EDEBİ SANATLAR TEŞBİH: Aralarında çeşitli yönlerden benzerlik bulunan iki varlıktan zayıfı kuvvetliye, çirkini güzele benzetme

sanatıdır. Kelimenin gerçek anlamıyla yapılan teşbihte en az iki, en fazla dört öğe bulunur. Benzeyen: Birbirine benzetilen kavramlardan güçsüz olanıdır. Kendine Benzetilen: Benzetilen kavramlardan güçlü ve üstün olanıdır. Benzetme Yönü: Benzeyenle, benzetilen arasındaki ortak yöndür. Benzetme Edatı: Teşbih sanatının yapımında kullanılan edattır. Durmuş bir saat gibiydi, durup geçmeyen zaman. Poyrazla söyleşir gibi yaprakların sesi. İSTİARE: Teşbihle benzerlik gösteren bir sanattır. Teşbihte iki öğe bulunurdu ( benzeyen ve kendisine benzetilen ). İstiare ise bunlardan sadece biriyle yapılan sanattır. " Aslan asker " ifadesi teşbihtir fakat askerlerin yerine " Aslanlarım " ifadesini kullanırsak istiare olur. Bir gün gelecek sen de perişan olacaksın Ey gonca bu cemiyeti her dem mi sandın. Aslanlarımız İstanbul'u kuşattılar. Mor menekşe boyun eğmiş. ÖRNEK: Kurban olam kurban olam Beşikte yatan kuzuya Bu beyitte aşağıdaki edebi sanatlardan hangisi yapılmıştır? A) Cinas B) İstiare C) Benzetme D) Kişileştirme E) Abartma

ÇÖZÜM: Herhangi bir benzetmede sadece benzeyen ya da benzetilen bulunuyorsa buna istiare denir. Yukarıdaki dizede bebek kuzuya benzetilmiştir. Dörtlükte benzeyen "bebek" kullanılmamış, onun yerine benzetilen "kuzu" kullanılmıştır. CEVAP: B KİNAYE: Gerçek ve mecazi anlamları olan bir sözü, onun mecazi anlamını kastederek söyleme sanatıdır. Şu karşıma göğüs geren Taş bağırlı dağlar mısın? Yumdu ela gözlerini dünyaya. ÖRNEK:

1

"-Ey benim sarı tamburam, Sen ne için inilersin? -İçim oyuk, derdim büyük; Ben onun'çün inilerim." Sazın gerçekten de içi oyuktur. Ama burada anlatılmak istenen başka bir şeydir. Böyle bir yazım sanatı (edebi sanat) aşağıdakilerden hangisinde vardır? A) Güleriz ağalanacak halimize B) Şu karşıma göğüs geren, Taş bağırlı dağlar mısın? C) Sakiler meclisten çekmiş ayağı. D) Kısmetindir gezdiren, yer yer seni. Arşa çıksan, akıbet yer yer seni. E) Gül hasretinle yollara tutsun kulağını (79) ÇÖZÜM: A => tezat C => tevriye D => cinas E => kişileştirme Sazın gerçekten için oyuktur. Diğer taraftan dertlerin sazın içini oyması mecazlı bir ifadedir. Dağların yamaçları gerçekten taşlıdır. Bu dağlar sevgiliye ulaşmayı engellediği için de taş bağırlıdır ki mecazlı bir ifadedir. Verilen dörtlükte ve B seçeneğinde kinaye sanatı yapılmıştır. CEVAP: B MECAZ-I MÜRSEL: Kelimelerin iki manası vardır: biri gerçek diğeri gerçek olmayan manasıdır. Bir kelimenin gerçek manasından sıyrılarak değişmeceli manada kullanılması sanatına mecaz-ı mürsel denir. Fakat kelimenin gerçek anlamıyla alakası olmamalıdır. Bu sanatın oluşması için: kelime mutlaka mecaz manalı olmalıdır ve kelime ile yerine kullanılan varlık arasında benzetme amacı güdülmemelidir. Evet, sabah olacaktır, sabah olur geceler Tulu-u haşre kadar sürmez akıbet bu sema Bu mavi gök size bir gün acır, melul olma Yedi iklimi cihanın duruyor karşında ÖRNEK: Anavarza at oynağı Kana bulanmış gömleği. Kıyman a zalımlar kıyman Kör karının bir deyneği. Yaşlı kadının öldürülen tek oğlu için duyduğu acıyı dile getiren bu dörtlükte, aşağıdaki açıklamalardan hangisine uygun bir söz sanatı vardır? A) Bir anlam inceliği yaratmak için bildiği şeyi bilmez görünme B) Bir sözcüğü, iki anlamını birden sezdirecek biçimde kullanma C) Bir sözcüğü, gerçek anlamı dışında başka bir sözcük yerine kullanma

2

D) Bir olgunun gerçek etkenini bir yana bırakarak olguyu başka bir nedene bağlama E) Birkaç şeyi söyledikten sonra onlarla ilgili başka şeyleri bir sıra gözeterek anlatma (88/II) ÇÖZÜM: A => tecahül-i Arif B => tevriye D => hüsn-ü tahlil E => Lütf-ü neşr, sanatları tanımlanmıştır. C seçeneğinde ise 'deynek' kelimesiyle 'kadının öldürülen oğlu' kastedilmiştir. Dolayısıyla sözcük, gerçek anlamı dışında başka bir sözcük yerine kullanılmıştır ki buna da Mecaz-ı Mürsel sanatı denir. CEVAP: C HÜSN-İ TAHLİL: Bir olayın gerçek sebebini inkar ederek, bu gerçek sebep yerine hayali ve şairane bir sebep getirme sanatıdır. Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor Bir hilal uğruna Yarab ne güneşler batıyor. Bir gün dolu dizgin koşan atlarımızla Yerden yedi kat arşa kanatlandık o hızla ÖRNEK: Yapıtlarında daha çok kırsal kesim insanlarını anlatan birkaç yazar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu'yla görüşmeye gider. Bu ilgiden çok hoşnut olan Yakup Kardi, bir ara merakla konuk yazarlara, nerelerden geldiklerini sorar. Yazarlardan biri gülerek: "Yaban'dan geliyoruz üstat, Yaban'dan!" der. Bu parçada geçen "Yaban'dan geliyoruz" sözünde, aşağıdaki açıklamaların hangisine uygun bir söz sanatı vardır? A) Bir anlam inceliği yaratmak için bildiğini bilmezlikten gelme B) Bir sözcüğü alışılmış anlamın dışında bir anlamda kullanma C) Söylenmek isteneni en az sözcükle anlatma D) Bir gerçeği sezdirmek için bir sözü hem gerçek hem de mecaz anlamıyla kullanma E) Söz arasında, bilinen bir duruma işaret etme (90/II) ÇÖZÜM: 'Yaban' kelimesi hem Yakup Kadri'nin romanı 'Yaban' hem de 'uzak yer' yer anlamında kullanılmıştır. Yaban kelimesi gerçek ve mecaz anlamı kastedilerek kullanılmıştır. CEVAP: D TEZAT: Ortak yanları bulunan iki kavramı birini gerçek diğerini mecazi manada kullanma sanatıdır. Ne siyah eylemiş bu nasiyeyi Saçımı bembeyaz eden bahtım. Karlar altında nev baharım ben TECAHÜL-İ ARİF: Bilinen bir hususun nükte amacıyla bilmezlikten gelerek anlatma sanatıdır. Sözü yazdım da kalmış öbür entaride

3

Ne halden anlayan bulunur. mana bakımından farklı olan iki kelimeyi şiirde bir araya getirmek suretiyle yapılan sanattır. 'Göz yaşıyla' değirmenin çalışmaya başlaması ifadelerinde abartma sanatı vardır. CEVAP: A CİNAS: Şekil ve söyleyiş bakımından sesteş. Ey kimsesizler elveriniz kimsesizlere Onlardır ancak el verecek kimse sizlere 4 . köyüm hep bu yerin bucağı C) Ne doğan güne hükmüm geçer. D) Derdüm çoktur hangisine yanayım Yine tazelendi yürek yarası E) Yükseğinde büyük namlı karın var Alçağında mor sümbüllü bağın var (91/II) ÇÖZÜM: A seçeneğinde geçen 'Ah çekmek' ile dağın taşın erimesi. vuslat mi ne idi unuttum Altında mı üstünde midir Cennet i ala El hak bu ne halet bu ne hoş ab u hevadır TEVRİYE: Birden fazla anlamı olan bir kelimeyi herkesin bildiği anlam dışında. Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker Gökten ecdat inerek öpse o pak alnı değer Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın ÖRNEK: Aşağıdaki dizelerin özellikle hangisinde bir abartma vardır? A) Bir ah çeksem dağı taşı eritir Gözüm yaşı dermeni yürütür B) Bu topraklar ecdadımın ocağı Evim. en uzak manasıyla kullanma sanatıdır.Vadiniz buse mi. Şeriatın ne mübarek nizamdır ey Cem ! Kanmadık gayş eden bu maviliğe MÜBALAĞA: Herhangi bir olayın olduğundan fazla büyütülmesi ya da küçültülmesiyle yapılan sanattır.

5 . TEŞHİS: İnsan olmayan varlıklara insan özelliği verme sanatıdır. insanmış gibi konuşturma sanatıdır. Menekşe külahını kaldırdı.Uğrarız sadmesine her gelenin Bu da bir çiftesidir bize hergelenin TEKRİR: Herhangi bir kelimenin şiir içinde birden fazla tekrarlanmasıyla oluşan sanattır. 'yüz'. CEVAP: C İNTAK: İnsan olmayan varlıkları. Doğru cevap C seçeneğidir. yüzünü yırtmak. bülbül ağladı. özellikle hangisine baş vurulmuştur? A) Birbirine karşıt durumlardan yararlanma B) Birbirini çağrıştıran sözcükler kullanma C) İnsana özgü kavramları doğaya aktarma D) Halk söyleyişine yer verme E) İnsan ve toprak ilişkisini işleme (76) ÇÖZÜM: Dörtlükte kullanılan 'karın'. 'gülle karşılamak'. ÖRNEK: " Karnın yardım kazmayınan belinen Yüzün yırttım tırnağınan elinen Yine beni karşıladı gülünen Benim sadık yarim kara topraktır. Bu ifadeler. gülle karşılamak ve sadık yar olmak' anlamlarında kullanılarak doğaya aktarılmıştır. 'toprağın karnını yarmak. Her sabah başka bahar olsa da ben usandım Uğramam bahçelerin semtine gülden yandım SECİ: Düz yazıda kafiyeli kelimelerin kullanılmasıdır. Gül ağladı." dörtlüğünde işlenen duyguyu görünür kılmak için aşağıdaki yollardan. Kaldırımlar çilekeş yalnızların annesi Kaldırımlar içimde yaşamış bir insandır Kaldırımlar duyulur ses kesilince sesi Kaldırımlar içimde kıvrılan bir lisandır TENASÜP: Manaca alakalı kelimelerin şiirde belli bir düzene göre dizilmesidir. 'dost' gibi ifadeler insana özgü kavramlardır.

4. CEVAP: E Aşağıdaki dizelerde geçen sanatları belirtiniz 1. bu ne hoş ab-ı hevadır Ani üzüntüyle bu rüyadan uyandım Tekrar alev gömleği giymiş gibi yandım Aslanlarımız Çanakkale'yi kuşattılar Bambaşka Leh. 6 .Tenimde bir yara işler gibisin. 16. 17. 9. sus mu. unut mu ? Düşünür ağaçlar aylarca gelecek baharı Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker Gökten ecdat inerek öpse o pak alnı değer Eyleme vaktini zayi deme kış. 5. 24. oku yaz Garbın ucunda son kıyıdan en gürültülü Bir med zamanı gökyüzü kurşunla örtülü Gönül yarası desem Değil Ekmek parası desem Değil Öyle dert ki Dayanılır şey değil Gördüm deniz denilen bir başlı ejderi Gündüz denizlerde sönerken baktık Ve çobanlar gibi dallar yaktık Her sabah başka bahar olsa da ben uslandım Uğramam bahçelerin semtine gülden yandım Hırsızların kaçması mahalleyi ayağa kaldırdı Kaldırımlar çilekeş yalnızların annesi Kaldırımlar içimde yaşamış bir insandır 13. 2. cepken delik Kol delik. 23. 10. 15. 19. kaftan delik Kevgir misin be kardeşlik Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal Dönülmez akşamın ufkundayız vakit çok geç Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç Dünyaya geldiğim anda Yürüdüm hayli zamanda İki kapılı bir handa Gidiyorum gündüz gece Durmuş bir saat gibiydi durup geçmeyen zaman Düşün mü. Rus güzelleri Sessiz haremde her biri endamlı bir peri Ben toprak oldum yoluna Sen aşırı gözetirsin Şu karşıma göğüs geren Taş bağırlı dağlar mısın Bu eller miydi masallar arasında Rüyalar uzattığım bu eller miydi Arzu dolu yaşamak dolu Bu eller miydi resimleri tutarken uyuyan Bükün boynunuzu bayraklar bükün Cep delik. Macar. 22. mor menekşe: "Bana dokunma!" diye bağırdı. 7. Verilen cümlede menekşe konuşturularak intak sanatı yapılmıştır. 8. yaz. 6. Venedik. elini uzattı. 18. tam onu koparacağı sırada. 21. 12. 14. 11. mintan delik Yen delik.Dal bir gün dedi ki tomurcuğuna: . Ahır ağardı tan yeri reisi cibalden Serhadde yol göründü Acem tahtgahına Altında mı üstünde midir cennet-i ala Elhak bu ne halet. Bu cümledeki en belirgin söz sanatı aşağıdakilerden hangisidir? A) Teşbih (benzetme) B) Tezat C) İstiare D) Kinaye E) İntak (konuşma) (89/II) ÇÖZÜM: İnsan dışındaki varlıkları konuşturma sanatına 'intak' denir. 20. 3. ÖRNEK: Adam. konuş mu.

vuslat mı ne idi unuttum Talih bana dönse nazikane Bir yıldız verse malikane Bigane kalır o iltifata İstanbul'a dönmek isterim ben Üçüncü tabağı da bitirdi Ufkunda bir dakika görünmeksizin kara Hür gökte. Sözü yazdım da kalmış öbür entaride Vadiniz buse mi. saçılış. 38. 27. 32.25. maçı kazanmanın heyecanını yaşıyor Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda Mazi yosunla örtülü bir göl ki yok dibi Mevsim serin ve bahçede yaprak yığın yığın Ne siyah eylemiş bu nasiyeyi Saçımı bembeyaz eden bahtım O kadar çaldı ki yürekten Türküler aşındırdı kavalı Ölüm indirmede gökler. Yarattın hevesinle. 41. 34. 39. 37. 35. ölü püskürmede yer O ne müthiş tipidir. savrulur enkaz-ı beşer Rüya gibi bir yazdı. 29. 26. 33. bu ulu rüyayı görenler şehri Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor Bir hilal uğruna Yarab ne güneşler batıyor Yelpaze çevrilir gibi birden dönüşleri İşveyle devriliş. 31. 40. su demir ve ekmek demir 36. 44. 30. 42. 28. Kaldırımlar duyulur ses kesilince sesi Kaldırımlar içimde kıvrılan bir lisandır Kanlı bir gül ağzında ve mey kasesi elinde Karlar altında nevbaharım ben Kayseri. Seni gıptayla hatırlar vatanın her şehri Ses demir. örtünüşleri Yeni bir ülkede yem vermek için atlarına Nice bin atlı kapılmıştı fetih rüzgarına 7 . hür denizde uçar hür ufuklara Uğrarız sadmesine her gelenin Bu da bir çiftesidir bize hergelenin Üsküdar. 43.

Îham… 1-) MECAZ ( DEĞİŞMECE ) Bir sözcüğün gerçek anlamlarından (temel ve yan anlamlarından) sıyrılarak. ad aktarması) Her iki durumda da sözcüğün gerçek anlamından (temel ve yan) uzaklaşıp başka bir sözcüğün yerini alması. abartma) b) Benzetme dışı ilgilerle gerçekleştirilen mecazlar (Mecaz-ı mürsel. Sözcükler cümle içerisinde ya da en azından başka sözcüklerle öbekleşerek mecazlı anlam kazanır. içindeki suyu içmiştir. 8 . İktibas.değişmece yoluyla "geçip" sözcüğünün yerini almıştır.mesela bir suya benzetilerek mecaz gerçekleştirilmiştir. eğretileme." Akmak sözcüğü mecazlıdır. Tevriye. Tekrir (Yineleme). Teşhis (Kişileştirme). İrsâl-i Mesel."bardak" sözcüğü "su" sözcüğünün yerini almıştır. * " Günler akıp gidiyor. kişileştirme. Terdîd. tariz. İstiare (Eğretileme / Deyim Aktarmaları). Tecâhül-i Ârif (Bilip de bilmezlikten gelme ). İntak (Konuşturma). Tenasüp (Uygunluk)."akıp" sözcüğü. başka bir sözcüğün yerinde kullanılmasıdır. bir başka deyişle "benzetme ilgisine dayalı" mecazlar (Benzetme. İç . Leff ü Neşr. değişim söz konusudur.EDEBÎ SANATLAR ( SÖZ SANATLARI ) A-) Mecaza Dayalı Söz Sanatları Mecaz (Değişmece). Günler. Tezat (Karşıtlık). Atasözlerinde de mecaz bolca kullanılır. akıcı bir maddeye. İğneleme) B-) Anlama Dayalı Söz Sanatları Hüsn-i Talil (Güzel neden bulma). kinaye.dış ilgisiyle mecaz gerçekleştirilmiştir. Rücû. İstifham (Soru sorma). Deyimler. Telmih (Hatırlatma). * "O kadar susamış ki bardağı bir dikişte bitirdi." Sözü edilen kişi bardağı değil. Sözcüğe mecazlı anlam yüklenmesinde iki ana yöntem vardır: a) Benzetmelerden yararlanılarak gerçekleştirilen anlam aktarmamaları. Benzerlik söz konusu değildir. Düz Değişmece) Teşbih (Benzetme). Mecaz-ı Mürsel (Ad Aktarması. mecazlı öbeklerin en tipik örnekleridir. Mübalağa (Abartma). Kinaye (Değinmece). Tariz (Dokundurma.

" (tecrübesizlik ) * "Ölçülü davranışları vardı. deyim.UYARI Mecazlı kullanımı ayırt etmenin bir yolu da. "alkış" ve "bravo" larla dışarıya döküldü." Anlamı: Düzeyi: 3." (sözcük) * "Borsada kaybedince kafayı yedi. ÖRNEKLER *"Duygularımız içimize sığmadı." (sözcük düzeyinde) * "Onun ne zamandır kırdığı ceviz kırkı aşıyordu zaten." (soyut. kardeşim oralı olmadı." (soyut. sözcüğün yeni kazandığı anlamın gerçekte mümkün olup olmadığına bakmaktır." (soyut. oluşmak anlamında) * "Serin ama tatlı bir ilkbahar akşamıydı. "Bu acı olay hepimizi derinden etkiledi." Anlamı: Düzeyi: 5." (seviyeli) DİKKAT! Mecaz anlamlılıklar sözcük. su getir. Su içerken bardağın "bitmesi" şöyle dursun. argo ve atasözü düzeylerinde görülebilir: * "Lodos soğuğu kırdı." Anlamı: Düzeyi: 2." Anlamı: Düzeyi: 4." (sözcük) * "Her işte kılı kırk yarardı." (argo) * "Ana sorunumuz bu değil. "Sizin böyle bir işte harcanmanızı istemem." (anlayış anlamında) * "Yeni idarecimizin davranışları hamdı. "Bildiğim kadarıyla o evine bağlı bir insandır. gerçek bir su gibi akması mümkün değildir. * "Bu işçi biraz daha pişmek ister. olgunlaşmak anlamında) *Barış umutları yeşerdi. Duygular akıcı bir maddeye benzetilmiş." Anlamı: Düzeyi: 6. "Bakanın istifasından sonra yoğun bir koltuk kavgası başladı." (atasözü) Aşağıdaki örnekleri inceleyiniz 1. "Babam: 'Kalk." (argo) * "Bu boş kafalar gelişmemizi engelliyor. hoş anlamında) * "Olaylara bir de bu gözle bakmalısın." (deyim) * "Ateş düştüğü yeri yakar." Anlamı: Düzeyi: 9 . bir zerresinin eksilmesi bile düşünülemez.'dedi."sığmamak" ve "dökülmek" sözcükleri mecazlı kullanılmıştır. Mesela yukarıdaki kullanımlarda günlerin. "Çocuğu çok sıkıyorlar." (deyim) * "Seni görünce kirişi kırdı tabii.

"Ağzı süt kokan sanatçılar bile bize akıl vermek istediler. "Biz ne dersek diyelim karşı duruyor. İç -dış ilgisi * "Anne. talih bizimle oynuyor." Anlamı: Düzeyi: 10. "Oturup dururken ne parlıyorsun. başka bazı ilgilerle. "Su testisi su yolunda kırılır. bir sözün başka bir söz yerinde kullanılmasıyla oluşturulan mecazlardır." Anlamı: Düzeyi: 9. "Sanıyorum bu işte onun da parmağı var. çamaşır kazanı kaynadı." Anlamı: Düzeyi: 11." Anlamı: Düzeyi: 12." Anlamı: Düzeyi: 15. Gerçek anlam Çok sövmek : Kolayca kandırılabilen: Hapishane: Esrar: Öldürmek: Argo anlam kalaylamak keriz dam. kafes ot nallamak 2-) MECAZ-I MÜRSEL (AD AKTARMASI/DÜZ DEĞİŞMECE) Benzetme ilgisi söz konusu olmadan.7. bildiğinden şaşmıyordu. sana bir şey diyen mi var?" Anlamı: Düzeyi: 14. "Taşıma su ile değirmen dönmez." Anlamı: Düzeyi: 13. her şeye burun kıvırırdı. "Bu öğrenci diğerinden bir gömlek daha bilgili. "Vatan borcu biter bitmez ordayım. delik. "Hayatımda onun kadar tilki bir adam görmedim. "Hiçbir şeyi beğenmez." Anlamı: Düzeyi: Argo Düzeyinde Mecaz: Toplumda herkesçe kullanılan dilden ayrı olarak belirli kesimlerce kullanılan ancak genel dilin içinde yer alan ve ondan türeyen özel dile argo denir." 10 ." Anlamı: Düzeyi: 16. "Ne diyelim." Anlamı: Düzeyi: 17.gel!" * "Üstünü çıkarıp yatağa uzandı. kodes." Anlamı: Düzeyi: 8.

" * "Batı ve Doğu." "Gençler" yerine soyut olan "gençlik". "Ön sokakta yer yok." * "Şimdi de biraz Yûnus Emre okuyalım mı?" * "Pikapta Münir Nurettin dönüyordu." 11 ." * "Dünya uyanıkken uyumak maskaralıktır. rengi atmış bir şapka." * "Bu depoyla Düzce'ye kadar gideriz." * "Bu sahalarda nice altın ayaklar top koşturdu." * "Üniversitedeki kürsüsünde yıllarca çalıştı. sonra Mozart çaldı.insan ilgisi * "Eve haber verip geleyim." Sanatçı .somut ilgisi * "Türklük yüreğini dağlasın gayrı/Cihan da bizimle ağlasın gayrı.Türk milleti " yerinde.sonuç ilgisi * "Hay mübarek! Bereket yağıyor bereket!" * "Bahar aylarında rahmet düşmezse ürün iyi olmaz. "Marmara'da her yelken / Uçar gibi neşeli."cesaret.* "Ne zamandır evde tencere kaynamıyor. ben Bartın'a bineceğim." Somut bir varlık olan "Türk insanı." 7." * "Motor gece karanlığında yükünü Bartın'a boşalttı." Neden .eser ilgisi * "Davetlilere piyanosuyla önce Çaykovski. 1." 4. arabayı arkaya bırakınız. "Çocuk kitapları birinci hamura basılmalı." Parça . "Koştu yokuş aşağı." * "Şofben yanıyordu. "Depremden sonra Düzce geceyi sokakta geçirdi. yön." Soyut ." 5. kafası ve yüreğiyle toplumun güvencesidir. bölge." * "Ankara bu notaya cevap vermekte gecikmedi. soyut olan "Türklük" kullanıldı."düşünce" yerine somut olan kafa. inanç ve felsefe yönünden hem birbirini etkilemiş hem birbirine uzak durmuştur." Yer." 6." 3." 2. "Sen bu otobüsle git.bütün ilgisi * "O zamanlar bu gazetede usta kalemler vardı. * "Gençlik." * "Adresi bir de şu büfeye sorsak mı?" * "Sizin işinizi şu masa halleder beyefendi. "Tiyatroda oynamam konusunda bütün mahalle beni destekledi. Aşağıdaki örnekleri inceleyiniz.duygu" kavramları yerine somut olan "yürek" kullanıldı. çağ .

.. kullanılan öğeler bakımından çeşitlere ayrılır: 1.Benzetme Edatı ( BE ): gibi.Pekiştirilmiş teşbih: Benzetme edatı bulunmayan benzetmedir.8. andırmak. "Koparıp öpmek için. kadar. Benzetme yönü ve benzetme edatı yardımcı öğelerdir. ortak nitelik yönünden güçlü olandan zayıf olana aktarma yapılmasıdır. basacağı toprağı Bütün şehir bekliyor onu dizler üstünde. ÖRNEK "Bir siyah kadındır kaldırımlarda gece " BY KB B 12 . ÖRNEK "Ah bu türküler. Benzetme. Bunlardan ilk ikisi benzetmenin asıl öğeleridir. ÖRNEK " Cennet gibi güzel vatan " KB BE BY B Bir benzetmede bu dört öğe her zaman bir arada bulunmayabilir. aralarında ortak nitelik bulunan iki varlık ya da kavramdan." 10. "Turistler bu tur için yeni lokomotifler yerine buharlıyı tercih ediyorlar.Kendisine Benzetilen ( KB ): Özellikçe güçlü olan 3.Benzetme Yönü ( BY ): Aktarılan özellik 4." 9.Kısaltılmış teşbih: Benzetme yönü bulunmayan benzetmedir." KB BE B 3. sanki.Ayrıntılı (Tam) teşbih: Dört öğesi de bulunan benzetmedir." 3-) TEŞBİH ( BENZETME ) Anlatımı güçlendirmek amacıyla. Benzetmenin dört öğesi vardır: 1. Yardımcı öğeler kullanılmadan da benzetme gerçekleştirilebilir. köy türküleri Ana sütü gibi candan Ana sütü gibi temiz. güya. misal. ÖRNEK "Kutu gibi bir dairede oturuyor. " Benzeyen: Köy türküleri Kendisine benzetilen: Ana sütü Benzetme yönü: temiz ve candan olması Benzetme edatı: gibi 2.Benzeyen ( B ): Özellikçe zayıf olan 2. "Türkiye. Tanzimat'la yüzünü Batı'ya çevirmişti.

" 2."Ağzımda bal gibi tatlı bir türkü…" 10."Rujlu dudakları açık bir yarayı andırıyordu." ("Melek annem" sözü teşbih-i beliğdir."Bütün gece vagondan vagona un çuvalları taşımış hamallar gibiyiz." 8." 5. Özellikle "melek" sözünde yoğun bir mecaz anlam vardır. cennete doğru yola çıktı."Fırtınada bir deniz feneri kadar yalnızdım."melekti" sözcüğü mecazdır. Çünkü bütün sözcükler gerçek anlamlarını korumaktadır. çünkü. mecaz havası oluşmaktadır. Mecaz iyice güçlenmiştir."İyi sözler söylenmiş bir kadın gibi güzelleşiyor dünya. yaz kış ışıl ışıldır." (Pekiştirilmiş benzetme. gözlerinde nem / Ateşe benzerdin." B KB BE BY 4. gelin alayı gibi sıralandı." UYARI ! Benzetmelerde "benzemek. ÖRNEK " Gül tenli sevdiğim " KB B " Selviler içinde bir alevdir Emir Sultan " KB B "Unutmakta haklısın kömür gözlüm / Haklısın… Bu sözüm sana sitemdir" KB B UYARI ! Tam teşbihte mecaz yoktur."Beş altı araba. Mecaz." 6. Aşağıdaki örnekleri bu açıdan inceleyiniz." 7. "Annem melek gibi temiz ruhlu bir insandı."Büyük sahra denen bu kum denizinde daha günlerce hamallık edeceğiz." 3. andırmak. dönmek" gibi fiiller ve bunlardan türetilmiş fiilimsiler edat yerinde kullanılabilir. teşbih-i beliğde iyice güçlenir."Yollar köyleri saran eskimiş çerçeveler " B BY KB 4. mecaz yok) "Annem iyilikte.) "Melek annem.Yalın teşbih (teşbih-i beliğ) : Benzeyen ve kendisine benzetilenle yapılan benzetmedir."anne" aslında melek değildir. Benzetme kısaldıkça anlatım güçlenmekte."Erciş sapağında. "Saçların tarumar. pekiştirilmiş benzetmede başlar. küle dönmüşsün. Van Gölü mavi bir çarşaf gibi önüme serildi." KB BE KB BE "Tepegöz gök gürültüsünü andıran bir sesle kükredi."Sürüklenen bir kış ölüsüdür zaman. bir melekti. mecaz var.) Aşağıdaki örnekleri inceleyiniz 1." 11." 13 ." 9."Ovadan bakılınca çelikten dev bir testere ağzını andıran tepeler."Köpek leşi gibi uyuyor şehir." (tam teşbih.

ÖRN."Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik. NOT: Kapalı istiarelerde yalnız Benzeyenin (özellikte zayıf olanın) kullanıldığını biliyoruz. "Gözleri çıkarılmış bir âmâ gibi evler. kapalı istiare örneğidir."Biliyorum / Şiir bir pencere kuşudur." 16." 27." 26. Bu tür benzetmelerde Kendisine Benzetilenin özelliklerinden (benzerlik yönünden) bazıları da ipucu olarak kullanılır." 15." 18. "Gözlerimiz kurşun." Bir atasözü olan bu cümlede." 14. 14 . "Şakaklarıma kar mı yağdı." 25. "Çatma kurban olayın çehreni ey nazlı hilâl!" Şair. açık istiare örneğidir. "dişi kuş"a benzetilmiş."kadın". "Ve çobanlar gibi dallar yaktık. bir sözün benzetme amacıyla. ne var?" Şakaklardaki beyazlık kar'a benzetilmiş. ÖRN. ancak benzeyen (kadın) kullanılmamıştır. Bu bir istiaredir." 4-) İSTİARE (EĞRETİLEME) Temel öğelerden (benzeyen." 22. bayrağı kaşlarını çatmış bir insana benzetiyor. "Durmuş bir saat gibiydi durup geçmeyen zaman. başka bir söz yerine kullanılması olarak da tanımlanabilir. İstiare." 24. Bu. "Ben kendi varlığı içinde taşan / Uçsuz bucaksız bir denizim." 13." 23. ancak "insan" (kendisine benzetilen) dizede açıkça geçmiyor. Ancak benzeyen kullanılmamış."İnsan bir ormandır derdim sana hep. "Yıldız gibi doğdukça güzel her akşam. "Acep beni anar m'ola / O kaşları keman şimdi." 21. "Gördüm deniz dedikleri bin başlı ejderi. Sadece benzeyen öğesi kullanılmış." 17. Bu. "Kul Mustafa karakolda gezerken /Gülle kurşun yağmur gibi yağarken. "Garibanlar yolunuyor kaz gibi/Hangi kuşun neresini yazayım."Kükremiş sel gibiyim bendimi çiğner aşarım." 19.12. elimiz bıçak / Severek öldürdük güzellikleri. İstiareler ikiye ayrılır: Açık İstiare: Sadece kendisine benzetilen kullanılır."Bir bakışı vardı Esma'nın / Kavak yelleri gibi pırıl pırıl. Kapalı İstiare: Sadece benzeyen kullanılır. "Yuvayı yapan dişi kuştur." 20. "Şiir bir cennet bahçesi / Girmeyene anlatılmaz. kendisine benzetilen) sadece biri söylenerek yapılan benzetmeye istiare denir.

"Bir med günü gökyüzü kurşunla örtülü. "İki kapılı bir handa / Gidiyorum gündüz gece. "Eğilmiş arza. çözmek (ipucu) TÜR: Kapalı İstiare * "Gönül her çiçekten bal almak ister / Kırıldı kanadı." 4. ÖRNEKLER * "Derinden derine ırmaklar ağlar / Uzaktan uzağa çoban çeşmesi. ÖRN. Her Kapalı İstiarede ise Teşhis yoktur. "Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor Bir hilâl uğruna ya Rab ne güneşler batıyor. "gözlemek" gibi özellikleri buğdaya mal edilmiştir. ÖRN." B: gece KB: akıp giden bir madde. su (?) BY: akmak(ipucu) TÜR: Kapalı İstiare * "Gülüm beni terk edecek / Hasretiyle öldürecek." B: yollar KB: ip." B: gönül KB: arı (?) BY: çiçek. insandan diğer varlıklara aktarmadır. bal almak ve kanadı kırılmak(ipucu) TÜR: Kapalı İstiare Aşağıdaki örnekleri inceleyiniz 1. uçamaz oldu. "Buğdaylar" insana benzetilmiş." 15 . "özlem çekmek"." B: Irmaklar ve çoban çeşmesi KB: İnsan(?) BY: ağlamak(ipucu) TÜR: Kapalı İstiare * "Gece akıp gitti / Çevirin gündüzün sayfalarını. insan olmayan varlıklara insan niteliği kazandırma.ÖRN." 2. kanar. muttasıl kanar güller."kuş" değil uçmak eylemi kullanılmıştır. Her teşhiste." "Uyku" akıcı bir maddeye (mesela suya) benzetilmiştir." Burada TEŞHİS ve KAPALI İSTİARE vardır. "Çocuklar okula doğru adeta uçuyorlardı. çünkü bu tür benzetmelerde Kendisine Benzetilen bir insandır ve söylenmemiştir. insana ait özellikleri o varlıklara mal etme. "Boynu bükük buğdaylar. NOT: Teşhis (Kişileştirme). "Gözlerinden uyku akıyordu." B: sevgili (?) KB: gül TÜR: Açık İstiare * "Nice dolaşık yolları çözdüm bıraktım."Can kafeste durmaz uçar / Dünya bir han konan göçer." 5. ip yumağı (?) BY: dolaşık. yağmur özlemiyle gökleri gözlüyorlardı." 3."Akıyordu" eylemi ipucu olarak kullanılmıştır." Çocuklar "kuş"a benzetilmiş. bir kapalı istiare vardır.

ÖRNEKLER * "Sevincinden ağlayan." 29. Kurban olam kurban olam / Beşikte yatan kuzuya. Böylece kişileştirme gerçekleştirilmiştir. camlara saldırıyor. yorgundur sandım."Durur tekbir alır dağlar / Döner dağlarda kartallar." 27. Kendisine benzetilen "insan" söylenmediği." 30."Yüce dağ başında siyah tül vardır." 18." 13." 21. haykırmak gibi insana ait özellikler 'benzetme yönleri' belirtildiği için kişileştirme. ağlıyordu ırmaklar. ağlamak. sevinmek." 20. hastadır. O kızıl zafer kartalının / Çankaya'da kurulmuş yuvası."Yeşil kurbağalar öter göllerde / Kırıldı kanadım kaldım çöllerde." 11. kapalı istiare biçiminde gerçekleştirilmiştir. sevincinden ağlamakta. "Güneş."Mor menekşe boyun eğmiş / Yapracığı suya deşmiş." 9. yandım oy!" 26."Görünmez kanatlarıyla hatıralar / Camlara çarpıp duruyor." 10. haykıran rüzgâr Kalplere sevinç." 16. gülüp haykırmaktadır." 28."Birçok seneler geçti dönen yok seferinden."Yürüyordum. "Yüce dağların başında salkım salkım olan bulut." 15."Ufuklar merhametsiz." 12." 25." 19."Semânın kandilleri yanmıştı."Varsın bahçelerde rüzgâr gezinsin. baktım yarıya çekildi."Yedi tepeli şehirde bıraktım gonca gülümü."Sabahtan uğradım ben bir fidana." Rüzgâr." 7. 16 ." 23. Bazen benzetme çoğu zaman da kapalı istiare biçiminde gerçekleştirilir."Saçlarıma yıldız düşmüş koparma anne." 22." 8."Tekerlekler yollara bir şeyler anlatıyor."Dağlara yaslanıp yatan güneşi/Yaralı."Başımdan bir kova sevda döküldü Islanmadım. insan gibi sevinmekte. gülmek. rüzgârlar hoyrat Yok artık can verdi aydınlık mevsimler. "Bir ateş düştü canıma / Yanarım kimseler bilmez. gülen." 14."Havada bir dost eli okşuyor elimizi. umut ve inanç getiriyor. üşümedim." 5-) TEŞHİS ( KİŞİLEŞTİRME ) İnsana ait özelliklerin insan olmayan varlıklara mal edilmesiyle gerçekleştirilen mecazlı bir anlatım özelliğidir."Vatan ufkundaki en güzel çeyiz En şanlı süs."Uzak dağlarda kaybolmuş bir bulut/Rüzgârın bir unutkanlığıdır." 24. denizin mavi sularında saçını yıkıyordu."Gökyüzü sarsılıp köpürüyor." 17.6.

" Şair. * "Bir bulut gezer yayla yayla Anadolu'yu Bir baştan başa selâm götürür. tüller. insanın 'ağlama' özelliği 'dere'ye aktarılmış." 5. her taraf ıssız. senin uzak diyarlara gittiğini söylediler bana. * "Aynalar.Aynı zamanda kapalı istiare yapılmıştır. kelepçelendik. kişileştirme yapılmıştır. göz kırpan çiçekler vardı o yerde." 4.* "Rüzgâr."Dinle yolcu bu su onun sesidir / Sinsi adımlarla akşam yürüyor." 'kalem' insan gibi temkinli. ölçülü hareket ediyor." 'sevinmek' özelliği toprağa verilmiştir. * "Ben öpmeden önce yanaklarını / Varsın teller." İnsana ait 'yüreği yaralı' ve 'kederli' olmak dağlara verilmiştir. tüller." 'selâm götürmek' özelliği buluta verilmiştir. bir insan gibi sevincinden ağlıyor." 'öpmek' özelliği karanlığa mal edilmiştir. "Çukurova bayramlığın giyerken. * "Dağ başını duman almış / Gümüş dere durmaz akar. "İçmiş gibi geceyi bir yudumda / Göğün mağrur bakışlı bulutları. tedbirli." 13. "Yeditepe üstünde zaman bir gergef işler. "Mavi tulumbayla gülümser evim. şarkı söyleyen kuşlar." 8." 10." 12. Aşağıdaki örnekleri inceleyiniz 1. *Bir yağmur başlar ya inceden ince / Bak o zaman topraktaki sevince. "Dinmiş denizlerin şarkısı. gülüyor." 'Kuşlar' konuşmaktadır. * "Renkler başkalaştı gün ortasında / Koyu bir karanlık öptü denizi." İkinci dizede." 9. haykırıyordu. benzetme şeklinde gerçekleştirilmiş olur. duvaklar öpsün." denirse benzeyen de kendisine benzetilen (insan) de belirtildiği için kişileştirme." 3. duvaklar' kişileştirilmiştir. Kanlıca mahzundur uzakta. "Çocukluğum oynar serin avluda. * "Konunun hassasiyeti nedeniyle kalemimin çok temkinli hareket ettiğini okurların fark etmişlerdir. dere kişileştirilmiştir." 7. * "Kuşlar." 2. * "Besbelli her saat artar kederi / Belki de yüreği yara dağların. kendisine dik dik baktıklarını söyleyerek 'aynaları' kişileştirmiştir." 6." teller. "Toplanırken göklerde bulutlar yığın yığın Hırçın bir fırtınaya dönüşüyordu deniz." 11. ay gülüyor. "Bir bahar sabahının karanlığında ıssız 17 ."Yeşil sedirlerde dinlenir huzur. "Dans eden kelebekler. "Rüzgâr uyumuş. "Bir balık ağlıyordu / Denizde / Başını yaslamış / Ufacık bir yosun parçasına. rüzgâr uymakta Körfez düşünür. bakmayın yüzüme dik dik İşte yakalandık.

" 15. "Akdeniz'in dalgaları cilveli / Akdeniz'dir denizlerin güzeli. "Haliç'te bir vapuru vurdular dört kişi Demirlemişti.' " * " 'Yıldızlar sönsün' diyerek bağırdı karanlıktan sümbül. ne pirinç dayım / Mısırla akraba bile değilim." Verilen parçada "çeşme" insan gibi konuşturuluyor. / Bir yeşermeye göreyim: / Kızmasınlar halim duman / Canıma kastederler yapabilseler / Ama nafile kurumam.Gökte diz çökmüş iki titrek ışıklı yıldız. * "Ey benim sarı tamburam / Sen ne için inilersin? / 'İçim oyuk derdim büyük / Ben anınçün inilerim!." Ayrıkotu konuşturulmuştur. ancak yapılan her teşhiste intak sanatı yoktur.. "Ay suda bestelerken en güzel şarkıyı Küreklerim de suya en derin şiiri yazdı. eli kolu bağlıydı. kişileştirmeden sonra gelir. Konuşturma." * "Küçük bir çeşmeyim yurdumun / Unutulmuş bir dağında / Hiç kesilmeyecek suyum / Yıldızların aydınlığında / Boyuna akar dururum. tam onu koparacağı sırada. ermesin sevdama Senden yanayım." 6-) İNTAK ( KONUŞTURMA ) İnsan dışındaki canlı ve cansız varlıkları konuşturma sanatıdır. ÖRNEKLER * "Ben bir ayrıkotuyum / Ne buğday amcam." 16. Varlık önce kişileştirilir." UYARI ! Konuşturulan varlıklar kişileştirildikleri için kullanılan her intak sanatıyla birlikte teşhis sanatı da yapılır. * "Benim adım dertli dolap / Suyum akar yalap yalap / Böyle emreylemiş Çalap (Tanrı) / Derdim vardır inilerim." 14." 7-) KİNAYE ( DEĞİNMECE ) 18 . gerekirse konuşturulur." * "Adam elini uzattı. mor menekşe:'Bana dokunma!' diye bağırdı. * "Akıl ersin. ağlıyordu. dedi yeşeren dal senden yana.

Kinayeden. üç gün sonra bizim kasayı yüklenip kayboldu. Terim olarak." * "Ben toprak oldum yoluna Sen aşırı gözetirsin Şu karşıma göğüs geren Taş bağırlı dağlar mısın?" * "içinizde en yürekli olan gelsin. ayağı kaydı bir kere. mecaz anlamdır." * "Bırak onu. hafif ve zarif biçimde alaya almada yararlanılır." * "Yokuş çıkmayı göze almayanlar hep çukurda kalır. sonunda ayağımız düze bastı. Yazıda tariz. okula belki yarın sabah varırız. Kinayede asıl kastedilen." ÖSS * "Ey benim sarı tamburam Sen ne için inilersin -İçim oyuk derdim büyük Ben onun'çün inilerim." * "Kefil olduğunuz gece bekçisi hakikaten güvenilir çıktı." * "Karşısında ağzımı açamadım ki. artık hiç çalışmıyor. ÖRNEKLER * "Arkadaşın dayısı güçlüdür. hem gerçek hem de mecaz anlamını düşündürecek biçimde kullanılmasına kinaye denir.Bir sözün. bir sözün görünürdeki anlamının tam tersi amaçlanarak kullanılmasıyla gerçekleştirilen mecazlı anlatımdır. ÖRNEKLER * "Bazı sevgili dostlarımın ( ! ) benim için karpuz kabuklarının en kayganlarını hazırladıklarını biliyorum." * "Bu taşı bize dostumuz atıyorsa durup düşünmemiz gerekir." * "Ne yapsın." * "Rüzgâra karşı tüküren kendi yüzüne karşı tükürür." 19 ." * "Çocukların velvelesi. burnu büyük adamdan hayır gelmez. "taş atma" demektir. bazen parantez içerisinde ünlem ( ! ) işaretiyle belli edilir. Deyim ve atasözlerimizde kinayeye çok rastlanır." * "Eh. bu hızla gidersek." * "Atılan ok geri gelmez. "taşlama". benzetme amacı güdülmeden. halleder." * "Böyle yürürseniz mahalleye yatsıya varırsınız. onun eli değeli bizim makine kararsızlığı bıraktı. Allah için." 8-) TARİZ ( DOKUNDURMA / SİTEM / İĞNELEME ) Sözcük anlamıyla "dokundurma". herkesi ayağa kaldırdı. gerçekten ustaymış." * "Adamınız." * "Çok zahmet çektik. karşıdakini incitmeden iğnelemede. Kinayedekinden daha keskin alay ve eleştiri içerir.

" UYARI Tariz ile kinaye karıştırılmamalıdır.* "Benim oğlum çok cesurdur canım. * "Renk aldı özge ateşimizden şerâb ü gül Peymâne söylesün bunu gülzâr söylesün" ŞERAB : şarap ." UYARI Dokundurmaca anlamını çözebilmek için. * "Ne kadar kültürlü olduğu ( ! ) yazılarından belli. GÜLZÂR : gül bahçesi Bu dizelerde şair. PEYMANE : kadeh ." * "Aferin oğlum Ahmet / Bu yolda devam et / Herifçioğlu Sen Mişel'de koyuvermiş sakalı Neylesin bizim köyü / Nitsin Mahmut Makal'ı. "akşamın gelişini" ve "gülün solmasını".Böylece şarabın ve gülün kırmızılığını gerçek nedeninin dışında daha güzel ve hayali bir nedenle açıklıyor. horozdan korktuğuna bakmayın. 9-) HÜSN-İ TALİL ( GÜZEL NEDEN BULMA ) Herhangi bir olayı gerçek nedeninin dışında daha güzel ve hayali bir nedene bağlayarak açıklama sanatıdır. sözün nasıl bir durum için. "sevgilinin gidişine bağlamıştır." * "Ne kadar eli açık olduğunu gördünüz değil mi? Derneğe tam bir milyon lira bağışladı. 20 . karşıt anlamı önemlidir. Bu ağaçların yeşil olmasının gerçek nedeni değildir. Tarizde sözün gerçek ya da mecaz anlamda kullanılmasından çok. şarabın ve gülün rengini ( kırmızılığını ) kendi içindeki ateşten geldiğini belirtiyor. iki yıl sonra telefon etmek zahmetine girerek bunu kanıtladın. güzel şeyler düşünmesi için yemyeşil olmuştur. kabak suyu gibi. Şair gerçek nedeninin dışında daha güzel ve etkileyici bir neden bulmuştur." * "Bu ne kudret ki Elifbâ'yı okur ezberden. varsa. * "Güzel şeyler düşünelim diye Yemyeşil oluvermiş ağaçlar" Şaire göre ağaçlar. hayali bir neden bulmuştur. diğer cümlelere dikkat etmek gerekir." * "Beni ne çok sevdiğini ( ! ) biliyordum zaten. insanların mutlu olmasını. ÖRNEKLER * "Sen gittin yaslara büründü cihan Soluyor dallarda gül dertli dertli" Şair. Böylece gerçek neden yerine hoşa giden." * "Çayın nefis olmuş. hangi ortamda kullanıldığına. Kinayede ise sözün her iki anlamının bir arada kullanılıp kullanılmadığına bakılır.

* "Müzeyyen oldu reyâhin bezendi bâğ -ı çemen Meğer ki bağa haber geldi yârdan bu gece" MÜZEYYEN OLMAK: süslenmek. Hz. şair atlarına yeni bir ülkede yem vermek isteyişlerini gösteriyor.solgun mu bilmem" 6.* "Yeni bir ülkede yem vermek için atlarına Nice bin atlı kapılmıştı fetih rüzgârına" Akıncıların yeni ülkeler fethetme isteklerinin nedeni olarak."O kadar yürekten çaldı ki / Türküler aşındırdı kavalı" 9."Bir düğün havası eserdi mahallemizde Kayısı ağaçları gelin olunca" 7."Güller ki yüzünün renginden utandıkları için kızardılar" 2.İ ÂRİF ( BİLMEZLİKTEN GELME ) Bir anlam inceliği yaratmak ya da nükte yapmak için." 3. Halbuki bahçenin güzellik kazanması mevsimle ilgilidir. çok iyi bildiği bir şeyi bilmiyor görünerek söz söylemesine tecâhül -i ârif denir." diyor. güneşin renginin olmayışını gerçekçi bir neden değil de sevdiğinin yok oluşuna bağlıyor.i pâyine yetem der ömrlerdir muttasıl Başını taştan taşa urup gezer âvâre su" Irmakların dağ taş aşarak ( başını taştan taşa vurarak ) akıp gidişi. * "Hâk . 21 ."Ey sevgili sen bu ilden gideli yaprak döktü ağaçlar." 5. Peygamberimizin ayak bastığı topraklara ulaşmak nedenine bağlanıyor. Bahçenin süslenmesini sevgilinin geleceği haberine bağlıyor. Oysa fetihlerin asıl amacı toprak kazanmaktır. karanfil kokusunun ağustos yıldızlarının sıcaklığının."Yoksun diye bahçemde çiçekler açmıyor bak. senin için Ben bir yıldızım yıldızlar ortasında" 10-) TECÂHÜL . "Bahçe."İşim gücüm budur benim / Gökyüzünü boyarım her sabah Hepiniz uykudayken / Uyanır bakarsınız ki mavi" 10-"Gün senin için doğuyor." 4. REYÂHİN: fesleğenler Şair."Gök ağladı gün boyun sen gidince" 8."O çay ağır akar yorgun mu bilmem Mehtâbı hasta mı. Aşağıdaki örnekleri inceleyiniz 1. şairin. meğer sevgili bu gece geleceğini bildirmiş. süslenmiş fesleğenlerle bezendi. soldu gökyüzü."Sen gelince güller açar bahçemde / Bahar güler kahkahayla. * "Sen yoksun hiçbir şey yok Güneşin rengi Ağustos yıldızlarının sıcaklığı Karanfil kokusu" Şair.

ateş yakarmış Her doğan günün bir dert olduğunu İnsan bu yaşa gelince anlarmış. TENHACA: gizlice. * "Âb-ı gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem Yâ muhît olmuş gözümden günbed-i devvâre su" ( Bilmiyorum."Çördükler. yoksa göz yaşlarım mı gökyüzünü kaplamıştır. BUSE: öpücük. dönen kubbe "gökyüzü" kendiliğinden mi su rengindedir."Göz gördü gönül sevdi seni ey yüzü mâhım Kurbanın olam var mı benim bunda günahım" 2. sevgili ile Göksu'ya gezmeye giden de Nedim. bunu başkasından işitmiş gibi söyleyen de Nedim'dir." 22 . * "Sözü yazdımdı da kalmış öbür entaride Va'diniz bûse mi vuslat mı unuttum ne idi" VAAD: herhangi bir konuda söz vermek. Doğal olarak şairin gökyüzünün niçin su renginde olduğunu bilmemesi imkânsız."Dün gece yoktu ki / Bu dağ buraya nasıl gelmiş? " 3. cevizler.ÖRNEKLER * "Yılın ilk karı yağdı İyice kısaldı günler Ölülerimiz üşür mü ki?" Son dizede şair ölülerin üşümediklerini bildikleri halde. İŞRET: yeme içme Bu beyitte. fakat böylece ne kadar çok ağlamış. gökyüzünün niçin su renginde olduğunu bilmediğini söyleyerek. döktüğü gözyaşlarının gökleri kaplaması nedeniyle böyle olabileceği ihtimalini ileri sürüyor. yaşamak dolu Bu eller miydi resimleri tutarken uyuyan? " 7. Aşağıdaki örnekleri inceleyiniz 1."Su insanı boğar."Arzu dolu. Bu beyitte tecâhül-i ârif ile mübalağa da vardır. çok gözyaşı dökmüş olduğunu nükteli bir tarzda belirtmiş oluyor."Şakaklarıma kar mı yağdı ne var Benim Allah'ım bu çizgili yüz? " 5-Sular mı yandı neden tunca benziyor mermer? " 6. ) Fuzuli bu beytinde. sorudan yaralanarak bu durumu bilmezlikten geliyor. * "Ey şûh Nedimâ ile bir seyrin işittik Tenhaca varıp Göksu'ya işret var içinde" ŞÛH: çılgın. iğdeler Gidin bakın gölgeleri orda mı? " 4. sevgilisinin kendisine buse mi vuslat sözü mü verdiğini unuttuğunu belirterek bildiği bir gerçeği bilmezlikten geliyor. VUSLAT: kavuşma Şair.

" 9. yüzdüm tükenmiyor."Gökte yanan güneşi."Sizi yıkarım dağlar / Yâre zarar gelirse." 10." 18."Aşk çekici değdi örse / Durmam gayrı dünya dursa.11-) MÜBALAĞA ( ABARTMA ) Bir özelliğin ya da durumun olduğundan daha çok gösterilmesidir. Aşağıdaki örnekleri inceleyiniz 1."Derdimi döksem ben Karadeniz'e Kırım sahillerini sel tufan alır."Farz et denize çıktım / Su biter." 6."Aşkınla tutuştum yandım / Gör beni neyledi sevdan." 13." 20." 11. * "Bir gün doludizgin boşanan atlarımızla Yerden yedi kat Arş'a kanatlandık o hızla " Akıncıların atları öyle hızlı koşmaktadır ki hızlarını alamazlar ve binicileriyle yerden yedi kat Arş'a yükselirler. o haritadaki denizi görse boğulur. " 7." 8. " 17. " 23 . Burada olmayacak bir durumun anlatımı vardır."Sürsün baş başa bu yolculuk / Sayıları delirtecek mesafelere." 14."Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan şühedâ" 4. Abartmanın oluşması için. derdim bitmez. mantığın sınırlarını zorlayacak biçimde büyütülmesi gerekir."Akdeniz'in dalgası gönlüm kadar taşmadı."Deniz mürekkep olsa / Yazılmaz benim derdim. şehit olan askerlerin alnını öpmesi " istenmektedir. " 16."Âlem sele gitti gözüm yaşımdan. koparıp tan yerinden Elimizde meşale gibi taşımaktayız." 19. söz konusu özelliğin."Elim değse akan sular tutuşur İçim dışım yanar oldu gel gayrı."Ölüm indirmede gökler ölü püskürmede yer O ne müthiş tipidir savrulur enkâz-ı beşer" 3."Her damlada bir umman var / Yüzdüm."Bu dertten demir çürür / Bilmem nasıl dayandım." 5."Yahu. Şair bunun gerçekleşmesinin olanaksız olduğunu bildiği halde sözün etkisini artırmak için abartmaya gitmiştir."Uçtuk Mohaç ufkunda görünmek hevesiyle" 2. Böylece mecaz da oluşur. ÖRNEKLER * "Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer" Bu dizelerde "atalarının gökten inerek."Bir âh çeksem dağı taşı eritir." 12."Ölçüyü yitirdik tümden / Yüzükler kemer oldu ha ! " 15."Zâlım yârin elinden / Gözyaşım sele döndü.

Gece ile gündüz zıt iki kavramdır. Oysa tezat. Aşağıdaki örnekleri inceleyiniz."Görmediğim şeyi asla sezemem /Korku bilmem hiç yalnız gezemem İcap etse kendi adımı yazamam / Kâtiplikte gayet iştihârım var." 4."Gülen çehremi görüp / Sanmayın beni bahtiyârdır Her kahkahanın içinde / Bir damla gözyaşı vardır. gündüz çalışırım."Karlar etrafı beyaz bir karanlığa gömdü Kar değil gökyüzünde yağan beyaz ölümdü." 3." 11-"Ne efsûnkâr imişsin âh ey didâr-ı hürriyet Esîr-i aşkın olduk gerçi kurtulduk esaretten. namaz kılmam Temizlik severim." demekle tezat sanatı olmaz." İŞTİHÂR: meşhur olmak." 13-"Kara gözlerinin beyaz feneri olayım." 7. ün salmak 6." 14-"Bin bir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?" 15-"Ben de gördüm güneşin doğarken battığını." 13-) TELMİH ( HATIRLATMA ) 24 . düşünce değildir. ÖRNEK * "Meyhâne mukassi görünür taşradan ammâ Bir başka ferah başka letâfet var içinde" Nedim'in bu beytinde meyhanenin hem sıkıntılı hem de ferah ve latif olduğu söyleniyor."Bir kız vardı yok gibi öyle güzel!" 8."Lâkin ben hiç bu kadar mahzun olmadım Ölümü hatırlatan ne var bu resimde? Halbuki hepimiz hayattayız. Ancak "Gece uyurum."Ağlarım hatıra geldikçe gülüştüklerimiz. bir varlığın birbirine zıt özellikleri bir arada söylenmiş oluyor."Ben de gördüm güneşin doğarken battığını Esrarlı bir bakışın gönlü kapattığını." 12-"Rüzgâr eser dallarımız atışır Yas ile sevincim yıkışır dağlar." 9." 2. Akla ve mantığa uygun bir şekilde. kavramların zıtlığında değil. düşüncenin zıtlığındadır."Nedir benim bu çilem Hesap bilmem Muhasebe memuruyum. lekemi silmem Ömrümde zararsız günümü bilmem Her senede yüz milyonluk kârım var." 5.12-) TEZAT ( KARŞITLIK ) İki karşıt düşüncenin bir arada söylenmesidir."İbadet eylerim. 1.

dem olub bahârdan bu gece Hıtâ'ya benzedi gülşen nigârdan bu gece SABÂ ." 3." 2.Îsâ'nın göğe çıktığı inancı"na . bir inanca… işaret etmeye." 4. * "Ey dost senin yoluna / Canım vereyim Mevlâ Aşkını komayayım / Od'o gireyim Mevlâ" Son dizedeki "ateş" anlamına gelen "od" sözcüğü. onu anımsatmaya telmih denir. Çağrışıma dayanan bu sanatta anımsatılan şey uzun uzadıya açıklanmayıp bir iki sözcükle ifade edilir. Hz. Mûsâ'nın Tûr-ı Sinâ dağında Allah ile konuşması " olayına ve üçüncü dizede de yine "Hz."Sultan Süleyman'a kalmayan dünya Bu dağlar yerinden ayrılır bir gün.Söz sırasında. Aşağıdaki örnekleri inceleyiniz 1. en şerefli mahlukuz / Deyip de pek fazla Övünmemiz haksız / Atamız elma çaldı cennetten Biz o hırsızların çocuklarıyız. düşmanla savaşan Mehmetçikleri Bedir Savaşı'ndaki Hz." Şair. Mûsâ'nın yere atınca yılan olan âsâsıyla gösterdiği mucizelere telmih vardır. ünlü bir kişiye.) 25 . Çanakkale şehitleri için yazdığı bu dizelerde."Ekmek Leylâ oldu dostlarım / Mecnûn oldum peşi sıra giderim." Şair."Sabâ Mesîh. ÖRNEKLER * "İnsanız. * "Gökyüzünde Îsâ ile / Tûr dağında Mûsâ ile Elindeki âsâ ile / Çağırayım Mevlâm seni" Birinci dizede "Hz."Şuh Şirin'ler yüzünden dağ delen Ferhat'lar Aslıhan'lardan yanan Âşık Kerem'ler görmüşüz. herkesçe bilinen bir olayı geçmişteki bir olaya. İbrahim'in ateşe atılmasına ve ateşin gül bahçesine dönmesine telmih vardır.hafif ve tatlı esen rüzgâr. "Atamız elma çaldı cennetten" dizesiyle okuyucuya Adem ile Havva'nın cennetten kovulmasına neden olan olayı anımsatmakta ve telmih sanatına başvurmaktadır. Peygamberimizin askerlerine benzetiyor ve bu olayı anlatırken geçmişteki bir olaydan yararlanıyor.ceylanların göbeğinden çıkarılan güzel bir kokudur. Telmihte. ikinci dizede "Hz. anlatılan duygu ile işaret edilen olay arasında gizli bir benzetme söz konusudur. MESÎH :Îsâ peygamberin lakabı HITÂ : Çin'in kuzeyinde ceylanları dolayısıyla mis gibi kokan ülke (Misk."Vahdetün şarabından / Bir cur'a nûş edeyin Enel-Hak çağıruban / Dâra gireyin Mevlâ" 5. * "Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid'i Bedr'in aslanları ancak bu kadar şanlı idi.

hüsn-i talil ) 14-) TEVRİYE ( İKİ ANLAMLILIK ) Birden çok gerçek anlamı olan bir sözü herkesçe bilinen ( yakın ) anlamında değil de uzak anlamını kastederek kullanmaya denir. uzak anlamı ise. tâhir. söylenen anlamıyla asmak eylemi. söndürdü ocağı" ocak. uzak anlamı ise. * "Bâkî çemende hayli perîşan imiş varak Benzer ki bir şikâyeti var rûzgârdan "rüzgâr" sözcüğü hem yel hem de zaman anlamıyla tevriyeli kullanılmıştır. söylenen anlamı temiz demektir. Tevriyede mecaz yoktur. kapalı istiare. amaçlanan anlamıyla da üzümdür. ÖRNEKLER * "Bu kadar letafet çünkü sende var Beyaz gerdanında bir de ben gerek" İkinci dizede "ben" tevriyeli kullanılmıştır. amaçlanan anlamı ise Tâhir Efendi'dir. tevriye bu yönüyle kinayeden ayrılır. Yakın anlamı. * "Gül gülse dâim ağlasa bülbül aceb değül Zira kimine ağla demişler. "Bâkî" sözünü tevriyeli kullanmıştır. uzak (amaçlanan) anlamı gül çiçeği.tenasüp.şairin adı. Yakın anlamı.edebî. 15-) TENASÜP ( UYGUNLUK ) 26 .GÜLŞEN :gül bahçesi NOT: Bu beyitteki diğer söz sanatlarını da inceleyiniz. Tekil kişi. * "Âvâzeyi bu âleme Dâvud gibi sal Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş" Şair. Tevriyeli kullanılan sözlerin iki anlamı da gerçek anlamdır. sonsuz. * "Bir delikanlı haramîdir deyü afv ettiler Asmadan kurtuldu ammâ çok sıkılmıştır şarâb " Asma. Yeniçeri Ocağı * "Bana Tâhir Efendi kelp demiş İltifatı bu sözde zâhirdir Mâlikî mezhebim benim zirâ İtikatımca kelp tâhirdir. kimine gül " Yakın anlamı.ateş yakılan yer. * "Koyup kaldırmada ikide birde Kazan devrildi.(Teşbih.vücuttaki siyah kabartı.gülme eylemi. I.

Bu sanat düzyazıda da görülebilir. tarih ve mesnevi kahramanlarını. hayvan . ÖRNEKLER * "Hakir olduysa millet şanına noksan gelir sanma Yere düşmekle cevher. ikinci dizede bunlarla ilgili benzerlik ve karşıtlıkları belirtmeye leff ü neşr denir." * "Ârızın yâdıyla nemnâk olsa müjgânım nola Zâyi olmaz gül temennâsıyla vermek hâre su 27 .sümbülü gülü hâr almış Zevk u şevk ehlini âh u zâr almış. Teşbih ve istiare ile yakından ilgili olanbu sanat. sâkıt olmaz kadr ü kıymetten * "Sen bana en sadık arkadaştın Gönlümde ateştin. Akşam mı bu gelen güneş mi batacak? Benim bir güzel var beklediğim Coşan dalgaları kucaklayacak. türlü bilim terimlerini. ikisinden birini seçerek kabul buyurunuz. tenasüp sanatında. bu gökyüzü Göz kırpar yıldızlar. bir elimizde de zeytin dalı var." * "Bakışların kor ateş / Duruşun durgun su Biri yakar. bir elimizde kan dökücü mızrak. ne diye taştın Beni kıskandırıp durmalı mıydın?" * "İşte gördüğünüz üzere. birinci dizede birkaç şeyi anlattıktan sonra. mitoloji. Divan şairleri. gözümde yaştın Ne diye tutuştun. ÖRNEKLER * "Mest olupdur çeşm ü ebrûnun hayâlinde imam Okumaz mihrâbda bir harf-i Kur'an'ı dürüst" * "Suya versin bâğban gülzârı zahmet çekmesin Bir gül açılmaz yüzün tek verse bin gülzâre su" * "Koyuldu rengi köpüklerde karın Işıklar kesildi sularda. savaş ve barışa işaret olarak. biri boğar. bitki ve çiçek adlarını bol bol kullanmışlardır. ilk dizede söylenenlerin ikinci dizede düzenli ya da düzensiz açıklanışına göre ikiye ayrılır." 16-) LEFF Ü NEŞR ( SIRALI AÇIKLAMA ) Genellikle bir beyit içinde.Anlamca birbiriyle ilgili sözcüklerin bir arada kullanılması sanatıdır." * "Deli eder insanı bu deniz." * "Lâleyi. Karşıt anlamlı sözcüklerin bir arada kullanılması tenasüp değildir. türkü söyler balıklar.

birinci dörtlüğün ikinci ve dördüncü. ÖRNEKLER * "Hani o." * "Hepsi gider." * "Bu yağmur…Bu yağmur…Bu kıldan ince Öpüşten yumuşak yağan bu yağmur Bu yağmur…Bu yağmur…Bir gün dinince Aynalar yüzümüzü tanımaz olur. akmayacaktın?" Şair. Ancak bu sorular cevap gerektirmemektedir. şair sesi. içinde yaşamış bir insandır." * "Kimsesizim kimsem yoktur herkesin var kimsesi Kimsesiz kaldım meded kıl kimsesizler kimsesi. bu kubbede kalacak Âşık sesi.ikinci dörtlüğün son dizesinde soru sorma yoluna gitmiştir. " 18-) İSTİFHAM ( SORU SORMA ) Sözü. yâr sesi" * "Kaldırımlar. cevap beklemeksizin anlamı güçlendirmek için soru soruyormuş gibi kullanma sanatıdır." 17-) TEKRİR ( YİNELEME ) Sözün etkisi güçlendirmek için sözcük ya da söz grubunu yineleme sanatıdır. sanat sesi. er sesi Bizi bundan sonra sarıp alacak Tanrı sesi. duyulur ses kesilince sesi Kaldırımlar. ÖRNEKLER * "Ey varlığı varı var eden var ! Yok yok sana yok demek ne düşvar. Kaldırımlar. içimde uzayan bir lisandır.* "Bâğ-ı dehrin hem hazânın hem bahârın görmüşüz Biz neşâtın da gamın da rûzgârın görmüşüz. Kaldırımlar." * "Kapalı Çarşı içinde kapalı rüya çarşıları Kapalı Çarşı içinde öfke ve af çarşıları. bırakıp giderken seni / Bu öksüz tavrını takmayacaktın? Alnına koyarken veda busemi / Yüzüme bu türlü bakmayacaktın? Gelse de en acı sözler dilime / Uçacak sanırım birkaç kelime Bir alev halinde düştün elime / Hani ey gözyaşım. Aşağıdaki örnekleri inceleyiniz 28 . ıztırap çekenlerin annesi.

"Olur mu dünyaya indirsem kepenk Gözyaşı döksem Nuh Tufanı'na denk ?" 4."Bana kara diyen dilber / Gözlerin kara değil mi ?" 3. daim eyle. kimsesiz bir sokak ortasında." * "cinayeti kör bir kayıkçı gördü ben gördüm kulaklarım gördü vapur kudurdu. Özellikle Divan nesrinde secili anlatım bir amaç sayılmıştır. gönüllerin sürûru.1. ihsan verdin." * "Salkım salkım tan yelleri estiğinde Sakallı bozaç turgay sayradıkça " * "Dest bûsı arzûsiyle ölürsem dostlar Kûze eylen toprağım sunun anınla yâre su" * "Sev seni seveni hâk ile yeksân ise Sevme seni sevmeyeni Mısır'a sultân ise" * "Eylülde melûl oldu gönül soldu da lâle Bir kâküle meyletti gönül geldi bu hâle" 20-) SECÎ ( İÇ KAFİYE / NESİR KAFİYESİ ) Cümlelerin ya da bir cümle içinde birden çok sözcüğün sonlarındaki ses benzerliğine seci denir. şifa senden. kuduz gibi böğürdü hiçbiriniz orda yoktunuz. yâr önünde pestlik gerek. başımızın tâcı."Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan şühedâ " 2. iman verdin.dil ehlinin mîrâcı " * "İlâhi her neyi gülzâr ettinse anı ittim." ÖYS * "Dost yolunda nistlik gerek. ilâhi vücudum bahçesine ne diktinse o biter." * "İlâhi. nesirde kullanılan uyak olarak da tanımlanabilir. ÖRNEKLER * "Sokaktayım. Seci. ret senden. dert senden… İlâhi.ilâhi elime her ne sundunsa anı tuttum. kaim eyle. ÖRNEKLER * "Ey gözlerin nuru. ilâhi gönlüm oduna ne yaktınsa o tüter. ten cübbesi 29 . kabul senden."Beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı Felekler yandı âhımdan muradım şem'i yanmaz mı 19-) ALİTERASYON ( SES YİNELENMESİ ) Bir şiirde ya da düzyazıda ahenk yaratmak amacıyla aynı ses ya da hecenin yinelenmesine aliterasyon denir.

anlamları ayrı olan sözcükleri bir 30 . açıklama sanatıdır." * "Gamzen ciğerim deldi / deldi ciğerim gamzen Bilmem nic'olur halım / Halim nic'olur bilmem " * "Cennet gibidir rûyin / rûyin cennet gibidir Âdem doymaz sana / sana doymaz âdem" RÛ : yüz ÂDEM : insan 23. ÖRNEKLER * "Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler. yaşamak için yemelidir.) İŞTİKAK ( TÜRETME ) Aynı kökten türeyen sözcükleri bir arada kullanmaya iştikak denir." * "Yemek için yaşamamalı. ÖRNEKLER * "Her inişin bir yokuşu.çâk gerek. " 21-) İRSÂL-İ MESEL Dizelerde bir atasözü ya da deyimi kullanma. * "Didem rûhunu gözler.gözler rûhunu didem Kıblem olalı kaşın. her yokuşun bir inişi vardır. ÖRNEKLER * "Balık baştan kokar bunu bilmemek Seyrânî gâfilin ahmaklığından" * "Çağır Karac'oğlan çağır / Taş düştüğü yerde ağır Gönül sevdiğinden soğur / Görülmeyi görülmeyi.gönül evi pâk gerek." * "Karşısında nice erbâb-ı denaât titrer Hâkim-i mahkeme-i hükm-i cezâdır kalemim." * "Hâlâ o cehâlet. kaşın olalı kıblem." * "Tok olanlar bilemez çektiğini aç kalanın Sırtı pek kimseye ahvâl-i şitâ ( kış ortamı ) yaz görünür. o tecâhül ve techil !" 24-) CİNAS Yazılışları ve söylenişleri aynı." * "Cihân-ârâ cihân içredir ârayı bilmezler O mâhiler ki deryâ içredir deryayı bilmezler " 22-) AKİS ( ÇAPRAZLAMA ) Bir cümle ya da dize içindeki sözleri ters çevirerek söylemeye akis denir.

RÜCÛ'. NİDÂ. İLTİFAT. TARSİ'. HAZIRLAYAN ORHAN EREN BARTIN KÖKSAL TOPTAN LİSESİ EDEBİYAT ÖĞRETMENİ 31 . İSTİDRÂK.arada kullanma sanatıdır. TEFRÎK. SİHR-İ HELÂL. LEB-DEĞMEZ gibi sanatlar da vardır. İKTİBAS. KALB. ÖRNEKLER * "Ey kimsesizler el veriniz kimsesizlere Onlardır ancak el verecek kimse sizlere " * "Söylerken o sözleri kızardı Hem hazzeder âh hem kızardı " * "Kısmetindir gezdiren yer yer seni Arşa çıksa akıbet yer yer seni " ÖYS * "Bir güzel şûha dedim ki iki gözün sürmelidir Dedi vallahi seni Hind'e kadar sürmelidir " * "Her nefeste işledim ben bir günâh Bir günâh için demedim bir gün âh " * "Yanalı Haylice vakit oldu Ben bu yerde yanalı Binme nâmert atına Ya mıhı düşer ya nalı " * "Eyleme vaktini zâyi / Deme kış yaz oku yaz " UYARI ! Bu söz sanatlarının dışında ayrıca ÎHAM. MUAMMA. KAT'. AKROSTİŞ.TERDÎD. İÂDE. İSTİHDAM. LUGAZ. İRSAD.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful