You are on page 1of 235

1 / 235

Resmi Belgelerle

ÇETELE

Siyaset Mafya Bürokrasi İlişkilerinde


Kim Kimdir?

Doğan Yurdakul
Cengiz Erdinç

Birinci Baskı 1998

Cengiz Abaoğlu

MİT görevlisi. Kasım 1987'de hazırlanan 1. MİT raporunda, İstanbul Bölge Başkanı
Nuri Gündeş'in yardımcısı olarak, yeraltı dünyasıyla yakın ilişki içinde olduğu
ileri sürüldü. Raporda, Cengiz Abaoğlu'nun Nuri Gündeş'le birlikte Dündar Kılıç
ve Yaşar Yamak'la ilişkilerinden dolayı, MİT'ten ayrılmak zorunda bırakıldığı
iddiası da yer aldı. Abaoğlu'nun MİT'ten Şehmuz Tatlıcının Şetat adlı şirketinde
çalıştığı ileri sürüldü. Cengiz Abaoğlu'nun amirleri ile birlikte Nevzat Ayaz,
Fahrettin Aslan ve Şükrü Balcı'yla gayri müslimlerden haraç alınması olayına
karıştığı da ileri sürüldü. 1980'den sonra öldü. (1. MİT Raporu, MİT Etütleri,
2-3-4, Susurluk Tutanakları 399-1181)

Hiram Abas

1932'de İstanbul'da doğdu. Saint Joseph Lisesini ve Ankara Siyasal Bilgiler


Fakültesi İdari Şubesini bitirdikten sonra, 18 Mayıs 1967'ye kadar İstanbul'da
müfettiş muavin adayı, müfettiş muavini ve 2. sorgu müfettişliği görevlerinde
bulundu. Sorgu müfettişliği görevini daha sonra Ankara'da sürdüren Hiram Abas,
yedek subaylığından, sonra MİT'te çalışmaya başladı. Yurtdışında, özellikle de
ABD'de, istihbarat eğitimi gören Abas, Batum, Atina ve Beyrut'ta uzun yıllar
görev yaptı. 12 Mart döneminde MİT'te etkin görevlerde bulundu. Ev baskınlarında
yer aldı ve 19 Şubat 1972'de, Fındıkzade operasyonu adıyla bilinen olayda Ziya
Yılmaz'la girdiği çatışmada yaralandı. Ziverbey Köşkü'nün Eyüp Özalkuş öncesi
döneminde sorgulamalara katıldı. MİT İstihbarat Daire Başkan Yardımcısı
Sabahattin Savaşman'a CIA adına casusluk yaptığı suçlamasıyla yapılan operasyonu
gerçekleştiren Abas, 1978'de Namık Kemal Ersun cuntasının tasfiyesiyle ilişkili
olarak kendi isteği ile emekliye ayrıldı ve işadamı Halit Narin 'in bir
şirketinde yönetim kurulu üyesi olarak çalıştı. 1983'te Burhanettin Bigalı'nın
MİT Müsteşarı olduğu dönemde, yeniden teşkilata döndü. Hayri Ündül' ün
müsteşarlığı döneminde ise MİT müsteşar yardımcılığı görevine getirildi. Özal'ın
MİT'İ sivilleştirme operasyonunun ilk adımı olarak değerlendirilen bu atamadan
sonra Abas, ilk kez açık kimliğiyle Başbakanın Suriye gezisine katıldı. Bu gezi
sırasında basınla açık bir ilişki kuran ve her türlü soruya net yanıtlar veren
Abas, MİT'in görüntüsünün değiştirilmesi gerektiğini savunuyor ve "Örgütün
görevi içerde solcu avına çıkmak olmamalı. Dışardan gelecek tehditlere yönelik
bir istihbarat çalışması yürütmeli" diyordu.
2 / 235

Abas, 1988'de patlak veren ünlü "MİT Raporu" olayında sorumlu görülerek, raporu
kaleme alan Mehmet Eymür'le birlikte pasif göreve alınmak istenince, ikinci kez
teşkilattan ayrıldı ve İstanbul'a yerleşti. Amerikan silah firmalarının Türkiye
temsilciliğini yapan Ganduri'lerin, şirketinde çalışırken 26 Eylül 1990'da
failleri hâlâ tespit edilemeyen bir suikastte öldürüldü. Azmettirenleri bugüne
kadar belirlenemeyen bu suikast hakkında yakın çalışma arkadaşı Mehmet Eymür
"Analiz" kitabında şunları yazdı: "Dev-Sol tarafından yapıldığı kanaatine çok
inanarak bakmıyorum... Bence Dev-Solun taşeron olarak kullanılmış olması daha
büyük bir olasılık." (MİT Raporu Olayı, Aydınlanmamış Cinayetler)

Rıdvan Abay

Adı ilk kez Emlak Bankasının da karıştığı Sicilya mafyasının para aklama
operasyonunda, bankadan 10 adet 25 milyon dolarlık iyi niyet mektubu alan
işadamı olarak geçti. Kapalıçarşı'da bir döviz büfesi ve Altın Borsası'nda
faaliyet gösteren bir aracı kurumun hisselerini satın alma girişiminde bulundu.
Sermaye Piyasası Kurulu tarafından Çelik Halat hisselerinde yapay fiyat ve
piyasa oluşturmaya yönelik işlemleri nedeniyle, Mehmet Esener ve Asil Onay'la
birlikte hakkında suç duyurusunda bulunuldu. Son olarak Türk Ticaret Bankası
Adapazarı Şubesinin 125 milyon lira dolandırılması girişimine adı karıştı.
(Hürriyet, 06.06.1996)

Garabet Serkiz Abriyan

18 Eylül 1973'te İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı tarafından hazırlanan


iddianameye göre Suriye uyruklu Akil Çubukçı'yla birlikte Türkiye'de ortaya
çıkan ilk organize Kaçakçılık şebekesinin beyni! Casusluk şüphesiyle gözaltına
alınan M. Akil Çubukçı'nın ifadesi üzerine, 18 Eylül 1973 tarihli iddianameyle
açılan soruşturmada Hüseyin Uğurlu, Mustafa Uğurlu, Abuzer Uğurlu, Akil Çubukçı,
Zihni İpek, Hacı Mirza, Süleyman Abdullahoğlu, Süleyman Şevket Yavuz, Sefer
Bezal, Mustafa Mirza, Ali Bezal, Mehmet Cantaş, Nusret Demir, Fahri Bank, Ömer
Mirza, Nail Araz, Abdullah Şap, Hayrettin Yağcı, Necmettin Karadeniz, Nurettin
Ormancı, Fahrettin Soysal, Süleyman İnan, Doğan Yonucuoğlu, Ali Yenigün ve
Mehmet Kapanoğlu'nun yargılandığı bu şebeke 1966-1973 yılları arasında
Türkiye'ye 45 ayrı partide toplam 27 milyon civarında mermi ve 70 bin civarında
silah soktu. (Silah Kaçakçılığı ve Terör, 66)

Nedim Acar

Turizm Bakanlığı İşletmeler Genel Müdürü iken, Başbakanlık Teftiş Kurulu ve


Turizm Bakanlığı müfettişlerinin yaptıkları soruşturma sonucu görevine son
verilen 23 bürokrat arasında yer aldı. Acar, Ömer Lütfü Topal'ın usulsüz
kumarhane ruhsatlarını sağlayan bürokratlar arasında. Turizm Bakanlığı Müsteşar
eski Yardımcısı Mevhibe Can'dan sonra ikinci önemli isimdi. (Hürriyet,
30.05.1998) Alaattin Çakıcı'nın Fransa'da yakalanmasından sonra üzerinde çıkan
diplomatik pasaportta N.Acar isminin yer alması, dikkatleri bir kez daha bu
bürokratın üzerine çekti.

Şenol Acar

Adı Emniyet Genel Müdürlüğünün Ağustos 1998'de açıkladığı çeteler listesinde yer
aldı. Sakarya çevresinde polis memurunu yaralama, gasp, cürüm işlemek amacıyla
teşekkül oluşturmak, suçluları kaçırmak, patlayıcı madde bulundurmak gibi
suçlamalarla aranıyor.

Ali Açma k
3 / 235

Karadenizli ünlü kaçakçı. 1965'te Havza'da yapılan bir silah kaçakçılığına,


1966'da Stutgart'ta Bayram Ali Yenigün ve Aziz Turgut'la birlikte 150 bin mermi
kaçırılması olayına karıştı. 1967'deki Sürmene operasyonunda da adı geçti.
Samsun'da kimi askerler tarafından korunduğu iddianamelerde yer aldı. MHP
Sungurlu ilçe eski Başkanı Şakir Babuç'la ilintili olarak, Sami Karamanoğlu,
Ziya Çiçek, Sait Çelik ve Ali Yenigün ile birlikte oldukça ilginç bir başka
silah kaçakçılığına daha karıştı. Bu operasyonda aynı şebeke tarafından hem
MHP'lilere hem de Fatsa'daki sol gruplara silah satıldığı ortaya çıkmıştı.
(Silah Kaçakçılığı ve Terör, 126-129)

Kutlu Adalı

Kıbrıslı gazeteci. Gazeteciliğe 1959'da Nacak gazetesinde başladı. Kıbrıs


Cumhuriyeti'nin kurulmasıyla 1960'ta kamu görevine geçti. Rauf Denktaş'ın siyasi
görüşlerine muhalif olan Adalı, son resmi .görevi olan Kayıt Dairesi Müdürlüğü
ve Nüfus Başyazmanlığından, Kıbrıs vatandaşlarıyla ilgili bazı gizli bilgi ve
belgeleri yetkisiz kişilere, vermemesi nedeniyle, 22 Aralık 1979'da alındı. Bu
dönemde yazdığı ve Denktaş'ı eleştiren "Minaredeki Deli" başlıklı yazı yüzünden
13 Şubat 1980 gecesi evi kurşunlandı. (Vatan Sağ Olsun, 22-28) Yazılarında
Kıbrıs'ta faaliyet gösteren Kıbrıs Türk Halk Hareketi, Türk İntikam Teşkilatı,
Genç Türk Mukavemet Teşkilatı, Milli İrade ve İntikam Örgütü gibi, paramiliter
örgütlerin suikast, bombalama gibi faaliyetlerini eleştirdi. Yeni Düzen
gazetesinde 1996 yılının Mart ve Nisan aylarında kaleme aldığı "Dikenli Yol"
adlı yazı dizisinde Kıbrıs yakın tarihinde bilinmeyen pek çok olaya ve özellikle
KKTC, kurulmadan önceki dönemde Türk örgütleri tarafından Rumların üzerine
atılan bir dizi cinayete ışık tuttu. 14 Mart 1996'da Kıbrıs'ta gerçekleşen, St.
Barnabas Müzesi'nin 1974'ten kalan bir ganimetin bulunması için basılması ve
bekçilerin bağlanarak dört saat süreyle kazı yapılması olayının Sivil Savunma
Teşkilatı (SST) ile ilişkili olduğunu yazdı. Kutlu Adalı Bakanlar Kurulu
kararıyla SST üyeliğine atanmıştı. 1996 Mayıs ayı sonunda dönemin Güvenlik
Kuvvetleri Komutanı Hasan Kondakçı tarafından KKTC yönetimi aleyhine yazılar
yazmaması için uyarıldı. 6 Temmuz 1996'da Lefkoşa'da evinin önünde Uzi marka bir
silahla taranarak öldürüldü. Cinayeti TİT (Türk İntikam Tugayı) üstlendi.
Cinayet sırasında sokak lambalarının sigortalarının sökülmesi dikkat çekti.
(Gazete Pazar, 19.10.1997)

Henry Salah Adamson

1979'da Yayladağ sınır kapısında yakalanan, üzerinde ünlü kaçakçı Henry


Arslanyan'la, Vardar şirketi sahipleri Bekir Gültaş ve Selami Gültaş kardeşlerin
şifreli telefon numaraları bulunan Amerikan pasaportlu, Suriyeli kaçakçı. (Papa,
Mafya, Ağca, 56)

Celal Adan

MHP davasında İstanbul bölgesi sanıkları arasında yer alan ülkücü militan. MHP'
nin Eğitimciler olarak bilinen kadrosundan. Yılma Durak tarafından, Musa Serdar
Çelebi'nin Almanya'ya gönderilmesi, Abdullah Kılıç'ın askere gitmesi üzerine
1979'da İstanbul'a gönderildi. Yılma Durak başkanlığında Orhan Çakıroğlu,
Mustafa Verkaya ve Recep Öztürk'le birlikte oluşturdukları komiteyle
İstanbul'da ülkücü militanların eğitilmesi, eylemlere yönlendirilmesi ve.
korunması işlerini yürüttüğü ileri sürüldü. DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler'in
öldürülmesi olayında Türkler'in adresini Bahçelievler, katliamı sanığı Ünal
Osmanağaoğlu'na verdiği ileri sürüldü. MHP davasının zaman aşımından düşmesiyle,
beraat etti. Haluk Kırcı ifadesinde Abdullah Çatlı'yı, Bahçelievler katliamından
kaçarak İstanbul'da saklandığı dönemde Celal Adan vasıtasıyla bulduğunu söyledi.
Tansu Çillerin DYP Genel Başkanı seçilmesinden sonra, .Doğru Yol Partisi
4 / 235

İstanbul il Başkanlığına getirildi. Adı Flash TV'nin kurşunlanması ve


Budapeşte'de Mesut Yılmaz'ın yumruklanması olayına karıştı. (MHP İddianamesi
740, 748-749)

Bünyamin Adanalı

Bahçelievler katliamına karışan ülkücü militan. Bu davada gıyabi tutuklu olarak


aranırken J995'te yakalandı ve beraat etti. Ancak-Yargıtay 9. Dairesi sanığın
mahkûm olması gerekçesiyle bu kararı bozdu ve dosyasını Ankara 3. Ağır Ceza
Mahkemesine gönderdi. Mahkeme, bu dosyanın Bahçelievler katliamı ana dosyasına
eklenmesine 22 Nisan 1998'deki duruşmada karar verdi. (Anadolu Ajansı,
22.04.1998)

Ayhan Adar

Bingöl Solhan'da yeşil adıyla tanınan Mahmut Yıldırım'm akrabası. Yeşil'in


birlikte iş yaptığı isimlerden olduğu ileri sürüldü. Uzun süre Suudi
Arabistan'da çalıştı. 1995 seçimlerinde MHP Bingöl milletvekili adayı oldu. Kısa
bir süre Solhan MHP ilçe Başkanlığı yaptı. (Ülkede Gündem, 09.06.1998)

Harry Aderholt

Amerikalı Yeşil Bereli, özel savaş teknikleri uzmanı general. 1992'de Bakü'de
büro açan Amerikan şirketi Mega Oil'in İran Contra skandalinin ünlü ismi Richard
Secord ile birlikte ortağı. (Reis, 299)

Niyazi Adıgüzel

İstanbul Ticaret Odası Başkanı iken, MHP'li Avukat Kürşat Özkan tarafından 1
Haziran 1988'de Büyük Ankara Otelinde Türkiye gazetesi Ankara temsilcisi Mevlüt
Işık ve işadamı Davut Çelik'le birlikte öldürüldü.. Bu karanlık olayda, katil
Özkan üç kişiyi vurduktan sonra intihar etti. Tanıklara göre Özkan Adıgüzel'e
"Ben 5 milyar lira eksik paranın hesabını nasıl veririm?" dedi. Niyazi Adıgüzel
Bedrettin Dalan'ın eski ortağıydı ve fabrikalarının iflas ettiği dönemde
Bedrettin! Dalan'ın da desteğiyle İstanbul Ticaret Odası Başkanlığına
seçilmişti. Çek ve senet mafyasının gelişmesine karşı çıkan Adıgüzel, olaydan
bir hafta önce Musa Serdar Çelebi'yle ve olaydan iki saat önce de Ankara Emniyet
Müdürü Mehmet Ağar'la görüşmüştü. Cinayet soruşturması Ankara Cumhuriyet
Savcılığı tarafından 12 Nisan 1989'da sona erdirildi ve dosya kapandı.
(Milliyet, 13.06.89) Olayın yurtdışındaki ülkücülerle bağlantılı olduğu ve 1980
öncesinde cezaevindeki Ülkücüler için Avrupa'da toplanan paraların Kürşat Özkan
aracılığıyla Adıgüzel'e verilmesi ve geri alınamaması yolundaki iddialar da Musa
Serdar Çelebi tarafından reddedildi. (Milliyet, 05.06.1988)

Agop Agopyan
Ermeni terör örgütü ASALA'nın lideri. Lübnan asıllı. Mihran Mihranian, Vahram
Vahramian, Iran Irmian takma adlarını kullandı. 1988'de Atina'da öldürüldüğü
ileri sürüldü. (Cumhuriyet, 29.04.1988) ASALA yaptığı açıklamada, Agopyan'ın
Türkler tarafından öldürüldüğünü ileri sürdü. Ancak ASALA üyesi bir başka kadın
Paris'teki AFP Bürosunu arayarak Agopyan'ı Ermenilerin öldürdüğünü söyledi.
(Milliyet. 28.05.1988) 1997'de yayımlanan Yedekteki Taşeron adlı kitapta, aslında
Agopyan'ın öldürülmediği, ASALA tarafından bir stratejinin parçası olarak
öldüğünün yayıldığı ileri sürüldü. (Yedekdeki Taşeron, 130-135)

Hülya Ağaç
5 / 235

ANAP Manisa Milletvekili Tevfik Diker'e başvurarak Topal ailesinin Çiller'lere 1


trilyon lira verdiğini söyleyen tanık. Daha önce maliyede memur olarak çalışan
ve eşinin Ömer Lütfü Topal'm Manavgat'taki Seven Seas Otelinde koruma ve şoför
olarak çalıştığını ifade eden Hülya Ağaç, Tevfik Diker tarafından Topal
cinayetini soruşturan Sarıyer Cumhuriyet Savcılığına gönderildi. Hülya Ağaç
savcılıkta verdiği ifadede Topal'm tüm para işlerini Seven Seas Otelinin
muhasebecisi Duygu Hanımın bildiğini, Kemer'deki tatil köyünün yapımı için 1
trilyon liraya yakın paranın üç parti halinde (Duygu Hanım aracılığıyla Çiller
ailesine iletildiğini, Antalya Sorgun'daki Ayışığı Restoran'da Çiller ailesinin
yakınlarıyla Topal'a yakın isimlerin sık sık bir araya geldiğini anlattı.
Sarıyer Cumhuriyet Savcılığı iddiaların Manavgat Cumhuriyet Savcılığının alanına
girdiği gerekçesiyle yetkisizlik kararı vererek dosyayı Manavgat'a gönderdi:
(Cumhuriyet, 28 Ocak 1998)

Nurullah Tevfik Ağansoy

Ülkücü, itirafçı, İstanbul Mecidiyeköy bölgesinde faaliyet gösterdi. 1980


öncesinde aralarında Profesör Ümit Doğanay cinayetinin de bulunduğu 13 cinayete
karıştı. Çuval cinayetlerinin açığa çıkmasına ve Alaattin Çakıcı'nın da
suçlanmasına yol açan itirafları nedeniyle tahliye edildi, jtiraflarında, MHP İl
Başkanı Recep Öztürk döneminde Marksist öğretim üyelerinin fişlendiğini ve
bunlardan Cavit Orhan Tütengil, Ümit Yaşar Doğanay ve Bedri Karafakioğlu'nun
öldürüldüğünü söyledi
Emlak Bankası eski Genel Müdürü Engin Civan 'ın 19 Eylül 1994'te vurulmasına
Çakıcı'yla birlikte karıştıktan sonra yurtdışına kaçtı. MİT Dış Operasyonlar
Daire Başkanı yavuz Ataç'm ekibindeki ülkücülerden olduğu ileri sürüldü. Polis
tarafından aranırken Ankara-Esenboğa Havalimanından Haluk Uçar'la birlikte Yavuz
Ataç tarafından uçağa bindirildi. Ceplerinde MİT'in pasaportçusu Timur. Hanoğlu
tarafından hazırlanmış pasaportlar vardı ve Haluk Uçar 1957 İstanbul doğumlu
İsmail Bozkurt adına hazırlanan bir pasaportu kullanıyordu. Almanya'nın Neuhaus
sınır kapısında 30 Ağustos 1995'te yakalandı, 1 Kasım 1995'te ailesinden haber
alamazsa, iltica talebini geciktireceğini söyledi ve bundan devletin zarar
göreceğini ileri sürdü. Ailesinden haber alamaması üzerine paniğe kapılarak
verdiği ifadede MİT'le ilişkilerini ve bazı operasyonları anlattı. Alaattin
Çakıcı ve Osman Nuri Van gibi isimlerle DEP'ten ayrılan milletvekillerinin 15
Ağustos 1994'te Belçika'da düzenleyecekleri basın toplantısının bombalanması
hazırlığına karıştığı ileri sürüldü. (Aktüel, 371)
Türkiye'ye döndükten sonra polise ayrıntılı bilgiler verdi, Yavuz Ataç
tarafından korunduğunu anlattı. Yine bu dönemde Alaattin Çakıcı'yla arası
bozuldu, dava sürerken Çakıcı'nın adamı Fatih Bayata tarafından İstanbul
Adliyesinde düzenlenen başarısız bir suikast girişiminden kurtuldu.28 Ağustos
1996'da Bebek'teki Deniz Taksi adlı Cafe'de uğradığı silahlı saldırı sonucu
öldürüldü. Olayda Ağansoy dışında, polis memuru Celal Babür ve Ayşegül Gülçin
Balaban adlı vatandaş ve saldırganlardan Recep Çiçek öldü. Tanıklara göre
Ağansoy olaydan önce Mey Restoranda Mehmet Tatar, Caner Oktay ve Fehim Kaya'yla
Kastamonu'daki bir ihaleyi konuşmak üzere buluştu. Çakıcı'nın 1998'de Selçuk
Ural'ın kızıyla birlikte yakalanmasından sonra, o gün Deniz Taksi'de bulunan
Ural'ın Ağansoy'un yerini Çakıcı'ya bildiren isim olduğu ileri sürüldü.
Öldürüldüğü tarihte askerde olması gerekirken itirafçılık yasasından
yararlandığı için serbestçe dolaşması ve yanında Başbakan Tansu Çiller'in resmi
korumaları olan polis memurlarının bulunması dikkat çekti.
Ağansoy'un şoförü Ramazan Vurmaz, Ağansoy'un öldürüldüğü olayda saldırganların
olay yerinde bulunan MİT tarafından öldürüldüğünü ileri sürdü. (Ağansoy Dosyası/
Susurluk Raporu/ Reis) Ömer Lütfü Topal, öldürülmeden hemen önce International
Hospital'de doğum yapan karısını ziyaretten dönmüştü. Ağansoy'da aynı gün kalp
spazmı teşhisiyle International Hospital'a kaldırılmıştı. Topal cinayeti zanlısı
polisler de 25 Ağustos'ta İstanbul polisine gelen bir ihbar telefonu nedeniyle
6 / 235

Ağansoy'un öldürüldüğü gün, 28 Ağustos 1996'da gözaltına alınmıştı. Bu bağlantı


nedeniyle polisleri ihbar edenin Ağansoy olduğu ileri sürüldü. Ağansoy
cinayetinden dolayı Çakıcı'nın adamları olan Adnan Çiçek, Kenan Ali Gürsel
cinayeti tasarladıkları için, Ferdi Heybet, Hasan Taşkın, Aydın Göker, Yener
Üçüncü olayda silah kullanan isimler oldukları için ve gıyabi tutuklu sanıklar
Alaattin Çakıcı, Kâmil Özkılıç ve Ahmet Atlılar yargılandılar. Ağansoy'un
yanında bulunan Çiller'in koruma polislerinden Ferda Temel ve Ağansoy'un
adamlarından Burak Çalışkan ve Ramazan Vurmaz da aynı davada, kasten adam
öldürmek suçlamasıyla yargılandılar. Susurluk kazasından sonra 11 Kasım 1994'te
öldürülen Avukat Medet Serhat'ın olaydan yaralı kurtulan eşi Yurdanur Serhat
saldırganı daha sonra televizyonlarda yayımlanan görüntülerden teşhis ettiğini
ve Tevfik Ağansoy olduğuna emin olduğunu söyledi. (Ülkede Gündem,
06.11.1997) Ağansoy'un eşi Hülya Ağansoy, 15 Eylül 1998'deki duruşmanın
çıkışında gazetecilerin "Alaattin Çakıcı, Tevfik Nurullah Ağansoy'un
konuşmalarıyla bazı kesimleri rahatsız ettiği için öldürüldüğünü söylemiş.
Bunlar kimler?" sorusuna "Benim isim zikretmeme gerek yok. Onlar zaten
biliniyorlar" karşılığını verdi. (Anadolu Ajansı, 15.09.1998)

Mehmet Ağar

Elazığ'da 1951'de doğdu. Babası Zülfıkar Ağar gibi polislik mesleğini seçti.
Siyasal Bilgiler Fakültesinde Emniyet Genel Müdürlüğü adına okuyan Ağar, 1972'de
mezun olduktan sonra, polislik mesleğine Emniyet Genel Müdürlüğü ve
Cumhurbaşkanlığı korumalarında görev alarak başladı. Daha sonra İznik, Selçuk ve
Torul Kaymakamlıkları da yapan Mehmet Ağar, Derince Kaymakamlığı görevinden
sonra, İstanbul Siyasi Şube Müdür Muavinliğine getirildi. 5 yıl süren İstanbul
Emniyet Müdürlüğü Personel ve Asayiş Şube Müdürlüğünden sonra Şükrü Balcı-Ahmet
Ateşli-Ünal Erkan ve kendisini hedef alan MİT raporunun etkisiyle 1988 yılı
başında tenzili rütbe sayılabilecek bir göreve, Ankara Emniyet Müdürlüğüne
getirildi. Bu dönemde siyasilerle yakın ilişki kurmaya özen gösterdi. Ankara
Emniyet Müdürü olarak Semra Özal'ın hiçbir programını kaçırmayan, Bayan Özal'ın
Ankara dışına çıkış ve gelişlerinde her zaman havaalanında da hazır bulunan
Mehmet Ağar'ın adı zaman zaman, "Papatya Bürokrat" olarak da geçti. Bu dönemde
Turgut Özal'a karşı (düzenlenen suikastin soruşturmasını yürüttü ve Kemal
Horzum'un video kasede alınan sorgulamasını yaptı. Korkut Özal, bu nedenle
Ağar'ın suikastın arkasındaki isimleri bildiğini ileri sürdü. (Sabah,
15.03.1998) İstanbul Emniyet Müdürü, 1992'de Erzurum Valisi oldu. Bu görevi
sırasında l Ağustos 1992'de gıyabi tutuklu olarak aranan, Bahçelievler katliamı
zanlısı Haluk Kırcı'nın nikâhında, gelin Vesile Erzincanlı' nın şahitliğini yaptı
1993 Temmuz ayında Tansu Çiller'in DYP Genel Başkanı ve Başbakan olmasından
sonra Emniyet Genel Müdürlüğüne getirildi.
Bu göreve gelir gelmez, Milli Güvenlik Kurulu'na Özel Tim'm güçlendirilmesi ve
PKK'nın büyük şehirlerdeki fınans kaynaklarını kurutmak gibi önlemler içeren
"terörü 1 yılda yok edecek" bir plan sundu. (Hürriyet, 28.08.1993) Özel Harekât
Timi'nin PKK'yı l yılda sileceğini söyledi. "PKK'ya karşı Ülkücü ordusu
kurulduğu" iddialarını yalanlayan Ağar, bu sözlerinden 40 gün sonra "özel ordu
çok yakında hazır" açıklamasını yaptı. Polis örgütüne MHP yanlılarının hâkim
olmasına göz yummakla suçlandı. Ağar yönettiği polis örgütü nedeniyle, işkence
iddialarına, ve yargısız infaz suçlamalarına hedef oldu. Ağar, 'Uğur Mumcu,
Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Cem Ersever' gibi suikastlerin hiçbirisi
çözülmemesine karşın, faili meçhul cinayetlerden 893'ünün ortaya çıkartıldığını
savundu. MGK'da 26 Nisan 1995'te Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi'nin Türkiye
Raporu görüşülürken, Demirci "İşkence yok" diyen Ağar'ı "İşkence, yok demekle
yok olmuyor" diyerek tersledi. Daha sonra işkenceyi "münferit olaylar" olarak
nitelendiren Ağar, eleştirilerin tırmanması üzerine "Polis hatasız değil" demek
zorunda kaldı. İstanbul'daki mafya iddiaları nedeniyle de eleştirilen Ağar,
yasal düzenlemeler yapıldıktan sonra "Mafyaya karşı daha katı" olacaklarını
söyledi. Bu dönemde Mülkiye müfettişlerinin incelemesiyle ortaya çıkan bir
skandalda kimi sabıkalı mafya üyelerine yasalara aykırı bir biçimde silah
ruhsatı verildiği ve ruhsat dosyalarında eski İçişleri Bakanı Abdülkadir
7 / 235

Aksu'nun imzası bulunduğu ortaya çıktı. Mehmet Ağar bu soruşturma için "kendisi
hakkında yapılmış bir işlem olmadığını" belirtti. (Cumhuriyet, 27.09.93) Ağar
kayıp dosya olmadığını söylerken, müfettişler 400 silahın dosyasının
kaybolduğunu ortaya koydu ve mafya üyelerine verilen ruhsat sayısının 2 binden
fazla olduğu belirlendi. (Cumhuriyet, 01.10.93)
Ağar'ın Emniyet Genel Müdürlüğü döneminde faili meçhul cinayetlerde büyük bir
artış yaşandı. Başbakanlığı döneminde Emniyet Genel Müdürü olarak, ona en büyük
desteği veren Ağar, Çiller'in yurtiçi, yurtdışı tüm gezilerine katıldı. Mehmet
Ağar, aynı dönemde İstanbul Emniyet Müdürü olan Necdet Menzir ile büyük bir
çekişmenin de içinde oldu. Aralık 1995 seçimlerinden önce 28 ay sürdürdüğü
Emniyet Genel Müdürlüğü görevinden ayrıldı ve DYP milletvekili olarak TBMM'ye
girdi. Çiller'in A takımı içinde yer aldı. Adalet Bakanı olduğu Anayol Hükümeti
döneminde cezaevlerinde 12 siyasi tutuklu açlık grevlerinde öldü. Refahyol
Hükümetinin kurulmasından sonra İçişleri Bakanlığı koltuğuna oturdu. Başbakan
Necmettin Erbakan'ın Libya gezisine karşı çıkışıyla dikkat çekti. Bakanlar
Kurulu toplantısında bu geziye karşı çıkan tek isim olan Ağar, Erbakan'ın
kararnamesini de imzalamayarak, direnişini sürdürdü. Ağar görevinden istifa
edene kadar da bu tutumunu sürdürdü. Mehmet Ağar'ın bu tutumunu sürdürmesi
üzerine azledilmesi gündeme geldi. Susurluk olayından hemen sonra polis müdürü
Hüseyin Kocadağ'ın Abdullah Çatlı'yı "teslim olmaya götürdüğü" yolundaki
açıklaması dikkat çekti. Bu açıklamanın hemen ardından, Tansu Çiller tarafından
istifaya zorlandı ve istifa etti. 1996 Eylül ayında Aydınlık dergisi tarafından
açıklanan ikinci MİT raporunda bizzat Ağar tarafından verilen yeşil pasaportlar
ve silah taşıma belgeleriyle özel bir örgüt kurduğu, bu örgütün adam kaçırma,
uyuşturucu kaçakçılığı gibi işlere bulaştığı ileri sürüldü. Susurluk kazasından
sonra yapılan incelemelerde Çatlı'nın üzerinde çıkan silah taşıma belgesindeki
imzanın Ağar'a ait olduğu Jandarma Kriminal Laboratuvarı tarafından tespit
edildi.
İstanbul DGM Başsavcılığı tarafından hazırlanan ve 30 Ocak 1997'de Meclise
gönderilen fezlekede, Sedat Edip Bucak ile "Cürüm işlemek için çete kurmak.
Hakkında yakalama ve tevkif müzekkeresi bulunan kişileri yetkili mercilere haber
vermemek ve görevi kötüye kullanmak" suçlamalarıyla 6'yla 12 yıl arasında ağır
hapis cezasına çarptırılması istendi. 11 Aralık 1997'de dokunulmazlığı
kaldırıldı. Anayasa Mahkemesinin itirazını reddetmesinden sonra, DGM'de 10 Ocak
1998'de 3 saat süreyle sanık sıfatıyla ifade verdi. Hospro Silahlarıyla ilgili
yaptığı yazılı savunmada, silahları Korkut Eken'e senet karşılığı verdiğini ve
konunun devlet sırrı olduğunu söyledi. Mesut Yılmaz ise bu tür bir devlet
sırrının kayıtlarda yer almadığını ileri sürdü. (Kutlu Savaş Raporu/ Susurluk
Tutanakları/ Susurluk Raporu/ Susurluk Fezlekesi/ Susurluk İddianamesi/ 1. MİT
Raporu/ MİT Etütleri/ 2. MİT Raporu/ 3. MİT Raporu)

Yunus Ağar

Mehmet Ağar'ın kardeşi. HAVAS ihalesini kazanan Turgay Ciner'in Park Holdinginde
koordinatörlük ve yönetim kurulu üyeliği yaptığı ileri sürüldü. (Susurluk
Tutanakları 2072, Reis) Mehmet Ağar bu iddiayı reddederken, Ciner'le kardeşinin
askerlik arkadaşı olduğunu söyledi.

Bayram Ağca

Mehmet Ali Ağca'nın amcasının oğlu olan başkomiser. 13 Eylül 1997'de Atatürk
Havalimanında görevliyken toplu kaçakçılık suçundan hükümlü ve aranan kişilerden
Ayhan Kutlu'yla seyahat ettikleri ve giriş çıkışta kolaylık gösterdikleri
iddiasıyla Emniyet Müdürü Engin Can, Emniyet Amiri Tahsin Tatar ve polis memuru
Erdinç Bezgen'le birlikte açığa alındı. (YeniYüzyıl, 14.09.1997)

Mehmet Ali Ağca


8 / 235

Abdi İpekçi'yi öldürmekten gıyabında idama mahkûm edilen ve Papa'yı vuran ülkücü
militan, 1 Şubat 1979'da Milliyet Gazetesi Başyazarı Abdi İpekçi'ye düzenlenen
suikastte yer aldı. 25 Haziran 1979'da yakalandı, İpekçi suikastı davasında yer
alan "gizli" damgalı bir dosyada "Ocak 1979'da Alparslan Türkeş'le ilişkili
Mehmet Ali adında Malatyalı bir eylemci tarafından muhtemelen dönemin İçişleri
Bakanı İrfan Özaydınlı'ya yönelecek sansasyonel bir eylem yapılacağı" bilgisinin
yer aldığı ileri sürüldü. (Gazete Pazar, 01.06.1997) Ağca, verdiği çeşitli
ifadelerde Oral Çelik, Mehmet Şener, Yavuz Çaylan gibi isimler verdi. Polis
tarafından soruşturulma sürdürülürken, gereken ek gözaltı süresi verilmedi ve
Ağca polisten alınarak Maltepe Askeri Cezaevine kondu. 23 Kasım 1979'da Maltepe
Askeri Cezaevinden kaçırıldı. 26 Kasım 1979'da Milliyet gazetesinin yakınındaki
bir çöp kutusunda bulunan mektupta kendi el yazısıyla Papa'yı vuracağını
bildirdi. Bu tarihten sonra 80 gün kadar İran'da kaldığı sanılıyor. 28 Nisan
1980'de İpekçi suikastından dolayı ölüm cezasına çarptırıldı. 13 Mayıs 1981'de
Papa'ya suikast düzenledi ve olay yerinde yakalandı. Papa suikastı soruşturması
boyunca, 128 ayrı ifade verdi. Gizli servislerin dezinformasyon savaşı yüzünden
içinden çıkılmaz bir hal alan Papa suikastından 22 Mart 1986'da ömür boyu hapse
mahkûm oldu. (Papa, Mafya, Ağca)

Al Ahdal

Belçika'da bulunan İslam Kültür Merkezinin müdürü ve Rabıtad-al Alam al İslami


örgütünün Avrupa temsilcisiydi. Gazeteci Uğur Mumcu'yla yaptığı görüşmede,
Belçika'da görevli Türk din adamlarının maaşlarının Rabıta tarafından ödendiğini
söyledi. Ancak daha sonra bu bilgiyi yalanladı ve bir tek Diyanet İşleri
Başkanlığı temsilcisinin maaşının Rabıta tarafından ödendiğini söyledi. Al Ahdal
29 Mart 1989'da faili meçhul bir cinayete kurban gitti. (Tanksız Topsuz Harekât)

Hüseyin Hıfzı Ak

Adı Emniyet Genel Müdürlüğünün Ağustos 1998'de açıkladığı çeteler listesinde yer
aldı. Aydın ve çevresinde borca karşılık adam kaçırma, senet tahsilatı gibi
suçlarla aranıyor.

Fehmi Akar

Emniyet Genel Müdürlüğünün Ağustos 1998'de açıkladığı çeteler listesinde yer


aldı. Kayseri'de menfaat sağlamak için teşekkül oluşturma, gasp, darp, tehdit,
suça azmettirme gibi suçlarla aranıyor.

Ayhan Akça

Özel Harekât Dairesinde görevli polis memuru. 2. MİT raporunda, İbrahim Şahin 'in
kontrolünde, özel örgütte yer aldığı ileri sürüldü. 23 Aralık 1996'da
havaalanında kaçak dövizle yakalanan kurye Dilek örnek ile ilişkili olduğu ve
onu karşılayanlar arasında olduğu gerekçesiyle tutuklandı. Olayın soruşturması
sırasında Ayhan Akça'nın Kurye Dilek Örnek'in ilişkili olduğu Azer Döviz
Büfesi'nin ortakları arasında yer alan Alakel Kardeşlerle silah alışverişi
yaptığı ve otomobillerini kullandığı ortaya çıktı. Ayhan Akça'nın Avşar
Kederoğlu'na ait cep telefonundan Tarık Ümit'in telefonunu son arayan kişi ve
Ziya Bandırmalıoğlu'yla birlikte Ümit'le son olarak Erenköy Divan Pastanesinde
görülen polis memuru olduğu da ortaya çıktı. Akça, Dilek Örnek ile birlikte kara
para aklamak ve cürüm için teşekkül oluşturmak suçlamasıyla iki ayrı davada
yargılandı. (Susurluk Raporu/ Susurluk İddianamesi/ Susurluk Tutanakları)

Yılmaz Akçadağ
9 / 235

Mehmet Ağar'ın dayısı. İlk MİT raporunda Mehmet Ağar, Nihat Camadan, İsmail
Taşkafa, Ziver Öktem ve Necati Altuntaş gibi polis müdürlerinin gayri meşru
paralarının ortağı Ekrem Gocay'la birlikte işlettiği ileri sürüldü. Mehmet
Ağar'ın 18 ev ve arsa tapusunun Yılmaz Akçadağ'ın boşandığı eşi. Şükran
Akçadağ'ın üzerinde bulunduğu ilk MİT raporunda yer alan iddialar arasındaydı.
(1. MİT Raporu)

Ali Akçiçek

Susurluk'ta kaza yapan Sedat Bucak'a ait Mercedes'in bagajında bulunan 34 NUL 63
numaralı sahte mühürlü plakanın adına kayıtlı olduğu Hep-İş Otopark
İşletmeciliği Ud. adlı şirketin sahibi. Urfa Siverek nüfusuna kayıtlı. (Susurluk
Raporu)

Nihat Akgün

Yeraltı dünyasında MHP'li olarak tanınan isimlerden. 14 Nisan 1987'deki polis


tarafından dağıtılan öğrenci yürüyüşünde, sivil polislerle birlikte öğrencileri
döverken dikkat çekti. 1989'da bir haberden dolayı gazeteci Aydın Özdalga'nın
dövülmesine karıştı. İstanbul'da yapılan Türk Kurultayı'nda mafyayla ilişkili
olduğu gerekçesiyle MHP yöneticileri tarafından salondan çıkarılması MHP'de
mafya tartışmalarına yol açtı.

Syed M. Akhtar

Kara para akladığı ve uyuşturucu ticaretine bulaştığı için kapatılan BCC1


Bankasının Türkiye Müdürü. BCCI, Türkiye'deki yabancı bankalar arasında büyüklük
açısından ikinci sırada geliyordu.

Reşat Akkaya

Eski Ankara Emniyet Müdürü. Bu dönemde, ülkücülerin ölüm listesinde bulunan


Dürüst Oktay isimli polisi sürgün etmek istediği için Ankara Sıkıyönetim
Komutanlığı tarafından görevden alındı. Başbakan Süleyman Demirel'in kurduğu 2.
Milli Cephe Hükümeti tarafından Ordu Valiliğine getirildi. Ordu Valiliği
sırasında 10 Temmuz 1980'de, askeri birliklerin de yer aldığı Fatsa'daki ünlü
Nokta Operasyonu gerçekleştirildi. Akkaya, bu olayda kafalarında kukuleta
bulunan ülkücüleri muhbir olarak kullanmasıyla tanınmıştı. 12 Eylül 1980'de MHP
Genel Merkezinde yapılan aramada Akkaya'nın İçişleri Bakanlığına yazdığı
yazıların birer sureti de ele geçirildi. 1982 yılı Şubat ayında re'sen emekli
edildi. (Silah Kaçakçılığı ve Terör, 165)

Ahmet Akkurt

PKK itirafçısı. General Zinnar adıyla da bilinen PKK itirafçısı Alaattin


Kanat'ın kendisine Mehmet Sincar'ı öldürdüğünü anlattığını belirten ifadesini
İstanbul DGM'ye verdikten hemen sonra, 7 Eylül 1996'da Bayrampaşa Cezaevinde
şüpheli bir biçimde ölü bulundu.

Feridun Akkuzu

1980 öncesinde, Abdullah Çatlı ve Nevzat Bor'la birlikte Bahçelievler-Emek


bölgesinde faaliyet gösteren ülkücü militanlardan olduğu Ali Yurtaslan'ın
itiraflarında yer aldı. Abdullah Çatlı da zaman zaman bu ismi kullandı. (Reis)
10 / 235

Mustafa Akman

3 Şubat 1994'te Cenevre'de 7 kilo eroinle yakalanan THY görevlisi. 25 Eylül 1994
bir başka THY teknisyeni Sadık Kara'nın Amsterdam'da 8.5 kilo eroinle
yakalanması ve 12 Kasım 1994'te yine THY teknisyeni Süleyman Hanilci'nin
yakalanması üzerine ortaya çıkarılan, Ömer Lütfü Topal'a kuryelik yapan ve Van,
Ankara, İstanbul üzerinden Avrupa'ya uyuşturucu sevk eden bir grup THY
teknisyeninden biri olduğu anlaşıldı. Bakırköy Cumhuriyet Savcılığına verdiği
ayrıntılı ifade nedeniyle aralarında ünlü sanatçılar da bulunan çok sayıda
kişinin gözaltına alınmasını sağladı. (Zaman, 30.09.1998)

İmdat Akmermer

Bülent Öztürkmen'le birlikte DPT müsteşar yardımcısıyken, başbakanlık


danışmanlığına çekildi. 1983'te Ali Osman Sönmez için tahakkuk ettirilen 1
milyar liralık vergi cezasına itiraz ettiği için cezanın uygulanmadığı ileri
sürüldü. 1988'de TCDD yönetim kurulu üyeliğine atandı. (Hayali İhracat)

Hakkı Aksakal

Banker Kastelli olarak tanınan Cevher Özden'i bürosundan çıkarken vurduktan


sonra 16 Mart 1990'da İzmit'te yakalandı. Çek senet tahsilatı yapan ülkücü Metin
Sağıroğlu tarafından azmettirildiği ileri sürüldü. Hüseyin Baybaşin Kastelli'yi
vuranlar ile Cesim Alagöz'ü öldürenlerin aynı kişiler olduğunu ileri sürmüştü.

Yesugay Aksakal

Başkomiser. Ömer Lütfü Topal cinayeti zanlısı polislerden Oğuz Yorulmaz, cinayet
saatinde Bakırköy'deki Rıfat Usta Lokantasında Başkomiser Yesugay Aksakal ve bir
jandarma üsteğmen ile yemek yediğini ileri sürdü. Ankara'da görevli olan ve olay
günü izinli olarak İstanbul'a geldiğini ileri süren jandarma üsteğmenle
Aksakal'm aynı yöndeki ifadeleri arasında çelişkiler ortaya çıktı, ancak daha
sonra lokanta sahibi baskı altında Oğuz Yorulmaz'ı gördüğünü söylediği ifadeyi
verdiğini, söylediklerinin doğru olmadığını ileri sürdü.

Bekir Aksoy

İçişleri Bakanlığı eski müsteşarı. Kaçırılan M. Ali Yaprak'a silah ruhsatı


verilirken, Yaprak'ın sabıkalarına rağmen mevzuata aykırı olarak olumlu görüş
bildirmesi dikkat çekti.

Fahrettin Aksoy

Eski İstanbul Sıkıyönetim Adli Müşaviri. Deve Fahri lakabıyla tanındığı, Necdet
Üruğ'un yeraltı dünyasıyla ilişkilerini kuran isimlerden biri olduğu eski MİT
raporunda ileri sürüldü. (1. MİT Raporu)

Turgay Aksoylu

Ahmet Özal'ın Cem Uzan'la gizli ortak olduğu MBI Reklamcılık ve Filmcilikten
ayrılırken, anlaşmazlığa düşmesi üzerine "20 milyar lira borç almıştık" dediği
ve senet verdiği asker arkadaşı. Oğuz Çarmıklı'yla bacanak ve 80'li yıllarda
Yeşilköy Havalimanında gümrük komisyonculuğu yaptı. Ahmet Özal-Turgay Aksoylu
11 / 235

ikilisi Cem Uzan ile karşılıklı 2 4 dava açtıktan sonra 4 Eylül 1993'te Nail
Keçili'nin evinde düzenlenen bir toplantıyla barıştılar. Ve Ahmet Özal
Liechtenstein'da kurulu Magic Box ortaklığını l dolar karşılığı devretti.
(Rüşvetin Belgesi)

Meral Akşener

Zübeyde Hanım Şehit Anaları Vakfı başkanlığı yaptı. Tansu Çiller'in başbakanlığı
döneminde MİT'in İstinye'deki arazisi bu vakfa 49 yıllığına kiralandı. Ağabeyi
Nihat Güner, Mehmet Özbay kimliğiyle dolaşan Abdullah Çatlı'yla ortaklık yaptı.
(Hürriyet, 06.07.1997) Akşener'in İçişleri Bakanı olmadan önce Abdullah
Çatlı'yla bir düğünde aynı masada oturduğu ortaya çıktı. Mehmet Ağar'dan sonra
Tansu Çiller tarafından İçişleri Bakanlığına getirildi. Alaattin Çakıcı'nın
yakalanması için Amerika'da yapılan operasyonu Çakıcı'ya bildirdiği ileri
sürüldü.

Vekin Aktan

MİT raporuna kaynak olan etütteki iddialara göre, Ulus Mahallesinde Ünal Erkan
ve Mehmet Ağar'ın gizlice buluştukları evin sahibi gözüküyordu ve evin parası
uyuşturucu kaçakçısı Behçet Cantürk tarafından ödeniyordu. Ayrıca, ünlü
kaçakçılardan Selahattin Delidere 1984'teki Babalar operasyonu sırasında teslim
olmadan önce Vekin Aktan ve Nizamettin Laçin'e başvurdu. (1. MİT Raporu, MİT
Etütleri, Cantürk'ün Anıları)

Yakup Aktaş

Polise 840 gram uranyum satmak isterken Ahmet Gündüz, Sami Akkaya ve Suat
Ünal'la birlikte yakalandı ve Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından
tutuklandı. Mahkeme, görevsizlik kararı vererek sanıkların Asliye Ceza
Mahkemesinde yargılanmasını kararlaştırdı. (Radikal, 21.07.1997)

Gabriel Aktürk

Adı ordudan TNT çalınarak, MHP'ye aktarılmasına karıştı. 1978'de Maraş'ta


patlayıcılarla yakalanan Ökkeş Çokuçkun'un ifadesi üzerine "esrarengiz yüzbaşı"
olarak tanınan Mehmet Ali Çevikel'le birlikte 1978 yılı Şubat ayında tutuklandı.

Yaşar Aktürk

Berber Yaşar olarak da tanınan hayali ihracat ve kara para aklama olaylarına
karışan isim. 1983'te aralarında banka genel müdürleri ve ünlü işadamlarının da
bulunduğu ünlü altın kaçakçılığı davasında Erol Aksoy, Hüsnü Özyeğin, Nasrullah
Ayan gibi iş dünyasının önde gelen isimleriyle birlikte yargılandı. Muhammed
Şekerci'nin Türkiye'deki uzantısı olarak biliniyordu, özal 'ın Davos'ta
Şekerci'yle yaptığı ünlü görüşmede de yer aldığı ileri sürüldü. Banker Şevket
olarak tanınan Şevket Türkeli, yaptığı açıklamalarda Yaşar Aktürk 'ün
Şekerci'nin ayakçısı olduğunu ve Çatal kod adıyla kendisine gelen döviz
talimatlarını Şekerci'ye ilettiğini söyledi. Aktürk 'ün İsviçre'de Mirellis adlı
şirketi kasası gibi kullandığını söyleyen Banker Şevket, Aktürk 'ün Kemal
Horzum'a da ters faiz işleterek 6 milyon dolarlık bir kazık attığını ileri
sürdü. (Hürriyet, 19.12.1987) 1988'de İzmir'de ortaya çıkarılan bir hayali
ihracat olayından dolayı İsviçre'ye kaçtı. Turan Çevik ve Ertan Sert gibi
isimleri piyon olarak kullanarak hayali ihracat yaptığı ileri sürüldü.
Türkiye'ye dönük altın ve döviz kaçakçılığında yer alan Guadrag AG adlı şirketin
de Yaşar Aktürk'e ait olduğu ve Simon Ankechian ile Jacques Bovey tarafından
12 / 235

yönetildiği ileri sürüldü. Aktürk sahibi olduğu döviz büfesinde hayali ihracatçı
Uğur Süzer'le ortaktı. (Hürriyet, 30.08.1988) Bacanağı Erol Cengiz, Hürriyet
gazetesine yaptığı açıklamalarda Aktürk 'ün İnter Dış Ticaret, Özpa Dış Ticaret,
Körfez Su Ürünleri ve Ege Dış Ticaret şirketleri aracılığıyla hayali ihracat
yaptığını ileri sürdü. (Hürriyet, 28.11.1988) 2 Ocak 1990'da İzmir DGM'ye teslim
oldu. Hayali ihracat ve altın kaçakçılığıyla suçlanan Aktürk'ün gizli pazarlıkla
teslim olduğu ve Berber Yaşar'ı sorgulamakta ısrar eden eski Emniyet Müdürü
Lütfü Tomuş'un bu pazarlık sonucu görevden alındığı ileri sürüldü. (Hürriyet,
04.01.1990) Aktürk'ün tutukluluğu iki gün sonra kaldırıldı, ancak bir uyuşturucu
olayına karıştığı için yeniden gözaltına alındıktan sonra İstanbul DGM
tarafından serbest bırakıldı. Gazetecilere bu tarihte servetinin 65 milyar lira
olduğunu söyledi. 12 Eylülden sonra aranırken pasaportuyla birlikte uçakla
İsviçre'ye gittiğini, son gelişinde Kapıkule'den giriş yaptığını, İsviçre'ye
kaçtıktan sonra bir kez daha Türkiye'ye gelip gittiğini anlattı. Tempo dergisine
yaptığı açıklamalarda turizmle ilgili 15 şirketi ve 4 oteli olduğunu, hakkındaki
suçlamaların asılsız olduğunu ve şu an sabıka kaydının bulunmadığını söyledi.
(Tempo, 560) Halen İstanbul DGM'de cinayete azmettirme ve uyuşturucu kaçakçılığı
suçlamasıyla 16 yıl hapis cezası istenen bir davada yargılanıyor. (Hürriyet,
25.10.1998)

Yakup Akkuş

Ahmet Gündüz, Sami Akkaya, Suat Ünal'la birlikte yurtdışından aldıkları 840 gr.
uranyumu polise satmak isterken yakalanıp çıkarıldıkları Bursa 1.Ağır Ceza
Mahkemesi tarafından tutuklandı. (Radikal, 21.07.1997)

Erol Aksoy

Bankacı. 1983'te Mersin'de ortaya çıkarılan ünlü altın kaçakçılığı davasında


banka müdürü olarak yargılandı. Bankalar Yeminli Murakıbı Mustafa Tosun
tarafından yapılan incelemede Uluslararası Endüstri ve Ticaret Bankası Genel
Müdürü iken Ergun Ahmetoğlu adına hayali bir hesap düzenleyerek bankanın kredi
müşterileriyle para alışverişi yaptığı ileri sürüldü ve 29 Mart 1983'te İstanbul
Cumhuriyet Savcılığına resmi evrakta sahtekârlık suçu nedeniyle suç duyurusunda
bulunuldu. Açılan davada bilirkişi Çetin Büktel tarafından hazırlanan raporda
Aksoy'un Ergun Ahmetoğlu adına sahte işlemler yaptığı kabul ediliyor, ancak
bunun üçüncü şahıslara zararı dokunmadığı için sahtecilik suçunun oluşmadığı
ifade ediliyordu. Aksoy 10 Nisan 1986'da ANAP hükümeti tarafından verilen izinle
3 milyon dolar transfer ederek Fransa'da Banque National France'ın yüzde 70
hissesini satın aldı ve Suudi Bakan Şeyh Zeki Yamani, Hadi Tahir ve Al-Turki
ailesiyle ortak oldu. (Yeni Gündem, 57,5-11.04.1987)
Erol Aksoy'un sahibi olduğu AKS şirketi Gümrük Müsteşarlığı tarafından 1996'da
ortaya çıkarılan hayali ihracat olayı nedeniyle, 22 Ağustos 1997'de incelemeye
alındı. (Sabah, 09.09.1997) AKS TV'nin yöneticileri Altan Ediş, Mehmet Fehim
Tobur ve muhasebe müdürü Gürbüz Kuşçu, 1992-1994 yılları arasında Fransa'da
bulunan Show TV SA şirketine toplam 12 bin 841 program ve film kasetini 60
milyon dolara ihraç ettikleri gerekçesiyle 7.2 milyon dolar vergi iadesi almayı
amaçladıkları için teşekkül halinde ihracat kaçakçılığı ve resmi evrakta
sahtecilik suçlamalarıyla Bakırköy l. ve 4. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandı.
(Milliyet, 11.09.1997) Bir başka hayali ihracat davasına sunulan dilekçede AKS
TV'nin 25 Ocak 1996'da 665 bin dolarlık hayvan ihraç ettiği ortaya çıktı.
(Milliyet, 11.09.1997)

Ehat Akyol

Emniyet Genel Müdürlüğünün Ağustos 1998'de açıkladığı çeteler listesinde yer


aldı. Samsun ve çevresinde cürüm işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak, senet
13 / 235

tahsil etmek, taammüden adam öldürmek ve yaralamak, suçu azmettirmek gibi


suçlardan aranıyor.

Akman Akyürek

27 Haziran 1961'de Antakya'da doğdu. 1982'de Ankara Üniversitesi Hukuk


Fakültesinden mezun oldu. 1984'te İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler
Enstitüsünde yüksek lisans öğrenimini tamamladı. 1989'da da aynı üniversitenin
Kamu Hukuku bilim dalında doktora programını tamamlayıp doktor unvanını aldı. 6
Haziran 1983'te İstanbul Adli Yargı Yargıç adayı olarak memuriyet görevine
başlayan Akman Akyürek, 18 Nisan 1985'te Afyon Hâkimliğine atandı, daha sonra
Kahta Yargıcı olarak görev yaptığı sırada 4 Ekim I990'da Başbakanlıkta
görevlendirilmişti. Hayali İhracat Komisyonu, Faili Meçhul Siyasal Cinayetleri
Araştırma Komisyonu ve Susurluk Komisyonu gibi kritik araştırmalarda, raportör
olarak yer aldı. Susurluk Komisyonunda çalışırken kimi milletvekilleri
tarafından MİT ile ilişkili olmakla suçlandı. 13 Mart 1997'de MİT ajanı olduğuna
ilişkin iddiaların Fikri Sağlar'dan kaynaklandığını zabıtlarda belirleyerek
istifa etti. istifa dilekçesinde "komisyon başkanının bilgisi dahilinde bugüne
kadar bilinmeyen bir örgütle ilgili gizli araştırmada kritik belgelere
ulaştığını" anlattı. Ancak komisyon başkanı Mehmet Elkatmış bu tür bir
araştırmanın varlığını reddetti.
Susurluk Komisyonunun ANAP'lı üyeleri Yaşar Topçu ve Metin Öney tarafından
hazırlanan, "muhalefet şerhinin" bir madde dışında tamamını yazdı. 8 Aralık
1997'de, şüpheli bir trafik kazası geçirerek öldü. Ölümünden sonra bürosunun
meçhul kişilerce arandığı ileri sürüldü. Akman Akyürek 'in evinde ve bürosunda
yapılan aramada iki ayrı isme düzenlenmiş pasaportlar ve etkili patlayıcılar
bulunduğu ileri sürüldü. (Cumhuriyet, 24.12.1997)

Cesim Alagöz

Hayali ihracat sanıklarından. Kabataş Setüstü'ndeki döviz bürosunda 12 Kasım


1988'de öldürüldü. Alagöz'ün Turan Çevik ve Fevzi Öz'le ilişkisi olduğu ileri
sürülüyordu. (Hürriyet, 13.11.1988) Katil zanlısı Murat Öztoprak 27 Ocak 1989'da
abisi Muhammet Öztoprak tarafından polise teslim edildi. Uyuşturucu kaçakçısı
Hüseyin Baybaşin, Cesim Alagöz 'ü vuranların Banker Kastelli'yi vuranlarla aynı
kişiler olduğunu ve avukatlarının Hadi Ardalı'nın oğlu Atilla Ardalı olduğunu
ileri sürdü. Kastelli'ye saldırıda bulunan Hakkı Aksakal 16 Mart 1990'da
İzmit'de yakalanmış ve kendisini ülkücü tahsilatçı Metin Sağıroğlu'nun
azmettirdiği ileri sürülmüştü. (Hürriyet, 18.03.1990)

Mehmet Alakel

Kardeşi Abdüllatif Alakel'le birlikte 16 Aralık 1996'da Yeşilköy Havaalanında


yakalanan kurye Dilek Örnek'in getirdiği dövizleri teslim alan kişi.
Kapalıçarşı'da Azer Döviz Büfesinin ortaklarından. Özel Tim polislerinden Ayhan
Akça'nın kullandığı 34 L 2034 plakalı BMW otomobilin sahibi. Adı Tarık ÜMİT'in
kaçırılması olayına da karışan Ayhan Akça, Alakel Kardeşlerle İbrahim Şahin 'in
akrabası Musavvat Dervişoğlu'nun aracılığıyla tanıştığını ve bir silah sattığını
DGM ifadesinde söyledi. Azer Döviz 'in sahibi olan Alakel Kardeşler Dilek Örnek
ve Hurşit Han'la birlikte para aklamak suçuyla yargılandı. (Susurluk
İddianamesi,)

Lokman Ghodsi Mahbood Alam

Kurye Dilek Örnek olayında adı geçen Youssef Gharachehdaghai'nin Alakel


Kardeşlerle birlikte, Azer Döviz Büfesindeki ortağı. Yine aynı isimle birlikte
Hurşit Han'ın yakalandığı 7 Eylül 1996'daki operasyondan dolayı polis tarafından
14 / 235

aranıyordu. Ayrıca, Bakırköy Cumhuriyet Savcılığınca 27 Eylül 1993, DGM


Başsavcılığınca da 21 Temmuz 1994 tarihlerinde tutuklandı.

Tuncay Alankuş

İşadamı. Hindistan'da ortaya çıkarılan 38 milyon dolarlık gübre skandalında


rüşvet verdikleri gerekçesiyle Cihan Karancı'yla birlikte İsviçre'de
yakalandılar ve 4 Ekim 1997'de Hindistan'a iade edildiler. İnterpolün kırmızı
bültenle aradığı işadamları, Karsan şirketi adına 200 bin ton gübrenin 100 bin
tonunu getirdiklerini, kalan bölümün de gümrükte bozulduğunu ileri sürdüler.
(Sabah, 17.10.1997)

Abdülbaki Albayrak

19. Dönem ANAP İstanbul Milletvekili. 1991 yılı Ocak ayında bir milletvekilinin,
Avrupa'da yakalanan uyuşturucu şebekesinin bir üyesiyle yaptığı telefon
görüşmesinin Alman polisi tarafından kayda alındığı ileri sürüldü. (Hürriyet,
2.01.1991) Türk İnterpolünün Alman ve Avusturya İnterpolünden üç kez yıldırım
bilgi isteyerek bu milletvekilinin kimliğini öğrenmek istediği, ancak yanıt
alamadığı gazetelerde yer aldı! Dönemin TBMM Başkanı Kaya Erdem, İçişleri Bakanı
Abdülkadir Aksu'dan bu İstanbul milletvekilinin kim olduğunun açıklanmasını
istedi. Abdülkadir Aksu bu ismi bilmediğini söyledi, ancak 21 Mayıs 1991 tarihli
Hürriyet gazetesinde Avusturya polisinin "Eroin sanıkları Türk milletvekilinin
adını bize verdi. Bu Türk milletvekilinin adını Türk İnterpolüne derhal
bildirdik ve gerekli bilgiyi verdik" açıklaması yer aldı. Aynı gazetede söz
konusu ismin ANAP Milletvekili Abdülbaki Albayrak olduğu açıklandı. Albayrak
"Ben hayatımda o beyaz tozu ne gördüm, ne elime aldım. Adamın birinin üzerinden
benim telefon numaram çıkmış. Benim bir ilgim yok." dedi. (Hürriyet, 21.051991)

Adem Albayrak

Gazi olayları davasında yargılanan polis memuru. Polis memurları Hamdi Özata,
Metin Gündoğan, Hasan Yavuz, İsa Bostan, Hayrullah Şişman, Sedat Özenir ve Metin
Çakmaz ile birlikte haklarında 16 Eylül 1997'de gıyabi tutuklama kararı
çıkarıldı. (Sabah,17.09.1997)

İlhan Aliyev

Kutlu Savaş Raporunda Bakü'de yapılan devlet konukevinin yapımındaki finansman


sıkıntısı üzerine, inşaatın otel olarak tamamlanması ve otele bitişik bir
kumarhane yapılmasının kararlaştırıldığı, işletmeciliği Topal'a lait Emperyal'in
üstlendiği ve 8 milyon dolar harcadığı, İlhan Alıyev'm bu projeyi
gerçekleştiren isim olduğu ve Topal'a 500 bin dolar kumar borcu olduğu iddiaları
yer aldı. Haydar Aliyev tarafından oğluna yönelik bu iddialara sert tepki
gösterilmesi üzerine Başbakan Mesut Yılmaz, iddiaların gerçekdışı olduğunu
açıklamak zorunda kaldı. (Kutlu Savaş Raporu, 52)

Emir Alpaslan

Yeraltı dünyasında ülkücü Zeki Saral'a yakınlığıyla bilinen isim. Topal cinayeti
soruşturması nedeniyle aranan eski Özel Harekât Daire Başkan Vekili İbrahim
Şahin'i, firarda olduğu sırada Gemlik'te sakladığı ileri sürüldü.

Mehmet Serdar Alpan


15 / 235

Bülent Gökben, Fikri Pahparoğlu, Fahrettin Özdemir'le birlikte 5 Ağustos 1985'te


Milano'da 10 kilo 230 gram eroinle yakalandı. 1. MİT raporunda yer alan
iddialara göre, İtalyan polisi bu olaydaki sanıkların üzerlerinden çıkan
telefonları araştırdığında Mehmet Ağar'ın makam telefonları olduğu anlaşıldı,
ancak olay örtbas edildi. (1. MİT Raporu)

Reşat Altay

İstanbul Emniyet Müdürlüğünde Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünden sorumlu


Emniyet Müdür Yardımcısı. 16 Mart 1978'de 7 kişinin ölümü ve 41 kişinin
yaralanmasıyla sonuçlanan katliamda öğrencileri ön kapıdan çıkmaya zorladığı,
saldırganları izleyen polislere geri dönmeleri emrini verdiği, polis memuru
Yahya Girgin'in mahkeme ifadesinde yer aldı. Ömer Lütfü Topal cinayetinin
soruşturması sırasında Abdullah Çatlı'ya ait olan cep telefonuyla birkaç kez
Reşat Altay'a ait cep telefonu arasında görüşme yapıldığı tespit edildi.

Enver Altaylı

Hergün Gazetesi Genel Yayın Müdürü. MHP'nin Federal Almanya'daki başmüfettişi.


Talat Aydemir'in ihtilal girişiminde yer aldığı için Kara Harp Okulundan 1963'te
ayrıldı. Ankara Hukuk Fakültesini bitirdi. MİT Müsteşarı Fuat Doğu'nun
çağrısıyla 1975'te MİT'e girdi, 1977 yılına kadar çalıştı. 1991'de zaman
aşımından düşen, MHP davası sanıkları arasında yer aldı. Altaylı'nm Turkeş'e
yazdığı mektuplarda Dr. Kannapin adlı Alman istihbarat görevlisi ve Ruzi Nazar
ile ilişkileri de ortaya çıkmış ve bu davanın belgeleri arasında yer almıştı.
Anayasa Mahkemesinin 28 Haziran 1976'da MHP'ye yaptığı uyarıyla Federal
Almanya'daki eylemli örgütlülüğe son vermesi isteği karşısında, parti
defterlerine göre 2 Temmuz 1976'da genel müfettişlikten alındığı kararı
işlendi. Afganistan'da bir grubun başında bulunan Raşit Dostum'a örtülü
ödenekten yapılan para yardımında Kâmil Yüceoral ile birlikte suçlandı.

Fehmi Altınbilek

Mehmet Ali Ağca'yı Türkiye'den İran'a kaçarken arabasıyla sınıra bırakan kişi
olduğu ileri sürülen MHP yandaşı subay. 13 Nisan 1970'te sol görüşlü Dr.
Asteğmen Necdet Güçlü'nün Ali Güngör ve İbrahim Doğan adlı ülkücüler tarafından
öldürülmesi olayında kullanılan 6815296 seri numaralı tabanca Jandarma Teğmen
Fehmi Altınbilek'e, 6815248 seri numaralı silah Jandarma Teğmen Mustafa
İlerisoy'a aitti. Ancak bu kesin verilere rağmen, her iki subay hakkında da
soruşturma açılmadı. Altınbilek ve İlerisoy'un MHP Genel Merkezinde ülkücülere
özel harp eğitimi veren subaylardan olduğu da ileri sürüldü. Altınbilek
albaylığa kadar yükseldi.

Mehmet Ali Altındağ

Diyarbakır Söz gazetesi sahibi. 1997 Eylülünde Cumhuriyet gazetesi Diyarbakır


Bürosunu adamlarıyla basarak, temsilci Ziya Aksoy'u tartakladığı için Diyarbakır
1. Asliye Ceza Mahkemesinde yargılandı. (Cumhuriyet, 20.11.1997)

Mustafa Altınok

Sedat Bucak'ın isimleriyle istediği altı resmi korumadan biri. İstanbul Devlet
Güvenlik Mahkemesinde süren çete davası sanığı olarak aranırken 7 Ocak 1997'de
İstanbul DGM'ye teslim oldu. 14 Ocak 1997'de tutuklandı. 2 Haziran 1997'deki
duruşmada tutuksuz yargılanmasına karar verildi. 24 Haziranda Sarıyer Cumhuriyet
16 / 235

Başsavcılığı tarafından sürdürülen Ömer Lütfü Topal cinayeti soruşturmasından


dolayı tutuklandı.

Seyit Ahmet Altıntaş

Tarık Ümit olayını soruşturan jandarma astsubay. Olayda Ayhan Çarkın, Ayhan Akça
ve İbrahim Şahin'in kendisine baskı yaptığını ileri sürdü. Tarık Ümit'in 4.5
milyon dolarlık uyuşturucu parasının aklanmasında çıkan sorun nedeniyle
öldürülmüş olabileceğini söyledi. (Susurluk Tutanakları, 1567-1600)

Ayhan Altıntaş

18 Aralık 1997'de Ümitköy'deki bir eve düzenlenen baskında Fatih Altıntaş,


Volkan Bakırcı, Pınar Bakırcı'yla birlikte işadamı Mehmet Nacak ve karısını
kaçırdığı için yakalanan isim. 1993'te öldürülen Ümit Ölmez'in adamı. Grupla
birlikte 1 adet M-16 tüfek, 1 Beretta tabanca ve 1 Parabellum tabanca yakalandı.
(Anadolu Ajansı, 18 Aralık 1997)

Birsu Hilal Altıntaş

Ömer Lütfü Topal'ın imam nikâhlı eşi. Topal'ın öldürülmesinden 2 ay sonra, oğlu
ve kızı tarafından Abdullah Çatlı'nın kullandığı kimliklerden biri olan "Mehmet
Özbay"a, 535 bin dolar ödeme yapıldığına ilişkin iddia konusunda savcılıkta
ifade verdi. Söz konusu çeki kendisine gelen belgeler arasında fark ettiğini ve
neden ödeme yapıldığını bilmediğini söyledi. (Anadolu Ajansı, 24.09.1997) 25
Eylül 1997'de Etiler'de Pelin Keskin, Hüseyin Açık, Yüksel Uluer ve Musa
Tanışan'la birlikte ruhsatsız silah bulundurmak nedeniyle gözaltına alındı.
Altıntaş serbest bırakılırken, Yüksel Uluer sahte plaka kullanmak, koruma
Hüseyin Açık ise ruhsatsız silah taşımak suçlamasıyla adliyeye sevk edildi.
Olayda kullanılan 34 H 6148 plakalı cipin emekli Oramiral Nejat Tümer'in oğlu
Yalçın Tümer'e ait olduğu ortaya çıktı. Altıntaş'ın avukatı Rahmi Özkan, Yalçın
Tümer'le Ömer Lütfü Topal'ın Florya'da bir kumarhanede ortak olduklarını
söyledi. (Yeni Yüzyıl, 27.09.1997) 20 Eylül 1998'de Dedeman Otelinin çıkışında
uğradığı silahlı saldırıda bacağından yaralandı. Olay Altıntaş'ın borsadaki
aracı kurumu olan Emper Menkul Değerler'e değerlendirilmek üzere verilen 40
milyar liranın geri ödenmemesi nedeniyle gerçekleştiği ileri sürüldü. Olayda
Kayserispor eski yöneticisi Hacı Ömer Okutucu'nun azmettirici, Salih
Gündoğdu'nun ise tetikçi olduğu iddia edildi. Okutucu ve Gündoğdu Mersin'de
yakalanarak gözaltına alındı. Olaya karışan Ali Suayın ve Yadigar Ünlü sahte
kimliğini kullanan Fırat İnce de Atatürk Havaalanında gözaltına alındı. (Anadolu
Ajansı, 05.10.1998)

Dikran Bahadır Altun

Kuyumcu. 1989'daki altın kaçakçılığı, döviz ve kara para operasyonunda


tutuklandı. İsviçre'deki Magaryan Kardeşlere 1982-88 yılları arasında 72 milyon
dolar transfer ettiği belirlendi. (Milliyet, 09.01.1989) Magaryan Kardeşler,
Dikran Bahadır Altun ve Osman Asilsoy'un ilişkilerini araştırmak için DGM savcı
yardımcılarından Günay Kumru, Cayan Ülgen ve Cemalettin Çelik çeşitli ülkelerde
araştırmalar yaptı. (Milliyet, 21.01.1998) Bu davada 24 Mayısta Mehmet
Yıldırımla birlikte tahliye edildi. (Hürriyet, 25.05.1989)

Ünal Altuntaş
17 / 235

DPT Müsteşar Yardımcısıyken soruşturma raporlarında zaman aşımına yol açmak ve


üçüncü kişilere haksız çıkar sağlayarak görevim kotuye kullanmakla suçlandı.
Hakkında soruşturma açıldı. (Kıyamet Mahkemesi,139)

Erol Ankara

Ankara Esenboğa Havaalanında görevli polis memuru. Polis Ökkeş Erdoğan'la


birlikte kaçak işçilerin sahte pasaportlarına 1000 mark karşılığı çıkış mührü
basarak, yurtdışına adam kaçıran bir şebekenin üyesi oldukları suçlamasıyla
tutuklandılar. İki polisle birlikte Gıyasettin Kaya, Dede Özcan, Mehmet Ali
Yılmaz da değişik illerin emniyet müdürlüklerinden alınmış çok sayıda pasaportla
birlikte yakalandı ve tutuklandı. (Hürriyet, 14.04.1995)

Ohannes Simon Ankechian

Kardeşi Manuel Simon Ankechian ile birlikte Muhammed Şekerci'nin para trafiğinde
yer alan Bulgaristan'daki adamları. 1975' te Türkiye'de M. Kemal Derinkök ile
ilişki kurdular. (Mülkiye Müfettişleri Raporu, 31.05.1984) Ohannes Simon
Ankechian, ayrıca Türkiye'ye yönelik altın kaçakçılığı ve döviz trafiğinde yer
alan Yaşar Aktürk'e ait Guadrag AG'de İsviçreli Jacques Bovey'le birlikte
yönetici olarak yer aldı. (Hürriyet, 30.08.1988)

Halim Apaydın

Söylemezler kardeşlerle ilişkili olduğu ileri sürülen eski Ahlak Masası Amiri.
Gıyabi tutuklama kararından sonra, kaçak olarak gezerken 17 Ocak 1997'de
Florya'da yakalandı. Söylemezler soruşturması sırasında verdiği ifadede,
İstanbul Emniyetinde havuz sistemiyle yasadışı iş yapanlardan para toplayan bir
mekanizma olduğunu, bu paradan sadece kumar ahlak masasına 20 milyar lira
düştüğünü ve bu paranın üst düzey polislere dağıtıldığını ileri sürdü. (Susurluk
Raporu, 342) 12 Ağustos 1997'de tahliye edildi.

İsa Armağan

Ülkücü militan. Mustafa Pehlivanoğlu'nun itiraflarına göre Akdere bölgesinden


gelerek. Dikmen Büyük Ülkü Derneği'ne bağlı olan Karapınar Mahallesi Kitaplık
Teşkilatında eylemler yaptı, silah temin etti. Bir süre sonra Mustafa
Pevlivanoğlu, Haydar Şahin, İsmail Koksal, Mehmet Varlık, Sebahattin Bayrak,
Remzi Ağaçbekler ve Fehmi Kandemir'le birlikte kitaplıktan ayrılarak Genel
Merkezde Abdullah Çatlı'nın emrine girdi. Abdullah Çatlı'yla birlikte Mustafa
Pehlivanoğlu'nun suç dosyalarını yok ederek Nevşehir Kozaklı Cezaevinde 6 ay 20
gün yattıktan sonra tahliye edilmesini sağladı.
Pehlivanoğlu'na göre Abdullah Çatlı tarafından kurulan, Türkiye Ülkücü Şeriatçı
Komando Ordusu'nun (TÜŞKO) Ankara sorumlusu oldu. (MHP İddianamesi, 595) İsmail
Koksal, Mustafa Pehlivanoğlu ve Fehmi Kandemir'le birlikte 10 Ağustos 1978'de
Ankara Balgat'ta üç ayrı kahveyi tarayarak 5 kişinin ölümüne, 14 kişinin
yaralanmasına sebep oldu. TÜŞKO adıyla bilinen Türkiye Şeriatçı Komando Ordusu
Dikmen Obası'nı oluşturan beş eylemcinin lideri olarak yakalandıktan sonra
Mustafa Pevlianoğlu, Naim Yanık ve Mehmet Varmı'yla birlikte idam cezasına
çarptırıldı. 26 Temmuz 1980'de Mamak Askeri Cezaevinden Mustafa Pevlivanoğlu'yla
birlikte kaçtı. Kaçışın, İç Güvenlik Amiri Yüzbaşı Hasan Mesçi ve bazı görevli
erlere rüşvet verilerek sağlandığı ileri sürüldü. Hasan Mesçi bu olay nedeniyle
yargılandı ve beraat etti. Mesçi olay günü cezaevinden uzaklaştırdığı Er
Abdülkadir Böcü'nün, kolorduya iade edilmeyip dış emniyete verildiğini gördüğünü
ve bu erin sorgulanmasını istediğinde kendisinin tutuklandığını söyledi. (Sabah,
03.06.1995)
18 / 235

Armağan, 1995'te iade edildikten sonra polise verdiği ifadede yaptıklarını


ayrıntılı olarak anlattı. Hapisten kaçtıktan sonra İran'a kaçak olarak gitti,
pasaportundaki vize Şah dönemine ait olduğu için bir süre cezaevinde kaldı,
serbest bırakıldı ve Türkiye'ye sahte pasaportunun sabıkasız olması sayesinde
tekrar girdi. Ardından yine İran'a gitti ve kimliğini açıklayarak siyasi sığınma
talebinde bulundu. İran'a saldıran Kürtlerle ilgili bilgi verdiği için serbest
bırakıldı. İran-Irak savaşına katıldı, Pastarlar olarak bilinen devrim
muhafızlarına katılarak yüzbaşılığa kadar yükseldi. Devrim muhafızı olarak bir
liman kentinde kontrolörlük, Tahran'da bir eğitim kampında komutan yardımcılığı
ve Afganistan'da bir mülteci eğitim kampının komutanlığını yaptı. (YeniYüzyıl,
02.06.1998) Bu kamplarda aralarında Türklerin de bulunduğu çok sayıda kişinin
silahlı eğitim gördüğü ileri sürüldü, (İkibine Doğru 17.04.1988) Suriye
sınırından Türkiye'ye geçti, İstanbul'dan bir işçinin pasaportuyla Almanya'ya
gitti. 27 Ağustos 1992'de Almanya'nın Bochum kentinde tutuklandı ve daha sonra
30 Mayıs 1995'te Türkiye'ye iade edildi. (Hürriyet, 20.05.1995) Terörle Mücadele
Yasasındaki değişiklikten sonra idam cezası 10 yıl hapis cezasına, gasp suçundan
aldığı ceza 3 yıl 9 aya düştü.
Armağan'ın İran'da bulunduğu dönemde, Kum kentinde Türkiye'den gelen öğrencilere
silahlı eğitim verdiği ve Hizbullah örgütü ile ilişkileri olduğu ileri sürüldü.
1990'da İstanbul'da yapılan bir operasyonda yakalanan ve aralarında İmam Kâzım
Üstün gibi, Atatürkçü 4 din adamını öldürmekle suçlanan 22 kişilik grubun TÜŞKO
(Türk Şeriatçı İntikam Tugayı) örgütünü oluşturdukları ve Hizbullah ile iç içe
çalıştıkları ileri sürüldü. (Sabah, 21.03.90) Armağan 30 Mayıs 1995'te iade
edilerek Bandırma Kapalı Cezavine kondu. Halen burada bulunuyor. Yeni Şafak
gazetesinde yer alan bir haberde, Armağan'ın Susurluk kazasından sonra ortaya
çıkan devlet çetesi içinde yer aldığı ileri sürüldü. Avukatı Veysel Aşkın
yaptığı açıklamada Armağan'ın çete içinde olduğunu yalanladı ve şu an devam
etmekte olan davalarda Alman ve Türk makamları karşısında olumsuz duruma
düştüklerini ileri sürdü. Avukat Can Özbay, İsa Armağan'ın çok şey bildiğini
söyleyerek, cezaevinde öldürülebileceğini ileri sürdü. (YeniYüzyıl, 10.12.1996)

Samir Arosyan

Ya da Ariss. Bekir Çelenk'in dostu. Antepliyan isimli başka bir Ermeniyle


İspanya'da ticaret yapıyor. Uluslararası kaçakçılık dosyalarında adı geçiyor.
(Papa, Mafya, Ağca, 296-297)

Mustafa Arpacı

Ülkücü militan. 1979'da silah bulundurmak ve meskûn mahalde ateş etmek


suçlarından 2 yıl 5 ay hapis cezasına çarptırıldı. 17 Temmuz 1979 tarihinde
Paşakapısı Cezaevi karantinasında Hüseyin Er'in öldürülmesine karıştı. 15 Temmuz
1982 tarihinde serbest bırakıldı. 10 Mart 1987'de Yeniköy'de bir eve yapılan
baskında eroin bulundurmak suçuyla aranan iranlılar Safar Ali Lotfollah Zadeh,
Djamsid Baghahei, Mohammed Amou Fini'yle aynı evde yakalandı. 29 Mayıs 1996
tarihinde Ankara 12. Noterliğinde yapılan satışla Mehmet Eymür'e Chevrolet marka
bir cip devretti. (Aktüel, Nisan 1997)

Hasan Arslan

Adı Emniyet Genel Müdürlüğünün Ağustos 1998'de açıkladığı çeteler listesinde yer
aldı. Bursa ve çevresinde adam öldürmeye azmettirme, adam öldürmeye teşebbüs,
fidye isteme gibi suçlarla aranıyor.

Henry Arslanyan

Ya da Henri Arsan. Suriyeli silah ve uyuşturucu kaçakçısı. 1984'te Trento davası


sırasında kuşkulu bir biçimde cezaevinde ölen Amerikan DEA ajanı. Banker
19 / 235

Calvi'nin yakın arkadaşı. Mehmet Cantaş ve Ali Açmak'la gibi kaçakçılarla


çalıştığı, 1980'den önce Samsun'da Sıkıyönetim Bölge Komutanı Albay ve Samsun
Emniyet Müdürü yardımıyla Türkiye'ye silah soktukları Uğur Mumcu tarafından
ileri sürülmüştü. (Papa, Mafya, Ağca, 122,300-306 / Silah Kaçakçılığı ve Terör)

Hakan Aslan

Yeşil olarak tanınan Mahmut Yıldırım'la, 1989'dan sonra beraber çalıştıkları


ileri sürüldü. Elazığ Ülkü Ocakları eski yöneticilerinden. Elazığ
Belediyesindeki görevinden 1994'te Yeşille birlikte Ankara'ya gelirken istifa
etti. 1995'te Ankara Bahçelievler'de işlettiği Cafe Turkuaz'da Mahmut
Yıldırım'la birlikte yakalandı. Üzerinde Hasan Arıkan adına düzenlenmiş
Başbakanlık istihbarat Elemanı ibareli sahte bir kimlik çıktı. CHP Genel
Sekreter Yardımcısı Sinan Yerlikaya'ya gelen bir mektupta yer alan iddialara
göre İHD Elazığ Şube Başkanı Metin Can ile Dr. Hasan Kaya'yı Yeşil, Hakan Aslan
ve Cengiz Ersever öldürdü. (Artıhaber, 40/19-25.09.1998) Hakan Aslan, Mehmet
Cemal Kulaksızoğlu'nun gözaltına alınmasından sonra, 17 Ekim 1998 tarihinde
Elazığ'da gözaltına alındı, bir süre sonra serbest bırakıldı.

Gülay Aslıtürk

Şişli Belediye Başkanı. Eşi Orhan Aslıtürk 'ün Ayazağa'daki 44 dönüm arazisine
usulsüz imar affı çıkarmak, Piyalepaşa'da belediyeye ait bir araziyi ihalesiz
olarak belediye şirketi Şipa'ya 11 milyar liraya, ardından Mustafa Duran isimli
şahsa yine ihalesiz olarak 13 milyar liraya satılmak, belediye meclis üyeleriyle
ticari faaliyette bulunmak, görüşülmediği halde bazı konuları Encümende
görüşülmüş gibi sonradan kayıtlara eklemek gibi usuzüzlüklerle suçlandı. Görev
süresi boyunca hakkında resmi mercileri iğfal ve görevi kötüye kullanmak gibi 16
ayrı suç duyurusunda bulunuldu. 13 Kasımda Belediye Başkanlığından ve ANAP'tan
istifa etti. Hesaplarına el kondu. Yurtdışına kaçtı.

Orhan Aslıtürk

Şişli Belediye Başkanı Gülay Aslıtürk 'ün eşi. 1985'te Oras Şirketler Grubu adına
hayali ihracat yaparak devletten haksız vergi iadesi aldığı ileri sürüldü. 15
ayrı tekstil şirketi kurdu. Sahibi olduğu Ebas Tekstil için Birleşik Yatırım
Bankasından aldığı teminat mektuplarını amacına aykırı olarak tahsil ederken
dolandırıcılık suçlamasıyla yargılandı, beraat etti. Soyadını üç kez Aslı,
Aslitürk ve Aslıtürk olarak değiştirdi. Üresin kardeşler'le List 2000 adlı
şirkette ortak. Yurtdışına kaçmadan hemen önce hisselerini Strateji Mori
şirketinin sahibi Selim Oktar'a devretti. Gülay Aslitürk tarafından Çatı
Teknoloji Vadisi adıyla Ayazağa'da oluşturulan 5 bin dönümlük alan içinde Orhan
Aslıtürk'e ait 44 dönümlük arsaya usulsüz yollarla toprak dökümü yaptırılarak 60
milyar liralık haksız kazanç sağlandığı ileri sürüldü. Gülay Aslıtürk'le
birlikte yurtdışına kaçtı. Kısa bir süre sonra döndü ve gözaltına alındı.

Sebahattin Artun

Emniyet Müdürlüğü Bilgi İşlem Dairesinde Emniyet Amiri iken Söylemezler çetesine
yardım ettiği için Bayburt'a tayin edilen polis.

Fahrettin Aslan

Gazinocular kralı olarak tanındı. İstanbul Emniyet Müdürü Şükrü Balcı'yla


azınlıklardan haraç alınmasını organize ettiği için yargılandı, beraat etti. 1.
20 / 235

MİT raporunda Şükrü Balcı ve Nevzat Ayaz'la birlikte azınlıklardan haraç


alınması olayını organize ettiği ileri sürüldü. (1. MİT Raporu, MİT Etütleri)

Osman Asilsoy

Osman Mirza adıyla da biliniyor. Eski Adıyaman Nüfus Müdürü ve uluslararası


kaçakçı Hacı Mirza'nın yeğeni. Muhammed Şekerci'ye ait olan Shakargo şirketinin
Türkiye temsilcisi. Kapıkule'de 1988 Ağustosunda yakalanan 125 kilo altın
operasyonunun uzantısında, 4 Kasım 1988'de gözaltına alındı. Topkapı Şerbet
Han'a yapılan baskında 6 kilo altınla yakalanan kuyumcu Ayhan Eyigün ile kaçak
altın almak için gelen ve üzerinde 150 bin Alman markı yakalanan Nihat Calban'ın
yakalanmasıyla Osman Asilsoy'a ulaşıldı, ifadesinde ucu Magaryan Kardeşlere ve
Muhammed Şekerci'ye kadar uzanan bir kaçakçılık ve para aklama şebekesi ortaya
çıkarıldı. (Milliyet, 16.11.1988) Osman Asilsoy, Dikran Bahadır Altun, Mehmet
Yıldırım ve Veysi Canbaloğlu tarafından toplanan altın ve dövizlerin Serkiz
Zakayan, Hakkı Deliçay ve Zeki Macit ile İsviçre'ye ulaştırıldığı ileri sürüldü.
(Hürriyet, 02.12.1988)

Samet Aslan

70'li yılların sonunda Ağrı'da 14 kişinin öldürülmesi, bombalama, yaralama gibi


eylemlere karışan ülkücü militan. Mehmet Ali Ağca'yla birlikte Papa suikastına
karıştığı için Hollanda'da yakalandı ve yargılandı, beraat etti. Papa'ya ateş
eden ikinci kişi olduğu ileri sürüldü. Türkiye'ye iade edildikten sonra
hakkındaki gıyabi tutuklama kararı 22 Temmuz 1987'de vicahiye çevrildi. Maksut
Aslan'ı Köroğlu Karamızrak ve Mehmet Selim Savaş'la birlikte öldürmekten idamla
yargılandığı sırada cezaevinde, 30 Aralık 1987'de şüpheli bir biçimde kendini
asarak öldürdü. Aslan, "Hür kalırsam konuşurum. Hollanda'da batılı istihbarat
örgütleri tarafından başka Türkleri suçlamam için bana baskı yapıldı" demişti.
(Hürriyet, 31.12.1988)

Yavuz Ataç

MİT'in Dış Operasyonlardan Sorumlu eski Daire Başkan Yardımcılarından. Harbiye


1966 çıkışlı. Yarbay rütbesinde MİT'e geçti. Hanefi Avcı'nın Susurluk
Komisyonuna verdiği ifadede Nurullah Tevfik Ağansoy'u polis tarafından arandığı
sırada yurtdışına kaçıran, Alaattin Çakıcı'yı koruyan ve yurtdışına giriş çıkış
işlerini organize eden MİT görevlisi olduğu ileri sürüldü. Ağansoy, 30 Ağustos
1995'te Almanya'da yakalandığında Yavuz Ataç'm ismini THY görevlisi olarak
verdi.
Bursalı işadamı Erol Evcil'in banka sahibi olmak için Çakıcı'yla işbirliği
yaptığı olayda, Çillerlere yakın olan borsa yönetim kurulu üyesi Adil öngen'in
tehdit edilmesi üzerine araya girdiği ileri sürüldü. Akın Birdal'a düzenlenen
suikastın planlayıcılarından Semih Tufan Gülaltay'ın ifadesinde adı geçen Mikail
Sarı'nın Yavuz Ataç ile çok yakın ilişkisi olduğu ileri sürüldü. (Aktüel, 371)
1997'de Pekin'e İdari Ataşe olarak gönderildi. Şenkal Atasagun'un MİT
Müsteşarlığına gelmesinden sonra, Alaattin Çakıcı ve yeraltı dünyasıyla
ilişkileri ve MİT'in "ilişiğini kes" direktifine rağmen Çakıcı'yla olan ilişkisi
nedeniyle soruşturulurken, Çakıcı'nın yakalanması ve üzerinden diplomatik
pasaport çıkması üzerine, pasaportun Ataç tarafından verildiği ileri sürüldü ve
geri çağrıldı. MİT Müsteşarlığına 27 Eylül 1998'de emeklilik dilekçesini vererek
emekli oldu.
Yavuz Ataç hakkında "Çakıcı'ya kaç" demek, kırmızı pasaport sağlamak ve çetelere
yardım etmekten soruşturma açıldı. Soruşturma sonucunda Ataç, suçlu bulunursa
TCK'nın 314'üncü maddesine göre, "çete mensuplarına yardım etmek" suçundan l
yıldan 5 yıla kadar hapis istemiyle yargılanacak. Ataç hakkındaki soruşturma
evrakının tamamı, İstanbul DGM Savcılığının Alaattin Çakıcı hakkında yürüttüğü
soruşturmayla birleştirildi. (Hürriyet, 10.10.1998)
21 / 235

Selçuk Atar

Mehmet Ali Ağca'nın Maltepe Askeri Cezaevinden kaçırılışında yer alan ülkücü
militan.

Dursun Cengiz Atak

1970'te Asteğmen Dr. Necdet Güçlü'nün öldürülmesi ve Dr. Selim Ölçer'in


kaçırılması davasından tutuklu yargılandı ve 1974'teki af yasasıyla serbest
kaldı. Devlet Bakanı Rüştü Kâzım Yücelen tarafından MTA Genel Müdürlüğüne
getirilmesi üzerine CHP İçel Milletvekili Fikri Sağlar tarafından Atak'ın katil
zanlısı olup olmadığı yolunda bir soru önergesi verildi. (Hürriyet, 04.10.1997)

Osman Atay

Kemal Horzum'un adamı. Adı Kartal Demirağ'la olan ilişkisinden dolayı Turgut
Özal'a Başbakanlığı döneminde ANAP Kurultayında yapılan suikast girişimine
karıştı. 1989'da yaptığı açıklamada 1986 Temmuzunda başka bir arkadaşını görmeye
gittiği cezaevinde aynı köyden olduğu için uğradığını söyledi. (Milliyet,
13.06.1989) suikastın azmettiricisi olarak 1988'den beri aranan Atay, 19 Şubat
1996'da izmir'de yakalandı.
Kartal Demirağ, Özal suikastından önce adam yaralama suçuyla yattığı Dinar
Cezaevinde Kemal Horzum'un adamı Osman Atay'ın kendisini iki kez ziyaret edip
para verdiğini söylemişti. Demirağ, Osman Atay'ın yakalanmasından sonra yaptığı
açıklamada "iki Osman Atay var. Beni cezaevinde ziyaret eden, para veren Osman,
üç yıl önce Türkiye'ye geldi. İfadesi alındıktan sonra serbest bırakıldı.
İzmir'de yakalanan Osman Atay'ı tanımıyorum" dedi. Osman Atay ise ifadesinde
İsviçre'den izinli geldiği günlerde Kartal Demirağ'ı hemşehrisi olduğu için
Dinar Cezaevinde iki kez ziyaret ettiğini, Özal suikastıyla ilişkisi olmadığını
ve korktuğu için Türkiye'ye gelemediğini söyledi. (YeniYüzyıl, 29.02.1996) Osman
Atay 28 Şubatta serbest bırakılırken, Kartal Demirağ 'ın iki Osman Atay olduğunu
ileri sürmesi dikkat çekiciydi. Demirağ ısrarla iki Atay olduğunu, ikisinin de
İsviçre'de çalıştığını, birinin 1985'te yattığı Dazkırı Cezaevine arkadaşı Şeref
Ünal'ı ziyaret için geldiğini ve merhabalaştığını, kendisini para veren Osman
Atay'ın ise üç yıl önce Türkiye'ye döndüğünü ve ifade verdikten sonra serbest
bırakıldığını söyledi. Demirağ, Osman Atay'ın Horzum'un adamı olduğunun polis
tarafından kendisine söyletildiğini ileri sürdü. Soruşturmayı yapan DGM savcısı
Nusret Demiral ise Demirağ 'ın yalan söylediğini, üç yıl önce Türkiye'ye dönen
Osman Atay olmadığını ileri sürdü. (YeniYüzyıl, 01.03.1996)

Bedri Ateş

7 Haziran 1979'da Malatya'da öğretmen Nevzat Yıldırım'm öldürülmesine ve bir


dizi eyleme Oral Çelik'le birlikte adı karışan ülkücü militan. Oral Çelik
Fransa'da yakalandığında kendi kimliğini kabul etmedi ve uzun süre Bedri Ateş
olduğunu ileri sürdü. Bedri Ateş o sırada başka bir olaydan dolayı tutuklu
bulunuyordu. (Papa, Mafya, Ağca,/Susurluk Tutanakları)

Celal Ateş

Uyuşturucu kaçakçısı. 11 Kasım 1992'de Hollanda'da öldürüldü.

Gülbahar Ateş
22 / 235

1992'de Hollanda'da öldürülen ve uyuşturucu kaçakçısı olduğu ileri sürülen Celal


Ateş'm karısı. Astsubay Hüseyin Oğuz'un Susurluk Komisyonuna verdiği ifadede
cinayet zanlısı olarak cezaevinde tutuklu bulunan ve Gülbahar Ana olarak tanınan
Ateş'm Mossad ajanı olduğunu ileri sürdü. Gülbahar Ateş'in Malatya'da Doğan
Erşahin tarafından öldürülmek istendiğini anlattı. (Susurluk Tutanakları)

Ahmet Ateşli

Eski polis müdürlerinden. İlk MİT raporunda, yeraltı dünyasıyla ilişkili olduğu
ileri sürüldü. Polis memuru ve Ateşli'nin şoförü Mumm Mandıl'm 7 Ekim 1987
tarihli ifadesine dayanılarak hazırlanan raporda, Ateşli'nin mafya tarafından
işlenen çok sayıda cinayeti kapattığı ya da faillerini değiştirdiği ileri
sürüldü.
1. MİT Raporunda, Ateşli'nin kilit rol oynadığı ileri sürülen olaylar Savcı
Marlon Kemal'in öldürülmesi, şarkıcı Esengül'ün ölümü, Oflu İsmail'in yurtdışına
kaçırılması, Banker Servet'in kaybolması, Kürt İdris'in Boğaz Köprüsünde eroinle
yakalandığı halde salıverilmesi, Beyoğlu İtalyan Otelindeki Kesikbaş cinayeti,
İbrahim Telemen'in öldürülmesi, Baybaşin tarafından vurulan İbrahim Çalışkan
olayı, Ziya Kalkavan'ın kızının ölümü, Tarık Ümit'in vurulması olayıydı. (1. MİT
Raporu) Mehmet Ağar'ın oğlunun düğününde davetliler arasında yer aldı

Tolga Şakir Atik

Tansu Çiller'in Boğaziçi Üniversitesinden "prensi" olarak tanıttığı öğrencisi.


Aralık 95 seçimlerinden DYP adaylarının listesini hazırladığı ileri sürülüyor.
MİT'te çalıştığı, ancak ismi açığa çıktıktan sonra önce Malatya Bölgesine tayin
olduğu, daha sonra ayrıldığı ileri sürüldü. Tolga Atik 1997 Temmuzunda Özer
Çiller'e yakınlığıyla bilinen Sevgi Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Orhan
özcanlfnın sahibi olduğu Öncü gazetesinde Yayın Koordinatörü olarak çalışmaya
başladı. ( Kutlu Savaş Raporu / 3. MİT Raporu)

Eyüp Atmaca

Emniyet Genel Müdürlüğünün Ağustos 1998'de açıkladığı çete listesinde yer


alıyor. Samsun ve çevresinde işyeri basma, iki kişiyi öldürme, halk üzerinde
baskı ve şiddet kurma, çek-senet imzalatma gibi suçlardan aranıyor.

Hanefi Avcı

Başkomiser olduğu dönemde Mersin'de bir hayali ihracat olayını soruştururken


1983'teki ünlü altın kaçakçılığı dosyasını ortaya çıkaran polis. 1984-1992
yılları arasında Diyarbakır'da, daha sonra İstanbul'da çalıştı. Emniyet Genel
Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkan Yardımcısı iken Susurluk Komisyonuna önemli
bilgiler verdi. Cem Ersever'le birlikte öldürülen itirafçı Mustafa Deniz'e silah
taşıma belgesi verdiği ileri sürüldü.
Yaptığı açıklamalardan sonra kimi subaylar ve emniyetçiler tarafından suçlandı.
Temmuz 1997'de Genelkurmayı dinleme skandalına adı karıştığı için önce başka bir
göreve atandı, daha sonra açığa alındı. Hanefi Avcı için açıklamalarından dolayı
çok sayıda dava açıldı. MİT'in 2 Eylül 1997'de yaptığı suç duyurusu üzerine
açılan bir davada MİT Müsteşarlığının telefon numaralarını açıkladığı
gerekçesiyle yargılandı. 20 Şubat 1998'de bu olay nedeniyle gözaltına alındı ve
tutuklandı. Kısa bir süre sonra savcının isteği üzerine serbest bırakıldı. Avcı,
emniyetteki görevine mahkeme kararıyla geri döndü.

Zahit Avcıbaşoğlu
23 / 235

15 Aralık 1979'da Ankara'da kırk torba eroinle yakalanan İstanbul Emniyet


Müdürlüğünde görevli emniyet müdürü. Avcıbaşoğlu'nun özlük dosyasında Enver
Akova adlı bir bakanın İstanbul dışına atanan Zahit Avcıbaşoğlu'nun atanmasının
durdurulması için gönderdiği kartvizit bulunuyordu. (Silah Kaçakçılığı ve Terör)

Ali Ay

Amcaoğlu Heybet Ayla birlikte İsveç'te uyuşturucu madde kaçakçılığından


yakalandı ve 12 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 1991 Şubatında yaptıkları
başvuruyla cezalarının kalan 8 yılını Türkiye'de çekmek istediklerini
söylediler. Bakanlar Kurulunun 1992 Ocak ayında aldığı kararla Türkiye'ye iade
edilmeleri kararlaştırıldı. Türkiye'de de uyuşturucu kaçırdıklarına ilişkin
çeşitli soruşturmalar sürerken, DGM tarafından infaz yasası gereği serbest
bırakıldılar. Sorgulanmadan serbest bırakılmaları, polisle DGM savcıları
arasında gerilime yol açtı. (Hürriyet, 21.03.1992)

Öme r Ay

Ülkücü militan. Galip Yılmaz adına düzenlenmiş sahte pasaport kullanarak


yurtdışına kaçtı. Nevşehirli. Federal Almanya'da yakalandı ve iade edildikten
sonra CHP Nevşehir İl Başkanı Zeki Tekiner'in öldürülmesi olayına karıştığı için
ömür boyu hapse mahkûm edildi. Ağca'ya Faruk Özgün adına düzenlenen sahte
pasaportu sağladı. Ömer Ay'ın pasaportu Ağca'ya düzenlenen pasaportun seri
numarasını takip ediyordu. (Ağca Dosyası) Ülkücülere Nevşehir Emniyet
Müdürlüğünden verilen 14 pasaportun Ömer Ay tarafından sağlandığı ileri sürüldü.
1980 öncesinde Ülkücü Teknik Elemanlar Derneği Başkanlığı yaptı. CHP Nevşehir
İlçe Başkanı Mehmet Zeki Tekiner'in öldürülmesi olayına karıştığı için aranırken
14 Şubat 1982'de Almanya'da yakalandı ve Türkiye'ye iade edilerek bu olaydan
Malatya Sıkıyönetim Komutanlığı l Nolu Askeri Mahkemesi tarafından ömür boyu
hapis cezasına çarptırıldı. Hapisten çıktıktan sonra teşekkül halinde kaçakçılık
ve oto hırsızlığı suçundan 6 Haziran 1995'te hakkında gıyabi tutuklama kararı
çıkarılan Ay, üç ay cezaevinde kaldıktan sonra tutuksuz yargılanmak üzere
serbest bırakıldı. Bu davada Ömer Ay'ın Aytekin Eraslan, Deniz Kayaharman, Ali
Çelik, Yaşar Poyraz, Erol Apo ve Özalp soyadlı şahıslarla muhtelif illerden
otomobil çalarak bu araçları sahte belgelerle tescil ettirdikten sonra
sattıkları ileri sürüldü. Ayrıca yine bu olayda sanıkların emniyetteki
ayaklarının Trafik Tescil ve Denetleme Şube Müdürü Vekili Turgut Topkala olduğu
ileri sürüldü. (Reis, Anadolu Ajansı, 22.01.1998)

Nasrullah Ayan

Batık borsa bankeri. 1984'te iflas eden Naskores şirketinde Muhammed Şekerci'yle
1982 Nisanına kadar ortaktı. Adı ilk defa 1983'te yurtdışına altın kaçırılarak
karşılığının ihracat prefinansman RS kredisi gibi gösterilerek getirilmesi
olayına karıştı. Hazine müfettişlerinin raporlarına göre altın kaçakçılarından
sağlanan döviz, Şekerci ve Nasrullah Ayan aracılığıyla Türkiye'ye getiriliyordu.
Bu yöntemle 90'la 450 ton arasında altının yurtdışına kaçırıldığı ileri sürüldü.
Ayan Nascor şirketinde Şekerci'yle ortaktı, 1982'de ayrıldığını söyledi. Bu
davada Ayan'la birlikte o dönem Çukurova Grubu bankalarının müdürleri olan Erol
Aksoy, Hüsnü özyeğin, Halit Soydan, Vural Akışık, Osman Berkmen, Cevher özden,
Yaşar Aktürk, Muhammed Şekerci gibi isimlerin adları geçti.
Bu altın kaçakçılığı olayının 24 Ocak kararlarının hemen öncesinde dönemin
Maliye Bakanı İsmet Sezgin'in döviz işi yapanlarla görüşerek devletin elinde bol
miktarda bulunan altının dövize çevrilmesi için yardım istemesiyle başladığı
ileri sürüldü. (EP Dergisi, Altın Kaçakçılığı, 1993) Ayan bu olaydan sonra AOG
Menkul Kıymetler'in en büyük ortağı oldu. Ayrıca Tam Sigorta, Afyon Çimento,
Çelik Halat gibi şirketlerin kontrolünü de borsa yoluyla sağladı.
24 / 235

f990'da karşılıksız repo işlemi yaptığı için büyük bir kriz yaşadı, ancak
atlattı. Daha sonra 1994'te yine benzer bir kriz yüzünden iflas etti. Hileli
iflas gerekçesiyle İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanıyor. Ayan'm
sahibi olduğu Makroborsa Menkul Kıymetler A.Ş.'ye ait 34 UDN 87 plakalı bir
otomobil 1994'te Maltepe Gülensu Mahallesinde iki kişinin yaralandığı bir
çatışmaya karışmıştı. (Panorama dergisi, 18-25.05.1994) Müşteri emanetlerini
izinsiz kullandığı gerekçesiyle Şişli 4. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından l yıl
6 ay hapis cezasına çarptırıldı. (Hürriyet, 13.12.1997)

Derya Ayanoğlu

Osman Ayanoğlu'nun kızı. Nejat Daş'ın sevgilisiydi. Babasının ölümünden 1 ay


sonra Kısmetim-I ve Lucky-S gemileri olayıyla ilgili olarak tutuklandı.
Kısmetim-I gemisinin 3.1 ton uyuşturucuyla batırılması iddiasıyla açılan ve 27
Ekim 1994'te Yargıtay 10. Ceza Dairesi tarafından onaylanan davada 5 yıl 10 ay
hapis cezasına çarptırıldı. 28 Mart 1996'da cezaevinden çıktı.

Osman Ayanoğlu

Uyuşturucu kaçakçısı. Aralık 1992'de Sarp sınır kapısında ele geçirilen 5 ton
esrarın sahibi olduğu ileri sürülüyordu. 31 Aralık 1992'de İstanbul Çakıl
Gazinosunda Kürşat Yılmaz'ın adamı olduğu söylenen Yavuz Kaşıkçı tarafından
öldürüldü. Azmettirici olarak suçlanan ülkücü Kürşat Akyol bu davadan beraat
etti. Ayanoğlu'nun ölümü mafya içinde çatışmalara ve cinayetlere neden olan
zincirleme olayları başlattı. (Mafyanın Ekonomi Politiği)

Bahtiyar Aydın

Tuğgeneral. 1993'te Lice'de uzun menzilli bir silahla gerçekleştirilen suikast


sonucu öldürüldü. İtirafçı Murat Demir ve Murat İpek Aydın'ın ölümünü Bitlis
suikastına ve itirafçıların kontrol dışı eylemlerine bağladılar.

Mustafa Aydın

Mahmut Yıldırım'm ekibinden olduğu ileri sürülen özel timci. Kejan aşireti
lideri Ahmet Kıran, Mustafa Aydın'ın Mehmet Ağar, Abdullah Çatlı, Haluk Kırcı ve
İbrahim Şahin gibi isimler arasında bağlantı kuran polis olduğunu ileri sürdü.
(Cumhuriyet, 07.02.1997) Mehmet Ali Yaprak'ın kaçırılmasına karıştığı, 1996
yılına kadar Urfa Siverek civarında görev yaptığı, İbrahim Şahin'le ilişkili
olduğu ileri Sürüldü. (Gazete Pazar, 08.02.1998)

Nail Aydın

Almanya'da Yalçın Özbey'le uyuşturucu kaçakçılığı suçlamasıyla yakalandığı


sırada 2,3,4,6, ve 8 Şubat 1995 tarihlerinde bir dizi görüşme yapan Emniyet
Genel Müdürlüğü irtibat görevlisi. Bu görüşmeye ilişkin tutanaklar İstanbul 4.
Ağır Ceza Mahkemesinde Oral Çelik'in yargılandığı Abdi İpekçi cinayeti davasında
mahkeme tarafından resmen istendi. Ancak Emniyet Müdürlüğü tarafından konuyla
ilgili olmayan dosyalar gönderildi. (Sabah, 25.02.1998)

Zeki Aydoğan

1984'te otomobilinde 36 kilo esrarla yakalandı ve uyuşturucu kaçakçılığı


suçundan 8 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı. 2 Haziran 1996'da yapılan yerel
25 / 235

ara seçimde ANAP'tan Antalya Kumluca ilçesine bağlı Cavuşköy beldesinde belediye
başkan adayı oldu.

Hasan Aydostlu

MİT'in Muğla'da bir dönem yararlandığı muhbirlerinden. Adı İngiltere'de


Halkevleri Başkanı Nafiz Bostancı'ya yapılan başarısız suikast girişimine
karıştı. Mehmet Ali Yaprak'ın İbrahim Şahin ekibi ve Cengiz Cömertle birlikte
fidye için kaçırılmasında da yer aldığı ileri sürüldü. (Kutlu Savaş Raporu, 64)

Baki Cengiz Aygün

Banker Bako adıyla tanınan banker. İlk MİT raporunda, İbrahim Kılıç ve Erdoğan
Arslan'ın piyonu olarak 1984'te Çaybank'a ait 1987 yılı rakamlarıyla 12 milyar
liralık sahte senet ve tahvili piyasaya sürdüğü ileri sürüldü. Rapora göre,
1980'de iflas edince alacaklılarından korunmak ve alacaklarını rahat tahsil
edebilmek için Dündar Kılıç'a sığındı. Baki Aygün'ün isme yazılı mevduat
sertifikalarını, kaybettiği gerekçesiyle hamiline yazılı sertifikalara
çevirdiği, ve daha sonra bankaya kaybettiğini bildirdiği, senetleri şirketleri
aracılığıyla piyasaya sürdüğü ortaya çıktı. (Hürriyet, 17.12.1987) Bu davada
tutuksuz olarak yargılanan Cumali Yükçü ve İş Bankası Sorular Şubesi Müdürü
Mukadder Coşkun bir süre sonra tutuklandı. (Hürriyet, 31.12.1987). 1991'de İlba,
Haksan, Meko ve Denge adlı şirketleri üzerinden banka müdürü Ahmet Dut ve
akrabası Mustafa Orhan aracılığıyla Emlak Bankası Pendik ve Altıyol şubelerinden
toplam 50 milyon dolar kredi kullandığı ortaya çıktı. Bu olay nedeniyle Banka
Genel Müdürü Şükrü Karahasanoğlu soruşturuldu. Banker Bako'nun adı son olarak
Söylemezler operasyonunda geçti. (1. MİT Raporu)

Cengiz Ayhan

Ülkücü militan. MHP İl Başkanı Recep Haşatlı'nın öldürülmesinden sonra, bu


cinayetin intikamını almak için 4 Ekim 1978'de Sarıyer sırtlarında otobüsten
indirdiği üç Kıbrıslı genci kurşuna dizdi. MİT, 11 Ekim 1978'de MHP İl
Başkanlığını arayarak yardım isteyen Cengiz Ayhan'ın yerini tespit etti. Eve
yapılan polis baskınından hemen önce, baskını haber alarak kaçan Ayhan, ertesi
gün Siyasi Şubeyi arayarak evini basan polisleri isim isim saydı ve tehdit etti.
(Gizli Kulaklar Ülkesi, 87) 12 Eylül sonrası aldığı çeşitli hapis cezalarından
sonra 6 Mayıs 1991'de Nazilli Cezaevinden tahliye oldu. Daha sonra yaptığı
açıklamalarda bu dönemde Hizbullah örgütü içinde yer aldığını ve İslami Hareket
adıyla bilinen örgütün lideri İrfan Çağrıcı'yla görüştüğünü ileri sürdü. 17
Aralık 1992'de Almanya'da Ayşe Kaymakçı ve Ramazan Erol adlı iki Türkü öldürmek
suçundan Almanya'da cezaevinde bulunduğu sırada, Alman polisine mektup yazarak
Uğur Mumcu, Bahriye Üçok ve Hiram Abas suikastları hakkında bilgi sahibi
olduğunu ileri sürdü. Ankara DGM savcılarından Hamza Keleş tarafından Almanya'da
ifadesi alındı. (Milliyet, 07.12. 1997)

Fatih Azizoğlu

Söylemezlerin ileri sürdüğüne göre Üsküdar E Tipi Cezaevinde bulunan


mahkûmlardan ve Erdal Aksakal'la birlikte Sedat Peker'in adamı. Söylemezler bu
isimlerin Peker'in emriyle kendilerine suikast yapacaklarını ileri sürmüştü.
26 / 235

Abbas Babat

Korucu. Şırnak'ın Uludere ilçesinde 29 Ocak 1998'de kullandığı kamyonun gizli


bölmelerinde 8 Kalaşnikof, 1 Sten ve 35 bin mermi bulunduğu için gözaltına
alındı. Uludere, Şenoba bölgesinde 10 yıldır koruculuk yapan Babat, ifadesinde
silahları Halliye Mahallesi Muhtarı ve Sedat Bucak'ın koruması Hasan Güler'e
teslim edeceğini söyledi. (Gazete Pazar, 08.02.1998)

İbrahim Babat

Abdurrahman oğlu, Şırnak, Uludere, 1972 doğumlu. PKK itirafçısı Adil Timurtaş'ın
Nokta dergisine yaptığı açıklamaya göre, JİTEM'in kurucusu olarak bilinen
Binbaşı Cem Ersever'in en yakın adamıydı. Diyarbakır Cezaevinde tutuklu bulunan
PKK itirafçısı Muhsin Gül'ün Diyarbakır Cinayet Büro Amirliğine 22 Temmuz - 16
Ağustos 1994 tarihleri arasında verdiği ifadeye göre Ersever'i Ahmet Demir,
Alaattin Kanat ve Hoca kod adlı Antepli bir şahısla birlikte öldürdü. PKK'dayken
Besta - Uludere - Beytüşşebap bölgesinde komutanlık yaptı. Aslen Suriye uyruklu
bir Kürt. Ama itirafçı olduktan sonra Babat aşiretinin Türkiye sınırları içinde
kalan bölgesinden, Uludere nüfusundan TC vatandaşlığı aldı. Adı bölgedeki pek
çok faili meçhul cinayete karıştı, İstanbul'da bir işadamının yanında çalışırken
kendisine emanet edilen 7 bin markı alıp ortadan kayboldu, ama yakalanacağını
anlayınca parayı iade etti. Yargılanmadan itirafçı statüsüne kavuştu.
İstanbul'da adam öldürmeye teşebbüsten Kadıköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinde
yargılandı ve Kırklareli Cezaevinde tutuklu. Mahkeme dosyasında yer alan ve
Komiser Yardımcısı Fikret Yücel'in imzasını taşıyan 7.9.1996 tarihli yakalama
tutanağı "Babat'ın Yalova ti
Jandarma Alay Komutanlığında yakalandığını" ortaya koydu. Asker kaçağı olarak
aranan Babat'ın Yalova il Jandarma Alay Komutanlığında ne aradığı sorusunun
yanıtı bulunamadı. (Aktüel, 315)
Babat 7 yıl ceza vaadine karşılık 17 yıla mahkûm olunca, İstanbul DGM ve
Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığına ifade vermek için başvurdu. Kırklareli
Cezaevinde müfettişlere 19 Aralık 1997'de verdiği ifadede 1990'dan sonra
Diyarbakır ve çevresinde Jitem çatısı altında illegal bir örgütlenmeye
gidildiğini, PKK'yla ilişkili olduğundan şüphelenilen herkesi öldürme
yetkilerinin bulunduğunu, grupta Ali Ozansoy, Hüseyin Tilki, Abdülkadir Aygan,
Hayrettin Toka, Recep Tiriz, Adil Timurtaş gibi itirafçılar bulunduğunu söyledi.
(Kutlu Savaş Raporu) Şüpheli bir trafik kazasında ölen Hâkim Akman Akyürek de
TBMM Susurluk Komisyonundan istifa ederken yazdığı dilekçede benzeri bir
örgütlenmeden söz etmişti.

Hikmet Babataş

Ömer Lütfü Topal'ın Bodrum'daki Regata, Otelinde ortağı. 28 Nisan 1996'da


öldürüldü. Olayı, para karşılığı üstlenen sanıklar, Topal'ın ölümünden sonra söz
verilen parayı alamadıkları için, Arena programına yaptıkları açıklamalarda
cinayeti para karşılığı üstlendiklerini açıkladılar. Babataş'ın Ömer Lütfü
Topal'la olan anlaşmazlığı nedeniyle Bülent Fırat'ın öldürülmesi olayında da yer
alan Topal'ın adamı ihsan Karayakalı tarafından öldürüldüğü anlaşıldı.

Celal Babür

Tansu Çiller'in koruması. Tevfik Ağansoy'la birlikte öldürüldü. Ağansoy'un


ortağı Zafer Yılmaz'ın verdiği ifadeye göre Celal Babür, Ağansoy'la çeşitli
ihale işlerine de giriyordu. En son Ahmet zal'dan tahsil edilecek 25 milyon
markın üçte biri Temel ve Babür 'ün olacaktı. (Ağansoy Dosyası)
27 / 235

Ömer Bağcı

Ağca'ya Papa suikastında kullanılan silahı Milano istasyonunda veren dönemin


Olten Ülkücü Gençlik Derneği kasiyeri olan militan. Papa davasında verdiği
ifadede Eyüp Erdem1m talimatı üzerine bir gece Mahmut İnan, Erdal Ünal ve
Mehmet Ali Ağca'nın kendisine silah paketi bıraktıklarını, tabancayı Milano'ya
beladan kurtulmak için götürdüğünü, Papa suikastından haberi olmadığını söyledi.
Tahliye olduktan sonra Denizli Çal ilçesi Bahadırlar köyüne döndü ve muhtar
seçildi. (Milliyet, 19.07.1995)

Mehmet Sıddık Bakır

Komiser. Söylemezler ailesine karşı yürütülen operasyonlarda, Ankara'da


silahlarla birlikte ele geçirilen Mercedes'in sahibi. Silopi Jandarma Komanda
taburunda asteğmen olarak askerlik yapıyor. Söylemezlerle olan ilişkisinden
dolayı polislikten çıkarıldı.

Pınar Bakır

Ekonomi profesörü. 5 Ekim 1993'te 3 İranlı ajana 2.5 kilo uranyum satmak
istediği için polis tarafından yakalandı. 15 yıl hapis cezası istemiyle
yargılandı.

Ömer Balaban

22 Aralık 1997'de Edirne-İstanbul otoyolunun 17. kilometresinde oğlu Murat


Balaban ve ortağı Nedim Sevim'le sahip oldukları 34 YSE 98 plakalı otobüsün
içinde Ayhan Fındık, Halil Altınoy ve Bedri Kara'yla birlikte öldürülmüş olarak
bulundu. Öldürülenlerden Murat Balaban dışındakilerin Topal davasının firari
sanığı Sami Hoştan'ın adamları olduğu, 1997 Mayıs ayında, Sami Hoştan'ın Metsan
şirketi aracılığıyla Makedonya'ya yaptığı 4 milyon dolarlık hayali ihracatın
belgelendiği Arena programında, bu isimlerin Hoştan'ın kara parasını Türkiye'ye
soktuğu ortaya çıkmıştı. Hoştan'ın devletten 35 milyar lira vergi iadesi aldığı
bu olayda, Ömer Balaban 700 bin dolar, Nedim Sevim 1 milyon 73 bin dolar, Ayhan
Fındık 400 bin dolar, Bedri Kara 305 bin dolar ve Halil Altınoy'un 910 bin
doları Türkiye'ye soktukları anlaşılmış, Arena'nın görüştüğü Ayhan Fındık parayı
Hoştan adına soktuklarını kabul etmişti.
TEM cinayetiyle ilgili bir başka iddiada otobüstekilerin bir süre önce Hasan
Erkuş'un sahibi olduğu 1 ton esrar ve 200 kilo eroin olayını polise
bildirdikleri için öldürüldükleriydi. Otobüste yapılan aramada paketler içinde
126 bin 175 Alman Markı'yla 39 bin 276 ABD Doları bulundu. Otobüsün Kapıkule'den
giriş yaptığı girişte 2 milyon dolar deklare ettiği ve Aslanlı, Tesislerinde
mola verdiği anlaşıldı. Otobüsten sağ çıkan ve olayın aydınlatılmasında en
önemli görgü tanığı olduğu kaydedilen Polonya uyruklu Renata Kinga
Wesolowska'nın, olay anında otobüsün ön tarafında uyuduğunu ve silah sesine
uyandığı ve otobüsün içinde iki kişiyi silahlı halde gördüğü, bu kişilerin
pasaportuna baktıktan sonra, pasaportu yere atarak, olay yerinden
uzaklaştıklarını anlattı. Türkiye'ye "bavul ticareti" için geldiğini belirten
Wesolowska'nın, pasaportunda yapılan incelemede, Edirne'nin Kapıkule Sınır
Kapısından Türkiye'ye sık sık giriş yaptığı da anlaşıldı. Otobüs, Muzaffer
Gülgün ve Erhan Özkılıç'ın sahip oldukları Avar şirketine aitti. Tem cinayetiyle
ilgili olarak Gaffur Çalışkan, eski özel Tim polisi Cemil Andırmak, kardeşi
Mustafa Andırmak, Recep Ramadan, Ali Tekin Tamgaç, Fatih Okşan ve Mahmut Önder
Topbaş gözaltına alındı. Topbaş, Cemil Andırmak ve Gaffur Çalışkan 18 Ocakta
tutuklanırken, olayda Bahçelievler katliamı sanıklarından Ahmet Ercüment
Gedikli ve Tarsus Canavarı olarak bilinen ülkücü Selahattin Büyüköztekin'm de
yer aldığı ortaya çıktı. (Cumhuriyet, 13-16.01.1998)
28 / 235

Şükrü Balcı

Eski İstanbul Emniyet Müdürü. 12 Mart döneminde siyasi şube müdürlüğü yaptı.
ABD'de Uluslararası Polis Akademisi, Panama School ve Askeri İstihbarat Okulu
mezunu. Poliste rüşveti organize hale getiren isim olduğu ileri sürüldü. 1983'te
ABD'ye askeri ataşe olarak gönderildi. Yine 1984'te Mülkiye müfettişlerinin
raporu üzerine, Fahrettin Aslan, Hüseyin Cevahiroğlu ve Dündar Kılıç'la birlikte
azınlıklardan haraç alınması olayını organize ettiği için yargılandı. Lehte
tanıkları Tayyar Sever, Orhan Uzeller, Mehmet Ağar ve Nihat Camadan sayesinde
1986'da beraat etti. (Babalar Senfonisi, 103-105) Hüseyin Baybaşin 70'li
yıllarda devlet eliyle yapılan uyuşturucu kaçakçılığının başında Şükrü Balcı'nın
bulunduğunu ileri sürdü. Balcı 1993 Mayısında ABD'de öldü. (Gazete Pazar,
26.01.1997/1. MİT Raporu, MİT Etütleri)

Murat Balçık

Keçiören Belediyesi Zabıta Müdür Yardımcısı. 30 Ağustos 1995'te Keçiören Kalaba


Halkevi önünde öldürülen Erdal Yıldırım'm ölümüne sebebiyet vermekten 8.5 yıla
kadar hapis cezasıyla yargılanıyor.

Ziya Bandırmalıoğlu

Astsubay Ahmet Altıntaş'ın Susurluk Komisyonuna verdiği ifadede, Ayhan Akça'yla


birlikte Tarık Ümit'in kaçırılmasına karıştığı ileri sürülen polis memuru.
Beyoğlu'nda çok sayıda silahla yakalanan Osman Gürbüz'e silah satmaktan
yargılandı. Gürbüz, kendisine silahları Ziya isimli bir polis memurunun emanet
bıraktığını, yakalandıktan sonra polislerin kendisinden Ziya Bandırmalıoğlu'ndan
silah aldığı yolunda zorla ifade aldığını söyleyince 8 Ekim 1997'de beraat etti.

Ahmet Baş

Yahya Demirel'in DEFKUR A.Ş. şirketinde Şahap Karaosmanoğlu, A. Oğuz Güneş,


Doğan Ünver'le birlikte ortak. DYP-SHP Hükümeti döneminde Adana'da bir KİT'e
genel müdür yapıldı.

Murat Başesgioğlu

Eski İçişleri Bakanı. 23 Ocak 1975'te ülkücü militanlar tarafından Vatan


Mühendislik ve Mimarlık Fakültesinde öğrencilerin üzerine ateş açılması sonucu
Kerim Yaman'm ölümü, Metin Turgar, Metin Yalçın Girişken, Erol Erdoğan, Erdinç
Demirpolat ve Feride Sağlık'ın ağır yaralandığı olayda, saldırgan grupta yer
aldığı ve arkadaşlarının ateşiyle yaralandığı ileri sürüldü. 1976'da MHP İl
Gençlik Kolları Yönetim Kurulu üyeliğine seçildi.

Ali Batman

Avrupa Türk Federasyonu Başkanı Musa Serdar Çelebi'nin yardımcısı. Papa suikastı
nedeniyle Türkeş, Musa Serdar Çelebi ve Ali Batman'a tavır aldı. Abdullah Çatlı,
Papa suikastı davasında Roma' da verdiği ifadede Ali Batman'm kendisine
Ağca'nın Bulgar ajanı olup olmadığını sorduğunu anlattı. (Reis, 241)

Fatih Bayata
29 / 235

Alaattin Çakıcı'nın adamı. Tevfik Ağansoy'a karşı 3 Nisan 1996'da adliyede


suikast girişiminde bulundu. Bir süre cezaevinde kaldıktan sonra serbest
bırakıldı. 13 Temmuz 1998'de İstanbul'da Mehmet Üstünkaya'ya suikast hazırlığı
içinde olduğu ileri sürülen Tanju Atlıhan, Ömer Korkmaz, Musa Dülger, İsmet
Bütün, Ali Taşçı, Mehmet Korkmaz, Süreyya Cem Topaloğlu, Astsubay Faruk Bayram
Özarslan, Suat Şahin, Ali Yaşar Alan, Mustafa Usta ve Ali Genç'le birlikte
yakalandı. Çakıcı'nın isteği üzerine Savaş Çakıcı'nın öldürülmesi için Adnan
Çiçek'in Bayata'dan adam bulmasını istediği ileri sürüldü. (Hürriyet, 14.07.1998)

Abdullah Baybaşin

Baybaşin ailesinden. İlk kez 28 Haziran 1973'te İstanbul Şişli'de 29.5 kilo
esrarla yakalandı. Cezaevinden çıktıktan sonra bu kez 23 Mayıs 1984'te
İngiltere'de 600 gram eroinle yakalanarak tutuklandı. 27 Mart 1998'de Baybaşin
ailesine karşı yapılan çok uluslu polis operasyonunda Londra'da Mehmet
Baybaşin'le birlikte yakalandı.

Edip Baybaşin

Baybaşin ailesinden Nedim Baybaşin'in kardeşi. Diyarbakır'da 13.8 kilo eroin


olayından soruşturulurken kaçtı.

Hüseyin Baybaşin

Uyuşturucu kaçakçısı. Lice 1956 doğumlu. 10 Mayıs 1976'da ikamet ettiği


Fatih'teki Fener Cephesi Sokakta bulunan evinde yapılan aramada 10.8 kilo
esrarla yakalandı ve 2 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 23 Mayıs 1984'te,
İngiltere'de Dover kentinde, Doğu İskele gümrüğünde 6 kilo eroin ve Necdet
Yılmaz adına düzenlenmiş sahte kimlikle yakalandıktan sonra 12 yıl hapis
cezasına çarptırıldı. Yaklaşık dört yıl hapiste kaldıktan sonra cezasının
kalanını çekmek üzere 7 Aralık 1988'de cezasının kalanını çekmek üzere
Türkiye'ye döndü. Sağmalcılar Cezaevinde 4 ay yattıktan sonra 11 Mart 1989'da
tahliye edildi. Serbest bırakıldıktan dört gün sonra İstanbul Silivri'de 79 kilo
eroin, 2 kilo baz morfin, laboratuvar malzemeleri ve silahla yakalandı. 22 Mart
1989'da tekrar tutuklandı. Kendi iddiasına göre kirli işlerden uzaklaştığı için
suçlanmaya başlandı. 17 Aralık 1992'de Akdeniz'de batırılan Kısmetim I
gemisindeki 3100 kilo baz morfinin onun olduğu, Ayanoğlu'nu onun öldürdüğü
ileri sürüldü. Yurtdışına kaçtı. 1992'de 13 ton uyuşturucuyla ele geçirilen
Lucky-S gemisinde de payı olduğu ileri sürüldü. 1993'te EP dergisine önemli
açıklamalar yaptı ve Ağar'la Menzir'i suçladı. İngiltere'de Türk konsolosluğu
yetkililerinin cezaevinde kendisini ziyaret ettiklerini ileri sürdü. 80'li
yılların ikinci yarısına kadar Mehmet Ağar, Yunus Ağar'la devletin bilgisi
dahilinde uyuşturucu kaçakçılığı yaptığını ileri sürdü. Hollanda'da tutuklandı,
Türkiye'ye iade edilmesi istendi. 24 Aralık 1995'te gözaltına alındı.
Hollanda'da bir yıl tutuklu kaldıktan sonra 25 Aralık 1996'da serbest
bırakıldı. Hollanda mahkemeleri Baybaşin'in iddialarını ciddi bularak Türkiye'ye
iade edilmesini engelledi.
Baybaşin, 1994'te kendisiyle temas kuran eski bir emniyetçinin, Dursun Karataş
ve Behçet Cantürk'ün öldürülmesi karşılığında kendisine bir servet önerdiğini
ileri sürdü. (Artıhaber, 07.02.1998) 27 Mart 1998'de aynı anda İngiltere,
İtalya, Belçika, Almanya ve Hollanda polislerinin birlikte hazırladığı bir
operasyonda Belçika-Hollanda sınırında yer alan bir villada yeğeni Giyasettin
Baybaşin'le birlikte yakalandı. (Sabah, 28.03.1998) (Kutlu Savaş Raporu /
Susurluk Tutanakları / 3. MİT Raporu-3)

Mehmet Emin Baybaşin


30 / 235

Baybaşin ailesinin en önemli ismi. TKDP (Türkiye Kürdistanı Demokrat Partisi)


Merkez Komite üyesi ve KUK üyesi olduğu için soruşturuldu. Hakkında 4 ayrı
uyuşturucu davasında soruşturma yürütüldü.

Mehmet Şerif Baybaşin

1946 Lice doğumlu. Baybaşin ailesinin en önemli isimlerinden. Hüseyin


Baybaşin'in amcası. 15 Şubat 1984'te Diyarbakır'da ele geçirilen 67 kilo eroinle
ilgili olarak Nedim Baybaşin'le birlikte tutuklandı. Ayrıca 13 Temmuz 1984'te
Frankfurt'ta ele geçirilen 32 kilo eroinle ilgili olarak da 13 yıl hapis
cezasına mahkûm edildi. Kefaletle serbest kaldıktan sonra Almanya'nın Quickbom
kentinde 14.5 kilo eroinle tekrar yakalandı. Almanya'dan kaçtı, İstanbul'da 1993
Eylülünde Necmettin Çetin adına düzenlenmiş sahte pasaportla yakalandı, ancak
kaçtı. 25 Kasım 1984'te Viyana'da düzenlenen operasyonda Mehmet Demirbilek'le
birlikte yakalandı. Nükleer madde ticaretine de karıştığı ileri sürüldü. (Sabah,
02.12.1994)

Mehmet Şirin Baybaşin

1963 Lice doğumlu. Baybaşin ailesinden Hüseyin Baybaşin'in kardeşi. 1984'te


İngiltere'de eroinle yakalandı. Cezasını çektikten sonra İstanbul'a döndü, iki
ayrı uyuşturucu olayında tutuklandı. Cezaevinden firar etti, 1994'te yurtdışına
çıkmak isterken Edirne'de yakalandı.

Mahmut Baybaşin

1944 Lice doğumlu. Baybaşin ailesinden. Hüseyin Baybaşin'in amcaoğlu. İki ayrı
olayda 132 kilo eroin ve 193 kilo asit-anhidrit ile yakalandı. TKDP (Türkiye
Kürdistanı Demokrat Partisi) Merkez Komitesi üyesi olmak, uyuşturucu ve silah
kaçakçılığı yapmaktan da soruşturuldu.

Nizamettin Baybaşin

1965 Lice doğumlu. Nedim Baybaşin'in kardeşi. 1981'de ruhsatsız silah taşıma
suçundan 13 ay hapis cezasına çarptırıldı. 1983'teki ünlü "babalar
operasyonu"nda adı geçti. 1989'da bir başka uyuşturucu operasyonunda tutuklandı.
Almanya'nın Bonn ve Köln kentlerinde emlak ve ithalat ihracat işleriyle ilgili
şirketleri bulunuyordu. Kara para akladığı gerekçesiyle 27 Mart 1998'deki
çokuluslu operasyonda Bonn'da yakalandı. (Sabah, 28.03.1998)

Ziya Baycan

Şaziye Bar işletmecisi. 2. MİT raporunda 20-25 civarında tetikçi beslediği ileri
sürüldü. Eski ülkücü. 1996 yılı başında Abdullah Sülük'le birlikte yakalandı.
Ancak Sülük'ün 14 cinayeti birden üstlenmesiyle serbest bırakıldı. Eyüp Aşık
Susurluk Komisyonundaki ifadesinde Baycan'ın İbrahim Genç ve Abdullah Sülük'le
birlikte oluşturduğu çetenin 17 cinayet işlediğini, emniyet ile ilişkili
olduğunu ileri sürdü. (2. MİT Raporu, Susurluk Tutanakları, 2079-2080)

Ahmet Baydar

Botaş Ceyhan Bölge Müdürlüğünden 22 bin tonluk petrol çökeltisinin tanklardan


temizlenmesi ihalesini alan Baysa şirketinin patronu. Abdullah Çatlı da Mehmet
Özbay kimliğiyle şirketin yönetim kurulu üyesiydi. Ahmet Baydar, Gonca Us'un
31 / 235

ablasıyla arkadaş olduğunu ve Çatlı'nın bu vesileyle Gonca Us ile tanıştığını


söyledi. (Kutlu Savaş Raporu / Susurluk Tutanakları)

Kudret Bayhan

6 Mart 1972'de Fransa'nın İtalya sınırındaki Menyon gümrüğünde, Anadol


otomobilinde piyasa değeri 30 milyon dolar olan 146 kilo baz morfinle yakalanan
Milli Hareket Partisi senatörü. (Milliyet, 08.03.1972) Otomobilin şoförü İbrahim
İkier dışında olayla ilgili olarak Sami Binicioğlu adlı bir Adalet Partisi
milletvekili de tutuklandı. 1974'te Pulitzer ödülü alan The Heroin Trail adlı
kitapta bu kişilerin Nuri Bostan adlı bir patrona çalıştıkları ileri sürüldü.
(Silah Kaçakçılığı ve Terör,97) 1977'de Almanya'da yakalanan "mühendis" lakaplı
uyuşturucu imalatçısı İzzet Gündüz Sarıyar'ın da Kudret Bayhan'la ilişkisi
olduğu Stern dergisinde yer aldı. (Silah Kaçakçılığı ve Terör)

Ahmet Tekin Baykal

Kasım 1996'da İzmir'de ortaya çıkarılan ülkücü çetenin lideri. Aydın'da en az 10


kişinin öldürülmesinden sorumlu tutuluyor. Torbalı'da Ahmet Böcek'in, Kınık'ta
Doğan Pandur'un, Çine'de Ali Karaduman'ın öldürülmelerine karıştı. Devletten
ihaleler aldı. Adamlarından Mustafa Yılmaz bir askeri öldürdü. Yılmaz Nurettin
Kurt ve Sabri Galer'in ölümünden sorumlu tutuldu. Çeteye karşı yapılan
operasyonda 45 kişi gözaltına alındı. Bandırmaspor eski Başkanı İhsan Kuruoğlu,
yerel gazete sahibi Serdar Tülütaş da gözaltına alındı. Emekli Binbaşı Hasan
Yekta Keleş ile emekli Başkomiser Ahmet Doğan da bu operasyonda gözaltına
alındı. Operasyonda 1 Kanas suikast tüfeği, 3 Kalaşnikof, 1 pompalı tüfek ve 15
tabanca ele geçirildi. Firari olarak aranan Ahmet Tekin Baykal, 1997 Mayısında
yakalandı. CHP Milletvekili Fikri Sağlar TBMM Başkanlığına verdiği soru
önergesinde Şercin köyü muhtarı Mehmet Şahin 'in kayınbiraderi Göksel Dolduran'ın
Nazilli'de bir inşaatın 8. katından atılarak öldürüldüğü iddiasına yer verdi ve
Adalet Bakanı Mehmet Ağar'ın bu dönemde Şercin köyüne gidip gitmediğini sordu.
(Hürriyet, 03.08.1997)

Murat Bayrak

Yugoslavya'da İkinci Dünya Savaşında Nazilerle işbirliği yaptığı gerekçesiyle


savaş suçlusu olarak aranan Boşnak kökenli işadamı. Adalet Partisi Çanakkale
milletvekili olarak parlamentoya girdi. Balıkesir, Ayvacık'ta ortaya çıkarılan
komando kampını kurdu. 1980'de MHP Genel Merkez Yönetim Kurulu üyeliğine
seçildi. 12 Eylülden sonra gözaltına alınmayan tek MYK üyesi oldu. Adı, Frank
Terpil adlı eski CIA görevlisi ve silah kaçakçısının açıklamalarında, silah alan
isimler arasında geçti.

Üzeyir Bayraklı

11 Temmuz 1978'de Ankara'da Bedrettin Cömert'i Rıfat Yıldırım ve Ahmet kod adlı
kişilerle birlikte öldüren ülkücü militan. Cömert cinayetinde Abdullah Çatlı
azmettirici olarak aranıyordu. Olaydan sonra yurtdışına kaçtı. 2 Şubat 1985'te
Almanya'da uyuşturucu kaçakçılığı nedeniyle Frankfurt Başsavcısı Dr. Herald
Korner tarafından aralarında Rıfat Yıldırım'm da bulunduğu 5 kişi ve 1.5 kilo
eroinle birlikte yakalandı. Türkiye'ye iade edilmediler ve serbest bırakıldılar.
Üzeyir Bayraklı 1992'de öldürüldü. Türkiye'de yapılan cenaze törenine Abdullah
Çatlıyla Muhsin Yazıcıoğlu da katıldı. (Reis, 200)

Mustafa Sıddık Bayram


32 / 235

Vanlı otelci. Cantürk'ün ifadesine göre İranlı Haci Reşit Zigari, Seli (Salih)
ve Ertuşlu Feto gibi kaçakçılarla kendisini tanıştıran isim. 1979'da Van'da 8.8
kilo eroin kaçakçılığı olayına adı karıştı. 1980'de Halil Havar'ın 5 kilo
eroinle yakalandığı olayda da suçlandı. 1983'te 13 kilo baz morfin olayıyla
ilgili olarak tutuklandı. 1988'de ise bir başka uyuşturucu kaçakçılığı olayından
dolayı hakkında gıyabi tutuklama kararı çıkartıldı. 1984'te Van'da 64 kilo
eroin, 1987'de İstanbul'da 7 kilo eroin, 1986'da yine İstanbul'da 20 kilo eroin
kaçakçılığıyla ilgili olarak tutuklandı. Ancak bütün bu davalardan aklandı.
Hakkında yurtdışına çıkış yasağı bulunurken ve Diyarbakır DGM'de yargılanırken
1995 seçimlerinde ANAP'tan Van milletvekili oldu.
5 Temmuz 1996'da Refahyol Hükümetine verilen bir gensorunun oylanmasından hemen
önce Refah Partisine geçti. 30 Kasım 1995'te Resmi Gazetede yayımlanan geçici
aday listelerinde soyadı yanlış yazıldığı için sabıkalarının ortaya çıkmadığı
ileri sürüldü. 1991'de Van'da iki kişiyi kasten öldürdüğü iddiasıyla 9 Ocak
1998'de TBMM Genel Kurulu tarafından dokunulmazlığı kaldırıldı.
8 Ocak 1998'de Aktüel dergisine yaptığı açıklamalarda Yeşil olarak tanınan Ahmet
Demir'in de kendisinden haraç istediğini ileri sürdü. (Sabah, 10 Ocak 1998)
Mustafa Bayram, bu bilgilerin gerçekdışı olduğunu ileri sürerek Sabah gazetesi
aleyhine 50 milyar liralık tazminat davası açtı. Bayram, uyuşturucu
suçlamalarının 1976'da ters düştüğü polis komiseri Serper Baltacıoğlu'nun
kininden kaynaklandığını ileri sürdü. (Aktüel, 287)

Cezayir Baysal

15 Haziran 1977'de, Erzurum Atatürk Üniversitesi öğretim üyesi Orhan Yavuz'u


Harun Gerçek'le birlikte öldüren Bekir Kum takma adlı ülkücü militan. Baysal'ın
Erzurum Ülkü Ocakları Başkanı Emin Yılmaz tarafından azmettirildiği MİT Elazığ
Bölge Başkanlığı tarafından dinlenen bir telefonla tespit edildi. (Gizli
Kulaklar Ülkesi,100)

Ceyhan Bektaş

Kapalıçarşı çevresinde "Parlak" adıyla tanınan borsa bankeri. DEHA Menkul


Kıymetler, Randıman Döviz A.Ş. gibi şirketlerin en büyük ortağı. Yaman
Törüner'in borsa başkanlığı döneminde İstanbul Altın Borsasının kurulmasıyla
ilgili olarak oluşturulan beş kişilik komitenin üyesi. Bektaş'ın adı Mecattaf
adlı uluslararası para organizatörünün Türkiye uzantısı olarak geçti. SPK
yöneticilerine "Türkiye'de yapılan altın işinin yüzde 80'i kaçak olarak
gerçekleşir, bunun yüzde 40'ını ben kontrol ederim" dediği ileri sürüldü.
Bektaş'm adının ünlü Pizza Connection operasyonuna ve çok sayıda altın ve döviz
kaçakçılığı olayına karıştığı, ancak aklandığı ileri sürüldü. Ünlü altın
kaçakçılığı dosyasına bakan savcı ve Kapıkule'de yakalanan 85 kilo altın olayına
bakan Yargıtay 7. Dairesi üyesi savcı Uğur Tönük daha sonra Bektaş'ın Randıman
Döviz şirketine murakıp oldu. Ceyhan Bektaş'ın Kapalıçarşı'daki ortakları Talat
Alacahanlı ve Adnan Bıyıkbeyi'ydi. (EP, Altın Kaçakçılığı 1993)

Sabri Bektaş

Laleli piyasasının önemli isimlerinden. Adı Tem cinayetine karıştı. Polonya'yla


sıkı ticari ilişkileri olduğu, Yaman Törüner'e yakın isimlerden olduğu, para
aklayıcılığı yaptığı, devlete olan 700 milyon dolar borcundan dolayı ABD'ye
kaçtığı ileri sürüldü. Polonya'daki batık paralarının Mehmet Ökten ve Mustafa
Koçinoğlu tarafından 1993-94 yıllarında tahsil edildiği ileri sürüldü.
Bosna'daki savaş sırasında devletin bilgisi dahilinde Bosna'ya silah sattığı da
iddialar arasında yer aldı. (Gazete Pazar, 22.02.1998)

Elia Benyeş
33 / 235

Daha sonra Kemal Horzum'un şirketi Hortaş'la birleşen yine hisselerinin büyük
çoğunluğuna Horzum'un sahip olduğu Okinex şirketinin kâğıt üzerindeki patronu.
Kemal Horzum Anadolu Finansman şirketi aracılığı'yla ilk hayali ihracatlarını
Okinex şirketine gönderdiği halılarla yaptı. (Uğur Dündar, Horzum Komisyonu
Tutanakları)

Bülent Berkarda

Eski İstanbul Üniversitesi Rektörü. Susurluk'taki kazada ortaya çıkan Emniyete


ait kayıp silahları hibe eden Hospro şirketinin sahibi Ertaç Tinar'la
üniversitelere tıbbi cihaz satan Metsan adlı şirkette ortaklık kurdu. Sayıştay
tarafından yapılan bir incelemede Bülent Berkarda'nın İstanbul Üniversitesine
ait misafirhane, tatil kampı ve kantin gibi tesisleri "Sosyal Tesisler Yönetim
Kurulu Başkanlığı" adı altında hukuki yetkisi bulunmayan bir komisyon olarak
yönettiğini ve elde edilen 21.2 milyar liralık kârın Ö.S.H. Birimi Fon
Saymanlığı bütçesi dışında harcandığını tespit ederek usulsüzlük yapıldığına
karar verdi. (Yeni Şafak, 12.03.1997)

Nevzat Bilecen

Fuat Koçal, Şeref Benli, Abdullah Çatlı ve Oral Çelik'le birlikte İtalya'daki 3
kilo eroini İsviçre'ye getirerek pazarlamaya çalışırken yakalandı. 14 Haziran
1984 tarihinde Şeref Benli'nin yakalanmasıyla ortaya çıkan örgüt, İsviçre
polisinin uzman dedektiflerinden Buscheau'nun raporuna göre Hasan Hüseyin Şener,
Abdullah Çatlı, Nuri Aydın, Mahmut Şener, Mehmet Bülbül, Fuat Koçal, Şeref
Benli, Nevzat Bilecen, Necmettin Sönmezcan ve Guido Lentini'den oluşuyordu.
Bilecen 2 Temmuz 1984 tarihinde tutuklandı ve 29-30 Ağustos 1984 tarihinde
polise verdiği ifadede kendisinin Abdullah Çatlı, Mehmet Şener ve Oral Çelik'i
izlemekle görevli MİT ajanı olduğunu söyledi. (Basel İddianamesi / Reis, 228-
230)

Kahraman Bilgiç

Havar kod adıyla tanınan PKK itirafçısı. 1994 yılı başında güvenlik güçlerine
teslim oldu. Resmi kayıtlarda yer almadan, Eylül 1996 tarihine kadar aranmasına
rağmen Yüksekova Dağ Komando Tabur Komutanlığı ve Sınır Tabur Komutanlığı'yla
birlikte PKK'ya yönelik operasyonlara katıldı. (Susurluk Raporu, 343) Astsubay
Hüseyin Oğuz'un bir uyuşturucu operasyonunun üzerine gitmesi sonucu, Kahraman
Bilgiç'in itiraflarıyla Yüksekova Çetesi olarak bilinen grubun ilk soruşturması
yapıldı. Hüseyin Oğuz tarafından sorgulanan Kahraman Bilgiç, olayın kendi
üzerine yıkılmak istendiğini anlayınca konuşmaya başlamış ve şaşırtıcı bilgiler
vermişti. Bilgiç ifadesinde, bölgede PKK adına para toplandığını, uyuşturucu
kaçakçılığına yönelik operasyonlarda şahsi çıkarlar uğruna yasadışı uygulamalar
yapıldığını ve bu faaliyetlerin bizzat Yüksekova Tugay Komutanlığı eski Kurmay
Başkanı Albay Hamdi Poyraz, Sınır Tabur Komutanı Yarbay Kanber Öğür ve Dağ
Komando eski Tabur Komutanı Mehmet Emin Yurdakul'un bilgisi dahilinde
yürütüldüğünü Söyledi. (Kutlu Savaş Raporu, 92)
Soruşturmayı yürüten Astsubay Hüseyin Oğuz olaya Özel Tim polisleri Fatih Özhan,
Yusuf Azmi Aydın ve Abdülkadir Bayram' ın karıştıklarını, polislerle birlikte
"kayıt dışı" itirafçı Kahraman Bilgiç, korucular Abdülkerim Özcük-, Osman Ergen,
Mehmet Emin Ergen,
Osman Özpazar ve Necmettin Hazayi 'nin bir "çete" oluşturduklarını ortaya
çıkarmıştı. Çete, kendilerini PKK'lı gibi tanıtarak kaçırdıkları Necip Baskın'ı
İlçe Emniyet Müdürlüğünde bulunan Özel Harekât Timine ait bir bölümde
tutmuşlardı. Planları, buluşma noktasına getirilen 200 bin mark fidyeyi aldıktan
sonra, Necip Baskın'ı ve fidyeyi getirenleri öldürüp, olaya "PKK'yla çatışma"
süsü vermekti. Bilgiç, Astsubay Oğuz'a verdiği ifadede Astsubay Yüce
34 / 235

Karademir'in Ankara'ya getirdiği 6 lav silahıyla bir banka soygunu planlanması


da dahil olmak üzere dokuz olaydan bahsetti. Kahraman Bilgiç'in de katıldığı bir
operasyonda elde edilen 13 kilo eroin ve dört silah Tabur Komutanı Binbaşı
Mehmet Emin Yurdakul tarafından kayıtlara geçirilmemiş, Bilgiç'e göre bu eroinin
8 kilosunu İzmir'de satmak isteyen bir astsubay da yakalanmıştı. Ayrıca,
milletvekili Esat Canan'ın yeğeni Abdullah Canan'ın da kaçırıldıktan sonra
öldürüldüğünü anlattı, CHP Milletvekilleri tarafından aylar önce hazırlanan
Yüksekova raporuna paralel bilgilerden söz etti.
Ancak Hüseyin Oğuz dokuz gün sonra görevinden alınarak başka bir birliğe tayin
edildi ve davanın üzeri örtülmek istendi. Soruşturmayı başlatan Yüksekova
Cumhuriyet Savcısı Mehmet Turgay görevinden alınarak Malatya'nın Yazıhanı
ilçesine atandı. (YeniYüzyıl, 15.10.1996) Mahkemenin talebi üzerine, bir yazı
yazan Hakkari İl Jandarma Komutanlığı, Kahraman Bilgiç'in 26.4.1995 tarihli
tutanakla öldüğüne ilişkin bir başka "Havar"a ait 2.10.1995 tarihli yazıyı
mahkemeye yolladı. Hüseyin Oğuz'un Susurluk Komisyonunda verdiği ifadede olayı
ayrıntılarıyla anlatması üzerine, Yüksekova davası üst rütbeli subaylara kadar
ulaştı. Mahkeme, bu davada yargılanan asker sanıklar Kurmay Albay Hamdi Poyraz,
Binbaşı Mehmet Emin Yurdakul, Yüzbaşı Nihat Yiğiter hakkında da görevsizlik
kararıyla suç duyurusunda bulundu. (YeniYüzyıl, 15.07.1998)
Abdullah Canan'ın öldürülmesi, Necip Baskın'ın kaçırılması ve çete davası üç
ayrı mahkemede görülmeye başlandı. Necip Baskın'ın kaçırılması davası Diyarbakır
1 Nolu DGM'de görülüyordu ve 18 Eylül 1998'deki duruşmada sanıkların "çete
oluşturma" suçlamasından beraatlarına, adam kaçırıp fidye isteme suçundan ise
mahkûmiyetlerine karar verdi. Mahkeme, Özel Harekât Timi görevlileri olan sanık
Fatih Özhan, Abdülkadir Bayram, Yusuf Azmi Aydın ile geçici köy korucuları Osman
Özpazar, Necmettin Hazeyi, Abdülkerim Özcük, Mehmet Emin Ergen ve Osman Ergen'i
14'er yıl 7'şer ay hapis cezasına çarptırdı. İtirafçı Kahraman Bilgiç ise 12 yıl
6 ay hapse mahkûm oldu. Polislerin bir süre avukatlığını yapan Fuat Turgut
hakkında da suç duyurusunda bulunulmasına karar verildi. (Anadolu Ajansı,
17.09.1998)

Kemal Bilgin

İnci Baba'nın fedailerinden, ülkücü militan. Ali Yurtaslan'ın itiraflarında


İbrahim Bozkurt'un öldürülmesi olayına karıştığı ileri sürüldü. Yurtaslan'a
göre, 1977 Aralık ya da 78 Ocak ayında işlenen cinayete, Ersin Eter ve Ender
Eter de, Genelkurmay İstihbaratında albay olan babalarının beylik silahını
kullanarak karıştı. Eter kardeşlerin babası ve Selahattin Arpacı'nın araya
girmesiyle suçu Hanifi Tokgöz üstlendi. (Ali Yurtaslan'ın İtirafları)

Ömer Bilgin

Süleyman Demirel'e yakınlığı nedeniyle Turban Genel Müdürü yapıldı. Bu dönemdeki


faaliyetleri nedeniyle teftiş kurulu raporlarında 101 madde olarak sıralanan
yolsuzluk dizisiyle suçlandı. Konuyla ilgili araştırma yapan Meclis komisyonu
Ömer Bilgin, Ahmet Dündar, Sinan Erol ve Erol Uğurlu hakkında 18 ayrı suç
duyurusunda bulunulmasına karar verdi. (Milliyet, 24.07.1996) 1995 seçimlerinden
İsparta'dan DYP milletvekili seçilerek parlamentoya girdi.

Ali Fevzi Bir

Aliço lakabıyla tanınıyor. Ömer Lütfü Topal'm İstanbul Ceylan Oteli


kumarhanesini işleten Leissure Investment şirketinde Arnavut Sami olarak tanınan
Sami Hoştan'la birlikte ortak. Topal cinayetine karıştığı ileri sürüldü. 28
Temmuzda özel tim polisleriyle birlikte gözaltına alındı ve Ankara'ya
gönderildi, serbest bırakıldı. Başbakanlık Teftiş Kurulu tarafından hakkında suç
duyurusunda bulunuldu. 6 Ekim 1997'de bir çiftlik evinde yakalanarak gözaltına
alındı ve tutuklandı. Bir, hakkındaki suçlamaları reddederek Topal cinayetiyle
35 / 235

herhangi bir ilgisi olmadığını söyledi. Çatlı'yla 1995'te Topal tarafından


tanıştırıldığını söyledi. 24 Kasım 1997'de özel timci polislerle birlikte 250
milyon lira kefaletle tahliye edildi. Poliste verdiği ifadede Topal cinayeti
sırasında ortaya çıkan cep telefonu trafıği'yle ilgili olarak kayınbiraderi
Tarkan Dikici adına kayıtlı telefonu kullanmadığını, Dikici'nin de neden bu
telefonu kendisinin kullandığını söylediğini bilmediğini anlattı.

Ali Birincioğlu

Bayrampaşa Özel Tip Cezaevi Müdürüyken Susurluk skandalı'yla bağlantılı olarak


yargılanan Osman Gürbüz'den rüşvet aldığı iddiasıyla açığa alındı. İddialara
göre Cezaevi Müdürü Ali Birincioğlu 1997 Ağustosunda "Osman Gürbüz'ü cezaevinde
rahat ettirmek ve başka bir cezaevine nakledilmesini engellemek" karşılığında
Gürbüz tarafından Antalya Kemer'deki 5 yıldızlı Marko Polo Tatil Köyüne tatile
gönderildi. Bu arada müdür nakit olarak da bir milyar lira'yla 3 bin mark rüşvet
aldı. Olay Osman Öztürk adlı Bayrampaşa Cezaevi gardiyanının Adalet Bakanlığı
müfettişlerine gönderdiği 3 sayfalık ihbar mektubuyla ortaya çıktı ve Eyüp 1.
Ağır Ceza Mahkemesinde Ali Birincioğlu'nun TCK.nın 212. maddesine göre 10 yıl
hapsedilmesi istemiyle dava açıldı. Bir komployla karşı karşıya kaldığını iddia
eden Birincioğlu ise "Bana rüşvet verdiğini iddia eden Gürbüz 'ün kaldığı koğuşta
yapılan arama sırasında bir tabanca ele geçirdik. Bize yapılan ihbarla bunun
sahibinin Osman Gürbüz olduğu belirlendi. Ona bir hafta hücre cezası verildi. Bu
nedenle benden intikam almak için bu senaryoyu uydurdu" dedi. (Sabah, 17.05.1998)

Eşref Bitlis

Jandarma Genel Komutanıyken 17 Ocak 1993'te uçağının düşmesi sonucu öldü.


Genelkurmay Başkanlığı tarafından, uçağın buzlanma nedeniyle düştüğü açıklandı.
Ancak daha sonra uçağın motorunu üreten şirketin uzmanları ve İTÜ öğretim
üyeleri tarafından uçağın buzlanma nedeniyle düşmediği ileri sürüldü. Bitlis'in
Çekiç Güç'e karşı çıktığı için Amerikalılar tarafından istenmediği ve bu yüzden
öldürüldüğü ileri sürüldü. Bitlis suikastıyla General Bahtiyar Aydın'm
öldürülmesi ve Cem Ersever'in öldürülmesi arasında bağlantılar olduğu iddia
edildi. Bitlis'e düzenlenen suikastın Ersever tarafından gerçekleştirildiği de
ileri sürüldü. Olayda ölen pilot Tuğrul Sezginler'in ablası Saime Sezginler,
avukatı Nusret Senem'le MSB'ye yeni raporlar ışığında soruşturmanın yenilenmesi
için 22 Ocak 1997'de başvurdular. Olayda düşen Beecrahft King Air 2000 tipi
uçağın yapımcı şirketine karşı Saime Sezginler'in açtığı tazminat davasına
bakan Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesi Hâkimi Üzeyir Termeli hakkında
"üzerimde ağır baskı var" dediği için Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna suç
duyurusunda bulunuldu ve dava dosyasını ilgisiz bazı kişilere okuttuğu ileri
sürüldü. (Anadolu Ajansı, 12 Ekim 1997)
Davada ODTÜ ve TAI uzmanları tarafından hazırlanan ve 10 Mart 1998'de mahkemeye
sunulan bilirkişi raporunda kazanın "sabotaj yapılması" nedeniyle de
gerçekleşebileceği ihtimalinin bulunduğu belirtildi. ODTÜ Havacılık Mühendisliği
Bölümü öğretim üyeleri Prof. Dr. Yalçın Göğüs, Doç. Dr. Mehmet Ş. Kavsaoğlu ve
TUSAŞ Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş'de görevli Prof. Dr. Ünver Kaynak'tan oluşan
bilirkişi heyetinin 13. Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu 10 Mart 1998 tarihli
raporda "Uçakta yapım ve bakım hatası bulunmadığı, ancak (uçuş rotasının ve
kazanın yeniden inşası gibi dolaylı bir yöntem kullanılarak) oluşturulacak bir
senaryoyla buzlanma sonucuna varılabileceği, pilotaj hatasının tespit edilmediği
ve motor sistemleri, buzlanma sistemleri ve diğer hayati bir sistem üzerine bir
sabotaj yapılmış olabileceği" belirtildi. Rapordaki tanık nöbetçi askerin, pilot
bereli bir astsubayı uçuştan önceki gece olağandışı bir şekilde görmesi, hangar
civarının yaklaşmaya ve hangara girmeye son derece müsait olması ve çevrenin
hangara girecek kişiyi görmeye elverişli bir ışıklandırmaya sahip olmayışı
bilirkişilerin dikkatini çekti. (Anadolu Ajansı, 19.03.1998)
36 / 235

Nevzat Bor

Ali Yurtaslan'ın itiraflarına göre, Abdullah Çatlı'yla birlikte Bahçelievler


Emek bölgesinde faaliyet gösteren ülkücü militan. Mustafa Pehlivanoğlu,
itiraflarında Nevzat Bor'un kendisine Bulgaristan'a kaçabileceğini, orada
Hüseyin Demirel ve Oflu İsmail ile buluşabileceğini söylediğini anlattı. Nevzat
Bor, 1992'de Çatlı ve Kırcı'nın Orta Asya'ya 400 bin dolarlık şeker ihraç etmesi
için kefil oldu. Parayı peşin aldıkları halde, şekerlerin gönderilmemesi
yüzünden araları açıldı. (Reis, 271)

Neval Boz

Jandarma Binbaşı Cem Ersever'le birlikte çalışan, onunla aynı dönemde öldürülen
kadın. Neval Boz'un daha önce El Muhaberat'ta çalıştığı, PKK lideri Apo'nun
kontrolünü sağlamak amacıyla sekreterliğini yaptığı, daha sonra Yeşil tarafından
angaje edildiği ve Ersever'le tanıştırıldığı, Ersever tarafından JİTEM'e
kazandırıldığı ileri sürüldü. (Susurluk Tutanakları)

Mete Bozbora

Avukat, eski Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı. Dündar Kılıç,
Civan olayında kendisinden arabuluculuk yapması istendiğinde Bozbora'ya danıştı.
Hüseyin Baybaşin açıklamalarında Bozbora'nın Ağar'la kendisi arasında aracılık
yaptığını ileri sürmüştü. Baybaşin ayrıca Küçüktaşkıner'le birlikte uyuşturucu
işi yaptıklarını, Almanya'da hayali ihracat işlerine bulaştığını söylemişti.
Küçüktaşkıner'm birlikte çalıştığı avukat Mete Bozbora'yla 22 Mayıs 1989'da
Hüseyin Baybaşin'in kardeşi Mehmet Şirin Baybaşin'in vekâletini aldığı ileri
sürüldü. (Susurluk Tutanakları, 568-572) Abdi İpekçi'nin eşi Sibel İpekçi ise
Emniyet adına cinayet soruşturmasına katılan Mete Beyin Mete Bozbora olduğunu
ileri sürdü. (YeniYüzyıl, 05.03.1997) İpekçi suikastı soruşturmasında yer alan
Mete Beyin daha sonra ASALA'ya karşı ülkücü katillerin kullanılması
operasyonunda yer aldığı ileri sürülmüş, yine soruşturmada yer alan Metin Günyol
da olduğu iddia edilmiş, ancak kim olduğu anlaşılamamıştı.

Fatih Bucak

Bucak aşiretinden. Aşiret lideri Mehmet Celal Bucak'ın oğlu. Sedat Bucak'ın
amcaoğlu. Bilkent ekonomi bölümü mezunu. 1996 Ekimindeki Harran ovası sulama ve
toprak tesviyesine ilişkin ihalede Sedat Bucak'a karşı yüzde 35 fiyat kırarak
ihaleyi almasının Bucak aşireti içinde huzursuzluğa neden olduğu ileri sürüldü.
7 Kasım 1997'de 94.7 milyar liralık bu ihaleden çekilmesini istedikleri
Mütaahhit Ramiz Çelik'e ait büroyu basarak adamlarını dövdükleri, ve sokak
ortasında rastladıkları Ramis Çelik'i de dövdükleri iddiasıyla Zafer Erdem,
Hasan Gelener, Mehmet Güven, Adil Develi ve Şerafettin Özcan'la birlikte
yargılandı. Fatih Bucak'a ait olan Bucak İnşaat ilk kez 25 Eylül 1996'da
düzenlenen ihaleyi almış, ancak ihale Bakan Bekir Aksoy'un talimatıyla milli
güvenlik gerekçesiyle iptal edilmişti. Merkezde yapılan ikinci ihaleyi Sedat
Bucak'a yakın olduğu ileri sürülen Çarıksız inşaat şirketi almış, ancak işe
başladıktan sonra Fatih Bucak'ın idare mahkemesine açtığı dava sonucu ilk
ihalenin iptali kararı durdurulmuştu. İki ihalenin iptal edilmesinin ardından,
saldırı olayından sonra öğleden sonra yapılan üçüncü ihalede Bucak İnşaat
belgelerini eksik teslim ettiği gerekçesiyle elenirken, ihaleyi yüzde 45.99
fiyat kıran Sahara İnşaat şirketi aldı. Bucak aşiretinden Faruk Akayra'nın
Eskişehir Bozüyük karayolunda öldürülmesinin de ihaleyle ilişkili olduğu ileri
sürüldü. (Sabah, 08.11.1997) Bu davanın 21 Ocak 1998'deki duruşmasında Bucak
aşiretinden 100 kişinin duruşma salonunun kapılarını tutarak gazeteci ve
avukatların salona girmesini engellemesi dikkat çekti. (Sabah, 23.01.1998)
37 / 235

Sedat Edip Bucak

DYP Milletvekili. Bucak aşiretinin reisi. Aşiretin 89'u geçici köy korucusu
345'i gönüllü köy korucusu olmak üzere 434 resmi korucusu bulunduğu ve geçici
köy korucularının ayda 1.2 milyar lira ödenek aldığı Meral Akşener tarafından
ifade edildi. (Cumhuriyet, 14.01.1997) Bucak, Söylemez Kardeşlerle olan
çatışmasında da bazı polis şefleriyle birlikte komplo düzenlemekle suçlandı.
İstanbul Hilton Otelinde Abdullah Çatlı'yla buluştuktan sonra İzmir'e gelip,
Hüseyin Kocadağ'la birlikte Susurluk yakınlarında trafik kazası geçirdi. Bu
kazadan sonra, ortaya çıkan skandallar zinciri Susurluk adını aldı. Abdullah
Çatlı ve Ömer Lütfü Topal cinayetine karışan özel timci korumaları nedeniyle
suçlandı. Bucak, Gözcü gazetesi, HBB Televizyonu ve Sabah gazetesine yaptığı
açıklamalarda çelişkiye düştü. Kocadağ'ın Çatlı'nın kimliğini bilmediğini,
silahların kendisine ait olduğunu, ancak susturucuları bilmediğini söyledi.
Hakkında görevi kötüyü kullanmak, cürüm işlemek için çete kurmak ve kanun
kaçağını gizlemek suçlamalarıyla soruşturma açılması isteğiyle İstanbul DGM
tarafından fezleke düzenlendi. (Susurluk Raporu, Ekler 251-274) Dokunulmazlığı
kaldırılan Sedat Bucak, 14 Ocak 1998'de İstanbul DGM'ye gelerek savcılara 5.5
saat süreyle ifade verdi. (Sabah, 15.01.1998) Soruşturma sırasında Bucak'a 1
koruma verilmesinin uygun görülmesine rağmen, 6 koruma birden aldığı ve Bucak'ın
korumaların tayin edildiği tarihten 1 gün sonra, 7 Ağustos 1996'da talepte
bulunduğu ortaya çıktı. (Susurluk Raporu, Ekler, 21)

Abdurrahman Buğday

Elazığ, Palu 1959 doğumlu. Malatya'da Oral Çelik, Bedri Ateş ve Hamit Gökenç
gibi ülkücü militanlarla birlikte bir dizi eyleme karıştı. Doğan Sarı, Bedri
Ateş'le birlikte 20 Aralık 1978'de Malatya'da taksi şoförlüğü yapan Şahverdi
Altıparmak'm öldürülmesi olayına karıştı. İkinci MİT Raporunda Özel örgütte
bulunduğu öne sürülen isimlerden. Raporda, 1980 öncesinde üç cinayetten
arandığı, 1987'den sonra Almanya, Hollanda ve Fransa'da Türk Kültür ve İbadet
Derneğinde faaliyet gösterdiği ileri sürüldü. (2. MİT Raporu)

Nihat Buldan

İkinci MİT raporunda Askar Smitko ve Lazım Esmaeılı'nm olumune karıştığı ileri
sürülen Kürt kaçakçı. Raporda 1962 doğumlu olduğu, 1979'da Bitlis'te çok sayıda
Kalaşnikof, tabanca ve mermiyle yakalandığı ileri sürülüyor. (2. MİT Raporu)

Savaş Buldan

2 Haziran 1994'te Adnan Yıldırım ve Hacı Karay'la birlikte ölü bulundu. Daha
sonra cinayetin polisler ve itirafçılardan oluşan bir özel örgüt tarafından
işlendiği ileri sürüldü. Kardeşi Necdet Buldan, 7 Temmuz 1994'te gazetelere
yaptığı açıklamada kardeşi ve yanındaki iki kişinin devlet içindeki bir örgüt
tarafından öldürüldüğünü, devletin içinde SHP lideri Murat Karayalçın'ın bile
bilmediği bir örgüt olduğunu söyledi. Birkaç yıl önce Etiler Alkent'teki evine
yapılan baskında öldürülmek istendiği, ancak Leyla Zana'nın orada olması
sayesinde kurtulduğu ileri sürüldü. (Susurluk Tutanakları)

Ali Bulut

Eskişehir'de iki kardeşlerinin öldürüldüğü olayda otomobili kullanan adam olduğu


gerekçesiyle Söylemezler tarafından kara listeye alınan isim. Cinayeti İlyas
Sarıca'yla birlikte işlediği ileri sürüldü.
38 / 235

Ertuğrul Bulut

Astsubay, uzmançavuş Nuri Okur'la birlikte 178 kilo eroinle yakalandı.


Askerlerin daha önce de eroin taşımacılığında kurye olarak kullanıldıkları
anlaşıldı. (Sabah, 25.98.1997)

Sait Büyükbayrak

22 Aralık 1997'de işlenen TEM cinayetindeki sanık ifadelerine göre olayda yer
alan Sait Büyükbayrak ve Sabri Bektaş Polonya'da 250 milyon dolarlık bir yatırım
yaparak Türkiye'den gelen uyuşturucunun dağıtılması için 50 minibüslük bir araç
filosunu da içeren bir dağıtım ağı kurdular.(Cumhuriyet, 16.01.1998)

Selahattin Büyüköztekin

MHP Ana davasında yargılanan ve Tarsus Canavarı olarak tanınan ülkücü militan.
17 Nisan 1980'de Adana'da avukat Ahmet Albay'ın öldürülmesi olayına karıştı.
Adana MHP davasından 200 yıla yakın ceza alan Büyüköztekin, 15 yıl cezaevinde
kaldıktan sonra tahliye oldu. (MHP İddianamesi, 648) 22 Aralık 1997'de 6 kişinin
öldürüldüğü TEM cinayetinde 51 plakalı beyaz Şahin marka otomobili kullanan isim
olarak aranıyor. (Cumhuriyet, 13-16.01.1998)

Nihat Camadan
Adı 1. MİT raporunda da Mehmet Ağar'la birlikte geçen Şükrü Balcı ekibinden eski
Kocaeli Emniyet Müdürü. Son olarak Kocaeli Çetesi olarak bilinen Mehmed Hadi
Özcan ve arkadaşlarıyla ilişkili olarak hakkında soruşturma açıldı. Balıkesir
Emniyet Müdürlüğüne atanan Camadan, 26 Aralık 1996'da görevinden uzaklaştırıldı.
Camadan'la birlikte Balıkesir Emniyet Şube Müdürü Cemal Şencan, Kırşehir Emniyet
Şube Müdürü Sezai Konuklar, Başkomiser Oktay Durmuş, memur N. Kemal Kara, Alper
Tekdemir ve Latif Özdemir de görevlerinden uzaklaştırıldı. Nihat Camadan'm
Balgat Katliamı mahkûmu İsa Armağan'ın akrabalarıyla iki ayrı petrol şirketinde
ortak olduğu ileri sürüldü. İddialara göre kaçak solvent getirerek hileli benzin
işi yapan Camar şirketinin ortakları arasında İsa Armağan'ın akrabaları Ali
Armağan ve Hayriye Armağan'la Nihat Camadan'm akrabası Yaşar Camadan bulunuyor.
Camar'ın 1992'den bu yana Tüpraş tarafından dolum izni verilmeyen tesislerinde
kaçak solvent ile hileli benzin üretildiği ileri sürüldü. Camar'ın ortaklarının
Pet-Line adını taşıyan bir başka şirketi bulunuyor. Tüpraş'dan dolum izni
alamadığı halde Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından açılan bu şirkette
Yaşar Camadan'la Ali Armağan'ın yanı sıra Yakup Camadan, Fehmi Camadan ve Cengiz
Armağan ortak olarak yer alıyor. (Radikal, 20.04.1998)

Mevhibe Can

Turizm Bakanlığı Müsteşar Yardımcısıyken, Topal'ın kumarhane izinlerindeki rolü


nedeniyle açığa alındı. Ömer Lütfü Topal'ın Emperyal Grubu'nun gazino
izinlerinin büyük bir bölümünde imzası olan bürokrattı.

Emin Cankurtaran

Adı ilk MİT raporunda Kapıkule'ye takılan bir TIR kamyonu nedeniyle yer alan
işadamı. Fenerbahçe Başkanlığı da yaptı. Cankurtaran Şirketler Grubu'nun sahibi.
39 / 235

29 Mayıs 1995'te Alaattin Çakıcı'nın adamları tarafından vuruldu. (1. MİT


Raporu)

Mehmet Cantaş

Bekir Celenk'in ortağı. İnce Mehmet olarak tanınıyor. Sabıkalı kaçakçı. Los
Angeles'e yerleşti. Pizza Connection operasyonu sonucu 1983'te İtalya'da
tutuklandı. 28 Ekim 1987'de başlayan Torento'daki ünlü mafya davasının başladığı
sırada, tuhaf bir biçimde bağırsak düğümlenmesi yüzünden öldü. (Papa, Mafya,
Ağca) Cantaş'm Amerikan mafyasının en önemli isimlerinden Rossano Brazi'yle
ilişkisi olduğu ve tutuklanmasından sonra yerini Sarı Avni olarak bilinen Avni
Musullulu'nun aldığı ileri sürüldü. (Hürriyet, 06.12.1987)

Abdullah Cantürk

Diyarbakır, 1954 doğumlu. Behçet Cantürk 'ün amcasının oğlu. Avusturya'nın


Grassau Lower kentinde 6 Temmuz 1982'de Urallar Şirketi'ne ait bir kamyonda ele
geçen 13.7 kilo eroinin sahibi olarak yakalandı, kefaletle serbest bırakıldıktan
sonra kaçtı.
Diyarbakır'da yakalanan 217 kilo eroinle ilgili olarak İnterpol tarafından
uyuşturucu kaçakçılığı gerekçesiyle aranırken, 16 Ağustos 1988'de Amsterdam
Schipol Havalimanında sahte bir Danimarka pasaportuyla Hollanda'ya girmek
isterken yakalandı. Abdullah Cantürk kimliğinin anlaşılmasından sonra sığınma
isteğinde bulundu. (Hürriyet, 17.08.1988)

Ağa Cantürk

Behçet Cantürk'ün yeğenlerinden. 1 Haziran 1996'da Kızıltoprak'ta Şerafettin


Cantürk'le birlikte Mehmet Emin Araş ve Yusuf Yıldırım adındaki iki kişinin
kumar borcu nedeniyle öldürülmesi olayına karıştı. Şerafettin Cantürk
tutuklanırken, Ağa Cantürk yakalanamadı.

Behçet Cantürk

Ünlü Liceli uyuşturucu kaçakçısı. Aşireti arasında Beco lakabıyla, yeraltı


dünyasında ise ayakkabılarının topuklarına taktırdığı altın nedeniyle Altın
Topuklu Adam lakabıyla tanınıyordu. Küçük yaştan itibaren çeşitli olaylara
karıştığı için cezaevine girip çıktı. 15 yaşında cinayet işlediği için bir yıl
hapis yattı. Aşiret kavgasında bir kişiyi öldürmek ve iki kişiyi yaralamaktan
aranırken 1971'de teslim oldu, 1974 affından yararlanarak dışarı çıktı. İranlı
baz morfin kaçakçıları ve Sarı Avni'yla kurduğu ilişkilerle çeşitli uyuşturucu
ve silah işleri yaptı. 1984'teki "Babalar Operasyonu"nda gözaltına alındı,
işkence altında verdiği ifadelerle ASALA'yla bağlantısı olduğu ileri sürüldü.
KUK'a para yardımı yapmakla suçlandı. Bu davadan beraat ettiği gün Bülent
Ersoy'u izlemek üzere bazı hâkim, savcı ve subaylarla Ankara'nın ünlü gece
kulüplerinden birine gitti. Aynı gece orada bulunan bir polis müdürünün ihbarı
üzerine Cantürk'le birlikte gazinoda bulunan kamu görevlileri açığa alındı ve
tayinleri çıktı. PKK'ya yardım ettiği gerekçesiyle devlet tarafından ölüm
listesine alındığı ileri sürüldü. 15 Ocak 1994'te şoförü Recep Kuzucu'yla
birlikte Sapanca'da ölü bulundu. (Kutlu Savaş Raporu / MİT-2 / Susurluk
Tutanakları/ MİT-3 / Cantürk'ün Anıları)

Ali İhsan Cesur

Emekli istihkam albay. Ünlü kaçakçı Sarı Avni (Avni Karadurmuş) ile dünür. MİT
raporuna göre Behçet Cantürk'ün yaptığı uyuşturucu kaçakçılığına askeri
40 / 235

kamyonlarla destek sağladığı için girdiği Mamak Cezaevinden çıktıktan sonra bir
süre Beşler Sucukları'nın müdürlüğünü yapmış, daha sonra DYP'ye katılarak
Kâğıthane ve Beykoz ilçelerinde faaliyet göstermişti. (1. MİT Raporu/MİT
Etütleri)

Hasan Cevahiroğlu

İstanbul'un ünlü mafya babalarından. 1969'da 58 yaşındayken kalp krizinden öldü.


Cenaze törenine 20 kadar emniyet müdürü, 50 kadar polis şefi katıldı. Ayrıca
cenazeye gelen çelenkler arasında Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'ın oğlu Kaya
Sunay'ın çelengi de bulunuyordu. (Mafyanın Ekonomi Politiği)

Osman Cevahiroğlu

Oflu Hasan'ın oğlu. Oflu lakabıyla tanınan mafya babası. Oflu Osman olarak da
tanınan ünlü uyuşturucu kaçakçısı. 20 Ocak 1988'de Edirne Cumhuriyet Savcılığına
teslim olduktan sonra serbest bırakıldı.

Selahattin Cevheri

Eski Bakanlardan Necmettin Cevheri'nin kardeşi. Söylemezlerin iddiasına göre


Ankara'daki Rumours Diskoteğinin yasadışı iznini 200 milyon nakit ve yüzde 15
hisseyle aldı.

Stefano Delle Chiaie

Bologna Garının 1980'den bombalanması olayındaki zanlıların ismini verdiği


İtalyan kontrgerilla üyesi. 17 yıl Venezüella'da kaçak olarak yaşadıktan sonra
31 Mart 1987'de italya'ya iade edildi ve yargılandı. Abdullah Çatlı'yla 1982'de
birlikte Miami'ye gittikleri ileri sürüldü. Papa suikastı davasının sorgu
yargıcı İlario Martella tarafından Çatlı'yla Güney Amerika'da görüldüğü bilgisi
üzerine sorguya çekildi. Bologna Garı saldırısından yargılanan CIA ajanı
Francesco Pazienza tarafından Papa suikastıyla ilintili olmakla suçlandı.
(Hürriyet, 19.04.1987) Chiaie'nin Michael Ledeen aracılığıyla İran-Contra
olayında Yarbay Oliver North ile ilişkili olduğu açıklanmıştı. (Reis / JMS)

Hüsamettin Cindoruk

DTP Genel Başkanı. İlk MİT raporuna göre Osman Cevahiroğlu'nun, Dündar Kılıç'ın
ve eski Ortaköy Şifayurdu sahibi Banker Fikri Erdöş'ün avukatı. Erdöş'ün 1981-82
yıllarında Dündar Kılıç ve Oflu Osman'la ortak olduğu Kuruçeşme'de gümrük
depoları bulunuyordu. (1. MİT Raporu)

Ender Ciner

İstanbul Erkek Liseliler Vakfı başkanı. 26 Mayıs 1996'da, vakfın açacağı özel
ilkokula giriş için çekilen kurada hileli torba olduğu anlaşılınca kayıplara
karıştı. Noter vekili Adnan Gündoğdu'yla birlikte gıyabında tutuklama kararı
verildi. Gündoğdu'nun daha önce zimmetine para geçirmekten yargılandığı da
ortaya çıktı.

Turgay Ciner
41 / 235

Havaş'ın yüzde 60'ını 36 milyon dolara 28 Mart 1995'te satın aldı. Havaş 'ın
Genel Müdürü Ahmet Kutlu, ilk yönetim kurulu ise Turgay Ciner, M. Kenan Tekdağ,
Süleyman Yaşar, Ertin Akgüç, Ahmet Ciner, Atilla Çelebi ve Enver Tuğ'dan oluştu.
Mehmet Ağar'ın kardeşi Yunus Ağar'ın Havaş'ta genel müdürlük yaptığı ileri
sürüldü. Turgay Ciner Beşiktaş kulübü yönetiminden de çıkarılmıştı.

Engin Civan

Emlak Bankası eski Genel Müdürü, Özal'ın prenslerinden. Selim Edes'e vaat ettiği
kredi karşılığı aldığı 5 milyon dolarlık rüşveti geri vermediği için Çakıcı'nın
adamı Davut Yıldız tarafından 19 Eylül 1994'te vuruldu. Emlak Bankasındaki
yolsuzluklar için hazırlanan 45 dosyadan 23'ünde sanık durumundaydı. Civan,
Laleli Otelcilik şirketine 10.5 milyon dolar usulsüz kredi vermek, Kutlutaş'a
yüksek avans ödemek, kredi alması imkânsız Eksan şirketine 35 milyon dolar kredi
vermek, Selim Edes'in Eska şirketine haksız yere fiyat farkı ödemek, Camel Tur'a
2.5 milyon dolar usulsüz kredi vermek, Sultan Air'e alışılmamış şekilde yetki
aşımıyla kredi vermek, Libya'da Telfa şirketine usulsüz kredi vermek, Kirchmann
şirketinden bilgisayar alınırken rüşvet almak gibi suçlamalarla yargılandı.
Edes'ten rüşvet almak suçundan dolayı 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılan
Civan, 550 gün cezaevinde kaldıktan sonra, infaz yasasından yararlanarak serbest
kaldı.
Tahliye edildikten sonra 62.5 milyar liralık para cezasının 6.25 milyar liralık
ilk bölümünü ödedikten sonra yurtdışına kaçtı. Para cezasını ödemediği için
hakkında yeniden tutuklama emri çıkartıldı ve İnterpol tarafından kırmızı
bültenle aranmaya başladı. Ocak 1997'de ABD'de olduğu ve İnterpol tarafından
aranıp aranmadığının Türkiye'ye sorulduğu açıklandı. Civan, bir süre sonra
borçlarının tamamını ödeyip Türkiye'ye iade edilmekten kurtuldu. (Rüşvetin
Belgesi)

Hasan Conkara

Topal Hasan olarak da tanınan uyuşturucu kaçakçısı. 19 Ekim 1979 ve 26 Eylül


1980 tarihlerinde gıyabında verilmiş 10 yıllık mahkûmiyet cezası aldı.
Bulgaristan'a kaçtı. 7 Şubat 1983'te Türk vatandaşlığından çıkarıldı Bekir
Çelenk, Hikmet Uzun, Doğan Çelik, Fikri Kocakerim, Suphi Aşıcıoğlu. Ali Açmak,
Hikmet Sevcan'la ünlü Vitoşa Oteli Zirvesine katıldığı ileri sürüldü. 20 Nisan
1987'de İstanbul'da yakalandı. Ordu Efili Cezaevinde kalp yetmezliğinden 10 Ekim
1987'de öldü.

Tekin Coşkuner

Adı Mumcu suikastına karışan Malatyalı halı tüccarı. Susurluk Komisyonuna bilgi
veren astsubay Hüseyin Oğuz "şişko" lakaplı Tekin Coşkuner'in Mumcu suikastından
önce evinde C-4 tipi patlayıcıları sakladığını söylemişti. Tekin Coşkuner 22
Şubat 1997'de Cumhuriyet gazetesinde Hikmet Çetinkaya'nın köşesinde Hüseyin Oğuz
ile Malatya'da tanıştığını, cezaevinden kaçan Malatyalı Doğan Erşahin'in
yakalanması için Veli Küçük'ün astsubay Oğuz aracılığıyla kendisine geldiğini ve
baskı yaptığını söyledi. Coşkuner 3.5 yıl önce Mumcu suikastıyla ilgili ifade
verdiğini, Uğur Tonük'ü Malatyaspor'a kayyum olarak atandığında tanıdığını
söyledi. (Susurluk Tutanakları)

Cengiz Cömert

Gaziantepli işadamı ve Coptagon kaçakçısı Mehmet Ali Yaprak'ı fidye için ilk kez
İbrahim Şahin ekibi ve Hasan Aydostlu'yla birlikte kaçırdığı ileri sürülen,
Mehmet Eymür'ün de işin içinde olduğunu söyleyerek paradan pay alan isim. (Kutlu
Savaş Raporu,64-65)
42 / 235

ç
Turan Çağlar
1978'de CIA'ya bilgi sattığı gerekçesiyle yakalanan MİT görevlisi. Turan
Çağlar'ın o dönemde Aydınlık tarafından yapılan kontrgerilla yayınlarının da
kaynağı olduğu ileri sürüldü. Cezaevinde şüpheli bir kalp krizi geçirerek öldü.

Yüksel Çağlar

Emekli öğretmen. 70'li yılların başında Türkiye Öğretmenler Sendikasının


kurucuları arasında yer aldı. Daha sonra emekli olarak ticarete atıldı.
Sakarya'da bir kum ocağı işletti. 1993'ten sonra Bodrum'a yerleşti. Bodrum'da üç
kişinin yaralanması olayına adı karıştı. Alaattin Çakıcı'nın Fransa'da
yakalanmasından sonra, mahkemeye giderek destek vermesiyle dikkat çekti. (Tempo,
561/10-16.09.1998)

Ahmet Çağman

Süleyman Varlı'yla birlikte adı Emniyet Genel Müdürlüğünün Ağustos 1998'de


açıkladığı çeteler listesinde yer aldı. Akhisar, Eskişehir, Tire, Gaziantep,
Kastamonu, Kırklareli, Balıkesir genelevlerinde faaliyet gösterirken, cürüm
işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak, genelevlerinde organize bir şekilde sahte
belgeler hazırlayarak izinsiz kadın çalıştırmak suçlamalarıyla tutuklandılar.

İrfan Çağrıcı

İslami Hareket örgütünün ileri gelenlerinden. Çetin Emeç ve Uğur Mumcu


suikastlarının katil zanlısı. Almanya'da cezaevinde bulunan ülkücü Cengiz Ayhan,
Mumcu suikastı konusunda bilgisi olduğunu ve İrfan Çağrıcı'yla görüştüğünü
açıklamıştı.

Rıdvan Çağrıcı

1981'de Kasımpaşa'da bir evde Hizbullah'ı kuran isimlerden. 1984'te Mecidiyeköy'


de bir kuyumcuyu soyarken yakalandı. 1991 yılına kadar hapiste kaldı. Örgütün
diğer kurucuları Osman Torun, Abdullah Bilici ve İrfan Çağrıcı gibi isimlerden
oluşuyordu. Rıdvan Çağrıcı'nm orgut içindeki konumu cezaevinde olmasına rağmen,
1993'te Uğur Mumcu suikastıyla aynı günlerde başlayan İslami Hareket örgütü
operasyonuna kadar anlaşılamadı. Bu operasyondan sonra verdiği ifadede İrfan
Çağrıcı'nın kendisine boş öğretmen, polis ve MİT kimlikleri getirdiğini söyledi.
(Susurluk Konferansı 106-107)

Alaattin Çakıcı

Ülkücü mafya şefi. Trabzonlu. 17 yaşındayken bir İETT görevlisini yaralama


olayına karıştı. 1980 sonrasında 41 kişinin ölümü ve çok sayıda kişinin
yaralanmasına adı karıştı, 1 Nisan 1984'te gerçekleştirilen ve emekli MİT
mensubu Süleyman Seba'nın başkan seçildiği Beşiktaş Spor Kulübü seçimlerinde
salon düzenini sağladı. (Tempo, 560-1998) 30 Mayıs 1988'de İsviçre'de Hürriyet
gazetesine yaptığı açıklamada "Ege kıyılarında bir süre dolaştıktan sonra
Atatürk Havaalanından çıkış yaptım, burada 20 kişi varız" dedi. 1988'deki kayıp
59 TIR olayının arkasında Alaattin Çakıcı'nın olduğu ileri sürüldü. (Hürriyet,
10.11.1988) Babaların pasaportçusu olarak tanınan ve MİT ile ilişkili olduğu
ileri sürülen Timur Hanoğlu Mali Polise verdiği ifadede Alaattin Çakıcı ve Turan
Çevik'in kendisinden sahte pasaport istediklerini söyledi. (Milliyet,
43 / 235

03.12.1988) Çakıcı Emniyetin çağrısı üzerine 27 Ocak 1989'da Ankara Emniyet


Müdürlüğüne teslim oldu. Ve Ali Yavuz ile Kaya Portakal'ı yaralamak suçundan
tutuklandı. Yargılandığı Muğla Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 16 Mart 1989'da
tahliyesine karar verildi. Çakıcı 7 Haziran 1989'da cezaevinden çıktı. 12 Eylül
1989'da İstanbul'da zorla tahsilat, haraç alma ve pavyon kurşunlama gibi
olaylara karıştığı için gözaltına alındı, ancak mahkeme tarafından serbest
bırakıldı. Mamak Askeri Cezaevinde yatan müebbet hapis mahkûmu İbrahim
Uğurbaşçı'yı öldürmeye azmettirdiği iddiasıyla kardeşi Gençağa Çakıcı'yla
birlikte yargılandı ve 5 Ekim 1989'da beraat etti. imar Bankası 24 Kasım 1991'de
Çakıcı'nın menkul, gayri menkul ve üçüncü şahıslardan alacaklarına haciz kararı
aldırdı. 5 Mart 1994'te gazeteci Hıncal Uluç'a yapılan saldırı için ertesi gün
"Hıncal Uluç'u ben vurdurdum" dedi.
Engin Civan'ı vuran Davut Yıldız da 23 Eylülde "Civan'ı vurmam için Çakıcı bana
28 milyon lira verdi" dedi. Çakıcı'nın devlet adına Lübnan'daki Ermeni
kamplarının basılmasında görev aldığını ileri sürmesine karşı Kenan Evren 26
Eylülde "MİT Çakıcı'yı kullanmış olabilir. Bazen yararlı olacaksa bu tür adamlar
kullanılabilir" dedi. Çakıcı'nın Yaman Törüner ile de ilişkili olduğu, Borsa
Başkanlığı döneminde Törüner 'in Çakıcı'nın adamları tarafından korunduğu ileri
sürüldü. Alaattin Çakıcı'nın 24 Ocak 1993'teki Uğur Mumcu suikastından hemen
önceki iki gün Büyük Ankara Otelinin 806 numaralı odasında kaldığı ve suikast
günü oteli terk ettiği tespit edildi. (Mumcu Komisyonu)
Civan skandalındaki önemli açıklamalarıyla tanınan Çakıcı'nın eski karısı olan
Uğur Çakıcı 21 Ocak 1995'te Uludağ'da öldürüldü. Çakıcı'nın adamları 30 Mayıs
1995'te Cankurtaran Holding başkanı Emin Cankurtaran'ı silahla yaraladılar.
Cankurtaran olaydan sonra yaptığı açıklamada "Vurulma olayında bir yanlışlık
var, Alaattin Çakıcı benden bir tek lira istemedi. Ayrıca ben Çakıcı'yla
görüşürüm ve kendisini severim" dedi. Bu olayda yer alan tetikçilerden Recep
Çiçek, daha sonra Tevfik Kurulları Ağansoy'un vurulması olayına karıştı ve olay
sırasında öldürüldü. Susurluk Komisyonuna ifade veren Emniyet Genel Müdürlüğü
İstihbarat Dairesi Başkan Yardımcısı Hanefi Avcı, Alaattin Çakıcı'nın MİT'in
adamı olduğunu ileri sürmüştü, 1 Mayıs 1997'de Flash TV' de canlı yayına
katılarak yaptığı açıklamalarda Türk Ticaret Bankasının işadamı Erol Evcil'e
satışı için Özel Çiller'in 20 milyon dolar komisyon istediğini ileri sürdü.
Çakıcı, Adil Öngen 'in yeşil pasaportla Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı
kimlikleri kullandığını, Özer Çiller'in bankalar konusundaki danışmanı olduğunu,
Mehmet Eymür'ün MİT'e dönüşünü sağladığını, dört MİT mensubu tarafından
korunduğunu ileri sürdü. Çakıcı, Kanal 6'nın satışı için Erol Evcil, Ufuk
Söylemez ve Ahmet Özal'ın bir araya gelerek konuştuğunu, bunun üzerine
kendisinin devreye girerek Mehmet Kocabaş aracılığıyla Mehmet Kurt ve Ahmet
Özal'ı bir araya getirdiğini anlattı. Çakıcı'nın yeğeni Savaş Çakıcı ve Çiller'e
yakınlığıyla bilinen işadamı Mehmet Üstünkaya'yı öldürtmek için İstanbul'a
yolladığı ileri sürülen 13 kişi 15 Temmuz 1997'de yakalandı. İstanbul DGM'de
çete kurmak suçuyla yargılanan sanıklar 27 Nisan 1998'deki duruşmada tahliye
edildiler. Alaattin Çakıcı 17 Ağustos 1998'de Fransız polisinin düzenlediği bir
operasyon sonucunda Nice'de bir otelde Muradi Güler ve Aslı Ural'la birlikte
yakalandı. Çakıcı'nın suç dosyasında hepsi de "MİT ile çalıştığı dönemde" olmak
üzere adam yaralama, tehdit, öldürmeye azmettirme, haraç alma gibi tam 35 ayrı
olay yer aldı. 1985'ten bu yana 13 kez hakkında yakalama kararı çıkarıldı.
İnterpol tarafından kırmızı bültenle aranan Çakıcı'nın Atilla Yılmazer, Atilla
Vural ve Nuri Ayyıldız (yeşil pasaport) adına düzenlenmiş sahte pasaportlar
kullandığı belirtildi. (Hürriyet,04.09.1998) Çakıcı'nın üzerinde ayrıca Turizm
Müşaviri Nedim N. Acar adına düzenlenmiş 1896/97 seri numaralı 24 Ekim 1997'de
düzenlenmiş gerçek bir diplomatik pasaport çıktı. (Radikal,19.08.1998)
Çakıcı'nın yakalan-masından sonra ortaya çıkan sis kasetleri Devlet Bakanı Eyüp
Aşık'ın istifasına sebep olurken, Aşık ile birlikte Çakıcı'ya kaçması için
uyarıda bulunduğu iddia edilen Meral Akşener, Yavuz Ataç ve Erol Evcil de
suçlandı. (TAĞD / Kutlu Savaş Raporu / MİT-3 / Susurluk Tutanakları)

Gençağa Çakıcı
44 / 235

Alaattin Çakıcı'nın kardeşi. Ailede ülkücülükle ilk ilişki kuran kardeş. İbrahim
Uğurbaşçı'yı öldürmeye azmettirdiği iddiasıyla Alaattin Çakıcı'yla birlikte
yargılandığı davada 5 Ekim 1989'da beraat etti.. Jandarma İstihbarat Astsubayı
Ahmet Altıntaş'ın ifadesine göre Tarık Ümit'in kaçırıldığı 3 Mart 1994'te
telefon kayıtlarına göre kendisiyle son konuşan isim. (Susurluk Tutanakları)

Savaş Çakıcı

Alaattin Çakıcı'nın yeğeni. Çakıcı'nın adamlarından Adnan Çiçek'in Alaattin


Çakıcı'dan aldığı talimatla 7 Temmuz 1997'de Savaş Çakıcı'yı öldürmek üzere
Fatih Bayata'nın görevlendirildiği, ancak grubun 13 Temmuz 1997'de
yakalanmasından sonra bu eylemin gerçekleşmediği ileri sürüldü.
(Hürriyet,14.07.1998) Çakıcı'nın Ağustos 1998'de Fransa'da yakalanmasından sonra
hakkında kesinleşmiş hapis cezası bulunan Savaş Çakıcı da 22 Eylül 1998'de
İstanbul'da dört adamıyla birlikte yakalanarak gözaltına alındı. (Anadolu
Ajansı, 22.09.1998)

Ergun Çakır

Engin Civan 'ın ABC Menkul Kıymetler'deki eski ortağı. Hisselerini Borova Holding
ortaklarından Ersin Bortöçen'e satarak ayrıldı. Silahlı saldırıya uğrayan eski
ABC Genel Müdürü Bülent Sümer ve Eyüp Ensari Ergin tarafından suçlandı. HAS
Reklam Ajansının sahibi. Daha sonra Civan'la aralarının açıldığı ileri sürüldü.
(Rüşvetin Belgesi)

İsmail Çakır

1978'de Duisburg'da yakalanan eski MSP Milletvekili Halit Kahraman ile ilişkisi
olduğu ileri sürülen Duisburg'da eğlence yeri işleten Türk.

Osman Çapalı

Refahyol kararnamesiyle Rize Emniyet Müdürlüğüne getirildi. 16 Mart 1978'de 7


kişinin ölümü, 41 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan katliam sırasında Üniversite
Birliğinde görevli başkomiser iken polis memuru Yahya Girgin'in bombayı atanı
gördüğünü söyleyen bir tombalacıdan bahsetmesi üzerine dönemin Beyazıt Karakol
Amiri Behzat Peker'le birlikte polis memurunu terslediği yine Yahya Girgin'in
mahkeme ifadesinde yer aldı.

Mehmet Nafi Çapan

Hacı Çapan adıyla tanınan ünlü uyuşturucu kaçakçısı. 1988'de kokain kuryeliği
suçlamasıyla gözaltına alınan sinema oyuncusu Nuri Alço, ifadesinde Hollanda'da
bulunan Hacı Çapan tarafından kokainin Türkiye'de Selahattin Döğer'e
gönderildiği, kendisiyle birlikte, Sabri Yazar ve Basri Ayan tarafından
dağıtıldığını ileri sürdü. (Hürriyet, 22.11.1988) Çapan 26 Mart 1989'da İnterpol
savcılığı tarafından Madrid'te yakalandı. Bir süre cezaevinde kaldı. Lucky-S
davasından yargılanıyordu. Hakkında kesinleşmiş hapis cezası bulunurken
Sarıyer'deki Kocadağ Gazoz Fabrikasında yakalandı. (Hürriyet, 3 Mart 1994)
1994'te eşi ve kızıyla birlikte uğradığı silahlı saldırıdan yaralı olarak
kurtuldu. Civan olayında düzenlenen arabulma toplantılarında yer aldı. 10 Ekim
1996'da International Hospital'dan çıkarken saldırıya uğradı. Birkaç gün sonra
öldü. Saldırganlar Mehmet Tosun ile Alaattin Çuhadar yakalandı. Azmettirici
Vedat Şahin olay yerinden kaçtı. Şahin bir süre önce yapılan AN Grafik şirketi
genel kurulunda Asil Nadir'in vekili bir avukat gibi gözükmüştü. (YeniYüzyıl,
11.10.1996)
45 / 235

Ayhan Çarkın

25 Ağustos 1996'da İstanbul polisine gelen bir telefon ihbarıyla Topal


cinayetine karıştığı gerekçesiyle 28 Ağustosta gözaltına alınan Sedat Bucak'ın
altı resmi korumasından biri. Ömer Kaplan'la birlikte 35 kişinin "ölü ele
geçirildiği" operasyonlardan yargılanıyor, İstanbul Terörle Mücadele Şubesinde
çalıştıkları dönemde 5 ayrı ev baskınında öldürülenlerle ilgili olarak
yargılanıyorlar. Çarkın ve Kaplan 13 Ağustos 1993'teki Perpa baskınında Selma
Çıtlak (Tan), Mehmet Salgın, Sabri Atılmış, Hakan Kasa ve Nebi Akyürek'in
ölümünden sorumlu tutularak yedi polisle birlikte yargılanıyor. Çarkın, İbrahim
İlçi'nin ve İbrahim Yalçın'ın öldürülmesi nedeniyle açılan davalarda İstanbul 4.
Ağır Ceza ve Kartal 2. Ağır Ceza mahkemelerinde yargılanıyor. (YeniYüzyıl,
28.12.1996)
Gizlice kaydedilen ifadelerinde Kürtlere karşı yürütülen siyasi suikastları
üstlendiği, ancak Topal cinayetini üstlenmediği ileri sürülüyor. 7 Ocakta teslim
olduğu İstanbul DGM tarafından 13 Ocak 1997'de tutuklandı. Tutuklu bulunduğu
Metris Cezaevinde 25 Şubat 1997'de Susurluk Komisyonuna ifade veren Çarkın,
Topal cinayetiyle suçlandığında Yalova'ya gittiğini, Yaşar Okuyan ve Agâh Oktay
Güner'in kendilerine yurtdışına kaçmayı teklif ettiklerini ileri sürdü. Hatta
Mesut Yılmaz'ın kardeşinin kaçışta ekonomik destek sağlayabileceğini
söylediklerini ileri sürdü. 19 Eylül 1997'deki duruşmada tahliye edildi.
(Susurluk Raporu/ Kutlu Savaş Raporu / Susurluk Tutanakları/ Susurluk
İddianamesi)

Abdullah Çatlı

Nevşehir 1956 doğumlu ülkücü militan. 1977'de Ülkü Ocakları Ankara İl Başkanı,
1978'de Ülkücü Gençlik Derneği Genel Başkan Yardımcısı oldu. Çok sayıda siyasi
cinayet, bombalama, kahve tarama ve hapisten adam kaçırma gibi olayın
örgütleyicisi olmakla suçlandı. 25 Ağustos 1978'de Sakarya'da Nevzat Bor ve
Mustafa Pehlivanlı'yla birlikte gözaltına alındı. Ancak İstanbul'a götürülüp,
daha sonra serbest bırakıldı. Ankara polisi tarafından tekrar gözaltına
alındıklarında Muhsin Yazıcıoğlu'nun her yerde bomba patlatırız tehdidiyle
salıverildi. Ankara ÜGD şube başkanıyken, İstanbul ÜGD şube başkanıyla birlikte
gittikleri Ökkeş Çokuçkun aracılığıyla götürüldükleri Yüzbaşı Mehmet Ali
Çevikel'den TNT satın aldıkları, bu TNT'lerin bir bölümü Maraş'ta Ökkeş
Çokuçkun'un üzerinde yakalandığı, 1978 Nisan sonunda Mayıs başında Ankara
Emniyet Müdürlüğünde bu TNT'leri sakladığı için gözaltına alınan bir kişinin
konuşmamak için intihar ettiği ve 16 Mart katliamında da bu TNT'ler kullanıldığı
Ali Yurtaslan'ın itiraflarında yer aldı.
Çatlı ÜGD Genel Başkan Yardımcısıyken, ÜGD'nin yerine kurulan Ülkü Yolu
Derneğini Nevşehir'de kurdu. 11 Temmuz 1978'de Ankara'da işlenen Doç Dr.
Bedrettin Cömert cinayetinin faili olarak aranıyordu. 9 Ekim 1978'de Ankara
Bahçelievler'de Türkiye İşçi Partisi üyesi 7 gencin öldürüldüğü olayın
tertipleyicisi ve baş sorumlusu olarak hakkında gıyabi tutuklama kararı ancak 4
yıl sonra, 4 Mart 1982'de çıkarıldı. İdam edilen Balgat katliamı sanığı Mustafa
Pehlivanoğlu, açıklamalarında TÜŞKO (Türkiye Ülkücü, Şeriatçı Komando Ordusu)nun
Abdullah Çatlı tarafından kurulduğunu ileri sürdü. Pehlivanoğlu, Abdullah
Çatlı'nın emriyle yapılan Balgat katliamına karışan Haydar Şahin isimli
ülkücünün de çok şey bildiği için Çatlı tarafından öldürüldüğünü anlattı. (MHP
İddianamesi, 594-596) İstanbul'a gelerek Hasan Kurtoğlu sahte kimliğiyle yaşadı
ve birçok eyleme karıştı. Bu dönemde silah ve uyuşturucu kaçakçılarıyla yakın
ilişki kurdu. Mehmet Ali Ağca'nın Maltepe Askeri Cezaevinden kaçırılması
olayının organizasyonunda yer aldı, Ağca'yı evinde sakladı. 12 Eylülden sonra
Nevşehir Emniyetinden sağladığı sahte pasaportla yurtdışına çıktı. 13 Mayıs
1981'de Ağca tarafından gerçekleştirilen Papa suikastının tertipçileri arasında
yer aldığı ileri sürüldü. 22 Şubat 1982'de İsviçre'de Mehmet Saral adına
düzenlenmiş bir pasaportla, Mehmet Tarol adına sahte pasaport kullanan Oral
46 / 235

Çelik ve Durmuş Unutmaz adına düzenlenmiş sahte pasaport kullanan Mehmet


Şener'le birlikte yakalandı. Ancak tuhaf bir biçimde serbest bırakıldı. Mehmet
Şener ise tutuklandı.
Yine 9 Eylül 1982'de İtalyan Gladio'sunun önemli isimlerinden Stafane Deele
Chiaie'yle birlikte Latin Amerika'da yapılan Dünya Antikomünistler Birliği
(WACL) toplantısına katıldığı ileri sürüldü. 22 Ekim 1983'te Paris'te MİT ile
temasa geçtiği ve ASALA'ya karşı 5 ayrı eylemde yer aldıktan sonra 24 Ekim
1984'te "uyuşturucuyla yakalandığı" gerekçesiyle ilişkisinin kesildiği MİT'in
resmi belgelerinde yer aldı. Ancak bu tarihten çok önce ilişki kurduğu ve
uyuşturucu alışverişinde bulunduğu Nevzat Bilecen, Basel davasında verdiği
ifadede MİT görevlisi olduğunu söyledi. 22 Ekim 1984'te Paris'te 450 gr. eroinle
yakalandığı için Fransa'da 4.5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Bu dönemde Papa
suikastı soruşturmasının savcısı Antonio Marini'ye cezaevinde verdiği ifadede
Papa suikastını kendisinin planladığını, Oral Çelik'i bulabileceğini,
bildiklerinden dolayı iki defa öldürülmek istendiğini, serbest kalmak
garantisiyle her şeyi anlatabileceğini söyledi. Ancak, mahkemede verdiği ifadede
bunları reddetti. (Hürriyet, 13.09.1985)
Aynı suçla 7 yıl ceza aldığı İsviçre'ye iade edildi. Bu dönemde Türkiye'nin iade
talebi "idamla yargılandığı" gerekçesiyle 27 Mayıs 1985'te Fransa tarafından
reddedildi. 21 Mart 1990'da Bostadel (Zug) Cezaevinden kaçtı. Türkiye'ye gelip
MİT'le serbest bırakılmak kaydıyla teslim olmak üzere pazarlığa oturduğu, ancak
MİT buna yanaşmadığı için tekrar yurtdışına kaçtığı ileri sürüldü. Çatlı'yla
ilgili bir başka ilginç iddia da ülkücü Metin Kaplan tarafından ileri sürüldü.
Kaplan, Çatlı'nın 1994'te kendisine Fransa'nın ASALA'yı desteklemekten
vazgeçmesi için, devlet adına uyuşturucu ticareti yaptığını söylediğini ileri
sürdü. (Tempo 6, 1997) Çatlı, İsviçre Uyuşturucu Madde Bölümü dedektiflerinden
P. Buschaue tarafından hazırlanan rapora göre Hasan Hüseyin Şener, Oral Çelik,
Nuri Aydın,
Mehmet Şener, Mehmet Bülbül, Fuat Kocal, Şeref Benli, Nevzat Bilecen, Necmettin
Sönmezcan, Rıfkı Arda ve Guido Lentini'yle birlikte uyuşturucu ticareti
yapıyordu. Türkiye'ye geldikten sonra, Şahin Ekli ismiyle kullandığı pasaportun
sahte olduğunun anlaşılması üzerine 1993'te Yeşilköy Havaalanında gözaltına
alındı ancak serbest bırakıldı. Burada alınan parmak izlerinin yıllar sonra,
Topal cinayetinde kullanılan silahlardan birinin şarjöründeki bandajda yer
aldığı iddia edildi. Çatlı 3 Ekim 1994'te İstanbul'da şüphe üzerine PY 88 FT
yabancı plakalı kaçak durumdaki araç ile yakalandı ve Mehmet Özbey kimliğiyle
1567 sayılı kanuna muhalefet suçuyla çıkarıldığı savcılık tarafından kayden
işlem yapılarak salıverildi. Çatlı'nın 26 Nisan 1996'da Ömer Lütfü Topal'la aynı
uçakta Kıbrıs'a geldiği ve l Mayıs 1996'da geri döndüğü de kayıtlardan ortaya
çıktı.
Abdullah Çatlı'nın Mehmet Özbay sahte kimliğiyle Baysa inşaat ve Taahhüt Sanayi
AŞ (Ahmet Baydar ile), GSC Tekstil Ürünleri Sanayi ve Ticaret A.Ş., Limon
Lokantacılık ve Turizm İşletmeleri A.Ş., Japet Et Mamulleri Sanayi ve Ticaret
Ltd. Sultan Tekstil ve Gülden Tekstil adlarını taşıyan 6 şirkette ortaklığı
olduğu anlaşıldı. Japet, Emirgan Hakkak Yumni Sokak 9/7 adresinde, mimar Soli
Ovadya'yla ortak olarak kuruldu. Abdullah Çatlı sahte kimliklerinde Mehmet
Özbay, Mehmet Özbey, Abdullah Çatalı, Abdullah Çaltı, Mehmet Saral, Hasan
Dağarslan, Hasan Kurtoğlu ve Şahin Ekli isimlerini kullanıyordu. 3 Kasım 1996'da
Susurluk'ta meydana gelen trafik kazasında öldü. Üzerinden Mehmet Ağar
tarafından hazırlanmış sahte silah taşıma belgesi ve yeşil pasaport çıktı.
Otopsi raporunda kokain kullandığı anlaşıldı.
Yüksekova Çetesi tarafından öldürülen Abdullah Canan'ın oğlu Mehmet Canan,
kaçırılıp öldürülmesinden yarım saat önce Savaş Buldan'ın öldürülmesinden iki
gün önce Abdullah Çatlı'nın Kalyon Otelinin önünde kendisine polis kılığında
kimlik sorduğunu ileri sürdü. (Gazete Pazar, 14.09.1997) Çatlı'nın PKK'ya
finansman sağlayan Kürt işadamlarının öldürülmesi operasyonunda yer aldığı da
ileri sürüldü. (Susurluk Tutanakları, Susurluk Raporu, Kutlu Savaş Raporu, 2.
MİT Raporu, 3. MİT Raporu, Basel İddianamesi)

Musa Serdar Çelebi


47 / 235

1952 Hatay Dörtyol doğumlu. 1969'da girdiği İTÜ Maden Fakültesinde ülkücü
eylemlere başladı. MHP'nin "eğitimciler" olarak tanınan üst düzeyinde yer aldı.
Toprak ve Tarım Reformu Müsteşarlığı İstanbul Bölge Başkanlığı emrinde 1 Ağustos
1976'da devlet memurluğuna başladı. 13 Ekim 1977'de Gün Sazak'm Gumruk ve Tekel
Bakanlığı sırasında bakanlık kontrolörlüğü kadrosuna atandı. 19 Nisan 1978'de
istifa etti. Yılma Durak ve Mehmet Şandır'la birlikte 200 bin lira sermayeli
Frankfurt merkezli TÜMPAŞ A.Ş. şirketini kurdu. 1978'de Avrupa Demokratik Ülkücü
Türk Dernekleri Federasyonunun başına geçmesi için Almanya'ya yollandı. Lokman
Kondakçı'dan sonra Avrupa Ülkücü Türk Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı oldu.
Adı İpekçi suikastına da karıştı. Ağca'nın İpekçi suikastına para karşılığı
üstlendiğini ve olaydan iki gün sonra kendisini polise ihbar ettiğini söyledi.
(Hürriyet, 20.07.1998)
Papa suikastından sonra Mehmet Ali Ağca'nın ifadesi üzerine Kasım 1982'de
Almanya'da tutuklandı ve Nisan 1986'ya kadar tutuklu kaldığı bu davada delil
yetersizliğinden beraat etti. Tutukluyken, yurda dön çağrısına uymadığı için
Türk vatandaşlığından çıkarıldı. Musa Serdar Çelebi'nin yerine ADÜTD Federasyonu
Başkanlığına getirilen Ali Batman, Alparslan Türkeş tarafından azledilince
Çelebi ve arkadaşları da Türkeş'ten uzaklaştı ve 1987'de Avrupa Türk İslam
Kültür Dernekleri Birliğini kurdu. (Milliyet, 16.06.1995) 21 Mayıs 1988 de
Federal Almanya'nın Koblenz kentinde toplanan Türk İslam Birliği Genel Kurulunda
başkan seçildi. Bu toplantıya ANAP milletvekilleri Mustafa Taşar, Eyüp Aşık ve
Namık Kemal Zeybek de katılmıştı. Bonn Büyükelçisi Oktay İşcen'in bu toplantıya
katılmadığı için 2 ay sonra Ankara'ya tayin edildiği ileri sürüldü. (Tanksız
Topsuz Harekât, 132-133) Niyazi Adıgüzel cinayetinde, olayın yurtdışındaki
ülkücülerle bağlantılı olduğu ve 1980 öncesinde cezaevindeki ülkücüler için
Avrupa'da toplanan paraların Kürşat Özkan aracılığıyla Adıgüzel'e verilmesi ve
geri alınamaması yolundaki iddialar da Musa Serdar Çelebi tarafından reddedildi.
(Milliyet, 05.06.1988) Bu faaliyetin, Özel Harp Dairesinin bir uzantısı olan
Toplumla İlişkiler Başkanlığına (TİB) bağlı olarak Avrupa'daki Avrupa Milli
Görüş Teşkilatı (Milli Görüş), İslami Cemiyetler ve Cemaatlar Birliği
(Cemalettin Kaplan), İslam Kültür Merkezleri Birliği (Süleymancılar) gibi
gurupların Türk vatandaşları üzerindeki etkinliğini kırmak için organize
edildiği ileri sürüldü. Albay Altan Ateş, Albay ihsan Beriş, Albay Tamer Kumkale
ve Albay Oğuz Kalelioğlu tarafından ülkücülere kurdurulan Diyanet İşleri Türk
İslam Birliği teşkilatının bir uzantısı olarak ATİB'in kurulduğu da iddia
edildi. Musa Serdar Çelebi, halen çevresinde 123 kuruluş, 80 cami ve bunlara
bağlı 9 bin üyesi olan ATİB'in başkanı. (Tanksız Topsuz Harekât/Papa, Mafya,
Ağca / Reis) Çelebi, Papa suikastının arkasında CIA'nın olduğunu, bu konuda
kitap yazdığını ve açıklayacağı çok şey olduğunu da söyledi. (YeniYüzyıl,
26.04.1996)

Bekir Çelenk

Ünlü uyuşturucu ve silah kaçakçısı. Gaziantep doğumlu. 1962'de İsviçre'ye


yerleşti. 1970'te Biel'de Falcon A.Ş. adlı saat şirketini kurdu. 1976'da Çelenk
isimli kargo gemisini satın aldı ve kendi denizcilik şirketini kurdu. 18 Aralık
1981'de gemisi Benil, İspanya Menorka'da karaya oturdu. Paralarını alamayan
mürettebat gemiye el koydu. İsviçre'de Mehmet Zeki adlı bir kaçakçıyla ortak
olarak saat kaçakçılığı yaptı. Trabzon'da 1967'de ortaya çıkarılan bir silah
kaçakçılığı olayına Fahri Mor, Mehmet Kürekçi ve Halil Zelzele'yle birlikte adı
karıştı. Türkiye'de aranırken, İngiltere'de oturma izni aldı. Bu olaydan sonra
İstanbul'a yerleşti ve Nilüfer Koçyiğit'le evlendi. (Silah Kaçakçılığı ve Terör,
145-147) İstanbul'da Piyer Loti Otelini satın alıp yeniledi. Londra, Los Angales
ve Münih'de ticaret büroları açtı. CIA denetiminde silah ve uyuşturucu
kaçakçılığı yapan Henri Arslanyan'la tanıştı. Ortağı Ali Galip Kayıran, Tuncay
Mataracı tarafından Haydarpaşa Gümrük Müdürlüğüne getirildi. Adamı Ömer Mersan,
10 Temmuz 1980'de Sofya'da Vitoşa Otelinde buluştuğu Mehmet Ali Ağca'ya Hintli
Joginder Singh pasaportunu verdi.
48 / 235

Bekir Çelenk 12 Eylülden sonra Türkiye'ye dönmedi. Dışişleri Bakanlığnın 11 Mart


1981'de verdiği talimatla pasaportunun uzatılmaması üzerine Kenter Albayrak
adına düzenlenmiş bir pasaport kullandı. 23 Aralık 1981'de Londra
Başkonsolosluğuna başvurarak bazı şartlar karşılığı Türkiye'ye dönmeye hazır
olduğunu bildirdi.
İnterpolün 10 Nisan 1982'deki uluslararası arama kararından sonra, Bulgaristan'a
sığman Çelenk, 6 Temmuz 1985'te İstanbul'a gelerek teslim oldu. Uyuşturucu,
silah kaçakçılığı suçlarından yargılanan Çelenk, 14 Ekim 1985'te Mamak Askeri
Cezaevinde geçirdiği kalp krizi sonucu, hastaneye götürülürken yolda öldü.
(Papa, Mafya, Ağca / Reis / JMS)

Apel Çelik

Büyük ortaklarından olduğu Lapis Holding kanalıyla 1994 krizinde batan TYT
Bankın ortaklarındandı. Robert Tamraz'la çeşitli kredi ilişkileri kurdu. 1998
yılı Mayıs ayında Lapis Holding'in ödenmeyen vergi borçlarına karşılık Apel
Çelik'in iş Bankasında bulunan mevduatına el kondu. (Sabah, 13.05.1998)

Cemalettin Çelik

Binbaşı, İstanbul DGM Askeri Savcısı. 17 Ocak 1992'de İstanbul Laleli'de yapılan
polis kontrollerinde 34 EAB 47 plakalı bir Mercedes'ten uyuşturucu kaçakçısı
Çillo lakaplı Mehmet Yıldırım'la birlikte çıktı. Çelik, bir süre önce Mehmet
Yıldırım'ı idamla yargılayıp delil yetersizliğinden beraatine karar veren
mahkemenin de üyesiydi. (Sabah, 19.01.1992)

Oral Çelik

Ülkücü militan. 1978-1979 arasında Malatya'da bir dizi cinayet ve bombalama


olayına girişen ülkücü grup arasında yer aldı. 7 Haziran 1979'da öğretmen Nevzat
Yıldırım'm öldürülmesi olayına karıştı. Ancak İstanbul'a kaçarak izini
kaybettirdi. 19 Eylül 1979'da silah zoruyla oto gasp etmek, 20 Eylül 1979'da
Eyüp'te Avukat İsmet Erdemli'nin bürosunda Mustafa Erdemli'yi öldürmeye teşebbüs
etmek gibi olaylara karıştı.
İpekçi suikastının yönlendiricisi ve Papa suikastının kilit ismi oldu. İpekçi
suikastı soruşturmasında ismi önce ortaya çıkmadı. Adı ilk olarak Mehmet Ali
Ağca'yı cezaevinden kaçıran er Bünyamin Azer Yılmaz ve diğer sanıkların
ifadesinde geçti. Hakkında tam iki yıl sonra 25 Mart 1982'de tutuklama kararı
çıkarıldı. 1985'te İsviçre'de Abdullah Çatlı ve Mehmet Şener'le birlikte
yakalandı. Bir iddiaya göre Devlet Bakanı Ahmet Karaevli'nin müdahalesiyle
sınırdışı edildi. 14 Kasım 1986'da Fransa'da uyuşturucu suçundan yakalandı.
Üzerinde Bedri Ateş adına çıkarılmış bir pasaport bulundu. Gerçek Bedri Ateş
1956 Malatya doğumlu ve 7 Haziran 1979'da Malatya'da öğretmen Nevzat Yıldırım'm
öldürülmesi olayı da dahil olmak üzere bir dizi olayda Oral Çelik'le birlikte
yer almıştı. O sırada gözaltındaydı. Oral Çelik uzun süre kimliğini reddetti ve
Bedri Ateş olduğunu ileri sürdü.
9 Temmuz 1991'de Bedri Ateş kimliğiyle üç yıldır hapiste yatanın Oral Çelik
olduğu anlaşıldı ve Türk Hükümeti tarafından iadesi istendi. Bedri Ateş
kimliğiyle Fransa'da bir cezaevinde yatan Çelik'in estetik ameliyatlarla yüzünü
değiştirdiği ileri sürüldü. Uyuşturucu nakli suçundan mahkûm olan Çelik'in bir
dilekçe vererek cezasının kalanını Türkiye'de çekmek için başvurduğu ileri
sürüldü. Adalet Bakanı Suat Bilge, 6 Kasım 1991'de Çelik'in iadesinin resmen
istendiğini açıkladı. Oral Çelik ismini 29 Temmuz 1993'te kabullendi. Cezası
dolduktan sonra 17 Aralık 1993'te İtalya'ya iade edildi. İtalya üzerinden
İsviçre'ye 3 kilo eroin götürmek ve sahte kimlik kullanmaktan suçlandığı
İtalya'daki davadan beraat etti. Dava, Mısır Koçanı operasyonunda yakalanan
Nevzat Bilecen'in verdiği ifade üzerine açılmıştı. Ancak Bilecen 1995 Ekiminde
İsviçre'de kendisini sorgulayan İtalyan Savcı Marini'ye Oral Çelik hakkında
49 / 235

yalan ifade verdiğini söyledi ve daha önceki ifadelerini reddetti. Bunun üzerine
Çelik bu davadan delil yetersizliğinden beraat etti. (YeniYüzyıl, 08.12.1995)
Çelik Mehmet Ali Ağca'yı tanıdığım ve yakın arkadaş olduğunu 29 Aralık 1993'te
kabul etti. İtalya'dan İsviçre'ye iade edilen Çelik, burada Basel"deki
uyuşturucu davasından yargılandı. En önemli tanık olan ve uyuşturucuyu Çelik'ten
aldığını söyleyen Nevzat Bilecen'in duruşmalara gelmemesi üzerine beraat etti.
Oral Çelik İsviçre'ye siyasi sığınma hakkı bulunduğu halde, yargılanacağını bile
bile Türkiye'ye dönmek istedi. (Hürriyet, 15.09.1996)
1996 Eylülünde Türkiye'ye iade edildi ve yargılanmaya başlandı. Çelik aleyhinde
silahlı çete üyesi olmak, ruhsatsız silah taşımak ve cezaevinden adam kaçırmak
suçlarından açılan davalar zamanaşımından düştü. İpekçi suikastında ortaya çıkan
sürpriz tanık Abdullah Yavuz, ateş edenin Oral Çelik olduğunu söylemiş ve
güvenliğinin sağlanması halinde tanıklık edeceğini açıklamıştı. Bu tanık, baskı
altında kaldığı için ifadesini değiştirdi. Nevzat Yıldırım davasında da asıl
fail olan Oral Çelik, dava dosyası ve özellikle bu davada suçlu bulunan Fahri
Yüksel'm cinayeti Çelik'in işlediğine dair 19 Aralık 1980 tarihli polis ifadesi
ve bu ifadesinin doğru olduğunu bir kez daha söylediği askeri savcılık
ifadesinin yok olmasıyla beraat etti. Oral Çelik'in Çatlı'nın Adalet Bakanlığı
ve bürokrasideki ilişkileriyle sağladığı bazı garantilerle Türkiye'ye
getirildiği ileri sürüldü. Dışarı çıktıktan sonra merkezi Malatya'da bulunan ve
Bekir Çelik, Esme Çelik, Zarife Çelik ve Kemal Birarı'yla ortak olarak Çağrı
İnşaat, Nakliyat, Güvenlik Turizm vs. adlı 50 milyar lira sermayeli bir şirket
kurdu. (Susurluk Tutanakları/ Papa, Mafya, Ağca / Reis/ JMS)

Mustafa Çerezci

Albay. Bahçelievler katliamı davasında 17 Mayıs 1983'teki kararda sanıklara


verilen idam cezasına muhalefet eden askeri yargıç. Karar, tutanaklarda kâtip
imzası bulunmadığı için bozuldu.

İsmet Çetin

Bülent Ecevit'e CHP Genel Başkanı olduğu sırada, 29 Mayıs 1977'de İzmir Çiğli
Havaalanında düzenlenen ve Mehmet İsvan'ın yaralanmasıyla sonuçlanan suikastın
faili olarak yargılanan polis memuru. Olayda kullanılan Tengaz marka Amerikan
malı ve 023949 seri numaralı silah olay günü sabahı İsmet Çetin tarafından 10
adet mermisiyle birlikte teslim alınmıştı. Üç aylık polis olan İsmet Çetin sol
eğilimli Pol-Der üyesiydi.
Olaydan sonra CHP konvoyunu izleyen İsmet Çetin ateşlendikten sonra silahta
kalan kovanı da Bornova Ortaokulunun tuvaletine atmıştı. Çetin, avukatına itiş
kakış sırasında sanki birisinin silahım tutup ateşlediğini söyledi. Bir süre
sonra MHP'ye yakınlığıyla tanınan Pol-Bir'in üst düzey yöneticileri İsmet Çetin
lehine olayla ilgilenmeye başladılar ve sanığın avukatlığını Alparslan Türkeş'e
yakınlığıyla tanınan eski Sıkıyönetim Savcısı ve Hâkim Ali Rıza Hafızoğlu'yla
Menemen Cumhuriyet Savcısı Semih Kaynakçıoğlu, suikast girişiminin sanıldığından
daha geniş çaplı olduğunu öngörünce, ani bir kararla önce Denizli'ye ardından
Diyarbakır'a ve sonra da Siirt'e tayin edildi. Davaya bakan ikinci savcı Na/im
Karaaslan, mahkemeye verdiği mütalaasında suçun TBMM üyesini taammüden öldürmeye
tam derece teşebbüs olduğunu ve diğer sanıkların emniyet örgütü içinde
bulunduğunu ileri sürerek memur İsmet Çetin'le birlikte Toplum Polisinden
Başkomiser Hüseyin Bayram, Komiser Muavini Nuri Oğuz, Müdür Ayhan özaslan,
yardımcısı Fethi Gördük, Emniyet 7. Şube Müdürülüğü Ayniyat Mutemedi Polis
Memuru Hüseyin Sert, izmir Emniyet Müdürü Mehmet Yalçın ve kamuoyunu yanıltıcı
beyanları nedeniyle İzmir Valisi Turgut Eğilmez hakkında yasal işlem yapılması
için İçişleri Bakanlığına ihbarda bulundu.
Menemen Asliye Ceza Mahkemesi savcılığın bu mütalaasını kabul ederek dosyayı 21
Kasım 1978'de İzmir Ağır Ceza Mahkemesine önderdi. 6 Mayıs 1980'de sonuçlanan
davada İzmir Ağır Ceza Mahkemesi olayın tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu
50 / 235

yarama olduğu görüşüne vardı ve sanık İsmet Çetin 3 ay hapis cezası aldıktan
sonra eski görevine iade edildi ve Pol-Bir'e üye oldu. (Nokta,15.09.1985)

Lokman Çetin

İşadamı Senar Er'in babasının kaçırılması olayında fidyeye aracılık eden kişi.
1981'de Şerif Pişkin'i öldürmekten mahkûm oldu. 1994'te Mersin'de bir otomobilde
50 kilo eroinle yakalandı. Diyarbakır'da tanınan isimlerden Niyazi Ağa'nın üç
oğlundan biri. DDKD davasından yargılandı. Canlı hayvan kaçakçılığı ve çek senet
tahsilatıyla uğraştığı ileri sürüldü. Kardeşi Esat Çetin'le birlikte Ankara
Aşağıayrancı'da bir evi büro olarak kullanıyordu. Çetin 11 Şubat 1997'de
Diyarbakır'daki Turistik Otel'm 213 numaralı odasında ruhsatsız bir tabancayla
yakalandı. (Aktüel, 285)

Aydın Çetinkaya

Abdullah Yavuz, ateş edenin Oral Çelik olduğunu söylemiş ve güvenliğinin


sağlanması halinde tanıklık edeceğini açıklamıştı. Bu tanık, baskı altında
kaldığı için ifadesini değiştirdi. Nevzat Yıldırım davasında da asıl fail olan
Oral Çelik, dava dosyası ve özellikle bu davada suçlu bulunan Fahri Yüksel'in
cinayeti Çelik'in işlediğine dair 19 Aralık 1980 tarihli polis ifadesi ve bu
ifadesinin doğru olduğunu bir kez daha söylediği askeri savcılık ifadesinin yok
olmasıyla beraat etti. Oral Çelik'in Çatlı'nın Adalet Bakanlığı ve bürokrasideki
ilişkileriyle sağladığı bazı garantilerle Türkiye'ye getirildiği ileri sürüldü.
Dışarı çıktıktan sonra merkezi Malatya'da bulunan ve Bekir Çelik, Esme Çelik,
Zarife Çelik ve Kemal Birarı'yla ortak olarak Çağrı İnşaat, Nakliyat, Güvenlik
Turizm vs. adlı 50 milyar lira sermayeli bir şirket kurdu. (Susurluk
Tutanakları/ Papa, Mafya, Ağca / Reis/ JMS)

Mustafa Çerezci

Albay. Bahçelievler katliamı davasında 17 Mayıs 1983'teki kararda sanıklara


verilen idam cezasına muhalefet eden askeri yargıç. Karar, tutanaklarda kâtip
imzası bulunmadığı için bozuldu.

İsmet Çetin

Bülent Ecevit'e CHP Genel Başkanı olduğu sırada, 29 Mayıs 1977'de İzmir Çiğli
Havaalanında düzenlenen ve Mehmet İsvan'ın yaralanmasıyla sonuçlanan suikastın
faili olarak yargılanan polis memuru. Olayda kullanılan Tengaz marka Amerikan
malı ve 023949 seri numaralı silah olay günü sabahı İsmet Çetin tarafından 10
adet mermisiyle birlikte teslim alınmıştı. Üç aylık polis olan İsmet Çetin sol
eğilimli Pol-Der üyesiydi.
Olaydan sonra CHP konvoyunu izleyen İsmet Çetin ateşlendikten sonra silahta
kalan kovanı da Bornova Ortaokulunun tuvaletine atmıştı. Çetin, avukatına itiş
kakış sırasında sanki birisinin silahını tutup ateşlediğini söyledi. Bir süre
sonra MHP'ye yakınlığıyla tanınan Pol-Bir'in üst düzey yöneticileri İsmet Çetin
lehine olayla ilgilenmeye başladılar ve sanığın avukatlığını Alparslan Türkeş'e
yakınlığıyla tanınan eski Sıkıyönetim Savcısı ve Hâkim Ali Rıza Hafızoğlu'yla
MHP eğilimli avukat Burkay Kaymaz üstlendi. Olayı soruşturan Menemen Cumhuriyet
Savcısı Semih Kaynakçıoğlu, suikast girişiminin sanıldığından daha geniş çaplı
olduğunu öngörünce, ani bir kararla önce Denizli'ye ardından Diyarbakır'a ve
sonra da Siirt'e tayin edildi. Davaya bakan ikinci savcı Nazim Karaaslan,
mahkemeye verdiği mütalaasında suçun TBMM üyesini taammüden öldürmeye tam derece
teşebbüs olduğunu ve diğer sanıkların emniyet örgütü içinde bulunduğunu ileri
sürerek memur İsmet Çetin'le birlikte Toplum Polisinden Başkomiser Hüseyin
Bayram, Komiser Muavini Nuri Oğuz, Müdür Ayhan Özaslan, yardımcısı Fethi Gördük,
51 / 235

Emniyet 7. Şube Müdürülüğü Ayniyat Mutemedi Polis Memuru Hüseyin Sert, izmir
Emniyet Müdürü Mehmet Yalçın ve kamuoyunu yanıltıcı beyanları nedeniyle İzmir
Valisi Turgut Eğilmez hakkında yasal işlem yapılması için İçişleri Bakanlığına
ihbarda bulundu.
Menemen Asliye Ceza Mahkemesi savcılığın bu mütalaasını kabul ederek dosyayı 21
Kasım 1978'de İzmir Ağır Ceza Mahkemesine önderdi. 6 Mayıs 1980'de sonuçlanan
davada İzmir Ağır Ceza Mahkemesi olayın tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu
yarama olduğu görüşüne vardı ve sanık İsmet Çetin 3 ay hapis cezası aldıktan
sonra eski görevine iade edildi ve Pol-Bir'e üye oldu. (Nokta,15.09.1985)

Lokman Çetin

İşadamı Senar Er'in babasının kaçırılması olayında fidyeye aracılık eden kişi.
1981'de Şerif Pişkin'i öldürmekten mahkûm oldu. 1994'te Mersin'de bir otomobilde
50 kilo eroinle yakalandı. Diyarbakır'da tanınan isimlerden Niyazi Ağa'nm uç
oğlundan biri. DDKD davasından yargılandı. Canlı hayvan kaçakçılığı ve çek senet
tahsilatıyla uğraştığı ileri sürüldü. Kardeşi Esat Çetin'le birlikte Ankara
Aşağıayrancı'da bir evi büro olarak kullanıyordu. Çetin 11 Şubat 1997'de
Diyarbakır'daki Turistik Otel'm 213 numaralı odasında ruhsatsız bir tabancayla
yakalandı. (Aktüel, 285)

Aydın Çetinkaya

Adı Emniyet Genel Müdürlüğünün 1998 yılı Ağustosunda açıkladığı çeteler


listesinde yer aldı. İstanbul ve çevresinde adam öldürmeye teşebbüs, adam
öldürmeye azmettirme, uyuşturucu gibi suçlardan dolayı aranıyor.

Turan Çevik

Malatya Arapkirli bir aileden geliyor. 1959 İstanbul doğumlu. 1984-87 yılları
arasında Türkiye'nin en büyük hayali ihracatçılarından biri oldu. Bir dönem
Malatyaspor Başkanlığı .da yaptı. 1984'te Çevik Dış Ticaret, Boncuk Gıda, Raca
Tekstil, Burçe Deri, Çevik inşaat, Resa Tekstil gibi şirketler kurdu. Bu
şirketleri aracılığıyla İngiltere'de Nil Schultz tarafından kurulan Pelthand
LTD, Foalgrove LTD, Rhmecarm LTD, Bubblecharm LTD ve Eloucester Elector LTD
şirketlerine hayali ihracat gerçekleştirdi. Sekreteri Oya Demir'in ifadesine
göre Çevik, Ertan Sert, Necdet Ulucan, Mehmet Aşçıoğlu ve Yaşar Aktürk'le
birlikte çalışıyordu. Çevtaş ve Besa şirketlerinin toplam 900 milyon liralık
vergi iadesi hayali ihracat nedeniyle Maliye Bakanlığı tarafından Merkez
Bankasına 20 Eylül 1985 tarihli bir yazıyla ödenmedi. Daha sonra Öztürkmen'in
genelgesiyle bu vergi iadesini alabildi. (Milliyet, 12.11.1988)
1988'de Alaattin Çakıcı'nın adamları tarafından otomobili kurşunlandı. 12 Eylül
1988'de İzmir'de ortaya çıkarılan 90 milyonluk hayali ihracat girişiminden sonra
Çevik Rodos'a, Berber Yaşar olarak tanınan Yaşar Aktürk de İsviçreye kaçtı.
Kaçarken ardında bıraktığı belgelerden İbrahim Yazıcı'yla ortak olarak
Marmaris'te inşa ettiği turistik tesise Fevzi Öz'ün de yüzde 10 oranında ortak
olduğu anlaşıldı. 1988 yılı rakamlarıyla toplam 150 milyar liralık hayali
ihracat gerçekleştirdiği ileri sürüldü. (Hürriyet, 25.11.1988) Çevik'in vergi
iadeleri Merkez Bankasının ödemeyin talimatına rağmen Bülent Öztürkmen
tarafından ödendi. Çevik 16 Aralık 1988'de Atina'da yakalandı. Yunan polisinden
kaçarak Türkiye'de yakalanan eroin kaçakçısı Adem Hüseyinoğlu ifadesinde
"Çevik'in çok şey bildiğini ve Türkiye'ye iade edilirse hükümetin
düşebileceğini" söyledi. Daha sonra Türkiye'ye iade edildi ve cezaevine girdi.
28 Nisan 1992'de Marmaris davasından tahliye edildi. (Cumhuriyet, 29.04.1992)
Sadece ruhsatsız silah bulundurmaktan ceza aldı, bütün hayali ihracat
davalarından beraat etti.
52 / 235

Mehmet Ali Çevikel

Esrarengiz yüzbaşı olarak da tanınan 1966 harbiye mezunu emekli Komando,


Yüzbaşısı. Kıbrıs çıkarmasına katıldı. Emekli General ve MHP Genel Sekreteri
Necati Gültekin vasıtasıyla 1975'te MHP Genel Merkezinde seçilmiş gruplara özel
harp eğitimi veren kimi subaylar arasında yer aldı. Kahramanmaraş'ta
patlayıcılarla yakalanan Ökkeş Çokuçkun'un ifadesi üzerine 16 Şubat 1978'de
Ankara Piyade Sokakta bir evde yakalandı. Ankara'da Mamak Harman yolu 543
numaradaki evine baskın yapıldı. 110 adet fünye, 200 gramlık TNT tahrip kalıbı,
2 adet 1 paundluk TNT tahrip kalıbı, 100 gramlık burgu fişeği, 6 metre saniyeli
fitil ve 1 adet adaptör ele geçirildi. Ele geçen bombalar CHP Milletvekili
Süleyman Genç'in evine ve Halkevlerine atılan bombalarla aynı özelliklere
sahipti.
Çevikel ifadesinde Gabriel Aktürk, Ökkeş Çokuçkun ve Mustafa Acil ile Gönül
isimli bir kadın aracılığıyla tanıştığını söyledi. Gönül adlı kadının Toyota
şirketinin Türkiye mümessili olan Suriyeli Hassan Hamdi 'nin nişanlısı olduğu
anlaşıldı. 11 kez soruşturma geçirdiği, 1977'de oto hırsızlığından sabıkalı
olduğu, Maltepe Askeri Cezaevinden kaçmayı başardığı ortaya çıktı. Oto
hırsızlığının Özel Harp operasyonlarında kimi otomobillere patlayıcı konması
bakımından anlamlı olduğu ileri sürüldü. 17 Şubat 1978 tarihinde Maltepe'de
öldürülen Başçavuş Mehmet Balcı'nm olumunun Çevikel'le ilişkili olabileceği
ileri sürüldü.
1978'de ordu depolarından harcanmış gibi gösterilen TNT 'nin çalınması ve bütün
Türkiye'de MHP organizasyonlarına dağıtılması işinde yer aldığı iddia edildi.
Gabriel Aktürk'le ilişkisi de yine bu dönemde ortaya çıktı. 16 Mart katliamında
patlayıcıları temin eden isim olduğu ileri sürüldü. 28 Temmuz 1980'de adliyede,
çok sayıda askerin arasından tuhaf bir biçimde kaçtı. Sekiz saat sonra,'
Aydınlıkevler'de teyzesinin evinde, bir dolabın içinde ikince defa polis Dürüst
Oktay tarafından yakalandı. Çevikel'm ıkı gün önce Mamak Cezaevinden kaçan İsa
Armağan ve Mustafa Pehlivanoğlu'nun yerini öğrenmek üzere ülkücülerin yanına
geldiği ileri sürüldü. (Reis, 86) Dürüst Oktay'a başka bir ile tayin edilerek
öldürüleceğini haber verdi.
Ali Yurtaslan itiraflarında Selahattin Arpacı'yla birlikte bu yüzbaşıyla
görüştüğünü, yüzbaşının ordudan silah ve malzeme çıkartmak için ordu içinde MHP
Milletvekili Necati Gültekin ve Baki Tuğ'dan yararlanarak bir teşkilat
kurduklarını anlattığını aktardı. Çevikel 'in Gabriel Aktürk ve Ökkeş Çokuçkun'la
bir şirket kurarak MHP'nin silah ve bomba ihtiyacını orduya hibe edilen Amerikan
malı mühimmatla karşıladığı ileri sürüldü.
Önce Mamak Askeri Cezaevine konan Çevikel 'in daha sonra dengesiz davranışları
yüzünden Sivas Cezaevine nakledilmesi sağlandı. Çevikel, harp nevrozu geçirdiği
gerekçesiyle kısa bir süre sonra tahliye edildi. (Hürriyet, 06.11.1983) Astsubay
Oğuz Serçinlioğlu, Küçükçekmece'deki İstihkam Taburunda çalışırken Mehmet Ali
Çevikel tarafından ordudan çalınan TNT'lerin Abdullah Çatlı'ya verildiğini,
Çevikel 'in aynı taburda görevli üstteğmen Bülent Ertınaz'ın verdiği bir kartla
Hadımköy'den kasalarca TNT aldığını ve bu TNT'lerin bir bölümünün kasaları
mühürlü halde Bakırköy'de bir inşaatta tesadüfen bulunduğunu ileri sürdü.
Serçinlioğlu'na göre ordu içinden büyük miktarda TNT çalınmasıyla ilgili olarak
Yüzbaşı Rıfat Monkul, Üsteğmen Bülent Ertınaz, Astsubay Ekrem dursun, Astsubay
Nezih Gündoğan ve Yüzbaşı Mehmet Ali Çevikel hakkında açılan soruşturma da daha
sonra kapatıldı. (Gazete Pazar, 25.05.1997)

Adnan Çiçek

Alaattin Çakıcı'nın adamlarından. Tevfik Ağansoy'a adliyede 3 Nisan 1996'da


suikast girişiminde bulunan Fatih Bayata'yı azmettiren isim olarak Alaattin
Çakıcı, Kenan Ali Gürsel, Nilgün Angün ile birlikte yargılandı. Çiçek,
Çakıcı'nın talimatıyla Bayata'ya para ve Uğur Çakıcı'yı öldüren Abdurrahman
Keskin'le aynı cezaevine konma ve firar garantisi verdi. Çiçek, Bayata'nın
yakalanmasından sonra firar etti. (Sabah, 12.04.1996) Tevfik Ağansoy'un ölümüyle
sonuçlanan saldırının azmettiricisi olarak yakalandı. 12 Mart 1997'de Tanju
53 / 235

Atlıhan, Sinan Zembil, Mehmet Mustafa Bingöl tarafından borsacı Adil Öngen'e
yapılan saldırıyı Ali Gürsel'le birlikte azmettirdiği için Çakıcı'yla birlikte
yargılandı.

Recep Çiçek
28 Ağustos 1996'da Tevfık Ağansoy'a karşı giriştiği silahlı saldırıda öldürüldü.
Alaattin Çakıcı'nın adamıydı. Amcası Ağansoy'a adliyede suikast girişimini
azmettiren Adnan Çiçek. Recep Çiçek, 29 Mayıs 1995'te işadamı Emin
Cankurtaran'ın yaralanması olayına karışmıştı. (TAĞD)

Ali Çiftçi

Eski ANAP Milletvekili. Kemal Horzum ve Kürt Ahmet'in cezaevinde görüşmesine


aracılık etti. Bu aracılık karşılığı bir Mercedes otomobil aldığı ileri sürüldü.
Çiftçi, görüşmeyi organize ettiğini doğrularken, otomobil aldığı iddiasını
yalanladı. (Milliyet, 08.05.1990)

İbrahim Çiftçi

Bahçelievler katliamı nedeniyle yargıladı. ÜGD Ulus Bölge başkanı. Ali


Yurtaslan'ın itiraflarında yer alıyor. 24 Mart 1978'de 18 tanık önünde Ankara
.Cumhuriyet Savcısı Doğan Öz'ü öldürdü. Yargılandığı mahkeme tarafından 4 kez
idamına karar verildi. Yargılanması 6 yıl 9 ay sürdü. 9 Ocak 1985'te beraat
etti. Mahkeme suçu sabit buldu, ancak "Askeri Yargıtay kararına direnilemeyeceği
" gibi hukuk tarihine geçecek bir gerekçeyle Çiftçi'yi beraat ettirdi. Çiftçi
daha sonra işadamı oldu, MHP Genel İdare Kurulu üyeliği yaptı. (Nokta,
27.12.1992) Ortağının şüpheli bir biçimde öldürülmesi olayından dolayı gözaltına
alındı. 17 Haziran 1997'de yapılan MHP Kurultayında Genel Başkan adayı oldu. 23
Kasımdaki Kurultaydan hemen önce, 1997 Ekiminin ilk haftasında, MHP Konya İl
Başkanının vurulması olayına karıştığı için, parti MYK'sının oybirliğiyle aldığı
kararla, ihraç istemiyle disiplin kuruluna sevkedildi. (BAHKAT / Reis)

Varujan Çiğdemgil

1988'de Kapıkule'de yakalanan altınlarla ilgili operasyonlarda gözaltına, alınan


Dikran Bahadır Altun'un polis iradesinde uluslararası döviz ve altın trafiğinde
önemli bir isim olarak bahsetti. Kara para akladığı için kapatılan BCCI'yla da
ilişkileri olan Varujan Çiğdemgil'in İsviçre'de tutuklandığı ve Kapalıçarşı'dan
toplanan paraların Çiğdemgil'de toplandığı ileri sürüldü. (Hürriyet, 20.11.1988)

Özer Çiller

Asıl adı Özer Uçuran. DYP Genel Başkanı Tansu Çiller'in eşi. 1982'de batan
İstanbul Bankasının Genel Müdürü. Genel Müdürlüğü sırasında paravan birtakım
şirketlere kredi vererek komisyon aldığı ileri sürüldü. İstanbul Bankasının
batışı nedeniyle Özer Çiller hakkında yürütülen soruşturmada tek aleyhte tanık
Mehmet Urhan, korumalığını yaptığı Matild Manukyan'a yapılmış gibi gösterilen
bir suikast sonucu öldürüldü. Özer Çiller'in İstanbul Bankasının batışından
sonra, kamu bankaları tarafından üstlenilen ve ödenen mevduat sertifikaları
yoluyla zenginleştiği ileri sürüldü. Eşi Tansu Çiller'le birlikte kurdukları
Bizim Vadi koperatif ındeki çeşitli usulsüzlükler nedeniyle yargılandı. Eşinin
başbakan olmasından sonra bürokrasiye kumanda etmesi tartışmalara yol açtı.
Amerika'daki mal varlığının kaynağını açıklayamadı, bu konuda yürütülen Meclis
soruşturumasında üzerinde oynanmış belgeler verdiği için soruşturmaya uğradı.
Resmi belgede sahtecilik suçlamasıyla 8 yıla kadar hapis cezasıyla
54 / 235

cezalandırılması istendi. Suna Gönül Pelister'in üzerinde gözüken çiftliği önce


reddetti, sonra eşiyle birlikte üzerine geçirdi. (Çiller Komisyonu)

Tansu Çiller

Malvarlığında bakanlık ve başbakanlık yaptığı döneme ilişkin artışlara ilişkin


açıklamalarındaki tutarsızlık nedeniyle soruşturuldu. Hazine ve Bankalar Yeminli
Murakıplarının raporuna göre Sankim Kimyevi Maddeler Sanayii adlı şirkette
Çiller'le ortak olan Müfit Dikmen, Sümer Tont, İbrahim Topuz ve L. Büşra
Müftüoğlu, Tansu Çiller'in Başbakan Yardımcısı olduğu dönemde Halkbank'tan
yurtdışı kredilerine karşılık aldığı 15 milyon dolar tutarındaki teminat
mektuplarıyla, bankanın yurtdışındaki kreditörlere 229.3 milyar lira faiz
ödemesi yapmasını sağladı. (Sabah, 10.07.1998) TBMM KİT Komisyonunda banka
hesaplarının görüşüldüğü günlerde Halk Bankası Hukuk Müşavirliği bölümünde çıkan
ve kredi sözleşme asılları, ihtarnameler, yazışmalar gibi önemli belgelerin yok
olmasına neden olan yangın dikkat çekti. (Hürriyet, 18.07.1998) Maliye Bakanlığı
Tansu Çiller ve Özer Çiller hakkında Marsan Holding'e ait hesaplarda ciddi
usulsüzlükler bulunduğu ve 1.6 milyon dolar eksik mal bildiriminde bulundukları
gerekçesiyle 9 ayrı yasaya göre suç duyurusunda bulundu. (Hürriyet, 15.08.1998)
Tansu Çiller, servetinin kaynağını soruşturan komisyona 15 Ekim 1998'de ifade
verdi ve annesinden kalan mirasın kaynağı sorulduğunda "Keşke annem yaşasaydı
da, ona sorsaydınız" yanıtını verdi. (Hürriyet, 16.10.1998) (Çiller Komisyonu)

Kâzım Çillioğlu

3 Şubat 1994 günü Tunceli İl Jandarma komutanıyken şüpheli bir biçimde intihar
eden albay. Çillioğlu, l yıl önce Albay Ahmet Yıldırım'm istifası üzerine bu
göreve gelmişti. Tunceli Jandarma İl Komutan Yardımcısı Necdet Hoşgör de 1993
yılı sonbaharında bir helikopter kazasında ölmüştü. Genelkurmay sözcüsü Doğu
Silahçıoğlu Çillioğlu'nun bu göreve gönüllü olarak geldiğini hatırlatırken
intiharından önce yazdığı içeriği açıklanmayan pusulada Türkiye'deki terör
sorununun çok büyük boyutlu düşünülmesi gerektiği konusunda ifadeler yer
aldığını söyledi. (Hürriyet, 5 Şubat 1994)
Çillioğlu'nun Düzce, Kaynaşlı'da yapılan cenaze töreninde halk cenazeyi
askerlere vermek istemedi. Ailesi ise Çillioğlu'nun intihar ettiğine
inanmadıklarını söyledi. Ağabeyi Osman Çillioğlu kardeşimin ölümü Eşref Bitlis
Paşanın ölümü gibi sır olduğunu ileri sürdü. "Önce çatışmada vurulduğu haberi
geldi, sonra intihar etti dediler" dedi. (Hürriyet 6 Şubat 1994)

Hüseyin Çoban

Uluslararası dolandırıcı ve tarihi eser kaçakçısı. 1980'de dolandırıcılıktan


mahkûm oldu. İngiltere'de Golden Horn şirketini kurdu, The Candy Club'ı açtı.
1992'de yakalandığında CIA operasyonu yaptığını söyledi. İngiliz bankalarını 8.2
milyon sterlin dolandırdığı iddiasıyla aranırken İstanbul'da 11 Şubat 1996'da
yakalandı.
Sorgusunda paraları İstanbul'a Emniyet Müdürü Ümit Bavbek aracılığıyla soktuğunu
ve karşılığında iki daire ve 1 milyon dolar verdiğini söyledi. Polis ifadesinde
İngiliz bankalarından dolandırdığı paranın 500 milyon dolara ulaştığını söyledi.
(Hürriyet, 12.02.1996) Son olarak Londra'dan Leslie John Harrison ve Royston
Croney adlı iki ingiliz vatandaşı tarafından Bank Capitol Kozyatağı şubesine
Hüseyin Çoban adına 100 bin dolar tutarında havale gönderilmesi üzerine kara
para aklama suçlamasıyla tutuklandı. (Hürriyet, 05.03.1997)

Ökkeş Çokuçkun
55 / 235

Kahramanmaraş'ta bir ihbar üzerine ordudan çalınmış patlayıcılarla yakalanan


ülkücü militan. Çokuçkun'un ifadesi üzerine Ankara'da Yüzbaşı Mehmet Ali Çevikel
yakalanmış, ordudan TNT çalarak MHP'ye veren bir şebeke ortaya çıkmıştı.

Ali Çubuk

Kardeşi Şevket Çubuk'la birlikte Lucky-S gemisinin sahibi. 1993 yılının hemen
başında, gıyabi tutuklu olarak aranırken elinin kolunu sallayarak dolaştığı
sırada Aktüel dergisi tarafından fotoğrafları çekildi.

Mustafa Çubuk

Ali ve Şevket Çubuk'un babaları. 16 Mart 1986'da Güney Kıbrıs Greko Burnunda
Hollanda Bandıralı Morenzo (Semerkant) gemisinin kaptanıyken, gemiden denize
atılan 50-60 kiloluk esrar torbalarının fark edilmesiyle yakalandı. Üç ay hapis
ve para cezasına çarptırıldı. Bu olayda yer alan ve esrar bulundurmaktan altı ay
hapis cezası alan tayfa Mustafa Gürsu 14 ton eroinle yakalanan Lucky-S'de de yer
alıyordu. 20 Ocak 1989'da, Ahırkapı açıklarında Sahil Güvenlik tarafından el
konulan ve Turan Çevik'in hayali ihracat işlerinde kullandığı ve daha sonra
Kısmetim-I adını alarak içinde 3 ton uyuşturucu olduğu iddiasıyla batırılan,
Osman Ayanoğlu'na ait Burak Akad gemisinin kaptanı. 1993'te Akdeniz'de 14 ton
uyuşturucuyla yakalanan Lucky-S'in kaptanı. (Halil Nebiler, Mafyanın
Ekonomipolitiği)

Şevket Çubuk

Ünlü uyuşturucu kaçakçısı. 1981'de, İzmir'de Anika adlı gemileri battı. 1986'da
Semerkant adlı gemilerine hayali ihracat nedeniyle el kondu. 1984'te Pehlivan
Tığlı adlı gemisi Beyrut'a mal boşalttıktan sonra Taşucu açıklarında battı. Bu
gemideki uyuşturucuyu denize attıkları ileri sürüldü. 1987'de bir başka gemisi
Yenikapı açıklarında yandı. 1992 yazında Şekerbank Göztepe şubesinde bozdurduğu
ve son derece kaliteli basılmış 236 bin dolar nedeniyle yakalandı. Bu olayın
polise nasıl ulaştığı gizli kaldı. Davanın aranan sanıklarından Savaş Köseoğlu
ve Mehmet Sakallı'nın ihbar ettiği ileri sürülmüştü. Yine aynı günlerde
Şekerbank'a bozdurulan 1 milyar 635 milyon liralık sahte doların kim tarafından
bozdurulduğu da meçhul kaldı.
Şevket Çubuk paraları Beyrutlu Ermeni işadamı Harut Mübarek Sofian'dan aldığını
söyledi. Sofian 1978'de ASALA tarafından Türk büyükelçiliklerinden birine
Avrupa'da düzenlenen bir baskından dolayı İnterpol tarafından kırmızı bültenle
aranıyordu. Sahte dolar operasyonunda kullanılan gemi, daha sonra 14 ton
uyuşturucuyla yakalanacak olan Lucky-S'ti. Kardeşi Ali Çubuk'la birlikte Lucky-S
ve Lucky-C gemileriyle akaryakıt kaçakçılığı yaptılar. Uyuşturucuyla yakalandığı
sırada Lucky-S'in kaptanı Şevket Çubuk'un babası Mustafa Çubuk'tu. (Mafyanın
Ekonomi Politiği, Aktüel, Ocak 93) Paşakapısı Cezaevinden tahliye edildikten
sonra kayıplara karışan Şevket Çubuk, 10 Mayıs 1998'de Atatürk Havalimanında
amcasının oğlu Ahmet Çubuk'un kimliğiyle yakalandı. (Sabah, 11.05.1998)

Nejat Daş

Uyuşturucu kaçakçısı Şeyhmus Daş'ın oğlu. Eroin olduğu iddiasıyla 15 Kasım


1992'de batırılan Kısmetim l ve uyuşturucuyla yakalanan Lucky-S gemileriyle
ilgili olarak yakalandı. Kısmetim l'le ilgili olarak İstanbul 2 Nolu DGM'de
56 / 235

yargılandı ve 29 Mart 1994'te 5 yıl 10 ay ağır hapis cezasına çarptırıldı.


Ayrıca 7 Ocak 1993'te 11.039 kilo esrar ve 2568 kilo baz morfinle yakalanan
Lucky-S ile ilgili olarak İstanbul l No'lu DGM'de yargılanması sürerken 8 Kasım
1994'te jandarmaları uyutarak kaçtı.
İstanbul 2. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından 11 Kasım 1994'te çıkarılan gıyabi
tutuklama kararıyla aranıyordu. 21 Şubat 1995'te Bükreş'te yakalanmak üzereyken,
haberin gazetelerde erken yer alması üzerine yeniden izini kaybettirdi. 7 Temmuz
1997'de İspanya Madrid'le 14 kilo eroinle yakalanan bir İranlının yanında
yakalandı ve tutuklandı. Türkiye'ye iade edilmesi yolundaki talep reddedildi.

Şeyhmus Daş

Uyuşturucu kaçakçısı. Akdeniz'de batırılan Kısmetim-I gemisindeki uyuşturucunun


ortaklarından olduğu ileri sürüldü. 25 Aralık 1992'de Drej Ali'nin kardeşinin
düğününe giderken öldürüldü.
Topal'm avukatı Ekrem Marakoğlu Susurluk Komisyonuna Şeyhmus Daş'ın 4 Mart
1997'de gönderdiği mektupta, Lucky-S ve Kısmetim'm ele geçirileceğini öğrenen
ve Daş'm yakalanarak kendilerini ihbar edeceğinden korkan büyük patronlar
tarafından öldürüldüğünü ileri sürdü. (Susurluk Raporu, 344-345)

İbrahim Yaşar Dedelek

Doğru Yol Partisi Genel Başkan Yardımcısı. 27 Aralık 1976'da ülkücü militanların
İstanbul'daki Güzel Sanatlar Akademisine yaptıkları ve Ali Necip Bozalioğlu'nun
öldürülmesiyle sonuçlanan baskını yöneten isim olarak mahkeme kayıtlarına geçti.
26 Ekim 1979'da delil yetersizliğinden beraat etti. (Hürriyet, 07.01.1996)
Dedelek, Bülent Ecevit'le girdiği polemik üzerine ortaya çıkan suçlamalar için
Abdullah Sarı isimli öğretim üyesinin tanıklığıyla beraat ettiğini söyledi.
(Hürriyet, 07.01.1996) Öldürülen Ali Necip Bozalioğlu'nun babası Necmettin
Bozalioğlu ise oğlunun hastanede ölmeden hemen önce Yaşar Dedelek ve Ağabey
Taşçı adlarını verdiğini söyledi. (Hürriyet, 08.01.1996)

Ertürk Değer

Tataristan'da kurulu Suvar şirketinin Tataristan'dan ihraç edilip Türkiye'den


Transit geçirilerek Avrupa'daki firmalara satılan 23 milyon dolarlık ham
petrolün satışında tam yetkili aracıyken, Tatar Cumhuriyetini 23 milyon dolar
dolandırmakla suçlanan ve İstanbul Şişli 8. Asliye Ceza Mahkemesinde yargılanan
işadamı. (Sabah, 08.09.1997)

Selahattin Delidere

Liceli uyuşturucu kaçakçısı. 20 Şubat 1984'te işkence görmeyeceği garantisiyle


teslim olduktan sonra işkence altında ayrıntılı bir ifade verdi. Akrabası Fikri
Canpolat ile ilk kaçakçılığı 1972'de yaptığını, Samsunlu Fahri Bank aracılığıyla
Ali Açmak ve Ziya Çavdar'la tanıştığını ve birlikte kaçakçılık yaptığını,
getirdikleri silahları Nusaybin'de Hacı Ahmet Kop'a sattıklarını anlattı. Mehmet
Han Kozat aracılığıyla Behçet Cantürk'le tanıştığını, birlikte silah kaçakçılığı
yaptığını anlattı. Mehmet Emin Baybaşin'le birlikte kaçakçılık yaptığını,
Baybaşin'i İbrahim Çalışkan ve Reşit Alpan'la tanıştırdığını anlattı. (Cantürk'ün
Anıları)

Ahmet Demir

Yeşil olarak tanınan Mahmut Yıldırım'm kullandığı sahte isimlerden biri. Mahmut
Yıldırım'm Tunceli Emniyet Müdürü Ahmet Demir döneminde bu sahte ismi
57 / 235

kullandığı da ileri sürüldü. (Kutlu Savaş Raporu) Ahmet Demir, 2 4 Ekimde Nesim
Malki cinayetiyle ilgili suçlamalar nedeniyle İzmir Emniyet Müdürlüğü görevinden
açığa alındı. Demir'in Malki ile arasında para trafiği olduğu tespit edildi.
(Hürriyet, 25.10.1998)

Murat Demir

PKK itirafçısı. 9 Şubat 1997'de bir başka PKK itirafçısı Murat İpek'le birlikte
Radikal gazetesine önemli açıklamalarda bulundu. Murat Demir Özer Çiller'le
tanıştırıldığını, Mehmet Ağar'la yemek yediğini, İbrahim Şahin'le de sık sık
görüştüğünü ileri sürdü. Murat Akdemir adıyla işadamı Senar Er'in babasının
kaçırılarak fidye istenmesi olayında Özel Harpçi Nafiz Karacan'la birlikte adı
karıştı. Daha sonra Murat İpek'le birlikte, gazetecilerin kendilerini tehdit
ederek bilgi aldıklarını ileri sürdüler ve üç gazetecinin Diyarbakır DGM'de
yargılanmasına yol açtılar. Sedat Demir
Eski İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı. Adı ilk defa Söylemezler olayında ortaya
atıldı ve Söylemezler çetesiyle işbirliği yaptığı ileri sürüldü. Sena
Söylemez'in iddialarına göre Ağar ve Taşanlar'ın adamı. Eskişehir'de
Söylemezleri Bucaklara l milyar lira karşılığı ihbar ederek tuzağa
düşürülmelerini sağladığı müfettiş raporlarında ileri sürüldü. Demir'in toplanan
rüşvetleri yukarıya dağıtan kilit isim ojduğu ileri sürüldü. Söylemez Kardeşlere
yardımcı olduğu için Emniyet Müdür Yardımcısı Deniz Gökçelin, Cirmyet Büro
Amiri Erdal Durmaz, Mehmet Faysal Söylemez, Halim Karataş, Levent Şeker, Gazi
Dönmez, Cengiz Akgün ve Mehmet Aslan Ünal'la birlikte yargılandı. Bu davada tüm
tutuklu sanıklar 23 Ağustos 1997'de serbest kaldı. Sedat Demir, Ağansoy'un
karısı tarafından Tevfık Ağansoy'un korumalarını kaldırtmakla suçlandı. Daha
sonra ortaya çıkan Haluk Kırcı'nın gözaltından kaçması olayında, bunu sağlayanın
da Sedat Demir olduğu ileri sürüldü. Demir, Kırcı'nın kaçırılması yüzünden
Komiser Servet Atan ve polis memurları

Cevat Yanar ve Nihat

Demiray'la birlikte yargılandığı davada 14 Ekim 1997'de beraat etti. Susurluk


Komisyonunun yaptığı araştırmalarda, Sedat Demir'in kredi kartı borçlarını
cinayet zanlısı olarak sorguladığı İbrahim Genç'e ödettiği ileri sürüldü.
(Susurluk Raporu 3487 Söylemezler Dosyası)

Kartal Demirağ

Turgut Özal'a başbakanlığı sırasında, 18 Haziran 1988'de yapılan ANAP


kongresinde suikast girişiminde bulunan eylemci. Kartal Demirağ Afyon Dazkırı'da
Ülkü Ocakları 2. Başkanlığı yapmış eski bir ülkücüydü. DSP kurucusu olan eski
bir ülküdaşını bıçakladığı için cezaevine girmiş ve suikasttan altı ay önce 22
Ocak 1988'de Hayati İpek sahte kimliğiyle Dalaman Yarıaçık Cezaevinden kaçmıştı.
Altı ay boyunca Ankara, Antalya, Akşehir, Karadeniz Ereğlisi, Dazkırı, Burdur ve
Adana'da dolaştı. (Cumhuriyet 09.04.90) Demirağ 'ın kimler tarafından
desteklendiği bulunamadı. Kongre salonuna "Hareketçi" Ankara Milletvekili Mehmet
Çevik'i destekleyen Kırıkkaleli bir grup ülkücüyle girdiği, suikast sırasında
Demirağ'a yardım eder gibi davranan kişilerin salonda bulunduğu ileri sürüldü.
(Devlet, Ocak, Dergah,188-189) Demirağ ilk ifadesinde özellikle başbakanı
vurmayı düşünmediğini, Uğur Mumcu'yu da vurmayı düşündüğünü söylemişti. Demirağ
'ın suç ortağı olarak Gazi Aydın yakalandı. Yaralı olarak hastanede yattığı odaya
eski polis kimliğiyle silahlı olarak girmeye çalışan bir polis yakalandı.
Demirağ'a silah sattığı belirlenen Mehmet Çevik tutuklandı. Kemal Horzum'un
adamı Osman Atay'ın cezaevinde yattığı günlerde Kartal Demirağ'ı ziyaret edip
para yardımında bulunduğu anlaşıldı. Osman Atay'ın Demirağ'la Horzum ilişkisini
sağlayan adam olarak arandığı açıklandı. 1990'da Dalaman Tarım Açık Cezaevinden
Sabah gazetesi yazarı Ahmet Vardar'a mektup yazan Bahadır
58 / 235

Tamer, Cezaevi Savcısı Necmettin Karabacakoğlu'nun kendisine Özal'ı vurmasını


önerdiğini iddia etti. Sabah gazetesi önce mektubu Adalet Bakanlığına iletti.
Ancak bir gelişme olmaması üzerine 5 Nisan 1990'da Bahadır Tamer'in ihbar
mektubunu yayımlayan .gazete toplatıldı. MHP davası itirafçılarından Muhsin
Polat Cumhuriyet gazetesine yaptığı açıklamada, Çanakkale Cezaevinde tanıştığa
ülkücü Cemal Kozan'ın radyoda Özal suikastını duyduğu anda daha hiçbir şey
açıklanmamışken hapishanedeki koğuş arkadaşlarına "Bunu Kartal yaptı" bilgisini
verdiğini anlattı. Polat'ın Cemal Kozan'dan aldığı bilgilere göre suikast
Özal'm salona girişindeki karışıklık esnasında planlanmış, Demirağ bu sırada
ateş etme fırsatını bulamamış, suikastte kendisine yardımcı olmak için bekleyen
ülkücü polislerin kendisini sıkıştırması üzerine Özal kürsüdeyken ateş açmıştı.
Polat, suikastın MHP'den ayrılan eskilerin tekrar dönmesi ve partiyi ele
geçirerek, Özal 'ın ölümü halinde ilk seçimde iktidar olacaklarını
tasarlamalarından kaynaklandığını söyledi. (Devlet, Ocak, Dergah, 191-192,
Cumhuriyet, 06.04.1990)
Kartal Demirağ'a uygulanan TCK'nın 450/2,4 ve 62. madde ve fıkralarının da
yanlış olduğu, 146. maddeden yargılanması gerektiği, bir kez yargılanıp hüküm
giydikten sonra olayın boyutları tam olarak ortaya çıkarılsa bile bir daha
yargılanma olanağının ortadan kaldırıldığı ileri sürüldü. (Susurluk Konferansı,
154) 27 Ocak 1989'da 20 yıl hapis cezası onaylanan Kartal Demirağ, 16 Nisan
1992'de şartlı tahliye yasasından yararlanarak tahliye oldu. Demirağ daha sonra
32. Gün programına yaptığı açıklamada MİT'le ilişkisi olduğunu söyledi. Emekli
Yargıtay üyesi Uğur Tönük "Horzum olayıyla bağlantılı olarak suikastı
araştırırken Kartal Demirağ 'ın Afyon Dazkırı'da bir kontrgerilla teşkilatının
üyesi olduğunu tespit ettik" dedi.
Kartal Demirağ, Kasım 1996'da Yaman Törüner'e şantaj yaparak 50 bin dolar
istemek suçundan 1 yıl ağır hapis ve 2 milyon lira ağır para cezasına mahkûm
edildiği için cezasının Yargıtay tarafından onaylanıp kesinleşmesinden sortra 18
Aralık 1997'de cezaevine konuldu. Daha önceki şartlı tahliyesi kaldırıldığı için
2017 yılına kadar cezaevinde kalacağı belirtildi. (Anadolu Ajansı, 18 Aralık
1997) 1998'de yeniden alevlenen Özal suikastı tartışmasında, Korkut Özal,
suikastın arkasındaki kişiyi Mehmet Ağar'ın bildiğini ileri sürdü. (Sabah,
15.03.1998) Özal suikastı soruşturması dönemin Ankara Emniyet Müdürü olan Mehmet
Ağar tarafından yürütülmüştü.

Şentürk Demiral

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi Cinayet Bürosu Amiri. Selçuk Parsadan,
Kürşat Yılmaz gibi önemli isimleri yakaladı. 1997'de Âlaattin Çakıcı'yı
yakalamak üzere Amerika'ya giden polis ekibinde yer aldı. Çakıcı'yı Long
Island'da bir evde yakalamak üzereyken Ankara'dan gönderilen soruşturma
evrakındaki eksiklik nedeniyle harekete geçmesi gecikince başarısız oldu.
Operasyonu Yavuz Ataç'tan haber alan Erol Evcil'in polisle ilişkisi sayesinde
eksik evrak gönderilmesini sağladığı ve Çakıcı'ya kaçması için zaman
kazandırdığı da ileri sürüldü.

Mehmet Demirci

Asayiş Şube Müdürlüğünde görevli polis memuruyken şark hizmetine gitmediği için
atıldı. Adamları Yusuf Söğüt, Ulvi Çığırtkan, Erdal Halis, Mehmet Keşaf Dincel,
Erol Aydoğan, Çetin Gencer, Turgay Yıldırım, Murat Yıldırım, Necati Yıldız ve
Akın Karadağ'la birlikte çok sayıda kişiyi kaçırıp, fidye aldıkları iddiasıyla
yakalandı. (Sabah, 10.19.1997)

Sürmeli Demirci
59 / 235

Emniyet Genel Müdürlüğünün Ağustos 1998'de açıkladığı çete listesinde yer aldı.
Samsun ve çevresinde cürüm işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak, adam öldürmeye
azmettirmek gibi suçlarla aranıyor.

Şükrü Demirçelik

Şaban Demirkapı tarafından silahla yaralanan Sarp Kuray, TF Trend Holding'in


birtakım mallarının Şükrü Demirçelik'e devredildiğini ve alacaklılara geçmesi
gereken bu malların Demirçelik tarafından satıldığını ileri sürdü. (Hürriyet,
25.04.1995)

Osman Kürşat Demirdöğen

Emniyet Genel Müdürlüğünün Ağustos 1998'de açıkladığı çeteler listesinde yer


aldı. Eskişehir ve çevresinde teşekkül oluşturarak şartlı tehdit, suça
azmettirme, yaralama, Ateşli Silahlar Yasasına muhalefet gibi suçlardan tutuklu.

Hacı Ali Demirel

Süleyman Demirel 'in kardeşi, işadamı. Demirci ailesinin kontrolünde olan Orma,
Haymak, Terakki Kollektif, Kuştur, Göltaş ve Pereja, Coca-Cola gibi şirketlerin
ortağı. Süleyman Demirel 'in başbakan olduğu dönemde bu şirketlerin Devlet
Bankalarından aldıkları krediler gazetelerde yer aldı. Hacı Ali Demirel 'in
1967'den başlayarak sadece Ziraat Bankasından yaklaşık 13.5 milyon lira nakit 4
milyon lira teminat mektubu olmak üzere 17.5 milyon lira kredi kullandığı
belirlendi. (1.7 milyon dolar, bugünkü düzeyle yaklaşık 10 milyon dolar) Dünya
Kalkınma Bankasından alınan 2.5 milyon dolarlık kredinin 1.2 milyon doları
Demirel'lere ait Terakki Şirketine verildiği ileri sürüldü. Ankara Şoförler
Derneği tarafından imar izni alınamadığı için satılan Gar çevresindeki 8.2 bin
metrekarelik araziyi 125 lira metrekare fiyatıyla 25 Haziran 1966'da satın
alarak, Nazım planda yeşil alanın kaldırılmasını ve inşaat yapılmasını sağladığı
ileri sürüldü. Yine bu arazinin İmar ve İskan Bakanlığına ait bir KİT olan Güven
Sigorta'ya ait bölümünü iki yıl ödemesiz üç taksitle ve ihalesiz olarak satın
aldığı iddia edildi. Devlet Demir Yollarına ait araziyi metrekaresi 350 liradan
alarak, yine metrekaresini 1000 liraya Ziraat Bankasına ipotek etti. Altı ay
önce aynı yerde bir arsanın metrekaresine 410 lira ödeyen Hacı Ali Demirel 'in
DDY idaresinin bu arsasını alarak 500 bin lira kâr ettiği ileri sürüldü. Eski
Demir Yolları Genel Müdürü dönemin Milletvekili Vedat Önsal, bu arsanın uygun
şartlarla satılması için Süleyman Demirel'den tazyik gördüğünü ileri sürdü. Yine
Demirel ailesine ait Orma şirketine sermayesinin 144 katı kredi sağlandığı öne
sürüldü. (Günaydın Gazetesi, 9-15.02.1970) Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel 'in
Elazığ'da üniversite açtığı sırada, kentin Refah Partili Belediye Başkanıyla
eski iplik fabrikasının üzerinde bulunan araziye toplu konut yapmak üzere, daha
önce iptal edilen imar iznini yeniden almak için girişimlerde bulundu.
(Hürriyet, 06.10.1995)

Murat Demirel

Şevket Demirel 'in oğlu. Arena programında gazeteci Uğur Dündar tarafından ortaya
çıkartılan skandalda Murat Demirel 'in askere gitmemek için sahte belgelerle
askerliğini erteleterek bedelli askerlikten faydalanmak istediği ortaya çıktı.
Murat Demirel kendisini yurtdışında iş sahibiymiş gibi gösterdi. MSB tarafından
soruşturma açıldı. (Hürriyet 27.04.1995)

Şevket Demirel
60 / 235

Demirel ailesinden. İşadamı. 1970'te, kamuoyunda Süleyman Demirel'in


başbakanlığı döneminde aile şirketlerinin kamu bankaları ve kuruluşlarıyla olan
ilişkileri için kamuoyunda oluşan sorulan cevapladı. Ankara'da 15 Şubat 1970'te
yaptığı basın toplantısında ileri sürüldüğü gibi bankalardan kullandıkları kredi
miktarının 26 milyon lira değil, 19 milyon lira olduğunu, Süleyman Demirel'in
Güniz Sokaktaki 4 katlı apartmanı 4500 lira olan memur maaşından tasarruf ederek
yaptığını söyledi. Demirci şirketlerinin bankalardan sağladığı toplam kredinin
50 milyon lira (Bugünkü kurla yaklaşık 50 milyon dolar) olduğu konuyla ilgili
olarak kurulan Meclis Hazırlık Komisyonu raporunda yer aldı.
Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu Üyesi ve Merkez Bankası eski Genel Müdürü
Ziya Kayla, gazetelere yaptığı açıklamada, Süleyman Demirel'in kardeşlerinin
devlet kuruluşlarıyla ilişkileri ve kamu bankalarından kullandıkları kredileri
inceleyen müfettişlerin ve Yüksek Denetleme Kurulu üyelerinin Demirel'in
imzasıyla görevden alındığını ileri sürdü. (Günaydın, 30.06.1970)

Yahya Demirel

Süleyman Demirel'in kardeşi Hacı Ali Demirel'in oğlu. Türkiye'de ilk kez hayali
ihracatı gerçekleştirerek, İsviçre'deki paravan şirket aracılığıyla mobilya adı
altında sunta ihraç etti ve devletten vergi iadesi aldı. Demirel'in İsviçre'de
kullandığı paravan şirketlerin adres ve telefonları 100 milyon dolar civarında
borç bırakarak Türkiye'den kaçarak İsviçre'ye yerleşen eski DP
milletvekillerinden Mıgırdıç Sellefyan'ın oğlu Arden Sellefyan'a aitti. Ticaret
Bakanlığında 1.2 milyon dolarlık ihraç talebinin reddini sağlayan Müsteşar Şeref
Durugönül dönemin Başbakanı Süleyman Demirel tarafından görevinden alındı. 20
Temmuz 1975 günü Durugönül 'ün evinde bir bomba patladı ve ertesi gün kafasına
nişan alınan bir kurşun şans eseri duvara saplandı. Ateş eden Osman Mutlu kısa
bir süre sonra yakalandı, ancak olayı önce sarhoşluk olarak açıkladı, sonra
inkâr etti. Yahya Demirel'in Petrocom şirketinin adı 1982 Şubatında Chioggia
Limanına getirilen 800 kilo baz morfinin yakalanmasına da karıştı. Yahya
Demirel, Şekerbank Dış İlişkiler Müdürü Mehmet Cemil Özdöl'den 3 milyar liralık
çek karşılığında bankanın şifrelerini kullanarak 8 adet teminat mektubu ve para
sağladı. Yahya Demirel Defkur şirketiyle gerçekleştirdiği bu olayda Şekerbank'ı
20 milyon 50 bin dolar dolandırdığı için 1 yıl 3 ay 16 gün hapis cezasına
çarptırıldı. Yahya Demirel yargılanırken duruşmalara gelmediği için hakkında
yakalama emri çıkartıldı. (Sabah, 24.01.1993) Başbakan Demirel yeğeni için
"Yahya Demirel T.C. vatandaşıdır. Benim soyadımı taşıdığı için Türkiye'de hiçbir
imtiyaza sahip değildir" dedi. Ancak yakalama kararına rağmen bir türlü
bulunamayan Yahya Demirel televizyon programlarına çıkarak Kıbrıs'ta kurduğu
bankayı anlattı. (Hürriyet, 10.03.1993) Sümerbank tarafından Kıbrıs'ta kurduğu
bankasına mevduat hesabı açıldı. (Hürriyet, 15.03.1993) TBMM Hayali İhracat)
Araştırma Komisyonunun incelediği 438 dosya arasında Yahya Demirel'in Defkur
şirketi de haksız vergi iadesi almakla suçlandı. (Hürriyet, 15.03.1993) Mahkeme,
sicili dolayısıyla bu cezanın ertelenemez ve paraya çevrilemez olduğunu da
kararlaştırdı. Ankara 4. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilen kararın
gerekçesinde Yahya Demirel'in dolandırıcılık olayına asli ve manevi fail olarak
katıldığı belirtildi. (Sabah, 01.07.1993) Yahya Demirel Kıbrıs'ta Kıbrıs Yatırım
Bankasını kurdu. Ayrıca Demser adlı 10 milyar lira sermayeli bir şirket ve
Şevket Demirel'le birlikte liman ve iskele yapımıyla işletmeciliği konusunda
faaliyet gösterecek Demport isimli bir şirket kurdu. (Sabah, 12.07.1993) Kasım
1992'de Genel Müdür Şükrü Karahasanoğlu döneminde Emlakbank tarafından Demirelin
Kıbrıs Yatırım Bankasına 1432 nolu yasa çerçevesinde 5 milyar lira, 1 milyon
dolar işlem kredisi ve 5 milyar lira kredi tahsisi yapıldığı, Tarık Ümit ve
Engin Civan 'ın Yahya Demirel'in bankasına ortak olduğu da ileri sürüldü. (Basel
İddianamesi / Reis /Papa suikastı)

Şaban Demirkapı
61 / 235

Nisan 1995te TF Trend Holding yönetim kurulu üyesi Sarp Kuray'ı silahla
yaraladıktan sonra 22 Nisan 1995'te polise teslim oldu. Kuray, saldırının 5
milyar lira değerinde bir arsanın alacaklılara devredilmeyip Şükrü Demirçelik
tarafından satılmasından kaynaklandığını ileri sürdü. (Hürriyet, 24.04.1995)

Duran Demirkıran

Bahçelievler katliamına karışan ülkücü militanlardan. Ali Yurtaslan'ın


itiraflarında yer alıyor. ÜGD Bahçeli bölge başkanı. (BAHKAT / Yurtaslan/ Reis)

Ferman Demirkol

15 Mart 1995'te Azerbaycan'da Devlet Başkanı Haydar Aliyev'e karşı düzenlenen


darbe girişimine karışan MİT görevlisi. Demirkol Dışişleri Bakanlığının bir yan
kuruluşu olan TİKA Ajansı aracılığıyla gittiği Azerbaycan'da Meclis Özelleştirme
Komisyonu Danışmanı oldu. Bakü Devlet Üniversitesinde öğretim görevlisi ve TİKA
Ajansı Bakü Temsilcisi de olan Demirkol, Ruşen Cevadov'un kontrolündeki Omon
Birliklerinin darbe teşebbüsünde aktif rol oynadığı için Bakü'den Cumhurbaşkanı
Süleyman Demirel'in ricasıyla, Türkiye'ye gelmesine izin verildi. İddialara göre
darbe Ayvaz Gökdemir'in örtülü desteğiyle Acar Okan ve Kâmil Yüceoral'ın
katkısıyla Ruşen Cevadov, Ayaz Muttalibov, Suret Hüseyinov ve Ebulfez Elçibey
tarafından yapılacaktı. Ancak gelişmeler 10 Mart 1995'te Aliyev'e bildirildi.
Aliyev'in aslında muhaliflerini tasfiye etmek için darbe girişimini el altından
kışkırttığı ve kontrol ettiği de ileri sürüldü. Ferman Demirkol, Türk
Büyükelçiliğine alınmadı ve Din Hizmetleri Müşaviri Abdülkadir Sezgin'in evinde
kaldı. Başbakanlık Müsteşarı Ali Naci Tuncer ve MİT Daire Başkanı Yalçın Ertan
tarafından Aliyev'in ikna edilmesi üzerine özel bir uçakla Türkiye'ye getirildi.
(Kutlu Savaş Raporu 67/Cumhuriyet 19.02.1998, Milliyet 19.02.1998)

Mehmet Deniz

Diyarbakır'da Uçak Palas otelinin sahibi. Diyarbakırlı. Behçet Cantürk'ün


Babalar operasyonunda verdiği ifadeye göre birlikte eroin kaçakçılığı
yapıyorlardı. Cantürk Sarı Avni olarak tanınan Avni Musullulu'yla kendisini
Mehmet Deniz'in tanıştırdığını söyledi. (Cantürk'ün Anıları)

Mehmet Deniz

İstanbul Barosu avukatlarından. Abdullah Çatlı'nın kimliğini kullandığı


İngiltere'de ticaretle uğraşan Mehmet Özbay'ın avukatı. Hâkim Akman Akyürek'in
ölümünden sonra Kavaklıdere Güniz Sokaktaki evinin satış işlemlerini Mehmet
Deniz'in yürüttüğü belirlendi. (YeniYüzyıl, 27.12.1997)

Mustafa Deniz

Jitem komutanlarından Binbaşı Cem Ersever'in yakın adamlarından olan itirafçı.


Mustafa Deniz Ersever'le birlikte 4 Kasım 1993'te ölü bulundu. Deniz'e 1990'da
Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü tarafından L-27507 seri numaralı Browning marka bir
silah verildiğine dair bir belge ortaya çıktı. Hanefi Avcı imzasını taşıyan
belge Deniz'in itirafçı olduğunu ve can güvenliği nedeniyle silah ruhsatı
edinene kadar bu belgeyi kullanabileceğini ifade ediyordu. Tevfık Diker
tarafından dönemin İçişleri Bakanı Meral Akşener'in yanıtlaması isteğiyle
TBMM'ye verilen bir soru önergesinde söz konusu silahın Mustafa Deniz'in
üzerinden çıkıp çıkmadığı, ayrıca Topal cinayetinde kullanılıp kullanılmadığı
soruldu. (Cumhuriyet, 15.01.1997)
62 / 235

M. Kemal Derinkök

Adı İpekçi suikastına karışan, Malatyalı işadamı. 1966'da SBF'den mezun oldu.
70'li yılların ikinci yarısından itibaren silah piyasasına girmeye çalıştı. Bu
dönemde Muhammed Şekerci ve Bulgaristan'daki adamları Ohannes Simon Ankechian ve
Manuel Simon Ankechian'la ilişki kurdu. İstanbul'da Ekspress gazetesini satm
alarak dikkat çekti. 1976'da Mersin, Dereköy, Cilvegözü ve Yayladağı sınır
kapılarında Free Shop işleten ortaklan arasında Kâzım Erdem, Mehmet Emin Görpe,
Suphi Aşıcıoğlu gibi isimlerin bulunduğu Tamtur A.Ş'ye Yönetim Kurulu Başkanı ve
büyük ortak oldu. Özellikle Dereköy sınır kapısındaki Free Shop'un Mehmet
Cantaş, M. Emin Görpe ve Suphi Aşıcıoğlu gibi isimlerin yer aldığı
organizasyonla döviz karşılığı Türkiye'ye silah sokulmasında kullanıldığı ileri
sürüldü. (MM Raporu, 31.05.1984) 1980'de iflas etti, ancak 1981'de tekrar
kaynağı kuşkulu bir parayla piyasaya girerek Nişkoz Holding, Kariş, Deniz
Yıldızı ve İşçi Kredi Bankası gibi şirketler kurdu. 1981-82 yıllarında İngiliz
silah şirketi British Aerospace'nin temsilciliğini yaptı. Sosyal Güvenlik Bakanı
Hilmi İşgüzar'la SSK'ya satılan arsalara ilişkin yolsuzluğa karıştığı için
müteahhit Kâzım Erdem'le birlikte 13 Nisan 1982'de Yüce Divan tarafından 1 yıl 6
ay hapis cezasına mahkûm edildi. Bu dönemde hapis cezasının infaz edilmesini
engellemek için Ankara İnfaz Savcılığı Yazı İşleri Müdürü M. Cahit Üngün'e
rüşvet verdi.
Yine arandığı dönemde Nişkoz Holding adına Doğan F. Giray'la birlikte Türk
Silahlı Kuvvetlerinin nakliye uçağı ve roket gibi çeşitli gereksinimleri için
girişimlerde bulundu. Bu dönemde elde ettiği kritik bilgileri İtalyan, İngiliz
ve Amerikan diplomatlarına ve silah şirketi temsilcilerine Türk ordusunda kritik
noktadaki subayların listesiyle birlikte ilettiği Mülkiye Müfettişlerinin
yaptığı soruşturmada tespit edildi ve MİT araştırması istendi. (MM Raporu
7.10.1983) Yine bir başka soruşturmada Suriye Arap Cumhuriyeti İstanbul
Başkonsolosu Ali Moustafa, Ticaret Müsteşarı Chassan Masrizade ve Ahmet Çokuçkun
ile gümrük kaçakçılığı yaptığı anlaşıldığı için yargılandı. 21 Mayıs 1983'te
yakalandı.
Cezaevindeyken batık durumda bulunan İşçi Kredi Bankasını kurtarmak için Turgut
Sunalp'm Genel Başkanlığını yaptığı Milliyetçi Demokrasi Partisini destekledi.
Sahip olduğu Ekspress gazetesi İzzettin Doğan, Namık Kemal Şentürk ve Erdoğan
Kutlu gibi MDP'li isimlerin talimatlarıyla haber ve makaleler yayımladı. MDP'ye
150 milyon lira yardım yapacağı vaadiyle, Turgut Sunalp'm Maliye Bakanı Adnan
Başer Kafaoğlu'yla görüşmesini sağladı ve bankaya el konulmayacağı garantisini
aldı. Gizli genel koordinatörü olarak çalışan Davut Akça, MDP'nin Ankara aday
listesinin 1. sırasında yer aldı. (M.M.Raporu, 10.10.1983) Kemal Derinkök'e
1992'de İskenderun Demir Çelik Fabrikasından alacağı demir karşılığında Meksan
İnşaat adına 25 milyar liralık teminat mektubu veren Salih Mesudiyeli ve Josef
Tan, borcun ödenmemesi üzerine teminat mektubunu paraya çevirdi. Derinkök
Meksan'a devrettiği 70 milyar lira değerinde arsanın 230 milyar lira olduğunu
ileri sürdü ve 25 milyar liralık senet düzenleyerek taraflar aleyhine haciz
uygulamasına girişti. Senet üzerindeki imzaların Mesudiyeli ve Tarı'ya ait
olmadığı anlaşılınca İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 1 yıl 8 ay hapis
cezasına çarptırılan Derinkök 13 Şubat 1998'de yakalandı ve cezaevine kondu.
(YeniYüzyıl, 14.02.1998)

Musavvat Dervişoğlu

Mehmet Hadi Özcan'ın 11 Temmuz 1996'da polise ve Mart ayında Susurluk


Komisyonuna verdiği ifadede adı geçti. İstanbul'da Dere Döviz 'in sahibi Muammer
Dereli'nin damadı. Mehmet Hadi Özcan, Dervişoğlu'nun kendisini İbrahim Şahin ile
konuşturduğunu, birlikte Abdullah Çatlı, Kürşat Yılmaz ve Yeşil adıyla bilinen
Mahmut Yıldırım'ı öldürmek istediklerini, Dervişoğlu'nun kendisine "Bunların
yerlerini İbrahim Şahin telefonları dinleyerek bize söyleyecek" dediğini,
Dervişoğlu'nun Kürşat Yılmaz'ı önce öldürmek konusundaki ısrarından huylandığını
söyledi. Ömer Lütfü Topal cinayeti soruşturmasında, Topal'm Abdullah Çatlı'ya
63 / 235

ödediği ileri sürülen 535 bin doların, Musavvat Dervişoğlu'nun kayınpederi olan
Dereli'ye ait Dere Döviz'e ödendiği ileri sürüldü. Kürşat Yılmaz, Varna
Cezaevi'nde yaptığı açıklamalarda da benzer bilgilerden bahsetti. Halis Toprak'ı
öldürmeyi reddettiği için, kendisinin öldürülmek istendiğini söyledi. (Susurluk
Tutanakları)

Fuat Dinçer

Hamsi Fuat lakabıyla tanınan emekli albay. 1. MİT raporunda yeraltı dünyasıyla
yakın ilişki içinde olduğu ileri sürüldü. Raporda, Dinçer'in üsteğmenliği
sırasında battaniye ve askeri kıyafet satarken yakalandığı, Necdet Üruğ'a evinde
kalacak kadar yakın olduğu ileri Sürüldü. (1. MİT Raporu)

Murteza Didin

MHP Gölcük İlçe Yönetim Kurulu üyesi. 22 Ocak 1997'de yaptığı açıklamayla Doğu
Perinçek tarafından ileri sürülen Pendik Kurtköy'de ülkücü kampı olduğu
iddialarını doğruladı. Didin, kampın lideri Kemal Öktem'i 20 yıldır tanıdığını,
16 Mart katliamı sanıklarından eski polis Mustafa Doğan'ın Kemal Öktem
tarafından öldürüldüğünü, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e suikast girişiminde
bulunan İbrahim Gümrükçüoğlu'nun bu kampa Ahmet Orhan Say tarafından
getirildiğini, Ağansoy ve Çakıcı'nın sık sık kampa geldiğini ileri sürdü. Didin,
Parsadan'ı ünlü olmadığı dönemde MHP adına sahte makbuz bastığı için
sorguladığını söyledi. Ayrıca öldürülen Sabah gazetesi muhabiri İhsan Uygur'un
arabasının bu kampta bulunduğunu ileri sürdü. (Aydınlık, 22.01.1997)

Müstecabi Dilek

Alman, İtalyan, İspanyol, Avusturya, Macar, Romen ve Türk polisinin Mozart kod
adıyla yaptığı ortak operasyonda 1995 Temmuz ayında para aklama suçundan
yakalandı. Yılda 60 milyon mark akladığı iddiasıyla çocuklarıyla birlikte
mahkemeye verilen Dilek, Münih'de Discount Döviz adlı bir döviz bürosu
işletiyordu. (Hürriyet, 15.02.1996)

David Dingwall

Kanada'da yakalanan uyuşturucu kaçakçısı. Eroin satıcısı Bert Samuel Davidson'la


bağlantı kurmak için Türkiye'de 0.312.417 04 76 numaralı telefonu aradığını
söyledi. Numaranın Başbakanlık Müsteşarlığına ait olduğu ortaya çıktı. Müsteşar
Akın İstanbullu söz konusu telefonun Başbakanlığa ait olduğunu doğruladı.
Başbakanlık Denetleme Kurulu tarafından yapılan soruşturmada Telekom tarafından
"gizli bir emirle" geçmişe yönelik kayıtlar silindiği için olay kapatıldı.

Erol Sakıp Dizmen

Adı Emniyet Genel Müdürlüğünün Ağustos 1998'de açıkladığı çeteler listesinde yer
aldı. Bursa çevresinde cürüm işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak, adam
kaçırmak, fidye istemek gibi suçlardan aranıyor.

Ahmet Doğan

Emekli Başkomiser. İzmir'de ortaya çıkarılan Ahmet Tekin Baykal'ın çetesinde


istihbarat ve eylem grubunda yer aldığı ileri sürüldü.
64 / 235

Arif Doğan

Gazeteci Soner Yalçın'ın Binbaşı Ersever'in İtirafları adlı kitabında bir


dipnotta A.D. olarak geçiyor. Bu dipnota göre JİTEM kurucularından ve 1994'te
Niğde Jandarma Alay Komutanlığında görevli. Aktüel muhabirlerine JİTEM1m değil
Jandarma İstihbarat Grubunun beş yıl komutanlığını yaptığım, kendisinden önceki
komutanın da Tuğgeneral Veli Küçük olduğunu anlattı. Arif Doğan İbrahim Babat'ın
Yalova'da komutanlığını yaptığı il jandarma alayında yakalanmasından sonra
İstanbul'a tayin edildi. (Ersever'in İtirafları / Aktüel 315-1997)

Ercan Doğan

Kurye Dilek Örnek'in teyzesi Fatma Kunt'un resmi olmayan eşi. 30 Aralık 1996'da
Antalya Havalimanında yakalandı. 1953 Ordu Perşembe doğumlu. 1981'de Hollanda'da
silahla adam yaralamak suçundan cezaevine girdi. Cezaevinde tanıştığı Garabet
Gökoğlu'nun teklifiyle çıktıktan sonra İspanya'ya yerleşti ve Fatma Kunt ile
Dilek Örnek'in para taşıma işine girmesini sağladı. Fransa'da yakalanan 39 kilo
eroinle ilgili olarak sanıkların ifadelerinde suçlandı ve İspanya'da para aklama
organizasyonlarıyla ilişkili olduğu ileri sürüldü. Dilek Örnek'in
yakalanmasından sonra Mehmet Alakel ile telefonda görüştükten sonra Türkiye
geldiğini ve Avukat Necmi Yıldızla görüştüğünü söyledi. Dilek Örnek, Ayhan Akça,
Youssef Gharachehdaghai'yle ile teşekkül oluşturarak uyuşturucu kaçırmak ve para
aklamak suçlamalarıyla iki ayrı davada yargılandı. 8 Kasım 1997'de tahliye
edildi.

İbrahim Doğan

13 Nisan 1970'te, Tıp Fakültesi öğrencisiyken Hacettepe Üniversitesinde Yedek


Asteğmen Dr. Necdet GÜçlü'yü Ali Güngör adlı ülkücüyle birlikte öldürdü. İbrahim
Doğan ve Ali Güngör olayda, Jandarma Teğmen Fehmi Altınbilek ve Jandarma Teğmen
Mustafa İlerisoy'a ait silahları kullanmışlardı.
İbrahim Doğan'ın yıllar sonra TBMM'de doktor olarak çalıştığı ortaya çıktı.
Ayrıca Çankaya İlçe İdare Kurulu tarafından hazırlanan bir fezlekede İbrahim
Doğan'ın Dr. M. Ülker Acil Yardım ve Travmatoloji Hastanesi Başhekim Yardımcısı
ve Satın Alma Dairesi Başkanı olduğu döneme ilişkin usulsüz işlemler ve zimmet
gibi suçlamalarla yargılanmasına karar verildi. Yöneticilerin 1991'de Göktuğ
firmasından satın alınan 3 kalem tıbbi demirbaş malzemeyi fahiş fiyattan satın
alarak Hazineyi 286 milyon lira zarara uğrattıkları ileri sürülen soruşturmada,
İbrahim Doğan'la birlikte aralarında Başhekim Savaş Ağaoğlu'nun da bulunduğu 13
kişinin yargılanmasına karar verildi. (Cumhuriyet, 19.12.97)

Mustafa Doğan

16 Mart 1978'de İstanbul Üniversitesinde 8 öğrencinin ölümüne yol açan


saldırının azmettiricisi ve planlayıcısı olarak aranan eski polis memuru.
Mustafa Doğan 1992'den bu yana davanın görülmekte olduğu İstanbul 6. Ağır Ceza
Mahkemesi tarafından aranıyor. Mustafa Doğan'ın bir süre Pendik Kurnaköy'de'deki
Baybora Çiftliğinde saklandığı ve çiftliğin sahibi Kemal Öktem tarafından
çiftliğe davet edildiği, çiftliğe ilişkin soruşturmada ortaya çıktı. Ayrıca
Kemal Öktem'in kız kardeşi Benginür Öktem ile imam nikahıyla evlenen Mustafa
Doğan, Benginür Oktem'm Pendik Jandarması tarafından alınan ifadesine göre 1993
Temmuzunda Azerbaycan'a gitti. (Cumhuriyet, 08.12.1997)

Ahmet Doğu

Berber Azmi olarak da tanınıyor. MİT ve Kaçakçılık İstihbarat Dairesi Başkanı


Atilla Aytek'in bilgisi dahilinde sahte pasaportlar hazırlayarak babalara veren
65 / 235

Demir kod adlı Timur Hanoğlu'nun ortağı. Hanoğlu ile 1979'da tanışan Doğu,
Kasımpaşa'daki kahvesini pasaport işinin merkezi olarak kullandı. Hanoğlu
tarafından Abuzer Uğurlu'nun bir adamına teslim edilen sahte Hint pasaportunu
Mehmet Ali Ağca'ya hazırladıklarını fark edip tüm mühür ve damgaları Haliç'e
attılar. Bu olaydan sonra korkan Doğu, bir daha kahvenin bu işler için
kullanılmamasını Hanoğlu'ndan istedi. Doğu, bu olaydan birkaç gün sonra l Temmuz
1980'de dükkânına gelen bir saldırgan tarafından dört kurşunla öldürüldü.
Doğu'nun eşi ve çocuklarına Kasımpaşa'da demir ticaretiyle uğraşan ve Bekir
Çelenk'e yakınlığıyla tanınan bir kişinin yanında çalışan Suat isimli bir başka
kişi tarafından bakıldı. (Hürriyet, 07.11.87)

Sabri Donat

Gelibolu'ya bağlı Bolayır Belediyesi eski Başkanı Turhan İnce'yi kaçırarak 9.5
milyar lira para, çeşitli arsalar, tarla ve otomobilini tehditle alan 14 kişilik
Sürmeneliler Çetesinin azmettiricisi. 9 Mart 1998'de İstanbul'da yakalanan Orhan
Yılmaz, Göksal Yılmaz, Hayrettin Yılmaz, Ali Yılmaz, Zekeriya Yılmaz, Rafet
Yılmaz, Ahmet Yılmaz, Hasan Yılmaz, Suat Ülker, Ender Teker, Nurettin Çakır,
Adnan Atasever ve Halit Ekinci'den oluşan çeteyle birlikte çeşitli silahlar da
yakalandı. (Sabah, 10.03.1998)

Celal Duman

Kör Celal lakaplı ünlü uyuşturucu kaçakçısı. 16 Temmuz 1993'te cezaevinden


kaçtı. Yüksekovalı Galericiler Havzullah Düzenci ve Bahattin Düzenci'nin
öldürülmesine karıştı. Şoförü Mustafa Tamer'le ortaklarından 240 kilo eroin
kaçırdıkları gerekçesiyle Bedirhan Işık ve adamları tarafından 27 Ağustos
1993'te işkence edilerek öldürüldü.

Hüseyin Duman

Silah ve nükleer element kaçakçılığı yaptığı ileri sürülüyor. Özer Çiller'in


Hüseyin Duman'la birlikte Lacosa GmbH adlı Alman şirketine parça başına
komisyonla nükleer madde sağlayacağı yolunda anlaşma yaptığı ileri sürüldü.
(Çiller Özel Örgütü)

Erdal Durmaz

Asayiş Şubesi, Cinayet Bürosu eski amirlerinden. Başkomiser. Söylemez


Kardeşlerden rüşvet aldıkları gerekçesiyle 4 Eylül 1996'da aranmaya başlandı. 17
Ocak 1997'de, Sedat Demir'le birlikte Elmalı'da Mustafa Haskırış'ın evinde
yakalandı. (Hürriyet.18.01.1997)

Birhan Dursun

Kürşat Yılmaz'ın kızı Ülkü Gümgüm'ü kaçıran polis memuru Dursun İri'nin
kardeşleri Yaşar ve Bayram İri'nin katil zanlısı. Diğer zanlı Selami Tazegül'le
birlikte 3 Mart 1997'de İstanbul'da yakalandı.

Mustafa Duyar

Sabancı suikastı zanlılarından. 24 Aralık 1996'da Şam Büyükelçiliğine teslim


olmak için gitti. 4 Ocakta yakalandığı açıklandı. Emri Bayrampaşa Cezaevinden
Ercan Kartal'dan aldığını, Atina'da Faruk Ereren ile buluştuğunu, Aslan Tayfun
66 / 235

Özkök'le Suriye'ye gittiğini söyledi. Ancak ifadesinde bulunduğunu söylediği


tarihler ve yerler arasında çok sayıda çelişki ortaya çıktı.

Selim Edes

ANAP'a yakınlığıyla tanınan işadamı. 19 Eylül 1994'te Emlak Bankası eski Genel
Müdürü Engin Civan 'ın vurulmasıyla ortaya çıkan skandaldan sonra, Civan'a rüşvet
verdiğini kabul ettiği için 1 yıl 8 ay hapis ve 111.1 milyar lira para cezasına
çarptırıldı. 1995 yılı Nisanında Amerika'ya giden Edes, bir daha Türkiye'ye
dönmedi. Edes'in 1997'de Kongo'da çeşitli ihaleler aldığı ileri sürüldü.
(Artıhaber)

Yahya Efe

Adana Ülkücü Gençlik Derneğinin illegal yönetim kurulunda yer aldı ve


ülkücülerin hastane, cenaze işlerini düzenledi. MHP davasında 105 numaralı sanık
olarak yer aldı. (MHP İddianamesi, 788) Kardeşleri Yaşar Efe, Hüseyin Efe ve Ali
Maraşlı, Turgay Maraşlı, Ali Aydın, Salih özdal'la Gaziantepli işadamı Mehmet
Ali Yaprak'ın kaçırılması olayına karıştıkları ileri sürüldü. (Kutlu Savaş
Raporu, 64) 8 Ekim 1997'de İzmir-Manisa yolunda MHP eski avukatlarından Sadık
Tokuçoğlu'nun öldürülmesi olayına da karıştı. Olayda Yahya Efe'nin Sedat
Şahin'in kontrolünde çalıştığı ileri sürüldü. (Kutlu Savaş Raporu)

Zeki Efe

Mehmet Sena Söylemez'in Diyarbakır Diş Fakültesinden arkadaşı olduğu, eroin


işiyle uğraştığı cesedinin TEM yolunda bulunduğu ileri sürüldü.

Burak Eke

Ali Yurtaslan'ın itiraflarına göre Çatlı'nın emrinde faaliyetlerde bulunan


ülkücü. Ertuğrul Alpaslan'ın yardımcısı. Hukuk Fakültesine yerine başkasını
sınava sokarak girdiği ileri sürüldü. Hukuk Fakültesinde öğretim üyesi. Abisi,
ülkücülerin avukatlarından Refet Eke.

Korkut Eken

Emekli Yarbay. 1945 doğumlu, 1965 Kara Harp Okulu mezunu. Askerliğinin büyük
bölümü Özel Harp Dairesinde geçti. Almanya, İngiltere ve ABD'de kurslara
katıldı. 1981'de İslamcı bir grup tarafından kaçırılan Diyarbakır uçağına
düzenlenen operasyonda adını duyurdu. 80'li yılların ikinci yarısından itibaren
Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesindeki Özel Harekât timlerinin yetiştirilmesiyle
uğraştı. 1986'da Hiram Abas ile gece görüş cihazlarının denendiği bir tatbikatta
tanıştı ve MİT'e çağrıldı. MİT'te Kaçakçılık Dairesi Başkan Yardımcılığı yaptı.
Eymür tarafından yazıldığı bilinen 1. MİT raporuyla tasfiye edilen Hiram Abas-
Mehmet Eymür ekibinden. Esenboğa Havalimanı ve BOTAŞ'ta çalıştığı biliniyor.
BOTAŞ Genel Müdürlüğüne 8 Kasım 1990'da geldiği, 8 Nisan 1993'te Enerji
Bakanlığında, 8 Eylül 1993'te Başbakanlıkta, 2 Ağustos 1994'te İçişleri
Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğünde görevlendirildiği, 12 Nisan 1996'da döndüğü
BOTAŞ'tan 3 Haziran 1996'da ayrıldığı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Recai
67 / 235

Kutan tarafından açıklandı. Mehmet Ağar'ın Emniyet Genel Müdürlüğüne


atanmasından sonra müşavir oldu.
12 Mart 1995'te Gazi Mahallesinde başlayan olaylar sırasında oluşturulan
Güvenlik Masasında "Özel Harekât Danışmanı" olarak yer aldı. Susurluk
Komisyonuna yaptığı açıklamada Çatlı'yla bir yemekte tanıştığını, Çatlı'nın 1980
öncesinde kullanılmış olabileceğini ve Tarık Ümit'i tanıdığını söyledi, çete
iddialarının asılsız olduğunu ileri sürdü, İstanbul DGM'de süren çete davasında
yargılandı. Emniyete Hospro şirketi tarafından hibe edilen ve bir kısmı ortadan
kaybolan silahlarla ilgili olarak Eken'le birlikte Mehmet Ağar, İbrahim Şahin,
Şemsettin Canpolat, Necmettin Ercan, Musa Teber, Tekin Hatipoğlu, Nazmi Kara,
Ömer Aydoğan, Niyazi Pek hakkında suç duyurusunda bulunuldu. Ağar bu soruşturma
sırasında verdiği yazılı ifadede silahları Eken'e senet karşılığı verdiğini
ileri sürdü. (Hürriyet, 16.06.1998)

Uğurcan Elmas

Urcan lakabıyla tanınıyordu. 1978 Haziranında Hollanda'ya 1450 kilo esrar


sevketmek suçundan Abuzer Uğurlu ve Süleyman Necati Topuz'la birlikte İnterpol
tarafından aranıyordu. Uğurcan Elmas, Mataracı davasında İpsala Gümrük
Müdürlüğüne Harun Gürel adındaki emekli jandarma astsubayın atanması için Bakana
rüşvet vermek suçundan yargılandı. İstanbul'da Urcan Balık Lokantası'm
kardeşiyle birlikte işletirken anlaşmazlığa düştü. (Silah Kaçakçılığı ve Terör,
94-95)

Oktay Engin

1959'da Selanik'te Atatürk'ün evine bomba atarak 6-7 Eylül olaylarının


başlamasına neden olan MİT ajanı. Daha sonra vali oldu.

Senar Er

Kürt işadamı. 19 Aralık 1996 tarihli Aktüel dergisine yaptığı açıklamada


kendisinden haraç almak isteyen Alaattin Kanat, Mehmet Yazıcıoğulları ve
Nizamettin Kutlu'yu 26 Ağustos 1994'te Silivri'de yakalattığı için babası Kadir
Keremoğlu'nun kaçırıldığını söyledi. Olayı dönemin Emniyet Genel Müdürü Ağar'a
bildirdiğini, Ağar'ın aynı gün Harekât Daire Başkanı İbrahim Şahin 'i çağırarak
olayı anlattığını ve talimatlar verdiğini, bunun üzerine Lokman Çetin'in
bürosunda gelen iki özel harekâtçının polis timi tarafından kuşatılmalarına ve
kameralı ve teypli tuzağa rağmen çekip gittiklerini, ardından da Senar Er'i
arayarak "bizi emniyet müdürüne ihbar etmişsin" diye tehdit ettiklerini ileti
sürdü. (Susurluk Raporu, 337) Er'in babasının kaçırılması olayına karışan Nafiz
Karacan 12 Ekim 1998'de Ankara'da, Mehmet Cemal Kulaksızoğlu ise 13 Ekim 1998'de
İstanbul'da yakalandı.

Mustafa Necati Ercan

Hayali ihracatçı. Ertan Sert'in sekreteri Oya Demir'in ifadesine göre Ertan Sert
ve Turan Çevik'in hayali ihracat işlerini takip eden eski MİT görevlisi. 14 Ekim
1984 tarihli bir iç yazışmada yer alan, Mustafa Ercan'ın Kaçakçılık ve
İstihbarat Dairesi Başkanlığına verdiği 11 maddelik ifadesinde Nuri Gündeş ve
MİT İstanbul Bölge Müdürlüğündeki yolsuzluklara ilişkin iddialar 1. MİT raporuna
kaynaklık etti. (MİT Etüdleri 2-4) Mustafa Ercan İzmir'de ortaya çıkarılan bir
hayali ihracat olayıyla bağlantılı olarak 14 Haziran 1988'de İzmir DGM
tarafından tutuklandı. Ercan, bu olayda polise verdiği ifadede 1984'te MİT Bölge
Başkanlığının emriyle hayali ihracatçılarla ilişki kurduğunu, daha sonra bu
ilişkinin iş ortaklığına dönüştüğünü anlattı. (Hürriyet, 23.08.1988)
68 / 235

Kâzım Erdem

Sosyal Güvenlik Bakanı Hilmi İşgüzar ve M. Kemal Derinkök'le birlikte arsa


yolsuzluğundan Yüce Divan tarafından 1 yıl 4 ay hapis cezasına mahkûm oldu.
Mülkiye Müfettişleri tarafından yapılan incelemede Kâzım Erdem1m silah
kaçakçılığına karıştığı, Fatsa'da bulunan Demas Su Ürünleri bina ve tesislerini,
ortaklan arasında Yaşar Erdem, M. Emin Görpe, Alu Uncu, Saffet Uncu ve Hüseyin
Topsakal'ın bulunduğu Zirai İlaçlar Hammaddeleri Ticaret A.Ş. adına 2 yıllığına
kiralayarak patlayıcı ürettikleri, ayrıca etkili patlayıcılarda kullanılan
sodyum klorat aldıkları, 300 ton sodyum kloratın kayıp olduğu ve Suriye'ye
satılmış olabileceği yolunda karineler bulunduğu ileri sürüldü.
Kâzım Erdem'in ortağı olan Kemal Derinkök'ün Çarşamba'daki fabrikasında sodyum
kloratı tahrip kalıbı ve el bombası dolgusu gibi patlayıcı madde haline getiren
nişasta ve glikoz üretildiği de Mülkiye Müfettişlerinin raporunda yer aldı.
(Mülkiye Müfettişleri Raporu, 13.01.1984 ve 31.05.1984)

Hüseyin Cavit Erdemir

Doğru Yol Partisi eski milletvekili. Eski Çalışma Bakanı. Milletvekili ve Bakan
olduğu dönemlerde Kemal Horzum'un Hortaş ve Desan şirketlerinden yönetim kurulu
üyeliği yaptığı belirlendi. Dokunulmazlığı olduğu için 12 yıl boyunca
yargılanamadı. 1995 seçimlerinden yeniden milletvekili seçilemeyince hakkında
teşekkül oluşturarak sahtecilik yapmak suçundan 24 Ocak 1995'te soruşturma
açıldı. (Hürriyet, 25.01.1996)

Adnan Erdoğan

Fazilet Partisi Eğirdir ilçe başkanıyken polislere 10 kilo esrar satmaya


çalışırken suçüstü yakalandı. Evinde de 39 kilo esrar bulunan Erdoğan
tutuklandı. (Anadolu Ajansı, 02.101998)

Namık Erdoğan

Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanıyken takriben 9 Mayıs 1994'te kaçırıldı.


Cesedi 12 Mayısta Kırıkkale'nin Kılıçlar köyü yakınlarında başına iki kurşun
sıkılmış olarak bulundu. Erdoğan'ın kuruldaki gelişmelerden rahatsız olduğu ve
bunu Başbakana iletmeyi düşündüğü ileri sürüldü. Erdoğan'ın ölümünü soruşturan
müfettişler Çiller'in imzasını taşıyan sahte genelgeyle denetleme ve teftişten
geri çağrıldılar. (Milliyet, 03.07.1994)

Fikri Erdöş

Ortaköy Şifa Yurdu sahibi, eski banker. Dündar Kılıç ve Oflu Osman olarak
bilinen Osman Cevahiroğlu'nun ortağı. 1981-82 yıllarında İstanbul Kuruçeşme'de
gümrük depoları işletti. MİT raporuna kaynak olan etütlerde yer alan Mustafa
Ercan'ın 14 Ekim 1984 tarihli ifadesine göre 1982'deki bir olayda Hüsamettin
Cindoruk MİT İstanbul Daire Başkanı Nuri Gündeş'e Erdöş 'ün depolarına mal
boşaltmak isteyen bir gemi için gümrükte zorluk çıkarıldığını söyledi ve yardım
istedi. Bu ifadeye göre Nuri Gündeş'in gümrük amirine yolladığı MİT personeli,
amir Erkan Kılıçay tarafından Erdöş 'ün kalın bir dosyası olduğu gerekçesiyle
reddedildi. Gündeş, bu defa Cengiz Abaoğlu'nu İstanbul Gümrük Başmüdürü Oktay'a
göndererek işi halletti. Abaoğlu, Erdöş 'ün Konsey üyelerinden birinin yakını
olduğunu söyledi. Yine bu ifadeye göre Erdöş Fahrettin Aslan kanalıyla
Kastelli'den aldığı Kuzguncuktaki yalıya Dündar Kılıç ve Cindoruk kanalıyla
Bako'yu yerleştirdi. Ayrıca Dündar Kılıç, Menaim (Metin) Futsi, İsmail
Hacısüleymanoğlu (Oflu İsmail) Yaşar Yamak ve Osman isimli bir şahısla
69 / 235

yurtdışından sac, demir ve çelik boru getirdi. Bir hesap meselesi yüzünden
Dündar Kılıç'la arası açılınca yurtdışına kaçtı. Süleyman Demirel'e yakınlığı
sayesinde Yapı Kredi ve İş Bankalarından kredi aldı. (MİT Etüdleri, 1. MİT
Raporu)

Recep Ergun

Kayseri'de, 1926'da doğdu. Kara Harp Okulundan 1944'te birincilikle diploma


aldı. Harp Akademisi ve Alman Harp Akademisini bitirdi. 1971'de MİT Dış
İstihbarat Başkanlığına getirildi ve bu görevde iki yıl kaldı. Bu dönemde bir
grup MİT mensubu tarafından yazılan ve gazetelere de yollanan bir açık mektupta
Müsteşar Nurettin Ersin ve yardımcısı Nuri Kazandağıyla birlikte eski
Genelkurmay Başkanı Faruk Gürler'i Cumhurbaşkanı seçtirebilmek için Süleyman
Demirci, Semih Sancar ve bazı Adalet Partisi ileri gelenlerinin telefonlarını
dinletmekle suçlandı. (Gizli Kulaklar Ülkesi , 110-111) 1978'de Korgeneralliğe
yükseldi. Aynı yıl MİT Müsteşar Yardımcılığına atandı. Bu dönemde 1980'de Ankara
Kolordu ve Sıkıyönetim Komutanı oldu. 1983'te Orgeneralliğe yükseldi. 1983-1985
arasında Harp Akademileri Komutanlığında bulundu. 1985'te Birinci Ordu
Komutanlığına atandı. Emekliliğinden sonra bir dönem ANAP milletvekilliği yaptı.

Osman Ergün

Londra Başkonsolosluğunda sözleşmeli personel olarak çalışan emekli kurmay


albay. Oğlu Orhan Ergün 'ün Bekir Çelenk'in şirketinde çalıştığı ortaya çıktıktan
sonra görevden alındı. (Papa, Mafya, Ağca)

Ünal Erkan

Eski İstanbul ve Ankara Emniyet Müdürü, Olağanüstü Hal Bölge Valisi. 1987'deki
MİT raporunda Mehmet Ağar'la birlikte Şükrü Balcı ekibinde yer alan ve yeraltı
dünyasıyla yakın ilişkiler kuran polis müdürü olarak adı geçti. 1995
seçimlerinde Doğru Yol Partisinden milletvekili seçildi. (Kutlu Savaş Raporu
/SusurlukTutanakları)

Fikret Erkılınç

Ankara Stad Otelinde kat görevlisi olarak çalışırken, DYP yönetimi sırasında
Bolu Abant Palace Oteli Müdürlüğüne getirildi. Daha sonra Vakıflar Genel
Müdürlüğüne bağlı olan Taksim Otelcilik A.Ş.'nin Genel Müdürü oldu. Erkılınç'ın
Genel Müdürlüğe atandığı 1994 Nisan ayında DYP Sarıyer Belediye Başkan adayı
Koray Büyükasan, DYP Kadıköy Belediye Başkan adayı Tankut Ünal ve DYP İstanbul
Milletvekili adayı Ali Doğan Ünlü Taksim Otelcilik şirketinin yönetim kurulu
üyeliklerine getirildiler ve 22 Kasım 1994'te Intercontinental Otelinin Ömer
Lütfü Topal'ın kontrolünde bulunan Leisure İnvestment Overseas şirketine
verilmesini sağlayan kararı aldılar. (Artıhaber 13.02.1998)

Ahmet Cem Ersever

1950 doğumlu. Basın Yayın Yüksekokulunda bir yıl okuduktan sonra geçtiği Harp
Okulundan 1972'de mezun oldu. BYYO'da okuduğu dönemde ülkücülerle ilişki kurdu
ve Muhsin Yazıcıoğlu'yla tanıştı. 1976 yılı Aralık ayında Silopi'de çıkan
olaylar ve halka ateş açılması nedeniyle soruşturuldu ve Mecliste bir soruşturma
komisyonu kuruldu.
19 Aralık 1978'de Vahe Ohannes Köylüyan'ın Oversas şirketi tarafından Kuveyt'e
yollanıyormuş gibi gösterilip sahte mühür ve damgalarla Türkiye'ye sokulan kaçak
63 TIR olayının ortaya çıkmasından sonra Köylüyan'ın ortağı Nejat Söyler ile
70 / 235

ilişkisi nedeniyle soruşturuldu ve delil yetersizliğinden beraat etti. 1976'da


Hüsamettin Türkmen aracılığıyla tanıştığı Söyler'le görev gereği ilişki
kurduğunu ileri sürdü. 11 Aralık 1979'da Jandarma Genel Komutanlığı tarafından
Hatay, İçel, Gaziantep, Mardin, Urfa, Edirne, Kırklareli ve İzmir illerinde TIR
kaçakçılığını soruşturmakla görevlendirildi. Ersever, savunmasında Söyler'le
ilişkisini reddetmedi. 20 Şubat 1980'de Trabzon'da kaçakçılığın takibi ile
görevlendirildi. 28 Şubat 1980'de Vakfıkebir'de ele geçirilen silahlarla ilgili
olay büyüdü ve MİT görevlileriyle takıştı. (Jitem Gerçeği, 31-48) 80'li yılların
ortalarında JİTEM'm ust düzey kurucuları arasında yer aldı. Güneydoğu'da çok
sayıda faili meçhul cinayet olayına karıştı. TİT adıyla eylemler yapan itirafçı
gurubunu yönetti. Aydınlık gazetesinden Soner Yalçın'a yaptığı açıklamalarla
Yeşil olarak bilinen Mahmut Yıldırım ve kimi faili meçhul cinayetlere ilişkin
önemli bilgiler verdi. Eşref Bitlis'in ölümünün ardından 17 Mart 1993'te 30
arkadaşıyla ordudaki görevinden ayrıldı. Bir dönem Hüsamettin Cindoruk'a
güvenlik konusunda danışmanlık yaptığı söylendi. Aydınlık gazetesine yaptığı
açıklamalardan sonra 4 Kasım 1993'te Ankara'da ölü bulundu. Ersever'in ardından
yardımcısı itirafçı Mustafa Deniz ve Neval Boz da ölü bulundu. Ersever'in Mete
kod adlı İbrahim Babat tarafından öldürüldüğü iddiası ilk kez Nokta dergisinde
yer aldı. (Nokta, 28.11-04.12.1993)
Susurluk Komisyonuna bilgi veren İstihbarat Dairesi Başkan Yardımcısı Hanefi
Avcı, Ersever'in güvendiği şoförü Çubuklu Kemal olarak tanınan eski itirafçı ve
JİTEM görevlisi tarafından tuzağa düşürüldüğünü söyledi. Radikal gazetesine
açıklamalarda bulunan itirafçılar Murat Demir ve Murat İpek, Ersever'in eroin
işinden büyük para istediği için öldürüldüğünü, öldürenin de manevi oğlu olarak
bilinen Mete olduğunu, olayın içinde Yeşil kod adlı Mahmut Demir'in de
bulunduğunu ileri sürdüler.
Kutlu Savaş'm Susurluk raporuna göre Diyarbakır Cezaevinde tutuklu bulunan PKK
itirafçısı Muhsin Gül'ün Diyarbakır Cinayet Büro Amirliğine 22 Temmuz - 16
Ağustos 1994 tarihleri arasında verdiği ifadede, Cem Ersever'in Ahmet Demir,
Alaattin Kanat, İbrahim Babat ve Hoca kod adlı Antep şiveli bir şahıs tarafından
öldürüldüğünü, Mustafa Deniz ve Neval Boz'un da aynı şekilde öldürüldüğünü ve
öldürenlerin silahlarını Ankara Aydınlıkevler'de bulunan Jandarma istihbaratına
bıraktıklarını söyledi. (Kutlu Savaş Raporu, 39) ölümünden sonra, arkadaşlarının
cenazeyi askerlere vermemesi dikkat çekti. Ersever'in adı MİT'in bulunduğu
caddeye verildi. Ersever'in JİTEM'in lağvedilmesinden sonra, JİTEM'den ve bazı
sivil kişilerden oluşan yeni bir örgütlenmeye gireceği ve 1998 yılı başlarında
harekete geçeceği, bu örgütün işadamları tarafından finanse edilen güvenlik
şirketlerini paravan alarak faaliyet göstereceği ileri sürüldü. (Jitem Gerçeği,
112-114)

Cengiz Ersever

İHD Genel Başkanı Akın Birdal'a yapılan saldırıyı organize eden isimlerden.
Büyükçekmece Jandarma Karakolunda uzman çavuş olarak çalışıyordu. Fırat kod
adıyla Yeşil ile ilişkili olduğu ve Tunceli bölgesinde çok sayıda öldürme ve
işkence olayına katıldığı, 1993'te Elazığ'da İHD Başkanı Avukat Metin Can ve Dr.
Hasan Kaya'nın öldürülmesi olayında bizzat yer aldığı ileri sürüldü. Polisin
telefon trafiğini izlemesi sonucu 21 Mayıs 1998 günü saldırganlar Kerem
Deretarla, Bahri Eken ve olaya karışanlar Ahmet Fulin, Erkan Ulaş, Hasan
Hasanoğlu'yla birlikte yakalandı. Erkan Ulaş'm 1 Mayıs 1997'de İstanbul'da
Flash TV'ye yapılan ve DYP yöneticilerince azmettirilen saldırıda yer aldığı
belirlendi. 1988'den beri Mahmut Yıldırım'la birlikte çalıştığı, Güneydoğu'da
Haydar, İstanbul'da Fırat kod isimlerini kullandığı, dört yıldır birlikte
yaşadığı Cihan Tanzim adlı kadının üzerine kayıtlı 5 ayrı evi olduğu ileri
sürüldü. (Hürriyet, 30.05.1998)
DGM'deki ilk ifadesinde Yeşil olarak tanınan Mahmut Yıldırım'ı tanıdığını, ancak
bağlantısı olmadığını söyleyen Cengiz Ersever, mahkemede Türk İntikam Tugayı'nın
kurucusu olduğunu ileri sürdü. Mahkemede "İstersem 24 saat içinde Birdal'ın
kafasını bu duvara yapıştırırım" diyen Ersever, ikinci duruşmaya can güvenliği
71 / 235

olmadığı gerekçesiyle çıkmadı ve öldürüleceğini söyledi. Kısa bir süre sonra da


cezaevinde bileklerini keserek intihar girişiminde bulundu.

Erkan Ersil

MİT Personel Dairesi Başkanvekili imzasıyla, Avukat Necdet Küçüktaşkıner'e 1


Mayıs 1977 katliamından önce verilen 8 milyon liraya ilişkin belgenin altında
yer alan isim.

Ercan Ersoy

Ömer Lütfü Topal cinayetine karıştıkları ileri sürülen Sedat Bucak'ın altı resmi
korumasından biri olan Özel Timci polis. Çete davasıyla-ilişkili olarak 7 Ocakta
teslim olduğu DGM tarafından 13 Ocak 1996'da tutuklandı. (Susurluk Tutanakları)

Namık Kemal Ersun

Orgeneral. Kara Kuvvetleri Komutanı olduğu sırada 5 Haziran 1977'deki


seçimlerden hemen önce, 2 Haziran 1977'de emekli edildi. Ersun'un emekli
edilmesiyle birlikte orduda 200 kadar subayın.da olası bir darbe hazırlığına
karşı emekli edildiği ve MİT içinde kimi tasfiyelerin gerçekleştirildiği ileri
sürüldü. 1 Mayıs 1977'deki katliam, 29 Mayıs 1977'de İstanbul Sirkeci Garında
patlayan bombayla 7 kişinin ölümü, 29 Mayıs 1977'de İzmir Çiğli Havaalanında CHP
Genel Başkanı Bülent Ecevit'e karşı başarısız suikast girişimi ordu içinde
tasfiye edilen bu grupla ilişkilendirildi. (Susurluk Konferansı, 120-121)

Doğan Erşahin

Astsubay Hüseyin Oğuz'a göre 800 milyon liraya İzmit'te cezaevinden kaçmasına
göz yumulan tetikçi. Oğuz'a göre sabıka dosyası hayli kabarık ve üç defa
cezaevinden firar etmesine göz yumuldu. Malatya Battalgazi'de bir kişiyi yüzbaşı
kılığında ve kendisini Jandarma komutanı olarak tanıtarak öldürdüğü ve misilleme
olarak Erşahin'in muhtar olan kardeşinin öldürüldüğü ileri sürüldü. Hüseyin
Oğuz, Gülbahar Ateş'i öldürmek isteyen Doğan Erşahm'm donemin İzmit İl
Jandarma Alay Komutanı Veli Küçük tarafından korunduğunu ileri sürdü. (Susurluk
Tutanakları, 2199-2301)

Mehmet Ertaş

İş Bankası Bursa Şubesi Müdürü iken, Erol Evcil'e açılan krediler nedeniyle
emekli edildi ve Bursa Cumhuriyet Savcılığı tarafından emniyeti suiistimal
suçlamasıyla hakkında dava açıldı. Davada, İş Bankasını temsil eden hukuk
müşaviri avukat Mehmet Mustafa Güneş, Eze Zeytincilik'e sağlanan kredilerin 'İş
Bankasını sarsacak' boyutlara ulaştığını belirterek, yürüttükleri 18 işlem
nedeniyle soruşturmanın Genel Müdür Ünal Korukçu, Genel Müdür Yardımcısı Mahir
Bayyurdoğlu, eski yönetici Berhan Civelekoğlu, Teftiş Kurulu Başkanı Atakan
Yumrukçal'ı da kapsayacak şekilde genişletilmesi isteminde bulundu. Mahkeme
müdahale istemini reddederken, soruşturmanın genişletilmesi talebini
bilirkişiye inceletmeye karar verdi. Ancak müdahaleyle soruşturmanın
genişletilmesi talepleri Güneş'e pahalıya patladı. Suç duyurusunda bulunarak
yöneticileri küçük düşürdüğü gerekçesiyle 26 Ağustos 1998'de sözleşmesi
tazminatsız olarak feshedildi. Kuşkulu ilişkilerin odağında yer alan, genel
müdürün bizi yanılttı, dediği Mehmet Ertaş, bütün olanakları kullanarak emekliye
ayrılırken, ilişkilerin bütün ayrıntılarının ortaya çıkarılmasını isteyen Güneş,
aralarında CHP temsilcilerinin de bulunduğu yönetim kurulu üyelerinin
72 / 235

oybirliğiyle tazminatsız olarak işine son verilerek ödüllendirildi. (Cumhuriyet,


03.10.1998)

Hayrettin Ertekin

Semra Özal'ın kuyumcusu olarak tanındı. Eylem Cülcüloğlu ve Murat Şahinbaş'la


birlikte sahte kartları yeniden şifreleyerek 1.5 trilyon lirayı kendi
hesaplarına aktardıkları için 24 Ağustos 1996'da yakalandı. Çıkarıldığı
mahkemede "devlet için çalıştığını" ve Yunan Merkez Bankası National Bank of
Greece'e bilgisayar yoluyla girerek birtakım operasyonlar yaptıklarını ileri
sürdü.
Ertekin'e dönemin Cumhurbaşkanlığı Koruma Müdürü Musa Öztürk tarafından
Cumhurbaşkanlığı Köşküne giriş kartı verildiği ortaya çıktı. (Hürriyet,
10.09.96) Birlikte çalıştığı iki bilgisayarcıya kendisini Özel Harpçi olarak
tanıtan Ertekin, Ulus'taki bürosunu karargâh olarak niteledi. Ertekin polisteki
ifadesinde de, askerliğini Özel Harp Dairesinde yaptığını söyledi. Daha önce
yine bilgisayarla kredi kartı dolandırıcılığından cezaevinde bulunan Eylem
Cülcüloğlu ve Ali Murat Şahinbaş'ı MİT, MGK Genel Sekreterliği ve Toplumla
İlişkiler Başkanlığına bilgisayar bilgilerinden yararlanma önerisiyle götürdü ve
hapisten çıkmalarını sağladı.
Ertekin, polis sorgusunda kredi kartlarının çoğaltılmasına yarayan Encoder
cihazını MİT Müdür Yardımcısı Cemal Koç aracılığıyla Erkal Erdem'e gönderdiğini
söyledi. (Hürriyet, 10.09.1996)

Mehmet Zeki Erzen

Bekir Çelenk'in İsviçre'deki ortaklarından. 1969 seçimlerinde Milliyetçi Hareket


Partisi İstanbul milletvekili adayı.

Lazem Esmaeili

İstanbul'da Yeşil tarafından kaçırıldıktan sonra, ailesi tarafından fidye


ödenmesine rağmen, yanlışlıkla öldürülen İranlı uyuşturucu kaçakçısı. (Kutlu
Savaş Raporu)

Erol Evcil

Bursalı işadamı. İş hayatına 1986'da Eşrefoğlu Turizm şirketiyle atıldı. 1991'de


Cavit Çağlar'ın oğlu Mustafa Çağlar ile olan yakınlığı sayesinde iplik işine
girdi. Hem Çağlar, hem de Ali Osman Sönmez'den iplik alarak piyasaya sattı.
İplik piyasasında önemli bir rolü olan tefeci Nesim Malki'nin öldürülmesini
sağladığı Susurluk Komisyonuna gelen bir mektupta ileri sürüldü. Evcil'in
Malki'nin paralarını piyasaya plase eden kişi olduğu ve Malki'ye önemli miktarda
borcu olan Bursalı bir işadamıyla işbirliği yaparak Malki'yi öldürttüğü de iddia
edildi. (Hürriyet, 05.10.1998)
Uzun süre sahte rapor alarak askerlikten kurtulmak için hile yaptığı
gerekçesiyle gıyabi tutuklama kararıyla arandı. Bu sürede İş Bankasından kredi
almayı başardı. Asker kaçağı olarak yakalandıktan kısa bir süre sonra İstanbul
Borsası yönetim kurulunda yer alan ve Özer Çiller'e yakınlığıyla tanınan Adil
Ongen' in Türkbank'ın Evcil'e satışına engel olduğu için Alaattin Çakıcı'nın
adamları tarafından taranması olayına adı karıştı. Soyadını mahkeme kararıyla
Eşrefoğlu olarak değiştirdi. Evcil, İMKB Başkanı Adil ongen ve korumasının
zırhlı makam aracı içinde kurşunlanması olayında Alaattin Çakıcı'yı
azmettirmekle suçlandı. Evcil hakkında 8 yıl 9 ay hapis istemiyle dava açıldı.
İddianamede Evcil'in Türkbank'ı almak istediği, banka müdür muavinlerinden
Burhan Ünlüata'nın bu girişime engel olması üzerine Ünlüata'nın yakın arkadaşı
borsacı Adil öngen'e baskı yaptığı belirtildi. Evcil'in Öngen'i defalarca
73 / 235

telefonla arayarak tehdit ettiği öne sürülen iddianamede, sanığın Çakıcı'yı


devreye soktuğu iddia edildi. (Hürriyet, 05.10.1998)
Erol Evcil'in 12.5 milyon dolar döviz kredisi ve Mart 1996 itibarıyla 1.5
trilyon lira dövize endeksli kredi kullandığı, Türk Ticaret Bankasını satın
almaya çalıştığı, ancak satışın özer Çiller ve İstanbul Borsası üyesi Adil Ongen
tarafından engellendiği, bu yüzden de Adil Öngen'in vurulduğu ileri sürüldü.
Grubunda Eze Zeytincilik A.Ş., E.E.V. Otomotiv Sanayi ve Ticaret A.Ş., Erev
Tekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş., Erin İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş., Eşrefoğlu
Sigorta Aralıcılık Hizmetleri A.Ş. şirketleri bulunuyor. Başbakanlık Denetleme
Kurulu Başkanı Kutlu Savaş tarafından hazırlanan Susurluk raporunda, Erol
Evcil'm İş Bankası ve Türk Ticaret Bankasından kullandığı krediler yer aldı.
Ancak raporun bu bölümü "devlet sırrı" sayılarak kamuoyundan gizlendi. (Kutlu
Savaş Raporu,99) İş Bankası tarafından Erol Evcil'e açılan usulsüz krediler,
bankanın içinde de karışıklıklara sebep oldu. Evcil'e kullandırılan kredilerle
ilgili tartışmalar, müfettiş Ertuğrul Senem1m hazırladığı raporun Teftiş Kurulu
Başkanı Alakan Yumrukçal tarafından örtbas edilmek istenmesiyle tam bir
skandala dönüştü ve Genel Müdür Ünal Korukçu'nun erken emekliliğinde etken
oldu. (Cumhuriyet, 03.10.1998) Çakıcı'nın yakalanması için ABD'ye yollanan
polislere gönderilen 'eksik evrak'ın arkasından İnterpol bağlantılı bazı
polislerle işbirliği yaptığı öne sürülen Evcil olduğu ileri sürüldü. (Hürriyet,
5.10.1998)

Ahmet Kenan Evren

Cumhurbaşkanlığı döneminde, Köşk bünyesinde ASALA'ya karşı aranan ülkücü cinayet


zanlılarının kullanılması operasyonuna onay verdi. 6 Kasım 1983'teki seçimlerden
hemen önce, 22 Ekim 1993'te Çatlı ve ekibiyle resmi ilişki kurularak bu yasadışı
ilişkinin MİT'e devredilmesi sağlandı. (Kutlu Savaş Raporu) Çakıcı'nın devlet
adına Lübnan'daki ASALA kamplarının basılmasında görev aldığı iddiasını "MİT
Çakıcı'yı kullanmış olabilir" sözleriyle değerlendirdi. (Milliyet, 26.09.1993)

Mehmet Eymür

1943 İstanbul doğumlu. Ankara Maarif Koleji, İTİA Yüksekokulundan mezun olduktan
sonra MİT'e girdi. 12 Mart döneminde Hiram Abas'la birlikte Ziverbey'de Faik
Türün 'ün emrinde çalıştı. Ulaş Bardakçı'nın öldürüldüğü operasyona, Kızıldere
operasyonuna katıldı. 1975'te Ankara MİT Bölge Daire Başkanlığı Takip Şube
Müdürü oldu.
1980'de Bulgaristan'a gitti. 1982'de Erkan Gürvit tarafından Köşke çağrıldı.
Marsilya operasyonu olarak bilinen ASALA'ya karşı eylemler için görevlendirildi.
Bulgaristan'da kaçakçıların içine sızdı, ancak kimliği öğrenildi. Son anda
Türkiye'ye döndü. Kendisine çok benzeyen bir Bulgar yüzbaşısı öldürüldüğü ileri
sürüldü. Mardin MİT Bölge Müdürlüğüne getirildi. Buradan Ankara'da
Kontrespiyonaj Dairesi içinde kurulan Kaçakçılık ve İstihbarat Şube Müdürlüğüne
tayin edildi. Başkan Yardımcısı oldu. 9 Şubat 1984'te Genelkurmay Başkanlığından
aldığı izinle Babalar Operasyonunu başlattı. Bu operasyonda işkence altında
alınan ifadeler çok tartışma yarattı ve daha sonra MİT raporuna kaynaklık etti.
Eymür 1985'te MİT Müsteşarı Burhanettin Bigalı'ya yazdığı mektupta "Tetkik
edildiği zaman yukarıda saydığım provokatif operasyonlar olarak nitelendirdiğim
faaliyetlerin (80 öncesi faili meçhul cinayetler) faillerinin (Ağca, Oral Çelik,
Abdullah Çatlı, Aydın Telli) Abuzer Uğurlu, Bekir Çelenk ve Bulgaristan ile
iltisaklı olduğu görülecektir" demişti. (Analiz) Dündar Kılıç, Çakıcı'nın evinde
Semra Özal, Ahmet Özal ve Mehmet Eymür 'ün Uğur Kılıç'ın öldürülmesini
planladıklarını ileri sürdü. Eymür'ün adı Zeynep Ozal'ın eski eşi Asım Ekren'i
kaçırma girişimine de karışmıştı. Eymür'ün Küçükçekmece Cennet Mahallesindeki E-
5 Motelinin arkasında bulunan poligonda ülkücüleri eğittiği de ileri sürüldü.
Dündar Kılıç 28 Ocak 1995'te katıldığı bir televizyon programında Ahmet Ozal'ın
Mehmet Eymür'ün evinde oturan Vahit Kayırıcı'ya para gönderdiğini öne sürdü.
Mehmet Eymür'ün Mehmet Ali Yaprak'ın Çatlı ve ekibi tarafından kaçırılması
74 / 235

olayına karışan MİT elemanı Müfit Sement'i korumak için tanıklara baskı yaptığı
da ileri sürüldü. (Kutlu Savaş Raporu)
ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz, muhalefette olduğu dönemde Tansu Çiller'in
emriyle Mehmet Eymür tarafından konutunun dinlendiğini ileri sürdü. (Hürriyet,
05.10.1995) 29 Mayıs 1996 tarihinde Ankara 12. Noterliğinden yapılan satışla
eski MHP'li ve eroin kaçakçılığından soruşturulan Mustafa Arpacı'dan 1996 model
Chevrolet marka bir cip aldığı ileri sürüldü. Alaattin Çakıcı'nın
yakalanmasından sonra Washington'dan merkeze çağrılan Eymür, emeklilik kararına
direnince MİT yasasının 19. maddesi işletildi ve Başbakan Mesut Yılmaz'ın
onayıyla Şeker Fabrikalarına müşavir olarak atandı. (Yeni Yüzyıl, 02.10.1998)
Mehmet Eymür 'ün Yeşil'i Apo'nun öldürülmesine yönelik 6 Mayıs 1996 tarihli
operasyonda kullandığı da ileri sürüldü. (Hürriyet, 06.10.1998)

Kâmil Ethem Fayganoğlu


İnterpol kayıtlarına göre Frankfurt polisi tarafından uyuşturucu madde
kaçakçılığı nedeniyle aranıyor. Metin Acar ve Vural Çavlar ile ilişkili. Adana
1953 doğumlu. (Silah Kaçakçılığı ve Terör)

Hamit Fendoğlu

Hamido adıyla da tanınan Malatya Bağımsız Belediye Başkanı. 17 Nisan 1978'de


evine gönderilen bir bombalı paketi açarken iki torunuyla birlikte parçalanarak
öldü. Paket, Fendoğlu'nun daha önce tanıdığı ve kendisine Meclis sigarası
gönderen AP Milletvekili Kasım Önadım'm adıyla gönderilmişti. Cenazesinde çıkan
olaylarda 60 kişi yaralandı, 1 kişi öldü. (Reis)

Bülent Bilal Fırat

Ömer Lütfü Topal'a ait olan Akgün Oteli gazinosunun otoparkını işletirken ortaya
çıkan anlaşmazlık üzerine öldürülen adamı. Fırat'ın Topal'ın emriyle İhsan
Karakayalı, Çetin Gencer, Yavuz Murat Balbal tarafından öldürüldüğü 13 Ekim
1998'de Arena programına bilgi veren ve daha sonra polise teslim olan Çetin
Gencer tarafından açıklandı. Bu olayda Topal'ın adamları "cürüm işlemek için
teşekkül oluşturdukları" gerekçesiyle 4 yıla kadar ağır hapis cezası isteğiyle
İstanbul DGM'de yargılanıyorlar.

Duran Fırat

Özel Harpçi astsubay. Hanefi Avcı'nın ifadelerine göre Mehmet Eymür 'ün
çevresinde, Yüzbaşı Kaşif Kozinoğlu ve bir ülkücü grupla birlikte yer alıyor.
Kocaeli Çetesi olarak bilinen Mehmet Hadi Özcan ile bağlantılı. Ayhan Çarkın'ın
Susurluk Komisyonuna verdiği ifadede Duran Astsubay olarak adı geçiyor. Aktüel
dergisinde yer alan bir başka haberde Mahmut Yıldırım'm Metin Atmaca kimliğiyle
23 Kasım 1996'da İstanbul'dan saat 16.40'da kalkan Malev uçağıyla Budapeşte'ye
gitti. (Aktüel) Bu tarihten bir gün sonra Mesut Yılmaz Budapeşte'deki otel
lobisinde Veysel Özerdem adlı Elazığ kökenli bir ülkücü tarafından yumruklandı.
Yıldırım yine Metin Atmaca kimliğiyle 28 Kasımda uçakla Ankara'ya döndü. Ertesi
sabah yine uçakla İstanbul'a gitti ve tekrar Macaristan'a döndü. Bu uçakta MİT
mensubu olduğu bilinen Astsubay Duran Fırat da bulunuyordu. Kutlu Savaş
tarafından hazırlanan soruşturma raporunda Duran Fırat'la Hadi Özcan arasında
geçen bir telefon konuşmasının kayıtlarına da yer verildi. (Susurluk
Tutanakları)
75 / 235

Robert Kevin Forster

Eski Fenerbahçe Klübü yöneticisi Erol User'le birlikte Sterling National Bank'a
ait çalıntı çeki üzerine 25 milyon dolar yazarak tahsil ermeye çalışırken Mart
1997'de yakalandı. User kefaletle tahliye edilirken, Forster 14 Ocak 1998'de
tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Forster 1993'te İzmir'de sahte
şifreyle bankadan 112 milyon İsviçre Frangı çekmek isterken yakalanıp 2 yıl
hapis ve 1.9 trilyon lira para cezasına çarptırılmıştı. (Hürriyet, 15.01.1998)

Graham Fuller

CIA eski Türkiye ve Ortadoğu Masası şefi. ABD Ulusal İstihbarat Konseyi Başkan
Yardımcısı ve Ortadoğu Başanalisti. İran-Contra skandalındaki önemli isimlerden.
1948'de kurulan Rand Corporation'da analist olarak çalıştı. Türkiye, Ortadoğu ve
Ortaasya'ya ilişkin analizleriye tanınıyor.

Ahmet Ercüment Gedikli

Bahçelievler katliamı sanıklarından ülkücü militan. Ali Yurtaslan'ın


itiraflarında babası MHP yanlısı albay olduğu için tahliye edildiği ileri
sürüldü. 15 Mayıs 1980'de tahliye edildi. Karar 17 Mayıs 1983'te verildi, ancak
defalarca bozuldu. 1987'de, Haluk Kırcı'yla birlikte yedişer kez idam cezası
aldı. Ülkü Ocaklarının Bahçelievler bölge sorumlusuydu. Yargıtay Ceza Genel
Kurulu Ahmet Ercüment Gedikli'nin Haluk Kırcı ve Kadri Kürşat Poyraz'la birlikte
katliama bizzat katılanlardan olduğuna karar verdi. 22 Aralık 1997'de Edirne-
İstanbul otoyolunun 17. kilometresinde meydana gelen Tem cinayeti olarak
adlandırılan olaya adı karıştığı için polis tarafından aranıyor. (Reis,
Cumhuriyet, 16.01.1998)

İbrahim Genç

Döviz bürosu sahibi. 8 Eylül 1996'da gazetelerde yer alan bir haberde İçişleri
Bakanlığı müfettişlerine verdiği ifade yer aldı. Bu ifadeye göre Genç, 6 Şubat
1996 tarihli 12.8 milyar liralık çeki poliste Abdullah Sülük ile birlikte
kendisinin de adını veren Ziya Ayçan yüzünden rüşvet olarak Sedat Demir'e
verdiğini söyledi. (Susurluk Tutanakları)

Kasım Gençyılmaz

Ülkücü mafya babası. 1995'te tefeci Veli Sözdinler'in ayağından vurulması ve


1996'da öldürülmesi olayından dolayı gıyabında müebbet hapse mahkûm oldu.
Cezaevinden firar etti. 1996'da Rauf Denktaş'ın Bilkent Üniversitesinde okuyan
torunu Rauf'u bacağından yaraladı. 1997'de Zeki Çatalo'nun öldürülmesine
karıştı. Ankara Merkez Kapalı Cezaevinde çıkan ve Emre Doğan'ın ölümüyle
sonuçlanan silahlı çatışma haberi nedeniyle 19 Ocak 1998'de Sabah gazetesi
muhabiri Kâmil Elibol'u adamları Murat Doğru ve Sertaç Akkuş'a vurdurttu.
Ankara'da elinde telsizle bakan koruması kisvesi altında dolaştığı ileri
sürüldü. 14 ayrı suçun faili ya da azmettircisi olarak aranırken 4 Nisan 1998'de
Bolu Gerede ilçesinde bir otelde yakalandı.
76 / 235

Harun Gerçek

15 Haziran 1977'de Erzurum Atatürk Üniversitesi öğretim üyelerinden Doçent Orhan


Yavuz'u Bekir Kum takma adlı Cezayir Baysal'la birlikte bıçaklayarak öldüren
ülkücü militan. (ASC)

Yusuf Geyik

Bozo lakaplı TİKKO itirafçısı. Kırklareli Cezaevinde Alaattin Kanat ve diğer


itirafçılar gibi dışarı çıkarılıp sorgulara sokulduğu ve Çerkes Ethem adını da
kullandığı ileri sürüldü. Yeşil olarak bilinen Mahmut Yıldırım'm Gazi
olaylarını başlattığı ileri sürüldükten sonra, Yusuf Geyik'in de Yeşil'le
birlikte bu olayda yer aldığı adını açıklamak istemeyen emniyet yetkilileri
tarafından ileri sürüldü.

Yusuf Gharachehdaghai

16 Aralık 1996'da Atatürk Havaalanında 28 milyar liralık dövizle yakalanan Dilek


Örnek'le birlikte yargılanan İranlı. Kapalıçarşı'da bulunan Azer Döviz Büfesinin
Lokman Ghodsi Mahbood Alam ile birlikte ortağı.
Kurye Dilek Örnek'in getirdiği paraları teslim alan Mehmet ve Abdüllatif Alakel
bu paraları Gharachehdaghai'ye teslim ediyorlardı. Gharachehdaghai, Lokman
Ghodsi Mahbood Alam ile birlikte 7 Eylül 1996'daki Hurşit Han'a yönelik eroin
operasyonundan da aranıyordu.

Kirman Cilan

Kars'ta 1979'da öldürülen sol eğilimli edebiyat öğretmeni Talat Temel cinayetine
karıştı. Akın Birdal suikastının azmettiricisi olarak yakalanan Semih Tufan
Gülaltay polise verdiği ifadede 1987'de Sincan'da Kirman Gilan'ın işlettiği
bilardo salonunda Asker Mustafa lakaplı biriyle tanıştığını, Asker Mustafa'nın
da kendisini Duran Fırat aracılığıyla Yeşil'le tanıştırdığını anlattı.
(Artıhaber, 40/1998)

Ekrem Gocay

İlk MİT raporunda, Mehmet Ağar'ın dayısı Yılmaz Akçadağ'ın ortağı ve kimi polis
müdürlerinin paralarını Akçadağ ile beraber işleten isim olduğu ileri sürüldü .
(1. MİT Raporu)

Muhammed Jamal Gonzari

Kasım 1988'de ortaya çıkarılan iki İranlıya ait hayali ihracat olayında kilit
konumda olan işadamı. Nepa isimli şirketin sahibi Asad Gonzari 'nin ağabeyi. Bu
olaydan sonra kardeşlerine kurdurduğu Nepa isimli şirketin çok sayıda hayali
ihracat olayına karıştığı ve Gonzari 'nin değişik ihracatçılar adına Türkiye'ye
döviz transferi yaptığı ortaya çıktı. (Hürriyet, 24.11.1988)

Eyüp Zafer Gökbilen

Kıbrıs Teakwando Federasyonu Başkanı. Ülkücü. Girne'nin en büyük oteli Kaşgar


Court'un sahibi. Abdullah Çatlı'nın Kıbrıs'a gelmesi sırasında Ercan
Havaalanının VIP salonunu açtırıp, "Emniyet müdürü geliyor" diye resmi karşılama
77 / 235

töreni yaptırdığı ileri sürüldü. 13 Ocak 1993'te Bektaş Korkusuz'u kaçırarak


haraç almaya kalkan Burhan Mahmutoğlu'nun ifadesinde "bu işe MİT'İ karıştırma"
uyarısı yaptığı ileri sürüldü. (Gazete Pazar, 09.11.1997)

Melih Gökçek

Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kururhu Genel Müdürlüğü yaptığı dönemde 1990
ve 91 yıllarında ihtiyacın çok üzerinde 30 bin çift kalitesiz ayakkabının satın
alınmasından sorumlu olarak kurumu 850 milyon lira zarara uğrattığı ve Seçil
Ticaret ile Emek Ucuzluk Pazarı şirketlerine haksız kazanç sağladığı ileri
sürüldü. 20 Ekim 1991 seçimlerinde milletvekili seçildiği için dokunulmazlığı
nedeniyle yargılanmadı. Danıştay 2. Dairesi tarafından verilen 1993/2715 sayılı
kararda Gökçek'in maiyetinde çalışan memurların mevzuata aykırı eylem ve
işlemlerini kapsayan suçlara katıldığı için hakkında suç duyurusunda
bulunulmasına karar verildi

Deniz Gökçetin

İstanbul Emniyet eski Müdür Yardımcısı. Söylemezler'den rüşvet aldıkları ve


Metin Göktepe soruşturmasında, sanık polislere işkence yaptıkları gerekçesiyle
yargılanan polis müdürlerinden. 4 Eylül 1996'da aranmaya başlandı, 17 Ocak
1997'de yakalandı. Söylemez Kardeşlere yardımcı olduğu için Asayiş Şube Müdürü
Sedat Demir, Cinayet Büro Amiri Erdal Durmaz, Mehmet Faysal Söylemez, Halim
Karataş, Levent Şeker, Gazi Dönmez, Cengiz Akgün ve Mehmet Aslan Ünal'la
birlikte yargılandı.

Hayrettin Gökdemir

Süleyman Demirel'in yakın çevresinden Elazığlı emekli polis memuru. Demirel'in


Cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra Çankaya Köşkünde başdanışman olarak yer aldı.
8 Ekim 1997'de Avukat Sadık Tokuçluoğlu'nun öldürülmesinde azmettirici olan
Halil Hikmet Karabacak'ın 1996'da İstanbul'da Fors Döviz şirketindeki ortağı
Musevi işadamı Matio Almazino'ya kaptırdığı paraları kurtarmak için Hayrettin
Gökdemir'in devreye girdiği ileri sürüldü.
İddialara göre Karabacak, Tokuçoğlu cinayetine de karışan Hayati Baran ve
Ertuğrul Özgül'le birlikte 1996 yılı Martında Çırağan Otel'de Almazino ile
buluştular ve tehditle 1.2 milyon dolarlık çek alarak Fors Döviz'in Karabacak'a
devrini sağladılar. Abullah Çatlı'nın da karıştığı ileri sürülen bu olayla
ilgili dava İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinde açıldı. Hayrettin Gökdemir,
olayda tehdit iddialarını yalanlarken Almazino'nun kendi isminin kullanılarak
baskı yapıldığını söylediğini, kendisinin de "bir şey olursa bana haber ver"
dediğini söyledi. (Sabah, 12.10.1887)
Yeraltı dünyasının ünlü isimlerinden Kürşat Yılmaz'ı kaçmadan önce Burdur
Cezaevinde ziyaret eden isimler arasında yer aldı. Yaptığı açıklamada eski dostu
olan Kürşat Yılmaz'ı Burdur'dan geçerken şöyle bir uğrayarak ziyaret ettiğini
söyledi. (Hürriyet, 26.03.1998)
Yeşil olarak tanınan Mahmut Yıldırım Ocak 1995'te Ankara'da yakalandığında
üzerinden Cumhurbaşkanlığının 440 72 12 numaralı telefonu "Hayri Baba" adıyla
çıktı. Yeşil'in Hayrettin Gökdemir 'i cep telefonundan da aradığı Kutlu Savaş
raporundan sonra ortaya çıktı. (Aktüel, 11.06.1998)

Arif Gökdemir

Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Hayrettin Gökdemir'in oğlu. Dokuz ayrı suçtan


aranırken 6 Mart 1996'da Bolu'da üzerinde Hüseyin Yücel adına düzenlenmiş bir
sahte kimlikle yakalandı. Ayrıca üzerinden çıkan Başbakanlık koruması ve polis
kimliklerini bazı tesislere ve havuza girmek için aldığını söyledi. 1997
78 / 235

Martında Türkiye'ye kaçak olarak getirdikleri otomobilleri sahte plaka ve


ruhsatla pazarlarken yakalanan Yavuz Uçar, Yılmaz Kargı, Erkan Kızıltaş, Erhan
Tavukçu, Murat Doğancık, Adem Karatepe ve Ramazan Şenocak ile ilişkili olduğu
ileri sürüldü. Şebekenin Bulgaristan bağlantısını sağlayan Veysel Özçiçek, Suat
Selami Yenal ve Selim Özkaraşoğlu'nun yakalanması için İnterpolü devreye soktu.
Operasyonlarda, otolardan çaldıkları teypleri İstanbul'da satan Hakan Başer,
Ahmet Göçmüş ve Nevzat Daraklı suçüstü yakalandı. (Sabah, 03.03.1997) Ankara'da
süren davada Arif Gökdemir'in "nüfuz kullanarak" doktor raporları aldığı ve
mahkemeye çıkmadığı ileri sürüldü. (Aktüel, 11.06.1998)

Hamit Gökenç

1957 Malatya doğumlu. Ülkücü ilkokul öğretmeni. Adı 7 Haziran 1979'da Malatya'da
öğretmen Nevzat Yıldırım'm Oral Çelik tarafından öldürülmesi olayına Fahri
Yüksel, Doğan Sarı, Nazmi Poyraz'la birlikte karıştı. Elazığ Sıkıyönetim
Mahkemesindeki bu davada beraat etti. 5 Şubat 1980'de Malatya Pasaport Şubesinde
kendi adına çıkarttığı pasaportu Mehmet Ali Ağca'ya verdiğini 5 Aralık 1980
tarihli polis ifadesinde kabul etti, ancak daha sonra 29 Aralık 1980 tarihli
savcılık ifadesinde bu bilgiyi reddederek pasaportun çocuğu tarafından
yırtıldığını söyledi. Nurettin Güven'le birlikte Türkiye'den Kuzey Avrupa'ya
yönelik uyuşturucu trafiğinin önde gelen isimleri arasına girdi. 1993 Kasımında
Fransa Calais'de 23 kilo eroinle yakalanacakken şans eseri kurtuldular.
İngiltere'ye kaçtılar. 21 Nisan 1994'te Londra'da Selahattin Aydınalp ve Ali
Erdal adına düzenlenmiş iki hususi pasaport ve 2 silahla yakalanan Nurettin
Güven'm yanında yakalandı. Yakalanan Hasdasi ve Browning marka silahların
Emniyet Genel Müdürlüğüne ait olduğu ileri sürüldü. İngiliz polisinin olayı
bildirmesine rağmen, Emniyet Genel Müdürlüğü bu olayla ilgilenmedi. (Susurluk
Tutanakları, 335)

Aydın Göker

Yener Üçüncü, Adnan Çiçek, Hasan Taşkın, Ferdi Heybet, Ali Gürsel, Sinan Zenbil,
Mehmet Mustafa Bingöl, İsmet Bütün ve Süleyman Tüfekçi'yle birlikte Bebek'te
Nurullah Tevfık Ağansoy'un da içlerinde bulunduğu 4 kişinin ölümü, 5 kişinin
yaralanmasıyla sonuçlanan olayda çete oluşturmak suçundan yargılandı. Yener
Üçüncü'yle birlikte İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinde başka bir cinayetten de
yargılanıyordu. 9 Temmuz 1997'de Deniz Taksi davasından tahliye edildi. (Ağansoy
Dosyası)

Ergun Göknel

İSKİ Genel Müdürüyken, ihalelerin hakedişlerinin ödenmesi için rüşvet aldığı


gerekçesiyle soruşturuldu. Usulsüz klor alımı nedeniyle 3 Ocak 1995'te 8 yıl 4
ay hapis cezası Yargıtay tarafından onaylandı. Ayrıca Moda Kollektörü'nün
yapımcısı Torno Yöntaş şirketine 5 milyon dolar fazla ödeme yapılması nedeniyle
yargılandı.

Mikail Göleli

Iğdırlı. 70'li yıllarda Ankara Abidinpaşa semtinin tetikçi ülkücülerinden. 12


Eylül 1980'den sonra yurtdışına kaçtı. 2. MİT raporunda Rıza Savcı, Rıza Savı ve
Michael Göleli adlarına düzenlenmiş iki yeşil, bir de hususi pasaport taşıdığı
ileri sürüldü. 4 Nisan 1987'de Brüksel'de silahlı çatışmada iki kişiyi yaraladı.
25 Mart 1992'de Brüksel'de Avenue Louise'de Le Picotin adlı diskotekte
uyuşturucuyla yakalandı. 1995 seçimlerinde Iğdır'dan MHP 1. sıra milletvekili
adayı oldu, MHP barajı aşamadığı için seçilemedi. (Reis)
79 / 235

Orhan Gönülal

Mimar. Bodrum'da Ömer Lütfü Topal tarafından öldürtülen Regata Otelinin sahibi
Hikmet Babataş'ın kardeşi Yaşar Babataş'ın Diyarbakır Emniyet Müdürlüğünde
verdiği ifadeye göre, Hikmet Babataş'ın ölümünden sonra Mimar Orhan Gönülal 'ın
kendisine gelerek Abdullah Çatlı tarafından görevlendirildiğini ve oteli ele
geçirmeye çalışan Topal'a karşı birlikte çalışabileceklerini söyledi.
(Cumhuriyet, 26.12.1997)

Selim Gösterişli

Avrasya Feribotu'nun kaçırılması sırasında devreye girerek pazarlıklar yaptı.

Mehmet Gözen

Yeni MİT raporunda Özel Örgütte bulunduğu ileri sürülüyor. Nurettin Güven'in
bacanağı, Ülkü-Bir derneği üyesi. (2. MİT Raporu)

Horst Grillmayer

Avusturyalı silah kaçakçısı. Uğur Mumcu, Papa Mafya Ağca adlı kitabında "batı
basının pek üzerine gidemediği" Grillmayer'm Papa suikastında kullanılan silahı
ülkücü teröristlere satan kişi olduğunu söylüyor. 11 Ocak 1983'te Avusturya-
Çekoslovakya sınırında çok sayıda tabanca ve otomatik tüfekle yakalanan ve
çıkarıldığı Viyana mahkemesinde gizli oturumla yargılanan Grillmayer Ömer
Bağcı'nın 9 Mayıs 1981'de Ağca' ya verdiği Browning'i satan kişi. (Papa, Mafya,
Ağca / Reis / Mesih Papayı Neden Vurdu)

Semih Tufan Gülaltay

İHD Genel Başkanı Akın Birdal'a yapılan suikastın planlayıcısı ve azmettiricisi


olarak emekli Binbaşı Namık Zihni Ozansoy'un evinde 2 Haziran 1998'de yakalandı.
Gülaltay 'ın adı Ankara'da Samime Sanay'ın bürosuna yapılan silahlı baskın
olayına ve 1997 Kasım ayında Musevi asıllı tekstilci Hayati Ennekavi Vensiyon'un
vurulması olayına karışmıştı. Polise verdiği ifadede Yeşil kod adlı Mahmut
Yıldırım ile 1987'de Sincan'da bilardo salonu işleten Kirman Gilan'ın
tanıştırdığı Asker Mustafa lakaplı kişi aracılığıyla tanıştığı Duran Fırat
tarafından tanıştırıldığını söyledi. Cengiz Ersever'i kendisine Yeşil'in
tanıştırdığını anlattı.

Muradi Güler

Alaattin Çakıcı'yla birlikte Fransa'da yakalanan Ülkücü militan. 1978'de Ferhat


Tüysüz, Oğuzhan Cengiz, Veli Can Oduncu, Fuat Çatalbaş, Ömer Uyar, Yusuf Arpacı,
İsmet Koçak, Nizamettin İşçi, Vedat Kasımlar, Halil Güner, Mustafa Yılmaz ve İ.
Yüksel Erdoğan gibi ülkücü militanlarla birlikte Abdullah Çatlı tarafından
organize edilen firarla İstanbul Bayrampaşa Cezaevinden kaçtı. 15 Temmuz 1980
günü İstanbul Mecidiyeköy'de CHP Milletvekili Abdurrahman Köksaloğlu'nun
öldürülmesine karıştı. Alaattin Çakıcı'yla birlikte Fransa'da yakalandı.
Hakkındaki arama kararının poliste yok edildiği bu olaydan sonra ortaya çıktı.
(Radikal, 21.98.1998)

Hulusi Gülgü
80 / 235

Eski astsubay. Görev yaptığı Metris Cezaevinde yatan kabadayılardan Mehmet


Öktem'in kaçmasına yardımcı olduğu için ordudan atıldı. Titan'ın patronu Kenan
Şeranoğlu'nun sağ kolu olarak tanınan Hayrettin Bayhan'la Mahmut Ural, Murat
Öncel ve Bedii Patır arasında çalınan 694 bin markın tahsiliyle ilgili çıkan
tartışmada Ural ve Öncel'in olay yerinde ölümü üzerine, ölenlerin arkadaşı
olarak gözaltına alındı. (Hürriyet, 03.05.1998)

Bekir Gültaş

Kardeşi Selami Gültaş'la birlikte Münih'te Vardar Eksport şirketinin sahibi.


Abuzer Uğurlu'yla birlikte çeşitli kaçakçılık olaylarına karıştılar. Ağca'ya
Bulgaristan'da sahte pasaport veren Ömer Mersan da Vardar Eksport şirketinde
çalışıyordu. (Papa, Mafya, Ağca 56,101)

İbrahim Gümrükçüoğlu

Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e suikast girişiminde bulunan isim.


Gümrükçüoğlu'na verilen silah ruhsatı için soruşturma açıldı. Ayrıca MHP Gölcük
Yönetim Kurulu Üyesi Murtaza Didin, Gümrükçüoğlu'nun Kemal Öktem'e ait olduğu
ileri sürülen Pendik Kurtköy'deki kampa Ahmet Orhan Say tarafından getirildiğini
ileri sürdü. İstanbul DGM'de süren davada Gümrükçüoğlu Adli Tıptan şuurunun
yerinde olmadığına dair bir rapor aldı. (Sabah, 26.09.1997)

Mustafa Günaydın

İstanbul Boğaz Köprüleri Koruma Şube Müdür Yardımcısı iken kullandığı 560 SLC
marka lüks Mercedes otomobilin kaçak olduğunun anlaşılması üzerine 16 Eylül
1992'de yapılan bir operasyonla yakalandı ve açığa alındı. (Meydan, 17.09.1992)

Nuri Gündeş

İstanbul MİT eski Bölge Müdürü. Harp Okulu mezunu, 23 yıl çalıştığı MİT'ten,
Hiram Abas'ın geri döndüğü 1986 tarihinde "prensip nedeniyle" ayrıldı. İlk MİT
raporunda, yeraltı dünyasıyla ilişki kurduğu ileri sürüldü. Raporda yer alan
iddialarda, Gündeş'in Dündar Kılıç'la iş yaptığı, Şükrü Balcı, Nevzat Ayaz ve
Fahrettin Aslan'la birlikte gayri müslimlerden haraç alınması işine akrabası
Hacı Ali Aslan ve Cengiz Abaoğlu ile birlikte karıştığı, Başak Grubu sahipleri
hayali ihracatçı Ertan Sert ve Turan Çevik'i himaye ettiği, eski MİT Müsteşar
Yardımcısı Nihat Yıldız'ı Başak Holding'e soktuğu, Erdoğan Demirören'in
Arşimidis cinayetini kapattığı, Emin Cankurtaran'm Kapıkule'de takılan bir
TIR'ını Gümrük Müdürü Birol Kalkan kanalıyla kurtardığı, Birol Kalkan'ı daha
sonra Mataracı davasında koruduğu ileri sürülüyor. Gündeş'in Tansu Çiller
döneminde Başbakanlık İstihbarat Müsteşarlığına getirildiği ve kimi istihbarat
raporlarını Başbakanın eşi Özer Çiller'e verdiği Susurluk Tutanaklarında yer
aldı. (1. MİT Raporu, MİT Etütleri, Susurluk Tutanakları)

Metin Günyol

Marmaris Martı Otelinin Casino yöneticilerinden. Eski MİT Dış İstihbarat Dairesi
Başkan Yardımcısı. Çatlı, Bucak ve Kocadağ'la kazadan önce Marmaris'te
konaklayarak Günyol ile görüştüğü ileri sürüldü. Uğur Mumcu'nun Papa
suikastından önce Mallorca'da Ağca ile görüştüğünü ileri sürdüğü eski MİT
görevlisinin de Mumcu'nun sandığı gibi Gündeş değil, Metin Günyol olduğu ileri
sürüldü. Günyol'un İpekçi suikastını soruşturan MİT görevlisi olduğu, daha sonra
ASALA operasyonunda kullanılan ülkücülerle bağlantıyı sağladığı ve "Mete Bey"
olduğu ileri sürüldü. (YeniYüzyıl, 27.02.1997) Abdi İpekçi'nin eşi Sibel İpekçi
81 / 235

ise İpekçi suikastı soruşturmasına katılan Mete Beyin avukat Necdet


Küçüktaşkıner' m ortağı Mete Bozbora olduğunu ileri sürdü. (YeniYüzyıl,
05.03.1997) İstanbul DGM Savcılığı tarafından hazırlanan iddianamede Çatlı'nın
cep telefonundan tam üç kez Metin Günyol ile görüştüğü belgelendi. Günyol ise
Susurluk Komisyonuna verdiği ifadede Mete Bey olmadığını, 1980 öncesinde Turan
Çağlar gözaltına aldığı için kendisinin suçlandığını ileri sürdü. (Susurluk
Tutanakları, 1421-1455)

Ergün Gür

Balıkesir Spor Klübü eski Başkanı. Balıkesir Seyahat'le sahibi olduğu Misyatur
otobüs işletmeleri arasında rekabetten ortaya çıkan çatışmada 8 kişi öldü. 16
Kasım 1997'de Ergün Gür'e silahlı saldırıda bulunduktan sonra yakalanan Orhan
Kılıç, polisler tarafından etkisiz hale getirildiği sırada Ergün Gür 'ün adamı
Kadir Kurt tarafından öldürüldü.
Rakip şirket Balıkesir Seyahat'ın ortaklarından Fuat Mutlu'nun evinin yanında
kiraladıkları apartman dairesinde 3 silah, 151 mermi, 2 el bombası ve iki çelik
yelekle yakalanan Ergün Gür ve adamları Kadir Kurt ile Kenan Poyraz 23 Aralık
1997'de l yıl 2 ay ile, 5 yıl arasında hapis czelarına çarptırıldılar. (Anadolu
Ajansı, 23.12.1997) Ayrıca her iki şirketin yetkilileri hakkında çete
oluşturmak, tasarlayarak adam öldürmek gibi suçlamalarla İstanbul DGM'de dava
açıldı. 3'ü tutuklu 17'si gıyabi tutuklu 20 sanıklı davada Fuat Mutlu, Metin
Çayanlı, Yılmaz Kocagöz ve Aydın Gümüş hakkında kan gütmek saikiyle adam
öldürtmeye azmettirmek, Ertuğrul Özen, Polat Herman, Semih Cem Mutlu hakkında
ise kan gütme saikiyle tasarlayarak adam öldürmek suçlarından idam cezası
isteniyor. (Sabah, 11.03.1998)

Naci Gür

3. Kolordu Komutanlığı Başsavcılığı yaparken 8 Mart 1978'de geçirdiği şüpheli


trafik kazası sonucu öldü. DGM savcılığı da yapan Gür, 12 Mart döneminde, Cayan
davasında da savcı olarak yer almıştı. Gür, aynı zamanda Milli İstihbarat
Teşkilatının İstanbul'daki üst düzey yöneticilerinden biriydi. Beyni
parçalanarak ölen Gür 'ün üzerinden dokuz ayrı kimlik, şifreli bir pusula, altı
değişik kişisel adres, üç banka cüzdanı ve on iki anahtar çıktı. Gür 'ün yanında
bulunan bir zarf içinde
Ermeni örgütlerine ilişkin 12 ayrı not, bir Ermeni kadınla ilgili özel notlar da
bulunmuştu. Olay yerinde yapılan keşif sırasında aracın şoför mahallinde önemli
bir hasara rastlanmamış, hatta kan ve saç izi de bulunmamıştı.
Fenerbahçe Dalyan'da oturan Gür, saat 04.30'da bilinmeyen bir nedenle anayoldan
ayrılarak Hasanpaşa yönüne giden arayola sapmış, büyük bir hızla geldiği tahmin
edilen araç anlaşılamayan bir nedenle üç metrelik hendeğin üzerinden on metre
ileriye uçmuştu. Ancak yol üzerinde de hiçbir fren izine rastlanamamıştı.
(Hürriyet 09.03.1978) Gür o dönemde ordu depolarından çalındığı anlaşılan ve
1978'den başlayarak bütün Türkiye'de sabotaj ve katliamlarda kullanılan çok
miktarda TNT tipi patlayıcı maddeye ilişkin soruşturmayı da yürütmekteydi.
Olaydan kısa bir süre sonra otomobilin rotbaşlarının eğelendiği ileri sürüldü.
Ancak olay kayıtlara bir trafik kazası olarak geçti.

Ali Rıza Gürbüz

İzmir ve İsviçre'de otelleri bulunan Alibaba Reisen adlı turizm şirketinin


sahibi. 1995 seçimlerinde İzmir MHP 2. Bölgede 1. sıradan milletvekili adayı
oldu. İzmir'deki otelinin Türkeş'in yazlığına yakınlığı sayesinde aday olduğu
ileri sürüldü. Zürih polisince arandığı, uyuşturucu kaçırmak ve kara para
aklamakla suçlandı. MHP İzmir İl örgütünü karıştıran bu iddiaları ortaya
attıkları gerekçesiyle eski İl Başkanı Naşit Birgüvi, İsa Ambarcı, Kenan Aksoy,
82 / 235

Levent Özbay, Zeki Gündoğdu, Ercan Akbaş ve İbrahim İyiçi MHP'den ihraç edildi.
(Cumhuriyet, 07.12.1995)
Ali Rıza Gürbüz 17 Şubat 1996'da Zürih'in Oerlikon semtinde yapılan bir polis
baskınında ele geçen 40 kilo eroin ve 150 kilo katkı maddesiyle ilgili olarak 2
Türk ve 3 Yugoslavla birlikte yakalandı. (Hürriyet,20.02.1996) Seçim
kampanyasında 70 milyar lira harcayan Gürbüz 'ün seçim için Yugoslav mafyasından
da 500 bin frank borç aldığı ileri sürüldü. Bir başka iddiada Gürbüz 'ün İzmir
Özdere'deki otelinde Alaattin Çakıcı'yı sakladığı ve Çakıcı'nın etkisiyle aday
olduğu ileri sürüldü. (Milliyet, 22.02.1996)

Mehmet Gürbüz

Ağca'yı Kartal Maltepe Cezaevinden kaçıranlar arasında olduğu için yargılandı.


1988'de İstanbul Tarlabaşı'nda çok miktarda esrar ve çalıntı deri ile yakalandı.
(Milliyet, 22.01.1988)

Osman Gürbüz

1 Aralık 1994'te Gebze'de şarampole yuvarlanan 06 MKZ 82 plakalı araca yardım


etmek isteyen polislerin şüphelenmesi Üzerine Ahmet Tecen adına düzenlenmiş
polis kimliği gösterdi, daha sonra çıkan çatışmadan sonra kaçtı. Gerçek kimliği
daha sonra anlaşıldı. Otomobilde yapılan aramada bir cep telefonu, 9 mm çaplı ve
41853 seri numaralı çek yapısı bir tabanca ve askeri elbiseler ve malzemeler
bulundu. Otomobil, hakkında çalıntı kaydı olduğu halde 21 Aralık 1994'te Emniyet
Genel Müdürlüğüne gönderildi ve 18 Temmuz 1995 tarihine kadar kullanıldı.
(Susurluk Raporu, 338) Osman Gürbüz daha sonra 1997 Mayıs ayında İstanbul
Sıraselviler Caddesinde bulunan bir büroda bir MP-5 ve bir Kalaşnikofla ve
Nurettin Elibol adına düzenlenmiş sahte kimlikle yakalandı. Gürbüz silahları
kendisine Ziya isimli bir polisin bıraktığınrve Ankara'da görev yapan Bülent
Öztürk isimli yüzbaşının da kendisine bir silah hediye ettiğini söyledi. Beyoğlu
Cumhuriyet Savcılığınca hazırlanan iddianamede, Osman Gürbüz 'ün "Sahte mühür ve
belge bulundurmak", "sahte otomobil plakası kullanmak" ve 6136 sayılı "Ateşli
Silahlar Kanunu"na muhalefet etmek suçlarından toplam 39 yıla kadar ağır hapis
cezasına çarptırılması isteniyor. Osman Gürbüz'le yakalanan emekli General Habil
Küçük'ün de yine 6136 sayılı "Ateşli Silahlar Kanunu"na muhalefet etmek suçundan
2 yıla kadar hapsi talep ediliyor. Bu arada, Osman Gürbüz kalmakta olduğu
Bayrampaşa Cezaevinin müdürlerinden Ali Birinci'ye rüşvet verdiği için Eyüp Ağır
Ceza Mahkemesinde 12 yıl hapis cezasıyla yargılanıyor. (Sabah 17.05.1998)

Ragıp Gürdel

11 Ağustos 1988'de Kapıkule'de 125 kilo kaçak altın yakalanan Adriyatik


şirketine ait otobüsün sahibi. Kapıkule'de yakalanan yüksek miktarda kaçak
altına ilişkin soruşturma, Osman Mirza'nın gözaltına alınmasıyla, Magaryan
Kardeşlere ve Muhammed Şekerci'ye kadar uzanan bir para zincirinin Türkiye'deki
ilişkilerinin önemli bir bölümünü ortaya çıkardı. (Hürriyet, 12.08.1988)

Kenan Gürel

Mart 1995'te Azerbaycan'da ortaya çıkan darbe girişimine karıştığı için halen
Azerbaycan'da tutuklu bulunun işadamı. Darbenin başarısızlığa uğramasından sonra
Ferman Demirkol, Cumhurbaşkanının ricasıyla Türkiye'ye getirilirken, Gürel'in
feda edildiği ileri sürüldü. (Kutlu Savaş Raporu)

Atilla Gürle
83 / 235

Emateks Tekstil Fabrikasının sahibi Hayati Ennekavi Vensiyon'u Çorlu'ya bağlı


Velimeşe kasabası yakınlarındaki fabrikasından çıkarken ayağından vurduktan
sonra yakalanan isim. İstanbul'da yakalanan Gürle, bu işten 70 bin dolar
alacaklarını söyledi. Bu olayın arkasında İHD Genel Başkanı Akın Birdal'a
yapılan suikastı planlayan ve azmettiren Semih Tufan Gülaltay'ın yer aldığı
ileri sürüldü. (Hürriyet, 26.11.1997)

Erkan Gürvit

Kenan Evren'in damadı. MİT görevlisi. ASALA'ya karşı ülkücü katillerin


kullanıldığı ilk operasyonların, Evren'in devlet başkanı olduğu dönemde, Köşkte
Erkan Gürvit ve Hiram Abas tarafından başlatıldığı ileri sürüldü.

Murat Toros Gürkaya

Yeraltı dünyasının önde gelen isimlerinden Enis Karaduman'ın Asil Nadir'le olan
uyuşmazlığı nedeniyle, İmpeksbank önünde bekleyerek Bülent Şemiler zannettiği
başka bir kişiyi yaralamak suçundan 22 Ekim 1994'te Şişli 3. Asliye Ceza
Mahkemesi tarafından tutuklandı. Gürkaya 'nın yaraladığı kişinin Nesim Malki
olduğu ileri sürüldü.

Ertuğrul Güven

MİT eski Müsteşar Yardımcılarındandı. Güven, Emre Taner'le birlikte Teoman


Koman'ın Müsteşarlıktan ayrılırken gösterdiği iki müsteşar adayından biri oldu.
Ancak iki adayın çekişmeleri yüzünden hiçbiri müsteşar olamadı.(Bir Gizli
Servisin Tarihi) Mehmet Eymür'ün MİT'e geri alınmasına karşı çıktığı için
Bakü'ye gönderildi. Mart 1995'te Azerbaycan'daki darbe sırasında darbeye
karıştığı gerekçesiyle Aliyev'in de baskısıyla, başarısızlığı bahane edilerek
merkeze alındı, ardından emekli olmak zorunda bırakıldı.
Güven, darbeye karışmakla suçlanırken, darbe girişimini Süleyman Demirel'e haber
veren ismin Güven olduğu ve MİT İstihbarat Daire Başkanı Yalçın Ertan imzalı bir
kripto ile darbe girişiminin Aliyev'e haber verilmemesi istendiği ileri sürüldü.
(Cumhuriyet, 19.02.1998)

Fesih Güven

Bayrampaşa Cezaevi ikinci müdürüyken, 12 Eylül 1995'te Yeni Günaydın gazetesi


sahibi Bekir Kutmangil'i öldürmekten idam istemiyle yargılanan İbrahim Cici'nin
iki silahını ve cep telefonunu cezaevi dışına çıkarmaya çalışırken suçüstü
yakalandı. Suçunu itiraf eden Güven, daha önce de cezaevine iki kez uyuşturucu,
bir kez cep telefonu ve tabanca soktuğunu söyledi. Buna bağlı operasyonda
"simitçi" lakaplı Sami Harman, Şaban Erkol ve Salman Çetin isimli gardiyanlar
gözaltına alındı. Şaban Erkol, Narkotik Şube nezarethanesinde şüpheli bir
biçimde "ölü" bulundu.

Nurettin Güven

Malatyaspor eski başkanı. Yeraltı dünyasının önemli isimlerinden. Yeni MİT


raporunda Tarık Ümit aracılığıyla ilişki kurulan Güven'in Yaşar Öz gibi Emniyet
Genel Müdürlüğü tarafından verilen yeşil pasaport ve silah taşıma belgesi
bulunduğu ileri sürüldü. 1957 Malatya Kernik doğumlu. 1976-77 döneminde İstanbul
Hukuk Fakültesine kaydoldu. Ancak bitiremedi. Laleli'de kaçak Amerikan sigarası
ve döviz sattı.
1979'da babasının ölümü üzerine Malatya'ya döndü ve baba mesleği olan
ayakkabıcılık işini sürdürdü. Kazandıklarını MHP'ye verdiği için battı. Tekrar
84 / 235

İstanbul'a döndü. Bakliyat işine girdi. Ürünü tarlada ucuza kapatıp, fiyatlar
yükselince peşin parayla satmaya başladı. Malatyaspor Başkanlığı yaptı. 1989'da
Sarıyer'de bir gazinoda otururken ruhsatsız silah taşımak suçundan tutuklandı.
Tahliye edildiği gün (Temmuz 1989) Emniyet Genel Müdürlüğünden gelen yıldırım
teleks emri üzerine bu kez Narkotik Şube ekipleri tarafından gözaltına alındı.
Mayıs 1989 sonunda İtalya-Yugoslavya sınırındaki Trieste kentinde yakalanan 100
kilo eroin olayında kilit adam olduğu ileri sürüldü ve İnterpol tarafından
aranıyordu.
Hamit Gökenç'le birlikte 1993 Kasımında Fransa Calais'de 23 kilo eroinle
yakalanacakken şans eseri kurtuldu, ingiltere'ye kaçtı. 21 Nisan 1994'te
Londra'da Selahattin Aydınalp ve Ali Erdal adına düzenlenmiş iki hususi pasaport
ve 2 silahla Hamit Gökenç'le birlikte yakalandı. Yakalanan Hasdasi ve Browning
marka silahların Emniyet Genel Müdürlüğüne ait kayıp silahlardan olduğu ileri
sürüldü.
ingiliz polisinin olayı bildirmesine rağmen, Emniyet Genel Müdürlüğü bu olayla
ilgilenmedi. Nurettin Güven'in Mehmet Ağar'ın Emniyet Genel Müdürü olmasından
sonra, PKK'nın fınans kaynağı olduğu ileri sürülen Kürt işadamlarına karşı
yürütülen örtülü operasyona katıldığı ileri sürüldü. (Mafyanın Ekonomi Politiği,
Susurluk Raporu, 335)

Hasan Celal Güzel

Başbakanlık eski Müsteşarı. Bu dönemde, özel Harp Dairesinin bir uzantısı olan
Toplumla İlişkiler Başkanlığının Avrupa'da yürüttüğü dini örgütlenmenin
organizasyonuna katılan sivillerden biri oldu. 1998'de Batı Çalışma Grubu'na ait
olduğu ileri sürülen kimi belgeleri kamuoyuna açıkladığı için yargılandı.
(Tanksız Topsuz Harekât / Susurluk Tutanakları)

İsmail Hacısüleymanoğlu

Oflu İsmail olarak da bilinen yeraltı dünyasının ünlü isimlerinden. Dündar


Kılıç'ın eniştesi. 2 Ekim 1977'de Hollanda'nın İjimuiden limanında Helena isimli
gemide yakalanan 3.7 ton esrarın İsmail Hacısüleymanoğlu'na ait olduğu ileri
sürüldü. MHP'ye yaptığı para yardımları ile tanınıyordu. 31 Mart 1979'da çıkan
tartışmada Semiramis Gazinosu patronu Ahmet Karayol ve şef garson Hasan Yolan'ı
öldürdüğü için yurtdışına kaçtı. Bu davada 36 yıl hapse mahkûm oldu.
İngiltere'de Ali Osman kimliği ile polise muhalefet suçundan 1985 Şubatında
yakalandı. 14 Şubat 1985'teki davada hazır bulunması şartıyla, 200 bin sterlin
karşılığı serbest bırakıldı ve ortadan kayboldu.
Oldukça şüpheli bir biçimde intihar eden uyuşturucu kaçakçısı İbrahim Telemen,
ölümünden kısa bir süre önce gazeteci Uğur Mumcu'ya gönderdiği ayrıntılı
mektupta İsmail Hacısüleymanoğlu'nun uyuşturucu ve silah kaçakçılığı yaptığını
ileri sürdü. Turgut Özal'ın Başbakanlığı döneminde kızı Zeynep Özal'a hediye
edilen Jaguar otomobilin de İsmail Hacısüleymanoğlu'na ait olduğu ileri sürüldü.
19 Şubat 1987'de Hollanda'daki evi polis tarafından basıldı, evde 13 silah çıktı
ve tutuklandı. Türkiye'de idamla yargılandığı için iade edilmedi ve serbest
bırakıldı. İtalya Torino Savcılığının isteği üzerine Hollanda'da tekrar
tutuklandı. Celal Erdoğan'a uyuşturucu satmak, uyuşturucu kaçakçısı İbrahim
Çalışkan'ın ölüm emrini vermek, Bulgaristan bağlantılı uyuşturucu ve silah
kaçakçılığı ile suçlandı.
Milano 8. Ağır Ceza Mahkemesinde Osman Cevahiroğlu ile birlikte yargılandı ve 24
yıl hapis cezasına çarptırıldı. Bu yargılama sırasında Atilla Aytek tarafından
devlet arşivinde olmayan ve İsmail Hacısüleymanoğlu'nun uyuşturucu
kaçakçılığından sabıkalı olduğuna dair belgelerin "resmi belge olarak"
85 / 235

Milano'daki mahkemeye sunulduğu ileri sürüldü. (Gazete Pazar, 09.11.1997)


Avukatı Ali Rıza Dizdar, MİT Kontrterör Daire Başkanı Mehmet Eymür'ün oğlu Hasan
Hacısüleymanoğlu aracılığıyla 1995 Ekim ve Kasım aylarında İsmail
Hacısüleymanağaoğlu'na MİT hesabına çalışma önerisinde bulunduğunu, Mehmet Ali
Ağca hakkında bilgim var demesi karşılığında pasaport ve Türkiye'ye gelme
garantisi verdiğini, bu amaçla İtalya'da Bali Cezaevine iki görevlinin
gönderildiğini ileri sürdü. (Gazete Pazar, 16.11.1997) 26 Eylül 1995'te Türk
vatandaşlığına geri alındı.

Muhammet Hacısüleymanoğlu

22 Mayıs 1998'de İstanbul Çiftkurtlar Oto Galerisinde öldürülen işadamı Fethi


Müf tüoğlu'nun katil zanlısı. İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinde Fethi
Müftüoğlu'nu öldürmek suçundan Hayri Gürsoy ve Eşref Keleş'le birlikte
yargılanıyor. Fethi Müf tüoğlu'nun kardeşi Sedat Müf tüoğlu, ağabeyi Fethi Müf
tüoğlu'nun, Mehmet Şahin Çelik ve Ali Osman Hacısüleymanoğlu tarafından
planlanarak öldürüldüğünü ileri sürdü.

Ahmet Hamoğlu

Çorum kökenli. Tuğla-kiremit işleriyle uğraşan bir aileden geliyor. İstanbul'da


Klasis Otel'm sahibi. Bir dönem Ankara Sheraton ve Moda Deniz Kulübü
kumarhanelerini işletti, ancak devretti. Sahip olduğu Vega Turizm ve Talih
Oyunları İşletmecilik A.Ş.'nin sermayesini 1995 Şubatında 500 milyon liradan 40
milyar liraya çıkardı. Alaattin Çakıcı'ya polis müdürleri Mehmet Çağlar ve
Hüseyin Kocadağ'ın isimlerini verdiği ileri sürüldü. Beşiktaş Kulübü
yönetiminden karanlık ilişkileri nedeniyle çıkarıldığı iddia edildi.

Hurşit Han

Savaş Buldan'la birlikte faili meçhul bir cinayette öldürülen Hacı Han'ın
kardeşi. Öldürülen Altındağ Nüfus Müdürü Mecit Baskın'ın eniştesi. 1955 doğumlu.
Özcan Otomotiv şirketinin sahibi. 7-9 Eylül 1996 tarihlerinde Pakistan'dan gelen
bir TIR'ın içinde yakalanan 750 kilo baz morfin operasyonu ile ilgili olarak
yakalandı. Halil Havar ve Hüseyin Baybaşin'e uyuşturucu temin eden adam olduğu
ileri sürüldü. 16 Aralık 1996'da Atatürk Havalimanında yakalanan Dilek örnek
ifadesinde Hurşit Han'ın adını verdi. Dilek Örnek'in adını verdiği ve birlikte
yargılandığı Mehmet Alakel dışında Lokman Ghoudsi Mahbood Alam, Youssef
Gharachehdaghi Hurşit Han ile birlikte yargılandı. Kapalıçarşı'daki Azer Döviz
Büfesi de bu olaydan sonra kapandı.
Pakistan'dan Türkiye'ye bir TIR içinde getirilen 750 kilogram baz morfinle
ilgili olarak, Hurşit Han'ın da aralarında bulunduğu 13 kişi İstanbul 6 Nolu
DGM'de yargılandı. Bu davada tutuklu sanıklar Hurşit Han, Şükrü Han, Şükrü
Çağrıtekin, Şevket Çağrıtekin, Hasan Yılmaz, Muhittin Aslan, Kenan Koyan ve
Youssef Gharachehdaghai, tutuksuz sanıklar Lokman Ghoudsi Mahbood Alam, Musa
Stoçi, İdris Çağrıtekin ve Musa Hanifoğlu ile gıyabi tutuklu Tahsin Canan yer
alıyordu. 27 Temmuzdaki duruşmada, Hurşit Han'ın kardeşi Şükrü Han ile Tahsin
Canan'm yargılandıkları bir başka uyuşturucu dava dosyasının, "aralarında fiili
ve hukuki irtibat bulunduğu" gerekçesiyle bu dava ile birleştirilmesine karar
verildi.
DGM Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, sanıklardan Hurşit Han ve
Şükrü Han'ın, 1995 yılının Temmuz ayında, Pakistan uyruklu Hacı İbrahim ile
Türkiye'ye İran üzerinden baz morfin getirmek için anlaştıkları, taşıma işini de
TIR şirketleri bulunan Şevket Şükrü ve İdris Çağrıtakin'in, kilosu 700 mark
karşılığında üstlendiği, 750 kilogram baz morfinin yüklendiği Hasan Yılmaz ve
Muhittin Arslan'ın yönetimindeki TIR'ın Horasan'da yakalandığı kaydedilen
iddianamede, Hurşit ve Şükrü Han'a ait Şapanca 'daki bir çiftlikte de 43 kilogram
86 / 235

asitanhidrit ile eroin yapımında kullanılan çeşitli malzemelerin ele geçirildiği


ifade ediliyor. (Kutlu Savaş Raporu, 41-72 / Susurluk Tutanakları 2322-2335))

Timur Hanoğlu

Adı ilk olarak, 1974'te Alman polisi tarafından ortaya çıkarılan ve Pasaport
Şubesinden çalınan pasaportların üzerinde değişiklik yapılarak kullanılması
organizasyonuna karıştı. Hürriyet gazetesinde yer alan habere göre Hanoğlu bir
süre önce yakalanmış ve polislere verdiği ifadede MİT ve Kaçakçılık İstihbarat
Daire Başkanı Atilla Aytek'in bilgisi dahilinde yeraltı dünyasının ünlü
isimlerine pasaport sağladığını anlatmıştı.
Demir kod ismini kullanan ve eski soyadı Üşümüş olan Hanoğlu, itiraflarında bu
kapsamda 274 pasaport yaptığını, yaptığı pasaportu kullananlar arasında Hikmet
Sevcan, Mehmet Cantaş, Sabri Uğurlu, Enis Karaduman, İsak Kumdagezer, Murat
Kara, Murat Yılmaz, Mehmet Kapan gibi isimler olduğunu anlattı. Hanoğlu, Mehmet
Ali Ağca'nın da kaçışında kullandığı Hint pasaportunu hazırladığını ve Abu/er
Uğurlu'nun bir adamına verdiğini söyledi. Hanoğlu MİT'le ilişkisinde "12
öğretmen" kodunu kullanıyordu. (Hürriyet 04.10-05.10-07.10 ve 08.10.1987)
Hanoğlu'nun 21 Ocak 1987 tarihinde polise verdiği ifadede sahte pasaport
hazırladığı kişilerin isimleri arasında Ömer Lütfü Topal da yer alıyor.
Başbakanlık Teftiş Kurulu soruşturmasında Topal'ın 1975'te Sami Onar ve 1992'de
Sadık Salma adına iki pasaport çıkarttığı ortaya çıkmıştı. (Hürriyet, 29.01.1997)

Mustafa Haskırış

Kemal Yazıcıoğlu'nun DAL olarak bilinen ekibinde yer alırken 25-26 Eylül 1980'de
Dev-Yol davası sanıklarından Zeynel Abidin Ceylan'ı işkenceyle öldürdüğü
gerekçesiyle Ankara Sıkıyönetim Mahkemesince 13 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Karardan önce firar eden Haskırış bir süre sonra yakalandı ve hapiste yattı.
Firari polis müdürleri Sedat Demir ve Erdal Durmaz, Mustafa Haskırış'ın ağabeyi
eski Elmalı Muhtarı Abdülhamit Haskırış'ın evinde, 17 Ocak 1997'de yakalandılar.

Mehmet Havar

Kaçakçı. 25 Mayıs 1979'da evinde yapılan aramada çok sayıda tabanca, mermi,
uyuşturucu ve oto parçası yakalandı. Kaçak silahları, uyuşturucuyu ve mallan
kardeşi Mustafa Havar üstlendi. (Silah Kaçakçılığı ve Terör, 138-139)

Halil Havar

Ünlü silah kaçakçısı Mehmet Havar'ın oğlu. Gaziantepspor Kulübü başkanlığı


yaptı. Müthiş Türk diye tanınan uluslararası uyuşturucu kaçakçısı. Mehmet
Kapanoğlu'nun anlatımına göre Metin lakabıyla tanındığı Amsterdam'da eroin işini
kontrol eden en önemli isimdi. (Hürriyet, 20.02.1989) Lucky-S'de yakalanan
malların büyük ortaklarından olduğu ileri sürüldü. Hollanda'da tutuklu bulunduğu
cezaevinden İtalyan mafyasının ünlü ailelerinden Trappani'ler tarafından
helikopterle kaçırıldı. Türkiye'ye gelip, kısa bir süre cezaevinde kaldı. Lucky-
S davasından İstanbul DGM'de Mustafa Çubuk, Abdurrahman Çubuk, Ömer Yaşar, Suat
Gürgöl, Rüstem Ergen, Mustafa Gürsü, Recep Gürsu, Recep Pınar, Nedim Kaynarca,
Nejat Daş ve Vahdet Daş'la birlikte yargılandı. 30 yıl hapis cezasına
çarptırıldı. (Mafyanın Ekonomi Politiği)

Ökkeş Havar
87 / 235

Halil Havar'ın kardeşi. İstanbul'da yapılan bir operasyonda Sarıyer Fuatpaşa


Otelinin sahibi Mustafa Özyardımcı ile birlikte yakalandı ve tutuklandı. 1995'te
Mersin'de yakalanan 139 kilo eroin ve 1996'ı Nisanında Mehmet Kasar'la yakalanan
150 kilo eroin olayından dolayı iki gıyabi tutuklama kararı bulunuyordu. (Siyah
Beyaz, 16.01.1997)

Paul Henze

1980 öncesinde Ankara'daki CIA şefi. 1943-45 yılları arasında ABD ordusu adına
Avrupa'da bulundu. Bu dönemde Nazi istihbaratçılarıyla CIA ilişkisini sağladığı
ileri sürüldü. 1948'de Olaf Kolejinden mezun oldu. CIA Ortadoğu Masası şefi
oldu.
Türkiye ve Ortadoğu üzerine, Rand Corporation'daki analizleriyle tanındı. Papa
suikastını KGB'nin organize ettiğini ileri sürdü. ABD Başkanı Jimmy Carter'ın
güvenlik danışmanlığını yaptı. 1982'den beri bu kuruluşta çalışıyor. İpekçi'nin
ölmeden birkaç gün önce Henze ile görüştüğü ileri sürülüyor. Carter'ın Güvenlik
Konseyi danışma üyelerinden. MHP ve ülkücü bağlantılarını görmezden gelerek,
Papa suikastını Bulgaristan'ın yaptığını ileri sürdü. (Papa, Mafya, Ağca/Reis)

Tahsin Horasanlı

Emniyet Genel Müdürlüğünün Ağustos 1998'de açıkladığı çeteler listesinde yer


aldı. Bursa ve çevresinde cürüm işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak, adam
kaçırma, işyeri ve oto kurşunlama, adam kaçırma, fidye isteme gibi suçlamalarla
aranıyor.

Kemal Horzum

Afyonlu işadamı. Motor Sanat Okulu mezunu. İlk olarak Anadolu Menkul Değerler
adında bir şirket kurdu ve Genel Müdürlüğüne Şevket Türkeli'ni getirdi. İpek
halı görünümünde değersiz halılar göndererek yaklaşık 20 milyon dolarlık hayali
ihracat yaptı. Halıları Elia Benyeş'in sahibi gözüktüğü paravan Okinex firmasına
gönderdi. Banker Şevket olarak tanınan Şevket Türkeli ile birlikte İmitaş, AVA
gibi şirketler kurdu ve birlikte hayali ihracat yaptı. (Hürriyet, 16-
17.12.1987/Horzum Tutanakları)
Demir tekelini ele geçirmek için Karabük Demir Çelik tesislerinde büyük bir
arıza meydana gelmesini sağladığı ileri sürüldü. Sahte lisanslarla Haydarpaşa
Gümrüğünden çok miktarda kaçak demir soktu. Horzum, otuz civarında paravan
şirketle çeşitli hayali ihracat işine girdi. Emlak Bankasını usulsüz kredilerle
64 milyon dolar dolandırdıktan sonra yakalandı. 14 ay cezaevinde kaldıktan sonra
6 Aralık 1988'de tahliye edildi. Kemal Horzum'un BC adını taşıyan havayolu
şirketinin İran-Contra skandalında silah naklinde kullanıldığı da ileri sürüldü.
Ankara'nın ünlü babalarından Kürt Ahmet tarafından himayeye alındığı ileri
sürüldü. Horzum'un daha sonra İcraatın İçinden programını hazırlayacak olan
Ankara Video Ajansı adlı kuruluşu Kürt Ahmet'in Tandoğan'daki bir dairesini
kullandı. MDP'nin Genel Merkez olarak kullandığı Gaziosmanpaşa'daki Mavi Ev'i de
daha önce Horzum-Kürt Ahmet ikilisi tarafından kumarhane olarak kullanılmıştı.
(Hürriyet, 16.12.1987) Horzum'un Özal'a suikast girişiminde bulunan Kartal
Demirağ'a adamı Osman Atay aracılığıyla para yardımı yaptığı ileri sürüldü.
Horzum'un şirketlerinin arkasında istihbarat teşkilatının olduğu da ileri
sürüldü. 1997'de Refahyol Hükümetinin düşürülmesi sırasında milletvekili
transferlerine bizzat katıldığı ileri sürüldü.

Sami Hoştan

Arnavut Sami olarak da biliniyor. 2. MİT raporunda DHKP-C ile ilişkili olduğu,
İspanya, Hollanda ve Kolombiya bağlantılı uyuşturucu kaçakçılığı yaptığı ileri
88 / 235

sürüldü. Ataköy Galleria'da bulunan Natural Ayakkabı mağazasının ortaklarından,


İstanbul Sheraton Otelinin (Ceylan Intercontinental oldu) gazinosunun
ortaklarından. 2. MİT raporunda Tarık Ümit'in kaçırıldıktan sonra Çatlı
tarafından Arnavut Sami'nin çiftliğinde sorgulandığı da ileri sürüldü. Cürüm
işlemek için çete oluşturmak suçlamasıyla İstanbul 6 No'lu DGM'de ibrahim Şahin,
Ayhan Çarkın, Ercan Ersoy, Oğuz Yorulmaz, Ziya Bandırmalıoğlu, Aylan Akça, Enver
Ulu, Mustafa Altunok, Abdülgani Kızılkaya, Korkut Eken, Yaşar öz ve Ali Fevzi
Bir'le birlikte yargılandı. Sami Hoştan, Topal cinayetiyle ilgili olduğu
iddiasıyla Beyoğlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinde taammüden adam öldürmek suçuyla
Haluk Kırcı, Serdar özdağ, Ali Fevzi Bir, Aylan Çarkın, Oğuz Yorulmaz Ercan
Ersoy, Mustafa Altunok ile birlikte yargılandı. Bu davadan 9 Mart 1998'de
tahliye edildi.
Bir başka iddiaya göre Topal cinayetiyle ilgisi olmadığı halde, yeraltına
lojistik destek sağladığı için ismi yıpratılmak üzere özellikle ortaya atıldı.
DHKP-C ile ilişkisi ise kendisinden para isteyen militanları Hollanda'daki
işyerinde tuzağa düşürerek öldürmesiyle sınırlı olduğu iddia edildi. (Kutlu
Savaş Raporu / Susurluk Tutanakları / Susurluk İddianamesi / 2. MİT Raporu/ 3.
MİT Raporu)

Velit Hüseyin

Irak vatandaşı Türkmen kökenli PKK itirafçısı. TBMM Mumcu Suikastını Araştırma
Komisyonuna ifade veren itirafçılar Murat Demir ve Murat İpek Velit Hüseyin'in
Mumcu'nun katili olduğunu ileri sürmüşlerdi. Komisyon MİT ve İçişleri
Bakanlığından Velit Hüseyin'le ilgili olarak pasaport kanununa muhalefetten
sınır dışı edildiği bilgisini almıştı.
Velit Hüseyin 1998 yılı Mayıs ayının son günlerinde Silopi'ye bağlı Telkabin
(Başköy) köyünde ölü olarak bulundu. Velit Hüseyin'i sara hastalığından öldüğü
de ileri sürüldü. Ancak Velit Hüseyin'in sara hastası olduğuna dair herhangi bir
kayıt bulunmuyordu ve ölüm olayı ceset gömüldükten sonra kimliği meçhul bir
şahsın "zehirlendiği" iddiasıyla ortaya çıktı. (Sabah,05.04.1998, Tempo, Mayıs
1998)

Bedirhan Işık

Hakkârili uyuşturucu kaçakçısı "tilki" lakaplı Selim İşık'ın kardeşi. Adı 27


Ağustos 1993'te Celal Duman ve Mustafa Coşkun'un öldürülmesine karıştı. Bu
nedenle aranırken Silivri Çeltik köyünde çatışmada Bülent Saygıner, Murat
Akdoğan, Seyfettin Hocaoğlu, Kadri Yeşilkaya, Mehmet Salih Aydın, Ramazan
Özaslan ve Hüsamettin Kıyançiçek'le birlikte yakalandı. (Hürriyet 18.01.1994)
Cezaevindeyken savcılık tarafından yanlışlıkla "tahliye" edildi. Yurtdışına
kaçtı, ispanya'da yine bir uyuşturucu anlaşmazlığından dolayı öldürüldü. (Tempo,
561)

Selim Işık

Tilki Selim lakabıyla tanınan ve İnterpolün kırmızı bülteniyle aranan Hakkârili


uyuşturucu kaçakçısı. Adı ilk defa 1984'teki "Babalar Operasyonu'nda alınan kimi
ifadelerde geçti. 1. MİT raporuna kaynak olan etütlerde, İstanbul Asayiş Şubesi
Müdürü Ahmet Ateşli'nin şoförü Mümin Mandil'in bahsettiği kaybedilen dosyalar
arasında adı geçti. Tilki Selim'in bir işadamı tarafından yaralanması olayı
polis tarafından kapatılmış, Tilki Selim de kendisini öldü gibi göstererek
yurtdışına kaçmış ve bu yüzden de "tilki" lakabını almıştı.
89 / 235

1995'te, cinayet zanlısı Aydın Çetinkaya' yı arayan polisin bir villaya yapılan
baskın sonucu ele geçirilen eroinin Sarı Kedi lakaplı Selim Işık, Kör lakaplı
Celal Duman ve Beton lakaplı Mustafa Coşkun ve Yüksekovalı Abdullah Başçı'ya ait
olduğu ileri sürüldü. 600 kilo eroinin bir bölümünü makam odasında sakladığı
gerekçesiyle Küçükçekmece Belediye Başkan Yardımcısı Nevzat Birdal da
tutuklandı. Ayrıca 240 kilo eroinin de Celal Duman tarafından kaçırıldığı ileri
sürüldü. Yüksekovalı uyuşturucu kaçakçıları Havzullah Düzenci ve Bahaattin
Düzenci kardeşlerin Celal Duman tarafından öldürülmesinden sonra, Selim Işık,
Celal Duman'm peşine düştü. Kaybolan malımın karşılığını aldım diyen Duman, 27
Ağustos 1993'te Selim İşık'ın adamları tarafından yakalandı. Silivri Çeltik
köyünde dere kenarında bir villada Mustafa Tamer'le işkence edildikte sonra
öldürüldü. (Hürriyet 17.01.1994) Selim İşık'ın daha sonra uyuşturucu
kaçakçılarını ihbar ettiği ileri sürüldü. Tilki Selim ismi son olarak Alaattin
Çakıcı'nın ifadesinde geçti. Çakıcı'nın kendisini ihbar edenin Tilki Selim
olduğunu söylediği ileri sürüldü. (Tempo, 561)

Mustafa İlerisoy

13 Nisan 1970'te Dr. Necdet Güçlü'nün öldürülmesi olayında katil İbrahim Doğan
tarafından kullanılan silahların Teğmen Fehmi Altınbilek ile birlikte sahibi
olan diğer teğmen. Bu olayla ilgili olarak askeri mahkemede yargılandı ve beraat
etti. 1980 yılı başında görevli olduğu Zonguldak Devrek'te kaybolan 5 sten yarı
otomatik tabanca olayına adı karıştı. 1980 Mayıs ayında kendi isteği ile silahlı
kuvvetlerden yüzbaşı rütbesinden ayrıldı ve yurtdışında "özel" bir göreve gitti.
(Silah Kaçakçılığı ve Terör,156)

Yusuf İlhan

Eski polis. Bursa Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi Müdür Yardımcısı
iken 31 Aralık 1994'te emekli oldu ve hemen 'zeytin kralı' Erol Evcil'in yanında
çalışmaya başladı. Eze Zeytincilik A.Ş. Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığına
getirilen İlhan, 1995 yılının ilk aylarında Bursa Emniyet Müdürlüğünde görevli 8
polisi istifa ettirip, polislikten aldıkları maaşın iki üç katı aylık ödeyerek
yanına aldı. Polislerden 3'ü Erol Evcil'in yakın korumasında, 5'i ise şirketin
diğer bölümlerinde görevlendirildi. 28 Kasım 1995'te, DYP Milletvekili ve
işadamı Ali Osman Sönmez'le görüşmek üzere Bursa'ya giden Nesim Malki, şoför
Cengiz Yüksel'in kullandığı Renault marka otomobille fabrikaya giderken, Çevre
Yolundaki kırmızı ışıkta, 3 kişinin saldırısına uğradı. Çapraz ateşe tutulan ve
MKE yapımı 9 mm çapında 12 kurşunla ağır yaralanan Nesim Malki, yakındaki Özel
Vatan Hastanesine kaldırılırken yolda yaşamını yitirdi. Jandarma bölgesinde
işlenen bu cinayetten hemen sonra, Erol Evcil'in yanında çalışan eski polis şefi
Yusuf İlhan, iddiaya göre hastaneye geldi. Malki 'nin durumunu soran İlhan,
saldırıyla ilgili neyin bilinip neyin bilinmediğini öğrenmeye çalıştı, daha
sonra da hastaneden ayrıldı. O zaman, Yusuf İlhan'ın olayı nasıl duyduğu ve
jandarmadan önce hastaneye nasıl geldiğinin üzerinde durulmadı. (Hürriyet,
10.10.1998)

Osman İmamoğlu

Çayırovalı Osman adıyla da tanınan kaçakçı. Avni Karadurmuş aracılığıyla 1980


öncesinde Bulgaristan'dan yapılan silah kaçakçılığının kilit isimlerindendi,
Türkiye'deki en önemli dağıtıcılarından biri oldu. 1982'de İstanbul Sıkıyönetim
Savcılığının 21 Ocak 1982 tarihli iddianamesinde yer alan ifadesine göre 1979'da
90 / 235

Aksaray'da Kilim Pastanesinde tanıştığı Yılma Durak'ın teklifi üzerine


ülkücülere silah satmaya başladı. Yine kendi ifadesine göre İlhan Taşmerdivenli
adlı bir sol eylemci aracılığı ile sol kesime de silah sattı. Samsun bölgesinde,
Henry Arslanyan ile birlikte çalışan kaçakçılardan Ali Açmak ile de iş yaptı.
(Papa Mafya Ağca, 109)

Mehmet Nabi İnciler

Yeraltı dünyasının İnci Baba lakabıyla tanınan, ihalelerde etkinliği olan önemli
ve renkli isimlerindendi. Maksim Gazinosu çıkışında Drej Ali olarak tanınan Ali
Yasak tarafından ayaklarından vuruldu. (Cumhuriyet,07.02.1989) Zorla senet
imzalatmak, adam yaralamaya azmettirmek suçlarından 9 ay 10 gün hapis cezası
aldı. (Sabah,29.12.1992) Ankara'da bir ihaleye girecek Çelikler ve Kolin inşaat
şirketlerinin bürolarına yönelik saldırılarla ilişkili olarak arandığı sırada
yurtdışına çıkış yasağı kondu. (Milliyet,25.08.1993) Bir inşaat şirketine
gözdağı vermek için şantiyenin kapısına bağladığı aslan yüzünden soruşturuldu. 4
Aralık 1993'te Ankara'daki evinde 10 yıllık adamı Yakup Güven tarafından
vurularak öldürüldü. Güven, polis ifadesinde amacının İnci Baba'yı değil, yeğeni
Faruk Kasapoğlu'nu vurmak olduğunu söyledi. (Sabah,07.12.1993)

Aydın İpekli

Abdullah Çatlı'nın Sultan Tekstil'deki ortağı. Yoğun olarak Macaristan'la yoğun


ticari ilişkisi bulunuyor. Mesut Yılmaz'ın Kasım 1996'da yumruklanması olayını
organize ettiği ileri sürüldü.

Dursun İri

Ülkücü baba Kürşat Yılmaz'ın kızı Ülkü Gümgüm'ü evlendikten kısa bir süre sonra
kaçıran eski sözlüsü trafik polisi. Dursun İri'nin kardeşleri Yaşar İri ve
Bayram İri 24 Şubat 1997'de öldürülmüştü. Dursun İri, Afyon Bolvadin'de Kürşat
Yılmaz'ın tedavi olduğu devlet hastanesi yakınlarında silahı ile birlikte
jetonlu telefonu kullanırken yakalandı. İri, telefonla polise Yılmaz'ın
yanındakilerin silahlarının balistik kontrolünün yapılmasını söylediğini ileri
sundu.

Zülküf İsot

16 Mart 1978 günü İstanbul Üniversitesi öğrencileri üzerine bomba atarak 7


öğrencinin ölümüne, 42 öğrencinin yaralanmasına karışan ülkücü. 1995'te Zülküf
İsot'un kardeşi Mehmet Şakir, babası Kurtuluş ve annesi Sultan İsot tarafından
verilen yeni ifadelerle dava yeniden açıldı. İsot'un kardeşi Remziye Akyol,
mahkemede verdiği ifadede kardeşinin katliamı Mustafa Doğan, Latif Aktı ve
Sıddık Polat ile yaptığını söylediğini, öldürülmekten korktuğunu ve gizlenme
için gittiği Elazığ'da bir kahvede öldürüldüğünü söyledi. (Hürriyet, 02.04.1996)

Akın İstanbullu

Tansu Çiller'in Başbakanlığı döneminde Özel Kalem Müdürlüğünü yürüttü. Selçuk


Parsadan'ın örtülü ödeneği dolandırdığı olayda, ödemeyi Akın İstanbullu'nun
yaptığı ileri sürüldü. (Reis)

Turan İtil
91 / 235

New York Üniversitesi Biyolojik Psikiyatri Bölümü öğretim üyesi. 21 Ocak 1985'te
İstanbul'da "Türkiye'de Teröristlerin Rehabilitasyonu" adlı sempozyuma Paul
Henze, Neil Livingstone, Michael Leeden gibi İran-Contra skandalına karışan
isimlerle birlikte katıldı.
Türkiye'de HZİ Vakfı aracılığıyla CIA için insan beyni üzerinde etkili ilaçların
geliştirilmesi konusunda araştırma yaptığı ve Türkiye'de kimi siyasi mahkûmlar
üzerinde piyasaya çıkmamış ilaçlarla deneyler yaptığı ortaya çıktı. Olay
Psikofarmakolojik Bülteninin Nisan 1975 sayısında Turan İtil adıyla yayımlanan
makaleyle ortaya çıktı. İtil'in makalede araştırmaya katıldığını söylediği
doktorların, bu araştırmalarda yer almadığı da ortaya çıktı.
(Nokta,03/10/17/24.03.1985)

Mürşit Jolker
Avukat. 1989'da Doğubank'ı dolandırarak yurtdışına kaçan Hasan Kaşkavalcı'nın
avukatı olduğu için, eşi Yüksel Jolker ile birlikte vahşi bir biçimde işkence
yapılarak öldürüldü. Hasan Kaşkavalcı Jolker'in MİT'e kara para konusunda liste
hazırladığını ve kuryelerini etkisiz hale getirdiğini, dışarıya para taşıyacak
adam bulamaz hale geldikleri için öldürdüklerini ileri sürdü. (Hürriyet,
18.07.1989)

Halit Kahraman

1978 yılı Ekim ayında, Federal Almanya'nın Duisburg kentinde eroinle yakalanan
MSP eski milletvekili. Kahraman'ın suç ortağı olan Nusrettm Gunduzhan adlı işçi
duruşma sırasında yargıcın önünde bir jiletle intihar etmeye kalktı. Gündüzhan
açıklama yaparsam beni öldürecekler dedi ve dinleyici bölümünde oturan bir Türkü
gösterdi. (Mafyanın Ekonomi Politiği)

İsmail Kahraman

Ömer Lütfü Topal'ın Bakü'deki kumarhanesinin ikinci müdürü olarak çalışırken,


karısı Özlem Kahramanla birlikte vahşi bir biçimde öldürüldü, Özlem Kahraman
Afyon Valisi Ahmet Özyurt'un kızıydı. 21 Nisan 1996'da gerçekleşen cinayette
kalabalık olduğu zannedilen katiller, uzun süre evde kalmış, her şeyi alt üst
edip ev sahipleri ve hizmetçiyi öldürdükten sonra gitmişlerdi. Olayı araştırmak
için kurulan 70 kişilik polis ekibinden bir polis müdürü kısa bir süre sonra
düzenlenen bombalı suikastta ağır bir biçimde yaralandı, önemli mali kayıtları
tutan ikinci müdürün, Azerbaycan'daki darbe girişimine katılan kimi isimlerle
Ömer Lütfü Topal arasındaki tuhaf para trafiğini öğrendiği için öldürüldüğü
ileri sürüldü. Bakü cinayeti ile ilgili olarak 13'ü Gürcü 17 kişi, 26 Eylül
1997'de yakalandı.

Saim Kahveci

Sakarya Karasu eski Emniyet Amiri. 16 Aralık 1996'da Atatürk Havaalanında döviz
dolu bir çantayla yakalanan kurye Dilek örnek'i karşılayanlar arasında olduğu
92 / 235

için, Ahmet Bıyıkoğlu, Numan Turhan, Sinan Gürdoğan'la birlikte haklarında 5


yıla kadar hapis cezasıyla soruşturma açıldı. (Hürriyet. 09.10.1998)

Mehmet Kahya

TBMM Koruma Müdürü iken, amir Cemal Kuru ile birlikte Fatma Akıntürk'ün
milletvekili İlyas Aktaş'ı vurduğu olayda delilleri yok ettiği gerekçesiyle
yargılandı, ancak her iki sanık da delil yetersizliğinden beraat etti.

Mustafa Kalemli

ANAP Milletvekili. İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu'nun Olağanüstü Hal Bölge


Valiliğine gelen yardım paralarını, kendi kişisel hesaplarına aktardığı
iddiasıyla ortaya çıkan skandalda, Kozakçıoğlu dönemin İçişleri Bakanı Mustafa
Kalemli'nin olaydan haberi olduğunu söyledi. Ancak Kalemli bunu yalanladı. ANAP
Genel Başkanı Mesut Yılmaz'ın telefonlarının dinlendiği iddiasını ileri sürdüğü
günlerde, Kalemli'nin evi önünde bekleyen şüpheli üç kişiye koruma polisleri
tarafından kimlik sorulması sonucu, bekleyenlerin MİT mensubu oldukları ortaya
çıktı. Olayın büyümesi üzerine MİT Müsteşarı Sönmez Köksal söz konusu MİT
ekibinin başka bir konuyla ilgili olarak orda olduğunu söyledi.
(YeniYüzyıl,12.10.1995) ANAP Grup Başkanvekili Hasan Korkmazcan, gözetlemenin
Emniyet Teşkilatı içinde bir çete gibi kullanılan bir grup tarafından
yapıldığını ileri sürdü. (Hürriyet, 13.10.1995)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı olduğu dönemde, Meclis Genel Kurulunun
inşaatıyla ilgili yolsuzlukta kusurlu bulundu. Kalemli'nin imzası ile fahiş
ödemeler yapılan MESA şirketinden ev alacağı ortaya çıkınca, evi almaktan
vazgeçtiğini ve hata yaptığını açıkladı. Kalemli'nin devleti 2.7 trilyon lira
zarara uğrattığı için dokunulmazlığının kaldırılması istendi. Kalemli'nin
dokunulmazlığı 7 Ekim 1998'de TBMM Genel Kurulunda kaldırıldı.

Tuncer Kalın

Niyazi Adıgüzel'i öldürdükten sonra intihar eden avukat Kürşat Özkan'ın evine bu
olaydan iki yıl önce, 16 Nisan 1986'da giren sabıkalı. Adıgüzel cinayetinden
sonra ortaya çıkan bu tuhaf hırsızlık olayında, Tuncer Kalın gürültü üzerine
uyanan Kürşat Özkan ile boğuşmuş ve her ikisi de yaralanmıştı. (Hürriyet,
07.06.1988) Kalın, polisteki ifadesinde evden iki şişe viski çalacağını ileri
sürdü ve hırsızlık suçundan hüküm giydi. Kalın'ın ilginç sabıka kayıtlarında 9
hırsızlık vakasının yanı sıra, bir ruhsatsız silah ve bir de yasadışı Devrimci-
Sol örgütü adına afiş asılması yer alıyordu. Tuncer Kalın'ın yeraltı dünyasının
ünlü isimlerinden Kürt Ahmet lakabıyla tanınan Ahmet Turgut'un adamı olduğu da
ileri sürüldü. (Milliyet 13.01.1989)

Birol Kalkan

Kapıkule'de görev yapan Gümrük Müdürü, 1. MİT raporunda Cengiz Abaoğlu'nun


isteğiyle, Emin Cankurtaran' m sınırda takılan bir TIR'ını kurtardığı, daha
sonra Kapıkule soruşturmasında kollandığı ileri sürülüyor. (1. MİT Raporu)

Doğan Kalkavan

Armatör. 15 Temmuz 1997'de Kuruçeşme'de Sedam adlı bir gemiden fuel oil
boşaltılması üzerine yapılan operasyonda ortaya çıkan kaçakçılıkla ilgili olarak
Kadri Özcan, Sabri Yüksel, Recep Yetim, Metin Durmaz, Ali Soylu, İbrahim Kara ve
Yaşar Bozbaşı ile birlikte yargılandı.
93 / 235

Kalkavan'ın dava dosyasında yer alan yakalama tutanağına göre Emniyet Amiri Adil
Serdar Saçan'a olay yerinde "Bana işlem yapamazsınız. Sizin Müdürünüz Yaşar
Keskin'e haber verdim. Kendisine bu konuyla ilgili olarak 10 bin mark bir, 10
bin mark da daha sonra verdim. Bu konudan haberi var. Şua anda Bodrum'da,
kendisine ulaşamıyorum. Kendisine ulaşın. Para verdiğim halde malıma el
koyuyorsunuz" dediği ileri sürüldü. Bu ifade üzerine Emniyet Müdür Yardımcısı
Yaşar Kesin hakkında soruşturma başlatıldı. Kalkavan ise daha sonra verdiği
ifadelerde olayla ilgisinin olmadığını ve olay yerine arkadaşı Metin Durmaz'ın
çağrısı üzerine gittiğini söyledi. (Anadolu Ajansı, 25.07.1997)

Cevdet Kaman

Söylemezler ile ilişkili olduğu için Emniyet Müdürlüğü Bilgi İşlem Daire
Başkanlığından Erzincan'a sürülen Emniyet Amiri.

Alaattin Kanat

General Zinnar kod adlı ünlü PKK itirafçısı. 1964 Kızıltepe doğumlu. Diyarbakır
Cezaevi İç Güvenlik Amiri Binbaşı Esat Oktay Yıldıran'ı İstanbul'da öldüren
isim. 1986'da katıldığı PKK'dan 1991'de kaçarak devlete teslim oldu. 69 kişiyi
öldürdüğünü itiraf etti. Kanat'ın güneydoğu'daki çok sayıda faili meçhul
cinayette kullanıldığı ileri sürüldü.
22 Eylül 1994'te Silivri'de Senar Er'in babasını kaçırıp fidye isterken bir
ihbar üzerine Nizamettin Kutlu, Abdülkadir Akbıyık, Mehmet Yazıcıoğulları ve
Erkan Akbıyık ile birlikte yakalandı. 4 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı. Bir
başka itirafçı olan Ahmet Akkurt'un ifadesine göre DEP Milletvekili Mehmet
Sincar'ı dört itirafçıyla birlikte öldürdüğünü anlattı. Kırklareli E Tipi
Cezaevinden Ankara'daki Ankara Kalecik Yarı Açık Cezavine götürüldü. Diyarbakır
Cumhuriyet Başsavcılığı, TBMM Komisyonuna gönderdiği açıklamada Kanat'ın 24
Temmuz 1991 ile 18 Mayıs 1993 tarihleri arasında 11 kez güvenlik güçlerine
yardımcı olmak gerekçesiyle Diyarbakır Cezaevinde çıkarıldığını açıkladı. 21
Ağustos 1994'te askere alındı, ancak acemi birliğinde olması gerekirken 9
Ağustos 1994'te Senar Er'den fidye isteme olayına karıştı. Er'e fidye parasını
yatırmak için verdiği 123843 numaralı Ziraat Bankası-Ankara hesabı'nın Yeşil'e
ait olduğunu ifadesinde söyledi. Kırklareli Cezaevinde yatarken 20 defa savcı
tarafından çağrılarak dışarı çıktı. (Kutlu Savaş Raporu / Susurluk Tutanakları)

Mehmet Kapanoğlu

Silah ve eroin kaçakçılığı sanığı. 1977'de silah, mühimmat ve eroin kaçakçılığı


ve cinayete teşebbüs suçlarından idam cezasına mahkûm olduktan sonra yurtdışına
kaçtı. 22 Nisan 1988'de ortağı Mehmet Öztürk ile İspanya'da yakalandı. Madrid
Ağır Ceza Mahkemesi Avrupa Tutukluların İadesi Anlaşması'nın 16. maddesine göre
Kapanoğlu'nun DGM'de yargılanmaması, ölüm cezasına çarptırılmaması ve verilecek
hapis cezasının 20 yılı aşmaması koşuluyla Türkiye'ye iade edilebileceğine
karar verdi. (Hürriyet,29.11.1988) Türkiye'nin bu garantileri zamanında
vermemesi üzerine bir süre hapis yattıktan sonra serbest bırakıldı. 30 Haziran
1991'de yine İspanya'da çantasında altı kilo eroinle yakalandı.
(Hürriyet,01.07.1991)

Ömer Kaplan

Sedat Bucak'ın altı resmi korumasından biri. Ayhan Çarkın'la birlikte Perpa'daki
yargısız infaz olayından yargılanıyor. Ayrıca İsmail Cengiz Göznek, Hüseyin
Yaşar ve Servet Samım'm öldürülmeleri nedeniyle Bakırköy Ağır Ceza
Mahkemesinde, Kayhan Tazeoğlu ve kimliği bilinmeyen bir kadının öldürülmesi
nedeniyle Üsküdar Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanıyor. Topal cinayetine
94 / 235

karıştığı için 7 Ocakta teslim olduğu İstanbul DGM tarafından 13 Ocak 1997'de
tutuklandı. (Susurluk Tutanakları / Reis)

Ömer Karaahmetoğlu

Efrayim Aksakal'la birlikte Abdullah Çatlı'ya yeşil pasaport düzenlenmesi


nedeniyle görevi ihmalden haklarında soruşturma açılan polis memurlarından.

Halil Hikmet Karabacak

8 Ekim 1997'de MHP avukatlarından Sadık Tokuçluoğlu'nun İzmir-Manisa karayolunda


öldürülmesi olayında azmettirici olarak tutuklandı. Olaya Alaattin Çakıcı,
Turgay Maraşlı ve Abdullah Çatlı gibi isimlerle ilişkili olan ve adı işadamı
Mehmet Ali Yaprak'ın kaçırılmasında geçen Yahya Efe'nin de adı karıştı. Eski
öğretim üyesi olan Hikmet Karabacak, 1990-1991 yıllarında Faruk Fişekçi
aracılığıyla Ertuğrul Özgül ve Hayati Baran'la tanıştı birlikte ticarete girdi.
Dr. Asil Onay ile kurduğu Karon Menkul Değerlerdeki yüzde 17 hissesine karşılık
850 bin dolarlık üç adet çek aldı.
Çekleri tahsil edemeyen Hayati Baran ve Ertuğrul Özgül, buna karşılık Karon
Altın ve Döviz şirketinin yüzde 83 hissesini aldı ve adını değiştirerek Fors
Altın ve Döviz adını verdi, tş hacmini büyütmek üzere Musevi işadamı Matio
Almazlino'ya yüzde 17 hisse ve 500 bin dolar verdi. Ancak paranın geri
ödenmemesi üzerine anlaşmazlığa düşerek Almazlino'ya baskı uyguladı. Devreye
Çankaya Köşkü Müşaviri Hayrettin Gökdemir'i de soktuğu ileri sürüldü. 1996'da
Çırağan Otelinde Almazlino ile buluşan grup tehditle 1 milyon 200 bin dolarlık
çek alarak Fors Döviz'in Hikmet Karabacak'a devredilmesini sağladı. Bu olayda
yer alan Ertuğrul Özgül 'ün Abdullah Çatlı'nın grubundan olduğu ileri sürüldü.
Karabacak, 1995'te Tür Menkul Değerlerin sahibi Taner Yılmaz'dan alacağına
karşılık olarak aldığı 98 bin dolarlık senedi tahsil etmek üzere ciro ederek
Hayati Baran'a verdi. Ancak senet tahsil edilemeyince ciro ettiği için borçlu
duruma düşen Karabacak, paranın tahsili için icra yoluyla haciz işlemi
uygulayan avukat Tokuçoğlu'nu önce tehdit etti, sonra öldürttü. İddialara göre
Karabacak, Yahya Efe ve Ali Sultanoğlu'ndan yardım istedi ve fabrikayı işgal
etmelerini sağladı. Hayati Baran'ın kardeşi İskender Baran İzmir Asayiş Şube
eski Müdürlerinden Haluk Ercan, Uygar Makinacı ve Sadık Tokuçoğlu ile fabrikayı
almak için Manisa Emniyet Müdürlüğünden yardım istedi. Emniyet fabrikayı
boşaltarak İskender Baran'a teslim ettikten sonra, Yahya Efe'nin yönettiği
suikastla Tokuçoğlu öldürüldü. (Sabah, 11.10.1997)

Abdülaziz Karabağ

Bizim Ocak dergisi Erenköy temsilcisiyken, Kadıköy Fikirtepe Karakolu yakınında


elinde patlayan bomba ile parçalanarak öldü. Önce PKK ya da Dev Sol militanı
olduğu ileri sürüldü. Daha sonra Bizim Ocak dergisinin bombalanması sırasında
öldüğü ileri sürüldü. Sonra yolda bulduğu bombayı imha etmek isterken
parçalandığı açıklandı.

Nafiz Karacan

Diyarbakırlı işadamı Senar Er'in babasını kaçırarak fidye isteyen Özel


Harpçilerle ilişkili. Yavuz Ataç ile ilişkili olan ve Senar Er'in babasının
fidye için kaçırılması, Akın Birdal'a suikast gibi olaylara organizatör olarak
karışan M. Cemal Kulaksızoğlu zaman zaman Nafiz Karacan'ın kimliğini kullandı.
Senar Er'in babasının kaçırılması olayına kendini Özel Harpçi Murat Akdemir
olarak tanıtan itirafçı Murat Demir de karıştı. Lokman Çetin de fidye olayına
aracı oldu. 24 Nisan 1995'te fidye pazarlığı yaparken fotoğrafı çekildi.
(Aktüel, 13 Mart 1997) 12 Ekim 1998'de Ankara'da gözaltına alındı.
95 / 235

Enis Karaduman

Vatan Konservelerinin sahibi Mahmut Karaduman'ın oğlu. Hava Harp Okulunu yarıda
bıraktı. Ortağı Yılmaz Balıkçı'yı yaraladı, ancak delil yetersizliğinden beraat
etti. Gazeteci Mehmet Şehirli'yi silahla yaraladı. Bu olaydan tutuklandı, ancak
tedavi için getirildiği Çapa Tıp Fakültesi Hastanesinden kaçtı, ancak Antalya'da
bir tatil köyünde yakalandı.
Ortadoğu'ya Alman malı silahların satışıyla uğraştı. Yahya Demirel ile 10 Temmuz
1984'te görüştükten sonra 1 milyon 300 bin dolarlık bir alacak meselesinin
çözümlenmemesi nedeniyle, Enis Karaduman'ın Hacı Ali Demirel'e giden adamının
polise teslim edilmesi üzerine Yahya Demirel 'i rehin aldı. Hacı Ali Demirel bu
borcu polise ve çevresine fidye olarak açıkladı. Yahya Demirel'in rehin
tutulduğu sırada çırılçıplak soyularak eziyet edildiği ve fotoğraflarının
çekildiği ileri sürüldü. (Milliyet, 18.07.84) Bir aramada kokain ve eroinle
yakalandığı için gözaltına alındı. (Sabah,26.08.1993) Enis Karaduman silah ve
uyuşturucu kaçakçılığı yapmakla suçlanıyordu. 24 Ocak 1994'te Hendek'te bir
lokantada çıkan kavgada silahının tutukluk yapması üzerine öldürüldü. (Mafyanın
Ekonomi Politiği, 13-15)

Mahmut Karaduman

Vatan Konservelerimin sahibi. 50'li yıllarda İstanbul'da Karavan adlı gece


kulübünü açtı. The Heroin Trail adlı kitapta uyuşturucu kaçakçısı olduğu ileri
sürüldü. Cumhurbaşkanı Kenan Evren'e Birleşik Arap Emirliklerini ziyareti
sırasında fahri mihmandarlık yaptı.

Avni Yaşar Karadurmuş

Sarı Avni lakabıyla da bilinen, diğer adıyla Yaşar Avni Musullulu. Atilla Öksüz
adını da kullandı. Silah ve uyuşturucu işlerinin en büyük organizatörlerinden.
1980'den önce ismini Musullulu olarak değiştirdi ve Bulgaristan'a kaçtı. 1985'te
Pizza Connection adıyla ABD ve İtalya'da yapılan operasyonlarda ortaya çıkan
şebekede önemli bir yeri olduğu anlaşıldı. Musullulu'nun sağladığı 7 ton baz
morfinden elde edilen eroin New York'ta pizza lokantaları işleten İtalyan
mafyası tarafından pazarlanmıştı.
Bu organizasyonda, para aklama işlerinin Avni Musullulu tarafından yönetildiği
ve özellikle BCCI'ı kullanarak 1982'den 1985 yılına kadar yaklaşık 1.5 milyar
dolarlık kara para akladığı, bu paraların bir bölümünün Türkiye'ye kaçak altın
olarak sokulduğu ileri sürüldü. (Hürriyet,13.11.1988) Sarı Avni'nin ortağı Hacı
Mirza'ydı. Pizza Connection'dan sonra Hacı Mirza'nın elinde kalan 600 kilo
eroinin iranlı resmi görevliler tarafından verildiğinin ortaya çıkması, İran-
Contra skandalına ve Magaryan Kardeşlere kadar ulaşan bir zinciri de açığa
çıkardı. Olaydaki bağlantılar Lübnanlı Banker Muhammed Şekerci ve İsviçre Adalet
Bakanı Elizabeth Kopp'un Şekercilerle birlikte çalışan eşine kadar ulaştı. Alman
Güvenlik Birimlerinin Türk mafyasına ilişkin raporunda Yaşar Musullulu adına
düzenlenmiş sahte pasaportla gezdiği ileri sürüldü. The New York Times muhabiri
Ralph Blumenthal'm Sicilyalıların Son Günleri Mafya ile Savaş adını taşıyan
kitabında Sarı Avni'nin Sicilyalı eroin üreticilerine baz morfin sağlayan Türk
armatör olduğu, Pakistan'dan sağladığı baz morfini Akdeniz'de gemilerle
Sicilyalılara aktardığı ileri sürüldü. (Hürriyet,29.11.1988) Sarı Avni'nin adı
ilk MİT raporunda sık olarak geçti, eski Hava Kuvvetleri Komutanı ve Milli
Güvenlik Konseyi Üyesi Tahsin Şahinkaya ile ilişkisinden söz ediliyordu. Rapora
göre Selahattin Delidere isimli bir uyuşturucu kaçakçısının ifadesinde Sarı
Avni'nin Şahinkaya'ya yurtdışında bir villa aldığı ileri sürülüyordu. (1. MİT
Raporu)
96 / 235

Ahmet Karavar

20 Eylül 1994'te Siverek'te öldürülen eczacı Mehmet Emin Odabaşı'nın katil


zanlısı olarak cinayetten iki gün sonra teslim oldu. Mehmet Emin Odabaşı'nın
babası, CHP Şanlıurfa eski Milletvekili Abdurrahman Odabaşı, bir ay önce oğlunun
öldürüleceği yolunda ihbar geldiği halde vali tarafından kendilerine koruma
verilmediğini, cinayetten bir ay önce valiliğe verdikleri dilekçede Ahmet
Şeyhmus, Mehmet Karavar ve Razaman Karavar tarafından öldürüleceklerini
söylediklerini, ancak Vali Ziyaettin Akbulut'un koruma vermediğini ileri sürdü.
Mahkemenin diğer sanıklar hakkında gıyabi tutuklama kararı vermesine rağmen, iki
yıldır yakalanmadıklarını söyleyen Odabaşı, katillerin devlet tarafından
korunduğunu ileri sürdü. (Hürriyet, 26.04.1996)

Vedat Kasımlar

Ataköy Regata'daki Kapkara Bar'ın ortaklarından. Tevfik Ağansoy'un saldırıya


uğradığı tarihten bir gün önce, bara ortak olmak için kendisiyle görüştüğünü
söyledi. Kasımlar, vurulduğu gece Ağansoy ile görüşeceklerini ve kendisini
korumak için Bakırköy ilçe Emniyet Müdürlüğü'nde Araştırma Amiri Başkomiser olan
Şükran Araş ve polislerin tertibat aldığını söyledi. (Ağansoy Dosyası)

Hasan Kaşkavalcı

Doğubank'ı 25 milyar lira dolandırarak 1989 yılı başında Londra'ya kaçtı. Ocak
ayı sonunda avukatı Mürşit Jolker ve karısı Yüksel Jolker ölü bulundu.
Kaşkavalcı, avukatının kara para konusunda MİT'e bilgi verdiğini ve kuryelerini
yakalattığını, cinayetin kendi silahı ile işlendiğini ancak Jolker'leri
öldürenin kendisi olmadığını söyledi.
Kaşkavalcı'nın 12 bin 500 mark rüşvet vererek Atatürk Havalimanından yurtdışına
çıktığı ileri sürüldü ve bu nedenle Havalimanı Emniyet Müdürü Yüksel Kuş
hakkında soruşturma açıldı. Kaşkavalcı Londra'da bir bankayı dolandırmakla
suçlandı ve tutuklanarak Winchester Cezaevine kondu. Ancak Türkiye'de idamla
yargılanacak bir suçla arandığı için İngiltere tarafından iade edilmedi.
(Hürriyet, 23.04-17.07-17.11.1989)

Atilla Kaya

Solcu itirafçı. Kırklareli Cezaevinde solcu itirafçıların lideri. Alaattin


Kanat'la birlikte faaliyetlerde bulunduğu ve devlet içindeki çetede yer aldığı
ileri sürüldü.

Şahin Kaya

Habur Gümrükleri Başmüdürlüğünde Gümrük İdare Memuru iken hayali ihracatı


koordine ettiği için yargılandı ve cezalandırıldı. (Kıyamet Mahkemesi)

Yener Kaya

Borsa bankeri. 1993'te hâlâ faili meçhul kalan bir cinayet sonucunda öldürüldü.
Nesim Malki cinayetinin, tekstil hisselerinde önemli işlemler yapan Yener Kaya
cinayeti ile ilişkili olduğu, Malki 'nin alacaklı olduğu kişilerin ve kimi alacak
senetlerinin Kaya'da olduğu da ileri sürüldü.

Ali Galip Kayıran


97 / 235

Gümrük görevlisi iken Karaağaç Gümrük Kapısından soruşturma sonucu Derince'ye


aktarıldı. 1978'de Haydarpaşa Gümrük Müdür Vekilliğine getirildi. 16 Nisan
1979'da İbrahim Telemen'in ihbarı sonucu başlayan operasyonda banka hesaplarında
yüklü paralara rastlandı. (Silah Kaçakçılığı ve Terör, 46-47) Kayıran, Yüce
Divanda yargılanan Bakan Tuncay Mataracı döneminde de Gümrük Müdürlüğü yaptı ve
yargılandı.

Şevket Kayıran

Eski MİT raporunda Necdet Üruğ'un yeraltı dünyasıyla ilişkilerini kurduğu


isimlerden biri olduğu ileri sürülen Hâkim Albay. Tuncay Mataracı'nm Gumruk
Müdürü Ali Galip Kayıran'ın ağabeyi. (1. MİT Raporu)

Atıf Keçeci

1. MİT raporuna göre Balıkesir'de, Hadi Üruğ'un da bulunduğu maden işinde adı
geçiyor. İstanbul Emniyet Müdürlüğünde çalışan Affan Keçeci'nin ağabeyi. (1. MİT
Raporu)

Affan Keçeci

Kocaeli Emniyet Müdürü iken Mehmet Hadi Özcan'ı yakalamış, ancak Hadi Özcan'ın
11 Temmuz tarihini taşıyan ve Çatlı'dan, Botaş'tan, Yeşil'den ayrıntılarıyla
bahsettiği 300 sayfayı aşan ifadesine karşı hiçbir şey yapmamak ve ifadeyi el
altından Mehmet Ağar'a götürmekle suçlandı. (Susurluk Tutanakları, 435,515)

Abdullah Kederoğlu

DYP İstanbul İl Yönetim Kurulu üyesi, eski İstanbul Ülkücü Gençlik Derneği
Başkanı. Nevşehirli. Halkalı gümrüğü içinde yer alan bir TIR garajı sahibi. Asit
borik ve sodyum perborat ticareti ile uğraşan bir şirketi var.

Avşar Kederoğlu

İbrahim Şahin 'in kullandığı beyaz Cheeroke cipin sahibi. DYP İstanbul İl Yönetim
Kurulu üyesi eski ülkücü Abdullah Kederoğlu'nun kardeşi. Kederoğlu'nun kız
kardeşinin evinde Ayhan Akça kiracı olarak bulunuyordu.
Avşar Kaderoğlu Tarık Ümit kaybolmadan önce, onunla son konuşan telefonun
sahibiydi. Susurluk Komisyonuna verdiği ifadede Tarık Ümit kaçırıldığı zaman cep
telefonunu İbrahim Şahin 'in kullandığını, Tarık Ümit'i en son arayanın Ziya
Bandırmalıoğlu olduğunu söyledi. İfadelerde Tarık Ümit'in telefonunu arayan mı,
aranan mı olduğu muğlak kaldı. (Susurluk Tutanakları)

Mehmet Kengerli

Doktora sahibi Azeri. MHP davası belgeleri arasında yer alan Enver Altaylı
imzalı bir mektupta Federal Almanya Büyükelçiliği Çalışma Müşaviri olduğu,
1940'ta Almanlara esir düştüğü, Türkistan lejyonunda olduğu, harpte SS subayı
olduğu, savaş sonunda binbaşı rütbesi taşıdığı, MHP'ye sempati duyduğu, Alman
Sendikalar Birliği (DGB) nezdinde MHP lehine müsbet teşebbüsleri olduğu, ancak
başarılı olamadığı anlatılıyor. (MHP İddianamesi)

Mustafa Keser
98 / 235

Adı Emniyet Genel Müdürlüğünün Ağustos 1998'de açıkladığı çeteler listesinde yer
aldı. İstanbul ve çevresinde organize suç çetesi oluşturma, tehdit, haraç isteme
gibi suçlarla aranıyor.

Abdurrahman Keskin

27 Şubat 1990'da hayati tehlike arz edecek şekilde yaralama ve mütecaviz


sarhoşluk suçundan 2 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 20 Ocak 1995'te Uludağ
Kervansaray Otelinin lobisinde Uğur Kılıç'ı vuran tetikçi. Alaattin Çakıcı'dan
50 milyon lira alarak bu işi yaptığını ilk ifadesinde söyledi, sonra reddetti.
Keskin'e Tevfik Ağansoy ve Ömer Oral'ın yardım ettiği ileri sürüldü. (Sabah,
21.03.1995)

Hasan Kesami

Ahmet Agihigi adlı diğer İranlı diplomatla birlikte Muammer Aksoy'un katil
zanlısı olarak istihbarat örgütlerinin raporlarında yer alan İranlı diplomat.
(Susurluk Konferansı, 126-127)

Dündar Kılıç

1953 Sürmene doğumlu. Yeraltı dünyasının ünlü isimlerinden. İlk sabıkasını


boksör Ercü'yü delik deşik ettiği için aldı. Cezaevinden çıktıktan sonra
Ankara'ya gelen Kılıç, 3 cinayet ve 35 yaralama olayına karıştı. 15 Ağustos
1972'de Diyarbakır ve Siirt İlleri Sıkıyönetim Komutanlığı tarafından THKO
örgütünde faaliyet göstermekten dolayı yargılanan Atilla Keskin'e yataklık
yapmaktan yakalandı.
28 Ekim 1980'de silah ve mermi kaçakçılığı yaptığı gerekçesiyle Boğazlar
Komutanlığı tarafından 25 arkadaşıyla birlikte gözaltına alındı. 9 Şubat 1984'te
Behçet Cantürk ve Abuzer Uğurlu ile birlikte gözaltına alındı. MİT raporunda bu
gözaltı olayından sonra Atilla Aytek ve MİT'in yıpratılması için Kılıç ve ekibi
tarafından sistemli bir çalışma başlatıldığı ileri sürüldü. Semra Özal'ın
ricasıyla Engin Civan ve Selim Edes arasındaki anlaşmazlığı çözmek için aracı
oldu. Bu olaylar sırasında Çakıcı ile karşı karşıya geldi. Kızı Uğur Çakıcı,
Alaattin Çakıcı'nın adamları tarafından öldürüldü. İstanbul Emniyetinin Teknik
Şubesinde yer alan kayıtlara göre iki kez bıçakla yaralama, iki kez bıçak
bulundurma, bir kez çakı ile yaralama, bir kez kafa atmak sureti ile yaralama,
bir kez adliyede tabanca ile adam yaralama, üç kez tabanca ile yaralama, bir kez
tabanca ve sustalı bulundurma, yedi kez tabanca bulundurma, bir kez alaka
tetkiki ve bir kez durumunun sorulmasından dolayı toplam 22 kez geliş kaydı
bulunuyordu
Susurluk Komisyonuna verdiği ifadede Alaattin Çakıcı'nın MİT tarafından
korunduğunu, Mehmet Eymür tarafından Bursa'da bir mahkemede aklanan Nihat
Erim'in katillerinin yine Eymür tarafından kullanıldığını ileri sürdü. (1. MİT
Raporu / Susurluk Tutanakları)

İbrahim Kılıç

Dündar Kılıç'ın kardeşi. Eski MİT raporunda, Erdoğan Arslan'la birlikte Banker
Bako'yu piyon olarak kullanıp piyasaya sahte Çaybank tahvili sürdüğü iddia
edildi. (1. MİT Raporu)

Kemal Kılıç

12 Nisan 1996'da Özal ailesinin 1979 yılına kadar oturduğu ve Turgut Özal'ın
politikaya atıldıktan sonra özel arşivini saklamak için kullandığı Balmumcu Itri
99 / 235

Sokak 38 numarada bulunan villayı Murat Bozkurt ve Ayhan isimli kişilerle


birlikte soyan hırsız. Villadan 50 kadar kaset ve 10 milyon lira çalındığı
anlaşılmış, Erhan Göksel tarafından da villada devlet sırrı niteliğinde belgeler
bulunduğu ileri sürülmüştü. 1996 yılı Aralık ayı başında yakalanan hırsızlardan
Kemal Kılıç serbest bırakıldı, tutuklanan Murat Bozkurt ise ifadesinde eve
girmediğini, sadece soyadını bilmediği Ayhan'ın eve girdiğini ve bu iş
karşılığında 10 milyon lira aldığını anlattı. (Hürriyet, 18.12.1997)

Kemal Kılıçkaya

Bucaklar ve Ağar'ı 1993'te bir araya getirerek Bucak aşiretini korucu olmaya
ikna eden JİTEM'den emekli Albay BOTAŞ Ankara Bölge Müdürü. (Susurluk
Tutanakları)

Abdurrahman Kıpçak

28 Eylül 1979'da Adana Emniyet Müdürü Cevat Yurdakul'un öldürülmesi olayına


karışan ülkücü militan. Yurdakul ölümünden önce, MHP milletvekilleri Cengiz
Gökçek ve Ali Gürbüz tarafından basına yapılan açıklamalarla tehdit edilmişti.
Ölümünden sonra Emniyet Müdürlüğü görevi İl Jandarma Alay Komutanı Osman Çitim'e
verildi. Kıpçak, Ferhat Tüysüzle birlikte kahve taramak, adam öldürmek gibi
suçlardan da aranıyordu. MHP Ana Davasında da yargılanan Kıpçak, Adana MHP
Davasında 2 numaralı sanık olarak geçiyordu. Kıpçak'ın Aydın Telli ile birlikte
cezaevinden kaçtıktan sonra ÜGD Başkanı Hasan Çağlayan aracılığı ile Yılma
Durak'ın temin ettiği pasaportlarla yurtdışına çıktıkları MHP iddianamesinde yer
aldı. (MHF İddianamesi, 657) Kıpçak 4 Ekim 1998'de Ümraniye'de bir tamirciye
düzenlenen baskında 47 kilo eroinle ve sahte kimlikle yakalandı. Çatlı ile
ilişkisi bulunan Kıpçak'ın 1980'den sonra sahte pasaportla Avrupa'ya gittiği ve
burada uyuşturucu işine girdiği ileri sürüldü. (Sabah, 05.10.1998)

Haluk Kırcı

Bahçelievler katliamı sanığı. MHP çevrelerinde "İdi Amin" ve "Esmeray"


lakaplarıyla tanınıyor. İki yıl sonra yakalandı. 17 Kasım 1980 tarihli 14
sayfalık ifadesinde Çatlı ile birlikte yaptıkları katliamı en ince ayrıntılarına
kadar anlattı. 12 Nisan 1988'de idama mahkûm oldu. Bir yıl sonra şartlı tahliye
yasasından yararlanarak "yanlışlıkla" tahliye edildi ve tekrar aranmaya başladı,
1 Ağustos 1992'de evlenirken nikâh şahidi Erzurum Valisi Mehmet Ağar'dı. II. MİT
raporunda, özel örgütün Ülkücü Mafya içindeki bölümünde yer aldığı ve Çatlı'nın
ölümünden sonra örgütün silahlı kanadının lideri olduğu ileri sürüldü. Abdullah
Çatlı'nın ekibinde Abdurrahman Buğday, Sami Hoştan, Sedat Peker ve Mehmet
Gözen'le birlikte yer aldığı da iddialar arasındaydı. 25 Ocak 1996'da
Küçükçekmece'de yakalandı, 1 Şubat 1996'da Küçükçekmece Cumhuriyet
Başsavcılığına sevk edildi. Başsavcılığın, Ankara Sıkıyönetim Askeri
Mahkemesinin ilamı gelene kadar nezarette tutulmasını istediği Kırcı, aynı gün
firar etti. Sedat Demir ve Mehmet Ağar'ın baskılarıyla serbest bırakıldığı için
Komiser Servet Atan ve polis memuru Celal Yanar'la Nihat Demiray hakkında
soruşturma açıldı. Yanar, ifadesinde dönemin Adalet Bakanı Mehmet Ağar'ın
"nezarete atmayın, polislerle otursun" talimatı verdiğini söyledi. Demir bu
davada 14 Ekim 1997'de delil yetersizliğinden beraat etti. Diğer polislerin de
beraat kararı Yargıtay 4. Ceza Dairesi tarafından bozuldu, ancak CMUK'un aleyhte
temyiz olmaz hükmü gereğince tekrar yargılanmaları mümkün olmadı. Sağlık
sektöründe, Sağlık Bakanlığından ihale alan kimi şirketlerin sahibi. Faili
meçhul bir cinayette öldürülen Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısı
Namık Erdoğan'ın Haluk Kırcı'nın şirketleriyle ilgili bir yolsuzluğu bildiği ve
üzerine gittiği için öldürüldüğü ileri sürüldü. (Gazete Pazar, 11.01.1998)
(Kutlu Savaş Raporu/Susurluk Tutanakları)
100 / 235

Faruk Kırısun

1994'te Sedat Bucak'a ait bir aracın devrilmesi sonucunda ölen Adnan Hocanın
müridi. Kamuoyuna yansımayan bu olayda Adnan Hocanın Kadir adlı bir başka
müridi, Özel Harp Dairesinden Korkut isimli bir subay, Korucubaşı Halit
Reşitoğlu ve Mustafa Bakan ölmüş, yaralanan koruma Şeymus Özkaya GATA'da gizlice
tedavi edilmişti. Bu kazada ölen subayın üniformalı yeşil olduğu da ileri
sürüldü.

İsmail Kısakaya

Emniyet Genel Müdürlüğünün Ağustos 1998'de açıkladığı çeteler listesinde yer


aldı. Eskişehir'de teşekkül oluşturmak suretiyle senet tahsilatı yapmak, müessir
fiil gibi suçlarla aranıyor.

Savaş Kibar

İmam Baba lakabıyla da tanınan yeraltı dünyasının isimlerinden. Mehmet Hadi


Özcan ile yakın arkadaş olduğu, ancak Halil Bezmen adına iş yaptığı ileri
sürülen ve Hadi Özcan 'ın yakını olan İbrahim Aracı'dan 200 bin dolar haraç
istediği ve adamları Tanju Ece, Yakup Taşkır ve Bekir Boynuuzun'a Aracı'nın E-
130 karayolu üzerinde bulunan otomobil galerisini kurşunlattığı için Özcan ile
aralarının açıldığı ileri sürüldü. Kibar, Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinde
İbrahim Aracı'nın işyerinin kurşunlanmasına azmettirdiği için yargılanıyor. Hadi
Özcan 'ın da Kibar'ın çocukluk arkadaşı olan Yaşar Kardaş'ın vurulmasını
emrettiği ileri sürüldü.
17 Şubat 1998'de işadamı Cemal Beller ve ağabeyi Recep Beller'den 5 bin dolar
haraç isterken Mustafa Kibar, Yılmaz Hüner, Hasan Gazel, Tanju Ece ve Birol
Tarcan'la birlikte yakalandı. Adı Emniyet Genel Müdürlüğünün Ağustos 1998'de
açıkladığı çeteler listesinde yer aldı. Cürüm işlemek amacıyla teşekkül
oluşturmak, işyeri kurşunlatma gibi suçlarla tutuklu.

Hüseyin Kocadağ

Eski İstanbul Emniyet Müdür yardımcılarından, özel Timin kurucularından.


Gölbaşı'nda bir kişinin vurulmasına karıştığı ve İranlı bir kadınla ilişkisi
olduğu, yeraltı dünyasının önde gelen isimleriyle ilişki kurduğu iddiasıyla 19
Şubat 1985-19 Ağustos 1985 tarihleri arasında polislikten uzaklaştırıldı. Sonra
mahkeme kararıyla geri döndü. Behçet Cantürk'le ilişkili olduğu ileri
sürülmüştü. Cantürk, "Babalar Operasyonu" sırasında Gölbaşı'ndaki Özel Tim
eğitim merkezinde sorgulanmıştı. Alaattin Çakıcı eski karısı Uğur Kılıç'ı Mehmet
Çağlar ile ilişkisi olduğu için suçlarken Kocadağ'ın da adını vermiş, açılan
soruşturmada Mehmet Çağlarla bu ilişkiyi bildiği ileri sürülen meslektaşı
Hüseyin Kocadağ'ın temiz çıktığı 2 Şubat 1995'te bizzat İçişleri Bakanı Nahit
Menteşe tarafından açıklanmıştı.
Kocadağ 11 kez disiplin soruşturmasına uğradı. Bunlardan birinde kumar
oynanmasına müsaade etmek ve adli bir olayın boyutunu değiştirmek yoluyla
menfaat temin etmekten dolayı 29 Ocak 1986'da meslekten kesin olarak ihraç
edildi. 20 Mart 1987'de Danıştay kararı ile geri döndü. Devlet aracını özel
işlerinde kullandığı için altı ay süreli kısa durdurma, resmi sıfatının
saygınlığını sarsacak davranışta bulunmaktan 10 gün maaş kesimi, İstanbul
Emniyet Müdür Yardımcısıyken işkence yapmaktan soruşturma geçirdi. Kocadağ'ın
Susurluk kazasında İzmir ya da İstanbul'a emniyet müdürü olmak için Çatlı'nın
aracılığıyla Ağar'la ilişki kurmak için yer aldığı ileri sürüldü. Ayrıca Ankara
Sheraton Otelinin kumarhanesine yüzde 10 oranında ortak olduğu da ileri
sürülmüştü. (Susurluk Komisyonu)
101 / 235

Cenan Kocahakimoğlu

19 Ocak 1994'te Erbil'de batılı servislerin de yardımıyla Kürt grupları


tarafından öldürüldüğü ileri sürülen MİT görevlisi. Olayla ilgili ilk açıklamayı
yapan KDP Ankara Temsilcisi Şefin Dizayi Türkiye'den yapılan insani yardımın
koordinasyonu ile görevli olan Can Cemal'm öldürüldüğünü bildirdi. Ancak
Kızılay Genel Müdürlüğü böyle bir elemanı tanımadığını açıkladı. (Bir Gizli
Servisin Tarihi)

Cahit Kocakaya

Adı Varujyan Kumdagezer'm Nişantaşı'ndaki butiğinin basılması ve ağabeyinin


öldürülmesi olayına karıştı. 2. MİT raporunda Ayhan Akça ve Ziya Bandırmalıoğlu
tarafından Tarık Ümit'e, Dündar Kılıç yerine kendisine yönelik çalışma yapılması
için önerilen ve Ümit tarafından kabul edildiği ileri sürülen uyuşturucu
kaçakçısı. Tarık Ümit'in Kocakaya'dan alınan iki milyon dolarlık haraç yüzünden
kaçırıldığı ve Akça tarafından otomobilde öldürüldüğü de ileri sürüldü. (1. MİT
Raporu, 2. MİT Raporu)

Haydar Koç

Kemal Horzum'la birlikte çeşitli hayali ihracat ilişkilerine karışan, 5 Eylül


1983'te İstanbul Hilton Otelinde kalırken, hakkında çıkarılan tutuklama kararını
öğrendikten sonra yurtdışına kaçan, dört yıl kadar kaçak gezdikten sonra
Türkiye'ye dönüp, dört gün sonra, 5 Kasım 1987'de polise teslim olan isim.
Haydar Koç, Kemal Horzum'un üvey kardeşi Yusuf Koç'la birlikte iş yaptığını,
İstanbul'u parsellediklerini, önemli açıklamalarda bulunacağını, Kıbrıs'a büyük
miktarda hayali ihracat yapıldığını, dönemin Belediye Başkanı Bedrettin Dalan ve
Ünal Erkan'ın da bu işlere bulaştığını söyledi.

Lokman Kondakçı

Ülkü Ocaklarının ilk başkanlarından. Avrupa'da ülkücü örgütlenmeyi


gerçekleştirdi ve ilk federasyon başkanı oldu. Aydınlık gazetesi Frankfurt
Bürosuna açıklamalar yapmak isterken konu dönemin İçişleri Bakanı Hasan Fehmi
Güneş'e iletildi. Güneş, bir polisi gazeteci gibi yollayarak Kondakçı'yı
konuşmaya ikna ettirdi. Daha sonra polisler kimliklerini açıkladı. Kondakçı
Hasan Fehmi Güneş'le 30 Mart ve 10 Nisan 1979 tarihlerinde iki ayrı görüşme
yaptı. Kondakçı bu görüşmede kimi cinayetlerle MHP yöneticileri arasındaki
ilişki hakkında önemli bilgiler verdi. Kaydedilen tutanaklar basına sızınca,
Bafra'da ülkücüler tarafından kurşunlandı. (Gizli Kulaklar Ülkesi,96-99) Yıllar
sonra 16 Mart katliamı davasında bu bant çözümleri mahkemeye sunuldu. Miktad
Alpay imzasını taşıyan dökümler için kimi gazeteciler ve avukatlar hakkında MİT
tarafından devletin gizli belgelerini açıklamak gerekçesiyle suç duyurusunda
bulunuldu ve dava açıldı. Kondakçı, 1982'de yaptığı ihracatın dövizini yasal
süresi içinde yurda getirmediği için Samsun 1. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından
tazminat cezasına mahkûm oldu. (Hürriyet, 15.12.1987)

Teoman Koman

MİT eski müsteşarlarından. Jandarma Genel Komutanı. JİTEM adında resmi bir
kurumun varlığını reddetti. Emekli olduktan sonra, Cavit Çağlar'a ait
İnterbank'ın yönetim kurulu üyesi oldu.

Mahmut Korkmaz
102 / 235

Bahçelievler katliamına karışan ülkücü militanlardan. ÜGD Ankara Şubesi ikinci


başkanı. Kaldıkları Tokat öğrenci yurdu kurşunlandığı için Bahçelievler 17.
Sokakta Haluk Kırcı ile eski bir apartmanın bodrum katında oturdu. Abdullah
Çatlı ve Nevzat Bor'la İstanbul'a giderek esrarengiz Yüzbaşı Mehmet Ali Çevikel
ile tanıştığı Ali Yurtaslan'ın itiraflarında yer aldı. 30 Mart 1988'de Pişmanlık
Yasasından yararlanmak isteyen Haluk Kırcı ile birlikte verdiği ifadede
Bahçelievler katliamını ayrıntılarıyla anlattı. Olaydan sonra yurtdışına kaçtı.
1987'de sahte kimlikle Viyana'dan İstanbul'a dönerken Yeşilköy Havaalanında
yakalandı. Bahçelievler katliamı davasında müdahil avukatlar tarafından Muhmut
Korkmaz'ın Alaattin Çakıcı'ya karşı düzenlenen bir operasyonda yakalandığı,
ancak serbest bırakıldığı ileri sürüldü. (Sabah, 21.10.1997)

Ömer Korkmaz

El Ezher Üniversitesine Türkiye'den sahte belgelerle öğrenci gönderilmesiyle


ilgili soruşturma sırasında Yurtdışı Mezunları Gençlik ve Dayanışma Vakfı (YUVA)
Başkanı olarak, Başkan Yardımcısı Bülent Alan, Genel Sekreter Sabri Öner ve
Muhittin Hamdi Yıldırım'la birlikte gözaltına alındı. Mahkeme tarafından serbest
bırakıldıktan kısa bir süre sonra 4 Mart 1998'de laik devlet düzenine karşı suç
işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak suçlamasıyla haklarında gıyabi tutuklama
kararı çıkarıldı. (Hür, 5 Mart 1997)

Ziya Korkut

Başbakan Mesut Yılmaz'ın Macaristan'ın Budapeşte kentinde 2 4 Kasım 1997'de


yumruklanması olayına karıştıktan sonra Bulgaristan'a kaçan ve orada yakalanan
isim. Ziya Korkut, 18 Eylül 1998'de Türkiye'ye iade edildi. Yılmaz'ın
yumruklanması olayında, yumrukçu Veysel Özerdem ile İsmail Koçkaya'nın bindiği
otomobili kullanan kişi olan Korkut, İstanbul 3 Nolu DGM'de yargılandı.
(Hürriyet.19.12.1998)

Hatay Kortun

Emekli albay. Azerbaycan'da Aliyev'i devirmek isteyen gruplara komuta ettiği


ileri sürüldü. 12 Eylülden sonra yurtdışına çıktığı, Fransa'da kaldığı dönemde
Abdullah Çatlı ile ilişki kuran devlet görevlisi olduğu iddia edildi. (Artıhaber,
41-1998)

Hayri Kozakçıoğlu

İpekçi suikastının soruşturmasında polis müdürü olarak görev yaptı. Olağanüstü


Hal Bölge Valiliği yaptığı dönemde, Kuzey Irak'tan göç eden Kürtler için
yurtdışından gönderilen 2 milyar lirayı hesabına geçirmekle suçlandı.
Kozakçıoğlu söz konusu parayı 12 Ağustos 1991'de getirdiğini ve 18 Ocak 1993'te
Bölge Valiliğinin talebi üzerine geri gönderdiğini, parayı dönemin İçişleri
Bakanı Mustafa Kalemli'nin onayı ile aldığını söyledi. Ancak Kalemli, olaydan
haberi olmadığını söyledi. (Hürriyet, 08.09.93) Kozakçıoğlu'nun Vakıfbank'taki
kişisel hesabında 7 milyar lira olduğu (Milliyet, 08.09.1993) ortaya çıktı,
İçişleri Bakanı Gazioğlu bu paranın dondurulduğunu açıkladı. (Hürriyet,
12.09.93) Kozakçıoğlu olayı Ünal Erkan ve Mehmet Ağar'ın komplosu olarak
nitelerken, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel Kozakçıoğlu'nun kendisi adına açılan
hesaplardan kimlere ödeme yaptığını açıklaması halinde devletin sıkıntıya
gireceğini söyledi ve paranın örtülü faaliyetlerde kullanıldığını ima etti.
(Hürriyet, 11.09.93) Bu tartışma sırasında bir başka haberde müteahhit Metin
Kaya Çağlayan'ın yaptırdığı Sarıyer Çamtepe, Mesa Konutlarından A-12 nolu 240
metrekarelik tripleks villanın Hayri Kozakçıoğlu'na 1989'da 86 ay taksitle,
103 / 235

sıfır kâr ve faizle 300 milyon liraya satıldığı ileri sürüldü. (Sabah,
11.09.1993)

Armağan Kök

Emlak Bankası Mecidiyeköy eski Müdür Yardımcısı. 1995'te Sicilya mafyasının 1.3
milyar dolarlık para aklama operasyonuna adı karıştı. Kök, ifadesinde, bu olayda
kullanılan ve organizasyonda yer alan A&M Securities'm adamı Heinz Bucher adına
verilen 26 Ağustos 1993 tarihli 22 milyon dolarlık iyi niyet mektubu (Letter of
Intent) konusunda Emlak Bankası üst düzey yöneticilerinin onayının olduğunu
söyledi. Sahte olduğu anlaşılan mektup, Şube Müdürü Hamdi Töre ve Müdür
Yardımcısı Armağan Kök 'ün imzalarını taşıyordu.
Ancak Emlak Bankası yönetimi bankayı lekeleyen bu mektup için soruşturma açmadı.
Kök, 26 Eylül 1993'te skandalin patlak vermesinden sonra, Emlak Bankasından
ayrılarak az şubeli bir bankaya geçti. (Hürriyet, 10.11.1995) Sicilya mafyasında
Giovanni Cannizzo'nun itiraflarıyla ortaya çıkan 1.3 milyar dolarlık para aklama
operasyonu için İtalyan Merkez Bankası Müfettişi Otella Carli'nin hazırladığı
raporda, Emlak Bankası adına İsviçre'de kurulu A&M Securities şirketine verilen
10 adet 25 milyon dolarlık iyi niyet mektubunun A Kök imzasını taşıdığı
belirtildi. Armağan Kök 'ün arkadaşı ve A&M Securities'm sahibi Rıdvan Abay,
aldığı iyi niyet mektubunu Kubri AG adlı tabela şirketine transfer etti. Rus
Himbank'tan da alınan benzer teminatlarla 500 milyon dolarlık para aklama
imkânına sahip olan Kubri AG daha sonra İtalyan mafyasına satıldı. (Hürriyet,
10-11-12.11.1995)
Olaya karışan isimler bu mektupların sahte olduğunu ileri sürerken, Rıdvan
Abay'a verilmiş, 9 Eylül 1993 tarihli, 25 milyon dolarlık ve Emlak Bankası
yönetimi tarafından da onaylanan yine Armağan Kök ve İlgi Arıcan imzalarını
taşıyan ikinci bir mektup daha ortaya çıktı. (Hürriyet, 16.11.1995) İyi niyet
mektubu, para aklama operasyonlarında aklanacak para kadar kredi alınmasında ve
kredinin batırılarak meşru bir kaynağa kavuşturulmasında kullanılıyor. Armağan
Kök, söz konusu mektuplar için dönemin banka yönetimine bilgi verdiğini ve onay
aldığını ileri sürdü. Kök, Rıdvan Abay ile Tekar Gıda'nın sahibi Engin Çıray
aracılığı ile tanıştığını anlattı. (Hürriyet, 23.11.1995) Emlakbank
müfettişlerinin yaptığı incelemede, bankanın uluslararası bir dolandırıcılık
girişimi ile karşı karşıya olduğu ve Armağan Kök'le şube müdürü Hamdi Töre'nin
kötü niyetli olmadıklarını, ancak bu girişim karşısında savcılığa suç
duyurusunda bulunmayan yöneticilerin bilgisine başvurulması gerektiği kararına
vardılar. (Hürriyet, 28.11.1995)

Davut Kölük

İplik üreticisi. 1990'da Yeşilköy'deki Dilkum sitesini yaptı. 1992'de Ömer Lütfü
Topal'ın Emperyal Gazinosunda oynadığı kumarda 100 milyon dolar kaybedince
Mehmet Ağar'dan yardım istedi. Topal'ın alacağına karşılık olarak Dilkum
sitesindeki daireleri ve Gebze'de Kölük tarafından yapılan 18 daireyi aldığı
ileri sürüldü.

Haydar Köroğlu

13 Ocak 1998'de İstanbul'da osmisyum satarken Mehmet Uğur Dirlik, Akif Dalyaprak
ve Orhan Gür'le yakalandı. 500 bin dolar değerinde osmisyumun yakalandığı olayda
Selim İslamoğlu, Muammer Ertuğrul, Recep Behar ve osmisyumu Rusya'dan Türkiye'ye
getiren Günay Kaptan da yakalandı. (Anadolu Ajansı, 13.01.1998)

Şeydi Battal Köse


104 / 235

Metin Göktepe cinayetine karışan emniyet amiri. Tutuklu olarak yargılandığı


sırada, mahkemenin 25 Aralık 1997 tarihinde yapılan duruşmasında verdiği 11
sayfalık dilekçe ile tutuksuz sanıklar Metin Küşat, Fedai Korkmaz, Burhan Koç,
Tuncay Uzun, Fikret Kayacan ve tutuklu sanık Şuayip Mutluer'i suçladı. Göktepe
'nin Eyüp Kapalı Spor Salonunda 8 Ocak 1996 tarihinde saat 19.00'da
öldürüldüğünü ve bunun salonda görevli başkomiserler ve Eyüp Emniyet Amirliği
tarafından bilindiğini söyledi. (Hürriyet 26.12.1997)

Vahe Ohannes Köylüyan

Merkezi Hollanda'da bulunan Overco şirketinin sahibi. Adı ilk kez. 19 Aralık
1978'de Gaziantep- Ankara arasında çevrilen bir kamyonda silah yakalanmasıyla
ortaya çıkan 63 kayıp TIR olayında geçti. Bir başka TIR da Silvan yakınında bir
mağaraya 400 civarında roketatar boşaltırken yakalandı. Kuveyt'e gönderileceği
söylenen mallar 63 TIR tutuyordu ve hiçbiri Türkiye'ye girdikten sonra çıkış
yapmamıştı. Mallar İclal Solmaz Asena'ya ait Ortadoğu Nakliyat ve Mehmet
Karagülle'ye ait Yavuz Nakliyat tarafından taşınıyordu ve Vahe Ohannes
Köylüyan'a ait Overco şirketinden gönderilmişti.
Türkiye'de Ortadoğu Nakliyat şirketinin Genel Müdürü Nejat Söyler tutuklandı.
(Silah Kaçakçılığı ve Terör, 147-149) JİTEM'in kurucusu olarak bilinen ve
1993'te öldürülen Jandarma Binbaşı Ahmet Cem Ersever, kaçak TIR'lar olayının
ortaya çıkmasından sonra Nejat Söyler'le ilişkisi nedeniyle soruşturuldu ve
delil yetersizliğinden beraat etti. Ersever, savunmasında Söyler'le ilişkisini
reddetmedi. 1976'da Hüsamettin Türkmen aracılığıyla tanıştığı Söyler'le görev
gereği ilişki kurduğunu ileri sürüyordu. (Jitem Gerçeği, 31-38) Köylüyan'ın ismi
9 Temmuz 1983'te Avusturya'da uyuşturucu kaçakçısı olarak yakalanan İrfan
Parlak'ın dosyasında da Bekir Çelenk ve Fikri Kocakerim'le birlikte geçiyordu.
Ohannes Köylüyan'ın adı Kıbrıs'ta kaçakçılıkla ilgili kapatılan 16 ayrı dosyada
Ahmet Akmal ve Mehmet Erdoğan'la birlikte geçti. Ayrıca 1988'de Kıbrıs'a
giderken Mersin gümrüğünde yakalanan TIR'da ortaya çıkan 15.7 ton asit anhidrit
olayında alıcı yine Vahe Ohannes Köylüyan'a kadar uzanan ilişkilere sahipti.
(Vatan Sağ Olsun, 38-57)

Mehmet Köymen

Adı Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından Ağustos 1998'de açıklanan çeteler


listesinde yer aldı. İstanbul ve çevresinde silahlı çete oluşturma, adam öldürme
ve yaralamaya azmettirme, silahlı işyeri baskını gibi suçlardan tutuklu. (Reis)

Mehmet Cemal Kulaksızoğlu

Harp Okulu 1976 mezunu. Jandarma subayı Özel Harpçi Erdal Sarı'nın kimliklerini
kullanan, Yavuz Ataç'la ilişkili isim. Nafiz Karacan ve Mehmet Cemal
Kulaksızoğlu ve Mikail Sarı kimliklerini başlangıçta tek kişinin kullandığı
zannedildi. (Aktüel 372) 1956 Karabük doğumlu. Londra Üniversitesinde üç yıl
İşletmecilik okudu. Özel Kuvvetler Komutanlığınca yurtdışında eğitildiği, Nuri
Gündeş ile ilişkiye girdiği, MI5, GS G9 gibi yabancı istihbarat kursları
gördüğü, 1988'de MİT'in Kontrespiyonaj bölümüne girdiği, yurtdışında çeşitli
operasyonlara katıldığı, Şahin Kara, Abdülcelil Halit, Faruk Coşkun gibi
kimlikler kullandığı ileri sürüldü. (Aktüel, 372)
1995 yılı Nisanında Senar Er'in babasının fidye karşılığı kaçırılması ve İHD
Genel Başkanı Akın Birdal'a yapılan suikastlere bu üç ayrı isim de karıştı.
Birdal suikastı soruşturması sırasında Mehmet Cemal Kulaksızoğlu adı
azmettiriciler arasında yer aldı. Suikastın azmettiricisi Semih Tufan Gülaltay
ifadesinde Kulaksızoğlu'nun Yavuz Ataç'm çok yakın adamı olduğunu söyledi.
Sevgilisi Oya Demir de polis ifadesinde Astsubay Cengiz Ersever'le Kulaksızoğlu
aracılığıyla tanıştığını söyledi. Kulaksızoğlu adı ile Aktüel dergisine yaptığı
açıklamalarda iddiaları reddeden Sarı, Yavuz Ataç'ı çok sevdiğini ve onun için
105 / 235

çocuklarını bile öldürmekten çekinmeyeceğini anlattı. Alaattin Çakıcı ile


ilişkisinden dolayı suçlanan MİT görevlisi Yavuz Ataç'm Kulaksızoğlu'na da
kırmızı diplomatik pasaport verdiği ileri sürüldü. (Radikal, 23.08.1998) Nafiz
Karacan'ın 12 Ekimde yakalanmasından sonra, 12 Ekim 1998'de İstanbul'da
gözaltına alındı. Sevgilisi Oya Kaya'yı takip ederek girdiği daireyi belirleyen
polis, evde bulunan Mehmet Cemal Kulaksızoğlu ile birlikte sevgilisi Oya Kaya,
sekreteri Ayten Çakır ile iki adamı da gözaltına alındı. Adı daha önce 4 ayrı
dolandırıcılık, silah zoruyla çek ve senet imzalatma olaylarına karıdan Mehmet
Cemal Kulaksızoğlu'nun Florya'da bir şirketi olduğu da kaydedildi. "Mikail Sarı"
adına düzenlenmiş bir pasaport kullanan Kulaksızoğlu'nun üzerinde "Aslan Çakır"
adına bir de sahte kimlik çıktı. (Hürriyet, 15.10.1998)
Kulaksızoğlu'nun Ankara'da Rüzgâr Güvenlik şirketi ve Set Dış Ticaret şirketiyle
ilişkili olduğu ve burada Yeşil kod isimli Mahmut Yıldırım ve Akın Birdal
suikastının azmettiricisi Semih Tufan Gülaltay ile ilişkili olduğu ortaya çıktı.
(Radikal, 16.10.1998) Ersever'le birlikte çalışan isimlerden Şerif Tokgöz'ün
açıklamalarına göre Cem Ersever'in elindeki bilgilerden rahatsız olduğu, ayrıca
Ersever tarafından planlanan, ancak onun ölümünden sonra da sürdürülen
itirafçıların ve sivillerin birlikte yer aldığı, özel güvenlik büroları adı
altında faaliyet gösterecek bir örgütlenmenin de başında olduğu ileri sürüldü.
(Jitem Gerçeği, 109-115) Kulaksızoğlu, polise verdiği ifadede MİT'in çeşitli
operasyonlara katıldığı, Şahin Kara, Abdülcelil Halit, Faruk Coşkun gibi
kimlikler kullandığı ileri sürüldü. (Aktüel, 372)
1995 yılı Nisanında Senar Er'in babasının fidye karşılığı kaçırılması ve İHD
Genel Başkanı Akın Birdal'a yapılan suikastlere bu üç ayrı isim de karıştı.
Birdal suikastı soruşturması sırasında Mehmet Cemal Kulaksızoğlu adı
azmettiriciler arasında yer aldı. Suikastın azmettiricisi Semih Tufan Gülaltay
ifadesinde Kulaksızoğlu'nun Yavuz Ataç'm çok yakın adamı olduğunu söyledi.
Sevgilisi Oya Demir de polis ifadesinde Astsubay Cengiz Ersever'le Kulaksızoğlu
aracılığıyla tanıştığını söyledi. Kulaksızoğlu adı ile Aktüel dergisine yaptığı
açıklamalarda iddiaları reddeden Sarı, Yavuz Ataç'ı çok sevdiğini ve onun için
çocuklarını bile öldürmekten çekinmeyeceğini anlattı. Alaattin Çakıcı ile
ilişkisinden dolayı suçlanan MİT görevlisi Yavuz Ataç'm Kulaksızoğlu'na da
kırmızı diplomatik pasaport verdiği ileri sürüldü. (Radikal, 23.08.1998) Nafiz
Karacan'ın 12 Ekimde yakalanmasından sonra, 12 Ekim 1998'de İstanbul'da
gözaltına alındı. Sevgilisi Oya Kaya'yı takip ederek girdiği daireyi belirleyen
polis, evde bulunan Mehmet Cemal Kulaksızoğlu ile birlikte sevgilisi Oya Kaya,
sekreteri Ayten Çakır ile iki adamı da gözaltına alındı. Adı daha önce 4 ayrı
dolandırıcılık, silah zoruyla çek ve senet imzalatma olaylarına karıdan Mehmet
Cemal Kulaksızoğlu'nun Florya'da bir şirketi olduğu da kaydedildi. "Mikail Sarı"
adına düzenlenmiş bir pasaport kullanan Kulaksızoğlu'nun üzerinde "Aslan Çakır"
adına bir de sahte kimlik çıktı. (Hürriyet, 15.10.1998)
Kulaksızoğlu'nun Ankara'da Rüzgâr Güvenlik şirketi ve Set Dış Ticaret şirketiyle
ilişkili olduğu ve burada Yeşil kod isimli Mahmut Yıldırım ve Akın Birdal
suikastının azmettiricisi Semih Tufan Gülaltay ile ilişkili olduğu ortaya çıktı.
(Radikal, 16.10.1998) Ersever'le birlikte çalışan isimlerden Şerif Tokgöz'ün
açıklamalarına göre Cem Ersever'in elindeki bilgilerden rahatsız olduğu, ayrıca
Ersever tarafından planlanan, ancak onun ölümünden sonra da sürdürülen
itirafçıların ve sivillerin birlikte yer aldığı, özel güvenlik büroları adı
altında faaliyet gösterecek bir örgütlenmenin de başında olduğu ileri sürüldü.
(Jitem Gerçeği, 109-115) Kulaksızoğlu, polise verdiği ifadede MİT'in çeşitli dış
operasyonlarında görev aldığını ileri sürdü, Mikail Sarı adına düzenlenen
pasaportun kendisine MİT tarafından temin edildiğini anlattı. (Radikal,
16.10.1998)

Varujyan Kumdagezer

Vedat Kumdagezer adıyla da tanınıyor, 1. MİT raporuna kaynak olan etütlerde


uyuşturucu ve elmas kaçakçılığıyla ilgili olarak adı geçti. 28 Ekim 1988'de
Nişantaşı'ndaki butiğinde meydana gelen olayda, ağabeyi Miran Kumdagezer, Cahit
Kocakaya ve kardeşi tarafından öldürüldü. Varujyan Kumdagezer yaralı olarak
106 / 235

kurtuldu. (Hürriyet, 29.10.1988) Bu olaydan sonra Kumdagezer'in uluslararası


altın kaçakçılığı ve para aklama operasyonlarında çok önemli bir noktada olduğu,
hakkında Üç klasör rapor yazıldığı ve 1986'da 13 ülke polisi tarafından ortak
olarak başlatılan "Atilla" operasyonunun en önemli isimlerinden olduğu, ancak
bütün bu bilgilere rağmen korunduğu için yakalanmadığı ileri sürüldü. (Hürriyet,
04.11.1988) İsviçre'de Hacı Mirza'yı sorgulayan Benazona Savcılığının
iddianamesinde Varujyan Kumdagezer'in Lübnan'dan Avrupa'ya uzanan ilişkilerde
köprü olduğu ve Magaryan Kardeşlerin Los Angeles'da 2 milyon dolar kara parayla
yakalanmalarından sonra devreye girdiği ve Madrid kentine yerleştiği, 1987'de
Hollanda'da ortaya çıkan 70 kiloluk eroin operasyonundan sonra korktuğu için
Türkiye'ye geldiği ileri sürüldü. (Hürriyet, 15.11.1988) Varujan operasyonunda
yakalanan eroinci Yılmaz Kiraz poliste ifade vermemek için dilini kesti. (1. MİT
Raporu, MİT Etütleri)

Fahrettin Kunak

DPT Teşvik Uygulama Dairesi Başkanı ve Müsteşar Yardımcısıyken hayali ihracata


ilişkin soruşturma raporlarında zamanaşımına yol açmak ve üçüncü kişilere haksız
çıkar sağlayarak görevini kötüye kullanmakla suçlandı, hakkında soruşturma
açıldı.

Sarp Kuray

Partizan Yolu örgütünden olduğu için 1980 sonrasında yurtdışına kaçtı. 1993'te,
Mehmet Eymür'le pazarlık ederek Türkiye'ye döndüğü ileri sürüldü. Eymür'ün
Kuray'ın serbest bırakılması için Nasrullah Ayan'dan Antalya'daki Buz
fabrikasının ortaklık hissesi biçiminde 250 bin dolar aldığı da ileri sürüldü.
(Cumhuriyet, 29.01.1998) Nasrullah Ayan'ın Türkinvest AOG, Alkasar Sanat Merkezi
A.Ş. ve Altın Tavuk Tarım işletmeleri A.Ş. adlı şirketlerinde yönetim kurulu
Üyesi oldu. Paris Asliye Mahkemesi tarafından 1 Aralık 1993'te L'Express
dergisine 8 bin frank tazminat ödemeye mahkûm edildi.
L'Express dergisi 1985 Eylülünde Kuray'ın iki arkadaşıyla birlikte Faubourg
Saint Denis Sokağında bir otelde 1.2 kilo eroinle yakalandığını yazmıştı.
Mahkeme derginin yazdıklarının doğru olduğunu söyleyerek Kuray'ı mahkûm etti.
Kuray bu bilgiye yer veren Panorama dergisi muhabirlerini de tehdit etti.
(Panorama, 18-24.05.1994) Sarp Kuray Türkiye'ye döndükten sonra Nasrullah
Ayan'nın TF Trend Holding şirketinde ve yan şirketlerinde yönetim kurulu üyesi
olarak bulundu. Türkinvest'in batışından sonra 21 Nisan 1995'te bürosunda Şaban
Demirkapı tarafından saldırıya uğradı ve yaralandı. Bu olaydan sonra aynı gece
Aks Menkul Kıymetler şirketinin sahibi Mehmet Gürol Aksoy Kadıköy'deki evinin
önünde saldırıya uğradı. (Hürriyet 22.04.1995)
Saldırıdan sonra 23 Nisan 1995'te yaptığı basın toplantısında saldırı nedenini
Zekeriyaköy'deki 5 milyar lira değerindeki arazinin alacaklılara devredilmeyip
Şükrü Demirçelik tarafından satılması olduğunu ileri sürdü. Araziyi geri
istediklerini, ayrıca içinde kiracı olarak oturduğu evin de Şükrü Demirçelik
tarafından Ankaralı bir yatırımcıya devredildiğini söyledi. Susurluk
skandalından sonra Abdullah Çatlı'nın Fransa'da bulunduğu sırada cezaevinden
Kuray'a haber ulaştırarak Papa suikastında Bulgar bağlantısını güçlendirmek
için kendilerine baskı yapıldığını ve Kuray'dan kendilerine baskı yapan CIA
ajanını kaçırmasını istediği ileri sürüldü. Kuray'ın 16 Haziran örgütünün
yöneticisi olduğu gerekçesiyle idam istemiyle yargılandığı İstanbul 1 Nolu
DGM'de kendiliğinden teslim olması ve itirafları nedeniyle ceza verilmesine yer
olmadığına karar verildi. (Cumhuriyet, 28.01.1998)

Şerafettin Kurt

Eski Kandıra Ülkü Ocağı Başkanı. 26 Mart 1994 yerel seçimlerinden MHP Kandıra
Belediye Başkan adayı. Kuşadası eski Belediye Başkanı Lütfü Suyolcu'nun
107 / 235

öldürülmesi olayına karıştığı için yargılandı ve 8 yıl hapis cezasına


çaptırıldı, 1 Mayıs 1997'de kaldığı Aydın E tipi Cezaevinde adi suçlular
koğuşunda kalan hükümlülerden Adem Sayın tarafından öldürüldü. Cinayetin Ülkücü
Baba Yakup Kürşat Yılmaz tarafından işlettirildiği ileri sürüldü.

İhsan Kuruoğlu

Bandırmaspor eski başkanı. Ahmet Tekin Baykal çetesiyle ilişkili olarak


gözaltına alındı. Ülkücü olarak tanınan Kuruoğlu'nun Baykal'ın devletten
ihaleler alan ve para aklama işlerinde kullanılan Tekbay isimli şirketinde yüzde
20 hissesi olduğu ve çek senet tahsilatı yaptığı ileri sürüldü.

Aydın Kutlu

Adana'da 150 civarında esnafı haraca bağladığı için yakalandı. 16-18 yaşlarında
gençlerle haraç çetesi kurduğu ileri sürüldü. Bu suçlardan tutuklandı.
(Hürriyet, 23.03.1998)

Tülin Kutlu

Bankacı. Eski MİT raporunun yazıldığı sırada Pamukbank Nişantaşı Şubesinde


çalışıyordu. Raporda yer alan bilgilere göre 1984'te Garanti Bankası Kurtuluş
Şubesi Müdürüyken Banker Bako çok sayıda sahte Çaybank senedini teminat
göstererek kendisinden kredi aldı. Senetlerin sahte olduğu sonradan anlaşıldı.
(1. MİT Raporu)

Bedrettin Küçük

Jandarma yüzbaşısı. Diyarbakır 1 Nolu DGM tarafından 6 Mart 1995'te Hakkâri,


Çukurca'da Naif Demir adlı kişinin öldürüldüğü iddiasıyla ilgili olarak sanıklar
Astsubay Metin Koç'la birlikte 12 Mart 1997 gün, 1997/803 hz., 1997/42
görevsizlik karar sayısıyla hazırlık evrakı Van 21. Jandarma Sınır Tümen
Komutanlığı Askeri Savcılığına gönderilerek suç duyurusunda bulunuldu.
(YeniYüzyıl, 15.09.1998)

Veli Küçük

JİTEM'in kurucusu olduğu ileri sürülen general. Faili meçhul cinayetlerle ün


kazanan Kocaeli bölgesinde İl Jandarma Alay Komutanlığı yaptı. Adı ilk defa
Hanefi Avcı'nın Susurluk Komisyonuna verdiği ifadede ortaya atıldı, Yeşil olarak
bilinen Mahmut Yıldırım'm kullandığı cep telefonunun Veli Küçük'e ait olduğu
ileri sürüldü. Abdullah Çatlı, Sedat Peker ve Mahmut Yıldırım gibi isimlerle
telefon konuşmaları tespit edildi. Kutlu Savaş raporunda yer alan ibrahim
Babat'ın ifadesine göre 1990'da JİTEM'de bütün asker itirafçıları bir araya
toplayan bir yapı kurulmasını öngördü. (Milliyet, 02.03.1998) Şerif Tokgöz'ün
açıklamalarında Cem Ersever'in elindeki bilgilerden rahatsız olduğu, ayrıca
Ersever tarafından planlanan, ancak onun ölümünden sonra da sürdürülen
itirafçıların ve sivillerin birlikte yer aldığı, özel güvenlik büroları adı
altında faaliyet gösterecek bir örgütlenmenin de başında olduğu ileri sürüldü.
(Jitem Gerçeği, 109-115)

Necdet Küçüktaşkıner

Metin Göktepe'yi öldürmek suçuyla yargılanan polislerin avukatı. Adı 1979'da


Aydınlık'ta kontrgerillacı avukat olarak geçmiş, barodan atılmıştı. Ayrıca yine
108 / 235

Aydınlık'ın yayınlarında 37 kişinin ölümüyle sonuçlanan 1 Mayıs olaylarının


düzenleyicileri arasında geçti. Küçüktaşkıner'm 1 Mayıstan 15 gün önce MİT
Personel Daire Başkanvekili Erkan Ersil imzasıyla 8 milyon lira aldığı ortaya
çıktı. (Cumhuriyet, 14.02.1997) Hüseyin Baybaşin de açıklamalarında
Küçüktaşkıner'le birlikte uyuşturucu işi yaptıklarını, Almanya'da hayali ihracat
işlerine bulaştığını söylemişti. Küçüktaşkıner'm birlikte çalıştığı avukat Mete
Bozbora ile 22 Mayıs 1989'da Hüseyin Baybaşin'in kardeşi Mehmet Şirin
Baybaşin'in vekâletini aldığı ileri sürüldü. (Susurluk Tutanakları)

Rafet Küçüktiryaki

1979'da Emniyet Genel Müdürlüğüne getirilen merkez valisi. Küçüktiryaki'nin


Abuzer Uğurlu ve ailesiyle ilişkisi Cumhuriyet gazetesinde yer alınca, görevinde
alınarak Giresun Valiliğine atandı. 980'den sonra da emekli edildi. (Silah
Kaçakçılığı ve Terör, 79-85)

Zekeriya Kürşat

18 Eylül 1970'te İsveç'te 4.5 kilo uyuşturucuyla yakalanan Adalet Partisi


milletvekili. Kürşat ve arkadaşı Sedat Doğan Timur arama sırasında kaçar.
Otomobille birlikte, arananlar listesinde bulunan Ahmet Yılmaz Mengütay, İrana
Person adlı bir İsveçli kız ve Hüseyin Kasapbaşı yakalanır. Kasapbaşı suçu
üzerine alır. Polisin araştırmasına göre şebeke Ahmet Yılmaz Mengütay, Sedat
Doğan Timur ve Ergün Dikkafa'dan oluşmaktadır.

Philippe Laval

Poitiers'de Abdullah Çatlıyla birlikte yaşadığı sırada Oral Çelik'e Bedri Ateş
adına düzenlenmiş mülteci kimliğini veren Fransız polis. (Reis, 245)

Guido Lentini

Şeref Benli, İtalya'da bir Yugoslavda olduğunu öğrendiği 3 kilo eroine müşteri
ararken yardım istediği İtalyan. Lentini, eroini borçlu olduğu Roberto Vock'a
teklif etti, Vock'un da polisi durumdan haberdar etmesi üzerine Mısır Koçanı
harekâtı adı verilen polis operasyonu başladı ve Hasan Hüseyin Şener, Abdullah
Çatlı, Oral Çelik, Nevzat Bilecen, Fuat Kocal gibi isimlerin yer aldığı Basel
davası ortaya çıktı. (Reis, 227-231)

Jean Magaryan

Kardeşi Barkev Magaryan'la birlikte Magaryan Kardeşler olarak tanınan ünlü kara
para aklayıcıları. Zürih'te Nova Park Otelinin bir apartman dairesinde faaliyet
gösteren BJM Finance S.A. şirketinin sahipleri. Türkiye'de toplanan kaynağı
belirsiz paralar önce dövize çevriliyor, bu dövizler Magaryan Kardeşlere
yollanıyor ve Magaryan Kardeşler tarafından toplanan paralar yurtdışındaki banka
109 / 235

hesaplarına aktarılıyordu. Sarı Avni tarafından yürütülen eroin işinden gelen


paranın aklanması sırasında gelişen Pizza Connection operasyonunun ardından,
Avni Musullu'nun ortağı olan Hacı Mirza'nın elinde kalan 600 kilo eroini
pazarlamak isterken DEA ajanlarının olaya sızmasıyla İran Contra skandali ve
Magaryan Kardeşlere kadar ulaşan ilişkiler ortaya çıktı.
Magaryanlar 7 Temmuz 1988'de Zürih'te tutuklandılar. 10 Mart 1989'da New York'ta
bir mahkeme Magaryanlar hakkında kokain kaçakçılığı nedeniyle tutuklama kararı
verdi. 1988'de Kapıkule'de yakalanan 125 kilo altınla ilgili soruşturma da
özellikle Osman Mirza'nın ifadesinden sonra Magaryan Kardeşlere kadar uzanmış,
Kapalıçarşı'da kuyumculuk yapan Çillo lakaplı Mehmet Yıldırım Magaryan
Kardeşlerle ilişkili olduğu için tutuklanmıştı. Magaryan Kardeşlerin
Türkiye'deki asıl uzantısı olan Muhammed Celal Zehebi ise yurtdışına kaçmış,
ancak bu olayda soruşturulmamıştı. Ayrıca kuyumcu Dikran Bahadır Altun, Osman
Asilsoy, Hasan Bozdoğan, Hostes Ayşe Arzu Topal (Dalokay), İsviçre'ye eroin
sokarken yakalanan Hacı Mirza gibi isimlerin de Magaryan Kardeşlerle ilişkisi
olduğu ileri sürüldü. DGM savcılarından Ceylan Ülgen İsviçre'de tutuklu bulunan
Magaryan Kardeşlerin ifadesini almak için İsviçre'ye gitti. Perde arkasındaki
patronu Mehmet Yıldırım olan EMEF Dış Ticaret'in kara para aklanmasında rolü
olduğu ileri sürüldü. Tessin savcısı tarafından yürütülen kara para olayı
soruşturmasında isviçre'nin SKA Bankasının 1985-88 yılları arasında 2 trilyon
lirayı bilerek akladığı ortaya çıkarıldı. Magaryan Kardeşlerin ifadelerinin
tamamı Türk polisine gönderilmedi. İlyas Cılız açıklamalarında kaçak altın
piyasasında Magaryanların ve Muhammed Şekerci'nin rakibi olan Mecattaf şirketi
ve Kuveytli altın kaçakçısı Nebil Hasebi ile birer milyon dolarlık ortaklıkla
Türkiye'de bir şirket kurmaya çalıştıklarını söyledi. Magaryanların Türkiye'de
iş yaptıkları kişilerin gerçek ya da kod adlarını açıkladıklar. (Babalar
Senfonisi, 153-157) Magaryanların, Lübnanlı ortakları Walid Alaili, Bekir
Çelenk'in Papa suikastından sonra Mehmet Ali Ağca'yı ödüllendirdiğini ileri
sürdü.

Burhan Mahmutoğlu

Ülkücü. Kıbrıs Türk Mukavemet Teşkilatında (TMT) çalıştı. KKTC Cumhurbaşkanı


Rauf Denktaş'ın danışmanı oldu. 13 Ocak 1993'te narkotik polisi Kadir Özyay ve
matbaacı Hulusi Özyay ile birlikte Etibank Elbistan Şubesini 100 bin mark ve 40
bin dolar dolandırarak Kıbrıs'a gelen Bektaş Korkusuz'u haraç almak üzere
kaçırdı.
Mahkemede ilk ifadesinden vazgeçip, Türkiye'den gelen MİT'çilerin isteği üzerine
Bektaş Korkusuz'u konuşturmaya çalıştığını söyledi. Ancak, bu ifadeden sonra
Tekwando Federasyonu Başkanı Eyüp Zafer Gökbilen ve Girne Polis Müdür Vekili
Arif Barbaros tarafından yattığı hastanede MİT'i bu işe karıştırmaması için
uyarıldı. Mahkeme sonucunda Mahmutoğlu ve Kadir Özyay 3 yıl, Hulusi Özyay ise 2
yıl hapse mahkûm oldu. (Gazete Pazar, 09.11.1997)

Nesim Malki

Musevi asıllı işadamı. 28 Kasım 1995'te Bursa'da Özdilek tesisleri önündeki


trafik ışıklarında faili meçhul bir cinayette öldürüldü. Nesim Malki Tunca
Tekstil'm sahibiydi ve piyasaya faizle para veriyordu. Bir süre önce
Trabzonspor'un eski başkanlarından Sadri Şener'in iflasına yol açmış,
kurşunlanmış, ancak ölmemişti Kıbrıs'ta 1993'te Tunca Bank'ı kurdu ve Genel
Müdürlüğüne Emlakbank'ın eski Genel Müdürü Şükrü Karahasanoğlu'nu getirdi. Kısa
bir süre sonra Bank-Indosuez Türkiye'yi satın aldı. Ancak bu satış Hazine
engeline takıldı. Malki 'nin uyarılara rağmen Sümerbank ihalesine giren ve 103.7
milyon dolara satın alan Hayyam Gariboğlu'nu desteklemesinin de ölümü ile ilişki
olduğunu ileri sürenler oldu. Malki'den birkaç gün sonra öldürülen Yener
Kaya'nın da Malki ile ilişkili olduğu, kimi tekstil hisselerinin işlemlerini
kontrol ettiği ileri sürüldü.
110 / 235

Nesim Malki'nin ölümünden kısa bir süre önce daha sonra Ömer Lütfü Topal'a
devredilecek olan Jasmine Court Oteline talip olduğu da iddialar arasındaydı.
Nesim Malki'nin öldürülmesine Erol Evcil'in de adı karıştı. Susurluk Komisyonuna
gönderilen bir ihbar mektubunda, Malki'nin Erol Evcil'in adamları tarafından
öldürüldüğü ileri sürüldü. Söz konusu mektupta Bursa Emniyeti içinde bir çeteden
söz ediliyor ve Malki cinayetinin, ikisi emniyette görev yapan polis olmak üzere
altı kişi tarafından gerçekleştirildiği ileri sürülüyor. Mektuba göre cinayete
karışanlar içinde Erol Evcil'in korumalığını yapan emekli polisler de yer
alıyor. (Cumhuriyet, 01.02.1997)
Malki cinayetiyle ilgili olarak yakalanan ilk kişi, tetikçi Mehmet Sümbül oldu.
Sümbül'ün sorgulanmasının ardından, ünlü işadamı Hayyam Garipoğlu, Bursa Emniyet
Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi eski Müdür Yardımcısı Yusuf İlhan, firari
tetikçi Oğuz İşık'ın yeğeni Zeki Işık, İlhan Öztürk, Ömer Eker, Arif İrfan Eker,
ANAP Milletvekili adayı Fazlı Taştan, Malki'nin sahibi olduğu Tunca Tekstil'in
mali işlerden sorumlu müdürü Bayram Bozdemir, cinayet sırasında şoförlük yapan
Cengiz Ülksel, tetikçi Burhanettm Turkeş'm baldızı, çetenin kasası Hamide
Aykaç, olay tarihinde Evcil'in baş muhasebecisi olan Sabri Köroğlu, Ahmet Ersöz,
Esat özgür, Mehmet Hanifı Kaya, Bursa Terörle Mücadele Şubesinde görevli eski
polis memurları Eyüp Garip, Atilla Yılmaz ve Erdem Acar, Mehmet Sümbül 'ün eşi
Mine Sümbül, Nesim Malki'nin ortağı Erol Erkohen gözaltına alındı. Olayın kilit
isimlerinden Mehmet Sümbül, polise verdiği ifadede, cinayet silahlarını,
Yalova'dan feribotla İstanbul'a gelirken denize attıklarını söyledi.
Gözaltındaki polis memurlarının, olay öncesi istihbarat yaptıkları, bazı
sanıkların, sadece Nesim Malki ile iş ilişkileri nedeniyle sorgulandıkları
belirtildi. Polisin resmi açıklamasında, Nesim Malki'nin öldürülmesi olayında
Erol Evcil'm azmettirici olduğu, Mehmet Sümbül, Şükrü Elverdi, Oğuz Işık ve
Burhanettm Turkeş'm de tetikçi olarak görev yaptıkları ileri sürüldü.
Yurtdışında bulundukları belirlenen Erol Evcil, Şükrü Elverdi, Oğuz Işık ve
Burhanettm Turkeş, aranıyor. (Hürriyet, 20.10.1998)

Mümin Mandil

İstanbul İkinci Şube Müdürlüğünde görevliyken 7 Ekim 1987'de Kaçakçılık ve


İstihbarat Dairesi görevlilerine verdiği ayrıntılı ifade MİT raporunda yer alan
bilgilere kaynaklık etti. Mandil, ifadesinde başta Ahmet Ateşli olmak üzere
dönemin üst düzey polis müdürlerinin yeraltı dünyası ile ilişkilerini anlattı.
(MİT Etütleri, 4-19)

Ekrem Marakoğlu

Uğurlu ailesinin avukatı, Komünizmle Mücadele Derneği kurucusu. Ömer Lütfü Topal
ve oğlu Murat Topal'm avukatı. 21 Ocak 1997'de İstanbul DGM'ye verdiği ifadede
Topal cinayetinde Kıbrıs'taki Jasmine Court Otelinin ortağı Ömer Gültekin'in de
parmağı olduğunu ve Murat Topal'm Gültekin'le ortak olarak babasına ihanet
ettiğini ileri sürdü. Marakoğlu, Menzir'in kumar oynarken çekilmiş
görüntülerinin Murat Topal'm elinde olduğunu, Cavit Çağlar'ın 3 milyon dolar
alacaklı olduğu bir şahsı Topal' m desteklediğini, Çağlar'ın da Menzir
aracılığıyla 3 milyon dolarını Topal'dan istediğini ileri sürdü. Marakoğlu
Topal'm İsrail'den silah getirerek PKK'ya sattığını, bu işte de yalnız
olmadığını ima etti. (Susurluk Tutanakları)

Turgay Maraşlı

Çatlı'nm Ozbay adıyla kurduğu GSC Tekstil'deki Efraim Barutla birlikte iki
ortağından biri. Gerçek Mehmet Özbay'la birlikte Ataköy Atrium'da Pizzadays
adında bir dükkân açtığı, ancak devrettiği ileri sürülüyor. Maraşlı'nın
Gaziantepli işadamı Mehmet Ali Yaprak'ın kaçırılması olayında da kardeşiyle
birlikte sanık olduğu ileri sürüldü. (Reis, Susurluk Raporu)
111 / 235

Kont Alexandre de Marenches

Papa suikastı sırasında Fransız Gizli Servisinin Başkanı. Suikastı CIA ajanı
Pazienza'dan haber alarak Vatikan'ı uyardı. Bir başka iddiaya göre, Fransız
istihbaratı suikastı Romen istihbaratından öğrenmiş, ancak bilgiyi gizli
tutmuştu. (Reis / JMS)

Mecattaf

Şekerci ve Magaryanlann rakibi olan İsveç'te yerleşik para aklama organizatörü.


Mecattafin adı 1983'teki ünlü altın kaçakçılığı davasına karıştı, ancak önemli
bir zarar görmedi. Bu davada Ant Mecattaf and Fils Beyrut adlı şirketin
talimatıyla Abidin Cevher Özden'e para gönderildiği, bu paraların sarraf Nazif
Bayer'e ait olduğu Hazine raporunda yer aldı. Şekerci ve Magaryan Kardeşlerin
Türkiye'deki ilişkilerinin çökmesinde Mecattafm parmağı olduğu, ancak Mecattafm
Türkiye'deki uzantısı olan Ceyhan Bektaş ile ilişkilerinin açığa çıkmadığı
ileri sürüldü. Mecattafın 1989'da Kuveytli altın kaçakçısı Nebil Hasebi ile
1'er milyon dolar ortaklıkla bir şirket kurmaya çalıştığı ileri sürüldü.
(EP.Altın Kaçakçılığı, 1993)

Ricardo Arias Medina

İspanyol uyuşturucu kaçakçısı. Ramira Garcia Domungues, Mehmet Üsküplü ve Nazım


Üsküplü'yle birlikte 10 kilo kokain sokmaktan yargılandı ve iyi hali nedeniyle
25 yıl hapis cezasına çarptırıldı. (Anadolu Ajansı, 27.11.1997) Yakalanan en
büyük partilerden biri olan kokain, DEA stratejisi gereği Türk ve Güney Amerikan
uyuşturucu tüccarlarının birebir takasa yöneldiğini gösteriyordu.

Monte Melkonyan

ASALA'nın ikinci adamı. Terör eylemlerine karşı çıktığı için Agop Agopyan'la
çatıştı. Karabağ'da Azeri-Ermeni savaşı sırasında bir tankın altında kalarak
öldüğü ileri sürüldü.

Uğur Mengenecioğlu

Armatör. Eski SHP Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü'nün bacanağı.
Kayınpederi Ali Sohtorik'in sahibi olduğu Romoil Petrol Ltd. şirketinde genel
müdür olarak çalışmaya başladı. Madeni yağlar için katkı maddesi üreten Pürsan
A.Ş.'yi kurdu ve bu maddelerin yurtdışından ithalatını engelledi. 1981'de 12
Eylül yönetiminin denizciliğe verdiği olağandışı teşviklerden sonra armatörlüğe
başladı. Genellikle eşi ve çocuklarıyla ortak olduğu şirketleri UM Denizcilik,
Um Holding ve UM Finansman'ı bu dönemde kurdu. Yüzde 90 oranındaki teşviklerden
ve kredilerden yararlanarak 1981-1984 yılları arasında sekiz adet süper tankeri
76.1 milyon dolara satın aldı. Bu tankerlerin piyasa değerlerinin çok üzerinde
fiyatlarla satın alındığı ve gerçek değerlerinin ancak 50 milyon dolara ulaştığı
daha sonra ortaya çıktı. (Nokta, 10.03.1985)
UM Denizcilik'm bu tankerleri paravan şirketler aracılığıyla aldığı anlaşıldı.
Denizcilikten sorumlu Devlet Bakanı İsmail özdağlar'ın kendisinden rüşvet
istediğini Adnan Kahveci'den aldığı minik teybe kaydetti ve bakanlık koltuğundan
düşmesini sağladı. 1985'te DİTAŞ'ın Basra Körfezi'nden Akdeniz'e yapacağı petrol
taşıma işini uluslararası rayiçler ton başına 9 dolar civarındayken, 15.80
dolara almayı başardı.
Sahip olduğu PÜRSAN A.Ş aracılığıyla kanserojen özellikli PCB içeren rafineri ve
petrokimya tesisi artığım Türkiye'ye hammadde adı altında ithal ederek elde
112 / 235

edilen az miktardaki mazotu Gebze ve çevresinde sattığı ileri sürüldü. Toplu


deterjan kaçakçılığından yargılandı ve 4 kez beraat etti. Ancak karar 4. kez
Yargıtay tarafından bozuldu. (Hürriyet, 08.04.1988) Uğur Mengenecioğlu'nun
Göktürk isimli tankeri 1995 yılı Mayısında Çanakkale'de durduruldu ve UM'nin
borçları nedeniyle haczedilip, seferden men edilerek Bozcaada'nın 4 mil güneyine
çekildi. Tanker 24 Ekimde şüpheli bir biçimde Yunanistan karasularına doğru
sürüklendi. Daha sonra yapılan bilirkişi incelemesinde tankerin bir römorkör
tarafından çekilerek götürüldüğü ortaya çıktı. Yunanistan'ın Türkiye'nin
alacaklarını tanımadığı için tankerin iade talebini reddetmesiyle,
Mengenecioğlu'nun 3 trilyonluk alacak için yapılacak hacizden kurtulduğu ileri
sürüldü. (Sabah, 66.11.1995) Mengenecioğlu ise kendisine iftira atıldığını,
geminin fırtına ile sürüklendiğini ve gidip alamadıklarını söyledi. (Milliyet,
27.11.1995) Mahkemede ortaya çıkan belgelerle, Mengenecioğlu, geminin
Bozcaada'dan sürüklenmesinden bir gün sonrasının tarihi olan 25 Ekim 1995 tarihi
itibarıyla geminin sorumluluğunu Seascot adlı şirkete devretti. Şirket
Mengenecioğlu'na gemiyi Cebelitarık ya da istenen başka bir yere götüreceğine
dair teminat verdi. (YeniYüzyıl, 21.12.1995)

Necdet Menzir

İstanbul Emniyet Müdürlüğü yaptığı dönemde, Danıştay 2. Dairesinin kararıyla


Vali Yardımcısı Nihat Kemal Eren, Vali Yardımcısı Hakan Kanal, Emniyet Müdür
Yardımcısı Osman Çapalı, Ruhsat İşleri Şube Müdürü Metin Ömeroğlu, Ruhsat İşleri
Şube Müdürü Ahmet Köse, Büro Amiri Abdullah Çelik, Komiser Alaaddin Aydıner,
polis memurları Şaban Kırbaçoğlu, M. Emin Pamukçuoğlu, Aziz Ulutaş ve Erdinç
Bezgen'le birlikte Selçuk Alan ve Zakir Yıldırımlı adlı kişilere usulsüz silah
ruhsatı verilmesinden dolayı yargılanmasına karar verildi. (Tempo) 1995
seçimlerinden Çiller'in A takımı olarak adlandırılan kadrosunda yer alarak
milletvekili seçildi.

Süleyman Mercümek

RP'nin gizli kasası olduğu ileri sürülen mali müşavir. Mercümek Bosna için
toplanan yardım paraları nedeniyle dolandırıcılık suçundan 4 yıl 1 ay hapis ve
20.6 trilyon lira para cezasına mahkûm olmuş, karar Yargıtay tarafından "zimmet"
suçundan yargılanma yapılması gerekçesiyle 13 Mayıs 1996'da bozulmuştu. Bozma
kararına uyarak görevsizlik kararı veren Fatih Asliye Ceza Mahkemesinden sonra
İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi de yetkisizlik kararı vermiş ve Mercümek Dosyası
"Konya Selçuklu Belediyesinin zimmet suçu işleyip işlemediğinin araştırılması"
için Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmişti. Mahkeme tarafından
Uluslararası insani Yardım Teşkilatı (İHH) yöneticilerinin de zimmet suçu
işleyip işlemedikleri araştırılacak. RP'nin Genel Muhasibi olan Genel Başkan
Yardımcısı Rıza Ulucak, TBMM Araştırma Komisyonunda sahip olduğu yetkiye
dayanarak RP'ye devlet tarafından yapılan 65 milyar liralık hazine yardımını
Mercümek'e gönderdiğini söylemişti. RP-Mercümek için kurulan Meclis Araştırma
Komisyonu "hukuk dışı bir parasal ilişki bulunamadığı" sonucuna varmıştı.

Ömer Mersan

Uğurlu ailesi adına çalışan Fikri Kocakerim'in yardımcısı. Bulgaristan ve diğer


Avrupa ülkelerinde Uğurlu ailesinin işlerini yönetti. (Silah Kaçakçılığı ve
Terör, 57-58) Mehmet Ali Ağca, Maltepe Askeri Cezaevinden kaçtıktan sonra
Bulgaristan'da Sofya'da Vitoşa Otelinde kalırken Ömer Marsan ile tanıştı ve
ondan sahte pasaport aldı. (Reis)

Şafak Mert
113 / 235

DYP İstanbul İl Yönetim Kurulu üyesi. Adı Flash TV baskınına karıştı ve bu


olaydan dolayı 28 Temmuz 1998'de Mustafa Demirkol'la birlikte tutuklandı.
Ümraniye'de kendisine ait Şafak Otomotiv şirketinin kurşunlanması ve molotof
kokteyli atılması soruşturmasında gözaltına alınan Flash TV baskını failleri
Hacı Çıtrak ve Erhan Ulaş ifadelerinde İstanbul DYP İl Yönetim Kurulu üyesi olan
Şafak Mert'in işyerini, Flash TV baskınını üstlenmeleri için kendilerine vermeyi
vaat ettiği 5'er milyar lirayı ödemediği gerekçesiyle, intikam amacıyla
kurşunladıklarını söylediler. Mert ve Demirkol bunun üzerine tutuklandı.
(Anadolu Ajansı, 28.08.1998) Şafak Mert ve DYP Ümraniye İlçe Yönetim Kurulu
üyesi Yavuz Ürgün 8 Ekim 1998'de tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildiler.

Nedim Nesim Meşulam

Romet Dış Ticaret şirketinin sahibi işadamı. 1987'de sahte gümrük oluşturarak, bu
gümrükten çıkmış gibi gösterilen mallarla İngiltere, İsviçre, Ürdün ve
Bahreyn'e yaklaşık 9 milyon dolarlık ihracat yapmış gibi vergi iadesi almaya
hazırlanırken, olayın ortaya çıkması üzerine yurtdışına kaçtı. (Hürriyet
04.08.1988)

Ali Balkan Metel

İstanbul Gümrük Muhafaza Başmüdürü. Çok sayıda hayali ihracat soruşturmasında


yer aldı. Cem Ersever'le yakın ilişkisi nedeniyle kamuoyunda tanındı. Ersever'in
son olarak Metel'm şoförü Çubuklu Kemal Sadık Uzunel'in evinde kaldığı ve
burada yakalanarak öldürüldüğü de ileri sürüldü. MİT görevlisi olarak gümrük
kapılarında görev yapan Abdülaziz Turhan, Metel'in Gümrük Muhafaza Başmüdürü
olarak çalıştığı sırada Yeşil adıyla bilinen Mahmut Yıldırım'm Habur sınır
kapısından Türkiye'ye tarihi bir Tevrat soktuğunu ve bu dönemde Habur sınır
kapısında kirli işlere göz yummayan gümrük görevlisi Mehmet Ay'ın öldürüldüğünü
ileri sürdü. (Gazete Pazar, 09.11.1997)

İsmail Mısırlı

MHP Kilis İlçe Başkanlığı görevinden alındıktan sonra, Kilis Belediye Başkanı
Dr. Burhan Kerküklü'yü makam odasında öldürdü. 31 Ocak 1995'teki olayda Başkan
Yardımcısı Naim Aydoğdu, Yusuf Boydak, Ömer Mısırlı ve Murat Develi ağır
yaralandı.

Saffan Mindivanlı

Avukat. Behçet Cantürk'e gönderdiği "Ankara ve İstanbul'da çok yüksek rütbeli


nüfuzlu general arkadaşlarım var. İsterse kendisini kurtarabiliriz" mealindeki
not yüzünden gözaltına alındı. (Cantürk'ün Anıları)

Hacı Mirza

Adıyaman'ın Gerger ilçesine bağlı Nakışlı köyünde doğan Hacı Mirza, adını ilk
kez 12 Eylül 1980 öncesinde karıştığı sigara, oto yedek parçası ve silah
kaçakçılığı olaylarıyla duyurdu. Hacı Mirza, bu suçlardan çeşitli mahkemelerde
yargılanması devam ederken, uyuşturucu işine karıştı. Halen kendisiyle birlikte
uyuşturucu suçundan İsviçre'de yargılanan İtalyan uyruklu Nicola Gıulietti
aracılığıyla, Amerika'daki uyuşturucu mafyasının işlerini organize eden "Sam"
kod adlı kişiyle tanıştı. Bu kişinin istediği eroin ve baz morfini İran'dan
temin etti. Eroin ve baz morfin, TIR'la yola çıkarken, kendisi de ağabeyi
Ramazan Mirza'nın pasaportuna fotoğrafını yapıştırarak yurtdışına çıktı. 80 kilo
baz morfinle 20 kilo eroinin, İsviçre'nin Bellinzona kentinde alıcıya teslim
114 / 235

edilmesi sırasında 23 Şubat 1987'de Lugano Exelcior Otel'de DEA ajanı Dick Marty
tarafından tutuklandı. DEA ajanları Mirza'yı ikna edebilmek için tam teşekküllü
bir laboratuvar bile kurmuştu. 12 Ekim 1989'da Bellinzona mahkemesinde Avrupa'ya
20 kilo eroinle birlikte 80 kilo saf eroini getirdiği için 17 yıl hapis cezasına
çarptırıldı. Mirza'nın baz morfini İran hükümeti yetkililerinden aldığı,
karşılığında Amerikan ve Fransız yapımı gelişmiş silahlar verdiği ortaya çıktı.
Olayın soruşturması Lübnan'da bir dergide ABD'nin İran'la el altından diplomatik
ilişkiler kurduğu haberiyle birleşince, İran-Contra skandali ortaya çıktı.
(Mafyanın Ekonomi Politiği, 85-89/Babalar Senfonisi)

Osman Nuri Mutlu

Cantürk'le birlikte çalıştığı ileri sürülen eroin imalatçısı. Profesör lakaplı


İzzet Gündüz Sarıyar ile tanışarak kimyagerliği öğrendi. 11 Şubat 1984'te
yakalandıktan sonra Behçet Cantürk'le ilgili bütün bildiklerini anlattı.
(Cantürk'ün Anıları)

Asil Nadir

Kıbrıslı işadamı, İstanbul İktisat Fakültesinden ayrıldıktan sonra İngiltere'ye


giderek babası İrfan Nadir'in Wear Well adlı şirketinde çalışmaya başladı. 1974
Kıbrıs Barış Harekâtının ardından Wear Well şirketi Kıbrıs'a geri döndü ve
Rumlardan kalan işletmeleri değerlendirdi. Zarar eden Polly Peck şirketinin
hisselerini Zelker Ailesinden 280 bin sterline satın aldı. 1983'te hisselerin
değeri 36 sterline çıktığında dikkat çekti.
1989'da dünyanın en büyük meyve dağıtım şirketlerinden biri olan Del Monte'yi
satın aldı. Ardından Japon elektronik şirketi Sansui'nin hisselerini satın aldı.
Türkiye'de de Güneş, Günaydın gazeteleri ve Gelişim Yayınlarını satın aldı.
Vestel'i kurdu. 1990'da Polly Peck şirketiyle çok sayıda büyük şirketin
sahibiyken, hisselerin yapay yükselişini sağlamak için şirket içi alım yaptığı
suçlamasıyla karşılaştı ve büyük bir krize girdi. İngiltere'de Ağır
Dolandırıcılık Masası tarafından 69 kez yaklaşık 150 milyon sterlini zimmetine
geçirmekle suçlandı. Mal ve para varlığının dondurulması için Yüksek Mahkeme
tarafından karar alındı. Tutuklandı, kefaletle serbest bırakıldı. 1993 Mayısında
yargılanmak üzereyken ülkücülerin de yardımıyla İngiltere'den kaçarak Kıbrıs'a
döndü. Ağır Dolandırıcılık Masasının kimi suçlamalarda kasıtlı davrandığını
kanıtladı. (Gazete Pazar, 25.05.1997)

Hakkı Yaman Namlı

Kaçırılan MİT elemanı Tarık Ümit'in Kıbrıs'taki First Merchant Bank'ında genel
müdür ve hissedar. Namlı 1991'de İstanbul'da kurulan ve yüzde 95'i Gürkan
Tufanoğlu'na ait olan Moneytron şirketinin de genel müdürüydü. Moneytron'un
kapanmasının ardından 10 Aralık 1993'te Kıbrıs'ta kurulan First Merchant Bank'ın
genel müdürü oldu. Vatikan için toplanan paraların First Merchant Bank'a
yatırılması için Vatikan yetkilileri Dr. Carlo Galeaezzi ve Fabrizio Tagietti
ile Lugano ve Kıbrıs'ta görüşmeler yaptı. Anlaşmaya göre 50 ile 100 milyon
dolarlık partiler halinde yatırılacak paraların toplam tutarı 5 milyar doları
bulacaktı. Ve bu paralar daha sonra gayri resmi bir biçimde dış hesaplara
transfer edilecekti. (Hürriyet, 06.01.1996)

Fethi Namluoğlu
115 / 235

8 Aralık 1996'da Süleymaniye Camii'nde Abdullah Çatlı için okutulan mevlitte


Çatlı'nın kızının fotoğraflarını çekmek isteyen gazetecilere engel olarak dikkat
çekti. 11 Ekim 1997'de Atatürk Havalimanında sahte bir pasaportla yurtdışına
çıkmak isterken yakalandı. Namluoğlu sahte pasaportu 1988'den beri kullandığını
ve hakkında 1992'den bu yana yurtdışına çıkış yasağı olduğunu söyledi. Şişli
Belediye Başkanı Gülay Aslıtürk'ün eşi Orhan Aslıtürk'le de yakın ilişkisi
bulunan Namluoğlu, havaalanına Batı 4 apronunda Mach Air'den 5 bin dolara
kiralanan Falcon 50 tipi uçakla Polonya'ya gitmek üzere gelmişti. Namluoğlu ile
birlikte uçak kiralayan Zahit Büyükbayrak, Rıfat Büyükbayrak ve Yusuf Keser,
Namluoğlu'nun gözaltına alınmasından sonra yolculuklarına devam ettiler.
Namluoğlu Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı tarafından tutuksuz yargılanmak üzere
serbest bırakıldı. (Hürriyet, 12.10.1997)

Nevzat Nas

Mardinli işadamı. 1. MİT raporuna göre Necdet Üruğ'un oğlu Hadi Üruğ'un
karıştığı Balıkesir'deki maden olayında adı ortaklar arasında geçiyor. (1. MİT
Raporu)

Ruzi Nazar

Türkistan kökenli eski Sovyet subayı. İkinci Dünya Savaşı sırasında Alman
ordusuna katıldı. Ankara'da uzun yıllar CIA görevlisi olarak çalıştı. 1980
öncesinde Bonn'da Federal Almanya'daki ülkücülerle ilişki kurdu. (Papa, Mafya,
Ağca )

Oliver North

Amerikan ordusunda yarbay. 1983'te Pizza Connection adıyla bilinen uyuşturucu


operasyonunun uzantısı olarak ortaya çıkartılan İran-Contra skandalında en
önemli isimlerden biriydi. Adı Promis adlı programın aralarında Türkiye'nin de
bulunduğu ülkelere satılması ve data çalınmasıyla ilgili olan Octopus skandalına
karıştı. (Bilgi Mafyası)

Nafiz Obay

Uyuşturucu kaçakçısı. 2000'e Doğru dergisine yaptığı açıklamalarda Türkiye'de


çok ünlü işadamı, sanatçı ve politikacıların uyuşturucu ticaretiyle uğraştığını
ileri sürdü, İpekçi ve Gün Sazak cinayetlerinin uyuşturucu madde ve silah
kaçakçılığıyla ilgili olduğunu söyleyen Obay, Irangate olayının Türkiye ayağının
kapatıldığını ileri sürdü. (2000'e Doğru, 08.08.1992)

Mustafa Oğan

Sobacı takma adıyla da tanınıyor. Adı Emniyet Genel Müdürlüğünün Ağustos 1998'de
açıkladığı çeteler listesinde yer aldı. Kayseri ve çevresinde cürüm işlemek için
çete oluşturmak, adam yaralama, korku ve panik yaratma gibi suçlardan dolayı
aranıyor.
116 / 235

Mithat Okan

5 Nisan 1995'te Dohuk'ta Kızılay görevlisi kimliği kullanırken yine Kızılay


görevlisi kimliği kullanan Orhan Butlu ve Yaşar Mutlu adlı MİT görevlileriyle
birlikte öldürülen MİT elemanı.
1995 Mart ayında TSK tarafından 35 bin askerle yapılan Kuzey Irak harekâtı
sırasında yedi çobanın kulakları kesik ve ölü olarak bulunması üzerine galeyana
gelen halk tarafından öldürüldüler.
Bir başka iddiaya göre Zeli kampını görüntüledikleri için PKK tarafından deşifre
edildiler. Fransız temsilciliğine sığındılar, ancak bir başka istihbarat
örgütünün adamları tarafından buradan çıkarıldılar ve öldürülerek PKK'lılara
teslim edildiler.

Mehmet Okumuş

İşadamı. 2 4 Ocak kararları ile yıldızı parladı. Kısa sürede 22 şirketin sahibi
oldu. Ancak, 1984'te bankalara ve piyasaya yaklaşık 31 milyar lira borçlanarak
battı. Malvarlığının büyük bir bölümünü karısının üzerine geçirerek kurtardı.
1992'de Kıbrıs'ta iki banka kurdu, kısa süre sonra devretti. İstanbul Borsasında
da Pak Borsa adlı şirketi satın aldı, ismini Pasifik olarak değiştirdikten kısa
süre sonra devretti. 1997'de Almanya'ya gitti ve bir daha dönmedi. Kıbrıs'ta
kurduğu Oki Bank ile İstanbul'da yaklaşık bin kişiden 2 trilyon liraya yakın
para topladıktan sonra 1998'de tekrar battı. (Hürriyet. 19.04.1998)

Bülent Orakoğlu

1980-85 yıllarında Hatay ili Siyasi Şube Müdürü, 1989-1994 yılları arasında
Hatay Emniyet Müdürü olarak çalıştı. 1996 Mart ayında Milli Güvenlik Kuruluna
sunulan ve Hatay'da yaşayan Arap Alevilerin Suriye'nin verdiği parayla arazi
aldığını ileri süren tartışmalı raporu hazırlayan isimlerden olduğu ileri
sürüldü. Hatay'da çalıştığı dönemde yakalanan eroinde büyük bir artış oldu. Aynı
dönemde Suudi Arabistan'a yönelik Coptagon kaçakçılığındaki artış da eroin
ihbarları karşılığı Coptagon kaçırılmasına göz yumulması olarak değerlendirildi.
(Hürriyet, 27.08.1997)
Diyarbakır Cezaevinde çalışırken işkencelere katıldığı ileri sürülen, daha sonra
Sevgi Hastanesinin Yönetim Kurulu Başkanı olan Orhan Özcanlı'yla tanıştığı ve bu
ilişkisi sayesinde 1997'de Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkan
Vekili olduğu ileri sürüldü. Daire Başkan Vekili iken Genelkurmaydaki Batı
Çalışma Grubunu deşifre ettiği ve Genelkurmayın telefonlarını dinlediği
gerekçesiyle Genelkurmay Başkanının isteği üzerine önce görevden alınarak ABD'ye
gönderildi. Daha sonra dinleme olayının bir skandala dönüşmesiyle geri çağrıldı
ve açığa alındı. Genelkurmayda onbaşı olarak askerlik yapan İstihbaratçı polis
Kadir Sarmusak'ın elde ettiği belgeleri Orakoğlu'na verdiği, daha sonra söz
konusu belgelerin Akşener, Çiller ve Erbakan aracılığıyla Cumhurbaşkanına
verildiği ileri sürüldü.

Ünal Osmanağaoğlu

Bahçelievler katliamına karıştığı için ideolojik amaçla adam öldürmekten gıyabi


tutuklama kararıyla aranan firari ülkücü militan. Kemal Türkler cinayetine de
karıştığı için Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanıyor. (MHP
İddianamesi, 748-749) Dönemin Ülkü Ocakları Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu 13 Şubat
1981'deki Askeri Savcılık ifadesinde Ünal Osmanağaoğlu'nun kendisine
Bahçelievler katliamını Abdullah Çatlı'nın organizasyonu ve yönetiminde Haluk
Kırcı, Mahmut Korkmaz ve Bünyamin Adanalı ile birlikte gerçekleştirdiklerini
anlattığını söyledi. (Reis,128) Ünal Osmanağaoğlu, Haluk Kırcı ve Ercüment
Gedikli'nin Maraş katliamına da karıştıkları İçişleri Bakanlığı tarafından
hazırlanan bir raporda da yer aldı. (Yeni Gündem, 23.11.1986)
117 / 235

Ali Oto

Müteahhit. Kardeşleriyle birlikte Mehmet Ağar'ın İçişleri Bakanı olduğu dönemde


Özel İdare Bütçesinden Aydın'daki polis okulu ihalesini aldı. Hüseyin Kocadağ'ın
uzaktan akrabasıydı. Susurluk'taki kazadan önce Bucak ve Çatlı'nın kaldığı
Balçova'daki Princess Otel' m faturaları Ali Oto tarafından ödendi. (Reis, 386)

Ümit Ölmez

Yeraltı dünyasının ülkücü olarak tanınan isimlerindendi. Ankara'da vize işlerini


kontrolü altında bulunduruyordu. 6 Mayıs 1992'de Yusuf Kenan Yıldırım tarafından
bir benzin istasyonunda öldürüldü.

Feridun Öncel

Yeraltı dünyasının ünlü isimlerinden. Urfa'da MHP İl Başkanlığı için Muzaffer


Çakmak ile çatıştı. Genel Merkezin desteği ile kazandı.

Adil Öngen

Bankacı Türk Ticaret Bankasının Erol Evcil'e satılmasına engel olduğu için 12
Mart 1997'de Alaattin Çakıcı'nın adamları tarafından düzenlenen silahlı
saldırıya uğradı. Çakıcı, Öngen'in Özer Çiller'e yakın olduğunu, bankanın satışı
için komisyon istediğini ve yeşil pasaport taşıdığını ileri sürmüş, bu yayın
nedeniyle Flash TV 1 Mayıs 1997 tarihinde basılmıştı.

Dilek Örnek

16 Aralık 1996'da Atatürk Havaalanında uyuşturucu parası olduğu ileri sürülen 28


milyar lira tutarında bir bavul dövizle yakalandı. 24 Aralıkta tutuklandı.
Yakalandığı sırada kendisini bekleyenler arasında Özel Harekâtçılardan Ayhan
Akça'nın da olduğu ileri sürüldü. Yine havaalanında bulunanlardan Sakarya Karasu
Emniyet Amiri Saim Kahveci, Ahmet Bıyıkoğlu, Numan Turhan ve Sinan Gürdoğan,
Bıyıkoğlu'nun "Dilek Örnek'in para getireceğini biliyorduk. Yakalandığını
duyunca 5 kişilik bir ekiple havalimanına gittik" yolundaki ifadesi nedeniyle
yargılandı. Tarım Bakanlığında uzman Hatice Benli kimliğiyle 17.9147-3 seri
numaralı yeşil pasaporta sahip olduğu ileri sürüldü. Açıklamalarında daha önce
52 kez bavulla toplam 1.5 trilyon lira civarında para taşıdığını söyledi. Kara
para trafiğine teyzesi Fatma Kunt ve kız kardeşi Yıldız Örnek'in teşvikiyle
girdiğini söyledi. Taşıdığı paranın uyuşturucu parası olduğunu erkek arkadaşı
Ercan Doğan'dan öğrendiğini söyledi. Her geldiğinde pasaport bölümünde Vahdettin
Seyran adlı bir memur tarafından karşılandı, onun nöbetinde giriş yaptı. Mehmet
Ağar, Ömer Lütfü Topal, Adnan Yıldırım ve Savaş Buldan'ın oturduğu Yeşilköy
Dilkum sitesinde oturduğu ileri sürüldü. Örnek açıklamalarında teyzesi Fatma
Kunt, dayısının oğlu Ali Kunt, nişanlısı Murat Aşkar, Parse Köroğlu, Sinan
Aclaçoğlu ve Birigitte Baarslaf'ın kuryelik yaptığını, en az 50 kez Türkiye'ye
geldiklerini ve toplam 13 trilyon lira taşıdıklarını söyledi. İstanbul DGM'de
açılan davada Örnek, Ayhan Akça, İranlı Yusuf Gharachehdaghai ve akrabası Ercan
Doğan uyuşturucu ticareti yapmak ve kara paranın aklanmasıyla ilgili yasaya
muhafelefet etmekle suçlandı. Örnek İstanbul 4 Nolu DGM'de görülen davada 17
118 / 235

Eylül 1997'de kara para davasında ise 8 Kasım 1997'de tahliye edildi. (Susurluk
Tutanakları)

Fevzi Öz

Yeraltı dünyasının ünlü isimlerinden. Malatya Pötürgeli. 1947 doğumlu. 1980'de


Kürt İdris ve Mustafa Çapan'ı kumarda borçlandırıp kaçırmakla suçlandı,
çıkarıldığı 4. Ağır Ceza Mahkemesinde beraat etti. Sahibi olduğu Yenikapı'daki
Elif Kafeterya'da eroin bulundurduğu gerekçesiyle tekrar yargılandı ve beraat
etti. 3 Aralık 1988 tarihli Milliyet gazetesinde yer alan bir yazıda anlattığı
hayat öyküsünde amca oğlunu aptest alırken vurmaları üzerine olaya karıştığını,
kan davası başladığını, Malatya'da Sabri'yi vurduğunu, cezaevine girdiğini ve 74
affı ile çıktığını anlattı. Fevzi Genç'i öldürmesini ise "Silah işine girmemi
istediler, kabul etmeyince kendi adamımı bana" karşı çıkardılar. Beni vurmak
istediler. Ancak yaralandım. Düşerken silahımı çektim. O öldü. Meşru müdafaadan
beraat ettim" sözleriyle anlatıyor.
Özallara olan yakınlığı ile tanınıyor. İlk MİT raporunda çeşitli hayali ihracat
ve para aklama işlerinde yer aldığı ileri sürüldü. Necdet Ulucan polis
ifadesinde ünlü hayali ihracatçı Turan Çevik'in Fevzi Öz'ün kontrolünde ve
korumasında olduğunu söylemiş, daha sonra Çevik'in polisten kaçarken geride
bıraktığı belgelerde de Fevzi Öz ile ortaklık anlaşması imzaladığı ortaya
çıkmıştı. 1988'de kendisiyle Malatya'da bir dağ evinde yapılan röportajda
"konuşursam çok kişiyi yakarım" dedi. İstanbul Emniyetinin aranmakta olan
babalara yakınları aracılığıyla ilettiği "ya teslim olun ya da bu diyardan
gidin. Burada barındırmayız" mesajına Alaattin Çakıcı ve Abuzer Uğurlu'yla
birlikte olumlu cevap verdi. Aynı yılın ekim ayında İstanbul'daki bürosunda
uyuşturucu, polis telsizi, dinleme cihazı ve tabanca ile yakalandı, sekiz adamı
ile birlikte gözaltına alındı, çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı.
1989'da uyuşturucu bulundurmaktan 30 ay hapis cezasına çarptırıldı. 1997'de ANAP
Tekirdağ Milletvekili Enis Sülün'le ortak olduğu ileri sürüldü. Sülün, Fevzi
Öz'le milletvekili olmadan önce işlettikleri bir benzinlikte ortak olduğunu,
ancak daha sonra ayrıldığını söyledi.

Yaşar Öz

Düzcespor'un eski başkanı Yaşar Öz, Abdullah Çatlı'nın karısı tarafından dayısı.
Tarık Ümit'in iş ortağı, Abhaz milliyetçisi. Mehmet Ağar'ın imzasını taşıyan
uzman "belgelerinden birine sahip olan uyuşturucu kaçakçısı olduğu ileri
sürüldü. Ayrıca Maliye Bakanlığında uzman gözükerek yeşil pasaport sahibi olduğu
da iddia edildi. 12 Ocak 1994'te Adana Havaalanında sahte pasaportla yakalanan
Metin Bozdoğan'ın ifadesi üzerine Öz, aralarında Tarık Ümit'in de bulunduğu iki
kişi adına düzenlenen yeşil pasaportlar, 17 Türk pasaportu ve 8 İngiliz
pasaportu, iki ayrı ehliyet, Eşref Cuğdar adına düzenlenmiş özel silah taşıma
belgesi ve seri numaraları silinmiş üç silahla yakalandı. Olay yargıya intikal
etmedi, Öz serbest bırakıldı. Bu olaya karıştıkları gerekçesiyle soruşturulan
polisler, Etiler Polis Okulu Müdürü Mestan Şener, Mali Şube Pasaport ve Vize
Sahteciliği bölümünde görevli polis memuru Nahit Yürüyen, Mali Şube Müdür
Yardımcısı Osman Özkaraca, Komiser yardımcısı Levent Sevinç ve polis memuru Ali
Alkan talimatı Ağar'dan aldıklarını söylediler. Yaşar Öz, Susurluk kazasından
sonraki gelişmelerde, bu olay için Bakırköy 3. Asliye Ceza Mahkemesinde
yargılandı ve 24 Ocak 1998'de delil yetersizliğinden beraat etti. Öz,
mahkemedeki savunmasında silah taşıma belgesini devlet sırrı olduğu için evde
bulundurduğunu, ayrıca "kırmızı diplomatik", yeşil ve özel pasaportları
bulunduğunu, ancak bu pasaportları kimin düzenlediğini söyleyemeyeceğini hakim
önünde ifade etti. Yaşar Öz 1988'de Londra'da çeşitli işlere girip çıktıktan
sonra 1991'de Kingland Road'da Özgen adlı bir kahve açtı. Sahte pasaportla adam
kaçırmak suçundan 7 ay hapis yattı.
Yaşar Öz 6 Aralık 1995'te ABD'de Erdal Aydın, Mehmet Ercengiz ve Metin Dokur
(Mike) adlı kişilerle DEA ajanlarına eroin satarken son anda kaçarak kurtuldu.
119 / 235

Ayrıca MİT tarafından kendisine suikast girişiminde bulunulduğunu söyleyen


Londra Halkevi Başkanı Nafiz Bostancı, suikast girişiminden dolayı yargılanan
Yılmaz Hasan'ın Yaşar Öz'ün adamı olduğunu söyledi. Yeraltı dünyasına sahte
kimlik sağladığı için pasaportçu Kalın Ali olarak tanınan ve 5 Temmuz 1998'de
Adapazarı'nda öldürülen Kalın Ali lakaplı Cihan Caner Türkler'in de Yaşar Öz'ün
ortağı olduğu ileri sürüldü. Yaşar Öz, İstanbul DGM'de yurtdışına uyuşturucu
ihraç etmekten yargılandığı davada açıkça söyleyemeyeceği nedenlerden dolayı
uyuşturucuyla ilgilendiğini kabul etti. Öz, PKK'ya karşı istihbarat görevi
nedeniyle uyuşturucuyla ilgilendiğini söyledi. (Sabah, 24.01.1998)

Orhan Özay

Yasadışı MLSBP Örgütü eski üyesi. İtirafçılık statüsünden yararlanarak Sedat


Mete adına düzenlenmiş bir kimlik sahibi oldu. Kızıyla kaçan damadını öldürtmek
için kiralık katil tuttuğu ileri sürülen işadamı Fahri Gülver'e Necati Yıldırım
tarafından şantaj yapıldı. Orhan Özay'da Sedat Beker ve Resul Özdemir isimli iki
polisle birlikte Gülver'in evine giderek esrar bıraktı ve Gülver'den para
istedi. Gülver'in durumu polise haber vermesi üzerine, 6 Kasım 1991'de
Kadıköy'deki buluşma noktasında çatışma çıktı. Olayda Orhan Özay ve şantajcı
polis Sedat Beker ve olaya müdahale eden Başkomiser Ali Rıza Güzel öldü. Resul
Özdemir ve Kadir Kapalak yaralı olarak yakalandı. Dönemin İstanbul Emniyet
Müdürü olayda kullanılan otomobilin kime ait olduğu konusunda çelişkili
açıklamalar yaptı. Ancak kısa bir süre sonra otomobilin Efe Özal'a ait olduğu
anlaşıldı. Efe Özal otomobili takas etmek üzere 7 ay önce Selahattin Şen adlı
galericiye verdiğini ve Necati Yıldırım'a satıldığını ancak devir işlemlerinin
yapılmadığını ileri sürdü. Otomobilin Efe Özal'a Skorsky helikopterlerini satan
şirket tarafından hediye edildiği de ileri sürüldü. (Hürriyet, 09.11.1991)

Ahmet Özal

Cumhurbaşanı Turgut Özal 'ın oğlu. 90'lı yılların başında Uzanlar'la MBI
şirketinde gizli olarak yer aldı ve yasaları delerek Star 1 kanalını kurdu. Daha
sonra anlaşmazlığa düştüğü Cem Uzan'la 4 Eylül 1993'te Cenajans'ın sahibi Nail
Keçili'nin evinde düzenlenen bir toplantıda barıştı. Apel Çelik ve Bülend
Ener'in ortağı olduğu TYT Bank'ın yüzde 30 ortağı olduğu ileri sürüldü. Lapis
grubu Dışbank'ı satın aldıktan sonra, Ahmet Özal'a kredi verdi ve Kanal 6'nın
yüzde 35 hissesini satın aldı. 5 Nisan kararlarından sonra batan TYT Bank'a
Ahmet Özal 'ın baskılarıyla kamu bankaları Halk Bankası ve TKB'nin para yatırdığı
ve bu paraların Ahmet Özal'a kredi olarak verildiği ileri sürüldü. TYT Bank'ın
faaliyetleri durdurulmadan iki gün önce, Ahmet Özal Kanal 6 hisselerini geri
satın aldı. Özal 'ın batan bankalardan TYT'ye 70 milyon dolar, İmpexbank'a 20
milyon dolar ve Marmarabank'a 5 milyon dolar borcu olduğu ileri sürülüyordu.
Ayrıca, bu bankaların teminat mektuplarıyla Vakıfbank ve Emlakbank'tan da kredi
kullanıyordu. Kazakistan Alem Bank ile birlikte Almanya'daki Frankfurt merkezli
Deutsch-Schweizerische Bank (DSB) adlı bankanın yüzde 75'ini satın aldı. 27
milyon marka satın alınan bankanın bu dönemde 60 milyon mark batık kredisi ve 29
milyon mark zararı bulunuyordu. Türkiye'deki batık bankalara verdiği krediler
nedeniyle mali krize girdikten sonra, yine Kazakistan Alem Bank'la birlikte 18
milyon dolarlık hissenin yüzde 75'ini İtalyan yatırımcı Sergio Cuoghi'ye sattı.
Ahmet Özal 'ın hisseleri Londra'daki Plus Comminication adlı şirketin üzerinde
gözüküyordu. DSB'nin faaliyeti 1 Kasım 1994'te sözleşmelerde öngörülen parayı
sağlayamadığı için Alman Federal Bankacılık Teftiş Kurulu tarafından durduruldu
ve mevduat hesapları donduruldu. Ve banka açık artırma ile satışa çıkarıldı.
(Hürriyet, 13.10.1995)
Emlak Bankasına olan 7.5 milyon dolarlık borcunu ödemediği için yasal takibata
uğradı. (Milliyet, 16. 04.1996) (Rüşvetin Belgesi)

Edip Özbay
120 / 235

MHP Kahramanmaraş eski Milletvekili Yusuf Özbay'ın oğlu. Esir Türklere Kurtuluş
Ordusu (ETKO) üyesi olduğu için 1980 öncesinde Ankara Sıkıyönetim Mahkemesinde
yargılandı. Dava Kahramanmaraş katliamı ile ilgili bulunarak Adana Kahramanmaraş
illeri sıkıyönetim komutanlığına gönderildi.

Mehmet Özbay

Abdullah Çatlı'nın kullandığı sahte isim. Çatlı bu isimle çıkardığı TRA 245202
seri numaralı pasaportu kullanıyordu. Gerçek Mehmet Özbay 1961 Urfa Birecik
nüfusuna kayıtlı. 1982'den beri Londra'da yaşıyor. Oral Çelik ve Mehmet Ali
Ağca'nın kullandığı sahte isimler gibi o da ülkücü.
Gerçek Mehmet Özbay'ın Soli Ovadya ile 1993'te kurduğu Japet Et Ürünleri
şirketini, Çatlı irtibat yeri olarak kullanıyordu. Gerçek Özbay'ın, Çatlı'nın
Özbay adıyla ortak olduğu GSC Tekstil'deki ortaklarından Turgay Maraşlı ile
Ataköy Atrium'da Pizzadays adıyla bir dükkân açtığı ancak devrettiği belirlendi.
Özbay'ın Ali Yasak aracılığı ile sadece kimlik bilgilerini kullanması için
Abdullah Çatlı'ya verdiği ileri sürüldü. (Susurluk Tutanakları)

Şevket Can Özbay

Bahçelievler katliamı sanıklarının avukatı. Ülkücüler arasında ileri gelen bir


isim. 1980 öncesinde Mamak Cezaevine silah sokarken yakalanıp yargılandı.
Genellikle ülkücü militanların davalarını aldı. Bir dönem Alaattin Çakıcı'nın
avukatlığını da yaptı.

Yalçın Özbey

Ağca'nın İpekçi olayında zanlı olarak yakalandığı sırada sorgulanırken Mehmet


Şener ve Oral Çelik'in yurtdışına çıkışından sonra verdiği isim. Ağca'nın
Roma'daki duruşmalardan birinde verdiği ifadede, İpekçi'yi Özbey'in öldürdüğünü
ileri sürmüştü. Özbey ise bu iddiayı reddetmiş, ancak İpekçi cinayeti öncesinde
Ağca'ya para yardımı yaptığmı itiraf etmişti. Ağca'nın 23 Kasım 1979'da İstanbul
Kartal Maltepe Askeri Cezaevinden kaçırılmasında kullanılan 34 RF 601 plakalı
Renault'un da kendisine ait olduğunu kabul etmişti. Ayrıca Özbey ve Ağca'nın
Yapı Kredi Bankası Gebze Şubesinde 9328/6 numaralı ortak bir hesabı olduğu da
ortaya çıkmıştı.
Özbey Ağca'nın kaçırılması için Oral Çelik'e de 3 bin mark para yardımı yaptı.
(İllaria Martella'nın İddianamesi) Bochum'da 1983'te işlettiği lokalde Alman
polisi tarafından gözaltına alındı, bir süre sonra serbest bırakıldı. 1993'te
Almanya'da uyuşturucuyla yakalandığı için gözaltına alındı. Bu sırada Emniyet
Genel Müdürlüğü İrtibat Görevlisi Nail Aydın ile 2,3,4,6, ve 8 Şubat 1995
tarihlerinde bir dizi görüşme yaptı. Bu görüşmeye ilişkin tutanaklar İstanbul 4.
Ağır Ceza Mahkemesinde görülen Oral Çelik'in yargılandığı Abdi İpekçi cinayeti
davasında mahkeme tarafından resmen istendi. Ancak Emniyet Müdürlüğü tarafından
konu ile ilgili olmayan dosyalar gönderildi. (Sabah, 25.02.1998) Adalet
Bakanlığı tarafından son olarak 19 Aralık 1995'te iade edilmesi talep edilen
Özbey, Türkiye'ye iade edilmedi. (Milliyet, 06.08.1997)
Yalçın Özbey 1997'de Almanya'da yattığı cezaevinden tahliye edildi. 30 Eylül
1997'de Belçika'da gözaltına alındı, ancak Belçika'da zamanaşımı süresinin 10
yıl olması nedeniyle serbest bırakıldı ve iadesi gerçekleşmedi. (Anadolu Ajansı
02.10.1997) Yalçın Özbey'in Malatya Pötürge'den dolayı ilişkili olduğu Abuzer
Uğurlu ile ülkücüleri tanıştıran isimlerden biri olduğu da ileri sürüldü. Eski
soyadı Gezgez olan Abdülvahap Doğu adlı eski bir polis memuru da yaptığı
açıklamalarda Yalçın Özbey'e Mahir Süzer adına düzenlenmiş bir pasaport
verdiğini, ancak Ağca'ya Papa suikastının tatbikatının yaptırıldığı 18 Ocak 1983
gününe rastlayan bu randevuya Özbey'in gelmediğini söyledi. Doğu, Papa suikastı
121 / 235

sırasında Yalçın Özbey, Oral Çelik ve Antonio adlı bir İtalyan'ın bir
Mercedes'le olay yerinden ayıldıklarını ileri sürdü.

Mehmet Özcan

Ömer Lütfü Topal'ın avukatı Ekrem Marakoğlu'nun ifadesine göre, Topal'ın Polat
Otel'deki gazinosunun işletmesinde yüzde 20 oranında ortağı. 1995 seçimlerinden
Şişli DYP adayı. (Susurluk Tutanakları)

Mehmet Hadi Özcan

Kocaeli Çetesi olarak bilinen grubun yöneticisi. 11 Temmuz 1996'da Rize'de


yakalandı. On bir arkadaşıyla birlikte haklarında yapılan soruşturmada Kocaeli
eski Emniyet Müdürü Nihat Camadan, Kocaeli eski Asayiş Şube Müdürü Cemal Şencan,
Emniyet Amiri Sezai Konuklar, Ekipler Amiri Başkomiser Oktay Durmuş, polis
memurları Namık Kemal Kara, Latif Özdemir ve Özel Harekât Dairesinde görevli
Alper Tekdemir'in bu çeteyle ilişkili olduğu ileri sürüldü, özcan ilk ifadesinde
Çatlı ile birlikte BOTAŞ ihalesine girdiklerini, Polis Memuru Alper Tekdemir'i
Çatlı ile birlikte gördüğünü ileri sürdü. Mehmet Hadi Özcan 1994 Ağustos ayında
Reşat Yüksel, Sürmeli Göçer, Fehmi Göçer ve Nizamettin Keskin'in öldürülmesi,
Şaban Kurtuluş'un öldürülmesi, 1995 Şubatında Kader Yılmaz'ın öldürülmesi, 1996
Martında Muzaffer Yüksel'm oldurul-mesmden sorumlu tutularak yargılandı. 1996
Mayıs ayında İzmit Büyükşehir Belediyesi Protokol ve Dış İlişkiler Müdürü
İskender Gül'ün evinin önünden kaçırılmasının faili olarak da suçlandı. Mehmet
Hadi Özcan Orhan Can ve Turhan Şentürk adlarına düzenlenmiş iki sahte kimlikle
ele geçirildi. Çete elemanı oldukları ileri sürülen Metin Ali Bağdat, Savaş
Uzun, Polis Memuru Mehmet İlker Kayış, Muzaffer Osmanlı, Serkan Demirci, Selim
Gökkaya, Şahit Sekanlı, Tuncay Çora, Servet Savaş, Şahin Tekdemir, Alaattin
Keskin ve emekli Yüzbaşı Ramazan Öztürk de gözaltına alındı. Bir televizyon
programında Mehmet Hadi Özcan'a Abdullah Çatlı, Ahmet Demir ve Kürşat Yılmaz'ı
öldürme emri verildiği ancak bunu yerine getirilmediği Eyüp Aşık tarafından
ileri sürüldü. Mehmet Hadi Özcan ve 26 sanık İstanbul 3 numaralı DGM'de cürüm
işlemek için çete oluşturmak suçlamasıyla yargılanıyor. Özcan, 11 Temmuz 1996'da
verdiği ayrıntılı ifadede Abdullah Çatlı'dan, Yeşil'den, İbrahim Şahin'den Baysa
ve Botaş ihalesinden ayrıntılarıyla söz etti. Ancak bu ifadenin dönemin Kocaeli
Emniyet Müdürü Affan Keçeci tarafından hasıraltı edildiği yine Özcan tarafından
ileri sürüldü, Özcan 'ın bu tarihte verdiği ifade, birkaç ay sonra kamuoyuna
açıklanan ve 2. MİT raporu adıyla tanınan belgelerden çok daha fazla ayrıntı
içeriyordu. (Susurluk Tutanakları / Kutlu Savaş Raporu )

Ömer Özcan

Bahçelievler katliamına karışan ülkücü militan, Ankara ÜGD yöneticisi. Ali


Yurtaslan'ın itiraflarında yer aldı.

Orhan Özcanlı

Sevgi Hastaneleri ve şirketleri yönetim kurulu başkanı. Ayrıca BYS ve BAYS


adlarında iki şirketi daha var. İşkenceleriyle ünlü Diyarbakır Cezaevinde doktor
olarak çalışırken Esat Oktay Yıldıran ile birlikte işkencelere müşahit olarak
katıldığı ve okul arkadaşları hakkında bilgi vererek sorgulanmalarını sağladığı
çok sayıda tanık tarafından ileri sürüldü. Van'da eşi ile birlikte mecburi
hizmetten döndükten sonra Ankara'da 1991'de Sevgi Hastanesi'ni kurmak için
çalıştı, 1991'de DYP-SHP Hükümetinden sonra teşvik alarak hastaneyi kurdu. Tansu
Çiller ile birlikte gittiği Amerika'da 24 Nisan 1995'te Mayo Clinic ile geniş
kapsamlı bir anlaşma yaptı.
122 / 235

Zübeyde Hanım Şehit Anaları Vakfı'nın kurduğu MERK şirketinin yüzde 10 hissesine
sahip olan Meral Akşener'in Sevgi Hastanesi Vakfı tarafından kurulacak olan
hastanede de yüzde 10 hisseye sahip olacağı ileri sürüldü. Sevgi Vakfı'nın
geçici yönetim kurulunda Orhan Özcanlı, İskender Öksüz, Süleyman Sıtkı Kahraman,
Ali Nuri Aksay, Olcay Çizmeci, Ömer Dönderici ve H. Barış Diren bulunuyor.
Özcanlı ayrıca Özer Çiller, Tansu Çiller, Erdoğan Alkin, Arif Ateş Vuran, Murat
Bekdik ve Meral Akşener'le birlikte 26 Temmuz 1996'da Geleceğin Dünyası
Stratejik Araştırmalar Vakfı'nı kurdu. Meral Akşener'in içişleri Bakanlığı
döneminde Şehit Anaları Vakfı'nın İstinye'de MİT'e ait, yaklaşık 43 milyon lira
değer biçilen bir araziyi 49 yıllığına devralmasından sonra Sevgi Vakfı ile
birlikte Avrasya Üniversitesi'm kurmak için YÖK'e başvurdu. Genelkurmay'ın
dinlenmesiyle ilgili skandalda yargılanan Bülent Orakoğlu'nun özcanlı 'nın
aracılığı ile İstihbarat Daire Başkan Vekilliğine getirildiği de ileri sürüldü.

İsmail Özdağlar

Denizcilikten sorumlu Devlet Bakanı iken Armatör Uğur Mengenecioğlu'ndan rüşvet


aldığı için Yüce Divan'da yargılandı ve mahkûm oldu. Özdağlar savunmasında
olayın Cerrahoğlu ve UM Denizcilik şirketleri arasındaki rekabetten
kaynaklandığını ileri sürdü. Özdağlar Körfezdeki savaş nedeniyle tankerlerin
Ümit Burnu'nu dolaşmak zorunda olduğunu belirten armatörlerin daha yüksek navlun
almak isteğiyle Özal'a gittiklerini, Özal'ın da kendisini yetkili kılmasından
sonra kendisine bu komplonun yapıldığını ileri sürdü. (Nokta, 10.03.1985)
Cezaevinden çıktıktan sonra MHP'ye katıldı. 1995 seçimlerinden kısa bir süre
önce İzmir'den 7. Sırada aday gösterilmesini beğenmedi ve istifa etti.
(Hürriyet, 02.12.195)

Bülent Özdemir

Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 1998 Ağustosunda açıkladığı çeteler listesinde yer


aldı. Samsun ve çevresinde cürüm işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak, işyeri
basmak, iki polis memurunu yaralamak gibi suçlardan aranıyor.

Muammer Özdemir

Ülkücü mafya şefi Sedat Peker'in Bayrampaşa Cezaevinde bulunan adamları Mehmet
Kurt ve Hasan Malkoç ile bağlantılı çalışan Diyarbakırlı mafya üyesi. 20 Şubat
1998'de başlayan polis operasyonunda yakalanan Özdemir'le birlikte bir
Kalaşnikof, 6 tabanca, bir pompalı tüfek, üç taarruz tipi el bombası ele
geçirildi. Özdemir ile birlikte Murat Gencer, D. Ali Aydar, Ali Kaşgar, Yılmaz
Yazıcı, Fazlı Keylan, Ali Dinçer Çolak, Murat Ok, Ali Bin Kalkan, Cengiz Kartal
ve Perihan Yüksel de yakalandı. Paralel bir operasyonda yine Peker'le bağlantılı
olan Astsubay Murat Gencer ve 8 arkadaşı da yakalandı. (Hürriyet 27 Şubat 1998)

Nurettin Özdemir

Yeraltı dünyasından, Sedat Şahin'in adamı. Mart 1998'de çeşitli suçlamalarla 8


kişi ile birlikte gözaltına alındı. 30 Mart 1998'de çıkarıldığı DGM'de cürüm
için çete oluşturmak suçlamasıyla tutuksuz yargılanmasına karar verildi. Ancak
16 yıl önce işlediği bir cinayetten kalan cezasını çekmek üzere cezaevine kondu.
10 Nisan 1998'de açık görüşten yararlanarak Metin Badruk ile yer değiştirdi ve
kaçtı. (Anadolu Ajansı,21.04.1998)

Rıdvan Özden
123 / 235

Mardin'de kuşkulu bir biçimde ölen albay. Özden'in eşi Tomris Özden kocasının
yakın mesafeden ateş edilerek öldürüldüğünü, otopsi raporlarının ve
elbiselerinin kendisinden gizlendiğini ileri sürmüştü. 9 Şubat 1997'de Radikal
gazetesine açıklamalar yapan itirafçılar Murat Demir ve Murat İpek de Albay
Rıdvan Özden'in Zeki isimli bir itirafçı tarafından vurulduğunu, Rıdvan Özden'in
Bitlis'in kadrosundan olduğunu ileri sürdüler.

Birol Özder

Polis memurları Erhan Kaymak, Hüseyin Turhan, Kadir Deniz ve gıyabi tutuklu
Ramazan Zeren ile taksi şoförü Mehmet Fidan'la birlikte İranlı otel sahibi
Firouz Ghorbanzadeh'm katil zanlısı olarak yargılandı. (Radikal, 13.03.1998)

Mehmet Cemil Özdöl

Şekerbank Dış İlişkiler Müdürü iken Yahya Demirel'den aldığı 3 milyar liralık
çek karşılığında bankanın şifrelerini Demirel'e kullandırarak 8 adet teminat
mektubu ve para sağladı. Yahya Demirci DEFKUR şirketiyle gerçekleştirdiği bu
olayda Şekerbank'ı 20 milyon 50 bin dolar dolandırdığı için 1 yıl 3 ay 16 gün
hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, Demirel'in sicili dolayısıyla bu cezanın
ertelenemez ve paraya çevrilemez olduğunu da kararlaştırdı.

A. Kaya Özel

Botaş Genel Müdür Yardımcısı. Susurluk Komisyonuna ifade veren M. Hadi Özcan'a
göre, Melih Aktaş'ın aracılığı ile BAYSA A.Ş.'ye tonu 10 dolardan tahmini 20 bin
ton petrol çamurunun temizlenmesi işini veren isim. ihalede komisyon başkanı.
Hadi Özcan, asıl işin Kerkük-Yumurtalık boru hattında bulunan 130 bin ton
petrolün kendilerine çamur diye verilmesi olduğunu ileri sürdü. (Susurluk
Tutanakları, Susurluk Raporu)

Şenol Özel

Selçuk Parsadan'ın avukatı. Parsadan'ın elinde Mehmet Ağar'ın karanlık


ilişkileriyle ilgili bir belge olduğunu ileri sürdü. Parsadan tarafından,
iradesi dışında kimi politikacılarla pazarlık yaptığı gerekçesiyle azledildi.

Hacı Özer

Yaklaşık 1.5 milyon dolar değerinde ceylan derisi üzerine yazılmış iki Tevrat'ı
Irak'ta bir müzeden, kaçırarak Türkiye üzerinden Avrupa'ya pazarlayan bir
şebekenin elebaşı olduğu ileri sürüldü. Hakkâri'de İshak Döviz ve Altın A.Ş.'nin
yönetim kurulu başkanı olan Özer'in piyasaya yüksek miktarda borçlandığı ve
kendini kurtarabilmek için Tevrat işine girdiği ileri sürüldü. Eski milletvekili
Ekin Dikmen'in Tevrat'ı Paris'e götürdüğü, olaya Hüseyin Gezici ve Sabri
Kanat'ın da karıştığı ileri sürüldü. (Sabah, 12.12.1995)
Bu kaçakçılıkla ilgili olarak Sabri Kanat, Ali Er, Iraklı Raat Mustafa Ahmet,
Kemal Işık, Behçet Ege ve Yaşar Özbay tutuklanırken, Hacı Özer, Hüseyin Gezici
ve Ekin Dikmen aranıyordu. (YeniYüzyıl, 04.12.1995) MİT görevlisi Abdülaziz
Turhan, Ali Balkan Metel'in Gümrük Muhafaza Başmüdürü olarak çalıştığı sırada
Yeşil adıyla bilinen Mahmut Yıldırım'm Habur sınır kapısından Türkiye'ye tarihi
bir Tevrat soktuğunu ileri sürmüştü. (Gazete Pazar, 09.11.1997)

Veysel Özerdem
124 / 235

Mesut Yılmaz'a ANAP Genel Başkanı ve ana muhalefet lideri olduğu dönemde 2 4
Kasım 1996'da Macaristan'ın başkenti Budapeşte'de Hilton Otel'm lobisinde
yumruklu saldırıda bulundu. Bu olayla ilgili olarak İstanbul Devlet Güvenlik
Mahkemesinde açılan davada tutuksuz sanık Aydın İpekli ve gıyabi tutuklular
İsmail Koçkaya ve Ziya Korkut'la birlikte yargılanırken 12 Mart 1998'de kimi
milletvekillerinin de araya girmesiyle Türkiye'ye gelerek teslim oldu. Yumruk
olayından hemen önce Yeşil olarak bilinen Mahmut Yıldırım ve bazı MİT
görevlilerinin Budapeşte'ye gitmesi dikkat çekti.

Ömür Özçelik

Mehmet Ağar'ın makam şoförü Ümit Özçelik 'in kardeşi. Tarık Ümit'e ait
Kıbrıs'taki First Merchant Bank'ın 2495 hissesine sahip.

Ahmet Özenç

1985'te İsviçre polisi tarafından uyuşturucu kaçakçılığı yaptığı gerekçesiyle


yakalandı ve 4.5 yıl hapis cezasına mahkûm oldu. Özenç ifadesinde 1. MİT
raporunda geçen birçok isimden bahsetti. Mahkeme kararıyla tespit edilen telefon
görüşmelerinde Mehmet Okumuş, Emin, Görpe ve Ömer Demirsoy gibi isimlerle
ilişkide olduğu ortaya çıktı. (Gizli Kulaklar Ülkesi, 115)

Fatih Özhan

Yüksekova Özel Harekât Şubesinde görevli polis memuru. Necip Baskın'ın


kaçırılması ve fidye istenmesi olayında yer aldığı için tutuklandı. 8 Ekim
1997'deki duruşmada cezaevinde can güvenliğinin olmadığını söyleyerek "Yüksekova
gerçeğini anlatırsam, hiçbir ana buraya evladını askere göndermez" dedi.
(Anadolu Ajansı, 08.10.1998)

Fatih Özkan

İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğünde görevli başkomiser. Topal cinayeti zanlısı


polisleri sorgulayan isimler arasında geçti. Zanlı polisleri, Mehmet Ağar'ın
emriyle Ankara'ya gönderdiği için yargılandı. (Susurluk Raporu)

Kürşat Özkan

1 Haziran 1988'de Büyük Ankara Otelinde İTO Başkanı Niyazi Adıgüzel, işadamı
Davut Çelik ve gazeteci Mevlüt Işık'ı öldürdükten sonra, "üç çakalı vurdum" diye
bağıran ve ardından intihar eden avukat. Bu karmaşık olayda, Özkan'ın olay
yerine neden iki tabanca ile geldiği gibi ayrıntıların yanı sıra, Adıgüzel ile
Özkan arasındaki ilişki de karanlıkta kaldı. 16 Nisan 1986'da, Tuncer Kalın adlı
sabıkalı Kürşat Özkan'ın evine girmiş, bu tuhaf olayda Özkan ruhsatlı silahı ile
Kalın'ı yaralamış, Tuncer Kalın da Kürşat Özkan'ı vurmuştu.
Kalın, mahkemede eve hırsızlık için girdiğini söylemiş ve silahlı gasp suçundan
yargılanması gerekirken, basit hırsızlık suçundan mahkûm olmuştu. Kürşat
Özkan'ın bu olaydan sonra çevresine "Niyazi Adıgüzel 'in kendisini öldürmek için
şansını kullandığını, sıranın kendisine geldiğini" söylediği ileri sürüldü.
(Güneş, 10.06.1988) Tuncer Kalın 1 Haziran 1988'deki cinayetten iki gün önce, 29
Mayıs 1988'de askerliğini yaptığı Sarıkamış'daki birliğinden firar etmiş, ve 6
Haziran günü yakalanmıştı.

Mehmet Öztel
125 / 235

Tellioğlu lakabını da kullanıyor. Adı Emniyet Genel Müdürlüğünün Ağustos 1998'de


açıkladığı çeteler listesinde yer aldı. İstanbul ve çevresinde organize suç
çetesi oluşturma, çek-senet tahsilatı gibi suçlarla aranıyor.

İsmail Öztoprak

Jandarma yüzbaşı. 1990'da Türkiye'ye sığınan ve Türk vatandaşlığına geçen bir


peşmerge komutanının Cem Ersever tarafından Antalya'da askerlik yaptığı
birlikten alınıp, Irak istihbarat subaylarına para karşılığı teslim edilmesi
üzerine Cem Ersever'le tartıştı. Tartışmadan hemen sonra gece eğitimi sırasında
Burdurlu bir er tarafından kazayla öldürüldüğü ileri sürüldü. (Nokta, 28.11-
04.12.1993)

Aydın Öztürk

Mumcu suikastına ilişkin açıklamalar yapan Astsubay Hüseyin Oğuz'un ifadesinde


adı geçti. Oğuz, Tekin Çoşkuner'in C-4 tipi patlayıcıyı Cem Ersever'den aldığını
söylerken Aydın Öztürk adlı bir kişinin de olaydan haberdar olduğunu, tanıklar
önünde dönemin CHP Malatya İl Başkanına "Erdal İnönü güvence versin, her şeyi
anlatacağım" dediğini söyledi. (Susurluk Tutanakları)

Bülent Öztürkmen

Ankara Hukuk Fakültesini 1962'de bitirdi. 1966'da Ticaret Bakanlığında uzman


olarak çalışmaya başladı. MİT'teki görevinin de etkisiyle kısa bir süre sonra
müsteşar yardımcılığına getirildi. Aydınlık gazetesinde yer alan ünlü
Kontrgerilla dizisinde ismi yer aldı. 1980 yılı başında silahlı bir saldırıya
uğradı. Bu saldırıdan sonra New York Ticaret Başmüfettişi olarak atandı. Bu
dönemde Turgut Özal'la yakınlık kurdu, Özal tarafından çağrılınca Türkiye'ye
döndü ve 1984'te DPT Müsteşar Yardımcılığına getirildi. 1985'te Kaya Erdem'in
pasifıze edilmesiyle yetkileri artırıldı. Hayali ihracatın patronu oldu.
Kendisini "ben mevzuatı ve hükümet politikasını uyguladım" diyerek savundu.
Merkez Bankasına hayali ihracatçıların vergi iadelerinin ödenmesi için
gönderdiği talimat ve yaptığı protokolle ün kazandı. Yusuf Bozkurt Özal 'ın
ekonomiden sorumlu devlet bakanı olmasından sonra, DPT Müsteşarlığına Ali
Tigrel'i getirmesi üzerine DPT'den ayrıldı. Özal 'ın Başbakanlığı döneminde bir
süre çeşitli yönetim kurullarında üyelik ve başbakanlık başdanışmanlığı yaptı.
Has Holding'e ait HBB'de Genel Koordinatör oldu. (3. MİT Raporu)

Selçuk Parsadan

Aralık 1995 seçimlerinden hemen önce kendini Necdet Öztorun olarak tanıtarak
örtülü ödenekten 5.5 milyar lira olan dolandırıcı. Açıklamalarıyla örtülü ödenek
skandalinin ortaya çıkmasına yol açmış ve 22 Mayıs 1996'da gizlenmekte olduğu
Edremit'te yakalanmıştı. Davaları sırasında Şevket Kazan tarafından kendisine
olayı kimseye anlatmaması kaydıyla 4 milyon mark teklif edildiğini açıkladı. Her
duruşması olaylarla geçen yargılanması sonucu Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi
tarafından 9 Temmuz 1997'de 6 yıl 3 ay hapis, 13.7 milyar lira para cezasına
çarptırıldı. Birlikte yargılandığı Cahit Parsadan ve Mukadder Balkan da aynı
cezalara çarptırıldı. Diğer sanık Ali Yiğitoğlu ise beraat etti. Avukatı Levent
Yurdakul mahkemenin sanıklara örtülü ödenekten ödeme yapılıp yapılmadığının
126 / 235

Başbakanlıktan sorulması yolundaki taleplerini reddettiğini, Başbakanlığın böyle


bir ödeme yapmadığını söylediğini hatırlattı.

Ali Peker

Nurullah Tevfik Ağansoy'un itiraflarına göre, sevgilisine tecavüz ettikten sonra


öldürüp çuvalla atan ülkücü militan.

Sedat Peker

Aydınlık'ın MİT raporunda çete elemanı olduğunu ileri sürdüğü ülkücü baba.
Mehmet Sena Söylemez de açıklamalarında, Sedat Peker'in adamları tarafından
öldürülmek istendiğini, Peker'in cezaevine gelerek müdürün yanında öldürmeye
azmettiği adamlarını tartakladığını söylemişti. 5 Aralık 1996'da Rize'de ihracat
kaçakçısı Abdullah Topçu'nün öldürülmesi olayında azmettirici olarak
yargılanıyor. Bu olayla ilgili olarak Rize Cumhuriyet Başsavcısı Hamdi Yaver
Aktan tarafından yürütülen soruşturmaya Mehmet Ağar, Korkut Eken, Şadan Tuzcu
gibi isimlerin Peker'e iyi davranılması için ricada bulundukları ileri sürüldü.
Avukatlığını, CHP İl Örgütünden atılan Safiye Beyaz yaptı. Sedat Peker'in
1995'te Rize Kutluhan'da bir haraç bürosu açarak Karadeniz'e yerleştiği,
işlerini İsmail Topçu"nun yürüttüğü ileri sürüldü.
Rize Kapalı Cezaevi Müdürü İlhan Emir'in de Sedat Peker'le ilişkili olduğu ileri
sürüldü. Önce cezaevinde öldürülmek istenen Abdullah Topçu, artırılan önlemler
nedeniyle tahliye olduktan sonra 5 Aralık 1996'da Peker'in adamları olduğu ileri
sürülen Alaattin Akdemir ve İbrahim Kocaman tarafından öldürüldü. Hakkında arama
kararı varken Rize'ye 300 araçlık bir konvoyla gelen Peker, emniyette
sorgulanmadan sevkedildiği savcılıkta Savcı Turgut Değirmenci tarafından serbest
bırakıldı. (Aydınlık, 21.12.1997)
Sedat Peker'in Hüseyin Özçep ve Veli Çetinkaya ile büyük ortağı olduğu Celal Han
Limited Şirketi 1996 yılı sonbaharında İstanbul Bostancı'da faaliyet gösteren
Yunus Emre Kolejini satın aldı. (Hürriyet, 21.09.1997) Sedat Peker'in cezaevinde
bulunan adamları Mehmet Kurt ve Hasan Malkoç tarafından organize edilen ve çok
sayıda tahsilat olayına karışan 12 adamı 20-26 Şubat 1998 tarihleri arasında
yapılan operasyonlarda yakalandı. İşadamlarından tehditle para topladıkları ve
senet tahsilatı yaptıkları iddiasıyla yakalanan ve ünlü "kabadayı" Sedat
Peker'in adamları olduğu öne sürülen 9 kişi hakkında, "cürüm işlemek için
teşekkül oluşturmak" suçundan dava açıldı.
İstanbul DGM Cumhuriyet Savcısı Enver Çoban tarafından hazırlanan iddianamede,
Muammer Özdemir, Murat Gencer, Dursun Ali Aydar, Ali Kaşkaş, Ali Binkalkan, Ali
Dinçer Çolak, Murat Ok ile başka suçlardan halen cezaevinde tutuklu bulunan
Mehmet Kurt ve Hasan Malkoç'un, "cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak",
"teşekküle yardım yataklık etmek", "vahim nitelikte silah bulundurmak", "basit
silah bulundurmak", "bomba taşımak" ve "gasp" suçlarını işledikleri belirtildi.
Soruşturmada aranan sanıklar Sedat Peker, Hasan Sedat Akdeniz, Paşa Güneysu,
Hamit Dönmez, Şeref Kuk, Sedat Cengiz, Tuncay Oktay ile soyadları belirlenemeyen
Ramazan ve Türker isimli kişilerin dosyaları ise ayrıldı. Sanıkların, Kasım-
Aralık 1997 tarihlerinde Fuat Paşa Otelinin sahibi Mustafa Özyardımcı'dan toplam
35 bin mark haraç alınması, Aralık 1997'de Özyardımcı'nın ortağı Turan adlı
kişiden para tahsil edilmesi, uyuşturucu suçundan cezaevinde bulunan Mehmet
Kasar'ın suç ortağı Hakkı Aksoy'un ağabeyi Rıfat Aksoy'dan 120 bin mark para
tahsil edilmesi olaylarını gerçekleştirdikleri ileri sürüldü. Bu yılın Ocak
ayında da Kocaeli Mahkûm ve Mahkûm Aileleri Dayanışma Vakfı aracılığıyla
Gülseren Özdemir isimli bir kadının Almanya'da bulunan ortağının işine
elkonulması eylemini gerçekleştiren sanıkların, Taksim'deki bir restoran
sahibinden de 42 milyar lira para tahsil ettikleri, ayrıca Şişli'de bir
müteahhit ile arsa sahibi arasındaki problemin çözümlenmesi sonucu bir dükkân
aldıkları iddia edildi.
Sanıklarla birlikte, 1 adet Kalaşnikof marka makineli tüfek, 1 adet MP-5 marka
makineli tabanca, çeşitli çap ve markalarda 7 tabanca, 1 pompalı tüfek, 3 NATO
127 / 235

standardı taarruz tipi el bombası, bu silahlara ait şarjör ve mermiler, sahte


nüfus cüzdanları ele geçirildi. (Hürriyet, 27.02.1998) Alaattin Çakıcı'nın
yakalanmasından hemen sonra, araya giren kimi milletvekillerinin de etkisiyle
işkence görmeyeceği sözü alan Peker, 19 Ağustos 1998 gecesi Romanya'dan özel bir
uçak kiralayarak Türkiye'ye geldi ve polise teslim oldu. Peker'in 1994'te
Gümüşsuyu Askeri Hastanesinden ileri derecede antisosyal kişilik bozukluğu
nedeniyle askerliğe elverişli olmadığına dair rapor aldığı ortaya çıktı.
(Radikal, 21.08.1998)

Vedat Peker

Sedat Peker'in adını kullanarak ve isim benzerliğinden yararlanıp kendisini


ağabeyi gibi tanıtarak işadamlarından haraç aldığı, çek ve senet tahsilatı
yaptığı ileri sürüldü. Orhan Kopelman adlı bir işadamının başvurusu üzerine
zorla 15 milyar lira tahsil etmeye çalışırken 9 Mayıs 1998'de düzenlenen
operasyonda Vedat Peker'le adamları olan Melih Korap Şeref Berber, Coşkun
Pamukçu, Nebi Akdaş, Hızır Çağdaş, Mürsel Paçacı, Ahmet Akın ve Cemal Kaptı
yakalanarak gözlem altına alındı. Sanıklarla birlikte, çeşitli çap ve marka
ruhsatsız 3 tabanca ile bu silahlara ait 11 adet mermi yakalandı. Olayla ilgili
Cengiz Yeşilyurt, İmdat Çifte ve Barış Salman da aranıyordu. (Anadolu Ajansı,
11.05.1998)

Zeki Peker

Gazeteci Abdi İpekçi'nin katil zanlısı Mehmet Ali Ağca'yı polise ihbar eden
tombalacı Ramazan Gündüz'ü 3 Şubat 1980'de Cihat Sever'le birlikte öldüren
ülkücü katil. 25 Temmuz 1980'de yakalandı, 11 Mart 1981'de tutuksuz yargılanmak
üzere İstanbul 3 Nolu Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi tarafından serbest bırakıldı.
23 Mart 1984'te sonuçlanan davada 24 yıl ağır hapis cezası aldı ve aranmaya
başlandı. 1991'de Cihat Sever'in kardeşi Necip Sever'le Etiler'deki Küfe Bar'da
korumaların yaralanması olayına karıştığı halde gerçek kimliği saptanamadığı
için hapse girmedi.
19 Eylül 1993'te gerçek kimliğiyle birlikte yaşadığı sevgilisini dövdüğü için 6
Ekim 1993'te Cumhuriyet Savcısına ifade verdi. 1996 Ocak ayında yakalandı, ancak
Keçiören Cezaevinden, beraat ettiği davadan hapis cezası almış gibi gösterdiği
sahte mahkeme ilamıyla kendisini tahliye ettirdi. Sahte evrakla ceza mahsubu
yapılarak serbest kalan Peker bu suç nedeniyle 10 yıl hapis cezası istemiyle
İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanıyor. Çatlı ile ilişkili ve devlet
tarafından korunan ülkücü katillerden olduğu ileri sürüldü. (Gazete Pazar,
08.06.1997)

Hüseyin Pepekal

Kıdemli piyade yüzbaşı. Yeni MİT raporunda özel örgütün TSK içindeki uzantısı
olduğu ileri sürülüyor. Bolu'da 1995 Ocak ayında oğlu Matthew ile birlikte
kaybolduktan on gün sonra bulunan Amerikalı Yarbay Mike Couillard'ı arama
çalışmalarına katıldığı için şilt alırken fotoğrafı bulunuyor. (MİT-3)
Genelkurmay Başkanlığı tarafından Susurluk Komisyonuna gönderilen açıklamada
böyle bir personelin varlığı doğrulandı, ancak yeterli delil bulunmadığı için
bir soruşturma açılmadığı belirtildi. (Susurluk Raporu)

Mehmet Perçin

Başbakanlık Müsteşarlığı ve DPT Müsteşar Vekilliği yaptıktan sonra Uğur Süzer'in


maddi desteğiyle 1987 seçimlerinden ANAP'tan Adana milletvekili seçildi. Perçin
1985'te Zürich'e giderek Yaşar Aktürk, Mehmet Emin Görpe, Suphi Aşıcıoğlu gibi
128 / 235

ünlü kaçakçılarla görüşerek cezalarının affedilmesi karşılığı 500-600 milyon


dolar döviz getirmeleri için prensip olarak anlaştığı ileri sürüldü. (Soygun)

Okyar Pergünt

Emekli emniyet amiri. Sepertekstil adıyla kurduğu şirket, Kemal Horzum'un Hortaş
şirketine fason olarak hayali ihracat yaptı. Okyar, daha sonra Kemal Horzum'un
kendisine kazık attığını ileri sürdü. (Horzum Tutanakları)

Halil Peril

Kıbrıslı Con Aziz adıyla bilinen Aziz Mehmet Kent'in adamı. Londra'da kulüpçülük
ve uyuşturucu kaçakçılığı yapıyor. Mehmet Ağar'ı makam telefonlarından aradığı
eski MİT raporunda ileri sürülüyor. (1. MİT Raporu)

Tarık Pervaz

Yurtdışından getirilen "encoder" cihazı ile yüksek limitli kredi kartlarını


kullanarak alışveriş yaparken yakalanan Hayrettin Ertekin, Eylem Cücüloğlu ve
Ali Murat Şahinbaş'ın çetenin başında olduğunu ileri sürdükleri isim. (Aktüel,
270)

Hamdi Poyraz

Hakkâri Yüksekova Komando Tugayında görevliyken itirafçı Kahraman Bilgiç'in


açıklamaları üzerine tutuklandı, bir süre sonra serbest bırakıldı. Ankara 4.
Kolordu Komutanlığında görevliyken yargılandığı Diyarbakır 1 Nolu DGM tarafından
kendisiyle birlikte Piyade Binbaşı Mehmet Emin Yurdakul, hakkında askeri suç
niteliğindeki suçlarla ilgili olarak ve 16 Ağustos 1995'te Yüksekova Uluyol
köyünden Ziya Zengin isimli kişinin öldürülmesi olayıyla ile ve 23 Kasım 1995'te
Yüksekova Karlı köyünden iç güvenlik harekâtı birimlerince gerçekleştirildiği
iddia edilen ızrar hakkında 14 Nisan 1997 gün, 1996/3385 hz., 1997/115 karar
sayılı görevsizlik kararı ile hazırlık evrakı 21'inci Jandarma Sınır Tümen
Komutanlığı Askeri Savcılığına gönderilerek suç duyurusunda bulunuldu.
(YeniYüzyıl, 15.07.1998)

Kadri Kürşat Poyraz

Bahçelievler katliamında yer alan ve ideolojik amaçla 7 kişiyi öldürmek suçuyla


gıyabi tutuklu olarak yargılanan firari sanıklardan. Yargıtay Ceza Genel Kurulu
Poyraz'ın katliama Haluk Kırcı ve Ahmet Ercüment Gedikli ile birlikte bizzat
katıldığına karar yerdi. Poyraz, Adalet Bakanlığı tarafından Fransa'dan resmi
olarak istendi. (Reis) Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada mahkeme
Ünal Osmanağaoğlu, Kadri Kürşat Poyraz ve Mahmut Korkmaz hakkında uluslararası
düzeyde arama emri çıkartılmasını 20 Ekim 1997 tarihinde kararlaştırdı.
Bahçelievler katliamında zamanaşımı 20 yıl ve TCK'nın 104. maddesine göre bu
süre yarı yarıya artırılabilecek.

Nazmi Poyraz

Adı 7 Haziran 1979'da Malatya'da öğretmen Nevzat Yıldırım'm Oral Çelik


tarafından öldürülmesi olayına karışan, ancak mahkemede beraat eden ülkücü
militan.
129 / 235

Cafer Joul Reyhani

İranlı kapar para aklayıcısı. Nesim Malki'nin öldürülmesinden kısa bir süre önce
İstanbul'da Federal Alman Kriminal Dairesinin BKA, ABD, Hollanda ve Türk
polisleriyle yaptığı bir dizi operasyonla 3-5 Kasım 1995 tarihleri arasında oğlu
Hüseyin Reyhani ile birlikte yakalandı. Türkiye'den gönderilen eroini Almanya,
Hollanda ve İspanya'da piyasaya sürdükten sonra, gelirini Almanya'da toplayıp,
Los Angeles'deki bir banka üzerinden Türkiye'ye havale eden şebekenin 1993'ten
beri en az 40 milyon mark akladığı ileri sürüldü. (Hürriyet, 11.11.1995) Cafer
Reyhani, vizesi dolduğu için Türkiye'den Almanya'ya gönderilmek üzere sınır dışı
edildi. Uçakta bulunan sivil ajanlar tarafından izlenen Reyhani, Frankfurt
Havaalanında tutuklandı ve DEA ajanlarına teslim edilerek ABD'ye götürüldü.
(Sabah, 19.11.1995)

Celalettin Saatçılar

Balıkesir'de 1993'ten itibaren 11 kişinin ölümüne yol açan iki otobüs şirketi
Misyatur ve Balıkesir Seyahat arasındaki rekabette her iki gruba da silah temin
ettiği ileri sürülen çetenin elebaşı. 25 Şubat 1998'de Saatçılar'la birlikte
Yüksel Gürcü, Esat Ceylan, Özkan Caner teşekkül oluşturarak toplu silah
kaçakçılığı yapmak suçlamasıyla tutuklanırken, Şerif Ali Bayram, Ali Çadır,
Hüseyin Kandemir, Aykut Ünal, Mustafa Tetik ve Cemalettin Demir tutuksuz
yargılanmak üzere serbest bırakıldılar. (Sabah.26.02.1998)

Ehud Sadan

Ankara'da 7 Mart 1992'de Anayasa Mahkemesinin karşısındaki pazaryerinin


yakınında otomobiline konan bir bombanın patlamasıyla öldürülen Mossad ajanı.
Ehud Sadan suikastı, Uğur Mumcu suikastı ile benzerlikler taşımasına rağmen,
soruşturma benzer bir biçimde savsaklanmış ve olayda kullanılan patlayıcının
türü tespit edilememişti. Eylem İslami intikam örgütü adında pek tanınmayan bir
örgüt tarafından üstlenildi. (Hürriyet. 7-10.03.1992)

Vedat Sadioğlu

Öldürülen işadamı Nesim Malki'nin akrabası. Kapital Factoring şirketinin ortağı.


30 Mayıs 1997'de Istinye'de bir otomobil tarafından aracı sıkıştırıldıktan
sonra, benzin istasyonunda tartıştığı İsmail ve Şükrü Hacısüleymanoğlu
tarafından vuruldu. Saldırıda kullanılan 34 DCV 03 plakalı otomobilin sahibi
Halil İbrahim Şenpınar polis ifadesinde İsmail Hacısüleymanoğlu'nu tanıdığını ve
otomobilini emanet olarak verdiğini belirtti. Saldırının Vedat Sadioğlu'na bir
uyarı niteliğinde olduğu ileri sürüldü. (Sabah, 01.06.1997)

Metin Sağıroğlu
130 / 235

Banker Kastelli olarak tanınan Cevher Özden'i yaralayan ve 16 Mart 1990'da


İzmit'te yakalanan Hakkı Aksakal'ı azmettiren Ülkücü tahsilatçı olduğu ileri
sürüldü. (Hürriyet, 18.03.1990)

Orhan Salman

Emniyet Genel Müdürlüğünün Ağustos 1998'de yayımladığı çeteler listesinde yer


aldı. Samsun ve çevresinde cürüm işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak, senet
tahsilatı, zorla adam kaçırmak, öldürmek kastıyla denize adam atmak gibi
suçlamalarla aranıyor.

Veli Sözdinler

Ankaralı galerici ve tefeci. 1996'da Kasım Gençyılmaz'm adamları tarafından


sahip olduğu oto galerisinde öldürüldü. Sözdinler'in kızı Özlem Kingir'in
Nasrullah Ayan'ın 1994' te batan Türkinvest adlı şirketinde 47 milyar liralık
alacak hesabı olduğu ileri sürüldü.

Guiseppe Santovito

Papa suikastı sırasında İtalyan Gizli Servisinin başında bulunan general. Gladio
skandali patlak verince. "Süper Sismi" de denilen P-2 Mason locasının
yöneticilerinden olduğu ortaya çıktı. Yargılaması sürerken öldü. (Reis / JMS)

Cevdet Saral

Eski MİT raporunda Bako olayından dolayı tayini çıkarılan İstanbul Mali Şube
eski Müdürü. Raporda Fevzi Öz, Necdet Ulucan, Yaşar Aktürk, Emin Görpe ve Mehmet
Ali Yılmaz gibi isimlerle 17 milyar liralık hayali ihracat işi yaptığı ileri
sürüldü. Yine aynı raporda Kalın Kara İnce Beyaz adlı ve Aycevren imzalı kitabın
Cevdet Saral tarafından bir arkadaşıyla kaleme alındığı ve Adalet Partisi
tarafından finanse edildiği ileri sürüldü. Ağar ekibinden olduğu ileri sürülen
Cevdet Saral Emniyet Genel Müdür Yardımcısıyken, Ocak 1997'de hazırlanan
kararname ile Meral Akşener tarafından görevinden alınan polis müdürleri
arasında yer aldı. (1. MİT Raporu) Yılmaz hükümeti tarafından Ankara Emniyet
Müdürlüğüne getirildi.

Mehmet Saral

Abdullah Çatlı'nm Zurıh'te yakalandığında sahte kimliğindeki isim. Gerçek


Mehmet Saral, 12 Eylül döneminde birçok MHP'li sanığın avukatlığını yaptı.
(Vatan Yahut Susurluk)

Erdal Sarı

Harp Okulu 1976 mezunu. Jandarma subayı. Özel Harp Dairesi görevlisi. 1995 yılı
Nisan ayında Senar Er'in babasını kaçıran, Akın Birdal suikastının
örgütleyicisi, M. Cemal Kulaksızoğlu ve Nafiz Karacan ile ilişkili. Bu üçlünün
birbirlerinin kimliklerini kullanarak çeşitli olaylara karıştıkları ileri
sürüldü. Erdal Sarı'nın bir süre önce bir yurtdışı operasyonda öldüğü de ileri
sürüldü.

Ali İhsan Sarıkavak


131 / 235

Mehmet Sena Söylemez tarafından 1 Nisan 1994'te Ankara Rumours Diskoteğinde


Memduh Bucak, Vahap Akpınar ve Ahmet Oynak'ın ölümüyle sonuçlanan olayda
delilleri yok etmekle suçlanan Asayiş Şube Müdür Yardımcısı.

Abdullah Sarıkeçe

Keşanlı Apo lakabıyla da tanınıyor. 12 Ekim 1995'te DYP Edirne İl Başkanı İzzet
Arseven'in öldürülmesi olayına azmettirici olarak adı karıştı. Olay kent
merkezine 12 kilometre mesafedeki İskenderköy'de bir lokantada meydana geldi.
Lokantada Başkomiser Seçkin Hayman ile aynı masada oturan Abdullah Sarıkeçe'nin
kardeşleri Süleyman ve Hasan Sarıkeçe, İl Başkanı Arseven'in masasına gelerek
bir ihale nedeniyle tartışmaya başladılar. Bir süre sonra silahlı çatışmaya
dönüşen tartışmada Arseven başından tek kurşunla vurularak öldürüldü. Abdullah
Sarıkeçe, Meriç Nehrinin kıyısındaki Söğütlük piknik alanının işletmesini 17
Mayıs 1995'teki ihalede ortak olduğu şirket vasıtasıyla aylık 301 milyon liraya
aldı. Edirneliler ücretsiz piknik alanın kiralanmasına sert tepki göstermiş ve
İl Başkanı Arseven de ihalenin iptalini istemiş, Edirne Valiliği ihaleyi iptal
etmişti. (Hürriyet, 14.10.1995) İzzet Arseven'i Abdullah Sarıkeçe'nin
azmettirmesiyle öldürenin Topuk Kemal lakabıyla tanınan Kemal Arabacı olduğu
ileri sürüldü. (Hürriyet, 15.10.1995) Kemal Arabacı'nın 1986'da Enis Sülün'e de
silahlı saldırıda bulunduğu ileri sürüldü. Abdullah Sarıkeçe 24 Ekim 1995'te
teslim oldu ve Jandarmaya verdiği ifadede cinayet gecesi Keşan'da bir polisle
birlikte olduğunu söyledi. (Hürriyet, 25.10.1995)

Sabahattin Savaşman

MİT İstihbarat Daire Başkan Yardımcısı ve MİT'm uçuncu adamıyken CIA


görevlilerine ve İngiliz İstihbaratına bilgi satmakla suçlanan ve 1977 yılının
Aralık ayında yakalanan emekli kurmay albay.
17 yıl hapse mahkûm edilen Savaşman, 1985 yılına kadar cezaevinde kaldı.
Tahliyesinden sonra 1994'te öldü. Savaşman'ın yakalanması sırasında Hiram Abas
ve Mehmet Eymür de görev aldı. Savaşman bu isimlerin önünün açılması için
kendisine komplo yapıldığını ileri sürdü. (Analiz)

Ertan Sayılgan

Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Nejat Tümer'in dünürü. Bursa Uludağ'daki


Kervansaray Otelinin sahibi. Uğur Kılıç'ın bu otelde öldürülmesinden sonra,
otelin Çakıcı'nın adamları tarafından korunduğu ileri sürüldü.

Kadir Sayın

Adı Emniyet Genel Müdürlüğünün 1998 Ağustosta açıkladığı çeteler listesinde yer
aldı. Sakarya ve çevresinde cürüm işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak, ölümle
tehdit, ihaleye fesat karıştırma gibi suçlamalarla tutuklu.

Richard Secord

Adı Yarbay Oliver North ile birlikte İran-Contra skandalına karışan ABD
görevlisi. 1992'de başka bir özel savaş uzmanı olan Harry Aderholt ile birlikte
Azerbaycan'da Mega Oil adlı Amerikan şirketini kurdu ve yine bu dönemde 25
adamıyla birlikte Azerbaycan'daki dört ayrı kampta Türkiye'den gelen ülkücülere
gerilla eğitimi verdi.
Aderholt ve Secord'un Vietnam'dan tanıdıkları Hava Komando Albay Tom Mc Grevey
Çiller ailesinin ABD'deki The Hampshire Otelinin müdürüydü ve Secord ile Özer
Çiller'i ABD'de bir kokteylde tanıştırmıştı. (Reis)
132 / 235

Timur Selçuk

İpekçi suikastına karıştıktan sonra Maltepe Askeri Cezaevinden kaçırılan Mehmet


Ali Ağca'nın, İran'a geçişini sağlayan Iğdırlı ülkücü. 1982'de yakalandıktan
sonra verdiği ifadede Mikail Göleli'nin isteği üzerine Ağca'nın İran'a geçişini
organize ettiğini anlattı.
Hem bu suçtan, hem de Iğdır'da toplu ızrar suçundan dolayı hakkında çeşitli
arama ve gıyabi tutuklama kararları bulunurken Ankara'da Araş Tekstil A.Ş'nin
temsilcisi olarak çalışıyordu. Araş Tekstil 1985 yılı başında Iğdır İplik
Fabrikası'nı uygun koşullarla satın almıştı.
Timur Selçuk'un ANAP Milletvekili İlhan Aküzüm'le ilişkili çalıştığı da ileri
sürüldü. (Nokta. 30.06. 1985) (MHP İddianamesi / Papa, Mafya, Ağca) DYP Iğdır İl
Başkanı olduğu sırada, DYP Iğdır Milletvekili Şamil Ayrım'm vurulması olayında,
saldırganlara ateş ettiği için gözaltına alındı. (Hürriyet, 20.02.1996)

Mıgırdıç Sellefyan

1914 doğumlu. 40'lı yıllarda hurda demir ticareti ile uğraşarak ticaret hayatına
atıldı. Bir süre Ermeni cemaati başkanlığı yaptı. 1957 seçimlerinde Demokrat
Parti İstanbul Milletvekili oldu. 27 Mayıs ihtilalinden sonra Yassıada'da
yargılandı. Adını 1969'da ortaya çıkarılan "teneke ithalatı" skandalıyla
duyurdu.
10 Ağustos 1970'de yurtdışına çıktı ve bir daha dönmedi. Yahya Demirel'in
1974'teki hayali mobilya ihracatı skandalına da adı karıştı. Bu dönemde,
İsviçre'de kurduğu şirketlerle hayali ihracatı yönlendirdi. 1983'te Ankara
Sıkıyönetim Komutanlığı 4 Numaralı Askeri Mahkemesi tarafından "teşekkül halinde
kaçakçılık suçlamasıyla" hakkında gıyabi tutuklama kararı çıkarıldı. 27 Mart
1984'te Türk vatandaşlığından çıkarıldı. 12 Aralık 1987'de Cenevre'de öldü.

Metin Selvi

Alman İstihbarat Örgütü BND'ye göre nükleer madde kaçakçılığında en önemli


isimlerden biri. Eski KGB ajanı. Litvanya'da plütonyum ve uranyum-238 satın
almaya çalıştığı tespit edildi. (Cumhuriyet, 15.05.1995) Ortadoğu'daki
militanlara lojistik destek sağladığı da ileri sürülen Selvi için Alman
İnterpolü Ankara'ya 30 Mayıs 1995'te yaptığı başvuruya yanıt alamadı. (Gazete
Pazar, 05.10.1997)

Müfit Sement

Ülkücü militan. Tevfık Ağansoy'un itiraflarında adı Üzeyir Çakmaktaş'la birlikte


Bayrampaşa'da bir kahvenin taranmasına karıştı. Olayda Şeriatçı İntikam Tugayı
(ŞİT) imzası kullanıldı. MİT ile resmi ilişki kurdu. Adı Gaziantepli işadamı
Mehmet Ali Yaprak'ın kaçırılması olayına karıştı. Abdullah Çatlı ile birlikte
1986'da Fransa'da uyuşturucu ticaretinden yargılandığı ve mahkûm olduğu ileri
sürüldü.
Sement' m Yaprak'ın kaçırılmasında Siverek'e giderek Yaprak'ın sorgulanmasını
videoya kaydetti. Mehmet Eymür tarafından Sement'ten söz ermemesi için Yaprak'a
ve olayda aracı olan Haluk Koral'a baskı yapıldığı ileri sürüldü. Müfit
Sement'in MİT'in kadrolu elemanı olduğu halde. Yaprak olayında kullanılan
otomobilde parmak izlerinin resmi raporlarla saptandığı mahkeme dosyasında yer
almasına rağmen işlem yapılmadı. (Kutlu Savaş Raporu, 64)

Seren Serengil
133 / 235

Öztürk Serengil'in kızı. 23 Ocak 1988'de İspanya'nın Barcelona kentinde eski eşi
Nevin Teoman'ın da aralarında bulunduğu 4 kişiyle birlikte 5 kilo eroinle
yakalandı. İspanyol Polisi eroinin sahibinin Sarı Avni olarak bilinen Yaşar Avni
Musullulu olduğunu tespit etti.

Atilla Serpil

İpekçi suikastı davasında 1985'te ortaya çıkan sürpriz tanık. Abuzer Uğurlu ve
Yılmaz Durak'ın da yargılandığı davanın 1 Ekim 1985'teki duruşmasında Ağca'nın
Bulgaristan'ın kaçakçılığa bulaşan şirketi Kintex adına Ağca'yı para karşılığı
hapisten kaçırdığını, İpekçi'nin Ağca' yı öldüren isim olmadığını, Kintex ve
Bulgar Gizli Servisi adına çalışan Aleks'in İpekçi'nin öldürülmesinde yer
aldığını, Papa suikastını kendisinin organize ettiğini ileri sürdü. (Hürriyet,
02-02.10.1985)

Ertan Sert

Hayali ihracatçı. Anadolu Bankasından kullandığı usulsüz krediler nedeniyle


dönemin Maliye Bakanı Adnan Başer Kafaoğlu'nun istifasına yol açan Başak
Grubu'nun patronu. Başak Grubu'nun sahip olduğu Jakarteks, Tüboplast, Masüs,
Künteş, Başak Dış Ticaret gibi şirketleri mali darboğaza girince Maliye
Bakanlığı' nm onculuk ettiği bir kurtarma operasyonuna tabii tutuldu. Gümrük
müfettişlerinin yaptığı inceleme sonucu "geminin kapasitesinin birkaç kat
üzerinde ihracat yapıldığı için" ortaya çıkarılan Marmaris hayali ihracatı
olayının organizatörü olarak aranırken, bazı devlet görevlileri tarafından sahte
kimlikle Kapıkule'den Avrupa'ya kaçırıldığı ileri sürüldü. (Hürriyet, 27.08.1988)
Bu olayda MİT eski mensubu Mustafa Ercan'ın açıklamaları önemli rol oynadı ve
daha sonra ortaya çıkan MİT raporunda yer alan bilgilere bu ifade kaynaklık
etti. Ercan, ifadesinde Turan Çevik, Ertan Sert ve Mehmet Aşıcıoğlu'nun paravan
olarak kurduğu 15 ayrı şirketle hayali ihracat yaptıklarını ileri sürdü.
Raporda, Ertan Sert'in MİTin bazı üst düzey yöneticileriyle ilişkili olduğu
ileri sürüldü. (1. MİT Raporu, MİT Etütleri, Kıyamet Mahkemesi)

Hikmet Sevcan

Zaza Hikmet olarak da tanınan yeraltı dünyasının ünlü isimlerinden. 1953


Gaziantep doğumlu. Babalar operasyonu sırasında Ankara 4 Numaralı Sıkıyönetim
Mahkemesinde uyuşturucu kaçakçılığından yargılandı. Abuzer Uğurlu'dan sonra
Bulgaristan'daki Türk mafyasının liderliğini yürüten isim olduğu ileri sürüldü.
Bakırköy'de Londra Asfaltı üzerinde bulunan Sevcan Turistik Tesisleri'nin
sahibiydi. 1983'te işyerinde yapılan aramada dört adet tabanca ve çok sayıda
kurşun geçirmez yelek bulundu. Kardeşi ve ortakları bu olaydan dolayı
tutuklanırken, kendisi hakkında gıyabi tutuklama kararı çıkartıldı. 1984'te
Afyon polisinden alınan Hasan Akseki adına düzenlenmiş sahte pasaportla sık sık
yurtdışından İstanbul'a geldiği ileri sürüldü. Unkapanı'ndaki İMÇ piyasasında
sözü geçiyor.

Ferda Seven

Tarık Ümit'in yakın arkadaşı. Kardeşi, Kazak Saffet lakabıyla da tanınıyordu.


1983'teki babalar operasyonunda silah ve uyuşturucu kaçakçılığından yargılandı.
ORÜS' ün Kocaelindeki ahşap tesisini özelleştirme kapsamında satın aldı. Sapanca
- Hendek - Karasu bölgesindeki Orman kaçakçılığı ve mafya faaliyetinin
arkasındaki adam olduğu ileri sürüldü. Ellerinde Kalaşnikof gibi ağır silahlar
bulunan kaçakçıların Orman Bakanlığındaki MHP kadrolaşmasından destek aldığı da
ileri sürüldü.
134 / 235

Mustafa Sevinci

7 Kasım 1997 tarihinde Ceylan Intercontinental Oteli önünde aralarında Belediye


Başkanı Celal Doğan'ın da bulunduğu Gaziantepspor kafilesine silahlı saldırıda
bulunduktan sonra yakalandı. (Hürriyet, 08.11.1997)

Vahdettin Seyran

Atatürk Havalimanında çalışan gümrük görevlisi. 28 milyar liralık dövizle


yakalanan Dilek Örnek açıklamalarında 52 kez para getirdiğini, kendisini
Vahdettin Seyran'ın karşıladığını, Seyran'ın nöbetinde giriş yaptığını söyledi.
Seyran, Dilek Örnek'in yakalanışından sonra 23 Aralık 1996'da rapor alarak
ortadan kayboldu, İstanbul DGM'de açılan davada uyuşturucu ticareti ve cürüm
için teşekkül oluşturma suçlarından gıyabi tutuklama kararıyla aranıyor.

David Shemesh

Kasım 1997'de Antalya'da 176 kilo baz morfin, 600 kilo asitanhidrit ve 158 kilo
eroinle yakalan İsrailli. Van ve Gaziantep'ten getirilen hammadelerle Antalya'da
bir çif tlikevinde imal edilen eroinin İstanbul üzerinden Romanya, Hollanda ve
Almanya'ya gönderildiği bu operasyonla ortaya çıkmış ve yeni bir uyuşturucu
rotası da belirlenmişti. Shemesh'le birlikte Uğur Taş, Cevdet Tekin, Mahir
Akkurt ve Farez Tolu da yakalandı. (Anadolu Ajansı, 27.11.1997)

Askar Smitko

Asker Simko ya da Asker Tahiroğlu olarak da biliniyor. İran asıllı uyuşturucu


kaçakçısı. 14 Ocak 1995'te Çatlı ve ekibi tarafından Lazım Esmaeili ile birlikte
öldürüldüğü ileri sürülüyor. (Kutlu Savaş Raporu)

Erdal Solak

Cemal Çelen ile birlikte 80 öncesinde, Ankara'da çeşitli cinayetlere


karıştıkları için gözaltına alınan Esir Türklere Kurtuluş Ordusu (ETKO) üyesi.

Serkis Soğanlıyan

1929 İskenderun doğumlu silah taciri. Hınçak Partisi ve ASALA'yı silah


sağlayarak desteklediği ileri sürüldü. Ailesiyle birlikte küçük yaşlarda
Lübnan'a yerleşti. Lübnan'ın bağımsızlığından sonra ülkeyi terk eden
Fransızların silahlarını Araplara sattı. General Motors, Volksvvagen, Colt gibi
şirketlerin Lübnan'daki temsilciliğin yaptı. 1952'de ABD'ye yerleşti. 60'lı
yıllarda Afrika ve Asya'daki bağımsızlık hareketlerine silah satarak
zenginleşti. 1987'de Irak'a ABD'nin koyduğu ambargoyu sahte belgelerle delerek
Irak'a silah satmak suçlamasıyla, üç yardımcısıyla birlikte yargılandı.
(Hürriyet, 05.12.1987)

Ahmet Uğur Soylu

Emniyet Genel Müdürlüğünün Ağustos 1998'de açıkladığı çeteler listesinde yer


aldı. Kocaeli, İstanbul ve İzmir'de organize suç çetesi oluşturmak, çek-senet
tahsilatı, haraç isteme gibi suçlamalarla aranıyor.
135 / 235

Ali Osman Sönmez

Bursalı, sanayici ve işadamı. 1987'de, şirketlerinin gerçekleştirdiği 60 milyon


dolarlık ihracatın büyük bir bölümünün hayali olduğu ortaya çıktı. Sönmez,
1982'de tesislerinde bulunan 48 ton polyester nedeniyle, floş kaçakçılığı
yaptığı gerekçesiyle toplu gümrük kaçakçılığı suçlamasından yargılandı, ancak
yasanın değişmesi sonucu dava düştü.

Haydar Sönmez

Vakıflar Bankası Ausburg temsilcisiyken, Aralık 1996'da kara para akladığı


gerekçesiyle temsilciliği kapatıldı ve yardımcısı Halil İbrahim Uzun ile
birlikte tutuklandı. (Cumhuriyet, 29.12.1997) Ocak 1997'de 100 bin mark
kefaletle serbest bırakıldı. Soruşturmanın ilerlemesi sonucu Budapeşte'de
üslenen eroin kaçakçısı Türklere ait Aktaş adlı bir firmanın paralarını,
Vakıfbank Augsburg temsilciliği aracılığı ile akladığı ortaya çıktı. Olayda
Vakıfbank, Aktaş'ın paralarını Alman bankalarındaki cari hesaplarına dikkati
çekmeyecek küçük partiler halinde transfer ediyor, buradan Ankara'daki Vakıfbank
merkezine gönderiyordu ve Budapeşte'deki şirkete geri ödüyordu. Olay, bir ihbar
üzerine şirkette 36.7 kilo eroin ele geçirilince ortaya çıktı, 1 Nisan 1997
itibarıyla Vakıfbank temsilciliğinin cari hesaplan kapatıldı. (Hürriyet,
21.02.1997)

Ahmet Söylemez

Söylemezlerin Eskişehir Cezaevinde bulunan kardeşleri. Resul ve Mehmet Söylemez,


kardeşleri Ahmet'i ziyaret ettikten sonra öldürüldü. Söylemezlerin, aynı
cezaevinde bulunan Nurullah Tevflk Ağansoy ile de görüştükleri ileri sürülmüştü.
Söylemezler, kardeşlerinin cezaevi ziyaretinin dönemin Adalet Bakanı olan Mehmet
Ağar tarafından Bucak'lara haber verildiğini ve cinayetin bu yolla organize
edildiğini ileri sürdüler.

Fehmi Söylemez

1979'da öldürülen SBF Öğrenci Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Şenyuva'nın
katil zanlısı ülkücü militan. Olayla ilgili Şedit Töre, Akif Koyuyeşil, Mustafa
Tecirli ve Yaşar Güzeldemirci adlı ülkücüler yakalandı. Sefa Çavdar adlı bakkal
çırağı olayı gördüğünü ve anlatacağını söylemiş, ancak mahkemede ifadesini
değiştirmişti. Şevket Can Özbay tarafından savunulan sanıklar, önce mahkûm
oldular ancak kararın Yargıtay tarafından bozulması üzerine beraat ettiler.
Yıllar sonra sanıklardan Akif Koyuyeşil'in ifadesinde katilin Fehmi Söylemez
olduğu açıklandı, ancak Söylemez yakalanamadı. Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinde
süren dava 1999'da zaman aşımına uğrayacak. (Gazete Pazar, 15.06.1997)

Mehmet Faysal Söylemez

Emekli astsubay. Özel Harp Dairesinde çalıştığı ileri sürüldü. 10 Haziran


1996'da TEM Pozantı turnikelerinde, polisle çıkan çatışma sonrası başlayan
operasyonlarda yakalandı. İddialara göre örgütün silahlı birimlerini
yönetiyordu. 1994'te Ankara Demirtepe'de Zeyno pastanesinde çıkan bir kavgada
Güneydoğuda görevli bir subay ile babasını bıçakladığı için gözaltına alınan
Gaffar Can'ın Kırağı sokakta basılan evinde Mehmet Faysal Söylemez bir
Kalaşnikof ve mermilerle yakalandı. Mehmet Ağar'ın devreye girmesiyle serbest
bırakıldığı ileri sürüldü. 2 Şubat 1994 tarihinde Ankara'da ortağı olduğu
Rumours isimli barda çıkan çatışmada Bucak aşiretinden Memduh Sultan Bucak ve
arkadaşları Ahmet Oynak, Vahap Akpınar öldürüldü.
136 / 235

Dr. Mehmet Sena Söylemez

Diyarbakır Tıp Fakültesi ve GATA çıkışlı. Söylemezler olarak adlandırılan


çetenin beyni olduğu ileri sürüldü. 2 Şubat 1994'te Romuours Disco'da çıkan ve
Memduh Sultan Bucak, Ahmet Oynak ve Vahap Akpmar'm olduğu çatışmada yaralandı.
Bu olay nedeniyle bir süre kaçak olarak gezdi. 10 Haziran 1996'da, Adana Pozantı
TEM turnikelerinde çıkan çatışmada polis tarafından Samih Tosunoğlu adına
düzenlenmiş sahte bir sürücü belgesiyle yakalandı.
Polis onun beyin adam olduğunu ancak on gün sonra fark edebildi. Mehmet Sena
Söylemez DYP Milletvekili Mehmet Ağar'ı kardeşini öldürtmekle suçlayarak, Adalet
Bakanı olduğu dönemde kendisini de öldürülmesi için Kütahya Cezaevine
gönderdiğini ancak, cezaevi savcısının kendisini kabul etmemesi üzerine
öldürülmekten kurtulduğunu söyledi. (Susurluk Tutanakları) Söylemezler Çetesi
olarak adlandırılan Mehmet Sena Söylemez, Mehmet Faysal Söylemez, Mustafa
Söylemez, Can Koksal, Mehmet Sıddık Bakır, Nazif Yavuz, Fevzi Şahin, Nihat Koç
ve Ümit Atay hakkında cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak suçlamasıyla dava
açıldı. (Susurluk Raporu, 81) Söylemezler, Muhittin Yurtseven'in silahla tehdit
edilerek arsasının alınması ve Abdurrahman Gölbaşı isimli şahsa satılması, Osman
Aydın'ın tehdit edilerek 200 bin dolarının alınması, Ömer Çetinsaya'nın tehdit
edilerek Etiler'de bir bardaki hisselerinin Ümit Atay adına devredilmesinin
sağlanması, Yalçın ve Bülent Kılıç'ın tehdit edilerek 25 adet otomobil ve iki
adet çek alınması, Hakan Çetinsaya ve Haluk Pişkinbaş'ın öldürülmesi gibi
suçlamalarla yargılandılar. (Susurluk Raporu, 83-84)

Mustafa Söylemez

Komiser. 1993 yılı Kasım ayında Ankara'ya geldi. Söylemez Kardeşlere karşı
düzenlenen operasyonda yakalanarak gözaltına alındı.

Nasır Söylemez

Eskişehir'de kardeşi Resul ile birlikte Eskişehir Cezaevinde bulunan kardeşleri


Ahmet Söylemez'i ziyaretten dönerken 12 Mart 1996 tarihinde öldürüldü.
Cezaevinde Tevfık Ağansoy'un da bulunması dikkat çekti. Komiser yardımcısıydı.
Cinayeti Ali Bulut ve İlyas Sarıca'nın işlediği ileri sürüldü, İlyas Sarıca
Arena Programı'na yaptığı açıklamalarda 3 Mart 1996'da işlenen cinayetten sonra,
Ankara'da Sedat Bucak'ın milletvekili lojmanlarındaki evine götürüldüğünü ve bir
ay kadar saklandığını söyledi. Daha sonra Siverek'e gittiğini söyleyen Sarıca,
burada kendisine bir de sahte nüfus kimliği çıkarıldığını ileri sürdü,
(Cumhuriyet, 03.12.1996)

Resul Söylemez

Kardeşi Nasır ile birlikte Eskişehir'de cezaevindeki kardeşini ziyaretten


dönerken öldürüldü. Emekli Astsubay'dı.

Zeki Söylemez

Söylemez kardeşlerden, operasyon sırasında Güvercinlik Hava Grup komutanlığında


görevli asteğmen. Adana Emniyet müdürlüğünde komiser.

Nejat Söyler
137 / 235

Habur'da görev yapan eski gümrük komisyoncusu. Ortadoğu Nakliyat şirketinde


yönetici olarak çalışırken Vahe Ohannes Köylüyan'a ait Overco şirketinden
Kuveyt'e gönderilmiş gibi gösterilerek Türkiye içine mal boşaltan TIR'lardan
birinde, 19 Aralık 1978'de yakalanan silahlar nedeniyle tutuklandı. Yapılan
soruşturmada 63 TIR'ın Türkiye'ye girerek kaybolduğu anlaşıldı. 1993'te
öldürülen Jandarma Binbaşı Cem Ersever, 1978 yılındaki bu büyük kaçakçılık
olayında, Nejat Söyler'le olan ilişkilerinden dolayı soruşturmaya uğradı.
Ersever savunmasında Söyler'le 1976'da Irak Türkmenlerinden Hüsamettin Türkmen
aracılığıyla tanıştığını, Gaziantep'te yakalanan 2500 silah ile ilgili bilgi
aldığını ve Jandarma Genel Komutanlığının 11 Aralık 1979 tarihli emriyle Hatay,
İçel, Gaziantep, Mardin, Urfa, Edirne, Kırklareli ve İzmir illerinde TIR
kaçakçığılığının tetkiki için görevlendirildiğini söyledi. Nejat Söyler'den bu
işte kullanılan bazı mühür ve belgeleri alarak İçişleri Bakanlığı'na teslim
ettiğini anlattı. (Jitem Gerçeği, 31-38)

Musa Stoçi

Tuncelili Stoçi ailesinin önde gelenlerinden. Eylül 1997'de ele geçirilen 5.9
kilo eroinle ilgili olarak yakalandı. Musa Stoçi, Hurşit Han ile birlikte de
yargılanıyordu. Stoçi ailesinin Hollanda'ya gelen uyuşturucuyu pazarladıkları ve
toplanan parayı Türkiye'de Azer Döviz Bürosu aracılığı ile akladıkları ileri
sürüldü. Musa Stoçi 'nin kardeşi Serdar Stoçi'de bir başka uyuşturucu davası
nedeniyle Hollanda'da tutuklu bulunuyordu. Susurluk davasında yargılanan Yaşar
Öz, Hollandalı savcılar tarafından Serdar Stoçi ile ilgili olarak sorguya
çekildi. (Milliyet, 25.09.1997)

Kemal Serdar Stoçi

Stoçi ailesinden. Hollanda'da 22 Temmuz 1997'de 26 kilo, Ağustos 1997'de 124


kilo ve yine Hollanda'ya gönderilen 90 kilo eroin nedeniyle Bayram Kılıç ve
Mehmet İlhan Kamışlıoğulları ile birlikte yargılanıyor. Hollanda'dan Türkiye'ye
gelen savcılar tarafından Serdar Stoçi 'nin kardeşi Musa Stoçi ve Yaşar Öz
sorgulandı. (Sabah, 13.03.1997)

Sabahattin Su

Bekir Çelenk'in ortağı uyuşturucu ve silah kaçakçısı Mehmet Cantaş'ın


Londra'daki bürosunda ortağı. (Papa, Mafya, Ağca)

Lütfi Suyolcu

1980 öncesi CHP, 1989-94 döneminde DYP'den seçilen Kuşadası Belediye Başkanı. 16
Mayıs 1995'te evinin önünde pusuya düşürüldü. Kafasına ve vücuduna isabet eden 5
kurşunla öldürüldü. Suyolcu'nun ülkücü baba Kürşat Yılmaz'ın adamları tarafından
öldürüldüğü ileri sürüldü. Olaydan sonra Kaymakam Ekrem Özsoy ile Emniyet Müdürü
Salah Çoral görevden alındı.
Kaymakam Ekrem Özsoy Özer Çiller'e yakınlığı ile tanınan Zeki Küçükberber ve
Orhan Özbaş için ağır suçlamalarda bulundu. Olaydan kısa bir süre sonra
Kuşadası'ndaki dernekler gazetelere ilan vererek devleti göreve çağırdı.
Cinayeti, Kürşat Yılmaz'ın adamı Fırat Erdoğan'ın işlediği belirlendi ve Erdoğan
avukatıyla birlikte Aydın Emniyet Müdürlüğüne gelerek teslim oldu. Kuşadası
Belediye Başkanı Engin Berberoğlu'nun Kürşat Yılmaz ile ilişkisi olduğu ileri
sürüldü. Olayda Çiller ailesinin parmağı olduğu, ileri sürüldü. Halil Çulhaoğlu
tarafından hazırlanan CHP'nin Kuşadası raporunda, ülkücü mafyadan isimlere
CHP'nin üye kayıtlarında rastlandığı, mafyanın Lütfü Suyolcu'dan 250 milyar
lira istediği ileri sürüldü. CHP Milletvekili Fikri Sağlar TBMM Başkanlığına
verdiği soru önergesinde Suyolcu cinayetinde yakalanan
138 / 235

beş zanlının Özer Uçuran Çiller'in koruması olarak görev yapan Komiser Altan
İçöz'ün tasarrufuyla serbest bırakıldığını ileri sürdü. (Hürriyet, 03.08.1997)
Lütfı Suyolcu'nun ölümüne ilişkin davada aralarında Kürşat Yılmaz ve Yavuz
Kaşıkçı'nın da bulunduğu 12 sanık yargılandı. Yargıtay'ın Yılmaz ve Kaşıkçı
aleyhine bozma kararından sonra, dava yeniden görülmeye başlandı. (Anadolu
Ajansı. 01.05.1998)

Murat Sükan

Abdullah Çatlı ile Kıbrıs'taki Palm Beach Otelinin kumarhanesinin satın alınması
için buluştukları ileri sürüldü. Abdullah Çatlı'nın Mehmet Özbay sahte kimliği
ile düzenlediği kartviziti, tahrif ederek, miktarı 280 franktan 12 bin 510
franka yükseltilen çeki Kıbrıs'taki First Merchant Bank'tan tahsil ederken
kullanmakla suçlandı. İlhami Yener Aydoğan ile birlikte 2 yıl hapis cezasına
çarptırıldı. (Hürriyet, 13.12.1997)

Abdullah Sülük

İstanbul, Malatya, Adapazarı ve Kocaeli'de 14 kişinin öldürülmesi, çok sayıda


kişinin de yaralanmasından sorumlu tutulan ve "ölüm makinesi" olarak anılan
isim. Sülük ve gurubu, 1992'de Samandıra'da Metin Topal'ın öldürülmesi, 5 Ekim
1993'te Sultanbeyli'de Hüsamettin Gül ve Kurban Oğul'un öldürülmesi, 19 Ocak
1995'te Kozyatağı'nda Tayyip Araç'ın öldürülmesi, 5 Nisan 1995'te Malatya
Pütürge'de Halil İbrahim Erşahin'in Abdullah Sülük 'ün ağabeyi Şahin Sülük
tarafından öldürülmesi, 11 Nisan 1995'te Abdullah Sülük 'ün azmettirmesiyle
Burhan Erşahin'in öldürülmesi, 20 Mayıs 1995'te Eminönü'nde Recep Ateş'in
öldürülmesi, 1 Haziran 1995'te Kadıköy Adliyesi önünde Binali Güneş'in
öldürülmesi, 15 Haziran 1995'te Kadıköy'de Selahattin Çormu'nun öldürülmesi, 3
Ağustos 1995'te Maltepe'de İsmet Aydın'ın öldürülmesi, 1 Eylül 1995'te
Sakarya'da Cihat Mutkan'ın öldürülmesi, 12 Ekim 1995'te Faik Doğan'ın
öldürülmesi ve 30 Kasım 1995'te Kocaeli'nde Zühtü Mallı'nın kulaklarının
kesilmesi olaylarına karıştı.
21 Aralık 1995'te Balıkesir'de yakalandı. Eskişehir Cezaevinden Isparta'ya
nakledilirken adamlarını da beraber götürme şartını Adalet Bakanlığı'na kabul
ettirmesiyle tanındı. (Sabah, 17.09.1996) İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde
Ramazan Ateş'in 20 Mayıs 1995'te öldürülmesi olayından dolayı, Gülbahar Ateş,
Murat Yıldırım ve Ersin Özlem Işık ile birlikte yargılandı.
Bu ilginç davada gerek Abdullah Sülük 'ün yazdığı tehdit mektupları, gerekse
dışarıdan gelen baskılar nedeniyle İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Azmi
Ulu davadan çekildi. Ulu'nun çekilmesi üzerine dava dosyası, İstanbul 4. Ağır
Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Sunusi Öztemir'e verilmek istendi. Ancak,
Öztemir'in de kabul etmemesi üzerine uyuşmazlık Yargıtay tarafından çözümlendi
ve dosyaya Osman Sunusi Öztemir'in bakması kararlaştırıldı.
Öztemir'in emekli olmasının ardından da İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesine yeni
atanan başkan Ahmet Münir Bilgen dosyaya bakmaya başladı. Yüksekova Çetesi' nin
açığa çıkmasını sağlayan Astsubay Hüseyin Oğuz, Susurluk Komisyonuna verdiği
ifadede, Gülbahar Ateş'in Ramazan Ateş'i öldürtmek için kendilerine para teklif
ettiğini söylemişti. Mahkemenin 15 Mayıs 1998'de verdiği kararla Abdullah Sülük
ile tetikçi Murat Yıldırım müebbet hapis cezasına, Gülbahar Ateş 25 yıl, Ersin
Özlem Işık da 16 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldılar.

Enis Sülün

ANAP Tekirdağ Milletvekili. Marmara Ereğlisi Belediye Başkanı olduğu dönemde


yeraltı dünyasıyla yakın ilişkisi nedeniyle eleştirildi. Yine bu dönemde bir
benzinlikte yeraltı dünyasının ünlü isimlerinden Fevzi Öz ile ortak ve Öz'ün
vekili oldu. 1. derece SİT alanına yapılan ve daha sonra yıkılarak Mahmut
Şahin'in zararına yol açan inşaatın iznini verdi. Mahmut Şahin İstanbul Opet
139 / 235

Benzin İstasyonunda Ali Yasak'ın adamları tarafından öldürüldükten sonra, oğlu


Süleyman Şahin de 14 Ağustos 1987'de Tekirdağ'da öldürüldü. (Tempo, 33,1997-
36.1997/ Sabah 20.04.1998) Enis Sülün, Fevzi Öz ile ilişkisini reddetmedi ve
bunun belediye başkanlığı döneminde kaldığını söyledi.

Bülent Sümer

Engin Civan 'ın gizli ortak olduğu ABC Menkul Değerler'in eski Genel Müdürü. 25
Temmuz 1994'te savcılığa yaptığı suç duyurusunda silahlı saldırıya uğradığını
Engin Civan, kardeşi Ergin Civan ve dayıları Savaş Karakaya ile Ergun Çakır'dan
şüphelendiğini söyledi. (Rüşvetin Belgesi)

Vahyettin Sümer

DYP Diyarbakır Milletvekili Salih Sümer'in oğlu. İzmir'de bir otomobilin çukura
düşmesinden sonra, otomobilin ve otomobilde bulunan lazer nişangâhına sahip
Smith Wesson marka nadir bulunan silahın sahibi olduğu anlaşıldı. Kazada
hayatını kaybeden Arman Acarbay ve yaralanan Tonguç Başar Sönmez'in otomobili
Vahyettin Sümer'den aldıkları anlaşıldı. (Radikal, 19.10.1998)

İbrahim Şahin

Emniyet Müdürlüğü Özel Harekât Dairesi eski başkanvekili. Topal cinayetine


karıştıkları ileri sürülen özel tim polislerini koruduğu ve Tarık Ümit'in
kaçırılmasına karıştığı gerekçesiyle soruşturuldu. Susurluk Komisyonuna ifade
veren Astsubay Ahmet Altıntaş, Tarık Ümit cinayetini soruşturduğu sırada İbrahim
Şahin tarafından engellendiğini ileri sürdü. Şahin 'in adı Mehmet Ali Yaprak'ın
ilk kaçırılmasına da karıştı. (Kutlu Savaş Raporu)
Mehmet Hadi Özcan da Çatlı ve Kürşat Yılmaz'ı öldürme teklifiyle gelen Musavvat
Dervişoğlu' nun kendisine "bu isimlerin yerlerini İbrahim Şahin 'in telefon
dinleyerek tespit edeceğini" söylediğini iddia etti. İbrahim Şahin, Meclis
Komisyonuna verdiği ifadede Tarık Ümit'in kaçırıldığı gün Ayhan Akça ile
Diyarbakır'da olduğunu söyledi. Ancak uçak biletlerinden 2 Mart 1995'te saat 10
uçağı ile Ankara'ya geldikleri anlaşıldı. (Susurluk Raporu, 402-412) Susurluk
Komisyonuna verdiği ifadede Abdullah Çatlı'yı Mehmet Özbay olarak tanıdığını ve
sadece bir defa yemek yediğini söyledikten sonra gazetelerde Çatlı ile
karşılıklı göbek atarken fotoğrafının yayınlanması üzerine güç durumda kaldı.
Haklarında çıkan 27 Ocak 1997 tarihli tutuklama kararından sonra firar etti. Bu
dönemde Gemlik'te Zeki Saral'a yakınlığı ile tanınan Emir Alpaslan tarafından
saklandığı ileri sürüldü. 11 Mart 1997'de teslim olduktan sonra tutuklanarak
İstanbul DGM'de açılan Susurluk davası'nda çete oluşturmak suçlamasıyla
yargılandı. 19 Eylül 1997'de tahliye edildi. (Susurluk Tutanakları 1769-1817)

Mahmut Şahin

Aslan Nakliyat'ın ortaklarından, Süleymancılar olarak bilinen grubun


liderlerinden Kemal Kaçar'a yakınlığı ile tanınan işadamı. Bülent Şemiler ile
olan anlaşmazlığı nedeniyle Anadolu Bankası'ndan güç durumdaki Aslan Nakliyat'a
kredi alabilmek için ortaklıktan ayrılmış gibi gözüktü ve hisselerini
göstermelik olarak devretti. Ancak, daha sonra bu hisselerini geri alamadı.
140 / 235

Anlaşmazlığın mahkemeye yansıması üzerine, şirketin genel müdürü Hasan Aslan


imzalı belgeyle Anadolu Bankası'ndan kredi alınması için Ahmet Özal ve Bülent
Şemiler'e 4 milyon mark verildiğini ileri sürdü. Bu belge nedeniyle Şemiler ve
Özal yargılanırken, Şahin Aksel Akaryakıt adlı bir şirket kurarak Kartal TEM
üzerinde benzin istasyonu açtı.
Hisse davasını kazanmak üzereyken, duruşmadan tam iki gün önce 29 Eylül 1996'da
benzin istasyonuna gelen Ali Yasak'ın adamlarıyla çıkan çatışmada, Nihat Yasak'ı
öldürdükten sonra, öldü. Mahmut Şahin'in ölümünden sonra oğlu Süleyman Şahin
tarafından işletilen OPET'i perde arkasında Ali Yasak'ın sahip olduğu Türeks
Şirketi istasyonun 500 milyar liralık borcunu ödemek şartıyla satın aldı. Bu
karmaşık olayda, sahte imzayla şirkete ait bir otomobilin satışı yüzünden Türeks
Gıda ile Şahin ailesi arasında iki ayrı dava açıldı. Mahmut Şahin'in oğlu
Süleyman Şahin de lehinde giden davayı kazanmak üzereyken 14 Ağustos 1997'de
Marmara Ereğlisi'nde öldürüldü. Katiller arasında Drej Ali olarak tanınan Ali
Yasak'ın adamı olduğu ileri sürülen Ali Deveci de bulunuyordu. (Tempo, 36,1997)

Mehmet Şahin

Kızılay Derneği Genel Müdür Yardımcısı iken İçişleri Bakanlığı tarafından


yapılan bir inceleme sonucunda, diğer yöneticiler Hayati Kalkanoğlu, Hüseyin
Çatana, Yıldırım Yalçın ve Ahmet Çil ile birlikte sahte belgelerle Japonya'dan
ithal edilen 240 bin kutu röntgen filmini gümrük belgeleriyle farklı miktarlarda
göstererek Kızılay'ı 650 bin dolar zarara uğrattıkları gerekçesi ile TCK 235.
Maddesi uyarınca haklarından suç duyurusunda bulunuldu. (Milliyet, 06.03.1997)

Sami Şahin

Kumarhaneler Kralı Ömer Lütfü Topal'ın yeğeni, Kuşadası Emperyal Casinosu Genel
Müdürü. İki yıl önce Kuşadası'nda 1 kişiyi öldürüp, 1 kişiyi de yaraladığı
gerekçesiyle Aydın'da yargılandığı mahkeme tarafından 18 Temmuz 1997'de 25 yıl
hapis cezasına çarptırıldı.

Sedat Şahin

Yeraltı dünyasının ünlü isimlerinden. Bursa Ağır Ceza Mahkemesi tarafından


verilmiş 6 yıl 11 ay hapis cezası bulunuyordu, öldürme, soygun, haraç alma gibi
olaylardan 3 ayrı suçtan aranıyordu. Alaattin Çakıcı tarafından desteklendiği de
ileri sürüldü. Almanya'da Alman Polisi ile yürütülen ortak bir operasyon
sonucunda Berlin'de bulunan ve yeni doğum yapan eşinin ziyaretine gittiği sırada
23 Eylül 1998'de yakalandı. (Anadolu Ajansı, 23.09.1998) Sedat Şahin'in kardeşi
Vedat Şahin, sağ kolu Muammer Şenel ve 11 adamı 25 Mayıs 1998'de
gerçekleştirilen bir başka operasyonda yakalanmıştı. Şahin'in gurubundan Bilal
Öztek ve Şaban Erdoğan kaçmayı başardı.

Vedat Şahin

Yeraltı dünyasının ünlü isimlerinden Sedat Şahin'in kardeşi. Adı Hacı Çapan'ın
10 Ekim 1996'da International Hospital'dan çıkarken saldırıya uğrayıp,
öldürülmesi olayına azmettirici olarak karıştı. Saldırganlar Mehmet Tosun ile
Alaattin Çuhadar yakalandı. Azmettirici olduğu ileri sürülen Vedat Şahin olay
yerinden kaçtı. Şahin'in bir süre önce yapılan AN Grafik şirketi genel kurulunda
Asil Nadir'in vekili olarak avukat kimliğiyle yer almış, ancak avukat olmadığı
anlaşılmıştı. (YeniYüzyıl, 11.10.1996)
Hakkında 12 yıl 2 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunurken, adamları Muammer
Şenel, Yavuz Cengiz, Sedat Kazan, Buğra Türkoğlu, Şaban Ali Durna, Şeniz
Dervişoğlu, Zafer Geyik, Hakan Nayir, Ekrem Durgut, Fedai Dinç ve Mehmet Aydın,
141 / 235

25 Mayıs 1998 günü yapılan operasyonlarda 9 adet çeşitli çap ve markalarda


ruhsatsız tabanca ve 1'i otomatik 2 av tüfeği ile yakalandılar.

Tahsin Şahinkaya

Hava Kuvvetleri Komutanı. 12 Eylül darbesinden sonra 5 kişilik Milli Güvenlik


Konseyi arasında yer aldı. Mal varlığından dolayı eleştirildi, ancak anayasanın
geçici maddesi nedeniyle soruşturulamadı. 1. MİT raporunda yer alan iddialarda
Sarı Avni ile ilişkisi olduğu ileri sürüldü.

İbrahim Faysal Sakar

Bodrum MHP ilçe başkanı. Ahmet Ertegün'ün rehberliğini ve kaptanlığını


yapıyordu. 1995'te evinde tuhaf bir biçimde, üzerinde kadın küloduyla ölü
bulundu.

Şemsettin Sanal

Muhammed Celal Zehebi ile ilişkili olduğu için soruşturulan İstanbul DGM
hakimlerinden. Sanal 30 Ekim 1990'da Magaryan'lar davasında Zehebi'nin beraatine
karar veren mahkemenin üyesi. (Öldürün O Gazeteciyi)

Mehmet Şandır

Hergün gazetesi muhabirlerinden. 1980 öncesinde. Musa Serdar Çelebi ve Yılma


Durak ile birlikte Tümpaş şirketi ortağı. Gümrük ve Tekel Bakanlığı kontrolörü.
Mali işlerle görevli MHP üyesi. (MHP İddianamesi)

Muhammed Şekerci

Irak doğumlu Lübnanlı ünlü banker. 1973'te babası Mahmut Şekerci tarafından
kurulan Sharkarco A.G.'yi babasının 1983'teki ölümünden sonra devraldı. Aynı yıl
kardeşi Selam Şekerci tarafından kurulan Shakarchi Trading A.G. ile birlikte
çalışarak dünyanın en büyük para aklama organizasyonlarından birini kurdu. Her
ülkede bulunan adamları aracılığı ile çoğu zaman gerçek müşterilerinin kim
olduğunu bilmeden para transferleri ve aklama organizasyonları gerçekleştirdi.
1983'te Mersin'de ortaya çıkarılan yurtdışına altın kaçırılarak bedelinin
ihracat karşılığı prefinansman kredisi gibi gösterilmesi olayına karıştı. Bu
olayda Abdullah Ayan, Mehmet Zeki Ayan, Hadi Doğan, Ahmet Tanrıverdi, Kazoros
Kalaycı, Muhittin Akdeniz, Nasrullah Ayan, Feyzullah Ayan, Muhammed Şekerci,
Yaşar Aktürk, Uğur Sağlam, M. Uğur Dirlik, Şevket Akar, Şevket Akıncılar, Hasan
Kurtar, Mustafa Şengül, Yavuz Doğan, Ağa Çelik, Hüseyin Çelik, Mehmet Hadi
Çelik, Nurettin Çelik, Rüştü Kılıç, Sadrettin Koç, Zülküf Erdoğan, Mustafa
Bulut, Mehmet Sucu, Talat Savata, Cüneyt Merze, Hasan Doğan, Mehmet Bileriş,
Ferit Polat Altan, Halit Soydan, Hüsnü özyeğin ve Erol Aksoy gibi ihracatçı,
banka genel müdürü, kuyumculardan oluşan kalabalık bir sanık grubu yer alıyordu.
(Hürriyet, 10.12.1987)
1985'te Lübnan'dan savaş nedeniyle uzaklaşan finans ve para trafiğinin Türkiye
üzerinden geçirilmesi için başbakan Turgut Özal'ın 1985'da Davos'taki Dünya
Ekonomik Forumunun ardından, Zürih'de Dolder Otel'in bir odasında Bülent
Şemiler, Yaşar Aktürk ve Ahmet Özal ile birlikte Muhammed Şekerci, Mehmed Emin
Görpe ve Suphi Aşıcıoğlu, Ahmet Karaevli, Yakup Kefeli gibi isimlerle toplantı
yaptığı ileri sürüldü. Eroin kaçakçılığına yönelik uluslar arası Pizza
Connection operasyonunda Hacı Mirza'nın yakalanmasıyla birlikte ilişkilerin
uzantısı, İran Contra skandalini ortaya çıkarmış, açığa çıkan uyuşturucu, kara
142 / 235

para ve silah trafiğinde eşi Muhammed Şekerci ile birlikte çalışan İsviçre
Adalet Bakanı Elizabeth Kopp istifa etmek zorunda kalmıştı.

Bülent Şemiler

Ahmet Özal ile olan dostluğu nedeniyle 1986'da Türkiye'ye geldi ve Turgut
Özal'ın prensleri olarak adlandırılan kadro içinde yer aldı. önce Toplu Konut ve
Kamu Ortaklığı İdaresinde Özelleştirmeden Sorumlu Başkan Yardımcısı oldu. Daha
sonra Anadolu Bankası Genel Müdürü ve bu bankanın Emlak Bankası ile
birleştirilmesinden sonra Emlakbank Genel Müdürü oldu. Emlakbank'ı 80 milyon
dolar dolandıran Kemal Horzum'u Türkiye'ye getirmek için uğraştı.
1988'de dönemin Başbakan Yardımcısı Kaya Erdem'in Horzum'a yardımcı olduğunu ima
edince büyük bir hükümet krizine yol açtı. Önce Erdem, ardından Şemiler istifa
etti. Kayınpederi Can Eliyeşil ile birlikte Asil Nadir'in İmpexbank'ını satın
aldı. Impexbank 1994 krizinden sonra zor duruma düştü ve bankacılık yetkisi
kaldırıldı. KKTC'de faaliyet gösteren kardeşi ve babasına ait Akdeniz Garanti
Bankası'ndan 3 Nisan 1992'de aldığı 865 bin dolarlık krediyi ödemediği için
Kıbrıs dışına çıkışı kısa bir süre yasaklandı ve yargılandı. (Hürriyet,
26.01.1996)
Bülent Şemiler'in Turgut Özal'ın emriyle Özal suikastını araştırması için bir
ekip kurduğu ve bu ekibin araştırmalarını bir noktaya ulaşılmasından sonra
kestiği ileri sürüldü. Şemiler, Emlakbank Genel Müdürlüğü yaptığı döneme ilişkin
çok sayıda davada yargılandı, ancak hepsinden beraat etti. Aslan Nakliyat'ın
ortakları arasında süren davada ortaya çıkan bir belgede, şirketin Anadolu
Bankası tarafından kurtarılması karşılığında Ahmet Özal'a 4 milyon mark
verileceği ileri sürülmüş, şirketin patronu imzasını inkâr etmiş, ancak adli
tıpta imzanın gerçek olduğu ortaya çıkmıştı. Anadolu Bankası da Aslan
Nakliyat'm bir arsasını piyasa fiyatının 300 kat fazlasına satın almıştı.
(Hürriyet, 26.01.1996) Bu belgenin ortaya çıkmasından sonra Ahmet Özal ve Bülent
Şemiler hakkında İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde nitelikli rüşvet almak ve
rüşvete aracılık etmek suçlamalarıyla dava açıldı. (Sabah, 31.01.1996)

Adnan Şen

Ali Şen'in oğlu. Uğur Kılıç'ın öldürülmeden önce Uludağ'a giderken kullandığı
Maş Air helikopterinin Alaattin Çakıcı tarafından kiralandığı, Adnan Şen'in
helikopteri hazırlattıktan sonra benim işim var diyerek binmediği Dündar Kılıç
tarafından açıklandı. Uğur Kılıç'ı Uludağ'a götüren MD-500 tipi Maş Air
helikopteri 4 Şubat 1995'te Bolu Göynük ilçesi, Çubukköyü Yaylasına çarparak
düştü. Pilot Ömer Oruçoğlu ile teknisyen İrfan Köken kazada öldü.

Ali Şen

Fenerbahçe Kulübü Başkanı, Maş Air ve Maga Deri şirketlerinin sahibi. Mehmet
Hadi Özcan Susurluk Komisyonuna verdiği ifadede İzmit'te Vefa Küçük'e ait
plazanın karşısında bulunan eski Tekel binasının kasten yakıldığını ve içindeki
malzemelerin Şen'e ait olan Maga Deri şirketine taşındığını ileri sürdü. Hadi
Özcan olayı kendisine Alaattin Keskin'in haber verdiğini, olayın fotoğraf ve
video kayıtlarının Emniyet Müdür Yardımcısı Ayhan Toptaş'ta bulunduğunu ileri
sürdü. Ayrıca futbolcu Saffet'in Kocaeli Kulübünden Fenerbahçe'ye transferinin 3
milyon dolar civarında paranın aklanması için yapıldığını ileri sürdü. Ali Şen,
Özcan 'ın iddiaları üzerine Maga Deri'nin olay tarihinde kendisine ait olmadığını
iddia etti.
Türkiye'ye yapılan askeri helikopter satışı çerçevesinde Ali Şen'e 6.5 milyon
dolar komisyon ödenmesi soruşturma konusu oldu. Türkiye'ye 60 milyon dolarlık
eximbank kredisi borcunu helikopter satışıyla karşılamak isteyen Rusya 65 milyon
dolar tutarındaki satıştan artan 5 milyon doları alamadığı gibi 6.5 milyon dolar
komisyon ödemiş oldu. helikopterler için yüzde 10'luk komisyon çok yüksek
143 / 235

bulundu. Eski Genelkurmay Başkanı Yevgeni Şapoşnikov başkanlığındaki soruşturma


heyeti silah satışlarında genellikle yüzde 5 komisyon alındığına dikkat çekti.
Rosvourojeniye adlı dış ticaret şirketi Ali Şen'e yüksek komisyon ödemiş olmakla
suçlandı. (Hürriyet, 19.04.1995/Susurluk Tutanakları 440-441-443)

Haydar Şen

İstanbul'da Gümrük ve Teşviklerden sorumlu Vali Yardımcısı olduğu sırada 19


Haziran 1995'te 75 milyon lira rüşvet alırken suçüstü yakalandı. Mahkeme,
rüşvetin verildiği ileri sürülen zarfın Şen'in üzerinde değil, odasındaki
etejerde bulunduğunu dikkate alarak tutuksuz yargılanmasına karar verdi. Haydar
Şen İçişleri Bakanlığı Merkez Disiplin Kurulu tarafından meslekten ihraç edildi
(Hürriyet, 15.09.1995) . Olayda rüşvet alındığı iddiasında bulunan işadamı Şakir
Özen'in daha sonra Ankara'da eski Özel Harekât Dairesi Başkan Vekili İbrahim
Şahin 'in kaçak olarak dolaşırken gazetecilere yakalandığı Ankara'daki sağlık
alanında iş yapan büronun ortağı olduğu anlaşıldı. Şen, 14 Kasım 1995'te 3 yıl 4
ay hapisle cezalandırıldı.

Osman Şen

Muhammed Celal Zehebi ile ilişkisi olduğu gerekçesiyle soruşturulan DGM hakimi.
30 Ekim 1990'da Çillo Mehmet ve diğer isimlerle birlikte Magaryan davasında
Zehebi 'nin beraatine karar veren mahkemenin üyesi. (Öldürün O Gazeteciyi)

Sabahattin Şen

Ankara Emniyet Müdürlüğü Foto Film Şube Müdürü iken Sedat Bucak'la bağlantılı
olduğu ve Urfa üzerinden silah kaçakçılığı organize ettiği ileri sürülen Ankara
Çetesinin üyesi olarak suçlandı. Başkomiser Vahap Yılmaz, polis memurları Erol
Akkaya, Emrah Demir, Mehmet Vural, Süleyman Kayışlı, Emrah Temel, Semih Manap,
Enver Kara, Meryem Kılıç, Üstteğmen Ömer Gümüş, astsubaylar Arif Kan ve Hakan
Işıksal'ın da aralarında bulunduğu 39 kişiyle birlikte gözaltına alındı. DGM 5
sanığın tutuklu olarak yargılanmasına karar verdi.

Hasan Hüseyin Şener

Mehmet Şener'in kardeşi. Ağca'nın Maltepe Cezaevinden kaçırılmasına karıştı.


Ağca, Hasan Hüseyin Şener'in adına kayıtlı Renault otomobille Ankara'ya
götürüldü. Basel davasında Nevzat Bilecen'e İstanbul'da 1 kilo eroini teslim
ettiği ileri sürüldü. (Reis, 188)

Mehmet Şener

İpekçi suikastında Ağca'yı yönlendirdiği ileri sürülen ülkücü militan. Papa


suikastına da karıştı. Abdullah Çatlı ile birlikte 22 Şubat • 1982'de İsviçre'de
Nevşehir Emniyet Müdürlüğünden alınmış Durmuş Unutmaz adına düzenlenmiş sahte
pasaportla gözaltına alındı. Çatlı serbest bırakıldı, Şener tutuklandı. Kürt
olduğu için Türkiye'ye iade edilmemesini istedi. Alman gazeteci Jurgen Roth'un
15 Şubat 1983 tarihli bilirkişi raporuyla iade edilmedi. İtalya'da yargılandı,
delil yetersizliğinden serbest bırakıldı. (Papa, Mafya, Ağca) 2. MİT raporunda
yer alan iddialara göre, Çiller-Ağar ikilisinin oluşturduğu özel ekiplerden
ilkinde Mehmet Basri Ayçin kimliği ile, Yaşar Atilla Musullulu (Avni Musullulu
ya da Sarı Avni), İsa Armağan, Alattin Çakıcı ile birlikte yer aldığı ileri
sürüldü. Ayrıca, Mehmet Şener ve Avni Karadurmuş'a 1985'te İsviçre'nin Zürich
şehrinde emekli Orgeneral Haydar Saltık, Fahri Yiğit, Avni Karadurmuş
(Musullulu), Alaattin Çakıcı, Abdullah Çatlı ile yapılan toplantı sonucu dönemin
144 / 235

Zürih Başkonsolosu Fahrettin Taşan ve Konsolos Taylan İzmirli tarafından Mehmet


Basri Ayçin pasaportu verildiği iddia edildi. (Reis, 216-218)

Mestan Şener

Eski İstanbul Narkotik Şube Müdürü. Hüseyin Baybaşin tarafından uyuşturucu


dağıtımında fiilen yer almakla suçlandı. Yaşar Öz'ün gözaltına alındıktan sonra
serbest bırakılmasını sağladığı için yargılandı.

Oktay Şenoğlu

Emniyet Genel Müdürlüğünün Ağustos 1998'de açıkladığı çete listesinde yer aldı.
Kocaeli ve çevresinde çete oluşturup bir çok kişiye şantaj, tehdit ve zorla para
toplama, silahlı adam gaspetme suçlarıyla aranıyor.

Namık Şensoy

Eski polis memuru. Çete kurarak işadamlarından haraç aldığı gerekçesiyle


Ankara'da Deniz Yıldızı balık lokantasının sahibi tarafından yapılan şikâyet
üzerine yakalandı. (YeniYüzyıl, 06.12.1996)

Hakan Kenan Şeranoğlu

Almanya'da berberlik yaparken, arkadaşı Fahit Gülal'la birlikte İzmir'e gelerek


oluşturduğu Titan saadet zinciriyle 5.5 ayda 16 bin kişiyle, yaklaşık , 4.4
trilyon liraya ulaşan sistemde 1.4 trilyon lira topladı.
Titan ve Data isimli iki şirketle gerçekleştirilen zincir, kısa bir süre sonra
çökünce, Şeranoğlu şirket yöneticileriyle yargılandı ve hapis cezasına
çarptırıldı. Şeranoğlu'nun Kürşat Yılmaz'ın cezaevinden kaçışına da para
desteğinde bulunduğu ileri sürüldü.

Doğan Şimşek

Abdullah Çatlı'ya Mehmet Özbay ismiyle verilen silah ruhsatını, araştırmayı


yapan polis memuru Dinçer Sarıboğa'nın verilen adresin karakolun üzerindeki
lojman olduğunu belirtmesine rağmen onaylayan ve hakkında soruşturma açılan
polis komiseri. Başkomiser Doğan Şimşek, Polis Memuru Dinçer Sarıboğa ve Muhtar
Burhan Kocapelivan 14 Ekim 1998'de TCK'nın 352. maddesi uyarınca 2'şer yıl hapis
cezasına çarptırdı. Ceza, iyi halleri gözönüne alınarak 1 yıl 8'er ay hapse
indirildi.

Miktat Şimşek

Karadeniz Teknik Üniversitesi öğretim üyelerinden Necdet Bulut'un katil zanlısı.


Ankara'da bir avukatın bürosuna girerken yakalandı. Trabzon'da Mustafa Seyhan'ın
azmettirmesiyle Bulut'u öldürdüğünü, daha sonra Ankara'da çeşitli olaylara
karıştığını, Adana'da bir kahvenin taranarak dört kişinin öldürülmesi olayına
karıştığını anlattı.

Tuncay Şimşek

Sakarya'da ihalelere fesat karıştırmak, haraç almak, tahsilat yapmak için çete
oluşturmak suçlamalarıyla Süleyman Şimşek, Yaşar Çınanoğlu, Erkan Ardasoğlu,
145 / 235

Kadir Sayın, Abdullah Demircioğlu ve Mehmet Demircioğlu ile birlikte tutuklandı.


(Sabah, 13.03.1998)

Robert Tamraz

Kahire doğumlu, daha sonra Lübnan'a göçen Ermeni bir ailenin George Tamraz ile
birlikte iki çocuğundan biri. Lübnan'da iç savaş başlayınca, Yönetim Kurulu
Başkanı olduğu Al Mashreq Bank'ın 200 milyon dolarını alarak ABD'ye gitti.
Harvard mezunu da olduğu için 1989'da ABD vatandaşlığına kabul edildi. 1987-1989
yılları arasında genel müdürü olduğu Fransız Banque de Participations et de
Placemenets'ı (BPP) 47 milyon dolar dolandırdığı ve iflasın eşiğine sürüklediği,
yönetim kurulunun haberi olmadan 47 milyon doları Lübnan'da bir bankaya
naklettiği için Fransa'da dolandırıcılık suçuyla yargılandı. (Sabah, 13.10.1997)
1973'te Suudi Arabistan Kralı Faysal'ın kızkardeşi İffet'in kocası ve Suudi
istihbaratının başındaki isim olan Kemal Adham'la ortak olarak First Arabian
Corp. isimli yatırım bankasını kurdu. Kemal Adham BCCI'ın ortakları arasında da
yer aldı. 1973 Petrol krizinde CIA ile ilişkili işler yaptı. Yine C1A ile
ilişkisi olduğu bilinen ve 1994'te kara para akladığı tespit edilen BCCI
bankasının ortakları ile çeşitli işler yaptı.
Batan TYT Bank'ın ve Lapis Holding'in sahibi Apel Çelik ile 1990'da Davos'ta
tanıştı. Ortak olarak Türkmenistan'da petrol aramak üzere Lapis Oil Capital
şirketini kurdu. Tamraz Lapis Oil'e taahhütü olan 7 milyon doları ve TYT
Bank'tan aldığı krediyi ödemedi. Erol User ile birlikte Kanal 6'yı satınalma
girişiminde bulundu. Erol User ve Tuğrul Türkeş'in aracılığı ile Başbakan Tansu
Çiller ile görüştü ve Bakü-Ceyhan hattı için teklifte bulundu. Tansu Çiller
Bakü-Supsa hattı için Gürcistan'a gittiğinde Devlet Başkanı Şevardnadze'ye
hattın inşaası için bir İtalyan şirketiyle anlaştığını ve Gürcistan'ın da bu
şirketle anlaşmasını istediğini söyledi. Çiller, Bakü-Ceyhan boru hattının
imtiyazlarını Emre Gönensay, Hayrettin Uzun ve Enerji Bakanı Veysel Atasoy'u
devre dışı bırakarak Robert Tamraz'a vermek istediği ileri sürüldü. Sözkonusu
İtalyan şirketi de İtalya'nın petrol devi Salpan'ın bir alt kuruluşu olan
Snarnprogetti şirketiydi. Bob kod adlı CIA ajanının Los Angeles Times
Gazetesi'ne yaptığı açıklamada Tamraz'ın Özer Çiller'e rüşvet verdiğini ileri
sürdü. (Sabah, 04.10.1997)

Mehmet Tanaydın

Mehmet Ali Ağca'nın Maltepe Askeri Cezaevinden kaçırılması olayında Bünyamin


Yılmaz, Ramazan Gürbüz ve Rasim Gürbüz'le yargılanarak mahkûm oldu. Bu davada,
Firari Oral Çelik yakalanamadı. Çelik, Türkiye'ye döndüğünde de dava zaman
aşımından düştü.

Ahmet Tanrıkulu

Abdullah Çatlı ile birlikte 1990'da Zürich'te Bostadel cezaevinde kaçtı.


Yanlarında iki Yugoslav ve iki İtalyan bulunuyordu.

Cengiz Tanyıldızı

29 Kasım 1995'te Güven Kaymak, Hasan Katırcı, Mehmet Orhan Karvar'la birlikte
"sahte istihbarat örgütü kurdukları için" tutuklandılar. 18 Kasım 1995'te polis
tarafından bir kadına tecavüz ettikleri için gözaltına alınan Cengiz Tanyıldızı,
146 / 235

Serdar Güreş'in koruması ve Marmara Bölgesi İstihbarat Başkanı olduğunu ileri


sürmüştü. Tanyıldızı mahkemede de Jandarma İstihbaratının elemanı olduğunu ve
elinde bulunan telsizle kimliği Jandarma General Osman Çitim'den aldığını ileri
sürmüştü. Tanyıldızı'nın kullandığı kimlik gerçek, üzerindeki bilgiler sahteydi.
Tanyıldızı mahkemede Genelkurmay'da sicilli personel olduğunu ileri sürerek, bu
bilgiyi mahkemeye göndermeyen yetkililerin adli makamları yanılttığını da ileri
sürdü. Tanyıldızı İstanbul 4 Nolu DGM'de sahte kimlikle çete oluşturmak, sahte
belge düzenlemek, makam ve unvan gaspı gibi suçlardan 20 yıl hapis istemiyle
yargılandı. 14 sanıklı davada Kilis Bağımsız Milletvekili Doğan Güreş'in oğlu
Serdar Güreş'in de memuriyet ve unvan gasbına iştirakten 2 yıla kadar hapsi
isteniyordu. (Sabah, 11.02.1998)

Öznur Taylan

İnci Baba lakaplı Mehmet Nabi İnciler'in avukatlarından. Eski MİT raporunda,
Hadi Üruğ'un da adı geçen Balıkesir'deki maden işinde adı geçiyor. (1. MİT
Raporu)

Selami Tazegül

Kürşat Yılmaz'ın kızı Ülkü Gümgüm'ü kaçıran polis memuru Dursun İri'nin
kardeşleri Yaşar ve Bayram İri'nin katil zanlısı. Diğer zanlı Birhan Dursun ile
birlikte 3 Mart 1997'de İstanbul'da yakalandı.

Ayşegül Tecimer

Asil Nadir'in eski eşi. Tarihi eser kaçakçılığından Üsküdar 3. Asliye Ceza
Mahkemesinde yargılanırken yurtdışına kaçtı. Tecimer'in kaçakçılığını soruşturan
iki polis müdürü başka görevlere tayin edilmiş, bir polis müdürü de istifa
etmişti.

Alper Tekdemir

Ankara Özel Harekât Daire Başkanlığında görevli polis memuru. Mehmet Hadi özcan
ile Abdullah Çatlı'yı tanıştıran isim. Hadi özcan, Alper Tekdemir'in kendisini
Çatlı'nın Bostancı'daki yalısına götürdüğünü söyledi Aynı ifadeye göre Tekdemir
Ayhan Akça'dan önce İbrahim Şahin'in korumalığını yapmıştı. Çatlı ile olan
ilişkisinden dolayı görevinden uzaklaştırıldı. Çatlı ile ilişkisi Kocaeli Çetesi
lideri Mehmet Hadi Özcan 'ın 11 Temmuz 1996'da polise verdiği ifadede yer
alıyordu. (Susurluk Tutanakları)

İbrahim Telemen

Uyuşturucu ve silah kaçakçısı. 22 Haziran 1967'de Almanya'da 12 kilo baz


morfinle yakalandı. 1974'te İzmir Sıkıyönetim Komutanlığı tarafından
yargılanarak mahkûm oldu. Cezasını tamamladıktan sonra 1975'te aranırken,
Almanya sınırında yakalandı ve iade edildi. 4 Mayıs 1975'te Buca Cezaevinden
kaçırıldı. Gazeteci Uğur Mumcu'ya gönderdiği bir ihbar mektubunda Abuzer Uğurlu
ve silah kaçakçılığı ile ilgili çok geniş bilgiler verdi. 31 Mart 1979'da
İstanbul'da Opera Otelinin 7. katından atlayarak intihar ettiği açıklandı.
Telemen'in ölümü kuşkuluydu. Cesedi otopsi için arandığında hiçbir mezarlıkta
bulunamadı. Telemen'i tanıyan bir savcı birkaç yıl sonra onu gördüğünü ileri
sürdü. Ölmeden bir gün önce sıkıyönetim komutanlığına gönderilen ihbar
mektubuyla yapılan soruşturmada çok sayıda kişi gözaltına alındı. Abuzer Uğurlu
son anda kaçtı.
147 / 235

Kaçakçıların avukatlığını 12 Mart döneminde hâkim olan Albay Ferruh Şenerdem ve


Albay Coşkun Dündar yapıyordu. Aynı avukatlar daha sonra Ağca'nın İpekçi
davasındaki suç ortağı Yavuz Çaylan 'ın da avukatlığını yaptılar. Emekli Hâkim
Albay Metin Taran başkanlığındaki mahkeme Telemen'in suçladığı bu sanıkları
salıverdi. Telemen açıklamalarında Abuzer Uğurlu, Sabri Uğurlu, Mustafa Uğurlu,
Ahmet Uğurlu, Nedim Dişkaya, Seyfi Dadaş, Selahattin Güvensoy, Hayrettin Yağcı,
İsmail Hacısüleymanoğlu gibi isimler verdi. (Silah Kaçakçılığı ve Terör, 8-52)

Ferda Temel

Tansu Çiller'in koruması. Tevfik Ağansoy'ün öldürüldüğü olayda yaralandı. Tevfik


Ağansoy ile olayda ölen Celal Babür'ün ilişkili olduğunu ileri sürdü. Ağansoy'ün
ortağı Zafer Yılmaz ise Ahmet özal'a ait senetlerin tahsili işinde Babür ve
Temel'm de bulunduğunu söyledi. Hasan Sacit Kırkdeveli adlı işadamını, Kadir
Kadiroğullan'na olan 33.4 milyar liralık borcu için tehdit ettiği gerekçesiyle
adamları Eyüp Gögül, Halil Gedik, Kenan Dııransu, Abdullah Hakan Gül ile
birlikte çete oluşturmak ve yasadışı çek senet tahsilatı yapmak suçlamalarıyla
tutuklandı. (Radikal, 23.08.1998)

İbrahim Halil Temizoğlu

Adı Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından Ağustos 1998'de açıklanan çeteler


listesinde yer aldı. Muğla ve çevresinde cürüm işlemek amacıyla çete oluşturmak,
adam kaçırmaya teşebbüs, hürriyeti tehdit gibi suçlardan aranıyor.

Frank Terpil

CIA ajanı binbaşı. Adı açıklanmayan İtalyan resmi kaynaklarına göre, Terpil,
Mehmet Ali Ağca'nın İpekçi suikastinden sonra konulduğu Kartal Maltepe askeri
cezaevinden kaçışını sağladı Terpil, bir Amerikan Televizyonuna yaptığı
açıklamada Ağca'nın Bulgaristan üzerinden diğer Avrupa ülkelerine geçişinde ve
Beyrut'ta terörist kamplarında eğitilmesinde rol oynadığını itiraf etti.
(Hürriyet, 13.12.90)

İsa Yaşar Tezel

1995 Martında Aliyev'e karşı yapılan darbe girişiminde yer aldığı için
Azerbaycan'da tutuklu olduğu ileri sürüldü.

Sabit Tırnovalı

Uyuşturucu kaçakçılığından İtalya'da tutuklu bulunduğu 1988'de hesabından Enka


Pazarlama dahil yüzlerce kişiye ve şirkete binlerce dolar gönderdiği tespit
edildi. Tırnovalı isminin adı Çetin Emeç cinayetine karışan Muhammed Celal
Zehebi'nin Suriye'deki aile ismi olduğu, bu yüzden banka hesaplarında TIR kodunu
kullandığı ileri sürüldü. (Öldürün O Gazeteciyi)
Kaçakçılık ve Devletin Güvenliği başlığını taşıyan bir raporda Tırnovalı'nın
Fazlı Akın, Bekir Çelenk, Muhammet Şekerci, Simon Simonian, Mehmet Yaşar Gül,
Erol Özerol, Enver Altuntaş, Hanna ve Can Seber, Oral Çelik ve Doğan Yıldırım'm
da içinde bulunduğu geniş ilişkiler ağında yer aldığı ileri sürüldü. (Hürriyet,
08.12.1987)

Ramazan Tilgen
148 / 235

Şanlıurfa'da 12 bin 45 adet Kalaşnikof ve G-3 Piyade Tüfeği mermisini Hozat


köyünden Mehmet Gelenek ile Suruç'ta oturan Yıldırım Bayat'a sattıktan sonra 19
aralık 1997'de yakalanan kaçakçı. (Anadolu Ajansı, 19 Aralık 1997)

Hasan Tilki

Sahte pasaportunda Sayman soyadını kullanıyor. Almanya ve Hollanda'da uyuşturucu


madde taşımak suçlarından İnterpol tarafından aranıyor.

Ertaç Tinar

Polise ait kayıp silahları hibe eden Londra'da kurulu tabela şirketi Hospro'nun
sahibi. Daha çok sağlık alanında cihaz ithaliyle uğraştı. Bülent Berkarda ile
Metsan adlı şirkette ortaklık kurdu ve üniversitelere sağlık cihazları
pazarladı. 21 Nisan 1994'te ithal edilen silahlar içinde yer alan 10 adet
Beretta ve susturuculardan birinin Susurluk'da Sedat Bucak, Abdullah Çatlı,
Hüseyin Kocadağ ve Gonca Us'un bulunduğu otomobilden çıkması üzerine başlayan
soruşturmada, silahların kaydına rastlanamamış ve aralarında Uzi, Beretta gibi
silahlar da bulunan 45 silahın kaybolduğu ortaya çıkmıştı.
Kayıp silahlardan bir bölümünün Korkut Eken üzerine zimmetli olduğu ileri
sürüldü. Hospro silahları ile ilgili soruşturmada Necmettin Ercan, Musa Teber,
M. Tekin Hatipoğlu, Niyazi Pek, Nazmi Kara ve Ömer Aydoğan isimli polislerin
sorumluluğu saptanmış ve soruşturma açılmıştı. Ancak bu soruşturma 30 Ekim
1998'de zamanaşımına uğradı. Ertaç Tinar 'ın hibe etmiş gibi gösterdiği
silahların parasını örtülü ödenekten karşıladığı ileri sürüldü. Mehmet Ağar
Hospro silahlarıyla ilgili yazılı savunmasında, silahları Korkut Eken'e senet
karşılığı teslim ettiğini, ancak konunun devlet sırrı olduğunu söyledi. Başbakan
Mesut Yılmaz ise devlette böyle bir bilgi olmadığını ve Emniyet Genel
Müdürlüğünün yurtdışında operasyon yetkisinin bulunmadığını açıkladı. (Kutlu
Savaş Raporu, Susurluk Raporu)

Muhammed Emin Tokcan

16 Ocak 1996'da, sekiz kişiyle birlikte Avrasya Feribotu'nu kaçıran eylemcilerin


lideri. Feribotu kaçıranlardan Tokcan ile birlikte Tuncer Özcan, Sedat Temiz,
Erdinç Tekir, Ertan Coşkun, Ceyhan Mollamehmetoğlu, Roki Gistsba ve Ramazan
Zubareyev ve Viskhan Abdurrahmanov teslim olmuş, silahların Tuncay Özcan
tarafından Düzce'deki İleri Av Sanayi'nden alındığı anlaşılmıştı. Olayda, MİT'in
isteği ile devreye girdiğini söyleyen ve eylemcilerle pazarlıklar yürüterek
teslim olmaya ikna eden Selim Gösterişli'nin kim olduğu meçhul kaldı. Tokcan
hapis cezasına çarptırıldıktan sonra 4 Ekim 1997'de Dalaman Tarım Açık
Cezaevinden kaçtı. Avrasya Feribotu'nun kaçırılmasına karışan ve 8 yıl 10 ay
hapis cezasına çarptırılan bir başka eylemci Çeçen asıllı Viskhan Abdurrahmanov
da aynı gün tedavi için kaldırıldığı Bursa Devlet Hastanesi'nden firar etti.
Tokcan ve Abdurrahmanov'un firar ettikleri gün telefonla görüştükleri ve firarı
beraber planladıkları ileri sürüldü. (Sabah, 06.10.1997)

Şerif Tokgöz

Cem Ersever'in yakınındaki isimlerden. Şamil kod adını kullanıyor. Ersever'in


1998 yılı başında harekete geçecek Jitem elemanları ve sivillerden oluşan, iş
adamlarının desteğinde güvenlik şirketlerini paravan olarak kullanarak faaliyet
gösterecek PKK'ya karşı sivil bir örgütlenme kurma peşinde olduğunu, Veli Küçük
ile ters düştüğünü, elindeki bilgileri açıklamasından çekinildiğini ve bu yüzden
öldürülmüş olabileceğini ileri sürdü. Kemal Uzunel'in evinde yakalandığı ileri
sürülen Ersever için Yeşil ve İbrahim Babat'a bu adresi Veli Küçük ile bir
149 / 235

çimento fabrikası sahibi işadamından başka kimsenin veremeyeceğini de iddia


etti. (Jitem Gerçeği, 109-114)

Mehmethan Tokuş

İstanbul Gazi Mahallesinde 12 Mart 1995 gecesi başlayan olaylarda Gaziosmanpaşa


Emniyet Amiri. 1975-77 yılları arasında görev yaptığı Kırşehir'de Kemal Koksal
ve Mehmet Karakaya'ya işkence yaptırdığı için 2 Kasım 1982'de 2.5 ay hapis ve
memuriyetten men cezasına çarptırıldı. 1979'da Afyon'a tayin oldu. 1980
öncesinde Vize'de solcu bir öğrencinin sırtından vurularak öldürülmesine
karıştığı için Çorlu'ya tayin edildi. Çorlu'da Vefalı Hikmet adındaki şahsı
polis otosuyla ezerek öldürdü. Sarhoş olduğu gerekçesiyle bu olaydan "kıdem
indirme cezası" alarak kurtuldu. Bu olayda avukat olan CHP eski Tekirdağ
milletvekili Yılmaz Alpaslan'ı tehdit etti. Trakya'dan sonra İstanbul'a tayin
olduğunda MÇP İl Başkanlığına sık sık giderek "ülkücülüğünü" saklamadığı ileri
sürüldü. Asayiş Şubesi Yankesecilik ve Dolandırıcılık Masası Amiri iken Neriman
Papiş'i işkenceyle öldürmek suçundan yargılandı.
Savunmasında Emniyet Müdürü Basri Çiftçi'nin verdiği izinle Erdek'de olduğunu
söyledi. Necdet Küçüktaşkıner tarafından savunulduğu bu davada şahitler
dinlenmedi ve delil yetersizliğinden beraat etti. Bayrampaşa Gazi Mahallesi
Karakolunda öldürülen Simitçi olayını araştıran Tempo muhabirine "burada siz de
ölebilirsiniz" yanıtını verdi. (Gazi Olayları)

Şahin Tolunoğlu

Mehmet Ali Ağca ile ilişkisi olduğu ileri sürülen MİT görevlisi. Tolunoğlu'nun
İpekçi suikastı soruşturmasını yapan görevlilerden olduğu, daha sonra Atom
Enerjisi Kurumuna geçtiği ve Malatyalı işadamı Kemal Derinkök ile birlikte
çalıştığı da ileri sürüldü. (Kirli İşler İmparatorluğu, 145-146)

Arzu Top

Öldürülen Ömer Lütfü Topal'a ait Emperyal Kumarhaneleri'nin mali işlerden


sorumlu müdürü. Şişli ve Kızıltoprak'da düzenlenen polis operasyonlarında Sarar
Giyim'm çalınan faturalarıyla özen Plastik, Ara Giyim ve özge Tekstil
şirketleri adına düzenlenmiş çok sayıda naylon faturayla yakalanarak gözaltına
alındı. Arzu Top'la ortağı Sami Levi ve Mahir Çakır'ın da aralarında bulunduğu
10 sanığın çalıntı faturaları başka şirketler adına keserek ihracat yapılmış
gibi gösterdikleri ve devletten haksız vergi iade aldıkları için sevkedildikleri
mahkeme, sanıkları tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. (Anadolu
Ajansı, 18-19.09.1998)

Murat Topal

Ömer Lütfü Topal'm oğlu. Babasının ölümünden sonra ABD'den dönerek işlerin
başına geçti. Ailenin avukatı Ekrem Marakoğlu, Yeniköy savcılığına bilgi veren
Murat Topal'm bazı şeyleri gizlediğim one sürerek istifa etti. Marakoğlu daha
sonra Murat Topal'm elinde Necdet Menzir'in kumar oynarken kaydedilmiş
görüntülerinin olduğunu ileri sürdü. (Susurluk Tutanakları) 6 Ekim 1998'de adamı
Bilal Özgenç ve iki kişi ile birlikte Muzaffer Zeren'i dövdürttüğü gerekçesiyle
hakkında soruşturma açıldı. Zeren Ömer Lütfü Topal'a uyuşturucu kuryeliği yapmış
ve Hollanda'da yakalanarak 3 yıl hapis cezası almıştı. 6 Ekim'de kızkardeşi Elif
Topal ile birlikte gözaltına alındı. Emperyal şirketleri merkezi ile Serdar
Murat Topal'm çeşitli semtlerdeki evlerinde yapılan aramalarda, 33 adet çeşitli
çap ve markada tabanca ve av tüfekleri ele geçirildi ve bulunan 5.5 milyon
dolara el kondu. Soruşturma genişletilirken adamları Mehmet Ali Tekgüç, Murtaza
Karaman ve Mehmet Recep Parlak Elif Topal ile Serdar Murat Topal için "adam
150 / 235

yaralamaya azmettirmek" ve "cürüm işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak"


suçlarından, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi 14 Ekim 1998'de tutuklama kararı
verdi ve dava açıldı.

Ömer Lütfü Topal

Kumarhaneler Kralı olarak tanınıyordu. Türkiye'de 20, KKTC, Polonya, Romanya,


Azerbaycan ve Türkmenistan'da 6 kumarhanesi bulunuyordu. 1957'de İstanbul'a
gelen Topal 1965 yılına kadar Beyazıt'da bakır işiyle uğraştı. 1972 yılına kadar
iplikçilik, 1977 yılına kadar da maden işletmeciliği yaptı. 1977'de
Yunanistan'da ve 1977'de New York'ta beş kilo eroinle yakalanan Zeki Akbaş ve
Cahit Kraltürk'ün ismini vermesi nedeniyle ABD Mahkemelerinde 5 yıl hapis
cezasına çarptırıldı.
1978'de Belçika'da Mesut İnce ile 6 kilo eroinle yakalandı. Üç yıl Belçika'da,
üç yıl dört ay ABD'da hapis yattı. 1984'te serbest bırakıldı. 5 Mayıs 1989'da
İstanbul Emniyetinin Narkotik Şubesi'nde verdiği ifadede en fazla 200 bin dolar
tutarında bir mal varlığı açıklıyor ve 1977'de batan İnternos isimli gemisi için
sigorta şirketinden 65 milyon dolar aldığını söylüyordu. 1990'da Caddebostan
Büyük Klüp'ün işletmecisi oldu. 1993-1994 yıllarında Avrupa havaalanlarında
uyuşturucuyla yakalanan 4 THY teknisyeni, Şenol Tunç, Sadık Kara, Süleyman
Hanilci ve Mustafa Akman ifadelerinde Ömer Lütfü Topal adına çalıştıklarını
söylediler. (Kutlu Savaş Raporu, 42)
Kumarhanelerini, yine kendisine ait olan Regal Turizm, Emperyal Otelcilik ve
Turizm ve Leisure Investments şirketleri tarafından çalıştırıyordu ve İsrailli
ortaklan Ruven ve yardımcısı Eli idi. TopaPın ölümünden sonra şirketlerinin
kontrolünün bu büyük ortağa geçtiği ileri sürüldü. Sağ kolu olarak bilinen
Bülent Fırat'ı öldürmeye azmettirmekten yargılandı. Bu sırada kaçarak Antalya'da
polis gözetiminde saklandı.
İşadamı Mehmet Eraslan'ın kumar borcuna karşılık Kapıkule ve Karaköy
gümrüklerindeki Free Shop mağazasının yüzde 50 hissesini devralmak istedi, ancak
bu devir işlemi Topal'ın uyuşturucu sabıkası nedeniyle Gümrük Müsteşarlığı
tarafından onaylanmadı. (Hürriyet, 16.02.1996)
28 Nisan 1996'da, ortağı Hikmet Babataş'ın öldürülmesiyle ilgili olarak
aranıyordu. 28 Temmuz 1996'da öldürüldü. Katil zanlısı olarak Ercan Aksoy, Ömer
Kaplan ve Ayhan Çarkın adlı Özel Harekât Timinde görevli polislerin adı ortaya
atıldı. Bu polislerin ifadelerinde Topal işini kabul etmedikleri, Kürt
işadamlarına karşı yürütülen suikastları düzenledikleri herkes tarafından
bilindiği için bu işin onların üzerine atıldığı ileri sürüldü. Çatlı'nın parmak
izlerinin Topal cinayetinde bulunan silahlardan birinde yer aldığı açıklandı.
Emperyal Otelcilik, Denizcilik İşletmeleri'nin Rumeli Feneri'ne yakın bir
bölgede 1994'te sattığı arazilerden dördünü de aldı. Kilyos'un kumarhanelerin
toplanacağı üç bölgeden biri olacağı da ileri sürüldü.
Topal'ın Türkmenistan'da Aşkaabat Havaalam'nın yer hizmetleri için Havas ile
birlikte teklif verdiği ve bu işe uyuşturucu kaçakçılığı için talip olduğu da
ileri sürüldü. Topal'ın kumarhanelerinin kazancı daha çok İsrail ve Avrupa
ülkelerinde kazanılan kayıt dışı parayı komisyon karşılığında kumar kazancı
olarak kayda geçirmek olduğu ileri sürüldü.
Topal'ın özelleştirilen Havaş'a da en yüksek teklifi verdi, ancak ABD
Büyükelçiliği1 tarafından Özelleştirme Yüksek Kurulu Başkanlığına "gizli
kaydıyla gönderilen bir zarfta Ömer Lütfü Topal'ın uyuşturucu kaçakçılığından
ABD'de 5 yıl hapis yattığı hatırlatıldı. (Hürriyet, 28.03.1995) Topal'ın
öldürüldükten sonra üzerinde Yeşil adıyla bilinen Ahmet Demir'in telefonu
çıktığı, bu isme yazdığı çeklerin ölümünden sonra ailesi tarafından ödendiği
ve 10 ve 7 milyon dolarlık iki çekin Yeşil'in kullandığı isimlerden biri olan
Ahmet Demir adıyla iş bankası Çankaya şubesinden çekildiği ileri sürüldü.
Topal'ın Çatlı ile birlikte 26 .Nisan 1996'da aynı uçakla Kıbrıs'a gittiği de
belgelendi. Susurluk Kazasından hemen sonra yapılan Başbakanlık
Soruşurmasında, Topal'ın Sami Onar adına düzenlenen sahte pasaport kullandığı
ortaya çıktı.
151 / 235

Topal'ın avukatı Ekrem Marakoğlu, ölümünden sonra çocukları tarafından Abdullah


Çatlı'ya 535 bin dolar ödendiğini ileri sürdü. Mahkeme'nin araştırması sonucunda
bu paranın Dere Döviz tarafından ödendiği ortaya çıktı. Kutlu Savaş raporundan
sonra Azerbaycan'da yapılan soruşturmada Bakü'deki Avrupa oteli kumarhanesinin
Emperyal Grubu'na devredilmesi sırasındaki yolsuzluklar nedeniyle Dışişleri
Bakanı Hasan Hasanov, damadı Rahimov ve ile üst düzey bürokratlar yolsuzlukla
suçlandı. (Anadolu Ajansı, 13.02.1998)

Önder Topbaş

Tem cinayeti olarak bilinen 6 kişinin katledildiği olaya karışan zanlılardan.


Eski polis olan Topbaş daha önce de yargısız infaz suçlamasıyla, Bağcılar'da 4
Ağustos 1994'te Güner Şar, Özlem Kılıç ve Hüseyin Arslan'ın öldürülmesinden
sorumlu olarak yargılandı ve beraat etti.

Abdullah Topçu

Rize'de ihracat kaçakçılığı suçundan yargılandı. Sedat Peker'in adamları


tarafından cezaevinde öldürülmek istendi. Ancak Rize Cumhuriyet Başsavcısı Hamdi
Yaver Aktan tarafından önlem alınınca teşebbüs gerçekleşmedi. Tahliye olduktan
sonra 5 Aralık 1996'da öldürüldü. Olayla ilgili olarak Alaattin Akdemir ve
İbrahim Kocaman yakalandı.

Süleyman Necati Topuz

Eski sendikacı. Kısa bir dönem Petkim-İş Sendikası'nın Yürütme Kurulu Üyesi
olarak görev yaptı. 1970 öncesi çalışmak için gittiği Almanya'da kaçakçılarla
ilişki kurdu. 12 Mart döneminde kısa bir süre tutuklu kaldı. 24 Ekim 1980'de
İstanbul eski Emniyet Müdürü Korkut Önder'e yazdığı mektupta Uğurlu ailesi ile
ilgili ayrıntılı bilgiler verdi.
Babası Yusuf Topuz'un 23 Mart 1970'deki, kayınbiraderi Mehmet Ömer Topal'm 23
Mayıs 1979'de öldürülmelerinin, "adli cinayetler" olmadığını, Uğurlu ailesi ve
Ramazan Üldes tarafından işlenen cinayetler olduğunu ileri sürdü. Uğur Mumcu'ya
yazdığı 3 Ekim 1980 tarihli mektupta Türk mafyasının Bulgar Gizli Servisi'nin
denetimi altında olduğunu söyledi. 1972 ve 1973 yıllarında THY uçaklarının
kaçırılmasının arkasında mafyanın olduğunu ileri sürdü. Tuncay Mataracı'nın
bakanlık dönemi ile ilgili soruşturmaları yürüten hazırlık komisyonuna tutuklu
bulunduğu Almanya'da Nürnberg Konsolosluğu aracılığı ile ifade verdi.
Sıkıyönetim'm 24 Ocak 1981 tarihli ilamından sonra T.C. vatandaşlığından
çıkarıldı. (Silah Kaçakçılığı ve Terör, 55-58)

Ara Toranyan

Ermeni Demokratik Hareketi lideri. ASALA içinde daha ılımlı olan Melkonyan grubu
ile ilişkili. Agop Agopyan'm Monte Melkonyan ile çatışmasında Melkonyan'ın
yanında yer aldı. (Kutlu Savaş Raporu /Reis)

Uğur

1983'teki ünlü Altın Kaçakçılığı davasının savcısı. Yargıtay 7. Dairesinde


görevliyken, Kapıkule'de yakalanan ve Ceyhan Bektaş'a ait olduğu ileri sürülen
85 kilo altın davasına baktı. Daha sonra Bektaş'ın Randıman Döviz şirketinde
murakıp oldu.
Bir dönem Malatyaspor'a kayyum olarak atandı. Uğur Tönük Horzum skandalinin
araştırılmasında ve Özal suikastı'nın özel araştırmasında da yer aldı. Adı,
Astsubay Hüseyin Oğuz'un Susurluk Komisyonuna verdiği ifade de geçti. Hüseyin
152 / 235

Oğuz, Uğur Tönük'ün Mumcu suikastında bilgi sahibi olduğu ileri sürdü. (Susurluk
Tutanakları)

Nuri Tulgay

Fatih Bucak'ın şoförü. Söylemezlerin kara listesinde. Kullandığı 06 LMN 57


plakalı otomobilin Keçiören Emniyet Müdürü Ali İhsan Sarıkavak'a ait olduğu
ileri sürüldü.

Canip Turan

12 Şubat 1997'de İstanbul, Ortaköy'deki Princess Oteli kumar oynadıktan sonra,


Çek malı Scorpions silahı ile tarayan ve üzerinde Uzi çıkan isim. Turan'ın
Bucaklar'ın da desteğini alan ülkücü mafya lideri Ramazan Sarı adına çalıştığı
ileri sürüldü. (Siyah Beyaz, 14 Şubat 1997)

Metin Turan

Alaattin Çakıcı'nın yakın adamlarından, işadamı Emin Cankurtaran' ı vurma emrini


Çakıcı adına vermek ve tetikçileri bulmak suçlamasıyla aranırken, 5 Ocak 1996'da
İstanbul'da yakalandı. Turan'ın, Çakıcı'nın Türkiye'deki ilişkileri ve Nesim
Malki cinayeti konularında sorgulanacağı ileri sürüldü. (Hürriyet, 06.01.1996)

İbrahim Turganer

23 Kasım 1988'de bir ihbar üzerine Mersin gümrüğünde Kıbrıs'a gitmek üzereyken
15.7 ton asit anhidrit ele geçirilen kamyonla ilgili soruşturmada, malın Köln'de
Direk Eksport şirketinden Nurettin Atun tarafından gönderildiği anlaşıldı, ancak
Kıbrıs'taki alıcı üzerinde durulmadı. Bu dünyada nadir rastlanan büyüklükte bir
partiydi. Gazeteci Çetin Yetkin'in o dönemde yaptığı araştırmalar Kıbrıs'daki
alıcının İbrahim Turganer'e ait olan Bilim adlı bir şirket olduğunu ortaya
çıkardı. Yetkin, Bilim adlı eczanenin sahibi Turganer'den olayın Ö.K. isimli
Kıbrıslı bir kaçakçıya uzandığını öğrenmiş, Ö.K. 'nin bir başka şirkette
Türkiye'den Hikmet Müezzinoğlu ile ortak olduğunu ve bu şirketin kimi kaçakçılık
olaylarına karıştığını, bu olaylardan birinde yargılanan Nejat Söyler'in ise
Türkiye'ye yapılan 63 kamyonluk silah kaçakçılığında Vahe Ohannes Köylüyan ile
birlikte olduğunu ortaya koymuştu.
Bu haberin ortaya çıkmasından sonra, Turganer'in avukatı sözkonusu şirketin
"Bilim" değil. "Dilek" olduğunu, olayı açıklayan başbakanın dilinin sürçtüğünü
söyledi. Ancak yapılan araştırmalarda Dilek adlı şirketin olaydan altı gün sonra
kurulduğunu ortaya koydu. İbrahim Turganer Asil Nadir'in ortağıydı. (Vatan Sağ
Olsun, 45,47)

Ahmet Turgut

Kürt Ahmet lakabıyla da tanınan ve Ankara'da etkin olduğu bilinen yeraltı


dünyasının ünlü ismi. Kürt Ahmet'in Kemal Horzum'u kollayan isim olduğu,
Horzum'un kimi şirketlerinin arkasında olduğu ileri sürüldü. Oğlu Melih Turgut,
yargılandığı ilginç cinayet davasında beraat etmesi Ahmet Turgut'un nüfuzu ile
ilişkilendirildi.

Kadir Turgut

Kürt Ahmet olarak tanınan Ankaralı ünlü kabadayı Ahmet Turgut'un yeğeni. 18
Aralık 1997'de, cinayet suçundan hükümlü olarak cezaevinde bulunması gerekirken
153 / 235

Ankara Cebeci'de yine cezaevinde bulunması gereken arkadaşı Ramazan Akpınar'la


birlikte yakalandı. Kadir Turgut'un 5 yıl önce bıçakla adam yaralama suçundan
hüküm giydiği için Ulucanlar Yarı Açık Cezaevi'nde bulunması gerekiyordu. Kadir
Turgut'un üzerinden çıkan 7.65mm çapındaki silaha ilişkin İstanbul Emniyet
Müdürlüğü'nden alınmış süsü verilen sahte ruhsatla ilgili olarak Düzce'de
yapılan operasyonda beş kişi gözaltına alındı.
Kadir Turgut'un yarı açık cezaevindeki diğer mahkûmlar gibi kağıt üzerinde
dışarıda çalıştığı gözüküyordu. Ancak Turgut'un cezaevinde bulunuyormuş gibi
görünüp, dışarıda gayri meşru olaylara karıştığına dair istihbaratların gelmesi
üzerine yapılan operasyonda yakalandı. (Anadolu Ajansı, 18 Aralık 1997)

Ekrem Tutar

Adı, Emniyet Genel Müdürlüğü'nün Ağustos 1998'de açıkladığı çeteler listesinde


Sakarya ve çevresinde adam kaçırma fidye isteme gibi suçlamalarla yer aldı.

Yalçın Tümer

Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Nejat Tümer'in oğlu. 25 Eylül 1997'de
gözaltına alınan Ömer Lütfü Topal'ın imam nikahlı karısı Birsu Hilal Altıntaş'ın
kullandığı otomobilin Tümer üzerine kayıtlı olduğu ileri sürüldü. Altıntaş'ın
avukatı Rahmi Özkan, gazetecilere yaptığı açıklamada Yalçın Tümer 'in, Ömer Lütfü
Topal ile Florya'da bir kumarhanede ortak olduğunu söyledi. (YeniYüzyıl,
25.09.1997)

İbrahim Türk

Alaattin Çakıcı'nın adamlarından. Gazeteci Hıncal Uluç'u Çakıcı'nın


azmettirmesiyle 5 Mart 1994'te Levent'te yaraladı. 7 Mart 1994'te Ankara'da
yakalandı.

Kamil Türk

Söylemezler operasyonunda ele geçirilen roket motorları ve roket mermisini


Mehmet Faysal Söylemez'in isteği üzerine sağladığı ileri sürülen Erzincan'daki
Kobra Taarruz birliğinde görevli astsubay.

Sami Türk

Ülkücü baba Ümit Ölmez'i öldürtmeye azmettirmekten yargılandı. Tutuklu olduğu


Aksaray Cezaevinde Ölmez'in adamı Şahin Tekeli tarafından tabanca ile vuruldu.
(Hürriyet, 20.08.1993)

Mustafa Türkay

Emniyet Genel Müdürlüğü Güvenlik Daire Başkanlığı'ndan emekli olduktan sonra,


bir ihbar üzerine çalıştığı nakliyat şirketindeki masasında devlete ilişkin bazı
belgeler ele geçirilerek casusluk suçlamasıyla 5 Kasım 1987'de tutuklanan polis
memuru. Türkay 'ın daha önce de Güvenlik Dairesinde kaybolan üç silah nedeniyle
soruşturulduğu, ancak beraat ettiği anlaşıldı. Türkay 'ın elinde bulunan
dosyalarda Kırıkkale Silah Fabrikası'nın sattığı mallar, Doğu ve Güneydoğu
Anadolu'daki önemli tesisler, Türkiye'deki İranlılara ait örgütlere ilişkin
belgeler, 1986'da öldürülen Ürdün Ankara Büyükelçiliği Başkatibi Ziat Sati'nin
ölümüne ilişkin kupürler, ayrıca köstebek adıyla tanınan Musa Süleyman Amerin
154 / 235

hakkında bilgiler ve İran ile Irak'a ait bilgiler ele geçirildi. (Hürriyet,
06.11.1987)

Şevket Türkeli

Banker Şevket olarak da tanınan hayali ihracatçı. Hürriyet gazetesine yaptığı


açıklamalarda, bankerler skandali, hayali ihracat, dolandırıcılık gibi konularda
Kemal Horzum, Yaşar Aktürk gibi isimler hakkında önemli bilgiler verdi. Hanefi
Parlaktaş ile Anadolu Menkul Değerler adlı bankerlik kuruluşunu kurdu.
Beyoğlu'ndaki Dede Han'ı satın aldı. Kemal Horzum ile birlikte İsviçre'nin
Cenevre şehrindeki Elia Benias'a ait görünen Horzum'un paravan şirketi Okemex'e
hayali ihracat yaptı.
Bankerlerin peşpeşe battığı 1982-83 döneminde, alacaklı üst düzey askerleri
nüfuzunu kullanarak hayali ihracattan gelecek vergi iadeleri karşılığında kredi
almak için girişimlerde bulundu. Yurtdışına çıkış yasağı olmasına rağmen,
mahkemelerden tahdidi geçici olarak kaldırarak yurtdışına çıktı. Kemal Horzum'la
birlikte çeşitli banka dolandırıcılıklarına karıştı. Bir süre sonra Türkiye'ye
döndü ve Ankara 5. Ağır Ceza mahkemesinde yargılandı. (Hürriyet, 16-19.12.1987)

Alparslan Türkeş

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı olarak MHP davasında çok sayıda cinayet
eylemini azmettirmek suçundan yargılandı. Davanın 1991'de zamanaşımına
uğramasıyla beraat etti.

Burhanettm Turkeş

Adı ilk olarak Emniyet Genel Müdürlüğü'nün Ağustos 1998'de açıkladığı çeteler
listesinde yer aldı. Bursa ve çevresinde adam öldürmeye teşebbüs, haraç isteme,
ızrar, tehdit gibi suçlarla aranıyordu. Erol Evcil ile bağlantılı olarak Nesim
Malki cinayetine karıştığı iddiasıyla da aranıyor.

Cihan Caner Türkler

Adapazarı'na bağlı Emirler köyü eski muhtarı. Yeraltı dünyasında Kalın Ali
ismiyle tanınıyor ve sahte pasaport yapımıyla uğraşıyordu. 5 Temmuz 1998'de
Adapazarı'nda Osman Özyüksel ve Şerif Demirtaş tarafından Kamışlı köyünde
öldürüldü.
Bu iki ismin Nisan 1998'de Kadir Karakaş'ın öldürülmesi olayına karıştıkları
için Rusya'ya kaçmayı planladıkları ve Cihan Caner Türkler'den sahte pasaport
istedikleri, anlaşmazlık nedeniyle Türkler'i öldürdükleri ileri sürüldü. Köy
kahvesinden dışarı çağrıldıktan sonra Türkler'i öldüren Özyüksel cinayetten
sonra Şerif Demirtaş'ın kullandığı 54 TD 273 plakalı otomobille kaçtı. Ali
Kaplan adını da kullanan Türkler'in 1980 öncesinde sahte pasaport düzenlemek ve
benzeri suçlardan birkaç defa mahkûm oldu. Türkler'in mahkeme kararıyla adını
değiştirip, nüfus kaydını da Bolu Akçakoca'ya aldığı ileri sürüldü. Türkler'in,
ayrıca Susurluk davası sanıklarından Sami Hoştan'ın ortağı olduğu ve Hoştan ile
geçen yıl öldürülen Ömer Lütfü Topal'ın suç işleyen adamlarının yurtdışına
kaçmalarına yardımcı olduğu da ileri sürüldü. Bir başka iddiaya göre Türkler
Yaşar Öz'ün Ortağıydı. (Anadolu Ajansı, 07.07.1998)

Selim Türkmen

Arap Selim lakabıyla tanınan Filistin asıllı ülkücü militan. Piyangotepe


katliamına Erol Türkmen ve Ali Bülent Orkan'la birlikte karışan üçüncü kişi
olduğu, olaydan sonra katilleri Filistin'e götürerek sakladığı ileri sürüldü.
155 / 235

MHP davası gerekçeli kararında yer alan sanıklarının el yazısı notlarında da 7


Ekim 1977 tarihli nöbet defterinde "Sabah saat 05.00 civarında komünistlerin
oturduğu bir kahve dinamitlenmiş, bizim arkadaşlarımızdan Selim Türkmen
yakalanmış. Diğerleri aranıyor. Gençlik kollarına bildirildi" ifadesi yer aldı.
MHP itirafçısı Ömer Tanlak'a göre 31 Ocak 1990'da Ankara'daki evinin girişinde
öldürülen Prof. Muammer Aksoy'un katilinin olayın ertesinde gazetelerde çıkan
fotoğraflardan teşhis ettiği Selim Türkmen olduğunu ileri sürdü. Tanlak, cenaze
evden çıkarılırken çekilen fotoğraflardan birinde tesadüfen Selim Türkmen'i
gördüğünü söyledi. Aksoy'un evinin çevresinde seyyar satıcılık yapan bir başka
tanık da olaydan iki buçuk, üç ay öncesine kadar çevrede dolaşan, çöp karıştıran
şüpheli bir kişiden söz etti. (Tempo, 1992 21-23)

Alattin Tüylüoğlu

Eski MİT raporunda Dündar Kılıç'ın adamı olduğu ve Hadi Üruğ'un adının geçtiği
Balıkesirdeki maden olayında adı geçtiği ileri sürüldü. (1. MİT Raporu)

Abuzer Uğurlu

Ünlü kaçakçı. İlk kez, casusluk şüphesiyle gözaltına alınan Jakobi adıyla
tanınan M. Akil Çubukçı'nın verdiği ayrıntılı ifade üzerine 18 Eylül 1973'te
İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Savcılığı tarafından açılan soruşturmada
Hüseyin Uğurlu, Mustafa Sabri Uğurlu, Akil Çubukçı, Zihni ipek, Hacı Mirza,
Süleyman Abdullahoğlu, Süleyman Şevket Yavuz, Sefer Bezal, Mustafa Mirza, Ali
Bezat, Mehmet Cantaş, Nusret Demir, Fahri Bank, Ömer Mirza, Nail Araz, Abdullah
Şap, Hayrettin Yağcı, Necmettin Karadeniz, Nurettin Ormancı, Fahrettin Soysal,
Süleyman İnan, Doğan Yonucuoğlu, Ali Yenigün ve Mehmet Kapanoğlu gibi isimlerle
Türkiye'ye 45 ayrı parti halinde 1966-1973 yılları arasında 27 milyon mermi ve
70 bin civarında silah soktuğu için yargılandı ve delil yetersizliğinden beraat
etti. (Silah Kaçakçılığı ve Terör, 70-77)
Kahve kaçakçılığı suçuyla arandığında Bulgaristan'a kaçtı. 1979'da İbrahim
Telemen'in ihbarı ile tutuklandı. Serbest bırakıldı. 1974-1979 yılları arasında
MİT tarafından "Yıldırım" takma adıyla kullanıldı. Bu dönemde Interpol
tarafından Süleyman Necati Topuz ve Uğurcan Elmas'la birlikte 1450 kilo
uyuşturucu madde kaçakçılığı yapmak suçuyla aranıyordu. Bu sırada Telemen'in
ihbarı üzerine yakalandığı ve kaçakçılık yaptığını açıkça söylediği halde
serbest bırakıldı, İbrahim Telemen Mumcu'ya yazdığı mektupta Ağurlu'nun
kendisine üç adet sahte pasaport temin ettiğini anlattı. Uğurlu, Bulgar Kintex
şirketinden sağladığı kaçak sigara ve elektronik eşyayı Alman Vörn taşımacılık
şirketiyle Türkiye'ye getirilmesi işini organize ediyor ve Atilla kod adını
kullanıyordu. Gümrük ve Tekel Bakanı Tuncay Mataracı'ya rüşvet vererek sınır
kapılarına istediği müdürün atanmasını sağladı. Sofya'daki işlerini Selahattin
Güvensoy, Fikri Kocakerim ve Faruk Mahmutoğlu aracılığıyla yürütüyordu.
Elektronik kaçakçılığını Selami ve Bekir Gültaş'a ait Vardar-Export şirketiyle
yürütüyordu. Mehmet Ali Ağca'ya Sofya'da Nevşehir Emniyet Müdürlüğü'nde
düzenlenen sahte pasaportu da bu şirkette çalışan Ömer Mersan verdi. Tuncay
Mataracı'ya rüşvet vermekten tekrar tutuklandı ve serbest bırakıldı. 1984'teki
babalar operasyonunda da tutuklandı, serbest bırakıldıktan sonra kaçtı. 1987'de
yeniden tutuklandı, 4 Ocak 1988'de tahliye edildi. Kaçak olarak sokulurken
yakalanan ve Haydarpaşa Gümrüğü'nde bulunan ve dönemin parasıyla 1 .7 milyar
lira değerindeki bakır teli, ihaledeki rakiplerini korkutarak Mümtaz Çolak
adına, 550 milyon liraya aldığı ileri sürüldü. (Hürriyet, 28.08.1988) İstanbul
DGM tarafından 10 Aralık 1988'de Hollanda'da 99 kilo eroinle yakalanan 12 Türk
156 / 235

ile ilişkili olarak, eroin kaçakçılığı yaptığı gerekçesiyle hakkında tutuklama


kararı çıkarıldı.
Abuzer Uğurlu için, 10 Temmuz 1991'de yine İstanbul DGM tarafından 36 yıl hapis
istemiyle dava açıldı. İstanbul polisi tarafından 60 milyon mark değerinde
Zirkonyum'u İran ve Irak'lı ajanlara satmaya kalkıştığının tespit edildiği,
olaya Bulgarların Türkiye'ye yönelik silah kaçakçılığında önemli bir payı
bulunan Kinteks şirketinin de karıştığı ileri sürüldü. (Gazete Pazar,
05.10.1997) (Susurluk Tutanakları / Papa, Mafya, Ağca / Reis)

Hüseyin Uğurlu

1950'de İstanbul'da Gümrük Hamalı olarak çalışmaya başladı. Sigara ve kakao


kaçakçılığı yaptı. Uğurlu ailesinin babası. Oğullarıyla birlikte 1968-1973
yılları arasında Türkiye'ye 70 bin tabanca ve 27 milyon mermi sokmaktan
yargılandı. İstanbul Tahtakale'de Asri Han, Kristal Han ve Şark Han'ın, Bağdat
Caddesi' nde Batı Dilleri Merkezi'nin sahibi. 1979'da Hacı Mirza'nın yeğeni
Mehmet Mirza tarafından planlanan olayda kaçırıldı.

Mustafa Uğurlu

Uğurlu ailesinin en güçlü üyesi olduğu zannediliyor. Kaçakçılık suçlarından


tutuklandı. 25 Aralık 1980'de verdiği ifadede Bulgaristan bağlantılarını
açıkladı. Fikri Kocakerim'in ve İran uyruklu Cemşit Sakuyan'ın yurtdışındaki
işlerini organize ettiğini söyledi. Uyuşturucu kaçakçılarından Süleyman Necati
Topuz 24 Ekim 1980'de Korkut Önder'e gönderdiği mektupta İbrahim Telemen'in
öldürülmesinden Uğurlu ailesi ve Mustafa Uğurlu'yu sorumlu tuttu. (Silah
Kaçakçılığı ve Terör, 54-55)

Hüseyin Ulaş

Sedat Peker'in talimatıyla She Bar'ın barmeni Oğuz Atak'ı arkadaşı Ali Metin'le
birlikte Bebek Parkından öldürdü.

Enver Ulu

Sedat Bucak'ın korumalarından olan özel tim polisi. İstanbul DGM'de görülen
Susurluk çetesi davasında ve Ömer Lütfü Topal cinayeti davasında yargılandı.
Hakkında açılan idari soruşturmada 16 ay kıdem indirilmesi cezası aldı. İstanbul
DGM'de süren Susurluk davası'nda tutuksuz yargılanıyor.

Necdet Ulucan

Yeraltı dünyasının ünlü isimlerinden. İzmir'de ortaya çıkan ve Ertan Sert


tarafından organize edildiği ileri sürülen 55 milyon dolarlık hayali ihracat
olayında, Sert'in ortağı olduğu gerekçesiyle İzmir DGM tarafından gıyabi
tutuklama kararıyla aranırken 4 Kasım 1988'de teslim oldu.

Mehmet Urhan

Matild Manukyan'a düzenlendiği ileri sürülen bombalı saldırıyla 27 Eylül 1995'te


öldürüldü. Özer Çiller aleyhine İstanbul Bankası soruşturmasında ifade veren tek
tanıktı. Özer Çiller'e ait çekleri tahsil ederek parasını Çiller'e verdiğini
anlatmıştı. İstanbul Emniyeti İGDAŞ'ın mümkün olmadığını kanıtlamasına rağmen
olayın ısrarla bombalama değil doğal gaz patlaması olduğunu ileri sürmüştü.
Olayın Abdullah Çatlı ve ekibi tarafından gerçekleştirildiği de ileri sürüldü.
157 / 235

Oğlu Mustafa Urhan babasının Manukyan'ın korumalığına İstanbul Bankasında Özer


Çiller'in yardımcılığını yapan Mustafa Kalaycı aracılığıyla yerleştirildiğini
söyledi. (Reis)

Gonca Us

Susurluk'ta Abdullah Çatlı'yla birlikte ölen ve üzerinden Melahat Özbay kimliği


çıkan isim. İzmir Demir Çelik Fabrikalarında muhasebeci olarak çalışıyordu.
1994'te matbaacı Can Apa'yla sekiz ay süren bir evlilik yaptı. Çatlı'yla ortağı
Ahmet Baydar'ın kız arkadaşı olan ablası vasıtasıyla tanıştı. (Susurluk
Tutanakları / Reis)

Erol User

Eski Fenerbahçe Spor Klübü yöneticisi. Jayceess International Derneği'nin


yöneticilerinden. Sarıyer Spor Kulübünde Özer Çiller'le birlikte yöneticilik
yaptı. Doğal kozmetik ürünleri satan Nektar Şirketini kurdu. 1994'te iki İngiliz
vatandaşının başvurusu üzerine İçişleri Bakanlığı tarafından hakkında
dolandırıcılık suçlamasıyla soruşturma açılmış şirketleri ve mal varlığı
hakkında bilgi vermesi istenmişti. Aynı yıl, bir Fransız bankası tarafından
hesabına yanlışlıkla yatırılan 5 bin doları iade etmediği için icra takibine
uğradı. 1995'te İngiliz Hükümetinin resmi kanallardan yaptığı girişimle yasadışı
yollarla kazandığı 6 milyon 300 bin doları User Dış Ticaret A.Ş.'nin
Türkiye'deki hesaplarına gönderdiği ve kara para akladığı ileri sürülmüştü.
(Sabah, 2 Ekim 1997)
Erol User, Lübnan Interpolü tarafından kırmızı bültenle aranan ve ABD'de
Clinton'un seçim kampanyasındaki usulsüzlükler nedeniyle soruşturulan Robert
Tamraz'ın Tansu Çiller'le görüşmesinde aracılık etti. Çiller'in Tamraz'a Baku
petrolleriyle ilgili ayrıcalıklar vermek istediği daha sonra ortaya çıktı. Erol
User 1997 Mart'ında bir başka dolandırıcılık olayına karıştığı için tutuklandı.
Bir ay cezaevinde kaldıktan sonra kefaletle bırakıldı. User, son olarak Akbank
Üsküdar şubesinde, Osman Ceylan ve Kevin Robert Forster'le birlikte 25 milyon
dolarlık Amerikan Union Sterling Trust Bank'a ait çalıntı çeki bozdurmaya
çalışırken yakalandı ve tutuklandı.

Ümit Utku

Film yapımcısı. 1980 öncesinde MHP'ye para yardımı yapan ve organize eden
isimler arasında adı geçti. Kıbrıs Türk Hava Yolları yönetim kurulu başkanı
olduğu dönemde şirketin borçları 228 milyon dolara ulaşırken, Utku, çok sayıda
yolsuzluk, usulsüzlük ve dolandırıcılıkla suçlandı. (Sabah, 03.11.1997)

Necati Uygur

Faili meçhul bir cinayete kurban giden MHP Güney Almanya yürütme kurulu başkanı.
Mehmet Ali Ağca'nın Almanya'da bulunduğu sıralarda işlenen bu cinayette, Ağca
şüpheli görüldü.

Orhan Uzeler

Eski İstanbul Mali Şube müdürü. Behçet Cantürk'ten rüşvet aldığı için soruşturma
geçirdiği halde İstanbul'a mali şube müdürü yapıldığı eski MİT raporunda ileri
sürülüyor. Rapora göre Elazığlı ve hemşehrisi Mehmet Ağar'la Ünal Erkan
tarafından müfettişlere karşı korunuyor. Söylemezler soruşturması sırasında
Emniyet Müdürlüğü Bilgi İşlem Daire Başkanı. Söylemezlerle ilişkili olduğu
158 / 235

gerekçesiyle soruşturmaya uğrayan Nazif Yavuz'un eşi Fatma Yavuz bir dönem Daire
başkanı Uzeler'in sekreterliğini yapmış. (1. MİT Raporu)

Yusuf Uzun

18 Aralık 1978'de öldürülen TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Adana Bölge Şube
Başkanı Akın Özdemir'in katil zanlısı ülkücü militan. Bu olay sırasında beş
kişinin ölümü ve yedi kişinin yaralanmasından yargılandığı için cezaevinde
bulunuyordu. Açıklamalarında bir gardiyanın yardımıyla dışarı çıkarak cinayeti
işlediğini, sonra geri döndüğünü, MHP Adana Merkez İlçe Başkanı Adem Eroğlu'nun
infaz emrini verdiğini söyledi.
Akın Özdemir'in eşi Mine Özdemir'in kesin teşhisine rağmen Yunus Uzun ve diğer
sanıklar bu olaydan beraat etti. Diğer suçlardan hüküm giyen Uzun idam cezası
TBMM'de beklerken cezaevinde garip bir şekilde "elektrik çarpmasından" öldü.

Kemal Sadık Uzunel

Çubuklu Kemal olarak tanınan Ali Balkan Metel'm Habur Gümrük Müdürlüğü
döneminde şoförü. İtirafçılıktan geldiği, Veli Küçük'ün Diyarbakır Jandarma
İstihbaratı Bölge Komutanlığı yaptığı dönemde kadroya geçtiği, Silopi'de uzun
süre Ersever'le birlikte çalıştığı ve ilk istifa eden itirafçı olduğu ileri
sürüldü.(CEJG, 114) Cem Ersever'in ölümünden hemen önce Kemal Uzunel'm evinde
kaldığı ve burada yakalanarak öldürüldüğü ileri sürüldü. (Kutlu Savaş Raporu)

Ahmet Ülger

Metin Göktepe davası sanıkları polislerin avukatlarından. Davada yargılanan


katil zanlılarından Mehmet İşbitiren'in kardeşi. Bir televizyon programında,
gizli kamera görüntüleriyle "hakimlere rüşvet verdiğini" söylediği için
soruşturuldu. Gizli çekim sırasında, Ahmet Ülger'e aracılık yapan kişi
Göktepe 'nin öldürülmesi emrini Eyüp Çevik Kuvvet Şube Müdürü Mehmet İşbitiren'in
verdiğini ancak Ahmet Ülger'in kardeşini kurtardığını söyledi. (Sabah,
26.02.1997)

Tarık Ümit

Dündar Kılıç'ın eski ortağı, MİT Muhbiri. 1. MİT raporunda yeraltı dünyasına
ilişkin önemli bilgilerin 191/8 rumuzunu kullanan Tarık Ümit tarafından
verildiği, bu yüzden Dündar Kılıç tarafından vurulduğu ve yaralı olarak
kurtulduğu ileri sürüldü. 1976'da Almanya'da Dortmund polisi tarafından
uyuşturucu kaçakçılığı nedeniyle soruşturuldu. İtalya, Trieste'de 1981 yılı Mart
ayında uyuşturucuyla yakalanan Abuzer Uğurlu ve Ferda Seven'le ilgili olarak 23
Aralık 1981'de ifadesi alındı. (Susurluk Raporu, 405-406) 1986'da Derince'de
bulunan Devçelik Fabrikasının hisse senetlerine silah zoruyla sahip olduğu ileri
sürüldü. (Hürriyet 07.01.1987) Kadıköy 4. Sulh Ceza Mahkemesi MİT'in başvurusu
üzerine 13 Ağustos 1987'de Tarık Ümit 'in telefonlarını dinlemesine karar verdi.
(Sabah, 04.11.1997) 2 Mart 1995'te kaçırılan Tarık Ümit bir daha bulunamadı.
Tarık Ümit'm son olarak Divan pastanesinde Ayhan Akça ve Ziya isimli polis
memurlarıyla birlikte görüldüğü ileri sürüldü. Mehmet Eymür Susurluk komisyonuna
yaptığı açıklamada Tarık Ümit 'in Dündar Kılıç'a yönelik polis eylemine
girmediğini, kaçırılmasından İbrahim Şahin ve Mehmet Ağar'ın haberdar olduğunu,
Abdullah Çatlı tarafından sorgulandığını ileri sürdü. Komisyona ifade veren
159 / 235

Astsubay Ahmet Altıntaş Ümit'in ailesinin Orta Asya'daki 4.5 milyon dolarlık
uyuşturucu parasının Kıbrıs'ta First Merchant Bank'da aklanması sırasında ortaya
çıkan anlaşmazlık olabileceğini söylediğini aktardı. Altıntaş, Ümit ile en son
konuşulan Avşar Kederoğlu'na ait cep telefonunun Ayhan Akça ve Ziya
Bandırmalıoğlu tarafından kullanıldığını söyledi. Tarık Ümit'in Kıbrıstaki First
Merchant Bank'mm ortakları arasında, Mehmet Ağar'ın makam şoförü Ümit
Özçelik'in kardeşi Ömür Özçelik yer alıyordu. Moneytron'un kapanmasının hemen
arkasından 10 Aralık 1993'te kurulan First Merchant Bank'ın Vatikan ile 5 milyar
dolara varan bir mevduat anlaşması yaptığı, ancak bu anlaşmanın son anda
bozulduğu ileri sürüldü. (Hürriyet, 06.01.1996) Genel Müdürlüğünü Moneytron'da
da yer alan Hakkı Yaman Namlı'nın yaptığ First Merchant Bank'ın diğer ortakları
4999 hisse ile Rus uyruklu Valeri Koubarov, 2495 hisse ile Tarık Ümifin makam
şoförünün kardeşi ömür özçelik, 1500 hisse ile Tarık Ümit, 1000 hisse ile Türkan
Namlı, 1'er hisse ile Ümit 'in sevgilisi Nur muğur, Şirin Berk, Celal Namlı, Gül
Şeyma Seçer, Ahmet Nedim Narlı ve Elene Tolstaia'di. (Susurluk Tutanakları /
Kutlu Savaş Raporu / 3. MİT Raporu)

Mehmet Aslan Ünal

Orhan Taşanlar'ın İstanbul Emniyet Müdürü olduğu sırada Özel Kalem Müdürü. Daha
sonra Bursa Narkotik Şube Müdürü. Söylemezlerin üç milyar liralık çekini tahsil
ettiği ileri sürüldü. Firardayken yakalanan polis müdürleri Deniz Gökçelin,
Sedat Demir ve Erdal Durmaz Ünal'ın izlenmesiyle yakalandılar. Mehmet Aslan
Ünal, ifadesinde masraflar için vatandaşlardan toplanan paraların deftere
kaydedildiğini ve bu durumdan bütün amirlerin haberdar olduğunu söyledi.

Babür Ünsal

Kayseri Valisi olduğu dönemde ünlü kaçakçılardan Hacı Mirza ile içki masasında
birlikte fotoğrafı yayınlandı. 12 Eylül 1980'den sonra valilik görevinden
alındı. (Silah Kaçakçılığı ve Terör, 86)

Hadi Üruğ

Eski genelkurmay başkanı Necdet Üruğ'un oğlu. Eski MİT raporunda yeraltı
dünyasıyla bağlantılı olduğu, Dündar Kılıç ile maden işine girdiği İR 405 ruhsat
ve 660 sicil numaralı Balıkesir Dursunbey ilçesi Odaköy civarındaki madenin
satış ve işletmesine ilişkin sözleşmelerde adı geçiyor. Nevzat Has, Mehmet
Haddat, Atıf Keçeci, Fehmi Ayanoğlu, Kenan Nehrazoğlu, Selahattin Babüroğlu,
Hakkı Mert, Tekin Alkan, Alaattin Tüylüoğlu, Emekli Albay Ziya Azak, Işık
Finansman Işık Kamil Önol, Öznur Taylan, Aziz Güçlü, Çetin Güven, Muzaffer
Atılgan ve Dündar Kılıç'ın isimlerinin geçtiği bu girift maden davasında Hadi
Üruğ, Oğuz Kantarcıoğlu'ndan madeni satın alan şahıs olarak gözüküyor. Hadi
Üruğ'un Delta Dış Ticaret Şirketi'nin 350 milyon liralık vergi iadesi diğer
hayali ihracatçılarla birlikte Maliye Bakanlığı'mn 20 Eylül 1985'te Merkez
Bankası'na gönderdiği yazıyla durdurulmuş, daha sonra Bülent Öztürkmen'in
talimatıyla ödenmişti. (1. MİT Raporu, Hayali İhracat Raporu)

Mehmet Üstünkaya

Tansu Çiller'in yalı komşusu olarak tanınan işadamı. 1980 öncesinde Bulgarların
kamu kuruluşu DSP-MAP aracılığıyla Türkiye'de oluşturdukları Trakya Transport
Şirketi ve Balkan Nakliyat şirketi kurucu üyesi. Balkan Nakliyat MİT'in 18 Mart
1976 tarihli yazısıyla olumsuz görüş bildirmesine rağmen kuruldu. Balkan
Transport Bulgaristan'ın kaçakçılığa karışan şirketi Kintex'in transit
işlemlerini yürütüyordu ve sahipleri Mehmet Üstünkaya ile birlikte Demirel
hükümetinin Turizm Bakanlarından Nihat Kürşat, AP milletvekili Arif Ertunga, DP
160 / 235

eski milletvekillerinden Osman Kavrakoğlu'ydu. İstanbul eski Emniyet


Müdürleri'nden Muzaffer Çağlar şirketin idari koordinatörlüğünü yaptı. (Papa,
Mafya, Ağca, 114-115)
Şirket Genel Müdürü Petkov Doçev'in Bulgar istihbaratının elemanı olduğunun
anlaşılmasından sonra Maliye Bakanlığı 3 Eylül 1977'de şirketin feshedilmesi
için dava açtı, ancak açılan dava kanıtlar bulunamadığı için reddedildi. (Papa,
Mafya, Ağca, 114-117)

Osman Nuri Van

Belçika vatandaşı olduğu için Belçikalı Osman lakabıyla tanınıyordu. Yavuz Ataç
tarafından Avrupa'da operasyonlar için kurulduğu ileri sürülen ekipte Alaattin
Çakıcı ve Nurullah Tevfik Ağansoy ile birlikte çalıştığı ileri sürüldü. 27
Aralık 1997'de susturucu takılmış bir silahla Belçika'da öldürüldü. DEP'lilerin
15 Ağustos 1994'te Brüksel'de yapacağı basın toplantısına bomba konması için
harekete geçen, ancak toplantının Hollanda'ya aktarılmasıyla gerçekleşmeyen
operasyona Çakıcı ve Ağansoy ile katılan kişilerden olduğu ileri sürüldü.
(Aktüel, 371/27.08-02.09.1998)

Mustafa Verkaya

Maraşlı ülkücü militan. Ali Yurtaslan'ın itiraflarında geçti. İstanbul'da ve


Fatih'te Ülkü Ocakları teşkilat başkanlığı yaptı, Varna'da Abdullah Çatlı'nın
Ökkeş Çokuçkun ve Gabriel Aktürk aracılığıyla ilişki kurduğu silah kaçakçısı ile
görüştü. Ülkücülere gelen silahların, Verkaya adına geldiği ileri sürüldü. (Reis)

Hacı Vural

14 Nisan 1994'te ANAP Kırıkkale Milletvekili Alparslan Pehlivanlı'yı


otomobiliyle seyir halindeyken Halim Ünver ve Talay adlı şahıslarla birlikte
öldürdü. Dava Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesinin 13 Haziran 1994 Tarihli kararıyla
Yargıtay'a gönderildi. Yargıtay Ceza Dairesi'nin 9 Haziran 1995 tarihli
kararıyla Manisa Ağır Ceza mahkemesine gönderildi. Hacı Vural'ın kardeşi Metin
Vural 71 AZ 167 Plakalı otomobiliyle, yanında İdris Diri olduğu halde 9 Ocak
1995'te üzerinde seyyar mavi tepe lambası bulunan ve polis görünümü veren beyaz
bir otomobille durduruldu ve daha sonra olay yerine getirilerek otomobilin
içinde öldürüldükten sonra dışarı atıldı. Daha sonra 21 Ekim 1995'te Kırıkkale
Merkez Jandarma Komutanlığınca Kırıkkale Cumhuriyet Savcılığına gönderilen bir
yazıda, 31 Temmuz 1995'te İstanbul Merter'de Ulusoy Şirketine ait bir otobüsten
kendisine polis süsü veren kişiler tarafından indirilerek 7 milyar lira
değerinde altını çalınan İbrahim Tekin olayında yakalanan kişilerin aynı
şahıslar olabileceği belirtildi. Ancak olayın üzerinde durulmadı. Metin Vural'ın
Çatlı ekibi tarafından öldürüldüğü ve bu yüzden ünlü bir politikacının telefonla
Çatlı'ya teşekkür ettiği ileri sürüldü.

Ercan Vuralhan

Eski Milli Savunma Bakanı. Zırhlı araç alımında bazı şirketlerin kayrılması ve
çıkar sağlanması, Avrupa'daki Türk temsilciliklerinin kırtasiye işlerini
komisyon karşılığı Schueca adlı Alman firmasına vermek, kimi giderlerinin bazı
özel kişiler tarafından ödenmesi gibi yolsuzluklarla suçlandı. Gazeteci Uğur
161 / 235

Mumcu'nun ortaya çıkardığı bu skandallar dizisi karşısında, Özal'ın talimatıyla


kurulan özel istihbarat bürosunun Mumcu'nun özel hayatını ve ilişkilerini
araştırdığı da ileri sürüldü.

Hidayet Vurgun

Emniyet Genel Müdürlüğü'nün Ağustos 1998'de açıkladığı çetelerden. Samsun ve


çevresinde cürüm işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak, devleti dolandırmak, kara
para aklamak gibi suçlardan tutuklu olarak yargılanıyor.

Ramazan Vurmaz

Tevfik Ağansoy'un şoförü. Ağansoy'un öldürülmesi olayına katılan isimlerden


birinin Emin Cankurtaran'ın yaralanması olayına da karışan Bayram Doğutekin
olduğunu ileri sürdü. Vurmaz, 17 Şubat 1997'deki duruşmada "Ağansoy'u vuran
Recep Çiçek'i kanaatime göre konuşmasını istemeyen ve olay yerinde bulunan
MİT'in öldürmüş olması gerekir" dedi. Ağansoy'un öldürüldüğü olayda kullanılan
yedi silahtan üçü bulunamamıştı. (Hürriyet, 04.09.1996)

Ferizet Vuruşkan

Kıbrıs'da TMT Kurucularından bir Albay'ın kızı. Engin Civan döneminde


Emlakbank'ın dış ilişkiler bölümünde çalıştı. Civan ile ilişkisi olduğu ileri
sürüldü, reddetti. Daha sonra Civan ile Antalya'da bir şirkete ortak olduğu
ortaya çıktı. Ferizet Vuruşkan'ın İstanbul Emniyet Müdürlüğü Pasaport
Şubesi'nden aldığı pasaportla aynı numaraya sahip Sahibe Ayrancı isimli bir
kadının Civan 'ın tahliyesinden kısa bir süre önce 2 4 Şubat 1996'da Yeşilköy
Havalimanından yurtdışına çıktığı saptandı. Vuruşkan'ın sahte pasaport
kullandığı ileri sürüldü. (Milliyet, 16.04.1996)

Mustafa Vuruşkaner

DPT Teşvik Uygulama Daire Başkanlığı, Yatırımları Teşvik Daire Başkanlığı


yaptığı sırada görevini kötüye kullanmak, üçüncü kişilere haksız çıkar sağlamak
suçlarından hakkında çok sayıda dava açıldı. (Kıyamet Mahkemesi)

Antonio Weatherill

Civan skandahnda adı geçen naylon şirket MANG'ın İtalyan asıllı İngiliz ortağı.
Kara para aklayıcısı ve komisyoncu. Özal ailesinin yakını. Türkiye'ye girişinin
yasaklandığı ileri sürüldü. Weatherill'm uluslararası kara para aklayıcısı
olduğu 1994'te İtalya'da yürütülen "Temiz Eller" operasyonunda Fininvest
şirketiyle ilgili soruşturma sırasında ortaya çıktı. Kemal Horzum, Bülent
Şemiler'in kendisinden Weatherill aracılığıyla Bülent Şemiler ve Ahmet Özal'ın
rüşvet istediğini, Weatherill'in bunu noter kanalıyla itiraf ettiğini ileri
sürmüştü. (Rüşvetin Belgesi)
162 / 235

Orhan Yağar

İstanbul Medya Mensupları Derneği Başkanı. Tempo dergisine yaptığı açıklamada


1978 ile 1991 Mayıs'ı arasında Avusturya'da Gladio'da çalıştığını şefinin Franz
Essel olduğunu ileri sürdü. Bazı gerçekdışı belgelerle kamuoyunu yanıltmaya
çalıştı. Gerçekten Avusturya İçişleri Bakanlığı ile ilgili bir başka Orhan Yağar
olduğu da ileri sürüldü.

Ümit Yalazlı

15 Mart 1995'te ODTÜ'de öğrenciler tarafından yakalanarak kimliğine el konan


JİTEM üyesi provokatör. JİTEM elemanını yakalayan ve kimliğini açıklayan
öğrencilerin büyük bir bölümü okuldan atıldı.

Süleyman Yalçıntürk

Erol Aydoğan, Yavuz Murat Balbal, İhsan Karakayalı ve Çetin Gençer'le birlikte
Ömer Lütfü Topal'm talimatıyla Bülent Fırat'ı öldürdükleri için yargılandılar.
28 Aralık 1996'da İstanbul 3. Ağır Ceza mahkemesinde tahliye edildiler.

Yaşar Yavuz Yamak

Topal Yaşar lakabıyla tanınan ünlü uyuşturucu ve silah kaçakçısı. Mehmet


Eymür'ün iddiasına göre Necdet Üruğ'un önerisi üzerine MİT tarafından eleman
olarak kullanıldı. 6 Şubat 1988'de silahlı saldırıya uğradı. (Cumhuriyet,
07.02.1988)

Mehmet Ali Yaprak

Gaziantep'te Yaprak TV nin ve çok sayıda şirketin sahibi. Suudi Arabistan'a ve


Orta Doğu ülkelerine kaçak Coptagon hapı sattığı ileri sürüldü. İbrahim Şahin
ekibi, Cengiz Cömert ve Hasan Aydostlu tarafından bir kez fidye için
kaçırıldığı, bu kaçırılmanın yaprağın rakibi olan Hidayet Turizm sahiplerince
Captagon formülünü ve Captagon imalathanesinin yerini öğrenmek için yaptırıldığı
ileri sürüldü. Kaçırma olayı Çatlı ve bir gurup polis tarafından organize
edildiği, ve 1-2 milyon mark fidye alındığı, ancak Hidayet Turizm'm 10 milyon
mark ödediğinin anlaşıldığı ve bunun üzerine 25 Mayıs 1996'da tekrar kaçırılarak
anlattıklarının videoya kaydedildiği ileri sürüldü.
Yaprak Susurluk komisyonuna verdiği ifadede kendisinin Turgay Maraşlı, Yahya Efe
ve Müfit Sement tarafından kaçırıldığını Siverek'e ve bir köye götürüldüğünü 15
milyon mark fidye istendiğini söyledi. Yaprak, bir süre sonra kendisini
kaçakçılıkla suçlayan eski avukatı Burhan Veli Torun'un 14 Mayıs 1997'de evinin
önünde öldürülmesi olayında azmettirici olarak yargılandı. (Kutlu Savaş Raporu
64-66)

Kubilay Yaprak

Özal'a suikast düzenleyen Kartal Demirağ'ı yaralı olarak götürülürken vurmak


isteyen Başbakanlık Koruma Müdürü Musa Öztürk'ün şoförü olan memur. (Hürriyet,
20.06.1988)

Erol Yarar
163 / 235

MÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı iken, 1994'te 1 trilyon liralık teşvik alarak
Türkiye'ye getirdiği çocuk bezi üretecek makinaların, eski olduğunun anlaşılması
üzerine toplu kaçakçılık suçundan yargılandı.

Ali Yasak

Drej Ali olarak tanınıyor. Abdullah Çatlı ile 1979'dan beri tanışıyor. Adamları
1988'de Milliyet gazetesini bastı. 1989'da İnci Baba'yı vurdu. 5 Haziran 1997'de
Gazeteci Mahmut Övür'e yapılan saldırıyı azmettirdiği ileri sürüldü". Şanlıurfa
Cumhuriyet Başsavcılığına talimatla ifade verdi ve hakkındaki gıyabi tutuklama
kararı kaldırıldı. Bu davada Yusuf Deveci, Tuncer Kalaycı, Ali Yasak ve kardeşi
Mehmet Yasak yargılanıyordu, 1 Ekim 1997'de Şişli'de bir pavyonda yakalandı.
Mahmut Şahin 'in kızı Fatmagül Şahin 'i ölümle tehdit etmek suçundan çıkarıldığı
Üsküdar Cumhuriyet Savcılığı tarafından delil yetersizliğinden serbest
bırakıldı. Korkut Eken, İstanbul DGM Savcılığında 2 4 Şubat 1997'de verdiği
ifadede MİT'te görevli olduğu 1987-88 tarihlerinde Abdullah Çatlı ve Ali Yasak
ile tanıştığını ve bu kişilerle MİT'in yurtdışında PKK'ya yönelik bazı istihbari
faaliyetlerinde birlikte çalıştıklarını söyledi.

Nihat Yasak

29 Eylül 1996'da Pendik Kurtköy'de bulunan OPET benzin istasyonunu basan grupta
yer aldı. İstasyonun sahibi Mahmut Şahin tarafından öldürüldü. Mahmut Şahin
hastaneye kaldırıldıktan sonra öldü. Şahin, Aslan Nakliyat Şirketi'nin eski
ortaklarından biriydi. Aslan nakliyatın kurtarılması için Bülent Şemiler ve
Ahmet Özal'a rüşvet verildiğini ileri sürdü ve dava açılmasına yol açtı.
Şahin'in eşi Ülkü Şahin, olaydan sonra yaptığı açıklamada, olayın arkasında
Aslan kardeşler ve Kemal Kaçar'ın olduğunu ileri sürdü. Bir süreden beri İbrahim
Aslan tarafından tehdit edildiklerini ileri süren Ülkü Şahin, Aslan kardeşlerden
3-4 trilyon lira alacakları olduğunu ileri sürdü. Olaydan sonra, OPET istasyonu
Yasakların şirketine geçti. Mahmut Şahin'in tek mirasçısı olan oğlu Süleyman
Şahin olaydan bir yıl sonra, Kırklarelinde şüpheli bir biçimde öldürüldü. Nihat
Yasak'ın adı Susurluk Skandalından sonra da, ortaya çıktı. Yasak, Abdullah
Çatlı'nın Mehmet Özbay adıyla Mehmet Çakır'dan hibe olarak aldığı 9 mm.lik
Beratta marka L 53461 Z seri numaralı silahın 23 Mart 1995'te hibe edilmesi
işleminde, Mehmet Çakır'ın vekili olarak geçiyordu.

Sinan Yaşar

1963 Selçuk doğumlu. Güneydoğu'da Mardin Jitem'de tim komutanı olarak görev
yaptı. Daha sonra İzmir Jandarma İstihbarat Grup komutanı oldu. 19 Temmuz
1996'da gerçekleşen Bodrum Sun Club'deki tahsilat olayıyla ilgili soruşturmanın
ardından Hatay Dörtyol'a tayin edildi. (Susurluk Raporu, 341) Ankara Çetesi
davasından yargılanan Kamber Sarıkurt olaya karışan Özel Kuvvetler
Komutanlığında görevli Yüzbaşı Bülent Yılmaz'ı İzmirden Yüzbaşı Sinan adlı
birisinin aracılığıyla tanıdığını söyledi.

Hurşit Yavaş

Sapanca doğumlu uyuşturucu kaçakçısı. Zülküf Topuz, Nuri Yazıcı, Emin Acar ve
Volkan isimlerini kullanıyordu. 23 Nisan 1995'te Hollanda'da tutuklandı. Aralık
1992, Temmuz 1993 tarihleri arasında 135 kilo eroini İngiltere'ye sokmakla
suçlandı ve şebekenin aralarında bir emekli yarbayın da bulunduğu 4 Türk, 3
İngiliz 7 üyesinin yakalanmasından sonra, Hurşit Yavaş'da yakalandığı
Hollanda'dan iadesi istendi.
Yavaş, İngiltere'ye iade edildikten sonra bütün kimlik unsurları yeterli olduğu
halde Hollanda'da parmak uçlarını keserek parmak izlerini yok ettiği için delil
164 / 235

yetersizliğinden beraat etti. Hurşit Yavaş'ın şebekesinde İngiltere'deki


işlerini yürüten Yılmaz Kaya, eroinden kazanılan paraların Türkiye'ye
getirilerek aklanmasında yardımcı olan emekli Yarbay Mehmet Asaf Ansen, Süleyman
Ergun ve Bülent onay yer alıyordu. (Cumhuriyet, 04.05.1995) Mehmet Hadi özcan
Susurluk Komisyonuna verdiği ifadede Hurşit Yavaş'ın Sami Hoştan'la ilişkisi
olduğunu ve Necdet Menzir döneminde İstanbul'da elini kolunu sallayarak
dolaştığını ileri sürdü. (Susurluk Tutanakları, 442-466-469)

Nazif Yavuz

Söylemezler ile ilişkili olduğu gerekçesiyle soruşturmaya uğrayan Bilgi İşlem


Dairesindeki Komiser yardımcısı.

Haşim Yaz

İzmir Tire'de Kürt Haşim lakabıyla tanınan kulüpçü. İzmir DGM'de çete kurmak
suçundan yargılandı ve ceza aldı. Şartlı tahliye ile serbest bırakıldı. Tire'de
ilçe esnafı üzerinde baskı uyguladığı ve ANAP Tire İlçe Başkanı Erdoğan Güngör'ü
tehdit ettiği gerekçesiyle düzenlenen operasyonda adamları İbrahim Türel, Halil
Yaykır, Süleyman Çelik, Ahmet Göndür, Şenel Altınok, İrfan keskinel, Mehmet Emin
Şenol, Turgut Duman, Ahmet Gazcı, Nedim Çekiç, Nail Altaş, Sezgin Taşkın, Hasan
Demir ve Serdar Yaz yakalandı. Haşim Yaz 9 adamı ile birlikte kaçmayı başardı.
(Anadolu Ajansı, 21.01.1998)

Mustafa Sabri Yazganarıkan

Balıkesir Jandarma Alay Komutanlığı yaparken, yardımcısı Albay Hanefi Erkan ili
birlikte Balıkesir'de çok sayıda yolsuzluğa karıştığı, pavyonlarda küçük yaşta
izinsiz kadın çalıştırılmasına göz yumduğu, rüşvet aldığı iddiasıyla Çanakkale
Boğaz Komutanlığı tarafından yapılan soruşturma sonucunda Balıkesir Ağır Ceza
Mahkemesine sevkedildi. Soruşturma sırasında iki albayın çok sayıda arsa ve evi,
irtikap yoluyla edindikleri ileri sürüldü. Balıkesir Ağır Ceza mahkemesinde
görülen davada Albay Yazganarıkan hakkında 44, Albay Erkan hakkında ise 5 yıl
hapis cezası istendi. (YeniYüzyıl, 30.05.1996)

Kemal Yazıcıoğlu

Eski İstanbul Emniyet Müdürü. Ömer Lütfü Topal cinayeti soruşturmasında


gözaltına alınan özel timci polisleri gerekli sürede yargı mercilerine
bildirmediği ve görevinin savsakladığı için açığa alındı. 80'li yıllarda Ankara
Emniyet Müdürlüğünde çalıştığı sıralarda Derin Araştırma Labortuarı (DAL)
adındaki işkence birimini yönettiği, çok sayıda kişinin burada öldüğü ileri
sürüldü. Yine bu dönemde Ali Yurtaslan'ın itiraflarında Kemal Yazıcıoğlu' nun
yeğeni Bora Tuzcuoğlu aktif ülkücü militanlardan biriydi ve MHP eğilimli olarak
bilinen Yazıcıoğurnun nüfuzunu kullanarak rahat hareket ettiği ileri sürüldü.
Bora Tuzcuoğlu'nun 5 Eylül 1996'da gözaltına alınan uyuşturucu kaçakçısı Hurşit
Han'la ilişkili olduğu ileri sürüldü. Topal cinayeti soruşturmasında, zanlı
polislerin ifadelerini savcılığa bildirmediği ve Çatlı'nın daha sonra ortaya
çıkan parmak izlerini hasıraltı ettiği ileri sürüldü. Ordu Valiliği'ne atanan
Yazıcıoğlu Ömer Lütfü Topal cinayeti zanlıları olan polisleri Mehmet Ağar'ın
talimatıyla Ankara'ya gönderdiği için dönemin polis şefleri Fatih Özkan Ahmet
Duran Alp ve Bilgi Ünal 'la birlikte görevi ihmal suçlamasından dolayı
yargılandı. (Susurluk Tutanakları / Kutlu Savaş Raporu)

Muhsin Yazıcıoğlu
165 / 235

Eski Ülkü Ocakları Başkanlarından. 13 Ocak 1981'de Askeri Savcı'ya verdiği


ifadede Ünal Osman Ağaoğlu'nun kendisine Bahçelievler katliamını Abdullah
Çatlı'nın emri ve organizasyonuyla Mahmut Korkmaz, Haluk Kırcı ve Bünyamin
Adanalı'yla birlikte gerçekleştirdiğini anlattığını söyledi.

Mehmet Yazıcıoğlu

Yeşil olarak tanınan Mahmut Yıldırım1m memleketi Bingöl Solhan'daki grubundan.


Solhan öğretmenevi Müdürü ve Dilektepe köyünde öğretmen. Solhan girişinde bir
dinlenme tesisi bulunan Yazıcıoğlu'nun Yeşil'in 1992'den önce adının karıştığı
Elazığ, Tunceli, Diyarbakır bölgesindeki eylemlerinde etkin rol oynadığı ileri
sürüldü. Ayrıca Yazıcıoğlu'nun 1994'te itirafçı Alattin Kanat ve iki kişiyle
birlikte Senar Er'in şikâyeti üzerine İstanbul'da gasp suçundan yakalandığı
ancak serbest bırakıldığı ileri sürüldü. (Ülkede Gündem, 9 Haziran 1998)

Necati Yelkovan

Yalova'da müteahhit Esat Şahin 'in 1 milyon mark fidye için kaçırılması olayında
yer aldığı için yakalandı. Yeşil adıyla tanınıyordu. Çetesinden Şevki Avşar,
İsmet Köse, Naci Beğen, M. Sedat Çabuk, Celal Beğen, Zülküf Beğen, İhsan
Alçiçek, Behçet Alçiçek, Uğur Karaman, Orhan Danabaş, Ahmet Altürk, Abdülkadir
Akın ve İlhami Ocak da gözaltına alındı. (Hürriyet, 24.11.1997)

Ömer Yeşilyurt

Göktepe cinayetinden sorumlu tutulan 48 polisin avukatı. Soruşturmayı yürüten


Sedat Demir'e güvenmediklerini açıklamış, Sedat Demir, Muzaffer Candan ve Deniz
Gökçetin tarafından işkence yapıldığını ileri sürmüştü. Avukat Ömer Yeşilyurt'un
bürosunda yapılan gizli çekimlerde polisler gördükleri işkenceyi anlatmıştı.

Abdullah Yetkin

Adalet Bakanı Şevket Kazan tarafından Mumcu cinayetinin sürpriz tanığı olarak
açıklanan, gardiyan. Yetkin, Mumcu Komisyonuna verdiği ifadede Narkotik Şubede
otururken 1.70 boylarında beyaz saçlı ve MİT mensubu olduğu söylenen bir kişinin
"Diyarbakır'daki eroin işini Mehmet Özbay sahiplendi. Mumcu bu ismi tesbit
etmiş. Kendisi 'la görüşün, gazetelerde yayınlanmasın" dediğini, ayrıca
şantiyede bulunan asfalt döküm makinesinin şarj dinamosunun zaman zaman
İngiltere'ye gönderilerek içine kaçak altın sokulduğunu, bu olayı Mumcu'ya
anlattığını ve Mumcu'nun bu konuyu yazdığını, Mumcu'nun bürosunda karşılaştığı
eski Ankara Emniyet Müdürü Muharrem Bartın'ın kendisine Abdullah Öcalan'ı
yakaladığını ancak adli işlem yapılmadığını, Apo'nun MİT Ajanı olduğunu ve bu
konudaki belgeleri Mumcu'ya verdiğini söylediğini anlattı. Abdullah Yetkin
Erzurum, Şenkaya Cezaevinde gardiyan olarak çalışıyordu. (Mumcu Tutanakları)

Adnan Yıldırım

3 Haziran 1994'te öldürülen Kürt işadamı. Dalan'ın daha sonra yaptığı açıklamaya
göre, Yıldırım DYP Genel Başkanlığı seçimlerinden önce kendisine gelerek 500
milyar lira teklif etti. Dalan bu teklifi kabul etmedi. (Susurluk Tutanakları)

Bünyamin Yıldırım
166 / 235

Bahçelievler katliamı sanıklarından ülkücü militan. Ali Yurtaslan'ın


itiraflarında ÜGD'nin Platin Kıraathanesini çalıştırdığı ileri sürülüyor.
(Yurtaslan)

Doğan Yıldırım

Abuzer Uğurlu'nun açıklamalarında Uğurlu'dan Ağca'ya para yardımı yapılmasını


isteyen ülkücü. Deniz Harp Okulundan siyasi nedenlerle çıkarıldı. 12 Mart
döneminde 83 deniz subayı davasında muhbir olarak yer aldı. Çetişli eylemlere
karıştığı için tutuklandı. En son Yeşilköy Havalimanı Gümrük Muhafaza memuruydu.
Oral Çelik, Abuzer Uğurlu, Yalçın Özbey gibi isimlerle toplu gümrük kaçakçılığı
suçlamasıyla yargılandı. (Papa, Mafya, Ağca/Papa Suikastı)

Mahmut Yıldırım

Yeşil adıyla ve Ahmet Demir ismiyle bilinen Kontrgerilla elemanının gerçek adı.
Bingöl, Solhan ilçesi Dicnik Köyünden, 1951 doğumlu. MHP kökenli, 1973'te Bingöl
Genç İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından kullanıldı ve bu ilişki aynı yıl MİT
Tatvan Bölge Müdürlüğü'ne devredildi. Kasım 1975'te askerden geldikten sonra
Milli Görüş hareketi içinde MİT adına çalıştı. 1975'te Elazığ'a göç etti.
Etibank Ferro Krom tesislerinde çalışmaya başladı, kısa süre sonra şehir
merkezindeki irtibat bürosuna geçti. 1989'da MİT 'le ilişkisi kesildi. Tunceli
Jandarma Bölge Komutanlığı emrinde çalışırken, halkın şikayeti üzerine
Diyarbakır'a çekildi. Elazığ Aksaray Caddesi Pancarlı Sokakta 10 numarada
otururken Ersever'in açıklamaları üzerine buradan ayrıldı. Tunceli eski Emniyet
Müdürü Ahmet Demir'le çalışırken aynı adı taşıyan sahte kimlik kullanmaya
başladı. 27 Mayıs 1992'de yakalanan 5 PKK'lıyı MİT'çi kimliğiyle öldürdü. 5
Mayıs 1992'de Muş Valisi, Emniyet Müdürü, İl Jandarma Komutanı ve MİT Bingöl
Bölge Müdürü 'nün hazır bulunduğu İl Emniyet Komisyonu toplantısına katıldı. 27
Ocak 1993'te gözaltına alınan Celal Yaşar'dan PKK militanı gibi gönderdiği iki
adamıyla para istedi. MİT'e Şemdin Sakık'ı öldürme teklifini getirdi, olaydan
sonra İsviçre'ye gönderilme garantisi istedi, reddedildi.
Diyarbakır Cezaevinde bulunan itirafçı Muhsin Gül, Yeşil'le ilgili olarak
ayrıntılı bir ifade verdi ve Cem Ersever'i Alattin Kanat, İbrahim Babat ve
Yeşil'in öldürdüğünü söyledi. Gül'ün ifadesine göre, Diyarbakır DGM'ye
sevkedilen Şükran Mizgin ve Zeynep Baba'ya Rezzak kod adlı itirafçı ile birlikte
işkence yaptı ve tecavüz etti. Batman'da milletvekili Mehmet Sincar'ı Alaattin
Kanat, Mesut Mehmetoğlu, ve İsmail Yeşilmen'le birlikte planlayıp öldürdü. Vedat
Aydın ve Musa Anter'in öldürülmesi olaylarını planlayıp uyguladı. 19 Ekim
1993'te Lokman Zuhurlu ve Zana Zuhurlu'yu PKK militanı maskesi ile kaçırdı ve
öldürdü. Gül'e göre olayın planlayıcıları arasında Ahmet Demir ve Alaattin
Kanat'la birlikte Jandarma İstihbarat Binbaşısı olarak tanıtan Abdülkerim Kırca
da yer alıyordu.
Ahmet Demir adıyla Ziraat Bankası Heykel Şubesi'nde açılan hesaba milyonlarca
dolar haraç toplantığı ileri sürüldü. Gazeteci Halit Güngen'in 18 Şubat 1992'de
öldürülmesi, Avukat Metin Can'la Dr. Hasan Kaya'nın 21 Şubat 1993'te
öldürülmesi, olaylarında da Yeşil yer alıyordu. Yeşil, Senar Er'in babasının
kaçırılması olayına da karıştı.
Alaattin Kanat'ın fidye parasının yatırılması için verdiği hesap numarası
Yeşil'e aitti, ancak adı kayıtlardan çıkarıldı.
Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım 1994'te çeşitli Avrupa Ülkelerinde faaliyet
gösteren bir grubun, istendiği taktirde yurtdışında bazı eylemleri taşeron
olarak gerçekleştirebileceği teklifini MİT'e Bingöl'de görevli bir MİT'çi
aracılığıyla ulaştırdı ve konu Mehmet Eymür'e iletilerek kendisiyle Eylül
1994'te ilişkiye geçildi. 1995 yılı Ocak ayında Bahçelievlerde sahibi olduğu
Violet Cafe'de Hakan Aslan'la birlikte gözaltına alındı ve o tarihte
gözaltındayken çekilen fotoğrafı Akşam gazetesinde yayımlandı. Gözaltına
alındığında Orhan Taşanlar tarafından sorgulanan Yeşil'in üzerinde Mehmet Eymür,
İbrahim Şahin, Aydın İpekli, Mehmet Özbey, Sırrı Sakık, gibi isimlerin
167 / 235

telefonları çıktı. Ayrıca Hasan Tanrıkulu adına düzenlenmiş bir sürücü belgesi
ve İçişleri Bakanlığı İstihbarat Dairesi kimlik kartı bulundu. (Kutlu Savaş
Raporu 44)
MİT'le ilişkisi Susurluk kazasından yaklaşık bir ay sonra, Budapeşte'de Mesut
Yılmaz'ın yumruklanmasının ardından, 30 Kasım 1996'da kesildi. Metin Güneş ve
Hasan Tanrıkulu kimliklerini de kullanıyordu. Yeni Ufuk gazetesi 16-18 Temmuz
tarihleri arasında Yeşil'le yapıldığr ileri sürülen görüşmeyi yayımladı. Ancak,
daha sonra görüntülerin Emniyet Müdürlüğünde çalışan bir özel tim polisine ait
olduğu ortaya çıktı. Yeni Ufuk gazetesinde yer alan Yeşil'in Üniformalı Yeşil,
Koyu Yeşil ya da Sakallı lakabıyla tanınan Binbaşı Erhan olduğu da ileri
sürüldü. Radikal Gazetesi'nde 19 Temmuz 1997'de yer alan bir haberde Mahmut
Yıldırım'm Ağustos 1996'da Beyrut üzerinden yurtdışına çıktığı, önce
Macaristan'a geçtiği daha sonra Prag'da öldürüldüğü ileri sürüldü. Ancak bunun
bir yanıltma operasyonu olduğu ve Yeşil'in TİKKO'ya katıldığı yolundaki
haberlerin de bu operasyonun bir parçası olduğu iddia edildi. Aktüel dergisinde
yer alan bir başka habere göre Mahmut Yıldırım'm 9 Şubat 1996'da MİT tarafından
Ankara Emniyetinden alınan Metin Atmaca kimliği ile 23 Kasım 1996'da
İstanbul'dan saat 16.40'da kalkan Malev uçağı ile Budapeşte'ye gitti. Bu
tarihten bir gün sonra Mesut Yılmaz Budapeşte'deki otel lobisinde Veysel Özerdem
adlı Elazığ kökenli bir ülkücü tarafından yumruklandı. Yıldırım yine Metin
Atmaca kimliği ile 28 Kasım 1996'da uçakla Ankara'ya döndü. Ertesi sabah yine
uçakla İstanbul'a gitti ve tekrar Macaristan'a döndü. Bu uçakta MİT mensubu
olduğu bilinen Astsubay Duran Fırat da bulunuyordu. (Aktüel, 329) Milliyet
gazetesinde 18 Aralık 1997'de yer alan bir haberde Mahmut Yıldırım'm yeni
fotoğraflarına yer verilirken Metin Yazıcıoğlu kimliğini de kullandığı ileri
sürülüyor. (Kutlu Savaş Raporu, 37/49) Yeşil'in memleketi olan Bingöl Solhan'da
da ihalelere giren MHP Bingöl milletvekili adayı Ayhan Adar, Mehmet Yazıcıoğlu
ve Tavuz aşiretinden "Tenekeci" lakaplı Sıddık Tunç'la ilişkili olduğu ileri
sürüldü. (Ülkede Gündem, 09.06.1998) Mahmut Yıldırım' ın 6 Mayıs 1996 ve 23 Kasım
1996'da Apo'ya başarısız iki suikast girişiminde bulunduğu ve MİT görevlileri
ile uçak yolculuğunu bu amaçla, Beyrut'a yaptığı da ileri sürüldü. (Hürriyet,
05.10.1998)

Mehmet Yıldırım

Çillo Mehmet lakaplı uyuşturucu kaçakçısı ve kara para aklayıcısı. Laleli'de


Gold Otel'm sahibi. 1989'daki ünlü altın kaçakçılığı operasyonunda Magaryan
Kardeşlerin Türkiye'de ortağı olduğu gerekçesiyle 26 Ocak 1989'de tutuklandı.
Yıldırım bu operasyonda uzun süre konuşmadı. Ancak evde bulunan ve Magaryan
Kardeşlere ait bir makbuzdan dolayı kuryelik yaptığını itiraf etti. EMEF Dış
Ticaret şirketinin kara para operasyonlarında kilit rol oynadığı perde
arkasındaka patronunun Çillo Mehmet olduğu ileri sürüldü. Hacı Mirza'nın da
Mehmet Yıldırım'la birlikte Magaryan Kardeşlerin 100 milyon dolar transfer
ettiği ileri sürüldü.
17 Ocak 1992'de Laleli'de yapılan bir aramada DGM savcısı Cemalettin Çelik'le
aynı otomobilden inmişti. Yine 22 Ocak 1992'de bu olaydan bir hafta sonra
Magaryan kardeşlerin ilişkisi bulunan Türklere ait bilgilerin yer aldığı "çok
gizli" rapor Çillo Mehmet'in kasasında bulundu. İsviçre Adalet Bakanlığı
tarafından Türk yetkililere teslim edilen ve sadece 4 makamda bulunan belgelerin
Çillo Mehmet'e nasıl ulaştığı anlaşılamadı. Raporun aslı emniyet müdürlüğünde
kopyaları ise İstanbul Emniyeti, MİT ve İstanbul DGM Başsavcılığında
bulunuyordu.

Paşa Yıldırım

Emniyet Genel Müdürlüğünün Ağustos 1998'de yayımladığı çete listesi içinde,


Bursa ve çevresinde silahlı teşekkül oluşturma, silah zoruyla senet imzalattırma
gibi suçlarla aranıyor.
168 / 235

Rıfat Yıldırım

Franfurt Ostpark semtindeki Scala isimli, Avrupa'daki Türk mafyasının buluşma


yeri olarak bilinen gece kulübünün sahibi. Zaman Gazetesinde 1996 Eylül ayında
yer alan bir habere göre, Ahmet Özal ve Alaattin Çakıcı 9 Haziran 1995'te burada
buluştu. Buluşmayı Rıfat Yıldırım'la birlikte Nurettin Güven organize etti.
Buluşmanın ilk adımları 1995 Ocak ayında Londra' daki Türk İslam Merkezinde
Alaattin Çakıcı ile buluşan Nurettin Güven'in girişimleriyle atıldı. Yıldırım1m
Abdullah Çatlı'nın ekibindendi ve 11 Temmuz 1978'de öldürülen Bedrettin Cömert'm
katil zanlıları arasında yer alıyordu. Bu olaydan sonra diğer zanlı Üzeyir
Bayraklı gibi yurtdışına kaçtı. 1985'te uyuşturucu kaçakçılığı nedeniyle
Frankfurt Başsavcısı Dr. Herald Korner tarafından Bayraklı'nın da aralarında
bulunduğu beş ülkücü ile yakalandı. Türkiye'de idam cezası uygulandığı için iade
edilmeyerek serbest bırakıldılar. Rıfat Yıldırım'm ASALA'ya karşı düzenlenen
operasyonlara katıldığı ileri sürülen ülkücülerden olabileceği de iddia edildi.
(Reis,200)

Zekeriya Yıldırım

Merkez Bankası Başkan Yardımcısı olduğu dönemde ünlü Hayali İhracat Protokolü'ne
imza attı. TBMM Komisyonu tarafından Hayali İhracattan sorumlu tutuldu. (Hayali
İhracat Komisyonu Raporu)

Ali Yıldız

Jandarma İstihbarat Binbaşısı. Hanefi Avcı'nm ifadesinde Ankara'da piyasayı


dolandırarak kaçan Öner Solakoğlu diye bir tefecinin bağlantısı olan Gempa
şirketinin sahibi Muhammet Kundakçı'yı Solakoğlu'nun alacaklılarına karşı
koruduğu iddia edildi. Ali Yıldız'ın Sedat Peker ile Muhammet Kundakçı arasında
racon keserek, karşılığında önemli bir para aldığı ileri sürüldü. (Susurluk
Tutanakları, 891-892)

Davut Yıldız

19 Eylül 1994'te Engin Civan' ı Alaattin Çakıcı'nın emriyle vuran tetikçi.


Mustafa-Makbule oğlu 1956 Gümüşhane doğumlu. 25 Mart 1980'de Mecidiyeköy Ardıç
sokakta Çeliktepe Ortaokulu Müdürü Mümtaz Salih Sinirlioğlu'nun öldürülmesi
olayından dolayı yakalandı. 10 Haziran 1981'de Sıkıyönetim Askeri Savcılığına
sevkedildi. Davut Yıldız ismi bir kez hüviyet tespiti için, iki kez şüpheli
durumdan, bir kez kumar oynatmaktan ve bir kez örgütsel faaliyette bulunmaktan
dolayı 6 kez emniyet kayıtlarında geçti.

Ahmet Yılmaz

Emniyet Genel Müdürlüğü'nün Ağustos 1998'de yayınladığı çete listesinde yer


aldı. Samsun ve çevresinde cürüm işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak, halkta
korku ve panik yaratmak, ticaret serbestliğini engellemek gibi suçlamalarla
aranıyor.

Akın Yılmaz

Özer Çiller'in ortağı olduğu ileri sürülen Nevzat Ak'ın ortağı. Kuşadasını
kontrol eden ülkücü Kürşat Yılmaz'ın amcaoğlu. Bir dönem Ahmet Hamoğlu'nun
korumalığını yaptı. MHP-DYP ittifakı için Rıza Müftüoğlu ile bağlantı kuran isim
olduğu ileri sürüldü. Kiriş World isimli tatil köyünde Avrupalı bir grupla
169 / 235

birlikte ortaklığı olduğu ayrıca İtalyan ve İsrailli ortaklar ile iş yaptığı


ileri sürüldü. Musa Serdar Çelebi, Osman Van, İsmail Hakan gibi isimlerle
birlikte çalıştığı ileri sürüldü.

Armağan Yılmaz

Ali Yurtaslan'ın itiraflarına göre, 80 öncesinde Bahçelievler Emek Beştepe


bölgesinde saldırılarda bulunan Nenehatun Yurdundaki ülkücü grubun ikinci
başkanıydı. Gruptaki diğer isimler Başkan Nidai Seven, Sekreter Mehmet Berk ve
Muhasib Hanifi Tokgöz'dü. Bölgenin başkanı, adı daha sonra Bahçelieveler
suikastine karışacak olan Mahmut Korkmaz'dı (Yurtaslan'ın İtirafları)

Bülent Yılmaz

Yüzbaşı. 14 Haziran 1997'de Ankara'da fidye parasını almak üzereyken yakalanan


Ahmet Özbek'in açıklamalarından sonra, Üstteğmen Barbaros Alpşanlı, Astsubay
Mehmet Satılmış, Kamber Sarıkurt, Lütfi Reşit İnal, ve Tanju Çetin'le birlikte
işadamı Cemal Sümer'i kaçırıp 70 milyar lira fidye istedikleri için tutuklandı.
Ekip, 4 Haziran'da üzerinde mavi bir lamba bulunan otomobille Cemal Sümer'in
otomobilini durdurarak kaçırdı. Daha sonra parayı getirmesi için serbest
bırakılan Sümer, buluşma yerine gelen Ahmet Özbek'i yakalattı. Bu çete'nin diğer
illerde de adam kaçırdığı ve haraç aldığı ileri sürüldü. Bülent Yılmaz, olay
sırasında eski adı Özel Harp Dairesi olan Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda
görevliydi ve bundan önceki görev yeri büyük bir uyuşturucu kaçakçılığı ve fidye
çetesi yakalanan Hakkâri Yüksekova'ydı. 4 Aralık 1997 tarihli duruşmada Mahkeme
Başkanı Mehmet Koçak, Genelkurmay Başkanlığı Özel Kuvvetler Komutanlığı'ndan da
sanık Piyade Yüzbaşı Bülent Yılmaz'ın 8-13 Haziran 1997 tarihleri arasında
yurtdışında bulunduğuna ilişkin yazı geldiğini kaydetti. Sanık Bülent Yılmaz'ın
avukatı Şevket Can Özbay, müvekkilinin mahkemeye bir dilekçe vererek önemli
açıklamalarda bulunacağını bildirdiğini, bu nedenle gazeteciler ve
izleyicilerin dışarıya çıkarılmasını istedi. Mahkeme Başkanı Koçak'ın bu talebi
kabul etmemesi üzerine söz alan sanık Yılmaz, tutuklu olduğu süre içinde
jandarmada manevi baskı altında tutulduğunu öne sürdü. Yılmaz, Güneydoğu'dan
Kardak'a ve Azerbaycan'a kadar birçok yerde görev yaptığını belirterek, "Ben bu
işlerle uğraşacak adam değilim. Müşteki Cemal Sümer'le görüşmeye gittiğimde,
sanıklardan Kamber Sarıkurt'tan, yüksek faiz uygulayarak aldığı parayı iade
etmesini istedim" dedi.
Mahkeme, 14 Eylül 1998'de sanıklardan Yüzbaşı Bülent Yılmaz, Astsubay Üstçavuş
Mehmet Satılmış ve Kamber Sarıkurt'un 21 yıl ağır hapis cezasına çarptırılmasına
karar verdi. Ahmet Özbek 5 yıl, Tanju Çetin 3 yıl 20 gün hapis cezasına
çarptırılırken Üsteğmen Babaros Alpşanlı ve Lütfı Reşit İnal'ın delil
yetersizliğinden beraatine karar verildi. (Anadolu Ajansı 18.09.1998)

Bünyamin Yılmaz

Ağca'nın Maltepe Askeri Cezaevinde er üniformasıyla kaçırılmasına yardım eden ve


hapis cezasına çarptırılan MHP yandaşı görevli er. (Papa, Mafya, Ağca /Reis)

Emin Yılmaz

Erzurum Ülkü Ocakları Başkanı. Erzurum Atatürk Üniversitesi öğretim üyesi Doç.
Dr. Orhan Yavuz'un 15 Haziran 1977'de öldürülmesi olayını azmettirdiği ve
cinayetin Bekir Kum takma adını kullanan Cezayir Baysal tarafından işlendiği MİT
Elazığ Bölge Müdürlüğü tarafından dinlenen telefonlardan, Emniyet'e iletildi.
(Gizli Kulaklar Ülkesi, 100)
170 / 235

Kemal Yılmaz

Özel Harp Dairesi Komutanı, General Aydın Yurtsever polisler imzasıyla dağıtılan
bildiride sağkolu Korkut Eken'le birlikte ordu içinde sertlik yanlısı ve MHP'li
olarak bilindiği ileri sürüldü. Aliyev'e karşı girişildiği ileri sürülen darbede
öldürülen Azeri İçişleri Bakanıyla Ankara'da Stad otelinde Mehmet Ağar, İbrahim
Şahin ve Korkut Eken'le birlikte görüştüğü ileri sürüldü. (2. MİT Raporu)

Yakup Kürşat Yılmaz

Ülkücü mafya şeflerinden. Kuşadası Belediye başkanı Lütfi Suyolcu 16 Mayıs


1995'te evinin önünde uğradığı saldırıda Kürşat Yılmaz'ın adamları tarafından
öldürüldü. Yılmaz, bu olayda 16 yıl ağır hapis cezası aldı. Ancak yargıtay bu
kararı Kürşat Yılmaz'ın cinayete azmettiren esas fail olduğu gerekçesiyle idamla
yargılanması gerektiği için bozmasından sonra dava yeniden görülmeye başlandı.
Bu davada Kürşat Yılmaz ile birlikte 16 kişi yargılanıyordu. Yargıtay'ın aynı
gerekçeyle bozma karan vererek, yeniden yargılanmasını istediği diğer sanık
Yavuz Kaşıkçı ise bir başka suçtan Samsun Cezaevinde bulunuyor. (Anadolu Ajansı,
01.05.1998)
Kürşat Yılmaz'ın adamı olduğu ileri sürülen Yavuz Kaşıkçı tarafından 31 Aralık
1992'de Yenikapı Çakıl Gazinosu'nda öldürülen uyuşturucusu kaçakçısı Osman
Ayanoğlu'nu öldürmeye azmettirmekten yargılandı, ancak 15 Ocak 1993'te beraat
etti. Uyuşturucu kaçakçısı Hüseyin Baybaşin'in itiraflarına göre Osman Ayanoğlu
cinayeti, dönemin Cinayet Masası amiri Sarı Celal tarafından kendisine yıkılmaya
çalışıldı. Ancak tefeci Kayhan Güvelioğlu cinayetinden dolayı tutukluluğu sürdü.
1994'te Çanakkale Cezaevinden hastanaye götürülürken kaçtı. Dört ay sonra
yakalandı. 1997 Temmuzunda kızı ülkü Gümgüm'ü kaçıran polis memurunun iki
kardeşi adamları tarafından öldürüldü. Mahkûmiyetinin kesinleştiği gün Afyon
Devlet Hastanesinden kaçtı. Kısa bir süre sonra Kaş'ta, yurtdışına çıkma
hazırlığı yaparken yakalandı.
Burdur Cezaevinden, arkadaşı Ali Oymak'la birlikte 16 Şubat 1998'de cezaevinde
görevli uzman çavuş Numan Güvenir tarafından özel otomobil ile hastanaye
götürülme bahanesiyle çıkarıldı ve şüpheli bir biçimde kaçtı. Yılmaz'm
kaçışından sorumlu tutulan Cezaevi Müdürü İbrahim Bülbül'le yardımcıları Ferhat
Özkan ve Zihni Güngör tutuklu yargılandıkları davada Yılmaz ve Oymak'ın torpilli
mahkûmlar olduklarını, Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Hayrettin Gökdemir, Sağlık
Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı, eski Erzurum Valisi Oğuz Berberoğlu ve Eski
Bayrampaşa Cezaevi Savcısı Necati Özdemir gibi isimler tarafından ziyaret
edildiklerini anlattılar. (Susurluk Tutanakları) İzmir Polisi'nin
araştırmalarına göre firar olayının arkasında Titan şirketinin başkanı Kenan
Şeranoğlu olduğu ileri sürüldü. İddialara göre Şeranoglu Büyük Efes Oteli'nde
Yılmaz'ın adamlarından Mehmet Ümit Şimşek'le buluştu ve haraç verdi. Kaçış olayı
bu haraçla finanse edildi. (Yeni Yüzyıl, 3.03.1998) Bu olaydan sonra 23 Haziran
1998'de Levent Sanayi Mahallesi'nde İrfan Silik'in kaçırılması üzerine yapılan
operasyonlarda olayın faillerinin Kürşat Yılmaz'a bağlı olarak çalıştığı ileri
sürülen ve aralarında Yılmaz'ın kardeşi Yüksel Yılmaz ve kayınbiraderi Erdal
Çetin'in de bulunduğu bir grup olduğu anlaşıldı.
Operasyonlarda 13 kişi 9 tabanca ile birlikte gözaltına alındı. Sanıkların 3
Mart 1997'de Kağıthane İlçesi'nde İzzet Fıçıcı'nın, 9 Kasım 1997'de aynı ilçede
Halil Aydın'm tabanca ile yaralanması, 15 Aralık 1997'de de Beyoğlu'nda Düven
Bar'ın kurşunlanması olaylarına karıştıkları, ayrıca, 20 Şubat 1998'de Şişli'de
As Menkul Değerler'in kurşunlanması, 24 Nisan 1998'de Gaziosmanpaşa'da İzzet
Yılmaz'ın tabanca ile yaralanması, 12 Mayıs 1998'de Zeytinburnunda Mustafa
İhtiyar'ın tabanca ile öldürülmesi, 3 Haziran 1998 günü de Güngören'de Hayri
Dinçer Ekerer'in tabancayla yaralanması olaylarını gerçekleştirdikleri ileri
sürüldü. (Anadolu Ajansı, 08.07.1998)
Kürşat Yılmaz Behçet Cantürk'ü öldüren güçlerin kendisinden Lice'li işadamı
Halis Toprak'ı öldürmesini istediklerini ve bunu reddettiği için bir takım
cinayetlerin üzerine yıkıldığını ileri sürdü. (Artıhaber, 42)
171 / 235

Uğur Dündar'a yaptığı açıklamalarda Burdur Cezaevinden resmi plakalı bir araçla
Ankara'ya kaçtığını ve çok önemli bir politikacının misafiri olarak Ankara'da üç
gün kaldığını, ceza muafiyeti getirilmesi şartıyla bildiği her şeyi
anlatabileceğini ve esecek rüzgara kimsenin dayanamayacağını ileri sürdü.
(Hürriyet, 25.10.198) Cumhurbaşkanı danışmanı Hayrettin Gökdemir ve Vali Oğuz
Berberoğlu Yılmaz'ın cezaevindeki ziyaretçileri arasındaydı.

Selahattin Yılmaz

Adı Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 1998 yılı Ağustos'un açıkladığı çeteler


listesinde yer aldı. Samsun ve çevresinde senet tahsilatı, haraç almak, cürüm
işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak suçlarından aranıyor.

Muhlis Yılmaz

İstanbul Mali ve Narkotik Şube'den sorumlu eski Müdür Yardımcısı. Söylemezler


çetesinin dağıttığı rüşvetten pay aldığı ileri sürüldü.

Zafer Yılmaz

Nurullah Tevfik Ağansoy'un ortağı. İfadesinde, Ağansoy'la 1992'de tanıştığını


ortak iş yaptıklarını ve birlikte ihalelere girdiklerini söyledi. Ahmet Özal'ın
Almanya'daki 25 milyon mark tutarındaki senetlerini tahsil ederek paranın
yarısını alacaklarını, Celal Babür ve Ferda Temel'e bu işten pay verecekleri
bilgisi ifadesinde yer aldı. (Ağansoy Dosyası)

Korkmaz Yiğit

İşadamı. İstanbul'da Akat, Etiler, Ulus gibi semtlerde yaptığı lüks konutlarla
tanındı. Nesim Malki'la yakın olduğu ve Malki'nin paralarını piyasada
değerlendirdiği'lan suruldu. Yiğit, Malki'yi Erol Evcil tarafından tehdit
edilmesi üzerine Hayri Kozakçıoğlu'na götürdüğünü, bu olay üzerine de Alaattin
Çakıcı tarafından arandığını söyledi. Bank Ekspress, Kanal 6, Kanal E, Kanal 4,
Yeni Yüzyıl, Ateş gibi kuruluşları birbiri ardına satın alarak dikkat çekti. Son
olarak, tartışılan Türk Ticaret Bankası ihalesini aldı. Bu ihaleye ilişkin
Alaattin Çakıcı'la yaptığı telefon görüşmelerinin CHP tarafından 13 Ekim 1998'de
TBMM'de yapılan bir basın toplantısıyla açıklanması karşısında güç duruma düştü.
Türkbank'm satışı iptal edilirken, Korkmaz Yiğit'in banka kredileri
soruşturulmaya başlandı. (Hürriyet, 15.10.1998) Yiğit hakkında açılan soruşturma
nedeniyle DGM tarafından yurtdışına çıkış yasağı kondu. Bu gelişmeler üzerine
Medya sektöründen çekildiğini açıklayan Yiğit, Milliyet gazetesini Aydın Doğan'a
geri sattı.

Nihat Yiğiter

Hakkâri Yüksekova taburunda görevli yüzbaşıyken, Yüksekova Çetesi davasından


tutuklandı. İtirafçı Kahraman Bilgiç Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde
verdiği ifadede cinayetlerin Binbaşı Yurdakul'un emriyle, Yüzbaşı Nihat Yiğiter
ve Üsteğmen Bülent Yetüd tarafından gerçekleştirildiğini, Abdullah Canan'ın da
Yurdakul'un emriyle Yüzbaşı Nihat Yiğiter tarafından beylik silahıyla
öldürüldüğünü ileri sürdü. (Cumhuriyet, 20.11.1997) Yiğiter 24 Ekim 1997'deki
duruşmada Mehmet Emin Yurdakul ve Bülent Yeflld'le birlikte tutuksuz yargılanmak
üzere tahliye edildi.

Oğuz Yorulmaz
172 / 235

Sedat Bucak'ın resmi korumalarından biri. 25 Ağustos 1996'da İstanbul polisine


gelen bir telefon ihbarı nedeniyle, Topal cinayetine adı karıştığı için 28
Ağustos'da gözaltına alındı. Ancak Ankara'dan gelen emir üzerine İbrahim Şahin
ve Halil Tuğ'a teslim edilerek serbest bırakıldı. Susurluk kazasından sonra,
tekrar açılan soruşturmada tutuklanmadan önce yaptığı açıklamalardan birinde
Sabancı cinayetinin rakip holding tarafından planlandığını ve örtbas edilmeye
çalışıldığını ileri sürdü. 7 Ocak'da teslim olduğu İstanbul DGM tarafından 13
Ocak 1997'de tutuklandı. (Susurluk Tutanakları, Kutlu Savaş Raporu, 11-54-95)

Mehmet Emin Yurdakul

Havar kod adlı PKK itirafçısı Kahraman Bilgiç'in itiraflarıyla açığa çıkan
Yüksekova Çetesi'yle ilişkili olduğu gerekçesiyle tutuklanan, eski Yüksekova
Tabur Komutanı, Binbaşı. Bilgiç ifadesinde Yurdakul'un çeşitli cinayetlere
karıştığını, uyuşturucu kaçakçılığı yaptığını ileri sürmüştü. Olayla ilgili
soruşturmayı sürdüren astsubay Hüseyin Oğuz'un Susurluk Komisyonuna verdiği
ifadenin ardından, M. Emin Yurdakul da komisyona ifade verdi ve 13 Mart 1997'de
tutuklandı. (Susurluk Tutanakları 1456-1498 / Kutlu Savaş Raporu, 91-92 ) Kurmay
Albay Hamdi Poyraz'la birlikte yargılandığı Diyarbakır 1 Nolu DGM tarafından
askeri suç niteliğindeki suçlarla ilgili olarak ve 16 Ağustos 1995'te Yüksekova
Uluyol Köyü'nden Ziya Zengin isimli kişinin öldürülmesi olayıyla ile ve 23 Kasım
1995'te Yüksekova Karlı Köyü'nden iç güvenlik harekatı birimlerince
gerçekleştirildiği iddia edilen ızrar hakkında 14 Nisan 1997 tarihli görevsizlik
kararı ile hazırlık evrakı 21'inci Jandarma Sınır Tümen Komutanlığı Askeri
Savcılığına gönderilerek suç duyurusunda bulunuldu.
Ayrıca yine 27 Ekim 1995'te güvenlik güçlerince Yüksekova Ağaçlı Köyü'nde
düzenlenen operasyonda Şemsettin Yurtseven, Muhtar Özekeıı ve Münir Sarıtaş
isimli 3 kişinin gözaltına alınmaları ve daha sonra kendilerinden haber
almaması, Abdullah Canan isimli kişinin 17 Ocak 1996'da gözaltına alındıktan
sonra öldürülmesiyle ilgili adlan geçen Piyade Binbaşı Mehmet Emin Yurdakul,
Piyade Yüzbaşı Nihat Yiğiter ve Kahraman Bilgiç hakkında Hakkâri Cumhuriyet
Başsavclığı'na suç duyurusunda bulunuldu." (Yeni Yüzyıl, 15.07.1998) Binbaşı
Mehmet Emin Yurdakul tutukluluk halinin devam etmesine rağmen Diyarbakır 7.
Kolordu Komutanlığı Askeri Cezaevi yetkilileri tarafından serbest bırakıldı.
(Cumhuriyet, 24.111997)

Ali Yurtaslan

Ülkücü, itirafçı. 1979'da Aydınlık gazetesine yaptığı açıklamalarda MHP ve


ülkücü kuruluşların yasadışı faaliyetlerine ilişkin ayrıntılı bilgiler verdi.

Kamil Yüceoral

Emekli Deniz Yüzbaşı. Başbakan Tansu Çiller tarafından 1993 yılı Eylül ayında
Başbakanlık Dış Türkler Koordinatörlüğünden sorumlu müşavir yapıldı. Necmettin
Erbakan'ın Başbakanlığı döneminde Başbakanlık Başdanışmanı oldu. 1995 yılı Mart
ayında düzenlendiği ancak başarısız olduğu iddia edilen Azerbaycan Darbesi ile
ilişkisi olduğu ileri sürüldü. Raşit Dostum'a gönderilen para ile ilgili olarak
Enver Altaylı'yla birlikte suçlandı. (Susurluk Tutanakları 1093-1095,1113 /
Kutlu Savaş Raporu, 58-60)
323
z
Muhammed Celal Zehebi
Çetin Emeç cinayetine de karışan Suriye asıllı altın ve döviz kaçakçısı. Adı,
1989'da İsviçre Adalet Bakanı Elizabeth Kopp'un kocasının da adının karıştığı
Magarian kardeşlerin tutuklandığı uluslararası kara para aklama operasyonunda
geçti. Zehebi, Magarian kardeşlerin Türkiye'deki uzantısı olarak
173 / 235

değerlendirildi. 17 Eylül 1987'de Türk vatandaşlığına geçtikten sonra Özel


soyadını alan Zehebi, Dahabi, Zehabi, gibi adlarla da tanınıyor Doktor kod adını
ve banka hesaplarında TIR kodunu kullandığı ileri sürüldü.
Çillo Mehmet olarak tanınan Mehmet Yıldırım, Turan Çevik ve Mehmet Çelikel'le
ilişkili olarak soruşturuldu. 12 Ocak 1989'da İstanbul Devlet Güvenlik
Mahkemesine verdiği ifadede Türk vatandaşı olduğunu gizledi ve Mehmet Yıldırım'ı
kardeşi Hüseyin Yıldırım'a otomobil sattığı için tanıdığını belirtti. Ayrıca
Magaryanlar'la de hemşeri olduğu için tanıştığını, ve İsviçre'ye gidince
yanlarında kaldığını söyledi.
Çetin Emeç cinayetinde, evinde çalışan hizmetçi duyduğu bir telefon konuşmasında
Zehebi 'nin Emeç'in öldürülmesi istediğini ileri sürdü. Ancak soruşturmadan bir
sonuç alınamadı. (Öldürün O Gazeteciyi)

Şevket Zelzele

Bilecik Güvenlik Şube Müdürlüğü yaparken eroin kaçakçılığına karıştığı


iddiasıyla açığa alınan emniyet müdürü. Hollanda polisi'nin yaptığı bir
operasyon sırasında bir uyuşturucu kaçakçısıyla ilişki kurduğu belgelendi.
Zelzele ile birlikte yurtdışına gidişi sırasında çantasını taşıyan dış hatlarda
görevli komiser Mehmet Karataş da açığa alandı. Zelzele 1986'da döviz ve sahte
para olayına karıştığı için tutuklandı ve polislikten çıkarıldı. Ancak mahkeme
kararıya geri dönmüştü. (Hürriyet, 08.02.1992)

Cihat Zerger

Sovyetler birliğinden getirdikleri 825 milyon dolar değerinde 10 kilo


zenginleştirilmiş uranyumu satmak isterken Emrullah Güngör, Zafer Yılmaz, Cumhur
Erten, Adnan Kaya ve Erdoğan Reser'le birlikte Beyoğlu'nda bir otelde polis
tarafından yakalandı. (Hürriyet 23.07.1994)

Ali İhsan Zeydan

Pinyaşini Aşiretinden. Hakkâri Yüksekova Belediye Başkanı. Yüksekova Çetesi


olarak bilinen uyuşturucu, fidye ve cinayet davasına adı karıştı. Kahraman
Bilgiç'in iddialarına göre Zeydan'ın gösterdiği adamlar yakalanıyor, daha sonra
para karşılığı Mehmet Emin Yurdakul tarafından bırakılıyordu. Bilgiç Tabur
Komutanı Yurdakul'un yakalanan eroini büyük şehirlerde sattırdığını da mahkemede
ileri sürdü. Bilgiç'in bir başka iddiası da gözaltına alındıktan sonra öldürülen
Abdullah Canan'ın Zeydan'ın hatırı için Yurdakul tarafından öldürüldüğüydü.
(Cumhuriyet,08.03.1997) Evinde yapılan aramada, çok sayıda silahla birlikte
Emniyet Genel Müdürlüğü'nde bulunması gereken kayıp Uzi'lerden bulundu. Mahkeme
Heyeti, 16 Aralık 1997'deki duruşmada "yapılan araştırma ve yazışmalardan
Belediye Başkanı Ali İhsan Zeydan'ın evinde bulunan silahların kısmen devlete
ait, kısmen de devletin bilgisi dahilinde, terörle mücadele amaçlı
bulundurulduğunun tespit edildiği" gerekçesiyle sanığın 3 milyar lira kefaletle
serbest bırakılmasına karar verdi. (Anadolu Ajansı, 16.12.1997)

Kitapta Geçen İsimler Dizini

A
174 / 235

A.Oğuz Güneş Abbas


Babat Abdi İpekçi
Cinayeti Abdullah
Başçı Abdullah
Baybaşin Abdullah
Bilici Abdullah
Canan Abdullah
Cantürk Abdullah
Çatlı Abdullah Hakan
Gül Abdullah
Kederoğlu Abdullah
Kılıç Abdullah
Sarıkeçe Abdullah
Sülük Abdullah Şap
Abdullah Yetkin
Abdurrahman Buğday
Abdurrahman Keskin
Abdurrahman Kıpçak
Abdülaziz Karabağ
Abdülbaki Albayrak
Abdülkadir Akbıyık
Abdülkadir Aksu
Abdülkadir Aygan
Abdülkadir Bayram
Abdülkadir Sezgin
Abdülkerim Özcük
Abdüllatif Alakel
Abuzer Uğurlu Acar
Okan Adem Albayrak
Adil Develi Adil
Öngen Adil Timurtaş
Adnan Atasever Adnan
Başer Kafaoğlu Adnan
Bıyıkbeyi Adnan
Çiçek Adnan
Gündoğdu Adnan Şen
Adnan Yıldırım
Affan Keçeci Agop
Agopyan Ağa Cantürk
Ağabey Taşçı Ahmet
Agihigi Ahmet Akkurt
Ahmet Akmal Ahmet
Albay Ahmet Ateşli
Ahmet Atlılar Ahmet
Baş Ahmet Baydar
Ahmet Bıyıkoğlu
Ahmet Böcek Ahmet
Ciner Ahmet Çağman
Ahmet Çokuçkun
Ahmet Çubuk Ahmet
Demir Ahmet Doğan
175 / 235

Ahmet Doğu
Ahmet Dut
Ahmet Dündar
Ahmet Gündüz
Ahmet Hamoğlu
Ahmet Karavar
Ahmet Karayol
Ahmet Kop
Ahmet Orhan Say
Ahmet Özal
Ahmet Özyurt
Ahmet Söylemez
Ahmet Tanrıkulu
Ahmet Tecen
Ahmet Tekin Baykal
Ahmet Turgut
Ahmet Uğur Soylu
Ahmet Uğurlu
Ahmet Ülger
Ahmet Yılmaz
Akif Dalyaprak
Akil Çubukçı
Akın Birdal
Akın Karadağ
Akman Akyürek
Al Ahdal
Alaattin Çakıcı
Alaattin Kanat
Ali Açmak
Ali Akçiçek
Ali Armağan
Ali Ay
Ali Balkan Metel
Ali Bezal
Ali Birincioğlu
Ali Çelik
Ali Çubuk
Ali Fevzi Bir
Ali Galip Kayıran
Ali Genç
Ali Güngör
Ali İhsan Cesur
Ali İhsan Zeydan
Ali Karaduman
Ali Kaşgar
Ali Maraşh
Ali Metin
Ali Moustafa
Ali Naci Tuncer
Ali Necip Bozalioğlu
Ali Osman Sönmez
Ali Ozansoy
Ali Rıza Gürbüz
Ali Soylu
Ali Suayın
Ali Şen
Ali Taşçı
Ali Tekin Tamgaç
Ali Yasak
Ali Yavuz
Ali Yenigün
176 / 235

Ali Yılmaz Ali


Yurtaslan Alper
Tekdemir Altan Ediş
Altan İçöz Altın
Kaçakçılığı ANAP
Antonio Weatherill
Ara Toranyan Arden
Sellefyan Arias
Medina Arif Doğan
Arif Gökdemir
Armağan Kök Arzu
Top Asad Gonzari
ASALA Asil Nadir
Asil Onay Askar
Smitko Aslan Çakır
Aslı Ural Atakan
Yumrukça Atıf
Keçeci Atilla
Ardalı Atilla Aytek
Atilla Çelebi
Atilla Gürle Atilla
Kaya Atilla Serpil
Atilla Vural Atilla
Yılmazer Avni
Karadurmuş Avni
Musullulu Avrasya
Feribotu Avşar
Kederoğlu Avukat
Kürşat Özkan Ayaz
Muttalibov Aydın
Çetinkaya AydmGöker
Aydın İpekli Aydın
Kutlu Aydın Öztürk
Aydın Telli Ayhan
Adar Ayhan Akça
Ayhan Altıntaş
Ayhan Çarkın Ayhan
Eyigün Ayhan
Fındık Ayhan Kutlu
Ayşegül Tecimer
Aytekin Eraslan
Ayten Çakır Azer
Döviz Azerbaycan
Aziz Turgut
177 / 235

Babür Ünsal Bahadır


Tamer Bahattin
Düzenci Bahriye Üçok
Bahtiyar Aydın Baki
Cengiz Aygün Banker
Bako Banker Kastelli
Barkev Magaryan
Bayram Ağca Bayram
İri Bedii Patır
Bedirhan Işık
Bedrettin Cömert
Bedrettin Dalan
Bedrettin Küçük
Bedri Ateş Bedri
Kara Bedri
Karafakioğlu Behçet
Cantürk Bekir Gültaş
Bekir Aksoy Bekir
Boynuuzun Bekir
Çelenk Bekir Kum
Bekir Kutmangil
Bektaş Korkusuz
Benginur Öktem
Berhan Civelekoğlu
Birhan Dursun Birol
Kalkan Birol Özder
Birsu Hilal Altıntaş
Bitlis Suikastı Bora
Tuzcuoğlu Burak
Çalışkan Burhan
Mahmutoğlu
Burhanettin Bigalı
Burhanettm Turkeş
Bülent Berkarda
Bülent Bilal Fırat
Bülent Fırat Bülent
Gökben Bülent
Orakoğlu Bülent
Öztürkmen Bülent
Sümer Bülent
Şemiler Bünyamin
Adanalı Bünyamin
Yıldırım

Cahit Üngün
Can Seber
Caner Oktay
Canip Turan
Cavit Çağlar
Cavit Orhan Tütengil
Celal Adan
Celal Ateş
178 / 235

Celal Babür Celal


Duman Celal Erdoğan
Celal Zehebi Cem
Ersever Cem Uzan
Cemal Kozan Cemal
Kulaksızoğlu Cemal
Kuru Cemal Şencan
Cemalettin Çelik
Cemil Andırmak Cenan
Kocahakimoğlu Cengiz
Abaoğlu Cengiz Akgün
Cengiz Armağan
Cengiz Ayhan Cengiz
Cömert Cengiz
Tanyıldızı Cesim
Alagöz Cevat Yanar
Cevdet Kamah Cevdet
Tekin Cevher Özden
Ceyhan Bektaş
Cezayir Baysal
Chassan Masrizade
Cihan Caner Türkler
Cihan Karancı Cihat
Sever Cumali Yükçü

Çayan Ülgen Çetin


Büktel Çetin Emeç
cinayeti Çetin
Gencer

David Shemesh
Davut Akça
Davut Çelik
Davut Kölük
Davut Yıldız
Dede Özcan
Deniz Gökçetin
Deniz Kayaharman
DEP
Derya Ayanoğlu
Dikran Bahadır Altun
Dilek Örnek
Djamsid Baghahei
Doğan Çelik
Doğan Erşahin
Doğan F. Giray
Doğan Güreş
Doğan Kalkavan
179 / 235

Doğan Pandur
Doğan Sarı Doğan
Ünver Doğan
Yıldırım Doğan
Yonucuoğlu Drej
Ali
Duran Demirkıran
Duran Fırat
Dursun İri Dursun
Karataş Dündar
Kılıç Dündar
Kılıç

Ebulfez Elçibey
Edip Baybaşin.
Edip Özbay Efe
Özal EhatAkyol
Ehud Sadan Ekrem
Gocay Ekrem
Marakoğlu Ekrem
Özsoy Elia Benyeş
Elizabeth Kopp
Emin Acar Emin
Cankurtaran Emin
Yılmaz Emir
Alpaslan Emre
Doğan Emre Taner
Ender Ciner Ender
Eter Ender Teker.
Engin Can Engin
Civan Enis
Karaduman Enis
Sülün Enver Akova
Enver Altaylı
Enver Altuntaş
Enver Tuğ Enver
Ulu Ercan Akbaş
Ercan Doğan Ercan
Ersoy Ercan
Vuralhan Ercüment
Gedikli Erdal
Aksakal Erdal
Aydın Erdal
Durmaz Erdal
Halis Erdal Solak
Erdal Ünal Erdal
Yıldırım Erdinç
Bezgen Erdinç
Demirpolat
Erdoğan Arslan
Erdoğan Kutlu
180 / 235

Ergun Ahmetoğlu
Ergun Çakır
Ergün Dikkafa
Ergun Gür
Erhan Özkılıç
Erhan Ulaş
Erkal Erdem
Erkan Akbıyık
Erkan Ersil
Erkan Gürvit
Erol Aksoy
Erol Ankara
Erol Aydoğan
Erol Cengiz
Erol Erdoğan
Erol Evcil
Erol Özerol
Erol Uğurlu
Erol User
Ersin Eter
Ersin Özlem Işık
Ertaç Tinar
Ertan Sayılgan
Ertan Sert
Ertin Akgüç
Ertuğrul Bulut
Ertuğrul Güven
Ertuğrul Özgül
Ertürk Değer
Esat Canan
Esat Oktay Yıldıran
Eşref Bitlis
Eylem Cücüloğlu
Eylem Cülcüloğlu
Eyüp Atmaca
Eyüp Gögül
Eyüp Özalkuş
Eyüp Zafer Gökbilen

Fahrettin Aksoy
Fahrettin Aslan
Fahrettin Kunak
Fahrettin Özdemir
Fahrettin Soysal
Fahri Bank
Fahri Gülver
Fahri Yüksel
Farez Tolu
Faruk Akayra
Faruk Bayram Özarslan
Faruk Özgün
Fatih Altıntaş'
Fatih Bayata
Fatih Bucak
Fatih Okşan
Fatih Özhan
Fatma Kunt
Fazlı Akın
181 / 235

Fazlı Keylan Fehim


Kaya Fehmi Akar
Fehmi Altınbilek
Fehmi Kandemir
Ferda Seven Ferda
Temel Ferdi Heybet
Ferhat Tüysüz
Feride Sağlık
Feridun Akkuzu
Feridun Öncel
Ferman Demirkol
Fesih Güven Fethi
Müftüoğlu Fethi
Namluoğlu Fevzi Öz
Fikret Yücel Fikri
Canpolat Fikri
Erdöş Fikri
Kocakerim Fikri
Pahparoğlu Fikri
Sağlar Fırat
Erdoğan First
Merchant Bank Flash
TV
Francesco Pazienza
Frank Terpil Fuat
Doğu Fuat Kocal
Fuat Mutlu Fuat
Turgut

Gabriel Aktürk Gaffur


Çalışkan Garabet
Gökoğlu Garabet Serkiz
Abriyan Gazi Aydın
Gazi Dönmez Gençağa
Çakıcı Giovanni
Cannizzo Giyasettin
Baybaşin Gıyasettin
Kaya Gonca Us Göksal
Yılmaz Göksel Dolduran
Graham Fuller Guido
Lentini Gülay Aslıtürk
Gülbahar Ateş Günay
Kaptan Günay Kumru
Gürbüz Kuşçu Güven
Kaymak
182 / 235

Hacı Ali Demirci


Hacı Mirza
Hacı Ömer Okutucu
Hacı Reşit Zigari
Hacı Vural
Hadi Özcan
Hadi Üruğ
Hakan Aslan
Hakkı Aksakal
Hakkı Deliçay
Hakkı Yaman Namlı
Halil Altınoy
Halil Bezmen
Halil Gedik
Halil Havar
Halil Hikmet Karabacak
Halil Peril
Halim Apaydın
Halim Karataş
Halit Ekinci
Halit Kahraman
Halit Narin
Halit Reşitoğlu
Halit Soydan
Haluk Ercan
Haluk Kırcı
Hamdi Ardalı
Hamdi Özata
Hamdi Poyraz
Hamdi Töre
Hamit Fendoğlu
Hamit Gökenç
Hanefi Avcı
Hanifi Tokgöz
Harry Aderholt
Harun Gerçek
Hasan Arslan
Hasan Aydostlu
Hasan Celal Güzel
Hasan Cevahiroğlu
Hasan Conkara
Hasan Çağlayan
Hasan Erkuş
Hasan Fehmi Güneş
Hasan Gelener
Hasan Güler
Hasan Hüseyin Şener
Hasan Kaşkavalcı
Hasan Kaya
Hasan Kesami
Hasan Kondakçı
Hasan Malkoç
Hasan Mesçi
Hasan Sacit Kırkdeveli
Hasan Taşkın
Hasan Tilki
Hasan Yavuz
Hasan Yekta Keleş
Hasan Yılmaz
Hasan Yolan
Haşim Yaz
183 / 235

Hatay Kortun
Havzullah Düzenci
Hayati Baran
Hayati Ennekavi Vensiyon
Haydar Aliyev
Haydar Koç
Haydar Köroğlu
Haydar Sönmez
Haydar Şahin
Haydar Şen
Hayrettin Bayhan
Hayrettin Ertekin
Hayrettin Gökdemir
Hayrettin Toka
Hayrettin Yağcı
Hayrettin Yılmaz
Hayri Kozakçıoğlu
Hayriye Armağan
Hayrullah Şişman
Hayyam Gariboğlu
Henry Arslanyan
Henry Salah Adamson
Herald Korner
Hidayet Vurgun
Hikmet Babataş
Hikmet Sevcan
Hikmet Uzun
Hilmi İşgüzar
Hıncal Uluç
Hiram Abas
Hulusi Gülgü
Hurşit Han
Hurşit Yavaş
Hülya Ağaç
Hülya Ağansoy
Hüsamettin Cindoruk
Hüsamettin Kıyançiçek
Hüsamettin Türkmen
Hüseyin Açık
Hüseyin Baybaşin
Hüseyin Çoban
Hüseyin Demirel
Hüseyin Duman
Hüseyin Efe
Hüseyin Er
Hüseyin Hıfzı Ak
Hüseyin Kocadağ
Hüseyin Oğuz
Hüseyin Pepekal
Hüseyin Tilki
Hüseyin Uğurlu
Hüseyin Ulaş
Hüseyin Yücel
Hüsnü Özyeğin

İbrahim Aracı
İbrahim Babat
İbrahim Bozkurt
184 / 235

İbrahim Cici
İbrahim Çalışkan
İbrahim Doğan
İbrahim Faysal Sakar
İbrahim Genç
İbrahim Gümrükçüoğlu
İbrahim Halil Temizoğlu
İbrahim İyiçi
İbrahim Kara
İbrahim Kılıç
İbrahim Şahin
İbrahim Telemen
İbrahim Topuz
İbrahim Turganer
İbrahim Türk
İbrahim Uğurbaşçı
İbrahim Yaşar Dedelek
İhsan Karayakalı
İhsan Kuruoğlu
İlhan Aliyev
İlhan Emir
İlyas Sarıca
İmdat Akmermer
İpekçi Cinayeti
İpekçi Suikastı
İran-Contra
İrfan Çağrıcı
İrfan Özaydınlı
İsa Ambarcı
İsa Armağan
İsa Bostan
İsa Yaşar Tezel
İsmail Hacısüleymanoğlu
İsmail Kahraman
İsmail Kısakaya
İsmail Koksal
İsmail Mısırlı
İsmail Özdağlar
İsmail Öztoprak
İsmet Bütün
İsmet Çetin
İzzet Gündüz Sanyar
İzzettin Doğan

Jacques Bovey
Jean Magafyan
Josef Tan

Kadir Kurt
Kadir Sayın
Kadir Turgut
Kadri Kürşat Poyraz
Kadri Özcan
Kahraman Bilgiç
Kamil Elibol
185 / 235

Kamil Ethem Fayganoğlu


Kamil Özkılıç
Kamil Türk
Kamil Yüceoral
Kartal Demirağ
Kasım Gençyılmaz
Kasım Önadım
Kaşif Kozinoğlu
Kaya Erdem
Kaya Özel
Kaya Portakal
Kaya Sunay
Kazım Çillioğlu
Kazım Erdem
Kemal Arabacı
Kemal Bilgin
Kemal Derinkök
Kemal Horzum
Kemal Kılıç
Kemal Öktem
Kemal Sadık Uzunel
Kemal Türkler
Kemal Yazıcıoğlu
Kenan Aksoy
Kenan Ali Gürsel
Kenan Duransu
Kenan Evren
Kenan Gürel
Kenan Poyraz
Kenan Şeranoğlu
Kerim Yaman
Kıbrıs
Kirman Gilan
Kısmetim-I
Kont Alexandre de Marenches
Korkut Eken
Korkut Özal
Köroğlu Karamızrak
Kubilay Yaprak
Kudret Bayhan
Kutlu Adalı
Kürşat Özkan
Kürşat Yılmaz
Kürt Ahmet

L. Büşra Müftüoğlu
Latif Aktı
Latif Özdemir
Lazem Esmaeili
Lazım Esmaeili
Leslie John Harrison
Levent Özbay
Levent Şeker
Lokman Ghodsi Mahbood Alam
Lokman Kondakçı
Lucky-S
Lütfi Suyolcu
Lütfü Suyolcu
186 / 235

Lütfü Tomuş

M. Kenan Tekdağ
M. Tekin Hatipoğlu
Mahir Akkurt
Mahir Bayyurdoğlu
Mahmut Baybaşin
Mahmut İnan
Mahmut Karaduman
Mahmut Korkmaz
Mahmut Önder Topbaş
Mahmut Şahin
Mahmut Şener
Mahmut Ural
Mahmut Yıldırım
Manuel Simon Ankechian
Matio Almazino
Mecattaf
Medet Serhat
Mehmet Ağar
Mehmet Alakel
Mehmet Ali Ağca
Mehmet Ali Altındağ
Mehmet Ali Çevikel
Mehmet Ali Yaprak
Mehmet Aslan Ünal
Mehmet Baybaşin
Mehmet Bülbül
Mehmet Cantaş
Mehmet Celal Bucak
Mehmet Cemal Kulaksızoğlu
Mehmet Cemil Özdöl
Mehmet Çağlar
Mehmet Çevik
Mehmet Demirbilek
Mehmet Demirci
Mehmet Deniz
Mehmet Elkatmış
Mehmet Emin Araş
Mehmet Emin Baybaşin
Mehmet Emin Ergen
Mehmet Emin Odabaşı
Mehmet Emin Yurdakul
Mehmet Ercengiz
Mehmet Erdoğan
Mehmet Ertaş
Mehmet Esener
Mehmet Eymür
Mehmet Faysal Söylemez
Mehmet Fehim Tobur
Mehmet Gelenek
Mehmet Gözen
Mehmet Gürbüz
Mehmet Güven
Mehmet Han Kozat
Mehmet Hani fı Kaya
Mehmet Kahya
Mehmet Kapanoğlu
187 / 235

Mehmet Kasar
Mehmet Korkmaz
Mehmet Köymen
Mehmet Kurt
Mehmet Mustafa Bingöl
Mehmet Mustafa Güneş
Mehmet Nacak
Mehmet Okumuş
Mehmet Ökten
Mehmet Özbay
Mehmet Öztel
Mehmet Öztürk
Mehmet Perçin
Mehmet Sakallı
Mehmet Salih Aydın
Mehmet Selim Savaş
Mehmet Serdar Alpan
Mehmet Sıddık Bakır
Mehmet Sümbül
Mehmet Ş. Kavsaoğlu
Mehmet Şahin
Mehmet Şandır
Mehmet Şener
Mehmet Şerif Baybaşin
Mehmet Şirin Baybaşin
Mehmet Tanaydın
Mehmet Tatar
Mehmet Turgay
Mehmet Uğur Dirlik
Mehmet Urban
Mehmet Üstünkaya
Mehmet Varlık
Mehmet Varmı
Mehmet Yaşar Gül
Mehmet Yazıcıoğulları
Mehmet Yıldırım
Mehmet Zeki Erzen
Mehmethan Tokuş
Melih Gökçek
memuru Yahya Girgin
Meral Akşener
Mestan Şener
Mesut Yılmaz
Mete Bey
Mete Bozbora
Metin Acar
Metin Atmaca
Metin Çakmaz
Metin Dokur
Metin Durmaz
Metin Gündoğan
Metin Günyol
Metin Kaya Çağlayan
Metin Öney
Metin Sağıroğlu
Metin Selvi
Metin Taran
Metin Turgar
Metin Yalçın Girişken
Mevhibe Can
Mevlüt Işık
188 / 235

Michael Göleli
Michael Leeden
Mıgırdıç Sellefyan
Mikail Göleli
Mikail Sarı
Miran Kumdagezer
Mohammed Amou Fini
Moneytron
Monte Melkonyan
Muammer Aksoy
Muammer Dereli
Muammer Ertuğrul
Muammer Özdemir
Muammer Şenel
Muhammed Jamal Gonzari
Muhammed Şekerci
Muhammet Hacısüleymanoğlu
Muhammet Öztoprak
Muhammet Şekerci
Muhsin Gül
Muhsin Polat
Muhsin Yazıcıoğlu
Muradi Güler
Murat Balaban
Murat Balçık
Murat Başesgioğlu
Murat Bayrak
Murat Bozkurt
Murat Demir
Murat Demirel
Murat Doğru
Murat Gencer
Murat İpek
Murat Öncel
Murat Öztoprak
Murat Sükan
Murat Şahinbaş
Murat Topal
Murat Toros Gürkaya
Murat Yıldırım
Murtaza Didin
Musa Dülger
Musa Öztürk
Musa Serdar Çelebi
Musa Stoçi
Musa Tanışan
Musa Teber
Musavvat Dervişoğlu
Mustafa Akman
Mustafa Altınok
Mustafa Altınok
Mustafa Andırmak
Mustafa Arpacı
Mustafa Aydın
Mustafa Bakan
Mustafa Çağlar
Mustafa Coşkun
Mustafa Çubuk
Mustafa Deniz
Mustafa Doğan
Mustafa Duyar
189 / 235

Mustafa Ercan
Mustafa Gunaydın
Mustafa Gürsu
Mustafa Haskırış
Mustafa İlerisoy
Mustafa Kalemli
Mustafa Keser
Mustafa Koçinoğlu
Mustafa Mirza
Mustafa Oğan
Mustafa Orhan
Mustafa Özyardımcı
Mustafa Pehlivanoğlu
Mustafa Pevlivanoğlu
Mustafa Sabri Yazganarıkan
Mustafa Sevinci
Mustafa Sıddık Bayram
Mustafa Söylemez
Mustafa Tamer
Mustafa Tosun
Mustafa Türkay
Mustafa Uğurlu
Mustafa Usta
Mustafa Verkaya
Mustafa Yılmaz
Muzaffer Cülgün
Mübarek Sofian
Müfit Dikmen
Müfit Sement
Mümin Mandil
Mürşit Jolker

N. Kemal Kara Naci


Gür Nafiz Bostancı
Nafiz Karacan Nail
Araz Nail Aydın Nail
Keçili Naim Yanık
Namık Erdoğan Namık
Kemal Ersun Namık
Kemal Şentürk Nasır
Söylemez Nasrullah
Ayan Naşit Birgüvi
Nazmi Kara Nazmi
Poyraz Necati Uygur
Necati Yelkovan
Necati Yıldırım
Necati Yıldız Necdet
Güçlü Necdet
Küçüktaşkıner Necdet
Menzir Necdet Ulucan
Necdet Üruğ Necdet
Yılmaz
190 / 235

Necip Baskın
Necmettin Bozalioğlu
Necmettin Cevheri
Necmettin Çetin
Necmettin Ercan
Necmettin Hazayi
Necmettin Karabacakoğlu
Necmettin Karadeniz
Necmettin Sönmezcan
Nedim Acar
Nedim Dişkaya
Nedim Sevim
Neil Livingstone
Nejat Daş
Nejat Söyler
Nejat Tümer
Nesim Malki
Nesim Meşulam
Neval Boz
Nevzat Ayaz
Nevzat Bilecen
Nevzat Birdal
Nevzat Bor
Nihat Akgün
Nihat Calban
Nihat Camadan
Nihat Demiray
Nihat Güner
Nihat Yasak
Nihat Yiğiter
Nihat Yıldız
Niyazi Adıgüzel
Niyazi Pek
Nizamettin Baybaşin
Nizamettin Kutlu
Nizamettin Laçin
Numan Turhan
Nurettin Çakır
Nurettin Güven
Nurettin Kurt
Nurettin Ormancı
Nurettin Özdemir
Nuri Aydın
Nuri Ayyıldız
Nuri Bostan
Nuri Gündeş
Nuri Okur
Nuri Yazıcı
Nusret Demir
Nusret Senem
Nasrettin Gütndüzhan
Oğuz Atak
Oğuz Işık
Oğuz Yorulmaz
Ohannes Simon Ankechian
Oktay Durmuş
Okyar Pergünt
Oliver North
Oral Çelik
Orhan Aslıtürk
Orhan Gönülal
191 / 235

Orhan Gür
Orhan Özay
Orhan Özcanlı
Orhan Salman
Orhan Uzeller
Orhan Yavuz
Orhan Yılmaz
Osman Asilsoy
Osman Atay
Osman Ayanoğlu
Osman Berkmen
Osman Cevahiroğlu
Osman Ergen
Osman Gürbüz
Osman İmamoğlu
Osman Kürşat Demirdöğen
Osman Mirza
Osman Mutlu
Osman Nuri Mutlu
Osman Nuri Van
Osman Özkaraca
Osman Özpazar
Osman Öztürk
Osman Şen

Ökkeş Çokuçkun
Ökkeş Havar
Öme r Ay
Ömer Bağcı
Ömer Balaban
Ömer Bilgin
Ömer Kaplan
Ömer Karaahmetoğlu
Ömer Korkmaz
Ömer Lütfü Topal
Ömer Mersan
Ömer Mirza
Ömer Özcan
Özal Suikastı
Özer Çiller
Öznur Taylan

Papa
Paul Henze Pelin
Keskin Pelkov
Doçev Petrocom
Philippe Laval
Pınar Bakır Pınar
Bakırcı Pizza
Connection
192 / 235

Rafet Küçüktiryaki
Rafet Yılmaz
Ragıp Gürdel
Ramazan Özaslan
Ramazan Sarı
Ramazan Tilgen
Ramazan Vurmaz
Ramira Garcia Domungues
Ramis Çelik
Raşit Dostum
Rauf Denktaş
Recep Behar
Recep Çiçek
Recep Kuzucu
Recep Öztürk
Recep Ramadan
Recep Tiriz
Recep Yetim
Remzi Ağaçbekler
Renata Kinga Wesolowska
Resul Özdemir
Reşat Akkaya
Reşat Altay
Reşit Alpan
Richard Secord
Rıdvan Abay
Rıdvan Çağrıcı
Rıdvan Özden
Rıfat Büyükbayrak
Rıfat Yıldırım
Rıza Savcı
Rıza Savı
Robert Kevin Forster
Robert Tamraz
Royston Croney
Ruşen Cevadov
Ruzi Nazar

Sabahattin Savaşman
Sabahattin Su
Sabahattin Şen Sabit
Tırnovalı Sabri
Bektaş Sabri Donat
Sabri Galer Sabri
Yüksel Sadık Kara
Sadık Tokuçoğlu
Safar Ali Lotfollah
Saffan Mindivanlı
Saim Kahveci Saime
Sezginler Sait
Büyükbayrak Sait
Çelik Salah Çoral
Salih Gündoğdu Salih
Mesudiyeli Salih
Özdal
193 / 235

Saıııct Aslan
Sami Akkaya
Sami Binicioğlu
Snıııi Harman
Sami Hoştan
Sami Karamanoğlu
Sami Şahin
Sami Türk
Samir Arosyan
sanığı Sami Hoştan
Sarp Kuray
Savaş Ağaoğlu
Savaş Çakıcı
Savaş Kibar
Savaş Köseoğlu
Sebahattin Artun
Sebahattin Bayrak
Sedat Beker
Sedat Bucak
Sedat Demir
Sedat Doğan
Sedat Edip Bucak
Sedat Özenir
Sedat Peker
Sedat Şahin
Sefer Bezal
Selahattin Arpacı
Sefahattin Büyüköztekin
Selahattin Cevheri
Selahattin Delidere
Selami Gültaş
Selçuk Parsadan
Selçuk Ural
Selim Edes
Selim Gösterişli
Selim İslamoğlu
Selim Işık
Selim Türkmen
Semih Tufan Gillaltay
Semra Özal
Sena Söylemez
Senar Er
Serdar Güreş
Serdar Tülütaş
Seren Serengil
Serkis Soğanlıyan
Serkis Zakayan
Serper Baltacıoğlu
Sertaç Akkuş
Servet Atan
Seydi Battal Köse
Seyfı Dadaş
Seyit Ahmet Altıntaş
Sezai Konuklar
Sıddık Polat
Simon Ankechian
Simon Simonian
Sinan Erol
Sinan Gürdoğan
Sinan Yaşar
Sinan Zenbil
194 / 235

Söylemezler
Stefano Delle Chiaie
Suat Şahin
Suat Ülker
Suat Ünal
Suphi Aşıcıoğlu
Süleyman Demirci
Süleyman Hanilci
Süleyman İnan
Süleyman Mercümek
Süleyman Necati Topuz
Süleyman Seba
Süleyman Tüfekçi
Süleyman Varlı
Süleyman Yalçıntürk
Süleyman Yaşar
Sümer Tont
Süreyya Cem Topaloğlu
Sürmeli Demirci
Syed M. Akhtar
Şaban Demirkapı
Şaban Erkan
Şaban Erkol
Şafak Mert
Şahap Karaosmanoğlu
Şahin Tolunoğlu
Şakir Babuç
Şehmuz Tatlıcı
Şemsettin Sanal
Şenkal Atasagun
Şenol Acar
Şenol Özel
Şenol Tunç
Şerafettin Cantürk
Şerafettin Kurt
Şerafettin Özcan
Şeref Benli
Şeref Ünal
Şerif Tokgöz
Şevket Çağrıtekin
Şevket Çubuk
Şevket Demirci
Şevket Kayıran
Şevket Türkeli
ŞeyhmusDaş
Şükrü Balcı
Şükrü Demirçelik
Şükrü Hacısüleymanoğlu
Şükrü Han
Şükrü Karahasanoğlu

Tahsin Canan
Tahsin Horasanlı
Tahsin Şahinkaya
Tahsin Tatar
Talat Alacahanlı
Talat Aydemir
Tanju Atlıhan
195 / 235

Tanju Ece Tansu


Çiller Tarık Pervaz
Tank Ümit Tayyar
Sever Tekin
Coşkuner Teoman
Koman Tevfik
Ağansoy Tevfık
Diker Timur
Hanoğlu Timur
Selçuk Tolga Atik
Tuğrul Sezginler
Tuncay Alankuş
Tııncer Kalın
Turan Çağlar Turan
Çevik Turan İtil
Turgay Aksoylu
Turgay Ciner Turgay
Maraşlı Turgay
Yıldırım Turgut
Özal Turgut Sunalp
Turhan İnce Tülin
Kutlu Türk İntikam
Tugayı TÜŞKO

Uğur Çakıcı Uğur


Kılıç Uğur Mumcu
Uğur Süzer Uğur
Taş Uğur Tonük
UğurTönük Ulvi
Çığırtkan Uygar
Makinacı

Ümit Bavbek Ümit


Ölmez Ümit Utku
Ümit Yalazlı Ümit
Yaşar Doğanay Ünal
Altuntaş Ünal Erkan
Ünal Korukçu Ünal
Osmanağaoğlu Ünver
Kaynak Üzeyir
Bayraklı Üzeyir
Termeli

V
196 / 235

Vahdettin Seyran Vahe


Ohannes Köylüyan
Vahyettin Sümer
Varujyan Kumdagezer
Vedat Kasımlar Vedat
Önsal Vedat Peker
Vedat Sadioğlu Vedat
Şahin Vekin Aktan
Veli Küçük Veli
Sözdinler Velit
Hüseyin Vesile
Erzincanlı Veysel
Özerdem Veysi
Canbaloğlu Volkan
Bakırcı Vural Akışık
Vural Çavlar

Yahya Demirel
Yahya Efe Yahya
Girgin Yakup Akkuş
Yakup Aktaş Yakup
Camadan Yakup
Güven Yakup Taşkır
Yalçın Ertan
Yalçın Göğüs
Yalçın Özbey
Yalçın Tümer Yaman
Törüner Yaşar
Aktürk Yaşar
Babataş Yaşar
Bozbaşı Yaşar
Camadan Yaşar Efe
Yaşar İri Yaşar
Karadurmuş Yaşar
Keskin Yaşar Öz
Yaşar Poyraz Yaşar
Topçu Yaşar Yamak
Yaşar Yavuz Yamak
Yavuz Ataç Yavuz
Çaylan Yavuz
Kaşıkçı Yavuz
Ürgün Yener Kaya
Yener Üçüncü
Yesugay Aksakal
Yeşil
Yıldırım Bayat
Yılma Durak
Yılmaz Akçadağ
Yılmaz Kiraz
197 / 235

Yılmaz Mengütay
Yılmaz Yazıcı
Yunus Ağar
Yusuf Azmi Aydın
Yusuf Geyik
Yusuf Gharachehdagai
Yusuf İlhan
Yusuf Söğüt
Yusuf Uzun
Yusuf Yıldırım
Yüce Karademir
Yüksekova
Yüksel Çağlar
Yüksel Jolker
Yüksel Kuş
Yüksel Uluer

Zafer Erdem
Zafer Yılmaz
Zahit Avcıbaşoğlu
Zekeriya Kürşat
Zekeriya Yılmaz
Zeki Aydoğan
Zeki Çatalo
Zeki Gündoğdu
Zeki Macit
Zeki Peker
Zeki Yamani
Zihni İpek
Ziya Bandırmalıoğlu
Ziya Baycan
Ziya Çavdar
Ziya Çiçek
Ziya Kalkavan
Ziya Kayla
Ziya Korkut
Ziya Yılmaz
Zülküf İsot
Zülküf Topuz

MİT Raporuna Kaynak Olan Etütler Dizini


Nokta Dergisi Özel Eki 28 Ağustos 1988

Hiram Abas
Cengiz Abaoğlu
Mehmet Ağar
Mehmet Ali Ağca
Duran Akbulut
Hamdi Akça Necmi
Akça Rüstem
Akgündüz Fazlı
Akın Turgut
Akman
198 / 235

Ömer Aktürk
Erhan (Erkan)Akyüz
İsmet Alnıaçık
NesimAnter
Sıtkı Arabulan
Mustafa Arda
Hamdi Ardalı
VuralArıkan
Erdoğan Aslan
Fahrettin Aslan
Hacı Ali Aslan
Mustafa (İspirli) Aslan
Zeynep Aslan
Mete Altan
Suphi Aşçıoğlu
Nuri Atalit
Şenkal Atasagun
Enver Ateşdağlı
Ahmet Ateşli
Fevzi Aysun
Atilla Aytek
Nizamettin Aytemiz

Şükrü Balcı Ali


Balkaner Sarper
Baltacıoğlu Fahri
Bank (Hüseyin)
Baybaşin Ali Bezal
Sefer Bezal Cebra
Bildirici Sümbül
Bildirici Sadettin
Bilgiç Fikri Bilgin
Ezra Boz Musa Boz

Melih Caculi
Akid Cahmi
Emin Cankurtaran
Abdullah Cantürk
Behçet Cantürk
Sedat Celasun
Sedat Celasun 'un oğlu
Fahrettin Ceylan
Hüseyin Cevahiroğlu
İbrahim Cevahiroğlu
Osman Cevahiroğlu
Hüsamettin Cindoruk
Hasan Civelek
Şahin Cizrelioğlu
199 / 235

Fethi Çağatay
Alaattin Çakıcı
İbrahim Çalışkan
Ali Çelenk Bekir
Çelenk Doğan
Dursun Çelik
İsmail Çelik Ömer
Çereken Cemal
Çetin Turan Çevik
Murat Çıkrık Savaş
Çınar İbrahim
Çiftçi Necdet
Çobanlıoğlu
RafetColak Mehmet
Çolakoğlu

Öktem Dadoğlu
Erdoğan Demirören
Yahya Demirel Raif
Diçkök Aykon Doğan
Hüseyin Dönmez
Ayhan Duru Salih
Duruöz

Bülent Ecevit
Eczacıbaşı
Garbis Ekneyan
Asım Ekren
Mustafa Ercan
Ali Erden Fikri
Erdöş Celal
Erel Şükran
Ergun Mustafa
Ergül Ünal
Erkan Recai
Erkli Erkan
Ersil Nurettin
Ersin İnayet
Esen Mustafa
Eser Mehmet
Eymür

Kasım Gence Şahap


Gül Tuncer Günday
Nuri Gündeş
Mustafa Gündoğdu
Metin Günyol Adem
Gür Ayhan Gür
200 / 235

Osman Gür

Abut Hayat
Hasan Heybetli

Cemal İlkbay
Osman İmamoğlu
Esat İnanç
Zihni İpek

Kaddafi
Adnan Başer Kafaoğlu
Birol Kalkan
Kalkavanlar
Sefer Kalkavan
Şadan Kalkavan
Ziya Kalkavan
Fethi Kamil
Aslan Kandemir
Mehmet Kapanoğlu
İsa Kaplan
Gündüz Kaptanoğlu
Kaptanoğulları
Ziyaettin Karaaslan
Mehmet Karadağ
Enis Karaduman
Mahmut Karaduman
Raul Kavalyero
Osman Kavran
Şevket Kayıran
Hikmet Keçeli
Şeref Keçeli
Yaşar Keçeli
Hayriye Keçi
Mehmet Keçi
Hayrullah Kefeoğlu
Dündar Ali Kılıç
İbrahim kılıç
Mustafa Kılıç
Yahya Kılıç
Mehmet Kılıçarslan
Erkan Kılıçay
Bülent Kılıçtepe
Mehmet Emin Kilisoğlu (Avukat)
Melih Kiter
Mehmet Koca
Eva Kocamaki
Kenan Koç
Sait Koç
Stavro Kordomidis
Nevzat Köker
Vedat (veya Varujan) Kumdagezer (Sarı Vedat)
201 / 235

Bilgeç Kurtuluş
Rafet Küçüktiryaki

Ali Lermioğlu
İsak Lodrik
Nesim Lodrik
Tülin Lodrik

Mümin Mandil Tuncay Mataracı Faruk


Metin Atilla Midilli Niso Moreno (Sarı)
Avni Musullulu (Avni Karadurmuş)

Cavit Okçuoğulları
Recep Ordulu
İbrahim Ortakçılar

İlhan Öken Faik


Tümer Öktem Fevzi
Öz Semra Özal
Zeynep Özal (Kürt)
İdris Özbir
AtaÖzdemir
Cevher Özden (Kastelli)
Nihat Özdür Hacı Mustafa
Özkan Tahsin Özkul

Yorgi Papadopulos
İbrahim Parlayan
Ardaş Partukyan
Artan Perinçek

SabiRusu

Talat Sadıkoğlu
Sami Sadioğlu
202 / 235

İzak Salti
Levent Santer
Cevdet Saral
Gürbüz Saylan
MuallaSelçuklS
Onrçik Semerciyan
Ertan Sert
Hannik Sevecan
Tayyar Seven
İlhan Sipahioğlu l S
Rone Somek

Selami Şahin
Ahmet Şahinalp
Sami Şalom Albert
Şamas -Cebra
Şamas Erkan Satl
O Ercan Şekercan
NatıkŞentürk
Yusuf Şerefoğlu

Tamer Tabak Öktem


Tadoğlu Süleyman
Takkeci Ali Tannyar
Sadettin Tantan
Orhan Baki Tanyeli
Hamit Tonba Metin
Torun MehmötTürkmen
Orhan Türkmen Faik
Türün Ömer Tüzel

Abuzer Uğurlu
Hüseyin Uğurlu
Mustafa Uğurlu
Mustafa Ulusoy
İbrahim Ural

Şemsi Ülengin
Tarık Ümit Aybars
Ünlüer Mehmet
Üstünkaya Ömer
Üzümcü
203 / 235

İsmail Yücel Yüksel


Yalçınkoçak Ünal
Yaltınk Yaşar Yamak
Hikmet Yapar Kemal
Yazıcıoğlu Süleyman
Yenilmez Haldun
Yeşil Bahattin
Yıldız Nihat Yıldız
Sabri Yıldız Talat
Yılmaz Mustafa
Yiğit

Tanju Zarbon

Üçüncü MİT Raporu Dizini

Başbakan Necmettin Erbakan'a


Aralık'da Sunulan MİT Raporu

(İsim Sırasına Göre)

12 Eylül
2000'e Doğru Dergisi
6. Filo
A. ÇAKICI
A. ÇATLI
A. GÖKDEMİR
A. Türkeş
A. YASAK
ABD
Abdullah ÇATLI
Abdullah Çatlı
Abdurrahman Buğday
Abdülkadim Zellüm
Adnan YILDIRIM
Ağaçlıdere
AĞCA
Ahmet Aydın
Ahmet Cem ERSEVER
Ahmet Fazıl
AİTİA
Akdeniz
Akyazılı Köyü
Alaattin ÇAKICI
Alaattin Çakıcı
Alemzade Camii
Ali Balkan METEL
Ali DAĞ
Ali Ekinci
Ali Hoca
Ali YASAK
ALMANYA
204 / 235

Alparslan Türkeş
Altunizade
Anadolu Ajansı
ANAP
Anayasayı Koruma Kanunu
ANKARA
Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi
ANTAKYA
Antalya
Anvers
Apo
ARTVİN
ASALA
Asayiş Kolordu Komutanlığı
Asayiş Şube
Askar SİMİTKO
Askar SMİTKO
Askeri Mahkemesi
Aşkabat
Ataköy
Atatürk
Avcılar köyü
Avrasya Feribotu
Avrupa Demokratik Ülkücü
Türk Dernekleri Federasyonu
AVUSTURYA
Aydın
Aydınlık Dergisi
Ayvaz Gökdemir
Azerbaycan
Azmi GÜNDÜZ
B.CANTÜRK
Bahattin ANIK
Bahattin ŞAMDER
Bahçelievler
Balıkesir
Barclays
Baretta
Barış Derneği
Barzani
Başbakanlık
BAYBAŞİN
baz morfin
Bedrettin DALAN
BehçetCANTÜRK
Bektaş Mutlu
Belçika
BELÇİKA
Beyazıt Dış Ticaret Ltd.Şt
Biçer YILDIRIM
Biga
Bilal EKMEKÇİ
BİTLİS
BM
BOLU
Bornova
Bucak
BUCAK Aşireti
BULGARİSTAN
Bursa
205 / 235

Bülent ÖZTÜRKMEN
Cahit KOCAKAYA
Celal Aslan
Celal BABÜR
Celal TALABANİ
Cellat
Cem ERSEVER
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi
CHP
CIA
Çanakkale
Çapa Yüksek Öğretmen Okulu
Çatalceviz
ÇEÇENİSTAN
Çeliktepe
Çiller
ÇİLLER
Çınar Oteli
D.BERLİN
Dahhak
DDKD
Demokrasi Partisi (DEP)
DENGE
Denizli
DEP
Devrimci Doğu Kültür Ocakları (DDKO)
DEV-SOL
DEV-YOL
DGM
DİYARBAKIR
Diyarbakır
DMMA
Doğan Öz
Doğanşehir
Doğu PERİNÇEK
Drej Ali
DTCF
Duran Demirkıran
Duran DEMİRKIRAN
Dündar KILIÇ
DYP
Edirne
Edremit
Ege
Eğitim Enstitüsü
Elazığ
Elmadağ
Emek Öğrenci Yurdu
Emekçi Gazetesi
Emin EMİR
Emniyet
Emniyet Genel Müdürlüğü
Emperyal Gazinoları
Emperyal Gazinosu
Ercan İNCE
Ercüment ÖZDEMİR
Erenköy
Ermeni•
eroin
Eroin Kaçakçılığı
Erol Taş
206 / 235

ERZURUM
esrar
Eşref BİTLİS
Eyüp
Eyüp KOCAKAYA
F. Gülen
Ferda TEMEL
Ferit ELİUYGUN
Fethullah GÜLEN
Fethullah HOCA
FRANSA
G.Antep
Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı
GAZİANTEP
Gaziantep
GEE
Genelkurmay
Genelkurmay Başkanlığı
Gonca Us
Gölbaşı
Gülcan ve Gülsen KARAY
Gültepe
Güneydoğu
H. BAYBAŞİN
H. KIRCI
H. KOCADAĞ
H. ALİYEV
H. KOCADAĞ
Habur
Hacettepe Üniversitesi
Hacı KARAY
HAKKARİ
Hakkari
Halil SEVEN
Haluk Kırcı
Haluk KIRCI
HamitGÖKENÇ
Hande BİLİCİ
Harbiye
Harun USLU
Hasan EREZ
Hasan Gökçe
Hasan ÖZMEN
Hasan Süleyman Vahap
Haydar ALİYEV
Hayrettin Toprak
Hayri BİRLER
Hayri KOÇ
Hayrullah Salih BABAN
Haznedar
HBB.
Helvacıköy
Hiram ABAS
Hizb-üt Tahrir
HMÖ
HOLLANDA
Hürriyet Gazetesi
Hüseyin BAYBAŞİN
Hüseyin DUMAN
Hüseyin EREZ
Hüseyin Kocadağ
207 / 235

Hüseyin PEPEKAL
Hüseyin Tuluk
Hüsha
Hüsho
Iğdır
International Hospital
IRAK
Isparta
İBDA-C
İbrahim Aslan
İbrahim ŞAHİN
İçişleri Bakanlığı
İdi Amin
İhsan HAKAN
İlerici Gençlik Derneği (İGD)
İlhan ONGAN
İmam Hatip Lisesi
Öğrencilerini Koruma ve Yetiştirme Derneği
İngiliz Hükümeti
İngiltere
İNGİLTERE
İpekçi
İRAN
İsmail Hacı SÜLEYMANOĞLU
İsmail HACISÜLEYMANOĞLU
İsmet ÇELENK
İsmet YEDİYILDIZ
İSPANYA
İstanbul
İstanbul Hukuk Fakültesi
İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı
İsviçre
İSVİÇRE
İttihad-ı Vatani Kürdistan Partisi
İzmir
İZMİR
Jandarma
JİTEM
Kapalıçarşı
Kara Harp Okulu
KARS
Kavaklı köyü
Kayseri .
Kemal Kaçar
Kemal Yazıcıoğlu
Kemalattin Eröge Polis Okulu
Kerev deresi
Kerkük
Kestanepazarı
Keşan
Kısmetim-I gemisi
Kızıltepe
Kokain
KOLOMBİYA
Komiser Rahmi
Komünizm
Kontr/Gerilla
Konya
Korkut EKEN
Korkut Özal
KÖİP
208 / 235

kumarhane
Kuşadası
Kürdistan Birlik Partisi
Türkiye Meclisi
Kürdistan İşçi Partisi
Kürdistan Öncü İşçi Partisi
Kürdistan Ulusal Kurtuluşçuları (KUK)
Kürt
Kürt Hak ve Özgürlükler Vakfı
Kürt Ulusal Birliği
kürtçülük
Lazem (Lazım) ESMAEİLİ
Lazım ESMAEİLİ
Lice
LONDRA
M. AĞAR
M. AĞCA
M. Ali AĞCA
M.AĞAR
M.Ali EREN
mafya
MahmutŞahin
Malatya
Mali Bilimler Muhasebe Yüksek Okulu
Maliye Bakanlığı
MANUKYAN
MBMYO
MÇP
Mecidiyeköy
Medet SERHAT
Mehmet AĞAR
Mehmet EYMÜR
Mehmet Özbay
Mehmet ÖZKOÇAK
Mehmet Saral
Mehmet Şener
Mekke
Menemen
Meral ÇATLI
Mercedes
Mersin
Metris Cezaevi
Mezopotamya Film-Video
Basın-Yayın Sanayi ve Ticaret Ltd.Şti
MHP
Milli Görüş
Milli Türkmen Partisi
MİT
MİT Müsteşarlığı
Molla
MOSKOVA
MOSSAD
MP
MSB Öğrenci Yurdu
MSP
Muhammed Kürdi
Muhsin YAZICIOĞLU
Muhsin Yazıcıoğlu
Mustafa Deniz
Mustafa DENİZ
Mustafa Dikici
209 / 235

Mustafa DİKİCİ
Mustafa Mit
Müsteşar
Narkotik Şube
Necati Çakıcı
Neval Boz
Nevroz
Nevşehir
Nevzat Bor
New York
Nükleer Madde
Onura Otel
ORAL ÇELİK
Oral Çelik
Ö. Lütfü TOPAL
Ömer TARKAN
Özel Harekâtçı polisler
Özel Hareket Dairesi
Özer ÇİLLER
Özgür Gündem Gazetesi
Özgür Ülke
Pakistan
PAKİSTAN
Palu
Paris
Pişmanlık Yasası
PKK
Polat Rönesans Oteli
Polatlı
POL-DER
Polis Akademisi
Refah
RP
Rusya
S . BUCAK
S. DEMİREL
S. Edip BUCAK
Sabah Gazetesi
Sabri Kadıoğlu
Saddam
Sadık Sami ONAR
Said'i Nursi
Sakarya
Salih GÖKÇE
Salih KASAPOĞLU
Sami HOŞNAV
SAMSUN
Sapanca
Savaş BULDAN
Sedat BUCAK
Sedat DEMİR
Sedat Edip Bucak
Selahattin YILDIZ
Selim Kaptanoğlu
Selim Sadak
SHP
Sig Sauer
Siirt
Silahlı Kuvvetler
Silivri
Silopi
210 / 235

Siverek
Sızıntı grubu
Sovyet Komünist Partisi
Sönmez Koksal
Söylemez
Söylemez Çetesi
Suriye
SURİYE
Susurluk
Süleymancı
Süryani
Şahin EKLİ
Şam
ŞİKAGO
Şırnak
Şişli
T. AĞANSOY
T. ÇİLLER
T. Özal
T. Şakir ATİK
Tansu Çiller
Tansu ÇİLLER
Tarık Ümit
Tarık ÜMİT
Tarık Ziya EKİNCİ
TBMM
Tempo Dergisi
Tercüman Gazetesi
Tevfik AĞANSOY
TİP
TKP
TOLGA ŞAKİR ATİK
TOPAL
Toprak Diş Kliniği
TÖB-DER
Trabzon
Trabzon/Of
TTYÖD
Turkish Daily News Gazetesi
Türk
Türk Federasyonu
Türk Telekom
TÜRKİYE
TÜRKMENİSTAN
Uluborlu
Uluç GÜRKAN
Urfa
Urumiye
uyuşturucu
ÜGD
Ülkü Ocakları
Ülkücü Mafya
Ünal Erkan
Üniformalı Çete
ÜOD
Yahudi
Yalova
Yapı Kredi Bankası
Yargıtay
Yaşar Bakırcı
Yaşar Erdoğdu
211 / 235

Yay-Kur
YEASU
Yeşil
Yeşilyurt
Yığılca
YUGOSLAVYA
Yukarıkarakaş
Yusuf EKİNCİ
Yusuf Tanık
Yüksekova
Zafer Çarşısı
Zafer ERESKE
Zagrep
Zubeyir Aydar
Zug

Kutlu Savaş Raporu Dizini

Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı


Kutlu Savaş Tarafından Hazırlanarak
Başbakan Mesut Yılmaz'a Sunulan Rapor

(Soyadı Sırasına Göre)

Çetin Ababay
Hiram ABAS
Adana
Mehmet Ağar
Ömer Ağırbaş
Ahu Bilgisayar
Ak Altın (kumarhanesi)
Nurcan Akad
Fahrettin Akarsu
Birsen Aker
Mecit Akgün
Mehmet Akın
Akbank
Abdülkadir Akbıyık
Hafız Akdemir
Akdeniz Üniversitesi
Mustafa Akman
Adil Akpirinç
Meral Akşener
Akman Akyürek
İlhan Aküzüm
Haydar Aliyev
Mikdat Alpay
İlhan Aliyev
Mete Altan
Mustafa Altunok
Cengiz Altun
Mustafa Ank
Ankara
MusaAnter
ASALA
212 / 235

Askeri İstihbarat
Astım Hastanesi
Aşkaabat Nurettin
Ata Ataköy Atatürk
Abdülkadir Ateş
Tolga Şakir Atik
Metin Atmaca Hanefi
Avcı Avcılar
Abdulkerim Avşar M.
Şerif Avşar Dalyan
Ay Aydın Ayaydın
Ahmet Aydın Vedat
Aydın Aydınlık
Aydınlıkevler Hasan
Aydostlu Abdülkadir
Aygan Salih Ayten
Azerbaycan

Zeynep Baba
İbrahim Babat
Hikmet Babataş
Bahçelievler Katliamı
Baku
Şaban Bala
Ziya Bandırmalıoğlu
Baretta
Barzani
Başbakanlık Poligonu
Başbakanlık Teftiş Kurulu
Ahmet Nedim Başmısırlı
Hüseyin Baybaşin
Ahmet Baydar
Alper Baydar
Mine Baydar
Bayram
Bayram Kanat
BAYSA
Oğuz Baygüneş
Akif Baytaz
Sait Baytaz
Belçika
Nurdan Bergeman
Bülent Berkarda
Beyrut
Kahraman Bilgiç (Havar)
Ali Fevzi Bir
Bismil
Bodrum
Gürcan Bora
Nafiz Bostancı
Neval Boz
Bretscher
213 / 235

Fatih Bucak Hakkı


Bucak Murat Bucak
Osman Bucak Sedat
Edip Bucak
Bucaklar Bulanık/
Muş Savaş Buldan

Caddebostan Büyük Kulüp


Nihat Camadan
Rıfat Can
Mehmet Can
Metin Can
Abdullah Canan
Esat Canan
Behçet Cantürk
Captagon
Cemil AŞ
Cenevre
Ruşen Cevadov
Turgay Ciner
Cengiz Cömert
Ekrem Ceyhun
Cezayir Ticaret
CHP
CIA
Company House

Alaattin Çakıcı
Levent Çakır
Ayhan Çarkın
Abdullah Çatlı
Çekoslavak
Yusuf Çelik
Çeşme Turban
Tansu Çiller
Özer Çiller

Dağ Komando Tabur Komutanlığı/Hakkari


Daily News
Danıştay
DDKD
Hayk DEĞİRMENCİOĞLU
Ahmet Demir (A.Demir-Yeşil-General Zinnar)
Sedat Demir
Demirbank
Ferman Demirkol
Mustafa Deniz
Salih-Derdi
Salih Derviş
Devlet Güvenlik Mahkemesi
214 / 235

(DGM)
Diyarbakır
Diyarbakır Sur
Diyarbakır İtimat
Aysel Doğan DYP

Yahya Efe
Korkut Eken
Elazığ
Ebufeyz Elçibey
(Bay) Eli Emniyet
Emniyet Genel Müdürlüğü
Emperland Eğlence Merkezleri
Emperyal
Enterpol (İnterpol)
Senar Er Ünal Erkan
Lazem (Ahmad) Esmaeili
Necmettin Erbakan
Ercan Ersoy Ermeni
Gençlik Örgütü Ermeni
Gençlik Yurdu Ermeni
Kültürevi ERNK eroin
Siyami Ersek Ahmet
Cem Ersever Celal
Ertaş Eskişehir
Etibank Erol EVCİL
Kenan Evren
Eximbank Mehmet
Eymür Eze
Zeytincilik

Fatma Tıp Malzemeleri A.Ş.


Fatih (Tikkocu)
Fırat
Florya
Musa Fidan

GAP
Garanti Bankası
Gaziantep
Genelkurmay Başkanlığı
Genelkurmay İstihbarat
GKK
Ayşegül Genç
Geyve
215 / 235

Global Air
Global İnşaat
Global Şirketler
Ayvaz Gökdemir
Ersan Gökmen
Selahattin Görgülü (Numan)
Grand Türkmen Oteli
Grand Türkmen Oteli
Kumarhanesi
Muhsin Gül (Kekeç-Pepe-Metin)
Fethi Gümüş
Nuri Gündeş
Metin Güneş (Sakallı Hacı)
Güneş Gazetesi
Gurbanmurodov
Halit Güngen
İrfan Gürpınar
Ertuğrul Güven
Nurettin Güven

Hurşit Han
Halep
Süleyman Hanilci
Hatay
Havas
Hidayet Turizm
Hidayet Ailesi
Hilâl (Topal)
Hizbullah
Hollanda
Hospro
Sami Hoştan
Humeyni
Suret Hüseyinov

İbrahim Yiğit
İkibine Doğru
IKPP
İLİM
Haluk İncitmez
İnönü
Jran Gizli Servisi
İslahiye
İskenderun Demir Çelik
Fabrikaları
İşmar Süpermarket
İsrail
İstanbul
İstanbul Ceylan
İntercontinental Oteli
İstanbul Üniversitesi
İsviçre
İzmir
İZOL
216 / 235

Jandarma
JİTEM

Alaattin Kanat
Kapalıçarşı
Ahmet Kara
Sadık Kara
Burhan Karadenti
Karakeçili
Karakoçan/Elazığ
Karataş
Kasar
Ahmet Kaya
YenerKaya
Kazan
Affan Keçeci
Kejan aşireti
İzzet Keser
Kıbrıs
Ahmet Kıran
Haluk Kırcı
Kilis
Cahit Kocakaya
Eyüp Kocakaya
Suphi Koç
Haluk Koral
Hikmet Koksal
Kerim Binbaşı
KGB
Abdülkerim Kırca
Mehmet Kırmızı
Kirvar Aşireti
KKTC
Kocaeli
Kocaeli Çetesi
Kontr Terör Dairesi
Mürşit Koryak
Koskotas
Hayri Kozakçıoğlu
Koşuyolu Kalp Damar Cerrahi Merkezi
Can Köksal
Sönmez Köksal
Ahmet Köseoğlu
KUK
Mehmet İsen Kul
Kumarhane
Necati Kurmel
Kuşadası
Ahmet Kutlu
Veli Küçük
Kürşat
KYB

M
217 / 235

Nesim Malki
Manavgat
Marmaris
Mesut Mehmetoğlu
Ali Balkan Metel
Mensel JV
Menzil
Mercedes
Metis
METSAN
Mezopotamya A.Ş
MGK
MHP
Milli Görüş
Milliyet
Şükran Mizgin
Mossad
Muttalibov
Muş
MİT (Milli İstihbarat Teşkilatı)

Nas firması
Nazimiye
Niyazov
Ö.Faruk Nizamoğlu
Nurol

Özel Harp Dairesi


Özel Kuvvetler Komutanlığı
Vahdet Özer
Serdar Od
Osman Nuri Oduncu
ErtüğrulOğan
KanberOğur
Hüseyin Oğuz
Acar OKAN
OHAL
Oniki Eylül
Yahya Orhan
Ovacık
Ali Ozansoy

Abdullah Öcalan
Abdullah Ölmez
Cemal Ölmez
Hüsniye Ölmez
İsmet Ölmez
Kemal Ölmez
Adil Ongen
Öz Diyarbakır
Mehmet Özbay (Abdullah Çatlı)
218 / 235

HadiÖzcan
Aytekin Özel (Celil)
Özel Harekât
Özel Harekât Dairesi
Özgür Gündem
Sudi Özkan
Hasan Öztunç

Cihan Paçacı
Pakistan Hakan
Pamuk Mustafa
Pamuk Henri
Papazyan Park
Holding Sedat
Peker PKK Hamdi
Poyraz

Radikal
Rezzak
Ruven

Sabah Gazetesi
Cihan Sakarya
Sırrı Sakık
Semdin Sakık
Hayrullah Salih
Seral Saral
Saran Tuğla Fabrikası
Saray Halı - Kurmel
Mehmet Savaş
Hulusi Sayın
Güven Sazak
Silva Sazak
Sedef Ticaret Şirketi
Müfit Sement
Medet Serhat
Cemil Serhatlı
Ferda Seven
Abdülkadir Sezgin
Sheraton
Mehmet Sincar
Sipahi Ocağı
Sitoçi
Sivas Tur
Asgar Smitko
Solhan /Bingöl
Sosyalist Parti
M. Sena Söylemez
Söylemezler
Söylemezler Çetesi
Star
219 / 235

Sunraise Tatil Köyü


Susurluk
Suriye
Suudi Arabistan
Gültekin Sütçü (Kürşad)

İbrahim Şahin
Burhan Şare Ömer
Şarlak Cemal
Şencan Nurettin
Şenözlü Şeyh Sait

Tahir Akarsu
Tahir Baskın
Talabani
(Benzinci) Talat
Yusuf Tan Hasan
Tanrıkulu Orhan
Taşanlar Hatun
Taşkaya Tatvan
Memiş Tavukçu TBMM
Susurluk Araştırma
Komisyonu
TBMM Susurluk Komisyonu
Tempo Tercüman
Terminatör Terörle
Mücadele Hüseyin Tilki
Adil Timurtaş Emrah
Tinar ErtaçTinar Recep
Tiriz TKP/B
Hayrettin Toka
ElifTopal Murat
Topal Ömer Lütfı
Topal
(Fındıkzadeli Ömer)
Toprakbank Ara
Toranyan Tunceli
Ali Naci Tuncer
Murat Tunç Şenol
Tunç Metin Tunçsu
Türkmenistan TİKA
TİKKO

U
220 / 235

uyuşturucu
Kemal Uzuner

Üçgen A.Ş
Ümit
Osman Ünsal

Versoix

Yabancı Sermaye Dairesi


Yalçın Bey
Nubar Yalimyan
Ahmet Yaprak
Mehmet Ali Yaprak
Mustafa Yaprak
Sadettin Yaprak
Osman Yaprak
Ömer Yaprak
Yaprak TV
Yargıtay
Ali Yasak (Drej Ali)
Celal Yaşar
Yazeks
Kemal Yazıcıoğlu
Yeni Ülke
Yeşil
İsmail Yeşilmen
Mahmut Yıldırım(Yeşil)
Ağa Yıldız
Mesut Yılmaz
Bedir Yiğitbay
Yirmiyedi Mayıs
Oğuz Yorulmaz
M.Emin Yurdakul
Yurtbank
Bahattin Yücel
Kamil Yüceoral
Yüksekova Çetesi
Yüksel

Ali İhsan Zeydan


Mustafa Zeydan
Ziraat Bankası
Abdülrezzak Zor
Lokman Zuhurlu
Zana Zuhurlu
221 / 235

TBMM Susurluk Komisyonu Tutanakları Dizini

Yasadışı örgütlerin devletle olan bağlantıları ile


Susurluk'ta meydana gelen kaza olayının ve arkasındaki ilişkilerin aydınlığa
kavuşturulması
amacıyla kurulan
Meclis Araştırması Komisyonu
(10/89, 110, 124, 125, 126)
Tutanakları TBMM Basımevi Ankara
3 Cilt, 3014 sayfa.
(Soyadı Sırasına Göre)

Cengiz Abaoğlu
Hiram Abas
Abdülhamid
Celal Adan
Agop Agopyan
Nurullah Tevfik Ağansoy
Mehmet Ağar
Yasemin Ağar
Yunus Ağar
Tahsin Ağalı
Mehmet Ali Ağca
Sadık Ahmet
Demet Akalın
Cafer Akarsu
Hıdır Akbalık
Ayhan Akbıyık
KadirAkbıyıkl
Yıldırım Akbulut
Ayhan Akça
Akçalı Kel Mehmet Efe
Nail Akdeniz
Bayram Akdoğan
NihatAkgün
TalatAkgün
Vedat Akgün
İsmail Akkol
Ahmet Akpak
Bekir Aksoy
Erol Aksoy
Hakkı Aksoy
Muammer Aksoy
Bayram Aksu
Cengiz Akşa
Meral Akşener
Haluk Aktan
Melih Aktaş
Önder Aktosun
Muhittin Akyol
Akman Akyürek
Mehmet Alakent
Abdülbaki Albayrak
Ali Şen Albayrak
Ersan Alkan
Turan Alp
Haydar Aliyev
222 / 235

Necdet Almaz
Enver Altaylı
Fatih Altaylı
Hilal Altıntaş
Mustafa Altınok
Osman Altuğ
Mehmet Altun
Nurettin Altun
Seyit Ahmet Altuntaş
Can Apa
Burhan Apaydın
Halim Apaydın
Atilla Aras
Mustafa Arda
Fevzi Arıcı
Vural Arıkan
Zeynep Arıkan
Emin Aslan
Fahrettin Aslan
Hacı Ali Aslan
Hüseyin Aslan
Mehmet Aslan
Şahin Aslan
Vahyettin Aslan
Habip Aslantürk
İbrahim Aslantürk
Mehmet Aslantürk
Ömer Aslantürk
Güngör Asman
Eyüp Aşık
Yavuz Ataç
Bilal Atak
CabbarAtak
Murat Alakan
Şenkal Atasagun
Veysel Atasoy
Mustafa Kemal Atatürk
Atilla Ateş
Bedri Ateş (Oral Çelik)
Celal Ateş
GülbaharAteş
Mehmet Ateş
Tolga Atik
İsmet Attila
Hanefi Avcı
Sadık Avundukluoğlu
Sabri Ay
Nasrullah Ayan
Osman Ayanoğlu
Nevzat Ayaz
Alaattin Aydemir
Bahtiyar Aydın
Sait Aydın
Seyfi Aydın
Vedat Aydın
Ali Aydınlıktan
Mehmet Aydost
Cumhur Aykutlar
Atilla Aytek
223 / 235

İbrahim Babat
Hikmet Babataş
Çetin Babayiğit
MüslümBakan
Banker Bako
Şükrü Balcı
Uğur Baliç
Ali Balkan
Ali Balkaner
Mehmet Balkız
Ziya Bandırmalıoğlu
Şahin Barıç
Sait Barkın
LadimBarlas
Efraim Barut
Barzani
İlhami Baskın
Mecit Baskın
Necip Baskın
Tahir Baskın
Kadir Baş
Ahmet Nedim Başmısırlı
RefıkBaştürk
Mehmet Batallı
Murat Batur
Fatih Bayatay
Hüseyin Baybaşin
Mehmet Şirin Baybaşin
Servet Baybaşin
Ziya Baycan
Ahmet Baydar
Alper Baydar
Mine Baydar
Ahmet Tekin Baykal
Deniz Baykal
Mustafa Bayram
Şerif Bedirhanoğlu
Saffet Arıkan Bedük
Safiye Belli
Selahattin Belli
Şeref Benli
Doğan Beyazıt
Halil Bezmen
Burhanettin Bigalı
Nevzat Bilecen
Kadir Bilgen
İbrahim Bilgi
Ahmet Bilgiç
Kahraman Bilgiç (Havar)
Ali Fevzi Bir (Aliço)
Çevik Bir
Mehmet Ali Birand
Nevzat Birdal
Dahi Birinci
Ahmet İhsan Birincioğlu
Dahi Birinci
Hande Birinci
Şenol Birinci
Eşref Bitlis
224 / 235

Neval Boz Metin


Bozbağ Mete Bozbora
Hidayet Bozyiğit Ali
Bucak Fatih Bucak
İsmail Hakkı Bucak
Mehmet Celal Bucak
Sedat Bucak Sultan
Memduh Bucak Savaş
Buldan George Bush
Cemal Büyükbaş

Necdet Calp Nihat


Camadan Abdullah
Canan Esat Canan
Vahap Canan Behçet
Cantürk Yasemin
Cebenoyan Ekrem
Ceyhun Hüsamettin
Cindoruk Turgay Ciner
Engin Civan Güneri
Civaoğlu Tekin Coşkun
Bedrettin Cömert

Cavit Çağlar
Turan Çağlar
İrfan Çağrıcı
Alaattin Çakıcı
Gencay Çakıcı
Savaş Çakıcı
Uğur (Kılıç) Çakıcı
Hami Çakır
Mehmet Çakır
Sabahattin Çakmakoğlu
Cengiz Çandar
Hüseyin Çapkın
Sabri Çardak
Ayhan Çarkın
Abdullah Çatlı
Meral Çatlı
Nikolay Çavuşesku
Mahir Cayan
YavuzÇaylan
Çehadov
Fatih Çekirge
Turgay Çelebi
Harun Çelik (Oral Çelik)
Kadir Çelik
Kemal Çelik
Oral Çelik
225 / 235

Abdullah Çetin
Bilal Çetin Esat
Çetin Lokman Çetin
NihatÇetinkaya
Selahattin Çetiner
Ahmet Çetinsaya
Ömer Çetinsaya
Süleyman Çığlıoğlu
İbrahim Çiftçi
Hüseyin Çil Özer
Çiller Tansu Çiller
Hüseyin Çoban
Kamuran Çörtük
Mehmet Ali Çoru

Nejat Daş
Nizamettin Dağdelen
Necmettin Dede
Yaşar Dedelek
Cevat Demir
İsmail Demir
Ramazan Demir
Sedat Demir
Kartal Demirağ
Kemal Demiral
Şentürk Demiralp
Rıdvan Demirat
Bedrettin Demirel
Süleyman Demirel
Yahya Demirel
Mustafa Deniz
Turhan Deniz
Muammer Dereli
Dervişoğlu
Tevfik Diker
Aydın Dilek
Emre Dinç Hüseyin Pepekal
Kâzım Dinç
Necdet Diyarbekirlioğlu
Celal Doğan
Ercan Doğan
Hüsnü Doğan
Yalçın Doğan
Fuat Doğu
Hayri Domaniç
Raşit Dostum
Robert Doutch
Adil Dönmez
Şehmuz Durak
Yakup Erdoğan Durmuş
Ferhat Durna
Kızıl Rudi Dutscke
Mustafa Duyar
Musavvat Can Dündar
Uğur Dündar
226 / 235

Bülent Ecevit Selim


Edes Yakup Ediş
Kaya Erdem Namık
Erdoğan Hikmet
Erenkaya Yalım Erez
Mehmet Emin Ergen
Sedat Ergin Nihat
Erim Uğur Erkan
Ünal Erkan Hüseyin
Eroğlu Cem Ersever
Erkan Ersin Ercan
Ersoy Doğan Erşahin
İskender Ertoş
Alpaslan Ertuğ
Lazem Esmaeili Erol
Evcil

Ahmet Ercüment Gedikli


Turhan Gedikli
Şemsettin Genay
İbrahim Genç Çetin
Gençer Kenan Evren
Mazhar Eymür Mehmet
Eymür

Fereckuruyev İdris
Feyzimi Hakan
Fındık Bülent Fırat
Duran Fırat Graham
Fuller Muhittin
Füsunoğlu

Feyzi Gandur
Ruen Gabriel
TürkerGençer
Naim Geylani Ali
İhsan Göğüs
Volga Gökçe
Deniz Gökçelin
Ayvaz Gökdemir
Hamit Gökenç
Metin Göktepe
227 / 235

Akın Gönen
Vecdi Gönül
Mehmet Gözen
Faik Gözeney
Horst Grillmayer
Kemal Güçyener
İskender Gül
Mithat Gül
Altan Güler
Abdullah Çatlı
Serap Güler Meral Çatlı
Fethullah Gülen
Fatih Güllapoğlu
OmerGültekin
Nuri Gündeş
Agah Oktay Güner
Hasan Fehmi Güneş
Naif Güneş
Ülkü Güney
Metin Günyol
Uğur Gür
Osman Gürbüz
Doğan Güreş
HamzaGürgüç
Uluç Gürkan
Ahmet Gürses
Erkan Gürvit
Nurettin Güven
Paşa Güven
Hasan Celal Güzel
Mustafa Veysi Güzel

Hacısüleymanağaoğlu
Vahit Halefoğlu
Ahmet Hamoğlu
Hurşit Han
Ömer Haşhaş
Paul Henze
Kemal Horzum
İsmail Hoşkaya
Sami Hoştan (Arnavut Sami)
Yusuf Hududi
Hürrem Sultan
Saddam Hüseyin
Suret Hüseyinov

Mehmet Irmak
Mahmut Işık
Selim Işık
Sıddık Işık
Refik Isıtman
228 / 235

İbrahim İçgüder
Faik İçmeli
Tayfun İlkebay
Nur İlnur
Ferit İlsever
At tila İmamoğlu
Füsun İnal
Akın İnan
Ünal İnanç
Kadir İnanır
Muhittin İncesu
Mehmet Nabi İnciler (İnci Baba)
Erdal İnönü
İsmet İnönü
Nur İnugur
Aydın İpek
Abdi İpekçi
Sibel İpekçi
Aydın İpekli
Serpil İpekli

Mehmet Kabadayı Ahmet


Kabaklı Mustafa Kaçmaz
Adnan Başer Kafaoğlu
Aslan Başer Kafaoğlu
Adnan Kahveci Mustafa
Kalemli Ali Kalkancı
Cefi Kamhi Alaattin
Kanat Ömer Kaplan
Ahmet Kara Aliye Kara
Ayla Kara Eyüp Karabağ
Mahir Karabağ Nazif
Karacan Yüce Karademir
Ergun Karadere Ahmet
Karaevli Bedri
Karafakioğlu Erdem
Karakoç Yalçın
Karakurt Veysel Karani
Burhanettin Karaoğlu
Murat Karayalçın
Dursun Karataş
SabahatKarataş Hacı
Karay Murat Karayalçın
Çetin Karcı Osman
Karlı Remzi Kartal
Mehmet Kasar Tuncay
Kavuncuoğlu Abdullah
Kaya Ali İhsan Kaya
229 / 235

Yener Kaya
Mahir Kaynak
Şevket Kazan
Mehmet Keçeciler
Affan Keçeli
Abdullah Kederoğlu
Avşar Kederoğlu
John Kennedy
Kadir Keremoğlu
Adnan Keysan
Behiç Kılıç
Aliye Kılıç
Dündar Kılıç
İbrahim Kılıç
Necati Kılıçkaya
Haluk Kırcı
Hikmet Kıvılcımlı
Abdülgani Kızılkaya
Ayhan Kocabaş
Hüseyin Kocadağ
Halis Kerimoğlu
Abdullah Kerimov
Alaattin Keskin
Mustafa Keskin
Abdullah Sabri Kocaman
Rıdvan Kocaman
Feridun Kocamaz
Mehmet Koçaslan
Teoman Koman
Haluk Koral
Handan Koral
Cevat Korkmaz
Necati Kostik
Tuncay Koyuncu
Hayri Kozakçıoğlu
Ahmet Köksal
Sönmez Köksal
Ahmet Vasfi Köseoğlu
Armağan Kuloğlu
Muhammet Kundakçı
Sarp Kuray
Necati Kurmel
Hasan Kurtoğlu (Abdullah Çatlı)
Meral Kurtoğlu (Meral Çatlı)
Mesut Kuru
Onat Kutlar
Tamer Kutlar
Ahmet Kutlu
Bekir Kutmangil
Vefa Küçük
Veli Küçük
Necdet Küçüktaşkıner

Mark Lesin Zülfü


Livaneli Luciano
230 / 235

Cemal Madanoğlu
Mehmet Malkıs
Nesim Malki
Matild Manukyan
Ekrem Marakoğlu
Gökhan Maraş
Tuncay Maraşlı
Turgay Maraşlı
Antonio Marini
İlario Martella
Kemal Mazharoğlu
Adnan Menderes
Fakin Mengeç
Güngör Mengi
Nahit Menteşe
Necdet Menzir
Süleyman Mercümek
Reha Muhtar Hande
Mumcu Uğur Mumcu
Ayaz Muttalibov

Asil Nadir
Rüştü Naiboğlu
Abdi Nakış
Sultan Nakış

Oflu İsmail
Ertuğrul Oğan
İlhan Oğan
Hüseyin Oğuz
Sabri Ok Kâzım
Oksay Güven Oktay
Necati Okur Yaşar
Okuyan Turhan
Olcaytu İlhan
Ongan Baki
Onurlubaş İsmail
Oral Mahmut
Oturakçı

Abdullah Öcalan
Kesire Öcalan
Burhan Ölmez
İsmet Ölmez Kemal
Ölmez Ümit Ölmez
Abdullah Önal
Hikmet önder
231 / 235

Aslan Önem
Nezih Öner
Adil Öngen
Dilek Örnek
Doğan Öz
Fevzi Öz
Timur Öz
Yaşar Öz O

Ahmet Özal
Efe Özal
Korkut Özal
Semra Özal
Turgut Özal
Yusuf Özal
Zeynep Özal
Nevres Özatlı
Can Özbay
Mehmet Özbay (gerçek)
Mehmet Özbay (Abdullah Çatlı)
Adnan Özcan
Mehmet Özcan
Mehmet Hadi Özcan
Ömür Özçelikl
Latif Özdamak
Bedri Özdemir
Biltekin Özdemir
Murat Özdemir
Mustafa Özdemir
Ab idin Cevher Özden
Miktar Özeken
Veysel Özerdem
Nebil Özgentürk
Faruk Özgün (Mehmet Ali Ağca)
Arif Özkan
Belma Özkan
Fatih Özkan
Sudi Özkan
Tuncay Özkan
Mehmet Öztekin
Hasan Öztunç
Aydın Öztürk
Mahmut Öztürk
Mehmet Öztürk
Nedim Öztürk
Yafes Öztürk
Bahattin Özülker

Ekrem Pakdemirli
Hacı Paray Mesut
Parlak Necdet Pamir
Papa Il.Jean Paul
Alpaslan Pehlivanlı
Sedat Peker Hüseyin
Pepekal Doğu
Perinçek
232 / 235

Sadık Perinçek Di
Pietro İbrahim
Polat Hamdi
Poyraz Kaşif
Pozanoğlu

Jurgen Roth

Özdemir Sabancı
Sakıp Sabancı
Haydar Saltık
Müfit Sament
Yusuf Sancak
Saffet Sancaklı
Mehmet Saral (Abdullah Çatlı)
Abdullah Sarı
Doğan Sarı
Ali İhsan Sarıkavak
Münir Sarıtaş
Kutlu Savaş
Sabahattin Savaşman
Hulusi Sayın
Ant Güven Sazak
Gün Sazak
Güven Sazak
Servet Süleyman Sazak
Sylvia Sazak
İlhan Selçuk
İsmail Selen
Sedat Semerci
Cemal Sencer
Rıfat Serdaroğlu
Medet Serhat
Erhan Sert
Ferda Seven
Mehmet Emin Sever
Veysel Seviğ
Yılmaz Sevimli
Osman Seyfı
Hacı Seydo
İsmet Sezgin
Elisabeth Shelton
Erol Simavi
Rıza Sirmen
Safa Sirmen
Askar Smitko
Öner Solakoğlu
Fahrettin Sökmener
Söylemezler
Mehmet Faysal Söylemez
Resul Söylemez
Mehmet Sena Söylemez
Hillary Summerboyd
Oltan Sungurlu
Bora Süerkan
233 / 235

Faruk Sükan
Kanuni Sultan Süleyman
Abdullah Sülük
Salih Sümer
Adil Sürme

Halil Şahin İbrahim


Şahin Sami Şahin
Uğur Şahin Tahsin
Şahinkaya Ramazan
Şahinoğlu
Şekerciyan Bülent
Şekerkaya Bülent
Şemiler Ali Şen
Baha Şen Haşim Şen
İbrahim Şen Cemal
Şencan Mehmet Şener
Mestan Şener Ali
Şükrü Paşa

Oktay Tabasaran
Bilal Tak
Celal Talabani
İsmail Tank
Sadettin Tantan
Fehim Tarım
Orhan Taşanlar
Mustafa Taşar
Hüseyin Avni Tataroğlu
Mustafa Tatlıcı
Ahmet Tecer
Kamil Teciroğlu
Nezir Tekçi
Alper Tekdemir
Şahin Tekdemir
Hacı Teknik
İbrahim Telemen
Soner Tepekule
Rıza Tevfik
Mahmut Tezcan
Ali Tigrel
Adil Timurtaş
Recep Tiril
Mustafa Tınaz Titiz
Arzu Tok
Ayhan Toktaş
Uğur Tonik
Mehmet Topaç
Elif Topal
Murat Topal
Ömer Lütfi Topal
234 / 235

Zeynep Topal
Kamil Toprak Ara
Toranyan Halil
Tuğ Piç Hüseyin
Turan Rahmi Turan
Mehmet Turgay
Nejat Tümer
Yalçın Tümer
Suudi Türel
Bülent Türker
Alpaslan Türkeş
Cezmi Türkyılmaz

İbrahim Uçar
Abuzer Uğurlu
Enver Ulu
Coşkun Ulusoy
İbrahim Ural
Güngör Uras
Abdullah Us
Gonca Us Mahir
Us Ümit Utku

Bahriye Üçok
Zekeriya Ülkücü
Cemalettin Ümit
Tarık Ümit Bilgi
Ünal Hayri Ündül
Hadi Üruğ Necdet
Üruğ

Ahmet Vardar
Ali Velioğlu
Ali Haydar Veziroğlu
Volkan Vural

Yakovas Soner
Yalçın Yalçın
Yalıncak Yaşar
Yamak Arzu Yaman
Hakkı Yaman
Mehmet Ali Yaprak
Drej Ali Yasak
Nihat Yasak
Mahmut Yaşar
235 / 235

Mehmet Yaşar
Sinan Yaşar
Hurşit Yavaş
Turan Yavuz
Zeki Yavuztürk
Kemal Yazıcıoğlu
Mehmet Yazıcıoğlu
Muhsin Yazıcıoğlu
Ömer Yazıcıoğlu
Mehmet Yazıcıoğulları
Boris Yeltsin
Mehmet Yenişehirli
Rıdvan Yenişen
Yeşil (Ahmet Demir, Mahmut Demir, Hacı Dayı)
Savaş Yeşilbaş
Adnan Yıldırım
Cengiz Yıldırım
Doğan Yıldırım
Nevzat Yıldırım
Veli Yıldırım
Ağa Yıldız
Ali Yıldız
Abdullah Yılmaz
Bünyamin Yılmaz
Kürşat Yılmaz
Mehmet Ali Yılmaz
Mesut Yılmaz
Tuncay Yılmaz
İhsan Yılmaztürkl
Oğuz Yorulmaz
Mehmet Emin Yurdakul
Şemsettin Yurtseven
Hasan Ali Yücel
Kamil Yüceoral
Alaattin Yüksel
Fahri Yüksel
Yusuf Yüksel

Leyla Zana Mehmet Ali


Zengin Ali İhsan Zeydan
Mustafa Zeydan Yücel
Zeydan (Rüstem)