .

−i hafifseme hafifsemek hafifseyiş hafif sıklet hafiften hafif tertip.−bi hafif para cezası hafif sanayi.hafiflemek hafifleşme hafifleşmek hafifleştirme hafifleştirmek hafifletici hafifletici sebep.−di hafiye hafiyelik.−ği 941 .−ği hafiflik etmek hafifmeşrep.−bi hafifletme hafifletmek hafifleyiş hafiflik.−bi hafif uyku hafif yollu Hafik (ilçe) hafit.

hafniyum hafriyat hafriyatçı hafriyatçılık.−ğı hahha hahhah hahnyum hail haile hain haince hain hain 942 .−ğı haftalıkçı haftalıklı hafta sonu haftaym hah haham hahambaşı hahambaşılık.−ğı hafta hafta arası hafta başı hafta içi haftalık.−ğı hahamhane hahamlık.

−kk’ı (Tanrı) hak.−kki (oyma) hâk.−ği hainlik etmek haiz haiz olmak hak.−kkı (doğruluk) Hak.−ğı hakaret hakaretamiz hakaret etmek Hakas Hakasça hakça hakçası Hak dini hak ediş hakem hakem heyeti hakem kararı hakemlik.−ği hak etmek hakeza 943 .−ki (toprak) hakan hakanlık.hainleşme hainleşmek hainlik.

−ği hâkim olmak hakir hakkâk.−ki hakkaniyet Hakkâri hakketme hakketmek hakkıhıyar hakkıhuzur hakkımüktesep hakkında 944 .hâkî hakikat.−ti hakikaten hakikatli hakikat olmak hakikatsiz hakikatsizlik.−ği hakikî hakim (hikmet sahibi) hâkim (yargıç) hakimane hâkimane hâkimiyet hâkimiyetimilliye hâkimlik.

−lli (çözme.−ğı hakuran (kumru) hak yolu hal.−ği haksever hakseverlik.−ğı haktanır haktanırlık.−ğı haklı olmak hakperest hakperestlik.−ği haksız haksızca haksızlık. eritme) 945 .hakkısükût hakkıyla haklama haklamak haklaşma haklaşmak haklı haklılık.−li (pazar yeri) hal.−ğı haksızlık etmek haksız yere hakşinas hakşinaslık.

−ğı halayıklı halayıklık.hal.−ğı halaza halazade hâlbuki hal çaresi hâl değişimi haldır haldır 946 .−li (durum) hala (babanın kız kardeşi) hâlâ (henüz) Halaç Halaçça halakızı halaoğlu halâs halâs etmek halâskâr halâs olmak halat halat çekme halâvet halay halayık.−l'i (tahttan indirme) hâl.

−ğı halı saha hali 947 .hale halebî halef halef selef halef selef olmak halel haleldar haleldar etmek haleldar olmak halelenme halelenmek haleli hâlen Halep çıbanı halet haletiruhiye hal'etme hal'etmek halfa Halfeti (ilçe) half−time halhal halı halıcı halıcılık.

haliç.−ci Haliç hâli duman halife halifelik.−ğü halk ağzı halkalama halkalamak halkalanış 948 .−kı halile halim halim selim halis halisane halis muhlis halisüddem halita haliyle halk halka halkacı halk adamı halka dizilişli halka dönük.−ği hâlihazır hâlihazırda halik.

−ğı halk dili halk edebiyatı halk etmek halk evi halk evleri halkiyat 949 .halkalanma halkalanmak halkalayış halkalı halkalı damar halkalı gözler halkalılar halkamsı halka olmak halka oyunları Halkapınar (ilçe) halk avcılığı halk avcısı halkavî halka yay halk bilgisi halk bilimci halk bilimi halk bilimsel halkçı halkçılık.

−ğı hallenme hallenmek halleşme halleşmek halletme halletmek hallice hallihamur (olmak) hallolma hallolmak hallolunma hallolunmak halojen hâlsiz hâlsizce hâlsizleşme 950 .−cı hallaçlık.halk matinesi halk müziği halk odası halk okulu halk oylaması halkoyu halk ozanı halk yardakçılığı halk yardakçısı hallaç.

−ği halt etmek halûk hâl ulacı halüsinasyon halvet halvethane Halvetî halvet olmak ham hamail hamak.−ti hamal hamalbaşı hamal camal hamaliye hamallık.−ği halt halter halterci haltercilik.hâlsizleşmek hâlsizlik.−ğı hamallık yapmak hamal semeri hamal sırığı hamam 951 .−ğı hamakat.

−ğı hamam otu Hamamözü'nü (ilçe) hamam takımı hamam tası hamam yapmak hamarat hamaratça hamaratlaşma hamaratlaşmak hamaratlık.−ğı hamarat taze hamaset hamasî hamaylı Hambelî ham besi suyu hamburger hamburgerci 952 .−ğı hamam kesesi hamamlık.hamam anası hamam bohçası hamam böceği hamam böceğigiller hamamcı hamamcılık.

−li ham hum hamız hami Hamî hamil hamile hamilelik. −ği hamiyetsiz hamiyetsizlik.−ği hamla hamlacı 953 .−ği hamilen hamilikart hamil olmak haminne hamisiz hamiş hamiyet hamiyetli hamiyetperver hamiyetperverlik.hamdüsena Hamel (Koç burcu) ham ervah ham gaz hamhalat ham hayal.

−ğı ham madde ham payı hamse hamsi hamsi buğulama hamsi çorbası hamsigiller hamsikuşu (hamsi tavası) hamsili pilâv hamsin hamt.hamlaç.−cı hamlama hamlamak hamlaşma hamlaşmak hamle hamleci hamle etmek hamletme hamletmek hamle yapmak hamlık.−dı hamt etmek hamule hamur 954 .

−ğu hamur çorbası hamur işi hamurkâr hamurlama hamurlamak hamurlanma hamurlanmak hamurlaşma hamurlaşmak hamursu hamursuz Hamursuz Bayramı hamur tahtası hamur tatlısı hamur teknesi hamurumsu hamut.−du han Han (ilçe) Hanak (ilçe) hanay Hanbelî hancı 955 .Hamur (ilçe) hamur boya hamurcu hamurculuk.

−ği hanende hanendelik.−ği hangar hangi hangisi hanım hanımanne 956 .−ğı Hanefî Hanefîlik.−bı handiyse hane hanedan hanedanlık.−ğı hançer hançer çiçeği hançere hançerleme hançerlemek hançerlenme hançerlenmek handan hande handikap.hancılık.−ği hanek haneli hanelik.

−yi hanımeligiller hanım evlâdı hanımgöbeği (tatlı) hanım hanımcık.−ğı hant hant hanüman hap hapaz hapazlama hapazlamacı hapazlamacılık.−ğı Hanönü'nü (ilçe) hantal hantallaşma hantallaşmak hantallık.−ğı hanımlık.−ğı 957 .−ği hanımeli.−ğı hanımnine hanımparmağı(tatlı) hani Hani (ilçe) hanigiller hanlık.hanım böceği hanımefendi hanımefendilik.

hapazlamak hapçı hapçılık.−ğı hap etmek hapır hapır hapır hupur hapis.−ğı hapşırıklı hapşırma hapşırmak hapşırtma hapşırtmak hapşu haptetme haptetmek har 958 .−di haploloji hapsedilme hapsedilmek hapsetme hapsetmek hapsettirme hapsettirmek hapşırık.−ği haploit.−psi hapishane hapislik.

−ği harabe harabelik.−ği haraç.−bı harap etmek haraplaşma haraplaşmak haraplık.hara harabat harabatî harabatîlik.−ğı haraçlı harakiri harala gürele haram haram etmek harami haramilik.−cı haraççı haraççılık.−ği haram olmak haram para haramsız haramzade haranı harap.−ğı harap olmak 959 .

hilesiz) harbî (savaşla ilgili) harbilik.harar hararet hararetlendirme hararetlendirmek hararetlenme hararetlenmek hararetli hararetli hararetli haraşo haraza harbe harbi (alet.−ği harbiye harbiyeli Harbiye Nezareti harcama harcamak harcama kalemi harcanabilir harcanma harcanmak harcayış harcı harcıâlem harcırah 960 .

−cı harçlı harçlık.−ği 961 .−ğı hardal rengi hardalsı hardalsız hare harekât hareke harekeleme harekelemek harekeli harekesiz hareket hareket dairesi hareket etmek hareketlendirme hareketlendirmek hareketlenme hareketlenmek hareketli hareketlilik.harç.−ğı harçsız hardal hardaliye hardallı hardallık.

−fi harf çevirisi harfendaz harfendazlık.−ği harekî harelenme harelenmek hareli harem harem ağası Haremeyn harem kâhyası haremlik.−ği Harezmî yolu harf.hareket noktası hareketsiz hareketsizlik.−ğı harfi harfine harfitarif harfiyen har gür har har harharyas harharyasgiller har hur harılanma harılanmak 962 .

−ğı harlak.harıldama harıldamak harıl harıl harıltı harım harın haricen haricî hariciye hariciyeci hariciyecilik.−ği hariciye nazırı hariç.−ği harim harir haris harita haritacı haritacılık.−ğı harlama harlamak 963 .−ğı haritalık.−ci hariç olmak harika harikulâde harikulâdelik.

−ğı harmandalı harman etmek harmani harmaniye harmanlama harmanlamak harmanlanma harmanlanmak harmanlatma harmanlatmak harmanlık.−bu harp (çalgı) harp.harlatma harlatmak harlı harman harmancı Harmancık (ilçe) harmancılık.−bi (savaş) harp akademileri harp dairesi 964 .−ğı harman sonu harman yapmak harman yeri harmonyum harnup.

harp etmek harp malûlü harp okulu Harput köftesi harp zengini Harran (ilçe) harrangürra hars hart harta hartadak hartadan hartama hart hart hart hurt harttadak hartuç.−dı hasatçı hasatçılık.−ğı 965 .−cu has Hasandede şarabı Hasandede üzümü Hasankeyf (ilçe) Hasanpaşa köftesi hasar hasarlı hasat.

−ği hasebi nesebi hasebiyle haseki hasekiküpesi (bitki) haseki sultan hasenat hasep.−di hasetçi haset etmek hasetlenme hasetlenmek hasetli hasetlik.−bi hasepsiz nesepsiz haset.−ği hasıl (ekin) hâsıl (olan.−li hasbıhâl etmek hasbî hasbîlik. ortaya çıkan) hâsıla hâsılat hâsılatlı 966 .hasbelkader hasbetenlillâh hasbıhâl.

−ğı hasır hasır.−smı hasımca hasımlık.−ğı hasırlama hasırlamak hasırlanma hasırlanmak hasırlı hasır otu hasır otugiller hasis hasislik.−ği hasislik etmek hasiyet hasiyetli Hasköy (ilçe) haslet haspa 967 .hâsılı hâsılıkelâm hâsılı velkelâm hâsıl olmak hasım.−srı hasıraltı hasırcı hasırcılık.

−ği hasretme hasretmek hasrolunma hasrolunmak hassa Hassa (ilçe) hassa askeri hassas hassasiyet hassaslık.−ği hastahanelik etmek hastahanelik olmak hastalandırma hastalandırmak hastalanış 968 .hasret hasretli hasretlik.−ğı hassaten hasse hassiyum hasta hasta bakıcı hasta bakıcılık.−ğı hasta etmek hastahane hastahanelik.

−ğı hastalıklı hastalık tablosu hasta olmak hastel has un hasut.−ğı haşat haşat etmek haşefe haşere haşhaş haşhaşhane haşhaş yağı haşıl haşıllama 969 .hastalanma hastalanmak hastalık.−du haşa (kalın kumaş parçası) hâşâ (asla) haşarat haşarı haşarıca haşarılaşma haşarılaşmak haşarılık.

−ği haşir.−şvi haşiye haşlak haşlama haşlamak haşlamlılar haşlanış haşlanma haşlanmak haşlatma haşlatmak haşmet haşmetli 970 .−şri haşir neşir haşiş haşiv.haşıllamak haşırdama haşırdamak haşır haşır haşır huşur haşırtı haşırtılı haşin haşinleşme haşinleşmek haşinlik.

haşmetlû haşviyat haşyet hat.−ttı hata hata etmek hatalı hatalı yürüme hatasız hata vuruşu Hatay hat bekçisi hatıl hatıllama hatıllamak hatır hatıra hatıra defteri hatırat hatır belâsı hatır hatır hatır hutur hatırlama hatırlamak hatırlanma hatırlanmak hatırlatma 971 .

−bi hatiplik.−ği hatmetme hatmetmek hatmi hatta hattat hattatlık.−ğı hattıhareket hatun hav hava hava akımı hava alanı hava atışı hava basıncı hava bilgisi hava boşaltma 972 .−tmi hatime hatip.hatırlatmak hatırlayış hatırlı hatır senedi hatırsız hatırşinas hatif hatim.

−ği havaî mavi hava indirme havaiyat hava kanalı 973 .makinesi hava boşluğu hava burgacı havacı havacılık.−ği havaîlik.−ğı havacıva havadan havadar hava değişimi hava deliği havadis hava dolaşımı hava durumu hava düzenleyicisi hava gazı hava gazı beki hava gazı fırını hava gazı sayacı hava haritası hava hukuku havaî havaî fişek.

hava kapağı hava kesesi hava köprüsü hava kuvvetleri hava küre havalandırıcı havalandırılma havalandırılmak havalandırma havalandırmacı havalandırmak havalandırmalı havalanma havalanmak havale havale etmek havaleli havalename havalı havalı direksiyon havalı fren havali hava limanı hava meydanı hava musluğu havan havaneli (alet) 974 .

−vli 975 .havan topu hava oyunu hava parası hava raporu havarî havarîlik.−ği havas (nitelikler) havâs (duygular) hava sahası havasız havasızlık.−ğı hava süzgeci hava şartları hava tahmini hava taşı hava tebdili hava ulaşımı hava üssü hava yastığı hava yastıklı hava yolu hava yolu ulaşımı hava yuvarı havhav (köpek) hav hav havi havil.

havi olmak havlama havlamak havlanma havlanmak havlatma havlatmak havlayış havlı havlıcan havlu havlucu havluculuk.−ğu havluluk.−ğu havuzlama 976 .−du havuz havuzcu havuzcuk.−ğu havra Havran (ilçe) Havsa (ilçe) havsala havsalası geniş havuç.−cu havuçlu kek havuç suyu havut.

−li hayalât hayalbaz hayal bilim hayalci hayalcilik.havuzlamak havuzlanma havuzlanmak havuzlu havuzsuz Havva Havva ana havvaanaeli (bitki) havya havyar havza Havza (ilçe) hay haya (er bezi) hayâ (utanma duygusu) hayal.−ği hayal düzeyi hayalen hayalet hayal etmek hayal gücü 977 .

−ği hayal seviyesi hayal ülke hayâsız hayâsızca hayâsızlık.−ğı hayat hayat adamı hayat ağacı hayat arkadaşı hayat dolu hayat düzeyi hayat felsefesi hayat hikâyesi hayatî hayatiyet 978 .hayalhane hayâlı hayalî hayalifener hayalî ihracat hayal kırıklığı hayalli hayal meyal hayal olmak hayal oyunu hayalperest hayalperestlik.

hayatiyetli hayat kadını hayat kavgası hayat memat hayat memat meselesi hayat mücadelesi hayat okulu hayat pahalılığı hayat seviyesi hayat sigortası hayat standardı hayat suyu hayat şartları hayat tarzı hayat tecrübesi hayat umudu haybe haybeci haybeden hayda haydalama haydalamak haydalanma haydalanmak haydama haydamak haydarî 979 .

−ğu haydutluk etmek hayfa hayhay hayhuy hayıf.−du haydutluk.−yrı (iyilik) hayırdua hayırdua etmek hayırhah hayırhahlık.−yfı hayıflanma hayıflanmak hayır (yok.−ğı hayırlaşma hayırlaşmak hayırlı hayırperver hayır sahibi 980 .haydarî yaka Haydarpaşa haydi haydi haydi haydin haydindi haydisene haydut. olmaz) hayır.

−ğı haylazlık etmek hayli haymana Haymana (ilçe) haymana mandası haymana öküzü haymatlos 981 .−ği hayırsız hayırsızlık.−ğı hayız.hayırsever hayırseverlik.−yzı haykırı haykırış haykırışma haykırışmak haykırma haykırmak haykırtı haykırtma haykırtmak haylamak haylaz haylazca haylazlaşma haylazlaşmak haylazlık.

Hayrabolu (ilçe) hayran hayran hayran hayranlık.−ği hayta haytalık.−ğı hayran olmak hayrat Hayrat (ilçe) hayret hayret etmek hayrola hayrülhalef haysiyet haysiyet divanı haysiyetiyle haysiyetli haysiyetsiz haysiyetsizlik.−ğı haytalık etmek hayvan hayvanat hayvanat bahçesi hayvan bilimci hayvan bilimi hayvanca hayvancağız 982 .

−ğı hazfetme hazfetmek 983 .−zzı haza hazakat.−ğı hayvancılık.−ğı hayvanlık etmek hayvansal hayvan varlığı haz.−ti hazakatli hazan hazandide hazar Hazar Hazarca hazarî hazcı hazcılık.hayvancık.−ğı hayvanî hayvaniyet hayvan kömürü hayvanlaşma hayvanlaşmak hayvanlaştırma hayvanlaştırmak hayvanlık.

−ğı hazın hazır hazır beton hazırcevap.−zmı hazımlı hazımsız hazımsızlık.−ğı hazırcı hazırcılık.−ğı 984 .−bı hazırcevaplık.hazık hazım.−ğı hazır çorba hazır değer hazır etmek hazır giyim hazır kahve hazır kıt’a hazırlama hazırlamak hazırlanış hazırlanma hazırlanmak hazırlatma hazırlatmak hazırlayış hazırlık.

hazırlık devresi hazırlık dönemi hazırlıklı hazırlıklı olmak hazırlık sınıfı hazırlıksız hazırlıksız olmak hazırlop hazır ol hazır ol duruşu hazır olmak hazır para hazır yemek.−ği hazır yiyici hazin hazine hazinedar hazinedarlık.−ğı haziran haziran böceği hazire hazletme hazletmek hazmetme hazmetmek hazne hazret 985 .

Hazro (ilçe) hazzetme hazzetmek he heba heba etmek heba olmak hebenneka heccav hece hececi hececilik.−ği heceleme hecelemek heceletme heceletmek heceli hecelik.−ği hece ölçüsü hece tahtası hece taşı hece vezni hece yutumu hecin hedef hedef kitle hedefleme 986 .

−li 987 .−ği hediye hediye etmek hediyelik.hedeflemek hedeflenme hedeflenmek hedef olmak heder heder etmek heder olmak hedik.−ki helâk etmek helâk olmak helâl.−ği hedonist hedonizm hegemonya hekim hekimbaşı Hekimhan (ilçe) hekimlik.−ği hektar hektogram hektolitre hektometre helâ helâk.

−ği helikoit.helâl etmek helâlî helâlinden helâlleşme helâlleşmek helâlli helâllik.−ği Helenizm helezon helezonî helezonlaşma helezonlaşmak helezonlu helik.−di helikon helikopter 988 .−ği helâl olsun helâl hoş olsun helâlzade hele helecan helecanlanma helecanlanmak Helen Helenist Helenistik.

−ğı helvahane helvalaşma helvalaşmak helyodor helyograf helyoterapi helyum hem hemahenk.heliport helis helisel helke hellim (peynir) helme helmelenme helmelenmek helmeli helmintoloji helva helvacı helvacı kabağı helvacı kökü helvacılık.−ğu 989 .−gi hemati hematit hematolog.

−li hemhudut.−kri hemhâl.−ği hemşirezade hemze hemzemin hemzemin geçit.−di hemen hemencecik hemen hemen hemfikir.−ği Hendek (ilçe) hendese 990 .−di hendek.−du hemodiyaliz hemofil hemofili hemoglobin hempa hemşehri hemşehrilik.−ği Hemşin (ilçe) hemşire hemşirelik.hematoloji hemayar hemcins hemdert.

−ği hercaî menekşe hercümerç.hendesî hengâm hengâme hentbol hentbolcu henüz hep hepatit hepatoloji hep beraber hep birden hepçil hepsi hepsi hepsi hepten hepyek her her an her bir her biri hercaî hercaîce hercaîlik.−ci hercümerç etmek her daim 991 .

−ği herk herke herkes herkeslik.−ği herekleme hereklemek hergele hergeleci hergelelik.her dem herek.−ği her gün herhâlde (belki) her hâlde (her du− rumda. mutlaka) her hâlükârda herhangi herhangi bir herhangi biri herif herifçioğlu herik.−ği herk etmek her nasılsa her nedense her ne ise her ne kadar 992 .

−bı hesaplama hesaplamak hesaplanış hesaplanma hesaplanmak hesaplaşma hesaplaşmak hesaplatma hesaplatmak 993 .−ği her zaman herze herzevekil hesabî hesap.her neyse her şey hertz her yerdelik.−bı hesap belgesi hesap cetveli hesap cüzdanı hesapça hesapçı hesap etmek hesap günü hesap işi hesap kitap.

−ğı hesap uzmanı heterojen heterotrof heterotrofi hevenk.−gi hevenkleşme hevenkleşmek heves heves etmek heveskâr heveskârlık.hesaplayış hesaplı hesaplıca hesaplı orun hesap makinesi hesap özeti hesapsız hesapsızca hesapsız kitapsız hesapsızlık.−ğı hevesleniş heveslenme heveslenmek hevesli hevessiz hey 994 .

−ğı heyecansız heyecansızlık.−ğı heyelân heyet heyetiyle heyhat heyhey heykel heykelci heykelci kalemi heykelcilik.−ği heykelleştirme heykelleştirmek 995 .heyamola heybe heybeci heybet heybetli heybetlice heyecan heyecanlandırma heyecanlandırmak heyecanlanış heyecanlanma heyecanlanmak heyecanlı heyecanlılık.

−fzı hıfzetme hıfzetmek hıfzıssıhha hık 996 .heykelli heykeltıraş heykeltıraşlık.−ği hıdrellez hıfız.−ğı hıçkırış hıçkırma hıçkırmak hıçkırtma hıçkırtmak hıdiv hıdivlik.−ğı heyulâ hezaren hezaren örgü hezel hezeyan hezeyan etmek hezimet hezliyat hı hıçkıra hıçkıra hıçkırık.

−ğı hımış hıncahınç hınç.−ğı hınzırlık etmek hır hıra hırbo hırboluk.−ğı hımhım hımhımlık.−cı hınçlı hınçsız Hınıs (ilçe) hınk hınzır hınzırca hınzırlaşma hınzırlaşmak hınzırlık.−ğu 997 .hık mık hık mık etmek hıltan hıltar hımbıl hımbıllaşma hımbıllaşmak hımbıllık.

−ğı hırgür hırıldama hırıldamak hırıldaşma hırıldaşmak hırıldayış hırıl hırıl hırıltı hırıltıcı hırıltılı hırızma hırka hırkalı hırkasız hırlama hırlamak hırlaşma hırlaşmak 998 .−ğı hırçınlık etmek hırçınlık yapmak hırdavat hırdavatçı hırdavatçılık.hırçın hırçınlaşma hırçınlaşmak hırçınlık.

hırlatma hırlatmak hırlayış hırlı hırpalama hırpalamak hırpalanış hırpalanma hırpalanmak hırpalatma hırpalatmak hırpalayış hırpanî hırpanîlik.−ği hırs hırsız hırsız adım hırsız anahtarı hırsız feneri hırsız kelepçe hırsızlama hırsızlık.−ğı hırsızlık etmek hırsızlık yapmak hırsız yatağı hırslandırma hırslandırmak 999 .

−şmı hışımlanma 1000 .hırslanış hırslanma hırslanmak hırslı hırssız hırt hırtapoz hırtapozluk.−ğı Hırvat Hırvatça Hırvatistan hısım hısım akraba hısımlık.−ğı hışıldama hışıldamak hışıldatma hışıldatmak hışıl hışıl hışıltı hışıltılı hışıltısız hışım.−ğu hırtı pırtı hırtlamba hırtlık.

−ğı hışırtı hışırtılı hışırtısız hışlama hışlamak hıyaban hıyanet hıyanetlik.hışımlanmak hışımlı hışır hışırdama hışırdamak hışırdatma hışırdatmak hışırdayış hışır hışır hışırlık.−ğı 1001 .−ğı hıyarağası hıyarcık.−ği hıyar hıyarağa hıyarağalık.−ğı hıyarcıl hıyarlaşma hıyarlaşmak hıyarlık.

hıyarlık etmek hıyarşembe hız hızar hızarcı hızarcılık.−ğı hızma hızölçer hibe hibe etmek hicap.−bı hicap etmek hicaz 1002 .−ğı Hızır hızla hızlandırılma hızlandırılmak hızlandırma hızlandırmak hızlanış hızlanma hızlanmak hızlı hızlı akın hızlı hızlı hızlı hücum hızlılık.

−ği hiçten hidatit.−di hidayet hiddet hiddet etmek 1003 .Hicaz hicazkâr hiciv.−ği hiç kimse hiçleme hiçlemek hiçleştirme hiçleştirmek hiçlik.−cvi hicran hicret hicret etmek hicrî hicrî takvim hicvetme hicvetmek hicviye hiç hiçbir hiçbiri hiççi hiççilik.

−li hidrofil hidrofobi hidrofor hidrograf hidrografi hidrojen hidrojen bombası hidrojenleme hidrojenlemek hidrojeoloji 1004 .−di hidrat hidratlı hidrobiyoloji hidrodinamik.−ği hidroelektrik santral.−ği hidroelektrik.hiddetlendirme hiddetlendirmek hiddetleniş hiddetlenme hiddetlenmek hiddetli hiddetsiz hidra hidralar hidrasit.

−ği hidroliz hidrolog.−di hidroksil hidroksit.hidrokarbon hidrokarbonat hidrokarbür hidroklorik asit.−ği hidroskopi hidrostatik.−ği hidroterapi hidrozol.−di hidrolik.−lü hidrür higrofil higrometre higrometrik higroskop.−li hidrosefali hidrosfer hidrosiyanik.−ği higrostat 1005 .−ğu hidroloji hidrometre hidroplân hidrosefal.−bu higroskopik.

−ti hilâfsız hilâl.−ği hikâye etmek hikâyeleme hikâyelemek hikâyeleştirme hikâyeleştirmek hikem hikemî hikmet hikmetihuda hikmetli hilâf hilâfet hilâfetçi hilâfetçilik.−ği hilâfıhakikat.−li hilâlî 1006 .−ği hikâye hikâye birleşik zamanı hikâyeci hikâyecik.higrotropizm hijyen hijyenik.−ği hikâyecilik.

−ti hile hilebaz hileci hilecilik.−ği himaye etmek himen himmet himmet etmek 1007 .−ğı hileli hileli iflâs hilesiz hileli yönlendirme hile yapmak hilkat.hilâlleme hilâllemek hil'at.−ti hilkaten hilozoizm Hilvan (ilçe) hilye himaye himayeci himayecilik.−ği hileişer’iye hilekâr hilekârlık.

−ğu Hindoloji Hindu Hinduizm hinleşme hinleşmek hinlik.−ği hinoğlu hinoğluhin Hint Hint armudu Hint−Avrupa Hint bademi Hint baklası Hint bamyası Hint bezelyesi Hint biberi Hintçe Hint çiçeği Hint darısı 1008 .hin hindi hindiba hindici hindigiller Hindistan Hindistan cevizi Hindolog.

−dı Hint fıstığı Hint fulü Hint gergedanı Hint güreşi Hint hıyarı Hint horozu Hint hurması Hint inciri Hint ipeği Hint irmiği Hint kamışı Hint keneviri Hint kertenkelesi Hint kestanesi Hint kirazı Hint kobrası Hint kumaşı Hint leylâğı Hintli Hint mandası Hint pamuğu Hint pirinci Hint safranı Hint sarısı Hint tavuğu 1009 .Hint domuzu hinterlant.

−ği hiperboloidal.−bu hipertansiyon hipnoz hipoderm hipodrom hipofiz hipoglisemi hipopotam hipopotamgiller hipostaz hipotansiyon hipotenüs hipotetik.−li hiperboloit.−lü hiperbolik.−ği 1010 .−ssi hisar hisarbuselik.−ği hipotez hippi hippilik.−ği hirfet his.−di hipermarket hipermetrop.Hint yağı Hint yağı ağacı hiperbol.

−ği histerezis histoloji hiş 1011 .−u hissiselim hissiyat hissiz hissizlik.Hisarcık (ilçe) hisleniş hislenme hislenmek hisli hisse hissedar hissedilme hissedilmek hisseişayia hisseişayialı hisseli hisse senedi hisset hissetme hissetmek hissettirme hissettirmek hissî hissikablelvuku.

−ğu Hititoloji hiyerarşi hiyerarşik hiyeroglif hiza hizalama hizalamak Hizan (ilçe) hizip.hişt hit hitabe hitaben hitabet hitam hitan hitap.−ği hizipleşme hizipleşmek hizmet hizmet akdi 1012 .−bı hitap etmek Hitit Hititçe Hititolog.−zbi hizipçi hizipçilik.

hizmetçi hizmetçilik.−ğı hodpesent.−ğı hizmetli hobi hoca Hocalar (ilçe) hocalık.−ği hizmet eri hizmet etmek hizmet içi eğitim hizmetkâr hizmetkârlık.−ğı hocalık etmek hodan hodangiller hodbehot hodbin hodbinlik.−ği hodkâm hodkâmlık.−di hodri meydan hohlama hohlamak hokey hokka hokkabaz 1013 .

−ği homurdanış homurdanma homurdanmak homur homur homurtu 1014 .−lü holding holdingleşme holdingleşmek holigan holiganlık.−ği homolog.−ğu homolog kromozom homonim homoseksüel homoseksüellik.−ği homoteti homotetik.hokkabazlık.−ğı Hollânda Hollândaca Hollândalı holmiyum holosen holotüritler homojen homojenlik.−ğı hol.

homurtulu homurtusuz hona Honaz (ilçe) Honduras Honduraslı hop Hopa (ilçe) hoparlör hoparlörlü hoparlörsüz hop hop hoplama hoplamak hoplatılma hoplatılmak hoplatış hoplatma hoplatmak hoplaya zıplaya hoplayış hoppa hoppaca hoppadak hoppala hoppala bebek.−ğı 1015 .−ği hoppalık.

−ğı horoz akıllı horozayağı (burgu) horozbina horozbinagiller 1016 . ilçe) horasanî Horasanlı horhor horlama horlamak horlanış horlanma horlanmak horlayış hormon hornblent.hoppalık etmek hopurdatma hopurdatmak hor hora horanta horasan Horasan (bölge.−di horon horoz horoz ağırlık.

−ğı hortlama hortlamak hortlatma hortlatmak hortum hortumlama hortumlamak hortumlu 1017 .horozcuk otu horoz dövüşü horoz fasulyesi horozkarası (üzüm) horozgözü (bitki) horozibiği (bitki) horozibiğigiller horoz kafalı horozlanış horozlanma horozlanmak horozlaşma horozlaşmak horoz mantarı horoz sıklet horoz şekeri horoz vakti horst hortlak.

−ğü hoşgörüsüz hoşgörüsüzlük.−ği hoş hoşaf hoşaflık.−ğü hoşhoş hoş koku 1018 .−ğı hoşbeş hoşbeş etmek hoş bulduk hoşça hoşça kal hoş geldin(iz) hoş gelmek hoşgörü hoşgörücü hoşgörülü hoşgörürlük.hortumlu böcekler hortumlular horuldama horuldamak horuldayış horul horul horultu hostes hosteslik.

−ğu hoşsohbet hoşt hoşt hoşt hoşur Hotanto hotoz hotozlu hot zot etmek hovarda hovardaca hovardalaşma 1019 .hoş kokulu hoşkuran hoşlanış hoşlanma hoşlanmak hoşlaşma hoşlaşmak hoşlaştırma hoşlaştırmak hoşluk.−ğu hoşnut olmak hoşnutsuz hoşnutsuzluk.−ğu hoşnut.−du hoşnut etmek hoşnutluk.

−ğı hovardalık etmek hoyrat hoyratça hoyratlık.−ğı hoyratlık etmek hoyuk.−ğü hödüklük etmek höl höllük.−ğu hozalma hozalmak hozan Hozat (ilçe) hödük.−ğü hödükçe hödükleşme hödükleşmek hödüklük.−cü hörgüçlü höst 1020 .−ğü höpürdetme höpürdetmek höpürtü höpürtülü hörgüç.hovardalaşmak hovardalık.

−ğü Hristiyan Hristiyanlaşma Hristiyanlaşmak Hristiyanlaştırma Hristiyanlaştırmak Hristiyanlık.−du hudut boyu hudut dışı hudutlandırma hudutlandırmak hudutlu hudutsuz huğ hukuk hukukçu 1021 .−ğı hristo teyeli hu hububat huda Huda hudayinabit hudut.höşmerim höt höykürme höykürmek höyük.

−ğu hulâsa hulâsa etmek hulâsaten hulliyat hulûl.−ğu hukuken hukukî hukukî metroloji hukuklu hukuksal hukuksuzluk.−lü hulûs hulûskâr hulûskârlık.hukukçuluk.−ğı hulya hulyalaşma hulyalaşmak hulyalaştırma hulyalaştırmak hulyalı humar humbara humbaracı humbarahane humbara ocağı humma 1022 .

−msu (bir tür yemek) hun hunhar hunharca hunharlık.−cu 1023 .−ğı hurdahaş hurdahaş etmek hurdalık.hummalı humus (organik toprak) humus.−cu hurda hurdacı hurdacılık.−ğı hurma tatlısı hurra huruç.−ğı huri hurma hurma ağacı hurmalık.−ğı huni hunnak hunriz hurafe hurç.

hurufat Hurufî Hurufîlik.−ği huruşan husuf husul.−u huşunet Hut hutbe hutut huy huy edinmek huylandırma huylandırmak huylanış huylanma huylanmak huylu 1024 .−lü husumet husumetkâr husus hususî hususiyet hususuyla husye huş huşu.

−ğu hüccet hücre hücre bilimi hücreler arası hücre yutarlığı hücum hücumbot 1025 .huysuz huysuzca huysuzlanış huysuzlanma huysuzlanmak huysuzlaşma huysuzlaşmak huysuzlaştırma huysuzlaştırmak huysuzluk.−ğu huysuzluk etmek huzme huzmeli huzur huzur evi huzur hakkı huzurlu huzursuz huzursuzca huzursuzluk.

−ğı hükümsüz 1026 .−ğı hükümferma hükümlü hükümlülük.hücumcu hücum etmek hücum oyuncusu hükmen hükmetme hükmetmek hükmî hükmî şahsiyet hükmolunma hükmolunmak hükûmet hükûmet darbesi hükûmet erkânı hükûmet etmek hükûmet kapısı hükûmet komiseri hükûmet konağı hükûmet merkezi hüküm.−ğü hükümran hükümranlık.−kmü hükümdar hükümdarlık.

−bı hünnapgiller hünsa hür hürle hürlük.−ğü hülle hülleci hümanist hümanistleşme hümanistleşmek hümanizm hümanizma hümayun hüner hünerli hünersiz hüngürdeme hüngürdemek hüngür hüngür hüngürtü hünkâr hünkârbeğendi (yemek) hünnap.hükümsüzlük.−ğü hürmet hürmeten 1027 .

−lü hüsnükuruntu hüsnüniyet hüsnüniyetle hüsnütelâkki hüsnüteveccüh 1028 .−ği hür teşebbüs hürya hürya etmek hüryemez hüseynî hüseynîaşiran hüsnühâl.−ği hürriyetperver hürriyetsiz hürriyetsizlik.−ği Hürmüz hürriyet hürriyetçi hürriyetçilik.−li hüsnühâl kâğıdı hüsnühat.hürmet etmek hürmetkâr hürmetli hürmetsiz hürmetsizlik.−ttı hüsnükabul.

−snü Hüt hüthüt hüve hüvelbaki hüveyda hüviyet hüviyet cüzdanı Hüyük (ilçe) hüzün.−znü hüzünlendirme hüzünlendirmek hüzünleniş hüzünlenme hüzünlenmek hüzünlü hüzünsüz hüzünsüzlük.hüsnüyusuf hüsran hüsün.−ğü hüzzam hüzzam beşlisi (*)I I ıcığı cıcığı Iğdır ığıl 1029 .

ığıl ığıl ığrıp.−bı ığrıp kayığı ıh ıhı ıhlama ıhlamak ıhlamur ıhlamurgiller ıhma ıhmak ıhtırılma ıhtırılmak ıhtırma ıhtırmak ıkıl ıkıl ıkına sıkına ıkına tıkına ıkındırma ıkındırmak ıkınma ıkınmak ıkıntı ıklama ıklamak ıklım tıklım ılgama 1030 .

−ğı ılık.ılgamak ılgar ılgarcı ılgar etmek ılgarlama ılgarlamak Ilgaz (ilçe) ılgım ılgım salgım ılgın Ilgın (ilçe) ılgıncar ılgıngiller ılgıt ılgıt ılıca Ilıca (ilçe) ılıcak.−ğı ılıkça ılık ılık ılıklaşma ılıklaşmak ılıklaştırma ılıklaştırmak ılıklık.−ğı ılım ılıma 1031 .

−ğı ıpıssız ıra ırak.ılımak ılıman ılımlı ılımlılık.−ğı Irak ırakça ırakgörür ıraklaşma ıraklaşmak Iraklı 1032 .−ğı ılındırma ılındırmak ılınma ılınmak ılıştırma ılıştırmak ılıtma ılıtmak ıltar ımızganma ımızganmak ıncalız ıpıl ıpıl ıpıslak.

−ği ıraksama ıraksamak ıraksınma ıraksınmak ıralama ıralamak ırama ıramak ırgalama ırgalamak ırgalanma ırgalanmak ırgama ırgamak ırganma ırganmak ırgat ırgatbaşı ırgatlık.−ğı ırk ırk ayrımı ırk bilimi ırk birliği ırkçı 1033 .ıraklık.−ğı ıraksak.−ğı ıraksak mercek.

ırkçılık.−ğı ısı cam ısı dam ısıdenetir ısı kuşak.−ğı ırkî ırkiyat ırksal ırktaş ırmak.−ğı ısıl ısın ısındırma ısındırmak ısınış 1034 .−ğı ırmaklaşma ırmaklaşmak ırmak roman ırz ırz düşmanı ırz ehli ıs ısfahan Isfahan ısı ısıalan ısıcak.

−ğı ısırılma ısırılmak ısırımlık.−ğı ısırma ısırmak ısırtma ısırtmak ısı tedavisi ısıtıcı ısıtılma ısıtılmak ısıtış ısıtma ısıtmak ısıveren 1035 .ısınma ısınma ısısı ısınmak ısınma koşusu ısıot ısıölçer ısı ölçümü ısırgan ısırgangiller ısırgın ısırıcı ısırık.

ısıyayar ısı yayımı ısı yuvarı ıska ıskaça ıskala ıskalama ıskalamak ıskala yapmak ıskarça ıskarmoz ıskarta ıskat ıskatçı ıskonto ıskonto etmek ıskontolu ıskontosuz ıskota ıskuna ıslah ıslahat ıslahatçı ıslahatçılık.−ğı ıslah etmek ıslah evi ıslahhane 1036 .

−ğı ıslak karga ıslaklık.−ğı ıslak sıçan ıslak zemin ıslama ıslamak ıslanış ıslanma ıslanmak ıslatıcı ıslatılma ıslatılmak ıslatış ıslatma ıslatmak ıslatma suyu ıslık.ıslah olmak ıslak.−ğı ıslıklama ıslıklamak ıslıklanış ıslıklanma ıslıklanmak ıslıklı ıslıklı ünsüz ısmarlama 1037 .

−ğı ıstakoz ıstakoz ağı 1038 .ısmarlamak ısmarlanma ısmarlanmak ısmarlatma ısmarlatmak ıspanak.−ğı ıspanakgiller ıspanaklar ıspanaklı ıspanaklı börek.−ği ıspanaklı yumurta ısparmaça Isparta Isparta gülü Isparta halısı ıspatula ıspavli ıspazmoz ısrar ısrar etmek ısrarlı ıssız ıssızlaşma ıssızlaşmak ıssızlık.

−ğı ıstampalama ıstampalamak ıstampa resim.−ğu ıstampa ıstampacı ıstampacılık.−smi ıstar ıstıfa ıstılah ıstırap.−bı ıstıraplı ıstırapsız ıstırar ıstırarî ışığa doğrulum ışığa göçüm ışığan ışık.−ğı 1039 .ıstakozlar ıstakozluk.−ğı ışık akısı ışık aylası ışık aynası ışık bacası ışık çanağı ışıkçı ışıkçılık.

ışık eğrisi ışık göçüm ışık gölge ışık hızı ışık ışını ışıkkesen ışık korkusu ışık küre ışıklama ışıklandırılma ışıklandırılmak ışıklandırma ışıklandırmak ışıklanma ışıklanmak ışıklı ışıklılık.−ğı ışılama 1040 .−ğı ışık yılı ışık yuvarı ışıl ışılak.−ğı ışıklı teker ışıkölçer ışık ölçümü ışıksız ışıksızlık.

ışılamak ışılatma ışılatmak ışıldak.−ğı ışıldama ışıldamak ışıldatma ışıldatmak ışıl ışıl ışıl küf ışıl küfler ışıl küflüce ışıltı ışıltılı ışıma ışımak ışın ışın bilimci ışın bilimi ışınetkin ışınetkinlik.−ği ışınım ışınım akısı ışınım alıcısı ışınım basıncı ışınım dengesi ışınımölçer 1041 .

−ğı ıştın ıştır ıtır ıtır çiçeği ıtırlı ıtır yaprağı ıtlak 1042 .ışınlama ışınlamak ışınlandırma ışınlandırmak ışınlanma ışınlanmak ışınlayıcı ışınlı ışınlılar ışınölçer ışın tedavisi ışın tedavi uzmanı ışıntı ışıntı lâmbası ışıtım ışıtma ışıtmak ışkı ışkın ışkırlak.

−ı ıttırat.−bı ıtrah ıtrah etmek ıtrışahî ıtrî ıtriyat ıtriyatçı ıtriyatçılık.−dı ıvır zıvır ıydiye ızbandut.−du ızgara ızgara demiri ızgara köfte ızgaralı ızgaralık.−ğı ızgara parmaklığı ızgarasız ızgara yatağı ızgın ızrar (*)İ İ iade 1043 .−ğı ıttıla.ıtlak olunmak ıtnap.

−ği ibikli ibiksi 1044 .−ı ibdaî ibibik.−ği ibik.iade edilmek iade etmek iadeiitibar iadeiziyaret iadeli iadeli taahhütlü iane iare iaşe iaşe etmek iaşe ve ibate ibadet ibadet etmek ibadetgâh ibadethane ibadullah ibare ibaret ibaret olmak ibate ibate etmek ibda.

−ği 1045 .−ği ibne ibnelik.ibis ibiş iblâğ iblâğ etmek iblis iblisane iblisçe iblisçilik.−ği ibret olmak ibrik.−ği ibra İbradı (ilçe) ibra etmek ibraname İbranca İbranî İbranîce ibraz ibraz etmek ibre ibret ibretamiz ibreten ibretiâlem ibretlik.

−li icmal etmek icra icraat icraatçı icracı 1046 .ibrikçi ibriktar ibriktar usta ibrişim ibrişim kurdu ibzal.−li icabet icabet etmek icabında icap.−dı icatçı icat etmek icaz icazet icazetname icbar icbar etmek icmal.−bı içapçı icap etmek icar icat.

−ğı iç bakla iç barış iç başkalaşım iç bellek.−bi iç cümle iç çamaşırı iç çokgen iç denge iç deniz iç deri iç donu iç dünya içe bakış 1047 .−ği iç bölge iç bulantısı içbükey iç bükün iç cep.icra etmek icra kuvveti İcra ve İflâs Hukuku icra vekili iç iç açıcı iç ağ iç ağa iç asalak.

−ği içerleme içerlemek içerleyiş içerme içermek iç etmek iç evlilik.−ği iç görüm iç görümlü içgörür içgösterir 1048 .−ğı içe kapanıklık.−ğı İçel içeri içerik.−ğü iç ek içe kapanık.−ği içe dönük.−ğü içe dönüklük.−ği içerikli içerisi içerlek.−ği iç gezegen iç giyim iç göbek.−ği içe yöneliklik.içecek.

−i iç güveyi.−ği iç harp.−si iç güveylik.−ttı iç hissedar iç ısıstıcı içici içicilik.içgüdü içgüdülü içgüdüsel iç güvey.−bi iç hastalıkları iç hastalıkları uzmanı iç hat.−ği için içinde içindekiler içinden pazarlıklı 1049 .−ği iç içe içi dar içi geniş içiliş içilme içilmek içim içimli içimlik.

−ği 1050 .−ğı iç kavuz içki içki âlemi içkici içkicilik.için için içirik.−ği içkili içkili lokanta içki masası içkin içkinlik.−ği içirilme içirilmek içiriş içirme içirmek içirtme içirtmek içiş iç işleri içit içi tez içitim içitme içitmek iç kapak.

−ği içli köfte içlilik.−ği içlem içlendirme içlendirmek içlene içlene içleniş içlenme içlenmek içler acısı içli içli dışlı içli dışlılık.−ğı içli dışlı olmak içlik.−ği içme içmece içmek içmeler iç merkez 1051 .içki psikozu içki sefası içkisiz içki sofrası iç kulak.−ğı iç kuyu iç lâstik.

−ği iç salgı iç salgı bezi iç salgı bilimi iç savaş içsel iç ses iç ses düşmesi içsiz iç spiker iç su içten içten evlilik.içme suyu iç mimar iç mimarî iç mimarlık.−ği içtenlikle 1052 .−ği içten içe içtenlik.−ğı iç odun iç oğlanı iç pazar iç pilâv iç plâzma iç politika içre içrek.

−ği içtepi iç ters açı içtihat.içtenlikli içtenliksiz içtenliksizlik.−bı içtinap etmek iç turizm iç tümce iç türeme iç tüzük.−ı içtima etmek içtimaî içtimaiyat içtimaiyatçı içtinap.−ği içten pazarlıklı içtensiz içtensizlik.−ğü içyağı iç yarıçap iç yüz iç zar id idadî idadiye 1053 .−dı içtima.

−ği idare etmek idarehane idare hukuku idareimaslahat idareimaslahatçı idareimaslahat etmek idareimaslahat politikası idare kandili idare lâmbası idareli idaresiz idaresizlik.−ği idareten idarî iddia 1054 .idam idam cezası idame idame etmek idam etmek idamlık.−ğı idam sehpası idare idarece idareci idarecilik.

−ğu ideologlar ideoloji ideolojik.−ğı ide idea ideal.iddiacı iddiacılık.−ği 1055 .−ği idealize idealize etmek idealizm idealleştirme idealleştirmek idealsiz idefiks identik.−li idealist idealistlik.−ğı iddia etmek iddialaşma iddialaşmak iddialı iddia makamı iddianame iddiasız iddiasızlık.−ği ideolog.

−ği idrar idrar zoru idris ağacı idris otu ifa ifade ifade etmek ifadelendirme ifadelendirmek ifa etmek iffet iffetli iffetsiz iffetsizlik.−lü idrak.−ki idrak etmek idraksiz idraksizlik.−ği 1056 .idi idil İdil (ilçe) idiopati idman idmancı idmanlı idmansız idol.

−dı ifşa.ifildeme ifildemek ifil ifil iflâh iflâh etmek iflâh olmak iflâs iflâs anlaşması iflâs davası iflâs etmek iflâs masası ifna ifna etmek ifrağ ifrat ifrat derecede ifrat tefrit ifraz ifrazat ifraz etmek ifrit ifrit etmek ifritleşme ifritleşmek ifrit olmak ifsat.−ı 1057 .

−ğı iftar sofrası iftar tabağı iftar topu iftar vakti iftar yemeği iftar zamanı iftihar iftihar etmek iftihar listesi iftira iftiracı iftiracılık.ifşaat ifşa etmek iftar iftar etmek iftariye iftariyelik.−ği iftarlık.−ğı iftira etmek iguana iguanagiller iğ iğ ağacı iğbirar iğci iğde 1058 .

−ği iğneli söz iğne oyası 1059 .−ği iğneleme iğnelemek iğnelenme iğnelenmek iğneleyici iğneleyiş iğneli iğneli fıçı iğnelik.−ği iğlik.−li iğfal etmek iğ iplik.−ği iğne iğne ardı iğneci iğnecik.iğdegiller iğdemir (alet) İğdir iğdiş iğdiş etmek iğfal.−ği iğne deliği iğnedenlik.−ği iğnecilik.

−ği iğrenilme iğrenilmek iğreniş iğrenme iğrenmek iğrenti iğreti iğretileme iğretilik.−ği iğrendirme iğrendirmek iğrengen iğrengenlik.−ci iğrençlik.−ğı iğne yapraklılar iğne yastığı iğne yurdu iğrenç.iğne yapmak iğne yaprak.−ği iğtinam iğ yağı ihale ihale etmek iham ihanet ihanet etmek 1060 .

−ği ihmal etmek ihmalkâr ihmalkârlık.−li ihmalci ihmalcilik.−ğı 1061 .−ğı ihbar etmek ihbariye ihbarlama ihbarlamak ihbarlı ihbarname ihbar tazminatı ihdas ihdas etmek ihkakıhak.−kkı ihlâl.−li ihlâl etmek ihlâs İhlâs ihlâslı ihmal.ihata ihata etmek ihatalı ihbar ihbarcı ihbarcılık.

ihnaklama ihracat ihracatçı ihracatçılık.−cı ihraç edilmek ihraç etmek ihraç izni ihram ihraz ihraz etmek ihsan ihsan etmek İhsangazi (ilçe) ihsanıhümayun İhsaniye (ilçe) ihsas ihsas etmek ihtar ihtar etmek ihtarname ihtida ihtifal.−ğı ihraç.−li ihtikâr ihtilâç.−cı ihtilâç etmek ihtilâf 1062 .

−bı ihtisar ihtisas ihtisaslaşma 1063 .−ği ihtilâm ihtilâs ihtilât ihtilât etmek ihtilât yapmak ihtimal.−li ihtilâlci ihtilâlcilik.ihtilâl.−li ihtimalî ihtimaliyet hesabı ihtimaller hesabı ihtimam ihtimam etmek ihtira.−ı ihtira beratı ihtiram ihtiram birliği ihtiram duruşu ihtiram kıt'ası ihtiras ihtiraslı ihtiraz ihtisap.

ihtisaslaşmak ihtisas yapmak ihtişam ihtişamlı ihtiva ihtiva etmek ihtiyaç.−ğı ihtiyar etmek ihtiyar heyeti ihtiyarî ihtiyarlama ihtiyarlamak ihtiyarlatma ihtiyarlatmak ihtiyarlayış ihtiyarlık.−ğı ihtiyarlık sigortası ihtiyar meclisi ihtiyar olmak ihtiyarsız ihtiyat ihtiyat akçesi ihtiyaten ihtiyatî ihtiyatî tedbir 1064 .−cı ihtiyar ihtiyarcık.

−ğı ihtiyatlı ihtiyatlı olmak ihtiyatsız ihtiyatsızlık.−ı ika etmek ikame ikame etmek ikame mallar ikamet ikamet etmek ikametgâh ikametgâh ilmühaberi ikametgâh kâğıdı ikaz 1065 .ihtiyatkâr ihtiyatkârlık.−ğı ihtiyatsızlık etmek ihtizaz ihvan ihya ihya etmek ihya olmak ihzar ihzarî ihzar müzekkeresi ika.

−ğı iki başlı iki başlılık.ikaz etmek ikbal.−ğı ikici iki cihan iki cihanda ikicilik.−ği iki cinslikli iki çenekliler iki çenetli 1066 .−ğı iki bir iki buçukluk.−ğu iki büklüm iki büklüm olmak iki canlı iki canlılık.−li ikbal düşkünlüğü ikbal düşkünü ikdam ikebana iken iki iki anlamlı iki anlamlılık.−ğı iki ayaklı iki ayaklılık.

−ği iki dünya iki düzlemli iki eşeyli iki evcikli iki fazlı iki geçeli iki kanatlılar iki katlı ikilem ikileme ikilemek ikilenme ikilenmek ikileşme ikileşmek ikiletme ikiletmek ikili ikili çatı ikilik.−ği ikili kök ikili öğretim ikili sigorta 1067 .iki çenetliler iki çifte iki dilli iki dillilik.

−bu ikinci karşılaşma ikinci kırdırma ikincil ikincilik.−ğı iki paralık etmek iki paralık olmak 1068 .ikili ünlü ikili yatak.−ği ikinci yarı ikinci zaman ikinci zar ikindi ikindi ezanı ikindi namazı ikindiüstü ikindiüzeri ikindi vakti ikindiyin ikindi zamanı iki nokta iki ölçü iki paralık.−ğı ikinci ikinci çağ ikinci el ikinci ferik ikinci grup.

iki parmaklı ikircik.−ği ikircil ikircim ikircimli ikircimlik.−ği iki şekilli ikişer ikişer ikişer iki tek iki telli iki terimli iki üç iki yaşayışlı iki yüzlü ikiyüzlü (riyakâr) ikiyüzlülük.−ği ikirciklenme ikirciklenmek ikircikli ikirciklik.−ğü (riyakârlık) ikiz ikiz anlam ikiz anlamlı İkizce (ilçe) İkizdere (ilçe) 1069 .

−ı ikna etmek ikna olmak ikon ikona ikonografi ikrah ikrah etmek ikrahlık.−ğı ikram 1070 .ikizkenar ikizkenar üçgen ikizkenar yamuk.−ğu İkizler (burç) ikizleşme ikizli ikizlilik.−ği ikiz ünlü ikiz ünsüz iklim iklim bilimci iklim bilimi iklimleme iklimleme cihazı ikmal.−li ikmal etmek ikmal imtihanı ikna.

−ğı iktifa iktifa etmek iktiran iktisaden iktisadî iktisadiyat iktisap.−bı iktisap etmek iktisat.−dı iktisatçı 1071 .ikramcı ikram etmek ikramiye ikramiyeli ikrar ikrar etmek ikraz ikraz etmek iks ışınları iksir iktibas iktibas etmek iktidar iktidarsız iktidarsızlaşma iktidarsızlaşmak iktidarsızlık.

−ğı ilâh ilâhe ilâhi ilâhî ilâhiyat ilâhiyatçı 1072 .iktisatçılık.−ğı iktisat etmek iktisatlı iktisatsız iktisat yapmak iktiza iktiza etmek il ilâ ilâç.−cı ilâç bilimci ilâç bilimi ilâçlama ilâçlamak ilâçlanış ilâçlanma ilâçlanmak ilâçlı ilâçlık.−ğı ilâçsız ilâçsızlık.

−ğı ilân edilmek ilânen ilân etmek ilânıaşk ilânıaşk etmek ilânihaye ilân panosu ilân tahtası ilârya ilâve ilâve etmek ilâveli ilâveten ilbay ilca ilca etmek ilçe ilçebay 1073 .ilâhlaşma ilâhlaşmak ilâhlaştırma ilâhlaştırmak ilâm ilâmaşallah ilâm etmek ilân ilâncılık.

ile ilelebet ilen ilenç.−ği ilerleme ilerlemek ilerletme ilerletmek ilerleyici ilerleyici benzeşme 1074 .−ci ileniş ilenme ilenmek ilerde ileri ilerici ilericilik.−cu ileri uç oyuncusu ilerlek.−ği ileride ileri gelenler ileri geri ileri görüş ileri görüşlü ilerisi ileri teknoloji ileri uç.

−ci ilgi 1075 .−ci ilgeçli ilgeçli tümleç.ilerleyiş ileti iletici iletiliş iletilme iletilmek iletim iletiş iletişim iletişim ağı iletişim araçları iletişim merkezi iletişim ortamı iletişme iletişmek iletken iletken damarlar iletkenlik.−ği iletki iletme iletmek ilga ilga etmek ilgeç.

−ci ilginçleşme ilginçleşmek ilginçlik.−ği ilginç.−ği ilgisiz ilgisizlik.−ği ilhak ilhak etmek ilham ilham etmek ilham kaynağı ilham perisi ilhan 1076 .ilgi alanı ilgi çekici ilgi eki ilgileme ilgilemek ilgilendiriş ilgilendirme ilgilendirmek ilgileniş ilgilenme ilgilenmek ilgileşim ilgili ilgililik.

−ği ilişikli ilişiksiz ilişilme 1077 .−lmi ilim adamı ilimcilik.−ği ilineksel ilinti ilintileme ilintilemek ilintili ilistir ilişik.−ği ilikçi ilikçilik.−ğı İliç (ilçe) ilik.ilhanlık.−ği ilikleme iliklemek iliklenme iliklenmek ilikleyiş ilikli iliksiz ilim.−ği ilim kadını ilinek.

−ği ilişme ilişmek iliştirilme iliştirilmek iliştirme iliştirmek ilk ilk adım ilk ağızda ilkah ilkah etmek ilkbahar İlk Çağ ilk dördün ilke ilkeci 1078 .ilişilmek ilişim ilişken ilişkenli ilişki ilişkilendirme ilişkilendirmek ilişkili ilişkin ilişkisiz ilişkisizlik.

−ği ilkel ilkelce ilkelciler ilkelcilik.ilkecilik.−ği ilkel memeliler ilkel toplum ilkesel ilke söz ilk gösteri ilkin ilk kânun ilkokul ilköğrenim ilköğretim ilk önce ilk örnek.−ği ilk elden ilkeleşme ilkeleşmek ilkelleşme ilkelleşmek ilkelleştirme ilkelleştirmek ilkellik.−ği ilk sezi ilkten 1079 .

−li illet illet etmek illetli illet olmak ille velâkin illî illiyet illüstrasyon illüzyon illüzyonist illüzyonizm ilme ilmek ilmekleme ilmeklemek ilmî 1080 .ilk teşrin ilk yardım ilk yardım hastahanesi ilk yarı ilkyaz illâ illâki illâllah illâllah etmek ille illegal.

−ği ilmikleme ilmiklemek ilmiklenme ilmiklenmek ilmikli ilmiksiz ilmiye ilmühaber ilsizleşme ilsizleşmek iltibas iltica iltica etmek iltica hakkı iltifat iltifat etmek iltifatlı iltihabî iltihak iltihak etmek iltihap.ilmiahlâk ilmî ahlak ilmihâl.−li ilmik.−bı iltihaplanma iltihaplanmak 1081 .

−li imalât imalâtçı imalâtçılık.−ğı imalâthane imalât resmi imale 1082 .iltihaplı iltihapsız iltimas iltimasçı iltimasçılık.−ğı iltimas etmek iltimaslı iltisak iltisakî iltisakî diller iltizam iltizamcı iltizam etmek iltizamî ilzam ilzam etmek im ima ima etmek imaj imal.

−ğı imansız peynir iman tahtası imar imaret imarethane 1083 .−ğı imam nikâhı imam nikâhlı İmamoğlu'nu (ilçe) imam suyu iman iman etmek imaniye imanlı iman sahibi imansız imansızlık.imale etmek imal etmek imale yapmak imalı imam imambayıldı imame imamet imam evi imamkayığı (tabut) imamlık.

−dı imdat etmek imdi imece imek imge imgeci imgelem imgeleme imgelemek imgelenme imgelenmek imgeli imgesel imha imha ateşi 1084 .imar etmek imbat imbik.−ği im bilimi imbisat imbisat etmek imce imceleme imcelemek imceli imcesiz imdat.

imha etmek imik.−ğu imparator otu imrahor İmraniye (ilçe) İmranlı (ilçe) imren 1085 .−ci imleme imlemek imlik.−ğı imlâ imlâ etmek imlâ yanlışı imleç.−ği imitasyon imkân imkânsız imkânsızlaşma imkânsızlaşmak imkânsızlık.−ği immoral.−ği imparatorluk.−li immoralizm immünoloji imparator imparatoriçe imparatoriçelik.

−ki imsak etmek imsakiye imsakli imsak vakti imtihan imtihan etmek imtihan olmak imtina.−li imtisal etmek imtisas imtiyaz imtiyazlı imtiyazsız 1086 .−ı imtina etmek imtisal.imrence imrendirme imrendirmek imrenilme imrenilmek imreniş imrenme imrenmek imrenti imroz İmroz (ilçe) imsak.

imtizaç.−ğı inakçı inakçılık.−cı imtizaç etmek imtizaçsız imza imza belgesi imza çizelgesi imza etmek imza günü imza kâğıdı imzalama imzalamak imzalanış imzalanma imzalanmak imzalatma imzalatmak imzalayış imzalı imza sahibi imzasız imza sirküleri imza töreni in inadına inak.−ğı 1087 .

−ğı inandırılma inandırılmak inandırma inandırmak inanılma inanılmak inanılmaz inanırlık.−ğı inandırıcı inandırıcılık.−cı inançlı inançlılık.−ğı inanış inanlı inanma inanmak inanmazlık.−ğı inançsız inançsızlık.−ğı inanç.inaksal inal inam inan inanca inancılık.−ğı inansız 1088 .

−ği incecikten inceden inceden inceye ince donanma ince gül yağı ince hastalık.−dı inatçı inatçılık.−ğı (verem) ince iş ince kesim inceleme incelemeci 1089 .inansızlık.−ğı inat etmek inatlaşma inatlaşmak inayet inayet etmek inayet eylemek inbisat ince ince ağrı ince ayrım ince bağırsak.−ğı incecik.−ğı inat.

incelemek inceleniş incelenme incelenmek inceletiş inceletme inceletmek inceleyici incelik.−ği ince saz ince ses İncesu (ilçe) ince tutkal ince ünlü ince yağ ince yapılı ince zar inci 1090 .−ği inceliş incelme incelmek inceltici inceltiş inceltme inceltme işareti inceltmek incerek.

−ği incik boncuk.−bı inç inçık indeks indeterminist 1091 .inci balığı inci çiçeği incik.−ğu incik kemiği İncil incinme incinmek incir incir kuşu incirlik.−ği İncirliova (ilçe) incirsi meyve inci taşı incitici incitilme incitilmek incitiş incitme incitmebeni (kanser) incitmek incizap.

−ği indirgenme indirgenmek indirgeyici indirilme indirilmek indirim indirimli indirimli satışlar indirim saatleri indirim yapmak indiriş indirme indirme−bindirme indirmek 1092 .indeterminizm indî indifa.−ı indifa etmek indifaî indikatör indinde indirgeme indirgemek indirgen indirgenebilir indirgeniş indirgenlik.

−ği inekçi inekçilik.−ği inek yağı infak 1093 .−ci İnegöl (ilçe) İnegöl köftesi inek.−ci indükleme indükleme akımı indüklemek indükleme makinesi indüksiyon İnebolu (ilçe) inebolukütüğü (mavna) ineç.indirtme indirtmek indis individüalist individüalizm indiyum indükleç.−ği inekhane inekleme ineklemek ineklik.

−li infilâk infilâk etmek infinitezimal.−ğı infisah infisah etmek informatik.−li infirak infirat.−ği İngiliz İngiliz anahtarı İngilizce İngiliz ipi İngiliz sicimi İngiliz siyaseti İngiliz tuzu İngiltere ingin inginlik.infaz infaz etmek infial.−dı infiratçı infiratçılık.−ği inha inha etmek inhibitör inhidam 1094 .

−ğı inhisar etmek inhitat inhitat etmek ini inik.−ki inhina inhiraf inhiraf etmek inhisar İnhisar (ilçe) inhisarcı inhisarcılık.−dı inik deniz inildeme inildemek inildetme inildetmek inildeyiş inileme inilemek inilme 1095 .−li inhilâl etmek inhimak.inhilâl.−ği inikâs inikâs etmek inikat.

−ğı inkâr etmek inkıbaz inkıbazlık.−ğı inkılâp etmek inkıraz inkısam inkıta.−bı inkılâpçı inkılâpçılık.inilmek inilti iniltili inim inim inisiyatif inisyal iniş iniş aşağı iniş çıkış inişli inişli çıkışlı inişli yokuşlu iniş takımları iniş yokuş inkâr inkârcı inkârcılık.−ı 1096 .−ğı inkılâp.

−li inkişaf inkişaf etmek inleme inlemek inletme inletmek inleyiş inme inmek inmeli inorganik.−ğı insan insan başlı 1097 .inkıyat.−ğı insafsız insafsızca insafsızlık.−dı inkisar inkisar etmek inkisarıhayal.−ği inorganik kimya inorganik öge İnönü'nü (ilçe) insaf insaf etmek insaflı insaflılık.

−ği insan kurusu insanlaşma insanlaşmak insanlık.−ği insaniyet insaniyetli insaniyetsiz insaniyetsizlik.−ğı insanlık etmek insanlık hâli 1098 .insan biçimcilik.−ğı insancıllaşma insancıllaşmak insan coğrafyası insan evlâdı insangiller insan hâli insanımsılar insanî insaniçincilik.−ği insan bilimci insan bilimi insan bilimsel insanca insancı insancıl insancılık.

−ğı insicamsız insicamsızlık.−ğı insiraf insirafî insiyak insiyakî instant coffee inşa inşaat inşaatçı inşaatçılık.−dı inşat etmek 1099 .−ğı inşaat çivisi inşa etmek inşallah inşat.insan müsveddesi insanoğlu insan sarrafı insansı insansılar insanüstü insektaryum insert insicam insicamlı insicamlılık.

−li integral denklemi integral hesapları interferometre interferometri interferon interkinez intermezzo internet intiba.−cı intaç etmek intak intan intanî intaniye intaniyeci integral.−ğı intifa intifa hakkı intiha intihabat 1100 .inşirah intaç.−ı intibah intibak intibak etmek intibaksız intibaksızlık.

intihal.−li inzibat inzibatî inzibatsız inzimam inzimam etmek inziva ip ip cambazı 1101 .−bı intihar intihar etmek intikal.−li intikal etmek intikam intikamcı intisap.−bı intisap etmek intişar intişar etmek intizam intizamlı intizamsız intizamsızlık.−li intihap.−ğı intizar intizar etmek inzal.

−ği ipek.ipçi ipçik.−ği ipçilik.−ği ipeka ipek ağacı ipek baskı ipek baskıcı ipek böceği ipek böceği kelebeği ipek böcekçiliği ipekçi ipek çiçeği ipekçilik.−ğü ipi kırık.−ği ipek gülü ipekhane ipekli ipek matı ipham ipi çürük.−ğı ipileme ipilemek ipil ipil ipilti ipince ipipullah 1102 .

−ği ipotek etmek ipotekli ipotetik.ipka ipka etmek iplemek iplicik.−ği İpsala (ilçe) 1103 .−ği iplikçi iplikçilik.−ği iplik.−ği iplikhane iplik iplik iplik kurdu ipliklenme ipliklenmek ipliksi iplik solucanlar ip merdiven ipnotize ipnotize etmek ipnotize olmak ipnotizma ipnotizmacı ipnotizmalı ipnoz ipotek.

−li iptal etmek iptida iptidaî iptidaîlik.−ği irade dışı irade kaybı iradeli iradesiz iradesizlik.−bi iptilâ iptizal.ipsi ipsiler ipsi solucanlar ipsiz ipsiz sapsız iptal.−li ip torba ipucu irade irade beyanı iradeci iradecilik.−ği irade yitimi iradımesel iradî 1104 .−ği iptidaî mektep.

iradiye İran İranist İranistik İranlı irap.−ı irca etmek irdeleme irdelemek irfan iri iribaş (kurbağa kurtçuğu) irice iridyum iri kıyım iri lâf irileşme irileşmek irilik.−bı irat.−ği irili ufaklı irin irinlenme irinlenmek 1105 .−dı irat etmek irca.

−li irsalât irsaliye 1106 .irinli irinti iris iriş iri yarı irkiliş irkilme irkilmek irkiltici irkiltme irkiltmek irkinti irkme irkmek İrlanda İrlandalı irmik.−ği irmik helvası ironi irrasyonalizm irrasyonel irrealist irredantizm irs irsal.

−ı irticaî irtical.−dı irşat etmek irtibat irtica.irsen irsî irsiyet irşat.−li irtihal etmek irtikâp.−li isale 1107 .−bı irtisam irtişa is İsa isabet isabet etmek isabetli isabetsiz isaf isal.−ı irtifak irtifak hakkı irtihal.−li irticalen irtifa.

−smi isimcilik.−li ishalli ishal olmak isilik.−ği isfendan ishak kuşu ishal.−smi isim durumu isim gövdesi isim hakkı isim hâli isim kökü isimlendirme isimlendirmek isimli 1108 .is'at.−ği isim.−ği isim cümlesi isim çekimi isimden türeme fiil isimden türeme isim.−dı is'at etmek İscehisar (ilçe) ise İsevî İsevîlik.

isimlik.−ği isimsiz isim tabanı isim tamlaması iskalârya iskambil iskambil kâğıdı iskân iskân belgesi iskân etmek iskandil iskandil etmek İskandinav İskandinav dilleri İskandinavya İskandinavyalı iskarpelâ iskarpin iskarto iskele iskele babası iskele kelepçesi iskele kuşu iskelet iskelet mobilya iskemle iskemle kavgası 1109 .

−ğı İslâm gizemciliği İslâm hukuku İslâmî İslâmiyet İslâmlaşma İslâmlaşmak İslâmlaştırma İslâmlaştırmak 1110 .İskenderun (ilçe) iskerlet iskete İskilip (ilçe) İskitçe İskitler İskoç İskoçça İskoçya İskoçyalı iskorbüt iskorçina iskorpit iskorpitgiller iskota İslâhiye (ilçe) İslâm İslâmcı İslâmcılık.

−dı isnat grubu ispalya ispanya İspanya İspanyol İspanyolca İspanyol dansı ispanyolet ispanyolet kilit.İslâmlık.−di İspanyol müziği İspanyol nezlesi ispari 1111 .−ğı isleme islemek islenme islenmek isli isli kalem isli küf islim ismen ismet ismetli ismetsiz isnaden isnat.

−ği ispermeçet ispermeçet balinası ispinoz ispinozgiller ispir İspir (ilçe) ispiralya ispirto ispirtocu ispirtolu ispirtoluk.−ğu ispirto ocağı 1112 .−ci ispenç horozu ispençiyari ispendek.ispat ispat etmek ispati ispatlama ispatlamak ispatlanış ispatlanma ispatlanmak ispatlayış ispatlı ispatlı şahitli ispenç.

−ğı israf israf etmek İsrafil İsrail İsrailli istadya İstanbul İstanbul efendisi istanbulin İstanbul kekiği istasyon istatistik.−ğu ispiyonlama ispiyonlamak ispritizma ispritizmacı ispritizmacılık.−ği istatistikçi istatistikî istavrit istavrit azmanı istavroz 1113 .ispirtosuz ispit ispiyon ispiyoncu ispiyonculuk.

−ği isteka isteklendirici isteklendirme isteklendirmek istekleniş isteklenme isteklenmek istekli isteksiz isteksizce isteksizlik.−ği istek yutumu istem isteme istemek isteme kipleri istemeye istemeye istemli istemseme istemsiz istemsizlik.−ği istenç.−ci istenççi istenççilik.istek.−ği istenç dışı istençli 1114 .

−dı istical.istençsiz istençsizlik.−ği isteri nöbeti ister istemez istetme istetmek isteyiş istiane istiane etmek istiap.−li 1115 .−ği istenç yitimi istenilme istenilmek istenme istenmek istenmeyen durum istenmeyen kişi ister isteri isterik.−dı istibat etmek istibdat.−bı istiap etmek istiap haddi istiare istibat.

istical etmek isticar isticar etmek isticvap.−li istidlâl etmek istif istifa istifade istifade etmek istifa etmek istifaname istifçi istifçilik.−bı istida istidaname istidat.−ği istif etmek istifham istifleme istiflemek istifleniş istiflenme istiflenmek istifleyiş 1116 .−dı istidatlı istidatsız istidlâl.

−ğı istihkâm sınıfı istihkar 1117 .istifrağ istifrağ etmek istifsar istifsarıhatır istiğfar istiğfar etmek istiğna istiğrak istihale istihale etmek istihare istihbar istihbarat istihbarat dairesi istihbarat servisi istihbar etmek istihdaf istihdaf etmek istihdam istihdam etmek istihfaf istihfaf etmek istihkak istihkâm istihkâmcılık.

−li istihsal etmek istihza istihza etmek istihzalı istihzar istika istikamet istikbal.−li istikra istikrah istikrah etmek istikrar istikrarlı istikrarlılık.−li istikbal etmek istiklâl.−cı istihraç etmek istihsal.−ki istihlâk etmek istihraç.−ğı istikrarsız istikrarsızlık.−ğı istikraz istikraz etmek istikşaf 1118 .istihkar etmek istihlâk.

−li istimal etmek istimara istimator istimbot istimdat.istilâ istilâcı istilâcılık.−ki istimlâk etmek istimna istimrar istimzaç.−cı istimzaç etmek istinabe istinaden istinaf istinaf mahkemesi istinas istinat.−ğı istilâ etmek istilzam istilzam etmek istim istimal.−dı istinat duvarı 1119 .−dı istimdat etmek istimlâk.

−dı istirham istirham etmek istiridye istiskal.−ğı istismar etmek istisna istisna etmek istisnaî 1120 .−cı istintaç etmek istintak istintak etmek istirahat.−li istiskal etmek istismar istismarcı istismarcılık.−ti istirahat etmek istirdat.istinat etmek istinatgâh istinga istinga etmek istinkâf istinkâf etmek istinsah istinsah etmek istintaç.

−ğı isyan etmek isyankâr isyankârlık.−dı istiva istiva hattı istizah istizah etmek istizan istizan etmek istop istop etmek istralya istrongilos İsveç İsveççe İsveçli İsviçre İsviçreli isyan isyancı isyancılık.istisnasız istişare istişare etmek istişare heyeti istitrat.−ğı iş 1121 .

−ı iş başı iş başı yapmak iş bırakımcı iş bırakımı iş bilimi iş birliği iş birliği yapmak 1122 .iş adamı iş akdi iş alanı iş'ar işaret işaretçi işaret etmek işaretleme işaretlemek işaretlenme işaretlenmek işaretleşme işaretleşmek işaretli işaret parmağı işaret sıfatı işaretsiz iş'arî iş'arî oy işba.

−ği işçi sigortası iş donu işeme işemek işenme işenmek iş eri işetme işetmek işe uygun işe yarar işgal.−ği işgal etmek işgaliye işgaliye resmi iş gezisi iş gücü iş güç iş güç sahibi 1123 .iş birlikçi iş birlikli iş bölümü işbu işçi işçilik.−li işgalci işgalcilik.

−ği işitme taşı işitmezlik.−ği işitsel işittirme işittirmek işi yolunda iş kadını 1124 .−ğı işgüzarlık etmek iş hacmi iş hanı işi duman işi tıkırında işitilme işitilmek işitilmemiş işitim işitiş işitme işitmek işitme kesesi işitmemezlik.işgüder işgüderlik.−ği iş günü işgüzar işgüzarca işgüzarlık.

işkâl işkâl etmek iş kazası işkembe işkembeci işkembecilik.−ği işkembe çorbası işkembeli işkembesi geniş işkembesiz işkembe suratlı işkence işkenceci işkence etmek işkence yapmak işkil işkillendirme işkillendirmek işkillenme işkillenmek işkilli işkillilik.−ği işkine iş kolu 1125 .−ği işkilli olmak işkilsiz işkilsizlik.

−ği işletilme işletilmek işletiş işletme işletmeci işletmecilik.−ği işlemek işlemeli işlem hacmi işleniş işlenme işlenmek işlenti işlerlik.−ği 1126 .işlek.−ği işletme defteri işletmek işletmen işletmenlik.−ği işlek ek işlek ekler işleklik.−ği işlem işlemci işleme işlemeci işlemecilik.

−ği işlev yitimi işleyim işleyiş işli işlik.−ği iş sözleşmesi iştah 1127 .−ğı işporta malı işret iş saatleri iş seyahati işsiz işsiz güçsüz işsizlik.−ği işlik orun işmar işmar etmek iş merkezi işporta işportacı işportacılık.−ği işlevsel işlevsiz işlevsizlik.işletme şirketi işlev işlevcilik.

−ğı işte işteş işteş çatı işteş fiil işteşlik.−li iştial etmek iştigal.−ki iştirakçi iştirak etmek iştiyak iştiyaklı 1128 .−ği iştial.iştahlandırma iştahlandırmak iştahlanma iştahlanmak iştahlı iştahlılık.−ğı iştahsız iştahsızlık.−li iştigal etmek iştiha iştihar iştikak iştira iştira etmek iştirak.

−ti itaat etmek itaatkâr itaatli itaatsiz itaatsizlik.−ği İtalya İtalyan İtalyanca itap.−ği ita emri italik.işve işveli işveren işyar iş yeri it ita ita amiri itaat.−bı itap etmek itboğan itburnu (bitki) it canlı itçe itdirseği (arpacık) iteği 1129 .

−ği iterbiyum itfa itfa etmek itfaiye itfaiye aracı itfaiyeci itfaiyecilik.−ğı ithal etmek ithal izni ithal malı 1130 .ite kaka itekleme iteklemek iteleme itelemek itelenme itelenmek it elli itenek.−ği ithaf ithaf etmek ithafname ithaf yazısı ithal.−li ithalât ithalâtçı ithalâtçılık.

itham itham etmek ithamname it hıyarı iti itibar itibaren itibar etmek itibarıyla itibarî itibarî hizmet zammı itibarî sayfa itibarlı itibar mektubu itibarsız itibarsızlaşma itibarsızlaşmak itibarsızlık.−ği itidal.−li itikat.−dı itikatlı 1131 .−li itidalli itidal sahibi itikâf itikâl.−ğı itici iticilik.

−dı itimat etmek itimatlı itimat mektubu itimatname itimatsız itimatsızlık.−ğı itiraf itirafçı itiraf etmek itiraz itirazcı 1132 .−ğı itilâf etmek itiliş itilme itilmek itimat.−ğı itilâ itilâf itilâfçı itilâfçılık.−ğı itina itina etmek itinalı itinasız itinasızlık.itikatsız itikatsızlık.

itiraz etmek itirazsız itiş itiş kakış itişme itişmek itiştirme itiştirmek itiyat.−ği itmam itmam etmek itme itmek 1133 .−dı itiyat edinmek itiyat etmek itizar itizar etmek itki it kopuk.−ğu itkuyruğu (bitki) itlâf itlâf etmek itlenme itlenmek itleşme itleşmek itlik.

−dı ittifak ittifak etmek ittifakla ittihat.−li it üzümü ivaz ivazlı ivazsız ivdirme ivdirmek ivecen ivecenlik.itminan itriyum itriyumlu ittırat.−dı ittihatçı ittihatçılık.−ği ivedi ivedilenme ivedilenmek 1134 .−ğı ittihat etmek ittihaz ittihaz etmek ittirme ittirmek ittisal.

−ği iyelik eki iyelikli tamlama iyi iyice iyicene iyicil iyiden iyiye İyidere (ilçe) 1135 .−ği ivedilikle iveğen ivesi ivgi ivinti ivinti yeri ivme ivmek ivmeölçer ivmeyazar İvrindi (ilçe) iye iyelik.ivedileşme ivedileşmek ivedileştirme ivedileştirmek ivedili ivedilik.

−ği iyilik yapmak iyimser iyimserlik.−ği iyilikbilmez iyilikçi iyilikçilik.−ği iyilikbilir iyilikbilirlik.−ği iyi niyet 1136 .−li iyi hâl belgesi iyi kalpli iyi kötü iyileşme iyileşmek iyileştirme iyileştirmek iyilik.−ği iyilik etmek iyilik güzellik iyilikle iyilik perisi iyilik sağlık iyiliksever iyilikseverlik.iyi gün iyi gün dostu iyi hâl.

−ği izafiye izafiyet izah 1137 .−ği iyonlanma iyonlaşma iyonlaştırma iyonlaştırmak iyon yuvarı iyot.−du iyotlama iyotlu tuz iz izabe izabe fırını izabe noktası iz'aç.−cı iz'aç etmek izafe izafe etmek izafet izafeten izafî izafîlik.iyi yürekli iyodür iyon iyonik.

−cı izdivaç etmek iz düşümlü 1138 .izahat izah etmek izahlı izale izale etmek izaleişüyu.−ği iz'an iz'an etmek iz'anlı iz'ansız iz'ansızca iz'ansızlık.−ğı izaz izaz etmek izazüikram izbe izbelik.−ği izbiro izci izcilik.−u izam izam etmek izamik.−ği izdiham izdivaç.

−ği izlem izleme izlemek izlence izlenim izlenimci izlenimcilik.iz düşümsel iz düşümü izdüşüren izhar izhar etmek izin.−zni izin belgesi izinli izinname izinsiz izinsizlik.−ği izlek.−ği izleniş izlenme izlenmek izletilme izletilmek izletme izletmek izleyici izleyiş 1139 .

−ği izomerleşme izometri izomorf izomorfik.−li İzmir İzmir köfte İzmir köftesi İzmit İznik (ilçe) izobar izobar eğrisi izohips izohips eğrisi izolâsyon izolâtör izole izole bant.−ği 1140 .izmarit izmaritgiller izmihlâl.−dı izole etmek izomer izomeri izomerik.−ği izomorfizm izomori izomorlik.

−li (*)J J jaguar jaketatay jaketataylı jakoben jakobenizm jakuzi jale jalûzi jambon jambonluk.izoterm izoterm eğrisi izotop izzet izzetinefis.−ğı janjan janjanlı janr jant Japon Japon armudu Japon bezi Japonca 1141 .−fsi izzetüikbal.−ğu jandarma jandarmalık.

Japon denizi japone Japon elması Japon gülü Japon hurması Japon kaktüsü Japon sarmaşığı Japonya jargon jarse jartiyer jel jelâtin jelâtinleme jelâtinlemek jelâtinli jeloz jenerasyon jeneratör jenerik.−ği jeofizikçi jeokimya jeolog.−ğu 1142 .−ği jeofizik.−ği jenosit.−di jeodezi jeodinamik.

−ği jeosantrik.−ği jeotropizma jersey jest jet jet motoru jeton jetoncu jet yakıtı jig jigolo jigololuk.jeoloji jeolojik.−ği jeotermal jeotermal enerji jeotermi jeotermik.−ğu jikle jile jilet 1143 .−li jeosismik.−ği jeosantrizm jeosenklinal.−ği jeomorfolog.−ğu jeomorfoloji jeopolitik.

−ği jimnastikçi jinekolog.−lü jurnal.−ği jurnal etmek jurnalleme jurnallemek juro jübile Jüpiter 1144 .−ğu jinekoloji jips jiujitsu jiujitsucu jogging joker jokey jokeylik.−li jurnalci jurnalcilik.jimnastik.−ği jorjet jöle jön jönprömiye judo judocu jul.

−ğı Kabadüz (ilçe) kaba düzen kaba et kabahat.−ği kabak.−dı kabak çekirdeği 1145 .−ği kabahatsiz kabahatsizlik.−ti kabahat etmek kabahatli kabahatlilik.−ğı kaba kâğıt.jüpon jüri jüt (*)K K kaba kababurun (balık) kabaca kabadayı kabadayıca kabadayılanma kabadayılanmak kabadayılaşma kabadayılaşmak kabadayılık.

−ğı 1146 .−ğı kabalak.−ğı kabak tadı kabak tatlısı kabakulak.kabakçı kabak çiçeği kabakgiller kabak kafalı kabak kemane kabaklama kabaklamak kabaklaşma kabaklaşmak kabaklık.−ğu kaba kuvvet kabala kabalacı kabalacılık.−ğı kabalaşma kabalaşmak kabalaştırma kabalaştırmak kabalık.−ğı kabakulak olmak kabakulak otu kaba kurgu kaba kuşluk.

−ğı kabarış kabarma kabarmak kabartı kabartıcı kabartılı kabartma kabartmak 1147 .−ğı kabarcıklı kabarcıklı düzeç.−ğı kabarık deniz kabarıklık.−ği kabare tiyatrosu kabarık.kabalist kabalizm kaballama kaballamak kaban kabana kabara kabara kabara kabaralı kabarcık.−ci kabare kabareci kabarecilik.

−bzı kabızlık.−bri kabir azabı kabir suali 1148 .−ğı Kabataş (ilçe) kaba Türkçesi kaba yapı kaba yel Kâbe kabız.−ğı kabız olmak kabil kabile kabiliyet kabiliyetli kabiliyetsiz kabiliyetsizlik.−ği kabin kabine kabir.kabartmalı kabartma tozu kaba saba kaba sakal kaba sıva kaba sofu kaba şiş kabataslak.

−u kablo kablocu kablolu yayın kabotaj kabotaj bayramı kabotaj gemisi kabotaj hakkı kabristan kabuğunu çatlatma kabuk.−ğu kabuk bilimi kabuk böcekleri kabuk değiştirme kabuk kahvesi kabuklanma kabuklanmak kabuklaşma kabuklaşmak kabuklu kabuklu bit kabuklular kabuksu kabuksuz kabuk yönetim 1149 .kabl kablelmilât.−dı kablelvuku.

−lü kabul etmek kabul eylemek kabul günü kabul kredisi kabullenme kabullenmek kabul odası kabul salonu kabul töreni kabul yeri kaburga kâbus kâbuslu kabuz kabuzcu kabza kabzetme kabzetmek kabzımal kabzımallık.kabul.−ğı kaça kaç kaçakçı kaçakçılık.−ğı kaç kaça kaçak.−ğı 1150 .

−ğı kaçamak.−ğı kaçamaklı kaçamak yapmak kaçamak yol kaçamak yolu kaçan kaçana kaçar kaçgöç kaçı kaçık.−ğı kaçık öz kaçılma kaçılmak kaçımsama kaçımsamak kaçımsar kaçıncı kaçıngan kaçınganlık.−ğı kaçınılmaz kaçınma kaçınmak kaçıntı kaçırga 1151 .−ğı kaçıkça kaçıklık.kaçaklık.

−ğı kaçma kaçmak kaçmaklık.kaçırılma kaçırılmak kaçırış kaçırma kaçırmak kaçırtma kaçırtmak kaçış kaçışılma kaçışılmak kaçışma kaçışmak kaçkın kaçlı kaçlık.−ğı kaçmaz kaçta kadana kadar kadastro kadastrolama kadastrolamak kadastrolanma kadastrolanmak 1152 .

kadavra kadavralaşma kadavralaşmak kadayıf kadayıfçı kadayıfçılık.−ği 1153 .−ği kadehdaş kadem kademe kademe kademe kademe ilerlemesi kademeleme kademelemek kademelendirme kademelendirmek kademelenme kademelenmek kademeli kademesiz kademhane kademli kademsiz kademsizlik.−ğı kadeh kadeh arkadaşı kadeh arkadaşlığı kadehçik.

−ği kaderiye kadersiz kadı Kadıköy (ilçe) Kadıköy taşı kadılık.−ğı kadın kadınana kadın avcısı kadın berberi kadınbudu (köfte) kadınca kadıncağız kadıncık.kader kader birliği kaderci kadercilik.−ğı kadıncıl kadındüğmesi (bitki) kadın evi kadıngöbeği (tatlı) Kadınhanı'nı (ilçe) kadın hareketi kadın hastalıkları kadınımsı 1154 .

kadın kadına kadın kadıncık kadınlar hamamı kadınlaşma kadınlaşmak kadınlı kadınlı erkekli kadınlık.−ğı kadınnine kadınsal kadınsı kadınsılaşma kadınsılaşmak kadınsılık.−ğı kadınsız kadın terzisi kadın ticareti kadıntuzluğu (bitki) kadırga kadırga balığı Kadışehri'ni (ilçe) kadife kadife çiçeği kadifeleşme kadifeleşmek kadifeleştirme kadifeleştirmek 1155 .

−ğı kadit.−ği Kadir Gecesi Kadirî Kadirîlik.kadifelik.−ği kadifemsi kadim kadim dost kadinne kadir.−dri (değer) kadir (güçlü) kadirbilir kadirbilirlik.−ği kadirbilmez kadirbilmezlik.−ği Kadiriye Kadirli (ilçe) kadir olmak kadirşinas kadirşinaslık.−di kadmiyum kadmiyumlu kadran kadrat kadril kadro kadrolandırma 1156 .

−ğü kadük olmak kafa kafaca kafa çıkışı kafadan bacaklılar kafadan kontak.−ğı kafadar kafadarlık.−ğu kadük kadüklük.kadrolandırmak kadrolaşma kadrolaşmak kadrolu kadrosuz kadrosuzluk.−ğı kafa dengi kafa içi kafa işçisi kafa kâğıdı kafa koçanı kafakol kafalı kafası boş kafası bulutlu 1157 .−ğı kafadaş kafadaşlık.

−ğı kafası kontak.−ğı kafatası Kafdağı'nı kafein kafes kafesçi kafesleme kafeslemek kafesli kafes teli kafeşantan kafeterya kâffe kâffesi kâfi kafile 1158 .−ğı kafatasçı kafatasçılık.kafası çatlak.−ğı kafası küflü kafası örümcekli kafası tembel kafasız kafasızlık.−ğı kafası dumanlı kafası iyi kafası kıyak.

−dı kâğıt ağacı kâğıt balığı kâğıt balığıgiller kâğıtçı kâğıtçılık.−ğı kâğıt.−ği kafiye kafiyeli kafiyesiz Kafkas Kafkasya Kafkasyalı kaftan kaftancı kâfur kâfur ağacı kâfuru kâgir kağan kağanlık.kâfir kâfiristan kâfirlik.−ğı kâğıt dutu Kâğıthane (ilçe) kâğıt helvacı kâğıt helvası 1159 .

−ğı kâğıt oyunu kâğıtsı kâğıt torba Kağızman (ilçe) kağnı kağnı mazısı kağşak.−ği kahir 1160 .−ğı kağşama kağşamak kâh kahhar kahır.−hrı kahırlanma kahırlanmak kahırlı kâhil kâhillik.kâğıt kebabı kâğıtlama kâğıtlamak kâğıtlanma kâğıtlanmak kâğıtlı kâğıtlık.−ği kâhin kâhinlik.

−ği kahpelik etmek kahpenin dölü kahraman kahramanca kahramanlaşma kahramanlaşmak kahramanlık.−ğı Kahraman Maraş kahretme kahretmek kahreyleme kahreylemek kahreyleyiş 1161 .−ği kahpe dölü kahpe felek.kahir ekseriyet kahir kuvvet kahkaha kahkaha çiçeği kahpe kahpece kahpecik.−ği kahpelenme kahpelenmek kahpeleşme kahpeleşmek kahpelik.

−ği kahve değirmeni kahve dibeği kahve dolabı kahve falı kahve fincanı kahvehane kahvehaneci kahve kaşığı kahve makinesi kahve ocağı kahve parası kahverengi.kahrolası kahrolma kahrolmak kahroluş Kâhta (ilçe) kahvaltı.−yı kahvaltıcı kahvaltı etmek kahvaltılık.−ğı kahve kahve ağabeyi kahve cezvesi kahveci kahvecilik.−yi kahve tabağı 1162 .

kahve takımı kahve tepsisi kâhya kâhyalık.−ğı kâhyalık etmek kaide kaideci kaideli kaidesiz kail kail olmak kaim kaime kaimelik.−ği kaim olmak kâin kâinat kak kaka kakaç.−cı kakalama kakalamak kakalanma kakalanmak kakao kakolu kakaolu kek 1163 .

−ğı kakavanlık etmek kakıç.−cı kakıntı kakırca kakırdak.−ğı kakırdak poğaçası kakırdama kakırdamak kakır kakır kakırtı kakış kakışma kakışmak kakıştırma kakıştırmak kaklık.−cı kakılma kakılmak kakım kakıma kakımak kakınç.kakavan kakavanlık.−ğı kakma kakma aşı kakmacı 1164 .

−ğı kalabalık ağızlı kalabalıkça kalabalık etmek kalabalıklaşma kalabalıklaşmak kalafat kalafatçı kalafatçılar kalafatçılık.−ğı 1165 .−ğı kakmak kakmalı kaknem kakofoni kaktüs kaktüsgiller kakule kakuleli kakum kâkül kâküllü kal kala kalaazar kalaba Kalaba kalabalık.kakmacılık.

−ğı kala kala kalakalma kalakalmak kalamar kalamata Kalamış kalamin kalamit kalan Kalan kalandır kalandırcı kalandır makinesi kalanlı bölme kalantor kalantorca kalantorluk.kalafatlama kalafatlamak kalafatlanma kalafatlanmak kalafatsız kalafat yeri kalak.−ğu kalas kalastra kalavra 1166 .

−ğı kalayhane kalaylama kalaylamak kalaylanma kalaylanmak kalaylatma kalaylatmak kalaylı kalaysız kalben kalbî kalbi kırık.−ğu kalbur kemiği kalburlama kalburlamak kalburlanma kalburlanmak 1167 .−ğı kalaycı kalaycılık.−ğı kalbi temiz kalbur kalburabastı kalburcu kalburculuk.kalavrahane kalay kalay balık.

−cı kaldıran kaldırıcı kaldırılış kaldırılma kaldırılmak kaldırım kaldırımcı kaldırımcılık.−ğı kalçasız kalçete kalçın kalçıncı kaldıraç.−ğı kaldırım işçisi kaldırım kabadayılığı kaldırım kabadayısı kaldırımlı 1168 .kalburlatma kalburlatmak kalburüstü kalcı kalça kalça kemiği kalçalı kalçalık.

kaldırım mühendisi kaldırım satışı kaldırımsı kaldırımsız kaldırım süpürgesi kaldırım taşı kaldırım yosması kaldırış kaldırma kaldırmak kaldırma kolcusu kaldırtma kaldırtmak kale Kale (ilçe) kale bedeni kalebent.−di kalebent etmek kalebentlik.−ği kale çizgisi kalem kalem açacağı kalem aşısı 1169 .−ği kaleci kaleci eldiveni Kalecik (ilçe) kalecilik.

−ği 1170 .−ğı kalem kaşlı kalem kavgası kalem kömürü kalem kulaklı kalem kutusu kalemlik.kalembek kalem beyi kalem efendisi kalem erbabı kalemis kalem işi kalemkâr kalemkârlık.−ği kalem parmaklı kalem pil kalem sahibi kalemşor kalem şuarası kalemtıraş kalender kalenderce kalenderî Kalenderiye kalenderleşme kalenderleşmek kalenderlik.

−cı kalık.−ğı kalımsız kalın kalın bağırsak.−ğı kalınca kalın kafa kalın kafalı kalın kafalılık.−bu kalfa kalfalık.−ğı kalıklık.−ğı kalıcı ruj kalıç.−ğı kalım kalımlı kalımlılık.kalensöve kaleska kalevî kale vuruşu kaleydoskop.−ğı kalınlaşma 1171 .−ğı kalgıma kalgımak kalhane kalıcı kalıcılık.

−ğı kalınma kalınmak kalın ses kalıntı kalın ünlü kalın yağ kalıp. −ği kalıplatma kalıplatmak 1172 .−ğı kalıp kıyafet kalıplama kalıplamak kalıplanma kalıplanmak kalıplaşma kalıplaşmak kalıplaşmış kalıplaşmış iyelik.kalınlaşmak kalınlaştırma kalınlaştırmak kalınlatma kalınlatmak kalınlık.−bı kalıpçı kalıpçılık.

kalıplı kalıplı kıyafetli kalıpsız kalıpsız kıyafetsiz kalıp sigarası kalış kalıt kalıtçı kalıtım kalıtım bilimi kalıtımsal kalıtsal kalıtsallık.−ğı kaliborit kalibraj kalibrasyon kalibrasyon testi kalibre kalifikasyon kalifiye kalifiye işçi kaliforniyum kaligrafi kaliko kalinis kalinos kalipso 1173 .

−ği kalkan kalkan balığı kalkan balığıgiller kalkan bezi kalkan böcekleri kalkancık.kaliptra kalitatif kalite kalite çemberleri kalite kontrolü kaliteli kalite riski kalitesiz kalitesizlik.−ğı kalkıklık.−ğı kalkındırma kalkındırmak 1174 .−ğı Kalkandere (ilçe) kalkan kıkırdağı kalk borusu kalker kalkerleşme kalkerleşmek kalkerli kalkersiz kalkık.

−ci kaloma kalomel kalori 1175 .−ği kalleşlik etmek kalma kalma durumu kalmak kalmalı kalmalı tümleç.−ği kallavi kallavi fincan kalleş kalleşçe kalleşlik.kalkınış kalkınma kalkınma hızı kalkınmak kalkış kalkışılma kalkışılmak kalkışma kalkışmak kalkma kalkmak kalkojen kalkolitik.

−ği kalorifer dairesi kalorifer kazanı kalorifer peteği kalorimetre kalorimetri kalp.kalorifer kalorifer borusu kaloriferci kalorifercilik.−ğı kalp çarpıntısı kalpçi kalp etmek kalp kası kalp krizi kalplaşma 1176 .−ğı kalp aksesi kalpazan kalpazanlık.−ğı kalpaklı kalpaklık.−bi (yürek) kalp (sahte) kalp ağrısı kalpak.−ğı kalp akçe kalpakçı kalpakçılık.

−ğı kalpli kalp olmak kalp sektesi kalpsiz kalpsizlik.−ğı kaltakçı kaltaklık.−ği kalp spazmı kalp yarası kalseduan kalsemi kalsifikasyon kalsit kalsiyum kalsiyum fosfat kalsiyum karbonat kalsiyum klorür kalsiyumlu kalsiyum oksit.−di kalsiyumsuz kaltaban kaltabanlık.−ğı kalûbelâ Kalvenci 1177 .−ğı kaltak.kalplaşmak kalplık.

−ği Kalvenizm kalya kalyon kalyoncu kam (şaman) kâm (dilek) kama kamacı kamacılık.Kalvencilik.−ğu kamasız kamaşma kamaşmak kamaştırma kamaştırmak 1178 .−ğı kamalama kamalamak kamalı kamamsı Kaman (ilçe) kamanço kamanço etmek kamara kamaramsı kamarillâ kamarot kamarotluk.

−ğu kambiyo senedi kambriyen kambriyen öncesi kambur kambura kambura makinesi kambur felek.−ği kambur kambur kamburlaşma kamburlaşmak kamburlaştırma kamburlaştırmak kamburluk.kamber kambiyo kambiyo ajanı kambiyo cirosu kambiyocu kambiyoculuk.−ğu (koyun) kamçılama kamçılamak 1179 .−ğu kamburumsu kambur zambur kamçı kamçıbaşı (iplik) kamçıkuyruk.

kamçılanış kamçılanma kamçılanmak kamçılaşma kamçılaşmak kamçılatma kamçılatmak kamçılayış kamçılı kamçılılar kame kamelya kamer kamera kameraman kamer balığı kamerî kamerî ay kamerî takvim kameriye kameriyeli kamerî yıl kamersiz Kamerun Kamerunlu kamet kamga 1180 .

kamış kamışçık.−ğı kamışsı kamikaze kâmil kâmilen kamineto kamkaz kamp kampana kampanacı kampanya kampanyacı kampçı kampçılık.−ğı (at) kamışlı kamışlık.−ği kamışkulak.−ğı kamping kamplaşma kamplaşmak kampus kamp yapmak kamu kamu davası 1181 .−ğı kamış kalem kamış kemik.

−ğı kamutay kamu yararı 1182 .kamu denetçisi kamu düzeni kamuflâj kamufle kamufle etmek kamu güvenliği kamu hizmeti kamu hukuku kamu idaresi kamu kesimi kamu kurumu kamulaştırılma kamulaştırılmak kamulaştırma kamulaştırmak kamuoyu kamu personeli kamus kamu sağlığı kamusal kamusallaşma kamusallaşmak kamu sektörü kamu tanrıcı kamu tanrıcılık.

kamu yönetimi kamyon kamyoncu kamyonculuk.−ğı kanaatli Kanada Kanada geyiği Kanada kavağı Kanadalı kanadiyen kana kan kana kana kan akçesi kan aktarımı kanal kanalcık.−ğı kanalet kanalıyla 1183 .−ti kanaat etmek kanaatkâr kanaatkârlık.−ğu kamyonet kamyonetçi kamyonetçilik.−ği kan kana kanaat.

−ğı kanarya otu kanasta kanat.−dı kanata kanatçık.kanalizasyon kanama kanamak kanamalı kanara kanarya kanarya çiçeği kanaryalık.−ğı kanatış kanatlandırma kanatlandırmak kanatlanış kanatlanma kanatlanmak kanatlı kanatlılar kanatma kanatmak kanatsız kanatsızlar kanava kanaviçe 1184 .

−ğı kancıklık etmek kancıklık yapmak kancıl kancur kan çıbanı 1185 .−ğı kancıkça kancıklık.kan ayaklı kanayış kan bağı kan bankası kan basıncı kan bilimci kan bilimi kanbiyit kanca kancabaş (kayık) kancacı kancalama kancalamak kancalanma kancalanmak kancalı kancalı iğne kancalı kurt.−du kancasız kancık.

−ğı kançılarya kandamlası (bitki) kandaş kandaşlık.−ğı kan davası kandelâ Kandıra (ilçe) kandıra ağacı kandıra otu kandırıcı kandırıcılık.−ğı kandırılış kandırılma kandırılmak kandırış kandırma kandırmaca kandırmak kandidoz kandil kandilci kandil çiçeği kandil çöreği kandil gecesi kandil günü 1186 .kançılar kançılarlık.

kandilisa kandilleşme kandilleşmek kandilli Kandilli kandillik.−ği kandilli küfür kandilli selâm kandilli temenna kandil simidi kandil yağı kan doku kan dolaşımı kanepe kangal Kangal (ilçe) kangal köpeği kangallama kangallamak kangallanma kangallanmak kangren kangrenleşme kangrenleşmek kangrenleştirme kangrenleştirmek kangrenli 1187 .

−cı kanırtmak kanı sıcak.−ğu kanık.−ğı kanış kanıt kanıtlama kanıtlamak kanıtlandırma 1188 .kangren olmak kan grubu kanguru kangurugiller kanı kanı ayaklı kanı bozuk.−ğı kanıklanma kanıklanmak kanıklık.−ğı kanıkma kanıkmak kanıksama kanıksamak kanıksayış kanırma kanırmak kanırtma kanırtmaç.

−i kani olmak kaniş kankan kan kanseri kan kardeşi kan kaybı kan kırmızı kankurutan kanlama kanlamak kanlandırma kanlandırmak kanlanma kanlanmak kanlı kanlı basur kanlı bıçaklı kanlı canlı kanlı katil 1189 .kanıtlandırmak kanıtlanış kanıtlanma kanıtlanmak kanıtlı kanıtsama kanıtsamak kani.

−ğı kan nakli kano kanon kanotiye kan otu kan pahası kan parası kan plâzması kan portakalı kanser kanser bilimi kanserleşme kanserleşmek kanserleştirici kanserli kanserojen kanseroloji kan serumu kansız kansız ameliyat kansız cansız kansızlaşma kansızlaşmak 1190 .kanlılık.−ğı kanma kanmak kanmazlık.

−dı kantar kantar ağası kantarcı kantarcılık.−ğı kant.−ğı kantariye kantar kabağı kantar kolu kantarlama kantarlamak kantarlı kantarlık.kansızlık.−ğı kantin kantinci kantincilik.−ği kantitatif kantiyane kanto 1191 .−ğı kantarlı küfür kantarma kantaron kantar topu kan taşı kantat Kantçı Kantçılık.

çalgı aleti) kânun (yılın ilk ve son ayları) kanun adamı kanuncu kanun dışı kanunen kanun hükmünde kararname kanunî kanuniyet kanun koyucu kanunlaşma kanunlaşmak kanunlaştırılma kanunlaştırılmak kanunlaştırma kanunlaştırmak kanun lâyihası kanun maddesi kanunname kanun sözcüsü 1192 .kantocu kantoculuk.−ğu kanton kantonit kanun (yasa.

−ğu kanun tasarısı kanun teklifi kan unu kanunuesasî kânunuevvel kânunusani kanyak.−ğı kapak bıçkıcısı kapak bıçkısı kapakçık.−ğı kanyon kaolin kaolinit kaolinli kaos kap (giysi) kap.kanunsuz kanunsuzluk.−ğı kapak kızı kapaklanma kapaklanmak kapaklı 1193 .−bı (mahfaza) kâp.−bı (aşık kemiği) kapacık.−ğı kapak.

−ğı kapalı oturum kapalı rejim kapalı tohumlular kapalı tribün kapalı yer korkusu kapalı yüzme havuzu kapama kapamacı 1194 .−ğı kapaksız kapak tahtası kapak takımı kapak taşı kapak yıldızı kapalı kapalı bölge kapalı çarşı kapalı devre kapalı duruşma kapalı gişe kapalı hava kapalı hece kapalı kalp ameliyatı kapalı kutu kapalılık.kapaklık.

kapamaç.−ğı kapanış kapaniçe kapan kapana kapanma kapanmak kapantı kapari kaparo kaparolu kaparosuz kaparoz kaparozcu kaparozculuk.−ğı kapanıklık.−ğu kaparozlama kaparozlamak kapasite kapasiteli kapasitesiz kapatılış 1195 .−cı kapamak kapan kapanca kapancı kapan duygu kapanık.

kapatılma kapatılmak kapatış kapatma kapatmak kapattırma kapattırmak kapçak.−ğı kapçıklı kapçık meyve kapelâ kapı kapı ağası kapı ağzı kapıcı kapıcık.−ğı kapçık.−ğı kapı çuhadarı kapı dışarı etmek kapı halkı kapı kâhyası kapı kapamaca kapı kethüdası kapı kolu kapı komşu kapıkule 1196 .−ğı kapıcılık.

kapı kulu kapılandırma kapılandırmak kapılanma kapılanmak kapılgan kapılganlık.−ği 1197 .−ğı kapılı kapılış kapılma kapılmak kapı mandalı kapı oğlanı kapı perdesi kapısı açık.−ğı kapısız kapış kapışılma kapışılmak kapış kapış kapışma kapışmak kapıştırma kapıştırmak kapı tokmağı kapı yoldaşı kapik.

−ğı kapkaç kapkaççı kapkaççılık.kapital.−li kapitalist kapitalistleşme kapitalistleşmek kapitalistleştirme kapitalistleştirmek kapitalizm kapitone kapitülâsyon kap kacak.−ğı kapkara kapkaranlık.−ğı kaplamalı mobilya kaplamak kaplamalı kaplamlı kaplamsal kaplamsallık.−ğı kaplan kaplan atlaması 1198 .−ğı kaplam kaplama kaplamacı kaplamacılık.

kaplanboğan kaplan böcek.−ğı kaplık.−ği kaplan böcekler kaplan derisi kaplanış kaplanma kaplanmak kaplatış kaplatma kaplatmak kaplayış kaplı kaplıca kaplıcalık.−ğı kapriçyo 1199 .−ğı kaplumbağa kaplumbağalar kaplumbağa yürüyüşü kapma kapmaca kapmak kapnisit kaporta kaportacı kaportacılık.

kapris kaprisli kaprissiz kapris yapmak kapsam kapsama kapsama alanı kapsamak kapsamlı kapsayıcı kapsız kapsül kaptan kaptanıderya kaptan köprüsü kaptan köşkü kaptanlık.−ğı kaptan paşa kaptan pilot kaptıkaçtı kaptırma kaptırmak kapuçin kapuska kaput kaput bezi kaput etmek 1200 .

−ğı karabatak.−ğu kapuz kapüşon kar (yağış) kâr (kazanç) kara karaağaç.−cı karaağaçgiller kara ağızlı karaardıç.−cı karaasma karabacak.−ğı (mantar) kara baht kara bahtlı karabakal (kuş) karabaldır (bitki) karabalık.−ğı karabalina karaballık.−ğı (kuş) karabatakgiller 1201 .−ğı (mantar hastalığı) karabasan (kâbus) karabaş karabaşak.kaputluk.

−ğı karaciğer 1202 .−ğı Karaburun (ilçe) Karabük karaca Karacabey (ilçe) karaca darısı kara cahil karaca kemiği karaca kuruca karacaot Karacasu (ilçe) karaceviz karacı karacılık.karabet karabiber karabibergiller karabina karabinyer kara borsa kara borsacı kara borsacılık.−ğı kara boya karabuğday karabuğdaygiller kara bulut karaburçak.

karaçalı karaçalılık,−ğı karaçam karaçavuş (üzüm) Karaçay Karaçayca karaçayır Karaçaylı Karaçoban (ilçe) Karadağ Karadağlı kara damaklı kara davar Karadeniz karadul (örümcek) karadut kara düzen kara elmas kara et Kara Evli karafa karafaki karafatma (böcek) kara fırın karagevrek,−ği (üzüm) karagöz (balık;

1203

oyun) Karagöz (oyun− daki kişi) karagözcü karagözcülük,−ğü Karagözlük,−ğü Karagözlük etmek karagül kara gün kara gün dostu karagürgen karağı kara haber karahalile (bitki) Karahallı (ilçe) karahindiba karahidra karahumma karaiğne (karınca) karaiskete kara iklimi Karaim Karaimce Karaisalı (ilçe) karakabarcık,−ğı karakaçan (eşek) kara kafalı

1204

karakafes (bitki) kara kalem Karakalpak Karakalpakça kara kaplı kitap,−bı kara kaplumbağası karakarga kara kaş karakaş (koyun) karakavak,−ğı karakavuk,−ğu (bitki) karakavza (yaban havucu) karakeçi (balık) Karakeçili (ilçe) kara kehribar karakeme (yer mantarı) karakılçık,−ğı (buğday) kara kış kara koca Karakoçan (ilçe) karakol karakol gemisi karakolluk,−ğu

1205

karakolluk olmak karakoncolos kara kovan Karakoyunlu (ilçe) karakter karakteristik,−ği karakterize karakterize etmek karakterli karakteroloji karaktersiz karaktersizlik,−ği kara kucak,−ğı karakul karakulak,−ğı (hayvan; haberci) kara kullukçu kara kurbağası kara kuru kara kusmuk,−ğu karakuş (at hasta− lığı; kuş) karakuşî kara kutu kara kuvvet kara kuvvetleri karalâhana

1206

karalâhana çorbası karalama karalama defteri karalamak karalanma karalanmak karalatma karalatmak karalayış karaleylek,−ği karalı karalı beyazlı karalık,−ğı kara liste karaltı karama karamak karaman Karaman karamandola Karamanlı (ilçe) kara maşa karambol,−lü karamelâ kara mili kara mizah karamsar

1207

karamsarlaşma karamsarlaşmak karamsarlaştırma karamsarlaştırmak karamsarlık,−ğı karamsar olmak karamuk,−ğu karamusal Karamürsel (ilçe) karanfil karanfilci karanfilgiller karanfil yağı karanlık,−ğı karanlık etmek karanlık oda karantina karantina müddeti karantina süresi kara para kara pazar Karapınar (ilçe) Karapürçek (ilçe) karar karargâh kararınca kararış

1208

kararlama kararlamadan kararlamak kararlaşma kararlaşmak kararlaştırılma kararlaştırılmak kararlaştırma kararlaştırmak kararlı kararlı dalga kararlı denge kararlılık,−ğı kararma kararmak kararname kararsız kararsız denge kararsızlık,−ğı karartı karartılma karartılmak karartma karartmak kara saban karasakız (zift) karasal

1209

karasal iklim karasal kumul karasal oluşuk,−ğu kara sarı kara sevda kara sevdalı karasığır karasığırcık,−ğı karasinek,−ği karasu (glokom, göz hastalığı) Karasu (ilçe) kara su kara suları karaşın karataban (hastalık) kara tahta Karataş (ilçe) karatavuk,−ğu karatavukgiller Karatay (ilçe) karate karateci kara tren karaturp karavan

1210

karavana karavana borusu karavanacı kara vapuru karavaş karavaşlık,−ğı karavel karavelâ karavide Karay kara yağız karayaka (koyun türü) karayandık,−ğı (bitki) karayanık,−ğı (hastalık) kara yazı Karayazı (ilçe) Karayca kara yel kara yeli karayemiş karayemiş ağacı kara yer karayılan kara yolu

1211

kara yosunları kara yosunu kara yüz kara yüzlü kar baykuşu karbojen karboksil karboksilik,−ği karboksilli karbon karbonado karbonat karbonatlama karbonatlamak karbonatlı karbon dioksit,−di karbon dönemi karbon hidrat karbonifer karbonik,−ği karbonik asit,−di karbonil karbonit karbonizasyon karbon kâğıdı karbonlama karbonlamak

1212

karbonlaşma karbonlaşmak karbonlu karbon monoksit, −di karborundum karbür karbüratör karbürleme karcığar kar çiçeği kardelen kardeş kardeşçe kardeşkanı (sakız) kardeşkanı ağacı kardeş kardeş kardeş kavgası kardeşlenme kardeşlenmek kardeşlik,−ği kardeş okul kardeş parti kardeş payı kardeş şehir,−hri kardırma kardırmak

1213

kar dikeni kardinal,−li kardinal kuşu kardinallik,−ği kardiyak kardiyograf kardiyografi kardiyogram kardiyolog,−ğu kardiyoloji kardiyopati kardiyoskleroz kardiyoskop,−bu kardiyoskopi kare kare kare karekök kareleme karelemek kareli karesel bölge kâr etmek kar faresi karfiçe karga kargabeyni (yemek)

1214

kargaburnu (alet) karga burun kargabüken kargacık burgacık kargadelen karga düleği kargagiller kargasekmez kargaşa kargaşacı kargaşalık,−ğı karga tulumba karga yürüyüşü kargı Kargı (ilçe) kargılama kargılamak kargılık,−ğı kargıma kargımak kargın Kargın kargış kargış etmek kargışlama kargışlamak kargışlı

1215

kargo kargocu kargoculuk,−ğu karha kâr haddi kar helvası karı karı ağızlı karık,−ğı karıklama karıklamak karıkma karıkmak karı koca karı kocalık,−ğı karılaşma karılaşmak karılı karılık,−ğı karılık etmek karılı kocalı karılma karılmak karıma karımak karın,−rnı karın ağrısı

1216

karın boşluğu karınca karınca asidi karınca belli karınca duası karıncaezmez karıncaincitmez karınca kaderince karınca kararınca karınca kuşu karınca kuşugiller karıncalanış karıncalanma karıncalanmak karıncalar karıncalı karıncasever karıncayiyen karıncayiyengiller karınca yuvası karıncık,−ğı karın çatlağı karından ayaklılar karından bacaklılar karındaş karınlama karınlamak

1217

karınlı karınma karınmak karınsa karıntası karıntı karın zarı karın zarı iltihabı karın zarı yangısı karısı ağızlı karısı köylü karış karışık,−ğı karışıklık,−ğı karışılma karışılmak karışım karış karış karışlama karışlamak karışma karışmak karıştırıcı karıştırıcılık−ğı karıştırılma karıştırılmak karıştırış

1218

karıştırma karıştırmak kari,−i karides karides ağı karidesçi kariha karikatür karikatürcü karikatürcülük,−ğü karikatürist karikatürize karikatürize etmek karikatürleştirme karikatürleştirmek karikatürlük,−ğü karina karina etmek karinalılar karine kar ispinozu kariyer kariyer yapmak karizma karizmatik,−ği Karkamış (ilçe) karkara

1219

karkas kar kazı kar kuşu kar kuyusu karlama karlamak karlanma karlanmak karlı kârlı kârlı iş karlık,−ğı Karlıova (ilçe) Karluk karma karmaç,−cı karma eğitim karma ekonomi karmak karmakarış karmakarış etmek karmakarışık,−ğı karmakarışık etmek karmakarışık olmak karmakarış olmak

1220

karmalık,−ğı karman çorman karmanyola karmanyolacı karmanyolacılık,−ğı karma okul kâr marjı karma sergi karmaşa karmaşık,−ğı karmaşıklaşma karmaşıklaşmak karmaşık sayı karmaşma karmaşmak karmaştırma karmaştırmak karma tamlama kâr merkezi karmık,−ğı karmuk,−ğu karnabahar karnabit karnaval karnaval maskarası karnaval maskesi

1221

karne karnı aç karnı burnunda karnı geniş karnıkara (börülce) karnından konuşan karnı tok karnıyarık,−ğı karni karnivor karo karoser kâr payı kâr paylaşımı karpit karpit lâmbası karpuz karpuzcu karpuzculuk,−ğu karpuz fener Karpuzlu (ilçe) Kars karsak,−ğı kar sapanı kârsız karst karstik,−ği

1222

karşı karşı akın karşı casusluk,−ğu karşıcı karşıcılık,−ğı karşıdan karşıya karşı devrim karşı düşürüm karşı gelim karşı görüş karşı karşıya karşılama karşılamak karşılama töreni karşılanış karşılanma karşılanmak karşılaşma karşılaşmak karşılaşma takvimi karşılaştırılma karşılaştırılmak karşılaştırma karşılaştırmacı karşılaştırma derecesi karşılaştırmak

1223

karşılaştırmalı karşılaştırmalı dil bilgisi karşılaştırmalı dil bilimi karşılaştırmalı edebiyat karşılaştırmalı ses bilgisi karşılayıcı karşılayış karşılık,−ğı karşılıklı karşılıklılık,−ğı karşılıklı yapraklar karşılıksız karşılıksızı aşk karşılıksız çek karşın karşı olmak karşı olum karşı oy karşı sav karşıt karşıt anlamlı karşıtçı karşıtçılık,−ğı

1224

karşıt duygu karşıtlama karşıtlamak karşıtlaşma karşıtlaşmak karşıtlı karşıtlık,−ğı Karşıyaka (ilçe) kart kartal Kartal (ilçe) kartal ağacı kartalgiller kartallar kartallı kartallı eğrelti otu kartalma kartalmak kartaloş kartaloz kartça karteks karteks dolabı kartel kartelâ kartelleşme kartelleşmek

1225

Kartezyen Kartezyenizm karting kartlaşma kartlaşmak kartlık,−ğı kartograf kartografi kartografik,−ği karton kartoncu kartonlama kartonlamak kartonpiyer kartonumsu kartopu kartotek,−ği kartpostal kartpostalcı kartuk,−ğu kartuş kartvizit Karun karyağdı karye karyokinez karyola

1226

kas kasa kasaba kasabalı kasacı kasadar kasa defteri kasa fişi kasalama kasalamak kasalanma kasalanmak kasalı kasalık,−ğı kasap,−bı kasaphane kasaplık,−ğı kasara kasa sayımı kasatura kasavet kasavet etmek kasavetlenme kasavetlenmek kasavetli kasavetsiz kas doku

1227

kâse kâsecik,−ği kâseletme kâseletmek kasem kaset kasetçalar kasetçi kasetçilik,−ği kasık,−ğı kasık bağcı kasık bağı kasık biti kasık çatlağı kasık otu kasıl kasıl duyumlar kasılgan kasılganlık,−ğı kasılış kasılma kasılmak kasım kasım kasım kasımpatı kasınç,−cı kasınma

1228

kasınmak kasıntı kasıntılı kasıntısız kasır,−srı kasırga kasıt,−stı kasıtlı kasıtsız kaside kasideci kasidehan kasis kasiyer kask kaskat (fizik) kaskatı kasket kasketçi kasketçilik,−ği kasketli kasketsiz kasko kaslaşma kaslaşmak kaslı kasma

1229

kasmak kasnak,−ğı kasnakçı kasnaklama kasnaklamak kasnı kassız kast Kastamonu kastanyet kastanyola kastanyola yuvası kastar kastarcı kastarcılık,−ğı kastarlama kastarlamak kastarlı kasten kastetme kastetmek kastî kastor kas tutukluğu kasvet kasvetli kasvetsiz

1230

kaş Kaş (ilçe) kaşağı kaşağılama kaşağılamak kaşağılanma kaşağılanmak kaşağılatma kaşağılatmak kaşalot kaşan kaşandırma kaşandırmak kâşane kaşanma kaşanmak kaşan yeri kaşar kaşarlanma kaşarlanmak kaşarlı kaşar peyniri kaşbastı kaşe kaşeksi kaşeleme kaşelemek

1231

kaşelenme kaşelenmek kaşeletme kaşeletmek kaşeli kaşık,−ğı kaşık çalımı kaşıkçı kaşıkçı kuşu kaşıkçılık,−ğı kaşıkçın kaşık düşmanı kaşık havası kaşık kaşık kaşıklama kaşıklamak kaşıklanma kaşıklanmak kaşıklayış kaşıklık,−ğı kaşık otu kaşık oyunu kaşıma kaşımak kaşındırma kaşındırmak kaşınış

1232

kaşınma kaşınmak kaşınma kazığı kaşıntı kaşıntılı kâşif kaş jölesi kaşkariko kaşkaval kaşkol,−lü kaşkorse kaşlı kaşlı gözlü kaşmer kaşmerlik,−ği kaşmir kaşpusiye kat kat,−t'ı (kesme) katabolizma katafalk katafot katakofti katakomp katakulli katalanca katalepsi

1233

kataleptik,−ği katalitik,−ği katalitik soba kataliz katalizör katalog,−ğu kataloglama kataloglamak katalpa katana katar katarakt katar katar katarlama katarlamak katarlanma katarlanmak katavaşya katbekat katedral,−li kategori kategorik,−ği katetme katetmek katgüt katı katık,−ğı

1234

katı kalpli katık etmek katıklama katıklamak katıklı katıklı aş katıksız katıksız hapis,−psi katıla katıla katılaşma katılaşmak katılaştırma katılaştırmak katılgan doku katılık,−ğı katılım katılımcı katılış katılma katılmak katıltma katıltmak katım katımlık,−ğı katıntı katır katır boncuğu

1235

katırcı katırcılık,−ğı katır karı katır kutur katırkuyruğu (bitki) katırlaşma katırlaşmak katırlık,−ğı katırtırnağı (bitki) katır yılanı katı söz katışık,−ğı katışıklık,−ğı katışıksız katışma katışmaç,−cı katışmak katıştırma katıştırmak katı yağ katı yumurta katı yürekli kat'î kâtibe kâtibiadil,−dli katil,−tli (öldürme) katil (öldüren)

1236

kat'îleşme kat'îleşmek katillik,−ği kâtip,−bi kâtiplik,−ği kat irtifakı kat’î teminat kat'iyen kat'iyet kat kat katkı katkılanma katkılanmak katkılı katkı maddesi katkı payı katkısız katlama katlamak katlandırma katlandırmak katlanılma katlanılmak katlanış katlanma katlanmak katlatma

1237

katlatmak katlayış katletme katletmek katlı katlı kur katliam katma katma bütçe katma değer vergisi katmak katmalı katman katman bulut katmanlaşma katmanlaşmak katmanlı katmer katmerci katmercilik,−ği katmer katmer katmerleşme katmerleşmek katmerli katmerli badem katmerli birleşik

1238

zaman katmerli iyelik,−ği katmerli yalan katmersiz Katolik Katoliklik,−ği katolunma katolunmak katot,−du katrak,−ğı katran katran ağacı katrancı katrancılık,−ğı katran çamı katranköpüğü (mantar) katranlama katranlamak katranlanma katranlanmak katranlı katran ruhu katran suyu katran taşı katran yağı katre

1239

katre katre katrilyon kat sayı katur kutur katyon kat yuvarı kauçuk,−ğu kauçuklu kaurit tutkalı kav kavaf kavaf işi kavafiye kavaflık,−ğı kavait,−di kavak,−ğı Kavak (ilçe) kavakçılık,−ğı kavak inciri Kavaklıdere (ilçe) kavaklık,−ğı kaval kavalcı kaval kemiği kaval tüfek,−ği kavalye kavalyelik,−ği

1240

kavalyelik etmek kavanço kavanoz kavara kavaracı kavas kavaslık,−ğı kavasya kavat kavata kavelâ kavga kavga adamı kavgacı kavgacılık,−ğı kavga etmek kavga kaşağısı kavgalaşma kavgalaşmak kavgalı kavgasız kavgasızlık,−ğı kavi kavil,−vli kavileşme kavileşmek kavileştirme

1241

kavileştirmek kavilleşme kavilleşmek kavilya kavim,−vmi kavis,−vsi kavisli kavkı kavkılı kavlağan kavlak,−ğı kavlama kavlamak kavlanma kavlanmak kavlaşma kavlaşmak kavlatma kavlatmak kavlıç,−cı kavlık,−ğı kavlince kavlükarar kav mantarı kavmî kavmiyat kavmiyet

1242

kavmiyetçi kavmiyetçilik,−ği kavraç,−cı kavrak,−ğı kavram kavrama kavramak kavrama noktası kavramcılık,−ğı kavram karmaşası kavramlaşma kavramlaşmak kavramsal kavranılma kavranılmak kavranılmaz kavranma kavranmak kavratma kavratmak kavrayış kavrayışlı kavrayışsız kavruk,−ğu kavrukluk,−ğu kavrulma kavrulmak

1243

kavruluş kavşak,−ğı kavşak adası kavuk,−ğu kavukçu kavuklu kavukluk,−ğu kavun kavuncu kavuniçi (renk) kavunsu kavurga kavurma kavurmacı kavurmaç,−cı kavurmak kavurmalı kavurmalık,−ğı kavurtma kavurtmak kavuruş kavuşma kavuşmak kavuştak,−ğı kavuşturma kavuşturmak kavuşulma

1244

kavuşulmak kavuşum kavuşum devri kavuşur su yosunları kavut kavuz kavuzlular kavzama kavzamak kay,−yyı kaya kaya balığı kaya balığıgiller kayabaşı (ezgi; türkü) kayaç,−cı kaya güvercini kayağan kayağanlık,−ğı kayağan taş kaya hanisi (balık) kaya horozu kayak,−ğı kayakçı kayakçılık,−ğı kaya keleri

1245

kayak evi kayalık,−ğı kaya lifi kayan kaya örümceği kayar kayarlama kayarlamak kayarto kaya sansarı kaya sarımsağı kaya sarmaşığı kaya suyu kaya tuzu kaybedilme kaybedilmek kaybetme kaybetmek kaybolma kaybolmak kayboluş kayda değer kaydedici kaydedilme kaydedilmek kaydetme kaydetmek

1246

kaydettirme kaydettirmek kaydıhayat kaydıihtiyat,−dı kaydırak,−ğı kaydırılma kaydırılmak kaydırış kaydırma kaydırmak kaydırtma kaydırtmak kaydiye kaydolma kaydolmak kay etmek kaygan kaygana kayganalık,−ğı kayganlık,−ğı kaygı kaygılandırma kaygılandırmak kaygılanış kaygılanma kaygılanmak kaygılı

1247

kaygın kaygısız kaygısızca kaygısızlık,−ğı Kayı kayık,−ğı kayıkçı kayıkçı kavgası kayıkçılık,−ğı kayıkhane kayık salıncak,−ğı kayık tabak,−ğı kayık yaka kayın,−ynı kayın kayın baba kayın birader kayınço kayıngiller kayınlık,−ğı kayın peder kayıntı kayın valide kayıp,−ybı kayır kayırıcı kayırıcılık,−ğı

1248

kayırılma kayırılmak kayırış kayırma kayırmak kayırtma kayırtmak kayısı kayısı hoşafı kayısı kompostosu kayısı kurusu kayış kayış balığı kayışçı kayış dili kayışkıran kayıt,−ydı kayıt defteri kayıtım kayıtımla uslamlama kayıt kuyut,−du kayıtlama kayıtlamak kayıtlı kayıtlı sermaye kayıtma

1249

kayıtmak kayıtsız kayıtsızca kayıtsızlık,−ğı kayıtsız şartsız kaykaç,−cı kaykay kaykılma kaykılmak kaykıltma kaykıltmak kayma kaymak,−ğı kaymak kaymakaltı (süt) kaymakam kaymakamlık,−ğı kaymakçı kaymak kâğıdı kaymaklanma kaymaklanmak kaymaklı kaymaklı dondurma kaymak tabakası kaymak takımı kaymak taşı

1250

kaymalık,−ğı kayme kaymelik,−ği kaynaç,−cı kaynaç taşı kaynak,−ğı kaynakça kaynakçacı kaynakçı kaynakçılık,−ğı kaynak gösterme kaynakhane kaynak kişi kaynaklanma kaynaklanmak kaynak makinesi kaynak suyu kaynak yapmak kaynama kaynamak kaynama noktası kaynana kaynana ağzı kaynanadili (bitki) kaynanalık,−ğı kaynanalık etmek kaynana zırıltısı

1251

−ğı kaypama kaypamak kayra kayracılık.−ğı kaynatılma kaynatılmak kaynatma kaynatmak kaynayış kaypak.−ğı kaypakça kaypaklaşma kaypaklaşmak kaypaklık.kaynar kaynarca Kaynarca (ilçe) kaynaşık.−ğı kayrak.−ğı kayran 1252 .−ğı kaynaşma kaynaşmak kaynaştırma kaynaştırmak kaynaştırma sesi kaynata kaynatalık.

−ğı kaytaklık.−ğı kaytan kaytan bıyıklı kaytancı kaytanlı kaytarıcı kaytarış kaytarma kaytarmacı kaytarmacılık.kayrılma kayrılmak kayser Kayseri Kayseri mantısı Kayseri pastırması kayşa kayşama kayşamak kayşat kaytaban kaytak.−ğu kaz kaza 1253 .−ğı kaytarmak kayyum kayyumluk.

−ğı kaza kurşunu kazalı kazamat kazan Kazan (şehir. ilçe) kazancı kazancılık.−kkı 1254 .kaza dairesi kazaen kaza etmek kazağı kazak.−cı kazançlı kazançsız kazan dairesi kazandırma kazandırmak kazandibi (tatlı) kazanılma kazanılmak kazanılmış hak.−ğı Kazak Kazakça Kazak çömelmesi Kazakistan kazaklık.−ğı kazanç.

−ği kazayağı (bitki. renk) kazaz kazazede kazboku (renk) kazdırma kazdırmak kazein kazein tutkalı kazevi (zembil) kazgıç.kazanım kazanış kazanma kazanmak kazan taşı kazara kazaratar kazasız kazasız belâsız kazaska kazasker kazaskerlik.−cı kazı kazı bilimci kazı bilimi kazı bilimsel 1255 .

−smi kazımık.−ğı kazıkazan kazıkçı kazık kök kazıklama kazıklamak kazıklanma kazıklanmak kazıklayış kazıklı kazıklı humma kazık marka kazıl kazılış kazılma kazılmak kazım kazıma kazımak kazıma resim.−ğı Kâzımkarabekir (ilçe) kazınma kazınmak kazıntı kazıntılı 1256 .kazıcı kazık.

−ğı kebe kebere kebir kebze kebzeci keçe keçeci 1257 .kazıtma kazıtmak kazıyış kaziye kaz kafalı kazkanadı (oyun) kazma kazmacı kazmaç.−cı kazma diş kazmak kazolit kazulet kazurat Keban (ilçe) kebap.−ğı kebaplı kebaplık.−bı kebapçı kebapçılık.

−ği keçilik etmek keçi mantarı keçimemesi (üzüm) Keçiören (ilçe) keçi postu keçisağan keçi sakal 1258 .−ği keçeleme keçelemek keçelenme keçelenmek keçeleşme keçeleşmek keçeleştirme keçeleştirmek keçeli keçi Keçiborlu (ilçe) keçiboynuzu (bitki) keçi inadı keçi kömüreni keçiler keçileşme keçileşmek keçilik.keçecilik.

keçisakalı (bitki) keçisedefi (bitki) keçi söğüdü keçitırnağı (oyma kalemi) keçi yemişi keçi yolu keder kederlendirme kederlendirmek kederleniş kederlenme kederlenmek kederli kedersiz kedi kediayağı (bitki) kedi balı kedi balığı kedi balığıgiller kedibastı kedidili (bisküvi) kedigiller kedigözü (lâmba) kedi nanesi kedi otu kedi otugiller 1259 .

−ği kefeki kefeleme kefelemek kefeli kefen kefenci kefenleme kefenlemek kefenleyiş kefenli kefenlik.−ği kefenlik para kefensiz kefere kefil 1260 .−li kefalet kefaleten kefalet mektubu kefaletname kefalet senedi kefalgiller kefaller kefaret kefe kefek.kediyaladı kefal.

kefillik.−ği kekik.−ği kekeme kekemeleşme kekemeleşmek kekemelik.−ği kekikli 1261 .−ci kekeleme kekelemek kekeleyiş kekelik.−ği kefil olmak kefir kefiye kefne kehanet Kehkeşan (Samanyolu) kehle kehribar kehribar balı kehribarcı kek kekâ kekâh keke kekeç.

−ği keleklik etmek kelem keleme kelep.−ğı kele kelebek.−ği kekresi kel kelâm Kelâmıkadim kelâmıkibar kelaynak.kekik yağı keklik.−ği kekre kekrelik.−ği keleklik.−bi 1262 . −ğü kelebekler kelebek otu keleci kelek.−ği kekremsi kekremsilik.−ği kelebek camı kelebek çiçeği kelebek gözlük.

−ği kelime kelime cambazı kelime cambazlığı kelimecik.kelepçe kelepçeleme kelepçelemek kelepçelenme kelepçelenmek kelepçeli kelepir kelepirci kelepircilik.−ği kelepleme keleplemek kelepser keler keler balığı kelergiller Keles (ilçe) keleş keleşlik.−ği kelifit kelik.−ği kelime hazinesi kelimeişahadet kelime kadrosu 1263 .

kelime karışıklığı kelimeleşme kelimeleşmek kelime oyunu kelime sıklığı kelimesi kelimesine kelimesiz kelime türü kelime vurgusu kel kâhya Kelkit (ilçe) kelle kelleşme kelleşmek kelli felli kellik.−li Kemalist Kemaliye (ilçe) Kemalizm Kemalpaşa (ilçe) 1264 .−ği keloğlan (hindi) Keloğlan kem Kemah (ilçe) kemakân kemal.

−ği kemer patlıcanı kemersiz kem göz 1265 .−ğı kemane kemane çekme kemanî kemankeş keman yayı keme kemençe kemençeci kement.Kemalpaşa tatlısı keman kemancı kemancılık.−di kementleme kementlemek kemer Kemer (ilçe) kemer bağlama kemere kemer gözü kemerleme kemerlemek kemerli kemerlik.

−ği kemirdek.−ği kemik bilimci kemik bilimi kemikçik.kemha kemik.−ği kemik doku kemik kanseri kemikleşme kemikleşmek kemikleştirme kemikleştirmek kemikli kemikli balıklar kemik rengi kemiksi kemiksi bölge kemiksiz kemik veremi kemik yalayıcı kemik zarı kemircik.−ği kemirgen kemirgenler kemirici kemiriciler kemirilme 1266 .

−ği kenar kenar bobini kenarcı kenarda köşede kenarlı kenarlık.kemirilmek kemiriş kemirme kemirmek kemiyet kem küm kem küm etmek kemlik.−ği kemlik etmek kemoterapi kemre kemreleme kemrelemek kemrelik.−ğı kenar mahalle kenarortay kenar semt kenarsız kenar suyu kendi kendi başına 1267 .

−ği kendigelen kendi hâlinde kendiişler kendiişlerlik.−ği kendirgiller kendirik.−ği kendisince kendiüretir kene kene ağacı kenef kene göz 1268 .kendi beslek.−ği kendiliğinden üreme kendilik.−ği kendince kendinde kendinden kendine has kendine mahsus kendine özgü kendir kendircilik.−ği kendi kendine kendiliğinden kendiliğindenlik.

−ği kenevir helvası kengel kengel sakızı kenger kenger sakızı kent kental.keneler kene otu keneş kenet.−di kenet etmek kenetleme kenetlemek kenetleniş kenetlenme kenetlenmek kenetli kenet mili kenevir kenevircilik.−ği kentet kentilyon kentler arası kentleşme 1269 .−li kentçi kentçilik.

−ğu kenttaş Kenya Kenyalı kep kepaze kepaze etmek kepazelik.kentleşmek kentli kentlileşme kentlileşmek kentsel kent soylu kent soyluluk.−ği kepekçi 1270 .−ğı kepçe kuyruk.−ğu kepçeleme kepçelemek kepçeli kepçe surat kepek.−ği kepaze olmak kepbastı kepçe kepçeburun (yaban ördeği) kepçe kulak.

−ği kepenk.kepeklenme kepeklenmek kepekli kepenek.−gi kepez kepir kepme kepmek Kepsut (ilçe) kerahet kerahet vakti keramet kerametli kerata keratin keratinleşme keratinleşmek keratinli kerde kere kerem kerem etmek kerempe kerem sahibi keres kereste 1271 .

−ci kerpiççi kerpiçleşme kerpiçleşmek 1272 .−ği kerevet kerevides kerevit kereviz kerh kerhane kerhaneci kerhen kerih kerim kerime keriz kerizci kerkenez kerki kerli ferli kermen kermes kerpeten kerpiç.keresteci kerestecilik.−ği keresteli kerestelik.

−ği kertik kertik kertikleme kertiklemek kertikli kertilme kertilmek kertme kertmek kervan kervanbaşı kervancı kervan çulluğu Kervankıran 1273 .kerrake kerrakeli kerrat kerrat cetveli kerte kerte kerte kerteleme kerteles kertenkele kertenkeleler kerteriz kerteriz noktası kerti kertik.

−dı kesatlık.−ği kese kâğıdı keseklenme keseklenmek kesekli kesel keseleme keselemek keseleniş keselenme keselenmek keseletme keseletmek keseli keseli kurt.−du keseliler 1274 .−ği kese çiçeği kesedar kesek.(Çolpan) kervansaray Kervan Yıldızı kes kesafet kesat.−ğı kese kesecik.

−ği kesik piramit.−di kesik prizma kesiksiz kesiliş kesilme kesilmek kesim kesimci 1275 .−ği kesenekçi kesenkes keser kesici kesici diş kesif kesif yem kesik.−ği kesik hava kesik kelime kesik kerem kesik kesik kesik koni kesikli kesiklik.kesel perdesi kesen kesene kesenek.

−sri kesirli kesirli sayı kesir ölçek.−ği kesirsiz kesiş 1276 .−ği kesin kesin bilgi Kesin Hesap Kanunu kesinleme kesinleşme kesinleşmek kesinleştirme kesinleştirmek kesinlik.−ği kesinlikle kesinme kesinmek kesinsizlik.kesim evi kesimhane kesimlik.−ği kesinti kesintili kesintisiz kesin uyarı kesir.

−ği kesme kesmece kesme imi kesme işareti kesmek kesme kaya kesmelik.kesişen kesişme kesişmek kesit kesityazar kesityazar belgesi keskenme keskenmek keski keskin Keskin (ilçe) keskinleşme keskinleşmek keskinleştirme keskinleştirmek keskinletme keskinletmek keskinlik.−ği kesme şeker kesme taş 1277 .

−bi kesp etmek kesre kesret kestane kestaneci kestanecik.−ği kestane dorusu kestane fişeği kestane kabağı kestane kargası kestanelik.−ği kestane rengi kestane şekeri Kestel (ilçe) kestere kestirilme kestirilmek kestirim kestiriş kestirme kestirmece kestirmeden kestirmek kesyap 1278 .kesmik.−ği kesmikli kesp.

−ği keşke keşkek.−ği keşikleme kesikleşme keşikleşmek keşiş keşişhane keşişleme keşişlik.keş Keşan (ilçe) Keşap (ilçe) keşen keşfedilme keşfedilmek keşfetme keşfetmek keşfettirme keşfettirmek keşide keşideci keşif.−ği keşkekçi keşki keşkül 1279 .−şfi keşif kolu (askerlik) keşik.

−li ketçap kete ketebe keten ketencik.−ğı ket ketal.−ğı keton ketum ketumiyet 1280 .−ği Keşmir keşşaf keşşaflık.−ği ketengiller keten helva keten helvacı keten helvası keten kuşu keten tohumu kethüda kethüda bey kethüdalık.keşkülüfukara keşleme keşlemek keşmekeş keşmekeşlik.

ketumluk.−ğu ketum olmak ket vurma kevel kevelci keven kevgir Kevser keyci keyfetme keyfetmek keyfî keyfîlik.−ği keyfince keyfi sıra keyfi yerinde keyfiyet keyif.−yfi keyif ehli keyif hâli keyiflenme keyiflenmek keyifli keyifli keyifli keyifsiz keyifsizlenme keyifsizlenmek 1281 .

−ği kez keza kezalik kezzap.−ği kıdemli üstçavuş kıdemsiz kıdemsizlik.−bı kıble kıblenüma Kıbrıs Kıbrısçık (ilçe) Kıbrıslı kıç kıçı kırık.−ğı kıçın kıçın kıçtan bacaklı kıçtankara (gemi) kıç üstü (denizcilik) kıdem kıdemce kıdemli kıdemli başçavuş kıdemlilik.keyifsizlik.−ği kıdem tazminatı kıdım kıdım kığ 1282 .

kığı kığılama kığılamak kıh kıkırdak.−ğı kıkırtı kıl kılâde kılağı kılağılama kılağılamak kılağılı kılağısız kılâptan kılavuz kılavuz gemisi 1283 .−ğı kıkırdak bilimi kıkırdak doku kıkırdaklaşmış kıkırdaklı kıkırdama kıkırdamak kıkırdatma kıkırdatmak kıkırdayış kıkır kıkır kıkırlık.

−ğı kılçıklı kılçıksız kıldırma kıldırmak kıldırtma kıldırtmak kılgı kılgılı kılgın kılgısal kılıbık.−ğı kılcan kıl çadır kılçık.−ğu kılavuzluk etmek kılbaz kıl burun kılcal kılcal boru kılcal damar kılcal etki kılcal kök kılcallık.−ğı 1284 .kılavuz kaptan kılavuzlama kılavuzlamak kılavuzluk.

kılıbıklaşma kılıbıklaşmak kılıbıklık.−ğı kılıbıklık etmek kılıcına kılıç.−cı kılıç alayı kılıç bacak.−ğu (balık) kılıçlama kılıçlamak kılıçlayış kılıçlı kılıç oyuncusu kılıç oyunu kılıç pabucu kılıf kılıfçı kılıflama kılıflamak 1285 .−ğı kılıç balığı kılıç balığıgiller kılıççı kılıç gagalı kılıçhane kılıç kuşanma kılıçkuyruk.

−ğı kılı kılına kılık kıyafet kılık kıyafet düşkünü kılıklı kılıklı kıyafetli kılıksız kılıksızlaşma kılıksızlaşmak kılıksızlık.−ğu (kuş) kıllanma kıllanmak kıllı kılma 1286 .−ğu kılkuyruk.kılıflı kılıfsız kılık.−ğı kılınış kılınma kılınmak kılır kılış kılkapan kıl keçisi kılkıran kıl kuyruk.

−ğı 1287 .kılmak kıl otu kıl payı kılsız kıl testere kılükal kıl yumağı kımıl kımıldama kımıldamak kımıldanış kımıldanma kımıldanmak kımıldatma kımıldatmak kımıldayış kımıl kımıl kımıltı kımız kımkım kımkım etmek kımlanma kımlanmak kın kına kına ağacı kınacık.

−ği kınalı kuzu kınalı yapıncak.kına çiçeği kına çiçeğigiller kına gecesi kınakına kınalama kınalamak kınalanma kınalanmak kınalı kınalı bamya kınalı keklik.−cı Kınık (ilçe) kın kanat kın kanatlılar kınlama kınlamak 1288 .−ğı kınama kınama cezası kınamak kınanma kınanmak kınasız kınayış kındıra kındıraç.

−bı kınsız Kıpçak Kıpçakça kıpı kıpık.−ğı kıpırdaklık.−ğı kıpık gözlü kıpıklık.−ğı kıpırdak.kınlı kınnap.−ğı kıpırdama kıpırdamak kıpırdanma kıpırdanmak kıpırdaşma kıpırdaşmak kıpırdatma kıpırdatmak kıpır kıpır kıpırtı kıpırtılı kıpırtısız kıpıştırma kıpıştırmak kıpkıp kıpkırmızı 1289 .

−ğı kırağı kırağılı kıran kıran kırana kıranta kırat 1290 .−cı kıraçlaşma kıraçlaşmak kıraçlık.−ği kır kıraat.−ti kıraat etmek kıraathane kıraathaneci kıracak.−ğı kıraç.kıpkırmızı olmak kıpkızıl kıpma kıpmak kıprama kıpramak kıprayış kıprayışlı kıprayışsız Kıptî Kıptîlik.

kıratlık.−cı kırçıl kırçıllanma kırçıllanmak kırçıllaşma kırçıllaşmak kırçıllık.−ğı kır çiçeği kırdırma kırdırmak kırdırtma kırdırtmak 1291 .−ğı kırbaç.−cı kırbaç kurdu kırbaç kurtları kırbaçlama kırbaçlamak kırbaçlanma kırbaçlanmak kır bekçisi kırcı kırcı mantı kırcın kırç.−ğı kıray kırba kırbacık.

−ğı kırılış kırılma kırılmak 1292 .−ğı kırıkçı kırıkçılık.−ğü kırık dölü Kırıkhan (ilçe) kırık hava Kırıkkale kırıklama kırıklamak kırıklık.kır eğlencesi kır gerillâsı kırgın kırgınlık.−ğı kırılgan kırılganlık.−ğı kırık.−ğı kırık çizgi kırık dökük.−ğı Kırgız Kırgızca Kırgızistan kır gülü kırıcı kırıcılık.

−ğı kırıtma kırıtmak 1293 .−ğı kırışıklı kırışıklık.kırım Kırım kırım kırım Kırımlı kırınım kırınma kırınmak kırıntı kırıntı külte kırıntılı kırışık.−ğı kırışıksız kırış kırış kırışma kırışmak kırıştırma kırıştırmak kırıta kırıta kırıtım kırıtım kırıtım kırıtış kırıtkan kırıtkanlık.

−di (ırmak türü) kırk hamamı kırkı kırkıcı kırkılma kırkılmak kırkım kırkımcı kırkıncı kırkıntı kırk ikilik.−ği kırk bir buçuk.−ği kırk ikindi 1294 .−ğu kırkbudak.−ğı kırk basması kırkbayır (midenin gözü) kırk beşlik.−ğı (şamdan) kırkgeçit.kırk Kırkağaç (ilçe) Kırkağaç kavunu kır kahvesi kırkambar (kap) kırkar kırkayak.

−cı kırlangıç balığı kırlangıç balığıgiller kırlangıç dönümü kırlangıç fırtınası kırlangıçgiller kırlangıçkuyruğu 1295 .−ğı kırkma kırkmak kırk merak kırkmerdiven (dik yokuş) kırk para kırktırma kırktırmak kırkyama (yama işi) kırk yıl kırk yıllık.−ğı kırlangıç.kırklama kırklamak kırklanma kırklanmak kırklar Kırklareli'ni kırklı kırklık.

−ğü kırmızı et kırmızı fener kırmızı gömlek.−ğı kırma kırmacı kırmak kırmalı kırmasız kırmız kırmız böceği kırmızı kırmızıbiber kırmızıçizgi (hastalık) kırmızı çürük.(işaret) kırlangıç otu kırlaşma kırlaşmak kırlent kırlık.−ğı kırmızımsı 1296 .−ği kırmızı kart kırmızılâhana kırmızılaşma kırmızılaşmak kırmızılık.

−ğı kırpılma kırpılmak kırpıntı kırpıntı bohçası kırpışma kırpışmak kırpıştıra kırpıştıra kırpıştırma kırpıştırmak kırpma kırpmak kırptırma kırptırmak kırsal kırsal alan kırsal bölge kırsal nüfus kır serdarı Kırşehir kırtasiye 1297 .kırmızımtırak.−ğı kırmızı oy kırmızıturp kırmız madeni kırnak.−ğı kırnav kırpık.

kırtasiyeci kırtasiyecilik.−ği kırtıklı kırtıpil kırtıpilleşme kırtıpilleşmek kırt kırt kısa kısaca kısacık.−ğı kısa çizgi kısa dalga kısa devre kısa far kısa görüşlü kısa kafalı kısa kısa kısa koşu kısa koşucu kısalık.−ğı kısalış kısalma kısalmak kısaltılma kısaltılmak kısaltım kısaltış 1298 .

−ğı kısıkça kısıklık.kısaltma kısaltma grubu kısaltmak kısaltmalı kısaltmalı kelime kısalttırma kısalttırmak kısa mesafe kısa ömürlü kısarak.−smı kısım kısım kısımlama kısımlamak 1299 .−ğı kısas kısasa kısas kısas etmek kısa süreli film kısa ünlü kısa vadeli kısa yoldan kısık.−ğı kısılış kısılma kısılmak kısım.

−ğı 1300 .kısınma kısınmak kısıntı kısıntılı kısıntısız kısıntı yapmak kısır kısır döngü kısırgan kısırganma kısırganmak kısırlaşma kısırlaşmak kısırlaştırma kısırlaştırmak kısırlık.−ğı kısış kısıt kısıtlama kısıtlamak kısıtlanış kısıtlanma kısıtlanmak kısıtlayıcı kısıtlayış kısıtlı kısıtlılık.

−ğı kıskançlık etmek kıskandırma kıskandırmak kıskanılma kıskanılmak kıskanış kıskanma kıskanmak kıskı kıs kıs kıskıvrak kısma kısma ad kısmak kısmen kısmet kısmet ağacı kısmet kapısı 1301 .−ğü kıskaçlama kıskaçlamak kıskanç.kıska kıskacı kıskacılık.−ğı kıskaç.−cı kıskançlık.−cı kıskaç gözlük.

kısmetli kısmet olmak kısmetsiz kısmetsizlik.−ğı kıssa kıstak.−ci kısmî seçim kısrak.−ği kısmık.−ğı kısmî kısmî felç.−şrı kış kayıtı kışkırtı kışkırtıcı kışkırtıcı ajan 1302 .−ğı kıstas kıstelyevm kıstırılma kıstırılmak kıstırma kıstırmak kış kış dönemi kış dönencesi kış günü kışın kışır.

−ğı kış uykusu kıt kıt'a kıtaat kıtal.−ğı kışlama kışlamak kışlatma kışlatmak kışlık.−li kıt'alar arası kıt'a sahanlığı kıtık.kışkırtıcılık.−ğı kışkırtmak kışkışlama kışkışlamak kış kıyamet kışla kışlak.−ğı kışkırtılma kışkırtılmak kışkırtış kışkırtma kışkırtmacı kışkırtmacılık.−ğı kıtı kıtına 1303 .

−cı 1304 .−ğu kıtır kıtırcı kıtırdama kıtırdamak kıtırdatma kıtırdatmak kıtır kıtır kıtırtı kıt kanaat kıtlama kıtlaşma kıtlaşmak kıtlık.kıtıklama kıtıklamak kıtıklı kıtıpiyos kıtıpiyosluk.−ğı kıvam kıvamlanma kıvamlanmak kıvamlaştırıcı kıvamlaştırma kıvamlaştırmak kıvamlı kıvamsız kıvanç.

−ğı kıvırcık koyun kıvırcıklaşma kıvırcıklaşmak kıvırcık marul kıvırcık salata kıvırış kıvır kıvır kıvırma kıvırmak kıvırtma kıvırtmak kıvır zıvır kıvracık.−ğı 1305 .kıvançlanma kıvançlanmak kıvançlı kıvanış kıvanma kıvanmak kıvıl kıvılcım kıvılcımlanma kıvılcımlanmak kıvılcımlı kıvılcımsız kıvıl kıvıl kıvırcık.

−ğı kıvrama kıvramak kıvrandırma kıvrandırmak kıvranış kıvranma kıvranmak kıvrantı kıvratma kıvratmak kıvrık.kıvrak.−ğı kıvrılış kıvrılma kıvrılmak kıvrım kıvrım kıvrım kıvrımlanma kıvrımlanmak kıvrımlı kıvrıntı 1306 .−ğı kıvrakça kıvrak kıvrak kıvraklaşma kıvraklaşmak kıvraklık.−ğı kıvrıklık.

−ği kıyak.−ğı kıyam kıyamet kıyamet alâmeti kıyamet günü kıyas kıyasa muhalefet kıyasen kıyasımukassem kıyasıya kıyasî kıyaslama kıyaslamak kıyaslanma 1307 .kıya kıyacı kıyafet kıyafet balosu kıyafet düşkünü kıyafetli kıyafetname kıyafetsiz kıyafetsizlik.−ğı kıyakçı kıyaklaşma kıyaklaşmak kıyaklık.

−ğı kıyılma kıyılmak kıyım kıyım kıyım kıyımlı 1308 .−ğı kıyı kıyı balıkçılığı kıyı bankacılığı kıyı bucak.−ğı kıyı kıyı kıyılama kıyılamak kıyılık.kıyaslanmak kıydırma kıydırmak kıygı kıygın kıygınlık.−ğı kıyıcılık etmek kıyıda bucakta kıyıda köşede kıyıdaş kıyı dili kıyık.−ğı kıyıcı kıyıcılık.

−ğı kıymalık.−ğı kıymalı makarna kıymalı pide kıymalı yumurta kıymasız kıymet kıymetlendirme kıymetlendirmek kıymetlenme kıymetlenmek kıymetleşme 1309 .−ği kıymalı ıspanak.−ğı kıyın kıyın kıyın kıyınma kıyınmak kıyıntı kıyış kıyışma kıyışmak kıyı tırmığı kıyma kıymak kıymalı kıymalı börek.kıyımlık.

−ğı kızaklama kızaklamak kızaklık.−ğı kıyye kız kızak.−ğı kızarık.−ğı 1310 .−ğı kızamıkçık.−ğı kızak yapmak kızamık.−ği kıymettar kıymık.−ğı kızarıklık.−ği kıymetsiz kıymetsizlik.−ğı kıymıklı kıytırık.kıymetleşmek kıymetleştirme kıymetleştirmek kıymetli kıymetli evrak kıymetlilik.−ğı kızamıklı kızan kızanlık.−ğı kıytırıklık.

−cı Kızılay 1311 .−ğı Kızık kızıl kızılağaç.kızarış kızarma kızarmak kızartı kızartıcı kızartılı kızartılma kızartılmak kızartma kızartmak kız böceği kız böcekleri kızcağız kızdırıcı kızdırılma kızdırılmak kızdırma kızdırmak kızgın kızgın bulut kızgınlaşma kızgınlaşmak kızgınlık.

−du kızılkuyruk.Kızılbaş Kızılbaşlık.−ğu 1312 .−ğı kızılcıkgiller kızılcık reçeli kızılcık şurubu kızılcık tarhanası kızılçam Kızılderili Kızılelma Kızılırmak (ilçe) kızıl ısı kızılış kızıl iblis kızılkanat (balık) kızılkantaron kızılkantarongiller kızıl kıyamet kızılkök kızılkurt.−ğı kızılboya (bitki) kızılca kızılcadişi (ağaç) Kızılcahamam (ilçe) kızılca kıyamet kızılcık.

−ğı kızılma kızılmak Kızılören (ilçe) kızıl ötesi kızıl su yosunları kızılsöğüt.(kuş) kızıllaşma kızıllaşmak kızıllık.−dü kızılşap (renk) Kızıltepe (ilçe) kızıltı kızılyaprak.−ğı (bitki) kızılyara kızıl yel kızılyörük.−ğı kızışma kızışmak kızıştırış kızıştırma kızıştırmak kızkalbi (bitki) 1313 .−ğü (yılancık) kızış kızışık.

kız kardeş kız kızan kız kilimi kız kurusu kız kuşu kızlar ağası kızlık.−ğı kibarlık budalası kibarlık düşkünü 1314 .−ğı kızlık zarı kızma kızmabirader (oyun) kızmaca kızmak kızmemesi (meyve) kız oğlan kız oğlan kız ki kibar kibarca kibar düşkünü kibarlar âlemi kibarlaşma kibarlaşmak kibarlık.

−ği Kiğı (ilçe) kik 1315 .kibarlık etmek kibar lokması kibarzade kibernetik.−ği kibir.−bri kibirleniş kibirlenme kibirlenmek kibirli kibirsiz kibrit kibritçi kibritlik.−ği kibrit suyu kibutz kifaf kifafınefs kifafınefs etmek kifaflanma kifaflanmak kifayet kifayet etmek kifayetli kifayetsiz kifayetsizlik.

kikirik.−di kilit dili kilitleme kilitlemek kilitlenme kilitlenmek kilitletme kilitletmek kilitleyici kilitli kilit mevkii 1316 .−ği Kilis kilise kilise çanı kilise hukuku kilit.−ği kiklâ kiklon kiklotron kil kile kiler kilerci kilermeni kilim kilimci kilimcilik.

−ğu kilometre kilometre kare kilometrelerce 1317 .kilit noktası kilit sarma kilitsiz kilitsiz küreksiz kilit taşı kilit yeri kiliz kiliz balığı kilizman Kilizman killeme killemek killi kilo kiloamper kilogram kilogramağırlık.−lü kilokalori kilolu kiloluk.−ğı kilogramkuvvet kilogrammetre kilohertz kilojul.

−ği kimsecikler kimsesiz kimsesizlik.−ği kimüs kimya kimyacı kimyacılık.kilometre taşı kilosikl kiloton kilovat kilovat saat.−ti kilovolt kils kilüs kim kim bilir kimesne kimi kimisi kimi zaman kimlik.−ğı 1318 .−ği kimlik belgesi kimlik kartı kimono kimse kimsecik.

−ği 1319 .kimya doğrulumu kimyager kimyagerlik.−ği kinestezi kinetik.−ği kimya göçümü kimya olmak kimyasal kimyasal savaş kimyasal silâh kimyasal tedavi kimyevî kimyevî tedavi kimyon kimyonî kimyonlu kin kinaye kinayeli kinayeli kinayeli kinci kincilik.−ği kindar kindarlık.−ği kinetik enerji kinik.−ğı kinematik.

−ğı kira kontratı kiralama kiralamak kiralanma kiralanmak kiralayan kiralayıcı kiralı 1320 .−ği kir kira kira arabası kira bedeli kiracı kiracılık.kinin kininli kinin sülfatı kiniş kinizm kinlenme kinlenmek kinli kinsiz kip kipe kipkirli kiplik.

−ğı kiraz reçeli kiraz zamkı kirde kirdeci kirebolu kireç.−ci kireççi kireççil kireç fabrikası kireç kaymağı kireç kuyusu kireçleme kireçlemek kireçlenme kireçlenmek kireçleşme 1321 .−ğı kiralık adam kiralık ev kiralık kadın kiralık kasa kiralık katil kiralık kız kiraz Kiraz (ilçe) kiraz elması kirazlık.kiralık.

−ği kiremit fabrikası kiremithane kiremitli kiremit rengi kirik.−di kiremitçi kiremitçilik.kireçleşmek kireçli kireçlik.−ği kireç ocağı kireçsileme kireçsilemek kireçsiz kireçsizlenme kireçsizleştirme kireçsizleştirmek kireç suyu kireç sütü kireç taşı kireçyeren kiremit.−ği kiril kiril alfabesi kiriş kirişçi kirişhane 1322 .

−ği kirli sarı kirloş kirloz kirmen kir pas 1323 .−ği kirizma kirizma etmek kirizmalama kirizmalamak kirizma yapmak kirizme kirkit kirlenme kirlenmek kirletme kirletmek kirli kirli çamaşır kirli çıkı kirli çıkın kirlihanım peyniri kirli kan kirlilik.kirişleme kirişlemek kirişli kirişlik.

kirpi kirpigiller kirpik.−smi kirş kirtikli kirtil kirve kirvelik.−ği kirpik besleyici kirpikli kirpikliler kirpiksi kirpiksi cisim.−ği kirvelik etmek kisedar kispet kispet çıkarılması kispî kist kistleşme kistleşmek kisve kişi kişi adı bilimi kişi eki kişiler arası kişiler arası ilişki 1324 .

−bı kitap açacağı kitapça kitapçı 1325 .−ği kişilik dışı kişilikli kişiliksiz kişioğlu kişisel kişiye özel kişizade kişi zamiri kişmirî kişmiş kişneme kişnemek kişneyiş kişniş kişniş şekeri kit kitabe kitabet kitabî kitap.kişileşme kişileşmek kişileştirme kişilik.

−ği kitapsız kitin kitle kitle haberleşmesi kitlesel kitre kivi kivigiller kiyanus kiyaset kizir klâkson klân 1326 .kitapçılık.−ğı kitaplık bilimci kitaplık bilimi kitaplık görevlisi kitap sarayı kitapsever kitapseverlik.−ğı kitap dolabı kitap ehli kitap evi kitap kurdu kitaplaştırma kitaplaştırmak kitaplık.

−ğu 1327 .−ği klâsisizm klâsman klâsör klâvsen klâvsenci klâvye klâvyeli kleptoman kleptomani klerikalizm klik.−ği klikçi klikleme kliklemek klikleşme klikleşmek klima klimatolog.klâpa klâpe klârnet klârnetçi klâs klâsik.−ği klâsikleşme klâsikleşmek klâsiklik.

−ği klorik klorik asit.−bi klips klişe klişeci klişecilik.klimatoloji klinik.−di klorlama klorlamak klorlanma klorlanmak klorlu klorofil 1328 .−ği klişehane klişeleşme klişeleşmek klitoris klon klonlama klonlamak klor klor hidrat klor hidrik.−ği klinker klinometre klip.

kloroform klorometri kloroplâst kloroz klorölçer klorür klorürlendirme klorürlendirmek klorürleştirme klorürleştirmek klostrofobi kloş klozet klüz know−how koalisyon koalisyon hükûmeti koaptör kobalt kobalt bombası kobay kobaygiller kobra kobragiller koca Kocaali (ilçe) 1329 .

−ğı kocalı kocalık.−ği Kocaeli'ni kocakarı kocakarı ilâcı kocakarılık.−ğı kocalma kocalmak kocaltma kocaltmak kocama kocamak kocaman kocamanca kocaman kocaman kocamanlaştırma kocamanlaştırmak 1330 .−ğu kocalak.kocabaş (kuş) kocabaşı koca bebek.−ğı kocakarı masalı kocakarı soğuğu koca koca Kocaköy (ilçe) koca kuşluk.

−ğı Koçarlı (ilçe) koçbaşı (direk) koçboynuzu (çengel) koç burunlu Koçhisar (ilçe) koçkar koç katımı koç katımı fırtınası koçlanma koçlanmak koçma 1331 .−ğı koçaklama koçan koçancı koçancılık.kocaoğlan kocasız kocasızlık.−ğı Kocasinan (ilçe) kocatma kocatmak koca yemiş kocayış koç Koç (burç) koçak.

−ğı kofana Kofçaz (ilçe) koflaşma koflaşmak kofluk.−ğu kofra koful koğuş 1332 .−di koç yumurtası kodaman kodamanlar kodamanlık.−ğu kof kofa kofalık.koçmak koçsama koçsamak koçu koçuşmak koç yiğit.−ğı kodein kodeks kodes kodifikasyon kodoş kodoşluk.

−ğı kokak ağaç.−cı kokarca kokart.−ği koketri kokimbit kok kömürü koklama koklamak koklaşma koklaşmak koklaştırma koklaştırmak 1333 .−dı kokartlı koket koketlik.−cı kokar ağaç.Koh basili kohenit kohezyon kok koka kokain kokainci kokainman kokainoman kokainomani kokak.

−ğu kokpit kokteyl koku koku alma duyusu koku alma organı kokucu kokulandırma kokulandırmak kokulanma 1334 .−ci kokoreççi kokoreççilik.koklatma koklatmak koklayış kokma kokmak kokmuş kokona kokoreç.−ği kokoroz kokorozlanma kokorozlanmak kokot kokoz kokozlanma kokozlanmak kokozluk.

−ğı kolaçan kolaçan etmek kola çıkma kola çıkmak kolagiller kolağası 1335 .−ğu koku tedavisi kokutma kokutmak kol kola kola cevizi kolacı kolacılık.kokulanmak kokulu kokulu çayır otu kokulu kiraz kokulu sabun kokurdan kokusuz kokuş kokuşma kokuşmak kokuşturma kokuşturmak kokuşuk.

−ğı kolay kolayca kolaycacık.−ğı kolayda kolay kolay kolaylama kolaylamak kolaylanma kolaylanmak kolaylaşma 1336 .kol ağzı kolâj kol akımı kolalama kolalamak kolalanma kolalanmak kolalatma kolalatmak kolalayış kolalı kolan kolan balığı kolancı kolancılık.−ğı kolaycı kolaycılık.

−ğu kolej kolejli koleksiyon koleksiyoncu koleksiyonculuk.−ğu kolçak.−ğı kolaylıkla kol bağı kolbastı kolbaşı kolbaşılık.−ğı kol değirmeni kol demiri koledok.kolaylaşmak kolaylaştırma kolaylaştırmak kolaylık.−ğı kol böreği kolcu kolculuk. −ğu kolektif kolektif çalışma 1337 .−ğı kolçaklı sandalye koldaş koldaşlık.

−ğı kolektif şirket kolektivist kolektivizm kolektör kolemanit kolera koleralı kolesterin kolesterol.−ği kolit kol kapağı kol kemiği kol kola kollama kollamak kollanma 1338 .−lü kolhoz koli kolibasil kolibri kolibrigiller kolik.kolektifleşme kolektifleşmek kolektifleştirme kolektifleştirmek kolektif ortaklık.

kollanmak kollayıcı kollu kolluk.−ğu kolluk kuvveti kol nizamı kolodyum kolofan koloidal.−li koloit.−di kolokyum kolombiyum kolon koloni kolonya kolonyal kolonyalama kolonyalamak kolonyalanma kolonyalanmak kolonyalı kolonyalist kolordu koloridye kolorimetre kolorimetri kolostrum 1339 .

−ğu koltuk meyhanesi kolu uzun kolye kolyoz kolza kom koma 1340 .kol saati kolsu ayaklılar kolsuz koltuğa girme koltuk.−ğu koltuk değneği koltuk düşkünü koltuk gözü koltuk kapısı koltuk kavgası koltuklama koltuklamak koltuklanma koltuklanmak koltuklu koltukluk.−ğu koltuk altı koltuk başı koltukçu koltukçuluk.

−ğı komandit şirket komando komando er komar kombi kombina kombinasyon kombine kombinezon kombiyum komedi komedi yazarı komedya komedyacı komedyen komi komik.−ği komikleşme komikleşmek 1341 .komalık.−ğı komalık etmek komalık olmak komandit komandite komanditer komandit ortaklık.

−ği komiser komiserlik.komiklik.−ği komisyon komisyoncu komisyonculuk.−ğı komite komodin komodor komot kompartıman kompas kompetan kompetitif kompilâsyon komple komple kilit.−di kompleks kompleksli komplikasyon komplike kompliman komplo komplocu 1342 .−ğu komita komitacı komitacılık.

−ği komünizm 1343 .−ğu komşuluk etmek komşuluk yapmak komut komuta komuta etmek komutan komutanlık.−ğu kompoze kompozisyon kompozitör komprador kompres kompresör komprime kompüter komşu komşu açı komşu hatırı komşu kapısı komşuluk.−ğı komünikasyon komünike komünist komünistlik.komposto kompostoluk.

−ğü 1344 .−ğı Konak (ilçe) konakçı konaklama konaklamak konaklık.−cu konçerto konçina konçlu konçsuz kondansatör kondenseleşme kondisyon kondisyon aleti kondisyon bisikleti kondom kondurma kondurmak kondüit kondüktör kondüktörlük.−ğı konak yavrusu konalga konargöçer konç.komütatör kona göçe konak.

−ğı konfeti konfor konforlu konformizm konforsuz konforsuzluk. −ğu konfeksiyon mağazası konferans konferansçı konferansçılık.−ğu konglomera Kongo Kongolu kongövde kongövdeli kongre koni 1345 .konektör konektör pensi konfederasyon konfederatif konfedere konfeksiyon konfeksiyoncu konfeksiyonculuk.

konik.−ği konma konmak konsa konsantrasyon konsantre konsantre etmek konsantre olmak konsensüs konsept konseptüalizm konser konservatör konservatuvar konserve 1346 .−ği koniklik.−ği konje konjonktivite konjonktür konkasör konkav konken konkordato konkre konkret konkur konkurhipik.

−ği konson konsonant konsorsiyum konstellâsyon konstrüksiyon konstrüktivizm konsulto konsül konsültasyon konsültasyon 1347 .−cu konsolide bütçe konsolit.−ğu konsol saati konsomasyon konsomatris konsomatrislik.konservecilik.−ği konsey konsinye satış konsol konsolidasyon konsolide konsolide borç.−di konsolitçi konsolos konsoloshane konsolosluk.

−ğı kontak anahtarı kontak kapama kontak lens kontekst kontenjan kontenjan sistemi kontes konteyner kontluk.−ğu kontör kontörlü kontörlü telefon kontra kontralto kontra mizana (denizcilik) kontrasomun kontrast kontrat kontratabla kontratak.−ğı kontratlı kontratsız 1348 .yapmak konşimento kont kontak.

−ğı kontrpuan kontur kontuvar konu konuk.−ğu konuk etmek konuk evi konuk köşesi konuklama konuklamak 1349 .−lü kontrolcü kontrol etmek kontrol kalemi kontrol kulesi kontrolör kontrolörlük.kontrat yapmak kontrbas kontrbasçı kontrfile kontrgerillâ kontrol.−ğü kontrol saati kontrpiye kontrplâk.−ğu konukçu konukçuluk.

−ğu konuk olmak konu komşu konuk sanatçı konuksever konukseverlik.−ği konulma konulmak konulu konum konu mankeni konumlama konumlamak konumlandırma konumlandırmak konumlanma konumlanmak konur konur al (renk) konusuz konuş konuşkan konuşkanlık.−ğı konuşlandırma konuşlandırmak konuşlanma konuşlanmak 1350 .konukluk.

konuşma konuşma bozukluğu konuşmacı konuşma dili konuşma güçlüğü konuşmak konuşma korkusu konuşmama hakkı konuşma merkezi konuşma yapmak konuşma yetersizliği konuşturma konuşturmak konuşu konuşucu konuşulma konuşulmak konuşumluk.−ğu konut konut belgesi konut dokunulmazlığı konut fonu konut kredisi konutlanma 1351 .

konutlanmak konvansiyon konvansiyonel konvansiyonel silâh konveks konveksiyon konvektör konvertibilite konvertibl konvertisör konveyör konvoy Konya konyak.−ği kooperatifleşme kooperatifleşmek koordinasyon koordinat koordinatlar koordinatör koordine koordine etmek 1352 .−ğı Konyalı kooperatif kooperatifçi kooperatifçilik.

kopal kopanaki koparan koparılma koparılmak koparış koparma koparmak kopartılma kopartılmak kopartma kopartmak koparttırma koparttırmak kopça kopçalama kopçalamak kopçalanma kopçalanmak kopçalı kopçasız kopek.−ği (para birimi) kopil kopkoyu kopma kopmak 1353 .

−ğı kopya defteri kopya etmek kopya kâğıdı kopya kalemi kopyalama kopyalamak kopyalanma kopyalanmak kopya mürekkebi kopya yapmak kor kora koral.−ğu kopuksuz kopuntu kopuz kopuzcu kopya kopyacı kopyacılık.−li koramiral.−ğu kopukluk.−li koramirallik.−ği 1354 .kopolimer kopolimerleşme kopoy kopuk.

−ğı korkakça korkaklık.−li korgenerallik.−ği Korgun (ilçe) korida koridor korindon korkak.−ğı korkaklık etmek korka korka korkalama 1355 .kordalılar kordiplomatik.−ği kordon kordon boyu kordone Kore Korece koregraf koregrafi korekt korelâsyon Koreli koreograf koreografi Korgan (ilçe) korgeneral.

−ğu korkusuz korkusuzca korkusuzluk.−cu korkunçlaşma korkunçlaşmak korkunçlaştırma korkunçlaştırmak korkunçluk.−ğu Korkut (ilçe) Korkuteli'ni (ilçe) korkutma korkutmaca korkutmak korkutucu korlanma korlanmak korlaşma 1356 .korkalamak korkma korkmak korku korku damarı korkulma korkulmak korkulu korkuluk.−ğu korkunç.

−ği korseli korsesiz kort korte 1357 .−ğu korna kornea korner korner atışı korner direği kornet kornetçi korniş kornişçi kornişçilik.korlaşmak korluk.−ği kornişon korno koro koroner korporasyon korporatif korsan korsanlık.−ğı korse korseci korsecilik.

−ğu korugan koruk.−ğu koruk lüferi koruk suyu koruk şerbeti koruluk.−ğı korunaklı korunaksız 1358 .−ğu koruma koruma aracı korumacılık.−cı koru korucu korucuk.−ğu koruculuk.korte etmek kortej korteks kortizon kortizonlu kortizonlu ilâç.−ğı korumak korumalık.−ğı koruma polisi koruma ünsüzü korun korunak.

−ğu koruyucu ünsüz koruyuş korvet korza kosa kosinüs koskoca koskocaman kostak.−ği kostüm kostümcü kostümlü 1359 .−ğı korun dokusu korunga korungalık.−ğı kostaklanma kostaklanmak koster kostik. −ği koruyuculuk.koruncak.−ğı korunma korunmak korunum koruyucu koruyucu hekimlik.

−ğı koşaltı koşam koşamlama koşamlamak koşar adım koşin koşma koşmaca koşmak koşmalık.−ğı koşnil koşturma koşturmak koşturulma koşturulmak koşu koşu atı koşucu koşuk.−cı koşalık.kostümlük.−ğü koşa koşaç.−ğu koşul koşullama koşullamak koşullandırma 1360 .

−ğu koşutlaştırma 1361 .koşullandırmak koşullanma koşullanmak koşullu koşullu tepke koşullu yan cümle koşulma koşulmak koşulsuz koşulsuz tepke koşum koşum atı koşumcu koşum hayvanı koşumlu koşum takımı koşun koşun koşun koşuntu koşuşa koşuşa koşuşma koşuşmak koşuşturma koşuşturmak koşut koşutçuluk.

−du kota kotan (büyük saban) kotarılma kotarılmak kotarma kotarmak kotlama kotlamak kotlet kotletpane koton kotonperle kotra kov kova Kova (burç) kova kova kovalama kovalamaca kovalamak kovalanış 1362 .−ğu koşu yolu kot kot.koşutlaştırmak koşutluk.

−ğu kovboyluk.kovalanma kovalanmak kovalayış kovalık.−ğı kovan otu kovboy kovboyculuk.−ğu kovdurma kovdurmak kov etmek kovlama kovlamak kovma kovmak kovucuk.−ğu kovulma kovulmak kovuluş kovuntu 1363 .−ğu kovuk.−ğı kovan kovan anahtar Kovancılar (ilçe) kovanlık.−ğu kovcu kovculuk.

−ğı koyar koycuk.−ğu koydurma koydurmak koygun koyma koyma akıl koymak koyu koyu gri koyu kahverengi koyu kır koyu kırmızı koyu koyu koyu lâcivert.−di koyulaşma koyulaşmak koyulaştırma koyulaştırmak 1364 .−ğı koyak.kovuş kovuşturma kovuşturmak kovuşturma yapmak koy koyacak.

−ynu (kucak) koyun bakışlı koyuncu koyunculuk.Koyulhisar (ilçe) koyulma koyulmak koyultma koyultmak koyuluk.−ğu koyun dede koyun eti koyungöbeği (mantar) koyungözü (bitki) koyun koyuna koyun mantarı koyuntu koyunyünü(sünger) koyu pembe koyu sarı koyut koyuverme koyuvermek koyu yeşil 1365 .−ğu koyu mavi koyun koyun.

−ği kozmik.−ğı kozalaklılar kozalaksı kozalaksı bez kozalı Kozan (ilçe) kozasız koz helva koz helvacı koz helvası Kozlu Kozluk (ilçe) kozmetik.−ğı kozak.koyverme koyvermek koz koza kozacı kozacılık.−ği kozmografya 1366 .−ğı Kozaklı (ilçe) kozalak.−ği kozmik ışınlar kozmik madde kozmogoni kozmogonik.

−ği köfter köfterlik.kozmoloji kozmolojik.−ği kozmonot kozmopolit kozmos köçek.−ği köftehor köftelik.−ği köçekçe köçeklik.−ği köhneme köhnemek kök kök bacaklılar kök bilgisi kök boyası kökboyası (bitki) 1367 .−ği köfte köfteci köftecilik.−ği köftün köhne köhneleşme köhneleşmek köhnelik.

kökboyasıgiller kökçü kökçük.−ğü kök doğrayıcısı köken köken belgesi köken bilimci köken bilimi köken bilimsel kökenlenme kökenlenmek kökenli kökensel kökensiz kökertme kökertmek kök işareti kök kaplama kök kırmızısı kök kurdu kökleme köklemek köklendiriş köklendirme köklendirmek kökleniş köklenme 1368 .

−ği kökten çiçekli kökten dinci kökten dincilik.−ği kökten sürme kökteş kökteş tümleç.köklenmek kökleşme kökleşmek kökleştiriş kökleştirme kökleştirmek köklü köklü aile kök mantar köknar köknar sakızı kök sap kök saplı köksel köksü köksüz köksüzlük.−ci Köktürk 1369 .−ğü kökten köktenci köktencilik.

−ğü kömbe kömeç.Köktürkçe kök yumru kölçer köle köleci köleleşme köleleşmek köleleştiriş köleleştirme köleleştirmek köleli kölelik.−ci kömür kömürcü kömürcülük.−ğü kömüren kömür kalem kömür kayası kömürleşme kömürleşmek kömürleştirilme 1370 .−ği kölelik düzeni kölemen kölesiz kölük.

−ği köpek memesi köpekoğlu 1371 .kömürleştirilmek kömürleştiriş kömürleştirme kömürleştirmek kömürlü kömürlük.−ğü kömüş köpek.−ği köpekayası (bitki) köpek balığı köpek balıkları köpek dişi köpekgiller köpekkuyruğu (spor) köpekleme köpeklemek köpekleniş köpeklenme köpeklenmek köpekleşiş köpekleşme köpekleşmek köpekli köpeklik.

−ğü Köprüköy (ilçe) köprüleniş köprülenme köprülenmek köprülü köprü yol köpük. −ği köpek sarımsağı köpeksiz köpek soğanı köpek soyu köpek üzümü köpoğlu köpoğluluk.−ğü köprücük kemiği köprücülük.köpekoğlu köpek.−ğu köprü köprü altı çocuğu köprü başı Köprübaşı'nı (ilçe) köprücü köprücük.−ğü köpükleniş köpüklenme köpüklenmek 1372 .

−cı kör alan kör baca kör bağırsak.köpüklü köpüksüz köpüleme köpülemek köpüre köpüre köpürgen köpürme köpürmek köpürtme köpürtmek köpürtücü köpürtüş köpürüş kör kör ağaç.−ğı kör boğaz körcesine kör çapa kör dövüşü kör duman kördüğüm köre körebe köreliş 1373 .

−ttı kör kadı kör kandil kör kaya kör köstebek.körelme körelmek köreltme köreltmek köreşe kör fare kör faregiller körfez Körfez (ilçe) körfezcik.−ği kör hat.−ğü körlemeden körleniş körlenme körlenmek körleşme körleşmek körleştiriş körleştirme körleştirmek 1374 .−ği kör kurşun kör kuyu körkütük.

−ğü körükleme körüklemek körüklenme körüklenmek 1375 .−ğü körükçü körükçülük.−ği körpelik.−ğü kör nişancı kör nişancılık.−ğı kör nokta kör ocak.körletiş körletme körletmek körlük.−ği kör sıçan kör şans kör şeytan kör talih kör tapa kör topal kör uçuş körük.−ğı Köroğlu kör olası körpe körpecik.

−ği kösem kösemen kösemenlik.−ğü kösnül 1376 .körükleyici körüklü körü körüne körüksüz kör yılan kör yılangiller kös kösçü köse Köse (ilçe) köse buğday köseği kösele kösele suratlı kösele taşı köselik.−ği kösemenlik etmek köse sakal köskelmek kös kös köskötürüm kösnü kösnük.

−ğü kösnülme kösnülmek kösnülü köstebek.−di köşe bucak.kösnüllük.−ği köstebekgiller köstebek illeti köstek.−ği köstekleme kösteklemek köstekleniş kösteklenme kösteklenmek köstekleyiş köstekli köstek olmak kösteksiz köstere köşe köşe atışı köşe başı köşebent.−ğı köşe demiri köşe dolabı köşe dönmeci köşe dönücü 1377 .

−ği köşeli parantez köşe minderi köşe penceresi köşe rafı köşesiz köşe taşı köşe vuruşu köşe yastığı köşe yazarı köşe yazarlığı köşe yazısı köşk Köşk (ilçe) köşker 1378 .−ğü köşegen köşek.−ği köşe kadısı köşe kapmaca köşekleme köşeklemek köşe koltuğu köşeleme köşelemek köşeli köşeli ayraç.köşe dönücülük.−cı köşelik.

−ğü kötülük etmek kötülükçü kötülükçülük.−ğü kötülük yapmak kötümseme kötümsemek 1379 .köşkerlik.−ği köşklü kötek.−ği kötü kötü adam kötücül kötü göz kötü kadın kötüleme kötülemek kötüleniş kötülenme kötülenmek kötüleşme kötüleşmek kötüleştiriş kötüleştirme kötüleştirmek kötüleyici kötüleyiş kötülük.

−ğü köydeş köy ekmeği köy enstitüsü köygöçüren köy ihtiyar heyeti köy ihtiyar meclisi köy imamı köy koruculuğu köy korucusu köy köy köyleşme köyleşmek 1380 .kötümser kötümserleşme kötümserleşmek kötümserlik.−ğü kötürüm olmak köy köy ağası Köyceğiz (ilçe) köycü köycülük.−ği kötü olmak kötürüm kötürümleşme kötürümleşmek kötürümlük.

−ğü köylü kentli köylük yer köylülük.köyleştirme köyleştirmek köylü köylü çorbası köylük.−ğü köy meydanı köy muhtarı köy odası köy orta oyunu köy oyunu köy romanı köy seyirlik oyunu köy türküsü köy yeri köz közleme közlemek közleşme közleşmek kraça kraft kâğıdı kral kralcı kralcılık.−ğı 1381 .

−ği kraliyet krallık.−ğı kramp krampon kraniyoloji krank krater krater gölü kravat kravatlı kravatsız kravl kreasyon kreatör kredi kredi açıcı kredi anlaşması kredi kartı kredileme kredilemek kredilendirme kredilendirmek kredi limiti kredili satış kredi mektubu 1382 .kraliçe kraliçelik.

−ğu kriminolog.kredi sözleşmesi kreditör krem krema kremalı kremasız krematoryum kremleme kremlemek kreozot krep krepdöşin kreplin krepon krepon kâğıdı krepsaten kreş kretase kreten kretenizm kreton krezol.−ğu 1383 .−lü kriket kriko krikocu krikoculuk.

kriminoloji kripto kriptolog.−di kriter kritik.−li kristal cam kristalleşme kristalleşmek kristal mavisi kristaloit.−ği 1384 .−di krizantem kriz masası krizolit kriz yöneticisi kriz yönetimi kroki krokodil krom kromaj kromatik.−ğu kriptoloji kripton kristal.−ği kritisizm kriyoskopi kriz krizalit.

kromatik iplik.−ği kromatin kromatit kromatofor krome kromlu kromoplâst kromosfer kromotropizm kromozom kron kronaksi kronik.−ği kruvaze kruvazör 1385 .−ği kronometre kros kroşe kruasan krupiye krupiyelik.−ği kronikçi kronikleşme kronikleşmek kronograf kronoloji kronolojik.

−ğı kubbe Kubbealtı'nı kubbeli kubbeli delik.ksenofobi ksenon ksilofon kuaför kuartet kubarma kubarmak kubaşma kubaşmak kubat kubatlık.−ğu kucak.−ğı kucak çocuğu kucak dolusu kucak kucağa kucak kucak kucaklama kucaklamak kucaklanış 1386 .−ği kubbeli fırın kubbesiz kubur kuburluk.

−ğı kudurma kudurmak kudurtma kudurtmak kudurtucu kuduruk.kucaklanma kucaklanmak kucaklaşma kucaklaşmak kucaklayış kucaktan kucağa kuçukuçu (köpek) kuçu kuçu (ünlem) kudas kudema kudret kudret hamamı kudret helvası kudretli kudret narı kudretsiz kudretsizlik.−ğu kuduruş 1387 .−ği kudretten kudurgan kudurganlık.

kuduz kuduz böceği kuduz böcekleri kuduzluk.−ğu kuduz otu kudüm kudümzen kûfî kuğu kuğurma kuğurmak kuhi kuintet kuka kukla kuklacı kuklacılık.−ğı kuklalık.−ğı kukla oyunu kukla tiyatrosu kuklavarî kukuleta kukuletalı kukuletasız kukumav kul kula 1388 .

−ğı kulaklı somun kulak memesi kulak misafiri kulak misafiri olmak kulak sadakası 1389 .−ğı kulak altı bezi kulakçı kulakçık.−ği kulağı tıkalı kulak.Kula (ilçe) kulacık.−cı kulaçlama kulaçlamak kulaçlayış kulağakaçan kulağı delik.−ğı kulak çivisi kulak davulu kulak demiri kulak dolgunluğu kulak erimi kulak kepçesi kulak kulağa kulaklı kulaklık.−ğı kulaç.

−ğı kul cinsi kule kul etmek kul hakkı kulis kulis çalışması kulis faaliyeti kulis yapmak kul kâhyası kullandırma kullandırmak kullanıcı kullanılma kullanılmak kullanılmış kullanım kullanış 1390 .kulaksız kulaktan kulaktan dolma kulaktan kulağa kulak tıkacı kulak tırmalayıcı kulaktozu kulak zarı kulampara kulamparalık.

−bı kullaşma kullaşmak kulluk.−ği kul oğlanı kuloğlu kul olmak kulp Kulp (ilçe) kulplu kulplu beygir kulpsuz kul taksimi Kulu (ilçe) kuluçka kuluçka devri kuluçka dönemi kuluçkahane kuluçkalık.−ğı kuluçka makinesi 1391 .kullanışlı kullanışsız kullanma kullanmak kullap.−ğu kullukçu kulluk etmek kulluk kölelik.

−ğı kumandansız 1392 .kuluçka olmak kulun Kuluncak (ilçe) kulunç.−ğü kulüpler arası kulvar kul yapısı kulyuç.−ğu kulübe kulüp.−bü kulüpçü kulüpçülük.−cu kulunlama kulunlamak kulunluk.−cu kum kuma kumalı Kuman Kumanca kumanda kumanda etmek kumandan kumandan gemisi kumandanlı kumandanlık.

−ğı kumarcı kumarcılık.Kumandı kumanya kumanyacı kumanyacılık.−ğı kumaş mengenesi kumaşsız kum balığı kum balığıgiller kumbara kumbaracı kumbarahane kumbaşı (kumsal) kumcu kumcul 1393 .−ğı kumar kumarbaz kumarbazlık.−ğı kumar ebesi kumarhane kumarhaneci kumarhanecilik.−ği kumasız kumaş kumaşçı kumaşçılık.

−ğu kum otu kumpanya kumpas kumpir kumral kumru 1394 .kum çölü kum engereği kum fırtınası kum grisi kum havucu kum havuzu kum kamyonu kum kayası kumkazan kum kekliği kumkuma kumla kumlama kumlamak kumlaştırıcı kumlaştırma kumlaştırmak kumlu Kumlu (ilçe) Kumluca (ilçe) kumluk.

−ğı kundaklama kundaklamak kundaklanış kundaklanma kundaklanmak kundaklayış kundaklı kundaksız kundura kunduracı kunduracılık.−ğı 1395 .Kumru (ilçe) kumrucu kum saati kumsal kumsallık.−cu Kumuk Kumukça kumul kunda kundak.−ğı kumsuz kum taşı kum torbası kumuç.−ğı kundakçı kundakçılık.

−ğı kural kurala aykırı kurala aykırılık.−ği kur'acı kurada kur'a efradı kurak.−ğı kuralcı kuralcılık.−ğı 1396 .kunduru kunduz kunduz böceği kungfu kunt kup kupa kupes kupkuru kupkuru etmek kupon kupür kur kur'a kurabiye kurabiyeci kurabiyecilik.−ğı kurakçıl kuraklık.

−ğı kuramsal Kur'an kurander Kur'anıkerim kurbağa kurbağa adam kurbağa balığı kurbağa balığıgiller kurbağacık.−ğı kurbağalama kurbağalar kurbağa otu kurbağa testi 1397 .kural dışı kurallaşma kurallaşmak kurallaştırma kurallaştırmak kurallı kurallı cümle kuralsız kuram Kurama kuramlaştırma kuramlaştırmak kuramcı kuramcılık.

−ğı kurbanlık koyun kurban olmak kurca kurca çıbanı kurcalama kurcalamak kurcalanış kurcalanma kurcalanmak kurcalayış kurçatovyum kurdele kurdele balığı kurdele balığıgiller kurdeleli kurdelesiz kurdeşen kurdurma kurdurmak kurdurtma 1398 .kurbağazehiri(bitki) kurbağazehirigiller kurban Kurban Bayramı kurban eti kurban etmek kurbanlık.

−ğı kurna kurnalı kurnasız 1399 .−ğı kurmak kurmay kurmay başkanı kurmaylık.kurdurtmak kurgan kurgu kurgu bilimi kurgucu kurguculuk.−ğu kurgulama kurgulamak kurgulanma kurgulanmak kurgulu kurgu masası kurgu odası kurgusal kurgusuz kurk kurlağan kurma kurmaca kurmacılık.

−ğu kurşun erimi kurşungeçirmez kurşun grisi kurşunî kurşunîleşme kurşunîleşmek kurşun kalem kurşunlama kurşunlamak kurşunlanma kurşunlanmak kurşunlaşma kurşunlaşmak 1400 .−ğı kuron kurs kursak.−ğı kursaklı kursaksız kursiyer kurşun kurşuncu kurşunculuk.kurnaz kurnazca kurnazlaşma kurnazlaşmak kurnazlık.

−ğı kurtarma gemisi kurtarmak kurtarma kazısı kurtayağı (bitki) kurtayağı tozu kurtbağrı (bitki) kurt baklası kurt bilimci 1401 .−ğı kurtarılma kurtarılmak kurtarım kurtarımcılık.−ğı kurtarış kurtarma kurtarma aracı kurtarmacı kurtarmacılık.−du kurtağzı Kurtalan (ilçe) kurtarıcı kurtarıcılık.kurşunlu Kurşunlu (ilçe) kurşun otu kurşun rengi kurşunsuz kurt.

−ğu kurt mantarı kurt masalı kurtpençesi (bitki) kurt sineği kurtsuz kurttırnağı (bitki) kurtulma 1402 .−ğu kurtçul kurt kapanı kurtkıyan (bitki) kurt köpeği Kurtköy kurt kuş kurt kuyusu kurtlandırma kurtlandırmak kurtlanış kurtlanma kurtlanmak kurtlaşma kurtlaşmak kurtlu kurtluca kurtluk.kurt bilimi kurtboğan kurtçuk.

−ğu kuru çay kuru çayır kuru çeşme kuru dere kuru duvar kuru ekmek.−ğı kurtuluş kurt yeniği kuru Kurucaşile (ilçe) kurucu kuruculuk.−ği kuru erik.−ği kuru fasulye kuru filtre kuru gürültü kuru hava kuru iftira kuru incir kuru kafa kuru kahve kuru kahveci kuru kahvecilik.−ğı kuru kayısı 1403 .−ği kuru kalabalık.kurtulmak kurtulmalık.

−ğu kuruluş kuruluşlar bütünü kurum kuruma kurumak kuru meyve kurumlanış 1404 .kuru kemik.−ği kuru köfte kuru kuruya kuru kuyu kurul kuru lâf kurulama kurulamak kurulanış kurulanma kurulanmak kurulaşma kurulaşmak kurulayış kurulma kurulmak kurultay kurulu kurulu düzen kuruluk.

−ğü kuru pasta kuru pil kuru sebze kuru sıkı kuru soğan kuru soğuk.−ğu kuru söz kuruş kuruş kuruş kuruşlandırma 1405 .kurumlanma kurumlanmak kurumlaşma kurumlaşmak kurumlaştırma kurumlaştırmak kurumlu kurumsal kurumsallaşma kurumsallaşmak kurumsuz kuruntu kuruntucu kuruntu etmek kuruntulu kuruntusuz kuru öksürük.

−cı kuru tarım kuru temizleme kuru temizleyici kurutma kurutmaç.−ğı kurutma makinesi kurutucu kurutulma kurutulmak kurutuş kuru üzüm kuruyasıca kuru yemiş kuru yemişçi kuruyuş kuru yük kuru yük gemisi 1406 .−cı kurutmak kurutma kabı kurutma kâğıdı kurutmalı kurutmalık.−ğu kuruşu kuruşuna kurut kurutaç.kuruşlandırmak kuruşluk.

−ti kurvaziyer kurya kurye kuryelik.−ği kuskun kuskunlu kuskunsuz kuskunu düşük.−ğü kuskus kuskus çorbası kuskus pilâvı kusma kusmak kusmuk.−ğu kuş 1407 .−ğu kusursuz kusursuzluk.−ğu kusturma kusturmak kusturucu kusturuş kusuntu kusur kusur etmek kusurlu kusurluluk.kuru ziraat.

−ğı kuşak bağlama kuşaklama kuşaklamak kuşaklanma kuşaklanmak kuşaklı kuşaksız kuşane kuşanılma kuşanılmak kuşanış kuşanma kuşanmak kuşantı kuşatılma kuşatılmak kuşatış kuşatma kuşatmak kuş bakışı kuşbaşı kuşbaşılı kuşbaz kuş beyinli kuş bilimci 1408 .Kuşadası'nı (ilçe) kuşak.

−ğu kuşdili (dişbudak) kuş dili (çocuk dili) kuşe kuşe kâğıdı kuşekmeği (bitki) kuşet kuşetli kuşetsiz kuş evi kuşgömü(pastırma) kuş gözü (pencere) kuşhane kuş iğdesi kuş kafesi kuşkanadı (tıp) kuş kirazı kuşkonmaz (bitki) kuşku kuşkucu kuşkuculuk.kuş bilimi kuşburnu (bitki) kuşçu kuşçubaşı kuşçuluk.−ğu kuşkulandırma kuşkulandırmak 1409 .

−ğı kuşlar kuşlokumu (kurabiye) kuşluk.−ğu kuşluk namazı kuşluk vakti kuşluk yemeği kuşmar kuş otu kuşpalazı (difteri) kuş sütü kuş tüyü kuş uçumu kuş uçuşu kuş uykusu kuş üzümü kuşyemi (bitki) kuş yuvası kut kutan (saka kuşu) kutlama 1410 .kuşkulanma kuşkulanmak kuşkulu kuşkulu kuşkulu kuşkusuz kuşlak.

−ğı kutsama kutsamak kutsî kutsîleşme kutsîleşmek kutsiyet kutsuz kutsuzluk.−ğu kutnu kutsal kutsallaşma kutsallaşmak kutsallaştırış kutsallaştırma kutsallaştırmak kutsallık.kutlamak kutlanış kutlanma kutlanmak kutlayış kutlu kutlulama kutlulamak kutluluk.−ğu kutu kutucu 1411 .

kutuculuk.−tru kuvantum kuvars kuvarsit kuver kuvertür kuvöz kuvve kuvvet 1412 .−tbu kutup engel kutuplanma kutuplanmak kutuplaşma kutuplaşmak kutupsal Kutup Yıldızı kutur.−ğu kutu kutu kutulama kutulamak kutulanış kutulanma kutulanmak kutulayış kutulu kutulu telefon kutup.

−ği kuymak.kuvvet çifti kuvvet komutanları kuvvetlendirici kuvvetlendiriş kuvvetlendirme kuvvetlendirmek kuvvetleniş kuvvetlenme kuvvetlenmek kuvvetli kuvvetlice kuvvetölçer kuvvetsiz kuvvetsizlik. −ği kuyruklu kurbağa kuyruklular kuyruklu piyano kuyruklu yalan kuyruklu yıldız 1413 .−ğu kuyruk acısı kuyrukkakan kuyruk kemiği kuyruklu kuyruklu kelebek.−ğı kuyruk.

−ğu kuyumcu terazisi kuyu suyu kuyu topuğu kuz 1414 .−ğu kuyu kuyu bileziği Kuyucak (ilçe) kuyucu kuyuculuk.kuyruk olmak kuyruksallayan kuyruksallayan− giller kuyruk sokumu kuyruk sokumu kemiği kuyruksuz kuyruksuzlar kuyruksüren kuyruk yağı kuytu kuytuluk.−ğu kuyudat kuyu fındığı kuyu kebabı kuyum kuyumcu kuyumculuk.

kuzen kuzey kuzeybatı kuzeydoğu Kuzey Kutbu'nu kuzeyli kuzey noktası Kuzey Türkçesi Kuzey Yıldızı kuzgun kuzguncuk.−ğu Kuzguncuk (ilçe) kuzgunî kuzgunî siyah kuzgunkılıcı (bitki) kuzin kuzine kuzu kuzu dişi kuzu eti kuzugöbeği (mantar) kuzu kapama kuzu kapısı kuzu kestanesi kuzukulağı (bitki) kuzukulağı asidi 1415 .

kuzu kuzu kuzulama kuzulamak kuzulaşma kuzulaşmak kuzulu kuzuluk.−ğü küçük.−ğü küçük abdest küçük ad Küçükaslan (yıldız) Küçük Asya küçük ay (şubat) Küçükayı (yıldız kümesi) küçükbaş küçük bey küçük burjuva 1416 .−ği kübist kübizm küçücük.−ğu kuzuluk kapısı kuzu mantarı kuzu sarmaşığı Küba Kübalı kübik.

−ğü küçük martı küçük mevlit ayı küçük önerme küçük parmak.küçük çaplı küçük çapta küçükçe Küçük Çekmece (ilçe) küçük dalga küçük dil küçük dil ünsüzü küçük gazete küçük gezegen küçük hanım küçük harf küçük Hindistan cevizi küçük kan dolaşımı küçük karga küçük köprü küçük kumru küçükleşme küçükleşmek küçüklü büyüklü küçüklük.−ğı küçük sakarca 1417 .

−ği küf küfe küfeci küfecilik.küçüksemek küçük sesli uyumu küçük şalgam küçük tansiyon küçük terim küçük tövbe ayı küçük ünlü uyumu küçülme küçülmek küçültme küçültme eki küçültmek küçülüş küçümen küçümencik.−ği küfelik olmak 1418 .−ği küçümseme küçümsemek küçümsenme küçümsenmek küçümseyiş küçürek.−ği küfelik.

−ğı küfür küfür küfüv.küffar küf kokusu küflendirme küflendirmek küflenme küflenmek küfletme küfletmek küflü küflüce küfran küfretme küfretmek küfür.−frü küfürbaz küfürbazlık.−dü kükürtatar kükürt çiçeği 1419 .−ffü küf yeşili küheylân kükre kükreme kükremek kükreyiş kükürt.

−ğı külçe külçeleşme külçeleşmek kül çöreği küldöken külek.kükürtleme kükürtlemek kükürtlenme kükürtlenmek kükürtlü kükürtsüz kül kül.−lli (bütün) külâh külâhçı külâhımsı külâhlı külâhsız külbastı külbastılık.−ği kül etmek külfet külfetli külfetsiz külfetsizce külhan 1420 .

−bı külot pantolon 1421 .−ği külhancı külhanî külhan makinesi külkedisi külleme küllemek külleniş küllenme küllenmek küllî külliyat külliye külliyen külliyet külliyetli küllü küllük.külhanbeyce külhanbeyi külhanbeyi ağzı külhanbeylik.−ğü küllük ağzı küllü su kül olmak külot külotlu çorap.

kül rengi kül rengi et sineği kült kül tablası külte kültivatör kültür kültür akımı kültür balıkçılığı kültür bitkileri kültür çevresi kültüre alma kültürel kültürel antropoloji kültürfizik.−gü 1422 .−ği kültür göçü kültürlenme kültürlenmek kültürlü kültürlülük.−ğü kültür ortamı kültür sarayı kültür sitesi kültürsüz kültürsüzlük.−ğü kültür varlıkları külünk.

külüstür külüstürlük.−ğü külyutmaz kümbet küme küme bulut küme çalışması kümeden düşme küme küme kümeleme kümelemek kümeleniş kümelenme kümelenmek kümeleşim kümeleşme kümeleşmek kümeli kümes kümes hayvanları kümülâtif kümültü kümülüs küncü künde kündeleme kündelemek 1423 .

künefe küngüldeme küngüldemek küngürdeme küngürdemek künh künk.−ği küpeşte küpleği küpleme küplü küp şeker kür kürar küraso küratör kürdan kürdanlık.−ğı kürdî 1424 .−gü künye künyesi bozuk.−ğu küp küpe küpe çiçeği küpe çiçeğigiller küpeli küpelik.

kürdîlihicazkâr küre Küre (ilçe) kürek.−fi kürevî küreyici küreyve 1425 .−ği kürek ayaklılar kürek cezası kürekçi kürekçilik.−ği kürek kemiği kürek kürek küre kuşağı küreleme kürelemek kürelenme kürelenmek küreme küremek küremsi küresel küresel gök bilimi küreselleşme küreselleşmek küresel üçgen küresel valf.

kürit küriyum kürk kürkas kürk böceği kürkçü kürkçülük.−ğü kürklü kürneme kürnemek kürsü kürsü başkanı kürsü hocası kürsü şeyhi Kürt kürtaj kürtajcı kürtün Kürtün (ilçe) kürüme kürümek kür yapmak küs küseğen küskü küskün küskün küskün 1426 .

−ğı küstahlık etmek küstere küstüm otu küstürme küstürmek küsuf küsur küsurat küsurlu küsursuz küsü küsülü 1427 .−ğü küsme küsmek küspe küstah küstahça küstahlaşma küstahlaşmak küstahlık.−ğü küs küs küsküt küskütük.küskünleşme küskünleşmek küskünlük.−ğü küslük.

küsüşme küsüşmek küşade küşat.−dı küşayiş küşne küşüm küşümlenme küşümlenmek küt Kütahya kütikül kütin küt inici kütinleşme küt inme küt küt kütle kütleme kütlemek kütlesel kütleşme kütleşmek kütleştirme kütleştirmek kütletme kütletmek 1428 .

−ği kütürdeme kütürdemek kütürdetme kütürdetmek kütür kütür kütürtü küvet Küveyt (*)L L lâ lâakal lâbada lâbirent lâborant lâborantlık.kütlü kütlük.−ğü kütüphane kütüphaneci kütüphanecilik.−ğı 1429 .−ğü kütükleşme kütükleşmek kütüklük.−ğü kütör küttedek kütük.

−ğı lâçka olmak lâden lâdengiller lâdenli lâdes lâdes kemiği lâdes oyunu Lâdik (ilçe) lâdin lâdinî lâedri 1430 .−di lâcivertlik.−ği lâcivert taşı lâçın Lâçin (ilçe) lâçka lâçka etmek lâçkalacma lâçkalacmak lâçkalık.lâboratuvar lâboratuvar muayenesi lâbrador lâbros lâciverdî lâcivert.

−ğı lâf cambazı lâf cambazlığı lâfçı lâfçılık.−ğı lâf ebeliği lâf ebesi lâf etmek lâfız.−fzı lâflama lâflamak laflaya laflaya lâf olmak lâforizma lâf salatası lâfugüzaf lâfzen lâfzî lâgar lâgos lâgün lâğım lâğımcı lâğımcılık.lâedriye lâf lâfazan lâfazanlık.−ğı 1431 .

−ği 1432 .−hdi lâhmacun lâhmacuncu lâhmacunculuk.−ğu lâhos lâhurakî lâhurî lâhut lâhutî lâhza lâhzacık.−ğı lâhzada lâik.lâğım çukuru lâğım döşemi lâğıv.−ğvı lâğvedilme lâğvedilmek lâğvetme lâğvetmek lağvolma lağvolmak lâğvolunma lâğvolunmak lâhana lâhavle lâhika lâhit.

−bı lâkaplı lâkaydî lâkayt lâkaytlık.−ğı lâklâka lâklâk etmek 1433 .−ğı lâke lâkerda lâkerdacı lâkırdı lâkırdıcı lâkırdı ebesi lâkırdı etmek lâkırdı kavafı lâkin lâklâk.−ği lâin lâisizm lâk.−kı lâka lâkacı lâkap.lâiklecme lâiklecmek lâiklectirme lâiklectirmek lâiklik.

−ği lâkoz lâkrimal.−li lala lalalık.lâklâkıyat lâkonik.−di lâktoz lâl.−ği lâlettayin lâlezar lâlüebkem lâm lâma lâmacı lâmacılık.−ğı lâmaist lâmaizm lâmba lâmbada dansı 1434 .−li lâktaz lâktik asit.−ğı lalanga Lalapaca (ilçe) lâle lâle ağacı lâleli lâlelik.

−ğı lâmbasız lâmbri lâme lâmekân lâmekân takımı lâmel lâminarya lâmise lânarkit lândo lândon lânet lânet etmek lânetleme lânetlemek lânetlenme lânetlenmek lânetli langır lungur lângırt lângur lângust 1435 .lâmba karpuzu lâmbalama lâmbalamak lâmbalı lâmbalık.

−ğı lâpa lâpa lâpçın lâpçınlı lâpilli lâpina lâpinagiller lâp lâp Lâpon Lâponca Lâponya Lâponyalı lâppadak Lâpseki (ilçe) lârenjit larghetto largo lârp 1436 .lânolin lânoz lânse lânse etmek lântan lântanit lâp lâpa lâpacı lâpacılık.

lârpadak lârva lârvacıl lâskî lâskine lâso lâsta lâsteks lâstik.−ği lâstik ağacı lâstikçi lâstikli lâstikli söz lâstikotin lâstik tutkalı lâce lâta lâtanya lâteks lâterit lâteritli lâterna lâternacı lâtecbih lâtif lâtifçe lâtife 1437 .

−ği Lâtin yelkeni lâtunya Lâubalî lâubalîce lâubalîlecme lâubalîlecmek lâubalîlik.−ği lâubalîyane lâv lâva lâvabo lâvabo bataryası lâvabo musluğu 1438 .−ği lâtifundia lâtifundiacılık.−ğı lâtilokum Lâtin Lâtince Lâtin çiçeği Lâtin çiçeğigiller Lâtin çiçekleri Lâtin dilleri Lâtin halkları Lâtinlik.lâtifeci lâtife etmek lâtiflik.

−ğı lâv taşması lâvuar lâyemut lâyenkati lâyık.−ğı lâvanta çiçeği lâvantalık.−ğı lâyıkıyla lâyık olmak 1439 .−ğı lâvanta mavisi lâvantin lâvac lâvdanom lâvman lâvrensiyum lâvrovit lâv silâhı lâvsonit lâvta lâvtacı lâvtacılık.lâva etmek lâvaj lâvaj yapmak lâvanta lâvantacı lâvantacılık.

−ğı lâzım olmak Lazlık.−ği leblebi cekeri leçe leçek.lâyiha lâytmotif lâyuhti Lâz lâza lâzanya Lâzca lâzer lâzım lâzıme lâzımlık.−bi lebbeyk lebdeğmez lebiderya leblebi leblebici leblebicilik.−ğı lâzut L demiri le lebalep.−ği 1440 .−ği leçelik.

−cri Lefkoca legal.−nnü ledün ilmi lef.−ffi leffetme leffetmek leffünecir.ledün.−li legallecme legallecmek legato legorn leğen leğen ibrik.−ği leh Leh lehçe Lehçe lehçe bilimi lehçeci lehim lehimci lehimcilik.−ği lehimleme lehimlemek lehimlenme lehimlenmek 1441 .

−dı lejyon lejyoner leke lekeci lekeci kili lekecilik.lehimletme lehimletmek lehimli Lehistan Lehli lehtar lejant.−ği leke etmek lekeleme lekelemek lekelenme lekelenmek lekeli lekeli humma lekende leke olmak lekesiz leke yapmak leksik birim leksikograf leksikografi 1442 .

−ği lenfatizm lenfosit lenger lengüistik.−ği Leninci Lenincilik.leksikolog.−ğ lemis.−ği Leninist Leninizm lens lento leopar lep lepiska lepra lerzan lerze lesepase lec 1443 .−ğu leksikoloji lektör lektörlük.−msi lenduha lenf lenfa lenfatik.

lecçil lecçil akbaba lec kargası lecker letafet letarji Letçe Leton dili Letonya Letonyalı leva Levanten levanti levazım levazımat levazımatçı levazım bölüğü levazımcı levazımcılık.−di leventlik.−ği levha levhacı levhacık.−ğı levhacılık.−ğı levazım sınıfı levendane levent.−ğı levrek.−ği 1444 .

−ğı leylâkî leylek.−ği leylekayağı (bitki) leylekgagası (alet) leylekgiller leylekler leyleksiler leylî leylî meccanî leylünnehar lezar lezbiyen lezbiyenizm lezbiyenlik.−ği leziz lezyon lezzet lezzetlendirme lezzetlendirmek lezzetlenme lezzetlenmek lezzetli 1445 .levrekgiller levüloz levye ley leylâk.

−ği lığ lığlama lığlamak lığlanma lığlanmak lığlı lıkır lıkırdama lıkırdamak lıkır lıkır libas liberal.lezzetlilik.−ği liberasyon liberasyon listesi libero libido liboc libre libretto Libya 1446 .−li liberalizm liberallecme liberallecmek liberallik.−ği lezzetsiz lezzetsizlik.

−di lif lifleme liflemek liflenme liflenmek liflecme liflecmek liflectirme liflectirmek lifli lif lif lift lig liga lignin lika liken liken bilimi likidasyon likide etmek likidite likit.−ği liet.−di 1447 .Libyalı Lice (ilçe) lider liderlik.

−ğı limitet cirket limitsiz limnoloji limon limon asidi limonata limonata bardağı limonatacı limonatacılık.−ğı 1448 .−ğı liman reisi limbo lime lime lime limit limitet limitet ortaklık.likorinoz likör likör bardağı lilâ rengi limaki liman liman cüzdanı liman icçisi limanlama limanlamak limanlık.

−ğu limon otu limon sarısı limon suyu limon tozu limon tuzu limuzin linç.limoncu limon esansı limonî limonî hava limonit limon kabuğu limonküfü (renk) limonlama limonlamak limonlu limonluk.−ci linç etmek lineer linet linin link linolyum linotip linyit lipari 1449 .

−li lisanımünasip.−di lipom lipsos lir lira liralık.liparit lipit.−ğı liret lirik.−ği lirik ciir lirizm lisan lisanıhâl.−bi lisanî lisaniyat lisans lisansiyer lisanslı lisansüstü lisansüstü eğitim lise liseler arası liseli liste liste başı listeci 1450 .

−lü lizöz lobelya 1451 .listeleme listelemek literatür litografi litografya litografyacı litografya taşı litoloji litosfer litre litrelik.−ği liturya lityum lityumlu liva livar livarlı livarlı tekne liyakat.−ği liyan lizol.−ti liyakatli liyakat sahibi liyakatsiz liyakatsizlik.

−ğı loğusa otu loğusa şekeri loğusa şerbeti lojik.−ği lobut loca loça loda lodos lodos balığı lodoslama lodoslamak lodosluk.−ğu logaritma logaritma tablosu logaritmik logo logos loğ loğlama loğlamak loğusa loğusa humması loğusalık.−ği 1452 .lobi lobici lobicilik.

−ğı lokantalı lokatif lokavt lokma lokma anahtar lokma başlığı lokmacı lokmacık.−li lokalizasyon lokalize etmek lokanta lokantacı lokantacılık.lojistik.−ğı lokma etmek lokma göz lokma gözlü lokma lokma lokman ruhu lokma tatlısı lokomobil 1453 .−ğı lokmacılık.−ği lojistik dairesi lojistik hizmet lojman lok lokal.

lokomotif lokomotifli lokomotifsiz lokum lolo lololo lombar lomboz lonca loncacılık.−ğu lop et lop incir lop lop loppadak lopur lopur lopur lop yumurta lor lorentiyum lort.−du lorta 1454 .−ğı lonca ustası longa longoz longplay lop lopçuk.

−ğı lotus lök lökleme löklemek lökoplâst lökosit lökoz lökün löp 1455 .−ğu lota lotarya lotaryacı lotaryacılık.−ğu losyon loc locça loclacma loclacmak loşlaştırma loşlaştırmak loşluk.lortlar kamarası lostra lostracı lostra salonu lostromo lostromoluk.

löp löp löpür löpür lös lösemi lösemit lûmbago lûnapark lup lustrin lûtî lûtr Lübnan Lübnanlı lüfer lüferci lüfergiller lügat.−lü lük lük boyası lüks lüks baskı lüks hayat lüks koltuk.−ti lügatçe lügatçi lügatçilik.−ğu 1456 .−ği lügol.

−ği lüleli lüle lüle lüle taşı lümen lümensaati.−ğü lüpletme lüpletmek lüpten Lüterci Lütercilik.−ti lünet lüp lüpçü lüpçülük.lüks lâmbası lüksmetre lüks mevki.−i lüks tarife lüle Lüleburgaz (ilçe) lüleci lüleci çamuru lülecilik.−ği lütesyum lütten lütfetme lütfetmek 1457 .

−ğu lüzumsuz adam lüzumsuzca (*)M M maada maaile maalesef maalmemnuniye maarif maarifçi maaş maaş bordrosu maaşlı maaşsız 1458 .lütfeyleme lütfeylemek lütuf.−tfu lütufkâr lütufkârane lütufkâr!ık.−ğı lüzucet lüzucî lüzum lüzumlu lüzumlu lüzumsuz lüzumsuz lüzumsuzluk.

−dı mabet.−du Macar Macar biberi Macarca Macar ineği Macaristan Macarlık.−ği mablak.−di mabet ağacı mabeyin.−ğı maceralı maceraperest macerasız macun macuncu macunculuk.maatteessüf maazallah mabat.−yni mabeyinci mabeyincilik.−ğı Macar salamı macera maceracı maceracılık.−ğı mabude mabut.−ğu 1459 .

macun küreği macunlama macunlamak macunlanma macunlanmak macunlaşma macunlaşmak maç maça maça beyi maça kızı Maçka (ilçe) maç maç maço maçuna maç yapmak Madagaskar Madagaskarlı madalya madalyalı madalyasız madalya töreni madalyon madalyoncu madam madama madara 1460 .

−ği maddiyat maddiyet madem mademki maden Maden (ilçe) maden bilimi maden cevheri madenci madencilik.−ği maddeleşme maddeleşmek maddesel maddesel nokta maddeten maddî maddîleşme maddîleşmek maddîlik.−ği 1461 .madara etmek madaralaşma madaralaşmak madara olmak madde madde başı maddeci maddecilik.

−ğı madik.−dı madımak.−ği madikçi 1462 .−ği maderzat.maden damarı maden devri maden filizi maden gazı madenî madenî para madenî yağ madenî yün madenkırmız maden kirası maden kömürü maden kuyusu maden mavisi maden ocağı madensel madensi maden sodası maden suyu maden yatağı maden yünü mader maderşahî maderşahîlik.

−ğı mafyalaşma mafyalaşmak mafyalık.−ğı madreporlar madrup.madik etmek madikleme madiklemek madlen madrabaz madrabazlık.−ğı magazin magazinleşme magazinleşmek magma magmasal 1463 .−ğı maganda magandalık.−bu madun maestoso maestro mafevk mafiş mafsal mafya mafyacı mafyacılık.

magmatik.−bu mağlûp etmek mağlûp olmak mağmum 1464 .−ğu mağfiret mağfiret etmek mağfur mağlûbiyet mağlûp.−ği magnezyum magnezyum karbonat magnezyum klorür magnezyumlu magnezyum sülfat magri mağara mağara bilimci mağara bilimi mağara resmi mağara sesi mağaza mağazacı mağaza önü satışı mağdur mağduriyet mağdurluk.

−ğu mağşuş mahal.−bi mağrur mağrurane mağrurca mağrurcasına mağrurlanma mağrurlanmak mağrurluk.Mağribî mağrip.−lli mahalle mahalle arası mahalle arkadaşı mahalle bekçisi mahallece mahalle çapkını mahalle imamı mahalle kahvesi mahalle karısı mahalleli mahalle mektebi mahalle muhtarı mahallî mahallî idare mahallîleşme mahallîleşmek 1465 .

−bu mahcup etmek mahcupluk.−ğu mahcup olmak mahcur mahcuz mahdum mahdut.−bu mahcubiyet mahcup.−hvı mahir 1466 .−du mahfaza mahfazalı mahfe mahfi mahfil mahfuz mahfuzen mahıv.−ği mahbes mahbube mahbup.mahallî seçim mahana maharet maharetli maharetsiz maharetsizlik.

mahirane mahitap.−bi mahlûk mahlûkat mahlûl.−bı mahiye mahiyet mahkeme mahkeme duvarı mahkeme kapısı mahkeme kararı mahkemeleşme mahkemeleşmek mahkemeli mahkemelik.−lü mahlût 1467 .−ği mahkemelik olmak mahkeme masrafı mahkûk mahkûkât mahkûm mahkûmane mahkûm etmek mahkûmiyet mahkûm olmak mahlâs mahlep.

−ğu mahmuz mahmuz çiçeği mahmuzlama mahmuzlamak mahmuzlanma mahmuzlanmak mahmuzlu mahna mahpus mahpushane mahpusluk.mahmude mahmudiye Mahmudiye (ilçe) mahmul.−ci mahrek.−ğu mahra mahrama mahreç.−lü mahmur mahmur bakış mahmur çiçeği mahmurlaşma mahmurlaşmak mahmurluk.−ği mahrem mahremiyet 1468 .

−ği mahrukat mahrum mahrum etmek mahrumiyet mahrum olmak mahrut mahrutî mahsuben mahsul.−bu mahsup etmek mahsur mahsus mahsusen mahşer mahşer günü mahşerî mahşer midillisi mahunya mahur mahurbuselik.−ği mahut mahvetme mahvetmek 1469 .mahremlik.−lü mahsulât mahsuldar mahsup.

−ğı mahya ışıklığı mahya kiremidi mahyalık.−ğu mahzun mahzun mahzun olmak mahzur mahzurlu maî mail maile mailiinhidam mail olmak 1470 .−ğı mahya şenliği mahzar mahzen mahzun mahzunane mahzun etmek mahzunlaşma mahzunlaşmak mahzunluk.mahviyet mahvolma mahvolmak mahya mahyacı mahyacılık.

−ğı makale makam makam arabası makam odası makam otomobili makam ödeneği makam şoförü makam tazminatı makara makaralı makaralı kuş makarena makarna 1471 .main maişet maiyet maiyet memuru majeste majör majör gam majüskül makabil.−bli makabline şamil makadam makadamlama makadamlamak makak.

makarnacı makarnacılık.−lü makbul olmak makbuz Makedon Makedonca Makedonya Makedonyalı maket maket bıçağı 1472 .−ğı makas hakkı makaskâr makaslama makaslamak makaslama vuruş makaslanma makaslanmak makaslı makaslı böcek.−ğı makas makasçı makasçılık.−ği makas payı makastar makat makber makbul.

−ği makine makineci makine dolabı makine gücü makineleşme makineleşmek makineleştirme makineleştirmek makineli makineli tabanca makineli tüfek.−dı maksatlı 1473 .−li maksat.−ği makine odası makine yağı makinist makinistlik.maketçi maketçilik.−ği makferlân maki makigiller makilik.−ği makro makrome makromeli makrosefal.

−lü makule makul olmak makûs makyaj makyajcı makyajcılık.−ı maktel maktu.−lü maktul olmak makul.−ğı makyajlama makyajlamak makyajlı makyaj odası 1474 .−li maksimalist maksimizasyon maksimize etmek maksimum maksure maksut.−du makta.maksatsız maksi maksi etek.−u maktu fiyat maktul.−ği maksimal.

makyajsız makyaj takımı makyaj yapmak Makyavelcilik.−ğı malakit malaklama malaklamak malalama malalamak malama malarya Malatya malayani malaz Malazgirt (ilçe) mal beyanı mal bildirimi mal birliği malca mal canlısı malcılık.−ğı 1475 .−ği Makyavelizm mal mala malafa malaga malak.

−cı mal edinmek malen mal etmek Malezya Malezyalı malgama malın gözü malı taşı malî malî analist malî belge malî cebir malî destekçi malihulya malî işler malik malikâne Malikî Malikîlik.−ği maliyet 1476 .−ği malikiyet malik olmak malî senet.−di maliye maliyeci maliyecilik.malç.

maliyet fiyatı maliyetli maliyetsiz malî yıl Malkar Malkara (ilçe) Malkarca malkıran malkoç mallanma mallanmak mal müdürlüğü mal müdürü mal mülk mal olmak mal para mal sahibi mal sandığı malt Malta Malta eriği Malta humması Maltalı Malta palamudu Malta taşı Maltepe (ilçe) maltız 1477 .

Maltız Maltız keçisi maltlanma maltlanmak maltoz malûl.−lü malûlen malûl gazi malûliyet malûllük. −ğu malûmatlı malûmat sahibi malûmatsız malûmattar malûmattar etmek malûm olmak malûmu ilâm etmek mal varlığı malya malzeme mama 1478 .−ğü malûm malûmat malûmat edinmek malûmatfuruş malûmatfuruşluk.

−lü mamulât mamur mamure mamut mana manaca manalandırma manalandırmak manalı manalı manalı manas manasız manasızlık.−ğı manca mancana mancelina 1479 .−ğı manastır manat manav Manavgat (ilçe) manavlık.−ği mamul.mamafih Mamak (ilçe) mamaliga mambo mamelek.

−ğı mandagözü (yirmi kuruş) mandal mandalina mandallama mandallamak mandallanma mandallanmak mandallı mandalsız mandapost mandar mandarin mandarinlik.−ği mandater mandepsi mandıra mandıracı mandıracılık.mancınık.−ğı mancınıkçı mancınık işi Mançu Mançuca manda mandacı mandacılık.−ğı 1480 .

−lmi manevî tazminat maneviyat manevî zarar manevra manevra fişeği manevra yapmak manga mangal mangal kömürü mangal yağı mangal yürekli mangan manganez manganin mangır mangırlı mangırsız mangiz mango mani (ruh hastalığı) 1481 .mandolin mandolinci manej manen manevî manevî evlât.−dı manevî ilim.

−ği mânia mânialı manidar manifatura manifaturacı manifaturacılık.−ğı manifesto Manihaizm manika manikür manikürcü manikürcülük.mâni.−ğü manikürlü manikürsüz mâni olmak maniple manipülâsyon manipülâtör Manisa Manisa kebabı Manisa lâlesi manişka manita 1482 .−i. engel) Mani Manicilik.−si (şiir türü.

−bı mansiyon manşet manşon mantalite mantar mantar ağacı mantar bilimci mantar bilimi mantarcı mantarcılık.−ğı manivelâ manivelâlı mankafa mankafalık.manitacı manitacılık.−ğı mantar çorbası mantardoğuran mantarhane mantar hastalığı 1483 .−ğı manken mankenlik.−ği manolya manolyagiller manometre mansap.−bı mansıp.

−ğı mantar meşesi mantar özü mantarsı mantar tabakası mantar tabancası mantı mantıcı mantık.−ğı 1484 .mantar kent mantarlama mantarlamak mantarlar mantarlaşma mantarlaşmak mantarlı mantarlık.−ğı mantık dışı mantıken mantıkî mantıklı mantık öncesi mantıksal mantıksız mantıksızlık.−ğı mantıkça mantıkçı mantıkçılık.

−di manyetik tambur manyetit manyetize 1485 .−ğı Manyas (ilçe) manyat manyetik.manti mantin mantinota mantis manto mantolu mantoluk.−ği manyetik alan manyetik disk manyetik kart manyetik kartuş manyetik kaset manyetik şerit.−ğu mantosuz manüel manya manyak.−ğı manyakça manyaklaşma manyaklaşmak manyaklık.

−ğu mapa mapus mapushane maraba marabacılık. −ğı manyeto manyetofon manyetolu manyetometre manyezi manyezit manyok manzara manzaralı manzarasız manzum manzume Maocu Maoculuk.manyetize etmek manyetize olmak manyetizma manyetizmacı manyetizmacılık.−ğı marabut maral 1486 .

−li mareşallik.−ğu marangoz mengenesi maranta Maraş dondurması Maraş işi maraton maratoncu maraz maraza marazî marazlanma marazlanmak marazlı marazlık.marangoz marangoz balığı marangozhane marangozluk.−ğı marazlık etmek marda Mardin mareşal.−di margarin marifet 1487 .−ği mareşallik asası margarik asit.

−ğı mariz marizleme marizlemek marj marjinal.marifetli marifetsiz marihuana marina marinacılık.−li marjlı mark marka markacı markaj markalama markalamak markalanma markalanmak markalı markasız marke marke etmek market marketçi marketçilik.−ği marketing 1488 .

marki markiz markizet markka markör Marksçı Marksçılık.−ğı Marksist Marksizm marley Marmara (ilçe) Marmara çırası Marmara Ereğlisi'ni (ilçe) Marmaris (ilçe) marmelât.−cu marpuççu mars Mars 1489 .−dı marn marnlama marnlamak maroken marokenci marokencilik.−ği maron marpuç.

mars etmek marsık.−ğı marsıvan marsıvan ayısı marsıvan eşeği marsıvan otu mars olmak marş marşandiz marş marş mart martaloz martaval martavalcı martavalcılık.−ğu 1490 .−ğı mart dokuzu martı martıgiller martin martini mart kedisi martolos maruf marufiyet marul marulcu marulcuk.

−ssı masa masa başı masa başında masaj masajcı masajlama masajlamak masal masal âlemi masalcı masalımsı masallaştırma masallaştırmak masa örtüsü masara masarif masarika masa saati masat.−dı 1491 .marul gübresi Marunî maruz maruzat maruz olmak marya marya ağı mas.

masa tablası masa takvimi masa tenisi masa topu masa üstü yayıncılık.−ğı maskara olmak maskarat maskarata maske maskeleme maskelemek maskelenme maskelenmek maskeli 1492 .−ğı masif masiko mask maskanyin maskara maskaraca maskara etmek maskaralanma maskaralanmak maskaralaşma maskaralaşmak maskaralık.

maskeli balo maskesiz maskot maslahat maslahatgüzar maslahatgüzarlık.−bu masmavi masnu masnuat mason mason locası masonluk. −ğı maslak.−ğı maslûp.−ğu masör masöz masraf masraf etmek masraf kapısı masraflı masrafsız masruf massetme massetmek mastar mastara 1493 .

−ğı maşala maşalama maşalamak maşalanma maşalanmak maşalı 1494 .−ğu masum masum masun masuniyet masura maş maşa maşacı maşacılık.master mastı mastı çiçeği mastika mastor mastur masturi mastürbasyon masum masumane masume masumiyet masumluk.

−ğı matbah matbu.−ğı maşer maşerî maşlah maşrapa maşrık maşuk maşuka mat matador matafora matafyon matah matara matbaa matbaacı matbaacılık.−ği matematikçi 1495 .maşalık.−ğı maşalık etmek maşallah maşatlık.−u matbua matbuat matem matematik.

−li materyalist materyalizm mat etmek matine matiz matizlik.−ğı matlup.−ı matlaşma matlaşmak matlaştırma matlaştırmak matlık.matematiksel matem ayı matem havası matemli materyal.−li matriks 1496 .−ğı matrakçı matriarkal.−ği matiz olmak matkap.−bı matla.−bu matmazel mat olmak matrah matrak.

−du matuf matuh maun maval mavera mavi mavi boncuk.matris matris kâğıdı matruş matruşluk.−ği mavimsi mavimtırak.−ğı mavikantaron (bitki) maviküf (hastalık) mavileşme mavileşmek mavili mavilik.−ğı maviş mavna mavnacı mavruka mavzer maya 1497 .−ğu mavihastalık.−ğu matrut.

−ğu mayasıl mayasıl otu mayasız maydanoz maydanozgiller mayhoş mayhoşluk.−ğı mayası bozuk.maya ağacı mayabozan mayalama mayalamak mayalandırma mayalandırmak mayalanma mayalanmak mayalı mayalık.−ğu mayın mayıncı mayın gemisi mayınlama mayınlamak mayınlanma mayınlanmak mayınlı mayınsız 1498 .

−ğu maymunsu mayna mayna etmek mayo mayocu mayoculuk.−ğu mayonez mayonezli 1499 .−ğu maymun iştahlı maymunlar maymunlaşma maymunlaşmak maymunlaştırma maymunlaştırmak maymunluk.−i mayistra maymun maymun balığı maymuncuk.mayın tarlası mayıs mayıs böceği mayıs böcekleri mayıslı mayışma mayışmak mayi.

mayşor maytap.−ğı mazarrat mazbata mazbata muharriri mazbut mazeret mazeret kâğıdı mazeretli mazeretsiz mazgal mazgallı Mazgirt (ilçe) mazhar mazhariyet mazhar olmak mazı Mazıdağı'nı (ilçe) mazılık.−ğı mazı meşesi mazi mazlum mazlumluk.−ğu mazmun maznun mazoşist 1500 .−bı mazak.

−ğu mebzul.−lü mebzuliyet mecal.−ği mecaz mecazen mecazî mecazlı mecbur 1501 .−li mealen mebde.−li mecalsiz mecalsizlik.mazoşizm mazot mazotlama mazotlamak mazruf mazur mazurka mazuryum me meal.−i mebiz meblâğ mebni mebus mebusluk.

−u mecmua mecmuacı mecmuacılık.mecburen mecbur etmek mecburî mecburî hizmet mecburiyet mecbur olmak meccanen meccanî mecelle mecidit mecidiye Mecitözü'nü (ilçe) meclis meclisara meclis araştırması meclûp.−ğı mecnun mecnunane mecnunca mecnun olmak mecra mecruh Mecus 1502 .−bu mecmu.

−thi 1503 .−ği medenî nikâh medeniyeci medeniyet medeniyetçilik.−ğı meddücezir.−ği meczup.−bu meç meçhul.−ği medet.−ği medeniyetsiz medeniyetsizlik.−zri medenî Medenî Kanun medenîleşme medenîleşmek medenîleştirme medenîleştirmek medenîlik.Mecusî Mecusîlik.−di medih.−lü meçhulât medar medarıiftihar medar olmak meddah meddahlık.

−ği medyum medyumluk.−ğu mefkûre mefkûreci mefkûrecilik.−lü medrese medreseli medüz medya medya camiası medyacı medya maydanozu medya starı medyatik.Medine kurdu meditasyon mediyastin medlûl.−ğu medyun medyun olmak mefahir mefharet mefhum mefhumcu mefhumculuk.−ği meflûç.−cu mefret 1504 .

−ğu megavat megavatlık.−lü mega store megaton megatonluk.mefruş mefruşat mefruşatçı mefruşatçılık.−ğı mefsuh meftun meftun etmek meftuniyet meftunluk.−ğu meftun olmak mef'ul.−ğı meğer meğerki meğerse mehabet mehabetli 1505 .−lü mega megafon megahertz megaloman megalomani megapol.

−ği mehtap.−ği mekanikçi mekanikçilik. −ği 1506 .−bı mehtaplı mehter mehteran mehterbaşı mehterhane mehter musikisi mehter müziği mehter takımı mehter yürüyüşü meitneryum mekân mekân akustiği mekâncı mekân grupları mekanik.−ği mekanikleştiricilik.mehaz mehdî mehel mehil mehil müddeti mehle Mehmetçik.

−bi mektep çocuğu mektep kaçağı mektepli mektup.−bu mektupçu mektupçuluk.mekanizasyon mekanize mekanize birliği mekanizm mekanizma mekân zarfı mekik.−ğu mektuplaşma mektuplaşmak mektup üstü melâike 1507 .−ği mekik diplomasisi mekik oyası mekkâre mekkâreci meknuz mekruh meksefe Meksika Meksikalı mektep.

−li melâmet Melâmî Melâmîlik.−ği mel'anet melânit melânkoli melânkolik.−ği melânurya melâs melce.melâl.−i melek.−ği meleke melek otu melekût meleme melemek melengiç.−ci meles meleş meleşme meleşmek melez melezleme melezlemek melezleşme melezleşmek 1508 .

−ği melfuf melfufen melhuz melik melike Melikgazi (ilçe) melinit melisa mel mel melodi melodik.−ği melodram melon meltem mel'un mel'unca melül melül mahzun melül melül memalik.−ı memba suyu meme 1509 .melezleştirme melezleştirmek melezlik.−ği memat memba.

1510 .−ği memleket havası memleketler arası memleketli memlûk.−ği memeli memeliler mememsi meme süngeri memişhane memleha memleket memleketçi memleketçilik.meme başı meme bezi memecik.−kü memnu.−u memnuiyet memnu meyve memnu mıntıka memnun memnunca memnun etmek memnuniyet memnuniyetle memnuniyetsiz memnuniyetsizlik.

−lü memul olmak memur memure memur etmek memurin memuriyet memurluk.−bı menakıpname mendebur mendeburluk.−ği menakıp.−ğu men.−i menafiiumumiye menajer menajerlik.−n'i menafi.−ği memnunluk.−ğu mendelevyum menderes Menderes (ilçe) mendil mendilli 1511 .−ğu memnun memnun memnun olmak memorandum memul.

−ği menedilme menedilmek menekşe menekşegiller menekşe gözlü menekşe gülü menekşe rengi menemen Menemen (ilçe) menenjit menent.mendilsiz mendirek. −ği menfaatperver 1512 .−di menetme menetmek meneviş menevişlenme menevişlenmek menevişli menfa menfaat.−ti menfaatçi menfaat düşkünü menfaatperest menfaatperestlik.

menfaattar menfez menfi menfilik.−ği menfur Mengen (ilçe) mengene menhiyat menhus meni menisk menkıbe menkul.−i menşeli menşe şahadetnamesi 1513 .−bu mensup olmak mensur mensur şiir menşe.−lü menkul kıymetler menolunma menolunmak menopoz mensubiyet mensucat mensup.

−lü mentollü menus menüsküs menzil menzilci menzile mepsuten mera.−li meram 1514 .−sı mera bitkileri merak merak etmek meraklandırma meraklandırmak meraklanış meraklanma meraklanmak meraklı merak olmak meraksız meraksızlık.−ği menşur menteşe mentol.−ğı meral.Menşevik Menşeviklik.

Meram (ilçe) meram etmek merasim merasimli merasim salonu merasimsiz merbut merbutiyet merbut olmak mercan mercan adası mercan ağacı mercan balığı mercancı mercaniğnesi (işleme) mercan kaya mercanköşk (bitki) mercanlar mercanlı mercan otu mercan resifi mercan teknesi mercan terliği mercan tespih mercan yeşili mercan yılanı 1515 .

mercek.−ği mercimek çorbası mercimek kemiği mercimek köftesi mercimekli köfte merdane merdaneleme merdanelemek merdiven merdiven altı merdiven boşluğu merdivenci merdiven evi merdiven korkuluğu merdivenkovası (mimarlık) merdivenli merdiven sahanlığı merdivensi merdivensiz merdümgiriz merek.−di 1516 .−ği meres meret.−i mercimek.−ği mercekli merci.

mergup.−bu merhaba merhabalaşma merhabalaşmak merhale merhamet merhameten merhamet etmek merhametli merhametsiz merhametsizce merhametsizlik.−ği merhem merhemleme merhemlemek merhem olmak merhum merhume merhum olmak mer'i Meriç (ilçe) meridyen meridyen aralığı meridyen çemberi meridyen dairesi meridyen düzlemi Merih 1517 .

−ği merkezî yıkama 1518 .−bi merkepçi merkez merkez açı merkezce merkezci merkezcil merkezcilik.−ği merkezî merkezî ısıtma merkezî idare merkezîleşme merkezîleşmek merkezîleştirme merkezîleştirmek merkezî ülke merkeziyet merkeziyetçi merkeziyetçilik.merinos merinos koyunu meristem mer'iyet merkantilist merkantilizm merkat.−ti merkep.

−ği mermerşahi mermi merserize 1519 .merkezî yönetim merkezkaç merkezkaç kuvvet merkezkaçlama merkezleme merkezlemek merkezlenme merkezlenmek merkezleşme merkezleşmek merkezleştirme merkezleştirmek merkum merkûp.−bu Merkür merlânos mermer mermerci mermercilik.−ği mermer kireci mermerleşme mermerleşmek mermerli mermerlik.

−ği mertlik.−di mertçe mertebe mertek.mersi mersin Mersin mersin ağacı mersin balığı mersin balığıgiller mersin balıkları mersingiller mersin morinası mersiye mersiyehan mert.−ği Meryem ana meryemana asması meryemana dikeni meryemanaeldiveni (bitki) meryemana kuşağı meryem pelesengi merzengûş Merzifon (ilçe) mesabe mesafe 1520 .

mesafeli mesafelik.−di mesel meselâ mesele mesel olmak mesen meserret meserretle meses mesh mesh etmek Mesih mesire mesirelik.−ği mesken meskenet Mesket Türkleri 1521 .−ği mesaha mesai mesai saati mesai yapmak mesaj mesamat mesame mesane mescit.

−ği meslektaş meslektaşlık.−lli meskût meslek.−di mesnetli mesnetsiz mesnevî mesrur mest mestane mestçi mestçilik.−ğı mesmu.−ği mest etmek mest olmak mestur mesture mes’udane 1522 .meskûkât meskûn meskûn mahal.−ği meslekî meslek içi eğitim mesleksel mesleksiz mesleksizlik.−u mesnet.

Mesudiye (ilçe) mes'ul.−ği mes'ul olmak mes'ut.−du mes'ut etmek mes'ut olmak meşakkat.−lü meşgul etmek meşguliyet 1523 .−ti meşakkatli meşakkatsiz meş'ale meş'aleci meşatlık.−u meşe meşecik.−lü mes'uliyet mes'uliyetli mes'uliyetsiz mes'uliyetsizlik.−ğı meşbu.−ği meşe odunu meşe palamudu meşgale meşgul.−ği meşe kömürü meşelik.

−du meşhut cürümler mahkemesi meşhut suç meşihat meşime meşin meşin suratlı meşin yuvarlak.−ğı meşk meşk etmek meşkûk meşkûr meşrep.−ğu meşhur olmak meşhut.−bi meşru.−di meşhur meşhurluk.meşgul olmak meşher meşhet.−u meşrubat meşrubatçı meşruhat meşruiyet meşrulaşma meşrulaşmak 1524 .

−li metal bilimi metalik.−ği metalografi metaloit.−ddi meta.−ği metafor metal.−di 1525 .meşrulaştırma meşrulaştırmak meşru müdafaa meşrut meşruta meşruten meşruten tahliye meşrutî meşrutiyet meşrutiyetçi meş'um meşveret meşveret etmek met met.−ı metabolizma metafor metafizik.−ği metafizikçi metafizikçilik.

−ği meteor meteorit meteorolog.−ğı metal yorulması metamorfik.−ği meteliksiz meteliksizlik.−ğu meteoroloji meteoroloji istasyonu 1526 .−ği metapsişik.−ği metastaz metatez metazori metbu.−ği metamorfizm metamorfoz metan metanet metanetli metanetsiz metanetsizlik.−ği metal yatak.−u metelik.metalsi metalürji metalürjik.

dayanıklı) metin.meteorolojik.−ği metot.−ği metodoloji metodolojik.−tni (yazı) metis metodik.−ği metin (sağlam.−li methaldar methetme methetmek methiye methüsena metil metilen metilik.−du metotlu metotsuz metotsuzluk.−ği meteor taşı metfen metfun methal.−ğu metraj metrajlı metrdotel 1527 .

−ği metres metre sistemi metreslik.metrdotellik.−kü metrukât metruke metrukiyet mevali mevcudat mevcudiyet mevcut.−du mevcut durum mevcut olmak 1528 .−ği metrik.−ği metre metre kare metre küp metrelik.−ği metrik sistem metris metro metroloji metronom metropol.−lü metropolit metropoliten metruk.

mevdu.−u mevduat mevduat defteri mevhibe mevhibeiilâhiye mevhum mevize mevki.−du mevrut.−i mevkuf mevkufen mevkufiyet mevkut mevkute mevlâ (sahip) Mevlâ (Tanrı) Mevlevî Mevlevîhane Mevlevîlik.−di mevlit alayı mevlithan Mevlit Kandili mevlit şekeri mevlût.−ği Mevlevî pilâvı mevlit.−du mevsim 1529 .

−i mevziî mevzilenme mevzilenmek mevzu.−hsi mevzuubahsetme mevzuubahsetmek mey meyan meyan balı meyancı meyancılık.−ğı meyane 1530 .mevsimli mevsimlik.−ği mevsimli mevsimsiz mevsimsiz mevsuf mevsuk mevt mevta mevut mevzi.−u mevzuat mevzulu mevzun mevzusuz mevzuubahis.

meyan kökü meydan meydancı meydancık.−ği meyhaneci otu meyhane pilâvı meyil.−yli meyilli meyilsiz meyletme meyletmek meymenet meymenetli meymenetsiz 1531 .−ğı meydancılık.−ğı meydan dayağı meydanî meydan korkusu meydanlık.−ğı meydan muharebesi meydan saati meydan savaşı meydan sazı meyhane meyhaneci meyhanecilik.

−ği meyve suyu 1532 .−ği meyvedar meyve dışı meyve ezmesi meyvehoş meyve içi meyve kabuğu meyvelenme meyvelenmek meyveli meyvelik.−ği meyve ortası meyve reçeli meyve sineği meyve sineğigiller meyvesiz meyvesizlik.−ği meyus meyus etmek meyusiyet meyus olmak meyve meyve ağacı meyve bahçesi meyveci meyvecilik.meymenetsizlik.

−ğı meyyal.−ğı mezar kaçkını mezarlık.−li meyyit mezalim mezamir mezar mezarcı mezarcılık.−ğı mezar taşı mezat.−dı mezatçı mezat malı mezbaha mezbele mezbelelik.−ği 1533 .−ği mezellet mezesiz mezgeldek.meyve şekeri meyve yaprak.−ği mezcetme mezcetmek meze mezeci mezecilik.−ği mezelik.

−ği meziyet meziyetli mezkûr mezoderm mezon Mezopotamya mezosfer mezozoik.−ğı mıgri mıh 1534 .−ği mezozom mezraa mezru mezun mezuniyet mezun olmak mezura mezür mezzosoprano mı mıgırlık.−bi mezhepçi mezhepçilik.mezgit mezgitgiller mezhebi geniş mezhep.

mıhlama mıhlamak mıhlanma mıhlanmak mıhlayıcı mıhlı mıhsıçtı mıhsıçtılık.−bi mıknatıs mıknatısî mıknatısiyet mıknatıslama mıknatıslamak mıknatıslanma mıknatıslanmak mıknatıslı mıknatıslı ibre mıknatıslı iğne mıknatıslık.−ğı mıncıklama mıncıklamak mıncıklanma mıncıklanmak mıncık mıncık mıncırık.−ğı mıntıka 1535 .−ğı mıklep.

−ğı mırnav mırra mısdak.mırıldama mırıldamak mırıldanış mırıldanma mırıldanmak mırıl mırıl mırıltı mırın kırın mırın kırın etmek mırlama mırlamak mırmır (kedi) mır mır mırmırık.−ğı mısır Mısır Mısır baklası mısırcı mısır ekmeği Mısır fulü mısır kalburu Mısırlı mısırlık.−ğı mısır özü 1536 .

−ğı mızıkçılık etmek mızıklanma mızıklanmak mızıldanma mızıldanmak mızıma 1537 .−ı mıstar mışıldama mışıldamak mışıl mışıl mışmış mıymıntı mıymıntılık.mısır püskülü Mısır tavuğu Mısır turnası mısır unu mısır yağı mıskal mıskala mısmıl mısra.−ğı mızıka mızıkacı mızıkalı mızıkçı mızıkçılık.

−li mızraksı mızraksız mızrap.−ğı mızmızlık etmek mızrak.−ğı mızraklı mızraklı ilmihâl.−dı mibzer miçel miço mide mide ağzı mideci mide fesadı mide görüm midegörür 1538 .−bı mızraplı mi miat.mızımak mızırdanma mızırdanmak mızmız mızmızca mızmızlanma mızmızlanmak mızmızlık.

−ği miftah migmatit migren miğfer Mihalgazi (ilçe) Mihalıççık (ilçe) Mihalıççık peyniri mihanikî mihenk.−ği midyelik.−ği midilli Midilli Midyat (ilçe) midye midyeci midyecilik.−gi mihenk taşı mihman mihmandar mihmandarlık.mide kapısı midesiz midevî midi midibüs midibüsçü midi etek.−ğı 1539 .

−ti mihr mihrabımsı mihrace mihrak mihrap.−ği 1540 .−bı mihver mika mikado mikalı mikalı cam mikâp.−ğu mikrobiyoloji mikrodalga mikrofilm mikrofon mikrofoncu mikrofonik.mihman olmak mihnet.−bı mikaşist mikoloji mikos mikoz mikro mikroamper mikrobik.−ği mikrobiyolog.

−bu miksefe mikser miktar mikyas mikyaslı mikyassız mil milâdî 1541 .−bu mikroplanma mikroplanmak mikroplu mikropluk.−ği mikroskop.−ğu mikropsuz mikropsuzlandırma mikropsuzlandırmak mikropsuzlaştırma mikropsuzlaştırmak mikrosefal.mikrokok mikrolit mikrometre mikron mikroorganizma mikrop.−li mikrosinema mikroskobik.

−ğı militarist 1542 .−dı milâttan önce milâttan sonra mildiyu milel milenyum milföy milföy hamuru milibar miligram mililitre milim milimetre milimetrik.−ği milimikron milimi milimine milis militan militanlaşma militanlaşmak militanlaştırma militanlaştırmak militanlık.milâdî takvim milâdî tarih Milâs (ilçe) milât.

−ği milî hüviyet millî iktisat.−dı millî irade millî kimlik. −ğı millet meclisi milletsever milletseverlik.−ği millîleşme millîleşmek millîleştirme millîleştirmek 1543 .militarizm millenme millenmek millet milletçe milletler arası milletler arasıcılık.−ği millettaş milletvekili milletvekilliği millî millî eğitim millî ekonomi millî gelir millî güvenlik.

millîlik.−ği milliyetsiz milyar milyarder milyarderlik.−ğı milyon milyoner milyonerlik.−ği milyarlarca milyarlık.−ği millî marş Millî Mücadele millî müdafaa millî savunma millî takım milliyet milliyetçi milliyetçilik.−ği milliyetsever milliyetseverlik.−ği milyonlarca milyonluk.−ğu mim mimar mimarbaşı 1544 .−ği milliyetperver milliyetperverlik.

−ğı mimik.−ği minare gölgesi minare kırması minareli minaresiz minber minder minder altı mine mineci mine çiçeği mine çiçeğigiller 1545 .−ği mimleme mimlemek mimlenme mimlenmek mimli mimoza minakop minare minare boyu minareci minarecik.−ği minarecilik.mimarî mimarîsiz mimarlık.

−ği mini gösterici minik.−ğü minicik.−ği mini etek.−li minimetre minimini minimize minimize etmek 1546 .mineleme minelemek mineli mineral.−li mineral bilimci mineral bilimi mineralleştirici mineralleştirme mineralleştirmek mineralli mineralli yağlar mineralog.−ğu mineraloji mineralsiz mini minibüs minibüsçü minibüsçülük.−ği minimal.

−ğı mintarafillâh minüskül minval.−cı Miraç Gecesi 1547 .−ğı minnet minnet etmek minnettar minnettarane minnettarlık.minimum mini put mink minkale minnacık.−ğı minnoş minör mintan mintanlık.−ğü minyatürleştirme minyatürleştirmek minyon mir mira miraç.−li minyatür minyatürcü minyatürcülük.

Miraç Kandili miralay miralaylık.−ğı mirza mis misafir misafirhane misafirlik.−ğı miras mirasçı mirasyedi mirasyedilik.−ği mirat mirî mirîci mirî kâtibi mirim mirî mal mirliva mirlivalık.−li 1548 .−ği misafir odası misafirperver misafirperverlik.−ği misafir salonu misak Misakımillî misal.

−ği miskin miskin mis sabunu mister mistik.−li misket misket oyunu miskin miskinane miskince miskinhane miskinler tekkesi miskinleşme miskinleşmek miskinlik.−ği 1549 .misel misil.−sli misilleme misina misis misk miskal.−ği mistisizm mis üzümü misvak misyon misyoner misyonerlik.

−ği mitralyöz miyane miyar miyasma miyav miyavlama miyavlamak 1550 .−ği mitos mitoz mitral.−li mitral darlığı mitral hücreler mitral kapakçığı mitral yetersizliği mitral yetersizlik.mit mitil miting mitingci mitleşme mitleşmek mitleştirme mitleştirmek mitokondri mitoloji mitolojik.

−bu miyopluk.−ğu miyosen miza mizaç.miyavlatma miyavlatmak miyaz miyokart.−ğı mizahî mizan mizana mizanpaj mizanpli mizansen mizantrop mnemotekni mobil 1551 .−cı mizaçgir mizaçgirlik.−ği mizaçlı mizaçsız mizah mizahçı mizahçılık.−dı miyom miyon miyop.

−ğı moda evi modalaşma modalaşmak modalaştırma modalaştırmak moda olmak model modelâj modelci modelcilik.−ği model salonu modem moderato modern 1552 .−ğı mobilyalı mobilyasız moda modacı modacılık.mobilet mobilize mobilize etmek mobilya mobilyacı mobilyacılık.−ği modelist modellik.

modernizasyon modernize modernize etmek modernleşme modernleşmek modernleştirme modernleştirmek modernlik.−ği modern mobilya modifikasyon modistra modül modülâsyon modüler modüler sistem Moğol Moğolca Moğolistan Mohs ölçeği moka mokasen mola molas molasız mola taşı Moldova Moldovalı 1553 .

−ğı Molotof kokteyli moloz moloz duvar molozluk.−ğı moment momentum monadizm monarşi monarşist monarşizm monat.−dı monatçılık.−ği monist 1554 .−ğu moloz taş moltalık.−ğı monden Mondros monetarist monetarizm Mongolist Mongolistik.molekül moleküler molibden molibdin molla mollalık.

−bi monoton monotonlaşma monotonlaşmak monotonluk.−ğu monopol.−ğu monsenyör mont montaj montajcı montajcılık.monitör monizm monogam monogami monografi monokl.−ğı monte etmek montör mor moral.−li moral çöküntü moral eğitimi 1555 .−lü monoray monoteist monoteizm monotip.−lü monolog.

−ği morg morg raporu morina Moritanya Moritanyalı morkaraman morlaşma morlaşmak morluk.moralizm morarış morarma morarmak morartı morartma morartmak moratoryum moren morfem morfin morfinlenme morfinlenmek morfinman morfoloji morfolojik.−ğu mormenekşe mor ötesi 1556 .

mors Mors Mors alfabesi morsalkım morsgiller mortadella mortlama mortlamak morto mortocu moruk.−ğı Moskof Moskof camı Moskof gâvuru Moskofluk.−ğu moruklaşma moruklaşmak morukluk.−ğu morulâ morumsu morumtırak.−ğu Moskof toprağı mosmor mostra mostralık.−ğı mostra olmak motamo 1557 .

−ği 1558 .−ğu motorin motorize motorkros motorkrosçu motorlu motorlu taşıt motorlu tren motor yağı motosiklet mototren motris motto mozaik.motamo çeviri motel motelci motelcilik.−ği motif motifli motifsiz motivasyon motive etmek motopomp motor motorbot motorcu motorculuk.

−ğı mozalak.−ğı muahede muahedename muaheze muaheze etmek 1559 .mozaikçi mozaik döşeme mozaik plâka mozak.−ğı Mozambik mozole möble möbleli möblesiz mönü mösyö mu muaccel muacciz muaddel muadele muadelet muadil muaf muafiyet muafiyet sınavı muaflık.

−ği muamelât muamele muamele etmek muamma muammalı muammalık.−ğı muammer muammer olmak muannit.−bi muallâ muallâk muallel muallim muallime muallimlik.muahezename muahhar muahharen muakkip.−di muaraza muare muarefe muarız muasır muasırlaşma muasırlaşmak muaşaka 1560 .

muaşeret muaşeret adabı muattal muattar muavenet muavenet etmek muavin muavinlik.−bi muazzep etmek muazzep olmak muazzez mubah mubassır mubayaa mubayaacı mubayaa etmek mucibince 1561 .−ği muayede muayene muayeneci muayene etmek muayenehane muayene olmak muayyen muayyeniyet muazzam muazzep.

−ğu mucur Mucur (ilçe) muço Mudanya (ilçe) mudarebe mudi.−bi mucip olmak mucip sebep.−bi mucir mucit.mucip.−i mudil Mudurnu (ilçe) mufassal mufla muflon muflonlu mugaddi mugalâta mugalâtacı muganni muganniye mugayeret mugayir 1562 .−di mucize mucizeli mucuk.

muğber muğber olmak Muğla muğlâk muhabbet muhabbet çiçeği muhabbet çiçeğigiller muhabbet etmek muhabbet kuşu muhabbetname muhabbet tellâlı muhaberat muhabere muhabereci muhabere etmek muhabere memuru muhabere sınıfı muhabir muhabirlik.−bi 1563 .−ği muhaddep.−ği muhaceret muhaceret etmek muhacim muhacir muhacir arabası muhacirlik.

−ğı muhafazalı muhafazasız muhafız muhafız alayı muhafız kıt'ası muhafızlık.−ğı muhakeme muhakeme etmek muhakeme usulü muhakkak muhakkik muhal.−ği muhallebi çocuğu Muhammed 1564 .−li muhalefet muhalefet etmek muhalefet partisi muhalefet şerhi muhalif muhallebi muhallebici muhallebicilik.muhaddis muhafaza muhafaza etmek muhafazakâr muhafazakârlık.

Muhammedî muhammen muhammes muhammin muharebe muharip.−ği muhassala muhassas muhassasat muhassenat 1565 .−ği muhasım muhasır muhasip.−bi muharrem muharrer muharrik muharrir muharrirlik.−bi muhasiplik.−ği muharriş muhasamat muhasara muhasara etmek muhasebat muhasebe muhasebeci muhasebecilik.

−bbi muhit muhit edinmek muhkem 1566 .−lli muhip.−bı muhatap olmak muhatara muhataralı muhavere muhavere etmek muhavereli muhavvil muhavvile muhayyel muhayyer muhayyerbuselik.−ği muhik.−kkı muhil.muhassıl muhat muhatap.−ği muhayyersümbüle muhayyile muhbir muhbirlik. −ği muhayyerkürdî muhayyerlik.

−bi muhteşem muhteva 1567 .−cı muhtaç etmek muhtaçlık.−ğı muhtasar muhtasaran muhtekir muhtel.−lli muhtelif muhtelis muhtelit muhtemel muhtemelen muhtemel olmak muhterem muhteri muhteris muhteriz muhtesip.−bi muhtaç.−ğı muhtaç olmak muhtar muhtariyet muhtarlık.muhlis muhrik muhrip.

−ği mukaar mukabele mukabeleci mukabele etmek mukabeleli mukabelesiz mukabil mukaddem mukaddema mukaddeme mukadder mukadderat mukaddes mukaddesat mukaddesatçı mukaddime mukaffa mukallit.−di 1568 .−di mujik.muhtevi muhteviyat muhtıra muhzır muin muinli muinsiz muit.

−ği mukannen mukarenet mukarrer mukarrerat mukassem mukassi mukataa mukataalı mukattar mukavele mukaveleli mukavelename mukavelesiz mukavemet mukavemetçi mukavemet etmek mukavemet koşusu mukavemetli mukavemetsiz mukavim mukavva mukavves mukavvi mukayese mukayese etmek mukayeseli 1569 .mukallitlik.

mukayyet mukayyet olmak mukayyit.−ği 1570 .−di mukteza muktezi mukus mulâj mulâj kâğıdı mum mum ağacı mumaileyh mum ampul.−di mukim mukni.−i mukoza mukriz muktebes muktedir muktedir olmak muktesit.−lü mum aydınlatma mum boya mum boyası mum cilâsı mumcu mum çiçeği mum direk.

−ğı munfasıl munis 1571 .mum duruşu mum etmek mumhane mumlama mumlamak mumlanma mumlanmak mumlaşma mumlaşmak mumlayıcı mumlu mumluk.−ğu mumlu kâğıt.−dı mum olmak mum palmiyesi mumsöndü mumya mumyalama mumyalamak mumyalanma mumyalanmak mumyalaşma mumyalaşmak mundar mundarlık.

−bı murakıplık.munkabız munkalip.−ı murabıt murabut murabut kuşu Muradiye (ilçe) murafaa murahhas murahhaslık.−ğı murana murassa.−ı murat.−bı muntazam muntazaman muntazır muntazır olmak munzam murabaha murabahacı murabahacılık.−ğı murakabe murakabe etmek murakıp.−bi munkariz munsap.−ğı murabba.−dı 1572 .

−ğı Murgul (ilçe) muris murt Musabeyli (ilçe) musaddak musaffa musahabe musahhih musahhihlik.−ği musakka musalla musallat musalla taşı musallat etmek musallat olmak musalli musandıra musanna.−ği murdarlık.−cu murdar murdarilik.−ği musahip.murat etmek Muratlı (ilçe) murç.−ı musannif 1573 .−bi musahiplik.

−ğı muslihane muslin musluk.−bı musavver Musevî Musevîlik.−ğu musluklu musluksuz muson Mustafa Kemalpaşa (ilçe) Mustafa Kemalpaşa tatlısı mustarip.−ği Mushaf musır.−bi 1574 .−ğu muslukçu muslukçuluk.musap.−rrı musibet musikar musiki musikişinas muska muska böreği muskacı muskacılık.

mustarip etmek mustatil muş Muş muşamba muşambalaşma muşambalaşmak muşmula muşmula suratlı muşta muştalama muştalamak muştu muştucu muştulama muştulamak muştulanma muştulanmak muştulu muştuluk.−ğu mut Mut (ilçe) muta mutaassıp.−bı mutabakat mutabık mutabık olmak 1575 .

−ği mutena muteriz 1576 .−ğu muteber muteber olmak mutedil mutedillik.−dı mutatabbip.−ği mutekit.−ğı mutasavver mutasavvıf mutasyon mutasyonist mutasyonizm mutat.mutaf mutallâka mutantan mutariza mutasarrıf mutasarrıflık.−di mutemet.−bi mutavaat mutavaat fiili mutavassıt mutazarrır mutçuluk.−di mutemetlik.

mutezile mutfak.−i Mutki (ilçe) mutlak mutlakçı mutlakçılık.−ğı mutfak dolabı mutfak havalan− dırması mutfak havlusu mutfak merdiveni muti.−ğı mutlaka mutlak değer mutlakıyet mutlak mera mutlak nem mutlak sıcaklık.−ğı mutlak sıfır mutlandırma mutlandırmak mutlanma mutlanmak mutlu mutluca mutlu etmek mutlulandırma 1577 .

−ti muvafakat etmek muvaffak muvaffakıyet muvaffakıyetli muvaffakıyetsiz muvaffakıyetsizlik. −ği 1578 .mutlulandırmak mutlulanma mutlulanmak mutluluk.−ğu muttali.−ğu mutluluk çubuğu mutluluk zinciri mutlu olmak mutmain mutmain olmak mutsuz mutsuzlaşma mutsuzlaşmak mutsuzluk.−i muttali olmak muttarit muttasıf muttasıl muvacehe muvafakat.

−ti muvakkaten muvakkit muvakkithane muvasala muvasalat muvasalat etmek muvaşşah muvazaa muvazaalı muvazat muvazene muvazeneli muvazenesiz muvazenesizlik.−ğı muvahhit.−ği muvazi muvazzaf muvazzaf hizmet muvazzaflık.−ğı muvazzaf subay muylu muylu yatağı muymul muz 1579 .muvaffak olmak muvafık.−di muvakkat.

muzaffer muzafferane muzafferiyet muzaffer olmak muzaheret muzahir muzgiller muzır.−lli muztar mü mübadele mübadele etmek mübadil mübahase mübalâğa 1580 .−ği muziplik etmek muzlim muzmahil.−rrı muzırlaşma muzırlaşmak muzırlık.−bi muzipçe muzipleşme muzipleşmek muziplik.−ğı muzır yayın muzip.

−di mücahitlik.−bi mücehhez 1581 .mübalâğacı mübalâğacılık.−ğı mübalâğa etmek mübalâğalı mübalâğasız mübarek.−ği mücamaa mücavir mücazat mücbir mücbir sebep.−ği mübayenet mübeşşir mübeyyiz mübrem mücadele mücadeleci mücahit.−ği mübarek ay mübarek gün mübarek otu mübareze mübaşeret mübaşir mübaşirlik.

−di mücellithane mücellitlik.−di mücessem mücevher mücevherat mücevherci mücevhercilik.mücellâ mücellit.−i müdahale müdahale etmek müdahil müdana 1582 .−di müdafaa müdafaa etmek müdafaaname müdafi.−bi mücerret.−ği mücevher kutusu mücevher mahfazası mücevher tarih mücmel mücrim mücver müçtehit.−ği mücerrep.

müdana etmek müdara müdara etmek müdavi müdavim müdavim olmak müddei müddeialeyh müddeiumumî müddeiumumîlik.−ği müdevven müdevvenat müdevver müdire müdrik müdrike müdrir müdür 1583 . −ği müddet müddetli müddetsiz müdebbir müdekkik müdellel müderris müderrislik.

−di müeccel müeddep.−bi müellefat müellif müemmen müennes müesses müessese müesseseleşme müesseseleşmek müessif müessir müessiriyet müessir olmak müessis müeyyide müezzin müezzinlik.−ğü müdür muavini müdür yardımcısı müebbet.−ği müfekkire müferrih müfessir müfettiş 1584 .müdüriyet müdürlük.

−di müft müftehir müfteri müftü müftülük.−ğü müge mühendis mühendishane mühendislik.−mmi mühimmat mühimseme mühimsemek mühimsemezlik.müfettişlik.−ği müfsit.−di müfrez müfreze müfrit müfritlik.−ği müfit.−di müflis müfredat müfredat programı müfret.−ci mühim.−ği 1585 .−ği müheyya müheyyiç.

mühlet mühlik mühliye mühmel mühre mühreleme mührelemek mühreli mühresenk.−ğü mühürdar mühür gözlü mühürleme mühürlemek mühürlenme mühürlenmek mühürletme mühürletmek mühürlü mühür mumu mühür pensi mühürsüz müjde 1586 .−hrü mühürcü mühürcülük.−gi mührüsüleyman mühtedi mühür.

−bi 1587 .−ği mükâfat mükâfaten mükâfatlandırma mükâfatlandırmak mükâleme mükedder mükedder olmak mükellef mükellefiyet mükemmel mükemmelen mükemmeliyet mükemmellik.müjdeci müjdeleme müjdelemek müjdelenme müjdelenmek müjdeli müjdelik.−ği mükerrer mükerreren mükevvenat mükeyyifat mükrim müktesebat müktesep.

−kkı mülâhaza mülâhaza yapmak mülâhazat mülâhazat hanesi mülâhham mülâkat mülâkat yapmak mülâki mülâki olmak mülâyemet mülâyim mülâyimlik.−di mülk mülkî 1588 .−ği mülâzım mülemma.−ı mülevven mülevves müleyyin mülga mülhak mülhakat mülhak bütçe mülhem mülhem olmak mülhit.müktesep hak.

−ği mümin müminlik.−ği mümeyyiz mümeyyizlik.mülkî idare mülkî idare amiri mülkiye mülkiye idadîsi mülkiyeli mülkiye mektebi mülkiye memuru mülkiye müfettişi mülkiyet mülteci mültefit mültezim mültimedya mültipleks mültivizyon mümanaat mümanaat etmek mümarese mümas mümasil mümbit mümessil mümesillik.−ği 1589 .

−ği münasip.−ğı münakalât münakale münakasa münakaşa münakaşa etmek münakaşalı münasebat münasebet münasebetiyle münasebetli münasebetsiz münasebetli münasebetsiz münasebetsizlik.−bi münavebe münavebeli münazaa 1590 .−i münacat münadi münafık.mümkün mümkün mertebe mümkün olmak mümtaz mümteni.−ğı münafıklık.

−ği münekkit.−ci münebbih müneccim müneccimbaşı müneccimlik.−ği münevver münezzeh münfail münferiden münferit.−di münfesih münhal.−rri müncer olmak mündemiç.münazara müncer.−ci mündericat münderiç.−li münhani münharif münhasır münhasıran münhat.−di münekkitlik.−ttı münhezim münkesir münkir 1591 .

−ğü 1592 .−bi münteşir münzevi müphem müphemiyet müphemlik.−ği müptedi müptelâ müptelâ olmak müptezel müracaat müracaatçı müracaat etmek müradif mürai mürailik.münşeat münşi müntahabat müntahap.−ği mürdesenk.−gi mürdüm mürdüm eriği mürdümük.−bi münteha müntehir müntesip.−bı müntahip.

−di mürt mürteci.−ci mürit.−bi mürettiphane mürettiplik.−bi mürettip.mürebbi mürebbiye mürebbiyelik.−bi mürekkep balığı mürekkepçi mürekkepleme mürekkeplemek mürekkeplenme mürekkeplenmek mürekkepli mürekkep olmak mürettebat mürettep.−di müritlik.−ği müreccah müreffeh müreffehen mürekkep.−ği mürşit.−i mürtefi.−i 1593 .−ği mürevviç.

−ddi mürt olmak mürur müruriye müruruzaman mürüvvet mürüvvetli mürüvvetsiz mürver müsaade müsaade etmek müsabaka müsabık müsademe müsadere müsadere etmek müsadif müsait. −ğı müsamahalı 1594 .mürtekip.−bi mürtesem mürtet.−di müsakkafat müsamaha müsamaha etmek müsamahakâr müsamahakârlık.

−di müshil müskirat Müslim Müslüman Müslüman adam Müslümanlaştırma 1595 .−ğı müsavi müsebbip.müsamahasız müsamahasızlık.−bi müseccel müseddes müsekkin müsellem müselles müsellesat müsellim müselsel müsemma müsemmen müsevvit. −ğı müsamere müsavat müsavatçılık.−ğı müsavatsız müsavatsızlık.

−lli müstakim müstamel 1596 .−ddi müstakar.−rrı müstakbel müstakil.−ği müstacel müstacelen müstaceliyet müstafi müstağni müstahak müstahak olmak müstahdem müstahkem müstahkem bölge müstahkem mevki.Müslümanlaştırmak Müslümanlık.−ğı müsmir müspet müspet ilimler müsrif müsriflik.−i müstahsil müstahzar müstahzarat müstait.

−di müstenkif müstensih müsterih 1597 .−ği müstehlik müstehzi müstekreh müstelzim müstemirren müstemleke müstemlekeci müstemlekecilik.müstantik müstantiklik.−di müstebitlik.−ği müstear müstebat müstebit.−ği müstecir müstefit müstefit etmek müstehase müstehcen müstehcenleşme müstehcenleşmek müstehcenlik.−ği müsteniden müstenit.

−dı müsvedde müsvedde defteri müsveddelik.−ğı müsteşrik müstevi müstevli müstezat.müsterih olmak müstesna müsteşar müsteşarlık. −dı müşabehet müşabih müşahede müşahede etmek müşahhas müşahit.−di müşareket müşareket etmek müşareket fiili müşarünileyh müşavere müşavir müşavirlik.−ği müşebbeh 1598 .−ği müsveddelik kâğıt.

−di müşrik müştak.−ği müşterek bahis.−ği müşkül müşkülât müşkülâtlı müşküle müşkülleşme müşkülleşmek müşkülpesent. −hsi müştereken müşteri Müşteri (Jüpiter) 1599 .müşekkel müşerref müşerref olmak müşevveş müşevvik müşfik müşir müşirlik.−kkı müştehi müşteki müşteki olmak müştemilât müşterek.

−di müteaffin müteahhit.müşteri hizmeti müt'a mütalâa mütalâa etmek müt'a nikâhı mütareke müteaddit.−ği müteakiben müteakip.−bi mütealiye müteallik müteammim mütearife mütebahhir mütebaki mütebasbıs mütebeddil mütebessim mütecanis mütecasir mütecaviz mütecessis mütedair mütedavil 1600 .−di müteahhitlik.

mütedavil sermaye mütedeyyin müteessif müteessif olmak müteessir müteessir olmak mütefekkir mütefennin müteferrik müteferrika mütegallibe mütehakkim mütehammil müteharrik mütehassıs mütehassıslık.−ğı mütehassis mütehassis etmek mütehassis olmak mütehavvil mütehayyir mütehevvir müteheyyiç.−di mütekâmil 1601 .−ci mütekabil mütekabiliyet mütekait.

−i müteradif müterakim müterakki müterakki vergi mütevelli heyeti mütercem 1602 .−bi mütenavip.−bi mütenazır mütenebbih müteneffir mütenekkir mütenekkiren mütenevvi.mütekâsif mütekebbir mütekellim mütelezziz mütemadi mütemadiyen mütemayil mütemayiz mütemekkin mütemerkiz mütemmim mütenakıs mütenakız mütenasip.

−i mütevakkıf mütevali mütevazı.mütercim mütercimlik.−di müteselli müteselli olmak müteselsil müteselsil borç.−di müteverrim 1603 .−ği mütereddi mütereddit.−cu müteselsil kefil müteşebbis müteşekkil müteşekkir mütetebbi.−ı mütevazi mütevazin müteveccih müteveccihen müteveffa mütevehhim mütevekkil mütevelli mütevellit.−di mütesanit.

−i müvezzilik.−di müvekkil müvellidülhumuza müvellidülma müverrih müvesvis müvezzi.−di müthiş müttefik müttefikan müttehiden müttehit.müteyakkız mütezayit.−ği müyesser müyesser olmak müzaheret müzaheret etmek müzahir müzahrefat müzakerat müzakere müzakereci müzakere etmek müzakere yapmak müzayaka müzayede 1604 .

−bi müzeci müzecilik.−ci müzik.−lü müzik köşesi müzik kutusu 1605 .müze müzebzep.−ği müzevirlik etmek müzeyyen müziç.−ği müzikal.−bi müzekker müzekkere müzelik.−ği müzik dolabı müzikhol.−li müzikalite müzik bilimci müzik bilimi müzik corner müzikçi müzikçilik.−ği müzevir müzevirleme müzevirlemek müzevirlik.−ği müzehhep.

müziklendirme müziklendirmek müzikli müzik market müzik odası müzikolog.−ğu müzikoloji müzik salonu müziksever müziksiz müzisyen müzmin müzminleşme müzminleşmek müzminleştirme müzminleştirmek müzminlik.−ği (*)N N na naaş naat nabekâr 1606 .

−i nafile nafile namazı nafile yere nafiz 1607 .−ğı naçar naçiz naçizane nadan nadanca nadanlık.−bzı nacak.nabız.−ğı nadide nadim nadim olmak nadir nadirat nadiren nafaka nafakalanma nafakalanmak nafıa nafi.−ğı nadas nadas etmek nadaslı nadaslık.

−bi naiplik.−hvi nahiye nahiye müdürü nahoş naif nail nail olmak naip.nafta naftalin naftalinleme naftalinlemek naftalinlenme naftalinlenmek nagehan nağme nağmeli nağmesiz nağme yapmak nah nahak nahak yere nahır nahırcı nahif nahiv.−ği nakarat 1608 .

−kli (taşıma) nâkil (taşıyan) 1609 .−ğı nakış ipliği nakışlama nakışlamak nakışlı nakışlık.−kşı nakışçı nakışçılık.−ğı nakış makinesi nakışsız nakız.−kzı nakibüleşraf nakil.nakaratlı nakaratsız nakavt nakavt etmek nakavt olmak nakden nakdî nakdî ceza nakdî kıymet nakdî teminat nakdî vergi nakdî yardım nakıs nakış.

−bi nakisa nakit.−kdi nakit kartı nakit para nakkare nakkarhane nakkaş nakkaşlık.−ği nakşetme 1610 .nakil vasıtası nakip.−ğı nakledilme nakledilmek naklen naklen yayın nakletme nakletmek naklettirme naklettirmek naklî naklî mazi nakliyat nakliyatçı nakliyatçılık.−ğı nakliye nakliyeci nakliyecilik.

−dı nalbantlık.−ğı nalbant.−ğı nalbur nalburluk.nakşetmek Nakşibendî Nakşibendîlik.−ği Nakşîlik.−ğu nalça nalçalı nalçasız naldöken nale nalekâr nalın nalıncı nalıncı keseri 1611 .−ği nakşolma nakşolmak nakşolunma nakşolunmak nakzen nakzetme nakzetmek nal nalân nalâyık.

−bu namahrem namahremlik.−ği namaz namaz bezi namazbozan (bitki) namazcı namazgâh namaz kılmak namazlağı namazlık.−ğı nalınlı nalınsız nallama nallamak nallanış nallanma nallanmak Nallıhan (ilçe) nam namağlûp.−ğı namaz niyaz namaz örtüsü namaz seccadesi namazsız namaz vakti namdar 1612 .nalıncılık.

−di namütenahi namütenahilik.−di namzetlik.−ği namevcut.name namert.−ği namzet.−ğu namünasip.−ği nanay 1613 .−ğu namus sözü namussuz namussuzca namussuzluk.−bi namüsait.−di namertçe namertlik.−du Namibya Namibyalı namlı namlı şanlı namlu namus namus belâsı namus davası namuskâr namuslu namusluluk.

−ğü nansuk.−gi 1614 .nane naneli nane likörü nanemolla nane ruhu nanesiz nane suyu nane şekeri nanıaziz nanik.−ğu napalm napalm bombası nar (bir meyve) nâr (ateş) nara nar balinası narcıl narçiçeği (renk) nardenk.−ği nanikleme naniklemek nankör nankörce nankörleşme nankörleşmek nankörlük.

−ğu narkozitör Narlıdere (ilçe) Narman (ilçe) narsis narsisizm narsis kompleksi narsislik.−ği narval.−ci narenciye narenciyeci nargile nargile tütünü nargiller narh nârıbeyza narin narinlik.−ği narkotik.−ssı nasfet 1615 .nardin narenç.−ği narkotizm narkoz narkozcu narkozculuk.−li narven nas.

−ği nasihat etmek nasihatname nasihat yollu nasip.−ti nasihatçi nasihatçilik.−bi nasip etmek nasiplenme nasiplenmek nasip olmak nasir naspetme naspetmek Nasranî Nasranîlik.−ği nasyonalist 1616 .nasıl nasılsa nasıp.−spı nasır nasırlanma nasırlanmak nasırlaşma nasırlaşmak nasırlı nasırsız nasihat.

−du navçağan navlun naylon naylon fatura naylon kız 1617 .nasyonalizm nasyonal sosyalizm naşi naşir natamam natıka natıkalı natıkasız natır natırlık.−ğı natır nalını nativizm natron natuk natura natür natüralist natüralizm natürel natürist natürizm natürmort.

−ti nazarıitibar nazarî nazariyat nazariyatçı nazariye nazariyeci nazarlık.−ği nazikâne 1618 .naylon reçete naz nazal nazar nazaran nazar boncuğu nazarıdikkat.−zmı (manzume) nâzım (düzenleyen) nazım birimi Nazımiye (ilçe) nâzım plân nazım türü nazır Nazi nazik.−ğı nazenin naz etmek nazım.

−ğı nazmen nazmetme nazmetmek ne ne âlâ nebat nebatat nebatat bahçesi 1619 .−ği nazil Nazileştirme Nazileştirmek Nazilli (ilçe) nazir nazire nazire yapmak nazirsiz Nazizm nazlanı nazlanı nazlanış nazlanma nazlanmak nazlı nazlılık.nazikçe nazikleşme nazikleşmek naziklik.

−ği nedensellik ilkesi nedensiz neden sonra 1620 .−ği necabet necaset necat nece Necef taşı neci necip.nebatî nebevî nebi nebülöz nebze nebzecik.−bi nedamet nedametle nedbe neden neden bilimi nedeniyle nedenli nedenli nedensiz nedense nedensel nedensellik.

−ğı nedim nedime nedret nefaset nefer nefes nefes borusu nefes darlığı nefes etmek nefes kesici nefesleme nefeslemek nefeslenme nefeslenmek nefesli nefesli çalgı nefeslik.−fyi 1621 .neden tanrıcılık.−fsi (öz) nefis muhasebesi nefis mücadelesi nefis müdafaası nefiy.−ği nefes nefese nefha nefir nefis (hoş) nefis.

nefret nefret etmek nefrit nefsanî nefsaniyet nefsi müdafaa neft neftî neftîleşme neftîleşmek neftîleştirme neftîleştirmek neftimsi neft yağı nefyedilme nefyedilmek nefyetme nefyetmek negatif negatif büyüklük.−hyi nekahet nekahethane 1622 .−ğü negatif sayı neharî nehir.−hri nehir roman nehiy.

−ği nekroloji nekrotik.nekais nekbet nekes nekeslik.−ğı neme yönelim nemf nemlendirici 1623 .−ği nekre nekrelik.−ği nekroz nektar nem nema nemalandırma nemalandırmak nemalanma nemalanmak nemcil Nemçe nemçeker nemdenetir neme gerek neme lâzım neme lâzımcı neme lâzımcılık.

−ği nemli nemli nemölçer nemrut.−ğu Nemse nene neodim neojen neolitik.−ği neolojizm neon neon lâmbası neon tüpü neoplâzma 1624 .nemlendirici krem nemlendirme nemlendirmek nemleniş nemlenme nemlenmek nemletme nemletmek nemli nemlilik.−du Nemrut nemrutlaşma nemrutlaşmak nemrutluk.

−bi nesi nesiç.neozoik.−ği nervür nervürlü nesebi gayrisahih nesebi sahih nesep.−ği nepotist nepotizm Neptün neptünyum nerde nerden nerdeyse nere nerede nereden nereden nereye neredeyse nereli neresi nereye nergis nergisgiller nergis zambağı neritik.−sci 1625 .

−shi nesil.−ği nesne öbeği nesnesel nesnesiz Nesturî neşe neşelendirme neşelendirmek neşeleniş neşelenme neşelenmek neşeli neşesiz neşesizlik.−sli nesim nesir.nesih.−sri neskafe nesne nesnel nesnelci nesnelcilik.−ği nesnelleşme nesnelleşmek nesnellik.−ği neşet neşet etmek 1626 .

neşetli neşide neşir.−şri neşredilme neşredilmek neşren neşretme neşretmek neşriyat neşrolunma neşrolunmak neşter neşterleme neşterlemek neşveli neşvünema net netameli netice neticelendirme neticelendirmek neticeleniş neticelenme neticelenmek neticeleşme neticeleşmek neticesiz 1627 .

neticeten netleşme netleşmek netleştirme netleştirmek netlik.−smi net ücret neuzübillâh neva nevabuselik.−v'i nevir.−ği nevrasteni nevresim nevrofik.−ği nevale nevazil nevaziş nevbet neveser nevi.−vri nev'i şahsına münhasır nevmit.−ği net resim.−di nevralji nevraljik.−ği nevroloji 1628 .

−ği nezaketsiz nezaketsizlik.−ği nevzat ney neyçe neyi neyse neyzen neyzen bakışlı nezafet nezahet nezaket nezaketen nezaketli nezaketlilik.−ği nezaret nezaret etmek nezarethane 1629 .nevropat nevroz nevruz Nevruz Bayramı nevruz otu Nevşehir nevton nevyunanî nevyunanîlik.

−tru nışadır nışadır kaymağı nışadır ruhu nice nicel niceleme 1630 .−zdi nıkris nısfet nısfınnehar nısfiye nısıf.−zri nezle nezleli nezle otu nezretme nezretmek nezt.−sfı nısıf kutur.−zfi nezih nezir.nezaretli nezaretsiz nezdinde nez'etme nez'etmek nez hâli nezif.

−ği nice nice niçin nida nifak nifakçı Niğde nihaî nihaî karar nihale nihan nihavent.nicelemek niceleyici niceleyiş nicelik.−di nihayet nihayetinde nihayetlenme nihayetlenmek nihayetsiz nihilist nihilizm Nijerya Nijeryalı nikâh nikâh etmek nikâhlama 1631 .

−bı Nikaragua Nikaragualı nikbet nikbin nikbinlik.nikâhlamak nikâhlanış nikâhlanma nikâhlanmak nikâhlayış nikâhlı nikâhlık.−ğı nikâhlılık.−ği nikel nikelâj nikel kaplama nikelleme nikellemek nikelli nikelsiz nikotin nikriz 1632 .−ğı nikâh şekeri nikap.−ğı nikâh memuru nikâhsız nikâhsızlık.

−bı nispet nispetçi nispet eki nispeten 1633 .−ği nisan nisan balığı (şaka) nisan yağmuru nisap.Niksar (ilçe) nilüfer Nilüfer (ilçe) nilüfergiller nim nimbus nimet nimet hakkı nimetşinas nine ninni nipel nirengi nirengi haritası nirengi noktası nisaî nisaiye nisaiyeci nisaiyecilik.

−ği nispet yapmak nispet y'si nispî nispî temsil nisyan niş nişaburek.−ci nişan halkası nişanlama nişanlamak nişanlanış nişanlanma nişanlanmak nişanlı nişanlık.−ğı nişane nişangâh nişangeç.−ğı 1634 .nispet etmek nispet î'si nispetli nispetsiz nispetsizlik.−ğı nişanlılık.−ği nişan nişancı nişancılık.

nişansız nişan yapmak nişan yüzüğü nişasta nişasta buğdayı nişastacılık.−ği nitelikli nitelikli işçi 1635 .−ğı nişastalanma nişastalanmak nite nitekim nitel niteleme niteleme belirteci nitelemek niteleme sıfatı niteleme zarfı nitelendirilme nitelendirilmek nitelendirme nitelendirmek niteleniş nitelenme nitelenmek niteleyiş nitelik.

−di nitrik oksit.−ğu niyetleniş niyetlenme niyetlenmek niyetli 1636 .−di nitrogliserin nitrojen nitroselüloz niyabet niyaz niyaz etmek niyaz eylemek niye niyet niyetçi niyetçilik.−ği nitramit nitrat nitratin nitratlaşma nitratlı nitrik asit.niteliklilik.−ği niyet etmek niyeti bozuk.−ği niteliksiz niteliksizlik.

−ğı nod nodul nodullama nodullamak nodullanma nodullanmak nodül Noel Noel ağacı Noel baba 1637 .−ğı Nizip (ilçe) nobelyum nobran nobranca nobranlık.niyetsiz niyobyum niza.−ı nizam nizamî nizamiye nizamiye kapısı nizamiye karakolu nizamlı nizamname nizamsız nizamsızlık.

−ğı noktainazar noktalama noktalama işareti noktalama işaretleri noktalamak noktalanma noktalanmak noktalayış noktalı noktalı delik.−ği noktalı virgül nokta memuru nokta nokta noktası noktasına 1638 .−ğı noksansız nokta noktacı noktacılık.Nogay Nogayca nohudî nohut.−du nohutlu nohutsuz nokra noksan noksanlık.

−ği nosyon 1639 .−li normalaltı normalleşme normalleşmek normalleştirme normalleştirmek normallik.−ği normalüstü normatif norton eleği Norveç Norveççe Norveçli nostalji nostaljik.−li nominal değer nominalizm nominatif nomografi nonfigüratif nonoş non−stop norm normal.noktasız nom nominal.

−ği not etmek nova nöbet nöbetçi nöbetçilik.−ği nörotik karakter nörotik kişilik.−ği nöbetleşe nöbetleşme nöbetleşmek nöbet şekeri nörolog.not nota notalama notalamak notam noter noterlik.−ği nötr nötralizasyon nötralize nötralize etmek nötrleme 1640 .−ğu nöroloji nöron nörotik.

−ğı numaralama numaralamak numaralandırma numaralandırmak numaralanış numaralanma numaralanmak numaralayış numaralı numarasız numara yapmak numen numune numunelik.−ği 1641 .−ğü nötron Nuh nuhuset nukut numara numaracı numaracılık.nötrlemek nötrleşme nötrleşmek nötrleştirme nötrleştirmek nötrlük.

−tku nü nüans nübüvvet nüfus nüfus bilimci nüfus bilimi nüfus bilimsel nüfus coğrafyası 1642 .nur nuranî Nurdağı'nı (ilçe) Nurhak (ilçe) nurlandırma nurlandırmak nurlanış nurlanma nurlanmak nurlu nursuz nursuz pirsiz nuruaynım nuruçeşmim nurudidem nur yüzlü Nusaybin (ilçe) Nusayrî nutuk.

−li nükleer silâh nükleon nükleoprotein 1643 .nüfus cüzdanı nüfusçu nüfus kâğıdı nüfus kalemi nüfus kaydı nüfus kesafeti nüfus kütüğü nüfus memurluğu nüfus patlaması nüfus plânlaması nüfus sayımı nüfus tezkeresi nüfus yoğunluğu nüfuz nüfuz etmek nüfuzkâr nüfuzlu nüfuzsuz nüfuz ticareti nühüft nükleer nükleer enerji nükleer reaktör nükleer santral.

−ğı nükteli nüktesiz nükte yapmak nükul.−lü nükul etmek nümayiş nümayişçi nümayişkâr nüsha nütasyon nüve nüzul.nüksetme nüksetmek nükte nükteci nüktecilik.−lü nüzullü (*)O O o 1644 .−ği nüktedan nüktedanlık.

−ği objektif olmak objektivist objektivite objektivizm obruk.oba obabaşı obelisk oberj obje objektif objektiflik.−ğu obüs ocak.−ğı ocak başı 1645 .−ğu obruklu observatuvar obsesif obsesyon obstrüksiyon obua obuacı obur oburca oburlaşma oburlaşmak oburluk.

−ğı odacılık.−ğı ocakeşeği (alet) ocak kaşı ocak katı ocaklı ocaklık.−ğı ocak taşı ocumak od oda odabaşı odacı odacık.ocakçı ocakçılık.−ğı oda hapsi odak.−ğı odaklama odaklamak odaklanma odaklanmak odaklaşma odaklaşmak odaklaştırma odaklaştırmak odaklayıcı odak noktası 1646 .

−ğı odsuz odsuz ocaksız odun odun bilimi oduncu oduncul odunculuk.−ğu odun kömürü odunlaşma odunlaşmak odunluk.odalı odalık.−ğu odun özü odun sobası odunsu odunumsu odyometre odyovizüel of Of (ilçe) 1647 .−ğı oda müziği oda spreyi o denli odeon oditoryum od ocak.

−dı ofset ofsetçi oftalmolog.−ğu oftalmoloji oftalmoskop.−ğı oğlancılık.−ğı Oğlak (burç) Oğlak dönencesi oğlaklama oğlaklamak oğlan oğlancı oğlancık.−ğlu oğul balı oğulcuk.−ğu oğullanma 1648 .−bu Oğan oğlak.−ğu oğulduruk.ofis oflama oflamak oflaz ofris ofsayt.−ğı oğlan evi oğul.

−ğı oğuz Oğuz Oğuzca Oğuzeli'ni (ilçe) Oğuzlar (ilçe) oh oha ohlama ohlamak ohm oje ojeli ojit ok okaliptüs okapi okar okazyon okçu okçuluk.oğullanmak oğullu oğulluk.−ğu 1649 .−ğu oğul oğul oğul otu oğulsuz oğul uşak.

−ğu oklu kirpi ok meydanı okrama okramak oksalat oksalik.−di oksidiyon taşı oksijen oksijen çadırı oksijenleme oksijenlemek 1650 .−ği oksalik asit.okey okeyleme okeylemek okka okkalama okkalamak okkalı okkalık.−ğı okkalı kahve oklama oklamak oklanma oklanmak oklava okluk.

oksijenlenebilir oksijenli oksijenli su oksilit oksit.−di oksitleme oksitlemek oksitlenme oksitlenmek oksiyür okşama okşamak okşamalık.−ğı okşanma okşanmak okşantı okşatma okşatmak okşayıcı okşayış oktan oktant oktav oktrua okul okul çocuğu okuldaş 1651 .

−ğu okumuş olmak okunaklı okunaksız okunma okunmak okuntu okunulma okunulmak okunuş okur okuryazar 1652 .okul kaçağı okul kooperatifi okullaşma okullaşmak okullu okul öncesi okul sonrası okuma okumak okuma kitabı okuma saati okuma yazma okuma yitimi okume okumuş okumuşluk.

−ğı okutturma okutturmak okutulma okutulmak okutuş okuyucu okuyuş oküler okültizm okyanus okyanus çukuru okyanus mavisi Okyanusya ok yılanı ol olabilir olabilirlik.−ğı okus pokus okutma okutmak okutman okutmanlık.−ği olabilme olabilmek olacak.okuryazarlık.−ğı olagelme 1653 .

−li olağanüstülük.−ğı olasılı olasılık.−ğı olasılık hesabı olasıya olay olay bilimi 1654 .−ğı olanca olası olasıcılık.olagelmek olağan olağan dışı olağanlaşma olağanlaşmak olağanlaştırma olağanlaştırmak olağanlık.−ğü olamaz olanak.−ğı olanaklı olanaksız olanaksızlaşma olanaksızlaşmak olanaksızlık.−ğı olağanüstü olağanüstü hâl.

−ği oleik asit.−ğu olgun 1655 .−di olein oleometre olgu olgucu olguculuk.−ğu olaylaştırma olaylaştırmak olaylı olaysız olçum oldu oldubitti oldukça oldum bittim oldum olası oldu olacak oldurgan oldurma oldurmak ole olefin oleik.−ğı olay fotocu olay fotoculuk.olaycılık.

−dı olivin olma olmadık.−ğı olmuş olsa olsa 1656 .−ğı olmaz olmazlı olmazlık.−ğu olgunluk çağı olgunluk sınavı olgunluk yaşı olgun odun oligarşi oligoklâz oligopol.−ğı olmak olmamış olmayacak.−lü oligosen olijist olimpik.−ği olimpiyat.olgunlaşma olgunlaşmak olgunlaştırma olgunlaştırmak olgunluk.

−ğu olukçuk.olta olta balığı oltacı oltacılık.−ğu oluklaşma oluklaşmak oluklu oluk oluk olumlama olumlu olumlu bildirme eki olumlu cümle olumlu eylem olumlu fiil olumluluk.−ğu olumlu tümce olumsal olumsallık.−ğı olumsuz 1657 .−ğı olta iğnesi olta takımı Oltu (ilçe) Oltu kebabı Oltu taşı Oltu tozu oluk.

olumsuz cümle olumsuz eylem olumsuz fiil olumsuzluk.−ğu olur olmaz oluş oluşma oluşmak oluşturma oluşturmak oluşturulma oluşturulmak oluşuk.−ğu olumsuzluk eki olumsuzluk kelimesi olumsuz tümce olunma olunmak olupbitti (oldubitti) Olur (ilçe) olurluk.−ğu oluşum oluşumcu oluşumculuk.−ğu om oma 1658 .

−ğu omuz omuza 1659 .omaca ombra ombudsman omça omfazit omlet ommatidyum ommetre omnibüs omnivor omur omurga omurgalılar omurgasızlar omurilik.−ğı omuz eklemi omuzlama omuzlamak omuzlanma omuzlanmak omuzlu omuzluk.−mzu omuz başı omuzdaş omuzdaşlık.−ği omuz.

−ğı onama onamak onanizm onanma onanmak onar onarıcı onarılma onarılmak onarım onarımcı onarımcılık.−ğı onarma onarmak onar onar onartma onartmak onaşma oanaşmak onat onay on ayaklılar onaylama onaylamak 1660 .on ona on altılık.

−ğı on beş on binlerce on binlik.−ğı (bitki) on birli onca onculayın onda ondalık.onaylanış onaylanma onaylanmak onaylatma onaylatmak onaylı onaysız onbaşı.−ğı ondalıkçı ondalık kesir.−yı onbaşılık.−sri ondalık sayı Ondokuzmayıs (ilçe) 19 Mayıs ondan ondurma 1661 .−ği on bir onbiraylık.

−ği 1662 .−ğı onmak onmaz on milyonluk.−ğu ongunluk.−ğu onomastik.ondurmak ondurmaz ondülâtör ondüle ondüleli ondülesiz onejit ongen ongun ongun besi suyu ongunculuk.−ğu onikiparmak bağırsağı on iki telli oniks onkoloji onlar onlarca onlu onluk.−ğu onma onmadık.

−ğı on parasız ons onsuz ontik.onomatope on paralık.−ği ontojenez ontoloji ontolojik.−ği ontolojizm onu onulma onulmak onulmaz onum onun onuncu onur onur belgesi onur kurulu onurlandırma onurlandırmak onurlanma onurlanmak onurlu onursal onursal başkan 1663 .

onursuz onursuzluk.−ğu onur üyesi oosfer oosit opal.−ği optikçi optik kaydırma optimal 1664 .−ğü operatris operet operetçi oportünist oportünizm opsiyon optik.−li opalin opalleşme oparlör opera operacı operakomik.−ği operasyon operatör operatörleşme operatörleşmek operatörlük.

−ğı oramiral.−ğı orak ayı orak böceği orakçı orakçılık.optimetri optimist optimizasyon optimize etmek optimizm optimum opus ora oracık oracıkta orada oradan orak.−ğı oraklaşma oraklaşmak oral oralı oralılık.−ği oran oranca oran dışı 1665 .−li oramirallik.

−ğı orantı orantılama orantılamak orantılanma orantılanmak orantılı orası oratoryo oraya orcik.−ği ordinaryüs ordinat ordino ordonat ordövr ordövr arabası ordövr tabağı ordu Ordu ordubozan 1666 .orangutan oranla oranlama oranlamak oranlı oransız oransızlık.

−ği organikçi organik kimya organik kütle organik öge organizasyon organizatör organize etmek organize sanayi.−i organize suç organizma organlaşma organlaşmak organlık.−ğı organ nakli 1667 .−ğı orducu ordu donatım ordu evi ordugâh ordu komutanı ordu merkezi ordusuz orfoz org organ organ aktarımı organik.ordubozanlık.

−ğı orman çayırı 1668 .−ği orijinli orkestra orkestracı orkestralama orkestralı orkestrasız orkide orkinos orkit orlon orman ormancı ormancılık.−li orijinalite orijinallik.organoleptik.−ği organtin organze orgazm orgcu orgeneral.−ği Orhaneli'ni (ilçe) Orhangazi (ilçe) orijin orijinal.−li orgenerallik.

−ğı orman sarmaşığı orman sıçanı ormansız ormansızlaşma ormansızlaşmak orman tavuğu orman tavuğugiller orman yeşili ornatma ornatmak ornitolog.orman evi orman gülü orman işletmesi orman kebabı orman kibarı orman köylüsü orman köyü orman kuşağı ormanlaşma ormanlaşmak ormanlaştırma ormanlaştırmak ormanlık.−ğu ornitoloji ornitorenk.−gi orojeni 1669 .

−ği 1670 .−cı Orta Çağ orta dalga orta damar orta deri orta dikme orta direk.−ğı orta boy orta boylu Ortaca (ilçe) ortaç.−ğu orsa orsa alabanda orsa boca orsalama orsalamak orsa poca orta Orta (ilçe) orta ağırlık.−ğu orospu yemeği orostopol orostopolluk.orospu orospu bohçası orospu böreği orospu çocuğu orospuluk.

−bı ortak kat ortaklaşa ortaklaşacı ortaklaşacılık.−ğı ortak dil ortak etmek ortak fark ortak gider ortak hesap.−ğı orta karar orta karın.−rnı ortak bölen ortak çarpan ortakçı ortakçılık.Orta Doğu orta elçi orta hâlli orta hece yutumu orta hizmetçisi orta hizmeti orta işi ortak.−ğı ortaklaşma ortaklaşmak ortaklaştırma ortaklaştırmak 1671 .

−ğı ortak yapım ortak yaşama ortakyaşar ortakyaşarlık.−ğı orta kulak boşluğu orta kulak iltihabı orta kuşak.−ğı ortaklık senedi ortaklık sözleşmesi ortak mülkiyet ortak nesne ortak olmak ortak ölçülmez sayılar Ortaköy (ilçe) ortak özne ortak payda ortak tam bölen ortak tümleç.−ğı ortak yönetim ortak yüklem ortalama ortalamak ortalamasına ortalı 1672 .−ci orta kulak.ortaklık.

−ğı orta saha orta sıklet Orta Şark orta şekerli orta tedrisat orta terim orta uç.−ğı ortalıkçı ortalıkta ortam orta malı orta masası orta mektep.−cu (santrafor) 1673 .−bi ortanca ortancalı ortanın sağı ortanın solu orta nokta ortaokul orta oyunculuğu orta oyuncusu orta oyunu orta öğrenim orta öğretim orta parmak.ortalık.

−ğu ortodonti ortoklâz ortopedi ortopedik.−ğu orta yuvar orta yuvarlak.ortay orta yaşlı orta yaylak.−li oryantalist oryantalizm oryantasyon o saat 1674 .−ğı orta yol orta yolcu orta yolculuk.−ği ortopedist ortoz oruç.−ğı Ortodoks Ortodoksluk.−cu oruçlu oruçsuz orun orunlama orya oryantal.

−ğı Osmanlıcılık.o sırada Osmancık (ilçe) Osmaneli'ni (ilçe) Osmangazi (ilçe) Osmanî Osmaniye (ilçe) Osmanlı Osmanlıca Osmanlıcacılık.−ğu oşinografi ot otacı otacılık.−ğı otağ 1675 .−ğı Osmanlı Türkçesi osmiyum osmiyumlu osteoloji osteoporoz osurgan osurgan böceği osurma osurmak osuruğu cinli osuruk.−ğı Osmanlılık.

−ği otarma otarmak otarsi otarşi otçu otçul otel otelci otelcilik.−ği otizm otlak.−ğı otlakçı otlakçılık.−ğı otlakıye 1676 .−ği otel faresi otelgarni otist otistik.otağcı otak otakçı otalama otalamak otama otamak otanazi otantik.

−ğu Otlukbeli'ni (ilçe) otlu peynir oto otoban otobiyografi otobiyografik.−ği otobüs otobüsçü otobüsçülük.−ğü otobüs durağı otodidakt otoerotizm otogar otografi otojestiyon 1677 .otlama otlamak otlanma otlanmak otlatılma otlatılmak otlatma otlatmak otlatma sistemi otlu otlubağa otluk.

−ği otomotiv otonom otonomi otopark otoparkçı otoparkçılık.−ği otomatikman otomatik sigorta otomatizm otomobil otomobilci otomobilcilik.otokar otoklâv otokontrol.−ği otokton otolit otoman otomasyon otomat otomatik.−ğı 1678 .−ği otomatikleşme otomatikleşmek otomatiklik.−lü otokrasi otokrat otokritik.

−ğu otostop yapmak ototrof ototrofi otoyol otsu otsul otsu topluluk.−ğı oturak âlemi oturak kündesi oturaklı oturaklılık.−ğu otsuz oturacak.otoplâsti otopomp otoprodüktör otopsi otoray otorite otoriteli otoriter otorizasyon otosist otostop otostopçu otostopçuluk.−ğı oturak.−ğı 1679 .

oturma oturma belgesi oturma duvarı oturma grevi oturma grubu oturma izni oturmak oturmalık.−ğu oturtma oturtmak oturtmalık.−ğı oturma mobilyası oturma odası oturmuş oturmuşluk.−ği 1680 .−ğı oturtulma oturtulmak oturulma oturulmak oturum oturuş oturuşma oturuşmak otuz 30 Ağustos otuzar otuz beşlik.

−ğu otuzuncu otyiyenler ova Ovacık (ilçe) oval.−li ovalama ovalamak ovalanma ovalanmak ovalatma ovalatmak ovalı ovalık.otuzluk.−ğı ovasız ovdurma ovdurmak ovdurtma ovdurtmak ovma ovmaç.−cı ovmak ovogon ovogon dağarcığı ovolit ovucu ovulma 1681 .

−ğı oya çiçeği oyalama oyalamak oyalandırma oyalandırmak oyalanma oyalanmak oyalantı oyalayıcı oyalı oy birliği oyculuk.−ğu oy çokluğu oydaş oydurma oydurmak oy hakkı 1682 .ovulmak ovunma ovunmak ovuşturma ovuşturmak oy oya oya ağacı oyacı oyacılık.

−ğı oynak.−ğı oynama oynamak 1683 .−klı oyma baskı oymacı oymacılık.−ğı oynakça oynak kemiği oynaklık.oylama oylamak oylanış oylanma oylanmak oyluk.−ğu oylum oylumlama oylumlamak oylumlu oylum oylum oyma oyma akıl.−ğı oymak oymakbaşı oymak oymak oymalı oymalı yaprak.

oynanış oynanma oynanmak oynaş oynaşlık.−ğı oynaşlık etmek oynaşma oynaşmak oynatılma oynatılmak oynatım oynatımcı oynatış oynatma oynatmak oynaya oynaya oynayış oysa oysaki oy sandığı oyuk.−ğu oyuklu oyulga oyulgalama oyulgalamak oyulgalanma oyulgalanmak 1684 .

oyulgama oyulgamak oyulganma oyulganmak oyulma oyulmak oyuluş oyum oyumlama oyumlamak oyun oyun alanı oyunbaz oyunbazlık.−ğı oyunbozanlık etmek oyunca oyuncak.−ğı oyunbozan oyunbozanlık.−ğı oyuncaklı oyuncu oyunculuk.−ğı oyuncakçı oyuncakçılık.−ğu oyuncu seçimi oyun ebesi 1685 .

−ğı ozansı ozansılık.−ğı ozmonoloji ozmos ozokerit ozon 1686 .oyun etmek oyun havası oyun kâğıdı oyun kurucu oyunlaştırılma oyunlaştırılmak oyunlaştırma oyunlaştırmak oyunluk.−ğu oyun masası oyun sahası oyun salonu oyuntu oyun yazarı oyun yazarlığı oyuş ozalit ozalitçi ozan ozanca ozanlık.

−ği öbeklenme öbeklenmek öbekleşme 1687 .−bu ozonölçer ozon ölçüm ozon tedavisi ozonür ozon yuvarı ozuga (*)Ö Ö öbek.ozonlama ozonlama cihazı ozonlamak ozonlaşma ozonlaşmak ozonlayıcı ozonoliz ozonometre ozonosfer ozonoskop.

−ği ödenekli ödeniş ödenme ödenmek ödenmez 1688 .−cü öçbe öçlenme öçlenmek öçlü öd öd ağacı öd dışı ödem ödeme ödemek ödemeli Ödemiş (ilçe) ödemli ödenek.öbekleşmek öbek öbek öbür öbür dünya öbürkü öbürü öcü öç.

−cü ödünçleme 1689 .ödenti ödeşme ödeşmek ödetme ödetmek ödev ödev bilgisi ödevcil ödevlendirilme ödevlendirilmek ödevlendirme ödevlendirmek ödevli ödeyesiye ödiyometre öd kanalı öd kesesi ödlek.−ği ödlekçe ödleklik.−ği ödül ödüllendirme ödüllendirmek ödün ödüncü ödünç.

ödünleme ödünlemek ödünlü ödünsüz ödyometre öf öfke öfkelendirici öfkelendirme öfkelendirmek öfkeleniş öfkelenme öfkelenmek öfkeli öfkesiz öge öglena öglenagiller öğle öğle ezanı öğlen öğle namazı öğlenci öğlende öğle paydosu öğle tatili öğle uykusu 1690 .

−ği öğreti öğretici öğreticilik.−ği öğretilme 1691 .öğleüstü öğleüzeri öğle vakti öğle yemeği öğleyin öğrek.−ği öğrenci yurdu öğrenilme öğrenilmek öğrenim öğrenim belgesi öğrenimli öğreniş öğrenme öğrenmek öğrenmelik.−ği öğrencelik.−ği öğrenci öğrenci belgesi öğrenci bileti öğrenci kartı öğrenci kimliği öğrencilik.

−ği öğün öğür öğürleşme öğürleşmek öğürlük.öğretilmek öğretim öğretim bilgisi öğretim görevlisi öğretim programı öğretim üyesi öğretim yardımcıları öğretim yılı öğretiş öğretme öğretmek öğretmen öğretmen evi öğretmenlik.−ğü öğürme öğürmek öğür olmak öğürtleme öğürtlemek öğürtme öğürtmek 1692 .

öğürtü öğürtücü öğürüş öğüt.−dü öğütçü öğütleme öğütlemek öğütme öğütme haznesi öğütmek öğütücü öğütücü diş öğütülme öğütülmek öğütülüş öğütüş öhö ökçe ökçeci ökçe çene ökçeli ökçesiz öke ökelik.−ği ökleme ökse ökse çubuğu 1693 .

ökse kuşu ökseleme ökselemek ökseme ökse otu ökse otugiller öksürme öksürmek öksürtme öksürtmek öksürtücü öksürük.−ğı öksürüş öksüz öksüzdoyuran öksüzlük.−ğü öksürüklü öksürüklü tıksırıklı öksürük otu öksürük tıksırık.−ğü öksüzsevindiren öküz öküz arabası öküz balığı öküzburnu (kuş) öküz damı öküzdili (bitki) 1694 .

−ğü öküz soğuğu öl ölçek.öküzgözü (çiçek) öküzlük.−ği ölçek çizgisi ölçekli ölçer ölçerme ölçermek ölçme ölçmek ölçtürme ölçtürmek ölçü ölçü bilimci ölçü bilimi ölçücü ölçülebilir ölçülen ölçülendirme ölçülendirmek ölçülme ölçülmek ölçülü ölçülü biçili ölçülülük.−ğü 1695 .

ölçüm ölçümleme ölçümlemek ölçümlü ölçün ölçünlü ölçünme ölçünmek ölçüsüz ölçüsüzlük.−ğü ölçüş ölçüşme ölçüşmek ölçüştürme ölçüştürmek ölçüt öldüresiye öldürme öldürmek öldürtme öldürtmek öldürücü öldürülme öldürülmek öldürüş ölesiye ölet 1696 .

−ğü ölülük.−ği (bitki) ölmezleştirme ölmezleştirmek ölmezlik.öleyazma öleyazmak ölgün ölgünlük.−ğü ölüm 1697 .−ğü ölme ölme hakkı ölmek ölmez ölmez çiçek.−ği ölmezoğlu ölmez otu ölmüş ölü ölü açı ölü dalga ölü deniz ölü dil ölü doğum ölü fiyatına ölü helvası ölük.

−ğü ölüm oranı ölüm orucu ölümsek.−ği ölüm sessizliği ölüm sigortası ölümsü ölüm sükûtu ölümsüz 1698 .−ği ölümlülük.ölüm cezası ölümcül ölüm dirim ölüm döşeği ölüm emri ölü mevsim ölüm fermanı ölüm hâli ölüm ilmühaberi ölüm kalım ölüm kalım meselesi ölüm kalım savaşı ölüm korkusu ölümlü ölümlü dünya ölümlük.−ğü ölümlük dirimlik.

−ti ölü sezon ölü salı (teneşir) ölüsü kandilli ölüsü kınalı ölüş ölü yatırım ölü yemeği ölü yıkama ölü yıkayıcı ölü zaman Ömerli (ilçe) ömrübillâh ömrühayat ömrünce ömür.ölümsüzleşme ölümsüzleşmek ölümsüzleştirme ölümsüzleştirmek ölümsüzlük.−gi ölü saat.−ğü ölüm tazminatı ölünme ölünmek ölü nokta ölü örtü ölü renk.−mrü 1699 .

ömür adam ömür boyu ömür boyunca ömürlü ömürsüz ömür törpüsü ön ön ad ön alım ön alım hakkı ön avurt.−ği önceden önceden satış önceki öncel öncel belirleme öncel düzen 1700 .−ğı önayak etmek önayak olmak ön belirti ön bilgi ön bilim önce önce bilim öncecilik.−du ön avurt ünsüzü ön ayak.

−ğü öncülük etmek öncü oyun öncü tiyatro ön çalışma ön damak.−ği ön deyi ön deyiş ön doğru ön ek önel ön eleme 1701 .−ği öncelikle öncelikli öncesiz öncesizlik.−ği ön denetim önder önderlik.−ği öncü öncül öncülük.önceleme öncelemek önceleri öncelik.−ğı ön damak ünsüzü öndelik.

önem önemli önemlice önemseme önemsemek önemseniş önemsenme önemsenmek önemseyiş önemsiz önemsizce önemsizlik.−ğsü öngörme öngörmek öngörü öngörülme öngörülmek öngörülü ön gün 1702 .−ği önerge öneri öneriş önerme önermek önerti öneze ön göğüs.

−ği ön ses 1703 .ön içki ön kesinti ön kol ön kol kemiği ön koşul önlem önleme önlemek önleniş önlenme önlenmek önleyici önleyiş ön lisans önlük.−ğü ön oda ön oluş ön oluşum ön ödeme ön rapor ön seçici ön seçim önsel önsellik.−ğü önlüklü önlüklük.

ön ses düşmesi önsezi önsezili ön soruşturma ön söz ön sözleşme ön şart ön tasar ön tasım ön teker ön türeme ön uyum önü sıra ön vurgu ön yargı ön yargılı ön yaylak.−ği ön yüzbaşı.−ğı ön yetkinlik.−yı öpme öpmek öptürme öptürmek öpücük.−ğü öpülme öpülmek öpüş 1704 .

−ği ördek balığı ördekbaşı (renk) ördekgagası (renk) ördekgiller ördek yürüyüşü ördürme ördürmek örek.−ği örf örfî örfî idare örge örgen örgensel örgü örgücü örgülü örgülü pilâv örgün örgün eğitim 1705 .−ği öreke ören örenlik.öpüşme öpüşmek örcin ördek.

örgüsüz örgüt örgütçü örgütçülük.−ği örneklem 1706 .−ği örneğin örnek.−ğü örgütleme örgütlemek örgütlendirilme örgütlendirilmek örgütlendirme örgütlendirmek örgütleniş örgütlenme örgütlenmek örgütleyiş örgütlü örgütsel örgütsüz örgütsüzlük.−ğü örk örkleme örklemek örme örmek örme kepenek.

−ğu örs örseleme örselemek örseleniş örselenme örselenmek örseleyiş örs kemiği örtbas örtbas etmek örtenek.örnekleme örneklemek örneklendirme örneklendirmek örneklenme örneklenmek örneklik.−ği örtme örtmece örtmek örttürme 1707 .−ği örnek olmak örnekseme örneksemek öro öroluk.

örttürmek örtü örtük.−ğü örük.−ği örtünme örtünmek örtüsüz örtüş örtüşme örtüşmek örü örücü örücülük.−ğü örtülme örtülmek örtülü örtülü omurgalılar örtülü ödenek.−ğü örükleme örüklemek örülme örülmek örülü örülüş örüm örümce örümceğimsiler 1708 .

örümcek.−şrü öşürcü öte öteberi ötede beride öteden beri öteden beriden öte gün öteki öteki beriki ötekisi öteleme ötelenme 1709 .−ği örümcek kafalı örümcek kuşu örümcek kuşugiller örümceklenme örümceklenmek örümcekler örümcekli örümceksi örümceksi zar örüş östaki östaki borusu östrojen tedavisi öşür.

ötesi berisi ötesinde berisinde öte yandan öteye beriye öteyi beriyi ötleğen ötleğengiller ötleği ötme ötmek ötre öttürme öttürmek ötücü ötücü kuşlar ötümlü ötümlüleşme ötümlüleşmek ötümlülük.−ğü 1710 .−ğü ötürme ötürmek ötürü ötürük.−ğü ötümsüz ötümsüzleşme ötümsüzleşmek ötümsüzlük.

−ci öve öve övgü övgücü övgücülük.−ği övünme övünmek övüntü övüş öykü 1711 .−ğü övme övmek övülme övülmek övülüş övünce övünç.ötürüklü ötüş ötüşme ötüşmek öveç.−ğü övünek.−cü övünç çizelgesi övündürücü övündürücülük.−ği övüngen övüngenlik.

−ği Özbek Özbekçe Özbekistan Özbek pilâvı özbeöz özbeslenen 1712 .−ğü öyküleme öykülemek öyküleştirme öyküleştirmek öykünce öykünme öykünmeci öykünmek öyle öylece öylelikle öylemesine öyle öyle öylesi öylesine öz Özalp (ilçe) öz bağışıklık.−ğı özbek.öykücü öykücülük.

−ği özdeştirme özdeştirmek öz devim öz devinim özdeyiş öz dışı öz dikeni öz direnç.öz beslenme özcesi özdek.−ği özdeş özdeşleme özdeşlemek özdeşleşme özdeşleşmek özdeşleştirme özdeşleştirmek özdeşlik.−ci öze özek.−ği özdeksel özden öz denetim özdenlik.−ği özdekçi özdekçilik.−ği 1713 .

özek ağacı özek demiri özek doku özel özel ad özel af.−ffı özel dil öz eleştiri özel girişim özel girişimci özel girişimcilik.−ği özellikle özel mülkiyet özel okul özel radyo özel sayı özel sektör özel televizyon 1714 .−ği özel hayat özelik.−ği özel kesim özel kurul özelleşme özelleşmek özelleştirme özelleştirmek özellik.

−ği özeni özenilme özenilmek özeniş özenli özenme özenmek özensiz özensizlik.−ği özentili 1715 .özel teşebbüs özel tiyatro özel ulak.−ci özendirme özendirmek özene bezene özengen özengenlik.−ği özenti özentici özenticilik.−ğı özel yaşam özeme özemek özen özenci özenç.

−ği öz geçmiş özgü özgül özgül ağırlık.−ğü özgülük.özentisiz özerk özerkleşme özerkleşmek özerkleştirme özerkleştirmek özerklik.−ği özet özetle özetleme özetlemek özetlenme özetlenmek özezer özezerlik.−ğı özgüleme özgülemek özgüllük.−ğü 1716 .−ği özge özgeci özgecil özgecilik.

−ğü özgür özgürce özgürleşme özgürleşmek özgürleştirme özgürleştirmek özgürlük.−ğü özgürlükçü özgürlükçü demokrasi özgürlükçülük.özgün özgünleşme özgünleşmek özgünleştirme özgünleştirmek özgünlük.−ğı öz kedi balığıgiller öz kesit özlem 1717 .−ğü öz güven öz ışın öz indükleme öz itme öz itmeli öz kardeş öz kaynak.

−ğü özlük hakkı özlük işleri özlü söz özlü un özne özne grubu öznel öznelci 1718 .özleme özlemek özlemli özlenme özlenmek özlenti özlentili özleşme özleşmek özleştirme özleştirmeci özleştirmecilik.−ği özleştirmek özletme özletmek özleyiş özlü özlü çamur özlük.

−ği öznellik.öznelcilik.−ği öz su öz tahta özümleme özümleme dokusu özümlemek özümlenme özümlenmek özümseme özümsemek özümsenme özümsenmek özün erosluk.−zrü özürlü özürsüz 1719 .−ği özne öbeği öz odun öz öğrenim öz öğrenimli öz saygı özsel öz sermaye özsever özseverlik.−ğu özünlü özür.

−ğu pabuçlu pabuçluk.−ğı 1720 .−ğı paça günü paça kasnak.özüt Özvatan (ilçe) özveren özveri özverili öz yapı öz yaşam öz yaşam öyküsü öz yönetim (*)P P pa pabucu yarım pabuç.−cu pabuççu pabuççuluk.−ğı paçal paçalı paçalık.−ğu papuçsuz paça paçacı paçacılık.

−ğı pahal 1721 .−ğu pafta paftalı paftasız pagan paganizm pagoda pah paha pahacı pahacılık.−ğı paçavra hastalığı paçavralaşma paçavralaşmak paçoz padalya padişah padişahî padişahlık.−ğü paçasız paçavra paçavracı paçavracılık.−ğı padok.paçanga (börek) paçarız paçası düşük.

−ki paket paket etmek paketleme paketlemek paketleniş paketlenme paketlenmek paketletme paketletmek paketleyiş paket program paket taşı paket tur Pakistan Pakistanlı paklama paklamak 1722 .pahalanma pahalanmak pahalı pahalıca pahalılaşma pahalılaşmak pahalılık.−ğı pahlama pahlamak pak.

−ğı pala bıyıklı palâdyum palalık.paklanma paklanmak paklık.−ğı pakt pal pala pala bıyık.−du palamutlama palamutlamak palamutlular palamut meşesi palan palandız palandöken palanga palangalı palangasız palanka 1723 .−ğı palamar palamar boyu palamarcı palamar parası palamar resmi palamut.

−ği palet paletli paletsiz palikarya palisat.−ğı palaz palazlama palazlamak palazlanma palazlanmak palazlaşma palazlaşmak paldım paldır küldür paleograf paleografi paleontoloji paleozoik.−dı palisat dokusu palmitat 1724 .palas palaska palas pandıras palaspare palavra palavracı palavracılık.

palmitik.−ğu pamukçuluk.−ği palmitik asit.−di palmitil palmitin palmiye palmiyegiller palmiyelik.−ğu pamukaki pamuk balı pamuk balığı pamuk bezi pamukçu pamukçuk.−ğu paltosuz Palu (ilçe) palûze palyaço palyaçoluk.−ğu pamuk elması 1725 .−ğu palyatif palyoş pampa pamuk.−ği palto paltolu paltoluk.

−ğı panayır yeri pancar pancarcı pancarcılık.pamuk helvası pamuk ipliği pamuklanma pamuklanmak pamuklu Pamukova (ilçe) pamuk taş pamuk yağı panama Panama Panamalı panayır panayırcı panayırcılık.−ğı pancarlaşma pancarlaşmak panda pandantif pandispanya pandispanya gazetesi pandomima pandül 1726 .

−ğı Panislâmizm panjur pankart pankartlı pankras pankreas pano panorama panoramik.−ği pansiyon pansiyoncu pansiyonculuk.−ğı 1727 .−ğu pansiyoner Panslavizm pansuman pansumancı pansumancılık.panel panelist panel köprü panik.−ği panikatak.−ğı panikleme paniklemek panik olmak Panislâmcı Panislâmcılık.

−ğı 1728 .−ğu pantomim pantufla pantuflacı pantuflacılık.−ğı papağan yemi papak.pansuman yapmak panteist panteizm panteon panter pantograf pantolon pantoloncu pantolonculuk.−ğı Panturanizm Pantürkizm panzehir panzehir otu panzehir taşı panzer papa papağan papağan anahtarı papağangiller papağanlar papağanlık.

−ğı papalina papara papatya papatya falı papatyalı papatyasız papaya papaz papaz balığı papaz balığıgiller papazi papazkaçtı (oyun) papazkarası (üzüm) papazlık.papalık.−ği papikçi papirüs papirüsgiller paprika papura papyekuşe papyon 1729 .−ğı papaz yahnisi papel papelci papelcilik.

−ği paraboloit.para para alım satımı para arzı para babası para basma parabellum para birimi parabol.−ğı para cüzdanı para çantası paraçol para darlığı para değişimi para desteği para destekçisi paradi paradigma paradoks paradoksal para dolaşımı 1730 .−lü parabolik.−di paraca para canlısı para cezası paracı paracılık.

para etmek paraf parafazi parafe parafe etmek parafeleme parafelemek parafin parafin banyosu parafinli parafinsiz paraflama paraflamak paraflı parafsız paragöz paragraf Paraguay Paraguaylı para işleri paraka parakete paraketeci para kısıtlaması para kısıtlayıcı paralâks paralama 1731 .

−ği 1732 .−ği parametre parametreleme parametrelemek parametreli parametrik.−ği paralel yüz paralı paralıca paralık.−ğı paralizi paralojik.paralamak paralanma paralanmak paralatma paralatmak paralayıcı paralel paralel akım paralelizm paralel kaidesi paralelkenar paralelleştirme paralelleştirmek paralellik.−ği paralojizm paramatik.

−ğı parasız pulsuz parasız yatılı para şişkinliği paraşüt paraşüt birlikleri paraşütçü paraşütçülük.paramnezi paramparça paramparça olmak parankima paranoya paranoyak.−ğı parantez parapet para pul parasal parasempatik.−ği parasempatik sinir sistemi parasız parasızlık.−ğü paraşüt kulesi paraşütlü paratiroit bezi paratoner paratüberküloz paravan 1733 .

paravana paravan menteşesi paravan yapmak parazit parazitlenme parazitlenmek parazitli parazitlik.−ği parazitoloji parazitsiz parça parça bohçası parça bölük parçacı parçacık.−ğı parçalama parçalamak parçalanış parçalanma parçalanmak parçalatma parçalatmak parçalayıcı parçalayış parçalı parçalı bohça 1734 .−ğı parçacılık.

−ğı parke parkeci 1735 .−ğü parfümeri parıldama parıldamak parıldatma parıldatmak parıldayış parıl parıl parıltı parıltılı parıltısız parite park parka parkçı parkçılık.−ğü pardon pardösü pare pare pare parfüm parfümcü parfümcülük.parçalı sistem parça parça parça pürçük.

−ği parkeleme parkelemek parkeletme parkeletmek parke taşı park etmek parkmetre park saati parkur park yapmak park yeri parlak.parkecilik.−ğı parlaklaşma parlaklaşmak parlaklık.−ğı parmak hesabı 1736 .−ğı parlama parlamak parlâmentarizm parlâmenter parlâmento parlatıcı parlatma parlatmak parlayış parmak.

parmak izi parmaklama parmaklamak parmaklık.−ğı parmaklıklı parmaklıksız parmak parmak parmaksı parmak tatlısı parmak üzümü parmıcan parodi parola parpa par par pars parsa parsel parselâsyon parselleme parsellemek parsellenme parsellenmek parselletme parselletmek parselli parşömen 1737 .

−ğı pasaklı pasaklılık.−ğı partner partöner part−time parya pas pasaj pasak.−ğı pasaparola pasaport 1738 .parşömen kâğıdı partal partenojenez parter parti partici particilik.−ği partikül partileşme partileşmek partili partisip.−bi partisyon partizan partizanca partizanlık.

−ği paslaşma 1739 .−ği Pasinler (ilçe) pasiyans paskal paskallık.−ğı paskalya paskalya çöreği paskalya yumurtası paslandırma paslandırmak paslanış paslanma paslanmak paslanmaz paslanmaz çelik.−ği pasifist pasif korunma pasifleşme pasifleşmek pasifleştirme pasifleştirmek pasiflik.pasata pasavan pasçı pasif pasifik.

−ğı paspartu paspas paspasçı paspasçılık.paslaşmak paslatma paslatmak paslı pas mantarı pas mantarıgiller paso pasör paspal paspallık.−ğı paspaslama paspaslamak paspaslanma paspaslanmak paspaslatma paspaslatmak paspas yapmak pas rengi passız pasta pastacı pastacılık.−ğı pasta cilâsı 1740 .

−ğı pastav makinesi pastel pastırma pastırmacı pastırmacılık.−ğı pastırmalı yumurta pastırma yazı pastil pastis pastiş pastişçi pastoral.−ğı pastırmalı pastırmalık.−li pastoral oyun pastörizasyon pastörize 1741 .pastahane pastahaneci pastahanecilik.−ği pasta kalıbı pasta kreması pastal pastalı pastav pastavla pazarlık.

pastörize etmek pastra pasveren paşa paşa ağacı paşababa paşaçadırı (bitki) paşa çayı paşa kapısı paşalı paşalık.−ğı paşa olmak paşa paşa paşazade paşmak paşmakçı pat pata patadak patak.−ğı pataklama pataklamak pataklanma pataklanmak patakrem patalya patapuf 1742 .

patates patates böceği patatesçi patatesçilik.−ği patırdama patırdamak patırdatma patırdatmak patır kütür patır patır patırtı patırtılı 1743 .−ğı paten patenci patent patent damgası patent hakkı patetik.−ği patates çorbası patates köftesi patatesli patates püresi patates salatası patates sufle patavatsız patavatsızca patavatsızlık.

−ğı patlakça patlak göz patlama patlamak patlamalı patlangaç.−cı patlangıç.−cı patlatma patlatmak patlayıcı patlayıcı ünsüz patlayış patlıcan patlıcan böreği 1744 .−ği patika patinaj patinaj yapmak patinaj zinciri patis patiska patka patkrem pat küt patlak.patırtısız pati patik.

−bı patlıcan kızartması patlıcanlı patlıcan oturtması patlıcan salatası Patnos (ilçe) patojen patolog.−ğu patoloji patolojik.−li patrik.−ğu patroniçe patronluk.−ğu 1745 .−ği patron patrona patronaj patronca patroncu patronculuk.−ği patrikhane patriklik.patlıcangiller patlıcanî patlıcan inciri patlıcan kebap.−ği patpat pat pat patriarkal.

pat sat pattadak pattadan pavkırma pavkırmak pavlonya pavurya pavyon pavyoncu pavyonculuk.−ğı payda paydaş paydaşlık.−ğu pay payam payan payanda payandalama payandalamak payandalı payansız payansızlık.−ğı paydos paydos borusu paydos etmek paydos vakti paye 1746 .

−ğı paytak adım paytakça 1747 .payelendirme payelendirmek payen payet pay etmek payidar payidar olmak payitaht paylama paylamak paylanma paylanmak paylaşılma paylaşılmak paylaşım paylaşma paylaşmak paylaştırma paylaştırmak paylatma paylatmak paylı payplayn payreks paytak.

paytaklık.−yi 1748 .−ğı pazarlıkçı pazarlık etmek pazarlıklı pazarlıklı alışveriş pazarlıksız pazartesi.−ğı pazarlamak pazarlanma pazarlanmak Pazarlar (ilçe) pazarlaşma pazarlaşmak pazarlık.−ğı paytak paytak payton paytoncu pazar Pazar (ilçe) pazarbaşı pazarcı Pazarcık (ilçe) pazarcılık.−ğı pazar kayığı pazarlama pazarlamacı pazarlamacılık.

−di pazıbentli pazı kemiği pazılı pazısız pazval pazvant peç peçe peçeleme peçelemek peçelenme peçelenmek peçeli Peçenek Peçenekçe peçesiz peçete peçiç.−ci ped pedagog pedagoji 1749 .pazar yeri Pazaryeri'ni (ilçe) Pazaryolu'nu (ilçe) pazen pazı pazıbent.

−ğu pedoloji pedometre peeling peganit pegmatit pehlivan pehlivanane pehlivan duası Pehlivanköy (ilçe) pehlivanlık.−ği pediatri pediatrik.−ğı pehlivan yakısı pehpeh pehpehleme 1750 .−ği pedikür pedikürcü pedikürcülük.pedagojik.−ği pedal pedavra peder pederane pederşahî pederşahîlik.−ğü pedodonti pedolog.

−ği pejoratif pek pekâlâ pek başlı pek canlı pekçe pek çok.−smi pekiştirmeli kelime pekiştirmeli özne pekiştirmeli sıfat pekiştirmeli zarf pekiştirme sıfatı 1751 .pehpehlemek pejmürde pejmürdelik.−ğu pek doku pekent.−di pek gözlü peki Pekin ördeği pekişme pekişmek pekiştirme pekiştirmek pekiştirmeli pekiştirmeli isim.

−di pektin pektoral.−li pek yürekli pek yüzlü peleme 1752 .pekiştirme ünlüsü pekitme pekitmek pekiyi pekleşme pekleşmek pekleştirme pekleştirmek peklik.−ği pekmez helvası pekmezkefi (renk) pekmezköpüğü (renk) pekmez köpüğü pekmezli pekmezlik.−ği pekmez toprağı pek pek peksimet.−ği pekmez pekmezci pekmezcilik.

−gi pelesenk ağacı pelikan pelikangiller pelikansılar pelikül pelin pelin otu pelit.−ği peltek diş ünsüzü peltekleşme peltekleşmek pelteklik.−di pelte peltek.−du 1753 .peleng pelerin pelesenk.−ği peltelenme peltelenmek pelteleşme pelteleşmek pelür pelüş pembe pembegemre (üzüm) pembekurt.

pembeleşme pembeleşmek pembeleştirme pembeleştirmek pembelik.−ği pembemsi pembezar pena penaltı penaltı alanı penaltı atışı penaltı noktası pencere pencere eteği pencere kanadı pencereli pencik.−ği pencüdü pencüse pencüyek pençe pençeleme pençelemek pençelenme pençelenmek pençeleşme pençeleşmek 1754 .

pençeletme pençeletmek pençeli pençe pençe pençesiz pençgâh pençik.−ği Pendik (ilçe) pendname peneplen penes pengö penguen penguengiller penguenler peni penis penisilin pens pense pentan pentatlon penuvar penye pepe pepeleme pepelemek 1755 .

−ği perçem perçemli perçin perçinleme perçinlemek perçinleniş perçinlenme perçinlenmek perçinleşme perçinleşmek perçinleştirme perçinleştirmek perçinleyiş perçinli perçinsiz perçin tabancası perdah perdahçı perdahçılık.−ği pepeme pepemelik.pepelik.−ğı 1756 .−ği pepsin pepton perakende perakendeci perakendecilik.

perdah etmek perdahlama perdahlamak perdahlanma perdahlanmak perdahlı perdahsız perde perde arkası perde ayaklılar perdeci perdecilik.−ği pereme peremeci 1757 .−ği perdedar perdeleme perdelemek perdelenme perdelenmek perdeli perdelik.−ğı perdesiz perdesizlik.−ği perdeli pilâv perde perde perdesi sıyrık.−ğı perdesi yırtık.

−ği perido peridot peridotit 1758 .peren perende perese perestiş perestiş etmek perestişkâr perestroyka perforaj performans pergament kâğıdı pergel pergel hareketi pergelleme pergellemek pergola perhiz perhizkâr perhizkârlık.−ğı perhizli perhizsiz perhiz yapmak peri peri bacası pericik.

−bu perişan perişan etmek perişanlık.periferi peri hastalığı perikart.−dı perili peri masalı peri masası peri oyunu peripatetizm peri piramidi periskop.−ğı perişan olmak periton peritonit periyodik.−ği periyot.−du perki perküsyon perlit perlitli perlon perlon fırça perma permanant permanganat 1759 .

−ğı perukâr Perulu perva pervane pervane balığı pervaneci pervaneli pervane olmak pervanesiz 1760 .−di peron peronospora persenk.permeçe permi permiyen peroksit.−ğu peruka perukacı perukacılık.−gi personel perspektif perşembe Perşembe (ilçe) pertavsız Pertek (ilçe) Peru peruk.

−ği peseta pes etmek pesimist pesimizm pesleşme pesleşmek peso pespaye pespayelik.Pervari (ilçe) pervasız pervasızca pervasızlık.−ğı pervaz pervin pes pesek.−ği pespembe pestenkerani pestil pestilleşme pestilleşmek pesüs peş peşin peşinat peşinatsız 1761 .

−ğı peşin peşin peşin piyasa peşin satış peşin yargı peşi peşine peşi sıra peşkeş peşkir peşkirci peşkircilik.−kri peşin hüküm.−kmü peşin pazarlık.−ği peşli peşmelba peş peşe peşrev peşrevlenme peşrevlenmek peştahta peştamal peştamalcı 1762 .peşin cevap.−bı peşinci peşinde peşinden peşinen peşin fikir.

−ğı peştamallı peştamallık.−lü petrolcü petrol lâmbası petrol mavisi petroloji pet şişe petunya pey pey akçesi peyda peyda etmek peydahlama 1763 .−di petek.−ğı peştamalsız Peştu Peştuca pet.peştamalcılık.−ği petek dokuma petek göz petek güvesi petrifikasyon petrografi petrokimya petrokimyacı petrol.

−ği peygamber öküzü peygamber üzümü peygambervari peyk peyke peyklik.peydahlamak peydahlanma peydahlanmak peyda olmak peyderpey peygamber peygamber ağacı peygamberane peygamber balığı peygamber çiçeği peygamberdevesi (böcek) peygamber dikeni peygamberlik.−ği peyleme peylemek peylenme peylenmek peynir peynir ağacı peynirci 1764 .

−ği peynirli kek peynirli pide peynirsiz peynir şekeri peynir tatlısı peyrev peyzaj pezevenk.−ği pezo pıhtı pıhtılanma pıhtılanmak pıhtılaşma pıhtılaşmak pıhtılaştırma pıhtılaştırmak pılı pırtı pıllım pıllım 1765 .−ği peynir dişi peynirhane peynir helvası peynirleşme peynirleşmek peynirli peynirli börek.peynircilik.−gi pezevenklik.

−ğı pırlama pırlamak pırlangıç.−ğı pırpı pır pır 1766 .−ğı pırıldakçı pırıldama pırıldamak pırıl pırıl pırıltı pırıltılı pırlak.−cı pırlanma pırlanmak pırlanta pırlantalı pırnal pırnal kömürü pırnallık.pınar Pınarbaşı'nı (ilçe) Pınarhisar (ilçe) pır pırasa pırasa bıyıklı pırazvana pırıldak.

−ğı pırtlama pırtlamak pısırık.−ğı pısma pısmak pışpışlama pışpışlamak pışt pıt pıtırdama pıtırdamak pıtırdatma 1767 .−ğı pısırıkça pısırıklaşma pısırıklaşmak pısırıklık.−ğı pırtlak.pır pır etmek pırpırı pırpırlama pırpırlamak pırpırlanma pırpırlanmak pırpıt pırpıtçı pırtı pırtık.

−ği pideli pigme pigment pijama pik pikaj 1768 .−ğı pıyrım pıyrım pianta piç piç etmek piç kurusu piçleşme piçleşmek piçlik.−ği piç olmak piçsinek.pıtırdatmak pıtır pıtır pıtırtı pıtırtı etmek pıt pıt pıtrak.−ği (olta iğnesi) piçuta pide pideci pidecilik.

−ci pilli pilot pilotaj pilot bölge 1769 .−bı pik boru pike piket pike yapmak piknik.−ğı piliç.−ğı pikap.pikajcı pikajcılık.−ği piknik alanı piknikçi piknik tip piknik tüpü piknik yapmak piknometre piko pikocu pikoculuk.−ğu pikrik asit.−di pil pilâki pilâv pilâvlık.

−ği pinekleme pineklemek pinel pines pingpong pingpong masası pinhan pinpon pinti pintileşme pintileşmek pintilik.−li piramit.pilot kabini pilot köşkü pilotluk.−ği pipet pipi pipiriklenme pipiriklenmek pipo pir piramidal.−ğu pim pimpirik.−di piramitçik.−ği piramitli 1770 .

piramitsi Piraziz (ilçe) pire pirekapan pirekateşin pirekıran pirelendirme pirelendirmek pirelenme pirelenmek pireler pireli pire otu pirifâni pirina pirinç.−ci pirinç çorbası pirinç örgü pirinç pilâvı pirinçsi pirinç taneleri (gök bilimi) pirinç unu pirit pirogravür pirohi piroksen 1771 .

−ği pisin pisi otu pisipisi (kedi) pisi pisi pisi pisine pisipisi otu piskopos piskoposhane piskoposluk.−ğı pisi pisi balığı pisik.−ğu pis lâkırdı pisleme 1772 .−ğı pis pi sayısı pis bıyık.−ğı pisboğaz pisboğazlık.−ki piryol.−lü pirzola pirzolalık.pirometre pirometri pirosfer piruhi pirüpak.

−ci pişirici pişiriliş 1773 .−ği pislik böceği pislikçil pis pis pis söz pis su pis su borusu pis su tesisatı pist piston pistonlu pisuvar pişdar pişeğen pişek.−ği pişekâr pişi pişik.−ği pişim pişirgeç.pislemek pislenme pislenmek pisletme pisletmek pislik.

−ğı pişman olmak pişme pişmek pişpirik.pişirilme pişirilmek pişirim pişirimlik.−ği pişiriş pişirme pişirmek pişirtme pişirtmek pişkin pişkince pişkinlik.−ği pişpirikçi pişt pişti piştov piti piti piton 1774 .−ği pişman pişman etmek pişmaniye pişmaniyeci pişmanlık.

−ğu piyano menteşe piyasa piyasacı piyasa ekonomisi piyasa etmek piyasa kurucu piyata piyata eğe piyata tabağı piyaz piyazcı piyazcılık.pitoresk piyade piyale piyan piyango piyangocu piyangoculuk.−ğu piyangolu piyanist piyano piyanocu piyanoculuk.−ğı piyazlama piyazlamak piyes 1775 .

piyon piyore pizolit pizza pizzacı pizzacılık.−ğı pizzicato plâçka plâçkacı plâj plâjirizm plâjiyoklâz plâk.−ğı plâka plâkacı plâkacılık.−ğı plâkalı plâkasız plâkasız otomobil plâkçı plâkçılık.−ğı plânçete plânerit 1776 .−ğı plâket plân plâncı plâncılık.

−ğü plânsız plânsız programsız plântasyon plânton plânya plânyacı plânyalama plânyalamak plâse plâse etmek plâseleme 1777 .plânet plânetaryum plânkton plânlama plânlamacı plânlamacılık.−ğı plânlamak plânlanış plânlanma plânlanmak plânlı plânlı büyüme plânlı ekonomi plânör plânörcü plânörcülük.

−ğu plâtonik.−ği plâstron plâterina plâtform plâtika plâtin plâto Plâtoncu Plâtonculuk.plâselemek plâsenta plâsiyer plâsman plâster plâstik.−ği plâstik ameliyat plâstik boru plâstik cam plâstik cerrahî plâstikçi plâstikçilik.−ği Plâtonik.−ği plâstik sanatlar plâstik tutkal plâstomer plâstik.−ği Plâtonizm 1778 .

play−back play−off plâza plâzma plâzma kimyası plâzmalaştırma plâzmalaştırmak plebisit pleistosen plevra pleybek pleybek yapmak pli plili plise plisiz pliyosen plonjon plüralist plüralizm plütokrasi Plüton plütonyum plüviyometre podösüet podyum pof 1779 .

−ğı pohpoh pohpohçu pohpohlama pohpohlamak pohpohlanma pohpohlanmak poker pokerci pokercilik.pofurdama pofurdamak pofurdatma pofurdatmak pofur pofur pog pogrom poğaça poğaçacı poğaçacılık.−ği polargı polarıcı polarılma polarılmak polarimetre polarimetri polariskop.−bu polarite 1780 .

−di polarölçer Polateli'ni (ilçe) Polatlı (ilçe) polemik.polarizasyon polarma polarma düzlemi polarmak polaroit.−ği poligam poligami poligon polijini poliklinik.−ği polemikçi polemikçilik.−ği polimer polimeri polimerleşme polimerleşme 1781 .−di poliçe polietilen polifoni polifonik.−ği polen poliandri poliasit.

−bi polis polisaj polis arabası polis evi polis hafiyesi polisiye polisiye film polisiye roman polislik.−ği polip.−ğı politika yapmak poliüretan polka polo Polonez 1782 .−ği polis noktası politeist politeizm politik.−ği politika politikacı politikacılık.derecesi polimerleşmek polimerleştirme polimerleştirmek polimerlik.

−ği ponje ponje patis ponksiyon ponpon ponton ponza ponzalama ponzalamak ponzalanma ponzalanmak 1783 .Polonya Polonyalı polonyum polyester Pomak Pomakça pomat.−dı pomel menteşe pompa pompaj pompalama pompalamak pompalanma pompalanmak pompalı silâh pompalı tüfek.−ği ponçik.

−ği porsiyon porsuk.−ğu porsuk ağacı porsukgiller porsuma porsumak portakal 1784 .−ğu poplin pop müzik.−ği popo popülarite popülâsyon popüler popülerlik.−ği porselen porselenci porselencilik.−ği popülist popülizm porfir porfirit pornografi pornografik.ponza taşı pop popçu popçuluk.

−ğı pos bıyıklı 1785 .−ğı portakal rengi portakal suyu portatif portbagaj portbebe porte Portekiz Portekizce Portekizli portföy portmanto portmone porto portör portörlük.−ğü portre portreci pos posa posalanma posalanmak posalı posasız pos bıyık.portakal bahçesi portakallık.

Posof (ilçe) post posta postacı postacılık.−ğı posta etmek postahane posta kartı posta kodu posta kutusu postal postalama postalamak postalanma postalanmak posta posta posta pulu posta treni posta yapmak poster postiş post it post kavgası postlu postnişin postrestant post−scriptum 1786 .

postsuz postulat poşet poşet çay poşetleme poşetlemek poşu poşulu pot pota potalı potalı atış potansiyel potansiyel farkı potansiyel suçlu potas potas kostik. −di potasyum klorür potasyum nitrat potasyum sülfat potasyum sülfür pot başı potin potkal 1787 .−ği potasyum potasyum hidroksit.

−cı potlanma potlanmak potpuri potuk.−ği pozitif film pozitif görüntü pozitif hukuk pozitif kutup.−tbu pozitiflik.potlaç.−ğu potur poturlu pot yapmak pot yeri pound poy poyra poyraz poyrazlama poyrazlamak poz Pozantı (ilçe) pozisyon pozitif pozitif bilim pozitif elektrik.−ği pozitif sayı 1788 .

pozitivist pozitivizm poziton pozitonyum pozitron pozitronyum pozsuz pöç pöçük.−ğı pragmatist pragmatizm pranga 1789 .−ği pörtleme pörtlemek pösteki pötibör pötifur pötikare prafa pragmacı pragmacılık.−ğü pöf pörsük.−ğü pörsüme pörsümek pörtlek.−ğü pörsüklük.

−ği pratika pratikleşme pratikleşmek pratiklik.−ği preparat pres 1790 .−dü prematüre prens prenses prenseslik.−ği prehistorya prekambriyen prelüt.−bi prenslik.−ği prensip.−ği pratisyen prefabrikasyon prefabrike prefabrike konut prehistorik.pranga cezası pranga kaçağı prangalı pranga mahkûmu prangasız praseodim pratik.

−ği presbitlik.−ği prese presesyon presleme preslemek preslenme preslenmek prestij presto pres yapmak prevantoryum prezantabl prezantasyon prezante etmek prezervatif prezidyum prim primadonna primat primatlar primitif primitivizm 1791 .−ği presçi presçilik.presbit presbiteryen presbiteryenlik.

−ği profil profiterol.−ğü profesör profesörlük.−ği problemli problemsiz prodüksiyon prodüktivite prodüktör prodüktörlük.printer priz prizma probabilizm problem problematik.−ğü profesyonel profesyonelleşme profesyonelleşmek profesyonellik.−ğı programlama programlamak programlanma 1792 .−lü proforma fatura program programcı programcılık.

−ğu prometyum promosyon promönat.programlanmak programlaşma programlaşmak programlaştırma programlaştırmak programlı programsız proje projeci projeksiyon projektör projektör ışığı projelendirme projelendirmek proje yapmak proletarya proleter proleterleşme proleterleşmek prolog.−dı propaganda propagandacı propagandacılık. −ğı 1793 .

−lü protokolcü proton protonema protoplâzma prototip prova 1794 .−ğı protesto protesto etmek protez protezci protezcilik.−ği protojin protokol.propagandist prosedür proses prospektüs prostat prostelâ prostelâlı protaktinyum protein proteinli proteinsiz protein yetersizliği Protestan Protestanlık.

prova yapmak providansiyalizm provizyon provizyonsuz provokasyon provokatör provoke etmek prozodi prömiyer Prusya Prusyalı pruva pruva hattı psikanaliz psikanalizci psikasteni psikiyatr psikiyatri psikolog.−ği psikolojik savaş psikolojizm psikometri psikopat psikopati psikopatoloji 1795 .−ğu psikoloji psikolojik.

−ği psikoterapi psikoz psişik.−ğı pudra şeker pudriyer puf puf böreği pufla puflama 1796 .−ği ptiyalin puan puanlama puanlamak puanlandırma puanlandırmak puanlı puanlık.psikopatolojik.−ğı puantaj puanter puantör puding pudra pudralama pudralamak pudralı pudralık.

−cu 1797 .−ğu pullukçu pullu sazan pulman pul pul pulsuz pul şişe puluç.−ğu puma pumba punç.−dı pul biber pulcu pulculuk.−ğu pul kanatlılar pullama pullamak pullanma pullanmak pullaştırma pullaştırmak pullu pulluk.puflamak puhu pul pulat.−cu puluçluk.

punt.−du punto puntolu pupa pupa yelken puro pus pusarık.−ğı pusarma pusarmak pusat pusatçı pusatlandırma pusatlandırmak pusatlanma pusatlanmak pusatlı puset pusetçi puslandırma puslandırmak puslanma puslanmak puslu pusma pusmak pusu 1798 .

pusucu pusula pusulalı pusulama pusulamak pusulasız pusuluk.−ğu put putlaşma putlaşmak putlaştırma putlaştırmak putperest putperestlik.−ğu pusval puşt puştluk.−ği putrel putrelli puya püf püfkürme püfkürmek püfleme püflemek püf noktası püfür püfür 1799 .

−ği pürizm pürmelâl.−ti püre püren pürhiddet pürik.Pülümür (ilçe) pülverizatör pünez pür pürçek.−ği pürin püriten püritenlik.−ğü pürtüklenme pürtüklenmek 1800 .−ğü pürçüklü pürdikkat.−ği pürçeklenme pürçeklenmek pürçekli pürçeksiz pürçük.−ti pürtelâş pürtük.−li pürneşe pürsıhhat.

−ğü püskül püskülcük.pürtüklü pürüz pürüzalır pürüzlenme pürüzlenmek pürüzlü pürüzsüz pürüzsüzlük.−ğü püskül kuyruklular püsküllü püsküllü belâ püskülsüz püskürgeç.−ci püskürme püskürme benli püskürmek püskürteç.−ci püskürtme püskürtmek püskürtmeli püskürtmeli yazıcı püskürtme makinesi püskürtme tabancası 1801 .

−ptı rabıta rabıtalı 1802 .−ğü püskürük külte püskürük taş püstül püsür püsürlü püsürsüz pütür Pütürge (ilçe) pütürlenme pütürlenmek pütürlü pütür pütür pütürsüz (*)R R Rab.−bbi rabbanî Rabbena rabıt.püskürtü püskürtücü püskürtülme püskürtülmek püskürtüş püskürük.

rabıtasız rabıtasızlık.−ğı radde raddelerinde radika radikal.−i raci olmak racon radansa radar radarcı radarcılık.−li radikalizm radikalleşme radikalleşmek radon radyan radyasyon radyatör radyatörcü radyo radyoaktif radyoaktif izotoplar 1803 .−ğı rabıt edatı rabıt sıygası raca raci.

−ğu radyodifüzyon radyoelektrik.−ği radyoaktivite radyobiyoloji radyocu radyoculuk.−ği radyo etkinliği radyo evi radyofizik.radyoaktifleştirme radyoaktiflik.−ği radyofizyoloji radyofoni radyofonik.−ğu radyoloji 1804 .−ği radyofonik ses radyofoto radyo gazetesi radyografi radyogram radyo istasyonu radyoizotop radyokimya radyolink radyolog.−ği radyoelektriksel radyoelektronik.

radyometre radyometri radyometrik.−ği rafinaj rafinatör rafine rafineri rafit.−di rafting rafya rağbet rağbet etmek 1805 .−ği radyo muhabiri radyo oyunu radyoskopi radyo taksi radyoteknoloji radyotelefon radyotelgraf radyoterapi radyoterapist radyo yayını radyum raf rafadan Rafızî Rafızîlik.

−ğı rahatlıkla rahat olmak rahat rahat rahatsız rahatsız etmek rahatsızlanma rahatsızlanmak rahatsızlaşma rahatsızlaşmak rahatsızlık.−ğı rahatsız olmak rahibe 1806 .rağbetli rağbetsiz rağbetsizlik.−ği rağm rağmen rahat rahatça rahat döşeği rahat duruş rahat etmek rahatlama rahatlamak rahatlatma rahatlatmak rahatlık.

−hmi (döl yatağı) rahîm (koruyan.−ği rahim.−ği rahmetlik olmak rahmetli olmak rahne raht rahvan rakam rakamlama rakamlamak rakamlı raket rakı rakı âlemi rakı bardağı rakıcı 1807 .−ği rahle rahman rahmanî rahmet rahmetli rahmetlik. merhamet eden) rahip.rahibelik.−bi rahiplik.

−ğu raks raks aksağı raks etmek ralli rallici ram ramak ramazan Ramazan Bayramı ramazan davulu ramazaniyelik.−ğı 1808 .−kı rakip.rakıcılık.−ği rakipsiz rakit.−bi rakiplik.−ği ramazan keyfi ramazanlık.−ğı rakım rakı meclisi rakibe rakik.−di rakkas rakkase rakkaslı rakor rakorlu musluk.

−ğu randevu evi randevulaşma randevulaşmak randıman randımanlı rant rantabilite rantabl rantçı 1809 .ramazan pidesi ramazan topu rambo rambursman ram etmek rami ram olmak ramp rampa rampacı rampa etmek rampalama rampalamak rampalı randa randevu randevucu randevuculuk.

−ği ranza rap rapor raporcu raporlama raporlamak raporlu raportör raportörlük.rantçılık.−ğü rapor yazıcı rappadak rap rap rapsodi rapten raptetme raptetmek raptiye raptiyeleme raptiyelemek raptiyelenme raptiyelenmek rasat.−dı rasatçı 1810 .−ğı rantiye rantiyeci rantiyecilik.

rasathane rasıt.−ğı rastıklı rastlama rastlamak rastlanma rastlanmak rastlantı rastlaşma rastlaşmak rastlayış 1811 .−dı raspa raspacı raspa etmek raspalama raspalamak raspalanma raspalanmak raspa taşı rasyo rast rastgele rast geliş rast gelmek rast getirmek rast gitmek rastık.

−bı raunt.−du ravent.rasyon rasyonalist rasyonalite rasyonalizasyon rasyonalizm rasyonel rasyonelleşme rasyonelleşmek rasyonelleştirme rasyonelleştirmek rasyonel sayı raşe raşelenme raşelenmek raşî raşitik.−ği raşitizm ratanya rate ratıp.−ci rayiç fiyat rayiha 1812 .−di ray rayba rayiç.

rayihalı razakı razı razı etmek razı olmak razmol.−bi recim.−cmi recmetme recmetmek reçel reçelci reçelcilik.−lü re reaksiyon reaktör realist realist olmak realite realizasyon realizm reasürans reaya rebabî rebap.−bı rebiyülâhır rebiyülevvel recep.−ği 1813 .

−ğü reddedilme reddedilmek reddediş reddetme reddetmek reddeyleme reddeylemek reddiye reddolunma reddolunmak redevans redif redingot redingotlu 1814 .−ği reçete reçeteli reçetesiz reçina reçine reçine kanalı reçine kesesi reçineli reçine yağı redaksiyon redaktör redaktörlük.reçellik.

−ti refakatçi refakat etmek referandum referans refetme refetmek refik refika refleks refleks yayı reflektif reflektör reform reformcu reformculuk.−ğu reformist reftiye 1815 .redoks redresör redüksiyon reel reenkarnasyon reeskont refah Refahiye (ilçe) refahlı refakat.

refüj regaip.−bı 1816 .−ği rehberlik etmek rehber öğretmen rehbersiz rehin rehine rehin etmek reis reis bey reis efendi reisicumhur reislik.−ği reisülküttap.−bi Regaip Gecesi Regaip Kandili regl reglân regresyon regülâsyon regülâtör reha rehabilitasyon rehavet rehber rehberli rehberlik.

−ğü rekabet rekabetçi rekabet etmek rekâket rekât rekiz.−kzi reklâm reklâmasyon reklâm bandı reklâmcı reklâmcılık.−ğı reklâm filmi reklâm ışıntısı reklâm kuşağı reklâm levhası reklâmlık.−ğı reklâmveren rekolte rekonstrüksiyon rekor 1817 .reji rejim reji masası rejim yapmak reji odası rejisör rejisörlük.

−ğü rektum rekzetme rekzetmek remel remi remil.−ği rencide olmak rençper rençperlik.−ği rende rendeleme rendelemek rendelenme rendelenmek 1818 .−mli remilci remilcilik.−mzi rencide rencide etmek rencidelik.−ği remiz.rekortmen rekortmenlik.−ği rekreasyon rekreasyon alanı rektifiye rektör rektörlük.

−ği renkli televizyon renkölçer renk ölçme 1819 .−gi ren geyiği renk.rendeli rendesiz rengârenk.−gi renk bilimi renk cümbüşü renkçi renkgideren renk körlüğü renk körü renk küre renkleme renklemek renklendirici renklendirme renklendirmek renklenme renklenmek renkli renkli basın renkli film renkli işitme renklilik.

−ği renktaş renktaşlık.renk renk renksemez renkser renksiz renksizlik.−ğı renk uzmanı renk yuvarı renyum reomür reorganizasyon reosta repertuvar replik.−smi resimci 1820 .−ğu reprodüksiyon resen resepsiyon reseptör resesif resesyon resif resim.−ği repo repocu repoculuk.

−lü resmîleşme resmîleşmek resmîleştirme resmîleştirmek resmîlik.−ği 1821 .−di resmî giysi resmikabul.−li resmen resmetme resmetmek resmî resmî dil resmî elbise resmigeçit.−ği resimli roman resimsi resim yazı resital.resimleme resimlemek resimlendirme resimlendirmek resimleşme resimleşmek resimleyici resimli resimlik.

−ddi retina retorik.−ği retrospektif reva revaç.−li Reşadiye (ilçe) reşit reşit olmak reşme ret.resmî nikâh resmî olmayan eğitim resmiyet ressam ressamlık.−lü resülmal.−cı revak 1822 .−ğı rest restitüsyon restleşme restleşmek restoran restorasyon restore restore etmek resul.

−ği revanlaşma revanlaşmak reverans revir reviş revize etmek revizyon revizyoncu revizyonculuk.−ğu revizyonist revizyonizm revnak revnaklı revolver revü rey reybî reye reye pantolon reyhan reyhanî 1823 .revakiye revalüasyon revan revani revanici revanicilik.

−ği rezil olmak rezistans rezonans rıh rıhdan 1824 .Reyhanlı (ilçe) reyon reyting (değerlendirme) rezalet reze rezede rezede çiçeği rezeksiyon rezeleme rezelemek rezene rezerv rezervasyon rezervuar rezidans rezil rezilce rezil etmek rezilleşme rezilleşmek rezillik.

−li ric'at ric'at etmek Richter ölçeği rik'a rikabdar rikkat.rıhtım rıza rızk riayet riayet etmek riayetkâr riayetsiz riayetsizlik.−ti rikkatli rimel rimelleme rimellemek rimellenme rimellenmek rimelli rina 1825 .−ği ribozom rica ricacı rica etmek rical.

−ği ritmik sayma ritmli ritmsiz ritüel rivayet rivayet birleşik zamanı rivayet olunmak riya riyakâr riyakârane riyakârlık.−li riyala riyaset 1826 .−ğı riyal.rindane ring ringa ring seferi rint.−di rintlik.−ği risale risk riskli risling ritm ritmik.

−ği robotlaşma robotlaşmak robotlaştırma robotlaştırmak robotluk.−ğu roda rodaj rodeo rodeocu Rodezya Rodezyalı rodyum roka roket 1827 .riyasız riyazet riyazî riyaziyat riyaziye riyaziyeci riyolit Rize riziko roba robalı robot robotik.

−ğu Romanoloji romans romantik.−ğü rol çatışması rol iflâsı rol yapmak rom Roma Romalı roman Roman romancı romancılık.−ği romantiklik.roketatar rokfor rokfor peyniri rokoko rol.−ğı Roman dilleri romanesk romanist romanlaştırma romanlaştırmak Romanolog.−ği 1828 .−lü rolcü rolcülük.

−ğu rot rota rotasyon rotatif rotatifçi rotil rotor roza rozbif roze rozet röfle rögar rölâns rölânti rölâtif 1829 .−bu ropdöşambr rosto rostoluk.romantizm Romanya Romanyalı romatizma Romen Romen rakamları rondelâ rop.

−ği röntgenleme röntgenlemek röportaj röportajcı röportajcılık.rölâtivist rölâtivite rölâtivizm röle rölyef römork römorkör Rönesans röntgen röntgenci röntgencilik.−ğı röportör röprezant röprodüksiyon rötar rötarlı rötuş rötuşçu rötuş etmek rötuşlama rötuşlamak rötuşlu 1830 .

−ğı ruh bilgini ruh bilimci ruh bilimcilik.−ği ruh bilimi ruh bilimsel ruh çöküntüsü ruh doktoru ruhen 1831 .−ği rugan rugby ruh ruhanî ruhaniyet ruhban ruhbaniyet ruhbanlık.rövanş röveşata ruam ruba rubaî rubidyum ruble rubu ruf Rufaî Rufaîlik.

ruh göçü ruh hastası ruh hekimi ruh hekimliği ruhî ruhiyat ruhiyatçı ruhiyatçılık.−ğu 1832 .−ğı ruh karmaşası ruhlu ruh ölçümü ruh ötesi ruh sağlığı ruhsal ruhsat ruhsatiye ruhsatlandırma ruhsatlandırmak ruhsatlı ruhsatname ruhsatsız ruhsuz ruhsuzlaşma ruhsuzlaşmak ruhsuzlaştırma ruhsuzlaştırmak ruhsuzluk.

ruj rujlama rujlamak rujlanma rujlanmak rulet rulman rulo Rum Rum ateşi rumba Rumca Rumeli'yi Rumelili Rumen Rumence Rumî Rumlaşma Rumlaşmak Rumlaştırma Rumlaştırmak Rumluk.−ğu rumuz rumuzlu run runik.−ği rupi 1833 .

−ğu Rus ruleti Rus salatası rustaî Rusya rutenyum rutherfordyum rutin rutubet rutubetlendirme rutubetlendirmek rutubetlenme rutubetlenmek rutubetli rutubetsiz ruz ruziklenme ruziklenmek ruznamçe ruzname ruzuşeb 1834 .Rus Rusça Ruslaşma Ruslaşmak Ruslaştırma Ruslaştırmak Rusluk.

−dü rüştiye rüşvet rüşvetçi rüşvetçilik.−knü rüküş rüküşlük.−ğı rüşeym rüşt.−ği rütbe rütbeli 1835 .−u rükün.−bı rücu.rübap.−bu rüsva rüsvalık.−u rücu etmek rücu hakkı rüçhan rüçhan hakkı rüesa rüfeka rükû.−ğü rüping sistemi rüstik.−ği rüsum rüsumat rüsup.

−ğı rüzgârsız (*)S S saadet saadet asrı saadethane saadetle saadetlû saadet zinciri saat.rütbesiz rüya rüyet rüzgâr rüzgâr altı rüzgârgülü rüzgârlama rüzgârlamak rüzgârlanma rüzgârlanmak rüzgârlı rüzgârlık.−ti saat açısı saat ayarı saat başı saat camı saat cebi 1836 .

−ği sabah sabaha doğru sabaha karşı sabah akşam sabahçı sabahçı kahvesi sabah ezanı sabah kahvaltısı sabah keyfi sabahki sabah koşusu sabahlama 1837 .−ği saat dairesi saat dilimi saat farkı saatinde saati saatine saat kulesi saatlerce saatli saatli bomba saatlik.−ği saba sababuselik.saatçi saat çiçeği saatçilik.

sabahlamak sabahları sabahlatma sabahlatmak sabahleyin sabahlı sabahlık.−ğı sabah namazı sabah sabah sabahtan sabahtan akşama sabah yeli sabahyıldızı (ağaç) saban saban balığı saban demiri saban kemiği sabankıran saban kulağı saba rüzgârı sabık sabıka sabıka kaydı sabıkalı sabıkasız sabır.−brı sabırla 1838 .

−kri sabitkadem sabit kalem sabitleşme sabitleşmek sabitleştirilmiş sabitleştirme sabitleştirmek sabitlik.−ğı sabotaj yapmak sabote sabote etmek 1839 .sabırlı sabırsız sabırsızlanış sabırsızlanma sabırsızlanmak sabırsızlık.−ği sabit olmak sabo sabotaj sabotajcı sabotajcılık.−ğı sabır taşı sabi sabit sabite sabit fikir.

−ğu sabunhane sabuniye sabunlama sabunlamak sabunlanış sabunlanma sabunlanmak sabunlaşma sabunlaşmak sabunlaştırma sabunlaştırmak sabunlayış sabunlu sabunluk.−ğu sabun otu 1840 .sabretme sabretmek sabreyleme sabreylemek sabuh sabuklanma sabuklanmak sabun sabun ağacı sabun balığı sabuncu sabunculuk.

−ğı saçak bulut saçak kök saçaklanma saçaklanmak saçaklı saçalama saçalamak saçalanma saçalanmak saç baş saçı saçık.sabunsuz sabun taşı sabun tozu sabur sabura sac sacayağı sacayak.−ğı saçılış 1841 .−ğı sac böreği sac ekmeği sac kavurması sac kebabı saç saçak.

saçılma saçılmak saçıntı saçış saçıştırma saçıştırmak saçkıran saçlı saçlı meşe saçlı sakallı saçma saçmacı saçmak saçmalama saçmalamak saçmalaşma saçmalaşmak saçmalık.−ğı saçma sapan saçma tiyatro saç örgüsü saç saça saçsız saçula saçuzatan (bitki) sadak.−ğı sadaka 1842 .

sadakat.−ğı sadıkane sadır. görünen) sâdır olmak 1843 .−ti sadakatli sadakatlilik.−ği sadet.−drı (göğüs) sâdır (çıkan.−di sadeyağ sadık.−ği sadakatsiz sadakatsizlik.−ği sadaklı sadakor sadaret sade sade birimler bölüğü sadece sade kahve sade kek sadeleşme sadeleşmek sadeleştirme sadeleştirmek sadelik.

−ğı saf safa safahat safalı safari safça safderun saf dışı safdil safer saffet safha safi safiha safir safir mavisi safiyet saf kan 1844 .−ği sadiklik.−ği sadizm sadme sadrazam sadrazamlık.sadik.−ği sadist sadistçe sadistlik.

−ğı sagar sagu sağ sağ açık.−ğı 1845 .−ğı sağ akçe sağalma sağalmak sağaltıcı sağaltım sağaltma sağaltmak sağanak.−ğı safra safra kesesi safralı safran Safranbolu (ilçe) safra yeşili saf saf safsata safsatacı safsatacılık.saflaşma saflaşmak saflaştırma saflaştırmak saflık.

−ğü sağ haf sağı sağıcı sağılış sağılma sağılmak sağım sağımlı 1846 .−cı sağdıç emeği sağdıçlık.sağanlar sağbeğeni sağ bek sağcı sağcılık.−ğı sağ çıkarma sağdıç.−ğı sağdırma sağdırmak sağduyu sağduyulu sağ eğilimli sağ esen sağgörü sağgörülü sağgörüsüz sağgörüsüzlük.

−ğı sağım makinesi sağın sağın bilimler sağır sağır dilsiz sağır duvar sağır etmek sağır kapı sağır kef sağırlaşma sağırlaşmak sağırlık.−gi sağır yılan sağ iç sağistem sağ kanat.sağımlık.−ğı sağır nun sağır olmak sağır pencere sağır renk.−dı sağlam sağlama sağlamak sağlamca sağlamcı sağlamlama 1847 .

sağlamlamak sağlamlaşma sağlamlaşmak sağlamlaştırma sağlamlaştırmak sağlamlık. −ğu sağlık.−ğı sağlam para sağlanış sağlanma sağlanmak sağlayıcı sağlıcakla sağlığa uygun sağlığa uygunluk.−ğı sağlık bilgisi sağlık bilimi sağlık evi sağlık görevlisi sağlık havuzu sağlık hizmeti sağlık karnesi sağlık koruma sağlık kurulu sağlıklı sağlıklı yaşam 1848 .

−ği sağ ol sağ olmak sağ para sağrı sağrı kemiği sağ salim sağ şerit.−di sağu 1849 .sağlıklı yaşam koşusu sağlıklı yaşam merkezi sağlık memuru sağlık merkezi sağlık muayenesi sağlık ocağı sağlıksal sağlıksız sağlıksızlık.−ğı sağlık sigortası sağlık taraması sağlık yurdu sağlı sollu sağma sağmak sağmal sağmal inek.

sağucu sağuculuk.−ğı sahavet sahi sahibe sahici sahiden sahife sahih sahil sahil boyu sahil çizgisi sahildar 1850 .−ğu sağyağ sah.−ğı sahan sahanlık.−hhı saha Saha saha avantajı sahabe sahabet sahabetçi sahabet etmek Sahaca sahaf sahaflık.

sahileşme sahileşmek sahileştirme sahileştirmek sahil kordonu sahil şeridi sahip.−bi sahipkıran sahiplenme sahiplenmek sahiplik.−ği sahip olmak sahipsiz sahipsizlik.−ği sahn sahne sahneleme sahnelemek sahnelenme sahnelenmek sahneleyiş sahne olmak sahra sahra topu sahre sahte sahteci 1851 .

−ğı saka kuşu sakal sakalı sakalık.−ğı sakallanma sakallanmak sakallı 1852 .−ği sahtiyan sahtiyancı sahtiyancılık.−ğı sahtelik.−ğı sahur sahurluk.−ğu sahur yemeği saik saika Saimbeyli (ilçe) sair sairfilmenam sak saka sakaf sakağı sakak.sahtecilik.−ği sahtekâr sahtekârlık.

−ğı sakar sakarca sakarimetre sakarimetri sakarin sakarlaşma sakarlaşmak sakarlık.−ğı sakatçı sakatlama sakatlamak sakatlanış 1853 .−ğı sakar meke (yaban kazı) sakar otu sakaroz sakarozölçer Sakarya sakat sakatat sakatatçı sakatatçılık.sakallı kartal sakalsız sakamet sakametli sakandırık.

sakatlanma sakatlanmak sakatlık.−ğı sakın sakınca sakıncalı sakıncasız sakıngan sakınganlık.−ğı sakınım sakınımlı sakınış sakınma sakınmak sakıntı sakıntılı sakıntısız sakırdama sakırdamak sakırga sakır sakır sakırtı sakıt Sakıt (Merih) sakıt olmak sakız Sakız 1854 .

−ği sakin olmak 1855 .sakız ağacı sakız bademi sakız baklası sakız dikeni sakız enginarı sakız kabağı sakızlaşma sakızlaşmak sakızlaştırma sakızlaştırmak sakız leblebisi sakızlı sakız rakısı sakız tatlısı saki sakil sakim sakin sakince sakinleme sakinlemek sakinleşme sakinleşmek sakinleştirme sakinleştirmek sakinlik.

−cı saklanılma saklanılmak saklanış saklanma saklanmak saklantı saklatma saklatmak saklayış saklı saklık.−ğı saklı yazı sako saksağan saksı saksıgüzeli (bitki) saksılık.sakin sakin sakit saklama saklamak saklambaç.−ğu saksonya 1856 .−ğı saksı toprağı saksofon saksofoncu saksofonculuk.

−ğı Salacak salâh salâhiyet salâhiyetli salâhiyetsiz salâhiyetsizlik.sakuleta sal salâ salâbet salacak.−ği salâhiyettar salak.−ğı salam salamandra salamanje salamura salamuracı salamuracılık.−ğı salangan salapurya salaş 1857 .−ğı salakça salaklaşma salaklaşmak salaklık.−ğı salamuralık.

salaşpur salât salata salatalık.−ğı salâvat salâvat parmağı salcı salcılık.−ğı salçalı makarna saldırgan saldırganlaşma saldırganlaşmak saldırganlık.−ğı saldırısız saldırış saldırma saldırmak 1858 .−ğı saldırı saldırıcı saldırıcılık.−ğı salça salçalama salçalamak salçalanma salçalanmak salçalı salçalık.

−bi salepçi salepçilik.saldırmazlık.−ği salepgiller salgı salgılama salgılamak salgılayıcı salgılayış salgılı salgın salgıncı salgınlaşma salgınlaşmak salhane salı salık.−ğı salıncakçı salıncaklı salıncaksız salınım 1859 .−ğı salına salına salıncak.−ğı saldırmazlık antlaşması saldırmazlık paktı salep.

−bi salipli salipsiz salise salisen salisilât salisilik.−di salkım salkıma salkım ağacı salkımak 1860 .salınış salınma salınmak salıntı salıntılı Salıpazarı'nı (ilçe) salıverilme salıverilmek salıverme salıvermek Salihli (ilçe) salik salik olmak salim salimen salip.−ği salisilik asit.

salkım başak.−ğı salkım küpe salkım saçak.−ğu salname 1861 .−dü salkım topu sallabaş sallama sallamak sallana sallana sallandırma sallandırmak sallanış sallanma sallanmak sallantı sallapati sallapatilik.−ği sallasırt sallı salma salmak salmalık.−ğı salkım salkım salkımsı salkım söğüt.−ğı salmastra salma tomruk.

−ğı salt sıfır Salur salvo salya 1862 .−ğı salt çoğunluk.−ğu salpa salpak.−ğı salt nem salto salt sıcaklık.−ğu salt değer saltık.salon salon adamı salon çamı salon çiçeği saloz salozlaşma salozlaşmak salozluk.−ğı salt salta saltanat saltanatçı saltanatlı saltanatsız saltçılık.

−ğı samanlı kerpiç.−ci saman nezlesi saman rengi saman sarısı Samanuğrusu (yıldız kümesi) Samanyolu (yıldız kümesi) samaryum samba Samî samimî samimîleşme samimîleşmek 1863 .salyamsı salyangoz sal yarışı sam saman saman alevi Samandağ (ilçe) samanî saman kâğıdı samankapan samanlı samanlı gübre samanlık.

−ği samimî olmak samimiyet samimiyetle samimiyetsiz samimiyetsizlik.samimîlik.−ği samsa Samsat (ilçe) samsun Samsun samur samuray samur kaşlı samur kürk samut sam yeli san sana sanal sanal nicelik.−ğı sanat dünyası sanat enstitüsü 1864 .−ği sanal sayı sanat sanat adamı sanatçı sanatçılık.

−ğı 1865 .−ği sanayiinefise sanayi kuruluşu sanayileşme sanayileşmek sanayileştirme sanayileştirmek sanayi odası sanayi sitesi sanayi ülkesi sanayi yatırımı sancak.sanat eri sanat eseri sanat evi (galeri) sanat filmi sanatkâr sanatkârane sanatkârlık.−ğı sanatlı sanat okulu sanatoryum sanatsal sanatsever sanayi.−i sanayi bölgesi sanayici sanayicilik.

−ğı sandık balığı sandık balığıgiller 1866 .−ği sandalyesiz sandık.sancak beyi sancaktar sancı sancılanma sancılanmak sancılı sancıma sancımak sancı otu sançma sançmak sandal sandal ağacı sandalcı sandalcılık.−ğı sandalet sandalgiller sandalye sandalyeci sandalyecilik.−ği sandalye kavgası sandalyeli sandalyelik.

−ğı sandık emini sandık eşyası sandık kurulu sandıklama sandıklamak sandıklanma sandıklanmak sandık lekesi sandıklı Sandıklı (ilçe) sandık odası sandık sepet sandırma sandırmak sanduka sandviç sandviççi sanem sangı sangılama sangılamak sangılık.−ğı 1867 .−ğı sanı sanık.sandık başkanı sandıkçı sandıkçılık.

sanıklık.−ğü sansür etmek sansürleme sansürlemek 1868 .−ğı sanılma sanılmak sanidin sanitasyon saniye saniyelik.−ği sanki sanlı sanma sanmak sanrı sanrılama sanrılamak sanrısal sansar sansargiller sansasyon sansasyonel Sanskrit sansüalizm sansür sansürcü sansürcülük.

−li santimantalite santimantalizm santimetre santimetrelik.−ği santra santra çizgisi santral.−li santralci santra noktası santra yuvarlağı santrfor santrhaf santrifüj santrifüjör santrozom santur santurcu santurî 1869 .−dı santilitre santim santimantal.sansürlenme sansürlenmek sansürlü santiar santigram santigrat.

sap sapa sapak.−cı sapır sapır sapı silik.−ğı sapılma sapılmak sapınç.−ğı sapan Sapanca (ilçe) saparna saparta sapasağlam sapçık.−ğı sapık.−ğı sapıkça sapıklaşma sapıklaşmak sapıklık.−ği sapış sapıtış sapıtma sapıtmak sapkı sapkın sapkın kaya 1870 .−ğı sapaklık.

sapkınlık.−ğı saplama saplamak saplanış saplanma saplanmak saplantı saplantılı saplayış saplı saplı meşe sapma sapmak sapot ağacı sapotgiller saprofit sapsağlam sapsarı sapsarı olmak sapsız sapsız balta saptama saptamak saptanım saptanımcılık.−ğı saptanış saptanma 1871 .

−ti sarahaten sarahatle sarak saraka sarakacı saraka etmek saralı sararış sararma sararmak sarartı sarartma sarartmak 1872 .−ğı sarahat.saptanmak saptayıcı saptayış saptırıcı saptırılma saptırılmak saptırma saptırmak sara saraç.−cı saraçhane Saraçhane saraçlık.

sarat saray Saray (ilçe) saray çiçeği Saraydüzü'nü (ilçe) Saraykent (ilçe) Sarayköy (ilçe) saraylı saray lokması saray menekşesi Sarayönü'nü (ilçe) saray patı sarban sarbanbaşı sarbanlık.−ğı sardalye sardırma sardırmak sardoğan sardun sardunya sardunyagiller sarf sarf etmek sarfınazar sarfınazar etmek sarfiyat 1873 .

−ğu sarhoş olmak sarı sarıağaç.−bi sarıasma (kuş) sarıasmagiller sarıbalık.sargı sargılama sargılamak sargılı sargın sargısız sarhoş sarhoş etmek sarhoşlaşma sarhoşlaşmak sarhoşluk.−cı sarıağı (bitki) sarıağız (balık) sarıakrep.−ğı sarı basın sarı benek.−ği sarı bez sarıca sarıcalık.−ğı 1874 .−ğı Sarıcakaya (ilçe) sarıcık.

−dı (balık) sarı kart Sarıkaya (ilçe) sarıkçı sarıkız sarıklı 1875 .−ği sarıerik.−ğı Sarıkamış (ilçe) sarıkamışçın sarıkanat.−ği (kayısı) sarıfiğ Sarıgöl (ilçe) sarıgöz (balık) sarığıburma (tatlı) sarıhalile (bitki) sarıhani (balık) sarıhumma sarı ırk sarık.sarıcı sarıcılık.−ğı sarıçalı sarıçam sarı çıyan sarıçiçek.−ği sarıçiğdem sarıdiken sarıengerek.

−ğu (balık) sarılaşma sarılaşmak sarılgan sarılgan gövde sarılı sarılık.−ğı sarılıklı sarılış sarılışma sarılışmak sarı lira sarılma sarılmak sarım sarımantar sarımercimek.−ğı sarımsak hardalı sarımsaklama sarımsaklamak sarımsaklı sarımsak otu sarımsı 1876 .−ğı (balık) sarıkuyruk.−ği sarımlı sarımsak.sarıkulak.

−ğı sarışebboy sarış sarışın sarışınca sarışınlık.−ğı sarınma sarınmak Sarıoğlan (ilçe) sarıpapatya sarısabır (bitki) sarısalkım sarı sendika sarı sendikacılık.sarımtırak.−ğı Sarıveliler (ilçe) sarı yağ sarı yağız Sarıyahşi (ilçe) Sarıyer (ilçe) sarıyelve sarıyonca Sarız (ilçe) sarızambak.−ğı sarı sıcak.−ğı sari (bir tür giysi) sâri (geçici. bulaşıcı) 1877 .

−ğı sarkıl sarkıntı sarkıntılık.−ğı sarkıntılık etmek sarkıntılık yapmak sarkıntı olmak sarkış sarkıt sarkıtma sarkıtmak sarkma sarkmak sarkom sarma sarmak sarma kafiye sarmal sarmalama sarmalamak 1878 .−cı sarkaçlama sarkaçlamak sarkık.−ğı sarkıklık.sarig sarih sarih mef'ul sarkaç.

−ğı sarsak sarsak 1879 .−cı sarnıç gemisi sarnıçlı sarnıç vagonu sarp sarpa sarpın sarpi sarplaşma sarplaşmak sarplık.−ğı sarsakça sarsaklık.−ğı sarsak.−ğı sarraf sarrafiye sarraflık.−ğı sarmaşıkgiller sarmaşma sarmaşmak sarnıç.sarmalanma sarmalanmak sarman sarmaşan sarmaş dolaş sarmaşık.

−ğı sarsıla sarsıla sarsılış sarsılma sarsılmak sarsım sarsıntı sarsıntılı sarsıntısız sarsış sarsma sarsmak Saruhanlı (ilçe) sası sasıma sasımak sası sası Sason (ilçe) satanist satanizm sataşılma sataşılmak sataşkan 1880 .sarsak sursak sarsalama sarsalamak sarsıcı sarsık.

−ğı satılış satılma satılmak satım satımcı satımlık.−ğı satın alma satın almacı satın almak satır satır başı satır satır satır sonu 1881 .−thı satılık.−ğı satıh.sataşma sataşmak saten sathî sathîleşme sathîleşmek sathîleştirme sathîleştirmek sathîlik.−ği satı satıcı satıcılık.

satış satış bedeli satış değeri satış fiyatı satış işlem odası satış merkezi satış mukavelesi satış odası satış ruhsatı satış sarayı satış sözleşmesi satış şartnamesi satış yapmak satış yeri satir satirik.−ği satlıcan satma satmak satranç.−cı satranççı satranççılık.−ğı satrançlı satranç tahtası satranç takımı satranç taşı satranç vezni 1882 .

satrap satsuma sattırma sattırmak Satürn satvet sauna sav sava savacı savak.−ğı savaşım savaşımcı savaşkan savaşma savaşmak Savaştepe (ilçe) savat savatlama savatlamak 1883 .−ğı savaklama savaklamak savan savana savaş savaşçı savaşçılık.

savatlı savca savcı savcılık.−ğı savsaklama savsaklamak savsaklanma savsaklanmak 1884 .−ğu savrulma savrulmak savruluş savruntu savsak.−ğı savdırma savdırmak savı kanıtsama savılma savılmak savla savlama savlamak savlayıcı savlet savma savmak savruk.−ğu savrukluk.

savsaklayış savsama savsamak savulma savulmak savunma savunmak savunmalık.−ğı savunmasız savunu savunucu savunuculuk.−ğı savurma savurmak savurtma savurtmak savurtuş savuşma savuşmak savuşturma 1885 .−ğu savunulma savunulmak savunuş Savur (ilçe) savurgan savurganca savurganlık.

−smi saydamsız saydamsızlık.−ğı sayaç.−ğı saydam tabaka saydırma saydırmak saye sayeban sayesinde sayfa sayfa düzeni sayfa ekran sayfalama sayfalamak 1886 .savuşturmak say saya sayacı sayacılık.−ğı saydam resim.−cı sayaç takımı saydam saydamlaşma saydamlaşmak saydamlaştırma saydamlaştırmak saydamlık.

−ğı saygısız saygısızca saygısızlık.sayfalandırma sayfalandırmak sayfalanmış sayfalanmış program sayfalık.−ğı sayha sayı sayı boncuğu sayıca sayıcı sayı farkı sayı göstergesi sayıklama sayıklamak sayılama sayılamak 1887 .−ğı sayfiye saygı saygıdeğer saygı duruşu saygılı saygın saygınlık.

−ğı sayış sayışma sayışmak saykal saykallama saykallamak saylama saylamak 1888 .sayı levhası sayılı sayılma sayılmak sayım sayım bilimi sayımlama sayımlamacı sayımlamak sayımlamalı sayımlı sayımsal sayım vergisi sayın sayısal sayısal loto sayı sıfatı sayısız sayısızlık.

−ğı sayrımsak.−ğı sazende sazendelik.saylav sayma saymaca saymak sayman saymanlık.−ği saz eseri saz evi 1889 .−ğı sayrı sayrıl sayrılar evi sayrılık.−ğı saymazlık.−ğı Sazak (ilçe) sazan sazangiller saz benizli sazcı sazcılık.−ğı sayrımsama sayrımsamak sayvan saz sazak.

−ğı sebayüdü sebebiyet Seben (ilçe) sebep.−ğı sazlı sözlü saz rengi saz semaîsi sazsız saz şairi saz şiiri saz takımı saz tavuğu score board scrable seaborgiyum seans sebat sebat etmek sebatkâr sebatlı sebatsız sebatsızlık.−bi sebep bilimi 1890 .sazkâr sazkayası (balık) sazlı sazlık.

sebeplenme sebeplenmek sebepli sebepli sebepsiz sebep olmak sebepsiz sebepsizce sebil sebilci sebil etmek sebilhane sebkihindî sebze sebzeci sebzecilik.−ği sebzevat seccade seccadeci secde secde etmek seci seciye seciyeli seciyesiz seciyesizlik.−ği 1891 .−ği sebze çorbası sebzelik.

seçal (self−servis) seçenek.−ği seçiliş seçilme seçilmek seçilmiş seçim seçim bölgesi seçim çevresi seçimlik.−ği seçkinler seçkinleşme 1892 .−ği seçi seçici seçici kurul seçiciler kurulu seçicilik.−ği seçimlik ders seçim sandığı seçim tutanağı seçim yapmak seçim yasağı seçiş seçki seçkin seçkincilik.−ği seçik.

seçkinleşmek seçkinlik.−ği seçmesiz yemek.−ği seçme hakkı seçmek seçmeler seçmeli seçmeli ders seçmeli yemek.−ğı sedef 1893 .−ği seçme seçmece seçmeci seçmecilik.−ğı sedasız sedasızlık.−ği seçmen seçmen kütüğü seçmenlik. −ği seçme süresi seçme yetkisi seçtirme seçtirmek seda sedalı sedalılık.

−ği seferber olmak 1894 .−ği sedef hastalığı sedef kakma sedefkâr sedefli sedefli kalker sedef otu sedef otugiller sedefsi sedefsi bulut sedimantasyon sedir sedye sedyeci sedyelik.−ği sedyelik olmak sefa sefahat.−ti sefalet sefaret sefarethane sefer seferber seferber etmek seferberlik.sedefçi sedefçilik.

−ği sefer tası sefih sefihane sefil sefilâne sefillik.−ği sefine sefir sefire sefirikebir sefirlik.−ği segâh segâh perdesi segman seğirdim seğirdim yolu seğirme seğirmek seğirtme seğirtmek seğmen seher 1895 .seferî seferî durum seferî hâl.−li Seferihisar (ilçe) seferlik.

seher yeli sehim.−ği sekiz on sekiztek (tekne) sekiz yüzlü 1896 .−hmi sehiv.−hvi sehpa sehven sek sekant sekban sekbanbaşı sekel Sekendiz (Satürn) sekene seki sekileme sekilemek sekili sekincilik.−ği sekiş sekiz sekizer sekizgen sekizinci sekizli sekizlik.

−bi sekter sektirme sektirmek sektirme pas 1897 .−ği seksen seksener sekseninci seksenlik.seklem sekme sekmek sekmen sekoya sekretarya sekreter sekreterlik.−ği seks seksapel seksek.−ğu seksoloji sekstant seksüel sekte sekteikalp.−ği seksi seksiyon seksolog.

sektör sektöriyel sel selâm selâmet selâmetleme selâmetlemek selâm etmek selâmlama selâmlamak selâmlanma selâmlanmak selâmlaşma selâmlaşmak selâmlayış selâmlık.−ğı selâm otu selâm sabah selâmsız selâmsız sabahsız selâmünaleyküm selâmünkavlen selâset selâtin selâtin cami.−si selâtin meyhanesi selcik.−ği 1898 .−i.

−bi selp.−ği seleksiyon selektör selen Selendi (ilçe) selentereler selenyum sele zeytini self−determinasyon self−servis selika selim Selim (ilçe) selinti selis sellemehüsselâm selofan seloteyp.Selçuk (ilçe) Selçukî Selçuklu Selçuklu (ilçe) sele selef selek.−bi selp etmek selsiyus 1899 .

−lü sembolik. ayin) semafor semah semahane semahat.−ı (işitme.−ti semaî semaî kahvesi seman semantik.−ği selva selviçe selzede sem.selüloit.−ği semaver semavî semazen semazenbaşı sembol.−mmi sema (gökyüzü) sema.−di selüloz selülozik.−ği sembolist sembolizm sembolleşme 1900 .

−m'i semih seminer semirgin 1901 .sembolleşmek sembolleştirme sembolleştirmek seme semeleşme semeleşmek semen semender semendergiller semer semerci semercilik.−ğu semi.−ği semere semereli semerleme semerlemek semerlenme semerlenmek semerletme semerletmek semerli semersiz seme tavuk.

−re’si sen sena 1902 .−ği semizotu semizotugiller sempati sempatik.−ği sempatik sinir sistemi sempatizan sempozyum semptom semt semtürreis.semirme semirmek semirtme semirtmek semiyoloji semiyotik.−ği semiz semizce semizleme semizlemek semizlenme semizlenmek semizleşme semizleşmek semizlik.

−ğı sendrom sene Senegal 1903 .−ğı sendikalist sendikalizm sendikasız sendikasızlık.−ği sendika sendikacı sendikacılık.−ğu senato senatör senatörlük.−ğı sendikal sendikalaşma sendikalaşmak sendikalaştırma sendikalaştırmak sendikalı sendikalılık.senarist senaryo senaryocu senaryoculuk.−ğü sendeleme sendelemek sendik.

−ği senet.Senegalli seneidevriye seneikebire senek.−ği senelik.−ği senkronizasyon senkronize etmek 1904 .−ği senfoni orkestrası sengin semaî senir Senirkent (ilçe) senit.−di senkretizm senkron senkroni senkronik.−di senetleşme senetleşmek senetli senetli sepetli senet sepet senetsiz senetsiz sepetsiz senevî senfoni senfonik.

−ği sepetçi söğüdü sepet kafalı sepetkulpu (yayvan kemer) sepetleme sepetlemek 1905 .senkronizm senli benli senli benli olmak senozoik.−ği sensen sensor sent sentagma sentaks sentaktik.−ği sentez sentrozom senyör senyörlük.−ğü sepek.−ği sentetik.−ği sepeleme sepelemek sepet sepetçi sepetçilik.

sepetlenme sepetlenmek sepetli sepetlik.−ği sepil sepileme sepilemek sepilenme sepilenmek sepili sepil sepil sepken septik.−ği sepetli motosiklet sepet sandık sepetsiz sepet topu sepi sepici sepicilik.−ği septisemi septisizm sepya ser sera seracı seracılık.−ğı 1906 .

−ği serazat.serak.−ği serap.−ği serbest meslek.−dı serbaz serbest serbest bölge serbest çalışma serbestçe serbest elektron serbest enerji serbest güreş serbesti serbest iş serbest kart serbestleme serbestlemek serbestlik.−ğı seramik.−ği serbest mıntıka serbest nazım 1907 .−ği seramikçi seramikçilik.−bı serapa serasker serasker kapısı seraskerlik.

serbest su serbest vuruş serbest yük serçe serçegiller serçe parmak.−dı serencam Serendi sere serpe seretan serf sergen sergerde sergerdelik.−ğı serçin serdar serdengeçti serdengeçtilik.−ği 1908 .−ği serdetme serdetmek serdirme serdirmek serdümen sere seremoni seren serenat.

−ddi seri (dizi) seri.sergi sergici sergi evi sergileme sergilemek sergileniş sergilenme sergilenmek sergileyiş sergilik.−ği sergin sergüzeşt sergüzeştçi serhat.−si (hızlı) serian serigraf serigrafi Serik (ilçe) serili seriliş serilme serilmek serim serin serince 1909 .

−ğı serinleme serinlemek serinlenme serinlenmek serinleşme serinleşmek serinletme serinletmek serinlik.−ği sermayedar sermayeli sermaye mal sermaye piyasası sermayesiz sermayesizlik.−ği serme sermek 1910 .−ği seriş serkeş serkeşlik.Serinhisar (ilçe) serinkanlı serinkanlılık.−ği serlevha sermaye sermayeci sermayecilik.

−bi serpantin serpeleme serpelemek serpe serpe serpici serpilme serpilmek serpinti serpiş serpiştirme serpiştirmek serpme serpmek serptirme serptirmek serpuş sersefil sersem sersemce sersem etmek 1911 .sermest sermestane sermestî sermestlik.−ği sermest olmak sermuharrir sermürettip.

−bi sert buğday sert damak.sersemleme sersemlemek sersemleşme sersemleşmek sersemletme sersemletmek sersemlik.−ğı sert doku sertelme sertelmek sertifika sertifikalı 1912 .−ği serserilik etmek serseri mayın serseri serseri sert sertabip.−ği sersem olmak sersem sepelek sersem sepet serseri serserice serserileşme serserileşmek serserilik.

−ği serüvenli serüvensiz servant servantlık.−ği sert sert sert su sert tabaka sert ünsüz sert zar serum serüven serüvenci serüvencilik.sertifikasız sertifikasyon sertlenme sertlenmek sertleşme sertleşmek sertleştirici sertleştirme sertleştirmek sertlik.−ğı servet servet sahibi servi servi ağacı 1913 .

−ği servis servis arabası servis aracı servis asansörü servisçi servis istasyonu servis kapısı servis merdiveni servis otobüsü servis tabağı servis takımı servis yapmak seryaver seryum seryumlu serzeniş ses ses aleti ses aygıtı ses bilgisi ses bilimi ses birimi ses çevirgesi sesçi 1914 .servi boylu servigiller servilik.

−ği seslendiriş seslendirme seslendirmek sesleniş seslenme seslenmek 1915 .sesçil sesçil alfabe sesçil imlâ sesçil yazım ses dalgaları ses değişmesi ses duvarı ses düşmesi seselim ses etmek ses ikizleşmesi ses kakışımı ses karşılanması ses kirişi ses kirişleri ses kuşağı seslem sesleme seslemek seslendirici seslendiricilik.

sesli sesli film sesli harf seslik.−ği sessiz okuma sessiz sedasız sessiz sessiz sessiz sinema sessiz uyumu sessiz yürüyüş ses soluk sestaş 1916 .−ği seslikçi sesli okuma sesli sinema sesli taş sesli uyumu ses organları ses perdesi ses seda sessiz sessizce sessiz film sessiz harf sessizleşme sessizleşmek sessizlik.

−tri setliç setre setretme setretmek setriavret sevap.−bı sevda sevdalanış sevdalanma sevdalanmak sevdalı sevdiceğim sevdirme sevdirmek sevecen 1917 .ses telleri ses türemesi ses uyumu sesyayar sesyazar ses yitimi ses yoğunluğu ses yolu ses yönetmeni set seter setir.

−ci sevinçli sevinçsiz sevindirici sevindirme 1918 .−ği sever sevgi sevgili sevgi seli sevgisiz sevi sevici seviliş sevilme sevilmek sevim sevimli sevimlileşme sevimlileşmek sevimlileştirme sevimlileştirmek sevimlilik.−ği sevinç.sevecenlik.−ği sevimsiz sevimsizleşme sevimsizleşmek sevimsizlik.

−ği sevk sevk edilmek sevk etmek sevkıtabiî sevkıyat sevk olmak sevk olunmak sevk pusulası sevkulceyş sevme sevmek seyahat.sevindirmek seviniş sevinme sevinmek Sevir (Boğa burcu) seviş sevişme sevişmek seviye seviyeli seviyesiz seviyesizlik.−ti seyahat acentesi seyahat etmek seyahatname 1919 .

−ği seyrekçe seyrekleşme seyrekleşmek 1920 .−ği seyit Seyitgazi (ilçe) seylânî Seylân taşı seylâp.Seydiler (ilçe) Seydişehir (ilçe) seyek seyelân seyfiye Seyhan (ilçe) seyir.−ğı seyredilme seyredilmek seyrek.−bı seyran seyran etmek seyranlık.−ği seyirlik oyun seyis seyishane seyislik.−yri seyirci seyirlik.

−ği seyreltilme seyreltilmek seyreltme seyreltmek seyretme seyretmek seyreyleme seyreylemek seyrüsefer seyyah seyyal.−li seyyanen seyyar seyyare seyyar hastahane seyyar satıcı seyyiat seyyibe 1921 .−ği seyreltiklik.seyrekleştiriş seyrekleştirme seyrekleştirmek seyreklik.−ği seyrek otlatma seyrelme seyrelmek seyreltik.

seyyie seza sezaryen sezaryenli sezaryensiz sezdiriş sezdirme sezdirmek sezgi sezgicilik.−ğu 1922 .−ği sezgili sezgisel sezi sezilme sezilmek sezindirme sezindirmek sezinleme sezinlemek sezinleyiş sezinme sezinmek seziş sezme sezmek sezon sezonluk.

−ğı sıcaklaşma sıcaklaşmak sıcaklaştırma sıcaklaştırmak sıcaklık.−bi sıcakkanlı sıcakkanlılık.−ğı sıcaklıkölçer sıcaklık seviyesi sıcaklıkyayar sıcak olmak sıcak para sıcak renkler sıcak savaş sıcak sıcak sıçan 1923 .sezü sezyum sfagnum sfenks sıcacık.−ğı sıcağı sıcağına sıcak.−ğı sıcakça sıcak dalgası sıcak harp.−ğı sıcak kuşak.

−dkı sıfat sıfat−fiil sıfat−fiil grubu sıfatlandırma sıfatlandırmak sıfatlaştırma 1924 .−ğı sıçma sıçmak sıçrama sıçramak sıçrama tahtası sıçratma sıçratmak sıçrayıcı sıçrayış sıdk.sıçandişi (dikiş) sıçangiller sıçanımsılar sıçan kırı (renk) sıçankulağı (bitki) sıçankuyruğu (törpü) sıçanotu (arsenik) sıçan yolu sıçırgan sıçırganlık.

−ğı sığınılma sığınılmak sığınış sığınma sığınma cebi sığınmacı sığınmacılık.−ğı sığınık.−ğı sığınma hakkı sığınmak 1925 .sıfatlaştırmak sıfat takımı sıfat tamlaması sıfır sıfırcı sıfırlama sıfırlamak sığ sığa sığamsal sığdırılma sığdırılmak sığdırış sığdırma sığdırmak sığın sığınak.

−cı sığır vebası sığışma sığışmak sığıştırma sığıştırmak sığla sığlaşma sığlaşmak sığla yağı sığlık.sığıntı sığır sığırcı sığırcık.−ğı sığırcılık.−ğı 1926 .−ğı sığırdili (bitki) sığırdiligiller sığır eti sığırgözü (bitki) sığırkuyruğu (bitki) sığır mantarı sığırödü (bitki) sığır sineği sığır sineğigiller sığır şeridi sığır tenyası sığırtmaç.

−ğı sıhhiye sıhhiyeci sıhrî sıhriyet sık sıkacak.−ti sıhhatli sıhhî sıhhî imdat sıhhî tesisat sıhhî tesisatçı sıhhî tesisatçılık.−ğı sıkboğaz sıkboğaz etmek sıkça sıkı sıkı ağızlı sıkıca sıkıcı sıkı denetim sıkı doku sıkı düzen sıkı fıkı sıkılama 1927 .sığma sığmak sıhhat.

−ğı sıkışıklık.−ğı sıkılık.−ğı sıkım sıkınma sıkınmak sıkıntı sıkıntılı sıkıntısız sıkı sıkı sıkı sıkıya sıkışık.−ğı sıkışma sıkışmak sıkıştırıcı sıkıştırılma sıkıştırılmak sıkıştırış 1928 .−ğı sıkılış sıkılma sıkılmak sıkılmaz sıkılmazlık.sıkılamak sıkılanma sıkılanmak sıkılgan sıkılganlık.

−cı sıkmak sıkmalık.sıkıştırma sıkıştırmak sıkıt sıkıyönetim sıkkın sıkkınlık.−ğı sık otlatma sık sık sıktırma sıla sılacı sıla özlemi sıla sıygası sıma 1929 .−ğı sıkma sıkma baş sıkmaç.−ğı sıklaşma sıklaşmak sıklaştırılma sıklaştırılmak sıklaştırma sıklaştırmak sıklet sıklık.

sımak sımsıcak sımsıkı sınaat.−ti sınaî sınama sınamak sınanma sınanmak sınatma sınatmak sınav sınayış sıncan sındı Sındırgı (ilçe) sındırılma sındırılmak sındırma sındırmak sıngın sınıf sınıflama sınıflamak sınıflandırılma sınıflandırılmak sınıflandırma 1930 .

sınıflandırmak sınıflanış sınıflanma sınıflanmak sınıflaşma sınıflaşmak sınıflı sınıfsal sınıfsız sınık.−ğı sınır sınır açı sınır boyu sınırdaş sınırdaşlık.−ğı sınır dışı sınır karakolu sınırlama sınırlamak sınırlandırılmış sınırlandırma sınırlandırmak sınırlanış sınırlanma sınırlanmak 1931 .−ğı sınıkçı sınıkçılık.

−ğu sınırsız yetki sınır taşı sınma sınmak sıpa sıpsıcak sır (vernik) sır.−rrı (giz) sıra sıraca sıracagiller sıracalı 1932 .sınırlayış sınırlı sınırlı doğru sınırlı ortaklık.−ğı sınırlı sayı sınırlı sorumluluk. −ğu sınırlı uyuşturma sınır ötesi sınır ötesi harekât sınırsız sınırsız doğru sınırsız sayı sınırsız sorumluluk.

−fi sıralayış sıralı sıralı cümle sıralı oluş sıralı sırasız sıra makinesi sıra malı sıram sıram sıra olmak 1933 .−cı sıralama sıralamak sıralanış sıralanma sıralanmak sıralatma sıralatmak sıralayıcı sıralayıcı harf.sıraca otu sıracı sıradağ sıradağlar sıradan sıradanlık.−ğı sıra dayağı sıra dışı sıralaç.

−ğı sırıkçı sırık domatesi sırık fasulyesi sırık hamalı sırıkla atlama sırıklama sırıklamak sırılsıklam sırım sırıma sırımak sırıtık.−ğı sırf sırık.−ğı 1934 .sıra saygı sıra sayı sıfatı sıra sıra sırasıyla sırasız sırat sırat köprüsü Sırbistan Sırbistanlı sırça sırdaş sırdaşça sırdaşlık.

−ğı sırnaşış sırnaşma sırnaşmak sırnaştırma sırnaştırmak Sırp Sırpça 1935 .−ğı sırıtma sırıtmak sır kâtibi sır küpü sırlama sırlamak sırlanma sırlanmak sırlı sırma sırmakeş sırmakeşhane sırmalı sırma saç sırnaşık.sırıtış sırıtkan sırıtkanlık.−ğı sırnaşıkça sırnaşıklık.

−ğı sırretme sırretmek sırrolma sırrolmak sırsıklam sırsıklam âşık.−ğı sırt sırta sırt üstü sıska 1936 .−ğı sırtıkara (balık) sırtı pek sırtı sıra sırtı yufka sırtlama sırtlamak sırtlan sırtlangiller sırtlık.Sırplık.−ğı sırsız sırt sırtar sırtar balığı sırtarma sırtarmak sırtçı sırtçılık.

−ğı sıtma nöbeti sıva sıvacı sıvacı kuşu sıvacı kuşugiller sıvacılık.sıskalaşma sıskalaşmak sıskalık.−ğı sıska olmak sıtma sıtma bilimi sıtmalanma sıtmalanmak sıtmalı sıtmalık.−ğı sıvalama sıvalamak sıvalı sıvama sıvamak sıvanma sıvanmak sıvaşma sıvaşmak sıvaştırma sıvaştırmak 1937 .

−ğı sıvıklaştırma sıvıklaştırmak sıvılaştırma sıvılaştırmak sıvındırma sıvındırmak sıvınma sıvınmak sıvıölçer sıvırya sıvışık.−ğı sıvışma sıvışmak sıvı yağ sıyanet sıyanet etmek sıyga sıygı sıyırga 1938 .sıvatma sıvatmak sıvazlama sıvazlamak sıvazlatma sıvazlatmak sıvı sıvık.

−ğı sıyırış sıyırma sıyırmak sıyırtma sıyırtmak sıyrık.−ğı sıyrılış sıyrılma sıyrılmak sıyrıntı sızak.−ğı sızdırılma sızdırılmak sızdırma sızdırmak sızgıt sızı sızıcı sızıcı ünsüz sızıldanma sızıldanmak sızılı sızıltı sızıltısız sızım sızım sızıntı 1939 .sıyırık.

sızıntılı sızırma sızırmak sızış sızlama sızlamak sızlanış sızlanma sızlanmak sızlatma sızlatmak sızlayış sızma sızmak si sibak sibernasyon sibernetik.−ği sicil sicilli Sicilya Sicilyalı sicim siderit sideroz sidik.−ği sidik borusu 1940 .

−ği siftinme siftinmek sigar sigara sigara böceği sigara böreği sigaracı sigara kâğıdı 1941 .sidikli sidiklik.−ği sidikli meşe sidik söktürücü sidik torbası sidik yarışı sidik yolu sidik zoru sif sifilis sifon sifonlama sifonlamak sifonlular siftah siftah etmek siftahlama siftahlamak siftinlik.

−ğı sigorta olmak sigorta poliçesi sigorta primi sigortasız sigortasızlık.−ğı 1942 .−ğı siğil siğil otu sih sihir.−ğı sigorta etmek sigortalama sigortalamak sigortalanma sigortalanmak sigortalı sigortalılık.−ğı sigarasız sigara tabakası sigara tablası sigara tiryakisi sigorta sigortacı sigortacılık.−hri sihirbaz sihirbazlık.sigaralı sigaralık.

sihirlenme sihirlenmek sihirli Siirt Siirt battaniyesi Siirt fıstığı sik sikalar sikatif sikke sikkeleme sikkelemek siklâmen siklon sikme sikmek siktirici siktirmek silâh silâhaltı silâhçı silâhendaz silâhhane silâhlama silâhlamak silâhlandırma silâhlandırmak 1943 .

−ğı silâhlı kuvvetler silâhsız silâhsızlandırma silâhsızlandırmak silâhsızlanma silâhsızlanmak silâhşor silâhşorluk.−ğu silâhtar silâhtar ağa silâj sildirilme sildirilmek sildirme sildirmek sildirtme sildirtmek silecek.−ği silgi silgiç.−ci sili silici Silifke (ilçe) 1944 .silâhlanma silâhlanmak silâhlı silâhlık.

−ği silindir kalıplama silindirli silindirsel silindirsel yüzey silindir şapka silindir yağı siliniş silinme silinmek silinti 1945 .silik.−ği silikon silikoz sililik.−ği silikat silikatlama silikatlamak silikatlaşma silikatlaşmış silikleşme silikleşmek silikleştirme silikleştirmek siliklik.−ği silindir silindiraj silindirik.

−ği silisli silisseven silisyum siliş Silivri (ilçe) silkeleme silkelemek silkelenme silkelenmek silkeleyiş silki silkindirme silkindirmek silkiniş silkinme silkinmek silkinti silkme silkmek silktirme silktirmek sille 1946 .silis silisçil silisik asit.−di silisiz silisizlik.

sille tokat silme silmece silmeci silmek silme kalıbı silme makinesi silme tahtası silo silolama silolamak Silopi (ilçe) silsile silsilename siluet silüryen Silvan (ilçe) sim sima Simav (ilçe) simetri simetrik.−ği simetrili simetrisiz simetrisizlik.−ği simge simgeci 1947 .

−ğı simit.simgecilik.−ğı simsiyah simülâsyon simülâtör simültane simya simyacı sin (mezar) sin.−ği simsar simsariye simsarlık.−nni (yaş) sinagog sinameki sinara sinarit sincabî 1948 .−ği simgeleme simgelemek simgeleşme simgeleşmek simgesel simgesel mantık.−di simitçi simitçilik.

−ğı sinekçil sinekkapan sinekkapangiller sinekkaydı sinek kuşu sineklenme sineklenmek sinekler 1949 .−ği sinek ağırlık.−bı sincapgiller Sincik (ilçe) sindirilme sindirilmek sindirim sindirim aygıtı sindirim bilimci sindirim bilimi sindirim organları sindirim sistemi sindiriş sindirme sindirmek sine sinek.Sincan (ilçe) Sincanlı (ilçe) sincap.

−ği sinematograf sinerama sinerji sineroman sinestezi 1950 .−bu sinematek.−ğı sinema endüstrisi sinemalaştırma sinemalaştırmak sinema perdesi sinema salonu sinema sanatçısı sinema sanayii sinemasever sinemaskop.−ği sinema tekniği sinematik.−ği sinek mantarı sinekoloji sinekromi sineksavar sinek sıklet sinekyutan sinema sinemacı sinemacılık.sineklik.

−ği 1951 .−ği sinir sinir argınlığı sinir bilimi sinir buhranı sinirce sinir doku sinir harbi sinir hastalığı sinir hastası sinir ilâcı sinir kanatlılar sinir küpü sinirleme sinirlemek sinirlendirici sinirlendirme sinirlendirmek sinirleniş sinirlenme sinirlenmek sinirleri kuvvetli sinirleri zayıf sinirli sinirlilik.singin sini sinik.

sinir olmak sinir otları sinir otu sinir otugiller sinir savaşı sinirsel sinir sistemi sinirsiz sinirsizlik.−ği sinme sinmek Sinolog.−ği sinsin sintigrafi 1952 .−ği sinir törpüsü siniş sinizm sinle sinlik.−ğu Sinoloji sinonim Sinop sinsi sinsice sinsileşme sinsileşmek sinsilik.

−ği sipariş siparişçi sipariş etmek siper siper etmek siperisaika siperlenme siperlenmek siperli siperlik.−li sinüzoit.−di sinyal.sintine sinüs sinüzit sinüzoidal.−ği sipolin sipsi sipsipullah sipsivri sirayet 1953 .−li sinyalizasyon sinyal lâmbası sinyal müziği sinyor sipahi sipahilik.

sirayet etmek siren sirer sirk sirkat,−ti sirke sirkeci sirkecilik,−ği sirkelenme sirkelenmek sirkeleşme sirkeleşmek sirkeli sirkelik,−ği sirken sirkengebin sirke ruhu sirke sineği sirkülâsyon sirküler sirmo siroko siroz sirozlu sirrus sirtaki sirto

1954

sis sis bombası sis farı sis lâmbası sislendirme sislendirmek sislenme sislenmek sisli sismik,−ği sismograf sismolog,−ğu sismoloji sis perdesi sistem sistematik,−ği sistemcilik,−ği sistemik,−ği sistemleşme sistemleşmek sistemleştirme sistemleştirmek sistemli sistemsiz sistemsizlik,−ği sistire sistireci

1955

sistireleme sistirelemek sistit sistol,−lü sit sit alanı sitayiş sitayişkâr site sitem sitem etmek sitemkâr sitemli sitil (su kovası) sitoloji sitoplâzma sitrik asit,−di sitteisevir,−vri sittinsene Sivas Sivaslı (ilçe) Siverek (ilçe) sivil sivilce sivilceli sivil idare sivilize

1956

sivilleşme sivilleşmek sivilleştirme sivilleştirmek sivillik,−ği sivil polis sivil savunma sivil yönetim sivri sivri akıllı sivri biber Sivrice (ilçe) sivriç sivri fare Sivrihisar (ilçe) sivrikuyruk,−ğu (solucan) sivrileşme sivrileşmek sivrileştirme sivrileştirmek sivrilik,−ği sivriliş sivrilme sivrilmek sivriltme sivriltmek

1957

sivrisinek,−ği siya siyah siyah beyaz siyahımsı siyahımtırak,−ğı siyah ırk siyahî siyahlanma siyahlanmak siyahlaşma siyahlaşmak siyahlatma siyahlatmak siyahlık,−ğı siyah zeytin siyak siyakat,−ti siyakat yazısı siyakusibak siyanojen siyanür siyanürik siyanürleme siyanürlemek siyasa siyasal

1958

siyasal parti siyaset siyasetçi siyasetçilik,−ği siyaseten siyaset meydanı siyasetname siyasî siyasî ambargo siyasî coğrafya siyasî harita siyasî parti siya siya siyasiyat siyatik,−ği siyek,−ği siyenit siyer siyim siyim siyme siymek siyonist siyonizm siz skandal skandiyum skavut

1959

skeç,−ci ski skif skink,−gi skinkgiller skleroz skolâstik,−ği skor slâlom slâlomcu Slav Slavca Slavcılık,−ğı Slavist Slavistik,−ği Slavlar Slavlaşma Slavlaşmak Slavlaştırma Slavlaştırmak Slavlık,−ğı slâyt,−dı slip slogan slogancı slogancılık,−ğı sloganlaşma

1960

sloganlaşmak sloganlaştırma sloganlaştırmak Slovak Slovakça Slovakya Slovakyalı Sloven Slovence Slovenya Slovenyalı smaç,−cı smaçör smokin snack−bar snobizm snop,−bu snopluk,−ğu soba sobacı sobacılık,−ğı sobalık,−ğı sobe sobeleme sobelemek soda sodyum

1961

sodyum bikarbonat sodyum flüorit sodyum fosfat sodyum hidroksit, −di sodyum hiposülfit sodyum karbonat sodyum klorür sodyumlu sodyum nitrat sodyum sülfat sof sofa sofî sofîlik,−ği sofist sofistik,−ği sofistike sofistlik,−ği sofiyan sofiyane sofizm sofora sofra sofra başı sofra bezi sofracı

1962

sofra duası sofralık,−ğı sofra örtüsü sofrası açık,−ğı sofra tahtası sofra takımı softa softaca softalaşma softalaşmak softalık,−ğı sofu sofuca sofuluk,−ğu soğan soğancı soğancık,−ğı soğancılık,−ğı soğan çiçeği soğanlama soğanlamak soğanlı soğansı Soğdca soğrulma soğrulmak soğrumsama

1963

soğuk,−ğu soğuk algınlığı soğuk bez soğuk büfe soğukça soğuk dalgası soğuk damga soğuk harp,−bi soğuk hava deposu soğuk ısırması soğukkanlı soğukkanlı hayvanlar soğukkanlılık,−ğı soğukkanlı olmak soğuklama soğuklamak soğuklaşma soğuklaşmak soğuklaştırma soğuklaştırmak soğukluk,−ğu soğuk neva soğuk nevale soğuk renkler soğuk savaş

1964

soğuk şaka soğulma soğulmak soğuma soğumak soğumölçer soğurgan soğurganlık,−ğı soğurma soğurmak soğurmalı soğurucu soğuruş soğuşma soğuşmak soğutkan soğutma soğutmaç,−cı soğutmak soğutucu soğutulma soğutulmak soğutuş soğuyuş sohbet sohbet etmek sohbet ustası

1965

sokak,−ğı sokak basketbolu sokak çocuğu sokak kadını sokak kapısı sokak kızı sokak süpürgesi soket sokma sokmak sokman sokra sokranma sokranmak sokturma sokturmak soku sokucu sokulgan sokulganlık,−ğı sokulma sokulmak sokulu sokuluş sokum sokur sokuşma

1966

sokuşmak sokuşturma sokuşturmak sol sol,−lü (nota) sol açık,−ğı solak,−ğı solaklık,−ğı sol anahtarı solâryum sol bek solcu solculuk,−ğu soldat soldurma soldurmak sol eğilimli solfej solgun solgunlaşma solgunlaşmak solgunluk,−ğu sol haf Solhan (ilçe) sol iç solidarist solidarizm

1967

solipsizm solist solistlik,−ği sollama sollamak sollayış solluk,−ğu solma solmak solmaz solo solocu solo yapmak sol şerit,−di solucan solucan düşürücü solucanlar solucan otu soluğan soluk,−ğu soluk borusu soluk darlığı soluk kesici soluklama soluklamak soluklanma soluklanmak

1968

soluklaşma soluklaşmak solukluk,−ğu soluk soluğa soluksuz soluksuzluk,−ğu soluma solumak solungaç,−cı solunma solunmak solunum solunum aygıtı solunum sistemi soluş solutma solutmak soluyuş solüsyon som soma Soma (ilçe) somak,−ğı somaki Somali Somalili somata

1969

somon somon balığı somon rengi somun somurdanma somurdanmak somurma somurmak somurtkan somurtkanlık,−ğı somurtma somurtmak somurtuk,−ğu somurtuş somurulma somurulmak somut somut isim,−smi somutlanma somutlanmak somutlaşma somutlaşmak somutlaştırma somutlaştırmak somutluk,−ğu somya son

1970

son adam sonar sonat sonbahar son birim son birim değer teorisi son birim faydası son birim geliri son birim maliyeti son birim yararı soncul sonda sondaj sondajcı sondaj kuyusu sondaj yapmak sondalama sondalamacı sondalamacılık,−ğı sondalamak son derece son deyiş sondör son dört,−dü sone son ek

1971

son görev son gürlüğü son kânun son kullanıcı (bilgisayarda) son kullanma tarihi sonlama sonlamak sonlu sonlu büyüklük,−ğü son nefes sonra sonradan sonradan görme sonradan görmelik,−ği sonradan görmüş sonradan görmüşlük,−ğü sonradan olma sonraki sonraları sonrasız sonrasızlık,−ğı sonsal son ses son ses düşmesi

1972

sonsuz sonsuz küçük,−ğü sonsuzlaşma sonsuzlaşmak sonsuzluk,−ğu son teşrin son turfanda sonuç,−cu sonuç karşılaşması sonuçlama sonuçlamak sonuçlandırılma sonuçlandırılmak sonuçlandırma sonuçlandırmak sonuçlanış sonuçlanma sonuçlanmak sonuç oyuncusu sonuçsuz sonuç takımı sonuç yarışması sonuncu sonunda sonurgu sonurtu sonuşmaz

1973

son vazife sop sopa sopalama sopalamak sopalanma sopalanmak sopalı soprano sopsoğuk,−ğu sora sora sordurma sordurmak sorgu sorguç,−cu sorguçlu sorguçsuz sorgu hâkimi sorgulama sorgulamak sorgulanış sorgulanma sorgulanmak sorgun Sorgun (ilçe) sorgu sual,−li sorgusuz

1974

sorgusuz sualsiz sorgu yargıcı sorit sorkun sorma sormaca sormak sormuk,−ğu sorti sorti yapmak soru soru cümlesi soru eki soru işareti sorulma sorulmak sorulu görünüm sorum soruma sorumak sorumlu sorumluluk,−ğu sorumsuz sorumsuzca sorumsuzlaşma sorumsuzlaşmak sorumsuzlaştırma

1975

sorumsuzlaştırmak sorumsuzluk,−ğu sorun sorunlu sorunsal sorunsuz soru sıfatı soruşma soruşmak soruşturma soruşturmacı soruşturmacılık,−ğı soruşturmak soruşturma kurulu soruşturma raporu soruşturucu sorutkan sorutma sorutmak soru zamiri soru zarfı sos sosis sosluk,−ğu sosyal,−li sosyal adalet sosyal antropoloji

1976

sosyal bilgiler sosyal bilim sosyal bilimler sosyal bünye sosyal değerler sosyal değişme sosyal demokrasi sosyal demokrat sosyal devlet sosyal düzen sosyal faaliyet sosyal gelişme sosyal güvenlik,−ği sosyal hayat sosyal ilişki sosyalist sosyalistik,−ği sosyalizasyon sosyalizm sosyal konut sosyalleşme sosyalleşmek sosyalleştirme sosyalleştirmek sosyal olay sosyal olgu sosyal oluşum

1977

sosyal psikoloji sosyal sigorta sosyal statü sosyal tabaka sosyal yapı sosyal yardım sosyal yaşam sosyete sosyetik,−ği sosyoekonomik,−ği sosyokültürel sosyolengüistik,−ği sosyolog,−ğu sosyoloji sosyolojizm sote sovhoz Sovyet soy soya soya çekim soyadı soya fasulyesi soy ağacı soydaş soydaşlık,−ğı soydurma

1978

soydurmak soy gazlar soygun soyguncu soygunculuk,−ğu soyka soy kırımı soylama soylamak soylu soylu erki soyluluk,−ğu soylu soplu soyma soymak soymuk,−ğu soy oluş soysal soy sop soysuz soysuzca soysuzlaşma soysuzlaşmak soysuzlaştırma soysuzlaştırmak soysuzluk,−ğu soytarı

1979

soytarılık,−ğı soyulma soyulmak soyunma soyunmak soyuntu soyunuş soyuş soyut soyutçuluk,−ğu soyut isim,−smi soyutlama soyutlamak soyutlaşma soyutlaşmak soyutlaştırma soyutlaştırmak soyutluk,−ğu soyut sayı söbe söbü söğürme söğüş söğüşlemek söğüşlük,−ğü söğüt,−dü Söğüt (ilçe)

1980

söğütgiller söğütlü Söğütlü (ilçe) söğütlük,−ğü Söke (ilçe) sökel sökme sökmek söktürme söktürmek sökük,−ğü sökükçü sökülme sökülmek sökülüş söküm sökün etmek söküntü sökü otu söküş sölom sölomlular sölpük,−ğü sölpüme sölpümek sömestr sömikok

1981

sömürge sömürgeci sömürgecilik,−ği sömürgeleşme sömürgeleşmek sömürgeleştirme sömürgeleştirmek sömürgen sömürgenlik,−ği sömürme sömürmek sömürü sömürücü sömürücülük,−ğü sömürülme sömürülmek sömürüş söndürme söndürmek söndürücü söndürülme söndürülmek sönme sönmek sönük,−ğü sönüklük,−ğü sönüm

1982

sönüm ayrımı sönümleme sönümlemek sönümlü sönümsüz sör sörf sörfçü sövdürme sövdürmek söve söven sövgü sövgücü sövme sövmek sövülme sövülmek sövüntü sövüş sövüşme sövüşmek sövüştürme sövüştürmek söylem söyleme söylemek

1983

söylemseme söylemsemek söylemseme yapmak söylence söylenilme söylenilmek söyleniş söylenme söylenmek söylenti söyleşi söyleşme söyleşmek söyletme söyletmek söylev söylevci söyleyiş söz söz başı söz birliği söz birliği etmek söz bölüğü söz bölükleri söz cambazı söz cambazlığı

1984

sözcü sözcük,−ğü sözcük hazinesi sözcük türü sözcük vurgusu sözcülük,−ğü sözçatar söz dağarcığı söz dalaşı sözde sözde özne söz dizimi söz dizimsel söz düellosu söz ebesi söz ehli sözel sözel öğrenme söz etmek söz gelimi söz gelişi söz gösterisi söz karışıklığı söz kesimi söz konusu söz konusu olmak sözlendirici

1985

sözlendiricilik,−ği sözlendirme sözlendirmek sözlenme sözlenmek sözleşme sözleşmek sözleşmeli sözleşmesiz sözleşme tutanağı sözleşme yapmak sözlü sözlü basın sözlü film sözlük,−ğü sözlük bilgisi sözlük bilimci sözlük bilimi sözlük birimi sözlükçü sözlükçülük,−ğü sözlü sınav sözlü soru söz meydanı söz misali söz olmak söz rüşveti

1986

söz sahibi söz sahibi olmak sözsüz sözsüz oyun söz temsili söz ustası sözüne sahip,−bi sözün kısası söz varlığı söz yarışı söz yazarı söz yitimi söz zinciri spaghetti spastik,−ği spazm spektroskop,−bu spektroskopi spekülâsyon spekülâtif spekülâtör sperm sperma sperma ana hücresi spermasızlık,−ğı spermatozoit,−di

1987

spesifik,−ği spesiyal,−li spesiyalist spesiyalite spiker spikerlik,−ği spiral,−li spiril spiritüalizm sponsor spontane spontaneizm spor sporcu sporculuk,−ğu spor kesesi sporlanma sporlanmak spor loto sporlular sporsever sportif sportmen spor toto spot spot alım spotçu

1988

spot lâmbası spot mağaza spot satım sprey sprint spritüel stabilizasyon stabilizatör stabilize stabilize etmek stabilize yol stadya stadyum stafilokok stagflâsyon staj stajyer stajyerlik,−ği stalâgmit stalâktit standardizasyon standart,−dı standart dil standartlaşma standartlaşmak standartlaştırma standartlaştırmak

1989

stand−by stand−up stant,−dı star starking start start yeri stat,−dı statik,−ği statolit stator statosist statü statüko stearik,−ği stearin sten steno stenograf stenografi stenotip step,−bi stepne ster steradyan stereo stereofoni

1990

stereofonik,−ği stereografi stereografik,−ği stereoskop,−bu stereoskopik,−ği stereoskopik çift stereotipi steril sterilizasyon sterilize sterilize etmek sterilleşme sterilleşmek sterlin sterol,−lü stetoskop,−bu steyşın stil stilist stilistik,−ği stil mobilya stilo stoacı stoacılık,−ğı stok stokçu stokçuluk,−ğu

1991

stok etmek stoklama stoklamak stop stopaj stop etmek stop lâmbası stop valf,−fi stor stor kapak,−ğı storlu strafor stratej strateji stratejik,−ği stratigrafi stratosfer stratus streç streptokok streptomisin stres streslenme streslenmek stresli stresör striknin

1992

striptiz striptizci stronsiyum strüktür strüktüralist strüktüralizm strüktürel stüdyo su su akrebi sual,−li sual etmek su altı su altı arkeolojisi su altı flâşı su altı fotoğrafçılığı su altı işleri suare su askıları su aygırı su aygırıgiller su bahçesi su baldıranı su bardağı subasar su basıncı su baskını

1993

su basmanı subaşı subay subaylık,−ğı su bidonu su bilimci su bilimi su biti su bitkileri su bombası su borusu su boyası su böceği su bölümü çizgisi su böreği subra subret subye su cenderesi sucu sucuk,−ğu sucukçu sucukçuluk,−ğu sucuklaşma sucuklaşmak sucul suculuk,−ğu

1994

suç suç aleti su çıkrığı suçiçeği (hastalık) suç duyurusu suçlama suçlamak suçlandırılma suçlandırılmak suçlandırma suçlandırmak suçlanma suçlanmak suçlayış suçlu suçluluk,−ğu suçluluk duygusu suçlu olmak suç olmak suçsuz suçsuzluk,−ğu su çulluğu suçüstü suçüstü mahkemesi suçüstü yakalama suç yükleme

1995

sudak,−ğı su damarı sudan Sudan Sudanlı Sudan tavuğu su değirmeni su deposu su dolabı su düzeyi su etmek sufle sufle etmek suflîleşme suflîleşmek suflör suflörlük,−ğü sugeçirmez su hattı suhulet su ısıtıcısı suibriği (bitki) suibriğigiller suiistimal,−li suiistimal etmek suikast suikastçı

1996

suiniyet suizan,−nnı su kabağı su kabı su kamışı su kamışıgiller su karanfili su kayağı su kaybı su keleri su kemeri su kesesi su kesimi su keteni su kireci su korkusu sukut sukut etmek sukutuhayal,−li su küre sulak,−ğı sulaklık,−ğı Sulakyurt (ilçe) sulama sulamak sulandırıcı sulandırma

1997

sulandırmak sulanma sulanmak sularında sulatma sulatmak sulfata sulh sulhçu sulh olmak sulhperver sulhsever sulp,−bü sulta sultan Sultanbeyli (ilçe) sultan böreği Sultandağı'nı (ilçe) sultan efendi Sultanhisar (ilçe) sultanî sultanîbuselik,−ği sultanîhüzzam sultanî tembel sultanî tembellik,−ği sultanîyegâh sultan kethüdası

1998

sultanlık,−ğı sultanoğlu sulu sulu boya sulu göz sulu gözlü suluk,−ğu suluk zinciri sululaşma sululaşmak sululuk,−ğu sululuk etmek sululuk yapmak Suluova (ilçe) Sulusaray (ilçe) sulu sepken sulu tarım sulu zırtlak,−ğı sumak,−ğı su mantarları sumen Sumer Sumerce su mercimeği su mercimeğigiller su mermeri Sumerolog,−ğu

1999

Sumeroloji sumsuk,−ğu sumsuklama sumsuklamak su muhallebisi suna suna boylu sunak,−ğı su nanesi sundurma sundurmak sungu sungur Sungurlu (ilçe) sun'î sun'î böbrek,−ği sun’î çayır sun'î gübre sun'î ipek,−ği sun'î kalp,−bi sun'îlik,−ği sun'î peyk sun'î solunum sun'î tahta sun'î teneffüs sunma sunmak

2000

sunta suntıraç,−cı suntıraş sunturlu sunturlu küfür,−frü sunu sunucu sunuculuk,−ğu sunu istem yasası sunulma sunulmak sunuluş sunum sunuş suoku (bitki) suokugiller suölçer su örümceği su örümceğigiller sup supanglez supap,−bı supara su perisi suphanallah su piresi suples

2001

supya sur sura surat surat düşkünü surat etmek suratlı suratsız suratsızlık,−ğı sure suret sureta suretiyle su rezenesi Suriye Suriyeli Suruç (ilçe) su saati susak,−ğı susak ağızlı susak burunlu susaklık,−ğı susallar susam susama susamak susamgiller

2002

−ğı sus payı suspus suspus olmak susta 2003 .−ğu susma susma hakkı susmak susmalık.susam helvası su samuru susam yağı su sarımsağı su sarnıcı susatma susatmak su sayacı susayış su seviyesi su sığırı su sineği susku suskun suskunlaşma suskunlaşmak suskunlaştırma suskunlaştırmak suskunluk.

−du su tabakası su tankeri su tası sutaşı (işlemeli şerit) su taşkını su tavuğu su tavuğugiller su tedavisi su terazisi su teresi su testisi 2004 .sustalı sustalı çakı susturma susturmak susturucu susturulma susturulmak Susurluk (ilçe) susuş susuz Susuz (ilçe) susuzluk.−ğu Suşehri'ni (ilçe) suşeridi (bitki) sut.

−ği su ürünleri suvarım suvarma suvarmak suvat su yatağı su yelvesi su yılanı su yılanıgiller su yılanları su yolcu suyolu (sutaşı) su yolu su yoncası su yosunları su yosunu suyuk.−ğu su yuvarı suzenî 2005 .−ğu suyukçuluk.sut kostik.−ği su topu su tulumbası su türbini sutyen sutyenci sutyencilik.

suzidil suzidilâra suzinak sübek.−ği sübekli sübjektif sübjektiflik.−ği sübjektivist sübjektivite sübjektivizm süblime süblimleşme süblimleşmek süblimleştirme süblimleştirmek sübut sübvanse etmek sübvansiyon sübyan sübyan koğuşu sübye sücut.−du südreme südremek süet süflî süflîleşme 2006 .

−ği sülâle sülf sülfamit.süflîleşmek süflîlik.−ği Süheyl (yıldız) sühulet sühunet süit süje süklüm püklüm sükse sükse yapmak sükûn sükûnet sükûnetli sükût sükût hakkı sükûtî sükûtîlik.−di sülfat sülfatlama sülfatlamak sülfatlanma sülfatlanmak sülfatlaşma sülfatlaşmak 2007 .

−ğü7 sülükçü sülükler sülüklü sülümen sülün sülüngiller sülünlük.−di sülfürimetre sülfürleme sülfürlemek süline Süloğlu'nu (ilçe) sülûk.−kü sülûk etmek sülüğen sülük.sülfit sülfitleme sülfür sülfürik.−ğü sülüs sümbül sümbüle sümbülî sümbülteber (çiçek) 2008 .−ği sülfürik asit.

−ği sümüksel sümüksü sümüksü zar sündürme sündürmek sündüs süne sünepe sünepelik.−ği sünger sünger avcısı 2009 .−ğü sümsükgiller sümsükleşme sümsükleşmek sümsüklük.−ğü sümük doku sümüklü sümüklü böcek.−ğü sümter sümük.−ği sümkürme sümkürmek sümkürtme sümkürtmek sümmettedarik sümsük.sümek.

−ği sünger doku süngerler süngerleşme süngerleşmek süngerli süngersi sünger taşı süngü süngüleme süngülemek süngülenme süngülenmek süngüleşme süngüleşmek süngülü süngüsü düşük.−ği sünnet çocuğu sünnet düğünü sünnet ehli sünnet etmek 2010 .süngerci süngercilik.−ğü sünme sünmek sünnet sünnetçi sünnetçilik.

sünnetleme sünnetlemek sünnetli sünnetlik.−ğü süpürge süpürgeci süpürgecilik.−ği süpürge çalısı süpürge darısı 2011 .−ği süper süper benzin süper çimento süper fosfat süper lise süpermarket süpermarketçi süpermarketçilik.−ği sünnet olmak sünnetsiz sünnet yapmak Sünnî Sünnîlik.−ği süper star süpervizör süprüntü süprüntücü süprüntülük.

−ği süpürge otu süpürme süpürmek süpürtme süpürtmek süpürülme süpürülmek süpürüş sürahi sür'at.süpürgelik.−ti sür'at katarı sür'atle sür'atlendirme sür'atlendirmek sür'atlenme sür'atlenmek sür'atli sürç sürçme sürçmek sürçtürme sürçtürmek sürçülisan sürdürme sürdürmek sürdürüm 2012 .

−ği 2013 .−ci süreduran süredurum süregelen süregelme süregelmek süreğen süreğenleşme süreğenleşmek sürek.−ği sürek avı sürekçi sürekli süreklilik.sürdürümcü sürdürüş süre süre aşımı süreç.−ği süreksiz ünsüz süreli süreölçen süreölçer süre ölçümü sürerlik.−ği sürekli ünsüz süreksiz süreksizlik.

sürerlik fiili sürerlik görünümü süresiz süre sonu süreyazar Süreyya (yıldız kümesi) sürfe sürfile sürfile makası sürfile makinesi sürfile yapmak sürgen doku sürgit sürgit etmek sürgit yapmak sürgü sürgü kolu sürgüleme sürgülemek sürgülenme sürgülenmek sürgülü sürgün sürgün avı sürgün olmak sürmanşet 2014 .

sürme sürmedan sürmek sürmeleme sürmelemek sürmelenme sürmelenmek sürmeli sürmelik.−ğü 2015 .−ği sürme mantarıgiller sürme mantarları sürmenaj Sürmene (ilçe) sürmesiz sürnatüralist sürnatüralizm sürpriz sürpriz yapmak sürre sürre alayı sürrealist sürrealite sürrealizm sürre emini sürsat sürsür sürsürcülük.

−ğü sürtülme sürtülmek sürtünme sürtünmek sürtünüş sürtüş sürtüşme sürtüşmek sürtüştürme sürtüştürmek sürur sürü sürücü sürücü belgesi sürücül sürücülük.sürsür yarışı sürşarj sürtme sürtme ağı sürtmek sürtük.−ğü sürükleme sürüklemek 2016 .−ğü sürtükleşme sürtükleşmek sürtüklük.

sürüklendirme sürüklendirmek sürükleniş sürüklenme sürüklenmek sürükletme sürükletmek sürükleyici sürükleyiş sürülme sürülmek sürülüş sürüm sürüme sürümek sürümlü sürüm sürüm sürümsüz sürümsüzlük.−ğü sürünceme süründürme süründürmek süründürülme süründürülmek sürüngen sürüngenler sürünme 2017 .

sürünmek sürünüş sürür sürü sepet sürü sürü sürüş sürüştürme sürüştürmek sürütme sürütmek sürveyan Süryanî Süryanîce süs süs bitkisi süsen süsengiller süsleme süslemeci süslemecilik.−ği süslemek süsleme sanatları süslendirme süslendirmek süsleniş süslenme süslenmek 2018 .

−ğı sütanne sütannelik.−bu süsme süsmek süspansiyon süs püs süssüz süt süt ağacı sütana sütanalık.−ği süt asidi sütbaba sütbaşı (kaymak) sütbesüt süt beyaz süt çocuğu sütçü Sütçüler (ilçe) sütçülük.süsletme süsletmek süsleyici süslü süslü püslü süslü üslûp.−ğü süt danası 2019 .

−cı sütleğen sütleğengiller sütlendirme sütlendirmek sütlenme sütlenmek sütliman sütlü sütlüce sütlük.süt dişi süthane sütkardeş süt kırı (renk) sütkız süt kuzusu sütlâç.−ğü sütlü kengel sütlü ot süt mavisi sütnine sütoğul.−ğlu süt otu süt otugiller sütölçer sütre sütsüz 2020 .

−ci süzgeç gagalılar süzgeçleme süzgeçlemek süzgeçli 2021 .−ğu süvari süvari alayı süvari bölüğü süvarilik.−ğu sütü bozuk.sütsüzlük.−ği süzeni süzgeç.−ğü süt şekeri süttaşırmaz süt tozu sütun sütuncuk.−ği süvari polisi süvari sınıfı süven süveter süveyda süyek süyüm süzdürme süzdürmek süzek.

−du süzücü süzük.−ğı Şabanözü'nü (ilçe) şablon şabloncu 2022 .−ğü süzüle süzüle süzülme süzülmek süzülüş süzüm süzüm (*)Ş Ş şaban şabanlaşma şabanlaşmak şabanlık.−ğü süzme süzme bal süzmek süzme yoğurt.süzgü süzgün süzgün bakış süzgün göz süzgünleşme süzgünleşmek süzgünlük.

−hmı şahıs.−ğı Şafiî Şafiîlik.şablonculuk. kişi) şâhıs (sırık) şahika şahin şahin bakışlı 2023 .−hsı (kimse.−bı şahbaz şah damarı şaheser şahım.−ği şaft şaful şah şahadet şahadet etmek şahadetname şahadet parmağı şahane şahap.−ğu şad şad etmek şadırvan şad olmak şafak.

−di şahitli şahitlik.−ği şahitlik etmek şahit olmak şahitsiz şahlandırma şahlandırmak şahlanış şahlanma şahlanmak şahlık.−ğı şahmeran şahmerdan şahmerdancı şahne şahniş şahnişin şahnişli şahrem şahrem şahsen şahsî şahsiyat şahsiyet şahsiyetli 2024 .Şahinbey (ilçe) şahinci şahit.

−ği şak şak.−ğı şakalaşma şakalaşmak şaka maka şakasız şakayık.−ğı şakadan şaka etmek şakak.−ği şahtere şahteregiller şahtur şaibe şaibeli şair şairane şairanelik.şahsiyetlilik.−ği şaire şairlik.−kkı (yarma) şaka şakacı şakacıktan şakacılık.−ği şahsiyetsiz şahsiyetsizlik.−ğı 2025 .

şaka yollu şaka yoluyla şakıldak.−ğı şakıma şakımak şakırdama şakırdamak şakırdatma şakırdatmak şakır şakır şakır şukur şakırtı şakırtılı şakırtısız şakıt şakıyış şaki şakilik.−ğı şaklama şaklamak şaklatma 2026 .−di şakkadak şakketme şakketmek şaklaban şaklabanlık.−ği şakirt.

şaklatmak şakrak.−ğı (tahta maşa) şak şak şakşakçı şakşakçılık.−ğı şakul.−ğı şakrama şakramak şakşak.−lü şakulî şakulleme şakullemek şal şalak.−ğı şallak mallak.−ğı şalakî şale şalgam şal kuşak.−ğı şalo şal örneği Şalpazarı'nı (ilçe) 2027 .−ğı şali şallak.−ğı şakrak kuşu şakraklık.

şalt binası şalter şalupa şalvar şalvarlı şama şamalı şamama şaman şamandıra şamandıralama şamandıralamak Şamanî Şamanist Şamanizm Şamanlık.−ğı şamar şamarlama şamarlamak şamar oğlanı şamata şamatacı şamata etmek şamatalı şambaba (tatlı) şambabası (tatlı) şambrel 2028 .

şamdan şamdancı şamdancılık.−ğı Şam fıstığı şamil şampanya şampanya bardağı şampanyalı şampiyon şampiyona şampiyonluk.−ğu şampuan şampuanlama şampuanlamak şan şandel şandelleme şandellemek şangırdama şangırdamak şangırdatma şangırdatmak şangır şungur şangırtı şanjan şanjanlı şanjman 2029 .

−ğı şaphane 2030 .−ğı şantaj şantajcı şantajcılık.−ğı şanson şansonet şansölye şansölyelik.−ği şanssız şanssızlık.şanlı şanlı şöhretli Şanlı Urfa şano şans şansız şanslı şanslılık.−ğı şantaj yapmak şantiye şantör şantöz şantung şap şapadanak şapçı şapçılık.

−ğı şapka işareti şapkalı şapkalık.−ğı şapşalca 2031 .−ğı şapşal şapşalak.−ğı şaplama şaplamak şaplatma şaplatmak şaplı şappadak şaprak.−ğı şapkasız şaplak.Şaphane (ilçe) şap hastalığı şapırdama şapırdamak şapırdatma şapırdatmak şapır şapır şapır şupur şapırtı şapka şapkacı şapkacılık.

−lü şarap.şapşallaşma şapşallaşmak şapşallık.−bı şarap bardağı şarap çanağı şarapçı şarapçılık.−ğı şapşal yaka şap şap şap taşı şarabî şarampol.−ğı şarap fıçısı şaraphane şaraplı şarapnel şarap rengi şarap tortusu rengi şarbon şarıldama şarıldamak şarıl şarıl şarıltı şarj şarj etmek şarjör 2032 .

−ğı Şarköy (ilçe) şarküteri şarlama şarlamak şarlatan şarlatanca şarlatanlık.şark şarkadak şark çıbanı şarkı şarkıcı şarkıcılık.−ğı şarklı şarklılık.−ğı şarpi şar şar şart şart etmek şartınca 2033 .−ğı Şarkışla (ilçe) şarkî Şarkîkaraağaç (ilçe) şarkiyat şarkiyatçı şarkiyatçılık.

şart kipi şartlama şartlamak şartlandırma şartlandırmak şartlanış şartlanma şartlanmak şartlaşma şartlaşmak şartlı şartlı birleşik cümle şartlı birleşik zaman şartlı refleks şartname şart olmak şartsız şartsız refleks şartsız şurtsuz şaryo şase şasi şaşaa şaşaalı şaşakalma şaşakalmak şaşalama 2034 .

−ğı şaşkınlıkla şaşkın şaşkın şaşlık.şaşalamak şaşalatma şaşalatmak şaşı şaşılası şaşılaşma şaşılaşmak şaşılık.−ğı şaşılma şaşılmak şaşırış şaşırma şaşırmak şaşırtıcı şaşırtma şaşırtmaca şaşırtmak şaşkaloz şaşkın şaşkınca şaşkınlaşma şaşkınlaşmak şaşkınlık.−ğı şaşma 2035 .

şaşmak şaşmaz şat şataf şatafat şatafatlı şatafatsız şathiyat şathiye şatır şato şavalak.−ğı şavk şavkıma şavkımak Şavşat (ilçe) şavul şavullama şavullamak şayak.−ğı şayan şayeste şayet şayi.−i şayia şayka şaz 2036 .

−ti şefaatçi 2037 .şe şeamet şeb şebabet şebboy şebek.−di şef şefaat.−ği şebekçi şebeke şebekler şebiarus Şebinkarahisar(ilçe) şebiyelda şebnem şecaat.−ti şecere şecereli şecerename şeci.−ği şedit.−i şedaraban şeddadî şedde şeddeli şeddeli eşek.

−ği şehevî şehir.−ği şefaat etmek Şefaatli (ilçe) şeffaf şeffaflaşma şaffaflaşmak şeffaflaştırma şeffaflaştırmak şeffaflık.−ğı şefik şefkat.−hri şehirci şehircilik.−ği şefkatsiz şefkatsizlik.−ği şeflik.−ti şefkatli şefkatlilik.−ği şeftali şehbender şehbenderlik.şefaatçilik.−ği şehir coğrafyası şehir hatları şehirler arası şehirleşme 2038 .

−ği şehir rehberi şehir turu şehit.−ği şehit olmak şehlâ şehname şehnameci şehnaz şehnazbuselik.şehirleşmek şehirli şehirlileşme şehirlileşmek şehirlilik.−di şehit etmek Şehitkâmil (ilçe) şehitlik.−ği şehnişin şehremaneti şehremini şehriyar şehriye şehriye çorbası şehvanî şehvaniyet şehvet şehvetli 2039 .

−ği 2040 .−ği şek.şehvetperest şehzade şehzadelik.−ği şeker fasulyesi şeker hastalığı şeker kamışı şekerleme şekerlemeci şekerlemecilik.−kki şekavet şekel şeker şeker ağacı şeker aktarması Şeker Bayramı şekerci şekerciboyası (bitki) şekerciboyasıgiller şekercilik.−ği şekerlemek şekerlenme şekerlenmek şekerleşme şekerleşmek şekerli şekerlik.

−ği şeklen şeklî şekva şekvacı şelâle şelek.−ği 2041 .−kli şekil bilgisi şekilci şekilcilik.−ği şekilci olmak şekildaş şekildaşlık.şekerli kahve şeker pancarı şekerpare şekerrenk.−ğı şekil değiştirme şekillendirme şekillendirmek şekillenme şekillenmek şekilli şekilperest şekilsiz şekilsizlik.−gi şekersiz şekil.

şelf şem şema şemail şemalaştırma şemalaştırmak şematik.−ği şen şenaat.−ti şendere şenelme şenelmek şeneltme şeneltmek şeni.−ği şemsiyelik.−ği Şemdinli (ilçe) şempanze şems şemse şemsî şemsiye şemsiyeci şemsiyecilik.−i şeniyet Şenkaya (ilçe) şenlendirilme 2042 .

−ği şerbetçi otu şerbetleme şerbetlemek şerbetlenme şerbetlenmek şerbetli şerbetlik.şenlendirilmek şenlendirme şenlendirmek şenleniş şenlenme şenlenmek şenlik.−rri şerait şer'an şerare şerbet şerbetçi şerbetçilik.−ği 2043 .−ğı şen şatır şepit şer.−ği şenlikli şenliksiz Şenpazar (ilçe) şen şakrak.

−ği şeref locası şeref misafiri şeref salonu şerefsiz şerefsizlik.−ği şerefsizlik etmek şeref sözü şeref tribünü şeref üyesi şerefyap.−ci şeref şerefe şerefiye şeref kıt'ası şeref konuğu şereflendirme şereflendirmek şereflenme şereflenmek şerefli Şereflikoçhisar(ilçe) şereflilik.−bı şerefyap olmak şeref yeri şergil 2044 .şerbetsiz şerç.

−ği şerit.−ği şeritgiller şeritleme şeritlemek şeritler şeritli şerit makarna şerit metre şeritsiz şer’iye şer’iye 2045 .−ğı şerif şerik şeriklik.şerh şerha şerha şerha şerh etmek şer'î şeriat şeriatçı şeriatçılık.−di şerit balığı şeritçi şeritçilik.−ği şerir şerirlik.

−ği şevval.−ği şeyhülislâm 2046 .mahkemeleri şeş şeşbeş şeşcihar şeşper şeşüdü şeşüse şeşyek şet.−li şey şeyh şeyhlik.−tmi şetlant.−di şevk şevkefza şevket şevketli şevkli şevksiz şevksizlik.−dı şev şevahit.−ddi şetaret şetaretli şetim.

−ğı şeytan şeytanarabası (uçuşan tohum) şeytan bezi şeytanca şeytan çekici şeytan elması şeytanet şeytanfeneri (bitki) şeytanılâin şeytanî şeytaniğnesi (hayvan) şeytaniğnesigiller şeytan kuşu şeytanlık.şeyhülislâm kapısı şeyhülislâmlık.−ğı şeytanlık etmek şeytanminaresi (böcek kabuğu) şeytan otu şeytan örümceği şeytansaçı (bitki) şeytan şalgamı şeytan taşlama şeytantersi (bitki) 2047 .

−ğı şımarış şımarma şımarmak şımartılma şımartılmak 2048 .−ğı şımarık.−ğı şıldır şıldır şıllık.−kkı (seçenek) şıkırdama şıkırdamak şıkırdatma şıkırdatmak şıkır şıkır şıkırtı şıklaşma şıklaşmak şıklaştırma şıklaştırmak şıklık.−ğı şımarıkça şımarıklık.şeytantırnağı (bitki) şeytan tırnağı şeytan uçurtması şezlong şık (güzel. zarif) şık.

−ğı şıralık üzüm 2049 .−ğı şıpın işi şıpırdama şıpırdamak şıpır şıpır şıpırtı şıpka şıppadak şıpsevdi şıpsevdilik.−ği şıpşıp (terlik) şıp şıp şıra şıracı şırak şırakkadak şıralı şıralık.şımartma şımartmak şıngıl şıngırdama şıngırdamak şıngır şıngır şıngırtı şıp şıpıdık.

−fi şiddet şiddetlendirme şiddetlendirmek şiddetlenme şiddetlenmek şiddetli şiddet olayı şif 2050 .şıraölçer şırfıntı şırıldama şırıldamak şırıl şırıl şırıltı şırınga şırınga etmek şırıngalama şırıngalamak şırınga yapmak şırlağan şırlama şırlamak Şırnak (ilçe) şıvgın Şia şiar şiber valf.

−bı şifreli kasa şifreli kilit.−di şifreli telefon şifreli telgraf Şiî Şiîlik.−ği Şiir şiirce 2051 .şifa şifahane şifahen şifahî şifalı şifa otu şifasız şifleme şiflemek şifon şifoniyer şifre şifre anahtarı şifreci şifreleme şifrelemek şifreli şifreli çanta şifreli hesap.

−ği şikâyet etmek şikâyetname şike şikeli şikemperver şikesiz şikeste şike yapmak şile Şile (ilçe) Şile bezi şilem şilep.−bi şilepçilik.−di 2052 .−ği şilin şilt.şiir defteri şiiriyet şiir kitabı şiirleştirme şiirleştirmek şiirli şiirsel şikâr şikâyet şikâyetçi şikâyetçilik.

−li şimalî şimdi şimdicik şimdiden şimdiki şimdilerde şimdileyin şimdilik şimdi şimdi şimendifer şimiotaksi şimiotropizm şimşek.−ği şinikleme şiniklemek Şinto 2053 .−ği şimşeklenme şimşeklenmek şimşekli şimşek taşı şimşir şimşirgiller şimşirlik.şilte şimal.−ği şinanay şinik.

Şintoculuk.−ği şirretlik etmek Şirvan (ilçe) şiryan şist şistleşme 2054 .−ğı şipşirin Şiran (ilçe) şiraze şirden şirin şirinlik.−ği şirk şirket şirketleşme şirketleşmek şirpençe şirret şirretçe şirretleşme şirretleşmek şirretlik.−ğu Şintoizm şip şipşak şipşakçı şipşakçılık.

−ği 2055 .−ği şişeleme şişelemek şişelenme şişelenmek şişelik.−bı şişkin şişkinlik.−ği şiş şişe şişeci şişek.−ği şişhane Şişhane şişinme şişinmek şişirilme şişirilmek şişiriş şişirme şişirmece şişirmek şişirtme şişirtmek şiş kebap.şistleşmek şistli şistlilik.

−ği şizofren şizofreni 2056 .şişko şişkoluk.−ğı şişme şişmek şita şitaiye şive şivekâr şiveli şivesiz şivesizlik.−ğu şiş köfte şişleme şişlemek şişlenme şişlenmek Şişli (ilçe) şişlik.−ği şişman şişmanca şişmanlama şişmanlamak şişmanlatma şişmanlatmak şişmanlık.

şlempe şnitzel şnorkel şofben şoför şoför ağzı şoför koltuğu şoförlük.−ğü şoför mahalli şoför muavini şoför okulu şoför yardımcısı şok şoke şoke etmek şoke olmak şokola şok tedavisi şolo şom şom ağızlı şopar şoparlık.−ğı Şor Şorca şorlama şorlamak 2057 .

−ği 2058 .−ğu şorolop şort şose şoset şoson şov şoven şovenizm şovenlik.−ği şovmen şovrum şov yapmak şöbiyet şöhret şöhretli şöhret sahibi şöhretsiz şölen şömine şömiz şömizye şövale şövalye şövalyece şövalyelik.şorolo şorololuk.

şövalye ruhlu şövalye yüzüğü şöyle şöyle bir şöyle böyle şöylece şöylemesine şöylesine şu şua.−ı şuara şubara şubat şube şu bu şuf'a şuf'a hakkı şuh şuhluk.−ğu Şuhut (ilçe) şule şuna şuna buna şunca şuncacık şunda şunda bunda şundan 2059 .

şundan bundan şunlar şunu şunu bunu şunun şunun bunun şura (şu yer) şûra (danışma kurulu) şuracık.−ğu 2060 .−bu şusu busu şut şutlama şutlamak şuur şuuraltı şuurlaşma şuurlaşmak şuurlu şuurluluk.−ğı şuracıkta şurada şuralı şuralı buralı şurası Şûrayıdevlet şurup.

−u 2061 .−ğu şüheda şükran şükretme şükretmek şükreyleme şükreylemek şükür.−lü şümullendirme şümullendirmek şümullü şüphe şüpheci şüphecilik.−krü şümul.şuursuz şuursuzluk.−ği şüphe etmek şüphe kurdu şüphelendirme şüphelendirmek şüpheleniş şüphelenme şüphelenmek şüpheli şüphesiz şürekâ şüyu.

−bü taaccüp etmek taaddüt.−dü taaffün taaffün etmek taahhüt.−bu taahhütname taallûk taallûkat taallûk etmek taam taam etmek taammüden taammüm taammüm etmek taammüt.−dü taannüt.(*)T T ta taaccüp.−dü taannüt etmek taarruz taarruz etmek 2062 .−dü taahhüt etmek taahhütlü taahhütlü mektup.

taassup.−bu taaşşuk taayyün taayyün etmek taayyüş taba tabaat tababet tabak.−ğı taban tab’an taban basma tabanca 2063 .−ğı tabaka tabakalama tabakalamak tabakalanma tabakalanmak tabakalı tabakasız tabakçı tabakhane tabaklama tabaklamak tabaklanma tabaklanmak tabaklık.

−i (bağımlı.−ğı taban lâğımı tabanlı tabanlık.−ğı tabanvay tabasbus tabasbus etmek tabelâ tabelâcı tabelâcılık.tabanca boyası tabanca cilâsı taban düzeyi taban fiyatı taban halısı tabanı yarık.−b'ı tabi (elbette) tâbi. basıcı) tabiat tabiat bilgisi tabiat bilimleri 2064 .−ğı tabansız tabansızlık.−ğı tabetme tabetmek tabı tabı.

tabiatıyla tabiatlı tabiatsız tabiatsızlık.−ği tâbilik.−ği tabir tabir etmek tabirname tabiye tabl tabla tablakâr 2065 .−ği tâbi olmak tabip.−ği tâbiiyet tâbiiyetli tâbiiyetsiz tâbiiyetsizlik.−ğü tabiî tabiî afetler tabiî hukuk tabiîleşme tabiîleşmek tabiîlik.−bi tabiplik.−ğı tabiatüstü tabiatüstücülük.

−ğu tabütüvan tabya Tacik Tacikçe Tacikistan tacil tacil etmek tacir taciz taciz ateşi taciz etmek 2066 .tablalı tabldot tablet tabliye tablo tabu tabulaşma tabulaşmak tabur taburcu taburcu edilmek taburcu etmek taburcu olmak tabure tabut tabutluk.

−ği tacizlik etmek taç.−ğı tadil tadilât tadilât etmek tadilât yapmak tadil etmek tadil teklifi taflan tafra tafracı 2067 .−cı taç atışı taç beyit.−yti taç giyme töreni taçlanma taçlanmak taçlı taçsız taçsız kral taçsızlar taç yaprağı taç yapraklı tadat.−dı tadat etmek tadım tadımlık.tacizlik.

−bü tagayyür tagayyür etmek tağşiş tağşiş etmek tağyir tağyir etmek tahaccür tahaccür etmek tahaffuz tahaffuzhane tahakkuk tahakkuk etmek tahakküm tahakküm etmek tahammuz tahammül tahammül etmek tahammülfersa tahammülsüz tahammülsüzlük.−ğü 2068 .tafsil tafsilât tafsilâtlı tafta tafzih tagaddi tagallüp.

tahammür tahammür etmek taharet taharet bezi taharet borusu taharetlenme taharetlenmek taharri taharri etmek taharri memuru taharrüş taharrüş etmek tahassun tahassür tahassüs tahaşşüt.−dü tahattur tahattur etmek tahavvül tahavvül etmek tahayyül tahayyül etmek tahdidat tahdit.−di tahdit etmek tahfif tahfif etmek 2069 .

tahıl tahıl yemi tahin tahin helvası tahinî tahinli ekmek tahin rengi tahirbuselik.−ği tahkik tahkikat tahkikat komisyonu tahkik etmek tahkim tahkimat tahkim etmek tahkimli tahkir tahkir etmek tahkiye tahkiye etmek tahlif tahlil tahlil etmek tahlilî tahlis tahlisiye tahliye 2070 .

−ği tahrik etmek tahril tahrilli tahrip.tahliye etmek tahmil tahmin tahminen tahmin etmek tahminî tahmis tahmisçi tahnit tahnit sanatı tahra tahribat tahrif tahrifat tahrif etmek tahrik tahrikât tahrikçi tahrikçilik.−bi tahrip etmek tahripkâr tahrir tahrirat 2071 .

−ğı tahta göğüs tahta göğüslü 2072 .tahrirat kâtibi tahriren tahrir heyeti tahrirî tahriş tahriş etmek tahsil tahsilât tahsildar tahsildarlık.−ğı tahsil etmek tahsis tahsisat tahsisatımesture tahsis etmek tahsisli tahsisli yol tahşiye taht tahta tahta biti tahtaboş tahtacı Tahtacı tahtacılık.

−ğı takaddüm takallüs takallüs etmek takanak.tahta kurdu tahtakuruları tahtakurusu tahtalaşma tahtalaşmak tahtalı tahtalı güvercin tahtalıköy tahta pamuk.−hri tahterevalli tahteşşuur tahtırevan tahvil tahvilât tahvil etmek taife tak taka takacı takacılık.−bü 2073 .−ğı takarrüp.−ğu tahta perde tahtelbahir.

−dü takaza takaza etmek takbih takbih etmek takdim takdimci takdimcilik.−ği takatuka takayyüt.−ti takatli takatsiz takatsizlik.−ği takdim edilmek takdim etmek takdim olunmak takdim tehir takdim tehir yapmak takdir takdir etmek takdir hakkı takdiriilâhî 2074 .takarrür takas takas etmek takaslama takaslamak takat.

−ğı takılı takılış takılma takılmak takım takımada takımca tekelleşme takım erki takım oyunu takım takım takım taklavat takım tekeli takımyıldız takınak.takdirkâr takdirname takdir olunmak takdir yetkisi takdis takdis etmek takeometre takı takılgan takılganlık.−ğı takınaklı takınaklı davranış takınaksız 2075 .

−ği 2076 .−bi takipçi takipçilik.−cı takınçlı takınma takınmak takıntı takıntılı takıntısız takırdama takırdamak takırdatma takırdatmak takır takır takırtı takır tukur takışma takışmak takıştırma takıştırmak takıyye takibat takiben takigraf takim takimetre takip.takınç.

−ğı taklidî taklidî kelime taklip.takip etmek takipsiz takipsizlik.−ği taklit etmek taklit mobilya takma takma ad takma ayak.−ği takipsizlik kararı takkadak takke takkeli takkesiz takla takla böceği takla böcekleri taklacı taklak.−ğı takma bacak.−ğı takma diş 2077 .−di taklitçi taklitçilik.−bi taklip etmek taklit.

takma isim.−smi takmak takma kirpik.−ği taksim taksimat taksim etmek taksimetre taksir 2078 .−ğı takometre takoz takozlama takozlamak takriben takribî takrip takrir takrir etmek takriz taksa taksalı taksa pulu taksi taksici taksicilik.−ği takma kol takma saç takmazlık.

−ği taktikçi taktir taktir etmek takt sahibi tak tuk takunya takunyacı takunyacılık.taksirat taksirli taksirli suç taksit taksitlendirme taksitlendirmek taksit taksit taksonomi takt tak tak taktırma taktırmak takti.−ğı takunyalı takunyasız takva takvim 2079 .−i takti etmek taktik.

takviye takviye etmek takyap takyapçı takyapçılık.−di takyit etmek tal talâk talâkat talâkıselâse talan talancı talancılık.−ğı talan etmek talanlama talanlamak Talas (ilçe) talaş talaş böreği talaş kebabı talaşlama talaşlamak talaşlanma talaşlanmak talaz 2080 .−ğı takyap ustası takyit.

talazlanma talazlanmak talazlık.−ği talik.−ği talep.−bi talep etmek talepname tali talih talih kuşu talihli talihsiz talihsizlik.−ğı talebe talebelik.−kı talika talik etmek talil talim talimar talimat talimatname talim etmek talimgâh talimhane talimli talimname 2081 .

−bi talipli talip olmak talk talkım talkın talk pudrası talk şist tallahi tallı bitkiler taltif taltif etmek talveg talyum tam tam açı tamah tamah etmek tamahkâr tamahkârlık.talip.−ğı tam algı tamam tamamen tamamı tamamına tamamıyla tamamiyet tamamlama 2082 .

tamamlamak tamamlanış tamamlanma tamamlanmak tamamlatma tamamlatmak tamamlayıcı tamamlayış tamam olmak tamanit tam asalak.−ğı tam bakım tam bakım merkezi tam bilet tam bölen tambur tambura tamburacı tamburî tam gaz tam gün tamı tamına tamik tamim tamim etmek tamir tamirat 2083 .

tamirci tamircilik.−ği tamir etmek tamirhane tamir takımı tam kafiye tamlama tamlanan tamlayan tamlayan durumu tamlık.−ği tam pansiyon tampon tampon bölge tampon devlet tamponlama tamponlamak tam sayı tam siper tamtakır tamtakır olmak tamtam tam tamına tam tarife tamu 2084 .−ğı tam mesai tam otomatik.

−ği tanecikli taneciksiz tanecil taneleme tanelemek tanelenme tanelenmek taneli tanen tane tane tangırdama 2085 .tam yol tamzara tan tanassur tandans tandem tandır tandır alevi tandır ateşi tandır böreği tandır çöreği tandır ekmeği tandır kebabı tandırname tane tanecik.

−ğı tanımlama tanımlamak tanımlanma tanımlanmak 2086 .−ğı tanıklama tanıklamak tanıklık.tangırdamak tangırdatma tangırdatmak tangır tangır tangırtı tangırtılı tangır tungur tango tanı tanıdık.−ğı tanık.−ğı tanıklık etmek tanık olmak tanık tepe tanılama tanılamak tanım tanıma tanımak tanımazlık.

−ğı tanışıklık.−ğı tanışış tanışma tanışmak tanıştırma tanıştırmak tanıt tanıtıcı tanıtılış tanıtılma tanıtılmak tanıtım tanıtımcı tanıtımlık.−ğı tanıtış tanıtlama tanıtlamak tanıtlanış 2087 .tanımlayış tanımlık.−ğı tanınış tanınma tanınmak tanınmış tanısızlık.−ğı tanış tanışık.

−ğı tanıtma filmi tanıtmak tanıtma kartı tanıtmalık.−ğı tanıtma yazısı tanıtsız tanıyış tanin taninli tanjant tank tankçı tanker tankerci tankercilik.tanıtlanma tanıtlanmak tanıtlayış tanıtlı tanıtma tanıtmacı tanıtmacılık.−ğı 2088 .−ği tanksavar tanlama tanlamak tannan tannanlık.

−ğı tanrısız tanrısızlık.−li tantana tantanacı 2089 .tanrı (ilâh) Tanrı tanrı bilimci tanrı bilimi tanrıcılık.−ğı Tanrı vergisi tansık.−ğı tansiyometre tansiyon tansiyon düşürücü tantal.−ğı tanrıtanımaz tanrıtanımazlık.−ğı tanrıça Tanrı kayrası tanrılaşma tanrılaşmak tanrılaştırma tanrılaştırmak tanrılık.−ğı Tanrı misafiri tanrısal tanrısallık.

−ğu Taoizm tapa tapalama tapalamak tapalanma tapalanmak tapalı tapan 2090 .tantanalı tantanasız tan tun tantuni tan yeli tan yeri Tanzanya Tanzanyalı tanzifat tanzifat amelesi tanzifat arabası tanzifat vergisi tanzim Tanzimat Tanzimatçı tanzim etmek tanzim satışı tanzir Taoculuk.

−ğı tapıncak.tapanlama tapanlamak tapasız tapı tapıklama tapıklamak tapınak.−ğı tapıncakçılık.−ğı tapınış tapınma tapınmak tapırdama tapırdamak tapırtı tapış tapışlama tapışlamak tapışlanma tapışlanmak tapi tapir tapirgiller tapma tapmak tapon taponcu 2091 .

−ğı taraf olmak tarafsız tarafsız bölge tarafsızlaştırılmış 2092 .taptaze taptırma taptırmak tapu tapucu tapu kütüğü tapulama tapulamak tapulu tapu memuru tapu sicili tapu sicil muhafızı tapusuz tapyoka tar (çalgı) taraba taraça taraf tarafeyn tarafgir tarafgirlik.−ği taraflı taraflılık.

tarafsızlaştırma tarafsızlaştırmak tarafsızlık,−ğı tarafsız olmak taraftar taraftarlık,−ğı taraftarlık etmek tarak,−ğı tarakçı tarakçılık,−ğı tarak dubası tarak işi taraklama taraklamak taraklı taraklılar Taraklı (ilçe) tarak otu tarak otugiller taraksı taraksı kas taraksız taralı tarama taramak taranga taranış

2093

taranma taranmak tarantı tarassut,−du tarassut etmek taraş taraşlama taraşlamak taratış taratma taratmak tarator taravet taravetli tarayıcı tarayış taraz tarazlama tarazlamak tarazlanma tarazlanmak taraz taraz tarçın tarçınî tardiye taret tarh

2094

tarhana tarhana çorbası tarhanalık,−ğı tarh etmek tarhun tarık tarım tarımcı tarımcılık,−ğı tarım coğrafyası tarımsal tarif tarife tarifeli tarifesiz tarif etmek tariflendirme tariflendirmek tarifli tarifname tarifsiz tarih tarihçe tarihçi tarihçilik,−ği tarihî tarihî coğrafya

2095

tarihî eser tarihî film tarihî maddeci tarihî maddecilik,−ği tarihî roman tarihî tiyatro tarihlendirme tarihlendirmek tarihli tarih öncesi tarihsel tarihsel özdekçi tarihsel özdekçilik,−ği tarihsel roman tarihsiz tarih yanılgısı tarih yazarı tarik tarikat tarikatçı tarikatçılık,−ğı tariz tariz etmek tarla tarla faresi tarlakoz tarla kuşu

2096

tarla kuşugiller tarla sıçanı tarlatan tarla tump,−bu tarpan tarsin tarsin etmek Tarsus (ilçe) tart,−dı (kovma) tart (meyveli pasta) tartaklama tartaklamak tartaklanış tartaklanma tartaklanmak tartaklayış tartak martak tartarak yenme tartarat tartarik,−ği tartarik asit,−di tart etmek tartı tartıcı tartıl tartılı tartılış

2097

tartılma tartılmak tartım tartımlı tartısız tartış tartışılma tartışılmak tartışma tartışmacı tartışmak tartışmalı tartışmasız tartma tartmak tart suçu tarttırma tarttırmak tartura tarumar tarumar etmek tarumar olmak tarz tarziye tas tasa tasa etmek

2098

tasalanma tasalanmak tasalı tasallut tasallut etmek tasallüp,−bü tasannu,−u tasar tasar çizim tasar çizimci tasarı tasarı geometri tasarım tasarımcı tasarımlama tasarımlamak tasarımlı tasarlama tasarlamak tasarlanış tasarlanma tasarlanmak tasarlayış tasarruf tasarruf bonosu tasarruf etmek tasarruflu

2099

tasasız tasasızlık,−ğı tasasız olmak tasavvuf tasavvufî tasavvur tasavvur etmek tasdi,−i tasdik tasdik edilmek tasdik etmek tasdikli tasdikname tasdiksiz tasfiye tasfiyeci tasfiye etmek tasfiyehane tasgir tashih tashihikarar tashih etmek tasım tasımlama tasımlamak tasımsal tas kebabı

2100

taslak,−ğı taslama taslamak tasma tasmim tasmim etmek tasni,−i tasnif tasnif etmek tasnifleme tasniflemek tasrif tasrif etmek tasrih tasrih etmek tastamam tas tas tastir tastir etmek tasvip,−bi tasvip etmek tasvir tasvir etmek tasvirî tasvirî dil bilgisi taş taşak,−ğı

2101

taşaklı taş ekmek,−ği taş arabası taş bademi taş balığı taş baskı taş basmacı taş basması taş bebek,−ği taş bilimi taş bina taş böceği taşçı taşçıl taşçılık,−ğı taşçı tarağı taşçı ustası taş devri taş dolgu taş döşeme taşemen taşemengiller taşeron taşeronluk,−ğu taşıl taşıl bilimi taşıllaşma

2102

taşıllaşmak taşıllı taşım taşıma taşımacı taşımacılık,−ğı taşımak taşımalık,−ğı taşımlık,−ğı taşımsı taşınabilir taşınır taşınır değer taşınış taşınma taşınmak taşınmaz taşınmaz mal taşıntı taşırma taşırmak taşıt taşıtçı taşıtma taşıtmak taşıttırma taşıttırmak

2103

taşıyıcı taşıyış taşikardi taş iliği taş kalpli taş kalplilik,−ği Taşkent (şehir; ilçe) taşkın taşkınca taşkınlık,−ğı taşkıran çiçeği taşkırangiller taşkıran otu taş kömürü Taşköprü (ilçe) taş küre taşlama taşlamacı taşlamacılık,−ğı taşlamak taşlanma taşlanmak taşlanmış ipek,−ği taşlanmış kot taşlaşma taşlaşmak taşlatma

2104

taşlatmak taş levreği taşlı Taşlıçay (ilçe) taşlık,−ğı taşma taşmak taş mantarı taş nanesi taş ocağı Taşova (ilçe) taş pamuğu taş pudra taşra taşra ağzı taşralı taş sarımsağı taşsız taş tahta taş toprak,−ğı taş yağı taş yuvarı taş yürekli taş yüreklilik,−ği tat Tat tat alma duyusu

2105

tat alma organı tatar (posta sürücüsü) Tatar tatar ağası tatar arabası Tatar böreği Tatarca tatarcık,−ğı tatarcık humması Tatar çorbası tatarımsı (yarı pişmiş) Tatarımsı Tataristan tatarlaşmak tatarsı (yarı pişmiş) Tatarsı tatbik tatbikat tatbikatçı tatbik etmek tatbikî tatbik imzası tatbik mührü tatbilir tat duyusu

2106

tatil tatil etmek tatil köyü tatil olmak tatil yapmak tatlandırıcı tatlandırıcılı tatlandırma tatlandırmak tatlanma tatlanmak tatlı tatlı belâ tatlıca tatlıcı tatlıcılık,−ğı tatlı dil tatlı dilli tatlılaşma tatlılaşmak tatlılaştırma tatlılaştırmak tatlılı tatlılık,−ğı tatlılıkla tatlı limon tatlımsı

2107

tatlı sert tatlısı tuzlusu tatlı söz tatlı sözlü tatlı su tatlı su Frengi tatlı su gelinciği (balık) tatlı su ıstakozu tatlı su kayası (balık) tatlı su kefali tatlı su levreği tatlı sülümen tatlı tatlı tatma tatmak tatmin tatmin etmek tatminkâr tatmin olmak tatminsiz tatminsizlik,−ği tatsız tatsızlaşma tatsızlaşmak tatsızlık,−ğı tatsız tuzsuz

2108

tattırma tattırmak tatula Tatvan (ilçe) taun tav tava tava böreği tava ekmeği tavaf tavaf etmek tavalık,−ğı tavan tavan aralığı tavan arası tavan fiyatı tavan penceresi tavan süpürgesi Tavas (ilçe) tavassut tavassut etmek tavattun tavattun etmek tavazzuh tavazzuh etmek tavcı tavcılık,−ğı

2109

taverna tavernacı tavhane tavır,−vrı tavik,−kı taviz tavizci tavizcilik,−ği tavla tavlacı tavlama tavlamak tavlandırma tavlandırmak tavlanma tavlanmak tavlı tavsama tavsamak tavsatma tavsatmak tavsız tavsif tavsif etmek tavsiye tavsiye etmek tavsiyeli

2110

tavsiye mektubu tavsiyename tavsiyesiz tavşan tavşanağzı (renk) tavşan anahtarı tavşanayağı (bitki) tavşanbıyığı (bitki) tavşancı tavşancıl tavşancılık,−ğı tavşancıl otu tavşan dudağı tavşan eti tavşangiller tavşankanı (renk) tavşankulağı (bitki) Tavşanlı (ilçe) tavşanlık,−ğı tavşanmemesi (bitki) tavşan uykusu tavşan yürekli tavuk,−ğu tavukayağı (maymuncuk) tavuk balığı tavuk biti

2111

tavuk budu tavukçu tavukçuluk,−ğu tavuk döner tavuk eti tavukgiller tavukgöğsü (tatlı) tavukgötü (siğil) tavukkarası (hastalık) tavuk köftesi tavuk kümesi tavuklar tavuklu tavukpençesi (bitki) tavuk sarması tavuksular tavuk suyu tavuk yahni tavukyelpazesi (yemek) tavulga tavus tavus kuşu tavuskuyruğu (kusmuk) tavus tüyü

2112

tavus yeşili tavzif tavzif etmek tavzih tavzih etmek tay taya tayalık,−ğı taydaş tayf tayfa tayfölçer tayf ölçümü tayfun tayga taygeldi tayın tayın bedeli tayin tayin edilmek tayin etmek tayinli tayinsiz tayip,−bi taylak,−ğı taylama taylamak

2113

Taylorculuk,−ğu tayming tayt tay tay taytay arabası Tayvan Tayvanlı tayyar tayyare tayyareci tayyarecilik,−ği tayyetme tayyetmek tayyör tazallüm tazallüm etmek tazammun tazammun etmek tazarru,−u taze tazece taze fasulye tazeleme tazelemek tazelenme tazelenmek tazeleşme

2114

tazeleşmek tazelik,−ği taze para tazı tazıcı tazılaşma tazılaşmak tazim tazimat tazim etmek tazip,−bi taziye taziyet taziyetname taziz tazmin tazminat tazmin etmek tazyik tazyik etmek T cetveli teadül teakup,−bu teakup etmek teali teamül teamül hukuku

2115

tearuz teati teati etmek teatral,−li teavün tebaa tebahhur tebahhur etmek tebaiyet tebarüz tebarüz etmek tebcil tebcil etmek tebdil tebdil etmek tebdilihava tebeddül tebeddülât tebelleş tebelleş etmek tebelleş olmak tebellüğ tebellüğ etmek tebellür tebellür etmek teber teberli

2116

teberru,−u teberru etmek teberrük teberrüken teberrüz tebersiz tebessüm tebessüm etmek tebessümlü tebessümsüz tebeşir tebeşirleşme tebeşirli tebeşirsiz tebeyyün tebeyyün etmek tebligat tebliğ tebliğ etmek tebrik tebrik etmek tebriye tebriye etmek tebşir tebşir etmek tebyiz tebyiz etmek

2117

tecahül tecahül etmek tecahülüarif tecahülüarifane tecanüs tecavüz tecavüz etmek tecavüzkâr tecdit,−di teceddüt,−dü tecelli tecelli etmek tecemmu,−u tecennün tecennün etmek tecerrüt,−dü tecerrüt etmek tecessüm tecessüm etmek tecessüs tecezzi tecezzi etmek tecil tecil etmek tecim tecimen tecim evi

2118

tecrit,−di tecrit etmek tecrübe tecrübe etmek tecrübeli tecrübelilik,−ği tecrübesiz tecrübesizlik,−ği tecrübî tecvit,−di tecvitli tecviz tecviz etmek tecziye tecziye etmek teçhil teçhil etmek teçhiz teçhizat teçhiz etmek tedafüî tedahül tedai tedai etmek tedarik tedarikçi tedarikçilik,−ği

2119

tedarik etmek tedarikleme tedariklemek tedarikli tedariksiz tedavi tedavi etmek tedavi olmak tedavi uzmanı tedavül tedbir tedbirli tedbirsiz tedbirsizce tedbirsizlik,−ği tedenni tedenni etmek tedfin tedhiş tedhişçi tedhişçilik,−ği tedhişli tedhişsiz tedip,−bi tedip etmek tedirgin tedirgin etmek

2120

tedirginleşme tedirginleşmek tedirginlik,−ği tedirgin olmak tediye tediye emri tediye etmek tedricen tedricî tedriç,−ci tedris tedrisat tedvin tedvin etmek tedvir tedviren tedvir etmek teeddüp,−bü teeddüp etmek teehhül teehhül etmek teehhür teemmül teenni teessüf teessüf etmek teessür

2121

teessürat teessür etmek teessüs teessüs etmek teeyyüt,−dü teeyyüt etmek tef tefahhus tefahür tefarik,−ği tefavüt tefcir tefe tefeci tefecilik,−ği tefehhüm tefekkür tefeli Tefenni (ilçe) teferruat teferruatlı teferrüç,−cü teferrüt,−dü tefessüh tefessüh etmek tefeül tefevvuk

2122

tefevvuk etmek tefeyyüz tefeyyüz etmek tefhim teflon tefrik,−kı tefrika tefrika etmek tefrika roman tefrik etmek tefriş tefrişat tefriş etmek tefrit tefsir tefsir etmek teftih teftiş teftiş etmek teftiş heyeti teftiş kurulu teftiş raporu tefviz tegafül tegafül etmek teganni teganni etmek

2123

teğelti teğet teğmen teğmenlik,−ği tehacüm tehalüf tehalüf etmek tehalük tehalük etmek tehcir tehcir etmek tehdit,−di tehdit etmek tehditkâr tehditsiz tehevvür tehevvür etmek teheyyüç,−cü tehi tehir tehir etmek tehiriicra tehirli tehirsiz tehlike tehlikeli tehlikeli olmak

2124

tehlikesiz tehyiç,−ci tehyiç etmek tehzil tein teizm tek tekabül tekabül etmek tek adam tek adam gösterisi tekâlif tekâmül tekâmül etmek tek anlamlı tek anlamlılık,−ğı tekâpu tekâsüf tekâsüf etmek tekâsül tekaüdiye tekaüt,−dü tekaüt ikramiyesi tekaütlük,−ğü tekaüt maaşı tekaüt olmak tek başına

2125

tekbenci tekbencilik,−ği tek biçim tekbir tek çekirdekli tek çekirdekliler tek çenekli tek çenekliler tek çeneklilik,−ği tekçi tekçilik,−ği tek delikliler tekdir tekdir etmek tekdüze tekdüzeleşme tekdüzeleşmek tekdüzelik,−ği teke tekebbür teke dikeni tekeffül tekeffül etmek tekel tekel bayii tekelci tekelci anamalcılık,

2126

−ğı tekelcilik,−ği tekelleşme tekelleşmek tekelleştirme tekelleştirmek tekellüf tekellüm tekellüm etmek tekel maddesi tekemmül tekemmül etmek teker tekercik,−ği tekerçalar tekerçalarcı tek erkçi tek erkçilik,−ği tek erklik,−ği tekerlek,−ği tekerlekçi tekerlekçilik,−ği tekerlekli tekerlekli koltuk,−ğu tekerlekli sandalye tekerlek pabucu tekerleme

2127

tekerlemek tekerlenme tekerlenmek tekerli tekerrür tekerrür etmek teker teker tekesakalı (bitki) tekesemek tekessür tekessür etmek tek eşli tek eşlilik,−ği teke tek tek evli tek evlilik,−ği tekevvün tek fazlı tekfin tekfin etmek tekfir tekfur tekfurluk,−ğu tek heceli dil tek hücreli tekiden tekil

2128

tekillik,−ği tekin tekinsiz tekir Tekirdağ tekit,−di tekit etmek tekke Tekkeköy (ilçe) tek kişilik,−ği tekleme teklemek tekleşme tekleşmek tekli teklif teklif etmek teklifli teklifname teklifsiz teklifsizce teklifsiz konuşma teklifsizlik,−ği teklif tekellüf teklik,−ği teklik eki tek liste

2129

Tekman (ilçe) tekme tekmeleme tekmelemek tekmelenme tekmelenmek tekmil tekmil haberi tekmilleme tekmillemek tekne tekneci teknecilik,−ği tekne kazıntısı teknetyum teknik,−ği teknikçi teknik eğitim tekniker teknik lise teknik okul teknik öğretim teknik şartname teknik üniversite teknisyen teknokrasi teknokrat

2130

teknokratçılık,−ğı teknoloji teknolojik,−ği tek örnek,−ği tek parmaklılar tek partili tekrar tekraren tekrar etmek tekrarlama tekrarlamak tekrarlanma tekrarlanmak tekrarlatma tekrarlatmak tekrarlı tekrar tekrar tek renkli tekrir tek sayı tek seçici tek sesli tek seslilik,−ği teksif teksif etmek teksir teksir etmek

2131

teksir kâğıdı teksir makinesi tekst tekstil tekstilci tek tanrıcı tek tanrıcılık,−ğı tek tanrılı tek taraflı tektaş (yüzük) tek tek tek tırnak işareti tektonik,−ği tek tük tekvando tekvin tekvin etmek tek yanlı tek yönlü yol tek yumurta ikizi tekzip,−bi tekzip etmek tel telâ telâffuz telâffuz cihazı telâffuz etmek

2132

telâffuz organı telâfi telâfi etmek telâki telâkki telâkki edilmek telâkki etmek telâkki olunmak telâlama telâlamak telâş telâşe telâşe müdürü telâşe nazırı telâş etmek telâşlandırma telâşlandırmak telâşlanış telâşlanma telâşlanmak telâşlı telâşlılık,−ğı telâşlı telâşlı telâşsız telâşsızlık,−ğı telâtin telâtum etmek

2133

tel cambazı telcik,−ği tel çivi tel dikiş tel dokuma tel dolap,−bı telef telefat teleferik,−ği telef etmek telef olmak telefon telefoncu telefonculuk,−ğu telefon diplomasisi telefon direği telefon etmek telefon hattı telefon kabini telefon kartı telefon kulübesi telefonlaşma telefonlaşmak telefonometre telefon rehberi telefon santrali telefotografi

2134

telek,−ği telekart teleke telekız telekinezi telekomünikasyon telekonferans teleks teleksçi teleksçilik,−ği telem teleme teleme peyniri telemetre telemetri teleobjektif teleoloji telepati telepatik,−ği teleradar teles telesekreter telesime telesimek telesine telesinema telesiyej

2135

teleski teleskop,−bu teleskopik,−ği Teleüt Teleütçe televizyon televizyon alıcısı televizyon bandrolü televizyoncu televizyonculuk,−ğu televizyon filmi televizyon oyunu televizyon programı televizyon verici istasyonu televizyon yayını tel fırça telfin telgraf telgrafçı telgrafçılık,−ğı telgraf çiçeği telgraf direği telgrafhane telgraf teli telgraf üslûbu tel halat

2136

telhis telhisçi telhis etmek telif telif etmek telif hakkı tel'in tel'in etmek tel'in mitingi telis tel kadayıf tel kafes telkârî telkih telkin telkin etmek tel kurdu tel küf tel küflüce tellâk,−ğı tellâklık,−ğı tellâl tellâliye tellâllık,−ğı telleme tellemek tellendirme

2137

tellendirmek tellenme tellenmek telli telli balıkçıl tellice telli çalgılar telli duvaklı telli pullu telli turna tellür telmih telmihen telmih etmek tel örgü telsi telsiz telsiz bağlantısı telsizci telsizcilik,−ği telsiz telefon telsiz telgraf tel şehriye tel tel teltik,−ği teltikli teltiksiz

2138

telve telvis etmek telyazı (telgraf) tel zımba tem tema temadi temadi etmek temaruz temaruz etmek temas temas etmek temaşa temaşa etmek temaşa sanatı tematik,−ği temayül temayüz temayüz etmek tembel tembelce tembelhane tembelleşme tembelleşmek tembelleştirme tembelleştirmek tembellik,−ği

2139

tembellik etmek tembel tembel tembih tembihat tembih etmek tembihleme tembihlemek tembihlenme tembihlenmek tembihli tembul temcit,−di temdit,−di temdit etmek temeddüh temeddüh etmek temeddün temek,−ği temel temel atma temel bilimler temel cümle temel çivisi temel direği temel duruş temel duvarı temel eğitim

2140

temel haklar temel harf,−fi temel kazısı temellendirme temellendirmek temellenme temellenmek temelleşme temelleşmek temelleştirme temelleştirmek temelli temelli senatör temellük temel öğretim temel önerme temel sayı temelsiz temel taşı temel tümce temenna temennah temenni temenni etmek temerküz temerküz etmek temerküz kampı

2141

temerrüt.−ü temettü hissesi temevvüç.−dü temerrüt etmek temessül temettü.−cü temeyyüz temeyyüz etmek temhir temin teminat teminat akçesi teminatlı teminat mektubu teminat senedi teminatsız temin etmek temiz temiz kâğıdı temiz kan temizleme temizlemek temizleniş temizlenme temizlenmek temizletme temizletmek 2142 .

−ği temizlik görevlisi temizlik işçisi temizlik işleri temizlik malzemesi temizlik yapmak temiz pak temiz para temiz raporu temiz temiz temiz yürekli temiz yüreklilik.temizleyici temizleyiş temizlik.−ği temizlikçi temizlikçi kadın temizlikçilik.−ği temkin temkinli temkinlice temkinli temkinli temkinsiz temkinsizlik.−ği temlik temlik etmek temlikname temmuz 2143 .

−bü tenasüpsüz tenazur tencere 2144 .−ği temsil etmek temsilî temsilî istiare temsilî resim.tempo tempolu temposuz temren temrin temriye temsil temsilci temsilcilik.−smi temtek temyiz temyiz etmek temyiz mahkemesi ten tenafür tenakus tenakuz tenasüh tenasül tenasüp.

tender tendürüst teneffüs teneffüs etmek teneffüshane teneke tenekeci tenekecilik.−ü tenevvür tenevvür etmek tenezzüh tenezzül tenezzül etmek ten fanilâsı tenha tenhaca tenhalaşma tenhalaşmak 2145 .−ği tenekeleme tenekelemek teneke mahallesi teneşir teneşir horozu teneşir kargası teneşirlik.−ği teneşir tahtası tenevvü.

−di tenkitçi tenkitçilik.tenhalık.−ği tenkit etmek tenkitli tenkiye tennure tenor tenor saksafon ten rengi tensik tensikat tensik etmek tensil tensip.−ğı tenis tenisçi tenis kortu tenkıye tenkidî tenkil tenkis tenkisat tenkis etmek tenkit.−bi tensip etmek tente 2146 .

−ği teolog.−ğu teoloji teorem teori 2147 .−du tenvir tenvirat tenvirat tanzifat vergisi tenvir etmek tenya tenzih tenzih etmek tenzil tenzilât tenzilâtlı tenzilâtsız tenzilât yapmak tenzil etmek teogoni teokrasi teokratik.tenteli tentene tenteneli tentenesiz tentesiz tentür tentürdiyot.

−ği teorisyen tepe tepe açısı tepe aşağı tepebaşı (giysi) tepe camı tepecik.−cı tepeli deve kuşu tepeli deve kuşugiller 2148 .−ği tepeden tırnağa tepegöz tepegözler tepe lâmbası tepeleme tepelemek tepelenme tepelenmek tepeletme tepeletmek tepeli tepeli akbaba tepeli bülbül tepeli dalgıç.teorik.−ği tepeden inme tepeden inmeci tepeden inmecilik.

−ği tepeli köstebek.−ği tepikleme tepiklemek tepilme tepilmek tepindirme tepindirmek tepiniş tepinme tepinmek tepir 2149 .−ği tepeli patka tepeli tarla kuşu tepeli tavuk.tepeli horoz tepelik.−ğu tepeli tavukgiller tepeli toygar tepesiz tepetakla tepetaklak tepe tomurcuğu tepe üstü tephir tephirhane tepi tepik.

−ği tepkisel tepkisel davranış tepkisiz tepkisizlik.−ğı tepkime tepkimek tepkin tepkinlik.−ği tepme tepmek tepme keçe tepserme tepsermek tepsi ter terakki terakki etmek terakkiperver 2150 .tepirleme tepirlemek tepiş tepişme tepişmek tepke tepki tepkili tepkili uçak.

−i terbiye terbiyeci terbiye etmek terbiyeleme terbiyelemek terbiyeli terbiyeli çorba 2151 .teraküm teraküm etmek terane terapi terapist teras terasa teraslama teraslamak teraslanma teraslanmak teravi teravih teravi namazı terazi Terazi (burç) terazileme terazilemek ter bezi terbi.

−ğı tercüman olmak tercüme tercüme etmek tercümeihâl.−di tercüman tercümanlık.−ği terbiyesizlik etmek terbiyevî terbiyum Tercan (ilçe) tercih tercihan tercihane tercih etmek terciibent.−ği terbiyeli terbiyeli terbiyesiz terbiyesizce terbiyesizleşme terbiyesizleşmek terbiyesizlik.terbiyeli köfte terbiyelilik.−li tercüme yapmak tere terebentin tereci 2152 .

−bü terekküp etmek terekküp tarzı terelelli terementi terennüm terennüm etmek teres teressüp.−ği tereke terekküp.−bü teressüp etmek terettüp.−bü terettüp etmek tereyağı terfi.tereddi tereddi etmek tereddüt.−i terfian terfi etmek terfih terfih etmek terfik 2153 .−dü tereddüt etmek tereddütlü tereddütsüz terek.

−di terkin terkin etmek terkip.−li terhin terhin etmek terhis terhis edilmek terhis etmek terhis olmak terhis olunmak terilen terim terk terk edilmek terk etmek terki terkibî terkibibent.−bi terkip etmek terkiphane terleme terlemek terletici terletme terletmek 2154 .terfik etmek tergal.

−ği termoelektrik.−ği termikleştirme termikleştirmek termik santral.terleyiş terli terlik.−li terminoloji termit termitler termiye termodinamik.−li Termal (ilçe) terme Terme (ilçe) termik.−li terminal.−ği terliksi termal.−ği termoelektrik çifti termoelektrik maşa termoelektrik pil termofor termokimya termometre 2155 .−ği terlikçi terlikçilik.

−ği (spor) ters evirme tersi tersim tersine tersinir tersinirlik.−ğü ters ters açı tersane tersane kethüdası tersaneli tersane sergisi tersbeşik.termonükleer termoplâst termos termosfer termosifon termostat termoterapi terorist terorizm terör terörcü terörcülük.−ği tersinme tersinmek 2156 .

tersin tersin tersiyer tersleme terslemek terslenme terslenmek tersleşme tersleşmek terslik.−bi tertipçi tertip etmek tertipleme tertiplemek tertiplenme tertiplenmek tertipleyici tertipli tertiplilik.−ği 2157 .−ği ters pers ters repo ters ters ters türs ters yüz tertemiz ter ter tertibat tertip.

−bü tesanüt.−ği terütaze terviç.−bu tesahup etmek tesalüp.tertipsiz tertipsizlik.−dü tescil tescil etmek tescilli tescilsiz teselli teselli etmek teselli mükâfatı 2158 .−ci terviç etmek terzi terzi çırağı terzihane terzi kalfası terzil terzil etmek terzilik.−ği tesadüf tesadüfen tesadüf etmek tesadüfî tesahup.

tesellisiz tesellüm teselsül teselsül etmek tesettür tesettür etmek tesettürlü tesettür mağazası tesettür modası teseyyüp.−bü teshil teshil etmek teshin teshin etmek teshir teshir etmek tesir tesir etmek tesirli tesirsiz tesis tesisat tesisatçı tesisatçılık.−ğı tesis etmek tesisler bütünü tes'it.−di 2159 .

−ği tespihli tespihli silme 2160 .tes'it etmek teskere (sedye) teskin teskin etmek teslim teslimat teslim bayrağı teslimatçı teslim etmek teslimiyet teslimiyetçi teslim olmak teslim taşı teslim tesellüm teslis tesmiye tesmiye etmek tespih tespih ağacı tespih ağacıgiller tespih böceği tespih böcekleri tespih çalısı tespihçi tespihçilik.

−i tesri etmek test testere testere balığı testere balığıgiller testere çaprazı testereleme testerelemek testereli testi testici testicilik.−ği testis testosteron tesvit.−di tesviye tesviye aleti tesviyeci tesviyecilik.tespit tespit etmek tesri.−ği testi kabağı testi kebabı testilik.−ği tesviye etmek tesviye ruhu 2161 .

−dü teşehhüt miktarı teşekkül teşekkül etmek teşekkür teşekkür etmek teşerrüf teşerrüf etmek teşevvüş teşhir teşhirci teşhircilik.−ği teşhir etmek teşhis teşhis etmek teşhis ve intak teşkil teşkilât teşkilâtçı 2162 .−di teşebbüs teşebbüs etmek teşehhüt.teşbih teşbih etmek teşbih yapmak teşci.−i teşci etmek teşdit.

−ğı teşrif etmek teşrih teşrih etmek teşrihhane teşriî 2163 .−ğı Teşkilâtıesasiye Kanunu teşkilâtlandırılma teşkilâtlandırılmak teşkilâtlandırma teşkilâtlandırmak teşkilâtlanma teşkilâtlanmak teşkilâtlı teşkilâtsız teşkilâtsızlık.−i teşrif teşrifat teşrifatçı teşrifatçılık.teşkilâtçılık.−ğı teşkil etmek teşmil teşmil etmek teşne teşne olmak teşri.

teşriî kuvvet teşriî masuniyet teşrik teşrikimesai teşri kuvveti teşrin teşrinievvel teşrinisani teşt teşvik teşvikçi teşvik etmek teşvikkâr teşviş teşyi.−u tetebbu etmek tetik.−i teşyi etmek tetabuk tetabuk etmek tetanos tetebbu.−ği 2164 .−ği tetikleşme tetikleşmek tetiklik.−ği tetikçi tetikçilik.

−u tevazulu tevazün tevbih tevcih tevcih etmek tevdi.−i tevdi etmek tevdiat 2165 .−i tevafuk tevahhuş tevahhuş etmek tevakki tevakki etmek tevakkuf tevakkuf etmek tevakkuf mahalli tevali tevali etmek tevarüs tevarüs etmek tevatür tevazu.tetir tetkik tetkikat tetkik etmek tevabi.

−i tevkici 2166 .−ü tevessü etmek tevessül tevessül etmek tevettür tevfikan tevhit.teveccüh teveccüh etmek tevehhüm tevek.−di tevhit ehli tevhit etmek tevil tevil etmek tevki.−ği tevekkel tevekkeli tevekkül tevekkül etmek tevekleme teveklemek tevellüt.−dü tevellütlü teverrüm teverrüm etmek tevessü.

−di tevlit etmek tevliyet Tevrat tevriye tevsi.tevkif tevkif etmek tevkifhane tevkil tevkil etmek tevlit.−i tevziat tevzi bürosu tevzi etmek teyakkuz teyel teyel ipliği teyelleme teyellemek teyellenme teyellenmek teyelli 2167 .−i tevsi etmek tevsik tevsik etmek tevşih tevzi.

−ği tezekkür tezekkür etmek tezelden tezellül tezelzül tezene tezevvüç.−cü tezevvüç etmek 2168 .teyel yapmak teyemmüm teyit.−dü tezayüt etmek tez beri tez canlı tezce tezek.−di teyit etmek teyp.−bi teyze teyzezade tez tezahür tezahürat tezahür etmek tezat.−dı tezatlı tezayüt.

−bi tezhipçi tezkere tezkereci tezkire tezkireci tezkiye tezkiyesi bozuk.−ğu tezleme tezlemek tezleşme tezleşmek tezleştirme tezleştirmek tezli 2169 .−ğı tezgâhlama tezgâhlamak tezgâhlanma tezgâhlanmak tezgâh mengenesi tezgâhtar tezgâhtar ağzı tezgâhtarlık.−ğı tezgâhtarlık etmek tezhip.tezgâh tezgâhçı tezgâhçılık.

−kti tezvir tezvirat tezyif tezyif etmek tezyifkâr tezyin tezyinat tezyin etmek tezyinî tezyinî sanat tezyit.−ğı tıka basa 2170 .−di tezyit etmek think−tank tıbben tıbbî tıbbiye tıbbiyeli tıfıl tıgala tığ tığlık.tezlik.−ği tezlik eylemi tezlik fiili tezpişti tez vakit.

−ğı tıkanma tıkanmak tıkatma tıkatmak tıkılma tıkılmak tıkım tıkımlanma tıkımlanmak tıkınma tıkınmak tıkır tıkırdama tıkırdamak 2171 .−ğı tıkanıklık.−cı tıkaçlama tıkaçlamak tıkaçlanma tıkaçlanmak tıkaçlı tıkaçsız tıkalı tıkama tıkamak tıkamalı tıkanık.tıkaç.

−ğı tıklama tıklamak tıklatma tıklatmak tıklım tıklım tıkma tıkmak tıknaz tıknazlık.−ğı tıknefes tıknefeslik.−ği tıksırık.−ğı 2172 .tıkırdatma tıkırdatmak tıkırtı tıkır tıkır tıkışık tıkışıklık.−ğı tıkışma tıkışmak tıkış tıkış tıkıştırma tıkıştırmak tıkız tıkızlaşma tıkızlaşmak tıkızlık.

−ği tımarlama tımarlamak tımarlı tımtıkız tın tınaz tınaz makinesi tıngadak tıngıldama tıngıldamak tıngıldatma tıngıldatmak tıngır tıngırdama tıngırdamak 2173 .tıksırıklı tıksırma tıksırmak tık tık tılsım tılsımlı tımar tımarcı tımar etmek tımarhane tımarhane kaçkını tımarhanelik.

−bbı tıpa tıpalama tıpalamak tıpalanma tıpalanmak tıpalı tıpasız tıpatıp Tıp Bayramı tıpırdama 2174 .tıngırdatma tıngırdatmak tıngır mıngır tıngırtı tıngır tıngır tını tınlama tınlamak tınlaşım tınlatıcı tınma tınmak tınmaz melâike tınnet tın tın tıntın tıp.

tıpırdamak tıpırdatma tıpırdatmak tıpırtı tıpır tıpır tıpışlama tıpışlamak tıpış tıpış tıpı tıpına tıpkı tıpkıbasım tıpkıçekim tıpkısı tıp tıp tır tırabzan tırabzan babası tırak.−ğı tıraş tıraş bıçağı tıraşçı tıraş etmek tıraş fırçası tıraş köpüğü tıraş kremi tıraşlama tıraşlamak 2175 .

tıraşlanma tıraşlanmak tıraşlı tıraş losyonu tıraş makinesi tıraş olmak tıraş sabunu tıraşsız tıraş tası tırhallı tırık tırık tırak tırıl tırıllama tırıllamak tırınk tırıs tırıs tırıs tırkaz tırkazlama tırkazlamak tırkızlanma tırkızlanmak tırkızlatma tırkızlatmak tırmalama tırmalamak 2176 .

tırmananlar tırmanıcılar tırmalanma tırmalanmak tırmanıcı tırmanış tırmanma tırmanmak tırmanma şeridi tırmık.−ğı tırnak besleyicisi tırnakçı tırnakçılık.−ğı tırmıklama tırmıklamak tırmıklanma tırmıklanmak tırnak.−ğı tırnak derisi tırnak işareti tırnak kemiği tırnaklama tırnaklamak tırnaklanma tırnaklanmak tırnaklatma tırnaklatmak 2177 .

−ğı tırtıklama tırtıklamak tırtıklanma tırtıklanmak tırtıklatma tırtıklatmak tırtıklı 2178 .−ği tırnak yeri tırpan tırpana tırpancı tırpanlama tırpanlamak tırpanlanma tırpanlanmak tırpanlatma tırpanlatmak tırsma tırsmak tırtık.−ğı tırtıkçı tırtıkçılık.−ğı tırnak makası tırnaksı tırnaksı kemik.tırnaklı tırnaklık.

−lü Tibet Tibetçe Tibetli Tibet öküzü Tibet sığırı ti borusu Ticanî Ticanîlik.−ğı tırtılsı tırtır tıs tıslama tıslamak tıslayış tıynet tıynetsiz ti tiabendazol.tırtık tırtık tırtıl tırtıl çekme tırtıllanma tırtıllanmak tırtıllı tırtıllı bıçak.−ği ticaret ticaret ataşesi 2179 .

−ği tiftik keçisi tiftiklenme 2180 .ticaret borsası ticaret coğrafyası ticaret filosu ticaretgâh ticaret gemisi ticaret gemileri ticarethane Ticaret Hukuku ticaret işletmesi Ticaret Kanunu ticaret limanı ticaret mahkemesi ticaret merkezi ticaret odası ticaret sicili ticarî ticarî ataşe ticarî dava ticarîleşme ticarîleşmek ticarî tüketim ticarî unvan tifdruk.−ğu tifo tiftik.

−ği tikel önerme tiksindirici tiksindirme tiksindirmek tiksinilme tiksinilmek tiksiniş tiksinme tiksinmek tiksinti tik tak tilâvet tilki tilkikuyruğu (bitki) tilkileşme tilkileşmek 2181 .tiftiklenmek tiftik tiftik tiftme tiftmek tifüs ti işareti tik tik ağacı tike tikel tikellik.

−ği tim timbal.−ği tilki uykusu tilki üzümü tilmiz tilmizlik.−ği tin tin tip tipi tipili tipik.−li timsah timsahlar timsal.−ği tipileme tipilemek tipleme tiplemek tipleşme tipleşmek tipleştirme 2182 .tilkilik.−li timüs tin tiner tinsel tinselcilik.

−ği tipolojik tasnif tiraj tiramola tiran tirat.tipleştirmek tipo tipocu tipografi tipografya tipoloji tipolojik.−dı tirbuşon tire Tire (ilçe) Tirebolu (ilçe) tirendaz tirfil tirfillenme tirfillenmek tirhandil tirhos tirildeme tirildemek tiril tiril tirit.−di tiritlenme 2183 .

−ği tişört titan titiz titizce titizlenme 2184 .−di tirokalsitonin tiroksin tirpidin tirpit tirpitil tirsi tirşe tirşe gözlü tirşeleşme tirşeleşmek tirşemsi tir tir tiryak tiryaki tiryakilik.tiritlenmek tiritleşme tiritleşmek tiriz tirle tirlin tiroit.

titizlenmek titizleşme titizleşmek titizlik.−ği titizlikle titr titre etmek titrek.−ği titrem titreme titremek titremleme titremlemek titreşim titreşimli titreşimsiz titreşme titreşmek titreştirme titreştirmek titrete titrete titretiş titretme 2185 .−ği titrek kavak.−ğı titrekleşme titrekleşmek titreklik.

−ğu 2186 .−ğu tohum kargası tohumlama tohumlamak tohumlanma tohumlanmak tohumlu tohumlu bitkiler tohumluk.titretmek titreyiş tiyatro tiyatrocu tiyatroculuk.−ğu tiyatrolaştırma tiyatrolaştırmak tiz tizleşme tizleşmek Togo Togolu toğrul Tohar Toharca toht tohum tohumcu tohumculuk.

−ğü toklu tokluk.−ğı tokmakbaş (balık) tokmakçı 2187 .−ğu tokmak.−dı Tokat tokatçı tokatçılık.tohum zarı tok toka tokaç.−cı tokaçlama tokaçlamak tokaçlanma tokaçlanmak toka etmek tokalaşma tokalaşmak tokalı tokat.−ğı tokatlama tokatlamak tokatlanma tokatlanmak tok gözlü tok gözlülük.

−ğü tok tok tokuç.tokmaklama tokmaklamak tokmak ucunda toksikolog.−ğu toksikoloji toksikoman toksikomani toksin tok sözlü tok sözlülük.−cu tokurdama tokurdamak tokurdatma tokurdatmak tokurtu tokuş tokuşma tokuşmak tokuşturma tokuşturmak tokuz tokyo tol tolerans toleranslı 2188 .

−ği tombilika tombilya tombul tombulca tombullaşma tombullaşmak 2189 .toleranssız toleranssızlık.−ğı tombala tombalacı tombalacılık.−ği tombil tombilik.−ğı tolga tolgalı tolgasız tolkşov tolkşovcu tolüen tomahavk tomak.−ğı tomar Tomarza (ilçe) tombak.−ğı tombaz tombik.−ğı tombalak.

−ğu tomografi tomruk.−ğu tonlulaşma tonlu ünsüz tonlu vurgu tonmayster tonoz 2190 .−ği tonilâto tonilâtoluk.tombulluk.−ğu tomurcuklanma tomurcuklanmak tomurma tomurmak ton tonaj tonalite ton balığı toner tonga tonik.−ğu tonluk.−ğu tomruklama tomruklamak tomruklanma tomruklanmak tomurcuk.

−ğı topallama topallamak topallayış topallık.−cı topak.−ğı top altı top arabası 2191 .−cı topaççı top ağaç.tonsuzlaşma tonsuz ünsüz tonton Tonya (ilçe) Tonya yağı top topaç.−ğı topaklama topaklamak topaklanma topaklanmak topaklaşma topaklaşmak topaklaştırma topaklaştırmak topak topak topal topalak.

−ğı toparlakça toparlak hesap.−ği top kandil topla 2192 .−ğı top çam topçeker topçu topçuluk.−ğu top etmek tophane Tophane topik.−ğı toparlak.toparlacık.−bı toparlak rakam toparlak sayı toparlama toparlamak toparlanış toparlanma toparlanmak toparlayıcı krem topatan top atımı topaz topbaş (bitki) topbaş balık.

toplaç.−ğı toplanılma toplanılmak toplanış toplanma toplanmak toplantı toplantı salonu toplantı yeri toplardamar toplaşma toplaşmak toplatılma toplatılmak toplatma toplatmak toplattırma toplattırmak toplayış toplu 2193 .−cı toplam toplama toplama işareti toplamak toplama kampı toplanan toplanık.

−ği toplum bilimi toplum bilimsel toplumcu toplumcu gerçekçi toplumcu gerçekçilik.−ği toplumculuk.−ğu topluluk adı topluluk eki topluluk ismi topluluk sayısı toplum toplum bilimci toplum bilimcilik.−ğu toplumdaş toplum dışı toplum dil bilimi 2194 .toplu akın toplu bilet topluca toplu çalışma toplu durum toplu görüşme toplu iğne toplu iş sözleşmesi toplu konut topluluk.

toplum felsefesi toplum içincilik.−ği toplumlar arası toplumlaşma toplumlaşmak toplumlaştırma toplumlaştırmak toplum polisi toplumsal toplumsal bilim toplumsal bunalım toplumsal bütünleşme toplumsal çözülme toplumsal davranış toplumsal dayanışma toplumsal değer toplumsal değişme toplumsal denge toplumsal farklılaşma toplumsal gelişme toplumsal ilişki toplumsallaşma toplumsallaşmak toplumsallaştırma 2195 .

−ği topoğrafik harita topoğrafya topoğrafya haritası topoloji topolojik.−ği toponim top patlıcan toprak.toplumsallaştırmak toplumsal ruh bilimi toplumsal sınıflar toplumsal yapı toplumsal yardım toplum yapısı toplu savunma toplu sözleşme toplu tabanca toplu tartışma toplu taşıma toplu taşımacılık.−ğı toplu yarış top mermisi topoğraf topoğrafik.−ğı toprak altı toprakbastı toprak bilimci 2196 .

−ğı top tekniği 2197 .toprak bilimi toprak boya toprakçıl toprak çimento toprak hukuku toprak kayması toprak köleliği toprak kölesi topraklama topraklamak topraklandırma topraklandırmak topraklaşma topraklaşmak topraklı toprak rengi topraksı toprak sıçanı topraksız top sağır top sakal top sakallı top sürme toptan toptancı toptancılık.

−ğu topuk demiri topukdöven topuk kemiği topuklama topuklamak topuklu topuksuz topur toput topu topu topuz topuzlu topuzlu kilit.−ğı tor torak.−ği topuk.−ğı toraman torba torba çay torba kadro torbalama torbalamak torbalanma torbalanmak 2198 .top tüfek.−di topyekûn top zambak.

−ği torlak.−ğı torluk.torbalı Torbalı (ilçe) torba yoğurdu toreador torero torik.−ğu torna tornacı tornacılık.−ğı tornado tornalama tornalamak tornalanma tornalanmak tornalatma tornalatmak tornalı tornavida tornet tornistan tornistan etmek torpido torpidobot torpido gözü torpil 2199 .

−ği torpilleme torpillemek torpillenme torpillenmek torpilli tortop tortu tortul tortulanma tortulanmak tortulaşma tortulaşmak tortul bilimi tortullaşma tortullaşmak tortulu Tortum (ilçe) tortusuz Torul (ilçe) torum torun toryum tos tosbağa 2200 .torpil balığı torpilci torpilcilik.

−ğu Tosya (ilçe) total.−ğu tost ekmeği tost makinesi tostoparlak.−ği totemizm toto toy toyaka toyca toycu toydan toyga toyga çorbası 2201 .toslama toslamak toslaşma toslaşmak tost tostçu tostçuluk.−ğı tosun tosuncuk.−li totalitarizm totaliter totem totemcilik.

−ğu toyluk etmek toynak.toygar toygiller toyluk.−ğı toynaklılar toz toz ağacı tozan tozarma tozarmak toz bezi toz boya toz bulutu toz duman toz etmek toz fırçası tozkoparan tozlanma tozlanmak tozlaşma tozlaşmak tozlaştırma tozlaştırmak tozlu tozluk.−ğu tozma 2202 .

−ğı tozuma tozumak tozuntu tozuta tozuta tozutma tozutmak töhmet töhmetlendirme töhmetlendirmek töhmetli tökezleme tökezlemek tökezlenme tökezlenmek tömbeki tör töre töre bilimi töreci töre dışı töre dışıcılık.−ğı 2203 .tozmak toz olmak tozpembe toz sabun toz şeker toz toprak.

−ği törelsiz tören tören düzeni törenli törensel töresel töretanımaz töretanımazlık.−ğı törpü törpüleme törpülemek törpülenme törpülenmek törpülü tös töskürme töskürmek töskürtme töskürtmek töskürü tövbe tövbe ayları tövbe etmek 2204 .törel törelcilik.−ği töreli törellik.

−ğü tözel Trabzon Trabzon ekmeği Trabzon hurması Trabzon yağı tradisyon tradisyonel trafik.−ği trafik akımı trafik akışı trafikçi trafik işaretleri trafik lâmbası trafik müfettişi trafik şeridi trafo tragedya trahom trajedi trajik.tövbe istiğfar etmek tövbekâr tövbekâr olmak tövbeli töz tözcülük.−ği trajikleşme 2205 .

trajikleşmek trajikomedi trajikomik.−ği transseksüel transfer transfigürasyon transformasyon 2206 .−ği trake trakeliler trakit traksiyon traktör traktörcü trakunya Trakya trampa trampet trampetçi trampetçilik.−ği tramplen tramvay tramvay hattı trança trans transandantal.−li transandantalizm transatlantik.

transformatör transformizm transfüzyon transistor transit transkripsiyon transliterasyon transmisyon transparan transplântasyon transport tranş trap trapez trapezci tras trata travers traverten travesti travma travmatoloji tre tremolit tren trençkot trençkotlu 2207 .

−li trikotaj trikotajcı trikotajcılık.−ği triko trikosefal.−ğu trinketa trio tripleks tripoli triportör triptik.−ği trilyonluk.−ğı triloji trilyon trilyoner trilyonerlik.trent.−di treyler trias tribün triftong trigonometri trigonometrik.−ği trişin triton trityum Troçkici 2208 .

−lü trolcü troleybüs trombon tromboncu tromp.−ği tropika tropikal.−bu trompet trompetçi tropik.Troçkicilik.−li tropikal bitki tropikal bölge tropikal iklim tropikal kuşak.−ği trok trol.−ğı tropikal orman tropik kuşu tropizm troplar troposfer trotinet trotuvar troyka tröst truakar 2209 .

−ği tuğbay tuğbaylık.trubadur trup trük tuba Tuba tubeless tufan Tufanbeyli (ilçe) tufeylî tufeylîlik.−ği tuğla tuğlacı tuğlacılık.−li tuğgenerallik.−li tuğamirallik.−ğı tuğcu tuğgeneral.−ği tugay tuğ tuğamiral.−ğı tuğla harmanı tuğla oyunu tuğlu tuğra tuğrakeş 2210 .

−ği tuğralı tuğrik.−ğı tulûat tiyatrosu tulûat yapmak tuluk.tuğrakeşlik.−ğı tuhaflık etmek tuhaf olmak tukan tukangiller tul.−ği tuhafiye dükkânı tuhaflaşma tuhaflaşmak tuhaflık.−ğu 2211 .−ği tuğyan tuh tuhaf tuhafiye tuhafiyeci tuhafiyecilik.−u tulûat tulûatçı tulûatçılık.−lü tulânî tul derecesi tulû.

tulum tulumba tulumbacı tulumbacılık.−bu tulyum tumağı tuman tumba tumbadız tumba etmek tumşuk.−cu tunç bilekli tunç kafiye 2212 .−ğu tumturak tumturaklı tun Tunceli'yi tunç.−ğu tulumlular tulum peyniri tulumsu tulumsular tulup.−ğı tulumba kolu tulumba tatlısı tulumcu tulumcuk.

−ğı Turanî Turanlı turba turbalık.−cı turalama turalamak Turan Turancı Turancılık.−ğı turbo turfa 2213 .tunçlama tunçlamak tunçlaşma tunçlaşmak tunçlaştırma tunçlaştırmak tundra tungsten Tunguz Tunguzca tun tun Tunus Tunuslu tur tura turaç.

−ği turizm turizmci turizmcilik.−ği turfa olmak turgay turgor Turgutlu (ilçe) Turhal (ilçe) turist turistik.−ği turlama turlamak turmalin turna turnaayağı (bitki) turna balığı turnacı 2214 .−ği turfanda sebzecilik.−ğı turfanda meyvecilik.−ğı turfandalık.turfalama turfalamak turfanda turfandacı turfandacılık.

−ğu 2215 .turnagagası (bitki) turnageçidi (fırtına) turnagiller turnagözü (renk) turna katarı turna kırı (renk) turne turnike turno turnusol.−ğu turşulaşma turşulaşmak turşuluk.−lü turnusol boyası turnusol kâğıdı turnuva tur operatörü turp turp filizi turpgiller turp otu turp salatası turşu turşu balığı turşucu turşucu dükkânı turşuculuk.

−cı tutamaçlı tutamak.−cu turunçgiller tuş tuşe tuşe etmek tuşlama tuşlamak Tut (ilçe) tutacak.−ğı Tutak (ilçe) tutam tutamaç.−ğı 2216 .turşu olmak turşu suyu turşu yapmak turta turuncu turunculaşma turunculaşmak turunç.−ğı tutaç.−cı tutak.−ğı tutamaksız tutamlama tutamlamak tutamlık.

tutam tutam tutanak.−ğu tutma 2217 .−ğı tutar tutarak.−ğı tutarık.−ğı tutkal tutkalcı tutkalcılık.−ğı tutkallama tutkallamak tutkallanma tutkallanmak tutkallı tutkalsız tutkal şerbeti tutku tutkulaşma tutkulaşmak tutkulu tutkun tutkunluk.−ğı tutarsız tutarsızlık.−ğı tutarlı tutarlık.−ğı tutarlılık.

−ğı tutsak.−ğu tutuk evi tutuklama tutuklamak tutuklanış tutuklanma tutuklanmak tutuklatma tutuklatmak 2218 .−ğu tutuk.−ğı tutturuş tutu tutucu tutuculaşma tutuculaşmak tutuculuk.−cı tutmak tutmalık.tutmaç.−ğı tutsaklık.−ğı tutsak pazarı tutturabildiğine tutturaç.−cı tutturma tutturmak tutturmalık.−cı tutturgaç.

−ğu tutunma tutunmak tutunuş tuturuk.−ğu tutumsuz tutumsuzluk.−ğu tutuş tutuşma tutuşmak tutuşturma tutuşturmak 2219 .tutuklu tutukluk.−ğı tutulmuş tutulmuş para tutulu tutulum tutuluş tutum tutumlu tutumluluk.−ğu tutukluluk.−ğu tutuksuz tutulma tutulmak tutulmaz tutulmazlık.

−ğı tuzaklama tuzaklamak tuzaklanma tuzaklanmak tuzaklı tuzcu tuzcul tuzla Tuzla (ilçe) tuzlak.−li tuvalet tuvaletçi tuvalet ispirtosu tuvalet kâğıdı tuvalet masası tuvalet sabunu tuvalet takımı tuyuğ tuz tuzak.−ğı tuzlama tuzlamak tuzlanma 2220 .tutya Tuva Tuvaca tuval.

−ğu Tuzlukçu (ilçe) tuzlu kek tuzluluk.−ği tüfekçi tüfekçilik.−ğı tüf tüfek.−ği tüh tükenik.tuzlanmak tuzlayış tuzlu tuzlu balgam Tuzluca (ilçe) tuzluk.−ğu tuz ruhu tuzsuz tuzu kuru tüberkülin tüberkülin testi tüberküloz tüccar tüccarlaşma tüccarlaşmak tüccarlık.−ği tüfekhane tüfeklik.−ği 2221 .

−di tülbentçi tüllenme tüllenmek 2222 .−ğü tükürük bezleri tükürük hokkası tükürükleme tükürüklemek tükürüklenme tükürüklenmek tükürük otu tül tülbent.tükeniş tükenme tükenmek tükenmez tükenmez kalem tükenmezlik.−ği tüketici tüketici sayacı tüketim tüketme tüketmek tükürme tükürmek tükürük.−ği tükenmişlik.

tülü tüm tümamiral.−ği tüm başkalaşma tüm başlılar tümbek tüm cahil tümce tümcemsi tümden tümden gelim tümel tümel kavram tümeller tümel önerme tümen tümen tümen tüme varım tümgeneral.−ği tüm kirpikliler tümleç.−li tümamirallik.−li tümgenerallik.−ci tümleme tümlemek tümlenme tümlenmek 2223 .

−ğı tümür tün tünaydın tünek.−ği tünekleme tüneklemek tünel tüneme tünemek tünmek tüp 2224 .tümler tümler açı tümör tümörlenme tümörlenmek tümörleşme tümörleşmek tüm sayı tümsek.−ği tümsekleşme tümsekleşmek tümsekli tümselme tümselmek tüm tanrıcı tüm tanrıcılık.

−ği tüpçü tüpçülük.−ği türe türedi türel türeme türemek türeme ünlü türeme ünsüz türemiş 2225 .−ğü tür türap.−ğü tüp gaz tüp geçit.−bı türban türbe türbedar türbe eriği türbin türbülâns türdeş türdeşlik.tüp bebek.−di tüpleme tüplemek tüplü tüplük.

−smi türemiş kelime türemiş sıfat türemiş zarf türetici türetme türetme eki türetmek türev türeyiş Türk Türk aksağı Türk biberi Türkçe Türkçeci Türkçecilik.−ğü Türkeli'ni (ilçe) Türkî Türkistan 2226 .türemiş fiil türemiş isim.−ği Türkçeleşme Türkçeleşmek Türkçeleştirme Türkçeleştirmek Türkçesi Türkçü Türkçülük.

−ğu Türkoloji türkuaz türkuaz yeşili türkü türkücü türkücülük.−ğü türküleme 2227 .Türkistanlı Türkiyat Türkiye Türkiye Türkçesi Türk kahvesi Türkkâri türkkıyması (sünger) türkkupası (sünger) Türkleşme Türkleşmek Türkleştirme Türkleştirmek Türklük.−ğü Türklük bilgisi Türkmen Türkmence Türkmenistan Türk meşesi Türkoğlu'nu (ilçe) Türkolog.

türkülemek türküleşme türküleşmek türküleştirme türküleştirmek türlü türlü türlü türüm türümcülük.−ğü türüz otu tütme tütmek tütsü tütsü gözü tütsüleme tütsülemek tütsülenme tütsülenmek tütsülü tütsülük.−ğü 2228 .−ğü tütsü yapmak tüttürme tüttürmek tütün tütün balığı tütüncü tütüncülük.

−ğı tüydürme tüydürmek tüylendirme tüylendirmek tüylenme tüylenmek tüylü tüylü dalak otu tüylü meşe tüylü top tüyme tüymek tüyo tüy sıklet tüysüz tüy tüs tüyü bozuk.−ci tüvit.−ğu tüze tüzel tüzel kişi 2229 .−ğü tütün rengi tüvana tüveyç.tütünlük.−di tüy tüy ağırlık.

−ği tüzük.−ğı ucuzlama ucuzlamak ucuzlatılma ucuzlatılmak ucuzlatma ucuzlatmak ucuzluk.−ğü (*)U U U borusu ubudiyet uca ucube ucun ucun ucu ucuna ucuz ucuzca ucuzcu ucuz halkçılık.−ğı uçak alanı uçaksavar 2230 .tüzel kişilik.−cu uçak.−ğu ucuz pahalı ucuzuna uç.

−li uçan top uçar uçarı uçarılık.−li uç beyi uç beyliği uçkun uçkur uçkurlu uçkurluk.−ğı uçsuz uçsuz bucaksız uçtan uca uçtuuçtu (oyun) uç uca uçucu 2231 .uçan daire uçan kale uçan kefal.−ğı uçar kefal.−ğu uçkurutan uçlanma uçlanmak uçlu uçma uçmak uçrak.

−ğu uçuklama uçuklamak uçuklaşma uçuklaşmak uçuklaştırma uçuklaştırmak uçukluk uçum uçurma uçurmak uçurtma uçurtmak uçurulma uçurulmak uçurum uçurumlaşma uçurumlaşmak uçurvur uçuş uçuş kartı uçuşma uçuşmak udî U dönüşü 2232 .uçuculuk.−ğu uçuç böceği uçuk.

−ğı ufacık tefecik.−ği ufak.U dönüşü yapmak uf ufacık.−ğı ufakça ufak çapta ufaklı ufaklık.−ği ufak ufak ufalama ufalamak ufalanma ufalanmak ufalayıcı ufalma ufalmak ufaltma ufaltmak ufarak.−ğı ufarakça ufkî ufku dar ufku geniş 2233 .−ğı ufak para ufaktan ufağa ufak tefek.

−ğı uğralama uğralamak uğrama uğramak uğranma uğranmak uğraş uğraşı uğraşılma uğraşılmak uğraşma uğraşmak uğraştırma 2234 .−fku ufuk çizgisi ufunet ufunetlendirme ufunetlendirmek ufunetlenme ufunetlenmek ufunetli Uganda Ugandalı uğra uğrak.uflama uflamak ufuk.

−ğru uğur böceği uğur böcekleri uğurcak.uğraştırmak uğratma uğratmak uğru uğrulama uğrulamak uğruluk.−ğu uğrun uğrunda uğrun uğrun uğuldama uğuldamak uğultu uğultulu uğul uğul uğunma uğunmak uğur uğur.−ğı uğurlama uğurlamak uğurlanış uğurlanma uğurlanmak 2235 .

−ğı ukalâ ukalâ ukde uknum Ukrayna Ukraynalı ukubet Ula (ilçe) ulaç.−ğu uğursama uğursamak uğursuz uğursuzluk.−cı Ulah 2236 .uğurlayıcı uğurlayış uğurlu Uğurludağ (ilçe) uğurluk.−ğı uğut uhde uhrevî uhuvvet ukalâ ukalâca ukalâ dümbeleği ukalâlık.−ğu uğuru açık.

−ğı ulu Ulubey (ilçe) Uluborlu (ilçe) Uludere (ilçe) ulûfe ulûfeci 2237 .Ulahça ulak.−ğı ulam ulama ulamak ulam ulam ulan ulanma ulanmak ulantı Ulaş (ilçe) ulaşılma ulaşılmak ulaşım ulaşma ulaşmak ulaştırma ulaştırmak ulayıcı ulema ulemalık.

−ğı ulussever ulusseverlik.ulûhiyet Ulukışla (ilçe) ululama ululamak ululanma ululanmak ululuk.−ğı ulusçu ulusçuluk.−ğu uluslar arası uluslar arasıcılık.−ği ulutma ulutmak 2238 .−ğu ulûm uluma ulumak ulûmudiniye ulu orta ulus Ulus (ilçe) ulusal ulusallaştırma ulusallaştırmak ulusallık.

−bi umumî kongre 2239 .−ğı umde umdurma umdurmak umma ummadık.−ğı umulmak umum umumhane umumî umumî af.ulvî ulviyet umacı umar umarsız umarsızlık.−ğı ummak umman umre umu umulma umulmadık.−ffı umumî coğrafya umumî efkâr umumî heyet umumî kâtip.

umumî vekâletname umumiyet umumiyetle umum müdür umum müdürlük. −ğü umur umursama umursamak umursamaz umursamazca umursamazlık.−du umut etmek umut ışığı umut kapısı umutlandırma umutlandırmak umutlanma umutlanmak umutlu umutsuz umutsuzluk.−ğı umursanma umursanmak umut.−ğu un 2240 .

−ğu unsur un ufak etmek un ufak olmak unutkan unutkanlık.−ğı unutma unutmabeni (bitki) unutmak unutturma unutturmak unutulma unutulmak unvan unvanlı upuslu upuygun upuzun 2241 .uncu unculuk.−ğu un çorbası un helvası un kurabiyesi unlama unlamak unlanma unlanmak unluk.

−ği Urla (ilçe) urlaşma urlaşmak urodel Uruguay 2242 .−ğı Uranüs uranyum uranyumlu uray urba urbalı Urban Urduca Urfa çıbanı Urfa kebabı Urfa peyniri urgan urgancı urgancılık.ur urağan Ural−Altay Ural dilleri uran uranlık.−ğı ur kaplama ur keklik.

−bu us usanç.−ğu us dışı us dışıcılık.−ğı uskumru uskumru dolması uskumrugiller uskumrumsugiller uskur 2243 .−cı usançlık.−ğı usandırıcı usandırma usandırmak usangın usanılma usanılmak usanma usanmak usantı usare usa vurma usa vurmak usçu usçuluk.Uruguaylı uruk.−ğu urup.

−ğı usta ustabaşı ustaca usta işi ustalaşma ustalaşmak ustalık.−ğı ustalıkla ustalıklı ustunç.−cu ustura ustura midyesi ustura taşı 2244 .uskurlu uskuru uslamlama uslamlamak uslanma uslanmak uslu uslu akıllı usluluk.−ğu uslu uslu us payı ussal ussallaştırma ussallık.

−lü usul boy usulca usulcacık usuldan usullacık usulsüz usulsüzlük.−ğü usul usul uşak.−ğı Uşak uşakkapan (akbaba) uşaklık.usturlâp.−cı 2245 .−bı usturmaça usturpa usturuplu usul.−ğı utana sıkıla utanç.−du ut açıcı ut açıcılık.−ğı uşaklık etmek uşak olmak uşkun uşşak ut.

utanç duygusu utandırıcı utandırma utandırmak utangaç.−ğı 2246 .−ğı Utarit (Merkür) utçu utku utkulu utlu utma utmak utulma utulmak ut yeri uvertür uvertür yapmak uyak.−cı utangaçlık.−ğı utangan utanış utanma utanma duygusu utanmak utanmaz utanmazca utanmazlık.

−ğı uyanıklaşma uyanıklaşmak uyanıklık.−ğı uyarı uyarıcı uyarılma uyarılmak uyarım uyarınca uyarış uyarlaç.−ğı uyanış uyanma uyanmak uyaran uyarcı uyarcılık.−cı uyarlama uyarlamak uyarlanma uyarlanmak uyarlayıcı 2247 .uyaklı uyaksız uyandırma uyandırmak uyanık.

−ğu uydurukçu uydurulma uydurulmak uygar uygarlaşma uygarlaşmak uygarlık.−ğı uydurmak uydurmasyon uyduruk.−ğı 2248 .−ğı uyarma uyarmak uyarma komutu uyarsız uyartı uydu uydu kent uydulaşma uydulaşmak uydulaştırma uydulaştırmak uyduluk.uyarlık.−ğu uydurma uydurmaca uydurmacı uydurmacılık.

−ğu 2249 .uygulama uygulamak uygulamalı uygulamalı bilimler uygulamalı dil bilimi uygulamalı ruh bilimi uygulamalı toplum bilimi uygulanabilirlik.−ği uygulanabilirlik raporu uygulanış uygulanma uygulanmak uygulayıcı uygulayım uygulayım bilimi uygulayımcı uygun uygun adım uygun değer uygun görme uygun katmanlaşma uygunluk.

−ğu uykulu uykulu uyku saati uyku semesi uyku sersemi uyku sersemliği uyku seti uykusu ağır uykusu hafif uykusuz uykusuzluk.−ğu uyku takımı uyku tulumu uylaşım uylaşma uylaşmak 2250 .−ğu Uygur Uygurca uyku uykucu uyku hastalığı uyku ilâcı uykulu uykuluk.uygun olmak uygunsuz uygunsuz kadın uygunsuzluk.

−ğu uyruksuz uyruksuzluk.−ğı uymak uymaz uymazlık.−ğu uyluk kemiği uyma uymaca uymacılık.−ğu uyruklu uyrukluk.−ğı uyruk.−ğı uyuklama uyuklamak uyulma uyulmak uyum uyuma uyumak uyumlu uyumsuz 2251 .−ğu uysal uysalca uysallaşma uysallaşmak uysallık.uyluk.

uyumsuzluk.−ğı uyuşkan uyuşma uyuşmak uyuşmazlık.−ğu uyunma uyunmak uyuntu uyur uyurgezer uyurgezerlik.−ği uyur göz uyur uyanık.−ğu uyuşukluk.−ğu uyuşuk uyuşuk 2252 .−ğı uyuşmazlık mahkemesi uyuşturan balığı uyuşturma uyuşturmak uyuşturucu uyuşturucu madde uyuşturucu madde bağımlısı uyuşturulma uyuşturulmak uyuşuk.

−ğı uzak akraba uzak benzeşme 2253 .uyuşum uyuşurluk.−ğu uyuz merhemi uyuz olmak uyuz otu uyuz sineği uz uza devim uza duyum uzak.−ğu uyutma uyutmak uyutucu uyutulma uyutulmak uyuyuş uyuz uyuz böceği uyuz böcekleri uyuz etmek uyuz ilâcı uyuzlaşma uyuzlaşmak uyuzlu uyuzluk.

uzak benzeşmezlik.−ğı uzak metatez uzaksama uzaksamak uzaktan komut uzaktan kumanda uzaktan kumandalı uzaktan uzağa uzaktan yakından 2254 .−ğü uzaklanma uzaklanmak uzaklaşılma uzaklaşılmak uzaklaşma uzaklaşmak uzaklaştırılma uzaklaştırılmak uzaklaştırma uzaklaştırmak uzaklık.−ği Uzak Doğu uzak göçüşme uzak görüş uzak görüşlü uzak görüşlülük.

uzam uzama uzamak uzana uzana uzanılma uzanılmak uzanım uzanış uzanma uzanmak uzantı uzatılma uzatılmak uzatım uzatış uzatma uzatmak uzatmalı uzatmalı çavuş uzatmalı nişanlı uzatmalı sevgili uzay uzay adamı uzay adamlığı uzaycı uzaycılık.−ğı uzay eğrisi 2255 .

−ğı uzlaşmak uzlaşmalı uzlaşmaz uzlaşmazlık.−ğı uzlaştırıcı uzlaştırma 2256 .uzay gemisi uzay geometri uzay hukuku uzay istasyonu uzay kapsülü uzaylı uzay pilotu uzay savaşı uzay taşı uzay uçuşu uzay üssü uzgören uzgörür uz iletişim uzlaşı uzlaşıcı uzlaşılma uzlaşılmak uzlaşma uzlaşmacı uzlaşmacılık.

uzlaştırmak uzlaştırma kurulu uzlet uzluk.−cı uzun atlama uzun bacaklılar uzun boylu uzunca uzunçalar uzun çizgi uzun dalga Uzundere (ilçe) uzun diş uzun dişli uzun don 2257 .−ğu uzman uzman çavuş uzman doktor uzman hekim uzman incelemesi uzmanlaşma uzmanlaşmak uzmanlık.−ğı uzman raporu uzo uzun uzun araç.

uzuneşek.−ğu uzunluk ölçüsü uzun ömürlü uzun öykü uzun sesli uzun süreli film uzun uzadıya uzun uzun uzun ünlü uzun vokal.−ğu (kuş) uzunlamasına uzun levrek.−li 2258 .−ği (oyun) uzun etek.−ği uzunluk.−ği uzun far uzun hava uzun hayvan uzun hece uzun hikâye uzun kafalı Uzunköprü (ilçe) uzun koşu uzun koşucu uzun kulaklı uzunkuyruk.

−ğı (sehpa) üç aylar üç aylık.−ği ücretsiz üç üç adım üçayak.uzun yol sürücüsü uzun yol şoförü uzuv.−zvu uzvî uzvî kimya uzviyet (*)Ü Ü ücra ücret ücretlendirme ücretlendirmek ücretlendirme makinesi ücretli ücretlilik.−ğı üç başlı üç beş üç bir üç birlik kuralı üç boyutlu 2259 .

−ğı Üçkardeş (yıldız kümesi) üç kat 2260 .−ğu üçbudak.−di üçgen prizma üçgensel bölge üçgül üç hâl kanunu üç iki üçkâğıt üçkâğıtçı üçkâğıtçılık.üç boyutlu film üç buçuk.−ği (keman) üç dört üç durum yasası üç düzlemli üçer üçer beşer üçerli üç etek.−ğı (tütün) üç buutlu üççatal (zıpkın) üççeyrek.−ği üçgen üçgen piramit.

−hsi üçlü ganyan üçlük.−ğü üçüncünün olmazlığı üçüz üçüzleme 2261 .−ğü üç nokta üç parmaklı üçtaş (oyun) üçten dokuza üçteker (araba) üçüncü üçüncü çağ üçüncü dünya ülkeleri üçüncü kişi üçüncül üçüncülük.üç katlı üçleme üçlemek üçler üçleşme üçleşmek üçlü üçlü alan üçlü bahis.

üçüzlü üdeba üfleç.−lü üfunet üfunetli üfunetsiz üfürme üfürmek üfürük.−ci üfleme üflemek üflemeli üflemeli çalgı üflenme üflenmek üfleyici üful.−ğü üfürükçü üfürükçülük.−ğü üğrüm üleş üleşilme üleşilmek üleşme üleşmek üleştirilme üleştirilmek 2262 .

üleştirim üleştirimli üleştirimli tüze üleştirme üleştirmek üleştirme sıfatı ülfet ülger ülke ülke coğrafyası ülkeler arası ülkeler coğrafyası Ülker (yıldız kümesi) ülkesel ülkesellik ülkü ülkücü ülkücülük.−ğü ülküdaş ülküleştirilme ülküleştirilmek ülküleştirme ülküleştirmek ülküsel ülser ültimatom 2263 .

−ği 2264 .ültimatomsu ültramodern ültrason ültrasonograf ültrasonografi ültraviyole ülûhiyet ülüş ümera ümit.−di ümit dünyası ümit etmek ümit kapısı ümitlendirme ümitlendirmek ümitleniş ümitlenme ümitlenmek ümitli ümitsiz ümitsizlik.−ği ümmet ümmetçe ümmetçi ümmetçilik.−ği ümmî ümmîlik.

−ği üniforma üniformalı ünik.−ği ünite üniversal.−ğü ün ündeş ündeşlik.−li üniversalizm üniversite üniversiteler arası üniversiteli ünlem ünleme ünlemek ünlem işareti ünlenme ünlenmek ünletme ünletmek ünlü ünlü atlaması ünlü benzeşmesi 2265 .ümran Ümraniye (ilçe) ümranlı ümük.

ünlü çarpışması ünlü çatışması ünlü daralması ünlü değişimi ünlü düşmesi ünlü düzleşmesi ünlü genişlemesi ünlü ikizleşmesi ünlü incelmesi ünlü kalınlaşması ünlü kaynaşması ünlü kısalması ünlüleşme ünlü olayları ünlü türemesi ünlü uyumu ünlü uzaması ünlü−ünsüz uyumu ünlü yuvarlaklaşması ünsiyet ünsüz ünsüz benzeşmesi ünsüz değişmesi ünsüz düşmesi ünsüz göçüşmesi ünsüz ikizleşmesi 2266 .

−ci üretici üretici alan üreticilik.−ği üretici olmayan alan üretilme üretilmek üretim üretim araçları üretim artığı 2267 .ünsüz tekleşmesi ünsüz türemesi ünsüz uyumu Ünye (ilçe) ürat ürbanizm Ürdün Ürdünlü üre ürem üreme üremek üreme organları üremi üremik.−ği üremsel üreteç.

−ği üretme üretmek üreyiş Ürgüp (ilçe) ürik asit.−di ürkek.−cü 2268 .üretim biçimi üretimci dönüşüm− cü dil bilgisi üretim evi üretim güçleri üretim ilişkileri üretim kooperatifi üretimlik.−ği ürkekçe ürkekleşme ürkekleşmek ürkeklik.−ği ürkek ürkek ürkme ürkmek ürkü ürkünç.−ği üretimsel üretiş üretken üretkenlik.

−ğu üroloji ürperiş ürperme ürpermek ürperti ürpertici ürpertili ürpertme ürpertmek ürtiker ürüme ürümek ürün ürünlü ürünsüz ürün yelpazesi ürüşme ürüşmek 2269 .ürküntü ürküntülü ürküsüz ürküş ürkütme ürkütmek ürkütücü ürokültür ürolog.

−ğu üst üstadane üst alize üstat.−ğı üst baş üst başlık.üryan üryanî üs.−bu üslûpçu üslûpçuluk.−ğu 2270 .−dı üstatlık.−ğu üslûplaştırma üslûplaştırmak üslûplu üslûpsuz üslûpsuzluk.−ğı üst bitken üstçavuş üstçavuşluk.−ssü üsera Üsküdar (ilçe) üsküf üsküre üslenme üslenmek üslûp.

−ği üstenme üstenmek üst eşik.üst çene üst denetçi üst deri üst deri altı üst diş üst dudak.−ği üstenci üstencilik.−ği üstel üsteleme üstelemek üstelenme üstelenmek üstelik.−ği üsteğmen üsteğmenlik.−di üst güverte üst insan üst kat üst küme 2271 .−ği üst geçiş üst geçit.−ğı üste üstecilik.

−ğü üst perdeden üst sınıf üst sınır üstsubay üstsüz üst tabaka üst tarafı üstübeç.−ğü üstünlük derecesi üstünlük duygusu üstünlük karmaşası üstünlük kompleksi üstünseme 2272 .−ci üstübeç macunu üstü kapalı üstün üstünde üstüne üstüne üstlük.−ğü üstünkörü üstünleşme üstünleşmek üstünlük.üstlenim üstlenme üstlenmek üstlük.

−ği üşenme üşenmek üşme üşmek üşniye üşüme üşümek üşüntü üşürme 2273 .−ği üşengen üşengenlik.−ci üşengeç.−ci üşengeçlik.−ğı üstüpü üstüpüleme üstüpülemek üst üste üstüvane üstüvanî üst yapı üst yetkinlik.üstünsemek üstün yapım üstün zekâ üstün zekâlı üstün zekâlılık.−ği üşenç.

üşürmek üşüşme üşüşmek üşütme üşütmek üşütücü üşütük.−ği ütopist ütopya ütopyacı ütü ütü altlığı ütü bezi ütücü ütücülük.−ğü ütüleme ütülemek ütülenme ütülenmek ütületme ütületmek ütülme ütülmek 2274 .−ğü ütme ütmek ütopi ütopik.

−i üvey ana üvey anne üvey baba üvey çocuk.−ğu üvey evlât.−ğlu üvez üye üye aidatı üyelik.−ği üvey kardeş üvey kız üveyme üveymek üvey oğul.ütülü ütü makinesi ütü masası ütüsüz ütü tahtası üvendire üvey.−dı üveyik.−ği üyelik aidatı üye olmak üye tam sayısı üzengi üzengi kayışı 2275 .

−ğü üzme üzmek üzre üzücü üzülme üzülmek üzüm 2276 .−ğü üzgüsüz üzlük.üzengi kemiği üzengileme üzengilemek üzengilenme üzengilenmek üzengisiz üzengi taşı üzenti üzere üzeri üzerinde üzerine üzerlik.−ği üzgü üzgülü üzgün üzgün balığı üzgünlük.

−ğü üzüm çekirdeği üzümgüneşi (kelebek) üzüm hoşafı üzüm kompostosu üzüm kurusu üzümlü Üzümlü (ilçe) üzümlü kek üzüm pekmezi üzüm salkımı üzüm sirkesi üzüm suyu üzümsü üzümsüz üzüm şekeri üzüm şırası üzüm turşusu üzüm üzüm üzünç.üzüm asması üzümcü üzümcülük.−cü üzünçlü üzüntü üzüntülü (*)V 2277 .

−bi vacip olmak vade vade bitimi vadeli vadeli döviz ticareti vadeli hesap.−bı vadesiz mevduat vade sonu vadetme vadetmek vadi vaftiz vaftizhane vagina vagon vagonet vagon restoran 2278 .−di vaaz vaaz etmek vabeste vacip.V vaat.−bı vadeli mevduat vadeli satış vadesiz vadesiz hesap.

−di vahiy.−du vahi vahim vahit.−ği vahşî orman vahşiyane vahvahlanma vahvahlanmak vahyolunma vahyolunmak vaiz vaizlik.−ği 2279 .−hyi vahşet vahşî vahşîce vahşî hayvan vahşîleşme vahşîleşmek vahşîlik.vagotoni vah vaha vahamet vahametli vahdaniyet vahdet vahdetivücut.

−i 2280 . mülk) vâkıf (bilen.−kfı (para. vakfeden) vakıf arazisi vakıf geliri vakıf malı vakıfname vâkıf olmak vakıf senedi vakıf toprağı vaki.−ği vakar vakarlı vakarsız vakayiname vaketa vakfe vakfetme vakfetmek Vakfıkebir (ilçe) Vakfıkebir yağı vakfiye vakıa vakıf.vak'a vak'anüvis vak'anüvislik.

vakit.−kti vakitçe vakitli vakitli vakitsiz vakitsiz vakit vakit vaklama vaklamak vaks vaktaki vaktikerahat vaktiyle vaktizamanında vakum vakumlama vakumlamak vakur vakvak (ördek) vak vak vakvaklama vakvaklamak vale valf vali valide valide sultan valilik.−ği 2281 .

valiz vallahi vallahi billâhi vallahi tallahi valör vals vamp vampir Van vana vanadyum vandal vandalizm vandallık.−ğu vapurdumanı (renk) var varagele varagele bombardımanı 2282 .−ğı vanilya Van kedisi vantilâtör vantrilok.−ğu vantuz vapur vapurculuk.

−ğı varaka varakçı varaklama varaklamak varaklanma varaklanmak varaklı varakpare varan varda vardabandıra vardacı vardakosta vardelâ vardırma vardırmak vardiya vardiyacı vareste var etmek vargel vargel tezgâhı vargı 2283 .varagele botu varagele halatı varagele kayığı varak.

−ğı varlık bilimci 2284 .−di varit olmak variyet variyetli var kuvvetiyle varlık.−ğı varış yeri varı yoğu varidat varidatçı varide varil varis (damar genişlemesi) vâris (mirasçı) varisli vârisli varissiz vârissiz varit.var gücüyle varılma varılmak varış varış çizgisi varışlı varışlılık.

−ğı varlık nedeni varlık sebebi varlıksız varma varmak var olmak varoluş varoluşçu varoluşçuluk.−ğı varta Varto (ilçe) varyant 2285 .varlık bilimi varlık birliği varlık kartı varlıklı varlıklılık.−ğu varoş varsağı varsayım varsayımlı varsayımsal varsıl varsıl erki varsıllaşma varsıllaşmak varsıllık.

−ğı vasıl vasıl olmak vasıta vasıta hâli 2286 .−ğı vasıfsız vasıfsız işçi vasıfsızlık.−ti vasektomi vasıf.varyasyon varyemez varyete varyeteci varyetecilik.−ği var yok varyos vasat vasatî vasatî irtifa vasatî sür'at.−sfı vasıflandırma vasıflandırmak vasıflanma vasıflanmak vasıflı vasıflı işçi vasıflılık.

−ği vasistas vasiyet vasiyet etmek vasiyetname vaşak. engin) vasilik.−ğı Vaşington portakalı vat vatan vatan borcu vatandaş vatandaşlık.−si (mirası yöneten) vâsi.−i (geniş.−ğı vasıtalı vergi vasıtasıyla vasıtasız vasıtasızlık.vasıta hâli eki vasıtalı vasıtalık.−ğı vatan haini vatan hainliği vatanî vatanî görev 2287 .−ğı vasıtasız vergi vasi.

−ği vatansever vatanseverlik.−ti vatvat vaveylâ vay vaybabamcı (yankesici) vaybabamcılık.−ğı vatka vatlık.−ğı vazedilme vazedilmek vazelin vazelinleme vazelinlemek 2288 .−ğı vatman vatoz vat saat.vatanî vazife vatanlaştırma vatanlaştırmak vatanperver vatanperverlik.−ğı vayvaycı vayvaycılık.−ği vatansız vatansızlık.

−mli vazııkanun vazıyet (el koyma) vazife vazife aşkı vazife etmek vazife kurbanı vazifelendirilme vazifelendirilmek vazifelendirme vazifelendirmek vazifeli vazife şehidi vazifeşinas vaziyet vazo vazolunma 2289 .vazetme vazetmek vazgeçilme vazgeçilmek vazgeçirme vazgeçirmek vazgeçme vazgeçmek vazı.−z'ı vazıh vaz'ıhamil.

vazolunmak ve veba vebal.−ı vecibe vecih.−çhi vecit.−cdi veciz vecize veçhe veçhişebeh veda.−ğı vefalı vefasız 2290 .−li vebalı ve başkaları ve benzerleri veca.−ı veda etmek vedalaşma vedalaşmak ve devamı vedia ve diğerleri vefa vefakâr vefakârlık.

−ği vejetasyon vekâlet vekâleten vekâleten atama vekâleten atanma vekâlet etmek vekâletname vekâlet ücreti vekil vekilharç.−hmi vehimli vehleten vehmetme vehmetmek vejetalin vejetalizm vejetarizm vejetaryen vejetaryenlik.−ğı vekillik.vefasızlık.−cı vekilharçlık.−ğı vefat vefat etmek vefat ilmühaberi vefiyat vehim.−ği 2291 .

−ği velinimet veliyullah velûr velût.−du velvele velveleci vena Venezuelâ Venezuelâlı 2292 .−ğı velilik.−dı veliahtlık.−di velev velfecri velhâsıl velhâsılıkelâm veli veliaht.vekillik etmek vekil vükelâ vektör velâdet velâyet velâyetname veledizina velense velespit.−di velet.

−ği verev verevine vergi vergi bağışıklığı vergi beyannamesi vergici vergicilik.−ği 2293 .−ği verecekli verem veremli verem olmak verese veresiye veresiyeci veresiyecilik.Venüs venüsçarığı (bitki) veranda veraset veraset ilâmı veraset ve intikal vergisi verdi verdirme verdirmek vere verecek.

vergi dairesi vergi dilimi vergi iadesi vergi kaçağı vergi kaçakçılığı vergi kaçakçısı Vergi Kanunu vergileme vergilemek vergilendirilme vergilendirilmek vergilendirme vergilendirmek vergili vergi matrahı vergi muafiyeti vergi mükellefi vergi rekortmeni vergisiz vergi yükümlüsü veri veri bankası verici veri dosyası veri işlem verile verile emri 2294 .

veriliş verilme verilmek verim verimkâr verimli verimlilik.−ği vernikleme verniklemek verniklenme verniklenmek 2295 .−di veri tabanı veri toplama verkaç verme vermek vermut vernik.−ği verimsiz verimsizleşme verimsizleşmek verimsizlik.−ği veri ortamı veriş veriştirme veriştirmek verit.

−smi vesikasız vesile vesselâm vestiyer vestiyerci veston vesvese vesveseli 2296 .−ğı vesikalık fotoğraf vesikalık resim.−ğı vesika fotoğrafı vesikalı vesikalık.verniye veronika versiyon veryansın veryansın etmek vesaik.−kı vesaire vesait vesaitinakliye vesayet vesika vesikacı vesikacılık.

−zni vezinli vezinsiz vezir veziriazam Vezirköprü (ilçe) vezirlik.−ği veznedar veznedarlık.veteriner veteriner hekimliği veterinerlik.−ğı vıcıklama vıcıklamak 2297 .−ği vezirparmağı (tatlı) vezir vüzera vezne vezneci veznecilik.−ği vetire veto veto etmek veto hakkı veya veyahut vezaret vezikül vezin.

vıcıklık.−ğı vıcık vıcık vıcık vıcıklık.−ğı vıcırdama vıcırdamak vıcırdaşma vıcırdaşmak vıcır vıcır vıdı vıdı vıdı vıdı etmek vık vık vınıltı vınlama vınlamak vırıldama vırıldamak vırıldanma vırıldanmak vırıltı vırlama vırlamak vırt zırt vır vır vırvırcı vır vır etmek vız vızıldama 2298 .

vızıldamak vızıldanma vızıldanmak vızıltı vızır vızır vızlama vızlamak vız vız vızvız böceği vibrasyon vibratör vibriyon vicahen vicahî vicdan vicdanen vicdanî vicdanlı vicdansız vicdansızca vicdansızlık.−ğı vida vidala vidalama vidalamak vidalanma vidalanmak 2299 .

−ğu videokaset videoteyp.vidalı vidanjör vidasız video videobant.−ci vinter vinyet vira 2300 .−bi vido vidolu vidosuz Vietnam Vietnamlı viglâ vikaye vikaye etmek vikont vikontes vilâdî vilâyet vilâyet binası villâ vinç.−dı videocu videoculuk.

viraj virajlı virajsız viran virane viranelik.−ği viranlaşma viranlaşmak viranlık.−ğı viran olmak Viranşehir (ilçe) virdizeban virdizeban etmek vire virgül virman virolog.−ğu viroloji virt.−li visamiral.−di virtüoz virtüozluk.−li viski viski bardağı viskonsül 2301 .−ğu virüs visal.

−tri vitray vitrin vitrincilik.−ği vişne reçeli vişne suyu vişne şurubu vitamin vitaminli vitaminsiz vitaminsizlik.viskoz viskozite viskozite değeri vişnap.−bı vişne vişneçürüğü (renk) vişne hoşafı vişneli ekmek.−ği vitellüs vites vites dişlisi vites kolu vites kutusu vitesli vitir.−ği vitrinleme vitrinlemek 2302 .

viya viyadük.−ğü viyak viyaklama viyaklamak viyak viyak viyola viyolacı viyolonist viyolonsel viyolonselci viyolonselist vize Vize (ilçe) vize sınavı vizite viziyer vizon vizon kürk vizyon vizyon sahibi vodvil vokabüler vokal.−li vokalist vokal müzik.−ği vokal uyumu 2303 .

−ğı vuku.volân vole voleybol voleybolcu volfram voli voli ağı voli yeri volkan volkanik.−ği volontarizm volt volta voltaj voltametre voltamper voltmetre volüm vombat vonoz votka voyvo voyvoda voyvodalık.−u vukuat vukuf 2304 .

−cı vurdulu kırdılı vurdumduymaz vurdumduymazlık.−ğu vulva vuraç.−ğu vurgusuz vurgusuz hece vurgu uzunluğu vurma vurma çalgılar vurmak vurmalı çalgı 2305 .−ğu vurgunluk.vukuflu vukufsuz vukufsuzluk. −ğı vurdurma vurdurmak vurgu vurgulama vurgulamak vurgulu vurgulu hece vurgun vurguncu vurgunculuk.

−du vücutça 2306 .vurma sazlar vurtut vuru vurucu vurucu güç.−lü vuzuh vuzuhsuz vuzuhsuzluk.−ğu vuruk bilimi vurulma vurulmak vuruluş vurunma vurunmak vuruntu vuruş vuruşkan vuruşkanlık.−ğu vücut.−cü vurucu tim vuruk.−ğı vuruş kırış vuruşma vuruşmak vuslat vusul.

−du vüs'at.−ti vüzera (*)W W walkman western (*)Y Y ya yaba yabalama yabalamak yaban yaban arısı yaban arısıgiller yaban armudu yaban asması yabancı yabancı dil yabancı çıta yabancıl 2307 .vücut ısısı vücutlu vükelâ vülgarize vürut.

yabancılama yabancılamak yabancılaşma yabancılaşmak yabancılaştırma yabancılaştırmak yabancılık.−ğı yabancı para yabancı saha yaban defnesi yaban domuzu yaban enginarı yaban eriği yaban eşeği yaban fesleğeni yaban gülü yaban havucu yabanıl yabanıllaşma yabanıllaşmak yabanıllık.−ğı yabancıllık.−ğı yabanî yabanî akdiken yabanîce yabanî elma yabanî enginar 2308 .

−ğı yaban maydanozu yaban mersini yaban nanesi yaban ördeği yaban pancarı 2309 .−ği yabanî marul yabanî menekşe yabanî mercanköşk yaban inciri yabanî turp yaban kazı yaban keçisi yaban kedisi yaban kekliği yaban keteni yaban koyunu yabanlık.yabanî gül yabanî hayvanlar yabanî ıspanak.−ğı yabanî kimyon yabanî kimyongiller yabanî kiraz yabanî lâhana yabanîleşme yabanîleşmek yabanîlik.

−ğı yaban turpu yaban yasemini yabgu yad (yabancı) yâd (anma) ya da yad el yad eller yad erklik.−ği yâd etmek yad gerekirci yad gerekircilik.yaban pazısı yabansı yabansılık.−ğı yabansıma yabansımak yaban sümbülü yaban tavşanı yaban tavuğu yaban teresi yabantırak.−ği yadımlama yadımlamak yadın kurun yadırgama 2310 .−ği yad estetik.

−ğı yağcılık etmek yağ çubuğu yağdanlık.yadırgamak yadırganma yadırganmak yadırgatıcı yadırgatma yadırgatmak yadigâr yadsıma yadsımak yadsınma yadsınmak yafa yafta yaftalama yaftalamak yaftalanma yaftalanmak yağ yağar yağ bal yağ bezi yağ bezleri yağcı yağcılık.−ğı 2311 .

yağdırılma yağdırılmak yağdırma yağdırmak yağ doku yağ göstergesi yağ gülü yağhane yağ hücresi yağı yağılaşma yağılaşmak yağılık.−ğı yağız yağız doru 2312 .−ğı yağıltı yağımsı yağır yağış yağış düzeni yağış göstergesi yağış haritası yağışlı yağışölçer yağış rejimi yağışsız yağışsızlık.

−ğı yağlı kâğıt.−cı yağlı ip yağlık.−dı yağlı kapı yağlı kara 2313 .yağ kesesi yağ kutusu yağ küpü yağlama yağlamak yağlama yağı yağlama yıkama yağ lâmbası yağlanma yağlanmak yağlatma yağlatmak yağlayıcı yağlı yağlı ballı yağlı bitki yağlı boya yağlı boyacı Yağlıdere (ilçe) yağlı güreş yağlı güreşçi yağlı harç.

yağlıkçı yağlı kömür yağlı kuyruk.−ğı yağma yağmacı yağmacılık.−ğı yağlı müşteri yağlı toprak.−ğu yağlılık.−ğı yağma etmek yağmak yağmalama yağmalamak yağmalanma yağmalanmak yağ mantısı yağ marulu yağmur yağmur bombası yağmur borusu yağmur bulutu yağmurca yağmurcun yağmur duası yağmur kapanı yağmur kuşağı yağmur kuşu 2314 .

−ği yahu Yahudi Yahudi Almancası 2315 .−ğu yağmur mevsimi yağmur ormanları yağmurölçer yağmur suyu yağmursuz yağölçer yağrın yağsız yağsızlık.−ğı yağ şalgamı yağ taşı yağ tulumu yağ yakıt yahey yahni yahşi Yahşihan (ilçe) yahşilik.yağmur kuşugiller yağmurlama yağmurlamak yağmurlayıcı yağmurlu yağmurluk.

Yahudi Arapçası Yahudi baklası Yahudice Yahudi ebegümeci Yahudilik.−ğı yakalı kamçılılar yakalıklı 2316 .−ği Yahudi pazarlığı Yahudi takvimi Yahudi tapınağı yahut Yahyalı (ilçe) yak yaka yakacak.−ğı Yakacık yaka kartı Yakakent (ilçe) yakalama yakalamak yakalanış yakalanma yakalanmak yakalatma yakalatmak yakalı yakalık.

−ğı yakın benzeşme yakın benzeşmezlik.−ğı yakılma yakılmak yakım yakımcı yakın yakın akraba yakın anlamlı yakın anlamlılık.−ği 2317 .−ği yakasız mintan yakı yakı ağacı yakıcı yakıcılık.yakalıksız yakamoz yakamozlanma yakamozlanmak yakarca yakarı yakarış yakarma yakarmak yakasız yakasız gömlek.

−ğı yakınsaklık.−ği yakınsama yakınsamak yakın sesli 2318 .Yakın Çağ yakında yakından Yakın Doğu yakın dost yakın göçüşme yakınış yakın koruma yakınlarda yakınlaşma yakınlaşmak yakınlaştırma yakınlaştırmak yakınlık.−ğı yakınlık derecesi yakınlık durumu yakınlıkduyar yakınlık eylemi yakınlık fiili yakınma yakınmak yakınsak.−ğı yakınsak mercek.

−ğı yaklaşık bilgi yaklaşık değer yaklaşılma yaklaşılmak 2319 .−ğı yakışıklı yakışıklılık.−ğı yakışıksız yakışıksızlık.Yakın Şark yakın takip.−ğı yakışma yakışmak yakıştırma yakıştırmaca yakıştırmak yakıt yakıtçı yakıt deposu yakıt göstergesi yakıt parası yakin yakinen yaklaşık.−bi yakıntı yakı otu yakış yakışık.

−smi yaktırma yaktırmak yakut Yakut Yakutça yal yalabık.−cı yakmak yakmalık.yaklaşım yaklaşma yaklaşma eylemi yaklaşma fiili yaklaşmak yaklaştırma yaklaştırmak yakma yakmaç.−ğı yakma resim.−ğı yalabıma yalabımak yalak.−ğı yalaka yalaka olmak yalama yalamak yalama olmak 2320 .

−ğı yalancı taş yalandan yalan dolan yalan dünya yalan haber 2321 .−ğu yalan yalana yalana yalancı yalancı akasya yalancı ayak.−di yalancı şöhret yalancı tanık.yalama uçuş yalama yazı yalamuk.−ğı yalancı meyve yalancı öd ağacı yalancı pehlivan yalancı safran yalancı şahit.−ğı yalancı biber yalancı cep.−bi yalancı dolma yalancı dünya yalancı inci yalancıktan yalancılık.

yalanış yalanlama yalanlamak yalanlanma yalanlanmak yalanma yalanmak yalan makinesi yalansız yalan yanlış yalap şalap yalapşap yalap yalap yalatma yalatmak yalayıcı yalayış yalaz yalaza yalazlama yalazlamak yalazlanma yalazlanmak yalçın yalçınlaşma yalçınlaşmak yaldırak.−ğı 2322 .

yaldız yaldızcı yaldızcılık.−ğı yalın cümle 2323 .−ğı yaldızlama yaldızlamak yaldızlanma yaldızlanmak yaldızlatma yaldızlatmak yaldızlı yaldızlı hap yalelli yalgın yalı yalı ağası yalı boyu yalı bülbülü yalıçapkını (kuş) yalıçapkınıgiller Yalıhüyük (ilçe) yalım yalım yalım yalın yalın ad yalın ayak.−ğı yalıncak.

−li yalın isim.−smi yalın kat yalın kelime yalın kılıç yalınlaşma yalınlaşmak yalınlık.−ğı yalın sıfat yalın tümce yalın üslûp.yalınç.−ğı yalıtma 2324 .−cı yalıngöz (kertenkele) yalın göz yalın hâl.−bu yalın yapıldak.−ğı yalın zaman yalın zarf yalıtıcı yalıtılma yalıtılmak yalıtım yalıtkan yalıtkanlık.−cı yalın durum yalıngaç.

−ğı Yalova Yalova misketi (üzüm) yalpa yalpak.−ğı yalnızlaşma yalnızlaşmak yalnızlık.yalıtmak yalı uşağı yalı yar yalız yallah yalman yalnız yalnız başına yalnızca yalnızcı yalnızcılık.−ğı yalpalama yalpalamak yalpalanma yalpalanmak yalpalatma yalpalatmak yalpı 2325 .−ğı yalpaklık.

−ğı yaltaklık etmek yalvaç.−ğı yaltaklanış yaltaklanma yaltaklanmak yaltaklık.−cı Yalvaç (ilçe) yalvaçlık.−cı yamaç paraşütü yama işi 2326 .−ğı yaltakçı yaltakçılık.yalpık.−ğı yalvarılma yalvarılmak yalvarış yalvarış yakarış yalvarma yalvarmak yalvartma yalvartmak yama yamacı yamacılık.−ğı yamaç.−ğı yalpılı yaltak.

−ğı yamaklık.yamak.−ği yampiri yampiri 2327 .−ğı yamaklık etmek yamalama yamalamak yamalanış yamalanma yamalanmak yamala yamala yamalı yamalı bohça yamalık.−ğı yamalma yamalmak yamama yamamak yaman yamanma yamanmak yamatma yamatmak yamçı yamçılı yamçısız yampiri yampirilik.

−ğı yamyassı yamyaş yan yanak.yamrulma yamrulmak yamru yumru yamuk.−ğu yamulma yamulmak yamyam yamyamlık.−ğı yanaklı yanak yanağa yanal yanal yüzey yanarca yanardağ yanardağ ağzı yanardağ bilimci yanardağ bilimi yanardağ bölgesi yanardağ patlaması yanardağ püskürmesi yanardöner 2328 .−ğu yamukluk.

−ğı yanaşık düzen yanaşıklık.−ğı yandırma yandırmak 2329 .yanaşık.−ğı yanaşık nizam yanaşılma yanaşılmak yanaşlık.−ğı yanaşma yanaşmak yanaştırma yanaştırmak yan atışı yanay yana yakıla yana yana yanay doğrusu yanay düzlemi yan bakış yancı yan cümle yan çizgisi yandan çarklı yandaş yandaşlık.−ğı yandık.

−ğı yanık rüzgâr 2330 .−ğı yanıkara (hastalık) yanıklık.yan etki yangı yangılanma yangılanmak yangılı yangın yangın bombası yangıncı yangın çıkışı yangın hortumu yangın kulesi yangınlaşma yangınlaşmak yangın merdiveni yangın musluğu yangın sigortası yangın söndürücü yangın tulumbası yangın yeri yangısız yan hakem yanıcı yanıcı gaz yanık.

−cı yanıltma haber yanıltmak yanında yanı sıra yanış yanışölçer yanıt yanıtlama yanıtlamak yanıtlandırılma yanıtlandırılmak yanıtlandırma 2331 .yanık ses yanık sesli yanıksı yanılgı yanılış yanılma yanılmaca yanılmak yanılsama yanıltı yanıltıcı yanıltma yanıltmaca yanıltmacı yanıltmaç.

yanıtlandırmak yanıtlanma yanıtlanmak yanıtlı yanıtsız yani yan kabağı yan kâğıdı yankesici yankesicilik.−ğı yanlılık.−ği yankı yankı bilimi yankıca yankılama yankılamak yankılanım yankılanma yankılanmak yankılı yankısız yankı yapmak yanlama yanlamak yanlamasına yanlı yanlık.−ğı 2332 .

−i yansı yansıca yansılama yansılamak yansılanım yansılanım aygıtı yansılanım cihazı yansılanım çizelgesi yansılanma yansılanmak yansıma yansımak yansımalı yansımasız yansıtaç.−cı yansıta yansıta yansıtıcı yansıtılma yansıtılmak 2333 .yanlış yanlışlık.−ğı yanlışlıkla yanlış yunluş yanma yanmak yan ödeme yan sanayi.

−ğı yanşaklık.yansıtım yansıtma yansıtmak yansız yansızlaştırılmış yansızlaştırma yansızlaştırmak yansızlık.−ğı yanşama yanşamak yan tesir yantutmaz yantutmazlık.−ğı yanşak.−ğı yan tümce yan ürün yan yan yan yana yan yargıcı yan yüzergiller yapadurma yapadurmak yapağı yapağıcı yapak.−ğı yapakçı 2334 .

yapak yağı yapalak.−ğı Yaparlu yapay yapayalnız yapay böbrek.−ğı yapay solunum yapboz (puzzle) yapı yapı bilgisi yapı bilimi yapı bilimsel yapıcı yapıcılık.−ği yapay kalp.−ğı yapı elemanı yapık.−bi yapaylaşma yapaylaşmak yapaylaştırma yapaylaştırmak yapaylık.−ği yapay dil yapay dölleme yapay döllenme yapay ipek.−ğı yapı kooperatifi 2335 .

−ğı yapıntılı yapısal yapısalcı yapısalcılık.−ğı yapım eki yapım evi yapıncak.yapılabilirlik.−ği yapılanma yapılanmak yapılaşma yapılaşmak yapılı yapılıkçı dil bilimi yapılış yapılma yapılmak yapım yapı malzemesi yapımcı yapımcılık.−ğı yapısal dil bilimi yapısallaşma 2336 .−ğı yapınma yapınmak yapıntı yapıntıcılık.

yapısallaşmak yapısallık.−ğı yapışık çeneliler yapışıklık.−ğı yapışkan yapışkanlık.−ğı yapışkan otu yapışma yapışmak yapıştırıcı yapıştırılma yapıştırılmak yapıştırma yapıştırmak yapış yapış yapıt yapı taşı yapma yapmacık.−ğı yapış yapışıcı yapışıcı sap yapışık.−ğı yapmacık görünümü yapmacık gülüş yapmacıklı 2337 .

yapmacıksız yapma çiçek.−ğı yaprak arıları yaprak arısı yaprak aşısı yaprak ayası yaprak biti yaprak bitleri yaprak böceği yaprak çay yaprakçık.−ğı yaprakçıl yaprak dolması yaprak dökümü yaprak döner yaprak kını yaprak kurbağası yaprak kurdu yaprakkurusu (renk) 2338 .−ği yapmak yapma uydu yapracık.−ği yapma dil yapma gübre yapma ipek.−ğı yaprak.

−ri (sevgili) 2339 .−ğı yaptırılma yaptırılmak yaptırım yaptırma yaptırmak yaptırtma yaptırtmak yapyakın yapyalnız yar (uçurum) yâr.yapraklanma yapraklanmak yapraklı Yapraklı (ilçe) yapraklı kara yosunları yaprak makinesi yaprak sarması yapraksı yapraksız yaprak sigarası yaprak taş yaprak tütün yaprak yaprak yapsatçı yapsatçılık.

−ğı yaramazlık etmek yaramaz olmak yâran yaranış 2340 .−ğı yaradılış yaradılışlı yaradılıştan yara izi yarak.yara yarabbi yara bere Yaradan Yaradancılık.−ğı yaralama yaralamak yaralanış yaralanma yaralanmak yaralı yarama yaramak yaramaz yaramazca yaramazlaşma yaramazlaşmak yaramazlık.

−ğı yararlı olmak yararsız yararsızlık.yaranma yaranmak yara otu yarar yararcı yararcılık.−ğı yaraşıklı yaraşıksız yaraşır yaraşma yaraşmak yaraştırma yaraştırmak yaratı 2341 .−ğı yarasa yarasalar yaraş yaraşık.−ğı yararlanılma yararlanılmak yararlanma yararlanmak yararlı yararlık.

−ğı yaratık.yaratıcı yaratıcılık.−ğı yarda yardak.−ğı yaratılış yaratılma yaratılmak yaratım yaratımcı yaratış yaratma yaratmak yarayışlı yarbay yarbaylık.−ğı yardakçılık etmek yardım yardımcı yardımcı ders yardımcı doçent yardımcı eylem yardımcı fiil yardımcı hakem yardımcı hücre 2342 .−ğı yardakçı yardakçılık.

−cı yargı çevresi yargıçlık.−bı yardımcılık.−ğı yargı denetimi 2343 .−ği yardırma yardırmak yâren yârenbaşı yârence yârenlik.−ğı yardımcı olmak yardımcı oyuncu yardımcı yargıcı yardım etmek yardımlaşma yardımlaşmak yardım sandığı yardımsever yardımseverlik.−ği yârenlik etmek yargı yargı alanı yargıcı yargıcılar kurulu yargıcılık.yardımcı kitap.−ğı yargıç.

−ğı yarı bel yarı belgesel yarı buçuk.−ğı yarı başkalaşma yarı başkanlık.−ğu yarıcı 2344 .yargı erki yargı evi yargı gücü yargılama yargılama giderleri yargılamak yargılama usulü yargılanış yargılanma yargılanmak yargı organları yargısal yargı usulü yargı yeri yargı yetkisi yargı yolu yarı yarı açık ceza evi yarı ağır sıklet yarı alan yarı asalak.

−ğı yarıklık.yarıcılık.−ği yarı gölge yarı iletken yarık.−ğı yarı kurak.−ğı yarı kübik.−ğı yarı karanlık.−ği yarı küre yarılama yarılamak yarılanma yarılanmak yarılma yarılmak yarım yarımada yarım adam yarım ağız 2345 .−li yarı finalist yarı gece yarı geçirgen yarı geçirgenlik.−ğı yarıçap yarı final.−ği yarı göçebe yarı göçebelik.

yarım akıllı yarı mamul.−ğı yarım baş ağrısı yarım boy yarımca Yarımca yarım daire yarım daire kanalları yarım doğru yarım gün yarım kafiye yarım kanatlılar yarım kubbe yarım küre yarımlama yarımlamak yarımlık.−lü yarım asalak.−ğı yarım mesai yarım pabuçlu yarım pansiyon yarım porsiyon yarım seren yarımşar 2346 .−ğı yarım ay yarım ayak.

−ği yarı sanayileşme yarı saydam yarı saydamlık.−ğı yarı son yarı sonuç.yarım tarife yarım uyak.−ğı yarışma yarışmacı yarışmak 2347 .−ğı yarın yarınki yarıntı yarı orta sıklet yarı otomatik.−ğı yarım vokal.−li yarım yamalak.−ğı yarış etmek yarışım yarışımcı yarış kayığı yarışlık.−cu yarış yarış arabası yarış atı yarışçı yarışçılık.

−ğı yarma saldırısı yarma şeftali yarma taarruzu yâr olmak yarpuz 2348 .yarış otomobili yarış tabancası yarıştırma yarıştırmak yarı ünlü yarı yarıya yarıyıl yarka yarkurul yarlıgama yarlıgamak yarlık.−ğı yarma yarma aşı yarma buğday yarma çorbası yarmak yarma kereste yarma kütüğü yarmalama yarmalamak yarmalık.

yârüağyar yas yasa yasa dışı yasak.−bı yasaklama yasaklamak yasaklanış yasaklanma yasaklanmak yasaklayıcı yasaklı yasak meyve yasak olmak yasa koyucu yasal yasalaşma yasalaşmak yasalaştırılma yasalaştırılmak yasalaştırma yasalaştırmak 2349 .−ğı yasak aşk yasak bölge yasakçı yasak etmek yasak kitap.

yasalı yasallaşma yasallaşmak yasama yasama dokunulmazlığı yasama dönemi yasama gücü yasama hakkı yasamak yasama kurulu yasama kuvveti yasamalı yasama meclisi yasama organı yasama yetkisi yasama yılı yasa önerisi yasasız yasasızlık.−ğı yasa sözcüsü yasa tasarısı yasa teklifi yasemin Yasin yaslama yaslamak 2350 .

yaslanma yaslanmak yaslı yasma yasmak yasmık.−cı yastama 2351 .−ğı yassılma yassılmak yassıltma yassıltmak yassı solucanlar yassı solungaçlılar yastağaç.−ğı yassı yassı balıklar yassıca yassı kadayıf yassılama yassılamak yassılanma yassılanmak yassılaşma yassılaşmak yassılaştırma yassılaştırmak yassılık.

yastamak yastık.−ğı yastık kılıfı yastıklama yastıklı yastık takoz yaş yaşa yaşam yaşama yaşamaca yaşama çabası yaşama gücü yaşamak yaşama sevinci yaşama uğraşısı yaşam biçimi yaşam düzeyi yaşam felsefesi yaşam güvencesi yaşam koşulları yaşam öyküsü yaşamsal yaşam sigortası yaşam standardı yaşanası 2352 .−ğı yastık bıyık.

−ğı yaşarma yaşarmak yaşartıcı yaşartma yaşartmak yaşasın yaşatıcı yaşatkan yaşatkan sinir sistemi yaşatma yaşatmak yaşayış yaş baş yaş çayır yaş dönümü yaş günü yaş haddi yaşın yaşın yaşıt 2353 .yaşanılma yaşanılmak yaşanma yaşanmak yaşanmışlık.−ğı yaşantı yaşarlık.

−ğı yaşlılık bilimi yaşlılık sigortası yaşmak.yaşıtlık.−ğı yaş kesim yaşlanma yaşlanmak yaşlı yaşlı başlı yaşlıca yaşlıca başlıca yaşlık.−ğı yaşmaklama yaşmaklamak yaşmaklanma yaşmaklanmak yaşmaklı yaşmaksız yaş pasta yaş sebze yaş sınırı yaş üzüm yat yatağan Yatağan (ilçe) 2354 .−ğı yaşlılar yurdu yaşlılık.

−ğu yatay yatay geçiş yatay seren yat borusu yatçı yatçılık.yatak.−ğı yatı yatık.−ğı yataklık etmek yatak liman yatak limonu yatak mobilya yatak odası yatak örtüsü yatak takımı yatak yapmak yatalak.−ğı yatalak olmak yatar koltuk.−ğı yatak çarşafı yatakçı yatakhane yataklı yataklı vagon yataklık.−ğı yatık çit 2355 .

−ğı yat kulübü 2356 .yatık doğru yatık yazı yatılı yatılma yatılmak yatım yatır yatırılma yatırılmak yatırım yatırım bankası yatırımcı yatırım yapmak yatırma yatırmak yatısız yatış yatışma yatışmak yatıştırıcı yatıştırma yatıştırmak yatkın yatkınlaşma yatkınlaşmak yatkınlık.

−ğu yavan yavanlaşma yavanlaşmak yavanlaştırma yavanlaştırmak yavanlık.−ğı yavaş yavaşa yavaşça yavaşça yavaşça yavaşçacık yavaşlama yavaşlamak yavaşlatılma yavaşlatılmak yavaşlatılmış yavaşlatılmış hareket yavaşlatma 2357 .−ğı yatsı yatsı ezanı yatsı namazı yatuğan yatuk.yatma yatmak yatmalık.

−ğı yavşan yavşan otu yavuklama yavuklamak yavuklanma yavuklanmak yavuklu yavuz yavuzca 2358 .−ği yavru yavruağzı (renk) yavrucağız yavrucak.yavaşlatmak yavaşlık.−ğı yavaş tütün yavaş yavaş yave yaver yaverlik.−du yavrulama yavrulamak yavsı yavşak.−ğı yavrucuk.−ğu yavru kapı yavrukurt.

−ğı yayan yayan yapıldak yaya yolu yay ayraç.−ğı yaygı yaygı balığı yaygın 2359 .−ğu yay Yay (burç) yaya yaya çivisi yaya geçidi yaya kaldırımı yaya köprüsü yayalık.Yavuzeli'ni (ilçe) yavuzlanma yavuzlanmak yavuzlaşma yavuzlaşmak yavuzluk.−cı yayçizer yaydırma yaydırmak yaygara yaygaracı yaygaracılık.

−ğı yayımlama yayımlamak 2360 .yaygın eğitim yaygınlaşma yaygınlaşmak yaygınlaştırma yaygınlaştırmak yaygınlık.−ğı yaygın öğretim yaygın yanlış yayık.−ğı yayılış yayılma yayılmacı yayılmacılık.−ğı yayık ağızlı yayıklama yayıklamak yayık makinesi yayılı yayılımcı yayılımcılık.−ğı yayılma hızı yayılmak yayım yayımcı yayımcılık.

yayımlanma yayımlanmak yayımlatma yayımlatmak yayımlayan yayın yayın balığı yayın balığıgiller yayıncı yayındırıcı yayındırma yayın dışı yayın evi yayınık.−ğı yayla çayırı yayla çiçeği yayla çorbası 2361 .−ğı yayınım yayınispî yayınma yayıntı yayış yay kabzası yay kolu yayla yaylacı yaylacılık.

−ğı yayla kekiği yaylakıye yaylama yaylamak yaylandırma yaylandırmak yaylanma yaylanmak yayla salatası yayla yavşanı yaylı yaylı araba yaylı çalgılar yaylım yaylım ateş yaylım ateşi yaylı sazlar yaylı tambur yaylı terazi yayma yaymacı 2362 .Yayladağı'nı (ilçe) Yayladere (ilçe) yayla gülü yaylagüzeli (bitki) yayla havası yaylak.

yaymacılık.−ğı yazboz tahtası yazdırma yazdırmak yaz dönemi yaz dönencesi yazgı yazgıcı yazgıcılık.−ğı yaymak yayvan yayvanlaşma yayvanlaşmak yayvanlık.−ğı yazgısal yaz helvası yazı 2363 .−ğı yazar yazarçizer yazar hakkı yazar kasa yazarlık.−ğı yayvan yayvan yaz yazadurma yazadurmak yazanak.

−ğı yazı çevrimi yazı dili Yazıhan (ilçe) yazıhane yazı hayatı yazı işleri yazık.−ğı yazı kadrosu yazı kâğıdı yazık etmek yazık günah yazıklanma yazıklanmak yazık olmak yazıksız yazı kurulu yazıla yazılama yazılamak 2364 .yazı bilgisi yazı bilimci yazı bilimi yazı boyu yazıcı yazıcı cihazı yazıcı kadın yazıcılık.

yazılı yazılı basın yazılı bildirim yazılı emir.−mri yazılı hani yazılı hukuk yazılı imtihan yazılı kâğıdı yazılım yazılım dizgesi yazılım paketi yazılım sistemi yazılı sınav yazılış yazılı yoklama yazılma yazılmak yazım yazı makinesi yazı masası yazımcı yazımsı yazın yazın bilimci yazın bilimi yazıncı yazın dili 2365 .

−ğı yazma eser yazmak yazman 2366 .−ğı yazlıkçı yazlı kışlı yazma yazmacı yazmacılık.yazın eri yazınsal yazın tarihi Yazır yazış yazışma yazışmak yazıt yazı tahtası yazı takımı yazıt bilimci yazıt bilimi yazı tura yazı yaban yaz kış yazlama yazlamak yazları yazlık.

−ği yedekleme yedeklemek yedekleşme yedekleşmek yedekli yedeklik.−ği yedek akçe yedek besinler yedekçi yedek lâstik.−ğı yazma yitimi yaz ördeği yaz saati yaz sömestri yaz uykusu yaz yağmuru yedek.yazmanlık.−ğı yedek subay yedekte yedek teker yedi yedi altmış beş 2367 .−ği yedek oyuncu yedek parça yedek parçacı yedek parçacılık.

−ği yedi belâ yedi canlı yediden yetmişe yedi düvel yediemin yedigen Yedigir (yıldız kümesi) yedi göbek.yedi altmış beşlik.−ği yedilme yedilmek yedinci yedinci sanat yedirilme yedirilmek yedirme yedirmek Yedisu (ilçe) yedişer yediveren 2368 .−ği Yedikardeş (yıldız kümesi) yediler yedili yedilik.

yediz yedme yedmek yegâh yegân yegâne yegân yegân yeğ yeğen yeğin yeğinleşme yeğinleşmek yeğinlik.−ği yeğnilme yeğnilmek yeğniltme yeğniltmek yeğniseme yeğnisemek 2369 .−ği yeğni yeğnilemek yeğnilik.−ği yeğleme yeğlemek yeğlenme yeğlenmek yeğlik.

−e'si yek yekdiğeri yeke yekine yekine yekiniş yekinme yekinmek yekin yekin yeknesak yeknesaklık.−du yel yel değirmeni yeldirme yeldirmek yeldirmeli yeldirmesiz yele yeleç.−ği 2370 .−ğı yekpare yeksan yekta yekten yekûn yekvücut.−ci yelek.yeğrek.−ği yeis.

−ci yelin yelken yelken balığı yelken bezi yelkenci yelkencilik.−ği yelken gemisi yelken gönderi yelken iğnesi yelkenleme yelkenlemek yelkenli yelkenli gemi yelken yarışı yelkesen yelkıran 2371 .−du yeleme yelengeç.yeleken yelekleme yeleklemek yeleklenme yeleklenmek yelelenme yelelenmek yeleli yeleli kurt.

yelkovan yelkovangiller yelleme yellemek yellenme yellenmek yelli yellim yelâlim yellim yepelek yelloz yelme yelmek yelölçer yelpaze yelpazeleme yelpazelemek yelpazelenme yelpazelenmek yelpaze tonoz yelpik.−ği yelpirdeme yelpirdemek yelseme yelsemek yeltek.−ği yelteniş yeltenme 2372 .

yeltenmek yelve yelveren yelyazar yel yepelek yel yeperek yelyutan yem yem borusu yemci yeme yeme içme yemek,−ği yemekaltı yemek borusu yemek dolabı yemek duası yemekhane yemek hizmeti yemekli yemeklik,−ği yemek listesi yemekli vagon yemek masası yemek odası yemek salonu yemeksiz

2373

Yemen yemeni yemenici yemenicilik,−ği yemenili Yemenli yemin yemin billâh yemin etmek yemin kasem yeminli yeminsiz yemiş yemişçi yemişçil yemişen yemişlenme yemişlenmek yemişli yemişlik,−ği yemleme yemlemek yemlenme yemlenmek yemlik,−ği yemlik arpa yemlikli

2374

yemliksiz yem torbası yem verimi yemyeşil yen yenge yengeç,−ci Yengeç (burç) Yengeç dönencesi yengeçvari yengelik,−ği yengi yeni yeni ay yenibahar (bitki) yeni baştan yenice Yenice (ilçe) yenici Yeni Çağ Yeniçağa (ilçe) yeniçeri yeniçeri ağası yeniçerilik,−ği yeniçeri ocağı yeni dalga yeniden

2375

yeniden kurma yeniden tasarımlama yeniden yapılanma yeniden yeniye yenidünya (meyve) Yeni Dünya Yeni Dünya aslanı (puma) yeni Eflâtuncu yeni Eflâtunculuk, −ğu yeni eleştirici yeni eleştiricilik,−ği Yenifakılı (ilçe) yeni gerçekçi yeni gerçekçilik,−ği Yeni Gine Yeni Gineli yeni gümüş Yenihisar (ilçe) yeni izlenimci yeni izlenimcilik,−ği yenik,−ği yenileme yenilemek yenilenme yenilenmek

2376

yenilerde yenileşme yenileşmek yenileştirme yenileştirmek yeniletme yeniletmek yenilgi yenilik,−ği yenilikçi yenilikçilik,−ği yenilik korkusu yenilik yapmak yeniliş yenilme yenilmek yenilmezlik,−ği yeni maden Yenimahalle (ilçe) yenimsi Yenipazar (ilçe) yenirce yeni sene Yenişarbademli (ilçe) Yenişehir (ilçe) yenişme

2377

yenişmek yeni yazı yeni yeni yeni yetme yeni yetmelik,−ği yeni yıl Yeni Zelânda Yeni Zelândalı yenli yenme yenmek yensiz yepelek,−ği yepisyeni yepyeni yer yer adı yer adı bilimi yer alıştırmaları yeraltı (metro) yer altı yer altı çarşısı yer altı dünyası yer altı kaynakları yer altı merdiveni yer altı müziği yer altı sanatı

2378

yer altı sineması yer altı suları yer altı treni yer belirteci yerberi (gök bilimi) yer biçimleri yer bilimci yer bilimi yer bilimsel yer cücesi yer çamı yer çekimi yer çekirdeği yer çöküntüsü yerdegezen (yılan) yer değiştirme yerden bitme yerden selâm yerden temenna yerden yapma yer domuzu yer domuzugiller yere doğrulum yeregeçen yerel yerel kanal yerelleşme

2379

yerelleşmek yerelleştirme yerelleştirmek yer elması yerel radyo yerel saat,−ti yerel televizyon yerel yayın yerel yönetim yereşeği (böcek) yer etmek yerey yere yönelim yer fesleğeni yer fıstığı yer geçidi yergi yergici yergicilik,−ği yer hizmetleri yer hostesi yerici yerilme yerilmek yerinde yerindelik,−ği yerinden yönetim

2380

yerinde vuruş yerine yerinme yerinmek yer istasyonu yer kabuğu yer katı Yerköy (ilçe) yerküre yerleşik,−ği yerleşiklik,−ği yerleşilme yerleşilmek yerleşim yerleşim alanı yerleşim merkezi yerleşke yerleşme yerleşmek yerleştirilme yerleştirilmek yerleştirme yerleştirmek yerli yerli dolap,−bı yerlileşme yerlileşmek

2381

yerli malı yerli yerinde yerli yerine yerli yersiz yer mantarı yerme yermeci yermek yermeli yer merkezci yer merkezcilik,−ği yer merkezli yer meşesi yer minderi yer mumu yer odası yer ölçümü yer örümceği yeröte (gök bilimi) yer özekçil yer özekçilik,−ği yer palamudu yer pelidi yer pırasası yer sakızı yer sarmaşığı yer sarsıntısı

2382

yersel yer servisi yer sıçanı yersiz yersizlik,−ği yersiz yurtsuz yer sofrası yer şekilleri yer şekli yer solucanı yer üstü yer yağı yer yatağı yer yer yer yurt yer yuvarı yer yuvarlağı yeryüzü yer zarfı yestehleme yestehlemek yesyeni yeşerme yeşermek yeşerti yeşertme yeşertmek

2383

yeşil yeşilbağa yeşilbaş (ördek) yeşilbiber yeşilçekirge Yeşilhisar (ilçe) yeşil ışık,−ğı yeşilimsi yeşilimtırak,−ğı yeşilkertenkele yeşil kuşak,−ğı yeşillenme yeşillenmek yeşilli Yeşilli (ilçe) yeşillik,−ği Yeşilova (ilçe) yeşil oy yeşil saat yeşil saha yeşilsazan Yeşilyurt (ilçe) yeşil zeytin yeşim yetenek,−ği yetenekli yeteneklilik,−ği

2384

yeteneksiz yeteneksizlik,−ği yeter yeterince yeterli yeterli beslenme yeterlik,−ği yeterlik belgesi yeterlik eğitimi yeterlik fiili yeterlik önergesi yeterlik sınavı yeterlilik,−ği yeter sayı yetersiz yetersizlik,−ği yeti yetik,−ği yetim yetimhane yetimlik,−ği yetingen yetingenlik,−ği yetinme yetinmek yetirme yetirmek

2385

yetişek,−ği yetişilme yetişilmek yetişim yetişkin yetişkin eğitimi yetişkinlik,−ği yetişme yetişmek yetişmiş yetiştirici yetiştirilme yetiştirilmek yetiştirim yetiştirme yetiştirmek yetiştirme yurdu yetke yetkeli yetki yetki belgesi yetki devri yetki gaspı Yetki Kanunu yetkilendirme yetkilendirmek yetkili

2386

yetkili merci,−i yetkili yargıç,−cı yetkin yetkinleşme yetkinleşmek yetkinlik,−ği yetkisiz yetkisizlik,−ği yetme yetmek yetmiş yetmişer yetmiş iki buçuk,−ğu yetmişinci yetmişlik,−ği yevmî yevmiye yevmiyeci yevmiye defteri yevmiyeli yeygi Yezidî Yezidîlik,−ği yezit,−di yezitlik,−ği yığdırma yığdırmak

2387

Yığılca (ilçe) yığılı yığılışma yığılışmak yığılma yığılmak yığın yığınak,−ğı yığın bulut yığın kültürü yığınla yığıntı yığış yığışık,−ğı yığışım yığışma yığışmak yığma yığmak yıkama yıkamaç,−cı yıkamak yıkanış yıkanma yıkanmak yıkatma yıkatmak

2388

yıkayıcı yıkayış yıkı yıkıcı yıkıcılık,−ğı yıkık,−ğı yıkık dökük yıkıla yıkıla yıkılış yıkılma yıkılmak yıkım yıkımcı yıkım olmak yıkıntı yıkıntı olmak yıkış yıkışma yıkışmak yıkkın yıkkınlık,−ğı yıkma yıkmacı yıkmak yıktırılma yıktırılmak yıktırma

2389

yıktırmak yıl yılan yılan balığı yılan balığıgiller yılanbaşı (deniz kabuğu) yılancı yılancık,−ğı yılancıl yılan çıyan yılan çiçeği yılan derisi yılandili (bitki) yılan gömleği yılan hikâyesi yılaniğnesi (balık) yılan kavı yılankavi yılan kemiği yılan taşı yılanyastığı (bitki) yılanyastığıgiller yılaşırı (bienal) yılbaşı yıldan yıla yıldırak

2390

Yıldırak (yıldız) yıldırama yıldıramak yıldırılma yıldırılmak yıldırım Yıldırım (ilçe) yıldırım aşkı yıldırımkıran yıldırımlı yıldırımlık,−ğı yıldırım nikâhı yıldırımsavar yıldırım siperi yıldırım takla yıldırım telgraf yıldırma yıldırmak yıldır yıldır yıldız yıldız anasonu yıldız barışıklığı yıldız bilimci yıldız bilimcilik,−ği yıldız bilimi yıldız böceği yıldız çiçeği

2391

Yıldızeli'ni (ilçe) yıldız falcılığı yıldız falcısı yıldız günü yıldızı dişi yıldızı düşük,−ğü yıldız karayel yıldız kurdu yıldız kümesi yıldızlama yıldızlamak yıldızlar arası yıldızlaşma yıldızlaşmak yıldızlı yıldızlık,−ğı yıldız omurlular yıldız poyraz yıldız saati yıldız savaşı yıldızsı yıldızsız yıldız tabya yıldız taşı yıldız yağmuru yıldız yasemini yıldız yeli

2392

yıldız yılı yıldız zamanı yıl dönümü yılgı yılgın yılgınca yılgınlık,−ğı yılgın yılgın yıl halkası yılık,−ğı yılışık,−ğı yılışıkça yılışıklık,−ğı yılışık yılışık yılışkan yılışkanlık,−ğı yılışma yılışmak yılkı yılkıcı yılkılık,−ğı yıllama yıllamak yıllanma yıllanmak yıllarca yıllar yılı

2393

yıllatma yıllatmak yıllık,−ğı yıllıkçı yıllıklı yıllık ortalama yılma yılmak yılmaz yılmazlık,−ğı yıl sonu yıprak,−ğı yıpranma yıpranmak yıpranma payı yıpratıcı yıpratma yıpratmak yır yırık,−ğı yırlama yırlamak yırtıcı yırtıcı hayvan yırtıcı kuş yırtıcılar yırtıcılık,−ğı

2394

yırtık,−ğı yırtıkça yırtıklık,−ğı yırtık pırtık,−ğı yırtılış yırtılma yırtılmak yırtılmış yırtılmışlık,−ğı yırtım yırtımcı yırtımcılık,−ğı yırtınış yırtınma yırtınmak yırtış yırtlak,−ğı yırtma yırtmaç,−cı yırtmaçlı yırtmaçsız yırtmak yırttırma yırttırmak yısa yısa yısa Yıva

2395

yıvışık,−ğı yıvışıklık,−ğı yıvışma yıvışmak yıvış yıvış yiddiş yiğit,−di yiğitbaşı yiğitçe yiğitleme yiğitlendirme yiğitlendirmek yiğitlenme yiğitlenmek yiğitleşme yiğitleşmek yiğitlik,−ği yiğitlik etmek yilbik,−ği yine yineleme yinelemek yinelemeli yineleniş yinelenme yinelenmek yineletme

2396

yineletmek yineleyiş yirik,−ği yirmi yirmi beşlik,−ği 29 Ekim yirmilik,−ği yirminci yirmişer yirmişerlik,−ği 23 Nisan yirmi yaş dişi yitik,−ği yitiklik,−ği yitim yitirilme yitirilmek yitiriş yitirme yitirmek yitme yitmek yiv yivaçar yivleme yivlemek yivli

2397

yiyecek,−ği yiyici yiyicilik,−ği yiyim yiyimli yiyinti yiyintili yiyiş yo yobaz yobazca yobazlaşma yobazlaşmak yobazlık,−ğı yoga yogi yoğ yoğalma yoğalmak yoğaltıcı yoğaltılma yoğaltılmak yoğaltım yoğaltma yoğaltmak yoğrulma yoğrulmak

2398

yoğrum yoğun yoğun bakım yoğunlaç,−cı yoğunlaşma yoğunlaşmak yoğunlaştırılmış yoğunlaştırma yoğunlaştırmak yoğunluk,−ğu yoğunlukölçer yoğun teker yoğurma yoğurmak yoğurt,−du yoğurt çiçeği yoğurt çorbası yoğurtçu yoğurtçuluk,−ğu yoğurthane yoğurtlama yoğurtlamak yoğurtlu yoğurtlu kebap,−bı yoğurtma yoğurtmak yoğurt otu

2399

yoğurt tatlısı yoğurum yok,−ğu,−ku yokçu yokçuluk,−ğu yok etmek yoklama yoklamacı yoklamak yoklama yapmak yoklanma yoklanmak yoklatma yoklatmak yokluk,−ğu yokluk eki yok olmak yok pahasına yoksa yoksul yoksullaşma yoksullaşmak yoksullaştırma yoksullaştırmak yoksulluk,−ğu yoksulluk belgesi yoksun

2400

yoksun etmek yoksunlu yoksunluk,−ğu yoksunma yoksunmak yoksun olmak yoksuz yoksuzluk,−ğu yokumsama yokumsamak yokuş yokuş aşağı yokuşçu yokuş yukarı yok yere yok yoksul yol yol ağzı yolak,−ğı yol ayrımı yol azığı yol bel yol boyu yolcu yolcu etmek yolcu gemisi yolculuk,−ğu

2401

yolculuk etmek yolcu salonu yoldaş yoldaşlık,−ğı yoldurma yoldurmak yol erkân yol evlâdı yolgeçen yolgeçen hanı yol halısı yol işareti yolkesen yol kilimi yollama yollamak yollanma yollanmak yollu yolluk,−ğu yolma yolmak yol parası yolsuz yolsuzluk,−ğu yolsuz yöntemsiz yolu açık,−ğı

2402

yol uğrağı yoluk,−ğu yolunma yolunmak yoluyla yol üstü yol yol yol yol olmak yol yordam yol yorgunu yom yoma Yomra (ilçe) yomsuz yomsuzluk,−ğu yonca yoncalık,−ğı yonca yaprağı yonga yongalama yongalamak yongalayıcı yongar yonma yonmak yont yont kuşu

2403

yontma yontmak Yontma Taş Çağı Yontma Taş Devri yontu yontucu yontuculuk,−ğu yontuk,−ğu yontuk düz yontulma yontulmak yonulmak yordam yordamlı yordamsız yordurma yordurmak yorga yorgalama yorgalamak yorgan yorgancı yorgancılık,−ğı yorgan çarşafı yorgan iğnesi yorgan ipliği yorgan kavgası

2404

yorgan yüzü yorgun yorgun argın yorgunluk,−ğu yorgunluk kahvesi yorgun yorgun yorma yormak yortma yortmak yortu yorucu yorulma yorulmak yorum yorumcu yorumculuk,−ğu yorumlama yorumlamak yorumlanma yorumlanmak yosma yosmaca yosmalık,−ğı yosun yosun balığı yosuncul

2405

yosun külü yosunlanma yosunlanmak yosunlaşma yosunlaşmak yosunlu yoz yozcu Yozgat yozlaşma yozlaşmak yozlaşmış yozlaştırma yozlaştırmak yozluk,−ğu yön yön belirteci yöndeş yöndeş açılar yön eki yönelik,−ği yönelim yöneliş yönelme yönelme durumu yönelme hâli yönelmek

2406

yönelmeli yönelmeli tümleç,−ci yönelteç,−ci yöneltilme yöneltilmek yöneltim yöneltme yöneltmek yönerge yönetici yöneticilik,−ği yönetilme yönetilmek yönetim yönetim biçimi yönetim gideri yönetim kurulu yönetimsel yönetim yeri yönetiş yönetme yönetmek yönetme kolu yönetmelik,−ği yönetmen yönetmenlik,−ği yönetmen

2407

yardımcısı yönetsel yöneylem yöneylem araştıması yön gösterme eki yönlendirme yönlendirmek yönleyici yönlü yönlü doğru yönseme yönsüz yöntem yöntem bilgisi yöntem bilimi yöntem bilimsel yöntemli yöntemlilik,−ği yöntemsiz yöntemsizlik,−ği yön zarfı yöre yöresel yöreselleşme yöreselleşmek yöresellik,−ği

2408

Yörük Yörük çadırı yörünge yudum yudumlama yudumlamak yudumlanma yudumlanmak yudumluk,−ğu yudum yudum yuf yuf borusu yufka yufka böreği yufkacı yufkacılık,−ğı yufka ekmeği yufka kebabı yufkalık,−ğı yufka yürekli Yugoslav Yugoslavya Yugoslavyalı yuh yuha yuhalama yuhalamak

2409

yuhalanma yuhalanmak yukaç,−cı yukarda yukardan yukarı yukarıda yukarıdan yukarı mahalle yukarısı yulaf yulaf unu yular yuları eksik,−ği yuma yumak yumak,−ğı yumaklama yumaklamak yumaklanma yumaklanmak yumak yumak yumdurma yumdurmak yumma yummak yumru

2410

yumrucuk,−ğu yumruk,−ğu yumruk hakkı yumruklama yumruklamak yumruklanma yumruklanmak yumruklaşma yumruklaşmak yumruk oyuncusu yumruk oyunu yumru kök yumruk topu yumrulanma yumrulanmak yumrulma yumrulmak yumruluk,−ğu yumru top yumuk,−ğu yumuk gözlü yumuklaşma yumuklaşmak yumuk yumuk yumulma yumulmak yumulu

2411

yumurcak,−ğı yumurta yumurta akı yumurtacı yumurtacık,−ğı yumurtacılık,−ğı yumurta hücresi yumurta kökü yumurtalık,−ğı Yumurtalık (ilçe) yumurta ökçe yumurta sarısı yumurta zarı yumurtlama yumurtlama borusu yumurtlamak yumurtlama mevsimi yumurtlatma yumurtlatmak yumurtlayanlar yumuş yumuşacık,−ğı yumuşak,−ğı yumuşak ağızlı yumuşak başlı yumuşak buğday

2412

yumuşakça yumuşakçalar yumuşak damak,−ğı yumuşak iniş yumuşaklaşma yumuşaklaşmak yumuşaklık,−ğı yumuşak su yumuşak ünsüz yumuşak yüzlü yumuşak yüzlülük, −ğü yumuşama yumuşamak yumuşatıcı yumuşatılma yumuşatılmak yumuşatış yumuşatma yumuşatmak yumuşatmalık,−ğı yuna yunak,−ğı Yunak (ilçe) Yunan Yunanca Yunanistan

2413

Yunanistanlı Yunanlı yundusuz yunma yunmak yunus yunus balığı yunus balığıgiller yurdu yurt,−du yurt bilgisi yurt dışı yurt içi yurtlandırma yurtlandırmak yurtlanma yurtlanmak yurtluk,−ğu yurtsal yurtsama yurtsamak yurtsever yurtseverlik,−ği yurtsuz yurttaş yurttaşlık,−ğı yurttaşlık bilgisi

2414

yurttaşlık hakları Yurttaşlık Hukuku Yurttaşlık Yasası yusufçuk,−ğu Yusufeli'ni (ilçe) yusyumru yusyuvarlak,−ğı yutak,−ğı yutak iltihabı yutar hücre yutkunma yutkunmak yutma yutmak yutturma yutturmaca yutturmak yutturulma yutturulmak yutucu yutulma yutulmak yuva yuvak,−ğı Yuva kavunu yuvalama yuvalamak

2415

yuvalanma yuvalanmak yuvalı yuvar yuvarlacık,−ğı yuvarlak,−ğı yuvarlak ağızlılar yuvarlak hesap,−bı yuvarlaklaşma yuvarlaklaşmak yuvarlaklaştırma yuvarlaklaştırmak yuvarlaklık,−ğı yuvarlak masa yuvarlak masa toplantısı yuvarlak sayı yuvarlak sıra yuvarlak solucanlar yuvarlak ünlü yuvarlak vokal,−li yuvarlama yuvarlamak yuvarlana yuvarlana yuvarlanış yuvarlanma yuvarlanmak

2416

yuvarlatma yuvarlatmak yuvarölçer yuvar yuvar yuvaya dönüş yuvgu yuvgulama yuvgulamak yüce yücelik,−ği yücelim yüceliş yücelme yücelmek yüceltilme yüceltilmek yüceltme yüceltmek yüğrük,−ğü yük yük arabası yük asansörü yükçü yükçülük,−ğü yük gemisi yük hayvanı yük katarı

2417

yüklem yüklem birliği yükleme yükleme durumu yükleme hâli yüklemek yüklem öbeği yüklenici yüklenilme yüklenilmek yüklenme yüklenmek yükletilme yükletilmek yükletme yükletmek yükleyici yükleyiş yüklü yüklüce yüklük,−ğü yüklülük,−ğü yük odası yük olmak yüksek,−ği yüksek atlama yüksek basınç,−cı

2418

yüksek fırın yüksek fiyat yüksek gerilim yükseklik,−ği yükseklik korkusu yükseklikölçer yüksek lisans yüksek okul Yüksekova (ilçe) yüksek öğrenim yüksek öğretim yüksek ses yüksek sosyete yüksek tahsil yüksek teknoloji yüksek yaylak,−ğı yükselen piyasa yükselim yükseliş yükselme yükselmek yükselteç,−ci yükseltgeme yükseltgemek yükseltgenme yükseltgenmek yükselti

2419

yükseltilme yükseltilmek yükseltme yükseltmek yüksük,−ğü yüksük kına yüksük makarna yüksük otu yüksünme yüksünmek yük treni yüküm yükümlendirme yükümlendirmek yükümlenme yükümlenmek yükümlü yükümlülük,−ğü yükün yükünme yükünmek yük vagonu yülgü yülük,−ğü yülüme yülümek yülünme

2420

yülünmek yün yünlü yüpürmek Yüregir yüreği dar yüreği delik,−ği yüreği dolu yüreği geniş yüreği katı yüreği pek Yüreğir (ilçe) yüreği temiz yüreği yanık,−ğı yüreği yaralı yüreği yufka yürek,−ği yürek acısı yürek ağrısı yürek çarpıntısı yürek darlığı yürek karası yüreklendirme yüreklendirmek yüreklenme yüreklenmek yürekli

2421

−ği yürekten yürek yarası yürük.−ci yürütme yürütme gücü yürütmek yürütme kurulu yürütmeyi durdurma yürütücü yürütülme yürütülmek yürütülüş yürütüm 2422 .−ğı yürüklük.−ğü yürük aksak.yüreklilik.−ğü yürüteç.−ğü yürük semaî yürüme yürümek yürünme yürünmek yürürçalar yürürlük.−ği yüreklilikle yüreksiz yüreksizlik.

−ği yüzden yüzde yüz yüzdürme yüzdürmek yüzdürülme yüzdürülmek yüze gülücü yüze gülücülük.−ğı yüz beşlik.−ği yüzbeyüz yüz binlerce yüz binlik.−ği yüzde yüzdelik.−ğü yüzer yüzergezer yüzer havuz 2423 .yürüyen merdiven yürüyüş yürüyüş kolu yürüyüş yapmak yüsrü yüz yüz akı yüz aklığı yüzbaşı.−yı yüzbaşılık.

yüzerlik.−ği yüzer top yüzer yüzer yüze soğurma yüzey yüzey bilimci yüzey bilimi yüzeyleşme yüzeyleşmek yüzeysel yüzey şekilleri yüzgeç.−ci yüzgeç ayaklılar yüz görümlüğü yüzgöz yüzgöz olmak yüz kalıbı yüz kaplama yüz karası yüz kere yüz kızartıcı yüz kızartıcı suç yüz kiri yüzleme yüzlemece yüzlemek yüzlenme 2424 .

−ğü yüzlük birimler bölüğü yüzlü yüzlü yüzme yüzme havuzu yüzmek yüzme kesesi yüznumara yüz ölçümü yüz sabunu yüzsuyu (onur) yüzsüz yüzsüzce yüzsüzleşme yüzsüzleşmek yüzsüzleştirme yüzsüzleştirmek 2425 .yüzlenmek yüzler yüzlerce yüzleşme yüzleşmece yüzleşmek yüzleştirme yüzleştirmek yüzlü yüzlük.

−ğı (*)Z 2426 .−ğı yüzücü yüzücülük.yüzsüzlük.−ğü yüzük.−ğı yüzü soğuk.−ğı yüz yazısı yüzyıl yüzyıllık.−ğu yüzüstü yüz üstü yüzüş yüzü yerde yüzü yumuşak.−ğü yüzü kara yüzükoyun yüzük oyunu yüzük parmağı yüzülme yüzülmek yüzüncü yüzünden yüzü pek yüzü sıcak.−ğü yüzsüz yüzsüz yüzü ak yüzü asık.

Z zaaf zabıt.−ği zaç zaç yağı zade zadegân zadegânlık.−ğı zağcı zağcılık.−ptı zabıta zabıtname zabit zabitan zabitlik.−ğı zağlama zağlamak zağlanma 2427 .−ğı zafer Zafer Bayramı zafiyet zağ zağanos zağar zağara zağarcı zağarlık.

zağlanmak zağlı zahir zahirde zahire zahiren zahirî zahit.−di zahitik.−ği zahmet zahmet etmek zahmetli zahmet olmak zahmetsiz zahmetsizce zahter zail zail olmak Zaire Zaireli zait.−di zakkum zakkumgiller zakkumlaşma zakkumlaşmak zakkumlu zalim 2428 .

−mmı zaman zaman aşımı zaman ayarlı zaman belirteci zaman bilimi zaman bilimsel zaman birimi zamandaş zaman dizini zamane zamane adamı zamane çocuğu zaman eki zamanında zamanla zamanlama zamanlamak zamanlı zamanlı zamansız zamansız zaman tüneli zaman zaman zaman zarfı 2429 .−ği zam.zalimane zalimce zalimlik.

−ğı zambakgiller Zambiya Zambiyalı zamir zamk zamk ağacı zamk akasyası zamk hastalığı zamkıarabî zamkinos zamkinos etmek zamklama zamklamak zamklanma zamklanmak zamklı zamklı kâğıt.zamazingo zambak.−dı zamlanma zamlanmak zamlı zamsız zamme zammetme zammetmek zammı sure 2430 .

zam paketi zampara zamparalık.−ğu zanka zanlı zannetme zannetmek zanneyleme zanneylemek zannolunma zannolunmak 2431 .−ğı zanaatkâr zanaatkârlık.−cu zangoçluk.−ğı zangırdama zangırdamak zangırdatma zangırdatmak zangırtı zangır zangır zangoç.−nnı zanaat zanaatçı zanaatçılık.−ğı zamparalık etmek zam yapmak zan.

−ğı zarf−fiil zarf−fiil grubu zarfında zarflama 2432 .zaparta zaping zaping yapmak zappino zapt zapt etmek zaptiye zaptiye memuru zapturapt zar Zara (ilçe) zarafet zarar zarar etmek zararına zarar kesme zararlı zararsız zarcı zar etmek zarf zarfçı zarfçılık.

−ği zari zari zar kanatlılar zarp.−bı zarp etmek zarplı zarsı zarta zart zurt zaruret zarurî zar zor zat zata mahsus zaten zatıâlileri zatıâliniz zati (zaten) zatî 2433 .zarflamak zarflanma zarflanmak zarflı zargana zarif zarifane zarifçe zariflik.

−di 2434 .zat işleri zatülcenp.−bi Zatülkürsî (yıldız) zatürree zavallı zavallılık.−ğı zaviye zaviyevî zayıf zayıflama zayıflamak zayıflatma zayıflatmak zayıflayış zayıflık.−i zayiat zayiçe zayi etmek zayi olmak zeamet zeban zebanî zebanzet.−ğı zayıf nahif zayıf sesli zayıf ünlü zayi.

zebellâ zebercet.−cri zecren zecrî zecrî tedbir zede zedeleme zedelemek zedeleniş zedelenme zedelenmek zedeli zedesiz zefir zehap.−ğü zebunlaşma zebunlaşmak zebunluk.−ğu zebun olmak Zebur zecir.−di zebra zebun zebun etmek zebunküş zebunküşlük.−hri 2435 .−bı zehir.

−ği zehirli mantarlar zehir olmak zehirsiz zehir zakkum zehir zemberek zehir zıkkım zehretme zehretmek zehrolma zehrolmak zekâ zekâ bölümü zekâ düzeyi zekâ geriliği zekât zekâ testi zekâvet zekâ yaşı 2436 .zehir etmek zehir hafiye zehirleme zehirlemek zehirlenme zehirlenmek zehirli zehirli gaz zehirlilik.

−ği zemberekçi zemberek kutusu zemberekli zemberek otu zembil zembil otu zemheri zemheri zürefası zemin zemin kat zemin katı zeminli zeminlik.−ği zemmetme zemmetmek 2437 .zekâ yeteneği zeker Zekeriya sofrası zeki zekice zelil zelil etmek zelil olmak zelve zelzele zem.−mmi zemberek.

−ği zendost zendostluk.−ğu zengin zengin erki zengin etmek zengin kafiye zenginleme zenginlemek zenginleşme zenginleşmek zenginleştirme zenginleştirmek zenginlik.−ği zengin olmak zenne zenneci zennelik.−ği 2438 .zemzem zemzem suyu zen zencefil zencefilgiller zencerf zenci zencifre zencir zencirek.

−ği 2439 .−ğı zevahir zeval.−di zerdali zerde zerdeçal zerdeva Zerdüşt Zerdüştçülük.−li zevalî zevalî saat.zephiye zeplin zer zeravent.−ğü Zerdüştî zerk zerk etmek zerre zerrin zerzevat zerzevatçı zerzevatçılık.−ti zevalsiz zeval vakti zevat zevce zevcelik.

−ci zeveban zeveban etmek zevk zevk ehli zevk etmek zevkiselim zevkiselim sahibi zevklenme zevklenmek zevkli zevksiz zevksizlik.−ği zeybek havası zeyil.−ği zevzekçe zevzeklenme zevzeklenmek zevzeklik.−yli zeyilname zeyrek.−ği zeytin 2440 .−ği zevkusefa zevzek.−ği zevzeklik etmek zeybek.zevç.−ği zeyreklik.

−ği zeytin rengi zeytinsi zeytinsi meyve zeytin sineği zeytinsiz zeytinyağı zeytinyağlı dolma zeytinyağlı fasulye zeytinyağlı sarma zeytinyağlı yemek.−ği zeytin dalı zeytin ezmesi zeytingiller zeytin güvesi zeytin kurdu zeytinli zeytinlik.Zeytinburnu'nu (ilçe) zeytinci zeytincilik. −ği zeytunî zıbarma zıbarmak zıbıdı zıbın 2441 .

zıddiyet zıh zıhlama zıhlamak zıhlanma zıhlanmak zıhlı zıkkım zıkkımlanma zıkkımlanmak zılgıt zılgıtlanma zılgıtlanmak zımba zımbalama zımbalamak zımbalanma zımbalanmak zımbalatma zımbalatmak zımbalı zımbalı defter zımbırdatma zımbırdatmak zımbırtı zımnen zımnında 2442 .

−ğı zıpka 2443 .zımnî zımpara zımpara kâğıdı zımparalama zımparalamak zımparalanma zımparalanmak zımpara taşı zımpara tozu zındık.−ğı zındıklık.−ğı zıngadak zıngıldama zıngıldamak zıngıl zıngıl zıngırdama zıngırdamak zıngırdatma zıngırdatmak zıngırtı zıngır zıngır zınk zıp zıpçıktı zıpır zıpırlık.

yoyo) zıp zıp zıpzıp atlama zırcahil zırdeli zırh zırhlandırma zırhlandırmak zırhlanma zırhlanmak zırhlı zırhlı araç.−ğı zırhlı başlılar zırhlı birlik.−cı zırhlı balık.−ği 2444 .zıpkın zıpkıncı zıpkınlama zıpkınlamak zıpkınlanma zıpkınlanmak zıplama zıplamak zıplatma zıplatmak zıplaya zıplaya zıppadak zıpzıp (bilye.

−ğı zırtapoz zırtapozluk.−ğı zırt pırt zırt zırt zırva zırvalama zırvalamak zırzır (boşboğaz) zır zır 2445 .zırhlı güç.−ğu zırt fırt zırtlak.−cü zırhlı kuvvet zırhlı yayın zırhsız zırıldama zırıldamak zırıldanma zırıldanmak zırıltı zırıl zırıl zırlak.−ğı zırlama zırlamak zırlatma zırlatmak zırnık.

−ddı zıt anlamlı zıt kutup.zıt.−ı zıypak.−ğı zifos zift ziftleme ziftlemek ziftlenme ziftlenmek 2446 .−ği zifaf zifir zifirî zifirî karanlık.−tbu zıtlanma zıtlanmak zıtlaşma zıtlaşmak zıtlık.−ğı zibidi zibidilik.−ğı zıvana zıvanalı zıvanalı sigara zıvanalı vida zıvanasız zıya.

zigot zihaf zihayat zihin.−ğı zikzak dikişi 2447 .−hni zihin açıklığı zihin berraklığı zihin bulanıklığı zihince zihin hesabı zihin jimnastiği zihin karışıklığı zihinsel zihin yorgunluğu zihnen zihnî zihniye zihniyet zikıymet zikir.−kri zikredilme zikredilmek zikretme zikretmek zikrolunma zikrolunmak zikzak.

−ği zil zurna zimamdar zimmet zimmî zina zincifre zincir zincirkıran zincirleme zincirleme isim tamlaması zincirlemek 2448 .−di zilyetlik.zikzaklı zikzak makinesi zikzak yapmak zil Zile (ilçe) zilhicce zili zilkade zillet zilli zilli bebek.−ği zilli maşa zilsiz zilyet.

zincirleme kaza zincirleme sıfat tamlaması zincirleme tepkime zincirlenme zincirlenmek zincirli zindan zindancı zindandelen zindan etmek zindan olmak zinde zinde kuvvet zindeleşme zindeleşmek zindelik.−ğı ziraî ziraî işletme zirkon zirkonyum 2449 .−ği zinhar zir zira ziraat ziraatçı ziraatçılık.

−bu zirzoplaşma zirzoplaşmak zirzopluk.−ği ziya ziyadar ziyade ziyadeleşme ziyadeleşmek ziyadesiyle ziyafet ziyan ziyan etmek ziyankâr ziyankârlık.zirve zirve konferansı zirve toplantısı zirzop.−ğı ziyan olmak ziyansız ziyaret ziyaretçi ziyaret etmek ziyaretgâh ziynet 2450 .−ğu zirzopluk etmek zivircik.

−ğı zorbalık etmek zor belâ zorca zorgu 2451 .zloti Zodyak (burçlar kuşağı) zoka zom zom olmak zona Zonguldak zonklama zonklamak zonklatma zonklatmak zonk zonk zoolog.−ğu zooloji zoospor zootekni zor zoraki zor alım zorba zorbaca zorbalık.

zorgulu zorla zorlama zorlamak zorlamasız zorlanış zorlanma zorlanmak zorlaşma zorlaşmak zorlaştırma zorlaştırmak zorlaya zorlaya zorlayıcı zorlayış zorlu zorluk.−ğu zorlukla zorsunma zorsunmak zorunlu zorunlu emeklilik.−ği zorunluk.−ğu zorunlu öğrenim zorunlu sigorta zorunlu tasarruf 2452 .−ğu zorunluluk.

−ğı zurnapa zurnazen zübde zücaciye züğürt.−dü züğürtleme züğürtlemek züğürtleşme züğürtleşmek züğürtlük.−lmü zum zurna zurnacı zurnacılık.−ğü 2453 .zoru zoruna zuhur zuhurat zuhur etmek zuhurî zuhurî kolu zula zula etmek zula olmak zulmet zulmetme zulmetmek zulüm.

−lfü zülüflü zümre zümre edebiyatı zümrüdî Zümrüdüanka zümrüt.züğürt tesellisi Zühal (Satürn) Zühre (Venüs) zührevî zührevî hastalık.−llü zülâl.−dü zümrütlenme zümrütlenmek zümrütleşme zümrütleşmek 2454 .−lü zükâm zül.−ğı züht.−dü zühul.Ali'nin kılıcı) zülfüyâr zülüf.−li Zülcelâl zülfaris (çiçek) zülfaruz (çiçek) Zülfikar (Hz.

kolayweb.−ği züppelik etmek zürafa zürafagiller zürra.−ı zürriyet züyuf züyuf akçe Kaynak: http://ekitap.com <(*)> 2455 .zümrüt yeşili züppe züppece züppeleşme züppeleşmek züppeleştirme züppeleştirmek züppelik.com/ ekitap@kolaymail.