EDEBİ SANATLAR TEŞBİH: Aralarında çeşitli yönlerden benzerlik bulunan iki varlıktan zayıfı kuvvetliye, çirkini güzele benzetme

sanatıdır. Kelimenin gerçek anlamıyla yapılan teşbihte en az iki, en fazla dört öğe bulunur. Benzeyen: Birbirine benzetilen kavramlardan güçsüz olanıdır. Kendine Benzetilen: Benzetilen kavramlardan güçlü ve üstün olanıdır. Benzetme Yönü: Benzeyenle, benzetilen arasındaki ortak yöndür. Benzetme Edatı: Teşbih sanatının yapımında kullanılan edattır. Durmuş bir saat gibiydi, durup geçmeyen zaman. Poyrazla söyleşir gibi yaprakların sesi. İSTİARE: Teşbihle benzerlik gösteren bir sanattır. Teşbihte iki öğe bulunurdu ( benzeyen ve kendisine benzetilen ). İstiare ise bunlardan sadece biriyle yapılan sanattır. " Aslan asker " ifadesi teşbihtir fakat askerlerin yerine " Aslanlarım " ifadesini kullanırsak istiare olur. Bir gün gelecek sen de perişan olacaksın Ey gonca bu cemiyeti her dem mi sandın. Aslanlarımız İstanbul'u kuşattılar. Mor menekşe boyun eğmiş. ÖRNEK: Kurban olam kurban olam Beşikte yatan kuzuya Bu beyitte aşağıdaki edebi sanatlardan hangisi yapılmıştır? A) Cinas B) İstiare C) Benzetme D) Kişileştirme E) Abartma

ÇÖZÜM: Herhangi bir benzetmede sadece benzeyen ya da benzetilen bulunuyorsa buna istiare denir. Yukarıdaki dizede bebek kuzuya benzetilmiştir. Dörtlükte benzeyen "bebek" kullanılmamış, onun yerine benzetilen "kuzu" kullanılmıştır. CEVAP: B KİNAYE: Gerçek ve mecazi anlamları olan bir sözü, onun mecazi anlamını kastederek söyleme sanatıdır. Şu karşıma göğüs geren Taş bağırlı dağlar mısın? Yumdu ela gözlerini dünyaya. ÖRNEK:

1

"-Ey benim sarı tamburam, Sen ne için inilersin? -İçim oyuk, derdim büyük; Ben onun'çün inilerim." Sazın gerçekten de içi oyuktur. Ama burada anlatılmak istenen başka bir şeydir. Böyle bir yazım sanatı (edebi sanat) aşağıdakilerden hangisinde vardır? A) Güleriz ağalanacak halimize B) Şu karşıma göğüs geren, Taş bağırlı dağlar mısın? C) Sakiler meclisten çekmiş ayağı. D) Kısmetindir gezdiren, yer yer seni. Arşa çıksan, akıbet yer yer seni. E) Gül hasretinle yollara tutsun kulağını (79) ÇÖZÜM: A => tezat C => tevriye D => cinas E => kişileştirme Sazın gerçekten için oyuktur. Diğer taraftan dertlerin sazın içini oyması mecazlı bir ifadedir. Dağların yamaçları gerçekten taşlıdır. Bu dağlar sevgiliye ulaşmayı engellediği için de taş bağırlıdır ki mecazlı bir ifadedir. Verilen dörtlükte ve B seçeneğinde kinaye sanatı yapılmıştır. CEVAP: B MECAZ-I MÜRSEL: Kelimelerin iki manası vardır: biri gerçek diğeri gerçek olmayan manasıdır. Bir kelimenin gerçek manasından sıyrılarak değişmeceli manada kullanılması sanatına mecaz-ı mürsel denir. Fakat kelimenin gerçek anlamıyla alakası olmamalıdır. Bu sanatın oluşması için: kelime mutlaka mecaz manalı olmalıdır ve kelime ile yerine kullanılan varlık arasında benzetme amacı güdülmemelidir. Evet, sabah olacaktır, sabah olur geceler Tulu-u haşre kadar sürmez akıbet bu sema Bu mavi gök size bir gün acır, melul olma Yedi iklimi cihanın duruyor karşında ÖRNEK: Anavarza at oynağı Kana bulanmış gömleği. Kıyman a zalımlar kıyman Kör karının bir deyneği. Yaşlı kadının öldürülen tek oğlu için duyduğu acıyı dile getiren bu dörtlükte, aşağıdaki açıklamalardan hangisine uygun bir söz sanatı vardır? A) Bir anlam inceliği yaratmak için bildiği şeyi bilmez görünme B) Bir sözcüğü, iki anlamını birden sezdirecek biçimde kullanma C) Bir sözcüğü, gerçek anlamı dışında başka bir sözcük yerine kullanma

2

D) Bir olgunun gerçek etkenini bir yana bırakarak olguyu başka bir nedene bağlama E) Birkaç şeyi söyledikten sonra onlarla ilgili başka şeyleri bir sıra gözeterek anlatma (88/II) ÇÖZÜM: A => tecahül-i Arif B => tevriye D => hüsn-ü tahlil E => Lütf-ü neşr, sanatları tanımlanmıştır. C seçeneğinde ise 'deynek' kelimesiyle 'kadının öldürülen oğlu' kastedilmiştir. Dolayısıyla sözcük, gerçek anlamı dışında başka bir sözcük yerine kullanılmıştır ki buna da Mecaz-ı Mürsel sanatı denir. CEVAP: C HÜSN-İ TAHLİL: Bir olayın gerçek sebebini inkar ederek, bu gerçek sebep yerine hayali ve şairane bir sebep getirme sanatıdır. Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor Bir hilal uğruna Yarab ne güneşler batıyor. Bir gün dolu dizgin koşan atlarımızla Yerden yedi kat arşa kanatlandık o hızla ÖRNEK: Yapıtlarında daha çok kırsal kesim insanlarını anlatan birkaç yazar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu'yla görüşmeye gider. Bu ilgiden çok hoşnut olan Yakup Kardi, bir ara merakla konuk yazarlara, nerelerden geldiklerini sorar. Yazarlardan biri gülerek: "Yaban'dan geliyoruz üstat, Yaban'dan!" der. Bu parçada geçen "Yaban'dan geliyoruz" sözünde, aşağıdaki açıklamaların hangisine uygun bir söz sanatı vardır? A) Bir anlam inceliği yaratmak için bildiğini bilmezlikten gelme B) Bir sözcüğü alışılmış anlamın dışında bir anlamda kullanma C) Söylenmek isteneni en az sözcükle anlatma D) Bir gerçeği sezdirmek için bir sözü hem gerçek hem de mecaz anlamıyla kullanma E) Söz arasında, bilinen bir duruma işaret etme (90/II) ÇÖZÜM: 'Yaban' kelimesi hem Yakup Kadri'nin romanı 'Yaban' hem de 'uzak yer' yer anlamında kullanılmıştır. Yaban kelimesi gerçek ve mecaz anlamı kastedilerek kullanılmıştır. CEVAP: D TEZAT: Ortak yanları bulunan iki kavramı birini gerçek diğerini mecazi manada kullanma sanatıdır. Ne siyah eylemiş bu nasiyeyi Saçımı bembeyaz eden bahtım. Karlar altında nev baharım ben TECAHÜL-İ ARİF: Bilinen bir hususun nükte amacıyla bilmezlikten gelerek anlatma sanatıdır. Sözü yazdım da kalmış öbür entaride

3

vuslat mi ne idi unuttum Altında mı üstünde midir Cennet i ala El hak bu ne halet bu ne hoş ab u hevadır TEVRİYE: Birden fazla anlamı olan bir kelimeyi herkesin bildiği anlam dışında. Şeriatın ne mübarek nizamdır ey Cem ! Kanmadık gayş eden bu maviliğe MÜBALAĞA: Herhangi bir olayın olduğundan fazla büyütülmesi ya da küçültülmesiyle yapılan sanattır. mana bakımından farklı olan iki kelimeyi şiirde bir araya getirmek suretiyle yapılan sanattır. köyüm hep bu yerin bucağı C) Ne doğan güne hükmüm geçer.Vadiniz buse mi. en uzak manasıyla kullanma sanatıdır. 'Göz yaşıyla' değirmenin çalışmaya başlaması ifadelerinde abartma sanatı vardır. Ey kimsesizler elveriniz kimsesizlere Onlardır ancak el verecek kimse sizlere 4 . Ne halden anlayan bulunur. Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker Gökten ecdat inerek öpse o pak alnı değer Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın ÖRNEK: Aşağıdaki dizelerin özellikle hangisinde bir abartma vardır? A) Bir ah çeksem dağı taşı eritir Gözüm yaşı dermeni yürütür B) Bu topraklar ecdadımın ocağı Evim. D) Derdüm çoktur hangisine yanayım Yine tazelendi yürek yarası E) Yükseğinde büyük namlı karın var Alçağında mor sümbüllü bağın var (91/II) ÇÖZÜM: A seçeneğinde geçen 'Ah çekmek' ile dağın taşın erimesi. CEVAP: A CİNAS: Şekil ve söyleyiş bakımından sesteş.

Her sabah başka bahar olsa da ben usandım Uğramam bahçelerin semtine gülden yandım SECİ: Düz yazıda kafiyeli kelimelerin kullanılmasıdır. TEŞHİS: İnsan olmayan varlıklara insan özelliği verme sanatıdır. Gül ağladı.Uğrarız sadmesine her gelenin Bu da bir çiftesidir bize hergelenin TEKRİR: Herhangi bir kelimenin şiir içinde birden fazla tekrarlanmasıyla oluşan sanattır." dörtlüğünde işlenen duyguyu görünür kılmak için aşağıdaki yollardan. Kaldırımlar çilekeş yalnızların annesi Kaldırımlar içimde yaşamış bir insandır Kaldırımlar duyulur ses kesilince sesi Kaldırımlar içimde kıvrılan bir lisandır TENASÜP: Manaca alakalı kelimelerin şiirde belli bir düzene göre dizilmesidir. Menekşe külahını kaldırdı. 'yüz'. 'toprağın karnını yarmak. 'gülle karşılamak'. özellikle hangisine baş vurulmuştur? A) Birbirine karşıt durumlardan yararlanma B) Birbirini çağrıştıran sözcükler kullanma C) İnsana özgü kavramları doğaya aktarma D) Halk söyleyişine yer verme E) İnsan ve toprak ilişkisini işleme (76) ÇÖZÜM: Dörtlükte kullanılan 'karın'. 5 . Doğru cevap C seçeneğidir. Bu ifadeler. CEVAP: C İNTAK: İnsan olmayan varlıkları. 'dost' gibi ifadeler insana özgü kavramlardır. gülle karşılamak ve sadık yar olmak' anlamlarında kullanılarak doğaya aktarılmıştır. bülbül ağladı. ÖRNEK: " Karnın yardım kazmayınan belinen Yüzün yırttım tırnağınan elinen Yine beni karşıladı gülünen Benim sadık yarim kara topraktır. yüzünü yırtmak. insanmış gibi konuşturma sanatıdır.

9. 2. 6 . 21. Bu cümledeki en belirgin söz sanatı aşağıdakilerden hangisidir? A) Teşbih (benzetme) B) Tezat C) İstiare D) Kinaye E) İntak (konuşma) (89/II) ÇÖZÜM: İnsan dışındaki varlıkları konuşturma sanatına 'intak' denir. Venedik. 16. 10. 19. Macar. bu ne hoş ab-ı hevadır Ani üzüntüyle bu rüyadan uyandım Tekrar alev gömleği giymiş gibi yandım Aslanlarımız Çanakkale'yi kuşattılar Bambaşka Leh. 11. mor menekşe: "Bana dokunma!" diye bağırdı. 6. yaz. 3. CEVAP: E Aşağıdaki dizelerde geçen sanatları belirtiniz 1. 14. Ahır ağardı tan yeri reisi cibalden Serhadde yol göründü Acem tahtgahına Altında mı üstünde midir cennet-i ala Elhak bu ne halet. 20. 18. Rus güzelleri Sessiz haremde her biri endamlı bir peri Ben toprak oldum yoluna Sen aşırı gözetirsin Şu karşıma göğüs geren Taş bağırlı dağlar mısın Bu eller miydi masallar arasında Rüyalar uzattığım bu eller miydi Arzu dolu yaşamak dolu Bu eller miydi resimleri tutarken uyuyan Bükün boynunuzu bayraklar bükün Cep delik. 8. unut mu ? Düşünür ağaçlar aylarca gelecek baharı Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker Gökten ecdat inerek öpse o pak alnı değer Eyleme vaktini zayi deme kış. elini uzattı. kaftan delik Kevgir misin be kardeşlik Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal Dönülmez akşamın ufkundayız vakit çok geç Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç Dünyaya geldiğim anda Yürüdüm hayli zamanda İki kapılı bir handa Gidiyorum gündüz gece Durmuş bir saat gibiydi durup geçmeyen zaman Düşün mü. 22.Dal bir gün dedi ki tomurcuğuna: . 7. konuş mu. 12. oku yaz Garbın ucunda son kıyıdan en gürültülü Bir med zamanı gökyüzü kurşunla örtülü Gönül yarası desem Değil Ekmek parası desem Değil Öyle dert ki Dayanılır şey değil Gördüm deniz denilen bir başlı ejderi Gündüz denizlerde sönerken baktık Ve çobanlar gibi dallar yaktık Her sabah başka bahar olsa da ben uslandım Uğramam bahçelerin semtine gülden yandım Hırsızların kaçması mahalleyi ayağa kaldırdı Kaldırımlar çilekeş yalnızların annesi Kaldırımlar içimde yaşamış bir insandır 13. 24. mintan delik Yen delik. 17. tam onu koparacağı sırada. cepken delik Kol delik. 23. ÖRNEK: Adam. 15. 5.Tenimde bir yara işler gibisin. Verilen cümlede menekşe konuşturularak intak sanatı yapılmıştır. sus mu. 4.

37. 35. 32. 44. 26. Kaldırımlar duyulur ses kesilince sesi Kaldırımlar içimde kıvrılan bir lisandır Kanlı bir gül ağzında ve mey kasesi elinde Karlar altında nevbaharım ben Kayseri. saçılış. su demir ve ekmek demir 36. örtünüşleri Yeni bir ülkede yem vermek için atlarına Nice bin atlı kapılmıştı fetih rüzgarına 7 . 41. 34. ölü püskürmede yer O ne müthiş tipidir. 43. 40.25. 42. Sözü yazdım da kalmış öbür entaride Vadiniz buse mi. hür denizde uçar hür ufuklara Uğrarız sadmesine her gelenin Bu da bir çiftesidir bize hergelenin Üsküdar. Yarattın hevesinle. savrulur enkaz-ı beşer Rüya gibi bir yazdı. 39. 29. 38. bu ulu rüyayı görenler şehri Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor Bir hilal uğruna Yarab ne güneşler batıyor Yelpaze çevrilir gibi birden dönüşleri İşveyle devriliş. Seni gıptayla hatırlar vatanın her şehri Ses demir. 30. maçı kazanmanın heyecanını yaşıyor Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda Mazi yosunla örtülü bir göl ki yok dibi Mevsim serin ve bahçede yaprak yığın yığın Ne siyah eylemiş bu nasiyeyi Saçımı bembeyaz eden bahtım O kadar çaldı ki yürekten Türküler aşındırdı kavalı Ölüm indirmede gökler. 33. 28. 27. vuslat mı ne idi unuttum Talih bana dönse nazikane Bir yıldız verse malikane Bigane kalır o iltifata İstanbul'a dönmek isterim ben Üçüncü tabağı da bitirdi Ufkunda bir dakika görünmeksizin kara Hür gökte. 31.

İstifham (Soru sorma)."akıp" sözcüğü. kinaye. Tekrir (Yineleme)." Sözü edilen kişi bardağı değil. Tecâhül-i Ârif (Bilip de bilmezlikten gelme ). Tariz (Dokundurma. Tenasüp (Uygunluk). içindeki suyu içmiştir. Deyimler. Rücû. değişim söz konusudur. tariz. başka bir sözcüğün yerinde kullanılmasıdır. İktibas.değişmece yoluyla "geçip" sözcüğünün yerini almıştır. mecazlı öbeklerin en tipik örnekleridir. Mübalağa (Abartma). Düz Değişmece) Teşbih (Benzetme).EDEBÎ SANATLAR ( SÖZ SANATLARI ) A-) Mecaza Dayalı Söz Sanatları Mecaz (Değişmece). Sözcükler cümle içerisinde ya da en azından başka sözcüklerle öbekleşerek mecazlı anlam kazanır. Terdîd." Akmak sözcüğü mecazlıdır. * " Günler akıp gidiyor. İğneleme) B-) Anlama Dayalı Söz Sanatları Hüsn-i Talil (Güzel neden bulma). Mecaz-ı Mürsel (Ad Aktarması. abartma) b) Benzetme dışı ilgilerle gerçekleştirilen mecazlar (Mecaz-ı mürsel. Leff ü Neşr.dış ilgisiyle mecaz gerçekleştirilmiştir. Günler. kişileştirme."bardak" sözcüğü "su" sözcüğünün yerini almıştır. eğretileme. ad aktarması) Her iki durumda da sözcüğün gerçek anlamından (temel ve yan) uzaklaşıp başka bir sözcüğün yerini alması. İrsâl-i Mesel. Teşhis (Kişileştirme). Tezat (Karşıtlık). akıcı bir maddeye. Kinaye (Değinmece). Îham… 1-) MECAZ ( DEĞİŞMECE ) Bir sözcüğün gerçek anlamlarından (temel ve yan anlamlarından) sıyrılarak. Tevriye. İç . Benzerlik söz konusu değildir. Sözcüğe mecazlı anlam yüklenmesinde iki ana yöntem vardır: a) Benzetmelerden yararlanılarak gerçekleştirilen anlam aktarmamaları.mesela bir suya benzetilerek mecaz gerçekleştirilmiştir. İstiare (Eğretileme / Deyim Aktarmaları). 8 . Atasözlerinde de mecaz bolca kullanılır. bir başka deyişle "benzetme ilgisine dayalı" mecazlar (Benzetme. Telmih (Hatırlatma). İntak (Konuşturma). * "O kadar susamış ki bardağı bir dikişte bitirdi.

" Anlamı: Düzeyi: 9 . "Çocuğu çok sıkıyorlar. Duygular akıcı bir maddeye benzetilmiş. hoş anlamında) * "Olaylara bir de bu gözle bakmalısın.UYARI Mecazlı kullanımı ayırt etmenin bir yolu da. "alkış" ve "bravo" larla dışarıya döküldü. * "Bu işçi biraz daha pişmek ister. ÖRNEKLER *"Duygularımız içimize sığmadı. oluşmak anlamında) * "Serin ama tatlı bir ilkbahar akşamıydı. "Bildiğim kadarıyla o evine bağlı bir insandır. olgunlaşmak anlamında) *Barış umutları yeşerdi." (soyut." (soyut." Anlamı: Düzeyi: 2." Anlamı: Düzeyi: 3. "Bu acı olay hepimizi derinden etkiledi." Anlamı: Düzeyi: 5. su getir." (tecrübesizlik ) * "Ölçülü davranışları vardı." (sözcük) * "Borsada kaybedince kafayı yedi." (sözcük düzeyinde) * "Onun ne zamandır kırdığı ceviz kırkı aşıyordu zaten."sığmamak" ve "dökülmek" sözcükleri mecazlı kullanılmıştır.'dedi. deyim." (anlayış anlamında) * "Yeni idarecimizin davranışları hamdı." (soyut. Su içerken bardağın "bitmesi" şöyle dursun. "Bakanın istifasından sonra yoğun bir koltuk kavgası başladı. "Babam: 'Kalk." (atasözü) Aşağıdaki örnekleri inceleyiniz 1." (sözcük) * "Her işte kılı kırk yarardı." (argo) * "Bu boş kafalar gelişmemizi engelliyor. "Sizin böyle bir işte harcanmanızı istemem." (seviyeli) DİKKAT! Mecaz anlamlılıklar sözcük. sözcüğün yeni kazandığı anlamın gerçekte mümkün olup olmadığına bakmaktır." (deyim) * "Ateş düştüğü yeri yakar." (argo) * "Ana sorunumuz bu değil. Mesela yukarıdaki kullanımlarda günlerin. kardeşim oralı olmadı. argo ve atasözü düzeylerinde görülebilir: * "Lodos soğuğu kırdı." Anlamı: Düzeyi: 4." (deyim) * "Seni görünce kirişi kırdı tabii. bir zerresinin eksilmesi bile düşünülemez." Anlamı: Düzeyi: 6. gerçek bir su gibi akması mümkün değildir.

" Anlamı: Düzeyi: 9. her şeye burun kıvırırdı." Anlamı: Düzeyi: 15." Anlamı: Düzeyi: 12. delik. kafes ot nallamak 2-) MECAZ-I MÜRSEL (AD AKTARMASI/DÜZ DEĞİŞMECE) Benzetme ilgisi söz konusu olmadan. Gerçek anlam Çok sövmek : Kolayca kandırılabilen: Hapishane: Esrar: Öldürmek: Argo anlam kalaylamak keriz dam." Anlamı: Düzeyi: 17. "Su testisi su yolunda kırılır." Anlamı: Düzeyi: 8. talih bizimle oynuyor. "Hiçbir şeyi beğenmez. "Taşıma su ile değirmen dönmez. "Vatan borcu biter bitmez ordayım." Anlamı: Düzeyi: 13. "Sanıyorum bu işte onun da parmağı var.gel!" * "Üstünü çıkarıp yatağa uzandı." Anlamı: Düzeyi: 11." Anlamı: Düzeyi: 16." Anlamı: Düzeyi: Argo Düzeyinde Mecaz: Toplumda herkesçe kullanılan dilden ayrı olarak belirli kesimlerce kullanılan ancak genel dilin içinde yer alan ve ondan türeyen özel dile argo denir." Anlamı: Düzeyi: 10. çamaşır kazanı kaynadı. bir sözün başka bir söz yerinde kullanılmasıyla oluşturulan mecazlardır. "Biz ne dersek diyelim karşı duruyor. İç -dış ilgisi * "Anne. "Ağzı süt kokan sanatçılar bile bize akıl vermek istediler." 10 . bildiğinden şaşmıyordu. kodes. sana bir şey diyen mi var?" Anlamı: Düzeyi: 14. "Oturup dururken ne parlıyorsun. "Hayatımda onun kadar tilki bir adam görmedim. "Bu öğrenci diğerinden bir gömlek daha bilgili. "Ne diyelim.7. başka bazı ilgilerle.

çağ ." * "Şofben yanıyordu. "Depremden sonra Düzce geceyi sokakta geçirdi. yön.* "Ne zamandır evde tencere kaynamıyor."cesaret.duygu" kavramları yerine somut olan "yürek" kullanıldı." 7.eser ilgisi * "Davetlilere piyanosuyla önce Çaykovski.bütün ilgisi * "O zamanlar bu gazetede usta kalemler vardı." 4. "Koştu yokuş aşağı." 6." 3. "Sen bu otobüsle git." * "Üniversitedeki kürsüsünde yıllarca çalıştı." Yer." Sanatçı . Aşağıdaki örnekleri inceleyiniz." 5." * "Dünya uyanıkken uyumak maskaralıktır.somut ilgisi * "Türklük yüreğini dağlasın gayrı/Cihan da bizimle ağlasın gayrı. 1." * "Bu sahalarda nice altın ayaklar top koşturdu. ben Bartın'a bineceğim. bölge. rengi atmış bir şapka. kafası ve yüreğiyle toplumun güvencesidir.Türk milleti " yerinde." * "Şimdi de biraz Yûnus Emre okuyalım mı?" * "Pikapta Münir Nurettin dönüyordu. "Ön sokakta yer yok. arabayı arkaya bırakınız." * "Bu depoyla Düzce'ye kadar gideriz."düşünce" yerine somut olan kafa. "Tiyatroda oynamam konusunda bütün mahalle beni destekledi." Neden ." * "Ankara bu notaya cevap vermekte gecikmedi." Soyut ." * "Batı ve Doğu.insan ilgisi * "Eve haber verip geleyim. "Çocuk kitapları birinci hamura basılmalı." Somut bir varlık olan "Türk insanı." 2.sonuç ilgisi * "Hay mübarek! Bereket yağıyor bereket!" * "Bahar aylarında rahmet düşmezse ürün iyi olmaz. inanç ve felsefe yönünden hem birbirini etkilemiş hem birbirine uzak durmuştur. sonra Mozart çaldı. "Marmara'da her yelken / Uçar gibi neşeli." 11 . * "Gençlik. soyut olan "Türklük" kullanıldı." * "Adresi bir de şu büfeye sorsak mı?" * "Sizin işinizi şu masa halleder beyefendi." "Gençler" yerine soyut olan "gençlik"." * "Motor gece karanlığında yükünü Bartın'a boşalttı." Parça .

kadar. kullanılan öğeler bakımından çeşitlere ayrılır: 1.Benzetme Edatı ( BE ): gibi. ÖRNEK "Ah bu türküler. Benzetme." 10.Ayrıntılı (Tam) teşbih: Dört öğesi de bulunan benzetmedir.Benzetme Yönü ( BY ): Aktarılan özellik 4.Kısaltılmış teşbih: Benzetme yönü bulunmayan benzetmedir. Bunlardan ilk ikisi benzetmenin asıl öğeleridir." 3-) TEŞBİH ( BENZETME ) Anlatımı güçlendirmek amacıyla.Pekiştirilmiş teşbih: Benzetme edatı bulunmayan benzetmedir. Benzetme yönü ve benzetme edatı yardımcı öğelerdir. aralarında ortak nitelik bulunan iki varlık ya da kavramdan. ÖRNEK "Kutu gibi bir dairede oturuyor. güya. "Türkiye. "Turistler bu tur için yeni lokomotifler yerine buharlıyı tercih ediyorlar. Yardımcı öğeler kullanılmadan da benzetme gerçekleştirilebilir. "Koparıp öpmek için." 9. " Benzeyen: Köy türküleri Kendisine benzetilen: Ana sütü Benzetme yönü: temiz ve candan olması Benzetme edatı: gibi 2.. köy türküleri Ana sütü gibi candan Ana sütü gibi temiz. Tanzimat'la yüzünü Batı'ya çevirmişti..Benzeyen ( B ): Özellikçe zayıf olan 2.Kendisine Benzetilen ( KB ): Özellikçe güçlü olan 3.8. basacağı toprağı Bütün şehir bekliyor onu dizler üstünde. andırmak. ÖRNEK "Bir siyah kadındır kaldırımlarda gece " BY KB B 12 . Benzetmenin dört öğesi vardır: 1. sanki. misal. ÖRNEK " Cennet gibi güzel vatan " KB BE BY B Bir benzetmede bu dört öğe her zaman bir arada bulunmayabilir." KB BE B 3. ortak nitelik yönünden güçlü olandan zayıf olana aktarma yapılmasıdır.

" KB BE KB BE "Tepegöz gök gürültüsünü andıran bir sesle kükredi."Ağzımda bal gibi tatlı bir türkü…" 10." UYARI ! Benzetmelerde "benzemek.Yalın teşbih (teşbih-i beliğ) : Benzeyen ve kendisine benzetilenle yapılan benzetmedir." B KB BE BY 4. bir melekti." 9."Sürüklenen bir kış ölüsüdür zaman."Bütün gece vagondan vagona un çuvalları taşımış hamallar gibiyiz."Fırtınada bir deniz feneri kadar yalnızdım. yaz kış ışıl ışıldır. küle dönmüşsün."Yollar köyleri saran eskimiş çerçeveler " B BY KB 4." 8.) "Melek annem." 7. gözlerinde nem / Ateşe benzerdin. ÖRNEK " Gül tenli sevdiğim " KB B " Selviler içinde bir alevdir Emir Sultan " KB B "Unutmakta haklısın kömür gözlüm / Haklısın… Bu sözüm sana sitemdir" KB B UYARI ! Tam teşbihte mecaz yoktur. mecaz yok) "Annem iyilikte. cennete doğru yola çıktı. pekiştirilmiş benzetmede başlar. mecaz havası oluşmaktadır. dönmek" gibi fiiller ve bunlardan türetilmiş fiilimsiler edat yerinde kullanılabilir."Rujlu dudakları açık bir yarayı andırıyordu."Ovadan bakılınca çelikten dev bir testere ağzını andıran tepeler. çünkü. "Annem melek gibi temiz ruhlu bir insandı."anne" aslında melek değildir." (tam teşbih. gelin alayı gibi sıralandı. mecaz var."melekti" sözcüğü mecazdır. Çünkü bütün sözcükler gerçek anlamlarını korumaktadır." ("Melek annem" sözü teşbih-i beliğdir."Beş altı araba." 2." 6." 11." 13 . andırmak."Erciş sapağında." 3. teşbih-i beliğde iyice güçlenir."Köpek leşi gibi uyuyor şehir. Mecaz iyice güçlenmiştir." 5.) Aşağıdaki örnekleri inceleyiniz 1. Benzetme kısaldıkça anlatım güçlenmekte." (Pekiştirilmiş benzetme."İyi sözler söylenmiş bir kadın gibi güzelleşiyor dünya. Aşağıdaki örnekleri bu açıdan inceleyiniz. Özellikle "melek" sözünde yoğun bir mecaz anlam vardır."Büyük sahra denen bu kum denizinde daha günlerce hamallık edeceğiz. Mecaz. "Saçların tarumar. Van Gölü mavi bir çarşaf gibi önüme serildi.

" 13." 20." 17." 16." 18. "Şakaklarıma kar mı yağdı."İnsan bir ormandır derdim sana hep. "Garibanlar yolunuyor kaz gibi/Hangi kuşun neresini yazayım." 27. elimiz bıçak / Severek öldürdük güzellikleri. Bu. "Acep beni anar m'ola / O kaşları keman şimdi. bir sözün benzetme amacıyla. "Ve çobanlar gibi dallar yaktık. başka bir söz yerine kullanılması olarak da tanımlanabilir." 15. İstiareler ikiye ayrılır: Açık İstiare: Sadece kendisine benzetilen kullanılır." 19. ÖRN. "Şiir bir cennet bahçesi / Girmeyene anlatılmaz. "Yıldız gibi doğdukça güzel her akşam." 26. ÖRN. "Çatma kurban olayın çehreni ey nazlı hilâl!" Şair. "Gözlerimiz kurşun. İstiare."kadın". "Gözleri çıkarılmış bir âmâ gibi evler. Bu tür benzetmelerde Kendisine Benzetilenin özelliklerinden (benzerlik yönünden) bazıları da ipucu olarak kullanılır." 23.12." 4-) İSTİARE (EĞRETİLEME) Temel öğelerden (benzeyen. açık istiare örneğidir. kapalı istiare örneğidir."Biliyorum / Şiir bir pencere kuşudur."Bir bakışı vardı Esma'nın / Kavak yelleri gibi pırıl pırıl. "Ben kendi varlığı içinde taşan / Uçsuz bucaksız bir denizim. Kapalı İstiare: Sadece benzeyen kullanılır. Bu bir istiaredir. NOT: Kapalı istiarelerde yalnız Benzeyenin (özellikte zayıf olanın) kullanıldığını biliyoruz." 24. kendisine benzetilen) sadece biri söylenerek yapılan benzetmeye istiare denir. bayrağı kaşlarını çatmış bir insana benzetiyor. Sadece benzeyen öğesi kullanılmış. Ancak benzeyen kullanılmamış. "Kul Mustafa karakolda gezerken /Gülle kurşun yağmur gibi yağarken. ancak "insan" (kendisine benzetilen) dizede açıkça geçmiyor. ne var?" Şakaklardaki beyazlık kar'a benzetilmiş." 14. "dişi kuş"a benzetilmiş. Bu."Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik. "Gördüm deniz dedikleri bin başlı ejderi."Kükremiş sel gibiyim bendimi çiğner aşarım." 21." 25." 22. ancak benzeyen (kadın) kullanılmamıştır." Bir atasözü olan bu cümlede. "Yuvayı yapan dişi kuştur. "Durmuş bir saat gibiydi durup geçmeyen zaman. 14 .

Her teşhiste." B: gece KB: akıp giden bir madde." Çocuklar "kuş"a benzetilmiş.ÖRN." B: sevgili (?) KB: gül TÜR: Açık İstiare * "Nice dolaşık yolları çözdüm bıraktım. "Eğilmiş arza." 15 . "özlem çekmek". ÖRN. muttasıl kanar güller. "gözlemek" gibi özellikleri buğdaya mal edilmiştir." Burada TEŞHİS ve KAPALI İSTİARE vardır. ÖRN. "Bir med günü gökyüzü kurşunla örtülü."Can kafeste durmaz uçar / Dünya bir han konan göçer." B: gönül KB: arı (?) BY: çiçek. bir kapalı istiare vardır. "İki kapılı bir handa / Gidiyorum gündüz gece. NOT: Teşhis (Kişileştirme)."Akıyordu" eylemi ipucu olarak kullanılmıştır." 2." "Uyku" akıcı bir maddeye (mesela suya) benzetilmiştir. çözmek (ipucu) TÜR: Kapalı İstiare * "Gönül her çiçekten bal almak ister / Kırıldı kanadı." B: yollar KB: ip. ip yumağı (?) BY: dolaşık." B: Irmaklar ve çoban çeşmesi KB: İnsan(?) BY: ağlamak(ipucu) TÜR: Kapalı İstiare * "Gece akıp gitti / Çevirin gündüzün sayfalarını. insandan diğer varlıklara aktarmadır. ÖRNEKLER * "Derinden derine ırmaklar ağlar / Uzaktan uzağa çoban çeşmesi." 3." 4. bal almak ve kanadı kırılmak(ipucu) TÜR: Kapalı İstiare Aşağıdaki örnekleri inceleyiniz 1. "Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor Bir hilâl uğruna ya Rab ne güneşler batıyor. "Buğdaylar" insana benzetilmiş. "Çocuklar okula doğru adeta uçuyorlardı. insan olmayan varlıklara insan niteliği kazandırma. yağmur özlemiyle gökleri gözlüyorlardı." 5. Her Kapalı İstiarede ise Teşhis yoktur. "Gözlerinden uyku akıyordu. su (?) BY: akmak(ipucu) TÜR: Kapalı İstiare * "Gülüm beni terk edecek / Hasretiyle öldürecek."kuş" değil uçmak eylemi kullanılmıştır. uçamaz oldu. çünkü bu tür benzetmelerde Kendisine Benzetilen bir insandır ve söylenmemiştir. "Boynu bükük buğdaylar. insana ait özellikleri o varlıklara mal etme. kanar.

Kurban olam kurban olam / Beşikte yatan kuzuya." 29. gülmek."Dağlara yaslanıp yatan güneşi/Yaralı. kapalı istiare biçiminde gerçekleştirilmiştir." 27."Ufuklar merhametsiz. gülen."Başımdan bir kova sevda döküldü Islanmadım."Birçok seneler geçti dönen yok seferinden. camlara saldırıyor." 24." 13."Yürüyordum. baktım yarıya çekildi. ağlamak."Sabahtan uğradım ben bir fidana. "Yüce dağların başında salkım salkım olan bulut. gülüp haykırmaktadır."Mor menekşe boyun eğmiş / Yapracığı suya deşmiş. Bazen benzetme çoğu zaman da kapalı istiare biçiminde gerçekleştirilir."Saçlarıma yıldız düşmüş koparma anne."Uzak dağlarda kaybolmuş bir bulut/Rüzgârın bir unutkanlığıdır. insan gibi sevinmekte. ÖRNEKLER * "Sevincinden ağlayan."Yüce dağ başında siyah tül vardır. yandım oy!" 26. O kızıl zafer kartalının / Çankaya'da kurulmuş yuvası." 21. Kendisine benzetilen "insan" söylenmediği." 17. Böylece kişileştirme gerçekleştirilmiştir."Görünmez kanatlarıyla hatıralar / Camlara çarpıp duruyor." 9." 23." 11. umut ve inanç getiriyor. sevincinden ağlamakta." 16. denizin mavi sularında saçını yıkıyordu." 22." 7." 15."Varsın bahçelerde rüzgâr gezinsin.6. ağlıyordu ırmaklar."Vatan ufkundaki en güzel çeyiz En şanlı süs." 12." Rüzgâr. "Güneş." 20." 14." 8."Durur tekbir alır dağlar / Döner dağlarda kartallar." 19. hastadır. yorgundur sandım."Havada bir dost eli okşuyor elimizi. "Bir ateş düştü canıma / Yanarım kimseler bilmez. haykıran rüzgâr Kalplere sevinç." 18."Semânın kandilleri yanmıştı." 30."Gökyüzü sarsılıp köpürüyor. sevinmek."Yeşil kurbağalar öter göllerde / Kırıldı kanadım kaldım çöllerde. rüzgârlar hoyrat Yok artık can verdi aydınlık mevsimler. 16 ."Yedi tepeli şehirde bıraktım gonca gülümü. haykırmak gibi insana ait özellikler 'benzetme yönleri' belirtildiği için kişileştirme. üşümedim."Tekerlekler yollara bir şeyler anlatıyor." 28." 25." 10." 5-) TEŞHİS ( KİŞİLEŞTİRME ) İnsana ait özelliklerin insan olmayan varlıklara mal edilmesiyle gerçekleştirilen mecazlı bir anlatım özelliğidir.

" 9. * "Konunun hassasiyeti nedeniyle kalemimin çok temkinli hareket ettiğini okurların fark etmişlerdir." 'öpmek' özelliği karanlığa mal edilmiştir. *Bir yağmur başlar ya inceden ince / Bak o zaman topraktaki sevince. * "Renkler başkalaştı gün ortasında / Koyu bir karanlık öptü denizi." 6."Dinle yolcu bu su onun sesidir / Sinsi adımlarla akşam yürüyor." 'selâm götürmek' özelliği buluta verilmiştir. "Dans eden kelebekler." 4. kendisine dik dik baktıklarını söyleyerek 'aynaları' kişileştirmiştir. gülüyor. "Bir balık ağlıyordu / Denizde / Başını yaslamış / Ufacık bir yosun parçasına. duvaklar' kişileştirilmiştir. dere kişileştirilmiştir. "Yeditepe üstünde zaman bir gergef işler.Aynı zamanda kapalı istiare yapılmıştır." 10. ölçülü hareket ediyor. "İçmiş gibi geceyi bir yudumda / Göğün mağrur bakışlı bulutları. göz kırpan çiçekler vardı o yerde. "Mavi tulumbayla gülümser evim. "Çukurova bayramlığın giyerken. tedbirli. "Bir bahar sabahının karanlığında ıssız 17 . tüller." denirse benzeyen de kendisine benzetilen (insan) de belirtildiği için kişileştirme. * "Ben öpmeden önce yanaklarını / Varsın teller. her taraf ıssız." teller." 'kalem' insan gibi temkinli. benzetme şeklinde gerçekleştirilmiş olur. ay gülüyor." 'Kuşlar' konuşmaktadır. * "Bir bulut gezer yayla yayla Anadolu'yu Bir baştan başa selâm götürür. rüzgâr uymakta Körfez düşünür. haykırıyordu." 8." 5." 'sevinmek' özelliği toprağa verilmiştir. * "Dağ başını duman almış / Gümüş dere durmaz akar. senin uzak diyarlara gittiğini söylediler bana.* "Rüzgâr." Şair. Aşağıdaki örnekleri inceleyiniz 1. "Dinmiş denizlerin şarkısı. kişileştirme yapılmıştır. Kanlıca mahzundur uzakta. "Çocukluğum oynar serin avluda." 2. bir insan gibi sevincinden ağlıyor. "Rüzgâr uyumuş." 11." İkinci dizede. insanın 'ağlama' özelliği 'dere'ye aktarılmış. * "Kuşlar. bakmayın yüzüme dik dik İşte yakalandık. duvaklar öpsün." İnsana ait 'yüreği yaralı' ve 'kederli' olmak dağlara verilmiştir. kelepçelendik. "Toplanırken göklerde bulutlar yığın yığın Hırçın bir fırtınaya dönüşüyordu deniz." 12. * "Besbelli her saat artar kederi / Belki de yüreği yara dağların." 13. tüller." 3."Yeşil sedirlerde dinlenir huzur. şarkı söyleyen kuşlar." 7. * "Aynalar.

" 7-) KİNAYE ( DEĞİNMECE ) 18 . * "Benim adım dertli dolap / Suyum akar yalap yalap / Böyle emreylemiş Çalap (Tanrı) / Derdim vardır inilerim. ancak yapılan her teşhiste intak sanatı yoktur." * "Adam elini uzattı. * "Akıl ersin. mor menekşe:'Bana dokunma!' diye bağırdı." 14. ermesin sevdama Senden yanayım. "Haliç'te bir vapuru vurdular dört kişi Demirlemişti. Konuşturma." Verilen parçada "çeşme" insan gibi konuşturuluyor. ağlıyordu.' " * " 'Yıldızlar sönsün' diyerek bağırdı karanlıktan sümbül. dedi yeşeren dal senden yana. Varlık önce kişileştirilir. * "Ey benim sarı tamburam / Sen ne için inilersin? / 'İçim oyuk derdim büyük / Ben anınçün inilerim!. kişileştirmeden sonra gelir. gerekirse konuşturulur. eli kolu bağlıydı. ÖRNEKLER * "Ben bir ayrıkotuyum / Ne buğday amcam." Ayrıkotu konuşturulmuştur." 15. ne pirinç dayım / Mısırla akraba bile değilim.Gökte diz çökmüş iki titrek ışıklı yıldız." * "Küçük bir çeşmeyim yurdumun / Unutulmuş bir dağında / Hiç kesilmeyecek suyum / Yıldızların aydınlığında / Boyuna akar dururum.. "Ay suda bestelerken en güzel şarkıyı Küreklerim de suya en derin şiiri yazdı. / Bir yeşermeye göreyim: / Kızmasınlar halim duman / Canıma kastederler yapabilseler / Ama nafile kurumam. tam onu koparacağı sırada." 6-) İNTAK ( KONUŞTURMA ) İnsan dışındaki canlı ve cansız varlıkları konuşturma sanatıdır. "Akdeniz'in dalgaları cilveli / Akdeniz'dir denizlerin güzeli." 16." UYARI ! Konuşturulan varlıklar kişileştirildikleri için kullanılan her intak sanatıyla birlikte teşhis sanatı da yapılır.

Terim olarak." * "Rüzgâra karşı tüküren kendi yüzüne karşı tükürür." * "Yokuş çıkmayı göze almayanlar hep çukurda kalır." * "Bu taşı bize dostumuz atıyorsa durup düşünmemiz gerekir. karşıdakini incitmeden iğnelemede." * "Atılan ok geri gelmez." * "Böyle yürürseniz mahalleye yatsıya varırsınız. üç gün sonra bizim kasayı yüklenip kayboldu. Kinayedekinden daha keskin alay ve eleştiri içerir. ÖRNEKLER * "Arkadaşın dayısı güçlüdür. Deyim ve atasözlerimizde kinayeye çok rastlanır. sonunda ayağımız düze bastı. Kinayeden.Bir sözün." * "Karşısında ağzımı açamadım ki. mecaz anlamdır. gerçekten ustaymış. "taşlama". Kinayede asıl kastedilen." * "Eh. Yazıda tariz." * "Ben toprak oldum yoluna Sen aşırı gözetirsin Şu karşıma göğüs geren Taş bağırlı dağlar mısın?" * "içinizde en yürekli olan gelsin. burnu büyük adamdan hayır gelmez. onun eli değeli bizim makine kararsızlığı bıraktı. benzetme amacı güdülmeden. ayağı kaydı bir kere. herkesi ayağa kaldırdı. hem gerçek hem de mecaz anlamını düşündürecek biçimde kullanılmasına kinaye denir." * "Bırak onu. ÖRNEKLER * "Bazı sevgili dostlarımın ( ! ) benim için karpuz kabuklarının en kayganlarını hazırladıklarını biliyorum." * "Ne yapsın. Allah için." * "Adamınız. okula belki yarın sabah varırız." ÖSS * "Ey benim sarı tamburam Sen ne için inilersin -İçim oyuk derdim büyük Ben onun'çün inilerim. artık hiç çalışmıyor." * "Kefil olduğunuz gece bekçisi hakikaten güvenilir çıktı. bazen parantez içerisinde ünlem ( ! ) işaretiyle belli edilir." 8-) TARİZ ( DOKUNDURMA / SİTEM / İĞNELEME ) Sözcük anlamıyla "dokundurma". "taş atma" demektir." 19 ." * "Çocukların velvelesi. bu hızla gidersek. bir sözün görünürdeki anlamının tam tersi amaçlanarak kullanılmasıyla gerçekleştirilen mecazlı anlatımdır. hafif ve zarif biçimde alaya almada yararlanılır." * "Çok zahmet çektik. halleder.

diğer cümlelere dikkat etmek gerekir. PEYMANE : kadeh ." * "Aferin oğlum Ahmet / Bu yolda devam et / Herifçioğlu Sen Mişel'de koyuvermiş sakalı Neylesin bizim köyü / Nitsin Mahmut Makal'ı. * "Ne kadar kültürlü olduğu ( ! ) yazılarından belli. hangi ortamda kullanıldığına." * "Ne kadar eli açık olduğunu gördünüz değil mi? Derneğe tam bir milyon lira bağışladı. hayali bir neden bulmuştur." * "Çayın nefis olmuş." * "Beni ne çok sevdiğini ( ! ) biliyordum zaten.* "Benim oğlum çok cesurdur canım. Tarizde sözün gerçek ya da mecaz anlamda kullanılmasından çok. "akşamın gelişini" ve "gülün solmasını". "sevgilinin gidişine bağlamıştır. 20 . Bu ağaçların yeşil olmasının gerçek nedeni değildir. güzel şeyler düşünmesi için yemyeşil olmuştur. 9-) HÜSN-İ TALİL ( GÜZEL NEDEN BULMA ) Herhangi bir olayı gerçek nedeninin dışında daha güzel ve hayali bir nedene bağlayarak açıklama sanatıdır. şarabın ve gülün rengini ( kırmızılığını ) kendi içindeki ateşten geldiğini belirtiyor. GÜLZÂR : gül bahçesi Bu dizelerde şair. Kinayede ise sözün her iki anlamının bir arada kullanılıp kullanılmadığına bakılır. iki yıl sonra telefon etmek zahmetine girerek bunu kanıtladın. varsa. karşıt anlamı önemlidir. horozdan korktuğuna bakmayın. Böylece gerçek neden yerine hoşa giden. sözün nasıl bir durum için.Böylece şarabın ve gülün kırmızılığını gerçek nedeninin dışında daha güzel ve hayali bir nedenle açıklıyor. ÖRNEKLER * "Sen gittin yaslara büründü cihan Soluyor dallarda gül dertli dertli" Şair. * "Renk aldı özge ateşimizden şerâb ü gül Peymâne söylesün bunu gülzâr söylesün" ŞERAB : şarap . Şair gerçek nedeninin dışında daha güzel ve etkileyici bir neden bulmuştur. kabak suyu gibi." UYARI Dokundurmaca anlamını çözebilmek için. insanların mutlu olmasını." UYARI Tariz ile kinaye karıştırılmamalıdır." * "Bu ne kudret ki Elifbâ'yı okur ezberden. * "Güzel şeyler düşünelim diye Yemyeşil oluvermiş ağaçlar" Şaire göre ağaçlar.

* "Sen yoksun hiçbir şey yok Güneşin rengi Ağustos yıldızlarının sıcaklığı Karanfil kokusu" Şair. Oysa fetihlerin asıl amacı toprak kazanmaktır. 21 . REYÂHİN: fesleğenler Şair." 5." 3. * "Müzeyyen oldu reyâhin bezendi bâğ -ı çemen Meğer ki bağa haber geldi yârdan bu gece" MÜZEYYEN OLMAK: süslenmek."Güller ki yüzünün renginden utandıkları için kızardılar" 2."Ey sevgili sen bu ilden gideli yaprak döktü ağaçlar.İ ÂRİF ( BİLMEZLİKTEN GELME ) Bir anlam inceliği yaratmak ya da nükte yapmak için. Aşağıdaki örnekleri inceleyiniz 1."Gök ağladı gün boyun sen gidince" 8."İşim gücüm budur benim / Gökyüzünü boyarım her sabah Hepiniz uykudayken / Uyanır bakarsınız ki mavi" 10-"Gün senin için doğuyor. Bahçenin süslenmesini sevgilinin geleceği haberine bağlıyor. şairin. meğer sevgili bu gece geleceğini bildirmiş."Yoksun diye bahçemde çiçekler açmıyor bak. çok iyi bildiği bir şeyi bilmiyor görünerek söz söylemesine tecâhül -i ârif denir. soldu gökyüzü." diyor. Peygamberimizin ayak bastığı topraklara ulaşmak nedenine bağlanıyor.i pâyine yetem der ömrlerdir muttasıl Başını taştan taşa urup gezer âvâre su" Irmakların dağ taş aşarak ( başını taştan taşa vurarak ) akıp gidişi."Sen gelince güller açar bahçemde / Bahar güler kahkahayla." 4."O kadar yürekten çaldı ki / Türküler aşındırdı kavalı" 9."Bir düğün havası eserdi mahallemizde Kayısı ağaçları gelin olunca" 7. karanfil kokusunun ağustos yıldızlarının sıcaklığının. senin için Ben bir yıldızım yıldızlar ortasında" 10-) TECÂHÜL . "Bahçe."O çay ağır akar yorgun mu bilmem Mehtâbı hasta mı. süslenmiş fesleğenlerle bezendi.* "Yeni bir ülkede yem vermek için atlarına Nice bin atlı kapılmıştı fetih rüzgârına" Akıncıların yeni ülkeler fethetme isteklerinin nedeni olarak. Halbuki bahçenin güzellik kazanması mevsimle ilgilidir. Hz. şair atlarına yeni bir ülkede yem vermek isteyişlerini gösteriyor. * "Hâk . güneşin renginin olmayışını gerçekçi bir neden değil de sevdiğinin yok oluşuna bağlıyor.solgun mu bilmem" 6.

* "Ey şûh Nedimâ ile bir seyrin işittik Tenhaca varıp Göksu'ya işret var içinde" ŞÛH: çılgın. döktüğü gözyaşlarının gökleri kaplaması nedeniyle böyle olabileceği ihtimalini ileri sürüyor. TENHACA: gizlice."Göz gördü gönül sevdi seni ey yüzü mâhım Kurbanın olam var mı benim bunda günahım" 2. Doğal olarak şairin gökyüzünün niçin su renginde olduğunu bilmemesi imkânsız. bunu başkasından işitmiş gibi söyleyen de Nedim'dir. fakat böylece ne kadar çok ağlamış. iğdeler Gidin bakın gölgeleri orda mı? " 4. * "Sözü yazdımdı da kalmış öbür entaride Va'diniz bûse mi vuslat mı unuttum ne idi" VAAD: herhangi bir konuda söz vermek. İŞRET: yeme içme Bu beyitte. ateş yakarmış Her doğan günün bir dert olduğunu İnsan bu yaşa gelince anlarmış. BUSE: öpücük."Su insanı boğar. ) Fuzuli bu beytinde. sevgilisinin kendisine buse mi vuslat sözü mü verdiğini unuttuğunu belirterek bildiği bir gerçeği bilmezlikten geliyor." 22 ."Arzu dolu. * "Âb-ı gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem Yâ muhît olmuş gözümden günbed-i devvâre su" ( Bilmiyorum. sevgili ile Göksu'ya gezmeye giden de Nedim. yoksa göz yaşlarım mı gökyüzünü kaplamıştır. yaşamak dolu Bu eller miydi resimleri tutarken uyuyan? " 7. Bu beyitte tecâhül-i ârif ile mübalağa da vardır."Çördükler. gökyüzünün niçin su renginde olduğunu bilmediğini söyleyerek. sorudan yaralanarak bu durumu bilmezlikten geliyor. cevizler. dönen kubbe "gökyüzü" kendiliğinden mi su rengindedir. VUSLAT: kavuşma Şair.ÖRNEKLER * "Yılın ilk karı yağdı İyice kısaldı günler Ölülerimiz üşür mü ki?" Son dizede şair ölülerin üşümediklerini bildikleri halde."Şakaklarıma kar mı yağdı ne var Benim Allah'ım bu çizgili yüz? " 5-Sular mı yandı neden tunca benziyor mermer? " 6."Dün gece yoktu ki / Bu dağ buraya nasıl gelmiş? " 3. Aşağıdaki örnekleri inceleyiniz 1. çok gözyaşı dökmüş olduğunu nükteli bir tarzda belirtmiş oluyor.

" 10."Farz et denize çıktım / Su biter."Elim değse akan sular tutuşur İçim dışım yanar oldu gel gayrı."Aşkınla tutuştum yandım / Gör beni neyledi sevdan." 11. koparıp tan yerinden Elimizde meşale gibi taşımaktayız." 14. Burada olmayacak bir durumun anlatımı vardır. Abartmanın oluşması için."Zâlım yârin elinden / Gözyaşım sele döndü."Sürsün baş başa bu yolculuk / Sayıları delirtecek mesafelere.11-) MÜBALAĞA ( ABARTMA ) Bir özelliğin ya da durumun olduğundan daha çok gösterilmesidir. Şair bunun gerçekleşmesinin olanaksız olduğunu bildiği halde sözün etkisini artırmak için abartmaya gitmiştir."Deniz mürekkep olsa / Yazılmaz benim derdim." 20. şehit olan askerlerin alnını öpmesi " istenmektedir. Böylece mecaz da oluşur."Yahu."Akdeniz'in dalgası gönlüm kadar taşmadı."Bu dertten demir çürür / Bilmem nasıl dayandım."Her damlada bir umman var / Yüzdüm. * "Bir gün doludizgin boşanan atlarımızla Yerden yedi kat Arş'a kanatlandık o hızla " Akıncıların atları öyle hızlı koşmaktadır ki hızlarını alamazlar ve binicileriyle yerden yedi kat Arş'a yükselirler. söz konusu özelliğin. mantığın sınırlarını zorlayacak biçimde büyütülmesi gerekir. yüzdüm tükenmiyor." 18. o haritadaki denizi görse boğulur." 8. derdim bitmez. " 16."Aşk çekici değdi örse / Durmam gayrı dünya dursa. " 23 ." 5. ÖRNEKLER * "Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer" Bu dizelerde "atalarının gökten inerek."Âlem sele gitti gözüm yaşımdan. Aşağıdaki örnekleri inceleyiniz 1."Gökte yanan güneşi." 13."Ölüm indirmede gökler ölü püskürmede yer O ne müthiş tipidir savrulur enkâz-ı beşer" 3." 19."Derdimi döksem ben Karadeniz'e Kırım sahillerini sel tufan alır. " 7."Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan şühedâ" 4."Sizi yıkarım dağlar / Yâre zarar gelirse."Uçtuk Mohaç ufkunda görünmek hevesiyle" 2." 9. " 17." 6."Ölçüyü yitirdik tümden / Yüzükler kemer oldu ha ! " 15." 12."Bir âh çeksem dağı taşı eritir.

" 2. kavramların zıtlığında değil. Aşağıdaki örnekleri inceleyiniz."Ağlarım hatıra geldikçe gülüştüklerimiz. Oysa tezat. Ancak "Gece uyurum. düşünce değildir."Ben de gördüm güneşin doğarken battığını Esrarlı bir bakışın gönlü kapattığını. ÖRNEK * "Meyhâne mukassi görünür taşradan ammâ Bir başka ferah başka letâfet var içinde" Nedim'in bu beytinde meyhanenin hem sıkıntılı hem de ferah ve latif olduğu söyleniyor." 7."Gülen çehremi görüp / Sanmayın beni bahtiyârdır Her kahkahanın içinde / Bir damla gözyaşı vardır." 4."İbadet eylerim." 12-"Rüzgâr eser dallarımız atışır Yas ile sevincim yıkışır dağlar." 11-"Ne efsûnkâr imişsin âh ey didâr-ı hürriyet Esîr-i aşkın olduk gerçi kurtulduk esaretten." 13-) TELMİH ( HATIRLATMA ) 24 . ün salmak 6. gündüz çalışırım. Akla ve mantığa uygun bir şekilde.12-) TEZAT ( KARŞITLIK ) İki karşıt düşüncenin bir arada söylenmesidir."Nedir benim bu çilem Hesap bilmem Muhasebe memuruyum. bir varlığın birbirine zıt özellikleri bir arada söylenmiş oluyor."Lâkin ben hiç bu kadar mahzun olmadım Ölümü hatırlatan ne var bu resimde? Halbuki hepimiz hayattayız. Gece ile gündüz zıt iki kavramdır. lekemi silmem Ömrümde zararsız günümü bilmem Her senede yüz milyonluk kârım var." demekle tezat sanatı olmaz." 14-"Bin bir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?" 15-"Ben de gördüm güneşin doğarken battığını." 9."Bir kız vardı yok gibi öyle güzel!" 8. namaz kılmam Temizlik severim."Karlar etrafı beyaz bir karanlığa gömdü Kar değil gökyüzünde yağan beyaz ölümdü."Görmediğim şeyi asla sezemem /Korku bilmem hiç yalnız gezemem İcap etse kendi adımı yazamam / Kâtiplikte gayet iştihârım var." 5." İŞTİHÂR: meşhur olmak. düşüncenin zıtlığındadır. 1." 13-"Kara gözlerinin beyaz feneri olayım." 3.

" Şair. * "Ey dost senin yoluna / Canım vereyim Mevlâ Aşkını komayayım / Od'o gireyim Mevlâ" Son dizedeki "ateş" anlamına gelen "od" sözcüğü. İbrahim'in ateşe atılmasına ve ateşin gül bahçesine dönmesine telmih vardır.hafif ve tatlı esen rüzgâr. en şerefli mahlukuz / Deyip de pek fazla Övünmemiz haksız / Atamız elma çaldı cennetten Biz o hırsızların çocuklarıyız.Îsâ'nın göğe çıktığı inancı"na . onu anımsatmaya telmih denir."Sultan Süleyman'a kalmayan dünya Bu dağlar yerinden ayrılır bir gün."Ekmek Leylâ oldu dostlarım / Mecnûn oldum peşi sıra giderim.ceylanların göbeğinden çıkarılan güzel bir kokudur." Şair. Çağrışıma dayanan bu sanatta anımsatılan şey uzun uzadıya açıklanmayıp bir iki sözcükle ifade edilir. "Atamız elma çaldı cennetten" dizesiyle okuyucuya Adem ile Havva'nın cennetten kovulmasına neden olan olayı anımsatmakta ve telmih sanatına başvurmaktadır. düşmanla savaşan Mehmetçikleri Bedir Savaşı'ndaki Hz. ünlü bir kişiye. Aşağıdaki örnekleri inceleyiniz 1. Telmihte. anlatılan duygu ile işaret edilen olay arasında gizli bir benzetme söz konusudur. Mûsâ'nın yere atınca yılan olan âsâsıyla gösterdiği mucizelere telmih vardır. Çanakkale şehitleri için yazdığı bu dizelerde.dem olub bahârdan bu gece Hıtâ'ya benzedi gülşen nigârdan bu gece SABÂ ." 4."Sabâ Mesîh. ikinci dizede "Hz. ÖRNEKLER * "İnsanız. Peygamberimizin askerlerine benzetiyor ve bu olayı anlatırken geçmişteki bir olaydan yararlanıyor. MESÎH :Îsâ peygamberin lakabı HITÂ : Çin'in kuzeyinde ceylanları dolayısıyla mis gibi kokan ülke (Misk."Şuh Şirin'ler yüzünden dağ delen Ferhat'lar Aslıhan'lardan yanan Âşık Kerem'ler görmüşüz.) 25 . Mûsâ'nın Tûr-ı Sinâ dağında Allah ile konuşması " olayına ve üçüncü dizede de yine "Hz. Hz. * "Gökyüzünde Îsâ ile / Tûr dağında Mûsâ ile Elindeki âsâ ile / Çağırayım Mevlâm seni" Birinci dizede "Hz.Söz sırasında. * "Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid'i Bedr'in aslanları ancak bu kadar şanlı idi."Vahdetün şarabından / Bir cur'a nûş edeyin Enel-Hak çağıruban / Dâra gireyin Mevlâ" 5. herkesçe bilinen bir olayı geçmişteki bir olaya. bir inanca… işaret etmeye." 3." 2.

tenasüp. söndürdü ocağı" ocak. * "Gül gülse dâim ağlasa bülbül aceb değül Zira kimine ağla demişler. uzak anlamı ise. tevriye bu yönüyle kinayeden ayrılır. * "Bâkî çemende hayli perîşan imiş varak Benzer ki bir şikâyeti var rûzgârdan "rüzgâr" sözcüğü hem yel hem de zaman anlamıyla tevriyeli kullanılmıştır. kapalı istiare. amaçlanan anlamıyla da üzümdür.vücuttaki siyah kabartı. Tevriyeli kullanılan sözlerin iki anlamı da gerçek anlamdır. Yakın anlamı. Tevriyede mecaz yoktur.gülme eylemi.(Teşbih. * "Koyup kaldırmada ikide birde Kazan devrildi. söylenen anlamıyla asmak eylemi. uzak (amaçlanan) anlamı gül çiçeği. 15-) TENASÜP ( UYGUNLUK ) 26 .şairin adı. * "Bir delikanlı haramîdir deyü afv ettiler Asmadan kurtuldu ammâ çok sıkılmıştır şarâb " Asma. Tekil kişi.GÜLŞEN :gül bahçesi NOT: Bu beyitteki diğer söz sanatlarını da inceleyiniz.edebî. tâhir. "Bâkî" sözünü tevriyeli kullanmıştır. Yeniçeri Ocağı * "Bana Tâhir Efendi kelp demiş İltifatı bu sözde zâhirdir Mâlikî mezhebim benim zirâ İtikatımca kelp tâhirdir. Yakın anlamı.ateş yakılan yer. * "Âvâzeyi bu âleme Dâvud gibi sal Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş" Şair. kimine gül " Yakın anlamı. söylenen anlamı temiz demektir. uzak anlamı ise. hüsn-i talil ) 14-) TEVRİYE ( İKİ ANLAMLILIK ) Birden çok gerçek anlamı olan bir sözü herkesçe bilinen ( yakın ) anlamında değil de uzak anlamını kastederek kullanmaya denir. I. sonsuz. ÖRNEKLER * "Bu kadar letafet çünkü sende var Beyaz gerdanında bir de ben gerek" İkinci dizede "ben" tevriyeli kullanılmıştır. amaçlanan anlamı ise Tâhir Efendi'dir.

ikisinden birini seçerek kabul buyurunuz." * "Lâleyi. sâkıt olmaz kadr ü kıymetten * "Sen bana en sadık arkadaştın Gönlümde ateştin. bitki ve çiçek adlarını bol bol kullanmışlardır. mitoloji.Anlamca birbiriyle ilgili sözcüklerin bir arada kullanılması sanatıdır." * "Ârızın yâdıyla nemnâk olsa müjgânım nola Zâyi olmaz gül temennâsıyla vermek hâre su 27 . ne diye taştın Beni kıskandırıp durmalı mıydın?" * "İşte gördüğünüz üzere. türkü söyler balıklar. hayvan ." * "Bakışların kor ateş / Duruşun durgun su Biri yakar. Teşbih ve istiare ile yakından ilgili olanbu sanat. ikinci dizede bunlarla ilgili benzerlik ve karşıtlıkları belirtmeye leff ü neşr denir. gözümde yaştın Ne diye tutuştun." * "Deli eder insanı bu deniz. Akşam mı bu gelen güneş mi batacak? Benim bir güzel var beklediğim Coşan dalgaları kucaklayacak. biri boğar. ÖRNEKLER * "Mest olupdur çeşm ü ebrûnun hayâlinde imam Okumaz mihrâbda bir harf-i Kur'an'ı dürüst" * "Suya versin bâğban gülzârı zahmet çekmesin Bir gül açılmaz yüzün tek verse bin gülzâre su" * "Koyuldu rengi köpüklerde karın Işıklar kesildi sularda. ÖRNEKLER * "Hakir olduysa millet şanına noksan gelir sanma Yere düşmekle cevher. türlü bilim terimlerini. birinci dizede birkaç şeyi anlattıktan sonra. bu gökyüzü Göz kırpar yıldızlar. tarih ve mesnevi kahramanlarını. bir elimizde kan dökücü mızrak.Bu sanat düzyazıda da görülebilir. bir elimizde de zeytin dalı var." 16-) LEFF Ü NEŞR ( SIRALI AÇIKLAMA ) Genellikle bir beyit içinde. ilk dizede söylenenlerin ikinci dizede düzenli ya da düzensiz açıklanışına göre ikiye ayrılır. tenasüp sanatında. Karşıt anlamlı sözcüklerin bir arada kullanılması tenasüp değildir. Divan şairleri. savaş ve barışa işaret olarak.sümbülü gülü hâr almış Zevk u şevk ehlini âh u zâr almış.

ÖRNEKLER * "Hani o." * "Hepsi gider. içimde uzayan bir lisandır. yâr sesi" * "Kaldırımlar. bu kubbede kalacak Âşık sesi. şair sesi." * "Kapalı Çarşı içinde kapalı rüya çarşıları Kapalı Çarşı içinde öfke ve af çarşıları." 17-) TEKRİR ( YİNELEME ) Sözün etkisi güçlendirmek için sözcük ya da söz grubunu yineleme sanatıdır. Kaldırımlar. bırakıp giderken seni / Bu öksüz tavrını takmayacaktın? Alnına koyarken veda busemi / Yüzüme bu türlü bakmayacaktın? Gelse de en acı sözler dilime / Uçacak sanırım birkaç kelime Bir alev halinde düştün elime / Hani ey gözyaşım." * "Bu yağmur…Bu yağmur…Bu kıldan ince Öpüşten yumuşak yağan bu yağmur Bu yağmur…Bu yağmur…Bir gün dinince Aynalar yüzümüzü tanımaz olur.ikinci dörtlüğün son dizesinde soru sorma yoluna gitmiştir. er sesi Bizi bundan sonra sarıp alacak Tanrı sesi. cevap beklemeksizin anlamı güçlendirmek için soru soruyormuş gibi kullanma sanatıdır. " 18-) İSTİFHAM ( SORU SORMA ) Sözü." * "Kimsesizim kimsem yoktur herkesin var kimsesi Kimsesiz kaldım meded kıl kimsesizler kimsesi. Aşağıdaki örnekleri inceleyiniz 28 . ÖRNEKLER * "Ey varlığı varı var eden var ! Yok yok sana yok demek ne düşvar. duyulur ses kesilince sesi Kaldırımlar. ıztırap çekenlerin annesi. sanat sesi.* "Bâğ-ı dehrin hem hazânın hem bahârın görmüşüz Biz neşâtın da gamın da rûzgârın görmüşüz. Kaldırımlar. içinde yaşamış bir insandır. akmayacaktın?" Şair. Ancak bu sorular cevap gerektirmemektedir. birinci dörtlüğün ikinci ve dördüncü.

"Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan şühedâ " 2. daim eyle." * "cinayeti kör bir kayıkçı gördü ben gördüm kulaklarım gördü vapur kudurdu. başımızın tâcı. kimsesiz bir sokak ortasında. kaim eyle.dil ehlinin mîrâcı " * "İlâhi her neyi gülzâr ettinse anı ittim. ÖRNEKLER * "Sokaktayım. ilâhi gönlüm oduna ne yaktınsa o tüter." * "Salkım salkım tan yelleri estiğinde Sakallı bozaç turgay sayradıkça " * "Dest bûsı arzûsiyle ölürsem dostlar Kûze eylen toprağım sunun anınla yâre su" * "Sev seni seveni hâk ile yeksân ise Sevme seni sevmeyeni Mısır'a sultân ise" * "Eylülde melûl oldu gönül soldu da lâle Bir kâküle meyletti gönül geldi bu hâle" 20-) SECÎ ( İÇ KAFİYE / NESİR KAFİYESİ ) Cümlelerin ya da bir cümle içinde birden çok sözcüğün sonlarındaki ses benzerliğine seci denir. nesirde kullanılan uyak olarak da tanımlanabilir. ÖRNEKLER * "Ey gözlerin nuru.1.ilâhi elime her ne sundunsa anı tuttum." ÖYS * "Dost yolunda nistlik gerek. ten cübbesi 29 . ret senden."Bana kara diyen dilber / Gözlerin kara değil mi ?" 3. Özellikle Divan nesrinde secili anlatım bir amaç sayılmıştır."Beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı Felekler yandı âhımdan muradım şem'i yanmaz mı 19-) ALİTERASYON ( SES YİNELENMESİ ) Bir şiirde ya da düzyazıda ahenk yaratmak amacıyla aynı ses ya da hecenin yinelenmesine aliterasyon denir. kabul senden. şifa senden. dert senden… İlâhi. yâr önünde pestlik gerek." * "İlâhi."Olur mu dünyaya indirsem kepenk Gözyaşı döksem Nuh Tufanı'na denk ?" 4. ihsan verdin. kuduz gibi böğürdü hiçbiriniz orda yoktunuz. Seci. iman verdin. gönüllerin sürûru. ilâhi vücudum bahçesine ne diktinse o biter.

her yokuşun bir inişi vardır." * "Hâlâ o cehâlet.gözler rûhunu didem Kıblem olalı kaşın. anlamları ayrı olan sözcükleri bir 30 . o tecâhül ve techil !" 24-) CİNAS Yazılışları ve söylenişleri aynı." * "Tok olanlar bilemez çektiğini aç kalanın Sırtı pek kimseye ahvâl-i şitâ ( kış ortamı ) yaz görünür." * "Karşısında nice erbâb-ı denaât titrer Hâkim-i mahkeme-i hükm-i cezâdır kalemim. * "Didem rûhunu gözler." * "Yemek için yaşamamalı.) İŞTİKAK ( TÜRETME ) Aynı kökten türeyen sözcükleri bir arada kullanmaya iştikak denir. ÖRNEKLER * "Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler. ÖRNEKLER * "Balık baştan kokar bunu bilmemek Seyrânî gâfilin ahmaklığından" * "Çağır Karac'oğlan çağır / Taş düştüğü yerde ağır Gönül sevdiğinden soğur / Görülmeyi görülmeyi.gönül evi pâk gerek.çâk gerek. yaşamak için yemelidir. " 21-) İRSÂL-İ MESEL Dizelerde bir atasözü ya da deyimi kullanma. açıklama sanatıdır." * "Gamzen ciğerim deldi / deldi ciğerim gamzen Bilmem nic'olur halım / Halim nic'olur bilmem " * "Cennet gibidir rûyin / rûyin cennet gibidir Âdem doymaz sana / sana doymaz âdem" RÛ : yüz ÂDEM : insan 23." * "Cihân-ârâ cihân içredir ârayı bilmezler O mâhiler ki deryâ içredir deryayı bilmezler " 22-) AKİS ( ÇAPRAZLAMA ) Bir cümle ya da dize içindeki sözleri ters çevirerek söylemeye akis denir. ÖRNEKLER * "Her inişin bir yokuşu. kaşın olalı kıblem.

TARSİ'. RÜCÛ'. AKROSTİŞ. TEFRÎK. ÖRNEKLER * "Ey kimsesizler el veriniz kimsesizlere Onlardır ancak el verecek kimse sizlere " * "Söylerken o sözleri kızardı Hem hazzeder âh hem kızardı " * "Kısmetindir gezdiren yer yer seni Arşa çıksa akıbet yer yer seni " ÖYS * "Bir güzel şûha dedim ki iki gözün sürmelidir Dedi vallahi seni Hind'e kadar sürmelidir " * "Her nefeste işledim ben bir günâh Bir günâh için demedim bir gün âh " * "Yanalı Haylice vakit oldu Ben bu yerde yanalı Binme nâmert atına Ya mıhı düşer ya nalı " * "Eyleme vaktini zâyi / Deme kış yaz oku yaz " UYARI ! Bu söz sanatlarının dışında ayrıca ÎHAM. LEB-DEĞMEZ gibi sanatlar da vardır. İRSAD. SİHR-İ HELÂL. İLTİFAT. HAZIRLAYAN ORHAN EREN BARTIN KÖKSAL TOPTAN LİSESİ EDEBİYAT ÖĞRETMENİ 31 . MUAMMA.arada kullanma sanatıdır. KALB. İÂDE. NİDÂ. İSTİHDAM. İSTİDRÂK.TERDÎD. KAT'. İKTİBAS. LUGAZ.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful