P. 1
İslamiyet - Dünyayı Değiştiren Olaylar Dizisi

İslamiyet - Dünyayı Değiştiren Olaylar Dizisi

|Views: 108|Likes:
Yayınlayan: Uğur Özkan
Hürriyet Gazetesi Dünyayı Değiştiren Olaylar Dizisi - İslamiyet Fasikülü
Hürriyet Gazetesi Dünyayı Değiştiren Olaylar Dizisi - İslamiyet Fasikülü

More info:

Categories:Types, Research, History
Published by: Uğur Özkan on Jun 01, 2011
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

04/01/2014

pdf

text

original

Mtstr'deki Turk kokenli Tolunoglu Ahmet tarafmdan in~a edilen Tolunoglu Camii.

islamiyette dua ve namaz yeri alan camiler, evtu zamanda ahlaki tesvik ve egitim mekenlendtr.

iinyada bir mi1yardan fazla inseam bagl1 oldugu islam .. dini Arabistun'da Hz. Muhammed tarafindan kutuldu; onceOrtsdogu'da yaygl1!la~tl, sonra Asya ve Airika'tun bircok yerinde yaYlldl. Islam cemaati on dort yiiZYlldan beri belirl! bir ya~am bicimi, ahlaki bir diizen ve dini bir kiiltiir siirdiirmekle birlikte kendine ozgii bir devlet, siysset ve adalet sistemi anlayisuu da yesatmayo fal1~maktadlr.
~

iSLAMIN

DOGU~U

VE

YAYILMASI

-4 -

Islamdan once Arap toplumu genellikle putperestti. Bunun yamnda, az sayida Htristiyan Arap ve Musevi Arap da vardi, Mekkeliler bir Allah inanci tasimakla birlikte, Allah katmda sefaatci olduguna inandiklan ve daha baska olaganustu gucler yukledikleri putlan da bir tiir tann kabulederlerdi. Donemin hayat anlayismm, inane; ve dusuncesinin belli bash dili olan siirde dine ve dinsel konulara, mesela kadm, ask, sarap gibi hafif konulardan daha az ve belirsiz bir yer verilirdi. Ibrahirn'in kurdugu tann evi sayilan Kabe'nin kutsalhgmi tamr, ziyaret ederlerdi. Bununla birlikte, bu ziyaretin, her yil bir panayir kurulmasma yol acmasi dismda, dinsel ve manevi fazlaca bir onemi yoktu. Mekke, <;01 kosullan olcusunde yorenin en gelismis sehriydi. islam kaynaklarmda Araplarm islam' dan onceki donemlerine «Cahiliye devri» denir. Bu tanrrnlama, buyuk olctide «cahillik» kavrarrnnm eski Arap edebiyatmda gurur, kibir, gozii

peklik, saldrrganhk gibi anlamlanyla 0 doc nemde erdem sayilmasmdan ileri geliyordu. Cahiliye doneminde dunyamn .zevk ve sefa. smdan olabildigince cok yararlanma hayann biricik amaci saythrdi. Kadm, ask, sarap, soyluluk vekabile savaslan, siir ve edebiyatm bashca temalanydr.v Donemin ahlaksal erdemlerinin temelinde bireyin veya kabilenin ovtmc (fahr), onur (meed), ofke (hamiyet) gibi duygusal egilimlerini doyurma; soyluluk, comertlik ve yigitlikle tin salma, saygi gorme; boylece, insanlarda hem korku hem de hayranhk duygusunu uyandrrma istegi yaratmaktaydi. C;61 Arabi, yasam kosullanrnn geregi olarak, otoritenin hemen her tiirltistine baskaldunusn. Bireyselozgurlugune duskun 01makla birlikte, toplumsal ozgurlukten habersizdi. Ozgtidtigun suun, bireyin ve onun \ mensubu bulundugu kabilenin simrlanm a§mazdi. Genellikle, soylulann olusturdugu «hurler» sirufi, her turlii haklan ve olanakla-

n tekellerinde tutar ve bunlardan gucleri oracildigi bildirildi ve Kuran'm ilk ayetleri vahrunda yararlamrdi, Azath kole ve cariyeleryedildi. Islam'in ilk mesajlan olan bu ayetden olusan «mevali» snufi, snurh da olsa balerde soyle deniliyordu: «Y aratan Rabbinin Zl haklara sahipti. Toplumsal yapmm en alt adiyla oku. Insarn yaratn bir koyu kandan. tabakasma giren «koleler ve cariyeler» simfi, Oku! ins am kalemle ogreten, bilmedigini hak ve ozgurltik gibi yuksek degerlerden tiibildiren, kerim olan Rabbinin adirn. Oyle demiiyle yoksun bulunurdu ve gelenek, bunun gil, insan kendini zengin gorunce azar. Donecegin Tann'yadir.» (Alak 96/1-5). Hz. boyle olmasi gerektigine onlan da inandirrmsti. Efendilerinin mallari veya esyalan ko- . Muhammed uzunca bir siire sonra yine aym numunda olan bu ziimrenin, efendilerininyerdeyken bir dizi buyruk yanmda, kendisinden, insanlara tannsal gercekleri anlatmasi kinden farkli bir inane; tasimalan da olanak.sizdi. Cahiliye toplumunda, ozellikle, hiirler istendi. Bundan sonra art arda gelen ayetler l§lgmda; Allah'm varhgr, birligi, yalrnz O'na sirufmdan olan kadmlar oldukca iyi bir konukulluk edilmesi gerektigi, insanlarm kardesrna sahiptiler. Ancak, ardi arkasi kesihneyen ligi, ebedi kurtulusun islam' a baglanmakla kabile savaslan, en basta kadmlar icin ciddi kazamlabilecegi ve bu ogretinin tum insanhbir sorundu; cunktl esir dusen kadmlar birer ganimet mah olarak paylasilmaktaydi. Bu gl bagladigr yolundaki cagnsmi israrla surdurdu, Bu ogreti icinde, ozellikle, tek tann durum karsismda, kiz cocuklannm ileride fainanci ve insanlann esitligi ilkeleri, hemsehhiselige zorlanabileceginden kaygi duyan rilerini ayaga kaldirdi. On lie; ytl boyunca cok soylu kisiler, yeni bir kiz cocugunun dunyaagrr baski, zuliim ve saldmlar karsismda, ya gelisini utanc verici bulur ve kimileri, onu Mekke'de pek taraftar kazanabilen Hz. ileride fahise ohnaktan kurtarmak icin diri diri topraga gomerdi. Kuran, Araplardan herMuhammed, Medinelilerle yaptigi birkac gizli gorusmenin ardmdan, daha sonra Mushangi birine bir kiz cocugunun dogdugu liimanlarca takvim baslangicr sayilacak olan mujdelendiginde, yiiziiniin simsiyah kesildigini, utancmdan kimseye gorunmek isteme622 yilmda, oteki inananlarla birlikte Medidigini, asagtlanmaya katlanmak pahasma ne 'ye (Y esrib) goe; (hicret) etmek zorunda kaldi. Hz. Muhammed, Medine'de hem peyonu yanmda tutmakla topraga gommek arasmda bocaladigmi bildirir (Nahl 16/58-859) gamber hem de siyasal onder olarak faaliyet ve bir gun (ahirette) bu kizlann hangi gunahgosterdi, Oncelikle, Medine' de anayasal bir Ian sebebiyle oldurulduklerinin sorulacagim diizenleme yaparak burada kendisinden once belirtir (Burfic 81/8-9). yasanan toplumsal kansikliklan ortadan kalPEYGAMBER.. Hz. Muhammed, 570'te, dirdi. Medine' de gecirdigi on yil icinde Arap Ban Arabistan' daki ticaretin kavsak noktasi kabilelerinin biiyiik cogunlugunun islam diolan Mekke' de dogdu. Oksuzlukle gecen conine girmelerini sagladi. Mekke'yi «musrikcukluk doneminden sonra bir siire ticaretle ler»in yonetiminden kurtararak Kabe'yi putugrasti, Yasarm boyunca hie; ilgi gostermedilardan temizledi ve burayi Islam'm kutsal gi putperestlik inancnun, genel olarak dinsel, merkezi yapti. Hicretinin onuncu yilmda, ahlaksal ve toplumsal durumun insan onuMekke 'ye yaptigi hac ziyareti sirasmda, yiiz ruyla bagdastmlamayacak yanlishklar ve kokirk bin Muslumana, Islam'm evrensel ilketiiliiklerle dolu oldugunu gordu. Otuz yaslalerini anlatan ve «Veda Hutbesi» diye amlan nnda, Hira Dagi'nda bir magaraya cekilerek bir konusma yapma mutlulugunu yasadi. toplumunun dinsel ve ahlaksal sorunlan uzeDonusten kisa bir siire sonra, geride «tarinde dusunmeye yoneldi. On yil kadar siiren mamlanmis bir din (Kuran, Maide 5/3) ve boyle bir murakabe, dustlnrne ve manevi «hayira caguan, iyiligi buyuran, kotiiliige annma donemi yasadiktan sonra, 610 yilma karst cikan» , «hayirh bir ummet» (Kuran, dogru aym yerde murakabe halinde bulunduAli Imran, 3/104, 110) birakmarun huzuru gu bir strada kendisine peygamber olarak seicinde yasarm son buldu (632).

az

islamm be~ sertmden biri olan namaz.
Arepcede "Selat" o/arak ad/andm/an namaz inanan/ar taraftndan caminin huzur verici ortamtnda kiltndlgl gibi zorun/u/uk durum/annda dogede da giinde be; defa lalmtr.

i SLAM
Hz. Muhammed, dtlstincesinin temelini vahiy yoluyla tannsal kaynaktan alan yeni bir siyasal toplum kurmustu, Bu toplum, cok kisa bir siirede ummet kimligi icinde uluslararasi boyutlar kazandi, ilk islam devletini hieret olayt iizerine, Medine' de Hz. Muhammed kurmustu. Onun olumunden hemen sonra kaympederi, cok saygm ve kaynastmci bir kisilige sahip olan Ebubekir (632-634), bir temsil heyeti tarafmdan devlet baskanhgma getirildi. Ebubekir, Peygamber'in olurnunun dogal bir sonucu olarak bas gosteren bazi ka-

- 5-

Kshire sokajjmda ramazan sonu. Yuksekce bir yere koltug« oturan hatip (dini bilgisi ve ifa.de bicimivle toplumda sevg! uvendtten bir ki?i) kalabaflkla soh bet ederken.

kisa siirede onledi. Gerek ilk halife, gerekse sonraki iki halife I. Orner (halifeligi 634-644) ve Osman (halifeligi 644-656) donemlerinde fetih hareketleri yogun bir sekilde surduruldu. Cikan ic siyasal kargasalar sonucu Osman olduruldugunde, islam devletinin hakimiyeti butiin Arabistan Yanmadasi, Filistin; Suriye, Misir, Libya ve Mezopotamya'run yarn sira, Ermenistan ve Irak'm buyuk bolumune yayilmisn, Ancak, yine bu donemde, Mekke ve Medine'de ayncahkhailelerin btiytik olcude zenginlesmesi uzerine, kiskanchk ve hosnutsuzluklar da Muslumanlan bolmeye basladi, Bu arada, yapilan bilimsel cahsmalarla Kuran metninde birligin saglanmasi ve hazirlanan mushaflarm belli bash merkezlere gonderilmesi, Osman doneminin en onemli gelismelerinden biri oldu. Osman'rn oldurulmesiilk «buyuk fitne» diye amhr ve bu olay, sonraki ic kansikhklarrn hatta, i<; savaslann ortaya cikmasmm temel nedeni veya baslangici sayihr. 656' da, Peygamber'in amcasrnrn oglu ve damadi olan Hz. Ali'nin halifelige getirilmesi, kansikhklan onlemek soyle dursun, daha da artrrdi. Ali, Peygamber ailesinin iki kolundan biri olan Hasimilerdendi ve Osman'rn da bagh oldugu Umeyye adh oteki aile, onun halifeligini tarnmadi. Bu iki aile arasrndaki , ~ortinti§te dinsel ve hukuksal; gercekteyse Islam oncesinde de var olan siyasal anlasmazhklar, Miisliiman cemaatini, bugun de Sii-Sunni seklinde varhgnn surduren iki kola (mezhebe) boldii. Ali'nin sehit edilmesinden sonra, Ali taraftarlan (Siiler), iktidara gelen ve Emevi soyundan olan Suriye valisi Muaviye'nin iktidanm tammadilar. Buna karsm, Muaviye, baskent olarak sectigi Sam'da, doksan yil (661-750) siirecek olan Emevi nsikhklan saltananm kurmayi basardi. Icte kansikhklar

-6-

surerken, dista da parlak fetihler yaptldi. Tunus'un 670'te fethedilmesinden sonra, Musltimanlar, 71O'da, Kuzey Afrika'mn Akdeniz kiyisma ulasrms oldular ve ertesi yil, Cebeli- ..

tank Bogazr'ru gecerek Ispanya'yi luzla ele gecirdiler, Fransa'da, 732~de, geri cekilmeye zorlanacaklan Poitiers 'yekadar ilerdiler. Ote yandan, Asya'da indus 'un dogusuna ulasmadan once, Konstantinopolis'i (istanbul) bircok kez kusattilar, Artik, islam imparatorlugu, Pencap'taki birkac koloniyle Cin ve Hindistan smmna kadar uzamyordu. Rakip hanedanlar ve sehirler Emevi halifelerinin 90 yil kadar stiren yonetimlerinde benimsedikleri siyasal gorusler ve uygulamalar, genis bir alana yayilnns bulunan islam toplumu icinde cesitli hosnutsuzluklann dogmasma ve sonunda Emevi Hanedam'mn yikrlmasma yol acti. Hz. Muhammed'in arncasi Abbas'm soyundan geldikleri icin Abbasiler diye aniIan hanedanm ileri gelenleri, hilafeti ele gecirmek icin, Emevi yonetimine karst duyuIan hosnutsuzluklan ve olumsuz kosullan kendi lehlerine ustaca kullanmasuu bildiler. Genis bir siyasal hazirhk ve miicadele doneminden soma, 750 yilmda, Emeviler'in baskenti Sam'i ele geciren Abbasiler, baskenti Bagdat'a tasidilar. ihtilal cok acimasiz ve kanh olmakla birlikte, siikttnetin saglanmasmdan sonra, islam tarihine daha cok bilimsel ve dusunsel gelismeleriyle darngasnu vuran yeni bir donem basladi. X. yy'da, Abbasi hilafeti onemli Ol<;lide guc kaybetmis, ozellikle Iranh bir Sii hanedam olan Buveyhilerin; ardrndan da, Fatimi gudumlu kesimlerin Bagdat uzerinde siyasal etkinlik ve hakimiyet saglamalan, Abbasi halifelerini kukla durumuna dusurmtlstu. Bagdat'taki Sii tabanh bu gelismeler, Sunni olan Selcuklulan harekete gecirdi. Selcuklu sultam Tugrul Bey'in, 1055 yilmda, Bagdat'a girerek buradaki Fatimi niifuzunu ortadan kaldirmasi, Abbasi Halifeligi'ne yeniden itibar kazandirdi. Ancak, Abbasi imparatorlugu, 1258'de, Asya'ya kasrp kavuran Mogel firtinasi karsismda dayanamayarak yikilmaktan kurtulamadi ve bu suretle, Mtisluman cemaat tartismasiz bir gercek olarak varhgmr stirdururken, Musluman dunyamn Araplann yonetimindeki siyasal butunlugu fiilen ortadan kalkrrns oldu. Buna karsihk, Selcuklulann Bizans'a karst 1071 'de kazanrms oldugu zafer, yeni bir siyasal islam birliginin, bir baska ulus tarafmdan gerceklestirileceginin ilk habercisiydi. Modem dunyada islam Napolyon 'un 1798' de Misir'r istila etmesi ve Fransizlann bundan u<;yil sonra mtittefik Ingiliz ve Osmanh birlikleri tarafmdan ulkeden <;1kanlmasi, genellikle lslam'm modem doneminin baslangict olarak kabul edilir. 18051849 arasmda, hidiv olarak yonettigi Mistr'r yeniden bicimlendirmeye girisen Kavalah Melunet Ali Pasa'rnn iktidara gelmesi, so-

murge vesayetinden kurtulmayi

ve bagimsiz devletler kurmayi amaclayan bir Musluman dtinyanm verecegi uzun mticadelenin basIangrcuu belirler. Yabanci egemenligine kar§l direnis ve bunun yam sira, Miisluman cemaati modem dtinyada bekledigi yere getirme cabasi, Cemaleddin el-Afgani tarafmdan yonetilen Panislamci akimlar kadar, xx. yy'm milliyetci hareketlerinin de ozelligini olusturur, Mtisltimanlarm cogunlukta oldugu bircok tilkedeki siyasal, toplumsal ve ekonomik gelisme, onemli farkhhklar gostermektedir. Ttirkiye ve bircok Arap tilkesi laik cumhuriyetler haline gelmistir; Suudi Arabistan ise, seriat adma yonetilen bir mutlak

monarsi durumundadir. iran, 1925-1979 arasmda, tilkenin laiklesmesini ve Banlilasmahukumdarlan

S1llltesvik edici bir siyaset izleyen Pehlevi tarafmdan yonetilmistir, BuSiilerin olusturdugu Miis-

yiik cogunlugunu

ltiman cemaatin giderek artan direnisi, sahm tilkeden kacmak zorunda kalmasma ve Ayetullah Humeyni onderliginde bir islam cumhuriyetinin kurulmasma yol acrmstir. 1979'dan bu yana, Pakistan da bir islam cumhuriyeti durumuna gelmistir; Pakistan Anayasasi, devletin seriati uygulamasuu ongormektedir. 1990'larm ortasma dogru Afganistan'da da koyu seriata dayali bir islam
devleti kurulmustur.

~

iSLAMi

DO~ONCE

VE

iNAN(:LAR

Hz. Muhammed'in, kendisiyle Cebrail arasmda gectigini belirttigi konusmayi aktaran bir hadiseye dayamlarak islam dininin alb temel inane ilkesinin bulundugu kabul edilir. Geleneksel «Amentu» formtiltinde toplanan bu ilkeler sunlardir.Allah'tn birligine, Kutsal Kitaplar' a, peygamberlere, ahirete ve kadere inanmak. Allah. Allah, turn varhklann ve olgulann yaraticisi, ilk nedeni ve yoneticisinin islam dinindeki aS11adidir. Aynca, Kuran'da bu yaraticnun baska «guzel adlan-run (esmay-i husna) bulundugu belirtilir. Kuran'da en 90k kullamlan sozcuk olan Allah adi, «Yuce Yaratico-run oteki adlan ve niteliklerini de kapsayacak genislikte bir anlam tasir. Kuran'm ogretilerine dayanan Mtisltimanlar icin Allah vardir, birdir. Zan, nitelikleri ve eylemleriyle ezeli ve ebedidir. Yaraulrmslannhicbirine benzemez. Baska hicbir varhktan gti9 ve destek almaksizm kendiliginden vardir; buna karsihk, her §ey O'na muhtactir. Cansiz ve bilincsiz bir varhk degildir. Bilgisi her seyi kusatrnisur; her seyi duyar ve gorur; harf, sozcuk ve seslere gereksinme duymaksizm, bizim bilmedigimiz bir sekilde konusur, En guzel adlar ve nitelikler O'nundur; butun kusurlardan da uzaktir. Rahmeti ve sefkati her seyi kusatnusnr; bununla birlikte, azabi da 90k cetindir. Hicbir kimseye hicbir bicimde zulmetmez. O'nun Kuran'da bildirdigi peygamberler, kitaplar ve bunlar araciligiyla insanIiga duyurmus oldugu turn bilgiler haktir, dogrudur; iyi dedikleri iyi, kotu dedikleri kotudur; ancak insanlar bilgi olanaklannm 90k kit olmasi nedeniyle gercekten iyi ve kotii olam ozunde kavrayamazlar; bu ne-

denle, tam gercegi ve tam iyiyi yakalamada da O'na muhtactirlar. O'nunla kullan arasina hicbir varhk, kisi veya kurum giremez. Miislumanlar, tumuyle Kuran'rn ortaya koydugu bu inanclanyla, yalmzca her turlu inkarci dustlncelerden aynlmakla kalmaz, aym zamanda, Allah'm zat ve sifatlannm kustalhgim, essizligini ve surekliligini zedeleyen biitiin dinsel ve felsefi sistemlerden de uzaklasmis olurlar. MeJeJder. islam inancma gore, Allah, fizikotesi ve gorulmez oldugundan, tannsal iradenin bilinmesi ve buna uyulabilmesi icin, O'nunla insan arasmda bazi iliski vasrtalanmn bulunmasi zorunludur. Bu iliskinin turlu yollan dusunulebilir. Bunlardan biri tecesstid (Tanrr'mn insan biciminine burunmesi) olabilir. Ancak, islam bunu reddetmistir. Uyku durumunda gorulen ruya da iliski araci olarak dusunelebilir ve peygamberler bu yolla bazr Tann mesajlanru alrrnslardir. Bununla birlikte, rtiya genis olcude fizyolojik bir olay oldugundan, kesin gerceklere ulasmada gtivenilir bir yol degildir. insanla Yaradan'i arasmdaki iliskinin en yuksek derecesine Hz. Muhammed tarafmdan «vahiy» denilmistir, Vahiy siradan bir ilham degidir; Tann'mn insana sundugu gercek bir kesif ve tannsal bir tebligdir; bu tebligi, «peygamber» (nebi, resuI) denilen bazi seckin insanlara salt ruhsal bir varhk olan ve islam'da Cebrail ad! verilen bir melek getirmistir. Hz. Muhammed, boyle bir melegin varhgmi kesin olarak bildigini (bazi rivayetlere gore, onu bir sekilde gordugunu) belirtmistir. Peygamber'in arkadaslan, ona vahiy melegi geldiginde, bunu, 0 anda gecirdigi son derece

islamda rini senett. Bu sanat tiiri) tiim islam diinvestnde gelisme g6sterdi. XII: yuzytla ait iran duvar bezemesi ile XV. viizvtle ait ispanyol vazosu bu gelismenin 6rneklerindendir.

- 7-

Rebat'ta bir yeptdek! mozaik. islamda iki mozaik sanatJ gelenegi verdu: bunlardan biri Bizans'tan devrelmmtstir, diger! Mogol ve Timurlu smtlennde goriiliir.

- 8-

carpici fizyolojik degisikliklerden kolayhkla anladiklanru pek cok actklamalanyla ifade etmislerdir. Kuran da bircok kez boyle bir ruhsal varhklar dunyasuun bulundugunu acikca bildirmistir. Bu ylizden, Kuran'in oteki kesin bildirimleri gibi, meleklerin varhgina inanmak da iman etmis sayilmamn temel kosullanndandir. Kuran'da vahiy melegi Cebrail'in adi Cibril olarak gecer; aynca, Mikail adli bir melekten soz edilir. Islami literatlirde nziklan Allah adina bolusturmekle gorevli bu melek Mikail, Kuran'da «oltim melegi» seklinde tarumlanan melek de Azrail diye amhr. Dort biiyuk melek olarak bilinenlerin sonuncusunun adiysa Israfil'dir. Aynca, insanlann «ameller»ini yazmakla gorevli «kiramen katibin» melekleriyle kabirde ruhlan sorgulamakla gorevli olduguna inamlan «miinker ve nekir » melekleri de vardir. Kutsal Idtaplar. Hz. Muhammed'in ilan ettigi iman dusuncesi, tek bir kitaptan degil, «kitaplar-dan bahseder, Kuran'da kitaplara iman etmek 'gerektigine iliskin pek cok ayet vardir. Bunlardan Tevrat, Zebur ve Incil'in adlan ozellikle amhr. Aynca, Adem, idris, Ibrahim gibi daha baska peygamberlere «sahifeler» (suhuf) gonderildiginden de soz edilir. Bircok peygamber de kendisinden' onceki veya kendi cagmdaki bir peygambere gonderilmis bulunan kitap"la «amel» etmistir. islam peygamberi, Buda'mn ve Zerdttst'un adlanndan soz etmedigi gibi, Hint Brahmanizmine de herhangi bir isarette bulunmamisnr. Bununla birlikte, bir Mtlslumanm, Vedalann aslmda tannsal aciklamalar olmasi olasrhgmi veya Musa'run Tevratr'nm basma gelenlerin benzerlerinin Vedalar icin de gecerli olabilecegini dusunmesinde bir sakmca yoktur. Aym olasihklar, Kuran'da amlmayan baska kutsal kitaplar icinde de gecerlidir. Peygamberler. Allah'rn haberlerini, buyruk ve yasaklanm, bir melek, insanlar icinden yine Allah tarafindan secilmis bulunan bir kisiye getirir ve bu kisi, onlan bellibir ulusa veya tiim insanhga bildirmekle gorevlendirilir. Kuran terminolojisinde bu §ekilde, bildirimle gorevli bu kisiye nebi (haberci) veya resul (elci) denir. Her iki terim de, Turkcede Farsca asilh peygamber sozcuguyle karsilamr. Adem, idris, Nuh, Hud, Salih, Eyyub, Yunus, Lut, Suayb, Ibrahim, Ismail, ishak, Yakup, Yusuf, Uzeyir, Musa, Harun, Zekeriya, Yahya, Davud, Suleyman, isa ve Muhammed Kuran' da adlan gecen peygamberlerdir. Zulkifl, Lokman, Elyesa, llyas adlan da Kuran'da ovguyle gecmekle birlikte, bunlann peygamber 01-

duklanna iliskin kesin bilgi yoktur. Ahiret. Muslumanlikta ahiret ve kiyamet gtinune inanmak Kuran'in kesin buyruklanndandir. Ahiret kavrarru, Kuran'in bircok suresi (mesela Vakia, Necm, Bakara, Kiyame sureleri) ve ayetlerinde gecer. islam inancma gore, Allah, dunyayi ve dunyadaki biitiin canhlan gecici (fani) olarak yaratrmstir. Gtinti geldiginde (kiyamet) dunya ve uzerindeki butun canhlar yok olacaktir. Kiyametin hemen ardmdan ahiret hayati baslayacaktir. Israfil adh melek «sur»a (kiyamet gununde calmacak boru) uflediginde, olulerin berzah aleminde bekleyenruhIan, yeni bastan yaratilan bedenleriyle bulusturulup diriltilecektir. Dirilenler«mahserx yerinde bir araya geleceklerdir. Bu asamadan sonra, insanlann dunya hayatmdaki gunah ve sevaplan olculecek (mizan), cennetlik ve cehennemlikler belirlenecektir. Sevaplan agir olanlar «sirat koprtisti»nden gecerek cennete ulasacak, gunahlan aglr basanlarsa cehenneme duseceklerdir. Cennet ve cehennemdeki hayat sonsuza kadar bir mutluluk veya mutsuzluk yeri degil, kisilerin dunyadaki hayatlannda kendi elleriyle hazirladiklan kacmilmaz bir gelecektir. Kader. Kuran sik sik, hem Allah'in mutlak ve sarsilmaz iradesinden, hem de insamn ozgtirliigti ve bunun dogal sonucu olan sorumlulugundan soz eder. ilk bakista <;eliskili gibi gorunen bu durum, kader sorunu icinde ciddi tarnsmalara neden olmustur. Ilerledikce belirsizlesen bu tartismalar bir yana birakilarak, kader sorunu, dogrudan dogruya Kuran'm Tann-evren ve Tann-insan iliskisine dair ayetlerinin butunlugti'ic,;inde incelendiginde §U kesin sonuca vanhr. Zaten, nitelikleri ve eylemleriyle mutlak ve ortaksiz olan Allah, simrsrz bilgisi, gucu ve iradesiyle butun evrenin ve bu arada, insanm her tiirlii etkinliklerinin, genel olarak tum oluslann ortaksiz yarancisr, yoneticisi ve asil yapicisidir; 0, «fail-i muhtar» ve«kadir-i mutlak-tir, Kuran'rn bu inanci telkin eden ayeletleri, sagduyuya ve inanan gonullere, tannsal gtictin azame-: ti karsismda kendi kucuklttgtinu, snurhhgim ve aczini hissettirir. Boylece, insan, AIlah'm, kader denilen bu ulu kudret ve iradesi karsismda gucsuzltlgunun bilincine vanr; O'nun korumasma ve esirgeyip bagl§lamasma muhtac oldugunu benliginde duyar. Ozellikle, Kuran'm ilk suresi olan «Fatiha»da bu bilincin en carptci ifadeleri yer ahr, Ilahiyat tartismalan VIII. yy'da ortaya cikan bir ilahiyat akirmmn yandaslan olan Mutezile'nin ve XII. yy'da kurulan

dinsel bir tarikat olan Kadirilik'in kaderle rmsnr; ama 0, her tiirlii sozlu veya yazih ifailgili dusuncelerine gore, Kuran'm «insandeden once gelen, ebedi ilahi «ic konusIan incitmeyen» ilahi adalet mesaji (Kuma»mn tezahuru olarak ezeli ve ebedidir. ran, «Allah asla insanlan incitmez; fakat Icinde dogduklan toplumsal-siyasal baglaonlar kendi kendilerini incitirler» der, Yuma derinden bagh olan ilahiyat tartismalanus 10/44), insanlan, gercekten sorumlu n, baslangicrndan itibaren Islam'r boler. Siolmadiklan giinahlar ve inancsizhk nedeiler, sadece «aile uyeleri-nin (Ehlibeyt; Haniyle cezalandiran bir Allah kavrammi dissimiler veya daha snnrh bir anlamda peylar. Bu gorusttn muhalifieriyse, tam tersigamberin kIZI Fatma ve damadi Ali'den ne, Allah'rn bagimsiz ozgiirliigii ogretisini olan torunlan) halifelik iizerinde hak iddia savunmuslardir, Buna gore, ilahi ozgurluk edebilecegini savunurlar. Bir baska grup hicbir smirlamaya gelmez ve Mutezile'nin olan Hariciler (tam cevirisi «aynhk yarataniddiasmm tersine, O'nun «yarattiklan icin lar, yasal otoriteye baskaldirarak islam ceen iyi olam yapma» gibi bir ytiktlmlulugtl maatinin disina cikanlar»), Ali'den (Haricilik mezhebinin bir iiyesi tarafmdan oldurulyoktur; cunku mantiki olarak «yiikiimliiluk» kavrami «tann» kavramiyla celisir; mustu) ve Emevilerden aynhrlar. Onlann ogretisine gore, dinin kabulii veya iman, kiyiikiimlii olan tann olamaz; ctinkii Tann'nm iisttinde, O'nu yiikiimlii kilacak bassiyi tek basma mumin yapmaz; buyuk bir ka bir otorite yoktur. Tann elbette insanlar gunah isleyen herkes inancsiz sayilmahdir. Boyleleri de, Tann'ya inanmayanlar gibi icin en iyi olam yaranr; ancak bu, O'nun bir odevi degil, yalmzca liituf ve ihsarudir. cehenneme mahkum olmus inancsizlardir. X. yy'da, iki iinlu ilahiyatci, el-Esari ve elHariciler, buyuk giinahlar islemis olan halifelerin, inananlardan sadakat bekleyemeyeMaturidi, Sunni yaklasmu etkileyecek cevaplar onerirler, insanlann hareketlerini Alceklerini ileri siirerek, bu uslamlamayi celah ister ve yaratir; ama insanm bunlan kenmaatin liderlerine bile uygularlar, Miisliidi hareketleri yapmak icin kendine mal, etmanlann cogunlugu, imanla hareket arasmmesi gerekir. Tek ve benzersiz Yaradan olada bir uygunluk olmasi gerektigini kabul rak Allah anlayisr, bundan boyle, insan soeder; ancak bir insanm inanan biri miyoksa rumlulugunun olumlanmasryla at basi gideinanmayan biri mi oldugunu sadece AIcektir. Bir baska tartisma, Tann'mri birligi lah'm karar verebilecegi konusunda israr kavrammm cevresinde, Allah'm ozii ve ederek, bu olumlu diinyada saf bir inananlar ozel nitelikleri konusunda dogar, Tartisma, cemaati olusturrnayi amaclayan Harici ideKuran'm, yani, Tann'mn kelarmnm yaratiailini reddeder. Miisliimanlar, kiyameti bekhp yaranlmadigi sorusu iizerinedir. Birinci . lerken baskalanm yargilarnaktan vazgecgorusun savunuculan, Kuran yaranlmarmsmek gerektigi ilkesinden hareketle, «dinin sa, ikinci bir ezeli ve ebedi hakikat ilkesi bes sartism (yukanda sayilan alti sarttan ilk varsaymak gerektigini belirtmektedirler; besi; cunku altmcisi olan kader tartismahoysa, sadece Allah ezeli ve ebedidir ve ebedir) kabul etmek kosuluyla, herkesi inanandiyet Allah dismda kavranamaz. Bu goruse lar cemaatinin iiyesi olarak -kabul ederler. karsi cikanlara gore, Kuran'm yaratilrrus 01- Baskalanm yargilamaktan vazgecmek, aym dugunu savunmak, kutsal kitabm ilahi nitezamanda, iktidan elinde tutanlar da mahligine halel getirmekle aym yere vanr. Sunkum edilebilir uygulamalarda bulunsalar biniler'e gore, Kuran sozcukler, sesler, yazi le, Musluman siyasi iktidara saygr gosterve iki kapak arasmdaki kitap olarak yaratilmek anlamma gelir.

Rabat'taki Hssen Camii'nin minaresi.

Bu camiinin yepum hi(:bir zaman tetnemlenememis onun yerine pembe teslerden bir minare ins« edilmistir.

TASAVVUF
Bir baktma daima arkaszndan kosulan Tanrz'ya kavusma umudunun urunu olan tasavvuf, islam cercevesi icinde gizemci bir din anlayistdir. Bu anlayts, tarikatlarda cisimlerin ve i slami yalnzz dz~ kurallara, ftkha ve sozlerin zahiri anlamzna indirgeyen egilimlere karst ziiht yoluyla kendi kendini egiterek ruhsal olgunluk saglamaya ve maddilikten arznmaya dayanzr. Tasavvufa bagli olarak ortaya cikan yiizlerce tarikat ve onlara bagli binlerce t~kke islam anlaytstniderin bir bicimde etkilemistir. Tasavvufun Arapca «yiin» anlamzna gelen «slif»tan geldigi genellikle kabul edilir. Bunun disinda, Peygamber doneminde «sedirde oturanlarsdan (ehli suffe), namazda olusturulan ilk stradan (saffi evvel), bir Bedevi kabilesi olan Beni Suffe'den, yahut Yunanca sofostan (bilge) geldigi de ileri siiriilmiistur. Sufi kelimesineilk olarak VIII.yy'da rastlanzr. Bu yiayilda bu adi, Sii Simyacz Cabir bin Hayvan el-Kufi distnda gercek bir mutasavvzf olan Kufeli Ebu Hasim kullannustir. Bir topluluk adt olarak sufiye kelimesiyse, ilk defa Melamilerin olusturdugu Horasan mutasavvuJlarzna karst Kufe'ye yerlesmis bir Sii sufi toplulugu icin kullanilmtsur.

-9 -

iSlAMi
Hz. Muhammed ile Cebrail arasmdaki bir konusmayi aktaran hadisteki konulardan biri de «islam» kavrammm hangi ibadetleri kapsadigi sorusu ve bunun yamti olmustur. Islam'm bes sarti diye bilinen ve her Muslumanm temel geleneksel odevlerini olusturan bu ibadetler, islam dininde, inanem ve hareketlerin birbirine ne kadar bagh oldugunu ortaya koyar. Kelimei §abadet. Allah'a ve Muhammed'in O'nun peygamberi olduguna inanem aciklanmasr anlamma gelen bu deyim, «Eshedu en Hi ilahe illallah ve.eshedu enne Muhammeden abduhu ve resuluh» (Tamkhk ederim ki Allah'tan baska tann yoktur; yine taruklik ederim ki Muhammed AIlah'm kulu ve elcisidir) seklinde formullestirilmis olan ifadeyi kapsar. Bu ifadeyi diliyle soyleyip anlarmru ictenlikle kabul eden kisi, Muslumanligi kabul etmis; Islam'da en temel kulluk gorevi olan inanma gorevini yerine getirmis olur. Namaz. Gunde bes defa Mekke'ye donerek yerine getirilen ozel ibadet icin kullamhr. Kuran, namazdan (<<salat»sozcuguyIe) yuzlerce defa soz eder ve «Namazi dosdogru kilmiz» anlammdaki ifadeyle akilh ve ergin olan kadm erkek tiim Muslumanlara namaz kilmayi bir gorev (farz) olarak yukler. Ancak, kadmlar lohusahk ve adet kanamalan donernlerinde namaz kilamazlar ve daha sonra kaza etmeleri de gerekmez. islam dini, yerytiztinde yalmz AIlah'm hukumranhgmm gecerli oldugu bilincini akillara ve gonullere yerlestirmek amaciyla gunde bes vakit namaz kilmayi emretmistir. Bu ibadet, Miislumarun her namazm kihndigi on onbes dakikahk bir zaman dilimi icinde yaraticisi olan Allah'a teslimiyet ve minnettarhgnu gostermek icin butun maddi ilgilerden siynlmayi gerektirir. Gimde bes vakit namaz, Hz. Muhammed'in olaganustu bir olayla goge yukseltildigi mirac gecesinde farz kihnnnsnr. Bu nedenle, Peygamber, bir Mtisliimanm

iBADET
namaznun, onu, Allah'rn huzuruna yukselten bir «rnirac » degerinde oldugunu bildirmistir. Bu yiizden, Miislumanhkta namaz, butun ibadetlerin en degerlisi ve en onemlisi sayilmistir. Nitekim, Peygamber, bir hadisinde gecen «Namaz dinin diregidir» anlammdaki sozu de bunu ifade eder. Abdest ve beden temizligiyle namaz kilman yerlerin temiz tutulmasi, namazm kabuluniin on sartidrr. Abdest ahmrken dirseklere kadar el ve kollarla yiiziin yikanmasi, basin islak elle srvazlanmasi (meshetme) ve bileklere kadar ayaklann yikanmasi farzdir. Zorunlu olmakla birlikte, agzl yikamak, buruna su cekmek, kulak ve boyun arkasim islatrnak, aynca, her yikama islemini iiS; kere yinelemek sunnettir. Namazda her ayakta durmaya bir «rekat» denir. Bir namaz en az iki rekattir. Bir Musluman, iki rekathk bir namazi soyle kilar: once ayakta, kibleye donerek hangi vaktin namazmm kihndigma «niyet» eder (mesela, «Niyet ettim Allah nzasi icin sabah namazmm farzim kilmaya»). Ellerini kulak memelerine degdirecek sekilde kaldmr ve «Allahu ekber» diyerek tekbir ahr (bundan sonraki her vticut hareketinde tekbiri yineler). «Subhaneke» duasmi, «Fatiha» suresini ve bir «zamnu sure» (Kuran'dan herhangi bir kisa siire veya birkac ayet) okur. «Allahu ekber» diyerek, belden yukansi yere paralel olacak bicimde egilir ve bu durumdayken iiS;kez «Subhane rabbiyel'azim» der. «Semiallahu limen hamideh» diyerek dogrulur ve ardmdan «Rabbena lekel'hamd» diyereksecdeye kapamr. Dc; kez «Subhane rabbiye' ala» dedikten sonra kisa bir sure diz tistii oturur ve ikinci bir secde yaptiktan sonra ayaga (ikinci rekata) kalkar. «Fatiha»dan baslayarak ilk rekattaki islemleri yineler. Ikinci secdeden sonra diz ustu oturur ve «Et-tahiyyat ... » duasmi okur (namaz tis; veya dort rekathysa yeniden ayaga kalkarak oteki rekatlan tamamlar). Ardmdan, «Allahhumme salli», «Allahumme barik»

Ali Camii.
Afganistan'ln Mezan Serit sebrindeki bu cami mimari ve islam . senetin g6rkemini vensittr.

VAHDETi

VOCOT

Arapcada «varltgtn birligi» anlamina gelen vahdeti viicut anlaytsi, tasavvufun varligt bir biaunliik icinde aciklama ihtiyactna cevap verir. Vahdeti viicut islami esaslann tam anlamtylamistik bir yorumudur ve biitiin mistik. yorumlar gibi sert tepkilerle karsilasmisur, Vahdeti viicuicu mutasavviflara gore evrenin Tanridan ayn ve gercek bir varligt yoktur. Cunldi «Allah/tan baska varlik yoktur» (La mevcude illallah]. Dolaytstyla evren ve evrendeki biaiin varliklar 0' nun bir tecellisi olmaktan ate bir gerceklik ta§ltl}ti,Z. Boylece yaratan (haltk} Vt; .yaratilan (~ahluk) bir. olur. Allah'/ ve 0' nun yoktan var ettigi ayri kendiliklerrkabuleden geleneksel islamj anlayistyla goriinuste celisen vahdeti viicut anlaytsirun izlerini ilk mutasavvtfiarda'gormek miimkiindiir. Tasavvufunen seqkin temsilcilerinden Hallac (01. 922) «ene'l-hak» (Ben hakkim) dedigiicin idam edilmisti. Ancak vahdeti viicut anlayisini tam olarak sistemlestiren Endiililslii mutasavvif Muhyiddin Arabi' dir (1165-1240).

ve «Rabbena atina.;» dualanm okuduktan sonra «Esselamu aleykiim ve rahmetullah» diyerek saga ve sola selam verir. Hastahk, sakathk gibi bir mazereti olanlann, namazlanm kilarken, belirtilen kurallara uymalan gerekmez; kolaylanna geldigi sekilde kilmalan yeterlidir. Kuran, Muslumanlann namaz kilarken, onun dis kosullan ve kurallan yamnda, ruhsal olarak da Allah'm huzurunda bulunmamn manevi hazirhgi, bilinci ve duyarhhgi icinde olmalanna onem verir. Bu duyarhliktan yoksun bulunanlan elestirir: «Vay haline 0 namaz kilanlann! Ki, onlar kildiklan namazdan (onun ciddiyet ve oneminden) habersizdirler. Onlar gosteris yaparlar. .. » (Maun. 107/4-6). Buna karsilik, yine Kuran'da kusursuz .kihnan namazm insanlan her turlii edepsizlik ve erdemsizlikten anndiracagi bildirilir (Ankebut 29/45). Oruf. Oruc, bir Miisltimanm ramazan ayimn her gunu, ekvator bolgesi ve steak bolgelerde, tan yerinin agarmasmdan gunes batimma kadar (arzm 45 enlem derecesinden uzak bolgelerinde 45 enlem dairesindekilerin tuttuklan zamana denk gel en vakitte), yemek, icrnek ve cinsel iliskide bulunmaktan uzak durmasrdir. Orne tutmak, akilh ve eriskin olan tum Miisliimanlara farzdir. Kadmlar, kanama ve lohusahk donemlerinde orne tutamazlar; ancak namazdan farkh olarak, mazeretlerinin bitiminden sonra uygun gordukleri zamanlarda tutamadiklan giinler kadar kaza orucu tutarlar. Hasta olanlar veya uzaktaki bir yere gitmek uzere yolculuga cikanlar ve gittikleri yerde 15 giinden az kalacak olanlar isterlerse, daha sonra kaza etmek kosuluyla, ramazan orucunu tutmayabilirler. Oruc, AIlah'm bir buyrugu ve O'na karst bir kulluk gorevi olmasi yarnnda, turn islam bilginlerineve ozellikle, mutasavviflara gore, yuksek bir «nefis terbiyesi», ahlaksal bir annrna ve vicdani duyarhhgi gelistirme yoludur. Nitekim, Hz. Muhammed de ramazan ayrrn «sabrr ayi», orucu «sabnn yansi», sabn da «imanm yansi» diye nitelemistir. Bu aciklamalara gore, orne insana, nefsini dizginleme, gerektiginde tutkulanna karst direnme ve boylece bir tur ahlaksal ozgurluk kazanma olanagi saglayan cok verimli ve yararh bir ibadettir. Zekat. Miisliimanlann, mallanndan belirlenmis oranlarda yoksullara bagista bulunmalan seklindeki mali bir ibadettir. Giiniimiizde, zekat venne varlikh Muslumanlann istegine birakilnussa da, hem Kuran ve hadislerde hem de islam'm ilk donemindeki uygulamada zekat, islam

devleti tarafmdan, yoksul vatandaslara harcanmak uzere, Musluman tebadan ahnan bir tur vergi demektir. Tanmsal iirunler, madenler, ticari maddeler, biiyiik ve kucukbas hayvanlar, nakit, altm ve gumus gibi mallardan baslangicta, devlet tarafmdan zekat vergisi almmaktaydi. Ancak, dorduncu Halife Osman zamanmda, Milsliimanlann, paramn zekatmi, devlet aracihgl olmadan, Kuran'da yazih (Tevbe 9/60) hak sahiplerine dogrudan dogruya verebilecekleri kararlastmldi. Kuran, zekauri verilecegi bu hak sahiplerini soyle siralar: «Vergiler (zekatlar) yalmzca fakirlere, caresizlere, devletin vergi gorevlisi olarak cahsanlara, kalpleri (Islam'a) kazamlacak olanlara, kolelikten azat edilecek olanlara, agir bore altmda bulunanlara.: Allah yolunda harcamaya (asker donatmaya) ve yolculara mahsustur.» Kuran, serYeti, insan geciminin temel aracr ve dayanagi olarak gosterir (Nisa 4/5). Bu nedenle ilk donemlerde zekat, bir sadaka olmaktan cok, zorunlu bir yardun, vermemekte direnenlere karst yaptmm kullarularak zorla ahnan devlet vergisi olarak dtisuniilmus ve uygulanrmstir. Bu odemenin onemini daha iyi kavratabilmek icin, islam, bunun dinsel bir odev; Allah'm birligine iman, namaz, oruc, hac gibi tannsal bir buyruk oldugunu ilan etti. Iman, ruhani bir odev, namaz ve hac, bedensel bir odev oldugu gibi zekat da, mali bir odevdir, Bu nedenle, fikih bilgin1eri, onu «servet araciligryla Allaha kulluk» diye tammlarlar. Hac. Hac, akilli ve erg in olan her Muslu-

Sultanahmet Cemii. Mavi Camii diye de biIinen ve lstenbul'un incilerinden birisi alan Sultanahmet Camii bir ramazan evinde Osmanlt taplumunda gelenek haline gelen mehvest ile bir!ikte.

- 11 -

Hac gore vi.

lsiemin be? sertinden birisi alan ve Mekke'deki Kabe'nin ziyareti ile gerceklesen hac ziyareti ve bu ziyareti gerceklesti ren "healer".

manm, olanak bulmasi durumunda omriinde en az bir kez, belirli bir zamanda Mekke'ye giderek Arafat denilen yerde bir siire durmasi ve Kabe.'yi «tavaf» etmesiyle yerine getirilen bir ibadettir. Kuran'da; Kabenin «alemlere bereket ve hidayet kaynagi olarak, insanlar icin kurulan ilk ev» oldugu.iorada «apacik ayetlerin ve Ibrahim makamixnm bulundugu, oraya girenlerin giivence icinde oldugu ve giicii yetenlerin orayi ziyaret etmelerinin, Allah'm insanlar iizerindeki bir hakki oldugu belirtilir (Ali Imran 3/96-97). Kuran'm «Miisliimanlar ancak kardestir» seklindeki ilkesi, en carpici bicimde hac uygulamalannda goze carpar. inananlar, Irk, dil, ulke ve simf farki olmaksizm, oraya gitmek ve orada bir kardeslik ve esitlik ruhu icin birbirleriyle kaynasmak zorunlulugunu duyarlar. Colde birlikte kamp kurar, Tann :Svi'nin (Beytullah) cevresinde tum diinya Muslurnanlannm temsi1cileri birlikte namaz kilar, dua eder, Kabe.'yi dalga dalga birlikte tavaf ederler. Aynca, Kuran'da, «Hac sirasmda kotu soz soylemek, hakaret ve kavga etmek yoktur» (Bakara 2/197) denilerek, zaten haram olan bu tutumlann hacla ilgili olarak, ozellikle, yasaklanmasi bu ibadetin ahlaki boyutunu, ruhani derinligini daha bir pekistirmektedir. «Islamm sartlan» denilen yukandaki bes ibadet cesidi icinde, kelimei sehadetle Allah'a olan inancm aciklanmasi, yoksullara gosterilen ve oruc gibi uygulamalarla ortaya konan ilgiyle aym diizeyde yer ahr.

Bizzat sehadet ciimlesinde cok acik bir bicimde ifade edilen (c'Tanrkhk ederim ki Allah'tan baska tann yoktur ve Muhammed onun elcisidir») inanamn kisisel vaadi, namaz ve hac ziyaretiyle aktanlan, iman birliginin ve biitun 'inananlann cemaatinin temsil ettigi giiciin derin bilinciyle pekisir: Ibadet, namaz tarafmdan belirlenen kelimelere ve hareketlere indirgenmez; cok sayida kisisel duada, Muslumanlann cuma giinleri merkez camide bir araya gelmelerinde iki buyuk bayramin (ramazanda tutulan orucun sonunu belirleyen Fitrr veya Ramazan) Bayrami, (id elfitr) ve oglunu kurban etrneyi kabul eden Ibrahimin amsma, hac aymm onuncu gununde hacilar ve diger Miisliimanlar tarafmdan kutlanan Kurban Bayrann (id-eledha) kutlamasmda da somutlasir. Cihat (kelime karsihgi, Tann 'ya yaklasmak icin caba harcama) da, oncelikle kisinin kendi kendisiyle hesaplasmasi, nefsini iyilestirme ve kotii huylardan anndirma cabasi; ardmdan da, henuz Muslumanlik dinine kazamlmanus topraklarda bansci yollarla Islami yayma, dogru inanci ve guzel ya§ayl§l tiim diinyaya tamtma iradesidir, Miisliiman olmayanlar tarafmdan engel cikartlmasi veya Miisluman iilkesinin tehditle karst karsiya kalmasi durumunda, inananlar, akla uygun olarak bunlan yenilgiye ugratmayi umduklannda, Islam"i korumaya cagnlan yetiskin yastaki biitiin erkekler 'icin bir zorunluluk olmak iizere, silaha basvurma da cihadm bir tiiriidiir.
ARAL GOLU
.~

Harzlm

.-~

Kabil

.

Gezne

.

Kayruvan

.
Trablusgarp

Yeif
$iraz

AKDENiz

UMMAN DEN l z

l

1600

BAGDA~TIRMACI
islam, hie kuskusuz bagdasurmaci bir dindir. Tann'mn peygarnberlerini btittin halklara yolladigun ve «kutsal kitaplan ve peygamberlik niteligini» Ibrahim' e ve onun soyundan gelenlere verdigini kabul eder. Bundan, Muslumanlann hepsi Tanrr'nm yollan demek olan islam, Yahudilik ve Hmstiyanhk dinlerinin baghlan arasmda 90k SID bir bag oldugunun bilincinde olduklan sonucu cikar. Tarih boyunca, bazi inananlar, ilahi hakikati ayirt etmis ve sadece ona teslim 01muslardir: «Muhammed'den onceki bu inananlar» arasmda, Kuran, ozellikle Ibrahim ve ogullanru, Stileyman ve Saba melikesini, Isa'mn izleyicilerini sayar. Bu bagdastirmacihk, Mtisliimanlann, ilk kutsal kitaplan, yani Musa'ya indirilen Tevrat, Davud'a indirilen Zebur ve Isa'ya indirilen incil tammlamalannda da kendini ifade eder. Hz. Muhammed dismdaki diger peygamberlerin ve Kuran dismdaki diger kutsal kitaplann ta-

BiR

DiN

rnnmasma, Tann kelarmmn vahyedilmesinin, Peygamber Muhammed'in yollanmasirun ve Islam'in dogusunun ilahi iyiligin gerceklesmesi oldugu yolundaki kesin bir kanaat eslik eder. Dolayisiyla, Kuran'm mesajim nihai olarak kabul edenler, gercek inananlar; reddedenlerse, kendilerine verdikleri ad ne olursa olsun inanmayanlardir.

Mevlevilik ve mev/eviler. Mevlevilik Onlii sufi Mevlana Celaleddin Rumi'nin ogretisi ile oglu Sultan Veled taraftndan kurulmustur.

TARiKAT
Arapcada yol anlamma gelen tarikat kelimesi, baslangicta sufinin Tann'ya ulasmak icin izledigi mistik yolu ifade ediyordu. XLyy'dan baslayarak, bir tasavvuf.buyugunun adi etrafmda orgutlenmis zumreler ortaya cikmaya basladi. Baslangicta sufinin istegine bagh olan gonullu ibadet, evrad ve zikirler belirli kurallara baglandi ve tasavvufta seyh, mursid, rehber gibi adlarla amIan manevi makamlar ortaya cikn. Baslangreta kendi yollanm kendileri secen sufiler bir tarikata girmek ve bir murside baglanmak zorunda kaldilar. Zamanla her tarikatm «adab-erkan», denilen kendi ic kurallan olustu ve aralanndaki farkhhklar belirginlesti. Kaynaklarda, Cuneydiye, Kassariye, Muhasibiye, Sehliye, Hallaciye gibi Hieret'in ilk ti9 yuzyilmda yasarms buyuk sufilerin adlanna izafe edilen tasavvufi yollardan soz edilir. Ancak bu adlandirmalar ku-

~i i Li K YES

U N NiL i K

Siilerve Siinniler arasindaki, bugiin temel olarak: goriilen boliinme, islamzn ilk genisleme doneminde, esas olarak peygamberin yerine kimin geeeceg! sorunu cevresinde patlak veren poiitik qatz§malardankaYnaklamr. Siiler Hz. Ali'ye cok degerli bir ermislik atfederek, ona ve dogrudan onun soyundan gelenlere cemaatin ruhaniyonetiminde mutlak bir hak tanirlar. Siil~rin r;ogu Imamiye mezhebindendir, r;iinkii.On iki Imam' in (H~;Ali ve on bir ardili) otoritesini, Hz. Alinin. soyundan g'ezenlerlehine indirilmis tanrtsal kokenli bir buyruktan esin- . lenen gercek rehberlerin otoritesi olarak kabul ederler. On ikinci imam olmemis, IX.-X. yy'larda«goriin,mez kllznml§tzh>. Giiriinmez bir dunyadayasayanegizli imam»JMehdi) 'adaleti egemen kilmak i?;inbirgiin yeryiiziine geri donecektir. Yanltsbir bicimde «Ortodoks» Miisliimanlar olarak anilan Siinniler bu anlayisa karst, hemen hemen deneysel bicimde olusan halife olma kurallari (ornegin Kureys kabilesi icinden ser;.l,lerekFarastnda yer alan tek peygamber gelenegini cikanrlar. Siinniler Hz. Ali'yi digerleri gibi bir halife olarak kabul ederlerye imamlara namazi yonetmek disinda birislev tanzmazl~r. lslamdaaztnltkta kala,: Sii irnam/zk .alllayz§znda,iirzam biitiin ruhani ve diinyevi otoritenin tek kaynagi olarak goriilen bir tur rahip-IHal gibidir. Bubakis aqlsl,ozellikle, muhtemelen daha eski geleneklere tekabid euig] ve XN. yy'da Safevi Hanedani'run kurulmczstyla§iiligindevletdini haline geldigi iriln'da kendinikabul ettirmistir. iranllayetullahla,rzn gereek bit din adamlart suufi olusturmalari, Islamda kuraldisi bir olaydlr. Seriat bilginleri tarafindan yonetilen bu din ad~mlan suufi, biiyiikbir politik ve ekonomik ozerklikledonanml§tlr. Siileringoziinqe, olu§turulan,yonetimin hif;birme§rulugu yoktur; r;iinkii yonetim sadeee, donu§unu bekledikleri ve hakikati zafere ulasttra". cak olangizli imama teslim edilebilir. -.13.-t
>; 4l

Kadiri tekkeslnde rikir ayini (XIX.yy). Adtm kurucusu oldugu Abdulkadir Ceylani'den alan Kadirilik islam diinvestrnn en yaygm tarikatlanndan birisidir.

rumlasrnis bir yapryi gostermiyordu. Bugi.in tarikat denince akla gelenBektasilik, Kadirilik, Mevlevilik, Naksibendilik gibi tarikatlann kumculan, XII.yy'dan sonra yasamis.Iardtr. Ancak bu kisiler saghklannda bir tarikat olusturma cabasi icinde olmarmslardir. Bunlann adlan verilerek kurulan tarikatlar icinde orgutlenmis tasavvufi zi.imrelerin ortaya cikmasr daha sonraki donemlerde gerceklesmis bir olgudur. BaZI mutasavviflar bagh olduklan tarikatlara bir takim yenilikler ve degisiklikler getirmisler, boylece, yeni tarikatlar ve kollar dogmustur. En 90k kol ve tali kola sahip olan tarikatlar Halvetiliktir. Bir suuflandirmaya gore ana tarikatlann sayisi on ikidir, digerleri bunlann kollandir. Kollar da ayn birer tarikat olarak degerlendirildiginde, islam di.inyasmdaki tarikatlann sayrsi 400 dolayma ulasmaktadir, Her tarikat her toplumda ve her bolgede yayginhk kazanamanusnr. Naksibendilik ve Kadirilik gibi tarikatlara

islam di.inyasmm her tarafmda rastlamak mi.imki.inken, bazi tarikatlar belli bolgelerde yayginhk kazanrmstir. Ki.ibrevilik, Suhreverdilik, Cestilik tarikatlan Orta Asya, iran, Afganistan, Hinditari'da yaygmdir . Bedevilik, Desukilik, Sazelilik tarikatlan daha 90k Kuzey Afrika'da yayilma ortami bulrnustur. Osmanh Imparatorlugu icinde Anadolu ve Rumeli'de yayilan Bayramilik, Bektasilik, Mevlevilik, Celvetilik gibi tarikatlar, diger islam i.ilkelerinde yaygmhk kazanamamrstir. Tarikatlann seyri.i siiluk denilen taavvufi etkinlikleri tevbe (tovbe), sabrr, zi.ihd, tevekki.il, zikir, ibadet konulannda bicimsel farklar olmakla birlikte, hepsinin ortak amaci, insam Tanri'ya yakIastirmak, dini ve ahlakierdemlerle bezemektir. Her tarikatm«pir» denilen bir kurucu seyhi vardir. Kurucu seyhin mezan genellikle tarikatm merkez tekkesinin icinde veya avlusundadrr ve tarikatm diger tekkeleri buradan yonetilir. Tarikatta ikinci

SQZlUK
Riyazet: az yeme, az uyuma gibi yontern.lerl~"n~jj egitme cabasi. . . .. .c? . .....,.. Salik: «seyrii suhik» adlt Yplct{lu~a r;ll}an ~i~i.'.k';" fja~kaslndan bir ~ey beklememe. Seyrii siduk: Tann' ya ulafmdk. i<;izz.Yapltait.~ijzqIGi!ilzik. Fena: Tann'da yok alma, Tanrt' da erime. Sufi;' tasavvufu yasam. hlc;irniBlarak ben,imsen11i}§,ki~i. !jathiye.; manevi co~kuyla kertdinden ger)en''''·, ... Hakikat: tarikai yoluyla ulasilan. manevi gerc;eklik. . Halvet: miiridin seyhinin denetiminde bir hiicreye <;ek~ mutasavvifui soyledigi sozler. il~rek,genellikle kzrk gun ibadet etmesi, Tarikat: Tann' run bilgisine ulatma YV'.I40,.,"'., inabe: bir kisinin-tariktua kabul edilmek icin miirsitten etrafinda bir izinalmasi; kabul edildiginde yaptlan ozel tijren. Teve~kiil: Tann'ya Marijet:Tanrz' run adlan ve nitelikleri hakktnda Tann'nin eline birakma. edinilen bilgi, Tann bilgisi, Vahdet: Tanrz'ya,ryaJ(m, Murit.' bin miir~idebag.lanaraktasavvufyoluna giren "l!irl (c;ogu/u ki§i. Zikir: Murglt:miiride manevi yolc.ulugundfJ yol gosteren mutasawTt§eyh, posinisin. f!ir:}ir tarikaun kurucu §eyhi.
T

Dervis: bir tarikata intisap ederek onun kurallartni benimseyen kisi. .F akr: yalnizca Allah' a ihtiyac; duyma ve 0' ndan

derecede hizmet veren sufiye «pin sani» kavramlardan biridir. Zikir, muridin sesli (ikinci pir) denir. Dualarda pirin ve piri veya sessiz, tek basma veya toplu halde . saninin isimlerinin zikredilmesi gelenektenkelimei tevhidi (La ilahe illallah, Muhamdir. Her tarikat kendine ozgu bir adab ve erme dur-Resulullah), Allah'm isimlerini ankana sahiptir. Seyhin uymasi gerekli kuralmasidir. Zikri olmayan tarikat yoktur. Teklara adabi seyh, muridin uymasi gerekli kelerde belli kural ve usullere gore seyhin yonetim ve, denetiminde yapilan toplu zikir kurallara adabi murid denir. Tarikat hayatmm cesitli donemlerinde tarikatlara gore bazi farkhhklar goterirse de temelde ayrudir, ilahi, ritm ve musiki ile yapilan torenler de adabm bir parcasidir. Tarikata girerken, seyhin huzuruna cikar- ,birlikte icra edilen sesli zikir (deveran, ayin) tarikat hayatmm aynlmaz bir parken, halvete girerken ve halvetten cikarken, casidir. Mevleviligin «sema» adi verilen zikrederken, yemek yerken, yatarken uyulzikri, musiki esliginde sesli olarak yapihr. mas I gereken kurallar vardir. Tarikatlar Cern toreni. Kadiri, Rifai, Halveti gibi tarikatlarm da adab ve erkfim bakmundan oldugu gibi, Anadalu'da yaygm alan Bektssilik, Hect Bektes zikirleri sesli olup, oturarak veya ayakta seyh ve miiritlerinin kiyafetleri bakirmndan Veli'yi pir kabul eder. topluca icra edilir.. Yalmzca Naksibenda degisiklik gosterir. Dervis kryafeti genel diligin «hatrm hacegan» adi verilen meclisolarak basa giyilen bir tacla tiste giyilen te icra edilen zikri sessizdir. Topluca icra dugmesiz yakasiz uzun «hirka» dan olusur, edilen bu zikirlerden baska, muridin tek Basma giydigi taca bakarak dervisin hangi basma okudugu virt denilen zikirler vardir. tarikata mensup oldugunu anlamak mumSeyru stilukunu tamamlayan muride kundiir. Bektasiler On iki Imam'i sim«hilafetname», «icazetname» denilen bir geleyen on iki dilimli bir tac ~iyerler. belge verilir. Boyle bir belgeye hak kazanan Tasavvufi terbiyenin baslangrciyla bitisi arasmdaki manevi yolculuga seyru siiluk sufi, seyhinin halifesi olarak baska yerlerde bagh oldugu tarikatm tekkesini acabilir. adi verilir. Bu terbiyede iki onemli oge varTekke, tarikatlarda seyh ve muritlerin icindir: terbiye eden mursit yani seyh ve terbiye de yasadiklan, ibadet ettikleri, tarikata ili§edilen rnurit. Murit, seyhini secme hakkma kin torenleri yerine getirdikleri yerdir. sahiptir. Ancak, bir seyhe baglanmaya karar Tarikat pirinin ttirbesinin bulundugu tekverdikten sonra iradesini seyhinin iradesine teslim etmek zorundadir. Onun kat edecegi keye pir evi, oteki tarikat ululanmn mezar yolu daha once kat etmis bulunan ve 0 veya tiirbelerinin bulundugu tekkelere yolun butiin gucluklerini, aldauci ve ayarasitane, digerlerine tekke, dergah, hankah gibi isimler verilir. BaZI tekkeler «Mevtier yanlanm bilen mursidin her istegine «eyvallah» demelidir. Sufilere gore boyle levihane» orneginde oldugu gibi tarikatm bir teslimiyetin olmadigi yerde feyz ah§ adiyla amlrrnsnr. Tekke mimarisi zaman verisi mttmkun degildir. Miirit, tarikata icinde ihtiyaclara gore gelismis, Osmanlilar mursidin onayryla girer. Buna inabe, doneminde en yetkin bicimini alnustir. Bir tarikattan el almak, tarikata inti sap denir. tekke genel olarak toplu zikirlerin yapildigr Inabe ile birlikte murit tevbe ederek hata ve tevhidhane (Mevlevilerde semahane), seygunahlanm terk eder, hakka ve hakikata hin ozel konutu olan harem ve selamhk, deryonelir. Muridin ilk ciddi smavi halvettir. vis odalan, cilehane, mutfak, yemek odasi, Halvethane veya cilehane denilen hiicrede konuk odalan, kiittiphane ve tarikat mensupgecirilen halvet c;ogu tarikatlarda kirk gun Iannm turbe ve mezarlanmn bulundugu bir stirer. Bu sure icinde murit, maddi varavludan meydana gelirdi. Dervislerin bir hgirun isteklerinden olabildigince uzakkismi surekli tekkede kahr ve gerekli hizIasarak zamamm ibadet, zikir ve tefekkurle metleri gonlr, bir kisrm gunun veya haftamn gecirir. Yapacagi ibadet, izleyecegi yol, belirli zamanlarmda giderlerdi. Tekkelerin giderleri genelde vakif gelirlerinden karseyhinin tavsiyeleri dogrultusunda olacaktir. Bu donemde nefsin istekleriyle bas silarurdi. Tekkeler, dini ve tasavvufi islevlerinin yam sira, birer egitim, ogretim ve edebilmesi icin muride tiC; §ey tavsiye sanat kurumu niteligine de sahipti. Tekedilir: az konus, az uyu, az yeo Anmak, hatirlamak anlamma gelen kelerde yuksek duzeyde tasavvufi bir ede«zikir», tarikat hayatmm etrafmda dondugu biyat ve musiki gelismisti,

iSlAMIN

RESMi

DiN

OlDUGU

OlKElER

Ajganistan, Bahreyn, Banglades, Birlesik Arap Emirlikleri, Brunei, Cezayir, Fas, ftak, iran, Katar, Komorlar, Kuveyt, Libya, Malezya, Maldivler, Misir, Moritanya, Pakistan, Somali, Sudan, Suudi Arabistan, Tunus, Umman, Urdiin, Yemen.

- 15 _

You're Reading a Free Preview

İndirme
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->