P. 1
21.Arkeoloji Arastirma Sonuclari Toplantisi 1.cilt

21.Arkeoloji Arastirma Sonuclari Toplantisi 1.cilt

|Views: 495|Likes:
21.Arkeoloji Arastirma Sonuclari Toplantisi 1.cilt (2003)
21.Arkeoloji Arastirma Sonuclari Toplantisi 1.cilt (2003)

More info:

Categories:Types, Research, History
Published by: murat dumlupınarlı on May 27, 2011
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

10/11/2011

pdf

text

original

ı

T.C.
KÜLTÜR VE İ BAKANLIGI
Kültür ı ı ve Müzeler Genel ğ
21.
Ş SONUÇLARI
TOPLANTISI

1. ı
26-31 MAYIS 2003
ANKARA
T.C. KÜLTÜR VE İ BAKANLIGI ı ı
ı No: 2995/1
Kültür ı ı ve Muzeler Genel ğ
ı No: 97
YAYINA ı
Koray Ş
Dr. Fahriye BAYRAM
Dr. Adil ÖZME
Nurhan ÜLGEN
İ İ Meryem UYANIKER
ISBN: 975-17-3105-4 (Tk.No)
975-17-3106-2 (1. Cilt)
ISSN: 1017-7663
Not: Bildiriler, sahiplerinden ğ ş ve ş ı ı göre ya-
ı ı ş ı
KÜLTÜR VE İ BAKANLIGI İ İ
ANKARA-2004
İ
MehmetTOP
Hakkari ili ve İ Yüzey ş ı ı 2002 1
Aynur ÖZFIRAT, Catherine MARRO
2002 ı ı Van, ğ ı ve ğ ı ı YUzey ş ı ı 15
Ali BORAN, Abdülhamit İ
Zekai ı YILDIZ
Siit ve Ilçelerindeki 2002 ı ı Yüzey ş ı ı "Kurtalan" 33
M. SEYER
Archaol ı iches Corpus
der Denkrnaler mit Lykischer Schrift 43
Ahmet Fikri SALMAN
ı ili ve Ilçelerinde Yüzey ş ı ı 53
Ender İ İ Pierre DEBORD
Hyllarima 65
Bülent İ İ İ
ı Pamphylia ve ğ Lykia' da Epigrafya ş ı ı 2002 75
Axel FILGES
Bericht Über die Arbeiten in Blaundos im Jahr 2002 79
Önder İ İ Sümer ATJ\.SOY, Ş DÖNMEZ,
Emin U. ULUGERGERLI
Samsun ili 2002 Dönemi Yüzey ş ı ı 87
Timothy MATNEY, Kathleen NICOLL, Ann DONKIN
"Geophysical Subsurface Mapping at Ziyarettepe and
Geomorphological Survey in Upper Tigris River Valley
ı Province), 2002" 97
Thomas DREW-BEAR
Phrygia, Pisidia ve Lycaonia'da Epigrafik Yüzey ş ı ı 105
PeterLAMPE
Pepouza 2002: Vermessungsnetz, Neue Archaologische
Zeichnungen, Oberflachenfunde 109
Nurettin ARSLAN
Çan ve Lapseki İ Yüzey ş ı ı Ön Raporu 119
Gürol ı Enver AKIN, Feridun Suha Ş İ
ı Klasik Yüzey ş ı ı 2002 127
ğ DANIK
ı ı Bölgesi 2002 ı ı Arkeolojik Yüzey ş ı ı 139
Mustafa H. SAYAR
Kilikya'da Epigrafi ve ı ğ ş ı ı 2002 ; 155
Mustafa H. SAYAR
ğ Trakya'da Epigrafi ve ğ ş ı ı 2002 169
Özdemir KOÇAK
Afyon Bolvadin Xüzey ş ı ı 2002
(Neolitik ğ Ilk Tunç ğ ı Kadar) 173
Cevat Ş ı Ali ı TAVUKÇU, Vedat Ş
Ertan KUÇUKEFE, Zerrin AYDINTAVUKÇU
Kuzey Troas-Parion ş ı ı 2002 185
Engin BE;KSAÇ
ı 1Ii, ı Gömeç, Burhaniye, Edremit ve Havran
Ilçelerinde Prehistorik ve Protohistorik ş
Yüzey ş ı ı 2002 193
HasanBAHAR
Konya-Karaman Bölgesi Yüzey ş ı ı 2002 203
ş
Mersin-Silifke, ı Köyü Geç Antik-Bizans Dönemi Mimarisi ......... 217
Thomas CORSTEN
Ki byra 2002 229
Osman İ
Artvin ili-Çoruh Vadisi'ndeki Tarihi Yollar ve Kültür
ı ı Yüzey ş ı ı 2002 235
Hans LOHMANN
Survey in der Mykale 2. Kampagne 2002 251
Nevzat csvtx, Burhan ANÇ,
Süleyman BULUT, Engin AKYUREK
Trebenna ve Çevresi Yüzey ş ı ı 2002 265
BilalSÖGÜT
ğ ı Kilikia' da TüI ü Asar (Lamos ?) Yüzey ş ı ı 2002 279
Kadir Ş Gülsen Ş Bülent Nuri KULAGUZ
Bitlis Çevresi 2003 ı ı ş ı ı 291
Mehmet KARAOSMANOGLU, Mehmet ı ş ı ı ı Birol CAN
2002 Pasinler ı Yüzey ş ı ı 301
K. Serdar İ İ
2002 ı ı Adana İ ve Çevresi Yüzey ş ı ı (Tufanbeyli)
ve Kizzuwatna ş ı ı 311
Sevinç GÜNEL
ı ve ğ İ 2002 ı ı Yüzey ş ı ı
325
İ
2002 ı ı ğ Bölgesi'nde Urartu Baraj, Gölet ve
Sulama ı ı ş ı ı ı 335
Lutgarde VANDEPUT, Veli KÖSE
Pisidien Survey Projekt: Survey Kampagne 2002 in Pednelissos 345
HAKKARi iLi VE iLÇELERi YÜZEY Ş 2002
Mehmet rop*
"Hakkari ili ve ilçeleri Yüzey ş ı ı ı 2002 ı ı ı ş ı 10.07.2002-
28.07.2002 tarihleri ı ş ş ş ı ğ ı Sanat Tarihçi Restora-
tör Erkan Koç, Sanat Tarihçi ı Bolkan ve sanat tarihi ğ Ş ş
ş bir ekip ı ı ş ş ş ı Hakkari ğ mad-
di destekleriyle ş ş ı Yüksekova ı ğ ı konaklama için
ı ı ş Bu ı Yüksekova [lçesi'nin Oramar ğ ı ve Esendere bölge-
si hariç ı ı ı ı ş ı Incelemeler ı ı dört adet kilise, Osman-
ı ı son döneminden kalma üç adet tarihi ı ve mezar ş ı ile 2 adet koç-ko-
yun heykeli ş Bu ı çizim, ğ ve slaytlarla ş
1. Kilise/er
1. 1 Kerpil Kilisesi
Kerpil'in bugünkü ismi Köprücük'tür. Yüksekova'ya 8 km. mesafede, Hakkari
Yüksekova karayolundan 2 km. ı bulunan köye asfalt bir yol ile ş ı ı
Meskun bir köydür. ı ı tarihi ı bir Ermeni köyü ğ ş ı ı ş ı
Tespit edilen kilise de plan ve mimari özelliklerine göre Ermeni Kilisesi ı
Kilisesin üzerinde herhangi bir ı ı ğ kim ı ve hangi tarihte
ı ı ğ ı belli ğ Günümüzde kilise, ı ı mülkiyetinde ı
Kilise köyün ı ı bir yerde kuzeyden güneye ğ bir arazi üzerine
ş ğ ı yönünde dikdörtgen ı ı ş 7.00x13.60 m. ölçülerindedir.
ı ı ı ş ı ğ ve ı güney cephesi görülebilmektedir. Güney cephesi-
ne bugün ı evi olarak ı bir ev ş ş ı cephesi düzgün kesme
ş ı ş ı üç dilimli kemer girintili bir ı ı ı ş ı Bunun tam üze-
rine dam seviyesine ı bir mazgal pencere ı ı ı ş ı ı ı ı tümüyle ı
bir ş görülebilen yeri ı ğ cephenin ı toprakla ı
na ğ düzgün kesme ş ı ğ ı ve bir mazgal pencere ı ı ğ ı ı bulun-
ğ kalan ı ı ş ı ı Dam seviyesine kadar toprakla dolan kuzey
cephenin ı ı sonradan ğ ı temizlenmek suretiyle ı ı ş ı ğ ı duvar gö-
rünümünde olan cephenin üst ı ı ı kaba ve düzgün kesme ş ş Alt
ı ı ı ise moloz ş malzemeden örgü görülmektedir. Bugün ı ş olmakla
beraber güney cephenin düzgün kesme ş örgülü ğ ve ğ ı ğ ş ı
ı (Resim: 1).
ı ı cephenin ı bir ı ile girilmektedir. Üç dilimli kemerli bir
girinti içerisinde, üst ı ı ı ı ı ş sivri kemer ı ı ı bir ı ğ Iç mekan
Yrd. Doç. Dr. Mehmet TOP, Yüzüncü ı Üniversitesi, Fen- Edebiyat Fakültesi, Sanat Tarihi Bölümü, VanrrÜRKiYE
Hakkari Eski Valisi Orhan ş ı ı Kültür ğ ii Çevre ğ Yüksekova ı ğ ı Erkan
Koç, ismail ı Balkan ve Ş ş ş ederim.
1
11.30x5.00 m. ölçülerinde, dikdörtgen bir nef ve ğ ı daire bir apsisten
ş ı ı nef ı ı kuzey-güney yönünde ı ı ş iki kemerle üç ş bö-
lüme ı ı ş ı Bu kemerler duvardan 0.20 m. ş ı ı ı duvar payelerine ş
Duvar payeleri ve sivri kemerler düzgün kesme ş ı ı ş ı Bu kemerlerin des-
ğ sivri ş k tonoz, nefin örtüsünü ş etmektedir. ı yönüne ı ı üst ke-
simine bir mazgal pencere ı ı ı ı ı ı ı itibaren üçüncü ı ı kuzey du-
ı zeminden 1.50 m. yükseklige bir ş ş ş Sivri kemerli, 0.40 m. derin-
ğ tutulan ş düzgün kesme ş ı ş ş (Çizim: 1).
Apsis, netten bir sivri kemerle ı ı ş 3.75 m. ş ğ ve 3.00 m. derinli-
ğ ş Içten ı daire ı olup ı kubbeyle ş ğ du-
ı bir mazgal pencere ı ı ş ı Kemerin hemen iç ı ı ı kuzey ve güney ta-
raftan ş ı ı ı birer ş ş ş Apsisin ğ ı ı ı derin bir
ş daha ı
ı duvar ı ı ı 1.10 m. olup, apsis ı ı daha ı ş Düz-
gün kesme ş ve harçla ş moloz ş malzeme ı ı ı ş ı ı ş
düz toprak dam örtülüdür.
Kilisenin içerisinde bir dönem ı ı ı ğ ı duvar yüzeylerini simsiyah is
ı ş ı Bugün depo olarak ı ı ğ ı ş ı ve büyük ölçüde
özelliklerini muhafaza etmektedir.
1. 2 ş Kilisesi
Yüksekova'ya 24 km. ı Dereiçi Köyü'nde ı Köy günü-
müzde ş Cilo ğ ı gelen iki derenin ş ğ düzlükte ş
Bir Nasturi ı ı olan kilise, köyün ğ yer ı Kuzeyden
güneye ğ bir arazide, tepenin ı ı bir yere ş 11.00x6.00 m.
ölçülerinde dikdörtgen ı bir ı ı ı ve kanki bölümlerinden ş ı
(Çizim: 2).
sarun bölümü, 6.00x3.95 m. ölçülerinde ğ ı yönünde dikdörtgen bir me-
ı Uzeri ı yönde ş k tonozla örtülüdür. Güney cephenin ı ı ı ı ı ş
bir ı girilmektedir (Resim: 2). ş ı ı ı ı ı ı ı ş ı Bu neden-
le ı ı ı ğ ı ı özellikleri ş Iç mekanda ı ı ı üst kesimine bir
mazgal pencere ı ı ş ı Alt kesimde düz sonlanan 0.30 m. ğ üç dolap ni-
ş yer ş Kuzey ı yer alan iki ı ile ı ş ğ ı
Bunlardan ortaya ı bir yere ı ı ş olan tören ı ı sivri kemerlidir ve 0.87 m. ge- .
ş ğ ş Güney ş ı ı ı ş olan servis ı ı ise dikdörtgen bir
ı ı ibarettir. ı ı ı yer yer ı izleri ı ş ı (Resim: 3).
Kanki, kuzey-güney istikametinde dikdörtgen ı ı ve ı yönde bir ş to-
nozla ş Içten 4.20x2.1 Om. ölçülerinde ş ğ ı hafif ku-
zeye ı ı ı ş ş kutsal ş (mihrap) ş ş Sivri kemerli bu ş 0.44 m.
ğ ı ş ı ı ı ı Bunun ı ş ı kuzey ı düz iki ş daha ı
ı ş ı
ı tümüyle ş malzeme ı ı ş ı Duvar ı ı ı 1.00 m. ile 1.20 m.
ı ğ ş Moloz ş gerek duvarlarda ve gerekse ş k tonoz örtülerde
harçlar tutturularak ı ı ş ı ı ş düz toprak dam ile örtülüdür. ı ş
tan bir saçak ı ı ı ş ı sonradan kuzey ı bir ı ı ilave edilen kilise,
günümüzde oldukça ı Ozellikle ı ve kanki bölümünde define ı ı ı ka-
ı yaparak büyük bir tahribat meydana ş ı ş beden ı da ba-
ı ı ı meydana ş
Günümüzde köy ile birlikte kilise kendi kaderine ş Cilo ğ ı ı
ı ş ğ bir mevkide ğ güzelliklere tarihsel bir derinlik ı kilisenin ko-
ruma ı ı ı gerekmektedir.
2
1. 3 Beri ş Kilisesi
Yüksekova'ya ğ ı eski ı Kalanis olan ş Köyü'nün ı ı Yeni-
köprü yol ı ı karayolunun ğ meskun bir mahal ı ş ı yer al-
ı Karayolundan ş ı 1 saatlik ı ile kiliseye ı ı ğ gibi köy-
den de ş ı ı ı ı ğ kuzeye ğ ş
yen bir ğ ş (Resim: 4).
ğ ve güney taraftan toprak seviyesine ı ı ve kuzey ve ı cephe-
lerinin de büyük ölçüde ı ı ı sebebiyle kilisenin ı ş cephelerini belirlemek müm-
kün ı ş ı Kuzey-güney yönünde dikdörtgen ı ı ı ş 15.40x1 0.50 m. öl-
çülerinde ş Uç ı ve iki kanki bölümünden ş ı ı ş ba-
ı cephenin güney ı bulunmakla beraber günümüzde bu ı ı ı ı ı ğ ı ka-
ı ı yeri belli ğ (Çizim: 3).
Güneydeki birinci ı boydan boya uzanan 8.90x2.50 m. ölçülerinde ğ
ı yönünde dikdörtgen ı ve üzeri ı yönde ş tonazia örtülüdür. ı ı ı
ı ı ş ı Bunun kuzey ı ı ı ş bir ı ile ikinci ı geçilmektedir. ğ
suna kanki bölümü ş ş olan bu ı 2.80x5.80 m. ölçülerinde dikdörtgen ve
ğ ı yönünde ş k tonozla örtülü bir ı ı ı ı ı ı ı ş ı Do-
ğ ı bir dolap ş ş ş Mekandan yer yer ı izleri ı ş ı Bu ı
ı sivri kemer ı ı ı bir ğ ı ile kuzeydeki üçüncü ı ş ı ı
ı ibadet ve toplanma ı ı ı Bu ı ı da üst örtüsü dahilolmak üzere bü-
yük ölçüde ı ı ı ş ı 4.30x7.60 m. ölçülerinde ş tonoz örtülü dikdörtgen bir me-
ı Bu bölürnün ğ ğ ise, ğ her iki kanki bölümüne de buradan ge-
çilmesidir. üzellikle ğ ı ı ı ı ı ş düzgün kesme ş ş ğ gösteren
ve sivri kemerli bir girinti içine ı ı ş ı dikkat çekicidir. Bu ı ibadet ı tören
ı ı ğ Güney ı ı ğ ş yer alan dehliz ş ı
ı ortadaki kanki ı ı ş ı ı (Resim: 5).
Kilisenin ğ ı ikinci ve üçüncü ı denk gelen kanki bölümü iki
ı ı ş ı Tören ı ı ile üçüncü ı ı kankinin birinci ı ı
1.85x4.80 m. ölçülerinde kuzey-güney yönünde dikdörtgen ı ş tonoz örtülü-
dür. Bunun güneyinde ğ ş ı ı ı ş ikinci bir ı ile, ortadaki kankinin ikin-
ci bölümüne ş ı ı ı buraya üçüncü ı "L" ş ı içine
ı ı ş bir dehlizden de geçilmektedir. 2.80x2.90 m. ölçülerinde kare ı ve üzeri bir
ş tonozla örtülüdür. Bunun ğ ı sivri kemerli bir mihrap (kutsal ş yer-
ş ş Zeminden 1.30 m. yükseklikte, 0.60 m. derinlik ve 1.10 m. ğ sa-
hip bir ş Bunun güney ı tonoz seviyesine ı bir mazgal pencere ı ı ş
ı
ı ı ı ş malzeme ı ı ş ı ı ı ğ ı 1.70 -130 m. ı
ğ ş duvarlar, harçla ş düzgün ı ı moloz ş ş Tören ka-
ı ı ğ gibi yer yer kesme ş görülmektedir. ı ş duvarlar ya toprak al-
ı ı ş ya da ı ı ı ş ı Ust örtüde içten ş tonoz ı ş düz toprak dam ş
lindedir. ı yer yer ı izleri görülmektedir.
Günümüzde ı ı bir yerde kendi haline ş vaziyettedir. Koruma ı
ı restore edilmesinde fayda ı
1. 4 Ş Kilisesi
Yüksekova'ya ğ ı ş ı Köyü'nde ı Köyün eski ı Ş ı
Van-Hakkari karayolundan 6-7 km.lik stabilize bir yol ile köye ş ı ı Bu yol ol-
dukça ı ı ve ı gerektirmektedir. Köy meskundur, gerek içerisinde ve ge-
rekse çevresinde yer alan kaynak ı ile ş ve sulanabilir bir araziye sahiptir.
Köyün güneyinde kalan ve Ş Deresi'nin ı yükselen sarp ve dik bir
ı üzerine kilise ş Bu ı ğ ı taraftan ı ı Ka-
ı ğ ı sarp ve uçurum olan kuzey uç ı ş kilise, üç yönden ğ ş
3
kilde ı Bu yönüyle Zap Suyu'na kadar inen vadiyi ve ı ı gözetleme
ş de görmektedir (Resim: 6).
ğ ı ğ ı dikdörtgen bir alana oturan ı 6.90x10.70 m ölçüle-
rinde ı ş ölçülere sahiptir (Çizim: 4). ı ibadet ı ı ile kanki bölümlerinden
ş ı ı ı ı ş cepheleri ı ı üzerinde ı ğ ı ancak uzaktan,
ş ı taraftan görülebilmektedir. Güney cephe ile ğ cephenin ı ı
ş ı cephede de iki mazgal pencere ı ı ğ ı ile ı izleri seçilebilmekte-
dir. Güney cephenin ı ş ı ı ş ı ı bölümüne girilmektedir. ı
ı ş düz ı ş ı içten sivri kemer ı ı ı tek süsleyici unsur ı ş ı
üzerindeki ı bir haç motifidir.
ı düzgün olmayan bir dikdörtgene ı Duvar ı ğ ş
kendir,..kuzey ı 6.65 m., güney ı 6.15 m., ğ ı 4.70 m., ı ı ise 4.95
m.dir. Uzeri ğ ı yönünde ş tonozla örtülüdür. ı ı ı iki mazgal
pencere ı Güney ı ı ş ğ ğ ortadaki derin
iki dolap ş ı ı ş ı ğ ı kankiye ş ğ iki ı ile ı
ı yüzeyde bir dolap ş yer ı Ortadaki tören ı ı sivri kemer ı
ı ı daha küçük tutulan güney ş servis ı ı ise ı ı ı ı ş
tur. Duvarlarda ı izleri ı (Resim: 7).
Kanki, kuzey-güney yönünde dikdörtgen ı ı yönde ş k tonozla örtülü-
dür. 5.00x1.70 m. ölçülere sahiptir. ı ı sivri kemerli ı ı ı ı ı
da, biri ortada, ğ kuzey tarafta iki dolap niş ı ğ ı tören
ı ı ı tam ş ı ı sivri kemer ı ı ı kutsal ş (mihrap) ş ş Bunun
güney ı ise bir mazgal pencere yer ı ı kuzey ı bir, gü-
ney ı da üst kesimde dört ş ı ı ı ş ı ı ı ğ kalan izlerden ş ı
ı ğ ı ı ı mevcuttur.
Kartal ı gibi ı ş kilise konumu ile dikkat çekmektedir.
Büyük ölçüde ğ güney, ğ ve ı ı ı ı mevcuttur. Içerisinde de
define ı ı ı ı yaparak tahribatta ş Ş Vadisi'nin ve ı ı
günümüze ş ı ı biri ı önemini ı ı ğ dokusuyla bir
ğ kilisesi görmek isteyenlere ilginç görüntüler sunabilir.
2. Terint ı ve Mezar ş
2. 1 Güçlü (Peylan) Köyü Tarihi ğ
Köy Ş karayolu üzerinde anayola 1 km. ı ı Burada
köyün içerisinde kalan iki tane koç-koyun heykeli ile ı hazireler içinde tarihi
mezar ş ı tespit ş
ı köyün ğ bir tepe üzerindedir. Hemen hemen tepenin
en üst seviyesindeki düzlük kesimde mezarlar ğ ı ş ı ş ı Burada ı duvarlarla
çevrili üç hazi re ı
I. Hazire: içerisinde ı Hüseyin Ş Habibi ve Mevlana Ş Halife'nin me-
ı ı ı sonradan dikdörtgen duvarlarla çevrilerek bir türbeye ş
ş Uzeri ı ı ğ basit düz ı bir ş ı ı ı ı
ğ ı ı iki ı ı ş örgülü duvarla ş Her iki ı ş
ve ayak ş ı ş ş içe bakan ı ı ı tarihleri ve kime ait
ı ı ı ı mevcuttur. Halife ı Hüseyin Ş Habibi'ye ait olan
mezarda H.1271 (M.1855), Mevlana Ş Halife'ye ait olan mezarda H. 1260 (M.1844)
tarihi ı ı ı Ş dikdörtgen prizmal gövdeleri ve dairesel dilimli ş ı ı
mevcuttur. ş ı ı ı ş ı
II. Hazire: Kuzey-güney yönde dikdörtgen, iki ı ı ş ı olarak
ş ı metre ğ bir duvarla çevrilidir. ş ğ ı ı Içeri-
sinde üç adet mezar ı ı ş ve ayak ı ş Soldan
birinci mezar ş ve ayak ucunda ş olup, bunlar dikdörtgen gövde ve ş
4
ş ı ş ı ş ş içe bakan yüzünde tarihi ve kime ait ğ
ı ı ı H.1330 (M.1912) tarihi ı ş ş ı ğ ı ı
ı motifi ile ş ş ı ı ı ş ı (Resim: 8).
ikinci ve üçüncü mezarlar da ş Dikdörtgen gövde ve dairesel ş ı
ı ı ş ve ayak ş arkaik karakterde ı mevcuttur. ş ı
ı ı ş ı
11/. Hazire:Tarihi nitelikte bir tane mezar ı ş ş H.1330
(M.1912) tarihi ı ı ı ş ve ayak ş dikdörtgen gövdeli ve dairesel ş ı ı
ı ş ı ı ı motifi ile ş
I. Koç Heykeli: Köy ı ş Öner'in evinin önünde yer ı Bu-
raya nereden ğ bilinmemektedir. Hangi döneme ait ğ ve kimin ı ı ğ ı
na dair üzerinde herhangi bir ı yoktur. Orijinal ş koruyarak günümüze ş ı ş
ı ş ı ı spiral ı ı ş Heykelin ön yüzünde at üzerinde
ayakta duran ve ı ı iki yana ı ş basit bir insan figürü stilize ş Yan ta-
ı da hançer motifi ı ı ş ı Arka yüzüne ı ı motifi ş ş ı hafif
kabartma yuvarlak ğ ı ş ı ı ı ş ı (Resim: 9).
1/. Koyun Heykeli: Köy ı ş Öner'in evinin önünde ı
ğ gibi nereden ğ belli ğ Uzerinde hangi döneme ait ğ bildi-
ren bir ı ı Orijinal ş koruyarak günümüze ş ş ı ı
spiral ı ı ş On yüzünde ı tahrip ş at üzerinde in-
san figürü ı Insan figürü ayakta ve ı ı iki yana ı ş ş stilize ş
tir. Arka yüzüne hançer ve ı ı motifleri ş ş ı yuvarlak, hafif kabartma
olarak ş ş ğ ı ş ı ı ı ş ı
2.2 Demirkonak Köyü Çukurca ı Tarihi ı ğ ı
Köyün ğ kalan ı daha sonra ı ı yol ile iki kesi-
me ı ı ş ı
2. 2. 1 Yolun Alt Kesimindeki Mezar ş
i No.lu Mezar ş ı Toprak üzerine ı ı ı ş ı Ş dikdörgen gövde ve da-
iresel ş ı ş ı ğ 1.75 m., ş ğ 0.25 m. ve ı ı ğ ı 0.12 m.
dir. ş ı ı 0.34 m.dir. ş ı ikinci bir ş ı ı ı ı ş ı ş ı ğ ı hemen al-
ı gövde yüzeyinde ğ tüfek, solda iki ucu ş kesici bir alet ş ş
Alt ı ı ğ keçisi figürü stilize ş Figürler kabartma ş ı ı ş ı
Arka yüzü ş ı ı ı ş ı ş ı ı ı ş ı (Resim: 10).
1/ No.lu Mezar ş ı ğ yerden toprak üzerine ı ş ı Alt ı ı ı
ı ı ş ı ğ 1.28 m., ş ğ 0.23 m. ve ı ı ğ ı 0.11 m.dir. On yüzünde ş
ı ğ ı ı ı ı figürü kabartma ş ı ı ş ı ş ı ğ ı yuvarlak ş 0.32
m. ı 0.15 m.lik bir ğ ı ş ı arka yüzünde gövdenin ı ya-
ı yerde dairesel kabartma rozet ı ş ı ı ı ş ı
11/ No.lu Mezar ş ı ı kadar ğ gömülüdür. ğ 0.76 m., ş
ğ 0.25 m., ı ı ğ ı ise 9.09 m.dir. ş ı ı ı 0.26 m. ı ş ı ikinci bir te-
pelikle ı ı ı ş ı On yüzünde iki tane kabartma ı ı figürü ı Arka yüzünde
dairesel bir kurs, tüfek ve küçük dairesel rozet ı ş ı ı ı ş ı
2.2.2 Yolun Üst Kesimindeki Mezar ş
i No.lu Mezar ş ı Toprak üzerine ı ı ı ş ı Alt ı ı ı ı ı ş ı ğ
0.90 m., ş ğ 0.25 m., ı ı ğ ı 0.07 m.dir. ş ı ı ı 0.20 m. boyunda ve yuvar-
ı Boyun ı ı 0.08 m.dir. On yüzünde boyun ı ı ş ve tamamlan-
ı ş bir ı ı motifi ı ş ı ı ı ş ı
5
ii No.lu Mezar ş ı Toprak üzerinde ı ğ 1.30 m., ş
ğ 0.25 m., ı ı ğ ı 0.11 m.dir. ş ı ı ı 0.25 m.dir. ş ı ğ ı hemen ı ş
yan küçük bir kama ve hafif kavisli ı bir ı ı motifi kabartma olarak ı ı ş ı
Dairesel ş ı ğ ı tepesinde küçük bir ı ı ı ı ı ş ı ı ı ş ı
1/1 No.lu Mezar ş ı Toprak üzerine ı ı ı ş ı ğ 1.18 m., ş ğ
0.28 m., ı ı ğ ı 0.09 m.dir. ş ı ı ı 0.22.?< 0.28 m. ölçülerindedir. Boyun ı ı ise
0.06 m.dir. ı ı ı ı küçük bir ğ ı On yüzünde kama, ı ve ğ keçisi
kabartma olarak ş ş Malzemesi ş ı ı
LVNo.lu Mezar ş ı ı kadar ğ gömülüdür. ğ 0.78 m., ş
ğ 0.25 m., ı ı ğ ı 0.10 m.dir. ş ı ı ı 0.20xO.24 m. ölçülerinde ve 0.10 m.lik bir
boyun ı ı ile gövdeden ı ı ş ı ı ı küçük bir ğ ı Göv-
de ı ı ise kabartma ş ı ı motifi ş ş ş ı malzemesinden ya-
ı ı ş ı
V No.lu Mezar ş ı Yerinden ı ı ı ş olan mezar ş ı yerde boylu boyunca
ı ğ ı 0.55 m., ş ğ 0.22 m., ı ı ğ ı 0.10..m.dir. ş ı ı ı
0.22xO.20 m. ölçülerinde olup, üzerinde ı ı ı ı bir ğ ı On yüzünde kabart-
ma ş at figürü ş ş ş ı ı ı ş ı
2. 3 ş (Karabey) Köyü ı ı ğ ı
ı Ş Yüksekova karayolunun üzerinde bulanan köyün ı ı
yer ı Kuzeyden güneye ğ uzanan anayola kadar inen bir ı üzerinde-
dir. ı tel örgülerle çevrilidir. Tarihi mezarlar, ı ğ ı ı ı bir yerinde-
dir. ı ı ı ı ve yeriden ş ı ı da yerinde dikili vaziyette ı adet me-
zar ş ı tespit ş
i No.lu Mezar ş ı ğ dikilidir. Yuvarlak kemer ı ğ
0.88 m., ş ğ 0.32 m., ı ı ğ ı 0.08 m.dir. Uzerine tüfek ve asa motifleri kabartma
olarak ş ş Yöreye ait gözenekli ş ı ı ş ı (Resim: 11).
ii No.lu Mezar ş ı ğ dikilidir. Sivri kemer ı ğ 0.65
m., ş ğ 0.40 m., ı ı ğ ı 0.08 m.dir. Uzerine iki tane tüfek motifi ile asa motifi ş
ş ı alt ı ı basit ş bir hayvan stilize ş
1/1 No.lu Mezar ş ı ğ dikilidir. Sivri kemerlidir. ğ 0.70 m., ş
ğ 0.28 m., ı ı ğ ı 0.07 m.dir. Orta ı ı ı ı ı ş ı Uzerinde kabartma yaba,
dirgen ve tam olarak belirlenemeyen bir silah motifi ı ı dairesel bir kabartma
ve ı çubuk motifi ş ş Yöreye ait gözenekli ş ı ı ş ı
IV No.lu Mezar ş ı Sivri kemer formunda ve ğ dikilidir. ince bir olukla ha-
reketlilik ş ğ 0.56 m., ş ğ 0.30 m., ı ı ğ ı 0.08 m.dir. Uzerinde
topuzlu bir anahtar motifi ı Y.öreye ait gözenekli ş ı ı ş ı
V No.lu Mezar ş ı Yerinden ş ve alt ı ı ı ı ı ş ı Gövde ı ı ı
ı iki parçadan ş Ş kemer formu ş ğ 0.45 m., ş ğ 0.35
m., ı ı ğ ı 0.07 m.dir. Uzerinde ş ı en üst ı ı kare bir süsleme, iki ı iki
ı ı ve ş ı ı ı ğ ı ı belirlenemeyen bir motif daha ş ş Süslemeleri
kabartma ş olup yöreye ait gözenekli ş ı ı ş ı
3. Sonuç
"2002 ı ı Hakkari ve ilçeleri Yüzey ş ı ı ı içerisinde,
Oramar ğ ı ve Esendere, ı ı bölgeleri hariç, ı ı ı taranarak ger-
ş ş ş ı sonucunda bir Ermeni kilisesi (Karpil Kilisesi) ile üç Nasturi
kilisesi Ş Orisi, Beri kiliseleri) tespit ş Bunun ı ş ı Ş giden
yol üzerinde üç köyde de Müslümanlar'a ait üç tarlht ı ve bu ı ğ
lukla etrafa ğ ı ı ş mezar ş ı tespit ş Bunun ı ş ı Güçlü Köyü'nün içe-
risinde bulunan iki koç heykeli de bu ı tespitler ı yer ı Tespit edi-
6
len mezar ş ı tüfek, ı ı gibi ş silah ve kesici aletlerin tasvir edilme-
si önemlidir. Bunlar ğ son döneme ait, 19. ı ve 20. ı ş ı
kalma mezar ş ı olup, Iran Azerbaycan i ve ı ı Ş Türk kültürünün Yükse-
kova'ya ı ı ı
ı hiçbirinin tescili ı Gerek ı ve gerekse tarihi me-
ı ve mezar ş ı ı tescil edilerek koruma ı ı ı gerekmektedir.
7
v
Çizim 1: Kerpil Kilisesi p l a n ı
Çizim 2: Ö r i ş e Kilisesi p l a n ı
8
Çizim 3: Beri ş Kilisesi
Çizim 4: Ş Kilisesi ı
9
Resim 1 : Kerpil Kilisesi, ı
cepheden genel gö-
rünüm
Resim 2 : ş Kilisesi, gü-
ney cepheden genel
görünüm
10
Resim 3 : ş Kilisesi, sa-
ı görünüm
Resim 4 : Beri ( T a ş ) Kilisesi, genel görünüm
Resim 5 : Beri ( T a ş ) Kilisesi, tören k a p ı s ı
11
Resim 6 : Ş a v i t a Kilisesi, kuzeyden genel görünüm
Resim 7 : Ş a v i t a Kilisesi, s a h ı n d a n görünüm
12
Resim 8 : Güçlü (Peyman) Köyü M e z a r l ı ğ ı , ii. hazireden genel görünüm
Resim 9 : Güçlü (Peyman) Köyü, koç heykeli
13
14
...
III
~
E
.:!
ci
z
..:
T""
T""
E
"iii
Gl
D:
cb
E
.:!
ci
3
o
T""
E
'iii
Gl
D:
2002 YILI VAN, AGRI VE IGOIR illERi
YÜZEY Ş
Aynur ÖZFIRAT*
Catherine MARRO
Van, ğ ı ve ğ ı illerinde, özellikle bölgenin Klasik Dönem öncesinde ğ
ş 2002 ı ı ş ı ı ğ ğ ğ ı ı ı yer alan yirmi üç mer-
kezde inceleme ı ş ı Çizim: 1). Bu sene için ş ı ğ ı ğ ı etek-
leri ve Aras Vadisi'nde, ı de ğ ı ı ı ş ı ş Daha sonra
ı ı ş ı ğ ı ı ğ ı ı ise ı ı ı
merkezler ş ğ ı ı daha önce K. Kökten ı ş
olan dört höyükte ı Melekli, ğ ş ı ve Gökçeli) yeniden inceleme yap-
ı Ancak bunlardan ı ve ğ ş ı tamamen, Gökçeli büyük çapta tahrip
ş Ilk gözlemlerimize göre ğ ı bölgesinde Klasik Dönem öncesi ş
ğ ı ğ ı lav ı ı ı ı ovayla ş ğ ı ı ğ ş ı ş görünür. Türkiye,
Iran, Kafkasya ve Orta Asya kültürleri ı bir ğ ı ı olan bu bölgede
1942 ı ı K. Köktens, 1956 ı da C. A. Burney'lns ı ğ ı ş ı ı
ve 1893'te M. V. Nikolsky ile A. A. Ivanovsky ı ş 1914'te P. F. Pet-
rov
5
, 1966 ı ı da K. Balkan
6
ı Melekli-Kültepe'de ı çok ş ı
olmayan ı sonra inceleme ı ı ı ş ı
2002 ı ı ı ş ı ı ı ilk ı ş ğ ı gibi özetlenebilir:
Yrd. D.9ç. Dr, Aynur ÖZFIRAT, Yüzüncü ı Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü, Kampüs-65080-
VanrTURKIYE
Catherine MARRO, Maison de l'Orient Mediterraneen CNRS, 7 rue Raulin-69007-lyon/FRANCE
2002 ı ı arazi ş ı 15-30 Eylül tarihleri ı ş ş ş ı ı ı jeomortolo] ı ş ı
Catherine Kuzucuoglu ı yürütülmektedir. ğ üyeleri Hatice Kalkan (Yüzüncü ı Universilesi, Arke-
oloji Bölümü, ş Gör.), Davut ğ ş (Yüzüncü ı Universitesi, Arkeol0i Bölümü, ş Gör.), Yasemin ı
(istanbul Universitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Arkeoloji Bölümü, Doktora ögrencisi), Umil ı (Hacettepe Univer-
sitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Arkeoloji Bölümü, Yüksek Lisans ğ ve Giles Zark (Topograf, kartograf)'dan
ş ş
ş ı ı için ğ izin nedeniyle Kültür ı ğ ı ı ve Müzeler Genel ğ ğ ı ğ ı destekler
için de Yüzüncü ı Universitesi'ne, arazi ı ş ı ı ı ı her türlü ı ğ ı ğ ğ ı ğ ğ ı ii Kül-
tür ğ ve ğ ı ı ğ ı ş ederiz. ı ı ı ş ş ı ğ ı Dr. Bertille lyon-
net Paris) ve Dr. Christine Chataigner'e (CNRS, lyon) destek ve ı ı için ş ı ı Yüzün-
cü ı Universitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel ş ı Arkeoloji Bölümü ş ı Prof. Dr. Veli Sevin ve ş Sanat Tarihi Bö-
lümü ğ üyelerinden Prof. Dr. Necla Arslan Sevin ı ş ı ı her ş ı ı dostluk ve ilgileriyle des-
tek oldular, kendilerine ş etmek bizim için zevkli bir görevdir.
2 Kökten: 1943: 602-603; 1953: 203.
3 Burney 1958: 169, 171-172, 187.
4 Bizim ş ı ğ ı ı bu ı ı ı ı için bkz. Nikolsky, M. v., "Klinobraznye nadpisi Zakavkaz'ya", Materialy
po Arkheologii Kavkaza V, St. Petersbourg 1896; Ivanovsky, A. A., "Po Zakavkaz'ya", Materialypo ArkheologiiKav-
kaza VI, St. Petersbourg 1911.
5 Bkz. Barnett 1963.
6 Bkz. Mellink 1967: 165; ı 1968: 36.
15
Kalkolitik Dônem'
Bu döneme ait malzeme veren iki merkez belirledik, Hazinetepe ve ı ı mev-
kii (Harita; Çizim: 1). Hazinetepe ğ ı ı ı ı ucunda ve ğ ı ğ ı lavla-
ı ı ovayla ş ğ son noktada yer ı ı lav ı ı ı ı üzerine ş ş kü-
çük bir höyüktür. ş yer ı ğ ı alçak lav tepesinin üzerinde birkaç tane büyük
kurgan yer ı Ancak bu kurganlardaki ğ tahribat nedeniyle ğ ı du-
rumunu anlamak ve tarihleme yapmak oldukça zordur. Toplanan çanak çömlek parça-
ı göre höyükteki ilk ş Geç Kalkolitik Dönemde (M.O. 4. ı ı ilk ı ı
ş ı ş ı ı
Hazinetepe çanak ğ büyük ğ ğ devetüyü, kahverengi ve krem
renklerde olan samanyüzlü ş Bu mal ilk kez Amuq F'de bulunan 'Chaff Fa-
ced Simple Ware' ile ı benzerlik içindedir
8,
ancak bu ı Kuzey Suriye ve Yuka-
ı Mezopotamya'da özellikle Belih ve Orta ı bölgelerinde de ı ğ ı son zamanlarda-
ki ı ş ortaya ı ı ş ı ı ğ ı ı ı ı genellikle çanak ve
çömlektir, bunlar Judaidah'ta ş Amuq F malzemesinden daha erken görünür,
fakat iyi ı ı ş Amuq ElF ile ş ı ş ı ı Teli Afis E: 24-25 ile benzer-
lik ı

Birkaç tane basit ğ ı ı kase Hammam et-Turkman IVC ve VA'yla ı pa-
ralelliklere sahiptir'? ve daha az benzerlikleTeli LeilanVlb
1
1, ince, basit ve tek yivli ğ ı
ı basit kaseler (Çizim2: 1, 2) Hammamet-Turkman IVDve Teli Afis E: 24-25'te bulun-
ş Düz ya da hafif ı ş dönük ş boyunluçömleklerinbenzerleri (Çizim2: 3)
HammamVAve Teli Afis E: 24-25'de ı

Bununlabirlikte Hazinetepe'dehiçbir yer-
de paraleli bulunmayan birkaç özellik ı ı ı ş tarak bezeme (Çizim: 3), ba-
zen ı ğ ı ucuna ı ı ş bir dizi nokta gibi ı ş (Çizim 3: 2). ı
zamanda, oldukça ı ve kum ı ı daha iyi bir hamura sahip, kremden koyu griye
ğ ş renklerdeki bir kaç parça da dikkat çekicidir (Çizim: 4). Bu gruba ait ve hepsi-
nin ğ ı ı ı bezemeler bulunan ş parça ı Bu parçalar Tilkite-
pe lI'deki
15
M.O. 4. ı ı ilk ı ı tarihlenen bir parçayla ı benzerlik içindedir.
Bu tarih ı zamandaAmuq F'nin en erken evreleriyleparaleldir (ykl. 3700 BC)16.
ı az ı Amuq F ı Hazinetepe'nin ş ı 5 km. güneyindeki ı
ı mevkiinde ş ı lav ı ı ı ı ğ ı ı ş ğ bir noktada
yer alan bir Demir ğ ı nekropolüdür, ı ı düzlükte hepsi tahrip ş
mezarlar ı Geç Kalkolitik Döneme ait parçalar, lav ı ı ı ı içindeki ğ bir
ğ ı ı ğ ı ı durumda ş Bu ğ bir ş ı ı ğ ı be-
Iirginse de fonksiyonu ı ğ
Aras Vadisi'nde Amuq F ş çanak ğ ı ğ ı tamamen yeni ğ
Benzer parçalara Tekhutt? ve ş gibi merkezlerde ı ş ı Bu buluntular
7 Ch. Chataigner'e (CNRS, Lyon) ş (Ermenistan) malzemesini incelememize izin ğ Bertille Lyonnet'e de
(CNRS, Paris) Leylatepe ı ı için ş ederiz.
8 Braidwood and Braidwood 1960: Fig. 174-175.
9 Cecchini and Mazzoni 1998: Fig. 14, tab. 19.
10 Akkermans 1988: PI. 83/184; pl. 99/24-27.
11 Schwartz 1988 : Fig.63/8-9.
12 Akkermans 1988: PI. 91/263; Cecchini ve Mazzoni 1988: Fig. 14/21.
13 Akkermans 1988: PI. 101/48-51, 102/53; Cecchini ve Mazzoni 1988: Fig. 13/13; 14/16-17.
14 Azerbaycan'daki Leylatepe'de 'combed-worked' türünde çanak çömlek ş da Hazinetepe'deki gibi bir beze-
menin olup ı ğ ı çizimlerden ve ı ş ı ı burada bu teknik ı iç ı ı uygulan-
ı ş görünür (Aliev and Narimanov 2001: 19,43 ve pl. V17,9 ; ı 4, 6). Bu çanak çömlekler Leylatepe'de M.Ö.
4. ı ı ilk ı ı tarihlenir.
15 Korfmann 1982: Abb. 7/5.
16 Leylatepe'de özellikle 'combed worked' (bkz. d.n. 14) türü çanak çörnlekte ğ ı ı ı üzerindeki ı bezeme
ş (Aliev and Narimanov 2001 : PI. V/8-9 ; pt, IX/4-6 ; pl. XI/S), yeterli bilgi ğ için ı ı
bilgi edinemedik.
17 Chataigner 1995: 100.
18 Chataigner, ş bilgi.
16
genellikle, MezopotamyaVeYüksek Yayla ı 'ticari ş veya ğ ı ı
sonucu olarak ı ı ş ı Geç Kalkolitik Dönemin sosyal ve ekonomik ş ı
ı ğ ı bu tür ğ ı daha ileride ı ı Aras Vadisi'nde Kuzey Mezopotamya
ı ı ı ğ ı ı ı Mezopotamya ve Transkafkasya ı ğ ı veya
'ticari ş ı yeterli ğ Çanak çömleklerin içindeki 'Chaff Faced
Simple Ware'in ğ ı Hazinetepe'nin bir tür Amuq F ş ğ
ş Bununla birlikte bu ı Amuq F kültür kompleksinin Trankafkasya
yolunda bir lokal kültür olarak ğ belirtmez. Iyi ı ı ş olmakla birlik-
te Transkafkasya Geç KalkolitikDöneminin ğ Gürcistan'daki Sioni kültürü ve
ı Kültepe ğ gibi) Suriye-Mezopotamya'dakilerden oldukça ı
keramik geleneklerine sahip ğ ı ı ş ı ı bu ş ı Amuq F top-
ı ı yerel Geç Kalkolitik ş ı ğ ı için, Ilk Tunç ğ ı ı
ı Suriye-Mezopotamya köylerindeki gibi
19
Transkafkasya'da ş gruplarla
ş ı ı ı ş ş ı yönlerden gelen ve ı ı en ı ı ı
belli dönemlerinde birlikte ı ı aktivitelerie temas eden ş ı ş
ğ bir 'ikili kültür'ün ı ğ ı öne sürülebilir.
ilk Tunç ğ ı
ı üç merkezde ilk Tunç ğ ı ait bulgulara ı içlerinden iki tane-
si daha önce Kökten ı ş (Gökçeli ve Melekli höyükleri), üçüncüsü
ise ğ ı ı ğ ı ğ (Harita; Çizim: 1)20.
ğ ı ı tipik Kura-Aras üretimi olan ı ve yiv bezemeli siyah ı ı
mala sahip olan ITÇ lll'ün ı ğ ı kesindir
21:
Çömlekler gri iç ve siyah ı ı ı ş yüzey-
ii ve hafifçe keskin profillidir. Motifler ı üst ı ı ı gövdenin alt ı
ı ğ ı ise yiv ş (Çizim 5: 8); Bu Aras bölgesinde ITÇ II'
için karakteristik bir özelliktir
22.
Motifler ğ .i1mek ve merdiven motifleri gibi ge-
ometrik elemanlardan ş (Çizim 5: 2, 3, 5, 8). ITÇ ii için tipik olan ı kulp-
ı içindeki, küçük kulpluçömlekler Khvaskhelebi .C'deki bir tiple ş ş ı ı

Ba-
sit ı bezerne de ı HemITÇ ii hemde ITÇ III çanak ğ el ı ı ve in-
ce kum ı ı ITÇ i çok ı ğ Birkaç tane Kura-Aras ı (siyah veya, gri
ı ı içi ve ı ş ı ı kum ı ı ITÇ II-III 'ten daha erken görünür, biçimleri ise ITÇ
I'den çok Geç Kalkolitik'i ı ı (Çizim 6: 1-3): Bunlar basit, hafifçe çekik ğ ı ı ve
alçak boyunlu çömleklerdir. Kura-Aras ı için bir ğ ı tip, hafifçe ı
ş dönük ve yatay kulplu, uzun boyunlu bir çömlektir. Tüm bu kap biçimleri tipolojik
özellik olarak ğ ancak teknik özellikler ı ı Erken Transkafkasya ı olarak
kabul edilebilir. B\J çanak çömlek bir tür Kura-Aras ı olarak ı bu hipo-
tez ğ ı Ilk Tunç ğ ı Transkafkasya kültürünün ş ve kökeni problemi
için ilginç sonuçlar ortaya ı
Melekli ve Gökçeli birbirinden uzak ğ ı ı ğ ı ı 6 ve 16 km. ğ
sunda yer ı ı Her iki merkezde de ı ve yiv bezemeli, kum ı ı siyah aç-
ı i mala sahip ITÇii ve LLL çanak ğ ı Motifler, oldukça ı ı olan
rik motifler ve konsantrikhalkalar, ilmek ve merdivenlerden ş (Çizim5: 1, 4, 7). Iki
19 Marra 1997.
20 Daha önce Kökten (bkz. d.n. 2) ı ş olan ş ı ve ı için herhangi ş söyleyebil-
mek ğ tahribat nedeniyle zordur. Neredeyse tamamen yok ş bu höyüklerden çok az malzeme toplayabil-
dik.
21 Hem Güney Transkalkasya hem de ı ı ı comparanda'ya göre ş bir kronoloji burada
ı ı ITÇ i =ykl. 3400-2900/2800; ITÇ ii =ykl. 2900/2800-2600; ITÇ III =o ykl. 2600/2500-2200 (Marro
2000: 487; Marro 2001).
22 Chataigner, ş bilgi.
23 Dhjavakhishvili ve Glonli 1962: pt. XXXVi.
24 Bkz. d.n. 2;3, 5-6. Melekli ı ı ilgili ve bizim ş ı ğ ı ı P. F. Petrav ve B. A. KUftin'in ilk ı ı Barnet!
ı Ingilizce'ye ş (bkz. Barnet! 1963). Ancak bu çevinde ı güney tepedeki Urartu nekropolü
ele ı ı ş ı
17
parça, iç ı ı (Çizim 5: 1, 7) veya ğ ı üstündeki (Çizim 5: 1) kahvemsi boya
ile ı ı ı ı ı Transkafkasya ğ için oldukça ı ı Yine de
Khvatskhelebi'den bir çömlekteki gibi ender örnekler ı

ı kahverengi, de-
vetüyü ve ı ı ı boya ğ ı ITÇ III veya daha erkene tarihlenen ş par-
çalarda da görülür (Çizim 5: 1, 3), bu yüzden boya bezeme ğ ı ğ ı bölgesinin bir
ğ olarak ş (Çizim 5: 3, 8; Çizim 6: 1, 3).
Orta Tunç ğ ı
Son Tunç ğ ı ş ğ bir ş ı ş ı ğ ı ş ı
lan ğ ı ğ ı eteklerindeki merkezlerden ğ mevkii, ı ı ğ ı ve Gre Her-
ş (bkz. Son Tunç ğ ı Demir ğ ı ğ az ı Orta Tunç Ça-
ğ ı ait çanak çömlek ı ı ve tarak ı bezemelidir. ı ı ı astar
üzerine siyah ı parçalar Gre ş (Çizim 7: 1-6). Kalede bulunan biri ı
ş ı (Çizim 7: 2) ğ ı kurgandan bulduk ve hepsi tek bir ğ ait par-
ı Tarak ı bezemeli parçalar da Orta Tunç ğ ı tüm bölgede ı
kadar ı ı ş ı ve büyük ğ siyah ı ı mallar üzerinde görülür (Çizim 7:
7-8). Ender olarak Gre ş parça gibi devetüyü ve kahvenin ı ı ı ş
ı (Çizim 7: 9).
Son Tunç ğ ı Demir ğ ı
Son Tunç ğ ı ve Erken Demir ğ ı malzemesi birbirine çok ı özellikler
gösterir. Çanak çömleklerin büyük ğ tahrip ş mezarlardan ı ş ol-
ı ve mimarlde ı ı görünmemesi nedeniyle bu iki dönemi ş beraber de-
ğ daha ğ ğ ı ı ş Bu dönemler içil") ğ mer-
kezler Büyük ğ ı ğ ı ı kuzey eteklerindeki ğ ı Ilçesi'nden ş
rak güneyetekteki ğ ı Köyü'ne ğ uzanan ş bir ş yer
ı (Harita; Çizim 1: ğ mevkii, ı ı ğ ı Gre ş ı ı mevkii, Gölyü-
zü), Hepsi Büyük ğ ı ğ ı ı alt eteklerindeki lav ı ı ı ş ş tepeler ve
ı düzlüklerde yer alan bu merkezler birer kale ve ı eteklerinde yer
alan nekropoller ş
Konum, ı özellikler ve malzeme ı ı paralellikler gösteren bu mer-
kezlerin ortak özellikleri ş ı Büyük ğ ı ğ ı ı lav ı ı ı ı ovayla
ş ğ noktalarda yer ı kale ğ savunma ı çevrili ş
lerin ı ğ ı kalenin ğ tepenin eteklerini çevreleyen ve ş alanlara ı ı ş
ı Kaleler ovaya hakim ı bir tepe üzerine ş ş Kiklopik ya da
ı kiklopik teknikte ı ı ş savunma ı çevrilidir. ğ mevkii ve Gre
ş bu ş duvarlar en üstteki sitadeli çevreledikten sonra tepenin ı
ki teraslarda da devam eder.
. Kalelerin ı ı çevreleyen tepeler ı düzlüklerde nekropoller yer
ı Ilk belirlemelerimize göre bu nekropollerde iki tür mezar ı Alçak ı ğ tepe-
lere sahip kurganlar ve kromlekli mezarlar. ı ı kesin sonuçlara ş
zorsa da ğ tüm nekropollerdeki toplam mezar ı ı ş ı 300-400 ka-
ı ı bir ş yanyana ı ı ş bu mezarlar düzlüklerin orta ı ı çok,
ı na ğ ş ş Oldukça ğ bir ı ı ı ğ ı bu büyük me-
ı kaçak ı ı ğ ı ş ş küçük ş
lardan ı ı ş ve oldukça alçak ı ğ tepelerin ı (3-4 m. ı tek ş
mezarlar ı Mezarlar iki-üç ı ı ş örgü ı ı üzerleri ise yatayolarak yer-
25 Dhjavakhishvili ve Glonti 1962: PI. ı (renkli levha). iTÇ ii ve lII'te ı ı bölgesinde Transkafkasya kiremit-si-
yah ı ı ı birlikte bulunan boya bezemeli çanak çömlek krem astar üzerine kiremit, siyah ve kahve ı ı
ı ı bu türde ı çanak çömlek Yüksek Yayla ile ğ Suriye-Mezopotamya ile ş Bu ı ı Ka-
rababa bölgesininde içinde yer ı ğ ı Orta ı ve Suriye-Mezopotamya ile ı ş ı (Marro 1997:
Bölüm IV).
18
ş ş ve ı ı ortalama iki-dört olan iri ş ş ı ı ı çok düz-
gün olmamakla birlikte kromlekle çevrili ğ belirgindir. Bu nekropollerde ı ş
tan ı ı ş teraslarla ş ve dikdörtgen ı ı üzerinde yer
alan büyük boyutlu kurganlar ı Bu ı ı 60-25 m. ı ğ ş
ı ı kromlekli küçük kurganlar da bulunur. Büyük boyutlu kurganlara Do-
ğ ı ı ı ı Köyü Tavla mevkiinde de ı (Harita; Çizim: 1).
Büyük ğ ı ğ ı ı hemen ı ı Pamuk ğ ı ı ı yer alan Su-
veren, ğ ı ğ ı ı ı ğ ğ merkezlerden ı ğ (Harita; Çizim: 1). Kö-
yün içinde ve yüksekçe ı bir tepe üzerindeki Tepekale'de oldukça ı geç dö-
nem ı ı ı az ı çanak çömlek ı bir Demir ğ ı yerle-
ş ğ gösterir. ı tepenin ı bir köyevinin bahçesinde köylüler
ı ı ı ş olan bir ş örgü mezar ve buradan bulunan çanak çömlekler ise
Son Tun9-Erken Demir ğ ı nekrapolünün ı ğ ı ş eder. Yamaçlarda nekropol
bulunduguna ait ğ izler ise Tepekale'nin 500 m. kadar güneyindeki Kervane mev-
kiindedir. Burada kurganlara ait olabilecek mezarlarla ş ı ş ı Bu yamaçtaki ı
ı ı ı ı ı kaçak ı nedeniyle görülebilen ı mezarlar bu ı da-
ha önceden nekropol olarak ı ı ğ gösterir. Bu mezarlar yine ş örgü ı
ı ve üzerleri iri ş ı ı ş ı Uzerlerindeki ı ğ tepeler daha sonraki ı
ş ı ı tahrip ş ı ı
Büyük oranda ı ı ğ ı ı çanak çömlekler az ı devetü-
yü-kahverengi mal ı ş ı tamamen gri-siyah ı ı ı Bezemede yivler (Çizim 8; 9;
10: 1,3,5-7,10-11), ı ı ı ş ı hatlar (Çizim 9: 4; 11: 1-5), ı (Çi-
zim 9: 1-3; 10: 1, 3, 6-11) ve derin oluklar hakimdir (Çizim 8: 5). Tip olarak çanak ve
çömlekler ğ ı Çanaklarda yivlerle ş keskin ı ı basit ve dik ya
da hafif içe dönük ğ ı ı formlar daha ı görülür (Çizim: 8). Çömlekler ise hare-
ketli formlar içermez (Çizim: 9); genellikle alçak boyunlu ve yuvarlak gövdelidirier.
Çömleklere ait ğ ş ı gövde ı da ğ gibi ı (Çi-
zim: 10) ve ı hatlarla (Çizim 10: 1-5) bezemeye oldukça ı ı
ğ ı ı ı ş ı ı Ermenistan'daki Aragats ğ ı ı etekleri ve et-
ı ovalarda ş ı ş ı Son Tunç-Erken Demir ğ ş düzeni de daha
çok ova ı ve ğ eteklerindeki kale ve nekropoller biçimindedir
26
. Bu model as-
ı tüm Güney Transafkasya için geçerli görünür. Güney Transkafkasya'da ş
ş ait fazla iz bulunmayan Orta Tunç ğ ı kültüründen Son Tunç ğ ı ş
belirgin ı ı sahiptir. ı en dikkat çekici ı metalürjide ilerleme, nek-
rapollerin büyüklük ve ı ı ğ ı ş daha organize bir toplumu gösteren çok
ı kalenin ı ğ ı ı ı sona ş gibi çanak çömlekteki ğ ş Bu
bölgede Son Tunç-Erken Demir ğ ı son ı ş ş Kültürü ola-
rak ı ı ı Yüksek ı ı üzerindeki savunma ı ş ve nekro-
ı bu kültürün önemli merkezleri ı Elar
27
, Keti
28
, Horom
29
, Lori Berd
3o
,
Dvina
31
, ş

Metsamor
33
ve ı

ı Büyük ğ ı ğ ı eteklerinde kar-
ş ı ş ı ğ ı ı kale ve nekropoller hem ı özellikleri hem de çanak çömlekler ı ı
dan ş Kültürü merkezleriyle tam bir paralellik içindedir.
26 Martirosyan 1964: 81-113; Mikaelyan 1968; Smith and Kafadarian 1996; Smith 1998; Avetisyan et alii. 2000.
27 Khanzadian 1979.
28 Petrosyan 1989.
29 Badaljan et alii 1992; 1993; 1994; 1997.
30 Devedjan 1981.
31 Kushnareva 1977.
32 Mnatsakanyan 1967.
33 Khanzadian 1995; 1996; Khanzadian et alii. 1973.
34 Khaçatriyan 1979.
19
Urartu Dönemi (Orta Demir ğ ı
ğ meykii, ı ı ğ ı ve Gre ş bir kaç ı ı ş ı Urar-
tu çanak ğ ğ ve Melekli-Kültepe'de ı (Harita; Çizim: 1). Melek-
li-Kültepe'de 1914 ı ı P. F. Petrav, daha sonra 1966'da K. Balkan ı ı
ı ş ve bu son ı öncekilere ek olarak yeni Urartu ı ş
tur
35
. Ilk Tun9 ğ ı ve Urartu ı bulunan höyük ve nekrapol, karayolunun orta-
ı geçtigi iki ı alçak lav tepesinin üzerindedir. Bizim ş ı ı ı ı ise
ğ üzerinde ğ tepenin bitimiyle ş ve kuzeye ğ uzanan ol-
dukça ş kumluk arazide bir Urartu nekrapolüne ait olab.ilecek izlere ve çanak çöm-
lek ı ı Ancak kum ğ ı olarak ı ı ğ ı ş ı bu alanda son
derece ğ bir tahribat ı ı durumunu ı ı ş ı ı ş ı
Urartu ı ğ ı ı ş ı ı ı içinde, merkezi bölgenin ı ş ı genellikle yö-
resel Orta Demir ğ ı çanak ğ ı ı ş ı Ancak bu bölgelerde de eyalet mer-
kezleri ve ana yollar üzerindeki kalelerde Urartu ı ğ ı ı kendine özgü çanak çörn-
ğ bulunur. ş ı ı ı ı Urartu çanak ğ Melekli'nin ı ş ı son
derece az ı ı ı ğ ğ bu grubun hemen hepsi ı
ı ı ı ı ya da "biainili ı denen tipik Urartu üretimidir. Bu malzemenin içindeki bir
grup çanak (Çizim: 11) ı ş ı ş ı ı ı ş ğ ı ı ve keskin profilleriyle, topla-
ı ğ ı ı ğ formlar gibi Urartu merkezlerinden oldukça ı ı ı
Bunun ı ı ğ ı Urartu için ı ı ş ı ı Urartu için ı
olan bu durum çanak çömlekte ğ gibi, gömü ğ de yere! özelliklerin kul-
ı ı ı Melekli, ı ve Ermenistan, ğ ise Iran'a giden ana
arter üzerindeki ı Urartu için önemli birer merkez ı ı
Bu dönem için ğ merkez olan ı ı Kubik
Mevkii Nekrapolü, Van Ili ı Ilçesi'nin ğ Yeniyaka Köyü'ndedir
36
. OL-
dukça ş bir alana ı ı ş olan Kubik mevkiinde 2 tane de kümbet ı Son de-
rece ğ bir kaçak ı ı ğ bu nekropoldeki kaçak ı ı anla-
ş ı ı ğ ı göre mezarlar tek ş Gömüler ğ ı ı ş çukur ya da bu toprak çu-
ı tek ya da iki-üç ı ş örgü duvarla ğ mezarlara ş ş görünür-
ler. Nekropolün ı iki ı güneydekinde, Urartu temel ı ve ı
kaya ş görülebilir. Mezarlar hem ı özellikleri hem de malzeme ı ı
Van ı ğ nekropollerdekilerle paraleldir
37
. Orta Demir ğ ı ait çanak
çömlek oldukça bol miktarda ş olmakla birlikte tipik Urartu malzemesi yoktur.
Sonuç
ğ ı ve ğ ı bölgelerindeki ilk ı ş ı ı ı oldukça yeni ı
ı bunlar üçe ı Birincisi ğ ı alanlar ile ovalar ı ı ı ı Bü-
yük ğ ı ğ ı eteklerinde Orta Tunç ğ ı ş Orta Demir ğ ı ğ
ı ı ş olan nekropoller oldukça ğ Nekrapollerin ğ ğ bir kalenin
eteklerinde yer ı ancak bu kalelerin ilk ı tarihini belirlemek zordur. Hepsi ı
ı özelliklere sahiptir ve malzeme ı ı da paralellik gösterirler. Buna ş ı
ı uzun süreli ş ş ı gösteren höyükler ise bölgede az ı görünür. Hö-
yükleri n ğ ğ ı için ş olan Aras Vadisi'nde ğ ı ı yer ı Yerle-
ş ı ı ı ı ğ ı ı ğ ı ı çok ı bir görüntü verir, böl-
genin en büyük höyükleri olan ı ve ii. Kültepe höyükleri Kalkolitik ve Tunç
ğ ı için oldukça önemli tabakalara sahiptir
38
• ı durum vadinin hemen ş ı tara-
35 Bkz. d.n. 2-3, 5-6.
36 Burney'ln Yeniyaka Köyü'ne oldukça ı olan Urartu kalesi Alikelle (1958: 53, lig. 1 no. 213; Russell 1980: No. 213)
ve Ilk Tunç ı malzemesi veren Züllübulak (1958: 171-172, 178, 186-187, rnapI-II, no. 214; Russell 1980: No. 214)
köylerinde ğ merkezlerden biriyle Kubik mevkiinin ı ğ ş Ancak ı çok ı olma-
ı ı bu konuda kesin bir sonuca ş zordur.
37 Özürat 1994: 360-362; 1999: 3-4; 2000: 196-197; 2001c: 124-127.
38 Bkz. d.n. 41.
20
ı ve ğ ı ı ı Ermenistan ı kalan alan ı ı (Ararat ı için de
geçerlidir
39
. Burada da hem vadide hem de ğ ı ı ovalarda çok ı Klasik Dö-
nem öncesi ş ı Onümüzdeki ı Aras Vadisi'nin Türkiye ı ya-
ı ı ş bu sorulara ı ı getirebilir.
ikinci olarak tüm bölgede ilk Tunç ğ ı sonra kesintiye ğ ş ya-
ş Urartu ı ğ ı dönemine ğ tekrar ı ş görünür
40
. ş ve ı
karakteri belirgin olan Ilk Tunç ğ ı kültürünün son ı ı ş ı
büyük çapta ğ ş ı yüksek alanlara ğ ı ğ ı belirgindir. Ancak bu-
radaki sorun bu yeni alanlarda ş ı ş ı ya da son derece ı olu-
ş Buna ş ı ı büyük nekropollerin ı ğ ı dikkat çekicidir. ğ ı ğ ı eteklerinde
yer alan ve ı ı ı yüzleri ğ ş ı ı ı kalelerin boyut-
ı bu nekropollerdeki nüfus gözönüne ı ı yetersizdir. Bu alanlarda sivil ı
özellikleri gösteren ya da ş ş ait ı ı ı Bunun nede-
ni ğ ı ı ı ş ı cograff özellikleri nedeniyle bölgede hakim olan ı ı ve
onun ğ pastoral ş ı ı ı göçebe ve ı de gö.gebe bir ş
ı ş görünen bu topluluklar, büyük ı ı Orta Tunç ı kadar olmasa
da ı ı ş ı ı ı ı Nüfus belirli merkezler ı ı ş olma-
ı ı Bu türde merkezler için ı i ve ii. Kültepe
41
ile Ermenistan'daki Met-
samor, Horom, Elar, Keti, ş gibi merkezler ı (bkz. Son Tunç ğ ı
Demir ğ ı
Sonuncu yeni veri, Geç Kalkolitik Dönemin ı ğ ı ı ı iki merkezde (Ha-
zinetepe ve ı ı mevki i) Tunç ğ ı öncesine ait malzeme ş Suriye-Mezo-
potamya orijinli Amuq F malzemesine rastlanan Hazinetepe, Amug F ş bir merkez
gibi görünür. Bu bulgular ı güneyi ve kuzeyi ı ı ş yeni ı
ğ ı Mezopotamya ı ı Toroslar'dan kuzeye göçederek kendi kü-
çük köylerini ı ş Bu göçlerin nedenlerinden ı pastoralizmin için-
de yer alan mevsimlik hareketler ı ı Hazinetepe'nin senenin üç ya da dört ı
için ı ı ş olan bir ı ş ğ ş Benzer bir durum, biraz
daha geç olsa da Gawra ı ı ı türü Orta Uruk çanak ğ ş olan Azerbay-
can'daki Leylatepe'de ı

Buradaki önemli nokta Leylatepe çanak çömlek toplu-
ğ yerel çanak çömlek kültürü içinde tamamen ı ı ı Bu nedenle M.O.
4. ı ı ilk ı ı M.O. 3. ı ı ı ğ gibi Transkafkasya'da
yerli Geç Kalkolitik ı ı Suriye-Mezopotamya ı birlikte ş ı ğ ı
bir 'ikili kültür'ü ş
2003 ı ı ı ş ı ı yine ğ ı ğ ı bölgesinde ve ğ ı iki ı
yer alan ğ ı ve ğ ı ı devam etmeyi ve ı Tuzluca bölgesinde-
ki tuz ı ile ı ı ı uzanan yayla ve ı ğ yöreleri de
incelemeyi ı
Çanak Çömlek ğ
Çizim2 :
2.1 : Hazinetepe. Devetüyü. Kahve hamur. ince saman ı EI ı ı
39 Chataigner, ş bilgi; ş 1997: Fig. 1B, 33.
40 ı 2001a: 67-116; 2001b; in press a; in press b; Sevin in press; Yakar 2000: 410-413
41 Abibullaev 1959; Aliev 1991: 25-39. Ayr. bkz. ş 1997: 20-40; ş 1997: 30-41; 62-65; 144-149.
42 Örnegin, tipik Uruk çifle boyunlu kap, "Uruk casseroles", ya da basit ı ş dönük ğ ı ı çömlekler ş (Aliev
ve Narimanov 2001 : PI. V1/3; pl. VIII/1 ; pl. V/6 ; pl. IV/6, B).
43 Chataigner ş bilgi. Ancak bu mevsimlik göç hipotezi bir noktada ı ı Hem Hazinetepe hem de Leylatepe BOO
m. nin ı yükseklikte yer ı Hazinetepe ğ ı Vadisi'nin hemen üzerindeki konumuyla ı ı ve nem-
lidir, bu konum ı ı belli ı ş ğ ı inen yayla ı için uygun bir yer gibi görünmez. Bugün ğ ı böl-
gesinden ı ı için Kars, Erzurum veya daha yakndaki Tendürek veya ı ı ı ı ı ı Transkat-
kasya'da ı ı merkezlerinin ı ğ ı ş bir ş ı Bu merkezler güneyden gelen ı ob-
sidiyen, ı ve tuz gibi ğ kaynaklar için ş birer nokta olabilir.
44 Marro 1997.
21
2.2 : Hazinetepe. Krem. Devetüyünden griye ğ hamur. Orta saman ı EI ı ı
2.3: Hazinetepe. Krem. Devetüyü hamur. Orta saman ı EI ı ı
Çizim 3:
3.1: Hazinetepe. Devetüyü. Gri öz. Orta saman ı EI ı ı Tarakbezeme.
3.2 : Hazinetepe. Devetüyü. Kiremidimsi kremhamur. Ortasaman ı EI ı ı Tarak-bas-
ı bezeme.
3.3: Hazinetepe. Krem. Kiremit hamur. Orta saman ı EI ı ı Tarak bezeme.
3.4: Hazinetepe. Gri. Koyugri öz. Orta saman ı EI ı ı Tarak bezeme.
3.5: Hazinetepe. Devetüyü. Gri öz. Orta saman ı EI ı ı Tarakbezeme.
3.6 : Hazinetepe. Devetüyü. Kiremidimsi devetüyü hamur. Orta saman ı EI ı ı Tarak
bezeme.
Çizim 4:
4.1: Hazinetepe. Koyu gri. Koyugri hamur. Orta kum ı EI ı ı ğ ı kenan ı be-
zeme.
4.2 : Hazinetepe. Krem. Koyu gri hamur. Ortakum ı EI ı ı ğ ı kenan ı bezeme.
4.3 : Hazinetepe. Kiremidimsi gri. Kahvehamur. Orta kum ı EI ı ı ğ ı kenan ı
ma bezeme.
4.4 : Hazinetepe. Kiremidimsi krem. Gri öz. Bitki ve mineral ı EI ı ı ğ ı kenan ı
ma bezeme.
4.5 : Hazinetepe. Gri-krem. Koyu gri hamur. Orta kum ı EI ı ı ğ ı ı ı be-
zeme.
Çizim 5:
5.1: Gökçell, Siyah ı Siyah hamur. Orta kum ı EI ı ı ı bezeme ı ş ki-
remidimsi kahve boya ğ ı kenan).
5.2: ğ ı Siyah ı ? ş ı ı ş yüzey). Siyah hamur. ince kum ı EI ı ı Yiv
bezeme ı ş
5.3: ğ ı Gri-kahve ı Siyah hamur. ince kum ı EI ı ı Yiv bezeme ı ş
kahveboya ğ ı kenan).
5.4: GÖkçeli. Siyah ı ş ı ı ş yüzey). Siyahhamur. ince kum ı EI ı ı ı be-
zeme ı ş
5.5 : ğ ı ı Siyah ı ı ş gri (iç). Koyu gri hamur. ince kum ı EI ı ı ı
bezeme ı ş
5.6: Gökçeti. Siyah ı ı ş kahve(iç). Kahvehamur. ince kum ı EI ı ı ğ
ı çukur ı
5.7: Gökçell, Siyah ı Siyahhamur. ince kum ı EI ı ı Yiv + ı bezeme ı ş
koyu kahveboya (iç).
5.8: ğ ı Gri-kahve ı ı ş gri (iç). Gri hamur. ince kum ı EI ı ı Yiv + ka-
ı bezeme ı ş koyu kahveboya (iç).
Çizim 6:
6.1: ğ ı Siyah ı ı ş krem ğ ı kenan), krem(iç). Siyah-krem hamur. Orta kum
ı EI ı ı ğ ı kenan devetüyü bant boya.
6.2 : ğ ı Siyah ı Siyah-krem hamur. Orta kum ı ı EI ı ı
6.3: ğ ı Krem-gri ı ş devetüyü (iç). Gri-devetüyü hamur. Orta kum ı EI ı ı
Kiremit boya bezeme ğ ı kenan).
Çizim 7:
7.1: Gre ş Kiremidimsi kahve ı ı ı ş pembe (iç). Pembe hamur. Orta kum ı
Çark ı ı Siyah boya bezeme ı ş
22
7.2: Gre ş Kiremidimsi kahve ı ı ı ş pembe (iç). Pembe hamur. Orta kum ı
Çark ı ı Siyah boya bezeme ı ş
7.3: Gre ş Kiremidimsi kahve ı ı ı ş pembe (iç). Pembe hamur. Orta kum ı
Çark ı ı Siyah boya bezeme ı ş
7.4: Gre ş Kiremidimsi kahve ı ı ı ş pembe (iç). Pembe hamur. Orta kum ı
Çark ı ı Siyah boya bezeme ı ş
7.5: Gre ş Kiremidimsi kahve ı ı ı ş pembe (iç). Pembe hamur. Orta kum ı
Çark ı ı Siyah boya bezeme ı ş
7.6: Gre ş Kiremidimsi kahve ı ı ı ş pembe (iç). Pembe hamur. Orta kum ı
Çark ı ı Siyah boya bezeme ı ş
7.7: ğ mevkii. Gri ı ı ı ş Gri hamur. ince kum ı Çark ı ı ı bezeme
ı ş
7.8: ı ı ğ ı Gri ı ı Gri hamur. ince kam ı Çark ı ı ı bezeme ı ş
7.9: Gre ş Koyu kahve ı Koyu kahve hamur. ince kum ı Çark ı ı ı be-
zeme ı ş
Çizim 8:
8.1: ı ı ğ ı Koyu gri ı Koyu gri hamur. Orta kum ı Çark ı ı
8.2: ğ mevkii. Gri-kahve ı Gri-kahve hamur. Orta kum ı Çark ı ı
8.3: ı ı ğ ı Koyu gri ı Koyu gri hamur. Orta kum ı Çark ı ı
8.4: ı ı ğ ı Gri ı ı ş koyu gri ı (iç). Koyu gri hamur. ince kum ı Çark ı ı
8.5: ğ mevkii. Kahve ı ı ş gri ı (iç). Gri hamur. ince kum ı Çark ı ı
Oluk bezeme ı ş
8.6: Gre ş Koyu gri ı Koyu gri hamur. Orta kum ı Çark ı ı
Çizim 9:
9.1: Gre ş Kiremidimsi kahve ve siyah, krem ı ı ı ş Kiremidimsi kahve ve si-
yah, krem ı (iç). Kiremidimsi kahve hamur. Orta kum ı Çark ı ı ı be-
zeme ı ş
9.2: ğ mevkii. ı kahveden griye ğ ı ı ş ı griye ğ (iç).
ı kahve hamur. Orta kum ve ş ı ı Çark ı ı ı bezeme ı ş
9.3: ğ mevkii. Gri ı ı ı ş Gri (iç). Gri hamur. Orta kum ı Çark ı ı ı
ma bezeme ı ş
9.4: ı ı ğ ı Grey-brown. Grey-brown paste. Çark ı ı ı bezeme ı ş
Çizim 10:
10.1: ı ı ğ ı ı kahve ı ı ş gri (iç). ı kahve hamur. ince kum ı Çark ı
ı ı ve oluk bezeme ı ş
10.2: ı ı ğ ı ı kahve ı ı ş koyu gri (iç). Koyu gri hamur. Orta kum ı Çark ya-
ı ı ı bezeme ı ş
10.3: ğ mevkii. Kremden koyu griye ı ı ı ş Koyu gri (iç). Koyu gri hamur. Orta
kum ve ş ı ı Çark ı ı ı bezeme ı ş
10.4: ğ mevkii. Koyu gri ı ı ş Koyu gri (iç). Koyu gri hamur. ince kum ı Çark
ı ı ı bezeme ı ş
10.5: ğ mevkii. ı kahve ı ı ş ı kahve (iç). ı kahve hamur. ince kum kat-
ı çark ı ı ı bezeme ı ş
10.6: ı ı ğ ı Koyu gri ı ş ı gri (iç). Koyu gri hamur. Orta kum ı Çark ı ı Ka-
ı bezeme ı ş
10.7: ğ mevkii. Koyu gri. Koyu gri hamur. Orta kum ve ş ı ı ı Çark ı ı Ka-
ı bezeme ı ş
10.8: ı ı ğ ı Kremden ı griye ğ ı ş Gri (iç). Gri hamur. ince kum ı Çark ya-
ı ı ı bezeme ı ş
23
10.9: Gre ş Kiremidimsi kahve ı ı Kiremidimsi kahve hamur. Orta kum ı Çark ya-
ı ı bezeme ı ş
10.10: ı ı ğ ı kahve ı ı ş ı kahve (iç). ı kahve hamur. Orta kum ı
Çark ı ı ı bezeme ı ş
10.11: ğ Kahvemsi griden siyaha ğ ı ı ş kahvemsi griden siyaha ğ (iç).
Kahvemsi gri hamur. Orta kum ı Çark ı ı ı bezeme ı ş
Çizim 11 :
11.1: Melekli. Kahveden siyaha ğ ı Kahve hamur. Orta kum ı Çark ı ı
11.2: Melekli. Kiremit ı Kiremidimsi kahve hamur. Orta kum ı Çark ı ı
11.3: Melekli. Kiremit ı kahve hamur. ince kum ı Çark ı ı
11.4: Melekli. Kiremit ı kahve hamur. Orta kum ı Çark ı ı
11.5: Melekli. Kiremit ı kahve hamur. Orta kum ı Çark ı ı
11.6: Melekli. Kahve ı kahve hamur. Orta kum ı Çark ı ı
İ
ABi BULLAEV, O. A., 1959: Kültepe'de Arkheoloji ı ı Bakü.
AKKERMANS, P. M. M. G., 1988: « The period LV pottery » and « The period V pottery », in M.
. van Loon, Hammam-et- Turkman i. report on the University's of Amster-
dam'1981-84 excavations in Syria i, Institut Neerlandals d'lstanbul, istan-
bul: 181-349.
AliEV, N. VE NARiMANOV, 1., 2001 : Kultura severnogo Azerbaijana b epochy pozdniego ene-
olita, Baku.
AliEV, V. G., 1991: Kultura Epokhi Sredneii Bronzi Azerbaidjana, Baku.
ALKIM, H., 1968: "Explorations and Excavations in Turkey, 1965-1966", Anatolica 2: 1-74.
AVETiSYAN, P., R. Badalyan, A. Smith 2000: "Preliminary Report on the 1998 Archaeologicalln-
vestigations of Project Aragats in the Tsakahovit Plain, Armenia", Studi Mi-
cenei ed Egeo Anatolici 42/1: 19-59.
BADALJAN, R. S., C. EDENS, L. P. KOHL, V. A. TONIKJAN 1992: "Archaeologicallnvestigations
at Horom in the Shirak Plain of Northwestern Armenia", Iran XXX: 31-48.
BADALJAN, R. S., C. EDE,NS, R. GORNY, L. P. KOHL, D. STRONACH, V. A. TONiKJAN, S.
HAMAYAKJAN, S. MANDRIKJAN, M. ZARDARJAN 1993: "Preliminary Report on the 1992 Ex-
cavations at Horom, Armenia", Iran XXXI: 1-24.
BADALJAN, R. S., L. P. KOHL, D. STRONACH, V. A. TONiKJAN 1994: "Preliminary Report on
the1993 Excavations at Horom, Armenia", Iran XXXII: 1-29.
BADALJAN, R. S., L. P. KOHL, S. KROLL 1997: "Horom 1995", Archaologische Mitteilungen aus
Iran und Turan 29: 191-228.
Ş V. B., 1997: ı Arkeolojisi, [stanbul,
BARNETT, R. D., 1963: ''The Urartian Cemetery at Igdyr", Anatolian Studies XIII: 153-198.
BRAIDWOOD, R. and BRAIDWOOD, L. 1960 : Excavations in the plain of Antioch I. The earli-
er assemblages, Phases A-J. The University of Chicago Press, OIP, 61.
BURNEY, C. A., 1958: "Eastern Anatolia in the Chalcolithic and Early Bronze", Anatolian Studi-
es VIII: 157-209.
CECCHINI, S. VE MAZZONI, S., 1998 : Teli Afis (Siria). Scavi su/l'acropoli 1988-1992. Edizioni
ETS, Pisa.
CHATAIGNER, Ch ., 1995 : La Transcaucasie au Neotittvaue et au Chalcolithique, BAR IS 624,
Oxtord.
DEVEDJAN, S. G., 1981: Lori Berd i: Resultatii raskopok 1969-1973, Erevan.
24
DHJAVAKHisHViLi, A ve GLONTI, L., 1962 : Urbnisi i. SSR Giorgian Academy of SCiences, Tbi-
lisi.
KHACHATRiYAN, T. S., 1979: Artikskij Nekropof, Erevan.
KHANZADYAN, E. V, 1979: Elar-Darani, Erevan.
KHANZADYAN, E. V, 1995: Metsamor 2, La Neeropole: Les Tombes du Bronze Moyen et Re-
cent, Vol. 1, Neuchatel·Paris.
KHANZADYAN, E. V, 1996: "Metsamor", J. Santrot (Ed.), Armenie: Tresors de l'Armenie enel-
ı des origines au /Ve siecte, Paris: 41.
KHANZADYAN, E. V., K. A MKIRTCiYAN, E. S. PARSAMYAN, 1973: Metsamor: Issledovanie
po dannim raskopok 1965-1966 gg., Erevan.
KÖKTEN, i. K., 1943: ı Tarih Öncesi ı ilk ı Rapor", Bel/eten V1I/27: 601-613.
KÖKTEN, i. K., 1953: "1952 ı ı ı ğ ı Tarihöncesi ş ı ı ı Dil ve Tarih
ğ Fakültesi Dergisi XI/2-4: 177-209.
KORFMANN, M., 1982 : Ti/kitepe. Dir ersten Ansetze prahistorischer Forschung in der öst/ichen
Türkei. Verlag Ernts Wasmuth Tübingen.
Ş Kh. K., 1977: Drevnejsie Pamyatniki Dvina, Erevan.
Ş Kh. K., 1997: The Southem Caucasus in Prehistory: Stages of cultural and soci-
oeconomic devolopment from the eight to the second mil/ennium B. C.
Trans. H. N. Michael from Russian. University Museum Monograph 99,
Philadelphia.
MARRO, C., 1997: La culture du Haut-Euphrate au Bronze Ancien: essai d'interpretatlon a par-
tir de la ceramlque peinte de Keban (Turquie), Varia Anatotica Viii, Paris,
De Boccard.
MARRO, C., 2000 : "Vers une cornparee des Pays du Caucase et de l'Euphrate aux
IVeme-IIleme millenaires", in Marro and Hauptmann 2000 : Chronologies
des Pays du Caucase et de "Euphrate aux IVeme-Illeme millenaires i
From the Euphrates to the Caucasus : Chronologies for the 4th.-3rd. mil-
lennium B.C. i Vom Euphrat in den Kaukasus : Vergleichende Chronologie
des 4. und 3. Jahrtausends v. Chr., Varia Anatotiea Xi, Paris, De Boccard:
473-494.
MARRO, C. 2001 : "Analyse comparee de la chrono-stratigraphie de ş et Arslantepe",
in Festschrift für H. Hauptmann, Verlag Marie Leidorf, RahdenIWestf.: 285-
291.
MARTiROSYAN, AA, 1964 : Armeniya v Epokhi ı i Rannego Jeleza, Erevan.
MELLlNK, M. J., 1967: "Archaeology in Asia Minor", American Journal of Arehaeology71: 155-
174.
MiKAELYAN, G. A, 1968: Ziklopitseheskie Kreposti Sevanskogo Basseina, Erevan.
MNATSAKANYAN, A O., 1967: "Treasures From an Armenian Lake", The II/ustrated London
News 6663, April15: 27-29.
ÖZFIRAT, A, 1994: "M.Ö. ii. ı ğ Anadolu ı Seramik Kültürleri Üzerine ş ı
lar", Xi. ş ı Sonuçlart ı ı 359-377.
ÖZFIRAT, A, 1999: "1997 ı ı ş Yüzey ş ı ı Tunç ve Demir ğ XVi. ş
tirma Sonuçlart ı ı ii: 1-22.
ÖZFIRAT, A, 2000: "1998 ı ı ş illeri Yüzey ş ı ı Tunç ve Demir ğ ı 17.
ş ı Sonuçlart ı ı 2: 193-210.
ÖZFIRAT, A, 2001a: ğ Anadolu Yayla ı (M.Ö. ii. ı istanbul, (With summary in
English).
ÖZFIRAT, A, 2001b: "Erste Betrachtungen zum ostanatolischen Hochlarid im 2. Jt. v. Chr."', is-
tanbuler Mitteilungen 51: 27-60.
ÖZFIRAT, A, 2001c: "1999 ı ı ş ili Yüzey ş ı ı Tunç ve Demir ğ ı 18. ş
ma Sonuçlart ı ı 2:123-140.
ÖZFIRAT, A, in press a: "New Investigations on Pastoral Life of the Eastern Anatolian High Pla-
teau during the second millennium B.C.". Proeeedings of the 3
rd
Internati-
onal Congress on the Archaeology of the Aneient Near East, Paris 15-19
Apri12002.
25
ÖZFIRAT, A., in press b: ''The Middle Bronze Age Settlement Pattern of Eastern Anatolian High
Plateau: In Light of New Evidence", The University of Chicago Eurasian
Archaeology Conference, Beyond the Steppe and the Sown: Integrating
Local and Global Visions, Chicago 3-4 May 2002, in Colloquia Pontica.
PETROSYAN, L. A., 1989: Raskopki pamyitnikov Keti i Voskeaska (III-II Tis. do. N. E.), Erevan.
RUSSELL, H. F., 1980, Pre-C/assical Pottery of Eastem Anetolle, BAR IS 85, Oxford.
SAGONA, A. 1984 : The Caucasian Region in the Early Bronze Age, BAR IS 214, Oxford.
SCHWARTZ, G. 1988: A ceramic chronology from Teli Leifan. Operation 1. Yale University
Press, New Haven and London.
SEviN, v., in press: "Pastoral Tribes and Early Settlements of the Van Region, Eastern Anato-
lia", In A. Sagona (ed.), A View from the Highlands.· Archaeological Studi-
es in Honour of Charles Burney.
SMITH, A. 1., 1998: "Late Bronze/Early Iron Age Fortresses of the Ararat and Shirak Plains, Ar-
menia: Typological Considerations", Ancient Civilizations from Scythia to
Siberia 5/2: 73-97.
SMITH, A. 1. ve K. KAFADARiAN 1996: "New Plans of Early Iron Age and Urartian Fortresses
in Armenia: A Preliminary Report of the Ancient Landscapes Project", Iran
XXXIV: 23-37.
YAKAR, J., 2000: Ethnoarchaeology of AnatoHa: Rural Socio-economy in the Bronze and Iron
Ages, Tel Aviv University, Sonia and Marco Nadler Institute of Archaeology,
Monograph Series No 17, Jerusalem.
26
Harita: Van, ğ ı ğ ı illeri
ş ı ı
Çizim 1
Van, ğ ı ve ğ ı illeri
2002 ı ı merkez kata-
ğ
27
i
J
'.
i
,
1
J

;-; i;.\ ...1
(
J
," \''''
ı !,I
Çizim 2: Geç Kal!.<olitik Dönem çanak-çöm-
lekleri ı
Çizim 3: Geç Kalko\itik..Dönem göv-
de ı ı
(
(
(
......--.
..
\
!
)
)
1
i

,
)
,
C
)
i;;;-
)
"- ,
Çizim 4: Geç Kalkolitik Dö-
nem çömlekleri
ı
Çizim 5: ilk Tunç ğ ı çömlekleri ı
ro)
28
-
}
-)

tv

i
i

(
(
( /
\
Çizim6: ilk Tunç ğ ı çömlekleri ı Çizim7: Orta Tunç ğ ı çanak-
Marro) çömlekleri ı
Çizim 8: Son Tunç ğ ı Demir ğ ı
ı ı
29
i
, 1
\
J
1

-
-
-
-
-
-
.
.
:
:
:
-
.
.
.
:-
::-
:':._
-
',
.
.',
"
:
,
'-
-
:
l
)
J
)
,

,

"
)
-

.
-
.
:
:
.
:
;
-
-
,
;

.
.
,
.
.
.
.
-
-
_
.
_
.
1
..--"
'-
.•
_
-
-
-
o
,
,
,

0,
"
,
_

"
l
.

-
"
'
1
...._
.....,-.::..'.
.-

_
_
_
-
"
-
/
'
-

i
/
?
]
\
'
,
-
,
-
,
-
-
!

F
-
<

c
o
o
Ç
i
z
i
m
9
:
S
o
n
T
u
n
ç

ğ
ı

D
e
m
i
r

ğ
ı
ç
ö
m
l
e
k
l
e
r
i

ı

Ç
i
z
i
m
1
0
:
S
o
n
T
u
n
ç

ğ
ı

D
e
m
i
r

ğ
ı
g
ö
v
d
e

ı

ı

Çizim 11 : Urartu Dönümü ı ı
L. ı Marro
Resim 1: ğ
Resim 2: ı ı ğ ı
31
Resim 3 : K a s ı m T ı ğ ı
Resim 4 : K a s ı m T ı ğ ı
32
SiiRT ve iLÇELERiNDEKi 2002 YILI YLzEY
Ş ı ı "KURTALAN"
AliBORAN'
Abdülhamit TÜFEKÇIÔGLU
Zekai ERDAL
irtan YILDIZ
Kültür ı ğ ı ı ve Müzeler Genel ğ 2406.2002 tarih ve
010087 ı ı izni ğ ı "Siirt ve Ilçeleri Yüzey Ararturnasr'run 2002
ı ı ş ı dönemi .97.07.2002-19.07.2002 tarihleri ı ş ş
ş ı Yüzüncü ı Universitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sanat Taihl Bölümü ğ
tim Uyesi Yrd. Doç. Dr. Ali ı ş ı ğ ı ı üniversiteder Yrd. Doç. Dr, Ab-
dülhamit ğ ş ı ı ı ğ ı sanat tarihçiler Zekai Erdal, ı
ı ı ve M. Cabir Alper'in ı ı ı ile ş ş
ş ı süresi iyinde Siirt ğ tahsis ğ ı ı ş ı Yüzey
ş ı ı Siirt ğ ı destektertyle ı ı ş ı ğ destsji bu ı da devam
edecektir. ı Emniyet ğ ve ı güvenlikyönünden çok bü-
yük destekleri ş
Siirt'teki ş ı ı ı bu dönemki ı ı Kurtalan '8 köylerinde ı
ı ş ı
ş Köyü ğ ı Camii
Günümüzde ı her hangi bir ş ı cami, ğ
ı kuzeyindeki kalenin ğ ğ hemen altnda yer ı
Kesme ş ve moloz ş malzemeden ş edilen cami ğ ı
ı ı ş 10.50x10.30 m. ı kareye ı bir plana satptir, Orijinalde ğ
ı yönünde uzanan dikdörtgen ı iken harimin ğ smradan ş
sinden ı kademeli bir terme ş ş Harim ve son omaat yeri ğ ı
ğ ı Uzeri ı yönünde uzanan ı ş tonoz örtülüdür.
Son cemaat yerinin ğ ı düz lentolu bir ı ı qeçtlmektedlr.
Harim ğ ı yönüne uzanan dikdörtgen ı olup üzeri de ı yönde uzanan be-
Yrd. Doç. Dr. Ali BORAN, Yüzüncü ı Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi. Sanat Tdhi Bölümü, karopüs, vevrua-
KIYE
Yrd. Doç. Dr, ı TOFEKÇiOGLU, Yüzüncü ı Üniversitesi, Türk ı ı Tarihi Anabilim ı Kam-
püs, VanffURKIYE
Zekai ERDAL, Yüzüncü ı Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, kerroos. VanffRKiYE
[rtan YILDIZ, Yüzüncü ı Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kumpüs. VanllüKiYE
Siirt'teki ş tam destek veren Siirt Valisi ı Nuri Okutan'a, Eruh ı ı Mehmet Kurra
Özel Kalem Müdürü Hakan ı il Jandarma Alay ı ğ ı ı Emnel ğ ve ğ geçen
herkese ş scnanm
33
ş lonoz örtüludü. Güney ı ı ı ı daire ı mihrap ş bu ş
de ı ı ikinci bir ş daha ı Kuzey ı ı ı ı
tam ş ı ı çanrn daire formunda ocak ni ş görülmektedir. ğ ve ı duvarla-
ı bulunan bier mazgal pencere iç ı ı ı (Resim: 1).
ğ Köyü Camii
ğ (Zokayt) Köyü'ndeki cami, ı sonradan ı i1avelerle tama-
men yeni ı ı ı ı ş ı ı ş ı 1D.15x8.2D m. ı olup dogu-
ı yönünde uzanan dörtgen plarundadrr. ğ ı yuvarlak kemeri i ı ı
harime ı Mihraba paralel iki ı ş küçük ve sade bir ı ı Her
iki ı iki ı paye ile birbirinden ı ı ı paye ve duvarlara oturan
kemerlerle ı tö'Ome ı ı ş ı Her bir bölüm tonoz örtüye sahiptir. Güney ı ı
ı yersn daire ı mihrap ni ş sonradan eklenen camiye ş ğ bir
ı ş ş ı ve kuzey ı ş dört pencere iç ı
ı
YanarsuKöyü Garzan Ka/esi
Yanarsu <öyü'nün ğ kuzey-güney istikametlndeki ğ ı üze-
rindeki kale, 93JDx7.DD m. ı olup köye hakim bir ı Kale günümüz-
de oldukça ı ı bir haldedir. Kalan izlerden iki ı ğ da ş ı ı Kaya-
ı arazinin ğ imkanlar çerçevesinde içinde yan yana ı ı ş ve birbiri içinden
geçilen eyvan veedalardan ş ı Eyvan ve ı ı ı derinlik-
te ve formda ş ı ı ş ı Moloz ş ve ı ş malzemeden ş ş Ka-
lenin ı ı br iç kale camisi yer ı (Resim: 2).
Yanarsu Kiyü iç Kale Camii
Yanarsu ı kuzeyindeki Garzan Kalesi'nin içinde yer ı ğ
ı ı temel ı kadar ı ı cami, meyilli bir arazi üzerindedir. Cami kuzey-gü-
ney yönünde ı iki mekandan ş ı Ilk ı dikdörtgen ı Kuzey
ı üç ş görülmektedir. Güney ı ı ı ı daire biçiminde
mihrap ş ı ı ğ bir adet pencere yer ı Bu ilk sahnm
ğ cephe:i ı ş ı ş ı ı ı ı ş bir ı ikinci
mekana girilmektelir. Bu bölüm kuzeyden ı ğ ı ı duvarmda iki
ş ile ı ş ı ı ı yuvarlak kemerli ş ı ı görülmektedir (Resim: 3).
ı KöyuCamii
ı ı Köyü'ndeki cami, ğ ı yönünde 18.25x7.3D m. ı
dikdörtgen ı 0110 mihraba paralel iki satun ile bir son cemaat yerinden ş
ı ı wvarlak kemerli bir ı girilen harimin ı ı son cemaat
yeri, kuzey-güney ğ uzanmakta ve ortadaki bir kemerle iki ı ı
ı Her bir böjrn ş tonoz örtülü olup bir pencere ve bir ı harimin her
bir ı ı ı ı ı düz lentolu bir ı harime geçilmektedir.
Harun, ğ ı ı uzanan ve mihraba paralel iki satundan ş ı Sa-
ı üzeri ı ı uzanan ş k tonoz örtülüdür. ı birbirlerinden, ı
payelerta ı Güney ı ı daire ı ve yuvarlak kemerf iki mih-
rap ni ş ile iki pencen, ğ ı tonoz seviyesinde iki pencere ile kuzey duva-
rmdaki bir ş iç maandaki ğ ğ ı Iç mekan ı ve tonoz
yüzeyleri ş bearnelerle ş (Resim: 4).
1/- Çettepe KÖYLKalesi
Dicle Nehri ile Btan ı ğ ı ı ş ğ yerde kurulan köyü, yükselen nehir su-
ı korumak amacyla, nehir ı ı ı boyunca ı ve yüksek surlar ile burçlar ş
34
ş Burçlar kare ve ı daire ı olup 3B.SOx 5.50 m. ı Yine ne-
hir ı ı ı ş ı ğ bir mertüven. surun ı ı ı ş ı Dicle Nehri'nin
içinde bir köprünün ğ ı ait kalmtrlar görülmektedir. Sur ve ı rnoroz ş krr-
ma ş ve ince yonu kesme ş ile ğ malzeme ı ı ş ı (Resim: 5)
Beykent Köyü Kaya Mezarlan
Kilise Vadisl'ntn ı ı kaya ı qörülmektedlr, Bu kaya me-
ı ı içleri define avetlan ı tahrip ş Çocuk ve büyüklere ait mezar-
lar ı Bölgenin kültürel ğ ve tarihi için büyük öneme sahip bu mezarlar mut-
lak surette ı ı Bu kaya ı ı bir ı ı ı ı ı ı ş ı Bir ı ı
ise ş ı ı derecede tahrip ğ ı ı ı ı ş ı (Resim: 6, 7).
I. Kaya ı
Kuzey-çüney yönünde uzanan dikdörtgen ı bir ı ı 3.20x2.60 m. öteöte-
rindedir. Içinde zemine ş dört adet mezar ı Güneyindeki bir ı ı iç
mekana qiritmektedtr.
II. Kaya Mezan
Düzgün olmayan dörtgen ı 3.90x3.aO m. ı Elips ş
ı ı Güneydeki kemerli bir ı ı iç mekana girilmektedir. Iç mekanda
zemine ş ş adet mezar ı (Resim: B).
LLL. Kaya ı
ğ ı yönünde uzanan dikdörtgen plarundadtr, 2.aOx2.60 m. ölçülerindedir.
Güneyinde yer alan ortadaki ş yanlardaki dar üçlü bir ı ı iç mekana geçitmek·
tedir. Kuzey ı ı biçim ve derinliklerde ş ş görülmektedir.
ş ı Köyü ı ı ı Kilisesi
Dicle Nehri'nin hemen ı ş ş ğ ı yönünde uzanan cik-
dörtgen ı ı oldukça harap bir haldedir. Yan yana iki mekandan ş ı
1S.00x14.10 m. ölçülertndedlr, Kilise, ortadaki ş yanlardaki dar üç neften ş
ı Nefler birbirinden, haç payelere oturan sivri kemerlerle ı ı Neflerin de
kendi içlerinde dört bölüme ı ı ğ ı kalan izlerden belli ı Her bir bölüm be-
ş tonoz örtülüdür. Neflerin ğ ğ ve ı ş yer ı
ı ı güneyinde neflerte ı düzenlemeye sahip ancak onlardan beden ı ay-
ı ı ş tek nem bir bölüm daha ı Bu ı ı ğ pandantif ş kubbe ile
örtülü kare bir mekan ş ş ı ş ı ı
melez ş ve kesme ş malzemeden ş ş (Resim: 9).
Erzen Ş
Erzen ş yeri veş ı pek çok kaynakta bilgi yer ı Kay-
naklardan harabesi ı Erzen ş ğ Anadolu Bölgesi'nde, ğ Siirt
ve ı ı Silvan bulunan ve bu iki ş ı yolun ı ı takriben 41°
40' ğ tulu ve 35° kuzey enlernirun biraz üstünde yer ı Bizans tarihçisi
Cedrenus'un sözünü ğ Erzen, Arap ı ı ı ı göre, verimli ve iyi eki!·
ş bir bölgenin ı ı ğ bölgenin en ş ş ş biri olan
Erzen, kuvvetli bir ş tahkim ş bir kale He korunmakta idi. ı bildir+
ğ göre, Abbasiter Devrinde Erzen ile Meyyafarikin'in ikisi birden 4.100.000 dirhem
(takriben 165.000 ı lira) vergi ödemekteydiler. Zira XIV. ı seyahat eden Mus·
tavti, Erzen'i ş ş bir ş olarak tasvir ş Taylor'a göre Erzen; 5.000 ı ı
35
(takriben 1 km.) bir sahayt ihtiva eden, oldukça ş bir ı Erzen, Garzan Da-
ğ ı gelerek tahminen Erzen'in 70 km. güneyinde Dicle'ye dökülen Erzen Suyu'nun
sol ı ı F. Lehmann-Haupt'un gözlemi ve ileri ğ tarihi se-
bepler de Erzen ı ı ş ı ı ğ teyit etmektedirz. ı ifade-
sine göre Erzen harabesinin bugünkü ş ile Palum ı Erzen ı ı güney-
ğ ğ kavls ı ğ ı yerde ve suyun sol ı ı gerekmektedir.
Buna göre bugünkü kaza merkezi olan Garzan veya Harzan, Erzen ile ı ğ
Ancak Erzen ı bu civardan ş ı ı ı dökülen küçük bir
kolun ismi olarak da ı
Erzen ş verimli bir ı ı ve [eopolltik mevki itibariyle önemli
durumda ı ı ı ı ş ı tahrip edilmesine sebep ol-
ş 1046 ı ı ı ı seyahat eden ş seyyah ı ı Hüsrev, yolu üzerin-
de bulunan Ahlat'a ğ ı ğ ı ı Bitlis'ten Erzen'e ğ ı akarsular, bostan ve
meyveliklerle dolu bir kasaba ğ kaydeder. Memluk Devri yazartanna göre, Er-
zen beylerinin memleketleri küçük fakat mevkileri çok ı

Xll. ı devrin ğ ansiklopedisini yazan Yakut, Erzen ş ünlü ve
mamur ğ kalede 35 kule ve 1 medrese ğ belirtmektedire. ı yüz-
ı ş Ziyaret eden Mustasfi, Erzen'l ş ş bir ş olarak ş A. Gabrl-
ere göre ise; ı ı ı kurulan ş eski bir köprü ile geçilmektedir. Güneyde-
ki ı köprü ile geçilmekte ve ş ı 2000 m. ı Ş bir medrese ve bir
maristan ı Hicretin ı ı ı Müslümanlarca ğ yazmaktadtr". Ş
rin ne zaman ve kimler ı ğ bilinmemektedir. Ancak "349 da Arzen'; bu
ş ğ ı ibaresinden ş ı ı var ğ ş ı ı ğ Meza-
potamya'da Imparator, Kaya Kale ı ğ Arzen bölgesinin merkezinde saray yap-
ı ş ı 577-578'de ı ı ş ı ı ı ş ı

Vii. ı Araplar ı
önemli bir merkez olarak zapt edilmesi, ş daha önce ğ ı Zira 640
ı ı bölge Iyaz b. Ganem ı ş 843 ı ı Ebu ı Muhammed
b. Yusuf el-Mervez! bölgenin valisi ş 851'de ise, ğ Yusuf b. Muhammed bu
göreve ş EI- Mütevekkil (842-861) döneminde önemli görevler üstlenen Bo-
ğ el- Kebir, Cezire bölgesindeki ı ı için ş Musul
üzerinden Ahlat'a giderken önce yol üzerinde bulunan ve Musa b. Zarure'nln ldaresln-
deki Erzen'e ğ ı ş ı Burada ı ş Süleyman, Ahmet, lsa Muhammed
ve Harun da ı Halifeye ş ı Erzen beyi ve ş ı ş
ve buraya yeni bir komutan ş ı Halife Babiliye'de ş ğ ı Bi-
zansnlar bu müsait ı yararlanarak, 942 ı ı Erzen'i de zapt ve tahrip ettiler.
Bu civardaki Erzen ş ise, Türkler buraya gelinceye kadar, bir ticaret ş olarak
önemini ş ve Theodosiopolis sadece bir askeri üs olarak ı ş ı Bu sebeple
Erzen bir ı ş olarak önemini ş Nitekim ğ Bey, ı ı
1048 ı ı ordusu ve büyük bir Türkmen ğ ile Bizanahtar'a ş ı harekete ge-
çirince, ı olmayan Erzen ş içinde ş ş ı ı ş ve ş ı ya-
ı bulunan Theodosiopo!is'e ı ğ ı ı ş ı Müslümanlar Bitlis ve Meyyafarikin ı
da bulunan ğ Erzen'den ı için buraya Erzen-ur-Rum (Roma Erzen'i) ı ı
ş X. ı ş ı Hamdani Seyrü'd-Devle ş ş Erzen'de ş
2
3
4
5
6
7
B
9
sneck. "Erzen Maddesi", islam Ansiklope(Jisi. Ankara 1997, s.<l37-<l38.
Kiepert, Karte von ı 1914, s.5 vd
A. Eraen, Erzen Ş ve ErzI'In Bey/eri. trz. s z.
O Turan. ğ Anadolu Türk ı ı Tar/hi. istanl;>uI1980, s.114: M. K. Özergin, ı Selçuklu ğ ı Ana-
dolu Yollan, ı ş Doktora Tezi, Istanbul Ursversüest Edebiyat Fak. ı BillumO), ı 1953, s. 14-
15,60; ı ı nüsrev, Sefemame (Çev. A. rerzn. ı s. 169
ı s-ç-e: s.z
A. Gabriel. Voyages Arche%giques Dans La Turquie Orientale. I. Paris 1940. s, 231.
E. Henigmann, ı Devlelinin ğ Smm (Ter. ş ı ı s. 2.
O.. Gurbüz, " eoöa ı Ermeraya Seleri" A D. Tilrklyat ş ı ı Dergisi, BaskrdaYakubt, Tarihu'/- Ya'ku-
bi, ll, Beyrul 1992, s. 476; Ş Ebi Yakut b. Abdiilah 1'11- Harnevl, MU'cemul Buldan, I. Ts, 150-151.
36
ğ Bey ı 1046 ı ı bölge Türk ı ı ı ile ş ş ı ş ve
1071 Malazgirt zaferinin ı Türk hakimiyetine ş
ğ Anadolu'nun en eski ve uzun ömürlü Türk ı olan ğ Bey-
ğ Erzen ve Bitlis'te hüküm ş ğ Mehmet Bey'in Erzen ve Bitlis bey-
lerinin ı ğ ş ı ı Buna göre ğ ı ğ Erzen ve Bitlis
olmak üzere iki kola ı ı ş ise de, bu hadisenin ne zaman meydana ğ bilinme-
mektedir. Ibnül Esir ve ğ kaynaklara göre, Erzen beylerine Togan Arslan ı
ş ğ kurucusu ğ Alp Tekin Mehmet'tir. Beylik ğ Anadolu'da
ş ı 300 ı hükümran ş
ibnül Esir ve ğ kaynaklar Erzen beylerine, Togan Arslan ı ğ
ni ve Melik Ş ı beri, Togan ı Erzen, Bitlis ve Vatsan ş ş
hirlerine hakim ğ bildirir/er. Ancak, Melik Ş devrinde ı ğ ı ve
Togan ı 1137'de ş ı Dilmaçoglu Alp Tekin Mehmet'in bu bölge-
de ğ kurucusu ğ gösterir. Böylece, Erzen beyleri ı ı kökeni or-
taya ı ı ş ı (1071-1104). Erzen Beyi Hüsamettin ğ ı Celalettin ş
ğ mesajda "Ben ı ğ (Türkistan) milletinden ş bir aile mensu-
buyum" diyerek sultandan Erzen ve çevresini kendisine ı ı ı isterse de, bu da
bir kuruculuk ı gelmez. Erzen ş ş da eski ve yerli bir kö-
kene ğ yahut da ş ı bir köy seviyesinde iken ğ ı ve stratejik
durumu ı ı zamanla ş önemli bir ş ve merkez haline ş oldu-
ğ ş
ı beyi Bayram Hoça (1380-1390) meydana ı ı Erzen beyi,
Eyyubiler ı mücadeleye ı ı Iki ı süren akrnlar, ğ ı ı Erzen
ş ı ı ı ı ş ı Bununla beraber, beylik yine de devam ş Nitekim Ak-
sak Timur (1394) ı ı ğ Anadolu seferini ı ğ ı ı Erzen ğ Sultan
AIi'nin idaresindedir. Sultan Ali, Timur'u hediyelerle ş ı ı ş ve memleketini istiladan
ı ş ı Bu tarihten itibaren bütün ğ Anadolu'ya Akkoyunlular hakim ş
Bu beylik ğ Anadolu'da 300 ı payidar ş en uzun ömürlü Türk beyliklerinden
birisidir. ğ Anadolu'nun fethi ı ı ş olan Erzen ş XLV. ı ya-
ı ı ı ı ı ş ı ğ Anadolu'daki Türk medeniyetine ait ı ı büyük bir ı ı ha-
rabe halindeki ş ı ı ı ı ı ı
Günümüzde Erzen ş ise; Yunuslar Köyü ile Garzan ı ı yer almak-
ı Siirt ili ve ilçeleri ş ı ı ı Temmuz 2002 tarihinde ı ğ ı
ı ş ı tespit edilen bu ş üzerinde pamuk ı ı ı ı Ş
Garzan ı ı ı düz verimli alan üzerinde ş olup dikdörtgen bir
plana sahiptir. Ş iç kale, ı ş kale ile üç ş günümüze ş Iç kale
Garzan ı ı hemen ı olup hilal ş ı ı ş kalede 66 tane burç tes-
pit ş ş ğ ı ğ ı burçlar ğ daha büyüktür. ş ı olarak
1500x1300 m.lik bir ı ı (Çizim: 3).
. iç kale günümüzde tespit ğ ı ile 90x60 m.. ı hilal biçiminde-
dir. Iç kale ı düzgün yekpare ş ş ş Içindeki ı ve üst ör-
tüde de yekpare ş ve horasan ı ı ı ş ı Kalan bu izlerden ı ı döne-
mi ve mimarisi için önemli bulgular ş ı ı ğ ı ş ı ı (Resim: 10, 11).
Ş ı ı ş ı ş kale ş ı olarak dörtgen ı ı ı ş kalenin ku-
ğ bir ş ı ı ile 11 burcu ı 492 m. ğ ı (Resim: 5). Do-
ğ ve güney ı 30 burç ve bir ş ı ı mevcut olup 1461 m. ğ ı
ı ve ı 25 burç ve bir ş ı ı ı 1334 m. ğ sahiptir. ı ş
kale ı ı en ğ ı ı olan bu bölüm 1461 m.dir. Burçlar ı mesafe
ş ı olarak 30 ile 40 m. ı ğ ş ı ş kale ı ı ı ı ğ ı 6 m.,
ı ise 20 ile 30 m. ı ğ ş (Resim: 12).
Üç ı ı ı ş ı ı sonucunda Siirt'in hem bölge hem de ulu-
sal ğ çok önemli bir yere sahip ğ sonucuna ı ı ş ı ı ş ı ı
önümüzdeki ı Eruh'taki eserler üzerine ğ ş ı ı ı
37
10,01.2002
ı ı ı .....zErdll
101134Sm.
Çizim 1 : Kurtalan ş Köyü, ğ ş ı
Camii
Çizim 2: Çattepe Köyü, sur
ı ı ı
,O
-i i
'__ __"""""ClOIO"""D
.,
..........
Çizim 3: Erzen ş ve kalesi
38
Resim 1 : Kurtalan ş
Köyü, ğ
zar ı Ca-
mii
Resim 2 : Yanarsu Köyü,
Garzan Kalesi
39
Resim 3 : Yanarsu Köyü,
Garzan Kale Ca-
mii
Resim 11 : Erzen Ş iç
kalesindeki ya-
ı ı üst örtü-
sünden ı ı
42
Resim 10 : Erzen Ş iç
kalesi
Erzen ş ı ş
kale ş ı ı
burcu
ARCHAOLOGISCH-SPRACHWISSENSCHAFTLlCHES
CORPUS DER DENKMALER MIT LYKISCHER SCHRIFT
M. SEYER*
Das "Likçe ı ı ı ı Projesi" (TL-Projekt)stellt ein Projekt des Instituts für
Klassische Archa.ologie und des ı für Sprachwissenschaften der Univereltat Wien
dar, das unter der Patronanz der Osterreichischen Akademie der Wissenschaften steht.
Für die Genehmigung des Projekts gilt der Dank der Generaldirektion für Bauten und
Museen im Kulturministerium in Ankara; für die groBzügige Finanzierung sind wir dem
Fonds zur Förderung der Wissenschaftlichen Forschung zu groBem Dank verpflichtet.
Die beiden Kampagnen des Jahres 2002 fanden vom 3.5.-29.5 und vom 2.9.-
26.9. statt . Teilnehmer waren neben dem Projektleiter, Prof. Dr. J. Borchhardt, und
dem Autor als Archa.ologinnen Frau M. Gessl (Frühjahrskampagne), Frau L. Zabrana
(Herbstkampagne), als Graphiker und Bauzeichner Herr F. Fichtinger, Herr Dipl.lng. K.
Schulz, Frau C. Spiess, als Sprachwissenschaftler Herr. Prof. Dr. H. Eichner (Herbst-
kampagne), Frau Mag. M. Pesditschek (Herbstkampagne), Herr Doz. Dr. R. Tekonlu
(Herbstkampagne) sowie als Photographen Herr L. Fliesser (Frühjahrskampagne) und
Frau R. Hügli (Herbstkampagne), denen an dieser Stelle ebenfalls herzlichst gedankt
seL Nicht zuletzt gilt der Dank Frau F. Büyükyörük vom Museum Antalya für das Ent-
gegenkommen und die Hilfe, die sie dem Projekt als Regierungsvertreterin bei beiden
Surveykampagnen entgegenbrachte.
Das TL-Projekt verfolgt eine Neuaufnahme aller bereits publizierten Monumen-
te, die über eine Iykische Inschrift verfügen. Wenn es sich bei der groBen Mehrzahl di-
eser Denkmaler auch um Grabbauten wie z. B. freistehende Grabha.user, Felsqraber
oder Sarkophage handelt, liegen beispielsweise mit Inschriftensteinen, Werken aus
dem Bereich der Kleinkunst sowie Keramikfragmenten jedoch durchaus auch andere
Dokumente vor, welche die Iykische Sprache aufweisen. Hier soll nun das gesamte
Material dieser Sprachdenkrnaler unter gleichwertiger Berücksichtigung der archaolo-
gischen, baugeschichtlichen, historischen, epigraphischen und sprachwissenschaftlic-
hen Aspekte in einem Corpus vorgestellt werden. Für ein derartiges facherüberqreifen-
des Forschungsprojekt bietet sich gerade eine Kulturlandschaft wie Lykien hervorra-
gend an, da sich hier narnlich vor allem im sepulkralen Bereich die günstige Konstel-
lation ergibt, daB man sich neben dem archaoloqtschen Befund mit seinen zahllosen
Grabern auch auf etwa 200 Grabinschriften stützen kann, die - trotz gewisser Ahnlich-
keiten mit griechischen oder römischen Epigrammen - in ihrer Art einmalig sind.
Trotz der mittlerweile seit mehr als einem Jahrhundert andauernden archaolo-
gischen Untersuchungen werfen die Graber auch heute noch zahlreiche Probleme auf,
die nach wie vor in vielen Punkten nicht zufriedenstellend gelöst sind. Zwar sind z. B.
Dr. M. SEYER, c/o Inslilul tür Klassische Archaoloqle, Franz Klein Gasse 1, A-1190 Wien/ÖSTERREICH
Die ersle Kampagne des TL·Projekls tand berells vom 23.8.-13.9.2001 slatt.
43
in der Frage nach den architektonischen Vorbildern für die Fassaden der Felsqraberz
in den letzten Jahren Fortschritte erzielt worden, wir können vor allem durch die Ergeb-
nisse der Forschungen in den Nekrapolen von Xanthos, Patara, Kyaneai und Llmyra
auch eine Vorstellung von der Art und Anzahi der Grabbeigaben qewlnnen-, doch ist
unser Wissen über grundlegende Probleme wie - um nur einige Beispiele zu erwahnen
- die genaue Form der Bestattung, einen etwaigen Totenkult am Grab, oder auch iko-
nographische Fragen in der Interpretation zahlreicher Grabreliefs sehr mangelhaft. Di-
eselbe Situation ergibt sich für die Sprachwissenschaft, da die Inschriften, abgesehen
von den Schwierigkeiten bei der Lesung und der Entzifferung, im Wortlaut oft nicht klar
genug sind, um ihren praktischen Sinn verstehen zu lassen. Viele Details, die dem
Auftraggeber bzw. dem Leser in der Antike als selbstverstandlich galten und demzufol-
ge nicht eigens ausgedrückt wurden, entziehen sich heute unserer Kenntnis. So
kommt es, daB viele Inschriften, die leicht zu übersetzen sind, hinsichtlich ihrer konk-
reten Bedeutung nur sehr unzureichend verstanden werden können. Die Zusamme-
narbeit von Archaoloqie und Sprachwissenschaft ermöglicht es in vielen ı hier
weiterzukommen, da durch einen Vergleich von beiden Befunden neue Einsichten ge-
wonnen werden können.
Als einfaches Beispiel sei die Regelung für die Plazierung des Grabherrn bei An-
lagen mit einer oberen und einer unteren Grabkammer (im Lykischen: hrzzi fitata bzw.
fitri fitata) angeführt. Die Ideen für diese Sonderform unter den sepulkralen Denkrna-
lern sind zwar nicht ganz neu, da sie von Borchhardt bereits formuliert worden sind-,
lassen sich durch die Gegenüberstellung von archaoloqischern und sprachwissensc-
haftlichem Befund jetzt [edoch prazisleren.
Ein Exempel für ei ne derartige Anlage stellt das zweigeschossige, freistehende
Hyposorion-Grabmal des Siderija in Limyra dar (Abb. 1), dessen Iykische Inschrift (Abb.
2) nach der Numerierung von E. Kalinka die Bezeichnung TL 117 tragt
5
. Dieses Grab
wurde bereits von Ch. Cockereli im 19. Jh. entdeckt und ı in der Forschung demzu-
folge auch unter dem Namen Cockerell'scher Sarkophag bekannt. Die Bauaufnahme
erfolgte bereits zu Beginn der 70er Jahre des 20. Jhs. durch G. Mader im Rahmen der
Limyra- Grabung
6
. Die untere Kammer (Abb. 3), die durch die Türöffnung im Süden bet-
reten wurde, ı zwei Klinen auf, die entlang der beiden Seitenwande angelegt sind,
wahrend die obere, die von Norden her zu befreten war, lediglich Platz für eine einzige
Bestattung bot (Abb. 4). Bereits O. Benndorf schloB aus den griechischen lnscbritten
aus hellenistischer und römischer Zeit, daB bei zweistöckigen Grabern die obere Kam-
mer die privilegierte war, in welcher der Grabherr mit seiner Gemahlin und seiner un-
mittelbaren Familie bestattet war, wahrend die untere für entfernte Verwandte, Freige-
lassene etc. bestimmt war
7
. T. Bryce auüerte darüber hinaus die Vermutung, daB ı
derartige Unterscheidung auch für die klassische Zeit anzunehmen sei, obwohl dafür
keine eindeutige Evidenz zur Verfügung stehe'', In der Beantwortung dieser Frage ist
allerdings J. Borchhardt von archaoloqischer Seite ein weiterer Schrilt gelungen
9
.
2 Hier sind in ersler Linie die praklisehen Arbeilen im Rahmen der experimentellen Archiiologie von K. Schulz und L.
Mühlbauer w nennen: J. Borchhardl, XV/ii. ı Sonuç/anToplant/s/ll (1996) 175 Abb. 19; ders., ı ı Sonuç-
lÇIn ı ı ii (1998) 32ff. Abb. 20-22; ders., Grabungen und Forschungen in Limyra aus den Jahren 1991-19913,
OJh66,1997 Beibl. 3271.Abb. 2; ders., Öslliche Randkulluren - Phryger, Lydier, Lykier: Grabhauser und Nekropolen,
Brockhaus. Die Bibliolhek, Kunst und Kultur 2 (1997) 197 mil Farbabb.
3 F. Blakolmer, Die Nekropole V von Zernurl - Limyra. Neue Grabungsergebnisse, In: H. ş - F. Kolb (Hrsg.L. Grabty-
pen und Totenkultim südwestliehen Kleinasien. Internationales Kolloquiumin Antalya, 4.-8. Oktober 1999 (im Oruek)
mil zahlreichen Lileraturangaben zu den einzelnen Grabungen in den Anmerkungen.
4 J. Borchhardl, Die obere und die unlere Grabkammer. Beobachtungen zu den Beslallungsbrauchen der Iykischen
Oberschichl, in: M. Kubelik - M. Schwarz (Hrsg.), Von der Bauforschung zur Denkmalpllege. FestsehriftA. Maehatse-
hek (1993) 7ff.
5 E. Kalinka, Tituli Lyciae lingua Lycia conscripli, TAM1 (1901) 80f. TL 117.
6 J. Borchhardl, Limyra: Bericht über die Grabungskampagnen 1973, TürkAO 22,2, 1975,41 Abb. 19.
7 O. ı - G. Niemann, Reisenim südwestliehen Kleinasien i: Reisenin Lykienund Karien(1884) 102.
8 T. R. Bryce, TheLyeiansin Literaryand Epigraphie Sourees(1986) 116ff.
9 J. Borchhardl, Die obere und die unlere Grabkammer. Beobachlungen zu den Bestattunqsbrauchen der Iykisehen
Obersehiehl, in: M. Kubelik - M. Sehwarz (Hrsg.), Von der Bauforsehung zur Denkmalpllege. FestsehriftA. Maehatse-
hek (1993) 7ff.
44
Nun stellt die Inschrift am Grab des Siderija eine Bilingue dar, deren Iykischer
und gr,iechischer Text einander entsprechen, und die demzufolge keine Entzifferungs-
oder Ubersetzungsprobleme bereitet: "Dlesee Monument hat Siderija, der Sohn des
Parmena, gebaut tür ı selbst und tür seine Gemahlin und tür den Sohn Pubiele". Da
das Monument zweigeschossig ist, fragt man sich, wie die Klausel "tür sich selbst und
tür seine Gemahlin und tür den Sohn Pubiele"zu verstehen lst, Der archaoloqische Be-
fund laBt erkennen, daB im bevorzugten oberen Grabraum lediglich Platz für eine ei n-
zelne Beisetzung zur Verfügung steht, woraus geschlossen werden kann, daB der
Grabherr das Privileg beansprucht, hier allein die letzte Ruhe zu finden. Seine Gattin
war allem Anschein nach mit dem möglicherweise einzigen Nachkommen Pubiele im
Hyposorion bestattat.
DaB dem Grabbau des Siderija eine besondere Bedeutung zukam, laBt sich aus
der Iykischen Inschrift erkennen, da dieser mit dem ungewöhnlichen Terminus "arawa-
zi" bezeichnet wird. Im allgemeinen werden Graber im Lykischen entweder als ı
wa - das Gebaute", oder als "xupa" bezeichnet. Ein weiteres Wort stellt der Ausdruck
"tezi" dar, womit allerdings wohl ausschlieBlich Sarkophage gemeint sind. Der Terrni-
nus "erewezi" laBt sich jedoch unter Umatanden mit einer Hypothese Borchhardts in
Verbindung bringen, nach welcher eine zweigeschossige Anlage den Anpruch des
Grabherrn auf Heroisierung ausdrücken soll. Tatsachlich sind in unmittelbarer Umge-
bung des Grabmals Vorrichtungen in den Felsen geschlagen, die auf ein Temenos hin-
deuten und - damit verbunden - auf den Umstand, daB hier in irgendeiner Form Kult
stattgefunden hat. Leider lassen sich aus dem entsprechenden Wort des griechischen
Textes, in dem das Monument mit dem Ausdruck "ro ı bezeichnet ist, keine na-
heren Aufschlüsse gewinnen.
Ein weiteres Beispie] einer zweigeschossigen Anlage mit hrzzi ı und ı tite-
ta stellt das Grabmal des NturigaXa in Çindam mit der Iykischen Inschrift TL 77 dar
10
(Abb. 5, 6). Dieses Monument ist gemeinsam mit jenem des Xlasitini in ı das
alteste durch die Inschrift datierbare Grab, da es durch die Datierungsformel Itene arp-
paXu ı - in der Regierungszeit des Harpagos" noch der MiUe des 5. Jhs. v. Chr.
zugehörig ist. Die Inschrift stimmt im groBen und ganzen mit je_ner des Grabes des Si-
derija überein: "Diesen Beu, nun wer ı gebaut hat, (das ist) Nturigaxa, der Sohn des
Ta, tür seine Gemahlin und seine Söhne", daran schlieüt dle Datierungsformel "unter
der Königsherrschatt des Harpagos". Der Zusatz, daB Nturigaxa das Grab auch für
sich selbst bauen lieB, und der im Lykischen mit den Worten "sil! ehb!" ausgedrückt
wird, ist hier zwar im Gegensatz zum lirnyralschen Grabmal weggelassen, doch kann
vorausgesetzt werden, daB der Erbauer ebenfalls hier bestattet war, da diese Formel
im AIIgemeinen nur sehr selten verwendet wird.
Auch der archaoloqische Befund ergibt ein annllehes Bild wie am Grab des Si-
derija. Die untere Grabkammer war zweifellos zur Aufnahme von zwei Bestattungen
bestimmt, wie den beiden ı zu entnehmen ist (Abb. 7, 8). Nicht genau zu
bestimmen ist indes die Situation in der oberen Grabkammer, die sich quasi im ausge-
höhlten, spitzbogenförmigen Deckel befindet (Abb. 9, 10). Es ist durchaus möglich,
daB der Grabherr hier ebenfalls allein bestattet war; in diesem Fall ware vorauszuset-
zen, daB seine Gattin unten ihren Platz fand. Die Breite der oberen Kammer von ca. 1
m laBt jedoch auch die Möglichkeit often, daB das Ehepaar hier gemeinsam, sozusa-
gen im funeraren Kohabitat, beigesetzt war. Die Tatsache, daB in der unteren Kammer
zwei ı aus dem Felsen geschlagen sind, könnte in diesem Fall durch die
Inschrift erktart werden, in der die Rede von mehreren Söhnen ist, die in diesem Grab
bestattet werden sollten.
Auftallend ist, daB auch dieses Grab in einem Temenos lag, der durch einen
Dromos vom SO her betreten wurde, und an dessen Eingang sich eine aus dem Fels
10 Kalinka a. O. 65 TL 77; J. Zahle, Lykisehe ı mit Reliets. Alte und neue Funde, Jd/94, 1979 287tt. Abb. 21.
11 G. Neumann, Neutunde Iykiseher Insehrilten seit 1901, ETAM7 (1979) 26t. N 310.
45
gehauene Vertiefung befindet, bei dem es sich möglicherweise um ein Becken handelt
(Abb. 11). Man kann also auch hier daran denken, daB der Totenkult, wie immer er im
Detail ausgesehen haben mag, direkt am Grab vollzogen wurde.
Die Zusammenarbeit von Archaoloqle und Sprachwissenschaft laBt sich in Çin-
dam noch in einer weiteren Beziehung erkennen, auch wenn diese hier augenschein-
Iich ist und keiner Iangen Erklarunq bedart. Es ist auffallend, daB das Grabmal sowohl
in seiner Gesamterscheinung, als auch in so manchen Details aus dem Rahmen ka-
noniseher Iykischer Grabbauten tallt. So findet sich zwar die Verbindung eines Grab-
hauses mit einem aufgesetzten spitzbogenförmigen Dach des öfteren, wie z.B. am
Grab des Apnnatama in Myra
12
(Abb. 12), doch ist dieses Monument nicht nur prazl-
ser und feiner gearbeitet, sondern wirkt auch insgesamt in seiner Gestalt entwickelter
als jenes in Çindam. Auch bei der Gestaltung der Fassade weicht das Grab aus Çin-
dam von vergleichbaren Grabhausern in manchen Details ab, wie beispielsweise im
Fehlen der kanonischen Faszien über den Rundhölzern.
Ein Unterschied zeigt sich auch in der Gestaltung der unteren Grabkammer
(Abb. 7, 8). Diese weist mit zwei Stelnbanken entlang der Seitenwande zwar eine durc-
haus übliche Ausstattung auf, doch sind sowohl die Form als auch die Ausarbeitung
auffallend schlicht, wie das ein Vergleich mit atmllehen Kammern zeigt. Am Grab des
des Iprisida in Kyaneai
13
(Abb. 13), dessen Innenraum als völlig kanonisch bezeichnet
werden kann, wird deutlich, daB sich die Vertiefung zwischen den Banken.jile in Çin-
dam nur angedeutet ist, zu einer groBen Hache entwickelt. Das Grab des Nturigaxa in
Çindam macht also insgesamt einen altertümlichen Eindruck und erweckt den Ansche-
in, daB der endqültiqe Kanon in der Gestaltung der Fassade und der Grabkammer
noch nicht gefunden war. Dieser Eindruck erhalt von sprachwissenschaftlicher Seite
nun durch die hohe Datierung in die Mitte des 5. Jhs. v. Chr. seine Bestatiqunq.
Als letztes Beispiel sei das Grab des ı in ğ

noch kurz erwahnt,
das zwar stark an Çindam erinnert, aber sowohl architektonisch als auch im Textfor-
mular voller entwickelt ist (Abb. 14). Auch hier handelt es sich um ein freistehendes,
zweigeschossiges Grabmal mit oberer und unterer Grabkammer, das allerdings vor al-
lem an der Rückseite besonders stark zerstört ist. Wie erwahnt, ist der Text hier aus-
führlichej, wobei der Anfang im groBen und ganzen fast gleich wie bei Siderija in Limy-
ra und Nturigaxa in Çindam ist: ı Bau, nun wer ı gebaut hat, (das ist) Piiite-
usi (mit dem Titel) tewinaza (wohl: Seher?), der Sohn des Idazzala, für seine Gemah-
lin und seine Daran folgt hier allerdings eine eindeutige Passage, die eine
Anweisung für die Beisetzung gibt: "Und sie werden ı hinauflegen in den oberen
Beu, den Pititeus! und seine Gemahlin", woraus klar hervorgeht, daB der Grabherr hi-
er gemeinsam mit seiner Gemahlin in der oberen Kammer bestattet sein wollte. DaB
die beiden bei ihrem lmmerwahrenden Lager allein und ungestört sein woliten, laBt
sich dem weiteren Verlauf der Inschrift entnehmen: "Irgendeinen anderen, nun den
wird er nicht daraufbestatten, irgendeinen Angehörigen oder einen Fremden", wobei
für den Fall, daB dieses doch getan wird, auch eine Strafe angedroht wird: "Dann wer-
den ı die Totengötter zürnen und Heledi (eine unbekannte GröBe), und es werden
ı die Angehörigen des Iykischen Bundes insgesamt strafen".
Ein Blick in die obere Grabkammer (Abb. 15) zeigt, daB der archaoloqlsche Be-
fund die Verfügung des ı stützen kann, da die Kammer zwar nur eine Grablege
enthalt, die allerdings die ungewöhnliche Breite von mehr als 70 cm. aufweist und so
beiden Ehepartnern bequem Platz bot. Auch hier entsprach es wohl dem Wunsch des
12 Kalinka a. 0.69 TL 87.
13 ebd. 61 TL 69.
14 G. E. Sean, Report on a Journey in Lycia 1960, AnzWien 1962,2,81.; Neumann a. 0.20 N306; Sorchhardl a. O. 15tt.
Abb.9-15.
15 Die Wieder9abe der Inschrift 10lgIder Übersetzung und Interpretation durch H. Eichner.
46
Grabherrn, daB seine Söhne in der unteren Kammer bestattet wurden, wobei natürlich
nicht ausgeschlossen werden kann, daB diese im Lauf der Zeit ihre eigenen Grabba-
uten erichten lieBen.
Diese Beispiele führen vor Augen, daB gerade eine Gegenüberstellung von are-
haoloqlschem und sprachwissenschaftlichem Befund wichtige Aufschlüsse über die
Iykische Grabkultur geben kann. Einerseits könnte man ohne die Texte bestenfalls
mutmaBen, welchen Sinn die so aufwendige architektonische Anlage gewisser Grab-
bauten hat, auf der anderen Seite würde die bloBe Kenntnis der Inschriften ohne die
exakte archaoloqische und bauhistorische Aufnahme der einzelnen Denkrnaler eben-
so vieles im Unklaren lassen. Es ist das erste Mal in der Geschichte der Lykienforsc-
hung, daB im Rahmen eines solchen Projekts die Zusammenarbeit von ArcMologen
und Sprachwissenschaftlern in dieser Form systematisch realisiert werden kann.
47
Abb 1 : Grab des Siderija in Limyra, Li
74/241 (Foto: W.Sehiele)
Abb 2 : Grab des Siderija in Limyra, Insehrifti Li
74/227 (Foto: W. Sehiele)
Abb 3 : Grab des Siderija in Limyra, un-
tere Grabkammer, TL 02.134.33
(Foto: R. Hügli)
48
Abb 4: Grab des Siderija in Limyra, obere Grab-
kammer, TL 02.134.12A (Foto: R.Hügli)
Abb 5 : Grab des Nfurigaxa in Çindam,
TL 02.144.07 (Foto: R.Hügli)
Abb 6: Grab des Nfurigaxa in Çindam,
Insehrift, TL 02.143.26 (Foto: R.
Hügli)
49
Abb 7: Grab des Nturigaxa in
'If .;'"11... Çindam, untere Grab-
kammer, TL 02.143.23
(Foto: R. Hügli)
Abb 8 : Grab des Nturigaxa in
Çindami GrundriB, Ze-
ichnung: F. Fichtinger, ,
2002
Abb 9: Grab des Nturigaxa in
Çindam obere Grab-
kammer, TL 02.143.18
(Foto: R. Hügli)
50
r ' ~ - )
! ,
~ j
~ ..,. .."",.,= . . . . , . , . , - - . ~ ~ . , . . - " ..
P,'
Abb 10: Grab des ilturigaxa in Çindam, Grundrib der oberen Grab-
kammer und Schnitte, F. Fichtinger, 2002
ob 11 : Grab des ilturigaxa in Çindam,
Blick von Südosten, TL 02.143.35
(Foto: R. Hügli)
51
Abb 12: Grab des Apnnatama in Myra, TL
02.005.06 (Foto: L. Fliesser)
Abb 13 : Grab des iprisida in
Kyaneai, Grabkarn-
rner, TL 02.152.15A
(Foto: R.Hügli)
Abb 14 : Grab des Pirlteusi in
C a ğ r n a n , Li 91/42 (Foto:
G. Landskron
52
Abb 15 : Grab des Pirlteusi in
ç a ğ r n a n , obere Grab-
karnrner, Li 91/46 (Foto:
G.Landskron)
ADIYAMAN iLi VE iLÇELERiNDE
YÜZEY Ş
Ahmet Ali BAYHAN*
Fikri SALMAN
T.C. Kültür ı ğ ı ı ve Müzeler Genel ğ 24.06.2002 tarih
ve 10085 ı ı izniyle ş ş ı 20-30 Temmuz 2002 tarihleri ı
da ş
ş ı ekibi, Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölü-
mü'nden Yrd. Doç. Dr. Ahmet Ali ı ş ı ğ ı ı üniversitenin Güzel
Sanatlar Fakültesi'nden ş Fikri Salman'dan ş ş ve ı temsilci-
ğ de ekip ş ı ş
ı ş süresince ikame ve ş ı ı ı ve Besni ğ
vi'nden ş ı ı ı ş ekibi, ş ı ı ı 2002 ı ı ı
Merkez ve Besni Ilçesi'nde bulunan eserler (Resim: 1) üzerinde ş ı ı ş ı
1. CAMiLER
1.1. Hasan ş Camii Minaresi: Besni ilçesi'ne ğ ı Üçgöz Beldesi'nin merke-
zinde ı Minaresi orijinalolup üzerindeki kitabeye göre, 1130 H./ 1718 M.
senesinde ş ş Cami sonradan ş Caminin haziresinde iki adet ta-
rihi mezar ş ı ı Bunlar 1082 H./ 1671-72 ve 1097 H./ 1686 M. tarihlidir. Minare
kare kaide üzerinde yükselen onikigen gövdeli, tek ş ve silindirik ş petekten
ibaret olup, ş ı iç bük ey madalyonlar içerisinde çini süslemeler ı an-
cak büyük ı ı ş ı
1.2. Mustafa ş Camii Minaresi: Besni ilçesi'nin Üçgöz Beldesi'nde yer alan
cami ş ancak minaresi eskidir'. Kare kaideli, silindirik gövdeli bir ı ı
Caminin ı ı hazirede mezar ş ı mevcuttur. Bunlardan birisi üzerinde
1050 H./ 1640-41 M. tarihi ı Buradan hareketle cami ve minarenin XVii. ı or-
ı önce ı ı ş ğ ı ı
Yrd. Doç, pr. Ahmet Ali BAYHAN, Atatürk Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Sanat Tarihi Bölümü, 25240 Erzu-
rumffURKIYE
ş Gör. f.ikri pALMAN. Atatürk Üniversitesi, Güzel Sanal/ar Fakültesi, Geleneksel Türk EI ı Bölümü, 25240
ErzurumffURKIYE
1 ş ı ekibine ı ş izni veren T.C. Kültür ı ğ ı ı ve Müzeler Genel ğ ş ederiz.
2 ş ı ekibinin ı ve Besni ilçesi'ndeki ı ş ı ş ı ı ı ı ğ Besni Kaymaka-
ı Metin Akdamar, ı eski Kültür Müdürü Mustafa Sucu, Uçgöz (Sofraz) Beldesi Belediye ş ı ı
Arslan, ı Belediyesi Imar Müdürü Mehmet Sali ı ş ve ş Mahmut ğ ile ı ı ı ı
Mustafa Gürbüz ve Mahmut Alagöz'e ş bir borç biliriz.
3 M. Sucu; ı ili ve ilçeleri, Gaziantep, 1993, s. 63; H. ğ ve ğ Bütün Yönleriyle Besni, istanbul,
1987, s. 100.
4 M. Sucu; a.g.e., s. 63; H. ğ ve ğ a.g.e., s. 100.
53
1.3..Öksüz Minare: Besni ı ğ ı Üçgöz Beldesi'nin ı ı ı
Camisi tamamen ı ı ı ş ı Minare kare kaideli ve silindirik gövdelidir. ş ka-
ı ı üzerindeki kitabe yosunlarla ı ş durumda ğ için ı ş ı ı ı
la ı tarihi de kesin olarak bilinmemektedir, ancak beldenin en eski camisi ı ı
1.4 Külhanönü Camii: Ne zaman ve kim ı ı ı ğ ı ı
Ancak genelolarak XViii. ı ş ş ğ sarutmaktadrr". Tamamen
düzgün kesme ş ı ı ş ı Kare ı ı önceden tek kubbe ile örtülü ol-
ğ tahmin edilmektedir, ancak sonradan yan duvarlardaki payandalara ı
ı ş yatay iki sivri kemerle ı ı paralel üç nefli, bazilika ı bir düzene dö-
ş ş (Çizim: 1). Ust örtü günümüzde tamamen ı ı ı ş vaziyettedir. Iki ke-
merli bir son cemaat yeri ı Caminin ı ş yer alan minaresi, kare
kaide üzerinde onikigen gövdeli, ı ı ı tek ş ve külah ı ı ş
ğ yükselmektedir.
1.5. Tahtaoba (Ali ş Camii Minaresi: Eski Besni'de ı Camisi
tamamen ı ı ı ş ı Mevcut minaresi kare kaideli ve silindirik gövdelidir. Ca-
minin uzun, dikdörtgen ş bir mekandan ibaret ğ üzerinin düz toprak damla
ğ ve meyilli bir arazide ş ğ eski kaynaklarda rivayet edilmektedir
8
.
1.6. ş ı Camii: Eski Besni'dedir. Tamamen ı ı ı ş ı içerisinden ş anda yol
ş ı (Resim: 2). Kaynaklardaki bilgilere göre Memluk ı ı
Muhammed b. Kalavun ı XLV. ı ş ı ı ş Ortada yer alan
bir avlu ile kuzeydeki seki ve odalardan ş bir bölüm ve güneydeki dikdörtgen
ı ı ibadet ı ibaretti. Meyilli bir arazide kurulan caminin harimi, üçer sü-
tunlu iki ı ile üç nefe ı ı ş ı Ortadaki üç kemerli ş ı ı üzerinde minare yük-
selmekteydi. Bu ğ ile ı ı ı Memluklu ve ı minarelerini ı
ı ı oniki ı gövdesi ı ş ve ş ı ğ ı mukarnaslarla ş
1.7. Ulu Cami: Eski Besni'dedir. Camisi ı ı ı ş ancak minaresi mevcuttur (Re-
sim: 3). Minare üzerindeki kitabede;
ı ı JY")I ı ı ı ı ı ı ı ı
ı J J ı ...-iw..J1 01..=i ) •••••ı ı J..c. ı ı ı
"YaAllah! Gerçekten Allah'tan ş ilah yoktur, Muhammed ı peygambe-
ridir."
Ya Allah! Mimar Numan el-Osmani 973 H.l1565-66 senesinde ı ş ı yaz-
ı Buna göre 973 H.l1565-66 M. senesinde Mimar Numan el-Osmani ı
5 XVi. ı ş ı ı Sofraz Camii'nden bahsedilmektedir. Muhtemelen zikredilen cami bu ı ı Bkz. M. ş
temir; XVi. ı ı (Behisni, ı ı Mansur, Gerger, Kahta) Sosyalve Iktisadi Tarihi, Ankara, 1999, s. 235.
6 ı Zeyrek ı bir ş ı ı ı ğ ı ve bu ş de ı ı muhasibi ğ ı ı M. Erkmen; Besni
Ilçesinde ı DönemiCami ve Hamamlan (Atatürk Universitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji ve Sanat Tari-
ı Bölümü ı ı ş Lisans Tezi, 1988), s. 34; M. Sucu; a.g.e., s. 62.
7 Türkiye'de ı Abidelerve Eski Eserlw, Ankara, 1983, s. 79-81; M. Sucu; a.g.e., s. 62; H.. ğ ve ğ
a.g.e., s. 95-96; S. ı ı Ili Besni Ilçesi ı DönemiCamilen (Yüzüncü ı Universitesi Fen-Ede-
biyat Fakültesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü ı ı ş Lisans Tezi, 1997), s. 40. Ancak M. Erkmen ve A. Ulu-
çam caminin plan ve mimari özellikleri ı ı XVi. ı sonu-XVII. ı ş ı ı ı ş ğ ileri
sürmektedir. Bkz. M. Erkmen; a.g.t., s. 34; A. Uluçam; "Besni'deki Küftür ı ı ve ş GAP
Bölgesinde Kültür Varltklarmm ı ş ı ı ve ı ı ı Sempozyumu (01-05 Haziran 1998, Ş ı
fa), Ankara, 2000, s. 193-194. Fakat XVI. ı ş ı ı bu adla camiye ı Bkz. M. ş
ı a.g.e., s. 232-238. Bununla birlikte ı ı ı ı ı ı ı mimari özelliklerini ı ı ı
8 Bkz. M. Erkmen; a.g.t., s. 32.
9 A. A. Bayhan; ğ Anadolu'da Memluk ı Türklfir, Vi, An,kara, 2002, s. 138. ı kaynaklarda ı Ars-
lan ı ı ı ı ğ ı ifade edilmektedir. Bkz. AdJYaman ii ı ğ Istanbul, 1977, s. 60. XVi. ı ş belgele-
rinden ı Arslan Camii" ve "Arslan Mescidi" ı bir caminin ı tarihlerde ğ ş ı ı Bkz.
M. ş a.g.e., s. 235-236. Fakat bu isimlendirmenin ne kadar ş ı Camii ile ğ ı ı ğ tespit etmek
mümkün ğ
10 Türkiye'de ı Abidelerve Eski Eserler, Ankara, 1983, s. 84-85; H. ğ ve ğ a.g.e., s. 96; A. Uluçam;
a.g.m., s. 194-195.
54
dan ş ş Kare kaideli ve silindirik gövdelidir. Caminin ilk ş ı ile ilgili kesin
bilgiler yoktur". Türkiye'de ı Abideler ve Eski Eserler ı ı 83. ı
kitabenin
12
son ı ı 898 H.l1492 M. tarihi tespit edilebilmektedir. Buradan hare-
ketle cami, XV. ı ı Dulkadirli veya Memluklular ı ı ı ı ş 01-
ı ı

1.8. ı Camii: Besni'ye ğ ı ı ı Köyü'nde ı Eski cami ta-
mamen ı ı ı ş ı Fakat 1978 ı ı yenileme ı eski ı ait kitabe,
mevcut camiye ş ş ş ı ı üzerindeki kitabe ş
ı ı ı Y. J ı ı Y4 ı ı
.... ı ... L>"'! )l.lc.1 ı ı
0
bU
.»lc. y. ı ı c.sA\SY.J!
ı ı tu.. ı ı ı
ı ı ı ı ı

... 4y.,;;y
ı ı ı ı ı 1':1'" y.1 '1JI )\.fj
1Yn;u..
Bu kitabeye göre caminin ilk ı ı ş ı 1274 H./ 1857 M. tarihindedir. içerideki mih-
rap üzerinde
(Rahman ve Rahim olan ı ı Zekeriya onun ı mabede her ş

(Peygamber) selam onun üzerine olsun, dedi ki, ölümden önce namaza acele ediniz,
ölümden önce ... acele ediniz.) ibaresi ı
1.9. ı ı Camii: Eski Besni'de ı Tarihi kesin olarak bilinme-
mektedir. Ancak genel bir ğ ile XVII.15 veya XVIII.16 ı tarihlendiril-
mekle birlikte ı özellikleri ı ı cami, Dulkadirli ğ ı olan ı ı
beylerinden biri ı muhtemelen XV. ı ı ı ı ı ı ş ı
Caminin ancak kuzey cephesi ile minaresi ı ayakta ş (Çizim: 2).
2. Ş
2.1. Kahraman ğ ş ı Merkez ğ ı Durukaynak (Pi-
ş Köyü'nde ı Ali ı Evi'nin ş Kitabesine göre
1338 H./ 1919-20 M. tarihinde Kahraman ğ ı ı ı ı ş ı Kemerin ı
daki kitabe ş
11 Türkiye'de ı Abide/er ve Eski Eser/er, Ankara, 1983, s. 81-83'de "Ulu Cami" ş ı ğ ı ı Tahtaoba (Ali ş
Camii ı ı ve XVii. ı mal edilmektedir. H. ğ ve ğ a.g.e., s. 95'te de Ulu Camii ı ı
ken ı bilgiler ı M. Sucu; a.g.e., s. 62'de "Ulu Cami" ş ı ğ ı ı minaresinin hala ğ oldu-
ğ ve xu. ı ı ı ğ ifade edilf.!lektedir.. ş a.g.e., s. 234'te "Büyük Cami" ı ile ı ı X!I.
ı ı ş ı ı ı ı ı H. Ertugrul ve ı ı a.g.e., s. 99; M. Erkmen; a.g.t., s. 25'te Bekir Bey Kul-
liyesi'nden bahsedilir ve Ulu Camii külliye ile ş Gerçekte de bir ş bölgesindeki Ulu Camii'nin o yö-
redeki en eski tarihli ı ı gerekir. ğ taraftan Besni'de Medrese-i Bekir ı bir ı tesis edil-
ğ kaynaklardan ş ı ı Fakat vakfa ait eserler ı camiden söz edilmez. Bkz. M. ş a.g.e., s.
232.
12 Kitabe için bkz. Türkiye'de ı Abide/er ve Eski Eser/er, Ankara, 1983, s. 83.
13 A. Uluçam; a.g.m., s. 192.
14 ı Kerim, AI-i imran, 3/37.
15 S. ı e.q.t., s. 46; A. Uluçam; a.g.m., s. 194.
16 M. Erkmen; a.g.t., s. 31.
17 A. Uluçam; a.g.m., s. 194.
55
ı
...s ı ),1 ı ı ı ı jJ
ı ı
\1" 1" A
Kahraman bu ş sezab nigarki rahmetin
ş idenler rahmet eyler yadigarki rabbin
8übhane'I-lah
1338/1919-20
2.2. Üçgöz Küçük ş ş ş Besni ilçesi'ne ğ ı Üçgöz Belde-
si'nin mekezinden geçen derenin ı ı Bir su ğ ı ş edil-
ş küçük kemeri i bir ş ibarettir. Ancak kemerli ş ı ı ı ı ı ş ı
2.3. Vakkas ğ ş Besni ilçesi'ne ğ ı ı Köyü'nde bulun-
ı Tek kemerli ş ve yalaktan ibaret ş ş ı yüz ı önce Vakkas Emi-
ğ ı ı ı ı ş ı
2.4. Tahtaoba Camii ş Eski Besni'de ı Tahtaoba Camii'nin
ş ğ Tek kemerlidir. Mevcut durumu ı zamanlarda restore ş Fa-
kat Besni'deki tarihi ş birisi ı muhtemeldirw.
2.5. ı Sükker ş Eski Besni'de bulunan ş restore ş du-
ı (Çizim: 3).
2.6. ı ı ş Eski Besni'de bulunan ş restore ş durum-
ı (Çizim: 4).
3. SU MiMARisi
3. 1. Köprüler
3.1.1. Karakol Köprüsü: ı ş merkezinin güneyinde, Vartana'ya gi-
den yol üzerinde ı kesin olarak bilinmemektedir. Fakat bu taraftaki
köylere giden yolun eskiden bu köprüden geçmesi, köprünün tarihi bir ı ğ
ş 5.05 m. ş ğ köprü yolu olan köprünun 3.70 m. ş ğ
de, yuvarlak kemerli, tek gözlü ğ görülmektedir.
3.1.2. Ş ı Köprüsü: ı merkeze ğ ı Atatürk Ş Köyü'nün ı ı ş ı
da, Ş ı ı üzerinde ı 3.40 m. ş ğ ı geçmesi
için ı ı ş ı ı (Çizim: 5). Biri büyük, ğ küçük iki sivri kemerli köprünun kü-
çük kemeri 1996'da betonla ş
3.1.3. Üçgöz Köprüsü: Besni ilçesi, Üçgöz Beldesi'nin merkezinde bulunmakta-
ı Eski köprünün temel izleri mevcuttur. 1930'larda ı ı ğ ş Usta
ı ş 1990'larda da betonla tahkim ş Yuvarlak kemerli tek
gözlü bir ı sahiptir.
3.1.4. Ali ş Mahallesi Köprüsü: Eski Besni'de ı Tahtaoba Ca-
mii'nin önünde, ş ı Ali ş Mahallesi'ne geçmek için ı Tek kemerlidir
(Resim: 4). Muhtemelen son zamanlarda restore ş
18 Eski resimlerde bu ş Tahtaoba Camii'nin ğ ı görülmektedir. ı minareye ş olarak ikinci bir
ş daha mevcuttur. Bkz. H. ğ ve ğ a.g.e.,s. 97. ğ taraftan Besni'deki içme suyu probleminden
ı XVi. ı ş ı ve ş ı ı için bir ı tesis ğ bilinmektedir. Bkz. M. ş
a.g.e., s. 232-233. Bu sebeple Eski Besni'deki ş günümüzde restore ş olsalar da kökleri çok eskilere
ı
56
3.1.5. Yeni Mahalle Köprüsü: Eski Besni'de ı Tahtaaba Camii'nin
önünde, Yeni Mahalle'ye geçmek için ı ı ı Tek kemerlidir (Resim: 4). Muhteme-
len son zamanlarda restore ş
3.1.6. ğ Köprüsü: Eski Besni'de ı Sivri kemeri i tek ı
ı ğ sahiptir. Muhtemelen son zamanlarda restore ş
3.1.7. ı ı Köprüsü: Eski Besni'de ı Tek kemerlidir. Muhte-
melen son zamanlarda restore ş
3.1.8. ş ğ ı Çöplü Köyü Köprüsü: Besni ilçesi'ne ğ ı ş ğ ı Çöplü Köyü ı
ı ı 11.50 m. ş ğ sivri kemerli büyük bir ı ı ğ sahiptir. Kü-
çük ı ı dikdörtgen ş ve sonradan tamir ş (Çizim: 6).
3.1.9. Kaya ı Köprüsü: Eski Besni'de ı Tek kemerlidir. Muhte-
melen son zamanlarda restore ş Hafif ğ bir ı sahiptir.
3.2. Hamamlar
3.2.1. Külhanönü (Meydan) ı Eski Besni'de ı ı
ı ı tamamen ı ı ı ğ uçtan bir ı ile ı ı ı ğ geçilmektedir. ı ı
ğ ı istikametinde bir mekandan ibarettir. ı ı ş ı
dan ı ı ğ ş ı ı Kubbeli ı ı ğ ı üç ı eyvanlar ile ğ ve
ı ş halvet hücreleri ı ı ı ğ ı ı ı ı vaziyette su
haznesi ve külhan mevcuttur (Çizim: 7). ı ı tarihi kesin olarak bilinme-
mektedir. Ancak Külhanönü Camii'nin ş ğ dönemde ı ı ş ı Do-
ı ı ı ı ı ı ı tarihlenebillr,
3.2.2. Bekir Bey ı Eski Besni'dedir. ı medrese ve hamamdan olu-
ş bir külliyeye aittir
2o
. Fakat günümüzde sadece hamam, harabe ş mevcuttur
(Resim: 3; Çizim: 8). XVi. ı ş ı önce ı ı ş ı ı
4. HANLAR
4. 1 Kadir ilik Evi'ne ş ı ı merkezde, ı Mahalle-
si'nde ı Evin kuzeyinde 5 adet dükkan yan yana ş ş Derinlik-
leri 5.10 m. olan ı birincisi 3.85 m., ikincisi 3.15 m., üçüncüsü 3.60 m., dör-
düncüsü 3.50 m. ve ş 3.30 m. ş ğ
5. EVLER
5.1. Kadir ilik Evi: ı merkezde, ı Mahallesi'nde, Tekel ı ı
No: 17'de ı ş ı ı üzerindeki" " iba-
resinden 1822-23 M. ı ı ş ş ğ ş ı ı Bir bahçenin ı
da ş haremlik ve ı bölümlerinden meydana gelmektedir (Resim: 5).
ı kuyu, tuvalet, ı ve seyis ı gibi ğ ihtiyaçlar için ş bölümler mev-
cuttur.
5.2. Ali Tannverdi Evi: ı Merkez ilçe'ye ğ ı Durukaynak ş Kö-
yü'nde ı Ev iki bölümden ş ı Sol taraftaki bölüm Ali ı
di'nin ı Kahraman ğ ı 1327 H.l1909 M. senesinde, ğ taraftaki bö-
lüm ise bizzat kendisi ı 1953 ı ı ı ı ı ş ı Sol taraf, ı ş ı kemer-
lerle ı bir sofa ile onun ı mutfak, oturma ı ve ş odadan mü-
ş ğ taraf ise, sota, banyo, mutfak ve odalardan ş ı Sol ı gi-
ş bulunan kitabe ş
19 M. Erkmen; a.g.t., s. 38.
20 M. ş e.ç.e., s. 232; H. ğ ve ğ a.g.e., S, 99.
57
u..,. 4 .;b YI> .,;\.1y::. ı ı i "-ii.=..
ü;... 0""";;'JI
UJ cr. <.si \AJ .)! ı .)!
ı ı
1 \" V ;u.. WL. <.5""'\....0
Hane-i sahra yed-i ş her ı ya safa
içinde otursun içinde çekmesin cefa
Bir gelen bir daha gelmemdemesin ey bi-vefa
Sahibine ı ş ya Muhammed Mustafa
Sahibi Kahraman fi sene 1327
5.3. Vakkas ğ ğ ı Besni ilçesi'ne ğ ı ı Köyü'nde bulunmak-
ı ş ı yüz ı önce Vakkas ğ ı ı ı ı ş olan konak, iki kat-
ı ı ı ş ı kemerlerle ı ortadaki ı iki ı mutfak, oda, tuvalet ve
banyodan ibaret üst ı ı kemerlerle birbirinden ı ardarda iki çapraz to-
nozla örtülü ş bölümü ve yan mekanlardan ş bir düzenleme söz konusudur.
6. DiGERLERi
6.1. Besni Kalesi: Eski Besni'de ı Büyük oranda ı ı ı ş durumda-
ı Ş anda sadece bir burç ı ı ı ile kalenin tepesindeki çifte ı ı denilen ya-
ı ı ı ı ı Ilk olarak Hititler ı ğ ı kaledeki mevcut ı
ı burç üzerindeki kitabeden hareketle Memluk ı Melik ş ı zama-
ı ı ı ı ğ ı ş ı ı Sülüs karakterli Arapça kitabe ş
Bu mübarek burç Sultan el-Melik ş ı ı imar ş ı kay-
naklarda Memluk ı ı ı ş ş bir kale camisinin bulundu-
ğ ifade edilmektedir
22
. Caminin ı ş ı hamam ve ş ı gibi ı ı da yer ı ğ ı ve
Selçuklu ile ı dönemlerinde de ı ı ğ ı rivayet edilmektedir
23
.
6.2. Ş anda Besni'de Mustafa Baba Camii'ndeki bir ş ı üzerinde, Ma-
ş ve ı Kehf'in isimleri ile 1210 H. tarihi ı Bu 1795-96 tarihine tekabül
etmektedir. Eski Besni'den bir ı sökülerek ş ı ı
21 A. A. Bayhan; a.g.m., s. 137. A. ı ı ı ve Yöresindeki KaleMimarisi(Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fa-
kültesi Sanat Tarihi Bölümü ı ı ş Lisans Tezi, 2000), s. 37.
22 M. ş a.g.e.,s. 235.
23 M. Akar; ı ğ ı Kültür ı ı istanbul, 2000, s. 30.
58
59
..,;} rj

__•.__ ı ı e LL :res.<\,- i,l!-, ı CI)
k
Çizim 1: Eski.Besni· Kül-
Camii
ı
, ,
i : !
r i i :
:. ı L i i---i
I· Ih--m hu__ mmn_ m : :
o i 2 j - 4 5' ı i:
Çizen:f5AlMAN120031 cl)
k
Çizim 2 . Eski B .
. ı ı ı ı camii

ç;zen:c SALMAN l2003)
Çizim 3 : Eski Besni, ı Sük-
ker ş ı ve
ş
=.=_===,,====l =.==.=.;=.,, __
C
Çizim 4 : Eski Besni, ı ı
ş ı ve görü-
ş
o ı __ 2 3 4
ı ı
Çizim 5: ı / Atatürk Ş Köyü, Ş ı Köprüsü ı ve ş
60
-----------_. ---;---
,
,
,
:
i
,
Çizim 6: Besni, ş ğ ı Çöplü Köyü Köprüsü ı ve ş
,
,
i
____________ 1
• i
.:... - - - - _--i
ı CD
k
: i ",-rj ,_._ "",-(:
c\-cu
, :
,
i
,
,
:
,
,
,
,
,
,
i
i
,
i
:
,
ı
,
ı
o 1 i. 3_ ı ')
ı
Çizim7: Eski Besni, Külhanönü
Hamam. ı
61
, izim 8: Eski Besni, Bekir Bey Hamam. ı ı
ı ...
'.
!" .. .i' ";..
: ' i
'----
Çizim 9-10: Besni", ı Köyü, Vakkas
Emiroglu ğ ı alt ve üst kat
ı
62
-----_ ,
ı
[1
4'-:1
rJJ
L]

ı ı
İ
·,""" ......
.. ..;>"
."
Resim 1 : Eski Besni'den bir
ş
Resim 2: Eski Besni, ş ı
Camii'nin ı ı ı
63
Resim 3: Eski Besni, Ulu Ca-
mi minaresi ile Be-
kir Bey ı ha-
rabesinin ş
Resim 4: Eski Besni, Ali ş Mahallesi Köprüsü ile Yeni Mahalle Köprü-
sü'nün ş
pa
Resim 5: ı merkez, Kadir ilik Evi'nden ş
64
HYLLARIMA 20021
Ender VARiNLiOGLU*
Pierre DEBORD
2002 ş ı döneminde ı ş ı ı Hyllarimakentinde ı Bunun
ı ş ı ğ Müzesi'ndeki gladyatör ı ı ı yeniden okudum ve eski okumalarla
ş ı ş ı ı Bu müzeye Hyllarima'dan ş ğ ğ ğ ş hey-
kel de ı ş ı ğ ı ı bir konu oldu. ı Ilçesi'nde bir zamanlar belediye ı
ı ı ğ ğ ğ eser için ı ş izni -ne ı ki- olumlu bir so-
nuca ş ı
Hyllarima'daki ı ş ı ı tiyatro ve bouleuterionda ğ ş ı ı kent
ı Roma Dönemi ı mezarlar üzerinde ı ş ı ı ve kentin ı ilgi-
li ölçümler ı ı ş ı izni ğ için ı ve Müzeler Genel ğ te-
ş ederiz.
Re/eve Topographique et Urbanisme
Le reteve topographiquea ete complete ainsi que I'inventairedes blocs architec-
turaux ı dans les murets separant les terrains ou dans les maisons (400 pleces
repertorlees, un grand nombre etant ii la fois photoçraphle et dessine).
L'explorationdu site a ete poursuivieen consacrant notamment du temps ii l'etu-
de du secteur oriental. La lecture du terrain y est particutlerement difficile. La pente est
par endroits relativement forte et la vegetation tres dense. Le rocher qui affleure a ete
entatlle pour extraire les blocs destines ii la construction de la muraille. Nous n'avons
pu reperer aucun element des superstuctures. La trace de batirnent se Iit au sol par
des salqnees ou des niveaux d'attente tailtes dans la roche. Le reteve detaille ne se-
rait possible qu'apres decapaqe de la couche de terreau generee par la plantation re-
lativement ı d'une pinede sur le haut du site. La principale information est la mi-
se en evidence d'un axe est-ouest qu'i1 est possible de suivre sur une centainede rnet-
res. ii se presonte sous la forme d'une "saiqnee" dans la roche de 7 m.' de large qui
debute ii environ 50 m. au sud du theatre et remonte vers la porte est. Ce ı n'est
Iisible que dans sa partie ouest. En l'etat il n'est plus reperable au niveau de l'heroon
Prof. Dr. E;,nder VARiNLiOGlU, Akdeniz Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Eski ğ Dilleri ve Kültürleri Bölümü,
AntalyarrURKIYE
Prof. Dr. Pierre DEBORD, Universite Michel de Montaigne-Bordeaux III, FRANCE
Nous remereions le general de l'archeoloqle et des rnusees pour avoir accorde I'autorisation de travailler a
Hyllarima et Monsieur Öz directeur de la culture du viiiayet de ğ pour sa cooperation.
N.otre intervention a dure du 25 aoüt au 15 septembre. l'equipe etalt composee de E. ğ Prof. Dr. Akdeniz
Universitesi (Antalya), P. Debord, Prof. Dr., ı Michel de Montaigne-Bordeaux III, O. ş (releves, blocs
architecturaux), O. Henry (terrasses portiquees, necropoles, releve topographique), i. Iribarne (releve du theatre
dessins de blocs architecturaux). P. lebouteiller (reteve topographique). J.-F. Pichonneau (terrasses pornquees,
nôcropoles, releve du bouleuterion), i. Pimouguet-Pedarros (muraille), A. Salomon (bouleuterion, theatre, reportage
photo), G. Uçar (releve tMatre, dessins de blocs architecturaux).
65
decrit dans le rapport 2001. Ason extrernlte occidentale I'axe bute a angle droit sur une
probable voie nord-sud qui trouvait son origine au nord a une porte amenaqee a mi-
pente dans la muraille septentrionale puis traversait le site dans sa parti e rnediane (a
I'ouest du theatre et a I'est de l'aqora). L'existence de cette demiere voie ne peut st re
dernontree sans fouille. Elle se deduit de la lecture du trace general de I'urbanisme et
de la pressnce d'une grande entaille rectiligne dans le bedroek qui a permis la realisa-
tion d'un plan horizontal (utilise aujourd'hui par un canal d'irrigation).
Rempart Urbain
La campagne de septembre 2002 a permis de completer I'approche descriptive et
technique des remparts urbains, de reperer de nouveaux elernents d'architecture sus-
ceptibles de servir de ertteres de datation, ou tout au moins, de prendre place dans une
retlexion d'ensemble sur la chronologie de la ville, de sa fondation jusqu'a son abandon.
Le Cireuit Fotiitie
Le circuit fortifie a pu ötre suivi dans sa quasi totalite: a I'ouest, au-dela de la ro-
ute actuelle, on a pu localiser des sections de mur bordant l'echancrure du talweg, et
ainsi preciser I'extension de la ville dans ce secteur. Au nord-ouest, juste apres la zo-
ne du theatre, aucune trace de mur n'a pu ötre reperee dans les parties les plus ac-
cessibles du site, en revanche, on a decouvert sur un promontoire rocheux barrant
l'acces aux edlfices publics du cöte nord, des restes de blocs entailles dans la roche
laissant penser que le circuit tortlfle prenait appui sur ce promontoire. Au-defa, en di-
rection de I'ouest, aucune trace de mur n'est reperable sur environ 40 metres. Cepen-
dant, de part et d'autre de la route actuelle, plusieurs blocs rectangulaires disposes en
assises requlieres peuvent st re ldentlfies, avec un certain deqre de certitude, au circu-:
it fortlfle: i1s marqueraient ainsi sa limite nord-ouest,
La partie orientale est la mieux connue ace jour, avec sa porte flanquee d'une
tour pentagonale et d'une tour hexagonale. Le reteve archeoloqique a debute a I'ang-
le nord-est des remparts, juste apres la tour pentagonale, de mantera a suivre I'en-
semble de leur course du côte nord. ii a ainsi ete possible de mettre en evldence un
minimum de trois tours. Entre la premiere et la seconde tour, en partant de I'est, une
poterne a egalement pu ôtre reperee, A signaler la pressnce d'une porte situee plus a
I'ouest, juste a l'arriere de la zone du theatre, Pour la partie sud du circuit fortlfie, le re-
leve archeoloçlque a ete repris a partir du premier angle sud-est, juste apres la tour
hexagonale. Le bastion rectangulaire cantonne au sud-est a ete nettoye de rnaniere a
mettre au jour sa structure interne ainsi que son systerne de rattachement aux ecurtl-
nes. A partir de ce point, on a pu suivre le mur sud dans sa quasi-totatlte. Entre le bas-
tion rectangulaire et la prerniere tour figurant sur le plan initial, on a repere deux tours
de plan rectangulaire distantes I'une de I'autre d'environ 75 m. prenant appui directe-
ment sur les rochers surplombant la vallee. Au-dela, trois autres tours et une possible
poterne ont pu etre identifiees, Au sud-ouest le mur est plus difficilement reperable en
raison de I'implantation du viIIage moderne dont les maisons, pour certaines, occultent
les restes de tours et de courtines.
Dans les secteurs depourvus de tours de flanquement, on a repere des murets
places a la perpendiculaire par rapport ala Iigne du circuit fortlfie, venant buter contre
le parement interieuro On peut les identifier a des contreforts, procede technique co-
urant dans les fortifications grecques, destine a equllibrer les charges et les poussees,
en particulier aeviter un tlechissement de la muraille vers l'exterleur,
Modes et Styles de Construetion
Des fiches-types ont ete e t a b ı t e s pour chaque secteur du circuit fortiM de rnani-
ere a rendre compte preclsernent des modes et styles de construction utilises a Hylla-
rima. Hormis a I'ouest ou les remparts nesubsistent que sous la forme de blocs epars,
66
dans les autres secteurs, ils s'etevent encore, en plusieurs endroits, sur plus de trois
metres de haut; ils presentent des parements exterieur.et interieur peu hornoqenes en
ce qui concerne leur forme et mode d'appareillage mais sont partout constltues d'une
structure interne de type emplecton. Leur largeur moyenne est d'environ 2,50 m.
A I'est, i1s sont constitues, aussi bien pour les tours que pour les courtines, d'un
appareil rectangulaire isodome a carreaux et boutisses, preseritant un bossage d'eco-
nomie et des ciselures d'angle, ainsi que des joints droits bien ajustes. ii faut noter que
dans ce secteur, I'assise de reqlaqe des tours est en marbre.
Au nord, on note une plus grande diverslte dans le style de construction: certa-
ines courtines, notamment au nord-est, presentent un appareil rectangulaire pseudo-
isodome a carreaux et boutisses, avec un bossage d'econornie, des joints droits bien
ajustes; d'autres, un appareillage mixte, avec des blocs polygonaux et rectangulaires
irrequliers, des assises non reglees, des faces brutes d'extraction, des joints grossiers
necessitant le recours a des moellons de calage. Les tours de flanquement, en revane-
he, offrent plus de regularite avec leur appareil rectangulaire isodome, leur bossage
d'econornie, leurs ciselures d'angle et leurs [oints droits bien ajustes.
Au sud, la diversite est encore plus importante. Dans le secteur sud-est les co-
urtines presentent un appareil mixte semblable acelui du secteur nord-est rnentiorine
precedernment, Au sud-ouest elles sont constltuees de gros blocs polygonaux de type
cyclopeen mesurant partois plus de 1 m. de long sur 1 m. de haut, avec des faces bru-
tes d'extraction et des joints grossiers. Les tours de flanquement, du moins pour eel-
les qui ne sont pas ı simplement au niveau de leur assise de fondation, pre-
sentent pour les unes un appareil rectangulaire isodome acarreaux et boutisses, un
bossage d'econornle et des joints droits bien ajustes, pour les autres, un appareil rec-
tangulaire irrequlier avec un parement brut d'extraction et des joints grossiers.
Pour ce qui est du parement interieur, il est cornpose dans tous les secteurs de
blocs polygonaux ou rectangulaires lrrequliers, avec un parement brut d'extraction, des
joints droits bien ajustes ou au contraire grossiers necessitant des pierres de calage.
Datation Proposee
L'usage de I'appareil rectangulaire isodome a carreaux et boutisses, avec bos-
sage d'economie et ciselures d'angle, suqqere une date posterieure au milieu du IVe
siecle. Les autres formes d'appareils ainsi que le traitement des parements et des lig-
nes de joints, ne fournissent en revanche aucun indice tangible de datation. On peut
simplement remarquer le recours frequent a la periode hellenistique aux gros blocs
polygonaux de type ı dans des secteurs partlcullerernent ouverts a I'attaque
et ce sur de petites sections de circuit fortifie - ce qui est le cas dans le secteur sud-
ouest. D'une façon generale, I'observation attentive des systemes de liaison entre les
tours de flanquement et les courtines n'a pas permis d'attester I'existence de reconst-
ructions ou d'additions; de sorte que les ditterences dans les modes et styles de const-
ruction ne sont pas significatives de difterences chronologiques, mais peut-ôtre du rec-
rutement concomitant de plusieurs equlpes de tailleurs de pierre.
Les remparts d'Hyllarima temoiqnent d'une conception passive de la detense, et
suqqerent un environnement militaire ı a la fin du IVe siecle: trace simple avec
des decrochements dietes par la configuration topoqraphlque du site, tours de ı
ement peu nombreuses et depourvues de poternes de sortie, presantant des dimensi-
ons reduites (6x6 m.) excluant I'usage a l'interieur d'une artillerie defensive. Seule la
partie est presente unensemble architectural revelateur de I'adaptation des fortificati-
ons aux proqres de la pcliorcetique avec sa porte ı d'une tour hexagonale et
d'une tour pentagonale (conforme aux prescriptions de Philon de 8yzance), ainsi que
son bastion d'angle dont les dimensiqns importantes (plus de 8x7 m.) permettaient
I'installation de machines de tir. Cet ensemble architectural a pu faire I'objet d'une se-
conde campagne de construction sans qu'il prenne necessairernent place aune epo-
67
que beaucoup plus tardive que le reste. Une reftexion est a mener sur les causes de
ce rearnenaqernent, en relation avec la chôra environnante et la possession averee du
site par le dynaste Pleistarchos.
TMatre (campagnes
ii etait au depart noye dans un epais taillis de chônes verts. La prerniere opera-
tion (2000 poursuivie en 2001) a consiste en un debroussaillaqe pour lequel nous
avons ı de I'aide du Service des Eaux et Forôts. Nous avons par ailleurs ent-
repris le nettoyage systernatique (y compris desouchaqe) du batirnent de scene et de
ses abords. La campagne 2002 a cornplete ce travail dans la cavea. ii s'agit d'un the-
atre de relativement petite taille: 11 rangs (et probablement 12) de gradins. On peut
estimer sa contenance a 2000 places.
Une prerniere observation: l'etat de conservation du monument est assez remar-
quable. Cela est particulierernent vrai pour la cavea. La chute de gros rochers prove-
nant de la colline sur laquelle le theatre est adosse n'a pas serieusernent endornrnaqe
le batiment, En effet les principales deqradatlons proviennent d'un travail de recupera-
tion du marbre qui a du commencer des I'interdiction des ı theatrales et
se poursuivre au dela. On a d'abord detruit les superstuctures puis casse les doucines
des sieges et meme cornrnence adebiter certains de ces demiers en creusant des tro-
us qui permettaient I'introduction de coins. Le du marbre en vue de la fabri-
cation de chaux a ete eftectue sur place comme le demontre la pressnce dans le sec-
teur est d'un niveau de poudre et de menus debris de marbre sous la couche de comb-
lement. L'abandon des cette epoque est confirrne par la pressnce de matenel cerarni-
que datable des Ve-Vlle p.C. Le batiment de scene s'est effondre sur place, tres pro-
bablement a la suite d'un selerne. La poussee des blocs dans leur chute s'est operee
de I'ouest vers I'est. Une partie des elernents architecturaux est venue buter sur le mur
de la parodos nord et a deplace le bloc d'ante de cette demiere. Par la suite la ruine
des parties hautes des murs d'anafemma des parodoi ont contribue a obturer les de-
ux acces aI'orchestra.
Les murs porteurs ainsi que les elernents du substrat de construction sont tail-
les dans la roche provenant, au moins en partie, de l'arnenaqernent de la colline pour
y implanter le theatre ii s'aqit d'un calcaire coquillier assez dur mais peu homogene et
tres sensible a l'erosion ı se delite au contact de I'air et de la pluie pour donner au-
jourd'hui I'impression fausse d'une construction grossiere alors que les blocs enterres
apparaissent de bien meilleure facture. Dans les secteurs ou le monument a ete le plus
altere (en particulier les escaliers), on constate en effet que la roche a ete nivelee afin
de constituer de verltables lits d'attente pour les blocs de marbre. Tout comme pour les
tours jouxtant la porte est, les assises de reqlaqe des murs bordant les parodoi sont
en calcaire marmorsen extrait de carrieres proches. L'ensemble (steqes, trans sca-
enae etc.) a ete ensuite habllle de marbre blanc a gros grain d'origine locale. Relevons
la pressnce de quelques elemerus decoratits en marbre rose.
Comme la plupart des theatres hellenistlques, l'edifice est adosse a la colline et
la parti e centrale talllee dans le rocher alors que les ailes sont construites. Les murs
d'anafemmata de la cavea sont bien conserves ainsi que les murs de Iimite des paro-
doi, mais ces demiers (le fait est plus accentue pour celui du sud) ont ete I'objet de so-
utirages de pierres qui les ont fraqlllses. ii y aurait necessite d'une intervention rapide
de consolidation en raison du risque d'effondrement de quelques tres gros blocs.
La technique de construction des murs d'anafemma varie un peu selon que I'on
est sur l'aile nord ou sur I'aile sud de la cavea. L'aile sud est realise en un appareil car-
reau-boutisse (assises de 0,70 m., blocs variant de 1m. a 1,75 m., boutisse de 0,40
m.) sans bossage. Cette caracteristlque constitue la seule difference avec le type d'ap-
pareil utilise a la porte est et I'analogie pourrait suqqerer une construction conçue dans
un meme programme. L'aile sud ne reprend pas ce systerne carreau-boutisse et le mur
septentrional exterieur de la cavea presente un bossage assez accuse,
68
La pente est de 30°. Le ı rnesure au niveau du mur d'anafemma est
d'environ 88 m. ii n'est plus que de 56,60 m. sur le demler rang de sleqes conserve de
la cavea. L'organisation de cette demiere est d'une grande slmpllclte, ii n'y a pas de
circulation tntermedialre a I'exception de celle qui court entre les sieqes normaux et la
file des sieqes de proedrie. Six escaliers de 0,63 m. a 0,65 m. de large separent ou
bordent cinq kerkides dont la dimension n'est pas strictement identique (du nord au
sud 46°, 43°, 47°, 43°, 50°). A noter que le ı theorique est outrepasse d'en-
viron 50°. Le probleme des acces n'est pas completement resolu. Entre partie basse il
s'effectuait au nord et au sud par deux parodoi de 2,80 m. de large donnant accss a
I'orchestra, a la circulation inferieure, aux sieqes de proedrle. Pour I'instant les eventu-
els acces hauts ne sauraient stre definis. Le degagement du mur d'anafemma rneridi-
anal au contact du rocher montre que ce dernier a ete arase en paliers; le mur est alors
constitue d'abord de tres gros blocs quasi bruts, puis d'un empilage de pierres pres-
que cubiques. Nous n'avons pas repere d'acces superieur dans cette partie (le nord
n'a pas ete deqaqe). L'existence d'une circulation haute n'est pas dernontree. Sur les
ailes le dernier rang de gradins en place est de modele standard incluant une parti e
medtane piquetee faisant fonction de repose-pied, ce qui invite a restituer un rang su-
perleur de gradins. ii semble qu'au moins I'un de ces sieges tornbe dans I'escalier 2 ait
ete sauveqarde, ii est en l'etat de rnôrne hauteur que les sleqes des autres rangs: 0,42
m. (0,67 m. de long, 0,64 m. de large). Le dossier est casse et sur l'arriere le sieqe est
plquete, ii n'etait donc pas apparent et devait jouxter un mur de clôture destine acac-
her le rocher qui surplombe la construction vers l'arriere, Quelques blocs travailles et
une moulure de couronnement retrouves au dessus de I'aile nord de la cavea peuvent
provenir de cette balustrade mais on ne peut ecarter l'hypothese qu'i1 s'agisse de blocs
venant de la scene, ı la pour ôtre debites. Dans la parti e medtane de la cavea,
le dernier rang conserve (le onzieme) comporte le sieqe proprement dit en arriere du-
quel une partie large en leger relief et piquetee doit st re interpretee comme le lit d'at-
tente d'un element de clôture du systeme, Vers l'arriere des niveaux et des paliers ta-
iIIes dans le rocher etaient certainement habilles; seul un decapaqe complet permett-
rait une description coherente,
Dans la parti e basse du nord de la cavea on aperçoit la limite de I'orchestra et
I'angle de la parodos nord. Le repose-pied assocle au rang inferieur des sleqes (0,50
m.), la circulation (0,60 m.) au dela de laquelle etait etablie une file de sleçes de pro-
edrie, I'angle de la parodos nord avec I'orchestra et labase mouluree de I'ante. Une
etude attentive de ce secteur montre qu'on y a procede a des remaniements. Cela
s'explique par le fait que nous sornrnes la dans une des parti es les plus fragiles du mo-
nument. Les marches des escaliers ne sont en effet pas solidaires des sieqes pas plus
qu'elles ne sant llees aux murs des parodoi. Ce fait a contribue a fragiliser le systerne
a ses extrernites ce qui explique que ce soit cette partie et elle seule qui ait ete detru-
ite aussi bien au nord qu'au sud. Pour les môrnes raisons une parti e des marches des
escaliers intermediaires a disparu. La seule exception est I'escalier 5 mais il est facile
de constater qu'il a subi de nombreux remaniements, cornrne le montrent les modules
disparates des marches et le fait que plusieurs comportent sur la face verticale appa-
rente un bossage piquete dont on ne perçoit pas la logique a cet endroit. Les dimen-
sions de I'escalier lateral (dans la partie basse ou il est conserve) sont les suivantes:
largeur escalier: 0,65 m.; hauteur des marches: 0,20 m.; largeur du bloc: 0,64 m.; lar-
geur des marches: 0,30 m.
Pour ce qui est des sieqes, les doucines sont assez volumineuses, la longueur
moyenne des blocs varie de 0,80 m. a 1,96 m.; la largeur de 0,90 m. a 0,95 m. (res-
pectivement 0,40 m. pour le siege; 0,30 m. pour le repose-pied; 0,25 m. pour le sup-
port du siege superleur): la hauteur totale est de 0,42 m. dont 0,20 m. pour la doucine.
En ce qui conceme les sieges de proedrie, I'ensemble constitue une file en avant de
la circulation inferieure. A proxirnite du bloc d'ante les sieqes semblent comparables a
ceux des travees superieures a cela pres qu'ils sont dotes d'un dossier (aujourd'hui
69
disparu). Ces sieqes d'honneur reposaient sur une seri e de dalles dont la partie ante-
rieure en debord de 0,30 m. servait de repose-pied. La Iimite lnterleure du systeme eta-
it constitue par une circulation de 0,60 m. de large, taillee verticalement et terrnlnee par
une doucine brute qui marquaitle niveau de sol de ı en terre battue. Enfin il
doit etre observe que, partout pour les sleqes ordinaires, le repose-pied est taille en
creux dans la partie superieure du sieqe inferieuro ii sert egalement 80 l'ecoulement des
eaux vers les escaliers en un systeme soigneusement etudie. Le creusement du canal
ainsi constitue s'accentue lorsqu'on atteint I'escalier ou l'evacuation est taellltea par la
creation d'une goulotte qui deverse en avant de la marche. Lorsque la position de cel-
le-ci I'interdit, l'ecoulement s'effectue de la meme façon sur I'escalier suivant.
ii n'y a pas lieu de mettre en relation avec cette evacuation les trous constates
pour I'un dans un sieqe de la huitieme rangee en partant du bas (il s'agit peut-ötre d'un
dispositif permettant d'accrecher un cable), pour I'autre une mortaise circulaire erensee
dans I'une des marches du cinquierne escalier. Ces amenaqernents sont plutôt 80 con-
cevoir dans la perspective de la pose d'un ve/um2.
ii est probable que les sieqes etaient degrossis 80 la camere. mais on peut mont-
rer que le travail de finition des blocs n'a pu ôtreeffectue qu'apres leur positionnement:
- La longueur variable des blocs de gradins a comme limite imperative le pas-
sage des escaliers.
- A cet emplacement la zone de contact du gradin est retalllee pour faire appa-
raitre en relief le profil de la marche adjacente.
- L'emplacement du repose-pied etait dellmite prealablement par une Iigne pl-
quetee en tirets discontinus. Sur plusieurs gradins le trace a dOötre rectiüe (sans que
pour autant on tente d'effacer I'ancien) pour assurer la contlnuite de la courbure avec
le siege suivant.
Le batirnent de scene proprement dit constitue un rectangle de 26,4x7,8 m. ii est
prolonqe sur ses deux ailes en direction du mur d'ana/emma des parodoi par un mur
dans lequel etalt ouverte une porte permettant l'acces 80 I'orchestra. Deux piliers de
marbre syrnetriques (de seetion trapezoidale avec un angle 80 110°) terminaient ce mur
et constituaient I'ante ouest des deux acces. Du côte de I'orchestra un gros mur porte-
ur (Iargeur 3 m.) constitue le support de la frons scaenae. Un certain nombre d'ele-
ments de son ornementation ont pu ôtre identifies. lls sont d'ordre dorique: blocs de fri-
se-architrave (80 noter le petit module des triglyphes), palmette (acrotere), un chapite-
au. Nous proposerens 80 titre provisoire une datation du Ile s. av. J.-C. Vers i'arriere du
batirnent donnant sur l'allee bordant le theatre 80 I'ouest le mur etait vraisemblablement
couronne par une ı au decor complexe comportant plusieurs registres (feuil-
les d'acanthe, anthernion compose d'une alternance de palmettes 80 quatre feuilles ou-
vertes et termees, etc.) probablement d'epoque antonine. Sur chacune des ailes du
batlrnent de scene, en Iimite ouest de la parodos, deux massifs constitues de murs de
calcaire articules sur le pilier d'ante trapezoidal et parallefes au mur d'ana/emma de la
parodos. Vers I'ouest, c'est 80 dire dans une parti e non visible du monument I'aligne-
ment est constltue de blocs de calcaire sommairement appareilles, Entre les deux, un
blocage de petites pierres et de terre brun clair compactee contenant du matenel da-
te du tournant de I'aire ou du debut du ler s. (amphores 80 cornes ou 80 anses bifides,
vases 80 levre plate rnouluree). Cette couche de remblai fournit seulement un terminus
ante quem pour le rearnenaqernent de l'espace occupe par le batirnent de scene.
La partie plate en terrasse, comprise entre le dernier rang de gradins et le mur
exterleur est occupee tardivement par des tombes que I'on doit tres probablement as-
socier 80 la petite chapelle rupestre qui ouvre lmrnedlatement en arnere de la partie me-
diane de la cavea. Cette derrtlere etait ornee de peintures (dont un chrisme) encore
partiellement conservees.
2 R. Graefe, Vefa erunt; die Zeltd''cherder römischen Theater und ı ı Anfagen, Mayence 1979; J·Ch. Morelli,
L'architecture des theatresen Asie Mineure(1980-1989 ", Topoi 2,1993, p. 9-32.
70
Comme on pouvait s'y attendre des inscriptions gravees sur les sleqes sont con-
servees dans les parties preservees des internperies par une couche de terre et de ve-
getation: des graffi/i (nom au genitif; motif avec un couteau, une pa/mette et des lett-
res du cebut de I'alphabet; lettres isolees) mais aussi sur la doucine de deux sieqes le
nom repete ZMAPAf,10Y, "Emeraude", grave en lettres requlieres, une fois en carac-
teres normaux, I'autre en ecriture reverse, nom d'esclave El. l'cnqlne devenu relative-
ment frequent par la suite (ct. l'Athenes des Antoninsje, Plus interessant encore I'indi-
cation en grandes lettres El. apices du nom de stephanephores (Iettres lunaires ou car-
rees du ille s. p.C.) qui court sur trois sieçes.
Bou/euterion
Le batiment se ı sous la forme d'un hemteyele inscrit dans un rectang/e
dont les dimensions exterleures sont: 17x12,70 m. Les murs ont une epaisseur reguli-
ere de 1,10 m. Les blocs qui le constituent sont arranqesen un appareil orthogonal. On
peut relever de nombreuses traces de chainage entre les blocs (croquis). La saiqnee
mesuree a 0,12 m. de large et 0,07 m. de profondeur sur un bloc de 0,82xO,77x 0,63
m. lls sont tallles dans le.calcaire coquillier local. Le mur est monte sur une assise de
reglage en calcaire plus homogene (meme technique pour la muraille ou le theatre).
L'hemicycle est ı de sept rangs de gradins. Un seul sieqe de la file su-
perieure est Ei peu pres en place. A I'exception d'un seul, les sieqes de cette file ont
bascule vers l'arriere au moment de la destruction progressive du batlrnent, Tout aus-
si naturellement les parties basses sont en p/ace et le relief de la partie anterieure, bri-
se ou erede vers le haut, est intact sur les deux demiers rangs interieurs. Contraire-
ment au profil arrondi de ceux du theatre, les sieqes ont ici une face anterleure evidee
sous une bande verticale droite (0,105 m). La hauteur totale du bloc est de 0,35 m., sa
largeur de 0,87 m. Le sieqe est uruformement plquete, une fois en place le debord par
rapport au siege superieur est de 0,60 m. La largeur du gradin ainsi que la courbure
de la partie avant est variable en fonction de sa position dans l'edifice El. la fois El. cause
du etametre decrolssant et aussi de la pressnce de deux escaliers dont les marches
ont disparu dans les parties hautes. On aperçoit en l'etat du deqaqernent une seu/e
marche de la partie la plus basse de I'escalier est.
La parti e peripherique de la cavea est appuyee sur une structure creuse compo-
see de deux murs au trace concentrique distants de 1m et constitues de blocs de cal-
caire de 0,50 m. d'epaisseur, L'espace compris entre ces deux murs est couvert par
des grandes ı es paratleleplpediques, talllees assez sommairement dans du calcaire
dur, qui reposent presqu'en equilibre sur des pierres de plus petit module, elles-rnernes
en leger debord (0,15 m. -0,20 m.) par rapport aux murs porteurs. Cet ensemble cor-
respond au niveau du cinquleme gradin qui est taille en biais pour reposer sur le quat-
rlerne gradin. Ces ı es sont irnplantees au meme niveau que le cinquierne rang de
gradins. Le sixieme rang prend appui sur cet ensemble. Ce niveau est complete par un
rembourrage de petites pierres calcaires, le tout servant de support au septlema rang.
On pourrait s'interroger sur la destination de ce vide: s'agit-il d'une parti e structurelle-
ou eventuellement d'un ambu/acre (Iasos par ex.) ? Un examen attentif de la partie
conservee (a I'est) parait dernontrer que laprerniere hypothese est la plus credlble.en
particulier Ei cause de la taille modeste de I'edifice (pas plus de 120 places). On obser-
vera cependant que I'on pouvait apparemment acceder ace couloir par un passage so-
uterrain vers le nord-ouest qu'il ne nous a pas ete possible d'explorer en 2002.
Dans ce systerne les points d'appui sont reduits au strict ı sans aucun
doute pouralleqer I'ensemble, ainsi le grand sieqe du rang 7 qui a basculevers I'avant
3 ı M. J. Osbome - S. G. Byrne dans P. M. Fraser et F. Matthews, Greek Personal Names, vol. II, Attica, Oxlord 1994
S.v. ı ı p. 400.
4 Doura Europas, J. Ch. Bally, Curia Ordinis, Bruxelles 1991, p.503-507.
71
au centre de l'hernicycle a ete evide a sa base et reposait sur ses supports seulement
a sa peripherie, On comprend combien cette construction en "chateau de cartes" po-
uvaitôtre fragile dans cette region aforte sismicite, Elle a bien resiste dans la parti e
est du monument parce que le mur de clôture a ete double a l'exterieur (au total 1,75
m.) par l'adjonction d'une piece dont les limites exactes devront etre precisees
La cavea se termine a sa base par un repose-pied dont le debord est de 0,44
m. et l'epaisseur de 0,23 m. Le sol de l'edlfice est pour une bonne part detrult. ii n'en
subsiste que le substrat est cornpose de petit blocs de calcaire lles par du mortier dans
lequel figurent ça et la de plus grosses pierres. Dans la couche qui lui est irrmedlate-
ment superposee figure du matenel romain identifiable (amphores aanses bifides) ce
qui suppose une confection (ou une refaction ?) du sol au ler s. p.C. Dans la couche
superieure (abandon) que l'on rencontre des le niveau du premier rang de sieqes on
note la pressnce de petites pierres, de mortier, d'une importante quantite de tuiles a
rebord (probablement Haut-Empire) , de cerarnique commune (de fabrication locale ?)
cuite en atmesphere reductrice.
De nombreux fragments de placage de marbre (blanc, nuage rose), des blocs
rnoulures en marbre, un mollet en marbre de grande taille appartenant a une statue
enqaqee dans un mur, dernontrent la qualite du decor du monument.
Les interrogations sur la date et la destination du monument sont evidernment
llees. Apres la prerniere analyse il est C ı a i r que la technique de construction plaide po-
ur une reallsation d'epoque romaine. S'agit-i1 d'un geronlikon (comme a Nysa ?), d'un
presbutikon (Sardes, Didymes) ou plutôt d'un bouleuterion, ? Signalons provisoirement
la mention probable d'un ger[ousiarque] dans un texte inedit et de la çerousie».
Ensembles Pottioues
Au sud-ouest de I'agora un ensemble de batirnent etaqes dont certains etalent
dotes de portique est mis en evldence.
La terrasse 17 recouvre un grand portique nord-sud (Iongueur superleure a40
m.) dont quatre colonnes en place sont apparentes en l'etat (entraxe de 2,20 m). L'ent-
ree ouest est conservee ennoyee dans le muret moderne qui retient la terre. Au pied
de la colonnade un caniveau couvert de dalles de schistes a ete repris dans le reseau
moderne d'irrigation.
Dans le muret moderne entre les terrasses 17 et 19 on releve la pressnce d'un
angle de mur en bel appareil orthogonal debouchant vers le sud sur une terrasse ou
I'on accedait de I'ouest probablement par un escalier. Ce mur appartient a un batirnent
dont on repere sur la terrasse 19 deux colonnes d'une colonnade est-ouest, 3 m. d'ent-
raxe (dlametre des colonnes 0,66 m.) qui se termine par un pilier carre aux angles ar-
rondis de 0,66 m. de côte, Dans ce meme secteur sont repertorles des elements de
I'entablement d'ordre dorique: blocs de frise (1,75x0,47x0,40 m.), triglyphe (O, 25 m. de
large), blocs corniche-cheneau presantant en alternance des tetes de lion servant ou
non d'ecoulernent, mutules de 3x6 gouttes (0,25 m.). Aucun, en l'etat, ne peut et re dec-
rit en entier. Sur la terrasse 20, dans le meme axe que le pilier carre siqnale sur 19, un
stylobate en partie conserve, Les traces de preparation du Iit d'attente laissent penser
qu'il supportait des piliers carres aux rnôrnes dimensions que celui decrit plus haut:
surface carree legerement dernaiqrie inscrite dans un carre de 0,66 m. de côte dont
les limites ont ete tracees prealablernent et les angles souliqnespar des croix; au cent-
re une mortaise pour goujon cubique avec un canal de eculee. A l'est de la terrasse su-
perleura (23) un pilier cordiforme in situ implique que nous sommes a l'un des angles
interleurs d'une colonnade de 0,40 m. de olametre. Sur le muret qui separe les terras-
ses 19 et 23, un segment de fut de pilier inteqrant deux demi-colonnes opposees de
5 Dans I'inscription Le Bas-Waddington 1583 bis attrtouee l ı tart l ı Alabanda (reprise avec des lectures dilferentes dans
BCH18, 1894, p. 42 et p.340).
72
0,40 m. de diametre qui appartient peut-etre a cet ensemble. Vers l'arriere le rocher a
ete profondernent entaüe pour permettre l'etablissernent de ce monument.
Necropoie Romaine
Au cours des campagnes precedentes plusieurs necropoles, dont l'arnenaqs-
ment remontait pour parti e a l'epoque hellenistique ont pu ôtre indlvtdualisees. Tout na-
turellement elles etaient situees hors les murs. Une grande tombe complexe (rapport
2001) etait en revanche situee a l'interleur de la ville et devait etre perçue comme un
ı
Nous avons procede cette fois a l'etude prelirninaire d'une vaste necropole situ-
ee hors les murs dans le secteur meridional
L'essentiel des vestiges conserves est ermeye dans les terrasses modemes sup-
portant des maisons et leurs dependances, ii s'agit pour la plupart des tombes qui sont
les plus visibles de rnausolees arnenaqes sur un support rectiligne (construction en cal-
caire, carreau-boutisse) qui suppose un axe de circulation (non degage) en avant.
Dans le secteur etudie ont ete teperes trois tombeaux dont la taille de la façade
varie de 2,8 a 3,5 m. constltues d'un podium construit en calcaire et habille de diffe-
rents elernents en marbre:
- un emmarchement constitue de blocs paralleleplpediques
- une file de blocs a patte de lion
- une moulure
Au dessus est place le sarcophage proprement dit partiellement en place dans
un seul cas. Ailleurs le sarcophage a ete disjoint du socle et ne subsistent que les co-
uvercles et les bases des cuves. L'un des fragments de cuve conserves consiste en
un morceau d'une guirlande appretee mais non terminee.
Cette necropole a connu des reamenaqements comme le dernontre la presen-
ce entre deux podiums d'une tombe a tuiles, elle-meme surmentea d'un sarcophage
d'enfant (0,65x0,42 m.). Sur la face la mieux conservee: une tôte d'enfant cheveux ti-
res vers l'arriere, au centre d'une guirlande de feuilles et fruits serres par un ruban, so-
utenue aux angles par des tôtes de beli er.
Au Musee de ğ
Une statue provenant du site d'Hyllarima ğ a ete deposee au musee de
ğ Statue d'homme dont il manque la tôte, le bras droit et le socle, hauteur totale
conservee 1 ,50 m. ii porte un long vetement qui denude le torse mais recouvre le res-
te du corps en cachant les pieds. La parti e haute du vetement est roulee et revient du
dos jusgu'au pieds. Elle est disposee en un savant drape ou I'artiste a eberche a jouer
sur les epaisseurs du tissu. Cette parti e est tenue serres par la main gauche dont les
doigts sont replies. Au niveau de la taille ce meme bourrelet est maintenu dans sa po-
sition par la main gauche et pend en un savant deqrade le long du flan qauche.
Les plis du vetement sont tres sommairement lndiques dans le dos qui est traite
a plat, de façon peu realiste. ii faut en conclure que la statue etait adossee a un mur
ou en tout cas non visible de ı
ii semble que I'on ait voulu representer un magistrat. Ce monument par sa fac-
ture serait adater de la basse epoque hellenlstlque.
73
Photo 1: Theatre, vue generale Photo 2: Theatre, eavea nord
Photo 3: 8ouleuterion
Photo 4:Ree vo j o i e r,
tombe d enfant
74
BATI PAMPHYLiA VE DOGU LYKiA'DA EPiGRAFYA
Ş 2002
Bülent ipLiKÇiOGLU*
1989 ı ı bu yana, Avusturya Bilimler Akademisi Küçükasya Komisyonu'nun
finans ğ uygulanmakta olan ı Pamphylia ve ğ Lykia Epigrafya ş ı
ı Projesi"ne ş ı ş 2002 ı ı ğ ı devarn edil-
ş ş ı ı bir süre misafir olarak Doç. Dr. A: Vedat Çelgin (Istanbul
l)niv.) ve proje ı olarak ş Gör. Hüseyin Sami Oztürk (M. A., Marmara
Univ.), ğ Tarihçisi ş Ergene (M. A.) ile ğ Furkan Akde-
rin ve Orhan Ataç (Marmara Univ.) ı ı ş ve özverili gayretleriyle önemli ı
ğ ı ş ı
2002 ı ı ı ş ı Korkuteli ilçesi'nin Mamatlar, Duraliler, Nebiler, ı ı ğ
ı ı Büyükkaraman ı Bahçeyaka ve ı köyleri; ı Ilçe Merkezi;
Antalya Merkez Ilçe'nin Gökdere Mahallesi ve ı Köyü; ı antik Treben-
na, Onobara, Termessos ve Neapolis kentlerinde ş ş olup, ş mezar
ı ı olmak üzere ş ı onur ı ı adaklar ve ı ı ı ı ş top-
lam seksen ı ı dokümantasyonu ı ı ş ı
Topografya, yönetim organizasyonu, onomastik ve din tarihi ı ı önemli
ı elde edilmesine olanak ğ ve tek tek üzerinde ı bu bildiri
çerçevesinde mümkün olmayan buluntulardan ı ikisine ı ğ is-
tiyoruz:
Prof. Robert Fleischer'in (Mainz) dikkatimizi çekmesi üzerine, 2002 ı ı ı ş
ı ı ı Termessos'taki Alketas ı hemen ı ı bir ka-
ya kutsal ı ş ş Kutsal alan, tam olarak ğ ı ş uygun,
L biçiminde iki duvar ve bunun önünde küçük bir teras ş ı yerde bulunmak-
ta olup bu uygun durumundan ı ı tasvirleri ve ı ı olan birçok adak
ş içermektedir. Kutsal ı ı ı ı ş kaya ı ı ı ucun-
da arcosolium biçiminde ı bir adak ş ı Bu ş içinde ayak-
ta duran, askeri giyimli, ş ı tahrip ş üç erkek figürü cepheden, kabartma halin-
de tasvir ş Figürler ğ ellerinde, bir ı ı su ğ birer patera, sol ellerindey-
se birer çifte balta ı ğ ı ı ı ı bakan birer köpek
ı Bu ş ı ı gene ı ş ve giyimde tasvir ş üç erkek figü-
rünün ı ı içeren ikinci bir ş ı ı ğ ı ı yüzünde, hemen
ikinci ş ı yan yana ı ı ş güçlükle okunabilen iki ı yer ı
ğ ı ı alt ı ı üçuncü bir ş mevcut olup ı figürleri içermektedir.
Kutsal ı güney ı ı ş kaya ı üzerindeki iki ı ı ı - ki ya-
Prof. Dr. Bülent jPliKÇiOGlU, Marmara, Ünlversitesi, F;en-Edebiyat Fakültesi, ğ Tarihi Anabilim ı ş ı
Göztepe Kampüsü, ı TR-81 040 IstanbulrTURKIYE e-posta: iplikcioglu@turk.net.
Kent ı F4; bk. TAM iii: Tituli Pisidiae; 1: Tituli Termessi et Agri Termessensis (Wien 1941) Tab. i.
75
ı ya tamamen ş ya da alanlar ş ı ı ı ş ı - alt ı ı da iki ı
yani dördüncü ve ş ş yer ı Bunlardan daha büyük ı gene üç
tane ayakta duran, askeri giyimli, sol ellerinde birer çifte balta tutan, cepheden tasvir
ş kabartma erkek figürlerini kapsamakta; küçük ş kabartmada tasvir edilen
figürlerin nitelikleriyse ş ğ çözülme nedeniyle ş ı ı Kutsal
ı güneyinde, ı ı ğ ı ı bir ı ı ş bulunmakta olup kabartma-
ı bu kez ı bir tane ayakta duran, askeri giyimli erkek figürü cepheden tas-
vir ş Bu figür ğ elinde bir patera, sol elindeyse bir kalkan ı ş
sol ı iklim ş ı yüzünden büyük ölçüde ş ve bu nedenle ğ ı ı bir
ş ı ı mümkün olmayan bir ı ı
Kutsal ı ğ ı üzerindeki ı harf biçimlerine göre daha
sonra ı ı ş ı Theoi Dikaioi'a, yani "Adil ı adakta bulunan ş bir
isim listesidir:
8€Otç ı ı ı
'Empcôou; ı ı Ma -
ı ı ı ı Bü -
4 .1).Qç üKAN EVYP<x\If€
.........O'L, ı ı
... [01 ı ı ı ı ı ı ı
ı ca. 8 ı ı ı ı ı
8 XPU(JEPffiÇ ı ı ı Ma.[ca. 3?],
ı ı K.. o. ou,
Euapatoç Topvou, Kortoç Euapa'tou,
ı ı Tpoücovôoo),
12 'Avoporrroç 'Evreiuou, 80aç 'Ieprovoç,
TIPffi'tOYOVOç Tptoxovôou) ı Mcoovroç•
...vôoç ı ı MEAll(j(Hvôpou],
TIAa'tffiV ı ı 'AltOAAffiVtOU 'Ayo(pa(J'tou),
16 TIapltyvlffiv ı L ..ı ""
ı ı ı [ ca. 7 ]ü[ca. 3],
......amp 'Aya8ayyeAo[u ca. 7-8 ],
....L ı 'Epu] ca. 6 ]
Noch eine Zeile?
ı zikredilen ve ı ı ı ğ ı görülen toplam 21 kadar Au-
relius'tan herhangi birinin ş ı ı dikkat çekicidir. 13. ı zikredilen
Aup. TIPffitOYOVOç Tpoxovôou 'Epuniou Mcouvroç'un Termessos'taki K ailesine
2
mensup
olma ihtimali oldukça yüksektir. Zira bu aileden ş kadar ş Mnoce; ve dört 'Ep-
ı ı ş olup ı ı üç Masas ğ Herrnaloss ve üç Hermaios ğ
lu Masass ı Ailenin ş ğ bilinen en eski "Masas ğ Herma-
ios"u olan K 2'nin, Protogonos'un ı ı mümkün ğ Zira bu ş
2 Bk. R. Heberdey, Termessische Studien(Wien-leipzig 1929) 107-110 ve TAM(n. 1) 305.
3 K 2, K 7 ve K 16.
4 K 4 ve K 12. ı B. ğ - G. Çelgin - A. V. Çelgin, Epigraphische Forschungen in Termessos und sei-nem
Territorium ii (Wien 1992) no. 14, sat. 1'deki Macraç 'Epuniou'ya da bk.; bu ş ı da büyük bir ı ı ı ailenin
bir üyesiydi.
76
30'lu ş ı M.S. 120'Ier ı tekabül etmektedir. ğ K 7 ya da K 16 Protogo-
nos'un ı iseler, ı ı ı ı M.S. takriben 120 ile iii. ı ı sonu ı
ki zamana tarihleyebiliriz. Çünkü K Tnin 30'lu ş ı M.S. 180'lere; ş ğ bi-
linen en genç "Masas ğ Hermaios" olan K ı MS 240'lara tekabül etmekte-
dir
5
. 15. ı Aôp, IIA(hrov 'Epila ı 'Ayo(p(x<nou) ise herhalde, TAM (n.
1) no. 223'te mezar sahibesi Aup. 'Avopccrn'nln ı olarak zikredilen ı ı 'A-
ı ğ ı da "Aurelius" gens ı ı ş ı ı ı ı ı ı
ş ğ ı ı terminus post quemlni ş M.S. 240 ı ı ş ı
Bu ı ı sol ı bulunan ye harflerin karakterine ı ı ğ göre
daha önce, fakat her halükarda Roma Imparatorluk ğ ı ı ı ş olan ı ise,
vezinli olarak kaleme ı ı ş "Adil ı (Theoi Dikaioi) bir ş metnidir:
'Ayueij TUXlJ. 'Y1tEP BOAAAPXH
L .. ........LEHL.:::......N
........'ta't01C; ı ı
4 ..T ı ı ı ı GEOtm ı ı ı
..O..L...... avopamv EUÇOIlEv91C;
... e1acrolO
.ENO..KAMEN E1t11 ypa\jfu'to KUt tPIA.
8 ... .... .. ..
....... ı .
........ ı ı O.IIIPATE v ELL...
..O TOI..OYAIE il v EcrOlC;
12 ..E ATEIIIOL acr'tEtOU .H.
ı iklim ş ı ı büyük ölçüde ı nedeniyle ı
son derece ş ı ş olan metinde, veznin ğ ğ bulmak da çok güç ha-
le ş Bununla birlikte, 3. ve 5. ı belli bir ş ı ı
ğ için, tüm ş 2. ı ş üzere, çift ı ı heksamet-
ron'lu daktilik ı çiftlerinden, ğ ı pentametron'lulardan ş ğ ka-
bul edilebilir.
Bu ı ı her ikisinde de sözü edllen "Adil ı (Theoi Dikaioi) ş
ğ ı Kibyra bölgesinden, Roma Imparatorluk ğ ı ait bir ğ ı ı ı
ş Bu adak, ayakta duran, yüzü örtülü, ayak bileklerine kadar uzanan bir
giysi içinde, cepheden tasvir ş bir ı figürüyle, bu figürün solunda tunika tar-
ı bir giysi içinde ı ş duran üç erkek figüründen ş bir kaya ı
ı Erkek figürler sol ellerinde birer çifte balta ı Büyük ölçüde ş ya-
ı ı ı ı AA[ ] i GEOtC; ="AI[ ] Adil ı bu
ğ ı sundu". Corsten, kabartmada tasvir edilen figürlerin ortak ş ı na bakarak,
ı hepsinin "Adil ı ğ sonucuna ı ş ı Termessos ı
daki üçlü, ş Kibyra ı üç erkek figürüyle ı ı ı ı
Kibyra ı "Adil Tannlar'rn bir dörtlüden, Termessos'takilerin ise bir üç-
lüden ş ı dikkat çekicidir. Ote yandan, Termessos'ta ı bir ş tek bir er-
kek figürü ı
5 Bu tarihlernelerin ğ için bk. Heberdey (n. 2) 58.
6 Bk. Th. Corsten, Kibyra 2000, ş ş ı Sonuçlart ı ı 19,2 (Ankara 2001 [2002)) 139, Res. 9 =idem,
Inschriften griechischer SUidteaus Kleinasien, 60: Die Insehriftenvon Kibyra, Teil i: Die Inschriften der Stadt und ih-
rer ı Umgebung (Bonn 2002) no. 96.
77
"Adil ı (Theoi Dikaioi) ı ı Phrygia ve ı ı bölgelerinde ol-
dukça ı olan henoteist "OGlOÇ Kat ı (ya da ı Kat dtmlOV) ="Aziz ve
Adil" ı tasavvurunun ş problem ı içinde ğ ş yoktur. Bir
ya da iki ı olarak ş ı ve soyut bir uluhiyet olan "Hosios kai Dikaios" inanç
kompleksine ş belgeleri Marina Ricl bir araya ş ve ı ş bulunmak-
ı ğ toplam 117 anmadan 11 'i ı ı 2'si ı dtKa-
ı 2'si 8EOt ı ı ve nihayet 3'ü 8EOt ı ı Kat dtKalOt'a ş ı
meydana ğ corpusla ilgili olarak Maionia ve Phrygia'daki "Hosios kai Dikaios"
ı bir referat kaleme alan Reinhold Merkelbachs ise, bu ı ı ş Tan-
ı ı Helios'un ı olma ğ dikkati çekmektedir.
"Ootoç (aziz) ve ÔtKalOç (adil) olma niteliklerinin "Hosios kai Dikaios"tan ş
uluhiyetlere de özgü ğ ğ dayanarak, Termessos ı ı 8EOt
MKatot ifadesinin üçlü bir ı grubunun ı ya da belirli bir yerli ı grubunun toplu
ı ı olarak görülmesi ğ kanaatindeyiz
10
. Fakat, bu kollektif ı ı içi-
ne "Hosios kai Dikaios" uluhiyetinin hiçbir ş ı ı ğ ı ı kesin olarak söylemek
ise, her ne kadar bu ı ı spesifik ğ ama bilinen ikonografik belirtileri Termes-
sos ve Kibyra ı mevcut olmasa da, mümkün ğ
Termessos ı ı ı birinde "Adil ı (= "duyan, dinleyen")
epitheton'yla söz edilmektedir. Hem Apolion'la birlikte Hosios için, hem de Hosios-kai-
Dikaios için ş olan bu ı ş "Adil ı ı (Theoi Dikaioi) öz-
ş için tek ş ı yeterli olmamakla birlikte, ister istemez Hosios-Dikaios'un
Helios'un ğ ı (ayyeAoç) olarak ı ülke üzerinde atla ğ ve ş
ı ı ı iyi ve kötü ş ğ ı ı Hosios-Dikaios'la
ı ı asosiye edilen Apolion ve Helios da, ğ gibi, ı ı ı Hem Ter-
messos ı hem de Kibyra ı "Adil ı ı atribüsü ola-
rak görünen, öte yandan Minos ve Hellen ritüelinde, ı birçok Anadolu kültünde
kült sembolü olarak bolca ş olan çifte ı ise, Ricl ı meyda-
na ş corpustaki ş ı üzerinde tasviri bulunan ve Apolion ğ ş
len ı da atribü olarak göstermektedir. Nihayet, Termessos'taki kutsal ı kabart-
ı birinde ı bir biçimde tasvir ş olan ı da "sonsuz ş
ve yenilenme"nin sembolü olarak "Adil ı ı ş yönünü ğ ve
Helios ile Apollon'un ş ı olarak yeterli ölçüde ş bulunduk-
ı ı ı ı Bununla ş Termesos'un üçlü grubunda ve Kibyra ka-
ı üç erkek ı figüründe mutlaka Apolion, Helios ve Hosios-Dikaios'un
temsil ş ı ğ söylemek istemiyor, ı Hosios-Dikaios kültüy-
le bu külte en fazla ı ğ ş bulunmayan ı Apolion ve Helios'un
Termessos ve Kibyra'daki "Adil ı bir ş içinde ğ ş etmeyi
ı Tabii bu ğ Termessos'taki kutsal ı güneyindeki ı ı adak
ş ı neden ı tek bir ı figürü tasvir ğ sorusu ı ı
ı
7 Sk. EA18 (1991) 1-70; 20 (1992) 95-100.
8 Sk. EA 19 (1992) 71-103.
9 Sk. ZPE97 (1993) 291-296.
10 Keza bk. Ricl, EA19 (1992) 75.
11 EA 18 (1991) no. 20. 23-26.
78
BERICHT ÜBER DIE ARBEITEN
IN BLAUNDOS IM JAHR 2002
Axel
Die Feldforsehungen in der Kleinsladt Blaundos im Iydisch-phrygischen Grenz-
qebiet, 40 km. südlich der heutigen Provinzhauptstadt ş çeleqen, sind im Herbst
des Jahres 2002 mil der drftten Kampagne (1. bls 29 9. 2002) abgeschlossen wordeni.
Die Forschungen in Blaundos haben damit über drei Kampagnen von jeweils vi-
erwöchiger Dauer stattgefunden. Bevor die Fatiqkelten der Kampagne 2002 im einzel-
nen vorgestellt werden und ein kurzes historisches Resümee erfolgt, seien noch ein-
ma! die Wahl von Blaundos aLs Forschungsobjekt Bowie die Fragesleliungen und Met-
hoden des Projektes zusammengefaBt.
Auf eine ausführliche Begründung der im folgenden vorgestellten lnterpretati-
anen von Einzelmanumenten kann in diesem Rahmen verzichtet werden, da die Er-
gebnisse in Band 48 der lstanbuler Forschungen unter dem Titel "Blaundas Berichte
zur Erforschung einer Klelnstadt im Iydisch-phrygischen Grenzqebiet" vargeleg! wer-
den.
Ziele und Methaden
Zunacbst eignet slch Blaundos aufgrund seiner überschaubaren GröBe bel ei-
ner Vielzahl nach anstehender Manumente als wenig kasten- und zeitintensive und so-
mit effizient zu beforschende ı Ein Grund tür die Wahl von Blaundos lag an
der Sichtbar- und Zuganglichkeit derjenigen Denkmaler, die ei ne Stadt in ihrer Ganze
ausmachen (Abb. 1) Auch der kurzzeitige Besucher wird keinen Bestandteil einer
typischen ı verrnisseo: StraBen, Tore und Platze, öffentliche und private
Gebaude sind genauso obertagig zu identifizieren wle Architekturensembles sakraler
Art, die Stadtbefestigung ader die groBen Nekrapolen.
Neben einer kunstgeschichtlichen Auselnandersetzung mit den Manumenten lst
am Beispiel von Blaundos historischen Aspekten im weitesten Slnne (politlsch, wirtse-
haftlich, sozial, kultureli, religlös) nachzugehen, die tür eine gröBere Gruppe von inne-
Dr. FILGES, ı ı Iür Klassische ArcMologie, Universitat Tübingen, Burgsteige ll, D - 72070 Tübingen!
DEUTSCHLAND
Dank gebührt derTürkischen Anlikendirektion!ür die Genehmigung der Arbeiten und basonders Niimer Babacan vom
ı ı ve Müzeer Genel ğ die ı Heqierunçsvertrelenn an der ı mit erenem ı
teilgenommer. bat. ı ı möcme ieh mich bel dam Dautsehen ı Institut ı die ı und
den deutsehen ı in Aizanci und Perçarren lür logistische ı ı becanken Schl:eClieh ı ı E. Varin-
HogluIlir ı Erlaubrlls zu danken, im umlarc ı 8laundos in ı Dörtern und Kleinstiidten emen Inschrlltansur-
vey durchWhren zu oörtan
Teilgenommen neben euser dem ı Peter ı ı (lafanbul). Ülkü Bayrak (istanbul), Benno 8urgey
(Karlsruhe), Jürgen Giase ı Anoraas Hanning (Karlsruhe), Dr. Petra Matem (Istanbul), Dorothea Roos (Karls-
ruhe), Dr. Falko von Saldem (Münehen) ı Ute Scbwerthetm (Berlin).
79
ranatolischen Siedlungen Gültigkeit besitzen könnten. Daneben können auch überge-
ordnete Prozesse, die in den Altertumswissenschaften unter den Begritten Hellenisi-
erung und Romanisation bekannt sind, beleuchtet werden. So hat Blaundos als eine
makedonische Militarsiedlung zu gelten. Neben diesem Hinweis auf eine griechische
Bevölkerungsgruppe in einer anatolischen Stadt mit einem einstmals luwischen Na-
men berichten die Inschriften andererseits aber auch von einem starken römischen
Element, das sich seit dem 1. Jh. n. Chr. bemerkbar machte.
Trotz der Beschrankunq auf eine reine Oberflachenprospektlon im Gegensatz
zur Ausgrabung steht immer noch ein relativ groBes Spektrum von Methoden zur Ver-
fügung, die hier kurz aufgelistet seien: - Kartierung des Stadtqelandes mittels Totalsta-
tion Geodimeter 400 und Bearbeitung mit AutoCAD, - Luftbildphotographie, - Zeichne-
rische Gebaude- und Baugliedaufnahme sowie das Zeichnen von Kleinobjekten wie
Keramik, - Einfache photogrammetrische Methoden, - Photographie als relativ objekti-
ve Aufnahmemethode, - Abklatsch von Inschriften auf Spezialpapier.
Daneben wurden Begehungen durchgeführt, die aber nicht einem intensiven
survey entsprechen, sondem eine gezielte Sichtung und Aufnahme von monumenta-
len Denkrnalern sowie eine nur exemplarische Sammlung von Kleinfunden zum Ziel
hatten.
Arbeiten 2002
Ich komme nun zu den Arbeiten des Jahres 2002, bei denen es vor allem um
das SchlieBen von Lücken im Dokumentationsbestand ging. Beginnen wir bei dem
nördlichsten Gebaude von Blaundos, dem sogenannten Bau 1 (Abb. 2). Frühe Forsc-
her gingen von einem kleinen Tempel aus.
Auf der Grundlaqe einer Bauaufnahme und der Analyse der Architekturglieder
erscheint es uns dagegen am wahrscheinlichsten, daB es sich um ein Grab in Tempel-
form handelt. Darauf deutet das Fehlen einer Zugangstreppe, die Ausrichtung der
Schaufassade auf das StraBennetz und die Unterschiede der Bauornamentik im Verg-
leich mit den beiden Tempeln von Blaundos. Da sarntllche übrigen Graber im Verband
der Nekropolen angelegt sind, oder aber weiter entfernte Tumuli darstellen, handelt es
sich um ein Luxusgrab wohl für eine bedeutende blaundische Persönlichkeit, die wir le-
ider nicht fassen können. Der Bau markiert damit gleichzeitig die Grenze der Stadt, wilI
man nicht von einem Grab innerhalb der Besiedlung ausgehen.
Für den Aufbau der Hallen des Heiligtums in der Nordstadt konnte aus einzel-
nen Architekturgliedern ein Rekonstruktionsvorschlag erarbeitet werden. Einzigartig ist
dabei der Mischstil aus dorischen und ionischen Elementen, der meines Wissens in di-
eser Konzentration an anderen Orten nicht bekannt ist. Als stilbildend ist dabei das
mehrgeschossige Sebasteion von Aphrodisias anzunehmen. Dessen Ornamentik wur-
de aber in der Konzentration auf nur ein GeschoB in Blaundos noch starker hybrid ges-
taltet und so etwa ein ionischer Zweifaszienarchitrav mit dorischen Guttae versehen
(Abb.3).
Das noch hoch anstehende Nordtor wurde steingerecht aufgenommen (Abb. 4).
Wie sich schon früher abzeichnete, muB es sich aufgrund der Reduzierung des Ş
tareals und der Verwendung von Spolien um einen relativ spaten Bau handeln. Uber-
legungen zum Typus allein erlauben keine sichere zeitliche Einordnung; diese ist nur
über den Vergleich mit datierten Toren wie in Aphrodisias und Sagalassos herzustel-
len, womit eine Datierung der Stadtbefestigung in die zweite Halte des 4. Jhs. n. Chr.
wahrscheinlich wird. Interessant ist, daB nach derzeitigem Kenntnisstand keine spezi-
elle historische Situation für den Bau der Befestigung verantwortlich gemacht werden
kann, sondern das GroBbauprojekt eher aus einer Phase der ı herzu-
rühren scheint.
Als weiteres Zwischenergebnis darf die Rekonstruktion eines überraschend gro-
Ben Gymnasiums vorgestellt werden. Aufmerksam wurden wir auf diese Platzanlage
durch die Kartierung von Architrav- und Friesfragmenten, die über eine groBe, in
80
byzantinischer Zeit umgenutzte Flache vertellt sind. Aus der VerteiJung von Mauerzü-
gen und verstürzten Architekturgliedern ı eine tast quadratische Anlage zeichne-
risch rekonstruiert werden(Abb. 5). Bei der Fragenachder Funktionrnöchtemanaufg-
rund der GröBe amliebsten ı Agora postulleren. Die quadratische Form, das çanz-
Iiche Fehlen von Resten potentieller sakraler Gebaude, die Lage oberhalb des Stadi-
ons und nicht zuletzt ein inschriftllch erwahntes Gymnasion in Blaundos raten aber zur
Deutung als ı In der Südostecke befindet sich ein Versturzzahlreicher qu-
alltatvoller Architekturglieder, der nach den einzelnen Bestandteilen als Propylongede-
utet werden kann. Ein neu gefundenerArchitravmit gut erhaltener Inschrift mit ı
is auf die Stifung des in Blaundosgut bekannten C. MummiusMacer laBt an eine Ents-
tehung in der Mittedes 1. Jhs. n. Chr. denken (Abb. 6).
Annand von noch autrecht stenenden uopoetsautenund Pfeilernder Hauptstra-
Be (Abb. 7) wurde deren Verlauf zeichnerisch erschlossen und gleichzeitig im Verbund
mit den rekonstruierbaren gröBeren bebauten Flachen nach einem Stadtraster ge-
sucht. Als Ergebnis ergibt slch eine recht gleichmaBige Verteilung von langlichenAre-
alen mit einer Breitevon etwa 30 m. Das Gymnasion würde dabei die ı von zwei
Bebauunqsftachen einnehmen. Auffa/lig lst, daBsich die seatere byzantinische Wohn-
bebauung nur noch in Auanahrnefallen am kaiserzeitllchen Raster orlentlert, das viel-
leicht auf elnen uns nicht faBbaren hellenistischen Vorganger zurückzuführen tat.
In der Kampange 2002 wurden samttiche obertaqlqsichtbaren EinzeJblöcke, die
aufgrund lhrer Jsoliertheit kelne Aufnahme in den Stadtplangefunden hatten, autopsl-
ert. Dies geschah in der Hoffnung, Hinwelseauf Hauser und Höfe der byzantinischen
Bebauungsperiodezu finden, tür die sehr oft Spollen benutzt wurden. Als Ergebnisze-
ichnet sich ab, daBes für diese Zelt kaumeinen einheitlichen Haustypusgibt (Abb. 8).
vielleicht dart man etne Mutiger vorkommende Drei-Raum-Gruppe als eine teste
GrundriBformwerten. Auch nachdieser lntensivenSuche muBdie Identifizierung eines
Klrchenqebauces immer noch mit etnem Fragezeichen versehen werden. In Frage
kommen nur zwei Gebaudereste, elnmal das Stefnfachwerkqebaude, das aber eher
als ı zu deuten ı und dann eine groBeStruktur mit auBergewöhnJich rnachtl-
gen Mauern, denen man auf der Ostseite noch mit etwas gutemWillen eineApsisform
ablesen kann. Dlese potentieJle Kirche würde dreischiffig gewesen sen mit elner Ha-
uptapsls und zwei kieineren Seitenapsiden.
Jm Theater am OsthanQ wurden die ornamentierten Bauglieder aufgenommen,
was angesichts der Versturzhöhe nicht immer lelcht war. Als Bestandteileder Taberna-
ı des Bühnenhauses lassen slch Rund- und DreiecksgiebeJ nachwelsen.
die in einem Wechsef angebracht gewesensemwerden (Abb. 9). Da es überraschend
wenig Beetandteile der Schaufassade gibt, lst die zwingende Folgerung - auch unter
Berücksichtigung der Neigungder cavea -, daBes elch bel dem obertaqiq Sichtbaren
nur um die Elemente des zweiten und darnit obersten Stockwerks hendefnkann. Das
untere Stockwerk wird noch im Bodenverborgen liegen. Be! cer Lage amSteilhanglst
es im übrigen auch das Wahrscheinlichste, von einer hohen Uberdeckung durch he-
rabgestürzte Erdmassen auszugehen.
Die Karnmerprüber mit Arkosolnlschen der Nekropolen rings um die Stadt wur-
den noch einmal abgegangen, diverse Grundrisse und Schnitte von herausragenden
Grebem gezeichnet und in einer Photokampagne jeder MalerelrestIn etwa ı Höh-
len dokumentlert. Dabei gelangen noch aufregende Neuidentifizierungen wie etwa ein
Rad schlagender Pfau an der Deckeelner Nebenkammer in der Südwest-Nekropole.
Die Grabtypen wurden herausgearbeitet und in eine chronoJogisch-topograp-
hische Beziehung gesetzt. Als Datierung für die Graber ergibt slch autgrund von Verg-
leichen vor alJem aus den Hanqhausern von Ephesos eln Ansatz in das 3. Jh. n. Chr.
Archeoloqendes frühen 20. Jhs. zufaigesolltedas Trlnkwasser des antiken81a-
undos aus der 7,5 km. entfemten Stadt Nals (heute Inay) stammen. Reste eines Aqu-
Muktes haben sicb jn der Nordstadt von Blaundosnur über einlge Meter erhalten, da-
nach bricht die Spur vollkommen ab (Abb. 10). Hier versuchte ein elnwöchiger Survey,
bei dem immer wleder Reste groBer und einheltlicher Wasserrohre gefunden wurden
81
(Abb.11), den Verlauf der Leitung zu erkunden. Als Endergebnis laBt sich festhalten,
daB tatsachlich eine in die Erde vergrabene Tonrohrleitung von Nais nach Blaundos
geführt hat, die das extrem schwierige Terrain mit zahlreichen Höhenrücken durch we-
itraumlqe Umgehungen unter Beibehaltung einer konstanten sanften Neigung geme-
istert hat.
SchlieBlich sei noch auf den Inschriften-Survey in sarntlichen Dörfern und Stad-
ten der Umgebung hingewiesen. Dort gelangen allerdings nur wenige Neufunde, die
im Gegenzug aber in Blaundos an den steilen Hangen des Stadtberges und bei der
aufmerksamen Autopsie und Reinigung von Architekturblöcken zu verzeichnen waren.
So können wir für Blaundos nun für jedes gröBere öffentliche Marrnorqebaude mindes-
tens eine Inschrift, zumeist mit Nennung des Stifters, belegen.
Ein kurzer Abri8 der Stadtgeschichte nach den neuen Untersuchungen
AbschlieBend sei hier ein kurzer und zwanqslaufiq sehr allgemeiner AbriB der
Stadtgeschichte gegeben. Blaundos hieB nach Ausweis seiner hellenistischen Münzp-
ragung zunachst Mlaundos, erst im spaten 1. Jh. v. Chr. anderte sich der Anlaut in ein
für griechische Zungen leichter zu sprechendes Blaundos. Mlaundos ist aber kein gri-
echisches Wort, sondern luwischen Ursprungs. Dadurch ist das Alter nicht der Stadt,
wohl aber der Wahrnehmung des Areals, bis in das 2. Jt. v. Chr. hinunterdatiert. Mate-
rielle Reste aus dieser Zeit konnten nicht nachgewiesen werden. Aus Inschriften und
von Münzen wissen wir von makedonischen Siedlern in Blaundos. Da solche nur im3.
oder 2. Jh. v. Chr. in Nachfolge Alexanders des GroBen in Stadten angesiedelt worden
sind, muB eine hellenistische ı sicher existiert haben. Aber auch von dieser
gibteskeinerlei Spuren. Immerhin belegen Münzen und vor allem zahlreiche Kera-
mikscherben eine hellenistische Nutzungsphase.
Die Blütezeit von Blaundos war ohne Zweifel die Kaiserzeit mit einem Schwer-
punkt in flavischer und traianischer Zeit, als fast die gesamten öffentlichen Gebaude
neu gebaut wurden. Vielleicht hat ein Erdbeben zu einer Vernichtung früherer Monu-
mente geführt, wie es etwa auch von Hierapolis bekannt ist? Um 100 n. Chr. hat Bla-
undos seine gröBte Ausdehnung sowie ein Territorium besessen, das von nicht unbet-
rachtlicher GröBe gewesen ist. Da die Inschriften der neu errichteten Gebaude sehr oft
sowohl in Griechisch als auch Lateinisch niedergeschrieben worden sind, muB ein ho-
her Anteil von Italikern in Blaundos ansasslq gewesen sein. Obwohl Blaundos mit Sic-
herheit keine römische Kolonie war, muB es sich um eine vergleichbare Ansiedlung
von zahlreichen Römern gehandelt haben, die allerdings keinen besonderen Stadtsta-
tus beinhaltet und keinen schriftlichen Niederschlag gefunden hat.
Für die öffentlichen Gebaude aus lokalem Mergelstein laBt sich eine regionale.
allerdings eher im Bereich von Maander und Lykos beheimatete typologische ı
feststellen, an die sich Blaundos als nördlichste Stadt anschloB. Das beste Beispiel hi-
erfür ist die beidseitige HauptstraBenportikus. die fast identisch in Hierapolis, Tripolis
und Laodikeia vorhanden ist.
Im 4. Jh. wurde Blaundos wie viele andere Stadte mit einer groBen Befestigung-
ı ausgestattet, die ein groBes Gemeinschaftsprojekt darstellte und von einer ge-
wissen Prosperltat in dieser Zeit Auskunft gibt. Die heute sichtbaren Spolienmauern im
gesamten Stadtzentrum werden Hausbauten des 6.-8. Jhs. nach Chr. angehören. Di-
ese schlachteten die früheren Gebaude aus oder nisteten sich in noch aufrechtstehen-
de Strukturen ein. StraBen und Platze wurden dabei wahllos überbaut.
Die Quellen aus den spateren Jahrhunderten sind sparllcher, immerhin werden
Bischöfe auf verschiedenen kirchlichen Listen bis in das 12. Jahrhundert hinein für Bla-
undos überliefert. Da es sich hierbei aber auch um an anderen Orten ansassiqe Titu-
larbischöfe handeln kann, ist von einem funktionierenden Gemeinwesen bis in diese
Zeit selbst nicht unbedingt auszugehen, wohl aber wird die Stadt nach allgemeinen Er-
waqunqen und Verqleichen mit Nachbarstadten bis in die mittelbyzantinische Periode
bewohnt gewesen sein.
82
Abb 1 : Blaundos: Stadthü-
gel von Weslen,
Iinks das Ncrtor
Abb 2 : Bau 1: Ansichl
der Iinken Oi·
ı der-
Front
83
Abb 3 : Archilrav der Quadripor-
tikus des Heiligtums in
der ı ı
Abb 4: Nordtor: Aufsicht; die Feldseite Iiegt
unten Iinks
Abb 5 : Rekonstruktion des
Gymnasions (D.
Roos)
o LO 50 100
Abb 6 : Architrav des Propylons (?)
vom Gymnasion mit Stifte-
rinschrift
84
Abb 7 : Rahmung der HauptstraBe durch pcppeleauten und Pfeiler
Abb 8: GrunriBstrukturen byzantinischer
üebeuce im Stadtzentrum (U.
Schwertheim)
.
i i
j L·
)
"
, .
85
Abb 10: Einziger erhaltener Bogen des Aquaduktes
Abb 11 : Tonrohrfragmente der Wasserzuleitung nach Blaundos
86
SAMSUN iLi 2002 DÖNEMi YÜZEY Ş
Önder BiLGi*
Sümer ATASOY
Ş OÖNMEZ
Emin U. ULUGERGERLi
2000 ı ı beri Samsun ili ı ı ı içinde istanbul Üniversitesi ı kesinti-
siz ve sistemli olarak bir proje çerçevesinde sürdürmekte ğ yüzey ş ı
lanrruzrnt 2002 dönemi ı ş ı 19-21 Temmuz ile 19 ğ Eylül tarihleri ara-
ı 3 ş ı olarak toplam 18 gün süre ile ş
Birinci ş
19 - 21 Temmuz tarihleri ı 3.gün süreyle Bafra ilçesi ı ı ı içinde ger-
ş birinci ş ı ş ı Ikiztepe Köyü'nden hareket edilerek ı ı ı
mak Nehri vadisinin ğ bölümünde yer alan Düzköy ile ş Köyü ı
alan ı (Harita). Ilk olarak, ı ı ı ı eski ğ ı ı ş ı 300-400 m. kadar
ğ ı ve günümüzde Derbent ı gölünün ğ ı ı ı bulunan Düzköy'ün
500 m. kuzeyinde yer alan ve ı ı ayakta duran bir ı benzeyen bir ı (Re-
sim: 1) ı ş olan ı ı ı ı incelendi. Hem kuzeyinde hem de gü-
neyinde ı dönemlere ait ş ğ saptanan ı ı ı güneyinin bir
yamaç ş ğ ve yüzeyinde ele geçirilen çanak-çömlek ı ı da He-
lenistik ve Roma dönemlerine ait ğ görüldü. ı ğ ı bu kesiminde,S m. eninde
ve 3.50 m. ğ oldukça tahrip ş bir ş ile bu ş çevresinde çok ı
da kaya ı ğ gözlendi. ı ğ ı dik olan kuzey ı ı önünde,
ş tahrip ş bir ğ de ğ ş ı ı Bafra-Düzköy yolunun ı ı
ı ı büyük bir ı ı tahrip ş olan ğ mevcut boyutunun ş ı
100x50 m., mevcut ğ ise 5 m. ğ ı Höyük üzerinde ele geçiri-
len çanak-çömlek ı ı Geç Kalkolitik ile Ilk Tunç ğ ı ait ğ görüldü.
Düzköy yöresi ş ı ı ı ı sonra ı ı ı Nehri vpdi-
sinin yine ğ kesiminde ilerlenerek önce Yeniköy bölgesinde ve daha sonra da lnö-
Prof. Dr. Önder BiLGi, Istanbul Ünlversttesi, Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü, Protohistorya ve Önasya Arkeolo-
jisi Anabilim ı 34459-lstanbulfTURKIYE onbil@istanbul.edu.tr, o-bilgi@superonline.com
Doç. Dr Sümer A:rAS.oY, istanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü, Klasik Arkeoloji Anabilim ı
34459-lstanbulfTURKIYE sumerata@hotmail.com
Yrd. Doç. Dr. Ş DÖNMEZ, [stanbul ÜIJ,iver,sitesi, Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü, Protohistorya ve Örtasya
Arkeolojisi Anabilim ı 34459-lstanbulfTURKIYE sdonmez@mail.koc.net, sedon@istanbul.edu.tr
Yrd. Doç. Dr. Emin. U. U,"UGI=RGERLi, Ankara Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Jeofizik ğ Bölümü,
ş 06100-AnkarafTURKIYE E.Ugur.Ulugergerli@eng.ankara.edu.tr
1 BilgilAtasoy/Dönmez/Summerer 2002: 279-296; BilgilAtasoy/GökçelDönmez 2003: 41-50.
2 Bu dönem ı ş ı Prof. Dr. Önder Bilgi ş ı ğ ı ş ı heyeti üyesi olarak Doç. Dr. Sümer.Atasoy,
Yrd. Doç. Dr. Ş Dönmez, Yrd. Doç. Dr. Emin Ulugergerli, Arkeolog-Desinatör Burhan Gülkan (MA) ile Istanbul
Universitesi Edebiyat Fakültesi stajyer lisans ğ Osman Ocak, Burcu Arman ve Meral ş ı ı
87
zü Köyü'nün ş Mahallesi'nde incelemeler ı ı (Harita). Yeniköy (eski Konstan-
ş ğ ı ve çevresinin incelenmesi sonucunda köyün ş ı 500 m. ğ bir
kilise ı ı ı ı (Plan: 1). ş ı 9.20x8.00 m. boyutundaki kilisenin duvarla-
ı ile apsisinin halen ayakta ğ görüldü (Resim: 2). 1924 ı ı ı mübadele
ı ı olan sakinlerinin Yunanistan'a ş ı nedeniyle uzun
süredir ı ı ş olan kilisenin 19. ı ı ğ ş
inözü Köyü ve çevresi ı ğ ı bu köye ğ ı ş Mahallesi'nin Koca-
kaya mevkiinde bir ş bir su ı ı ve mahallenin içinde kayaya ş bir
lahit ile ş ğ ı ı ş Mahallesi'nin ş ı 200 m. ğ yer alan
ve Kocakaya ı ile ı ı ğ ı üzerinde 150x100 m. boyutunda bir yamaç yer-
ş ı ğ ı görüldü. ı ı yüzeyden toplanan çanak-çömlek ı ı
ğ Roma ğ ı ait bir ş ğ ş ı ı ı
kuzey ı ise Ilk Tunç ğ ı Geç Demir ğ ı ve Roma ğ ı çanak-çömlek
ı ele geçirildi. Daha sonra, ı çevresinin incelenmesi ı ı ka-
ı ğ ı ı ı alt ı ı 10 ğ ı bulunan 17 m. ğ 1.70 m.
ş ğ ve 1.40 m. ğ kayaya ş bir su ı ı (Resim: 3) görül-
dü. ı ş Mahallesi ş içinde kayaya ş Khamosorion tipi bir
lahit ile bu lahitin ş ı ı ş ğ ı bulundu (Resim: 4). Lahlt 1.90 m. ğ
da, 0.85 m. ş ğ ve 0.50 m. ğ Lahitin ğ ı ise 2.15 m. uzunlu-
ğ ve 1.00 m. ş ğ (Çizim: 1). Khamosorion tipi lahltlerin Helenistik
ğ Geç Roma ğ ı sonuna kadar olan uzun bir süreçte özellikle Kilikya ve Ka-
padokya'da ı ı ş ı bilinmektedlr-. ş Mahallesi'nde ı ğ ı ı bu
örnek, Khamosoron tipi lahitlerin Pontos'ta da ı ğ ş etti. Lahtln için-
de ya da çevresinde tarihlemeye ı ı olabilecek ı bir buluntu ele geçme-
mesi nedeniyle, söz konusu bu lahtin hangi döneme ait oldugu kesin olarak ş ı
ı Ancak, ı ı yer alan Kocakaya'da görülen Roma ğ ı çanak-çömlek par-
ı ile stil özellikleri göz önüne ı ı ğ ı söz konusu bu lahtin büyük ı ı Ro-
ma ğ ı ğ ş
inözü Köyü ş ı ı ı ı sonra, bu köyün ğ
yer alan Esençay ve ş köylerinin çevreleri ı (Harita). Esençay Köyü çev-
resinin incelenmesi ı ı köyün ş ı 1 km. güneyinde ve Bafra-Havza kara-
yolunun 30 m. ı ı Kelkaya ı ı mevkide ı ş ı ı sonucu tah-
rip ş 30 m. ı ve 2 m. ğ bir tümülüs ile bu tümülüsün ı
ı ğ ı ı ı ş olan mezar ı görüldü. Düzgün ş ş ı ş edil-
ş ğ gözlenen ve oldukça tahrip ş bulunan mezar ı ı tek ı ı ve üs-
tü ş tonoz olarak ı ı ş ı (Çizim: 2). Mezar ı 1.80 m. ş ğ 1.95
m. ğ ve 1.70 m. ğ (Plan: 2). Tümülüsün Roma ğ ı ait ol-
ğ ş özelliklerinden ş ı ı Samsun yöresinde benzer plan ve ı özellikle-
ri gösteren mezar ı Havza-Lerdüge (bugünkü ğ ı tümülüslerinde de or-
ı ş ı
Daha sonra, Esençay Köyü'nün ş ı 10 km. ğ yer alan ş
Köyü ve çevresi incelendi. Bu inceleme sonucunda köyün ş ı 4 km. ı ı Te-
ğ olarak ı mevkide bir ş ile kayaya ş ı bir geçit
ı 200x150 m. boyutundaki ş ı ğ ı ğ bulunan bir yamaç
üzerinde yer ı Burada yüzeyden toplanan çanak-çömlek ı ı Geç
Roma ve Bizans ğ ı ait ğ görüldü. ş ı ı bulunan ı
ta oldukça iyi bir ş gösteren ve ı ğ ı ı ı kuzeyine ğ akmakta olan
dereye inen, kayalara oyularak ı ı ş olan geçit, 260 ı ve mevcut uzun-
ğ ş ı 80 m., ş ğ 2.70 m. ve ğ 2.20 m.dir (Resim: 5). Çok ı bir
benzerini, ğ 15 km. ı ve ı ı ı Vadisi'nde yer alan Asar-
3 ipek 2000: 89, 103,127.
4 Pearce/Milletl/Struck2000.
5 Akok 1948: 835-855.
88
kale'den ı ı ğ ı ı bu ı geçidin yine Asarkale'deki gibi bir su ğ ı
ş ı bu tip kaya oyma geçit/erin savunma ı ı ı ı ı ş
lere emniyetli olarak su ğ için de ı ı ş ı ş etmektedir. Ka-
ı ğ ı ş ı derenin ı ğ ı vadinin ı ı ı üzerinde ise iki pen-
cere ile bir ş sahip olan ve bir kaya ı ı ı bir ı ş görüldü. Çok
dik olan ı ğ ı yüksek bir kesimine ş olan bu kaya ı ı gelecek dö-
nemlerde ğ ı ı malzemeleri ı ı ı ı olarak incelemesine karar verildi.
ikinci ş
19 - 26 ğ tarihleri ı 8 gün süre ile ş ikinci ş
önceki ı ş ı ı ile topografik plan ı ş ı ş ğ
Samsun-Akalan'da
6
(Harita), akropol içinde toplam 300 m
2
lik iki ı alanda jeofizik
ş ı ş (Akalan topografik ı E. Ulugergerli ı yöneti-
len ve ş ş ı ğ Jeofizik yöntemlere oranla, ı ğ derinlikler için
yüksek çözünürlüklü sonuçlar veren ı (Ground Penetrating Radar-GPR) öl-
çümleri ı Birinci ı ş akropolün ı ı yer alan yükseltinin ı ı
da 20x10 m. boyutunda 200 m
2lik
bir alanda ş (Akalan topografik ı ve Re-
sim: 6). Burada 0.50 m. ı ı ve ortalama olarak 20 m. ğ paralel hatlar
boyunca, 0.10 m. ı ı noktalarda ı verileri ı Bu yükseltinin ğ ya-
ı bulunan 1Ox1 Om. boyutunda 100 m
2lik
ikinci bölgede de benzer bir ölçüm
ğ ı ı (Akalan topografik ı ve Resim: 7). ı ı ş hat bo-
yunca ölçülen ş ş ı ı ş ş ı sonra ı za-
man kesitleri ile birlikte sunularak ı ait bilgiler daha sonra ğ üze-
re elde edildi. Ş 1'de Alan 1'den elde edilen ı zamanlardaki blok radagram gö-
rüntüleri yer ı Ş oklarla gösterilen ve koyu renk ile görülen çizgisel be-
lirtiler ı ı ı ı ğ ş kesimleri temsil etmektedir, ı jeofizik
ş ı ı ile ilgili ğ ı ş ı halen Ankara Universitesi Mühendislik
Fakültesi Jeofizik ğ Bölümü, Yerbilimleri Veri ş ı devam
etmektedir. 2002 dönemi ı ş ı sonucunda tek bir jeofizik yöntemin ş ı ı ı ı
ı ğ ı gelecek dönemlerde ı jeofizik yöntemlerin ı ı ile elde edi-
lecek ı ğ ı ı ğ sonucuna ı ı
6 Müze-i Hümayun (bugünkü istanbul Arkeoloji Müzeleri) Müdürü Halil Bey 1906 ı ı Samsun'dan geçerken, ş
ünlü ı ı M. Theodoridi'yi ziyaret ş Bu ziyaret ı ı ı bulunan ı eserler Halil Bey'in
dikkatini ş Halil Bey, M. Theodoridi'den ğ ğ ş ş toprak mimari kaplama ı ı ş ğ
bu eserlerin ş yerini ğ ve bundan sonra köylüler ı getirilebilecek benzer eserleri müze hesa-
ı ı ı ı rica ş Gelen bilgilerin söz konusu eserlerin ğ ı ı Samsun'un ı ı Akalan
ğ göstermesi üzerine Halil Bey burada bir ı ı ş ı ı ı karar ş ı maddi destek
ı Dresden ş J. Mülberg ı ğ ı ş ve ı ş 1906 ı ı ı ı
Th. Macridy Bey ı ş ı ı ş ı ı ş ilk ş olarak kalenin savunma sistemi, bir ğ ğ ğ
ı ş olan ı ı 25 ş günü sonucunda ş ve kale net olarak ortaya ı ı ı ş ı Bu yorucu ça-
ı ş ı ise, ğ çekimi ile plan çizimleri ş ş ve bu ş sonra ş ı ı ı ş
ı ı bir sezon ş Bu ı ı ş ı (Macridy 1907: 167-175) sonra, Akalan ı ı 1926 ı
ı H.H. von der Osten (Osten 1929: 31-32; ostenzscnmldt tsaö: 7-8, fig.4), 1971 ı ı U.B. ı ı 1973:
438; ı 1975: 25; ı ı 1992: 226), 1988 ı ı M. Ozsait (Özsait 1990: 124) 1997 (Dönmez 1999: 517) ve
1998 (Dönmez 2000: 331; Dönmez 2.001: 303) ı ı Ş Dönmez ı ş U.B. ı ı 1973:
438; ı 1975: 25) ile M. Özsait (Özsait 1990: 124) ş ı ı kale ve ı JIkTunç ğ ı çanak-
çömlek ı ı ı ş ı S. Przeworski, ilk defa von der Osten ı ş olan
Akalan'daki Ilk Tunç ğ ı ı ğ ı ğ ı ğ ı ile bir ı ı ş (Przeworski 1935: 391,
395). Bu durum Akalan'da ilk ş IÖ 3. ı kadar ı ğ ı ş etmesi ı ı önemlidir. ı
sonra, kaledeki Demir ğ ı ş ı farkeden pekçok bilim ı ı ı ı konu ş
dir (Przeworski 1935: 391; Kansu/Özgüç 1941: 218; Bossert 1942: fig.1049-1051 ; Kökten 1945: 471; Roebuck 1959:
120; Akurgal 1961: 85, 100; Huxley 1966: 66; French 1991: 238; Dengate 1978: 247; Atasoy 1997: 38-40).
7 Bu yöntemde, bir verici anten ı ı ğ ı ile ı çok yüksek ı elektromanyetik dalgalar gönderildi ve yer
içindeki ı dielektrik özellikteki arayüzeylerden ı ı dönen ı bir ı ı anten ı kaydedilmesi
yöntemi ı ı ı ş Sensors and Software (Kanada) ı üretilen Pulse EKKO 100 ı ci-
haz ı ı ı ş ı 200Mhz olarak seçilen ci haz diz üstü bilgisayar ı kontrol edilen bir ana bi-
rim ve bu birime ğ ı iki antenden ş ı (Res.6 ve 7).
89
Üçüncü ş
27 ğ - 2 Eylül tarihleri ı 7 gün süre ile ş üçüncü ş
mada önceki dönemlerde ş ı ı ile topografik plan ı ş ı tamamlanan
Bafra-Asarkale'de (Harita) çevre düzenlemesi, koruma ve temizlik ı ş ı gerçek-
ş Asarkale'nin güneyinden geçen ı ı karayolu ile Asarka-
le'nin ş ş ğ ı ğ ı ı ı ı ğ inen son ı ı bitim yeri ara-
ı kalan ve kale ı kontrol edilen antik yol ı ı ı ı da ğ (Re-
sim: 8) ı 150 m. ğ bölümü, 2 m. ğ 44 adet beton ğ
3.50 m. ı dikilmesi ve bu beton direklere 1.50 m. eninde kafes tel gerilmesi ile
koruma ı ı

Koruma ı ı ı içine ve karayolunun ı Asar-
kale'nin konumu, tarihçesi ve ı özellikleri ile ilgili bilgiler veren ve Samsun Müze-
si ı daha önceden Türkçe ve Ingilizce olarak ı ı ş olan bir ı ı pa-
nosu zemine ayaklar üzerinde dikildi. ı koruma ı ı alan, ı ka-
ı ş ş kaya ı ve ş ile çöplerden temizlendi.
Sözlerime son verirken, yüzey ş ı ı ı izin ve manevi destek ğ
Kültür ı ğ ı ı ve Müzeler Genel ğ Istanbul Universitesi Edebiyat
Fakültesi ı ğ ı Samsun Müzesl ğ Samsun Kültür ve Tabiat ı ı ı
Koruma ğ Ankara Universitesi Jeofizik ğ Bölümü ş ı ğ ı ve
Asar Köyü ı ğ ı ile maddi ı bulunan Türk-Amerikan Ilmi ş ı Der-
ğ Bafra ı ğ ı ve Kolay Belediye ş ı ğ ı ş borç biliriz.
KAYNAKÇA
AKURGAL 1961
E. Akurgal. Die Kunst Anatofiens. Berlin.
ALKIM 1973
U.B. ı "islahiye ve Samsun Bölgesinde 1972 Dönemi ı ş ı
Bel/eten XXXV1I1147, Ankara: 435-438.
ALKIM 1975
U.B. ALKIM. "Tilmen Höyük ı ı ve Samsun Bölgesi ş ı ı
(1972)", TOrk Arkeoloji Dergisi XXI-2, Ankara: 23-28.
AKOK 1948
M. Akok. "Samsun ili Havza ilçesinin Lerdüge Köyünde Bulunan Türnülüs-
ler/Les tumuli du viiiage de Lerdüge (Vilayet de Samsun)", Bel/eten X1I14B,
Ankara: 835-854. .
ATASOY 1997
S. Atasoy. Amisos. Karadeniz ı ı ı Antik Bir Kent. Samsun.
2002
Ö. Bilgi, S. Atasoy, Ş Dönmez ve 1,.. Summerer. "Samsun (Amisos) Bölge-
si'nin Kültürel ş Projesi ile Ilgili Yüzey ş ı ı 19. ş ı
Sonuçlan ı ı Ankara: 279-296.
BiLGi/ATAS.oY/GÖKÇE/DÖNMEZ 2003
Ö. Bilgi, S. Atasoy, F. Gökçe ve Ş Dönmez. "2001 Samsun ili Yüzey ş
ı ı 20. ş ı Sonuçlan ı ı Ankara: 41-50.
BOSSERT 1942
H.T. Bossert. Altanatofien. Berlin.
8 Bu ı ş ı ı ı çimento, kum, beton direk ve kafes tel Bafra ı ğ ı Özel idare ğ ta-
ı ş ise Kolay Belediyesi ı ğ ı
90
DENGATE 1978
J.A. Dengate, "A Site Survey Along the South Shore of Black Sea", The
Proocedings of the Xth International Congress of Classical Archaeology,
TIKY. Ankara: 245-258.
DÖNMEZ 1999
ş Dönmez. "Sinop-Samsun-Amasya illeri Yüzey ş ı ı 1997", XVi.
ş ı Sonuçlan ı ı Ankara: 513-536.
DÖNMEZ 2000
Ş Dönmez, "Orta Karadeniz Bölgesi Yüzey ş ı ı Türkiye Arkeolo- ,
jisi ve Istanbul Universitesi (1932-1999); (Ed. O. Belli). Ankara: 330-334
DÖNMEZ 2001
Ş Dönmez. "The Central Black Sea Region Survey", istanbul Universlty's
Contributions to Archaeology in Turkey (1932-2000) (Ed. O.Belli). Istanbul:
302-307.
FRENCH 1991
D. French. "The Iron Age in the Black Sea", Thracia Pontica LV, Sofya: 237-
240.
HUXLEY 1966
G.L. Huxley, The Early lonians. London.
iPEK 2000
N. ipek. Mübadele ve Samsun. TIKY. Ankara.
KANSUlÖZGÜÇ.1941
Ş Kansuve T. Özgüç. "Zile ve ı ı Ön ve Eski Tarihine Ait Yeni Bu-
ı Ulkü XVII/99, Ankara: 215-219.
KIZILTAN 1992
Z. ı ı "Samsun Bölgesi Yüzey ş ı ı Bel/eten LVI/215, Anka-
ra: 213-241.
KÖKTEN 1945
LK. Kökten. ğ Anadolu ı Bayburt ve Çevresinin
Yeri", Dil ve ğ Fakültesi Dergisi 1/1/5, Ankara: 465-486.
MACRIDY 1907
Th. Macridy. "Une citadelle Archaique du Pont", Mitteilungen der Vordera-
ı ı Gessel/schaft 4, Berlin: 167-175.
OSTEN 1929
H.H. von der Osten. Explorations in Central Anatolia Season of 1926 (OIP
V). Chicago.
Osten/Schmidt 1930
H.H. von der Osten ve E. Schmidt. TheAlisharHüyük Season of 1927(OIP
VI). Chicago.
ÖZSAiT 1990
M. Özsait. "Orta Karadeniz Bölgesi'nde Yeni Prehistorik ş Tarih
Boyunca Karadeniz Kongresi Bildirileri 11/1, Samsun: 124-131.
PEARCE/MILLETI/STRUCK 2000
J. Pearce, M. Millett ve M. Struck. Burial, Society and Context in the Ro-
man World. Oxbow.
PRZEWORSKI 1935
S. Przeworski. "Der Grottenfund von Ordu", Archiv Orientalni Vii, Prag:
390-414.
ROEBUCK 1959
C. Roebuck. lonian Trade and Colonisation. New York.
91
D E N Z
SAMSUN
2ükm
il----------"==-------------------
2002 ı ı Samsun ili Yüzey ı ı
AKALAN TOPOGRAFiK PLANI
2002 Döneminde Jeofiz ik ş ı ı Alanlar
ı topografik ı
92
Plan: 1
_ ~ ~ ~ ~ 1 0 0 c m .
Çizim: 1
Plan: 2
Çizim:2
93
ı ı ı ı ı ı
Ş ı ı ı ı ı 1111L
ı ı ı ı ı ı ı ı ı 1'J2-!HH LLS.
ş ı ı ı H-Il lll.
1.111111111224-.&811 LLS.
ı Ş ı ı ı ı LLL.
.-
-10000 +IOQOO
Ş 1 : Akalan Alan 1'den elde edilen
ı zamanlardaki blok radag-
ram görüntüleri. Oklarla göste-
rilen, koyu renk ile görülen çiz-
gisel belirtiler, ı ı ı ı
ğ ş bölgeyi tem-
sil etmektedir.
Resim: 1
94
Resim: 2
Resim: 3
Resim: 4
95
Resim: 5
Resim: 6
Resim: 7
Resim: 8
96
"GEOPHYSICAl SUBSURFACE MAPPING AT
ZiYARET TEPE AND GEOMORPHOlOGICAl
SURVEY IN UPPER TIGRIS RIVER VAllEY
ı PROVINCE), 2002"
Timothy MATNEY*
Kathleen NICOLL
Ann DONKIN
Two survey projects were completed in 2002 as part of the sixth season of are-
haeological fieldwork at Ziyaret Tepe in the ı province. The overall project
was undertaken by an international team under the direction of Dr. Timothy Matney
(University of Akron) and included the two surveys reported here, as well as comple-
mentary excavations published elsewhere (Matney et aL. 2003; Matney et aL. forthco-
ming). These surveys were done between Iate Julyand early September. .Our work this
season was guided by the ı Museum and its director, Necdet ı and was
greatly enhanced by the helpful guidance of our government representative, Recep
Okçu of the Bursa Museum. Nurnan Tuna and Jale ğ of TAÇDAM also pro-
vided logistic support for the archaeological projects in the lhsu Dam Salvage Area and
we are indebted to them for this help. The bulkof the funding for these surveys was
provided by the National Geographic Society. Previous preliminary reports have been
published in this journal and in the journal Anatolica (Matney 1998; Matneyand So-
mers 1999; Matneyand Bauer 2000; Matney et aL. 2002, Matney et aL. 2003). Dr. Ti-
mothy Matney directed the geophysical surveyand was assisted by Ms. Ann Donkin
and Ms. Lauralee Eliott (both University of Akron), who were in charge of collecting fi-
elddata and initial data processing. Thegeomorphological survey, carried out within a
10 km. radius of Ziyaret Tepe in the Upper Tigris River valiey, was directed by Dr. Kath-
leen Nicoll(Oxford University). Dr. Nicoll was assisted in the field by Mr. Brian Pittman
(Cambridge University) and Mr. Andrew Bauer (University of Chicago).
Project Overview and Objectives
Ziyaret Tepe is a 32 hectare mounded site located on the south bank of the Tig-
ris River 20 km. west of the confluence of the Tigris and Batman Rivers in the Diyar-
ı Province. As discussed in detai! elsewhere, the site of Ziyaret Tepe has a long
occupational sequence dating from the Early Bronze Age through the Late Assyrian pe-
riod, with additional use of the high mound in the medieval period (Matney et aL. 2003).
Timothy MATNEY, Department of Classical Studies, Anlhropology and Archaeology, Universityof Akron, Akron, OH
44325-1910USA
KathleenNICOLL, OxfordUniversityUK/ENGLAND
Ann DONKIN, University of ı USA
97
During the Late Bronze and Iran Ages, Ziyaret Tepe was an important Assyrian urban
center, serving for a while in the Late Assyrian period as the regional capital of the bor-
der province, when the site was known as Tushhan (see Roaf in Matney et aL. 2002).
The overall goals of the 2002 field season were: (1) to continue work in the Ap e-
ration E step-trench started in 2000 and, in particular, to excavate both Middle Assyri-
an period remains near the top of the sequence and early second millennium Be and
earlier levels at the base of the Operation E step trench; (2) to document the architec-
tural sequence of the Operation A public building and the nature of the underlying de-
posits beneath the building's foundation platform; (3) to expand excavation of the Ope-
ration G Late Assyrian structure with the eventual goal of recovering a complete plan
of the building; (4) to explore possible Roman-period remains in the lower town previ-
ously recovered via surface survey in Operation J in the westernmost portion of the 10-
wer town; (5) to continue earlier subsurface magnetic field gradiometry survey at Ziya-
ret Tepe initiated during the 1998 and 1999 seasons with an ultimate goal of mapping
the entire Late Assyrian city; (6) to begin a detailed geomorphological description and
reconstruction of the paleoenviranment of the Upper Tigris region. This report details
our progress towards the last two of these goals. The results of the excavations noted
above under the first four goals are reported in the ı ı ı ı series and
the preliminary reports noted above.
Geophysical Survey: Magnetic Field Gradiometry Survey
Magnetic field gradiometry survey (hereatter ngradiometryn) is a non-invasive
geophysical survey technique which maps subsurface features using sophisticated
computer modeling software to chart minute fluctuations in the strength and direction
of the earth's magnetic field. The measurement of the ambient magnetic field of the
earth is taken using a hand-held gradiometer, which incorporates two separate and
highly sensitive magnetometers in a simple perpendicular array (l.e., during operation,
the sensors are aligned one on top of the other in relation to the level of the earth's sur-
face). Measurements are taken on a measured grid corresponding to the overall site
grid, converted to digital values and stored in a data collector attached to the hand-held
unit. Variations in the readings of the earth's ambient magnetic field (measured in na-
noTesias) are caused by any of a number of shallow subsurface features including: un-
derlying geological formations, highly ferraus artifacts (e.g., iran artifacts) and in situ fi-
red soils which contain iron particles (e.g., hearths, kilns). While these artifacts and fe-
atures cause a relatively strong anomalies in the earth's magnetic field (on the order of
100-200nT against the earth's ambient field strength of 20,000+nT), much weaker sig-
nal s on the order of 0.1 to 1OnTare easily recordable with standard gradiometers and
otten reflect weak signals of great significance for archaeologists. An example of a we-
aker signal would be differences between iron-poor Iimestone wall foundations and
iron-rich collapse originating from the decay of mud-brick made from iran-bearing so-
ils.
Geophysical survey using gradiometry methods started at Ziyaret Tepe in 1998.
The placement of excavation trenches at Ziyaret Tepe during the 2000-2002 excavati-
on seasons has largely been guided by the results of subsurface magnetic field gradi-
ometry surveys. Two initial field seasons of subsurface magnetic field gradiometry we-
re carried out in 1998 and 1999 at Ziyaret Tepe (Matneyand Somers 1999; Matneyand
Bauer 2000). The purpose of those surveys was to test the efficacy of using magnetic
survey techniques at Ziyaret Tepe. Favorable results were obtained, as reported previ-
ously, and it was decided that a total survey of the site would be conducted, starting in
2002 and continuing for several seasons. In2002, our geophysics team conducted sur-
vey in two portions of the site: the western high mound and the western lower town
(Fig. 1). These areas were chosen for several reasons. On the high mound, extensive
excavations on the eastern edge of the site in Operations A and E have begun to cla-
rify the nature of remains in that area. In contrast, the western side of the high mound
98
is stili not well understood. In anticipation of starting excavation in this area of the high
mound in a future season, it was declded to re-survey that portion of the western high
mound first examined in 1998. In the lower town, earlier geophysical survey was very
successful and had allowed for the location of the city wall on the eastern and southern
edges of the city, the delineation of three gates or towers, several large fired installati-
ons (one of which was excavated in Operation D and proved to be a ceramic kiln) and
a number of large rectilinear constructions within the lower town (Matneyand Somers
1999).
Geophysical subsurface mapping was employed at Ziyaret Tepe following a ca-
reful surfaee survey of ceramics conducted in 1997 which suggested that the bulk of
materials in the lower town dated to the Middle and Late Assyrian periods, and that the-
re was no significant later re-use of the lower town. Furthermore, there were no signi-
ficant indicators of extensive post-Assyrian occupation on the high mound. These cir-
cumstances provided the possibility of mapping extensive remains from the Late Assy-
rian city since they were closest to the surface. Indeed, the majority of geophysical sur-
vey techniques are unable to delineate different strata within a site and are best appli-
ed at single-period sites. While Ziyaret Tepe hardly constitutes a single-period site, the
presence of Late Assyrian sherdage over the entire site, and especially the paucity of
later materials, were promising for large-scale mapping of the Late Assyrian city.
Fieldwork during the 2002 season was conducted with a GeoScan FM-36 flux-
gate gradiometer collecting data at an ideal sample density of 8 samples per meter
employing one meter transects. At the beginning of the season, we experimented with
lower and higher sampling densities (the latter achieved with narrower transects) and
found that this density was a reasonable compromise between speed and resolution.
Data were eollected in 20 m. by 20 m. grids using a zig-zag collection path. This samp-
ling density meant that 3200 data points were collected for each survey square. The
gradiometer required frequent rebalancing as the intense summer heat caused a sig-
nificant change in temperature during the working day. Data were downloaded into a
laptop computer and initial processing and filtering was accomplished using GeoPlot
3.0, a proprietary software package designed for use with the FM-36. Noise was remo-
ved using a variety of filtering techniques, and composites were created for each large
survey area.
As with the 1997 gradiometry survey, theresults on the high mound were disap-
pointing, due in part to later debris (as seen in the excavations of Operations B and C
during the 2000 season) sitting on top of the Late Assyrian architecture and in part to
a large metal irrigation pipe that was laid across the high mound by local villagers in
order to provide water to an adjacent cotton field to the south (Fig. 2). The irrigation pi-
pe, seen c/early as an alternating band of very strong positive and negative values,
obscures a/l ancient magnetic anomalies for 10 to 12 meters on either side of the pi-
pe, making survey of the mound adjacent to the pipe impossible. As one moves away
from the pipeline, the results are stili difficult to read, with one exception. At the sout-
hem edge of the high mound, a series of weakly magnetic, parallel linear features run
northwest to southeast, These features are at the edge of the teli where, in a smail cut
made by a modern track, we can observe what looks Iike a loose cobble paving or pos-
sibly even wall foundations erodingout of the mound. These Iinear features are intri-
guing and warrant further investigation. Unfortunately, even at the high sample densi-
ties utilizedin 2002, the.nature of the architecture and the thickness of the overburden
elsewhere on the western high mound left us with unsatisfactory results.
Results from the magnetic gradiometry survey in the western portion of the 10-
wer town were, in contrast, very good (Fig. 3). Along the northern edge of the gradi-
ometry map for this area, a sharp Iinear feature with adjacent high positive and nega-
tive readings marks the beginning of the modern slope of the teli. Asimilar curving line
at.the extreme southwestern corner of the map also marks the top of the mound's s ı 0-
pe. Finally, a regularly spaced set of strong dipoles along the eastern edge of the map
99
represent the metal survey pins for the Operation G excavations (the gradiometry col-
leetion utilizes wooded stakes). All other features shown on this map are the result of
subsurface anomalies. From past experience at Ziyaret Tepe and ground truthing via
excavation, we know that the long weakly negative features are probably mud-brick
walls and that large very strong bipolar features are kilns. The basic lack of the use of
stone in the Late Assyrian buildings means that the magnetic anomalies are very we-
ak, comprising the distinction between sun-baked mud-brick and mud-brick collapse.
The most striking feature of this gradiometry map are the long parallel linear fe-
atures that run from the northwestern corner of the site down the entire length of the
western edge of the setllement; these make a sharp jog at the southern edge of the sur-
vey area, before turning generally to the west. This anomaly probably marks the line of
the city's ancient fortification wall that we are now able to trace for approximately 200
m. in this survey. It is interesting to note that the wall does not appear clearly along the
northern edge of the survey area. This suggests that the city wall may be cut here, pos-
sibly by the erosion of the western lobe of the lower town that is raised at least 6 m.
above the floodplain to the north. If this hypothesis is confirmed by further excavation,
it would suggest that the northern part of the lower town has been severely truncated
by post-Assyrian erosional events.
Another significant discovery this season was the large magnetic anomaly loca-
ted in the "jog" in the city wall. Our initial interpretation is that there was a large public
buiIding located at this junction. The anomaly is seen as a series of Iinear features with
a negative magnetic gradient. This type of signal is similar to that which marked the
presence of the large mud-brick building with a checkerboard mosaic floor in Operati-
on G (Matney et aL. 2002). In this case, the Iines of most of the excavated walls were
seen as faint negative features. Moderately strong positive features, usually a meter or
so across turned out to be complete starage vessels that were stili in situ less than 50
cm. below the modern surface. If this interpretation is correct, then there is an appa-
rently well preserved monumental building to the south of our current Operation G
trenches, at or near the city wall.
ı Survey: Regiona/ Mapping in the Upper Tigris River Va/ley
A new initiative associated with the Ziyaret Tepe archaeological project is our
multidisciplinary study of the local geomorphological setling of the Upper Tigris River
valiey. The long-term goal of the geomorphological project is to decipher the local pa-
leoenvironmental setling of human activities from the Paleolithic through the Iron Age
in this region of Turkey. The primary objectives in the initial 2002 field season included
the following: (1) to create a geoarchaeological description of the region; (2) to docu-
ment the local stratigraphy, and sample appropriate locations for further detailed chro-
nometric and paleoenvironmental analyses that will complement the ongoing excava-
tions at Ziyaret Tepe; and (3) to develop an accurate set of basemaps showlnq ı
forms, resources and human modifications of the environment that can be comprehen-
sively rendered into a Geographic Information Systems (GIS) database to serve as the
basis for further research.
To facilitate our initial regional survey, we utilized digitally-processed multiband
ASTER (Advanced Spaceborne Thermal Emission and Reflection Radiometer) satelli-
te images of the area around Ziyaret Tepe and the Upper Tigris River ı ASTER
datasets have been effectively used in a variety of landscape studies to map rock
types, as well as to delineate soils and other surface features (Yamaguchi et aL. 2001).
The synoptic view provided by the satellite image oriented our mapping efforts in the
field; the satellite data comprise one layer in our GIS of the region. We used vehicular
and pedestrian surveys to identify suitable locations where we could describe and
sample stratigraphic sections. After reconnaissance, we employed a hand-held Global
Positioning System (GPS) unit to georeference specific modern cultural sites and local
100
geographical and archaeological features. These data points were then referenced ge-
ographically with available published 1:100000 and 1:25000 topographical maps. Pri-
mary base maps are currently under construction to depict the observed distribution of
the fluvial, lacustrine, and soil deposits based upon cross-cutting relationships, as well
as differences in spectral signatures due to sediment type, drainage characteristics
and veçetattve cover.
Along its reach near Ziyaret Tepe, the Upper Tigris river valley preserves a re-
cord of changing climatic conditions over a Iate Quaternary time scale. Its variation in
base flow, flood magnitude/frequency, and sediment transport can be discerned in the
channel and floodplain morphology and in the sediments that form terraces along the
river and its tributaries. To reconstruct the magnitude and timing of these changes, we
are interpreting the local stratigraphic record and its proxy paleoenvironmental data
(e.g. pollen and phytoliths). .
Figure 4 depicts a subset of our study area in the region of Ziyaret Tepe and are-
as in which we conducted detailed stratigraphic descriptions and systematically samp-
led sediments for further laboratory analyses. Figure 5 presents the transect lines of
geomorphic cross-section as shown in the previous illustration; the modern floodplain
is annotated as T-O (Terrace O), with subsequently older terraces annotated as T-1, T-
2, and so on. Some of these terraces are as much as 7m above the modern floodpla-
in (Le. the T-Osurface); these are massively thick gravel sequences attesting to former
periods of base flow that far exceed the modern discharge of theriver.
As of May 2003, we are stili conducting various laboratory analyses of our col-
lected samples. The main analytical techniques we plan to employ include: (1) minera-
logical assessment of sediments via thin section microscopy, chemical techniques, and
x-ray determination; (2) absolute age determination via radiocarbon analyses and op-
tically stimulated luminescence (OSL); and (3) determination of paleoecological con-
text via soil description and micromorphology, and botanical microfossil analyses (l.e.,
pollen and phytolith). The objectives of these analyses are to: establish a working chro-
nology of the Upper Tigris River watershed during the Iate Quaternary period; provide
the empirical basis for understanding the frequency, magnitude, and thresholds for
changes in the fluvial system; and characterize the fluvial record so as we can then
evaluate climatic changes through time, and in the context of local archaeological de-
velopments.
Our ongoing studies will help reconstruct the former veqetative habitat in the Zi-
yaret Tepe region, and provide another context through which we can decipher the pa-
leoenvironmental context of the Upper Tigris region as it relates to cultural activity
along Assyria's northern frontier (sensu Parker 2002). Forthcoming results will help pla-
ce the local culture within a clear geographical, environmental and ecological setting,
enabling us to document the diachronic evolution of the social and natural environ-
ments during a documented period of rapid urbanization (Matney 1998; Matney et aL.
2002). The records from this reach of the Tigris will provide a valuable basis for com-
parison to other geoarchaeological studiesavailable from the well-documented Euph-
rates River basin, further deepening our window into antiquity (e.g. see Wilkinson
1978; Roberts 1991; Miller Rosen 1997; Roberts et aL. 1997; Wilkinson 1999).
WORKSCITED
MATNEY, T.
1998 "Preliminary Report on the First Season of Work at Ziyaret Tepe in the
Diyarbakir Province" Anatalica 24: 7-30.
101
MATNEY,T. and A. BAUER
2000 ''The Third Season of Archaeological Survey at Ziyaret Tepe, D i y a r b a k ı r
Province, Turkey, 1999" Anatolica 26: 119-128.
MATNEY,T., J. MACGINNIS, H. MCDONALD, K. NICOLL, L. RAINVILLE, M. ROAF, M.L.
SMITH, and D. STEIN
2003 "Archaeological investigations at Ziyaret Tepe, 2002", Anatolica 29.
MATNEY, T., J. MACGINNIS, H. MCDONALD, M. ROAF and M.L. SMITH
forthcoming "Excavation at Ziyaret Tepe, 2002" To appear in Salvage
Project of the Archaeological Heritage of the IIisu and Carchemish Dam
Reservoirs Activities in 2002. Ankara: Middle East Technical University.
MATNEY, T., M. ROAF, J. MACGINNIS and H. MCDONALD
2002 "Archaeological Excavations at Ziyaret Tepe, 2000 and 2001" Anatolica 28:
47-89.
MATNEY, 1. and L. SOMERS
1999 "The Second Season of Work at Ziyaret Tepe in the D i y a r b a k ı r Province:
Preliminary Report" Anatolica 25: 203-219.
MILLER ROSEN, A.
1997
PARKER, B.
2002
ROBERTS, N.
1991
ROBERTS, N. et aL.
1997
"Environmental Change and Human Adaptational Failure at the End of the
Early Bronze Age in the Southem Levant" In Third Millennium BC Climate
Change and Old World Col/apse. Series i: Global Environmental Change,
Vol. 49. Berlin: Springer Verlag (pp.25-38).
"At the Edge of Empire: Conceptualizing Assyria's Anatolian Frontier ca.
700 BC" Journal of Anthropological Archaeology 21: 371-395.
"Late Quaternary Geomorphological Change and the Origins of Agriculture
in South Central Turkey" Geoarchaeology: An International Journal 6: 1-16.
"The Age and Causes of Mid-Late Holocene Environmental Change in
Southwest Turkey" In Third Millennium BC ClimateChange and Old World
Col/apse. Series i: Global Environmental Change, Vol. 49. Berlin: Springer
Verlag (pp.409-429).
1999
WILKINSON, T.
1978 "Erosion and Sedimentation Along the Euphrates Valley in Northem Syria"
In W. Brice, editor, The Environmental History of the Near and Middle East
Since the Last Ice Age. London: Academic Press.
"Holocene Valley FiIIs of Southem Turkeyand Northwestern Syria: Recent
Geoarchaeological Contributions" Quaternary Science Reviews 18: 555-
571.
YAMAGUCHI, Y., A. KAHLE, H. TSU, 1. KAWAKAMI and M. PNIEL
1998 "Overview of Advanced Spaceborne Thermal Emission" IEEE Transacti-
ons, Geoscience and Remote Sensing36: 1062-1071.
102
Fig 1: Topograhic plan of Ziyaret
Tepe showing the location
of the magnetic field gradi-
ometry surveys conducted
in 2002. The shaded area is
the extent of the sherd seat-
ter over the site. The num-
bering on left and bottom
axes refers to the co-ordi-
nates of the site grid me-
asured in meters. The con-
tour Iines are at 3 m. inter-
vals. The highest contours
on the high mound are at
572 m. above mean sea le-
vel
Fig 2: Results of the gradiometry survey
in the western portion of the high
mound conducted in 2002
-
',.-, LLL
. i \ k k ı
---- --_..._ - - - - ~ . _ ..- .....
Fig 3: Results of the gradiometry survey
in the western portion of the 10-
wer town conducted in 2002
103
Recent Sediments of the Tigris River Valley (shaded) along the reach of Ziyaret Tepe
Road
to
ı
Fig 4: Map showing
the location of
the cross-secti-
ons made thro-
ugh the Tigris
River valley ad-
lacent to Ziya-
ret Tepe and
the location of
recent sedi-
ments. The lat-
ter are marked
in Iight stipp-
ling adjacent to
the river
N

K ı ı /O(lL
ı (I(lASfEH
ı UlI,j9""Y
LL
1/
c--c'
beril /
line of croes-secucn (figure 2)
ı
e
,r
e
B'
Ei
8
s"
<'1/
I;'
s
(

E
,.
QO'
<:-ot: •
'o!'

O
streams
Key
viltagc ı site noodplain road ı permantml
Cross-secucns ı ı ı mouorn topography of the Tigris
A-A'
B·B'
Fig 5: Cross-sections depieting the
modern topography of the Tigris
River valley near Ziyaret Tepe
c-c
D D
104
PHRYGiA, pisioiA VE LYCAONiA'OA
EPiGRAFiK YÜZEY Ş
Thomas DREW-BEAR*
Burada ğ ş ı için gereken ilgi ve ı ğ ı gösteren ı ve
Müzeler Genel ğ tüm yetkililerine ve ı ş ı ı ı nedeniyle
Fethiye Müzesi ş ı ı ı ı Orhan Köse'ye içtenlikle ş ederim.
ı Afyon Müzesi Müdürü Sn. Seracettin Ş Kütahya Müzesi Müdürü Sn. Metin
Türktüzün, Isparta Müzesi Müdürü Sn. Jale ğ vE? tüm müze personeline ş
ı ı ı Yüzey ş ı ı ı tümüne Ege Universitesi ş ı Görev-
lisi ı ı Aytaçlar ı ı
, Geçen ı ğ gibi, bu sene de ı ş ı ı önemli bir ı ı ı Afyon ili'n-
deki Iscehisar'da bulunan büyük Roma mermer ı ı ı Eski Dokimeion
kentinin ı ı bulunan ve 'Bacakale' olarak ı ı büyük mermer ocakla-
ı ı devletten kiralayan ğ Mermer Ş ı ı ı ş sayesin-
de, Roma ı ı ı ş ş ve toprak) içinden ı ı ve üzerinde Latince ı
bulunan çok ı ş ş blok ve sütun tespit ettik (Resim: 1). Roma bürokrasi-
sinin ifadelerini ş ı bu Latince ı üzerinde ı blok ya da ı
ocaktan ı ı ı ğ ı tarihi de vermektedir. Çünkü bu ı o ı Roma'da görev ya-
pan konsüllerin, blokun ı ı ı ğ ı alanda (caesura) ı ş ekibin ş bloka ş
veren atölyenin (officina) ve bazen de yöneticinin (procurator) ismini de ş ı ı
lar. Dokimeion'da bulunan bu tip ı I.. S. 96'da ölen Imparator Domitianus'un hü-
ı ğ ı ile ş ve LS. 235'te ölen Imparator Severus Aleksander ile sona eren
150 ı ı bir dönem içerisine tarihlenir.
Tüm bu dönem boyunca, ı ı ı ı ile, söz konusu mermer ı ı
yönetimindeki ş sürecini izlemek mümkün ı Tek ş ı ele ı ı
ı fazla anlam ifade etmeyecek bu ı yüzlerce örnekten ş bir seri mey-
dana getirdiklerinde, sadece Roma ğ idaresindeki mermer ı ı yö-
netimine ğ ı zamanda Asia eyaletinde ğ ait olan mülki idaresine ve
hatta Roma devlet ş ı ş önemli bilgiler vermektedir. Bu mermer ı ı
yönetimi, bizdeki devlet mernurlanna denk gelen ı ı ı yerine ge-
tirilmektedir. Bu ş kariyerlerini, ı ve eyaletierde muhtelif imparatorluk görevle-
rinin ş ı ş yöneticileri olarak sürdürürler ve ı ş ı ı ş ı ı ğ ı olarak terfi
ettirilip, Roma ı ğ ğ ş bölgelerine ı ötürü görev de-
ğ ş
. Sadece bürokratlar ğ mermerin kendisi de tüm ğ ş
ı ı ı pavonazzetto ğ Türkçe'de ise ş olarak ı ı ı ı
ı ı bu güzel beyaz mermer Dokimeion ı ş ı ı hiç bir yerinde bulun-
maz. Bugün ğ gibi Roma Döneminde de, bu ş mermer, kamu ı ı ya da
Prof. Thomas DREW-BEAR, 31 rue Royale, 69001 Lyon/FRANCE
105
özel ı süslemek için, Arabistan'dan ispanya'ya kadar tüm ğ ihraç
edilmekteydi. Roma'daki Tiber Nehri'nin ı ı ı Marmorata ı verilen mermer de-
ı ğ dört bir ı getirilen mermerler ı Dokime-
ion'dan ı ı ş ı ı blok ve sütunlar da bol ı bulunur. ı Kuzey Afrika'daki
büyük bir Roma kenti ve lmparator Septimius Severus'un ğ yeri olan Lepcis Mag-
ı ı ı ı gün ı ş ı ğ ı ı ı ı ş olan ı tipteki iki Doki-
meion ı ı bahsetmek istiyorum. ı ı üzerine ı ı ğ ı ş bu hamam-
ı ı ı ı üzerine kesildiklerinden, üzerlerindeki konsül isimleri tam
olarak ı ş ı Bu isimleri, ı ı daha önce ı ı olarak ta-
mamlamak ve ı ı Dokimeion'dan gelen bu ı LS. 129 ve 137 ı ı ta-
rihlemek mümkündür; bu da ı ı ı ı Hadrianus devrine tarihlenmesini
ğ
Lepcis Magna'daki, yine Dokimeion'dan ş olan ğ iki ı da ,ilginçtir.
Bunlar ş ifadeyi ş ı sub cura [Hesperi AUQ(usti)] Iib(erti) proc(uratoris) ("Impara-
torun ı procurator Hesperus'un yöneticiliginde"). Lepcis Magna'daki Dokimeion
ı ı ı geçen imparatorluk ı ı Hesperus'un, merkezi Phrygia'daki Aiza-
noi'da ş Çavdarhisar) bulunan Zeus ı ğ ı ı üzerindeki bir ı bilinen,
yine imparatorun ı ı olan ş ı ile ı ş ğ ileri sürüyorum. Bu Hespe-
rus, Pergamon ı ı ı vakfedilen ancak, sonradan ı gas-
ğ ı yeniden Zeus ı ğ ı 'na ı ş bir mektubu LS. 125
ı ı Asia Valisi T. Avidius Quietus'tan ı ş ı Ş görüyoruz ki, ı ı Hespe-
rus, hem Dokimeion'daki mermer ı hem de Kuzey Phrygia'daki Aizanoi
ş ı ı alanlardan sorumlu idi. Roma imparatorluk idari ş ı
birçok bilim ı ı ş ğ gibi, tek mermer ı sorumlu olan bir me-
mur yoktu. Tersine ocaklar, Phrygia eyaletinin imparatorluk tüm mülklerinin bir ı
olarak idare edilmekteydi. Hesperus, ı ğ procurator'leri gibi, Synnada
ş Afyon - Ş ş lkarnet etmekteydi.
Isparta ili'nde ı ı ş Sütçüler ilçesi'nde, Kesme ı ı
ı bulunan bir Pisidia kenti ile Isparta Müzesi ı ı üzerinde ğ ş ı ı ı
Geçen ı bölgenin ı ı ı ğ ğ içinde az ı
ı ı ğ Isparta Müzesi, bu ı Müze Müdürü Sn. Jale ğ azim-
li ı sayesinde civardan toplanan ı oldukça zengin bir ı müzesi ne dö-
ş ş ı ş ı Müzede toplanan ı ı zamanda bölgenin kendine özgü
ı tiplerini sergilemeleri ı ı da ğ Bunlar ı Pisidia dilinde ya-
ı ı ş ğ küçük boyutlarda olan ve üzerlerindeki, oldukça yüzeysel ı ı ş
birkaç ı ı ile göze çarpan steller, Pisidia kültürünün ğ ı ı
(Resim: 2). ğ üçgen ı ı ı olan ve bazen de üzerlerinde bir figür kabartma-
ı ş ı bu mezar stellerinin bir ı ı ı daha önce ı ı ğ ı makalelerde ı
ı ş ı Bölgenin mezar ş ı ı ı bir tip olarak, büst ş olanlar
(Resim: 3), dörtgen sunak biçimliler (Resim: 4) ve steller (Resim: 5) gözlenebilmekte-
dir. Bunlardan ş tümü ı gelen, ı ı ı ğ ı tipindeki mezar ş ı da
birseri ş ı
Isparta Müzesi'nde yer alan ı ı Killanion ı Anaboura
ş gelen ve bu ş önemli bir ailesinin fertlerini zikretmeleri ı ı önem
ş ı bir grubu ş ı Aileye ait ı ı ğ 19. ı itibaren, ı
ı ı ı ş ı Ancak, bu ı ı biraraya getirilmesi, bu önemli ailenin sekiz ku-
ş boyunca izlenebilmesini ğ ı Isparta Müzesi'ndeki ı ı ı ai-
le fertleri ı ş olan bir eksedra'ya ve ş ı ı ş bir ya-
ı ait bloklar üzerinde yer ı Bu ı Touliandos ve Toulourasis gibi ye-
rel isimler ş ı ı da ğ ı
Geçen sene Sn. ı Aytaçlar ile birlikte ı ş ı ğ ı ı Kesme ı
ş ı bu ı da devam edildi. Kesme'nin ı ı antik kent, Köprüçay
Kanyonu üstündedir. ı ı ı ve ı tepe üzerinde çok ş bir alana
ı ı Antik kentin güneyinden inen ve ş Deresi'ni geçerek, ş ğ ı Çukurca
106
Köyü'ne ş antik yol kesintisiz devam etmektedir. Bu yolun ı ı ta-
kip edilmemekle birlikte, Selge ş ile ğ ı ı ğ ş
Kaçak ı ı ğ olarak devam ğ ş geçen ı bir tanesi Pisi-
dia dilinde ı ı ş olan ş adet ı tespit edildi. Kentin güney ve ı eteklerinde-
ki nekropolis ı yerle bir ş ğ örneklerin ı tümüyle ş ola-
rak göze çarpan bir mezar ı ı ı üzerinde yer alan ı ile, kentin ğ bul-
ğ bir blok üzerindeki ı ı ş ismini ş ı ı ı ı ilgi çekicidir.
ı Kesme bölgesinin ı ı ğ ı ı ş ı antik kentin ı
çevresini de ı için daha uzun bir süre ı Asar Tepe'nin kuzeyinde yer
alan ve Kesme'den ı ş ğ yolu üzerinde bulunan Idrisler
ı ı ı verilen mevkide, templum-in-antis ı bir ı mezar ı
Bölgeye ismini veren ı ğ yerde bir ı ş Kesme bölge-
sinde ı ı ı kuzeyindeki ş mevkiinde bulunan antik bir yerle-
ş de gidildi. Bu alanda, kilise ı muhtemel apsisli bir ı ait izler, ş tam
olarak ş ı dörtgen ı üç ı ve sadece ön cephesi ş olan bir
ı plaka ş ş ş alanlar, bir bouleuterion'a ya da bir eksedra'ya ait olabi-
lecek oturma ı ı ve ğ ı ı ı elemanlar ş Buluntular, yüzeyden
ğ ı Geç Roma Dönemine tarihlenebilir.
2Q02 ı ı ş ı ı ı son bölümü Lykaonia bölgesine ı ı ı Konya-
Selçuk Universitesi'nden Doç, Dr. Hasan Bahar ile birlikte ı ş ı ğ ı ı Lykaonia'da bu
ı ğ ı ı ı olarak Konya Ili, Sarayönü Ilçesi'ndeki Gözlü Devlet ğ arazisinde
ş ı sürdürüldü. Daha önceki bir bildirimde ş ğ gibi, günümüzde bu
bölgede, Roma Döneminde de var olan bir yönetim ş devam ğ çok ş dev-
let arazileri ı Roma Döneminde, merkezi ve Kuzey Phrygia'da ğ gi-
bi, burada da Lykaonia ı ı büyük bölümünü kaplayan imparatorluk mülkleri yer
ı Buralardan, bugün ğ gibi, antik dönemde de, Ephesos'tan Kilikia ka-
ı ı uzanan ana yol geçmekteydi. Seleukos ı ı kurulan eski bir Hel-
lenistik kent olan Laodikeia Katakekaumene'nin ı ı büyük bir ı ı ı bu
mülklerin ı lrnparatortuk Dönemi boyunca ı ı nispeten az ı ı
nedenini ı Sadece Geç Imparatorluk Döneminde, ğ vezinli olan mezar ı
ı ı ı kesimde ı ı ğ ı gözlenir. Bunlar, gerek ş ı ı ı yerel isimler ı
ı gerekse sözcüklerin fonetik ş ı ı ı ı Lykaonia
köylüleri ı ı ğ ı ve refah seviyesinin ğ ş eder. ı
dönemde ı Anadolu'da, ı hatta kentli nüfusun ğ ı ı ı azalmaya
ş ı ş ı ğ ğ ı ı ı bu ı ı tezat, belki de, Geç Roma imparator-
ğ Döneminde, lanciarii olarak ı ı seçkin bir süvari ğ ı ha-
line ş olan Laodikeia Katakekaumene'de önemli bir askeri üssün ı ile
ı
107
Fig: 1
Fig: 3 ce
Fig:4
108
Fig: 2
Fig: 5
PEPOUZA 2002:VERMESSUNGSNETZ,NEUE
ARCHAOLOGISCHE ZEICHNUNGEN,
OBERFLACHENFUNDE
Peter LAMPE*
1. Vermessung und Kartographie
In der ersten Vermessungskampagne standen Grundlagenvermessungen und
Anpassungen an bereits vorhandene Kartenunterlagen im Vordergrund.
(a) Ein Basisnetz von Hauptvermessungspunkten wurde mithilfe einer Ashtech
ProMark2 GPS-Ausrüstung qernessen: die Daten lieBen sich bereits vor Ort mit der
Ashtech Solutions Software Ver. 2.5 auswerten. Damit ein apriori ein-heitliches Koor-
dinatensystem für ı Forschungsdisziplinen des Projektes bereit steht, wurde im
System WGS84/UTM Zone 35 gearbeitet, so dass sich in Zukunft auch Daten von
GPS-Handempfangern problemlos in die digitalen Karten integrieren lassen werden.
Da die ellipsoidischen GPS-Höhen nicht den Landeshöhen der Türkei entsprec-
hen, sind sie jeweils zukorrigieren. Als Höhenbezugspunkt konnte u.a. ein neuerer tür-
kischer Vermessungspunkt innerhalb der antiken Siedlung genutzt werden. Als Difte-
renz zwischen ellipsoidischen WGS84-Höhen und denen im türkischen Höhensystem
wurde ein Wert von minus 63 m. ermittelt. Das bedeutet, dass ı künftigen Besucher
des Areals, die GPS-Handgerate zu benutzen gedenken, ihre gemessenen Höhenan-
gaben um 63 m. reduzieren müssen.
Das erstellte und absolut aufgehangte geodatische Grundlagennetz ermög-Iicht
ein ab ovo einheitliches dreidimensionales Koordinatensystem tür das Gesamt-projekt.
Zur Kontrolle und Verdichtung der mittels GPS bestimmten Haupt-vermessungs-
punkte des Grundlagennetzes wurde ein elektronischer Tachymeter verwendet. Diese
Geratekornbination, verbunden mit einem weiterverarbeitenden Laptop, diente auch
bei den übrigen qeodatlschen Aufgaben als Standardin-strumentarium zur Gewinnung
dreidimensionaler Koordinaten.
(b) Verschiedene altere türkische Karten wurden bearbeitet und erqanzt, Darü-
ber hinaus wurden unterschiedliche topographische Karten und Detailplane sowie Kar-
ten von den ı (130x170 km., 50x20 km. und 22x22 km.), die mit
den antiken und modernen Ortsnamen bestückt wurden, neu erstellt. Besonders zu
nennen ist die Einmessung dreier Siedlungsterrassen und deren Beprasentatlon im
Detailplan.
Zwei antike StraBenführungen wurden in Fortsetzung der Funde des Vor-jahres
neu entdeckt und in die Karten integriert. Im Jahre 2001 war die von Süden zur rörnlsc-
Prof. Dr. Peter LAMPE, director of the Pepouza and Tymion archaeological surface survey, University of Heidelberg,
WTS Kisselgasse 1, D- 69117 HeidelberglDEUTSCHLANO peter.lampe@urz.uni-hd-de
109
hen Brücke in Pepouza führende StraBe aufgenommen worden. Im Jahre 2002 wur-
den zwei antike StraBenführungen gefunden: die von der Pepouza-Brücke nördllch in
Richtung Tymion weiterführende StraBe sowie ein den nördlichen Canyon-Abhang hi-
nabführendes StraBenstück westlich des Klosters. Die bereits 2001 explorierten in Ost-
West-Richtung verlaufenden antiken Eselspfade im Canyon östlich von Pepouza wur-
den weiter untersucht.
(c) lfür ein 3D-Computermodell der gesamten Siedlungskammer wurde eine
vorhandene türkische topographische Karte im MaBstab von 1:25.000 als Grundlage
herangezogen. Durch eigene Vermessung wurden zusatzliche Daten tür dieses ı
demodeli erhoben. In der Zukunft werden antike Gebauderekonstruknonen in das noch
zu verfeinernde Gelanderncdell integriert werden.
(d) Für das Absammeln von ı ı ı wurde mithilfe des elek-tronisc-
hen Tachymeters ein Raster mit Maschen von 20x20 m. abgesteckt und spater noch-
mals auf 1Ox1 Om. verdichtet. Die bei einer Orientierung nach Gelandestrukturen ents-
tehende Unvergleichbarkeit von FundfeldergröBen wurde durch dieses Raster vermi-
eden.
(e) Keramikstreuung und Einmessung zahlreicher Architekturfragmente tühr-ten
zu einer Karte im MaBstab von 1:10.000, in der das Minimum der Sied-Iungsausdeh-
nung nördlich des Flusses verzeichnet ist (ca. 11,5 ha). Die Ausdeh-nung der südlich
des Flusses sich erstreckenden Sledlunqstlache ist noch zu explorieren. Unklar ist bis-
lang auch, wieweit die Niederung am nördlichen Flussufer westlich der römischen
Brücke besiedelt war.
2. Einzelne Bauten
Freigelegt, vermessen und zeichnerisch sowie photographisch dokumentiert
wurden:
(a) die Reste des römischen Brückenmittelpfeilers in Pepouza (Abb. 1,4);
(b) ein Gebaudekornplex in der Nahe dieser Brückenquerung (Abb. 1,5, 12; die
angegebenen Nivellementwerte sind relative). Keramisches Füllmaterial hinter einer
Stützmauer stammt aus dem 2.13. Jh. n. Chr.
(c) Eine dahinter sich öffnende Höhle wurde als 3D-Computermodell dargestellt.
(d) Unweit westlich davon Iiegen am Hang die Reste zweier H, Jser mit römisc-
her Keramik. Im einen der beiden lassen sich drei Stellen mit Bra: ., ı erkennen;
zwei verschiedene FuBbodenniveaus indizieren zwei Bauphasen (N u 1,6, 11; die an-
gegebenen Nivellementwerte sind relative).
(e) Mehrere z.T. monumentale Gebaudemauern sind in den Seiten eines Hohl-
wegs erhalten. Wo solche Gebaudereste im Hohlweg erkennbar sind, korreliert der
Oberflachenbefund des oberhalb des Hohlwegs gelegenen südlich angrenzenden Fel-
des: Die Oberftachentunddlchte nimmt an solchen Stellen zu.
An einer Stelle der nördlichen Hohlwegseite tritt ein antikes Wasserrohr aus. Of-
fensichtlich lag unter dem Gehniveau des Hohlweges, der dem Verlauf einer antiken
StraBe entspricht, ein KanaL. Dafür spricht auch, dass der Hohlweg sich weiter östlich
in einem trockenen Bachbett fortsetzt: Wenn der Bach bei starken Niederschlaqen
Wasser führte, ergoss sich dieses in die Drainage der dem Hohlweg entsprechenden
antiken Strasse.
(f) Die südlichen Stützmauern der mit einem öffentlichen Gebaude, möglicher-
weise einer 8asilika, besetzten Terrasse wurden aufgenommen. Die Türschwelle di-
eses Gebaudes findet sich in den Abb. 8 und 9 dargestellt.
(g) Ein kleines Nymphaeum (Abb. 1, 2, 3, 13, 14), Opfer einer alten Raubgra-
bung, war mit Marmor ausgekleidet.
110
(h) Die Brüeke bei Calandiras am östliehen Ende der Siedlungskammer konnte
als im Ursprung römiseh identifiziert werden. Zahlreiehe sskundare Reparaturen bes-
timmen ihr heutiges Bild.
Unklar bleibt bislang, wie viele antike Brüeken insgesamt den Fluss im Bereieh
unserer Siedlungskammer querten.
(i) Von einem sehon im Vorjahr dokumentierten Hypogaeum mit fünf Grabkam-
mern wurde ein 3D-Computermodell erarbeitet.
(j) Eingemessen wurde ein über dem Felsenmonasterium in 2002 neu entdeek-
ter elliptiseher Ringmauerkomplex von ca. 200x100 m. Ausdehnung (dortige Kleinfun-
de: Daehziegel, wenig Keramik).
Vorlaufiqe Skizzen wurden erstellt von. (k) Grundmauern zweier monumentaler
Gebaude (Insulae oder öffentliehe Bauten)auf der Siedlungsterrasse südlieh des Flus-
ses. Weiterer Dokumentation bedürfen aueh Neuentdeekungen wie (i) die Reste eines
östlieh des o. gen. Ringmauerkomplexes gelegenen Gehöftes (?) von ca. 45x40 m.
Ausdehnung, in dem Innenmauern und viel Keramik erkennbar sind, (m) weitere Gra-
ber in der Nekropolis, (n) Spuren eines monumentalen Baus am Hang über der Nek-
ropolis (eines Tempels?) sowie (o) oberhalb davon auf dem Hügelrüeken Reste eines
der Keramik zufolge noeh ins 1. Jh. n. Chr. zu datierenden zweiten kleineren Geba-
udes.
Zahlreiche über den Siedlungsraumverteilte Arehitekturfragmente aus Marmor
oder Kalkstein (Kapitelle, Saulenschafte, ı Türsehwellen, Türqe-wande, Qu-
ader, Monopterosfragment, marmorner Gullistein, ete.) wurden in die Karte eingemes-
sen, photographiseh dokumentiert und maBstabsgetreu gezeiehnet (ef. Abb. 7, 8).
3. Kleinfunde
Im Raster (s.o. 1 d) wurde die Oberflache ausqewahlter Stiehproben-Fundfelder
von der GesamtgröBe eines fast halben Hektars (4800 m
2
) intensiv abgesueht, indem
dieselbe Personenkette jedes Fundfeld zweimal in untersehiedliehen Richtungen
abschritt. Von den 635 abgesammelten und im Fundbueh registrierten Kleinfunden ist
neben zahlreichen Glas-, bemalten Putz-, Marmor-, Metall-, Mörtel-, Sehlaeke-, Was-
serleitungs- und Knoehenfragmenten besonders hellenistisehe Feinkeramik zu nen-
nen, die zur Imitation von MetallgefaBen mit lokalem Goldglimmer überzogen wurde
und so einen bronzenen Sehimmer erhielt. Eine dieser Seherben weist grieehisehe
Buehstabenritzungen (...A. o... )auf. Aueh Relief-Sigillata imitiert Metall (einen Bronzeg-
riff). ı Keramikrandseherben eines Fundfeldes (1Ox1 Om) wurden stets zu nur einer
einzigen Fundnummer zusammengefasst; dasselbe gilt je für die Henkel-, Boden- und
Wandseherben sowie für die Feinkeramikbruehstüeke. Ziegelfragmente wurden nieht
abgesammelt, jedoeh Fundkonzentrationen vermerkt und zeiehneriseh ein Katalog der
vertretenen Ziegeltypen begonnen. Die zahlreiehen Siliees lassen kaum auf prahisto-
risehe Besiedlung sehlieBen; sie dürften eher von byzantinisehen oder sogar neuzeit-
liehen Dresehschlitten stammen. Die Keramik datiert aus hellenistiseher, römischer
und frühbyzantiniseher (3.12. Jh. v. Chr. bis 9. Jh. n.Chr.), die Münzfunde aus spatrö-
miseher und byzantiniseher Zeit, namentlich aus den Regierungszeiten von Maximian
(285-305 n... Chr.), Constantius ii. (337-361), Theodosius i. (379-395) und Justinian i.
(527-565). Ollarnpenfraqmente decken den gesamten Zeitraum von hellenistischer bis
frühbyzantinischer Zeit ab.
Die Keramik bedarf weiterer Bearbeitung. Eine stratigraphisch orientierte Kera-
mik-Forsehung war in Phrygien bislang nahezu absent. Hoffnungsvoll stimmen jedoeh
zum Beispiel neue, im Sommer 2002 angefallene Stratigraphie-Ergebnisse aus Hiera-
polis, die tür unsere byzantinisehe Keramik zum Vergleieh werden herangezogen wer-
den können. Für einen seateren Zeitpunkt geplante Test-grabungen in Pepouza dürf-
ten ebenfalls einer stratigraphisehen Auswertung der Keramik dienlich werden.
111
In den verschiedenen Fundfeldern konzentrierte sich die Keramik in unterschi-
edlicher Weise; nicht immer ist von diesem quantitativen Befund auf unterschiedliche
Siedlungsdichte zu schlieBen.
Als besonderer Kleinfund stach ein byzantinischer Brotstempel hervor, der dem
eucharistischen panis quadratus Kreuze autpraqte (Abb. 7, 10). Der panis quadratus
wird in annlleher Weise auf zahlreichen Presbyter-Grabstelen im Museum von ş
dargestellt.
4. Ethnoarchaologisch
wurden von der ansasslqen Bevölkerung erste Informationen über Lokaltraditi-
onen, Lokalnamen und heute verschwundene antike Strukturen zur kritischen Durch-
leuchtung eingeholt. Berichte über vergangene Raubgrabungen lassen den Ort einer
Therme vermuten; nur Sondierungsgrabungen werden hier Klarheit schaffen. Einige
von Dörflern in der Vergangenheit abgesammelte spatrörnlsche Münzfunde wurden re-
gistriert, auch eine von einem Bauern gefundene römische Hippe dokumentiert.
5. Besonderer Dank
für mannigfaltige Unterstützung gilt nicht nur der lokalen Bevölkerung, sondern
auch der türkischen Antikendirektion in Ankara und ihrem Generaldirektor, die fördernd
dem Projekt zur Seite stehen. Dasselbe gilt für das Deutsche Archaologische Institut in
IstanbuL. Die Regierungskommisarin, Frau Nilgün Sinan, und der Direktor des ş
Museums, ı ı ı ğ unterstützten tatkraftig und ideemeich, wofür wir herz-
Iich danken. Dem Team des Jahres 2002 gehörten an: Associate Professor 'pr. ş
ı Ross von der Anadolu Universltat in ş und ihre Studenten Erdal Unal, Bü-
lent Okta, Zeynep Kaya; von der Fachhochschule Karlsruhe, Abteilung Vermessung
und Geomatik, die Dipl. Ing. (FH) Andreas Rieger und Jürgen Otto mit ihren Diploman-
den Christian Baessler und Christina Müller; aus Cluj in ı der Architekturstu-
dent Radu Silviu Cotorobai; aus den USA der Ing. Richard Engle, der Pilot David Kil-
len und Prof. Dr. William Tabbernee, der nicht nur ein ausgewiesener Montanismusex-
perte ist, sondern als Co-Direktor die Finanzen des Projekts verwaltete; vom Museum
in Speyer die Archaoloqen Dr. Barbel Hanemann, Dr. Richard und Karin Petrovszky so-
wie Antje König; aus Heidelberg: Wiss. Ang. Frank Conrads, Birthe Hemeier, die sich
besonders um die Zeichnungen in diesem Artikel verdient gemacht hat, Prof. Dr. Dr.
h.c. mult. Robert Jewett, Prof. Dr. Peter Lampe, Franzjosef D. Schröder, Heidrun
Schroeder, Juliane Stadler und last but not least Prof. Dr. Reinhard Stupperich. Als 1..,0-
gistikmanagern gilt besonderer Dank Gülgün Gürcan und Hüsam Süleymangil aus Is-
tanbuL.
112
-:]
P(lpouu2002
ı ı N)'1Tlp/llleum,
ı t.zn.
drawn BJlemeier. R.PelrOvszl(
LeKelid
I
.. ı
ı
ı .. <."t '\.,'
ı ı ///
Abb:2
113
pepouu2002
Setlioflsol ı ı
FromIettto r1g1l1'west. ı ı

ı b B.Hllmeier RStu ı ı ı

iv
i
ı
Ir'
U
Abb: 3
Abb:4
114
--
ı ı ı ı
SCaIe .
byB.Hemeier, RPetrovsny,
R. S
Abb:5
Abb:6
115
V 4S
ı
ı ---__
.:oncrete
""Id -,-c-,
Pepouza 2002 J
Terrace iV
Architectural fragments: cover ol draln,
scale 1;10,
drawn b B.Hemeler, R.Slu rich

Pepouza 2002
Cross-secucn of uread ı
sesle 1:1,

i
j
lLL]
Abb:7
hpouZl2002
ı ı
ı ı
..:;ale 1:10,
ı R.COIorobal B,Hemelor
-J
. __ . ... L .
ı ------.. - .... _---
:::;L
u
_..
[.1
---------
116
r
i
"'--
Abb:8
Abb: 11
Abb:10
117
Abb:12
Abb: 13
Abb: 14
118
ÇAN ve LAPSEKi iLÇELERi YÜZEY Ş
ÖN RAPORU
Nurettin ARSLAN*
Lapseki ve Çan ilçelerindeki ş ı ı 1-20 Eylül 2002 tarihleri ı
da ı ş ı

Gerekli izinleri ğ Kültür ı ğ ı ı ye Müzeler Genel Mü-
dürlügü'ne, Çanakkale Seramik ı ve Çan Orman ş ğ
ı ve ilgilerinden ı ş ederiz.
.. 1896 ı ı Judeich'ln- Çanakkale-Bursa ı kesimde, 1980'Ii ı
M. ğ ı Çan ve Lapseki ilçelerindee ve 1997 ı ı itibaren C. ş ı Pa-
rion kentinde ı ğ ı ş Kuzey Troas'ta henüz ş ı bir ı ş ı
ı ğ ı ı göstermeKtedir. M. ğ Çan Ilçesi ı Köy ı ı Orta Paleolitik
ğ ait ş alet üretim merkezi ve ı ğ Neolitik ş tespit ş

Bu
ı incelenen bölgenin tarihi önemini ortaya ı Bunun ı ş ı 1949 ı ı
da Bulgaristan'da ş olan 6 kg. ğ ı ı ğ ı 9 adet ı vazonun Lampsakos
üretimi olrnasts, geç 6. ı tarihlenen ş Dedetepetümülüslerj7, ı
Köyü-Çingenetepe'c1eki
84.
ı tümülüsü, bölgenin ı potansiyelinin çok zen-
gin ğ ğ göstergeleridir. ı ı neden ve veriler Kuzey Troas'ta
ş ı ı ı ı sebepleri olarak gösterilebilir.
2003 ı ı öncelikli olarak Çan ilçesi ş ı ı ı ş ı Bu ilçede birkaç ş
ı ş ı büyük bir kesim ziyaret ş Lapseki Ilçesi'ndeki ı ş ı ı Umurbey
ı ı ı ş ile ı ı ı ı ş ı (Harita: 1). Bu ildeki ı ş ı
ı 2004 ı ı ı ı ı ş ı
Çan, ı ve Çingenetepe
ı Köyü, Çan ilçesi'nin ğ Çan-Biga karayolunun 2 km. kadar
kuzeyindedir. Köyün 1 km. kadar ğ M.O. 4. ı tarihlenen ı lahtin ele
Yrd. Doç. Dr. Nurettin ARSLAN, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Böiümü,
17100 ÇanakkalerTURKIYE.
ş ı ı ı ÇOMÜ Fen-Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü, Uzm. T. Türker, ş Gör. S. ğ ı ögrenci-
ler O. ğ H. Yaman ve ğ ı ı Bölümü ğ Gör. A. Ozener ı ı ş ı Kendilerine ı ı ı
ş ederim.
2 W. Judeich, Bericht über eine Reise im nordwestlichen Kleinasien, Sitzungsberichte der königlichen preussischen
Akademie der Wissenschaften (1892,2) 545 vd.
3 M. Özdogan, Prehistoric sites the Gelibolu Pennisula, Anadolu ş ı 10 (1986) 51-66.
4 C. ş Parion 1997 ş ı ı XVi. KST(1999) 349-364.
5 M. ğ ı Çanakkale Müzesi'ne ğ ı ş raporu.
6 ı Venedikov, Der Goldschatz von Panagjurischte (1961).
7 N. Sevinç, ş ı Tümülüsleri 1994 ı ı Kurtarma ı Müze Kurtarma ı Seminerleri,
24-26 Nisan 1995 Didim (1996) 443-446; N. Sevinç - C. B. Rose, A Child's Sarcophagus from the Salvage Excavati-
on at ş Studia Troica, 9, 1999,489-509.
8 N. Sevinç -R. Körpe, v.d. A New Painted Graeco-Persian Sarcophagus from Çan, Studia Troica 11, 2001, 383-420.
119
ğ Çingenetepe ilk ş ı ı ı Tepenin kuzey ı ğ
olarak ı ı ı
Lahtin dönemi ile ğ ş olabilecek verilere ı Köyü içerisinde, kuzeyi
ğ Deresi ile ı ı ı ı tepe üzerinde ı ş ı Bu alanda 25 m. ğ
da kesme ş temel ı ı ı ş Duvar ş ı 0,75-1,00 m. ölçülerindeki
kesme ş kuru duvar olarak ve ı üzerine basamak ş profillerle bin-
ş ı ı ı ğ ı dikkate ı ı ğ ı bunun surdan daha çok yönetici konu-
tuna ait ğ söylenebilir. ı örgü ğ Klasik ğ örnekler ile benzerlik gös-
terir
9
. Bu alanda, duvar ı ş ı ı ı ğ basit siyah ı seramik ve yu-
murta dlzisi ile süslü ş ı ş toprak ı plaka ı elde ş Seramik örnek-
leri M.O. 4.-2. ı ı zaman dilimine aittir. ı plaka ı bu ı ka-
ı ı ı ı önemini ortaya ı Lampsakos ve Kebren gibi kentlerde

Arkaik
Dönemde ş ş toprak ı ı ı ğ ı bu ı Troas'ta ı ı ğ ı ı
göstermektedir.
ı ı ı ı ı 500 metre kadar ı ı ğ seramik ı
büyük bir bölümü ı ı ı ı ı ş ı Büyük ı ı bu örnekler bir çömlekçi atölye-
sine aittir. ı ı ı yönünde ğ Deresi boyunca uzanan yol ı
kaçak ı ı kaba seramik ı ı ş ı Bu alandaki ı ı
ş nekropolü ı ı
Sapantepe
Kocayayla Köyü ı ı yüksek bir tepe üzerinde yer ı Arazinin orman ile
ı ı kalenin çok iyi gizlenmesine olanak ı ı ş ı Bu nedenle de kalenin iyi
bir resmini çekmek mümkün ı ş ı Tepenin topografik ı ı uygun olarak ba-
ı daha az ı alana ikinci bir sur ı ş ı ş ı Kale ı ş ol-
mayan ı ı adet kule ş ş Kale içinde ı ı ı yerde
7,40x4,OOve 6,80x9,50 m. ölçülerinde zemine oyularak birbirine ş ı ı ş iki sar-
ı ı Sur ı ı ı ı moloz ş ve kireç ı ı ı ş ı
En iyi korunan kule ı ş dikdörtgen, içte ise ş ı ı ş plana sahiptir (Re-
sim: 3). Iki ı kulede mazgal ve ı ı ğ ı ı gösterecek bir veriye rastlanma-
ı ş ı
Kale içinde ş ı ı ı ı ı da var ğ ş Ancak ğ bit-
ki örtüsü nedeni ile plan ve ölçüleri konusunda bir ı ş ı ı ı ş ı Kalenin ta-
rihlenmesi için bize büyük ı ğ Bizans seramikleri Zeuxipus grubuna ait-
tir
11
. Geç 12. ve erken 13. ı tarihlenen Bizans ğ ı seramikleri ı birkaç
parça ı ğ ele ş (Resim: 4). Kalede tamir veya ikinci bir ı
evresinin görülmemesi ve seramiklerin ğ ı ı ı olarak belli bir zaman diliminden gelme-
si kalenin 12. ve 13. ı ğ göstermektedir. Birçok merkezde oldu-
ğ gibi bu kalenin iç ve ı ş kesimlerinde kaçak ı ı ı ş ı
K/zile/ma
Köyün 2 km. kadar güneyindeki Ş Tepesi'nde kayalarda ş yerler
ile ı ı seramik ı ı ş ı Ş birkaç km. mesafede
ı bölgede bir ş tespit ş Küçük moloz ş ile ı ı ş ı zor
da olsa hala görülebilmektedir. ı ı ı ı ı mekanlardan ı ş
sindeki ı izi ve duvar ğ ş ğ ait ğ gösterir.
ı ı Köyü'nün Yenice ilçesi ı ı ı ı alanda, Alacaevcik mevkiinde,
çok ı ve yüksek ğ ı orman ı içinde Arkaik ve Roma Dönemine ait me-
9 A. H. Borbein, Das alte Griechen/and (1995) 202.
10 A. Akerströrn, Die Architektonischen Terrakotten K/einasiens (1966) 6-7, Abb.3; Cook, J. M.,The Troadan Archaeo-
/ogica/ and Topographica/ Study(1973) PI. 61-63, 8-16.
11 J. M. Spieser, Die byzantinische Keramikaus der Stadtgrabung von Pergamon, PF 9 (1996) 51: B. Böhlendorl, Die
glasierte byzantinische Keramik des ş (Troas), Studia Troica 7, 1997,393.
120
zar örneklerine ı ş ı Bunlardan birincisi ı tipi ı ğ ı
dikdörtgen çukurun dört ı ve zeminine ı ş ı ş ı ile ş
ş Bu tip mezarlar Troas bölgesinde 0lduk9a ı ı Iyi korunan örnekler
Neanc!ria
12
ve Tenedos nekropollerinde görülür. Bu ı mezarlar sözü edilen merkezler-
de M.O. geç 8.-5. ı tarihlenmektedir. ı tipi ı 50 m. kadar ğ
da iyi ş tonozlu bir mezar tespit ş Mezar ı ı üst örtüsü ve arka
ı ı ı ı ş ı Ancak dromos ve ön cephesi iyi ş Mezar kuzey-güney
ekseninde olup ş kuzeydedir. ş büyük ş blok üzerinde küçük bir ı ı ı
ı ı ş ı ı ı iri blok ş tonozlu üst örtüde moloz ş ı
ı ş ı Tonozlu ı tipi ve ı ğ Roma Dönemi ğ gösterir (Resim: 5).
Duman Köyü
Köyün ğ bir tepe üzerinde eski bir ş çok ı izlerine
ı ş ı Bu ı ı 1970 ı ı rnüze ı Hellenistik Dö-
neme ait bir mezar ı ı ş ı Mezar buluntutan Çanakkale Müzesi'nde sergiienmekte-
dir. Ancak ı ğ alanda ğ ı faaliyetleri nedeni ile konu hak-
ı belirgin izlere rastlanmaz. .
Küçüktepe Köyü
Hemen köyün ş Mehmet Tepesi ı ş incele-
melerde elde ı seramikler ğ aittir. Köyün ı ı ı nekropol
ı ş lahit ı ş
Hurma Köy
Köyün ı ı Çanakkale-Can karayolunun 50 m. güneyinde. Höyücek-
tepe Höyu9ü yer ı Höyük gunümüzde efe faalolan ı ğ ı ı ı ı Höyük üze-
rindeki yogun ı faaliyetleri ne ı ki, ğ giderek tahrip ı neden ol-
ı Yüzeyde zengin Bronz ğ ı seramiklere ı ş ı (Resim: 6). Seramik-
ler ı ş ı ş ı ve obsidiyen parçalar da yüzeyde bol miktarda görülmektedir.
Eski Yayla Köyü
Köyarazisinde "Kilise Mevkii' olarak ı ı alanda bitki örtüsü ile ı bü-
yük bir ı ı izleri tespit ş Bununla birlikte görülebilen ı Bizans Dö-
. nemine ait ğ söylenebilir. ı köy ı ı ı Tepetarla, ğ ı ğ ve Çal Te-
pesi'nde de ı ı ı ş ı Tepetarla mevkiinde, ı alanda, alçak bir te-
pe üzerinde Roma Dönemi mezar ı ı ı tespit ş ş ve oldukça tah-
rip ş ı bir tümülüs ğ tahmin edilmektedir. Ancak ı daha ı
ı ı tarlhl konusunda yan buluntulara ı ş ı ğ ı ğ ı ı
daki bir tepe üzerinde iki adet ı tipi mezar tespit ş ğ ı ğ son-
ra ğ Çal Tepesi üzerinde, ş bir bölgeyi kontrol ı tutan küçük bir aske-
ı ğ ı ğ ı gözetleme kulesine ait ı ı ı temel izleri yer ı
Bu alanda da ı ı i seramiklere (kiremit veya ı ı ş ı
Sameteli Köyü
Köy içinde, ı ı Tümbekhöyük ı Oldukça yüksek bir
höyük ı ğ ı ı devam edilmektedir. ğ zirvesinde de-
rin bir çukur ı ı ş ı Çukur ı Hellenistik Döneme ait seramik ı tespit
ş (Resim: 7). Höyükte sadece çukur ı bu tür ı ı ğ ı höyü-
ğ ğ tümülüs mezar ile ı ğ yüzeyinde ğ Bronz ça-
ı ı görülmektedir (Resim: 8). Buradaki buluntular Troia ve Kumtepe gibi
merkezlerdeki seramikler ile benzerlik içerisindedir.
12 R. Koldewey. Neandria (1891)15. Abb.25.
121
ı ı ı ı ziyaret ş Tepe ı Köyü ve tüm Çan
ı hakim bir ı Burada çok zor seçilen duvar izleri tespit ş
ı Köyü
Köy içerisinde kaba bir ş gösteren bir lahlt ğ ı ş buluntuya
ı ş ı l.ahlt köy ı ı ş ı olarak ı ı
Bostandere Köyü .
Höyükler Tepesi olarak ı ı düz alanda ş ı 1 m. ğ 6-7
m. ı çok ı küçük tümülüs tespit ş (Resim: 9). Tümülüslerin ta-
ı kaçak ı tahrip ş Bu alandaki ı ş ı ı tümülüslerin tarih-
lenmesine ı ı olabilecek herhangi bir buluntuya ı ş ı
LAPSEKi iLÇESi
Umurbey
Umurbey'e 6 km. ı ğ ı ğ ı üzerinde oldukça ş bir ı kap-
layan arazi üzerinde sur ı tespit ş

ş ı ı ı Palaiper-
ı olarak lokalize edilen merkezde, ğ ve ı bölümlerde birer yükselti bulun-
ı Bunlardan ğ çevresi topografik ı da ğ ı olarak yuvarlak bir
iç sur ile ş Bu surun ı küçük ve kare formlu kuleler yer ı Iç bö-
lümde 1.5-2 m. ı yuvarlak ı mezarlar(?) yer ı

• ı yöndeki yüksek
ikinci tepenin ı ı bina ı ı ı ı izleri görülmektedir. Sur ı ğ ve çev-
resindeki yerel ş kuru duvar ğ ş ş Kalenin ana ş güney-
de yer almakta olup bugün de bu ana ı ş hala ı ı Her ne kadar Perko-
te ismi antik ı geçse de kalenin bu dönemlere tarihlenmesine ı ı
olacak arkeolojik veri elde ş Kale ş 500 m. kadar güneyinde, alçak
bir tepe üzerinde bir nekropol tespit ş Ancak bu ı ğ ı kale ile ş ko-
nusunda bir ş söylemek zordur. Kaleyi karayoluna ğ patika yolun bitiminde
ve karayolunun hemen ş ğ ı ı Kiremitli Tepe ziyaret ş Burada ğ Ro-
ma Dönemi seramiklerine ı ş ı Bu bölgede özellikle kale (plan ve ı ve
çevresindeki incelemeler devam etmektedir.
Asartepe
ğ ı sonra ş ı ı 1 km. kadar kuzeydo9usundaki Asarte-
pe üzerindeki ş ı ı ı tepe ve ı Bronz ı ve öncesi sera-
mikleri ele ş (Resim: 10). Tepenin ı ı ise kuru ş örgülü ı ı ı
ı ı ş ı Tepenin güney bölümü ı ş ı alanlar ı ı olarak ı
ı
Bizden önce ve ı ı ş ı ş Çan ilçesi'nde, Orta Pa-
leolotik-Nelolitik, Bronz ğ ı ve Geç Klasik Dönemden Ortaçag'a kadar uzanan ş
bir zaman diliminde ş ı ğ ı ı ortaya ı Çan ı ve Küçükçay
Deresi ı ı ı boyunca antik ş daha ğ ğ görülmektedir.Temsil
edilen dönemlerden Bronz ı ı daha güçlü ğ görülmektedir. Bölgede özellik-
le Erken ve Orta Demir ğ ı ait izlerin var ğ söylenemez. Geç Klasik ve Hel-
lenistik Döneme ait olan ş daha çok askeri bir ÜS konumundaki gözetleme
ve kale ş ş
.
13 Surlar ı Judeich ı bilgi ı W. Judeich, e.ç.e., 546.
14. W. Lea!, Troy- A Studyin HomericGeography (1912) 111 vd.
15 Benzer ı bir mezar ğ Neandria'da tespit ş R. Koldewey, a.g.e., 17, Abb. 31.
16 Homeros, IliasII, 2,835; Heredotos V, 117; Xenephon, Hellenika V, 1, 25; Strabon XIII, 590.
122
YENICE
\1;,111'11<.'., lklv;\,-,
ı ı ı
,i' . ı ...;
ı ı /..,
Kalburcu ." J'
• ı
!!J.----:::__
ı '
.
,
,
.. \
:
NIISll'hy,>· ı ı ı ı
ı ,
.
ğ ı ı .U:t.Uu;lbn
ı ı .Ikl'c ı ı ı
••Il "H;11' ı
ı


.c
,
i

i
i
,
', ğ ı
... __ ı ı ı ı ;
- - ......... \
\ ...... _.....
.... -... )
,
,
,
"'--'
İ
,
,
i
,
\
ı ı ğ ı
I:lC·Yl.:;IYII",'"
. .,
ı ,
ı ı /
, ... , • ı ı ı ı "
i ı ı i
i ı ı J;
" ı ı ı • ı ı ı ı
ı ı ı ı
"s .1" .11,'',,,'''.. 1- - - - - - - - - - - -.
.. .... ",... ı _" ..........
.... - - - - - _, ı ı ....... .{
: ............ ı
,'ANAKKALE: •
,
,
i .I'lh,..,kr,
: ı
i
.,. ----""
,
,
Harita: Lapseki ve Çan
Resim: 1
123
• •
• 1
1
\, .
__-_-----_--....J Resim: 2
ı

' ...• ' ' '.""'"
.. ' '

..• ,:""":"""
. i
..
'"" •••• ",
_________.....J Resim:4
124
Resim: 5


Resim: 6
Resim: 7
125
.,.
-------1
••

Resim: 8
l2L.. _
'.
i

tl
126
Resim: 10
ILISU KLASiK YÜZEY Ş 2002
Gürol ı
EnverAKIN
Feridun Suha Ş
ı Klasik Dönem Yüzey ş ı ı 2002 ı sezonunda Batman ili kapsa-
ı ş ş ş ı ı Bismil Ilçesi ğ Dicle-Batman
ı ş ğ ı çevresi ve Garzan ı ı olmak üzere iki alanda ş
türt,
ş ı ı iki ana bölgede daha önce ş olan höyüklerin bir test
ı olarak ı ı ş ı Birinci bölgede ş Tepe, Hirbe Merdan, Kale Arno,
Kurrik Düzü Höyük ve ş gibi merkezler üzerinde ş ı ı ı ı ş
ı Bunlardan Batman'a 8 km. ı bulunan ş ı ı ş
da belirlenen topografik bölümler ı diagnostik yüzey malzemesi seçilerek top-
ı ş ı
ikinci bölge ise Garzan ı boyunca Batman ş ilçesi'nden, en güney-
de ı Köyü'ne kadar, bölgedeki önceden tespit ş höyüklerin test ı
ı ı ı ğ ı ı iki ı ı ı
BiRiNCi BÖLGE
Ş TEPE
Birinci bölge içerisinde yer alan ş tepeler 1-8 ı ı ı
ı Bunlardan Bismil-Batman karayolu üzerinde, Batman'a 8 km. ı yer alan en
ğ ı ş yeridir. Yolun ğ ı yer alan ve ı olarak numaralan-
ı ı ı ş ve ı bir höyük gibi ğ ş alan ise ğ yol tahribinde kurtul-
ş ı ı ş ı (Resim: 1). ğ ı ı yer alan ve ı
buluntu veren düz bir tepe üstü ise ı ı geç dönemde tskan ş ğ ğ
Ii bir birimi ş ı ş olarak ı ı ğ tepeler ise malzeme ver-
meyen ğ ş ı ş ğ üzerinde diagnostik ı ı ş
S'er m. ara ile yan yana dizilen 8 ğ ı dar bir koridorun iki ı ı taran-
ı ile ş RTL (Randomize Transee Line) yöntemidir. Karayolunun geçi-
rilmesi ı ı ğ kesitinde ş ş teraslarda da ı ş ğ ola-
rak malzeme toplama yöntemine ş ş ı ı dik ve ğ malzeme toplama-
ya ş olmayan yamaçlarda, rastgele malzeme toplama metodu tercih ş
Höyük üzerinde ve ı iki gün süren ş ı sonucu elde edilen malzeme-
Yrd. Doç. Dr. Gürol ı DicleÜniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü, ı
YE
ş ı ekibi üyeleri, D.Ü. Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü ı ı n ğ Gör. Enver ı ve Uz. Feridun
Suha Ş D.U. Arkeoloji Sanat Tarihi Bölümü ğ TrakyaUniversitesi KlasikArkeoloji Bölümü ğ
cisi HülyaÇiçek'e ve ı Temsilcisi Sedat ş ı ı ı ş ı
127
nin özellikle de Niniveh 5 seramiklerinin bize ğ ğ Kalkolitik Dönemden
itibaren sürekli ı ğ ve Mezopotamya ile ticaret ş içerisinde olduöudurs
(Resim: 2). Bunun ı ı tipik Orta ve Geç Tunç malzemesinin ğ ğ bu
dönemlerde önemli bir merkez ğ göstermektedir. ğ ı ı
tahribat sonucu ortaya ı kesitteki ı ı ve kerpiç örgü duvar ı
ele geçirilen tekerlek ş obje
3
bu ş ğ niteliktedir (Resim: 3). Ka-
rakteristik Hellenistik ve Roma malzemesine rastlanmamakla birlikte yerel karekterli
ı mallar bu dönemlerin ı da olsa ı ğ ı ş etmektedir. Roma Döneminde
ı bir aradan sonra, Bizans Döneminde, ele geçirilen ğ ı klremltlerlnln- ş
ğ gibi tekrar ş ı ve 13.-14. ı denk gelen Rakka serarnlklerlnine
ve ı ı kaptanns ı ğ ı ı ğ kadar ş ğ göstermektedir Ay-
ı ş ğ yamaç kesitinde üst seviyelere ı bir noktada, ı ı geç dönem
ş ait kireç harç, ş ve ğ ş bir duvar ı ı ı ğ ı da göz-
ş
HiRBE MERDAN, TAHT-/ Ş Ş MURAN
Dicle Nehri'nin güneyinde, ş Köyü'nün Ş Mahallesi'ne 1.5 km.
ı 2.5 km. ğ ş ı ı ş mezarlar ı gibi gö-
rünse de ı bir bütünün ı Kayalara ş en büyük ı Hirbe
Merdan ya da Merdan ğ ı olarak ı bölge ş ı Alan 50-60 ı ı
öncesine kadar ı ğ için üzerinde pek fazla malzemeye rastlamak mümkün
ı ş ı ğ ı ş ş ı ş ı günümüzde bile ğ ı ı
olarak çobanlara hizmet etmektedir. Bir ı ı iyi durumdaki bu ı ı ğ za-
man içerisinde ğ ş sonucu tahrip ş ş üzerindeki kalem izleri, ı
ı çok eskiye ğ göstermektedir. Hirbe ı üst bölümünü ş
ran kalker ı yer alan, kemer ş bir ı ş olan mekan, ş bir
mezar ı iken ı ı ı ı pencereler ı ı sonraki dönemlerde ko-
nut olarak ı ı ğ ı ı göstermektedir. Hirbe ı güney kesiminde ı ı ka-
ı stilize ı süsleme ı ı ş 3x5 m. ı tek odadan ş ı
ı içerisinde tahrip ş ş ı mezar olarak ı ı ş ğ ş ı
ı (Resim: 4). Hirbe Merdan'dan ı ş ğ uzanan kalker ı
ş yerden 8-9 m. yükselikte yer alan kare ş ş mezarlara, ğ tahri-
bat sonucu sekilerin ı nedeniyle ş mümkün ı ş ı
Hirbe ı ğ yer alan ve uzaktan görüntüsü ile kayalara
ş bir ı ı ı halk ı ı ş olarak ı ı ı (Resim:
5). Bu ı ş ı hem daha ı ve özenli ş hem deboyutla-
ı ı ı Hirbe Merdan'daki ı daha niteliklidir. Hirbe Merdan ile ı ş
ı yer alan bütün ı ğ ı ı ı yer yer ş ş ve ş bir gö-
rünümdedir. ı ş ı ile ı yerdeki ş kaya kütlesinin ş bir merdi-
ven ile ş ı ı Buradan ı ı ı sonra içeriye 2.1üx1.90 m. ş ğ
de bir ı ile girilmektedir. ı ş içine ş ş 6 adet seki yer ı
2
3
4
5
6
7
8
Erkanal, H., "1989 Girnavaz ı ı XII. ı Sonuçlan ı ı I, 1990 Ankara, s.233-284, Resim. 9.
Ertem, H., Korucutepe 11973-75, 1988, Ankara, s.44-46, Kat. 166. ikinci ı ı tarihlenen tekerlek biçimi i
obje ile ş i ğ üzerinde ğ parça bütünüyle en ı benzerdir.
ı kiremitlerinin tipleri, ı en erken Ls. 5. ı ş ı ğ ı ı ve ğ olarak Ls. 8 ı devam ğ
göstermektedir.
ı ı D.-Tekinalp M., "Mezraa Höyük 2000 ı ı ı ı ı ş Baraj Gölleri AltmdaKalacakArkeolojikve
Kültür ı KorumaProjesi2000 ı ı ı ş Ed. N.Tuna, J.Oztürk, ğ 2001, Ankara, s. 167·
169, Ş 9b-c;
ı ş H. Ö.•.Türk EI Sanat/an, 1998, Ankara, s.10 Res. 8.; ı R. Remzi ğ Ank ğ 1987, Ankara, s.
90, Res. 12.; Ozkul ı ı N., ı Seramikleri, 2001, Ankara, s.95 vd, Fot. 92-97.
Benzer kaya ı ve ğ ı ı ş Köyü içerisinde de yer ı ı Hirbe Merdan'a ı
ı ğ ı buradaki ş ile ilgili ğ ş ı ve Batman illeri içerisinde bu ş ş
Dicle Vadisi boyunca ı ş ı ı ı ı Bunlara en güzel örnek Hasankeyf ve ı ı
Roma Dönemi mezar mimarisinin karekteristik özelliklerini gösteren bu oyuklar, hafif kemerli veya düz üst kesimleri
ile yerden ş ı 50-60 cm. yukarda bir ölü ğ ı ile ı Benzerleri henüz daha ş ı ı ı ı i-
128
(Resim: 6). Dolgu malzemesiyle birlikte iç ı ı toplam ğ 1.50 m.dir. Bu ya-
pi orijinal ı evresinde mezar ı olarak ş ş ve daha sonra geç dö-
ş ı ş 'da
ikili ı evresini ğ birçok mezar-ev ı ı ile de ğ ş ı

Hem
Hirbe Merdan hem de ı ş kaya ı ı ş ı kültür ı
ı ı Bu kaya kütlesine ş mezar ı ı ı toplam ğ ş ı 1200
m.lik bir ı ı Bu da civardaki ş ne kadar ı ı ş ğ
ı bir göstergesidir. Benzer ş mezar olabilecek kaya ı 3 km. kuzeyde
yer alan ş Köyü ile ona ğ ı ı Mahallesi'nde de görülmektedir.
Hirbe ı ı ı ş ve üzerinde harita kadastra nirengi nokta-
ı ı ğ höyükte, ş dönemlere ait nitelikli seramik ele ş Bu sera-
miklerin genel karakteri 1.0. 2. ı ı Erken Demir ı kadar uzanan
döneme ş etmektedir. Bu seramikler ı ele geçirilen bir depo ı ğ ı par-
ı üzerinde rölyef ş keçi ve maymun figürleri dikkat çekicidir (Resim: 7). ı
da Anadolu'da keçi motif! Neolltikten beri ş tekniklerde kaplar üzerinde ş
maymun motifi Anadolu'ya ı ı ş ı Maymun motifi, Anadolu'ya ı ı ı
dan Mezopotamya veya Suriye üzerinden ı ı ş ı ı Asur ı maymu-
nun sevilerek ı ı ş ğ ğ ı ı ı Asur yoluyla
ğ ı ş ı ı Bu ğ bu kap ı ı 1.0. 1. ı ı ş ı tarihle-
ğ kanaatini ı ı ş ı Ş Muran olarak ş ş bu küçük boyutlu
ş belki de Hirbe Merdan'a ş öncülerinin ı ğ bir tepeydi.
Ş TÜRBE
ş Köyü'nün ı ğ ı yer alan türbe, 6.05x5.75 m.lik düzgün olma-
yan bir dörtgen ş ı ş ş ı ı nedeniyle oldukça ı bir
ş ş ğ sahiptir. Iç yüzden ı ı ğ ı kaba yontu ş ş türbe kub-
besi orijinalinde ı ş piramidal bir ı görünümüne sahiptir. 0.90 m. ş ğ ve
1.28 m. ğ kemerli bir ı ile içeri girilen türbenin içinde 2.36xO.72 m. bo-
ı ve 0.43 m. ğ bir sanduka yer ı Plan ı ı Roma
Dönemi piramidal ı ı rnezartant" ı da, ş ı ı ş ş plan ı ve ş
ş nedeniyle karekteri ı saptanamayan türbe, ı ı geç döneme ait ı ı
KURRiK OÜZÜ HÖYÜGÜ
ş Köyü ş ı ğ ı ı ı ğ Batman ı ı Dicle'ye
ş ğ noktada yer ı Yerden pek fazla yüksek olmayan höyük ğ ı
nedeniyle tahrip ş Burada ı incelemede, ğ ğ ş ı
ğ gösteren seramik ı ve ı izleri bugün de gözlenebilmektedir.
Yüzeyde ele ge9irilen depo ı ait olabilecek parça üzerinde, ı yöntemiyle ya-
ı ı ş ş ğ ı dogru ı ı yaprak ve bunun ı dokuz kollu tekerlek ş rozet be-
zemesi yer ı (Resim: 8). Kurrik'te az miktarda ğ ait ı ı ve ı ı se-
ramikler de ele ş
ı ş ı ğ ı Roma Dönemi kaya ı ile erken örnekleri Antakya ili içerisindeki ğ yer
alan Roma Dönemi nekropolünde ı Kaya mezar ğ Anadolu'ya ı ğ ve ilk kez Urar-
tu'da görülen bu mezar tipi daha sonraki dönemlerde yerel geleneklere göre ğ ş göstermektedir. Roma Dönemi
kaya ı ı en görkemlileri ı cephe ı ı ile Ras Shamra'da yer almakla birlikte ı ı iç
ı ı ait detaylar ş ı W. Romein the East, 2001, p. 370tf, Fig. 130; Keban bölgesinde ı
ı ş Ancoz Köyü ı ı kaya ı ı ş benzerlerini görmek mümkündür: ğ
lu, U., ş ğ ı ı Havzasmda ş ı 1975, S, 71-72, Lev. 13 Res. 33-35.
9 Mezar-ev diyoruz çünkü ı bir ı ı salt mezar olarak ş ş iken ı ı ş döneminde ev olarak da
ı ş ı ı Gerçekten de bu ı ı ı konut ı olarak ı ı ş ğ gösteren ba-
ı kaynaklar mevcuttur. Bkz. Alibey, Lehçetü'l ı s.212-214. Dicle ve Dicle'ye ş kollar ş
kireç ş ı ı ş bu ş ya da mezarlar ğ Anadolu'da dipnot 4'te de ı ı ı gibi
ı ı ş ı ı ı ı
10 ı w., Rome in the East, p. 361 tf. Fig. 112G. Bu tipe ait mezarlar Ls. 5.-6. ı tarihlenmektedir.
129
iKiNCi BÖLGE
ikinci bölge olarak ele ı ğ ı ı Garzan ı ı iki ı toplam 11 höyük
ı ş ı
GOLA KULE
Halk ı "Delikli Göl" olarak bilinen bu ş ı ı ı ı Orta-
ğ kayaya ş su tünelinden ı (Resim: 9). Gölün seviyesinin üstün-
de ve ş ı duran bu tünelin" hemen ı ş yer ı ğ ı
200 m. ı tepe ı Tepenin akropol olarak nitelenebilecek zirvesinde
gözle izlenebilen duvar ve mekan ı ı ı ı Duvar izleri ve teraslar tepenin ge-
nelinde belirgin ş gözlenebilmektedir. Yüzeyde ele geçirilen malzeme hem ı
liksiz hem de ı Genel karakteri itibariyle seramik ı ğ ı ı 2.
ı ş eden az ı malzeme de görülmektedir.
DER'A DiYER
ı Köyü'nün 1 km. ı ı yer alan bir tepe üzerinde, 600-630 m.
ı ı ş ş 300 m. ı bir alandaki ı ı ş ı Tepenin
ı ucunda ş ı 100 m. ı bir alanda harçla ş ş ş ı ş
ğ ı izler yüzeyde gözlenmektedir. Köylülerden ı bilgiye göre burada bir
kilisenin var ğ yer yer ı de buradan ı ğ ı ş ı ı ş ı Tepenin gü-
ğ düz alandan toplanan seramik bulgular da burada bir ğ ş
mesinin ğ ğ ancak, ş ı ı ı faaliyeti yüzünden kilisenin ı ı
gösteren bir ize ı ş ı
ı
ş ı ilçesi'nin ş ı Köyü'ne ğ ı ı Mahallesi'nde yer ı
ğ üzeri ve ı modern ş ı ı ş ı 550-575 m. ı ı
da duran höyük, ı ı 540 ı kadar ş Bol miktarda ı ı ve
ı ı ğ ğ ı ı Demir ve Tunç ğ ı ş eden seramikler
fazla miktarda ele ı (Resim: 10). ğ çaya bakan ı yönün-
de ş ş toprak tüpler ve kireç harçla kemeri ş bir su yoluna ı ş ı
Hititler'deki poterne sistemine benzeyen gizli su yolu
12
ş ı nehir seviyesinin ı
inen ve ı ı ı ğ ı dairesel bir ı ş (Resim: 11). Yuka-
ı ğ 45°lik bir ğ yükselen tünel gövdesinin 10-15 m. sonra bir ''T'' ı iki-
ye ı ı ğ ı ş ı Inceleme, dolgu malzemesinin ğ ğ nedeniyle daha ile-
riye gidilemeyerek bu noktada ş Çevrede ı ş ı duvarlarda-
ki ş malzemeler ı yer alan Süryani ve Ermeni alfabesi ile ı ı ş ya-
ı ı bu ş ğ boyunca da ı ğ göstermektedir. ı
ı modern ı ı çevre ı üzerine ve ı ş ş basit kare
bir plinthos ve ı bir torustan ş kaide ı ı (Resim: 12) köy sakinlerince
ğ ş ğ ı kesimlerindeki ı elde ı ğ ş ı Bölgede ş Di-
ı ğ ı ı ve Mardin ve Midyat'taki kiliselerde bu tip ı ı kul-
ı ı ğ ı görülmektedir. ı Köyü'nde ele geçirilen seramikler ğ ş
11 Bugün gölün ı ı tünel ile sulanabilen arazi az gibi görünse de, ı ı tünelin hizmet ğ dönemler-
de su ğ ı ı daha güneyde ı ı o dönem için ş bir arazi sulanabilmekteydi.
12 Bu tip gizli su ı ı kayaya ş benzer örnekleri bölgede Hasankeyf ve ğ kalelerinde de görülmektedir.
13 ı sur içi kanal ı ş ı ı ı çok ı benzer sütun ı ğ ı ele ş -.Ş anda ı Ar-
keoloji Müzesi bahçesinde sergilenen bu sütun ı ı ı ı ı ş tarihi olan LS. 367'den sonraya ait
ı ı Ulu Camii içerisinde erken kilise ı ı ş ı ı ş 5. ı ait sütun kaidele-
ri ile sur içi kanal ı ı ele geçirilenler ile ı Höyük'te bulunan ı ı büyük benzerlik ğ
ı ı Bkz. Akl[1E., ı U/uCami ve Korinth ş ı 1999. ı ı ş Yüksek Lisans Semi-
neri). ı ı LS. 4. ı ve ı ait ı ele geçirilen bu tip kaidelerin ı benzeri olan ı
kiler, daha niteliksiz ş nedeniyle daha geç bir tarihe ş etmektedir. Bu sütun ı ı ı tarihlendirilmesi-
ne yarayan ğ bir örnek de Samsota'da ele ş ğ U., ş ğ ı ı ı ş ı 1975,
s. 18, Lev. 11, Res. 25.
130
kilerden ı bir ı ı Roma ve Part Dönemine kadar inen bölgede yerel nitelik
ı ş ğ beyaz ı bu seramiklerin ı ı bol miktarda ğ Os-
ı Döneminin sonuna kadar ı seramikler ele ş
HANiK KÖYÜ BULUNTULARI
Hanik Köyü, ş ı Köyü'ne ğ ı olup ismini köyün içerisinde yer alan ğ
ı ı ı Hanik Köyü'nde ğ tarihlenen haç tonozlu bir kili-
se yer ı (Resim: 13). Köyün camisinin merdivenlerinde ı ı ş iki ş son -
derece ilginçtir. Ilk izlenimde ş stellerini ı birisinin üzerinde ellerini ka-
ş ş Dir erkek ı (Resim: 14) ile ğ üzerinde stilize insan, hayvan
figürleri ile ı ve ş kap motiflerinden ş ı ş ı (Resim: 15),
koylülerden eôinilen bilgiye göre harabe durumundaki kiliseden sökülerek camiye ge-
ğ ş ı ı ş ı Yörede yeni ş ı yüzeydeki ı ı ı görünmesini
ı ı Çünkü kilise olarak ı ı ı ı ı ı taban ı köyün bu-
günkü seviyesinin çok ş ğ ı ı yer ı Köyün içerisindeki ı ı bir ço-
gunun temellerinde eski ı sökülerek ı ş malzeme izIenebil-
mektedir. Hanik Köyü'nün Garzan Vadisi boyunca devam eden ve Memikhan Köprü ci-
ı da izleri görülebilen önemli bir ğ ticaret yolunun üzerinde yer ı ne-
deniyle, burada ı ş ı ş ı ı yönelik bir ı ya-
ı ı gerek ş Hanik te gerek kilisenin gerekse de ı yer ı bu-
ı ğ boyunca ı edilen önemli ve zengin bir yer ğ ı sonucuna gö-
türmektedir.
GRE Ş
Tepecik Köyü'nün 700-800 m. güneyindeki Garzan ı hakim bir burun üzerin-
de yer alan 100-150 m. ı 550-590 m. ı bir höyüktür. Malzeme Orta ve Geç
Tunç karakterlidir. En örnekler ı tipik "Dark Rimmed Orange Ware" sera-
mikler, "Brown Wash Ware' ve düz ı insize bezemeli malzeme ı çekmektedir.
OSKiYEN HiRBE
Tepecik Köyü'nden ş ilçesi'ne ğ olan yolun 1. km.sinde yer ı 100-150
m. ı ve 550-580 ı oturan bir ş Yüzeyde yer yer duvar parçala-
ı ait ş ı dolgular izlenebilmektedir. Yüzey malzemesinin genel karakteri Geç
Tunç-Erken Demir ğ ı ı vermektedir.
DALOKE HiRBE
Tepecik Köyü'nün ı ı ilk burun üzerinde 100-150 m. ı 560 ko-
du ı yer alan hemen hemen düz bir ş Ele geçirilen az ı mal-
zeme Geç Tunç ve ı ş etmektedir.
KANi MARAN
Tepecik Köyü'nden ş ilçesi'ne ğ olan yolun 4.-5. km.leri ı yer
ı Garzan ı ı üzeri pamuk ı ile ı olan ş ı sonucu
ı ı tesviyelerle düz bir görünüme ş ı ş ı ı ğ ğ bir ş
ı ı ı ı höyük tasfiye edilirken sökülen mimari ı ı ı ı ı ı Malzemenin ço-
gu Bizans ve ğ seramikleri olmakla birlikte Demir ğ ı Erken Tunç ve erken
dönemlere giden malzemenin de ı ğ ı dikkat çekmektedir.
GREKELEKE
Tepecik Köyü'nden ş llçesl'ne ğ olan yolun 2. km.si içinde yer alan bir
burun üzerindedir. Yüzey seramiklerinin büyük bir bölümü kaliteli erken dönem (Tunç
ğ ı örneklerinden ş ı Bu alandan sileks aletler ile az ı ğ se-
ğ ş
131
ESKi HOP HiRBESi
ş 10 km. ı yer alan Asmadere Köyü'nün ş ı 500 m. güne-
yinde ve Garzan ı ı hemen ı yer ı Pamuk ı ile ı
ı ı ı kalan ş yeri Garzan ı ı tahribata ğ ı ı ayakta her-
hangi bir ı ı ı ı ş Az ı malzemenin Ortaçag'a ait ı ı seramik-
ler ile kaba ı ı ş ğ görülmektedir.
GUNoiK /-1/
ş Köyü'nün 1.5 km. ğ yer ı Üzerinde günümüzde ha-
len ı bir ev ı Tepenin ı çok az ı seramik örne-
ğ ele ş Tepenin ş ı 100 m. ş ı ı yer alan bir ikinci tepe ı ile
ş olarak ş ş ve ı inceleme ı yamaçlarda az ı sera-
mik ele geçirilmesine ragmen tepeye ğ teraslama benzeri ş ı ı ı ğ ı dik-
kati çekmektedir.
GREÇELLO
Kütüklük Köyü'nün ı ı yer alan ı ı ı ile ı kalan
ş ı 30-40 m. ğ sahip ve zirveye ğ ş tepedir. 200 m. ı bir
alan içerisinde eteklerde akma sonucu ş ş az ı ı bulgusunun tepede
ğ ş ı ğ ı ş Yine tepede 10x20 m. ı yerel kayadan elde edi-
len ş ş ş bir ı temelleri gözlenmektedir. Ele geçirilen malzeme
ı ğ ğ daha önce ı Höyük'teki kemerli geçidin kemerinde ve Han
Köyü'ndeki kilisenin ı ğ ş ş topraktan ı ı ş tüp ş
mimari parçalar ş ı ğ ve ı ait seramikler ile az miktarda er-
ken dönemlere ş eden seramik ı ve obsidiyen ile sileksler ele ş
MEMiKHAN KÖPRÜ VE MEMiKHAN KÖYÜ
Kumgeçit Köyü'nün 2.5-3 km. kuzeyinde yer ı iç ı ı ş ve
kum kireç ı ş ı ı harç ile ı ı ş duvardan ş ı ş yüzey düzgün dörtgen
bloklarla ı ı Yan yana iki tonozlu geçitten ş köprü gövdesi ş bir kemer
ile ı ğ ı ş ı Bu yönüyle Artuklu ı ait Hasankeyf Köprüsü'nü ı
ı ş ı ı ı yer alan masif duvar izleri burada köprü ı ı ana kaya-
ya bir rampa ile ı ı ı ğ ı izlenimini vermektedir. Bu ı güneyinde yer yer
izlenen bir yolun payanda ı ait ı ı köprünün Han Köyü'nden buraya
ş önemli bir ticaret yolu üzerinde yer ı ğ ı ı göstermektedir. Köprünün kuzeyin-
de yer alan ve Gedikler Mahallesi'ne ğ ı mezrada ı ş ı az ı se-
ramik malzeme ele ş
KAYNAKÇA
AliBEY, Lehçetü'l ı Binbir Temel Eser: 32, Tercüman Gazetesi ı ı
ı R. Remzi ğ Ank ğ 1987, Ankara.
BALL, w., Romein the East, 2001,Routledge.
Ş H.Ö., TürkEI Sanat/an, 1998, Ankara.
ERKANAL, H., "1989 Girnavaz ı ı XII. ı Sonuçlan ı ı 1990 Ankara.
ERTEM, H., Korucutepe 11973-75, 1988, Ankara.
ÖZKUL FINDIK, N., ı Seramikleri, 2001, Ankara.
SERDAROGLU, Ü., ş ğ ı ı ı ş 1975, 1977. Ankara.
YALÇiKLI D.-TEKiNALP M., "Mezraa Höyük 2000 ı ı ı ı ı ı ş Baraj Gölleri
ı KalacakArkeolojik y,e Kültür ı ı Koruma Projesi 2000 ı
ş Ed. N.Tuna, J.Oztürk, ğ 2001, Ankara.
132
Resim 1: ş genel görünüm
Resim 2: ş seramik ı
133
Resim 3: ş tekerlek ş
obje
Resim 4: Hirbe Merdan, ı mezar
Resim 5: T a h t - ı R e ş , genel görünüm
Resim 6: T a h t - ı R e ş , mezar içindeki sekilerden görünüm
134
.. Resim 7: Merdan Höyük buluntusu rölyelli
Resim 8: Gola Kule, su
yolu
_ ReSim 9: Kurrlk Höyük, ı ı depo kab. ı
135
Resim 10: ı Höyük, se-
ramik ı
Resim 11: ı Höyük, giz-
li su yolu ve ı
Resim 12: ı Höyük üzerindeki modern evin ş ş sütun ı ı
136
Resim 13: Hanik Köyü, kilise ı ı ı ı
Resim 14: Hanik Köyü Camii'ndeki insan üst
gövdesi tasvirli ş stel
137
Resim 15: Hanik Köyü Camii'ndeki stilize insan ve silah
tasvirli d e v ş i r m e stel
138
YUKARI ı BÖLGESi 2002 YILI
ARKEOLOJiK YÜZEY Ş
ğ DANlK*
ş ı ğ ı ı 6-27 Temmuz ,2002 tarihleri ı ı ğ ve Tunceli ille-
rinde ı yQzey ş ı ı Tunceli Ili dahilinde 6 ilçe ve köyleri ile, ı ğ Ili da-
hilinde Merkez Ilçe Harput kent merkezinde ş
Harput kent merkezi ı ş ı yaym ı ş ı yönelik olarakHarput Kale-
si ve Müzesi'nde ş Tunceli Ili'nde öncelikli olarak ı olan ve
baraj gövdesi ı ş olan ı ı ile ş olup, jeolojik ve
ğ etütleri devam eden Konaktepe ı rezervuar ı ı ı ş ı Bununla
birlikte, Tunceli Merkez, Pülümür, Nazimiye, Mazgirt, ı ve Pertek ilçelerinde ya-
ı ş ı ı 21 adet köy ve mezra ı ı 92 adet koç ş
de mezar ş ı üzerinde belgeleme ı ş ı ı ı Merkez Ilçe'ye ğ ı Sinan ve
Anbar kaleleri ile Anbar kaya ı Pertek Ilçesi'ndeki Pertek Kalesi, Mazgirt Ilçesi
dahilindeki Aslanyurdu Urartu kaya ı Munzur Suyu üzerindeki Kerem Köprü-
sü, ı Oyumca Köyü'ndeki Oyumca (Sindam) Kaya Ş tespit ve belgele-
me ı ş ı ı ı ş ı (Çizim: 1).
i. ELAZIG iLi Ş
1.1. HARPUT·
Harput kent merkezinde yer alan Harput iç kalesinde ı ı ş "Bü-
yük Burç" olarak ı ı ğ ı ı kuzey uçtaki burçta, bugüne kadar ı ğ ı bilinmeyen
Artuklu Dönemine ait bir kitabe ş ğ ı geriye kalan tek bloktaki "(...)d bin Sök( ...)"
ş kitabe ı in situ olarak ı (Resim: 1); söz konusu parça üze-
rinde belgeleme ı ş ı ı ı ş ilk ğ ı ş ı "(...) [Kara Ars-
lan bin Davu]d bin Sök[men bin Artuk] (...)" ı ı restütüe ş ı bu ğ
lendirmede ı geçenSökmen ğ Davud ğ Karaarslan, Belek Gazi ı
Harput hakimi olan Fahreddin ı ı burçta bulunan bu yeni belge, da-
ha önceden ğ gibi
2
, "Büyük Burç"un Erken Artuklu Dönemine ait ğ
ı bir belge ğ ı ı kitabe ş ğ ı ı eriyen ve günümüze ş
mayan ön bölümlerinde, ı ı ı ı
Kitabenin, Karaarslan'a ş olarak ğ en büyük etken ise,
kitabede okunan "(...)d bin Sök( ...)" ibaresinin (Çizim: 1), ı ı olarak ğ
ğ Artuklu ğ ı "Sök" ya da "Sak" olarak ş iki ş ı ile ş
ğ DANIK, Müze Müdürü, ş ş ı ve Cumhuriyet Müzeleri ğ 06100 Ulus-AnkarafTÜRKiVE
ı ş verdikleri sponsorluk desteklerinden ı Resta ve Oelta ş ı ile yöneticilerine, yerel destek-
lerden ı Tunceli Valisi ı Mustafa Erkal'a, Kültür Müdürü ı Hüseyin Aksoy'a, araç ş Ali ş
ve ğ ı ğ ı ı ya da ı ğ ı ı her noktada destek veren Tunceli ve Harput ı sonsuz ş ı
2 Önerimiz için bkz. ı 2002: 199, 200.
139
ı ı Bunlardan biri, ii. Sokman olarak da ı Nureddin Muhammed'in ğ
olan ı Çok ı süreli de olsa H. 581 ı ı tahta ı ii. Sokman, ı ı
içinde ı ı Imameddin Ebubekir'e ı zorunda ı ş ı Tahtta ı ğ ı
süre içinde herhangi bir ı faaliyette bulunma ı ı ğ ı da mümkün görünmemek-
tedir. Zaten kitabedeki "bin" ibaresinden ı ii. ı kendisinden çok ğ
kastediyor ğ ve ii. ı da bilinen bir ğ ı ğ ı kitabenin bu
döneme ait ı mümkün ğ Oysa i. Sokman olarak bilinen ve ğ ı ı
ı Keyfa kolu ı H. 491 ı ı ı Artuk ğ Sokman, kitabedeki Sokman/
Sökmen ı ı Bu nedenledir ki, kitabedeki "(,..)d bin" eki ğ Davud" olarak de-
ğ ş Çünkü, Harput Artuklu kolunun kurucusu ve ilk ı Fahreddin Ka-
raaslan, Sökmen 091u Davud'un ğ

H. 539 ı ı tahta ı Fahreddin Kara-
aslan, Harput'ta yogun bir imar faaliyetinde ğ gibi, vergileri de ı Har-
put'un ş önemli ı ş ı Günümüzde Harput Ulu Camii'nin avlu
ı yer alan bu vergi kitabesinde de, "Karaaslan bin Davud bin Sökmen" ibare-
si yer ı
ii. TUNCELi iLi Ş
ii. 1. BARAJALANLARI
11.1.1. UZUNÇAYIR BARAJALANI Ş
Munzur Suyu'nun Keban ı dökülmeden önceki bölümünde, Alanyurdu
ve Burmageçit köyleri ı Mazgirt Köprüsü'nün hemen kuzeyinde ı baraj
gövdesinden itibaren, kuzeye ğ Tunceli il merkezine yönelik bulunan alanda ı
lan ı ş baraj gövde dolgusunun hemen ı su ı kalacak olan
ve Kerem Köprüsü olarak ı köprü ı ş de, köprü ı
sadece dolgu malzemenin ı ş ı köprünün dönemini ve ğ nitelikleri-
ni belirleyecek veriler ı 4 ı ve 3 gözlü olup, kuzey-güney ğ
tusunda ş ş olan köprü, Mazgirt- Pertek ı ş ğ ğ ı
olarak, ğ itibaren ı ı ş ı ı ş ı ş ğ 4-5 m. olan köprü-
nün, düzgün kesme ş ı dolgu ğ ş ğ kuzey ikinci ayakta ı
görülen malzemeden ş ı
Baraj rezervuar ı ı Merkez ilçe ve Mazgirt bölgelerinde ı ı ş
da, ş ş bir kültür ı ğ ı ı ş da, Munzur'u besleyen kimi de-
re ve çay ı güvenlik nedeniyle ş olup, 2003 ı ı ı ş ı bu
bölgenin ı devam edilecektir.
11.1.2. KONAKTEPE BARAJALANI Ş
Tunceli Merkez ve ı ilçeleri ı bulunan Munzur Vadisi'nde, Teruno-
ba Köyü ı ş ı ş ı rezervuar ı ı kapsayan bölü-
münde ş ı ı ğ ölçüde tarama ş ş Vadinin çok ı ormanla
ı ı güvenlik ve Munzur Suyu'nun ş ı ı ş saglayacak köprü-
lerin ı ı ı ş ı nedeniyle, gözlem mahiyetinde ve yol guzer,9ahl üzerindeki kimi
mezra ve köylerde ı taramalarda, herhangi bir kültür ı ı rastlanmazken;
ğ ı nedeniyle bölgede herhangi bir ş ı ğ ı da ş
Bu ğ baraj ı ı çevreye ğ zarar, kültür ı ı çok vadi-
nin ekolojik ve ğ ı ı yönelik olarak görülmektedir.
11.2. MERKEZiLÇE Ş
11.2.1. ANBARKALESi
Merkez ilçe Anbar Köyü ile Birman ı ı Anbar Köyü'nün 1.5 km.
ı ı Birman Köyü'nün 1 km. ğ Mazgirt ğ ı ı ı eteklerin-
3 ğ ı seceresi ve genel bilgi için bkz. Köprülü 1940: 617·625.
4 Söz konusu ı kilabesi için bkz. ı 2001: 83.
140
de yer almakta olup yörede ve kaynaklarda "Birman Kalesi" olarak da ı kale, ki-
mi yerlerde 30-40 m.ye ş ı bir alan üzerinde kuruludur (Resim: 2).
ı ilk söz eden Cenap ğ kalenin sarp ve yüksekte ğ
için ş ı ancak ı ş ı tahrip olan bir kitabesinden söz et-
se de
6
, kitabenin metni ya da dönemine ş bilgi vermez. Günümüzde kitabeye ş
kin veri ı ğ ı gibi, kitabe yerine ait ı veri de ı ı ı bu
kitabe ğ yöndeki iki kule ı yer alan sur ı birinci ş ı ı ı
üzerinde yer ı ğ bu bilginin ı ı kale ı ı yer alan ş
ş bir yoldan söz etmektedir kil, ı ş kale ı sözüedilen yola ait ve-
riye ı ş ı Bu durumda gerek yol ı ı ve gerekse kale sur ı
na ait ş malzemenin ı köyevlerinde ı üzere ı ı ğ ı ş
Sözü edilen yol, ı ı Mazgirt ı gelip, Sinan Kalesi'ne ğ giden, Urar-
tu Dönemi ı biri ı ı
1973 ı ı ı Anonim Tunceli ı ı ı ğ ı ilin tarihsel kültür ı
ı söz edilirken, ı ş olarak Anbar ve Birman kaleleri iki ı kale olarak
ğ toprak ı bulunan burç ve oda ı ı ı ile kitabelerin ı ğ ı
dan söz edilirse de, ş yer alan iki kulenin ğ ı verilerek, kuleler "minare" ola-
rak ı

Bölgede Urartu Dönemi kültür ı ı ş ı süreli ş ı ve ya-
ı ı ş ı yapan Oktay Belli, bölgenin Urartu ı ii. Rusa Döneminde ş
zengin maden ı dikkat çekereks, bu madenierin ı ı ya da yol qüzerqah-
ı na ı kalelerden söz ederken, Anbar Kalesi'nin de ı ı verip, ii. ş ya da
ğ ii. Rusa dönemlerinde ı ı ş ğ belirtirtv. Ancak, kaleye ş herhangi
bir ı bilgi vermez.
Kaleye ait son bilgiler, yerel bir ş ı ı olan Yusuf Cengiz'in ğ ı ş
bilgilerdir. Cengiz'in ğ bilgilerde, kale ş kuleler, il ı ı ğ ı ğ gibi
"minare" olarak ele ı ı ş ı ı ı ş ı ı ş ğ kale çev-
resinde sulama ı ğ gibi ı ş ve bilimselolmayan bilgilerle birlikte,
ı platformun üzerinde bulunan su ı ı ı "havuz" olarak ğ

ı
ğ ı ğ 70x25 m.lik ı platformun üzerinde ş ğ var-
ı kalenin, günümüze ş ğ sur ı ğ yönde ı ı ğ ı
ı ı daha ı olarak görülebilmektedir. Platform üzerinde kuzey yönde gö-
rülen kimi sur temel ı ı bir tahkimat ş de olsa, ı platformun
bütününü kaplayan bir sur ı ı ğ ş (Çizim: 3).
ş ğ yönde bulunan kalenin, ğ cephesinin kuzey ve güneyinde, ı ş
cephe ş ı büyük ölçüde ş ğ ı ı yer alan ve ba-
ğ ı ı durumda bulunan ğ ı ı tamamen tahrip ş ı ı ı ı ı ı
daire kuleleri ve ı hemen ı yer alan, kuzey-güney ı ve eksenin-
de ikinci ş ı ı bulunan ikinci kademe sur ı harç ve örgü malzemesi ile
birlikte ğ karakterli olarak görülmektedir. Kalenin en ı ı olan ve ş
ğ bu alanda, güvenlik nedeniyle duvarlar ı tutulurken; ı ş iki kade-
meli olarak ı ş ı (Resim: 2). ğ bu güçlü imalata ş ı ı yük-
selti nedeniyle ı daha ğ ğ yönlerde, duvarlar daha ı tu-
ş Bu ı bir ğ platformun ı yönünde görülebilmektedir. Bütün bu
5 ğ 1966 b: 16.
6 ğ 1966b: 16.
7 ğ 1966b: 17.
8 Anonim 1974: 101,104.
9 Belli 2000: 372.
10 Belli 1993: 66.
11 Cengiz 2001: 70.
141
veriler, ğ yönde iki kademeli ş ı ı kale ı ı üzerinde kurulu ğ ka-
ı platformun ş uygun olarak, ş ı ı birlikte platformu ş ı ğ ı ı
göstermektedir.
Kale sur ı ı malzeme ve ğ ğ verse de, ş güneyinde
olup, ı ı ğ bakan ve içine ğ iki ı Urartu Dönemi kaya meza-
ı ve gerekse ı ğ ı ı ucunda görülen kaya ı ve kutsal alan, kalenin
ilk ı ı ı Urartu Dönemine kadar indirir. Kale platformunda yer alan iki adet sar-
ı yine bu dönemden kalma olup, ğ da ı ı ş ı ı Kale içi ve çev-
resinde bulunan Demir ğ ı seramik ı kalenin ilk ı ı ı Urartu Döne-
mi ğ ispatlarken; Demir ğ ı seramikleri ı ş ı görülen az ğ Helle-
nistik/Roma Dönemi seramik ı Urartu ve ğ ı ı ı Helle-
nistik/Roma ve ı ı Bizans dönemlerinde de kalenin ı ı ğ ı göstermesi ı
ı ilginç verilerdir.
11.2.2. ANBARKAYA ı
Anbar Kalesi'nin kurulu ğ ı ı ğ cephesinin güneyinde
yer ı Kaya ı ı ğ yere, malzeme ğ olmadan ı
ğ ı ı ğ ı ı ş ı ilk gözlem/erde, ğ yöndeki ş yakla-
ş ı 2x3 m. ı ğ görülmektedir ki; ğ ş ı olarak 4-5 m. civa-
ı görülen ı ı ı yer alan ikinci bir ı ı daha derinde bir ş me:'
kana ı ı ğ ı izlenebilmektedir (Resim: 3).
11.2.3. SiNANKALESi
Merkez ilçe, Kocakoç Nahiyesi, Sinan Köyü'nün 600 m. kadar ı ı yüksek
bir tepe üzerinde kuruludur. ş ı 120x40 m.lik bir ı kaplayan ve ğ cephesi
ğ bir yamaca bakan kalenin, kuzey ve güney cepheleri, ı ğ ı yöndeki
uçurum ile ş ğ ı kontrol ederken; ı cephe, Pülümür Vadisi'ne bakan dik
ı ı üzerine ı (Resim: 4).
Kaleden ilk ve son defa söz eden Cenap ğ ğ Sinan Kö-
yü'nün ı ı ı isimli bir kalenin ı ğ ı ı belirtirken, hisar ve burç ı ı ı ola-
rak hiç bir ize ı ğ ı söyler
12
. Gerçekten de kale ı ı ı ş dö-
nemlerdeki tahribatlarla yok ş Cumhuriyet Döneminden hemenönce ve sonra
köylere ğ söylenen ş döneminin feodal bey ve ğ ı ı ş edil-
ğ belirtiise de
13
; ı kimi temel izleri ile sur ı ait, ğ ı ı durumdaki ka-
ba yonu ş malzeme çevreye ı ı ş olarak görülebilmektedir.
ğ ğ yönde görülen ş döküntüleri, kalenin sur ı ı büyük
ölçüdeki ı ı gösterirken, kale ı içindeki kimi temel izleri, ğ kale içi ya-
ı ı ait ı ı Bununla birlikte, kale içi ve çevresinde ğ olarak görülen De-
mir ğ ı ğ kalenin ilk ı ı ı Urartu Dönemine kadar götürür. Bu dönem
içinde kalenin ş güney yönde ı ı ki; bu yönde ana ı ı ş
ş ş kimi düzenlemeler, ş için bir yol ve ı ı yaratma ı ı ı göster-
mektedir. Mevcut durumu ile kuzey-güney ğ ı düzensiz dikdörtgen bir plan
ş gösteren kalenin ı sur ı ı bulunan ı yükselti nedeniyle da-
ha ı tutulurken; ğ yöndeki surlar, daha kuvvetli ş ş ı ı (Çizim:
4). ı ı Urartu Döneminde daha küçük ölçekli olarak tasarlanan kale ı ı geç
dönemlerde ğ yönde ş ş
ğ konum ı Kocakoç (Pah) platosunu ve Mazgirt yönünden,
özellikle de Mazgirt-Anbar'dan gelip Erzincan yönüne ş ğ bölgelerle, Pülü-
12 ğ 1966 b: 16.
13 Gerek Anbar ve gerekse Sinan kalelerinden ı ş ı ğ ve beyevlerinin ı ı için ğ yörede ş
yan tüm köy ş ı ı belirtmektedir. Ancak, özellikle eski ı Pah olarak geçen bugünkü Kocakoç Nahiyesi'nde ı
lan bu evlerden de geriye herhangi bir iz ı ş ı
142
mür Vadisi'nin Tunceli il merkezi yönündeki büyük bir ı kontrol eden kalenin, Orta-
ğ ğ olarak ı ı ğ ı ı kimi temellerdeki harç malzemeden anlayabilmek-
teyiz. Bununla birlikte, Urartu ğ ı ş ı az ğ da olsa Hellenistik/Roma
Dönemi ğ de ı Urartu ile ğ ı yer yer kesintili de ol-
sa kalenin ı ı ğ ı ı ve stratejik önemini ğ göstermektedir.
11.2.4. MEZAR Ş ı Ş
Merkez ilçe'ye ğ ı Sinan, Batman, ı Güdeç köyleri ile, Kocakoç Nahiye-
si'ne ğ ı Horan ve ı ı Çukur Köyü ş ı Aktuluk Köyü Tü-
tünlü ı ı Köyü ı ı ı ı ı incele-
melerde, Geç ı ve Erken Cumhuriyet dönemlerine ait 32 adet koç ş me-
zar ş ı ı bununla birlikte ğ ş tiplemelerde mezar ş ı da rastlan-
ı ş ı ı üzerindeki ı ş gelecek ı devam ettlrllecekolupt-, ya-
ı ilk tespitler ğ özelllkle Sinan ve Güdeç köylerindeki koç ş mezar
ş ı ile tüm dünyadaki örneklerinden ı olan ı Köyü ı (Çevrik) mezra-
ı süvarili iki adet koç mezar ş ı özgün örnekler olarak dikkatçekmektedir.
11.3. PÜLÜMÜR iLÇESi Ş
11.3.1. Ş KÖYÜMEZARLlGI
Pülümür bölgesinde ı ı ş sadece, ilçeye ğ ı ğ ş Köyü
ı ğ ı ş daha iç bölgelere güvenlik nedeniyle ş Kimi kaynak-
larda ı söz edilse de
15,
ı ı ı ı ş ı ve belgelemesi ı ı
ı XiX. ı sonu, XX. ı ş ı tarihlenen 11 adet koç ş mezar
ş ı üzerinde belgeleme ı ş ı ı ı ş ı Bununla birlikte, ı olarak hala
ı devam edilen ve ı geçen yol ı ikiye bölünen ı
ta, çok ı ğ ş tiplerde Geç ı ve Erken Cumhuriyet dönemlerine tarihle-
nen mezar ş ı da görülebilmektedir. Bölge genelindeki ğ örneklerin aksine,ba-
zalt ş ı ı ı kütlesel ve prizmal formu ile gövde üzerinde yer alan fl-
gürleriyle dikkat çeken eserler (Resim: 5), bölge için ğ kadar, Anadolu mezar ş
ı içinde de özel bir yer ı
11.4. ı iLÇESi Ş
11.4.1. MEZAR Ş ı Ş
ı ilçesi ı ş ı daha çok Konaktepe Baraj ı ile ilgili ı ş
ı ı ı bölgelerdeki ı ı ı ş ş ş ilçe-
nin Munzur Vadisi bölgesindeki ı ş vadinin ı ş yer alan Güney-
konak Köyü ile, Torunoba Köyü'nün ğ bulunan ı Köyü ı
ı toplam 4 adet koç ş mezar ş ı tespit edilirken, çok ı lahit tipi me-
zarlar ş Ilk incelemesi ve belgelemesi ı bu alanlardan, özellikli olan 3
adet koç ve 4 adet lahit tipi mezar bulunan ı Köyü ı ğ ı dikkat çekerken; Gü-
neykonak ı ğ ı 1 adet koç ve ğ lahlt tipi mezarlar halk ı korun-
maktaysa da, özel bir önem ş ı ı ı Köyü ı ğ ı bulunan ve
14 ilk ı ş ı ı 1998 ı ı lisans tezi olarak ş ı ğ ı ı 1990 ve 1993 ı ı ı ı ğ ı ı Koç ve At Ş
deki Tunceli ş ı ı ş ı bu dönemlerdeki olaylar ve güvenlik nedeniyle ı ı ı ı 35 örnekle su-
nulurken; 2002 ı ı ı ş ı bu ı 112 ğ ı ı ş ı ki, ı ı yeni tespillerle birlikte,
söz konusu ı ş ı ı ı ı ş ı ı ı ı ı zorunlulugu ş
15 Bu kaynaklarda köy ı ğ ı yer alan mezar ş ı ı ı ı ı yerine, sadece ı ğ ı ş demek daha uy-
gun görülmektedir. Bu kaynaklara örnek olarak bkz. Gülensoy 1992: 105-107; Güven 1991: 57.
16 Gülensoy (1992:106) ve buna ğ ı olarak ğ kimi kaynaklarda ı bulunan 12 adet koç ş mezar ta-
ş ı söz edilse de, bu tespillerin bilimsel ğ ş Eksik görülen 1 adet mezar ş ı ı ı ı ş
ğ ı ı ters ş olup, koç ş benzeyen ancak, koç ş olmayan bir ş tipteki mezar ı
ı
143
ikisi ı usta elinde ı ayakta ve ğ bulunan koç mezar ş ı (1910 ve 1912
tarihli), gerek bölge ve gerekse Anadolu örnekleri içinde çok özel bir öneme sahiptir.
Oldukça ğ durumda bulunan ve bir koçun tüm ı ı kusursuz bir ş
ş ğ bu iki koç ş mezar ş ı ı ş ı ı ı içine ğ ı ı ş lahit tipi di-
ğ örnekler de, üzerlerindeki figürler ve büstler nedeniyle önemli görülmektedir.
11.5. MAZGiRTiLÇESi Ş
11.5.1. YUKARI OYUMCA (SiNDAM) KAYA Ş
ı yolu üzerinde bulunan ı Oyumca (Y. Sindam) Köyü'nün
hemen ı ı yol ı ğ ı ı bir kaya bloku içinde yer almakta olup, yer-
den ş ı 4 m. yükseklikte bulunan, güney yöndeki ı ı ı ğ ı girilir. Ana ka-
ı oyularak ı ş ı ş ş 2.44x2.11 m. ölçülerinde d09u-batl ğ
rultusundaki tek nefli kilisenin (Çizim: 5) ı ş ı ı ı ğ ı ı
pencere ı ı ğ ı ğ ş bulunurken; ğ ı daire apsisi yer
ı Apsis içindeki altar, ana kayadan elde ş (Resim: 6). Düz tavan ı mekanda,
süsleme izine rastlanmazken, bu ş geç dönem Ermeni kilisesi olarak ğ
dirilmektedir.
ı olarak ğ ı ı ş görülen söveler, döneminde bura-
da bir ş ı ı ı ğ ı ı gösterirken, ı ı Sindam Köyü'nde ş gayri-
müslimlerin ibadetlerini yapmak için ş ı basit bir kaya ş olarak anmak
gerekir.
11.5.2. ASLANYURDU KAYA ı
Yörede "Kral ı ı ı olarak ı kaya ı Aslanyurdu Köyü'nün
1.5 km. ı ı ı baraj gövdesinin ğ ı bir yükseltide yer
ı Munzur Suyu'nun dogu ı ı ı ı ile birlikte, mezar
ı ı ön cepheleri büyük oranda ş Içine ş ancak, altta yer alan
ve ş ı 2.m. ş ğ güney yönde ş bulunan mezar ı ı ğ 1.5
m. ı Içte ikinci bir mekan ş derin bir ş izleri de görülmektedir
(Resim: 7). Bu mezar ı ı hemen üstünde yer alan ve ş ı 1/3'lük ı bölü-
mü tamamen ı ı ikinci mezar ı ı ş güneye ı ı
Kerem Köprüsü'nün de hemen ı ı bulunan mezar ı ı ğ Harput
ve Palu yönünden gelip, Mazgirt ya da Anbar ı devam eden yerde, Munzur Su-
yu'nun hemen ı yer alsa da; ı ğ yönünde ve ş ı 2
km. mesafede bulunan ve Burmageçit ğ ı Burmageçit Köyü'ne ı
ı ğ ı bu ş ı ile olan ş de ş
11.5.3. MEZAR Ş ı Ş
ilçe dahilinde Gelincik ve ğ köyleri ı ı ı ş ı
da, Gelincik'te 3 adet, ğ 2 adet olmak üzere toplam 5 adet koç ş me-
zar ş ı belgelenirken; ı ı çok ı ı Dönemine ait ş tip-
lerde özgün ve özel, önemli mezar ş ı da ı ş ı
11.6. NAZiMiYEiLÇESi Ş
11.6.1. MEZAR Ş ı Ş
ş Baba Ziyareti'nin de ğ ı Köyü Zeve ı yeni dü-
ş türbe ve ziyaret ı ı halen ziyaret ve kurban kesim ı olarak
ı ı ı çogunlukla tahrip ş ve yere ş durumda 22
adet koç ş mezar ş ı ı bununla birlikte ğ ş tiplerde özgün me-
zar ş ı da ş ı ı bulunan mezar ş ı ı büyük bir bölü-
mü toprak ı ve ğ ı ı ğ ı ğ ı ı ı ğ de ş
144
lidir. Belgelernesi ı koç ş mezar ş ı ı büyük bir bölümü oldukça tahrip
ş da (Resim: 8), üzerlerinde görülen özellikle süvarili ı ı figürleri, bölge için
oldukça önemli örnekler olup, bir ı ilk defa bu kadar ğ koç ş mezar
ş ı tespit ş
11.7. PERTEK iLÇESi Ş
11.7.1 PERTEKKALESi
Eski Pertek ş daha çok ğ kalmakla birlikte, günümüzde bü-
yük bölümü Keban Baraj Gölü ı ı kaybolan Murat Nehri ve nehir ı
ki kent bölümünün kuzeyinde, yüksek ı bir alanda kurulan Pertek Kalesi, iç kale
ve ı ş surlar olmak üzere iki bölümden meydana gelmektedir.
Kaleden ilk defa söz eden Evliya Çelebi, kale ı ı ğ dilinde ş
verilen isimden ğ belirterek, kalede bulunan tunç bir kartai heykelinden söz eder
ve kaleye ş genel bilgiler verir
17
. Kaleden ikinci olarak söz eden Vital Cuinet, kale-
den çok, eski Pertek ş ve kentin demografisinden söz ederken, çok ı
bir ş ş ş Ermeni ı ait ı ı ğ ı ı belirtir ki
18
, bunlar kale-
ye ait ı ş surlar ı ı Nurettin B. ı Pertek kelimesinin "kalecik-küçük kale"
ş çözümlemesini sunarkents: ş ğ Evliya Çelebi ı olarak ı bir
ş kaleden ve çevresindeki ı ı ı ğ ı söz eder
2o
. ı ş Albert
Gabriel de, çok ı bir ş kaleden söz ederek ş Nazmi Sevgen, da-
ha önceki ş ı ı biraz daha ı nitelikte ancak, yetersiz ve bilimsel olma-
yan ı bulunur
23
. ı Akçay ise, yetersiz de olsa ilk defa ı ğ ı ı
ğ kitabeden söz ederek, kalenin ğ ı Döneminde ele geçirilip Osman-
ı Döneminde ı ı ğ ı ı belirtir. Bölgeyi "Portuk ğ ğ olarak ele alan Cenap Os-
ğ Selçuklu ekolüne ğ ı ğ ı kalenin ş ı ğ ı ı ğ kale ki-
tabesinden söz eder
24
.
1970'Ii ı Keban ı projesi nedeni ile bölgeye gelen bilim ı
ş ı Tükel ve Omür ı ğ ş ı ı ı aksine kaleyi Mengücekli ve Os-
ı karakterine ğ

ı ekipte yer alan Mimar Murat Erdil ise, kale ı ı ı
yüksek lisans tez konusu olarak seçerken, kale içinde ki.mi sondaj ı ı da yapma-
ı ğ bir çok ı ı ve hataya ş ş ğ kale kitabesinde çok
belirgin çeviri ı ile birlikte; sözü edilen kale içi odalar ya da ı bugünkü
ı ğ ı ş Sur ı ile ilgili bilgilerdeki yetersizliklerin ı ı bu duvar-
lara ait dönemlendirme önerileri de ı
Keban ı ş ı sonra uzun süre kale ve çevresindeki ı ilgili ya-
ı görülmese de Thomas Alain Sinclair, Kenan Güven ve Muhammed ş ş ı
ı ş ı son ı ş olur. Sinclair, kaleden söz ederken ilkdefa ı ı bir kroki
ı ı sunar-", Daha çok Evliya Çelebi ve Nazmi Sevgen ı bilgileri aktaran Ke-
nan Güven, ı ş yeni bilgiler sunmaz
28
. Sinclair'de ğ gibi kalenin kroki-
sini sunan Muhammet ş ş ise, ı ğ ı ı ğ kitabeden ve ı ka-
17 EVliyaÇelebi 1970: 108, 109.
18 Cuinet 1891: 397, 398.
19 ı 1936: 529.
20 ğ 1939: 20.
21 Gabriel1940: 260, 261.
22 Sevgen 1959: 267, 268.
23 Akçay 1966: 32.
24 ğ 1966 a: 9.
25 ı 1970: 186.
26 ı ı ı bilgi için bkz. Erdim1970.
27 Sinclair 1989: 100-102.
28 Güven 1991: 43.
145
leden söz eder ve kalenin ğ ı ile ğ ı dönemlerinde iskan ğ
ni belirtir
29
.
Kalenin kurulu ğ ana ı ş malzeme ile ş sur duvar-
ı ı Dönemi ı ı ı ı ş ı bütünsel bir özellik göstermektedir ki, kale gi-
ş ı ı üzerinde yer alan ve kalenin bir bütün olarak ğ ya da yeniden ş
ğ dönemi belirten kitabenin kimi bölümleri okunamaz ya da tamamen tahrip ol-
ş da; "(...) Meliku'l- Alimu'l- Adil Muhiyyul- ı fi'l- Alemin (...) hallede'lIahu mülke-
hu" ş okunan ve "(...) Adil, alim, melik, dünyalardaki (ülkelerdeki) adaletin ğ
ı ı ı (...) Allah onun mülkünü daim ı ı (korusun)" olarak ş ancak,
ı ı ı ı ş tam olarak ı ğ ı bölüm ı ş ı verilen unvanlar,
ı ı ğ genel ğ ı ğ ı ı göstermektedir. Iç kalenin kurulu bulun-
ğ ı platformun kuzey ve ı ı ı alanda yer alan ı ş surlar, iç ka-
lenin ğ ş yer alan burçtan itibaren ı ğ uzanarak ön-
ce güneye ı ğ yönlenerek, ı ş yeniden iç kale ı ile
ş
Yer yer kesintiye ğ ı ş sur ı önemli ölçüde kaba yonu ş ı
dolgu ğ gösterip, ı Dönemi XVi. ı izlerini verse de; kuzey ı
ğ ğ olan bölümündeki, bir dikdörtgen ı alt düzeyinde görülen ya-
ı daire kule/burç izi, ı ş ı daha çok Geç Roma/Erken Bizans Döneminde kur-
ı ğ ı ı ğ önemini yitirmesine ş ı ı Döneminde (XVI. ı
ya da hemen öncesinde) yeniden ele ı ı ı ğ ı ı göstermektedir. Kale içi ve
çevresinde görülen ğ ğ ğ ı ı az ğ Roma/Bizans
ve ı Dönemi ğ kalenin her üç dönemde de ı ı ğ ı ı gösterirken;
Urartu ya da ğ dönemlere ait seramik buluntunun görülmemesini, geç dönem kul-
ı ı ı ı ve kale eteklerinin baraj gölü ı ı ğ ı
Sur ı ı özensiz malzeme ile ş ş ı ı ğ ı ı kü-
ğ ve duvar ı ı ğ ı ı ince ş gibi özellikleri bir araya ğ ı ş
ı bir ı ş kale ğ çok, iç kaleyi koruyan bir ön savunma ya da birinci ka-
deme sur ı olarak da kabul edebiliriz. Bu nedenledir ki, eski Pertek ş
de yer alan ı ı bütünü, bu ı ı ş ı ı ş ı Bu durumda, Geç Ro-
ma/Erken Bizans Döneminde ş kale, iç kalesiz olarak ğ ve güneyde
ana ı kuzeyde ve ı bugünkü ı ş sur ı ile ı ı ı ş ve ana ka-
ı ı ş yerleri, ı da olsa ş yerlerde duvarlarla ş ı ı
Bu durum, ancak ı ş surlar çevresinde ı bilimsel sondaj ı ı ile ı ğ ı
kabilir.
ğ ı yönünde, ğ yönde daha ş tutulan düzensiz dikdörtgen bir
plana sahip olan iç kalenin (Çizim: 6) ş kuzey ı ğ ı bölümünde yer
ı Kuzey yönde daha ş seviyeli ana ı üzerine kurulu sur ı di-
ğ yönlerde daha yüksek seviyedeki ı üzerinde yer ı Gerek bu neden ile, ge-
rekse kuzey cephenin savunma ı ı ğ ı ve kale ş bu yönde ı nedeniyle,
sur ı bu yönde daha yüksek tutularak, daha düzenli bir örgü ve çevredeki ka-
ı elde edilen andezit malzeme ile tahkim ş
ı ğ kemerli ve oldukça ı ı ş olan ş ı ı kuzey ı güne-
ye ğ ı ı ı ş yüzeyinde yer ı ğ ğ gidildikçe, ş ı ı do-
ğ ı yönünde cephe veren surlar, üç cepheli bir burç ile güneye ğ yönlenir ve
ğ cepheyi ş ı Kuzey cepheye oranla daha çok ı ı ş olan ğ cephe sur
ı güneye ğ gidildikçe malzeme ve ş kalitesi gibi, sur ı ı da bü-
yük ölçüde yitirmektedir ki, ğ cephelerde de görülen bu durumu, ı oturdu-
ğ ı ı bu bölümlerde daha yüksek ş ve ğ bir sur ğ ş ı ı
na ğ ı ğ cephenin eksenine kadar ı ı ğ ş ı burada
bir burç ı ı ş surlar güneye ğ kesintiye ğ da, ğ ş
29 ş 1992: 87. 88.
146
BELli, Oktay;
AKÇAY, İ
ANONiM,
ı Nurettin B.;
ki ı ı ile birlikte, sur ı ı ğ yönlenerek, güney ı ş ı (Çi-
zim: 6).
Üzerinde kurulu ğ ana ı ı ı ı uygun olarak, ş ı ı
la devam eden güney sur ı yer yer kesintiye ğ da, büyük oranda kendi-
ni belli etmektedir. ı ş yükselen duvarlar ile birlikte kuzeye yönelen sur-
lar; kalenin en ı cephesi olan ı cepheyi ş ş ı 15-20 metrelik ba-
ı sur ı ı ş ş ı burç" ile ş burçtan hemen
önce, ı burcun güney ı ı ı ı ş cepheden ı ı duvara
ğ ı ğ ı ı görebilmekteyiz. 1. dönem sur ı ı ş bu ı he-
men önüne 2. dönemde ş burç, kuzeyde ı ş bir üçgen gibi görünse de (Re-
sim: 9), iç planda ğ ı yönünde kuzeye ı dikdörtgen plan ş ı gösterir.
ğ ı tamamen ı ı olan burcun kuzey ı ğ ı duvar ş de, ba-
ı ı ı kuzey ucunda mazgal pencere izleri görülmektedir. Burcun güney ı
ı ş bölümdeki ş bu ı 1. dönemdeki rnazqal penceresinden bozul-
ş ı ı (Çizim: 6).
ı burçtan sonra ı bir ş görülen sur ı 20 m. kadar son-
ra ş ş ı ı ve belirli oranda alçalarak ğ ğ devam ede-
rek ş ı ı ile ş ı burçtan sonra ş ı ş ı ı kadar olan
ve düzenli kesme ş ı dolgu ğ ı sur ı iki noktada ş pa-
yanda ı ı ı ı yaparken, kalenin en ğ olarak günümüze ş bu sur ı
üzerinde ğ yolu izleri de ı görebilmektedir.
Kale ş itibaren ğ ve ı ğ giden kuzey cephe sur duvarla-
ı içte de izlenebilirken ı durum güney ve ğ için geçerli ğ Oncelikle ş
ten ğ ğ olan sur ı iki kat halindeki mazgal pencerenin iç ş
ı ı yöredeki tüm kaleler ğ günümüze en ğ ş ı
ğ burçta görülen dikdörtgen pencere ise, kalede görülen tek örnek olup, bu burcun ör-
tü sistemine ş veri yoktur. ğ ı ekseninde kalan ğ burç" ise, içten ve
ı ş üç cepheli ı ı ile dikkat çekerken, örtü ve pencere sistemlerine ş bir ve-
ri yoktur. Bu burcun hemen ı ı yer alan ve kuzey-güney yönünde dikdörtgen
ı tonozla örtülü ı ile bu ı ı güneyinde, ğ ı yönünde ş ş ancak,
sadece ı ve güney ı ı bir bölümü ı ş olan mekan izinin ğ bilinme-
se de, askerl ı birimler ı ı
Güney sur ı ı ı ş ı ı görülen Urartu Dönemi kaya basa-
ı ş ı kale içinde kalan ve ğ yönde ana ı ş ş Urartu ka-
ya ş ğ ile çok büyük ölçekteki su ı ı kalenin Urartu Döneminde ı ı kutsal
alan olarak ı ı ğ ı ı göstermektedir.
KAYNAKÇA
"Pertek Kalesi", Yeni ı 32, ı ğ 1966, s. 32.
Tunceli ı ı ı ğ ı lzrnlr, 1974.
'Harput'un ı Bulunan Yer ı ı Tetkiki", Altan 12, ı ğ 1936,
s.528-530.
Ş Muhammet ş ı ğ Tunceli, ve Bingöl illerinde Türk iskan izleri ı ı ı Yüzyillar),
Ankara, 1992.
BELli, Oktay; "Der Beschriftete ı des Königs Menua Aus Der Festung Burma-
geçit bei Tunceli", Nimet Ozgüç'e ğ Ankara, 1993, s. 61-67.
ğ ı En Büyük Madenci ı ğ ı Urartular", Türkiye Arke-
olojisi ve Istanbul Universitesi, Ankara, 2000, s. 371-378.
147
Evliya Çelebi;
ERDiM, Murat;
DANIK, ğ
DANIK, ğ
CENGiZ, Yusuf;
CUINET, Vital;
ÇAY, Abdulhaluk;
Her Yönüyle Tunceli, izmir, 2001.
La Turquie D'Asie, Paris, 1891.
TürkMilli Kültüründe Hayvan Motif/eri-I- (Koyun ve Keçi Etrafmda ş
Gelenekler), Ankara, 1990.
ğ Herput. Ankara, 2001.
"Harput Kalesi'nin Tarihsel ş Süreçleri", ı Sanat Tarihi
Sempozyumu Prof. Dr. Gönül ı ğ 10-13 Ekim2001 Bildiriler,
ı 2002, s. 195-203.
Evliya Çelebi Seyahatnamesi (Çev. Z. ı ş C.5, istanbul, 1970.
The Castle of Eski Pertek ı ı ş Yüksek Lisans Tezi), Ankara,
1970.
GABRIEL, Albert; Voyages Archeologiques Dansla Turquie Oriantale i, Paris, 1940
GÜLENSOY, Tuncer; "Tunceli'nin Pülümür ilçesi ğ ş Köyü ı ğ ı Üzerine Notlar", ı
rat ı Folklor ve Etnografya Sempozyumu 24-27 Ekim 1985, ı ğ
1992, s. 105-107
GÜVEN, Kenan; Tabiat Güzellikleri ve Kültürel ğ ile Tunceli, Ankara, 1991
KÖPRULU, Fuat; "Artuk ğ ı islamAnsiklopedisi, C. 1, istanbul, 1940, s. 617-625
OSMANOGLU, Cenap; "Harput Çevresindeki Kaleler ve ğ Yeni ı 32, istanbul, 1966
a, s. 8-11
OSMANOGLU, Cenap; "Tunceli'nde Tarih", Yeni ı 29, ı ğ 1966 b, s. 16, 17
SEVGEN, Nazmi; AnadoluKaleleri, C.I, Ankara, 1959
SINCLAIR, Thomas Alain; Eastem Turkey: An Architecturaland Archaelogical Survey 11/, Lon-
don, 1989
TÜKEL, ş ı - ı Ömür; "1968 ı ı Keban Projesi Restorasyon ı ş ı Ön Rapo-
ru", 1968 Yaz ı ş Ankara, 1970, s. 183-186
ULUG, ş Tunceli Medeniyete ı ı istanbul, 1939.
148
SIVAS
MALATVA
ERZINCAN
'''''_---.':''',
" (
__.)---,
,
j
ı ı
BINGÖL
VUKARI
ı
BÖLGESI
VÜZEV
ARA5TIRMA
ı
Jh/'··_·L,

• ı ... ı
.'.... m..
... p
Çizim 1 : ı ı bölgesi ş ı ı buluntu merkezleri
o
• 0
uc•
Çizim 2 : Harput iç kale, Büyük Burç'taki kltabe ı
149
< ...
Çizim 3 : Tunceli Merkez, Anbar Kalesi rölöve p l a n ı
\
i
) /
i
• i 1 i 1
Çizim 4 : Tunceli Merkez, Sinan Kalesi
rölöve p l a n ı
150
i
Çizim5: Tunceli, Mazgirt, ı Oyumca (Sindam) kaya
ş rölöve ı
Çizim 6 : Tunceli, Pertek Kalesi rölöve
ı
151
Resim 2 : Anbar Kalesi, ğ cephe
Resim 1 : Harput iç kale, Bü-
yük Burç'taki kitabe
ı
Resim 3 : Anbar, kaya ı
152
Resim 4: Sinan Kalesi, gü-
neyden ı ş
Resim 5: Pülümür ilçesi ğ
ş Köyü Mezar-
ı ğ ı 1 No.lu örnek
153
Resim 6 : ı Oyurnca (Sin-
dam), kaya ş
Resim 7 : Aslanyurdu, kaya ı
Resim 8: Nazimiye ı 80s-
tanh Köyü Zeve
ı ı ğ ı
14 No.lu örnek
Resim 9: Pertek Kalesi, ı burç
154
KiliKYA'DA EPiGRAFi VE TARiHi-COGRAFYA
Ş 2002
Mustafa H. SAYAR*
9 Eylül ile 21 Ekim tarihleri ı ş "2002 ı ı Kilikya Epigrafi ve
ğ ş ı ı Adana, Osmaniye, Hatay ve Mersin illeri ı ı ı içinde
ve Alanya Müzesi'nde ı ş
Bu ı ş ı ı 8 antik ş yeri ı ş ve 52 adet antik ı
ş Bu ı ı biri adak ı ı biri mil ş ı biri onur ı ı biri ı ı ı ı
ikisi mozaik ı ı biri Arami dilinde ı ikisi ğ ı ile ı ı ş olup, ge-
ri kalan epigrafik buluntular eski Yunanca ı ı Roma Imparatorluk Devri mezar ş
ı ı ı ı ş ı ve saptanan ı illere göre ğ ı ı ı ş
Adana ili ş
Geçen ı ı ş ı ı Adana ili, Kozan ilçesi'ne ğ ı Gedikli Köyü'nün ku-
zeyinde bulunan Karasis ğ ı 1994 ı ı ı ğ ı ı saptayarak bilim ı
ı ı ğ ı ı Hellenistik Devir ı ı ı ğ ı ı incelemelerle ş ı (Resim: 1).
Söz konusu ı ı niteliklerine göre ı ı ı ve ş anlamaya yönelik
ı ş ı ı ı ı özellikle kalenin ı ş ı ı ı tek tek eski Yu-
nanca harflerden ş ş ı ı ş ı göre ı ı incelen-
meye ş ı ş ı .. Kalenin çift ı ı kesme ş ı ş ş olan
ı ı herbirinin iç ve ı ş yüzlerinde birbirinden ı harfler ı ı ş ı
burada ı ı ş ı ı ı kendine özgü bir numaralama sisteminin ı ş
ğ belgelemektedir.
Karasis Kalesi'nin ğ ğ ı ı ı kalenin ı kesimle-
ri ile ı duvar ğ ı ı ş Hellenistik Devre tarihlenen tek tonozlu bir ı
ı ş ı (Resim: 2). ş ı 30 m. ğ ve 3 m. ş ğ olan bu ke-
merli ı ı içine ğ tonozun ı ş ğ ı ı bulunan bir tat-
ı su ğ ı ı korumak ve kamufle etmek ğ görülmektedir. Harç ı
ş edilen duvar örgüsü, Karasis ğ ı üzerindeki kalenin ı kesimlerindeki duvar ş
ğ ile büyük benzerlikler göstermektedir. Tonozlu ı ı kalede bulunanlara sürek-
li ı su ğ tek ı olan bu su ğ ı ı kirlenmesini ve kaleye bir sal-
ı ı ı halinde kaleyi ş ı bu ı ı görüp tahrip etmelerini önlemek için
ı ı ş ğ ş ı ı
Su ğ ı ı ı ı birkaç yüz m. ı ı bir Bizans Devri kilise ı ı ı sap-
ı ş ı Yöre ı verilen bilgiye göre söz konusu kilise ı ı ı 2002 ı ı bahar
Doç. Dr. Mustafa H. SAYAR, Nihat ı ı Sok. Taç Apt. No: 13/9. Suadiye-istanbulITÜRKjYE
2000 ı ı ı ı izin veren T. C. Kültür ı ğ ı ı ve Müzeler Genel ğ ı ş ı de-
gerli ı bulunan Hatay, Adana, Mersin, Tarsus, Silifke, Anamur ve Alanya müze müdürlüklerine ş ede-
rim.
155
ı burada ı bir kaçak ı ı ı ortaya ı ı ş ı (Resim: 3). Kilisenin
kuzey ı ı üzerine çökmesiyle tümüyle kapanan zeminin renkli mozaik ş ş
ğ ı çökmesinden evvel bu ı ı ziyaret eden Kozan ı ı ta-
ı çekilen ğ ş ı ı
Su ğ ı üzerindeki tonozlu ı ile kilise ı ı ı ı ı Karasis Kale-
si'nin ı ı ş ğ ı ı ş çok ı kesme blok ş ile ş henüz tam
olarak ı ş Hellenistik ve Roma Devri ı ı ı ı ve bunlar ı
bulunan ezme ş ı ı
Karasis ğ ı ı güney ı [se antik bir köy yeri ı ğ
ı ı ı ı bu ören yerine Roma lrnparatorluk Devrinde ve Erken Bizans Dö-
neminde ş ğ ı ş ı Ozellikle etrafa ğ ı ı durumda bulu-
nan ı parçalardan burada Roma ve Bizans devirlerine tarihlenebilen ı ı
ı ı ı ı yerde inceleme ğ ı ı ğ ve Roma Imparatorluk Dev-
rine ğ eski Yunanca bir ı ı ı ı tam olarak okunamayan ilk sa-
ı ı geçen bir ş sunak olarak ı ı ğ ı ı ı blok ş ı ı için diktir-
ğ i ş ı ı
Adana Müzesi'nde ı ı ş ı ı Adana il merkezinde ı ı bir
evin ı ı bulunarak Adana Müzesi'ne getirilen ve Geç Hellenistik Devre
tarihlenmesini ğ bir onur ı ı ı inceleme ğ ı bulduks. ı bu-
luntu yeri ğ için hangi kente ait ğ tespit ğ bir halk mecli-
si ı Hermogenes isminde bir ş ı ı ı ve Herakleidos ğ Isidoros'un ş
olan Meline'nin ı ı ı ğ ı ş ı ı ı ı ı nedeni büyük bir
ı ı ı Meline'nin ı ı geçmeyen kentte, kamuya ı ı ya da ı ı
ş ı veya tamiri için ı ş ı ı ı Söz konusu antik kent Adana ola-
ğ gibi civardaki Mallos, Magarsos veya Mopsuhestia antik kentleri de olabilir.
Adana Müzesi ı ş ı ı ı müzeye ı bir süre önce ş olan
öküz ş ı ve asma ı ı bir blok ş dikkatimizi çekti (Hesirn: 4). Mü-
ze ğ verilen bilgiye göre Adana Ili'nin kuzeyinde, ğ Ilçesi ı ı ı
içindeki Meydan ı getirilen bu eser, Toros ğ ı ı güney ı
ki yaylarda ş ı bugün ğ gibi, antik devirde de temel ğ ş ı ı olan
ı ve ı ı ilintili bereket konulu bir adak ş ı ı ı
Adana Müzesi'ne Adana il ı ı ı içindeki ören yerlerinden ğ ı fa-
kat kesin buluntu yerleri bilinmeyen iki adet ı ı mezar ş ı daha bu ı ş kap-
ı ş Bu eserlerden biri, ı ı ı kaybolan ı ı ı ı ş
ebeveynlerin ğ ı diktirdikleri bir mezar ş ı ı ı ğ eser ise üçgen ı
ı ı ve ş akroterli bir mezar steli olup ı ı ğ ı ı bir kalkan ı var-
ı ı ı ğ ı ı iki ı ı ı bu eserin, Frontis ismindeki ş ı ı ha-
ı olan Lucia isimli ı ı ı ı ğ ğ ı ba-
ş ı örtülü ve elinde ğ tutar durumdaki ı ı ı ı ş ı ı ı ş alan-
ı
Adana ili ı ş ı ı ı ı Kozan ilçesi'ne ğ ı Anazarbos antik kenti ci-
ı ı ş ı ı ı ı kentin ı ı bir tarladan ı ı ı ş bir
mil ş ı ı inceleme ğ ı bulduk. Söz konusu mil ş ı Anazarbos'u, ı ı
ki ş kent olan Mopsuhestia'dan geçen Tarsos - Antiocheia ana yoluna ğ
antik yol üzerinde ş bulunrnaktaydr'. Uzerindeki Latince ı bu mil ş ı ı
2
3
4
Karasis ğ ı ı kültür ı ı ı buluntu haberini veren Gedikli köyü Tapurlu Mahallesi sakinlerine, Ko-
zan Kültür ı ş ı ı Kuddusi ı ve ı Duru Çiltçi'ye, Adana Tenis KUlübü ı ş
ederim,
Bu eserin müzeye ğ bildiren ve üzerinde ı ş ı saQlayan Adana Müze Müdürü ı ı Tosun'a,
ı müzenin ı ı Huriye ı ğ ve müzenin diger ı ı Aynur Bedize ve ı Erman
Bedize tesekkür ederim.
Bu antik yol ı bkz. Antike StraBenverbindungen Kilikiens in der römischen Kaiserzei!. Stuttgart. Stuttgarter
Kolloquium zur historischen geographie des A/tertums 7, 1999, Herausgegeben von E. Olshausen - H. Sonnabend.
Stuttgart 2002, 452-473.
156
180 ile 192 ı ı ı hüküm süren Roma imparatoru Commodus ı 185
ı ı ş ğ imparatorun ı ş ı ı ı ı 6. ı ı
da ise 192 ı ı öldürülerek ı ı lanetlerten bir ş ş ı Roma sena-
tosu ı damnatio memoriae ı ı Imparator Commodus'un ı ı ka-
ı ı ş ğ görülmektedir. ı ı son ı ı 70 milolarak verilen ı Ana-
zarbos ile Kilikya valisinin ı ı ğ eyalet ş Tarsos ı
ı ğ ş Bu durumda Anazarbos'un sadece birkaç km. ı ı bulun-
ş olan Commodus devrine tarihlenen mil ş ı ı üzerindeki ı ğ ı mil ş ı ı bu-
ğ yerin en ı ı ş olan Anazarbos'a göre ğ eyalet ş olan
Tarsos'tan olan ı ğ göre ş ğ ş ı ı Oysa Commodus'tan
sonra Roma ğ yönetmeye ş Severuslar Sülalesi döneminde
Anazarbos çevresinde bulunan mil ş ı ı üzerindeki ı hep Anazarbos'tan
olan mesafeye göre verilmekteydi". Çünkü M. S. 2. ı ı son ı ı ve 3. ı
ı ş ı artan ğ seferleri ı ı ı ğ ı stratejik rol nedeniyle önemi ar-
tan Anazarbos, özellikle Severuslar Döneminde Tarses'un en büyük iakibi ş ve
ı ı ş konumuna ş
ş ı ı daha sonraki bölümünde, Adana ili, Kozan ilçe merkezine Anazar-
bos antik kentinin ı ı Hamam Köyü'nden ş olan ı ı bir heykel ka-
ldesi ş ı ı ilk ı ı Ailia Hermione isimli ı ı bu kaideyi, M.
O. 19 ı ı ş Anazarbos takvimine göre ş olan 161 ı ı ğ
ğ Bu ı ı ı sayesinde heykel kaidesinin M. S. 142 ı ı ğ an-
ş ı ı ı ı üçüncü ı ı ı tümüyle ı ı ş ğ görmekteyiz. Bura-
da büyük bir ı ı ı ı ş olan isim, Roma senatosu ı Ianetlenmesi-
ne karar ş olan bir Roma imparatoru ya da bir Roma imparatorunun Anazarbos'a
kullanma ı ı ğ ı ı ğ imparatorun mensubu ğ ı isminden türetil-
me bir yan isimdi. Heykel kaidesinin ğ Hamam Köyü Anazarbos'a su ğ
yan kaynaklardan birinin ğ yer ğ bu ı ı su yolunun ı ı ı ya
da tamirini ğ bir Roma imparatorunu veya kentin zengin bir ş onur-
ı ı ş ı kuvvetli bir ı ı ı
Daha sonra Anazarbos'un ı ı arazisinde bulunan Akdam ı
da Roma Imparatorluk Devrinden kalma antik köyleri n sakinlerine ait birkaç mezar evi
ı Günümüzde sürekli olarak Toros ğ ı yaylalarda ş ı
dan ğ ş amaçlarla ı bu mezar ı ı ı ı insan eliyle ve
ı de ğ ı etkisiyle tahrip ş ve üzerlerindeki mezar ı ı da ı ha-
vada kalmaktan ı neredeyse tamamen ı hale ş ı tahrip ol-
ş bir mezar ı ı ı ı ı Anazarbos takvimine göre ş olan 144
ı ı ı sayesinde M. S. 125 ı ı ı ı ş ğ ve mezar ı ı kullanma hak-
ı ı ı okunabilmektedir.
Anazarbos çevresindeki ş ı ı ı ı ı çevredeki antik nekropoller-
den ş olup antik kentin ğ Dilekkaya Köyü'ndeki evlerde ve ı
ki çiftliklerde 12 adet, Roma Imparatorluk Devrine tarihlenen ş tipte ı ı mezar
steli ve yuvarlak mezar ğ ı ı
ı yerde civardaki bir hamam ı ı ı ait ğ ş ı yuvarlak ş ş
toprak bir eser ile erken Bizans Devri ı ı ait üzeri haç ı ğ parçala-
ı ş
ğ gibi Anazarbos antik kenti ı ı ı da içeren ı ş ı birinci cildi
2000 ı ı ı ı ş ı 2002 ı ı saptanan epigrafik buluntular ile ı ı
lanmakta olan Anazarbos'un uzak çevresindeki ş ı 350 ı ı kapsayan ve bun-
ı buluntu yerleri ile Anazarbos ı tarihl, sosyal ve ekonomik ş tari-
ğ incelemeleri içeren ikinci cildin ı yolunda önemli bir ş
ş oldu.
5 Bu mil ş ı için bkz. M. H. Sayar, Die Inschriften vonAnazarbosund Umgebung. Band i. Bonn 2000.
157
Adana ili'ndeki ı ş ı ilçe merkezinde lokalize edilen ğ Ak-
deniz'in antik devirdeki en önemli liman ş biri olan Aigeai antik kentinde de-
vam ş Buradaki ş ı ı ı ı ı ı ilçe merkezinde bir eve
liman bölgesindeki bir hafriyattan ş ğ söylenen süslemeli bir mermer
ı parça ile Euphemia isminde bir ı ı Erken ı ı Devrine tarihleyebi-
ğ ş ı mezar ş ı ş
Aigeai antik kentinin ı ı incelemelerimiz ı ı ğ bir hö-
ğ (Resim: 5) kuzeyinde, Roma Imparatorluk Devrine ğ mermer
bir lahit teknesinin ı ait bir parça ı (Resim: 6). ı ğ güneyinde de
bir ezme ş ı belirledik (Resim: 7).
Aigeai çevresindeki ı ş ı ı ı son bölümünde, ı ilçesi'nin ı
ı bölgede bulunan ı Köyü'nde bir evin bahçesine ş olan Aramice
ı ı bir blok ş ı inceleme ğ ı bulduk. Uzerindeki qörülebilen 5 ı ı ı ı ilk
iki ı ı oldukça tahrip ş olan bu ı metni, Sorbonne Universitesi'nden Andre
Lemaire ı incelenmektedir. Prof. Lemaire'e göre bu ı ı son ı ı olan 5.
ı metnin bir mezar ı ı ğ gösteren bir sözcük geçmektedir. ı ı 3.
ve 4. ı ı ise ğ ve ş bir adam ifadelerine ı Tümüyle
okunamayan ı belki de mezar sahibinin ı ve ı ı Prof Lemaire'in
ğ bu bilgilerin ı ş ı ğ ı ı ı ı geçen ı ş ğ bu Arami-
ce ı ı ı 90'11 ı ı ş ı ğ Kilikya'da Ceyhan ı Flaviopolis,
Kastabala, Neronias ı kalan Göller ve Kumkulluk bölgelerinde ğ ve
Prof. Lemaire ı ı ı ş olan Aramice ı gibi bir mezar ı ı ı

ğ Prof. Lemaire'in bu ş ğ ise, söz konusu eser M. S. 4. ı ı son
ğ kadar bu bölgede hüküm süren Persler Döneminde Aigeai çevresinde ş
yan bir ailenin mezar ş ı ait bir ı
Adana ili'ndeki ş ı ş ilçe merkezinde devam edildi. Burada ilçe
Jandarma Bölük ı ğ ı civardaki Gölyaka Köyü'nde bulunarak ş olan
ı ı ve ı üçgen ı ı ı bir sunak görüldü (Resim: 8). ş ğ ı
Dörtdirek mevkiinde bulunan Magarsos ören yerinde ı ğ k gözlemler ı ı
(Resim: 9).
Adana il merkezinin ğ Misis Beldesi'nde bulunan Mopsuhesüa antik
kentinde ise Arap harfleri ile ı ı ş iki ı ı ı ı görüldü. Viyana Universite-
si'nden Prof. Stephan ı ı ğ ı incelemeye göre ı biri büyük bir
ı ı ı 16. ı ait olup ı ı suresini içermektedir. ğ ı ı ise yü-
zeyi çok ş ı ı ş ğ metnin ğ saptamak ş mümkün olamamakta-
ı Her iki ı da M. S. 7. ı Araplar ı ilk kez fethedildikten sonra AI
Masisa ı ı alan Mopsuhestia'da Arap hakimiyeti ı ı ı ı ş olan cami veya
ğ kamu ı ı ait ı ı ı
Adana ili'ndeki ş ı ı son bölümünde Tufanbeyli ilçesi'nin güneyindeki
köylerden Güzelim Köyü'nün ğ eski köy yerinde bir kaya üzerindeki Roma
Devri mezar ı ı ş Her ne kadar Tufanbeyli Ilçesi'nin Kappadokia toprak-
ı ğ kesin olarak bilinmekteyse de, Kappadokia ile Kilikia ı ğ
ı ı ile Roma Devrindeki eyalet ı ı ı ı tam olarak nereden ğ henüz kesin ola-
rak ğ Tufanbeyli'nin güney kesimindeki bu kaya ı ı belki herhangi bir
ipucu verebilecek ı ı ı ı olabilir ümidiyle ş ancak ı ı insan eliyle çok
tahrip ş bir mezar ı ı ı bu konuda herhangi bir ipucu elde edilmesine ola-
nak ş
Saimbeyli ilçesi'ne ğ ı Eyüplü Köyü'nde ise ı ı 20'yi bulan Roma impara-
torluk Devrine ğ tümülüsler ş (Resim: 10).
Feke ilçe merkezinin kuzeyinde bulunan Eski Feke mevkiindeki Karakilise civa-
ı bulunan antik ş incelemeler ı ı ş ı
6 Bu ı ı ı ı için bkz. A. Lemaire, Epigraphica Anatalica23.1994,91-98.
158
Her üç ilçe ı ı ı içinde ı ş ı elde edilen buluntular ve ı
lan ı ğ k gözlemler sonucunda Tufanbeyli Ilçesi'nin kültür tarihi yönünden ta-
mamiyle Kappadokia bölgesine dahil ğ Feke'nin ise tümüyle Kilikya böJgesinde
ğ izlenimini ş ı Büyük bir ı ı ı Saimbeyli Ilçesi'nin
güney kesimleri antik devirde Kilikya bölgesinde, kuzey ı ı ise Kappadokia'da bu-
ı Ancak Vespasian ı ikinci kez kurulan Kilikya eyaletinin Kappa-
dokya bölgesi ile olan ı ı ı ı tam olarak nereden ğ belgeleyebilecek bir epig-
rafik buluntu elde edilene kadar eyalet ı ı ı ı yeri ğ ı
Osmaniye ili ş ı
ş ı ı bu bölümünde Osmaniye ili ı ı ı içinde bulunan Tüysüz Belde-
si'nde bir evde bulunan ve civardaki ş ören yerlerinden ı ş ı belirti-
len birçok ı parça ile belediye ı ı ı ı ş olan ı ı yuvar-
lak bir mezar ğ ı incelendi. ı Tüysüz'ün birkaç km. güneyinde bulunan Körku-
yu ı tepe üstünde bir ören yeri ve kaya ı ı (Resim: 11). ı bü-
yük bir ı ı birkaç km. güneydeki Epiphaneia antik kentinin kuzeyindeki arazisin-
de ı
Osmaniye ili'ndeki ş ı ı daha sonraki bölümünde merkeze ğ ı Bah-
çe Köyü ı ı ı içindeki Kastabala antik kenti ile Düziçi llçemerkeziyle ş olan Ne-
ronias antik kenti nekropolünde ş olan 6 adet, Roma Imparatorluk Devrine ta-
rihlenen ı ı mezar ş ı ı ı ğ ı ı Sabun ı bo-
yunca Roma Devrine ğ kaya ı ş (Resim: 12).
Osmaniye ili'ndeki ş ı ı son bölümünde Kadirli ilçe merkezi ile ş
olan Flaviopolis antik kentinin ğ arazisinde bulunan ğ
mevkiinde kaya ı ı
Hatay ili ş ı
Hatay ili'ndeki ı ş ı ı Antakya ile Arsuz ilçesi ı kalan Kö-
ş mevkiinde, bir kaya üzerine ı ı ş iki adak ı ı ı Her iki ı met-
ni buradan geçen ve Antiocheia (=Antakya) ile Rhossos (=Arsuz)'u birbirine ğ
antik yolda yolculuk ı hava ı korumak üzere Zeus ve Uranios'a su-
ş adak ı ı ı ı ı buluntu yerinin, ı ı yoksa bir Kilikya
ş olan Rhossos'un mu arazisinde ğ eldeki verilerle ş kesin olarak sap-
ı
Mersin i/i ı ş
ş ı ı daha sonraki bölümüne Mersin'de devam ettik. Bu ı ş ı
ı Mersin'in Silifke Ilçesi'ne ğ ı Uzuncaburç Beldesi'nde bulunan Diokaisareia
antik kentindeki ı üzerinde ı ş ı ı ş ı Ozellikle ı ı ş Hellenistik Dö-
nem ı ı birbirleriyle ş ı ş ı ı daha kesin tarihlenebilmelerine ı ş ı ı ş ı
Yine ı amaçla Silifke'ye ğ ı Cennet ğ ı önündeki kilisede civardaki
bir ı ı ş malzeme olarak ı ı ş olan kesme blok ş
üzerindeki Hellenistik Devir rahip listelerinin de ı ı ı ş ı Çünkü bu rahip-
ler Uzuncaburç'taki ı görev yapan rahip-krallar ile ı isimleri ş ı ı
lar. Böylece bu rahip listesinde ı geçen rahiplerin Uzuncaburç'taki Zeus ı ğ ı
da görev yapan rahipler ile ğ ğ ı ı ı ş ı ı
ğ gibi Silifke'nin Uzuncaburç Beldesi'nde lokalize edilen Diokaisareia ve
ğ ı Köyü'nde bulunan Olba antik ş bulunan tüm ı ı ş ve
7 Bu ı ı buluntu haberini veren Antakya Mustafa Kemal Üniversitesi, Arkeoloji Bölümü ş ı ı Yard. Doç.
Dr. Hatice Pamir"e ve ı ı yerini gösteren ı Kamil Türnay'a ş ederim.
159
ı ı ş ı bu ş yerleri çevresindeki ı birlikte incelenmek-
tedir. Son 10 ı ı ı olan bu ı ş ı ı Olba ve ı bir
bütünlük içeren tarihinin ı ve ğ veriler ı ı ğ ı bilim ı
tanı ı ir.
Daha sonra Uzuncaburç'un kuzeyindeki ı ı Beldesi'nde bulunan ğ
(Resim: 13) ğ ı ı bir hafriyat sonucunda ortaya ı ı adak ya-
ı ı yuvarlak bir sunak ş Söz konusu ğ üzerindeki ı metninden
Pappios ğ Papplanos'un bu ğ ı Helios .$arapis ve Isis'e ğ ş ı
ı Helios Sarapis ve Isis kültü Kilikya'ya M. O. 3. ı ş ı Kilikya sahillerine
hakim olan Ptolemaioslar Devrinde ı ı ş ı ı ş olup Kilikya'da Roma imparator-
ğ hakimiyetinin sona ğ M. S. 3. ı ı ikinci ı ı kadar ı hem
ı ve hem de ğ ı bölgelerinde ı ı ş ğ birçok epigrafik ve nü-
mizmatik buluntu ile ı ı
ı ı höyük büyük bir ı ı Roma imparatorluk Devrinde Mut'tan (=
Claudiopolis) Uzuncaburç'a (= Diokaisareia'ya) uzanan antik yol qüzerqah: üzerindeki
bir antik ş belgelemektedir. ı ı ile Uzuncaburç ı yol ğ
ı Roma Devri yolunun belgeleri ğ üç adet ı ı mil ş ı ı görül-
ş (Resim: 14). Yine ı qüzerqahta kuzeyden Uzuncaburç'taki Diokaisareia an-
tik kentine su getiren ve halen ı antik devir ı ı izleri ı ş ı (Re-
sim: 15).
Silifke ilçesi'ndeki ş ı ı ı ı ı Silifke Müze ğ verdi-
ğ bilgi üzerine ğ Belediyesi önüne ş olan Roma Devrine ta-
rihlenen mermer bir lahit ğ ı ve bir mezar ı ı ş Mezar ı ı Dadoc-
hos isminde bir ş ı ı efendisi ve velinimeti Keathon için ı ı ı ş bir su-
nak üzerine ı ı ı ş ı Bu eserlerin buluntu yeri bilinmemekle birlikte civardaki Ko-
rasion kenti arazisinden ş ı en ı olastlrltktrr;
Mersin ili, Merkez ilçe'ye ğ ı ı Köyü'nün ğ kayalara ş
ı mezar ı ı ı Soli-Pompeiopolis antik kentinin kuzeyindeki
arazisinde bulunan ı Köyü ı bir antik köye ait ı ı ı ğ ı kuvvet-
lidir. Mersin Müzesi'ne Mezitli Beldesi'nden ş olan bir ı ise Soli-Pompeio-
polis'in kuzeyinde M. S. 4. ı ş ı ş ğ ş ı Kalathos isminde bir
ı arazisinin ı ı ı ı belirlemektedir.
Mersin ili'ndeki ı ş ı daha sonraki bölümünde Erdemli ilçesi'ne ğ ı
Korykos antik kentinde ı ı ş ı ı kentteki antik ı sayesinde
Roma Imparatorluk Devrinde ve geç antik dönemde Korykos'un sosyo-ekonomik ı
ı ı belirlenmesi yönünde önemli ş ş Korykos sahilinde bulunan
ı Kalesi içinde Mersin Müze ğ ı ı ş olan ı ı ı ortaya ı
kan mozaiklerin ı ı da ş ve Korykos'un geç antik devir tarihine yönelik
önemli ı verdikleri ş ı ı ş ı Tüm Kilikya bölgesi Roma ve geç antik devir ta-
rihi ı ı büyük önem ş ı Korykos içi ve çevresindeki epigrafik ve ğ
rafik ş ı ı ı ş ı ı gelecek ı da kentin antik ı ğ
nu ve antik devir tarihini içeren bir ı yönelik olarak sürdürülmesi öngörülmektedir.
Mersin ili'ndeki ş ı ı daha. sonraki bölümünde Seleukeia ad Calycad-
num antik kentinin lokalize ğ Silifke Ilçesi'ne ğ ı Karaböcülü Köyü içinde bulu-
nan ören yerinde ı incelemeler ı ı burada kaya ı ı ı ş ı
ı Karaböcülü'nün kuzeyindeki Kürüsün Vadisi'nde Roma Devrine tarihlenen ve
büyük ı ı ı ı ve ı ı ş bir nekropol ve bir Erken
Bizans kilisesi ı ı ı ı ş ı ı vadideki bir ğ ı da geçen ı bu civar-
daki bir ş vadide kült ğ ı ı ğ ğ ı ı Athena Oreia'ya ait
bir ğ kült yeri ğ ş
8 Bu ı ı buluntu haberini veren Silifke Müze Müdürü ı ilhame Öztürk'e ş ederim.
160
Mersin ili'ndeki ş ı ı son bölümünde Mut ilçe merkezinde bulunan Cla-
udiopolis antik kenti ve çevresinde ı ş ı ı Bu ı ş ı Mut ilçe mer-
kezi ı Claudiopolis'in Roma Imparatorluk Devrinde ğ Kilikia kentleriyle
ğ ı ı ş ı Mut ilçe merkezinde bulunan kalenin restorasyon u ı
ı ortaya ı bir blok ş ile Cumhuriyet Mahallesi'nden ş olan ı ı bir
lahit teknesi ş M. S. 3. ı ı ilk ı ı tarihlemeyi ğ
lahtm ı ı ilk ı ı lahite defnedllrneleri öngörülenlerin hepsinin M. S. 212 ı
ı Imparator Caracalla ı Roma ğ ı ı ı içinde ş he-
men hemen herkese verilen Roma ş ı ı sahip ı ı gösteren
MARKOI AURELlOI ifadesi görülmektedir. Tabula ansata içinde isimleri yer alan mezar
sahiplerinin ı da yer ı için her isimden önce tek tek Marcus Aurelius ı
ı yazmak yerine pek ı görülmeyen bu ı tercih ğ ş ı ı
2002 ı ı ı ş ı Alanya Müzesi ı ı üzerinde ı ı ş ta-
ı ş ı Bu ı ş ı ı ğ ı ı müzeye ı
Daylik Kiiikya antik kentlerinden Antiochela ad Cragum kentinden ş olan yazı
ı yuvarlak bir sunak dikkati çekmektedir. ğ ı üzerindeki ı bu eserin Eyno-
mos isminde biri ı ı Hekate'ye ı ş ğ ş ı ı Tüm
Kilikya bölgesinde özel bir önem ş ı Hekate kültünün bu yeni belgesi ğ Heka-
te sunu ı ı ile birlikte ğ ı ı ı
Mut Kalesi'nin restorasyonu ı ı ortaya ı blok ş üzerindeki M. S. 3.
ı sonu ya da 4. ı ş ı ğ ı Lucius ı ı Tatiane'-
nin ı ğ ş ı ı
2002 ı ı Kilikya ı ş ı sayesinde bölgenin ı ve ğ ı ı ı ı ta-
ğ ı ı ilgilendiren yeni saptamalar ı ş ve özellikle Roma Imparator-
luk Devri sosyal ve siyasi tarihinin ı ı ı ı bulunabilecek epigrafik bu-
ı incelenmesiyle bölgedeki antik kentler ile ı kesim ş ı
ki ş belirlenmesi ve bölgenin antik kentlerinin ı ı ı ş
ı yönünde önemli ş ş
161
Resim 1 : Karasis ğ ı ı ı görünümü
Resim 2: Karasis ğ ı ı ı
üzerindeki tonozlu ı
162
Resim 3 : Karasis ğ ı ı kilise ı ı ı
Resim 4: Adana Müzesin'e Meydan Vayla-
Si 'ndan getirilen kabartma blok
163
Resim 2: AIgeai'nin ı ı bir
höyükten ı ı ı
sonra ı ş
olan mermer lahit tek-
nesinin ı
Resim 5 : AlCleai'in ı ı
hÔyük
164
Resim 7 : AI!ileai'in ı ı bir
hbyükten ı ı ı ş
ş ı
Resim 8: Gülkaya Köyü'nden ş
ş olan üçgen ı ı ı su-
nak
Resim 9 : Dörtdirek'te Magarsos antik ş deniz ı ı ı ı ı
165
Resim 10 : Eyüplü Köyü'nde tümülüsler
Resim 11 : Körkuyu Tepesi'nin d o ğ u d a n görünümü
166
Resim 12: Düziçi'nin ı ı Nevonlans
Nekropolü'ne ait Roma Devri
kaya ı biri
Resim 13 : ı ı ğ güneyden görünümü
167
Resim 14 : ı ı ile Uzuncaburç ı
mil ş ı ı
168
Resim 15: ı ı ile Uzuncaburç ı
daki antik devir su ı ı ı
ı
DOGU TRAKYA'DA İ VE TARiHI-COGRAFYA
Ş 2002
Mustafa H. SAYAR*
19 ğ Eylül 2002 tarihleri ı istanbul, ğ Edirne ve Çanak-
kale illerinde ve ı Müzesi'nde ı ğ ı ş ı ı ı ı 30 adet ya-
ı ı ve 20 adet ı ı ş ı ı nitelikte kültür ı ğ ı ş (Harita). ı
ş ı ı illere göre ğ ı ı ı ş
istanbul ili ş
Bu ildeki ı ş ı ı ı ilçesi ı ı ı içinde bir büroda muhafaza
edilmekte olan 5 adet ı ı ş sapan ı ı ğ ı ı ş ı ı ş ı Kesin olarak nerede
ı saptanamayan bu eserler büyük bir ı ı ı ğ Trakya bölgesindeki
ş ören yerlerinde ı sonucu ele ş eserlerdir.
ı istanbul ili'nin Trakya'daki ilçeleri ı ı ı içinde kalan arazide bulunduk-
ı ı antik ı ve ı ı ğ bilgiler sayesinde ı ğ ı ı antik köy ve
kent ş yerlerini belirlemek ı ğ gözlemler ı ı ş ı
ğ ili ş
, ğ ili'ndeki ı ş Perinthos antik kenti ile ş olan Marmara ğ
lisi Ilçesi'nde ı incelemelerle ş ı ş ı Bu ş ı ı ı Geren Ma-
hallesi'nde ı bir ı ı ı bulunarak ilçe belediye ı ş olan LEi-
tince ı ı bir ş ı ş ı incelemede bu eserin M.S. 4.
ı ait bir kamu ı ı üzerinde bulunan ve ı ı ı büyük bir bölümünün ı
ı nedeniyle hangi imparator için ı ı ı ğ ı ş ı ı ı ı
ı ğ ş ı ı ş ı Bu eserin ı ı ğ ı ı ı akropol üzerinde ş
ı kuvverll bir ı ı ı
ı kentin ı ı Kiremitlik mevkiinde bir Roma ı ı ait mermer te-
mel bloku ş olup kesin buluntu yeri belli ğ
ğ ı Mola Burnu'nda görülen ve M. S. 3. ı sonu ile 4. ı
ş ı dörtlü yönetirnde görevalan imparator Maximianus'un onuruna ş
ı ı heykel kaidesinin ise ş içinde bir mahalleye ş ı ı ş ğ ş
ğ ilindeki ş ı ı ı ı daha sonraki ş ı Kuzey Marmara
sahilinde Perinthos gibi bir Samos kolonisi olan Bisanthe antik kentinin halen kesinle-
ş ş olan lokalizasyonu için en ğ arkeolojik ve epigrafik ı ele
Doç. Dr. Mustafa H. SAYAR, Nihat ı ı Sok. Taç Apt. No. 13/9, Suadiye-istanbulITÜRKjYE
ş ı ı izin veren T. C. Kültür ı ğ ı ı ve Müzeler Genel ğ ve ı ş ı büyük kat-
ı ı ve ı ı ötürü ğ Edirne, Çanakkale ve ı müze müdürlüklerine ş ederim.
169
ğ ğ il merkezinin birkaç km. ı ı Barbaros Beldesi'nde bir
ilkokula ş olan iki adet ı ı erken Bizans Devri mezar stelini inceledik
2
.
Bu arada ı ilkokulun ı ğ yer göstermeleri sonucunda, Barba-
ros Beldesi merkezindeki ş bir ş ı zemin ı beyaz mermerden birbi-
rini tamamlayan iki parça halinde Erken Hellenistik Devre tarihlenebilen, oturan ı
ı bir stelin sol alt ı ı ı ve yine beyaz mermerden bir aslan heykelinin par-
ı ı bulduk (Resim: 1).
ğ ili'ndeki ı ş ı ı ı ı Sarköy ilçesi'nde bir eve Tepeköy'den
ş bir aslan ğ ile Yeniköy ı bir kilise ı ı ı ş ol-
ğ söylenen bir levha ş Bu kilise ı ı ı yerinde ı inceleme
sonucu ı ı ı ı saptayacak verilerin mevcut ı ğ ı ı gördük. Burada bir
adet haç ı sütun ı bulabildik (Resim: 2).
ğ Müzesi'nde ı ı ş ı ı da ı ğ
ı antik dönem ı ı ve kültleri ı ı dahil etmek üzere ı adak stel-
leri üzerinde ı ş ı ı ş ı
ğ 19. ı sonu ve 20. ı ş ı Rodosto'nun ğ ve ge-
ş için "Trakya ğ ı ı Rum Edebiyat Okulu'na ve Rum ki-
lisesine ğ içi ve çevresinden ı ş yüzlerce ş eseri ve küçük buluntuyu
içeren kolleksiyonun, 1923'te Selanik'e ğ ve halen Selanik Arkeoloji Müze-
si 'nin envanterinde ı ı ı kesin olarak ortaya ş Bilim ı
ğ ı eski ı olan Rodosto ile ı bu önemli buluntu grubunun ortaya ı
ı Silivri'de 1922'de ş olan Stamulis kolleksiyonu ı ı da ı
da ortaya ı ğ yönelik ümitlerimizi ı ı ş ı
Edirneili ı ş
Bu ildeki ı ş ı ı ı ı Edirne Müze ğ ı yürütülen
Makedonya Kulesi ı ı ı birkaç ı ı ş Söz
konusu ı bu bölgenin Orta ve Geç Bizans devirlerinde nekropol olarak ı
ı ğ ı ı göstermektedir.
Daha sonra, ı ş ı ğ ı ı Edirne Müzesi'nde özellikle adak stelleri üzerinde
ş ı antik devir ı ı ve kültlerini toplu halde incelemeyi amaç-
layan ı ı ı ı önemli bir bölümünü ş bu adak stellerinde, ı ı ı
ı en büyük grubu Thrak ı ı ı ş ı ğ ı bu bölge-
sinde antik devirde ş ı ş olan halk ı ı ı gören ğ ı ı ise, Ze-
us, Hermes, Apolion ve Kybele ı ş ı ı
Çanakkale ili ş
Bu ilin Gelibolu ilçesi'ne ğ ı Güneyli Köyü'nde bir ş inha ş du-
rumda ğ mermer stel ı üzerinde ş ı ı ı ş bir lir (=Lyra)
ve bir çifte flüt (= Diaulos) çalan iki figür görülmektedir. Buluntu yeri bilinmeyen bu eser,
Geç Hellenistik Devre tarihlenebilir.
ı antik Kallipolis kenti ile ş olan Gelibolu ilçe merkezindeki Büyük Ca-
mi bahçesinde, buluntu yeri kesin bilinmeyen ş ı ve ı ı bir Roma
devri lahti ş (Resim: 3).
2 Bu stellerin ğ haber veren ilkokul ğ ve personeline ve ğ Müzesi Müdürü ı Mehmet
Akif ş ş ederim.
3 Bu kolleksiyonda bulunan ı ı son ı Selanik'te ı bir dergide, Selanik Müzesi'nin envanter
ı yeniden ı ı ş ı Bkz. P. M. Nigdelis, Von Raidestos nach Thessaloniki: Das Schicksal einer
Inschrift aus Perinthos, Tekmeria 5,2000,148, 154; E. Sverkos, Verschollene Inschriften aus Bisanthe im Archiiolo-
gischen Museum von Thessalonike, Tekmeria 6,2001,155-157.
4 Bu ı ı ve ı ı küçük ı incelememize izin veren Edirne Müzesi Müdürü ı Ş ı ı ı
'a ş ederim.
170
Bu ı ş ek olarak Gelibolu ilçe merkezindeki Piri Reis Kulesi içinde koru-
ma ı ı ı ş olan ş devirlere ait eserler ı bulunan ve Roma Devrine
tarihlenen üç adet eser ş
ı Müze ı ş ı
(Harita) ı Müzesi'ne Demirköy ilçesi, Sarpdere Köyü'nden ş bir
sütun postamenti üzerindeki Roma Devri mezar ş inceledlks. SarpdereKöyü muh-
ı ğ ı ı müze ğ ğ bilgiye göre bu postament bir tümülüsün ı
ş
Postamentin ön yüzündeki ı bu eserin, Plotina isminde bir ı ı meza-
ı ş Glykeron ı ı ı ı ş bir ğ ı ğ ı M. S. 2. ı
ı tarihlenen ı ı ğ yer, Roma Imparatorluk Devrinde, büyük bir ola-
ı ı ı Karadeniz ı ı ı Salmydessos antik kentinin arazisinde ı
5 Gelibolu'daki ı ş ı ı ı ı bizlere büyük destek olan Belediye ş ı ı Cihat Bingöl"e ve Belediye
ş ı ğ ı ı ş ı ı ğ ğ ş ve bölge kültür tarihinin bilinçli koruyucusu Piri Reis Müzesi'nin kurucusu
ı Mehmet lrdesel'e ş ederim.
6 Bu eserin buluntu haberini veren ve eseri, ı ı bir süre sonra müzeye getirip üzerinde ı ş ı ı
ğ Müze Müdürü ı Zülküf ı ş ederim.
171
ı
u...... DClX<lI'-
ı h'ltrl ı ...,
Harita
Resim 1 Barbaros'ta bulunan mermer
aslan heykeli
Resim 2: Ş ı ı Yeniköy
Kilisesi'nin haç ı sü-
tun ı
Resim 3: Gelibolu Büyük Cami bahçesindeki ş
ı lahit teknesi
172
AFYON-BOLVADiN YÜZEY Ş 2002
(NEOLiTiK ÇAGDAN iLK TUNÇ ÇAGINA KADAR)
Özdemir KOÇAK*
Uzun dönemli arkeolojik ş ı ı ı ş ğ bu bölge ve
çevresinde, önceki ı ş S. L10yd ve J. Mellaart olmak üzere ı bilim adam-
ı ı ı ş ı ğ ı qörülmektedir". Ançak, son ı Neolitik ve Kalkolitik Dö-
nem kültürleri üzerine ğ yeni veriler; Ilk Tunç ğ ı yol ğ ı ı ile ilgi-
li problemler bu bölge ş yeniden gözden geçirilmesi ğ ve bölge-
de ı ş ı ı ş ş bir kesimin incelenmesi ğ ortaya ş Nitekim,
bu ı Bolvadin çevresinde ı ğ ı ı ş ı bölgede ş kadar tespit edil-
ş çok ı ş ğ göstermektedir (Harita).
Bu bölgeyle ilgili olarak ı ı ş ğ arkeolojik ı de-
ğ üzerine ş Ancak, biz arkeolojik malzemelerin incelenmesinin
ı ı bu bulgulardan yola ı sosyokültürel, sosyopolitik ve jeopolitik yönlenme
ve ğ ş ortaya ı ş Bu konuyla ilgili ı ş ı ı sürmek-
tedir.
1990 ı ı bu yana, Prof: Dr. Mehmet Özsait ş ı ğ ı ı "Orta Ka-
radeniz Bölgesi Yüzey ş ı ı Amasya, Samsun, Tokat ve Ordu Illerinde", "Göl-
ler Bölgesi Yüzey ş Isparta, Burdur, Antalya ve Konya Illerinde" ve 1993 ı
ı bu yana "Isparta Ili, Atabey Ilçesi, Harmanören Köyü Tunç ğ ı ı ı
Ş ile 1994 ı ı bu yana Doç. Dr. Hasan Bahar ş ı ğ ı "Konya ve Karaman
ı Arkeolojik Yüzey ş ı ı bulunduk. Bu ı ş Konya-Karaman ke-
simi ve Göller Bölgesi'nin ğ kadar Orta Karadeniz Bölgesi'nin de ş ve kül-
tür özelliklerini ı ı neden oldu. Göller Bölgesi ve Konya ı ı ş ı ı
ı ı bölge ş yollar, siyasal ve kültürel ı özelliklerinden kaynakla-
nan ı problemler ğ gördük. Bu amaçla, ğ ı ı kuzeyindeki ş
bir ı ş ı ı planladik. Bu ı ş ı ı ı ilk dönemini Afyon Ili, Bol-
vadin Ilçesi'nde ş
Bolvadin'deki arazi ı ş ı ı ı ı ı ı ğ hocam Mu-
harrem Bayar ve Abdullah Ceran beytendilere ş etmeyi borç bilmekteyim. ş
ı ı ı ş ı sonuna kadar sistemli bir ş yürütülebilmesi, ı özveri-
li ı ş ı ve ı ı sayesinde ş
ş ... Gör. Dr. Özdemir KOÇAK, Selçuk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi ğ Tarihi Bilim ı Kampüs-Kon-
yaffURKIYE
S. L1oyd- J. Mellaart , Beycesultan I, TheChalcolithic and EarlyBronzeAge Levels,London 1962. ı bkz. A. Top-
ş T. Efe- A. ı "Salvage Excavationsof the Afyon Archaeological Museum. Part 2: The Settlement of Karaog-
lan Mevkii and the Early BronzeAge Cemetery of ı Mevkii", Ana/oliaAntiqua, ı (1998),21-94. Burada, Afyon
kesimi ile ilgili ğ ı ş ve ı ş Bunlar, ileride ı ğ ı ı ı ı ı olarak
verilecektir.
173
ı Afyon kesimindeki ş ı ilgili olarak izin alabilmem husu-
sunda gerekli ı ş ı gösteren Anadolu Universitesi ğ Uyesi Yrd. Doç. Dr. Ta-
ciser Sivas Tüfekçi'ye ş ediyorum.
Bu arazi ı ş ı ı ilgili malzemeleri üniversitemiz bünyesinde ş
ğ bir laboratuvar ı ğ ş ı ı ğ ı ı malzemele-
rin bütününün temizleme, kotiama ve çizim ı ş ı ı bitirdik. Çizimi ı parça-
ı hepsini bilgisayar ı ı ı büyük ı ı ı çizimini bilgisayar
ı tekrar ı Bu malzemelerin anolojisiyle ilgili ı ş ı ı da devam et-
mektedir. Laboratuvar ı ş ı ı arazi ı ş ı ı kadar ı ı ı ve amaca
yöneliktir. Bu ı ş ı da ı uzman bir ekip ı ş
ı çizlm ve envanterleme ş emekleri geçen Arkeolog Murat Tekin ve
Yüksek Lisans ğ Hatice Gül Küçükbezci'ye; bu çizimlerin bilgisayar ı
yeniden çizimi ve malzemelerin filmlerinin çekilmesinde ğ geçen Arkeolog Musta-
fa Bilgin'e içten ş ı
ı ş ı ı bu ilk döneminde ğ ı ı kuzeyinde yer alan Bolvadin
kesimi ş Bu ilk ı ş ı en önemli ı ı birisi bölgenin
ğ ı özelliklerini ı ş Bu amaçla Bolvadin'de ı kesim ve
Emir ğ ı ı ı ve güney eteklerinde ı ı ş ı Bundaki ş
birisi Prehistorik dönemlerde ğ ğ ı ı ı tam olarak ortaya ko-
yabilmek; ğ yine bu dönemde ğ ı üzerinden ğ olan ğ ı ı an-
layabilmekti.
..Bolvadin kesiminde ğ ş ilki, önceki ı da ı
nan Uçhöyük'tür ı Höyük). ı Bolvadin'in ı ı ı ş ı ve Bolva-
din-Çay yolunun ş ı 100 m. ı ı yer ı ı üçgen ş diziI-
ş üç tepecikten ş ı ı ı ı bu tepeciklerin ı se-
viye ş ş ve tepeler belirgin bir ş ş Bu ş üzerinde Kalkolitik
ve Ilk Tunç ğ ı ait buluntular ı (Çizim 1: 63, 72; Resim: 5). Buradaki Ilk Tunç
ğ ı ı bölge ve ğ ı kültürlerini vermesi ı ı önemlidir.
Bolvadin merkezde ğ mevkilerden birisi de Erkmen mevkiidir. ı
Bolvadin'in 2 km. kuzeyinde, ğ yolunun 1 km. ı ı ve Erkmen
Köyü ı ı ı içinde yer ı Yine ı kesimdeki ı ı Minare mevkiinde de in-
celeme ı Kaçak ı ı büyük ı ğ bu kesimde, ı ş
dönemimizle ilgili malzeme ı
. Bu kesimde ğ ş birisi de Felfeli ğ ı Bolva-
din Ilçe merkezinin 5 km. güneyinde yer ı Kaçak ı büyük tahribata ğ
bu ş üzerinde, ı ş dönemimizle ilgili herhangi bir buluntuya ı
ı ş ı ı ı ş ı ı kalan ke-
simde de bir ön ş ı ı Burada ı ı bu kesimin ğ ı özellikle-
rinin ı ı ş modellerini de biraz olsun ı Ozellikle ş
run ı çok ı tümülüsün ğ gözlendi. Bu kesimdeki ı ş ı ı önü-
müzdeki ı için ı ğ burada sadece ana yol ğ ı ı üzerinde olan Ars-
lan Tepesi ş ı Höyük) isimli ş gidildi. Bu ş Bedrem rnevkilnde yer
ı (Resim: 1). ı Kemerkaya ı ı 2 km. ı ı Ozburun Ka-
ı ı 7 km. ğ ı mevkiinin 300 m. ğ Kara-
ğ ı ı 600 m. ğ Ş Tepesi mevkiinin 2 km. ğ
Göz mevkiinin 300 m. ğ yer ı ş ovadan yüksekli-
ğ ş ı 30 m.dir ve ş ş üst ı ı ş ı 100 m. ı ı Bu ş
mede çok ı Kalkolitik ve Ilk Tunç özellikleri ş ı çanak-çömlek ı
ı (Çizim 2: 27, 37, 34, 05, 48, 17; Resim: 6).
Buradaki ı ş ı ı Kemerkaya ı ı ş ı ve ğ yolu üzerindeki
üç tepecik incelendi. Ancak, buradaki kaya üstü ş oldukça ı buluntu ver-
mekteydi. ı ı ş konumuzia ilgili herhangi bir bulguya da ı
174
ğ ğ ı ı ve Emir ğ ı ı ı ş ilgili olarak YÖ-
rükkaracaören Köyü'nde de ı bir ı ş ı ı ş ı Bu ı ş ı ı köyün
hemen ı ı ı Köyü'nün 900 m. ı ı ğ yolu-
nun 10 km. ğ Yörükkaracaören ismini ğ bir ş Ilk
Tunç ğ ı ait ı bir ş ı Bu yamaç ş tam ı
geçen çaydan ı oldukça tahrip ş ı ı ı güney ı ı
mqdern ı yer ı Burada ğ az ı çanak-çömlek parça-
ı Ilk Tunç ğ ı ş etmektedir.
Bu ön ı ş ı ı bir bölümünü de Emir ğ ı ı güney kesimi ve Eber Gö-
lü'nün kuzeyi ı kalan bölge ş ş Bizim için bu kesim, Bolvadin'den do-
ğ ı yollarla ş ğ gibi; Emir ğ ı üzerinden ı ğ ı ile ilgili
ı ı ı önemliydi.
Bu bölgede ı ş ı ğ ı ı ilk ş Sinneli mevkii oldu. ı ğ
Köyü'nün 50 m. dogusunda, ğ yolunun hemen güneyinde, Orta-
ğ ı 5 km. ı ı yer ı (Resim: 3). ı ovadan B m. yükseklik-
tedir. ğ ı ğ 600 m., kuzey-güney ğ 200 m. ş ğ
ş üzerinde ı Dönemi ve günümüze ait bir ı ı Bu
ş üzerinde de Ilk Tunç ğ ı ait çok ı çanak-çömlek ı bulunmak-
ı (Çizim 3: 06, 10; Resim: 7).
ğ kesiminde ğ ikinci höyük Karakaya oldu. ı Dere-
ğ ı 3 km. ı ı ğ yolunun 1,5 km. kuzeyinde, Dipev-
ler Köyü'nün 1Okm. ğ ş Tepesi'nin 5 km. kuzeyinde yer almak-
ı Bu ş birbirine ğ ı iki tepecik ve ı hemen kuzeyindeki üçüncü bir
tepecikten ş ı ş ı olarak ı ğ ı alan 1,5 km. ı Bu ş
üzerinde ı ı ı Bu ş de Kalkolitik ve Ilk Tunç ğ ı malzeme-
leri ı (Çizim 1/07, 11, 09). Buradaki ı biçimli tutamak ve sepet kulp
örnekleri de ilginçtir.
ğ sonra ğ kesimindeki önemli ş birisi
olanÇata/tepe'ye gittik. ı ğ Köyü'nün 1,5 km. kuzeyinde, Büyükkara-
ğ ı ı ş ı 20 km. güneyinde, ğ ı 10 km. ğ Bol-
vadin-Çukurcak yolunun 300 m. güneyinde, Eber Gölü'nün de 5 km. kuzeyinde yer al-
ı Günümüzde burada ş ı ı ı ı ş iki ana
yükseltiden ş ı Bunlardan güneydeki 600x200 m. boyutunda ve 12 m. yük-
ğ kuzeydeki ise BOOx400 m. ı ve 20 m. ğ Burada
ı ı ı bu iki ş ı ş ş ve her iki tepe-
cik, ı bir ş ş Bu ş de Ilk Tunç ğ ı karakterize eden
ve bölgesel özellikleri de bulunan ş çanak-çömlek ı ı ş ı
ğ ve ğ kesimlerindeki ı ş ı ı sonra, bizim için
ı bir öneme sahip ğ ı ı ş ğ ğ kesimine geçtik. Bü-
ğ Kemerkaya ve Emir ğ ı üzerinden kurulan ğ ı ı ı ı ğ
ve güneye ı ş ı ı ş ı ı ı önemliydi. Bu-
ı ı ı güneyde ğ üzerinden Uçkuyu ve daha gü-
neyle, yine ğ üzerinden ı ı ğ ı ı ı son derece stra-
tejik bir konumda idi.
Bu kesimde önce Kaklik mevkii incelendi. ğ ı B km. güneyinde ve
Bolvadin yolunun hemen ğ bir yamaç ş üzerinde, ı ş
konumuzia ilgili herhangi bir materyale ı
Daha sonra ğ geçildi. Burada ğ Kale mevkiinde de
ı ş dönemimizle ilgili herhangi bir bulguya ı Ancak, Kale mevkiinin he-
men ğ ğ ı da 5 km. ğ ğ stabi-
lize yolunun 50 m. güneyinde, Büyük Maltepe mevkiinin 50 m. ı ı Maltepesi ı
verilen bir ş gördük (Resim: 2). Bu ş üzerinde ı ı dola-
ı oldukça tahrip ş ı Maltepesi'nin kuzey-güney ğ 300 m., do-
175
ğ ı ğ 20Q m. ı ve ovadan 20 m. kadar yüksekliktedir. Bu yer-
ş Kalkolitik ve Ilk Tunç ğ ait oldukça iyi ş gösteren çanak-çömlek par-
ı ı (Çizim 4:13, 30, 06, 41, 07; Resim: B). Bu ş ı ı
da yer alan ı ı Kale mevkiini de inceledik. Ancak, burada, ı ş dönemimizle ilgi-
li herhangi bir buluntuya ı
Bu ı ş döneminde Bolvadin-Çay ı kalan dar bir alanda da inceleme
ı Bu kesimde Arapdede mevkii ı verilen bir ş ı ş ı ı Hami-
diye Köyü'nün 2 km. ğ Hüsemlerin ğ 1,5 km. ı ı Bol-
vadin-Hamidiye yolunun BOO m. güneyinde yer almaktadna. 300x300 m. ı
olan bu ş ovadan 20 m. yüksekliktedir. ş üst ı ş ı ı ı
kaçak ı ı büyük tahribat ı Burada da özellikle Ilk Tunç ğ ı ait
ı malzemeler ı (Çizim 4: 01).
Bu kesimde Dapan Yeri mevkiinde de ı ş ı Bolvadin'in 20 km. kadar ğ
sunda yer alan bu mevkide, ı ş dönemimizle ilgili herhangi bir materyale rastlaya-
ı
Hamidiye'den sonra, biraz daha güneydeki Maltepe Köyü'ne geçtik. Burada Mal-
tepesi ğ inceledik. Bu höyük, Maltepe Köyü'nün 700 m. kuzeyinde, ı
köy'ün 2 km. güneyinde ve ı yolunun 50 m. ı ı yer ı
Burada birbiriyle ğ ı ı 3 tepecik ı (Resim: 4). Bunlardan en büyük bo-
yutlu ı en kuzeyde yer ı ı Bu tepe 400x400 m. ı ve 50 m. yüksek-
ğ ı ı ı ı modern ı yer ı Bu tepecikle ş
olan ve ı yer alan ikinci tepecik 200x150 m. boyutunda ve 15 m. yüksekli-
ğ En güneyde yer alan üçüncü tepecik ise 300x200 m. ı ve 10 m.
ğ Bu üç ş ğ ı ı ı ı ı genel
olarak üç yükselti de kaçak ı yüzünden tahrip ş Burada da Kalkolitik ve
Ilk Tunç ğ ı ait arkeolojik materyal ı (Çizim 3: 01, OB, 1B).
Bu ş ı döneminde genelolarak Çay-Bolvadin-Kemerkaya ı ve Bolva-
ğ kesimlerinde ı ş ı ı ı önce bu merkez bölgenin ğ
ve sosyal ı ı ile genel ş ve malzeme özelliklerini ı ve gelecek
ı ı ş ı ı ı daha ı ı ı ı ı Bu ı ş ı ı ı
ı ş ğ ı sonuçlara ş ı Oncelikle bölge ş özelliklerini ta-
ı ş ı ğ Uçhöyük (Bolvadin Höyük), Çataltepe ve Maltepesi gibi hö-
yükler, birbirleriyle ğ ı ı 2 ya da 3 tepecikten ş ı ve çok büyük bir yerle-
ş ı üzerine oturuyordu. ı bu büyük ş ovada yer ı
Bunun ı buluntulardan yola ı Kalkolitik ve ilk Tunç ğ Sultan
ğ ı ı bu kesimi ile, daha önceleri ı ş ı ğ ı ı güney ve ğ kesimleri ı
ı farklar ğ gördük. ğ küçük kaplarda görülen ve ğ ı üzerinde yer
alan kulplar, makara biçimii tutamaklar ve bölgesel boya bezemeler gibi özellikler söz
ğ kesimlerle olan ş ı ı unsurlar ı ı Bölgede ı biçim-
ii tutamak, üçgen ve sepet kulplar ı olarak görülür (Çizim 1: 07, 11,09; 2: 27; 3:
18; 4: 30, 06). ı boya bezemeli parçalara da ı (Çizim 2: 05; 3: 06).
Bunun ı Sultan ğ ı ı ve Eber Gölü'nün kuzeyinde yer alan Emir
ğ ı ı önemli bir ş ı ş ğ ı ı Kemerkaya'dan
ş ve Emir ğ ı üzerinden ğ inen yolun buradan Bademli ke-
simine ı ğ ı ı gördük.
Yine bu ı ş ı ı Bolvadin kesimi ş gerek kaçak ka-
ı ve gerekse ğ sebeplerden ı önemli ölçüde tahribat ğ görülmektedir.
Bütün bu verilerden yola ı önümüzdeki ı ı ş ı ı 3 kesimde sürdür-
meyi ş
2 S. L1oyd- J. ı Hamidiy.e ismi ile verdikleri ş muhtemelen Arapdede olabilir. ş ı ı Afyon'un
güneyinde yer alan bu kesimin Ilk Tunç ğ ı ı ğ Gurubuiçerisinde ğ Bkz. S. L1oyd-
J. Mellaart, Beycesultan I, TheChalcolithic and E:arly BronzeAge Levels, London 1962, 196, no: 139.
176
301.06.02.09 (Karakaya):
301.06.02.11 (Karakaya):
Çizim 1
301.06.02.07 (Karakaya):
1. ş ı kalan bölge,
2. Emir ğ ı üzerinden ğ ğ ı ı
3. Eber Gölü'nün güneyinde çay ilçesi ve ğ ğ ı ı ı ka-
lan bölge.
Böylece, Prehistorik dönemlerde Kemerkaya üzerinden ğ ğ ı
dan ğ ğ ı ı ortaya ı ş ı ş dokusu
ve yol ğ ı ı ı tam olarak ı ve Kemerkaya-Bolvadin-Çay ile Çay- Yenikara-
ğ ğ ı ı ı görmeyi ş ı bu bölgede ı ğ ı ı buluntula-
ı Konya-Karaman ve Göller Bölgesi malzemeleri ile ş ve ı ile, malzeme-
nin bölgesel özellikleri üzerinde de ı ı ı bir ş ı ş ı ı
KATALOG3
Krem renk hamurlu; kendinden ı kötü ş ş orta kumlu,
mika, ş ı kireç ve saman ı ı el ı ı
ı biçimli tutamak ı ı kahverengi hamurlu; kah-
verengi ı orta ş ş ince kumlu, mika ve kireç ı ı el
(?) ı ı ı ı
(Sepet kulp ı ı kahverengi hamurlu; kendinden astar-
ı orta ş ş ince kumlu, mika, ş ı kireç ve saman ı ı
el ı ı ı ı
301.01.02.63 ı Höyük):Pembemsi kahverengi hamurlu; kiremit ı iyi ş ş
ince kumlu, mika, kireç, ş ı ve saman ı ı el (?) ı ı si-
lik ı ı
301.01.02.72 ı Höyük):(Üç ı bir ı ayak ı kahverengi hamurlu; kendin-
den ı orta ş ş orta kumlu, mika, kireç, bol ş ı ve sa-
man ı ı el (?) ı ı
ı ı 2
301.02.02.27 (Arslan Tepesi ş ı Höyük)): (Üçgen kulp ı Gri hamurlu; kendinden astar-
ii; kötü ş ş orta kumlu, mika, kireç ve ş ı ı ı
301.02.02.37 (Arslan Tepesi ş ı Höyük)): Kahverengi hamurlu; ı ı ı ı kahverengi ı
orta ş ş orta kumlu, mika, ş ı kireç ve saman ı ı el
ı ı silik ı ı
301.02.02.34 (Arslan Tepesi ş ı Höyük)): ı kahverengi hamurlu; kendinden ı ince
kumlu, mika, kireç, ş ı ve saman ı ı el ı ı ğ ı ke-
nan ve ı ş ı ı ı ve boya bezemeli.
301.02.02.05 (Arslan Tepesi ş ı Höyük)): Pembemsi kahverengi hamurlu; koyu kahverengi
ı orta ş ş ince kumlu, kireç ı ı el ı ı ı ı iç
ı ı ı kahverengi boya bezemenin üzerinde ı ı ı
verengi bant bezemeler var.
301.02.02.48 (Arslan Tepesi ş ı Höyük)): Pembemsi kahverengi hamurlu; koyu kahverengi
ı iyi ş ş ince kumlu, mika ve kireç ı ı el ı ı aç-
ı ı
301.02.02.17 (Arslan Tepesi ş ı Höyük): Krem hamurlu; kahverengi ı orta ş ş ince
kumlu, mika ı ı ei ı ı ı ı
Çizim 3
301.08.02.01 (Maltepesi): ı kahverengi hamurlu; kahverengi ı orta ş ş orta
kumlu, bol mika, bol kireç, iri ve bol saman ve ş ı ı ı
3 Burada Konya, Karaman ve Afyon ş için ı ğ ı ı bir kodlama sistemi ı ı Çizimlerde ise
bu ı sadece son ı ş
177
301.08.02.08 (Maltepesi):
301.08.02.18 (Maltepesi):
301.03.02.06 (Sinneli):
301.03.02.10 (Sinneli):
ı krem hamurlu; kahverengi ı orta ş ş ince kumlu,
mika ı ı el ı ı ı ı
(Sepet kulp ı ı ı kahverengi hamurlu; kendinden
ı orta ş ş ince kumlu, mika ve kireç ı ı çark (?) ya-
ı ı
Koyu gri hamurlu; kendinden ı kötü ş ş orta kumlu, mi-
ka, kireç, ş ı ve saman ı ı el ı ı ı ı iç ı ı
ğ ı hemen ı ı dörder ı halinde beyaz ı bantlar
var.
ı kahverengi hamurlu; koyu kahverengi ı iyi ş ş in-
ce kumlu, mika ve kireç ı ı el ı ı ı ı
Çizim 4
301.04.02.13 (Maltepesi- S. ğ
ı kiremit renk hamurlu; kahverengi ı orta ş ş ince
kumlu, mika, kireç, ş ı ve saman ı ı el ı ı
301.04.02,30 (Maltepesi- S. ğ
ı ay biçimli tutamak ı Kahverengi hamurlu; ı gri
ı kötü ş ş orta kumlu, mika, ş ı kireç ve saman
ı ı el ı ı
301.04.02.06 (Maltepesi- S. ğ
(Üçgen kulp ı Pembemsi kahverengi hamurlu; kahveren-
gi ı orta ş ş orta kumlu, mika, ş ı ve kireç ı ı el
ı ı ı ı
301.04.02.41 (Maltepesi- S. ğ
ı kahverengi hamurlu; kendinden ı orta ş ş ince
kumlu, mika, kireç ve ş ı ı ı
301.04.02.07 (Maltepesl- S. ğ
Pembemsi kahverengi hamurlu; kahverengi ı orta ş ş
ince kumlu, mika ve kireç ı ı el ı ı ı ı ğ ı ı
da muhtemelen bir ğ ait ı ı var.
301.07.02.01 (Arapdede): Kiremit renk hamurlu; kendinden ı orta ş ş kaba kum-
lu, kireç, ş ı ve bol saman ı ı el ı ı ı ı ı ş ğ
ı ı kabartma bezemeli.
178
179
....
ca
-
'L:
ca
: : ı : : :
r
7
1
. i J
i i!
·1 i
ii
i)
'\:';:················..·······..·········..·······r· · · )
\\. /
'y • i

ı ı . , .
! \ \
! ,\
\ ! \ \
. J \ \
i J ,.
\ i \ J
,-.I""",." '.
Çizim: 1
ı
\ i
·1
\1
V
j
{y· ·· I''''''''''''''''''''''''''''l
\ \ i
! \ i
j
//··...._-_·-·..··-1--
/1
1/
/, ,
.........."
\,\ ı J
... /
................... ,"
......... ı ....._...-/
-_..
·..· r ·" ···..)

......_ .. .-.i ,--a .
Çlzim:2
180

ı
" \.
\ \..
, ,
\ \
\ (
I
ii
,J
/
/
!
!
i
i.
./
//
II
u

\1\ 1/'
V
\..\ j

i ./
\
\
\
\
i
,/
;'
i
/
.....
:-. _ ..-....,.,.;, ı ..
Çizim:3
r..-.... _ .... -.l,........•...-.-J.A
Çizim:4
Resim: 1
181
Resim: 2
Resim: 3
182
Resim: 4
Resim: 5
il .'USt\\U"t-" ~ H ı d
_..
Resim: 6
183
Resim: 7
- Resim: 8

" \1 \i 'f 1'1 ' , ı . ı . t, 'lt \11\1.,' ;'"
---
184
KUZEY TROAS-PARioN Ş 2002
Cevat Ş
Ali ı TAVUKÇU
Vedat Ş
Ertan KÜÇÜKEFE
Zerrin AYDIN TAVUKÇU
ı ğ ı ı ı ve Müzeler Genel ğ 24.06.2002 gün ve 010093
ı ı ı ı izin verilen, "Kuzey Troas- Parion Yüzey ş ı ı ı ı 2002 sezo-
nu ı ş ı 9-18 ğ 2002 tarihleri ı ş ş

Çanakkale Ili,
Yenice ve Biga ilçelerinde yürütülen bu ı ı ş için öncelikli hedef olarak, böl-
genin iç kesimleri ş Bu ğ 9 ğ 2002 günü ekip olarak Yenice
ğ Evi'nde ı ı ş ilgili mülki amiriere ı ı ve sözlü bilgi verildikten sonra
ı gün ş ı ş ı ş ı
Yenice'deki ı ş ı ı (Harita: 1), ı ı önündeki bahçeye
ş ş Seyvan Köyü'nden ğ söylenen, 60x80 cm. ölçülerindeki, üzerinde
tek palmet ş ş mermer ı incelenmesiyle ş ı (Resim: 1). Orta grenli
beyaz mermer ı alt ı ı ş ı ı ı üst ı ı çerçeve içinde iki ş
deki çanak yapraklardan ı ı ortada ı kollu palmet ğ ı ğ ve
spiral ı ı Mimari parça genel bezeme stiline göre
2
, Roma ğ ı ı ı ş ol-
ı ı ı yerde korunan alt ve üst ı ı ş ş ı ı ı 90 cm. ğ kö-
ş ı da orta grenli beyaz mermerden ı ı ş ı ı ş profilli tabana sahip andezit
ş yuvarlak bir sütun da bu bahçede ı Bahçenin ğ ş yerlerinde
sergilenen 60 ve 65 cm. ğ ı ı dudak ı ı ş ş ı ı ı 6 cm. ı ı
boyun ı rüzgar gülü motiflerine yer ş Pitoslar geç dönem eseri ı
ı
Yenice Etnografya Müzesi önünde bulunan, Bekten Köyü'nden ş
100x45x27 cm. ölçülerindeki ı ı ı Grekçe ı içeren ı iri grenli grimsi be-
yaz mermerden ı ı ı ş ı Buradaki bir ş ı ı blok ise, ı ı ı ı olarak ele
Prof. Dr. Cevat Ş Atatürk Üniversitesi, Fen-Edebiyat Faküllesi, Arkeoloji Bölümü, 25240-ErzurumfTÜRKjYE
Tel: 04422314384 e-mail: cbasaran@atauni.edu.tr
Yrd. Doç. Dr. Ali ı TAVUKÇU, Atatürk Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü 25240-Erzu-
rumfTÜRKjVE Tel: 04422314387 e-mail: atavukcu@atauni.edu.tr
ş Gör. Vedat Ş Atatürk Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü 25240-ErzurumfTÜRKiVE
Tel: 04422314389 e-mail: vkelesus@yahoo.com
ş Gör. Ertan KÜÇÜKEFE, Atatürk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Arkeoloji Anabilim ı 25240-Erzu-
rumfTÜRKjVE Tel: 04422314391 e-mail: ekucukefe2002@yahoo.com;
ş Gör. Zerrin AVDIN TAVUKÇU, Atatürk Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü 25240-Erzu-
rumfTÜRKiVE Tel: 04422314295 e-mail: zaydin@atauni.edu.tr
ı ş için gerekli izni veren Kültür ı ğ ı ı ve Müzeler Genel ğ burada bir kez daha ş
ederiz.
2 C. ş Anadolu Mimari Bezemeleri Roma ğ ı Lotus Palmet Örgesi (1995).
185
ş 82x50x40 cm. ölçülerindeki orta grenli beyaz mermerden ı ı ş blok
üzerinde üç ı ı bir Grekçe ı yer ı Müze bahçesinde en uzunu 2 m.
olan 30 cm. ı andezit ş ı ı ş kaideleri ı ş ş ı ı ı ı 4 adet sütun
tespit ş
Yenice'ye 2 km. mesafedeki Nevruz I$öyü ı ı Kulplu mevkiinde,
yüzeyde niteliksiz seramik ı ı ı gözlendi. Oren ı (Devletli) mevkiinde 1.65x36x8
cm. ölçülerinde aslan pençesi profilli tiyatro basamak bloku tespit edildi (Resim: 2).
Muhtemelen tiyatronun sahnesini çevreleyen yüksek ğ ait bu parçadan ş
Islami Döneme ait ş ı ı ve kitabeli mezar ş ı ve büyük mermer mimari bloklar gö-
rüldü (Resim: 3).
Seyvan Köyü Camii'nde ş antik ı ş ı ile Dümbelek mevkiinde ka-
ba seramik ı ı ı ile pitos ı gözlendi. M. E. ı evinin önünde, Bahçe-
ler mevkiinden ğ söylenen 67 cm. ğ 20 cm. ı bilezikle ta-
bana ğ ş kaideli bir monolit sütun tespit edildi. ı Bahçeler mevki i -
ş ı Yer'de bir antik mezar olabilecek ı ı eski bir kuyunun ı ğ ı ı
ilçe merkezine 3 km. mesafedeki ı Köyü yolu üzerinde bulunan ı ı
Cuma Camii'nin içinde yer ı ğ ı eski ı ı ş ı ı ve kitabeli ı Dö-
nemi mezar ş ı incelendi. Haydaroba Köyü'nde ise, monolit sütun ı ş
antik malzemeye ı
ı Köyü, Havuz mevkiinde, daha önce kaçak olarak ı ı ş bir ı ve bir
ı ı ı ı yerinde görüldü. ı köyden A. ğ 20, 30 ve 7 cm. yüksek-
ğ Havuz mevkiinde ğ ğ üç adet seramik ı (Resim: 4, 5, 6) in-
celememize müsaade etti. Seramiklerden ikisi oinohoe, ğ ise, kasedir. Oinohoeler-
den biri (30 cm.) yüksek dik gövdeli dar boyunlu ve omuz boyun ğ ı ı kulpa sahip-
tir. Dudak ı ı ı bulunan eserin ı gövdeden ş ancak sonradan
gövdeye ş Uzerinde herhangi bir bezemeye rastlanmayan oinohoe muh-
temelen Roma Dönemine aittir. ğ olarak ele ş ğ oinohoe ise, (20 cm.)
ş ı ı ı gövdeli ve halka ı ı ş ş ı ı dudak ve dar boyunludur.
Boyun omuz ğ ı ı ı kulpa sahip eserin boynunda, kulp ş iki ı plas-
tik birer ı ı Oinohoenin yüzeyinde kahverengi astar izleri görülmek-
tedir ve muhtemelen Roma ğ ı ürünüdür. Dudak ı ve gövdenin üst ı ı ı bü-
yük bölümü korunmayan kasenin alçak kaidesi ı Vazo yüzeyinde ş kay-
naklanan renk ı ı ş ı astar ve boyama izi yoktur. ğ eserlerle ı yerde bu-
ğ söylenen bu kase de muhtemelen Roma ğ ı ürünüdür. ı Köy'ü sakinle-
rinin ı ğ ı göre, yöredeki tarlalarda çok ı Bizans sikkesi ı
Boynanlar Köyü'nde herhangi bir arkeolojik malzemeye rastlanmazken, ana yol-
dan köye ı yolun solunda, köyün güneyinde çevresine hakim konumdaki Uvecik
Tepe üzerinde ı ı ı ı ı ğ ı ğ Burada ı ı ı ı incelemeler, bu-
radaki ı ğ ı bir ı hava ı ı ı olarak ğ sonucunu ortaya ı
ı (Çizirn: 1). ı alan ı ı ı ve ğ ı ı ş ı iki büyük kütle ha-
lindeki ı ğ ı kuzey kesiminde, kuzeye bakan sarp yüze 55 cm. ğ 40 cm.
ş ve 15 cm. derinlikte, zeminden ş ı 2,5 m. ğ bir ş ğ gö-
rüldü (Resim: 7). Biraz daha ı güney yüzde ise, 25-28 cm. yükseklikte, 9 basamak-
la ı ı bir platform (Resim: 15) ş ğ ğ ş ise, 6 ğ ı
ı ı ı gözlendi. ı ğ ı güney blok'unda herhangi bir ı ş izine rastlanmazken
bu blokun önünde ı cins kayadan ş 34x40x33 cm. ölçülerinde bir lento tespit
edildi. ı ı alanda, yeni ı ı ş kaçak ı ı da gözlendi. Buradaki ı
yörede ı ğ ı bilinen Kybele ı için ş ş ğ ş
Çal Köyü'nün güneyindeki ovaya hakim üzerinde Çal Kalesi'nin yer ı ğ ı tepe-
nin eteklerinde kaba hamurlu, ı ı geç dönem seramikleri gözlenirken tepenin
üzerinde ise, ince hamurlu, ince ı yer yer kahverengi ı ı ve siyah ı sera-
3 V. M. Vermaseren, Corpus Cu/t Cybe/ede Attidisque, / Asia Minor (1987) 87 vd.
186
mik ı ı ı na ı (Resim: 8). Seramiklerden ş ı ğ ı ı Kla-
sik ve Hellenistik ğ ı ş ı ı Ancak, tepenin zirvesinde herhan-
gi bir duvar ı ya da ş izine ı
Sofular Köyü'nde i. Dereli'nin ı ı Asar Tepe (Hisarhk) denilen yere ula-
ş ı ı Tepe ğ kaba seramikler ve mezar ğ söylenen kaçak ı çukurla-
ı ş herhangi bir buluntuya ı
Yenice ilçe merkezinin güneyindeki ğ ı ı biri üzerinde yer alan,
Agonya ı hakim konumdaki Asar Kale'ye (Hadrianus'un Av ş zorlu bir yol-
culuktan sonra ş ı ı Tamamen ğ ı bir tepenin ğ ı ş ı
ı ğ ı ı büyük ş bloklarla ş sur ı ı yer yer 3 m.den fazla
ı ı ı ğ gözlendi (Resim: 9). Kalenin içinde ı ı ş kaçak ı ge-
riye kalan çukurda ı muntazam ğ örgülü ve iki kat ı ı ş ı 20x15 m.
ölçülerinde bir ı ı ğ ı tespit edildi. ı sur ı ı kuzey ve kuzeyba-
ı kesimlerinde birer ı ı ı ğ ı ı ı ı ı ğ ı kaplama ş ı yer yer ş ol-
ğ ve kaliteli mermer malzemeden ı ı ş ı ş olarak buralarda kul-
ı ı ğ ı gözlendi.
ı ı Köyü, Küçük ı mevkiinde, ı ca suyunun ı ğ ı ı üst
ı ı ı oldukça tahrip ş eski bir ı ı ı ı ı ve köyün ı ı ş ı
Akçaören yolu üzerinde bir Roma ı ı ı ı ı görüldü. ğ ş büyüklükte to-
nozlu ı olan ı ğ alan ı ı ı dikenli ve ğ ı du-
ı Burada bir künk ı (Resim: 10) ve bir ğ ş ı tespit ş
ş ğ ı ş Köyü'nün ı ı ı tepe üzerinde ana kayaya ş an-
tik yol ı ı ı kaleye ait surlar (?), duvar ı ve tepe üzerinde ana
ı ş ş ş ğ ş büyüklükte mekanlar tespit edildi (Resim:
11). Yüzeyde gözlenen siyah ı seramikler ve buradan daha önce ş ş ş
toprak fiqürinler' kaledeki ş Hellenistik Döneme kadar ı ğ ı ı gösterdi.
Bu ı ş ı ı ikinci bölümünü ş Biga ilçesi, Kemer Köyü'ndeki
(=Parion) ı ş Kartal ı mevkiine ı yolun ı yamaçta çok sa-
ı kaliteli seramik ı gözlendi. Onceki ı su deposu olarak ı
ı ı ı ı ı ı yeni ş tarlada 18 cm. ı 02 cm. ı ş ş
toprak su künkü ı ı Arazinin Bodrum mevkiinde Eski Tiyatro Tepesi
önünde, önceki ı Kemer Köyü'nün kuzeyindeki yamaçta rastlanan kemerli ı
blokunun benzeri yol ı ı ı ş olarak bulundu (Resim: 12). Bodrum mevkiinde
yeni ı ı ş kaçak ı ı ve tel örgü ile çevrilerek ş ı ş ye-
ni alanlar ğ gözlendi. Akropolün ı ı ise, çok ı seramik
ı ı ı ğ ı tespit edildi (Resim: 13). Kemer ı ı denize ğ yerde,
önceki ı ı kuzey ı f;tözlenen antik limana ait ı üzerine, ça-
ı ı ı ı ı beton bir set çekildigi görüldü.
Uzun bir süredir yürütülen Kemer (= Parion) ı ş ı ı ortaya ğ önem-
li bir sonuç, antik kent ı ı ı ı gün geçtikçe ğ ğ Bu ı ı ş
lar da bu tespiti ğ niteliktedir. Bu durumun önlenmesi için, Parion'da gün geçiril-
meden arkeolojik ı ş ı antik kentin insan ve ğ tahribata ş ı hala,
yüzeyde ve toprak ı ğ kültürel ğ sahip ı ı ı ı ı ı
Bu ı ı ş ı ı Arkaik, Klasik ve Hellenistik ğ Troas bölgesinin
ı ı kesimlerinde ğ ş kent ş Roma ve özellikle Bizans ğ ı
iç kesimlere ve yükseklere ğ ı ğ ı sonucunu ortaya ı ı ş ı Bu arada, Çal
Kalesi gibi, bölgenin kuzey ı ı ve ş ğ ı ş Kalesi gibi, Edremit Körfezi'ne ge-
çit veren ş tespit edilen bulgular, ı ğ ş oranla da-
ha erkene ğ ş
4 A. Y. Tavukçu, TroasBölgesi TerrakottaFigürinleri (Atatürk Üniv. Sos. Bil. Ens. Arkeoloji Anabilim ı Yaymlanma-
ı ş Doktora Tezi Erzurum, 1999) 66.
5 C. ş "Parian 1997 ş ı ı XVi. ş ı Sonuçlan ı ı Cil! 1 (1998) 24-264; C. ş Y.
Tavukçu, "Kuzey Troas-Parton Yüzey ş ı ı 1999", XVII/. ş ı ı Sonuçlan ı ı Cilt 2 (2000) 225-236.
187
Harita
Çizim: 1
188
Resim: 1
Resim: 2
189
Resim: 3
Resim: 4
Resim: 5
Resim: 6
190
191
J
1"" - -. t;»
.... :.: ~ " ; ~ " " : w ..
.. , ..
ii ••
Resim: 9

.".•
aa-
.e
Resim: 13 _ ................ ....... --.J
192
ı iLi, ı GÖMEÇ, BURHANiYE,
EDREMiT VE HAVRAN iLÇELERiNDE
PREHisTORiK VE PROTOHisTORiK Ş
YÜZEY Ş 2002
1
Engin BEKSAÇ*
1997 ı ı ş ı ş bulunan ve Edremit Körfezi'nin güney kesimini kapsayan
alanda ş ı ş ı daha önceki süreçlerinin ı ı olan 2002 ı ş
ı da esas olarak Prehistorik ve Protohistorik süreçleri temel almakla beraber, böl-
genin içinde ğ ş tahribat tehditleri nedeniyle tüm arkeolojik ı tespit
ve tescilinin ivedilikle ortaya ı ğ için, Prehistorik ve Protohistorik veriler
ı ğ arkeolojik verilerin de tespit ve ş ı ş bulunmakta-
ı
2002 ı ı ı ş ı tespit ve ş ı alanlarda ilgi çekici bir Prehis-
torik ve Protohistorik ş ı ı ş ı daha önceki ı benzerleriyle ş ı
ş ı ı ş olan kaya oyma ı ve kaya ı ı yeni örneklerine de rastlamak
mümkün ş Bunlar haricinde Roma ve ğ süreci ile ğ ı ı ı asker! ve si-
vil ş ı ve ğ ş köyterin ı ve ı ı içinde kalan ı
elemanlar ve ğ ş arkeolojik verinin ş de ğ ı ş ı
Burhaniye ilçesi, Karadere Köyü, Bören ı bulunan Asarkaya (Resim:
1), Karadere Köyü' nün ğ ğ gelen bir konumda olup 2000 ı ı yüzey
ş ı ı ziyaret edilen Havran Ilçesi ı Köyü'nün ı ı yer
alan bir ş kaya ğ ı ve kült merkezi olan ş veya ş ı bir yerde-
dir. Köyden yayla ı üzerinden geçilerek oldukça zor ş ı Asarkaya, ğ
kaya üzerinde ğ ş kademelenmelerle ş ş ğ ş bölümleriyle ilginç bir olu-
1)
Doç, Dr-.Engin BEKSAÇ, Sakarya Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü ş ı 54100 Adapaza-
ı ebeksac@hotmail.com; ebeksac@sakarya.edu.tr
ş ı ı ı ş ı ı bulunan Kültür ı ğ ı ı ve. Müzeler Genel ı ğ ı
kesir Valiligi, ı ı Milliye Müzesi ve Müze Mpdürü Arkeolog Neriman ı ile, Sakarya Universitesi
Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman, Eski Rektör Prof. Dr. ı ı Rektör ı ı ı Prof. Dr. Mehmet Alpargu,
Prof. Dr..Muzaffer Elmas, Prof. Dr. Hasan ı Güven, Fen-Edebiyat Fakültesi ı Prof. Dr. Vahdettin Sevinç,
Prof. Dr. ı Dalay, Prof. Dr. Mesut Gür, Genel Sekreter Yard. Doç. Dr. Zafer Demir ve Burhaniye ı Er-
tan Yüksel, Burhaniye Belediye ş ı Aytekin Esen, Belediye Meclisi üyeleri Mahir ı Hasan Ender ile Burhani-
ye Jandarma Garnizonu ı Jandarma ı ş ı Mustafa Çelik, Bur.haniye Eski Garnizon ı
Emekli Topçu Albay Cumhur ı .Jandarma Astsubay ı ş Oktay Oztekin, Jandarma Uzman ş
Bünyamin Zorer, Jandarma ş ı eri ı Karate, 285. ı Dönem Jandarma Mustafa Rüzgar, Erkan Dereci,
Edis Barutçu, 1982-1 Jandarma erleri Selim Karakurt ve ı Somuncu, Burhaniye Köy Hizmetleri Ş Süleyman
ş ve Köy Hizmetleri personeline, Burhaniye Orman ş Ş Vedat Tunca, Orman Muhafaza Memuru Mu-
rat Cesur, Mustafa Atak ve ş ı daima dostluk ve ilgisini esirgemeden destek veren pelitköy'den Hüseyin
ı ı ı ile Ş Mustafa ı ı Zekeriya Soyalan, ğ ı Kasap ı Karadere'den
Hayrettin Aykurt ve ı ı Burhaniye'den Hüseyin Güven'e, Emekli Ziraatçi Mustafa ğ konakla-
ma hususunda mekan ğ Clup Efem, Club Orient ve Birsel Lemke'ye, ekibin yorulmak bilmeyen üyeleri Mimar
Ş Ş ve Ş Nurengin Beksaç'a, Karadere, ı ı Kuyumcu, Pelitköy, ı Hisarköy, ğ ı köyle-
riyle tüm Burhaniyeliler'e sonsuz ş ı bir borç biliriz. .
193
ş göstermektedir. Tepenin ğ zirveye ğ yükselen kademeli bir düzenle-
me ve ğ ş boyutlardaki düzlükler dikkat çekerken, merkezi ş zirvenin ı
ı gelen daha alçak bir yükselti de dikkat çekmektedir. ş ğ ı ı uçuruma dimdik
inen ı ı ı yükselen ve çok dar bir alan ş zirvenin ğ ucun-
da ve güneye bakan kesiminde hayli ş ı ı ş ı ı ğ ı fark edilmektedir.
ğ bir çukur ile ğ yönündeki kanal ilgi çekmektedir. Bu ı ka-
ya ş üzerinde yer alan kült kompleksinin üstten ı ğ ı vadinin dibinde, bir akar-
su ı ş ğ ı ı Karadere ve ı ı köyleri ı
yer alan Dedekaya kült kompleksi ğ ğ gibi, bir su ğ ı ı ı ğ ı dik-
kat çekici olup bu suyun deri ı ı iyi ğ söylenen termal bir kaynak olma-
ı da çok ilginçtir.
ı ı kuzeyi ve ğ gelen ve kaya kütlesine ş
alan üzerinde, özellikle Roma Dönemi özellikleri gösteren taban ve ı ğ ı ı ı
ı birlikte, pithos ve ğ ş keramik ı ve temel izleri ş bir ş
menin ı ğ ı ş edilmektedir. Bu durum ilginç bir biçimde Dedekaya ve ğ kült
kompleksierini ı ı Bu ş ı çevresindeki yükseltilerde de ğ
olarak nekropol ş edilebilmektedir. Bu sahalardan biri olan ve ı
ı ı gelen ı ı ı kesimlerde mevcut bulunan ı kesimler-
deyse izleri tespit edilen çist tipi mezarlar dikkat çekmektedir.
Karadere Köyü'ne ait ğ bir yayla üzerinde yer alan ve orman ı içinde
kalan Tevften ı ğ ı ve çevresinde, ş bölümü ş bir ğ ı ğ ı bölü-
mü tespit ş ğ ı içine ğ için ğ ı bir ş söyleye-
bilmek ş an için çok zordur.
ş ı ı hayli güç bir konumda bulunan bir ğ önemli kaya kompleksi ı ı Kö-
yü'nün ı ı ve hemen eteklerinde yer alan bir akarsu vadisi içindeki yüksel-
tiler üzerindeki ı ş (Resim: 2) kaya kompleksidir. 2000 ı ı ş ı ı
ziyaret edilen Balkaya kaya ş gerisinde yükselen bu ı ı ve Bal-
ı ı gelen ı ı derin bir ğ yer almakta olup ı ş kaya
kompleksi ğ ş kademeleri ve kaya üzerine oyma merdivenleriyle birlikte ş bo-
yutlarda dört adet kayaya oyma dörtgen haznelere sahiptir. ı ana yükselti istika-
meti ğ yönünde olup, kaya kitlesi yamaçlar boyu kademe kademe yükselmektedir.
Bu kaya kompleksinde ş ş ı yüzeyde özellikle örtü malzemesi ol-
ğ gösteren Roma Dönemi ş ş toprak malzeme ı ı ı birlikte amphora,
testi ve ğ ş keramik ş ı ı tespitine olanak ş Kuyumcu Köyü ar-
ı Kaplan Sivrisi üzerindeki kaya kompleksi ile de tam bir görsel ş kuracak
konumda bulunan ı ş ı da ğ benzerleri gibi, hemen ı ş ı ı dahi
kurumayan bir akarsu ve bir ğ yer ı dikkat çekicidir.
Kaya ı ı ğ ş ı bir ş örnek de ı Köyü'nden Ş
ğ giden yol üzerinde, ı ı ı sonra sol tarafta yer alan ı Ka-
ya' ı (Resim: 3). Genel özellikleri itibariyle yolun her iki ı da ı ı ala-
ı tümünü kapsayan ş bir alan ş ğ fark edilen kompleksinilk ı ş do-
ğ ğ izlenimini veren görüntüsü, dikkatli bir incelemeyle insan eliyle ı ı ş ol-
ı muhtemel ı düzenlemeleri ortaya ı Ş anda iki grup olarak yol ta-
ı ı kompleksin ğ tarafta orman ı içinde kalan ve bir gazino yap-
mak için ş bulunan kesimi ı gelen oldukça dik yamaçlarda pithos ve de-
ğ ş keramik ı ı ı ı ı ğ ı dikkat çekicidir. Yolun solunda ana birimi ş ğ
fark edilen ve üzerinde 9.0k ş bir düzlük bulunan ı alanda ı sikkeler bulun-
ş ğ dair ı köy ı ş Bu kaya blokunun ğ
ı bir oyuk, ğ ı ı ı ı fark edilmektedir. Fakat en ilgi çekici olu-
ş ı yönünde tam ş ı gelen yüksek tepeye ğ bakan cephede yer alan bir
ş ve ı ı düzenlemelerle birlikte kaya üzerinde ş ş düzenleme-
lerde kendisini göstermektedir. Ozellikle bu cephenin de Asarkaya ve ğ ı örnek-
ler gibi ı ı yönüne ğ ş ı dikkat çekicidir.
194
ğ mevkii gibi çevresinde pithos ı ı ğ ş ğ ı
çevresinde çok ş bir alana ı nekropol ve ş ı ı izleri de fark
edilmektedir. ş ı ve Kebrez Tepe gibi yerlerde ı ş nekropol iz-
leri ı özellikle ı Köyü'nün 67 dönüm ı bir ı kaplayan mezar-
ı ı dikkat etmek gerekmektedir. ı ı içinde Roma ve ğ sü-
reci ile ş ı muhtemel çok ı sütun ve benzeri ş ı ı ı elemanlarla birlik-
te ğ ı elemanlara da ı ı Türbesi olarak ı ı
yükseltideki (Resim: 4) Antik ve ğ ı ı ğ ğ bu kesim ve
çevresinde ğ ve belki daha erken süreçlerle ilintili bir ı veya ı grubu ile
bu mahal ve çevresinde bir ş ğ izlenimini vermektedir. Ş an için
alanda çam ğ ve toprak birikintilerinin ğ ğ ile birlikte yeni gömüler ı
ı ş ı kesin ğ tayin etmeyi engellemektedir. Bu noktada, ı ı ı
yeni gömü ı olan ve ı Türbesi olarak ı ı mahallin ı ı
da kalan bölümünde mermer bir ambon ı ı ş ı da önemlidir.
Önemli bir arkeolojik ğ ğ ş olan ı Köyü'nün camisi önünde
yer alan ve bu kesimde ı ı ş su ı ı üstünde küçük bir köprü olarak ı
lan, ters ş vaziyetteki, Yunanca harfler ihtiva ğ fark edilen mermer kitabenin
durumu da bu noktada büyük önem ı
ı Köyü'ne ş olan Ş Köyü içinde ve çevresinde çok ı ar-
keolojik ğ haiz ı parçalar ve arkeolojik verilere ı ş ı Bu ı ş
ı Geç Roma ve Bizans Devri ş ğ izlenimini veren Ş
ı içinde kalan ı mevkii tespit ş ı ile Ş ı ı ı kalan
ş denizden görülmeyecek, fakat denizi gayet iyi gören tepeler ı gizlen-
ş ve ı ı bir yamaca yaslayarak önüne bir akarsu ğ ı ı ı ş konumuyla bu yö-
re için tipik olan ğ ş ğ göstermektedir.
Ş Köyü içinde ı ı ş daha önce bahis konusu olan ı
Köyü'nde ğ gibi daha önce ziyaret edilen ve önemli bir arkeolojik ı ı ol-
ğ fark edilen Hisarköy ile birlikte Ş ve ı ile Pelitköy'ün önemli bir bütün
ş ğ ş ş Daha çok Geç Roma ve ğ sürecine ait olan bu-
ı dikkat çeken bu bölge, ğ ı ve ğ ı köyleri n de içinde ğ
bir iç ş ğ sergilemekte olup denizden ı ı ı ş fakat denizi kontrol eden
bir ş ğ ı ı ı faaliyetlerinin ve ş ı ı
önem ş ı ı ğ ı bir bölge için bu durum ğ bölgenin önemli ve kendisine özgü
ş sistemi ve arkeolojik ş ı ı getirmektedir.
Ş içindeki ş ı daha çok ğ süreci ile ilintili ı parça-
lar ve sütunlar tespit ş Bunlar ı ş ı Ş Köyü'ne ş ğ ı sollu yer
alan ı ı ı ğ tarafta bulunan kesiminde, köy trafosuna giden ve köye
girmeden önce sola dönen yola bakan cephesinde çok ı ğ fark edilen ş
li malzemeler ı Bizans süreci ile ş ğ fark edilen ve kabartma bitkisel
süslemesi ı ş edilen mermer bir ş ı görülmektedir. ı ala-
ı ı ğ kesimi içinde ı ve büyük bir sütun ile diger sütun ı belirlenirken,
ı ş ı ı bulunan ş malzemenin ğ tayin etmek güçtür. Bunun
ı ş ı Ş Köyü'nün merkezinde yer alan kahveler çevresinde Bizans süreci ile
ş muhtemel sütun ve sütun ı özellikle 1895 tarihli köy camisi ı
bulunan kahve ı beton zemine ı konumda, bitkisel kabartma bir süsleme
gösteren Bizans Devri eseri ğ gözlenen mermer bir ı elemana ı ş
ı Cami çevresinde yine ı sürece ait üç sütun, sütun kaidesi ve sütun ş ı ğ ı ile bir-
likte, caminin ı ı bulunan sokak ı biri cami ı ı ğ du-
vara ş Bizans Devri eseri iki mermer ı eleman da ş ş
Bunlardan birinin bir ambon ı ğ tespit edilirken, ğ bir paye kaidesi
ğ görülmektedir. ı genellikle Kozak ş ı ğ da fark ş
Ş üzerinden ş ı ve bu köyden fazla uzak olmayan ğ ı Köyü de
ana nitelikleri itibariyle Ş Hisarköy, Pelitköy ve ı ş ğ arkeolo-
jik ğ ı ğ köylerle birlikte dahil ı ğ ı Köyü çevresinde ya-
195
ı ı ş ı ı ı mevkiindeki ğ ş ı ı ı için ı ı ş bir
ş ğ ı ile birlikte 2002 ı ı ı ş ı biri Koloni Dönemi ı ı olan bronz sik-
ke ile birlikte Orta ve Geç Bizans Dönemi sikkelerinde ş ve ı Müzesi Mü-
ğ korumaya ı bronz sikke buluntusunun ğ Tuzlak mevkii, Dedeba-
ı ı ı ı ı gibi yerlerle birlikte köy ı ğ ı ziyaret ş olup, köy içindeki iki bu-
luntuyla birlikte ğ ı Köyü'nden Yunuslar Köyü'ne giden yolun solunda yer alan ve
ğ ı ı 1,5 km. ğ bulunan ş veya ğ ş mevki-
inde Prehistorik ve Protohistorik keramik ı veren önemli bir arkeolojik alan
tespit ş
19. ı ş ı ait ş ı ı ğ ı çevresinde, özellikle
ı ğ ı ş ı ı gelen alanda, yol ı yer alan, sütun gibi ı ş malze-
meye ı ş ı ı ğ ı Köyü ı bir ş duran mermer falik ş
ile ı gerisinde yer alan kahvelerin ı duran hayli ş ı ı ş Erken Bizans
süreci ile ilintili ı gereken kompozit sütun ş ı ğ ı dikkat çekici arkeolojik verilerdir.
ğ ı Köyü ile Yunuslar Köyü ı bulunan ş veya ğ ş
meler (Resim: 5) mevkii özel ş ı ait bir zeytinlik ve çiftlik arazisi içinde yer almak-
ı ğ ı Yunuslar'a giden yoldan 1 km. kadar içeride ve yolun kuzey-kuzeydo-
ğ yönünde yer alan ş ı su kalitesi çok iyi olmayan bir kaynak ile, ı
ı ı kolu ğ ş ı bir akarsuyun ş ğ vadinin kuzey ve güneyine ge-
len yamaçlar üzerinde yer ı Eski bir çiftlik ı ve havuzun ı ı ı etra-
ı ğ ş ı ı Prehistorik ve Protohistorik nitelikli keramikler yer ı
kuzey tarafta ğ olarak Roma Devri keramiklerine ı ş ı Çiftlik ve zeytinlik
faaliyetleri nedeniyle önemli tahribatlara ğ ı ğ bu oldukça ş bir ala-
na ı ş ı içinde ş duvar ve temel izleri ı ğ defineci fa-
aliyetiyle ı ğ ı ı ı ş ı ş ğ fark edilen, ş ı bir ş de
ı ğ ı ş Bu ş harap çiftlik ı ı ı ve ı ı gelen ve
seviyece daha alçak olan ı ı ş olup ş ğ ı kuru akarsu ğ ı ve ar-
ı ş ı ğ gitmektedir. ğ pithos, taban ve ı kiremiti parça-
ı birlikte mezar ğ ı ı da gösteren yüzey ı ı bileme
ş ı ğ ş ı ı gibi buluntulara da ı Akarsuyun güneyinde
kalan yamaçlarda yer alan pithos ı oldukça erken süreçlere ş edergibi
olup özellikle az ı ş edilen Erken Bronz ğ ı keramik ı daha
çok parlak ı ı dik karineli Geç Bronz ğ ı keramik ı ş
Bu Bronz ğ ı ı içinde Troya Vl-Vll olarak bilinen gri ve ı ı ı astar-
ı keramiklerin de ilginç örnekleri yer ı Bu ş yüzeyinde Bronz ğ ı
keramik ı ı siyah, kaba hamurlu Erken Demir ğ ı keramiklerine de
ı ş ı Bunlar ı ş ı Roma Devri keramik buluntular çok ğ bir biçimde yü-
zeyde yer ı
Erken Bronz ğ ı burada ı ı ı örneklerle temsil edilirken, Geç Bronz ğ ı ör-
neklerle bu bölge için tipik olan Balkanlarla ğ ı ı ı parlak ı ı ı ı ı kahverengi,
siyah ve gri ı keramikler tipinde olup, sepet ı önemli bir yer ş ğ
görülmektedir. Ilginç olan husus Edremit Ilçesi ı ı ı içinde ı Tepe, Gömeç Il-
çesi ı ı ı içinde ı ı ı ı ı içinde Körtükaya veya Köftekaya ve Es-
kikaynak Nekropolü ile Burhaniye ı içinde kalan bir ğ prehistorik ş
olan Uyücek Tepe ve çok az ğ Aren'de Bergaz Tepe çevresi gibi alanlarda ş ı
ş ı tipte Geç Bronz ğ ı keramiklerin bu kadar iç kesimde yer alan bir ş
ortaya ı ı ı Benzerleri daha çok denize ve akarsulara ı mahallerde bulunan
ve ı çevresiyle, Kuzey ı Anadolu ve ı ı kesimlerinde kendisini
gösteren bu veya benzeri keramiklerin bölgenin Bronz ğ ı ve özellikle de Geç Bronz
ğ ı için tipik olan tüm özellikleriyle temsil edilmesi, ş ı ı ı yer ı ğ ı
akarsuyun denize ş konumu kadar, bölgedeki maden ı da ş olma-
ı ı Bu ş daha çok ı ı ğ ğ ve bu bölge için tek tipte
bir materyal kültür ğ sergileyen Geç Bronz ğ ı kültürünün iç kesimlere ğ
ru ş ğ da göstermektedir. Bu ş bölgenin Bronz ğ ı ş
196
me stratejilerini anlamak ı ı öneminin büyük ğ fark edilmekte olup bu alan-
daki ş daha da erken tarihlere götürebilecek obsidiyen ı ı da yü-
zeyde ğ olarak ı çok dikkat çekicidir. Bu noktada, ş ı ı
da kalan su ğ ı ı hemen ı bu gün ğ olarak ğ ve ş ı
larla ı ş ve üstü ş bir kaya ğ da yer ı dikkate ş ı
Yunuslar Köyü çevresinde Ören Tepe'de ı ı ş ı duvar izlerine
ı ş da ı ğ ı ı getirecek her hangi bir veriye ı ş
ı sebebiyle ş anda bir ş söylemek zordur. Bu bölgede yer alan bir ş yer-
ş ı olarak ş edilen Dam Tepe, Yunuslar ve ı köyleri ı
olup, ı ı ş ı 3 km. ı ı ş ve kuzeye bakan bir yamaç ve bu-
nun gerisindeki tepe üzerinde bulunan bir ş ve buna ğ ı nekropol ı olarak
ş ş Genel ğ itibariyle ı Ş ğ ı Yunuslar, Hisarköy,
ı gibi köyler çevresinde ş Geç Roma süreciyle onu takip eden Bizans
ş stratejisinin ı ğ görülen bu ş ı ı yer ı
nekropolünün de daha yukarda ğ görülmektedir. Yüzeyde ğ olarak mezar ve
ı ğ ı ı Geç Roma ve Bizans keramik ı da yüzeyde
ğ olarak yer ı Ş tipi ş ı ve ş levhalarla ş ş mezar-
ı yer ı ğ ı nekropol ı ğ defineci faaliyeti sonucunda önemli ölçüde hasar
ş
Dam Tepe ile ş ı ş ı olan ı Köyü arkeolojik ı önemli bir ı
siyele sahip ğ izlenimi vermekte olup ilk ş köyün kuzeyinde ve ı
Deresi ı yer alan ğ ğ olarak bilinen ş ğ ha-
rabesi ı ş bir alana ı tepe üzerinde, gri mat keramik ı ya-
ı Roma Devri keramiklerine ı ş ı ı bir ş ğ izle-
nimini veren bu yükseltinin üzerinde yer alan ş düzlüklerde duvar izleri ve setler
ş ş ı ş bir arazi düzeni ş edilmektedir. Bu alanda gözlenen kera-
mik ı ı yer alan bir Roma Devri ğ özellikle dikkat çekicidir. Ro-
ma Devri ğ ı ğ ana form ş sepet formlu ğ gös-
teren ş ş özellikle Bronz ğ ı ve belki de daha erken süreçlerden itibaren bu
bölgede üretilen keramik ı bir süreklilik ğ ve ı ı da, burada
tüm ı ş etkenlere ve etkilere ğ sabit ı ş geleneklerine ve üretim ş
ı ı ı ı ğ ı insan ı ı mevcudiyetini göstermektedir.
Hisarköy çevresinde sürdürülen ş ı ı 2002 ı ı ş ı ilgi çekici
yeni bir kaya oyma ı daha ı ş ı Hisarköy' den Ş giden yolun do-
ğ yönünde yer alan ve ilk ı ş ğ ğ izlenimini veren kaya ş ku-
ğ ucunda ve Hisarköy'e ş Asartepe üzerindeki kaya ğ ı ı ğ gö-
ren bir konumda yer alan bu kaya oyma kompleksin alt ı ı bir ğ görülür-
ken, bu ğ ı üstünde ana kayadan oyularak bir mekan ş ş ğ gö-
ş ğ yönüne ğ ı ş ı ı bu ı ğ üç ı
kayadan ş duvarlarla ş üzellikle güney ı tahribatlar ne-
deniyle güçlükle fark edilendüzenlemelere paralel sekiler, setler ve özel düzenlemeler-
le birlikte kaya içine ı ı ş kanallara sahip ğ görülmektedir. ı bu kesimde
kayaya ş birörtüyü ş ı ı veya ş bir amaç için ı ı ş ı muh-
temel ş bir ı için ı ı ş bir çukur yer ı ğ ı ı ı bir
bölümünü de ş bu kaya oyma düzenlemenin ğ kaya bölümünün ka-
yadan ğ ve ı ğ görülmektedir. Bu ı hemen üstünde, kuzeyba-
ı ı gelen ı ı ana ı üstünde bir ş düzenleme yer almakta olup do-
ğ bakan konumda bir altar ve küçük haznelerden ş düzenlemenin izlerine
ı
Pelitköy'de, daha önce ş ı ı ı çevresinde ı ş ı ı ş ve son de-
rece stratejik bir konumda bulunan bu kaya ş ı kovuklar, kuyular ve ka-
demeli ş ı ş da, hiçbir arkeolojik veri ortaya koymayan bu ı
ı ğ ı ş anda herhangi bir yorum yapmak ı ı Pelitköy çev-
resinde yer alan Horozu, ı ğ ı ve Kümbet gibi alanlarda daha yeni dönemlerin
197
iskan izlerine ı ş ı Pelitköy çevresinde rastlanan ilginç ş biri Çam-
ı (Resim: 6) üzerinde, çok yeni tarihlerde ı ğ ş ı ilginç bir kült
merkezinde ortaya ş olup kutsal bir mahal olarak günümüzde de ı bu
alan, eski ğ ve kaya kültleri ve tüm ğ ı ı ı inanç ğ hala ne kadar ı ol-
ğ ortaya ı Türkmenler ı önemle hürmet gören bu mahal,
Orta Asya kökenli gelenekler ile bölgenin kendi eski geleneklerinin tam bir ş
olarak ş ı ı durmakta ve ş kaya ı ı ve qörnü gelenekleri ı
ş ı ı ı ı Çünkü Türkmen ı ğ ı da, eski kaya ı
ı çevresinde yer alan gömü ı gibi bu kutsal tepenin ğ ğ yö-
nünde ı Bölgede kutsal kabul edilen bir ğ tepe olan Dede Tepe de bu
tepenin ı ı yer almakta olup zirveden ilginç bir görüntü vermektedir. Gü-
nümüz düzenlemesi itibariyle çok basit bir ş gösteren kutsal alan, ı yönüne
dönük olarak ş ş ve üst üste ı ğ ı ı ş ş ş ş bir daire biçiminde-
dir. Günümüzde beyaz kireçli olan bu ş ı içine ş ğ olmakta-
ı Bu ş hemen ı bez ğ bir ı yer ı ı ı yer
alan küçük bir girinti içinde de adak için ı ı ı ı ı ı
Tüm Edremit Körfezi'ne hakim olan bu tepe ve üzerindeki kutsal mahal ilgi çekici özel-
likleriyle ş ı ş ı tutacak önemli bir kaynak ş edebilecek ı
Burhaniye ilçesi ı içinde kaya kültleriyle ğ ı ı ı ı kült kompleksieri ı
da ilçe merkezine ğ ı Oren ş ğ yer alan ı ı Tepe
(Resim: 7), tüm ğ arkeolojik önemini ş ilginç bir kült merkezi
olarak dikkat çekmektedir. Onemli bir defineci faaliyetinin yürütülmekte ğ ı
bir yükselti olan ı ı Tepe' nin ğ ğ ı bakan yüzü üzerinde yer
alan kayaya oyma üç dikdörtgen haznenin yer ı ğ ı kesimin hemen ı ş ka-
ya düzenlemeleri gösteren bir set ı tamamen ğ ğ bakan ı
ı ş ı ı ğ kesimleriyse kayadan oyma duvarlar ş eden bir bölüme rastlan-
ı Tüm yüzeyinde Roma keramik ı bulunan ı ı Tepe'nin kaya dü-
zenlemeleri gösteren kesiminde ş ş toprak kandil ı ı da ilgi çe-
kicidir.
Burhaniye ilçesi ı ı ı içinde ı ş ı ı ş ı ı 2002 ı ı
ı daha önce ziyaret edilmeden kalan yerlerden olan Börezli Köyü' nün eski
ı ğ ı çok ı Roma Devri ı ı ve sütunlar ı ilgi çekici
dörtgen altarlara da ı ş ı Mezar içindeki malzemeler ı ş ı ı duvar-
ı da ı ve sade ş ı mevcut ğ ş Börezli
ı ğ ı bulunan bu ş ı ı çok güç olan büyük boyutlardaki ı elemanla-
ı ı ğ ı ve bunlarla ğ ı ı ı ı da yer ı ı Köyü' nde ğ gibi
ı ı ı gömü için ı ı öncesinde-muhtemelen kültisti nitelikte-eski bir
ı ev ğ ı ş ğ akla getirmektedir. Buna benzer bir durumla,
Burhaniye'nin ğ köylerinden ı bir ğ ş Çoruk ı içinde yer
alan Çoruk Köyü ı ğ ı da ı Bir yol ı ikiye ı ı ş olan
ve 18. ı ş ı giden ı mezar ş ı ı da ğ ı ı
her iki ı ı da Geç Roma ve Bizans Devri ile i1intili, ğ ş boyutlarda sütunlar ya-
ı payeler, lentolar, ş ı (Resim: 8), kaplama ve taban ğ ı ve di-
ğ ı ı (Resim: 9) ı ilginçtir. ş ı ı hayli güç ı ele-
manlar ve ı ı ğ ı ı ve Börezli ğ ğ gibi bu ı ala-
ı veya ı çevresinde erken bir ş ya da bina veya bina ğ mev-
cut olabilme ihtimalini akla getirmektedir. ı çevresinde Roma ve Bizans Döne-
mi ile ilintili lahit ı ı da ş edilmesi önemlidir. ı Çoruk Köyü içinde de
oldukça ğ olarak ş parçalara ı bu bölgedeki ş ı ve
ı ş ı ı ve ğ ğ ı ı önem ş ı ı
2002 ş ı ı ı ziyaret edilen ve Burhaniye ilçesi ı ı ı ı
ş ı kalan tek arkeolojik alan olan Ş ı (Resim: 10), Havran Ilçesi, ı Köyü'nün
ı ı yer alan yüksek bir tepe olup Edremit ve Burhaniye ı ı uzaktan
kontrol eden en ğ ı ş etmektedir. ı bu tepenin her iki ı
198
ş ı ve ş dinamiklerinin kontrolünde önemli bir ş ğ gözden kaçma-
ı Ş ı her ş önce ğ ı ı bir ş ve kale olarak ş ı ı
za ı ı ı ğ ı zirvesine ş ı bu tepenin
ş seviyelerinde kiklop duvarlara ı Bu duvarlar bize ğ ş seviye-
lerle ş bir tahkimat ve ş stratejisi gösteren birkaç kat kiklop duvarla
çevrili bir ş ı ğ ı ı göstermektedir. Bu kademeli yükseltiler gerisinde bulu-
nan zirve, oval biçimiyle, ı ğ ğ yer alan bir düzlem ş etmekte
olup bu zirve düzleminde 6-7 m. çap ve 10-15 m. derinlik gösteren ş anda üstü ı
bir ı ile birlikte, bu ı ı ş ı ı ı muhtemel ı iki mekan
ile kayaya ş ğ ş düzenlemeler ı ş ı ı
bilgi verebilecek niteliktedir. Zirve düzleminde ğ biçimde bulunan ğ ve kiremit
ı ı ı ı mezar ğ ı ı da yer ı ilgi çekicidir. Zirve çevresinde de bir
savunma ı ı izleri fark edilmekte olup, zirvenin ğ ı önemli öl-
çüde tahribata ğ ı ş kaya oyularak ş ş ve ı ı dikdörtgen bir ş
bulunan ş tespiti ilginç bir nitelik ı .
Baraj ı ş ı sahne olan ı ı baraj ş ı sahne olanke-
siminin ı ı ve baraj ı ş ı nedeniyle ş ı ğ ı bulunamayan ı
nü ğ ı ı ş ı ı yer alan Ş ı ı zirve kesimi ı gelen alt setinde ve
ş ğ ı Havran ı ı bakan ve ğ ş ı ş ı olan kuzeyba-
ı ucunda günümüzde zorlukla seçilen bir kaya düzenlemesiyle ı bakan bir kült
ı veya kaya ğ ı ş ş edilmektedir. Bu kültistik ğ ş alan çev-
resinde gömülerle ilintili buluntular yer ı da ilgi çekicidir. Ş ı üstünde ı
ş ı ı önemli miktarda siyah kaba dolgulu Demir ğ ı keramikleri ya-
ı az miktarda gri mat Aeolik keramik ve ğ miktarda ı ı ı hamurlu siyah as-
ı Klasik Dönem ğ önemli miktarda Hellenistik ve Roma ğ rast-
ı Ş ı ı uzun bir zaman süresince ı ğ ı olup burada
Bizans malzemesine ı bu ş ğ sürecinde önemini kay-
ğ gösterir gibidir.
199
Resim 1 : Karadere Köyü, Bö-
ren ı Asarka-
ya, ğ
gudan
Resim 2 : Burhaniye ı ı
yü, ı ş ı
dan
200
Resim 3 : Burhaniye ı
Köyü, Duvankaya,
ı
Resim 4 : Burhaniye ı
Köyü ı ğ ı Tay-
baba Türbesi
Resim 5 : Burhaniye ğ ı
Yumular köyleri ara-
ı ğ ş
201
Resim 6 : Pelitköy ı
üstündeki halen kul-
ı kült merkezi
Resim 7 : Burhaniye, Ören, ı
ı Tepe kaya olu-
ş ı
Resim 8 : Burhaniye, Çoruk Köyü,
Çoruk ı ğ ı ş
ı
Resim 9 : Burhaniye, Çoruk Köyü,
Çoruk ı ğ ı mimari
parça
Resim 10: Havran, ı Kö-
yü, Ş ı (sagdaki
tepe)
202
KONYA-KARAMAN BÖLGESi
YÜZEY Ş 2002
Hasan BAHAR*
1994 ı ı bu yana Konya-Karaman kesiminde ğ yüzey ş
ı ı bu ı da devam ettik. Bu ı ekibimizde ş Gör. Dr. Ozdemir Koçak, dok-
tera ğ Omer ı yüksek lisans ğ Hatice Gül Küçükbezci yer ı
Ozverili ı ş ı ı kendilerine ş ederim. Bu ı ş ı ı fakül-
temiz bünyesindeki bir laboratuvar ı ğ ş Burada, malzemeleri-
mizin envanter ve çizimleri ı ı ş ve bütün bu ı ş bilgisayar ı ı
ı ş ı Malzemeler üzerindeki bu ı ş emekleri geçen Arkeolog Mustafa Bilgin,
Arkeolog Murat Tekin ve Yerlan Slambekov'a ş ederim.
KONYA YÜZEY Ş 2002 (Harita)
ı ş ı ı ilk bölümünde Konya merkez ilçelerinden Meram ve Karatay'da
yer alan höyüklerden Meram Ilçesi'ne ğ ı ı semtinde ş Höyük; Ala-
kova semtinde Alakova Höyük, Çomak]t Höyük ve Boruktolu Höyük; Karatay Ilçesi'nin
Karaarslan semtinde ş Höyük, Uzümlü Höyük, ğ semtinde ğ
ş semtinde Çingen Höyükziyaret edildi. ı ş ı ğ günlerde Selçuk-
lu, Çumra, Hadim, ı ı ı ş ve Sarayönü ilçelerindeki höyük ve
antik ş ş Daha sonraki günlerde ise Meram, Çumra, Hadim,
ı ve Sarayönü ilçelerinde ı ş ı ı ı ı Karaman ii ı ı ı içinde
de ı ş devam ş ş ı ı ş ş ı
Meram ilçesi ş
Alakova Höyük: Konya-Karaman modern karayolu ve demir yolunun 2-5 km. ba-
ı ı paralel bir hat üzerinde, Konya merkezden itibaren ş ı Alako-
va, ı Boruktolu (Sivrice), ı höyükleri ı Bu höyüklerin bir
ı ı ş zamanlarda bilim ı ve ı ı ş Ancak höyüklerin
isimleri ve ı yer konusunda ş kadar ı ı ı ş ı bilgi-
ler ş Bunlardan biri de ı Höyük olup ı kaynaklarda ş Hö-
yük olarak ş (Çizim 1: 1). Bu ş ı ğ Meram Ilçesi'nin
Alakova semtinde yer ı ı 100x100x1 Om.dir.
Mahalle sakinleri ı verilen bilgiye göre burada bulunan Alakova ı
ı tarihlerde (10-15 ı ı ı ı yerine cami ı ı ş ı Höyük üzerinden
Konya-Kavak yolu geçmektedir. ğ kuzeyinde cami ı ı ve burada bulunan
ev ve ona ait ğ ı ı nedeniyle tahribat ş
Doç, Dr. Hasan BAHAR, Selçuk Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, ğ Tarihi Bilim ı Kampüs-KonyaffÜR-
KIVE
203
ı Höyük: Meram ilçesi, ı Köyü'nün 1,5 km. ı ı yer alan bu
höyük, Konya-Çumra ı yer alan önemli höyüklerden biridir. 750x400x40 m. bo-
ı ı Daha önce J. Mellaart ve S. Güneri gibi ş ı ı ı da üze-
rinde durulan höyük, Neolitik ğ ..Antik ğ kadar ş sahne ş
Burada, özellikle Konya ı ı M.O. ii. ı tarihine ı ş ı tutacak keramikler sap-
ı ş ı (Çizim 1: 4-5). Bu ğ ğ ve ğ ş ş makineleri ile
ı ı ş 200x100 m.lik teraslardan ş ı ı ı Burada halen
tahribat sürmektedir. ,.
ı ğ ı 20 km. güneyindeki ı Köyü'nün 1 km-. ğ
da yer ı ve 100x75x7 m. ı ı Burada, Ilk Tunç ğ ı (ITÇ) Antik
ğ kadar ı dönemlerde ş ş edecek keramik ı tespit edil-
ş ı ı ı içinde ı ı ı ş An-
cak yine de ğ kuzey ğ küçük defineci ı ı
ş ı ı 100x100x1Om. ı ı ş ı
da yer alan bu höyükten de toprak ı ı nedeniyle tahribatlar ı 1990'11 ı
da da ğ ı ı bir ev ı ı ş ve bu kesim tahrip ş Prehistorik ğ
ve M.O. ii. ı için önemli bir höyüktür.
Karatay ilçesi ş
ğ Höyük: Karatay ilçesi, ğ semtinde yer ı Konya-Ka-
raman karayolunun 500 m. ğ modern ş ı içinde yer alan höyük
100x75x7 m. ı ı ITÇ'dan Bizans Dönemine kadar ı dönemlerde yer-
ş ı ğ kuzey ve ğ yönünde tahribatlar ı Ozellikle
son ı ı ğ ı ı ş ı ve bu ğ ı sulamak için ı ark-
lardan ı tahribat görmektedir.
Üzümcü Höyük: Karaarslan ile ğ ı yer alan ğ ı
100x150x1 Om.dir. ı ı açma nedeniyle ğ ı ve ğ yönünde
tahribatlar ı
ş Höyük: ş yer alan ğ ş ı da ziyaret
ş Höyük, Konya-Karaman karayolunun 500 m. ğ yer ı Bu-
rada, ITÇ'dan Bizans Dönemine kadar ş görülmektedir.
Karaarslan Höyük: Karaarslan semtinde yer ı Önceki ı üzerinde durdu-
ğ höyükte tahribat ğ
ş Höyük: Karatay ilçesi, ş Mahallesi'nde, Tekel ı ı
ı avlusu içinde, beton bir duvarla korunan höyük oldukça fazla tahribat ş du-
ı ancak son ı beton ı ı sonucunda tahribat ş
tur. Fakat daha önceki ı özellikle, ğ ğ kesiminden ı büyük kesit
nedeniyle bu yönde büyük bir ı görülmektedir.
ı Hüyük: Karatay ilçesi Yarma ı ı 2 km. ğ Kon-
ya-Karaman karayolunun 500 m. ğ yer ı ğ ı yönünde
350 m. kadar uzanan ş 2 tepecikten meydana gelir. ı 150 m. ı
ve 15 m. ğ ğ bulunan ise 5 m. kadar yüksekliktedir. Burada köy-
lülerin ı olarak ğ 7.35 m.lik ş ı kare ı 1.5 m. ğ bir me-
zar ı ı ı Iki höyük ı tarihl bir su kuyusu ı Höyüklerin üze-
rinde traktör ı bulunmakta, ı eteklerinde ziraat ı ı
Baraka Höyük: ı karayolu ğ ı yol ı ı ı ı ı
yer ı 100x100x1Om.dir. Burada bulunan ş sulama ı ı uzan-
ı ı üzerinde eskiden yer alan bir regülatörden ı halk buraya "Baraka" ı ı ver-
mektedir. Ş anda böyle bir regülatör yoktur, ancak ğ ı kesiminde bu siste-
me ait ı izleri ı ı ğ ğ ı ı rahat ş
bilmesi için yükseltller halinde yollar ı ı ş ı Höyükte M.O. ı ı ı Bizans Dö-
nemine kadar ş ı keramik ı tespit ş
204
Çingen Höyük: ğ ı ı 2 km. kuzeyinde yer alan höyük 150x150x15 m.
ı ı Çevresinde ziraat ı ğ özellikle ı kesiminde tarla aç-
mak ı ı ı ş tahribat görülmektedir.
ı ğ Höyük
Karatay ilçesi'ne ğ ı ı ğ ı höyükler ı ı zengin bir böl-
gedir. ı ş ı ı ı 3 km. ğ bulunan ve bilim ı ta-
ı ı Karhane Höyük'ten ş ı Höyük oldukça fazla tahribat görmesine
ğ Konya ı ı en büyük höyüklerinden biridir (Çizim 2: 1-2). ı
ğ bilgilere göre Köy Hizmetleri'nin toprak ş ı ş ı ı ı bu hö-
yük ile Çatalhöyük, Karhane, ı ve Boncuklu höyüklerde büyük ı tahripatlar
ş Çatalhöyük'ün ş ı ı ı bu ş ziraat ı açmak için ğ ı ı ı ş ı
Çatalhöyük: ı ğ ı ı 2 km. kuzeyinde yer ı 500x400x5 m. bo-
ı ı ve ğ ve ı olmak üzere iki höyükten meydana gelmektedir. ğ
kuzey ve güneyi tarla açmak için tesviye ş ğ .. kesimi Roma-Bizans Döne-
minde ı ı olarak ı ı ş ı kesimi ise M.O. ii. ı itibaren yerle-
ş sahne ş ı Höyük üzerinde ise saman ı ı ğ ı ı ı bulun-
ı ı ğ Koca Höyük, ğ ı Höyük (Çizim 3: 1-5) ve
Karaman ı höyüklerde de bu tür nodalar ı
Boncuklu Höyük: ı ğ ı ı ğ ş 75x60x4 m. ı
da küçük bir höyüktür. Bu höyük özellikle Neolitik ğ ı ı önemlidir. Ancak
üzerinden yol geçmekte, toprak ı ve çevresi tarla açma nedeniyle tahrip edil-
mektedir.
ı Höyük: ı ğ ı ı 3 km. kuzeyinde, 150x150x5 m. boyutla-
ı bir höyüktür. ğ geçirilen bir kanal ğ tahrip ş ı höyü-
ğ tepesinde iri ı defineci ı ı Bu çukurlardan Geç Roma Dö-
nemi mezar örtü kiremitleri ve iskelet ı ı ı ı ş ı
ğ ı ğ ı Belediye ı ı 500 m. kuzeyinde, ve kasaba-
ı ı ı yer alan ğ boyutu 100x100x10 m. dir. Bu höyükten de saman no-
ı ı örtmek ya da evlerin ı ı ve örtüsü için toprak ı ı
ğ ı 5.km. ğ yer ı
Bi/celi Höyük: ı 6 km. ı ı ı Bu ı süremiz bu kesimdeki höyük-
leri ş ı ğ önümüzdeki ı daha ı bir ı ş ı
ı
Çumra ş
ğ Bu ı Çumra ilçesi çevresinde de ı ş Bu ı ş
malar ş ı ş ı ş ilk olarak, daha önceki ı
da J. Mellaart, S. Güneri ve ı ı bilinen ğ ş ı (Resim:
4). Höyük ş dönemlerde ş sahne olmakla birlikte M.O. ii. ı için önem-
li bir ş (Çizim 4: 5-6). ş ı 500x400x30 m. ı ı ı 1f5'lik
kesimi mezar, orta bölümü de ş alan olarak ğ ş büyüyen ğ
ğ zarar ş ğ kuzey ve güney-kuzey yönünde kesen iki yol; tepedeki
özellikle güney kesimde ğ ş ş ğ ş olmayan ı
verdirmektedir.
ı ş Höyük: ı ş Köyü, yeni ı ile Gökhöyük, ş Vadisi'nin ğ
kesiminde, Konya-Karaman yolunun 500 m. ı ı yer ı (Resim: 1; Çizim
3: 6). ğ ı 100x100x15 m.dir. Kuzey ğ 100x200x200 cm.lik bir
direk çukurundan ş bir ı ğ söylenemez; ancak ğ güney etek-
lerine ı ı ı ğ ı görülmektedir.
205
ı ı Höyük: Gökhüyük'ün 6 km. ı ı ş ı ı ba-
ı ı ğ ı ı ı yer ı (Resim: 2). ş
üzerinde bulunan regülatörden ı bu mevkiye halk ı ı ı ı ı da
vermektedir. 100x150x10 m. ı olan ğ güney eteklerinde yayla evle-
ri bulunur. 500 m. kuzeyinde, 100 m. ğ ş ı tepenin ı hö-
ğ gözden uzak ğ için buraya ı ı ı ş Son günlerde definecilerin
ı ğ ı çukurlara ı ğ güney kesiminden de birkaç ı önce toprak
ı ı ğ ı dair izler ı
ı Höyük: ı ı ı 3 km. ı ı ı
içinde yer ı ı ı ı ı modern ı ı ile çevrili höyük,
100x100x8 m. ı ı Burada büyük bir tahribat izi görülmemektedir.
Alkaran Höyük: Alkaran Höyük Yenisu ı ı (eski Alkaran) 1 km. ğ
sunda, ş Vadisi'nin güney ı yer ı (Resim: 3). Prehistorik ğ için
önemli keramik ı bulunan ğ boyutu 500x300x25 m.dir. Fazla tahribat
görmemekle birlikte, birkaç ı önce kuzey ğ toprak ı ı ğ ı derin açmalardan
ş ı ı (Resim: 6; Çizim 1: 2-3).
Dineksaray Höyük: Konya ı Hadim karayolunun 60 kilometresindedir. Hö-
yük 100x100x15 m. ı ı Güney kesiminden toprak yol ş ancak,
ı tahribata, kuzey kesimindeki evlere, ğ ı ı ve bahçe yapmak için ı derin açma-
lar neden ş ş ı ı ı Toroslar ile Konya ı ı ş ğ antik
Isauria ile Lykaonia ı yer alan höyükte Antik Dönem keramik ı yer al-
ı M.O. ii. ı için de önemli bir ş ş kuzeyinde ilerleyen
ı önlenmesi gerekmektedir.
Çicek Höyük: Konya, ı karayolunun 70 kilometresinde, Çiçekköy
(eski Cicek) modern ş 200 m. güneyinde, ğ bir tepe üzerinde yer alan
höyük 200x75x30 m. ı ı Prehistorik ğ Antik ğ kadar ş
görülmektedir. Cicek ş Son Tunç ve Orta Demir ğ ı malzeme yönün-
den en ğ buluntuyu veren dönemlerdir. Azeilikle, ş ı Demir ğ ı
ı bu dönem ı ş ı ı ı en verimli ı ş (Resim: 8, 10;
Çizim 4: 1-4). ş ğ ğ birkaç defineci çukuru görülmekle bir-
likte, ovadaki ğ höyüklere oranla tahribat ı
Sarayönü ş
ğ Höyük: Sarayönü ilçesi'nin 2 km. ı ı ğ mevkiinde yer
alan höyük, ı ı daha önceki ı ziyaret ş Bu ı ziyaretimizde hö-
ğ tepesinde 2 m. ı 10 m. ğ büyük bir defineci çukuru ve onun
ı ı daha az derinlikte ikinci bir çukurun ı ı ğ ı ı tespit ettik.
ı ı ı yine Sarayönü çevresinde, daha önceki ı ziyaret ğ Konar,
Gözlü, Ozkent ve ş ş ziyaret ş Sevindirici ı ı
sözünü ğ ı bu ş görülmemesidir.
ı ı ı ş
Demiroluk ı ı ı ı ı ı 9 km. güneyinde bulunan Demiroluk Köyü
içerisinde 2 adet höyük yer ı Köy merkezinin 200 m. kuzeyinde, 100x100x15
m. boyutundaki Küçük Höyük yer ı ğ eteklerinden toprak ı ı nedeniy-
le tahribatlar ı ı ğ Roma Dönemine ait ı ı stellerden ı ı ş
bir ş ı Köy, modern ismini buradan ı ş ı Burada Roma ve Bi-
zans ş görülmektedir.
500 m. kuzeyde, yamaeta yer alan Büyük Höyük prehistorik ğ itibaren
ş sahne ş Uzerinde ziraat ı birlikte büyük oranda bir tahri-
bat yoktur.
206
Kestel Kalesi: ı ı ilçesi'ne ğ ı ğ ı (Kestel) Köyü'nün 3 km. gü-
neyinde, ğ bir ı üzerinde yer alan kale 200x100 m. ı ı Kale için-
deki ı bir ı ı hala ğ ı Ancak, bu ş kaçak ı do-
ı tahribat sürmektedir.
Selçuklu ilçesi ş
Selçuklu iirtesi'nde daha önceki ı ziyaret edilen ı ı Karahöyük,
Karakuyu ve ş ı ı ş ı höyükleri de ziyaret ş ı Peynirli Höyük'te de-
fineci ı ş de, ğ büyük ı bir tahribat yoktur. Meydan Yo-
lu üzerinde bulunan Karakuyu höyüklerinden ii numara ile ı ı ğ ı ı höyük üze-
rinde ve ı Karahöyük eteklerinde ziraat ı ı Bunlar da tahribata yol aç-
ı
ı ilçesi ş
Belören Höyük: Bu höyük ı ğ Belören ı Konya, Boz-
ı Hadim, ı ı ı ı önemli bir ş ğ ı yer ı Daha önceki ı
larda ziyaret ğ Belören ğ Belören ı ı 3 km. güneyinde, Hadim
yolunun ğ yer ı 100x100x10 m. ı höyük üzerinde fazla tahri-
bat yoktur. Prehistorik itibaren ş görülmektedir ve Orta Anadolu, Ak-
deniz ve ı Anadolu ı ı önemi büyüktür.
ı ş
ı Höyük: ı ı ilçesi, ı Köyü'nün hemen kuzeyinde yer ı 200x
150x15 m. ı ve Prehistorik ğ itibaren ş ş Fazla bir
tahribat yoktur. .
Hadim ş
Yelmez Köyü Sungur Mevkii: Bu ı ı ş ı ı Hadim'e ğ ı Yelmez Kö-
yü'nde yer alan Sungur mevkii ziyaret edildi. Sungur mevkii, köyün 1 km. güneyinde
yer alan dört ı tepeden ş Köyden 300 m. kadar yükseklikte olan bu kaya-
ı Alada9. ğ ı ı kontrol eden stratejik bir noktada yer ı Bu ı RomaDö-
nemine ı bir kalenin yer yer temel izleri ve tesviye ş platformlar mevcuttur. Ay-
ı ı tutan bir kabartma ve kaya ı ı
Yerköprü: Hadim Dülger Köyü içinde, ğ ğ ile ı Yerköprü Düdeni
ve Ş yer ı Bu ı 300 m. ı ı Roma kaya ı mevcuttur. Bu
alan da ileride ı ı ı ş ı ı ı ğ ı ı bir yerdir.
ı ş
ğ Köyü (Kuzören-Geçen) bu ı ş ı ı ğ ı ı zengin
alanlar ı ı ı Karaman ç:evresini ı çevresi ile ı ı gibi, Konya
ı ile Göksu Vadisini ğ ı ı yollar üzerindedir. ı ğ
ı ı ı saQlayan önemli bir yol üzerinde bulunan eski Kuzören ve yeni ı ile ğ
Köyü dogal bir müze görünümünde olup burada çok ı Roma Dönemine ait mima-
ı parça, lahlt ve ı ı steller mevcuttur (Resim: 5).
ş ş
ş ilçesi, Gölü ile ş Gölü ı ı merkezinde önemli
bir ş ı bu bölge Prehistorik ğ itibaren Orta Anadolu ile Akdeniz'i
baglayan bir konuma sahiptir. Bu ı ı bölgede eski ı ile Arvana olarak bilinen Çatma-
kaya Köyü çevresinde ş ı ı bulunduk. Kuruyan ğ Gölü ğ ı
ı güneyinde yer alan Çatmakaya Köyü'nün ğ güneyi ve ı ı yüksek ğ
207
la çevrilidir. ğ ve ı ı tepelerin zirvesinde Roma Döneminden Orta ğ ka-
dar ı kalelerin ğ gösteren temeller ı Buradan getirilen
ı ş ve steller bu durumu ı ı ğ ş ı
KARAMAN iLi YÜZEY Ş 2002 (Harita)
Bu ı Karaman ili ş ı ı ı ş ı çevresinde yo-
ğ ş Daha sonra bu ı ş Ekinözü ş Köyü ve ı ğ ı
çevresinde ş
ş Höyük: ş ı ğ ı ı ş ı ı ı ku-
ı ı ı yolunun ğ bulunan höyükte ş ı HöyükBOx60x
5 m. ı ı ğ ı ğ ı yolu geçmektedir. Burada Kal-
kolitik ğ itibaren ş dönemlerde ş ı keramik ı sap-
ı ş ı (Resim: 7; Çizim 1: 6). ğ ğ zirvesinde tahribatlar söz konusudur.
ğ ı Tepesi: ş ı ı ı ı ı ş ı Karaman yolunun ı
ı yer alan ğ bir tepedir. Tepenin ğ ı ı ı 500 m., kuzey-güneyi uzan-
ı ı 100 m. ve kuzeye ğ uzanan 500 m.lik bir kolu ise 25 m. ğ Tepe
üstünde erken dönemlerden itibaren ş izleri mevcuttur (Çizim 2/ 3-5). Etekle-
rinde ise Roma Dönemi mezar izleri ı
ğ Höyük: ş ı ı ı ı ve Karaman yolunun do-
ğ ğ ı ile ğ ı ı olan bir höyüktür. ş zamanlarda oldukça fazla tah-
ribat gören höyükten ı zamanlara kadar toprak ı ı ğ ı ş ı ı Ozellikle
ı Döneminde baruthane olarak ı ı ğ ı rivayet edilen ğ erken dönem
kültürleri ı ş ı ı ı ş ı M.O. ii. ı itibaren ş sahne ğ ş ı
ğ mevcut boyutu 100x1 00x5 m. kadar olup kimi yerlerde derin çukurlar ve ka-
nallarla ş ı
ı ğ ş ı ı 2 km. ı ı yer alan ğ
boyutu 200x 200x10 m. dir. Bu höyükte fazla bir tahribat yoktur. Klasik ve Antik ğ
ş ı keramik ı ı ş ı
Delikli Kaya: Roma Dönemine ait bir mezar ı ı ğ bu alan Akça-
ş ı ı 6 km. ı ı yer ı Mezar ı ş ı herhangi bir ş izi qö-
rülmemektedir.
Eskiköy ş ş ı ı 5.5 km. ı ı Karaman yolu-
nun 1 km. güneyinde, ı Dönemi ş izlerinin ğ eski bir köy ş
sidir.
Köyiçi ş ş ı ı 500 m. kadar güneyinde, sebze tar-
ı içinde, 1-2 m. ğ bir alan olup Roma ve Bizans Dönemine tarihlene-
cek mezar kiremitlerinin ğ bir nekropol ı ı
ı ve incirlik: Antik dönemde ı ı ğ ı ı ş ğ ş ı ı
Sikkeli Tepe: ş ı ı B km. ğ ı ğ ı üzerin-
de, ı "Sikkeli Tepe" olarak ı ı ğ ı bir kaledir. Ovaya hakim olan bu kale, Ka-
raman ile ı ı önemli bir konuma sahiptir ve 200x100 m. ı
ı
Osmaniye /i ğ ğ Osmaniye ve.. Ekinözü'ne ait ı ı ı ı
Osmaniye'ye ait ı ı bu ismi verdik. Uzerinde ziraat ı 100x100x5
m. ı höyük ş karayolunun km. kadar ğ Derbe
Höyük'ün de 3 km. kadar ı ı ı Kalkolitik, ITÇ ş olan höyük bu-
rada bulunan elektrik trafasunun 1.5 km. ı ı ı Ziraattan ı yok olma tehli-
kesindedir.
iki ı önceki davetine ş ı ı bu ı ş ğ ı ş gösterdikleri ilgi ve tarihi eserlere ş ı du-
ı ğ ı ı ş Belediye ş ı ı Ş Serin'e ş ederim.
208
Derbe Höyük: Ekinözü'nün 3 km. kuzeyinde yer alan bu höyük bilim ı ta-
ı bilinmektedir. ı ı ş ı nedeniyle fazla bir tahribat görmemektedir. St.
Paul'un ğ ı ş ğ bir ş ı nedeniyle özellikle ı turistlerin ilgi
ğ ı ı ş 150x150x30 m. ı ı ı Antik ğ kadar, erken
dönemler için de önemli bir ş
ğ Kocahöyuk: ı 5.5 km. kuzeyinde, Konya karayolunun 500
m. ğ ve 500x300x25 m. ı bir höyüktür. ı eteklerinde ziraat ya-
ı höyükte büyük çapta bir tahribat yoktur.
1994 ı ı itibaren ş ı ğ ı ı yüzey ş ı ı ı ı önümüzdeki ı
da sürdürmeyi ı ı Bu ı ş döneminde Konya-Karaman kesimiyle ilgili
önemli ş ve bunlarla ilgili yeni bilgilere ş ı Cicek ş olmak üzere böl-
gedeki Demir ğ ı ş bu bölgenin Demir ğ ı ı hemen her döneminde
öneme sahip ğ ortaya ş
ı ş ı ı ı ı bölge ş büyük bir tahribata ğ ı ğ ı ı
gördük. Bu nedenle, ı ğ ğ ğ gibi, Köy Hizmetleri Genel Mü-
ğ ı reformu ı ş ı uzman bir görevlinin yer ı ı ı
ı ş ı ğ ş ğ taraftan bölgedeki mülki idarecilerin ay-
ı ı ı zaman zaman onlara verilecek sempozyum, panel ve ı ı
ı ı ı Köy Hizmetleri, Kara ı Devlet Su ş ve belediyelerde
toprak kazma, yol açma, kanal kazma ş yapan buldozer, ekskavatör gibi ı
ı ve amirierini ı ve uyarmak gerekmektedir.
KATALOG
Çizim 1
116.05.02.73 (Alakova): ı kahverengihamurlu; ı ş taraf ı ı ı ı ı iyi ş ş orta
kumlu, mika, kireç, ş ı ve saman ı ı çark ı ı ı ş ı ı ı ı
121.06.02.130 (Yenisu): ı kahverengi hamurlu; kendinden ı kötü ş ı renk
ğ ş var; kötü ş ş orta kumlu, bol mika, kireç ve iri ş ı ı ı el
ı ı içi ve ğ ı ı ı ı ı
121.06.02.217 (Yenisu): ı kahverengi hamurlu; kendinden ı ş ı renk de-
ğ ş var; orta ş ş orta kumlu, bol mika, kireç ve iri ş ı ı ı el ya-
ı ı içi ı
121.03.02.49 ı Kahverengi hamurlu: kendinden ı orta ş ş ince kumlu, mika,
kireç, saman ve ş ı ı ı çark ı ı silik ı ı
121.03.02.12 ı ı kahverengi hamurlu; kendinden ı orta ş ş orta kumlu, mi-
ka, kireç, ş ı ve saman ı ı çark ı ı içte ve ğ ı ı silik
ı izleri var.
201.02.02.02 ş ı ı krem hamurlu; kendinden ı orta ş ş orta kumlu, mi-
ka, ş ı ve saman ı ı el ı ı yer yer ı ı ı boya bezemeli.
Çizim 2
117.01.02.04 (Karhane): Kahverengi hamurlu; kendinden ı orta kumlu, az mika, kireç, ş
ı ve saman ı ı kötü ş ş el ı ı silik ı ı
117.01.02.38 (Karhane): Kahverengi hamurlu; kendinden ı ş ı kiremit renge
ş var; iyi ş ş orta kumlu, mika, kireç ve saman ı ı el ı
ı ı ı
201.01.02.28 ğ ı ı krem hamurlu; ı kahverengi ı orta ş ş orta kumlu, mi-
ka, kireç ve saman ı ı çark ı ı ı ı kiremit ve kahverengi boya
bezemeli.
201.01.02.15 ğ ı Kahverengi hamurlu; kendinden ı orta ş ş ince kumlu, mika,
ş ı ve kireç ı ı çark ı ı silik ı ı
209
201.01.02.37 ğ ı ı kiremit hamurlu; kendinden ı ş ı devetüyü ren-
ge ş var; iyi ş ş ince kumlu, mika, kireç ve saman ı ı çark
ı ı silik ı ı
Çizim3
121.09.00.138 ğ ı kahverengi hamurlu; kendinden ı orta ş ş
ş ı yer yer koyu griye ş var; orta kumlu, mika kireç ve
ş ı ı ı çark ı ı ğ ı kenan ve ı ş ı ı
121.09.00.09 ğ ı kahverengi hamurlu; kendinden ı orta kumlu, mi-
ka, kireç ve ş ı ı ı orta ş ş çark ı ı
121.09.00.11 ğ ı kahverengi hamurlu; kendinden ı çok silik ı ı
ince kumlu, mika, kireç ve ş ı ı ı iyi ş ş çark ı ı
121.09.00.10 ğ ı kahverengi hamurlu; kiremit renkte ı silik aç-
ı ı ince kumlu, mika, kireç ve ş ı ı ı orta ş ş çark ı ı
121.09.00 15 ğ Kiremit renkte hamurlu; kendinden ı ş ı
kiremit ve ı devetüyü renge ş var; ı ı ince kumlu, mika, ş
ı ve kireç ı ı orta ş ş çark ı ı
121.02.02.68 (Gökhöyük): ı kahverengi hamurlu; kendinden ı orta ş ş orta kumlu,
mika, ı ve ş ı ı ı çark ı ı çok silik ı ı
Çizim 4
121.08.02.01 (Cicek): ı kahverengi hamurlu; kendinden ı kötü ş ş orta kumlu, mi-
ka, kireç, ş ı ve saman ı ı çark ı ı silik ı ı ı ş ğ ı ı
da paralel koyu kahverengi boya bezemeli, altta ı bant bezeme.
121.08.02.05 (Cicek): ı kahverengi hamurlu; ı krem ı kötü ş ş orta kumlu, kireç
ve ş ı ı ı çark ı ı ı ı ğ ı kenan ve ı ş koyu kahverengi
paralel bant bezemeler ve içi dolu dörtlü ı ı motifli.
121.08.02.27 (Cicek): Kiremit renk hamurlu; ı ş kendinden ı iyi ş ş ince kumlu, mika
ve ş ı ı ı çark ı ı ı ı iç ve ı ş koyu kahverengi paralel
bantlar var, içte bu ı ı bir ı ı bezeme var.
121.08.02.117 (Cicek): ı kahverengi hamurlu; kendinden ı orta ş ş orta kumlu, mi-
ka, kireç, ince ş ı ve saman ı ı çark ı ı ı ı
121.01.02.127 ğ Kahverengi hamurlu; kendinden ı iyi ş ş ince kumlu,
mika, kireç ve saman ı ı çark ı ı ı ş ı bezemeli olan ı ı
mat ı ı için ı ı ş tarafta gövdenin ı kadan olan ı ı
krem rengi boya bezemeli.
121.01.02.132 ğ ı kahverengi hamurlu; kendinden ı iyi ş ş ince kum-
lu, mika, kireç, ş ı ve saman ı ı çark ı ı
210
Harita: Konya-Karaman bölgesinden bir grup y e r l e ş m e
211
ı
,
-------'1=.. ·= ..·=,·..· ·..· ·/'
..,.,
i · :.·::;)
)
,i
.. ...
,/
.........:;- ...."is'
Çizim 1: Alakova, 2-3 Yenisu, 4-5 ı
6 ş
/")
(,- \...."
<,.-:-.
ı
r :
'I
, \
\ ,
'fo
..·····r···········..·(
,
i
./
".

.
'--------------------_.....
Çizim 2: 1-2 Karhane, 3-5 ğ ı
212
I:::::::::;;',;
\
i \
/"/-----------------------------------------------------------------------------------\
: f
,i i \ ..
fi.-./


>.
Çizim 4: 1-4 Cicek, 5-6 Alibey H.
213
Resim: 2
Resim: 1
214
Resim: 3
Resim: 5
i
Resim: 6
215
'.--

ı ... · ...• .. .. ·w...
.........•
Resim: 9
.. iii .-
'.... .' •.....

•••
::...:::=8 .. 'iii .-
•••

Resim: 10
•••
216
MERSiN-siLiFKE, ı KÖYÜ
GEÇ ANTiK-BizANS DÖNEMi MiMARisi
ş AYOIN*
ı Köyü, Mersin ili, Silifke ilçesi'ne 30 km. ı ğ ı Kilikia böl-
gesP içindedir (Harita: 1). ş Geç Antik- Bizans Dönemine tarihlendirilebilecek
çok ı eve ait kemer ve ı söveleri, ek ı ve ş bir çiftlik ı ait
olabilecek ı ı ı lahitler ve bir kilise ı
Üzerinde ı ı ı ğ ı için ismi bilinmeyen kilise, avlusu ile birlikte ş
güneyinde yer ı (Çizim: 1).
Kilisenin ı ı arazinin konumuna uygun olarak düzensiz bir plan gösteren
avlu ı kuzey ı mevcut ı ş elde ş Di-
ğ cephe ı ise temel seviyesine kadar ı ı ı ş ı Avluya ş ğ ı
ı ı ğ ı ı cephede ı
11.30x16.20 m. ölçülerindeki kilise, büyük kesme ş ı ı ş ı Üç nefli, ba-
zilikal ı naosun ı ı nartheks bölümü yer ı (Çizim: 2; Resim: 1). Narthek-
sin kuzey ı temel seviyesinde ı ı ı ş ı Güney, ğ ve ı ı ise ı
ı Bunlardan ğ ı içinde naosa ş ğ üç ı ı ı ğ ı yer ı
(Resim: 2). Bugün bu ı kuzey yan nefe ı olan ı ı içi ş doldurul-
ş Orta nefe ş ğ ı ı ise profilli ı bir bölümü görülebil-
mektedir.
Naos bölümünde nefler, ortada sütun ve bunun kuzey ve güneyine ş ş
tirilen ı ş ğ üçlü destek slsterntyle birbirinden ı ı Bunlardan sade-
ce kuzey arkad ı ı günümüze ş (Çizim: 3; Resim: 3). Bu sistemde dik-
dörtgen kesitli ı ş ı ı ı ğ ve ı yüzleri profillerle ş
tir (Resim: 4). Iki ayak ı ise sütuna yer ş Sütun ş ı ı ı yüzlerin-
de madalyon içinde haç, ş ise koç ş ı ı (Resim: 5).
Yan nefe ait pencere ya da ı ı ı ğ ı olmayan kuzey cephe, mevcut kaya küt-
lesinin ş ve bu ş az ı ş ı iri blok ş dol-
ı elde ş Kuzey yan nefin üst örtüsü ş tonozdur ı 6).
ı arkad düzenine sahip ğ ayak, sütun ve ş ı ı ş ı
güney arkad ve yan nef ise bir pencere ı ı ğ ı sahip güney cephe ı ş ı günümü-
ze ş ı ş ı
Kuzey ve güney yan nefin ğ ucunda birer ı ı ı ğ ı sahip yan odalar
yer ı Yan odalardan kuzeydekinin kuzey ve ğ ı ı büyük bölümü, var olan
Doç. Dr. ş AYDIN, Mersin Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Arkeolaji Bölümü, 33169 Mezitli-MersinrrÜRKiYE.
Bu ı ş ı ş için gerekli izni veren KQltür ı ğ ı ı ve Müzeler Genel ğ maddi
ı ı ı Kültür ı ı Döner Sermaye ş M.erkez ğ ı ş ı her ş ı
ı ı ı esirgemeyen ve destek olan Silifke Müze Müdürü ı IIhame Öztürk'e, ekip ş ı ş Dik ve
Mustafa Çetgin'e ş ederim.
Strabon, Geographika, 14, 5.1.
217
kaya kütlesinden ı ş ş ı iri blok ş ı ı ş ı
ğ cephesinde bir pencere, ı ve güneyinde ise ı ı ı ğ ı ı Bunlardan 9ü-
ney ı ı bemaya, ı ı ı ise kuzey yan nefe ı ı 19 mekanda ğ ı ı
ne, pencerenin ı yere ğ bir kanal ı ı ğ ı görülür. Zeminde ise has: formun-
da bir vaftiz teknesi yer ı (Resim: 7). Oda, tonozdaki bir kemerle ikiye ş
Kemerin güney ucunda madalyon içinde bir büst dikkati çeker. Oldukça silik olmakla
birlikte ı ı ı iri gözlü, cepheden ancak ı ş ı ş bakan bir
erkek figürü ş Kemer üzerinde, ş ve ı ı ı rengin ş ı ı
ı ı fresk ğ ı ı ş betimlere yer veren yan yana ş toplam
ı madalyonun izi ı
Güney yan oda, kuzeyde bemaya, ı yan nefe ı ı ı ğ
pencere ı ı ğ ı ve ölçüleriyle kuzey yan ı ı ı ı Kuzey ve gü-
ney yan ı ı naosun ğ yer alan bema bölümünde, odalarla bir-
likte ğ düz bir duvarla ı ı ı ı ı ş apsis, apsisin içinde bir ı synthronon yer
ı (Çizim: 3; Resim: 8). Apsis iç ı delikler ve bu alanda bulunan ı ı rner-
mer ı bu bölümün mermer levhalarla ı ğ ı ı gösterir. Apsisin ğ duva-
ı ı ise pencere yer ı Pencerenin demir ı ı ğ gösteren de-
likler ı Apsis ı kubbesinden günümüze sadece bir ı kesme ş dizisi ş
ı ş ı Kuzey yan nefe ait ı ğ ş ı ı yer alan yuva, ı yük-
sek tipte bir templona sahip ğ gösterir.
Naos ve bemada kare, ı yedigen gibi geometrik ş ş pem-
be ve ı renkte ş ş Bunlar, naosun opus sectile mozaik yer ş
sine ait ı ı
ı ğ ş renklerde cam lessera'lar da ı hemen önünde ş
Kilisenin kuzey ı ı ı ucuna ş olarak ı ı ş bir ek ı ı iç-
ten kemerle ikiye ş bu ek ı ı ş belirlenememektedir.
ğ ve Sonuç
Avlu, Kilikia ve Isauria bölgesinde Erken ı ı Dönemine tarihlenen kilise-
lerde ı olmamakla birlikte, ı Kilisesi, avlusu olan az ı bölge kiIi-
selerinden biri olarak ş ı ı ı

ı Kilisesi, üç nefli bazilikal ı bir kilise olarak bölge kiliseleriyle ortak
bir özellik gösterir. Naos üç adet, iki ayak ı bir sütunla ş üçlü destek
sisteminin ı ı üç nefe ı ı ş ı Kilikia ve Isauria kiliselerinde neflerin ay-
ı ı ğ sütun, ı ı örnekte de ayak ş Ancak ı Kili-
sesi gibi ikisinin bir arada ı ı ğ ı bir ş örnek bugüne kadar ş
(Çizim: 4).
Kilisede uygulanan bu destek sisteminin ı ya da ı dönemlerde bir araya
getirildikleri, gelecekte ı bir ı ı kesin sonuca ş ı An-
cak bugünkü durumuyla ı ı ı üzerinde ş
Bunlardan birincisi kilisenin öncelikle sütunlu olarak ı ı ş ğ Bu
evreye ait veriler sütun ş ı ı kilisenin ğ cephesi ve bölgedeki ğ Erken ı
ı Dönemine ait kiliselerle benzeyen özellikleridir.
2 Avlusu olan ğ kiliseler Emirzeli 1 No.lu Kilise (S. Eyice, Einige byzantinische Kleinstiidte im Rauhen Kilikien, in:
150JahreDeutsches Archaologisches Institut 1829-1979, 1981, 208 Taf. 89), ı 1 ve 2 No.lu Kilise (S. Eyi-
ce, Die Basillken von ı (Kanylelides-Kanylelleis), in: ZDMGSupp LV, 1980, 488 vd. Abb. 1-2), Tapureli A-B
ve C kiliseleri (J. Keil- A. Wilhelm, Denkmaleraus demRauhenKilikien, MAMA /11, 1931, 95 vd. Abb. 121-123). Oy-
sa ş Lykia bölgesinde Erken ı ı Dönemine tarihlenen kiliselerde avlunun ı olarak ı ğ ı gö-
rülür. Örnekler için bk. V. M. Tekinalp, Andriake Kiliseleri ve Tarihlendirme ı V. ğ ve Türk DönemiKa-
ı ve ş ı Sempozyumu ı (19-20Nisan2001), 2001, 503.
3 Sütunlu örnekler için bk. A. ı Emirzeli:Eine hellenistische bis ş Siedlungim RauhenKilikien, 1999,55
vd. ı örnekler için bk. A. ı Kilikia'daki ı Kiliselere BirOrnek: Hasanaliler Kilisesi, AdalyaIv. 1999-2000,
247 vd.
218
Kilisenin ş ı ı ı ş sütun ş ı ı ı dört yüzünde madalyon için-
de haç, ş ise koç ş ı yer ş Korykos'taki kathedralin yine kireç-
ş ı ı ı ş 480 ı ı tarihlenen- apsis ş ı ı da, iki ı akanthus yap-
ı ş bölümün üzerindeki yüzlerde tavus ş ş ise koç ş
ı yer ş Suriye, Qasr ibn Wardan'da, 6. ı ı ikinci ı ı tarihlenen
kuzey galeri sütun ş ı ğ ı ı akanthus ı ş alt bölümünün üzerinde
ş koç ş ı yer ş Bölge kiliselerinin ı ı da yine hayvan
figürlü ş ı 5. ı ikinci ı ı ş ı tarlhlendlrilrnektedlr".
Hayvan protomlu ya da hayvan ş ı ı madalyon içinde haç ya da serbest
haç motifiyle ı ğ ı kombinasyona, Konstantinopolis ı ı 5.-6. ı ı ta-
rihlenen "iki bölümlü" sütun ş ı ı ı üst bölümünde yer ş Bu tarz ş ı
larda alt bölüm "sepet" ş 10.-11. ı ı tarihlenen ı sütun ş
ı ı da benzer kombinasyonlar yer ı ş ı Madalyon içinde haç motifi
10,
bu mo-
tif ve ş yer alan akanthus ile ı kornblnasyonn, sadece haç12 ya da orta-
da haç ve çevresinde akanthus ğ ı ş kornpozlsyoniarats sahip sütun
ş ı ı Konstantinopolis ve çevresinde 5.-6. ı özellikle lustinianos döneminde
(527-565), Orta Bizans Döneminde ise 9.-11. ı ı ı ı ş ı
Sütun ş ı ı ı dört yüzünün de madalyon içinde haç motifiyle ş ş ol-
ı ve ş koç ş ı ı yer ı ı ayak ı ş
se ğ ı ı olarak (tüm yüzler görülecek ş ı ı ş olabileceklerini akla getirir.
ı Kilisesi büyük kesme ş malzemeyle ı ı ş ı Kilikia ve Isauria böl-
gesinde kilise ı ı genelde küçük düzgün kesme ş ı birlikte, Sey-
ı gibi büyük kesme ş ı ı ı ğ ı örnekler, özellikle Isauria ve ğ Kilikia'da
ğ ı
Kilisenin ğ cephesinde yan odalara ait pencereler ı duvar örgü-
sünde büyük düzgün kesme ş dizisi birden kesilip yerine küçük düzgün olmayan,
özensiz olarak ş ş ş ı ı ş ı Kuzey yan odaya ait pencere üst hiza-
ı ı düzensiz birkaç ş ı ı üzerinde hemen tonoz ş ş To-
nozun ş ğ evreye ait ı ı
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
R. Kautzsch, Kapitel/studien. Beitrage zu einer Geschichte des spatantiken Kapitel/e im Osten vom vierten bis sieb-
ten Jahrhundert, 1936, 93 Nr: 269.
E. Herzfeld-S. Guyer, Meriamlik und Korykos, MAMA II, 1930, 100 vd. Abb. 92-94.
C. Slrube, Die Kapilelle von Qasr ibn Wardan, JbAC 26,1983,72, Tat. 9a.
A. ı Tapureli AKilisesi ı ı Vi. ğ ve Türk Dönemi ı Sonuçlan ve Sanat Tarihi Sempozyumu (08-10
Nisan 2002) Bildiriler, 2002, 98.
Byzance. L'art byzantin dans les col/ections publiques françaises, 1992, 40 K.Nr: 8; F. W. Deichmann, Ravenna. Ha-
uptstadt des Spatantiken Abendtende». Kommentar. 3. Teif, 1989, 294, Abb. 44-47; H-G.Severin, Konslanlinopler
Bauskulplur und die Provinz Agyplen, in: (Hrsg.) U. Peschlow-S. Möllers, Spatantike und Byzantinische Bauskulptur,
1998,98, Tat. 31, 13-14.
M. Dennert, Mittelbyzantinische Kapitel/e. Studien zu Typologie und Chronologie, 1997, Taf. 55, 308-311. Tat, 56, 316.
5.-6. ı örnekleri için bk. Y.Ölüken, Forschungen im nordwestlichen Kteinesien, IstMitt Beiheft 41,1996,206, Tat.
37,3; 9.-11. ı örnekleri için bk. Dennert 1997, a.g.e. Taf. 18, 103 a; 51, 282 b; 52, 293.
5.-6. ı örnekleri için bk. T. Zolll, Kapitel/plastik Konstantinopels vom 4. bis 6. Jahrhundert n. Chr., 1994,343 vd.
Taf. 49, f; T. Zolll, Das lonische Karnpterkapitelt Definilionsproblerne, in: (Hrsg.) U. Peschlow-S. Möllers, Spatantike
und Byzantinische Bauskulptur, 1998, 63 vd. Taf. 17,7; E. Parman. ğ Bizans Döneminde Frigya (Phrygia)
ve Bölge Müzelerindeki Bizans ş Eserleri, 2002, Lev. 117, 155-156; 9.-11. ı örnekleri için bk. Dennert 1997,
a.g.e. Taf. 41,227 a-b; 46,253; Parrnan 2002, a.g.e. Lev. 130, 178-179.
6. ı örnekleri için bk. Ölüken 1996, a.g.e. Taf. 37,2; 38,5;39,1.4;42,3-4; Parrnan 2002, a.g.e. Lev. 107, 138' 123
164; 128,174-175; 129, 176-177; 9.-11. ı örnekleri için bk. Dennert 1997, a.g.e. Taf. 11,58-59; 13,73; 14,75a;
15,85,16,88-91; 17,93.95; 18,104.
6. ı örnekleri için bk. Ölüken 1996, a.g.e. Taf. 38,1; Parman 2002, a.g.e. Lev. 108,139/a; 114,148; 115,151;
123,165; Zolll 1998, a.g.m. Taf. 16,5-6.
Isauria'da Alahan, ğ Kilisesi (M. Gough, Alahan. An Early Christian Monastery in Southem Turkey, 1985, Abb. 44.
49), ı Kilisesi (S. Eyice, La basifique de ı en Cilicie, Zograf10, 1979,22 vd. Abb. 4), Tapureli A-B-C
kiliseleri (Keil-Wilhelrn 1931, a.g.e. 95 vd.), ğ Kilikia'da ise Anavarza, Havari Kilisesi (M. Gough, Anazarbus,
AnatSt 2, 1952,85 vd.), Hierapolis-Kastabala Kuzey ve Güney Kilisesi ( O. Feld, Die beiden Kirchen in Hierapolis
Kastabala, in: SBK I, 1986, 77 vd. Abb. 1-2) ve Kadirli Alakilise'dir (S. Hill, The Early Byzantine Churches of Cilicia
and Isauria, 1996, 176 vd. Abb. 35).
219
Kilikia ve Isauria bölgesi kiliseleri için ortak özelliklerden biri yan nefler, yan oda-
lar ve nartheks üzerindeki qalerilerdirw, ı Kilisesi'nde bugünkü görünümüyle
ı bölümler galerisizdir. Ancak ı kuzey ve güneyinde yan ı yer al-
ı ğ bölge kiliseleriyle ortak özellik qösterlr".
Kilisenin Erken ı ı Dönemine ait evresinde ğ bölge kiliselerinde ol-
ğ gibi yan nefler, yan odalar ve nartheksin galerili ğ kabul edilebilir.
Kilisenin apsis ve yan ı ğ düz bir duvarla ı ı ı ı ı ş ı ı
Suriye'de Erken ı ı Döneminde ı kiliselerin ğ olan bu ı
ı Kilisesi'nin de içinde ğ ı Kilikia ve Isauria kiliselerinde de ı

ı Kilisesi yan ı kuzey-güney yöndeki birer kemerle iki bölüme ı ı ş
ı ı zamanda bu odalar birer ı ile bema bölümüyle ş Bölge kiliselerinin
ı ı ı Kilisesi'nde ğ gibi iki özellik bir arada ya da ı ı qörü-
lür
19
. Yan ı bemaya ı ı sahip ı Iiturji ile ş
Erken ı ı Dönemi Suriye ile Kilikia ve Isauria bölgesi klliselerinde be-
ı kuzey ve güneyinde yer alan yan ı ş ş gösterir. ş be-
lirlenmesinde oda içinde in situ olarak bulunan unsurlar ı ğ Bu anlamda
ı Kilisesi kuzey yan ı zeminindeki haç ı vaftiz teknesi, ı ş
ni vaftiz ı olarak belirlememizi ğ Bölge kiliselerinden ı Kilisesi (6.
ı kuzey yan ı ı ğ gibi vaftiz ı olarak ş Oda-
ı içinde in situ olarak ı ş haç, içten dört ı yonca ı bir vaftiz teknesi yer
ı

Yan oda olmamakla birlikte, Anamur Merkez Kilisesi'nin (III 13 C) (5.-6. ı
ğ bema bölümünün ı kuzey-güney ğ ı gü-
ney bölümünde in situ haç ı vaftiz havuzu ve üzerindeki kiboriona ait sütun kaide-
leri, bu ı vaftiz için ı ı ğ ı ı gösterir
21
. Anamur Nekropol Kilisesi (400) ku-
zey yan nefinln kuzeyine eklenen koridorun ğ ucundaki oda da vaftiz ı olarak
ı ı ş ı Izlerden adadaki vaftiz teknesinin dikdörtgen ı ğ ş ı

Suriye'de 5.-6. ı ı tarihlenen kiliselerde, bema ı yer alan oda-
lardan ğ kuzey yan oda, az ı da güney yan oda vaftiz ı olarak kul-
ı ş ı

ı Kilisesi kuzey yan nefinin arkad ı ı ı ğ ş ı ı ap-
sis önünde yer alan yuva, bema bölümünün yüksek tipte bir templon ş sahip
ğ gösterir. ı olmamakla birlikte bölge kiliselerinin ı ı da bu tip
templon ş ı ait benzer izlere ı
ı Kilisesi'nin naosunda bulunan geometrik biçimde ş ş opus
sectile yer ş ı ğ ı ı gösterir. Benzer ş ı bölgede ı
Silifke, ş (Elaiussa-Sebaste), Meryemlik ve Anamur'da görülür. Bunlar genelolarak
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
Bölge kiliselerindeki galeriler için bk. A. ı Kilikia ve Isauria Bölgesi Kiliselerindeki Galeriler, TAED2, 2001, 117 vd.
ı 1999, a.g.e. 69 vd.
H.C. Butler, EarlyChurehes in Syria4
th_j'lh
Centuries, 1929,26 Abb. 21. 29 Abb. 26.35 Abb. 33. 50 Abb. 47.
Hill 1996, a.g.e. Fig. 2-3. 14.16.24.26.36.38.53.56.
iki ğ bir arada ğ kiliseler F. Hild-H. Hellenkemper-G. Hellenkemper-Salies, Kommagene-Kilikien-Isa-
urien, RBK LV 1990, Abb. 10.28.31-32; Bemaya ı ı sahip yan ı olan kiliseler RBK ı 1990, a.g.m.
Abb. 4.10.16.18.28.31-32; Yan ı birer kemer ı ı ı iki bölüme ı ı ş kiliseler Hill 1996, a.g.e. Fig. 3-4.
25.
H. Hellenkemper-F. Hild, Neue Forschungen in Kilikien, 1986, 78 Abb. 96, S. Rislow, Frühehristliehe Baptisterien,
JbACErg. Bd. 22, 1998,246 K. Nr: 666.
J. Russel, Chrislianily at Anemurium (Cilicia), Actes du Xf8 Conqres International d'Areheologie Chretienne Vol. II,
1989, 1625 vd. Fig. 2.
Russel 1989, a.g.m. 1628 vd. Fig. 6.
G. Descoeudres, Die Pastophorien imsyro-byzantinisehen Osten, 1983, 14 Kuzey yan ı vaftiz için ı ı ğ ı
kiliseler ş ş ı Kilisesi, Dar Kita, Trinitats Kilisesi, Deir Siman ğ Kilisesi, Bakirha ı Kilisesi, ş
beh ğ Kilisesi, Dehes ğ Kilisesi, Zenobia ı Kilisesi; güney yan ı ı ı ğ ı kiliseler Kalal Kalola Ki-
lisesi ve Kursi Kilisesi.
ğ örnekler için bk. A. ı Kilikia ve Isauria Kiliselerinde Görülen Yüksek Tipleki Templon ş ı Olba III,
2000,215 vd. Lev.47-49.
220
6. ı tarihlendirilir
25
. Bölge ı ş ı Anadolu'da ve ı ş ı da 6. ı ve sonra-
ı bu tarz yer ş ı

Küçük küp ş ı renklerde cam mozaik ş ı kilisenin apsis ı
kubbesinde ya da naos örtüsünde ı ı ş olabilir. Benzer uygulamalar bölge için-
deki 5.-6. ı tarihlenen ı kiliselerde de ı


ı Kilisesi malzeme ı ı üç nefli bazilikal ı ğ düz bir du-
varla ı ı ı ı ı ş bema ile kuzey ve güneyindeki yan ı naostaki madalyon
içinde haç ve ş koç ş ı sahip sütun ş ı ı ve opus sectile yer ş
mesiyle hem Kilikia ve Isauria bölgesinde 5. ı ı ikinci ı ı ı ya-
ı kiliselerin, hem de ş bölgelerde Erken ı ı Döneminde ı kili-
selerin özelliklerini ı ı
Kilisenin ve ş bu dönem ı ş ı ı ı gösterecek verilerin
ı ş ı nedeniyle bölge ile ilgili genellemelere bakarak ı kesin olmayan sonuçlara
ş ı ı Isauria'daki yönetim ı ı ya da ı verimin ş ş
depremler, 542 ı ı Suriye üzerinden gelen veba ı ı ve 7. ı ı ge-
ş genel anlamda Kilikia ve Isauria ı ı 5. ı sonu-7. ı ş ı ı
ı neden olarak gösterilir
28
. Bölgede 7. ı ı ı Arap ege-
ğ ı ş ı ı dini ı ı ı ı ı ı ya da yenilerinin ı ı ı
da ı ş ı ı ş ı Hatta Isauria'da 7.-11. ı ı dini ı ı ı
ğ ı ş
ı Kilisesi, ı ı nedenlerden biri ya da ı nedeniyle terk
ş ş biri olarak kabul edilebilir.
Kilise Orta Bizans Döneminde (600-1200) tekrar ı ı ş ı ı Bu evre-
ye ait veriler vaftiz ı resimler, naostaki destek sistemi ve üst örtüdür. ı
ı ı ya da deprem nedeniyle zarar gören kilise bu dönemde, sütunlar ı yer
alan ayaklarla yeni birdestek sistemine ş ş Bu ı bir anlam-
da benzerlerini Erken ı ı Döneminde ğ ve Karaman bölge-
sinde de bulmak mümkündür. ı bölgedeki kiliselerde nefleri birbirinden ı
için ı dikdörtgen kesitli ı kuzey ve güneye bakan yüzleri ı sütun
ş Ancak desteklerin bu ş bir araya ş ı üst örtünün olu-
ş ı sorular akla getirir. Kuzey yan nefte üst örtü ş tonozdur. Tonoz,
ayaklar ı ş ı ı ı ı ı ş ı ğ güney yan nefte de, ı
uygulamada bu defa tonoz içine ı kemerlerin ayaklarla ğ ı ı söz konusudur.
Orta nefin üst örtüsü de tonoz olarak kabul edilirse, güney yan nefte ğ gibi ayaklar
üzerinde kemerler yer ı ş ı ı Bu durumda ı üst örtünün ş
daki ş ı ş ı ı
ğ bölgesi kiliselerinde tonoz üzerinde ş ı ı ğ ve
ı ş ı örtü sisteminde ğ gibi orta nefe ait bölümün yan neflere göre da-
25 SOO. Champbell, Roman Mozaics Work Shops in Turkey, AJA 83, 1979,289, PI. 42, 1-2; RBK ı 1990, a.g.m. 238.
26 Sardes Sinagog ve Gymnasion (Erken Bizans Dönemi) (E. Tok, Erken Bizans Dönemi Zemin Mozaiklerine..Sardes Ör-
ğ Bir ı ş STO Xi, 2001,13 vd. Ş 18), Myra (Demre) Aziz Nikolaos Kilisesi (8. yüzyllJ. (S. y. Otüken, Lik-
ya ğ ş ı ı ve Demre Aziz Nikolaos Kilisesi ı ı Adalya I, 1996, 78 Resim: 7; Y. Otüken-S. Alpaslan-
Y. Olcay-M. Acara-N ğ Demre Aziz Nikolaos Kilisesi ı ı ı ğ ş ı ı ı ı STD iX,
1998,93; S. y. Otüken, Demre-Myra Aziz NikoJaos Kilisesi ı ı ı ş ı ğ ı Yeni ğ Vii. Milli Selçuklu
Kültür ve Medeniyeti.Semineri, 1998, 25 vc.), ı Hagia Sophia.Kilisesi (mozaik ş 5.-9. ı (S. Möllers,
Die Hagia Sophia in IzniklNikaia, 1994, 60 vd, Taf. 43,1; Abb. 18), Istanbul Kalenderhane Camii (8. ı (CL Stri-
ker-Y ğ Kuban (Ed.), Kalenderhane in Istanbul, 1997, PI. 37-38, 140-143), ı ı Salamis-Kampanopetra Kili-
sesi (6. ı (G. Roux, Salamine de Chypre XV. La Basilique de la cempenopetre, 1998,266 vd. Fig. 309-310),
Selanik Galerius ı Oktogonu (300) ve Ravenna, Si. Vitale (540) (B. Brenk, Spatantike und frühes Christentum,
1985, Abb. 43. 157).
27 O. Feld, Bericht über eine Reise durch Kilikien, IstMitt 13/14,1963/1964,94.97.
28 H. Hellenkemper-F. Hild, Kilikien und Isaurien, TlB 5,1990,99 vd.; RBKIV 1990,a.g.m. 277.
29 H. Hellenkemper, "Kirchen und Klöster in der nördlichen Euphratesla''; Studien zur Religion und Kultur in Kleinasiens,
Festschrift F.K. Dörner, EPRO 66.1, 1978,391 vd.
30 S. Eyice, ğ (Binbirkilise) ve Karaman Çevresinde Arkeolojik incelemeler, 1971. ı ı özellikteki ki-
liselere 5, 31 ve 34 No.lu kiliseler ile ğ Kilisesi örnek verilebilir. Resim: 87-89. 127. 188-200. 212.
221
ha yüksek ğ kabul edilmektedir
31
. Böyle bir ı ı Kilisesi'nde
de ı ı ğ ı kesin ğ Kilisenin orta nefinin ı ı ş olma-
Si, kilisenin sadece ı bölümlerinin ı ı ş ı da ı ı ı ı
Ancak Orta Bizans Dönemi Kilikia ve Isauria kiliselerinde ya da daha küçük bo-
yutlarda ı dinl ı üst örtüde tonozun ı ı ı ı

ı ı
da ı ı ş ı döneme ait, ğ ğ tek ı ı üst örtüde tonoz
ı ş ı


Bölge kiliselerinin ı ı görülen duvar resimlerinin ı ğ ı ve günümüze
ğ olarak ş ı bunlar ı genelleme ı ş ı ı
Fresk ğ ı duvar resimleri, kiliselerin ilk ı ı ş evrelerine ait
ğ Cennet-Cehennem'deki Meryem Ana ı (6. yüzy.ll) apsisindeki Isa ve
havariler betimi 12. ı ı ı ğ Kilisesi'ndeki tahtta Isa ve Meryem'in ha-
varilerle betimi 11. ı AI Oda ğ kilisesindeki betimler 8.-9. ı ve 11.-12.
ı lotape Hagios Georgios Stratelates Kilisesi'ndeki aziz ve ı ş ait be-
tim 11.-12. ı SyedraAkropol Kilisesi'nin betimleri 12.-13. ı ı ı ı
ya ğ Kilisesi'ndeki ğ sahnesi ve ı LV No.lu Kilise apsisindeki aziz
betimleri ise genelolarak ğ tarihlendlrilrnektedire-,
Bu ğ yola ı ı Kilisesi kuzey yan ı
silik duvar resimlerinin de, Orta Bizans Döneminde, Ikonoklazm Dönemi (726-843)
ı ş ğ ş
Sadece kuzey yan oda naostaki üçlü destek sistemi, ğ cephede duvar
örgüsündeki malzeme ğ ş ğ ı kilisenin Orta Bizans Döneminde ı bir ı
dönemini ş ı ğ ı ı ş
Kilisenin ş ş ı ı bölgedeki antik döneme ait bir ğ
Bizans Döneminde devam ğ ı söylenebilir.
to. 3. ı Seleukos i. Nikator ı ele geçirilen ve hellenizasyonu sü-
recinde öncelikle savunma sistemine önem verilen Kilikia'da, ı Kalykadnos (Gök-
su) ve ğ Lamos (Limonlu) nehirleri ı kalan ğ ı bölgede ş Teuk-
rid ı ğ ı ı ş ve kendilerine bu nehirler ı bölgeyi yönet-
me ı ş 1. ı kadar Seleukeia'ya ğ ı Olba, bir ı devleti ş
tur. Olba'daki ı ğ ve rahibine, ı ı Zeus Olbios kültüne ğ ı toprak sahi-
bi eski aristokrat ailelerin üyeleri, kule ve kaleleri olan ı ı rahip-kral olarak yö-
ş ı ş ı arazilerinin de ğ ş
1. ı bölgede yerel rahipler soyu sona ş de, toprak feodalizmi Roma
ğ döneminde de ş

Hellenistik Dönemde ı ş ve ek
ı ı oran kuleler, Roma Dönemtnde yerini yine ı bölge ı ı ı içindeki çiftlik vil-
lalara "villa rustica"lara ı ı ş ı Aze mülkiyete ait çiftliK ı ortak özelliklerin-
den biri, ürünlerin ş için gerekli ş ı ğ ı ı Bu ş genellikle ana ka-
yaya oyularak ı ş ı

• ğ bir ortak özellik su ı ı ş ı için ı
ı bu ş içinde yer ı ı ı ı "Beyevi" olarak nitelendirilen 'ika-
met ı da ı
31 Eyice 1971, a.g.e. 145.
32 RBKIV 1990, a.g.m.275.
33 E. HubE!r-S. Onurkan, A Surveyof Coastal Citiesin Western Cilicia, 1967, 21 vd. Fig. 14-19.34 Fig.
25.38 ı 28. 43 vd. ı 30-31.
34 Keil-Wilhelm 1931, a.g.e. 90 vd. Taf. 39, Abb. 11.9.219; M. Gough, A Church of the Iconoclast (?) Period in Byzanti-
ne Isauria, AnatSt.7,.1957, 153 vd. Taf.10-13 b; i. Karamut-S. Türkmen, ğ ı Kilikya'da Bir Ken!: lotape, TADXXXI,
1997, 294 Resim:9; i. Karamut, Syedra 1997 Kurtarma ı ı ve Ternizllk ı ş ı ı Müze Kurtarma ı ı
Semineri (27-29 Nisan 1998), 1§99, 144; S. Eyice, Silifke Çevresinde Incelemeler: ı (Kanytelleis-Kanyteli-
deis) ı (Bir ı ş ş 4-5,1976-1977, 1977,434.
35 S. Durugönül, Olba: Polis mi, Territoriummu?, Lykia1/,1995,75 vd.; S. ı Türmeund Siedlungen imRauhen
Kilikien. Eine Untersuchung zu den archilologischen Hinterlassenschaften im DIbischen Territorium, 1998,7 vd.
36 Bölgedeki ş ı ı bilgi için bk. A. Diler, Akdeniz !?ölgesi Antik ğ ğ ı ve Ş ş AST
XI, 1993, 505 vd.; A. Diler, Akdeniz Bölgesi Antik ğ Zeytin ve Uzüm Presleri, AST XI/, 1994,446 vd.;
37 Ü. ı ğ ğ ğ ı Kilikia'daVil/ae Rusticae, EÜ. SBE. Klasik Arkeoloji ı ı ı ı ı ı ş Yüksek li-
sans Tezi, 1998, 55 vd.; U. ı ğ ğ ğ ı Kilikia'da Villae Rusticae, Olba /I (Ozel ı I. Cilt, 1999, 160 vd.
222
Bizans Döneminde, Hellenistik kuleler ve Roma Dönemi çiftlik ı yerini ki-
liseler ı ş verimli ı ş denetimi kilise ı ı ş ı


Bizans kiliselerinin ı arazileri ile olan ş ı bir örnek olarak Gö-
kören ğ gösterilir. Burada bir bölümü kayaya oyularak ı ı ş bir kilise, he-
men ı kayaya, yan yana oyularak elde ş iki ı mekanlar ve bu mekan-
larda çok ı zeytin ş ğ olan bir ı (imalathane) ş

ı ş kilisenin hemen kuzeyinde ana kayaya ş içinde
ş olan rnekanlar. bunun hemen ş ı ı ve ı iç ı kemerlerle bö-
ş yan yana ş ı ile ş ı ı ı kompleks, burada bir çiftlik viIIa-
ı ı ı ğ ı ı akla getirir.
ı ve Demirciören'de ı arazisinin ğ yerde ı kulelerin ya-
ı ı Erken ı ı Döneminde ı ı ş kiliseler de ı ı ş
kulelerin ş kiliselerin ğ

ı ise Roma Dönemi çiftlik ı
ı ş kilisenin ğ ve üretimin Bizans Döneminde de ğ kilise-
nin de villa sahibi ya da sahipleri ı ı ı ı ğ ı ş
Hellenistik Dönemden beri bölgede süre gelen toprak feodalizminin Roma ve Bi-
zans Döneminde de ğ gösterebilecek ğ sahip olan ı ş
mi, ğ ı Kilikia'daki bugüne kadar ş ş hem ticari, hem dlnl önemi olan
ş biri olarak ş ı ı ı ı
38 Durugönül1995, a.g.m. 78; Durugönül1998, a.g.e. 113.
39 Hellenkernper-Hfd 1986, a.g.e. 85 Abb. 116-'20; S. Durugönül, 1996 ı ı içel ı (Antik ğ ı Kilikya) Yüzey ş ı
ı Ile Kuleler-Kaleler ve ş Olan ş ASr XV, i. Cilt, 1998, 287 vd.; Durugönül1998, a.g.e. 113. 118.
40 Hellenkemper-Hild 1990, a.g.e. 237. 274.
223
Harita: ı Köyü'nün
L... ---i harita üzerindeki
yeri
K
\
!\
ii
Çizim 1: ı Kilisesi, vaziyet ı
224
"
• ı ao ;!.?r7 co
\
, \
Y
,
ı
i
: :
R
--i!
PLAN.
Çizim 2 : ı Kilisesi ı
i
cl<>
0:1/100
Çizim 3: ı Kilisesi, A-A ve B-B kesiti
225
i
PLAN
Çizim 4: ı Kilisesi, ı (dü-
zeltmelerle)
Resim 1: ı Kilisesi, naos bölü-

226
Resim 2: ı Kilisesi, nartheks
Resim 3: ı Kilisesi,
kuzey arkad ı ı
Resim 4: ı Kilisesi,
kuzey arkad ı
ı üçlü destek
sistemi
227
Resim 5: ı Kilisesi,
sütun ş ı ğ ı
Resim 6: ı Kilisesi, kuzey yan
net ve kuzey yan oda ı ı
Resim 7: ı Kilisesi, kuzey yan oda
içindeki kanal ve vaftiz teknesi
Resim 8: ı Kilisesi, apsls
228
KIBYRA 2002
Thomas CORSTEN*
Die seit 1995 unternommenen Forschungen in der Kibyratis haben nach der Ve-
röffentlichung eines ersten Bandes des Inschriftencorpus (mit den Texten der Stadt
Kibyra selbstt) eine Erweiterung von dem ursprünglichen rein epigraphischen Survey
zu einem historisch-arcMologischen Survey mit breiterer Fragestellung erfahren. Im
Mittelpunkt der Untersuchungen des Jahres 2002
2
stand die Stadt Kibyra selbst; die
Arbeiten sollen im Laufe der nachsten Jahre die Baugeschichte, soweit dies möglich
ist, klaren, Als Ziel ist die Anfertigung eines Plans der Ruinenstatte vorgesehen sowie
der Versuch, einerseits die gewonnenen Erkenntnisse in einen Zusammenhang mit
historischen Ereignissen zu setzen, die aus der Iiterarischen und epigraphischen Uber-
Iieferung bekannt sind, andererseits aus den Befunden nach Möglichkeit weitere histo-
rische Schlüsse zu ziehen. Daneben wurden Vorarbeiten für eine topographische Un-
tersuchung der gesamten Region vorgenommen und natürlich neue Inschriften gefun-
den. An den diesjahrigen Arbeiten waren Kirsten A. Gay, MA (Unlversitat Tübingen)
und Dr. Frederique Landyut (University of Oxford) maBgeblich beteiligt.
Die Arbeiten auf dem RUinenhügel haben in diesem Jahr mit ziemlich einfachen
technischen Mitteln durchgeführt werden müssen; uns standen mehrere MaBbander,
ein KompaB und GPS zur Verfügung
3
. Angesichts dieser Situation und der kurzen uns
zur Verfügung stehenden Zeit (etwa 14 Tage) haben wir uns auf die auftalligsten Ba-
uteile der Stadt konzentriert, narnlich auf die monumentalen Mauerreste, die das Zent-
rum der antiken Stadt umgaben (siehe die vorlauflqe Skizze). Zunachst muBte qeklart
werden, welche dieser teilweise weithin sichtbaren Mauern als Stadtmauern und welc-
he als Stützmauern dienten.
Es konnten insgesamt drei hintereinander Iiegende Mauerzüge festgestellt wer-
den, von denen sich nur der auBere als Stadtmauer herausstellte; sie wurden von au-
Ben nach innen numeriert ("Mauer 1-111"). Die beiden Stützmauern, für die Terrassen
der Oberstadt (Mauern ii und iii), sind zum gröBten Teil aus groBen Quadern in einer
Phase erbaut worden und im allgemeinen gut erhalten (Abb. 1: Ecke von Mauer ii); es
sind nur wenige wiederverwendete Blöcke sichtbar, deren ursprüngliche Verwendung
und Datierung nicht festgestellt werden konnten. Lediglich Mauer LLL ist zu einer unbes-
timmten Zeit auf einer Lanqe von ca. 55 m., beginnend hinter einer Zerstörung, repa-
riert worden, wie an dem unregelmaBigen Mauerwerk zu erkennen ist (Abb. 2).
Priv.-Doz. Dr. Thomas CORSTEN, Seminar tür Alte Gesehiehte, ı Heidelberg, Marstallhot 4,69117 Heidel-
berg, DEUTSCHLAND
Th. Corsten, Die Insehrilten von Kibyra i. InschriftengriechischerSUidIe aus Kleinasien, Band 60 (Bonn 2002) (im
weiteren zitiert als "I. Kibyra I").
2 Der Anttkenverwaltunq danke ieh tür die Forsehungserlaubnis und der Regierungsvertreterin ı Dökmeei sowie
dem Ruinenwaehler Isa Eryurt tür tatkraftige Unterstützung.
3 Für die Zukunlt ist die Zuhiltenahme etwas weiter entwiekelter Geratschatten vorgesehen.
229
Die mittlere Mauer (Mauer ii) ist die kürzeste; sie verlauft in nord-südlicher Rich-
tung, und zu ihrem nördlichen Ende hin gaben zwei Durchlasse Zugang zu der höher
gelegenen Terrasse. Der erste DurchlaB von Süden war ursprünglich ca. 6 m. breit ge-
wesen: er wurde zu einem unbestimmten Zeitpunkt verkleinert, indem der rechte Teil
der Offnung mit Mauerwerk verschlossen und der Iinke mit einem Bogen versehen
wurde (Abb. 3). Die ursprüngliche Weite des Durchlasses ist daran erkennbar, daB.çlie
sskundare Mauer um einige cm. zurückgesetzt ist, so daB die Wangen der alten Off-
nung noch sichtbar sind. Der zweite Durchgang bestand aus einer schmalen Treppe
(Abb. 4). Kurz hinter der Treppe knickt Mauer II in Richtung auf die weiter oben Iiegen-
de Mauer III um, bricht aber schon nach wenigen Metem ab. Die Verbindung zwischen
den Mauern ii und III wurde durch ein Gebaude hergestellt, dessen ursprüngliches
Aussehen und Funktion aus dem heutigen Zustand kaum noch zu rekonstruieren sind.
Lediglich die noch teilweise autrecht stehenden Türwangen deuten daraut hin, daB es
ein geschlossener Raum war.
Östlich und tast genau gegenüber dem bogentörmigen DurchlaB durch Mauer ii
sind die Ruinen einer Struktur erkennbar, die in Verbindung mit Mauer i zu stehen
scheint. Auch dieses Bauwerk scheint eine Art Tor gewesen zu sein; es war zweigete-
ilt, und einige gebogene Architekturteile, die verstreut in der Umgebung liegen, deuten
daraut hin, daB auch dieser Durchgang mit einem Bogen versehen war. Durch ihn tühr-
te sicher eine StraBe zu dem DurchlaB in Mauer ii und damit in das Zentrum der
Oberstadt. Mögliche Öffnungen in Mauer III sind hingegen noch nicht erkennbar.
Unter historischen Gesichtspunkten ist die auBere Mauer, Mauer I, am interes-
santesten. Wahrend die unteren Quaderschichten ziemlich gut gebaut sind, bestehen
die oberen, anscheinend vollstandiq, aus Spolien, die teilweise von hoher Ouatitat sind
(Beispiel: Abb. 5). Die Ursache tür diesen Bruch in der Mauertechnik ist nicht eindeutig
testzustellen; man denkt zunachst an hastig ausgetührte Reparaturen nach einem Erd-
beben. Kibyra wurde in der Tat dreimal von verheerenden Erdbeben heimgesucht,
narnlich in den Jahren 23, 139 und im 6. Jh. n. Chr. Die beiden ersten Beben sind als
AnlaB tür mögliche Reparaturen dieser Artr sicher auszuschlieBen, da in beiden ı
genügend Zeit und Geld vorhanden waren, die Mauem "ordentlich"· wiederherzustel-
len. Besonders in den Jahren nach 23 n. Chr. vertügten die Kibyraten über genug Geld
tür solche Zwecke, erlieB Kaiser Tiberius der Stadt doch aut drei Jahre samtllche Ste-
uern-. Glücklicherweise tanden sich an einer Stelle der Mauer zwei wiederverwendete
Basen mit Inschriften. Die Texte sind Ehreninschriften tür Tiberius Claudius Flavianus,
einen der reichsten Bürger Klpyras im 2. Jh. n. Chr.
5
. Durch die Angabe einer Jahres-
zahl nach der kibyratischen Ara sind die beiden Inschriften in die Jahre 182/3 bzw.
185/6 n. Chr. datiert. Damit ist ein terminus post quem tür die Verwendung dieser Ba-
sen und wohl auch der übrigen Spolien gegeben. Es scheint mir am ehesten vorstell-
bar, daB die Spolienmauer aut einem vorhandenen Unterbau aus reqelrnaôlqen Qu-
adern zu einem noch naher zu bestimmenden Zeitpunkt in Hast zur Verteidigung der
Stadt errichtet wurde. Es muB also eine Notsituation gegeben haben, die die Einwoh-
ner von Kibyra zu dieser MaBnahme zwang. Nun wissen wir, daB es in den 70er Jah-
ren des 3. Jh. n. Chr. zu ı in Isaurien und Pisidien kam, mit deren Unterd-
rückung ein gewisser Lucius Aurelius Marcianus als dux beauftragt worden war
6
• Ne-
uere Untersuchungen haben gezeigt, daB diese Unruhen sich bis ins Grenzgebiet von
Pisidien und Lykien erstreckt haben müssen; unter anderen war auch die Stadt Ter-
messos betraffen, die nicht weit von Kibyra entfernt liegF. Der dux L. Aur. Marcianus
wird auch, wenn meine Interpretation richtig ist, mit einem Epigramm in Kibyra geehrt
8
,
4 Das berichtet Tacilus, Annalen LV 13, 1; vgl. Th. CorslenlTh. Drew-Bear/M. Özsait, Epigraphica Anatolica 30, 1998,49.
5 I. Kibyra i (s.o. Anm. 1) Nr. 45 und 46.
6 M. Chrtstol, Chiron8, 1978, 529-40; H. Brandl, in: G. Bonamenle/N. Duval, HistoriaeAugustaeColloquium Parisinum
(Macerala 1991) 87-9.
7 M. Zimmermann, ZPE 110, 1996,265-77.
8 i. Kibyra i (s.o, Anm. 1) Nr. 65.
230
und so lst es naheliegend, anzunehmen, daB auch Kibyra von den Autstanden in Bed-
rangnis gebracht wurde, was dann zur schnellen und sorglosen Errichtung einer Ver-
teidigungsmauer geführt hat, In der Not schreckte man, wie in solchen Zeiten üblich,
nicht davor zurück, selbst Architekturteile einst reprasentativer Bauwerke und sogar
Basen mit Ehreninschriften für verdiente Bürger dafür zu verwenden.
Neben der Untersuchung der Mauern führten wir eine kurze Begehung der Hü-
gelkuppe durch, die den höchsten Punkt von Kibyra darstellt; er befindet sich oberhalb
der beiden Theater. Dort konnten die Reste von zwei Gebauden ausfindig gemacht
werden, von denen eines eine Kirche lst. Die Bestimmung des zweiten Bauwerkes ent-
zieht sich jedoch noch unserer Kenntnis, aber es scheint sicher, daB es ein wichtiges
öffentliches Gebaude gewesen lst, denn auf seiner Mauer oder auf einem in seiner Na-
he aufgestellten Stein war unter dem Proconsul Publius Petronius im Jahre 31/2 n.
Chr. eine Ehreninschrift tür Kaiser Tiberius aufgezeichnet wordens,
Einige wenige Tage waren einem Survey im Umland gewidmet. Dabei kamen
u.a. die folgenden Inschriften zum Vorschein:
1. Grabinschrift für Enas und Platon, gefunden in den Ruinen der Kirche auf der
Hügelkuppe in Kibyra (s.o.):
] ı [c;
] TIAa'trov [
] ı [yu]-
4 ı Kat Eau['t0].
"... der Rhetar .,.
... Platon '"
... für Enas, seine
Frau, und für sich selbst."
2. Fragment eines Architravblocks mit Bauinschrift zweier Architekten, gefun-
den in der Ost-Nekropole von Kibyra:
[nou Kat Zro'ttKOC; KaA[

"... Sohn des ı und Zotikos, Sohn des Kal[-
bauten (dies)."
3. Grabinschrift für den Maler Philetos, gefunden in ı (nördlich von
Kibyra):
4
'EAlttC; Knoiou
't0 &VOpt ı
't0 çcpypacpcp
IlV111·HIC; ı
.Etpls, Tochter des Kasios,
für ihren Mann Philetos,
den Maler,
zum Andenken."
9 r. Kibyra r (s.o. Anm. 1) Nr. 3.
231
Abb.1
Abb.2
232
Abb.3
Abb.4
233
234
ARTViN iLi-çORUH VADisi'NDEKi TARiHi YOLLAR VE
KÜLTÜR ı ı YÜZEY Ş 2002
Osman AYTEKiN*
Bu ı ikincisini ş ğ yüzey ş ı ı ı konusut: Çoruh Nehri
ı ı ı ş hidro-elektrik ı baraj ve HES ş ı içe-
risinde yer alan ve ı gelecekte sular ı kalacak olan kültür ı ı ile tarihi
ı tespit ve incelemelerinden ş ı
Söz konusu ş ı T.ç..Kültür ı ğ ı ı ve Müzel.er Genel Müdürlü-
ğ izinleri çerçevesinde, TUBITAK, ı Döner Sermaye ş Merkez
ğ ve YYU Bilimsel ş ı Projeleri ş ı ğ ı ı ı ı 1 ğ
Eylül 2002 tarihleri ı 9 ş ş uzman grubuyla ş ş
2002 ı ı ş ı sezonunda; ı ı sürmekte olan ı Borçka ve Deriner
baraj ve HES ş ı daha ı olarak ı ı henüz ş ı ş bu-
lunan Artvin ve Yusufeli baraj ve HES ş ı ise ı ğ ı
ı ş ve sonuçta; 5 ev, 3 köprü, 3 türbe, 3 ş 2 cami, 2 kilise, 1 ğ ve 1 aras-
ta plan ı ş ı tarihi Batum-Ardahan ş vadi boyunca de-
vam eden patikalar ve ş Çoruh ı ğ ı üzerinde ş Artvin-Batum
ğ ı ı ı ş ı ı ı ı ı qüzerqah: ş ı ş ı ı ş ı ı ya-
ı ı etnografik nitelik ş ı ş objeler üzerinde de ş Bir ğ tara-
ı ı ilk kez saptanan buradaki kültür ı ı baraj ş ı çerçevesinde ele
ı ı ş ve iyi durumda ı ı ı ı ı ı ı ı ş ı
MURATLI BARAJ SAHASI
2001 ı ı bildirimizde ğ üzere, 01.09.1999 tarihi itibariyle temeli ı
ı ı ve HES ş ı ı ı ı ğ bir tempo ile devam edilmektedir. Bir
\
Yrd. Doç. Dr. OS[Tlan.AYTEKiN, Yüzüncü ı Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Sanat Tarihi Bölümü ğ Üye-
si 65080 Van-TURKIYE
Artvin ve ilçelerindeki sanat eserlerinin ş ı ı ı yönelik ş ı ı 1997 ı ı ş ı ş ve hiç ak-
. ı ş 2001 ı ı itibariyle de Çoruh Nehri ı kültür ı ı ı tespiti. ve incelemesi
yürütülmektedir. Bkz. O. Aytekin. "Artvin-Türk Dönemi Yüzey ş ı ı ı Ilk ş ı ı (1997-2001) Uzerine Bir De-
ğ 6. ğ veTürkDönemi ı SonuçlanveSanat Tarihi ş ı Ş Bildiriler, Kayseri, 2003,
s. 111-121; O. Aytekin, "Artvin lü-Çoruh Vadisindeki Tarihi Yollar ve Kültür ı ı Yüzey ş ı 2001", 24. Ulus-
ı ı ş ı ve Arkeometri Sempozyumu, 27-31 ı 2002, Ankara, 20. ş ı Sonuçlan ı
C. i, Ankara, s. 1-16.
2 ş ı ş ilgi ve desteklerini ğ .Kültür ı ğ ı ı ve M.9zeler Genel Mü-
ğ TUBITAK AR-GE ş Daire ş ı ğ ı TUBA-TUKSEK IstanbulOfisi'ne, YYU Bilimsel ş ı
ma Projeleri ş ı ğ ı Artvin ğ Artvin ii Kültür ğ Artvin Milli Emlak ğ Artvin Ka-
dastro ğ Artvin Belediye ş ı ğ ı Zeytinlik Köyü Muhtar!. Yusuf Demirel'e, Oruçlu Köyü ı
Mustafa Çelik'e, Kömürlü Köyü ı Halis ı ı Tarih ğ Halil Ozdemir'e, Mehmet Kaya'ya, Yüksel ı
ı Murat Demirel'e, Muslafa Erdem'e, ı Erdem'e, Cemal ş Süleyman Çelik'e, Ş Ali Bayraklar'a,
Ş Altun'a, Mustafa Tunç'a, ş ğ Mustafa ş ı Selim ı ve ı ı ı ğ ı kültüre
ı Artvinli ş ş ı ı ı özverili ı ve özellikle ğ Gör. Arkeolog Hanefi Biber, Sa-
nat Tarihçisi Erkan Koç, Kameraman Y. Emre Aytekin, Orhan Sevimile ş ı Mehmet ğ en samimi
ı ş ı
235
taraftan da su tutumundan sonra ı girecek olan karayolu ğ ı ı tarihi doku ni-
ğ eski Batum-Ardahan ş ş ve yer yer tüneller eklenmek
suretiyle yenileme faaliyetleri sürmektedir. Baraj, ı verilerine göre 96 m. maksimum
su seviyesinde ş ı 16 km. ğ ı Baraj ı ı ı dar ol-
ı ı ş bu qüzerqahta seyrek ş ğ ve ı ya-
ı ı ş ı ş ş ı köyleri ile Borçka merkezinin Yeniyol ve
ı Mahallesi ı ş ı birimlerin önemli ölçüde ğ gözlenmektedir.
2002 ı ı ş ı ı bu saha içerisinde tespit edilen kültür ı ı ş ı
ı Köyü- ş ı Mevkiinde Bulunan Köprü: ı karayolu güzer-
ı Camili yol ş ğ ı ı hemen alt kesiminde, Çoruh ı ğ ı ı besleyen ve Borç-
ka-Karagöl'den ğ ı ı alan ı Deresi'nin üzerinde, ğ ı ğ bu-
lunan köprü; tek gözlü, yol ş ğ olan, kemeri düzgün kesme ş ğ ı
ı ı ı ı ş olma üzere ve kireç ı ı ı ı ile ş ş küçük bir köp-
rüdür. Tabiiyesi, 16.30 m. ğ ve 2.23 m. ş ğ sahiptir. Kemer ı ı ğ ı ise
10.30 m.dir (Çizim: 1). Yan ı ı ı tabiiyesinin ş ş de ı
ş Günümüzde ı ğ durumda olmakla birlikte, üst ı ba-
ş ı Cumhuriyet Döneminde ı betonarme köprüden ı metruk duruma gel-
ş Uzerinde herhangi bir kitabesi yoktur. Muhtemelen, ı ı Batum-
Artvin ğ ı ı yaya-kervan yolu için XiX. ı ı ı ı ş ı ı (Resim: 1).
BORÇKA BARAJ SAHASI
2001 ı bildirimizde ğ üzere 01.09.1999 tarihi itibariyle temeli ı
ı ı ve HES ş ı ı ı ı ğ bir tempo ile devam edilmektedir. Mu-
ı ğ gibi bir taraftan da, su tutumundan sonra ı girecek olan kara-
yolu ğ ı ı ş ı 12 km.lik ı ı üst ı ı araç ğ ı ı ş bulun-
ı Baraj, ı verilerine göre 185 m. maksimum su seviyesinde ve ş ı 28
km. ğ ı Borçka ile Artvin ı ı ş bu bölümde, Çoruh vadi
ı ı ile Borçka ı göre daha yayvan olmakla birlikte, köy ş
nin vadi ı daha yüksekte ı baraj ı ı etkisinden ı kur-
ı ş ı Buna ğ Bqrçka Ilçesi'ne ğ ı ı ı ı Ibrikli ve Adagül
köyleri ile Artvin Merkez Ilçe'ye ğ ı Tütüncüler, ı ı ı ı Erenler, ş ğ ı ı
ı ı ve ı gibi ş birimlerinin etki ı ı gözlemlenmekte-
dir. Ozellikle bu güzergahta bulunan ı küçük mahallelerin, karayolu ı ş ı
ı ş istimtak edilerek tahliyeleri ğ ş ı Bir bölümü daha önce kara-
yolu ı ş ı ı ı ortadan ı ş bulunan tarihi Batum-Ardahan ş
ı korunan Katiphanlan mevkiinden sonraki ı ı ı zamanda ı
olan yeni karayolu ı ş ı ile ğ ş ğ ı ş ı 2002 ı ı ş ı ı
bu saha içerisinde yeni bir kültür ı ğ ı ı ş ı
DERiNERBARAJSAHASI
2001 ı ı sonuç raporunda ğ üzere, 08.01.1998 tarihi itibariyle temeli ı
lan Deriner ı ve HES ş ı ı ı ı ğ bir tempo ile sürdürülmektedir. Ay-
ı ğ iki baraj ı ğ gibi, baraj ş ı ı Berta Köprü-
sü'ne kadar devam eden 23 km.lik yeni karayolu, ı durumda bulunan tarihi Batum-
Ardahan ş takip etmek suretiyle araç ğ ı ı ş ı Böylece, bu.güzergah-
ta bulunan tarihi yol ğ ı orijinal dokusunu tümüyle ş Baraj, ı verilerine
göre 395 m. maksimum su seviyesinde ve ş ı ana kol 40 km., yan kollar ise 30
km. olmak üzere toplam 70 km. ğ ı Baraj ı Artvin Merkez
Ilçe'ye ğ ı ı ı Kalburlu, Zeytinlik, Oruçlu, ı ı ğ
Köseler, Derinköy, Dikmeli, ş ğ ı Maden, ı Çimenli, Sakalar, Ortaköy, ğ ı
lar; Yusufeli'ne ğ ı Cevizli, ı ş ı Zeytincik; Ardanuç'a ğ ı ş
ı ğ ı ı gibi köy, mahalle ya da ğ ı ı ş ı 2002
ı ı ş ı ı bu saha içerisinde tespit edilen kültür ı ı ş ı
236
Abdurrahman Erdem Evi ğ Evi): Artvin Merkez ilçe'ye ğ ı Zeytinlik Kö-
yü, ş ğ ı Mahalle'de bulunan konut; ş ve ş malzemenin ı ı ile ş edil-
ş olup, zemin üzeri iki ı ve ı ı ı On cephesi ğ yönünde olmak üze-
re ğ ı ğ hafif meyilli bir arsa üzerinde bulunan evin arka bedenini
mahalleye ş ı ğ patika yol, ğ yönünü ı ı üstü merekten ş ya-
ı sol üst ı ş ı ı ı ı ön ı ı ı ise tuvalet çevrelemektedir. Zemin; 11.00x10.05
m. ölçülerinde kare plana sahiptir. Güney ı ı sonradan ı tadilatlar ı gü-
nümüzde konut olarak ı ı Konutun, zeminden ş ve içten birinci kata
ı ı ş ı ı ğ ı ise, arka bedeninde ı ş ı ş ve ğ
ı ı ı sahip yan yana iki oda ve önünde üç ş direk üzerine otur-
ş iki ı ı toprak zeminli ve ş ı avlu (sofa) yer ı Birinci
kata ı ı ş toprak zeminli avludan ı ş merdivenle ğ ı ş ı Onde süs-
Iemeli dört ş direk üzerine oturan güney yan cephesi ı ğ ı ı ı ı ş
ı ş Kuzey yan cephesi ve ı güneye ğ ön ı ı cepheden ı ş
ş ı ı yapan balkona sahip bir çardak; arka bedeninde ise, süslemeli ı sö-
velerine sahip birer ı ile çardaga ı arka bedeninin ş duvar içine ş
ş ocak ve ı gömme ı bulunan, ı güneydeki oda ğ ı ı sol
ı ş ş ş dikdörtgen formlu gömme banyosu ve ş sol ve ğ
ı dolap ve yüklüklere sahip, ı ı sadece yan cephelerine ı ikili
ve üçlü pencerelerle ğ yan ş birer dikdörtgen ı oda ile ı
ı daha küçük ş ambardan ş ı Bu ı ı arka beden ı
tümüyle ş yan beden ı ise ş ı karkas, ğ ı ı ise tümüyle ah-
ş malzemeden ş ş Birinci kattan üst ı ı ş ğ ı orta ı ı
ve güney balkon içerisine ş ş iki ş merdivenle ğ ı ş ı Genel dü-
ş biçimi birinci katla ı ı ı ı olarak; ğ ı güney yan ı ı ı ş
ş ı ı ı balkon ş ı söveleri süslemesizdir, oda ı ı ı göm-
me dolaplar ı ş ı ve banyoya yer ş ı oluklu (alaturka) kiremitle
örtülüdür ve arka bedenin her iki ş ikili ve üçlü olarak yüksek olmayan ve ı
men ş bacalar ş ş Uzerinde herhangi bir kitabesi bulunmayan ya-
ı ı ı gelme Abdurrahman ı bir ş ı ı ı ı ı ğ ı ve köyün
ı en eski evlerinden biri ğ ş ı ı XViii. ı ı Döne-
mi ı ı olarak tahmin ğ konut, zeminin bir ı ı hariç orijinal dokusunu koru-
makta ve 1931 ı ı beri ş ı
Cemal ş Evi: Artvin Merkez ilçe'ye ğ ı Zeytinlik Köyü ı Mahalle'de
ğ ı Mahallesi) bulunan konut; ş ve ş malzemenin ı ı ile ş
ş olup, zemin üzeri iki ı ve ı ı ı ı On cephesi ğ yönünde olmak
üzere, ğ ı ğ hafif meyilli bir arsa üzerinde bulunan ev arka taraftan
mahalleye ş ı ı ğ patika yol, ğ yanda tuvalet, sol yanda ş evi, ön ı
ı ise meyve ğ ı ş bahçe ile ş Zemin; 9.15x9.00 m.
ölçülerinde kare plana sahiptir. ı iki ana bölümden ş ı Arka yönde, av-
luya ı yan yana üç oda, önde ise serbest duran üç ş direk üzerine oturtul-
ş ğ yan ı boyunca büyükçe bir ğ ı yer ı ğ ı ğ iki yönden ı top-
rak zeminli ve ş ı büyükçe bir avludan ş ı Buradaki üç odadan or-
tadaki daha dar ş ve günümüzde evin kileri olarak ş görmektedir. Cephe-
leri ı ş ş duvarolan her iki yandaki ı beden ı birer
ocak ve ı küçük dolap ş yer ş Sadece güney yönündeki oda-
ı ı ş ı bir penceresi ı ş ı her iki ı avlu yönlerine ı küçük birer
pencereleri ı Günümüzde depo olarak ş gören her iki yandaki büyük ı
ı ş ı ı yerleri ve sebze-meyve ile süt mamullerin ş ğ mekanlar olarak kul-
ı ı ğ ı ş ı ı Birinci kata ı ı ş zemin avlusunun ğ ş ı
ş merdivenle ve ı ş güney cephesine eklemlenen balkon ı ı ğ
ı Genel plan ı ı zemin ı ile ı benzerlik göstermektedir. ı ı
olarak; ğ ı ş ı hale ş ı ı ı ön ı ı korkuluklarla
ş Güney ı orta yerine bir ocak ş ğ ş
çardaktan ş ı ı ı günümüzde ı ı olmayan bir tuvalet ş Arka yöndeki
237
ı orta ı ı ambar olarak ı ve ğ ı küçük boyutlu ı
ya sahiptir ve penceresi ı ı her iki ı yan cephelerine
ş pencere ı ı ş ı Arka beden ı birer ocak ve her iki ı gömme
dolaplar ş ş Güney yöndeki ı misafir ı olarak ı ı ğ ı ş ı
ı Çünkü bu kata ı ş ş ğ bu odayla ı ı ı ş ı ı
ğ ı ikinci ı ı ı sol ş yüklük, ğ ı ğ ş ise ı da-
ire biçimli gömme banyo ş ş Arka beden ı tümüyle ş yan cephele-
ri ise ş ı ı ğ ı ı tümüyle ş ı Ikinci kata ise, birinci kat
ğ ı güney cephesinden ı ş merdivenle ı ı ı Plan biçimi, birinci kat-
la hemen hemen ı ı Onemli bir ğ ş olarak, ğ iki yönden balkan eklen-
ş Ortadaki ambar ş beden ı ı ı dar bir mekan elde
ş Kuzey yandaki oda ş bundan ı da güney yandaki oda küçül-
ş ve ğ yan adadaki iki pencereye ş ı ı buraya bir pencere ı ş ı Birin-
ci katta ğ gibi ı özellik gösteren banyo, ocak ve ş sadece büyük odada uy-
ı ı ş ı ı ı ş ş ı ı yapan ı ve oluklu kiremitle örtülüdür. Bacalar arka
bedenin her iki ı ve kuzey ön bölümünde yükselmektedir. Kitabesi bulunmayan
ı ı XiX. ı ı Dönemi ı ı ğ söylenebilir. Süsleme ı ı sa-
de, orijinal dokusunu koruyan ve halen konut olarak ı olan yörenin tipik ev-
lerinden biridir.
Ali ğ ı Evi: Artvin Merkez ilçe'ye ğ ı Zeytinlik Köyü ı Mahalle'de bulu-
nan konut; ş ve ş malzemenin ı ı ile ş ş olup, zemin üzeri iki kat-
ı ve ı ı ı ı On cephesi ğ yönünde olmak üzere, ğ ı ğ
düz bir arsa üzerinde bulunan evin arka ı mahalleye ş ı ı ğ patika
yol, ğ ı ş evi, önü bahçeye ı ve ğ ş tuvaleti olan, sol ya-
ı ise ı ı üstü merek yer ı Zemin; 1O.25x9.1 Om. ölçülerinde kare
plana sahiptir. ı iki bölümden ş ı Arka yönde; avluya ı yan yana
üç oda, önde ise serbest dört ş direk üzerine ş sol yan ı boyunca
ğ ı yer ı ğ ı ğ iki yönden ı toprak zeminli ve ş tavan ı büyükçe bir av-
lu (sota) yer ı Buradaki üç odadan ortadaki daha dar ı ş ve günü-
müzde evin kileri olarak ı ı Cepheleri tümüyle ş olan her iki ı
büyüklükleri birbirine ş olup güney yandaki iki, kuzeydeki ise bir mazgal pencere ile
ı ı ı ş ı ı güneydeki ı beden ı ortada ocak, her iki ı
da birer ş dikkat çekmektedir. Yan odalar günümüzde depo olarak ı ı
Birinci kata ı ı ş bodrum avlusunun ğ ş yükselen ş rnerdivenle ğ
ı Genel plan ı ı zemin katla ı özellikler göstermektedir. Ondeki
ğ ı her iki ı ı hale ş ve kuzey yönünde ı balkon ş
ş ğ yanda da bir ı ı ş ı balkonumsu bir yer izlenmektedir. ı
ş olan ğ ı ön ı ı ş korkuluklarla ş Çardaktan girilen
ortadaki ambar tümüyle ı ş ı ı ş Her iki yandaki ı yan yüzeyleri-
ne ikili pencereler ş ş Arka beden ı ortada ocak, iç yanlarda bi-
rer gömme dolap, ı ş yanlarda ise daire biçimli gömme banyolara yer ş Oda-
ı arka bedenleri ş ğ bölümleri ise ş ı ı Yan cepheleri çamur
ı ı ve ı ı ğ ı ı ı tümü ş ı Ikinci kata ise birinci kat ğ ı
güney cephesinden ı ş merdivenle ı ı ı Plan düzenlemesi birinci katla
büyük benzerlik göstermektedir. ı ı olarak; ğ ı ön ve güney yana devam
eden balkon ş Ortadaki ambar ş Her iki ı arka beden du-
ı ocak ve banyolar ı ş ı Sadece güneydeki odaya bir gömme dolap
ş ş ş ı ı oluklu kiremitle örtülüdür. Bacalar, arka bedenin her
iki ı yükselmektedir. Kitabesi bulunmayan ı XIX. ı ı Dönemin-
den ı ı Süsleme ı ı sade, orijinal dokusunu koruyan ve ı kira-
ı ı konut olarak ı yörenin tipik evlerinden biridir (Resim: 2).
Osman Akalin Evi: Artvin Merkez ilçe'ye ğ ı Oruçlu Köyü Emingiller Mahalle-
si'nde bulunan konut; ş ve ş malzemenin ı ı ş ş olup, zemin
üzeri iki ı ve semerdam ı ı ı On cephesi ğ yönünde olmak üzere, ğ
ı ğ ı hafif meyilli bir arsa üzerinde bulunan evin sol ı ı ı ı üstü me-
238
rekten ş ı ı tuvalet, arka bedenini mahalleye ş patika yol, di-
ğ iki ı ı ise meyve ğ ı ş bahçe ş Zemin kat;
11.07x8.57 m. ölçülerinde dikdörtgen plana sahiptir. ı ı ı ş duvar ör-
gü ile ş zemin kata ş yan ve ön cephesinden ğ ı ş ı ve iki bölüm
ş ş Beden yönünde, ı eyvan ş olan ve her iki ı
avluya ı ve yan ı birer pencereleri bulunan ş ı ş
bölüm ile önde güney yan ı büyükçe bir ğ ı ğ ş birinci
kata ı ı ş ğ ş merdiveni, iki yönden ı ş ı ı ı bulunan ve sade-
ce ğ ı ş üç mazgal pencere ile ı ı ı ğ toprak ta-
ı ş tavan ı büyükçe bir avludan ibarettir. ı arka sol yandaki ı içi-
ne sonradan betonarme bir zeytin ş havuzu ş Bu birimler günümüzde
depo ve kiler olarak ı ı Birinci kata ı ı ş iç avludan ş merdivenle
ğ ı Genel ı zemin kata benzerlik göstermektedir. Iki bölüm ha-
linde ş bu ı ı arka yönünde ortada ambar, her iki ı ise birer
oda ı ğ ı her iki ı arka beden ı simetrik ola-
rak ı ş ş daire biçiminde birer gömme banyo, iç ş ise birer gömme
dolap ş ş Yan cephelerinde ikili mazgal pencereler ı ı ı ş ı ı kapa-
Ii ı ı ş ı önü ı tutulan öndeki çardak ise odalardan daha büyük alana
. sahiptir. Kuzey yan ı bir mazgal pencereye ve üste yükselen ş bir mer-
divene ş ı ı güney yan ı ocak ve dolap ş yer ı Bu ı beden
ı ş yan ı ş ı karkas, geri kalan ı ı ı ise ş ı Günü-
müzde ş olsa da, cephe yüzeylerinin ı ı ğ ı izlenmektedir.
Ust kata ı ı ş birinci kat ğ ı ş ş merdivenle ğ ı
Plan düzeni ı ı birinci kata benzerdir. ı olarak; ocak bölümü hariç ğ ı
yan yüzeyleri ı ş ve ön yüzden sol yana ğ devam eden balkon eklen-
ş ocak ve dolaplara yer ş Her iki ı pencere yönüne,
ğ ı ğ uzanan ş sekiler ş ve kuzey yandaki ı
pencere ı bir gömme dolap ş ş ğ ı ğ ı bulunan oca-
ı ı gömme dolap ı ş ı ş ı ı oluklu kiremitle ş
Baca, sadece ğ ön ı üstünden yükselmektedir. Kitabesi bulunmayan ı XX.
ı ş ı ı Döneminde ş ş ı ı Süsleme ı ı sade,
ş ı ı özensiz olmakla birlikte orijinal dokusunu koruyan ve halen ı ta-
ı konut olarak ı olan bir ı ı .
Su ğ ğ ğ Artvin merkezine ğ ı Oruçlu
Köyü'nün hemen üstünde köyün, sulama suyunun üzerinde ve dar vadi içerisinde yer
ı Bu ğ ş biri alt ikisi üst ı ı olmak üzere üç ı ğ
men daha ı Bunlardan üçü ı ı ş ı durumda iken, birisi tümüyle
ş ğ tümüyle ş malzemeden ve ı ğ ı ı ş olup
ğ ı ğ ı ana mekan 2.40x2.15 m. ölçülerinde kare plana sahiptir.
Onde ı ile ğ ı ı balkonu, altta su ı ğ arka kesimde ise su ğ yer
alan ğ semerdam ı ile ı ı orijinalde bedevra ş ör-
tü, kiremit) ile ı iken, günümüzde sac ile ş ğ cephesine ı bir ka-
ı ile girilen ğ iç ı önde un depolama yeri, üst ı daire formun-
da üst üste ikili ğ ş ı ve daha üstte ise ğ malzemenin ğ ı ı
dan ş ı Ust ı ı ı ş üstten içe ğ daralan.. ve iç bölümü ı ı ko-
lay ş ş ğ için "V" ş dizayn ş Uzerinde herhangi bir kita-
be bulunmayan ğ XX. ı ş ı ı ı ş ğ ve ı yenilemeler-
le günümüze orijinal durumda ş ı ğ ı ş ı ı Eskiden bütün köy ş
rinde rastlanan bu tür su ğ ğ ı yeni ş ı çerçevesinde ş
yitirerek, her geçen gün ortadan ı ı gözlenmektedir.
Tam olarak Deriner baraj ı içerisinde ı ş ı ı bu güzergahta
bulunan ve daha önce ı ş ı ı eski Ardanuç'un rnerkezi.tarlhl Adaka-
le'de incelemeler ı ı ş ve üç türbe, iki ş bir ş ı bir kilise ve bir arasta
ğ ı ı ş ı
239
iskender ş Camii ı Türbeler: Günümüzde Ardanuç ilçe merkezine
ğ ı mahalle durumuna ş Adakale; ı surlarla çevrili ş ile hemen üst
kesiminde yükselen kaya kütlesi üzerinde ş iç kaleden ş ı Yörenin,
ğ ş ı Dönemi boyunca da yönetim merkezi ş önemli
bir tarihsel. ş sahip ş yeridir. Her üç türbe de, mahalle merkezinde bulu-
nan tarihi ı ş Camii'nin ı cephesi ile ı ı ı ş olarak düzenlen-
ş
Bunlardan en ğ caminin ı ş ile organik ğ ı olan, 7.07x7.07
m. ölçülerinde kare plana sahiptir. Türbeye, caminin son cemaat yerine ı ğ
cephesinde yer alan bir ı ile girilmektedir. ğ üç yönde, alttakiler dikdörtgen, üst-
tekiler daire formlu pencerelere yer ş Iç mekan, pandantif ş kubbe ile ör-
ş Cephe duvartari ı ı ş üzeri sonradan ı ı ş olan kubbe ise ğ
la ile ş Içinde, ğ ı ğ sonradan dizayn ğ ş ı
dikdörtgen koruma ı içine ı ı ş ve ş ş iki mezar yer almakta-
ı ı kaynaklarda Hatice ı Türbesi diye geçen
3
bu ı ı kimlere ait ğ
kesin olarak bilinmemektedir. ş ı ı üzerinde bulunan kitabesi ğ için tam
ı Kitabeden, Vezir Sefer ş (1625-1652) ı ı ı ile yö-
rede yöneticilik yapan ı ı mensup ş ait ğ ve muhteme-
len XVii. ı ı ı ı ş ğ söytenebllir'. ı ı ı ve ı ı ş
ikinci türbe ise, birinci türbenin ı ş ı ı ı ş olup güney
cephesinden ı bir ı ile girilmektedir ve sadece ğ ve ı ı ş
tirilen birer pencere ile ı ı ı ş ı 5.46x4.95 m. ölçülerinde kare plana sahip türbe,
pandantif ş kubbe ile ş ı ı Ali ş Türbesi olarak göste-
riise de
5
, üzerinde herhangi bir kitabenin ı ş ı içinde ı yer ı ş ı ve
güney ı önünde ğ ı ğ ş sekinin ı ğ ı türbeden çok, tür-
bedara ait bir mekan ğ akla getirmektedir. Malzeme ve ş ı ı birin-
ci türbe ile ı özellikleri göstermektedir ve muhtemelen de ı dönemden ı ı
Üçüncü türbe ise; caminin güney ş ı ı cephesine ş ş
olup ı ş ş ı ve ğ ş ı bir pen-
cere ile cami harimi ile ı ı ı ş ı ı güney cephesinin orta ekseninde yer
alan alttaki büyük, üstteki küçük iki pencere ile de iç ı ı ı ı ğ
ı ş ı 6.. 23x6.10 m. ölçülerindeki kare ı mekan, pandantif ş kubbe ile örtül-
ş Içteki ı düzeni define ı ı ı çok ı ı 2002 ı ı ba-
ı tahrip ş Orijinalde, ğ ı ı bir biçimde ı dört me-
ı var ğ söylenmektedir. Günümüze bunlardan sadece biri, ş olarak
ş ş Buradaki mezarlardan birine ait olan ve ı yere ş ş durum-
da olan ş bir ş üzerinde H. 1109 (M. 1697) tarihi ı ş ı ı ı
da, Süleyman ş Türbesi olarak gösteriise de
6
bunu ğ herhangi bir bel-
ge ı Malzeme ve ş ı ı ğ türbelerle ı ı En ı sü-
rede restorasyona ı ı
Adakale ş Kanuni Sulatan Süleyman ı ı ı ı ğ ı üzerindeki
kitabesi ile bilinen kale ı ı geçildikten sonra, ana yolun sol ı ı Bülbül'e
ait ı ı cephesinde, ön yüzü ı bakar durumda yer ı ş durumda
olmayan ş 1.65 m. ğ ve 1.95 m. ğ olup ikili sivri kemeri e
3 Türkiye'de ı Abide/er ve Eski Eser/er-Artvin ili, Ankara, 1984, s. 25-26.
4 1964 ı ı ı ı inceleyen ğ M. Adil Özder, bu kitabeden ı Sefer ş ve Yusuf ş ı ı ı oku-
ğ belirtmektedir. Bkz. M. A. Özder, Tarihte ı ğ ve Torun/art, Erzurum, 1971, s. 86. 1998 ı ı
yörede ş ı yapan Prof. Dr. Gönül Cantay ise, buradaki kitabeyi ı Vezir Sefer ş 1551" ş oku-
ş Bkz. G. Cantay, "Eski Ardanuç'ta ı ş Külliyesi", Prof. Dr. Zafer Bayburt/u ğ ı
rt, Kayseri, 2001, s. 103. Bizim incelemelerimizde söz konusu kitabeden ı Vezir Sefer ş Kad Bena" ibaresi
ş Alttaki tarih verecek bölümü adeta ı tahrip ş Bu durumda, Sn. Prof. Dr. Gönül Can-
ı lürbe için 1551 tarihini nereden tespit ğ ş ı ı ş ı
5 Türkiye'de ı Abide/er ve Eski Eser/er-Artvin ili, Ankara, 1984, s. 26.
6 Türkiye'de Vakif Abide/er ve Eski Eser/er-Artvin ili, Ankara, 1984, s. 26.
240
belirlenen yüzeye sahiptir. Kemerin içerisinde ş .. kemerle sonlanan bir ş yer veril-
ş ş ı dört adet su oluk yeri ı Ust ı ı altta tek ı halinde sekiz
adet ş kemerden ş ve üstü silmelerle ı süslemeye sahiptir. Kemerler,
düzgün kesme ş ı ve özenli ş ğ sahiptir. Uzerinde herhangi bir kitabesi yok-
tur. Muhtemelen ı ı ı ı ı ı ı ı ş ı ı Met-
ruk ı
Ahmet Orhan Sokak'taki ş ı Adakale Mahallesi'nin üst ı Ahmet Or-
han Sokak'ta, ön yüzü ı bakar durumda yer ı 3.60 m. ğ ve 3.20
m. ğ sahiptir. ı içte 2.1Ox1 .90 m. ölçülerinde tonoz örtülü su depo yeri bu-
ı (Çizim: 2). Meyilli bir arazi üzerinde bulunan ş ana gövdesi topra-
ğ gömülü ı ve üçgen ı ı ı yüzeye sahiptir. Onünde, ğ ı ve ı ş ı du-
rumda olmayan üç adet su oluk yeri ı Yüzeyin her iki ş duvar ş
de ı ş olup, üçgen ı ı ğ ı süslemeli bir silme ile ş ı ı ğ ı orta-
ı kare formlu bir ı ı dikkat çekmektedir. Hemen sol ı kaplama ş ı
ş ş ı Semerdam ı ı ı arka bedenine ı örtü ş ı ş
tur. On yüzünde düzgün kesme ş ğ ı ı ise ı ı ş malzemenin ı
ı ve kireç ı ş ş Uzerinde herhangi bir kitabesi yoktur. ı
da metruk durumda olan ş suyunun, Vashet mevkiinden toprak borularla getirildi-
ğ ve XVIII. ı ı Dönemi ı ı ğ tahmin etmekteyiz. Gerek büyük-
ğ gerekse plan ı ı ünik olma ğ ş ı ı (Resim:3).
Adakale Ş ı ı ı iskender ş Camii ile hamam ı anayolun bitimine
ı üst ı bulunan ş ı her iki ş ş ı 2.00 m. ğ ve
1.70 m. ğ ı plana sahiptir. Günümüzde ı ı ı ş olan üst ı ı 2.30x
2.30 m. ölçülerinde kubbemsi bir biçimde ı Cephelerinde düzgün kes-
me ş kaplama, örtüsünde ise ı ı ş ı ı ş ı ı ı dolan ve üst ör-
tüsü ş olan ş ı ı orta seviyeye ı cephesinde su oluk yerleri dikkat
çekmektedir. Orijinalde, ı ı ş ı ı bir. korumaya sahip ğ ve
camiye ait ş ı olarak ş ğ söylenebilir. Uzerinde herhangi bir kitabesi ol-
mayan ş ı ı muhtemelen XIX. ı ı Döneminde ı ı ı ğ ı söyle-
nebillr". Günümüzde metruk ı
. Adakale ı Kale ş ş ı 25 m. ı 5.20 m. ş ğ
ki ı ş Caddesi'nin her iki ı simetrik olarak ş arastadan gü-
nümüze; sol ı ş ğ ı ise bir adet dükkan ş ş (Çizim: 3). Ay-
ı her iki yönden ı ı devam ğ gösteren ı izleri ı Ori-
jinalde ı kaç dükkandan ş ğ tam olarak bilinmemekle birlikte, özellikle
1950'li ı sonra ş konut ı ı ı ı bu ı ı bir ı ı ı or-
tadan ı ı ı ğ ı ş ı ı Tek kattan ş ı ı tümünde kireç ı
la tutturulan kemer ve kemerin yan ı ı ı düzgün kesme ş ğ ı ı ı ise
ı ı ş tonoz örtülerinde ğ düz ı ise toprak malzeme ı ı ş ı
En iyi durumda olan sol taraftan ikinci ı ş yönünden); içten 5.55x3.05 m. öl-
çülerinde dikdörtgen plana sahip olup, orijinal ı ı ş caddeye ı
ve cephenin tümünü kapsayan ı kemerli ı ı ı ğ ı sahiptir. Zemini toprak dö-
ş ı ise ğ ı ve tonoz örtüye sahiptir. ı ş tümüyle ı olan
mekarun beden ı ı ı üçgen ı ı sonlanan ocak ş ı
Uzerlerinde herhangi bir kitabeye rastlanmayan ı ı kesin olarak hangi tarihte
ı ı ı blünrnernekle birlikte, H 973 (M. 1563) tarihli vakfiyesinde, Ardanuç Kale-
si'ni fetheden ı ş ı caminin hizmetlerinde ı üzere çok
7 ı ı ı ı ğ ı ş Yusuf ş ş Hatice ı ı türbelerin ı ı bir ş yap-
ı ı ğ ı söz edilmekteçlir. Bkz. Ozder, a.g.e., s. 93; H. Özdemir, Artvin Tarihi, Ankara, 2002, s. 110. ş ı
ı ı günümüzde ı ş Camii'nin sonradan ı ı ş çevre ı ı iç yüzeyinde iki adet kitabeli ş
ı Bunlardan bir tanesinde "Tarih-i Ş ı Bin Iki Yüz Doksan" ibaresi ı Bu durumda H.
1290 (M. 1873) tarihli buradaki kitabenin söz konusu ş ı ait ğ ş ı ı Oldukça ş ı ı ş durum-
da olan ğ kitabenin de, Hatice ı ı H. 1157 (M. 1744) tarihinde ı ı ş kitabesi ğ tes-
pit ş Ancak, bu ş hangisi ğ tam olarak ı ş ı
8 Prof. Dr. G. Cantay ı bu ı "Su Maksemi" olarak ı ı ı ş ı Bkz. G. Cantay, a.g.m., s. 106.
241
ı dükkan ı ı ı ğ ı söz edilmektedir. Bu durumda günümüzde metruk du-
rumda olan ve bir ı odunluk ve depo olarak ı ı XVi. ı ı ikin-
ci ı ı ı Döneminde ş ğ ş ı Yörenin tek ı
ğ ş ı ı ve tarihselolarak ı ı ş ı ı ilk örneklerini ı ı
ı ı özenle ı gerekli eserler olarak nitelenebilir (Resim: 4).
ş Kilisesi: Adakele ş alt ı ve sur ı ş ı yer ı
17.40x13.40 m. ölçülerinde dikdörtgen plana sahip olan kilisenin, temel seviyesinde
ı ı ı ş ş ı ğ ş ğ ş durumda
olan 4.48x1.60 m. ölçülerinde tonoz örtülü ş ı ı yer ı Iç ı ı
pastaforion hücrelerine yer ğ ş ı ı Temel seviyesindeki ş olduk-
ça büyük bloklardan ş ı Cephe ı ı iç. ve ı ş ı düz-
gün kesme ş malzemenin ı ı ğ ı ş ı ı Uzerinde herhangi bir kitabe-
si bulunmayan kilisenin, muhtemelen iX. ı ı ı ı ı ı ğ ı
söylenebilir. Metruk ı
ARTViN BARAJ SAHASI
2001 ı ı bildirimizde ğ üzere, "Çoruh ı ş ı qöste-
rilen ancak henüz ı ı ş ı ş olan Artvin ı ve HES ş ı Yusufeli 11-
çesi'ne ğ ı ğ Köyü'nün 3 km. menba taranndan ş Yusufeli'nin Suka-
ş mevkiine kadar ı ı gösterecektir. Baraj, ı verilerine göre maksimum 511
m. su seviyesinde ve ş ı 25 km. ğ ı Yusufeli'ne ğ ı ğ ı
ı Esenyaka, Demirkent, Havuzlu, ı Kömürlü ve Sebzeciler gibi, zeytin
ş olmak üzere verimli araziye sahip köy, mahalle ya da ğ ı ı ş olacak-
ı 2002 ı ı ş ı ı bu saha içerisinde tespit edilen kültür ı ı ş ı
Mustafa Tunç Evi: Yusufeli ilçesi'ne ğ ı ı Köyü (lphan) merkezinde yer
alan konut; ş ve ı ş malzemenin ı ı ş ş olup, zemin üzeri iki kat-
ı ve ı ı ı On cephesi ğ yönünde olmak üzere ğ ı ğ
arka bedeni yüksekçe bir kaya kütlesine ı ı ı ş konumda, meyilli bir arsa üze-
rinde ı Evin önü meyve ğ ı ş bahçe, güney ş ı ı
ş evi, arka ı ı tuvalet ve ı ı arka bedeni ı ı kuzey ı
ise kiler ı ı ile ş Zemin kat 9.00x7.35 m. ölçülerinde kareye ı dik-
dörtgen plana sahiptir. Yatay ı desteklenen düzgün olmayan ş örgülü cephe-
ye sahip zemin kata ş ön cephesinden ğ ı ş olup, iç ı ı ş sol ı
yan yana iki oda ve ortada ş direk üzerine oturtulan zemini toprak, ı ş
olan bir mekandan ş ı ı ı her iki ı mazgal formunda birer pence-
re ı ı ş ı ı kuzey ı ortada ocak, ı da birer ş ş ş
9.55x9.00 m. ölçülerindeki birinci kat, plan ı ı zemin katla ı ı ğ gi-
bi, organik ğ ı da ı Buraya evin her iki ı konan merdivenle ı
ı kuzey ve güneyinde simetrik olarak ş ş birer ı ile ş ğ ı ş
olup, arkada salon (sofa) ve önde odalardan ş iki bölüm halinde ş
Kuzey-güney ğ dikdörtgen ı olan salona; güney yönünden ı ş ı
gesildikten sonra, ş sol ı ş iki kademeli ş merdivenin yer al-
ı ı ı durumdaki ş holüne ait ikinci bir ı geçildikten sonra; kuzey yönünde
ise ı ş ı ğ girilmektedir. Arka beden ı ortada ocak, yanlarda
birer gömme dolaplara ş ı ı kuzey yan ı ı ı ı devam eden ah-
ş seki dikkat çekmektedir. Salona ı öndeki her iki oda, ş büyüklükte ve ben-
zer düzenlemeye sahiptir. Yanlarda ve ön ı ş mazgal pencereler ı
ı ş ı ve ı yanlarda gömme dolaplar, önde ise ocaklar ş ş ş
yönlerinde ş sekilere yer ş olup duvar ş tekne biçiminde banyo
(gusülhane) kabinleri ş ş ş ı karkas olan ı iç ve ı ş cephe
yüzeyleri ı ı ş ı Taban, tavan, pencere ı dolaplar, seki-
ler, ş ı ı ı direkler ş ı Birinci katla ş büyüklükte olan üst kata ı ı ş birinci ka-
9 R. ğ ğ ğ Gazi iskender ş (1492-1571), Ankara, 1989, s. 10-15.
242
ı ş holüne ş ş merdivenle ğ ı ı arka bedenin or-
ta yerine ı ı ile de ğ ı ş toprak zemin geçilerek ı bölü-
müyle irtibat ğ ı ş ı Düzenleme biçimi birinci katla tümüyle ı ı Arka yönün-
de ortada ı ş ı ile ğ ı ı ş holü olan, sol ı ise iki pencere ile ı ş ı
lan merdiven ş ğ ile ı ı yan yana iki ambar ile önde büyükçe bir çardaktan
ibarettir. On adet ş direk üzerine oturtulan tavana sahip; alt bölümü üç yönlü ola-
rak ş çevrelenen ve iç ı ı sekilerin ş ğ ğ ı ön ı ı ı her
iki ı birinci kat ı ı ı ait baca gövdeleri yükselmektedir. Bura-
ı arka beden ı ve güney ı ı ı ı hariç tümüyle ş malzemeden
ş ş ş ı ı oluklu kiremitle örtülüdür. Bacalar, arka sol ve ön
ğ ve sol ş yükselmektedir. Kitabesine göre H. 1216 (M. 1801) tarihli ı ı
ı Döneminde ş ğ ı ş ı Süsleme ı ı sade ı kar-
ş ı ı özenli ş ve kaliteli malzemenin ı ı ile ı ı ı arsa üzerinde tüm gereksi-
nim/ere yer verilen, halen orijinal dokusunu koruyan ve ı konut olarak kulla-
ı olan örnek bir köyevi olarak ı 5.50x4.50 m. ölçülerindeki kiler, evin
zemin ı 1.58 m. daha alt kotta yer ı ve içinde toprak zemine gömül-
ş durumda erzak küpleri ı Evin ı ş ı ş ş ocak, ı ı ve tan-
ı üçü birlikte, ilk kez bu evde ş ı ı ı ı ş ı (Resim: 5).
Kömürlü Camii: Yusufeli ilçesi'ne ğ ı Kömürlü Köyü'nün Ahot Mahallesi'nde, iki
dere ş ğ ı ı ı köy yolunun üst ı ş ı bulunan cami; meyilli ı
ş duvarla tesviye edilmesiyle elde edilen alan üzerinde ı ı zemin
üstü tek ı tek minareli ve ı ı ı ı Arka beden ı ana kayadan ş ze-
min kat; 8.94x5.58 m. ölçülerinde dikdörtgen plana sahiptir. ş ı ş
ş bir ı ile ğ ı Güney ı ı üç pencere ile ı
ı ı ş ı Içerisi, ana ı geçildikten sonra ş ş ş aksam ı ı bö-
lümden ş bir bütün halinde ele ı ı ş ı Günümüzde camiye ait malzemelerin
ğ bu ı orijinalde medrese olarak ı ı ğ ı bilinmektedir. Taban ve ta-
ı ş yan cephe ı ise ş ı Caminin ana rnekanma ı ı ş zemin ka-
ı ş devam eden betonarme bir merdivenle ğ ve ı
ş ş ı ile girilmektedir. ı ş ı cephesi boyunca devam eden
ş direkler üzerine ş balkona yer ş 10.84x1 0.68 m. ölçülerindeki
kare mekan iki bölümden ş ı (Çlzlrn: 4). Kuzey yönünde, her iki yan cephele-
rinde birer ı ve penceresi bulunan dikdörtgen ı son cemaat yeri ı kuzey yö-
nünden ş bulunan harim ı ı ı Harirn, dört bir cepheye simetrik olarak ş
len ş üstte güneyde iki, yanlarda birer olmak üzere toplam on iki pencereyle ı
ı ı ş ı ı daire formuna sahip mihrap ş sade, ş minber ise oyma tekni-
ğ ş ş ş ı ve ı ı ı renklerle ı ş bitkisel süslemeler/e hare-
ı ş ı ğ ı ş ş vaaz kürsüsü yer almakta-
ı Harimin ı ş ı ı da süslemelidir. Içten ı adet ş destek üze-
rine ş olan r U" formunda süslemeli ş sahip mahfile ı ı ş harimin kuzey-
ı ş ş ş merdivenle ı ı adeta ı ş ı
bir kat olarak ı ş ı ı ı boyunca uzanan merdivenli ş balkona sa-
hiptir ve arka bölümündeki son cemaat yeri birinci katla ı özellikler göstermektedir.
Mahfi! bölümüne ikinci bir ş de, bu ı ı geçilerek ğ ı ğ ı boya ile
boyanan ş ı ı iç içe kare çerçevelerden ş ş gö-
bek susüne yer ş ı ş cephe ı ş malzeme ile ı ı ş olup, ı ve ı ş
yüzeyleri ı ı ş ı ş ı ı ı ı örtülüdür. Tek ş
feli ve silindirik gövdeli ş minare; mahfil bölümüne ait balkonun kuzey yönündeki
bitiminde yer alan kare kaideli ş duvar üstüne ş ş ve buradan ı ı ile gi-
ş ğ ı ş ı Ş ve ı ı ş sac kaplamaya sahiptir. Harim ş ı ğ
yan ı konan kitabesine göre caminin H. 1291 (M. 1874) tarihinde ı Dö-
neminde ı ı ı ğ ı ş ı ı 1991 ı ı ı ı ş olmak üzere tadilat ge-
ş ı orijinal dokusunu büyük ölçüde koruyan ve özellikle lçtekl ş süsle-
meleriyle dikkat çeken; ı ı ş ikili balkon ı ve ı durum-
daki son cemaat bölümleri ile adeta üç ı görünümdedir. Zemin ı ı ş cephesi-
ne ş abdestlik ve ğ cephesinin ı ı bulunan tuvaletler yenidir. Iba-
dete ı ı (Resim: 6).
243
Sebzeciler Camii: Yusufeli ilçesi'ne ğ ı Sebzeciler Köyü'nde bulunan ı
anayoldan içe ğ devam eden köyün alt kesiminde ve toprak yolun sol ı ve
meskun mahalin içinde ı ı tek ı ana mekan ve iki ı son cema-
at yerinden ş tek minareli ve ı ı ı ş ğ cephesine ş ve
güney yönünde abdest alma yerleri bulunan ı bir ş ı ı sahiptir. Ku-
zey yönünde bulunan içten 4.12x2.30 m. ölçülerindeki dikdörtgen ı son cemaat ye-
rinin ğ ş yer alan ı ile önce son cemaat yerine, puradan da hari-
min kuzey ı ı ı ile ı mekana ş ğ ı Iki kattan ş
son cemaat yeri ş ı ı ı ğ ı üstte ise ı üstüne gelecek ş ş
len pencerelerle ı ı ı ş ı ve üste ı ı ş içteki ş merdivenle ğ ı
Buradan mahfi i ı ı ve ı ş ş minareye geçilmektedir.
6.53x6.15 m. ölçülerinde kare plana sahip harimin, güney ı ı daire form-
lu mihrap ş ı ş ş minberi, ğ ş ise ah-
ş vaaz kürsüsü ı Kuzey yönünde ortada bir ş direk üzerine
ş ş mahfile sahiptir. Düz ş ı ve ğ ı ı
ş ş ş dört mazgal pencere ile güney ı ı üst ı ı iki
büyük pencereye yer ş Sac malzeme ile ş ş silindirik gövdeli mina-
resi 1991 ı ı aittir. Cephe ı ş malzemeye sahip olup, ı ı ve ı ı
Süsleme ı ı sade, boyut ı ı küçük, ibadete ı ve orijinal dokusunu
koruyan caminin kitabesi ı Muhtemelen XIX. ı ı Döne-
minde ş ş ı ı
YUSUFELi BARAJ SAHASI
ilk kez 2002 ı ı ş ı sezonunda ı süreli olarak ı ş ı ğ
muz Yusufeli ı ve HES ş ı "Çoruh ı ş ı yer ı
ğ henüz ı ı ş ı ş ı Baraj, ı verilerine göre Çoruh ı ğ ı ile
Çoruh ı ğ ı ı büyük ı biri olan Tortum Suyu'yla ş Oltu ı ı bir-
ş ı bulunan Yusufeli'ne ğ ı ş mevkiinin Artvin yönünde 800
m. ğ ı ve 712 m. maksimum su seviyesi ile Ispir yönünde ş ı Köyü ı ı
ı kadar, Oltu yönünde Pamukçular Köyü ı ı ı kadar, Tortum yönünde Erzurum
ii ı ı ı kadar, ı yönünde Küplüce Köyü ı ı ı kadar devam eden; yan kol-
ı 38 krn., ana kolu ise 35 km. olmak üzere ş ı toplam 73 km. ğ ya-
ı ı gösterecektir. Bu qüzerqahta Yusufeli ilçe merkezi ş olmak üzere ş Da-
ı Pamukçular, ı ı ı Tekkale, Çeltikdüzü, Çevreli, ı ı Alan-
ş ı ı Bahçeli, Dereiçi, ı ı Küplüce gibi pirinç ı ı ş arazi-
lerden ş köy, mahalle ya da ğ ı ş ı 2002 ı ı sezonunda bu
saha içerisinde tespit edilen kültür ı ı ş ı
ğ (Hamzet) Ş Yusufeli merkezine ğ ı ğ Mahallesi'nin ı
ı Çoruh ı ğ ı ı ı ı meyve bahçeleri ile çevrili yüksekçe bir alan
üzerinde ı Içten 3.90x.2.50 m. ölçülerinde dikdörtgen ı tek mekan-
dan ş ve semerdam ı ile sonlanan ş günümüze oldukça ı ı olarak ş
ı ş ı ı ş cephelerinin tüm düzgün kaplama ş ı ı ı ş ı Gir!>' ı ı ı da yer al-
ı ğ ı ş ı güney ı ile üst örtüsü tamamen ı ı ı ş ı Dogu ve ı ı
da üçgen ı ı ı simetrik birer pencereye ş ı ı kuzey ı ş durum-
da duran iki pencerenin daha ı ğ ı ş ı ı ı ş dolgu ı ı
ı ş olup, kireç ı ile ş Herhangi bir kitabesi olmayan ş Or-
ğ ı ı ı ı ı ğ ı söylenebiliru', Metruk ı
Batum-Ardahan Terin! Yolu: 2001 ı ı bildirimizde ı ı ğ ı gibi, ı
özerk cumhuriyetlerinden biri olan ı ş Batum'dan ş Çoruh Ir-
ğ ı ı takiple Artvin'e ş ve oradan da Ardanuç üzerinden Ardahan'a ğ ı ku-
10 Tarihlendirme için bkz. M. ğ ve ş "Çoruh Vadisi ğ Gürcü Mimarisi 2001 ı ı Yüzey ş ı ı 24.
ı ı ş ı ve Arkeometri Sempozyumu, 27-31 ı 2002, Ankara, 20. ş ı Sonuçlan Top-
ı ı C. I, Ankara, 2003, s. 34.
244
ran tarihi yol ı ı 2002 ı ı da devam edildi. Özellikle,
2001 ı ı sezonunda izlenemeyen, ş ı 55 km.lik Ardanuç-Bilbilan ı gü-
zerçahta Ardanuç'a ğ ı ı Akarsu, ı ş ı köylerini geçerek ı
ğ Cevrinin ı ı ş Kutul, Ş ğ ı ve Ge-
çitli ı ı ı takiple, ş otlaklara sahip ve Ardahan'la ı ı ş eden Bilbilan Yay-
ı kadar, yer yer ş olsa da, halen ş durumdaki yol, araçla ş
tir. 2002 ı ı ş ı ı bu saha içerisinde dört adet köprü ı ş ı Bunlar-
dan iki köprü, plan ı ş ı ş mevkiinde ve Bilbilan ı
da bulunan, Rus yönetimi ı ı ı ı ğ ı ş ı iki betonarme köprü ı bir
özellik göstermedikleri için üzerinde ı ş ı
Seyit/er Köprüsü: Artvin Merkez ilçe'ye ğ ı Seyitler Köyü'nün Güvenli Mahalle-
si'nde dere üzerinde bulunan köprü; ğ ı ğ uzanan her iki yönden
ş ve sonradan beton haline getirilen destekler üzerine ş tümüyle demir mal-
zemeden ş ş Düz yol ş ş ı da demirden olan
köprü, 26.86 m. ğ ve 4.10 m. ş ğ sahiptir (Çizim: 5). Dere ğ ı
8.60 m. yükseklikte ı Mahallenin ı ı olan köprünün, demir ak-
ı iki ı önce ı ı ğ ı boya ile ı ş ve ş yol ş ile do-
ğ yönündeki destek ı betonarme olarak ş Uzerinde herhangi bir ki-
tabe bulunmamakla birlikte, tarihi Batum-Ardahan yolu ı ı
Rus yönetimince ı ı ı ğ ı ve XX. ı ı ş ı ait ğ ş ı ı Mo-
dern yol ğ ı ğ ş ğ eski önemini ş (Resim: 7).
Kutul Köprüsü: Ardanuç ilçesi'ne ğ ı Müezzinler Köyü'ne ait yayla ı ı ı içe-
risinde, küçük bir derenin üzerinde, Kutul ı mevkiinde bulunan köprü; ğ ı
ğ olmak üzere 7.40 m. ğ 5.36 m. ş ğ betonarme bir
ı ı Dere ğ ı ğ 1.48 m. olan dört yatay ve üç dikey kolonlu köprü,
her iki yönden ş ı destek üzerinde ş Halen ş durumda olan köp-
rünün mansap ı tabiiyesinin yüzeyinde 1911 tarihi okunabilmektedir. Böylece,
Rus yönetimi ı ı ı ı ğ ı ve 1911 ı ı Batum-Ardahan yolunun buraya
kadar ş ı ğ ı ı ğ ı ı ı ı bir önem ş ı ı (Resim: 8).
Bütün bunlardan ş Çoruh Vadisi'ni takip eden kervan ya da patika yol ğ ı
ile ı ş ı ı ı ğ ı ı gözlemlenmeye devam ş Ardanuç Lisesi'nde
koruma ı ı ve Oruçlu Köyü ı ait, birbirine benzer, sivri dipli ve dar
ğ ı ı zeytin depolamak için ı ı ğ ı bilinen iki büyükçe küp ile Yusufeli Kömürlü
Köyü'nde iki küçük toprak kap ş (Resim: 9). Artvin Belediyesi'nde bulunan
1866 ve 1898 tarihli, hangi ı ğ belirlenemeyen Ermenice ı ı ş
üzerinde ı ş ı ı ş ı Artvin merkeze ğ ı Yarukh Köyü'nün ş Mahallesi'nde
Selim ı ı bulunan Gürcüce ı ı ş ile 166 adet, muhtemelen ı yüz-
ı Eretna ğ ait olan ş sikkeler müzeye ı üzere Artvin Kültür
ğ teslim ş Zeytinlik Köyü'nde ı Erdem'e ait evin zemin
avlusunda yer alan üzüm süzrne kürü de ğ ı ı ş ı
Sonuç olarak; ilkini 2001 ı ı ş ğ Çoruh ı ğ ı üzerinde ya-
ı ı ş ve ş olan baraj ı kültür ı ı ı saptanma-
ı yönelik ş ı ı ı 2002 ı ı da verimli bir ş ş Bir ı ş ı
süren incelemelerimizde, öncelik ı ı devam eden ı Borçka ve Deriner baraj
ı ş ı Artvin ve Yusufeli baraj ı da ı ı ş im-
ı ş Söz konusu birimlerdeki, özellikle köy ş çok ı
kültür ı ğ ı ilk kez ı ı saptanarak ş ş ı ı ı ı ğ ı ı
ı ğ ve ğ konumuna paralelolarak ğ ı ı ş ı ğ ı yüzey
ş ı ı ı en az üç ı daha sürdürülmesini gerekli ı ı
2001 ı ı ş ı sezonunda tespit edilen kültür ı ı ı ı ı yö-
nünde, ilgili resmi birimlerce herhangi bir önlemin ı ı ğ ı ş
2003 ı ı ş ı sezonunda Yusufeli baraj ı ş olmak üzere ğ ya-
ı ı süren ve ı ş olan baraj ı ve çevresinde incelemelerimize de-
vam etmek istiyoruz (Resim: 10).
245
C "Lo,

--"----T-'
Çizim 1: ı Köyü ş ı mev-
kiindeki köprü, plan ve ş
(O.Aytekin-E.Koç'02)
Çizim 2: Ardanuç-Adakale Mahal-
lesi, Ahmet Orhan Sokak'-
taki ş plan ve görü-
ş (O.Aytekin-E.Koç'
02) L..- --J
r

..-.•.. ---- " - - /
l- ı
'------"-
----1.. ··.---- ..----------
LJ
246
Çizim 3: Ardanuç-Adakale Ma-
hallesi, ı ı
(O.Aytekin-E.Koç'02)
Çizim 4: Vusufeli-Kömürlü Köyü Camii pla-
ı (0.Aytekin-E.Koç'02)
Çizim 5: Artvin-Seyitler Köyü Köp-
rüsü, plan ve ş (O.
Aytekin-E.Koç'02)
Resim 3: ı Köyü ş ı
mevkiinde bulunan köprü, genel
247
Resim 2: Artvin-Zeytinlik Köyü
Ali ğ ı Evi, ön cep-
heden
Resim 3: Ardanuç-Adakale Ma"
hallesi Ahmet Orhan
Sokak'taki ş ön
cepheden
248
Resim 4: Ardanuç-Adakale Ma-
hallesi arastasina ait
ı ön cepheleri
Resim 5: ı Köyü,
Mustafa Tunç Evi, arka
cepheden
Resim 6: Yusufeli·Kömürlü Kö-
yü Camii, genel
249
Resim 7: Artvin·Seyitler Köyü Köp-
rüsü, genel
Resim 9: Artvin-Oruçlu Köyü
ı ait top-
raktan kap (küp)
Resim 8: Ardanuç-Kutul Mevkii
Köprüsu, genel
Resim 10: AYAekip ı
250
SURVEY IN DER MYKALE
2. KAMPAGNE 2002
Hans LOHMANN*
Das siedlungsarchaologische Forschungsvorhaben, über dessen Fortschritte im
Jahre 2002 hier zu berichten ist, wird von der Fritz Thyssen Stiftung Köln gefördert, der
ich sehr tür ihre Unterstützung danke. Ziel des Projektes ist es, die Siedlungsgeschich-
te und Siedlungsstruktur des Mykalegebirges, heute Dilek ğ ı von den frühesten
Antangen bis in osmanische Zeit so umfassend wie möglich zu erforschen und offene
Fragen der historischen Topographie zu k/aren. Hierfür sind zunachst ı Siedlungss-
puren mittels eines extensiven Survey zu ermitteln, zu kartieren und wissenschaftlich
auszuwerten mit dem Ziel, die im Laufe der Jahrhunderte wechselnden Siedlungsfor-
men und die sich ablösenden Siedlungsstrukturen dieses Gebirgsraumes sowie seine
jeweilige wirtschaftliche Nutzung zu beschreiben. Das Projekt ist vorerst auf vier Jah-
re angelegt, der Survey soll im Jahre 2004 abgeschlossen werden.
Die Mykale erstreckt sich zwischen dem ş Daw, dem antiken Thorax", im
Osten und Kap Dip Burnu im Westen über rund 30 km. und bildet dabei einen leicht·
nach Süden ausschwingenden Bogen. Der Kamm, "Mykales luftiger Scheitel" (Homer,
lIias 2,869) ist nach Süden versetzt, so dass die Nordseite des Gebirges weniger
schroffe Abhange bildet als seine Südseite. Am höchsten Punkt erreicht die Mykale mit
dem Gipfel des Dilek Daw eine Höhe von 1237 m., wahrend ihre Basis mit 8-12 km.
Breite relativ schmal ist. Dementsprechend steil ragt das Gebirge aus der Maandebe-
ne auf, verbreitert sich aber stark östlich der Linie Davutlar/Akçakonak. Wahrend die ni-
ederschlagsreicheren Nordhanqe der Mykale auch heute noch dicht bewaldet sind, hat
ein verheerender Waldbrand 1996 den Baumbestand auf der Südseite westlich Tuzbur-
ı bis über 8pilia hinaus vernichtet. In der Mykale befinden sich keine Dauersiedlun-
gen, weite Gebiete westlich ı die auch Teile der Maanderbene umfassen,
wurden zum Nationalpark und Naturschutzgebiet erktart. Im Westen flacht das Gebirge
in Richtung auf Dip Burnu, dem antiken Kap Trogilion, etwas ab. Eine Meerenge von si-
eben Stadien Breite, das Heptastaolons, trennt die Mykale von Samos. Im Osten ge-
wahrt ein Taleinschnitt zwischen Thorax und Mykale eine relativ bequeme Verkehrsver-
bindung in den Küstenhof auf der Nordseite der Mykale, der einstmals die Chora der
karischen Stadt Melia bildete. Am Südausgang des Defilee liegt heute Söke und hier ist
auch aus bestimmten Erwaqunqen heraus das archaische Priene anzunehmen.
Die Mykale bildet aus mehreren Gründen einen wichtigen und lohnenden Forsc-
hungsgegenstand. Im Herzen des antiken lonien gelegen, beherbergte sie mit dem Pa-
Prof. Dr. Hans lOHMANN, Instilut tür Archaoloqie, Huhr-Universitat Boehum, D - 44780 Boehum/DEUTSCHlAND
Zum Thorax: Strab. 13,14,12 t.: Th. Wiegand - H. Sehrader, Priene. Ergebnisse der Ausgrabungen und Unlersuchun-
gen in den Jahren 1895-1898 (1904) Karte ii; J. Keil, RE XV,1 (1931) 1288 s.v. Messogis; D. Müller, Topographisc-
her Bildkommenfar zu den Hislorien Herodals. Kleinasien (1997) 410, 501,572,576,578 f. 619.
2 Heptastadion: L. Bürehner, RE Viii, 1 (1912) 369 f. s.v.
251
nionion das zentrale Heiligtum der panionischen Amphiktyonie, eine Statte von groBer
identifikationsstiftender Bedeutung, deren Rolle für die Ethnogenese der lonier bereits
U. von Wilamowitz unterstrtcn''. Doch wurde jenes altere archaische Panionion nie ge-
funderi und die Identifizierung von Melia mit ei nem karisehen Ringwall des frühen 7.
Jhs. v. Chr. auf dem Kale Tepe bei ı halt einer Uberprüfung nicht stand-.
Auch der genaue Ort des archaischen Priene biieb bislang unbekannt. Die damit aut-
geworfenen Fragen haben für die Siedlungsgeschichte und Siedlungsentwicklung 10-
niens eine Bedeutung, die weit über das bloBe historisch-geographische und antiqu-
arische Interesse an einer möglichst korrekten Rekonstruktion der antiken Topograp-
hie hinausgeht. Zugleich bietet die Mykale günstige Voraussetzungen zur Klarunq solc-
her Fragen. Denn felsiger Untergrund bewahrt die Spuren anthropogener Eingriffe in
die natürliche Landschaft meist sehr gut. Darüber hinaus blieb die Mykale von der ra-
santen Entwicklung der letzten drei Jahrzehnte weithin unberührt, die zu qrossflachl-
gen Verlusten kulturhistorischer Substanz in weiten Teilen der Türkei geführt hat. Dies
ist vor allem dem Umstand zu verdanken, dass die Westspitze der Mykale gegenüber
Samos seit Jahrzehnten rnilltarlsches Sperrgebiet ist, von dem weitlauflqen Natursc-
hutzgebiet (Milli Park) abgesehen. Doch ist schon jetzt die gesamte Umgebung von
Söke infolge der raschen Ausdehnung des Ortes, durch Industrieansiedlung und groB-
zügigen StraBenbau stark verandert. Mit wachsendem Wohlstand ist mit einem weite-
ren Vordringen der Bebauung in die jetzt noch unzerstörten Hanqe und Taler der
Mykale zu rechnen. Schliesslich verfügen wir für die Mykale über eine erstaunliche
Dichte historischer Toponyme und mit dem berühmten inschriftlich fixierten Schiedsp-
ruch der Hhodier'' im Grenzstreit zwischen Priene und Samos auch über eine erstklas-
sige, aber bislang unausgeschöpfte Quelle zu ihrer historischen Topoqraphie'',
Trotz der geschilderten günstigen Voraussetzungen blieb die Mykale weitge-
hend unerforscht. Seit Spon und Wheler, die lonien im 17. Jh. bereisten, richtete sich
das Hauptaugenmerk der Forschung auf Priene, wo die Society of Dilettanti schon im
18. Jh. den Tempel der Athena Polias untersuchte. Auf die ersten englischen Ausgra-
bungen von 1869170 folgten ab 1895 jene der Königlichen Museen Berlin unter Cari
Humann, Theodor Wiegand und Hans Schrader", Dabei bezog Wiegand auch die
Mykale in seine Forschungen ein. Er hat sie zu Pferd durchquert'' und setbstverstand-
Iich auch jenes Panionion bei ı besucht, in dessen Umgebung schon im 17.
Jh. eine Inschrift aus der zweiten Halfte des 4. Jhs. v. Chr. zutage gekommen war, die
ein Panionion in dieser Gegend belegt
9
. Damit nicht genug, hat er 1896 in einer vier-
wöchigen Kampagne auch das kleine Thebai im Westen der Mykale untersucht und te-
ilweise freigelegt
10
. 1904 erschien die Publikation der Grabungen in Priene von Wi-
egand und schradertt, bereits 1906 folgte die Vorlage der Inschriften durch Friedrich
3 U. von Wilamowilz-Moellendorf, Über die ionische Wanderung, 7. Silzungsberichl der Königlich Preussischen Akade-
mie der Wissenschaften Berlin (1906) 59-79 [= Kleine Schrillen Bd. 5,1 (1971) 152-176].
4 G. Kleiner - P. Hommel - W. Müller-Wiener, Panionion und Melie, 23. Ergh. Jdl (1967) 78-167; F. Lang, Archaische
Siedlungen in Griechenland (1996) Index s.v. Melie, bes. 196 I. Abb. 69-70. - Dazu krilisch: Verf., Der Neue Pauly 7
(1999) 1183 s.v. Melia; ders., Malia, le Panionion el le culle de Peselden Heliconios, in: G. Labarre - J.-M. Morel
(Hrsg.), Les ı locaux dans les mondes grec el romain, Lyon, 7 - 8 juin 2001 (im Druck).
5 F. Hiller von Gaerlringen, Inschriften von Priene(1906) 37 If. Nr. 37.
6 lu Fragen der hislorischen Topographie der Mykale vorlautiq: Verf., Survey in Theben an der Mykale, 1. Kampagne
2001, in: 20. ş ı Sonuçlan ı ı 27 - 31 Mayis 2002, Ankara (Ankara 2003).
7 lur Forschungsgeschichle von Priene s. F. Rumscheid - W. Koenigs, Priene. Führer durchdas Pompeji Kleinasiens
(1998) 222 If.; F. Rumscheid, Der Neue Pauly15,2 (2002) 559 If. s.v. Priene.
8 Einen solchen Rili über die Mykale schildert Marie Wiegand in einem Briel an ihre Muller vom 16.10.1903: Th. Wi-
egand, Halbmond imletzten Viertel. Archaologische Reiseberichte (1970) 50 ff.
9 Wiegand - Schrader a.O. (Anm. 1) 24. Die Inschrift wurde schon 1673 Pickerinq und Saller bej einer byzanlinischen
Kirche am Meer bei Güzelçamh enldeckt. Zurn Fundort: Kleiner - Hommel- Müller-Wiener a.O. (Anm. 4) 45 If. lu der
Inschrift: Hiller von Gaertringen a.O. (Anm. 5) 122 Nr. 139.
10 Wiegand - Schrader a.o. (Anm. 1) 469-474. lu Thebai lerner: N. Ehrhardl, Mi/etundseineKolon/en (21988) 141.; Mül-
ler a.O. (Anm. 1) 618 Abb. 16, S. 619 Abb. 17, S. 623, 627; Verf., Der NeuePauly1211 (2002) 294 s.v. Thebai Nr. 4.
11 Wiegand - Schrader a.o. (Anm. 1).
252
Hiller von Gaertringen, die auch die wenigen Inschriften von Thebai einschlieBt
12
. Von
gröBtem Wert ist ferner trotz ihrer maBstabsbedingten Ungenauigkeit eine archaolo-
gische Karte des südlichen lonien und der Mykale, die auf Betreiben Th. Wiegands in
den Jahren 1908 und 1909 innerhalb weniger Wochen von dem Hauptmann im pre-
uBischen Generalstab Karl Lyncker angefertigt, aber erst 1936 publiziert wurde
13
• Den
zahlreichen Hinweisen auf archaoloqlsche Fundstatten in dieser Karte ist nie ein Arc-
Malage systematisch nachgegangen. Kurz: Der Gebirgsraum der Mykale blieb bis he-
ute archaoloqisch eine terra incognita, da ı Forschungen sich bisher aut ihre Ran-
der-konzentrierten-Dies giltauchfürdie Untersuchungen vonKieiner,' Hornrnel und
Müller-Wiener im jüngeren spatklasslsch-hellenlstiscnen Panionion bei ı
sowie für den wertvollen Beitrag von W. Müller-Wiener zu den byzantinischen Betestl-
gungen
15
. Zuletzt hat sich D. Müller in seinem Bildkommentar zu den Historien Hero-
dots naher mit der Mykale bescMftigt und diese auch durchwandertts.
Nachdem ich mit Genehmigung der Generaldirektian. der türkischen Museen
und Altertümer im Jahre 2001 den ı Ort Thebai in der westlichen Mykale samt
seiner Umgebung untersucht und die Siedlung neu vermessen ı durfte ich im
Jahre 2002 die gesamte westliche Mykale von der Linie Tuzburqazt/Güzelçamh im Os-
ten bis zur Westpitze bei Kap Dip Burnu, dem antiken Kap Trogilion erforschen (Abb.
1). Hierfür möchte ich der Generaldirektion der Altertümer und Museen und ihrem Ge-
neraldirektor Herrn Dr. Alpay Pasinli sehr danken.
Die Kampagne fand vom 2.9. bis zum 28.9.2002 statt. Als Regierungsvertreter
fungierte Herr Aytian Saltik vom ğ Müzesi Ankara, der uns ı jeder Hinsicht
auf das ı unterstützte. Teilnehmer waren K. Böhne (Wiesbaden), Dr. H.
Marg (Mainz), Dr. G. Kalaitzoglou (Essen), Dr. G. Lüdorf (Remscheid) und der Autor.
Alien Teilnehmern danke ich sehr für ihre groBes Engagement und ihren Einsatz.
Der Westen der Mykale gehörte in der Antike einesteils zur Chora von Thebaitv,
andernteils zur samischen Peraia
19
. Die Grenzen waren durch Horos-Felsinschriften
im Gelanda vermarkt, von denen bisher drei wiedergefunden wurden (Abb. 1)20. Der
nordwestliche Teil der Mykale, der den heutigen ı Park westlich ı sowie
das westlich anschlieBende Gebiet bis Dip Burnu umfasst, bildete einst die samische
Peraia. Dies war die Batinetis, jenes "Brombeerland", das zum Zankapfel zwischen Sa-
mos und Priene wurde, als sich die Chora von Priene nach der Zerstörung von Melia
im Meliakos Polemos bis in den Küstenhof nördlich der Mykale erstreckte. Anfang des
3. Jhs. v. Chr. wurden die Priener bei König Lysimachos vorstellig, er möge ihnen die
Batinetis zusprechene". Lysimachos lehnt dieses Ansinnen ab, ı Batinetis blieb sa-
misch
22
, aber Priene wurde im Besitz der Festung "Karion" und der "Dryoussa" besta-
tigt. Die Grenze zwischen der samisehen Batinetis und der Chora von Priene ist
wahrscheinlich in dem 14. Horos auf dem Horoz Tepe
23
westlich des Kale Tepe, in ei-
12 Hiller von Gaertringen a.O. (Anm. 5).
13 A. Philippson, Das südliche lonien, Mi/et 1/5 (1936) Kartenbeilage.
14 Kleiner - Hommel - Müller-Wiener a.O. (Anm. 4) 6-63. Oazu kritisch Veri., Melia, le Panionion et le culte de Poseidon
Hellconios, in: G. Labarre - J.-M. Maret (Hrsg.), Les cultes locaux dans les mondes grec et romain, Lyon, 7 - 8 juin
2001 (im Oruek).
15 W. Müller-Wiener, Byzantinische Befestigungen im südlichen lonien, IstMitt 11,1961,5-122.
16 Müller a.O. (Anm. 1) 606-634 Abb. 1-36.
17 Niiheres s. Veri. a.O. (Anm. 6) ##-##.
18 Zu Thebai s.o. Anm. 10.
19 Zur samischen Peraia: Hiller von Gaertringen a.O. (Anm. 5) 37 tt. Nr. 37; G. Shipley, A History of Samos (1987) 32-
37. Zu peraiai allgemein: K.-W. Welwei, Der Neue Pau/y 9 (2000) 533 tt. s.v. Peraia.
20 Hiller von Gaertringen a.O. (Anm. 5) 128 Nr. 151. 152; Kleiner - Hommel - Müller-Wiener a.o. (Anm. 4) 132 Abb. 71.
Nicht wiedergefunden wurde bisher die Inschrifl Hiller von Gaertringen ebda. Nr. 153.
21 Hiller von Gaertringena.O. (Anm. 5) 37 tt. Nr. 37.
22 Hiller von Gaertringen a.O. (Anm. 5) 37 tt. Nr. 37; L. Bürchner, RE 111,1 (1897) 140 s.v. Batinetis chora; U. von Wila-
mowitz-Moellendori, Panionion, 6. Sitzungsbericht der Königlich Preussischen Akademie der Wissenschaflen Berlin
(1906) 39 Anm. 2 [= Kleine Schriflen Bd. 5,1 (1971) 129 Anm. 2].
23 Hiller von Gaertringen a.O. (Anm. 5) 128 Nr. 153. Die Nummerierung der Horoi eriolgt im milesischen Zahlensystem
mit A = 1. Oaher ist das Zahlzeichen DI' des Horos auf dem Horoz Tepe als "14" zu lesen. Es ist anzunehmen, dass
253
nem Horos im Osthang des Kale Tepe beim heutigen ı sowie in einem bls-
her nicht wiedergefundenen Horos auf dem Grat der Mykale zu fassen, den die Karte
von Lyncker verzeichnet. Im Westen markierte ein samisches Athena-Heiligtum in
Zephyrion ('Westend') die Grenze zwischen Thebai und der Peraia von Samos
25
, das
bisher nicht lokalisiert werden konnte.
Der westlichste Bereich der samischen Peraia vom Westende des Milli Park bis
Dip Burnu ist seit vielen Jahrzehnten rnllltarisches Sperrgebiet. Ich schatze mich daher
besonders glücklich, dass uns das Jandarma Oberkommando in ş ı freundlichst
erlaubte, dieses Gebiet uneinqeschrankt zu erforschen. Diese Chance, erstmals seit
den Tagen Th. Wiegands die Westspitze der Mykale mit Kap Dip Burnu, dem antiken
Trogilion, eingehend untersuchen zu können, haben wir ausgiebig genutzt. Zwar wur-
den hier nur 33 Fundstellen ermittelt, darunter allerdings auch die ersten prahistorisc-
hen Platze im Bereich der Mykale, bei denen es sich um Laqerplatze chalkolithischer
Fischer handeln könnte, da sle ı im Uferbereich liegen, die gröBten (MYK 208/9) di-
rekt an der Bucht des Dip Burnu Karakol (Abb. 2). Ihre Hinterlassenschaft besteht in
groBen Mengen von Obsidianklingen und ı unterschiedlichster Provenienz
(Abb. 3). Neben dem charakteristischen melischen Obsidian lassen sich mindestens
zwei weitere Sorten unterscheiden, die wahrscheinlich ostanatolischen Obsidianquellen
zuzuordnen sind. Hinzu kommen spatchalkolithische Scherben, die uns von mehreren
Küstenplatzen der Milet-Halbinsel her sowie aus Milet selbst bestens vertraut sind.
Die Bucht von Dip Burnu war in der Antike offenbar unter dem Namen Glauke
Limen bekannt, ein Ankerplatz an der Mykale, den Thukydides (8,79,2) im Sommer
410 erwahnt
26
, als die Athener mit 82 Trieren hier kurzfristig vor Anker gingen. 'Glauke'
von altgriechisch glaukos ist eine gelaufige Bezeichnung der Farbe des Meeres
27
. Bis-
her hat man die Glauke Limen mit jener Bucht an der Südwestspitze der Mykale gle-
ichgesetzt, in der eine der drei trogilischen Inseln Iiegt (heute Su ı ehem. Pana-
gia). Nach Plinius, nat. hist. 5,135 hiessen die drei Trogiliae Philion, Argennon und
Sandalion. Von den drei unterschiedlich groBen Inseln an der Südwestspitze der Myka-
le dürtte die kleinste und östlichste, die Sandal ı (ehem. Sandalio), als einzige den
antiken Namen Sandalion bewahrt haben. Die mittlere, heute Su ı ehemals Pa-
nagia genannte Insel liegt in der Bucht, die K. Lyncker mit der Glauke Limen identifizi-
erte
28
. Die westlichste, eine weiBe, weithin leuchtende Felsklippe, tragt heute den AI-
lerweltsnamen ş ı (Kaninchen-Insel) und hieB früher Diapori. Sie ist offen-
bar mit Argennon zu identifizieren, wahrend der Name "Philion" (liebiich) zumindest
sinnqemaô zu Su ı passt.
Die Bucht, deren Mitte die Su ı einnimmt, ist für eine Flotte von 82 Trieren
jedoch entschieden zu eng und hatte den Athenern nicht erlaubt, beim Nahen des
Gegners rasch auszulaufen, da die Schiffe den engen Sund nureines nach dem an-
deren hatte verlassen können. Unweit nördlich und somit rtaher zu Samos und der Me-
erenge befindet sich jedoch jene Bucht von Dip Burnu, die sich mit ihrem über 800 m.
Iangen Sandstrand vorzüglich eignet, um eine Flotte dieser Grösse aufzunehmen
(Abb. 2). Hier mündet auch ein Bach, der ein ausgedehntes Einzugsgebiet besitzt und
diese Grenzmarke zu jener Serie gehört, die im Süden am Ş Dere östlieh Thebai mit "A" =1 beginnl. Vgl.
Verf. a.O. (Anm. 6) ## Anm. 51.
24 Kleiner - Hommel - Müller-Wiener a.O. (Anm. 4) 132 Abb. 71.
25 Hiller von Gaertringen a.O. (Anm. 5) 184 f. Nr. 363.
26 Thuk, 8.79,2: "Die Athener ankerten gerade mit 82 Sehiffen von Samos bei Glauke an der Mykale - dort ist der Abs-
tand von Samos zum Festland bei der Mykale gering - und als sie die peloponnesisehen Sehiffe heranfahren sahen,
wiehen sie naeh Samos zurück... ".
27 LSJ9 3501. S.V. Zu verwerfen ist die Naehrieht bei Steph. Byz. S.V. fAU"KlU:1toAiXVlOV 'IOlViu<>. Darauf beruht wohl die
Angabe bei L. Bürehner, REVll, 1 (1910) 1394 s.v. Glauke Nr. 2: des ı lonien", Riehtiger
daher H. Treidier, KI. Pauly 2 (1967) 809 s.v. Glauke Nr. 5: "Ankerplatz", der indes weiter behauptet, Glauke sei mit
dem in der Apostelgesehiehte 20,15 erwahnten 'Trogyllion' (3. Missiol1sreise des Apostels Paulus) identiseh und wür-
de "mil dem heutigen Si. Pauls Port gleiehgesetzt", den Treidier jedoeh nieht naher lokalisiert.
28 A. Philippson, Das südliehe lonien, Mi/et 115 (1936) Kartenbeilage.
254
dessen Tal auch im Hochsommer noch grün ist. Offenbar gibt es hier eine unterirdisc-
he Wasserader. Kurz: Eine ideale Situation für einen sichtgeschützten Ankerplatz!
Die Lokalisierung der Glauke Limen bei Dip Burnu ist nicht die einzige neue Er-
kenntnis zur Historischen Topographie der Mykale und des südlichen lonien. Ich beab-
sichtige dieser Fragen an anderer Stelle zusammenfassend zu behandelnw. Es sei
aber noch einmal hervorgehoben, dass es neben dem spatklasslsch-hetlenlstlsohan
Panionion bei Güzelçarnh ein alteres arehaisehes geben muss und dass der bekann-
te Ringwallaufdem Kale Tepe.bel ı nichtmit del" karischenSieEllung Melia
identisch sein kann, die von der panionischen Amphiktyonie Mitte des 7. Jhs. zerstört
wurde.
In unmittelbarer Nahe der erwahnten chalkolithischen Platze entdeckten wir im
Strandbereich die ausgedehnte Abraumhalde einer groBen spatrörnisch-ftühbyzantl-
nischen Töpferei (Abb. 4), die anscheinend ausschlieBlich Amphoren produzierte.
Fehlbrande und Keramikschlacken belegen eindeutig ein Töpfereizentrum an dieser
Stelle. Als Parallele sei auf die entsprechenden Befunde am Golf von Keramos verwi-
esen
30
. Die Gründe, aus denen man die Töpfereiproduktion an die Küste verlagerte,
dürften in einer weitgehenden Entwaldung im Umfeld der Siedlungen zu suchen sein.
Es war einfacher, den Ton zum Brennmaterial zu schaffen als umgekehrt. Ahnliche
Phanornene kennt man auch aus der Metallurgie. Aus den gleichen Gründen entstan-
den im 19. und 20. Jh. an der karisehen Küste zahllose Kalköfen. Im Falle der Töpfe-
rei von Dip Burnukönnte überdies eine kleine Tonlaqerstatte vorliegen, da hier der er-
wahnte Bachlaufmündet. Die hier produzierten Amphoren verhandelte man offenbar
auf dem Seewege.
Allerdings gab es im nördlichen Steilufer der Mykale auch einen antiken Saump-
fad, den schon einer der altesten Reiseberichte zur Mykale erwahnt, Denn in den "Tra-
vels in Asia Minor" schildert Richard Chandler, der 1764 die Mykale durchquerte, wie
er bei hereinbrechender Dunkelheit auf einen höchst qetahrlichen Weg in der nördlic-
hen Steilküste der Mykale geriet, der keine Umkehr erlaubte, bis er schlieBlich eine
Bucht erreichte, an der er übernachten konnte
31
• Um eben jenen Weg muss es sich
den Resten einer ca. 2.5 m. breiten AltstraBe handeln, die sehr aufwandiq in den lot-
rechten Felsen der Mykale-Nordküste angelegt wurde und die teils auf einer Stützma-
uer verlauft, teils aus dem Felsen herausgehauen ist (Abb. 6). Wenn dieser Küstenweg
aber 1764 schon existierte, muss er antik sein. Leider wurde er beim Bau der moder-
nen StraBe gröBtenteils zerstört oder zugeschüttet, so daB nur wenige kurze Abschnit-
te erhalten blieben.
Die geometrische und archaische Epoche fallen im auBersten Westen der
Mykale anscheinend völlig aus. Auch sichere Spuren karischer Besiedlung fanden sich
nicht. Lediglich an der Fundstelle MYK 196 auf einer steilen Klippe hoch über dem Me-
er könnte ein kariseher Ovalbau vorliegen, doch ist der Befund durch spatere Uberba-
uung so stark gestört, dass wahrscheinlich selbst eine Grabung ihn kaum noch klaren
könnte. Immerhin entdeckten wir in der samischen Peraia zwei klassische Gehöfte so-
wie eine kreisrunde Felsabarbeitung auf einem kleinen Kap an der Bucht von Dip Bur-
nu (Abb. 5), die zu einem antiken Rundgrab gehören dürfte, da ihr Durchmesser tür ei-
nen Wachtturm zu klein ist. Solche Hundqraber auf Kaps und Vorgebirgen waren be-
sonders in klassischer Zeit sehr beliebt
32
, wahrend ein fester Wachtturm an diesem
Punkt der Küste nicht den leisesten Sinn erqabe,
Die Zahl von lediglich33 Fundstellen in diesem westlichsten Teil der Mykale
mag gering erscheinen, wenn man sie mit der Fundstellendichte anderer Projekte wie
29 Verf., Zur historischen Topographie des südlichen lonien, Orbis Terrarum 9, 2003 (in Vorb.).
30 P. Debord • E. ğ Les hautes terres de Carie (2001) 19 Karte.
31 R. Chandler, Travels in Asia Minor(l775) 156 I.; ebda. (31817) 179 I.; L. Pigenol, Richard Chandler, Reisen in Klein
Asien (Olms 1976) 220 If.
32 Verf., Alene. Forschungen zur Siedlungs- und Wirtschaftsslruklur des klassischen Atlika (1993) 193 I.
255
beispielsweise dem Survey auf der Milethalbinsel
33
oder dem Lykien-Survey34 von F.
Kolb und seinen Mitarbeitern vergleicht. Aber die Mykale war stets nur auôerst dünn
besiedelt und der Zeitaufwand, ei ne einzelne neue Fundstelle zu entdecken, ist hier im
Gebirge naturqernaô um ein Vielfaches höher als im Flachland. Im Bereich des Milli
Park wurden weitere 7 Fundstellen, die aus der Karte von K. Lyncker oder aus der Li-
teratur bekannt waren, identifiziert und aufgesucht. Dies erwies sich in einzelnen Fal-
len als auüerst zeitraubend. Allein der Besuch der beiden samischen Phrouria "eber-
halb Kalamaki" (MYK 70) bzw. "gegenüber Molla ibrahim" (MYK 64) erforderte jeweils
einen ganzen Tag. Zwar liegen sie küstennah, aber auf extrem steilen und unzuqanq-
Iichen Felsspitzen. Da die westliche Mykale heute nicht mehr beweidet wird, bedeckt
schier undurchdringliche Macchie vor allern ihre Nordhanqe. Neue Erkenntnisse aus
der Autopsie der Phrouria, die seit Th. Wiegand kein Archaoloqe mehr aufgesucht hat-
te, machten jedoch a ı l e Mühen wett. Scherben und Dachziegel, die an diesen weitge-
hend ungestörten Fundplatzen zahlreich herumlagen sowie ihre Bauweise datieren die
beiden Kastelle in klassische Zeit und nicht, wie Wiegand noch angenommen hatte, in
hellenistische. Das kleinere westliche Phrourion MYK 64 liegt im militarischen Sperr-
gebiet auf 160 müM. Es besitzt nur ei ne klassische Bauphase (Abb, 7). Eine Planskiz-
ze, die Wiegand verdankt wird35, erwies sich als weitgehend korrekt. Lediglich der Zu-
gang zu dem kleinen Phrourion lag nicht in der Südmauer, sondern allem Anschein
nach unmittelbar nördlich der einzigen Bastion im Südwesten, die also vornehmlich
dem Schutz der Pforte diente. Um sie zu erreichen muBte jeder Angreifer zunachst die
Bastion eng umrunden und ihr dabei seine ungeschützte rechte Seite zuwenden. Nord-
und Ostmauer des Phrourion sind vollstandiq bis auf die gut erhaltene Felsbettung
ausgeraubt. Von der Südmauer ist mit Ausnahme ihres südwestlichen Endes nur die
jeweils unterste Schicht von AuBen- und Innenschale in situerhalten. In geschützter
Lage in einem Sattel südlich des Kastells befindet sich eine kleine spatbyzantlnlsche
Wüstung, in der zahlreiche Blöcke der Festung eine zweite Verwendung gefunden ha-
ben.
Ein antikes Schiffshaus an der Küste unterhalb des Phrourion, das von dort aus
allerdings nicht zu sehen ist, wird schon von Wiegand erwahnt3
6.
Es datiert ebenfalls
in klassische Zeit, wie die reichlich vorhandene Keramik lehrt. Nur wenige schön gear-
beitete Blöcke finden sich noch in situ(Abb. 8), weitere entdeckten wir beim Tauchen
in der Schiffshausbucht. Doch ist davon auszugehen, dass in den Tagen Wiegands das
Schiffshaus noch weit besser erhalten war und dass es grösstenteils erst im 20. Jh. ab-
qeraumt wurde.
Zwischen dem Phrourion "vis-a-vis Molla lbrahirn" MYK 64 und dem Schiffsha-
us besteht, wie gesagt, keine Sichtverbindung. Doch ergab die gründliche Überprüfung
antiker Reste auf einem Fe/sen unmittelbar oberhalb des Schiffshauses, dass sich hi-
er in der Antike offenbar ein groBer rechteckiger Bau von ca. 8 auf 12 m. befand, von
dem nur noch Felsbettungen und ein einziger Stein in situübriggeblieben slnd (MYK
33 Vgl. dazu die Vorberiehte Verf., Survey in der Chora von Milet. Vorberieht über die Kampagnen der Jahre 1990, 1992
und 1993, Arcneoloçlscner Anzeiger 1995,293-333; Survey in der Chora von Milet. Vorberieht über die Kampagnen
der Jahre 1994 und 1995, Archii%gischer Anzeiger 1997, 285-311; ders.; Survey in der Chora von Milet. Vorberiehl
über die Kampagnen der Jahre 1996 und 1997, Archii%{)ischer Anzeiger 1999,439-473, Kartenbeilage; ders., Mi-
let und die Milesia. Eine antike Groôstadt und ihr Umland ı m Wandel der Zeiten, in: F. Kolb (Hrsg.), Chora und Polis.
Kolloquium des Historischen Kollegs 5. bis 8. April 2000 (im Oruek); ders., Die Chora Milels in arehaiseher Zeit, in: J.
Cobet - V. von Graeve (Hrsg.), Frühes lonien: Eine Bestandsaulnahme, G ü z e l ç a m l ı 1999, Milesische Forschungen 5
(im Oruek).
34 F. Kolb - B. Kupke, Lykien. Sonderheft Ant/ke We/t 20 (1989); ders. (Hrsg.), Lykische Studien, 3. Die Siedlungskam-
mer von Kyaneai in Lykien. Berieht über Feldlorsehungen im Yavu-Bergland im Sommer 1992. Asia Minor Studien 24
(1996); ders. (Hrsg.), Lykische Studien 4. Feldlorsehungen aul dem Gebiet von Kyaneai. Asia Minor Studien 29
(1998); M. Zimmermann, Untersuchungen zur historischen Landeskunde Zentra/lykiens (1992); F. Kolb, Eine anlike
Siedlungskammer. Feldlorsehung in Lykien, in: Frühe Stadtku/turen (1997) 114-123; ders. (Hrsg.), Lykische Studien,
5. Die Siedlungskammer des Yavu-Berglandes. Beriehte über die Ergebnisse der Feldlorsehungskampagne 1995 aul
dem Terrilorium der zentrallykisehen Polis Kyaneai. Asia Minor Studien 41 (2000).
35 Wiegand - Sehrader a.O. (Anm. 1) 22 Abb. 11.
36 Wiegand - Sehrader a.O. (Anm. 1) 22.
256
182). Hier war offenbar die Schiffsbesatzung stationiert. Ein sorqtaltiq in den Felsen
gehauener Treppenweg verband dieses Gebaude mit dem Schiffshaus in der Bucht
und erlaubte es, die maximal zwei dort stationierten Schiffe rasch zu bemannen. Ein
ahnlicher Weg muB auch zum oberhalb gelegenen Phrourion geführt haben, wir konn-
ten ihn aber nicht entdecken, da der Strassenbau gerade hier die Landschaft stark ve-
randerte,
Das gröBere, östliche Phrourion MYK 70 thront im Bereich des Milli Park auf ca.
290 müM hoch überder Samosstras_s_e_auteinem schroff ı Nerden abfallenden
Fefsen
37,der
AnTang des 20. Jhs. völlig entwaldet war, heute jedoch erneut mit dich-
tem Buschwald bedeckt ist. Das Kasteli besitzt offenbar eine langere Baugeschichte.
Bereits ohne Grabung lassen sich mindestens zwei Bauphasen unterscheiden. Im
Zentrum befindet sich ein alterer Kernbau des 5. Jhs. In der zweiten Halfte des 4. oder
im Anfang des 3. Jhs. v. Chr. haben die Samier, vermutlich auf Grund des eskalieren-
den Streits um die Batinetis, dieSüdflanke des Phrourion noch elnrnal erweitert und
verstarkt (Abb. 9). An dem antiken Aufgang, der offenbar von Nordosten erfolgte, wur-
den zahireiche Votivnischen festgestellt. Die Soldaten, die auf dem Phrourion ihren ge-
tahrllchen und todlangweiligen Garnisonsdienst versahen, wollten sich damit offenbar
unter den Schutz einer Gottheit stellen. Eine Neuvermessung der Anlage soll im Jah-
re 2003 mit einer kinematischen GPS-Ausrüstung ı werden. In den beiden
Phrouria der samischen Peraia, die einen vorzüglichen Uberblick über den nordöstlic-
hen Abschnitt der SamosstraBe und den Golf von Ephesos bieten, manifestiert sich der
Anspruch der Samier auf die Batinetis. Sie militarisch zu sichem und zu beherrschen
taugen sie auf Grund ihrer Lage jedoch kaum.
Tief unterhalb des Phrourion liegt in unmittelbarer Nahe der Kalamakibucht ein
groBer Steinbruch, in dem sich noch zwei groBe Saulentrornrneln von je 2,3 m. Durch-
messer befinden (Abb. 10). Saulen mit ahnlichern Durchmesser wurden in Ephesos
und Didyma verwendet, deren Steinbrüche jedoch bekannt sind. Da der neu entdeck-
te Bruch in der samischen Peraia liegt, waren sie vermutlich für das samische Heraion
bestimmt. Vergleichende Analysender Marmore des Heraion mit denen des neu ent-
deckten Steinbruches - beide kennzeichnet eine ausqepraqte Schichtbildung - können
diese Frage vielleicht beantworten.
Die römische Kaiserzeit ist unter den Fundstellen der westlichen Mykale durch
eine Meeresvilla mit Fischbecken vertreten, die unter dem ğ unterge-
gangen ist (MYK 181). An dem kleinen Fischbecken ist zu erkennen, dass der Me-
eresspiegel an der Nordseite der Mykale relativ zum Land unverandert geblieben ist.
Die Landsenkung, die man rund um die Milethalbinsel feststellen kann und die im Ma-
andergraben bis zu 4,5 m. betraqt, wirkt sich hier nicht aus. Dies lasst sich übrigens
auch am Schiffshaus belegen. Meeresvillen an der westkleinasiatischen Küste rückten
erstmals mit der Publikation einer groBen Meeresvilla auf Mardaliç ı am Ausgang
des Golfes von ı durch A. Hoffmann ins Blickfeld der Forschung, der zu Recht
annahm, dass man sie bisher wohl bloB übersehen habe
38
. Inzwischen sind mir allein
zwischen Ephesos und lasos nicht weniger als sechs bekannt und das mögen nicht
einmal ı sein
39
.
Bekanntlich diente die Mykale in byzantinischer Zeit ahnlich wie der Latmos als
Rückzugsgebiet, allerdings in weitaus geringerem MaBe. Das Kloster Hagios Antonios
(MYK 03), das in einer geschützten Mulde auf 950 müM dicht unterhalb des Gipfels
37 Wiegand - Schrader «o. (Anm. 1) 23 I. Abb. 12. 13.
38 A. Holfmann, Eine römische Meervilla an der kleinasiatischen Westküste, /slMitt 43, 1993, 437 If.
39 Eine gross, stark transgredierte Meeresvilla mit Bad belindet sich am Fuss des Otuzbir bei ş etwas nördlich von
ş ı eine weitere bei ı ı Burnu westlich ş ı Zwei weitere Meeresvillen wurden im Zuge des Milet-
Survey lestgestellt: Verf., AA 1995, 2961. mit Anm. 171 Abb. 86 (S 13'!): ders., AA 1997, 304 I. Abb. 23 (S 322), 50-
wie neuerdings aut der ı ı Verf., Survey bei ı ı (Mugla), in: 19. ş ı Sonuç/art ı ı 28
ı - 01 Haziran 2001 (Ankara 2002) 209 If. bes. 215 (KAZ 004). Eine weitere belindet sich bei Gürçarnlar Iskele:
ebda. 215 Anm. 27.
257
des ı ğ Tepe Iiegt, geht allerdings schon auf die frühbyzantinische Zeit zurück.
Es besaB eine reich ausgestattete, offenbar sehr grosse und bedeutende Kirche, die
in letzter Zeit in erschreckendem Ausmass von Haubqrabern geplündert wurde, ob-
wohl sie im rnültanschen Sperrgebiet Iiegt. Mit der Hilfe des Museum Balat, seines Di-
rektors Mehmet ı sowie von Dr. Ş Durukan vom Devlet Su ş in ı ist
es uns gelungen, einige besonders schöne Architekturteile zu bergen und in das Mu-
seum von Balat zu überführen. Beiden sei für ihre tatkraftlqe Hilfe sehr herzlich ge-
dankt.
Im flacheren westlichen Bereich nahe Dip Burnu wurde neben der mittelbyzan-
tinischen Panagia-Kirche (MYK 63) auch das neuzeitliche Kloster Hagios Georgios
(MYK 75) vermessen und dokumentiert. In ihm sind einige frühbyzantinische Spolien
verbaut, deren Herkunft ungewiss bleibt. Denn es fehlen eindeutige Hinweise, dass der
neuzeitliche Bau einen alteren frühbyzantinischen unmittelbar überlagert. Doch finden
sich in der weiteren Umgebung zwei grosse frühbyzantinische Wüstungen (MYK 178,
MYK 201).
Die Mykale bedeckt zwischen Söke im Osten und Kap Dip Burnu im Westen ei-
ne Flache von rund 250 km
2
. Mit der Kampagne des Jahres 2002 ist nunmehr die ge-
samte westliche Mykale im Umfang von rund 100 km
2
erforscht. Das entspricht 40%
des vorgesehenen Surveyareals. Ich hoffe, die Arbeiten im Jahre 2003 im östlichen Te-
il der Mykale zwischen ı und Söke fortsetzen zu dürfen.
Mykale-Fundstellenstatistik 2002
Neue Fundstellen westlieh der Linie ı - ı
Obsidian- und Seherbenstreuung (prahlst.) MYK 179, 203, 208, 209
Steinbrueh (arehaiseh) MYK 141
Ovalbau? (archaiseh?) MYK 196
Gehöfte (klass.) MYK 194, 204
Rundgrab (klass.) MYK 193
Sehiffshaus (klass.) MYK 020
Zisterne (?) oberhalb Sehiffshaus (klass.?) MYK 183
ı (klass. i hell.) MYK 064,070, 182
Altstrasse (klass. i hell.?) MYK 127
Meeresvilla mit Fisehbeeken (spatrörn.) MYK 181
Töpferei (spatrörn.) MYK 076
Gehöfte (frühbyz.) MYK 177,178, 197?, 201, 202
Kirehen (frühbyz.) MYK 003,
Eremitenhöhlen (mittel- i spatbyz.) MYK 021,199
Wüstung (mittelbyz.) MYK 159
Klaster (mittelbyz.) MYK 063
Kirehen i Klöster (neuztl.) MYK 074,075,202
Hausruinen (neuztl.) MYK 079, 205?, 206
Mauerspuren (neuztl.) MYK 061,210
Kalkafen (neuztl.) MYK 207
Streufunde (verseh. Epaehen) MYK 062, 195,200
258
Zusammenfassung: Im Jahre 2002 wurde schwerpunktmaBig die samische Pe-
raia im Nordwesten der Mykale erforscht, deren antike Grenzen weitgehend bekannt
sind. 40 Fundstellen vom Chalkolithikum bis zur osmanischen Zeit wurden teils neu
entdeckt, teils nach der Karte von K. Lyncker und Angaben in der alteren Literatur iden-
tifiziert und überprüft. Bronzezeit, geometrische Zeit und Archaik fallen in der nordwest-
Iichen Mykale völlig aus. Ebenso fehlen Hinweise auf karische Siedlungstatigkeit. An
der Nordseite der Mykale wurden zwei samische Phrouria besucht, die aus klassisç-
herZeitstammen;eb-enso-wie--das- Schiffsh-a:LJs- uriterhalbôes westlichen Phrourion.
Unterhalb des östlichen Iiegt ein antiker Steinbruch, vermutlich für das samische He-
raion. Im flacheren westlichsten Teil der Mykale fanden sich zwei klassische Gehöfte
und ein vermutlich klassisches Rundgrab auf Kap Dip Burnu, ferner eine spatrömisc-
he Töpferei sowie mehrere groBe frühbyzantinische Wüstungen. Die Glauke Limen ist
allem Anschein nach mit der Bucht von Dip Burnu identisch. Die Trogilischen !nselnan
der Südwestspitze der Mykale sind von West nach Ost Sandalion (heute Sandal Ada-
ı Philion (heute Su ı und Argennon (heute ş ı Die frühe Kaiserze-
it ist bisher anscheinend gar nicht, die spate nur durch eine Meeresvilla am ğ
Karakol und eine Töpferei bei Dip Burnu vertreten, im Bereich der Westspitze der
Mykale fanden sich. Aus dem bedeutenden frühbyzantinischen Kloster von Hagios An-
tonios im Südhang des ı ğ Tepe wurden wertvolle Architekturteile geborgen und
in das Museum von Balat überführt.
ÖZET: 2002 ı ı ğ ı ı ı olarak Mykale'nin ı ı antik ı ı ı
ı